Issuu on Google+

GELiBOLU Rüzgarı Dergisi

2

3 AYLIK KÜLTÜR SANAT DERGİSİ YIL: 3 SAYI: 13 ARALIK 2013

İMTİYAZ SAHİBİ GELİBOLU DERNEĞİ ADINA SÜLEYMAN TAŞ

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ SÜLEYMAN TAŞ GENEL YAYIN YÖNETMENİ CELALETTİN KALKAN

4 5

6

10

EDİTÖRDEN / YÜREĞİNİZİ DİNLEYİN Celâlettin KALKAN GELİBOLU HAYALCİSİ / BİZİM SEÇİMİMİZ Afet KORU AYALP KUTLAMA MESAJI / YENİ ZELANDA BÜYÜKELÇİSİ’NİN YILBAŞI MESAJI TARİH / GALLIPOLI & DARDANELLES INTERNATIONAL Haldun SOLMAZTÜRK YEREL KÜLTÜR / ANNEMİN, BABAMIN EVİ Emekli Mühendis Emin ERDOĞAN

GENEL YAYIN YÖNETMEN YARDIMCILARI DUYGU KÜÇÜKYELKENCİ ALPER BURCU ERDEM

ARAŞTIRMA / GELİBOLU PEKSİMETHANESİ Cengiz BAYSU

DERGİ KOORDİNATÖRÜ GÜNSELİ BAŞEL

14

GÜNCEL / GELİBOLU YAHUDİ MEZARLIĞI KURTARILMAYI BEKLİYOR

15

GÜNCEL / 8 NCİ ÇANAKKALE RESİM YARIŞMASI SERGİSİ

YAYIN KURULU MUSTAFA BAŞEL - AFET KORU AYALP HALDUN SOLMAZTÜRK - YALÇIN BAĞATIR EMİN ERDOĞAN - AYKUT ULUPINAR GRAFİK-TASARIM c.a.n YEREL TEMSİLCİLER GELİBOLU: EROL OKUYUCU ÇANAKKALE: ENDER ÇERDİK BASKI-CİLT BÜYÜK ANADOLU MEDYA GRUP LTD.ŞTİ. İstanbul Cad. Elİf Sk. No: 7/188 İskitler - ANKARA 0312. 384 30 70 YAYIN İDARE MERKEZİ Muciburrahman Cad. Özçelik İmaj İş Merkezi No: 94 Kat:5 No: 3 ÇAYYOLU - ANKARA İLETİŞİM TEL: 0312. 240 03 33/1860 FAX: 0312. 225 16 01 WEB www.geliboludernegi.com www.yenigelibolugazetesi.com ELEKTRONİK POSTA geliboludernegi17@gmail.com www.facebook.com/geliboludernegi

12

16

ESKİMEYEN USTALAR / SOSYAL HİZMETLER ADAMI DR. AYHAN İÇEL Dr. Ayhan Nasuhi İÇEL

18

ARAŞTIRMA / ULUSLARARASI GELİBOLU BELGESELİ

18

20

22

25

26

28

30

32

34

TARİH / GELİBOLU YARIMADASINDA BİR BİLİM ADAMI Prof. Dr. Miral DİZDAROĞLU NOSTALJİ / ALBÜMDEKİ RESİMLER Günseli BAŞEL KÜLTÜR / FARKLI KÜLTÜRLERDE EĞİTİME BAKIŞ VE AHLAK ANLAYIŞI - II Tevfik UMUT GENÇ KALEMLER / CINGIL BELLLZZZ CINGIL BELLLXXXX CINGIL OLL DI VEEYY! Begüm Dindar KUTLU ÇEVRE / GELİBOLU SUYU Emekli Mühendis Emin ERDOĞAN ARAŞTIRMA / MUCİZEVİ ATATÜRK - II Mustafa BAŞEL EĞİTİMCİDEN / GELİBOLU, GELİBOLULULARIN OLACAK MI? Yalçın BAĞATIR KÖYLERİMİZ / ÇOKAL KÖYÜ Nihat ENGİN ÇİZGİLER / ÇİZGİLERLE ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI Mehmet Saim BİLGE

3 Aylık, Yerel, Süreli Yayın Basım Tarihi: Aralık 2013

GELİBOLU DERNEĞİ’NE BAĞIŞLARINIZ İÇİN BANKA HESAP NO. İNGBANK Ümitköy/ANKARA Şb. İBAN - TR28 0009 9008 2608 9100 1000 01

ŞİİR / GELİBOLU Celalettin KALKAN

36

NOSTALJİ / ESKİMEYEN DEFTER

37

HABERLER / DERNEKTEN HABERLER

DERGİDE YAYINLANAN YAZILARIN SORUMLULUĞU YAZARIN KENDİSİNE AİTTİR. ISSN: 2146-040X

35

38

KUTLAMA / 26 KASIM GELİBOLU KURTULUŞU’NUN 91 NCİ YILI COŞKU İLE KUTLANDI Kapak fotoğraf: Kürşat PEKÜN

EDİTÖRDEN

YÜREĞİNİZİ DİNLEYİN...

B

u sayımızla beraber, dergimiz GELİBOLU RÜZGARI üç yılı geride bırakarak, siz okuyucularına ve dördüncü yayın yılına merhaba diyor. Dört yılı geride bırakan GELİBOLU DERNEĞİ ise beşinci yaşını gururla kutluyor. Her iki oluşum da, Başkent ANKARA’da yaşayan bir avuç GELİBOLU sevdalısının yüreğinde kuruldu, onların sevgileri üzerinde yükselerek yaşıyor. Onlara ve sevdalarına omuz veren, güç ve gönül katan herkese biz de sevgilerimizi, şükranlarımızı sunuyoruz. GELİBOLU, son yıllarda pek de alışık olmadığımız güzel şeylerin yaşandığı bir kent haline dönüşüyor yavaş yavaş sanki. Nazar değer korkusuyla geçen sayıda söylemeye çekindiğim bu duygumu, bu sayıda artık her şeyi göze alarak sizlerle, güzel GELİBOLU’nun güzel insanlarıyla paylaşmaya cesaret ediyorum. Bazılarıyla ilgili haberleri derginin sayfalarında da bulacaksınız zaten. Neler mi mesela? GELİBOLU DERNEĞİ, ancak profesyonel oluşumların altından kalkabileceği kalitedeki sosyal, akademik, sanatsal projeler üreten uluslararası bir yapıya dönüşmekte ısrarlı görünüyor. Çanakkale Savaşlarından sonra Avustralya’da kurulmuş, GELİBOLU hakkındaki en büyük sivil toplum örgütü olan GALLIPOLI MEMORIAL CLUB (Gelibolu Hatıraları Kulübü) ile olduğu gibi; Merkezi İngiltere’nin Başkenti Londra’da olan GALLIPOLI&DARDANELLES INTERNATIONAL (Uluslararası Gelibolu ve Çanakkale Derneği) ile de çok önemli birliktelikler oluşturmuş bulunmaktadır. Bu işbirliği ortamından, GELİBOLU gençlerinin gelecekte eğitim, burs, öğrenci değişimi gibi alanlarda da çok önemli kazanımlar elde

2

KALKAN Celalettin mail.com g

kalkan.c@

edeceği muhakkaktır. Atılmakta olan tüm temeller hep GELİBOLU gençlerinin geleceği düşünülerek atılmaktadır. Yine sevindirici gelişmelerden olarak, GELİBOLU sivil toplum ve örgütlülük kültürünü artık giderek daha fazla içselleştirmektedir. Son yıllarda GELİBOLU hakkında kurulan ve daha da önemlisi yaşatılan vakıf, dernek ve internet siteleri hepimizde geleceğe dair birer umut penceresi açmaktadır. İçerik, amaç, teknik yeterlilik ve benzeri alanlarda katılmadığımız yanları olanlar da bulunabilir aralarında. Olsun, onlar hepsi de son tahlilde GELİBOLUMUZA yararı olacak, muhakkak yararı olacak girişimler olarak alkışı hak ediyorlar. Hepsini seviyoruz, gönülden kutluyoruz. Onlara ne olur destek olun, katılımcı olun yörenizdeki sosyal sivil oluşumlara. İnanın bu size, kendinize güç katar. Bir başka önemli gelişme de, Sayın www.geliboludernegi.com

EDİTÖRDEN

GELIBOLU Rüzgarı G E L İ B O L U D E R N E Ğ İ ’ N İ N 3 AY D A B İ R YAY I N L A N A N Ü C R E T S İ Z , Y E R E L , K Ü LT Ü R - S A N AT D E R G İ S İ D İ R .

YIL:1 • SAYI:1

ARALIK/2010

İlk Sayımız

21.03.2010 Akalın Gölbaşı - Yönetim Kurulu Üyeleri

Kaymakamımız tarafından başlatılan ve GELİBOLU çapında olumlu yankılar bulan girişimdir. Herkes yürekten dilemekte ki, GELİBOLU çoktan hak ettiği bir çok şeyden birisine, bir fakülteye başlatılan bu girişim sonucunda kavuşacaktır. Lütfen, kaygılarınızı hiç olmazsa bir süreliğine tatil edip destekçisi olun. GELİBOLU için denemeye değmez mi? Bu sayıdaki seslenişimi, her sayıda yaptığım gibi, yine sizlere bir öneride bulunarak tamamlamak istiyorum GELİBOLUNUN iyi ve güzel insanları. Ne olursunuz, birlikte olma, birlikten güç üretme, her şeye rağmen birbirimizi hoş görüp, hatta gerekirse affedip, en öne GELİBOLULU olma hakkımızı koyma yeteneklerimizi daha da geliştirelim. Bir GELİBOLULU olma hakkımızı, onurumuzu, çıkarımızı kimselerin, AMA KİMSELERİN çıkarlarına mama etmeyelim. Eğer eskisinden az biraz daha fazla akıllı olmayı ve GELİBOLULUK etrafında gerçekwww.facebook.com/geliboludernegi

ten birlik olmayı başarabilirsek HAKLARIMIZI KİMSELER ELİMİZDEN ALAMAYACAKTIR. Fakültemiz de olacaktır, limanımız da olacaktır, festivalimiz de olacaktır. GELİBOLU turizmden de, denizden de, tarihten de alacaklarını tahsil edebilecektir. GELİBOLULUK bağımız, her türlü fikri ve siyasi bağımızdan daha önde ve daha güçlü olursa, fikri ve siyasi çevreler bize hizmet edecekler; olmazsa biz onlara bedavadan hizmet etmeye devam edeceğiz ve hak ettiklerimizi hiçbir zaman alamayacağız. Çünkü hak ettiklerimizi kimselere dayatamamış olacağız. Bizi bir güç olarak, halk olarak dikkate alma gereği duymalarını sağlamak zorundayız. Hangisi olursa olsun bizi dikkate almak zorunda kalmalıdır. Sağlıkla, esenlikle, akılla kalın. Beni veya başkasını değil de; ne olur yüreğinizi dinleyin. İyi dinleyin. Yüreğiniz sizi sever. Hepinize yürek dolusu ve dupduru selamlarım var.

3

GELİBOLU HAYALCİSİ

HAYDİ KADINLAR BİZİM YEREL YÖNETİME EL KOYMAYA

SEÇİMİMİZ

Afet Kor u

afetayalp

AYALP

@hotma

Kadınlarımızın siyasette olmalarını çok istiyoruz. Lakin siyasete gönüllü kadın bulmak zor. Siyasette bulunmak zor iş dünün bugünün ve yarının temiz olmalı. Eline diline sahip olmalısın. Bulunduğun makamı menfaatlerin için kullanmamalı ve kadronuda kullandırmamalısın. Topluma örnek bir birey idael bir eş ve ebeveyn olman şart. Tabiki dünya görüşün açık olmalı en az bir yabancı dile anadilin derecesinde hakim olmalısın. Kıtalar arası seyahatler yapmış olman şart. Öncelikle ülkeni dolaşmış halkı ile kaynaşmış olmalısın. Birçok Avrupa Afrika Asya pasifik ülkelerini görmüş onları incelemiş olmalısın. Prensipleri projeleri olmak zorunda. Projelerinin özü çevreye ve halka yardım olmalı. Eğer yerel yönetimler için adaylığını koyacaksa yöre halkının menfaatleri ve çevrenin tarihin korunması ve geliştirilmesi olmazsa olmaz öncelikleri olmak zorunda. Yüksek tahsil hele en az bir mastır derecesi buda idari bilimler sosyoloji veya işletme üzerine olursa ideale yakındır. Gelelim küçük ölçekli bizlere, Gelibolu’da yaşayan yada Gelibolulu olan yukarıda saydığımız vasıflara haiz nice kadınımız vardır. İşte sayın başkan adaylarımız bunları bulun ve katın listelerinize. Ben ölçeği biraz daha küçültüp sevgili dostlarımı yazmak isterim. Sayın başkanım yeni seçimlerde adaysınız ne mutlu bize. Biz ki kasabalınız olarak yine çalışmalarınızın başında görmek isteriz sizi. Yapmış olduğunuz çalışmalardaki başarı vizyon ve ne yazık ki eksikler ile bir dönem kapanmak üzere. Geçmişin devamı ve de yeni dönem projeleriniz göz kamaştırıyor. Birde kadronuzda kadınlara daha fazla yer

4

il.com

verseniz. Biz inanıyoruz ki ULU ATAMIZIN partisine mensup olmanız en büyük artınız. Bizler her daim laik sosyalist enternasyonal inançlı bir toplumuz. Diğer bölgelere benzemeyiz. Özgürlüğümüz önce gelir birde olmazsa olmaz memleketimiz. Her zaman dediğimiz gibi biz kasabalılar olarak elimizi uzattık sizlere tutun lütfen. Şu geri kalmışlığımız kalksın ortadan. Nedir o daha kasabamın girişindeki kavşak saymakla bitmez eksiklerimiz. Yanan çöplüğümüz ve daha niceleri. Ama bizdensiniz bizlerden biri. Allah yolumuzu açık etsin. Evet eski başkanım, tekrar adaylığınızı açıkladınız. Hadi hayırlı olsun. Kasabamda dolaşan söylentiler canımızı sıkıyordu ama eminim ki siz size kapılarını açan partinin ilkelerini benimser başka mecralara yelken açmazsınız. Biz kadın istiyoruz meclisimizde sizde en az % 20 oranında seçilebilecek kadın adaylarla bir liste hazırlamayı prensip edinmişsiniz ne mutlu. Yanınıza kasabamın köklü ve dahi güçlü ailelerinin fertlerini de almışsınız. Birde acayip güzel projelerden bahsediyorsunuz. Bu projeleri açsanız da detaylarını görsek inanın şansınız bir kat daha artar. Ah birde dedikodulara kulaklarınızı tıkasanız ne iyi olur. Diğer adaylar sizlerde kasabam için proje üretin lütfen. Bizler bizim değer yargılarımıza sahip çıkanları baş tacı ederiz. Lütfen bu hassasiyetimizi dikkate alın. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Umarım hakkaniyetli bir seçim olur. Bizler bizi temsil edecek bir başkanın her zaman aynındayızdır.

www.geliboludernegi.com

KUTLAMA MESAJI

YENİ ZELANDA BÜYÜKELÇİSİ’NİN YILBAŞI MESAJI Gelibolu’daki tüm dostlarımızın yeni yılını en içten dileklerimle kutlar ve 2014 yılının barış, bereket dolu bir yıl olmasını dilerim. Yeni Zelanda’da yılın bu zamanında geçmişi anar, aile ve dostlarımızla vakit geçirip önümüzdeki günlere umutla bakarız. Türkiyede yaşayan bir Yeni Zelandalı olarak da geçmişi anarken Gelibolu 1915 deki olayları anmamak mümkün değil. Çanakkale Savaşlarında, bir çoğu hayatını kaybetmişTürk, Yeni Zelandalı ve Avustralya birliklerinde savaşan binlerce askerimizi durup anmak için uygun bir zaman, yılın bu zamanı. Yeni Zelandalı 2721 gencimiz Türk topraklarında yatıyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün bağışlayıcı ve uzlaşmacı sözleri geliyor hemen akla; ‘’ Mehmetler ve John’ler arasında fark yoktur, onlar, yan yana, koyun koyuna bu memleketin topraklarında yatmaktadır.’’ Ana vatanlarını böylesine fedakarlıkla koruyan Türk Mehmetçiklerinin cesaretini idrak etmiş bulunmaktayız. Ve 1916 yılbaşında, sevdiklerini Gelibolu’daki savaşta kaybeden, ve onlar için yas tutan, diğer ülke askerlerinin ailelerini hatırlıyoruz. Çanakkale’nin bu duygu yüklü gücü ve 98 yıl önce bu topraklarda savaşırken hayatlarını kaybeden genç Yeni Zelandalıların ruhu (wairua), her yıl Gelibolu’yu ziyaret eden biz Kiwi’lerin hiç unutamayacağı bir olaydır. Gelibolu her zaman Yeni Zelandalıların kalbinde özel bir yerde olacaktır. Burada yatan askerlerimizi anmak için bizlerin Çanakkale’ye ve Gelibolu’ya rahatça seyahat etmemize imkan sağlayan, bağrına basan Türk halkına ve Türk Hükümetine müteşekkiriz. Bizim için en değerlisi de gerek 18 Mart, gerek 24-25 Nisan tarihlerinde ve diğer tarihlerde Çanakkale ve Gelibolu’da çok yakın dostlar olarak bir araya gelebilmemiz.. Yeni Zelanda’lıların Gelibolu’da gördüğü sıcak karşılama ve Türk dostları ile paylaştıkları anılar, halklarımız arasındaki sıcak ilişkinin dah da derinleşmesine katkıda bulunuyor. Şimdi, 2015 Yılında gerçekleşecek 100 ncü yıl anma törenlerini bekliyoruz. Bu törenler ülkelerimiz için büyük önem taşımaktadır. Gelibolu’nun 2015 Anma Törenleri için birçok değerli projesi olduğunu biliyorum. Ümit ediyoruz ki bu girişimlerden bazıları Yeni Zelanda ve Türkiye arasında yeni bağlar kurmamıza imkan sağlayacaktır. Geçmişimizi anarken, geleceğimize de bakmalı ve ülkelerimiz arasında daha sıkı bağlar kurmak için çalışmalıyız. Gerek ticari ve ekonomik ilişkiler, halklar arası ilişkiler, gerek turizm, eğitim veya diğer girişimleri değerlendirerek zaten var olan dostluğumuzu daha üst seviyelere getirmek için çalışmalıyız. Bu vesile ile tekrar sizlerin ve ailelerinizin yeni yılını en içten dileklerimle kutlar, 2014 ün sağlıklı, bereketli, barış ve başarı dolu bir yıl olmasını temenni ederim. Taha Macpherson Yeni Zelanda Büyükelçisi Ankara www.facebook.com/geliboludernegi

5

TARİH

Em. T . Gen. H uğg. Haldun S o aldun S olmaztu lmaztürk rk (Ret ’d)

By Brig

GALLIPOLI & DARDANELLES INTERNATIONAL Gerçek anlamda uluslararası yeni bir ‘Gelibolu’ Derneği doğdu GALLIPOLI & DARDANELLES INTERNATIONAL

A truely international ‘Gallipoli’ association came into being

Civil society is considered to be the backSivil toplum gerçekten demokratik olan toplumların bel kemiği olarak kabul edilir. bone of any genuinely democratic society as Çünkü vatandaşların ülke yönetimine katıl- it enables citizens to participate in the govmalarına imkan verir. Vatandaşlar, bu şekil- ernance of the country. By this way they can de, siyasi kararların alınması ve uygulamaları make meaningful differences in their own üzerinde etkili olarak kendi hayatlarında an- lives by having an influence on political delamlı değişiklikler yaratabilirler. Bununla be- cisions and on the way they are implementraber, sivil toplum kuruluşları mutlaka siyasi ed. However, civil society organisations are kuruluşlar değildir; ne de siyasi partilere veya not necessarily political organisations. Nor hükümetlere alternatiftirler.. Sadece onla- are they alternatives neither to governments rı tamamlarlar. Etkin bir sivil toplum yoksa, nor to political parties, they just complement demokrasi sadece içi boş bir kabuktur. Bu- them. Without a vigorous civil society, degünün globalleşmiş dünyasında uluslararası mocracy is just a hollow crust. In today’s sivil toplum da, vatandaşlara karar-alma me- globalised world, international civil society kanizmalarına katılım gücü verme açısından, has gained an equal—if not even more—imaynı şekilde—hatta daha fazla—önem ka- portance for participation in the decisionzanmıştır. Bu, uluslararası making mechanisms by koalisyonlar, ortaklıklar empowering citizens ve karşılıklı/çok taraflı through international coyardımlaşmalarla olur. alitions, partnerships and Bugünün dünyası ulusmutual/multilateral aslararası ‘ağlar’ dünyasıdır: sistance. Today’s world karmaşık, çok hareketli, is a world of internationfakat her şeyden önemlial networks; complex, si şeffaf ve katılıma açık.. rigorous, but above all Askeri jargonla söylersek; transparent and open to uluslararası sivil toplum, participation. Speaking of the Gelibolu Dernegi Suleyman Tas and modern dünyada de- President by the military jargon, President of mokratik vatandaşlığın the Gallipoli and Dardanelles International John they are ‘force multipliCrowe at the Turkish Monument. ‘kuvvet çarpanıdır’. ers’ for democratic citiGelibolu Dernegi Başkanı Süleyman Taş ve Gallipoli Geçtiğimiz günlerde, and Dardanelles International Başkanı John Crowe zenship in the modern yeni ve gerçek anlamda Şehitler Abidesinde. world. uluslararası bir sivil topRecently, a new, trulum kuruluşu, the Galely international civil lipoli and Dardanelles society organisation, the International, Gelibolu Gallipoli and DardaDerneği’nin bir partneri, nelles International, as kardeş kuruluşu olarak 10 a partner, brotherly asEylül 2013’te Gelibolu’da sociation of the Gelibolu ilan edildi. (1) Dernegi, was launched G&D Int, Gelibolu on 10th of September Derneğinin uzun süredir 2013, in Gelibolu town.(1) event at the Atatürk Cultural Center. partneri olan Gallipoli Launch Atatürk Kültür Merkezindeki kuruluş etkinliği. The G&D Int was Association’ın bazı eski founded by some for1 Bu etkinliğin ayrıntıları Gallipoli & Dardanelles International web sitesindedir: www.gdinternational.org.uk.

6

1 For details of the launch event please visit Gallipoli & Dardanelles International website: www.gdinternational.org.uk.

www.geliboludernegi.com

TARİH

üyeleri tarafından kurulmuştur, fakat İngilizlerin deyimiyle “yeni şişeye doldurulmuş eski şarap” değildir. Tamamen yeni bir felsefeyi ve uluslararası işbirliği ve ortaklığa farklı bir yaklaşımı temsil etmektedir. Gelibolu’nun hikayesini zaten çok iyi bilen ve bu yeni konsepti hayata geçirmek için ellerinden geleni yapma kararlılığı içinde olan kurucuları, yepyeni bir şişedeki ‘kaliteli şarap” olarak anılmayı hak ediyorlar. G&D Int’ın başkanı ve kurucusu, babası 1915 Ağustosunda

President Crowe addressing the audience. Başkan Crowe katılımcılara hitap ediyor.

mer members of the Gallipoli Association—a longstanding partner of Gelibolu Dernegi—but it is not the old wine in new bottles. It represents a completely new philosophy and different approach to international cooperation and partnership. Its founding members, already wellfamiliar with the story of Gallipoli and determined to try their best to implement a novel concept duly deserve to be called ‘quality wine’ in a brand new bottle. The President and

A working meeting in London, April 2012. Londra’da bir çalışma toplantısı, Nisan 2012.

A working meeting in London, June 2013. Londra’da bir çalışma toplantısı, Haziran 2013.

President Crowe meets Gelibolu Dernegi Executive Committee members in Ankara, May 2013. Başkan Crowe Gelibolu Derneği Yönetim Kurulu üyeleriyle bir araya geliyor. Ankara, Mayıs 2013.

President Crowe visiting Anitkabir/Mausoleum, May 2013. Başkan Crowe’ın Anıtkabir ziyareti, Mayıs 2013.

www.facebook.com/geliboludernegi

7

TARİH

Gelibolu’ya bir asker olarak gelen ve Suvla founder of G&D Int is Mr John Crowe whose körfezinde yaralanan John Crowe’dur. G&D father came to Gallipoli as a soldier in AuInt, İngiltere’de kamu yararına çalışan bir ku- gust 1915 and was wounded at Suvla Bay. ruluş statüsündedir. (Charity No: 1153667). G&D Int is a registered charity in the United Bu yüzden, zorunlu olarak yönetim kurulu Kingdom (No: 1153667). Therefore, its exİngiliz vatandaşlarından oluşmaktadır, fakat ecutive Committee is necessarily composed üyelik tüm diğer ülke vatandaşlarına da açık- of British citizens, however its membership tır. Hatta, Yönetim Kurulunda bir Türk vatan- is open to other nationalities—any nationaldaşı da şimdiden ‘onursal’ üye olarak görev ity—and even in its Executive Committee, a almıştır. Turkish citizen has already taken a role as an Tanıtım ve ilan etkinliğinin kendisi bile— Honorary Member. yeni kuruluşun hayata geçirilmesi için gerekli The launch event itself—along with the diğer zorlu hazırlıklar bir yana—her iki taraf- painstaking preparations for the establishta da, Londra, Ankara ve Gelibolu’ya karşılıklı ment of the new association—took much ziyaretleri ve ortak çalışmaları da içeren ve effort on both sides involving mutual visits neredeyse iki yıla yayıto London, Ankara and lan çabayı gerektirmiştir. Gelibolu and common Resmi tanıtım töreni Gework in the course of libolu Belediyesi Atatürk almost two years. The Kültür Merkezinde, Geformal declaration cerlibolu Kaymakamı, Beleemony took place in the diye Başkanı, her yaştan Atatürk Cultural CenGeliboluluların ve yerel ter of the Municipality basının katılımıyla gerand attended by both the çekleştirilmiştir.(2) Bunu Gelibolu Governor and takiben, Amerika Birleşik the Mayor as well as loare walking to Turkish Monument at Devletlerinde yaşayan Presidents cal people of all ages and Hisarlik Tepe. bir Türk bilim adamı olan Başkanlar Hisarlık Tepe’deki Şehitler Abidesine yürüyor. the local media.(2) This Prof. Miral Dizdaroğlu’nun, Gelibolu’da 1915 was followed by a conference by Prof. Miral yılında vurulan İngiliz bilim adamı, Henry Dizdaroglu, a Turkish scientist who resides Moseley’in hayatıyla ilgili sunumu izlenmiş- in the United States, on the life of British tir. (3) scientist Henry Moseley who was killed in Bir sonraki gün tüm yarımadayı kapsa- Gallipoli in 1915. (3) yacak şekilde, Şehitler Abidesinden yeni The next day was dedicated to visiting Zelanda Anıtına kadar şehitliklerin, yabancı cemeteries and wreath laying ceremonies mezarlıkların ve anıtların throughout the peninziyaretine, çelenk koyma sula, from the Turkish törenlerine ayrılmıştır. monument to New ZeaÜçüncü bir gün, bölgeland monument. A third deki köyleri—Bigalı, Büday was spared for visyük Anafarta, Seddülbaiting local villages—Bihir, Alçıtepe—ziyarete ve gali, Büyük Anafarta, köylülerle konuşmalara Seddülbahir, Alcitepe— ayrılmıştır. Gelibolu Beand talking with villaglediye Başkanı Mustafa ers. Mr. Mustafa Özacar, Özacar, sadece bu etkinMayor of Gelibolu, not liğe tam destek vermekle Launch ceremony, attended by Governor Nazli, Mayor Ozacar, members of both associations and the only provided full supkalmamış, aynı zamanda people of Gelibolu town. port to the launch event, bu genç fakat değerli Kuruluş etkinliğine Gelibolu Kaymakamı Sn. Nazlı, but also agreed to be a Belediye Bşk. Sn. Özacar, her iki derneğin üyeleri ve kuruluşun hamisi olmayı Gelibolu halkı katıldı. Patron of this young but 2 http://www.gelibolu.bel.tr/bpi.asp?caid=171&cid=1337. 3 Henry Moseley, bugün ‘elementlerin periyodik cetveli’ olarak bildiğimiz tabloya modern şeklini veren İngiliz fizikçidir.

8

2 http://www.gelibolu.bel.tr/bpi.asp?caid=171&cid=1337. 3 Henry Moseley was a British physicist who redesigned the periodic table of the elements as we know it today.

www.geliboludernegi.com

TARİH

very worthwhile organda kabul etmiştir. G&D isation. One can say that Int’ın Gelibolu’ya ve Gelithe special importance bolu halkına verdiği özel attached by the G&D Int önem ve değerin, tam bir to Gelibolu and Gelibolu karşılık bulduğunu söylemek mümkündür. people is well reciproGelibolu Derneği gibi, cated. Gallipoli and Dardanelles Like the Gelibolu International da, halklaDernegi, Gallipoli and rın dikkatini savaşların Dardanelles Internationve çatışmaların getir- President Crowe presenting Governor Dayan G&D Int crest. al aims to attract public diği yıkımlara çekmeyi, Başkan Crowe Kaymakam Sn. Dayan’a G&D Int şiltini sunuyor. attention to the horrors genç nesilleri barış ve of wars and conflicts and kültürler-arası ortak değerler ve uyum ko- to educate young generations about peace nusunda eğitmeyi, karşılıklı anlayışı geliştir- and inter/trans-cultural harmony, to advance meyi hedeflemektedir. mutual understanding. Bu hedefler çok anlamlı Its aims are summarised bir sloganla ifade edilin a very meaningful miştir: Hatırlama, Dostmotto of Remembrance, luk ve Eğitim. Gelibolu Friendship and EducaSeferi’nin yüz yıl önce, tion. As the Gallipoli kanlı muharebe meyCampaign represented, danları ve cephelerin orone hundred years ago, tasında bir ‘askerce savaş’ an oasis of ‘soldierly’ vahası, her iki taraf için conduct, in the middle de bir dostluk ve kahraof bloody battlefields International Committee meeting in London, manlık örneği olduğu G&D and fronts, a beacon of November 2013. gibi, G&D Int bugün bu G&D International Yönetim Kurulu toplantısı. Londra, friendship and gallantry mirasa sahip çıkmakta, Kasım 2013. on both sides, G&D Int benimsemektedir. embraces this legacy today. G&D Int’ın ilk Yönetim Kurulu toplantısı, 8 The inaugural Committee Meeting of the Kasım’da, Londra’da Strand Bulvarındaki Qu- G&D Int was held at Queensland House on eensland House’da yapılmıştır.(4) Görüşülen the Strand in London on 8th November.(4) konular arasında, eğitim ve dostluğun geliş- Among the agenda items were an ‘exchange tirilmesi için orta öğrenim öğrencilerini—ve programme’ of secondary school students Türkiye’deki ve İngiltere’deki ailelerin katkıla- involving respective families in Turkey and rını—kapsayan bir ‘öğrenci değişim progra- Britain to educate and promote friendship, mı’, kardeş okullar, Gelibolu yarımadasında school twinning schemes, common scout ortak izci kampları ve bölgeye akademik ve camps on Gelibolu peninsula as well as orkültürel geziler düzenlenmesi projeleri de ganised academic and cultural visits to the vardı. (5) area. (5) Birinci Dünya Savaşı’nın yüzüncü yıldöAs the Centenary of the First World War nümü hızla yaklaşırken, Gelibolu Derneği is fast approaching, already well-established ile Gallipoli and Dardanelles International partnership between the Gelibolu Dernegi arasındaki şimdiden çok gelişmiş olan or- and the Gallipoli and Dardanelles Internataklık ve işbirliği, Gelibolu’da savaşmış ve tional is a perfect tool for the common rebu topraklarda kanlarını dökerek “artık bi- membrance of all those who fought in Galzim de evlatlarmız olmuş” tüm askerlerin lipoli and, having shed their blood here, anılmaları için mükemmel bir fırsat ve araç became “our sons as well”..(6) sunmaktadır..(6) 4 https://www.facebook.com/gallipolianddardanellesinternation4 https://www.facebook.com/gallipolianddardanellesinternational. 5 Bu gezilerin ilkinin 2014 Ekim’in de gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. 6 M. Kemal Atatürk’ün ilk kez 1934’de okunan sözlerinden..

www.facebook.com/geliboludernegi

al. 5 First of such visits has been tentatively decided to take place in October 2014. 6 After M. Kemal Ataturk’s words, first voiced in 1934.

9

YEREL KÜLTÜR

ANNEMİN, BABAMIN EVİ. Annemin ve Babamın beraber yaptıkları ev, bizim evimiz. Evimize gelince, bana Gelibolu da 6 yol ağzına giderken okuduğum Burhan Atuk çeşme aynasında yazılı şu sözü hatırlatır. Yaptıklarınızla Anne ve Babanıza ve ecdadınıza Rahmet okutun, lanet okutmayın. Bir gün Anne ve Babanız ölmüş olacak. Siz kendinizi onların oturduğu köşede oturuyor bulacaksınız. Ama ne gariptir ki, duvardaki, askılar, kapılar, pencereler, tavan tahtalarındaki budaklar artık sizinle konuşmayacaklar. Eski kokuları, eski vızıltıları, eski rüzgârları yerinde bulamayacaksınız. Belki yerlerinde bulunacaklar ama siz orada olamayacaksınız, duymayacak ve bilmeyeceksiniz. Anne ve Babanın müşterek çalışarak yaptıkları bu ev şimdi bir hüzün kaynağıdır. Bu evde şimdi Anne ve Babanız yok. Siz ise; Ne yerlisiniz, ne yabancı. Galiba biraz emanetçisiniz. Anne ve Baba dünyadan göçtümü, evin köşe bucağı, onların ellerine alışkın bütün eşya da başkasını kabullenmek istemeyeceklerdir. Siz bu eşyaların arasında ne kadar dolaşsanız beyhudedir. Siz değil ama Rahmetli diyerek, Rahmet okunan Anne ve Babanızın hatırası ve kardeşlerinizin hatırası, uzaktan uzağa evi çekip çevirmeye anılarla yaşatmaya devam edeceklerdir. O evde Anne ve Babanız ve kardeşleriniz yaşıyormuş gibi;Anne ve Babanız gelip, kaldığı yerden devam edeceklermiş gibi bir hisle dolacaksınız. O ev ayakta kaldığı müddetçe; Siz, kardeşleriniz ve eşleriniz ile çocuklarınız, orada olmayan Anne ve Babanıza, sanki EVDELERMİŞ gibi ‘ANNE ve BABA’ diye seslenerek tüm ailece ve hep beraber onların yaptıkları işleri anarak rahmet okuyacaksınız. Bu duygu Anneniz ve Babanızın tüm çocuklarını saracak ve herkesi bir anılar yolculuğuna

10

Emekli M çıkaracaktır. ühendis Emin ERD O em inerd41

ĞAN

@hotmail .com.tr Bir yabancı değil, siz ve kardeşlerinizle bu evin çocuğu kalmak istiyorsanız, ANNE ve BABA evinin dilini bileceksiniz. Bu mekânın iç sesini duyup onunla bütünleşeceksiniz. Değilse her şey beyhudedir. Ben ve eşim ve kardeşlerim bu beyhudeliği beraber duymamak için, Anne ve Baba evimizi hep diri, hep yaşayan, cıvıl cıvıl seslerimizin çınladığı bir mekân olarak düşünürüz. Bizim Anne ve Baba evimizde bir musikinin olduğunu, bu musikinin icracılarının da ben ve kardeşlerim, eşlerimiz ve çocuklarımız olduğunu düşünürüm. Çünkü bu musikiyi hep beraber bir araya geldiğimizde duyabilir ve hissedebiliriz. Oysa bu musiki bir araya gelince devam ederken bitmeyecek zannedilir. Ama bitiyormuş. Çünkü artık herkes bir gaile peşindedir. Ama bu bitim bir pişmanlık değildir. Bunu anlamak için Anne ve Baba evini tüm aile bireyleriyle sevmek gerekir. Biz Anne ve Baba evimizi çok severiz. Evde en son yaşayan Annem vefat edince evimiz yine diri dursun diye, evimiz boş kalmasın diye, harabeye dönmesin diye, emanet ettiğimiz zatın sorumsuzluğu sonunda ev yanmış kullanılamaz duruma gelmiş olarak görünce, evimiz için düşündüklerimizin yok olacağı kaygısı ile Anne ve Baba evimizi eski haline getir-

www.geliboludernegi.com

YEREL KÜLTÜR meğe karar verdik. Çünkü Bizim Anne ve Baba evimiz. Salaş görünümlü 55 metre karelik iç içe 2 odası olan küçücük bir evcik idi. O evde Annem Babam Babaannem ve 4 kardeş büyüdük. Küçük avlu bahçesinde bir mutfak ile helâ vardı. Küçük bahçemizde bir erik ağacımız ve dut ağacımız vardı. Biz çocuklar bu ağaçlara tırmanır erik ile dutlarını yerdik. Evimizde tek odada soba yanardı. Sobamız bizi ısıtır. Çay veya süt kaynatır. Yemek pişirir. Gece olunca mısır patlatır, kestane kebap yapardı. Bu evimiz, doğumların yapıldığı, ölümlerin olduğu evlenmelerin gerçekleştirildiği bir evdi. Bizler, anne, baba evimizi küçük kapısının kolunu çekip gitmişiz. Bu nasıl bir gitmekti anlatması zor. Hepimiz sürüklenip götürülmüş gibiydik, ama sanki ruhumuz oracıkta donup kalıvermiş gibiydi. Nereye nelere ve hangi bilmezlere yürüdüğümüzü bilmeden arkamıza baktığımızda dayanamayıp dönmekten korkarak, artık düşünmeden kaçarcasına süzülüp gözden kayboluvermiş, gitmişiz. İnsan Anne Baba evinden bir kere çıktımı, yazık bir daha hiç oralı olmuyor. Eve misafir, komşulara, eski arkadaşlara, kahveye, bakkala yollara misafir. Her hali ile yabancı. Odaları, avlunun, bahçenin, sokakların hatta evden gördüğün gökyüzünün bile yabancısı. Adımlarınızdan belli Anne Baba evi yollarını yadırgıyorsunuz. Üstü örtülmüş ve artık hiç konulmayacak eski cümleler, beyhude dolanıp duruyor boşluklarda. Yabancınız ya, odalar yıl yıl unutmuş yüzünüzün ifadesini. Avludaki yeni yetme fidana bir yabancının baktığı gibi bakıp geçmek… Olacak iş değil. Bahçenin duvarında biçimini hatırlamadığınız bir taş varmıydı. Gözünüz kapalı avludan geçerek çıkış kapısını nasıl bulduğunu unuturmusunuz. Gözünüz kapalı, avlu toprağının rengini, hangi otun nerede bittiğini, rüzgârın hangi mevsimde evinizin neresinden estiğini, esince hangi pencereden soğuk geldiğini, davardaki briketlerin hangisin oyukları olduğunu, ağaçların kuruyan dallarının nasıl şekiller aldığını… Bunların hepsini bilirdiniz. Şimdi ise bir yabancılık hali, bu acemi bakışlar, bir felaket geçirip gelmiş gibi… Anlamam zor, imkânsız. Aradan zaman geçmiş. Bütün bunları yaşamanın yabancılıkları, unutulmaları… www.facebook.com/geliboludernegi

lar.

Bu herhalde artık oralı olmamak hali. Yazlar, bizleri Anne Baba evine götüren yaz-

Bu yaz yine Anne ve Babamın evinde, onların hatıralarının uzaktan evimizi çekip çevirmeye devam ettiğini hissetmek. Onların hayalleri, arzuları, görülmemiş hesapları evin duvarlarında bir saat gibi işleyerek hükmünü sürdürdüğünü hissetmek. Onlar yaşıyormuş gibi evde kardeşlerde beraber oturmaya devam edecekmiş gibi düşünmek. İşte bu anılar sizin Anne Baba evinizde yaşanabilir. Bu eve, ayakta kaldığı müddetçe kardeşleriniz ile birlikte Anne ve Babamın yaptığı ev budur diyebileceksiniz. Bir yabancı değil Anne Baba evinin çocukları olarak kalmak istiyorsanız, evin dilini bilecek mekânın iç sesini, evin musikisini, siz, kardeşleriniz ve aile bireylerinin tümüyle beraber sizi mutlu edecek ve neşelendirecek şekilde dinleyeceksiniz. Bu musikiyi duyamazsanız her şey beyhudedir. Şimdi Anne ve Baba evimdeyim. Bu duyguları yaşamak ne güzel bir şeymiş. Erkek olmanın, kardeşlerimin o bizim atamız diyerek algılanan erkekliğin korumacılığı ile Baba evime Kardeşlerimle dönüş ne güzel bir şey. Şimdi yine Bayramlarda beraber, şimdi yine kırık dökük salaş evimizde birbirimize ismi ile hitap ederek bayramlaşmak, mezarlığa beraber ziyarete gitmek ne hoş bir şey. Şimdi bana aileme kardeşlerime yaşam bir daha hafif bir daha anlamlı. Ne güzel bir şey. Darısı, daha iyileri okuyucularıma olsun. Yaptıklarımızla Anne ve Babanız ile ecdadınıza rahmet okutmak ne güzel bir şey. Yazlar ve yaz sonları uzak ve yakın Anne Baba evlerinde tarifsiz kederler ve iç çekmelerle biter. Ve Anne Babanın çocukları; içlerinde sonsuz ve deva bulmayacak bir ağrı ve sızı ile küçük bahçe kapılarından kaçar gibi çıkar giderler. GELİBOLU 2013 yaz mevsimi.

11

ARAŞTIRMA

GELIBOLU PEKSİMETHANESİ Beylik olarak ortaya çıkışından devlet haline gelmesine, imparatorluğa dönüşmesinden yıkılış evresine kadar Osmanlı yönetimi askerin tayınatına azami derecede özen göstermiştir. Yeniçerilerin “istemezük” diye kazan kaldırıp yemeklerini dökmeleri ulûfelerine artış yapılmasını istemelerine veya cülûs bahşişi talep etmelerine işaret sayılırmış. Padişaha ve saray çalışanlarına ekmek üreten saray fırınları dışında öğrenciler ve yolcular için imaret fırınları, elçilik görevlileri için konsolosluk fırınları ve en fazla sayıda üretim yapan halk fırınları varmış. Ordu fırınlarıysa sadece asker için ekmek yapmış. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar, Adalar, Akdeniz ve hatta Karadeniz’deki sefer faaliyetlerinin önemli ayağını erzak temin ve depolaması teşkil etmiştir. “Ordu midesinin üstünde yürür” tabiri bunu doğrulamaktadır. Sefer payı olarak belirlenen demirbaş erzak, peksimet şeklinde peksimethanelerde yapılırmış. Peksimethanenin yeri Derginin daha önceki bir sayısında yayımlanan “Gelibolu baruthanesi” başlıklı yazımda baruthanenin yerini genel bir mevki olarak vermiştim. Peksimethaneler de baruthaneler gibi müşterek özelliklere sahiptir. Çımacılık ve su ikmali gibi iskele kolaylıklarından; fıçı, yelken, halat, kürek onarımını gerektiren tersane faaliyetlerinden; sıhhi muayene ve tedavi gibi sağlık destek hizmetlerinden yararlanabilmeyi gerektirir. Bu faaliyetler için gemilerin yanaşma ve yüklemesini etkilemeyen dalgası az, akıntı hızı düşük kuytu sahiller tercih edilmiştir. Sonraki yıllara ait ”Gelibolu’da vaki peksimethanenin kapısı önünde bulunan iskeleye…”(1) diye başlayan belgede peksimethanenin deniz kıyısında olduğu teyit edilmektedir. Sefer zamanı Mukarrer (karar verilmiş, planlı) bir sefere çıkacak olan sefain-i harbiye (harp gemileri), önce Tersane-i Âmire’de kısa süreli bakıma girerek yelken, kürek, halat ve diğer aksamını yeniletirmiş. Unkapanı’nda yağ ve mum gibi aydınlatma malzemelerini alan gemiler, “mancana”larına(2) (Akdeniz donanma kal1 BOA 2 BOA

12

25/Za/1311 Hicri, Dosya: 159, Gömlek: 29 15/Z/1215 Hicri, Dosya no: 31, Gömlek: 1478, Fon: C.

AYSU r Cengiz B 1955@yahoo.com.t su cengibay

yonlarının su fıçıları) içme suyunu doldurur, barut ve gülle ikmali için Tophane önüne gidermiş. Sefer ihtiyacı olan peksimet(3) Unkapanı, Bebek(4) ve İncirköy(5) peksimethanelerinden karşılanır ve altı ayda bir değiştirilirmiş. Daha sonra Bulgaroğulları peksimet üretimini eline geçirmiş ve üretim “Gelibolu peksimethanesi”nde(6) sürdürülmüş. Peksimethaneye taştan ilâveler yapmak gerekince taş kırmayı kolaylaştırmak için barut kullanılmış.(7) İlk modern fırınlar 1804 yılında Tekirdağ ve kazalarından un toplanmış.(8) Istranca ormanlarından ve Koru Dağı’ndan getirtilen odunlar istiflenmiş. İlk defa fırınlarda hamurkâr işçi olarak Rum kadınlar çalıştırılmış. Kadınlar, tünel şeklindeki fırınların duvarına hamurun pişme ölçeklerini gösteren çizelge “mikyas-ül harare” ile fırın sıcaklığını gösteren “mizan-ül harare” astırmışlar. “Elinin hamuruyla erkeğin işine karışmak” şeklinde karşımıza çıkan deyim kadınları ikinci plana atmayı hedeflese de buna en çok sevinen ekmek olmuş çünkü kimliğini bulmuş (!). Unu depodan atölyeye taşıt tıran kadınlar, hamura en uygun kıvamı vermek için suyu, tuzu ve mayayı belli bir ölçek dahilinde una katarak büyük ahşap tahtalarla hamuru bizzat kendileri karmışlar. Yorulmaya başladıkları zaman ahşap çomakları “Un karıcı” adamlar kullanıyorlarmış. Bu sözcükle alay konusu olduklarını anlayan kadınlar, karmak işlemini yapan adamlara “karıcı” demekten utanmış ve “Uncu herifler” tabirini kullanmayı tercih etmişler. Teknelerde karılan hamur dinlendirildikten sonra gramajını tutturmak için mizana çekiliyor (tartılarak), kesilerek peksimet şekli BH 3 BOA 4 BOA 5 BOA 6 BOA 7 BOA 8 BOA ladi: 1804)

04/R/1206 26/B/1216 29/L/1267 12/B/1207 11/M/1215 07/M/1219

Hicri, Hicri, Hicri Hicri, Hicri, Hicri,

Dosya: 138, Dosya: 645, Dosya: 128, Dosya: 47, Dosya: 47, Dosya: 243,

Gömlek: 138, Gömlek: 27153 Gömlek: 6361 Gömlek: 2214 Gömlek: 2200 Gömlek: 11261 (Mi-

www.geliboludernegi.com

ARAŞTIRMA

veriliyormuş. Bu usulle üretilen 120 kantarlık ilk büyük siparişi(9) Mehmet Matoş Kaptan’ın Çamlıca isimli gemisine teslim edilmiş. Üretimde kesinti olmaması için hemen Edirne kazalarından un siparişine geçilmiş. (10) Gelibolu’da ekmek pişirme sanatını öğrenen “Uncu herifler”in sayısı arttıkça Rum kadınların işine son verilmiş ve ehil pişiriciler başka yerlerde kullanılmış... Fırıncılık İstanbul’da yeni bir sektör hatta sanat olarak görülmeye başlanmış. Kurallar konmuş ve sıkı denetlemeler yapılmış. İşte sizlere günümüzde bile ilgi uyandıracak kurallardan bazıları: 1. Her isteyenin fırıncılık yapamaması, 2. Unun Trakya ve Bulgaristan’da yetiştirilen kaliteli buğdaydan olması ve tam gramajlı ekmek üretilmesi, eleklerin ince gözlü, diğer aksamın temiz olması, 3. Ekmek üretilen fırınlarda börek, çörek, simit üretilmemesi, üretilecek ekmeğin adet bakımından sınırlandırılması ve ekmek fiyatının devlet tarafından belirlenmesi. 19’uncu yüzyıl faaliyetleri Daha geniş kapasiteli Bebek peksimethanesine Anbar-ı amire’den gönderilen buğday unuyla 15 bin adet peksimet hazırlanmış ve donanmaya verilmiş.(11) 1816’da Gelibolu peksimethanesi’nde pişirilecek 10 bin kantar peksimetin unu İpsala ve İnöz kazalarından,(12) 25 bin kilelik un ise Haremeyn sancağı kazalarından karşılanmış.(13) Tesislerin bakım ve korunmasına önem verilse de eskiyen bazı bölümler kullanım dışı kalıyor, yangınlar çıkabiliyormuş. Harap olan Gelibolu Peksimethanesi’nin onarımı için mi9 BOA 10 BOA 11 BOA 12 BOA 13 BOA

06/S/1220 Hicri, Dosya: 145, 24/Ra/1220 Hicri, Dosya: 159, 21/L/1228 Hicri, Dosya: 134, 09/C/1232 Hicri, Dosya: 135, 02/B/1232 Hicri, Dosya: 97,

Gömlek: 6959 Gömlek: 7547 Gömlek: 6475 Gömlek: 6519 Gömlek: 4659

1900 yılında Amasya’da ekmek ve simit fırını

www.facebook.com/geliboludernegi

mar halifesi ve mimaride mahareti olanlardan keşifname ve tahmini masraf çıkarılması buyurulmuş.(14) Onarım bittikten sonra Rodos Mutasarrıfı Ümera-yı Bahriyeden Yusuf Bey’in yönetimindeki fırkateyn için her yıl hazırlanan peksimetin verilmesine devam edilmiş.(15) Mora’daki kalyonların, Mısır ve Cezayir teknelerinin ve Mora’ya sevk olunacak kara askerinin altı aylık erzak ihtiyacının karşılanması için Gelibolu, Bergos, Varna ve İstanbul peksimethaneleri görevlendirilmiş.(16) Gelibolu peksimethanesinde pişirilmesi planlanan 10 bin kantar peksimet için Tekirdağ kazalarından 25 bin kile,(17) Cisr-i Ergene kazasından 3 bin küsur kıyye dakik (un) toplanmış.(18) Bir başka tarihte ise Gelibolu Peksimethanesi’nde yapılacak 10 bin kantar peksimet için gereken buğday yine Tekfurdağı ve kazalarından karşılanmış ve bedeli ödenmiş.(19) Burçları yüksek olan Gelibolu’daki baruthane ve peksimethanesinin emniyeti için Gelibolu’nun etrafına hendek kazılırken eracif (yalan haber yayan) dört kişi, yakalanmış. İstanköy’e nefiyleri (sürülmeleri) emredilen bu kişiler firar etmişler.(20) Böylesi tesislerin olduğu yere başka sektörlerden esnafın yerleşmesi kaçınılmaz olunca Gelibolulu Todoraki Papa Yanni peksimethane karşısına bir dakik (un) fabrikası inşa ettirmiş.(21) Bu tarihten sonra daha modern fırınların artmasıyla Gelibolu peksimethanesi ömrünü tamamlamış, başka sipariş almamış ama kurallara uymayanlar ağır cezalar almış. Ne denebilir ki, her devir kendi kuralıyla yaşamış… 14 BOA 15 BOA 16 BOA 17 BOA 18 BOA 19 BOA 20 BOA 21 BOA

17/N/1234 Hicri, Dosya: 52, 03/N/1235 Hicri, Dosya: 222 01/Ca/1237 Hicri, Dosya: 95, 29/L/1239 Hicri, Dosya: 616, 29/N/1240 Hicri, Dosya. 160, 05/Za/1246 Hicri, Dosya: 164, 29/Z/1300 Hicri, Dosya: 591, 28/Z/1316 Hicri, Dosya: 1201,

Gömlek: 2587 Gömlek: 10308 Gömlek: 4580 Gömlek: 25426 Gömlek: 7561 Gömlek: 7761 Gömlek: 24870 Gömlek: 21

El Şeria’da seyyar fırınları işleten Osmanlı askerleri

13

GÜNCEL

GELİBOLU YAHUDİ MEZARLIĞI KURTARILMAYI BEKLİYOR

Bir zamanlar Geliboluda yaşamış ve sonra dünyanın dört bir yanına dağılmış Yahudi torunları, atalarının mezarlığının son haline üzülüyorlar.. Mezarlığı bu durumdan kurtarmak için sosyal medya aracılığı ile Gelibolu’ya ait Yahudilerin dikkatlerini çekmeye çalışıyorlar. Gelibolu Yahudileri Mirasçıları (Gallipoli Jewry Haritage Site) isimli internet sitesi ve facebooku kullanarak organize olmaya çalışıyorlar. Halen İsrailde yaşayan ama gönlü Gelibolu’da olan Sara Kara, bu konuda büyük çaba sarfediyor. Onun facebooktaki seslenişine kulak verin. Gelibolu’da doğup, orada yaşamıs, daha sonra dünyanin dört bir yerine göç etmiş, olan tüm musevi ailelerine sesleniyoruz.. Gelibolu’da 15 ile 20 inci yüzyiıları arasinda yaşamış, zengin bir tarih ve kültüre sahip olan

14

musevi vatandaşlarinin tarihinin yok olmasini önlemek ve korumak icin bir kurum kurmus bulunmaktayiz. ilk amacimiz orada bulunan ve yok olmaya terk edilen musevi mezarliğini kurtarmak ve korumaktir. Elimizde olan bilgiye göre cok yakin bir zamanda mezarligğn bir kismina daha,insaat edilecektir.Bu neden ve amaç ile yola ciktik bu kutsal görevimizde sizleri bize katılmaya davet ediyoruz. Her türlü yardım ve fikirlerinize ihtiyacimiz var. Kurdugumuz internet ve facebook sayfasinda bizi ziyaret edin. Lütfen bu yazıyı yeteri kadar paylaşınız. Dünyanın her yerinde bulunmakta olan Gelibolulara sesimizi duyurmakta yardımcı olunuz. The Jewish Heritage of Gallipoli www.gallipoli.org.il www.geliboludernegi.com

GÜNCEL

8’NCİ ÇANAKKALE RESİM YARIŞMASI SERGİSİ TBMM Mustafa Necati(*) Kültür Evi Değerli Okuyucu, Ankara, 15 KASIM 2013 Gelibolu Derneğimizin çağrısı ile katıldığım, 8nci Çanakkale Resim Yarışması Sergisi, 15 Kasım 2013’te Avustralya Büyükelçiliği’nce düzenlenen bir resepsiyon ile, Ankara’nın ayakta kalabilen sayılı anıt evlerinden Mustafa Necati Kültür Evi’nde açıldı. Serginin açılışını yapmak üzere Avustralya’dan Türkiye’ye gelen, Avustralya Gelibolu Anma Derneği 2nci Başkanı Sayın John D. Brogan, açılış konuşmasında; Çanakkale Resim Yarışması’nın 2006 yılından beri Avustralya’daki Gelibolu Sanat Yarışması ile paralel olarak sürdürülmekte olduğunu ve bu iki yarışmanın, TürUT kiye, Avustralya ve Yeni Zellanda’lılar açısından Tevfik UM Çanakkale Savaşı kahramanlarını anmak için Resim yarışması sergisinin açılışında, benzer değerli bir fırsat yarattığını, uğranılan kayıpların ortaya koyduğu acıyı destansı bir biçimde faaliyetlerde daima üzülerek düşündüğüm, neyansıttığını ifade etmiştir. Sayın Brogan konuş- den bu tür faaliyetleri kendi ülkemizde biz de masının devamında; Büyük Savaş’ın sonlan- organize edip düzenlemiyoruz da bu toprakmasından bu yana Türk halkının, Avustralya ve larda can veren atalarını anmak için binlerce kilometre uzaktan gelen dostYeni Zellandalıları Türkiye’de larımız düzenliyorlar? Acaba ve özellikle Gelibolu’da misafir biz dahamı az vefalıyız? Yaettiğini, bu misafirliğin ilk zazımı bitirirken bu yarışmayı manlarda kayıplarını gömmek geleneksel hale getirerek şeklinde iken, daha sonra uzadüzenleyen ve bizlere de Çatılan dostluk eliyle taçlandırılnakkale’deki aziz şehitlerimizi dığını, bu dostluğun en büyük ve gazilerimizi anma fırsatını mesajının ise, Arıburnu’ndaki anıtta ifadesini bulan Atatürk’ün unutulmaz veren Avustralya Büyükelçiliği’ne Gelibolu Derneği olarak teşekkürlerimizi sunarız. sözleri olduğunu vurgulamıştır. Sağlıcakla kalınız. Sevgili Okuyucular, bu sergide beni etkileyen üç resim, umarım yerimiz elverdiğince dergimizde yer alır. Sizleri de duygulandıracağına Sergi İstanbul’da 9-27 Aralık2013 tarihleri inandığım bu resimlerden birincilik ödülünü de arasında Işık Üniversitesi Maslak Kampüsündeki alan mermi kovanlarının resmedildiği “Kalan” tablosu ile, 90’lı yaşlardaki bir Türk ve Anzak Güzel Sanatlar Fakültesinde İstanbullu sanatseÇanakkale gazisinin, sanki 100 yıl önceki daya- verler ile Gelibolulularla buluşacak nışmalarını da yansıtan yan yana birbirlerine (*) Mustafa Necati (1894-1929): 1nci ve 2nci destek olarak yürümelerinin resmedildiği tab- TBMM’de Saruhan ve İzmir Milletvekili. Atatürk’ün lo ve son olarak ta cephedeki siperde cephane ilk Milli Eğitim Bakanlarından. Mustafa Necati, sandıklarından oluşan yemek masalarında otu- 1928’de eğitimimizi daha üstün bir duruma ran dört Anzak askerinin, Çanakkale’de ne ara- getirmek için acele alınması gereken tedbirldıklarını sorgulayan “Neden?” isimli, Avustralya eri düşünmüş ve kanun haline getirmiştir. İlk Büyükelçiliği ödülünü de alan tablosu. defa temelli olarak ve çok sayıda öğretmen Çanakkale Resim ve Gelibolu Sanat yetiştirmekle zorunlu ilköğrenimi gerçekleştirme Yarışmaları’nda ödül kazanan eserlerin tamamı, yolunu açmıştır. Onun zamanında kabul edilmiş Gelibolu Derneğimizin de büyük bir çaba ve öz- kanunlarla öğretmenlik, bir meslek haline veri ile hazırlanmakta olduğu 2015 Çanakkale gelmiştir. 1928’de Türk harflerinin kabul edilmeSavaşları yüzüncü yıl anma törenleri ve etkinlik- siyle eğitimimizde görülen gelişme de onun zamanında gerçekleşmiştir. Rahmetle anıyoruz. leri kapsamında topluca sergilenecektir. www.facebook.com/geliboludernegi

15

ESKİMEYEN USTALAR

SOSYAL HİZMETLER ADAMI DR. AYHAN İÇEL 1933 yılı Ocak ayında İstanbul Kadıköy’ ünde dünyaya geldim. Babamın adı Ahmet Ziyaerttin İçel, Annemin adı Saadet İçeldir. Tek kardeşim mevcuttur Adı Prof. Dr. Kayıhan İçeldir. Haydarpaşa lisesi Fen kısımını birincilikle bitirdim.. İstanbul Tıp Fakültesini birincilikle kazanarak en sevdiğim meslek olan doktorlukla tanıştım. Tıp Fakültesi okurken ikinci sınıfta her sınıfta her yönü ile çok beğendiğim eşim Özden İçel ile evlendim. Bu sene kısmet olursa 57 nci senemizi kutlacağız.Bir oğlum vardır Adı Adem Cüneyt İçel,Tek torunum Ayhan Kaan İçel dir Hem çalıştım, Hem okudum talebelik hayatım Carlo Erba İtalyan firmasında çalışarak geçti. Derslerimi günü gününe, Sitajlarımı yapar yapmaz imtihanlarımı vererek hızlı yol aldım ve arkadaşlarımdan 6 ay önce doktorluğu kazandım. Çapa’da Prof. Dr. Cihat Abaoğlu’nun isteği üzerine volonter (kadrosuz) olarak ihtisasa başladım.8 ay sonra klinik şefi zorunlu değiştiği için hem kadrosuz hem de askerliğimizi yapmamış olduğumuzdan askere sevkedildik. Askerliğim, yedek subay olarak Gelibolu’da geçti. Ve bir daha

ihtisasa silbaştan başlayamadım ve o zamandan beri Gelibolu’dayım. Ancak hiçbir zaman pratisyen hekimlik yapmadım, hastalarıma çok hizmet verdim, halende veriyorum. Serbest Muayenehane Hekimliği ile işe başladım. İlk önce ilk işyerimi askerliğim dolayısı

16

Dr. Ayha

n Nasuh

i İÇEL

ile1963 yılı ekim ayında Koruköy’de açtım. Hastalarımın Çapa Gureba’da bana muayene olduklarını hatırlamaları üzerine o zaman ‘’Çapa’dan gelen doktor “ olarak tanımlamaları ile geniş bir alanda çok tutndum. Askerlikten sonra Gelibolu’ da işyerimi açtım, bir röntgen aldım, bir de poliklinik laboratuarı kurdum. E.K.G alarak daha ilmi bir çalışma ile hastalarıma hizmet yapmaya bir poliklinik olarak çalışım . Sonra laboratuarı daha iyi çalışması için Askeri hastanede Görevli bir sağlık laboratuvar astsubayı ile anlaşarak, hizmeti biraz daha mükemmel duruma gerirdim. Tabii 1965 ortalarından bahsediyorum... İlçede hiçbir düzenli sağlık kuruluşu olmadığı zamanlardan dem vuruyorum. Hastaların hiçbir düzenli muayeneden geçmediği ve geçemiyeceği ot yataklı, ot yastıklı, köhnemiş tahta ranzalı, hiçbir aleti olmayan, stetoskop ve tansiyon aleti ile Hasta bakmaya çalışan sağlık kuruluşu olduğu yılları anımsatıyorum. Hastayı sevkettiğimde başka hastaneye gidemeyeceği,yoksul insanların varlığından bahsediyorum. Gidebilse bile günde bir otobüsün gittiği, bir otobüsün geldiği, oda yolda kalmayıp gidip gelebebildiyse... İste böyle bir yerde, o günün şartlarına göre az, çok teşkilatlanıp verdiğimiz hizmet, zannedersem azımsanmaması gerekir diye düşünüyorum. Evet böyle bir durumda halkın isteği doğrultusunda, ilçede ismi var kendi yok 10 yataklı olan fakat içinde 5 tane tahta ranza, 5 tane ot yatak, 5 yastık olan 1ci sınıf Sağlık Merkezine Baş hekim olarak tayinimi çıkardılar. İşte mücadelem tam orada başladı. İlk işim, tahta ranzaları, ottan yatakları, bahçeye çıkartarak, zavallı sağlık memuru merhum Hikmet beyin, -(aman doktor bey bunlar bana zimmetlidir, ben ne yaparım sonra) -diye gözyaşları içerisinde hepsini yaktırdım. Hemen o gün eksik olmasınlar Kızılay ilçe teşkilatı her istediğimi vererek 15 demir karyola,battaniye, pamuk yatak ve yastıklar ve etejerler geldi... Merkez temizlenerek, boyanarak aynı gün hepsi yerleştirildi. Sağlık memurumun göz yaşlarını

www.geliboludernegi.com

ESKİMEYEN USTALAR

durdurdum ve gelen bütün malzemeyi üstüne zimmetlettim onuda rahatlattım. İşte bu işler 1983 belediye başkan vekilliğime kadar, bir doğum koğuşu, bir kadın hasta koğuşu, bir erkek hasta koğuşu, TV düzenlenmiş tertemiz bembayaz önlük aşçıları ile mutfağı, çift doğum masası olan doğum hanesi ile ebeleri, hastabakıcıları ile 15 yataklı tascil ettirilmiş 1 ci sınıf sağlık merkezi olarak görev yapmıştır. 1974 yılında Başhekim görevinden alınarak,Hükümet Tabibliği görevine atandım. İşler tabii ki daha yoğunlaştı, başhekimlik vekaleten uhdemde kaldı, Sıtma Erdıkasion Başkanlığı, Verem Savaş Dispanseri Başhekimliği, ilçe Adli Tabibliği, zaman zaman Kaymakam Vekillikleri, zamanzaman da İl Sağlık Müdürürlükleri vekillikleri üzerime yüklendi. Yılmadım çalıştım yorgunluk duymadım ve muvaffak olduğum kanısındayım.Bu görevler ve çalışmalarım sürerken 2 nci Kolordumuzun bana verdikleri ek sosyal görevleri de yüklendim. Bu görevlerden biri ,Ça-

Sonra 1972 yılında Gelibolu- Lapseki arabalı vapuru nun getirilmesi işi için milletvekili Zekiye Gülşen hanımefendi ile beraber bir sene çalıştık, yalnız bu iş için onlarca kere Ankara’ya giderek Bakanlıklar nezdinde uğraş verdik... hep olur aldık ama muvaffak olamadık. Hep maalesef siyaset yüzünden... Ve milletvekilimiz bu işten bıktı ve bir gün bana bu işibırakalım müşkül vaziyette kaldım... Nasıl olsa halk arabalı vapurunu bizim getirmek için uğraştığımızı biliyor bu bize yeter dedi ve ayrıldı. Ben ise bunca çalışmadan sonra muvaffak olamamış bir bir insan olarak ortada bırakıldım...Ama ben Dr. Ayhan İçel olarak başarılı olamamayı sevmem, onu için düşündüm taşındım ve Sayın Genel Kurmay Başkanımız Orgeneral Memduh Tağmaç Paşa’ya 21.Haziran.1972 tarihili mektup yazarak bütün olan biteni bildirdim. Neden bildirdim çünkü memleket için güzel bir şey yapmak isterken siyaset ve siyasetçi buna mani oluyor, neden çünkü bizim yapmamız hoşlarına gitmiyor. Kendileride zaten yapmak istemiyor. Cevap umuduğumdan çok çabuk geldi tarih 1/Temmuz/1972 Konu Başbakanlığa havele edilmiş, Başbakan Ferit Melen imzalı bana cevap, olur yazısı 20 gün sonra 20/temmuz/1972 tarihli olarak geldi kbir süre sonra 1973 yılında bizlerin takibi ve gayreti ile Arabalı vapur hattı açıldı. Şu anda Hayatımın geçtiği 47 çalışma yılı içerisinde ilçeye bir çok şeyden öte halen çalışan 4 vapur ve sekiz vapur kalitesinde motor çalışarak yeğane gelir sağlamaktadır. İşte 47 yıllık yoğun çalışma hayatımdaki yaptıklarımı, yapabildiklerimin bir kısmını ama çok önemlilerini anektotlar şeklinde sizlere sunuyorum... Bilhassa yapıcı eleştriler okuyanlara ait tüm yazdıklarımın anekdotlar ve resmı yazılar ile dosya arşivlerimde hatıra olarak saklanmaktadır. Herkeze güzel çalışmalar sunarım.

nakkale Şavaşlarının yazıtlarla insanlara anlatıldığı nesilden neslile tarih boyunca yerlerinde kalarak bu güzide ve muhteşem günleri nesilllere canlandıracak CONK BAYIRI MEHMETCİK PARK ANITI nın yapımı işleridir. Bu çalışmalarda, Anıtın organizisyonu için tüm Teknik Üniversitelerden, profesörlerin bulunduğu bir Kurulkurularak proje tetkik ve seçimi çalışmaları başladı . Fransa’da görev yapan prof. Dr. Ahmet Gülgönen’in birinci olan eseri uygulanmaya kondu.tarihi Orhun Anıtlarından ilham alınarak yapılan, nesilden nesile yaşarak tüm insanlığa bilgi sunacak olan 18 adet irili ufaklı anıtlar yapıldı. .

www.facebook.com/geliboludernegi

17

ARAŞTIRMA

ULUSLARARASI GELİBOLU BELGESELİ GELİBOLU DERNEĞİNDEN ÇANAKKALE MUHAREBELERİNİN 100. YILINDA ÖNEMLİ BİR PROJENİN PARÇASI OLMAYA DAVET 2014 yılı Birinci Dünya Savaşının başlangıcının 100ncü yılıdır. Bu savaşa katılan ülkelerin hükümetleri, insanlık tarihinde özel bir yeri olan bu savaşın yıldönümünde geniş kapsamlı programlar geliştirmektedirler. Osmanlı İmparatorluğunun da birçok cephede katıldığı Birinci Dünya Savaşı içindeki 1915 Çanakkale Deniz Muharebeleri ve esas olarak Gelibolu yarımadasında cereyan eden kara muharebelerinde, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının liderliğinde ortaya çıkan güçlü milli duygu ve milli bilinç, Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolda bir başlangıç olmuştur. Ülkemizde, 100ncü Yıl anma hazırlıkları halen Çanakkale Valiliği genel koordinatörlüğünde yürütülmektedir. Gelibolu Derneği de, bir sivil toplum kuruluşu olarak, sosyal ve milli sorumluluk gereği, bu çalışmalara katkıda bulunmak üzere kendi programını geliştirmektedir. Çalışmalarımız, koordinatör Valilik yanında, Gelibolu Kaymakamlığı, Gelibolu Belediye Başkanlığı, Eceabat Kaymakamlığı, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiltere, Fransa ve Almanya Büyükelçilikleri, Kanada savunma ataşeliği, milli ve yabancı birçok sivil toplum örgütü ile yakın koordine ve işbirliği içinde yürütülmektedir.

18

Derneğimizin Yüzüncü Yıl Anma Programı içinde yer alan ‘Uluslararası Gelibolu Belgeseli’ proje dosyası, derneğimizin kontrolünde, bir İngiliz film yapım şirketi tarafından geliştirilmiştir. Proje ekibi iki kez Türkiye’ye gelmiş, Gelibolu’da çalışmış, müzeleri ve 18 Mart Üniversitesi tarih bölümünü ziyaret etmiş, uzmanlar, tarihçiler ve rehberlerle, köylülerle görüşmüş, muharebe meydanlarını dolaşmış, Türkiye’de ve İngiltere’de arşiv ve literatür çalışmaları yapmıştır. Belgesel filmin esas amacı 1915’te Gelibolu’da savaşan milletler arasında karşılıklı anlayışın ve tanımanın artırılmasına, Çanakkale muharebelerinden ders alınması yoluyla uluslararası barışın korunmasına katkıda bulunmaktır. Hedefimiz, askeri konulardan daha çok ‘insani’ konular üzerinde durmak ve ‘düşmanlar’ arasında gelişen dostluk konusunu ele almaktır. Film, farklı milletlerden Gelibolu ‘torunlarının’ dedeleri hakkındaki hikayelerine dayandırılacaktır. Filmin çekimi için, geçtiğimiz günlerde MAKE World Media’nın Londra’daki ofisinde yapılan toplantıda prensip mutabakatına varılmıştır. Yönetmen Sian Kevill ve ekibi uzun www.geliboludernegi.com

ARAŞTIRMA

yıllar BBC bünyesinde başarıyla çalışmış, belgeseller konusunda uzman kişilerdir. Filmin 2014 sonuna kadar bitirilmesi ve 2015 yılında dünya televizyonlarında gösterime girmesi planlanmaktadır. Uluslararası niteliğine uygun olarak, proje, Türk hükümeti yanında farklı Türk, yabancı ve uluslararası, resmi, yarı-resmi, özel kurum ve kuruluşun da sponsor/partner olarak katkılarına ve/veya yardım ve işbirliğine sunulmuştur, bu konudaki görüşmeler ve girişimlerimiz devam etmektedir. Sizleri de, bu projede yer almaya, bu tarihi girişimin bir parçası olmaya davet ediyoruz. Bunu iki şekilde yapabilirsiniz: - Dedeniz—veya babanız—Çanakkale’de www.facebook.com/geliboludernegi

savaştıysa; nerede, hangi cephede, kısaca hikayesi ve elinizdeki belge, fotoğraf, mektup vb dokümanların listesiyle bizimle paylaşın. Belki de aradığımız ‘torunlardan’ biri sizsiniz. - Bu filme sponsor olabilir veya bağış yoluyla katkıda bulunabilirsiniz. Küçük katkılar da büyük anlamlar ifade edecektir. Bağışlarınız ayrı bir hesapta toplanacak ve sadece kar gayesi gütmeyen bu film için kullanılacaktır. Sponsorlarla şüphesiz ayrı ayrı sözleşmeler yapılacaktır. Bu konudaki görüş ve önerilerinizi duymaktan ve sorularınıza cevap vermekten mutlu olacağız. GELİBOLU DERNEĞİ geliboludernegi17@gmail.com

19

NOSTALJİ

“ALBÜMDEKİ RESİMLER” “…Gülümseyerek bakarlar bizlere, Eski fotoğraflar albümlerde... Ve onlar siyah-beyaz bir alemde, Renkli duygularla resm-i geçitte!..” …Yıllar var ki, kapağını bile açmadım, açmak bir yana, elime her geldiğinde kilitli dolapların en arkasına, en karanlık köşelerine iteleyip durdum, görmemezlikten geldim hep, o yokmuş gibi davrandım. Çünkü elime alırsam, ben açmasam bile o kapak kendiliğinden açılıverir, içindekiler ortaya saçılır, bende onları bir daha toplayamam korkusunu yaşadım. Bu korku; dökülüp saçılanların, acıtatlı bir yığın yaşanmışlıklarla, benliğimi sarıp duygularımı kanata kanata tırmalamasına, kapanmaya yüz tutmuş özlem yaralarımın bir daha zor kapanır hale dönüşerek yeniden açılmasına neden olabileceğiydi... “Aile albümümüzden bahsediyorum; Oldukça iyi el işçiliğiyle yapılmış güzel bir kapağı olan, içi eski tarz köşebentlerle karton sayfalara tutturulmuş, siyah-beyaz bir alemde, renkli duygularla resm-i geçit yapan, uzun yılların ötesinden insana sahiciymiş gibi bakan fotoğraflarla dolu sırlar ve duygular manzumesi…” Her bir sayfayı hep aynı merakla açtığım ama hep ayrı bir öykü , ayrı bir sır ve acısı olan fotoğraflara ilk defaymış gibi baktığım bir yaşanmışlık belgesi. Geçenlerde elime geçtiğinde baktım da bayağı azalmışlar,benden önce evden ayrılan ağabeyim ve ablam kendilerince sahiplendiklerini alıp götürmüşler. Ama kalanların bana yaşattığı duygu hezeyanı hiç de az değil!.. Hemen ilk sayfada “bizim ailece çekilmiş bir resmimiz” var, üstünde, herhalde binlerce fotoğrafta olan “Foto Yıldız” damgası... “50’li yıllar, annem Fatma hanım dalgalı siyah saçlarıyla, ne giyse yakışır halleriyle hasır bir koltukta oturmuş, kucağında ben, kocaman yeşil-ela gözleri

Günseli B AŞEL

gunseli_b

a@hotma

il.com

ve başındaki kurdelesiyle ablam, izci giysileriyle ve o güzel çocukluk halleriyle de abim hemen annemin yanıbaşındalar, babam da ayakta, hep hayalimde kaldığı gibi dimdik, ‘ail’ olmanın verdiği gururla, korkmayın ben hep arkanızdayım dercesine bizi sarmalamış!...” Kim olduklarını anımsayamadığım başka başka resimlerde, yüksek bir platforma oturtularak poz verdirilmiş, şık giysilerle, başlarında kocaman fiyonk kurdeleleriyle güzel güzel kız çocukları, bir diğerinde, gümüş yıllarını yaşamasına rağmen saçları hiç ağarmamış, derin bakışlarında hasret yıllarının yaraları göz göz olmuş astsubay üniformalı yakışıklı bir asker; amcam bu, Kore’den göndermiş…Bir başkası, geçmişle geleceğin aynı karede potalandığı efe giysileri içinde ve efe tavrında dimdik bir büyükbabayla küçük bir çocuk.. Bu bıçkın da bir Rumeli küheylanı; dayım, 1938de, İstanbul Hatırası yazan bir dekorun önünde. Bir diğerinde ise elinde uzak iklimlerin göz nuru yelpazesiyle, şuh tavırlı, hülyalı bakışlı, hoş bir genç kadın bacak bacak üstüne atmış, koltuğun kenarında oturuyor, koltukta oturan da orta yaşlı bir erkek. Artık baba-kız mı, sevgili mi?!.. Hoş modelli, çiçekli desenli giysilerle ve özenli saçlarla, sıra sıra halalar, kuzenler, komşu kızları, annemin arkadaşları… Fotoğrafçı illaki poz verdirmiş, yanıbaşlarına da dekor olsun diye şık ahşap masalar, sehpalar konulmuş… İçlerinde bir tanesi var ki, daha sonra sevdiği erkek uğruna canına kıyan, güzeller güzeli Ü.. Hanım, beni çok etkileyen öyküsüyle, nasılda hüzünlü bakıyor!... Burada da her daim çok özlenen kırsal kesimden akrabalar, arResim-01 Cumhuriyetimizin 24’Ncü Yilinda Karayolları Çalişanları /Gelibolu kasına uzaklardaki teyzemin ve

20

www.geliboludernegi.com

NOSTALJİ eniştemin ellerinden öperiz diye biten maniler yazmışlar, daha az özenli kılıklarıyla… Daha kimler kimler?... Kimilerinde tarih yok, kimilerinde de isim. Kimilerinde ise hem tarih var hem de unutulmamak dileğini betimleyen şiircikler. Çok duygulu olanı da var, sevimli Rumeli lehçesiyle; “.. Ayat bir gemi yoktur yelkeni- Resmime baktıkça atırla beni!..” türünden Resim- 05 “ Albümdeki Resimler”Den olanı da… “Eski Dostlarin” Mutluluğa İlk Adımı... 40’lı yılların sonunda olduğunu düşündüğüm bir başka resimde de oldukça genç halleriyle Müfettiş Ethem Bey, Eyüp Bey, Nimet Hanım ve tanıyamadığım başkalarıyla bir öğretmen gurubu. Ve işçiler… “Babam Mustafa Barut ve arkadaşları, emekleri alın teri olmuş, yağlı tulumlarıyla, yeni yeni kalkınan o dönemin ve her dönem Türkiye’sinin olmazsa olmaz değerleri, mühendislerini de almışlar ortaya, Cumhuriyetin 24. Yılı’nda kurdukları takın Bayındırlık Bakanlığı tabelasının altında zamanı durdurmuşlar.” Lütfü Bey, Seyfi bey, feriha hanım, Ömer Usta, Burhanettin Usta, Mustafa Sinik, Nihat ve Enver Çavuşlar.. ve isimlerini anımsayamadığım diğerleri. En çok da evlilik resimleri!.. O dönemin gösterişten uzak naif gelinlikleri ile sade bir makyajla en güzel günüm dercesine damatların hemen yanı başında gülümseyen gelinler… Kenarı tırtıklı makasla kesilmiş kaliteli kartlara basılmış, 40’lı, 50’li yılların o çok sevdiğim modasını yansıtan kadın ve erkek giysileriyle özenli bir ciddiyet içinde çekilmiş ailelerin ve çocukların resimleri… İşte bu da 2. Dünya savaşı sırasında babamın, İmroz (Gökçeada) ’da yaptığı ihtiyat askerliğinin 4’ncü yılından bir enstantane!.. “Çok iyi biliyor ki; babaca bir hırsla elinde tuttuğu o tüfeğin namlusunun ucunda düşman belası, ama o tetikte, hazır… Ya tüfeğin diğer ucu, o sert dipçiğin değdiği bağrında açılan, ailesine duyduğu özlemin yarası? O kadar belli ki!...”

Resim-04 26 Kasim 1963 Gelibolu’nun Kurtuluşu / Öğr. Feriha H. ile Günseli BARUT

Resim-02 Bir 23 Nisan Töreninde Öğretmenler Toplu Halde / Gelibolu

Ama ne yazık ki bu resimlerdeki insanların çoğu, gerek başka kentlerdeki fotoğrafçılarda, gerek Gelibolu’da Havuzlar mesiresinde, çarşıda,fenerde,kurtuluş törenleri, ya da 23 Nisanlarda,deniz kıyısında, eğlence yerlerinde, çocuklarının süslü sünnet yatakları önünde ve pek çok bilemediğim yerlerde verdikleri pozlarla, anılar dağının arkasında gözden ve gönülden uzaklaşıp, kaybolmuş gitmişler… “…Aslında albümü gözden ırak bir bir yerlere saklamak da işe yaramıyor. Hem nelerle baş etmemişim ki!.. Acı-tatlı pek çok anının, gönlümle suç ortaklığı yaparak beni özlem girdabına çekmesine mi karşı koyamayacağım!…Hadi artık diyor içimdeki dost ses, kapat şu albümün kapağını. Sen; albümün kapağı kapatılsa bile içindekilerin, gerek anılarında, gerek yanı başında olanlarla sana sevgiyi ve dostluğu öğrettikleri için hiçbir zaman unutulmayacağını bilirsin zaten!.. Ya özlem? Kim özlenmek istemez ki!.. Sen de onların gönlünü böylece hoş etmiş olursun diyor. Tabii ya diyorum. Özlemenin şifrelerini kırdığımı düşünerek, özlemenin acısından kaçmak bencillik ama ya birilerini özlemek!... Onlara verilen değerin ruh halleri! Bunu da göstermeli insan!.. Ben de bir gün beni de özleyenlerin çok olmasını dilerken, beni hep hüzünlendiren gönlüme “hadi canım sen de!..” diyerek bir çalım atıyorum ve içimdeki bu dost sesin güvenli kapsama alanına doğru var gücümle seyirtiyorum!... Beni hüzünlere boğan gönlümü özler miyim, bilmiyorum?!....” Kasım 2013 - Çayyolu / ANKARA

Resim-03 Ağabeyim Erdoğan’in Sünnetinde Barut Ailesi Resim-03 Ağabeyim Erdoğan’in Sünnetinde Barut Ailesi

www.facebook.com/geliboludernegi

21

KÜLTÜR

FARKLI KÜLTÜRLERDE

EĞİTİME BAKIŞ VE AHLAK ANLAYIŞI - II TÜRKİYE’DE EĞİTİM “Sakın her şeyi öğretmeye kalkmayın, ama neyi her neyi öğretiyorsanız, onu iyi, çok iyi öğretin ki çocuk, öğrenmeyi ve düşünmeyi öğrensin” (Eğitim Felsefecisi Whitehead)

Değerli Okuyucu; Geçen sayımızda “Eğitim Kültür İlişkisi ve Farklı Kültürlerde Eğitim Anlayışı”na yer vermiştik. Bu sayımızda da “Türkiye’de Eğitim” ile devam etmek, gelecek sayımızda da konuyu; “Kültür ve Ahlak” bağlamında inceleyerek sonlandırmak istiyorum. Sıkılmadan okumanız dileğiyle. Türkiye’de Eğitim: Bugünkü örgün eğitim sistemimizin çağın dışında kaldığı yadsınamaz bir gerçektir. Bazı araştırmacılara göre, eğitim sistemimizin bu bozukluğu ve yanlışlığı Osmanlı’ya dayanır. Batılılaşma eylemi bir eğitim eylemi olarak başlatılmıştı. Ancak bu eylem; batının teknolojisi yerine sadece ideolojisinin Osmanlı toplumuna sızması ile sonuçlandı. Cumhuriyet döneminde topluma teknoloji aşılamaya yönelik en önemli eğitim atılımı Köy Enstitüleri yoluyla yapılarak, eğitim yoluyla köydeki teknolojiyi değiştirme denendiyse de, maalesef bu enstitüler komünist yetiştiriyor gerekçesi ile kapatıldı. Gerçek kapatılma nedeni ise değişen teknolojiden zarar görecek olan egemen sınıfın çıkarları idi. Günümüz toplumunu bile hala egemenliğinde tutan, “eğitimle kalkınma ve sorun çözme anlayışı”nın kökleri, Osmanlı Devşirme Sistemi’ne; devşirmelerin tamamen yeni bir dünya görüşü ile Enderun’da yetiştirilmelerine kadar inmektedir. Toplumdan koparılan kişiler, adeta soyut bir devlet adına yetiştiriliyor ve Padişahın hizmetine sokuluyordu. Böylece eğitim, imparatorluk yapısının en önemli temel taşlarından birisini oluşturuyordu. Osmanlı’da bu denli önemli bir işlev sahibi olan eğitim, İmparatorluğun yıkılışında da büyük bir rol oynadı. Batı, önce ekonomik ve siyasal etki yoluyla, sonra da Batı modeline göre aktarılmış olan eğitim kurumları aracılığıyla Osmanlı’yı pençesine aldı. Böylece tek kurtuluş yolu yalnızca Batılılaşmak olarak

22

T

U Tevfik UM

algılanmaya başlandı. Aslında gerçekten de kurtuluş için başka bir yol kalmamıştı. Atatürk’ün Kültür Anlayışı ve Eğitim: Atatürk, yeni Türk insanını yetiştirecek bir Türk Kültürü yaratmaya çalışmıştır. Atatürk; yaratmaya çalıştığı Türk Kültürü’nü; “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültür olacaktır. Ama bu, yitik imparatorluk döneminden miras kalmış, hurafeler manzumesi değil, dünya milletleri ailesi içinde yerini alan laik Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş kültürü olacaktır. Eski devrin dine-karışmış masallarından, yaradılış ve varlığımızla ilgisi olmayan fikir ve inançlardan, doğudan ve batıdan gelen etkilerden uzak, milli karakter ve tarihimize uygun bir kültür.” sözleriyle özetlemiştir. Atatürk’ün kültür anlayışına göre her türlü gelişme ve çağdaşlaşma için, kültürün değişmesi kaçınılmazdır. Atatürk çağdaş bir ulus olabilmemiz için ata yadigârı cemaat kültürünü aşıp, laik bir milli kültür yaratmak zorunda olduğumuza inanmıştır. Öte yandan Atatürk, kültür yaratmanın tıpkı insan yetiştirme düzeni gibi eğitim sürecine bağlı olduğunu bilmektedir. Bununla birlikte, Atatürk, eğitim sürecini yalnızca okullara (okul öğretimine) bırakmayacak kadar gerçekçidir. Bu yüzden bir yandan kültürel muhtevayı çeşitli kaynaklardan besleyip www.geliboludernegi.com

KÜLTÜR

zenginleştirmeye, öte yandan eğitim sürecini yenileştirmeye ve kültürün taşıyıcısı ve öğrenme aracı olan dili Türkçeleştirmeye çalışmıştır. Çabalarını, “Eğitim-kültür-dil” üçlüsünü anlamlı bir bütün haline getirme üzerinde yoğunlaştırmış, okul dışı yaygın öğrenime önem vermiş; kültür yenileşmesine karşı koyan direnci azaltacak halkevleri ile kültür merkezlerinin açılmasına önayak olmuştur. Günümüzde Türk Eğitim Sistemi: Eğitim Sistemimizin genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: 1) Türk Eğitim sistemi özgür düşüncenin gelişmesine karşıdır. Kitabın yazdığı ve öğretmenin söylediği gerçeğin tek ve biricik gerçek olduğu anlayışıyla yetiştirilen öğrenciye tartışma olanağı verilmemektedir. 2) Ulusal ve özgün değildir. 3) Hem kendi içinde hem de dış çevre ile tutarlı değildir. Son dönemde eğitimimizin en önemli açmazı, çok sık sistem değişikliği olmuş ve bu değişiklikler sistemi iyice içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Öğrenciye yeterli kalitede eğitimi vereme-diğimiz açıkça ortada iken, maalesef hala, kaliteyi arttırmak yerine, işin kolayına kaçarak sistem değiştirme ile bu sorunun çözüleceğini sanıyoruz İlk ve orta öğretimi kapsayan, 8 yıllık eğitim sistemi yeni yeni oturmaya başlamışken, 2012 yılında 4+4+4 sistemine geçilmiş ve gerekli planlama ve hazırlık yapılmadan acele ile sistemin değiştirilmesi, sistemin ilk yılının başarısızlıkla kapanmasına neden olmuştur. Eğitimin nicelik ve niteliğini değerlendiren, Sabancı Üniversitesi Eğitim Reformu Grubu’nun yayınladığı 2012 Eğitim İzleme Raporu (http:/erg.sabanciuniv.edu); 4+4+4 modelinin eğitim sistemi üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Rapor; sistemin, eğitim ve öğretimin www.facebook.com/geliboludernegi

kalitesini arttırmaya ve eşitsizliği ortadan kaldırmaya katkıda bulunmadığını, sistemin Türkiye’de eğitim politikalarının tasarlanması ve uygulanması açısından geriye dönük bir adım olduğunu vurguluyor. Rapor ayrıca; eğitim kalitesini arttırmaya yönelik projelerin bu sistemle yavaşladığını, öğretmenlerin yeterliliklerinin geliştirilmesinin gecikmeye devam edeceğini, 2012-2013 net okullaşma oranının orta öğretim düzeyinde sadece yüzde 2.69 arttığını, en düşük okullaşma oranının Doğu illerimizde olmaya devam ettiğini belirtiyor. Ayrıca, nüfusumuzun yüzde yetmişinin eğitim seviyesinin halen ilköğretim düzeyinde olması da; ülkemiz nüfusunun genel eğitim seviyesini göstermesi açısından çok çarpıcı. Eğitimi içeride tartıştığımız gibi, yurtdışından nasıl göründüğü konusunda da OECD’nin yıllık eğitim raporu (www. oecd.org/edu/eag-2012-sum-tr.pdf‎) bize önemli ipuçları veriyor. Rapora göre; Akademik Başarı Listesinde Türkiye, matematik, fen bilimleri ve okuma alanlarında 43 ülkenin gerisinde. Diğer bir uluslar arası rapor; değişik ülkelerden 6ncı ve 8nci sınıf 600,000 öğrencinin girdiği 2011 TIMMS (Uluslar Arası Fen ve Matematik Çalışması - http://timss.bc.edu/) sınavı sonuçları. Buna göre de; Türkiye’de eğitim uluslar arası rekabetin çok gerilerinde. Matematik eğitimi başarısında 50 ülke arasında 35nci sırada yer alıyor. Eğitim sistemimizde bir türlü çözüm bulamadığımız bir diğer sorunumuz da, yaygın tabiriyle öğrencileri yarış atına çeviren öğrenci seçme sınavlarımızdır. Bu yıldan itibaren uygulanacak olan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) umarım istenen sonucu verir. Yeni sistemin; okulu ve öğretmeni ön plana çıkararak, eğitimi sınav odaklı halden okul odaklı hale getirecek olması önemli bir artı iken, Doğu ve Batı illeri okulları arasındaki müfredat açığı, öğretmenler üzerindeki baskının artacak olması sistemin önemli eksileri olacaktır. Eğitim sistemimizin diğer bir kanayan yarası dershanelerdir. Dershaneler, okulda verilen bilginin sınav kazanmaya yetmemesi ve öğrencilerin birbirlerine fark at-

23

KÜLTÜR

ması ihtiyacından doğmuş ve bugün karşımızda dev bir sektör olarak durmaktadır. Dershanelerin kapatılmasının gündemde olduğu bir dönemde, öğrencilerin yeni SBS sistemi ile girecekleri ve lisede hangi okula gideceklerini yüzde yetmiş oranında belirleyecek olan toplam 12 sınava, dershaneleri doğuran aynı gerekçelerle hazırlanırken duyacakları ihtiyaç, dershanelerin başka isimler altında, değişik modellerde artarak devam edeceği ve bu sorunun çözülemeyeceği izlenimini uyandırmaktadır. Temennimiz yükseltilecek eğitim ve öğretmen kalitesi ile öğrencinin dershaneye ihtiyaç duymayacak hale getirilmesidir. Aksi halde kapattım demekle sorunun çözülme ihtimali çok zayıftır. Başlangıçtan itibaren, işin kolayına kaçıp, eğitim sistemlerini değiştirerek sonuç almak yerine, zor olan okulda eğitimin ve eğiticinin kalitesini yükseltme yolunu seçseydik, bugün ne sınav stresi altında ezilerek, daha başlangıçta yaratıcılıklarını kaybetmiş bir öğrenci kitlemiz, ne de dershanelere olan ihtiyaç olmayacaktı. Peki, çözüm önerileri nelerdir: 1) Sistem tekilci niteliğinden kurtarılmalıdır. Tek ve biricik doğruyu ezber yoluyla öğrenciye aktarmaktan vazgeçilmeli, bütün düşünce akımları tartışmalı olarak öğrenciye sunulmalıdır. 2) Orta öğretim düzeyinde aktarılan teknolojik birikim de ideolojik birikim de artık hiçbir işe yaramamaktadır. Çağdışıdır. Tümüyle kaldırılmalı ve yerine yeni bir sistemin, çağdaş, akılcı ve teknik bilgi aktarımına yönelik bir sistemin kurulması gerekmektedir. Maksat öğrenciyi üniversiteye muhtaç etmeden toplumda iş ve işlev sahibi kılmak olmalıdır. 3) Üniversiteler özerklik içinde öğrencilerin de gerçek anlamda yönetime katılacağı şeklinde yeniden örgütlenmelidirler. 4) Eğitim programlarında bilgi yüklemek yerine yararlı bilgiyi yüklemek yolu seçilmelidir. 5) Ezber yerine düşünmeyi, hazır cevapları belletmek yerine, geçerli soruları sorma özendirilmelidir. 6) Öğrenciye her şeyi öğretmeye kalk-

24

mamalı, ama neyi öğreteceksek onu çok iyi öğreterek, öğrenciye öğrenmeyi öğretmeliyiz. Bilim çağı artık günümüzde enformasyon devrimine dönüştü. Bilim gizli veya sınırlıydı, ama artık gizemini yitirdi, herkesin malı oldu. Artık Dünyada önemli bir yer edinebilmemizin, orta gelişmişlik düzeyinden çıkmamızın, teknoloji ve bilgi üreten bir toplum olmanın yolunun; eğitim, bilim ve teknolojide ilerlememizle mümkün olabileceğini anlamamız gerekiyor. Sistem değişiklikleri ile uğraşmak yerine, eğitimi ulaşılır hale getirmek, kaliteyi arttırmak, eğitim süresini uzatmak, öğretmen yeterliliği ve kalitesinin arttırılmasına çok ama çok önem vermek, öğretmenleri uzman olarak toplumda belli bir yeri ve saygınlığı olan bireyler olarak yetiştirip, kendi uzmanlık alanlarında çalıştırmak, okullar ve öğrenciler arası eşitsizlikleri azaltmak akademik başarı kadar sosyal yetkinliğe de önem vermek ve en önemlisi, siyasi amaçları eğitime bulaştırmamak önemli hedeflerimiz olarak ortaya çıkıyor. Değerli Okuyucu; geçen sayımızdaki “Eğitim Kültür İlişkisi, Farklı Kültürlerde Eğitim Anlayışı”ndan sonra bu sayımızda da “Türkiye’de Eğitim” konusunu incelemeye çalıştık. Gelecek sayımızda da; konuyu “Kültür ve Ahlak” bağlamında inceleyerek sonlandıracağız. Umarım sizleri sıkmamışımdır. Sağlıcakla kalınız.

Faydalanılan Kaynaklar: İnsan ve Kültür. Bozkurt Güvenç Kültürün a,b,c si. Bozkurt Güvenç Kültür Üzerine. Emre Kongar Postmodern ve Küresel Toplumda Eğitim. Prof. Dr. Mahmut Tezcan Yazılı ve ve Görsel Medya www.geliboludernegi.com

GENÇ KALEMLER

Cıngıl belllzzz cıngıl belllzzzz cıngılll oll dı veeyyy! Bu şarkıya bayılırım! İsteyen özenti desin tek kaşı havada dudağı büzerek, isteyen “Kapitalizmin oyunları bunlar!” desin piposunu fularının üstünden tüttürerek, ben yeni yıl kutlamalarını her zaman çok sevmişimdir. Nedense 1 Ocak’ta her şeyi arkamda bırakıp, yepyeni bir hayata bazen kocaman ve gösterişli, bazen de küçük; ama fantastik bir kapı açıyormuşum gibi gelir. Bilmiyorum kişisel gelişim kitaplarından ne kadar hoşlanırsınız; ama bu kitapların söylediğine göre artık trend(!) evrene olumlu enerji göndermek. Kimisi buna olumlama diyor, kimisi de evrenin bizi duyduğunu iddia ediyor. Bir yerde arkadaşlara katılıyorum. Belki duymuşsunuzdur, Japonya’da bir meraklı araştırmacı (bkz. Masaru Emoto) suyla konuşunca moleküllerin duygulara göre şekillendiğini gösterdi ve bunları fotoğraflayarak güzel bir sergi aracılığıyla dünyayla paylaştı. Suya güzel sözler söylediğinTLU mail.com indar KU om - sarozunkizi@g D m ü de moleküller çeşitli kar taneleri şekilg e c B ot. izi.blogsp lerini alırken; küfredip, sayıp sövdüksarozunk leri şu çamaşır suyu reklamlarındaki bakterilere benziyor. Iyk! Yalnız evrene enerji göndermenin de bir adabı var şekerim! “Allah’ım, ne istiyorsam olsun. Amin!” demekle olmuyor. Hani eğer O’nun “Dur bakıyım, Hayat Apartmanı Daire 14’teki kulum neler istemiş bu yıl içiiin? Hımm.. Bir araba, ev, koca, bitmeyen para, başarı… Tamam, hemen hepsi tez yapıla!” demesini bekliyorsanız çok beklersiniz! Bunları anca Noel Baba’dan isteyebilirsiniz. Bir kere net olmalı. Yani ne istediğini bilmeli. Başarı? Neyde başarı?! Koca? Valla net olmakta fayda var… Maazallah, birkaç aya kendinizi beddua ederken bulabilirsiniz! Püf nokta 2: oturduğunuz yerden dilemek veya enerji göndermek yetmiyor. Bahçenizdeki güllerin solmamasını istiyorsanız, sulayacaksınız. Yağmur duasına çıkıp Mikail’in geçerken bir sağanak yağış bırakmasını beklemekle olmuyor. Hayır, ters bir anına denk gelir. Yıldırım falan… Evlerden ırak! Ne istediğinizi bilin, biraz da emek sarf edin. Duymasını istediğiniz her kimse veya neyse emin olun sizi duyacaktır. Yeter ki, yüreğinizden kopardığınız olumlu enerjilerinizi serbest bırakın. Sonra da bırakın evren size isteklerinizi gümüş tepside sunsun. Son olarak, bakıyorum da hep “Üç, ikii, biiir, sıfır!” diye geri sayıyoruz her yeni yılda. Ben bu olguyu değiştirmeye ve sıfır yerine yüz koyup evrene olumlu enerjilerimi bırakmaya karar verdim. Çanakkaleli kızanlar olarak “Yetmiiiişşşş, sekkkseeeeen, dokkksaaaan, YÜÜÜZZ!” diye bağırıp, göbecikler atarak girdiğimiz, ……,………,…………..,……… (fill in the blanks :) ) olması için gönderdiğimiz tüm enerjilerin bize mutlulukla döndüğü bir yıl diliyorum! :) Boşlukları doldurun www.facebook.com/geliboludernegi

25

ÇEVRE

GELİBOLU SUYU Halk için bilgilendirme yazısıdır.

G

elibolu yarımadasına İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu sağlanması ile ilgili olarak, 2006/10124 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Gelibolu’nun su ihtiyacına karşılamak maksadı ile büyük zorluklar aşılarak hazırlanmış bir protokoldür. Gelibolu Yarımadasının içme, kullanma ve sulama ihtiyacını karşılamak amacıyla Gelibolu Çokal Barajı “Gökbüet Projesi” yapımına 1990 lı yıllarda başlanmıştır. Barajın su tutma aşamasının bitirildiği bu sıralar, proje devamı olan Evreşe, Kavak, Adilhan, Koruköy, Bolayır, Güneyli Ovalarının Sulanması için yapılacak (Borulu Sistem Sulama Şebekesi) nin Projelendirilmesi de DSİ Genel Müdürlüğü’nce bitirilmek üzeredir. Barajda su tutulmasını müteakip, Ovalarda yapılacak sulu tarım neticesi, Kuru tarımdan sulu tarıma geçişin getirdiği rant, kuru tarıma göre dört kat artacaktır.Böylece, 1- İlk turfanda bir mahsul alınacaktır. 2- Normal sezonda bir mahsul alınacaktır. 3- Son turfanda bir mahsul daha alınacaktır. Hinterlandı sebebiyle büyük bir tüketici kitlesine hitap edecek projede, Üretim depolarda kalmadan da piyasaya sürülecektir. Çanakkale Bayramıç İlçesine yapılan Bayramıç Barajı bu şekildeki istihsalin tam örneğidir.

26

Emekli M

ühendis

Emin ERD

eminerd4

1@hotma

OĞAN

il.com.tr

8700 hektar alana su verecek bu projenin en büyük işlevi iseSulu tarım başladığında; Baraj çevresinde yaşayan, 2011 adrese dayalı Nüfus kayıt sistemi veri tabanına göre 85 bin kişinin faydalanacağı İÇME Kullanma ve endüstri Suyunun teminini sağlamasıdır. Bu rakam, adrese dayalı rakamdır. Yaz ayları geldiğinde GELİBOLU Yarımadası bitki örtüsünün organikliği, deniz kıyısı sahillerinin güzelliği, tarihi ve stratejik önemi ile Gelibolu’nun ve Milli Parkın İnanç Turizmindeki yeri de düşünüldüğünde 85 bin www.geliboludernegi.com

ÇEVRE

rakamının Yıllık 1,5 milyona ulaştığı görülecektir. Bu rakam, turizm potansiyeli açısından çok büyük rakamdır. 85 bin kişilik yerleşik nüfusun ve yaz aylarında ulaşılacak 1,5 milyon kişilik yazlık nüfusun ihtiyaçlarının karşılanmasında SUYUN çok önemli olduğu apaçıktır. Bu verileri göz önüne alanlar, suyun idaresinin de Gelibolu’dan yapılması gerektiğini ve faydanın bu şekilde daha fazla artacağının bilinci ile bu konuya çok önem vermişlerdir. Başlangıçta yukarıda anlatıldığı şekilde düzenlenen Planlama; 2012 senesi ortalarında Gelibolu Nüfusunun gelişiminde ve deniz sahil uzunluklarında, ayrıca su sıkıntısı sebebi ile gelişimini tamamlayamamış Gelibolu Yarımadası Milli Parkın su ihtiyacında bazı kavram düzensizlikleri şeklinden kaynaklanan su tahsis oranlarının Gelibolu aleyhine döndürülmeyi hedefleyen bir şekil almıştır. Bu teknik açıdan çok önemli bir konudur. 30.10.2012 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğü 11.Bölge Müdürlüğü yazı eki olarak Gelibolu Yarımadasının İçme ve Kullanma ve Endüstri Suyu sağlanması ile ilgili protokolü Gelibolu Belediye Başkanlığına intikal ettirmiştir. Gelibolu’da yaşamlarını sürdürecek Çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız, medeni olmanın, dinimizin emrettiği temiz olmanın yegâne unsuru SUYUN temininin ve yönetiminin, bu protokol ile güç hale getirilmekte olduğunu anlayan Gelibolu Belediye Başkanlığı, süratle harekete geçmiştir. Bu protokole göre Suyun İdaresini yapacak Gelibolu Gökbüvet Projesi Su Birliği etkisiz hale gelmektedir. Bu ayrıntı daha sonra düzeltilmesi mümkün olmayan çok teknik bir detaydır.Bu hususun Gelibolu Belediyesince görülüp tedbir yoluna gitmeside takdiri şayandır. Bu sorunun DSİ Genel Müdürlüğünde çözülebileceğini görmüşler ve Gelibolu’dan gece yola çıkmışlar sabahın köründe Ankara’ya gelmişler ve sabah 9.00 da DSİ GENEL Müdürlüğünün ilk ziyaretçileri olmuşlardır. Konu, DSİ İçme Suları Daire Başkanlığında tartışılmış.Gelibolu Belediye Başkanının Teknik misyonun verdiği formasyon ile Gewww.facebook.com/geliboludernegi

libolu Belediye Başkanlığı talebinin haklı olduğu görüşünde bileşilmiştir. İçme Suları Daire Başkanlığındaki müzakere sonunda konunun bir kere de Gelibolu Belediye Başkanı M.ACAR tarafından DSİ Genel MüdürYardımcısına teknik ve somut veriler ile protokolde yer alan nüfus ve su ihtiyaprojeksiyonlarına göre yapılan hesapların doğru olmadığının takdim edilmesi istenmiş, bu takdim sonucu, konunun DSİ ce yeni verilerle tekrar inceleneceğine karar verilmiştir. Bunun üzerine Gelibolu Belediye Başkanlığının 5.12.2012 tarih ve 16 sayılı yazısı ile Teknik detayları havi çok dökümlü ve gelecekteki müstakbel Gelibolu’ nun varacağı hedefleride belirterek Belediye Başkanlığınca bir rapor hazırlanmış ve yeni düzenlemenin bu verilerle yapılması talep edilmiştir. Yukarda tarihi belirtilen yazıya bağlı olarak, DSİ Genel Müdürlüğüne intikal eden yeni verilerin ışığı altında konu DSİ Genel Müdürlüğünce çok titiz bir incelemeye tabi tutulmuştur. Bu inceleme neticesinde; Gelibolu Belediye Başkanlığının itirazları yerinde bulunmuştur.Buna göre; -Arıtma tesisinin işletmesini Gelibolu Gökbüvet Projesi Su Birliği yapacaktır. - 27.11. 2011 tarihli ve 28125 sayılı resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik gereği. Hukuki durumları ve Hizmet özelliklerine göre İlçe Merkezi, Sanayi veya Ticaret ve Turizm nitelikleri açısından, çevre Belediyelerine göre ÜST SINIFTA bulunan Gelibolu Su Birliğinin, % oranı arttırılarak Protokol yeniden yazılmıştır. Gelibolu Belediyesi böylelikle ilerde oluşacak karmaşıkların önüne geçmiş, işletme ve kullanım haklarını Su Birliğine kazandırmıştır. Ayrıca ileriki tarihlerde olması muhtemel su sıkıntılarının da sonunu getirmiştir. Yani,TEMİZ, MODERN,YAŞANABİLECEK bir kente ihtiyaç olan SU GEREKSİNİMİNİ uzun yıllar periyodu için halletmiştir. Saygılarımla. 2013 yazında Gelibolu bilgileri.

27

ARAŞTIRMA

MUCİZEVİ ATATÜRK - II ‘‘ATATÜRK ÖLMEMİŞTİR’’ “365 günde bir 10 kasım var, Dost ağlar, düşman ağlar... Ve akan her damla yaştan; Atatürk yeniden doğar!..” M. Başel - Kasım 1965 Ünlü filozof Voltaire; “Bir insan ancak karakteriyle büyük olabilir” demişti. Sanırım bu özdeyişten Gazi Mustafa Kemal lehine bir ayrıcalık yapmak gerekir. Çünkü; ”O, yalnız karakteriyle değil,aynı zamanda yaptıklarıyla da milletinin gönlünü kazanarak bu denli büyük olabilmişti…ve büyük kalabilmeyi başarmıştı… ”(1) *** “Modern Türkiye’yi yaratan Mustafa Kemal ATATÜRK, evrensel bir hareketin de ilham kaynağı olmuştur…Zaten, Orta Doğunun bin yıllık tarihi incelendiğinde Ondan daha şanlı birinin olmadığı görülecektir.Bundan dolayı insanlar Atatürk’e, O’nu tanımlayan en uygun sıfatla “MUCİZEVİ ATATÜRK’E” hayran kalmışlardır… O’nu adeta babaları olarak tanıyan “Türklerin düşüncelerinde ATATÜRK hiçbir zaman ölmemiştir, yaşamaya devam etmektedir…”(2) *** Yıl 2002….. Ölümünden tam 64 yıl sonra bile Mustafa Kemal ATATÜRK yine dünya gündeminde… Belçika’da Liege’e bağlı VİSE Belediyesi tarafından kentin en işlek caddelerinden biri olan “AVENUE du CHEMİN DE FER” caddesinin adının “AVENUE ATATÜRK - ATATÜRK CADDESİ” olarak değiştirilmesine karar verilir. Törende konuşan Vali H.Bolland “Çok önemli bir şahsiyet olan Atatürk adının insanlığın sembolü olduğunu” vurgulamaktan geri kalmaz.. Belediye Başkanı M. Neven de;” konuşmasını; ”21 nci yüzyılın çağdaş Türkiyesi’ni, Atatürk’ten başka 1 Nelia PAVLOVA, Gazi’nin Ülkesinde, Paris-1927 2 Emil LENGLEY, Onların Gözünde Atatürk-1962

28

gazimust

Mustafa

afabasel@

BAŞEL

hotmail.c om

kim böylesine onurlu, böylesine anlamlı bir şekilde temsil edebilirdi ki? … O, tam bir barış adamıydı… Dilerim ki; Atatürk’ün yolundan hiçbir zaman sapılmaz! ..” diyerek tamamlar. (3) *** 1nci Dünya Savaşından yenik çıkan Macaristan İmparatorluğu topraklarında, Saint-Germain Antlaşması (10 Eylül 1919) ’na göre; Avusturya, Macaristan ve Çekoslovakya diye üç ayrı devlet kurulmuştu.Aradan bir yıl bile geçmeden Trianon Antlaşması (4 Haziran 1920) ile Macaristan, çok büyük toprak kaybına uğrar, tam 3,5 milyon Macar ülke sınırları dışında kalır.Koskoca İmparatorluğun bu şekilde parçalanması ülkede tam bir “Karamsarlık” ortamı yaratır. Ülkenin içine düştüğü bu feci durum ünlü Macar yazar Rasony tarafından; “Oysa aynı dönemde Osmanlı İmparatorluğu’na imzalattırılan – Trianon’dan daha ağır şartlar içeren - Sevr Anlaşması, Mustafa Kemal’in başlattığı onurlu Kurtuluş Mücadelesi sonunda hükmünü yitirmiştir.” şeklinde dile getirilirken, “Magyarsag Gazetesi” de “..Anadolu’daki bu mücadele, Macar Ulusunun geleceği için bir umut kıvılcımı teşkil etmeli!..” diye sesleniyordu. 3 Sabah Gazetesi, 19 Mayıs 2002

www.geliboludernegi.com

ARAŞTIRMA …Ve Aynı gazetenin “Hangi Hasta Adam!..” başlıklı yazısında; “…yetmiş yıl sürekli savaşmaktan yorgun düşen,üstelik “hasta adam” ilan edilen Türk Ulusu; Mustafa Kemal’in önderliğinde yorgun kolunu öfkeyle kaldırıp da Sevr’in temel sütunlarına öyle bir darbe indirdi ki,koskoca antlaşma çatırdayarak yıkılıverdi!.. Eğer Sevr yıkıldıysa;Trianon da, Saint-Germain de hükmünü yitirecek demektir!..” (6 Eylül 1921) ..Ve en önemlisi;Tarihin karnından ‘Bizim Mustafa Kemalimiz’ ne zaman çıkacak,o günleri görecek miyiz acaba?..” diye bir yorumda bulunuyordu.(4) Biz hala Atatürk’ü anlayamamışken, ne kadar anlamlı değil mi?. *** İnş.Yük.Müh.Fikri Dikmen anlatıyor;”…Mayıs 1991’de İsrail’deyiz.Rusya’dan gelen Yahudi göçmenler için 10 bin konut inşaatı ihale edilecek. Dünyanın çeşitli ülkelerinden 104 firma yarışıyor. Proje bürosunun sahibi Vitali Z. Gliboa ile akşam yemekte sohbet ediyoruz. - “Bu İsraillilerin işine aklım ermiyor” dedim. “Burası çok gelişmiş bir ülke, pek çok konuda Avrupa’yı bile geçmişsiniz. Her şey çok modern…Ama neden hala 5 bin yıl önceden kalma bu kargacık-burgacık, acayip harfleri kullanıyorsunuz?..” - “Biz Yahudiler Türk Milleti gibi şanslı değiliz…Bizim hiçbir zaman Atatürk’ümüz olmadı, maalesef!..” dedi. Aldığım cevap karşısında dondum kaldım.. Kendimden utandım…Çünkü biz Atatürk’ün sadece yazı devriminin bile büyüklüğünü idrak edemiyorduk diye. Ne acı değil mi?...(5) *** Tarihte Eflatun’un;” Hükümdarlar filozof, filozoflar hükümdar olsaydı..” şeklinde bir dileği vardı. Ne yazık ki, bu dilek tam 2000 yıldan beri gerçekleşememişti. Ancak, 20.yy. başında ilk defa “ATATÜRK’ün şahsında Eflatun’un istediği gibi birini görüyoruz.” Atatürk; atıldığı Kurtuluş Savaşında milletinin kaderini ele almış, yaşam boyu diğer milletlerin haklarına saygı duymuş ve “Yurtta barış, Cihanda ba-

rış” diyen barışçı tutumuyla insanlık alemine çok seçkin bir örnek olmuştur… Ve; Bundan dolayıdır ki; ”O, ÖLDÜKTEN SONRA BİLE TÜRK MİLLETİNİN GÖNLÜNDE YAŞAMAYA DEVAM ETMEKTEDİR…”(6) *** …Ve yıllar önce yapılan bu “ doğru tespit” şu günlerde gerçek olmuştur. Nasıl mı?.. Gaziantep ili merkez ilçe Şahinbey Nüfusunda; “Ali Rıza Bey oğlu Gazi Mustafa Kemal Hazretleri” ismiyle kayıtlı olan Atatürk, kütükte halen “Sağ” olarak yani “Yaşıyor” gözükmektedir. Çünkü; Elleri varıp da O’nu öldü yazamadılar!... Atatürk’ün hayata gözlerini yumuşundan sonraki yıllarda defalarca yenilenmesine rağmen kütüğe yine de “sağ” olarak yazılmasının sebebini, Şahinbey İlçe Nüfus Müdürü Cevdet Emektar; “Atatürk’ün öldüğünü kim söyleyebilir?.. Böyle bir belgeyi kim getirebilir?..” sözleriyle açıklıyordu.(7) “Evet,Atatürk ölmemiştir!..O yaşıyor ve ilelebet yaşayacaktır!.. Hem de fikirleriyle!...” *** ATA’NIN NÜFUS KAYDI ÖRNEĞİ Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk; Gaziantep Belediye Meclisinin 26 Ocak 1933’de aldığı bir kararla “fahri hemşeri” olarak ilan edilir. 27 Ocak 1933’de soyadı kanunu henüz çıkmadığı için “Ali Rıza Bey oğlu Gazi Mustafa Kemal Hazretleri” ismiyle , Gaziantep merkez ilçe Şahinbey Nüfus Müdürlüğü sorumluluk alanında kalan ve o tarihte Cumhuriyet Halk Fırkası’nın bulunduğu Bey Mahallesi kayıtlarında “Cilt no: 01001, Hane no:44, Sıra no:84, Birey Sıra No:01” olarak aşağıdaki gibi yer almaktadır; 1-Mesleği ve Sanatı : Türkiye Cumhuriyeti Cumhur Reisi 2-Baba Adı : Ali Rıza Bey 3-Anne Adı : Zübeyde Hanım 5- Medeni Hali: Bekar 6-Doğum Tarihi ve Yeri:1296/ Selanik

4 Macar Basınında Türk Kurtuluş Savaşı ve Atatürk 5 Bütün Dünya, 2002 Sayı:10

6 Herbert MELZİG, Atatürk’ün Hayat Hikayesi 7 Mustafa BAŞEL,Mucizevi Atatürk,Birlik Dergisi-138

www.facebook.com/geliboludernegi

29

EĞİTİMCİDEN

GELİBOLU, GELİBOLU’LULARIN OLACAK MI? Yeni bir yerel seçim hazırlığı içerisinde ülkem. İçerisinde olduğumuz şu günlerde, siyasi partiler aday belirleme ve duyurma telaşı içindeler. İster istemez yerleşim yerlerinde bu telaş ile birlikte küçük de olsa heyecanlı çalışmalar da başlamış durumda. Bizim şehrimiz de bu telaş ve heyecandan nasibini almakta kuşkusuz şu günlerde. İlerleyen süreçte söz konusu durumun daha da artacağını söylemek için de kahin olmaya gerek yok elbette. Ankara’dan takip edebildiğimiz ölçüde, Milliyetçi Hareket Partisinden bir dönem önceki başkanımız sayın Cihat BİNGÖL’ün , Cumhuriyet Halk partisinden mevcut başkanımız sayın Mustafa ÖZACAR’ın, Ak Partiden ise üç aday adayının ; sayın Aygen AKDAĞ, sn. Mesut BOZKURT ve sayın Mehmet ELİGÜL’ün belediye başkanlığı için yarışacağını öğrenmiş durumdayız. ( Yazının kaleme alındığı zaman diliminde, durum bu noktada idi. ) Yerel yönetimlerde seçim sonuçlarını, siyasi partilerin tabelalarına verilen oylardan çok adayların kişisel özellikleriyle, vaatleriyle aldıkları oylar belirler. Bu durum, Gelibolu’muzda da böyle olmuştur, muhtemelen de böyle olacaktır. Rahmetli babam Nevzat BAĞATIR’ın siyasi görüşünü onu tanıyan hemen herkes bilirdi. Son seçimden bir önce ki seçimde kendisinin, annemin ve çevresindekilerin oylarını Cihat BİNGÖL için kullandırırken, son seçimde bu oy potansiyelini Mustafa ÖZACAR başkan için kullanmıştı.

30

Yalçın BA Ğ

ATIR

İlk söylediğim olayın sağ görüşlü bir tabandan gelen için yadırganacak bir durumu yok kuşkusuz. Rahmetli babam gibi sağlığında Nuri ERER’in ( Deli Nuri ) deyim yerindeyse askerliğini yapan, iddialı bir sağ görüşe sahip olan birinin CHP’li bir adaya oy vermesi, çevresindekileri bu şekilde yönlendirilmesi acaba nasıl yorumlana bilinir ? O babam ki, geçmişte iki iş ortağı ( Sedat URAZ, Ahmet Çiftçi ) etkili birer CHP’li olduğu halde oyunu Cihat Başkan için kullanmış, kullandırtmıştı. Bir sonraki seçimde ise babam neredeyse eline CHP bayrağı alıp sallayacak ölçüde Mustafa başkanın yanında yer almıştı. Kişilerin icraat dönemlerinde yaptıkları ya da yapamadıklarıyla devri iktidarları zamanlarında hoş tuttukları gönüllerle; kırdıkları, incittikleri gönüllerin hesap dökümünün ortaya çıkarılacağı süreçlerdir seçim dönemleri. Denenmemiş, arenaya ilk çıkacak adaylar için ise normal yaşam dönemlerindeki tutarlılıklar, ortaya koydukları, belirleyici olacaktır elbette. Şu an Gelibolu’da olsam, orada oy kulla-

www.geliboludernegi.com

EĞİTİMCİDEN

nacak olsam elbette bir tercihim olacaktı ama dışarıdan Gelibolu’ya bakan biri olarak hangi partiye mensup, hangi adayın ipi göğüsleyeceğinden çok, kimin Gelibolu’ma daha fazla şey katacağı, kazandıracağı ilgilendiriyor şu aralar beni. Hele de diğer yazılarımda altını ısrarla çizdiğim gibi, Geliboluluların kendi doğup büyüdükleri yerde Gelibolu’da yetim kalmaları, kendi öz yurdunda neredeyse ikincil, hatta üçüncül noktada bulunmaları, önceliklerin bu kişiler için kullanılmaması, ilgilendiriyor beni. Gelibolu’da yaşayan ya da bizim gibi dışarıdan Gelibolu’yu izleyen ama yü-

reğindeki Gelibolu sevdası hiç eksilmeyen, “ Acaba neler yapabiliriz ”sorusuna sürekli yanıt arayanların zaman zaman üretilen çeşitli senaryolarla karalanarak saf dışı bırakılmaya çalışılması, tam tersine bir takım çıkarlar adına bir yerlerde olmaya çalışanların sahte “ Sevdaları ( !? ) ” ise ürkütüyor ve düşündürüyor beni. Aday adaylarının her birini, sayın Mehmet ELİGÜL az olmakla beraber tanıdığımı düşünmekteyim. Her birinin Gelibolu sevdasından zerre kadar kuşkum olmadığını da yine haddim olmayarak belirtmek isterim. Benim kavgam, uğraşım; Gelibolu adına, Gelibolular adına. Gelibolulu olup da Gelibolu’da yaşayan, orada iş yapanların, bürokratların, Gelibolu çocuklarının; Gelibolu’da yetim kalmamaları adına. Gelibolu’da hak ettikleri gibi seçkin bir yaşam sürmeleri ya da sürememeleri adına. Bugün Gelibolu olması gerektiği bir yerde, bir noktada değildir. Ortaya konulacak her çalışmanın, üretilecek her projenin, işte bu noktaya ulaşma adına olması gereklidir. Osmanlı imparatorluğunun en şaşalı dönewww.facebook.com/geliboludernegi

minde dahi sancak olan, hak ettiği değeri gören şehrimizin bugün hak ettiği pozisyonun çok altında olması; herkesi bir şeyler yapmaya itmelidir, Gelibolu adına. Siyasi iktidarlarla paralel olan yerel iktidarların elbette ki şansları daha çok olacaktır. Bu durumu kimse göz ardı edemez, etmemelidir de. Ama… Kuşkusuz bundan çok daha başka unsurların da ortaya konulması gereklidir. Bu diğer unsurların da belirleyici olması gereklidir yerel seçimlerde. Aday olan kişilerin özelliklerinin ve mensup oldukları siyasi partinin belirleyici özelliklerinin yanında; ülkemizin, doğal olarak şehrimizin yarınlarını da düşünmek zorundayız. Unutulmamalıdır ki; bu gün vereceğiniz her kararı, yarınlarımız adına, çocuklarımız adına veriyoruz. Ulus olarak bizi biz yapan milli ve manevi değerlerimiz yok saymadan ama Atatürk ilke ve devrimlerinin yansıttığı ışığı da kaybetmeden, kaybettirmeden. Nereden gelirse gelsin, hiçbir karanlığa geçit vermeden. Kimseyi gördüğünden daha geri, daha karanlık, daha onursuz, daha olanaksızlıklarla dolu, günlere taşımadan. Kimseyi sahip olduğu değerlerden her ne olursa olsun yoksun bırakmadan. Çok daha ilerilere bakmalıyız, ilerilerde olmalıyız diye düşünüyorum. Bunu da altını bir kez daha çizerek söylüyorum ki, evlatlarımız adına, ülkemin yarınları adına yapmalıyız. Ve onlara; her onurlu insanın hak ettiği gibi çağdaş, modern, her açıdan temiz yarınlar hazırlamak gibi bir ödevimiz de olmalıdır. Ve Gelibolu; kendisine yakışan, onurlu, temiz ellerde yücelmeli, yükselmeli çok önceden hak ettiği zirvelere. Bunu için de önce Gelibolulular söz sahibi olmalı, Gelibolu adına, Gelibolu’nun yarınını teşkil etme adına. Yıllardır benimsediğim, taşıdığım Gelibolu milliyetçiliğim; bana bu sözleri söyleme hakkı tanıyor, naçizane. Bir elektrikçi ya da diş hekimi, bir tüccar ya da bir bürokrat, bir öğretmen ya da herhangi bir ticaret ehli. Aradığım her ne ise onu önce Gelibolu çocuklarının arasında aramalıyım. Orada bulmalıyım, aradığım her ne ise… Kucak dolusu sevgi ve selamlarımla…

31

KÖYLERİMİZ

ÇOKAL KÖYÜ Orada Bir Köy Var Uzakta, Gitmesek De Görmesek De, O Köy Bizim Köyümüzdür.

GİN Nihat EN 960@hotmail.com in ateng 1 nih

Gelibolu’nun kuzey doğusunda ve yaklaşık 50 km. uzağında bulunan Çokal Köyü, kuzeyde Tekirdağ’ın Malkara ilçesi(Çimendere Köyü) ile doğu ve güneyinde de Şarköy ilçesi(Yayaağaç, Sofuköy ve Yeniköy) ile sınır komşusudur. Batısında ise Yülüce Köyü bulunmaktadır. Çokal Köyüne, Gelibolu-Keşan karayolundan Evreşe yoluna sapıldıktan sonra Evreşe Beldesi ve Yülüce Köyü içinden geçilerek ulaşılır. Aynı zamanda Gelibolu - İstanbul ulaşımında, Keşan üzerinden gitmeye kıyasla yol 35 - 40 km. kısalmaktadır. Bu yolu bilen bazı araç sahipleri, yol biraz virajlı ve bazı bölümleri dar olmasına rağmen bu hattı tercih etmektedirler. Bu yol Malkara ilçesinin yaklaşık 10 km ilerisindeki Şarköy yol ayrımına bağlanmaktadır. Çokal Köyü, İstanbul’dan gelirken Şarköy yol ayrımından girildikten yaklaşık 10-15 km.sonra Gelibolu istikametinde yeşillikler içinde bizi selamlayarak, “Gelibolu’nun en uzak köyüne hoş geldiniz, bize uğramadan geçmeyin” demektedir. Köyün kuruluşu “93 Harbi” olarak isimlendirilen(Rumi 1293), 1877-78 Osmanlı Rus Harbine yani Plevne savunmasına dayanır. Savaşın zulmünden kaçan- kaçabilen insanlar maalesef mallarını-mülklerini-vatanlarını terk ederek ve birçok kayıplar yaşayarak Balkanları terk etmişlerdir. Bu Köyün kurucuları da Bulgaristan Razgrat(Irazgat) bölgesinden 1893 yılında buraya gelmişler ve köylerini kurmuşlardır. Gelenler

32

başlangıçta 30 hane kadarken sonraları Şumnu bölgesinden birkaç hane gelmiş, daha sonra da Yunanistan-Selanik(Porya) bölgesinden gelen bir aile olmuştur. Köy halkına bu yüzden “muhacır” denmektedir. Köyün yakınında bulunan İlikçeşme, Kokarpınar ve Küptarla mevkilerinde bazı eski bina temellerine ve yer altı küplerine rastlansada hangi döneme ait oldukları konusunda herhangi bir bilgi yoktur. Köyün içinde halen var olan bir kuyunun da çok eski olduğu, hatta köy kurulmadan önce var olduğu söylenmektedir. Köyün adının nereden geldiğine dair birkaç söylenti vardır. Birincisi Köyün kurucuları tarafından bölgede bulunan ve buğday, pekmez vb. gibi kışlık erzak saklanan yiyecek muhafaza kapları olan küplerin çok büyük olması ve çok hacimli(çok alan) olmalarındandır. İkincisi ise köyün yeni kurulduğu zamanda köylülerde “Ali” isminde çok kişinin olmasından(Çok Ali) dolayı bu isim verilmiştir. Bir diğer söylenti de, Köyden ge-

www.geliboludernegi.com

KÖYLERİMİZ çen bir misafirin yaşlı bir nineden ekmek istediği, ninenin de verdiği ekmekten bir miktar koparıp alan misafire “çok al oğlum” demesine karşılık misafirin de bu köyün ismi “Çokal” olsun demesindendir. Diğer bir rivayet de köyün adının, köyde eskiden yaşayan “Çokali” isimli bir güreşçiden kaldığı şeklindedir. Köyün 1991 yılında yenilenen camisi, kahvehanesi, bakkalı ve muhtarlık binaları köy meydanında ve yan yanadır. Evleri yeni görünümlü, tuğla-biriket yapımı ve kiremit çatılı bir-iki katlıdır. Yerli köylerdeki genellikle büyük mahalle fırınlarının aksine hemen hemen her evde ihtiyacı karşılayacak büyüklükte toprak-taş-tuğla imali ekmek fırınları ve peçka denilen yer ocakları(toprak sobaları) vardır. Bazı evlerde, eskiden kalan ağaçtan imal yer sofrası, el değirmeni, çamaşır tokacı, harman sıyırgası, bakır yemek sinisi, toprak tencere, ayran ve tereyağ yapılan yayık, keleter sepet, buğday vs. gibi kışlık erzak saklandığı değerlendirilen toprak küp, yapağıdan ip yapılan höreke, buğday biçmek için kullanılan orak ve ağaç ellik ile ayağa giyilen deri çarık vb.lerini görmek mümkündür. Köyün nufusu 200 civarındadır, ekilir arazilerin azlığı nedeniyle göç veren bir köydür. Köyün içme suyu, köy hudutları içinde bulunan ve yaklaşık 7 km. mesafedeki Söğüt Pınarı ve Çakıllık çeşmelerinden 2006 yılında getirilmiştir, çok berrak ve temizdir. Yüksek mevkiden getirildiği için de kendi akışı içinde gelmektedir. Kanalizasyon şebekesi yoktur. Okul kapalı olup, öğrenciler taşımalı sistemle Evreşe’ye gidip gelmektedirler. Sağlık ocağı yoktur. Sağlık hizmeti, Evreşe’den her hafta Perşembe günleri gelen seyyar sağlık ekipleriyle verilmektedir. Köyde 35-40 traktör, 1 biçerdöver ile 25 civarında özel araç ve minibüs-pikap yanında Evreşe-Gelibolu birlikte çalışan 5 adet otobüs vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup, köyde elektrik, sabit telefon hattı ile internet ve PTT acentesi vardır. Bunların yanında Köy muhtarlığınca yaptırılmış ve ekranı muhtarlık odasında bulunan 24 saat esasıyla köyü kontrol altında tutan kamera sistemi bulunmaktadır. Geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Köyün 6 bin dekar(dönüm) tapulu merası ile 77 dekar tapulu tarlası mevcuttur, muhtarlık bu tarlaları kiraya vermektedir. Ekilir arazi miktarı 5 bin dekar

civarındadır. Genel olarak buğday, arpa ve ayçiçeği ekimi yapılmaktadır. 2005 yılında İlçe Tarım Müdürlüğü ve Sosyal Dayanışma Fonu desteğiyle köyde modern bağcılık geliştirme projesi kapsamında 100 dekar bağ ekilmiş, yakın zamanda da yem bitkileri destekleme kapsamında 300 dekar civarında yonca ekimi yapılmıştır. Arazilerinden yöre ortalamasının altında ürün aldıklarını söyleyen köylüler, sulama sıkıntılarından bahsetmişler ve ekonomik anlamda ürün elde edebilmenin temelini suyun oluşturduğunu belirtmişlerdir. Sulanabilme imkanlarının artması ile yeni çeşit ürünleri yetiştirebileceklerini, hatta köyde bulunmayan meyveciliğin gelişmesinin sağlanabileceğinden bahsetmişlerdir. Büyükbaş hayvan miktarı yaklaşık 300, küçükbaş hayvan ise 1000 kadar koyun ile 500 kadar keçidir. Köyde 2007 yılında Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kurulmuş ve halen de faaliyetini sürdürmektedir. Köy meraları, mevcut hali ile keçi yetiştiriciliği için ideal bir görüntü vermektedir. Köyde hayvancılığın ve yem bitkisi ekim alanlarının arttırılarak daha da geliştirilmesi mümkün görülmektedir. Köy göçmen köyü olduğundan Batı Trakya ve Trakya bölgelerinin kültürünü yansıtmaktadır. Yaşlı bayan giyimleri, şalvar ve üzerine giyilen iki parçalı siyah bürgüdür, ancak gençler artık bunları pek giymemektedir. Düğünler, bayramlar diğer köylerde olduğu gibi Trakya bölgesine has şekliyle olmaktadır.Bayram günleri camiden çıkışta büyükten küçüğe doğru sıralanarak herkes birbiriyle bayramlaşmakta ve dağılmadan topluca mezarlık ziyareti ve duaları yapılmaktadır. Trakya’nın en büyük baraj projesi olan Çokal Barajı inşaatı, Köyün hemen yakınında(güneyinde) devam etmektedir. f Köyün Muhtarı İbrahim Duvar ile bu konuda bilgi almak maksadıyla gövde inşaatı şantiyesine giderek oradaki mühendisleri ziyaret ettik ve kendilerinden özet bilgi talep ettik. Ancak iki mühendis de bize çay ikramlarını yapmalarına rağmen “soruşturma geçiriyoruz” diyerek bilgi vermediler. Bu konuda kendilerinden bilgi edinemedik.. Ancak Su ve İnşaat Mühendisi ilçemizin yetiştirdiği değerli büyüğümüz, DSİ Em. Gn. Md. Yrd. Emin Erdoğan ‘ın bu konulardaki yazısını Dergi’nin diğer sayfalarında bulabilirsiniz. Bu arada belirtelim, su tutulmaya başlanan Çokal Barajı’nın tali deposunun aşırı yağışlar sebebiyle 21.05.2010 tarihinde yıkılması üzerine Evreşe ve Kavakköy Beldelerinin sular altında kaldığı, Evreşe beldesinin bulunduğu 5 kilometrelik alana yayılan suların, zaman zaman 1.5-2 metreye ulaştığı görülmüştür. Bu yüzden barajın ön yüzü geçirimsiz beton plakalarla kaplanmıştır. Geçirimsiz beton olmasının diğer bir avantajı da uzun yıllar boyunca faaliyette kalmasının sağlanmasıdır. Her hangi bir kırılma, çatlama aşınma gibi durumlarda hasar gören parçalar sökülerek yerine yenisi monte edilebilecektir. Orada bir köy var uzakta, bize su veren-hayat veren, işte O köy bizim köyümüzdür…

www.facebook.com/geliboludernegi

33

ÇİZGİLER

ÇİZGİLERLE ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI

Mehmet

34

Saim BİL GE

www.geliboludernegi.com

ŞİİR

GELİBOLU Galata üstünden alçalmaktayken ağır ağır güneş Güneşin üstüne çıkıp başınızı doğu yana çevirseniz Tam altın kaplama olmaktayken altınızdaki deniz Karşıda, altın üzerine işli bir pırlanta göreceksiniz O Gelibolu’dur işte. Önünde tüm Anadolu Trakya arkasında saklı Koynunda Gazi Süleyman Paşa O meşhur bin atlı akınlardaki ilk atlı Ceddi, dedesi toprağında huzurla yatıyor Bayraklı bayraklı O Gelibolu’dur işte. Ah! siz de bir görseniz Hep görmek isteyeceksiniz. Celalettin KALKAN – 01 Aralık 2013 - ANKARA

www.facebook.com/geliboludernegi

35

NOSTALJİ

ESKİMEYEN DEFTER Galip Ertuğrul Önceleri İstanbul’a deniz yoluyla nakliye yapan yük motorGazozcu - Muhtar larında makinist olarak çalışan Galip Ertuğrul; 1960 yılında bu işi Doğum Yılı:1930 bırakarak karaya çıkar. 1961 yılında önce mahalle bakkalığı ile

ticaret hayatına atılır. Mahalle bakkallığını sürdürürken bir de gazoz imalathanesi açar ve “Ferah Gazozları” isminde gazoz üretimi ve satışına başlar. O zamanlar sevkiyat için motorlu taşıt olmadığından gazozlarını kahvehanelere, bakkallara ve pastanelere eşek arabasıyla dağıtır. Sonraları Coca Cola’nın Tekirdağ’a depo açmasıyla gazoz imalatını bırakıp Coca Cola’nın Gelibolu bayiliğini alır ve Coca Cola’yı Gelibolu’ya ilk kez getiren kişi olur. Ertuğrul; 1980 yılına kadar bu bayiliği sürdürür. 1992 yılında da bakkal dükkânını kapatarak ticaret hayatını sonlandırır. Bunun yanında 1972 – 2005 yılları arasında Gelibolu Hocahamza Mahallesi Muhtarlığı’nı sürdürür. Ertuğrul’un Muhtarlığından Dolayı İçişleri Bakanlığı’ndan Onur Belgeleri bulunmaktadır.

Ergün Berksoy Otobüs Şoförü Doğum Yılı:1938

Ergün Berksoy 1952 yılında babasının yanında muavin olarak mesleğe adım atar. 1957 yılında Malkara’dan 179 sicil numarası ile ehliyetini alır ve aynı yıl kendine ait bir otobüs alarak Gelibolu - Eceabat arasında yolcu taşımacılığına başlar. Hat dolayısıyla izinli olduğu günlerde ise Gelibolu - Keşan arasında posta taşımaktadır. 1958 yılında Çanakkale - İstanbul, Çanakkale - İzmir, İstanbul - Gaziantep hatlarında yolcu taşımacılığına başlar. 6 Kez Hac şoförlüğü, 1963 yılında Atina - İstanbul yolcu taşımacılığı, 1969 yılında Üsküp - İstanbul yolcu taşımacılığı, 1969 – 1970 yılları arasında Almanya’ya işçi taşımacılığı ve Türkiye çapında turizm şoförlüğü yapar. Ergün Berksoy 1995 yılında emekli olarak şoförlüğü bırakmıştır.

Ahmet Gözütok Terzi – Konfeksiyoncu Çocukluğunda simit ve içi boş satarak başlamış ticaret hayatına. Terziliğe ise 15 yaşında Terzi Nevzat Usta’nın yaDoğum Yılı: 1932

nında çırak olarak başlamış. Sonrasında Terzi Jack Beher ve Terzi Zekeriya Can’ın yanında devam etmiş. Askerden gelince eskiden oturdukları evi dikim atölyesine çevirip orada kendine ait bir terzi dükkanı açmış. Kıyafetleri dikeceği masası olmadığı için annesinin çeyiz sandığı üzerinde kesim ve ütüleme yapan Ahmet Gözütok, mahalle arasında işlerin iyi gitmemesinden dolayı çarşıda kiralık dükkan tutarak eski evden taşınmış. Böylelikle esnaf olarak çarşı ile tanışmış. Ahmet Gözütok 40 yıl terziliğinin yanında 30 yıl Gelibolu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanlığı, 2 Dönem Gelibolu Belediyesi Meclis ve Encümen Üyeliği yapmıştır.

FOTOĞRAFLAR : S.BURAK BATIR- Gelibolu Ticaret ve Sanayi Odası Sergisinden alınmıştır.

36

www.geliboludernegi.com

HABERLER

DERNEKTEN HABERLER AVUSTRALYADAKİ GELİBOLU DERNEĞİ YETKİLİLERİ İLE BULUŞTUK Çanakkale Savaşlarından sonra Avustralya’da kurulan en büyük sivil toplum örgütü olan Gallipoli Memorial Club yetkilileri (John Brogan, Türkiye Temsilcisi Niyazi Adalı) İstanbul’da Gelibolu Derneği Bşk Süleyman Taş ve 100 ncü yıl koordinatörü Em. Gnr. Haldun Solmaztürk ile biraraya geldi.. Her iki Dernek yetkilileri 100 ncü yıl etkinlikleri kapsamında birlikte yapabilecekleri projeleri değerlendirdiler.

ÇANAKKALE VALİSİNİ ZİYARET ETTİK ZİYARETTE KAYMAKAMIMIZ N. KEMAL NAZLI’DA BULUNDU

Gelibolu Derneği Bşk Süleyman Taş ve Çanakkale temsilcimiz Ender Çerdik ile 06.11.2013 günü Kaymakamımız ile birlikte Valimiz Ahmet ÇINAR’ı ziyaret ederek kendilerine 100 ncü yıl etkinlikleri için hazırladığımız Dokümanter film projesini sunduk. Sn. Valimiz de projeyi ilgi ile dinleyip en kısa zamanda inceleteceğini belirtti. Valimiz bu etkinliklere Sivil Toplum Örgütlerinin sahip çıkması gerektiğini bu anlamda önemli bir masraf yaparak proje hazırlayıp sunan Derneğimize teşekkür etti.Ziyarette, Kaymamakamımız N. Kemal Nazlı’da bulunarak bize büyük destek verdi.

İNGİLİZ ORTAĞIMIZ GDI (GALLIPOLI & DARDANALLES INTERNATIONAL) İLE ANITLARI ZİYARET ETTİK

www.facebook.com/geliboludernegi

37

KUTLAMA

26 KASIM GELİBOLU KURTULUŞU’NUN 91 NCİ YILI COŞKU İLE KUTLANDI

Nusrat mayın gemisi Gelibolu Limanı’nı ziyaret etti Kurtuluş Atletizm Yarışmaları kupa töreni

Hanri Benazus fotoğraf sergisi

Hamsi ikramı

38

Hanri Banzeus konferans

Şehitler adına mevlİt

2. Kolordu K. lığı Bando konseri

Şehitler adına mevlİt

www.geliboludernegi.com

2014 Yilinin Size ve Sevdiklerinize Sağlik Mutluluk Başari Bol Kazanç Getirmesini Dileriz...

dondurmacı yarım sayfa_Layout 1 02.06.2013 21:46 Page 1

Emlakta 40 Yıllık Tecrübe ve Güven...

DONDURMACILAR EMLAK

GELİBOLU VE ÇEVRESİNDE SAHİL ARSALARI, - ÇİFTLİK ARAZİLERİ ŞEHİR İÇİNDE KAT KARŞILIĞI ARSALAR - SATILIK İŞ YERİ VE LÜKS DAİRELER - KOOPERATİF YERLERİ - VİLLALAR

SAROZ KÖRFEZİ -MARMARA DENİZİ - GÜNEYLİ-BOLAYIR-KORUKÖY-KAVAK-EVREŞE -ADİLHAN - SÜTLÜCE- BURHANLI-ILGARDERE-DEMİRTEPE-CENNETKOYDA

İMARLI ARSALAR - TARLALAR - YAZLIKLAR.

Burhan DONDURMACI 0535-985 37 96

40 YILDIR DEĞİŞMEYEN ADRESİNİZ Eski Polis Karakolu Yanı No. 6 GELİBOLU - ÇANAKKALE TEL: 0286.5661834 FAX: 0286. 5661319 www.dondurmacilaremlak.com

2014 Yilinin Size ve Sevdiklerinize Sağlik Mutluluk Başari Bol Kazanç Getirmesini Dileriz...


Gelibolu dergisi aralık 2013