Page 1


Herkese Selam Olsun! Yayın hayatımıza başladığımız deneme sayımızdan sonra pek çok eleştiri aldık ve o eleştirileri dikkate alalım derken sizden bir kaç ay uzak kaldık. 2013 Ocak ayı itibariyle düzenli yayına geçmiş bulunuyoruz. Bundan sonra eldeki malzemelerin verdiği imkan dahilinde her ay oyunseverlere ve teknoloji meraklılarına içerik sunmayı hedefliyoruz. Tüm bunları amatör ruhla yaptığımızı izninizle tekrar hatırlatıyoruz ve her zaman verdiğiniz desteği bizlerden esirgememenizi istiyoruz. Bu arada daha iyi bir tasarım için bazı editörlerimizin InDesign da öğrenmeye başladığının müjdesini verelim. Tasarımları profesyonelce yapmaya başlayana kadar, benim Word kullanarak yaptığım basit tasarımlarla idare edeceğiz, öncelikli maksat her ay içerik sunmak, içeriği güzel sunmayı da en kısa zamanda öğreneceğiz inşallah.Ha, unutmadan çok önemli bir husus olan spot firmalarla olan sponsorluk anlaşmalarımızı iptal ettiğimizi de gururla söylemek isterim. Tamamen kendi yağımızda kavruluyoruz bir süredir, büyük firmalar bizi görüp oyun sağlayana kadar da bu şekilde devam edeceğiz, olduğu kadar! Ayrıca ilk sayımızda bize destek veren büyük siteler oldu, onlara teşekkürümüzü dergi üzerinden etmek istememiz, teşekkürün gecikmesine sebep oldu, kusura bakmasınlar. Merlin'in Kazanı, ShiftDelete, Donanım Haber, TrGamer, sitelerine ayrı ayrı teşekkürü borç biliriz, ilk sayımıza gösterdikleri destek için minnettarız. Sitelerin yanı sıra Murat Sönmez ağabeyimiz de bize röportaj vererek ilk sayımıza önemli katkı sağlamıştı, her fırsatta kendisine teşekkür ediyorum zaten, adam gibi adama selam olsun. Tüm bu desteklerin yanı sıra köstek olan site ve kuruluşlar da oldu elbette ama Allah için, "çok da tın.." dedik geçtik onları, isim verip reklamlarını yapmaya da gerek yok. Bu sayımızda sizler için 2012 yılının en iyilerini platformlara ve türlere göre listeledik. Ana dosya konusu olarak ise PS Vita için çıkmış oyunlardan bir TOP 30 listesi yaptık. Bunlara ek olarak bir de ufak bir kelime oyununu da işin içine dahil ederek 2013'de merakla beklediğimiz 5 oyunu listeledik. Kültür sayfalarımızda HOBBİT'i, hem romanı hem de filmi eleştirdik. Spor oyunları genellikle her sene yenilendiği için o kulvarı türlere göre en iyileri sıralarken dahil etmedik. Ve biraz da kendimizden bahsetmek gerekirse, ilk sayıdan bu yana geçen süreç içinde biraz da değiştik. Elif ÖSYS'ye çalışmakla uğraşıyor, Volkan tezini etik kuruldan geçirdi nihayet, yazmaya başladı ama doku bulmakta sorunlar yaşıyor ki bir yandan da iş hayatıyla uğraşıyor. Can iş arıyor. Cihan çalışıyor ve hala okulunu bitirmeye uğraşıyor. Doğu'nun okulu sürüyor. Aramıza yeni katılan Hüseyin ve Oğuz da okullarına devam ediyorlar. Ben ise eğitim sisteminin her aşamasında olduğu gibi yüksek lisans tezimi yazıp mezun olmama rağmen atanamamaktayım, biraz kafa dinledim ve doktora yolları taşlı a benim kara kaşlım şeklinde işsiz işsiz seğirtiyorum, anası babası rektör, dekan olan varsa ulaşsın da bana bir el atıversin. Bunları sana niye mi yazdım, okumaktan kafa yapısı pek de normal olmayan bir grup arkadaş çıkartıyor bu dergiyi, farkında ol istedim. Belki bir zararımız dokunur neme lazım, önceden uyaralım da sonra aman muhabbetiniz çok sardı, aman üslubunuza bayıldım ama ben de aranıza katılmak istiyorum demeyin. Gerçi pardon, sonuncusunu diyebilirsiniz. Aramıza gerek dergi, gerekse site için katılmak isteyen üniversite öğrencisi ve mezunu tüm arkadaşlarımıza kapımız açık. Gereken desteği de sunarız. Her zaman dediğimiz gibi, her iş takip edildiğini bildikçe değerlenir ve anlam kazanır. Oyunda kalın dostlar! İlginize teşekkürler... Genel Editör: Sait GÜLSOY


2012 - TOP 5 PC OYUNLARI 2012 oyunlarla dolu bir sene olarak geride kaldı. Peki, geride bıraktığımız senede aklımızda kalan PC oyunları nelerdi, şöyle bir göz atalım.

#5- MAX PAYNE 3 Senenin belki de en çok beklenen oyunuydu Max Payne 3. Acaba o eski karanlık Max, eskisi gibi geri gelecek miydi?

Çok

geçmeden

cevabımızı

almıştık. Max ile artık Brezilya güneşi

örneği de Borderlands 2 oldu. Hala tam sayısı bilinmeyen silah çeşitliliği, kocaman haritası ve bir garip karakterleri ile Borderlands 2'yi co-op(birlikte) oynamak oldukça eğlenceliydi.

altındaydık fakat o tat gene aynıydı. Üstelik “Bullet-Time” ı tekrar kullanma fırsatı seneler sonra elimizin altındaydı. Eleştirilse de Max Payne 3 seneye damga vuran kaliteli bir yapımdı.

#3- MASS EFFECT 3 Geride

kalan

senede

akılda

kalacak

oyunlardan biri de Mass Effect 3’tü.Oyun tarihine damga vuran üçlemenin son oyunu (mu acaba?). O inanılmaz senaryonun son

#4- BORDERLANDS 2 2012 kesinlikle devam oyunlarının senesi oldu diyebiliriz. Kuşkusuz bunun en büyük

sayfası oyuncular tarafından tartışılsa da; gerçekten

ağzımızı

açık

bırakacak

cinstendi. Komutan Shephard olup evrende bir oraya bir buraya koşturup aksiyona


doyduğumuz

oyun

2012’nin

enleri

arasında yerini aldı.

yılın oyunu seçildi. İnanılmaz özgürlük sağlayan, nerdeyse her şeyi yapabildiğiniz inanılmaz güzel tropik bir adada pek parlak olmasa da sizi sürükleyebilecek bir senaryo ve inanılmaz karakter kurgusu ile. Far Cry 3 kesinlikle bu unvanı hak ediyor.

#2- TORCHLIGHT II Belki de senenin en büyük sürprizini yapan Torchlight II oldu. Mükemmel oynanış yapısı,

çok

renkli

grafikleri,

dengeli

karakter sınıfları ile Hack&Slash tarzında yeni bir soluk getirmese de türü seven bir oyuncunun

beklentilerini

karşılayacak

güzellikte bir yapım olarak dikkat çekti.

Yazan:: Hüseyin KÖKTÜRK

#1- FAR CRY 3

Geldik zirveye bu senenin tartışmasız en “özgür” oyunu olan Far Cry 3 birçok otoriteden tam not alarak, yalnızca PC platformunda değil tüm platformlar arası


TOP 5 5- MASS EFFECT 3 2012'nin en iyi 5 XBOX360 oyunlarında son sırayı bir devam oyunu alıyor, Mass Effect 3. Çizgisini bozmayan yapım, aksiyon odaklı veya hikaye odaklı olmak üzere serinin 3. oyununda oyunseverle seçim hakkı sunarken, içinde bulunduğumuz Dünya da Mass Effect 3 ile konuya dahil oluyor. XBOX360'a özel olarak Kinect Sesli komut sistemini kullanan yapımda, oyun içindeki kararlarımızda kendi sesimizi kullanarak hikayeye yön verme şansını yakalamış olduk.

4- MINECRAFT Yaz aylarında XBOX360 kullanıcılarıyla buluşan Minecraft geçtiğimiz günlerde 5 milyon satın alma rakamını devirerek rekora koşuyor. Bağımsız bir yapım olan Minecraft, hayal gücünüzü kullanarak size sınırsız bir dünya yaratma imkanı sağlıyor.

3- ASSASSIN'S CREED 3 Listemizin üçüncü sırasında bir devam oyunu daha yer alıyor, Assassin's Creed 3. Kontrollerimize yepyeni bir karakterin sunulduğu yapım, yeni oynayış dinamikleri ve iç savaştaki Amerika'da geçen konusuyla serinin yeni oyununda oyunseverleri bir çok yenilik bekliyor.


2- FAR CRY 3 Aslında Far Cry 3 2012 yılında beni en çok şaşırtan yapımlardan birisi oldu. Oyunseverler Far Cry 3'ün bu denli [nerdeyse Yılın En İyi Oyunu olabilicek kadar iyi] bir yapım olmasını beklemiyorlardı. Far Cry serisi, serinin önceki oyunlarının vasatlığından ötürü hafızlarda çok önemli yer etmemişti, lakin serinin son oyunu çok farklı, çok iyi. Açık dünyaya sahip olan bu yapımda, ana görevlerin dışında bolca yan görevin bulunduğu, çevre elementleriyle etkileşimin fazlasıyla olduğu, doğayla iç içe bir yaşam deneyimi sunuyor bizlere.

1- HALO 4 XBOX360 platformunda 2012 yılının tartışmasız birincisi Halo 4'tür benim gözümde. Duyurulduğu andan itibaren oyun dünyasında oldukça fazla bir hayran kitlesine sahip olan Halo serisinin yeni oyunu bizleri konsol başına kilitlemeyi başardı. Halo 3'ten 4 yıl sonrasını konu alan Halo 4 Singleplayer ve Multiplayer seçenekleriyle oyun severlerin beğenisini kazandı.

Yazan: Doğu Ercan


Sıra bende, sıra PS3'te... Arkadaşlar bu bölümde 2012 yılında PS3 için çıkmış oyunların en iyi 5 tanesini sıralayacağız ve bunu oyunların kısa incelemelerini sunarak yapmayı planlıyorum. Hadi bakalım...

5- DARKSIDERS 2 Geçmişe baktığımız vakit,insanlık tarihinin sürekli savaşlarla,güçlüklerle mücadele ettiğini, şansın gitgide azaldığı zamanların olduğuna şahit olmuşuzdur.Darksiders 2 de ilk oyundan tanıdığımız War'ın kardeşi Death'i yöneteceğiz. İkinci oyunu,ilk oyunla kıyaslayacak olursak; hikayesinin ilk oyuna göre daha uzun olmasından ötürü oynama süresi 3 kat daha fazla sürdüğü bilgisini vermemiz gerekir. Bu durum avantaj gibi gözükse de oyunun belli bölümlerinde aynı şeyleri tekrar yapmak zorunda olduğumuzdan oyunu sıkıcı hâle getirebiliyor. Yazıya olumsuz bir hava katmış olsam da; aslında oyunun tek eksisinin bu olduğunu söyleyebilirim. Her ne kadar gereksiz derecede uzun olsa da, bölüm sonunda çıkan boss dövüşleri oyuna güzel bir hava katıyor ve bu dövüşleri geçtikçe bir sonrakine gelmek için sabırsızlanıyorsunuz. Ses ve müziklerin oyunun hakkını verdiğini söyleyebiliriz. Grafiklerde ilk oyuna göre önemli bir değişim yok aslında ama kaplama ve dokularda ciddi bir düzeltme de yapılmış aslında. 4- MASS EFFECT 3 Komutan Shepard'ın Reaperlar tarafından gerçekleşecek saldırılara karşı telkinlerde ve uyarılarda bulunmasına rağmen etrafındakilerin hep bu uyarıları göz ardı etmesinden dolayı saldırılara karşı hazırlıksız yakalanılıyor. Saldırılar karşısında diğer ırklardan Reaperlara karşı koyabilmek için yardım isteyen ve mücadelede bulunan Komutan Shepard, bu saldırılara karşı koyabilmek için Protherian cihazına ihtiyacı olduğunu öğreniyor ve bu cihazın izini sürüyor. Oyuna serinin önceki oyunlarına nazaran güzel özellikler eklenmiş. Yeni eklenen multiplayer modunun son derece başarılı ve tatmin edici olduğunu söyleyebiliriz. Müzikler de oldukça iyi, atmosfere uygun ve grafikler sizi oyunun içine çekmeyi başarıyor. Oyunun aksiyon yönü kuvvetli olduğunda, oyunu oynarken sıkıldığınızı hissetmiyorsunuz. Yalnız oyunun büyük bir eksisi var, oyunun sonu seriye yakışmayacak şekilde kötü bitiyor ve hayal kırıklığı yaratıyor.


3-HITMAN ABSOLUTION Oyunda yöneteceğimiz karakterin adı : "Ajan 47". Ajan 47'yi serinin önceki oyunlarındaki karakterlerinden farklı kılan yönü olaylara daha duygusal bakabilmesi (iyi de sorun da burada işte, önceki karakterler de zaten Ajan 47'idi, yaşlandı mı bizim Ajan da duygusala bağladı) ve kalbiyle hareket etmesi. Hitman'in oyuncuyu cezbeden en önemli yönlerinden biri bölümlerin ve mekanların tasarımıdır. Önceki oyunlarda oyunu hep geniş alanlarda oynardık ve hareket alanı daha serbest olurdu. Bu oyunda bu serbest hareket kabiliyeti daha kısıtlı olmuş. Ancak ilerlemek için oyunda farklı yollar izleyebiliyoruz ve bu konuda bir sıkıntı yaşamıyoruz. Buna rağmen oyunun kriterlerine göre bölümleri başarıyla bitirmek istersek oyunun istediklerini harfiyen yapmamız gerekiyor maalesef. Müzikler başarılı olmuş ancak tam olarak oyunu yansıttığını düşünmüyorum. Grafikler son derece başarılı, karakter modellemeleri, çevre tasarımı son derece güzel. Suikast, gizlilik, sabır isteyen oyunları seviyorsanız Hitman Absolution'u gönül rahatlığıyla oynayabilirsiniz ama Hitman hayranları hayal kırıklığı yaşayabilir, uyaralım.

2-CALL OF DUTY: Black Ops 2 Yüzbaşı Alex Mason ve Çavuş Frank Woods'dan bu yana bir kuşak geçmiştir ve Black Ops 2 de ana karakterimiz Alex Mason'un oğlu David Mason'dur. Hikayenin ilk Black Ops'la entegre olarak soğuk savaş döneminde başlaması ve iyi aktarılması "Modern Warfare" alt serisine meydan okuma tadındadır. Modern savai, dibine kadar FPS deneyimi ve Black Ops ile tanıştığımı zombi modu, daha ne isteyelim ki, üstelik Battlefield'a da meydan okuma tadında ufak bir göz kırpması da mevcut oyunun araç kullanımıyla ilgili.


1-ASSASSIN'S CREED 3 Assassin's oyunlarında ana karakterimiz Desmond Miles'ın atalarını yönetip, geçmişe yön veriyorduk. Bu oyunda da bu bakımdan farklı bir şey olmuyor aslında. Oyunda Connor adında bir atasını yönetiyoruz ve olaylar daha farklı ve farklı yerde farklı zamanda, diğer oyunlara göre nispeten daha yakın bir tarihte geçiyor. Yerin ismi: "Amerika"... Amerika iç savaşını konu alıyor oyun. Oynanışta ise önemli yenilikler göze çarpıyor. Avcılık yaparak elde ettiğiniz boynuz, et, yağ vs. gibi ürünleri kasabada paraya dönüştürebiliyorsunuz.Artık sadece binalara tırmanılmıyor, aynı zamanda ağaç gibi yerlere de tırmanabiliyoruz. Bunun sebebi oyunun önemli bir kısmının açık arazide geçmesinden kaynaklanıyor. Aynı zamanda gemi satın alıp, kaptanı tutup, deniz ticaretine ve deniz savaşlarına katılabiliyoruz. Oyunun grafikleri ve müzikleri son derece güzel olmuş ve oyun bu yönden kendini daha da geliştirmiş. Bazen savaş esnasında ve tırmanışlarda kontrollerden ötürü bir zorluk yaşayabiliyoruz. Assassin's Creed 3, serinin önceki oyunlarına göre kendini daha çok geliştirmiş durumda. Eğer bu serinin hayranıysanız; bu oyuna daha çok hayran kalacağınızı düşünüyorum.


Wii-U Top 5 2012 Yılının donanım olarak en dikkat çeken ürünlerinden birisi Nintendo'nun yeni konsolu Wii-U oldu. Dikkat çekici yeniliklerle gelen konsolun dikkat çeken 5 oyununu sizler için listeledik.

#5 - Fifa 13 Sizler de konsol macerasına we, fifa gibi futbol oyunlarıyla başlamışsanız yaşınız isminiz veya cisminiz kaç/ne olursa olsun futboldan kolay kolay kopamazsınız. Wii u da first touch control sisteminin gittikçe oturmaya başlayan ea ekibinin huyuna giderek iyice ilk dokunuş kullanabilirsiniz, tabiiki wii u padinizle.


#4- Call Of Duty: Black Ops 2 Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.

… Ataol Behramoğlu. Tabiki bu şiiri Ataol Ağbimiz tabancalı oyunlar için yazmadı. Aramızda kalsın ben googleden arakladım. Revolveri wii u ya bağlayacağımı az çok anlamışsınızdır. Elinizde bir revolver, ana ben gidiyorum düşmana karşı şarkısı dilinizde küçük enişte yanınızda o adi kolla giderken siz wii u padiniz eşşiz inceliğiyle dokuna dokuna gidiyorsunuz kahpe düşmana karşı. Oyun bittiğinde ise, opppssss…

#3- Assasin’s Creed 3 Bu multi platform oyun sadece bizim köyün ürettiği konsolda çıkmamakla birlikte xbox 360-ps3-pcwii platformlarında asla vazgeçilmeyen oyunlardan biridir. Wii u Haşşaşin oyununu oynarken size rakiplerine göre nispeten daha özgür bir hareket imkanı sunuyor. Silah seçimi, kamera açısı… Her şey elinizle fındık işareti yapmanıza bakıyor. Haşşaşin’in önceki oyunlarını oynamışsanız şayet ya da hikayeye hakimseniz wii u ile bu oyunu denemenizi tavsiye ederim.


#2- Rayman Legends Rayman Origins’in şaşırtıcı başarısından sonra Wii U için Ubisoft tarafından geliştiren ve bizlere sunulan bu eğlenceli oyunda geniş bir pad kullanım imkanı sunuluyor yine bizlere. Belki de en büyük artılarından birisi anaanneniz televizyonda vadiyi izleyeceğim ben derse siz de homurdanarak kalkmıyorsunuz u padinizden oyunu oynamaya devam ediyorsunuz gayet şirin bir ekranla. Oyunun diğer dikkat çekici tarafı ise 5 kişiye kadar desteklenen co-op modu; arkadaşlarınızla efsane günler geçirmeye bir adım daha yaklaştınız demektir bu da. Küçük, şirin ve eğlenceli oyunlara…


#1- Zombi U Nintendo Wii U için dizayn edilmiş Zombie u oyunu wii severler için eşsiz bir fps deneyimi sunuyor. Bu oyunda wii u padinizi kullanım imkanınız ise oldukça geniş. Kâh sniper olarak, kâh güvenlik kamerası görüntüsüne girerek, kah ani saldırıları kontradan savuşturarak, kâh kapıların şifresini çözerek… Tabiiki tüm bunları yapmak için oldukça seri bir el ve korkmayan bir yürek lazım. Ay ay karşıdan zombie geliyor hangi tuşa basıyorduk gibi şeyler söyleyebilecek bir yapıdaysanız bu oyunu oynamamak pek bir yerinde olacaktır zannımca.

Yazan: Oğuz Güner


2012 yılı Sony'nin yeni el konsolu, PlayStation ailesinin son ferdi PlayStation Vita'nin doğum yılıydı. 2011 sonunda Japonya'da piyasaya sürülen alet Avrupa ve Amerika'da Şubat 2012'de yaygın olarak satılmaya başlandı. En çok çıkış oyununa sahip el konsolu olarak büyük umut vaat eden Vita ilk başlarda Sony'nin başarısız bir ürünü olarak yer buldu basında lakin yılın son çeyreğinde konsol önemli oyunlarla özellikle seyahat halindeki oyun severler için ciddi bir tercih durumuna geldi. Bu bölümde sizlere şimdiye kadar çıkmış Vita oyunlarından mutlaka oynamanız gerekenlerin yer aldığı listelemi sunuyorum. Karşınızda PS Vita Top 20. Keyifli okumalar, güzel oyunlar... PS VITA

Top 30 30-Little Deviants (Platform) Listemize son sırada adını yazdıran Little Deviants konsulun çıkış oyunlarından, platform,bulmaca ve macera türlerini harmanlayan, 30 farklı mini oyundan oluşan vasat bir yapım.

29-Lumines: (Zeka)

Electronic

Symphony

Lumines'in Vita için olan Electronic Symphony versiyonu 29. sıradan listemize giriyor; tetris mentalitesine sahip oyun zamanında inceleme sitelerinden geçer not almıştı.

28-Doctor Who: The Eternity Clock (Macera) Doktorumuz geldi. Efsane karakter Doctor Who'nun macera temalı (başka ne olacaktı ki) oyunu ise Vita kullanıcılarına farklı bir oyun deneyimi sunarken lishtemize de 28. sıradan giriyor.

27-Spy Hunter (Yarış) Off, eski çağlardan kalma bir efsane oyunun yeniden yapımı Spy Hunter. Yarış oyunu olara tasarlanmış bu sefer, eski hali yarış değildi bunun sanki, hatırlayamadık ya neyse Spy Hunter 27. sıradan listemizde.


22-Asphalt: Injection (Yarış)

26-Wipeout 2048 (Yarış) Meşhur uzay gemileri, mekiklerin yarıştığı Wipeout 2048 konsolun çıkış oyunlarından ve iyi bir yarış oyunu olmadığı için bu alanda aylarca başı çeken tek oyundur, listenin 26. sırası ona

Konsolun çıkış oyunlarından biri de listemizin 21. sırasında olan Asphalt: Injection. Araba arışı olarak aylarca dikkat çeken yapım aslında vasat bir yarış oyunuydu.

helal olsun diyoruz.

25-Sonic & All-Stars Transformed (Yarış)

Racing

Ben bu kirpiyi sevmiyorum, seveni alsın oynasın. Yarış oyunu olan bu yapım listemizin 25. sırasında ve kirpi Sonic ile arkadaşları sevenlerini beklemekte yarışmak için, duyurulur.

24-Virtua Tennis 4: World Tour Edition (Spor) Virtua Tennis, Top Spin ile birlikte tenis oyunlarının iki amiral gemisi ama Vita'da Virtua Tennis daha da öne çıkarak listemize 24.sıradan girmeyi başarıyor ve tenis seven Vita sahiplerini bekliyor oyunumuz.

23-Ultimate Marvel Fighting (Dövüş)

vs.

Capcom

3

Marvel'in karakterleri mi yoksa Capcom'un karakterleri mi? Kim döver hacım, kim kazanır? PS3 ve 360'a daha önceden çıkmış süper kahraman kaynayan bu dövüş oyunu listemizin 23. sırasından Vita sahiplerine selam durmakta.

21-ModNation (Yarış)

Racers:

Road

Trip

Eğlenceli bir karting oyunu mu arıyorsunuz, yerine geldiniz... PS3 ve PSP platformlarında tanıştığımız ve oynanışı eğlenceli ModNation Racers'ın Vita versiyonu Road Trip listemizin 21. sırasında yer alıyor.

20- Metal Gear Solid HD Collection (Gizlilik, Macera) Efsane… Söze gerek bile yok… Bilmeyen bu oyunu, duymayan, tanımayan varsa ya oyuncu değildir ya da yaşamıyordur. Metal Gear Solid'in HD uyarlamaları Vita'da da bizi yalnız bırakmadı, listemizin de 20. sırasında yer almasını bildi.

19-F1 2011 (Yarış) F1 Codemasters'ın elinde yeniden hayat buldu son birkaç senedir ve Vita'da bu tadı yakalamamıza vesile olan oyunumuz listemize 19. sıradan giriyor.


18-Madden NFL 13 (Spor) Amerikan futbolu sevenler, eğer Vita sahibiyseniz NFL 13 listemizin 18.sırasında size selam ediyor. Vita'da Madden NFL mi oynanır diye aklınızdan geçiriyorsanız oyunun inanılmaz yüksek puanlar aldığını söylememizde fayda var.

17-Dynasty Warriors Next (Aksiyon) Herkesçe bilinen Dynasty Warrior serisinin Vita için geliştirilen yapımının türünü seriyi bilmeyen oyuncular için belirtmek gerekirse aksiyon ve adam pataklama tarzına sahip diyebiliriz ve listemizin 17. sırasını ona verebiliriz.

16-Everybody's Golf 6 (Spor) Sony platformlarının eğlenceli oyunu Everybody's Golf Vita'nın çıkış oyunlarındandı. Listemizde 16.sırayı alan yapım çerezlik, eğlenceli oyun arayan oyun severlere hitap ediyor.

15-Silent Hill: Book of Memories (Macera/Korku) Silent Hill: Book of Memories listemize 15. sıradan giriyor. Yeniden yapım olan bu oyun izometrik kamera açısıyla klasik Silent Hill atmosferinden çok uzakta vasat bir oyun dersek yalan olmaz lakin hikayesi sağolsun listede yer alabildi. 14-Street Fighter X Tekken (Dövüş) Capcom'un sömürü dinamiği haline gelen SF4'ün türevi, Capcom Namco karşılıklı anlaşmasının sonucu, Street Fighter hayranlarını kendi evrenlerinde Tekken karakterleriyle buluşturan Street Fighter x Tekken 14. sıradan bu listeye girmeyi başarıyor. 13-Sine Mora Shoot 'em up (Platform/Uçak) Kara Kutu dediğimiz Atari'nin konsolundan, Amiga'dan kalma, 8 Bit ve sonrası cihazlarda geliştirilerek tekrarlanan bir türün bu sene tüm platformlara çıkıp çok yüksek puanlarla büyük sükse yapan oyunu Sine Mora listemizin 13. sırasında.


12-Rayman Origins (Platform) Platform oyunları el konsolları için adeta biçilmiş kaftan oluyorlar. Hele bir de bu oyun Rayman gibi köklü geçmişe sahipse oynanması gerekiyor. Rayman Origins listemizde 12. sırada yer alıyor.

11-Assassin's Creed III: Liberation (Macera) Assasin's Creed son yılların fenomen yapımı. Son oyun ise 360 ve PS3'de inanılmaz başarılı bulundu. Son oyunun hikayesine paralel Liberation ise kadın karakteriyle seride bir fark yaratmayı biliyor. 10-PlayStation All-Stars Battle Royale (Dövüş) PS3'ün ve PS Vita'nın çapraz oynanabilirlik sunan, 2012 yılının en şişirme özgül oyunu. Sony'nin özgül oyunlarının karakterlerini ve bazı ikon olmuş karakterleri dövüş platformunda birleştiren yapımın başka da numarası yok diyeceğim ama tepki göstermeyin diye demiyorum. Gerçi edim galiba :). 9-Persona 4 Golden (Rol) Dikkat, dikkat! 9. sırada yer alan Persona 4 Golden dört sene önce PS2 için çıkmış Japon tarzı bir rol yapma oyunu (RPG). Listeye, hem de bu kadar tepeden alma sebebim ise oyunu beğenmem değil dünya oyun sektörü nezdinde çok yüksek puanlar alamsıdır. Bu tarza ilginiz yoksa uzak durun! 8-Call of Duty: Black Ops: Declassified (FPS) Call of Duty, FPS türünün efsanesi oldu yeni nesil konsollarla beraber, bu saltanatın Vita'ya hükmeden oyunu Declassified ise sıkı oyuncular için Vita'Da güzel bir alternatif sunuyor ve listenin 8. sırasını alıyor. 7-Mortal Kombat (Dövüş) 7. sırada Mortal Kombat. Mortal Kombat serisinin dokuzuncu oyunu, başına dokuzu koymayarak çok da iyi ettiler aslında. Önce konsollarda oynamıştık sonra Vita'da oynadık, hatta geçen ay plus sahibi Vita kullanıcılarına Sony'oyunu hediye etti. Oyunun en güzel yanı ana Mortal Kombat hikayesini anlatmasıydı, hikaye modu süresince iyi tarafı değişerek oynuyorduk, eski günleri hatırlıyorduk. 6-FIFA 13 (Spor) Her platformun futbol denilince akla gelen tek oyunu olma özelliğinde FIFA. Bir de hesaplar arasındaki bağlantı sayesinde yolda Vita'dan evde PS3'den coçturabiliyoruz bu sene. Listemizin ilk beşine giremese de 6.sırada FIFA 13 var.


5-Resistance: Burning Skies (FPS) Listenin 5. sırasında Resistance: Burning Skies var. Şöyle ciddi bir FPS çıksa da bu türün eksikliğini giderse diye düşünürken Vita kullanıcıları, imdada PS3'ün özgül serisi Resistance'ın Vita için yapılan Burning Skies oyunu imdada yetişti.

4-Escape Plan (Zeka) PS Vita'nın ilk oyunlarından olmasına rağmen ilk sıraya dahi koymayı düşündüğüm, aletin nerdeyse tüm özelliklerini kullanan, oyuncuyu düşünmeye zorlayan harika bir bulmaca macera oyunu. Ne övdüm be, Escape Plan 4. sırada.

3-Need for Speed: Most Wanted (Yarış) Doğru düzgün yarış oyunu çıkması için çaresizce, dua ederek bekledi Vita sahipleri ve bu duları yıl sonuna doğru kabul oldu. Her ne kadar PC/Konsol versiyonları beğenmemiş olsam da Vita için gerekli bir oyun olan NFS efsanesinin son halkası 3. sırada.

2-Little Big Planet (Platform) Sackboy fırlamalarıyla tanışmamızdan bu yana aslında uzunca zaman geçti. Tek başına, arkadaşlarla hep eğlendik LBP ile ve bu eğlenceden Vita'da mahrum kalmak olmazdı, ikinci sıra Sackboylarn.

1-Uncharted: Golden Abyss (Macera) Nerdeyse Playstation markasıyla özdeşleşti Uncharted adı, serinin Vita için hazırlanan oyunu Golden Abyss'e ilk sırayı vermemek olmazdı. Plus kullanıcılarıa Sony'nin hediye ederek adeta yeni yıl armağanı verdiği bu yapım PS Vita'nın olmazsa olmaz oyunlarından. Yazan: Sait Gülsoy


TOP 5

2012

DÖVÜŞ OYUNLARI Geçtiğimiz yıl çıkan dövüş oyunlarından bunaldık neredeyse, başımızı kaldırıp başka türlere bakacak vakit dahi bulamadık demeyeceğim... listeyi zor toparladım desem yeridir. Çıkan oyunlar da fındık kabuğunu doldurur bir etki yapamadılar zaten bir oyun haricinde. O oyun hangisi mi? Buyurun listemiz...

#5-

Skullgirls

XBLA ve PSN üzerinden satışa sunulan bu 2D dövüş oyununun en önemli yanı karakterlerin güç dengesi üzerinde yoğunlaşmış olması. Biraz daha renklendirilmiş hali ve karakterleriyle Arcana Heart çakması olan bu yapım dövüş severler için oynanabilecekler listesinde.


#4-

UFC Undisputed 3

Dünyanın en sert dövüş sporu organizasyonu olarak kabul edilen UFC'nin son oyunu da kafes dövüşü türünü sevenlerin ilgileneceği türdendi.

#3-

Street Fighter X Tekken

Capcom ve Namco Bandai firmalarının imzaladığı ortak protokolle her iki baba dövüş oyunu da diğer oyunun karakterlerini kendi evrenine misafir edecekti. Tekken cephesi bu projeyi hala daha erteliyor ama Capcom Street Fighter 4'ün motorunu sömürmeye devam ediyor. Oyuna haksızlık etmek istemem, Tekken karakterlerini SF evrenine yakıştırabilmişler ve sırf bu nedenle arşiv değeri olan bir yapım.

#2-

Soulcalibur V Kılıçlı, baltalı ve hatta geçmişi, efsanesi olan bir oyun arıyorsanız Soulcalibur serisini zaten biliyorsunuzdur. Piyasada az bulunan bir dövüş oyunu tarzını başarıyla sürdüren yapımın önceki oyunundaki misafir karakterleri Yoda ve Darth Vader bu oyunda olmasa da Assasins Creed'in efsanesi Ezio sizleri bekliyor. Şahsım bu oyunu beğenmedi ve lakin ben pek sevmem zaten bu seriyi, beğenen bol miktarda oyuncuyu kızdırmaya gerek yok.


#1-

Tekken Tag Tournament 2

İşte geldik listemizin bir numarasına, senenin bizce en iyisine ve gördüğünüz ve zannımca daha en başında tahmin ettiğiniz üzere büyük efsane TEKKEN karşınızda. Efsanenin takım dövüşüne dayanan ikinci oyunu dövüş dinamikleri olarak Tekken 6 ile kıyaslarsak oldukça iyi. Bazen mekanlardan bazen de karakterler arası dengesizlikten kaynaklanan güç farkları oyuna yansıyabiliyor. Bununla birlikte TEKKEN bilmeyen arkadaşların dahi sallayarak, tuşlara rastgele basarak TEKKEN oyuncularını yenebildiği günler son bulmuş durumda. Bilen kazanır, iyi oynayan döver, olay budur! Herşeye rağmen menülerde, oyun modlarında bir eksiklik hissettim, hikaye moduna çok alışmışım ki olmaması eksik hissettirdi. Bu eksikliğe rağmen gerek karakter cümbüşü, gerek grafikleri, gerek oyun sonu filmleri ve geleneksel tutarlı hikayeleriyle 2012'nin en iyi dövüş oyunu olmayı hak etti TEKKEN Tag Tournament 2.

Yazan: Sait Gülsoy


Top 5 5-

DIRT SHOWDOWN

Colin McRae özünden her oyunda, biraz daha uzaklaşan Dirt, son yapımıyla birlikte yine ahh nerde o eski Colin McRae ruhu dedirtmeyi başararak listemizde son sırayı alıyor.

4-

MOST WANTED

EA Games'in geçmişten gelen itibarına güvenerek Criterion Games'e yapımcılığını verdiği ve ilk oyunla (ilk Most Wanted) uzaktan yakından alakası olmayan buram buram Burnaut Paradise kokan yapım listemize ancak 4. sıradan giriş yapabiliyor.

3-

LITTLE BIG PLANET KARTING

Sackboy'un on parmağında 10 marifet sevgili okur, Little Big Planet son yapımı ile çocukluğumuza götürerek bizi ve kendimizi daha mutlu hissetmemizi sağlayacak. Oyun listemize 3. sırayı alıyor.


2-

WRC 3

Enfes grafikleri, harika atmosfer ve sürüş keyfiyle 2012'nin en iddialı yarış oyunların dan olan WRC 3 Listemize 2. sıradan giriş yapıyor

1-

FORMULA 1 2012

Her yeni oyunda çıtayı biraz daha yükselten Codemasters bu sene hız hissini iliklerinize kadar hissetmenizi vaat ediyor size sevgili okurlar ve listemizin en tepesinde yer alıyor.

Yazan: Cihan Uzun


FPS Top 5

5-

MEDAL OF HONOR: Warfighter

EA Games'in büyük umutlarla piyasaya sürdüğü ve çoğu inceleme editörü tarafından adeta topa tutulan Medal Of Honor Warfighter, listemizde son sırada yer alabiliyor.

4-

DISHONORED

Biraz Skyrim vari RPG öğeleri, biraz Borderlands'ı andıran grafik yapısı ve az birazda Hitman'den ve Bioshock'tan içinde bir şeyler barındıran Bethesda Games'in yapımı olan Dishonored listemize 4. sıradan giriş yapıyor olsa da oynamanıza değecek başarılı bir yapım.

3-

CALL OF DUTY: Black Ops 2

Hemen hemen, her sene yeni bir oyunla karşımıza çıkan Call Of Duty, bu sene tekrardan zombileri ele aldı ve yine klasik Call Of Duty s atış başarılarını yakalayarak 2012 yılının son çeyreğinde oyun piyasasına güzel bir giriş yaptı. Listemizin de ortasında yer buldu.

2-

BORDERLANDS 2

Kendine has bir hayran kitlesi olan ve çizgisel grafiğiyle Pandoria'nın kapılarını ardına kadar açan Borderlands 2 listemize 2. sıradan giriş yapıyor.


1- FAR CRY 3 Ubisoft'un ikinci oyunla birlikte yok olmaya yüz tutan seriyi tekrardan yaratmış olmasına şahit olacağız bu yapımı oynarken. Devasa harita, yaşam mücadelesi, avlanma ve müthiş atmosferi sizi bir an olsun başından ayırmayacak bir yapım. Tabiî ki 1 numara onların hakkı sevgili okur.

Yazan: Cihan Uzun


Sevgili okurum, sana ‘top 5’ yazmak ile ilgili düşüncelerimi sonraki yazımda açıkladım, oraya varınca okuyacaksın ki aynı nedenlerden ötürü buna da ‘top 5’ demeyeceğim. Buna yeni bir isim bulmalıyım. Ama ne olmalı? Hop 5? Fazla hovarda. Gey 5? Fazla sokak ağızı. Teyteyteyyyy 5? Evet, bu fena değil gibi, ne dersin? O zaman hadi gel senle şimdi 2012 yılında, bana göre en iyi olan 5 TPS oyununu sıralayalım. Hatta bu sefer baştan sona sıralayalım bir değişiklik daha olsun. 1- MAX PAYNE 3 MaxPayne 3, serinin önceki iki oyunundan sonra çıkan ve çıkmadan izlediğimiz videolar ışığında bizi şüphelerde bırakan bir oyundu. Önceki iki oyunun o karamsar havasını göremeyeceğimizi sandık videolarda gördüğümüz Brezilya ortamı ve garip Havai gömleklerinden ötürü. Fakat MP3 öyle bir oyun olarak çıktı ki karşımıza şaşırdık. Fakat sevgili okur önce şunu söylememe izin ver;MP3 benim hayatımı değiştiren bir oyundur. 25 senelik acılara, kırgınlıklara, üzgünlüklere, artık yönünü şaşırmış bir hayata çekilen bir süngerdir. MP3, 25 sene süren uzun bir kışı bitirip, inşallah canım tenimde attıkça devam edecek olan bir yaz’ı başlatan bir oyundur. Ama senin şu an, ne dediğim hakkında en ufak bir fikrin bile yok. Çünkü bu oyunun hayatımdaki önemini sadece tek bir kişi biliyor, ve hep de O bilecek, çünkü ben hep, sadece O’na anlatacağım. Oyunumuza dönecek olursak, MP3, önceki iki oyundan oynanış olarak hiçbir şey kaybetmemiş bir oyundur. Günlük güneşlik atmosferi ile karamsarlığı sonuna kadar vermiş olması ile de belki de önceki iki oyundan daha bile başarılıdır. Bu sefer kabuslarımız yoktu evet ama Max’in yorumları ve tespitleri o kadar yerinde ve doğruydu ki, monologlar o kadar tadındaydı ki, aramadık bile belki kabusları. MP3, hayatımda önemini bir kenara koyarsam, ki asla koyamam, bir TPS oyunu olarak sadece 2012’nin değil, hayatımın en iyilerindendir.


2- GHOST RECON: Future Soldier Bu oyunun da yeri ayrı sevgili okur. İlk defa duydum O sesi, bu oyunla ben. Sen anlamazsın. Anlatmayacağım da, o anlam bende ve O’nda saklı kalsın. Oyundan bahsedeceğim kısaca. Ben çok büyük merakla beklemiştim GRFS’yi. Açıkçası, ben, sanırım hep bunda yanılıyorum; bir şeye karşı olan beklentimi arttırıyorum ve akabinde o şeyi görünce kusurlar buluyorum (bknz. The Dark Knight Rises ama bana göre dıdarknaytsaksıs’tır asıl adı ). Advanced Warfighter’a göre Future Soldier’da eksik olan bir şey vardı. Evet oyun güzel, fikirler kesinlikle harika, grafikler ( girdiğim bir köyde ipte asılı olan çamaşırların yanına gittiğimde sadece iki boyutlu oldukları – yani bildiğiniz düm düz, herhangi bir derinlik yok, A4 kağıdı gibi – olduğunu görünce yıkılmıştım ) kötü, ama yine de oynatan bir şey vardı kendini. Bu tarz oyunlarda genelde ‘ateş hissi’ , ‘atış hissi’ gibi şeylerden bahsedilir ve ben bunu hele ki hayatında eline silah almamış birinin söylemesini komik buluyorum. Fakat bu tabirden ‘gerçekçilik’ olarak bahsedersek, onu tabii ki kabul ederim ama GRFS’da bu his de pek başarılı değildi. Sonuç olarak GRFS 2012 yılında aklımda kalan en önemli iki oyundan ikinci sıradaki, zaten numaralardan da bunu anlamışsındır sanıyorum, ama aklımda kalma sebebi oyunla ilgili değil!

3- SNIPER ELITE V2 Ben bu oyunun sadece demosunu oynadım sevgili okur. Evet keskin nişancı tüfekleri kullanmak hepimizin ilgisini çekmiştir. Evet nefes tutma tuşlarına basmak, yakınlaşmak, hareket eden düşmanları vurmak, kafalarına sıkmak, o tüfeğin çıkardığı muazzam sesi duymak... Bunlar hep keyif vermiştir bize. Ama, tadında olunca. Baştan aşağı amacı keskin nişancı olmak olan bir oyun, özellikle de bu kadar kötü Stealth/Gizlilik öğeleri ile birleşince, demosunu bile on dakikadan fazla oynatamıyor. Ki aldığı tüm notlar 3/5’ler, 5-6/10’lar, 55-65/100’ler şeklinde. Yani Sniper Elite V2 2012’de çıkan ama kendini pek de oynatamayan bir oyun.


4- RESIDENT EVIL 6 Bu oyunun tarihçesinden veya başka bir yerinden tutup da size anlatabileceğim bir bilgim, birikimim maalesef çok yok. Ben bu seride sadece RE5’i oynadım ve açıkçası beğendim. Her ne kadar zombi muhabbetlerini sevmesem de oyundaki aksiyon heyecanı oldukça üst seviyedeydi ve bu kaliteli grafikler ile de birleşince sonuç oldukça iyiydi. Fakat bir çok RE fanından duydum ve sağda solda ( ben şimdi buradan isim verip de kimseyi ) okudum ki son oyun RE6 olmamış-mış. Bu tamamıyla yanlış bir bilgi de olabilir ama sitemizdeki incelemesi ile de size fikir verecektir. Oyunla ilgili son sözüm izlediğim bir videodan gelsin: Oynattığımız karakter bir odaya giriyor ve girdiği odada yerde bir ceset var, tüm bulgular – oynadığımız oyun türü vesaire – birleşip onun yakınına geldiğimizde canlanacağı yönünde, e karakterimiz de daha yanına gitmeden ateş ediyor, işini sağlama alıyor, ama yine de yanından geçerken canlanıyor bu ‘ölü’ ve zombi haliyle bize saldırıyor. C’mon! Artık böyle şeylerle doymaz hiçbir oyuncu yapımcılar, lütfen yapmayın, zaten bariz olanı gözümüze sokmayın. Kurgu denen şeye biraz önem verin, klişelerden kurtulun, yüklerinizi atın. 5- BINARY DOMAIN Adını bile duymamış olabilirsiniz ki keza bunun için de sizi suçlayacak değilim. Sega’nın yapımı Binary Domain ve sanırım ki adının duyulmamasının bir hikmeti var. Ben zaten ömrü hayatım boyunca bir tek Sega oyununu beğenememişimdir. Sorun bende mi? Evet sorunlu biriyim, hasta ruhluyum, bir ipin ucundan dünyayı dolaşan İsmail Hasta Ruh kadar olmasa da, ona yakınım. Ama bir de dönüp aynaya bakın lütfen. Yıl olmuş 2012, uzay çağındayız, tuvalete gidiyoruz hala kağıt peçeteler, havlular kullanıyoruz. Adımız ‘uzay çağı’ ama hala üç bin sene öncesinin sistemi hakim tuvalet ihtiyaçlarına…. Bir dakika… Sanırım konu da büyük bir karışıklık yaptım, ama şimdi silmek de olmaz, yazmışım o kadar, emek var ortada. Uzay çağından devam edeyim, ben: Heh! Yıl olmuş 2012, uzay çağındayız sen böyle oyun yapıyorsun! Sanırım o günlerin eskide kalmış artık. Kısaca BD, evet 2012 yılında çıkan bir TPS ama onu bir Kayahan şarkısını biraz da çarpıtarak uğurluyoruz: Beni versinler ellere, seni vursunlar, sana unutulmanın yolları, bana takaslar… Çok da fazla TPS oynamayan Lucifer’ın, 2012 yılı için TPS listesi de bu kadar olur sevgili okur. Son oyun, itiraf ederim ki, gerçekten oyun bulamamaktan konulmuş bir oyundur. Açık sözü severim, ama yüzde yüz, her zaman da değil çünkü; insanlara bazen gerçek yetmez, insanlar bazen gerçeklerden daha iyisini hak ederler; bu zamanlar seyrek olarak gelir, ama o zamanlar dışında açık söz gayet iyidir. Paramın bir bölü ikisi değerinde saygılar, üç bölü dördü değerinde sevgiler ( ilkokul – problemler ). Yazan: Volkan Dinç


RPG Sevenlerin doyum noktasına ulaştığı bir yılı geride bıraktık. Gelin şimdi bu doyumun zirve noktalarını hatırlayalım ve sıralayalım.

5- KINGDOMS OF AMALUR: Reckoning 2012'nin en iyi RPG oyunları listemize son sırada Kingdoms of Amalur:Reckoning ile başlıyoruz. Yapımında bir çok ünlü RPG yapımcısının bulunduğu (Oblivion) KoAR, hikayesinin derinliği, RPG türünde alışılmışın dışında farklı dinamikleriyle bizlere sunulmuştu.

4-NI no KUNI: Wrath of the White Witch Ni no Kuni: Wrath of the White Witch, Annesini genç yaşta kaybeden ve annesini tekrar hayata geri döndürmek üzere yola koyulan karakterimizin hikayesini konu alıyor. PS3 ve NDS platformlarında yer alan bu yapım RPG sevenlere farklı bir deneyim yaşattı geçtiğimiz yıl.


3- GUILD WARS 2 MMORPG tarzında olan Guild Wars 2, World Of Warcraft gibi yılların devine en büyük darbeyi vuran oyun oldu. Sevenleri ikinci oyunun duyurulmasından ve içeriği hakkında açıklanan bilgiler doğrultusunda belki de WoW'u tahtından edebilecek bir yapım olarak gördüler bu oyunu. MMORPG tarzında bir çok rakibine içerik olarak üstünlük kuran Guild Wars 2, 2012'nin en iyi RPG'lerinden biri olarak listemizde 3. sırayı aldı. 2- MASS EFFECT 3 İkinci sırada bu yıla damgasını vuran, sevenlerini sürükleyici senaryosuyla mest eden Mass Effect 3 var. Başarısının arkasında RPG oyunlarının dev ismi BioWare bulunuyor. Seri içinde en zengin içeriğe sahip olan Mass Effect 3 "aksiyon RPG" türünün temsilcisi olarak 2012'de tahtı zorlayan yapımlarından birisi oluyor. 1- DIABLO 3 Yazılarımı takip edenlerinde tahmin ettiği gibi tartışmasız birincilik koltuğu Diablo 3'ün oldu.Uzun yılların bekleyişi ardından gelen, dünya çapında yaş aralığı fark etmeksizin oldukça fazla hayran kitlesine sahip olan Diablo,12 yıl sonra tekrar oyunseverler ile buluştu. RPG tarzının yapı taşlarından olan Diablo, serinin 3. oyunuyla 2012'nin en iyi RPG oyunu oldu diyebiliriz.

Yazan: Doğu Ercan


Sevgili okur merhaba. Umarım hayatında her ne ile uğraşıyorsan; senin için iyi bir şekilde gidiyordur. Sana bu yazımda 2013 yılı içinde beklenen oyunlardan en çok merakla beklenen beşini yazacağım. Bu yazıya Top 5 demek istemiyorum hiç. Top kelimesi İngilizce’deki anlamı ile kullanılıyor ama İngilizce okunmuyor ve ben buna çok karşıyım. O zaman 5’i de Top’u İngilizce okuyalım, olsun size tap fayf, böyle hafif de Biritiş aksanıyla… Şu kısıtlı Türkçem ile de verdiğim dil bilgileri…. Ama önemli olan niyetti değil mi? Hayır değildi, niyet önemli tabii ki ama niyet iyi, sonuç hüsran, ne kaldı elde? Neyse, gene konuyu da dağıttım bir güzel, ilerleyemedim, kanalize olamadım, bu yaşıma geldim adam olamadım. Ne diyordum? Hatırlayabilir misin? Hatırlayamazsın! Özelliğim öyledir benim, bir konuyu beş koldan anlatırım ki kafanda hiçbir şey kalmasın. Top 5 diyordum… Ama çıkacak tarih sırası değil de, daha çok verilen önem ile aklıma gelme anı gözetilerek yazılan bir Top 5 (top 5 yazmaya karşı biri olarak 435 kere top 5 yazmam da cabası). Bu arada yazının başlığını da İngilizce "Hope 5" koyduk iyi mi! 1-) BioShock: Infinite ‘No Gods Or Kings Only Man!’diye açılmıştı ilk oyun bundan yıllar evvel. Ayn Rand’in ‘objektivizm’ felsefesinden ve Atlas Silkindi adlı romanından etkilenen, muhteşem bir senaryo ve atmosfer ile birleşen FPS türünde RPG öğeleri ile süslenmiş bir oyundu ilk oyun. Oturup burada ilk BioShock oyununu anlatmaya başlasam, sanırım iki gün duramam. O yüzden ilk oyunun harikalığından, ikincisinin atmosferi devam ettirip oynanışı kaliteleştirmesinden de bahsetmiyorum. Fakat yeni gelen BioShock oyunu, bu sefer denizin dibinde değil de göğün üstünde geçtiğinden, kullandığı ulaşım sisteminden, işlediği milliyetçilik olgusundan olsa gerek bazı hayranları hayal kırıklığına uğrattı gibi. Fakat özellikle zaman-mekan kavramı üstüne yoğunlaşması ve paralel evrenler gibi konuları aralaması ile bir kez daha, ilk oyun kadar olmasa da belki de, senaryosu ile gönüllere konacak gibi duruyor şimdiden. En azından benim için bu böyle. 2K Games’e olan güvenim, 1’den kötü ama 2’den iyi bir oyun çıkaracakları yönünde.


2-) Tomb Raider Daha önceden, ön incelemesini yaptığımız yeni Lara Croft oyunu oldukça merak uyandıran cinsten. Oynanışa katılan "UnCharted"vari hava, serinin artık ‘güzel olsa da kendini tekrar eden’ yapısına farklı bir bakış açısı katacak gibi duruyor. Zaten oyunun ön incelemesini detaylıca da yazdık. Yeni Lara Croft oyunu farklı bakış açısı, heyecanlı senaryosu ile Tomb Raider seven, sevmeyen tüm TPS'cileri, macera severleri televizyonları karşısına kilitleyecek gibi.

3-) GTA V GTA serisinin sadece son oyunu, yani dördüncü oyununu oynamış biri olarak şunu diyebilirim ki, oyunu ilk iki hafta deli gibi oynamıştım hem de oldukça bayıla bayıla. Okuldan gelir, oyunu açar, sabahlardım. Ki aynı şeyi bir de MGS4’te sabaha kadar oyun oynayıp, hiç uyumadan Atom Fiziği sınavına gidip, sınav kağıdında cevaplara Bohr Atom Modeli yerine Solid Snake yazdığımı bilirim. Sanırım kafein bağımlılığım bu zamanlar başladı. İşte GTA4 de bana hemen hemen, MGS4 kadar olmasa da, aynı şeyi yaptırmıştı. Şimdi gelen yeni oyun ile haritamız daha da büyüyor, ana senaryoda, arasında seçim yapabileceğimiz üç adamımız var ve istediğimiz gibi aralarında geçiş yapabiliyoruz. Ki gerçek GTA fanları, 4’ten önceki oyunlarda bulunan özellikleri de ‘tekrar’ oyuna katarak Rock Star’ın GTAV’i ‘mükemmel’ bir hale getirebileceğini düşünüyor, umarız ki sonuç böyle olur. Oyun bu yılın bahar aylarında – bazı atmasyon tarihler mevcut olsa da – tam olarak hangi tarihte çıkacağı belli olmadan, bize, adım adım yaklaşıyor.


4-) Last of Us Açık olacağım: Bu oyun neden bu kadar tutuldu çözebilmiş değilim gerçekten. Tamam; UnCharted’ın kanı kımıl kımıl akan yapımcısı Naughty Dog var oyunun arkasında; tamam, grafikler muazzam. Fakat zombiler, yayılan hastalıklar….. Hadi ama! Biraz doymadık mı böyle şeylere? Belki oyunun oynanışı çeldi bekleyenlerinin gönlünü, ona diyebileceğim bir şey yok tabii ki, ama ben izlediğim videolarda da oynanış açısından ‘interaktif, iyi, güzel, hoş bir oyun’ olmaktan öte bir şey göremedim. Ki oyuna her ne kadar basit bir damga vurup ‘zombi’ oyunu demiş olsam da, hikayenin kesinlikle ‘insanlık’ ve ‘insani bağlar’ ile ilgili hafızalara kazınacak türde anlar ve diyalogları sunacağını ve hikayeyi destekleyeceğinden eminim. Lütfen sözlerim yanlış anlaşılmasın; ben Last of Us’a kötü demiyorum, sadece abartıldığı kadar iyi olmadığını düşünüyorum hepsi bu. Saygılar efendim.


5-) Beyond: Two Souls Heavy Rain gibi bir interaktif oyunun yapımcılarının imzasını taşıyan Beyond: Two Souls belki de en çok konuşulabilecek oyunlardan. Daha önce gayet doyurucu bir ön incelemesini sizlerle paylaşmıştık. Hemen burada bir şey belirtmek istiyorum ki ‘Heavy Rain oyun değil, öyle oyun mu olur, film o’ gibi, tarzında yorumları ben anlamıyorum. E, XMB’de oyun sekmesinde çıkıyor hacı, onu nasıl yapacağız? Neyse, sinirlendim. Halbusi sinirlenmemeliydim, sen benim okurumsun, sana sinirlenmem hoş olmaz, sonra kaçar gidersin. Ne diyorduk? İnteraktif oyun. Fahrenheit’ten, Heavy Rain’den sonra ‘senaryoya şekil’ verebilme ve hikayeye önem verme gibi kriterleri olan bir oyuncu olarak Beyond: Two Souls'u beğeneceğimi düşünmekteyim. Last of Us’taki kız karaktere çok benzetsem de Inception’daki mimarımız Ellen Page’in aslında bu oyunda olduğunu da sevdiceğimden öğrenmiştim. Ellen Page’in Jodie Holmes olarak hayat vereceği oyunda biz de Jodie’nin kaderine yön vereceğiz. Umarım ki en az Heavy Rain tadında bir oyun çıkar karşımıza, ama umarım Heavy Rain’in tam olarak başaramayıp da Fahrenheit’in başardığını başarır Beyond: Two Souls.

Açıkta elbet çıkacak oldukça güzel olan oyunlar kalmıştır, fakat bu liste objektif olarak hazırlanmadığı için listeye koymadığım oyunlar adına lütfen beni suçlamayın. Eğer hatalıysam lütfen arayın: Volkan TheLucifer Dinç – Kötülük Bizim İşimiz!

Yazan: Volkan Dinç


KİTAP Hafif kültür kokan bir köşe ile merhaba sevgili okur. Sana bugün buradan bir kitabı anlatacağım, aslında anlatmaktan çok eleştireceğim zira okuduğum ‘en iyi on kitap’ listesine kafadan girecek bir kitabın yazarının başka bir kitabı bu (– en iyi on kitap mı? – evet – her kitap en iyidir, sadece okuyucusu farklıdır, sadece bazısının bazılarına etkisi farklıdır, sadece bazısının bazılarında uyandırdığı duygular farklıdır, yazar bu farklı insanları ve duyguları ne kadar birleştirebilirse de o kadar iyidir ve zamanın ötesindedir, tıpkı Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı gibi. En iyi on kitap mıdır Tutunamayanlar? Hayır, en iyidir. Ama kime ve neye göre? Anladın mı? – Peki abi ). Evet o yazar John Ronald Reuel Tolkein ( J.R.R. Tolkein ) ve o bahsettiğim çok iyi kitabı Yüzüklerin Efendisi ve evet bahsettiğim diğer kitabı da Hobbit. Her ne kadar şimdi Hobbit’i yazma sebebim vizyona giren filmi olsa da ve ben filmini izlemek istemiş olmama rağmen izleyemesem de, kitabını okuduğum için sana kitabıyla ilgili bir şeyler söyleyeceğim ki bu yorumlar belki Yüzüklerin Efendisi okumadan söylenseydi çok farklı olurdu, ama belki de Hobbit’i Yüzüklerin Efendisi’nden önce okumuş olsaydım bir daha Tolkein okumazdım, bilemiyorum (ayrıca Yüzüklerin Efendisi ile Hobbit’i okumam arasına Silmarillion girer ki sanırım onun filmi yapılsaydı ağzımın sularını yerlerden temizlerlerdi).

Sevgili okur Hobbit baştan sona bir ‘çocuk’ romanı tadında. Gandalf’ın Bilbo’nun evine gelmesinden sonra başlayan tüm olaylar hatta yer yer Gandalf bile çocukça. On üç tane cücemiz’in Bilbo ile tanışma kısmı tabir-i caizse tam bir ‘şirinlik muskası’ olmuş durumda. Ama sadece çocuklar için. Çünkü bu bölümlerde özellikle, bence gereksiz uzun olan tanışma, kaynaşma, Bilbo’yu ikna etme kısımların, yani kısaca Bilbo’nun evinde geçen bölümler oldukça havada kalan, sıkıcı ve gereksiz uzun bölümler olmuşlar. Özellikle Bilbo’nun bu yolculuğa katılmaya karar vermesi de bir hayli saçma gelişiyor bana göre. Sanki Bilbo ilk başta ‘Ne işim var benim bunlarla? Kovuğumda otururum, keyfime bakarım’ derken bir sonraki an ‘E haydi gideyim ya, güzel bir macera işte’ kıvamına gelmesi arasında hiçbir lojik bağlantı yok ki bu da kitabı çocukça yapan ve yetişkin bir insana ‘nasıl yani?’ sordurabilecek bir başka etmen. Peki ya yolculuk? Bilbo macera’ya katılmayı kabul edip de yola çıktıkları andan sonra ilk macera olarak Yüzüklerin Efendisi’nde gözlerimize ve hafızalarımıza ‘korkunç’ olarak kazınan Troll’lerin birer ‘gerizekalı’ olarak bize sunulması – tamam hiçbir zaman zeki değildi Troller ama hiçbir zaman da ilkokul bahçesinde elinde topla basket atamayan çocuklar gibi de değillerdi – aralarında geçen muhabbet ve Bilbo artı


on üç cüce’den oluşan on dört kişilik grubun birbirlerinden beter sakarlık ve aptallıkları, sanki bu yolculuk hiç olmasaydı dedirten cinsten. Daha sonrasında gelişen olaylar ve Yüzüklerin Efendisi’nde büyük bir gizemle bahsedilen Bilbo’nun Yüzük’ü Gollum’dan almasını sağlayan ‘bilmece’nin gün ışığına çıkması da hayalleri yıkan türden. Burada sıpoylır vermek tabii ki istemem ne filmi izlemeyenlere ne de kitabı okumayanlara fakat Bilbo’nun ‘İki kere iki kaç eder?’ tadında bir soru ile ve üstelik tuzak olsun diye bunu ikilik veya üçlük sistemde de değil, doğrudan onluk sistemde sorması ile kitap iyice kendini salıveriyor. Yüzük’ün Bilbo’yu bulmasındaki kurgu, sanki Tolkein değil de, örneğin ben yazmışımcasına, amatörce ( Neredesin Silmarillion? ). Yüzük’ün Bilbo ile buluşmasından sonra gelişen ve goblinlerle ilgili kısma (kısım-a, olarak yazılan kelimemizde sesli düşmesi olur ve kısıma olarak yazılması gereken kelimemiz, kısma şeklinde yazılır – Türkçe Ders 124: Kimden Türkçe Öğrenilmez?) girmek hiç istemiyorum çünkü Bilbo’nun oradan nasıl çıktığını anlatmak için bunu hatırlamam lazım ve bu bana Legolas’ın yağmur gibi yağan oklarından, Frodo’nun yaşadığı o ‘yolculuk’tan sonra sadece acı verecektir. Peki bizim on dört kahramanımızın, oldukça ‘çocukça’ bir şekilde örümceklere yakalanmalarındaki kurgusal gereksizlik ve ‘kahraman’ olması gereken adamların tabirimi lütfen mazur görün ama ‘aptalca’ hareket etmelerine ne demeliyiz?. Bilbo’nun yüzüğü en çok kullanması gereken anlardaki kararsızlığı ve örümceklerin kendi aralarında ‘hey, bak güneş kardeş, dağlar ne güzel parlıyor, orman ne güzel, aa bak böcekler de

bizimle, değil mi ya a dostlar’ edaları ile konuşmaları Yüzüklerin Efendisi’nde yakalanan, Mordor’un o karanlık havasından, tanımlanan ‘çaresizlikten’, insanların ufacık da olsa bir umut kırıntısı için her şeyleri uğruna feda edip savaşacakları değerlerden öylesine uzaklaştırıyor ki insanı, elinizde size tanıdık olan sadece Bilbo, Yüzük, Gollum ve Gandalf kalıyor ve tabii ki o efsane Orman Elfleri’ni de unutmamak lazım. Kitabın sonuna, aranılan hazineye ve ejderhaya hiç girmeyeceğim bile çünkü Hobbit, tam anlamıyla başarısız bir kitap. Ve ben,gerçekten ki; bir Tolkein hayranı olarak bunu söylemeyi hiç istemezdim. Aynı şeyin ‘umarım ki’ filmi için geçerli olmadığını söyleyerek ve sizlere okuyacak ‘değer’ bir şey vererek bu incelemeyi kapamak istiyorum:

“Beni yıkın artık günseli derdi üstünüze çökmeden yıkın beni yerime cam mozaik cepheli bir apartman yaptırırsınız size iki daire on bin lira da para verirler çok beklemeyin sonra üstümden yol geçirirler belediyeden metelik alamazsınız. Sağlığımda bir işe yaramadım hiç olmazsa enkazımdan bir şeyler kazanırsınız. İyi kötü taraflarımı ayıklayabilseydim belki içimde oturulabilirdi fakat masrafa değmez hangi tarafımı tamir ettireceksiniz yıkıp yeniden yapmak daha ucuza gelir” Oğuz Atay – Tutunamayanlar Yazan: Volkan Dinç


FİLM Merhaba ey dost! Dost'un Elfçe karşılığı neydi? Mello... Gönül ister ki kadim Elfçe ile yardırayım sana burada ama maalesef ki sana mello diye seslenmekten başka herhangi bir bilgim yok. Yazıya başladık ama ne yapacağız bu yazıda onu söylemedik, gerçi başlık denen de bir şey var o da ayrı mesele. Velhasıl kelam birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için dercesine kurulan yüzük kardeşliğinin çok öncesine gideceğiz, Volkan'ın romanını eleştirdiği Hobbit'in film uyarlamasını da ben eleştireceğim izninizle. Henüz izlemeyenler için spoiler vermemek gibi bir kaygım da yok açıkçası zira roman uyarlaması bu, alıp okusaydın romanı yemezdin spoiler'ı diyeceğim de romanı ben de okumadığım için bu kadar sert söylemlerde bulunmak istemiyorum. Ha bu arada romanı okumama sebebim zaten Volkan'ın getirdiği eleştiriye paralel şekilde Hobbit'in bir "masal" kitabı olduğunu bilmemdir. -Yüzüklerin Efendisi'nin çakmasını yapmışlar (Anonim Adam). Yukarıdaki yoruma benzer çok sayıda yorum işittim zira memlekette kimse kitap okumuyor nerdeyse ve fantastik edebiyat okuyan da çok güzide bir azınlık sadece. Adamın ne haberi olsun Orta Dünya'dan, FRP'den, RPG'den... Bir de elim kadar kitap (gayet incecik) bölüp yayıp geniş geniş filmlerler çıkartmışsınız ki buna da kapitalizm deniyor ona da eyvallah.

Yüzüklerin Efendisi denildiğinde zaten bir durup, saygıyla selamlamak gerekir Tolkien'i ama bu Hobbit'in masal kitabında olduğu gibi film uyarlamasında da ciddi zevksiz unsurlar var. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi serisinden hem atmosfer hem de konu, hikaye bağları açısında çelişkiler ve kopukluklar içeriyor. Kopukluklar devam filmleriyle giderilir mi bilmiyorum ama Sméagol (Gollum) kısmındaki çelişkiyi nasıl toparlayacaklar orasını bilmiyorum (yine sana kıyamıyorum okur kişi, bak spoiler vermedim - gerçi isteyerek olmadı ya neyse). -Pippin ne la, puhahha, Pippin diye isim mi olur la! (Yüzüklerin Efendisi 2: İki Kule filmini sinemada izlerken arka sıradan yükselen ses, "ne işin var dayı, kim zorla getirdi seni" denilesi insan evlatçığı.) Troller Yüzüklerin Efendisinde korkulan, kodu mu oturtan devasa yaratıklardır ama Hobbit'in bir masal olmasından dolayı burada eğlencelik dev embesiller olarak yer alıyor ve bu durum aynen filme de uyarlanmış ki Disney animasyonu tadında geçiyor adeta. Fazla uzatmak da istemiyorum yazıyı, işin özeti görsel olarak tatmin edici ama konu olarak çok basit bir fantazya sunuyor Hobbit. Devam filmini merak etmiyorum açıkçası ama çıkınca da gidip izleriz muhtemelen. Ha, bu arada unutmadan, ne Gandalf, Gandalf olmuş; ne


Bilbo, Bilbo olmuş, cüceler saray soytarısına dönmüş. Ya ileri gidip abartacağım ama Yüzüklerin Efendisi hayranıysanız, gerek film olsun gerek kitap olsun ciddi ciddi fanatikseniz, Hobbit'i izlemeseniz bile olur. Yoksa vakit geçiyor, hem de pek çok filmden iyi geçiyor ama.. İşte aması yanında! Yazan: Sait Gülsoy


02.2013 ...BEKLEYİN...

SELECT Sayı 2  

Select Dergisi 2013 Ocak (2. Sayı)

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you