Issuu on Google+

HİSARCIKLIOĞLU İLE YENİDEN Selçuk Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Koray Yolcu, Meclis Başkanı Yusuf Dereli ve Genel

Sekreter Filiz Acargil Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin 69. Genel Kuruluna birlikte katıldılar.

Genel Kurulda Ticaret Odası Başkanımız Koray Yolcu TOBB Turizm Kurulu Üyeliğine seçildi Haberi 3'de

SAYI: 17

EYLÜL 2013

BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ

Haberi 3'de

MUSTAFA ATINÇ BERRİN DERELİ’nin Röportajı 5'de

Haberi 4'de

2'de

Koray YOLCU Yönetim Kurulu Başkanı


EYLÜL 2013

ODA YÖNETİMİNDEN SELÇUK KAYMAKAMINA ZİYARET

EĞRİ OTURUP DOĞRU KONUŞALIM Değerli Üyelerimiz, Bildiğiniz gibi ilçemiz tarım ve turizm kaynaklarıyla eşi benzeri olmayan bir coğrafyaya sahip. Güzel ülkemizin pek çok ilçesinin hatta ilinin bile sahip olamadığı potansiyel Selçuk'umuza bahşedilmiş. Hem tarımsal hem de turizm ve kültürde çok özel bir yerde yaşadığımızı biz Selçuklular olarak çok iyi biliyoruz. Birbirinden lezzetli meyvelerimiz, senenin çoğunluğuna hakim ılık ve güzel iklimimiz, tüm dünyadan akın akın ziyaretçi ağırlayan medeniyetlerin beşiği Efes'imiz, doğal güzellikleriyle dillere destan Şirincemiz, hristiyanlık için hac mekanı Meryem Ana Evimiz, St Jean kilisemiz, Ayasuluk Tepemiz, Çamlık Tren Müzemiz ve daha niceleri… Bu özel ve ayrıcalıklı ilçede dört bir yanımız bütün bu kaynaklarla çevriliyken biz Selçuklular bundan ne kadar fayda sağlayabiliyoruz? Bu potansiyeli ne kadar verimli kullanabiliyor, ticarette ve iş hayatında bu benzersiz nimetlerden ne derecede yararlanabiliyoruz? Sanırım bütün bu soruların yanıtlarını hepimiz biliyoruz. Gönül isterdi ki bu yazıda ya da konuştuğumuz her platformda Selçuk'umuzun ticaret ve turizmde ne kadar ileri olduğundan bahsedelim. Tarımda göstermiş olduğumuz başarılardan ya da turizmde nasıl örnek bir ilçe olduğumuzdan, marka olmuş tesislerimizden, sürekli beğeni toplayan kaliteli hizmet üreten firmalarımızın varlığından bahsetmeyi inanın çok isterdim… Ama eğri oturup doğru konuşmalıyız. Olması gereken hacmimizi göz önünde bulundurup şu andaki mevcut durumumuzu ortaya koymalıyız. Gerçeklerden kopmadan ayaklarımızı yere sağlam basmalıyız. Artılarımızla övünürken eksilerimizin üstünü örtmemeliyiz. Umutsuzluğa kapılmadan, fırsatları görerek, zaman elimizden kayıp gitmeden yapılması gerekenleri bir an önce hayata geçirmeliyiz.

Koray YOLCU Ticaret Odası Başkanı Efes, Şirince, Meryem Ana gibi dünya markalarına sahipken Selçuk'ta kapımızı çalmayan turizmimizle övünemeyiz. Efes, Meryem Ana Evi yılın 365 günü onbinlerce turist ağırlayıp Şirince dolup taşarken Selçuk'a niye gelmiyorlar diye ağlayamayız. Şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekli. Biz turiste Selçuk'ta ne sunabiliriz? Diğer yerlerde bulamadığı neleri verebiliriz? Buraya gelen turiste Selçuk merkezde konaklama imkanı sunmadığınız sürece biz bu sorunları yaşamaya devam ederiz. Selçuk'un merkezine hareket getirmenin tek yolu turisti merkezde ya da merkeze yakın konaklatmak, en azından Selçuk'ta bir gece geçirmesini sağlamaktır. Selçuk'ta butik otelcilik yatırımlarının bu açığı kapatacağını, kentin hem ticari hem de sosyo kültürel çehresini değiştireceğine inanıyorum. Konaklama sorunu çözülünce merkezde bu talebe uygun cafeler, turistik eşya dükkanları, butik restoranlar hatta zincir markalar yerini alacaktır. Doğru nitelik ve konseptte yapılacak yatırımlar turizmdeki yeni hedefimiz olmalıdır. Bunun örnekleri için çok uzağa gitmemize ya da Amerika'yı yeniden keşfetmemize gerek de yok üstelik. Şirince'ye bakalım yeterli… Şirince'yi Şirince yapan köyde konaklama imkanı sağlayan butik otel ve butik işletmelerdir. Selçuklular olarak karar vermek zorundayız. Selçuk'u merkezde turistlerin gezdiği, alışveriş yaptığı, konakladığı canlı bir kent mi yapalım, yoksa böyle mi kalsın? Burada görev kamu ve yerel yönetimden tutun da siyasi partilere, meslek örgütlerinden sivil toplum kuruluşlarına ama en önemlisi yatırımı yapacak olan Selçuklu işadamlarına ve Selçuklu tüccarlara düşüyor. Hepinize sağlıklı ve bol kazançlı günler dilerim.

Ticaret Odası yönetim kurulu üyeleri Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı'yı makamında ziyaret etti. Ziyarete Oda Yönetim Kurulu Başkanı Koray Yolcu, Başkan Yardımcısı Mustafa Kırıtak, Yönetim Kurulu üyeleri Murat Tabak, Alpaslan Coşkun, İlkan Gülgün ve Yönetim Kurulu Danışmanı Berrin Dereli katıldı. Göreve gelmeleri sebebiyle Oda yönetimini tebrik eden Kaymakam Ayhan Boyacı, ilçemiz dünyanın dört bir yanından insanların geldiği nadide güzel bir ilçe. Bu ilçenin ticaret hayatı da ilçemizin geleceği için belirleyici bir rol oynuyor. Ticaret Odası bu misyonun en önemli bir parçalarından biri. Oda yönetiminin bu sorumluluk için çaba göstereceğine yürekten inanıyorum.

Üzerimize düşen görevlerde destek olmaya hazırım.” şeklinde konuştu. İlçe ekonomisinin gelişmesi ve ticaret hayatının önündeki sorunların çözümünde taşıdığımız sorumluluğun farkındayız. Meclisimiz ve personelimizde aynı sorumluluk bilinci

içerisinde. Yolumuz uzun ve yorucu. Üyelerimizin ve kurumların desteğinden büyük güç alıyoruz. Sizin vereceğiniz destek de bizim için çok önemli. Sizleri meclis toplantılarımızda da görmek ve tecrübelerinizden faydalanmak isteriz.” şeklinde konuştu.

KOSGEB'DEN SELÇUK'A DESTEK SÖZÜ KOSGEB İzmir Güney Hizmet Merkezi Müdürü Mustafa Çanakçı Odamızı ziyaret etti. Ziyarette Oda Yönetim Kurulu Başkanı Koray Yolcu, Yönetim Kurulu üyeleri Alpaslan Coşkun, İlkan Gülgün, Meclis Üyeleri Ümüt Yolcu , Hakan Saçlıoğlu ve Yönetim Kurulu Danışmanı Berrin Dereli evsahipliği yaptı. HİZMET SEKTÖRÜNE DE KOSGEB DESTEĞİ KOSGEB İzmir Güney Hizmet Merkezi Müdürü Mustafa Çanakçı KOBİ tanımlamasının değiştiğine dikkat çekerek, 2012 yılında gerçekleştirilen düzenlemeyle 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 40 milyon Türk Lirasını aşmayan ekonomik birimlerin KOBİ tanımı kapsamına dâhil edildiğini söyledi. Eskiden sadece imalat sektöründe faaliyet yapanlar KOBİ olarak değerlendiriliyordu artık mevzuat değişikliğiyle hizmet sektörü de KOBİ kapsamına alındı. Bu yüzden turizmciler de KOSGEB desteklerinden yaralanabilirler. Bu Selçuk için de önemli bir avantaj. Desteklerimizden Selçukluların yararlanmasını istiyoruz” dedi.

hakkında yeterince haberlerinin olmaması. KOSGEB'in yurtiçi fuarlardan yurtdışı iş gezilerine, istihdam desteğinden, tanıtım ve eğitim desteğine kadar her ölçek ve büyüklükteki üyelerimiz için sayamayacağımız çeşitte destekleri var. Biz Sayın Müdürümüzü İzmir'de ziyaret ettiğimizde bizi Selçuk'u bu desteklerden yararlandıramadıklarını söylemişlerdi. Bu avantajlardan üyelerimizin yararlanmalarını istiyoruz. Sayın Çanakçı bize bunun için tam destek sözü veriyor. Bu yüzden önümüzdeki günlerde tüm üyelerimizi davet ederek bir tanıtım toplantısı yapmayı planlıyoruz.” dedi.

KOSGEB DESTEKLERİNİ TANITMAK İÇİN TOPLANTI DÜZENLEYECEĞİZ. Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Koray Yolcu “bizim için KOSGEB çok önemli bir partner. Üyelerimizin KOSGEB'den önemli faydalar sağlayabileceklerini düşünüyoruz. Tek eksiğimiz pekçok üyemizin bu destekler

Avrupa Türk İşadamları İşbirliği Konseyi İzmir Bölge Temsilcisi Dilek Araç ve YKTem Turizm Başkanı ve Arap Turizm Teşkilatı Türkiye Temsilcisi Rüstem Yüksel'in de katıldığı toplantıda ilçemizin en önemli sektörlerinden biri olan turizm konuşuldu. Selçuklu turizmcilerden Gökhan Sengel'in de katıldığı

toplantıda Selçuk'taki turizm sektörünün altyapı sorunları ile pazarlamaya ilişkin çözüm önerileri üzerinde duruldu. TURİZMDE DAHA FAZLA PAY İSTİYORSAK DEĞİŞİME KENDİMİZDEN BAŞLAMALIYIZ İnanç turizminin en önemli destinasyonlarından biri olan Selçuk'un bu avantajı yeterince kullanamadığını söyleyen Başkan Koray Yolcu “Biz Efes'e, Meryem Ana Evi turizm hareketinin daha nitelikli bir içerikte olması gerektiğini söylüyoruz. Ve bu hareketten ilçemizin daha fazla pay alabilmesini istiyoruz. Yıllardır bu söyleniyor. Ama biz bir şey isterken bunun gereğini de yerine getirebilmeliyiz. Altyapı sorunlarını çözmüş, yatırımcıyı Selçuk'a davet edebilir bir zemin hazırlamalıyız. Bunun için bizim de değişimlere, yeni fikirlere açık olmamız gerek. Ticaret Odası olarak ortak projelerde yer almak konusunda istekli ve kararlıyız.”dedi.


EYLÜL 2013

HİSARCIKLIOĞLU İLE YENİDEN

TOBB'un 69'uncu Genel Kurulu'nda M. Rifat Hisarcıklıoğlu TOBB Başkanlığına yeniden seçildi. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki 69. Genel Kurul'da, Hisarcıklıoğlu, toplam 1734 delegenin imzasıyla aday gösterildi. Tek aday olarak seçimlere giren Hisarcıklıoğlu, geçerli oyların tamamını alarak 4 yıl süreyle TOBB Başkanı

oldu. Hisarcıklıoğlu, yaptığı teşekkür konuşmasında, uzun süredir devam eden bir seçim maratonunun içinden geçtiklerini belirterek, " bugün camiamızın seçim döneminin son aşamasını tamamlıyoruz. Ben sizin başkanınız olmaktan ve hep

BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ Odamız tarafından Pamucak Sürmeli Otel'de düzenlenen iftar yemeğine Selçuk Ticaret Odası üyelerinin yanısıra Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı, İlçe Emniyet Müdürü Fatih Çankaya, KOSGEB İzmir Güney Hizmet Merkezi Müdürü Mustafa Çanakçı, siyasi parti temsilcileri ile bazı sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Sıcak bir atmosferde geçen yemeğe katılımın yoğunluğu dikkat çekti. Oda Yöneticilerimiz tarafından girişte karşılanan davetli ve üyeler, ilk defa böyle bir organizasyon gerçekleştiren Oda yönetimini kutladılar. Havuz başında düzenlenen iftar yemeğinde, birlik ve beraberlik örneği gösterildi. Oldukça samimi sohbetlerin gerçekleştiği yemekte kısa ve anlamlı konuşmasıyla Oda Yönetim Kurulu Başkanımız Koray Yolcu'nun sözleri dikkat çekti.

YOLCU: “TÜM ÜYELERİMİZLE BİRARAYA GELMEK İSTİYORDUK. RAMAZAN AYI BUNA GÜZEL BİR VESİLE OLDU.” Yemekte konuşan Başkan Koray Yolcu şunları söyledi: “Seçimler boyunca biz gördük ki ilçemizde kucaklaşmaya, birlikte hareket etmeye ve en önemlisi de ilişkileri sıcak tutmaya ihtiyaç vardı. Biz seçimlerden sonra göreve başlar başlamaz tüm üyelerimizle buluşmak, bir araya gelmek istiyorduk. Ramazan ayı buna vesile oldu. Bu anlamlı buluşmamıza katılan bütün

üyelerimize, dostlarımıza ve büyüklerimize çok teşekkür ederim. Seçimlerin ardından bizleri ziyaret eden ilçemizdeki tüm siyasi parti temsilcilerine, kamu kurum ve kuruluşlarına, tüm yöneticilere söylediğimiz mesajı bir kez daha buradan iletmek istiyorum. Selçuk Ticaret Odası'nın yeni yöneticileri olarak, Selçuk'un geleceği ve Selçuk ilçesine koyabileceğimiz katkılar adına herkese köprü olabileceğimizi ve bütün siyasi görüş ayrımına rağmen Selçuk için elimizi taşın altına koyabileceğimizi seçimlerden önce de söylemiştik, seçimlerden sonra da söyledik. Bunu buradan bir kez daha yinelemek istiyoruz. Selçuk için ve hatta Selçuk'un geleceği için çok önemli olan mesajımız şudur: BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ. Biz bu sloganla yola koyulduk. Sesimizin daha gür çıkması için birlikte olmalıyız. Biz birlikte daha güçlüyüz diyerek iftar yemeğine katılan tüm Oda üyelerine ve konuklara teşekkür etti. Selçuk Ticaret Odası'nın düzenlemiş olduğu iftar yemeğinde bulunmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Selçuk Kaymakamı Ayhan Boyacı ise, bu birliktelik ortamını sağlayan tüm oda yönetimine teşekkür ederek başarı dileklerinde bulundu.

birlikte omuz omuza çalışmaktan büyük bir onur ve gurur duydum" dedi. HİSARCIKLIOĞLU: “EN BÜYÜK ŞANSIM BÖYLE BÜYÜK BİR AİLEYE SAHİP OLMAK” 365 oda ve borsa ile bin 734 delegenin ortak talebiyle TOBB başkanlığına yeniden aday gösterildiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, bir işi yaparken delegelerin gücünü hep hissettiğini söyledi. Bu nedenle seslerinin gür çıktığını ve bir başarı hikayesi yazdıklarını kaydeden Hisarcıklıoğlu, "Sizlerin desteği, benim en mutlu dayanağım oldu. Sizlerin bu denli takdirini, bu büyük sevgisini kazanabildiysem ne mutlu bana. Bu herkese nasip olmaz. Benim en büyük şansım böyle büyük bir aileye sahip olmak. Sizlerden aldığım destek ve cesaretle buradayım" diye konuştu.

TİCARET ODASI BAŞKANI KORAY YOLCU GENEL KURUL ÖNCESİ HİSARCIKLIOĞLU İLE GÖRÜŞTÜ TOBB'un 69. Genel kurul öncesi TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile görüşen Selçuk Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Koray Yolcu, Hisarcıklıoğlu'nun Türk reel sektörünün çıkarları için hem yurt içi hem yurt dışında gece gündüz çalıştığını, tüm oda ve borsaları layıkıyla temsil ettiğini söyledi. Yolcu, önümüzdeki dönemde de kendisinin Odalar Birliği Başkanlığını yine özverili ve gayretli kişiliğiyle yerine getireceğine inandığı için desteklediklerini belirtti.

YOLCU ODALAR BİRLİĞİ TURİZM KURULUNDA Selçuk Ticaret Odası Başkanı Koray Yolcu delegelerin oyları ile TOBB turizm kurulu üyeliğine seçildi. Yolcu, kurulun çalışmalarında aktif rol oynayacaklarını turizmcilerin sorunlarını TOBB'a taşıyarak çözüm bulmak için çalışmalar yapacaklarını dile getirdi.


EYLÜL 2013

kurtarma ve yangınla mücadele konularında, işyeri dışındaki kuruluşlarla ir ba sağlayacak gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlü olacaklardır. SORU-8: İş Güvenliği Uzmanı Çalış rma Şar Ne Zaman Gelecek?

Kamuoyunda uzun zamandır tar şılan ve işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileş rilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenleyen İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK) 30 Haziran 2012'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Söz konusu kanunla işverenlere önemli yükümlülükler ge rilirken, çalışanlara da bazı yeni haklar veriliyor. SORU-1:Neden İSG Yasasına ih yaç duyuldu? Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler çalışma haya nın genelini kapsayacak bir iş sağlığı ve güvenliği yasasını zorunlu kılıyor. Ayrıca üyelik sürecinde de bir engel bu yasayla aşılmış olacak. En önemli gerekçe ise, ülkemizde yılda ortalama 80.000 iş kazasında yaklaşık 1.000 insanımızın haya nı kaybediyor olması. SORU-2:İSGK hangi işyerlerine ve kimlere uygulanacak r? İSGK, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacak r.

aralıklarla çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasının sağlanması, (Md.15/1-b) SORU-4: Yasada belir len yükümlülüklerin yerine ge rilmemesi halinde işverenlere ne kadar idari para cezası uygulanacak r? Belir len yükümlülüklerin yerine ge rilmemesi veya geç yerine ge rilmesi halinde 1.000 TL ila 80.000 TL arasında idari para cezası uygulanacak r. Bazı cezalar aykırılığın devam e ği için her ay için ayrı ayrı uygulanacak r. SORU-5: İşyerleri nasıl sınıflandırılıyor? Yeni yasada “Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyeli” şeklinde tanımlanmış r. Buna göre, iş sağlığı ve güvenliği açısından, yapılan işin özelliği, işin her sa asında kullanılan veya ortaya çıkan maddeler, iş ekipmanı, üre m yöntem ve şekilleri, çalışma ortam ve şartları ile ilgili diğer hususlar dikkate alınarak işyerleri “az tehlikeli”, “tehlikeli”ve “çok tehlikeli” şeklinde sınıflandırılıyor. SORU-6:Risk değerlendirmesiyle ilgili işverenlere nasıl bir

SORU-3: İSGK ile işverenlere hangi yükümlülükler ge rilmektedir? İSGK ile işverenlere; - Mesleki risklerin önlenmesi, eği m ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale ge rilmesi ve mevcut durumun iyileş rilmesi için çalışmaların yapılması, (Md.4/1-a) - Görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların görevlerini yerine ge rmeleri amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ih yaçlarının karşılaması, (Md.6/1-b) - İş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapılması veya yap rılması, (Md.10/1) - İş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araş rmaların yapılmasının sağlanması, (Md.10/4) - Çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık göze mine tabi tutulmalarının sağlanması, (Md.15/1-a) - Çalışanların işe girişlerinde, iş değişikliğinde, iş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde, işin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sını na göre Bakanlıkça belirlenen düzenli

SORU-9: İşyeri yöne cilerinin/işveren vekillerinin yeni yasaya göre sorumlulukları var mıdır? İş Kanunu'na göre işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yöne minde görev alan kimseler işveren vekili olarak kabul edilmektedir. Buna göre, işveren adına hareket eden, işin ve işyerinin yöne minde görev alan işveren vekilleri, İSGK 'nun uygulanması bakımından işveren sayıldıklarından, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yükümlülüklerden işverenle birlikte sorumludurlar. SORU-10:Çalışanlar sağlık raporlarını nereden alabileceklerdir? Sağlık raporları, işyeri sağlık ve güvenlik biriminde veya hizmet alınan ortak sağlık ve güvenlik biriminde görevli olan işyeri hekiminden alınacak r. Raporlara i razlar Sağlık Bakanlığı tara ndan belirlenen hakem hastanelere yapılacak ve verilen kararlar kesin olacak r.

Genel Değerlendirme:

yükümlülük ge rilmektedir? İSGK 'n da, “Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaş rılması amacıyla yapılması gerekli çalışmalar” şeklinde tanımlanmış r. Bu çerçevede, işverenler, iş sağlığı ve güvenliği yönünden çalışma ortamına ve çalışanların bu ortamda maruz kaldığı risklerin belirlenmesine yönelik gerekli kontrol, ölçüm, inceleme ve araş rmaları yapmak veya yap rmakla yükümlü olacaklardır. SORU-7: İşverenlerin acil durum, yangınla mücadele ve ilk yardım konularında hangi yükümleri olacak r? İşverenler, meydana gelebilecek acil durumları önceden değerlendirerek acil durum planlarını hazırlamak, önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda uygun donanıma sahip ve bu konularda eği mli yeterli sayıda kişiyi görevlendirmek, araç ve gereçleri sağlayarak eği m ve tatbikatlarını yap rmak, ekiplerin her zaman hazır bulunmalarını sağlamak, özellikle ilk yardım, acil bbi müdahale,

30 Haziran 2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan ve kademeli olarak yürürlüğe girecek olan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bir yandan AB'ye uyum sağlanması amaçlanırken, bir yanda da çalışma haya nın en sorunlu alanlarından biri olan iş sağlığı ve güvenliği konularına çekidüzen verilmeye çalışılmaktadır. Ancak, şu unutulmamalıdır ki, bir konuyla ilgili Kanunun çıkarılması önemli bir adım olmakla birlikte, bu kanunla iş sağlığı ve güvenliği alanındaki bütün sorunların bir çırpıda çözüleceğini beklemek de fazla iyimser bir davranış olacak r.


EYLÜL 2013

KENDİNE GÜVENEN, YENİLİKLERE ÖNEM VEREN BİR BAŞARI PORTRESİ

MUSTAFA ATINÇ Selçuk ticaret hayatında önemli bir kilometre taşıdır Atınç A.Ş. Mandalinciliğin başlama noktası, marka olmada örnek bir kurum. Atınç A.Ş'nin kurucusu kendi deyimiyle 3. kuşak temsilcisi Mustafa Atınç ile konuştuk. Keyifli olduğu kadar öğretici de bir sohbet oldu. STO: Zannediyoruz ki Selçuklu olup da sizi tanımayan yoktur. Uzun yıllardan beri ticaret hayatında rol alan, hem tarım hem de turizmin içinde olan bir işadamısınız. Size göre kimdir Mustafa Atınç? Kendinizi nasıl tanıtırsınız? MUSTAFA ATINÇ: 1955 Selçuk doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Selçuk'ta tamamladıktan sonra liseye İzmir Özel Fatih Koleji'nde devam ettim. Sonrasında Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Coğrafya bölümünden mezun oldum. Çalışma hayatına çocuk yaşta okul zamanlarım harici yani hafta sonları ve yaz tatillerinde babam rahmetli Hüseyin Avni Atınç'ın yanında başladım. Üniversiteden mezun olduktan sonra ailemize ait olan tarım işletmesi idaresinde 3. kuşak olarak devam ediyorum. Yeniliklere açık, günceli takip eden, meraklı ancak fikirleri oluştururken yeni ve eskiyi harmanlayan bir yapıya sahibim. Bu özelliklerim iş hayatıma da yansıyor. Birlikte çalıştığım ailemin 4. kuşak temsilcileri ile her daim fikir alışverişi yapıyor, demokratik olarak yol alıyor ve sonuç odaklı yol alıyoruz. Kişilerin gerek yaşam gerekse iş birikimlerini şehrine ve ülkesine faydalı olmak adına aktarması gerektiğine inanıyorum. Bunun en somut şeklinin ise çeşitli sivil toplum kuruluşları ve odalarda rol alma olduğu düşüncesindeyim. İzmir Ticaret Borsası sıvı ve katı yağların toptan ticareti komite başkanlığı görevini sürdürüyorum. Aynı zamanda Kuşadası Rotary Kulübü üyesiyim. Ulusal zeytin ve zeytinyağı konseyinin, İhracatçılar Birliği'nin, Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın, Selçuk Ticaret Odası'nın ve Kuşadası Ticaret Odası'nın üyesiyim. Destek verdiğim çeşitli girişimcilik dernekleri, yardım dernekleri ve vakıflar da bulunuyor. Evliyim, biri kız biri erkek iki çocuk babasıyım, İki de erkek torun sahibiyim. STO: Turizmden vazgeçip sadece tarıma yönelmenizin sebepleri nelerdi? MUSTAFA ATINÇ : Kuşadası'nda otelciliğe 1989 yılında başladım. O yıllardan iki binli yıllara kadar konsept olarak 100150 odalı şehir otelleri talebe cevap veriyordu. Fakat değişen turizm konseptleri ve Kuşadası'nın bir destinasyon olarak ikamelerinin yanında düşük bir popülaritede kalması bu kararı vermemde önemli rol oynadı. Günümüzde turizm mass yani kitle turizmi şeklinde yapılmakta. Bunu doğal karşılamak lazım. Birim maliyetlerdeki sürekli artış ancak işletme maliyetlerini minimize etmekle bertaraf ediliyor. Bunun için belli bir ölçeği elde etmek gerekli. Ben metropoller yani sanayi şehirlerimiz dışında 8001000 adet yatak kapasitesinin altında kalan işletmelerin ticari anlamda tatmin edici olacağını düşünmüyorum. Bu sebeple 2012 yılında turizmden çıkma kararı aldık ve hali hazırda faal bir kolumuz olan zirai üretim dallarına odaklanmaya karar verdik. STO: Uzun yıllardan beri tarım sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz. Kurduğunuz firma üçüncü kuşağa geçti. Atınç'ın başarı sırrı nedir? MUSTAFA ATINÇ : Aslında şu an dördüncü kuşak iş başında. Şirketimizin temelleri dedelerime dayanıyor. O tarihte yoğun olarak ticaret ve bir miktar zirai üretim yapılıyordu. Yapımız adi ortaklık şeklindeydi. Şirketleşmemiz 1986 yılına dayanıyor. Atınç A.Ş. yi işte bu tarihte kurduk. Tüm dünyada ekonomik yapı aile şirketlerine dayanıyor. Biz de bu çarkın bir parçasıyız. Atınç'ın başarı sırrına gelince bence en büyük farkımız; işimiz kadar insana da yatırım yapıyor olmamız. Gelişen dünyada eğitim ve bilgi, satın alabileceğiniz tüm teknolojilerden daha değerli. İş başındaki tüm aile bireylerinin branşlarımız ile ilgili yüksek okul seviyesinde eğitim görmesi bizim için olmazsa olmazlardan. Yabancı dil de aynı şekilde. Mavi yakalı çalışanlarımızın kendi branşlarıyla ilgili, beyaz yakalı çalışanlarımızın da hem genel beceri ve vizyonlarına katma değer sağlayacak konularla ilgili eğitimlere katılmalarına azami hassasiyet gösteriyoruz. İnsana yapılan yatırımın başarının sağlanmasında kilit rol oynadığını düşünüyorum. Kullanamadıktan sonra en son teknoloji ile mal veya hizmet üretiyor olmanın bence bir anlamı yok. STO: Zeytinyağı ve doğal ürünlerde bir marka yarattınız. Oro markasının hikayesini paylaşır mısınız? MUSTAFA ATINÇ : Zeytinyağı işletmemizi 2000 senesinde tesis ettik. O tarihten bugüne de Selçuk üreticisinin tercih sebebi olduk. Doğru bir iş yaptığımızı düşünüyorum. İşletmemizi açtığımız tarihte ürettiğimiz yapı ambalajlı olarak satmanın doğru olduğunu düşündüm ve o tarihte markalaşmaya karar

verdim. Oro markasını 2002 senesinde kurduk. Oro'yu yarattığımız ilk günden beri de kalitenin yanında ürünün görselliğinin de azami önem arz ettiğinin farkındayız. Ürün görsellerimiz için ilk günden beri profesyonel yardım alıyoruz. Aynı zamanda gerek işletmemizdeki hizmette gerek ürünlerimizdeki kalitede bir standarda sahip olmanın ve geriye dönük izlenebilirliğin sağlanmasının öneminin farkında olarak kalite belgelerinin tamamını aldık. Bugün şirketimizin her departmanında sektörel toplam kalite sistemlerini layıkıyla çalıştırıyoruz.

RÖPORTAJ: BERRİN DERELİ

Oro markasını 50 ccden 18 lt ye kadar muhtelif gramajlarda tüketici ile buluşturuyoruz. Fakat ağırlığımız azami 500 cc ye kadar olan ambalajlar. Yoğun olarak turizm bölgelerinde ürünlerimizi görmek mümkün. Türkiye'nin tüm dış hatlar gümrüksüz mağazalarında ve Ege Akdeniz tatil beldelerinde hediyelik eşya dükkanlarında varlık gösteriyoruz. Tüm bu faaliyetlerimizin yanında karşı karşıya kaldığımız talep nedeniyle bir marka daha yaratmaya ihtiyaç duyduk. 2012 senesinde “Celsus” markasını bünyemize kattık. Bugün bu markamız da Oro kadar mesai harcadığımız bir oluşum. STO: Markalaşma günümüzde ticaret hayatında katma değer yaratan en önemli olguların başında geliyor. Marka yaratmak zor mudur? Markalaşmak için gerekli koşullar size göre nelerdir? MUSTAFA ATINÇ : Elbette marka yaratmak kolay değil. Marka en başta “güven” demek. Güvenilir bir hizmet veya ürün sunuyorsanız tercih edilirsiniz. Aksi taktirde deneme tahtası olursunuz. Marka yaratmak için en önemli koşul bence ürün veya hizmetin bir standardının olması. Yani sizden bir ürün alan tüketici iki sene sonra da aynı kalitede ürünü temin edebilmeli. Zeytinyağı tesisimizde ve ambalajlı zeytinyağı markalarımızda bunu başardık diyebilirim. Önemli olan talebe cevap verecek esneklikte arzı sağlamanız. Buna bir örnek vermem gerekirse; Oro markası ile ağırlıklı olarak Rus turistlere hitap ettiğimiz için bu bölgelere sevk ettiğimiz ürünlerde Rusça ambalajlar ve Rus tüketicinin ilgisine hitap edecek görseller kullanıyoruz. Aynı ürünü İstanbul ve dış hatlar terminalinde Türk tüketicilerinin tercihleri doğrultusunda şekillendiriyoruz. İşe başladığınız ilk günkü ürün gamınızı geliştirmezseniz markanızın güncel kalması pek mümkün değil. Şu günlerde ise çok ciddi bir tarım yatırımı içindeyiz. Sert çekirdekli meyvecilik konusunda bölgede gerek nitelik gerek nicelik olarak emsali olmayan bir tesis kurduk. Tabii tesis kurmak tek başına yeterli değil. Şimdiden bu zirai yatırımın toplam kalite yönetimi ve pazarlama çalışmalarına başladık. 2014 senesi itibari ile ürünlerimiz tüketici ile buluşmaya başlayacak ve bu branştaki master planımız ürünlerimizi yurtdışına ihraç etmek. Meyvecilik konusunda ülke çapında bir marka olmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. STO: Günümüz koşullarında ticarette ayakta kalabilmek için dünya standartlarında rekabet edebilmek önem kazandı. Sizin bu rekabet ortamındaki güçlü yanlarınız nelerdir? MUSTAFA ATINÇ : Bence en önemli unsur ölçek ve üründe standart. Gelişen ticari modelleri ve paranın sınırsız hareket kabiliyeti ile ekonominin her dalında küçük ölçekli işletmelerin zorlanacağını düşünüyorum. Maliyetleri düşürmek ancak belli bir ölçek elde etmekle mümkün. Buna örnek vermek gerekirse; bugün 50 dekarlik bir arazisi olan üretici de bir traktör sahibi, 20 dekar arazisi olan üretici de. Bu yapı elbette üretim maliyetlerini yönlendiriyor. Üretilen ürün ya da hizmeti de satabileceğiniz fiyat belli, bilgiye ulaşmak sadece birkaç saniyenizi alıyor. Dolayısıyla rekabette başarı maliyet kontrolü ile mümkün. Üründe standart da dünya çapında rekabet için şart. Yani benim ürettiğim natürel sızma zeytinyağı, dünyanın bir başka köşesinde de natürel sızma zeytinyağı tanımına uymalı. Veya Avrupa'da da yaş meyve navlunu için ön görülen şartlar ne ise Türkiye'de de aynı şartlar altında yaşamalıyız. Buna benzer normlara uyuyor olmamız bizim güçlü yanımız.

STO: Önümüzdeki yıllarda endüstriyel tarımda Selçuk için ne gibi öngörüleriniz bulunuyor? İlçemizin tarımda sadece mamul yetiştiren bir konumda kalmaması için neler yapılmalı? MUSTAFA ATINÇ : Endüstriyel tarımda Selçuk, bence gelecek vadeden bir bölge. Tüm tarım ürünlerinde ihracat olmazsa olmaz. Tabi hiçbir zaman bir Çukurova Bölgesi gibi sınır ülkelere kara yoluyla ihracat yapıyor olmanın rahatlığını yaşayamayacağız fakat Marmara ve Karadeniz bölgelerine yakınlığımız bizim artı yönlerimiz. Ürünlerimizin pazarda söz sahibi olması için güncel özellikleri taşıyor olması lazım. Bu da yeni türlerin plantasyonunu yapmakla olur. Alışkanlıklara takılı kalarak meyvecilikte yeniliği reddetmek rekabet şansımızı zora sokar. Ürün pazarlamanın yeri fuarlar. O yüzden üretici, gerek ulusal gerek uluslararası fuarlara katılmalı. Katılımcı değil ziyaretçi olarak bile olsa fuarlarda yer almalıyız. Rakiplerinizin ne yaptığını, Pazar eğilimlerini en iyi fuarlarda analiz ediyorsunuz. Biz bugüne kadar mümkün mertebe ulusal fuarlarda katılımcı olduk. 2013 senesi itibariyle bilhassa meyvecilik alanında uluslar arası fuarlara katılmaya başladık. Artık sadece ürünü üretiyor olmak yeterli değil, ambalaj modeliniz bile bazen ürününüzün önüne geçebilmekte. Bu çeşitliliği irdelemenin en iyi yolu da bence fuarlar. STO: Endüstriyel tarımda iş yapmak isteyen kişi ve kurumlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? MUSTAFA ATINÇ : Naçizane tavsiyem şu olabilir; her daim yeniliğe açık olsunlar. Verimlilik ancak yenilikleri takip ederek mümkün. Aksi taktirde babadan dededen kalan yöntemlerle pazarda söz söyleme şansları olamaz. Bir de tabi her üretici iyi kötü pazarlama konusu üzerinde durmalı. Katma değerin en fazla olduğu aşama, son tüketiciye ulaşılan noktada. STO: Unutamadığınız bir anınızı bizlerle paylaşır mısınız? MUSTAFA ATINÇ : Pek çok iş insanının yaşamında iz bırakan, ufak bir deneyimle başlayıp gelişen ve yıllar sonra gerek kendisinin gerekse çevresindekilerin yaşam felsefesi haline gelen hikayeler vardır: Orta birdeydim. Her zaman rahmet ve saygıyla andığım babam önder çiftçi Hüseyin Avni Atınç 1968 yılında Selçuk'ta mandalin dikmeye karar verdiğinde birçok kişinin dostane ancak olumsuz yorumlarıyla karşılaştı. Fakat kendisi buna inanıyordu. En önemli şeyin inanmak olduğunu ben o yaşlarda öğrenmiş oldum. Babam yakın arkada��ları Hüseyin Çiftçi ve rahmetli Süleyman Öz ile birlikte Rize'den fidanları almak için yola çıktılar. Hepimiz fidanların pick up arkasında o kadar uzun yoldan nasıl geleceğini merak ederken ben tahta bir kasa içerisinde yosunların arasında patlıcan fidanı kadar küçük olan mandalin fidanlarını görünce çok şaşırmıştım. Babam o fidanları dikerek ilk mandalin bahçemizi kurdu. O Selçuk'un gelişmesine, çiftçinin mutlu olmasına ve kazanmasına önem veren biriydi. Mandalinciliğin gelişmesi ve pazarın oluşması için fidan yetiştirmeye ve bunları çok ucuza satmaya hatta ücretsiz çiftçiye dağıtmaya başladı. Bu Selçuk için çok ciddi bir ivme oldu. Şehrimiz mandaliniyle önemli bir hale geldi. Şimdi ciddi bir rekolteye ve kaliteye sahip durumda. Her zaman hatırladığım hoş bir anı olmasının yanı sıra inandığının arkasından gitmek, başkalarına faydalı olmak ve makro düşünüp gelişmek adına o yaşta aldığım bir yaşam deneyimidir. STO: Selçuk Ticaret Odası size göre üyelerinin sorunlarını çözmek ve ticaret hayatının önünü açmak için nasıl bir politika benimsemelidir? Bu dönemde neler yapmalıdır? MUSTAFA ATINÇ : Bu konuda başta Sayın Başkana ve yönetim kurulunda bulunan arkadaşlara akıl veriyor olmak istemem. Naçizane önerim şu olabilir: Üyelerin gerek mevzuat gerek teşvik, destek gibi kendilerine direkt fayda sağlayacak konularda farkındalığın artması sağlanmalı. Zaten görüyoruz ki görev başındaki yönetim bunun bilincinde. KOSGEB'le birlikte başlatılan çalışma buna bir örnek. Atınç A.Ş. olarak biz 2004 senesinde KOSGEB'le ortak çalışmalara girdik. Çeşitli desteklerden faydalandık ve hali hazırda devam ediyoruz. Yine o dönemde ABİGEM ile çalışmalarımız oldu. Yatırımcıya ve işletmelere destek olan, yol gösteren bu gibi oluşumları takip etmek lazım. Bu farkındalığı sağlamak adına en doğru kontak noktası ise ticaret ve sanayi odaları. Yeni dönemde başta Sayın başkan ve yönetim kurulu ekibine başarılar diliyorum. Umarım bu motivasyonlarından hiçbir şey kaybetmeden görevlerini tamamlarlar. Üye sayısı olarak az bir oda olsa da üyeler arasındaki sinerji ve paylaşımı arttıracaklarından hiç şüphem yok. Göstermiş olduğunuz ilgi ve teveccüh için çok teşekkür ederim.


EYLÜL 2013 ULUSLARARASI TARIM, SERA VE HAYVANCILIK FUARI YÜZLERCE MARKAYI VE YENİ TEKNOLOJİYİ SERGİLEMEYE HAZIRLANIYOR 19 – 22 Eylül 2013 tarihleri arasında İzmir'de gerçekleştirilecek olan Agroexpo Eurasia 9. Uluslararası Tarım, Sera ve Hayvancılık Fuarı; yüzlerce markanın, profesyonel ziyaretçilerin beğenisine sunulduğu Türkiye'deki en verimli tarım fuarları arasında bulunuyor. Açık alan dahil olmak üzere toplam 6 holde ve 45.000 m2 alanda gerçekleştirilecek fuarda traktör, tarım makineleri ve yan sanayi, sulama sistemleri ve ekipmanları, seracılık, sera konstrüksiyon ve ekipmanları, tohum, fide, fidancılık firmaları, gübre ve yem, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık, hayvansal üretim makineleri, hayvan sağlığı ve veterinerlik hizmetleri, süt üretim endüstrisi ve zirai ilaç firmaları son teknolojilerini sergileyecek. Fuarı ilk gün ziyaret etmek isteyen üyelerimiz ücretsiz ulaşım için, 16 Eylül Pazartesi günü mesai bitimine kadar Odamızın 892 70 10 no'lu telefonunu arayarak kayıt yaptırabilirler.


Selçuk Ticaret Odası Gazetesi 17.Sayı