Page 1

sayı 15

.

bülten

.

.

TMMOB Sehir Plancıları Odası Istanbul Subesi

İstanbul Buluşmaları 2016 Meslektaş Ziyareti:

Pelin Pınar Giritlioğlu Röportajı

Olağan Genel Kurul ve Görev Dağılımı Gerçekleştirildi

NİSAN / 2016


Kapak Görseli: İstanbul Buluşmaları 2016 Afişi TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Adres: Cihannüma Mah. Akdoğan Sk. Başar Apt. No: 30 D:6-7 Beşiktaş/İstanbul Telefon: 0212 275 43 67 - 0212 288 99 60 Faks: 0212 272 91 19 e-posta: spoist@spoist.org.tr - spoistanbul@spo.org.tr Web adresi: www.spoist.org.tr - www.spo.org.tr


şubemizden

alışmayacağız! terörü lanetliyoruz!........5

odamız 29. dönem genel kurulu tamamlandı........6 29. olağan genel kurulu sonuç bildirgesi........7

meslektaş ziyareti: pelin pınar giritlioğlu röportajı.......10

kent gündemi örnektepe ve sütlüce mahalleleri riskli alan planları yargıda......16

zeytinburnu, eski “et ve balık kurumu” alanı ikinci kez yargıda......17 bağcılar, mahmutbey mahallesi’nde plan değişikliği......18

başakşehir, 1/100.000 ölçekli çdp, ile imar planı değişiklikleri......19

duyurular 10. istanbul buluşmaları......20 39. yapı fuarı’ndayız......23

aidat konusunda bilgilendirme......24

tmmob 44. olağan genel kurulu......25


 SPO . bülteni . istanbul sube .

Şubemizin nisan ayı bülteni ile siz değerli meslektaşlarımızı selamlıyoruz. Şube genel kurullarının ardından nihayet Odamız Genel Merkezi Olağan Genel Kurulu’nu da geride bıraktık. Bu yıl ilk kez üç gün olarak düzenlenen genel kurulumuzun meslek odamız ve örgütlülüğümüz için son derece verimli geçtiğini ve kurumsallaşma anlamında Şehir Plancıları Odası tarafından atılan önemli adımların Genel Kurul atmosferine de yansıdığını söylememiz mümkün. Yeni çalışma döneminde görev alan meslektaşlarımıza başarılar dilerken, Genel Kurul süreçlerine katılarak fikir, önerileri ve eleştirileriyle son derece önemli katkılar koyan üyelerimize bir kez daha teşekkür ederiz. *** Şubemizin İstanbul’daki planlama okullarıyla ortaklaşa düzenlediği İstanbul Buluşmaları etkinliği bu yıl 10. kez gerçekleşecek. 2007 yılında başlayan etkinliğin artık gelenekselleştiğini söyleyebiliriz. Her yıl İstanbul’a dair öne çıkan gündemlerin farklı perspektiflerden ele alındığı etkinlik geriye dönük olarak çok önemli bir birikimi de şüphesiz meslek alanımıza kazandırmış oldu. 13 Nisan Çarşamba günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde gerçekleştireceğimiz etkinliğin bu yılki teması ise “İstanbul’u Paylaşmak”. Tüm meslektaşlarımızı 10. İstanbul Buluşmaları’na bekliyoruz. *** 2012 yılından itibaren yayınlamaya başladığımız İstanbul Kent Almanağı, ilk sayıdan itibaren üyelerimizin ve kamuoyunun büyük ilgisini görmekte. İçinde bulunduğumuz Nisan ayında 2015 İstanbul Kent Almanağı’nı da sizlerle paylaşacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Umuyoruz ki almanak da tıpkı İstanbul Buluşmaları gibi bir Oda geleneği haline gelerek İstanbul ve meslek alanımız için önemli bir birikim oluşturacaktır. *** Acılardan uzak, rüzgarların barıştan yana estiği bol güneşli günler dileriz.

TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu


SPO . bülteni . istanbul sube

ALIŞMAYACAĞIZ! TERÖRÜ LANETLİYORUZ! İstanbul‘un ve ülkemizin en merkezi noktasında, her gün milyonlarca insanın gelip geçtiği İstiklal Caddesi‘nde gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybedenlerin acısını paylaşıyor, saldırıda yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Terörün hiç bir şekilde mazur görülemeyeceğinin altını çizerek bir kez daha terörü lanetliyor ve hiçbir şeyin bir insanın hayatından kıymetli olamayacağını hatırlatıyoruz. Yurttaşların sokağa çıkmaktan korkar bir hale getirilmeye çalışıldığı bu ortama, şiddete ve teröre alışmayacağımızı bir kez daha haykırırken, ihtiyacımız olan barış ortamının hemen, şimdi yaratılması talebimizi yineliyoruz. Saygılarımızla, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi




 SPO . bülteni . istanbul sube

ODAMIZ 29. DÖNEM GENEL KURULU TAMAMLANDI Odamız 29. Dönem Genel Kurulu ve seçimlerinin tamamlanmasının ardından 30.03.2016 tarihinde seçim sonuçlarına ilişkin mazbatalar alınmış olup, 06.04.2016 tarihinde 29. Dönemin ilk yönetim kurulu toplantısı yapılarak görev dağılımı gerçekleştirilmiştir. kurullarda görev alacak üyelerimize ait isim listesi ve yönetim kurulu görev dağılımı aşağıdaki şekildedir: ODA YÖNETİM KURULU ASIL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

Genel Başkan II. Başkan Genel Sekreter Genel Sayman Üye Üye Üye

EZGİ ORHAN NALBANTOĞLU GÜRKAN AKGÜN FAHRİYE YAVAŞOĞLU ENGİN BOZKURT BAHAR SEL M. OĞUZ SİNEMİLLİOĞLU DİLAN EYYÜPOĞLU

: ORHAN SARIALTUN : KUMRU ÇILGIN : HÜSEYİN G. ÇANKAYA : FİLİZ HEKİMOĞLU : BURAK BÜYÜKCİVELEK : BURCU Ö. ÖZUDURU : HAKAN KARADEMİR

ODA DENETLEME KURULU ASIL ÜYELER MENŞURE IŞIK BAHADIR AYTUĞ AYDOĞDU ÇİĞDEM ÜNAL ALİ RIZA NURHAN BÜLENT UÇELE

YEDEK ÜYELER ŞEYMA TÜRK AKIN GÖLCÜK FATMA DİLEK AYDIN LEVENT SİPAHİ

ODA ONUR KURULU ASIL ÜYELER

YEDEK ÜYELER

ESRA OĞUZ NECATİ UYAR İCLAL DİNÇER H. OĞUZ ALDAN PERİHAN KİPER

NİLGÜN GÖRER TAMER CEYHAN YÜCEL PERVİN ŞENOL TOLGA ÇİLİNGİR FİLİZ OĞUZ

TMMOB YÖNETİM KURULU

TMMOB DENETLEME KURULU

ÜMİT ÖZCAN DENİZ KİMYON TUBA İNAL ÇEKİÇ

CÜNEYT KAMİL ERGİNKAYA TMMOB YÜKSEK ONUR KURULU Ü. NEVZAT UĞUREL


SPO . bülteni . istanbul sube

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI 29. OLAĞAN GENEL KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ Dünyada ve ülkemizde şiddet git gide tırmandırılmakta, kan ve gözyaşı günlük yaşamımızın bir parçası haline getirilmektedir. İnsanlığın yarattığı en kompleks yapı olarak tanıttığımız ve uygarlığın birikim alanları olduğunu bildiğimiz kentler günümüzde savaşın, çatışmanın, yıkımın ve ayrışmanın mekânı olmuştur. ABD`nin Irak işgali sonrasından bugüne emperyal güçlerin Ortadoğu`da ve yakın coğrafyamızda yürüttüğü vekalet savaşı sürecinde tüm kentler birer savaş cephesine dönüşmüştür. Bu dönüşümü Felluce`de, Musul`da, Halep`te, Palmira`da, Donetsk`te gördükten sonra maalesef ki kendi ülkemizde de Sur`da, Cizre`de, Silopi`de, İdil`de acı bir şekilde yaşıyoruz. Siyasi iktidarın toplumu kutuplaştıran, şiddet ortamını körükleyen, yaşamımızı terörize eden ırkçı, mezhepçi, kısaca ayrımcı politikaları sonucu karşı karşıya kaldığımız çatışma ve katliamlar, can güvenliğimiz kadar yaşam alanlarımızı da tehdit etmiş; buna karşı yükselttiğimiz barış söylemi “Barış İçin Akademisyenler”in yaşadığı süreçte olduğu gibi suç sayılır hale gelmiştir. Bu hukuksuzluk ve şiddet ortamının zorluğu içinde, 29. Olağan Şehir Plancıları Odası Genel Kurulu`nu tamamlıyoruz. 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sonrasında ortaya çıkan tablodan rahatsızlık duyan iktidar çevreleri, başlattıkları yeni süreçle ülkeyi kan gölüne çevirmiş; Suruç, Diyarbakır, Ankara ve İstanbul katliamlarıyla ülkede korku egemenliği yaratılmaya çalışılmıştır. Ülkemizin her köşesinden acı haberler almakta; halklarımızı duygularda ayrıştıran, birbirinin acısına duyarsızlaştıran, matemimizi kimliklere sığdıran bir anlayışla yönetilmeye mahkum kılınmaktayız. Öyle ki, önümüzü göremiyor, geleceğe kaygı ve endişeyle bakıyoruz. Bu ortamın yaratılmasında sorumluluğu olan tüm çevreleri ve toplumu ayrıştıran/kamplaştıran saldırıları düzenleyenleri bir kez daha lanetliyoruz. Saldırı ve çatışmaların yoğunlaştığı il ve ilçelerde yaşayan insanlar, çocuk, kadın, yaşlı, kamu görevlisi ayırt edilmeksizin, can güvenliğinden yoksun olarak yaşam mücadelesi vermekte ve göçe zorlanmaktadır. Kendi ülkemizdeki göç koşullarıyla birlikte, yakın coğrafyamızda savaştan kaynaklı ortaya çıkan mülteci krizi de göstermektedir ki, kentsel mekânla kurulan ilişkide yaşanan sorunlar, meslek alanımızın doğrudan konusudur. Bununla birlikte bütün insanlığın mirası olan şehirlerimizdeki tarihi ve kültürel değerlerimize yönelen tahribatlar geri dönüşü olmayan bir boyut alarak yer yer yok olmaktadır. Korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması zorunlu olan bu tarihi ve kültürel alanlara dair müdahalelerde bulunulmakta; acele kamulaştırma kararları ve kentsel dönüşüm projeleriyle yaşam ve kent hakkı ihlal edilmektedir. Yaşanan bu çatışmalı ortamın bitmesi, tarihi ve kültürel yapıların tahribattan korunması, can kayıplarının önlenmesi, halkların yaşadıkları ve alışkın oldukları evlerinden, sokaklarından ve mahallelerinden zorunlu göçle koparılmasının önüne geçilmesi, kısaca yaşamın normal koşullarına kavuşması için tüm tarafların üzerine düşenleri yapması gerekmektedir.




 SPO . bülteni . istanbul sube

Kaynak:aljazeera.com Toplumun geneline sirayet etmiş bu şiddet sarmalı, kadına yönelik şiddetin yeniden üretilmesine de zemin hazırlamaktadır. Her gün ölüm haberlerinin alındığı bu ortamda, erkekler kadınları öldürüyor, yaralıyor, sonradan “orada ne işi vardı?” diye sordukları yerlerde taciz ve tecavüz ediyor. Bu istismara çocuklar da aynı ölçüde maruz kalıyor. Tam da bu sebeple, gün yüzüne çıkan bu vakaların hassasiyetle üzerine gidilmeli, “bir kereden bir şey olmaz”cı anlayıştan derhal uzaklaşılmalı ve bu şiddeti yaratan eril dilden kurtulunmalıdır. Kuşkusuz ki kadınlar, bu süreçte öncü rol oynayacak ve bu egemen zihniyeti alt edecektir! Bu yıkıcı zihniyet, kâr etme güdüsünden vazgeçmemekte ve kentsel, kırsal ve doğal alanlarımızı tahrip etmektedir. Mekân üzerinden sermaye biriktiren ve eşitsizlik üreten kentsel politikalar; planlama meslek alanımızın asli unsuru olan kamu yararını göz ardı etmekte, yasal-yönetsel düzenlemelerle hukuksuzluğu bu alanda da perçinlemektedir. Cerattepe`de, Munzur`da, HES`lerle, barajlarla; Karadeniz yaylalarında turizm projeleriyle; Kuzey Ormanları`nda köprülerle, otoyollarla; Atatürk Orman Çiftliği`nde saraylarla, akıldışı projelerle doğal ve kamusal varlıklarımız talan edilmektedir. Hayatı yaratan emekçiler, giderek daha çok esnek piyasa koşullarının hakim olduğu bu sömürü ve yağma düzeninde, kamusal varlıklarını ve haklarını kaybetmelerinin yanı sıra yaşamlarını iş cinayetlerinde yitiriyor. Özelleştirme, serbestleştirme, taşeronlaştırma, güvencesizleştirme politikalarıyla işçi sağlığı ve iş güvenliğini hiçe sayan bu anlayışı hiçbir zaman affetmeyeceğiz.


SPO . bülteni . istanbul sube

Ortaya çıkan bu karamsar tabloya, planlama mesleğinin yıpratıldığı, planlama enstrümanlarının birer rant yaratma aracına dönüştürüldüğü işleyişe inat umudumuzu kaybetmeksizin, biz plancılara düşen görev; mesleğimizin bilimden, toplumdan, emekten ve doğadan yana kararlılıkla sürdürülmesini sağlamaktır. Bu amaçla kentlerimizde, barışın, dayanışmanın, kamusal yaşamın, özgür düşüncenin her türlü baskıdan uzak bir şekilde gelişebileceği eşitlikçi, çağdaş, güvenli ve yaşam kalitesinin geliştirildiği mekânlar yaratmak hepimizin ortak sorumluluğudur. TMMOB Şehir Plancıları Odası olarak, gerçek manada demokratik, laik ve halkçı bir Cumhuriyet yaratma arzumuzla, ülkemizde ve bulunduğumuz coğrafyadaki çağdışı ve yağmacı zihniyete karşı mücadeleye devam edeceğiz!

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi




10 SPO . bülteni . istanbul sube

MESLEKTAŞ ZİYARETLERİ DOÇ. DR. PELİN PINAR GİRİTLİOĞLU İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ, Siyasal Bilgiler Fakültesi

Okulunda ziyaret ederek keyifli bir röportaj gerçekleştirdiğimiz meslektaşımız Pelin Pınar Giritlioğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu. İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Restorasyon Programı’nda yüksek lisans ve İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde doktora yapmıştır. 2005 yılında yardımcı doçent ve 2010 yılında doçent olmuştur. İstanbul Üniversitesi’ndeki akademik görevlerinin yanı sıra 1998 - 2009 yılları arasında TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nde yönetim kurulu üyeliği yapmış, 2000 yılından itibaren, 2. başkanlık ve başkanlık görevlerini üstlenmiş, 2010-2014 yılları arasında TMMOB Şehir Plancıları Odası Onur kurulu üyeliğini sürdürmüştür. Akademik kariyeriniz hakkında kısa bir özgeçmiş anlatır mısınız? Çalışma alanınız nedir? İstanbul Üniversitesi’ne 1992 yılında, henüz Yüksek Lisansımı yaparken girdim. Siyasal Bilgiler Fakültesi, o dönemki adı Kamu Yönetimi Bölümü, şimdiki adı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Kentleşme ve Çevre Sorunları Ana Bilim Dalı. 1992 yılı Eylül ayından beri, yaklaşık 24 yıldır orada görev yapıyorum. Birkaç yıl önce, Yerel Yönetimler, Kent ve Çevre Çalışmaları programını kurduk. Çok da faydalı oldu. Çok farklı yerlerden öğrencilerimiz geliyor; belediyelerden, serbest çalışanlardan, İşletme, İktisat, Siyasal Bilgiler, Mimarlık fakültelerinden öğrencilerimiz var. Oldukça geniş bir alana yayılıyor.

“...işin politikasını bilmeden hiçbir uygulama, gerçekte başarılı olamıyor...“ Şu an ilgilendiğiniz, üzerine çalıştığınız konular nelerdir? Mecburen kent siyasetiyle ilgileniyorum. Aslında öyle bir niyetim yoktu ama Türkiye şartlarında olan biten olaylar sizi bu yola sokuyor. Kentin siyasetini, hukuğunu bilmeden, tartışmadan bir iş yapamaz hale geliyorsunuz. İster istemez o yola doğru kaydım. İlk çalışmalarım daha çok kentsel koruma üzerineydi; restorasyon programında da koruma ölçeğinde çalışmıştım, doktora yaparken de o alana yöneleyim dedim ama baktım ki tüm dünya dönüşüm ile, yenileme ile uğraşıyor. Bizde daha hiç yok o dönemlerde (97 yılıydı sanırım)... Farkettim ki hukuku, işin politikasını bilmeden hiçbir uygulama, gerçekte başarılı olamıyor. Bu yüzden çalışmamın bir bacağı o tarafa doğru uzadı.


SPO . bülteni . istanbul sube

Dönüşüm en çok ilgilendiğim konu. Kentler ne yaparsanız yapın, dönüşüyor. Müdahale edin ya da etmeyin, bir şekilde dönüşüyor. Bu sürecin sağlıklı gitmesini sağlamak kentsel siyasetin de önemli bir alanı. Öğrencilik yıllarımdan bugüne kadar geldiğimizde sürecin giderek ne kadar siyasallaştığını gördük. Sadece dönüşüm ile ilgili değil, planlama sürecinin tamamıyla ilgili bunu şiddetli şekilde hissedebiliyoruz. Ben öğrenciyken planlama bu kadar siyasetin içinde değildi. Bu yüzden dönüşüm tabi ki çok önemli bir kavram, bir de İmar Hukuku aynı şekilde. Son yıllarda özellikle bilmemiz gereken, önemli bir alan. Neden akademide devam etmek istediniz? Bölümü okuduğunuzdan beri aklınızda var mıydı akademik kariyer? Evet, akademisyen bir aileden geliyorum. Annem hukuk fakültesinde profesördü, babam da uzun yıllar İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde rahmetli Sedat Hakkı Eldem’in asistanıydı. Daha sonra serbest çalışma hayatına girdi ama yine son beş - on yıldır Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde ve Haliç Üniversitesi’nde akademik hayata geri döndü. Geri planımızdan kaynaklı sanırım, bu alana sıcaklığım oldu. Bu yüzden de başından beri, hatta öğrenciliğimden beri diyebilirim, böyle bir niyetim vardı. Hatta o zaman gönlümde yatan, rahmetli İrfan Bayhan hocanın asistanı olmaktı. Kendisini kaybettik maalesef… Yaptığım seçimden ötürü çok memnunum, iyi ki bu alana girmişim diyorum çok farklı bakmamı sağladı kentleşmeye. Bölümü de isteyerek, bilerek seçtim.

“...her sorunda kentten, planlamadan bir şey buluyoruz, onunla ilgili bir sorunla ilişkilendiriyoruz. Özellikle İstanbul bu işin laboratuarı... “ Mezun olduktan sonra, meslek hayatınızda ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bunlarla başa çıkma yöntemlerini paylaşmanız yeni mezun olan meslektaşlarımız için de faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Ben farklı bir alan seçtim, bunun sıkıntılarını tabi ki yaşadım o dönemde. Koskoca bir siyasal camiasının, kamu yönetimi alanının içine girdim. Dolayısıyla bu alan içinde olunca kamu yönetimi ve hukuk konularına hakim olmak gerekiyor. Çok çalıştım, çalışmak zorundaydım başka türlü olamazdı. Zaten akademik kariyerim boyunca da buna ihtiyacım vardı, mesela doçentlik alanımda, doğrudan planlama alanına girmedim. Yerel yönetimler, kent ve çevre alanında doçent oldum. Bunun için ciddi bir kamu yönetimi bilgisine ihtiyaç vardı. Bunun sıkıntılarını yaşadım ama bulunduğum ortam itibariyle hep özgür davranabildim, yazdığımla, çizdiğimle; bunu da bu işin güzel yanı olarak vurgulamak lazım. Baskılarla meslek hayatımı yapmak zorunda kalmadım, bugün birçok akademisyenin yaşadığı gibi. Bugün başlasaydım belki böyle olmayabilirdi, bilmiyorum. Bizim alanımız öyle bir alan ki, her şeyiyle hayatın içinde. Yaşadığımız her sorunda kentten, planlamadan bir şey buluyoruz, onunla ilgili bir sorunla ilişkilendiriyoruz. Özellikle İstanbul gibi bir yer bu işin laboratuarı gerçekten. Hep öğreniyoruz. Sürekli yeni bir deneyim yaşayıp o deneyimden ders çıkarıyoruz, kendi kendimize kurallar üretiyoruz.

11


12 SPO . bülteni . istanbul sube Meslek yaşamınızda sizi en çok şaşırtan ve mutlu eden neydi? Farklı alanlarda, farklı bölümlerde de dersler veriyoruz. Mühendisler, mimarlar, iktisatçılar, vs… Bir olaya en iyi bakabilen kişiler şehir plancıları oldu her zaman; çünkü çok boyutlu bakabiliyorlar. Plancı dediğin arkeolojiden anlayacak, sanat tarihinden anlayacak, ekonomiden, sosyolojiden, hukuktan, tasarımdan, psikolojiden anlayacak; böyle bir bölüm planlama. Bu yüzden de konuları çok boyutlu değerlendirme yeteneğimiz oldukça fark ediliyor. Bu çok sevindirici benim için. Öğrenci profillerinizde, ilk zamanlarınızdan bu yana, belirgin bir farklılık oldu mu? Olduysa ne gibi farklılıklar var? Öğrencilere baktığımda eskiye göre çok daha bilinçli olduklarını görüyorum. Kentle ilgili hassasiyetlerinin çok daha yüksek olduğunu görüyorum. Bu çok sevindirici ve aynı zamanda da şaşırtıcı bir şey. Mekanın ve planlamanın bu kadar siyasallaştığı bir ortamda bu hassasiyetin artmış olması, aynı zamanda gurur verici bir şey. Zorla sürecin içine çekilen ama bir o kadar da sürece yön vermesi gereken kişi plancının kendisi. Bizim okuduğumuz dönemler 80’ler, 85’ler, Darbe sonrası dönem. Yeni kabine kurulmuş, planlamayı ilgilendiren temel kanunlar tam o yıllarda arka arkaya üretilmiş; bununla birlikte uygulama sonuçlarını da bilmediğimiz bir geçiş döneminde öğrencilik yaptık. Belki bir sürü şeyin farkında da olamadık. Süreci değerlendiremedik, gözlemleyemedik. Belki şimdi, öğrencilerin deneyimleri var bu alanlarda. Yanlışları çok daha rahat görüyorlar. Bizim bir önceki dönemimiz sosyal refah devleti dönemi, başka bir planlama anlayışı hakim. İçine düştüğümüz ortam, bir kaos. Yasa dışı yapılaşmanın hat safhada olduğu, popülist politikaların mekan üzerinde yaygınlaştığı bir dönem. 70’li dönemin sonunda Demirel hükümetinden bir milletvekilinin lafı vardır, plancılar bilir: “bize plan değil pilav lazım.” 80’li yıllar tam bu yıllar aslında. Biz böyle bir ortamda okuduk, plancıya hiç değer verilmeyen bir dönemde okuduk. Kaygılarımız vardı, endişelerimiz vardı ama şimdi öyle değil. Geçmişteki deneyimler var, ders çıkaracak çok şey var. Öğrenciler o anlamda hem şanslı, bu siyasallaşma içine girdiğinden bir o kadar da şanssız.

“bir sürü tepeden inme proje, İstanbul’un mevcut planlarının üzerine yapıştırılıyor!”


SPO . bülteni . istanbul sube

İstanbul’un şehir planlamasını dünya örnekleri ile kıyaslayacak olsak neler söylerdiniz? Bunu cevaplayabilmek için öncelikle İstanbul’da gerçek anlamda bir planlama var mı diye sormak gerekir. Maalesef bunun cevabı yok. Gerçek anlamda planlamadan bahsettiğimizde öncelikli değerlendirilmesi gereken planlama ilkeleridir. Bu kentteki planlama, gerçekten planlama ve şehircilik ilke ve esasları doğrultusunda mı yürütülüyor?, ikincisi de böyle bir planlama hiyerarşisine de uygun mu? Baktığımızda bu sorulara evet cevabı veremiyoruz ne yazık ki.

“biz ne okuduk, bunlar nasıl çıkıyor, bunları kimler yapıyor!” Bir sürü tepeden inme proje, İstanbul’un mevcut planlarının üzerine “yapıştırılıyor”. Tam tabiri bu aslında. Hiçbir ilke, hiçbir esasa, meslek disiplininden gelen ilkelere uygun olmadığını görüyoruz, başta kent kimliği olmak üzere. Kent kimliğini zedeleyen, karakterini bozan, hiçbir hesaba dayalı olarak üretilmeyen projeler görüyoruz, son derece kopuk birbirinden. Yapılan projelere bakınca parçacıl uygulamalar görüyoruz. Tasarımlara bakınca acaba “biz ne okuduk, bunlar nasıl çıkıyor, bunları kimler yapıyor” diyoruz. Tepeden inme kararlar geliyor ve plancı ne yazık ki sadece tekniker. Geçenlerde Çekmeköy taraflarından geçiyordum, yeni yapılan yerler gördüm. Bana şunu anımsattılar: elinize bir avuç misketi alıp serpersiniz, nereye düşerse… Yapılar aynen bu şekildeydi! Tasarım, kimlik, özgürlük, planlama ilkeleri dediğimiz şeyler o kadar yoktu ki, dedim ki “biz ne okuyoruz, ya da ne okutuyoruz!” Plancının yetkisi denen şey tamamen ortadan kalkmış durumda. Plancının inisiyatifi tamamen ortadan kalkmış durumda bugün. O zaman işte ucube tasarımlar, planlar ortaya çıkabiliyor. Plancının hiçbir etkisinin olamadığı, sanatını konuşturamadığı projelerden nasıl başarılı bir sonuç bekleyebilirsiniz ki? Birileri kararı veriyor, plancı sadece bunu çizmekle yükümlü. Her hangi bir tekniker, bilgisayar programlarını kullanabilen herhangi biri bunu yapabilir. Böyle bir ortamda, büyük projelerin, bütün plan bütünlüğünü bozacak şekilde kente yerleşmesini başka hangi ilkeyle, hangi esasla açıklayabilirsiniz ki? Her alanda bu siyasallaşma süreci karşımıza çıkıyor: “Planlamanın yüksek doz siyasallaşması!” Ülkemizde yapılan planlarda, yasa ve yönetmeliklerde “kamu yararı”nın ne kadar gözetildiğini düşünüyorsunuz? İlkesel olarak ve yasal olarak baktığımızda, “imar planları sadece kamu için yapılır.” Hatta imar planında kararı verilen “kamulaştırılacak alan”da ayrıca kamu yararı aranmaz. Bunun temelinde, imar planının sadece kamu yararı için yapılabildiği gerçeği vardır. Plan kararları doğrultusunda yapılacak bir sosyal donatı alanında ayrıca kamu yararı kararı aranmaz. Planlama temelinde böyle bir şeydir. Uygulamalara baktığımızda ise kamu yararı nereye çeksen oraya gidecek bir şey. Dubai Towers davasında bilirkişiler, kamu yararı vardır diye bir karar verdiler. Çünkü içinde istihdam edilecekmiş, çok insan çalışacakmış ve bu kamu yararıymış. Kamu yararı böyle bir şey değil! Bu kararlara baktığımızda kamu yararı konusunu bir daha gözden geçirmemiz gerekiyor.

13


14 SPO . bülteni . istanbul sube

Özellikle plan tadilatlarının, yapılan değişikliklerin kamu yararı gözetilerek yapılmadığını görüyoruz. “Daha fazla sosyal donatı yapalım, parkımız çok olsun” gibi bir plan değişikliğine rastlayamıyoruz. Planlamanın ruhuna aykırı şekilde kamu yararı kavramının giderek daha da fazla göz ardı edildiğini görür olduk. Yasal sistem de kamu yararını gözetmenize pek izin vermiyor.

“Bu kadar deneyimi Odadan başka bir yerde bulma, gündemi bu kadar yakın takip edebilme şansınız yok.” Odamıza dahil olduğunuz zamanlardan bugüne, Oda çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? İstanbul Şubesi kurulduğundan beri içindeyim Odanın. Çeşitli çalışma komisyonlarında yer aldım, yanlış hatırlamıyorsam 98 yılında yönetime girdim. Odaya şekerlik, çay bardağı almaktan tutun tuvalet temizlemeye kadar emeğimiz var, bu yüzden çocuğumuz gibi diyebilirim. Ben meslek hayatımdaki en büyük deneyimleri Odanın içinde bulunarak edindim. Bunu herkese, özellikle genç arkadaşlara söylüyorum: Mutlaka odanın komisyonlarına yer alın, yönetim kurulu toplantılarını izleyin, yönetime girin, bir şekilde içinde olun Odanın. Bu kadar deneyimi başka hiçbir yerde bulma, gündemi bu kadar takip edebilme şansınız şansınız yok. Pratikten gelen teorik tartışmaları akademide bile bu şekilde bulamazsınız. Kendi adıma yineliyorum, bana meslek hayatımda en çok birikimi katan yer Oda olmuştur. 10 senenin üzerinde yönetimde görev yapmıştım, 9 ay başkanlığım oldu. İstanbul Şube’nin ilk kadın başkanıydım. Bir süre sonra yönetimi daha genç arkadaşlara bırakıp komisyonları beslememiz gerekiyor, bu deneyimlerle komisyonlarda yer almamız lazım. Hep söylüyoruz, Oda demek 14 Yönetim Kurulu Üyesi + Sekreterya çalışanları demek değil, hele kent gündemi bu kadar yoğunken. Gezi sürecinde de gördük ki Oda her alanın içinde olmak durumunda. Dolayısıyla Oda demek hepimiz demek; hatta sadece plancılar değil, bu multidisipliner alanda olan herkes demek. Her meslek alanı şehir planlamaya bambaşka boyut katar. Bildiğiniz üzere, üyelerimizin ilgi alanlarına göre oluşturdukları/ dahil oldukları ve katılımları ile beslenen çalışma komisyonlarımız var. “Şehir Plancıları Odası”nda çalıştığınız komisyon oldu mu, (varsa) nelerdir? Plan inceleme komisyonu dışında neredeyse her komisyonda çalıştım. Hukuk komisyonu, Kentsel Dönüşüm Komisyonu, aklıma gelmeyen, neredeyse tüm komisyonlara katkı verdim. Özellikle bir dönem Hukuk Komisyonu’nda çok çalışmak zorunda kaldık çünkü 2000’li yılların başlarında yasa taslağı bombardımanı vardı. Neredeyse bir katılım yorgunluğu yaşayarak, başka hiçbir iş yapamadan yasa taslağı değerlendirerek geçti bir dönemimiz. Gece gündüz birkaç kişi çalışıyorduk, yasa tasarısı hakkında görüşüyoruz, son noktayı koyarken bir faks geliyor; yeni yasa tasarısı geldi öteki iptal! Böyle bir dönemden geçiyoruz. Katılım yorgunluğunu yaşadık o dönemde.


SPO . bülteni . istanbul sube

“Nerede çalışırsanız çalışın, ilkelerinizden, mesleki hayallerinizden vazgeçmeyin.” Deneyimli bir meslektaşımız, hocamız olarak; henüz mezun olmamış meslektaş adaylarımıza ve yeni mezun olan meslektaşlarımıza önerileriniz var mı? En başta, birinci sınıftan itibaren odanın içinde yer almalı. Gerek komisyonlarda, gerek dinleyici olarak, toplantıları izleyenler olarak.. Meslek ile ilgili hayallerini gerçekleştirebilecekleri yer orası. Başka alanlarda yüksek lisans yapsınlar. Nerede çalışırlarsa çalışsınlar ilkelerinden, mesleki hayallerinden vazgeçmesinler. Sadece tekniker olmaya kendilerini mahkum etmesinler. Bildiklerinde ısrarcı olsunlar, dirensinler. Bu şekilde mesleğin onurunu kurtarabilirler ve meslekten beklentilerini yerine getirebilirler.

15


16 SPO . bülteni . istanbul sube

ÖRNEKTEPE VE SÜTLÜCE MAHALLELERİ RİSKLİ ALAN PLANLARI İKİNCİ KEZ YARGIDA İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, Örnektepe ve Sütlüce Mahalleleri, 24/09/2012 tarih ve 2012/3786 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen riskli alana ilişkin hazırlanan imar planları, Şubemizce ikinci kez yargıya taşındı. Söz konusu İmar Planı Revizyonu ile getirilen kararlar doğrultusunda ayrıcalıklı imar hakları yaratılarak şehircilik ilke ve esaslarına aykırı hükümler ile çevre yapılanma koşullarının çok üzerinde bir yapılaşma hakkı ortaya çıkmaktadır. Ayrıca fonksiyon ve yapılaşma koşullarında yaratılan plan değişikliği ile nüfus - donatı ihtiyacı dengesi göz ardı edilmekte, yapı yoğunluğunu artırıcı ve çevreye emsal teşkil edici nitelikte yapılaşma şartları getirilmektedir. Bahsedilen sebeplerle İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, Örnektepe ve Sütlüce Mahalleleri, 24/09/2012 tarih ve 2012/3786 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilen riskli alana ilişkin hazırlanan -2- paftalık 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planı ve -2- paftalık 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planı, yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Şubemizce dava konusu edildi.


SPO . bülteni . istanbul sube

ZEYTİNBURNU, ESKİ “ET VE BALIK KURUMU” ALANINA İLİŞKİN PLANLAR İKİNCİ KEZ YARGIDA İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, Kazlıçeşme Mahallesi, 774 ada 61 parsele ilişkin hazırlanan uygulama imar planları 24.12.2015 - 22.01.2016 tarihleri arasında İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından askıda ilan edilmiştir. Aynı alana ilişkin planlar 06.06.201407.07.2014 tarihleri arasında da askıya çıkarılmış, yasal süresi içerisinde Şubemizce dava konusu edilmiş, dava henüz sonuçlanmadan planlar yeniden askıda ilan edilmiş ve ikinci kez yargıya taşınmıştır. Söz konusu planlama alanı, İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, Kazlıçeşme Mahallesi, 774 ada 61 sayılı parseli kapsamaktadır. Dava konusu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Plan Değişikliği plan sınırı içerisinde bulunan alan geçmiş dönemde Zeytinburnu Et Balık Kurumu Kombinesi ve tekstil fabrikası olarak kullanılmıştır. Daha sonra mülkiyet ve kullanım hakkı devri gerçekleştirilen alan, dava konusu plan değişikliği ile, Hmax:70 metre yapılaşma koşullarında “Turizm+Ticaret+Konut Alanı, Sağlık Tesisi Alanı, Aile Sağlık Merkezi, İSKİ Hizmet Alanı ve Yol Alanı” olarak belirlenmiştir. Mahkemece yıkımına karar verilen, söz konusu parselin çevresinde yer alan ve kamuoyunda 16:9 olarak bilinen yapıların yıkım gerekçesinin esası, kentin sahip olduğu özgün siluetin etkilenme bölgeleri ile birlikte etüd edilerek korunması ve gerekirse yapılaşmayı belirleyen değerlerin de aşağı çekilmesidir. Bu çalışma yapılmadan deniz seviyesinden itibaren inşa edilecek olan yapılara Hmax: 70 m. yüksekliğinde inşaat izni verilmesi İstanbul silueti açısından sürdürülebilir olmadığı gibi, hukuka da uygun değildir. Ayrıca, planlar ile donatı alanları azaltılarak bölge donatı dengesinin bozulduğu açıktır. Alanın ulaşım altyapısı, getirilen yoğun fonksiyon için yetersiz olmakla beraber bu değişikliğin trafik ve yapı yoğunluğunu artırıcı ve çevreye emsal teşkil edici nitelikte olduğu görülmektedir. Bölge bütününün yeşil alan, eğitim, spor alanı, sağlık vb. donatı alanlarının dengesini bozacak ve donatı alanlarını azaltacak, konut ve ticaret alanı önerilmesiyle otopark ihtiyacını arttıracak; plan bütününde tüm çevreye hizmet eden donatı alanlarını daha da azaltacak plan, ileride telafisi mümkün olmayan sonuçların doğuracaktır. Kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılığı nedeniyle söz konusu imar planları, kamuyu zarara uğratmakta, 3194 sayılı İmar Kanunu ve eki yönetmeliklere aykırı bir işlem tesis etmektedir. Yukarıdaki hususlar çerçevesinde; bahse konu plan değişikliğinin planın sosyal ve teknik donatı dengesini bozması, plan bütünlüğünü ve plan kademelenmesi ilkelerini göz ardı etmesi, 3194 sayılı İmar Kanunu ve askıya çıkış tarihinde yürürlükte olan eki Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve ilgili Yönetmelikleri, şehircilik ilke ve esaslarına aykırı hükümler içermesi nedeniyle; 06.06.2014-07.07.2014 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olan İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, Kazlıçeşme Mahallesi, 774 ada 61 sayılı parsele ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinin “öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptali”, buna bağlı tüm ruhsat işlemlerinin iptali istemiyle, Şubemizce dava konusu edilmiştir.

17


18 SPO . bülteni . istanbul sube

Kaynak: BirGün Gazetesi

BAĞCILAR, MAHMUTBEY MAHALLESİ’NDE PLAN DEĞİŞİKLİĞİ Bağcılar İlçesi, Mahmutbey Mahallesi, 1771 ada, 27 parsele ilişkin 1/5000 ölçekli NİP değişikliği İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nce onaylanmış olup 03.03.2016 – 01.04.2016 tarihleri arasında askıya çıkarılmış; imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararı ve güvenliğine aykırı, bilimsellikten uzak hususlar içerdiği gerekçeleriyle 31.03.2016 tarihinde Şubemizce itiraz konusu edildi. Söz konusu plan değişikliğine göre, 1771 parselde yer alan “Sosyal Kültürel Tesis Alanı” fonksiyonu iptal edilerek %60’ı “Akaryakıt Satış ve Servis İstasyonu (LPG+LNG) Alanı”, kalan %40’ı “Tali İş Merkezi Alanı”na alınmıştır. Plan değişikliği, mevcut donatı alanını azaltarak alana ek nüfus getirecek bir fonksiyona önerisi sunmaktadır. Teknik ve nesnel gerekçesi olmadan hazırlanan değişiklik ile kaldırılan Sosyal Kültürel Tesis Alanı’na eşdeğer herhangi bir alan ayrılmamıştır. Bu sebeple, getirilen değişiklik imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olmasıyla birlikte; kamuya ait mülklerinin donatı alanından çıkartılarak gelir getirici fonksiyonlara dönüşmesi hususunda diğer tüm kamu arazileri için emsal teşkil edecektir. Bağcılar İlçesi, Mahmutbey Mahallesi, 1771 ada, 27 parsele ilişkin 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği kamu güvenliğini tehdit etmekte olup, yukarıdaki hususlar doğrultusunda planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatı ve kamu yararına ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne aykırı olduğu gerekçeleriyle Şubemizce itiraz konusu edildi.


SPO . bülteni . istanbul sube

BAŞAKŞEHİR, 1/100.000 ÖLÇEKLİ ÇDP, İLE NAZIM VE UYGULAMA İMAR PLANLARI DEĞİŞİKLİKLERİNE İTİRAZ EDİLDİ İstanbul İli Başakşehir İlçesi, Başak Mahallesi, 3637 ve 2125 no.lu parsellere yönelik hazırlanan 1/100.000 Çevre Düzeni Planı, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişiklikleri; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca 03.02.2016 tarihinde onaylanmış ve 22.02.2016-22.03.2016 tarihleri arasında Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından askıya çıkarılmıştır. Askıya çıkarılan 1/100.000 Çevre Düzeni Planı ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişiklikleri İmar mevzuatına, planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine aykırılıklar içermektedir. “İstanbul İli 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği” sınırı söz konusu 3637 ve 2125 no.lu parsel sınırı olarak tanımlanmış; “Askeri Alan” olarak belirlenmiş olan fonksiyonları “Üniversite Alanı” ve “Kentsel ve Bölgesel Sosyal Altyapı Alanı”na dönüşmüştür. Plan değişiklikiğinin bilimsel, nesnel ve teknik gerekçeleri olmamasının yanısıra 1/100.000 ölçekli olarak hazırlanmış bir planda parsel düzeyinde karar getirilmesi planlama ilkelerine ve imar mevzuatına aykırıdır. Başakşehir İlçesi, Başak Mahallesi, 3637 Parselin Bir Kısmına İlişkin Nazım İmar Planı ile Başakşehir İlçesi, Başak Mahallesi, 2125 Parselin Bir Kısmına İlişkin Nazım İmar Planı iki ayrı plan olarak hazırlanmış olmasına karşın tek bir plan olarak onaylanmış ve askıya çıkarılmıştır. Ayrıca söz konusu uygulama imar planları, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının gerektirdiği detayda hazırlanmamıştır. Yukarıda bahsedilen gerekçelerle, “İstanbul İli Başakşehir İlçesi, Başak Mahallesi, 3637 ve 2125 no.lu parsellere yönelik hazırlanan 1/100.000 Çevre Düzeni Planı, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişiklikleri”ne, imar mevzuatına, yönetmeliklere, planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine aykırılıklar içermesi sebepleriyle, 21.03.2016 tarihinde Şubemizce itiraz edilmiştir.

19


20 SPO . bülteni . istanbul sube

10. İSTANBUL BULUŞMALARI, 13 NİSAN’DA MSGSÜ’DE GERÇEKLEŞTİRİLECEK 2007 yılından itibaren her yıl belirli temalar çerçevesinde İstanbul gündemini takip etmeyi hedefleyen İstanbul Buluşmaları etkinliğinin 10.su bu yıl “İstanbul’u Paylaşmak” başlığıyla 13 Nisan 2016 tarihinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü ev sahipliğinde Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda gerçekleşecektir. Son yıllarda yükselen bir ivmeyle İstanbul’a dayatılan mekânsal kararlar, özellikle Gezi’den sonra daha yoğun hissedilen bir toplumsal duyarlılıkla karşılaşıyor. “Bizim İstanbul” ve “2000’li Yıllarda İstanbul’da Birlikte Yaşam” temaları çerçevesinde geçtiğimiz iki yıl irdelediğimiz ‘kent hakkı’ odaklı mücadele biçimleri ile 2000’li yıllarda en çok zarar gören değerlerimizden biri olan birlikte yaşam kültürü, mekânın ve mekânsal adaletin de farklı perspektiflerden tartışılması ihtiyacına işaret etmektedir. Bu bağlamda etkinliğin bu yılki gündemi, “İstanbul’u Paylaşmak” olarak belirlenmiştir. Paylaşmak çoğul bir eylemdir. Bir haberi, bir duyguyu, bir hâli, bir alanı, bir yaşamı, herhangi bir “şeyi” paylaşabilmek için birden fazla kişi gerekir. İstanbul ise, onu paylaşan milyonlar için, bunların hepsi ve daha fazlasıdır. İstanbullu olmak, İstanbul’da olmak, İstanbul’da almak-satmak, eylemek, söylemek, dinlemek; sonu gelmeyen bir paylaşımın farklı hâlleridir. Sadece kent sakinleri değil, gelip geçenler, gelip geri dönemeyenler, hatta hiç gel(e)meyenler, İstanbul’u uzaktan izleyenler ve İstanbul’dan durmaksızın bir şeyler götürenler, paylaşarak ya da pay ederek; İstanbul’u üretir veya tüketir. İstanbul’da paylaşmak birleştirici olduğu kadar ayrıştırıcı bir eylemdir de. Toprağı, doğayı, müşterekleri, ortak geçmişi, hafızayı, aklı, kültürü paylaşmak birleştirir; arsayı, araziyi, rantı, sermayeyi pay etmek ayrıştırır. Yoksullar yoksulluğunu, varsıllar varsıllığını, sakinler yaşam alanlarını, söyleyenler sözlerini, eyleyenler deneyimlerini paylaştığında İstanbul’u çoğaltmak mümkün olduğu kadar, pay ederek tüketmek de mümkün hâle gelir. İstanbul’u paylaşmak, mekânı paylaşmak anlamına geldiği gibi, bir yanıyla da yaşam alanını ve yaşamı paylaşmak anlamını da içermektedir. Yaşam alanı perspektifinden okunduğunda, İstanbul’da mekân kullanımında ve mekândan yararlanmada ortaya çıkan eşitsizlik, bizleri mekânın adaletli kullanımı sorunsalı ile karşı karşıya bırakmaktadır. Mekânsal adalet(sizlik) bir metropoliten kent sorunu olarak okunabileceği gibi, aynı zamanda bir fırsat eşitsizliği olarak da tanımlanabilir. Bireyselliğin kamusallığın önüne geçtiği, kimliklerin mekânı ayrıştırdığı, kamusal hizmetlere erişebilirliğin kısıtlandığı bir ortamda, her kesime aynı oranda şans tanınmamaktadır. İşte tam da bu noktada, paylaşmak ile paylaşamamak; sahip olmak ile sahip çıkmak arasındaki gerilimin ülke ve dünya gündeminin merkezini işgal ettiği bir dönemde, paylaşma sorumluluğunu üstlenmek çok önem kazanıyor. Çünkü, paylaşılamayan İstanbul; tüm yaşam alanları, ormanları, parkları, evsizleri, yurtsuzları, savaştan kaçanları, talanı, rantı, tepkisi, dayanışması, biz ve ötekisi ile aslında hepimizin hikâyesini anlatıyor.


SPO . bülteni . istanbul sube

Bu anlamda “İstanbul’u Paylaşmak” temasının bize sunduğu fırsat, mekânsal adalet kavramını masaya yatırarak mekânın paylaşılma biçimlerini, paylaşımda etkili olan sosyal, mekânsal ve mesleki dinamikleri ve bu ikircikli “paylaşım” teması üzerinden paylaşıma aracı olan planlama/yönetim sorunlarını ve olanaklarını tartışmak olacaktır. Etkinliğe ilişkin detaylı program aşağıdadır.

10. İstanbul Buluşmaları: İstanbul’u Paylaşmak Tarih: 13 Nisan 2016 Yer: MSGSÜ Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu

10:00-10:45

Çerçeve Sunuş* Tayfun Kahraman | Şehir Plancısı, Akademisyen (Düzenleme kurulu adına) Neşe Özgen | Sosyolog, Akademisyen

10:45-11:00

Öğrenci Atölyesi Sunumu

11:00-12:30

I.Oturum | Mekansal Adaletle Paylaşmanın Hukuku Moderatör: Elif İnce | Gazeteci Konuşmacılar*: Erbatur Çavuşoğlu | Şehir Plancısı, Akademisyen / MSGSÜ Batuhan Ersun | Doğruluk Payı Koordinatörü Murat Germen | Fotoğrafçı, Akademisyen / Sabancı Üniversitesi

13:30-15:15

II.Oturum | Mülteciler ve Barışla Paylaşmanın Üretkenliği Moderatör: Şenay Özden | Sosyolog / Hamiş Suriye Kültür Evi Konuşmacılar*: Volkan Görendağ | Uluslararası Af Örgütü Mülteci Hakları Koordinatörü Utku Kılınç | Avukat Erhan Kurtarır | Şehir Plancısı, Akademisyen / YTÜ

15:30-18:00

Forum Moderatör: Hayko Bağdat | Yazar

* Sıralama soy isimlerin alfabetik sıralamasına göre düzenlenmiştir.

21


22 SPO . bülteni . istanbul sube

MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ SEDAD HAKKI ELDEM ODİTORYUMU|13 NİSAN 2016 Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

Yıldız Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

TMMOB Şehir Plancıları Odası

İstanbul Şubesi

İstanbul Teknik Üniversitesi

Şehir ve Bölge Planlama Bölümü

İletişim TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Cihannüma Mah. Akdoğan Sok. No: 30 D:6-7 Beşiktaş/İstanbul Tel: 0212 275 4367 Faks: 0212 272 9119 e-posta:istanbulusmalari@spoist.org


SPO . bülteni . istanbul sube

39. YAPI FUARI’NDAYIZ

YEM Fuarcılık tarafından bu yıl 39.’su düzenlenecek olan , Şubemizin de güncel yayınları ile birlikte yer alacağı Yapı Fuarı, 10 - 14 Mayıs 2016 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecektir. Davetiyelerinizi, Şubemizden ücretsiz temin edebilirsiniz.

23


24 SPO . bülteni . istanbul sube

AİDAT KONUSUNDA BİLGİLENDİRME Bilindiği üzere, Odamızın 29. Olağan Genel Kurulu 25-27 Mart 2016 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Genel Kurul`da; Oda Ana Yönetmeliği`nin ilgili hükmü gereğince, üye ödentileri (aidat) ile ilgili bazı kararlar alınmıştır. Buna göre; 1- 29. Dönem süresince 2016 ve 2017 yıllarında üye ödentileri (aidat) aylık 19 TL olarak kararlaştırılmıştır. 2- Üyelerimizden, geçmiş yıllara ait birikmiş aidat borcu olanların; yazı ile, e-posta ile ve ayrıca sözlü olarak Odaya başvurarak; “yapılandırma ve zamanaşımı uygulanması” talepleri; Oda Yönetim Kurulu tarafından yazılı önerge verilerek, Genel Kurul gündemine taşınmış ve bu amaçla bir komisyon oluşturulmuştur. Genel Kurul`da, komisyon raporu doğrultusunda üyelerimizin geçmiş yıllara ait birikmiş aidat borçlarının yapılandırılarak ödenmesi ve zamanaşımı uygulanması konularında detaylı görüşmeler yapılmış olup; sonucunda, Genel Kurul kararı ile geçmiş yıllara ait üye aidatları için “yapılandırma ve zamanaşımı” uygulamasının yapılması talebi uygun görülmemiştir. 3- Yukarıdaki Genel Kurul kararları nedeniyle, önümüzdeki Nisan ayı içerisinde yeni seçilen 29. Dönem Oda Yönetim Kurulu`nun oluşum süreci tamamlanana kadar, birikmiş üye aidat borcu olan üyelerimizin borçlarını; önceki aidat ücreti olan aylık 17 TL üzerinden ödeme imkanı bulunmaktadır. Bu kısa süre sonunda, yeni aidat ücreti esas alınacağından; geçmiş yıllara ait aidatlar aylık 19 TL`den hesaplanacaktır. Üyelerimizin, yeni dönemde oluşacak fiyat farkından etkilenmemesi adına ödemelerini belirtilen bu süre içerisinde yapmaları yararlarına olacaktır. 4- Bu duyuru, ilgili mevzuat gereği tüm üyelerimiz için ve özellikle aidat konusunda taleplerini yazılı, e-posta ile ve sözlü olarak Odaya ileten üyelerimiz için resmi cevap ve tebligattır. Tüm üyelerimize önemle duyurulur. TMMOB Şehir Plancıları Odası


SPO . bülteni . istanbul sube

TMMOB 44. OLAĞAN GENEL KURULU 25-29 MAYIS TARİHLERİ ARASINDA ANKARA DA YAPILACAKTIR TMMOB 44. Olağan Genel Kurulu çoğunluklu olarak 12-13-14-15 Mayıs 2016 tarihlerinde, çoğunluk sağlanamadığı takdirde 26-27-28-29 Mayıs 2016 tarihlerinde aşağıda belirtilen gündem ve yerlerde gerçekleştirilecektir. Çoğunluklu Genel Kurul: 12-13-14 Mayıs 2016 Adres: TMMOB (Selanik Caddesi No:19/1 Kızılay-Ankara) Seçimler: 15 Mayıs 2016 / Saat 09:00-17:00 Adres: TMMOB (Selanik Caddesi No:19/1 Kızılay-Ankara) Çoğunluksuz Genel Kurul: 26-27-28 Mayıs 2016 / Saat 10:00 Adres: Kocatepe Kültür Merkezi Toplantı Salonu Seçimler: 29 Mayıs 2016/ Saat 09:00-17:00 Adres: TMMOB Teoman Öztürk Öğrenci Evi ve Sosyal Tesisleri (Mehmet Akif Ersoy Mahallesi 295. Sokak No:6 Yenimahalle) Gündem 1. Açılış ve Divan Seçimleri, 2. Saygı Duruşu ve Anıtkabir Çelenk Komisyonu Seçimi, 3. Gündemin Karara Bağlanması, 4. Yönetim Kurulu Başkanı‘nın Açış Konuşması, 5. Konukların Konuşmaları, 6. Komisyonların Seçimi, -Yönetmelikler Komisyonu -Kararlar Komisyonu -Mali İşler ve Bütçe Komisyonu -Genel Kurul Sonuç Bildirgesi Komisyonu 7. Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Yüksek Onur Kurulu Çalışma Raporlarının Okunması, Görüşülmesi, 8. 43. Dönem Yönetim Kurulu‘nun Aklanması, 9. Komisyon Raporlarının Görüşülmesi ve Karara Bağlanması, 10. Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Yüksek Onur Kurulu Adaylarının Açıklanması, 11. Dilek ve Öneriler 12. Seçimler

25


NİSAN / 2016

Profile for Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi

TMMOB ŞPO İstanbul Şubesi Nisan / 2016 Bülteni  

Chamber of Urban Planners İstanbul Branch April / 2016 Bulletin

TMMOB ŞPO İstanbul Şubesi Nisan / 2016 Bülteni  

Chamber of Urban Planners İstanbul Branch April / 2016 Bulletin

Advertisement