Issuu on Google+

Bülten-2 2011

Sürekli Eğitim ve Dayanışma

Biz bir aileyiz


lim doğuştan herkesin sahip olduğu bir haktır. Bu hakla insanlar isteyerek ilme sahip olurlar. Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmaktadır. “Allah ilmi dileyene, rızkı istediğine verir.” Hadis-i Şerif ilme ulaşmak için istemenin öneminden bahsetmektedir. İslam, insanların hayatını korumak için kadın erkek herkese ilim öğrenmeyi farz kılmıştır.

Hakkımızda

İ

Bilgi çağını yaşadığımız bu dönemde, bilginin bizler için ne kadar önemli olduğunun şuurundayız. Sunmak istediğimiz şey, salt bir bilgi değil, hikmet farkındalığını ortaya koyacak bir ilimdir. Bizler bilgi toplumu olma yerine hikmet toplumu olma çabasında olmalıyız. SEDAV ailesi olarak 1400 yıldır devam eden KADİM GELENEĞE BAĞLI YENİ BİR ÇİZGİ olma yolunda ilerlemekteyiz. Geçmişinden haberi olan fakat geleceğine de umutla bakan insanlar yetiştirme çabasındayız. SEDAV sahip olduğumuz ilmi değerlerini yitirmeden ve bunun yanında yenilikçi bir bakış açısıyla da bugünü değerlendirebilen insanlar yetiştirmektedir. Günümüzde insanların diploma alma hedefini sadece gereksinim haline getirip aldığı ilmin bilincinde olamamasına karşın Sedav’ın amacı; bugün olduğu gibi sadece ilim vermek olmayıp ilmin de bir hikmetle bütün olduğunun bilincini kazandırmaktır. Bizim hedefimiz bu dayatmaları aşarak ahlak ve vicdana dayalı bir ilmin kapısı olmaya çalışmaktır. Katılımcılarıyla SEDAV; bu hedefine bir aile sıcaklığında ulaşmış olduğunu düşünüp, şu anda dünyanın hemen hemen her yerinde bulunan mezunları ve seminer katılımcılarıyla kurmuş olduğu bu muhabbetin haklı gururunu yaşamaktadır.

Esra Ünal SEDAV Genel Başkanı


Tekrar merhaba dostlar

S

ivil ortamlarda, küçük imkânlarla sosyal ve akademik hayata katkıda bulunmak, başta üyelerine olmak, üzere insanımıza farklı bir imkân sunma iddiası ile yola çıkan Sedav hızla yolculuğuna devam ediyor.

Editörden

Sedav’ın ayak sesleri, kalitesi ve hizmetleri artık sadece Türkiye’de değil yurt dışında da duyuluyor ve biliniyor. Bu yıl, bu bağlamda Sedav’ın akademik ve kültürel çalışmalarını, seminerlerini incelemek için yerli ve yabancı birçok misafir ağırladık. Özellikle Azerbaycan, Güney Afrika, İngiltere, İran ve Irak’tan gelen misafirlerimiz Sedav’ın çalışmalarını çok beğendiler. Sed Akademi Programları: Sedav’ın en çok dikkati çeken yönü ise, özgün ve sivil bir çalışma olmasıdır. Batı da hatta ülkemizde büyük paralarla verilen akademik seminerler Sedav’da daha mütevazi imkan ve ortamlarda verilmektedir. Buna rağmen, Sedav sonrası öğrencilerin Anadolu Üniversitesi mezunu olmanın yanında ayrıca Arapça, İngilizce ve Sosyal bilimlerde iyi seviyeye gelmiş olmaları önemli bir ayrıcalık olarak görülüyor. Sedav da 2011-2012 akademik yılında daha da uzmanlaşarak, Aristo dönemi Yunan eğitim sisteminde olduğu gibi ilahiyat seminerleri yanında yoğun uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi gibi sosyal bilimler seminerleri verilecektir. Ayrıca Sedav mezunları için bir yıllık Arapça ve İngilizce ihtisas programları başlatılacaktır. Kolej Programları: Yakın zamana kadar sadece açık öğretim fakültelerinde okuyan öğrencilere takviye seminerleri veren Sedav, artık kolej düzeyinde Açık Öğretim Lisesi takviye seminerleri de vermeye başlamıştır. Yapılan istişare toplantılarında özellikle kız öğrenci velileri bu hizmetten dolayı Sedav’dan memnuniyetlerini ifade etmişlerdir. Sivil Akademisyenler Platformu: Sedav bünyesinde kurulan Sivil Akademisyenler Platformu toplantılarında ülkemizde Arapça eğitiminin sorunları müzakere edilmiştir. İslam konferansına bağlı İSESCO Kurumu ile ortaklaşa düzenlediğimiz üç günlük programa 15 ayrı kurum adına katılan 32 Arapça okutmanı hocamıza İSESCO katılım sertifikası verilmiştir. Kısaca SEDAV velilerin desteği ve duaları ile yolculuğuna devam etmektedir. Daha nice güzel faaliyetlerde buluşmak üzere...

Ömer KORKMAZ Eğitim Koordinatörü


Bülten II

Haziran 2011 SEDAV Sürekli Eğitim Dayanışma Derneği Bülteni Genel Yayın Koordinatörü ESRA ÜNAL Editör ÖMER KORKMAZ Yayın Ekibi Birim Başkanı S. BETÜL ŞENEL Grafik Tasarım SONGÜL ERYİĞİT Adres: Molla Gürani Mah. Lütfi Paşa Sok. (HSBC Yanı) Hacıbey İşhanı No: 54 Kat: 4 Fındıkzade - Fatih / İSTANBUL Tel: 0212 523 31 36 sedavlilar@hotmail.com www.sedav.org

İçindekiler

Sürekli Eğitim ve Dayanışma

Seminer Çalışmalarımız Seminer Sınıflarımız Yönetim Kurulumuz Geleneksel Şal Törenimiz Mavi Marmara Çöl Üniversiteleri Etkinliklerimiz I. Sivil Akademisyenler II. Sivil Akademisyenler III. Sivil Akademisyenler Cuma Seminerleri Bilgi Yarışması Münazara Nokta Ziyaretleri Sedav Gezileri İz Bırakanlar

6 8 10 11 12 16 20 22 23 24 26 28 30 31 34 36


Seminer Çalışmalarımız

6

7


Seminer Sınıflarımız ayat süratle akmaya devam ederken, dönüp baktığımızda bize kalan mutlu bir an olur kimi zaman. Bu anları önemli kılan sebepler vardır. Seminer gördüğümüz ortamlar her ne kadar gösterişli bir düzene sahip olmasalar da bizim için dört duvar arasında kurmuş olduğumuz dostluk, kardeşlik ve samimiyet o ortamı bize saray yapmaya yetiyor. Seminerlere katılan öğrencilerle, seminerlerimize katılan hocalarımız arasında oluşan muhabbet SEDAV’ı sıradan olmaktan çıkarıyor.

H

Eğitim gören bir kimse için en önemli etken bulunduğu ortamdır. Eğer eğitim verilen yerde samimiyet, dostluk ve içtenlik olursa o yerde güven olur ve insan hata yapmaktan korkmaz. Hata yapmaktan korkmayan insan da doğruyu en güzel şekilde öğrenir. SEDAV’da ki seminer sınıflarında da bu kural esas alınmış olup seminer katılımcıları ve eğitimciler arasında kuvvetli bir kardeşlik bağı oluşmuştur. Bu kardeşliğin vermiş olduğu güvenle herkes birbirine hoş görü ve nezaketle davranır. En önemlisi de üzerinde durulan samimiyet, katılımcılara çoğu zaman eğlenceli anlar yaşatırken unutulmayacak birçok anıya sahip olunur. Rumeysa KAYA Sedav Kolej – 3 Kademe Üyesi

8

9


Yönetim Kurulumuz

Mavi Marmara

Umut besleyen bir yuvadan bahsediyoruz aslında. Bir umut… Binlerce umut... Köklü çınarların yetiştiği, yetiştirildiği bir yuvadır burası. Bu çınarlar kuvvetle beslendikleri köklerinden, sağlam bir gövdeyle yetişip, yeşeren her dallarından onlarca, yüzlerce ve belki binlerce kişiye daha umut olacaktır. Böylece onlardan beklenen umut, karşılığını bulacaktır. Sedav’ın da, birçoğu kendi içerisinde yetişmiş, uzman akademisyenler tarafından oluşan güçlü bir eğitim kadrosu vardır. Seminer katılımcılarının eğitimdeki her türlü ihtiyaçlarına cevap vermek için istikrarlı bir çalışma içinde olan yönetim kurulu hizmet vermektedir. Yönetim kurulunda görev alan her eğitimci, birebir bu eğitim sisteminin içerisinde bulunmuş olup eğitimde ki hassas çizgileri en iyi şekilde yakalayıp bir sonraki nesle daha gelişmiş bir ortam oluşturabilmek için sürekli çalışma hali içerisindedirler. Çok mütevazi ortamlarda işe başlayan Sedav ekibi, eğitim ve dayanışma geleneğinin her geçen yıla oranla daha da artmasına gönüllü olarak yardımcı olmak için, ellerinden gelenin en iyisini yapma gayreti ve düşüncesi içindedirler.

2010 Mayıs’ta barışa kardeşliğe ve özgürlüğe çağrı için yelken açan Mavi Marmara 30 Mayıs’ta aldığı derin yaraların üzerine Türkiye’ye döndü. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğrayan Mavi Marmara Sedav Ailesi tarafından da unutulmadı. Gemi yola çıktığında içerisinde bulunan tüm aktivistlere gönüllülere ve Sedav Öğrencilerinden olan Barış kardeşimize tekrardan geçmiş olsun diyoruz. Şehitlerimize de Allah’dan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Seminerlere katılan öğrenciler olarak, çok özveriyle çalışan hocalarımızın geleceğe dair bize vermiş oldukları umut ve güvenden dolayı kendilerine minnettar olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Bu özverili çalışmalarında Allah’ın yardımının daima yanlarında olmasını temenni ediyoruz.

Muhammed Yasir ESMERER Sedav Üçüncü Kademe Üyesi

10

11


Geleneksel Ĺžal TĂśrenimiz

12

13


Sedav olarak katılımcılarımıza dört yıllık bir seminer programı sunuyoruz. Bu programı tamamlayan kişilere her sene derneğimiz tarafından geleneksel sertifika programı düzenlenir. Sertifikanın yanı sıra Osmanlı tuğrası bulunan şallarımız katılımcının başarısının bir alameti olarak takılır. Şallar yükte ve pahada hafif olsa da mana olarak takanların omuzlarına derin bir ağırlık yapar. Çünkü bu şallar bir nevi icazettir. İcazet kelime olarak bir şeyi uygun görmek, izin vermek, müsaade etmek manalarına gelmektedir. İcazet, ecdadımız Osmanlı döneminde ilimde ve yazıda tahsilini bitirenlere verilen şehadetnâme/diploma manasında kullanılan bir tabirdir. Aslında, Osmanlı döneminde her nevi iş ve sanat dalında ustalık vasfı kazananlara verilen “bu işi hakkıyla yapabilir” nişanının umumi adıdır. İlim bir deryadır. İcazet almış kişide artık bu deryadan uzanan bir su yolu olmuştur. Ve aldığı ilmi suya hasret başka insanlara taşır. Şallarına kavuşan başarılı katılımcılarımız ilme susamışlara su ulaştırabilmek için artık hayata atılırlar. Elif ERDOĞAN Sedav Mezunu Doğu Dili Kültür ve Tarihi Okutmanı

14

15


İşgale karşı alternatif bir eğitim modeli

Çöl Üniversiteleri Tarihte, adı altın harflerle yazılan bazı ülkeler veya şahıslar vardır. Bunların isimleri ne zenginliklerinden dolayı ne de askeri güçlerinden dolayı günümüze kadar ulaşmıştır. Osmanlı tarihinde birçok alim olmasına rağmen günümüzde en çok adı anılan, Akşemseddin’dir. Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmet gibi bir devlet başkanı ve

askeri bir dehayı yetiştirmiş, onun manevi terbiyesini vermiş gerçek bir kahramandır. Son dönemlerde birçok siyasi liderin, iş adamının manevi terbiyesinde rol oynamış Mehmed Zahid Kotku da böyle şahsiyetlerden birisidir. Bu tip şahsiyetler kendi başına bir üniversitedir ve ortaya koydukları ürünlerle anılırlar. 1960’larda Fransız işgalinden kurtulan Moritanya, dünyanın en fakir ülkelerinden birisi olmasına rağmen, bu ülkede yetişmiş alimler ülkeyi uluslararası gündemden hiç düşürmemişlerdir. Batı ve Kuzey Afrika’nın tamamını işgal eden Fransızlara karşı Cezayir’de uzun yıllar

16

süren, bir milyon insanın şehit olmasına neden olan silahlı bir direniş sergilenirken; Moritanya halkı ise, gerek nüfusunun çok az olmasından gerekse imkansızlıklarından dolayı Fransızlara karşı kültürel ve ilmi direniş yolunu seçmiştir. Bölgeye Fransızcayı hakim kılan ve yerel kültürel değerleri yok etmek isteyen Fransa’ya karşı, aydınlar ve alimler öğrencilerini alıp çöllere çekilmişlerdir. Halk, Fransız kültürüne ve diline karşı sessiz ve derin bir direniş başlatmıştır. Bölgede yüzyıldan fazla kalan Fransa, şehirlerde bir şekilde etkin olmasına rağmen çöllerde gelişen çok güçlü eğitim sistemine müdahale edememiştir. Çöllerde yürütülen eğitim kurumlarına “mahdara” adı veriliyor. Bir mahdaranın oluşumu için bir hoca ve bir öğrenci yetiyor. Zamanla öğrenci sayısı artıyor. Yakın zamana kadar bu mahdaraların tamamı seyyar okullar olarak yürütülüyordu. Çöllerde, bizim Yörük kervanlarına benzeyen gruplar halinde göçebe yaşayan bu hoca ve talebeler sürekli hareket halinde idi. Bu mahdaralarda ilkokuldan üniversite düzeyine kadar eğitim veriliyor. Bundan dolayı Moritanlar, “Biz üniversiteyi develerin sırtına kurduk.” diye övünüyorlar. Ancak Fransızlar, yüksek lisans

düzeyinde ve çok kaliteli bir eğitim almış olan mahdara mezunlarını, Fransızca bilmedikleri için okuma yazma bilmeyenler arasında sayıyorlardı. Fransızlara göre okumak yazmak demek, Fransızca bilmekten geçiyordu. Bağımsızlıktan sonra mahdara mezunları, ülkenin siyasal ve kültürel hayatına damgalarını vurarak bunun böyle olmadığını gösterdiler. Mahdara eğitim sistemi tamamen ezbere dayanıyor. Çölde zihni çok temiz olarak yetişen öğrencilere ne verirseniz ezberliyorlar. Moritanya alimleri, bütün ilimleri şiire dökmüşler. Halk şiire çok yatkın olduğu için mahdarada bütün ilimler şiir olarak ezberleniyor. Fıkıh, siyer, usul ilimleri, tarih, coğrafya, tıp

ve hukuk; kısaca bütün ilimler şiir şeklinde ezberletiliyor. Hukuk fakültesinde okumak için Fas’a giden eski kültür bakanı Muhammed Salim adlı bir alim, Arapça olarak okuduğu Fransız hukukunu dahi on bin beyitte şiir haline getirmiştir.

Moritanya’da okuma yazma bilen herkes şair hükmünde. Çünkü hepsinin zihninde binlerce beyit var. Sıra geceleri bu ülkede, şiir atışmaları şeklinde geçiyor. Sosyal hayat, şiirli sohbetlerden ibaret. Üç milyonluk ülkenin bir milyondan fazlası şair. Bundan dolayı Moritanya, bir milyon şairin ülkesi olarak biliniyor. Bu eğitim kurumları sayesinde, ülkenin milli kültürü ve dili korunmuştur. Bütün Fransızlaştırma çabalarına ve resmi kurumlarda yüz yıldan fazla bir süredir Arapça eğitimi verilmemesine rağmen, ülke 1960’ta bağımsızlığına kavuşur kavuşmaz Arapça eğitime geçilebilmişse, bu, mahdaraların sayesinde olmuştur. Mahdaralar çöllerde hala eğitimini sürdürüyor. Defter, kitap yerine küçük ahşap levhaların kullanıldığı mahdaralarda yaşam tamamen bedevi kültüründen ibaret. Bedevi; çöl şartlarında, yani badiyede yetişmiş adam anlamına gelir. Bedevi, Moritanya’da kültürlü insanı ifade ediyor. Çölün sosyal şartları çok zor olduğu için Türklerin bu ortamda okumaları, yaşayabilmeleri oldukça zordur. Bununla birlikte Amerika’nın en önemli Müslüman hatiplerinden Hamza Yusuf, yıllarca bu mahdaralarda okuyarak eğitimini tamamlamıştır. Mahdara sisteminin ilk kurucuları, Moritanya’da bulunan Şengıyt şehrinin alimleri

olduğu için mahdara mezunları kendilerini Moritanyalı yerine Şengıytî yani Şengıytlı olarak tanıtıyorlar. Bundan dolayı Moritanya’nın diğer adı Şengıyt, yani Şengiytîlerin ülkesi olarak biliniyor.

bir alim olmasıdır. Selefilikle tasavvufu bir arada götürmesi ise nadir durumlardan birisidir. Bu, Abdulfettah ebu Gudde ve Nasuriddin Albanî ile yakın ilişkilerinin olmasından kaynaklanıyor.

İyi yetişen mahdara mezunu Şengıytîler, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Suudi Arabistan’da en üst düzey görevlere getiriliyorlar. Son dönemde yetişmiş en iyi Şengıytîlerden birisi de Allâme Hasan Dedo’dur. Bugün 45 yaşlarında olan Allâme Dedo; sarf, nahiv, usul-u fıkıh, usul-u hadis ve fıkıhta temel eserlerin

Mahdaralar, günümüzde gerek doğuda gerekse batıda dayatılan devlet kontrolünde verilen zorunlu eğitimin fiyaskoyla sonuçlanması sonucu alternatif arayış içerisinde olanlara, bu alternatifin Fransız emperyalizmi karşısında çölde bile yeşerdiğini hatırlatmaktadır. Çöl şartlarında bile bu alternatifler ortaya konabilmişse; iletişimin, teknolojinin bu kadar geliştiği ve yaygınlaştığı ortamlarda duyarlı insanların daha kaliteli alternatifleri ortaya koymaları mümkündür.

tamamını ezberlediği gibi, Kütüb-i Sitte’yi râvileriyle ezbere bilen en genç Şengıytî olarak biliniyor. Prof. Yusuf Kardavi, Allâme Hasan Dedo’nun olduğu bir yerde, “Bizim kaynak kitap bulundurmamıza, kaynaklara dönmemize gerek kalmıyor. Sorularımızın cevabını, kitapları sayfa numarasına kadar ezbere bilen Hasan Dedo’dan alabiliyoruz.” diyor. Hasan Dedo’nun en önemli özelliği ise mütevazı ve mutedil

Amerikan eğitim sistemine güvenmeyen muhafazakar aileler, “homeschool” (ev okulu) sistemini geliştirmişlerdir. Bu sistemin ülkemize gelmesi için birkaç yıl daha beklememiz gerekebilir. Fakat bu esnada birçok kuşağı kaybedebiliriz. Eğitimin ise beklemeye tahammülü yoktur. Bu arada “Okulsuz Toplum” kitabıyla farklı alternatifler olabileceğini bize hatırlatan İvan İllich’i saygıyla anıyor, bu tür aydınların ülkemizde de yetişmesini diliyorum.

Ömer Faruk KORKMAZ

17


18

19


Etkinliklerimiz

20

21


I. Sivil Akademisyenler

II. Sivil Akademisyenler

Sedav; Sürekli Eğitim ve Dayanışma Derneği tarafından bu yıl ilki düzenlenen Sivil Akademisyenler Platformu İstişare Toplantısı 30.03.2010 tarihinde İHH İnsani Yardım Vakfı konferans salonunda icra edildi.

Sedav Sürekli Eğitim ve Dayanışma Derneği tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Sivil Akademisyenler Platformu İstişare Toplantısı 09.12.2010 tarihinde İHH İnsani Yardım Vakfı Saraybosna Toplantı Salonunda yapıldı.

Türkiye gerçekliğinde yaşanan sorunları çözümleyebilmek, eksiklikleri tanımlayabilmek ve karşılıklı tecrübeleri paylaşarak sivil akademik çalışmalar alanında yeni hedefler belirlemek amacıyla düzenlenen toplantıya Sohta Sinan Vakfı, İnsan Vakfı, Ensar Vakfı, Daru’l-Hikme Derneği ve Sosyal Doku Derneği katıldılar.

Türkiye’de Arapça eğitiminin sorunlarını konuşmak, eksikliklerini tanımlayabilmek ve karşılıklı tecrübeleri paylaşmak amacıyla düzenlenen toplantıya; Sohta Sinan Vakfı,  Ensar Vakfı, Daru’l-Hikme Derneği, Okyanus Derneği ve yabancı konuklar da katıldı.

Kısa bir selamlama konuşması yapan Sedav Derneği Başkanı Ebru Kara, tüm derneklere katılımlarından dolayı teşekkür etti. Sedav Eğitim Danışmanı Ömer Faruk Korkmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı toplantıya Daru’l-Hikme Derneği’ni temsilen katılan Talha Hakan Alp, ilim geleneğimizin dünü ve bugünü konulu kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında sivil akademilerin önemine ve ilim geleneğinde ifade ettikleri konuma değinen Talha Hakan Alp, bu organizasyonu düzenleyenlere ve katılanlara şükranlarını sundu.

Sedav Eğitim Danışmanı; Ömer Faruk Korkmaz’ın moderatörlüğünü yaptığı toplantıda Mısırlı eğitimci Mahmut Salim, Türkiye’de Arapça eğitiminin sorunlarını içeren sunumunu bizlerle paylaştı. Oldukça verimli geçen toplantı Sivil Akademisyenler Platformu İstişare Toplantılarının üçüncüsünün Türkiye’de İngilizce öğrenmenin sorunları olacağı duyurularak son buldu.

Daha sonra katılımcıların kendi derneklerini tanıtmasıyla başlayan müzakerelerde amaçlar, projeler, seminer programları, materyaller vb. gündemler ele alındı. Moral ve motivasyonun oldukça yüksek olduğu gözlenen müzakereler, bu toplantıların düzenli olarak yapılması ve daha fazla katılım sağlanması dilekleriyle son buldu.

22

23


III. Sivil Akademisyenler Arapça Öğretmenlerinin Eğitimi on yıllarda Arapça öğrenimine yönelik ilgi gün geçtikçe artmaktadır. İmam Hatip Liseleri ve ilahiyatların dışında, özel dershanelerde ve kurumlarda yoğun Arapça dersleri verilmeye başlanmıştır. Ancak Arapçaya ilgi artmakla birlikte Arapça eğitiminin sorunları tam olarak aşılmış değildir. Bu sorunların başında Türkiye de uygun Arapça kitaplarının olmayışı ve var olan kitapların nasıl okutulacağı konusunda hocalarımızın özel bir eğitimden geçmemesidir. Bu açığı gören Sürekli Eğitim ve Dayanışma Derneği olan SEDAV, merkezi Fas’ta olan İslam Konferansına bağlı İSESCO ve merkezi Fransa’da olan GIRNATA eğitim kurumu ile bir program hazırlayarak Arapça hocalarına yönelik üç günlük bir kamp düzenlemiştir.

S

Programdan bir gün önce Arapça konusunda iyi eğitimli hocaların ve öğretmenlerin katıldığı bir tanışma kokteyli düzenlenmiştir. Gecede GIRNATA adına Dr. Abdurrauf İsesco adına Dr. Mustafa Ahmed Ali ve Sedav eğitim koordinatörü Ömer Korkmaz birer konuşma yaptılar. Ayrıca geceye katılan Avrupa İslam Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. Ahmet Ağırakça ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi dekanı Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan Arapça birer konuşma yapmışlardır.

öğrencileri ciddi anlamda yoracağı ve faydalı sonuçlar vermeyeceğine dair kanaatlerini bildirdiler. Ayrıca Arapçanın yaşayan cıvıl cıvıl bir kültür dili olduğunu, bundan dolayı dil eğitiminde beş duyu organının aynı anda mutlaka kullanılması gerektiğini söylediler. Arapça eğitiminde somut isimlerden soyuta gidilmesi gerektiğini, dil programlarının yaş gruplarına göre düzenlenmesi ve tedriciliğe dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yaptılar, “İlk iki aydan sonra kesinlikle aracı dil olarak Türkçe kullanılmamalıdır’’ diyen İsesco yetkilisine, katılımcılar arasında Türkçe ile Arapçanın mantığının farklı olduğunu dolayısıyla Türklerin gramersiz Arapça öğrenemeyeceğini söyleyen bir öğretmene Gırnata temsilcisi şu cevabı verdi: Türkçe ile Arapçanın mantığı ayrıdır, yaklaşımı yanlış bir yaklaşımdır. Bütün dillerin mantığı aynıdır. Türkçe mantığı ile Arapça mantığı arasında bir sorun olmayıp asıl sorun öğreticilerin mantığındadır. Arapçayı çocuklara ana dili öğrettiğimiz gibi aracısız olarak öğrettiğiniz zaman mantık sorunu ortadan kalkar. Dil eğitimi sesten ve görüntüden ibarettir. Türkler için özel Arapça eğitimi olamaz. Bundan dolayı bizler her şeyden önce öğretmenlerin eğitimini, öğrencilerin eğitiminden önemli görüyoruz. Türkiye de bile suni Arapça çevre oluşturulup doğal Arapça ortamında yaşıyor gibi dili öğretebiliriz. Bunun için Arapça dersleri sadece sınıfta işlenmemeli! Arapça hocaları öğrencileri alarak zaman zaman parka, bakkala, gidip Arapça alışveriş yaptırarak doğal Arapça çevreler oluşturabilirler Üç gün boyunca devam eden seminerlere katılan bütün Arapça hocalarına İsesco katılım sertifikası verilerek program tamamlanmıştır. Programa katılan sivil akademisyenler bu tür programların sık sık yapılması gerektiğini ve bu çalışmalar sayesinde dil eğitimindeki sorunların daha hızlı çözüleceğini ifade ettiler

Zahide ŞAHİN SEDAV Mezunu Doğu Dili Kültür ve Tarihi okutmanı

Seçkin ve yoğun bir topluluğun katılımıyla düzenlenen program tanıtım kokteylinde, bütün programın Arapça olarak gerçekleşeceği daha önceden ilan edilmiş ve program boyunca tercüme yapılmamıştır. CumaCumartesi-Pazar günleri boyunca devam eden programda yabancı hocalar Arapçanın daha kolay nasıl öğretilebileceği konusunda tecrübelerini Türk akademisyenlerle paylaşmışlardır. Programa katılan yaygın eğitim kurumları temsilcileri tercümesiz gerçekleştirilen bu programdan dolayı memnuniyetlerini izhar etmişlerdir. Buna mukabil İsesco yetkilileri ise ileri düzeyde Arapçayı anlayabilen güzide bir topluluğa hitap etmekten memnun kaldıklarını ifade etmişlerdir. İsesco yetkilileri programa başlamadan önce Türkiye’deki Arapça eğitim sistemiyle ilgili bilgi alarak Türk eğitimcilere verecekleri programın çerçevesini belirlediler. Türk eğitim sistemini dinleyen İsesco yetkilileri, gramer merkezli ve ileri düzey metinlerle Arapça öğretmenin

24

25


Cuma Seminerleri er hafta geleneksel hale gelmiş olan Cuma seminerlerimizde bu yıl Abdurrahman Dilipak, Ömer Döngeloğlu, Yahya el- Jefri, Veli Karataş, Abdullah Rızık gibi konusunda uzman ve ilmi çalışmalarıyla isim yapmış olan Türkiye’den ve dünyadan birçok değerli fikir adamı ve âlim kişilerle tanışma fırsatımız oldu

H

Her hafta farklı kişi ve farklı konularla ilim seyahati yapıyoruz. Bazen duyduğumuz bir cümle motivasyonumuzu artırırken, bazen de öğrendiğimiz bir bilgi geleceğimize ışık tutuyor. Böylece tanımış olduğumuz her şahsiyet bizim için farklı bir anlam oluşturuyor. Bizi sığ dünyadan alıp geniş ufukları görmemize vesile oluyorlar. Her biriyle farklı bir dünyaya gidip oradan nasibimizde olan bilgiyi almak ve arada kalmış, unutulmuş hayatı tanımak bize zevkli zamanlar yaşatıyor. Kimi zaman konuk seminercilerimiz tarafından zekâ testine tabii tutulurken kimi zaman sahabe dönemine gidip manevi meltemleri hissediyoruz. En çokta yurt dışından Moritanya’dan, Pakistan’dan, Dubai’den, Yemen’den, Medine-i Münevvere’den gelen seminercilerle görüşmüş olmak bizlere ayrı bir zevk yaşatıyor. Ve belki de en önemlisi almış olduğumuz ilmin sadece bilgiden ibaret olmadığını, amelin ve edebin şart olduğunu, maneviyatımızın kuvvetli olmasının bu ilimleri yapılandıracağını hatırlıyoruz Cuma seminerlerimiz sadece seminer vermeye gelen misafirlerimizden de ibaret değil. Tanıtım biriminin yıl içerisinde büyük zahmetlerle hazırlamış oldukları münazara, kardeşlik günleri, bayramlaşma programı, bilgi yarışması gibi programlar eğlendirip, öğretirken kademeler arasında hoş bir muhabbet oluşturmuş oluyor. Böylece Sedav Bir Ailedir sözü bir kez daha hayat buluyor.

Fatma Zehra ŞENEL SEDAV Üçüncü Kademe Üyesi

26

27


Bilgi Yarışması İlk defa geçen yıl düzenlediğimiz bilgi yarışmasının ikincisini 29 Nisan Cuma günü gerçekleştirdik. Diyebiliriz ki artık bilgi yarışması Sedav’ın gelenekleri arasına girdi. Önce şunu soralım: Bir kişi bilgi yarışmasına neden katılır? Kendini denemek için, arkadaşları katıldığı için, hediyeleri (birinciye dizüstü bilgisayar, ikinciye dijital fotoğraf makinesi, üçüncüye mp3 çalar) beğendiği için, çevreden gelen ısrarlar üzerine vs. Ama şunu hemen başta ifade edelim ki biz yarışmacı arkadaşlarımızın kendilerine güvendikleri için katıldıklarını gördük. Detayları okuyunca siz de bize hak vereceksiniz. Bu yarışa katılmak için başvuranların önce test usulü elemeyi geçmesi gerekti. Bu test sonucu barajı aşmayı başaran sekiz arkadaşımız; Zeynep Atak, Merve Kandilci, Yasemin Deveci, Rabia Deveci, Zehra Köşker, Rukiye Aydemir, Kübra Güler, Yasir Esmerer derece mücadelesi verdi. Sorular Fıkıh Usulü, Hadis Usulü, Siyer ve Genel Kültür alanlarından geldi. Yarışmacılar otuz saniyelik süre içerisinde önlerindeki kâğıtlara doğru şıkkı yazmaya çalışırken, salonu dolduran arkadaşları da onların heyecanına ortak oldu. Bu arada değerli jüri üyelerimiz Rabia Zahide Temiz, Mukaddes Korkmaz ve Mehmet Çelen hocalarımız da yarışmacıları dikkatle takip ederek puanlamalarını yaptılar. Yarışma heyecanı ilk yirmi sorunun ardından beş kişiyle devam etti. Ama ne heyecan! Zaman ilerliyor, sorular ardarda geliyor ama eşitlik bir türlü bozulmuyordu. Ek soruların sorulması da neticeyi değiştirmeyince devreye yarışmacılarımızın âlicenaplığı girdi ve ilk üç kura ile belirlendi. (Zaten en başta demiştik hediye kaygıları olmadığını:) Birinci : Merve Kandilci İkinci : Rabia Deveci Üçüncü: Yasemin Deveci Öncelikle medeni cesaretlerinden dolayı tüm yarışmacı arkadaşlara ve neredeyse üç saat boyunca yarışmadan kopmayan finalistlere tebrikler... Soruları hazırlayan, salon düzenini sağlayan, süre bitimlerinde gong sesini çalan, alkışlayan, yani emeği geçen tüm hoca ve arkadaşlarımıza, özellikle profesyonel sunumu için Yasemin Berber hocamıza teşekkürler... Ellerinize sağlık... Bilgide yarışmaya, bilgi ile yarışmaya, bilgiyi aşıp eyleme dönüştürmeye devam... Esra EREN SEDAV Mezunu, Doğu Dili Kültürü ve Tarihi Okutmanı

28

29


Münazara

Nokta Ziyaretleri

edavlıları bu cuma münazara heyecanı buluşturdu. Farklı kademelerden seminercilerin oluşturduğu takımlar, yaklaşık dört ay önce Tunus’ta Muhammed Bouazizi adlı gencin kendini yakmasıyla başlayan ve Ortadoğu ile Afrika’nın büyük bölümünü ateş topuna çeviren olaylar çerçevesinde, şu can alıcı soruyu tartıştı: “Yaşananlar devrim mi, değişim mi?”

S

Programa jüri üyeleri; insan hakları savunucusu Av. Gülden Sönmez, Timeturk genel yayın yönetmeni ve bölgeyi yakından tanıyan yazar Turan Kışlakçı ve tarihçi Zehra Öztürk’ün yanı sıra yazar Abdulaziz Tantik , Sedav Koordinatörü Ömer Faruk Korkmaz, çeşitli sivil toplum kuruluşu üyeleri ve tabii arkadaşlarına destek olmak üzere kalabalık bir seminerci grubu katıldı. İlk bölümde tezlerini savunan devrimci ve değişimci arkadaşlarımız, ikinci bölümde karşılıklı yönelttikleri sorularıyla birbirlerine oldukça zor, izleyenlere ise heyecanlı dakikalar yaşattılar. Münazara takımlarının iyi hazırlandıkları her hallerinden belliydi. Gündeme, tarihe ve kavramlara olan hakimiyetleriyle, bizlere sadece bir söz yarışı izletmediler, aynı zamanda bilgilendirdiler. Jüri üyeleri münazara sonunda puanlama yapmakta bir hayli zorlandı. Sonuçta, gülen taraf son derece iyi performans sergileyen değişim ekibi oldu. Tüm arkadaşlarımızı performanslarından ötürü kutlarken, münazaraya konu olan olayların iyilik ve adaletin devrimi olmasını temenni ediyoruz.

Zeynep Yücel Sedav Üçüncü Kademe Üyesi

30

S

edav; Sürekli Eğitim ve Dayanışma Derneği, biz seminer katılımcılarının iştirakiyle farklı zaman dilimleri içerisinde Türkiye’de kendi kalitesini kanıtlamış saygı değer öncülerimiz olan örnek insanları tanımak için nokta ziyaretlerini düzenlemeye devam etmektedir.

Bu ziyaretlerimizde seminer katılımcıları olan bizler kadim eğitim geleneğinin çizgisini izlemeye özen göstererek bizim için değerli olan öncülerimizi kendi mekanlarına bizzat giderek ilme verilmesi gereken öneme sahip çıkma arzusundayız. Bu nokta ziyaretlerimizde katılımcılar kendi ufuklarını ve düşünce sınırlarını genişletecek konularda hocalarımızla müzakerelerde bulunmaktadırlar. Kendilerine daha iyi bir gelecek hazırlamanın ve Türkiye’nin daha iyi yerlere gelebilmesinin nasıl sağlanacağı üzerinde kafa yorup ‘ne yapmalıyım’ ya da ‘nasıl yapmalıyım’ sorularının derdine düşmektedirler. Bu ziyaretlerde bizler bizzat kendi hayatlarında başarılarını kanıtlamış insanlarla tanışma sebebiyle büyük bir manevi desteğin var olduğunu fark etmekteyiz. Nokta ziyaretlerinin bize sağlamış olduğu en önemli şeyde kendimize örnek olan ve hayatlarında birçok başarıya imza atmış insanların izinden gitmeyi amaçlamamız ve Sedav’da almış olduğumuz seminerlerin katkısıyla hedeflerimize kilitlenerek çalışmamızdır. Yasemin Tenzile DEVECİ Sedav Üçüncü Kademe Üyesi

31


p ekinin sa kaldırılan n a ” d Z la O r ir T “PA yen b iş dığı ta re benze in kullan r tö e k a il tr tç if e ç an v rin çıkış Patoz, dır. Çöple inden ayır r ir a b v ir i r b e ı y ın Bu çıkış çıkış ile saman ıkış yeri. ç n üç tane u z in in to r a P le ır. ğday tane yeridir. makinasıd yeri ve bu inin çıkış r ış le ık e ç n ın ta n a ğday mekte yeri, sam si ise, bu kmek” de li E “ m e . r n ö ti k n e em en e kmek “ d yerlerind demek “e ” y a d ğ u r. Amaç; Çünkü “b e tabi tuta m le . r iş ti ir k e b dem gibi ğday “yaşam” en az bu ını patoz r e a d ıl n c ü z m ö lı g da katı ek, insanların Sedav’da verebilec mcılarını lı tı a k r e i hizmeti in iy m n e e s a n ğ e abil cek Bütü sanlı r oluştur eğerli, in le d k r e a n d e a ç k e s taneleri alternatif runlarına o s ın ğ lı n dav’dan insa hedefi, Se rmektir. ın ti ın ş r ti a e ıl y ının bu c r insanla r katılım tılımcılar e a k in r m e e s in ki bütün aktır. Sem yenler Sedav’da ezun olm akademis m e k is a i r in la o iş a nesi i diri tutm buğday ta üncelerin ş ü d i k a ld ok ülke tedir. kutsal yo r, bölge y getirmek a v e e in r lg e ö y b k ilde , şehir yo geliştiren en iyi şek şehir var elişen ve g k o li y k y e ö r k ü sı s Sedav’da r. Kısaca dünya va k o y e lk ü var, URU ı var. bakış açıs Hamza K e Üyesi ü Kadem c n ü ç Ü Sedav

32

Metodoloji okutmanı Ömer Faruk Tokat öğrencilere bize not aldırırken ‘’taksim’’ dedikten son ra umarım Taksim yazmamışsınızd ır slaş işareti bu dediğinde 3. ve 4. kademe üyeleri silgi aramay a başladılar…

ark a kita daşlar ba gire bu sın a ceğ (4. iz… vdan kad eme üye si)

peare ‘a ın Shakes ız ım ş a d a lında… ir ark aşladık as Sedav’a b b le iy s e m de e pratik saksepayır ıl, İngilizc nla y iz im iğ a k geld Biz heyec Sedav’a il ümüzdü. n n bir ü e g k r k ü il n e ü e ızı düş dersind ım ğ a c et?’ yerin a r u to le k go to il I n a ‘C nasıl cüm a k ızın hocay ınıfta ki il arkadaşım ’ demesi s t? e il to to go ‘can you yandırdı. u ı ıy k n ya

is easy! ’’ ‘’ KIZ that biraz nca hocam (ders boyu nuz uşur musu türkçe kon eyen… rm ve p ceva çağrılarına rihi a ültürü ve T Batı Dili K er) b asemin Ber okutmanı Y

1. kademe öğrencisi Malcom 5 (Malcom x ’le yeni tan ışıyoruz) Batı Dili k ültürü ve Tarihi Okutmanı: Malcom 10 bari deseydin…

Metodoloji de rsimize giren Rabia Temiz derste işleyece ğimiz metni bi r arkadaşımız okuttuğunda şu a dialog gerçekle şti; (Üçüncü Kadem e Üyesi Mevzu Hadisi Okurken) Rabia Temiz H oca: Kim dem iş Fatmanur? Fatmanur: Cen net ehli hocam ?! Rabia Temiz H oca: Uyduruyor sun! Fatmanur: za ten uydurulm uş hadis hoca diyerek cevap m verdi.

de de ersimiz d r le ilim de osyal b zümüz nında s a y n u ızda yü ım Bun ığ d ır. , hatırla ız vard cağımız a y a m a aflarım g k unut o ç ir i lacak b ığı ders vesile o e m ü s zırland a h tebes ız ı ım nuşmas rkadaş insiz ko iri de a b iz n ın a d ız Onlar kadaşım us! , bir ar n e k ır t a gibi ‘s c la o n h a ir e b kürsüd şımızın attır. arkada i k e d bir san ü ı s r r y ü a k e d üzerine ir demesi diden b medim r e v ı k da şim k n a o h ’ ıp f y a ma Sana ‘l ı unuta olduk. aptığın y u mutlu b e ın d ız le k ım e ş Arkada u görm lduğun o in in t kabiliye hocalık İN

ah MÜM

Habibull

ademe

üncü K DAV Üç

Üyesi

SE

33


Sedav Gezileri

34

35



Sedav Dergi