Page 6

6 İSKANDİNAVYA

22 - 28 MAYIS 2013 ZAMAN

2013 Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda Danimarka 281 puan alarak birinci olurken ikinciliği Azerbaycan üçüncülüğü ise; Ukrayna kazandı. .

Eurovizyon’un galibi Danimarka

Bu yıl 58’incisi düzenlenen Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda Danimarka’yı temsil eden şarkıcı Emmelie de Forest, Only Teardrops isimli şarkısıyla bütün rakiplerini geride bırakarak birinci oldu ZAMAN KOPENHAG İsveç’in Malmö şehrinde gerçekleştirilen

12013 Eurovision Şarkı Yarışması’nı Da-

nimarka kazandı. 26 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen finallerde Danimarka’yı temsil eden şarkıcı Emmelie de Forest, Only Teardrops isimli şarkısıyla bütün rakiplerini geride bırakarak birinci oldu. Yarışmada ikinciliği Azerbaycan üçüncülüğü ise; Ukrayna kazandı.

Bu yıl 58’incisi düzenlenen Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda Danimarka 281 puan alarak birinciliği kazandı. Yarışmada Danimarka’ya; İngiltere, Sırbistan, İtalya, İzlanda, Fransa ve İrlanda 12 tam puan verirken; Hollanda, Almanya, Macaristan ve Karadağ 10 puan verdi. Danimarka çok sayıda ülkeden yüksek puan aldı. Lise Cabble, Julia Fabrin Jakobsen ve Thoas Stengaard tarafından yazılan ve bestelenen “Only Teardrops” isimli şarkı ile Dani-

marka’ya birinciliği getiren Emmelie de Forest, yarışma sonrasında yaptığı açıklamada büyük bir sevinç yaşadığını ifade etti. Danimarka’nın Randers şehrinde 28 Şubat 1993 tarihinde doğan Emmelie de Forest müzik kariyerine küçük yaşta başlasa da şu ana kadar yapılmış herhangi bir albümü bulunmuyor. Gerçek adı Emmelie Engström olan şarkıcının müzik hayatına kilise korolarında şarkı söyleyerek başladığı ifade ediliyor. Avrupa Yayıncılar Birliği tarafından belir-

lenen ve “Büyük Beşler” olarak bilinen; Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya elemelere katılmadan doğrudan Eurovizyon finallerinde yarışıyor. Türkiye adına yarışmaya katılan TRT, bu durumun “haksızlık” olduğunu savunmuş ve bu yıl yarışmalardan çekildiğini açıklamıştı. TRT ayrıca Eurovizyon finalini de yayımlamayacağını bildirmişti. Diğer taraftan Bosna Hersek, Slovakya ve Portekiz de ekonomik kriz nedeniyle yarışmaya katılmayacağını açıklamıştı.

Mahmut Çebi

İslam Zirveleri şanlı başladı, zanlı olarak bitmesin Almanya’da 2006 yılında dönemin İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble tarafından hayata geçirilen İslam Konferansı serisinin sonuncusu bu hafta yapıldı. Alman devleti ile ülkede yaşayan Müslümanlar arasında diyalog ve uyumun güçlendirilmesi hedefiyle başlatılan konferansın geldiği noktayı çok iyi bir şekilde özetleyen karikatür Die Tagezzeitung gazetesinin 8 Mayıs tarihli nüshasındaki yayınlandı. Karikatürde İslam Konferansı toplantı odasına giren Almanya Federal İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich, Müslüman temsilcileri “Selamün Aleyküm (Grüss Gott), saygıdeğer terör zanlıları…!” diye selamlıyordu. Toplantıya katılan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) haricindeki Müslüman teşkilat temsilcileri toplantının biçiminden şikayetçi. Özellikle bu yılki toplantı için hangi nedenle alındığını kimsenin anlamadığı yoğun güvenlik önlemleri büyük tepki çekti. Konferans salonuna girişlerin yanı sıra basın bürosu ve katılımcıların oturduğu masaların etrafının da polis gözetimi

altında olması Tageszeitung’un karikatürize ettiği tabloyu yansıtıyordu. İçişleri Bakanı Friedrich, 2012 yılında Müslümanları potansiyel terör zanlısı gibi gösteren afiş skandalı ile büyük tepki toplamıştı. Bunun üstüne konferansın ardından yanında Müslüman dernekleri temsilcileri olmadan medyaya açıklama yapmayı tercih etmesi ise işin ikinci üzüntü veren boyutunu oluşturdu. Alman devleti ile Müslüman toplum arasında diyaloğu güçlendirmesi beklenen konferansın diyalog yerine monoloğa dönüştüğü imasını güçlendiren bu durum hoş değildi. Üstelik de bu tablo konferansın gelecek yıllarda devam edeceği ümidini iyice azalttı. Nerede yanlış yapılıyor? Birinci yanlış Alman yetkililerin ve Müslüman teşkilatların bakış açısının farklılığından kaynaklanıyor. Teşkilat temsilcileri konferansın, asıl hedefinden sapıp güvenlik ve radikalleşme konularına odaklanan bir toplantıya dönüştüğü, Bakan Firedrich ise terör ve güvenliğin hiçbir zaman İslam Konferansı’nın konuları olmadığını kaydediyor.

Aynı toplantıdan çıkan birbirine tamamen zıt iki görüş. Her iki taraf da kendi doğrusunu ifade ettiğine göre düzeltilmesi gerekenin bakış açısı farklılığı olduğu açık. Fakat konferansta gençlere yönelik olarak İslam düşmanlığı, antisemitizm ve radikalleşme karşıtı projelerin özellikle teşvik edilmesine karar verildiğinin açıklanması aslında temel konunun güvenlik olduğunu ortaya koyuyor. Yani konferansta birçok kavramın yanı sıra “güvenlik” kavramı konusunda bile bir kavram kargaşası yaşandığı çok net ortaya çıkıyor. Bu durumda bakış açısının netleşmesi için tarafların öncelikli olarak kavramlar üzerinde anlaşması gerekiyor. Diğer bir yanlış ise muhatap alınmada yaşanıyor. Teşkilat temsilcileri muhatap alınış şeklinin gerçek anlamda bir ortaklık hissi vermediğini düşünüyorlar. Bu sorun sayın Friedrich döneminde iyice artmış vaziyette. Katılımcıların Alman yetkilileri rencide etmemek için ifade etmekte zorlandıkları bu durumu Dr. Bekir Alboğa’nın “Devlet ve ülkede yaşayan Müslümanlar arasındaki diyalog kaçınılmaz ama bunun başka bir bi-

çimde yürütülmesi gerekiyor” sözlerinden anlamak mümkün. Diğer bir yanlış ise katılımcıları tamamen Alman makamların tespit etmesi. Bu konuda hiç olmazsa konferansın daha sağlıklı olması adına karşılıklı olarak anlaşılan bir kota sistemi getirilebilir. Sonuç olarak konferans diyalog adına faydalı bir çalışmaydı ve başlangıçtaki amacına uygun olarak devam ettirilmeli. Diğer dinlerle eşit statü, İslam din dersleri, ilahiyat enstitülerinin kurulması, İslam ilahiyatçılarının yetiştirilmesi, dini bayramlarda tatil ve tabii ki güvenlikle ilgili sorunların konuşulacağı böyle bir başka zemin yok. Karşılıklı iyi niyet, hiç olmazsa asgari nezaket, Müslüman teşkilatların artıracağı keyfiyet bu zemini daha sağlıklı boyuta taşıyabilir. Başbakan sayın Merkel eğer bu diyaloğun sağlıklı bir biçimde devam etmesini istiyorsa, İslam Konseyi Başkanı Ali Kızılkaya’nın bence haklı olarak, yanlış yöne doğru giden bir trene benzettiği İslam Konferansı’ndan ilgisini esirgememeli.

ZAMAN DK 216  

ZAMAN DK 216