Page 36

36DÜNYA

22 - 28 MAYIS 2013 ZAMAN

Kerim Balcı

Amerika’da oku(t)mak Bir aile dostumuzla sohbet ederken oğlum Sanat’ı lise ve üniversite öğrenimi için ABD ya da Kanada’ya göndermek istediğimizi söyleyince, “Sakın yapmayın; çocuğunuzu kaybedersiniz.” dedi. Görüşlerine kıymet verdiğim bu dostumuz sözlerine şöyle devam etti: “Annesi-babası çok iyi eğitimli, görgülü ve varlıklı bir aile sizin gibi iyi niyetle oğullarını Amerika’ya gönderdiler. Türkiye’de okul hayatında çok başarılı olan çocuk ABD’de başıboş kalınca gittiği okullarda alkol ve uyuşturucuya bulaşmakla kalmadı, üstelik okulu da bitiremedi.” Eşi İngiliz olan bir Türk hanım da çocuklarını İngiltere’deki liselerin bozuk ortamından korumak üzere çocuklarını Türkiye’ye getirmiş. Bu insanları dinleyecek olursanız dünyadaki en iyi orta öğrenimin Türkiye’de olduğunu düşünmeye başlarsınız. Ben elbette çok daha farklı düşünüyorum. Bugün uluslararası lisan haline gelmiş olan İngilizce’yi elbette Türkiye’de de öğrenebiliriz; ama en iyisi yerinde öğreniliyor. Amerika’da okuduğunuzda kavramları İngilizce öğreniyorsunuz. Örneğin, şirket genel merkezinin İngilizce karşılığı Head Quarters’dır. Siz bu terimi bilmiyorsanız ‘genel merkez’ ifadesini Türkçeden çevirir, ‘general center’ dersiniz ve kimse bir şey anlamaz. Bu anlamda her yabancı dilin en iyi o dilin kültürüyle birlikte yerinde öğrenildiğine kanaat getirdim. Oğlum Sanat, iki yazı ABD’de geçirdi; 12 yaşındaki çocuk kendini İngilizce ifade etmekle kalmıyor; altyazısız bir şekilde İngilizce film izleyebiliyor. Türkiye’de 8 hatta 10 yıl çocuklara İngilizce ders veriyoruz; yerinde yapılan 3-4 aylık eğitim kadar başarılı olamıyor. Yurtdışında yapılan eğitimlerin belki de önemli avantajı, çocukların farklı bir kültür içinde özgüven kazanmasıdır. İmkanı olan aileler çocuklarını yurtdışına göndermek isteseler, bu sefer de başta söylediğim endişeler var; çocuk başıboş kalınca ne olacak; ahlâkı bozulacak mı? Çünkü çocuğunu yurtdışına çıkaracak imkanı olan anne-babaların birçoğunun başında duracak zamanı yok. Selam isimli filmle, Türk halkı yurtdışındaki Türk okullarını tanıdıysa da daha önce değindiğim gibi yurtdışında değerlerin ve akademik çalışmaların ön planda tutulduğu Türk üniversiteleri de var. Örneğin, bu hafta Houston, Texas’taki North American College (www.northamerican.edu) isimli dört yıllık lisans eğitimi veren üniversitemizi ziyaret ettim. Okulun birinci sınıf bir İngilizce hazırlık sınıfının yanı sıra neredeyse tamamı doktora derecesini Amerika’da almış hocalardan kurulu bir akademik ekibi var. Türk öğrencilerin de okuduğu üniversite, okul dönemi Birleşmiş Milletler toplantı salonunu andırıyor. Dünyanın her yöresinden öğrenciler birlikte öğrenim görüyorlar. Amerika’daki eğitim kurumlarından gerekli tüm akreditasyonlarını almış üniversite, değerlerin ve disiplinli bir çalışma anlayışının öne çıkarıldığı bir eğitimle birlikte spor, sanat ve kültürel faaliyetlere de önem veriyor. Sunulan bütün imkanların maliyetiyse bir öğrencinin Türkiye’de özel bir üniversitede yapacağı masraflar seviyesinde kalmış. Yani bir öğrenci Türkiye’de okuyacağı maliyete, uçak, konaklama ve okul masrafı dahil ABD’de okuyabiliyor. Aldığı diplomayla da GMAT ya da GRE sınavlarından istenen puanları aldığı gibi ABD’de master yapabilir ve hatta 2 yıl süreyle de iş bulursa çalışabilir. Çocuklarımızı yurtdışında okutmaktan daha iyisi, özellikle lisans döneminde çocuğun küresel bir perspektif kazanabilmesi için dört ayrı ülkede ve şehirde okumasıdır. Düşünün ki, çocuğunuz bir yıl Houston’da, bir yıl İstanbul’da, bir yıl Tiran’da ve bir yıl da Kamboçya’da okusa nasıl bir özgüvene ve uluslararası perspektife sahip olur? Yurtdışındaki Türk üniversitelerinin yaptığı işbirliği programları çocuklarımızın küresel liderlere dönüşmesi için bu açıdan da fırsatlar sunuyor. k.balci@zaman.com.tr

Suriye-İran-Türkiye üçgeninde terör jokeri

Reyhanlı’daki ikiz bombalı saldırı âdeta ‘geliyorum’ demişti. Olayın ardından kısa sürede şüpheliler yakalansa da istihbarat zaafiyeti bir kez daha kendini gösterdi. Faillerin İran ve Suriye ile olan derin ilişkileri dikkat çekiyor. BURAK KILIÇ Hatay Reyhanlı’da 52 kişinin ölü-

1müne, 40’tan fazla vatandaşın yara-

lanmasına sebep olan bombalı saldırının failleriyle ilgili ayrıntılar kısa sürede ortaya çıktı. Elde edilen kanıtlar, olayın faili olarak birçok sansasyonel eylemden sonra adı gündeme getirilen THKP-C’nin Suriye yapılanması Acilciler örgütünü işaret ediyor. Kamuoyunca pek bilinmeyen örgütün lideri Mihraç Ural. Peki, kim bu ‘Acilciler’ ve Mihraç Ural? Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) lideri Mahir Çayan’nın ölümü örgüt içinde bölünmeleri beraberinde getirmişti. Ayrılanlardan bir grup “Türkiye Devrimi’nin Acil Sorunları” başlıklı bir bildiri yayımlayarak kuruluşlarını ilan etti. Bildiri başlığına atıfla ‘Acilciler’ ismiyle anılan örgüt, daha çok Hatay, Adana ve Amanoslar bölgesinde faaliyet gösterdi. 1976’da Yüksel Eriş aracılığıyla örgüte katılan Mihraç Ural, 10 Mart 1978’de düzenlediği bir

banka soygununda yakalandı. 1980’de Adana Cezaevi’nde gardiyanlara rüşvet vererek firar etti. Firar eder etmez Suriye’ye geçen Ural, Hafız Esed’in kardeşi Cemil Esed’in emriyle Suriye vatandaşlığına geçti. Aynı zamanda Esed’in uzaktan akrabası olan Malak Fadal ile evlendi. Bu gelişmeyle birlikte örgüt içinde güçlenerek lider oldu. Acilciler’in ana kanadı Halkın Devrimci Öncüleri’ni (Hatay Kurtuluş Ordusu olarak da biliniyor) oluşturan Ural, THKP-C içindeki diğer gruplar tarafından Esed ve El Muhaberat’ın maşası olmakla suçlandı. Ural’la ilgili örgüt içindeki iddialar bununla sınırlı değil. “Ural’ın ihanet dosyası” adıyla bir dosya yayımlayan THKP-C, onun Suriye çıkarları için çalışarak örgüt elemanlarını hem Suriye’ye hem de MİT’e sattığını iddia etti. Ural’ın yıllardır Muhaberat-MİT ve örgüt arasında ikili üçlü oynayarak ihanet içinde olduğu ileri sürülüyor. Hataylı Alevi şeyhlerden El Kasımların soyundan gelen Ural’ın babası Şeyh Zeki

El Kasım (1912-2011). Osmanlı’dan sonra bölgeye hâkim olan Fransızlara karşı bağımsızlık savaşına katılan Zeki Ural, ardından Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne ilhakı çalışmalarına karşı önemli bir mücadele sergiledi; ancak buna mâni olamadı. Ural, her şeyden önce ailesinden aldığı bu önemli misyonu (!) sürdürme çabasında. THKP-C içinde kendisine yöneltilen ikili üçlü oynadığı suçlamaları ne ölçüde doğrudur bilinmez ama bölgedeki terör ve şiddet olaylarında ‘joker’ elemanı gibi davrandığı görülüyor. Özellikle Suriye gizli servisi El Muhaberat ile İran gizli servisi Savama ile sıkı ilişkiler kuran Ural’ın, Suriye’nin kuzeyinde ve Lazkiye bölgesinde önemli miktarda uyuşturucu trafiğini yönettiği ve bundan pay aldığı iddia ediliyor.

İran-PKK-Hizbullah bağlantısı Uzun süredir bilinen silahlı eylemi olmayan Ural’ın yıldızı Suriye’deki iç savaşla birlikte parladı. Savaşın başlamasıyla Beşşar Esed tarafından Lazkiye bölgesinde gö-

ZAMAN DK 216  

ZAMAN DK 216

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you