Page 23

22 - 28 MAYIS 2013

Alpyaðýl, bu kavramýn bir bakýma amaç maddesi durumunda olduðunu vurguluyor.

KEVSER KULAKSIZ Dinimizin aslýný oluþturan üç temel

1kavram var: Ýman, Ýslâm ve ihsan.

Ancak çoðu kez ilk iki kavram üzerinde durup, ihsaný unutuyoruz. Ýlahiyatçýlara göre bu durum, Müslümanlarýn en büyük problemi. Ýman ve ibadet, ihsan þuuru olmadan gerçekleþtirilmeye çalýþýldýðýnda dinî anlamda birçok eksiklik ortaya çýkabiliyor. Hz. Ömer anlatýyor: Bir gün Allah’ýn Resulü’nün (sas) yanýndayken beyaz elbiseli, siyah saçlý bir adam çýkageldi. Üzerinde yolculuk izi yoktu ama hiç kimse de kendisini tanýmýyordu. Hz. Peygamber’in önünde diz çöküp oturdu. Dizlerini O’nun dizlerine dayadý. Ellerini de dizlerinin üzerine koyup sordu: “Ýman nedir?” Hz. Peygamber, “Ýman, Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarýna, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere, hayýr ve þerrin Allah’tan olduðuna inanmandýr.” buyurdu. Beyaz elbiseli adam, “Doðru söyledin.” diyerek söylenilenleri tasdik ettikten sonra “Ýslâm nedir?” diye sordu. Allah’ýn Resulü, “Ýslâm, Allah’tan baþka ilâh olmadýðýna, Muhammed’in Allah’ýn elçisi olduðuna inanman, namaz kýlman, zekât vermen, oruç tutman, gücün yeterse hacca gitmendir.” cevabýný verdi. Meçhul misafir tekrar, “Doðru söyledin.” der; “Ýhsan nedir?” diye üçüncü bir soru sordu. Efendimiz, “Ýhsan, Allah Teâlâ’yý görüyormuþ gibi O’na ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da, O seni görmektedir.” dedi. Misafir, kýyamet saatinden sorunca, Allah Resulü (sas) bu konuda soruyu sorandan daha fazla bir þey bilmediðini beyan etti, kýyametin alâmetlerini sýraladý. Beyaz elbiseli adam sorularý sorup cevaplarý tasdik ettikten sonra kalkýp gitti ve gözden kayboldu. Merak ve þaþkýnlýkla onun kim olduðunu merak eden ashab-ý kirama Allah Resulü þöyle buyurdu: “O, Cebrail idi, size dininizi öðretmek için geldi.” Ýslâm âlimlerine göre Buhari’nin aktardýðý bu hadis dini özetliyor. Ýstanbul Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Öðretim Üyesi Doç. Dr. Ekrem Demirli, bütün Müslümanlarýn bu hadisteki üç önemli noktadan ikisine dikkat ettiklerini, ancak üçüncüsünü yani ‘ihsan’ý diðerleri kadar hatýrlamadýklarýný söylüyor. ‘Cibril hadisi’ olarak bilinen bu hadise göre dinin

Ýhsan, hayatýn her anýnda olmalý

seni görüyor! Ýslâm, iman ve ihsan olarak üç sacayaðýndan oluþtuðunu anlatan Demirli, ihsanýn unutulmasýnýn Müslümanlarýn en büyük problemi olduðunu düþünüyor.

Mükafatý Rabb’inin katýnda... Ýhsan; sözlüklerde iyilik, güzellik, uygun ve güzel olaný en güzel ve kusursuz bir þekilde yapmak, Allah’ýn huzurunda olduðunu bilerek, O’nu gönül nuruyla görüyormuþ gibi düþünerek kulluk görevlerini yerine getirmek anlamlarýný karþýlýyor. Bu anlamda ayet-i kerimede, “Kim ihsan sahibi olduðu halde kendini Allah’a teslim ederse, onun mükâfatý Rabb’inin katýndadýr.” buyruluyor. ‘Ýhsan’ kavramý, hadis kitaplarýnda yer alan Cibril hadisi ile asýl mefhumunu bulmuþ. Söz konusu hadiste Ýslâm dininin temel unsurlarý yer alýyor. Bunlardan birincisi iman ki, din inançla baþlýyor. Dinde ikinci temel esas ise amel yani fiil. Ýslâmiyet’teki dinî fiiller topluca ‘Ýslâm’ kavramý içinde düþünülüyor. Ýlk iki maddeyle sýnýrlý kalýndýðý yani iman ve ibadet ihsan þuuru olmadan gerçekleþtirilmeye

çalýþýldýðý takdirde, dinin fert ve toplum plânýnda insandan beklediði amacýn tam olarak gerçekleþemediði görülüyor. Yani bir kimse iman sahibi olduðunu söyleyip ibadetlerini yerine getirmeye çalýþtýðý halde bunlarý “Allah’ý görüyormuþ gibi” yapamasa dinî anlamda ciddi eksiklikleri olabiliyor. Sözgelimi iþinde hile yapýyor veya bencilce davranýþlarda bulunuyor.

Adaletten cömertliðe geçiþ Hadisteki ‘ihsan’ kavramýnýn ahlâkýn temelini oluþturduðuna dikkat çeken Ýstanbul Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Öðretim Üyesi Doç. Dr. Recep Alpyaðýl, ihsanýn adaletten cömertliðe giden bir davranýþ biçimi olduðunu söylüyor. Nisa Sûresi 36. ayette geçen “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir þeyi ortak koþmayýn. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakýn komþuya, uzak komþuya, yanýnýzdaki arkadaþa, yolcuya, elinizin altýndakilere iyilik edin.” beyanýndaki ‘iyilik’in yani ihsan kavramýnýn temel ahlaki öðretileri içerdiðini anlatýyor. Ýman-Ýslâm-ihsan sýralamasýnda, ihsanýn en üst seviyeyi teþkil ettiðini söyleyen

Fatih Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Öðretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Döndüren de ihsan þuurunun yalnýzca ibadetle ilgili olmadýðýna dikkat çekiyor. Döndüren, ihsanýn inananlarýn bütün söz ve iþlerindeki deðiþmez tavrý olmasý gerektiðini vurgulayarak, Kur’an’ýn birçok ayetinde ‘ihsan’ sahibi müminlerin övüldüðünü ve cennetle müjdelendiðini hatýrlatýyor. Döndüren, ihsan ve takvanýn dereceleriyle ilgili olarak Mâide Sûresi 93. ayeti zikrediyor: “Ýman edip iyi iþler yapanlara, -Allah’tan korktuklarý, inanarak iyi iþler yaptýklarý, Allah’tan korktuklarý, inanmaya devam ettikleri, yine Allah’tan korktuklarý ve iyi iþler yapmayý sürdürdükleri sürece- daha önce yediklerinden dolayý bir günah yoktur. Çünkü Allah, iyi iþ yapanlarý sever.” Ayette, iman ve salih amelin iki defa, takvanýn ise üç derecede nazara verildiðini söyleyen Döndüren, en güzel davranýþ olarak ihsan kavramýnýn hedefe yerleþtirildiðini söylüyor.

Ýhsan þuuru sýrlý bir anahtardýr M. Fethullah Gülen Hocaefendi, ‘Kalbin Zümrüt Tepeleri’ kitabýnda ihsan þuurunun, salih bir dairenin kapýsýný açan sýrlý bir anahtar gibi olduðunu yazýyor: “O kapýyý açan ve o aydýnlýk koridora adýmýný atan insan, yürüyen merdivenlere binmiþ gibi, kendini sihirli bir yükseliþin helezonunda bulur. Bir de, bu mazhariyetiyle beraber, iradesinin hakkýný verip kendi de yürüyüþünü devam ettirirse, her adýmda iki basamak birden yükselir ki; zannediyorum, ihsanýn mükâfatý da baþka deðil, yine ihsandýr.” Gülen Hocaefendi, Rahman Sûresi’nde geçen, “Öyle ya, iyiliðin neticesi iyilikten baþka mý olacaktý!” ayet-i kerimesini nazara veriyor. Nitekim Hz. Peygamber, bu ayet-i kerimeyi ashabýna okur ve anlamýný sorar: “Biliyor musunuz Rabb’iniz bununla ne anlatmak istiyor?” Ashab, “Allah ve Resulü en iyi bilir” cevabýný verince, Hz. Peygamber sözlerine þöyle devam eder: “Cenab-ý Hak, ‘Benim kendisine iman ve tevhidi ihsan eylediðim kimsenin mükâfatý baþka deðil, cennettir.’ der.”

Hekimoğlu İsmail

Müslüman’ın kalitesi maddî meselelerde anlaşılır... Bir şahıs ibadetlerine dikkat etse amma imkânı olduğu halde borcunu ödemese, İslamiyet’e ihanet etmiş olur. Çünkü alacaklı der ki, “Kıldığı namazdan bana ne! Sakalla, tespihle milleti aldatıyorlar…” İslamiyet’e yapılan bu hakaretin sorumlusu, maddi meselelerde gayri ciddi davranan ve bencil olan şahıstır. Yıllar evvel, başka bir şehirde yaşayan, ilmine çok güvendiğim, dindar olduğuna gerçekten çok inandığım bir arkadaş yanıma geldi, dedi ki: “Ağabey işlerim kötü gidiyor. Zor durumdayım. Nasıl düzlüğe çıkacağım bilemiyorum. Allah’tan korkmasam intihar edeceğim.” O arkadaş, benim nazarımda kıymetli bir şahıstı. Dedim ki: “Üzülme. Memleketine gidince küçük bir dükkân kirala. Buradan sana

kitap göndereyim. Kitapçılık yap.” Tabii sevindi, dua etti. Bir süre sonra dükkânı tuttu, ben de kitapları gönderdim. Üç ay geçti, arkadaş kitapların parasını göndermiyor. Beş ay geçti, kitapların parası gelmiyor… Kalkıp yanına gittim, dedim ki: “Arkadaş, ben sana zor gününde yardım ettim, sen bana borcunu ödemiyorsun, beni zor duruma düşürüyorsun!” Dedi ki: “Hakkını helal et. Araba aldığım için sana ödeme yapamadım.” “Yahu arkadaş” dedim, “Sen arabada gezeceksin diye, bana niye bu kötülüğü yapıyorsun? Sen her vakit camide namaz kılarsın. Şimdi ben o camiye gelip, ‘Bu adam benim dostumdur. Ona güvenip borç verdim amma o beni dolandırdı.’ desem hoşuna gider mi?” Arkadaş, başını önüne eğdi... Hz. Ömer (ra), bir kişinin bir adamı öv-

düğünü duyunca, “Onunla yolculuk ettin mi?” diye sormuş. Adam, “Hayır” demiş. “Onunla alışveriş yaptın mı?” diye sormuş. Adam buna da, “Hayır” deyince Hz. Ömer (ra) buyurmuş ki: “Allah’a yemin ederim ki senin onu tanıdığını zannetmiyorum.” Ben de bu kıssadaki gibi, tanıdığımı zannettiğim kaç arkadaşımı maddi meseleler yüzünden kaybettim; sayısını bilmiyorum… Ormandaki ağaçlar ağustos sıcağında birbirlerine gölge yaparak çevrelerindeki ağaçları korurlar. Fırtınada omuz omuza verirler, rüzgâr bir tek ağacı söküp atamaz. Sel gelirse, ağaçlar sel suyunu parçalar. Güven duygusu devam ederse Müslümanlar böylesi bir ormana benzer. Yaratan tek olduğu için yaratıklar arasında benzerlik vardır. Allah’ın koyduğu kanunlar umumidir. Bu kanunları

anlamak için kâinat kitabını okumak lazım… Bana göre borcunu ödemeyen adam öyle bir hale düşer ki, kırda tek başına kalmış yalnız bir ağaca döner. Güneş onu yakar, rüzgâr dallarını kırar, seller devirir. Bunca yıllık tecrübelerime dayanarak bir gözlemimi paylaşayım; insan maddi meselelerde gerçek kimliğini ortaya koyar! Para ve makam, insanın iki sırlı düğmesidir. Bu düğmelere bastı mı, manevi bir röntgen onun gerçek âlemini gösterir. Parada, makamda ve malda Müslüman’ca hareket etmeyenler, İslamiyet’i tarumar etmek isteyenlerdir. Mahir İz Hocam derdi ki: “Hakk’a insanı en çok yaklaştıran malî ibadetlerdir.” Zekât vermek malî ibadet olduğu gibi, maddi meselelerde hassasiyetle davranmak da malî ibadettir...

ZAMAN DK 216  

ZAMAN DK 216

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you