Page 22

22 - 28 MAYIS 2013

TUÐBA KAPLAN Evlilik öncesinde veya boþanma durumunda sýklýkla gündeme gelir mehir konusu. Fakat ne mehiri verecek ne de alacak olan, kimi zaman Ýslâm hukukunun bu konuya nasýl baktýðýný bilmez. Bu yüzden de birtakým huzursuzluk ve maðduriyetlere sebep olabilir. Ýþte mehire dair bilinmesi gerekenler… Efendimiz (sas) bir hadis-i þeriflerinde “Evlenin, boþanmayýn. Zira talaktan, boþanmadan Arþ-ý Âlâ titrer.” buyuruyor. Ýslâm hukukunda nikah akdi, bir yönüyle hukuki bir muameledir, bir yönüyle de ibadet kategorisinde deðerlendirilir. Bunun sebebi ise fýkýh literatüründe nikahýn Allah hakkýný ilgilendiren boyutlarýnýn da mevcut olmasýdýr. Ýslâm hukukunda detaylý bir þekilde ele alýnmasýna raðmen nikah akdiyle ilgili bazý konular kamuoyunda çok fazla bilinmiyor. Özellikle de ayrýlýklarýn artmasýyla mehir, çok tartýþýlan bir konu haline gelmiþ durumda. Kimisi düðünde takýlanlarý mehir olarak sayarken, kimisi de ‘Resmi nikâha göre nasýl olsa boþanýnca mal ikiye bölünüyor’ düþüncesiyle mehri önemsemiyor. Oysa boþanma tasvip edilmese bile yaþamak zorunda kalýndýðýnda kul hakkýna girmeden, adalet ve insanlýðý elden býrakmadan, maðduriyetlere yol açmadan yollarý ayýrmak da bir o kadar önemli. Bu konuda merak edilenleri Ýslâm fýkhý uzmanlarýna sorduk. Atatürk Üniversitesi Ýlahiyat Fakültesi Ýslâm Hukuku Anabilim Dalý Öðretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Güneþ, mehrin nikâhýn rükün ve þartlarýndan olmadýðýný belirtiyor. Ona göre, mehir nikâh akdinin bir sonucu. Nikâh akdi esnasýnda mehir söylenmese hatta mehirsiz nikâh kýyýlacaðý þart koþulsa bile, mehir nikâh akdinin zorunlu bir sonucu olarak erkeðin sorumluluðu, kadýnýn da hakký olur. Bu durumda erkeðin üzerine vacip olan mehir, kadýna verilen deðerin ifadesi ve kritik bir dönemdeki sosyal garanti olarak takdim edilen mal niteliðini taþýyor. Hangi durumlarda mehir verilmesi gerektiði konusunda taraflar genelde tam bir bil-

1

giye sahip olmayabiliyor. Ýslâm hukukçularý mehiri, nikâh akdi esnasýnda taraflarýn miktarýný belirleyip belirlememesine göre farklý isimler altýnda deðerlendiriyor. Mehr-i müsemma: Ýsimlendirilmiþ, miktarý belirlenmiþ mehir. Taraflarýn akid öncesi, akid esnasý veya akid sonrasýnda üzerinde anlaþmaya vardýklarý mal veya paraya mehr-i müsemma deniyor. Bu mal veya para, erkeðin üzerine bir borç olarak kaydediliyor. Mehr-i misil: Akid öncesi veya esnasýnda bir miktar konuþulmamýþsa, mehir miktarý olarak mehr-i misil geçerlidir. Mehr-i misil, evlenen kadýnýn baba tarafýndan akrabasý olan, mesela halasý, amcasýnýn kýzý, kýz kardeþi gibi kiþilerin almýþ olduðu mehir miktarýdýr. Bunu tesbitte mal, güzellik, yaþ, akýl ve dine baðlýlýk gibi özellikler dikkate alýnýr. Mehr-i muaccel: Taraflarýn üzerinde anlaþmaya vardýklarý ve koca tarafýndan hanýmýna peþin olarak ödenen mehire verilen isimdir. Mehr-i müeccel: Veresiye ödenmek þartýyla taraflarýn anlaþmaya vardýklarý mehir miktarýna verilen addýr. Nelerin mehir olabileceði merak edilen konularýn baþýnda geliyor. Mehrin nelerden olabileceði konusunda temel kriter, söz konusu malýn mevcut ve meþru olmasýdýr (Malý mütekavvim). Mehir; altýn, para, döviz, ev, araba gibi her türlü maldan verilebilir. Mal dýþýnda kadýnýn lehine olan bir menfaat de ola-

bilir. Bu hususta genel prensiplerin dýþýnda herhangi bir kýsýtlama söz konusu olamaz. Fakat son yýllarda gündeme geldiði gibi mehir olarak hac veya umre sözü verilmesi mümkün deðil. Düðünde takýlan takýlarý karþý tarafýn rýzasýný almadan mehir olarak verdiðini söyleyenler de var. Düðünde takýlan altýn, bilezik, kolye türü takýlarýn mehir olarak kabul edilip edilmemesi, kiþilerin niyetlerine ve örf âdete göre deðiþkenlik gösterir. Þayet düðünde takýlan takýlarýn mehir olarak kabulünde anlaþýlýrsa ya da örf-âdet bu þekildeyse bunlarýn mehir olarak kabul edilmesinde herhangi bir sakýnca yok. Yalnýz burada bilinmesi gereken husus, mehirin kadýnýn öz malý olmasý. Kendi rýzasý dýþýnda kocasýnýn bile mehir üzerinde tasarruf yetkisi yoktur. Ancak eþlerin bunu hoþgörü içinde paylaþmalarýnda elbette bir beis söz konusu deðildir. Mehirin ne zaman verileceði de tartýþýlan bir diðer husus. Fakat esas olan mehir miktarýnýn nikâh akdi esnasýnda belirlenmesidir. Bu esnada hepsinin peþin olmasý, hepsinin vadeli olmasý veya bir kýsmýnýn peþin bir kýsmýnýn vadeli olmasý taraflarýn anlaþmalarýna baðlýdýr. Hepsinin düðün öncesinde verilmesi hususunda herhangi dini ve hukuki bir gereklilik bulunmuyor. Evlendikten sonra, mehir miktarýný ya da türünü deðiþtirmek isteyenler de var. Ýslâm hukukuna göre mehir, kadýn tarafýndan sonra-

dan fazlalaþtýrýlamýyor, fakat kadýn mehrini hibe etme hakkýna her zaman sahip. Kocanýn, imkaný müsaitse mehiri cömertlik yaparak belirlenen miktardan fazla vermesinde de sakýnca yok. Bu hususta Bakara Sûresi 237. ayette þöyle buyurulur: “Bir mehir belirlemiþ olarak, kendilerine dokunmadan eþlerinizi boþarsanýz, bu takdirde belirlediðiniz mehrin yarýsýný vermeniz gerekir. Ancak kadýnlarýn haklarýndan feragat etmesi veya nikâh baðý elinde bulunan kocalarýn fazla vermesi istisnadýr. Doðrusu sizin fazla vermeniz elbette takvaya daha uygundur. Ama asla birbirinize lütuf ve mürüvvet göstermeyi unutmayýnýz. Allah sizin bütün iþlediklerinizi zaten görmektedir.” Kadýnýn boþanma talebi durumunda erkek mehir vermek istemeyebiliyor. Ýslâm aile hukukunda boþanma genellikle kocanýn tek taraflý irade beyanýyla gerçekleþir. Buna ‘talak’ denir. Boþanmayý kadýnýn istemesi durumuna ise ‘muhalaa’ veya ‘hul’ denir. Konuyla ilgili olarak Sabit b. Kays’ýn hanýmý kocasýndan ayrýlma talebini Peygamber Efendimiz’e (sas) beyan eder. Peygamberimiz bu hanýma, “Mehir olarak verdiði bahçeyi geri verecek misin?” teklifini yapar. Kadýn, “Evet” cevabýný verince, Peygamberimiz kocasýna, “Bahçeyi kabul et ve onu boþa.” buyurur. Boþanma da bu þekilde gerçekleþir. Bu ve benzeri örnekler, aldýðý mehir karþýlýðýný boþanma bedeli olarak teklif etmenin meþruiyetinin delili olarak deðerlendirilir. Elbette kocanýn kendi isteðiyle böyle bir talepte bulunmamasý da mümkündür. Mehir, kadýnýn kocasý üzerinde dinî bir hakkýdýr ve bu hak dini mükellefiyet itibarýyla vacip olarak nitelenir. Bugünkü medeni kanunda sütkardeþliðinin bulunmamasý, süt kardeþliðini helal kýlmadýðý gibi, belediyelerde medeni nikâhýn kýyýlmasý esnasýnda mehrin söylenmemesi de mehir hakkýný düþürmez. Ýhmal eden kiþiler en azýndan yapmalarý gereken bir vacibi terk etmelerinden dolayý uhrevi vebalden kurtulamaz. Kul hakkýyla ilgili olduðu için de mutlaka ödenmesi gerekir.

ZAMAN DK 216  

ZAMAN DK 216

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you