Page 16

16 GÜNDEM BANGLADEŞ DİLDE DE KARDEŞ

22 - 28 MAYIS 2013 ZAMAN

Gönül kardeşliğini Anadolu insanının en zor döneminde, İstiklâl Savaşı yıllarında göstermişlerdi. Kendi sıkıntılarına rağmen aralarında para toplayıp göndermişlerdi. Şimdi Bengallerle yeni ortak payda Türkçe. SEDAT GÜLMEZ MEHMET ÖZDEMİR Güney Asya ülkesi Bangladeş, zıtlıkla-

1rıyla öne çıkan bir yer. Yüzölçümü Tür-

kiye’nin 5’te biri; ama nüfusu 170 milyon civarında. 3 yaşında anaokulu ile başlayan mecburi eğitim üniversiteye kadar 16 yıl sürüyor. Fakat Bangladeş okuma yazma oranı en düşük ülkelerden. Uluslararası Ümit Türk Okulları, 1996’dan beri faaliyette. Başkent Dakka, Chittagong ve Bogra şehirlerinde toplam 8 şubesi ve 1500 öğrencisi var. Uluslararası sınavlarda başarılı sonuçlar alıyor. Mezun öğrenciler, Amerika’daki MIT, İngiltere’deki London School of Commerce gibi ünlü okullara girmekte zorlanmıyor. 2005 yılından beri katıldığı Dil ve Kültür (Türkçe) Olimpiyatları’nda da adından söz ettiriyor. Biz Türkçe konusundaki başarının peşindeyiz. Başkent Dakka’da başarının mimarlarından Türkçe öğretmeni Ahmet Makan ile birlikteyiz. Ahmet Hoca, 8 yıldır Bangladeş’te. Bugüne kadar olimpiyata katılan öğrencilerin çoğunda emeği var. Ama o, aslan payını öğrencilere ve ailelerine veriyor ve bizi onlara götürüyor. Önce geçen yıl Türkiye’deki olimpiyat programlarına katılan 8. sınıf öğrencisi Raida Zaman’ın evine misafir oluyoruz. Annesi Roksana Zarin ve kardeşi Naşra ile birlikte karşılıyor. Babası Quamnuzzaman, işi gereği Avustralya seyahatinde; ama selamını bırakmış. Kısa tanışma faslından sonra sohbetimiz başlıyor. Raida, ilkokuldan itibaren Ümit Türk Okulları’na devam ediyor. Burada Türkçe dersi 3. sınıfta müfredata giriyor. Raida’ya başta zor gelmiş; ama öğretmenlerini sevmesi ve onların çocuklarıyla yaptığı arkadaşlık farkında olmadan Türkçesine katkı yapmış. Hatta 5. sınıfa geldiğinde annesinin şaka yollu “İstersen okulunu değiştirelim!” teklifine tereddütsüz itiraz etmiş. Olimpiyatları da ilk kez o yıl duyar. Olimpiyata katılan öğrencilerden Türkiye hatıralarını dinler, videolarını seyreder. Türkçe ve Türkiye sevdası o an düşer gönlüne. Ertesi yıl öğretmeninin “Olimpiyatlara katılmak ister misin?” teklifine düşünmeden cevap verir. Tabii ailesinin desteğini de arkasına almıştır. Roksana Hanım’a desteğin sebebini soruyoruz. Önce ‘okula ve öğretmenlerine güven’i sayıyor ve “Çocukların farklı bir dil öğrenmesi, o dilin konuşulduğu ülkeyi görmesi, kültürünü tanıması büyük zenginlik.” diyor. Eşi de böyle düşünmüş, hatta Türkçe bilmenin kızını daha özel kılacağını söylemiş. Bangladeş’te ilkokula gelen bir öğrenci ana dilinin yanında İngilizce de biliyor. Türkçe öğrenenler için bu en az üçüncü dil demek. Raida’nın babası, “İngilizce, Fransızca gibi dilleri bilen çok. Farklı olmak için daha az bilinen dilleri öğrenmek gerekir.” diyormuş. Bu farkın mutlaka ona kazandıracağına inanıyor Raida’nın ailesi. Elbette böylesi bir destek yeterli olmuyor, olimpiyat vizesi için. Hazırlanan çok sayıda öğrenci var, o yüzden çok çalışmak gerekiyor. O da öyle yapar ve geçen yılki Bangladeş olimpiyat finalinde başarılı olur. Ama Türkiye’deki elemelerde takılınca finalde yarışamaz. Olimpiyat heyeti onu Türkiye turnesinde değerlendirir. Farklı şehirlerde Türkçe ve Bengalce şarkılar söyler. ‘Başarısızlığın’ onun açısından bir açıklaması var elbette: “Türk şarkıları ile Bengal şarkılarındaki vurgular çok farklı. Ses ayarı yapmak, şarkıya uydurmak zor.” Raida, Türkçe şarkılar için o kadar çok ses çalışması yapmış ki, zaman zaman sesini Bengalce şarkılara uydurmakta güçlük çekmiş. Bu yılki olimpiyatlara da yine şarkı dalında hazırlanıyor. Funda Arar’ın ‘Benim için üzülme’ ve ‘Senden öğrendim’ şarkılarını söylüyor. Derslerden vakit buldukça çalıştığını söylüyor ama

Raida Zaman (solda), annesi Roksana Zarin ve kardeşi Naşra.

annesinin dediğine bakılırsa ‘vakit buldukça’ ifadesi hemen her güne karşılık geliyor: “Raida günlük ödevlerini yapmak için odasına çekilir; ama bir süre sonra şarkı sesi gelmeye başlar.”

Ahmet Hoca, aslında her şeyin bir plan dâhilinde yürüdüğünü vurguluyor. Haftada bir iki günle başlayan çalışmalar sona yaklaştıkça 5-6’ya çıkıyor. Zaman zaman yatılı kampa alınıyor öğrenciler. Bu, Türkçe pratiğini geliştir-

mek açısından son derece önemli, çünkü günün büyük bölümü yurttaki belletmenlerle geçiyor.

ZAMAN DK 216  

ZAMAN DK 216

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you