Page 1

sadece Şampuan saçları z! temizleme

AT: CANLI SA Ü ÜRÜÜ ÜRÜÜÜ

a dair Aile fıkhın herşey

Gazetenizle birlikte

e ne Hamilelikt yemeli?

Babam keşke ‘Oğlumun sunmasını istiyorum’ deseydi

İMRALI GÖRÜŞMELERİNE DERİN SIZMA Terörün çözümü adına atılan adımlar her

kesimden destek gördü. Bu havada gerçekleşen İmralı görüşmelerine de büyük umutlar bağlandı. Ancak BDP’li vekillerle Abdullah Öcalan arasında geçtiği söylenen sohbetin tutanakları, işin içine derin ellerin de karışmış olabileceğini gösteriyor.

Ani ölümüyle herkesi üzüntüye

işe Hayoılurlrıken

boğan usta gazeteci Mehmet Ali Birand'ın ardından zihinlerdeki en büyük soru işareti 32. Gün'ü kimin sunacağıydı. 1 38’DE

1 32’DE

Umur Birand

vesile

” evlendirin. bekârları ile olmak için nizdeki hareket yuvaya ves Hak, “İçi Cenab-ı Ancak huzurlu bir bir hassasiyetle . buyuruyor , kılıçtan keskin’ ekiyor. etmek ger ‘kıldan ince

www.zamaniskandinavya.dk

6 - 12 MART 2013 • YIL : 5 • SAYI : 205 • DANMARK 25 DKK • SVERIGE 30 SEK • NORGE 35 NKR • FINLAND 3,5 EURO

Bu hesabı görmezseniz yanlışa ortak olursunuz Darbe soruşturmalarını konuştuğumuz 28 Şubat Alt Komisyonu Başkanı Yaşar Karayel, Ergenekon davalarına bakan hâkim ve savcıların baskılara boyun eğmemelerini istiyor: “Darbeler dönemi henüz bitmedi.” 1 34’TE

Rektör Yardımcısı Sismolog Prof. Dr. Kuvvet Atakan:

Hemen fayda getirsin diye ilim yapılmaz

Zaman gazetesi kampanyası nedeniyle

Bergen’de bulunduğumuz sırada, Sismolog Prof. Dr. Kuvvet Atakan’ı da ziyaret ettik. Üniversitesi ve yağmurlarıyla meşhur Bergen’de, rektör yardımcılığı görevine yükselen Atakan, bu konuda adeta bir örnek niteliğinde. 1 12’DE

12 Eylül işkencecileri arşivlerde duruyor Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun 2011’de olağanüstü dönemlerde kaybolanlar için başlattığı araştırma yarım kaldı. ‘Faili belli’ cinayetlerin sorumluları hakkında henüz bir işlem yapılmış değil. Eski CHP Milletvekili Çetin Soysal arşivleri işaret ediyor. 1 33’TE

Bakan Egemen Bağış’tan, İsveç’e teşekkür Avrupa Birliği (AB) Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış, Stockholm Fittja Ulu Camii’nde Cuma günleri ezan okunacak olmasını mennuniyetle karşıladı... 1 10’DA

Hükümet yeni istihdam alanları oluşturmak için atağa geçti Hükümet, 150 bin kişiye iş imkani

oluşturmak için yeni büyüme planını devreye sokmak istiyor. 1 2’DE

ZAM A N’ DA BU H AF TA Anadolu insanı Danimarka için zenginliktir

1 KAMİL SUBAŞI • 4

Libya’da iç savaşın kalıntıları hala sürüyor 1 36’DA

Anadolu’nun unutulan mazlumları

Teknoloji göze geldi

1 16’DA

1 15’TE


2 İSKANDİNAVYA

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Hükümet yeni istihdam alanları oluşturmak için atağa geçti Hükümet, 150 bin kişiye iş imkani oluşturmak için yeni büyüme planını devreye sokmak istiyor. ERDAL ÇOLAK KOPENHAG Başbakan Helle Thorning-Schmidt, İç-

1işleri ve Ekonomi Bakanı Margaret Ves-

tager, Maliye Bakanı Bjarne Corydon ve Vergi Bakanı Holger Nielsen, basın toplantısı yaparak hükümetin ekonomi ile ilgili yeni yol haritasını açıkladı. Birkez daha ekonomik büyüme ve iş imkanı sağlama konusunda açıklama yapan hükümet, tartışmaların da fitilini ateşledi. Politikacılar ve ekonomistler, yeni ekonomik paket zengin sınıfı ve iş dünyasının çıkarlarına yönelik oduğu için hükümeti yoğun eleştiri bombardımanına tuttu. Hükümet ekonomi paketinde, düşük gelirli fakirleri ve öğrencileri ilgilendiren , sosyal yardım maaşı ve SU reformu gibi konulara ise yer vermedi. Girişimlerle ve teşviklerle gayri-

safi yurtiçi hasılayı 2014 yılında 40 milyar krona yükseltmek isteyen hükümeti, erken emeklilik ile ilgili yeni çalışma düzenlemeleri yaparak, 2020 yılına kadar 150 bin kişiye istihdam oluşturmak için kamu sözleşmelerini yenileyecek. Konu ile ilgi açıklama yapan Başbakan Thorning-Schmidt, “Özel işletmeler için koşulların iyileştirilmesi, eğitim , istihdam , kamu sektörünün sürekli modernizasyonu artırması ve büyüme planı için rota belirleyeceğiz. Uluslararası ekonomik krizden dolayı Danimarka’da 2008 yılından beri 170 bin işyeri kapanmış ve Danimarka bu krizden olumsuz etkilenmiştir. İstihdam ve refah devletini oluşturmak için böyle bir ekomik paketi devreye sokmak zorundayız.” dedi. Ekonomik dengeleri korumak ve yeni iş

alanları oluşturarak Danimarkalı şirketlerin rekabet gücünü artırmak için kapsamlı bir plan sunan hükümetin büyüme planı ve vergi reformu şöyle: Kurumlar vergisi oranı yüzde 25 den yüzde 22 ye düşürülecek. Vergi indirimi Kuzey Denizi’nde petrol arayan Danimarka Metro Konsorsiyumu (DUC) için geçerli değildir. Onlar devlete aynı vergiyi ödemeye devam edecek. Finans sektörü için bordro vergi vurgulanacak. Vergi artışı bankalar için geçerli olmayacak. Atık su, ambalaj, enerji ve vergi teşviklerinde düzenlemelere gidilecek. Otel ve restaurant işletmelerin masraf oranlarını yüzde 50’den yüzde 75’e çıkararak, işletmelerin vergi verme oranını düşürülecek.

Önümüzdeki yıldan itibaren kamu harcamalarında kesintiye gidilecek. Hükümetin büyüme oranı 2013 ve 2014 yılında yüzde 0.4, 2015 yılında yüzde 0.5 , 2016 yılında yüzde 0.6, 2017-2020 yıllarında ise yıllık yüzde 0.75, olacak. Danimarka’da 6 milyar dolara yakın yatırımların yapılması için planlı kamu yatırımı yapılarak, 2014 yılında belediyelerdeki yatırım fonlarına öncelik verilecek. Hükümet kamu sektöründe konut yenileme için dört milyar kron kullanacak. Hükümetin büyüme planı belediyeleri de tasarruf yapmaya zorlayacak. Gelecek yıl, belediyelerin hizmet tasarruf planı, servis indirimi gibi durumlardan dolayı en az iki milyar tasarruf bekleniyor.

General Electrics’ten Danfoss’a dava

Amerikan sanayi devi General Electrics, Danimarka’nın uluslararası arenadaki en büyük temsilcilerinden biri olan Danfoss’u sektörde kartel oluşturmak suçlamasıyla mahkemeye verdi. ZAMAN KOPENHAG Soğutma ve ısıtma sistemleri sektö-

1ründe dünyanın en büyük firmaların-

dan biri olan Danfoss’un başı Amerikan sanayi devi General Electrics ile belada. Danimarka’da yayınlanan Borsen Gazetesi General Electrics’in Danfoss’u sektörde kartel oluşturmak suçlamasıyla mahkemeye verdiğini yazdı. Borsen’e göre General Electrics yaklaşık 2 hafta önce şikayet dilekçesini

Amerika’nın Kentucy şehrindeki bir mahkemeye iletti. Söz konusu suçlama Danfoss cephe-

sinde büyük bir üzüntüye neden oldu. Konuyla ilgili olarak konuşan Danfoss CEO’su Niels Bjørn Christiansen “Danfoss gibi bir şirketin böyle bir duruma düşürülmesi son derece üzüntü verici. Bize yöneltilen suçlamalar esasen prensiplerimize aykırı. Biz Danfoss olarak bu tür suçlamalardan uzak durmak ve bu konuda sektörümüze önderlik yapmaya çalışan bir şirketiz’’ dedi. Ekonomistler dünyanın farklı ülkelerinde 23 binden fazla çalışanı olan Dan-

foss’un söz konusu suçlama nedeniyle ciddi bir zarara uğrayabileceğinin altını çiziyor. Mahkemece suçlu bulunması halinde ödeyeceği tazminatın yanı sıra, söz konusu suçlamanın Danfoss’un uluslararası itibarına ciddi bir leke süreceği ve borsadaki değerinin düşmesine neden olacağı ifade ediliyor. Danimarkalı mühendis Mads Clausen tarafından 1933 yılında kurulan Danfoss, hali hazırda Danimarka’nın uluslararası iş dünyasındaki en büyük temsilcilerinden biri.


3 İSKANDİNAVYA Savunma Bakanı Haekkerup’tan Kahramanmaraş ziyareti

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Danimarka olarak Türkiye’de bulunmaktan gurur duydukların belirten Bakan Haekkerup, “Askerlerimizin Alman ve Türk askerleriyle iyi bir diyalog ve iş birliği içerisinde çalıştıklarını görmekten son derece memnunuz.” dedi.

NATO Barış Gücü kapsamında Kahramanmaraş’da görev yapan Danimarkalı askerleri ziyaret eden Bakan Haekkerup, Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili sorulara cevap vermedi. ZAMAN KOPENHAG Danimarka Savunma Bakanı Nick

1Hakkerup geçtiğimiz hafta içeri-

sinde Türkiye’ye gitti. NATO Barış Gücü kapsamında Kahramanmaraş’da görev yapan Danimarkalı askerleri ziyaret eden Bakan Haekkerup, Türkiye’nin AB üyeliğiyle ilgili sorulara cevap vermedi. Bir süre askerle sohbet eden Haekkerup, Kahramanmaraş’ta konuşlandırılan Patriot füze savunma sistemleriyle ilgili bilgi aldı. Bakan Haekkerup, ayrıca Gazi Kışlası’nda incelemelerde bulundu. Askeri uçakla Danimarka’dan Gaziantep Havaalanı’na gelen Haekkerup, burada yapılan giriş işlemlerinin ardından Kahramanmaraş Havaalanı’na iniş yaptı. Haekkerup ve beraberindeki heyet, daha sonra yoğun güvenlik önlemleri altında Gazi Kışlası’na geçti. Burada, Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Kahraman Güneş, Garnizon Komutanı Albay Kağan Kazaz ve Patriot Sistemleri Alman Harekat Birliği Komutanı Marcus Ellerman tarafından karşılanan konuk bakan, patriotların konuşlandırıldığı alanda incelemelerde bulundu. Danimarkalı askerlerle de bir araya gelen Haekkerup, bir süre sohbet etti. Danimarka olarak Türkiye’de bulunmaktan gurur duydukların belirten Haekkerup, “Askerlerimizin Alman ve

Türk askerleriyle iyi bir diyalog ve iş birliği içerisinde çalıştıklarını görmekten son derece memnunuz.” dedi.

Bir gazetecinin, Danimarka’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine (AB) bakışı açısı nasıl? şeklindeki sorularına ise

Haekkerup, “Savunma bakanı olduğum için bu konuda açıklama yapmamayı tercih ediyorum.” diye yanıt verdi.

Hocalı katliamı, İsveç Parlamentosu’nda anlatıldı Hocalı katliamı, 21. yıldönümünde İsveç Parlamentosu’nda anlatıldı. İBRAHİM KAYA STOCKHOLM Azerbaycan’da yaşanan Hocalı katlia-

1mının 21. Yıldönümünde Azerbaycan

Meclisi’nden Azerbaycan-İsveç Parlamento Dostluk Grubu Başkanı Elton A. Mammadov ve Elman C. Mammadov, katliamı İsveç Parlamentosu’nda anlattı. İsveç Türk İsçi Dernekleri Başkanı Hasan Dölek ve Azerbaycan Namine Derneği Başkanı Nadir Hollenbrand ile beraber İsveç Meclis Başkan Yardımcısı Ulf Holm’u ziyaret eden Azeri Milletvekilleri Başkan Yardımcısı Holm’a Hocalı Katliamı ve Dağlık Karabağ sorununu anlattı. Olm’e Hocalı katliamı ve Dağlık Karabağ sorunu ile ilgili bilgileri ve resimleri içeren bir dosyada takdim eden heyet konuyu İsveç Parlamentosu’na taşımak istedikleri belirttiler ve destek istediler. Toplantı sonrası, Hocalı katliamı ile ilgili bazı bilgileri ilk ağızdan ilk defa duyduğunu belirten Olm, konunun Parlamento’da tartışılabileceğini söyledi. Azerbaycanİsveç Parlamento Dostluk Grubu Başkanı A. Mammadov ise 613 Azerbaycan vatandaşının hayatını kaybettiği katliamın İsveç tarafından da bilinmesi ve kabul edilmesi için söz konusu ziyareti gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu çerçevede Parlamento Başkan Yardımcısı Olm ile yararlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Mammadov iki ülke Parlamentoları arasındaki işbirliğinin artması için çalışacaklarını söyledi. Azeri Milletvekili Elman C. Mammadov ise Olm’a kendi gözleriyle şahit olduğu katliamı anlatma fırsatı bulduklarını belirtti.

Hocalı Katliamı, İsveç Parlamentosu önünde protesto edildi 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde yaşayan Azerilerin Ermenistan askeri kuvvetleri tarafından toplu şe-

kilde katledilişinin dünya ülkeleri tarafından ciddiye alınmamasını protesto etmek isteyen İsveçli Azeriler ve Türkmenler, İsveç Meclisi önünde toplandılar. Katılımcılar, teşhir ettikleri resimlerle katliamın şiddetini gösterirken

açtıkları pankartlarla da katliamı unutmayacaklarını dile getirdiler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmi açıklamalarına göre, katliamda 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti.


4 İSKANDİNAVYA

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

NORVEÇ HABER TURU Futbol turnuvası gençleri bir araya getirdi

Kamil Subaşı

tlas Gençlik Derneği’nin düzenlediği fut-

Abol turnovasına onlarca genç liseli öğrenci

Anadolu insanı Danimarka için zenginliktir Türkiye’nin ekonomik olarak güçlen- olan 3. ve 4. nesil gençler daha bilinçli ve daha mesi ve yatırım imkanlarının artması; eko- eğitimli. Onlar devreye sokulabilir fakat bunomik krizin de etkisiyle, Türkiye pastasından nun için Danimarka’nın göçmenler için yeni pay almak isteyen ülkelerin sayısında bir adımlar atması gerekiyor. Öncelikle gençlepatlama yaşanmasına vesile oldu. Hatta bu rimiz misafir yada sığıntı psikolojisinden vesile ile Danimarka’da, daha önceleri tüm kurtarılmalı, zira bizler artık Danimarka’da ve Avrupa’da misafir değil, ev problemlerin kaynağı olarak sahibi konumundayız. İnsagösterilen göçmenler ve özellikle de Anadolu insanı, bir Danimarka’nın göçmenler için nımız Danimarka’da gidici değil, kalıcı ve hayatın her yeni adımlar atması anda ‘elçi’ konumuna yüksafhasında yer almakta. Kengerekiyor. Öncelikle seltilmisti! Siyasilerin açıkladilerini Danimarka’nın bir maları da bu yöndeydi zira. gençlerimiz misafir yada parçası olarak hissetmeleri Geçen yılki İstanbul ziyareti sığıntı psikolojisinden sonrasında “Türkiye’nin ül- kurtarılmalı, zira bizler artık için de onlara tek tip eğitim kemde 60 bin büyükelçisi Danimarka’da ve Avrupa’da dayatılmamalı. Bu arada hükümetin aldığı anadilde eğivar” diyordu Danimarka’nın misafir değil, ev sahibi Ticaret ve Yatırım Bakanı Pia konumundayız. İnsanımız tim kararı da bu bağlamda Olsen Dyhr. Sayın Bakan Danimarka’da gidici değil, olumlu bir gelişme olarak sürece etki edecektir. Tabi budoğru söylüyordu çünkü; kalıcı ve hayatın her rada anadil eğitimi için öngöTürkiye’nin Danimarka’da safhasında yer almakta. 60 bin elçisi olduğu gibi Av- Kendilerini Danimarka’nın bir rülen test süresinin başarılı rupa’da da 5 milyondan fazla parçası olarak hissetmeleri geçmesi için bizlere ve sizlere elçisi var ki; Avrupa’daki bu 5 için de onlara tek tip eğitim de görevler düşmekte. Danimarka’daki eğitimli dayatılmamalı. milyondan fazla Anadolu inAnadolu insanının girişimcisanı, artık gözlerin kendilerilik kabiliyetleri desteklenenin üzerine çevrilmesine nerek; meslek eğitimi, yatırımcıden oluyordu. İskandinav ülkelerine ilk defa 40-50 yıl lık ve girişimcilik programları ile önleri açılönce gelen insanımız bugünlerde yaklaşık 25 malı. Gençler arasında işsizlik çok yüksek ve bin işçi çalıştıran 4 bin kadar işyerinin sahibi. bu da ekonomi için katkıdan daha çok risk ve Buna ilaveten 3 bin kadarı da herhangi bir işçi yük oluşturmakta. Gençlerin, meslek sahibi çalıştırmadan kendi işini yapıyor. İşveren olabilecek şekilde mesleki eğitime tabi tutulolma sayısı da her geçen gün hızla artıyor. Ay- ması gerekiyor. Kısa sürede büyük başarılara rıca, Türkiye’ye tatil için giden İskandinav tu- imza atan, Danimarka’nın değişik şehirlerist sayısı artmakla beraber, kimileri de ev alıp rinde kurulmuş işadamları dernekleri ve sivil Türkiye’ye yerleşiyor. Avrupa genelinde 115 toplum kuruluşları da yeni nesil, eğitimli gifarklı sektörde faaliyet gösteren ve toplam ci- rişimcilerimizin yetişmesinde ve geleceğin roları 40 milyar Euro’ya ulaşan 140 bini aşkın Danimarka’sının şekillenmesinde önemli rol Türkiye kökenli girişimci 700 bin kişiye istih- oynayacak gibi gözüküyor. Belki Danimardam sağlıyor. Türkiye ihracatının yarıdan ka’nın içerisinde kıvrandığı ekonomik krizden fazlası Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere ve kurtulmak için bu girişimciler ve sivil toplum 150 milyar dolarlık ithalatın yaklaşık 80 mil- kuruluşları bir alternatif olacaktır... yar doları AB ülkelerinden. 2010 yılında Türkiye’ye giden 28 milyona yakın turistin yarı- Bir reklam arası Son zamanlarda gündemi ‘at eti’ meşgul dan fazlası AB ülkelerinden. Türkiye’de yatırım yapan yabancı firmaların yarıdan fazlası ediyor. Kimilerimiz önemsiyor yada önemyine AB ülkelerinden ve AB’ye iş yapan Türk semiyor. Biz de zaman zaman yeme içmeye firmaların sayısı da her geçen yıl artıyor. Ay- dikkat edilmesi ile alakalı haberler giriyoruz. rıca Avrupa’da artık, örgütlenme ile ilgili ek- Bazılarımız bunu aşırı hassas bulabiliyor. Bu siklikler, yönlendirme problemleri gibi hu- hususta ben size sade şu kısa anektodu aksuslarda Avrupalı Türk girişimcilere yön ve- tarmakla yetineceğim: Bir zamanlar toplumda sevilen sayılan bir recek sivil toplum kuruluşları ve işadamları anne babanın çocuğu şerbetçilerin, sucuların dernekleri var. Zaman ve Todayszaman ekonomi yazarı kırbasına iğne, çivi batırır kaçarmış. O devirProf. İbrahim Öztürk’ün Nordic Business Life lerde kırba bir ailenin geçim kaynağı imiş. Dergisi için kaleme aldığı Avrupa’da Türkler Öyle kolay bulunur, elde edilir bir şey değilyazısında da belirttiği gibi, şimdiki ekonomik miş. İnsanlar bir iki sefer bir şey söyleyemekriz ortamında herkese düşen sorumluluklar mişler. Sevdikleri saydıkları insanların utanıp var. Öztürk’e göre, Dinamik ve girişken olan üzülmesini istememişler. Ancak çocuğun Anadolu insanının büyüme yönünde Dani- davranışları devam etmiş. Sonunda anne marka ekonomisine bir dinamizm katacak babanın durumdan haberleri olmuş. Çok şekilde sisteme dahil edilmesi gerekiyor. üzülmüşler. Aile “Eyvah, biz ne yaptık da bu Yani, krizle birlikte Danimarka da dahil Av- çocuk böyle davranıyor” diye kendilerini rupa ekonomisi, krizin beraberinde getirdiği sorguya çekmeye başlamışlar. Bey düşünmüş mali sorunlar ve kemer sıkma politikalarının geçmişinde kayda değer bir şey bulamamış. da ötesinde uzun süreli bir durgunluk süre- Hanım düşünmüş demiş ki “Bey ben hamile cine girecek gözüküyor. Ayrıca, Danimar- iken aş ermem vardı. Komşunun portakalını ka’da (ve Avrupa’da) çalışma çağındaki genç canım çekti. Tığ batırdım bir damla portakal nüfus azalıyor. Danimarka’nın (ve Av- suyu çıktı. Emdim”. Bey bunları duyar duyrupa’nın) kaderini de yaşlılık belirleyecek maz “Eyvah hanım sen ne yaptın. Olur mu? gibi. Danimarka’daki Anadolu insanı, Dani- Bu yaptığın iş mi? Hiç yapılır mı?” demiş. Yümarka’nın yeni dönemde önünü açmak için zünü buruşturup Allah müstehakını versin önemli bir imkan sunabilir. Birinci nesil Da- manasında bir hareketle “Hemen git ve henimarka için iş gücü olarak büyük fedakar- lalleş” demiş. lıklarda bulundu. Şimdi onların torunları k.subasi@zamaniskandinavya.dk

Batı Norveç sahillerinde Osmanlı izleri atı Norveç’in yağmurları ve üniversitesiyle

Bmeşhur sahil şehirlerinden Bergen’deki

Denizciler Müzesi’nde bir Osmanlı teşekkürnamesi de korunuyor.Teşekkürname, 1885’te dönemin Osmanlı hükümeti tarafından, iki ülke arasında kıymetli posta taşıyan H.J Hengelsen adlı Norveçli denizciye verilmiş.Teşekkürnamede Hengelsen’in boğazları toplam 150 defa geçtiği belirtiliyor.

Polis arabalarında mecburi silah taşınacak olis Emniyet Müdürlüğü, yeni bir yasa ta-

Psarısı hazırlıyor. Önergeye göre, polis yet-

kilileri arabalarında silah taşıyabilecek. Yeni yasa tasarısında dikkatleri çeken bir başka maddesi ise, güvenlik yetkililerine görev anında silah taşıma izni verilmesi oldu. Daha önceki yasalara göre, her hangi bir polis arabasında silahın taşınıp-taşınmaması kararını, lokal polis şefleri veriyordu. Silaha ihtiyaç duyulduğunda ise, lokal polis görevlileri bağlı bulundukları polis istasyonlarından silah temini yapabilyorlardı. Yeni tasarı tüm ülkede geçerli olacak.

Bakan, halkın kilolarından şikayetçi orveç Sağlık Bakanı Jonas Gahr Støre,

NNorveçlilerin aşırı kilolarından endişeli.

Bakan, Norveçlilerin sağlıksız beslenip, hareketsiz olmalarından dolayı dert yakındı. Özellikle 15 yaş gurubunun oldukça hareketsiz olduğunu kaydetti. Norveçli bakan, insanların şişmalığı ciddeye almaları gerektiğini, bu hastalığın sanıldığından çok daha tehlikeli olduğunun altını çizdi.

katıldı. Oslo F21 Hallen’de düzenlenen futbol turnuvası, göçmenleri ve etnik Norveçlileri bir araya getirdi. Derneğin Yönetim Kurulu üyelerinden Burak Bağcı, bu tür aktivitelerin, insaları bir araya getirmek için güzel bır fırsat olduğuna işaret etti. Kurucu üye Bağcı, Norveçlilerin ve göçmenlerin birbirlerini daha iyi anlamaları ve birlikte daha çok vakit geçirmeleri için bu tür faaliyetler düzenlediklerini açıkladı. Ayrıca genç üye, ülkeye gelen göçmenlerin bu tür faaliyetler sayesinde Norveç kültürüne entegre olabilecekleri vurgusunda bulundu.

Göçmen çocuklar sınır dışı ediliyor orveç’te yaşayan birçok göçmen çocuk,

Nanne-babalarının Çocuk Koruma Kuru-

mu’ndan kaçtığı gerekçesiyle sınır dışı ediliyor. Devlet televizyonunun internet sayfasında yer alan haberde, bazı Somalili vatandaşların ve kilise yetkililerin olaydan şikayetçi olduğu belirtildi. Yılda en fazla 6 çoçuğun bu şekilde Norveç’ten gönderildiği aktarıldı. Bazı yetkilerse bunun kabul edilemez bir durum olduğunu, birçok anne-babanın Çocuk Koruma Kurumu hakkında bilgisiz kaldıkları vurgusunda bulundu.

Norveç Türk İslam Birliği Derneği’ni dolandıran Norveçliye 15 ay hapis cezası orveç Türk İslam Birliği Derneği’ni 2011

Nyılında dolandırmak isteyen D.R.A. is-

mindeki Norveçli hakkında açılan kamu davası sonucunda, 15 ay hapis cezasına çarptırıldı. Norveçli dolandırıcı, derneğin banka hesabından 2011 yılı içerisinde 3 gün ara ile yaklaşık 1.5 milyon kron para aşırmak istemiş; ancak durum, bilinmeyen kişi ve kişilerce tespit edilip, güvenlik görevlilerine haber verilerek olaya anında el konulmuştu. Dernek yönetimi gereken işlemeleri başlatıp, hesabını dondurmuş ve olayı bağlı bulundukları bankaya bildirmişti. Derneğin haklı bulunduğu ve bankanın, derneğin tüm parasını aynı gün geri iade ettiği kaydedildi.

İsveç polisinin kaçak göçmen avı tepki çekti ATİLA ALTUNTAŞ STOCKHOLM İsveç’te oturma ve çalışma izni olma-

1yanları yakalamak için son bir ayda po-

lisin başlattığı uygulama, başta göçmen kökenli İsveçliler olmak ürere, başbakan Fredrik Reinfeldt ve Entegrasyon bakanı Erik Ullenhag’ın tepkisini çekti. Şubat ayı boyunca 700

kişinin kimlik bilgilerini kontrol eden polis, işlek caddeleri mesken tutarken sadece görünüş olarak esmer tene ve saç’a sahip bulunan insanları kontrol etmesi ayrımcılık iddialarına neden oldu. Kimlik kontrolü yapılanların 10’da 9’sunun problemsiz olduğu belirtilirken, kimlik kontrolüne tabi tutulanların polise sert tepki gösterdikleri kaydedildi.


r e n ar t P n o n y e s u a D iz n n a e Org ning e r o F

Ballerup Centret

 5(76ø= *ø5øùh&

> G 6 A I 6 N þ E B þ A D   G z I A Aþ @z

: 6 K  C A þ þ 9 ;   > 6 @ @ G 6 G B 6 þ Aû 96C

þ 9 6 C 6

Organizasyon ANATOLIEN SPROG & KULTUR KULTUR CENTER Z Z GVNRO GN

.(50(66$$7ú 5 6$$    Musik Teatret Albertslund L

R HW‡ úUWLEDW

$  

O   

10

MART 2013 PAZAR 6$$7


6 İSKANDİNAVYA Öğretmenlere lokavt tehtidi

Aalborg Üniversitesi’nde Sosyal Bilimci Profesör Henning Jørgensen, “Kaliteli ve çağdaş eğitime ulaşmak için Belediyeler Birliği Başkanı Ziegler, iletişime her zaman için hazır olduklarını dile getirmeli. Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan öğretmen sendikaları ile bu düşünce ışığında tekrar bir araya gelmeli.” dedi. Jørgensen, uzlaşı sağlanarak bu kaosun kaldırılması gerektigini belirtti.

ERDAL ÇOLAK KOPENHAG Danimarka’da öğretmenlerin

1mağduriyeti giderek artıyor. Bele-

diyeler Birliği(Kommunernes Landsforening) adına konuşan Belediyeler Birliği Başkanı Ziegler, öğretmenlerin yeni çalışma sürelerine ilişkin yapılmakta olan pazarlıkların başarısızlıkla sonuçlandığını açıklayarak, ülkedeki 50 bin ilköğretim okulu öğretmenini lokavt edebileceğini duyurdu. Ziegler, pazarlıklıkların sekteye uğramasını "son derece endişe verici ve üzücü" olarak nitelendirse de, böyle olması gerektiğini söyledi. Ziegler, öğretmenlerin aslında hiçbir zaman uzlaşmaya gelmeyen tavır sergilediklerini ve anlaşmaya yanaşmadıklarını dile getirdi. Danimarka Öğretmenler Derneği Başkanı (Danmarks Lærerforening) Anders Bondo Christensen öğretmenlerin taleplerini Belediyeler Birliği Başkanı Ziegler’e ileterek yaptığı açıklamada ise, öğretmenlerin toplu sözleşme masasına ‘’makul taleplerle’’ geldiğini, ama sonucun son derece endişe verici olduğunu belirtti. Christensen yaptığı açıklamada, “Biz pazarlıkların sone erdiğini düşünmüyoruz. Belediyeler Birliği ile müzakere yaptığımız kurula bazı taleplerimizi ve bu teleplerle ilgili sorularımızı yönelttik. Daha sonra telefonla aranıp pazarlıkların sonlandığına ilişkin bilgi geldi. Michael Ziegler’in kararından

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Uzlaşma komisyonu sorunu çözer

dolayı şaşırdım. Biz öğretmenler olarak yeni pazarlıklara her zaman hazırız.” dedi. Christensen , Belediyeler Birliği’nden iyi niyetli yaklaşımlar beklediklerini belirterek, “Mazeret üretmek yerine çözüm üretmelerini diliyoruz. Biz müzakereleri yeniden başlatmayı tavsiye ediyoruz. Öğretmenler sendikasının çağrısı üzerine greve gidecek olan öğretmenler, Aarhus’ta toplanacak. Öğretmenler Belediyeler Birliği’ni protesto edecekler. Böylece greve hazırız mesajını verecekler.” diye ifade etti.

Dersler çocuklara ağır gelebilir Aarhus Öğretmenler Derneği Başkanı Søren Jordhøj Aakjær ise, “Okul reformu ve sözleşme arasındaki ilişkiye dikkat çekmek istiyorum. Öğrencilerin haftalık ders sayısı özellikle oldukça fazla olacak. Dersler çocuklara ağır gelebilir. Ders saatlerinin fazla olması öğretmenleri maaş yönünden sıkıntıya koyacak. Belediyeler Birliği ve onların üye kurumlarının katkısıyla, herkesin yararlanacağı bir eğitim sağlanması ve eğitimin pazar için değil insan için olmasının talep edilmesi gerekir. ” dedi.

Belediyeler Birliği ücret ve personel komisyonunda görev yapan Hüseyin Araç konuyla ilgili şunları söyledi: “Eğitim çok ciddi nazik bir iş. Öğretmenlerle yaklaşık üç aydır çalışmalarımız devam ediyordu. Ama çalışmaların çıkmaza girmesinde öğretmenlerin payı büyük. Öğretmenlerin öğrencilerle birlikte daha çok zaman kullanmamları konusunda isteklerde bulunuyoruz. Öğretmenler hazırlık saatlerini, evde veya herhangi bir yerde kullanmak istiyorlar. Belediyeler Birliği bu yüzden lokovt hakkını kullandı.Ama ümidimizi kesmiyoruz. Görüşmeler halen devam ediyor. Eğer görüşmeler olumlu sonuçlanmazsa uzlaşma komisyonu devreye girecek. Sorunun çözümü konusunda somut öneriler getirerek uzlaşma komisyonu sorunu çözer. İmtihanlar konusunda tedirgin olacak bir durum yok. Belediyeler Birliği imtihan konusunun çözüleceği garantisini verdi.”

Danimarka’da öğretmenlerin mağduriyeti giderek artıyor. Belediyeler Birliği adına konuşan Michael Ziegler, öğretmenlerin yeni çalışma sürelerine ilişkin yapılmakta olan pazarlıkların başarısızlıkla sonuçlandığını açıklayarak, ülkedeki 50 bin ilköğretim okulu öğretmenini lokavt edeceğini duyurdu.

Finlandiya’nın Futbol Kralı : ‘Uçan Fin’ Litmanen

eurosport.com’da Ali Murat Hamarat , Finlandiya’nın futbol efsanesi Litmanen’i 42.yaş günü münasebetiyle kaleme aldı. Futbol tarihinin en güzel tezahüratlarından biri onun için yazıldı. Bugün 42. yaş gününü kutlamasına rağmen hâlâ futbolseverlerin dillerinden “Litmanen ooo!” dökülüyorsa, bu onun başarısı. ZAMAN HELSİNKİ Wagner’in Uçan Hollandalı opera-

1sıyla literatüre giren kavram, ilk

Finlandiya tarihinin en iyi atleti Paavo Nurmi için kullanılmıştı. Ülkeye 1920’lerin Olimpiyat Oyunları’nda dokuz altın madalya kazandıran ölümsüz atlet hayattayken doğan Jari Litmanen’in kaderi baştan yazılmış gibiydi. Babası Olavi, sonradan oğlunun rüştünü ispatlayacağı Reipas’ta adını duyurup milli takıma kadar yükselmişti. Annesi deseniz, o da Reipas’ta top koşturmuştu. Kundaktan topçu, ailenin ikinci adresi Reipas’ta 16 yaşında oynamaya başlamıştı. Dört sezonun ardından başkent Helsinki’den gelen teklif üzerine Finlandiya topraklarının en büyük takımına ayak basmıştı. HJK’de bir yıl kaldıktan sonra hayatının adımını atıp MyPa’ya gitti. Sonradan menajeri olacak Hari Kampman’ın idaresinde Finlandiya Kupası’nı kazandırdıktan sonra uçağa atlama zamanı gelmiş, hatta geçmişti. Kupa finalini izleyen bir Ajaxlı kelle avcısı, Litmanen’in ikâmetini Amsterdam’a aldırmıştı. Fin Kralı, Bergkamp’ın gölgesinde bir sezon çile doldururken Hollandalı golcünün Inter’e transfer olmasını müteakip gün ışığına çıktı. 26 golle krallık asasına eline alan Litmanen, 1995’te Milan’ı devirerek Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna ulaşan Ajax’ın zafer yolunda en başarılı ismi olarak dikkat çekti. Attığı dokuz golle devler arenasında da gol kralı olan Litmanen, bu kupayı kaldıran ilk Finli oluyordu. Kıtalararası Kupa’nın da kulpundan tutmasından sonra

Balon d’Or oylamasında üçüncü olmuştu. Ajax Müzesi’nde videosu sergilenmeye başlamıştı artık. Bu onurun bahşedildiği diğer iki efsanenin Cruyff ve Marco van Basten olduğu düşünülünce, önemi daha bir ortaya çıkıyordu. O, Ajax taraftarının büyücüsü olmuştu. Hocası van Gaal’in Barcelona’ya transfer olmasından sonra onu takip etmiş ve fakat arka arkaya yaşadığı sakatlıklar, Katalan topraklarını fethetmesine mani olmuştu. Serra Ferrer’in teknik direktörlük koltuğuna oturmasıyla yedek kulübesinde unutulduktan sonra 2001’de Ada’nın yolunu tuttu. O zamanlar Liverpool’un başındaki Gerard Houllier’nin kulüp tarihinin en heyecan verici transferlerinden bir tanesi dediği yıldız, yine sakatlıklarla boğuştu durdu. 2001’in kupa canavarında az sahne aldıysa da, ertesi yıl Ali Sami Yen’e ayak basıyordu. Asistiyle Heskey’in golünde parmağı olduktan sonra sezon sonunu müteakip Ajax’a geri döndü. Bundan sonrası göçmen kuş misali… Lahti, Hansa Rostock, Malmö, Fulham… Yine Lahti’ye döndükten sonra ilk maçında iki gol atıp iki asist yapmıştı. Takımını ilk defa Avrupa kupalarına çıkaran efsane, bildiği yoldan asla şaşmıyor, HJK’da futbola nokta koyuyordu. 137 defa sahne alarak Finlandiya tarihinin en fazla forma giyen oyuncusu olan Kral, bu karşılaşmalarda 32 gol atmıştı. Finlandiya tarihinin en fazla gol atmış oyuncusu da yine o. 20 yıl milli takımda oynayan Litmanen, sadece futbol değil, ülke tarihinin en önemli insanlarından biri olarak gösteriliyor.


8 İSKANDİNAVYA

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Yabancılar Dairesi’nden yeni sistem: EMRE OĞUZ KOPENHAG Danimarka’da basit bir işlem için

1bile Yabancılar Dairesi’nde saat-

lerce beklemek zorunda kalan göçmenler isyan etme noktasına geldi. 2012 yılından itibaren bekleme sürelerinin zaman zaman 10 saati bulması artık bu kadarına da pes dedirtiyor. Parlamento Ombudsmanı Jørgen Steen Sørensen bir süreden beri Yabancılar Dairesinin çalışmalarını takip ediyor. Göçmenlerin 10 saat boyunca yabancılar idaresinde bekletilmesinin “olağandışı” olduğunu vurgulayan Ombudsman Sørensen, “İnsanların 10 saate kadar beklemek zorunda kalması son derece zor bir durum. Ancak ben, Yabancılar İdaresi’nin son zamanlarda şartları iyileştirmek için elinden geleni yaptığını düşünüyorum.” dedi. Öte yandan Yabancılar Dairesi söz konusu bekleme sürelerinin hükümetin 2012 yılında hayata geçirdiği bir kanun değişikliğinden kaynaklandığını iddia ediyor. Söz konusu kanun değişikliğinin Yabancılar Dairesi çalışanlarının üzerine ekstra iş yüklediğini savunan Yabancılar Dairesi, çalışanların sorunu çözebilmek için elinden geleni yaptığını ifade ediyor. Bununla birlikte herhangi bir nedenden dolayı yolu yabancılar dairesine düşen herkes bekleme sürelerinin aşırılığından şikayet ediyor. Danimarka Yaşam Enstitüsü (Reglab ve Living Institute) tarafından yapılan bir araştırmaya göre çok sayıda yüksek eğitimli göçmen, Yabancılar Dairesi’nin insan onurunu zedeleyici uygulamaları

İnternetten randevu al, evde sıra bekle

Danimarka’da Yabancılar Dairesi, zaman zaman 10 saate kadar uzayan bekleme süreleri yüzünden zor durumda kalan göçmenler için yeni bir yöntemi hayata geçirmeye hazırlanıyor. Önümüzdeki dönemden itibaren yabancılar dairesine işi düşenler sıranın kendisine gelmesini evlerinde bekleyebilecekler. Danimarka Yaşam Enstitüsü (Reglab ve Living Institute) tarafından yapılan bir araştırmaya göre çok sayıda yüksek eğitimli göçmen, Yabancılar Dairesi’nin insan onurunu zedeleyici uygulamaları yüzünden Danimarka’yı terk ederek başka ülkelere yerleşiyor.

yüzünden Danimarka’yı terk ederek başka ülkelere yerleşiyor.

Evde sıra bekleme dönemi başlıyor Konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde bir açıklama yayınlayan Yabancılar İdaresi, bekleme sürelerini azaltabilmek için önümüzdeki günlerden itibaren bir dizi önlemi hayata geçireceklerini

söyledi. Söz konusu önlemlerin başında internet geliyor. Önümüzdeki günlerden itibaren Yabancılar Dairesi’ne işi düşen herkes internet üzerinden sıra alabilecek. Sıranın ne kadar zaman sonra kendisine geleceği özel bir sistem sayesinde internet üzerinden takip edilebilecek. Böylece insanlar evlerinden yada işlerinden sıralarını takip

edip zamanı gelince Yabancılar Dairesine gidebilecek. Yabancılar Dairesi bekleme sürelerini azaltabilmek için ayrıca ekstra personel alacaklarını söyledi. Ancak söz konusu personelin ne şekilde alınacağı ve ne zaman göreve başlayacağıyla ilgili bir bilgi verilmedi.

FİNLANDİYA HABER TURU Finlandiya’dan gelen turistte azalma yaşanıyor ürkiye Seyahat Acenteleri Birliği (Türsab)

TMarmaris Bölgesel Yürütme Kurulu

Helsinki’de Hocalı şehitleri unutulmadı inlandiya Azerbeycanlıları Birliği’nin

FBaşkan Yardımcısı Arzu Oktay günün

anlam ve önemine dair yaptığı açıklamalarda ‘’Bugün bizim buraya toplanmamızın sebebi 20’nci asrın en büyük zulümlerinden biri olan Hocalı soykırımını burada yad etmektir. Hatırlamak ve hatırda tutmaya çalışmaktır. Bugün Hocalı soykırımında şehit olanların ruhlarına dualar okuduk.Tüm dünya çapındaki meclislere başvurularda bulunuyoruz. Buna ek olarak biz Finlandiya Azerbeycanlıları Birliği olarak Finlandiya Meclisi’ne iletilmek üzerede bir başvuruda bulunduk. Halen de bunun için uğraşıyoruz. Biz Hocalı soykırımının Finlandiya Meclisi’nde kabul edilmesini ve parlamento gündemine gelmesini istiyoruz.’’ dedi.

(BYK) Başkanı İsmail Özbozdağ, yaptığı açıklamalarda 2012 yılında İngiliz ve Hollanda pazarında düşüş yaşandığını Polonya ve Finlandiya pazarlarında ise gerileme olduğunu söyledi. Turizm sektörünün tek tesellisi ise Arap pazarındaki artış olduğu bildirildi. Özbozdağ, 2013’te turist sayısında artış beklediklerini ifade etti. Türkiye turizm sektöründe Avrupalı turistte azalma yaşanmasında Batı Avrupa’daki ekonomik krizin etkilerinin neden olduğu ifade ediliyor. Finlandiyalı turistlerin Türkiye’de en çok tercih ettikleri yerlerin başında Alanya geliyor.

şına kadar hayatta kalma gibi verileri toplandı. Royal Society Dergisi’nin Biyoloji Dökümanları bu ilişkinin annelerin yaşı arttıkça azaldığını yönünde. Geleneksel toplumlarda kız çocukları annelerine büyüdükten sonra da yardımcı olduğu için annenin üzerindeki yükü azaltıyor, erkek çocuk ise büyüdükten sonra da anne bedenini yormaya devam ediyor. Araştırmacıların vardığı en önemli sonuç ise; fazla erkek çocuk doğurmanın verdiği zararın sebebinin hormonlardan kaynaklanması.Bunun nedeni ise Anne kanında dolaşan testosteronun yüksek olması ve bunun bağışıklık sistemine zarar veriyor olması olarak açıklanıyor.

Çocuk doğurmak ömrü azaltır mı? ilim adamlari Endüstri dönemi öncesi Fin-

Blandiya’dan demografik verileri kullanarak,

erkek çocuğu ve kız çocuğu doğumlarının anne babalarının yaşam sürelerine tesirini araştırdılar. Çıkan sonuçlara bakıldığında fazla erkek çocuğu olan annelerin hayatlarının, babalardan daha kısa olduğunu saptadılar. Turku Üniversite’sinden Prof. Dr. Samuli Helle, “Edindiğimiz bulgulara bakılırsa, erkek çocuk doğuran annelerin yaşam süresinin azaldığına dair izlenimlerimiz var.’’dedi. 11 bin 166 kadın ve 6 bin 360 erkeği kapsayan araştırmada, ebeveynlerin üreme sonrası yaşama oranları, çocukların sayısı, cinsiyetleri ve 15 ya-

Nokia Lumia 520 Tanıtıldı croll.com.tr ’nin haberine göre Nokia,

SWindows Phone 8’li en ucuz akıllı tele-

fonlardan biri olmaya aday Lumia 520’yi tanıttı. İşte Nokia Lumia 520 hakkında bilmeniz gerekenler: MWC 2013 kapsamında

nispeten uygun fiyatlı ürünleri tanıtan Nokia, Lumia 720’den sonra Lumia 520 modeliyle fiyat çıtasını biraz daha aşağı çekiyor. Finlandiya merkezli üreticinin en ucuz Winows Phone 8 yüklü akıllı telefonu olacak olan Lumia 520, buna karşın iddialı özellikleri ile dikkat çekiyor. Görsel olarak Lumia serisinin tüm şıklığını ve cıvıl cıvıl renklerini üzerinde taşıyan ürünün arka kısmı yumuşak hatlara sahipken ön yüzde sert ve keskin çizgiler göze çarpıyor. 4 inçlik bir IPS ekranın kullanıldığı telefonun ekran çözünürlüğü 800×480 piksel. Bu modelde de yine ultra hassas dokunmatik paneller kullanılmış. Bu sayede eldivenle dahi telefonu kontrol edebiliyorsunuz. Nokia Lumia 520’nin diğer önemli özellikleri ise şöyle sıralanıyor: Windows Phone 8 işletim sistemi, Qualcom Snapdragon S4 1GHz çift çekirdekli işlemci, 512MB RAM, 8GB dahili hafıza, microSD bellek kartı yuvası ve 7GB ücretsiz SkyDrive depolama alanı, 4inç IPS LCD WVGA ekran, 5megapiksel otomatik odaklamalı arka kamera, 720p HD video kaydı, Bluetooth 3.0, WiFi, A-GPS, USB 2.0, 1430mAh kapasiteli batarya ile 9.6 saat konuşma ve 360 saat bekleme süresi ve Sarı, kırmızı, mavi, beyaz ve siyah renk seçenekleri. 139 Euro’luk fiyat etiketiyle satışa sunulması planlanan akıllı telefon, 2013’ün ilk çeyreği içersinde HongKong ve Vietnam’da, yılın üçüncü çeyreği içersindeyse Avrupa, Asya, Afrika ve Latin Amerika’da satışa sunulacak. ABD’de TMobile tarafından satılacak olan model ise Lumia 521 olacak.


'$1ú0$5.$·1,1(1%h<h.(102'(51     (1+ú-<(1ú.(1+(6$3/,087)$ø,     





 

 











 





s



DljkX]X|jk•e  TLF 20462808



6(59ú6ú0ú=(1$=.úûú/ú. .ú6ú%$û,.5

 



s

   







(9/(5(úû<(5/(5ú1(9('høh1/(5( <(0(.6(59ú6ú<$3,/,5

s



  

  

ÿÿYiX_`dBêcêƒ YiX_`dBêcêƒ TLF 60646744

<<bjfk`jb;\c`bXk\jj\i8&J›@e[ljki`^i\e\e)()-*,@j_µa›nnn% bjfk`jb;\c`bXk\jj\i8&J›@e[ljki`^i\e\e)()-*,@j_µa›nnn%[\\c`bXk\% c`bXk\%[bb›.')*)/'/ ›.')*)/'/


10 İSKANDİNAVYA Bakan Egemen Bağış’tan, İsveç’e teşekkür

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Avrupa Birliği (AB) Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış, Stockholm Fittja Ulu Camii’nde Cuma günleri ezan okunacak olmasını mennuniyetle karşıladı...

ZAMAN HELSİNKİ AB Bakanı Egemen Bağış, Stock-

1holm’ün Fittja bölgesinde bulunan

Bakan Egemen Bağış, ’’İsveç’te Cuma günleri minareden ezan okunmasına izin verilmesi, İsveç AB Bakanı Bayan Ohlsson’un ezan dinlemek için oradaki Ulu Camii’yi ziyaret edeceğini açıklaması gerçekten de ümit ve memnuniyet verici.

Fittja Ulu Camii’nde minareden ezan okunmasına izin verilmesini memnuniyetle karşıladı. Bakan Egemen Bağış, ’’İsveç’te Cuma günleri minareden ezan okunmasına izin verilmesi, İsveç AB Bakanı Bayan Ohlsson’un ezan dinlemek için oradaki Ulu Camii’yi ziyaret edeceğini açıklaması gerçekten de ümit ve memnuniyet verici. Ben de kendisine bir mektupla teşekkür ettim ve Bakanlığımızın Ortaköy Ofisi’ne davet ettim. Gel ezan, çan ve hazan seslerini birlikte dinleyelim!” dedim. Bağış, Ortaköy’de cami kilise ve havra birbirine 50 metre mesafede insanlığa 800 yıldır huzur veriyor biz böyle bir medeniyetin çocuklarıyız” diye konuştu.

İsveç’e Ezan teşekkürünün mektubu basına yansıdı... AB Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış, minareden ezan okunmasına izin verilen camiyi ziyaret eden İsveçli Bakana teşekkür mektubu gönderdi. AB Bakanı ve Başmüzakereci Sayın Egemen Bağış tarafından İsveç AB Bakanı Sayın Birgitta Ohlsson’a gönderilen mektup; Değerli Meslektaşım, İsveç’in Botkyrka şehrindeki Fittja Camii’ne yapmış olduğunuz ziyareti ve Cuma günleri minareden ezan okunmasına izin verilmesine ilişkin Belediye

Meclisi kararı hakkındaki açıklamanızı memnuniyetle karşıladım. Ziyaret ve açıklamanız, İslamofobinin birçok ülkede yükselişe geçtiği bir dönemde, İsveç’teki Müslüman toplulukların sosyal hayata daha fazla katılmasına ve gerek İsveç’te gerekse Avrupa kıtasında farklı inançlara sahip kişiler arasında diyalogun güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Çeşitli kültürlerin uyum içinde bir arada yaşaması için, birbirimizin değer ve

sembollerine gösterdiğimiz karşılıklı saygı büyük önem taşımaktadır. Aslında AB, “çeşitlilik içinde birlik” sloganın da ifade edildiği üzere, diyalog ve saygı ortamının sağlanması amacıyla kurulmuştur. Türkiye, yüzyıllardır barış içinde bir arada yaşamaya örnek teşkil etmektedir. Türkiye’nin AB’ye üye olmasının, kültürlerarası diyalogun güçlendirilmesine ve yanlış anlamaların ve önyargıların giderilmesine katkı sağlayacağı konusunda hiç şüphem yoktur. İstanbul’da üç önemli

dinin ibadet yerleri olan camiler, sinagoglar ve kiliseler çok uzun zamandır bir arada bulunmaktadır. Bu düşüncelerden hareketle sizi, bu konunun önemini vurgulamak üzere Türkiye’ye davet etmekten memnuniyet duyarım. Ziyaretiniz, karşılıklı olarak önem atfettiğimiz konuları ele alma imkânı da sunacaktır. Ziyaretinizi bekliyor, size en derin saygılarımı sunuyorum.

Kültür ve Sanat Plarformu farklý sanat kollarýnı buluşturdu ZAMAN OSLO Mangfold Huset Diyalog Derneðine

1baðlý Kültür ve Sanat Plarformu’nun düzenlediði ‘bir birimizi tanýyalým’ baþlýklý akþam yemeðiyle Norveç’te yaþayan birçok farklý ülke sanatçýlarý bir araya geldi. Platformun, Karl Johans Caddesi’nde ki yerinde organize ettiði yemeðe, Norveçli, Ýtalyan, Boþnak, Azeri, Türk, Kaþmirli ve Lüb-

İsveç’in korsanı Pirate Bay, yeniden yola koyuldu

İsveç Korsanlar Partisi’nin desteklediği paylaşım sitesi Pirate Bay rotasını değiştirdi. ZAMAN STOCKHOLM Son yıllarda artan telif hakları ihlaline

1karşı müzik ve video şirketlerinin ger-

çekleştirdiği sıcak savaş, sanal âlemin takipçileri için her gün karşılaşılan olası haber başlıklarından biri haline geldi. Meşhur paylaşım sitesi Pirate Bay’ de bu kasırgadan nasibini almış ve İsveç Korsan Partisi’nin desteği ile server’larını İsveç topraklarına taşımıştı.

Dünyanın en güçlü isimlerinin savaşın şiddetini arttırmasıyla da birlikte Pirate Bay tekrardan yeni bir yuva arayışına girdi. İsveç Telif Birliği’nin gerçekleştirdiği yoğun baskılar karşısında mecburen pes eden Korsan Partisi ise, İspanya ve Norveç’teki parti üyeleriyle bir araya gelerek yeni bir çözüm üretti. Tüm server’ları bu iki ülkeye taşınmaya başlayan Pirate Bay, yaşamına bir süre de bu şekilde devam edecek gibi görünüyor.

nanlý birçok farklý ses, müzik, tiyatro, sinema ve fotoðraf sanatçýsý katýldý. Boþnak ses sanatçýsý ve piyanist Thomas Kolonomos akordiyon eþliðinde canlý performans da sergiledi. Platformun danýþmanlarý arasýnda yer alan Norveçli þair-yazar Erling Kittelsen, programýn sýcak bir atmosfer içerisinde geçtiðini, geceden oldukça memnun kaldýðýný kaydetti.


11 İSKANDİNAVYA

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

İSVEÇ HABER TURU Türkler ve İsveçliler parasına güveniyor...

fK Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre,

Gdünyada kendi para birimine en fazla güvenen

3’üncü ülke İsveç, 4’ncü ülke ise Türkiye oldu. GfK Vakfı’nın, Türkiye’nin de arasında bulunduğu 25 ülkede 28 bin kişi ile görüşülerek gerçekleştirdiği Mesleklere ve Kurumlara Güven Araştırması’nın sonuçları açıklandı. Buna göre, kendi para birimine en fazla güvenenler yüzde 90,7 ile Kanada, yüzde 90,1 ile İsviçre, yüzde 87,1 ile İsveç vatandaşları oldu. Türkiye, yüzde 80,9 ile kendi para birimine en fazla güvenen 4’üncü ülke konumuna yerleşti. Para birimine güvenin en az olduğu ülke ise yüzde 30 ile İtalya olarak kayıtlara geçti.

Doktorun eve gönderdiği çocuk 8 saat sonra öldü kåne bölgesinde 6 yaşındaki çocuk acil olarak git-

Stiği Sağlık Ocağından, ‘bir şeyin yok’’ diye gön-

derildi. Akşam ambulansla hastaneye kaldırılan çocuk hayatını kaybetti. Sabah saatlerinde ailesi tarafından ateş ve karın ağrısı ile sağlık ocağına götürülen genç, doktor kontrolünden sonra, ağrı kesici verilerek eve gönderildi. Akşamüzeri fenalaşan genç acil olarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Doktorların bütün müdahalesine rağmen kısa süre sonra hayatını kaybeden çocuğun ailesi şoka girdi. Doktorlar çocuğun ölüm nedeninden emin olmadıkları için açıklama yapmadıkları bildirilirken, acılı aile sağlık ocağı personelini mahkemeye vereceklerini belirtti.

Vikinglerin mirası paylaşılamıyor vrupa tarihinde efsanelerle anılan Vikinglerle il-

Agili yürütülen arkeolojik çalışmalara siyasetin

gölgesi düştü. Avrupa tarihinde efsanelerle anılan Vikinglerle ilgili yürütülen arkeolojik çalışmalara siyasetin gölgesi düştü. İsveç, sürpriz bir kararla ortak projeden ayrılma kararı aldı. İsveç’in gerekçesi Avrupa tarihinin parçası olan Vikingler, genellikle efsanelerle anılıyor. Aralarında Almanya ve İsveç’in de bulunduğu altı Avrupa ülkesi ise bu efsaneyi aydınlatmayı amaçlıyordu. Bu ülkeler 13 adet Viking anıtını UNESCO’nun kültür mirası listesine alınmasını istiyordu. Ama İsveç bundan son anda vazgeçti. İsveç Anıtları Koruma Dairesi’nden Lars Amreus şöyle konuşuyor: “Dikkatleri kültür mirası tarihi ve Vikingler dönemine çekmek, bilgi dağarcığını artırmak ve turizmi canlandırmak üzere başlatılan tüm bu girişimleri destekliyoruz. Bunları gerçekleştirmek için çok olanak var. Zaten Dünya Kültür Mirası Antlaşması, bu noktanın unutulmaması gerekir, bilginin yayılması için tek araç değil.” İsveç’in işbirliğinden geri çekilmesi, Almanya’da şaşkınlık yarattı. Alman bilimciler kültür mirası projelerinden vazgeçmek niyetinde değil ve İsveç’in dâhil olmadığı başka bir girişime hazırlıyorlar.

Metro’ya kaçak binenlerde rekor artış tockholm’de Metro ile yolculuk yapan kaçak yol-

Scularda rekor artış yaşandı. Yeni yapılan bir

araştırma da, Stockholm’de kaçak olarak metro treninde yolculuk yapanların oranı ayda 1 milyona ulaştı. Kaçak yolcuların genellikle sabahları ve geceleri daha çok metroya binmeyi tercih ettikleri ortaya çıktı. Dagens Nyheter’in haberine göre Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerini seçen kaçak yolcuların yaş ortalaması 27’yi bulurken, genelde en çok kaçak yolcunun; Norsborg, Rågsved Hässelbygård bölgeleri arasında tespit edildiği bildirildi. İsveç Demir Yolları şirketi SL’in kaçak yolculardan dolayı geçen yıl 238 milyon kron zarara uğradığı kaydedildi.

Danimarka’da haberin adresi danimarkahaber.dk

Yunus Emre Akkor, Türkiye Oslo Büyükelçisi Şanıvar Olgun’a Osmanlı deniz mutfağı hakkında bilgi verdi.

Osmanlı Deniz Mutfağı kitabının yazarı Yunus Emre Akkor:

Osmanlının deniz mutfağı çok zengindi

Aşçı-yazar Yunus Emre Akkor’un 9 yıl içerisinde kaleme aldığı, Osmanlı Deniz Mutfağı isimli eseri bu alanda önemli bir açığı dolduruyor. Aynı zamanda kitap, Osmanlı deniz mutfağının ne kadar zengin bir nitelikte olduğunu da ıspatlıyor. ENGİN TENEKLECİ OSLO Norveç’in Drammen şehrinde Os-

1manlı deniz mutfağı tanıtıldı. Norveç

Türk Dernekleri Federasyonu (NTDF)’nun bir ilke imza attığı organizede, Osmanlı Deniz Mutfağı kitabının yazarı aşçı Yunus Emre Akkor, katılımcılara Osmanlı mutfağından çeşitli balık yemekleri ikramında bulundu. Antalya Restorant’ta düzenlenen programa, Türkiye Oslo Büyükelçisi Şanıvar Olgun, Oslo Ticaret Başmüşavir Uğur Ataer, Norveç Türk Dernekleri Federasyonu (NTDF) Hatice Elmacıoğlu, Oslo Türk İslam Birliği Derneği Genel Sekreteri Yusuf Yüksel, İnter Radyo Genel Yayın Yönetmeni Doğan Gürsel, diğer federasyon, elçilik ve dernek yetkilileri de katıldı. Programdan sonra Zaman’a konuşan, Osmanlı Deniz Mutfağı kitabının yazarı Yunus Emre Akkor, kitabı kaleme alma amacının daha çok Osmanlı/Türk deniz mutfağını tanıtmak olduğunu kaydetti. Akkor, Osmanlı mutfağında bugüne kadar nerdeyse balığın yok sayıldığının altını çizerek, “Osmanlıların balık yemediği hatta haram saydığı düşünülüyordu. Akdeniz, Ege ve Maramara’ya sahip olmanıza rağmen balık mutfağı yok sayılıyor. Bence bunun amacı, zengin Anadolu mufağını bir yere getirilmesine engel olmaktı. Gayem, Osmanlı deniz mutfağını, tarihi belgelere, padişah kanun namalerine ve geçmişte ki balık tariflerine ve çeşitliliğine dayandırarak bu meseleyi gün yüzüne çıkarmak.’’ dedi. Kitabın 9 yıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu, 2012 yılının en iyi balık ürünleri eseri seçildiğini aktardı. Kültür Bakanlığı’nın, kitabın İngilizce çevirisini üstlendiğini ve bu yılın sonuna doğru kitabın İngilizcesi’nin de çıkacağını ifade etti. Osmanlıların deniz mutfağına ilişkin bazı örneklerde veren Akkor, 4. Murat dö-

neminden bazı anektotlar aktardı. Aynı zamanda bir balık aşçısı da olan Yunus Emre Akkor, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’ 4. Murat, sefere çıkmadan önce sultanın önünden geçit yapılırdı. Bu, bir nevi sefer öncesi veda anlamına geliyordu. Eviya Çelebi, bazı eserinde bu hengamede helva ve balık aşçıları arasında sıra kavgasının yaşandığından bahseder ve şunları söyler: ‘Helva ve balık aşçıları o ara bir birine girdi. Balık aşçıları, diğerlerine şöyle seslendi: ‘ Biz maide-i rahmet satarız. Balık yiyen, kinden ve nefretten uzak durur. Bu sıra bizimdir.” Akkor, balık aşçılarının sıranın önünde veya arkasında olmasının bir şey ifade etmediğini, asıl meselenin, heyetin kalabalık olması ve bunun içerisinde balık aşçılarının yer alması olduğunu söyledi. Yine imparatorluğun son zamanlarında elit sınıfı arasında en meşhur davetin, teknede verilen lüfer balığı ziyafeti olduğunu dile getiren Akkor, “ Balık aşçıları tekneye davet edilir, sonrasındaysa tekneyle boğaza açılırdı. O zamanlar balık boldu. Lüfer, boğazdan o anda yakalanıp pişiriliyordu.’’ şeklinde konuştu. Defne yaprağı ile balık pişirmenin farklı kültürlerden Osmanlı kültürüne girdiği

sanıldığının altını çizen aşçı-yazar yazarı Yunus Emre Akkor , şöyle devam etti: “Van’da bir köyde, arasına defne yaprağı konularak pişirilmiş balık yedim. Bu bizim kültürümüzde var olan bir şey. Osmanlı sultanları genelde balık ızgarayı defne ağacının dallarında yaptırır ve bunu misafirlerine ikram ederlermiş. Aşçı başları yerlerini kaydetme korkusuyla bu usulleri kaydetmemişler. Aslında bu yöntem 300 yıla yakın uygulanan bir şey; ancak biz bunu batı kaynaklı zannetmişiz. Siz meselelerinizi ecdadınızla/geçmişinizle bağdaştıramaz iseniz, işlerinize evrensellik boyutu kazandıramazsınız. Bizim balık külütürümüz zaten var. Bu yüzden kitaba İngiliz bir yayın evi de ilgi gösterdi. Mutfak çalışmaları ve araştırmaları yapmaya çalışırken,kendi mutfak kültürümüzden başka kültürleri benimsemeye çalışmamalıyız. Biz kendimiz zaten oldukça zengin bir yemek kültürüne sahibiz. Bizde ki yemek kültürü zengiliği dünyanın hiç bir yerinde yok. Sultan Yavuz Selim, Mısır’ı feth etmeden önce bizde 18 farklı baharat varmış. Sonrasında ise bu sayı 50’ye çıkmış. Bizde ki her bir fetih, mutfağımızda yeni bir oluşuma da vesile olmuş.


12 İSKANDİNAVYA

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

ENGİN TENEKECİ OSLO Bergen Üniversitesi Yer Bilimleri

1Enstitüsü’nde görev yapan Rektör

Prof. Dr. Kuvvet Atakan, odasında asılı olan Norveç'e ilk sismoloji bilimini getiren Carl Fr. Kolderup'un resmini müzeden özel olarak getirtmiş.

Yardımcısı Sismolog Prof. Dr. Kuvvet Atakan ile, Bergen’de ki çalışma ofisinde bir mülakat gerçekleştirdik. 108 yıllık tarihi geçmişi olan sismolojinin Norveç’e geliş serüvenini, sismolojinin petrol sektörü üzerindeki etkilerini, sismoloji ile jeodinamik arasındaki faklılıkları konuştuk. Aynı zamanda rektör yardımcılığı görevini yürüten deneyimli sismolog, ‘’ Siz, hemen, ‘yarın fayda getirsin diye bilim yapıyorum’ derseniz, bu iş olmaz.’’ diyor ve Norveçli bir bilim adamının dahi, sismoloji bilimine kocaman bir makinayla bir asır önce yatırım yaptığını, bu ilmin meyveleriyse şimdilerde yenildiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Kuvvet Atakan, Norveç’te yer bilimlerine iliginin oldukça enteresan bir şekilde başladığını, bu bilim dalını ülkeye getiren ilk kişinin Carl Fr. Kolderup isminde bir Norveçli bilim adamı olduğunu belirtiyor. Atakan, sismoloji 1800’lü yılların sonundan 1900’lü yılların başına kadar henüz bilinmediğini vurguluyor ve

Rektör Yardımcısı Sismolog Prof. Dr. Kuvvet Atakan:

Hemen fayda getirsin diye ilim yapılmaz

Zaman gazetesi kampanyası nedeniyle Bergen’de bulunduğumuz sırada, Sismolog Prof. Dr. Kuvvet Atakan’ı da ziyaret ettik. Üniversitesi ve yağmurlarıyla meşhur Bergen’de, rektör yardımcılığı görevine yükselen Atakan, bu konuda adeta bir örnek niteliğinde. şöyle devam ediyor: ‘’ Sismograf aletleri, dünyanın sadece bir kaç yerinde kuruluydu. O dönemler Bergen’de sadece müze çerçevesinde bazı çalışmalar yapılıyor ve öğrenci yetiştiriliyordu. Carl Fr. Kolderup ise, bu alanını yeni olmasından dolayı çok ilgi duyuyordu. Zaten Kolderup, daha önce Almaya’da ve İngiltere’de de bulunmuş ve sismograf aletlerinnin nasıl kurulduğunu görmüş bir isimdi. Akabinde, simografı Norveç’e de getirme konusunda çabalıyor; ancak o zamanın koşullarına göre bu alet oldukça büyük ve masraflıydı. Bakanlık, hem bütçenin kısıtlılığından hem de Norveç’te deprem olmadığından dolayı aletin alımına pek sıcak bakmıyordu. Norveçli bilim adamı 4-5 defa baş vurmuş; ancak başvuruları red edilmiş.’’ 1904 yılında bir pazar günü, Oslo fiyortlarda 5.4 büyüklüğünde bir deprem olduğunu ifade eden Atakan, bu depremin şehir de hafif hasar meydana getirdiğini aktarıyor. Halkın depremden dolayı oldukça heyecanlandığını ve depreme alışık olmadığı nedeniyle, depremin bir andaülkenin birinci gündemi olduğunun altını çiziyor. ‘’ Ertesi sene yani 1905’te hükümet, sismografya aletin alınımı konusunda bütçe ayırmaya karar veriyor.’’ ifadelerini kullanan deneyimli sismolog, konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürüyor: ‘’ Ayrıca bu aletin kurulumundan sonra yaşanan hikayeler de ilginç. Şöyle; Sismografya aleti kurultuktan sonra 6 ay gibi bir süre zarfında her hangi bir hareket göstermiyor. Alet aktif; fakat kayıttta hiç bir hareket yok. Hatta Carl Fr. Kolderup’un çevresinde ki arkadaşları, ‘Sen bu aleti aldın; fakat hiç bir hareketlilik yok.’ şeklinde yaklaşımlar ile kendisiyle dalga geçmeye başlıyor. 1905 Mayıs’ında, alet oldukça büyük

bir sismik deprem kaydediyor. Olay, Norveçli bilim adamını çok heyecanlandırıyor. Dünyada önemli bir deprem olduğunu ve bunu kaydettiğini söylüyor. Kolderup, konuyu medyaya taşımak istiyor. Medya mensupları böyle bir şeyi duymadıklarını dile getiriyor. Bir hafta sonra, Moğolistan’da yer alan Mongolya’da bir deprem oluyor ve o depremin etkileri, haberleri Bergen’e ulaşıyor. Kayıt oldukça açıktı. Deprem de 8 şiddetinde çok büyüktü. O zamanın medyası ilerlemediğinden dolayı Bergen’e deprem bir hafta sonra ulaşıyor. Ayrıca bu olayın akabinde Norveçli bilim adamına inanıyorlar. Daha sonra mesele revaç kazanıyor, konuya öğrencilerin ilgisi daha da artıyor. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Bergen Universitesi’nde de, bu konuyla ilgili Bergen Rasathanesi adında bir bölüm kuruluyor. ‘’

Amerika, Soyetlerin Soğuk Savaş döneminde yaptığı nükleer patlatmalarla çok yakından ilgeleniyordu 1960’lara kadar bu bölümün gelişimi sadece bilimsel amaçlı olduğuna parmak basan Prof. Dr. Kuvvet Atakan, Soğuk Savaş döneminde NATO ülkelerinden özellikle Amerika, Soyetlerin yaptığı nükleer patlatmalarla çok ilgelendiğini, amaçlarınınsa, onları takip etmek olduğunu ifade ediyor ve konuyla ilgili konuşmasını şöyle özetliyor: ‘’Bu tür nükleer patlatmalar, bir sismik dalga meydana getiriyor ve siz de bunu kaydediyorsunuz. Amerika, bu yöntemle, yani sismik dalgaların yerini keşfederek, yapılan nükleer patlatmaları tespit etmeye çalışıyor. Amerikalı yetkililer, 1963-65 yıları arasında konuyu masaya yatırmak için Norveç’e gelip, yine Norveçli yetkililere dünya çapında bir deprem ağı kurmak istediklerini, nükleer patlamaların

yerini tespit etmek istediklerini belirtiyor. Mesele artık doğrudan istihbarata giriyor. NORSAS adında bir kuruluş oluşturuluyor ve kurumun parasal desteğini de yine Amerika karşılıyor. Kurumun yetkilileri, bu olayın artık istihbarata girdiği gerekçesiyle üniversite ile bağdaştırmak istemiyor. Oslo’ya yakın bir yerde özel olarak kurulan bu ağ artık Norveç Dışişleri Bakanlığı’na bağlanıyor. Durum daha bir ciddiyet kazanıp, Bergen’de yetişen öğrenciler, bu kuruma çalışan olarak başlıyor. Bir sismograf makinasındandan, ta nerelere geliniyor!. ‘’ Sismolog Kuvvet Atakan, ilk petrolün bulunduğu zaman Amerikan şirktlerinin Norveç’e hemen hucum ettiğini; çünkü alanın oldukça geniş ve araştırmalar yapılması gerektiğini vurguluyor. Bu alan için yetişmiş insana ihtiyaç olduğunu, denizlerde yapılacak bu araştırmaların sismik araştırmaların konusu olduğunu hatırlatıyor. Bu tür araştırmalar için deprem yerine sun’i bir patlatma yapılıp, sonrasındaysa bunun kaydedildiğini bildiriyor. ‘’İşte tüm bunları yapan sismograf cihazlarıdır.’’ diyor ve şu görüşlere yer veriyor ‘’ Dolayısıyla hali hazırdaki sismik araştırma metodlarının temeli tamemen klasik sismolojiye dayanıyor. Petrol endüstrisi (özellikle ABD’li büyük şirketler) Norveç’e girdiği zaman, yine ülkeden, bu konuyu bilen sismeloglara ihtiyaçları vardı. Çünkü sismologlar, işin teorisini bilyorlar. Bu rasathanede yetişen öğrenciler, sismik araştırmalar yaparak kendilerine birden bire uygulama alanı da buluyorlar. Yer altındaki kaynakları haritalama şansları var. Petrol sektörü geliştikçe, iş alanı da gelişiyor, sonrasındaysa alana ilgi ve öğrenci sayısı da artıyor. Bergen’de ki yer bilimleri bölümü, Norveç’in en büyük bölümü arasında yer alıyor.’’

Açıklamalarnda, jeodinamiğin deprem araştırmaları üzerindeki önemine ve bu dalın sismoloji ile farklılığına değinen Prof. Dr. Kuvvet Atakan, depremle ilgili bilinen şeylerin genelde sismograf denilen altelerle ölçülen bilgilere dayandığını kaydediyor. Rektör yardımcısı Atakan, konuyla ilgili şu ifadelere de yer veriyor: ‘’Mesela dünyanın her hangi bir yerinde deprem oluyor, siz değişik noktalara yerleştirdiğinizi sismograf aletleriyle, bu depremin yer yüzünde nasıl bir sarsıntı meydana getirdiğini kaydediyorsunuz. Bu kayıtlar sonrası, elinizdeki sismik sinyaller ile, depremin nasıl bir değişim meydana getirdiğini anlamaya çalışıyorsunuz. İşte klasik sismoloji hep bunun üzerine kurulmuş. Bu, iyi, güzel ve size bir dereceye kadar bilgi verebiliyor. Buradan, jeodinamaiğe geçiş ise şöyle: Her hangi bir deprem sonucunda bir fay hattı kırılması hadisesinde ortaya çıkan enerji, o kırık fay hattı üzerindeki değişmeler, bu fayın çevreye yaptığı etkiler hep jeodinamiğin alanına girer. Daha doğrusu bu ilim dalı, dünya çapındaki büyük ölçekleri inceliyor. Halbuki onu bir fay bazına indirdiğiniz zaman, tek bir fayın oluşturduğu hareketi görebilyorsunuz. Ancak onları bir birlerine birleştirdiğiniz zaman, yer kabuğunda toplam (genel) bir sonuç oluşturuyor. Mesela, Kuzey Anadolu fayı, Erzincan’dan İstanbul’a kadar uzanıyor. İşte bu fay hattıda tek tek depremler oluyor ve bu depremler, büyük ölçekteki depremlere katkıda bulunuyor. Sonuçta daha önce değinildiği üzere, jeodinamik, büyük ölçekteki hareketleri inceliyor. Sismoloji ise, küçük ölçekli; yani tek tek olan depremleri anlamaya çalışıyor. Başka bir ifade ile, jeodinamik makro, sismoloji ise, mikro ölçekli depremleri inceliyor.


14 İSKANDİNAVYA Seçmenler SF’nin kötü bir politika izlediğini düşünüyor ZAMAN KOPENHAG Her üç SF seçmeninden ikisi SF’nin

1hükümete katılmasıyla birlikte kötü

bir politika izlediğini düşünüyor. Üç kişiden biri ise Vilhelmsen’in parti liderliğine uygun olmadığını düşünüyor. Epinion’ın DR Haber adına yaptığı ve 151 SF seçmenin katıldığı ankette seçmenlerin yüzde 69’u SF’nin hükümete katılmasıyla birlikte kötü bir politika izlediğini ortaya

koydu. Her üç kişiden biri ise Annette Vilhelmsen’in parti lideri olarak yeterince iyi olmadığını düşünüyor. Yüzde 46’sı partinin hükümet partisiyle birlikte lanse etmiş olduğu planı ya olumsuz ya da çok olumsuz olarak yorumladı. Ankete katılanların yüzde 25’i SF’nin hükümetten çekilmesi gerektiğini düşünürken, yüzde 70’lik çoğunluk ise partinin hükümette kalması gerektiğini düşünüyor. Söz konusu anket ülke çapındaki SF’li seçmen-

lerin hayal kırıklığının arttığı ve birçok kişinin partinin hükümetten çekilmesi gerektiğini düşündüğü bir dönemde yapıldı. Horsens’ten SF’li Meclis üyesi Bjarne Sørensen, “Parti olarak ayakta kalabilmek için, hükümetten şimdi geri çekilmemiz gerekiyor.” dedi. Horsens’te parti derneği, başkan Annette Vilhelmsen’e mektup göndererek hükümetten geri çekilmesini istedi.

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

DANİMARKA HABER TURU

Hocalı katliamı protesto edildi 992 yılında Azerbaycan’ın Hocalı kentinde gerçekleşti-

1rilen katliam Kopenhag’da düzenlenen bir programla bir

kere daha lanetlendi. Danimarka Vatan Cemiyeti tarafından organize edilen programa; Kopenhag Ülkü Ocakları ve Roskilde Ülkü Ocakları da destek verdi. Azerbaycan ve Türkiye bayraklarıyla Kopenhag’ın Belediye Meydanı olarakta bilinen Radhuspladsen’e toplanan çok sayıda kişi, Hocalı katliamında hayatını kaybedenleri andı.

Gayrı resmi birlikte yaşayanlara sosyal yardım kesintisi

Vestegnen bölgesinde faaliyet gösteren Duen Derneği işbirliği ile organize edilen Danimarka Dil ve Kültür Olimpiyatları Şarkı Finali ; 10 Mart Pazar günü saat 16:00’da Albertslund Musik Teatret’da gerçekleştirilecek.

Danimarka’yı Dil ve Kültür Olimpiyatları’nın heyecanı sardı Ülkenin farklı şehirlerinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde çalışan Anadolu Dil ve Kültür Merkezi merakla beklenen şarkı yarışmasının tarihini açıkladı. ZAMAN KOPENHAG Bu yıl 11’ncisi gerçekleştirilecek Uluslararası Türkçe

1Olimpiyatlarının heyecanı dünyanın farkı ülkelerinde

hissedilmeye başlandı. Onlarca ülke Türkiye’de gerçekleştirilecek finaller öncesinde kendi finallerini gerçekleştiriyor. Danimarka’da da olimpiyat heyecanı yavaş yavaş öğrencileri sarmaya başladı. Çok sayıda Danimarkalı öğrenci finallerde dereceye girebilmek için hummalı bir hazırlık içerisinde. Diğer taraftan Danimarka’da faaliyet gösteren Anadolu Dil ve Kültür Merkezi, olimpiyatlar kapsamında organize edi-

lecek programların kusursuz bir şekilde gerçekleştirilmesi için gayret sarfediyor. Ülkenin farklı şehirlerinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içerisinde çalışan Anadolu Dil ve Kültür Merkezi merakla beklenen şarkı yarışmasının tarihini açıkladı. Vestegnen bölgesinde faaliyet gösteren Duen Derneği işbirliği ile organize edilen program; 10 Mart Pazar günü saat 16:00’da Albertslund Musik Teatret’da gerçekleştirilecek. Girişi ücretsiz olan programda çok sayıda Danimarkalı ve Türkiye kökenli çocuk sahne alacak.

Robert ödülleri sahiplerini buldu ZAMAN KOPENHAG Film sektörünün büyük ödül tö-

1renlerinin biri olan Robert Ödül

Töreni’nden eli boş dönmeyen Trine Dyrholm, “Kraliyet İlişkisi” filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ve Susanne Bier’in “Kel Kuaför” filmiyle de En İyi Başrol Oyuncusu ödüllerini aldı. Erkek Oyuncu kategorisindeki bir

ödül de “Kraliyet İlişkisi” filmine gitti. Geçtiğimiz yıl Berlin’de gümüş ayı ödülü alan Mikkel Boe Følsgaard, Robert Ödül Töreni’nde aynı film için bir ödül daha aldı.

“Kaçırma” Yılın En İyi Filmi “Kaçırma” isimli filmdeki başarısı nedeniyle En İyi Erkek Oyuncu ödülünü ise Søren Malling aldı. Somalili korsan-

ları anlatan film ise Yılın En İyi Filmi seçildi. Yapımcı Tobias Lindholm’ın filmi “Kraliyet İlişkisi”, Oscar için de aday olmuştu. Yılda bir kez yapılan ödül töreninin ardından ekran ve sahne ödülleri de verildi. Kültür Bakanı Marianne Jelved’in konuşmasının ardından Ghita Nørby’e Robert Onur Ödülü verildi.

Hükümet, ekonomik kriz yüzünden yeni tasarruf tedbirleri açıklamaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta çeşitli gazetelerde çıkan haberlerin ardından Çalışma Bakanlığı harekete geçti ve önümüzdeki dönemde yeni bir sosyal yardım reformu hazırlayacaklarını bildirdi. DR’ye konuşan Çalışma Bakanı Mette Frederiksen, söz konusu reformla birlikte sosyal yardım alan çok sayıda kişinin yardımının kesileceğini söyledi. Özellikle gayri resmi bir şekilde evli gibi yaşayan kişilerle ilgili yeni düzenlemeler yapılacağını vurgulayan Bakan Frederiksen, “Gayri resmi bir şekilde birlikte yaşayan kişilerin aldıkları sosyal yardımlar kesilecek. Bu sayede 360 milyron kron tasarruf elde etmeyi planlıyoruz.” dedi. Mette Frederiksen yaptığı açıklamada, “Bugün evli çiftler için geçerli olan kurallar, yarın gayrı resmi birlikte yaşayanlar için de geçerli olacak.” dedi. Danimarka’da halihazırda evli çiftlerde bir tarafın ayda 30 bin Kron ve daha fazla kazanıyor olması halinde sosyal yardım parası kesiliyordu. Şimdi ise bu kurallar evli olmayanlar için de geçerli olacak. Yapılacak yeni sosyal yardım reformunun Danimarka genelinde toplam 8 bin kişiyi etkilemesi bekleniyor.

Enhedslisten oylarını artırıyor egafon’un yapmış olduğu araştırmaya göre, Enheds-

Mlisten (Birlik Listesi) seçimde dördüncü büyük parti çı-

karken, SF oy kaybetti. Ankete göre SF’nin şimdiye kadar aldığı en düşük oy seviyesinde. Söz konusu araştırmaya göre, Enhedslisten’ın oyları yaklaşık yüzde 12,7 oranında arttı. Yalnızca Ocak ayından itibaren bile seçmelerin oranı yüzde 4,8 artmıştı. SF’nin politika sözcüsü Jesper Petersen Politiken’e yaptığı açıklamada, “Bu hiç de eğlenceli bir anket olmamış. Ama panik olmak için de bir neden yok. Bazı insanlar hükümetten çekilmemiz gerektiğini düşünüyor. Ama böyle bir şey ne işe yarayacak? Bu yöntem hükümetin politikalarına daha az etkide bulunmamıza neden olur yalnızca,” dedi. Sosyal Demokratlar’ın oyları Ocak ayından beri yüzde 19,2’den yüzde 18,3’e geriledi. Anket aynı zamanda, Liberal Parti’nin (Venstre) en fazla oy kitlesine sahip olan parti olmaya devam ettiğini de gösterdi.

Danimarkalıların kenevir merakı animarkalıların kendi tarlalarında kenevir üretmekten

Ddolayı gidrek daha mutlu olması, kenevir bitkisinin ye-

tiştirilmesini normalleştirdi. Kenevirin yanında domates, salatalık, ve kabak da yetiştiriliyor. Danimarkalı kenevir üreticileriyle ilgili bir araştırma yürüten Uyuşturucu Maddeler Araştırma Merkezi’nde araştırmacı Helle Dahl P3 Haber’e yaptığı açıklamaya göre Danimarka’da yaklaşık 1200 kenevir üreticisi bulunuyor. Ancak bu bitkinin üretilme amacı kolay yoldan kafayı bulmak için değil. Helle Dahl, “Hiperaktivite bozuklukları bu bitkiden yapılan ilaçla tedavi ediliyor. Bununla birlikte bu bitkiden AIDS ve kanser hastaları da fayda görebilir.” dedi. Danimarkalıların pencere kenarlarında yada tarlalarında bu bitkiyi yetiştiriyor olması Dahl’e göre son derece normal. Berlingske’nin haberine göre kenevir tohumu alıp satmak yasal ancak yetiştirmek yasak.


15 GÜNDEM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Teknoloji göze geldi

Köşesinde bir kameranın ve tek bir gözlük camının olduğu Google Glass, ses komutları ile çalışıyor. Bu cihaza sadece sesli komut vererek fotoğraf-video çekmeniz, bu görüntüleri internette paylaşmanız, yol tarifi almanız, internette arama yapmanız veya sesli video görüşmesi gerçekleştirmeniz mümkün.

oyunlarına internet üzerinden erişilerek cihazla uyumlu hale gelecek. Remote Play özelliği ile Vita, Experia, Android veya iOS cihazlar üzerinden PlayStation 4’ü kullanmak mümkün olacak. Tamamen yenilenen menü sayesinde oyundan çıkmaya gerek olmadan cihazı uyku moduna alıp daha sonra kaldığınız yerden anında oyuna devam etmeniz mümkün olacak. Sony’nin fiziksel olarak tanıtımını yaptığı Dual Shock 4 adlı oyun kumandasında ise oldukça ciddi değişiklikler yapılmış. Stereo ses çıkışı ve kameranın olduğu kumandada bir touchpad ve oyun içerisindeki duruma göre renk alan ışıklar bulunuyor. Yeni oyun kumandasında ayrıca, oyuncuların video paylaşımı yapmasını sağlayan ‘Paylaş’ butonu bulunuyor. Mevcut oyun kumandalarındaki “Start” tuşu ise tamamen kalkmış. Etkinlikte ayrıca PlayStation 4 için geliştirilmiş Killzone Shadowfall, Infamous Second Son, Driveclub, Knack, Diablo 3, Deep Down, Watchdog adlı oyunların da tanıtımı yapıldı.

DENİZ ERGÜREL Akıllı gözlük projesi Google

1Glass’da sona gelindi. Teknoloji

devi Sony, yeni oyun konsolu PlayStation 4’ün duyurusunu yaptı. Teknoloji dünyasının merakla takip ettiği her iki ürünün de bu yıl sonunda satışa sunulması bekleniyor. İnsanlık tarihinde giyilebilir teknolojinin ulaştığı en son sınır olarak bilinen Google Glass, bilgisayar, akıllı telefon ve kamerayı bir araya getirip tek bir gözlük camına sığdıran farklı bir cihaz. Bugüne kadar ancak demo görüntülerini ve Google tarafından hazırlanmış videolarını izleyebildiğimiz bu müthiş icadın bu yıl sonunda piyasada olması bekleniyor. Köşesinde bir kameranın ve tek bir gözlük camının olduğu Google Glass, ses komutları ile çalışıyor. Bu cihaza sadece sesli komut vererek fotoğraf-video çekmeniz, bu görüntüleri internette paylaşmanız, yol tarifi almanız, internette arama yapmanız veya sesli video görüşmesi gerçekleştirmeniz mümkün. Henüz kesin satış tarihinin ve fiyatının belli olmadığı bu cihaza sahip olmak isteyenler için Google, sosyal ağlar üzerinden bir yarışma başlattı. Yarışma, sadece ABD’de yaşayan ve 18 yaşından büyük kişilere açık. Yarışma sonunda Google Glass kazananlardan birisi olmak için Twitter veya Google Plus’ta #ifihadglass etiketini kullanarak ‘Google Glass’ım olsaydı ne yapardım?’ sorusuna cevap vermek gerekiyor. Bu cevap 50 kelimeyi geçmemeli ve Google Plus’ta +ProjectGlass veya Twitter’da @projectglass hesaplarını takip etmelisiniz. www.google.com/glass adresinden cihazla ilgili daha geniş bilgi alabilir ve bu ilginç cihazı tanıtan videolara göz atabilirsiniz.

PlayStation 4 geliyor Dünya çapında milyonlarca oyun severin uzun zamandır beklediği gün geldi ve Sony yeni oyun konsolu PlayStation 4’ün resmi duyurusunu yaptı. New York’ta gerçekleştirilen etkinlikte yeni konsolun bazı teknik özellikleri ve Dual Shock 4 adlı yeni oyun kumandası

Haftanın iOS uygulaması: TED Books

tanıtıldı. Ama etkinlikte ilginç bir pazarlama yöntemi tercih edildi ve yeni oyun konsolunun herhangi bir görüntüsü paylaşılmadı. Sadece teknik özelliklerinin duyurulduğu PlayStation 4’ün resmi satış tarihi de henüz belli değil. Beklentiler 2013 yılı sonunda satışa sunulacağı yönünde. PlayStation 4’ün resmî olarak ülkemize gelişi ise 2014’ün başını bulabilir. Tanıtım etkinliğinde yapılan açıklamaya göre PlaySta-

tion 4’te 8 GB bellek ve AMD x86 tabanlı bir işlemci olacak. Sabit disk kapasitesi ise belli değil. Gaikai adlı bulut oyun servisinin entegre edileceği yeni konsolda bir oyunu satın almadan ve demoyu indirirken oyun oynamak mümkün olacak. Yeni PlayStation’da arkadaşlarınızın oyunlarına bağlanıp izleyebilecek ve hatta oyuna sahip olmasanız bile ona eşlik edebileceksiniz. Bu servis sayesinde PS1, 2 ve 3

TED, yeni online kitap servisini hizmete soktu. Serviste TED konferanslarında ilgi çeken konuşmalardan oluşturulan elektronik kitaplar var. 20 bin kelimeyle sınırlandırılmış kitaplar kısa ve net. İyi bir İngilizce seviyesine sahipseniz kitapları 1-2 saat içinde okuyabilirsiniz. TED Books uygulamasında her kitabın fiyatı 2,99 dolar ama ayda 4,99 dolar ödeyerek arşive ücretsiz erişebilirsiniz. Uygulamanın Kindle ve Nook cihazlar için geliştirilmiş versiyonu da var. İndirmek için: http://bit.ly/13knChz Haftanın Android uygulaması: Carbon for Twitter Android akıllı telefonlar için geliştirilmiş olan Carbon, bir Twitter uygulaması. Bu uygulamanın diğerlerinden farkı tüm Twitter hesaplarınızı ve akışınızı bir ekranda sunabilmesi. Ayrıca uygulamanın grafik özellikleri ve siyah arka fonu da oldukça ilgi çekici. Twitter’ın klasik uygulamasından sıkılanlar için iyi bir alternatif olabilir. İndirmek için: http://bit.ly/11WMXTH


16 GÜNDEM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Sicillerinde hâlâ isyancı yazıyor

Anadolu'nun unutulan mazlumları AYŞE ALTUNKÖPRÜ Yakın tarihin en tartışmalı konularının

1başında İstiklal Mahkemeleri geliyor.

Kurtuluş Savaşı'ndan önce Kuva-yi Milliye muhalifleri ile savaştan kaçanları yargılayan mahkeme, Cumhuriyet'in ilanından sonra rejim muhaliflerini ve özellikle mütedeyyin kesimi hedef aldı. Dünya hukuk tarihine geçecek kararlar da bu dönemde verildi. İstiklar Mahkemeleri'nin Cumhuriyetin ilanından sonra yeniden hayata geçirilmesinin sene-i devriyesinde ilk defa konuşan mazlum yakınları iade-i itibar istiyor. 1920-27 Cumhuriyet tarihinde en çok tutuklamanın yapıldığı yıllar. İstiklâl Mahkemeleri’nin cadı avına çıktığı bu dönemlerde birçok münevver insanın hayatı karardı. Anadolu’da yarası hâlâ kanayan binlerce İskilipli Atıf Hoca var. Soyisimlerini, memleketlerini değiştirmişler. Hiç olup, hayatta hep bir adım geri durmuşlar. Şimdi tek istekleri dedelerinin mezar yerini öğrenmek ve iade-i itibar… “Herhalde böyle bir mahkemede ben hâkim olmaktan ise, mahkum durumunda bulunmayı tercih ederim.” Bu sözler İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan gazeteci-yazar Hüseyin Cahit’e ait. İstiklal Mahkemeleri, Cumhuriyet tarihi ve Türk hukuk sisteminde en çok tartışılan uygulamaların başında yer aldı. Bu mahkemeler; 29 Nisan 1920’de çıkarılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla birlikte Cumhuriyet dönemi öncesi, savaş hukukunun olağanüstü şartlarında oluşturuldu ve 8 ilde hayata geçirildi. Bir süre ara verilen mahkemeler, 4 Mart 1925’te İsmet Paşa hükümetinin kurulmasıyla ‘İsyan Bölgesi ve Ankara İstiklal Mahkemesi’ olarak tekrar açıldı ve 1927’ye kadar faaliyet gösterdi. Dayanağı kanun, Tek Parti döneminde 4 Mayıs 1949’a kadar yürürlükte kaldı. Bu mahkemeler, Milli Mücadele döneminde düzenli orduyu kurmak için asker kaçaklarına karşı olması gereken tavrı sergiledi. En büyük özelliğiyse avukat ve temyiz hakkının bulunmamasıydı. Mahkemelerde yargılananların birçoğu aynı gün içinde tutuklanır, yargılanır, cezaları verilir ve idam edilirdi. Bu sayede ulusal otorite sağlanmaya çalışılıyordu. Fakat bir süre sonra, binlerce mazlum insanın idam edildiği bir yapı haline geldi. Muhalif ve devrim karşıtı isimlerin yargılanıp sindirildiği bu mahkemeler, tartışmalı hukuk kararlarıyla masum insanların ortadan kaldırıldığı bir sürecin de mimarı oldu. Özellikle 25 Kasım 1925’te Şapka Kanunu’nun kabulüyle yüzlerce insan idam edildi, binlercesine de hapis ve sürgün cezası verildi. Birçok mağduriyeti de arkasında bıraktı… Bu mahkemelerde yargılanan ve idam edilen İskilipli Atıf Hoca’yı hemen herkes bilir. Şapka Devrimi’nin ruhudur o. Ya diğerleri... Şapka giymediği için vatan hainliğiyle suçlanan, haksız yere idam edilen birçok mazlumun ailesi ve geride bıraktıkları hiç konuşulmadı. Bugün Anadolu’nun değişik yerlerinde hikâyesine hiç dokunulmamış başka Atıf Hocalar da var aslında. Erzurum, Kahramanmaraş, Yozgat ve Rize’de bu mazlumların izini sürdük. Ulaştığımız birçok aile hâlâ korkuyor ve konuşmak istemiyor ne yazık ki. Görüştüğümüz aileleriyse gözyaşlarıyla dinledik. Mağduriyet ve travma kuşaktan kuşağa devam etmiş. Bir kısmı memleketini terk etmek ve soyismini değiştirmek zorunda kalmış. Çoğu, dedelerinin mezar yerini hâlâ bilmiyor. Bilenlerse yakın zamana kadar mezar taşını bile dikememiş. İşittiklerimiz, Necip Fazıl Kısakürek’in son devrin din mazlumlarıyla ilgili söylediklerinde ne kadar haklı olduğunu gösteriyor: “Bunların hikâyesini anlatmak ve dinlemek bile bana giran geliyor, azap veriyor. Zulüm gölünün ne-

İstiklal Mahkemeleri’nin ardında korkular bıraktığı bir diğer il Erzurum. 1925’te şehir meydanında idam edilen 22 kişiden biri de Erzurum’un mümtaz ve zengin kişilerinden Kullebi Akif Ağa’dır.

resinden bir bardak veya bir yüksük su alınsa tahlilleri birbirinin aynı çıkar.”

Bu işte bir Çapanoğlu var! Tarih kitaplarına Çapanoğlu İsyanı olarak da geçen Yozgat İsyanı, Çapanoğulları ailesini yıllarca mağdur etmiş. İsyanın içine çekilen aile, tarih kitaplarında doğru bilgilerin yazılmadığını iddia ediyor. Birinci İstiklâl Mahkemeleri’nde idam edilen Halit Çapanoğlu’yla aynı ismi taşıyan torunu, “Gelişigüzel suçlamalar bütün aileyi yakın tarihe kadar mağdur etti. Tarihi vesikalar hâlâ gizli, onlara itibar edilmesi gerekir. Keşke açılsa hepimiz gerçeği öğrensek.” diyor. Osmanlı’nın son döneminde padişahın yanında önemli görevler alan bir ailedir Çapanoğulları. İttihat ve Terakki kadrolarıyla ters düşer bu aile. Bütün görevleri ellerinden alınır. Onlar da Yozgat’a döner. Milli Mücadele’ye destek verirler, ama bazı konularda anlaşmazlığa düşüp protesto ederler. Haklarında çıkan yakalama emriyle Çapanoğlu Halit Bey, 13 Haziran 1921’de Amasya’da yargılanır ve idam edilir. Cenazesi ailesine teslim edilmez. Torun Halit Bey, “Ailede yılların ge-

tirdiği yorgunluk var. Dedemin fatiha okuyacağımız bir mezarı yok, nerede bilmiyoruz. Büyükdedemin ve babamın mezarı belli ama dedemin yok.” diyor.

Dedemiz vatan haini değildi Milli Mücadele döneminde 8 Eylül 1921’de kurulan Yozgat İstiklal Mahkemesi’nde, isyana karışan binlerce insan yargılandı. Resmi rakamlar 56 kişinin idam edildiğini söylese de daha fazla olduğu iddia ediliyor. Tarık Buğra’nın Küçük Ağa romanındaki kahraman, Çakırsaraylı çetesine sığınan, Kuvayi Milliyecilere karşı mücadele gösteren birisidir. Tarık Buğra’nın esinlendiği ismin, 1920’de Yozgat’ta Çapanoğulları’na destek verdiği gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı çıkan Küçük Ağa olduğunu öğreniyoruz. Mustafa Kemal’in verdiği emirle Yozgat’ta isyana karışan ama pişman olanlardan 500 kişilik Akdağmadeni Alayı oluşturulur. Ekip, 1920’de Küçük Ağa’nın önderliğinde Ankara’ya gitmek için dualarla yola koyulur. Akşam konakladıkları yerde “Sizi Ankara’ya asmaya götürüyorlar.” diye bir söylenti yayılınca Küçük Ağa, yanına aldığı 50 kişiyle kaçar.

Yozgat’ta Küçük Ağa’nın torunları Ali Aksoy (52) ve Ali Güzel’le (60) görüştük. Dedeleri kaçtıktan sonra köyüne saklanmış. Bunun üzerine askerler, köydeki evleri de ateşe vermiş.

Yozgat’ta Küçük Ağa’nın torunları Ali Aksoy (52) ve Ali Güzel’le (60) görüştük. Dedeleri kaçtıktan sonra köyüne saklanmış. Bunun üzerine askerler, köydeki evleri de ateşe vermiş. Yakalanan Küçük Ağa, Tokat’ta asılmış, cenazesiyse bilinmeyen bir yere defnedilmiş. Ali Aksoy, “Dedemiz vatan haini değildi. Köyde evini yakıp, ailesine de zarar vermişler. Babasını, kardeşini de tutuklamışlar. Kardeşi hapishanede çok üşümüş, aşırı soğuktan sakat kalmış. Büyüklerimiz o dönemde, idam sehpaları yetmediği için insanların kalbine kama sokularak öldürüldüğünü söylerdi.” diyor.

Geriye çeyiz sandığında bir kitap kalır... Galip Efendi ise idam edildiğinde henüz 45 yaşındaydı. Ömrünün en verimli zamanlarıydı. Şapka Kanunu’na karşı Erzurum’daki küçük ayaklanmaya Galip Efendi katılmamış, bilakis hükümet konağına doğru yürüyenleri sakinleştirmek için çaba göstermiş. Galip Efendi’nin tutuklandığı gün, kapıyı kırarak girdikleri evi tarumar eden askerler, bütün kitaplarını yakmış. Aliye Hanım, o gün sadece çeyiz sandığından eşinin yazdığı Divan defterini kurtarabilmiş. Geride kalan defterde 115 tane Osmanlıca şiir var. Bu şiirler, Atatürk Üniversitesi tarafından 1993’te kitap olarak basılmış. Galip Efendi idam edildiğinde Vefa isminde iki yaşında bir oğlu varmış ve eşi diğer çocuğuna hamileymiş. Hapishanedeyken bir oğlu daha olacağını bilmeden keramet göstermiş ve eşine haber göndermiş: “Benim iki ay sonra bir oğlum olacak. İsmi Sefa olsun.” Oğlu Sefa Acarlı 1994’te vefat etmiş. Büyük oğlu 86 yaşında, Bursa’da münzevi bir hayat yaşıyor. Eski soyisimleriyse Mütevekkilzade. İstiklal Mahkemeleri’nden sonra onlar da değiştirmiş. Vefa Bey’in oğlu Ebubekir Acarlı (58), o acı günleri babaannesinden dinlemiş. Dedesinin, isyancıları engellemek için elinden geleni yaptığını söylüyor. Kadiri Şeyhi babası Vefa Acarlı’nın vefat edene kadar gençlere ders verdiğini ancak her derste babasının tedirgin olduğunu anlatıyor. Dedesinin asılmasının babası üzerinde büyük bir etki bıraktığını söyleyen Ebubekir Bey, “Biri içeriye aniden girse kitabını hemen masanın altına saklardı.” diyor.


17 GÜNDEM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Onun bir de sitemi var: “Vatan için elinden geleni yapan bu âlimler, milleti için çarpışıyor ama bir sistem geliyor, başlarını alıyor. Dersim’de katledilen masumlar dile getiriliyor ama vatanın evladı bu münevver insanların ismi niye dile getirilmiyor? Bir şapka takmadığı için idama gönderilen dedelerimizin itibarının iadesini istiyoruz.”

Şapkaya itirazı yoktu ama konağının önünde idam edildi İstiklal Mahkemeleri’nin ardında korkular bıraktığı bir diğer il Erzurum. 1925’te şehir meydanında idam edilen 22 kişiden biri de Erzurum’un mümtaz ve zengin kişilerinden Kullebi Akif Ağa’dır. Şehir merkezindeki büyük konağında şimdi torunu Rasim Kullebi (70) oturuyor. 1918’de şehre hâkim olan Ermenilere karşı mahalledeki silah kullanacak kişilerin toplantı adresi de bu konaktır. Talihe bakın ki Akif Ağa, bu konağın önündeki meydanda idam edilir. Sonrasındaysa evleri adeta yağmalanır. İdamı İstanbul’da gazetelerden öğrenen oğlu Gani Kullebi, felç geçirir ve aylarca memleketine dönemez. Yardımlarla hayata tutunur. Şapka Kanunu’nu protesto eden halkın arasında değildir Akif Ağa. Ertesi sabah evinin önündeki çeşmede abdest alırken jandarma gelip hakkında tutuklama emri olduğunu söyler. Askerlere, “İzin verin çizmelerimi giyeyim.” deyip evde bulunan iki eşine “Bu işin sonu kötü. Bir daha gelemem.” diye veda eder. Dönemine göre gayet modern giyinen bu adamın, şapkayla hiçbir alıp veremediği yoktur. Fakat biri ihbar ettiği için yargılanır ve aynı gün darağacına gönderilir. Aile ise konağın penceresinden Akif Ağa’nın idam edilişini izler. Kullebi Akif Ağa’nın iki eşi ve dört çocuğu ortada kalır. Faytonu, kıymetli eşyaları yağmalanır, müzayedede satılır. Yıllar sonra dedesinin evinde oturan ve mesleğini devam ettiren Rasim Kullebi, dedesiyle ilgili şunları söylüyor: “Erzurum’un ileri gelen eşrafından biriydi. Şeyh Sait isyanıyla uzaktan yakından alâkası yoktu. Ayrıca hükümete karşı gelmişliği de hiç olmamış. O dönemde kimsenin böyle ihtişamlı bir konağı da yok, faytonu da... Dönemin valisi Zühtü’de de çekememezlik var. Asacak adam olarak hedef göstermiş dedemi. Zaten o kimi gösterdiyse onlar idam edilmiş. Şapka takmamış olabilir, ama döneminde gayet medeni yaşayan bir insan. El işlemeleriyle evinin dekorasyonunu yaptırmış. İstiklal Mahkemesi’nde haksız yere idam edildi. Ben dedemin iade-i itibarını istiyorum.”

Aynı kabirde iki âlim Erzurum’da İstiklal Mahkemeleri’nin idam ettiği kişiler arasında iki âlim var: Hacı Osman Efendi ve Hacı Galip Efendi. Biri Kadiri biri Nakşi tarikatına mensuptu. Birbirlerini yakından tanıyan ve çok seven bu iki kader arkadaşının vefatı da birlikte olur. Öyle ki idam edildikten sonra aynı kabre konur ve yıllarca ailelerinin bilmediği bu kabirde birlikte yatarlar. Yıllar sonra defnedilme anında oradaki bir askerin torunlarına mezar yerini söylemesiyle bulunan bu iki âlim, birbirine sarılmış haldedir. İki cenaze, aile mezarlığına taşınır ve yine birlikte defnedilir. Hâlâ aynı kabirde bulunan bu iki zatın kabir taşının bir tarafında Hacı Osman Efendi, diğer tarafında Hacı Galip Efendi yazıyor. Bir gün Galip Efendi, Osman Efendi’ye “Dünyada birlikteyiz ama ahirette nice oluruz?” diye sorunca Osman Efendi, “İnşallah ahirette de birlikteyiz.” dediğini Osman Efendi’nin torunlarından öğreniyoruz. Erzurum’da çıkan hadiselerden haberi bile yokken tutuklanıp, İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan Hacı Osman Efen-

Darağacı üç kez kırılır Kahramanmaraş’ta 1925’te 8 kişi dense de 36–39 kişinin asıldığı öne sürülüyor. İdam edilenlerden Maşallah Ali Efendi’nin hikâyesi ve ardında bıraktığı dram göz yaşartıyor. Maraş’taki isyanda halkı kuşatan asker, camiye sığınanları tutuklar ve 63 kişi tutuklanır. Aralarında dilinden eksik etmediği ‘Maşallah’ kelimesiyle bilinen Maşallah Ali Efendi de vardır. Son kez şapka giyip giymeyeceği sorulur. Şahadet getirdikten sonra, “Benim adım Maşallah! Şapka giymem inşallah!” der. Asıldığı darağacı 3 kez kırılır, her defasında tekrar kurulur. Kabrinin yeri ailesine söylenmez. Maşallah Efendi asıldığında 4 yaşında olan oğlu Ahmet Gemci’nin eşi Pakize Hanım’ı (86) hasta yatağında ziyaret ettik. Vefat eden eşinin sürekli babası için ağladığını ve ölene kadar şapka takmadığını söylüyor. Kayınvalidesi, idamdan sonra yataklara düşmüş. Aile çok yoksulluk çekmiş. Pakize Hanım, eşinin yaşadığı travmayı şöyle anlatıyor: “Adnan Menderes’e hayrandı. Asılması yarasını deşti. Günlerce ağladı, kendine gelemedi. Menderes’in asıldığını duyunca yemeğimiz öylece kaldı, günlerce yiyemedik. Dışarılarda gezdi durdu. Çünkü babası da asılmıştı.”

Talebeleri her gün hatim indirdi Maşallah Efendi asıldığında 4 yaşında olan oğlu Ahmet Gemci’nin eşi Pakize Hanım’ı (86) hasta yatağında ziyaret ettik. Vefat eden eşinin sürekli babası için ağladığını ve ölene kadar şapka takmadığını söylüyor. Kayınvalidesi, idamdan sonra yataklara düşmüş. Aile çok yoksulluk çekmiş.

Aynı aile beş soyisimi taşıyor İstiklal Mahkemeleri’nin açtığı yaraların izini taşıyan bir başka yer, Rize’nin Güneysu ilçesi. 1925 Aralık’ta Şapka İnkılabı’na karşı Güneysu’da protestolar yapılır. 80-100 kişinin yürüyüşünde kırma dökme olmaz. Fakat “Rize’de isyan var” gerekçesiyle seyyar İstiklal Mahkemesi buraya gelir. 10 Aralık 1925’te başlayan yargılama dört gün devam eder. 143 kişinin yargılandığı mahkemede 8 idam kararı çıkar, 55 kişi de Sinop ve Adana’daki cezaevlerine gönderilir. Cenazeler deniz kenarına kuma defnedilir ve başına da bekçi dikilir. 34 ay sonra bir Ramazan günü iftar vaktinde sessizce aileler cenazelerini alır, köye defneder. Aradan geçen 88 yıl idam edilenlerin ailesindeki yarayı kapatmaya yetmemiş. Ailelerden bazıları korkudan soyisimlerini değiştirmiş, farklı illere göç etmiş. Dedelerinin mezarını 2000’li yıllara kadar yaptırmaktan çekinen ailelerin devletle ilişkisi de 1990’lı yıllarda başlamış. Sicillerine işlenen mahkeme kayıtları, resmi ortamlarda hep karşılarına çıkmış. İdam edilenlerden köy bekçisi Kadir Koliva’nın torunlarında farklı beş soyismi var: Akan, Yıldız, Koray, Demirci, Kohar... Fakat resmi olmayan yerlerde Koliva soyismini söylüyorlar. Kadir Kalın, Güneysu’da asılanların yedi

di’nin asılmadan önce son isteği iki rekât namaz kılmak olmuş. İdamının ardından ailesinin çilesi de başlamış. Oğlu Nurettin Gaciroğlu, Kurşunlu Medreseleri’nde iftiraya uğrayarak hapislerde yatmış, işkencelere maruz kalıp tırnakları çekilmiş. Ailenin medrese vakıflarındaki hisselerine el konulmuş, bütün aile yoksulluğun kucağına düşmüş. Yıllar sonra Osman Efendi’nin torunları da onun yolundan gitmiş. Kurdukları Gaciroğlu Vakfı’nda Kur’an-ı Kerim öğretiliyor, öğrencilere burs, ihtiyaç sahiplerine yiyecek ve yakacak temin ediliyor. Torunlarından Kemal Gaciroğlu, “Şapka hadisesi değil olay, tarikatla ilgili.” diyor ve ekliyor: “Ahirette bu haksızlığı yapanlarla muhakkak karşılaşacağız. Ailemizin gelirlerine el koymuşlar. Medreseler ellerinden alınmış. O dönemden sonra çocukları ve torunları bir toplulukta otururken siyasi bir konu konuşulduğunda hemen orayı terk etmiş. Çünkü yeniden bir iftiraya maruz kalmaktan, aynı olayları yaşamaktan çok korkmuşlar.”

ladığını ifade ediyor. Atasoy, “Babaannem günlerce hapishaneye yemek taşımış. Bir duymuş ki dedem 8 kişiyle birlikte idam edilmiş. Babam korkudan soyismimizi değiştirmiş. Keşke değiştirmeseymiş. Dedemin hatırası diye yıllarca kimse muhtar adayı olmadı. Dedemin ardından babam 20 yıl muhtarlık yaptı.” diyor. Dedesinin yargılanmadan önceki gece gördüğü rüyayı ise şöyle aktarıyor: “Rüyasında üstü kapalı bir su arkından su içerken başına göçtüğünü görmüş. Ertesi gün Rize’ye yürüyüş başlayınca rüyası aklına gelmiş, ‘Bu bir isyan sayılacak, başımız derde girecek.’ demiş. Sadece 3 hâkim gelmiş. Bunlar kimin suçlu, kimin suçsuz olduğunu nasıl anlar? Babam listelerin önceden hazırlandığını söylerdi.” Sözlerini şöyle bitiriyor Atasoy: “Milletini, bayrağını, dinini korumak için savaşan bu insanlar ne cam kırmış ne birini öldürmüş. Şapka giymedi diye idam edilmiş.”

büyük ailenin önde gelenleri olduğunu söylüyor. Dedesinin Balkan Savaşı’ndan Güneysu’ya geri dönen tek insan olduğunu belirtiyor. “Bu insanlar ülke ve din elden gitmesin diye kendi imkânlarıyla Kurtuluş Savaşı’nda mücadele ettiler. Fakat gelmişler, uğruna savaştığı değerlei ellerinden almak istemişler. Şapka giymediği için arananlar aylarca eşkıya gibi dağlarda saklanmış. Doğal olarak dedelerimiz de tepki göstermiş.” diyor. Birkaç avukatla Koliva soyismini almak için görüşmüş Kadir Bey. Fakat davayı almak istememişler. “Benim oğ-

lum hukuk okumak istiyor. İlk işi soyismimizi geri almak olacak.” diyor. Ailenin Demokrat Parti sonrası devletle ilişkilerinin arttığını ifade ediyor ve 1990’lı yıllara kadar devlet dairelerinde çalışmadıklarını dile getiriyor. Amcalarından birisinin ise “Babamı şapka yüzünden astınız. O madde hâlâ duruyor ama niye uygulanmıyor.” diye parlementoyu dava etmek istediğini söylüyor. İdam edilenlerden köy muhtarı Yakup Peçe’nin torunu Yakup Atasoy ise 1984’te vefat eden babasının ölene kadar dedesi için ağ-

Rize’de idam edilenlerden Hafız Şaban Güneli köyünün imamıdır. Asıldığında daha 25 yaşındadır. Caminin bir odasında Kur’anı Kerim eğitimi veren imamın talebelerine, “Kur’an’ı öyle okuyacak, öyle ezberleyeceksiniz ki hiçbir harekesinde hata olmayacak. Yeryüzünden silseler siz yeniden yazabileceksiniz.” dediğini torunlarından öğreniyoruz. Talebeleriyse hocaları öldükten sonra ‘Hocamızın vasiyetidir’ diye ölene kadar Kur’an’ı her gün hatmetmiş. Hatta köyde hatimlerini bitirebilmek için kimi zaman verilen selamı, ayeti bitirdikten sonra alıyorlarmış. Şimdi aynı camide torunu Faik Kalın imamlık yapıyor. O da dedesi gibi hafız. İdam edilenlerden 4 kişinin kabri de bu caminin avlusunda. Her yıl asıldıkları 14 Aralık 13.30’da torunları tarafından mevlit okutuluyor. “Elbiseleriyle gömüldüler. Oğlu da gözünün önünde asıldı. Mesele şapka meselesi değildi ki... Gelecek nesiller adına inanç meselesiydi. Bunun için korktular ve şapka giymek istemediler. Başlarındaki sarık, imanî değerlerini temsil ediyordu. Bunu muhafaza etmek istediler. Dedem hafızdı, biz de çocuklarımızı hafız olarak yetiştiriyoruz.” diyor Faik Bey. Hafız Şaban’ın bir diğer torunu Mehmet Demirci ise şöyle konuşuyor: “Dedelerimizin sicilinde ‘isyancı’ ifadesi yer aldığı için askeri lise ya da savcılıkta yer alamadık. Hep tedirginlik yaşadık. Bu millete kurtuluş savaşlarında hizmet eden dedelerimiz, isyancı ilan edilmiş. Gazi olan, cepheye gidip gelmeyen kardeşleri var. Fakat vatanına hizmet eden bu insanları idam etmişler.”


18 GÜNDEM Karargâh’ta öğleye kadar irtica üzerine çalışırdık

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

28 Şubat soruşturması kapsamında ifade veren emekli Korgeneral Doğan Temel, soruları, ‘hatırlamıyorum’ diye geçiştirdi. Oysa 2007 yılında yazdığı “Torunum Sana Hangi Birini Anlatsam” isimli kitabında soruların çoğunu zaten cevaplamıştı.

ERKAN ACAR Balyoz darbe planı davası hükümlüsü

1emekli Korgeneral Doğan Temel, 28

Şubat süreci soruşturmasında geçen hafta ifade verdi. Temel, savcının Batı Çalışma Grubu (BÇG) ile ilgili sorularını genellikle ‘hatırlamıyorum’ diye cevapladı. Ancak, emekli Korgeneral, Batı Çalışma Grubu’nda yaptıkları illegal çalışmaları, 2007 yılında yazdığı “Torunum Sana Hangi Birini Anlatsam” isimli kitabında tek tek anlatıyordu. Temel, 2003 Ağustos Yüksek Askerî Şûra toplantısında dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan’la birlikte emekliye ayrıldı. Balyoz darbe planı davasında 69 no’lu sanık olarak, 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Geçen hafta içinde Balyoz davasının hükümlü sanığı emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık ile birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü 28 Şubat soruşturması kapsamında da ifade verdi. Sarıışık tutuklandı, Temel için ise Genelkurmay ve Emniyet’ten belge istendi. Savcılık makamı iki emekli askerin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir başkanlığında Genelkurmay Karargâhı’nda yapılan ve BÇG’nin kurulmasına da karar verilen 7 Nisan 1997’deki ‘gizli’ toplantıya katıldıkları gerekçesiyle ifadeye çağrıldığını belirtti. Emekli askerlerden özetle şu soruların cevaplarını vermeleri istendi: “Karargâhta yapılan o toplantıya katıldınız mı? Bu toplantıda alınan kararlar doğrultusunda hükümete karşı psikolojik harekât yürütüldü mü? Sivil toplum, medya ve yargıya verilen brifinglerde bulundunuz mu? Sincan’da tankların yürütülmesi hükümete gözdağı vermek için miydi?” Korgeneral Doğan Temel’in toplantı tarihinde yurtdışında görevli olduğunu belirttiği kaydedildi. Bunun üzerine savcılık, Genelkurmay Başkanlığı’ndan Temel’in o dönem yurtdışında görevli olup olmadığı, Emniyet’ten de Temel’in o dönem yurtdışına giriş çıkış yapıp yapmadığı konularında bilgi istedi. Emekli Korgeneral Doğan Temel her ne kadar savcılıkta Batı Çalışma Grubu ile bir irtibatının olmadığını göstermek istese de 2007 yılında kaleme aldığı “Torunum Sana Hangi Birini Anlatsam” isimli hatıraları kendisini yalanlıyor. Bu kitapta emekli Korgeneral Temel Batı Çalışma Grubu’nun varlığını kabul ediyor ve yaptıkları çalışmaları şöyle deşifre ediyor: “Komuta Kademesinin gerek ikili görüşmelerde gerek MGK toplantılarında ortaya koydukları tehlikenin boyutları; Yüce Divan’a gönderilme korkusu, siyasi çıkarlar, adamsendecilik ve vurdumduymazlık nedenleriyle siyasilerce hafife alınıyor, özellikle irticai tehlike ve irticai kadrolaşma pervasızca ciddi boyutlara ulaşıyordu. Kamuoyuna ‘BATI ÇALIŞMA GRUBU’ olarak yansıyan oluşum işte bu şartlar altında ortaya çıktı. Her Kuvvetten temsilcilerin bulunduğu yaklaşık 10 general ve amiral Genelkurmay Karargâhı’nda her gün toplanarak sabahtan öğleye kadar, irticai tehlike üzerinde çalışmaya, icraatları yakinen takip etmeye ve alınabilecek önlemler konusunda fikir üretmeye başladık. Benim görevim genel değerlendirme çalışmalarının yanında irticai kadrolaşmayı ortaya çıkarmaktı.” Emekli Korgeneral Temel, BÇG olarak yaptıkları çalışmaların sonuçlarını komuta katına arz ettikten sonra basınla da paylaştıklarını şu cümlelerle anlatıyor:

“Her gün öğleye kadar gayretlerimizi bu yıkıcı iç tehdide yöneltiyor, titiz çalışmaların sonuçları Komuta Katı’na arz ediliyor ve uygun görülenler brifinglere dönüştürülerek ilgili makamlara, basına, sivil toplum örgütlerine Genelkurmay Karargâhı’nda takdim ediliyordu. Öğleden sonra ise kendi Başkanlıklarımızdaki görevlerimize dönüyorduk.”

Hasan Celal Güzel, Doğan Temel’in 28 Şubat sürecindeki cuntanın içinde de yer aldığını iddia etmiş ve bunu kamuoyu ile de paylaşmıştı. Anlaşılan Temel ve 28 Şubat cuntası bundan son derece rahatsız olmuş. Temel kitabında, Hasan Celal Güzel’in iddialarının medyada yer almasından sonra o dönemdeki cuntanın önemli ismi Kara Kuvvetleri Kurmay

Başkanı Orgeneral Doğu Aktulga’nın kendisi ile konuştuğunu anlatıyor. Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’ndaki bir Yüksek Askerî Şûra toplantısından çıkışında Orgeneral Aktulga, Temel’e “Cuntacıları gördün mü?” diye soruyor. Olayın devamı kitapta şöyle aktarılıyor: “Anlamadım, elindeki Akşam gazetesinin fotokopisini uzattı ve ‘Benimle berabermişsin’ dedi. Kısaca göz attıktan sonra; bu saçmalığa gülmeye başladım. Daha sonra söyledikleri ağır ithamları okuyunca kendisini mahkemeye vermeye ve tazminat davası açıp bunları Mehmetçik Vakfı’na bağışlamaya karar verdik. Birkaç gün sonra hukukçular, bu muhteremin tüm malvarlığını karısının üzerine devrettiği ve beş parasız gözüktüğünü söyleyince vazgeçtik. Ayrıca böyle bir insanı muhatap almanın da uygun olmayacağını değerlendirdik.” 28 Şubat sürecinin en şüpheli olaylarından biri, Doğan Temel Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görev yaptığı sırada yaşandı. Ada’da konuşlu 39. Piyade Tümeni Harekât Başkanı Piyade Albay Vural Berkay, 1997 yılının Kasım ayında Kıbrıs’ta düzenlenen “Toros” tatbikatında seken bir kurşunun isabetiyle şehit oldu. 39. Piyade Tümen Komutanı o sırada Tümgeneral Doğan Temel’di. Eski MİT Kontr Terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür, Albay Vural Berkay’ın tatbikatta ölümü ile ilgili şu ilginç iddiada bulundu: “O dönemde Berkay, Kıvrıkoğlu’nun arkasında oturuyordu. Sonra birden çadırda otururken sesler geliyor, telaş oluyor. Bayıldı falan diyorlar. Bir kargaşa oluyor ve neticede M16’dan atılan bir mermiyle şehit oluyor. O dönem özel harpçilerin silahına baktılar ama bir netice alınamadı. Eğer o kurşun Kıvrıkoğlu’na gelseydi genelkurmay başkanı sırası değişecekti. Herhâlde Çevik Paşa’nın işine yarayabilirdi. Amerika’da bir bayan vardı, bana demişti ki: Çevik Bir muhakkak genelkurmay başkanı olacaktı. Belki de ondan böyle bir intiba edindim.” Daha sonra Vural Berkay’ı vuran kişilerin Malatya’da düşen CASA uçağındaki ekip olduğu ve aynı ekibin Gaffar Okkan suikastını da yaptıkları ve o yüzden o ekibin bir şekilde yok edildiği söylendi. CASA uçağının düşmesinin normal bir düşme olmadığı söylendi.


Şampuan sadece saçları temizlemez!

CANLI SAAT: ÜRÜÜÜ ÜRÜÜÜ

Aile fıkhına dair herşey Hamilelikte ne yemeli?

Hayırlı işe

vesile olurken Cenab-ı Hak, “İçinizdeki bekârları evlendirin.” buyuruyor. Ancak huzurlu bir yuvaya vesile olmak için ‘kıldan ince, kılıçtan keskin’ bir hassasiyetle hareket etmek gerekiyor.


6 - 12 MART 2013

Şampuan sadece saçları temizlemez! Şampuan sözcüğü ilk olarak 18. yüzyılda kullanılmış. Hint dilinde ‘masaj yapma’ manasına gelen ‘champna’ kelimesinden türemiş bir isim. Takılan fermuarları neredeyse koparıncaya kadar çekiştirmenize hiç gerek yok. Bir parça pamuğun üzerine az şampuan damlatın sonra da pamuğu birkaç kere fermuarın üzerine bastırın. Böylelikle tekrar eski kayganlığını kazanacak. Fermuarın dişleri arasına saklanan bazı kirler de giysinizi yıkadığınızda çıkar, endişelenmeyin.

NEŞE KUTLUTAŞ Endonezya’da o zamanlarda pirinç ta-

1neleri ve pirinç kabuğu yakılıyor, külleri

de suya karıştırılarak saçı temizlemek için kullanılıyordu. Pirincin içindeki etken maddeler nedeniyle saçlar çok kuruduğu için yıkandıktan sonra Hindistan cevizi yağı sürülerek saç nemli ve parlak hale getiriliyordu. Şampuanın tarihi hakkında bu kısa bilgiden sonra, neredeyse 300 yıldır hayatımızda önemli bir yeri olan şampuanı evlerimizde pratik bir yardımcı olarak nasıl kullanacağımıza bakalım.

Ayaklarınız yumuşacık olsun Zamanla sertleşen ayak tabanlarınız için en iyi çözümlerden biri de ayaklarınızın her tarafına şampuan sürüp üzerine de ince pamuklu bir çorap giymek. Sabah çorapları çıkardığınızda, yıkayıp üzerine de vazelin sürdüğünüzde ayaklarınızın yumuşacık olduğunu göreceksiniz.

Çeken kazaklarınız için üzülmeyin Kazağınızı yıkadınız, makineden çıkardınız ve sürpriz; kazak çekmiş. Üzülmeyin, bebe şampuanı bu durumdan sizi kurtarabilir. Derin bir leğenin içine bolca ılık su koyun ve üzerine biraz bebe şampuanı dökerek iyice köpürtün. Sonra kazağınızı suyun üzerine bırakın ve kendiliğinden suyun içine dalmasını sağlayın. Bu şekilde on beş dakika ılık şampuanlı suda kaldıktan sonra, leğenden çıkarın ancak kesinlikle sıkmayın. Kazağınız bir kenarda dururken leğenin içindeki şampuanlı suyu boşaltın, leğeni çalkalayıp temiz suyla doldurun. Kazağı ilk başta yaptığınız gibi suyun üzerine bırakın. Bir müddet temiz suda beklettikten sonra çıkarın ve düz bir zemine koyduğunuz havlunun üzerine sıkmadan serin. Kazağınız kuruyuncaya kadar arada bir, eski formunu alacak şekilde hırpalamadan çekiştirin. Sabır isteyen bu işlemden sonra kazağınız eski haline dönünce, gösterdiğiniz sabra değdiğini görerek mutlu olacaksınız.

Hassas giysileriniz yıpranmasın Birkaç damla şampuanı ılık suya döküp çalkaladığınızda bol köpük çıkarır. Bu suyun içinde narin çamaşırlarınızı fazla hırpalamadan yıkayabilirsiniz. Duruladıktan sonra kurutma işini de büyükçe bir havlunun üzerinde yaparsanız hiçbir problem çıkmaz.

Çelik evye ve musluklar tertemiz Acil durumlarda ya da temizlik maddeleriniz tükendiğinde banyonuzun küvetini, evye ve muslukları temizlemek için şampuan kullanabilirsiniz. Şampuan, kir olarak gözüken sabun kalıntılarını derhal çıkarır ve pırıl pırıl yapar.

Taraklar da kirlenir Tarak ve fırçalar, kullanılmaya başlandıktan bir süre sonra saç ve cilt yağıyla kirlenir. Temizlemek için önce üzerindeki saçları alın. Sonra şampuanlı suyun içinde yarım saat bekletin. Sudan çıkardıktan sonra da elma sirkesi koyduğunuz başka bir kapta yarım saat daha bekletin. Son olarak o sudan da çıkarıp güzelce silkeleyin ve durulayıp kurumasını bekleyin. Ya da saç kurutma makinesiyle kurutun. Artık tarak ve fırçalarınız tertemiz.

Kapı menteşelerini yağlamayın Gıcırdayan kapı menteşeleri hem sizi hem de komşularınızı rahatsız eder. Sıvı yağ ya da makine yağı yerine menteşelere iki damla şampuan ya da sıvı deterjan damlatırsanız sorunu hemen çözersiniz. Böylelikle yağ damlattığınızda menteşe ve kapılarınızın kir tutmasını da önlemiş olursunuz.

Fermuarlar artık takılmayacak

Başarımı baba ilgisine borçluyum ZEYNEP KAÇMAZ Çocuğum dünyaya geldiğinde, yetişmem gereken uçaklar ve ödenecek faturalarla meşguldüm. Ben uzaklardayken yürümeyi de konuşmayı da öğrendi oğlum. Biraz büyüdüğünde, “Senin gibi olmak istiyorum baba.” demeye başladı. İşyerine telefon açıp, “Baba, eve ne zaman geleceksin?” diye sorardı ikide bir. “Ne zaman geleceğimi bilmiyorum oğlum. Ama geldiğimde birlikte güzel bir vakit geçireceğimizden emin olabilirsin.” derdim hep. Yıllar öylece geçip gitti. Oğlum on yaşına geldi. Ona güzel bir top aldım. “Top için teşekkürler baba! Haydi oynayalım.” dedi. “Bu hafta sonu tamamlamam gereken işler var. Bugün olmaz, haftaya, tamam mı?” cevabını verdim. “Tamam” dedi, fakat yüzündeki gülümseme eksilmedi: “Baba, büyüyünce ben de senin gibi olmak istiyorum.” Oğlum üniversiteden mezun oldu. Bu durumda birçok baba gibi, benim de söylemem gerekenler vardı. “Seninle gurur duyuyorum oğlum. Gel şöyle biraz oturalım, sana diyeceklerim var.” Başını salladı ve gülümseyerek, “Arkadaşlara sözüm var baba. Sen arabanın anahtarlarını verebilir misin bana? Sonra görüşürüz oldu mu?” karşılığını verdi. Seneler aktı. Emekli oldum. Artık vaktim vardı. Oğlum ise başka

bir şehirde iyi bir iş bulmuştu, orada yaşıyordu. Bir gün ona telefon ettim. “Eğer sence de uygunsa, hafta sonu buraya gel de hasret giderelim.” dedim. “Sevinirim baba. Bir bakayım, müsait bir vakit bulabilirsem gelirim. Ama şu sıralar işlerim çok yoğun. Fakat seninle görüşmeyi ben de çok istiyorum.” dedi. “Peki, ne zaman gelirsin oğlum?” diye sordum. “Ne zaman olur bilmiyorum, baba. Şimdi bir iş görüşmem var, ona yetişmem gerek. Sonra ararım seni. Geldiğimde birlikte güzel vakit geçireceğimizden emin olabilirsin.” dedi. Telefonu kapattığımda oğlumun çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini anladım. Örnek aldığı babasına benzediğini? Büyüyünce tıpkı babası gibi olduğunu? Paylaştığımız bu hikâyeyi, çocuk gelişim sitelerinde kısa bir araştırma yaptığınızda, birinci kaynak olarak görebilirsiniz. Bu sadece bir öykü olsa da benzer yaşantılar çevremizde yeterince mevcut. Erkekler, çocukları ile çok az iletişim kuruyor. Onlarla ilgili olarak sadece ileriye yönelik kararların alınmasında sorumluluk taşıyorlar. Genellikle evin geçimini sağlayarak babalık vazifesini yerine getiriyorlar. Oysaki babaların, özellikle ilk 12 ayında bebeklerine gösterdikleri ilgi ve sevgi, çocuğun ileri yaşlardaki davranışları, zekâsı ve başarılarını doğrudan etkiliyor. Kadın, çocukla güzel. Doğurduğu, ye-

tiştirip meyvesini gördüğü zaman mutlu. Çünkü her kadının ruhunda ve yapısında doğuştan verilen bir annelik duygusu var. Bu duygu hamilelik sürecinde besleniyor, emzirme ile de zirveye ulaşıyor. Erkekler ise babalık hissini bebeğiyle ilk defa karşı karşıya geldiğinde duyuyor. Çocukla yakından ilgilenmek erkeğin babalık hissini daha da pekiştiriyor. Bu ilgi sadece erkekte olumlu sonuçlara yol açmıyor. Bebeğin ileriki yaşlarda sergileyeceği davranışlarını da etkiliyor. Geçtiğimiz aylarda sonuçları Journal of Child Psychology and Psychiatry Dergisi’nde yayımlanan araştırmaya göre babalar, bebeklerine ilk bir yılda sevgi ve ilgi gösterirse bu çocuklarda ileride daha nadiren davranış bozukluğu görülüyor. Baba ilgisinin olumlu etkisi, erkek çocuklarında daha da fazla oluyor. İngiliz bilim adamları, 192 aile üzerinde bababebek ilişkisini analiz eder. Araştırmada bebekler bir yaşına geldiğinde, davranış gelişimleri ve durumu değerlendirilir. Sonuç olarak bebeklerine yoğun ilgi gösteren babaların çocuklarında daha az davranış sorunu görülürken, daha çok kendisiyle meşgul olan babaların evlatlarında ise davranış sorunlarının arttığı belirlenir. İlgisiz babaların, çocuklarının davranış bozukluğundan sorumlu olduklarına dair elimizde net bir veri bulunmasa da baba tarafından gösterilen ilgi, çocuğun davranış-

larını olumlu etkiliyor. Özellikle bebeklik döneminde baba ilgisi gören çocuklar, okul yaşlarında da zekâ seviyesi, espri anlayışı, dikkat süresi ve öğrenme hevesi bakımından avantajlı oluyor. Aynı zamanda ergenlik döneminde çocuğun kendi değerlerine daha kolay sahip çıkmasını sağlıyor ve arkadaş baskısına direnme gücünü artırıyor. Gelişim Uzmanı Psikolog Sinem Olcay Kademoğlu’na göre babanın bebeğiyle vakit geçirmesi, çocuğun ufkunu genişletiyor. Çünkü babanın ilgili olduğu ailelerde çocuğun hayatında özdeşleşecek tek bir kişi yerine iki önemli yetişkin bulunuyor.

BABALIK NE ZAMAN HİSSEDİLİR? Çocuklar için 0–1 yaş arası psikolojik ve fizyolojik açıdan hızlı bir gelişim dönemi. Psikolog Havva Gül Dikici’ye göre bu süreçte bebekler, yetişkinlerin ağız hareketleri, jest ve mimiklerini karmaşık da olsa taklit ediyor. Kendisiyle ilgilenen kişiyle bağ kuruyor. Özellikle 2 haftalık olduklarında babasının sesini öğreniyor ve bunu diğer erkek seslerinden ayırt edebiliyor. Dört haftalık olduğunda ise anne, baba ve yabancılara karşı öngörülebilir davranış farklılıkları gösteriyor. Bir bebeğin kiminle olduğunu görmeden, davranışlarını gözlemleyerek annesiyle mi, babasıyla mı yoksa bir yabancıyla mı iletişim kurduğu anlaşılabiliyor.


6 - 12 MART 2013

CANLI SAAT: ÜRÜÜÜ ÜRÜÜÜ “Horozumu kaçırdılar, damdan dama uçurdular. Suyuna da pilav pişirdiler. Bili gâh bili gâh bili bili gâh gâh.” türküsünde adı geçen horoz benim paşa dedem olur! Kendisi bir pilava kurban gitti. Bizler de o gün bugündür pilav sevmeyiz! Bildiğiniz üzere erken yatar erken kalkarız. Canlı bir saat gibi seher vakti öter, sizleri uyandırırız. İnsanlar artık cep telefonuyla uyanıyormuş! O mekanik ses, bizim ahenkli sesimizin onda biri olamaz, hıh! Mesela Denizlili kardeşlerim sesiyle meşhur olmuştur. Çünkü onlar 15-20 saniye aralıksız ötebiliyor. Çok cömertiz. Dikkat ederseniz yem attığınızda kendimiz yemez, etrafımızdaki tavuklara yediririz. “Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.”, “Her horoz kendi çöplüğünde öter.” şeklinde deyimler kullanıyorsunuz ama çöplük falan nedir Allah aşkına! Gayet temiz kümeslerimiz var. Sahibimiz temizlik yapmıyorsa biz ne yapalım? Biz çöplüklerin değil, kümeslerin kralıyız.

Emanete gözüm gibi bakarım

İkindi Akşam Yatsı

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 40 4 38 4 36 4 34 4 33 4 31 4 30

15 15 15 16 15 17 15 19 15 20 15 22 15 23

ODENSE

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

STOCKHOLM

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 50 4 47 4 45 4 44 4 42 4 41 4 39

15 24 15 25 15 27 15 28 15 30 15 31 15 32

19 29 19 31 19 33 19 36 19 38 19 40 19 42

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 13 4 11 4 09 4 07 4 05 4 03 4 01

14 44 14 46 14 47 14 49 14 51 14 52 14 54

AARHUS

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

DRAMMEN

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 49 4 46 4 45 4 43 4 41 4 40 4 38

15 23 15 25 15 26 15 27 15 29 15 30 15 32

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 43 4 41 4 39 4 37 4 35 4 33 4 31

15 14 15 16 15 18 15 19 15 21 15 23 15 24

6 52 6 50 6 47 6 44 6 42 6 39 6 37

6 54 6 51 6 49 6 46 6 43 6 41 6 38

12 28 12 28 12 28 12 27 12 27 12 27 12 27

12 37 12 37 12 36 12 36 12 36 12 36 12 35

12 38 12 37 12 37 12 37 12 37 12 36 12 36

18 00 18 02 18 04 18 07 18 09 18 11 18 13

18 09 18 11 18 13 18 16 18 18 18 20 18 22

18 09 18 11 18 14 18 16 18 18 18 20 18 22

19 20 19 22 19 24 19 27 19 29 19 31 19 33

19 29 19 31 19 34 19 36 19 38 19 40 19 42

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

OSLO

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 41 4 39 4 38 4 36 4 34 4 32 4 31

15 12 15 14 15 15 15 17 15 18 15 20 15 21

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 40 4 38 4 36 4 34 4 32 4 30 4 28

15 11 15 13 15 15 15 17 15 18 15 20 15 22

HELSİNKİ

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 45 4 43 4 41 4 39 4 37 4 35 4 33

15 14 15 16 15 17 15 19 15 21 15 23 15 24

TAMPERE

İmsak Gün. Öğl.

İkindi Akşam Yatsı

06.03.2013 07.03.2013 08.03.2013 09.03.2013 10.03.2013 11.03.2013 12.03.2013

4 45 4 43 4 41 4 39 4 37 4 34 4 32

15 15 15 17 15 19 15 20 15 22 15 24 15 26

6 48 6 46 6 43 6 40 6 37 6 35 6 32

6 26 6 23 6 20 6 18 6 15 6 12 6 09

6 58 6 55 6 52 6 49 6 46 6 43 6 40

Bulunduğunuz şehrin namaz vakitleri için: http://www.zaman.com.tr/namaz.do

12 30 12 30 12 30 12 30 12 29 12 29 12 29

12 06 12 06 12 06 12 05 12 05 12 05 12 05

12 38 12 37 12 37 12 37 12 37 12 36 12 36

18 00 18 02 18 05 18 07 18 09 18 11 18 14

17 34 17 36 17 39 17 41 17 44 17 46 17 48

18 05 18 07 18 10 18 12 18 15 18 17 18 19

19 20 19 22 19 25 19 27 19 29 19 31 19 34

18 54 18 56 18 59 19 01 19 04 19 06 19 08

19 25 19 27 19 30 19 32 19 35 19 37 19 39

FİNLANDİYA

6 44 6 41 6 39 6 36 6 33 6 31 6 28

GÖTEBURG

6 56 6 53 6 50 6 47 6 44 6 41 6 38

7 00 6 57 6 54 6 51 6 48 6 45 6 42

7 06 7 03 7 00 6 57 6 54 6 51 6 47

12 35 12 35 12 35 12 35 12 34 12 34 12 34

12 39 12 38 12 38 12 38 12 38 12 37 12 37

12 43 12 43 12 43 12 43 12 42 12 42 12 42

18 02 18 05 18 07 18 10 18 12 18 15 18 17

18 05 18 08 18 10 18 13 18 15 18 18 18 20

18 08 18 11 18 13 18 16 18 19 18 21 18 24

19 22 19 25 19 27 19 30 19 32 19 35 19 37

19 25 19 28 19 30 19 33 19 35 19 38 19 40

19 28 19 31 19 33 19 36 19 39 19 41 19 44

NAMAZ VAKİTLERİ

İmsak Gün. Öğl.

İSVEÇ

KOPENHAG

NORVEÇ

DANİMARKA

evgili arkadaşlar, bir arkadaşıma silgimi kullansın diye vermiştim. İki gün sonra “Kaybettim.” dediğinde çok üzüldüm. Üstelik ne bir özür diledi ne de kalbimi kazanmak için çabaladı. Hâlbuki o silgiyi ona emanet etmiştim. Bu olaydan şöyle bir ders çıkardım: Asla başkasına ait bir eşyayı kaybetmemeliyim. Çünkü böyle bir durumda benim kalbim kırıldığına göre arkadaşlarım da üzülebilir. Bu arada arkadaşım bana daha sonra sürpriz yapıp yeni bir silgi aldı ve özür diledi. Ben de onun nasıl pişman olduğunu fark ettim. Sonra bir güzel kucaklaştık. Ertesi gün benden kalemimi isteyince gönül rahatlığıyla verdim. Artık kaybetmeyeceğini biliyorum.


6 - 12 MART 2013

Aile fıkhına dair her şey Dinimizin kadın ve aileye dair hükümleri belli olsa da günümüzde ortaya çıkan yeni meselelerle ilgili bilgiler klasik eserlerde bulunamayabiliyor. Rasim Haner, Yüksel Çayıroğlu, Aykut Avcı’nın hazırladığı ‘Kadın ve Aile İlmihali’ merak edilen hemen her konuya değiniyor. FATMA TURAN Değişen hayat şartları, modern dünyanın dayatmaları, hayatını dininin emirlerine göre yaşamak isteyenleri ikilemde bırakıyor kimi zaman. Özellikle de kadınları... Karşılaştığı meselelerin hükümlerini klasik eserlerde bulamıyor, çevresinde güvenip sorabileceği kişilere rastlayamıyorlar. Bir kadının dinî anlamda aklına geleceği, ikileme düşeceği hemen hemen tüm konulara Rasim Haner, Yüksel Çayıroğlu, Aykut Avcı “Kadın ve Aile İlmihali’nde” yer verdi. Işık Yayınları’ndan çıkan eser, günümüzdeki tartışmaların gölgesinde kalmadan ve tesirine kapılmadan İslam’ın ortaya koyduğu yolu yansıtmaya çalışmış. Kitabın hazırlanışında klasik ilmihal üslubu takip edilmeyip kadın ve aileyle ilgili konular genel bölümlere ayrılmış. Her bölümle ilgili mevzular teferruatlı bir şekilde işlenmiş. Meselelerin sadece fıkhî hükümlerine değil, mümkün olduğunca hikmetlerine de değinilmiş. Kitapta ele alınan bazı konular şöyle: Kadının çalışması, mahrem akrabalar arasında dikkat edilmesi gerekenler, kadın-erkek münasebetleri, tesettür ve sınırları, nikâh ve evlilik, kadın ve sosyal hayat, hamilelikte dinî açıdan dikkat edilmesi gerekenler... Kadının abdest alacağı uygun bir yer yoksa teyemmüm alabilir mi? Bir kadın, tüm şartları sonuna kadar zorlamasına rağmen abdest alacağı uygun bir ortam yoksa veya abdest alması durumunda bazı yerleri açılacak ve namahrem kişiler de bunu görecekse zarurete binaen teyemmüm alır. Zira su, bu durumdaki bir kadın için hükmen yok sayılır. Pantolonla namaz kılınır mı? Kadınların giydiği elbiseler erkeklerin giydiği elbiselere benzememeli. Pantolon vücut hatlarını gösterecek kadar dar olmadığında giyilebilirse de, ne kadar geniş olsa da kadınlar için istenilen tesettürü sağlamayacağından mekruhtur ve bu sebeple tercih edilmemelidir.

1

2006 Amerikan yapımı animasyom

1filmi ‘Madagaskar’da kahramanımız

aslan Alex, arkadaşları tarafından bir helikopterle insanların elinden kurtarılacaktır. Helikopterden birbirinin elinden tutarak sarkan maymunlar, Alex’in “Yukarı çekin.” cümlesini kulaktan kulağa pilot koltuğundaki penguene aktarırlar. Yalnız birçok maymunun kulak ve ağzından geçen cümle, 180 derece değişerek “Yukarı çekmeyin.” haline gelir. İzleyenleri hayli tebessüm ettiren bu sahne, sadece filmlerde yaşanmıyor. Hayatımızın içinde hatta çocukluğumuzun eğlenceli zamanları arasında bile yer alıyor. “Kulaktan kulağa” oyunuyla arkadaşımızın kulağına sessizce söylediğimiz ifade, sıranın sonundaki kişinin ağzından bambaşka bir hale bürünerek çıkardı hatırlarsınız. Sonra geriye doğru cümleyi herkese sesli söyletirdik ki yanlış anlayıp aktaranı tespit edebile-

Pantolon giymek zorunda kalanların, üstüne en azından dizlerine kadar uzanacak dış kıyafet giymeleri uygun olur. Böyle bir davranış, dinimizin ortaya koyduğu tesettür anlayışına daha uygun. Namaz kılacak kadın, pantolonun üzerine giymek için etek veya dizlere kadar uzanan elbise bulamazsa, namazı kazaya bırakmak yerine pantolonla da olsa namazını kılmalı. Kadının cemaatle namaz kılmasının hükmü Hanefî mezhebine göre erkeklerin cemaatle namaz kılmaları sünnet-i müekkede iken kadınlar için değildir. Günümüzde kadın zaten dışarıda. Sokak, çarşı ve pazarlar kadınların gezdiği mekânlar. Durum böyle olunca evinde oturan kadına, ‘Camiye git!’ denilmesi uygun olmasa da bir şekilde dışarıda olan kadınların camiye uğrayarak ibadet ü taatle arınmaları, vaaz u nasihatle maneviyatlarını ar-

tırmaları güzel bir davranış. Ancak camiye giden kadın, giriş çıkışlarda ve cami içinde erkeklerle ihtilattan kaçınmalı. Evli kadın, babasının evinde seferi olur mu? Evli olmayan bir kadın için normal şartlardaki seferilik hükümleri uygulanır. Yani bulunduğu şehirden 90 kilometre uzağa gitmiş ve 15 günden az kalacaksa seferî olur. Dört rekatlık farz namazları iki rekat kılar. Bu, Allah’ın bir ikramı. Evli bir kadın ise kocasıyla beraber yaptığı yolculuklarda eşine tabidir. Kendi anne babasının evine gittiğinde sefer mesafesindeyse ve 15 günden az kalacaksa seferi sayılır çünkü artık onun asli vatanı, kocasıyla beraber yerleşip yaşadığı yerdir. Çalışan kadının kazancından zekât vermesi gerekir mi? Çalışan bir kadının zekât nisabına ulaşmış kendisine ait bir malı varsa ve bu malın üzerinden bir sene geçmişse, kırkta bir oranında zekâtını vermesi gerekir. Fakat ailede esas olan müşterek hareket etmektir. Kadın çalışıp kazanıyorsa, burada dinin ruhuna en uygun olan davranış, kazancını kocasıyla paylaşması ve istişareli harcamasıdır. Ailenin saadeti ve devamı için bu önemli bir husustur. Kocası veya bir mahremiyle haccetme imkânı bulunmayan kadın ne yapmalı? Haccın diğer şartlarını taşıyan bir kadın eğer bekârsa ve evlenmekten ümidini kestiyse veya evli olduğu halde kocası onunla hacca gitmiyorsa/gidemiyorsa ve yanında bir mahremini götürme ihtimali de kalmadıysa, hac için kendi yerine vekâleten bir başkasını gönderebilir. Bu da mümkün olmadıysa kendi yerine bir başkasının hacca gönderilmesini vasiyet eder. Ancak Şafii mezhebine göre sadece farz hac için kadının, güvenli bir kadın topluluğuyla hac ibadetini yapması caiz görülmüştür. Yatarak Kur’an dinlenir mi? Cenab-ı Hak, bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Onlar ki Allah’ı kâh ayakta divan durarak, kâh oturarak, kâh yanları üzere zik-

Söz kime ait? Ağızdan ağza kulaktan kulağa dolaşan cümleler yeri geliyor anlamını büsbütün kaybediyor. lim. Fakat büyüyüp bu cümleler oyun olmaktan çıkınca söylediklerimizi bambaşka bir şekilde duymak oyundaki kadar tebessüm ettirmiyor bizi. Üzülebiliyor, sinirlenebiliyor, yalana kapı aralayan bu durum karşısında sert tepki veriyoruz. Daha da acısı çoğu zaman bu değişim sürecini, teyit etme imkânımız da olmuyor. Şahit olduğumuz bir olayı anlatırken ya da bize söylenen bir cümleyi başkasına iletirken bazen saf haliyle bu aktarımı gerçekleştirmiyoruz. Bizde hâsıl olan duygu yo-

ğunluğu ya da kendi anladığımız şekliyle yorumlarımızı da katıyoruz anlatımımıza. Jest ve mimiklerimiz hatta ses tonumuz bile manayı bambaşka boyutlara taşıyabiliyor. Bir arkadaşımızın şaka yollu söylediği bir şeyi başkasına gayet ciddi bir modda anlattığımızda ister istemez mevzuu yalan kurnasına dökmüş oluyoruz. Zira lügatlerde yalan, gerçeğe aykırı asılsız söz, vâkıaya mutabık olmayan beyan, zatında olmamış bir şeyi var gibi sunma ya da söyleyen insanın bilgisini, düşüncesini, kanaatini -kasdî olarak- tam yan-

reder, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında düşünürler ve ‘Ey büyük Rabb’imiz! Sen bunları gayesiz, boşuna yaratmadın. Seni bu gibi noksanlardan tenzih ederiz. Sen bizi o ateş azabından koru!’ derler.” Görüldüğü gibi bu ayette ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anmak tavsiye ediliyor ve böyle yapanlar övülüyor. Kur’an okumak en büyük zikir olduğuna göre normal şartlar altında yatarken onu okuma ve dinlemede sakınca olmaması gerekir. Başka bir insan hep kulağında kelamullah olsun istiyorsa normal olarak ayaktayken, otururken ve uzanırken de Kur’an dinleyebilir. Ya da kıbleye doğru oturarak derin bir saygıyla onu okuduğu gibi dinlerken de aynı saygı ve hürmeti takınabilir. Kadının yabancı bir erkekle konuşmasındaki ölçü nedir? İslam, kadınların erkeklerle konuşmasını yasaklamamış ancak bazı ölçüler koyarak meseleyi dengeli hale getirmiştir. Kur’an’ın koymuş olduğu şu prensip, ölçülü davranma adına bize yol gösterir: “Peygamber hanımlarından bir şey isteyeceğiniz veya onlara bir soru soracağınız zaman, perde arkasından isteyin ve sorun.” Karşı iki cinsin birbiriyle konuşmayı ihtiyaç ve zaruretle sınırlı tutmaları icap eder. Konuşmaları gerektiğinde her iki taraf da tesettürüne dikkat etmeli, yüzüne sürekli bakmadan, ihtiyaç ölçüsünde konuşmalı. Bir Müslüman’a yakışır şekilde ciddi, vakur ve temkinli olmalı. Moda ne kadar takip edilirse israf olur? Modayı takip edenlerin düşeceği en büyük tehlike, israf. İhtiyaç olmaksızın sırf modası geçti diye mobilyaları değiştirmek, ihtiyacı olmadığı halde modaya uygun yeni elbiseler almak ve eskileri çöpe atmak israfa giriyor. Eskiyeni ihtiyacı olan birine vermek insanın içini rahatlatan bir husus olsa da yine de böyle bir davranış her sene modanın istediği şekilde elbise ve eşya değiştirmek için bir mazeret teşkil etmiyor.

sıtmayan bir ifade şeklinde tarif ediliyor. Sohbetin koyulaştığı arkadaş meclislerinde bazen kendimizden geçip ifadelerimize bırakın yorumlarımızı katmayı espri ya da eğlence amaçlı gerçeğe aykırı ifadeler bile serpiştirebiliyoruz. İş arkadaşımızın sarf ettiği sinirli bir ifadeyi, sanki cinayet işlenmişçesine aktarıyoruz, ortak işlediğimiz suçu kardeşimiz daha sorumluymuş gibi tonlamalarla annemize söylüyoruz. Böylece bir şeyi olduğundan fazla ya da az göstererek mübalağa yapıyoruz. Olanı olduğundan farklı gösterme kastî yapıldığında yalan oluyor. Fakat bilmeyerek yaptığımız aktarım hataları da yanlış anlaşılmalara sebep olduğunda kul hakkına girmemize yol açabiliyor. Bu tehlikeden korunmak için Bediüzzaman Said Nursî’nin “Hangi şeyi vasfetsen, olduğu gibi vasfet. Medhin mübâlağası zemm-i zımnîdir.” cümlesine kulak vermek gerekiyor.

ϭϬϬϭ'ĞĐĞƺŒƺŶ^ĂůŽŶůĂƌŦ >LJƐŬčƌϭϯ͕ϮϳϯϬ,ĞƌůĞǀ dĞů͗͘нϰϱϰϰϴϰϬϭϬϳͻĞƉ͗нϰϱϰϬϱϰϵϱϯϰ tĞď͗ǁǁǁ͘ϭϬϬϭͲŶĂƚ͘ĚŬͻͲŵĂŝů͗ƐŚĂŵŽŽŶΛϭϬϬϭͲŶĂƚ͘ĚŬ ǁǁǁ͘ĨĂĐĞŬ͘ĐŽŵͬƚƵƐŝŶĚ͘ĞŶŶĂƚ


6 - 12 MART 2013


kursu@zaman.com.tr

BU SAY FA, M. FET HUL LAH GÜ LEN HO CA EFEN DI’NIN SOH BET VE YA ZI LA RI ESAS ALI NA RAK HAZIRLANMAKTADIR.

Namaz âşıklarının üç özelliği 1) Allah Resûlü (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) bize bir hedef gösterirken, Cennet’te yüz mertebe bulunduğunu ve Firdevs’in, makam bakımından en yüksek derece olduğunu belirttikten sonra, ‘Allah Teâlâ’dan Cennet’i istediğiniz zaman, Firdevs’i isteyiniz.’ buyurarak, himmetimizi âli tutmamız gerektiğine işaret etmiştir. Dahası, bize Firdevs talebinden de öte isteklerde bulunma edebini öğretmiş ve Cenâbı Hak’tan neler isteyebileceğimizi gösteren dualar talim buyurmuştur. Ondan öğrendiğimiz dualar sayesindedir ki, sabah-akşam ‘Allah’ım, Cemâlini seyretme arzusuyla içimizi doldur, Sana kavuşma şevkiyle gönlümüzü coştur ve ötede Cemâlinle bizi serfiraz kıl’ diyoruz; Cemâlullah’ı müşahedeye, rıza-yı İlahîyi tahsile ve rıdvâna ermeye talip olduğumuzu ilan ediyoruz. Evet, Peygamber Efendimiz’den öğrendiğimiz bu dualar, asla dûnhimmet olmamamız ve himmetimizi hep âlî tutmamız gerektiğini salık veriyor. Dolayısıyla, namazın hakikatini idrak etme hususunda da yüce himmetli olmalı; Cenâbı Hak’tan selef-i salihînin ibadet aşk u iştiyakını, onlardaki kulluk temkinini dilenmeli ve namazı şuurluca ikâme edebilmek için inâyeti İlahiyeyi talep etmeliyiz. Belki herbirimiz şöyle demeliyiz: ‘Allah’ım! Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz namazı hangi enginlikte ikâme ediyor idiyse, bana da o idraki lutfeyle; namazın manasını benim ruhuma da duyur. Rabb’im, ben de Peygamber Efendimiz’in eda ettiği gibi namaz kılmak ve onu benliğimin bütün zerrelerinde duymak istiyorum.. namaz esnasında Sen’den başka bütün mülahazalara karşı kapanmayı ve tamamen namazlaşmayı arzu ediyorum.. Ne olur Allah’ım, bu lütfunu bana da nasip eyle!..’ Evet, peygamberâne bir ibadet ufkuna mazhar ol-

Şayet, namaz kahramanlığına adaysanız, sizi o ufka taşıyacak hiçbir argümanı kullanmayı ihmal etmemelisiniz. Hangi ses, hangi soluk sizi şahlandırıyor ve kalbinizi coşturuyorsa, bir kere değil, belki yüz kere aynı vesileye başvurmalısınız.

mayı istemek peygamberlik istemek demek değildir. Bu talep, her hususta takip edilmesi gereken İnsanlığın İftihar Tablosu’nu ibadet hayatı itibarıyla da örnek almak ve namazda daha bir derinleşmek talebidir. Sizin bu türlü bir duanız kat’iyen boşa gitmez. Bu duada istekli ve ısrarlı olursanız, Allah sizi mahrum etmez; 2)Namazın hakikatini idrak etme isteği kavlî ve kalbî bir duadır; bu duanın fiilî yanını ise en başta bu mevzuda yazılmış eserleri okumak teşkil eder. Namazı şuurluca kılmak isteyen bir mü’min şayet onunla alakalı üç-beş kitap okumamış, büyüklerin bu konudaki mütalaalarını öğrenme gayretinde bulunmamış ve meselenin nazarî yanını dahi ihmal etmişse, onun bu talebinde samimi olduğu söylenemez. Öyleyse, namaz yolcusu ikinci adım olarak, gönlüne ibadet iştiyakı salacak, onu namazın nurlu iklimlerinde dolaştıracak ve mana âleminin büyüklerinin namazla alakalı engin anlayışlarını, derin duyuşlarını aktararak içine haşyet dolduracak makaleleri ve kitapları okumalıdır. Hazreti Üstad, bazı risaleleri önemli

gördüğünden dolayı yüz on beş defa okuduğunu belirtmiştir. Bir mü’min, Zât-ı Ulûhiyet hakikatiyle, iman esaslarıyla ve ibadetlerin mana buuduyla alakalı birkaç eseri hiç olmazsa birkaç defa gözden geçirmeli değil midir? 3)Hem kavlî hem de fiilî duada ısrarlı olma, matlubu elde etme mevzuunda kararlı ve istikrarlı bir tavır ortaya koyma ve aktif sabırla, adım adım hedefe yürüme de neticeye ulaşma yolunda çok önemli diğer bir şarttır. Namaz sevdası tâlibin gönlüne hemen düşmeyebilir; insan birkaç günde, birkaç ayda, hatta birkaç yılda namaz hakikatini duyamayabilir. Dolayısıyla, talepte ve neticeye götürecek sebepleri yerine getirme mevzuunda ısrarlı olmak pek mühimdir. Şayet, namaz kahramanlığına adaysanız, sizi o ufka taşıyacak hiçbir argümanı kullanmayı ihmal etmemelisiniz. Hangi ses, hangi soluk sizi şahlandırıyor ve kalbinizi coşturuyorsa, bir kere değil, belki yüz kere aynı vesileye başvurmalısınız. Belki bir kitabı onlarca kez okumalı, bir kaseti birkaç kere dinlemeli, bir büyüğün sözlerine defalarca kulak vermeli ve oturup kalkıp hep gözünüzü diktiğiniz hedefi düşünmelisiniz. ‘Olmuyor!’ diyerek, yoldan dönmeyi asla aklınıza getirmemeli ve kat’iyen aceleci davranmamalısınız. Unutmamalısınız ki, bu yolda belki senelerce sular gibi çağlayacak, pek çok kayaya çarpacak ama her an biraz daha arınacak ve sonunda ummana ulaşacaksınız. Niyetinizin derinliği ve gayret ü himmetinizin yüceliği nispetinde ötede siz de her biri bir namaz âşığı olan ‘ilkler’in hemen arkasında yerinizi alacaksınız.


HAFTANIN DUASI

SÖZÜN ÖZÜ

Sana yönelirken yol zâd u zahiresini ve kapına dayanıp durma iradesini de yine Senden bekliyoruz. Senin rahmet kazanındaki bir damla, Sultan Süleyman’ların bütün hazinelerinden daha değerlidir. İradelerimize fer, sinelerimize genişlik lütfederek bu uzun maratonu yüzümüzün akıyla bitirmeye bizi muvaffak eyle.

Bağlanmıştır; zira gönül heyecanlarını, gözyaşlarından daha seri, daha duru aksettirecek bir başka şey gösterilemez. Gönülden hıçkırıkların bayrak çektiği yerlerde, günah orduları tarumar olur gider.. hüşyâr gönüller, gelip vicdanlarına çarpıp geçen kabul esintileriyle âdeta berd ü selâm yaşar ve serinlerler.

Müthiş bir gün önümüzde... Göklerin yarılıp parçalanacağı, cehennemin köpürüp alevleneceği ve kıyametten sonra bir kere daha üfürülen surla beraber bütün ölülerin diriltilip hesaba çekilmek üzere toplanacağı bir gün... Her ferdin, yalın ayak, başı çıplak bir vaziyette kendi sırasının gelmesini dehşet ve korkuyla bekleyeceği; kardeşinden, anasından, babasından, eşinden ve oğullarından kaçacağı, kendi başının çaresine düşeceği; peygamberlerin dahi “nefsî, nefsî” diyeceği bir gün... Kâfirler için hazırlanan zincirler, bukağılar ve çılgın alevlerin herkesi dehşete düşüreceği; pek çoklarının kapkara, ekşi ve asık bir suratla beklerken, adeta bel kemiklerinin kırılacağı; burada kulluk vazifesini yerine getirmeyenlere “Haydi yalanladığınız şeye doğru yürüyün! Yürüyün, gölgesi olmayan ve alevden korumayan üç buudlu (katmerli) cehennem karanlığına!” denileceği ve muflislerin yüzükoyun sürüm sürüm ateşe sürükleneceği bir gün... İşte, güneşin yaklaştırılıp her yanı kavuracağı, beyinlerin kaynayıp terin gırtlağa ulaşacağı ve sebeplerin bütün bütün iflas edip her şeyin insanın aleyhine döneceği o gün insanlar, altına girip gizlenmek, güneşin yakıcılığından azıcık korunmak için küçücük, ufacık da olsa bir gölge arayacaklar.. arayacaklar; ama o gün Hakk’ın himaye ve inâyetinden başka gölge de olmayacak. Seslerin kesileceği, canların gelip gırtlaklara

dayanacağı, başların dönüp bakışların bulanacağı o gün, tek bir sığınak olacak; o da Allah’ın himâyesinin gölgesi.. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Allah yedi zümreyi, kendi zıllinden başka sığınak olmayan (kıyamet) gününde, zılli altında himaye buyuracaktır.” buyuruyor ve hem bu talihli insanların kimler olacağını haber veriyor, hem onlardan biri olmamız için bizi ikaz ve teşvik ediyor ve hem de sağlıklı bir toplumun ancak o insanların sıfatlarını üzerinde bulunduran kimselerle meydana geleceğini bildiriyor. Bu yedi grup insan şunlardır: Hak, adalet ve istikâmeti temsil eden idareci; ömrünü ibadet neşvesi içinde geçiren genç; mescidlere dil beste olan kimse; birbirlerini Allah için seven, bir araya geldiklerinde Allah için bir araya gelen, ayrılırken de Allah için ayrılan, Hak rızasını, Hak sevgisini mihrâb edinmiş muhabbet fedâileri; güzel ve zengin bir kadının talep ağında (nefsine başkaldırıp) “Ben Allah’tan korkarım.” diyen adam; solundakine infak ettiği şeyden, sağındaki bir şey hissetmeyecek şekilde sadakasını gizli eda eden kahraman ve yapayalnızken Allah’ı (cc) anıp da gözleri yaşlarla dolan, yalnızlık anlarını tefekkür ve murâkabe ile buudlaştıran, yer yer gönlünde bestelediği duygularını yanaklarından süzülen yaşlarla seslendiren, gözyaşı kelimeleriyle Dost’a içini dökebilen duygu ve gönül insanı.

Ruh İklimi Ruh şuurlu kanun, özü, rengi meleklerden, Bir sırlı görüntüyle duyarız gölgesini; İnsanî ufka kutsal armağandır göklerden, Ruh ufkuyla dinleriz semaların sesini. Melek kanadından tüyler almış gibi atak, Ruhanilerle iki parmaktan daha yakın; Pervaz eder ilerler, hedefi o son durak, Her menzilde duyar iltifatlarını Hakk’ın...

Onlar öteleri, öteler onları dinler, Işık olur, kitap olur, binek olur varlık; Aşkları ve hicranları vuslatla serinler, Açılır Hakk’ı temaşa için bin aralık... Görürler ömrün ikbal yollarını hep birden, Bir el iner, hicranla akan yaşları siler; Duyarlar ebediyeti oldukları yerden.. Derken ruh, arayıp durduğu vuslata erer. M. Fethullah Gülen

Abdullah Aymaz

Hayırdan doğan hayırlar

1984 yılında Konya’da idim. O şınca ona teklif ediyor. O da kabul zaman Büyük Koyuncu Vakfı’nda edince enteresan bir pazarlığa başlıidareciydim. Vakfa bir araba lâzımdı yorlar. Kudret Bey “40 bin lira.” diama imkânlar yoktu. Öğrenciler yor. Kaptan “Hiç olur mu? 600 bin kendi aralarında bir miktar para top- lira vereceğim!..” diyor. Tabii arada layıp Konya’nın hatırı sayılır işa- büyük uçurum var. “Sen in, ben çıdamlarından Süleyman Karaman’a kayım.” derken, 300’de buluşuyor ve gidiyorlar. Vakfa, Anadol, Fiat gibi bir anlaşıyorlar… Taksitlere bölüyorlar. araba almak istediklerini, ellerinde O zaman Hüseyin Kaptan Bey, bu kadar paraları olduğunu ifade Ülker’de merhum Sabri Bey’in yaediyorlar. Gençlerin bu fedakârlıkla- nında çalışıyor. Ankara’ya gelince, bir rını takdir edip, “Tamam, bu üçte münasebetle böyle bir araba aldığını bir… Üçte ikisi de benden… Ma- Hilmi Bey’e aktarıyor. O da orijinal dem bu kadar fedakârlık yapmışsı- bir pazarlık olduğu için Sabri Bey’e nız.” diyor. Baktık vakfın önüne anlatıyor. Kadirşinas bir mümin olan ayakları yerden kesecek mütevazı ve Sabri Bey, “Şimdi bu eski araba Hügüzel bir araba çekmişler!... seyin Bey’i tamir işleriyle çok meşgul Evvelki sene New Jersey’de bir eder, siz arabayı oradan geleceklerle grup Bangladeşli öğrenciyle tanıştık. beraber buraya tamirhaneye getirin Bunlar bizim gençlerimizin gelip git- ve yepyeni olmuş gibi kendisine testiği Kültür Merkezlerini tanımışlar… lim edin… Dr. Kudret Bey’in paraAilelerinden aynı şekilde Kültür sının tamamını da peşin ödeyin!...” Merkezi açmak için destek istemiş- diyor. Öyle de yapılıyor… ler. Anneler öncülük Hayırdan hayır doyapmış ve 120 bin doğuyor. Güzel düşünce lar toplamışlar. Güzel Hayırdan hayır doğuyor. Güzel ve niyetlerden güzel bir bina bulmuşlar düşünce ve niyetlerden güzel neticeler ortaya çıkıama 450 bin dolar lâ- neticeler ortaya çıkıyor. Bizler yor. Bizler de olayın de olayın kahramanlarını kahramanlarını hayırla zım… Çare düşünürhayırla yâd ediyoruz. ken, bir toplantıda yâd ediyoruz. bunu dile getirmişler. Cenab-ı Hak hiçbir O sırada oralara geziye gelen hayır- iyi niyeti zâyi etmez… Öğrencilik yılsever bir işadamımız, onların bu he- larımdan beri dikkat etmişimdir; imyecanına şahit olunca, “Tamam, üs- tihanlardan önce ders çalışma kotünü ben tamamlayayım; yeter ki siz nusunda eğer arkadaşlarıma yarheyecanınızı kaybetmeyin!...” de- dımcı olmuş ve destek vermişsem, miş… Meseleyi bizzat olayın kahra- mutlaka o imtihanlar çok kolay ve manlarından dinledim… çok başarılı geçmiştir… Aynı şeSon anlatacağımı da bizzat ola- kilde başka ülkelere gidip gelmelerde yın iki şahidinden duydum: yolculuk esnasında bilhassa bazı Arkadaşımız Dr. Kudret Bey’in gümrüklerde olmadık sebeple büyük İzmir’de bizim de bildiğimiz ve bin- sıkıntı çıkaran memurlarla karşıladiğimiz bir Nova marka arabası şabiliyoruz. Ama dikkat ediyorum. vardı. Araba yaşlanıp tamir işi de ço- Eğer o gidişler ve geçişler sırasında ğalınca satıp yeni bir araba almak is- birinin bir ilacını veya emanet yütiyor. İşi icabı, iyi bir arabaya ihtiyacı künü götürüyorsam, Cenab-ı Hak var. Ama Nova’nın çok hatıraları hiç beklenmedik kolaylık hatta sürpvar. Kimler binmemiş ki!.. Onun rizlerle karşılaştırıyor!.. Bir-iki değil, için değerini bilmeyecek bir yaban- bu kadar çok tevafukun, tesadüf olcıya gitmesini istemiyor. Arkadaşı- ması asla mümkün değildir… mız Hüseyin Kaptan Bey’le karşıla-


6 - 12 MART 2013

AhmetŞahin

Suya düşen ‘cemre’ nedir? Yaşlıların usandırıcı bir yanı da yaşadıkları hatıralarını sıkça anlatmak olurmuş. Tıpkı bugün suya düşen cemre münasebetiyle benim de çocukluğumdaki cemre arayışımı anlatışım gibi. Uzatmayacağım, diyerek geçiyorum cemre arayış macerama. Bakalım siz de cemreyi böyle mi biliyorsunuz görelim.. 1940’ların çok ağır geçen kış ayları boyunca Yozgat’ın orman içindeki Yahyasaray köyümüzde tekrar edilen sihirli cümle hep aynı olurdu: -Ah bir cemre düşseydi, gerisi kolaydı; kurtulurduk bu dondurucu soğuklardan... Üstü toprakla örtülü köy evlerinin içindeki toprak zemin üzerinde yaşadığımız kış ayları boyunca hasret ve heyecanla beklerdik kurtarıcı cemreyi. Nitekim soğukların şiddeti kırılır, yarı güneşli günler başlar, bir müjde bizim dünyamızı altüst ederdi: -Bugün 20 Şubat! Yani birinci cemre’nin havaya düştüğü gün!.. Hemen köydeki taş duvarlı evlerin güneş gören tarafına çıkar, havaya düştüğü söylenen sevgili cemre’yi mavi boşlukta seyretmeye yönelirdik. Ne yazık ki bunca arzularımıza rağmen sevimli cemre’yi bir türlü göremezdik. Bir haftalık bir arayıştan sonra içimize bir ümitsizliğin çöktüğü sıralarda bir müjde daha uçurulurdu: - Bugün 27 Şubat! İkinci cemre’nin suya düştüğü gün.! Halkımız öteden beri şubatın Demek ki daha da yaklaştı yirmisinden sonra cemre bize sevgili cemre. Hemen havaya düştü, derler; yani elimize sopaları alır, buzlu su baharın müjdecisi sıcaklık, birikintilerinin içinde sihirli havada başladı demektir. cemreyi aramaya başlardık.. Ne Bundan bir hafta sonra da yazık ki çok yakınımıza cemre suya düştü, derler. gelmesine rağmen Bununla da sıcaklığın suda beklediğimiz cemreyi düştüğü başladığını ifade etmiş olurlar. söylenen buzlu suların içinde de Bir hafta sonra martın bulamazdık.. altısında ise cemrenin toprağa Ümitsiz bir bekleyiş yine düştüğünü dile getirirler. başlardı.. Ama bu da çok sürmez yeni bir söylenti daha çıkardı. -Bugün 6 Mart.. Artık üçüncü cemre’nin toprağa düştüğü gün! Tam bir fırsat diye düşünürdük. Çünkü toprağa düşen cemre’yi bulmak daha kolay olacaktı.. Hemen hazır bekleyen sopalarımızla çamurlu toprakları deşelemeye koyulur, büyük bir ümitle zeminde cemre aramaya yönelirdik.. İtiraf etmeliyim ki, çocukluğumuzun bu cemre arayışları hâlâ hayalimde olanca canlılığıyla yaşamaktadır. Her sene 20 Şubat’tan itibaren cemre arama olayını olanca tazeliğiyle bir daha hatırlar, yeniden bir cemre arayışına yönelirim sanki. - Bulur muyum havada, suda, toprakta başlayan cemreyi? - Hayır! Ne havada, ne suda, ne de toprakta bulamadım şimdiye kadar aradığım cemre’yi. Ama hiç beklemediğim bir yerde buldum onu. Meğer hiç de uzaklarda değilmiş.. İki elle tuttuğum kitabın sayfaları arasındaymış cemre tarifi. Bakın ne deniyor kitap sayfalarında cemre için: -“Cemre: Arapça bir kelimedir. Ateş, kor, köz manalarına gelir.. Yani sıcaklık! demektir. Halkımız öteden beri şubatın yirmisinden sonra cemre havaya düştü, derler; yani baharın müjdecisi sıcaklık, havada başladı demektir. Bundan bir hafta sonra da cemre suya düştü, derler. Bununla da sıcaklığın suda başladığını ifade etmiş olurlar. Bir hafta sonra martın altısında ise cemrenin toprağa düştüğünü dile getirirler. Bununla da sıcaklığın artık toprakta da başladığını, toprağa tohum atma mevsiminin geldiğini anlatmış olurlar..” Demek ki, benim maddi bir cisim gibi havada, suda, toprakta aradığım cemre aslında itibari bir mana imiş. Sıcaklığın belli yerlerde başlama tarihleriymiş. Kışın soğukları önce havada kırılır, sonra suda, sonra da toprakta.. Yazımızı, içinde cemre kelimesi geçen hadisle bağlayalım isterseniz. Bakalım ateş parçası manasına gelen cemre, hadiste nasıl bir ikaz yerinde kullanılmakta görelim. Efendimiz (sas) Hazretleri buyuruyor ki: -Dünyada ellerini haramdan çekmeyip rahatça haram tutanlar, ahirette o haramın sebep olduğu cehennem ateşini görünce: -Keşke bu ellerimle dünyada bir avuç ‘cemre’ tutsaydım da o haramları tutmasaydım! diye feryat edeceklerdir!.

AVCI MEHMET


6 - 12 MART 2013

DERLEYEN: HASRET GÜLER İLLÜSTRASYON: ERHAN BALIKÇI Çocuklar oturun dizimin dibine bakalım. Ben Şükriye Nineniz. Bu da kuşum Hüthüt. Ziyaretime gelen çocuklara bir avuç yemiş verir bir de masal anlatırım. Yeni Bahar Çocuk okuyanlara anlatacak çok masalım var. Size bu hafta Avcı Mehmet’ten haber vereceğim. Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde kalbur saman içinde yaşlı annesiyle birlikte yaşayan bir Avcı Mehmet varmış… Avcı Mehmet her gün ormana gider, odun keser avlanırmış... Yine bir gün orman içerisinde ıslık çala çala yürüyormuş. Derken yol üstünde güzel mi güzel bir yılanın kan ter içerisinde gaddar kara bir yılandan kaçtığını görmüş. Avcı Mehmet kendi kendine; - “Tüh, güzelim yılanın başına gelenlere bak hele. Ardına düşen kara yılandan kaçıyor. Dur güzel yılan seni kurtaracağım.” demiş. Eline tüfeğini alıp tek vuruşla kara yılanı öldürmek istemiş. Aksilik bu ya… Avcı Mehmet nasıl olduysa yanlışlıkla kara yılan yerine güzel yılanı vurmuş. Mehmet üzüntü içerisinde kalmış. Kara yılan da güzel yılanın

peşini bırakıp taşların ardına saklanmış. Meğerse o güzel yılan, Yılanlar Sultanı’nın kızıymış. Zavallı güzel yılan güç bela evine gidebilmiş. Babasına Avcı Mehmet’in kendisini vurduğunu anlatmış. Çok sinirlenen Yılanlar Sultanı iki asker yılanını görevlendirip Avcı Mehmet’in öldürülmesini emretmiş. Yılanlar yola koyula dursunlar.. Avcı Mehmet, kahvehanenin bir köşesinde başını iki elinin arasına almış üzgün üzgün oturuyormuş. Onun bu halini gören arkadaşlarından biri: - “Hayırdır Mehmet kardeş. Neden böyle üzgünsün. Karadeniz’de gemilerin mi battı?” diye sormuş. Avcı Mehmet: - Hiç sormayın kardeşler. Bugün çok kötü bir şey yaptım. Güzel bir yılanı kara yılanın elinden kurtarayım derken, yanlışlıkla güzel yılanı vurdum. Başka bir masada oturan Yılanlar Sultanı’nın askerleri Avcı Mehmet’in iyi niyetli olduğunu fakat sultanın kızını yanlışlıkla vurduğunu öğrenince tekrar saraya dönmüşler. Yılanlar Sultanı, askerlerinin anlattıklarını dinledikten sonra onlara görev verip Avcı Mehmet’in en yakın arkadaşlarının kılığına girmelerini ve

Mehmet’i huzuruna getirmelerini istemiş. Askerler yola çıkıp kahvehaneye yaklaşacakları sırada birden Avcı Mehmet’in arkadaşlarına dönüşmüşler. Avcı Mehmet’e seslenip: -Mehmet, haydi ava gidelim, kalk demişler. Mehmet üzüntüsünden hiçbir şey yapmak istememesine rağmen arkadaşlarını da kırmamak için yılanlarla yola çıkmış. Asker yılanlarla beraber Yılanlar Sultanı’nın huzuruna gitmişler. Gözlerine inanamayan Avcı Mehmet, Sultanın çevresinde bir sürü yılan askeri görmüş. Arkadaşım dediği kişilerin de birden yılana dönüştüğünü görünce ağzı açık kalmış. Yılanlar Sultanı, Avcı Mehmet’e kızını nasıl vurduğunu sormuş. O da başından geçenleri bir bir anlatmış. Sultan Avcı Mehmet’in iyi niyetli olduğuna karar verince Mehmet’i sarayında 3-4 gün misafir etmek istemiş... DEVAM EDECEK...

Tarladan işletmeye çifçi kadınların öyküsü Türkiye’deki kadın çiftçilerin durumunu konuşmak üzere, randevulaştığımız saatte konuğumuzla bir araya geliyoruz. Tarım işletmeciliğinin, bugüne kadar pek üzerine düşünmediğimiz bir mesele olduğunu masaya oturur oturmaz fark ediyoruz. Çünkü Amerika’dan gelen misafirimiz Prof. Dr. Robin Brumfield, on dakika içerisinde Türkiye’de tarımın plansız yürütüldüğüne, kadınların ağır koşullarda çalıştığına bizi ikna ediveriyor. Kadınlar günde on iki saat çalışmalarına rağmen sosyal güvenceleri bulunmuyor. Yüz kadından seksen dördü, tarımla uğraştığı halde emekleri kayıt altına alınmıyor bile. Dahası okuma yazma bilmeyenlerin yüzde 85’ini de ne yazık ki aynı kadınlar oluşturuyor. Bu bilgileri bize aktaran Prof. Dr. Brumfield, tarımsal işletmecilik uzmanı. Çiftçi kadınların dünyanın her yerinde aynı dertlerden muzdarip olduğunu görmesiyle başlar her şey. Ak-

deniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Özkan ile birlikte meseleye epeyce kafa yorar. Nihayetinde Robin Brumfield’in kızının adını taşıyan ‘Suzan’ın Projesi’ için kollar sıvanır. ‘Suzan’ın Projesi’ en yalın haliyle söyleyecek olursak; kadınlara çiftçiliğin sırlarını öğretmeyi hedefler. Kulağa biraz tuhaf gelse de Amerika’daki eğitimin aynısı burada da uygulanmış vaziyette. 30 saatlik ders programına şöyle bir göz gezdiriyoruz. Ne yok ki? Biyolojik ve biyoteknik mücadele, emlak planlama, tarımda alternatif üretim yönetimleri... Bunlara ek olarak temel bilgisayar eğitimi de programa dâhil edilmiş. Prof. Dr. Özkan, “Derslerden beklenen başarı elde edildi mi?” sorumuza yine rakamlarla cevap veriyor. Bugüne kadar beş defa düzenlenen projeye katılan kadınların tamamı tarımla ilgili temel bil-

gileri kazanmış durumda. Hatta derslerin devam etmesi için epey de talep var. Ancak bunun için desteğe de ihtiyaç olduğu açık.” Hanımefendilerin her biri başka alanlarda kendini geliştirmiş. Kimisi sulamada öğrendiklerini tatbik etmiş kimisi gübrelemede. Bazıları ise bilgisayara hâkim olmuş bile. Altınova’dan 45 yaşındaki Gülsüm Gerikalan, yirmi yıldır toprakla uğraşıyor. Yetiştirdiği sebzeleri Ukrayna ve Rusya’ya ihraç ediyor. Şimdi aldığı derslerden sonra hiçbir işletmecilik bilgisi olmadığı halde nasıl ticaret yaptığına şaşırıyor: “ Fiyatlar ve komisyon hakkında hiçbir bilgim yoktu. Buna rağmen komisyoncuya güveniyorum. Şimdi kendi işimin patronuyum.” Kezban Durmas, ise yılardır yaptığı işin kar zararını hesaplamayı öğrenenlerden sadece biri. Domatesin sağlıklısı nasıl yetiştirilir? Diye kafa yorduğunu anlatıyor. Suzan’ın Projesi’nde Prof. Dr. Robin

Brumfield sayesinde pazarlamanın inceliklerine de vakıf olduğunu dile getiriyor. Suzan’ın Projesi’nin belki de en dikkate değer tarafı kursiyer eğitmen ilişkisindeki sıcaklık. Konunun akademik yönüyle pratik yönü birlikte ele alınıyor. Bazen çiftçilerden birinin mahsulüyle ilgili bir sıkıntısı, bazen sebze meyve fiyatındaki patlama hakkında sohbet ediliyor. Prof. Dr. Burhan Özkan, Amerikalı bir profesör ve çifçi hanımlar bir sınıfta toplanınca eğitimin eğlenceli hale geldiğini düşünüyor. Konuların ağırlığına rağmen bir orta yol bulunup anlaşma sağlanıyor. Pilot uygulamanın yapıldığı Elmalı ve Korkuteli’nde hanımlarla Prof. Dr. Brumfield arasında dostluk kurulmuş. Prof. Dr. Özkan çalışmanın sadece Antalya’yla sınırlı kalmasının kayıp olduğu görüşünde. Türkiye’nin hemen her bölgesinde hanımlar erkekler kadar alın teri döküyor.


6 - 12 MART 2013

40

BULMACA BU Hazırlayan: Ali Topdaõ a.topdag@zaman.com.tr

TOPLAMLII SUDOKU

DOLAMBAÇLI YOL

•Her satır, her sütun ve kalın çizgilerle belirlenmiþ 6 kutuluk bölgeye 1’den 6’ya kadar olan rakamları birer kere yazarak diyagramı doldurun. •Dıþ bölgedeki taralı kutularda bulunan sayılar o yöndeki ilk iki kutuda bulunan sayıların toplamıdır.

•Giriþ noktasından diyagrama girin.

GEÇEN HAFTANIN ÇÖZÜMLERû

•Yatay ve düþey ilerleyerek bütün boþ kutulara uārayın. •Taralı kutulara uāramadan ve aynı kutuyu iki kere kullanmadan çıkıþa ulaþın.

TOPLAMLI SUDOKU

11 3

7

7

4 10

8

8

5

3 11 7

7

2

5

4

1

6

3

9

6

9

8

5

9

6

3

1

2

5

4

9

7

1

6

3

5

4

2

6

10

8

9

5

4

2

6

3

1

4

8

6

4

3

1

5

4

2

6

8

6

4

2

6

3

1

5

6

6

7

7

3 11 7

4

7 3

7 11 7

8

6

3 11

HECELÿ BULMACA

A HECELÿ BULMACA uya bir h •Diyagramdaki her bir kutuya hece yazarak bulmacayı çözmeye çalıþın. •Kullanacaāınız heceler diyagramın altında verilmiþtir. •Çözümü yaptıāınızda þifre kelimeyi köþegende görebilirsiniz.

BA

HA

RÿS

TAN

DE

RE

O

TU

KA

RA

KAL

PAK

ÿ

BA

DUL

LAH

DOLAMBAÇLI YOL

SAYI PÿRAMÿDÿ Aþaāıdaki piramitte her kutuda bulunan sayı altındaki iki kutuda bulunan sayıların FARKINA eþittir. Buna göre her bir piramitte aynı sayıları kullanmadan boþ kalan kutuları doldurun.

Yaþanmıþ bir olayı oynama

17

Eāitimli, öārenimli

SAYI PÿRAMÿDÿ

Efendimiz’in bir amcası

6

23

Ancak, özellikle

2

BU

HA

MA

SI

CAN

KUR

MÜN

TA

DIR

LAN

O

YA

E

LÿP

RAN

ZAR

16

18 11

27

17

YENò BAHAR

7 MART 2013

5

1

28 30

13 18

27 2 35

3 33

36


OYUNLAR: SERKAN YÜREKLİ

Yeni Bahar Çocuk

7 MART 2013 PERŞEMBE

08-09 Bulmacalar

7 MART 2013 PERŞEMBE

1- Tavuğun kuyruğu 2- Horozun gölgesi 3- İneğin boynuzu 4- Keçinin gözü 5- Sağdaki beyaz çiçek 6- Koyunun ayağı 7- Çimenlerin üst sınırı

6 - 12 MART 2013

ÇÖZMECE


6 - 12 MART 2013

Hayırlı işe vesile olurken... HEMRA KÖSE Ah bilseydi kocasının hiçbir zaman çocuk sahibi olamayacağını! Bilseydi evlenir miydi Mehmet’le? “Evlenmezdim.” dedi içinden. Ve tekrarladı: “Söyleselerdi evlenmezdim!” Evet, bu izdivaca vesile olanlar bu gerçeği bildiği halde anlatmamıştı ona. Elif kızgındı herkese, en başta da eşine. “Nasıl söylemez?” diyordu sürekli. Kendisini kandırılmış hissediyordu. “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “Anne olacağım.” dediği günler geldi aklına. Keşke oyuncak bir bebeğe annelik etmek, mutlu etseydi onu eskisi gibi. Etmeyecekti. Zaten mevzu, sadece çocuk değildi. Bu mülahazalarla boşanma dilekçesini imzaladı Elif. Hemen akabinde izdivacına vesile olanlara “Bu saadet dolu hanenin kurulmasına sebep olduğunuz için size minnettarım.” şeklinde bir teşekkür(!) mektubu yazdı. Şükran dolu mektubu alan aracı Hayriye Hanım ve yeğeni Erdem, şapkayı önüne koyup düşündü. Mehmet’in çocuk sahibi olamamasının haricinde “Evlenince düzelir.” diyerek onun daha pek çok zaafını gizledikleri doğruydu. Oğlanın tek tük sigara içtiğini, namazları bir kılıp bir bıraktığını söylememişlerdi mesela. Elif gibi bir kızın akrabaları Mehmet’e çekidüzen vereceğini düşünmüşlerdi. Olmadı. Boşanmayla sonuçlanan bir izdivaca aracı olmanın verdiği vicdan azabı yanlarına kâr kaldı. Malumunuz, bekârların evlenmesine vesile olmak kolay değil. Bahsi geçen örnekteki gibi hüsranla biten bir izdivaca da önayak olunabilir, saadet dumanlarının tüttüğü bir yuvanın kurulmasına da. Boşanmanın yaygınlaşması, toplumda güvensizliğin hakim olması ve evlilikle ilgili yüksek beklentiler bekârları evlendirmeye niyetlenenlerin niyetini bozuyor! Kimse kimsenin evliliğine ya da eş seçimine müdahil olmak istemiyor. Aile danışmanı Nedime Kekeçoğlu’nun ifadesiyle, kişilerin evleneceği bireyde aradığı özellikler, aracıları kara kara düşündürüyor. Kekeçoğlu, burada fıkra nevinden bir misal anlatıyor bize: “Adam arkadaşına ‘Evlenmiyor musun?’ diye soruyor. Arkadaşı, ‘Kıstaslarıma uyan biri olursa evleneceğim.’ cevabını veriyor ve başlıyor kriterlerini sıralamaya: ‘Güzel, akıllı, dindar, zengin, kültürlü, şefkatli, ciddi, itaatli, esprili olsun...” Adam dayanamayıp onu susturuyor ve ‘Abi, birden fazla evlilik artık yasak!’ diyor.” Örnekte olduğu gibi kriter listesi uzayıp gidiyor. Dolayısıyla kimse bir başkasının talep listesini karşılamakla uğraşmıyor. Ayrıca evlilik iyi gittiğinde aracıya dua etmek akla gelmiyor, kötü günler gelip çattığında “Sebep olan olmaz olsun!” bedduası yapıştırılıyor. Böyle olumsuz bir tabloyla karşılaşmamak için halk arasında çöpçatan olarak bilinen bu kişilerin, ince eleyip sık dokuması gerekiyor. Kekeçoğlu da “İçinizdeki bekârları evlendirin.” (Nur Sûresi, 32) ayetinin muhatabı olduğumuzu hatırlatıyor ve ekliyor: “Bekârlara aracı olmanın usûlünü ve adabını iyi bilmek lazım.”

Yeni Bahar Çocuk

KÂĞIT HELVA

2

3

4

Malzemeler: 1 2 3 4 5

Kağıt tabaktan tavşan maskesi

G

üzel arkadaşlarım benim. Süper kahramanların maskesi olur da bizim olamaz mı? Bizim Örümcek Adam ve Batman’den neyimiz eksik? Bizler de kendi çapımızda kahramanız. Onlar gibi uçamasak da özel güçlerimiz olmasa da bizler de evimizin en sevilen kahramanlarıyız. Bunun için bu hafta abimle beraber şirin mi şirin bir tavşan maskesi yaptım. Hadi sizler de evinizin sevimli kahramanı olarak maskenizi yapmaya başlayın. Kolay gelsin.

HAZIRLAYAN: SEÇİL İLGÜN ANGÜN s.angun@zaman.com.tr

6

5

7

6 7

9

8 9

10

10 11

8

11

Baş: İlk tabağımızı ters çevirelim ve tabağımızı yanlardan birazcık keselim.

1 adet ponpon Yapıştırıcı Zımba Silgi Kurşun kalem Suluboya Suluboya fırçası Suluboya kabı 2 adet karton tabak 1 adet çöp şiş Makas

Kulaklar: İkinci tabağımızı da ters çevirelim ve şekilde görülen koyu renkli yerlerden makas yardımı ile keselim. Şimdi iki kulağımız hazır.

Bir zımba yardımı ile kulaklarımızı baş kısmına zımbalayalım.

ARACI, ADRES TARİFİ YAPAR Fahr-i Kainat Efendimiz, “Kişi evlenmekle dininin yarısını tamamlamış olur. Diğer yarısı için de Allah’tan korksun.” buyruğuyla ümmetini izdivaca teşvik ediyor. O (sallallahu aleyhi ve sellem), işi olmayana iş, parası olmayana para temin ederek fakir olanları bizzat evlendiriyor. Bunun yanı sıra evlendirmeye de özendiriyor bizleri. Hatta “Sadece Allah rızası için evlenen ve evlendiren Allah’ın dostluğuna layık olur.” şeklinde beyanda bulunuyor. Tabii “Birine vesile olacağım.” diye ölçüsüz davranmamak gerekiyor. Bilhassa, “Ben ona kefilim.”, “Kızım olsa veririm.” gibi iddialı cümleler kurarak aracılığa kalkışmak çok sakıncalı. Böyle ifadeleri riskli bulan ilahiyatçı yazar Mehmet Paksu, “Aracı, adres tarifi yapar. Yolda başa gelen kazalardan sorumlu değildir.” diyor.

1

15 Faali

Tavşan maskemizi örnekteki gibi suluboya ile boyayıp, ponponu burnuna yapıştıralım. Maskemiz hazır.

Tavşanımızın gözlerini kalemle çizelim ve maket bıçağı ile keselim. Yine maket bıçağı yardımı ile tabağımzın alt kısmına ufak bir kesik atıp çöp şişimizi geçirelim. Sağlam olması için de arkadan yapıştıralım.

7 MART 2013 PERŞE


KĂ&#x153;NYE

HABER TURU

31 GĂ&#x153;NDEM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

SĂźtanneliÄ&#x;i mi, sĂźt bankasÄą mÄą?

Son kullanma tarihsiz yalan MÄ°T raporu Cumhuriyet Gazetesiâ&#x20AC;&#x2122;nin, â&#x20AC;&#x153;GĂźlenâ&#x20AC;&#x2122;in gizli baÄ&#x;larÄąâ&#x20AC;? baĹ&#x;lÄąklÄą haberiyle, -Ä°Ĺ&#x;çi Partisiâ&#x20AC;&#x2122;nin (Ä°P) kumpasÄąyla MÄ°Tâ&#x20AC;&#x2122;e ve kamuoyuna mal edilmeye çalÄąĹ&#x;Äąlan- sĂśzde â&#x20AC;&#x2DC;Susurluk Raporuâ&#x20AC;&#x2122;nu yeniden gĂźndeme taĹ&#x;ÄąmasÄąndaki zamanlama anlamlÄą. AynÄą gĂźne denk getirerek, â&#x20AC;&#x153;28 Ĺ&#x17E;ubat sĂźreci, bitmedi.â&#x20AC;? mesajÄą veriliyor gĂźya. 17 AralÄąk 1996 tarihli, yalan ve iftira dolu bir deli saçmasÄąndan ibaret bu. YargÄą kararlarÄą, MÄ°T ve Mali SuçlarÄą AraĹ&#x;tÄąrma Kurumuâ&#x20AC;&#x2122;nca asÄąlsÄązlÄąÄ&#x;Äą tescilli iddialarÄą ilkin 21 EylĂźl 1996â&#x20AC;&#x2122;da Ä°P Genel BaĹ&#x;kanÄą DoÄ&#x;u Perinçek basÄąna dillendiriyor. BeĹ&#x; gĂźn sonra da, yĂśnetimindeki AydÄąnlÄąk Dergisiâ&#x20AC;&#x2122;nde yayÄąmlÄąyor. Ä°Ĺ&#x;in ilginci, daha birkaç ay evvel, 31 AralÄąk 2012â&#x20AC;&#x2122;de Milliyet Gazetesi de bulaĹ&#x;Äąyor tezgâha. Ă&#x2021;iller Ă&#x2013;zel Ă&#x2013;rgĂźtĂź diye bir yapÄąnÄąn varlÄąÄ&#x;Äą Ăśne sĂźrĂźlĂźyor metinlerde. Fethullah GĂźlen Hocaefendi, ĂśrgĂźtle ortaklaĹ&#x;a kara para aklamakla suçlanÄąyor. MÄ°Tâ&#x20AC;&#x2122;in geçmiĹ&#x;teki Ăśnemli isimlerinden Mehmet EymĂźr, Mikdat Alpayâ&#x20AC;&#x2122;Äąn hazÄąrladÄąÄ&#x;Äą raporun ipliÄ&#x;ini 22 Ocak 2013â&#x20AC;&#x2122;teki duruĹ&#x;mada pazara çĹkardÄą. Alpay, dĂśnemin MÄ°T Ä°stihbarat BaĹ&#x;kanÄąâ&#x20AC;&#x2122;dÄąr. â&#x20AC;&#x153;MÄ°Tâ&#x20AC;&#x2122;in resmi yazÄąsÄąnÄąn bir parçasÄąnÄą ele geçirip yayÄąmlayan DoÄ&#x;u Perinçek, daha sonra her zamanki gibi bu bilgileri çarpÄątarak, ilaveler, Ĺ&#x;emalar yaparak sĂśzde benim de mensubu olduÄ&#x;um Ă&#x2021;il-

ler Ă&#x2013;zel Ă&#x2013;rgĂźtĂź haline getirdi. KontrterĂśr Merkeziâ&#x20AC;&#x2122;nin mesajÄą nedense Mikdat Alpayâ&#x20AC;&#x2122;Äą rahatsÄąz etmiĹ&#x;tir. SĂśnmez KĂśksalâ&#x20AC;&#x2122;Äąn ayrÄąlmasÄąndan sonra mĂźsteĹ&#x;arlÄąÄ&#x;a hazÄąrlanan Alpay, ileride baĹ&#x;ÄąnÄą aÄ&#x;rÄątabilecek noktalarÄą ortadan kaldÄąrmaya karar vermiĹ&#x;.â&#x20AC;? diyordu hâkimlere. Ä°ftira dolu haber yayÄąnlandÄąktan sonra bir yalanlama da Meclis Darbeleri AraĹ&#x;tÄąrma Komisyonu BaĹ&#x;kanÄą Nimet BaĹ&#x;â&#x20AC;&#x2122;tan geldi. BaĹ&#x;, sĂśzde belgeleri, â&#x20AC;&#x153;Bunlar tespit içeren belgeler deÄ&#x;il, ihbar mektuplarÄądÄąr.â&#x20AC;? diye niteledi. 1996â&#x20AC;&#x2122;da hareketli gĂźnler içindedir TĂźrkiye. SĂśylemez Ă&#x2021;etesi imha gĂźcĂź yĂźksek silahlarla yakalanmÄąĹ&#x;tÄąr. MÄ°Tâ&#x20AC;&#x2122;in haber kaynaÄ&#x;Äą TarÄąk Ă&#x153;mit kaçĹrÄąlmÄąĹ&#x;tÄąr. Tevfik AÄ&#x;ansoy, Nesim Malki ve Ă&#x2013;mer LĂźtfi Topal cinayetleri iĹ&#x;lenmiĹ&#x;tir. Kimi gĂźvenlik personeli, kontrol dÄąĹ&#x;Äąna çĹkmÄąĹ&#x;tÄąr. O sÄąrada MÄ°T KontrterĂśr Merkeziâ&#x20AC;&#x2122;nin baĹ&#x;ÄąndadÄąr EymĂźr. 4 EylĂźl 1996â&#x20AC;&#x2122;da bĂślge teĹ&#x;kilatlarÄą kapsamlÄąca bilgilendirir. Ä°Ĺ&#x;te bunun 17 gĂźn sonrasÄąndadÄąr Perinçekâ&#x20AC;&#x2122;in MÄ°T raporu açĹklamasÄą. OlayÄąn kÄąsa Ăśzeti Ĺ&#x;Ăśyle. Ă&#x2021;irkin iftiralar Ăśnce Perinçekâ&#x20AC;&#x2122;in AydÄąnlÄąkâ&#x20AC;&#x2122;Äąnca basÄąlÄąr. Dosyalanarak,BSBEFOJ[EFLJCBMÂ&#x2018;LĂ&#x2122;SFUJCumhurbaĹ&#x;kanÄą SĂźleyman Demirelâ&#x20AC;&#x2122;e iletilir. O da MÄ°Tâ&#x20AC;&#x2122;e NJOJOZBLMBĂŤÂ&#x2018;LZĂ&#x2122;[EFV 4JOPQUBZBQÂ&#x2018;MÂ&#x2018;ZPS7JMBZFUJO gĂśnderir. BaĹ&#x;bakan Necmettin Er(FS[FJMĂ&#x2026;FTJOFLVSVMNBTÂ&#x2018; bakan, MÄ°Tâ&#x20AC;&#x2122;ten Susurluk olayÄąyla ilgili raporQMBOMBOBOUFSNJLTBOUSBMJO ister. Mikdat Alpay da ZĂ&#x201D;SFEFLJCBMÂ&#x2018;LĂ&#x2026;Â&#x2018;MÂ&#x2018;ĂŹÂ&#x2018;EJQUFO bahsi geçen raporu oluĹ&#x;turur. EJOBNJUMFZFDFĂŹJZĂ&#x201D;OĂ&#x2122;OEF

Anne sĂźtĂź bankasÄą kurulabilir mi? SaÄ&#x;lÄąk BakanlÄąÄ&#x;Äąâ&#x20AC;&#x2122;na gĂśre evet. Ä°lki 8 Martâ&#x20AC;&#x2122;ta, yani DĂźnya KadÄąnlar GĂźnĂźnâ&#x20AC;&#x2122;nde Ä°zmirâ&#x20AC;&#x2122;de açĹlacak. Ä°slam hukukçusu Prof. Dr. Faruk BeĹ&#x;erâ&#x20AC;&#x2122;in de vurguladÄąÄ&#x;Äą Ăźzere fikir ve proje â&#x20AC;&#x2DC;teorik çerçevedeâ&#x20AC;&#x2122; çok gĂźzel. Ama pratiÄ&#x;e bakan yĂśn de var ve mahzurlarla dolu. Ä°nsanÄąn bir meta gĂśrĂźlmesine karĹ&#x;Äą çĹkan BeĹ&#x;erâ&#x20AC;&#x2122;den alternatif: â&#x20AC;&#x153;SĂźt bankasÄą yerine sĂźtannesi formĂźlĂź devreye sokulabilir.â&#x20AC;? Zaten sistemi tarih boyunca bĂśyle iĹ&#x;letmiĹ&#x; toplumlar. Diyanet Ä°Ĺ&#x;leri BaĹ&#x;kanlÄąÄ&#x;Äą Din Ä°Ĺ&#x;leri YĂźksek Kurulu, Nisa Suresiâ&#x20AC;&#x2122;nin 23â&#x20AC;&#x2122;ĂźncĂź ayetiyle, Hz. Muhammedâ&#x20AC;&#x2122;in (sas) â&#x20AC;&#x153;Nesep yĂśnĂźyle birbirlerine haram olanlar, sĂźt emme yolu ile de haram olurlar.â&#x20AC;? hadisini hatÄąrlatÄąyor bakanlÄąÄ&#x;a. Mecmeuâ&#x20AC;&#x2122;ul-FÄąkhiâ&#x20AC;&#x2122;l Ä°slami ve Kuveyt Fetva Heyetiâ&#x20AC;&#x2122;nin 1985â&#x20AC;&#x2122;te sĂźt bankasÄąnÄą uygun gĂśrmediÄ&#x;i bilgisini de ekleyelim. SĂźt akrabalÄąÄ&#x;Äą dinen son derece hassas bir mevzu. SÄąkÄą sÄąkÄąya takip edilse de, gayriresmi evlilikler ya da beraberlikler hangi Ăślçßde engellenebilir ki? TartÄąĹ&#x;malarÄą dikkate alan bakanlÄąk, kÄąz an-

El-Ezher maÄ&#x;durlarÄą denk çÜzĂźm bekliyor El-Ezher mezunlarÄąnÄąn denkliÄ&#x;i, 28 Ĺ&#x17E;ubat 1997 Post Modern Darbesiâ&#x20AC;&#x2122;nden bugĂźne sarkan ve çÜzĂźm bekleyen Ăśnemli bir problem. Suudi Arabistan ve Pakistan gibi Ä°slam Ăźlkelerinde lisans diplomasÄą alanlarÄąnÄąn ki de. OOF TĂ&#x201D;UĂ&#x201D;çizmek CBOLBTĂŞiçin LV- Ezher MezunZihniyetin altÄąnÄą SVMBCJMJS NJ  4BĂżMĂŞL larÄą ve MensuplarÄą DerneÄ&#x;i BaĹ&#x;kanÄą Ali YĂź#BLBOMêÿêmOBHĂ&#x17D;SFFWFU celâ&#x20AC;&#x2122;in askerdeyken baĹ&#x;Äąndan geçen bir olay Ä&#x192;MLJ.BSUmUB ZBOJ%Ă&#x201D;OZB,BtekEĂŞOMBS(Ă&#x201D;OĂ&#x201D;OmOEFÄ&#x192;[NJSmEFB¿êbaĹ&#x;Äąna dahi kâfi. Birlikten Arapça bilen bir MBDBL Ä&#x192;TMBN IVLVLÂżVTV personel istenmiĹ&#x;. YĂźcelâ&#x20AC;&#x2122;i1SPG alÄąp Malatyaâ&#x20AC;&#x2122;ya gĂś%S 'BSVL Ă&#x153;ç #FÄ FSmJO EF WVSHV-bulunduÄ&#x;u ortĂźrmĂźĹ&#x;ler. komutanÄąn MBEêÿêĂ&#x201D;[FSFGJLJSWFQSPKFlUFPtamda kendini tanÄątmÄąĹ&#x;. İçlerinden biri, â&#x20AC;&#x153;RiSJLÂżFSÂżFWFEFmÂżPLHĂ&#x201D;[FM"NB zelisin, nereden diye QSBUJĂżFArapçayÄą CBLBO ZĂ&#x17D;O EF WBS biliyorsun?â&#x20AC;? WF sormuĹ&#x;. â&#x20AC;&#x153;El-Ezher mezunuyum.â&#x20AC;? cevabÄąnÄąn NBI[VSMBSMB EPMV Ä&#x192;OTBOĂŞO CJS ardÄąndan YĂźcelâ&#x20AC;&#x2122;in yĂźzĂźne bakarak, â&#x20AC;&#x153;Ĺ&#x17E;u teNFUB HĂ&#x17D;SĂ&#x201D;MNFTJOF LBSÄ ĂŞ ¿êLBO #FÄ FSmEFOBMUFSOBUJGn4Ă&#x201D;UCBOrĂśrist yetiĹ&#x;tiren okul mu?â&#x20AC;? demiĹ&#x;. Darbenin

Kara Kutu

Sinop Gerzeâ&#x20AC;&#x2122;ye termik tehdit

SBQPSMBSWBS#VOMBSEBO CJSJĂŤFIJSEFLJ4VÂźSĂ&#x2122;OMFSJ 'BLĂ&#x2122;MUFTJODFIB[Â&#x2018;SMBONÂ&#x2018;ĂŤ #VOBHĂ&#x201D;SF CĂ&#x201D;MHFEFLJ BMBCBMÂ&#x2018;LZFUJĂŤUJSJDJMJĂŹJCĂ&#x2122;ZĂ&#x2122;L Ă&#x201D;MĂ&#x2026;Ă&#x2122;EFTFLUFZFVĂŹSBZBSahibi/Publisher: Moving Media ApS DBLĂŠNLBOTÂ&#x2018;[MBĂŤBDBLCJS YĂśnetim Kurulu BaĹ&#x;kanÄą/Chief ExecutiveCBLÂ&#x2018;NB¨Ă&#x2122;OLĂ&#x2122;UFSNJL Officer Vedat OÄ&#x;uz TBOUSBMMFEFOJ[TVZV Â&#x2018;TÂ&#x2018;OBDBL%JMFLPMBZZÂ&#x2018;MEB Genel YayÄąn MĂźdĂźrĂź Haber Merkezi Grafik TasarÄąm NJMZPOUPOEBOGB[MBJUIBM Editor-in-Chief Redaktion Center Sebahattin Ă&#x2021;elebi LĂ&#x201D;NĂ&#x2122;SZBLÂ&#x2018;MBDBLTBOUSBMEF Hasan CĂźcĂźk, Emre OÄ&#x;uz, (Â&#x2018;EB5BSÂ&#x2018;NWF)BZWBODÂ&#x2018;MÂ&#x2018;L Kamil SubaĹ&#x;Äą Reklam Menaf AlÄącÄą, Ä°brahim Kaya, JM.Ă&#x2122;EĂ&#x2122;SMĂ&#x2122;ĂŹĂ&#x2122;OĂ&#x2122;O k.subasi@zamaniskandinavya.dk Advertising Engin Tenekeci, GĂźrcan UBSJIMJSBQPSVOEBLJCJMHJMFS Sevgican, Erdal Ă&#x2021;olak +45 71 51 43 85 Ă&#x2026;PLNĂ&#x2122;IJN4BOUSBMJĂ&#x2026;JO haber@zamaniskandinavya.dk reklam@zamaniskandinavya.dk EĂ&#x2122;ĂŤĂ&#x2122;OĂ&#x2122;MFOZFSUFO CFSJCBMÂ&#x2018;LBWMBONBWFĂ&#x2122;SFBanka bilgileri: Danske Bank: Reg nr. 3129 Kontonr. 16922552 CVR-nr. 25065557 NFTBIBTÂ&#x2018;BW IBAN: DK57 30000016922552 â&#x20AC;˘ SWIFT-BIC: DABADKKK TF[POVOEBCJOUPO LJMPHSBNIBNTJZBLBMBONÂ&#x2018;ĂŤ Ă&#x153;LKE VE BĂ&#x2013;LGE TEMSÄ°LCÄ°LÄ°KLERÄ° CVSBEBĂŠMHJMJCBLBOMÂ&#x2018;LUBO â&#x20AC;˘ Ä°sveç: Ä°brahim Kaya .......................................................................................... + 46 76 160 46 03 IFOĂ&#x2122;[APMVSBMÂ&#x2018;ONÂ&#x2018;ĂŤEFĂŹJM â&#x20AC;˘ Norveç: Ă&#x2013;mer Fevzi Ä°pek .................................................................................. + 47 21 39 54 57 %Ă&#x201D;SUZÂ&#x2018;MEÂ&#x2018;STBOUSBMJOĂ&#x2026;FWâ&#x20AC;˘ Finlandiya: Fahrettin Ă&#x2021;alÄąĹ&#x;kan .......................................................................... + 358 505 48 03 33 SFTFMFULJEFĂŹFSMFOEJSNFTJ â&#x20AC;˘ GrĂśnland, Ä°zlanda: Mehmet Bayhan ................................................................ + 45 52783966 Ă&#x2122;[FSJOFZPĂŹVOMBĂŤÂ&#x2018;MNÂ&#x2018;ĂŤEVâ&#x20AC;˘ Aarhus: Rasim Atakan ...................................................................................... + 45 42 78 93 64 SVNEB5FLSBS4VÂźSĂ&#x2122;OMFSJ â&#x20AC;˘ Ä°stanbul: Salih BeĹ&#x;ir .......................................................................................... + 90 5332 83 89 86 'BLĂ&#x2122;MUFTJOJOSBQPSVOBEĂ&#x201D;Reklam ............................reklam@zamaniskandinavya.dk ................................ +45715 14 385 OFMJNi4BOUSBMJĂ&#x2026;JOEFOJ[EF Haber: ..............................haber@zamaniskandinavya.dk  LJMPNFUSFUBĂŤEPMHV Okur HattÄą: ..................okurhatti@zamaniskandinavya.dk MJNBOZBQÂ&#x2018;MBDBLPMNBTÂ&#x2018;  Abone: ..............................abone@zamaniskandinavya.dk ................................+4570206970 HFNJMFSJOZBOBĂŤNBTÂ&#x2018;JĂ&#x2026;JO NJMZPONFUSFLĂ&#x2122;QLVN Gazetemizde yayÄąnlanan yazÄą ve haberlerin yayÄąn haklarÄą Moving Media WFĂ&#x2026;BLÂ&#x2018;MÂ&#x2018;OEFOJ[EJCJOEFO ApSâ&#x20AC;&#x2122;ye aittir. YazÄą ve haberler referans gĂśsterilerek kullanÄąlabilir. YayÄąnlanan reklamlarÄąn içeriÄ&#x;indenBMÂ&#x2018;OBSBLBĂ&#x2026;Â&#x2018;ĂŹBEĂ&#x201D;LĂ&#x2122;MFDFL gazetemiz sorumlu deÄ&#x;ildir. PMNBTÂ&#x2018;PSBEBLJFLPTJTUFNJ  Moving Media ApS â&#x20AC;˘ Holsbjergvej 41 B â&#x20AC;˘ 2620 Albertslund â&#x20AC;˘ Tlf:Ă&#x201D;[FMMJLMFEJQMFSEFLJDBOMÂ&#x2018;MBSÂ&#x2018; + 45 70 20 69 70 Ä°nternet: www.zamaniskandinavya.dk â&#x20AC;˘ BaskÄą: OTM AVISTRYK IKAST | ISSN: 1903 6892 PMVNTV[FULJMFZFDFLUJSw

8

nesinden kÄąz bebeÄ&#x;e, erkek annesinden de erkek bebeÄ&#x;e sĂźt nakli yoluyla aĹ&#x;acaÄ&#x;ÄąnÄą dĂźĹ&#x;ĂźnĂźyor sorunlarÄą. Nihai evreyi takip zor olsa gerek. Bakan Mehmet MĂźezzinoÄ&#x;lu, teknolojinin bu denli ilerlediÄ&#x;i çaÄ&#x;da kayÄątlarÄąn karÄąĹ&#x;tÄąrÄąlamayacaÄ&#x;ÄąnÄą sĂśylĂźyor. Akit Gazetesi YazarÄą Hasan Karakaya, â&#x20AC;&#x153;O teknolojiyi kullanacak insan, â&#x20AC;&#x2DC;samimi, dĂźrĂźst ve dindarâ&#x20AC;&#x2122; ise herhalde duyarlÄą davranÄąr. Bir sĂźtle diÄ&#x;erini karÄąĹ&#x;tÄąrmaz. Peki ya o adam â&#x20AC;&#x2DC;sĂźtĂź bozukâ&#x20AC;&#x2122;, â&#x20AC;&#x2DC;kanÄą bozukâ&#x20AC;&#x2122; biri ise.â&#x20AC;? diye soruyor bakana.

A

etkisiyle YĂ&#x2013;Kâ&#x20AC;&#x2122;te kurulan Ä°lahiyat UzmanlÄąk Komisyonu, baĹ&#x;ta El-Ezher, Ä°slami eÄ&#x;itim veren Ăźniversitelerin TĂźrkiyeâ&#x20AC;&#x2122;dekilerle denk kabul edilemeyeceÄ&#x;ini kararlaĹ&#x;tÄąrmÄąĹ&#x;tÄą. Ă&#x2013;yle ki, Milli EÄ&#x;itimâ&#x20AC;&#x2122;de gĂśreve baĹ&#x;lamÄąĹ&#x; 135 ĂśÄ&#x;retmene gĂśrevden el çektirilmiĹ&#x;ti. AralarÄąnda yedek subay statĂźsĂźyle vatani vazifeye hazÄąrlanÄąrken, er rĂźtbesiyle Ĺ&#x;ubeye çaÄ&#x;rÄąlanlar da var. 2013 Ocakâ&#x20AC;&#x2122;taki dĂźzenlemeye gĂśre denklik dersleri en yakÄąn Ăźniversiteden alÄąnabiliyor. Ama pratikte çÜzĂźm deÄ&#x;il bu. â&#x20AC;&#x153;El-Ezherâ&#x20AC;&#x2122;le yeni bir kĂźltĂźr anlaĹ&#x;masÄą imzalanmalÄą ve YĂ&#x2013;Kâ&#x20AC;&#x2122;Ăźn bĂźnyesinde eskiye dĂśnĂźk tĂźm genelgeleri ve kararlarÄą iptal edilmelidir.â&#x20AC;? diyor, YĂźcel.

4Ă&#x201D;UBOOFMJÄ&#x2122;JNJ  TĂ&#x201D;UCBOLBTÄ&#x161;NÄ&#x161;

LBTĂŞ ZFSJOF TĂ&#x201D;UBOOFTJ GPSNĂ&#x201D;MĂ&#x201D; EFWSFZFTPLVMBCJMJSo;BUFOTJTUFNJUBSJICPZVODBCĂ&#x17D;ZMFJÄ MFUNJÄ  UPQMVNMBS %JZBOFU Ä&#x192;Ä MFSJ #BÄ LBOMêÿê %JO Ä&#x192;Ä MFSJ :Ă&#x201D;LTFL ,VSVMV /JTB4VSFTJmOJOmĂ&#x201D;OEFSFDF IBTTBT CJS NFW[V 4ĂŞLĂŞ [JOPĂżMV  UFLOPMPKJOJO CV EFOMJ DĂ&#x201D;BZFUJZMF )[.VIBNNFEmJO TĂŞLĂŞZBUBLJQFEJMTFEF HBZSJSFTJMFSMFEJĂżJ ÂżBĂżEB LBZĂŞUMBSĂŞO LB TBT  n/FTFQ ZĂ&#x17D;OĂ&#x201D;ZMF CJSCJSNJFWMJMJLMFSZBEBCFSBCFSMJLMFS SĂŞÄ UĂŞSĂŞMBNBZBDBÿêOĂŞ TĂ&#x17D;ZMĂ&#x201D;ZPS MFSJOF IBSBN PMBOMBS  TĂ&#x201D;U FNIBOHJ Ă&#x17D;MÂżĂ&#x201D;EF FOHFMMFOFCJMJS "LJU (B[FUFTJ :B[BSĂŞ )BTBO NFZPMVJMFEFIBSBNPMVSMBSo LJ  5BSUĂŞÄ NBMBSĂŞ EJLLBUF BMBO ,BSBLBZB  n0 UFLOPMPKJZJ LVMIBEJTJOJ IBUĂŞSMBUĂŞZPS CBLBOMĂŞCBLBOMĂŞL  LĂŞ[ BOOFTJOEFO LĂŞ[ MBOBDBLJOTBO lTBNJNJ EĂ&#x201D;SĂ&#x201D;TU ĂżB .FDNFVmVM'ĂŞLIJmM Ä&#x192;TMBNJ CFCFĂżF  FSLFL BOOFTJOEFO EF WFEJOEBSmJTFIFSIBMEFEVZBSMĂŞ WF ,VWFZU 'FUWB )FZFUJmOJO FSLFLCFCFĂżFTĂ&#x201D;UOBLMJZPMVZMB EBWSBOĂŞS#JSTĂ&#x201D;UMFEJĂżFSJOJLBmUF TĂ&#x201D;U CBOLBTĂŞOĂŞ VZHVO BÄ BDBÿêOĂŞ EĂ&#x201D;Ä Ă&#x201D;OĂ&#x201D;ZPS TPSVOMBSĂŞÄ UĂŞSNB[1FLJZBPBEBNlTĂ&#x201D;UĂ&#x201D; HĂ&#x17D;SNFEJĂżJ CJMHJTJOJ EF FLMFZFSĂŞ /JIBJ FWSFZJ UBLJQ [PS PMTB CP[VLm lLBOĂŞCP[VLmCJSJJTFoEJMJN 4Ă&#x201D;U BLSBCBMêÿê EJOFO TPO HFSFL #BLBO .FINFU .Ă&#x201D;F[ZFTPSVZPSCBLBOB Ezher MezunlarÄą ve MensuplarÄą DerneÄ&#x;i BaĹ&#x;kanÄą Ali YĂźcel (saÄ&#x;da, Ăźstten ikinci) diÄ&#x;er denklik maÄ&#x;durlarÄąyla... 4":*-"3*/%Ä&#x2014;-Ä&#x2014;

1.465.000

4PTZBM(Ă&#x201D;WFOMJL,VSVNVmOVO 4(, JMFZĂŞMMBSĂŞBSBTĂŞOEBLJUBLJCJZMF LBZĂŞUTĂŞ[ÂżBMĂŞÄ UêÿêCFMJSMFOFONJMZPOCJOLJÄ JOJO TJHPSUBJÄ MFNMFSJCBÄ MBUĂŞMNĂŞÄ :JOF BZOĂŞEĂ&#x17D;OFNEFLBÂżBLGBBMJZFUHĂ&#x17D;TUFSFOCJOJÄ ZFSJEFSFTNJ QSPTFEĂ&#x201D;SMFSFVZBSIBMFHFUJSJMNJÄ 

411

&SFÂżFUFTJTUFNJOEFWBSHĂ&#x17D;SĂ&#x201D;OFO BNBBTMĂŞOEBĂ&#x201D;SFUJNJEVSNVÄ  JMBÂż4BĂżMĂŞL#BLBOMêÿêmODBCJO Ă&#x201D;SĂ&#x201D;OĂ&#x201D;OTĂŞSBMBOEêÿêMJTUFEFO ¿êLBSĂŞMEĂŞ#Ă&#x17D;ZMFDFCVLBMFNMFS FD[BOFMFSEFCVMVOBNBZĂŞODBEPLUPSB FÄ EFĂżFSJOJZB[EĂŞSNBÂżJMFTJCJUUJ

101

)POH,POHmEBLJTPOLPÄ VTVOda 10 kilometreyi 1 saat 32 dakika 28 saniyede tamamMBSLFOZBÄ ĂŞOEBZEĂŞ'BVKB Singh. 2011 Toronto maratoOVOVCJUJSFOMFSJOFOZBÄ MĂŞTĂŞZEĂŞ1BTBQPSUIBSJDJOEFLJNMJĂżJ PMNBEêÿêOEBO(VJOOFTT3FLPSMBS,JUBCĂŞmOBHJSFNFNJÄ UJ

281

#BLBOMĂŞLUBOMJTBOTMĂŞTĂ&#x17D;LĂ&#x201D;NUFTJTMFSJOFZĂŞMĂŞOEBmTĂŞBTLFSĂ&#x2020; HFNJHFUJSJMJZPS&MEFFEJMFO CJOUPOLBMJUFMJNFUBMIVSEBEBO NJMZPOEPMBSHFMJSTBĂżMBOĂŞZPS mEBOCFSJBSUĂŞÄ BHFÂżFOCVSBMBSEBLJLBQBTJUFLVMMBOĂŞNPSBOĂŞ HFÂżFOZĂŞMZĂ&#x201D;[EFmFVMBÄ ĂŞZPS 4 - 10 MART / 2013


HIDIR ALA

32 GÜNDEM İMRALI GÖRÜŞMELERİNE DERİN SIZMA

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Terör örgütü lideri Abdullah Öca-

1lan’ın, İmralı’da BDP’li milletve-

killeriyle yaptığı görüşmenin tutanaklarının medyaya sızması ‘çözüm süreci’ne sabotaj olarak değerlendirildi. BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ile bir MİT yetkilisinin de hazır bulunduğu görüşmenin sızması kadar muhtevası da tartışmalara sebep oldu. Hakkında son dönemlerde oluşturulan ‘beklenenin ötesinde makul’ ve ‘çıtayı umulanın altına çeken uzlaşmacı’ portreyle, Öcalan’ın söylediklerinin örtüşmediği dikkat çekiyor. ‘Öcalan zaten böyle biri, söylediklerine takılmayalım’ diyenlerin kamuoyunda oluşan hasarı telafi etmesi kolay olmayacak. Bilhassa AK Parti ve Başbakan Tayyip Erdoğan’la ilgili sarf ettiği cümleler, çözüm sürecini sabote edecek türden. AK Parti’ye iktidarı altın tepside sunmaktan, başkanlık sistemini desteklemeye varan bir narsist üslup kendini ele veriyor. Sızdırılan tutanak, 28 Şubat döneminde Şemdin Sakık’a atfedilen andıcı hatırlattı. Hem Türk hem de Kürt kesiminde saygınlığı bulunan ve sürece en başından “Sulh hayırdır, hayır sulhtadır” diyerek güçlü destek açıklayan Fethullah Gülen’i hedef alan ifadeler dikkat çekici bulundu. Medyaya verilen tutanak, yine PKK tarafından sızdırılan Oslo görüşmelerini akla getirdi. Oslo’da gerçekleşen MİT-PKK görüşmeleri örgütün yayın organı olarak bilinen Dicle Haber Ajansı tarafından internet sitesi üzerinden servise konulmuştu. Aynı paralelde yayın yapan Fıratnews başta olmak üzere alıntılanan görüşme metinleri, üç saat yayında kaldıktan sonra sitelerden kaldırıldı. DİHA, sitelerine iradeleri dışında müdahale edildiğini ileri sürerek kendini savunsa da, 9.37’de yapılan yayının 12.38’e kadar sürmesini ve diğer kardeş sitelerin de bu ‘kollektif’ hatayı tekrarlamasını izah edemedi. Milliyet gazetesinde yayımlanan tutanaklara göre özetle şunlar konuşulmuş: “Kandil’e BDP’ye ve Avrupa’ya üç nüsha mektup yazdım. Heyet ile dünden beri yoğun olarak tartışıyoruz. Türkler de bunu bilmeli; başarısızlık orta ve üst düzey savaş, isyan, kaos hepimizin hayatı söz konusudur. Şimdiye kadar yaşadıklarımız devede kulak kalır. Şimdiye kadar olanlar ısınma hareketi idi. Bütün felsefi ve örgütsel birikimimi bu yönde PKK’yi hazırlamak ve dönüştürmek için kullanıyorum. Benimle oynanmayacağını özellikle AKP’ye anlatmalısınız. AKP’lilerle konuşun anlatın. Anlamlı bir uzlaşmaya gidilseydi (Ecevit döneminde) ne Ergenekon ne AKP olmazdı. Metiner saçmalıyor, ‘Apo sıkıştı’ diyor. Propaganda ile oyunu karıştırıyor. Kendisini düzene satmış, kendisini rezil etmiş, AKP’yi 10 yıldır ayakta tutan benim. Derhal bu söylemi terk etmesi lazım. Biz AKP’yi çıkartan gücüz.

AKP’YE İKTIDARI SUNDUK “(Altan Tan’a dönerek) Sayın Altan bilirsin İslamcıların 40 yıllık rüyasıydı, rüyalarını gerçekleştirdik. Biz AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk. Bize bir teşekkür etmedikleri gibi 2. Atatürk rolüne soyunup daha çok üstümüze geldiler, ezmeye çalıştılar. AKP, iktidarı gökten inmiş sandı. Bizim sınıf ve halk savaşımızın ne kadar amansız olduğunu bilmiyordu.

DARBEYİ ÖNLEDIM “AKP’nin çıkışları yanlıştır. Son bir

Terörün çözümü adına atılan adımlar her kesimden destek gördü. Bu havada gerçekleşen İmralı görüşmelerine de büyük umutlar bağlandı. Ancak BDP’li vekillerle Abdullah Öcalan arasında geçtiği söylenen sohbetin tutanakları, işin içine derin ellerin de karışmış olabileceğini gösteriyor. İmralı’daki görüşmeye BDP’li vekiller Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder (ortada) ve Altan Tan katıldı.

buçuk yılda büyük bir savaşa yüklendiler. Nihai tasfiye operasyonları yaptılar. Sayın Başbakan’ı buna inandıran ekip (2011’de) PKK’yi bitireceğiz’ dedi. 10 bin kişiyi (KCK) içeriye aldılar, Bu güç MİT’e de darbe planladı. Ben hemen devreye girdim, ‘bu darbedir’ dedim. Ergenekon’dan farkı yok. Başbakan MİT’e darbe yapılınca sıranın kendisine geldiğini gördü, Başbakan vatana ihanet suçundan tutuklanacaktı. O güce Cevat Öneş ‘darbe’ dedi. Bu yüzden ben devreye girdim, yardımcı olayım dedim. “Türkiye’de 3 koldan paralel devlet çalışması var. Bu ilişkileri sabote edilmeye başladı. Sıradan lobiler değil. ABD’de Yahudi, Ermeni ve Rum lobileri stratejik ve taktik müdahale ediyorlar. Her 3’ü de Anadolu çıkışlıdır. CHP ve MHP paralel devletin izdüşümleridir, basit aletleridir; AKP’ye de, medya ve iş adamlarına da sızmışlar. Sadece MİT kalmış, hedeflenen bizim geliştirdiğimiz diyalogdur. MİT Müsteşarı düşürülmek isteniyor. Emre Uslu, Mehmet Baransu MİT’i hedef aldılar. Arkalarında devasa bir güç var. Florida kontrgerilla merkezidir. Abdullah Çatlı iki kez gitti. Papa, Palme... Sakine bu tür grupların işidir. Yeni gladyo tam anlaşılamıyor. “Bir yazar (yazarın adını hatırlayamadı) ‘Fethullah Gülen, Nur hareketine sızdı’ diyor. ‘Kesin bilmiyorum, Kemalistlerin sızması’ diyor. Nur hareketini inceleyin, Saidi Nursi eski Nurs köyündendir. Eski bir Ermeni köyüdür. Teşkilatı Mahsusa’ya girdi, sonradan Mustafa Kemal ile takıştı. Fethullah Gülen ABD’de yaşıyor. 120 devlette okul açmış, para nereden. “Ergenekon’un bizden beklentisi

2002’den itibaren savaşı tırmandırmamızdı. Ben AKP’nin tam olarak oturması ve olgunlaşması için bilerek bekledim, sabrettim. AKP anlar dedik. AKP darbe ile uğraşırken başını belaya/derde sokmayalım dedik. Ne PKK’nın sandığı, ne AKP’nin sandığı gibi bir çekilme olur. Mektubun cevabı gelecek. Karar verip ilan edeceğim. Kandil karamsar, aşarlarsa iyi olur. Komisyonlar kurulacak. Hakikat komisyonu da kurulacak. Akil adamlar denetiminde olacak. Çekilme o zaman olacak. Köylere geri dönüş olacak. Bunları yapmazlarsa geri çekilme olmaz. Çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz. Çekilirsek gerilla biter görüşüne katılmıyorum. Suriye var, İran var. Şu an Suriye’de 50 bin, Kandil’de 10 bin, İran’da 40 bin var. “Ne ev hapsi, ne de af bunlara gerek kalmayacak. Herkes, hepimiz özgür olacağız. Şunu bilin ki bu hamlem komployu boşa çıkaracaktır. Ben komployu aşıyorum. Başarılı olursam, ne KCK tutuklusu kalır ne başkası. Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak. Ölen ölecek, ben karışmıyorum. Yalnız, herkes bilmeli ki, ‘Ne eskisi gibi yaşayacağız, ne de eskisi gibi savaşacağız’. Kendime güveniyorum.

BAŞKANLIĞINI DESTEKLERIZ “Başkanlık sistemi düşünülebilir. Biz Tayyip Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz. Yalnız başkanlık ABD’deki gibi olmalı, devlet meclisi gibi bir senato. İkincisi, bir de halklar meclisi. Esas olarak HDK’yi parlamentoya uyarlamak gibi düşünebiliriz. 40 yıldır Türk solunu taşıyorum. Daha fazla kendilerine

güvenmeliler. Anadolu İslamlaştıktan sonra, bin yıllık bir Hıristiyanlık öfkesi var. Rum, Ermeni, Yahudi, Anadolu’da hak iddia eder. Laiklik, milliyetçilik kisvesinde elde ettiklerini kaybetmek istemiyorlar. Aslında Sırrı Sakık’ın Kafkaslardan geldiler sözü doğruydu ama açıklayamadı. Kürtlerin devletten dışlanmaları son yüzyıldır. Mustafa Kemal de başta yer verdi. Devreye giren İsrail lobisi, Ermeni ve Rumlar, ‘Kürtler ne kadar dışlanırsa o kadar başarılı oluruz’ diyorlar. Bu paralel devlettir. Bin yıllık bir gelenektir. “MHP, CHP katı laik bir mezheptir. Faşist CHP olduğu gibi duruyor. CHP ve MHP ulusalcılığı, Hitler milliyetçiliğinin aynısıdır. Zaten kuruluş tarihi de aynıdır. Anayasanın önüne de bunlar dikilecekler. ‘Özgür iradesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılığını ifade eden her birey Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır.’ “Burada Türkiye Cumhuriyeti de olmayabilir sadece Türkiye de olabilir. Ulus aidiyeti ile devlet aidiyetini karıştırmayın. Devlete aidiz, ama Türk ulusçuluğuna ait değiliz. Türk ulusçuluğu bu ülkenin yüzde 10’unu bile karşılamaz. Millet, Arap, Türk ve Kürdü de kapsar. Tekilden uzağız. Ortak bir milletin üyesiyiz. Devlet düzeyinde karşılıklı olarak diyalog içindeyiz. Karamsar olmayın. AKP buna ne kadar hazır, ne kadar ciddiler bunu bana siz getireceksiniz. Çekilmeden çekilmeye fark var. Tek taraflı bir çekilme olmayacak. Çekilme parlamento kararı ile olacak. Başbakan’ın çekilsinler onlara karışmayız demesiyle olmaz. TBMM onaylayacak, çekilme komisyonla olacak.”


33 GĂ&#x153;NDEM MÄ°NE Ă&#x2021;AHA Meclis HaklarÄą Komisyonuâ&#x20AC;&#x2122;nun (Ä°HK) iki

1yÄąl Ăśnce kurduÄ&#x;u â&#x20AC;&#x2DC;GĂśzaltÄąndayken Kay-

bolduklarÄą Ä°ddia Edilen KiĹ&#x;ilerin AkÄąbetinin AraĹ&#x;tÄąrÄąlmasÄą Alt Komisyonuâ&#x20AC;&#x2122; ĂśnceliÄ&#x;i Cemil KÄąrbayÄąr dosyasÄąna vermiĹ&#x;ti. Komisyon, araĹ&#x;tÄąrma sĂźresince Ăśnemli aĹ&#x;amalar kaydetti. Karsâ&#x20AC;&#x2122;ta 12 EylĂźl darbesi sonrasÄą tutuklanan Cemil KÄąrbayÄąr ile aynÄą anda iĹ&#x;kence gĂśrenlere, bĂślgedeki sÄąkÄąyĂśnetim komutanÄąna, sorgu memurluÄ&#x;u ve bekçilik yapanlara kadar çok sayÄąda kiĹ&#x;iye ulaĹ&#x;tÄą. Fakat sorumluluÄ&#x;u olan isimler hakkÄąnda suç duyurusunda bulunabilmek için İçiĹ&#x;leri BakanlÄąÄ&#x;Äą arĹ&#x;ivlerine de ihtiyaç vardÄą. Komisyona ayrÄąlan sĂźre yetmeyince, rapor yaklaĹ&#x;an seçimlerin de kurbanÄą oldu. 23. DĂśnem Ä°HK Ăźyelerinden eski Ä°stanbul Milletvekili Ă&#x2021;etin Soysal ile KÄąrbayÄąr dosyasÄąnÄą ve 12 EylĂźlâ&#x20AC;&#x2122;Ăź konuĹ&#x;tuk. -Siz raporu Meclisâ&#x20AC;&#x2122;e teslim ettikten sonra neden bir ses çĹkmadÄą? Birçok isme ulaĹ&#x;tÄąÄ&#x;ÄąnÄązÄą gĂśrĂźyoruz. Cemil KÄąrbayÄąr araĹ&#x;tÄąrmasÄą tamamlanmÄąĹ&#x; mÄą sayÄąldÄą? Cemil KÄąrbayÄąr bir semboldĂź. 12 EylĂźl sĂźrecinde gerek gĂśzaltÄąnda kaybolanlar gerek faili meçhullerle ilgili bir çalÄąĹ&#x;ma baĹ&#x;latmÄąĹ&#x;tÄąk. Bu çalÄąĹ&#x;maya da Cemil KÄąrbayÄąr ile baĹ&#x;ladÄąk. Fakat çalÄąĹ&#x;mamÄązÄą maalesef tamamlayamadÄąk. O dĂśnemki emniyet mensuplarÄąna ulaĹ&#x;tÄąk. Ă&#x2013;nemli bĂślĂźmĂź kaçamak cevaplar verdi. Ama Cemil KÄąrbayÄąrâ&#x20AC;&#x2122;Äąn nasÄąl ĂśldĂźÄ&#x;ĂźnĂź, nereye gĂśmĂźldĂźÄ&#x;ĂźnĂź biliyorlar. -Neden tamamlanamadÄą dosya, eksik kalan nedir? Bu konudaki en bĂźyĂźk eksiklik o dĂśnem emniyette gĂśrev yapanlarla gĂśrĂźĹ&#x;melerin yarÄąm kalmasÄąydÄą. O gĂśrĂźĹ&#x;melerden bir sonuca ulaĹ&#x;mak mĂźmkĂźndĂź. İçiĹ&#x;leri BakanlÄąÄ&#x;Äąâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn arĹ&#x;ivine de girmemiz gerekiyordu, yapamadÄąk. -BakanlÄąk arĹ&#x;ivine girmek için herhangi bir giriĹ&#x;imde bulunmadÄąnÄąz mÄą? AslÄąnda bĂśyle bir talebimiz oldu; ama zaman yetmedi. Araya seçimler girince Meclisâ&#x20AC;&#x2122;teki ĂśmrĂźmĂźz yetmedi. Ĺ&#x17E;unu belirteyim, Zafer Ă&#x153;skĂźl (dĂśnemin Ä°HK BaĹ&#x;kanÄą) bĂźyĂźk duyarlÄąlÄąkla titiz bir çalÄąĹ&#x;maya ĂśncĂźlĂźk etti. Faili meçhuller dosyasÄą için birlikte Ăśnemli çalÄąĹ&#x;malar yapma planlarÄąmÄąz da vardÄą ama ne SayÄąn Ă&#x153;skĂźlâ&#x20AC;&#x2122;Ăźn ne de benim bir sonraki dĂśnemde bunu yapma Ĺ&#x;ansÄąmÄąz oldu. Ben seçimi kaybettim; Zafer Bey de listelerde yoktu. Komisyondaki diÄ&#x;er bir isim Mehmet Ekici de aynÄą Ĺ&#x;ekilde kazanamadÄą. YalnÄąz Ĺ&#x;unu çok net sĂśyleyebilirim ki, 12 EylĂźlâ&#x20AC;&#x2122;de gĂśzaltÄąnda kaybolan, baĹ&#x;ta Cemil KÄąrbayÄąr olmak Ăźzere hiçbirinin failleri meçhul deÄ&#x;ildir. O dĂśnemde kimin nerede gĂśrev yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄą arĹ&#x;ivden çĹkarmak, onlarla gĂśrĂźĹ&#x;mek mĂźmkĂźndĂźr. -Konu neden Meclisâ&#x20AC;&#x2122;te ikinci defa gĂźndeme gelmedi? Bilmiyorum ama bana gĂśre 12 EylĂźl sadece Kenan Evren ve Tahsin Ĺ&#x17E;ahinkayaâ&#x20AC;&#x2122;dan ibaret deÄ&#x;ildir. 12 EylĂźl ile gerçekten hesaplaĹ&#x;mak isteniyorsa o dĂśnemin kadrolarÄąnÄąn incelenmesi lazÄąm. Burada dikkat çekilmesi gereken nokta o dĂśnemde Ăśzellikle Ä°stanbul Siyasi Ĺ&#x17E;ube, Ankara ve DiyarbakÄąrâ&#x20AC;&#x2122;da yaĹ&#x;anan iĹ&#x;kenceler ve bunun sonunda yaĹ&#x;amÄąnÄą yitirenlerâ&#x20AC;Ś Bu sĂźreçte gĂśzaltÄąndayken ortadan kaybolanlarÄąn hepsinin faili bellidir.

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

12 EylĂźl iĹ&#x;kencecileri arĹ&#x;ivlerde duruyor Meclis Ä°nsan HaklarÄą Komisyonuâ&#x20AC;&#x2122;nun 2011â&#x20AC;&#x2122;de olaÄ&#x;anĂźstĂź dĂśnemlerde kaybolanlar için baĹ&#x;lattÄąÄ&#x;Äą araĹ&#x;tÄąrma yarÄąm kaldÄą. â&#x20AC;&#x2DC;Faili belliâ&#x20AC;&#x2122; cinayetlerin sorumlularÄą hakkÄąnda henĂźz bir iĹ&#x;lem yapÄąlmÄąĹ&#x; deÄ&#x;il. Eski CHP Milletvekili Ă&#x2021;etin Soysal arĹ&#x;ivleri iĹ&#x;aret ediyor.

-Bu isimlere ulaĹ&#x;mak, kimliklerini ve bugĂźn nerede olduklarÄąnÄą tespit etmek zor mu? HayÄąr, zaten bu isimler belli. Ă&#x2013;rneÄ&#x;in biz Karsâ&#x20AC;&#x2122;a gittik; Karsâ&#x20AC;&#x2122;ta kimlerin o dĂśnem gĂśrev yaptÄąÄ&#x;ÄąnÄą biliyoruz. Bizim dosyamÄązda da eksik kalan taraf, İçiĹ&#x;leri BakanlÄąÄ&#x;Äąâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn arĹ&#x;ivine girememiĹ&#x; olmamÄąz. Bu Ĺ&#x;ekilde suç duyurusunda bulunulabilir. -Kars gĂśzetim evinin ve KÄąrbayÄąrâ&#x20AC;&#x2122;Äąn iĹ&#x;kence gĂśrdĂźÄ&#x;Ăź â&#x20AC;&#x2DC;EÄ&#x;itim EnstitĂźsĂźâ&#x20AC;&#x2122;nĂźn sorgu memurlarÄąna tamamen ulaĹ&#x;tÄąnÄąz deÄ&#x;il mi? UlaĹ&#x;tÄąk, ifadelerini dinledik. Fakat birbirini tutmayan, kaçamak ifadelerdi bunlar. Ama yakalansalar, aklanmak için gerçeÄ&#x;i anlatmak zorunda kalacaklar. -UlaĹ&#x;Äąlan isimler hakkÄąnda neden bir suç duyurusunda bulunulmadÄą? TamamlayamadÄąÄ&#x;ÄąmÄąz için o noktaya gelemedik. OlayÄąn hem asker hem devlet ayaÄ&#x;Äą vardÄą.

Avukat A vukat

Kadir adir ErdoÄ&#x;muĹ&#x; ErdoÄ&#x;muĹ&#x; kalmÄąĹ&#x; olmayÄąn, olmayÄąn, Avukata kata gittiÄ&#x;inizde gittiÄ&#x;inizde geç kalmÄąĹ&#x; rlĂź hukuki hukuki sorunlarÄąnÄąz sorunlarÄąnÄąz için arayabilirsiniz. arayabilirsiniz. her tĂźrlĂź VindingevFK$t%,Roskilde VindingevFK$t%,Roskilde Tlf tFBY  Tlf tFBY  Mail: Mail: kadir@erdogmus.dk kadir@erdogmus.dk

-Zafer Ă&#x153;skĂźl â&#x20AC;&#x153;Kars BaĹ&#x;savcÄąlÄąÄ&#x;Äąâ&#x20AC;&#x2122;na suç duyurusunda bulunduk.â&#x20AC;? demiĹ&#x;ti. SonrasÄąnda ne oldu? Valla açĹkçasÄą takip edemedim. Bir ilerleme olsaydÄą; herhalde biz de duyardÄąk. -Daha Ăśnce Cemil KÄąrbayÄąr için herhangi bir suç duyurusunda bulunulmamÄąĹ&#x; mÄą? Faili meçhuller için Parlamentoâ&#x20AC;&#x2122;da, ilk defa oluĹ&#x;turuldu bu alt komisyon. 12 EylĂźlâ&#x20AC;&#x2122;den bu yana faili meçhul kayÄąplarla ilgili bir ilk gerçekleĹ&#x;tirildi. Berfo Anaâ&#x20AC;&#x2122;nÄąn Dolmabahçe ziyaretinden sonra, SayÄąn BaĹ&#x;bakanâ&#x20AC;&#x2122;Äąn gereken katkÄąnÄąn saÄ&#x;lanacaÄ&#x;Äą yĂśnĂźnde bir açĹklamasÄą oldu tĂźm faili meçhuller için. Benim dileÄ&#x;im, Parlamentoâ&#x20AC;&#x2122;da Ä°HK bĂźnyesinde tekrar açĹlmalÄą bu alt komisyon ve iĹ&#x;i tamamlamalÄą. 105 yaĹ&#x;Äąndaki bir annenin dramÄąnÄą yansÄąttÄąÄ&#x;Äą için Cemil KÄąrbayÄąr sembol oldu ama aslÄąnda yakÄąnlarÄą iĹ&#x;kence tezgâhlarÄąnda katledilen 300â&#x20AC;&#x2122;Ăźn Ăźzerinde aileyi ilgilendiren bir olay. -BaĹ&#x;ka kimler araĹ&#x;tÄąrma talebinde bulundu sizden?

Ekrem EkĹ&#x;i ĂśrneÄ&#x;i vardÄą mesela, Ä°stanbul Siyasi Ĺ&#x17E;ubeâ&#x20AC;&#x2122;de 24 yaĹ&#x;Äąnda katledildi. GĂśzaltÄąna alÄąndÄąktan sonra oradan ĂślĂźsĂź çĹktÄą. Onun için sĂśylĂźyorum, Evren ve Ĺ&#x17E;ahinkaya bir numara sorumlu ama onlarÄąn altÄąnda da yĂźzlerce insan gĂśrev yaptÄą. TĂźrlĂź iĹ&#x;kenceler yaptÄąlar insanlara ve iĹ&#x;kence gĂśrenlerin çoÄ&#x;unun cenazeleri çĹktÄą. -MemurlarÄą bu kadar rahat ve kaygÄąsÄąz kÄąlan neydi? KÄąrbayÄąrâ&#x20AC;&#x2122;Äąn ailesinin meraklanmasÄą, olayÄą sorgulamasÄą karĹ&#x;ÄąsÄąnda memurlarÄąn son derece pervasÄąz bir Ăźslup takÄąndÄąÄ&#x;ÄąnÄą gĂśrĂźyoruz. AÄ&#x;abeyi Mikailâ&#x20AC;&#x2122;i tartaklÄąyorlar meselaâ&#x20AC;Ś Darbe ortamÄąnÄąn vermiĹ&#x; olduÄ&#x;u rahatlÄąkâ&#x20AC;Ś 12 EylĂźl sonuçta bir â&#x20AC;&#x2DC;diktatoryaâ&#x20AC;&#x2122;. Ä°nsani duygularÄą ortadan kaldÄąran bir atmosfer hâkimdi. Kenan Evren ifadesinde â&#x20AC;&#x153;Ben kimseye iĹ&#x;kence etmedim; â&#x20AC;&#x2DC;edinâ&#x20AC;&#x2122; demedim.â&#x20AC;? diyor. Belki eline cop alÄąp elektrik Ĺ&#x;oku vererek iĹ&#x;kence yapmamÄąĹ&#x;tÄąr ama o iĹ&#x;kence ortamÄąnÄą hazÄąrlamÄąĹ&#x;tÄąr. Ä°Ĺ&#x;te bunun için bunun adÄą darbedir, faĹ&#x;izmdir, cuntadÄąr. Hukuk tamamen kaldÄąrÄąlÄąp yerine Kenan Evren hukuku, cunta hukuku konuldu. Bedeli de çok aÄ&#x;Äąr oldu. -BugĂźn bize uzak gibi gĂśrĂźnĂźyor o yÄąllar ama tekrar yaĹ&#x;anmayacaÄ&#x;ÄąnÄąn da henĂźz bir garantisi yokâ&#x20AC;Ś Ä°Ĺ&#x;te kimsenin yanÄąna kâr kalmamalÄą, herkes â&#x20AC;&#x2DC;Ya gĂźn olur devran dĂśner, 30 yÄąl da geçse sonu yine beni bulurâ&#x20AC;&#x2122; diye hesabÄąnÄąn sorulacaÄ&#x;Äą kaygÄąsÄąnÄą taĹ&#x;ÄąmalÄą. Mesele o dĂśnemin deĹ&#x;ifre edilmesi ve lanetlenmesi; eÄ&#x;er bir daha yaĹ&#x;anmasÄąnÄą istemiyorsak. Mesele 90 yaĹ&#x;Äąn Ăźzerinde iki ismin dĂśrt duvara tÄąkÄąlmasÄą deÄ&#x;il. Hukuku kaldÄąrÄąp kendi hukukunu kuran darbeci anlayÄąĹ&#x;Äąn uzantÄąlarÄą da vardÄą. Ä°stanbul, DiyarbakÄąr, Ankara emniyet mĂźdĂźrlerine raÄ&#x;men bu iĹ&#x;kenceler yapÄąlabilir miydi? Kim gĂśzaltÄąna aldÄąysa o insanÄąn hayatÄą onun sorumluluÄ&#x;undadÄąr. DolayÄąsÄąyla iĹ&#x;lenen cinayetler deâ&#x20AC;Ś BugĂźn bu insanlar acaba nerede? -Komisyon raporunda aynÄą ortamÄą paylaĹ&#x;an arkadaĹ&#x;larÄąnÄąn ifadesiyle kĂśtĂź muameleye tabi tutulduÄ&#x;u, sorgu sÄąrasÄąnda elektrik Ĺ&#x;oku ile iĹ&#x;kence gĂśrdĂźÄ&#x;Ăź, kaba dayak uygulandÄąÄ&#x;Äą ve falakaya çekildiÄ&#x;i tespit edilmiĹ&#x;. Ve rapor kayÄąp olmadÄąÄ&#x;Äą, â&#x20AC;&#x2DC;ĂśldĂźrĂźldĂźÄ&#x;Ăźâ&#x20AC;&#x2122; konusunda kesin bir kanÄąya vardÄą, Ăśyle deÄ&#x;il mi? Evet, bunu kesinlikle sĂśyleyebiliyoruz. -Peki, gĂśmme iĹ&#x;lemi sÄąrasÄąnda bekçilerin kullanÄąlmÄąĹ&#x; olabileceÄ&#x;i iddiasÄąna dair bir Ĺ&#x;ey ulaĹ&#x;tÄą mÄą elinize? Bekçilerin hepsiyle gĂśrĂźĹ&#x;tĂźk. Hepsi endiĹ&#x;eli ve tedirgindi. Ă&#x153;ç maymunu oynayarak masum olduklarÄąnÄą iddia ettiler. Ama haklarÄąnda suç duyurusunda bulunulduÄ&#x;u takdirde, suçlunun kim olduÄ&#x;unu belirtmek zorunda kalacaklardÄąr. -DosyanÄąn tamamlamasÄąnÄą zaman kÄąsÄątlÄąlÄąÄ&#x;Äąna baÄ&#x;lÄąyorsunuz. Ama epey bir mesafe katedilmiĹ&#x;, geriye sadece isimleri belirleyip suç duyurusunda bulunmak kalÄąyor Ăśyle mi? Bana gĂśre hiç zor deÄ&#x;il. Hangi ilde kimler gĂśzaltÄąna alÄąnÄąp kayboldu ise bu ildeki sÄąkÄąyĂśnetim komutanÄą, emniyet mĂźdĂźrĂź ve onun altÄąndaki birimler, sorguya çeken memurlara varÄąncaya kadar kim olduklarÄą belli. Genelkurmay arĹ&#x;ivlerinde de, İçiĹ&#x;leri arĹ&#x;ivlerinde de var. 12 EylĂźl ile hesaplaĹ&#x;manÄąn yolu buradan geçiyor.


34GÜNDEM

İDRİS GÜRSOY TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma

128 Şubat Alt Komisyonu Başkanı Yaşar

Karayel pek çok tanık dinledi. Başta Genelkurmay, devletin güvenlik birimlerinden gelen ‘gizli’ belgeleri inceledi. Suikast listelerini gördü. Darbe planlarındaki ayrıntıları öğrendi. Fişlemelerde Kuran’ın ‘suç belgesi’ sayıldığına şahit oldu. Darbe soruşturmalarını yürüten savcı ve mahkemelerin hedef alındığı bir dönemde tarihî bir çıkış yapıyor: “Türkiye, karanlık yapılardan hukuk karşısında hesap sormadan demokratik bir ülke hâline gelemez.” AK Parti Kayseri Milletvekili Yaşar Karayel’le Meclis’teki odasında 28 Şubat ve süren darbe davalarını konuşuyoruz. Tanıkları dinledikten ve gizli belgeleri gördükten sonra darbelere bakışının çok değiştiğini anlatıyor. Çoklarının aksine, “Darbeler döneminin bittiğini söylemek doğru değil, mücadele yeni başlıyor.” diyor. Ergenekon davalarını gören mahkemelerin demokrasi tarihine geçeceğinin altını çiziyor. Hâkim ve savcıların baskılara boyun eğmemelerini istiyor. Ayrıca uyarıyor: “Bu hesabı görmezseniz yanlışa siz de ortak olursunuz.” -28 Şubat’taki MGK toplantısından sonra neler yaşanıyor? Fiilî bir müdahale kararı mı alınıyor? Toplantıdan sonra asker kanadı keyif içinde Çevik Bir’in odasına gidiyor. Güven Erkaya, Çevik Bir, o zamanın 5 kişilik kuvvet komutanları ve karargâhtakiler oturup ‘MGK kararlarının uygulanmasını takip etmemiz gerekir’ diye aralarında karar veriyorlar. Bunlar hiçbir dayanağı olmayan kararlar. Nitekim 28 Şubat soruşturmasını yürüten savcı, bu toplantıya katılanları çağırdı. Çevik Bir’in söylediğine göre bu kararlar Karadayı’ya da onaylatılıyor. -Siz Karadayı ile de görüştünüz? Dönemin genelkurmay başkanı olarak onayı var mı? İsmail Hakkı Karadayı’ya bunu sorduk. ‘Askeriyede bu tür toplantılar olur, kararlar alınır, böyle gruplar kurulur, askerler böyle konuları araştırır’ dedi. Zımnen kabul etti. Bu hukuksuzluğu yapmış ve fiilen uygulamış. ‘Aldıkları karar ve uygulamalar askerî değil’ dedik. Neticede demokrasi, insan hakları ve siyasetle alakalı konular. -Bir’in odasında alınan kararlar için ‘Balyoz’dan daha kapsamlı’ değerlendirmesini yapıyorsunuz? Balyoz’da daha çok 1. Ordu Komutanlığı döneminde, özellikle Çetin Doğan başkanlığında, Ege ve Marmara Bölgesi’ndeki bütün sivil toplum kuruluşları ve partiler, sendikalar, kim varsa, valiler, gazeteciler, kaymakamlar hiç fark etmemiş; herkes için dosyalama, fişleme sistemi oluşturulmuş. Bunu yaparken İstanbul’daki insanların yoğun olduğu bölgelerin, camilerin krokileri çıkarılmış. Hangi subayların hangi belediye başkanlarını ve gazetecileri tutuklayacağı listelenmiş. Gazetecilerin nereye götürüleceği tespit edilmiş. Bunların karşısına kimlerin tutuklayacağı, subayların görev alanları da yazılmış. Nokta’daki ve Mustafa Balbay’daki günlüklerde de teyit ediliyor bu hususlar. -28 Şubat’ta farklı neler var? 28 Şubat’ta fişlemeler, listeler ve bunlara ilaveten kamuda olup bitenler hakkında mahkemelere yazılar var. Takipsizlik kararı veren mahkemeye yazı yazarak ‘Siz o dosyayı şu mahkemeye gönderin’ gibi direktifler veriliyor. Biz bunları Karadayı’nın önüne koyduğumuzda ‘Haberim yok, yanlış yapmışlar’ dedi. -İnandınız mı? İnandırıcılığı olmayan bir şey. Çevik Bir’in

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Bu hesabı görmezseniz yanlışa ortak olursunuz

Darbe soruşturmalarını konuştuğumuz 28 Şubat Alt Komisyonu Başkanı Yaşar Karayel, Ergenekon davalarına bakan hâkim ve savcıların baskılara boyun eğmemelerini istiyor: “Darbeler dönemi henüz bitmedi.”

imzası var ve ‘Genelkurmay Başkanı adına’ yazıyor. Bir tane, iki tane değil. Bunların hepsi suç. Anayasada amir hükmü var, yargıya müdahale edilemez. Burada kanunsuz olarak müdahale edilmiş. Bunların kararları alınmış ve uygulanmış.

-‘Hasan Ekinci ile görüştüm. ‘İkna odaları kuruldu’ diyor. İkna odalarının arkasında kimler var? Bunu yöneten askerler. O dönemde Genelkurmay’da yetkili olanlar. Erbakan (Necmettin) Hoca ve ekibini bölemeyince DYP’ye yüklenmişler.

-Nasıl? Milletvekillerine telefon ediyorlar, görüşüyorlar. Kimilerine para teklif ediyorlar, kimileri ailesi ile tehdit ediliyor, bazı dosyalar önlerine konuluyor. Burada Seferberlik Tetkik Kurulu kullanılıyor. -Seferberlik Tetkik Kurulu görevi dışında mı kullanılmış? Bu kurulun adı değişse de görevleri belli. Seferberlik anında ülke işgal edilmişse ülkenin işgalden kurtarılması ve yeniden ayağa kaldırılması, savunulması ile ilgili bir konseptin uygulanması ile alakalı. Bunun hukuki olmayan tarafı yok. Hukuksuz olan şu: Bununla ilgili işleri takip edecek adamlardan bazıları hukukun dışına çıkarak devletin kendisine vermediği yetkileri kullanmış. Kanunen kendisine sağlanmamış bütün yetkileri kullanarak kendi kanaat ve düşüncesine göre toplumu dizayn etmeye veya kendilerinin hoşuna gitmeyecek insanlarla ilgili kısımlarını halle kalkan planlar yapılmış, bu amaca yönelik ekipler oluşmuş. Bunlar Seferberlik Tetkik Kurulu’nun bilgisi dâhilinde Türkiye’nin çeşitli yerlerine gömülmüş, envanteri olan, sadece bilmesi gerekenlerin bildiği mühimmat ve silahları kendi şahsi düşünceleri, ideolojik bakışları açısından kullanmış. Toplum içerisinde terör estirmişler. Bu tip yapılanmaların içinde olan amir ve memurların da bir kısmını kullanmışlar. -Hangi olaylar bunlar? Seferberlik Tetkik Kurulu’na ait silah ve mühimmatın bir kısmı 28 Şubat döneminde toplumu dizayn etmek için kullanılmış. Daha önceki darbelerde de farklı amaçlar için kullanılmış olabilir. 12 Eylül’den önce sol ve sağ örgütler bu kadar silahı, mühimmatı nereden buldu? Bir araştırma yapılsa işin ucu Seferberlik Tetkik Kurulu’na kadar ulaşabilir. Bizim bunu araştıracak zamanımız olmadı. Ayrıca tahkikat yapılmalı. Kontrgerilla ve JİTEM gibi adı geçen örgütler incelenmeli. Sürekli karanlık noktaları olan, kötü kokuların geldiği, hukukçuların, toplumun ve siyasilerin bilmediği bir alan oluşmuş. Buralardan yayılan kötü kokular bugünkü soruşturmaların ve araştırmaların konusudur. Türkiye 50 yıllık karanlık işleri ile yüzleşmeden demokratik bir ülke hâline gelemez, sivil siyaset güçlenemez. İspanya, İtalya ve Yunanistan’da bu süreç 10 yıla yakın sürdü. Yunanistan’da darbeciler içeride öldü. Yaşayan bir-iki kişi kaldı. -Bizde diğer ülkelere göre güçlü bir direnç var. Neye bağlıyorsunuz? Darbe damarı gücünü nereden alıyor? 27 Mayıs’tan 27 Nisan’a darbeciler hep birbirlerini tetiklemiş ve eğitmişler. Sistem 1960’ta kurulmuş. İttihat ve Terakki’den bize intikal eden bir mantıktır bu. İttihatçılar içinde de tasfiyeler olmuş, sonra Cumhuriyet döneminde de olmuş. Kazım Karabekir Paşa idamdan dönmüş. 1960’la birlikte bu iş kurumsallaşmış. Tek parti döneminden çok partili sisteme geçiş sancılı olmuş. Seçimler yapılmış ama ‘darbeci yapı’ değişmemiş. Millete rağmen iktidarda kalmak isteyen sistem varlığını devam ettirmiş. -Nasıl? DP’ye iktidarı vermişler ama arkasından kuyusunu kazmışlar. Öğrenci olaylarını organize etmişler. 12 Mart, 12 Eylül öncesi terör tırmandırılmış. 1960’ta kurulan sistem bütün darbelerde uygulanmış. Herkes birbirinden ilham almış. 60 darbesini yapan 37 kişilik cuntacı hareket içinde teğmenden generale kadar insanlar var. O dönemde görev alanlar, onların yanında çırak gibi yetişenlerin bir kısmı 1971’de darbe yapıyor. 71’de emir subayı


35 GÜNDEM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Çevik Bir (solda)ve İsmail Hakkı Karadayı

olan, o ekiple birlikte çalışanlar 80’in yöneticileri olmuş. 12 Eylül’de görev alan alt rütbelerdeki komutanlar 28 Şubat’ın yöneticileri olmuş. Her seferinde mantık aynı, Atatürkçülüğün arkasına sığınmışlar. Millet zarar görmüş. -Millet zarar görmüş. Peki bu işten kazananlar kimler? Darbelerin görünmeyen yüzü o. Tamamen ekonomik iştir darbe. Kasada biraz millete yönelecek ekonomik kaynak oluşmuşsa bunun rantiyeye veya finans sektörüne, bankalara, devrin ileri gelenlerine peşkeş çekilme zamanıdır demokrasinin kesintiye uğradığı dönemler. 2001’e kadar işlerin büyük kısmı hortumcuların eline geçmiştir. Finans sektörü kendi cebini milletin cebine bağlamış. -Paranın izini sürebildiniz mi? Kimler nasıl soyuyor ülkeyi? Darbelerin topluma maliyeti ne kadar? Ticari sır kapsamında bazı bilgilere ulaşamıyorsunuz. Geneli değerlendirebildik, çok büyük bir sömürü var. 94’ten sonraki batık bankaların yönetim kurulunu istedik, gelenlerin içinde anlı şanlı generaller var, genelkurmay başkanlığı yapmış isimler var. 21 bankanın yönetim kurullarında bunlar. Peki, bankacılar, finansçılar generalleri niye almış? Alacakları maaşlar karşılığında bankalara menfaat sağlamışlar. Batık bankaların maliyeti nereden baksanız 251 milyar dolar. Bizim tespitlerimiz 1960 da dâhil olmak üzere 350 milyar doların üzerinde bu ülke darbelerden vurgun yemiştir. -Siyasetten de darbelerle hesaplaşmaya soğuk bakanlar var. Siz komisyon başkanı olarak gizli belgeleri gördünüz, tanıkları dinlediniz. Bakış açınız değişti mi? Kesinlikle. Bu yüz kızartıcı bir iştir. Devlete karşı büyük hayal kırıklığına uğradım. Devlete güvenimde şüpheler oluştu. Millete güvenim arttı. Şüphenin sebebi darbeci zihniyet ve onların uyguladığı sistemlerdir. Bunların hepsinin hesabı görülmeli. Hukuk bu hesabı görmezse onlar da yanlışa ortak olur. Ülkeyi ekonomik kayba uğratanlar dâhil, darbenin sivil ayaklarının da sorgulanması gerekir. Medyanın bir bölümü, sendikalar, iş adamları, sermayedarlar ve korku salmak için kullanılan mafya hukuk karşısında hesap vermek zorunda. -Bu hesap sormayı bazıları ‘cadı avı’ olarak niteliyor? Biz intikam duygusu ile davranmıyoruz. Hukuk burada, eğer suç işlemişlerse bunları hesaba çeker. İşlememişse kimseye söylenecek bir şey yok. Bizim söylediğimiz şu; psikolojik olarak darbeye zemin hazırlayan, darbe ortamını olgunlaştırmaya katkı sağlayanlar var. Ne adına bu katkıyı sağladılar? İşçi hakları adına mı? Atılan manşetler ortada duruyor. Bunları neden attılar? Genelkurmay’dan fısıldanmış ve

‘Alın bunları manşet yapın’ demişlerse o gazetecilerin namuslu olarak gelip savcılara ‘Evet bize şu unsurlar verildi’ demesi lazım. Ne demek ‘Silahsız kuvvetler bu defa halletsin’ diye manşet atmak? Savcıların görevi, kim millî iradeye dokunmuş, kim dokunulmasına yardım etmişse hepsinin hesabını sormaktır. -Darbecileri yargılayan mahkemelere baskılar artıyor? Mahkemelerin üzerinde bu tür baskılar olur. Bunların elinde medyası var, televizyonu var. Seslerini yükseltiliyorlar. Demokratik ülke, seslerini yükseltsinler ama gidip Silivri’de hâkimleri tehdit etmesinler, yuhalamasınlar,

karalamasınlar. Beğenirler beğenmezler verilen kararları, ama hukuk işliyor. Ama bu hukuku zedeleyici bir alan içine girmemeleri lazım. -‘Davalar sona ersin, afla toplumsal barış sağlansın’ sesleri siyasetten de geliyor? Kanaat belirterek hukuku belirleyemeyiz. Dışarıdan söylemler bir niyet işidir, iyi niyet göstergesidir. Biz de kimsenin tutuklanmasını, haksızlığa uğramasını istemeyiz. Sadece hukukun üstünlüğünün tecelli etmesini istiyoruz. Hukuk hızlı çalışsın, söylenmek istenen odur. Bu mücadele sonlanmaz. İşin başındayız. Türkiye ilk defa darbelerle yüzleşiyor. İlk

defa Meclis kendi iradesine sahip çıkıyor. ‘Darbeler dönemi bitti’ demek doğru değil. Bu darbecilerin yaptığı anayasa ve kanunlardan kurtulmadan siyaseti nasıl güçlendireceksiniz? Henüz Türkiye bu işin başındadır. Hukuk karşısında hesap vermeler yeni başlamıştır. -Derin yapılar tasfiye edildi, darbeler dönemi bitti’ havası yayılıyor. Siz bu yapıları en iyi tanıyan kişilerden biri oldunuz. Ne düşünüyorsunuz? Demirel (Süleyman) dedi ki ‘Bizim zihnimizde Menderes’in asılması fotoğrafı hep yer etmiştir. O korku içinde siyaset yaptık.’ Türkiye’de bu cuntacı zihniyetle bugüne kadar hukuk karşısında hesaplaşılamadığı için, siyasetçinin zihninde hep idam sehpası kalmıştır. Bunun için Başbakan Erdoğan (Tayyip) ‘Ben gömleğimi kefen olarak kabul ediyorum ve milletime hizmeti bu anlayış içinde sürdürüyorum’ diyor. A K

Parti’yi kapatmak istediler. Kim bunlar? Belli zihniyetler. Anayasa Mahkemesi’ne telefon edenler hep bunlar. Darbeci yapıların yeniden yeşermesine fırsat vermemek lazım. Eğer yok edilemezlerse ilk fırsatta millî iradeye dokunmak isteyeceklerdir. -Siz hâlâ yok edilemediklerini düşünüyorsunuz? Neler yapılmalı? Darbelerle hukuk karşısında hesaplaşmanın yanında sivil bir anayasayı yapmalıyız. Ekonomik ve siyasi istikrarın da asla bozulmaması gerekir. Siyasi istikrarsızlık yönetilemeyen ülke hâline dönüştürür. Yatırımlar ve demokratikleşme durur. Ekmeklerine yağ sürülmüş olur. ‘Biz geleceğiz, düzelteceğiz’ yine derler. -Hâlâ gelme planları var mı? MİT’in bizim komisyona gönderdiği ihbar mektuplarının içeriğinde var; ‘Eko-

nominin bozulması için gerekli işlemler yapılmalı, sivil siyaset kötü gösterilmeli, AK Parti’nin zayıflaması beklenmeli’ diyorlar. Ankara’da yürüyüşler, üniversiteleri organize etmek, terörü tırmandırmak, sağdan soldan suikastlar yaparak birbirlerinin üzerine atılması gibi planlar yapılmış. Başbakan ve bakanların eşlerine çirkin iftiralar atılarak toplumda itibarlarını sarsmak gibi bir sürü madde sıralanmış. -27 Mayıs’ta da Berrin Menderes’e ve bazı bakan eşlerine iftiralar atılıyor? 1960’taki sivil siyasete yönelik söylemlerle, yapılan işlemler ve iftiralarla 27 Nisan’dakiler birbirinden farklı değil. Aynı mantık, aynı merkez hep harekât hâlinde. -Sivil anayasa önünde de engeller görünüyor? Direnç her zaman var. 2011’de anketlerde hâlâ toplumun yüzde 25’i darbecilerin söylemlerine itibar ediyor. Bu birdenbire yok olmaz, eğitim işidir. Siyasette ve bazı kurumlarda da hâlâ etkinler. Hâlâ darbeden tutuklananları savunanlar var. Silivri’de onları ziyaret edenler var, bu İttihat ve Terakki zihniyeti geçmişten bugüne yok olmuş değil. Onlar açısından bu demokratikleşme süreci kırılmalıdır, esas olan millet iradesi değil, kendi iradeleridir. Millet tarafından kabul görmüyorsa zor kullanılması, millete silah doğrultulması söz konusudur. Milletin ordusu ile savaşacak durumu yok. Ordu asla silahını kendi milletine doğrultamaz, siyaset yapamaz. Bu yavaş yavaş olacak. -Nasıl bir süreç öngörüyorsunuz? Askerî okullar dâhil, eğitim müfredatı değiştirilmelidir. Ders kitaplarında insan hakları ve demokrasi daha geniş şekilde anlatılmalıdır. Siz ilkokuldan itibaren aldığınız bir çocuğu ölünceye kadar aynı atmosfer içinde tutarsanız bu bir beyin yıkama ameliyesi olur. Eğitim sisteminin demokratikleştirilmesi gerekir. Ne demek, Cumhuriyet’i kollama görevi orduya aittir? Böyle bir şey olamaz. 35. madde derhal kaldırılmalıdır, Jandarma sivil polise dönüşmeli, fişlemeler yok sayılmalıdır. Bütün bunlar kolay değil, yabancı ülkelerde onlarca yıl almış; Türkiye daha beş yıldır bunları görüp değiştirmeye çalışıyor. -Komisyona bütün bilgi ve belgeler geldi mi? Kozmik odalarda ne var ne yok biliyor musunuz? Genelkurmay dâhil bütün kurumlardan istediğimiz belgelerin yüzde 90’ı geldi. Sadece kozmik odalarla ilgili bilgiler ve belgeler gelmedi. Onları da hâkim ve savcılar gidip gördüler, adliyeye intikal etmiş konular zaten onlar. Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun en büyük açılımlarından biri, devletin gizli kabul ettiği MGK kararlarının gizliliğinin kaldırılmasıdır. Millet iradesini temsil eden Meclis’e en gizli belgeler bile gönderildi. Bu önemlidir. Millet iradesi önemsendi, bu bir açılımdır, sivil siyasetin güçlendirilmesidir.


36DÜNYA Libya’da iç savaşın yaraları hâlâ kanıyor

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Libya’da 16 ay önce diktatör rejimin devrilmesi ile sona eren iç savaş sonrasında karşılaşılan tek sorun demokrasiyi adil ve halka saygılı bir yönetim şekli olarak ihdas etmek olmamış. KÜRŞAT BAYHAN BİNGAZİ 42 yıl süren Kaddafi rejimini 16 ay önce yı-

1kan Libyalılar, hâlâ iç savaşın yaralarını

sarmaya çalışıyor. Savaş mağdurlarını yeniden sosyal hayata kazandırmak için verilen psikolojik desteğin ise yeterli olduğunu söylemek zor. Rehabilitasyon merkezlerinde yapılan anketlere göre mağdurlar, gelecekten ümitsiz ve ne yapacaklarını bilmiyorlar. Libya’da 16 ay önce diktatör rejimin devrilmesi ile sona eren iç savaş sonrasında karşılaşılan tek sorun demokrasiyi adil ve halka saygılı bir yönetim şekli olarak ihdas etmek olmamış. Bu geçiş sürecinde rol alan ve alacak yönetimlere bir de savaşın yıkımına şahit olmuş, eğitimsiz ve ümitsiz birkaç nesli rehabilite ederek sosyal yaşam ve ekonomiye kazandırmak düşüyor. Ne yazık ki rakamlar geçtiğimiz 1,5 yıla yakın süre zarfında burada bu anlamda çok başarılı olunamadığını gösteriyor. Libya halkı 42 yıl süren Kaddafi rejiminin ardından yaralarını sarmaya çalışıyor. Savaş sonrasında cephede görev almış çoğunluğu 30 yaş altı birçok insan ise ciddi sorunlarla karşı karşıya. Onların yaşadığı savaş sonrası sorunların tedavisine matuf bir psikolojik destek sadece beş aydır sunuluyor ve ülke genelinde tespit edilen 145 bin savaş mağduru arasından şu ana kadar ancak 700 kişiye ulaşılmış. Tüm Libya’da yapılan anonslarla savaşta yer almış ve mağdur durumda olan kişiler ilgili merkezlere çağrılarak anket yapılıyor. Kaddafi karşıtı silahlı mücadelenin kalesi konumundaki Bingazi’de böyle bir psikolojik destek merkezinde takım lideri olarak çalışan Mustafa Ehadiri, ellerine gelen verileri incelediklerinde 42 yıllık baskı döneminde ne kadar eğitimsiz bir millet yetiştirildiğinin ortaya çıktığını belirtiyor. İstatistiklere göre tespit edilen 145 bin savaş mağdurunun yüzde 72’si 30 yaşın altında. Yüzde 39’u ilkokul mezunu, yüzde 27’si okuma-yazma dahi bilmiyor, yüzde 40’ı ise herhangi bir meslek sahibi değil. Üstelik ankete katılanların yüzde 78’inin gelecekte ne yapabileceğine ilişkin bir fikri de yok. Ne yapacağını bilmeyen gençlerden biri de İmam Abdülhamit. Henüz 23 yaşında. Bingazi’nin 240 km güneybatısında yer alan Brega’da rejim güçlerine karşı savaşırken kardeşi yanında can vermiş. Geçirdiği psikolojik sarsıntıya daha fazla dayanamayıp evine geri dönen ilkokul mezunu Abdülhamit, herhangi bir meslek sahibi de değil. Aynı merkezde çalışan doktorlardan Mu-

hammet Al Fahri, “Klinik girişine tabela bile asamıyoruz. Çünkü toplum tepkisi savaşta ağır sarsıntılar yaşamış olan hastaların buraya gelmesini engelliyor.” diyor. 30 yaşındaki Wasem Salem de oluşturulan veri bankası sayesinde kendisine ulaşılan hastalardan. Devrim döneminde Bingazi ve Brega’da savaşmış. En yakın arkadaşını yanında kaybettiğini söyleyen Salem, “Geceleri kâbuslarla uyanıp ağlıyorum. Çevremdekilere anlatsam korkak ya da deli diye benimle alay edecekler, bu Libya kültüründe alışılmış bir durum değil.” diyor. Eşinin tavsiyesiyle tedaviye başlayan Salem’in kardeşleri bile bu durumu bilmiyor.

Libya halkı 42 yıl süren Kaddafi rejiminin ardından yaralarını sarmaya çalışıyor. Savaş sonrasında cephede görev almış çoğunluğu 30 yaş altı birçok insan ise ciddi sorunlarla karşı karşıya.

Rusya silah ihracatında rekor kırdı FARUK AKKAN MOSKOVA Rusya Federal Askeri-Teknik Servisi

1Direktörü Aleksandr Fomin, 2012'de

hedeflenen miktardan yüzde 12 daha fazla, 15 milyar dolar ihracatla Sovyet sonrası dönemin rekorunu kırdıklarını açıkladı. Rusya'nın ABD'den sonra silah ihracat rakamlarında dünyada ikici sırada olduğunu ifade eden Fomin, 2013 için pozitif sürecin devam ettiğini söyledi. 1 Mart itibari ile Rusya'nın silah ihracat

portfoyünün 46 milyar dolara ulaştığına değinen Rus yetkili, "Sadece bu yılın ilk 2 ayında portföy 2,5 milyar dolar arttı." bilgisini verdi. Rus silah ihracat şirketleri Ortadoğu'da yaşanan çatışmalar nedeni ile satışlarını artırırken, bir kısım yaptırımlar ise ihracatı kısıtlıyor. İran'a yönelik S-300 sevkiyatının teslim edilmemesinin şirket açısından ekonomik başarısızlık oluşturduğunu kaydeden Fomin, "Biz S-300 füze savunma sistemlerini İran için ürettik. BM yaptırımları nedeni ile sevkiyatı yapmadık. Sevkiyat ba-

şarısız oldu. Şimdi bu sistemleri başkasına satmak mümkün değil. Burada yüzlerce milyon dolar kaybımız var." dedi.

SURİYE'YE SİLAH İHRACATI ZORLAŞTI Rusya'nın Suriye'ye yönelik silah ihracatına anlaşmalar çerçevesinde devam edeceğini belirten Fomin şu değerlendirmelerde bulundu: "Burada silah şirketimize ve taşıma araçlarımıza savaş ilan ediliyor. Sigortalar iptal ediyor, hava ve deniz taşımacılığı ciddi zorluk çekiyor. Tüm blokaja rağmen, Rusya

uluslar arası anlaşmaları yerine getirmeye çalışıyor. Suriye sevkiyatında önemli miktarda arz gerçekleşemedi. Bir de ödemeler ABD doları olduğu zaman Amerikan bankaları bunu bloke ediyor. Burada Suriye de kaybediyor." Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile imzalanan 4,2 milyar dolarlık silah anlaşmasını da değerlendiren Fomin, "Anlaşmanın uygulamaya geçeceğini söylemek için erken. Durum netleşince bilgi vereceğiz." dedi. Irak yönetimi yolsuzluk iddiası ile anlaşmayı askıya almıştı. (CİHAN)


37 DÜNYA Ermenistan'ı İran ayakta tutuyor

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

VEYSEL AYHAN BAKÜ Türkiye’nin de yakından takip ettiği Dağlık Karabağ so-

1rununun çözümü için Amerika, Rusya ve Fransa’nın

eşbaşkanlığında oluşturulan Minsk Grubu’nun çalışmaları ümit vermiyor. Azerbaycan yönetimi ise çözümün Ermenistan’a uygulanacak ekonomik ambargolarla mümkün olabileceğini düşünüyor. Zaman’a konuşan Başbakan Yardımcısı Ali Hasanov, Ankara’nın da destek verdiği ekonomik tecrit siyasetinin Tahran tarafından kabul görmemesine tepki göstererek, “İran, alışverişini bir gün kesse Ermenistan açlıktan ölür.” dedi. Azerbaycan, askerî seçeneği masada tutmakla birlikte artan petrol ve doğalgaz gelirleriyle refahını ve gücünü artırmaya yoğunlaşmış durumda. Azeri yönetimi için bu süre zarfında Ermenistan’ın ambargolarla zayıflatılması ise önemli. Ne var ki Bakü, Ankara’nın da destek verdiği ekonomik tecrit siyasetinin Tahran tarafından kabul görmemesinden rahatsız. İran’da sayıları 20 milyonun üzerinde etnik Azeri nüfusu bulunmasına karşın diplomatik kaynaklara göre Bakü, topraklarında Şiiliği kullanarak faaliyet yürütme ihtimali nedeniyle de Tahran konusunda oldukça temkinli. Erivan’la diplomatik ilişkilerini normalleştirmek için 2009’da parafe ettiği protokolleri Dağlık Karabağ sorununun çözümsüz kalması nedeniyle askıya alan Ankara için ise takdir ifadeleri kullanılıyor. Hasanov, “Başbakan Erdoğan, tüm platformlarda Karabağ işgali bitene kadar Türkiye-Ermenistan sınırının açılmayacağını söyledi ve söylüyor.” dedi. Azeri Başbakan Yardımcısı, Azerbaycan Matbuat Şûrası ve TİKA tarafından organize edilen program çerçevesinde salı günü Bakü’de bir grup Türk gazetecinin sorularını cevaplandırdı. Hasanov, Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ ve buraya komşu diğer Azeri topraklarının geri alınması için askerî seçeneğe başvurulması halinde muhatabın Ermenistan değil Rusya olacağını söyledi. Hasanov, “Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev, askerî çözümden bahsetti ve bugün de bahsediyor. Bu yol hep gündemde; ama bunun incelikleri var. Bizim Rusya’nın Karabağ’daki birlikleriyle savaşacak kadar güçlenmemiz lazım. Çünkü bizim karşımıza çıkacak güç Rus askerleri. Bizim topraklarımızı Ermenistan mı işgal etti? Ermenistan’ın gücü buna yeter mi?” diye konuştu. Hasanov, kendi doğduğu topraklarında da Rusya’nın desteğiyle işgal edildiğini belirterek, “Rus askerinin tanktan çıkarak Ermenilerle şampanyalı kutlama yaptığını bizzat gözümle gördüm.” dedi. Bakü, Karabağ sorununa ilişkin yaklaşık 20 yıldan beri devrede olan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu’nun sonuca gideceği konusunda umutlu olmasa da masayı terk etmek istemiyor. Hasanov’a göre Dağlık Karabağ için çözümün adresi ise ABD: “Amerika bu işin çözümünü istiyorsa, Rusya ile karşı karşıya oturup halletmeli. Eğer bunu yapamıyorsa Ermenistan’ı Rusya’nın etkisinden kurtarmalı.” Ancak Hasanov, Amerika’nın Rusya ile münasebetlerini bozmama kaygısıyla hareket ettiği kanaatinde: “Gürcistan’da yaptığını orada yapmıyor.” Diplomatik kaynaklara göre Bakü, Gürcistan’da yaşanan iktidar değişikliğinin ardından, Rusya ile Ermenistan arasında tampon oluşturan ve Batı’ya enerji/ulaşım hattının üzerinde bulunan komşu ülkede de Moskova’nın etkisinin artmasından endişeli. Hasanov, Dağlık Karabağ bölgesi ve diğer Azeri topraklarının Ermeni işgali altına girmesiyle oluşan fiili durum karşısında sessiz kalmakla suçladığı uluslararası topluma da tepkili: “Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal eden Ermenistan, Türkiye ve Gürcistan’ın topraklarında da hak iddia ediyor. İşgal altındaki topraklarımızda terör gruplarını hazırlayıp çatışma bölgelerine gönderiyorlar. Narkotik yetiştirip satıyorlar. Tüm uluslararası toplum bunu biliyor.”

Azeri Başbakan Yardımcısı, Azerbaycan Matbuat Şûrası ve TİKA tarafından organize edilen program çerçevesinde salı günü Bakü’de bir grup Türk gazetecinin sorularını cevaplandırdı. Hasanov, Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ ve buraya komşu diğer Azeri topraklarının geri alınması için askerî seçeneğe başvurulması halinde muhatabın Ermenistan değil Rusya olacağını söyledi.


38 KÜLTÜR Babam keşke ‘Oğlumun 32. Gün’ü sunmasını istiyorum’ deseydi

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

FATMA TURAN Ani ölümüyle herkesi üzüntüye boğan

1usta gazeteci Mehmet Ali Birand'ın ar-

dından zihinlerdeki en büyük soru işareti 32. Gün'ü kimin sunacağıydı. Bayrağı oğlu Umur Birand devraldı ve program geçtiğimiz hafta ilk kez onun sunumuyla ekrana geldi. Bu vesileyle Birand ailesini ziyaret ettik. Oğul Birand ilk röportajını babasının çalışma masasında verdi. 32. Gün'ü devralmanızı eleştirenler oldu. ‘Saltanat mı bu!' gibi… Nasıl gelişti süreç? 32. Gün bir haber programı. ‘Ben kim oluyorum da haber programı yapıyorum' diye düşünmedim değil. Ancak 32. Gün, Birand Yapım'ın gurur kaynağı. Programı başkasına devretmek aklımın ucundan bile geçmedi. Babamın bana bıraktığı en büyük miras. Babanızla konuşmuş muydunuz hiç? Sekiz ay önce konuşmuştuk. ‘Kamera karşısında rahatsın, işi biliyorsun, yavaş yavaş 32. Gün'e gel' dedi. Şubat’ta programım CNN Türk'te yayınlanacak, eylül-ekim gibi 32. Gün ekibine katılacaktım. Kader... Keşke babam son sekiz aydaki herhangi bir röportajında ‘Bir gün oğlumun 32. Gün'ü sunmasını istiyorum' demiş olsaydı. Bugün bu konuşma olmayacaktı. Kesin karar nasıl verildi? Vefatından bir hafta sonra ailece oturuyorduk. Yorgun ve üzüntülüyüz. Bir ara ‘Program ne olacak?' diye sorduk. ‘Neden sen sunmuyorsun?' dediler. Ben neden sunayım diye düşündüm önce. ‘Kariyerinin en yüksek noktasında bırakalım.’ dedim. ‘Devam ettirmek senin görevin.' dediler. Arkadaşlarıma sordum, yarısı gir, yarısı hiç bulaşma dedi. Sonra karar verdim. Marka olmuş bir programı devralmak korkutmadı mı sizi? Büyük bir risk ama korkutmadı. Böyle bir karar verdiğim için kötü hissettim önce. Babamın yerini doldurmak imkânsız. Zaten kime gitseniz yapmak istemezdi. Siz teklif götürdünüz mü? Evet. Kime? Bu soruya cevap vermeyeyim ama kim olursa onunla kıyaslanacaktı. Tek kişinin kıyaslanmama şansı var. O da ben. Konuşma tarzımız, mimiklerimiz benziyor. Programın formatı değişti ama değil mi? Değiştirmek zorunda kaldık. Bu ilk tecrübem, siyaset yapamam. Öyle bir haddim olamaz. Ama güncel konuları işleyebilirim. Gelecek haftadan itibaren 32. Gün okulunu devam ettirmek adına iletişimcilere fırsat vereceğiz. Dileyen ele almak istediği konuyu sekiz dakikada sunacak. Ücretini de vereceğiz. Arasından en güzelini seçip yayınlayacağız. Böylelikle babamın arzusunu yerine getirmiş olacağım. Koltuğa ilk oturduğunuzda ne hissettiniz? Prova yaparken stüdyo boştu. Gözüm hep kapıdaydı. Babam kapıyı açacak ve gülerek, ‘inanamıyorum gördüklerime, çok iyisin, devam et' diye rahatlatacak. Olmuyor tabii. Jenerik müziği çalmaya başlayınca çok heyecanlandım, elim ayağım titredi. Soracaklarımı unuttum.

İlk program 1985'te yayınlanmıştı. Babanızı tebrik etmek için ilk arayan Hasan Cemal'di. Sizi arayan oldu mu? İlk Can (Dündar) abi aradı ve tebrik etti. Bu işi bırak diyenler oldu mu? Sosyal medyada oldu ama önemsemiyorum. Benim kriterim izleyicim. Onlar beğendi. Reytingler iyi. Sokakta bile arabayı durdurup ‘devam et çok iyi program' denmesi yetiyor bana. İlk konuk İlker Ayrık'tı. Özel sebebi var mı? İlker'i çok severim. Beni rahatlatacak biri olsun diye düşündüm. O da İlker'di. Babanızın saat ve kravatları çok meşhurdu. Sizin de böyle bir aksesuarınız olacak mı? İlk iki programda babamın kravatını taktım. Bana güç verdi. Saatini takamam, o

çok özel. Sizce programda performansınız nasıldı? Dört kilo vermem gerekiyor (gülüyor). Dikkat etmem gerekenleri not aldım. Daha rahat olmam ve gülümsemem ge-

rekiyor mesela.

Hillary Clinton'dan taziye mektubu aldık Bu süreçte vefa ya da vefasızlığıyla sizi şaşırtan oldu mu? Beklediklerim aradı. En çok desteği Bartholomeos'tan gördük. Cenazeye gelip saf tutması gurur vericiydi. Zamanında ters düştüğü insanların bile törene katılması çok duygulandırdı. Yunanistan dışişleri bakanı, Kral Hüseyin aradı, Hillary Clinton'dan anneme mektup geldi. Rüyanızda gördünüz mü hiç? Çok sık. Hep yanımda, onu sadece ben görüyorum ve sürekli gülüyor. Kravat ve kol saatleri gibi özel eşyalarından isteyen oldu mu? Twitter'dan saat isteyen oldu. Birine göndereceğim. Kolumdaki bileklik, vefat ettiği zaman kolundaydı. Hiç çıkarmıyorum, kimseye vermem. Ölümle ilgili algınız değişti mi? İki buçuk yıl önce babamın pankreas kanseri olduğunu öğrendiğimde farkındaydım ölüm gerçeğinin. Bir gün öleceğini anladım. Bu yüzden bu kadar dik durduk. Umberto ‘dedem nerde?' diye soruyordur muhakkak... Sormaz mı hiç. Dede uçakta, diyoruz. Hata yaptığımı biliyorum. Neden? Biz de aynı şekilde inanıyoruz desem çok mu garip olur… Ona böyle söylemek bizi de rahatlatıyor. Şu an 26 aylık. 3 buçuk yaşına gelince söyleyeceğim. Şimdilik kandırıyoruz. Elazığlıymışız, haberimiz yok! Babanız Kürt olduğunu vefatından kısa bir süre önce öğrendi... Ben de kitap çıktıktan dört gün sonra öğrendim. Dört gün inatla kitabı almadım ve okumadım. Neden bu inat? Baba-oğul kavgası (gülüyor). Kitabı görmek istiyorum, dedim. Git al, dedi. Delirdin mi neden alayım sen ver, dedim. Hayır dedi. Al-

mıyorum deyince, almazsan alma, dedi. Herkes arayıp kitap çok güzel, diyor. Babam da her gün soruyor aldın mı, diye. Almayacağım deyince, kredi kartınla al, 12 ay taksitle ödersin, diye takılıyor bir de. Dayanamayıp aldım. Aynı gün bitirdim. Sabah aradım. Elazığlıymışız, haberimiz yok, dedim. Öncesinde söylememiş miydi? Hiç söylemedi. Hakkında hep dedikodu vardı. Ermeni, Kürt, Suriyeli, Amerikalı… Ne hissettiniz. Kürt meselesine bakış açınız değişti mi? Çok gurur duydum. Bakış açasının değişmesi için illaki Kürt olmaya gerek yok. Gazeteci çocuğu olarak babanızla ilişkiniz nasıldı? Yoğunluğunu sevmiyordum. Oğlum doğduğunda özür dileyip ‘Hepsinde haklıymışsın’ dedim. Kanser olduğunu öğrenince gerçek baba-oğul olduk. 32 yılı, 2 buçuk yıla sıkıştırdık. Her gün konuşurduk. ‘Köprüde trafik var mı, annen nerede?’ diye sorardı.

Muhabirim diyecek cüretim yok, ama televizyoncuyum Umur Birand (36) Belçika doğumlu. 1991'de Belçika'dan Türkiye'ye gelir. Liseyi ‘andıç' döneminde yatılı okur. Bilinçli bir tercihtir bu. Umur Birand, “Ailem tarafından cesaretli bir hamle, benim içinse çok ürkütücüydü.” diyor o yıllar için. Cuma mezun olur, cumartesi sabahı ailesiyle Amerika'ya gider. Washington'da uluslararası iletişim ve medya okur. Discovery Channel'da üç yıl çalışır. Çok sıkıldığı bir gün Türkiye'ye dönme kararı alır. 2003'te Mehmet Ali Birand'ın 25 yıl evvel kurduğu prodüksiyon şirketinin başına geçer. Kendi ifadesiyle ‘Türkiye piyasasını hiç bilmeyen, Mehmet Ali Birand gibi bir kimliğin altında, gölgesi arkasında' iş yapmaya çalışır. O kalıptan çıkması dört yıl kadar sürer. Hep kamera arkasındadır. Hiçbir zaman muhabir olmadığını söylüyor: “Kendime muhabir diyecek cüretim olamaz, televizyoncuyum. Türk medyasını iyi biliyorum. Bunu da Mehmet Ali Birand okulundan öğrendim.”


39YORUM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Hilmi Yavuz

Arap İslamcılar ve Türk modeli

Kürt satrancı AK Parti iktidarının ‘Demokratik Açı- zakerelerin hiçbir gizliliğinin kalmaması yölım’la başlattığı ve gerek hükûmet kesiminin nünde bir hazırlık aşaması olduğu da düşüve gerekse Kürt kesiminin, zaman zaman gö- nülebilir!] Öcalan’ın, kendi deyişiyle ,‘Tayyip rülen hatalı davranışlarına rağmen, ısrarla Bey’in başkanlığını destekle[diğini]’, ‘AKP ile yürüttüğü barış sürecinin, silahların değil de bu temelde bir başkanlık ittifakına insanların konuştuğu bir aşamaya gelmiş ol- girebil[eceklerini], başkanlığınsa ‘ABD’deki masından Türkiye Cumhuriyeti’nde herkesin gibi olma[sı] gerektiğinden yana olduğunu öğmemnunluk duyması gerekir. renmiş olduk. Evet, silahların değil, insanların konuştuğu Öcalan’ın bu önerileri Türkiye Cumhuribir aşama! Ve en az bunun kadar önemlisi, as- yeti’nin devlet yapısında, sadece Kürtleri dekerin değil sivillerin konuşması… Ve yine en ğil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan heraz bunun kadar önemli bir başka mesele: Gö- kesi ilgilendiren yapısal değişiklikler öneriyor: rüşmelerin, gizlilikle değil, kamuoyunun bil- Özellikle başkanlık sistemini ve bu sistemin de gisi dahilinde yapılıyor olması… AK Parti ik- özellikle ABD tipi bir başkanlık sistemi olması tidarı, İmralı’da sadece Abdullah Öcalan’la as- gerektiğini! Dahası, Öcalan, yine şunu da taker yetkililer arasında gerlep ediyor: ‘Devlet meclisi çekleşen gizli görüşmeleri, gibi bir Senato, […] Bir de Oslo süreciyle hem Öcalan halklar meclisi. ABD’deki Üç BDP milletvekilinin Öcalan’la dışında PKK ile de masaya Temsilciler Meclisi gibi…’ oturarak genişletmiş, hem yaptığı görüşmelerin açıklanması, Öcalan’ın başkanlık kim ya da kimler tarafından ve de bu görüşmeleri asker sisteminin ABD tipi bir hangi niyetle sızdırılmış olursa yetkililerle de değil, kamu başkanlık sistemi olmagüvenliğinden sorumlu si- olsun, Öcalan’ın ne düşündüğünün sını, ısrarla isteyişini iyi ve neleri önerdiğinin bilinmesi vil yetkililerle yürütmeye analiz etmek gerekiyor. açısından yararlı oldu. başlamıştır. Önceleri, gizli ABD tipi bir başkanlık sisyürütülen, ama daha sonra temi, Senato ve Temsilciler her nasılsa aleniyete intikal Meclisi’yle birlikte federaeden bu görüşmelerin, bu tif bir yapılanmayı, eyalet defa hem devletin hem de sistemini de birlikte getirir. BDP’lilerin yetkilileriyle ve [bu, çok önemli!] Bir başka deyişle, Öcalan üç bilinmeyenli bir kamuoyunun bilgisi dâhilinde gerçekleştiğini denklemin, ilk iki ögesini, yani başkanlığı, Segörüyoruz. nato ile Temsilciler Meclisi’ni telaffuz etmiş; Bakınız, hükümet bu konuda son derece denklemin üçüncü ayağını şimdilik anlamlı bir ihtiyatlı bir bilinçle, silahların değil insanların; biçimde sükûtla geçiştirip boş bırakmıştır! askerlerin değil sivillerin; gizliliğin değil ka- Öcalan elbette, o boşluğun nasıl doldurulamuoyu önünde aleniyetin hâkim oluşunu, cağını bilmektedir: Federatif sistem! Zira başaşama aşama yürütmüş; doğrudan Kandil’i kanlık sisteminin [Rahmetli Ord. Prof. Dr. Ali muhatap almasa da, Öcalan vasıtasıyla PKK’yı Fuat Başgil hocamızın deyişiyle: ‘Şef Hükûda, dolaylı bir biçimde sürece dâhil etmiş gö- meti’nin], en mükemmel şekilde, ancak eyarünüyor. Bu gerçekten çok önemli bir politik let sisteminde hayata geçirilebildiğini iyi bilstrateji başarısıdır! Nereden nereye, değil mi? mektedir… ‘Federasyon’, ilk defa rahmetli Öcalan’la askerlerin yaptığı gizli müzakere- Özal tarafından telaffuz edilmişti. O dönemde lerden, Öcalan’la birlikte BDP’nin ve doğru- kamuoyunca onaylanması söz konusu oldan olmasa bile Kandil’in devreye sokulduğu mayan eyalet sisteminin, bugün devam eden sivil ve alenî görüşmelere… görüşmelerin hangi aşamasında gündeme Üç BDP milletvekilinin Öcalan’la yaptığı geleceğini önceden kestirmek mümkün degörüşmelerin açıklanması, kim ya da kimler ğildir. tarafından ve hangi niyetle sızdırılmış olursa Ama şunu söylemeliyim: Strateji satrancını olsun, Öcalan’ın ne düşündüğünün ve neleri hükümet de iyi oynuyor, Öcalan da! önerdiğinin bilinmesi açısından yararlı oldu. h.yavuz@zaman.com.tr [Ayrıca bu ‘sızdırma’nın, stratejik olarak, mü-

Tutanak sızdırmanın basit anatomisi ETYEN MAHÇUPYAN

BDP heyetinin Öcalan'la görüşme tutanaklarının basına sızdırılması birçok açıdan olumlu sonuçlar verecek. Oysa söz konusu sızdırmayı yapanların niyeti muhtemelen epeyce farklıydı. Ama aynen Paris'te öldürülen üç kadın olayında olduğu üzere, süreci baltalama çabalarının netice alması giderek zorlaşıyor. İki nedenle: Birincisi toplum belirli bir ideolojik eşiği geçmiş durumda, barışın gelmesini istiyor ve kimlerin barışı istediğini de görüyor. Dolayısıyla her engelleme hamlesi engellemeye çalışanları deşifre ederek çözüm etrafında kenetlenme potansiyeli doğuruyor. Ancak bu potansiyeli kullanabilmek ikinci unsuru, yani doğru siyaseti gerektiriyor. Son dönem bu açıdan da ezber bozucu oldu… Hem AKP hem de Kürt siyasetinin öne çıkan birçok ismi bu konuda artık çok daha hassas

Joost Lagendijk

davranıyor ve birbirini suçlamaktansa, süreci korumayı hedeflediğini kamuoyuna iletmeye çalışıyor. Bu sefer de Erdoğan'ın bir adım geride duran, suçlamayıp soru soran üslubu ve Demirtaş'ın Başbakan'a karşı komplo içinde olmayacaklarını söylemesi, itinalı bir tutuma işaret ediyor. Ancak olayın ardındaki gerçek değişmiş değil ve sorgulanmayı hak etmekte: Bu sızma BDP yönetiminin iradesine karşı olarak, ama yine de aynı partinin saflarından yapıldı. Amaç Öcalan'ın Kürt siyasetinin diğer aktörlerine verdiği mesajları sanki AKP ile yapılmış bir anlaşmanın sonucu gibi göstermekti. Buradan muhtemelen iki gelişme üreyeceği hesaplanmıştı: Taraflar birbirlerini suçlamaya başlayabilirler ve AKP kendi seçmeni nezdinde zor durumda kalmaktan ürkebilirdi. İkisi de olmadı… Daha genel bakıldığında ise mesaj açık gözüküyor: Birileri “biz bu sürecin her aşamasına çomak sokabiliriz” demek istiyor. Diğer bir deyişle taraflar arasında gerçekleştirilecek stratejik kararların, eylem planlarının ve zamanlamanın gizli kalmayacağı ima ediliyor. Bu da çözüme gidecek bir sürecin her adımda baltalanmaya açık olduğunu söylüyor. Ne var ki bunca yaşanmışlık ve son on yıl içinde oluşan zihniyet kayması Türkiye'yi

Arap âlemine demokrasi gelmesi ihtima- lerin müdahale dürtüsü, Mısır demokrasisine lini alay konusu yapmak şu sıralar oldukça re- zarar veriyor. (…) ABD ve diğer dış güçler tavaçta. Pek çok uluslararası gözlemci, Arap Ba- rafından desteklenmesi gereken demokrasiharı’nın İslamcı kışına döndüğünü savunuyor. nin temellerini kurumlar, hukukun üstünlüğü, Tunus ve Kahire sokaklarındaki şiddetli ekonomik büyüme ve gayri demokratik oyunçatışmalara, daha çok istihdam beklentilerinin cuların dizginlemesi oluşturur. Burada Tunus’u karşılanmamasına ve özellikle iktidardaki İs- Mısır’dan en çok ayıran etken, radikal Mısırlamcıların otoriter icraatlarına dikkat çeki- lılara karşı ılımlı Tunusluların baskın çıkmayorlar. Eski Alman Dışişleri Bakanı Joschka sından ziyade kurumsal kapasiteleri arasındaki Fischer’in de dahil olduğu bir diğer kesim, ön- farklılıklardır.’’ celikle Suriye’de süregiden insanî felakete Geçen yıl, tam da Tunus’ta En Nahda, Mıodaklanıp yeni Ortadoğu’ya dair parlak umut- sır’da Özgürlük ve Adalet partilerinin seçim ların söndüğünü öne sürüyor. Fischer, aynı zaferlerinin ardından, Türkiye veya AKP’nin makalede, kendisini, bölgenin yakın gelece- bu yeni iktidar partileri için bir tür model olağiyle ilgili karamsar kılan olumsuz gelişmeler rak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği arasında Tunus ve Mısır’da sorusu üzerinden hararetli İslamcıların iktidara yüksebir tartışma yürütülüGenelde çok bilgili ve ayrıntılar lişini de sayıyor. yordu. Patlama yapan Genelde çok bilgili ve konusunda titiz bir analist olan Fischer, ekonomisi bir yana, güçlü sanırım, geçenlerde ABD’nin Foreign ayrıntılar konusunda titiz kurumlar ve laik devlet ile Affairs dergisinin web sitesinde bir analist olan Fischer, saMüslüman çoğunluğun yayımlanan makaleyi okumamış. nırım, geçenlerde ABD’nin bir arada yaşaması, TürkiForeign Affairs dergisinin ye’yi çekici bir referans web sitesinde yayımlanan noktası yapıyor gibiydi. O makaleyi okumamış. O makalede bir dizi zamandan beri bu tartışma duruldu, zira iktiakademisyen, şu ikna edici iddiayı ortaya atı- dardakiler başka meselelerle meşgul ve şüpyordu: Tunus ve Mısır’ın demokratikleşmesi heciler de böyle bir model almanın işe yararönündeki engel, İslamcılar değil, güçlü ku- lığını reddediyor. rumların yokluğu. Doha Brookings Enstitü-sü’nün konuk Makale, geçen yılın sonunda binlerce Tu- araştırmacısı Ahmet Kuru, geçen hafta, “’İsnuslu ve Mısırlı ile yapılan anketleri temel alı- lam Devleti’ olmaksızın Müslüman siyaseti’’ yor. Sonuçlar, İslamcıların son seçimlerde ba- başlıklı bir çalışma yayımlayarak, tartışmayı dişarılı olmasının sebeplerine işaret ederken riltme çabasına girişti. Kuru, akıl yürütmesini, (ideolojik yakınlığa ilaveten etkin kampanya), Fransa ve Kemalist Türkiye’den bildiğimiz laTunuslular açısından, ayaklanma sonrası sü- iklik biçimi olan ‘zorlayıcı laiklik’ ile ABD, Holrecin daha iyi gitmesinin, Mısırlılara kıyasla landa ve Senegal gibi ülkelerde uygulanan ‘padaha az dinci olmalarından kaynaklandığı sif laiklik’ arasındaki fark üzerine kuruyor. mitini de alaşağı ediyor. Araştırmacılara göre, Kuru, bu ayrım hakkında geçmişte çok yaz“Arap Baharı sonrası Tunus ile Mısır arasın- mıştı ve şimdi de AKP’nin ‘pasif laikliğin’ yeni daki farkların açıklaması, dincilikte değil, dev- bir versiyonunu Türkiye’de aktif biçimde teşlet kurumlarının görece güçlü olmasında ya- vik ettiği, bu yüzden de Arap İslamcıların çok tıyor.’’ Tunus’a kıyasla, Mısır’ın kurumlarının ilgisini çektiği olgusunu göstermeye çalışıyor. çoğu, kemikleşmiş çıkar gütmelerden rutin bi- Kuru’ya göre, AKP’nin pragmatik yaklaşıçimde zarar görerek zayıf düşmüş durumda. mından, laik devleti tercih etmesinden, ılımlı Makalenin yazarları, misal olarak gösterdikleri, Arap partiler de önemli paylar çıkarabilir. Bir Mısır ordusunun ekonomik aktör olarak mu- yandan kendilerini radikal Selefilerden ayırt azzam rolü ve yargıya sürekli müdahalesini, edici bir konuma koyarlar, diğer yandan se“Toplumda bölünmeye neden oluyor ve ül- çilmiş kurumları güçlendirme imkânı bulurlar. keyi istikrarsızlaştırıyor’’ diye betimliyor. VarUmalım da Tunus ve Kahire, Türkiye’deki dıkları sonuç şu: “İslamcılarla laikler arasındaki gelişmeleri yakından takibe devam etsin ve en bölünme değil, kurumların yurttaşların talep- önemlisi, Ankara doğru yoldan şaşmasın. j.lagendijk@zaman.com.tr lerine yanıt verme yetersizliği ve güçlü aktörbeklenmedik derecede olgunlaştırmış durumda. Siyaseti artık manipülasyonlarla etkilemek ve belirlemek pek kolay değil. Çünkü siyasetçiler de toplumun geneli de, asıl önemli olanın manipülasyonun kendisi değil ona verilen tepki olduğunu öğrendi ve işin ilginci doğru tepkinin ne olduğunu da bilir hale geldi. Bu nedenle Öcalan'la yapılan görüşmelerin basına sızması sonuçta AKP'ye zarar vermediği gibi, sergilenen doğru duruş çözüme olan inancı muhtemelen pekiştirdi. Tutanakların içeriği ise bir şeffaflaşma olarak okundu ve Öcalan'a has gülümsetici iddialar ve taktiksel yemler ayıklandığında geriye çözümü gerçekten de arayan bir metin kaldı. Bu sonuç belki de bundan sonraki sızdırma çabalarını anlamsız kılacaktır. Ayrıca her aktörün muhtemel sızmaları düşünerek daha dikkatli konuşmasını da sağlayacaktır. Bu da çözüme yönelirken olumlu bir etken olur, çünkü siyaset yapanlara sorumluluklarını hatırlatır. Bütün bu değerlendirmeler sızdırmanın sonuçlarıyla ilişkiliydi… Ama bir de sızdıran ‘özne' var. Acaba bu süreci baltalamak, Kürt meselesinin barışçı bir yola girmesini engellemek isteyenler kimler ve nasıl oluyor da Kürt siyaseti içinde yandaş bulabiliyorlar? Aslında cevaplarını çoktan bildiğimiz sorular bunlar. Kürt meselesinin çözümünü isteme-

yen Ortadoğu ülkelerinin hangileri olduğu belli... Hele bu çözümün Türkiye ile Irak Kürdistan'ı arasında neredeyse organik bir ilişki oluşturabileceği düşünülünce hangi ülkelerin rahatsız olacağını anlıyoruz. Burada ilave bir kritik aktör var: ABD. Çünkü ABD bir yandan Türkiye'de Kürt sorununun çözülmesini istiyor, ama öteki yandan da Kürdistan ile olan yoğun bağın Irak'ın bölünmesi anlamına geleceğini düşünüyor. Yani eğer çözümün daha kolay yürümesi isteniyorsa ABD'nin kaygılarının da karşılanmasında yarar var. Kürt siyaseti içinde çözümü engellemeye teşne olanlara geldiğimizde, bunu bir nüansa vurgu yaparak açıklamak lazım. Kürt siyaseti içinde belki herkes çözüm istiyor, ama istenen çözümler arasında farklar var. Kürt siyasetinin bazı aktörleri kendilerini bir ‘devlet' olarak konumlandırarak barışı buradan hareketle oluşturmak ve böylece çözümün söz konusu ‘devlet' olma niteliğini dolaylı yoldan tescil etmesinin peşindeler. Diğerleri ise ‘devlet' olmamayı kabul ederek, toplumsal baskı ve siyaset üzerinden şu anki devletin ortak sahibi olmayı hedefliyorlar. Birinci grup şu anki süreçten memnun değil ve doğal olarak manipülasyona açık… Buna karşılık çözüm onları yok saymaktan değil, sürecin içine almaktan geçiyor. e.mahcupyan@zaman.com.tr


40YORUM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Dünya ekonomisinde yeni risk unsurları ve Avrupa’da Türkler PROF. DR. İBRAHIM ÖZTÜRK* Bilindiği üzere, dünya ekonomisinde

12002 yılından itibaren kaydedilen yük-

sek ve kesintisiz büyüme dönemi sürdürülemez sanal yada zehirli (toxic) finansal enstrümanlara dayanmış, denetim ve düzenleme eksikliğinin sonucunda varlık fiyatlarının sürdürülemez bir şekilde şişmiştir. Bu sanal büyüme ve refah dönemine rağmen, dünyada bölgeler arası dengesizlikler derinleşmiş, küresel enflasyon baskısı tedirgin edici bir şekilde belirginleşmiş, mali riskler taşınamaz boyuta ulaşmıştır. 2006 ve sonrasında hızlanan enflasyon baskısı dünyada başka bir risk unsuru olarak devreye girmiştir. Bu tehlikeli süreci kontrol altına almak üzere ABD’de 2005 yılından sonra başlayan mimarisiz “düzeltme hareketi” gereği daraltıcı para politikaları ABD’deki ipotekli konut sektörü (mortgage) üzerinden 2008 yılından beri günümüzdeki derin krizi tetiklemiştir. Ortak araçlarla küresel çaptaki “yangını söndürme” müdahaleleri ilk başta sonuç vermiş olmakla beraber, krizin faturasının paylaşılmasındaki adaletsizlikler, takip edilen sürekli mali disiplin odaklı tek boyutlu politikalar, eski yapıya hiçbir nitelikli neşterin atılmamış olması, zayıf hükümetlerin kırılganlığı, güven eksikliği ve belirsizlikler gibi bir dizi zincirleme sorun neticesinde Avrupa başta olmak üzere mali kriz derinleşmekte, küresel alanda büyüme dinamizmi kaybolmaktadır. Finansal sektörde başlayan krizin derinlemesine reel sektöre bulaştığı, ülkelerin mali yapısının, şirketlerin bilançolarının bozulduğu, kısaca krizin artçı sarsıntılarının devam ettiği süreç, 2012-2013 döneminde de devam edecektir. Küresel krizle beraber işsizlik hızla artarak gelişmiş ülkelerde (GÜ) yüzde 10, gelişmekte olan ülkelerde (GOÜ) ise yüzde 10-15 bandına kadar sıçramıştır. 2010-2011 dönemindeki “cılız büyüme” de istihdam verilerine pek yansımamıştır. Geleceğe yönelik olarak da (i) ABD’de B. H. Obama’nın ikinci kez başkan seçilmesine rağmen, temel konularda farklı düşünen güçlü bir muhalefetle gerekli reformları yaparak dünyaya örnek oluşturması zor gözükmektedir. (ii) Keza, Avrupa’da bilhassa otaya çıkan riskin ve bedelin paylaşılmasındaki anlaşmazlıklar ile geleceğe yönelik yapılanmanın mahiyetindeki mutabakat eksikliği, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan bu iki dev blok üzerinden dünya ekonomisini tehdit etmeye devam edecektir. (iii) Öte yandan Japonya’nın derinleşmeye devam eden 20 senelik büyüme ve mali krizi ve Çin ile derinleşen politik kriz de ilave risk unsurları olmaya devam etmektedir. (iv) Bölgesel olarak Orta Doğu eksenli çatışma ve kaos ortamı da

DAĞISTAN ÇETİNKAYA

enerji-emtia fiyatları üzerinden ilave bir risk daha getirmektedir. (v) Son olarak küresel büyümedeki zayıflık Çin başta olmak üzere Asya’daki büyüme dinamizmini de aşağı çekmektedir. Böyle bir ortamda Avrupa’da yaşan Türklere ve Avrupa devletlerine de Türklere yönelik olarak düşen görevler vardır. Tek bir cümle ile ifade etmek gerekirse, bu görev esasen dinamik ve girişken bu kitlenin büyüme yönünde Avrupa ekonomisine bir dinamizm katacak şekilde sisteme dahil edilmesinden ibarettir. Bu konuyu biraz daha açmak gerekirse, krizle birlikte Avrupa ekonomilerinin uzun süreli bir durgunluk sürecine gireceği anlaşılmaktadır. Ancak bu süreç krizin beraberinde getirdiği mali sorunlar ve kemer sıkma politikalarının yani konjonktürle ilgili sorunların ötesindedir. Avrupa’nın kaderini yaşlılık belirleyecek gibi gözükmektedir. Çalışma çağın-

daki nüfus azalırken, Avrupa’nın yeni dönemde önünü açacak olan Ar-Ge ve inovasyon mühendisliği için Avrupa’daki göçmenlerden Türkler önemli bir imkan sunabilir. Birinci nesil Türkler Avrupa için kolluk iş gücü olarak büyük fedakarlıklarda bulundular. Şimdi onların torunları daha bilinçli, daha eğitimli olarak devreye sokulabilir. Bunun için Avrupa’nın göçmenler için daha yaşanılabilir bir şekilde yeni adımlar atması gerekiyor. Bir kere Türk gençlerinin misafir yada sığıntı psikolojisinden kurtarılarak kendilerini Avrupalı hissetmesinin önü açılmalıdır. Bunun için onlara tek tip eğitim dayatılmamalı, bilhassa Türkiye’den hem devlet hem de sivil toplum düzeyindeki kuruluşlardan da destek alınarak bu entegrasyon sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesine katkıda bulunulmalıdır. Avrupa’da hem STK’ların bağımsızca okullar açması maddi ve yasal zeminde desteklenmeli,

hem de devlet okullarındaki Türklerin eğitimi için Türk öğretmenler ve akademisyenlerden daha çok destek alınmalıdır. Avrupa’daki eğitimli Türklerin girişimcilik kabiliyetleri desteklenmeli, melek yatırımcılar ve girişimcilik programları ile önleri açılmalıdır. İstihdamın daha çok mikro işletmeler aracılığı ile artırılabildiği göz önünde bulundurulursa bu alandaki yatırımların sosyal dönüşünün ne kadar yüksek olacağı takdir edilebilir. Bu meyanda gençler arasında işsizlik çok yüksektir ve bu haliyle ekonomilere katkıdan daha çok risk ve yük oluşturmaktadır. Bu yüzen bu kesimin meslek sahibi edilecek şekilde mesleki eğitime tabi tutulması da gerekmektedir. *Nordic Business Life dergisinin ilk sayısında yayımlanan yazısı

KRAL VE SOYTARI


41 YORUM

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

Ekrem Dumanlı

Barış dili dediğiniz bu muydu! ‘İmralı zabıtları' diye piyasaya sürülen ve sızdırılması ile psikolojik harp planına dönüşen bilgilerin çok katmanlı analizlere ihtiyacı var. Bütün analizin, o katmanlardan sadece birine, 'MİT tarafından yürütülen çözüm süreci'ne inhisar edilmesi hata olur. Sızdırılmasındaki sabotaj maksadını iyi görmek gerekiyor en başta. Sonra da sızdırılmış belgelerde yer alan bir kısım ayrıntıların mercek altına alınması gerekiyor. Gazetede neşredilen 'İmralı zabıtları'na BDP'nin yaklaşımı çok önemli mesela. Sızdırma konusunda kıvrak cümleler kuruyorlar. Muhtevası konusundaki gevşek ve sırıtkan tavırları daha vahim. 'Bizdeki notlara çok yakın' derken ağızları kulaklarına varıyor. Demek ki muhtevanın arkasında duruyorlar. Hal böyle olunca bize, “Bu muydu sizin barış dili dediğiniz çirkin söylem?” demek kalıyor. Bu söylemi masaya yatırmak gerekiyor ki gerçek bir barış dili örgülenebilsin; yoksa bu tavır eninde sonunda feci bir kazaya neden olur. Ancak nedendir bilemiyorum; bazıları Öcalan'ın gevelediği lafları ısrarla göz ardı ediyor. Halbuki o laflar yenilecek yutulacak cinsten değil. Çözüm süreci tabii ki önemli. Gerçekten çözüm sağlanacaksa Apo'nun bazı hezeyanlarına da katlanılabilir. Ancak meselenin dar bir alana mahpus bir şekle getirilip hatta eleştirilemez bir kutsama zırhına büründürülmesi yanlış sonuçlara taşır Türkiye'yi. Öcalan'ın örgüt üyelerine yönelik üst perdeden konuşması anlayışla karşılanabilir. Zaten o konuşmalar sızdıktan sonra BDP'lilerin ve PKK'lıların mutluluğu yüzlerine yansıyor. Liderin esaret ve çaresizlik içinde davayı sattığını düşünmekten uzaklaşmış gibi görünüyorlar. Belki de esaret havasını dağıtmak için sızdırıldı bu konuşmalar. Deniyor ki, “Öcalan'ın BDP'lilerle ne konuştuğu, nasıl hava attığı bizi ilgilendirmez; önemli olan, örgüte gönderdiği mektup.” Mantıklı. Ancak bu durum, görüşme yapılan kişinin mantığını, inancını, felsefesini görmezden gelmeyi gerektirmiyor. Uzun bir zamandan beri Öcalan'a önemli bir sivil toplum bilgesi gibi bir muamele yapılıyor. Sanırsınız barışçı bir adam var karşımızda. Sanırsınız akıl ve hikmet sahibi bir kişiden bahsediliyor. Yok böyle bir şey! Görüşecekler görüşsün, konuşacaklar konuşsun; ancak 4 saat boyunca BDP'li vekilleri taciz eden adamın coşkun (!) lafları psikiyatrik bir analize tabi tutulsun. Eğer bu adamın örgüte gönderdiği mektuplara yansıyan 'uzlaşmacı' portresi ile örgütü temsilen kendisini dinlemeye gelen müritleri karşısında takındığı pervasız 'çehresi' bir arada düşünülmezse süreçten AK Parti de, MİT de, devlet de, ülke de zarar görür. Her şeyden önce adam küstah. Narsist. Bu zihniyetle bir 'barış dili' inşa edilemez. “İktidarı AKP'ye altın tepsi içinde ben verdim!” diyen adama parti yönetimi (bir hikmete binaen) bir şey demese bile milyonlarca oy veren “Haydi oradan!” demez

mi? Adam kendini dünyayı boynuzunda taşıyan varlık sanıyor. Ve bu psikolojiyle başkanlık sisteminin gelmesine, Tayyip Erdoğan'ın başkan seçilmesine müsaade ettiğini (!) iddia ediyor. Üstelik bu konularda asla taviz vermeyeceğini yüzlerce kez tekrar etmiş Başbakan Tayyip Erdoğan'ı zan altında bırakacak ifadeler kullanıyor. Bir insanın egosu bu kadar mı şişik olur! Tehdit ediyor. 'Özgürleşme planı' tutmadığında 50 bin adamla savaş başlatacağını söylüyor. Ve aydınlarımızın önemli bir kısmı, “Bakmayın öyle dediğine, çok barışçı bir adamdır kendileri...” şeklinde özetleyebileceğim iyimser yaklaşıma devam ediyor. Bazılarını yadırgamıyorum; çünkü öteden beri sol ayağı üzerine fazlaca aksayan bazı yazar çizer takımının PKK'ya sempati beslediğini; hatta bölünmeye taraftar olduğunu biliyorum. Soldaki şiddet ve terör özentisi hiçbir dönem azalmadı ki! Marazi bir hal...

Esas anlamakta güçlük çektiğim nokta şu: Bu ülkenin bölünüp parçalanma ihtimali karşısında yüreği tir tir titreyen duyarlı kitlelerin bir Stalin özentisine bu kadar bel bağlaması... Tamam; onlarca yıldır çözülemeyen ve kangren haline gelen 'Kürt sorunu'nu çözmek için bazı istiskal ve istihfafları sineye çekelim; ancak madalyonun sadece bir yüzünü göstererek tarihi bir yanılgıya sürüklenmeyelim. Apo'nun nutkuna şaşırmadım aslında. O hep buydu. Kendine tapınan bir megaloman. Kendisi ‘tescilli ajan' ama tertemiz insanları ajanlıkla suçluyor. Su katılmamış bir emperyalist kuklası; ama Allah'tan başka hiçbir güce zerre kadar boyun eğmemiş insanları kendisi gibi takdim edebiliyor. Ve bütün bunlar ortaya çıkarken ne yazık ki bazı müminler bu vahim söylemden h i ç m i hiç ra-

hatsız olmuyor. Yazık, hem de çok yazık! Hayatı boyunca ırkçılığa karşı mücadele etmiş Bediüzzaman gibi bir müceddid-i azama karşı tersten bir ırkçılık yaparak onun ruhunu muazzep edecek bir söylev karşısında nasıl sükut edilebilir? Allah korusun. Adam bir çeşit ırkçılık yaparak kendi kafasına göre fitne atıyor... Ya da Fethullah Gülen gibi hayatı boyunca bu ülkeye ve insanlığa hizmet için çırpınan ve şu fani dünyadan hiçbir şey beklemeyen bir düşünce adamına bir ırkçı soytarının söylediklerini duymazdan gelenlerin dünyada da ahirette de mahcup olmasından korkarım... Sözün özü şu: Kürt sorununun çözümü için kan kusup kızılcık şerbeti içmeye ve çözüm yollarını zorlamaya, evet. Ancak kiminle karşı karşıya olduğumuzu unutmadan!

ÇÖZÜM ÖCALAN'SIZ DA OLUR MU? Meseleye hep şu şekilde bakıyoruz son günlerde: Devlet Öcalan'sız bu sorunu çözemez. Doğru mu? Tartışılır. Karşımızda kibri Himalaya dağlarını aşan ama çapı kendi eksenciği ile sınırlı bir adam var. Yine de zorlanabilir bu kapı. Zira bu kişi etrafında bir mit oluşturulmuş. Bakalım örgüt mensuplarınca oluşturulan ‘mit' ile devlet kurumu olan MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) baş edebilecek mi? Meseleyi doğru okuyabilmek için bir de Öcalan açısından bakmak gerekiyor aslında. Onu bekleyen alternatifler ne? Eğer muhatap alınmazsa 14 yıldır yaşadığı hapishanede son nefesini verecek. Sadece bu mu? Hayır tabii ki. Öcalan, kendini bekleyen büyük tehlikeyi biliyor. Şayet devlet 'bebek katili' söylemine devam eder ve onu muhatap almazsa gelişen süreç Öcalan'ın tasfiyesine yol açacak. Örgüt içinde dengeler değişiyor. Zaten hem ‘ak saçlılar'dan oluşan PKK Merkez Komitesi içinde bir güç kavgası var; hem de genç kadrolar her biri arkeolojik görüntü haline gelmeye namzet ve pek çoğu hasta olan bu kadrolara karşı içten içe isyan duygusuyla bezenmiş durumda. Yani? Devlet mi Öcalan ile görüşmeye muhtaç; yoksa Öcalan mı devletten medet umar durumda; bunu iyi teşhis etmek gerekiyor. Öcalan ile görüşerek bir çözüm bulma çabası tek seçenek değil. Ama şimdilerde bu deneniyor. Denenmeli de. Ancak bunu tek çare gibi görmek ve Öcalan'a mahkûmuz havası uyarmak korkunç bir hata olur. PKK tipi örgütlerin çözülüş ve çökertiliş seyri dünyadaki tecrübelerle sabittir. Devlet Öcalan'a sırtını döndüğü an, süreç bir şekilde kendine yeni mecralar bulur; ancak Öcalan çifte tasfiye (devletörgüt) sonrasında gireceği depresyondan bir daha düzlüğe çıkamaz. Bu gerçeği görmeden yapılan görüşmeler 1-0 mağlubiyetle başlayan maçlar gibidir. Psikolojik üstünlük sonuca tesir eder çünkü...


6 - 12 MART 2013 ZAMAN

42BULMACA

19 BULMACA

Hazýrlayan: YALÇIN SABRÝOÐLU Hamle Merhale

Ekin ekilen yer

Çocuklu kadın

Bal yapan böcek

Alemler

Elazıþ ilçesi

Yükseklik ölçer

Beyaz

Konya’da bir ilçe

Hala, teyze

Komýu bir ülke

... den baýlayarak Yaver

Kuý yuvası

Akarsu yataþı

Özen

Bir mezhep imanı

4

Havadan sudan

ûki ýeyden oluýan

Oyunda cezalı çocuk

Büyük

Anıt

J. Verne’nin bir eseri

ûtalya para

Bir nida

Cesaret, cüret

Sevap

Kuvvetsiz

Eleýtiri

Müzikte bir makam

Defa

Rüzgar

6

Bir tür peynir

Sonsuza deþin

Haya

Toy

Gelecek

Köpek

Arıtım tesisi

Düýmanlık

Yaratık

Birden

Büro

ûhsan, yardım

Kaplıca

7

Tütün rengi

Kayıp

Zorba

Ter

Mertebeler

Bir nota

Bir harfin okunuýu

Hz. Adem’in bir oþlu

Hollanda’da ýehir

Bir tür cetvel

Sanma

Bir daþımız

Parça, kısım

Peru’nun trafik remzi

3

4

Yılan

1

Çiçek tozu

5

Erkek adı

Tren istasyonu

Otomobilde bir parça

Ayrılırken esenlik dileme Daþ ulaýım aracı

Þ ÝF RE K E LÝ ME:

2

Küçük akarsu

Aygıt

Beri karýıtı

Ufuklar

5

Kör

Kinaye Amel, fiil Kısaca kiloamper

8

7 2 9 1 8 6 4 5 3 6 5 1 7 3 4 9 8 2 4 8 3 2 5 9 6 1 7

3 6 5 4 7 1 8 2 9 8 1 4 3 9 2 7 6 5 9 7 2 8 6 5 3 4 1

1 9 7 5 4 8 2 3 6 5 4 6 9 2 3 1 7 8 2 3 8 6 1 7 5 9 4

Tablodaki tramlý kalýn çizgilerle belirlenmiþ 3’e 3’lük karelere, 1’den 9’a kadar rakamlarý birer kez kullanarak yerleþtirin. Öyle yerleþtirme yapmalýsýnýz ki, bütün 3 lükle ri dol dur du ðu nuz da tablonun bütün kutularý yukarýdan aþaðýya ve soldan saða 1’den 9’a kadar rakamlardan birer kez kullanýlmýþ olsun.

Lityumun remzi

Çanakkale ilçesi

1

3

8

Bir düýünceye gönülden baþlı olma

Göz rengi

3

3

8

9

2

6

Bayan adı

Büyük toprak parçası

Diþergamlık

Sahip

Bir ilimizin ünvanı

7 4

7

5

SUDOKU BULMACA

Bir organımız

6

4 2

6

2

9

5

3

3

7

7 8

7

3

Töre

Cisimlerin geniýliþi

Deniz ataýesi

Bir baharat

Bir ay adı

Evliliþin ilk günleri

Yerine koyma

Bir Batı bölgemiz

Hususi

Ek

Öneri

Bir Batı komýumuz

1

Bir tür tatlı

Kölelikten kurtuluý

y.sab rioglu@za man.com.tr

Giriý

Bir bayan oyuncu (... Naýit)

Sanat akımı

2

Arının yaptıþı

BULMACALARIN CEVAPLARI 43’NCÜ SAYFADA


O

C

L

V

A

I

J

T

D

RSÖ

KPY

ÖGS

Z SÞ O M H R ZK OOÜ BRE

E AÝ þ KÖ L Eþ S þK ÞLA

V üU H ÇE A VL P HN I AC

E JN V NF Ü EÝ G VS ZÜE

M

K

Ç

N

Z

EL

K

NR

A

AOP

VA R

Ý

M E

L

ZE N

AIU

RÞR

ÝBS

H BK

O

AN

D

IR

H

U

AR

N

ÐK

KL

A

Z Ü R

N

AI

ÇOR

GRC

PNA

D DF

GH M

VZ Ý

U

IR

E

AA

R

RY

F Ý

Ö BR

KIA

RH D

AAB

VOU

Ü

Ý M

S

EM

R

S

VR

Ü

A O

II

P

GÝ D

G

LR

EKÝ

VER

LZ M

EOY

ITS

ÝKÝ

N

KR

T

CT

A

U T

Ý C

K

H

H

Ü

Y

S

A

H

L

C

N

F

GNH ÝÜ P HE

ISD ÝC U DZ

L

ARA ÇI M AT

KÇY VUN YMC NÜ

EÝÝ

LCV GFA VE L AN

OÝÝ

TGO GRA OMO AL

KÐZ YDA ZE S AD

V

RY O I Y T I

Ý

TÇ Ð ü Ç E ü

B

Z

H

A L R U V A L

H

A V I

Ý

NKA

AKK

REÝ

ÝDN

HNÝ

I

AN

K

IN

A

E

O

ÐJ

KR

þ

S

J

N

Ý

L

V

BÜI

AEÜ IO V ÜR

IAK KÞA KE G AK

HKO ÝTE OL þ ET

AþD NKL DA Z LU

OVA ÝBV AÝ Þ VG

A

Ý

Y

Ý

R

Ý Ü NA Ü K A

O

E

E

A

MS N N S Ý N

T

N

A

N

RT Ý F T Ý F

K

F

S

AG J S G F S

A

I D RU D O U

N

Ð U Þ T E ÜM GP MG P R G

A

M A

ÇGV

GTI

PTG

DEG

GRG

VÝY

U

IO

C

Y

V R

K F

VđRANE, YILDIZ,VđRANE, ZEKA. YILDIZ, ZEKA.

1

VC

GM

þL

ZE

ÞÇ

E

K

K

Ý

H

Ý

R

L

F

O

þ

T

R

M

E

8

87

8 CM

65

54

3

4

2

3

2

1

2

76

1

1

2

4

3

5

1 2 3 Bulmaca

3

3

r.ay din@za man.com.tr r.ay din@za man.com.tr

2

4 5 6

Tamamlayıcı sesler eklenmiý (müzik parçası). 2) Bir ýeyi halka tanıtmak,

SOLDAN SAĀA 1) ‘Allah (cc) iyisini bilir; SOLDAN SAĀA 1) ‘Allahgelen (cc) iyisini bilir; zannederim’ manasına bir söz. 2) zannederim’ manasına gelen bir söz. 2) Tanzimat’tan önce Osmanlı Devleti’nin Tanzimat’tan önce Osmanlı Devleti’nin Müslüman olmayan uyrukları.– Çok, daha olmayan uyrukları.– Çok, daha çok,Müslüman daha fazla. 3)1)Yemin, kasem.– Normal 6 7 8 9 10 11 12 SOLDAN Her yerde ve her zaman çok, dahaSAĀA fazla. 3) Yemin, kasem.– Normal 4 5 Refik 6 7Aydýn 8 9 r.ay10din@za11man.com.tr 12 sıcaklıkta gaz durumunda bulunan, kullanılmayan kullanılmaması gereken sıcaklıkta gazveya durumunda bulunan, halojenlerden bir element.– Sıcak, yakıcı. çoklukla eþitimsiz kiýilerin söylediþi söz halojenlerden bir element.– Sıcak, yakıcı. 4) Galyumun sembolü.– Hukuki sonuç veya deyim.– üili ve Güney Amerika’da 4) Galyumun sembolü.– Hukuki sonuç amacıyla iki2) veya daha kaliteli bir kahve türü. Ciddiyet, tekliflçok ilik.– 4 5 6 7 8 9 10 11 12 doþurmak doþurmak amacıyla iki veya daha çok Bahçelerin, yol kenarlarının parkların kiýinin, kuruluýun karýılıklı vevebirbirine kiýinin, kuruluýun karýılıklı ve birbirine yeýillen-dirilmesinde yararlanılan çok yıllık uygun irade beyanlarıyla gerçekleýen uygun irade beyanlarıyla plaka gerçekleýen bitki. 3) Makedonya’nın iýlem, sözleýme, kontrat.– Zahmet, iýareti.– sıkıntı. iýlem, sözleýme, kontrat.– Zahmet, sıkıntı. Kıyamet günü bütün ölülerin diriltilerek 5) Kur’an’da bir sure.– Zanaat öþrenmek 5)toplanacaþı Kur’an’da bir sure.– Zanaat öþrenmek mahýer meydanı.– Bir 6) tür için bir ustanın yer, yanında çalıýan kimse. için bir ustanın yanında çalıýan kimse. 6) cetvel. 4) ûspanyolların meýhur sevinç Nezaket olarak, nazik davranarak.– Kuzu Nezaket nazik davranarak.– Kuzu nidası.– olarak, ûnsanı istenmeyen seçeneklerden sesi. birini, 7) Peýtamal, futa.–ikiBitmemiý, eksik, çoþunlukla birini sesi. 7) Peýtamal, futa.– seçenekten Bitmemiý, eksik, noksan. 8) Güç, kuvvet, derman.– Çok izlemeye tartıýma, sorun. 5) Tarlayı noksan. 8)zorlayan Güç, kuvvet, derman.– Çok tekrarlandıþından usanç verici bir durum sürerek dinlen-meye Devam tekrarlandıþından usanç bırakma.– verici bir durum 1)1) Beyaz, alanalan söz.söz.sürme. YUKARIDAN AþAĀIYA etme, 6) Gırtlak, boþaz.– Felç, Beyaz, YUKARIDAN AþAĀIYA yeýil, mavimsi gri renkte billurlaýmıý vb. bir sebeple yataktan kalkasakatlık yeýil, mavimsi gri renkte billurlaýmıý bir bir mayan (kimse). 7) Ma-2)kinelerde, birbir ucu tür tür kalsiyum karbonat. kalsiyum karbonat. 2) Rusya’da Rusya’da bir pistona, öbür ucusıkıntı volanı çeviren kaldıraca nehir.– Üzme, verme. 3) nehir.– Üzme, sıkıntı verme. 3) geçirilmiý,önce pistonun doþrusal hareketini ûslamiyet’ten Kâbe’de bulunan büyük ûslamiyet’ten önce Kâbe’de bulunan büyük kranktabiri.– dairesel harekete çeviren, hareketli putlardan Karadeniz’in kuzeyinde bir putlardan biri.– Karadeniz’in kuzeyinde bir kol.– 4)Eski dilde kıý. 8) Hükümran, hakim.– iç deniz. Yılın 12 bölümünden her biri.– içKabine deniz. üyesi, 4) Yılınnazır. 12 bölümünden her biri.– YUKARIDAN AþAĀIYA 1)

1

Aydýn Bulmaca Aydýn BulmacaRefik Refik

Þ ÝF RE K E LÝ ME:

UB 7

LE 6

PL 5

OO 4

SK 3

L 2

T

A1

E

R

R

Ü

Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine içineBunlarý serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir misiniz? misiniz? Aþaðýdaki kelimeleri tablonun serpiþtirdik. Bunlarý bulabilir Aþaðýdaki kelimeleri tablonun içine serpiþtirdik. bulabilir misiniz? ASTIM, BANDO, CETVEL, ÇÝNEKOP, DđKđLđ, ENGÝNAR, FERÝT, GORÝL, HAMAKAT, ÝNSANđ, KARPUZ, LEÇEK, ALAÇAM, BARBAR, ÇOKGEN, FEMUR, GENETđK, HOYRAT, ÝFTđRA, KÝNÝN, ÇAM, BARBAR, CÝNAYET, ÇOKGEN,CÝNAYET, DARFUR, ELVAN,DARFUR, FEMUR,ELVAN, GENETđK, HOYRAT, ÝFTđRA, KÝNÝN, MIRMIR, NAZIR, OSAKA, ÖRDEK, PANAMA, RESESđF, SÝVAS, ÞAHđN, TEMBEL, ULUBORLU, ÜNđTER, VERGÝ, LOHUSA,OMLET, MALTA,ÖZGÜVEN, NEMRUT, OMLET, ÖZGÜVEN, RÝYAD, SALATALIK, ÞAHÝN, TRUVA, UGANDA, ÜNLEM, ALTA, NEMRUT, POSTER, RÝYAD,POSTER, SALATALIK, ÞAHÝN, TRUVA, UGANDA, ÜNLEM, YARGITAY, ZENGđN.

D

Ö

EE

A

E U V Þ Ý E A V BÝ N J þ M U

þ

H

RN

M

Þ

U

C

A

Ý H L Þ RÝ

M

K

Þ

P

J O R Ý N J ER

Ā

RO

U

OZ

IA

Ý

E

A

KZ

LT

K L U Ü O K ÜU

Ý

H D þ D Z H Zþ

Ü

L S A A T L AA

C

VEÜ

Ü

D

A

T

R

N

DEY

J EY Y Rü A JA E YV RAE

F

E

E

Ü ÖG R FM G ÜO E RA NGT

R

GM

A E US L TU MEZ OLK T M

U

U

E EM

H IU Ý RE A HV E ÝY RAÝ

M GT

Eþ N

IA G

ÝU A

Ü

R

Ý

Z

RZ

CN

G

F AL L ZÝ Þ FA G LE NÞA

Ý

R

Ý

I

Z

M

N

U

T

T Ü E Ý E T þ E DE U C E T R

L

Ý

R

B

E

L

A

TN

C N

Ý

A

Y

U

Ü E K E Y Ü UK ZY O G Ý G U P Y A A M P A A HM

A

E

Ý

V I Ý N Z V ÜÝ

Y

N

N

K E L þ M E

E

R T M U E R NM AE

A

U

T

E K M C Ý E NM YÝ

Y

C

R

E

T

1

E

E

T

P

E

A R L

ÿ

T

K A N

A B A

E

E

L

<

>

B

<

D Q

C

x

<

G

P L



C

? {

D <



C



x

{ <

C

;

C

<





B

E M

@

I

8

B



I

=

8

8

x

I

K

L

K

@

8

F

9

>

L C

L

I D J

|

K

Q

8

|

|

8 ;

I

{

:

I

<



D K

L

:

8 E

F Q

J

8



<

F

L

C

<



<

8

L

9

B

8

þ

>

P

K

D

F

J

K P< MP ?M <

C

Q

E

=

E

Q



x

<

P

C

E

E

E

þ

B

?

I

C

8 X [Xb`b\c`d\c\i`kXYcfele`û`e\j\ig` k`i[`b%9lecXi YlcXY`c`id`j`e`q6

8 X [Xb`b\c`d\c\i`kXYcfele`û`e\j\ig` k`i[`b%9lecXi YlcXY`c`id`j`e`q6 8 X [Xb`b\c`d\c\i`kXYcfele`û`e\j\ig` k`i[`b%9lecXi YlcXY`c`id`j`e`q6 7<7HEP"Ĕ87H7@"Ĕ9?H9?H"Ĕw;AA"Ĕ:{H{C"Ĕ;IA9"Ĕ<;DDđ"Ĕ=7P;B"Ĕ>7<J7"Ĕ?H7A"Ĕ:7C;"ĔA?Hď;>đH"ĔBCED"Ĕ 7IJ?C"Ĕ87D:E"Ĕ9;JL;B"ĔwD;AEF"Ĕ:đAđBđ"Ĕ;D=D7H"Ĕ<;HJ"Ĕ=EHB"Ĕ>7C7A7J"ĔDI7Dđ"ĔA7HFKP"ĔB;w;A"Ĕ 7IJ?C"Ĕ87D:E"Ĕ9;JL;B"ĔwD;AEF"Ĕ:đAđBđ"Ĕ;D=D7H"Ĕ<;HJ"Ĕ=EHB"Ĕ>7C7A7J"ĔDI7Dđ"ĔA7HFKP"ĔB;w;A"Ĕ C;B9;"ĔCKI7<"ĔD;IB"ĔEP7BđJ"ĔzD;C"ĔF7IJđB"ĔH;>D;"ĔI{H={"Ĕ ;>H"ĔJ;LB"ĔKBK87J"Ĕ{BA{"ĔL7HJ7"Ĕ C?HC?H"ĔD7P?H"ĔEI7A7"ĔzH:;A"ĔF7D7C7"ĔH;I;Iđ<"ĔIL7I"Ĕ 7>đD"ĔJ;C8;B"ĔKBK8EHBK"Ĕ{DđJ;H"ĔL;H="Ĕ C?HC?H"ĔD7P?H"ĔEI7A7"ĔzH:;A"ĔF7D7C7"ĔH;I;Iđ<"ĔIL7I"Ĕ 7>đD"ĔJ;C8;B"ĔKBK8EHBK"Ĕ{DđJ;H"ĔL;H="Ĕ O;B;A;D"ĔP7Ē7DEI$ O7H=?J7O"ĔP;D=đD$ O7H=?J7O"ĔP;D=đD$

I <  EE| ==Q  K J J | < < < J 9 J< I<I þ IB ?B | Ā F<I IF@ : IB :

 : = LLL <<B CC8 EE 8 F  : P MPL 8L8 >8B BB 8 > < | B<Q DBI D

< 8 C  x {{G þ þC B B < : < B @ K 8 { :{I @I; I; B I CK< KC< CKQ C

 D ??L BBE || < B þ ? B < G :GJ EJ9 F9; 8; þ x 8B? L8P <L8 <

LI {IB <BL GL M  9L >A x>ü x EE8 AAE þ þ> DD E 8E M A 9 M L Ā

8 Ā AJ= A| <8 < LLþ þþ{ ;;M Q Q @ G@8 E J C B þB  K F JF| 8|

K

D :: ?? {{ 8 8 C C ; ;J JB B D F F E CE BC

B

KK 88 BB 8 8 D D8 8? ?I I8 8 K

M

B <E < I AA MM   < < Ā Ā G GL LJ J< < B E

8

= 88 I8 CI @@ CC || ;; 8 8 L LE E| | F F = 8

I

E J8 EJ þ E LL II << EE K K : :8 8G Gþ þE 8 K

B  { < 8 9 I C  8 L  I K< <x K PP üü 88 M M < < P PQ Q   L  K < K

8 ? @ | @IJ K@> <KD < >>8 DDK FF= 8 8 K K D=D@ K@I  ID  D @ 8 I

 B 8 B < <I FI ;> @ > x F D L |D9 D|| D 88B JJK LLI Q Q x DL

 | @|: I:I IK 8K  F :J= Q:E 9QQ 9 J  E LLx <<D MM< P P  C J

8 K ?K8 <8Q =QK K K : x <=E E<B <E< < J 8 L CC B 88L < < : I =

I E ?E= I=P  P< < <  8 |E| <| C<{ C LLþ ::D << K K  A E I I B

E

L 8     ; < ; B FF: >>Q  8 > > I L > 8 F  :  =    J ; | <  ; < B ; > D I CD FC F 99 CC DD     > >D DJ JI I > I

{

M E: =E C= II  EE I I Q Q | |L LE E L L M :

8

I 8

 ?8 C? 8C 8

CC << LL   F F: :< <K K: : 

N

A

K

ÿ

R

þ I DI8 <8P  P98 P9M JP@ QJ IQ LL PP 88BK K<@ @C> >

BB << C Cþ þD D< < 8 M8 @M @

R

K A

Ç 8

ü

ÿ

4A

7

A

6

3

S M

ÿ Y E T Ç ÿ M 5R 6A 7 S 8 A 9 T10 11 L12 R A S A T L E PE A Lÿ I K Ç ÿ A L R E Ā M I E ÿ K ÿ L E M R E TA ÿS L E T N E MU AR DA D D A S T E M A D ÿ Yÿ K Y I Y L A A T N A LA AR ÿ K Y A T A L A K B Yÿ AY KE ÿ L N E Ā N ÿ TD B ÿ Y E L Ā ÿ T A ĀE AM KE N K A B B A A KR AA E M E N B A K A N T ÿ R A Z S A H ÿ H

2 R E 3 M1 K2 3 M K 41 OK LA 4 O L 52 NA AS 5 N A E 63 ÿN M 6 ÿ M 74 ZA T 7 Z 5 V A 8 E G 8 E G

1 2 3 4bir 5muhakemenin 6 7 8 9 10 11 12 temeli tartıýmanın, 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 olan 1 A ana R öge, G Omuta, Adone. R 12) A Pamuktan B ÿ K A 1 A R G O A R A B ÿ K A düz 2 Rdokuma, E S kaput M ÿ bezi. Y E T Ç ÿ M

Akdeniz Bölgesi’nde bir akarsu. 5) Taý, Akdeniz bir akarsu. Taý, maden, Bölgesi’nde tahta vb. ýeyler üzerine5) kazımak maden, tahta vb. ýeyler üzerine kazımak suretiyle ýekil çizen. 6) Bir mantarla bir su suretiyle ýekilortak çizen.yaýamasıyla 6) Bir mantarla bir suçıkan yosununun ortaya yosununun ortak yaýamasıyla ortaya çıkandört bitkilerin genelveadı.böylelikle 7) Havada beýte beþendirmek sürümünü bitkilerin genel adı. 7) Havada beýte dört tadı oranında bulunan, rengi, kokusu, saþlamakbulunan, için denenen her türlü yol. oranında rengi, kokusu, tadı3) 8) olmayan element, nitrojen.– Lezzet. Dört büyük kulübümüzden birinin kısa olmayan element, nitrojen.– Lezzet. Antik birBirkiriýli çalgı.– Yasa kemiþi.– dıýı8)iýler yazılıýı.– bayan adı. 4) Kalça Antik bir veya kiriýlietrafındakileri çalgı.– Yasa dıýı iýler yapmak korkutmak Sonuçsuz, verimsiz. 5) Gözün renkli yapmak veya etrafındakileri korkutmak bölümü.– bir Yemen’in plaka iýareti. 6) 9) amacıyla araya gelmiý topluluk. amacıyla bir araya gelmiý topluluk. 9)7) Yürüme uzvumuz.– Japon para birimi. Hitap sözü.– ûki çeneklilerden, gövdesi Hitap sözü.– ûki çeneklilerden, gövdesi Tek bir sanatçının bir çalgı ile verdiþi bir aþaç. kalın, uzun ömürlü,tek geniý yapraklı bir aþaç. kalın, uzun8)ömürlü, geniý yapraklıçalıýmama. konser. ûýsizlik, boý durma, 10) Uzman, iýini iyi bilen, usta.– Eski dilde 10)9)Uzman, iýini iyibakma, bilen, usta.– Eski dilde10) Hoýlanarak su. 11) Muþla’nın bir ilçesi.seyretme. 12) Kars yöresine su.Dahil.– 11) Muþla’nın 12) Kars yöresine Sahip, bir iye.ilçesi. 11) Yumuýak ve yaþlı has bir halk oyunu. has halktoprak.– oyunu. Bir araýtırmanın, bir birbirtür

43 BULMACA 6 - 12 MART 2013 ZAMAN


üNÖNÜ’DE ‘ýAHAN’E KAP 26SPOR SPOR f44 üNÖNÜ’DE ‘ýAHAN’E KAP ýnönü’de oynanan son derbi unutulmaz bir finale sahne oldu. Önce Fenerbahçe’nin, ardından Beýiktaý’ın6 -öne geçtiþi dev 12 MART 2013 ZAMAN maçın 2-2 bitmesine saniyeler kala Siyah-Beyazlılar, Olcay üahan ile 3-2’lik galibiyete uzandı. Santrası bile yapılmayan golle rakibini maþlup eden Kartal, ikinci sıraya yerleýti. Kanarya ise lider Galatasaray’ın 7 puan gerisine düýtü.

ýnönü’de oynanan son derbi unutulmaz bir finale sahne oldu. Önce Fenerbahçe’nin, ardından Beýiktaý’ın öne geçtiþi dev maçın 2-2 bitmesine saniyeler kala Siyah-Beyazlılar, Olcay üahan ile 3-2’lik galibiyete uzandı. Santrası bile yapılmayan golle rakibini maþlup eden Kartal, ikinci sıraya yerleýti. Kanarya ise lider Galatasaray’ın 7 puan gerisine düýtü.

M

g k b ç s k b h g t d M

n Ö k v o K l s a n m l y r

Lider Galatasaray’ın puan kaybettiÿi haftada, zirveye bir adım daha yaklaümak isteyen Beüiktaü ve Fenerbahçe’nin mücadelesinden ev sahibi ekip galip çıktı. Siyah-Beyazlılar, 90+3’te Olcan’ın golüyle güldü. FOTOĀRAF: ZAMAN, MEHMET YAMAN

maçın analizi

Ali Aydın

Lider Galatasaray’ın puan kaybettiÿi haftada, zirveye bir adım daha yaklaümak isteyen Beüiktaü ve Fenerbahçe’nin mücadelesinden ev sahibi ekip galip çıktı. Siyah-Beyazlılar, 90+3’te Olcan’ın golüyle güldü. FOTOĀRAF: ZAMAN, MEHMET YAMAN

Kalkavan’ın tek hatası iptal ettiÿi goldü

- maçın analizi

Çiçeêi burnunda FIFA hakemi Mete Kalkavan, dün geceki derbide alkıëı hak ederek taktıêı kokartın ëans eseri olmadıêını kanıtladı. Seyirciden ve takımların büyüklüêünden etkilenmeden otoritesini sahaya yansıttı. Böylesine maçlarda bir hakem için olmazsa olmaz kendine güven ve otoÇiçeêi burnunda FIFA hakemi Mete ritedir. Kalkavan, ilk derKalkavan, dün geceki derbide alkıbisinden baëarılı ëekilëıdehak ederek taktıêı kokartın ëans eseri olçıktı diyebiliriz. Kalmadıêını kanıtladı. Seyirciden ve takımlakavan, her ëeyden önce rın büyüklüêünden etkilenmeden otoritemaçta eêilip bükülmesini sahaya yansıttı. Böylesine maçlarden cesaretli, adaletli da bir hakem için olmazsa oldüdükler çaldı. Göstermaz kendine güven ve otodiêi 7 sarı kart var. Hepritedir. Kalkavan, ilk dersi de doêruydu. Ve bunlabisinden baëarılı ëekilrınçıktı içinde yorumu gerektiren de diyebiliriz. Kaldaha doêrusu tecrübeyle yokavan, her ëeyden önce rumun birleëmesini gerektiren maçta eêilip bükülmekartlardaki doêruluk oranı olden cesaretli, adaletli dukça yüksekti. Hava toplarındüdükler çaldı. Gösterda el ve kolların kullanımının diêi 7 sarı kart var. Hepsi de doêruydu. Ve bunların içinde yorumu gerektiren daha doêrusu tecrübeyle yo-

yasaklanması sonucunda Egemen’e gösterdiêi sarı kart olası agresif oyunda dirsek darbelerini hemen engelledi. 19. dakikada Fenerbahçe’nin Webo ile kazandıêı ve ofsayt olarak iptal edilen golde karar yanlıëtı. Topa vuruë anında hem Sow, hem de Webo ofsayt durumunda deêildi. 66. dayasaklanması sonucunda Egemen’e göskikada yine Webo’yla kazanıterdiêi sarılan kartgolün olası ofsayt agresifgerekçeoyunda dirsek darbelerini hemen engelledi. siyle iptali doêruydu. èu19. dakikada Fenerbahçe’nin Webo rasının da altını çizmekte ile kazandıêıfayda ve ofsayt olarak iptal var. Uzun zamanedilen golde karar yanlıëtı. Topa vuruë dan bu yana derbilerde anında hem Sow, hem de Webo ofëiddet, küfür, tükürük, sayt durumunda deêildi. 66. daeleëtiri ve bol kırmıkikada yine Webo’yla kazanızı kartın olmadıêı, futlan golün ofsayt gerekçeön plana çıktısiyle bolun iptali doêruydu. èuêı, rakiplerin birbirirasının da altını de çizmekte ne saygı fayda var.duyup Uzun futbolsezamanverleredan beë bu gol yana birdenderbilerde izlettirmelerindenëiddet, dolayı küfür, herkesetükürük, teëekkür etmek lazım. ali ay din@za man.com.tr eleëtiri ve bol kırmızı kartın olmadıêı, futbolun ön plana çıktıêı, rakiplerin de birbiri-

Ali Aydın

Kalkavan’ın tek hatası iptal ettiÿi goldü

-

Maçın adamı

Maçın Hayal adamı kırıklıÿı

Hayal kırıklıÿı Kırılma anı

Kırılma anı

Derbiye Niang damga vurdu Beüiktaü’ın devre arasında kadrosuna kattıÿı golcüsü Mamadou Niang, her hafta takımına biraz daha fazla ısınıyor. Senegalli futbolcu, dün geceki derbide eski takımına karüı bir gol, bir asistle oynayarak maça adeta imzasını attı. Deneyimli isim mücadelesiyle tribünlerden alkıü aldı. Derbiye Niang damga vurdu Ziegler’in sadece adıkadrosuna vardı katBeüiktaü’ın devre arasında tıÿı golcüsü Mamadou Niang, döneminde her hafta Fenerbahçe’nin ara transfer takımına biraz daha baÿladıÿı fazla ısınıyor. renklerine yeniden eskiSenefutbolgalli dün geceki tacusufutbolcu, Reto Ziegler, sürprizderbide üekildeeski Aykut kımına karüıtarafından bir gol, birkadro asistle Kocaman dıüıoynayarak bırakılan maça imzasını arattı. attı. Deneyimli isim Hasanadeta Ali Kaldırım’ı Ziegler, kanatmücadelesiyle tribünlerden alkıü aldı. lardan hiçbir üekilde hücuma katılamadı. Sarı-Lacivertli oyuncu kötü günündeydi. Ziegler’in sadece adı vardı Fenerbahçe’nin ara transfer döneminde Olcay, santra bile yaptırmadı renklerine yeniden baÿladıÿı eski futbolDakika 90 +3... Niang’ın harika ara pasıncusu Reto Ziegler, sürpriz üekilde Aykut da topla buluüan Olcay þahan, Kocaman tarafından kadro dıüısantrası bırakılanyapılmayan golü Fenerbahçe aÿlarına bıHasan Ali Kaldırım’ı arattı. Ziegler, kanatrakınca,hiçbir ýnönüüekilde Stadı’nın tribünleri adeta lardan hücuma katılamadı. mutluluktan yıkıldı. Üçkötü puanıgünündeydi. üç golle alan Sarı-Lacivertli oyuncu Siyah-Beyazlılar, üampiyonluk yarıüında Galatasaray ile arasındaki puan farkını azalttı. Olcay, santra bile yaptırmadı Dakika 90 +3... Niang’ın harika ara pasında topla buluüan Olcay þahan, santrası ya-

m 2 d t d n l ö k t h d D b g


27SPOR SPOR f27 45 SPOR

4 MART 201

44 MART MART 2013 2013 PAZARTESý PAZARTESý ZAMAN ZAMAN

4 MAR

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

APANIý

ktaü için v ktaü için mliydi MAÇIN öZETi . mliydi

Atýf Keçeci Atýf Keçeci

MEHMET TUFAN ûSTANBUL Bu sezon düne kadar derbi zaferi yaëayamayan Beëiktaë, konuêu Fenerbahçe’yi Fenerbahçe’yi 90+3’teki 90+3’teki nuêu an kaybetmesinin kendilerine golle 3-2 devirip Süper Lig’de Lig’de ikinci ikinci basamaêa basamaêa golle 3-2 Süper êlayabilmesi içindevirip her iki takım Beüiktaü’ın galibiyet kuruldu. çnönü’deki mücadele, çnönü’deki mücadele, tarihî tarihî açıdan açıdan da da çokkuruldu. önemliydi. Beëiktaë’ın golünü atan Olcay nuan kaybetmesinin kendilerine büyük önem arz ediyordu. büyükbir önem arz ediyordu. Tam Tam 66 66 yıl yıl önce önce þahan, hemen hocantajı sahada fazla oyunayabilmesi için her iki takım çsveç’in AIK Solna takımıyla oynanan, üstelik efBeüiktaü’ın galibiyet sı Samet Aybaba’ya çsveç’in AIK Solna takımıyla oynanan, üstelik efamak kadar etkiliydi. Ortam iyi baëkan Beëiktaë’ın Süleyman Seba’nın gol attıêı maçlagolünü an çok sane önemliydi. atanSiyahOlcay koütu. sane baëkan Süleyman Seba’nın gol attıêı maçla yeterliydi ve ië 22açan futbolcudaykapılarını stat, son derbisini görüyordu. þahan, çlk hemenyedek hocatajı sahada bir fazla oyunBeyazlıların kapılarını açan stat, son derbisini görüyordu. çlk ise umut vaat eden, geleceêin bölümde hakimiyet, konuk ekipteydi. 13’te Göksı Samet Aybaba’ya önünde kulübesinin mak kadar etkiliydi. Ortamkonuk iyi ekipteydi. bölümde hakimiyet, 13’te Gökolmaya namzet bir isimdi. han Gönül çizgiye indi, Webo’dan önce McGrekoütu. Siyaholuüsevinç yumaÿı eterliydi ve ië 22 futbolcudayhançevik Gönül çizgiye indi, Webo’dan önce McGreBeyazlıgor tak ım kadro olarak yedek davrandı. 20’deki kornerde arka direkGenç yıldız bu setu.Beyazlıların se umut vaat eden, geleceêin gorunutulan çevikkurulmuëtu. davrandı. kornerde arka direkkulübesinin önünde Fezonki 8. golünü ın iyilerinden te Kuyt ëık20’deki dokundu, çskoç eldivenden olmaya namzet birKuyt isimdi. unutulan ëık dokundu, çskoç eldivenden filelerine nerbahçe sevinç yumaÿı oluüdönen topu Webo aêlarla buluëturdu; ancak übedete görev bekleyenlere eyazlı takım kadro olarak dönen topu Webo aêlarla buluëturdu; ancak bırakmıü tu. Genç yıldız oldu. bu seMete Kalkavan ofsayt gerekçesiyle ‘iptal’ dedi. zda rakibe göre daha yetersiz zonki 8. golünü FeZAMAN, ndu. iyilerinden kurulmuëtu. Mete Kalkavan ofsayt isyan gerekçesiyle dedi.FOTOüRAF: Sarı-Lacivertlileri ettiren‘iptal’ bu pozisyoMüsabaka baëladıêınMEHMETfiYAMAN nerbahçe lelerine Sarı-Lacivertlileri isyan ettiren bu pozisyobede görev bekleyenlere nun 4 dakikaana sonrasında en Fenerbahçe’nin hede- misafirin sayısı geldi. bırakmıü oldu. nungöre 4 Emre dakika sonrasında misafi rin sayısı geldi. Önce Belözoêlu yokladı, ardından da rakibe daha yetersiz des’i kontrol etmekti. Bu gö-kaleyi FOTOüRAF: ZAMAN, kazanılan köëe atıëında havalanan meëin yuÖnce Emre Belözoêlu kaleyi yokladı, ardından u. Müsabaka baëladıêınul Meireles’e verilmiëti. çlk 5 MEHMET YAMAN varlak Egemen’in baëından sekerek Sow’a asist kazanılan köëe anaatıëında hedekiFenerbahçe’nin görüntü Fernandes’in canlı havalanan meëin yuoldu. çlk yarımBusaatlik geride kalırken Egemen’in baëından sekerek Sow’a asist varlaketmekti. s’i kontrol gö- dilim oluëuydu. Kara Kartal hareketlendi. Fernandes’in hüneroldu. çlk yarım saatlik dilim geride kalırken Meireles’e verilmiëti. çlk 5 nı ataê karmak çı ına ad orta lia ayaklarının yönlendirmesinde Holosko’nun Kartal hareketlendi. Fernandes’in hünerKara görüntü Fernandes’in pla çok saçları buluëma arzusu vecanlı kapek iëe yaramadı. 40’ta Holosko’nun Dolmabahçe li ayaklarının yönlendirmesinde uëuydu. yla direkt karëı alana gidiëi tri-elle müdahale söz koayaklandı. pekKanarya’da iëe yaramadı. 40’ta Dolmabahçe saçları ıheyecana ataê anusu ıkarmak çboêmuëtu. ına ad ortaere yansıyan Ancak olunca objektifl isim söz her kozaayaklandı. Kanarya’da elle müdahale aı bu çokisteêine buluëma arzusu ve kaolumlu cevap ver- Onun altı pasa kavismanki gibi Fernandes’ti. nusu olunca objektiflere yansıyan isim her zaa direktli karëı alanatop, gidiëi tri- da baskısıyla Kuyt’a meyince oyunu yükselttiêi Sivok’un gibi Fernandes’ti. Onun altı pasa kaviszeli ra- manki yanlıë yaptırdı.Ancak 45’te eyecana boêmuëtu. Fenerbahçe for-Hilbert, ilk devrenin duli yükselttiêi top,Webo, Sivok’un da baskısıyla Kuyt’a rekisteêine lig-raklamalarında kafasını çalıëtıramadı. seyaptırdı. etmeye baëladı. bu olumlu cevap veryanlıë 45’te Hilbert, ilk devrenin dugirildiêinde istatistikler, oynaı sürdür- Sömestıra Orta alanda Emrekafasını meyince oyunu Santrası bile yapılamayan son dakika golüyle Fenerbah MEHMET YAMAN ûSTANBUL raklamalarında Webo, çalıëtıramadı. 56’ya 44, ëutta 5’e 1, pasta 263’e liçekiütira- ma yüzdesinde Belözoêlu’nun siFenerbahçe forSezon sonunda yıkılacak BJK çnönü Stadı’ndaki Beýiktaý’ta büyük sevinç yaýandı. Stat içinde baýlaya girildiêinde istatistikler, yanayoyna226,Sömestıra kornerde 3’e 1ol-Fenerbahçe’den ek lig-puan n üç nirleri alınmıë se etmeye baëladı. son derbide Fenerbahçe’yi 3-2 yenen Beëiktaë’ta ma yüzdesinde 56’ya 44, ëutta 5’e 1, pastadeêië263’e dı. Fakat ikinci yarıda roller ve kimlikler taýtı. Siyah-Beyazlı bazı futbolcular yöneticilerin avantajısürdür-226, Orta malı ki sakin ve alanda Emre Santrası bile yapılamayan son birbirlerine dakikavegolüyle Fene futbolcular ve taraftarlar, MEHMET YAMAN ûSTANBULkarëılaëmanın ardından bü- rabüyük kornerde 3’eortasında 1 Fenerbahçe’den yanayti. 50’de Hilbert’in savunma dikkatliyMEHMET YAMAN İSTANBUL sevinç gösterileri oldu. Yöneticiler sarılarak sonrakidı. akıllı futbolu oyuekiütiBelözoêlu’nun siyük sevinç yaëadı. Mücadelenin 90+3. dakikasında Fakat Webo’yu ikinci yarıda roller veçskoç kimlikler deêiëgörüldü. Siyah-Beyazlı Sezon sonunda yıkılacak BJK çnönü Stadı’ndaki olamadıkları di. 57’de durduran, file bekçisigalibiyeti kutlarken, yönetimsevinç kurulu üyesi Tamerfutbolcular, Kıran’ın göz- tesisl Beýiktaý’ta büyük yaýandı. Stat içinde baý nun kontrolünü an üçpuanpuanti. nirleri alınmıë ol- èahan’dı. OlcaySantrası èahan’ın attıêı golle galip Siyah-Beyazlı Hilbert’in ortasında savunma dikkatliyderbide Fenerbahçe’yi 3-2 yenen Beëiktaë’ta son ne50’de yardımcı olan Olcay 60’ta tribünbile yapılamayan songelen dakika golüyle Fener- dayaşlarına engel olamadığı gözlendi. Kartal’ın Slovak yıldızı Fibüyük seliyle karýılaýtı. Tezahüratların çoþu takımının eleSamet ge- Aybaba’nın ehine ra taýtı.sevgi Siyah-Beyazlı futbolcular futbolcular, Mete Kalkavan’ın santra yaptırantajı-çemalı kicoëtu. sakin ve di. 57’de Webo’yu durduran, çskoç file ler yeniden birbekçisidakika futbolcular ve taraftarlar, karëılaëmanın ardından bü- lip bahçe’yihakem mağlup eden Beşiktaş’ta büyük sevinç yaşandı. Holosko 90 dakika sonundabazı ‘Gangnam Style’ dansıve ya-yönetic çirmesini saêlaumudunu madan bitiëbaşlayan düdüêünü çalmasıyla saha içinde sevinç onraki akıllı futbolu oyu-ëans önce Gökhan’ın tanıdıêı Emre Özne yardımcı olanyerine Olcay èahan’dı. 60’ta tribünyükiçinde sevinç yaëadı. Mücadelenin 90+3. dakikasında Stat mutluluk sokaklara taştı. Siyah-Beyazlı parak, taraftarları coşturdu. Futbolseverler uzun sürefutbolcular, tribünolamadıkları görüldü. Siyah-Beyazlı dı. Futbol okullayumaêı oluëturdu. Maç sonu süre stadSiyah-Beyazlı içindeolamase- Köyiçi’nde recektir. toplanangalibiyeti çok sayıda taraftar, söykan,yeniden soldan içeriyi gördü, Holosko’dan seken nun kontrolünü coëtu. Samet Aybaba’nın bir dakika puan-ler bazı futbolcular ve attıêı yöneticilerin gözyaşlarına hakim lerden ayrılmayıp, kutladı. İnönüëarkılar Stadı’nda yaşanan Olcay èahan’ın golleuzun galip gelen rına yeniSiyah-Beyazlılardaki kaydolan dameëaleler büyük sevgisokaklara seliyle karýılaýtı. Tezahüratların ç vinç gösterilerinde bulunan tribünleri dotop Niang’ın golünün yakarak, son dakikada gelen Köyiçi’nde galibiyeGökhan’ın yerine Öztakımının ele ge- ëans tanıdıêıilkEmre hine çe-önce dıkları görüldü. Siyah-Beyazlı futbolcular, tesislereyaptırgelişi leyip coşku, maçın bitimiyle taştı. Beşiktaş topfutbolcular, hakem Mete futbolcular, Kalkavan’ın santra gördüêü sol taraf zayıfl ıêına habercisiydi. Ama sevinç, sadece 3 dakika sürlaëarak bu mutluluêu taraftarıyla paylaëtı. ti doyasıya yaëadı. Sergilenen coëku sebebiyle trafi ksoldan içeriyi gördü, Holosko’dan seken saêlaesnasında da büyük sevgi çalmasıyla seliyle karşılaştı. mudunukan, çirmesini madan bitië düdüêünü saha Tezahüratların içinde sevinç lanan çok sayıda taraftar, şarkılar söyleyip meşaleler yakarak, TAKIM dü.çözüm Kuyt’ın servisinde Musa Sow aklını baba yine bulmamıëtı. Maçın son anlarında gelenuzun gollesüre protokol tribü- se- te son zaman zaman aksamalar Müsabaka bitimintop Niang’ın Siyah-Beyazlılardaki ilk kullandı. golünün çoğu Olcay Şahan’aydı. dakikada gelen galibiyeti doyasıya yaşadı. Sergilenen dı. Futbol okullaGal yumaêı oluëturdu. Maç sonu stad içinde ecektir. Köyiçi’nde toplanan çokoldu. sayıda taraftar, ëarkılar söy- 01. Beü Duraklamalarda sahneye çıkan Olcay’dı. Gurökhan Gönül’ün art arda yapnünde de büyük sevinç gösterileri oldu. Yöneticiler de dahili anonsla uyarılar yapılmasına raêmen, bazı habercisiydi. Ama sevinç, sadece 3 dakika sürSezon sonunda yıkılacak BJK İnönü Stadı’ndaki son coşku sebebiyle trafikte zaman zaman aksamalar oldu. Mü- 02. rına yeni kaydolan vinç gösterilerinde bulunan futbolcular, tribünleri do03. Fen leyip meëaleler yakarak, son dakikada gelen galibiyebetçi yıldız, Niang’ın pasıyla 8’inci dirmeleri sayıp yazmakla kalem birbirlerine sarılarak galibiyeti yönetim kuBJK çnönü Stadı’ndaki son derbiden hatıBur derbide 3-2taraftarıyla yenenkutlarken, Beşiktaş’ta futbolcular ve ta- seyircilerin sabaka bitiminde dahili anonsla uyarılar yapılmasına Kuyt’ın servisinde Musa buluëtuêunda Sow aklını kullandı. ördüêüdü. sol taraf zayıfl ıêına laëarakFenerbahçe’yi bu mutluluêu paylaëtı. ti doyasıya yaëadı. Sergilenen coëku sebebiylerağmen, trafik- 04. 05. Ant golüne ulaëıp ‘èahan’e bir kapanıëa imza attı. kba yarının 30. dakikasına karulu üyesi Tamer Kıran’ın gözyaëlarına engel olamasöküp yanlarında götürdükra olarak bazı koltukları raftarlar, karşılaşmanın ardından büyük sevinç yaşadı. Mübazı seyircilerin BJK İnönü Stadı’ndaki son derbiden hatıra Duraklamalarda sahneye çıkan Olcay’dı. Gur06. Kay yine çözüm bulmamıëtı. Maçın son anlarında gelen golle protokol tribü- te zaman zaman aksamalar oldu. Müsabaka bitimin- 07. Esk dıêı gözlendi. Kartal’ın Slovak yıldızı Filip Holosko 90ga- leriolarak Volkan’ın kazaêı çimlere deêcadelenin 90+3. dakikasında Olcay Şahan’ın attığı golle bazı koltukları söküp yanlarında götürdükleri görüldü. görüldü. Kartal’ın Nevzat Demir Tesisleri’ne geliëi betçi yıldız, Niang’ın pasıyla buluëtuêunda 8’inci khan Gönül’ün art arda yapnünde de büyük sevinç gösterileri oldu. Yöneticiler de dahili anonsla uyarılar yapılmasına raêmen, bazı 08. Kas dakika sonunda ‘Gangnam Style’ dansı yaparak, ta- esnasında uk takım dahaulaëıp organize gelinlip gelen Siyah-Beyazlı futbolcular, hakem Mete KalkaKartal’ında Nevzat Demir Tesisleri’ne esnasında büyük coëku yaëandı. gelişi Binlerce sevgi da selibüyük 09. Gen ‘èahan’e rmelerigolüne sayıp yazmakla kalembir kapanıëa imza attı. birbirlerine sarılarak galibiyeti kutlarken, yönetim ku- seyircilerin BJK çnönü Stadı’ndaki son derbiden hatı- 10. Tra van’ın santra yaptırmadan bitiş düdüğünü çalmasıyla saha coşku yaşandı. Binlerce sevgi seli eşliğinde tesislere giren karaftarları coëturdu. Futbolseverler uzun süre tribünleraki açıklar da ortaya çıkıyordu. eëliêinde tesislere giren kafi lede bulunan futbolcular, BEýüKTAýkaFENERBAHÇE 11. Ord yarının 30. dakikasına rulu üyesi Tamer Kıran’ın gözyaëlarına engelsüre olamasöküp yanlarında götürdükra olarak bazı koltukları 12. Siv Nn gol tam içinde sevinç yumağı oluşturdu. Maç sonu uzun stad filede bulunan futbolcular, sevenlerini selamladı. Teknik Diden ayrılmayıp, galibiyeti kutladı. çnönü Stadı’nda yabir defans adamıBJK yer sevenlerini selamladı. Teknik Direktör Samet AybaüNÖNÜ 13. dıêı gözlendi. Kartal’ın Slovak yıldızı Filip Holosko 90 rektör olkan’ın kazaêı çimlere deêgörüldü. Kartal’ın Nevzat Demirve Tesisleri’ne geliëi 14. Kar içinde sevinç bulunan futbolcular, Samet Aybaba, Toraman Olcay’a tezahüBüy ëanan coëku,gösterilerinde maçın bitimiyle sokaklara taëtı.tribünleri Beëiktaëdoba, leri çbrahim Toraman veİbrahim Olcay’a tezahüratlar yapıldı. beceriksizliêiydi. Korner atı15. Gaz dakikabusonunda ‘Gangnam dansı yaparak, ta- ratlar k takım 23daha organize gelinesnasında Allan McGregor Volkan Demirel 1 5 4 BEýüKTAý FENERBAHÇE laşarak mutluluğu taraftarıylaStyle’ paylaştı. yapıldı.da büyük coëku yaëandı. Binlerce sevgi seli 16. direêi alması gereken GökEla N açıklar13da Roberto Hilbertçıkıyordu. Gökhan Gönül 77 6 6 raftarları coëturdu. Futbolseverler uzun süre tribünlerki eëliêinde tesislere giren kafilede bulunan futbolcular, 17. Akh Maçın son anlarında gelen golle protokol tribününde de BJK üNÖNÜ n aynı yerdenortaya topa kafa vu-

Dolmabahçe'de DOLMABAHÇE’DE SEVüNÇ GÖZYA DOLMABAHÇE’DE SEVüNÇ GÖZ sevinç gözyaşları -

1

3 2

Cristian Baroni [73’] Caner Erkin Pierre%Webo 54 Musa Sow 11 5 5 vuru 8 % 54 3

11 5 Aykut Kocaman5 vuru 8 3

Musa Sow [24’] Musa Sow [63’]

Aykut Kocaman Egemen Korkmaz Musa Sow [24’] BekirSow ýrtegün Musa [63’] Emre Belözoÿlu Caner Erkin

Egemen Korkmaz Mete Kalkavan 7, Mustafa Emre Eyisoy 5, Kemal Yılmaz 7

Veli Kavlak Emre Özkan

Bekir ýrtegün Emre Belözoÿlu Caner Erkin

16 88 99 7

den ayrılmayıp, galibiyeti kutladı. çnönü Stadı’nda yaëanan coëku, maçın bitimiyle sokaklara taëtı. Beëiktaë

FOTOüRAF: AA, BÜLENT DORUK

4 21 33 77 11 4 14 2 38 33 25 11 5 14 16 38 88 25 99 75

18. Me

sevenlerini selamladı. Teknik Direktör Samet Aybaba, çbrahim Toraman ve Olcay’a tezahüratlar yapıldı.

TOPLU FOTOüRAF: AA, BÜLENT DORUK

yı 40’ta gösteremedi. Siyah Beyaz8 m usta ayak Fernandes’in Veli Kavlak 6 7? 15 rganize ataklarla gol bulma Oÿuzhan Özyakup [73’] top 5 5 da 18 içerisine gönderdiêi 10 Olcay þahan sekerek 7 4 ıêı sonucu, gene bir duran Kuyt’ın arasından be53 46 Mamadou Niang 8 4olma % baêlanmıëTopa sahip asyonuna olü olarak fibel lelerle buluëtu 10 Toplam 7ýut 40’ta usta ayak Fernandes’in yarıda daha5 farklı bir ev sahiûsabetli ýut aiyi18oynayan içerisine top ekip vardı.GolMa3 birgönderdiêi pozisyonu 5 Köýe ýu uyt’ın arasından sekerek beang gücü oranında oyuna ortak 46 % Topa sahip olma 5 Ofsayt Toplam ýut ve Olcay’a uzatma dakikaüêıolarak fi10lelerle buluëtu 5 de ustalıêını ûsabetli ýut rdıêıdaha goldefarklı ortaya rıda bir ev sahi3 Gol pozisyonu Samet Aybaba rakibini yenerek yi. Beëiktaë oynayanezeli Ma- ýu 5bir ekip vardı. Köýe sınıgücü sürdürmek adına çekiëti5 Ofsayt ng oranında oyuna ortak Dirk Kuyt dakikaüçOlcay’a puan [40’] almasının avantajını ınve uzatma [60’] Mamadou Niang nraki maçlarından puanlar aladıêı golde de ustalıêını [90+3’] Olcay þahan ortaya Samet Aybaba çevirdiêinde devam Beëiktaë ezeliumudunu rakibini yenerek . a.kececi@za man.com.tr nı sürdürmek adına çekiëtiGökhan [40’] DirkSüzen Kuyt üç puan almasının Veli Kavlak [60’] Mamadouavantajını Niang Emre Özkan raki maçlarından ala[90+3’] Olcaypuanlar þahan evirdiêinde umudunu devam a.kececi@zaman.com.tr Gökhan Süzen

Bekir ýrtegün Egemen VolkanKorkmaz Demirel Reto Ziegler Gökhan Gönül Kuyt BekirDirk ýrtegün Raul Meireles Egemen Korkmaz [73’] Mehmet Topal Reto Ziegler Emre Belözoÿlu Dirk Kuyt [90’] Mehmet Topuz Raul Meireles Cristian Baroni [73’] Mehmet [73’] Caner Topal Erkin Emre Belözoÿlu Pierre Webo [90’] MehmetMusa TopuzSow

FOTOüRAF: AA, BÜLENT DORUK FOTOüRAF: AA, BÜLENT DORUK

3 2

6 Tomas Sivok 6 4 gol tam bir defans adamı yer 22 n 2-3 metre çbAdem Gülüm 5 4 23 Ersan Allanuzaêındaydı. McGregor eceriksizliêiydi. Korner atı-35 34 19 Gökhan Süzen aman’ın libero oynama13ön Roberto Hilbert 6 6 direêi alması gereken Gök-46 45 Emre Özkan [59’] kes24 6rakip Tomas Sivok n gelen atakları 37 Filip topa Holosko kafa vu- 5 5 aynıiyiydi, yerden 22 Ersan Adem Gülüm 5 4 dan ama top yapmada 5 ýbrahim Toraman 6 5 19 uzaêındaydı. Gökhan Süzen 2-3gösteremedi. metre çb3 3 ıyı Siyah Beyaz4 Manuel Fernandes 7 6 Emre Özkan [59’] 24 libero 4 5 man’ın ön 8 ataklarla Veli Kavlakoynama6 ? organize gol bulma 37 Filip Holosko 15 gelen rakip atakları Oÿuzhan Özyakup [73’] 55 55 zlıêı sonucu, gene birkesduran 5 ýbrahim Toraman 67 45 10 ama Olcay þahan n iyiydi, top yapmada zasyonuna belFernandes baêlanmıë4 Mamadou Manuel 53 Niang 87 46

Gençler Ordusp Akhisar Eskiüeh Medica Kayseri Bursasp Beüikta

GÜNÜN

Kasımpa

AVRUP

Perþem

Beüiktaü taraftarları, Çanakkale’de üehit olan ýbrahim Naci’yi rahmetle andı.

Beüiktaü Belediyesi’nin yaptırdıÿı kartal heykelinin açılıüı dün derbi öncesi yapıldı.

AYBABA: üNÖNÜ’YE BÖYLE BüR VEDA YAKIýIRDI

NüANG GOLÜNE DEĀüL, YAPTIĀI ASüSTE SEVüNDü

Beüiktaü Teknik Direktörü Samet Aybaba, Fenerbahçe derbisinde alBeüiktaü taraftarları, Çanakkale’de üehit olanhoca, ýbrahim Naci’yi rahmetle dıkları galibiyeti çok anlamlı buldu. Deneyimli “ýnönü Stadı’na böy-andı. le bir veda yakıüırdı. ýnanılmaz seyirci desteÿi vardı. Oyuncularım yürekleAYBABA: BÖYLE BüR YAKIýIRDI riyle oynuyorlar, üNÖNÜ’YE hepsiyle gurur duyuyorum.” dedi.VEDA Fenerbahçe karüısındaBeüiktaü golü yedikten sonra takımının toparlandıÿını kaydeden baüarılı taktis- alTeknik Direktörü Samet Aybaba, Fenerbahçe derbisinde yen, “Niang giderken kulübede hepimiz ayaÿa kalktık, ‘ A llah’ım bir kereböydıkları galibiyeti çok anlamlı buldu. Deneyimli hoca, “ýnönü Stadı’na delebize olsun’yakıüırdı. dedik. Buýnanılmaz kez son dakikada biz golvardı. bulduk.” diye konuütu. bir veda seyirci desteÿi Oyuncularım yürekleriyle oynuyorlar, hepsiyle gurur duyuyorum.” dedi. Fenerbahçe karüısında golü yedikten sonra takımının toparlandıÿını kaydeden baüarılı taktisyen, “Niang giderken kulübede hepimiz ayaÿa kalktık, ‘Allah’ım bir kere de bize olsun’ dedik. Bu kez son dakikada biz gol bulduk.” diye konuütu.

Beüiktaü’ın ilk golünü atan Mamadou Niang, derbiyi kazandıkları için mutBeüiktaü söyledi. Belediyesi’nin yaptırdıÿı kartal heykelinin iyi açılıüı dün derbi öncesi lu olduklarını Senegalli oyuncu, “Fenerbahçe oynadı. Özellikle ilkyapıldı. 25 dakikada zorlandık ve golü yedik. Gol attıktan sonra daha iyi oynadık. FeNüANG DEĀüL, YAPTIĀI SEVüNDü nerbahçe gibi birGOLÜNE rakibi yenmekten dolayı çok mutluyuz.”ASüSTE dedi. Olcay’a verdiÿi pasın gol olmasına daha çok sevindiÿine iüaret eden Niang, “20-25 tane Beüiktaü’ın ilk golünü atan Mamadou Niang, derbiyi kazandıkları için mutgol atacaÿım bekleniyordu. Ama futboloyuncu, böyle deÿil. Takım arkadaülarım için lu olduklarını söyledi. Senegalli “Fenerbahçe iyi oynadı. Özellikle ilk oynuyorum. Futbol nihayetinde bir oyun.” 25 dakikada zorlandık ve golükolektif yedik. Gol attıktanifadelerini sonra dahakullandı. iyi oynadık. Fenerbahçe gibi bir rakibi yenmekten dolayı çok mutluyuz.” dedi. Olcay’a verdiÿi pasın gol olmasına daha çok sevindiÿine iüaret eden Niang, “20-25 tane gol atacaÿım bekleniyordu. Ama futbol böyle deÿil. Takım arkadaülarım için oynuyorum. Futbol nihayetinde kolektif bir oyun.” ifadelerini kullandı.

25. HA

Cuma: Cumart Gaziant Trabzon Pazar: Sivassp Elazıÿsp Fenerb Pazarte

hem dizüstü, hem tabl

PROMEDIA-DIGITAB


Real Madrid arasında, yarın oynanacak karþılaþmayı yönetecek. Old Trafford Stadı’ndaki maç saat 21.45’te baþlayacak.

romen Güreþ Milli Takımı Antrenörü Armen Nazaryan açlık grevine baþladı. Nazaryan, iki kez olimpiyat þampiyonu olmuþtu.

46 SPOR

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

4 MART 2013 PAZARTESû ZAMAN FOTOüRAF: AA, BEYHAN TOLAN PEKER

HALKBANK’TAN MUHTEýEM ZAFER

Volebol Erkekler CEV Kupası Finali rövaný maçında Halkbank, sahasında Andreoli’yi 3-2 yenerek ýampiyon oldu. Türkiye’de erkekler voleybolunda bugüne kadar alınmıý en üst düzey kupayı müzesine götüren Halkbank, tarihe geçti. Temsilcimiz rakibini ûtalya’daki ilk maçta da 3-1 maþlup etmeyi baýarmıýtı.

mi.

ü

Voleybolda Avrupa’nın iki numaralı kupası olan CEV Kupası’nda temsilcimiz Halkbank, ýtalya temsilcisi Andreoli Latina takımını 3-2 yenerek üampiyonluÿa ulaütı. Avrupa üampiyonu olan Halkbank’a kupasını Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç verdi.

n t, e e n a e

FOTOüRAF: ZAMAN, ALÿ ÜNAL

Halkbank: 3 A.Latina: 2 HALKBANK: Ahmed Abdel, Hüseyin, Emre, Luis Diaz, Resul, Priddy, Nuri (Libero), Can, Aslan A.LATüNA: Noda, Verhees, Sottile, Rauwerdink, Gitto, Jarosz, Rossini (Libero), Fragkos SETLER: 21-25 , 26-24, 25-17, 22-25, 15-11 SÜRE: (25-31-26-29) HAKEMLER: Georgios Georguleas (Yunanistan), Victor Markov (Rusya ) SALON: TVF Baükent

-

, :

BÜLENT KARADAþ ANKARA Voleybolda Avrupa’nın en büyüêü Halkbank. Erkekler CEV Kupası finalinin ikinci maçında çtalya’nın Andreoli Latina takımını 3-2 yenen Halkbank, kupayı müzesine götüren ilk Türk takımı oldu. Kupada sırasıyla Polonya’nın Delecta Bydgoszcz, Hollonda’nın Lanstede Zwolle, Rusya’nın Iskra Odinsova, Belçika’dan Knakc Roeselare ve Ukrayna’nın Lokomotif Kharkiv takımlarını saf dıëı bırakan temsilcimiz

-

finalde çtalyan ekibi Latina’yı iki maçta da maêlup etmeyi baëardı. Maçtan sonra Halkbank’a kupasını Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç verdi. Karëılaëma karëılıklı sayılarla baëladı. Servis kaçırmada adeta birbiriyle yarıëan sporcular bloklarda da rakibine üstünlük kuramadı. Setin son bölümünde oyun konsantresini yitiren Halkbank seti 25-21 kaybetti. çkinci sete Halkbank kötü baëlasa da seyircinin desteêi ile toparlanan Mavi-Beyazlılar seti 26-24 ka-

zanarak skorda dengeyi saêladı :(1-1) Üçüncü sete da aêırlıêını koyan temsilcimiz rakibine göz açtırmadı ve seti 25-17 alarak 2-1 öne geçti. Dördüncü sette oyundan düëen Halkbank, bu seti 25-22 kaybetti. Final setine Ahmed’in smaçları ile baëlayan Halkbank, Hüseyin’in muhteëem oyunuyla saha deêiëimine 8-5’lik avantajla girdi. Büyük bir coëkuyla setin son bölümünü oynayan Halkbank final setini 15-11, maçı ise 3-2 kazanarak kupaya uzandı

n

,

-

İnönü’deki son derbiye yakıştı

Trabzon, Paüa’ya konuk oluyor

yine de bu bölge Gökhan ile Kuyt’ın kontroşaşkın ve psikolojik olarak geride dolaşabiliyordu. Santrası yapılmayan golle veda etMUHTEMEL Beşiktaş maça Fenerbahçe’den neredeyse lünde kaldı. Aslında Fenerbahçe sonrakibini derece başladı. Muhtemelen son İnönü tik İnönü’nün derbi tarihine. Bu efsane KADROLAR Geçtiêimiz hafta Mersin depzon flaë sonuçlara imza atan her sezon yediği gollerin bir benzerini yediksakin oynadı. Beşiktaş’ın etkili göbek ve kenar derbisi söyleminin yarattığı baskıyı mabede böyle bir oyun, böyle bir seyirci KASIMPAýA: Isaksson, Abdurlasmanından 3 puan çıkararak yenerek çifte sevinç yaëamak amacınhissederek çıkmışlardı maça. Fe- ten sonra ancak 30’da ortak olabildi. İlk şut of- ortalarındaki takım savunması neredeyse have unutulmaz ezeli rekabet yakışırdı. rahman, Yalçın bir Ayhan, Elyasa, moral kazanan Trabzonspor, bugün da. Teknik Direktör Tolunay Kafkas, Sancak, Viudez, Ernstkadar , Sarmov,iki tarafın da kanerbahçe sezonun ikinci yarısında sayta takıldı, kaleye giden ilk top Kuyt’ın tasızdı. Beşiktaş’ın topla oynadığı tüm zaSon saniyeye Kasımpaëa’ya konuk oluyor. sakatlıkları bulunan Cech,Emre’nin Volkan Halil Çolak, Adem Büyük, Uche vuruşunda beraberliği getirdi.Teknik manlarda savunmasıyla öne çıkan adeta ezberlediği oyunu oynu- kendi kalesine zanabileceği oyunun galibi olan BeşikTRABZONSPOR: Onur, Serkan, direktör Tolunay Kafkas ile ligde Merve Zeki Yavru’nun yanı sıra yordu. Aykut Kocaman sezonun ilk Topun Fenerbahçe yarı sahasında dolaştığı 15 oyundan çıkışı Beşiktaş’ın şansı oldu. Emertaş, Lucescu dönemindeki şampiyonluk Bamba, Giray, Celutska, Zokora, Colsin çdmanyurdu, TürkiyekesmeKupası’nda Fernandes’in son, Janko,ağırlığını Emre Güral, Ali, iyi oyunu ve yerinde koyduğu ilk Uêur derbi maçında Fernandes’i tanımanın dakika Emre’nin maçında Tümer ile Sergen ikilisiyle man, Adrian, Olcan, Halil, Henrique da MP Antalyaspor galibiyetleriyle çıve Ufuk’u Kasımpaëa kadrosuna alavantajını kullanan Meireles’i Meh- lerinde hatırlanacak. Emre artan baskıda 4 kez olarak da tarihe geçecek maçın en büyük Galatasaray’a attığıErdoÿan golün bir benzerini SAAT: Recep Tayyip kıëaatağı geçen Bordo-Mavililer, KasımGençfeda teknik adamın Emerkeserek takımın ikinci özelliğimadı. Beşiktaş’ın ederek başladığı semet Topal’ın yerine oynatarak Por- umut vaat eden tekrarlayarak gecesini STAT: 20.00 da YAYIN: Lig TV ışıttı. paëa engelini son ve Janko’yu 18 kiëilik kadroya HAKEM: Mustafabu Kamil Abitoÿlu engel oldu. de aëmak istiyor. Son zonda şampiyonluk ritmine ulaşması oldu. daBetekizli’nin etkinliğini kırmış, Emre golü yemesine Beşiktaş sezon sol kanat savunCANLI ANLATIM: zaman.com.tr 1 yıldır çstanbul deplasmanında maç hil etmemesi bu iki futbolcuyu İkinci yarı, Olcay, Fernandes’in geri dö- şiktaş artık kolay kolay son bölümlerdekafamaç hiç baskı görmediği ilk bölümde masından çektiğini hiçbir şeyden çekKasımpaüasaile zorlu bir maça çıkacak olantopu Trabzonspor’da hedef 3 puan. FOTOĀRAF: CýHAN, HASAN DEMýR Niang’ın kazanamayan ekibi, sından sildiêi ëeklinde yorumlandı. nüşleriyle, orijinal Karadeniz dokunuşuyla Be-bu severmeyeceğini öğrendiğini hissettirdi. rahat kullanma lüksüne sahip medi. Neredeyse tüm derbilerde Samet Aybaba ilk derbi galibiyetiyle de tavunmanın solundakı zaafları nedeniyle hayal olmuştu. Gökhan Gönül ve Kuyt ikilisi tam 25 şiktaş’ın hanesine yazılmalı. Pas oyunu yapan kırıklıkları yaşadılar. Kadıköy’de Escude, TT dakika buldukları geniş alandan Gökhan Sü- tüm mevkileri oyuna katılan Beşikaş 2-1 öne rihe İnönü’nün vedasıyla geçti. Niang toparlanmış, kaleci güven kazanArena’da ilk derbisinde Gökhan Süzen rakip zen’i çaresiz bırakarak takımlarını sürekli öne geçtikten sonra yine sol kanadından gelen sağ kanat oyuncularını yıldızlaştırmıştı. Bu se- taşıyordu. Beşiktaş yarım saat boyunca karşı- topa Sow darbesiyle engel olamadı. Beşiktaş mış, Fernandes eski günlerine dönmüş, bir de zon hiç derbi kazanamayan, başaltı rakiplerine lamaya çalıştı. Ne kanatlardan ne de göbek- yine önde kalma süresini uzatamadı. Emre sol bek Emre Özkan’a teslim edilirse Beşiktaş son 10 dakikalarda galibiyeti koruyamayarak ten çıkabiliyorlardı. Olcay ile Holosko sahada Özkan’ın Gökhan’ın yerine oyuna girmesi Fe- son maça kadar yarışta kalır.. O G B M A Y P TAKIMLAR O G B M A Y P TAKIMLAR O G B M A Y P TAKIMLAR O G B M A Y P TAKIMLAR O G B M A Y P Fernandes orta alanda kanat etkinliğini 2’şer Beşiktaş01.dün geceye 01. Diyarbakır B.B. 24 sadece 17 6 1 40nerbahçe’nin 12 57 01. Aydınspor 24 15azalttı 6 3 ama 42 14 51 01. Darıca G.Birliÿi 24 19 2 3 55 19 59 21 12puan 7 2ikram 26 12 eden 43 Polatlı Bugsaü de 21 11 yokları 9 1 31oynuyor, 15 42

-

Okay Karacan

12 11 10 9

6 5 5 8

4 6 7 5

32 36 24 21

20 26 16 18

42 38 35 35

02. 03. 04. 05.

Tepecikspor Kahramanmaraü Hatayspor Fethiyespor

22 22 21 22

12 11 9 10

5 5 32 21 41 7 4 33 20 40 11 1 28 16 38 6 6 32 22 36

02. 03. 04. 05.

ýstanbulspor Fatih K.Gümrük Pazarspor Kayseri þeker

24 24 24 24

13 13 10 11

7 5 10 6

4 6 4 7

37 36 35 38

18 20 22 23

46 44 40 39

02. 03. 04. 05.

Dardanelspor Ümraniyespor Hacettepe B.Petrolspor

24 24 24 24

14 11 11 12

5 8 8 5

5 5 5 7

44 36 40 32

23 23 28 26

47 41 41 41

NCÜ GRUP

22 22 22 22

üNCü GRUP

alıkesirspor negölspor okatspor lanyaspor ırklarelispor

üNCü GRUP

AKIMLAR

MIZI GRUP

E ÜÇÜNCÜ LýG’DE PUAN DURUMU, TOPLU SONUÇLAR VE HAFTANIN PROGRAMI

02. 03. 04. 05.

Altınordu Keçiörengücü K.Maraü B. Gümüühane

24 24 24 24

17 5 16 5 16 1 12 9

2 3 7 3

55 42 40 36

16 17 23 18

56 53 49 45


FOTOüRAF: AA, METÿN PALA

47 SPOR

6 - 12 MART 2013 ZAMAN

pa Son iki yılın Avrupa Açık Hava þampiyonu Nevin Yanıt, Avrupa Salon þampiyonası’nda da rakiplerine göz açtırmadı. ýsveç’te 60 metre engellide 7.89’luk derecesiyle rekor kıran milli sporcumuzun asıl hedefi, olimpiyatlarda zirveye çıkmak.

akıyonu onya nildi liler, olonadeüskötü larıgelalasette Fedüëgerehata etir5-11 ı 3-2 ardı.

FOTOüRAF: ÿHA, SÿNAN USLU

OLÿMPÿYAT MADALYASI KAZANMAK ÿSTÿYORUM 32. Avrupa Salon Atletizm üampiyonası’nda 60 metre engellide ülkemize altın madalya getiren Nevin Yanıt, gözünü yeniden olimpiyatlara dikti. 2012 Olimpiyatları’nda bekleneni veremediþini hatırlatan milli sporcumuz, “Avrupa’da zirvede olmak benim için yeterli deþil. Olimpiyat madalyası ile baýarımı taçlandırmak istiyorum.” ýeklinde konuýtu. BÜLENT KARADAþ ANKARA Türk atletizminin kısa mesafedeki en önemli ismi Nevin Yanıt, olimpiyat madalyasına yavaë yavaë yaklaëtıêını dile getirdi. çsveç’in Göteborg ëehrinde organize edilen Avrupa Salon Atletizm èampiyonası’nda önceki gün 60 metre engellide 7.89’luk derecesiyle altın madalya kazanan milli sporcumuz, hedefinin olimpiyatlarda da zirveye çıkmak olduêunu söyledi. 2010, 2012 Avrupa

-

èampiyonası’nda kadınlar 100 metre engellide üst üste iki kez ülkemize altın kazandıran Nevin Yanıt, 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda da finalde koëmuë ancak 12.58’lik derecesiyle beëinci sırada yer almıëtı. Avrupa’nın kısa mesafedeki en popüler ismi olan Ay-Yıldızlı atletimiz, 2008 ve 2012’de kıl payı kaçırdıêı olimpiyat madalyasını kazanarak baëarısını devam ettirmek düëüncesinde. Bu doêrultuda çalıëmalarını sürdürdüêünü ve çsveç’te altın madal-

ya kazandıêını dile getiren Yanıt, “Avrupa ëampiyonalarında madalya kazanmak son derece gurur verici. Türk atletizmi önemli baëarılara imza atmaya devam ediyor. Bu konuda baëkanımız ve yöneticilerimiz bize destek oluyorlar. Fakat Avrupa’da zirvede olmak benim için yeterli deêil. Olimpiyat madalyası ile baëarımı taçlandırmak istiyorum. Bu doêrultuda amacıma ulaëmak ve Rio’da madalya kazanmak için çok çalıëacaêım.” diye konuëtu.

Özbilen ile Karakaya final koüacak Göteborg’da devam eden 32. Avrupa Salon Atletizm èampiyonası’nda 1500 metrede çlham Tanui Özbilen, 3000 metrede Dudu Karakaya finale yükseldi. 1500’de ilk seride piste çıkan Özbilen, yarıëı baëından sonuna kadar büyük farkla önde götürerek 3:39.58’lik derecesiyle birinci oldu. Özbilen, bugün 19.00’da final koëacak. 3000 metrede Dudu Karakaya da adını finale yazdırdı. Karakaya da bugün 13.10’da altın madalya için yarıëacak. Bir baëka milli atletimiz Aksel Gürcan Demirtaë ise 60 metre elemelerini geçemeyerek ëampiyonaya veda etti.

Beşiktaş kazandı, Galatasaray sevindi!

Yunanistan’ın 4 yılda yapamadıÿını 18 ayda yaptık

Yine fırsat tepti Fenerbahçe. Galatasa- tersizliğini çok iyi kullanıyordu. Sow’un golüyle ray’ın beraberlikle geçtiği haftada bu defa öne geçtiği bölümde, Beşiktaş’ı sahadan silmişti. Orta alanı çok iyi tutmuş, arka derbiyi kaybetti. Çok kritik, çok önemli alanda pozisyon vermeden kapanmış, bir eşikteydi. Kazansa farkı dörde inönde ise sürekli arayış içerisinde oldirmekle kalmayacak, fikstürünün de muştu. Beşiktaş bu bölümde daha çok giderek kolaylaşmasıyla büyük bir savunmada kaldı. Rakibin orta alan üsavantajı yakalayacaktı. Ama yapamadı. tünlüğünü ve öndeki baskısını bir türlü Beşiktaş’ın hele ilk yarıda adeta altın kıramadı. İlk ciddi tehlikeyi golü bultepside sunduğu maçı, bir türlü kopaduğu pozisyonda Fernandes’in duran ramadı. Şampiyonluk yarışında artık Zeki top atışında oluşturdu. Onda da Kuyt kapanması çok zor bir yarayı aldı ve ters vurdu ve bu şans golüyle skor 1-1 derbiyi hayal kırıklığıyla noktaladı. Çol oldu. Enteresandır bu, Fenerbahçe’nin Oysa ilk yarıda Fenerbahçe ezici bir üstünlüğü sağlamıştı. Net bir golü yardımcının bu sezon kendi kalesine attığı üçüncü goldü. ofsayt uyarısıyla iptal edilmiş, ama oyundan hiç Bursaspor’la 1-1 berabere kalınan maçta Serkopmamıştı. Beşiktaş savunmasının yüksek dar, Galatasaray’a 2-1 kaybedilen maçta ise zaafından sürekli yararlanıyor, sol taraftaki ye- Bekir topu kendi ağlarına göndermişti.

Beşiktaş, beraberliğin verdiği moralle soyunma odasına gitti. İkinci yarıda toparlandı. Oyunu dengeye getirdi. Lakin Fenerbahçe, Beşiktaş savunmasının o yüksek top rahatsızlığını değerlendirmeye devam ediyor ve yine pozisyon üretiyordu. Oyundaki çok önemli bir hamleyi, 56. dakikada Olcay yaptı. Webo’nun kaleye giden vuruşunu son anda çıkardı. Ardından da Samet Aybaba, Gökhan Süzen’e daha fazla dayanamadı ve Emre’yi oyuna aldı. Aslında Beşiktaş’ın sol tarafında oynatılması gereken o Emre, 61. dakikada nefis bir orta yaptı. Holosko indirdi, Niang ilk golünü eski takımına attı. Oyun artık iyice tempo kazanmış ve heyecan artmıştı. Beklenmedik anda golü yiyen Fenerbahçe, beraberliği hemen sağladı. Yine bir yüksek topta Beşiktaş sa-

vunması hamlesiz kaldı. Sow şık bir kafa vuruşuyla fileleri havalandırdı. Maçı kazanmak için 72. dakikada Meireles ve Cristian’ı çıkarıp Mehmet Topal-Caner hamlesini yapan Aykut Kocaman’ın 4-4-2’ye dönüşü de kalan bölümde Fenerbahçe’nin üstünlük sağlaması için yeterli olmadı. Maçın son anında bir ani atakta Olcay topu filelere gönderdi ve yalnızca derbinin değil, büyük ölçüde şampiyonluğun da kaderini belirledi. Yetersizliklerine karşın yüreğiyle mücadele eden ve sonuna dek inadını sürdüren takımının yarıştaki iddiasını tabii ki güçlendirdi. Ama bana göre dün Beşiktaş’ın kazanmasına en az onun kadar Galatasaray da sevindi!

FOTOÿRAF: CûHAN, HASAN KÜÇÜK

n tai röSaloacak. arëıırakndiêi Halküleyvanarihi emeKARA

FOTOüRAF: REUTERS, PHIL NOBLE


ZAMAN DK 205  

ZAMAN News

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you