Issuu on Google+

“D Ü Ş Ü N M E T A R Z IN IZ I KESİNLİKLE D EĞ İŞTİR EC EK ” Wall Street Journal

YARATICI DEHANIN SIRLARI N A TO VE ABD O R D U SU İSTİHBARAT UZMANLARI ÎLE AKADEMİSYENLERİ TARAFINDAN BAŞVURU KAYNAĞI OLARAK KULLAN 1LAN KÎTAP

MICHAEL MICHALKD


“ Son on yılın en iyi kitaplarından biri.” Women İn Business Tüm m ucitler başlangıçta aynı şeyi keşfettiler: Kendilerini Yaratıcılık tam olarak nedir? Neden bazı insanlar diğerlerine göre daha yaratıcıdır? Sırları öğrenilebilir mi? Bir çığır açan bu kitapta dünyaca ünlü bir yaratıcılık uzmanı olan Michael M ichalko tüm bu sorulara ve daha fazlasına yanıt vererek günlük hayatınızda kolayca uygulayabileceğiniz te kn ikle ri tanıtıyor. M ich a lko okuyu cula ra yaratıcı insanların nasıl düşündüklerini anlatmak ve sırlarını açıklamak için Leonardo da Vinci'den Charles Darwin'e, Thomas Edison'dan Walt Disney'e kadar tarihteki en büyük yüz düşünürü mercek altına alıyor. Entrepreneur dergisinin bu kitabı iş dünyasında "m utlaka okunm ası gereken" kitaplar arasında göstermesi bir raslantı değildir. Yaratıcılığı uyandırmak için pratik egzersizler ve stratejiler sunan bu özgün kitap düşünme tarzınızda bir dönüm noktası yaratmayı ve günlük hayatta karşınıza çıkan zorlukları yenmede yenilikçi çözümler üretmenize yardımcı olmayı hedefliyor. Artık siz de başka hiç kimsenin görm ediği gibi görebilir, düşünm ediği gibi düşünebilirsiniz. MichaeJ Michalko kitapları birçok dile çevrilen dünyaca ünlü bir yaratıcılık uzmanıdır. Birleşik Devletler ordusunda görev aldığı dönem de NATO istihbarat uzmanları ve uluslararası akademisyenlerden oluşan bir ekibin lideri olarak askeri, politik ve sosyal problem lerin çözüm ünde kendi oluşturduğu yaratıcılık yöntemlerinden yararlandı. Michael askeriyeden ayrıldıktan sonra yaratıcılık tekniklerini ClA'in beyin fırtınası toplantılarında kullandı. General Electric, Kodak, Microsoft, Ford, Wall-Mart, Gilette ve Hallm ark gibi dünya devlerinin yanısıra hüküm ete bağlı örgütler ve derneklere danışmanlık yaptı.

ISBN 978-9944-983-1

9789944983648 9 789944 9836


K O R İD O R Y A Y IN C IL IK - 1 0 0 ISBN: 978-9944-983-64-8 YAYINEVİ SERTİFİKA NO: 16229 MATBAA SERTİFİKA NO: 16318

YARATICI D E H A N IN SIRLARI M ichael M ichalko

Ö zgün Adı: C racking C re ativ ity / The Secrets o f Creative Genius

© Bu kitabın Türkiye'deki yayın hakları Koridor Yayıncılık'a aittir. Yayıncının izni olmaksızın çoğaltılamaz, kaynak gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir.

Yayın yönetm eni: Erdem Boz Editör: Z ü beyd e A b a t Kapak: Yunus Karaaslan Sayfa tasarımı: B ilgin Budun Baskı ve c ilt: O kta y M atbaacılık, İstanbul

1. baskı: K o rid o r Yayıncılık, İsta nbul

K ORİDOR YAYINCILIK M a ltepe M ah. D avutpaşa Cad. MB iş M erkezi No: 14 Kat: 1 D: 1 Z e y tin b u rn u / İstanbul Tel.: 0212 - 544 41 41 / 544 66 68 / 544 66 69 Faks.: 0 2 1 2 -5 4 4 66 70 E -po sta: in fo @ k o rid o ry a y in c ilik .c o m .tr w w w .k o rid o ry a y in c ilik .c o m .tr

Genel D ağıtım : YELPAZE D A Ğ ITIM Tel.: 0212 544 46 4 6 / 544 32 02 - 03 Faks: 0212 544 87 86 E -posta: info@ yelpaze.com .tr


YARATICI DEHANIN SIRLARI Michael Michalko

Ç eviren: Z übeyde A bat

K o rid o r


• ^ Çl NDEKİ L Ef t

TEŞEKKÜR......................................................................................... 7 ÖNSÖZ.............................................................................................. 9

I. KISIM BAŞKA HİÇ KİMSENİN GÖRMEDİĞİNİ GÖRMEK I. STRATEJİ: NASIL GÖRECEĞİNİZİ BİLMEK....................................................... 31 II. STRATEJİ: DÜŞÜNCELERİNİZİ GÖRÜNÜR KILMAK........................................ 73 II. KISIM BAŞKA HİÇ KİMSENİN DÜŞÜNMEDİĞİ GİBİ DÜŞÜNMEK III. STRATEJİ: AKICI BİR ŞEKİLDE DÜŞÜNMEK................................................... 119 IV. STRATEJİ: YENİ KOMBİNASYONLAR YARATMAK........................................ 156


V. STRATEJİ: BAĞLANTISIZ OLANI BİR YERE BAĞLAMAK...............................193 VI. STRATEJİ: BAŞKA AÇILARDAN BAKMAK..................................................... 241 VII. STRATEJİ: BAŞKA DÜNYALARA BAKMAK.................................................... 271 VIII. STRATEJİ: ARAMADIĞINIZ ŞEYİ BULMAK....................................................313 XIX. STRATEJİ: İŞBİRLİKÇİ RUHU UYANDIRMAK................................................. 350 SONSÖZ........................................................................................387


ftŞEKKÜR

Bu kitabın ortaya çıkm asında emeği geçen ve yardım ları­ nı esirgemeyen herkese teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Yine de özellikle minnettarlığım ı belirtm ek istediğim biri var ki o da yalnızca bu kitapta değil tüm hayatımda bana en çok yardım eden kişidir. Florida, Marco Adalı Pat Lehm an’a zekası, bilgeliği ve inancı, her şeyden öte asla kendi başıma öğrenemeyeceğim şeyleri öğrettiği için teşekkür ederim. Kelimenin tam anlamıyla cennetlik...

7



Ö N S Ö Z

Dahiler nasıl fikir üretirler? Mona Lisa'yı ve izafiyet teo­ risini üretmek için nasıl bir düşünme tarzına sahip olmak ge­ rekir? Tarihteki Einstein’larm, da Vinci’lerin, Darwin’lerin, Picasso’larm, Michelangelo’ların, Galileo’larm, Freud’ların ve M ozart’ların düşünme tarzlarını ne karakterize eder? Onlardan ne öğrenebiliriz? Bu kitabın amacı bu düşünme stratejilerini ta­ nımlam ak ve onları işinizde ve özel hayatınızda daha yaratıcı olmak için nasıl uygulayabileceğinizi göstermektir. Bilginler ve araştırm acılar yıllardır önemli istatistikler ve­ rerek dehayı açıklamaya çalışmışlar, ancak ne yazık ki yığınla bilgi birikim ine rağmen dehayı aydınlatmada yetersiz kalm ış­ lardır. 1904’teki çalışmasında Havelock Ellis çoğu dahinin otuz yaşın üstünde babaya ve yirm i beş yaşın altında anneye sahip olduğunu ve genellikle sorunlu bir çocukluk geçirdiğini öne sürmüştür. Diğer bilginler birçoğunun dinsel nedenlerle evlen­ mediğini (Descartes, Galileo, Newton) ve bazılarının babasız (Dickens) ya da annesiz (Darwin, Marie Curie) olduğunu ortaya koymuştur. Ne var ki, yığınla bilginin yeteri kadar aydınlatıcı olmadığı bir gerçektir. Akademisyenler aynı zamanda zeka ve deha arasındaki bağlantıyı da ölçmeye çalıştılar. Ancak, zeka tek başına yeter­ li değildir. Kayıtlara en yüksek IQ seviyesi olarak 228 ile ge-

9


M ICHAEL M ICHALKO

çen M arilyn vos Savant bilime ya da sanata herhangi bir kat­ kıda bulunmamıştır. Bunun yerine Parade dergisinde bir sorucevap köşesinin yazarlığını yapmıştır. Sıradan fizikçiler bile son büyük Amerikalı deha olarak bilinen Nobel Ödüllü Richard Feynman’dan daha yüksek IQ seviyesine sahiptir (Feynman’ın IQ’sü yalnızca 122’dir). Deha; SAT sınavlarında* 1600 çekmek, yedi yaşında on dil konuşmak, rekor zamanda New York Times’ta yayımlanan bul­ macaları çözmek, normalin üstüne IQ seviyesine sahip olmak ya da hatta zeki olmakla alakalı değildir. Altmışlı yıllarda yara­ tıcılık üzerine bilimsel bir odak arayışında olan J.R Guilford’m başlattığı kayda değer bir tartışm adan sonra psikologlar yaratıcı­ lığın zeka ile aynı şey olmadığı sonucuna vardılar. Bir kişi zeki olduğundan çok daha yaratıcı olabilir, ya da yaratıcı olduğundan çok daha zeki olabilir. Bilgi ya da problem sunulduğunda normal zekaya sahip çoğu insan probleme beklenen geleneksel karşılığı verebilir. Örneğin, “On üçün yarısı kaçtır?” sorusuna çoğumuz hemen altı buçuk yanıtım veririz. Muhtemelen yanıta birkaç saniyede ulaştınız ve sonra dikkatinizi metne verdiniz. Benzer problemlerle geçmişte karşılaşmış olduğumuz için genellikle tekrarlayım biçimde düşünürüz. Problemlerle karşı­ laştığımızda daha önce işe yaramış olan bir şeye dikkatim izi ve­ ririz. “Hayatımda, eğitimimde ya da işimde öğrendiğim hangi şeyler bu problemi çözmemde yardımcı olabilir?” diye sorarız. Sonra analitik olarak diğer tüm yaklaşımları saf dışı ederek geç­ miş deneyimlerimize dayanan en umut verici yaklaşımı seçeriz ve böylelikle bizi problemin çözümüne götürecek en kısa ve ke­ sin yolda ilerleriz. Geçmiş deneyimlere dayanan adım ların sesi­ *

Amerikan üniversitelerine girmek isteyen tüm dünyadan öğrencilere yö­ nelik ÖSS benzeri sınavdır. (Ç.N.) 10


YARATICI D E H A N IN SIRLARI

ni bariz duyabildiğimiz için vardığımız sonucun kesin doğrulu­ ğundan küstahça emin oluruz. Buna karşın dahiler üretken biçimde düşünürler, tekrarla­ yım değil. Bir problemle karşılaştıklarında kendilerine bunu çö­ zebilmek için ne öğrendiklerini değil, soruna kaç farklı açıdan bakabildiklerini, nasıl yeniden düşünebildiklerini sorarlar. Çok sayıda farklı yanıt vermeye eğilimlidirler. Bu yanıtlardan bazıla­ rı sıradışıdır ve muhtemelen benzersizdir. Bir önceki soruya dö­ nersek, üretken bir düşünür “on üç” yanıtını vermek, dolayısıyla bir sayıyı ikiye bölmek için birçok farklı yol olduğunu söyleye­ cektir. İşte birkaç örnek: 13 sayısını ikiye bölmenin farklı yolları:_________ 6.5 Altı buçuk On ve üç = 2 (Her iki tarafta 2 harf) 13 = 1, 3 X l]ll= 11,2 8, 8 (Yatay bir şekilde bölerek üstten 8, alttan 8 elde ederiz) İnsan üretken düşünme yöntemini kullanarak en yüksek ve en düşük olasılıklarda istediği kadar alternatif yaklaşım elde edebilir. Parlak bir yaklaşım bulduktan sonra bile, tüm yakla­ şımları keşfetme isteği önemlidir. Einstein’a kendisi ile ortalama bir insan arasındaki fark sorulduğunda, ortalama bir insandan saman içinde bir iğne aramasını isterseniz iğneyi bulduktan son­ ra aram aktan vazgeçer, cevabını vermişti. Öte yandan kendisi samanlığı baştan sona tarayarak tüm olası iğneleri bulmaya ça­ lışırdı.

11


M ICHAEL M ICHALKO

Çoğu insan aşağıdaki şekli küçük karelerden ya da daire­ lerden veya ardışık kare ve daire dizilimlerinden oluşan bir kare olarak düşünür. Yukarıdan aşağıya ardışık kare ve daireleri gör­ mek o kadar da kolay değildir.

Yukarıdan aşağıya ardışık kare ve dairelerin de görülebile­ ceği işaret edilseydi elbette bunu görürdük. Pasif olarak benzer öğeleri zihnimizde sınıflandırm a alışkanlığına sahibiz. Dehalar ise aktif olarak bir şeyi ele alırken ve onun hakkında düşünürken alternatif yollar arayarak bu alışkanlığı yıkarlar. Richard Feynman eğitim kuram larında tekrarlayıcı düşün­ me yerine üretken düşünme fikrini öne sürdü. Başarılı bir ma­ tematik öğrencisinin verilen durum larda yeni düşünme yolları arayan bir kaşif olduğuna inanıyordu. Eski yollar iyi bilinse de, kendi yöntemini yaratmanın ya da eski bir çözüme ulaşmak için yeni bir yol aramanın ve bunu uygulamanın her zaman daha iyi olacağını düşünüyordu. Örneğin, 29 + 3 toplamı bir üçüncü sınıf problem idir çün­ kü ileri seviyede sağlam a tekniği gerektirir. Ancak, Feynman birinci sınıfa giden bir öğrencinin 30, 31, 32 sıralamasını dü­ şünerek bunu çözebileceğini iddia etti. Hatta bir çocuk sayıları 12


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

bir sırada işaretleyerek ya da boşlukları sayarak bu problemi çözebilirdi - bu yöntem ölçümleri ve küçük parçaları anlam a­ da oldukça etkilidir. Bir kişi büyük sayıları yukarıdan aşağıya yazar, 10’dan büyük sayıları toplar, ya da parm ağını kullanır veya cebirden faydalanır (3 ile hangi sayının toplam ının 2 ile çarpım ı 7 eder?). Feynman öğretm enleri problem ler üzerinde deneme ve yanılm a yöntemiyle farklı şekillerde düşünmeye teşvik ediyordu. Buna karşın tekrarlayıcı düşünme düşüncenin kesinliğini onaylatır, bu da geçmiş deneylere görünüşte benzeyen ancak kökeninde daha önce karşılaşılan problemlerden farklı olan yeni bir problemle karşılaştığım ızda neden çoğunlukla başa­ rısızlığa uğradığım ızı açıklam aktadır. Böyle bir problemi geç­ miş deneyim lerin m erceğinden yorum lam ak kelimenin tam anlam ıyla düşünürü yanlış yola saptırır. Tekrarlayım düşünme bizi özgün değil, sıradan fikirlere yöneltir. Her zaman düşün­ düğünüz şekilde düşünürseniz her zam anki aynı eski fikirleri elde edersiniz. 1968’de saat endüstrisinin tek hakimi İsviçreliler idi. İsviç­ reliler İsviçre’nin Neuchtel kentinde kendi araştırm a enstitüle­ rinde bizzat elektronik saat akım ına öncülük ettiler. Ne var ki tüm Swiss saat üreticileri tarafından reddedildi. Saat üreticileri endüstrideki deneyimlerine dayanarak elektronik saatin hiçbir ihtimalle geleceğin saati olamayacağına inanıyorlardı. Her şey bir yana pille çalışıyordu, ana yay ve mil yatağına sahip değildi ve neredeyse hiç dişli takım ı yoktu. Seiko o yıl İsviçreli üretici­ lerin Dünya Saat Kongresi’nde reddettiği bu icadı kendi yararına kullandı ve dünya saat piyasasını ele geçirdi. Univac bilgisayarı icat ettiğinde bilgisayarların iş uygulamalarına göre değil bilim adam larının kullanım ına göre tasarlandığını söylüyordu. Sonra

13


M ICHAEL M ICHALKO

IBM ortaya çıktı. IBM bilgisayar piyasasında kendi geçmiş de­ neyimlerine dayanarak kişisel bilgisayar için gerçekte bir piya­ sanın bulunmadığını iddia etmişti. Aslında tüm dünyada kişisel bilgisayara ihtiyaç duyan yalnızca beş altı kişi olduğundan nere­ deyse emindi. Sonra Apple ortaya çıktı. İlerlemek için fikirlerimizi çeşitlendirmemiz gerekir. Doğa­ da tam olarak değişim yoksunu olan gen havuzu değişen koşul­ lara tam olarak uyum göstermede yetersiz kalırdı. Zaman içinde genetik olarak şifre edilmiş akıl aptallığa dönüşür, sonuçları tür­ lerin devamlılığı için ölümcül etki gösterirdi. Karşılaştırılabilir bir süreç birey olarak bizim için de geçerlidir. Hepimiz yaşamak ve muvaffak olmak için geniş fikir ve kavram repertuarına sahi­ biz. Ancak fikir çeşitliliği olmadığı durumlarda sıradan fikirle­ rim iz atıl olur ve yararsız hale gelirler, neticesinde rakiplerimize karşı verdiğimiz mücadelede yenilgiye uğrarız. Şunları bir düşünün: •

1899'da ABD Patent Ofisi başkanı Charles Duell hükümetin ofisi kapatmasını çünkü icat edilebilecek her şeyin icat edil­ miş olduğunu beyan etti.

1923'te Nobel ödüllü ünlü fizikçi Robert Millikan insanın atomun gücünden yararlanabilme olasılığının asla bulun­ madığını iddia etti.

Alman asıllı Phillip Reis 1861'de müziği aktarmaya yarayan bir makine icat etti. Telefonu icat etmesi ise çok yakındı. Almanya'daki bütün iletişim uzmanları onu böyle bir aleti pazarlayabileceği bir alanın olmadığı ve sadece telgrafın yeterli olduğu yönünde ikna etti. On beş yıl sonra Alexan­ der Graham Bell telefonu icat etti ve en önemli müşterisi Germany ile bir m ulti-m ilyoner oldu. U


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Chester Carlson 1938'de faks makinesini icat etti. IBM ve Kodak dahil büyük şirketlerin hemen hepsi bu fikirle dalga geçti ve onu aşağıladı. Karbon kağıdı ucuz ve bol olduğu için aklı başında kimsenin pahalı bir fotokopi makinesi al­ mayacağına iddia ettiler.

Yale Üniversitesi'ndeki öğrencilik yıllarında Fred Smith ulu­ sal hızlı dağıtım servisi olan Federal Express kavramını orta­ ya attı. Posta Servisi, UPS, kendi işinin profesörü ve Birleşik Devletler'deki çoğu dağıtım uzmanı onun bu girişiminin başarısızlıkla sonuçlanacağına inanıyordu. Endüstrideki de­ neyimlerinden yola çıkan herkes hız ve güvenilirlik uğruna kimsenin keyfiyetten bir para ödemeyeceğini savunuyordu.

İşe yarar fikirler ürettiğimizde alternatif fikirler üzerinde düşünmekte zorlanırız. İşe yarayacak, gerçekleştirilebilecek ya da yanlış olduğu ispatlanıncaya kadar sadık kalınabilecek dar fi­ kirler üretmeye eğilimliyiz. Öte yandan, dahi, biyolojik evrim in yasalarıyla nispeten daha fazla uyum içinde hareket eder. Darw in’in doğal seleksiyonla evrim teorisinden her zaman etkilenmişimdir. Darwinci fikirleri yaratıcılık ve dehaya uygu­ lamayı amaçlayan eğitsel girişimler beni hep heyecanlandırıyor. Deha hakkındaki kendi görüşüm Donald CampbelPin yaratıcı düşünceyi simgeleyen kör-çeşitlilik ve seçici-hafıza modelinden kaynaklanıyor. Campbell, Darwin’in evrim hakkındaki fikirle­ ri ile yaratıcılık arasında bir benzerlik olduğunu fark eden ilk kişi değildi. 1880’lerde ünlü Amerikalı filozof W illiam James, “Büyük İnsanlar, Büyük Düşünceler ve Çevre” adlı makalesin­ de Darwinci fikirler ve deha arasında bir bağlantı olduğunu öne sürdü. Campbell’in eseri daha sonra Dean Keith Simonton ve Sarnoff Mednick tarafından zenginleştirildi.

15


M ICHAEL M ICHALKO

Simonton ve Mednick çalışmalarıyla dehanın D a m in ’in bi­ yolojik evrim teorisi ile benzer şekilde işlediğini ortaya koydular. Doğa olağanüstü şekilde üreticidir. Doğa kör “deneme yanılma” yöntemi ile birçok olasılık yaratır ve doğal seleksiyon sürecinin hangi türlerin hayatta kalacağını belirlemesine izin verir. Do­ ğada yeni türlerin yüzde 95’i başarısızlığa uğrar ve kısa zaman içinde ölür. Deha seçeneklerin ve varsayımların zengin çeşitliliğinin önceden tahmin edilemeyen üretimini gerektirdiği için biyolojik evrimle benzerlik gösterir. Bu seçeneklerin ve varsayımların çe­ şitliliğinden akıl en iyi fikirleri daha ileri gelişim ve iletişim için muhafaza eder. Bu teorinin önemli bir özelliği de fikirlerinizde çeşitlilik yaratmak için birtakım araçlara ihtiyaç duymanızdır. Bu çeşitliliğin tam olarak etkin olması için “kör” olması gerekir. Kör çeşitlilik tekrarlayıcı (muhafaza edilmiş) bilgiden ayrılmak anlam ına gelir. Nasıl oluyor da yaratıcı dehalar bu kadar çok seçenek ve varsayım üretebiliyorlar? Neden fikirlerinin çoğu bu kadar zen­ gin ve çeşitli? Hem özgün hem yeni olan bu “kör” çeşitliliği nasıl üretiyorlar? Her geçen gün daha fazla bilim adamı kişinin bir dahi gibi düşünebileceğine dair kanıtlar sunuyor. Bilim adamla­ rı dünyanın en büyük düşünürlerinin defterlerini, mektuplarını, söyleşilerini ve fikirlerini inceleyerek dahilerin muazzam çeşit­ lilikte yeni ve özgün fikirler üretmesini olanaklı kılan yaygın düşünme stratejilerini ortaya çıkardılar ve yaratıcılığın doğasına dair net bir resim oluşturdular. Stratejiler bölük pörçük formül­ lerden ibaret değil. Uyum içinde, yaratıcı düşünce için sonsuz, yerinde ve dayanıklı bir yapı oluştururlar. Bu kitap bilim, sanat ve endüstri alanlarından yaratıcı dev­ lerin düşünme stratejilerini açıklıyor. Çoğunu tanıyorsunuz:

16


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Einstein, Darwin, da Vinci, Freud, Picasso, Edison, Mozart, Richard Feynman, Louis Pasteur, Galileo, Walt W hitman, Niels Bohr, Alexander Graham Bell, Aristotle, Alexander Fleming, Michelangelo, Bach, George Westinghouse, Nikola Tesla, Walt Disney, M artha Graham, T.S. Eliot, Paul Cézanne, Newton, Da­ vid Bohm, Stravinsky, Tennyson, Edgar Allan Poe, Jones Salk, Bertrand Russell ve diğerleri. Yaratıcı düşünme teknikleri hem iş hem sosyal hayatınızda ihtiyaç duyduğunuz fikirleri ve yaratıcı çözümleri nasıl üretebi­ leceğinizi gösteriyor. Her bir teknik belirli yönergeler içermekte, dahilerin yenilikçi fikirlerini üretmek için nasıl strateji geliştir­ diklerine dair anekdotlar, hikayeler ve açıklamalar sunmaktadır. Teknikleri kullandığınızda, etrafınızdaki her şeyi yeniden düşü­ necek ve dünyaya farklı bir açıdan bakmayı öğreneceksiniz. Bu kulağa basit gelebilir ama ne kadar kararlı olursanız olun kendinizi nesnelere farklı bir açıdan bakm aya zorlaya­ mazsınız. Örneklem ek gerekirse, aşağıdaki iki eşit uzunlukta ve paralel olan noktalar dizisine bakın. Noktalar dizisini eşit uzunlukta görmek için kendinizi zorlamaya çalışın. Bir dizinin diğerinden daha uzun olduğunu görmeye çalışın. Ne kadar iyi odaklansanız da, ne kadar uzun noktalara baksanız da iki dizi eşit kalacaktır.

Buna karşın eğer noktaları yakınsak düz çizgilerle birleşti­ rirseniz noktaları algılayışınız değişecektir. En üstteki dizi altta­ kinden daha uzun görünmektedir. 17


M ICHAEL M ICHALKO

Diziler hâlâ eşit (durmayın ve ölçün), ama yine de siz onları artık farklı görüyorsunuz. Noktaları düz çizgilerle birleştirmek odağınızı değiştirdi ve beyniniz basmakalıp şeyleri şaşkınlıkla yakaladı, böylelikle desenleri algılama biçiminiz değişti ve aksi halde göremeyeceğiniz bir şeyi görebildiniz. Benzer şekilde, bu kitaptaki teknikler dikkatinizi farklı şeylere yöneltmenizi ve odaklandığınız şeyleri farklı yorumlamanızı sağlayarak düşün­ me şeklinizi değiştirecek. Teknikler sayesinde aynı bilgiye diğer herkes gibi bakacak ve farklı bir şey göreceksiniz. Yalnızca stratejileri anlamak yeterli değildir. Özgün fikirler ve yaratıcı çözümler yaratm ak için teknikleri kullanm anız gere­ kir. Büyük Sahra’dan dışarı adım ını atmamış bir göçebenin dağa tırm anm a deneyimini düşünün. Ona kram pon ve diğer tırm an­ m a aletlerini, bir dağ resmini gösterebilir ve hatta fikir sunabi­ lirsiniz. Ancak, dağa tırm anm anın verdiği heyecanı ve zorluğu tam olarak idrak etmek için göçebemiz kram ponları ayağına ge­ çirmeli ve dağa tırmanmalıdır. Eğer bu stratejileri yalnızca oku­ m akla kalırsanız, nasıl fikir üretileceğine dair bir tavsiye almak­ tan öteye gidemezsiniz. Çöldeki bir göçebe gibi bir çift krampon ile Everesi Dağı’na bakar durursunuz, dağa tırm anm anın nasıl bir şey olduğuna dair ufak bir fikirle.

18


YARATICI D E H A N IN SIRLARI

Eğer düşünme biçiminizi bu stratejiler etrafında düzenler­ seniz, başka hiç kimsenin görmediği şeyleri görmeyi ve başka hiç kim senin düşünmediği şeyleri düşünmeyi öğrenebilirsiniz. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır: “Başka Hiç Kim senin Görme­ diği Gibi Görmek” adlı 1. Kısım ’da problemlere bize öğretilen geleneksel yollar yerine farklı açılardan bakan dahilerin izlediği stratejiler yer almaktadır. Problemlere birçok açıdan bakmayı öğrenebilirsiniz. “Başka Hiç Kim senin Düşünmediği Gibi Dü­ şünmek” adlı 2. Kısım ise kitabın merkezini oluşturmakta ve dahilerin yenilikçi fikirler ve yaratıcı çözümler üretm ek için kullandıkları yedi düşünme stratejisi sunmaktadır. Bunlar tarih boyunca bilim, sanat ve endüstri alanlarındaki dahilerin düşün­ me tarzlarını benimsemek için yaygın stratejilerdir. Bu strateji­ lerle fikirlerinizi nasıl çoğaltabileceğinizi ve normal düşünme yöntemiyle asla bulamayacağınız fikirleri nasıl yakalayabilece­ ğinizi öğreneceksiniz. Stratejileri kısaca şöyle tanımlayabiliriz:

I. KISIM: BAŞKA HİÇ KİMSENİN GÖRMEDİĞİ GİBİ GÖRMEK “Başka Hiç Kim senin Görmediği Gibi Görmek” adlı 1. Kısım ’da iki strateji anlatılıyor: “Nasıl Göreceğini Bilmek” ve “Düşüncenizi Görünür K ılm ak”. Bu stratejiler dahilerin prob­ lemleri diyagram olarak dahil farklı şekillerde tanımlayarak nasıl zengin bir perspektif ve varsayım çeşitliliği ürettiklerini göstermektedir. 1. N asıl Göreceğinizi Bilmek. Dahiler çoğu zaman daha önce hiç kim senin sahip olmadığı bir bakış açısıyla ortaya çıkarlar. Leonardo da Vinci problemlerin biçimi hakkında bilgi edinmek için onu birçok farklı açıdan nasıl yeniden

19


MICHAEL MICHALKO

yapılandırabileceğini öğrenmek gerektiğine inanırdı. Prob­ lemi ilk ele alış şeklinin nesneleri her zamanki görüş tarzı ile ters yönde olduğunu düşünüyordu. Karşılaştığı problemi bir açıdan yola çıkıp başka bir açıdan ele alarak ve sonra bir başkasını deneyerek yeniden yapılandırırdı. Her harekette algısı derinleşir, problemin özünü daha iyi anlamaya baş­ lardı. Einstein’ın izafiyet teorisi özünde farklı perspektifler arasında etkileşimin bir tanımıdır. Freud’un analitik yön­ temleri tamamen yeni bir bakış açısı bulmak için gelenek­ sel perspektiflerle uyum içinde olmayan ayrıntıları bulmak amacıyla tasarlanmıştır. Dahiler hakkında en yaygın kanı problemlere tekrarla­ yım biçimde, yani geçmişte karşılaşılan benzer problemleri temel alarak yaklaşmamalarıdır. Problemleri geçmiş de­ neyimlere dayanarak yorumlamak aslında düşünürü farklı yollara saptırır. Düşünür, bir problemi yaratıcı bir biçimde çözmek için geçmiş deneyimlerden kök alan ilkel yaklaşı­ mı terk etmeli ve problemi yeniden kavramlaştırmalıdır. Bir perspektifte karar kılamadıklarında dahiler tıpkı kansere çare bulmak gibi yalnızca mevcut problemleri çözmezler. Yenilerini teşhis ederler. Rüyaları analiz etmek bir dahinin işi değildir; Freud rüyaların ne anlam taşıdığını öğrenmek için öncelikle fiziğe danışmak zorundaydı. 2. Düşüncelerinizi Görünür Kılmak. Rönesans dönemin­ deki yaratıcılık patlaması koşut bir dilde - çizim, grafik ve diyagramlar - gerçek anlamda geniş bir bilgi kaydı ve akta­ rım ına yol açtı. Örneğin da Vinci ve Galileo’nun meşhur di­ yagramları. Çağdaşları geleneksel matematik ve sözde yön­ temleri benimserken Galileo düşüncelerini diyagramlarla,

20


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

haritalarla ve çizimlerle görünür kılarak bilimde bir devrim gerçekleştirmiştir. Dahilerin en ufak bir sözel rahatlık hissettiklerinde gör­ sel ve uzamsal yeteneklerinde bilgiyi farklı şekillerde gös­ termelerini olanaklı hale getirme rahatlığına eriştikleri bir beceri geliştirdikleri düşünülür. Einstein bir problem üze­ rine düşündüğü her seferde ele aldığı konuyu farklı açıdan, diyagramlar dahil, formülleştirmeyi daima gerekli bulurdu. Görsel düşünmeye yatkın bir zihni vardı. Yalnızca mate­ matiksel ve sözel vargı şekilleriyle değil, görsel ve uzamsal formlarla da düşünürdü. Gerçekte, kelimelerin ve sayıların, yazılı ya da sözlü olsun, kendi düşünme sürecinde önemli bir role sahip olmadığı kanısındaydı.

II. KISIM: BAŞKA HİÇ KİMSENİN DÜŞÜNMEDİĞİ GİBİ DÜŞÜNMEK “Başka Hiç Kim senin Düşünmediği Gibi Düşünm ek” adlı 2. Kısım’da pek çok fikir üretmek için gerekli sonsuz ve daya­ nıklı ilkeler sunulmaktadır. Çok fikir üretmenin yanı sıra, bir dahinin önemli bir özelliği fikirlerinde özgün ve yeni bir çeşit­ lilik oluşturmasıdır. Ve bu çeşitliliğin tam olarak etkin olması için “kör” olması gerekir. “Yeni Kombinasyonlar Üretmek”, “Bağlantısız Olanı Bir Yere Bağlamak”, “Öteki Taraftan Bak­ m ak” ve “Aramadığınız Şeyi Bulmak” adlı beş strateji, mevcut düşünme kalıplarını yıkm ak ve yeni yollarla düşüncelerini ye­ niden düzenlemek için, şansı ve rastlantıyı yaratma süreciyle birleştirerek dahilerin nasıl yeni ve özgün fikirler elde ettiğini ortaya koymaktadır. Son strateji, “İşbirlikçi Ruhu Uyandırm ak”, etkin beyin fırtınası grubu oluşturmak için gerekli koşulları ve dünya çapında beyin fırtınası tekniklerinin bir koleksiyonunu sunmaktadır.

21


M ICHAEL M ICHALKO

1. Akıcı Bir Şekilde Düşünmek. Bir dahinin ayırt edici bir özelliği de yoğun bir şekilde üretken olmasıdır. Thomas Edison 1,903 patent almıştır, o da kayıtlarda. Kendine ve yardımcılarına fikir kotası vererek üretkenliği garantilemiş­ ti. Kendi kişisel kotası her on günde bir, küçük bir icat ve her altı ayda bir, büyük bir icattı. Bach hasta ya da yorgun bile olsa her hafta bir kantat yazıyordu. M ozart altı yüzden fazla müzik parçası bestelemişti. Einsteiıı özellikle göreli­ lik üzerine yazdığı makale ile bilinir; ancak, 248 makalesi daha bulunmaktadır. T.S. Eliot’ın sayısız taslaktan oluşan “The Waste Land” adlı yapıtı hem iyi hem kötü denilebi­ lecek ama sonradan bir şahesere dönüşen karışık pasajlar içermektedir. Doğa birçok olasılık yaratır ve doğal seleksiyon süre­ cinin hangi türlerin hayatta kalacağını belirlemesine izin verir. Doğada yeni türlerin yüzde 95’i başarısızlığa uğrar ve kısa zaman içinde ölür. Tarih boyunca 2,036 bilim ada­ m ının çalışmalarında, Dean Keith Simonton en çok saygı görenlerin yalnızca büyük işler üretmediğini aynı zamanda “kötü” olanları da ürettiğini ortaya koydu. Çok sayıda eser­ den nitelikli olanlar başarıya ulaştı. Dahiler üretkenliklerini sürdürdü. İhtiyaç duydukları şey zamandı. 2. Yeni Kombinasyonlar Yaratmak. Kaliforniya Üniversitesi’nden Dean Keith Simonton 1988 tarihli Bilimsel Deha adlı kitabında dahilerin yalnızca yetenek gerektiren bir uğraş olarak daha fazla yeni kombinasyonlar oluşturdukları için dahi olduklarını ileri sürmektedir. Teorisinin ardındaki eti­ moloji: Cogito - “Düşünüyorum” - kökeninde “birlikte sal­ lan” demektir. Intelligence sözcüğünün kökü olan Intelligo ise “aralarından seç” anlamına gelmektedir. Bu, fikirleri ve

22


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

düşünceleri rastgele bir araya getirerek kombinasyon oluştur­ mamızı sağlayan ilk girişimdir. Bir dahi, tıpkı elinde bir kova Lego olan hayli zeki bir çocuk gibi sürekli olarak fikirleri, ha­ yalleri ve düşünceleri bilinçlerinde ve bilinçaltı zihinlerinde farklı kombinasyonlar oluşturmak üzere birleştirir ve yeniden düzenler. Einstein’ın E=mc2 denklemini düşünün. Einstein enerji, kütle ve ışık hızı kavramlarını bulmadı. Daha ziyade, bu kavramları yeni bir yolla birleştirerek aynı dünyaya herkes gibi bakıp farklı bir şey görebildi. Einstein belli belirsiz “bağlamsal oyun” olarak düşündüğü şeyi işaret ediyordu. Gerçek­ te, bağlamsal oyun onun üretken düşünme tarzında önemli bir özellik olarak görünüyordu. 3. Bağlantısız Olanı Bir Yere Bağlamak. Yaratıcı dehala­ ra özgü tek bir düşünce tarzı varsa o da nesneler arasında bağlantılar kurm a yeteneğidir. Buna başka hiç kim senin kuram adığı ilişkiler kurarak bağlantısızı bir yere bağlam a becerisi de denilebilir. Leonardo da Vinci, zil sesi ile suyu döven taş sesi arasında bir ilişki olduğuna inanıyordu. Böylelikle dalgalar arasında bir sesin dolaştığı bağlantısını kurdu. 1865’te F.A. Kekule, rüyasında yılanın kendi kuy­ ruğunu ısırdığını görmesiyle zil benzeri molekül şeklini yarattı. Samuel M orse kıyıdan kıyıya ulaşacak güçte bir sinyali nasıl üreteceğini bulmaya çalışırken şaşırtıcı bir durum la karşılaştı. Bir gün atların bir aktarm a istasyonun­ da değiştirildiğini gördü ve atlar için aktarm a istasyonu ve güçlü sinyaller arasında bir bağlantı kurm aya çalıştı. Gezici sinyallerine periyodik olarak güç destekleri vererek sorunu çözeceğine inanıyordu. Nikola Tesla, tıpkı güneşin (bizim algılayışım ıza göre) dünyayı döndürmesi gibi m o­ torun m anyetik alanını m otorun içinde döndürerek güne­

23


M ICHAEL MICHALKO

şin doğması ile AC motoru çalıştıran bir motor arasında bağlantı kurm aya çalıştı. 4. Başka Açılardan Bakmak, Fizikçi ve filozof olan David Bohm dahilerin zıt ya da aykırı konular arasında ikiz değer­ leri tolere edebildikleri için farklı düşünceler üretebildiklerine inanıyordu. Yaratma süreci üzerinde çalışmalar yürüten önemli bir araştırmacı olan Dr. Albert Rothenberg bu yete­ neği başta Einstein, Mozart, Edison, Pasteur, Joseph Conrad, Picasso ve Niels Bohr olmak üzere çok sayıda dahide fark etmişti. Bohr, zıtlıkları barındırabildiği sürece kişinin düşün­ ce ve zihnini yeni bir düzleme taşıyabileceğine inanıyordu. Düşüncelerin tehiri zekanın düşüncenin ötesine geçip yeni bir form yaratmasını sağlamaktadır. Zıtlıkların dönüp dur­ ması, zihninizden tamamen bağımsız yeni bir bakış açısı için koşullar üretmektedir. Bohr’un ışığı hem bir parçacık hem de bir dalga olarak hayal etme yeteneği tamamlayıcılık ilkesi kavramını ortaya koymasına neden olmuştur. 5. Başka Dünyalara Bakmak. Aristo iki ayrı varoluş alanı arasındaki benzerlikleri algılama kapasitesinde bir kişinin özel yeteneklere sahip olduğuna inanarak, bunun bir deha işareti olduğunu düşünüyordu. Eğer birbirinden farklı şey­ ler gerçekte belli açılardan birbirine benzer ise, belki de di­ ğer açılardan da öyledir. Alexander Graham Bell kulağın iç işleyişi ile ince zarın sert bir parçasının hareketi arasında bir karşılaştırma yaptı ve telefonu tasarladı. Thomas Edi­ son bir günde, oyuncak huni ile kağıt adamın hareketleri ve ses titreşimleri arasında bir benzerlik geliştirdikten sonra fonografı icat etti. Su altında inşaat fikri gemi kurtlarının gemi kaburgasına tünel kazmalarıyla gerçeğe dönüştürüldü. 2U


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

Einstein kendi soyut ilkelerinin sağlamasını kürek çekme ya da bir tren geçerken platformda bekleme gibi benzerlik­ leri ortaya çıkararak gerçekleştirdi ve açıkladı. 6. Aramadığınız Şeyi Bulmak. Ne zaman bir şey yapmayı denesek ve başarısız olsak kendimizi başka bir şey yaparken buluruz. Bu ifade ne kadar basit gelse de, kazara yaratıcı olmanın ilk koşulu budur. Kendimize neden niyet ettiğimiz şeyde başarısızlığa uğradığımızı sorabiliriz; bu mantıklıdır, beklenen bir şeydir. Ancak, kazara yaratıcılık farklı bir so­ ruyu beraberinde getirir: Ne yaptık? Soruya yeni ve beklenmedik bir şekilde cevap vermek önemli bir yaratıcılık işaretidir. Bunun adı şans değil, en yüksek derecede yaratıcı seziştir. Alexander Fleming, ölümcül bakteri üzerinde çalışırken korunmasız bir kültürde oluşan küfü fark eden ilk fizikçi değildi. Daha az yetenekli bir fizikçi bu ilgisiz gibi görünen olaya değer vermeyebilirdi; ancak, Fleming bunu “ilginç” olarak değerlendirdi ve mümkün olup olmadığı üzeri­ ne kafa yordu. Bu “ilginç” gözlem milyonlarca insanın hayatını kurtaran penisilinin bulunmasına neden oldu. Thomas Edison karbon lifinin nasıl yapılacağını düşü­ nürken bir yandan da amaçsızca macunla oynuyor, onu par­ m aklarında döndürüyordu. Bu sırada ellerine baktı ve ceva­ bı gözleriyle gördü: Karbonu bir ip gibi döndür. B.F. Skinner bilimsel yöntembilimcilerin ilk ilkesi üze­ rine vurgu yapıyordu: İlginç bir şey bulduğunuzda her şeyi bir kenara bırakın ve onun üzerinde çalışın. Birçok kişi fır­ sat ayağına geldiğinde onu görmez çünkü daha önce plan­ ladığı şeyi bitirmekle meşguldür. Yaratıcı dehalar ise şansın kapıya gelmesini beklemezler; aksine, faal şekilde kazara keşfin peşindedirler. 25


M ICHAEL M ICHALKO

7. İşbirlikçi Ruhu Uyandırmak: Bir grubun kolektif zekası­ nın bir bireyin zekasından büyük olması kavramı, avcı top­ lulukların bir araya gelip tartıştığı ve sorunlara çözümler getirdiği ilkel zamanlara dayanır. Bu çoğumuza göre anla­ şılır ve kabul edilebilir bir uygulamadır. Zor olan şey, bir grubun açık ve dürüst bir işbirliği çerçevesinde mesleki bir alanda bir araya gelmesidir. Bu bölümde katılım cıların bir grupta kooperatif bir sentez yaratmak için hayati önem taşı­ yan çabalarını ve yeteneklerini birleştirmelerinin yanı sıra bireyselliklerini ortaya koymaları için gerekli ilkeler ve ko­ şullar anlatılmaktadır.

ÖZET Yaratıcı dahiler böyle adlandırılır çünkü “ne” düşünecekle­ rini değil, “nasıl” düşüneceklerini bilirler. Toplumbilimci Harriet Zuckerman 1977’de Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan No­ bel ödüllü kişiler hakkında ilginç bir çalışma yayımladı. Enrico Fermi’nin altı öğrencisinin de ödül aldığını ortaya çıkardı. Ernest Lawrence ve Niels Bohr ödül kazanan dört öğrenci yetiştirmişti. Aralarında bulunan J.J. Thomson ve Ernest Rutherford da Nobel ödüllü on yedi öğrenci yetiştirmişti. Bu kazara olamazdı. Bu No­ bel ödülü sahiplerinin sadece kendi alanlarında yaratıcı olmakla kalmayıp aynı zamanda başkalarını da aynı şekilde düşünmeye teşvik ettikleri ortada. Zuckerman’ın denekleri, etkisi altında kal­ dıkları ustaların onlara ne düşüneceklerini değil farklı düşünme tarzlarını ve stratejilerini öğrettiklerini kanıtlıyordu. Eğer kendi iş çevrenizde veya özel hayatınızda daha yaratıcı olma ve bu kitaptaki düşünme stratejilerini uygulama niyetiniz var­ sa, daha yaratıcı olacağınızdan emin olun. Bir da Vinci ya da Eins­ tein olmayabilirsiniz ama niyeti veya bilgisi olmayan bir başkasın­ dan daha yaratıcı olacaksınız. Tüm bunların sizi nereye götüreceği bilinmez. Yaşadığımız dünya vaatler değil fırsatlar dünyası. 26


KISIM / S

Fransız ressam Paul Cézanne dünyayı gözlemlemede yerle­ şik bakış açılarının çeşitliliğine karşı yeni bir farkındalık geliş­ tirdi. Keşfini ortaya koyarken basit bir gerçekten yola çıkıyor­ du: Kişi görsel bir yüzeye bir gözü açık diğeri kapalı baktığında m anzara değişiyordu. Benzer şekilde kişi diğer gözüyle baktı­ ğında m anzara tekrar değişiyordu. Cézanne’in dehası ressamın dünyayı gözlemlemede yaşadığı bu algı farklılıklarının sunduğu yaratıcılık olasılıklarını ayırt etmekti ve böylelikle sanatın doğa­ sını değiştiriyordu. Aşağıdaki şekilde kaç tane O görebiliyorsunuz?

XOOOOO XXOOOO OOOOOX OOOOXO OOXXOO o o o o o o


M ICHAEL M ICHALKO

Bu bulmacayı çözmenin en kolay yolu O’ları tek tek say­ maktır. Ancak eğer bakış açınızı değiştirip X ’leri sayarsanız sonuca daha kolay ve hızlı ulaşırsınız. Şeklin bir kenarında bu­ lunan X ’lerin sayısı ile O’ların sayısını toplayıp diğer kenardakilerin sayısı ile çarparak ve daha sonra bu toplamdan X sayısını çıkararak O’ların sayısını elde edebilirsiniz. Çıkan sonuç O ’larm sayısını gösterir. Probleme farklı açıdan bakarak onu çözmek için kolay ve hızlı bir yol olduğunu gördük. Katarak uzun zaman sonra ortaya çıkar ve vücutta etkisini yavaş bir hızla gösterir çünkü katarak görüşü önemli ölçüde zayıflatıncaya dek değişiklik fark edilmez bile. Aynı şekilde prob­ lemlere yaklaşırken edindiğimiz alışkanlıklar ve rutinler, diğer olasılıklara karşı farkındalığımızı önemli ölçüde azaltıncaya dek aşamalı bir şekilde birikir. Asıl yaratıcılığımız en sonunda rutinleşir ve alışkanlık halini alır. Neyse ki, bakış açılarımızı değiştirerek ve problemlere farklı açılardan bakmayı öğrenerek düşünme ve algılama alışkanlıklarım ızı yıkabiliriz. Aşağıdaki iki eşit denklemi ele alalım. 1 + 1 = 2 olduğunu görüyoruz. Bunu, “sınırlar” ve “köşeler” diye nitelendirdiğimiz bakış açısıyla elde ettik. Eğer perspektifinizi“smırlar” ve “ke­ narlar” yerine, “alan” ve “yüzey” olarak değiştirirseniz eşit enli­ likleri sayarsınız ve üç enlilik elde edersiniz (biri negatif olmak üzere). Şimdi 1 + 1 = 3 . Ayrıca, bu iki çizgiden birini diğerinin üzerine koyduğunuzda dört kol ya da uzantı elde edersiniz ve bu durumda 1 + 1 = 4 . Aynı zamanda eğer hayal gücünüzü kulla­ nırsanız dört dikdörtgen, dört üçgen ve dört kare de elde edebi­ lirsiniz. Merkezlerin ve köşelerin yerleri değiştirildiğinde kollar ve aradaki figürler birbirine eşit olur. Sonuç olarak bir çizgi artı bir çizgi birçok anlam ifade edebilir.

28


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

1+1 =

11

* XT + Bu iki şekle farklı açılardan bakmak, nesnelere bakmanın herhangi bir yolunun birçok olası yoldan biri olduğunu gösterir. Bir problemi tek bir sabit bakış açısı yerine birçok perspektiften ele aldığınızda olasılıklara dair yeni bir anlayış geliştirirsiniz. Bu nedenledir ki dehalar tipik olarak nitelendiremeyeceğimiz perspektiflere sahiptir. Örneğin Aristo analizlerini ortaya ko­ yarken birçok farklı “neden” tipi aramıştır. Leonardo da Vinci fikirlerinde sistematik olarak birçok farklı perspektif kullanmış ve Einstein ise problemleri, görsellik dahil birçok yoldan formü­ le etmiştir. 1.

Kısım’daki stratejiler yaratıcı dehaların bir problemi fark­

lı açılardan ele alarak nasıl zengin bir perspektif çeşitliliği üret­ tiklerini göstermektedir. Bunlar: •

Bir problemi farklı açılardan tekrar tanımlamak

Bir problemi şekille, haritayla ve çizimle ifade etmek

Zihninizde bir çanta dolusu siyah balon ve yalnızda bir be­ yaz balon olduğunu düşünün. Beyaz balonu yakalama şansınız düşük olacaktır. Çantaya beş tane daha beyaz balon koyarsanız beyaz olanı yakalama şansınız artar. Buna on tane daha beyaz balon eklerseniz şansınız daha fazla artar. Bir probleme farklı açılardan bakm ak çantaya daha fazla beyaz balon koymak ka­ dar etkin bir süreçtir. Bir probleme farklı açılardan baktığınız 29


M ICHAEL M ICHALKO

her seferde, çığır açmanıza yarayacak fikri bulmanız için ge­ rekli eşsiz perspektifi ya da görme gücünü keşfetme olasılığını artırırsınız.

30


V

^ ' v

GÖRECfö

%

Leonardo da Vinci, bir problemin biçimi üzerinde düşünürken onu farklı açılardan görmek için nasıl tekrar biçimlendirmek ge­ rektiğini öğrenmekle işe başladığımıza inanıyordu. Bir problemi ele alırken attığı ilk adımın nesneleri her zamanki ele alış tarzı nedeniyle sapmaya uğradığını düşünüyordu. Probleme bir bakış açısından yaklaşır, sonra bir başka bakış açısını dener, sonra yine bir başkasına yönelirdi. Her bir hareket sonrasında anlayışı derinleşir ve problemin özünü daha iyi anlamaya başlardı. Leo­ nardo bu düşünme stratejisini saper vedere ya da “nasıl düşüne­ ceğini bilmek” olarak adlandırıyordu. Dehalar genellikle bir bakış açısından yola çıkar. Einstein’m izafiyet teorisi özünde farklı bakış açıları arasındaki etkileşimin bir tanımıdır. Freud bir şeyin anlamını başka bir kalıba sokmak için onu daha önce anlaşıldığından daha farklı bir bağlamda ele alarak “yeniden çerçevelendirirdi”. Örneğin bilinçaltını zihnin “çocukluğa ait” bir parçası olarak yeniden ele alarak, Freud, has­ talarına düşünme ve kendi davranışlarına tepki verme tarzlarını değiştirmelerine yardım etmiştir. Hayatı daha kolay hale getirmemize yardımcı olacak zi­ hinsel girişimlerden biri de bir probleme dair ilk izlenimi ya­ ratmaktır. İnsanlar hakkındaki ilk izlenimimiz gibi problemler 31


MICHAEL MICHALK.O

ve durum lara dair ilk bakış açılarımız da dar ve yüzeysel ol­ maya meyillidir. Şartlandığımız şeyden daha fazlasını görmeyiz - böylelikle basmakalıp fikirler açık görüşü engeller ve hayal gücüne yer bırakmaz. Bunun genellikle bir işareti olmaz, dola­ yısıyla nasıl gerçekleştiği asla fark edemeyiz. Bir perspektifi benimsediğimizde tek bir düşünce silsilesi yaşarız. Yalnızca belli fikirlere açığızdır, bunlar da hep aynı türdedir. Motorla çalışan tekerlekli sandalyeyi icat eden felçli bir adam, problemini, “Nasıl yataktan dışarı çıkabilir ve evde gezebilirim?” yerine ya “Zamanımı yatakta uzanmak yerine na­ sıl başka türlü değerlendirebilirim?” biçiminde tanımlasaydı ne olurdu? Demiryolu trenlerinin tekerleklerine hiç yakından baktınız mı? Flanşlıdırlar, yani kayarak raydan çıkm alarını önleyecek kenarlıkları vardır. İlk zamanlarda tren tekerlekleri flanşlı değil­ di. Demiryolu güvenliğini sağlama problemi şöyle ifade edildi: “Raylar trenler için nasıl daha güvenli hale getirilebilir?” Yüz binlerce mil uzunluğa sahip ray hattı gereksiz yere çelik uçlar­ la üretildi. Problem “Tekerlekler rayların üzerinde nasıl güvenli bir şekilde hareket ettirilebilir?” olarak yeniden tanımlandığında işte o zaman flanşlı tekerler icat edildi. İşe başlarken problemleri bir şekilde sözcüklere dökmek faydalıdır. Çözmek istediğiniz problemi net bir soru şeklin­ de yazın. Problemi tanımlamaya başlarken “Hangi yollarla ... yapmam mümkün olur?” ifadesini kullanın. Bu genellikle yön­ lendirici bir adım olarak bilinir ve sizin problemi tek bir bakış açısı yansıtan tanımıyla benimsemenize yardımcı olur. Örneğin aşağıdaki harfler arasından anlamlı bir kelime yaratmak için altı harf seçin.

AYLATRIAHTAMRAFK

32


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

Problemi “anlamlı bir kelime oluşturmak için altı harfi nasıl bir araya getirebilirim?” şeklinde ifade ederseniz çözüme ulaş­ makta zorlanırsınız. Bunun yerine “Anlamlı bir kelime oluştur­ mak için hangi yollarla altı harfi bir araya getirebilirim?” ifade­ sini kullanırsanız çok sayıda farklı olası çözümler düşünmeniz muhtemeldir. Ulaştığınız çözüm A,L,T,I,H,A,R,F jse gerjye Y,A,R,AT,M,A,K kalacaktır. Birçok deney problem çözmede dilin önemini ortaya koy­ maktadır. Problemleri yazan ya da sözlü ifade eden yetişkinlerin, işlemi içinden yapanlara oranla daha iyi bir ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir. Şu problemi düşünün. Yerde sırasıyla bir E, bir K, bir dört ve bir yedi olmak üzere dört adet kart açık bir şekilde durmaktadır. Size her bir kartın bir yüzünde bir harf ve diğer yüzünde bir rakam olduğu söyleniyor. Sonra dikkate almanız gereken bir gerçek hakkında bir kural olduğunu öğreniyorsunuz. Kural, “Eğer kartın bir yüzünde sesli harf varsa, diğer yüzünde bir rakam var.” Sonra iki kartı çeviriyorsunuz, ancak, kuralın söylendiği gibi doğru olup olmadığını belirlemek için yalnızca iki kartınız kalıyor.

K Eğer bu problemi sessiz bir şekilde çözmeye çalıştıysanız büyük ihtimalle cevabı bulamadınız, tıpkı soruya aynı şekilde yaklaşan yüzde 90 çoğunluk gibi. Genelde insanlar sessiz harf çıkabilecek kartı seçmeye gerek olmadığını düşünürler çünkü bunun kuralla bir ilgisi yoktur; ayrıca sesli harfe sahip kartı çe­ virmenin daha önemli olduğunu bilirler, nitekim tek sayılı kart kuralın yanlış olduğunu gösterecektir. Çoğu insan çift sayılı kartı seçmek gibi büyük bir hataya düşer çünkü çift sayı kural-

33


M ICHAEL M ICHALK.0

da söylenmiştir. Ama gerçekte, kartın diğer yüzünde sesli ya da sessiz bir harf olup olmadığı konunun dışındadır çünkü kural çift sayının ,' orsısında ne olması gerektiğini söylememektedir. Diğer taratıaıı, tek sayılı kartı seçmek önemlidir. Eğer kartta sesli harf varsa söz konusu kural yanlış çıkacaktır çünkü kartın üzerinde (kurala göre) çift sayı çıkması gerekir (tek sayı değil). Bu problemin ortaya koyduğu gerçek (her ne kadar açıklan­ dıktan sonra yeterince basit görünse de), bir problemin nasıl ifa­ de edilmesi gerektiğini düşünmemizi sağlıyor. Bu belirli proble­ min içeriği, nasıl gelişme kaydettiğimizi ve nasıl görünürde basit bir düşünce işlemine yöneldiğimizi belirledi. Denekler arasında bu sorunu “Hangi yollarla verilen ifadeyi değerlendirebilirim?” biçiminde yorumlayanlar ve probleme farklı açılardan bakanlar, büyük olasılıkla onu çözenlerdi. Dehalar genellikle bir problem üzerinde düşünürken onu bir şekilde yeniden yapılandırarak yeni bir perspektif bulurlar. N o­ bel ödüllü fizikçi Richard Feynman, bir problemde “takıldığı” zaman ona farklı bir açıdan bakardı. Ne olursa olsun, her zaman bir başka yol bulurdu. Feynman ortalama bir fizikçinin bir yıl harcayacağı problem için yalnızca on dakikasını harcardı çünkü onu tanım lam ak için birden fazla yola başvururdu. Asıl önemli şey bir problemi tek bir açıdan ele almaktan vazgeçmek değildir. Tekrar dört kart kullanarak şu ilginç düğü­ mü düşünün. Ama bu kez her bir kartın ön yüzünde bir şehir ve diğer yüzünde bir ulaşım araçlarının resmi var. Kartlar sırasıyla, “Los Angeles”, “New York”, “uçak” ve “araba”; kural ise “Los Angeles’a her gidişimde uçakla seyahat ederim.” Bu kural her ne kadar rakam -harf versiyonundakine benzese de, kişiler için zor­ luk yaratmaktadır. Aslında deneklerin yüzde 80’i, üzerinde “ara­ ba” olan kartı hemen çevirme ihtiyacı hisseder. Görünürde, biri, üzerine “araba” olan kartın diğer yüzünde “Los Angeles” yazısı

34


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

olduğunu düşünür. Kural yanlış çıkmıştır. Üzerinde “uçak” olan kartın arka yüzünde yazan şey önemsizdir çünkü kural gereği kişi istediği şekilde New York’a gidebilir. Neden deneklerin yüzde 80’i bu problemi doğru çözdüğü halde sesli harf-rakam versiyonunda yalnızca yüzde 10’u han­ gi kartları çevireceğini biliyor? İçeriği değiştirerek (şehirler ve ulaşım araçların yerine harfler ve rakamlar), problemi yeniden yapılandırdık ki bu da nasıl düşüneceğimizi önemli ölçüde et­ kiledi. Bir problemin yapısı perspektifim izi ve düşünme biçimi­ mizi renklendirir. Aşağıdaki sayıları kalem ve kağıt kullanm adan en hızlı şe­ kilde zihninizde toplayın. ıo o o

40 IO O O

30 IO O O 20 1 0 0 0 ıo

Bazı nedenlerden dolayı beyinlerimiz belli bir düzene göre bu sayılarla işlem yaparken zorluk çeker, özellikle onluk sisteme göre toplama yapmayı öğrenmişsek. Çoğumuzun yanıtı 5000 olacaktır ki bu yanlış. Doğru cevap 4.100’dür. Basit bir aritmetik probleminin yapısı bile beyinlerimizi ne kadar karıştırm akta ve yanılgıya götürmektedir. Einstein küçük bir çocukken, çok sevdiği amcası Jakob ona alıştırm aların içeriğini değiştirerek matematik öğretirdi. Oyna­ dıkları oyun küçük gizemli bir (X) hayvanı avlama oyunu idi.

35


M ICHAEL MICHALKO

Avı yakaladığınızda (problemi çözdüğünüzde) ona doğru ismi verdiğiniz bir oyun. Einstein böylece içeriği değiştirerek ve m a­ tematiği bir oyun haline getirerek problemlere bir çalışma değil oyun olarak yaklaşmayı öğrendi. Einstein çoğu insanın oyun için ayırdığı vakitlerde büyük bir gayretle problem çözmeye yoğunlaşırdı. FFM M TT harf dizesini düşünün. Muhtemelen bunu üç harf grubu olarak tanımlayacaksınız. KLM M NOTUÜ harfleri verilseydi muhtemelen ardışık üç harf diyecektiniz. Her durum ­ da MM farklı algılanmaktadır. Eğer yalnızca MM verilseydi iki durumdan birinde düşündüğünüz biçimde düşünmek için bir se­ bebiniz olmayacaktı ve şimdi bunları basit bir çift harf olarak görecektiniz. Bu sizi belli bir durum da bir bilgiyi tanımlamaya ve belki de bir sonrakine geçmek için ilk tanım dan uzaklaşmaya götürecektir. Bir problemi farklı bir şekilde ne kadar çok tanımlarsanız perspektifiniz o kadar çok değişecek ve derinleşecektir. Einstein bir problem hakkında düşünürken her zaman konusunu müm­ kün olduğu kadar çok farklı şekillerde formüle etme gereği du­ yardı. Einstein’a bir saat içinde dev bir göktaşı dünyaya çarpıp yeryüzünü yok edecek olsa ne yapacağı sorulduğunda elli beş dakikada soruyu formüle edeceğini ve son beş dakikada bunu çözeceğini söylemiştir. Freud’un bilinçaltı hakkında söyledikleri yeni bir bilim olarak algılandı ama aslında bu konuyu yeni bir şekilde ele alm aktan başka bir şey değildi. Bir Kopernik ya da Darvvin’in gerçekte başardığı şey yeni bir teorinin keşfi değildir ama üretken ve yeni bir bakış açısıdır. A klınıza parlak bir fikir geldiğinde farklı bakış açıları üret­ mek için problemi en az beş ila on kez tekrar ifade edin. Bu­ radaki vurgu doğru problem tanımına değil, alternatif problem tanımlarınadır. Er ya da geç kendinizi rahat hissedebileceğiniz

36


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

bir tanesini bulacaksınız. Probleminizi yeniden yapılandırmak için şu farklı yolları izleyin: •

Onu daha küresel ve spesfik yapın.

Parçaları bütünden ayırın.

Kelimeleri belli kalıplara göre değiştirin.

Olumlu eylem tanımları yapın.

Perspektifinizi değiştirin.

Farklı perspektiflere başvurun.

Sorular sorun.

Küresel ve Spesifik Soyutlamalar İnsan herhangi bir şeyi ele alırken daima farklı soyutlamalara yönelir. Çok detaylı bir kıyı tanımı her bir kum tanesini de için­ de barındırır. Daha iyi bir görüş noktasından bakıldığında kum taneleri kahverengi düz bir genişlik gibi görünebilir. Bu tanım düzeyinde farklı nitelemeler ortaya çıkar; kıyı şeridinin biçimi, kum tepesinin yüksekliği vesaire. Soyutlama bir problemi yeniden yapılandırmada temel bir prensiptir. Örneğin fizik alanında uygulanabilecek standart yön­ tem, gözlem yapmak ya da sistematik veri toplamak ve böyle­ likle prensip ve teori geliştirmektir. Einstein ise mevcut bilgiden yola çıkarak yeni bilgi yaratm ada ümitsizdi. Buna karşın sonuç ile dayanak noktaları arasında mesafe olduğunu da merak et­ miyor değildi. Prosedürü tersine çevirdi ve yüksek bir soyutla­ ma seviyesinde çalışmasını sürdürdü. Bu cesur tutumu onun ilk prensipleri yaratıcı bir şekilde ele almasını sağladı (örneğin ışık hızının sürekliliği göreceli hareketten bağımsızdır). Einstein bu başlangıç noktasından hareketle, deneylerle kanıtlanamayan ve dolayısıyla başkaları tarafından kolaylıkla kabul edilmeyen so­ yutlamalar sayesinde sonuca ulaştı. 37


M ICHAEL MICHALKO

Galileo bile bir vakumun var olabileceği bir dünya hayal ederken farklı düşünme yöntemlerini kullanmış ve bu sayede tüm nesnelerin ağırlıkları hesaba katılm aksızın bir vakumla aynı hızda düşebileceğini öne sürdüğü şaşırtıcı hipotezini ortaya koyabilmiştir. Bu mükemmel fikri kanıtlayabilecek kadar büyük bir laboratuar vakumu ancak Galileo’nun ölümünden yıllar son­ ra ortaya çıktı. Bugün bu tartışılm az kanıt; tuğla ve pamuğun aynı anda yan yana düştüğü ve yere birlikte çakıldığı iki antik sütundan oluşan birçok bilim müzesinde standart ücret olarak karşımıza çıkmaktadır. Problemleri hem daha küresel hem de daha spesifik yollarla yeniden ifade etmeye çalışmak önemlidir. Daha spesifik prob­ lem ifadeleri daha hızlı sonuçlar almayı kolaylaştırdığı kadar genel ifadelerden daha az bilişsel yaratıcılığa yol açarlar. Gara­ jınızın önündeki yola dökülen benzini temizlemekle çevre kirli­ liği problemi arasındaki farkı düşünün, ya da yeni bir bilgisayar klavyesi geliştirmekle küresel haber çağında yeni açtığınız alan arasındaki farkı. Uygun bir soyutlama seviyesi yani fikirleri bir araya getir­ menizi sağlayacak bir görüş noktası belirleyin. 1950’lerde uz­ m anlar okyanusta seyreden yük gemilerinin önemini yitirdiğine inanıyorlardı. Bunun nedeni maliyetin yükselmesi ve malları satma işinin giderek daha zahmetli bir hale gelmesiydi. Nakliye endüstrisi uzmanları çalışacak insan sayısını azalttı ve daha az yakıta ihtiyaç duyan daha hızlı gemiler inşa etti. Maliyet hâlâ artmaya devam ediyordu, ancak endüstrideki tüm çabalar deniz­ de ve faaliyet halindeki gemilerin spesifik maliyetlerini azaltma­ ya yoğunlaştırıldı. Bir gemi ana ekipmandır ve bu büyük ekipman için en yük­ sek maliyet çalışmamaktan kaynaklı maliyettir çünkü elde edi­ lecek gelir beklenmeden faiz ödenmelidir. Dışarıdan bir uzman, 38


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

buradaki sorunu “Ne tür yollarla nakliye endüstrisi maliyetleri kısabilir?” biçiminde özetleyerek küreselleştirme yoluna gitti. Böylelikle nakliye firmaları yükleme ve istifleme dahil nak­ liyatın tüm detaylarını düşünmeye başladı. Endüstriyi kurtaran yenilik, yüklemeyi gemi limanda iken karada gerçekleştirerek, istiflemeden ayırm ak oldu. Daha önceden yüklenm iş malları çı­ karmak ve yerleştirmek daha hızlı bir işlemdir. Yanıtları Ro-Ro gemileri ve konteyner gemiler verdi. Limanda harcanacak za­ man sıkışıklığa ve hırsızlığa karşı kırk beş dakika ile sınırlandı­ rılmıştı. Yük gemilerinin neden olduğu trafik son otuz yılda beş kat arttı ve maliyetler yüzde altmış azaldı. Nakliye firmaları problemi daha soyut hale getirip geniş­ leterek varsayımlarla mücadele etti, yeni perspektifler üretti ve probleme yeni bir yaklaşım geliştirdi. Otobiyografik incelemesi­ ne göre, Freud, dehasının sırlarından biri olarak problemleri ge­ nişletme ve onları daha soyut ve karm aşık hale getirme yeteneği olduğuna inanıyordu. Problemine alan açtığında ve onu daha soyut hale getirdiğinde “kaçak bağlantılar” (bilgi boşluğu) diye adlandırdığı şeyle tanıştı. “Kaçak bağlantılar”ı bulduğunda ha­ yal gücünü kullandı ve “serbest yaratım” dediği şeyi kullanarak bu kaçak bağlantıların anlamını yorumladı. Bu yorumlamalar bazen bir probleme yeni bir yaklaşımı temsil edebilirler. Probleminizi dört farklı soyutlama seviyesinde ele almak problemin olası etkilerini değiştirebilir. Uygun soyutlama seviye­ sini bulmak için dört ya da beş kez, rahat olduğunuz seviyeye ula­ şıncaya kadar “Neden?” diye sorun. Çözmeniz gereken sorun “Ne tür yollarla daha fazla Chevrolet Luminas satabilirim?” olsun. Birinci Adım:

Neden daha fazla Chevrolet Luminas satmak is­ tiyorsun? "Çünkü araba satışlarım düşük." 39


MICHAEL MICHALKO

İkinci Adım:

Neden daha fazla araba satmak istiyorsun? "Genel satışlarımı iyileştirmek için."

Üçüncü Adım:

Neden genel satışlarını iyileştirmek istiyorsun? "işimi iyileştirmek için."

Dördüncü Adım: Neden işini iyileştirmek istiyorsun? "Kişisel refahımı artırmak için." Beşinci Adım:

Neden kişisel refahını artırmak istiyorsun? "İyi bir hayat sürmek için."

Şimdi sorununuzu değişik yollarla biçimlendirin. Ne tür yollarla daha fazla Chevrolet Luminas satabilirim? Ne tür yollarla daha fazla araba satabilirim? Ne tür yollarla genel satışları iyileştirebilirim? Ne tür yollarla işimi iyileştirebilirim? Ne tür yollarla kişisel refahımı artırabilirim? Ne tür yollarla iyi bir hayat sürebilirim?

Rahat düşündüğünüz bir soyutlama seviyesi belirleyin. Daha fazla Luminas satma sorununa bağlı kalmayı seçebilir ya da kişisel refahınızı artırm ak gibi daha küresel bir sorun üzerin­ de düşünebilirsiniz. Problemlerinizi kişisel refahınızı artırm ak biçiminde ifade ederek daha fazla fırsatı yakalama özgürlüğü elde edersiniz. Satılan her bir araç için daha yüksek bir komis­ yon ücreti elde edebilir, bir başka işe girebilir, yatırım yapabilir ve başka şeyler satabilirsiniz. Bütün problem üzerine düşünmek size zor geliyorsa daha az küresel bir yaklaşım benimseyin. Bir seferde bir parça üzerine

40


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

yoğunlaşmayı deneyin. Her bir parçayı bir alt problem olarak de­ ğerlendirin. Böylelikle sonuca ulaşmanız daha kolay hale gelir. Diyelim ki bir adres arıyorsunuz. Bildiğiniz tek şey M ontreal’da bir yer olduğu. Eğer Eski M ontreal’de olduğunu bilirseniz bul­ manız kolay olur. Birileri size Hotel Bonaventure’dan yürüme mesafesinde olduğunu söylerse bulmanız hâlâ kolay olur. D o­ layısıyla sorunun çözümüne ulaşmanız mümkün. Sorununuzu tanımlarken ne kadar belirleyici olursanız fikir üretmeniz de o kadar kolay olur. Sormanız gerekenler: Kim, ne, nerede, ne za­ man, neden ve nasıl. Kim; sorununuza etki eden, faydalı bilgiye ulaşmak için gerekli özel güç ve kaynaklara sahip olan ve problemin çözümünden çı­ kar sağlayacak olan kişileri ve grupları belirlemenizi sağlar. Ne; duruma etki eden her şeyi, gereksinimleri, söz konusu zor­ lukları, ödülleri ve bir çözüm arayışında ortaya çıkan avantajları ve dezavantajları belirlemenizi sağlar. Nerede; problemlerin kaynağını, konumunu ve merkez noktala­ rını görmenizi sağlar. Ne zaman; durumun gidişatını, tarihlerini ve güncelliğini test etmenizi sağlar. Neden; temel hedef anlayışı geliştirmenizi sağlar. Nasıl; durumun nasıl gerçekleştiğini, beklenen ya da süregelen eylemleri ve atılan adımları idrak etmenizi sağlar.

Probleminizi mümkün olduğunca özele indirgeyerek tanım ­ lamak problemin en önemli parçasını veya parçalarını ve onların sınırlarını belirlemenizi sağlar.

41


MICHAEL MICHALKO

Parçaları Bütünden Ayırın Görmek belki de en kapsayıcı görevlerden biridir: Görüşü­ nüz formlar ve nesnelerden oluşan bir sonsuzluğu ihtiva eder. Ancak yine de bir seferde tek bir şeye odaklanır. Benzer şekilde, Leonardo da Vinci de bir konuyu ele aldığında bütüne önem ve­ rir, bir detaydan diğerine geçer ve her bir detayın kaynağını ve nedenini araştırırdı. Parçaları bütünden ayırarak ve verilen du­ rumu etkileyebilecek tüm ilişkileri ve kilit noktaları inceleyerek bilgiye ulaşabilmenin m üm kün olduğuna inanırdı. Balık İskeleti Şeması Tokyo Üniversitesi’nden Profesör K aoru Ishikawa bu stra­ tejiyi genelde eşsiz şeklinden dolayı “balık iskeleti” olarak bilinen Ishikawa şemasıyla açıklam aktadır. Bu balık iskeleti şeması, bir etki üretebilecek tüm olası nedenleri tanım layarak verilen durum u etkileyebilecek tüm faktörleri görsel olarak or­ ganize etmek ve incelemek için kullanılan bir yöntemdir. Bu etki bir dizi nedenlere bağlı olarak meydana gelen istediğiniz ya da istenm ediğiniz bir sonuç olabilir. Japonlar, bu yöntemi öğretirken, genelde “mükemmel bir pirinç tabağı” benzetm e­ sinden yararlanırlar. Tipik bir şemada küçük nedenler dört bü­ yük neden kategorisinde bir araya gelir. Ö rneğin üretim süre­ cinde en yaygın büyük neden kategorileri “m alzem eler”, “in­ sanlar”, “m etotlar” ve “m akineler”; örgün eğitimde en yaygın büyük neden kategorileri “öğretm enler”, “m etotlar”, “çevre”, “öğrenciler” ve “ilkeler” olsun. Diyelim ki kendi iş yerimizde yaratıcılığı geliştirmek istiyo­ ruz. D urum a uygun balık iskeleti şemasını çıkarmak için aşağı­ daki yönergeleri izleyin.

42


YARATICI D EH AN IN SIRLARI

1.

Etkimiz "mükemmel organizasyonal yaratıcılık" olsun. Bunu sağdaki kutucuğa (balığın başı) yazalım. Balığın omurgası­ na benzemesi için sola doğru düz bir çizgi çizelim.

2.

Bir sonraki adım büyük neden kategorileri arasında parlak fikirler yaratmaktır. Mükemmel organizasyonal yaratıcılığı ortaya çıkarabilecek büyük nedenler nedir? istenildiği ka­ dar çok sayıda neden elde edebilirsiniz. Bu sayı tipik olarak 3 ila 6 arasında değişir. Organizasyonal yaratıcılık için dört büyük kategorinin "insanlar", "çevre", "malzemeler" ve "ilke­ ler" olduğunu düşünelim. Büyük neden kategorileri balığın omurgasıdır.

3.

Küçük nedenler daha sonra büyük nedenler arasında balık kemikleri olarak gruplara bölünür. "Yaratıcı olmak için eği­ tilmek", "insanlar" omurgasına yakın bir kemik olabilir ve "uyarıcı", "çevre" omurgasına yakın bir kemik olabilir.

4.

Her bir küçük neden için "Bunu nasıl mümkün hale getirebi­ liriz?" diye sorun. Sonra da kemiklerin uzantıları olarak bun­ ları yerleştirin. "Eğitimi yönetmesi için dışarıdan bir uzman görevlendirin", "Eğitim" kemiğinin bir kolu olsun.

Mevcut bir problem için balık iskeleti şeması oluşturmak için problemi balığın baş kısm ına yazın, problemin büyük neden kategorilerini belirleyin ve küçük nedenleri omurga etrafında gruplayım Sonra her bir küçük neden için “Neden bu oluyor?” diye sorun. Yanıtları uygun kemiğin uzantısı olarak taşıyın. Say­ fa 45’teki örnekte bir şirketin yeni ürünü düşük satışlara sahipti. Etkinin şemasını çıkararak, çok sonra gelen kötü tasarlanmış bir ürün, az sayıda ve eğitimsiz çalışanı olan bir satış ekibi, pazarla­ ma ekibinin başındakiler satın almada iyi olmadıkları için rek­ lama ayrılamayan para ve hedef Pazar net bir şekilde belirlen­ 43


M ICHAEL MICHALKO

mediği için doğru dağıtım kanallarını bulamama gibi çok sayıda neden olduğunu keşfettiler. Tüm nedenler tespit edilip uygun kategorilere göre gruplan­ dıktan sonra çözümler için beyin fırtınası yapın ve bulduğunuz çözümleri omurganın sağ kanadına yerleştirin. Beyin fırtınası yapacağınız grup oturum unda duvara yapış­ tırdığınız büyük bir kağıdın üzerindeki balık başına problemi yazın. (Her bir katılımcıya şekil çiziminde yeterince yer vermek için büyük bir kağıt ya da kağıtlar kullanın.) Omurgalar (büyük nedenler) çizildikten sonra grup nedenler üzerine fikir yürütm e­ ye başlar ve omurgaların sol tarafında bunların şemasını çıkarır. Her bir neden için “Bu neden oluyor?” diye sorun. Sonra yanıt­ ları sıralayın. Tüm nedenler tespit edildikten sonra olası çözüm ler ve fikirler (genellikle neden başına iki ya da üç tane olmak üze­ re) üretilir ve om urganın sağ tarafına yerleştirilir. Her biri için farklı renkte bir not kağıdı kullanın. Bu teknikten en yüksek seviyede yararlanm ak için grup birden fazla oturum da bir ara­ ya gelmelidir. Balık iskeleti şeması çıkarmak nedenler ve sonuçlar ara­ sındaki ilişkiyi görmenizi sağlar, bir durumu açığa çıkaran tüm parçaları düşünmenizi sağlar ve daha fazla bilgi ve veriye ihtiyaç duyduğunuz alanları tespit etmenizi sağlar. Ayrıca bilinçaltınızı da harekete geçirir. Ishikavva, bu süreci problemin iskelet şema­ sını çıkarma ve bir gece pişmeye bırakm a olarak tanımlıyor. Bu gerçekleştiğinde, bilinçaltınızın pişirdiği yeni düşünceler ve fi­ kirler sizi şaşırtacaktır.

44


YARATICI DEH AN IN SIRLARI

Kelimeler ve Kelime Zincirleri Her ne kadar Aristo insanın düşünce sistemine özgü bazı büyük gelişmeleri kaydetmiş olsa da m odern toplum ve eğitim keşiflerin yapıldığı zihinsel süreçler ve stratejilerden ziyade keşiflerin kendisini odağına alm aktadır. Aristo Önermeler adlı kitabında kelimelerin ve kelime zincirlerinin kendi düşünme tarzını hem yansıtan hem de şekillendiren düşünce için nasıl güçlü araçlar olduğunu anlatıyordu. Aristo, bir problemi çer­ çeve içine oturturken kelimeleri ve kelime zincirlerini kullan­ manın problemi ele alış biçim im izde önemli bir rol oynadığına inanıyordu. Şu problemi düşünün: Su zambağı bitkisi yirm i dört saat­ te bir iki katm a çıkmaktadır. Yazın ilk gününde gölde bir tane su zambağı bulunmaktadır. Altmış gün sonra göl tamamen su zambakları ile kaplanır. Hangi gün gölün yarısı su zambağı ile kaplıdır? “İki katı”, “yirm i dört”, “bir” “hangi gün” ve “altmış” keli­ meleri çoğu insanı altmış günü ikiye bölmesi ve çözüm olarak on üçüncü günü sunması yönünde bir yanılgıya düşürür. Ancak zambaklar alanda geometrik olarak çoğaldıkları için bu cevap yanlış olacaktır. Zambaklar havuzun yarısını son güne en yakın günde kaplarlar. Problemi kelimelere dökmek bizi yanlış cevaba götürebilir. Düşünce akışkandır. Bir problemi kelimelerle ifade ettiği­ nizde düşüncelerinizi kristalize edebilir, yani somut hale getire­ bilirsiniz. Kelimeler belirsiz görüntüleri ve bulanık sezileri ifade etmeye ve netleştirmeye yarar. Ancak bir kristal her zaman akış­ kan değildir ve aklınıza gelen ilk sözleri sarf etmek daha sonra düşünme sürecinizi olumsuz yönde etkileyebilir.

U1


M ICHAEL MICHALKO

Problemi Yeniden İfade Edin Richard Feynman bir gün çocuklarının okul kitaplarını in­ celedi. Kitaplardan birinde mekanik kurmalı bir köpeğin, ger­ çek bir köpeğin ve bir motorsikletin resimleri vardı. Her birinin altında “Nasıl hareket eder?” sorusu yer alıyordu: Cevap olarak “Enerjiyle” ifadesi onu öfkeden deliye çevirmişti. Gereksiz bir tekrar diye düşündü - boş bir tanımlama. Ka­ riyeri boyunca enerjinin derin anlamları üzerine kafa yoran Feynman’a göre, oyuncak bir köpeği iki parçaya ayırarak vites ve dişli çark mandalı arasındaki ilişki daha iyi anlaşılabilir ve bilim daha iyi öğrenilebilirdi. Birinci sınıf öğrencisine “enerjiy­ le hareket eder” demenin “Tanrı hareket ettirir” ya da “hareket kabiliyeti” demekten hiçbir farkı yoktu. Öğrencilere kendi dillerinde öğrendikleri şeyi tanımlara başvurm adan nasıl yeniden ifade edebileceklerini öğretmeyi önerdi. Örneğin “enerji” kelimesini kullanmadan, bana köpekle­ rin hareketleri hakkında ne düşündüğünü söyle gibi. Diğer standart açıklamalar Feynman’a bütünüyle aldatıcı geliyordu. Birileri ona sürtünmeyle ayakkabı derisinin yıprandı­ ğını söylediğinde cevabı “Ayakkabı derisi kaldırım a sürtündüğü için yıpranır ve kaldırım üzerinde küçük çentikler ve çarpmalar neticesinde deri parçalanır ve soyulur” biçiminde idi. İşte bunun adı bilgidir. Basitçe, “yıpranma yüzünden” demek anlamsız, boş bir tanım lam a olacaktır. Bir problemi her zaman kendi kelimelerinizle, tanımlama­ lara başvurm adan yeniden ifade etmeye çalışın. Bir başka ünlü Feynman örneğini ele alalım. NASA mühendisleriyle ciddi bir problem üzerinde çalışırken problemi devamlı olarak “basınçla oluşan girdap kuvvetinin neden olduğu salınım ya da öyle bir

48


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

şey” dediklerini işitti. Belli bir süre geçtikten ve tartışm a hid­ detini yitirdikten sonra aklı karışmış olan Feynman nihayet on­ lara tanımlamaya çalıştıkları şeyin ıslık olup olmadığını sordu. Gerçekten öyle olduğunu öğrenince şaşırdı. Ona aktarmaya ça­ lıştıkları problem basit bir ıslığın özelliklerini işaret ediyordu. Ne yapmaya çalıştıklarını anlar anlamaz problemin ne olduğunu oracıkta çözmeyi başardı. Aşağıdaki şekil dört nokta ile sınırlı bir karedir. Kare dört eşit doğrunun doksan derece açıyla oluşturduğu bir dörtgendir. İki noktayı birleştirin ve burada düzenlendiği gibi noktalarla sı­ nırlanan bir karenin iki katı kadar büyük bir kare yaratın (süre limiti 60 saniye).

Çözüm: Asıl hile “kare” kelimesindedir. “Kare” kelimesi­ nin tanımı düşüncelerinizi belli bir noktaya yöneltir ve doğru cevabı bulma yeteneğinizi zayıflatır. Çoğu insan bu problemi büyük karenin kenarlarını küçük karenin kenarları ile paralel tu­ tarak çözmeye çalışır. Bu işe yaramayacaktır. Ancak eğer prob­ lemi yeniden ifade eder ve şekli tekrar düşünürseniz bir eşkenar dörtgenin “bir nokta üzerindeki kare” olduğunu çıkarabilirsiniz. Sonra diyagonal bir açı çizerek noktaları birleştirin. İşte şimdi önceki kareden iki kat büyük bir kare elde ettiniz.

49


M ICHAEL M ICHALK.0

Kelimelerin Yerini Değiştirin Psikologlar kişinin kullandığı her kelimenin onu tanımaya yarayacak bir anlam içeriği olan dolaylı bir yanıt olduğunu söy­ lerler. Bu nedenle, üstteki problemde “kare” kelimesine verdiği­ miz yanıt küçük kareye paralel daha büyük bir kareyi nasıl yara­ tacağımızı düşünmemizi sağladı. Kareyi eşkenar dörtgen olarak tanımladığım ızda problem kolaylıkla çözülmüş oldu. Tüm keli­ melerin dolaylı yanıtları bilinemez. Çoğu zaman genel anlamda yanıtlar olmayabilirler ama hepsi bireyler için ayrı anlamlar ifa­ de ederler. Kelimeleri kendi problem tanım ınızda değiştirdiğiniz zaman zihninizde yeni bir düşünce ya da yeni bir fikir üretmeni­ zi sağlayacak görünmez bir süreç başlatırsınız. Birkaç yıl evvel Toyota çalışanlarına nasıl daha verimli ola­ bileceklerini sordu. Birkaç öneri geldi. Soruyu “İşinizi nasıl daha kolay hale getirebilirsiniz?” biçiminde tekrarladılar. Fikirler tek tek sıralandı. En küçük bir değişiklik bile tahm in edilemez, fela­

50


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

ket sebebi sonuçlar doğurabilir. Bir cümlede kişi rasgele tek bir harfi değiştirebilir veya diğer herhangi bir kelimenin kullanıldı­ ğı yeri değiştirebilir. “Çocuklar uçak uçuruyorlar” ifadesi yerine “Socuklar uçak uçuruyorlar” gibi. Kelimelerde ya da kelimelerin dizilişinde herhangi bir kü­ çük değişiklik yeni anlamlar bulmanızı kolaylaştırarak hayal gücünüzü harekete geçirebilir. “Altı yüz kişiden iki yüzü öldü” ile “Altı yüz kişiden dört yüzü kurtuldu” ifadesini karşılaştırın. Problem tanımınızı inceleyin, anahtar kelimeleri belirle­ yin ve sonuçları görmek için onları beş ila on kez değiştirin. En kolay değiştirilebilecek kelime yüklemdir. Farz edin ki satışları artırm ak istiyorsunuz. Yüklemin nasıl değiştiğine dikkat ederek şu değişik perspektifleri ele alın. Ne tür yollarla satışları artırabilirim? Ne tür yollarla satışları cazip kılabilirim? Ne tür yollarla satışları geliştirebilirim? Ne tür yollarla satışları sürdürebilirim? Ne tür yollarla satışları tekrarlayabilirim?

Ne tür yollarla satışları sağlayabilirim? Satışları abartarak mı? Satışları eski durumuna getirerek mi? Satışları hedef alarak mı? Satışları harekete geçirerek mi? Satışları yineleyerek mi? Satışları destekleyerek mi? Satışları artırarak mı? Satışları kop­ ya ederek mi? Satışları bütünleyerek mi? Satışları yönlendirerek mi? Satışları değiştirerek mi? Satışları ön plana çıkararak mı? Satışları motive ederek mi? Satışları hazırlayarak mı? Satışları yenileyerek mi? Satışları zorlayarak mı? Satışları organiza ede­ rek mi? Ve bu böyle devam eder gider.

51


M ICHAEL MICHALKO

Yüklemlerle ve Nesnelerle Oynayın Yüklemlerle ve nesnelerle oynamak normalde doğal bir şe­ kilde düşünmediğiniz perspektifleri düşünmenizi sağlar. Prob­ lem tanım ınızda nesneleri yüklem ve yüklem leri nesne olarak değiştirmeyi deneyin. Örneğin “Nasıl daha fazla şişe satabili­ rim ?” ifadesinde nesne ile yüklem in yerini değiştirerek “Daha fazla satışı nasıl şişeleyebilirim?” cümlesini kurun. Satışları şi­ şelemek daha fazla şişe satmak yerine size satışları kapatmak için nasıl bir yol izleyeceğinizi gösterir. “Müşteri ilişkilerini nasıl iyileştirebilirim?” problemi “ Söz konusu iyileştirmeleri nasıl müşteriye indirgeyebilirim?” biçi­ minde değiştirilebilir. Bu yeni perspektif kişinin müşteri ilişkile­ ri departmanının tüm ilgili özelliklerini müşteriye indirgeyerek ürünleri müşteriye uygun hale getirmesini ve müşteriye odaklı hizmet vermesini sağlar. Perspektifinizi değiştirmenin bir başka yolu ismi karşıt an­ lamlısı ile değiştirmektir. Probleminiz “Satışları nasıl artırabili­ rim?” ise satışları “harcamalar” olarak değiştirin. Bu yeni spe­ külasyon dizisi şimdi daha fazlasını elde etmek için daha fazla harcama olarak düşünülebilir: Satış bütçemizde daha fazla mı bütçe yapmalıyız? Daha yüksek kalitede ürünler mi satmalıyız? Daha fazla reklam mı vermeliyiz? Bu böyle devam eder gider. Kelimelerin Sırasını Değiştirin Aristo’nun bir dayanağı test etmek için başvurduğu en yay­ gın yollardan biri “değiştirilebilirlik” olarak adlandırdığı şeydi. Eğer bir dayanak doğru ise karşıt dayanağı da dönüştürülebilir olmalıydı. Örneğin her keyif güzelse her güzel de keyif verici olmalı gibi. Basitçe kelimeleri değiştirerek farklı bir perspektif yakaladınız. Bazen bir problem tanım ında kelimelerin yerleri­

52


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

ni değiştirmek farklı bir perspektifi harekete geçirebilecek bir sözel-kavramsal zincir yaratır. Aşağıdaki illüstrasyonda kelimeler A ve B dizisi olmak üze­ re iki farklı şekilde sıralanmış ve deneklerden ne çağrıştırdığını çözmeleri istenmiştir. Listenin en başında “gökdelen” yer aldığı için denekler mimari kavramlar üzerine düşünmeye eğilim gös­ terirken, yeri “dua” ile değiştirildiğinde dini yönelim olasılığı artmıştır.

A Dizisi

B Dizisi

Gökdelen Dua Tapınak Katedral

Dua Gökdelen Tapınak Katedral

Probleminizdeki kelimelerin sırasını değiştirin. Bazı örnekler: Ne tür yollarla terfi edebilirim? Ne tür yollarla kendimi terfi ettirebilirim? Ne tür yollarla tişörtlerimi pazarlayabilirim? Ne tür yollarla tişörtlerimi pazarlamak için kullanabilirim? Ne tür yollarla internetin nasıl kullanılacağını öğrenebilirim? Ne tür yollarla interneti daha fazla öğrenmek için kullanabilirim?

Bir şeyi ifade etme biçimindeki en küçük bir değişiklik bile büyük etki sağlayabilir. Tüm zamanların en etkin tıbbi keşfi, Ed­ ward Jenner’ın problemini neden insanlar çiçek hastalığına ya­ kalanır ifadesinden neden sütçüler çiçek hastalığına yakalanmaz olarak değiştirmesi neticesinde ortaya çıktı. Sığırlarda görülen

53


MICHAEL M ICHALKO

zararsız çiçek hastalığının ölümcül çiçek hastalığına karşı koru­ ma sağladığı keşfedildikten sonra aşı bulundu ve Batı dünyasın­ da çiçek hastalığı felaket sebebi olmaktan çıktı. Bir-Kelime Tekniği Aristo’ya göre kelimeler çağrışım sürecinde zihinsel dene­ yimlerin sembolü olan seslerdir. Shakespeare ve M ilton’ın şiirle­ rindeki en çarpıcı özellik okuyucunun zihninde bir çağrışımlar zinciri yaratmak için seçtikleri kelimelerdir. Bu şaheserlerin et­ kileyiciliği ifade ettikleri değil akla getirdikleri şeydedir, aktar­ dıkları fikirlerde değil uzaktan ilişki kurulabilecek fikirlerde­ dir. Aşağıdaki tekniği kullanarak zihninizde konuyla ilgili bir çağrışım lar zinciri yaratın. 1.

Probleminizi bir cümlede yazın. Onu bir tek kelimeye indir­ geyin.

2.

Başka hangi kelimeleri kullanabilirsiniz? Sözlükten eşan­ lamlılarını arayın. Birini seçin.

3.

Bu kelime ile ne ifade etmek istiyorsunuz? Kelimeyi tam ola­ rak kendi cümlenizle tanımlayın.

4.

Sözlükte kelime nasıl tanımlanıyor? Bu size yeni boyutlar açıyor mu?

5.

Sözlük tanımındaki kendi açımlamanızda probleminizin özünü daha iyi tanımlayan ya da ilginizi çeken bir başka ke­ lime var mı?

6.

Öyle ise, süreci yeni bir kelime ile tekrarlayın.

7.

Öyle değilse, yeni bulduğunuz herhangi bir şey probleme bakışınızı değiştirdi mi?

54


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Kelime Zinciri Nükleer reaktörde, bir parça bir atom çekirdeğinden kopup daha sonra bir başka atom çekirdeği ile çarpışarak ikinci bir par­ çayı yerinden oynattığı ve karşılığında bir başka atom çekirdeği ile çarpıştığı zaman bir zincirleme reaksiyon oluşur. Eğer mater­ yalin kütlesi yeterince büyükse zincirleme reaksiyon bir patlama meydana getirir. Aynı şey kelimeler için de geçerlidir. Yeni bir kelime, bir diğeriyle çarpıştığı zaman bir reaksiyon başlatabilir ve bunu bir dizi zincirleme reaksiyon izler. 1.

Kendinize şu an problemin tam olarak ne olduğunu sorun. Şu an uğraştığınız problemi ya da durumu en iyi hangi keli­ me açıklamaktadır?

2.

Sayfanın en üst kısmına anahtar kelimeyi yazın.

3.

Sonra zihninizde bu kelimeyle bağlantılar kurmanızı sağla­ yacak kelime listesi çıkarın. Üzerinde fazla düşünmeyin. Ke­ limelerin o anda akıp gitmesine izin verin. Bırakın bir kelime diğerini tetiklesin. Bunu birkaç dakika sürdürün.

4.

Kelime zincirindeki kelimeleri sesli olarak okuyun ve tepki­ lerinizle yorumlarınızı yanlarına yazın.

5.

Sürekli tekrarlayan belli bir tema ya da sorun bulun. Bu te­ malar problemin önemini keşfetmede yararlı olacaktır. Bel­ li bir kelime güçlü bir duygu tepkimesine neden oluyorsa onun üzerine gitmekte fayda var.

Çalışanlarımın moralini nasıl yükseltebilirim problemini düşünelim. Anahtar kelimem “zenginleştirmek”. Kelime zin­ cirimde “ihtiyaç”, “karşılıklı dayanışma”, “birleşme”, “birlik beraberlik”, “bir araya gelmek”, “korku”, “kendini kaybetme”,

55


M ICHAEL M ICHALKO

“iletişim”, “bağ”, “zayıflık”, “acıklı”, “cesaret”, “bağlılık”, “gü­ ven” ve benzeri kelimeler var. “Kendini kaybetme”, bireyselliği kaybettirm eden moralleri iyileştirm enin yollarını düşünmemi sağlayacak güçlü bir duygu yaratmaktadır.

Olumlu İfadeler İçim izdeki Evren adlı kitabında M orton Hunt Stanford Ü niversitesi’nde H erbert Clark tarafından yürütülen ve olum lu düşünm enin düşünceyi nasıl harekete geçirdiğini ve hızlandırdığını gösteren deneyleri ayrıntılı bir şekilde açık­ lam aktadır. A şağıdaki şekilde ifadelerden hangisi doğru han­ gisi yanlıştır? ★ Y ıld ız a r tın ın ü s tü n d e d ir.

+ + Y ıld ız a r tın ın ü s tü n d e d ir. ★

Dikkat ettiyseniz yanlış ifadeyi bulmak doğru ifadeyi bul­ m aktan daha fazla vakit almaktadır. Tanımları içgüdüsel olarak doğru kabul ederiz. D oğru olduklarını düşündüğümüzde üze­ rine fazla kafa yormayız. Doğru olmadıklarını düşünüyorsak bir geri adım atar ve varsayımımızı gözden geçiririz, böylelikle daha yavaş cevap veririz. İtirazları doğrulam ak tasdikleri doğ­ rulam aktan yaklaşık olarak yarım saniye daha fazla vakit alır. Bir şeyin ne olduğunu bir şeyin ne olmadığından daha kolay bir şekilde düşünürüz. Aşağıdaki cümleleri kısa ara vererek okuyunuz.

56


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Eşcinsellerin askerlik yapmalarına izin vermeli miyiz? Eşcinsellerin askerlik yapmalarına izin vermemeli miyiz?

İkinci ifadeyi yorumlarken zihninizin daha yavaş çalıştığını hissettiniz mi? Olumsuzluklar bizi durdurur ve düşünce süreci­ mizi yavaşlatır. Evde saatinizi koyduğunuz yeri hatırlayamadı­ ğınızı düşünün. Arayıp dursanız belki bulursunuz. Bu, “Saatimi evde mi kaybettim yoksa başka bir yerde mi?” demekten farklı bir perspektiftir. Saatin evde olduğunu düşünmek gibi olumlu, aktif bir ifade düşüncenizi hızlandırır ve hedefinize odaklanm a­ nızı sağlar. Problem tanım ınızı pozitif eylem tanımı olarak ifade etmeyi deneyin. Olumlu bir eylem ifadesi dört kısımdan oluşur: 1.

Eylem: Yapmak istediğiniz şey.

2.

Nesne: Değiştirmek istediğiniz şey ya da kişi.

3.

Nitelik: Değiştirmek istediğiniz eylem tipi.

4.

Nihai sonuç: Almayı beklediğiniz sonuç.

Örnek: Ne tür yollarla kitabımı (nesne) daha cazip (nitelik) hale getirebilirim (eylem) ki insanlar onu satın alsın (nihai so­ nuç)? Bir sonraki adım olarak, eylem tanımını bir ila on arasında numaralandırın. Bu işe yarar çözümlere ulaşma ihtimalini ölç­ mede denektaşı işlevi görür.

Perspektifinizi Değiştirmek Aşağıdaki illüstrasyonda hamamböceği küpün üzerinde durmaktadır. Eğer farklı bir açıdan resme odaklanırsanız hamamböceğini küpün içinde görebilirsiniz. Kutunun içindeki çiz­

57


MICHAEL MICHALKO

gilerin nasıl kesiştiğine bakın; birkaç dakika sonra küpün ters döndüğünü ve hamamböceğinin zemin üzerinde durduğunu fark edeceksiniz. Görüntüye biraz farklı açıdan bakarak perspektifi­ nizi değiştirmeniz tam olarak farklı bir görüntüyle karşılaşma­ nızı sağlar.

Algısal duruşlarım ız nesnelere nasıl baktığımızı belirler. Yüz dolar saydığınız biletlerle Broadway’de bir oyun izlemek üzereyken biletleri kaybettiğinizi farz edin. Bir yüz dolar daha verir miydiniz? Şimdi de tiyatroya bu biletleri almaya gittiğini­ zi farz edin. Gişeye vardığınızda yüz doları kaybettiğinizi fark ettiniz. Oyun için bilet alır mıydınız? Açıkçası, objektif bir açı­ dan bakıldığında, her halükarda yüz doları deliğe düşürdüğünüz için bu iki durum da birbirine benzerdir. Yine de çoğu insan genellikle biletleri kaybettiklerinde değil parayı kaybettiklerin­ de biletleri alacağını söylerler. Aynı kayıp iki perspektiften ba­ kıldığında farklı görünmektedir. Parayı kaybetmek biletleri alıp alamamaktan daha az etkilidir. Diğer yandan, kayıp biletlerin parası “tiyatroya gitm ek” için gereklidir ve kimse tiyatro oyunu­ na iki katı para vermek istemez. Algısal duruşlarım ız nesnelere nasıl baktığım ızı belirledi­ ği için perspektif değiştirm ek ve bir nesneye farklı açılardan 58


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

bakmak önemlidir. Walt Disney’in, kendi izleyicileri gibi çizgi filmlerindeki karakterlerle özdeşleşebilmesi bu yeteneği örnek­ lemektedir. Freud aktarım (transference) modeli ve tedavisiyle farklı algısal duruşlara sahip olm anın önemini kanıtlamıştır. Leonardo bir kişinin kendi algısal duruşuna saplanıp kalm a­ sının ne kadar tehlikeli olduğunu kanıtlam ış ve perspektif de­ ğiştirm ek için birkaç yol önerm iştir (örneğin ayna kullanm ak ve kendi işine bakarken bir başkasıym ış gibi hissetmek). Einstein kendini bir ışık huzmesine binerken ya da iki boyutlu bir varlığın gerçekliğinde ilerlerken hayal etmiştir. Tesla kendini gelecekte yaşarken hayal ettiği için özellikle gelecekte bir algı­ sal duruş edinm iş ve dünyayı gözlemlemede yeni gerçeklikler yaratmıştır. Cinsiyet Değiştirdiğini Varsaymak Kadın ve erkek arasındaki ilişki, işte ve dünyada nesnelerin nasıl bir işleyişe sahip olduğuna dair algılarımızı oluşturmamız­ da etkili en ilkel metaforlardan biridir. Bir an, bir iş durumunda (satış toplantıları, performans görüşleri, iş yemekleri gibi) farklı bir bakış açısına ihtiyaç duyduğunuzu hayal edin. Perspektifte bir değişikliğe gitmek yerine şu alıştırmaları yapın: 1.

Gözlerinizi kapayın ve rahatlayın.

2.

Kendinizi bir süreliğine şu durumlarda karşı cinsten biri ola­ rak hayal edin (fiziksel, duygusal, zihinsel). A.

Yolda yürüyorsunuz ve kendinizi hayal ettiğiniz aynı cinsten bir arkadaşla karşılaşıyorsunuz

B.

Yolda yürüyorsunuz ve kendinizi hayal ettiğiniz karşı cinsten bir arkadaşla karşılaşıyorsunuz

59


M ICHAEL MICHALKO

3.

C.

Bir halk plajındasınız ve üzerinde mayo var

D.

İştesiniz ve karşı cinsten kişilerle birlikte çalışıyorsunuz

E.

Partidesiniz, kur yapıyor ve dans ediyorsunuz

F.

Özel bir arkadaşınızla yemeğe çıktınız

G.

Evdesiniz ve eşinizle birlikte yorucu bir gün geçirdiniz Gözlerinizi açın ve şimdi de iş durumunu karşı cinsten başka bir bakış açısıyla inceleyin. Kendinize sorun, "Karşı cinsten olsam durumu nasıl ele alırdım?" Aklınıza gelen her şeyi yazın.

Karşı cinsin rolüne bürünmek normalde fark etmediğiniz şeyleri görmenizi sağladı mı? Karşı cinsten biri olarak, örneğin, neyi gördünüz ya da düşündünüz? Farklar nelerdir? Ya benzer­ likler? Duruma farklı yaklaştınız mı? Bakış açınız değişti mi? Hangi şekillerde? Cinsiyet değiştirirken dikkatinizin ve düşüncelerinizin na­ sıl değiştiğine dikkat edin. Kendinizi, örneğin rekabeti hayatın baharatı olarak düşünürken sonra birden dayanışmayı en yüce değer olarak düşünen biri olarak gördünüz mü? Ya da geçmi­ şe dayanan değer sisteminizi gelecekteki değerleri vurgulayan bir sistemle değiştirebilirsiniz. Nesneleri zihninizde değiştirerek beklentileri çeşitli yollarla kırabilirsiniz ve bu da nesnelere ba­ kışınızı değiştirir. Karşı cinsin rolüne bürünm ek aynı zam anda eğlenceli ve duygusal açıdan zenginleştirici olabilir. Kendinizle ilgili dü­ şüncelerinizde empati becerilerinizi ve esnekliğinizi artıra­ bilirisiniz. Yeni bir zihinsel rol alırken yapacağınız böyle bir kişisel gözlem diğer insanlar için empati geliştirm enizde fay­ dalıdır.

60


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Örneğin karşı cinsten biriyle şirket politikaları ve prosedür­ leri hakkında tartıştığınızı farz edin. Kendinizi haklı göstermek ve karşı tarafın yanıldığını ispatlamak için uğraşm ak yerine bu zihinsel oyunu oynayın ve rolleri değişin. Perspektifinizin karşı larafın duruşunu bozmaya çalışmaktan gerçekten uzlaşma sağ­ layabileceğiniz ya da daha iyi fikirler üretmede bir zemin olarak kullanabileceğiniz pozitif şeyler arayışına doğru değiştiğini fark edeceksiniz. Arkadaşlar ve Düşmanlar Kendinizi şu iki farklı senaryoda hayal edin. İlk olarak, kar­ şınızdaki kişiyle aynı cinsiyete sahipsiniz. İki iyi arkadaşsınız ve birlikte konuşa konuşa yürüyorsunuz. Sizin belli bir görüşünüz var ve arkadaşınızın da bu görüşe sahip olmasını istiyorsunuz. Zihninizde bu düşüncelerle arkadaşınıza dönüp ne derdiniz? Na­ sıl derdiniz? Vereceğiniz yanıtları bir kağıda not edin. Anlayış kıvılcımları çaktı mı? İkinci senaryoda aynı cinsiyete sahip olduğunuzu düşünün, bu kez karşınızdaki kişi arkadaşınız değil. Birlikte kalabalık, gü­ rültülü bir restorandasınız. Karşı tarafın sizinle konu hakkında aynı görüşleri paylaşmadığını biliyorsunuz ve şirketiniz adına bu kişinin bu görüşlere sahip olması gerektiğinin farkındasınız. Bir kez daha, dönüp ne derdiniz? Nasıl derdiniz? Anlayış kıvıl­ cımları çıkıp çıkmadığını görmek için yanıtlarınızı not edin. İlk senaryodan doğan fikirler hayli kişisel ve ılımlı özellikte olmalı. Belki de karşı tarafın bağlantı kurabileceği ve anlaya­ bileceği fikirleriniz ya da zihinsel görüntüleriniz bunlar. İkinci senaryodan doğan fikirler büyük olasılıkla kişisel değil ve daha fazla sonuç odaklı. Belki de karşı tarafın kolaylıkla anlayabile­ ceği ve kabul edebileceği nesnel bir fikir bu. 61


M ICHAEL M ICHALKO

Da Vinci'nin Çoklu Perspektifi Leonardo da Vinci özellikle en az üç farklı perspektife sahip olarak seçtiği konunun daha derin bir yapı anlayışını denkleştir­ di. Bu çok temel gibi görünebilir, Leonardo’nun çoklu bakış açısı perspektifinin anahtarı birlikte sentez oluşturur. Leonardo insa­ nın bir şeyleri en az üç farklı açıdan algılamadığı sürece temel bir anlayış geliştirmediğine inanırdı. Doğru ve eksiksiz bilgi bu görüşlerin sentezinden meydana gelir. Örneğin ilk kez bisikleti icat ettiğinde bu yeni ulaşım aracına buluşçu, prototipleri ve üre­ tim i için sponsor olacak yatırımcı, bisiklet sporcusu veya tüketi­ ci, bisikletlerin kullanılacağı idari yönetimler açısından baktı ve görüşleri sentezledi. İki gözünüz arasındaki görüş farkı gibi konuyla ilgili çoklu perspektifler anlayışınızı derinleştirir. Eğitim psikologları pers­ pektif çeşitliliğinin farkındalığı ve yaratıcılığı nasıl açtığını gös­ teren birçok deney gerçekleştirmiştir. Piyano öğrencilerinin baş­ langıç çalışmasında iki gruba basit bir C-majör ölçeği öğretildi. Bir grup ölçeği düşünceler ve hisler dahil farklı perspektiflere yanıt vererek öğrenirken diğer gruba geleneksel ezberleme yön­ temi olarak tekrar ile ölçeği pratiğe dökmesi söylendi. Grupları değerlendirmeye alan psikologlar ilk grubun daha yetenekli ve daha yaratıcı olduğunu gördüler. Diğer deneylerde araştırmacılar iki grup için belli konular­ da (örneğin Kansas-Nebraska Sahnesinden bir pasaj gibi) bö­ lümler seçtiler. Bir gruptan pasajı farklı perspektiflerden oku­ maları istendi. Kendileri, tıpkı diğer katılım cılar gibi, o an ne hissetmeleri ya da düşünmeleri gerektiğini merak ediyorlardı. Diğer gruptan basitçe pasajı öğrenmeleri istendi. Aynı şekilde gruplar test edildiğinde, “çoklu” perspektif kullanarak çalışan grup “geleneksel” öğrenme yöntemlerini kullanan diğer gruba

62


YARATICI DEH AN IN SIRLARI

karşı edindikleri bilgi, yazdıkları makale ve ürettikleri yaratıcı çözümler açısından üstün bir performans gösterirdi. Çoklu perspektifler kullanarak problemi çözmeye çalışın. 1. 2.

ilk olarak, problemi kendi bakış açınızdan ele alın. Bir sonraki adım olarak, problemi tanıyan ya da yakından ilgili en az iki kişinin perspektifinden ifadeyi yeniden tanım­ layın.

3.

Her şeyi kapsayan problem tanımına geçerken farklı pers­ pektifleri sentezleyin.

Örneğin yeni bir iş kurmaya hazırlanıyorsanız tanım ınızı kendi bakış açınızdan, daha sonra potansiyel m üşterilerinizin, potansiyel işverenlerinizin, potansiyel rakiplerinizin ve son ola­ rak bankacınızın bakış açısından ele alın. Bu farklı perspektifle­ ri tek bir tanımda birleştirerek sentezleyin. Einstein fizikte madde ve enerji arasındaki ayrım ın bakış açısından kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bir bakış açısından dalga olarak görülen şey diğerinde parçacıkken, bir deneyde alan olarak bulunan şey diğerinde yörünge idi. Farklı perspektif­ leri çoğaltmak olasılıkların çoğalmasını sağlar. Paul Cezanne’ın, masa örtüsü üzerindeki çoklu Mont Saint-Victorie versiyonları ve çoklu elma versiyonları ile sanatta nasıl yeni bir görsel bilinç yarattığını hatırlayalım. Aşağıdaki şekilde pasif olarak baktığınızda birbirine eşit uzaklıkta dört noktadan oluşan basit bir şekil görebilirsiniz, ya da daha yaratıcı bir şekilde bakarak onları daha kompleks ya­ pılar halinde gruplayabilirsiniz. Noktalar bir haçın dört kolunu, bir elmasın köşelerini, beysbol alanının kenarlarım, pusulanın

63


M ICHAEL M ICHALKO

noktalarını vs. temsil ediyor olabilir. Bir şeye farklı perspektif­ lerden bakm ak bilgiyi sadece pasif olarak işleme değil, aktif ve yaratıcı bir süreçtir. Bir probleme tek bir sabit bakış açısı yerine çoklu perspektiflerden baktığınızda yeni bir yaratıcı bilinçlilik geliştirebilir ve olasılıkları çoğaltabilirsiniz.

Küçük bir grupta çalışırken oklu perspektifler üretm enin en kolay yolu her bir katılımcıya beş kart vermek ve onlardan beş farklı problem tanım ını yazmalarını istemektir (her bir karta bir tanım). Kartları toplayın ve farklı kişilere dağıtın. Sonra, 1.

Hiç kimsenin kendi yazdığı kartı almamasına dikkat ederek her katılımcıya rasgele üç kart verin. Herkesten kendi iste­ dikleri şekilde onları düzenlemelerini isteyin. Katılımcılar bunu yaparken, artan kartları masaya dizin.

2.

Katılımcılara hoşlanmadıkları kartı masadaki herhangi bir kartla değiştirebileceklerini söyleyin.

3.

Katılımcılara kartları kendi aralarında değiştirmelerini söy­ leyin. Her katılımcı elindeki en az bir kartı değiştirmelidir, herhangi bir sayıyı da değiştirebilir.

4.

Grubu üç takıma ayırın. Takımlara üç kartı seçmelerini ve diğerlerini bırakmalarını söyleyin. Sonra, takıma artan üç kartı sentezleyerek bir problem tanımı oluşturmalarını söyleyin.

64


YARATICI DEH AN IN SIRLARI

5.

Her bir takıma kendi problem tanımını gruba açıklamalarını söyleyin. Şimdi de bütün gruba üç problem tanımını sentezleyerek tek bir problem tanımı yaratmalarını söyleyin.

Farklı Bir Rol Üstlenin 19. yüzyılda yaşamış DanimarkalI bir filozof olan Soren Kierkegaard bunu “dönüş metodu” olarak adlandırıyordu. Çıkış noktası ekinlerdi. Sürekli aynı arazide ekin yetiştirmek mümkün değildir. Aynı şekilde farklı bir perspektif üretmek için farklı bir rol benim semek yararlı olacaktır. Sigmund Freud bir gün hasta­ larını dinlediği “serbest çağrışım ” metodunu hareket halindeki bir tren camından dışarıya bakarken edindiği perspektifler ile karşılaştırmıştır. Farklı bir perspektif elde etmek için farklı bir rol benim se­ meyi deneyin. Öncelikle problem tanım ınızı kendi bakış açınız­ dan ele alarak yazın. Sonra problem tanım ınızı aşağ��daki yollar­ dan ikisini seçerek yazın. Kendi alanınızdaki bir müdür bunu nasıl yazar? Okuldaki bir profesör bunu nasıl yazar? Büyümüş de küçülmüş bir çocuk bunu nasıl yazar? Risk alabilen bir girişimci bunu nasıl yazar? Bir Protestan bunu nasıl yazar? Bir politikacı bunu nasıl yazar? Bir fizikçi bunu nasıl yazar? Bir psikolog bunu nasıl yazar? Bir kaşif bunu nasıl yazar? Bir yargıç bunu nasıl yazar? Bir araştırmacı muhabir bunu nasıl yazar?

65


M ICHAEL M ICHALKO

Tanımlarınızı yazarken her bir karakterin probleme nasıl yaklaşabileceğini düşünün. Onlar ne yapardı? Farklılıklar nedir? Peki ya benzerlikler? Üç tanımı sentezleyin. Onları tek bir tanım haline dönüştürebiliyor musunuz? Probleminizin asıl perspekti­ finde bir değişiklik oldu mu? Kendinizi Problemin Yerine Koyun Freud’un stratejisinin temeli hastalarına bir konu vermesi ve anlamını dört çerçeve ve bağlama ayırarak dönüştürmesiydi. Bu sayede hastanın düşünme biçimini değiştirebilecekti. Aşağıdaki şekilde kalıbı yeniden oluşturarak ve içeriği yeni bir bağlamda ele alarak kalıbın anlamını değiştiriyoruz. A, B ve C harf kalıbını 12, 12 ve 14 sayı kalıbı ile değiştiriyoruz.

1 2

13 Benzer şekilde, eğer problemin içeriğini bir başka bağlama yerleştirebilirseniz o konuyla ilgili düşünme tarzınızı da değiş­ tirirsiniz. Bunu gerçekleştirmenin bir yolu problemin kendisi ya da bir parçası olduğunu hayal etmenizdir. Bu General Electric’te ünlü bir mucidi olan T.A. Rich’in en sık kullandığı tekniktir. Rich genellikle problemler üzerinde düşünürken kendini prob­ lemin içinde ya da problemin bir parçası olarak hayal ederek tek bir teknik geliştirmiştir. Örneğin kendini bir elektron olarak gör66


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

meye çalışır ya da kırılm a açısı ölçülen ışın demeti olarak hayal ederdi. Einstein kendini uzayda hızla hareket eden bir ışın demetinin üzerinde hayal ederdi, ki böylece izafiyet teorisini buldu. Problemin bir parçası haline gelerek yeni ve özgün düşünceleri keşfedebilirsiniz. Kendinizi problemin bir parçası olarak hayal etmeye ve bu bakış açısından durumu görmeye çalışın. Yeni bir saat tasar­ lamaya çalıştığınızı hayal edin. Bir saat üzerindeki bir dakika olmanın nasıl bir şey olduğunu kendinize sorun. Kendinizi za­ manın bir parası olarak hayal edebiliyor musunuz? Bir saatlik zaman dilimi, bir dakika ya da bir saniye olsanız nasıl hisseder­ diniz? Bulunduğumuz yer tersine dönse bu benim için ne ifade ederdi? Eğer benim gibi düşünebilse ve konuşabilse bu benim için ne ifade ederdi? Bir nesne ve süreç arasındaki ayrım ın farkına varın ve prob­ lemi nesne ve süreçlerin perspektifinden görmeye çalışın. Ken­ dinize şu soruları sorarak problemle bütünleşin: Eğer... olsam nasıl hissederdim? Eğer o ben olsa bu benim için ne ifade ederdi? Eğer geliştirmekte olduğum fikir olsam nasıl hissederdim? Bu bana ne yapmamı tavsiye ederdi?

Kamu yararına çalışan bir şirketteki müdürler sermaye ekipmanının m asraflarını çarpıcı biçimde azaltmak istiyorlardı. Kendilerini şirketin çeşitli fosil yakıtları ve nükleer güç sistem­ leri boyunca seyreden bir kilovat olarak hayal ederek üç aylarını harcadılar. Kendilerini her aşamada seyrederken hayal ettikleri için sistemlerin kompleks yapısını ve farklılığını anlamaya baş­ ladılar ve bunları geliştirmek için yeni yollar buldular. Hayali

67


M ICHAEL M ICHALKO

yolculukları, onları, tüm sistem yerine anahtar parçaları değiş­ tirerek bakım m asraflarını on kat azaltacak yeniden tasarlanm ış bakım planına yöneltti.

Sorular Elbette tüm dahilerin kilit özelliği son derece çocuksu m e­ rakları ve soru sorma yetileridir. Leonardo da Vinci defterlerin­ de kendine birçok soru sormuş, tıpkı Aristo gibi ilk prensipleri bulmaya çalışmıştır. Einstein hayatı boyunca kendine nesneler ve nesnelerin nasıl davrandığı ve kurallar değişirse neler olabile­ ceği hakkında sorular sormuştur. Tesla kendi hayalinde tümüyle yeni dünyalar yarattı ve daha sonra onları nasıl görünür hale ge­ tireceği üzerine kafa yordu. Bir dahinin rüyaları analiz etmesi şart değildir; Freud bunların insan ruhuna dair ne tür mesajları taşıdığını ilk etapta sormuştur. Gerçekte, deha “doğru” soruları bulm aktan ziyade cesur sorular sorm aktan ileri gelir. Düşünm ek istediğinizi sorunu bulup ayırın ve aşağıdaki sorularla birlikte yapabildiğiniz kadar farklı yollarla onu ince­ leyin: •

Problemi çözmek neden gerekli?

Bilinmeyen şey nedir? Bilinmeyenin ne kadarını tahmin edebilirsiniz?

Henüz anlamadığını şey nedir?

Ne kadar bilgi edindiniz? Yeterli mi? Yoksa yetersiz mi? Ge­ reğinden fazla mı? Yoksa çelişkili mi?

Edindiğiniz bilgiden yararlı bir şeyler elde çıkarabildiniz mi? Tüm bilgiyi kullandınız mı?

Problemin bir diyagramını, ya da şeklini çizebilir misiniz?

Problemin sınırları nedir? 68


YARATICI D E H A N IN SIRLARI

Problemi farklı parçalara ayırabilir misiniz? Bunları yazabilir misiniz? Problemin parçaları arasındaki ilişki nedir?

Bu problemi daha önce gördünüz mü? Bu problemi daha önce biraz farklı hali de olsa gördünüz mü? Benzer bir prob­ lem biliyor musunuz?

Sizin problem inize benzer, daha önce çözülmüş bir prob­ lem bulduğunuzu düşünün. Bu çözümü kullanabilir misi­ niz? Aynı yöntem e başvurabilir misiniz?

Hayal edebileceğiniz en iyi, en kötü ve en muhtemel senar­ yolar nelerdir?

Çocuk Gibi Düşün Dildeki “derin yapı” teorisiyle modern dilbilimin öncüsü sa­ yılan M assachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Noam Chomsky sezgilerinin tıpkı yaram az çocuklar gibi belli soruları sormaya istekli olmasından ileri geldiğine inanmaktadır. Einstein da sü­ rekli uzay, zam an ve Tanrı hakkında birtakım sorular soran son derece m eraklı bir çocuktu. Einstein bir keresinde sıradan bir kişinin bir çocuğun zihnini anlayabildiği sürece insan ruhu hak­ kında öğrenm ek isteyebileceği her şeyi öğrenebileceğini iddia etmiştir. İçinizdeki çocukla iletişim kurun. Gözlerinizi kapayın ve kendinizi en m eraklı çağınızda hayal edin. On iki yaşında ol­ duğunuzu düşünün. O yaşın ayrıntılarını mümkün olduğunca tekrar kurm aya çalışın. Yeni yıl partilerini, tören ve bayram la­ rı, tatilleri, arkadaşları, öğretm enleri ve okul günlerini yeniden deneyimleyim D eneyim leri elinizden geldiğince derinleştirin. “Okulda olmayı hatırlam ak” yerinde “okulda olmayı” hatırlayın. “En iyi arkadaşlarınızla birlikte olmayı hatırlamak” yerine en iyi arkadaşlarınızla birlikte olmayı hatırlayın. Şimdi problemini­

69


M ICHAEL MICHALKO

ze on iki yaşındaymış gibi bakın. On iki yaşında bir çocuk hangi soruları sorardı? Eğlenceli Sorular Kendinizi ya da beyin fırtınası yaptırdığınız grubu çocuklu­ ğa, oyun çağlarına döndürmek için eğlenceli sorular sorun. •

Probleminizi yaşayan bir canlı olarak görmeyi ve düşünme­ yi deneyin. Neye benziyor? Bir resmini çizin. Örneğin, daha fazla ev satma problemi çaresiz, tuhaf görünümlü bir yara­ tığa benzeyebilir.

Probleminizin geçmişte ve gelecekte nasıl göründüğünü düşünün. Neye benziyor?

Probleminizi yenilebilir bir şey olarak hayal edin. Tadı neye benziyor?

Probleminizin geçmişini ve muhtemel geleceğini hayal edebiliyor musunuz?

Probleminizi bir şeyin zirvesi olarak görmeyi deneyin ve alt kısımların nasıl olabileceğini hayal edin. Nasıl olduğunu ta­ nımlayabilir misiniz?

Dünyaya problemin perspektifinden bakın. Problemle ben­ zerliklerinizi nedir?

Problemde güzey ya da estetik açıdan ilginç bir şey arayın. Bir şeyler bulabiliyor musunuz?

Problemin kişisel hayatı olduğunu hayal edin. Politik görüşü nedir? İnandığı din hangisidir? Aşk hayatı nasıl olurdu? Prob­ lemin doğduğu yer neresi? Kardeşleri var mıdır? Varsa, birbirleriyle iyi geçiniyorlar mı? Problemin korkuları nelerdir?

Problemin psikoterapisti olsanız problem size hangi sırlarını açıklardı? 70


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Renkli Sorular Sorgulayıcı ruhunuzu renkli sorular sorarak harekete geçi­ rin. Bu, Phillips’te çalışan müdürler üzerinde kapsamlı bir araşlırma geliştiren Jerry Rhodes’in çalışmalarının çıkış noktasıydı. Bu tekniğin özünde kişinin kolayca sorabileceği soru tipleri var­ dır. Sorular aşağıdaki gibi renklerle ifade edilebilir: Yeşil: Bu rengi üretken ve yaratıcı olarak düşünün. Yeşil ha­ yalciliğin ve üretkenliğin rengidir. Sorularınız "Ya öyleyse?" ya da "Farz edelim ki?" olmalıdır. Sarı: Bu rengi nesnel ve doğal olarak düşünün. Sarı gerçekçi­ liğin rengidir. Sorunuz "Nedir?" olmalıdır. Mavi: Bu rengi iyimser ve olumlu olarak düşünün. Mavi yargılayıcılığın ve değer ve ihtiyaç fikirlerinin rengidir. Sorularınız "Ne yapabiliriz?" ya da "Ne yapmalıyız?" olmalıdır. Kırmızı: Bu rengi olumsuz olarak düşünün. Kırmızı kısıtlayıcılığın ve sınırlayıcılığın rengidir. Sorularınız "Ne yapılamaz?" ya da "Nasıl mümkün değil?" olmalıdır.

Çoğumuzda bu soru tiplerinden birini ya ikisini onaylama eğilimi vardır ve bazılarımız bunu öyle abartırız ki özel tutku­ larımızın dışına çıkamayız. Bazen belli sorup kalıplarına kendi­ mizi öylece kaptırırız ve ileriyi göremeyiz. Renkli sorular sizi her bir öz kategorisinden sorular sorma­ ya yönlendirir. Dört farklı kağıda “yeşil”, “sarı”, “mavi” ve “kır­ ınızı” yazın. Düşünebildiğiniz bütün “yeşil”, “sarı” ve “mavi” sorularını sorun ve bunları uygun kağıtlara yazın. Olumsuz bir soru aklınıza geldiğinde bunu “kırm ızı” kağıda yazın. Sonraki bir aşamada kırm ızı soruları gözden geçirin ve onların üstesin­ den gelmek için yollar arayın. Sorularınızı büyük bir kağıtta alt

71


MICHAEL MICHALKO

alta gelecek şekilde sıralayabilirsiniz. Bunları fihriste de yazabi­ lir ya da renkli kalemler kullanıp renkli kartlara yazarak panoya yapıştırabilirsiniz. Her bir renk için aklınıza gelen tüm soruları sıraladıktan sonra öncelik sırasına göre soruları birbirinden ayı­ rın. Bir grupla çalışıyorsanız katılımcıların belli bir konu hak­ kında sorabilecekleri kadar fazla soru sormalarını sağlayın. Daha sonra soruları renklerine göre organize edin ve bunları panoya yapıştırın. “Hangi yeşil sorular hayal gücünüzü engel­ liyor olabilir?”, “Daha fazla mavi soruya ihtiyacımız var mı?” ve “Olası sarı soruların olasılıklarını tükettik mi?” gibi sorular sorarak grubun her bir kategori üzerine tekrar tekrar düşünmesi­ ni sağlayın. Grup her bir kategori için mümkün olduğunca fazla soru ürettikten sonra grubun soruları öncelik sırasına göre sı­ ralamasını ve daha sonra hangisini daha önce sunacağına karar vermesini sağlayın.

72


ş^

* A 1 E JI:

V cELEW ^/

%

Rönesans Dönemi’nde yaratıcılık patlaması bir yığın bilgiyi pa­ ralel bir dile aktarm ak ve kaydetmek ile ilişkilendirildi: Çizim, diyagram ve grafik dili, tıpkı Galileo’nun meşhur diyagramları ve eskizleri örneğinde olduğu gibi. Çağdaşları geleneksel sözel ve cebirsel yöntemleri kullanırken, Galileo, düşüncelerini diyag­ ramlarla ve çizimlerle görünür kılarak bilimde devrim yarattı, (iöksel varlıklarla ilgili diyagramı emsallerinin yarattığı öngö­ rülerden çok daha ileri giden ve bilim tarihini değiştiren görsel bir mantığı açıkça ortaya seriyordu. Leonardo da Vinci de aynı zamanda problemleri formüle et­ menin ve problemleri çözmenin bir yolu olarak bilgi elde etmek için çizimlere, diyagramlara ve grafiklere başvuran bir sanat­ çıydı. Leonardo’nun defterlerinde kelimeler değil diyagramlar vc çizimler asıl ilgiyi üzerine çekmiştir. Yani resimleri basitçe notlarının “illüstrasyonları” olarak ortaya çıkmamıştır, daha zi­ yade, notlar resimlere dair yorumlar içermektedir. Dil Leonar­ do da Vinci için ikincil bir role sahipti, öyle ki bunu keşiflerini isimlendirmek ya da tanımlamak için kullanıyordu, onları yap­ mak için değil. Dil düşünme biçimim izi etkiler. Bir gül hayal edin. Keli­ meleri kullanarak diyebilirsiniz ki “gül” güzel bir kadına, hoş 73


MICHAEL MICHALKO

bir hostese ya da merhum bir arkadaşa verilen kırm ızı, pembe ya da beyaz renkte bir çiçektir. Basit sözlü bir tanım lam aya sahip kompleks bir çiçeği etiketlem enin bizi eşitli düşünme yollarına sevk ederek öğrenm e hırsını nasıl tetiklediğine dik­ kat edin. Sanki kullandığım ız dil etrafım ızda sihirli bir çem ­ ber oluşturm uş gibi bir başka çembere (dile) atlamak için çıkış yolu bulamıyoruz. Atom fiziğinin erken zam anlarında Ernest Rutherford gibi fizikçilerin karşılaştıkları zorlukları düşünün. “Atom” kelimesi Yunan dilinde “bölünem ez” anlam ına geli­ yordu. Atomun bölünemezliği sabit bir görüştü, ne zaman ki fizikçiler düşünm enin sözel-matematiksel dil çemberinden at­ layıp düşünm enin görsel çemberine girdiler, işte o zaman ato­ mun bölünebilir bir madde birimi olduğunu grafiksel olarak göstermeyi başarabildiler. Friedrich Nietzsche gerçekliğin sözel tanım ının dilin kendi yapısıyla imkansız hale geldiğini iddia ettiği müthiş bir tartışma öne sürdü. Fizikçi Richard Feynman gibi birçok dahinin görsel olarak düşünmeyi tercih etmesine şaşırmamak gerekir. Richard Feynman diğer fizikçilerin yaptığı gibi formülleri yazmak yeri­ ne onu görsel olarak diyagramlarla tanımlayarak fiziğin merkez aşamasında kuantum elektrodinamiğini ortaya koydu. Böylece herkesin alan teorisinde herhangi bir hesaplama için kullandığı meşhur Feynman diyagramları ortaya çıktı. Feynman’ın yaptığı şey esasında tüm toplanan bilgiyi ele almak, bunu diyagramlarla yeniden düzenlemek ve uykuda olan fikri hayata geçirmekti. Di­ yagramları fizikçilerin dünyayı daha önce hiç hayal edilmemiş biçimde algılamalarını olanaklı kıldı. Einstein bir problem üzerinde düşünürken salt m atematik­ sel ya da sözel düşünme sınırlarında gezinm ekten ziyade gör­ sel ve uzamsal açıdan düşünmeyi tercih ederdi. Aslında keli­ melerin ve sayıların yazıldığı veya konuşulduğu şekilde kendi

74


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

düşünme sürecinde önemli bir rol oynam adığına inanıyordu. Innstein’m bilim felsefesinin en bütünlüklü tanım larından biri arkadaşı M aurice Solovine’e yazdığı m ektuplarda ortaya çıktı. M ektupta Einstein bilim felsefesini açıklam ak için kelime bul­ mada zorluk çektiğini anlatıyordu, nedeni ise kendi de ifade ettiği gibi böyle şeyleri sistematik olarak düşünmesiydi. Mek­ tup (1) bize verilen D eneyim ler’in D ’sini temsil eden düz bir çizgi ve (2) çizginin üzerinde yer alan ama doğrudan çizgiyle bağlantısı bulunmayan Aksiyom lar’ın A’sından oluşan basit bir çizimle başlıyordu.

(Bu tahmini bir çizimdir. Einstein’m orijinal eskizi İsrail’deki Kudüs Yahudi Üniversitesi’nde Albert Einstein Arşivleri’nde bu­ lunmaktadır.) Einstein psikolojik bir bakış açısıyla ^ ’nın Z)’ye bağlı oldu­ ğunu açıklamıştır. Ancak D ’den A’ya giden herhangi bir mantık yolu bulunmamaktadır, yalnızca her zaman geri alınmanın söz konusu olduğu sezgilere dayanan bir bağ vardır. Kişi aksiyom­ lardan yola çıkarak belli çıkarım larda bulunabilir (S) ki bu çı­ karımlar kişiyi doğru sonuca ulaştırabilir. Özünde Einstein teo­ rinin gözlemlediğimiz şeyleri belirlediğini söylüyordu. Einstein bilimsel düşünmenin spekülatif olduğunu ve yalnızca ortaya çıkan nihai ürünün “mantıksal basitleştirme” olarak kategorize edilen sisteme yönlendirdiğini ileri sürüyordu. Düşüncelerini 75


M ICHAEL M ICHALKO

sözcüklerle yeterince ifade edemediği için, Einstein, felsefesinin temel niteliklerini ve karakteristiklerini diyagramla göstererek düşüncesini de görünür kılmayı başardı.

Düşünceleri Diyagramlarla İfade Etmek Einstein, M artha Graham, da Vinci, Edison ve D arw in’in defterlerinden, onları başarıya götüren temel nedenlerinden bi­ rinin seçtikleri konuyu diyagram lar ve haritalarla görsel olarak ifade etme yetenekleri olduğu anlaşılm aktadır. Darw in’in def­ terlerinde doğanın sık sık gelişigüzel dallanıp budaklanan bir ağaçla diyagram lar halinde resmedildiği görülmektedir. Ağaç diyagramları evrimsel değişim hakkında düşüncelerini geliştir­ mesine olanak tanımış, aynı anda birçok yöne yönelmesini sağ­ lamış ve birbiriyle alakasız gibi görünen bilgileri sentezlemesini kolaylaştırmıştır. Her bir diyagram yoğun bir şekilde muhtemel anlam lar içeriyordu. Darwin bu diyagramlardan birkaç tanesini hem onları mükemmel hale getirm ek hem de bilinen ve hatta bilinmeyen anlam larıyla kullanm ak için çizmiştir.

D arw in’in diyagram ları onu evrim teorisine götüren dü­ şünme sürecinde merkezi bir öneme sahiptir. Bu diyagram ları,

76


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

aralarındaki ilişkiyi açık hale getirm ek için türleri sınıflandır­ ma, hayatın olasılıklara bağlı oluşu, doğanın düzensizliği, geli­ şimin yıkıcılığı ve türlerin sayısını sabit tutm a gerekliliği gibi birçok açıdan ele aldı. İlk ağaç diyagram ını çizdikten on beş ay sonra Darw in evrim teorisinin önemli bir kısm ını çözmüş bulunuyordu. Problem inizi sözel olarak açıklam anın yanı sıra diyag­ ram lar çizerek tanım lam ayı deneyin. Ö ncelikle problem ta­ nım ınızı olabildiğince bütünlüklü bir şekilde yazın. Sonra problemi bir kağıdın m erkezine yerleştirerek ve bir kutunun içine alarak onu çizin. K endinize şu soruyu sorun: “Proble­ min tem el nitelikleri ve karakteristikleri nelerdir?” M uhtemel tüm yanıtları kutunun her iki yanındaki boşluklara alt alta ge­ lecek şekilde sıralayın. Bir sonraki adım ınız organizasyonun üretkenliğini geliştirm ek için basit bir diyagram çizm ektir. Temel nitelikler problem tanım ınızı açım ladığınız sürece ço­ ğalm aya devam edecektir.


M ICHAEL M ICHALK.0

Sorulara vereceğiniz cevapları harita ile gösterirken düşün­ celeriniz derinleşecektir. Başka bir deyişle, “Problemin temel ni­ telikleri ve karakteristikleri nelerdir?” biçimindeki ilk sorunun cevabı X ise, soru şöyle olmalıdır: “X ’in temel nitelikleri ve ka­ rakteristikleri nelerdir?” (İnsanların, sermayenin, teknolojinin vs. temel nitelikleri ve karakteristikleri nelerdir?) İlgili yanıtla­ rın etrafına daire çizerek ve onları farklı bir renkte işaretleye­ rek problemi algılama biçiminize kişisel bir bakış geliştirmeye başlarsınız. Bilgiyi bu şekilde düzenlemek yanıtlar arasındaki ilgileri ve bağlantıları aramanızı sağlar. Bitirdikten sonra şu so­ ruları sorun:

Diyagramın problemi anlamama katkısı oldu mu?

Problemi çözme yöntemi hakkında neyi keşfettim?

Eksik olan nedir?

Pürüz varsa nerede?

Şu an ne görüyorum?

Düşünmem gereken şey nedir?

Az çok düşünme yetisine sahip herkes dilin pratik anlamda zihnimizde evirip çevirdiğimiz şeyleri tanım lam ada ne kadar etkin olduğunu bilir. Salt düşünme dinamik, değişken ve aktif düşünmedir. Yoğundur ve dilbilgisel açıdan aktarılabilir. Bir biçim haline geldiği ve diğerlerince anlaşılabildiği sürece aktif, geçici ve yaratıcı karakterini yitirir. Düşüncelerinizi aktif do­ ğasını kaybetmeden yakalamanın en iyi yolu bir zihin haritası yaratmaktır.

78


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Zihin Haritaları Z ihin haritaları 1970’lerin başında zihin araştırm alarıyla ünlü İngiliz Tony Buzan tarafından doğrusal düşünm eye al­ ternatif olarak beynin tam am ını kullanm a tekniği olarak ge­ liştirildi. Z ihin haritaları düşüncelerinizi anahtar kelimelerle temsil ederek beyninizin m uazzam potansiyeline ulaşmayı olanaklı kılar. Bu, bir ana konu hakkında yazıp daha sonra düşüncelerinizi ve çağrışım larınızı betim leyerek bir üzüm asm asının m erkezi bir noktadan tüm yönlere yayılan bir asma gibi bildiklerinizi bulm ayı am açlayan bir beyin fırtınası yön­ temidir. Zihin haritaları bilgiyi kategorilere göre seçmez ama zi­ hinde olan şeyi görür. Aşağıdaki illüstrasyonda “sarı” sözcü­ ğü ile başlıyorum ve daha sonra aklım a gelen ilk düşünceleri yazıyorum. İlk aklım a gelenler “otobüs”, “yeşil”, “turuncu”, “nergis” ve “m uz”. Her bir düşünce arka arkaya çağrışım ları da beraberinde getiriyor; “otobüs”ün çağrışım yaptığı diğer sözcükler, “kamyon”, “am bulans”, “itfaiye aracı”, “yangın”, “am bulans”, “hastane”, ve “yeşil”. Diğer düşünceler m eyve­ lere ve çiçeklere ve okullara götürüyor. Her bir çağrışım bir yenisini tetiklediği için çağrışım lar potansiyel olarak ele alın­ dığında sonsuzdur. Bir zihin haritası tüm yönlere uzanır ve düşünceleri her açı­ dan yakalar. İnsan beyni bir şeyle başka herhangi bir şey arasın­ da çağrışım kurduğunu fark ederse anında çağrışımları yakalar. Düşüncelerinizin haritasını çıkardıktan sonra farklı düşünceleri ve temaları yeni bir fikre veya yaratıcı bir problem çözümüne dönüştürebilecek kalıplar ve bağlantılar bulabilirsiniz.

79


M ICHAEL MICHALKO

Yaratıcı dehaların en önemli özelliklerinden biri çağrışım sınırlarını özgürce ve sıradışı bir şekilde aşmalarıdır. Oysa bizler doğrusal ve açıklayıcı düşünce tarzına sahip olarak dikkat­ sizlik ve disiplinsizlik gibi görünen hayali bağlantıları en aza indirgemek için çağrışım sınırlarının ötesine geçmeye cesaret edemeyiz. Yine de çağrışım lar ve hayali bağlantılar yaratıcılığın önemli yanlarıdır; aslında özgün ve yenilikçi olan fikirleri m an­ tıklı ama ilgisiz olanlardan ayırırlar. Bir zihin haritası çağrışımlarımızı isteyerek ve bilinçli bir şekilde çoğaltmamızı sağlar, böylece hayali bağlantılar kurabilir ve yaratıcı güçlerimizi özgür bırakabiliriz. Aşağıda zihin hari­ talarını nasıl kullanabileceğinize dair bir zihin haritası bulun­ maktadır. 80


A Y R I N T I L A R I GÖR

BÜ YÜ K . R E S İ M

BÜYÜK

K A Ğ I TLA R

KULLAN


M ICHAEL M ICHALKO

Yönergeler: 1.

Tema. Büyük bir kağıda (ne kadar büyük olursa o kadar iyi olur) konunuzun özünü ifade eden bir kelime ya da kısa bir tümce yazın. Sonra onu daire içine alın. A rzu ederseniz konunuzu temsil eden bir resim de yapabilirsiniz. Resim ya­ ratıcı düşünme kabiliyetinizi artıracaktır.

2.

Anahtar kelimeler ve yerinde sözler. Loıd Tennyson’un arkasından gelen şair Arthur Henry Halam Tennyson’un de­ hasının düşünce parçalarını bir araya getirebilme ve onları yazılarında ilham almak için konu olarak belirleme yetene­ ğine bağlamıştır. Tennyson aklına gelen bir konu, sıklıkla bir kelime ya da kısa bir tümce belirler ve çağrışım yapan fikirleri ve görüntüleri ortaya çıkarmasına izin verirdi. Bu süreçte fikirler başlangıçta damla damla akarken yağmura dönüşür. Anahtar kelimeler çağrışım yapmamızı sağlayarak birbiriyle alakalı fikirleri yakalamamıza yardımcı olur. Kompleks çağrışım kalıplarını birkaç anahtar kelimeden elde etmek mümkündür. Örneğin, bir damla su insanın aklına coşkun Niagara şelalesini veya uçsuz bucaksız Atlantik okyanusu­ nu getirebilir. Asıl kelime ile alakalı aklınıza gelebilecek tüm kelimeleri hızlı bir şekilde not edin. Anahtar kelimeleri kullanın. Alakasız bütün kelimeleri ve tümceleri bir kenara bırakın ve yalnızca önemli olanlara ve bu “çağrışım ların” zihninizde uyandırdığı şeylere yoğunlaşın.

3.

Anahtar kelimelerinizi yazın. Bir nesneyi görsel olarak çizmek onu elle yazmaktan daha çok akılda kalıcıdır. Dü­ şüncelerinizi en az sayıda anahtar kelime ile ifade edin. Da­ ğınık düşüncelerden kurtulm ak isteyebilir ve yaratıcı çağrı­ şımlar yapmak için kendinize özgürlük tanıyabilirsiniz.

82


YARATICI DEH AN IN SIRLARI

4.

Aklınıza gelen her şeyi yazın. Saçma ve ilgisiz görünse de anlık çağrışımların hepsini yazarak sayfayı hızla doldurun. Tıkandığınızda ise harita üzerindeki o düşünceyi kaldırarak ilk yaptığı çağrışıma geri dönebilirsiniz.

5.

Bağlantılar kurun. Merkezden başlayarak anahtar keli­ meleri çizgilerle birbirine bağlayın. Kelimeleri birbirine bağlayarak bir düşüncenin nasıl diğeri ile alakalı olduğunu açık ve net bir şekilde gösterebilir ve fikirlerinizi bir ara­ da tutm anıza ve organize etmenize yardımcı olacak ilişkiyi görmeye başlayabilirsiniz. Gerekirse fazladan kelimeler ek­ leyebilirsiniz. Beyinlerimiz düzen içinde çalışmak için elektrik telleriyle örülmüş gibidir ve biz bunu sağlamak için dikkatli mimar­ lar icat ederiz. Psikologlar insanları düzenli olarak yanıp sö­ nen bir ampul mekanizması ile döşeli bir odaya kapatırsanız hangi ampulün yanıp söneceğini tahm in etme teorilerine dair inandıkları şeyin kalıplardan ibaret olduğunu hızla fark edeceklerini kanıtlamışlardır. Bir kişi bir konu hakkında ne kadar fazla düşünürse kalıpları görmek ve bağlantılar kur­ mak onun için o kadar kolay olacaktır.

6.

G rafikler kullanın. Renkler, resim ler ve semboller önem ­ li düşünceleri vurgulam ak ve harita üzerinde farklı alan­ lar arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanılabilir. Temel noktaları renklerle şifrelendirebilirsiniz: en önemli olanlar için kırm ızı, ikincil öneme sahip olanlar için yeşil vs. Ya da düşüncelerinizi daha iyi organize edebilmek için kı­ saltmalar, num aralandırm alar veya geom etrik semboller de kullanabilirsiniz. Resimler ve soyut semboller sağ bey­ ninizi harekete geçirerek yaratıcılığınızı uyandırm ak için kullanılabilir.

83


MICHAEL M ICHALKO

7.

Bir araya getirin. En önemli olanları tem alar halinde or­ ganize edin. Bir zihin haritası beyninizdeki kavramları bir araya getiren zihninizle aynı doğrultuda kavramları kağıt üzerinde toplar. Bu yüzden beyin bir harita üzerinde bulu­ nan daha hızlı bir şekilde bilgiyi kabul eder. Fikirlerinizi bir araya getirdiğinizde yaratıcının bakış açısıyla birlikte fikirleri ilk kez gören eleştirmenin bakış açısına da sahip olursunuz. Bir eleştirmen olarak çağrışım larınızı, eksik bil­ gilerinizi ve daha fazla ve daha iyi fikirlere sahip olduğunuz alanları test edebilirsiniz. Zihin haritası çıkarm a seri olarak fikir üretmektir. Hammadde tedarikçisi olmadığı için hari­ tanız nerede daha çok bilgi toplamanız gerektiğini göstere­ bilir.

8.

Gözden Geçirin. D anvin’in ilk ağaç diyagramı ilkeldi ve parçasaldı. Çalışmasında ilerleme kaydettikçe diyagramları daha özenli ve ayrıntılı hale geldi. Benzer şekilde, Vincent van Gogh’un sanatsal dehası benzer bir revizyon sürecini izliyordu. Aşamaları takip ederek orijinal vizyonundan ta­ mamlanmış bir ifadbye erişiyordu. Bir konuyu kavramlaştırm akla işe başlar ve onu bir oturuşta, belki de üç dört saat içinde resmederdi. Daha sonra vizyonuna adım adım yak­ laşmak için tatmin oluncaya dek konuyla ilgili bir dizi tablo yaratırdı.

Aynı şekilde haritanızı sürekli revize ederek, geliştirerek ve ayrıntılı hale getirerek düşüncelerinizi canlı tutabilir ve nihai sonuca adım adım yaklaşabilirsiniz. Yeni düşünceler ekleyerek ve fazlaca görünen parçaları yok ederek zihin haritanızı kolayca revize edebilirsiniz. Zihin haritası çıkarmak karşılaştırmalar yapmanızı sağla­ yarak kavramları gruplamanıza ve tekrar gruplamanıza imkan 84


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

verir. Kavramları yeni gruplar halinde yerleştirerek ve sentezleyerek yeni fikirlerin doğmasını sağlayabilirsiniz. Aşağıdaki şekli nasıl tanımlarsınız? •

• • •

• • • •

• • • •

Burada on iki ayrı ve alakasız nokta görülmektedir. Buna karşın, bir araya gelme biçimleri yüzünden onları ayrı noktalar grubu olarak algılarız. Aslında onları başka şekilde görmek de neredeyse imkansızdır. Noktaları bir araya getirerek onlara yeni bir kimlik kazandırmış oluruz. Tıpkı grafiksel olarak düşünce­ lerinizin haritasını çıkardığınız zaman olduğu gibi. Düşüncele­ rinizi bir araya getirip organize ederek onlara yeni bir kimlik kazandırmış ve böylelikle fikir evrimi sürecini başlatmış olur­ sunuz. Nokta illüstrasyonunda belirli bir nokta ya da noktalar grubu ya da üç ayrı noktalar grubu üzerine yoğunlaşmayı tercih edebiIirsiniz. Benzer bir şekilde, konunuzu haritayla gösterdiğiniz za­ man ya bireysel düşünceleri, düşünceler demetini veya konuyu bir bütün olarak vurgulayabilirsiniz. Zihin haritalarını çıkarmak genelden özele ve özelden genele hareket ederken kolay bir yol sağlar. Bunun yanı sıra zihin haritaları çıkarmak; •

Zihninizi karışık düşüncelerden temizler

Konuya yoğunlaşmanızı sağlar

Bütün beyninizi harekete geçirir

Konunuzun ayrıntılı bir şemasını çıkarmanıza olanak verir

Ayrık bilgi parçaları arasında bağlantılar kurmanızı kolaylaş­ tırır

Ayrıntılar ve büyük resim arasındaki farkları daha net gör­ menizi sağlar 85


M ICHAEL MICHALKO

Konu hakkında bildiklerinizin grafiksel bir temsilini görme­ nizi ve bilginizdeki eksiklikleri kolayca fark etmenizi sağlar

Bilgiyi kısa dönem hafızanızdan uzun dönem hafızanıza ak­ tarmanızı sağlayarak konuya yoğunlaşmanıza olanak verir

Zihin Haritalarını Gruplayın Bir grupta bireyler grubun beyin fırtınası oturumu için “ba­ sılı kopya” gibi enerjilerini grup zihin haritası yaratmak için kullanırlar. Öncelikle her bir katılımcıdan konu hakkında bir zihin haritası oluşturmasını isteyin. Temel yapıyı kaydetmek için duvar büyüklüğünde kağıtlar kullanın. Tüm duvarı kağıt ile kaplayın. Haritanın çizimini iyi bir zihin haritası yaratıcısı veya tüm grup birlikte gerçekleştirebilir. Renk ve kodlar süreklilik ve netlik sağlamak için uyum içinde olmalıdır. Tüm fikirler tam a­ men kabul edilir ve haritada bir araya getirilir. Değişkenler Zihin haritalarının temel prensiplerini anladığınız zaman işinize en çok yarayacak yöntemi buluncaya dek farklı varyas­ yonlar deneyin. Bazı öneriler şöyle sıralanabilir. Zihin haritalarını hareket ettirin. Zihin haritasını çıkardık­ tan sonra düşüncelerinizi bir araya toplamanın en ilginç yolu zihin haritanızdaki anahtar kelimelerinizi fihrist kartlarına kop­ yalamaktır. Sonra bunları çağrışım yapan düşünceler kümesi olarak gruplayın ve bir duvarın üzerine asm. Bu duvar üzerinde hareket eden zihin haritası anlamına gelir. Temel yönergeler: 1.

Zihin haritasındaki anahtar kelimeleri fihrist kartlarına ya­ zın. Her karta bir kelime sığdırın.

2.

Problemin merkez temasını farklı renge sahip bir karta ya­ zın ve onu duvara veya tahtaya yapıştırın.

86


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

Diğer tüm kartları duvara veya tahtaya merkezdeki kartın etrafına yapıştırın. Birbiriyle alakalı olan düşünceleri bir ara­ ya getirin. Düşüncelerinizi kartlara aktarmak rahat karşılaş­ tırma yapabilmeniz için onları gruplamanızı ve tekrar gruplamanızı kolaylaştırır. Kartlarınızın yan yana getirerek yeni fikirler üretebilirsiniz. Kartlarınızı gruplar halinde duvara yapıştırdığınız zaman çağrışımlarınızı test edebilir, neyin eksik olduğunu keşfede­ bilir ve daha fazla ve daha iyi fikirlere hangi alanlarda ihti­ yaç duyduğunuzu fark edebilirsiniz. Yeni düşünceler ve ilişkiler buldukça yeni kartlar ekleyin. Kartları bir tahtaya veya büyük bir kağıda yapıştırdığınızda alakalı düşünceleri renkli oklarla bağlayabilirsiniz. Bir duvar üzerinde alakalı alanları birleştirmek için kravat iğnesi ve ip kullanabilirsiniz.


M ICHAEL M ICHALKO

Bu genellikle kendinizi tıpkı bir filme veya roman kaptır­ m anız gibi zihin haritasını çıkarm adan önce konuya odaklam a­ nıza yardım eder. İspanyol ressam Pablo Picasso resim yapmaya başlamadan önce kendini tam am en konuya verirdi. Picasso’nun Tekniği Picasso’ya göre bir ressam duygularını, vizyonlarını ve dü­ şüncelerini boşaltmak için resim yapar. İşte sanatın tüm sırrı de burada yatmaktadır. Picasso ormanda yürüyüşe çıktığında “ye­ şil sindirim sizlik” geçirinceye kadar yeşil renk dışında hiçbir şey düşünmüyordu. Bu “doluluk” düşüncesinden kurtulup boşalmak için resim yapmaya karar verdi. Picasso’nun üretken çalışması zihninin sürekli dolu olma ve tuval üzerine boşalma ürününden başka bir şey değildi. Picasso konuyla “dolduktan” sonra bir sanat eserine istik­ rarsız bir tutum la ihtiyari bir noktadan başlar ve öyle ya da böyle yeni ve orijinal bir fikir elde ederdi. Bu yöntemin bir örneğine Picasso’nun Gizemi adlı filmde yer verilmiştir. Bir çiçekle işe başlıyor, onu önce bir balığa sonra bir tavuğa - siyah ve beyaz renkleri değiştirerek - dönüştürüyor. Daha sonra ise insanlar tarafından etrafı sarılı bir kedi haline getiriyor. Picasso resim yaparken düşünceleri değiştikçe konusu da değişti. İfade etmeye çalıştığı gibi asıl resim, süreç orada olan şeyi açığa çıkardıktan sonra kendini gösterebilir. Picasso’nun tekniğini denemek için probleminiz hakkında kolayca okunabilir bir formda olmak kaydıyla ilgili makalele­ rin ve kitapların özetleri, başkalarının deneyimleri, insanların önerdiği fikirler ve yarışçıların eylemleri gibi toplayabildiğiniz kadar malzeme toplayın. Tüm malzemeyi “konu” ile doluncaya kadar bir oturuşta elinizden geldiği kadar hızlı okuyun. Sonra 88


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

l'icasso’nun eserine yaptığı gibi ihtiyari bir temadan başlayın ve /ihin haritası çıkarın, siz bu “a k tif ’ durumdayken düşünceleri­ nizin akıp gitmesine izin verin. Düşünceleriniz ve konularınız değişirken, tıpkı Picasso’nun eserini tamamlarken nesneleri de­ ğiştirmesi ve konular arasında gidip gelmesi gibi siz de haritanı­ zı yeniden biçimlendirin. Son olarak kendinize zihin haritasının ne anlama geldiğini sorun. Bilmediğiniz neyi keşfettiniz? Herhangi bir kalıp gözü­ nüze çarpıyor mu? Eğer öyleyse, ne yapmanız gerekiyor? Ak­ lınıza ne tür çözümler geliyor? Tüm bilgilerin doğal bir şekilde evrilmesine izin verirseniz yeni fikirler de gelişir. Düşünce kartlan. Salt düşünme üretkendir ve kişinin ara­ lıksız düşüncelerinde vücut bulan hızlı fikir patlamalarıyla karakterize edilebilir. Picasso’nun tekniği zihin haritalarıyla üret­ ken düşünmeyi aktif hale getirir. Hızlı fikir akışını sağlamanın bir başka yolu fihrist kartlarını kullanmaktır. Öncelikle, “Picasso’nun tekniğinde” anlatıldığı gibi mal­ zemeleri bir araya getirin ve tek tek okuyun. Tüm malzemeyi elinizden geldiği kadar hızlı okuduktan ve “dolu” hissettikten sonra düşüncelerinizi fihrist kartlarına mümkün olduğunca hız­ lı yazm. Anahtar kelimeler ve tümceler kullanarak her bir dü­ şünceyi tek bir karta aktarın. A klınıza gelen her şeyi elinizden geldiği kadar hızlı yazın. Düşünceleriniz tükeninceye kadar yazmaya deva edin. Sonra, çağrışım yapan düşünceleri ayıra­ rak kartlarınızı düzenleyin. Hepsini tekrar bir gözden geçirin ve yeni düşünceler aklınıza geldikçe yeni kartlar ekleyin. Konuyu ya da problemi bir kart üzerine yazın ve onu bir duvara veya tahtaya yapıştırın. Diğer tüm kartları konu kartla­ rının etrafına yapıştırın. Birbiriyle alakalı düşünceleri bir arada toplayın. Kartlarınızı duvara yapıştırdıktan sonra çağrışım ları, 89


M ICHAEL M ICHALKO

bağlantıları, eksik kısımları ve daha fazla bilgiye ihtiyaç duydu­ ğunuz alanları bulmaya çalışın. İhtiyacınız olan ilham gelinceye kadar kartlarınızı bir arada gruplamaya ve tekrar gruplamaya devam edin. Picasso’nun tekniğinde önce kendinizi konuyla ilgili farklı kaynaklardan aldığınız bilgilerle doldurursunuz ve daha sonra çağrışımları kullanarak zihin haritası çıkarırsınız. Nihayet dü­ şünceler bir arada toplanır ve ortak bileşenler ve temalar halinde düzenlenir. Temalar haritadan ortaya çıkarak gelişir. A lternatif bir yol ise öncelikle konunuzun ana temalarını ve bileşenlerini belirleyip daha sonra haritada her bir temaya ayrı ayrı yer ver­ mektir. Temaların Haritasını Çıkarın Charles Darwin evrim problemini çözmek üzere ilk kez yola çıktığında doğal seleksiyon için hiç hazır değildi. İlk iş olarak düşüncelerini problemin sekiz önemli teması üzerinde yoğun­ laştırdı. Zaman geçtikçe temalarından bazılarını - örneğin doğ­ rudan uyarlama fikrini - terk etti. Sürerlilik gibi diğer fikirlerin üzerine gitti, ya da değişiklik süreklidir gibi ilk kez karşılaştı­ ğı fikirleri kabul etti. Bu temalar onu düşüncelerinde değişim yaratmaya yöneltti. Kendi duruşunu ele alarak eleştirmen, yeni çözümler ve fikirler üreterek buluşçu, daha önce ispatlanamayan yeni gerçekler keşfederek öğrenci rollerine büründü. Zihin haritası çıkarmak için başvurduğu özgün yöntem çok sayıda düşünceyi izlemesini ve daha sonra haritasını gözden geçirerek saçma ve gerçekçi olmayanları elemesini sağladı. En önemli temalar ve fikirler zihin haritasında zaman içerisinde ev­ rim geçirir. Temaların haritasını çıkarırken hedef, ilgili temala­ rın önceden şemasını oluşturarak daha gerçekçi ve temayla ilgisi 90


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

bulunan düşünceleri ve fikirleri başlangıç aşamasında izlemek­ tir. Yönergeler aşağıda sıralanmaktadır:

/. Komi. Konunuzu veya probleminizi büyük bir kağıdın ortasına yazın veya çizin. 2. Temalar. Konunuzun önemli temalarını, bileşenlerini veya açılımlarını sıralayın. Kabul edilebilir bir haritada temaların optimum sayısı altı ila sekiz olmalıdır. Eğer bu sayı sekizin üzerindeyse ek haritalar oluşturun ve şu soru­ ları sorun: Özel amaçlarım nelerdir? Problemimde sürekli olan şeyler nelerdir? Eğer seçtiğim konu bir kitapsa bölüm başlıkları neler olmalıdır? Problemimin açılımları nelerdir? Örneğin, beyin fırtınasını geliştirmek istediğinizi düşünün. Beyin fırtınası bir kitap olsa bölüm başlıkları neler olurdu? 3. Bölümler. Konu etrafındaki önemli temaları yazın ve onları düz çizgilerle konuya bağlayın. Örneğin, seçtiğiniz konu “Beyin Fırtınası Oturum larını Geliştirmek” biçimin­ deyse tem alarınız “İnsanlar”, “Çevre”, “ Kaynaklar”, “Ko­ laylaştırıcılar” ve “Kurallar” olmalıdır. Aşağıdaki örnekte temalar konuya bölümler halinde bağlanmaktadır. 4. Zihin haritası. Şimdi düşüncelerinizin sınırım her bir te­ mayı ayrı bölümler halinde ele alarak zihin haritası çıkarıp (zihin haritası çıkarma yönergelerine bakınız) genişletin. Örneğin, Kurallar sizi “Erteleme yargısı”, “M iktar”, “Kota”, “Boş viteste gitmek”, “Başkalarının düşüncelerine otostop çekmek”, “Fikirleri birleştirmek” gibi noktaların anahtar düşüncelerine yöneltecektir.

91


M ICHAEL M ICHALKO

K o la y la ştırıc ı

İn s a n la r

Beyin Fırtınasını ^ G e liş tirm e k ^

S o n ra ^ leğerlendir,

K u ra lla r

M ik ta r

'a r g ı l a r î E rte le ^ -

K a y n a k la r

Süsle O to s to p rö zd e n L 'L - c ır

.

Fikir, temaları elinizden geldiğince çoğaltmak olmalıdır. Zi­ hin haritanızda her bir temayı ayrı ayrı ele aldığınız zaman ayrı temalar arasındaki ilişkileri ve bağlantıları bulmaya çalışın. Muh­ temel yeni yorumlar ve fikirler için her bir temayı baştan son­ ra tekrar inceleyin. Yaratıcı düşünme biçimini merkezi temalar etrafında organize etme stratejisi T.S. Eliot dahil birçok yaratıcı düşünürün en sık başvurduğu stratejidir. Eliot’m Çorak Ülke (The Waste Land) adlı şiiri içinde bulunduğumuz yüzyılın tartışma yaratacak derecede en ünlü ve en etkileyici şiiridir. Eliot şiirinde “benliğin ve medeniyetin çöküşü” temasıyla başlar ve şaşırtıcı bir­ çok alt tema ile devam eder. Her bir dize ve dolayısıyla her bir kıta anlam içinde anlam barındırmaktadır ve kendi içinde her bir farklı temadan yeni bir şiir yazılabilir. Bu strateji okuyucuya yalnızca bir şiir evreni açmakla kalmaz aynı zamanda dinleyiciye yöneltti­ ği sayısız notlarla farklı evrenler de sunar.

92


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

I otus Çiçeği Eliot’un stratejisi bir temayla başlamak ve daha sonra alt te­ malar yaratarak her bir alt tema üzerine varyasyonlar üretmeklir. Yasuo M atsumura Japonya’nın Chiba şehrindeki Clover İş­ letme Araştırm aları (Clover Management Research) Şirketi’nde T. S Eliot’ın stratejisini diyagramsal olarak taklit eden yaratıcı düşünme tekniği niteliğinde Lotus Çiçeğini geliştirdi. Merkezi bir tema ile başlarsınız ve daha sonra her biri ayrı noktalara de­ ğinen farklı alt temalar buluncaya dek alt tem alar ve fikirler üre­ tirsiniz. Lotus çiçeği modelinde çiçeğin çekirdeğinin etrafında bulunan taç yaprakları mecazi olarak birer birer soyuluyor ve anahtar bir bileşeni veya ana temayı ortaya çıkarıyor. Problem ya da fırsat tam olarak anlaşılıncaya dek genişleyen çemberlerde bu yaklaşım izlenir. Bir şekilde geliştirilen tem alar ve alt tema­ lardan oluşan gruplar birçok farklı imkanlar sunar. Yönergeler şunlardır: 1. Diyagramın ortasına merkezi bir tema yazın. 2. A’nın bulunduğu çemberin etrafına H ’nin bulunduğu çembere kadar fikirler ve uygulamalar yazın. 3. Lotus çiçeğinin taç yapraklarının veya kutularının çev­ resine merkezi temalar olarak çemberlerin içindeki fikirleri kullanın. Böylece A çemberi içine yazdığınız fikir ve uygu­ lama daha alttakiler kutular için merkezi tema olabilir. Şim­ di sekiz yeni fikir ve uygulama üretm ek için temel olarak kullanılabilir. 4. Lotus çiçeği diyagramı tamamlanıncaya dek süreci tek­ rarlamaya devam edin.

93


MICHAEL MICHALKO

Örneğin diyelim ki şirketinizde üretkenliği artırarak ve maliyetleri düşürerek daha fazla değer oluşturmak istiyorsunuz. Merkezdeki kutuya “Değer Ekle” yazın. Daha sonra şirketiniz­ de üretkenliği artırabileceğiniz ve maliyetleri düşürebileceğiniz en önemli sekiz alanı merkezdeki kutunuzu çevreleyen A harfi bulunan dairelerle H harfi bulunan dairelere yazın. Ayrıca aynı önemli alanları diyagram etrafına yayılan yerini tutan harflerin bulunduğu dairelere yazın. Şimdi her bir alan çevredeki kutularla bağ kuran ana temayı temsil etmektedir. Örneğin aynı diyagramdaki A harfinin oldu­ ğu “teknoloji” kelimesi daha aşağıda ve ortada bulunan kutular için tema işlevi görmektedir. Her seferde değer eklemek için sekiz yol düşünmeye çalı­ şın. Üretkenliği artırm ak ve m asrafları kısmak için teknolojiyi kullanabileceğiniz sekiz fikir ya da yol, personeli daha üretken kılmak için sekiz fikir veya yol veya m asrafları azaltmak için yollar, dağıtım m etotlarında daha fazla değer yaratmak için se­ kiz fikir veya yol vs. düşünün. Tüm diyagramı bitirdiğinizde üretkenliği artırm ak veya m asrafları azaltmak için altmış dört yeni fikir veya yol edinm iş olacaksınız. 94


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Lotus çiçeğinde fikirler başka fikirler ve uygulamalar oluş­ turmak için evrilmektedir. Tekniğin bileşenleri dinamik olduğun­ dan fikirler kendi önem sıralarına göre dışarıya fışkıracaktır. Bir diğer dinamik düşünme stratejisi de sistematik düşün­ medir. Gerçeklik eğrilerden meydana gelir ama biz doğrusal çizgide dünyaya neden sonuç ilişkisi kurarak bakmaya eğilimli­ yiz. Dahiler doğrusal ya da mekanik olarak neden sonuç ilişkisi kurmak yerine olayları “etkileşimin ilm ikleri” veya “karşılıklı etkileşim” açısından ele alırlar. Bu düşünme stratejisi tipik ola­ rak onların etkileşim elementlerinin tüm sistemlerini izlemesine olanak verir. 95


M ICHAEL MICHALKO

Örneği Freud zihinsel süreci “sadece izole edilmiş eylemler ve tüm fiziksel varlığın parçaları” olarak görüyordu ve semp­ tomun “anlamı”nın yalnızca büyük sistemlerle olan ilişkisinde bulunabileceğini iddia ediyordu. Einstein fiziğe mekaniksel ve istatistiksel yaklaşımları reddediyordu çünkü sistemin daha de­ rin dinamiklerini önemsemediklerini ve süreçler üzerinde dur­ mak yerine sonuçlara yoğunlaştıklarını düşünüyordu. Freud ve Einstein tüm sisteme ve bileşenlere bakılmadığı sürece bileşen­ ler arasındaki kilit bağlantıların ve birbirleriyle olan ilişkilerin göz ardı edilebileceğini düşünüyorlardı.

Sistemin Haritasını Çıkarın Doğadaki canlıları düşünün. Doğada sadece yapraklar bu­ lunmaz, onları bir arada tutan dallar, ağaçlar ve kökler de vardır. Tüm sistem birbiriyle etkileşim halinde olan elementlerden olu­ şur. Zira Edison sadece bir elektrikli ampul icat etmedi - elekt­ rikle çalışan lambaları başka insanlar da icat etmişti. Elektrikle aydınlatma için dinamolar, kablo boruları ve büyük sayıda elekt­ rik ampullerini aydınlatacak akımı bölmeye yarayan bir araç da­ hil olmak üzere tamamıyla pratik bir sistem icat etmişti. Sistematik olarak düşünme stratejilerinden biri de sistem haritası çıkarmaktır. Sistem haritaları parçaları görmemiz ye­ rine bütüne yoğunlaşmamızı, problemin statik “fotoğrafları”na tepki vermek yerine farklı bileşenler arasındaki yeni ilişkileri ve bağlantıları görmemizi sağlayarak yeni olası özellikler yaratma­ mızı sağlar. Tüm farklı bileşenlerin birbirleriyle nasıl etkileşim halinde olduklarına dair iyi bir algınız, başka deyişle zihin haritanız var­ sa problemin daha derin dinamiklerini görmeye başlar ve prob­ leme başka bir açıdan bakarsınız.

96


YARATICI DEH AN IN SIRLARI

Bir sistem haritasını nasıl oluşturacağınıza dair yönergeler şunlardır: 1. Konunuzu tanımlayacak bir kelime veya kısa bir tümce yazın. Bunu sayfanın ortasına yerleştirin ve daire içine alın. Konunuz herhangi bir şey hakkında olabilir: Satışları düşür­ mek, eğitim ve geliştirme, pazarlama, geleceğin pazarları, ortak şirketler vesaire. Örnek: Tedarikçiler ve şirketler arasında sigorta paketle­ rini müşteriye uygun hale getiren ve bundan komisyon alan bir sigorta acentesi iş olanaklarını iyileştirmek için yollar aramakla meşguldür. Konuları “İşleri İyileştirmek”olsun. 2. Temel bileşenleri tanımlayın. Bunlar dikkate alınması gereken bölgenin temel alanlarıdır. Genellikle dikkate alın­ ması gereken üç ila altı temel alan (örneğin şirket, rekabet, çevre, müşteri) bulunur. Buckminster Fuller’a göre, bu üç element, bir yapı ya da kalıp oluşturmak için gerekli en az sayıda elementtir. Değişkenlerin sayısı az olsa bile eğer ele­ mentlerin tümü karşılıklı olarak birbirlerini etkiliyorlarsa ve aralarında bağlantı kurabiliyorlarsa oldukça karmaşık etkileşimler doğabilir. Freud’un oldukça fazla karmaşık yapıları basit ego, kim lik ve süper-ego modeliyle ele alma yeteneği; Walt Disney’in fikirler yaratırken Hayalci, Ger­ çekçi ve Eleştirmen rolünü oynama yeteneği; Einstein’ın ünlü E=MC2 denklemi birbirleriyle bağlantılı üç elemente dayanan dinam ik modelleri örneklemektedir. Daireleri çizerken ana bileşenleri belirleyin ve onları merkezdeki konu ile geri birbirine bağlayın. Örnek: Sigorta acentesi için ana bileşenler “Şirketimiz”, “Sigorta Tedarikçileri”, “Şirket M üşterileri” ve “Çevre”dir. 97


M ICHAEL M1CHALKO

3. Her bir bileşen üzerindeki etkileri tanımlayın. Olumlu ya da olumsuz her etki hem neden hem de sonuçtur. Hiç­ bir şey tek bir yönde etki altına girmez. Dahiler nesnelerin kendisinden ziyade onlar arasındaki “ilişkiler”e yoğunlaş­ maktadır. Isaac Newton yerçekimi etkisi adlı teorisinde Jü­ piter güneşin çekim alanına girer ve başka şekilde güneş Jüpiter’in çekim alanına girmesi gibi hareketlerin söz konu­ su olmadığını, güneşin ve Jüpiter’in birbirlerine yaklaşmak için çaba gösterdiklerini ileri sürmektedir. Fikir her bir bileşen üzerindeki mümkün olduğunca faz­ la etkiyi tanımlamak ve birbirine bağlamaktır. Yaygın etkenlerden bazılarına örnek vermek gerekirse: A. Bir şirketi etkileyen şeyler: Ürün tasarım ı, tedarikçi­ ler, işgücü, yönetim, materyaller, metotlar, makineler, mali performans, dağıtım kanalları, pazarlama, satış personeli B. Müşteriyi etkileyen şeyler: Rekabet, ekonomi, ihti­ yaçlar, hedefler C. Çevreyi etkileyen şeyler: Ekonomi, teknoloji, nüfus yapısı D. Verdiğimiz örnekte sigorta şirketin etmenleri arasın­ da teknolojiler, maliyeti azaltma prosedürleri, rekabet, yö­ netim, operasyonlar ve hizmetler bulunmaktadır.

98


YARATICI DEH AN IN SIRLARI

Gerçekliği görmenin koşulu düz çizgilerdense etki çember­ lerini görmektir. Etkiler ve ana bileşenler arasında bağlantı ku­ rarak doğrusal düşünmenin kaçınılm az bir sonucu olan tepkisel zihin kalıplarının oluşmasına imkan veririz. Her çember bir hi­ kaye anlatır. Etki akışının haritasını çıkararak temel kalıpları ve eğilimleri görebilirsiniz.

4.

Her bir etki için önemli faktörleri tanımlayın ve arala­

rında bağlantılar kurun. Bu adım genellikle eğilimleri ve yeni gelişmeleri ortaya çıkaracak olan süreci sorgulamanızı sağlar. I iki üzerinde nasıl bir vurucu özelliğe sahiptir? Şimdi neler olu­ yor? Son eğilimler ve gelişmeler nelerdir? Etki üzerinde etkiye sahip son değişiklikler nelerdir? Bu soruları mümkün olduğunca çoğaltın ve her bir etkiyle bağlantı kurun. Örnek: Verdiğimiz örnekte “Teknolojiler”in “M üşteriler” üzerindeki etkileri için önemli faktörler şunlardır: “Faks”, “Ye­ rel ağlar”, “Veri tabanı”, “İnternet”, “Telekonferans” ve “EDI”.

99


YARATICI D E H A N IN SIRLARI

5. Etkileri ve faktörleri öncelik sırasına göre sıralayın. Han­ gi etkilerin ve hangi faktörlerin veya değişikliklerin kar­ maşa üzerinde en büyük etkiye sahip olduğuna ya da hangi etkilerin en büyük etkiye sahip olabileceğine karar verin. Etkileri renklerle şifrelemek için renkli kalemler kullanın: Temel olanlar için kırm ızı; orta seviyede olanlar için yeşil; hiçbiri için sarı. Verdiğimiz örnekte temel etmenler “Boyu­ tunu azaltma”, “Maliyeti kısma” ve “Teknolojiler”. 6. Temel vurgulayıcı özellik birimlerini analiz edin. Faktör­ ler olumlumu olumsuz mu? Değişiklikler neden meydana geldi? Değişikliğin tüm muhtemel nedenleri nelerdir? Her bir birimi vurgulayıcı özelliğine göre renklerle şifrelendirin. Verdiğimiz örnekte acente teknolojideki ilerlemelerin sigor­ ta tedarikçilerine ve şirketlere komisyoncuyu yani acenteyi ortadan kaldırmak için gerekli araçlar verir. Şirketler kısa sürede kendi bilgisayar bilgilerini sigorta acentesini ortadan kaldırarak kapsamlı bir veritabanı taram ak ve kendileri için optimum sigorta paketi seçip uygun hale getirmek için kul­ lanacaklardır. Sigorta acentesi doğrusal neden-sonuç zincirini listele­ yerek geleneksel beyin fırtınası yöntemini kullanmış olsay­ dı kendi sahalarına nüfuz eden teknoloji ve m asraf kesintisi arasındaki karşılıklı etkileşimi dikkate almayabilirdi. Ken­ di sahalarının bileşenlerini, bileşenler üzerindeki etkileri ve aralarındaki karşılıklı ilişkileri tanım lam ak için günlük dili kullanm adaki zorlukları düşünün. Buna karşın, acente haritaya başvurduğu ve teknoloji ile m asraf kesintisinin m üşterinin sigorta tedarikçisi, şirket müşterileri ve çevre üzerindeki ilişkilerini keşfettiği zaman onu en büyük zorluk olarak tanımlayacak şanslar doğar. 101


M ICHAEL MICHALKO

7. Beyin fırtınası. Vurgulayıcı bir ürün faktörü seçin ve m ümkün olduğunca çok fikirleri, olasılıklar ve çözümler üretin. Verdiğimiz örnekte acente teknolojideki şansların maliyet kesintisindeki şirket faizinin hizmetlerindeki her­ hangi bir değişimin etkisi altında bulunmayan uzun dönem­ li eğilim olduğunu fark etmektedir. M üşterilerin işle alakalı sonradan ortaya çıkan problemlerine hızlı ve yapılandırıl­ mış çözümleri, değer içerikli yeni türde bilgiyi, uzm anlık gerektiren uygun servisleri ve yaptıkları her şeyde kişiye indirgenmiş müşteri hizmetini önemli ölçüde iyileştirmenin yollarını yeniden tanımlamak için beyin fırtınası yapmaya karar veriyorlar. Sistemin haritasını çıkarmak problemi yeniden yapılan­ dırm am ıza yardımcı olur. Diğer bir deyişle, bir probleme farklı bir açıdan bakabilir ve onu farklı bir soru tarzında görebiliriz. Verdiğimiz örnekte sigorta acentesi mevcut ser­ vislerini iyileştirmenin yollarını aramaya başladı ve işlerini yeniden tanımlama imkanı buldular. Sistem haritası çıkarm anın birçok faydası vardır: •

Her harita bir hikaye anlatır. Temel beceri haritanın anlattığı "hikaye"yi görebilmektir. Konunun bileşenleri kendi arala­ rında nasıl bir etkileşim kuruyorlar, değişim kalıpları nasıl doğuyor, bu kalıplar neye göre şekil alıyor. Einstein izafiyet teorisini oluşturmadan önce hiçbir deney gerçekleştirmedi, hiçbir bilgi toplamadı ve hiçbir şey icat etmedi. Einstein'ın yaptığı şey birbiriyle ilişkili uzay, zaman ve enerji hakkında "yeni" bir hikaye anlatmak ve bu kavramların nasıl bir etkiye sahip olduğunu ve neyden etkilendiğini açıklamaktı.

Harita "büyük resmi" görmemizi ve ona göre hareket etme­ mizi sağlar. Ünlü heykeltıraş Auguste Rodin kendi "evrensel 102


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

fikıf'nin izinden gitmeyi bir dahinin görevleri arasında sayı­ yordu. Rodin evrensel fikrine aktif bir şekilde bağlı kalma­ nın sürekli ona yakın olmak için ve düşüncesinin en küçük ayrıntıları ile yakından bağlantı kurmak için kişisel bir gerek­ liliği olduğunu söylüyordu. •

Harita aynı zamanda doğrusal neden-sonuç zinciri yerine ana faktörler arasındaki bağlantıları ve ilişkileri görmemizi sağlar. Mozart'ın müzik dehası elbette sadece notaları bil­ mesinden ve onları çalmasından ya da tempo, ses yüksekli­ ği ve ton gibi ses özelliklerini kullanmasından kaynaklanmı­ yordu. Asıl yeteneği derin kalıpları, ilişkileri ve evrensellikleri sesle algılamasından ve temsil etmesinden ileri geliyordu.

Harita birbiriyle ilgisiz bir dizi durağan fotoğraf yerine de­ ğişimin süreçlerini tanımlamamıza yardım eder. Leonardo da Vinci'nin dehası "süreçlerin sonuçları" yerine "sonuçların süreçlerini" görebilme yeteneğiydi.

Sistem haritası çıkarma ayrıntıları görebilmemizi sağlar. Freud'a göre yaratıcı düşünme sürecinde anahtar element­ ler olan bağlam ya da tipik kültürel özelliklerle zıt görünen şey ayrıntılardı. Freud'un stratejisinin ve dehasının gücü çoğu insanın gözden kaçırdığı detaya inen parçalardaki önemli şeylerde bulunabiliyordu. Freud ideal bir düşünü­ rün tüm bağlantılardaki tek bir gerçek gösterildiğinde onu yalnızca sonuca götürecek bütün olaylardan değil aynı za­ manda kaynak alacak bütün sonuçlardan çıkardığına ina­ nıyordu. Örneğin Freud'un Leonardo da Vinci'nin hafızası üzerine çalışması, bütünün bir ifadesi olarak sistemin bir parçasına dair inancının bir ifadesiydi.

Kendinizi büyük bir oditoryumda hayal edin. Tepenizde bir­ çok ışık göreceksiniz. Her bir lamba diğerlerinden ayrıdır ve onla­ 103


MICHAEL MICHALKO

rı bu şekilde birden fazla düşünebilirsiniz. Ama şimdi düşüncele­ rinizi derinleştirdiğinizde her bir ampulün ayrı ayrı aydınlattığını ve ışığın birden fazla değil bir tane olduğunu göreceksiniz. Aslın­ da bir tane olan ışık gözünüze birden fazla görünmektedir. Benzer şekilde, bir konuyu ele aldığınızda bileşenlerini ayrı ayrı ve farklı şeyler olarak düşünebilirsiniz. Sistem haritası çı­ karm ak size bileşenlerin konuyu oluşturmak için nasıl birbirleriyle etkileşim halinde olduğunu net bir şekilde görmeniz için yol gösterir. Tek bir tane olan konu farklı bileşenler, etkiler ve faktörlerden meydana gelmektedir.

Uç Koşulları Diyagramlarla Göstermek Sistem haritası çıkarmak iki farklı süreç gerektirir: Konu­ nun harita ile gösterildiği üretken aşama ve haritanın olası yo­ rum lar ve fikirlerle ele alındığı açıklayıcı aşama. Bir konunun dinamikleri belirlendikten sonra bir kavrayış geliştirilir ve fi­ kirler akmaya başlar. Konunuzun ya da durumunuzun dinamik­ lerini görsel olarak belirlemenin bir başka yolu da uç koşulları diyagramla göstermektir. Leonaıdo da Vinci bir konuyu gerçekten anlamak için onu uç koşullar altında incelemek gerektiğini gözlemledi. Öncelikle seçtiği konunun önemli faktörlerini gözlem ya da hayal gücü ile belirleyip daha sonra bu faktörlerin farklı - özellikle uç - ko­ şullar altında birbirleriyle olan etkileşimini ortaya çıkarıyordu. Örneğin insan anatomisini anlamak için da Vinci farklı soru­ lardan yola çıkıyordu: İnsan ne zaman kilo alır, öncelikle hangi organlar kilo alır? Vücut açlık hissettiğinde küçülecek son organ hangisidir? Konunuzu uç noktalara taşıdığınız zaman önemli parçaları, hayati ilişkileri ve yönlendirici prensipleri kısa süre içinde fark edersiniz.

104


YARATICI D EH AN IN SIRLARI

Alan Analizini Gerçekleştirmek Alan analizi gerçekleştirme tekniği, pozitif ve negatif güç­ lerin konuları veya durumları uç noktalara taşıyarak ya da tam lersi, onları dinamik olarak ne kadar etkilediğini görsel açıdan tespit etmek için bir toplum psikologu olan Kurt Lewin tarafın­ dan ortaya atıldı. Konuları sabit ve durağan görmeye eğilimliyizdir. Yine de dünya sürekli akan bir nehre benzetilebilir, do­ layısıyla konular ve ilişkiler dinam ik ve akışkandır. Pozitif ve negatif güçler sürekli olarak bir konuyu uç noktalara iter veya çeker ya da tam tersi. Alan analizi gerçekleştirmek pratik araç­ ları harekete geçirmek için güçleri keşfetmenin bir yoludur. Bu teknik size yardımcı olabilir: •

Mücadelenizi daha iyi tanımlayın

Tüm ilgili faktörlerin daha dikkatli bir değerlendirmesini ya­ pın

Maksimum seviyeye ulaştırabileceğiniz güçleri belirleyin

Minimum seviyeye indirebileceğiniz güçsüzlükleri belirle­ yin

Daha fazla güç kazanmaya çalışın

Alan analizi diyagramı oluşturmak için: 1. Çözmeye çalıştığınız sorunu yazın. 2. Uç noktaları belirleyin. Kağıdın sol tarafına en kötü du­ rum senaryosunu yazın. Aynı çizgiden devam ederek en iyi durum senaryosunu yazın. 3. Ortaya konunuzun veya durumunuzun tüm önemli faktörlerini ve koşullarını yazın. Diyagramı oluştururken müm kün olduğunca fazla faktör sıralayın. 4. Koşulları listelerken bazı güçlerin sizi en iyi duruma iterken diğerlerinin sizi felakete çektiğini göreceksiniz. Bu 105


M ICHAEL M ICHALKO

faktörün sizi nerelere ittiğini ve çektiğini yansıtan bir çizgi oluşturunuz ve kendinizi şu an nerede hissediyorsunuz ora­ ya bir X yerleştiriniz. 5. Son olarak tüm X ’leri inceleyin ve “En İyi Senaryo”dan “En Kötü Senaryo”ya doğru değişen genel döngü üzerine bir X yerleştirin. Aşağıdaki örnekte analiz edilen durum yaratıcı düşünm e­ dir. Bir birey daha yaratıcı bir şekilde nasıl düşünebileceğiyle ilgilenmekte ve yaratıcılığını analiz etmek istemektedir. En iyi durum senaryosu “Leonardo da Vinci Olmak” iken en kötü du­ rum senaryosu “Dünce 01m ak”tır. Ortada yaratıcı düşünmek için en önemli faktörleri üstelemiştir. E n İy i D u ru m S e n a ry o s u

E n K ö tü D u ru m S e n a ry o s u

“ D a V in c i O lm a k ”

“ D u n c e O lm a k ”

A

V

\ A/

S A V \

M erak

/

V

E n erji

V 'N A / V A

av

/

S *x r\ V A A V

V A

v A

y> N y \ y

.. _ N e t F a y d a la r D unce

d a V in ci

106


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Faktörlerden bazıları en iyi duruma doğru çekilirken bazı­ ları en kötü duruma doğru itilmektedir. X ’i en iyi durum senar­ yosuna götürmek için üç seçenek vardır:

1. Negatif yanlarınızı minimum seviyeye indirin ya da yok edin. 2. Pozitif yanlarınızı maksimum seviyeye çıkarın. 3. Daha fazla maksimum güç kazanın.

Bu örnekte kişi negatif yönleri üzerinde durarak onları m i­ nimum seviyeye indirmenin yollarını geliştirmek isteyebilir, örneğin kendine günlük bir program hazırlayarak fikir üretme potansiyelini artırabilir, bir saatini yaratıcı düşünmeye ayırabi­ lir, yaratıcı düşünme teknikleri üzerine kitaplar okuyabilir, risk alma gibi yaratıcı düşünme alışkanlıklarını tecrübe etmeye baş­ layabilir, veya işe yaradığını hissedinceye kadar bir fikirde ısrar cime yeteneğini geliştirebilir. Ya da yaratıcı düşünme çabalarını daha fazla enerjiyle kuv­ vetlendirerek, konu hakkında daha fazla bilgi edinip hazırlığını iyileştirerek ve yaratıcı düşünmeyi mesleki performansında eri­ şilebilir hedefler arasına nasıl alacağını amirine sorarak pozitif güçlerinden bazılarını daha etkin hale getirmeyi tercih edebilir. Aynı zamanda negatif güçlerine ağır basacak yeni pozitif güçler de yaratabilir, örneğin konularını sözel olduğu kadar görsel olalak da ifade edebilmek ve analizine bu etkinliği dahil edebilmek için çizim becerileri üzerinde çalışabilir. Analizin önemi, faktörler diyagramlarla gösterildiği ve de­ ğerlendirildiği oranda artacaktır. Verdiğimiz örnekte, “da Vinci” ve “Dünce” arasındaki genel döngüde X, “Dunce”a doğru değiş­

107


M ICHAEL M ICHALKO

mektedir. Özel düşünme becerileri, fikir üretme ve tekniklerle ilgili faktörler en kötü senaryoya doğru değişmektedir. Nihaye­ tinde bileşen faktörlerinin dinamik doğası kişinin güçleri tersine çevirmek için aktif fikirler ve eylemler üretme ve faktörleri en iyi senaryoya taşıma gerekliliğini netleştirmektedir. Örneğin, deneğimiz yaratıcı düşünme yeteneğini gözle görülür derecede iyileştirmek için (X ’i en iyi senaryoya taşıyarak) yerel bir kolej­ deki yaratıcı düşünme sınıfına kaydoldu, yaratıcılık üzerine açık seminerlere katıldı ve hem kendisi hem de diğer çalışanlar için yerinde çalıştaylar ayarlamak için amirini bir yaratıcılık uzmanı getirmesi yönünde teşvik etti. Mozart bestelerini yaparken öncelikle müzik parçasının ge­ niş yapısını, yani biçimini ve temel dinam iklerini ele alarak işe başlardı. Genel yapının önemli ayrıntılarını sabit hale getirdik­ ten sonra, Mozart, geri döner ve kendi müzik bestesi için “en iyi senaryo” oluşturmak üzere ayrıntıları tekrar gözden geçirerek uygun hale getirirdi. Bazen bu etkinlik ona parçaya yeni bir müziksel boyut katmak için öyle ilham verirdi ki heyecanla yeni oluşuma kendini kaptırırdı. Bu durum, faktörlerin alan analizi gerçekleştirmede olduğu gibi işlemesine benziyordu. Büyük bir satış elde etme ihtimalinin olduğunu düşünelim. Yapacağımız ilk şey, satış kapatmanın en iyi senaryosu ve satış kaybetmenin en kötü senaryosunu içeren bir alan analizi oluş­ turmaktır. Daha sonra faktörler listelenir ve aşağıdaki gibi di­ yagramda gösterilir:

108


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

E n İy i D u ru m S e n a ry o s u S a tış la rı K a p a tm a k

< ------------------ -----X.~

E n K ö tü D u ru m S e n a ry o s u S a tış la rı K a y b e tm e k

Ü rü n R ekabet F iy at

------------------

---------- -------------------

--------- > — >

M ü şte ri G e re k sin im i — M ü şte ri B ilg isi < - x ---------------M ü şte ri B ü tç esi ------------S a tış S u n u m la r ı ------------R ek a b e t E d i le b il ir lik - ^ ^ ----------------K a p a tm a

X ? >

K a y b e tm e

A

Söz konusu durum da üstün niteliklere sahip bir ü rünü­ müz var, ancak fiyatım ız yüksek. Ürünün üstün nitelikleri müşteriyi çekm em iz için avantaj, ne var ki kötü bir satış su­ numu gerçekleştirdik. M üşteri satış personelinden hoşlanm aıııışa benziyor. Belli önlem ler alm azsak satışları kaybetm e şansım ız artacak. Şansımızı artırabilm ek için yapabileceklerimiz: •

Fiyat farklılıklarını dengelemek için paket halinde finans­ man önermek

Destek personelini (ürün müdürleri, mühendisler vesaire) kötü satış sunumlarını ve satış personelinin bıraktığı kötü izlenimi dengelemek için kullanmak

Daha alt seviyede bir rakibin izlenimini dengelemek için müşteri hizmetlerimizi vurgulamak

Memnun müşterilerin tavsiye mektuplarına başvurmak

109


M ICHAEL MICHALK.O

Satış durumunu gösteren bir alan analizi satış elde etm e­ miz ve güçleri pozitif bir yönde kullanmak için alternatif fikirler üretme şansı yaratmamız konusunda olasılıkları gerçekçi olarak değerlendirmemizi sağlar. Nasıl ki Mozart incelikli davranarak yeni müziksel boyutları kompozisyonuna sokmak için ilham al­ dıysa yaptığımız analiz de paket halinde finansmanı, destek per­ sonelini ve müşteri hizmetlerini (yeni boyutlar) satış durumuna entegre etmemizi olanaklı kıldı.

Görsel Beyin Fırtınası Yaratmak Yaratıcı dahiler düşüncelerini şekillendirirken ve aktarırken geniş çapta grafik araçları kullanırlar. Bazıları diyagram ve ha­ ritalardan faydalanırken diğerleri üç boyutlu, fiziksel modellere başvururlar. Örneğin Francis Crick ve James Watson DNA mo­ lekülünün “çift sarmal” şeklinde olduğunu kanıtlayarak 1962’de Nobel Ödülü almalarını sağlayan tek - ve ç ift- zincirli üç boyut­ lu modeller oluşturdular ve bunları deneylerinde kullandılar. Ve M artha Graham gibi diğerleri ise basit parçalar halinde şematik çizimler ve eskizler kullanmayı seçmişlerdir. Modern dans alanında yaratıcı bir dahi olan M artha Gra­ ham geleneksel bale yöntemlerini reddederek basit çizimler ve eskizlerle kendi dans sözlüğünü oluşturdu. Defterleri fikirlerini ve düşüncelerini yansıttığı, kelimeler olmadan onları kavramlaştırmasım sağlayan çizimler ve eskizlerle doludur. Her bir dans görsel olarak öncekilerden daha fazla cesaret vericiydi. En çok övgü alan eserleri arasında Versailles ’in Hayaleti de olan bestekar John Corigliano benzer bir şekilde büyük bir iş hazırlığına girer. Bir müzik parçası yaratırken başlangıçta ortaya çıkardığı şeyde ne müzik ne de söz bulunur. Bunun yerine fikir­

110


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

lerini ve düşüncelerini eskizlerle anlatır ve bazen sadece soyut şekiller çizer. Aşağıdaki illüstrasyonda T harfi, sekiz sayısı ve P harfin­ den görsel bir sentez yarattım. Çoğu insan bunu kolaylıkla kriket oyununda kriket sopasının topları deliğe sokmak için itmesi ola­ rak yorumlayabilir. Çizimin dinamikleri hemen hemen aşağıda­ ki gibi yorumlanacaktır.

Eğer sizden T ’yi, sekizi ve P ’yi kriket oyununa sentezlemeııiz istenseydi birçok olasılığını çizimini ya da eskizini yapma­ dan bunu gerçekleştirmeyi imkansız değilse de zor bulurdunuz. Aslında, kriket oynunu ifade etmek için bir T ’yi, sekizi ve P ’yi birleştirebileceğinize dair detaylı bir tanım okumuş olsanız da onu görsel olarak göstermeden ya da çizmeden anlamak sizin için imkansız olurdu. Kelimelerle anlatacağımız şeyden çok daha fazlasını bili­ yoruz. Örneğin en iyi arkadaşım ızın yüzünü biliriz ve onu mil­ yonlarca yüz arasında kolaylıkla seçebiliriz; ancak yine de bir yüzü nasıl diğerlerinden ayırt ettiğimizi genellikle söyleyeme­ yiz. Sahip olduğumuz her bilgi basitçe kelimelere dökülemez. Aslında, insanlara en iyi arkadaşlarının yüzünü ayırt etmeden önce yazarak anlatmaları istendiğinde yazılı tanım ın önemli de­ recede tanımlama yetisi ile zıt düştüğünü deneyler kanıtlamıştır. Bu örnekte, yazılı tanım yüzü tanım a yetisini kısıtlamaktadır. Ancak yine de en iyi arkadaşının yüzünü çizmeleri ya da eskiz­

111


M ICHAEL MICHALKO

le göstermeleri istendiğinde insanlar onların nasıl göründüğünü kolaylıkla kavramlaştırabildiler. Görsel olarak beyin fırtınası yaratma, fikirleri yakalamak ve kavram laştırmak için çizimler ve skeçler kullanm a çabasıdır. Ana fikir problemin nasıl çözüleceğine dair bir eskiz yaratmak­ tır. Probleminizin çözümünü çizerek ifade edin. Daha sonra çizim inizi düzenleyerek ya da yeni bir eskiz veya çizim yaratarak çözümünüzü gözden geçirin. Düzenlemeye devam edin veya yapabildiğiniz kadar çok sayıda yeni eskiz yaratın. Son olarak eskizlerden birini ya da eskizlerin parçalarından birini kullana­ rak nihai bir çözüm oluşturun. Gruplar Katılımcılara problem çözümünün eskizlerini çizmeleri için beş dakika verilir. Eskizler soyut, sembolik veya gerçekçi olabi­ lir. Konuşmaya izin verilmemelidir. Beş dakika dolduğunda ka­ tılım cıların eskizlerini sağındaki kişilere vermeleri istenmelidir. Aldıkları eskizleri gözden geçirebilir, yeni özellikler ekleyebilir, çizimi değiştirebilir veya aynı sayfa üzerine yeni bir eskiz çize­ bilirler. Daha sonra bu çizimi sağlarındaki kişiye vermelidirler. Bu değiştirme ve değişmiş eskizleri elden ele verme süreci yak­ laşık otuz dakika sürer. Son olarak katılım cılar tüm çizimleri toplayıp incelerler ve nihai bir çözüm seçer veya farklı eskizler­ den nihai bir çözüm yaratırlar.

112


VUSIM // j r

\

Yaratıcı dahiler tıpkı Darvvin’in biyolojik evrim teorisine benzer şekilde yaşam larını sürdürürler. Darwin’e göre kör “de­ neme yanılma” sayesinde doğa birçok imkan yaratır ve daha son­ ra doğal seleksiyonla hangi türlerin hayatta kalması gerektiğine karar verir. Doğada yeni türlerin yüzde 95’i başarısızlığa uğrar ve kısa süre içerisinde ölür. Dahilik, büyük m iktarda alternatif ve varsayımın tahm in edilemez üretimini gerekli kılan biyolojik evrimle paraleldir. Bu m iktarda alternatif ve varsayımlar saye­ sinde dahiler, daha ileri seviyede gelişim ve iletişim için en iyi fikirleri ellerinden kaçırmayıp değerlendirirler. II. Kısım ’daki ilk strateji olan “Akıcı Bir Şekilde Düşünm ek”, dahilerin nasıl muazzam m iktarlarda fikir ürettiklerini göstermektedir. Bu teorinin önemli bir özelliği, tıpkı evrimde olduğu gibi, fikirlerinizde varyasyon üretm ek için birtakım araçlara ihtiyaç duymanızdır. Bu varyasyonun tam olarak etkili olması için ise “kör” olması gerekir. “Kör” diyebilmek için varyasyonlar şansa ve ilgisiz faktörlere göre biçimlenir. Doğada, tam olarak varyas­


M ICHAEL MICHALKO

yon sıkıntısı yaşayan bir gen havuzu türlerin hayatta kalması için ölümcül sonuçlarıyla birlikte değişen şartlara uyum sağlamakta zorlanacaktır. Genetik olarak kodlanmış bilgelik zaman içinde aptallığa dönüşebilir. Karşılaştırılabilir bir süreç kendi içimizde de vardır. Her birey geçmişte kendine öğretilen mevcut düşünme ka­ lıplarına bağlı olarak fikirler üretme yeteneğine sahiptir. Fakat varyasyonlar için herhangi bir şart bulunmaksızın fikirler atıl hale gelir ve uyum sağlama özelliklerini yitirirler. Daha önce de­ ğindiğim gibi, eğer her zaman düşündüğüz şekilde düşünürseniz her zaman elde ettiğiniz şeyi elde edersiniz. Hep aynı eski, hep aynı eski fikirler. Şu kelimeleri sesli bir şekilde okuyun: Joke, joke, joke.* Şimdi yum urtanın beyazına ne denir söyleyin? Beyniniz ge­ len bilgiyi onu işlemek için bir düşünme kalıbı seçerek mevcut düşünme kalıplarınıza göre düzenler. Eğer “yolk” deseydiniz “joke” kelimesinin tekrarla yarattığı kalıba aldanırdınız. Yanıt yum urtanın beyazı anlamına gelen “albümin”dir. Zihinlerimiz geçmişteki başarı elde ettiğim iz sosyal, eği­ tim ve iş deneyimlerimize bağlı olarak kompleks bir dünyayla başa çıkmak ve onu basitleştirmek için kalıplar yaratır. 6 x 6 işlemine baktığım ızda otomatiğe bağlamış gibi bilinçsizce 36 cevabını veririz. Şirketimiz için yeni bir ürünü incelediğimizde uygun fiyata iyi bir tasarım olduğunu biliriz. Bir iş planına bak­ tığımızda mali izdüşümün iyi olmadığını biliriz. Tüm bunları rutine bağlamamızın nedeni geçmiş deneyimlerimize bağlı olan düşünme kalıplarımızdır. Bunun yanı sıra, bu düşünme kalıpları *

Joke İn g iliz c e d e “ş a k a ” a n la m ın a g e lm e k te d ir. Y azar b u ra d a b e n z e r o k u n u ş a s ah ip , y u m u r t a s a rısı a n la m ın d a “y o lk ” k e lim e si ile ses o y u n u n a b a ş v u r m a k ta d ır . (Ç .N .)

1U


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

•iraba kullanmak veya bir satış sunumu yapmak gibi tekrar eden görevleri kusursuz bir biçimde yerine getirmemize yardım eder. Ne var ki bu aynı kalıpların tekrar etmesi, özellikle e bir veriyle karşılaştığımız zaman yeni fikirler üretmemizi ve problemlere yaratıcı çözümler getirmemizi zorlaştırır. Yaratıcılık geçmiş deneyimlerin ve prosedürlerin bir çar­ pıklığı olarak ortaya çıkar. Örneğin bir keki üç kereden fazla kesmemek kaydıyla sekiz eşit parçaya bölün. İnsanların çoğu geçmişte kek dilimle deneyimlerinden dolayı tek bir çözüm bulmada zorluk çekebilirler. Bunu çözmek için kekler, bir dilim kek ve kekin nasıl dilimlendiği hakkında düşünme biçiminizi değiştirmeniz gerekir. Keki iki eşit parçaya bölmek ve bir yarımı diğerinin üstüne istiflemek de bir çözümdür. Bu parçayı da ikiye bölün ve parçaları diğerinin üstüne istifleyin ve onları kesin. Ya da keki dört eşit parçaya bölün ve daha sonra keki çeyrek dilim­ lere yatay bir şekilde dilimleyin. Ya da keki aşağıda gösterildiği gibi dilimleyebilirsiniz.

Oturmuş kalıplarınızdan kurtulduğunuzda ve geleneksel bilgeliği göz ardı ettiğinizde önünüzde birçok çözüm olduğunu keşfedersiniz. Doğada genetik mutasyon anne baba kromozomlarında bu­ lunan geleneksel bilgeliği göz ardı eden rasgele veya şans eseri olaylar tarafından meydana gelen bir değişkendir. Doğa işte o /am an değişkenlerin hayatta kaldığı ve gelişme gösterdiği doğal

115


M ICHAEL MICHALKO

seleksiyon sürecine izin verir. Benzer bir süreç dahiler için de söz konusudur. Yaratıcı dahiler çok zengin bir yelpazede fikirler ve çözümler üretirler çünkü geleneksel düşünme yöntemlerini reddederler ve problemler hakkında düşünürken farklı yollara başvururlar. Şansı ve ilgisiz faktörleri düşünceleriyle birleştiren farklı düşünme kalıplarını harekete geçirerek düşünme tarzları­ nı bilinçli bir şekilde değiştirirler. Bu farklı düşünme kalıpları, aynı bilgiye diğer herkes gibi bakmalarını ve farklı bir şey gör­ melerini olanaklı kılar. II.

Kısım ’daki stratejiler yaratıcı dahilerin farklı düşünme

kalıplarını harekete geçirerek problemlere zengin yelpazede ori­ jinal fikirler ve problemlere yaratıcı çözümler üretmesini ola­ naklı kıldı. Bunlar birçok farklı stratejiler içermektedir:

"Yeni Kombinasyonlar Yaratmak" adı altında bir şeyleri yeni yollarla birleştirmek

"Bağlantısız Olanı Bağlamak" adı altında tesadüfi uyarıcıları kullanmak

"Başka Tarafından Bakmak" adı altında karşıtlıklar açısından beraber düşünmek

"Başka Dünyalara Bakmak" adı altında metaforlar ve ben­ zerlikler açısından düşünmek

"Aramadığını Bulmak" adı altında aktif bir şekilde tesadüfi keşifler bulmak

Stratejiler yaratıcı deneyimi üretmezler, yalnızca önerirler. Bunu bir örnekle açıklam ak gerekirse, komşumu görmek için en iyi yol olarak evimin çatısına çıkmak fikrini kabul ettiği­

116


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

nizi varsayalım. Bu bir deneyim değil, önermedir. Deneyimi gerçekleştirmek için çatıya uçarak çıkamazsınız. Çatıya çıkıp el rafa bakmanızı sağlayacak merdiven gibi özel bir ekipmana ihtiyacınız vardır. Aynı şekilde, dahilerin farklı şeyleri birleş­ tirdikleri fikrini kabul ettiğiniz zaman bu o an öyle düşünmeye başlayacağınız anlamına gelmez. Size bunu nasıl yapacağınızı gösteren belirli tekniklere başvurm anız gerekir. Bu nedenle her bir strateji iş hayatınızda ve özel yaşam ınızda fikirler üretmek için ihtiyaç duyduğunuz belirli teknikler ve nasıl kullanılacağına dair uygulama araçları içermektedir. Bu stratejiler geleneksel düşünme kalıplarınızı yıkarak ve bağlantısız bilgileri bir araya getirme yoluyla yeni düşünme kalıplarını uyararak yaratıcılığınızı özgür kılar. Şekil A’da. dü­ şüncenin bir problemden çözüme doğrusal bir şekilde ulaştığı geleneksel bir düşünme kalıbı görülmektedir. Bu bize öğretilmiş olan düşünme yoludur. Bir problemle karşılaştığımızda diğer lüm yaklaşımları reddederek hayatımızda, eğitimimizde ve işi­ mizdeki geçmiş deneyimlerimize dayanarak analitik olarak en umut verici yöntemi benim seriz ve bizi geleneksel çözüme götü­ ren en açık ve net tanım lanm ış yöntemleri kullanırız. Şekil A

Problem

— A

---------------------->

-----------------------------------------------özüm

117


MICHAEL M ICHALK.0

Şekil B ’de bir dahinin tesadüfi uyarıcılar üreterek bu ge­ leneksel kalıbı nasıl yıktığını görüyoruz. Bu eylem, geleneksel düşünme yolunu seçtiğiniz takdirde elde edemeyeceğiniz yeni fikirlerin ve kavramların oluşmasını sağlayan yeni düşünme ka­ lıplarını harekete geçirir. Şekil B

Bu kısımda “İşbirlikçi Ruhu Uyandırmak” adı altında vere­ bileceğimiz son strateji ise grupla gerçekleştirilen beyin fırtına­ sı oturum larında açık ve dürüst işbirlikçi düşünme durumlarını göstermektedir.


tv>* c ' 8 ' R ? E %

A

o.

Hir dahinin ayırt edici karakteristik bir özelliği de son derece yoğun olmasıdır. Bach hasta ya da yorgun olsa bile her haf­ ta bir kantat yazardı. M ozart altı yüzden fazla m üzik parçası besteledi. Einstein en çok izafiyet üzerine yazdığı makalesiyle bilinir am a o 248 başka makale daha yazm ıştı. Darwin ev­ lim teorisiyle ün yapm ıştır, ama hayatı boyunca 119 kitaba daha im za attı. Freud 330 m akale yayınlam ıştı, Maslow ise 165. Rembrandt 650 tablo ve 2000 çizim üretm işti, Picasso ise 20.000’den fazla eser yaratm ıştı. Shakespeare 154 sone yaz­ mıştı. Bazıları şaheser iken bazıları çağdaşlarının yapabilece­ ğinden daha alt seviyedeydi ya da tam am en kötüydü. Aslında kötü şiirler küçük şairlere değil daha ziyade büyük şairlere aitti. Küçük şairlerden daha kötü şiirler besteliyorlardı çünkü daha çok üretiyorlardı. Fenomen derecede yaratıcı dahilerin yalnızca birkaç seçkin usta eser yaratabildikleri yönünde hakim olan genel kanı büs­ bütün yanlıştır. Thomas Edison parlak ampul ve fonografı icat etmesiyle ünlendi ama kayıtlara geçen 1093 patenti bulunmak­ ladır. Edison yaratıcılığı en basit haliyle iyi ve gerçekten zor bir iş olarak görüyordu. “Dahi,” diyordu, “y��zde 1 ilham ve yüzde 119


M ICHAEL M ICHALKO

99 emektir.” Ampulü mükemmel hale getirmek için dokuz bin deney ve şarj edilebilir pili icat etmek için elli bin deney gerçek­ leştirdi. Bir gün bir asistan ona neden ampul için uzun süre da­ yanıklı flamanı keşfetmeye çalışmakta ısrar ettiğini sorduğunda Edison bu soruya anlam veremediğini ifade etmişti. Kendi dü­ şüncesine göre buna başarısızlık denemezdi. Bunun yerine işe yaramayan binlerce şey keşfetmişti.

Kuzey Kutbu Tarzında Düşünmek Dahiler akıcı bir şekilde düşündükleri için sürekli olarak üretirler. Düşüncenin akıcılığı fazla sayıda fikir üretm ekten ileri gelir. Akıcı bir şekilde düşünm ek için düşüncelerinizi bir dizi prensipler etrafında toplam anız gerekir ki ben buna “Kuzey Kutbu Yönünde D üşünm ek” diyorum. Kuzey Kutbu Yönünde Düşünm ek tüm öğretilenlerin tersi yönünde bir stan­ darttır. Sıradan bir pusula m anyetik olarak kuzeyi gösterir ve bu zaman içerisinde değişime uğrar. Yalnızca ciroskoplu pu­ sula, gem ilerin yörüngeden sapmasını engelleyen değişmez bir nokta olan “kuzey kutbunu” gösterir. Eğer beyin fırtınası gerçekleştirirken fikir üretm ede düşüncelerinizi bir dizi Kuzey Kutbu tarzı düşünm e prensipleri etrafında yoğunlaştırırsanız gerçek fikir üretm e gerçekleşecektir. Bunlar sonsuzdur, yerindedir ve yoğundur. Yaratıcı düşünme için Kutup Yıldızı prensipleri şunlardır: •

Fikir üretirken yargıları erteleyin

Mümkün olduğunca fazla fikir üretmeye çalışın

Aklınıza fikir geldikçe kaydedin

Fikirlerinizi dikkatlice gözden geçirin ve iyileştirin

120


YARATICI D EH A N IN SIRLARI

Yargıları Erteleyin Yalnız ya da grupla birlikte fikir bulmaya çalışırken fikirle­ ri üretim aşamasında yargılamak, değerlendirmek ve eleştirmek olumsuz etki yaratır. Yaratıcılığı eleştirel, yargılayıcı düşünme­ den daha hızlı ve daha kesin öldüren başka hiçbir şey yoktur. Bu bizim için zor olabilir. Eleştirel, yargılayıcı yaratıklar olmak için eğitildik ve öyle şartlandırıldık; yeni düşünceler ve I ikirler üzerinde içgüdüsel olarak ve kısa sürede yargıya varı­ rız. Yalnızca insanlar fikirlerin neden işe yaram adığına dair gerekçeleri bilseler de yeni fikirler üretm eye çalışırlar. Bu iki ayağınızın hem gazda hem frende olmasına benzer. Sonuç ola­ rak ne zaman fikir yaratm ak istesek zam anım ızın çoğunu daha çok fikir üretm ek yerine bir fikrin neden işe yaram adığını ya da neden gerçekleştirilem eyeceğini düşünerek harcarız. Yar­ gılamak yeni bir şey üretm ekten daha korkusuz bir çaba gibi görünür ve insanlar genellikle fikirleri üretm ekten ziyade yar­ gılamaya odaklanırlar. İnsanlar fikirleri erken yargıladıkları ve tüm olası etkileri hesaba katm adan önce reddettikleri zaman güçlüklerle karşılaşırlar. Aşağıda fikirleri sunulduğu şekilde değerlendiren bir kişi diyagramı görülm ektedir. Kişi A fikrini düşünm ekte ve onu geçersiz bulduğu için reddetmektedir. Sonra kişi B ve C fikir­ lerini düşünm ekte ve her ikisini de ulaşılm az bulduğu için red­ detmektedir. Nihayet kişi deneyimleriyle karşılaştırıldığında herhangi bir risk taşım adığı için tehlikesiz ve ölçülü bulduğu D fikrine yönelir. Bir kere fikir üzerinde yargıya varıldığında ya­ ratıcı düşünce somutlaşır ve sekteye uğrar. Çok az fikir üretilir ve nihayetinde düşünceler zayıf, tehlikesiz ve ölçülü olmaya zorlanır.

121


M ICHAEL M ICHALKO

Bir sonraki diyagram fikirleri sunulduğu şekilde değerlen­ dirmeyen bir kişinin düşünce sürecini göstermektedir. Burada kişi akıcı ve özgür bir şekilde, serbestçe, rasgele, art arda düşü­ nebilmekte ve hatta daha fazla fikir üretebilmektedir, ta ki dev­ rim yaratacak “eureka” fikre ulaşıncaya dek. Yargılamaksızın düşünme dinam iktir ve akıcıdır. Fikirler arka arkaya doğar ve olasılıkları artırarak yeni fikirleri ve fikir kombinasyonlarını teşvik eder.

122


YARATICI D E H A N IN SIRLARI

Charles D arw in’in oğlu Francis Darw in babasının, teorileri düşünmeksizin kusurlu bulan diğer m eslektaşlarının aksine bir­ çok savunulam az teori üzerine yargılam a hakkını saklı tutm a yeteneğine hayrandı. Onun zengin imgelemi başkalarının dü­ şünmeye değer bulmadığı şeyleri düşünmeyi isteğiyle paraleldi. Meslektaşları yeni fikirleri ve teorileri mevcut deneyim kalıpla­ rıyla karşılaştırıyordu. Eğer fikirler tutm azsa, onları düşünmek­ sizin reddediyorlardı. Buna karşın D arw in tüm fikirleri ve teori­ leri etkileriyle beraber ele alıyordu. M eslektaşlarının düşünceleri durağan iken D arw in’inkiler dinam ik ve akışkan idi. Başkaları­ nın “aptal deneyler” olarak adlandırdığı şeyleri düşünme isteği onu evrim teorisi üzerinde çalışmaya yöneltti.

123


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

yapmadan önce çok sayıda fikir üretmektir. İyi bir fikir sizi ha­ rika bir fikri yakalamaktan alıkoyabilir ve harika bir fikir sizi doğru fikri yakalamaktan alıkoyabilir.

kota belirlemektir, örneğin tek başına iseniz 40 fikir ve grup ha­ line beyin fırtınası yapıyorsunuz 120 fikir. Kendinizi kırk adet I ikir bulmaya zorladığınız takdirde içinizdeki eleştirmeni pasif

Fikir üretme potansiyelinizi artırm ak bilinçli bir çaba ge­ rektirir. Size normal bir tuğlanın kullanılabileceği alternatif yer­ ler bulmanız için üç dakika verdiğimi farz edin. Hiç şüphesiz ki bazı kullanım alanları bulabilirsiniz ama benim önsezilerim çok değil. Ortalama bir yetişkin üç ya da altı fikir üretebilir. Ancak ben sizden tuğlanın kullanılabileceği kırk yeri en hızlı bir şekil­ de bulmanızı istediğimde siz bu kadar kısa bir zaman diliminde yalnızca birkaç tane bulabildiniz.

hale getirerek güçlü ya da zayıf tüm fikirleri not edersiniz. İlk on tanesi hep aynı, hep aynı eski fikirler olabilir. Diğer on tanesi

Kota Kota ve süre lim iti düşüncelerinizin akm asını sağlayarak enerjinizi odak aldı. Kota yalnızca enerjinizi odak alırken et­ kin değildir aynı zam anda alternatifler üretm enizde de verim ­ li bir yöntemdir. Kotayı karşılam ak için tuğlanın kullanıldığı tüm alanları sıralarsınız (duvar, şömine, bahçe için barbekü vesaire yapımında). Bununla birlikte aklınıza gelen her şeyi de sıralarsınız (demir yatağı, isyan zam anlarında top güllesi, balast, gazeteleri zapt etm ek için aygıt, toprağı aynı seviye­ ye getirmek için araç, heykel yapım ında kullanılan m alzeme, kapı tam ponu olarak vb. gibi) Kotayı karşılam ak için hayal gücünüzü sonuna kadar kullanırsınız. Kota çaba sarf etm em i­ zi gerektirdiği için norm alden daha fazla hayali alternatifler üretm em izi sağlar.

daha ilginç iken son on fikir daha fazla sezgi, merak ve karm a­ şıklık gösterecektir. İlk fikirler daha sonraki fikirlerden her zaman daha aşağı kalitededir. Nasıl ki su musluğu hemen açtıktan bir süre sonra berraklaşıyor, soğuyor ve temizleniyorsa yaratıcı fikirlerin ak­ ması için de belli bir süreye ihtiyaç vardır. İlk akla gelen fikirler bilinenin aksine her zaman doğru fikirler olmak zorunda değil­ dir. Güvenli tepkiler bilinçliliğimizin yüzeyine yakın yerdedir ve dolayısıyla ilk düşünceler doğal niteliğe sahiptir. Yaratıcı dü­ şünme fikirlerin yeterince uzun süre akışına bağlıdır, böylece genel ve alışılmış olanlar arıtılıp sıradışı ve yaratıcı olanları üre­ tilebilir. Aşağıda beş kelimeden oluşan bir liste görülmektedir. Her kelimenin sizde yarattığı ilk çağrışımları yazın. Şimdi de bunu beş kez tekrarlayın ve her biri için bir önceki çağrışım yarattığı kelimeden farklı bir çağrışım yazın. 1

Otomobil Okyanus

Thomas Edison kendine ve yardımcılarına fikir kotası vere­ rek üretkenliği garantiliyordu. Kendi kişisel kotası her on günde bir küçük bir icat ve her altı günde bir büyük bir icattı. Yaratıcı

Askerlik

düşünce üretkenliğinizi garantilemenin bir yolu da kendinize bir

Balık

126

2

Hükümet

127

3

4

5

6


M ICHAEL MICHALKO

YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Gördüğünüz gibi daha sonra gelen çağrışım lar bir öncekiler­ den daha özgün ve nadirdir. Verdiğiniz ilk tepkiler o kelime için bulabildiğiniz en etkin çağrışımlardır. Yaygın ve etkin olmayan tepkiler vermeye başladığınızda tepkilerinizin özgünlüğünü ve yaratıcılığını artırırsınız.

etme alışkanlığı beyin fırtınası yaparken fikirlerinizi yazm ak ya da listelemektir. Liste yapmak sürekli olarak düşünce ve fikirleri yakalamanıza yardımcı olur, düşünme hızınızı artırır, odaklan­ manızı ve alternatifleri düşünmenizi sağlar.

Araştırm alar insanların doğum sıralamalarıyla devrimci ya­ ratıcılık arasında ilginç bir bağlantı olduğunu ortaya çıkarmıştır. İlk doğan çocuklar daha tutucu olurken “daha sonra doğanlar”, Darwin gibi, daha serbest düşünür olmaya eğilimlidir. İlk do­ ğan çocuklar kardeşlerinden daha çok geleneklerle özdeşleşirler. Daha sonra doğan çocuklar deneyime daha açıktırlar çünkü bu açıklık onların daha hayalci ve yaratıcı olmalarını sağlar. Dar­ win, Marx, Jefferson, Joan of Arc, Rousseau, Lenin, Virginia W olf ve Bill Gates cesur kaşifler ve devrimci yaratıcılar da daha sonra doğan çocukların davranışlarını simgelemektedir. Yeni bir şey yaratmak istediğinizde veya bir problem için yaratıcı bir çözüm aradığınızda daima kendinizle ilk doğan fi­ kirleriniz arasına mesafe koymanız gerekir. Karımı Sevgililer Günü’nde şaşırtmak istersem aklıma ilk gelen fikri uygulamaya geçirmemem gerektiğini bilirim. Muhtemelen ikinci, üçüncü ve dördüncü fikri de dikkate almamam gerekir. Yaratıcı bir fikir yakalamak istiyorsak her zaman verdiğimiz tepkinin ötesine geçmeliyiz. Fikirlerinizi Sıralayın Kendinize bir kota belirlediğiniz zaman fikirlerinizi liste­ lemek zorunda kalırsınız. Leonardo da Vinci gittiği her yerde kolaylıkla taşıyabileceği küçük defterlere düşüncelerini liste­ leyerek ve sınıflandırarak yazmaya meraklıydı. Yaptığı binler­ ce sayfalık listeler yaratıcılık üzerine salt bir ansiklopedi için materyal sağlayabilir. Bilinçli bir şekilde bir şeye dikkatini sarf 128

Liste yapmak aynı zamanda fikirleri hatırlamanıza yardım eder. Hepimiz telefon rehberinden bir numara bulma, ahizeyi kaldırdıktan sonra şaşırma ve numarayı saniyeler içinde unutma deneyimini yaşamışızdır. Bu, zihniniz eski bilgiyi hafızanızda uzun süre tutmak için hazır etmeden önce yeni bilginin eski bil­ giye baskın çıkma durumudur. İlk sıradaki sayıları okuyun, aklınızda tutun ve onları anım ­ sayın. Doğru olarak hatırlama olasılığınız yüksektir. Şimdi de ikinci sıradaki sayıları okuyun, aklınızda tutun ve ne kadarını hatırlayabildiğinizi kontrol edin. Bu sıradaki sayıları hatırlarken zorlanma olasılığınız yüksektir. 7 9 14

0

2 6 5 8 9 3 2 4 7 0 5 3 9 Psikologlar insan beyninin bir seferde yalnızca beş ila do­ kuz bilgiyi muhafaza edebildiğini ortaya çıkarmıştır. Yaklaşık on iki saniye sonra anımsama gücü zayıflar, içinizden sürekli tekrar etmez ya da yazıya dökmezseniz yirm i saniye sonra bilgi tamamen kaybolur. (Aslında bu bölümü okumayı bitirdiğinizde ilk sıradaki sayıları da unutmuş olacaksınız.) Yazmak beyninizi bu bilgi diğerinden daha önemli ve uzun dönem hafızada tutul­ malı diyerek beyninizi uyarır. Eğer fikirlerinizi listelemezseniz tüm zihinsel enerjinizi yeni fikirler üretmek yerine eski düşün­ celerinizi hortlatmaya harcarsınız. Saatinize bakmadan onun tam olarak resmini çizmeye ça­ lışın. Şimdi çiziminizle saatinizi karşılaştırın. Çoğunluktan bi­ 129


M ICHAEL MICHALKO

riyseniz çiziminizin tam bir temsil olduğunu söylenemez. M uh­ temelen birçok ayrıntıyı kaçırdığınızı fark ettiniz. Her ne kadar gün içinde birçok kez baktığım ız bir şey olsa da zihnimizdeki resim zayıftır. Fikirlerinizi aklınıza geldiği an yazmak ya da listelemek düşünme hızınızı artırır ve dikkatinizi tek bir konuya vermenizi sağlar. •

Hız. Fikirlerinizi yazmak düşünme hızınızı artırır. Çoğumuz hızlı düşündüğümüzü sanırız. Alfabeyi büyük harflerle zih­ ninizde canlandırın. Kaç tane harf kavisli bir şekle sahiptir. Beyninizin nasıl düşündüğünü gözlemleyin. İlk önce A, son­ ra B'yi ve ardından diğerlerini göreceksiniz. Bu bir dizi slayt izlemek gibidir. Biri, diğeri, ardından bir diğeri, ta ki tüm alfabeyi gözden geçirinceye kadar. Bu beyninizin ne kadar hızlı düşündüğünü bağlıdır. Düşüncelerinizle hayatın hızına erişemezsiniz. Bir tenis maçını gözlerinizin önüne getirme­ ye çalışın. Şimdi bu hızı yüzle çarpın. Zormuş değil mi? Anlık değil ardışık düşünürüz. Sırası gelmişken alfabede kavisli on bir harf bulunmaktadır.

Odak. Fikirlerinizi yazmak dikkatinizi tek bir noktaya odak­ lar. Bir başka yanlış kanı da aynı anda birçok iş tapmakta zorlandığımızdır. Örneğin aynı anda hem bir rapor üzerin­ de çalışabilir, hem radyodan futbol maçı dinleyebilir, hem de çocuğumla ilgilenebilirim. Eğer buna inanıyorsanız aynı anda hem yediye kadar sayın hem de yediden üçe kadar geriye sayın. Yalnızca aralarda durarak bunu yapabileceği­ nizi göreceksiniz. Düşünceleriniz bir diğerine geçiş yapınca­ ya kadar yalnızca bir konuyla meşguldür. Dün ne yaptığınızı düşünürken yarın ne yapacağınızı düşünmeye çalışın. Bunu aynı anda değil ancak art arda yapabilirsiniz.

YARATICI D EH A N IN SIRLARI

Düşüncelerinizi listelemek algılama yeteneğinizi geliştir­ menin en basit yoludur çünkü davranışta bir değişiklik gerek­ li rınez. Aynı zamanda şaşırtıcı derecede güçlüdür çünkü bizi zorlayarak akıcı ve esnek düşünmemizi sağlar. Fikirlerinizde Ayrıntılara İnin Yaygın inancın aksine Thomas Edison ampulü icat etme­ miştir; onun dehası daha ziyade ampulü bir tüketici malı olarak mükemmelleştirmekti. Bir fikri aldı ve onun ayrıntılarına indi. Sadece ampulle yetinmeyerek elektrikle aydınlanma için dina­ molar, elektrik boruları ve fazla sayıda ampulü aydınlatabilecek akımı bölen bir araç dahil olmak üzere tamamen pratik bir sis­ tem icat etti. Daha sonra Alexander Graham Bell telefon üzerine çalışmasını 1876’da duyurunca, Edison hemen Bell’in çalışma­ mı ayrıntılarıyla ele alma yoluna gitti. Böylece Edison’u ünlü yapan araç, yani fonograf bir yıl sonra ortaya çıktı. Ünlü Rus bestecisi Pyotr Tchaikovsky fikirlerini en duygulu dönemlerinde üretti ve daha sonra bu fikirlerini geliştirmek, zen­ ginleştirmek ve yoğunlaştırmak için günlerini harcadı. Fransız şair Paul Valery inatla ayrıntılara girmenin yaratıcılığın önemli bir bileşeni olduğunu ileri sürdü ve şairlerin eserlerini icra et­ mek için ilham aldıkları düşüncesine itiraz etti. Bunu yırtıcılık kavramıyla bir tutuyordu. Kendi işi inatçıydı, biliyoruz ki Valery kendi eseri “La Jeune Parque”nin 250 taslağını çıkarmıştı. 1845’te Edgar Allan Poe “Kuzgun” adlı eserini yayımladı. Bir yıl sonra Poe bu şiirin ortaya çıkma sürecini anlattığı “Kom­ pozisyonun Felsefesi” adlı eleştirel makalesini yayımladı. Bir ro­ mantik dönem şairi olan Poe’nun bütün şiirin kendinden geçme durumunda bir defada ortaya çıkmasını sağlayan kutsal ilhamı tanımlamasını beklerdik. Buna karşın Poe kompozisyonundaki lek bir noktanın bile ilahi güçle ilgili olmadığını yazmıştır. Bu131


MICHAEL MICHALK.O

YARATICI DEH A N IN SIRLARI

nun yerine eser metodolojik bir şekilde adım adım sona doğru ilerlemektedir çünkü şiirin uzunluğu ve konusundan tutun da tek bir kelimeye kadar her seçeneği üzerinde sürekli değişiklik­ ler yapmıştır.

teorisinin de ustasıdır: M addenin ne olduğunu açıklam aya söz verir. Bir türlü tatm in olamadığı için her sabah fikirlerini iyi­ leştirme isteğiyle uyanır. “Kutu”nuzu boşalttıktan ve mümkün olduğu kadar fazla fikir ürettikten sonra belli bir tarza göre onları birleştirerek ve değiştirerek ayrıntılara inip fikirlerinizi zenginleştirin.

En küçük değişiklikler bile anlamlıdır. Bir süredir görüşme­ diğiniz bir arkadaşa rastladığınızı farz edin. Onu son gördüğü­ nüzden bu yana çok değişmiş. “ Sana ne oldu? Kilo mu aldın?” diye soruyorsunuz. Ama yanıldınız. Sakalları büyüdüğü için ya da saçlarını boyadığı için böyle göründüğünü öğrendiğinizde utanarak yüzünüz kızarıyor. Elbette. Bunu nasıl fark etm edi­ niz? Bunu fark etmediniz çünkü arkadaşınızı bir bütün olarak düşünmekte ve bu yüzden görsel imajınız diğer tüm parçaları kaçınılm az bir şekilde etkilemektedir. Bir parçayı değiştirdi­ ğinizde tamamı değişmiş gibi görünür. Aynı durum fikirler ve kavramlar için de geçerlidir. Bir fikri bütün halinde - “geştalt” olarak - düşünürüz, bu yüzden değişim ne kadar küçük olursa olsun bütünü ve ona bakışımızı etkiler. Manco’nun duct tape’in* ismini Duck™ tape biçiminde değiştirerek nasıl tüm geştalt’ini değiştirdiğini ya da Japon mühendis Yuma Shiraishi’nin tam a­ mıyla yeni bir eğlence kavramı olan VCR’yi nasıl basitçe video kasetlerin daha uzun süre film izlemek için uzun olması gerek­ tiğini öne sürerek geliştirdiğini bir düşünün. Basit bir değişim video cihazlarının tüm geştalt’ini değiştirdi ve VCR devrimini yarattı. Ayrıntılara inerek ve onlara detay, derinlik ve boyut kata­ rak sürekli kendi fikirlerinizi ve başkalarının fikirlerini iyileş­ tirin. Ed W itten neslinin en parlak fizikçisi olarak biliniyordu. O aynı zam anda köklü olduğu kadar gizli bir alan olan sicim *

G ri re n k te , k o li b a n d ın a b e n z e y e n , ip lik le re g ü ç le n d irilm iş , g ü ç lü b ir y a p ış k a n lık

SCAMPER îlk olarak Alex Osborn tarafından önerilen ve daha sonra aşağıdaki anımsatıcı biçiminde tekrar düzenlenen dokuz düşün­ me ilkesinde bir kontrol listesi oluşturarak fikirlerinizi zenginleştirebilirsiniz. S (Substltude): Yedekle? C (Combine): Birleştir? A (Adapt): Uyarla? M (Magnify/Modify): Büyült / Değiştir? P (Put to other usage): Başka amaçlar için kullan? E (Eliminate): Yok Et? R (Rearrange/Reverse): Yeniden düzenle? Ters Çevir? SCAMPER mevcut olan bir şeye yeni herhangi bir şey ekleme ya da yeni bir şeyle değiştirm e fikrine dayanır. Bir konu seçersiniz ve onu başka bir şeyle değiştirirsiniz. (Örne­ ğin kuyulardan çıkarılan petrol kimyasal hamm addeye, kim ­ yasal hamm adde sentetik kauçuğa, sentetik kauçuk otomobil lastiğine dönüşür. Doğal gaz politene, politen süt ibriklerine dönüşür. M aden cevheri metale, metal kabloya, kablo motorun parçalarına dönüşür.)

ö z e lliğ in e s a h ip b a n t. (Ç .N )

132

133


M ICHAEL MICHALKO

YARATICI DEH A N IN SIRLARI

bir yoludur. Bunu onunla, onu bununla nasıl değiştirebileceğinizi düşünün. Bilim adamı Paul Ehrlich laboratuar faresinin damar­ larını renklendirmek için doğru boyayı buluncaya dek bir rengi beş yüzün üstünde renk arasında - başka bir rengin yerine kullanmaya çalıştı. Eşyalar, yerler, prosedürler, insanlar, fikirler ve hatta duygular için yedekler oluşturabilirsiniz. Kendinize şu soruları sorun: Onu başka bir şeyle değiştirebilir miyim? Kimle? Neyle?

Düşünmek istediğiniz konuyu seçin ve hangi yeni fikirlerin ve düşüncelerin doğabileceğini görmek için bir kontrol listesi oluşturun. Bir ataçtan tutun da şirketinizi tekrar organize etm e­ ye kadar herhangi bir konu üzerinde düşünebilirsiniz. Sorulara yer verdiğiniz SCAMPER kontrol listesini uygulayın. Doğru so­ ruları sorduğunuz sürece fikirlerin neredeyse sizin kontrolünüz dışında akıp gittiğini göreceksiniz.

Kurallar değişebilir mi? Başka bir içerik? Başka bir malzeme? Başka bir güç? Başka bir yer? Başka bir yöntem? Başka ne olabilir? Bunun yerine başka hangi parça olabilir?

Büyütebilir m iyim ya da ekleyebilir miyim?

Başka bir şeyle birleştirmek? Yaratıcı düşünmenin büyük bir bölümü daha önceki ilgisiz fikirleri ve konuları yeni bir şey oluşturmak için tekrar birleştirerek oluşur. Bu süreç sentez ola­ rak adlandırılır ve çoğu uzman tarafından yaratıcılığın temeli olarak kabul edilir. Gregor Mendel tamamen yeni bir bilimsel disiplin olan genetiği matematikle biyolojiyi birleştirerek yarat­

Değiştirebilir miyim ya da bir kalıba sokabilir miyim?

mıştır.

Onu başka bir şeyle değiştirebilir miyim? Onu başka bir şeyle birleştirebilir miyim? Konuya göre bir şey uyarlayabilir miyim?

Onu başka bir şeyde kullanılmak üzere değiştirebilir miyim? İçinden bir şeyler çıkarabilir miyim?

Neler birleştirilebilir?

Tekrar düzenleyebilir miyim?

Amaçları birleştirebilir miyim?

Ters çevirdiğim de nasıl görünür?

Peki ya çeşitler? Karışım? Alaşım? Orkestra? Birimleri birleştirebilir miyim?

Başka bir şeyle değiştirmek? Başka bir şeyle değiştirme, zaten mevcut olan bir şeye alternatif fikirler üretm enin sağlıklı

134

Malzemeleri birleştirebilir miyim? Başka hangi parçalar birleştirilebilir?

135


MICHAEL M ICHALKO

YARATICI DEH ANIN SIRLARI

Bir kombinasyonu nasıl hazırlayabilirim?

Daha fazla güç? Daha yüksek? Daha uzun?

Olası kullanımları çoğaltmak için neleri birleştirebilirim?

Daha geniş frekans yaratabilir miyim?

İlginç özellikleri birleştirebilir miyim?

Ekstra özellikler? Neyi kopyalayabilirim? Fazladan hangi değerleri katabilirim?

Bir şeyleri ona uyarlamak? Yaratıcılığın açmazlarından biri de özgün bir şekilde düşünmek için öncelikle başkalarının fikirlerini benimsemeye ihtiyaç duymamızdır. Thomas Edison şöyle demiştir: “Başkalarının başarıya ulaşmak için kullandıkla­ rı yeni ve ilginç fikirleri aramayı alışkanlık haline getirin. Fikri­ niz yalnızca üzerinde çalıştığınız probleme uyarlama aşamasın­ da özgün olmalıdır.” Kendinize şunların sorun: Buna benzer başka neler var? Diğer fikirler neyi işaret ediyor?

Etkili bir uç noktaya onu nasıl taşıyabilirim?

Değiştirmek? Ne değiştirilebilir? Herhangi bir şeyin her­ hangi bir özelliği. Federal Express’in çalışmasını sağlayan göbek vc ispit taşımacılık sistemi 1930’lu yılların başında en az üç ha­ vayolu navlunu servisinde kullanılan bir özellikti. Fred Smith’in yaptığı şey sistemin boyutlarını, süreçlerini ve amaçlarını de­ riştirm ek ve eski bir fikri zarif bir kavrama dönüştürmek oldu, kendinize şu soruları sorun:

Geçmişte buna paralel bir şey var mı? Neyi kopya edebilirim? Kime öykünebilirim?

Bu daha iyisini elde etmek için nasıl değiştirilebilir?

Başka hangi süreçler adapte edilebilir?

Neler değiştirilebilir?

Başka neler adapte edilebilir?

Yeni oluşan bir kıvrım var mı?

Yarattığım kavramı hangi bağlamlar içinde görebilirim?

Anlam, renk, hareket, ses, koku, biçim, şekil değiştirilebilir mi?

Alanım dışında hangi fikirlere yer verebilirim?

İsim değiştirilebilir mi? Planlarda ne değişiklikler yapılabilir?

Büyültmek? Yeni bir fikir yaratmanın kolay bir yolu bir konu seçmek ve ona başka bir şeyler eklemektir. Japon mühendis Yuma Shiraishi video kasetlerin süresini uzatıp uzun metrajlı filmlerde zaman kısıtlamasını önleyerek ev VCR’sini olanaklı kıldı. Kendinize şu soruları sorun: Neyi büyültebilir, genişletebilir ya da uzatabilirim? Neyi abartabilirim? Ya da şişirebilirim? Neyi artırabilirim? Daha fazla zaman?

136

Süreç boyunca? Pazarlamada? Başka değişiklikler? Başka ne şekil alabilir? Başka bir dış görünüş? Dış görünüşle biçim birleştirilebilir mi?

Başka amaçlar için kullanmak? Konunun içindeki anlam bağlamda yatar. Bağlamı değiştirirseniz, anlamı değiştirmiş olursunuz? Botanikçi ve kimyager olan George Washington < arver basit bir yerfıstığının üç yüzün üzerinde kullanım yeri olduğunu keşfetmiştir. Kendinize şu soruları sorun:

137


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

M ICHAEL M ICHALKO

Bu şey başka ne için kullanılabilir?

Başka hangi düzenlemeler daha iyi olabilir?

Bunu kullanmanın yeni yolları var mıdır?

Hangi bileşenlerin yerlerini değiştirebilirim?

Değiştirilirse başka yerlerde de kullanılabilir mi?

Başka bir kalıp mı koymalıyım? Başka plan?

Bundan başka ne elde edilebilir?

Başka dizi? Düzeni mi değiştirmeliyim?

Başka uzantıları var mı? Başka pazar yerleri?

Neden ve sonuç sırasını değiştirm eli miyim? Hızı değiştirm eli miyim? Programı değiştirmeli miyim?

Yok etmek? Bazen konunuzdan bir şeyleri atarak yeni bir şeyin doğmasına sebebiyet verebilirsiniz. Fikirleri, nesneleri ve süreçleri azaltmak konunuzu, aşamalı bir şekilde önemli parça­ larını ve fonksiyonlarını göz önünde bulundurarak - ya da bir başka kullanım için gerekli olan parçayı vurgulayarak - daralt­ manızı sağlar. Kendinize şu soruları sorun:

Ne olacağını görmek için ters çevirmek? Perspektifinizi ters çevirmek düşüncelerinizi açar. Karşıtlıkları gördüğünüz za­ man normalde kaçıracağınız şeyleri görürsünüz. Colombus ve ( ’opernik’in tarihi buluşları dönemin yaygın inancına ters düşer nitelikteydi. Kendinize şu soruları sorun:

Daha küçülse ne olur? Hafif gösterebilir miyim? Neleri çıkarmalıyım? Silmeliyim?

Karşıtlıklar nelerdir?

Atmalıyım? Gerekli olmayan şey nedir?

Negatif özellikler nelerdir?

Onu bölm eli miyim? Parçalamalı mıyım?

Negatif ve pozitif özelliklerin yerlerini değiştirebilir miyim?

Farklı parçalara ayırmalı mıyım?

Tersine çevirebilir miyim?

Kolay ve elverişli hale getirebilir miyim?

Aşağı yerine yukarı? Yukarı yerine aşağı?

Minyatür halini oluşturabilir miyim?

Tersine düşünebilir miyim?

Kısaltabilir miyim? Yoğunlaştırabilir miyim?

Rolleri değiştirebilir miyim?

Kurallar yok edilebilir mi?

Beklenmeyeni gerçekleştirebilir miyim?

Başka bir şey haline getirmek için düzenlemek? Deni­ lebilir ki yaratıcılık ağırlıklı olarak neleri bilmediğimizi belir­ lemek için bildiğimiz şeyleri yeniden düzenlemektir. Yeniden düzenleme genellikle fikirler, eşyalar ve hizmetler için sayısız alternatif sunar. Örneğin bir beysbol müdürü yoklama kağıdında 362,880 kez değişiklik yapabilir. Kendinize şu soruları sorun:

gereksiz kılacak nihai bir şiir yazm ak ya da diğer tüm m üzik

138

139

Bir dahiye göre tüm fikirler sürekli bir akış halindedir. Nasıl ki nihai bir fikir yaratm ak im kansızsa, diğer tüm şiirleri bestelerini boşa çıkacak nihai bir senfoni oluşturm ak o kadar i imkansızdır.


MICHAEL M ICHALKO

YARATICI D EH A N IN SIRLARI

Tüm fikirler ayrıntılar üzerinde çalışıldığı sürece iyileştiri­ lebilir. Çoğu insan bir şeyleri iyileştirme yoluna gitmeden önce bir yetersizlik ya da hata olması gerektiğini düşünür. Öte yandan dahiler bir şeyleri iyileştirmek için sağlama niyetine yetersizli­ ğe ihtiyaç duymazlar. İstedikleri zaman fikirleri ayrıntılarıyla incelemenin ya da iyileştirmenin yollarını ararlar. Örneğin bir fizikçi elektron mikroskobunun icadını yeni öğrenmişti. Başta mükemmel bir mikroskop gibi görünüyordu. Onu oluşturulabi­ leceği üç yeni yol üzerinde çalıştı. Daha sonra patentini kontrol etti ve yöntemlerinden birinin diğerlerine üstün çıktığını göre­ rek orijinal patenti bir gecede elde etti.

Parçalara Ayırın

Benzer şekilde bir konuyu farklı parçalara bölmek bir konu hakkındaki sabit fikrinizi değiştirmenin ve bileşenlerini yeni bir açıdan görmenin iyi bir yoludur. Leonardo da Vinci parçaları bütünden ayırmayı öğrenmenin önemli olduğunu düşünüyordu. Oörmek mümkün olan en hızlı işlemlerden biridir: Sonsuz sa­

Fikirlerinizde ayrıntılara inmenin bir kolay yolu da onları

yıda biçimleri içerir, ancak yine de bir seferde tek bir nesneye odaklanır. Bir metni okum ak için kişi tek tek kelimeleri, daha

parçalara ayırmak ve bir parçayı bir seferde iyileştirmek veya

sonra bir sayfadaki harflerin toplam sayısını değil kelimelerin

değiştirmektir. Birçok odası bulunan bir evi yenilediğinizi hayal

oluşturduğu cümleleri düşünmelidir. Leonardo bir şeyleri an­ lamak için işe ayrıntılarla başlamak ve bir ayrıntıdan diğerine

edin. Odalardan her biri evin fonksiyonunun bir parçasıdır ve biz birçok odadan oluşan bina yerine bir “ev” düşünmeye eğilimliyizdir. Bir evin doğasını değiştirmek için onu üfleyip yerine farklı birini inşa etmezsiniz. Odağınızı bir “ev” değil birçok ayrı “odalar” olarak değiştirmeniz ve bir odayı tek seferde iyileştir­ meniz daha üretken olmanızı sağlar. Birkaç odayı dönüştürür­ seniz birçok odadan oluşan bir evi malikaneye dönüştürebilir­ siniz. Her fikir birçok odası olan bir ev gibidir. Fikirlerinizde ayrıntıları inmek için problemi almalı ve bir parçasını bir seferde iyileştirmeksiniz. Aşağıdaki illüstrasyonda hedef, ortadaki beyaz kare illüz­ yonunu yaratacak şekilde iki yarıya bölünmüştür. Hedefi iki par­

geçmek gerektiğine inanıyordu. Bir ayrıntıdan diğerine geçmek, tüm olasılıkları birleştire­ rek özgün ve yeni fikirler üretmemizi sağlar. Konunuzun özel­ liklerini (karakteristik özellikler, parçalar veya boyutlar) listele­ yin ve sonra dikkatinizi sırayla her bir özelliğe verin. Kendinize SCAMPER sorularını sorarak her bir özelliği değiştirmek veya iyileştirmek için hangi yollara başvurabileceğinizi düşünün. Örneğin yeni bir ofis prosedürü veya iş akışı geliştirmek isti­ yorsanız atılacak tüm adımları tespit etmeli ve listelemelisiniz. Daha sonra her adımı nasıl iyileştirebileceğiniz ya da değiştire­ bileceğiniz hakkındaki fikirleri harekete geçirmek için kontrol listenizdeki soruları gözden geçirin.

çaya ayırmak yeni bir şey yaratmamızı sağladı. UO

141


M ICHAEL MICHALKO

YARATICI DEH A N IN SIRLARI

Farz edin ki basit bir tost makinesini iyileştirmek istiyorsu­ nuz. Aşağıdaki yönergeyi izleyin:

şımlara bağlıdır. Bir deneyde bir grup denek öncelikle pensenin nasıl tutulacağı, telin nasıl sıkıştırılacağı veya kağıtları bir arada lııtmak için ataçların nasıl takılacağı gibi araçları nasıl gelenek­ sel biçimde kullanacaklarını öğrendiler. Daha sonra bu araçları

1. Özellikleri bir kağıda yazın. Bir tost makinesinin bazı özellikleri şunlardır: • Metal veya plastikten yapılmıştır • Dış kaynaklardan güç kullanarak çalışır • Bir seviye aşağıda çalıştırılır • Tost hazır olduğunda pat diye ses çıkarır

yalnızca geleneksel olmayan yöntemlerle kullanarak çözebile­ cekleri problemlerle karşılaştılar. Problemlerin yüzde l l ’ini çöz­ düler. Diğer bir gruba aynı yöntemler kullanılm ak üzere aynı araçlar verildi ve aynı problemler sunuldu. Yüzde 97 oranında başarı sağlandı. İlk grup araçların sıradan, geleneksel kullanım larını öğ­

• Sıcak halkalar oluşur • Tost dikey olarak çıkar

2. Her bir özellik için kendinize, “Bu başka ne şekilde ya­ pılabilir?” ya da “Bu neden böyle yapılmak zorunda?” diye sorun. Her bir özellik için mümkün olduğunca çok alternatif üretmeye çalışın. 3. Kendinize SCAMPER soruları sorarak her bir özelliği değiştirip değiştiremeyeceğinizi ya da iyileştirip iyileştiremeyeceğinizi öğrenin. Isı rezistanslı cam kenarlıklarla kullanıcının tostu görmesini sağlayan içi görünür bir tost makinesi yaratabilirsiniz. Kolay yıkanabilmesi için kenar­ lıklar çıkartılabilir. Buna ek olarak tost makinesi hem dikey hem de yatay olarak açık yüzüyle ekmeği kızartmak için bir eksen etrafında döner. Listelemek nesnelerin stereotipik kavram larının ötesinde düşünmenize yardımcı olur. Bir nesneyi genellikle fonksiyonu­ na göre tanımlarız. Bu tanım bizim kendi deneyimimiz ve göz­ lemimiz dışında gelişir. Ama bir nesnenin fonksiyonu nesnenin

rendikleri için problem çözmede araçları geleneksel olmayan ve yeni yöntemlerle kullanmayı başaramadılar. Özellikler üzerine yoğunlaşmak stereotipik fonksiyonlara sabitlenmeyi önlemede yardımcı olur. Genellikle konuların özelliklerini düşünürseniz stereo tiplerle elde edeceğinizden daha farklı sonuçlara ulaşır­ sınız. “Çelik cıvata”yı ayrı bir özellikmiş gibi düşünerek tornavi­ danın stereotip etiketinden uzaklaşabilir ve yeni uygulamalar­ la tanışabilirsiniz. Başka olası kullanım lar sondaj, ibre, tıkaç, ayakkabı ucu, teneke açacağı, silah, ölçüm çubuğu, sıkışmış ka­ ğıdı fotokopi makinesinden çıkarmaya yarayan araç, gözetleme cihazı, telefon ahizesi vesaire. Özellikleri listeleme eylemi bile düşünmeye odaklanmanızı sağlar ve düşüncenin katı bir şekilde sabitleşmiş özellikleriyle baş etmenize yardımcı olur. Size bir adet şamdan, bir mantar lahtası ve bir ufak çivi verildiğini farz edin. Şamdanı yere düş­ meyecek şekilde asabilir misiniz? Tipik olarak size bir mum, bir mantar tahtası ve bir ufak çivi verildiğinde ve şamdanı yere düşmeyecek şekilde duvara

kendine özgü değildir. Daha ziyade, onlara yüklediğimiz çağrı­

142

143


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEH A N IN SIRLARI

asmanız istendiğinde çoğu insan bir çözüm bulm akta zorlanır. Buna karşın insanlar bir şamdan, bir mantar tahtası, ve çivile­ ri ve kutuyu ayrı ayrı ellerine aldıklarında çoğu problemi ko­ layca çözer. İlk durumda yöntemlerin yer aldığı kutu belli bir çağrışıma açıktır. Katılımcılar bunu şamdan için muhtemel bir duvar olarak değil yalnızca yöntemlerin olduğu bir kutu olarak görürler. Ayrı olarak ele alındığında katılımcılar kutuyu duvara bir platform oluşturmak için monte ederek ve şamdanı üzerine yerleştirerek onu problemi çözmek için nasıl kullanabilecekleri­ ni kısa sürede anlarlar. (Bir nesnenin fonksiyonu tamamen ken­ disine özgü değildir ancak bizim gözlemlerimiz ve ona yükledi­ ğimiz çağrışımlarla gelişir. Çoğunlukla görme yeteneğimizin tamamını kullanmayız. Bir konuyu ele alır ve detayları atlarız. Ve detaylar kimi zaman yaratıcı bir sıçramaya yol açacak bir fikir tohumu içerir. George Westinghouse arka bahçesindeki kuyu işine baktı ve parçaları ayrı ayrı ele aldı. Daha sonra bazı parçaları değiştirerek etkin bir yolla saf doğal gazı ev ve endüstrinin kullanım ına açtı ve doğal gaz endüstrisini yarattı. Müzikte Rus bestekar Igor Stravinsky halk müziğinden önemli ayrıntıları seçip onları farklı kalıplarda birleştirerek Petrushka adını verdiği yeni bir sanat üslubu geliş­ tirdi. Aşağıdaki şekilde okun bir diyagonal çizginin parçası ola­ rak işaret ettiği ancak yine de dikey çizgiye oldukça yakın olan noktayı görüyoruz. Doğal olarak dikey çizgi ile olan ilişkisini göz ardı ederiz ve noktayı yalnızca diyagonal olanın devamı ola­ rak görürüz. Bu yaygın bir netice ilkesidir. Devamlı gibi görü­ nen olaylar genelde birbirinden bağımsız olaylar yerine tek bir varlık gibi algılanırlar.

Fransız ressamlar Georges Seurat ve Paul Cézanne, rengin hile devamlı olamayacağı konusunda hemfikirdiler. Bu, doğa sü­ rekli bir bütünmüş gibi bir yamadan diğerine ara tonlarla gölge vermekte kullanılan yaygın tekniğe zıt düşmektedir. Seurat ve ( ezanne, renk geçişlerinin doğada bulunmadığını çünkü her bir küçük renk yamasının bağımsız bir şekilde boyanması gereken bağımsız bir deneyim olduğunu savunuyordu. Doğanın ayrık de­ neyimlerini küçük “bağımsız” noktalar olarak kırdılar ve daha sonra onları birbiriyle etkileşimde bulunmaları için farklı yollarla grupladılar ve sanatçının dünyayı algılama şeklinde devrim yara­ tacak derecede yeni, göz alıcı sanatsal deneyimler yarattılar. Doğayı bağımsız parçalar olarak ayırm ak ve daha sonra bir seferde tek bir parça üzerine yoğunlaşmak Seurat ve Cézanne’in stereotipik kavramlarını kırm alarını ve yeni ilişkiler ve dene­ yimler keşfetmelerini sağladı. Aynı şekilde bir konunun özellik­ lerini sıralamak ve daha sonra bir seferde tek bir özellik üzerinde yoğunlaşmak bir konuya dair stereotipik kavram ım ızı sürekli bir bütün olarak kırm am ızı ve asla atlamayacağımız ilişkileri keş­ fetmemizi sağlar. Örneğin ofis binalarında ve departman ma­ razalarındaki döner kapıyı yenilemek istediğimizi farz edin. ( incelikle döner kapının özelliklerini sıralayabilir ve daha sonra hir seferde her bir özelliğe yoğunlaşabiliriz. Özellikler aşağıdaki gibi sıralanabilir: U 5


M ICHAEL M1CHALKO

Her birinin ayrı bölmeleri vardır

Elle itmek onu hareket ettirmek için enerji gerektirir

Diğer tarafı görebilmek için cam kullanılmalıdır

Onu bir seferde bir ya da birkaç kişinin itmesi gerekir

“Onu elle itmek enerji gerektirir” özelliği kişiyi her gün gö­ nüllü bir şekilde kapıyı iten binlerce insanın yarattığı tüm ener­ jiyi nasıl kullanabileceğini düşünme yollarına yönlendirir. Bu da insanların kapıyı itmesiyle oluşabilecek elektriği üretmek için döner kapıyı yenileme fikrini tetikler. Döner kapıyı özellikleriy­ le ele almak, döner kapıya dair stereotipik kavramını kırmamızı ve enerji üretme yolunu ve dolayısıyla enerjiden yararlanmak

YARATICI DEH ANIN SIRLARI

I'MI’de ölümünden sonra keşfedilecek olan 3,500 adet defterinde keşif yolculuğunu aralıksız kaydetmiş ve her adımını tek tek gösı>ı iniştir. Çalışmasını yazılı olarak kaydetmek dehasının önemli hır anahtarıydı. Defterleri ona şu alışkanlıkları kazandırdı: •

Kullandığı fikirleri, teknikleri ve bilişsel modelleri bir prob­ lemden diğerine aktararak çift koldan besledi. Örneğin 1990’da Edison’un maddi olarak bağlı bulunduğu demir cevheri madeni gerileme sürecine girdiğinde ve iflasın eşiğine geldiğinde bir hafta sonu defterine yoğunlaştı ve şirketin çabalarını demir cevheri şirketininkiyle aynı model üzerine aktifleştirebileceği Portland çimentolarına nasıl yö­ neltebileceğinin detaylı bir planını çıkardı.

için yaratıcı bir yol düşünmemizi sağladı. •

Edison ne zaman yeni bir fikir üretse geçmişte terk ettiği fikirler ve icatları yakın zaman içinde öğrendiği yeni şeyler

Yazılı Kayıtlar

ışığında tekrar düşünürdü. Yeni bir fikir üzerinde çalışırken

Bir başka gelişim alışkanlığı da yaratıcı girişim lerinizin yazılı bir kaydını defterde, dosyada veya bilgisayarınızda tut­ maktır. Kayıt altına almak yalnızca düşüncelerin ve fikirlerin uzun süreli olmasını sağlamakla kalmaz aynı zamanda sizi yeni düşüncelere ve fikirlere yöneltir. Leonardo da Vinci salt fikir­ lerini kaydederek onları daha fazla kurcalıyor ve geliştiriyordu. Bu nedenle Leonardo basit kavramlardan yola çıkarak zamanı­ nın çok ilerisinde olan helikopter, bisiklet ve dalgıç elbisesi gibi inanılmaz derecede karmaşık yapıya sahip icatlar üzerinde çalı­ şabildi.

zihinsel olarak bir engele takıldığında ise yeni bir yöntemi tetikleyebilecek bir düşünce ya da öngörü olup olmadığını anlamak için defterlerini gözden geçirirdi. Örneğin Edison sonuç alamadığı bir uğraşısından yola çıkarak bir denizaltı telgraf kablosu - değişken rezistans - geliştirdi ve onu ko­ nuşmacının değişen ses dalgalarına adapte olan bir telefon cihazının tasarımına dönüştürdü. Bu teknik kısa sürede en­ düstriyel standartlara uygun hale getirildi. •

Edison doğal dünyaya dair gözlemlerini, sonuç alınamayan patentleri, diğer mucitler tarafından kaleme alınmış araş­ tırma yazılarını ve başkalarının diğer alanlarda yarattığı fi­

Edison’un Defterleri

kirleri sıklıkla not ederdi. Ayrıca düzenli olarak geniş çapta

Leonardo da Vinci Thomas Edison’un ruhani akıl hocasıy­ dı, öyle ki Edison’un defterleri aralarındaki ruhani bağın kuv­ vetliliğini göstermektedir. Vinci’nin örneğini temel alan Edison

çeşitli yayınları tarayarak ilgisini çeken yenilikleri defterine

K6

kaydederdi. Diğerlerinin başka alanlarda farklı problemler için beceriksizce kullandığı yeni ve ilginç fikirleri mutlaka in-

147


M ICHAEL MICH ALKO

YARATICI DEH AN IN SIRLARI

çelerdi. Edison'a göre bir fikir yalnızca kendi çalıştığı proble­

nizasyonal gelişim, satış sunumları, yeni pazarlar, yeni üretim fikirleri vesaire.) Bir fikir hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç duymanız durumunda fikri bulduğunuz kaynağın neresi olduğunu belirleyin. Farklı kategorilere uygun olabilecek fikirlerden çapraz referans elde edin.

me uyarlama sürecinde özgün olmak zorundaydı. •

Edison aynı zamanda geçmiş icatlara ve fikirlere yer verdiği defterlerini kendi doğrusuna göre başka icatlar ve fikirler için sıçrama tahtası olarak da kullanırdı. Edison'a göre telefondaki (seslerin aktarımı) diyagramları ve notları fonografı (seslerin

3.

kaydedilmesi) işaret ediyordu ki bu dönüşlü olarak hareketli resimleri (görüntülerin aktarımı) işaret ediyordu. Basitçe geç­ mişin tekrarı, değil mi? İşte deha da böyle bir şeydir.

Walt W hitman da yaratıcılık potansiyelini harekete geçir­ mek için fikirlerini bir araya getiren bir başka dahiydi. Günlük­ leri fikirlerini kaydetmek için geliştirdiği ustaca tekniği ortaya koymaktadır. Ne zaman bir fikir hayal gücünü zorlaşa küçük bir kağıda onu not eder ve daha sonra bu kağıtları konuya göre ayırdığı çeşitli zarflara yerleştirirdi. Karşılaştığı her yeni fikri saklayabileceği çok sayıda farklı zarflara sahipti. W hitman ne zaman yeni bir fikir ya da perspektif üretme ihtiyacı hissetse konulara göre ayırdığı farklı zarflar seçerdi. Ba­ zen bu zarflardan rasgele ve bazen de yalnızca seçtiği konuya uygun fikirler seçerdi. Sanki bir fikir gobleni yaratm ak ister gibi daha sonra bu fikirleri birlikte dokurdu. Bu fikir dokumaları sıklıkla bir şiir ya da makalenin temelini oluşturmaktaydı. Yazılı bir kayıt tutm ak için yönergeler şunlardır: 1.

Bir beyin fırtınası oturum unda karşılaştığınız tüm ilginç fikirleri, okuduğunuz bir yerden aklınızda kalan fikirleri ya da kendi ürettiğiniz fikirleri bir araya getirin.

2.

Bunları bir deftere, bilgisayarınıza ya da not kağıtlarını­ za yazın ve bir dosya tutup konulara göre ayırın (orga-

U8

Epeyce geniş bir fikir tabanı geliştirdiğinizde onu bir probleminiz olduğu zaman öngörü yaratmak için kulla­ nın. Bir problemle karşılaştığınız her seferde ihtiyacınıza uygun olduğunu düşündüğünüz dosyadan fikirleri alın. Önünüze serin ve her birini gözden geçirin. İhtiyaçları­ nıza en uygun fikirleri seçmeniz için şu önerileri kulla­ nabilirsiniz:

1.

Seçtiğiniz konunun özelliklerine en yakın özelliklere sa­ hip fikirleri ayırın.

2.

Daha genel bir gruptan birkaç fikir seçtikten sonra fikir­ lerinizi mevcut ihtiyaçlarınıza uygulamaya hazırlanın. Fikrin tamamının ya da yalnızca bir prosedürünün veya parçasının uygun geldiğini fark edebilirsiniz. Benzer şe­ kilde fikirlerin durum a uygun hale gelmesi için değişti­ rilmesi gerekebilir.

3.

İki ya da daha fazla fikirden elde ettiğiniz uygun özellik­ leri veya prosedürleri birleştirin.

Dahiler iyi bir fikrin dikkate değer ayrıntılarını ve özel­ liklerini kolayca fark eder ve bu elementleri konularına uyar­ layabilirler, dolayısıyla “yaratıcı” yeni bir fikir yaratabilirler. Birçok özgün fikir dış dünyadaki bir milyon kaynaktan bilinçli ya da bilinçsiz alınmış olduğu ve bir toplayıcı tarafından gu•urla ve memnuniyetle kullanıldığından ikinci eldir. Ford Motor

H 9


M ICHAEL MICHALKO

YARATICI D EH AN IN SIRLARI

Şirketi’nin kurucusu Henry Ford bir vakit en basit dehasının baş­ kalarının fikirleri ve icatlarından yeni bir şeyler yaratma beceri­ si olduğunu söylemiştir.

kavramların yer aldığı zihinsel bir düşünme ağı oluşturdunuz. Bu doğrusal olmayan düşünme süreci bilinçsiz bir şekilde ger­ çekleşebilir ve ille de gerçek zamanda olacak diye bir kural teş­ kil etmez.

Beyin Patlatma

Kavramlar güneş ışınları gibi bir noktaya odaklanarak ve bilincinize işleyerek birleşirler. Aşağıdaki illüstrasyonda A bir problem üzerinde çalışan ortalama bir beyne ait beyin bağlarını temsil ederken B bilginin kaydedilmesi ve gözden geçirilmesiyle sürekli uyarılan bir beynin beyin hücreleri bağlarını temsil et­ mektedir.

Fikirlerinizden ve problemlerinizden tarihi bir kayıt tutmak istediğinizde bilinç problemleri konusunda öncü bir araştırmacı olan George M andler’ın “beyin patlatma” olarak adlandırdığı bir fenomen başlatırsınız. Beyin patlatma bir kuluçka döneminden sonra hiç yoktan bir fikir ya da çözümün ortaya çıkmasıdır. Büyük olasılıkla belli bir problem hakkındaki düşüncele­ rinizi ve fikirlerinizi kaydetme bilgiyi uzun dönem hafızanıza ve bilinçaltınıza yerleştirir. Bilinç günlük yaşantımızda eylem­ lerimize sınırlar koyarken önemli bir rol oynasa da bilinçsizlik halinde herhangi bir sınır olmaksızın karm aşık bilgileri aktif hale getirebiliriz. Uzun dönem hafızada tutulan bilgi bilinçsizlik haline paralel bir şekilde işlenir ve bilinçli düşünce yönünü bu­ lur. Yenilikçi bir fikir herhangi bir gerçek zamanlı sırada değil düşüncenin patlama anı olan “beyin patlatma” sürecinde ortaya çıkar. Defterinizde şunlar olduğunu düşünün: •

Üzerinde çalıştığınız problem hakkında bilgi

Şu an üzerinde çalıştığınız fikirler, kavramlar ve problemler hakkında bilgi

Dönem dönem defterinizi gözden geçirdiğiniz sürece bilin­ cinizde ve bilinçaltınızda kayıtlı tüm bilgileri aktif hale getirir­ siniz. Şimdi yaratıcılık anında katalize edebileceğiniz tamamen ilgisiz problemlerden oluşan fikirlerin, zihinsel resimlerin ve 150

A

B

Çalışmanızı kaydetmek bilginin bilinçaltına işlemesini sağ­ lar ve her nasılsa ilgili kalıpları harekete geçirir ve böylece prob­ lem terk edildikten uzun bir zaman sonrasında bile beyin patlat­ ma süreci başlar. 1970’lerde Princeton, New Jersey’de bulunan İleri Seviyede Çalışmalar Enstitüsü’nden Frank Wilczek atomun çekirdeklerinin nasıl bir arada kaldığı gerçeğini sonuçlara bağ­ ladı. Bunlardan biri “Tanrt’nın aklını okum ak” adlı keşiflerdi. Bu büyük adımı tamamen farklı bir problem - aslında doğanın tamamen farklı bir gücü - üzerinde çalışırken gerçekleşti. Bir anda “beyin patlatma”yı keşfetti ve bir alanda başarısızlığa uğ­ ramış bir yöntemin bir başka alanda başarılı sonuç verebileceği­ ni fark etti. Arşimed yer değişimin prensibi hakkında ani bir sezgiye banyoda hayaller kurarken erişti. Söylentiye göre keşfiyle öyle 151


M ICHAEL M ICHALKO

YARATICI D EH A N IN SIRLARI

heyecanlandı ki çıplak bir vaziyette sokağa fırladı ve “Eureka!” (Buldum!) diye bağırdı. Fransız bir dahi olan Henri Poincare ani­ den aklına gelen ve onu hemencecik hayallere sürükleyen inanıl­ m az fikirler ve sezgilerden bahsediyordu. Fikirler öyle çarpıcıdır ki fikrin bulunduğu an sıradışı detaylarla tam olarak hatırlanır. Darwin arabasında yol alırken ve başka konular üzerinde dü­ şünürken türlerin kökeni için bulduğu çözüme ulaştığı bir yol üzerindeki noktayı tam olarak teşhis edebildi. Diğer dehalar da benzer deneyimler yaşamıştır. Ani bir yıldırım çarpması gibi fi­ kirler ve çözümler de benzer şekilde aniden ortaya çıkarlar.

değere sahiptir ya da hiç. Ancak zaman zaman bir kombinasyon bilinçaltınız tarafından iyi bir kombinasyon olarak değerlendiril­ diğinde ve bilinçli zihne “beyin patlatma” fikri olarak ulaştırıl­ dığı zaman gerçekleşir.

Basmakalıp bir fenomenin tanınm ış bilim adamlarının araştırm alarında görülmesi yarım yüzyıl önce gerçekleşti. Bilim adam larının çoğu en iyi fikirleri ve sezgileri problem hakkında düşünmüyorken kaydetmişlerdir. Fikirler yürürken, dinlenirken ya da diğer ilgisiz problemler üzerinde çalışırken gelir. Bu, ya­ ratıcı eylemin “ilahi esin”le çağrışım yaptığına işaret etmektedir çünkü aydınlanma istemsiz ortaya çıkar. Ne kadar çok problemi, fikri ve düşünceyi kaydeder ve belli zaman aralıklarıyla gözden geçirirseniz zihninizdeki bil­ gi ağı da o kadar karm aşık olur. Zihninizin kenarlarında askıya asılmış atomlar gibi düşüncelerin olduğunu düşünün. Bir konu hakkında düşünürken bu düşüncelerden bazıları serbest kalır ve bilinçaltı zihninizde resim haline gelir. Bir problem hakkında düşünceleriniz üzerinde ne kadar çalışırsanız sistematik olarak kaydederek uzun dönem hafızanıza daha fazla bilgi koyarsınız ve rasgele resimlere daha fazla düşünce yerleşir. Bilinçaltı zih­ niniz asla durmaz. Konu hakkında düşünmekten vazgeçer ve onu unutmaya karar verirseniz bilinçaltı zihniniz çalışmayı asla durdurmaz. Düşünceler bilinçaltınızda her yöne özgürce hare­ ket etmeye devam eder. Milyonlarca kez çarpışırlar, birleşirler ve tekrar birleşirler. Tipik olarak birçok kombinasyon ya çok az

152

Bilinçli zihnimiz bazen yeni fikirler yaratırken fazlasıyla durgunlaştığı için devre dışı kalır. Bir süre işimize devam et­ mezsek, durgunlaşmam ız sona erdiğinde bilinçaltı zihnim iz ser­ bestçe yeni olasılıklar yaratabilir. Nobel ödüllü Melvin Calvin’e de olan buydu. Arabasında oturmuş karısının dönmesini bekler­ ken fotosentez üzerine araştırmasında zor bir bilmecenin ceva­ bını buldu. Aniden, birkaç saniye için karbon yolu ona olanaklı gelmişti. “Beyin patlatma” deneyimini gerçekleştirmek için şu deneyi uygulayın: Bilinçaltınıza üzerinde çalıştığınız bir problem hak­ kında bir mektup yazın. M ektubu mümkün olduğunca ayrıntılı tutmaya çalışın. Problemi, hangi adımları attığınızı, boşlukları, neye ihtiyaç olduğunu, engellerin ne olduğunu, ideal çözümü vesaire, tanımlayın. Bilinçaltınızdan çözümü bulmasını isteyin. 153


YARATICI DEH A N IN SIRLARI

MICHAEL M ICHALKO

Şöyle yazın: “Görevin problemin çözümünü bulmak. Çözüme iki gün içinde ulaşmak istiyorum.” Mektubu zarfa koyun ve bu kenara bırakın. Onu koyduğunuz yeri unutun. İki gün sonrtı mektubu açın. Problem hâlâ çözülmediyse mektubun altına şöy­ le yazın: “Bunu çözdüğünde bana bildir.” Er ya da geç kendinizi rahat ve dertlerden uzak hissettiğinizde fikirler ve çözümler bi linçaltınızdan gün yüzüne çıkacaktır. Zihniniz aynı zamanda siz uyurken de çalışır. Ünlü Fran­ sız romancı Balzac çok sayıda yaratıcı insanın önemli işlerini sabah yapm alarının sebebini açıklarken uyurken beynini mak­ simum düzeyde kullandığını ifade etmiştir. M elodilerini nasıl bulduğu sorulduğunda müzik tarihinin en önemli bestecilerin­ den biri olan Johann Sebastian Bach problem leri ertelem ediği­ ni ve sabah kalkıp bulduğu melodileri unutmadan not ettiğini söylemiştir. Thoınas Edison bazen laboratuarında bir masada uyuyakalır ve böylece sabah uyanır uyanmaz bilgileri unutma­ dan işe başlardı. Uykuya dalmadan önce bu alıştırmayı yapın. Kendinize birkaç dakika ayırın ve probleminizi gözden geçirin. Anahtar kelimeleri bir kağıda not ederek bu kağıdı yatağınızın başucuna yapıştırın. Problemi unutun ve uyuyun. Sabah uyandığınızda kağıda bakın. Muhtemelen birkaç sezgi yakalayacak ve problemi daha net bir şekilde görerek bir “beyin patlatan” fikir elde ede­ ceksiniz.

Yaratıcı dehalar akıcı ve esnek bir şekilde düşünür. Akıcı düşünme sayıca fazla fikir üretme anlam ına gelir ve esnek dü­ şünme nesneleri sıradan ve geleneksel tabiatın ötesinde düşün­ me anlam ına gelir. Dahiler akıcı düşünen kimselerdir ve şu uy­ gulamalardan yararlanırlar: Fikir bulmaya çalışırken yargıları ertelemek Mümkün olduğunca fazla fikir üretmek •

Fikirleri akla geldiği zaman listelemek ve yazılı bir kayıt tu t­ mak Fikirlerin üzerinde sürekli çalışmak ve onları iyileştirmek

Konuları kuluçka döneminde ele alarak bilinçaltının fikirler üretmesine izin vermek

Dahiler esnek düşünen kimselerdir çünkü rasgele, şans ese­ ri ve ilgisiz gelişen faktörleri düşünme süreçlerinde tekrar ele alarak düşünme periyotlarını uzatırlar. II. Kısım’daki stratejiler dahilerin rasgele, şans eseri ve ilgisiz gelişen faktörleri kullana­ rak problemler için özgün fikirleri ve yaratıcı çözümleri nasıl ürettiklerini göstermektedir.

Özet Yaratıcı bir dahinin fikirleri anlık yaratan gizemli bir kişi olduğunu düşünürüz. Bu aslında böyle değildir. Yaratıcı bir dahi fikirlere böyle ulaşmaz. Fikirlere ulaşması için sıkı çalışması ve hassas düşünme pratiklerini bir araya getirmesi gerekir.

154

155


YARATICI DEHANIN SIRLARI

t

^

o m iN A S \ \ y

.

Bilimsel Deha adlı kitabında Davis’teki Kaliforniya Üniver­ sitesinden psikolog Dean Keith Simonton dahilerin salt yetenek­ li olanlardan daha fazla yeni kombinasyonlar oluşturdukları için dahi olduklarını ileri sürmektedir. Yani geniş anlamda deha ve şansın eşanlamlı olduğunu savunmaktadır. Teorisi şu etimoloji­ yi içermektedir: cogito- “Düşünüyorum” - kökeninde “birlikte sallanmak”; intelligence (zeka) sözcüğünün kökü olan intelligo aradan seçmek” anlam ına gelmektedir. Bu açıkça fikirlerin ve düşüncelerin rasgele birbirleriyle birleşmesine izin vermenin ve çok şey arasından yalnızca birkaç tane seçmenin faydasıyla ilgili erken bir önsezidir. Aşağıdaki şekilde kare deforme olmuş - kenarlar bükülmüş - gibi görünmektedir. Oysa bu yanlış bir düşünce. Karenin ke­ narları son derece düzdür. Emin olmak için düz bir çubuğu ke­ narlara yerleştirip ölçebilirsiniz. Mükemmel bir kareyi daireler­ den oluşan bir arka planla birleştirdiğimizde şekle bakış açımız da değişir.

156

Yaratıcılık düşünmemizin algısal aşamasında yer alır. Bu algılarımızın ve kavram larım ızın biçimlendiği yerdir ve aynı /am anda değişmesi gereken yerdir. Bir kareyi dairelerden olu­ şan bir arka planla birleştirmek kareyi algılayışımızı değiştirir. Aynı şekilde bilgiyi yeni biçimlerde birleştirmek özgün bir şey yaratmak için algısal olanaklarımızı artırır. Einstein’ın E=mc2 denklemini düşünün. Einstein enerji, kütle ya da ışık hızı kavram larını icat etmedi. Daha ziyade bu kavramları yeni ve yararlı bir şekilde birleştirdi. Kavramları farklı bir şekilde birleştirerek herkes gibi aynı bilgiyi ele aldı ve orada başka bir şeyler gördü. Einstein üstün zekalı Fransız matematikçi Jacques Hadamard tarafından 1945 yılında yürütü­ len bir araştırmaya yanıt olarak “bağlamsal oyun” adını verdiği düşünme şekline gönderme yapıyordu adeta. Bir deha, tıpkı kovalar dolusu Legolarla binalar inşa eden yüksek zekalı bir çocuk gibi sürekli, tekrar ve tekrar fikirleri, /ihinsel resimleri ve diğer çeşitli düşünceleri birleştirir. Bir an durup hidrojen ve oksijeni düşünün. Onları doğru bir kombi­ nasyonda bir araya getirin. Gazların tek başına ifade ettiğinden farklı bir şey elde ettiniz. Buzun su üzerinde yüzebildiğini, sı­ cak bir duşun sizi o kadar rahatlattığını ya da soğuk bir içeceğin öyle çok serinlettiğini tahm in etmezdiniz. Basit kavramlar da bu basit gazlar gibidir. Tek başına bilinen ve anlaşılan varlıklardır. Onları bir araya getirdiğinizde ise büyüleyici dönüşümlerin ger­

157


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

çekleşmesi kuvvetle muhtemeldir. Ama bu büyü değildir; basit­ çe sıradan idrak yeteneğinin yaratıcı bir özelliğidir.

inak gerekirse, her zaman düşündüğünüz şeyleri düşünürseniz lıcr zaman elde ettiğiniz şeyleri elde edersiniz.

Dahiler yeni kombinasyonlardan keyif almaya istekli olduk­ ları için olasılığı yüksek ve zamanında kabul edilmiş fikirleri geri çevirebilir ve olasılığı gerçekten yüksek şeyleri hayallerin­ de canlandırabilirler. 1448’te Johannes Gutenberg baskı işlemini pratik hale getirmeye yarayan hareketli yazıyı geliştirmek ama­ cıyla şarap presleme ve madeni parayı damgalama için gerekli mekanizmaları birleştirdi. Hareketli yazıyı üretme yöntemi ne­ redeyse beş yüzyıldır hiç değişmeden etkinliğini sürdürmüştür. Modern genetik biliminin temel aldığı mirasın kanunları, bu yeni bilimi yaratmak için matematiği ve biyolojiyi birleştiren Gregor Mendel’in eseridir. Thomas Edison’un aydınlanmanın pratik bir sistemini buluşu, birlikte düşünülmesi imkansız iki şeyi, paralel dairelerdeki elektrik donanımını ampullerindeki yüksek dirençli flam an ile birleştirmesiyle gerçekleşti.

Yaratıcılık dondurma bardağını eğdiğimiz ve suyu (bilgiyi) oyuklardan çıkarıp yen bir yönde akmasını sağladığımız zaman gerçekleşir. Bilgiyi farklı şekillerde birleştirerek dondurma barıl.ıp.ını eğik hale getirebiliriz. Bu yeni kombinasyonlar dikkati­ nizi yoğunlaştırmanız için farklı yöntemler ve yoğunlaştığınız ıjeyi yorumlamak için farklı yollar sağlar. Yeni öngörüler, özgün lıkııler ve yaratıcı çözümlere ulaşmak için dikkatinizi yoğun­ laştırmanın farklı yöntemlerini ve yoğunlaştığınız şeyi yorum ­ lamanın farklı yollarını izlemeniz gerekir.

Zihninizi üzeri dümdüz bir dondurma bardağı olarak dü­ şünün. Dondurmanın üzerine bir kaşıkla sıcak su döktüğünüzü ve daha sonra süzülünceye dek hafif vuruşlarla şekil verdiğinizi hayal edin. Bu sürecin birçok kez tekrarlanması neticesinde don­ durmanın yüzeyi oyuklarla dolmaya başlar. Zihin bu bilgiyi al­ dığı zaman tıpkı su gibi oyuklar içine akar. Bir süre sonra bütün bir oyuğu aktif hale getirmek için yalnızca bilginin küçük bir kısmını alır. Bu beynin kalıpsal-tanıma ve kalıpsal-tamamlama sürecidir. Bilginin büyük bir kısmı oyuğun dışında yer alsa da zihin bir kalıbı seçmek ve aktif hale getirmek için bilgiyi otoma­ tik olarak düzenler ve tamamlar. Oturup yeni fikirler ve çözümler üretmeye çalıştığımızda sürekli eski fikirlerle karşılaşırız. Bilgi aynı eski fikirleri tek­ rar ver tekrar üretip aynı eski bağlantıları kurmam ızı sağlayarak aynı eski oyukları aktif hale getirir. Ya da bir başka açıdan bak158

Birkaç teknik birbirinden farklı konular, fikirler, kavramlar \ o düşüncelerin gelişigüzel kombinasyonu sayesinde yeni ve öz­ rün fikirler elde etmenizi sağlar. Bu tekniklerden ilki Leonardo da Vincimin ünlü düşünme stratejilerden sonra anlatılmaktadır. I eonardo da Vinci bir dizi ayrımları sıraladığımız sürece onları srıh yollarla birleştirerek yeni olasılıklar üretebileceğimize veya ilaha önce karşılaşılmamış özellikleri hesaba katarak eksiklik­ le ı ya da kaçak bağlantıları ortaya çıkarabileceğimize inanırdı. Ycııi bir şey oluşturmak için kilit parçaları birleştirmek onun de­ hasının en göze çarpan özelliğiydi.

Da Vinci'nin Tekniği Leonardo’nun yarattığı grotesk baş ve çizimler bir dizi özellıpin farklı kombinasyonlarından oluşan insan yüzünün rasgele değişkenlerine verilebilecek en iyi örnekler arasındadır. Da Vinci öncelikle yüzdeki karakteristikleri (başlar, gözler, burun­ lar vesaire) sıralar ve sonra her bir özelliğin altına değişkenleri s azardı. Daha sonra ise özgün ve grotesk çizimler yaratmak için lai kli değişkenleri birleştirir ve birbirleriyle uyumlu hale getirir­

159


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

di. Aşağıda Vinci’nin yaratmış olabileceğine benzer özelliklere sahip varsayımsal bir örnek görülmektedir:

düşündüğümüz bir şeyi yaratmaktansa birçok güzel yüzün en iyi özelliklerini gözlememizi tavsiye ederdi. Dünyada belki de cn çok hayranlık duyulan portre olan Mona Lisa Da Vinci’nin geçmişte gözlemlediği ve sisteme oturttuğu en güzel yüzlerin cn iyi özelliklere sahip parçalarını birleştirmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Belki de bu yüzden çoğu meraklı, tablodaki kadının yüzündeki özelliklerin karışım ında birçok farklı ifadenin yer ;ıldığına kendini inandırır. Tablodaki kadının asıl kimliği hak­ kında çok az tartışma yapılırken mevcut gerçeğin ışığında bu olasılığı düşünmek oldukça ilginçtir.

Başlar

D ik İskeletvari

Gözler

Burunlar

Ağızlar

Yanaklar

K ay m ış

H av u çv ari

D ar

G erd an lı

( ç S ^

K an ca gibi

T av şan d u d ak lı

G e v şe k çeneli

İn c e cik

K e m ik li çeneli

/ Şişkin

~ \H a v a d a J \

Şaşı

G a g a gibi

Ç ın g ıra k v a ri /

P ırıl p ırıl

S ıska

K alın

Y u m u rtav ari /

Y ana k ay m ış

T opak

F iy o n k biçim li

/İz le rle d o lu f

Şişm iş

E nli

E tli

(A ç ık a lı n l ı /

K ızarm ış

L ife b e n ze r

B ükük

K u b b ev ari B ükük

/

’Y S arlcıkj)

Ç ökük 'v

K öşeli

\

T ık n az ,

Ç ıkıntılı [B a s ık )

Her bir kategorideki maddelerin sayısı nispeten az olsa da sıralanan özelliklerin olası kombinasyonları binlercedir. Daire içine alınmış özellikler özgün grotesk bir baş için kullanılabile­ cek binlerce gruplanmış özellikler arasında yalnızca bir tanesini gösterir.

Leonardo’nun hayatta bir kez karşılaşılabilen, bir sanat eseri olan The Last Supper adlı tablosunu yaratmak için doğru biçimi buluncaya dek parçaların m atriksini (havariler, tepkime türleri, şartlar, yüz ifadeleri, durum türleri) oluşturduğunu ve değişken­ lerle kombinasyonları kullanarak deneme yaptığını düşünebili­ riz. Ondan önce yaşamış başka birçok ressam İsa M esih’i son on ık i havarisi ile akşam yemeği yerken resimlemişti. Leonardo da Vinci ise yeni bir anlam yükleyerek o sahneyi insanların gözün­ de canlandırmayı başarabildi. Leonardo da Vinci bir konunun yapısal özelliklerini analiz eder ve daha sonra ana parametreleri (“param etre” bir karakleristik, faktör, değişken ya da özellik anlam ına gelir) ayırırdı. I >aha sonra her bir parametre için değişkenleri sıralar ve onları birleştirirdi. Nihayetinde parametrelerdeki değişkenlerin farklı kombinasyonlarını üreterek yeni fikirler yarattı.

Defterlerinden anlaşıldığı üzere Da Vinci bu stratejiyi sanat üretiminde ve icatlarında kullanmıştır. Güzel bir yüz olduğunu

160

Parametreleri iskambil kağıtlarındaki gruplar (maça, kupa, inek ve karo) ve değişkenleri (her bir gruptaki farklı kartlar) olarak düşünün. Değişkenlerden farklı kombinasyonlar üreterek yeni fikirler yaratırsınız. Da Vinci’nin tekniğini kullanm ak için aşağıdaki yönerge­ leri izleyin: 161


MICHAEL MICHALKO

1. Ele aldığınız sorunu özelleştirin.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

istediğiniz parametrelerin sayısını siz belirlersiniz. Para metreleri seçerken kendinize şunu sorun: “Kutuya eklemeyi

Parametreleri sıraladı ve her bir param etre için beş değişken yazdı. En üstte dört parametreye yer verdi. Her bir parametrenin altına beş değişken getirdi. Her bir parametreden rasgele bir ya ila birkaç madde seçti ve onları yeni bir iş alanı oluşturmak için bir araya getirdi.

düşündüğüm parametre olmaksızın sorun hâlâ devam eder mi?”

Araba Yıkama İçin Yeni İş Uzantısı

2. Sorunun parametrelerini çıkarın. Parametreler sorunun en temel yapı taşlarıdır. Doğayı ve kutunuzda kullanmak

3. Her param etrenin altına istediğiniz kadar sayıda değiş­

Yöntem

Yıkanan Ü rünler

ve kullanılan değişkenlerin sayısına bağlı olarak değişir. Ne kadar çok değişken ve her bir parametre için ne kadar çok değişken çeşidi bulursanız kutunun tutarlı bir fikir içerme

T am z am an lı

A ra b a la r

K endi ken d in e

T rak tö rle r

olasılığı o kadar yükselir. Örneğin on param etrenin ve heı bir parametre için on değişkenin yer aldığı bir kutu para­

Ekipm an

Satılan Ürünler

ken ekleyin. Kutunun nasıl biçimleneceği parametrelerin

metrelerden on milyar tane kombinasyon ve değişken üre­ tilebilir. 4. Değişkenleri sıralamayı bitirdiğinizde parametreler ve param etrelerin değişkenlerini her sütundan bir ya da bir­ den fazla seçerek eşleştirin ve kombinasyonlardan tamamen yeni oluşumlar yaratın. Bu adım esnasında tüm kombinas­ yonlar sorunun çözümü için ayrıntılı bir şekilde incelenebi­ lir. On ya da daha fazla parametreyle çalışıyorsanız bütün grubu kabaca incelemeniz ve daha sonra aşamalı bir şekilde özellikle verimli görünen parçalara yoğunlaşm anız faydalı olabilir. Şimdi bir örneği ele alalım. Bir araba yıkam a servisinin sa­ hibi yeni bir pazar veya yeni bir pazar alanı arayışında olsun. “Ürün yıkam a” aktivitesini analiz etti ve şu dört parametreyle çalışmaya karar verdi: “Yıkama yöntemi”, “yıkanan ürünler”, “kullanılan ekipman” ve “satılan diğer ürünler”. 162

- Q l g i l i ürünler_7 N a k liy e c ile r

T uhafiye m alzem eleri

E v ler

( s ta n d la r)

İn d irim li k ita p la r

M obil

E lb ise le r

( K u ru tu c u la r)

Y e n ile b ilir e şy a la r

K o m b in a sy o n

K ö p e k le r)-

S ig a ra la r

Yeni İş: Param etrelerin rasgele seçimi (“Kendi kendine”, “köpekler”, “fırçalar”, “standlar”, “spreyler”, “kurutucular”, “ilgili ürünler”) yeni bir iş fikrine esin kaynağı oldu. Yarattığı yeni iş alanı kendi kendine köpek yıkam a idi. Bel yüksekliğin­ de tüplerle kendi kendine köpek yıkam a işinde köpek sahipleri köpeklerini spreyliyor, servis tarafından sağlanan fırçayla onları fırçalıyor, şampuanlıyor ve kurutm a makinesiyle kurutuyordu. Yıkama servisine ek olarak bir de şampuan ve nemlendirici gibi kendi köpek ürünlerini satıyordu. Böylelikle köpek sahipleri ar­ lık arabaları tam zamanlı araba yıkam a servisinde temizlenirken kendileri de köpeklerini yıkam a im kanına sahipler. Her bir param etre için beş alternatif 3,125 farklı olası kombi­ nasyon üretmektedir. Yüzde onluk bir kısmı başarılı sonuç verse bu 312 yeni fikir anlam ına gelir. Teoride uygun param etreleri ve değişkenleri sıraladığınız zaman belli bir sorun için tüm olası kombinasyonları elde etm eniz gerekir. Pratikte ise parametrele-

163


YARATICI DEHANIN SIRLARI MICHAEL MICHALKO

riniz yetersiz olabilir veya bir parametre için önemli bir değişken tanımlanmam ış olabilir. Böyle bir duruma ihtimal verirseniz be­ lirlediğiniz parametreleri tekrar gözden geçirmeli ve param etre­ leri ya da değişkenleri uygun bir şekilde düzenlemelisiniz. Genellikle konumuzun bileşenlerini sürekli bir “bütün” ola­ rak görmeye ve bileşenler arası ilişkileri, özellikle de bariz olan­ ları, göz ardı etmeye eğilimliyizdir. Onları algılama şeklimiz yüzünden neredeyse görünmez hale gelirler. Yine de bu ilişkiler normalde bizi yeni fikirlere ulaştıran bağlardır. Bir konuyu fark­ lı parçalara ayırdığınız ve sonra bunları farklı şekillerde birleş­ tirdiğiniz zaman konuyu algılama biçiminizi de yeniden oluştu­ rursunuz. Algılardaki bu yeniden oluşum yeni sezgiler, fikirler ve yeni spekülasyon dizileri üretmemizi sağlar. Geştalt psikolog Wolfgang Köhler hayvanlarda algısal ye­ niden oluşumun nasıl gerçekleştiğini kanıtladı. Muzların erişilemediği ve yalnızca maymunun deneyiminde var olan yeni bir teknikle elde edilebildiği yerde bulunması gibi bir problemle bir maymun üzerinde deneyini gerçekleştirdi. Maymuna birkaç gün oynaması için kutular verdi. Daha sonra muzları maymunun ula­ şamayacağı yere, tavana astı. Kutuları maymunun arkasına koy­ duğunda maymun meyveye ulaşmak için her yolu deniyor ancak başaramıyordu. Kutuları görünür bir yere, maymunun önüne koyduğunda maymun oturup düşünüyor ve aniden kendini bir sezgiye kaptırıp muzlara ulaşmak için kutuları görmeye başladı. Olan şey bilginin görünürlüğünün maymunun algısını yeniden oluşturmasıydı. Maymun aniden kutuları bina dikmek için des­ tek olarak değil de oyuncak olarak algıladı. Kutular ve muzlar arasındaki ilişkiyi gördü.

la sayıda kombinasyon üretebilirseniz bazı kombinasyonların normal düşünme biçiminizle asla elde edemeyeceğiniz fikirlere çağrışımsal bir bağlantı işlevi görmesi o kadar olasıdır. (A, B ve D çağrışım yapabilir çünkü her biri aynı şekilde C ile çağ­ rışım yapmaktadır.) Örneğin kombinasyondaki üç kelime olan “sürpriz”, “bağlantı” ve “doğum günü”; “parti” kelimesi ile çağ­ rışımsal bağlantı işlevi görmektedir. Bu “sürpriz parti”, “parti bağlantısı” ve “doğum günü partisi”dir. Araba yıkam a örneğinde sıralanan bilgiden bir kuş yıkama fikriyle çağrışımsal bir bağ­ lantı elde edildi. Kuş yıkama, kuşu güvenli bir şekilde dikey va­ ziyette tutan ve böylelikle nazikçe yıkanabilmesini ve hortumla ıslatılabilmesini sağlayan (tıpkı araba yıkam a işleminde olduğu gibi) minyatür bir mengene aygıtıyla sağlanır ve çalışanların de­ nizdeki petrol atıkları yüzünden zarar görmüş kuşları yıkam a­ ları için tasarlanmıştır. Şimdi temizleme operasyonlarında son nefeslerini veren binlerce kuşu kurtarması beklenmektedir. Bir yemek şirketi ton balığı ürünleri ve pazarları için yeni fi­ kirler üretmek istiyordu. Aşağıda, kullandıkları parametreler ve değişkenler yer almaktadır. Kullandıkları parametreler arasında “ton balığı için kullanım alanları”, “konteyner türleri”, “ton ba­ lığı ile birlikte kullanılan ürünler” ve “ton balığının çeşnileme biçimleri” bulunmaktadır.

Aynı şekilde bilgiyi bir araya getirdiğiniz ve değişik yollarla yeniden birleştirdiğiniz zaman algısal olarak bilgiyi gördüğünüz biçimi yeniden oluşturursunuz. Buna ek olarak, ne kadar faz­ 165 164


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Sanat dünyasında Pablo Picasso’nun Les Demoiselles Kullanım Alanları

Kap

Birlikte K ullanılan Ürünler

Çeşnilem e

Pazarlar

,1'Avignon adlı eseri, resmin ve gerçek dünyanın soyut parçalara son kez ayrıldığı kübizmi temsil etmektedir. Bu akım sayesinde l’icasso parçaları yeni ve şaşırtıcı biçimlerde birleştirebilmiştir.

K ü ç ü k te n e k e kutu

T uz

A ile le r

B ü y ü k te n e k e kutjı

B ib er

B ek a rlar

Tablodaki figürler Batı sanatında tüm açılardan tek seferde bo­ şanmış ilk figürler olarak algılanmaktadır. Kübizm sergi salon­

Y ağlı

K ırm ızıb ib e r

O kul talebeleri

Soya

E n stitü le r

larını fethettiğinde Picasso da aynı zamanda bir tablonun parça­ larını dünyadaki parçalarla yeni bir sanat formunda kolaj adını

D ü şiik-yağlı

A sk eriy e

s erdiği tarzla nasıl birleştirdiğini göstermiştir.

S an d v iç G ü v eç A p e ritif S alata M eze K a n o la y ağ ı p aketli K arışım K u tu

Yaratıcı Problem Çözümü

P ak et A ç ılıp k a p an a n j .ten e k e k u tu

Matematikçi Henri Poincare problem çözümündeki bulu­ şunun çok çeşitli ve fazla sayıda olasılıkların kombinasyonunu oluşturma ve en önemli olanlarını seçme yeteneği olduğuna ina­ nıyordu. Bir problemin sabit parçalarından kaçmak için en kullanışlı

Bu değişkenler birçok fikri tetikledi. Piyasaya sürülen bir fikir portatif, tek kullanım lık, su ile paketlenmiş ve üstten açılan teneke kutu içinde ton balığı ve yanında süslü ambalaj içinde çeşni, tam buğday krakerler ve karıştırm ak için bir kaşık. Diğer fikirler çeşitleme için Kanola yağı sürülmüş ton balığı ve düşük yağ oranına sahip ve herhangi bir süslemeye ihtiyaç duymayan çeşnileme paketleri içindeki ton balığı karışımı idi. Yemek şirketi çalışanları aynı zamanda süsleme ve ton ba­ lığı arasında çağrışımsal bir bağ olduğunu da gördüler ve böy­ lelikle ayrı ayrı paketlenmiş olanlar yerine önceden ton balığına eklenmiş ve konserve edilmiş yapay süsleme üzerine çalışmalar başlattılar. Yemek şirketi bu konuyu soyut parçalar halinde ele aldı ve onları yeni yollarla birleştirerek tüm özelliklerini birlikte değerlendirmeyi başardı. 166

leknik, parçaları küçültmek ve daha sonra bu küçük parçaları büyük birimler oluşturmak için tekrar birleştirmektir. Alt parça­ ları farklı oluşumlar içine koymak her zaman durumu ilk halin­ den yeni parçalara bölmekten daha kolaydır. Bir şeye bakm ak için gerekli farklı yolların sayısı yalnızca mevcut tanım birimleriyle değil aynı zamanda mevcut ilişkilerin sayısı ile de sınırlıdır. Güvenle ele alınabilecek ilişkilerin yelpa­ zesi ne kadar genişse, duruma bakma yolları arasındaki ayrım çizgileri o kadar özgün olur. 1. Öncelikle parametreleri veya boyutları belirleyin. İstedi­ ğiniz kadar fazla seçebilirsiniz. En az dört adet seçmeniz önerilir.


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

2. Her bir parametre için elinizden geldiği kadar fazla değiş­ ken sıralayın. (Aşağıdaki örnekten faydalanabilirsiniz.) 3. Her bir sütundaki bir ya da birden fazla değişkeni diğer sütunlardaki bir ya da birden fazla değişken ile bağlaya­ rak rasgele bir zincir oluşturun.

İnsanları Farklı Bölgelere Dağıtmak

Dikkatleri Çekm ek

H ab erciler

4. Her rasgele değişken kombinasyonunu yeni fikirlere dö­ nüştürün.

İtfaiye sirenleri P.A. Sistem i

5. Farklı kombinasyonlar denemeye devam edin. K itle iletişim araçları

Örneğin Ortadoğu’da bir kasabanın yönetimi halkı sel, tor­ nado, deprem gibi yaklaşan tehlikelere karşı güvenli bir şekilde uyarmak istiyordu. Seçtikleri parametreler şunlardı:

T rafik ışıkları E -posta

M esajı İletm ek

istenen Tepki

K o ru m a ] g a ğ la m a / R eklam Y ardım aram a Ş ahsen T ahliye etm e B ağış K utuları B aşk aların a G azete Ç ağrı cih azları E -p o sta

E lektrikli la m b a lar

R ad y o -T V W eb sayfası

y a rd ım etm e ¡B ilg i] B aşkalarını bilg ilen d irm e H içb ir şey y ap m am a

İnsanların nasıl belli bölgelere dağıtılacağı

Dikkatlerinin nasıl çekileceği

İstenen mesajın nasıl verileceği

Farz edin ki yeni bir ürün promosyonu yaratmak istiyor­ sunuz. Yeni bir pazarlama kampanyası için parametreler şunlar

Vatandaşlardan istenen tepkinin nasıl elde edileceği

olabilir:

0

Daha sonra fikirleri tetiklemek için değişkenleri rasgele bir­ leştirdiler. İnsanları belli bölgelere dağıtmanın tüm yolları ile sağlanabilecek kombinasyonlar (“Ziller”, “Telefon”, “Koruma Sağlama”, “Bilgi”) şehirdeki tüm telefonların (cep telefonları ve kontörlü telefonlar dahil) çalmasını sağlamak için telefon şirke­ tiyle bir düzenleme yapma fikrini tetikledi. Cevap verildiğinde telefonlardaki ses insanları belirli acil durum hakkında bilgilen­ direcek ve neler yapılabileceği konusunda talim at verecekti. Şir­ ket ayrıca tehlike alarmı sisteminin ne olduğu ve nasıl çalıştığıyla ilgili kitle iletişim araçlarıyla reklam kampanyaları düzenledi.

168

Dikkat çekme yolları

insanları eylemde bulunmaya teşvik etme yolları

Temalar

Pazarlar

İnsanları şaşırtma yolları

Her bir parametrenin altına mümkün olduğunca fazla değiş­ ken sıralayın. Daha sonra her bir sütunda bir ya da birden fazla değişkeni diğer sütunlardaki bir ya da birden fazla değişkenler­ le bağlayarak rasgele bir zincir oluşurun. İstediğiniz fikri elde edinceye kadar farklı kombinasyonlar denemeye devam edin.

169


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Bir kaleydoskopa baktığınızda bir özellik dikkatinizi çeker. Eğer bir parça kristal ekler ve kasnağı elle işletirseniz bir dizi yeni kalıp elde edersiniz. Değişkenleri bir araya getirerek rasgele kombinasyonlar ürettiğinizde bir kaleydoskopa kristaller üret­ miş gibi olursunuz.

Aşağıda bir kitap yayıncısı için anahtar kelime indeksi yer il maktadır:

Anahtar Kelime Kombinasyonları Yaratıcı düşünme, her açıdan yeni olan bir şey üretmekten ziyade genellikle mevcut bilginin bileşenlerinden faydalana­ rak yeni çağrışımlar, yeni sentezler veya yeni kombinasyonlar oluşturma meselesidir. Şu bileşenlere dikkat edin: Hızlı haberci hizmeti, satış için indirimli jetler ve geceleri gökyüzünün boş olması. Fred Smith bu bileşenleri kullandı ve Federal Express’i kurdu. Uğraşınızda değişkenlerini analiz ederek, bileşenleri sırala­ yarak ve rasgele kombinasyonlar üreterek işinizde yeni fikirler bulmaya çalışın. 1.

2.

3.

Öncelikle kendinize şunu sorun: “Bizim işimiz nedir? ve “Bizim işimiz ne olmalıdır?” Bu sorular dikkatinizi yoğunlaştırmanıza yardımcı olur. Örneğin yayıncılık işi kitap üretmek değil, bilgi ve eğlence üretmektir; telefon şirketinin işi telefon satmak değil, hizm et sunmaktır. Daha sonra işinizin değişkenlerini tanımlayın. Örneğin tipik bir iş için bazı değişkenler ürünler, servisler, pa­ zarlar, fonksiyonlar, teknolojiler, fiyatlandırma, dağı­ tım, yönetim ve benzeri şeylerdir. Her bir değişkenin altına özelliklerini veya bileşenle­ rini sıralayın. Bir anahtar kelime indeksi hazırlayın. Anahtar kelimeleri değişkenlerin bileşenlerini ya da özelliklerini tanımlamak için kullanın. 170

Ürünler

Pazarlar

Teknoloji

C iltli k ita p la r

K ü tü p h a n eler

B askı ?

C iltsiz k ita p la r

K ita p ç ılar ^ Ü n iv e rsite ler?

D isketler C D -R O M K asetler

/

/

/E le k tro n ik -? L ığ lar y /

4.

Fonksiyonlar

I J 3 ilg y

/ E le k tro n ik / A u id o

/

B asın b ü ltenleri

E ğitim

S e m in e rle r W eb sayfası

M o d ü le r/

Ç alışm a

A sk eri

V ideo /

.K a y n a k la r/

J n te rn e t)

y a b an c ı

Intranet

K itap k u lüpleri

E ğ len ce

E nd ü stri

In tern et

Servisler

V jB ilgi-servisleri^ M esleğ e b ağlıin d irim le r

Yeni fikirler elde etmek için ürünlerinizi, fonksiyon­ larını, pazarları, teknolojileri ve servisleri farklı yol­ larla karşılaştırın ve eşleştirin; örneğin elektronik bir veri bankası fikrini tetiklemek için elektronik ağları, bilgileri, kaynakları, Internet’i, baskıyı ve bilgi servis­ lerini bir arada ele alabilirsiniz. Bu banka, yayıncının eskiden basılmış ve halen mevcut iş kitaplarının liste­ sindeki tüm bilgileri içermektedir. Bilgi, iş için bilgisa­ yar ağı ya da Internet üzerinden bir iş kaynağı olarak satılabilir.

Anahtar kelime kombinasyonlarında işimizi tanımlayarak değişkenleri önceden belirleyebilir, anahtar kelimeleri kullanarak düşünce sınırlarım ızı genişletebilir ve daha sonra rasgele kombinasyonlar üretebiliriz. Bir başka ilginç alıştırm a da işi­ niz için kart üzerindeki anahtar kelimeler ya da kart başına bir

171


MICHAEL MICHALKO YARATICI DEHANIN SIRLARI

madde gelecek şekilde tüm olası karakteristikleri, bileşenleri ve boyutları yazmaktır. Bulabildiğiniz kadar çok maddeyi sıralayın ve daha sonra bunları bir kavanoz, kutu ya da küçük bir kap içi­ ne koyup tek tek çekin. Aşağıda en yaygın örnekler görülebilir:

Tasarım

F aydalar

G örü ntü

Dikkat toplayan

Para

Sıcak bir şey

Sık sık ele alınrnîş~?

Hediyeler

Resmi

Sıradışı değer

İnanılır

İletişim

K a ra k ter

G üç

İnsan

R enk

K alite

Göze çarpan

B irleşm e

Şekil

K a ra k teristik ler

Beklenmedik j

Dolaysız ödül

T asarım

P aket

B o y u tlar

Şaşırtıcı bir ş e y ~ J

Bir çeşit tasdik

A k ım

B oyut

K a lıp la r

P ozisyon

P arçalar

A m aç

M ate ry a lle r

G ö rü n tü

F ırsa tla r

F o n k siy o n la r

M o d a e ğ ilim leri

S e ç en e k le r

E n g eller

A raştırm a

R ekabet

B ilgi

Ç ev re

D eğ er

F o n k siy o n la r

Ü rü n ler

O rtak lık

M a s ra f

F a y d a la r

B aşarı

T eknoloji

P azarlar

S ervis

F iy atlar

Y ö n etim

D ağıtım

P ersonel

B o şlu k

S üreç

Ne zaman bir iş problemi hakkında düşünürseniz, kutudan rasgele üç ila altı kart seçin. Her bir kartın tetiklediği düşünceyi sıralayın ve daha sonra bunları bir araya getirin. Yeni bir ürün promosyonu yaratmak istediğimizi farz edelim. “Tasarım”, “fay­ dalar” ve “görüntü” kartlarını seçtik. Her birinin altına kartların ilham verdiği düşünceleri sıralayın. Yeni bir ürün promosyonun­ daki “tasarım ”, “faydalar” ve “görüntü” üçlüsünün gereksinim­ lerini karşılamak için yeni yollar arayın. Mümkün olduğunca fazla düşünceyi sıralayarak düşünme sınırlarınızı genişletin.

/

^-{Y etkililerce yetki verilm ip Bağlılık

Düşünceleri okuyun ve hayal gücünüzün fikirler oluştur­ masına izin verin. Daha sonra ayrı ayrı düşüncelerden rasgele kombinasyonlar yaratın ve bu kom binasyonların yeni fikirler haline gelmesini sağlayın. İstediğiniz fikirlere ulaşıncaya ka­ dar rasgele kom binasyonlar üretmeye devam edin. A nahtar ke­ limeler olan “ Sık sık ele alınm ış”, “şaşırtıcı bir şey”, “dolaysız ödül” ve “yetkililerce yetki verilm iş” ifadeleri Alzheim er Yar­ dım K urum u’na bağışlarda bulunan büyük bir ikram iye işini yürüten bir şirket için yeni bir fikre dönüştü. İkram iyenin pro­ mosyonu olan biletlerle kazananın kutlaması ürün promosyo­ nuna bağlanabilir. Üst sayı teoremini kanıtlamış, ünlü bir Fransız matematikçi olan Jacques Hadamard matematiksel buluş dahil tüm buluşların verimli fikir kombinasyonları değil sıradışı bir keşif gerektirdi­ ğini ileri sürmüştür. Böyle yenilikleri bulmak için çok sayıda rasgele kombinasyonlar oluşturmak gereklidir. Yeni ve heyecan verici fikirlerin oluşmasına ve ortaya çıkmasına imkan veren şey, değişkenlerin rasgele kombinasyonlarıdır. Bir fizikçi olarak yeni çağrışımların kazara kombinasyonla oluşabilmesi için fikrin sistematik olarak kullanılması gerektiği­ ni biliyordu. Fizik kitaplarının indeks bölümlerindeki maddeleri

172 173


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

keser ve bir kavanoza atardı. Son olarak herhangi bir işe yarar kombinasyonun oluşup oluşmadığını görmek için bir seferde birkaç tane çekerdi. Bu basit teknik basit düşünme tarzıyla üretemeyeceği sezgiler ve fikirler ortaya çıkardı. Kendi alanınızda, örneğin pazarlama ile ilgili bir işle meşgulseniz pazarlama ala­ nında, yazılmış bir kitabın indeksini kesin ve aynı tekniği uygu­ layın.

nel kategorilere göre gruplayın. 4. Dört ila altı ana grup haline gelinceye kadar birleştir­ meye ve gruplamaya devam edin. Yeni bir kartı genel kategoriyi tanımlaması için her bir grupta en üste yazın (kartlara isimler verin). Bu son gruplar problemin asıl boyutları ya da parametreleridir. 5. Boş bir kağıt üzerine en üste parametreleri yazın. Her bir parametrenin altına kartlardan seçtiğiniz bileşenleri

Mevcut Bilgileri Birleştirmek

yazın. 6. Kağıdı dikey sütunlar halinde bölümlere ayırın. Her bir sütun bir parametre ve bileşenlerini içermelidir. 7. Sütunları yan yana getirin. Her bir sütunu aşağı yukarı hareket ettirdiğinizde bileşenler arasında yeni bir fikri veya yaratıcı çözümü tetikleyebilecek yeni ilişkiler ol­ duğunu göreceksiniz.

Dahilerin mevcut bilgilerdeki maddeler arasında bazı ben­ zerliklerin farkında oldukları ya da çelişkide kaldıkları için on­ ları birleştirdiği yönündeki inanç bir süredir hakim. William James bu noktada çok kararlı idi. Newton’un nasıl karenin ku­ rallarını bulduğunu ve Darwin’in nasıl doğada iyi olanın kazan­ dığını bulduğunu açıkladı. Onların keşifleri mevcut bilgilerdeki maddeler arasındaki benzerlikleri fark edebilecek ve onları yeni bir şekilde birleştirebilme yeteneğine sahip olağanüstü bir göz gerektiriyordu.

Bilgiyi görüntülemenin bir başka yolu da isim kartlarını du­ vara yapıştırmaktır. Her bir param etrenin altına doğru kartları yerleştirin. Her bir sütundan bir ya da birden fazla bileşen seçe­ rek ve onları yeni kombinasyonlarda birleştirerek parametreler ve bileşenlerle rasgele kombinasyonlar üretin.

Problemlerimizin çoğu hakkında birçok düşünceye sahibiz. Düşüncelerimizi etkin bir şekilde organize ederek sistematik olarak problemlere çok sayıda çözüm üretmemizi sağlayacak kombinasyonlar yaratabiliriz. Aşağıda bir konu hakkında mev­ cut bilgilerdeki maddeleri fark etmenize ve farklı maddeleri bir araya getirmenize yardımcı olmak için tasarlanmış bir teknik yer almaktadır: 1. 2.

3.

Bağlantısız Olanı Birleştirmek

Problemle ilgili tüm var olan bilgileri toplayın. Nasıl bir öneme sahip olduğunu göz önünde bulundurmaksızın problemle ilgili her faktörü düşünün ve bun­ ların her birini küçük bir karta yazın. Kartlar arasında bağlantılar bulmaya çalışın. Onları ge­

Soldaki çizgileri sağdaki şekli oluşturmak için birleştirdiği­ miz zaman özgün iki kalıbı görebilmek için büyük çaba göster­ memiz gerekir. Ancak bunun yerine, bir çizgi çekerek sürekli bir 175

174 1


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

dalgalanma görmemiz mümkündür. Çizgileri birleştirmek yeni özelliklere sahip yeni bir şekil yaratmam ızı sağlar. Yukarıdaki illüstrasyon bir kombinasyonun belli bir noktadan daha önce fark edilmemiş yeni özellikler oluşturabileceğini göstermektedir.

Bilgisayar

Dilimleme aleti

Kahve makinesi

Heykel

Simit

Hamak

Güneş gözlükleri

Çağrı cihazı

Aynı şey kavramlar ve fikirler için de geçerlidir. İllinois Üniversitesi’nden Gregory M urphy insanlardan belli özelliklerin

Paspas

Pencereler

Banyo küveti

Elektrik süpürgesi

tek sözcüklü kavramlar ve onların kombinasyonlarından oluş­ tuğu gerçeğini doğrulamalarını istedi. Bir dizi kavram, “boş” ve “mağaza” gibi tek sözcükler ve bunların kombinasyonu olan

Cep telefonu

Otomobil

Güneş losyonu

Bilet

Yatak odası

Soda Şişesi

“boş mağaza”dan oluşuyordu. “Para kaybettiren” bir eşya düşü­ nün. M urphy’nin çalışmasındaki denekler gibi siz de muhteme­

Televizyon

Böcek İlacı

len para kaybetmenin “boş mağaza” örneğine benzediğini, ge­ nelde “mağazalar” ya da “boş” olan diğer şeylerle ilgisi olmadı­ ğına kanaat getirebilirsiniz. Kavramları birleştirdiğimiz zaman, anlam, değişikliğe uğrar ve ne kadar yeni kombinasyon o kadaı yeni anlam demektir. Bu nedenledir ki dahiler genellikle dalın önceden ilgisiz görünen fikirleri, eşyaları ve servisleri birleşti­ rerek yeni kombinasyonlar yaratmaya eğilimlidirler.

Bu örnekte yer verilen kombinasyonlar aşağıdaki fikirlerin oluşmasını sağladı: •

Simit ile dilimleme aletini birleştirmek plastik uçlara sahip, simidi sabit bir şekilde tutmaya yarayan bir silim dilimleme aleti fikrinin oluşmasına neden oldu.

Banyo küveti ve hamağı birleştirmek bir küvet içerisinde basit bir hamak düzeneği kurarak anne ya da babanın be­ beklerini yıkarken başını güvende tutarak ellerini serbestçe

Rasgele Nesneler

hareket etmesini sağlayan bir bebek küveti fikrinin oluşma­

Rasgele yirm i nesne seçin. Evde, işte ya da sokakta karşınıza çıkan herhangi bir nesne olabilir. Veya teknolojik ürünlerin ser­ gilendiği bir bilim müzesini gezebilir, Smithsonian Enstitüsü’ne uğrayabilir ya da elektronik bir mağazaya girip görmek istediği­ niz yirm i nesneyi listeleyebilirsiniz. Kağıdın sağ ve sol yüzüne onar nesne sıralayın (aşağıdaki örneğe bakabilirsiniz). Soldan bir nesne seçin ve onu diğeriyle birleştirin. İşe yarar yeni bir kombinasyon bulduğunuz zaman onu etraflıca inceleyin ve yeni

sına neden oldu. •

Güneş gözlüklerini ve pencereleri birleştirmek inceltilmiş gözlük camından yola çıkarak evi serin kalmasını sağlaya­ cak, ultraviyole ışınlarına göre renk değiştiren inceltilmiş ev pencereleri fikrinin oluşmasına neden oldu.

Güneş losyonunu ve böcek ilacını birleştirmek hem güneşe hem de böceklere karşı koruma sağlayabilecek tek bir ürün fikrinin oluşmasına neden oldu.

bir icat yaratın.

176

177


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Fikir üretmek için aynı zamanda zıt iz sürdürücüyü dene­ yebilirsiniz. Bunun anlamı, eğer bir nesne tek bir işlev yeriıu' getiriyorsa zıt işlevi yerine getiren başka bir nesneyle onu birleş tirerek yeni bir yapı ortaya çıkarabilirsiniz. Tırnaklı çekiç bııııa güzel bir örnektir. Silgili kalem de öyle. Bir nesneyi zıt işleve sahip bir başka nesneyle birleştirerek rasgele nesneler listesinden yeni nesneler yaratabilirsiniz. İçecek otomatının manivela kolu na tutturulabilen bir soda şişesini sıkıca çeviren küçük bir kapak

Rothenberg iç içe geçmiş görüntülerin daha ileri düzeyde yaratıcı fikirleri uyardığı sonucuna vardı. Newton kendi deneyi­ minden yola çıkarak bir elmanın ağaçtan düşmesi gerçeğini ve aynı zamanda Ay’ın gökyüzünde asılı durmasını gözlemleyerek evrensel çekim yasasını buldu. Bu uyarıcı görüntüler elmanın düşmesi ve Ay’ın Dünya etrafında dönmesini açıklayan yasayı kuramsal olarak düşünmesine esin kaynağı olmuştur. Bu da do­ layısıyla onun bilim ve mühendisliğin temelleri olarak mekanik yasalarını geliştirmesine ve matematiksel analiz ve modeller oluşturmasına neden oldu. İki farklı özneyi birleştirmek kimi zaman yeni bir kavra­ yış veya fikir oluşmasına sebep olan algısal füzyon yaratm akta­ dır. Yeni fikirler yaratmak için rasgele nesneler birleştirilebilir; kothenberg’in çalışmalarını inceleyen ressamlar olağanüstü sa­ nat eserleri yaratmak için görüntüleri birleştirdiler ve Newton liırklı alanlara özgü konuları (elma ve Ay) birleştirerek yeni bir bilim yarattı.

sizce nasıl olurdu? Aşağıdaki illüstrasyondaki şekil ne olabilir?

Bir ördek ya da tavşan gibi görünüyor. Eğer sol tarafa odak lanırsanız bir ördek, sağ tarafa odaklanırsanız bir tavşan gorili sünüz. Çünkü ördeğin gagası tavşanın kulaklarını andırmakta dır. İki farklı görüntüyü birleştirerek yeni bir görüntü yarata bilirsiniz. Aynı şekilde birbirinden farklı nesneleri rasgele bir araya getirdiğimizde kolaylıkla çok sayıda ürün elde ederiz. Albert Rothenberg kitabı The Emerging Goddess'te homouzamsal düşünme olarak adlandırdığı şeyi tanım lam aktadır Görsel sanatlardan seçilmiş çok sayıda örnek sunmaktadır. Lc onardo da Vinci, Paul Klee, Oskar Kokoschka, Henry Moorc, Claes Oldenberg ve diğerleri de hep illüstrasyonlar sunmuşlardır Örneğin Klee’nin 1927 tarihli bir sanat eseri olan Physiognomic Lightning adlı tablosunda bir insan yüzünün başlıca özellikleri düşen yıldırım çizgileri olarak betimlenmiştir: Daha sonradan iç içe geçmiş bir görüntü iki heterojen bileşenin bir araya gelme­ siyle oluşmuştur.

178

f arklı Alanlara Özgü Konuları Birleştirmek Sigmund Freud’un psikolojiden farklı alanlara ilgi duyması sıradışı sezgileri için bir anahtar işlevi görüyordu. Örneğin psi­ kiyatrik uygulamalarda yalnızca bir kişinin hayat hikayesindeki veriler ve fiziksel mekanizmalar hakkındaki bilgileri kullanm a­ dı, çıkarım lar yapmak ve sonuçlara ulaşmak için aynı zamanda kültürel kalıplar, edebi eserler ve dünya tarihi hakkında bilgilere dc başvurdu. Farklı alanlara özgü bilgi birikim lerini sentezleme yeteneği sayesinde çağdaşlarının göremediği şeyleri görme ye­ teneğini geliştirdi. Özgün fikirleri ele alırken farklı alanlara özgü konuları bir­ leştirmeyi deneyin. Kombinasyonlar arasında en verimli olanı, birbirinden uzak alanlara ait bileşenlerin meydana getirdiği ola-

179


m MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

çaktır. Örneğin bir girişimci nesnelerden oluşan iki liste çıkardı. Bir listede eve ait nesneler yer alırken diğer listede spor dünya­ sına ait nesneler bulunuyordu. “Çamaşır sepeti” ile “basketbol” kombinasyonu ona basketbol potası şeklinde yeni bir çamaşır se­ peti yaratmasında esin kaynağı oldu. Bu sepet yaklaşık bir metre uzunluğunda, silindir bir çembere tutturulm uş ve kapı arkasına asılmış şekildeydi. Çocuklar böylelikle kirli çamaşırları “top” gibi sepete atarak basketbol oynayabileceklerdi. Dolduğunda ise, kayış çekilerek kirli çamaşırlar çıkarılabilecekti. Farklı alanlara ait konularla rasgele kombinasyonlar oluş­ turm anın bir başka yolu da iki ilgisiz konuyu seçmek, her iki konuyu özelliklerine göre ayırmak ve daha sonra özellikleri ras­ gele birleştirmektir. Örneğin yeni bir ürün yaratmak istediğinizi farz edin. Öncelikle ilginizi çeken iki nesneyi seçersiniz. Nesne­ lerin genel özelliklerini ya da niteliklerini sıraladığınız bir liste oluşturun ve yeni fikirleri tetiklemek için onları rasgele birleş­ tirin. Örneğin biz “yatak odası” ve “otomobil” kombinasyonunu seçtik. Bazı özellikleri aşağıda sıralandığı şekildedir:

ile “hareket” kombinasyonu ışık sensorlarını dışarıdaki ışığın gücüne göre otomatik olarak alçalan ve yükselen pencere gölge­ liklerinin içine dahil etme fikrini tetikledi. Farklı konuların özelliklerini birleştirmek dahiyane fikirler

Yatak odası

Otomobil

yatak

^ ^ y o l c u taşım a

u y uyacak yer

hareket etm e

pencere g ö lg e lik le ri-^

ısıtm a

banyoya yak ın bir konum

farklı renklerde olm a

g üvenlik h is s i------------------------------ otom atik kapı kilidi

üretmenin en kestirme yoludur. Bir reklam kampanyası yaratmak istediğinizi farz edin. Beğendiğiniz farklı alanlardan iki reklam kampanyası seçin (örneğin politik bir kampanya için bir reklam programı ve bir spor takımı için reklam programı gibi). Her iki programın özelliklerini iki sütun halinde sıralayın ve yeni bir kampanya için fikirler üretinceye kadar rasgele bağlantılar ku­ run. Veya işyerindeki çalışanlarınızın moralini yükseltmek iste­ diğinizi farz edin. Farklı alanlarda çalışan ve çalışanların morali korkunç seviyede düşük iki ofis belirleyin (bir diş hekimi ofisi ve eşinizin ofisi) ve her birinin özellilerini sıralayın. Sonra da kendi ofisinizde çalışanların morallerini yükseltmek için yeni ve farklı fikirler buluncaya dek rasgele bağlantılar kurun.

Problemleri Birleştirmek Thomas Edison’un laboratuarı, o sırada üzerinde çalıştı­ ğı farklı projelerin yer aldığı çalışma m asaları ile dolu büyük bir çiftlik ambarıydı. Bir proje üzerinde çalışır sonra diğerine geçerdi. Atölyesinde her çalışma birbirini etkileyecek kadar yakın mesafedeydi ve bu nedenle biri için yaptığı işlemi daha önce bir başkasında denemiş oluyordu. Bu çalışma yöntemi sü­ rekli olarak projelerini tekrar ve tekrar düşünmesini kolaylaş­

“Güvenlik hissi” ile “otomatik kapı kilidi” kombinasyonu yatağın kenarında tüm pencereleri, kapıları, bilgisayar sistemle­ rini ve evdeki diğer her şeyi bir tek anahtarla kilitleyen ve açan ana kilit fikrine esin kaynağı olmuştur. “Pencere gölgelikleri”

180

tırıyordu. Edison’un atölyesinde bir zamanlar yaptığını siz de yapa­ bilmek istiyorsanız elinize bir defter alın. Aynı anda birbirleriyle ilgisi olmayan iki ya da daha fazla problem üzerinde çalışın. Problemlerden biri yeni bir proje için sermaye ve kaynak bulmak 181


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

olabilir. Diğer problem de işçi değerlendirme sistemini iyileştir­ mek ya da yeni bir reklam kampanyası başlatmak olabilir. Bir

Yukarıdaki kombinasyonları düşünün: “küçültmeııyuşmazlık” departm anlar arasındaki etkileşim sayısını azaltma fikrini tetiklemektedir; “azaltm a-uyuşm azlık” çatışma dininceye kadar departmanlardaki performans seviyelerini alçaltma dü­ şüncesini tetiklemektedir, ve “indirme-düzensizlik” de kişinin çatışmayı görmezden gelmesine ve kendi kendine çözülmeye bırakmasına yol açmaktadır. Fikir üretmenin bir başka yolu da bir problemi parçalara ayı­ rıp rasgele kelimeleri farklı şekillerde birleştirmektir. Farz edin ki çalışanlarınızı ofiste kendi çalıştıkları iş alanlarında günlük temizliklerini yapmak konusunda özendirmek istiyorsunuz. Ke­ limeleri ya da önemli kalıpları kağıtlara veya her düşünceye bir kart gelecek şekilde kartlara yazın. Örneğin bizim problemimiz­ deki kelimeler şunlardır: “Cesaretlendirmek”, “çalışanlar”, “iş ¡ilanları”, “çalışma”, “tem izlik”, “ofis” ve “günlük”. Kelime kart­ larını karıştırın ve onları kapalı bir şekilde masaya koyun. Rasge­ le ikisini seçin, kelimeleri birleştirin ve yeni kelimelerle bir fikir oluşturun. “İş alanları-özendirmek” çöp kutusuna ulaşılabilirliği kolaylaştıracağı için kişinin daha iyi bir çevrede çalışmasını sağ­ layacaktır. “Çalışanlar-özendirmek” tartışm a gruplarının kalite çemberinin oluşumuna esin kaynağı olabilir. “Günlük-ofis” gün bitiminde belli bir zamanda her çalışanın kendi çalıştığı yeri te­ mizlemesi konusunda motive edebilir. Kelimeleri kullanacağınız üçüncü bir teknik de öncelikle isim listesi (beş ila on arasında isimden oluşan) ve yanı sıra ko­ nunuzla ilgili sıfat ve fiil listesi üretmektir. Her bir isim konu­ nuzun özüne dair bazı özellikleri yansıtmak zorundadır. İsterse­ niz bir eşanlam lılar sözlüğü kullanabilirsiniz. Sıfat listesi ve fiil listesi arasında serbest çağrışım yapılabilir (aklınıza gelen tüm sıfatları ve fiilleri yazın). Daha sonra ilk listeden rasgele bir isim seçin ve onu ikinci listeden bir sıfatla ya da fiille birleştirin ve

problemde tıkandığınızda diğerine geçin. Bir problem için işe yarayan fikirler ya da işlemler ile karşılaştığınızda diğeri için de ilgili fikirleri deneyebilirsiniz.

Kelimeleri Birleştirmek Fransız şair Paul Valery bir şiir yazarken yeni bir şey keşfet­ mek için iki farklı düşünme stratejisi olduğuna inanıyordu. Bir stratejiyle kombinasyonlar oluşturursunuz ve diğeriyle de hangi­ sinin önemli olduğuna karar verirsiniz. Aşağıda kelimeleri farklı şekillerde birleştiren bazı teknikler yer almaktadır. Çözmeye çalıştığınız problemdeki ana fiili ve nesneyi be­ lirleyin. Ana fiil ve nesneyle aynı anlama gelen benzer kelime­ ler üretin ve onları iki ayrı sütunda sıralayın. Bunun için bir eşanlamlılar sözlüğü kullanabilirsiniz. İlk listeden bir kelime seçin ve onu ikinci listedeki kelime ile birleştirin ve sonra bu kombinasyonu yeni fikirler üretmek için kullanın. Farklı kom­ binasyonlar bulmaya çalışın. Örneğin iki ayrı departmandaki çatışmayı en aza indirgemek istiyor olabilirsiniz. Listeniz aşağı yukarı şu şekildedir: Azaltma

Uyumsuzluk

Değerini düşürme Eksiltme Küçültme Flafifletme Azaltm İndirme

Çatışma Kavga Tartışma Sürtüşme M ünakaşa Ahenksizlik

183


MICHAEL M ICHALKO

bu kombinasyonu fikir üretmek için kullanın. Farklı kombinas­ yonlar deneyebilirsiniz. Bu tekniği Düşünme Oyuncakları: İşte Yaratıcı Olmanın El Kitabı (Thinkertoys: A Handbook of Busi­ ness Creativity) başlığım ararken kullanmıştım. “Oyuncak” ve “düşünm e” kelimelerim rasgele birleştirdim. Daha sonra bunu “oyuncakları düşünme”ye dönüştürdüm. En sonunda kelimele­ rin yerlerini değiştirerek “düşünme oyuncakları” ifadesini bul­ dum. Aşağıda havayollarında yeni bir ürün ya da hizmet fikri bulm ak için bu tekniği nasıl kullanacağınıza dair bir örnek yer almaktadır. A Listesi’nde uçakların bazı özelliklerini içeren keli­ meler yer alırken B Listesi’nde sıfatlar ve fiiller bulunmaktadır.

İsimler

Atlamak

İçki bardakları

S ıfatlar ve F iiller

B irinci sın ıf

Rom an -Y em ek

Bagaj Bilet

G üverte

Y em ek tablası-

Bağlanan

K afa ü stündeki dolaplar

K onuşm a

“Yemek tablası” ile “yemek” kelimelerini birleştirmek orga­ nik, yenilebilir yemek tablaları fikrini ortaya çıkarmıştır. Soya çekirdeği nişastası ve proteinlerden oluşan yenilebilir tablalar insanların tüketmesi için değil daha ziyade doğal geri dönüşüm adı altında büyükbaş hayvanlar ve diğer çiftlik hayvanların tüke­ timi için toplanabilir. Soya çekirdeği üreticilerinden araştırmageliştirme konusunda mali destek talep edebilirsiniz.

184

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Fikirleri Birleştirmek İnsanoğlunun Yükselişi (The Ascend o f Man) kitabının ya­ zarı J. Bronoeski “bir dahi iki büyük fikri olan insandır” düşün­ cesini ileri sürmüştür. Dahinin eserini ortaya çıkaran şey kişinin fikirleri bir araya getirmesidir. 1979’da fizikçi Alan Guth gü­ neyden kopan manyetik kuzey kutbunun monopoles-varsayımlı öbekleri üzerinde çalışmalar yürütüyordu. Aynı zamanda tam a­ men farklı bir fikir olan “yanlış vakum ” donmasının tuhaf kav­ ramı etrafında geziniyor ve doğanın güçlerini standartlaştırıyor­ du. Bu iki farklı konuyu birleştirerek yeni bir başlangıç teorisi geliştirdi. İleri sürdüğü şey “şişme teorisi”nde evrenin büyük bir patlama ile oluştuğu fikriydi. Bu, daha evvelki teorilerin akıllar­ da soru işareti bıraktığı uzay gizemlerinin de cevabı olmuştur. Ünlü matematikçi Gregory Chaitin bir vakit hiçbir progra­ mın kendinden daha başka bir kompleks üretemeyeceğini kanıt­ lamıştır. Örneğin elli kiloluk bir kadının yüz kiloluk bir çocuk doğuramayacağı gibi. Bir fikir komşu bir fikre eklemlenerek bü­ yür. Belki de yeni bir kavram, ürün veya fikrin oluşması için var olması gereken iki kimyasal gibi iki fikir de birbirini katalize et­ mektedir. Fikirleri daha iyi fikirler oluşturmak için birleştirmek zihninizde yaratıcılık etkinliğini zirveye taşıyacaktır. Fikirlerinizi birleştirmek için bu stratejiyi uygulayın. Tüm fikirlerinizi toplayın ve onları A ve B sütunu olarak iki gruba ayırın. Kağıda ya da kartlara yazabilir ve iki sütun veya küme halinde duvara yapıştırabilirsiniz. A sütunundan rasgele bir fikri B sütunundaki fikir ile bağlayın. İki fikri tek fikir haline getir­ meye çalışın. Bakalım kaç tane geçerli kombinasyon yaratabile­ ceksiniz. Beyin fırtınasını gerçekleştirdiğini grup oturum larında her bir katılımcıdan beş ya da altı fikri sessizce indeks kartlar üzeri­ ne yazmasını isteyin. Daha sonra her bir katılımcının fikirlerini 185


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

öncelik sırasına göre ayırmasını ve bir tane seçmesini sağlayın. Kolaylaştırıcı kişi arta kalan kartları toplasın ve masanın üzeri­ ne yüzleri kapalı bir şekilde yerleştirsin, bir tanesini seçsin ve sonra yerine otursun. Bu da sessiz bir şekilde yapılmalı ve beş ila on dakika sürmelidir. Son olarak, her bir katılımcıdan fikirle­ rini masanın üzerindekilerle birleştirerek yeni bir fikir oluştur­ masını isteyin.

Çoklu Perspektifleri Birleştirmek Dahiler çoklu perspektifleri birleştirme konusunda büyük bir tutkuya sahiptirler. Kişi birçok farklı alanda ustalaşabildiği ve bunları birbiriyle sentezleyebildiği zaman dahi olma yolun­ da demektir. Çoklu perspektiflerin birleşmesiyle fikirlerin derin anlamlarına ulaşırız. Çok sayıda ve çeşitli yüzey yapılarının al­ tındaki derin yapının keşfi dehanın gerçek ölçütüdür.

Uç fikirlerin bileşenlerini birleştirin Leonardo da Vinci nesnelerin ne işe yaradığını gerçekten görmek için onları kritik koşullar altında incelemek gerektiğine inanırdı. Kendi hayal dünyasında kavramları uç noktalara taşı­ yabileceğine inanırdı. İki karşıt uç fikir yaratın. Örneğin dünya­

SİL

daki tüm kaynaklara (insanlar, para, zaman vesaire) sahip olsay­ dınız nasıl bir fikir yaratırdınız? Daha sonra hiçbir kaynağınız

den biridir. Öncelikle daha evvelden konu edilen problem hak­ kında sessiz bir şekilde bireysel fikir üretmeyi içerir. Fikirler

olmasaydı nasıl bir fikir yaratırdınız diye kendinize sorun. Ve daha sonra iki şeyi pratik bir bilgiye dönüştürün. Her uç fikrin bileşenlerini ve özelliklerini düşünün ve daha sonra uçlardan oluşan iki liste arasında rasgele bağlantılar kurun.

aşamalı olarak daha önceki fikirlerle birleşerek üretildiği için diğer birçok yöntemden farklılık gösterir. Yönergeler şunlardır:

Farz edin ki çalışanlarınızı üretkenliği artırdıkları için ödüllendirmek istiyorsunuz. Her çalışanınızı önerdiği her fikir için bir milyon dolarla ödüllendirmeniz bir uç olacaktır. Her bir çalışanınızı bir peniyle ödüllendirmeniz de bir uçtur. İki uç nok­ tanın birleşiminden “Bir Fikir Bir Peni” kampanyası başlatabi­ lirsiniz. Bir sakız topu makinesi alın ve onu renkli sakızlarla doldurarak ofisin tam ortasına yerleştirin. Her fikir için (ya da her beş ya da on fikir için) katılımcıyı makineyi kullandığından bir peni ile ödüllendirin. Makineden çıkacak sakız topunun ren­ gine göre ödül m iktarını belirleyin, (yeşil için $2, sarı için $5, kırm ızı için $100 vesaire)

186

SİL “problem bileşenlerinin başarılı entegrasyonu” anlamı­ na gelen Almanca bir kısaltmadır. SİL Frankfurt, Almanya’daki Batelle Enstitüsü’nde geliştirilen birçok beyin-yazımı tekniğin­

1. 2.

Gruptaki her birey sessizce fikirleri yazar. Grup üyelerinden ikisi bu fikirleri yüksek sesle okur.

3.

Diğer üyeler tek fikir haline getirmek için bu iki fikri

4.

birleştirmeye çalışır. Üçüncü bir üye fikri okur ve grup üçüncü adımda elde

edilen fikirle bunu birleştirmeye çalışır. 5. Bu fikirleri okuma ve birleştirme süreci, tüm fikirler okunup tek bir çözüm elde edilinceye kadar devam eder. Tüm fikirleri birleştirmek mümkün değildir, an­ cak, en azından tüm fikirleri grubunuzdaki herkese du­ yurabilirsiniz.

187


MICHAEL MICHALKO

“Z arif Kadavra” Bu teknik sürrealist ressam lar tarafından sanatta bilişsel kombinasyonlar yaratmak için kullanılır. Bir grup ressam sırayla diğerlerinin ne yazdığını görmeden daha önce bir “cümle” içeri­ sinde gördükleri herhangi bir kelimeyi söyler. Son olarak ortaya

YARATICI DEHANIN SIRLARI

fikirlerinin gelişiminde yardımcı olduğuna inanıyordu. Yazdığı en tutkulu mektuplarda Einstein ona “bizim teorim iz”den bah­ setmektedir. Einstein’ın arkadaşları ve eşi farklı bakış açıları ve eleştirilerle onun düşünme biçimini etkilemiştir. Sanat dünyasında Pablo Picasso ve Georges Braque yete­

daha sonra üzerinde çalışacakları ve yorumlayacakları kavram ­ ların bir kombinasyonunu oluşturur. Bireylerin sıraladığı keli­ meler düşünce bilinçlilik sınırlarına yaklaştığı düşünülürdü. Bu

neklerini birleştirerek kübizmi icat ettiler. Belki de ikisinden biri yalnız çalışırken tek başına onu icat etti. Ancak hiç şüphesiz kübizmin aldığı özel şekil ve sanatsal dünyayı dönüştürm ekte­ ki hızı bu otuz yaşlarındaki iki ressamın yeteneklerinin birleşi­

kelimeleri içeren bir cümle ortaya çıktığında bu teknik “Z arif Kadavra” (Exquisite Corpse) olarak adlandırılır.

minden ortaya çıkmıştır. Doğanın ve yaşadığımız dünyanın en mükemmel betimleyicilerinden biri olarak Picasso daha güçlü

Aşağıdaki bu tekniğe bağlı bir grup ismi yer alm aktadır; il­ gisiz kavramları elde etmek ve birleştirm ek üzere tasarlanmıştır. Grup bir problemi ya da konuyu beş ila on dakika boyunca tar­

tasvir özelliklerinden sorumlu tutulabilirken öte yandan Braque daha soyut özellikler ortaya koymuştur. Zıt yeteneklerin kom­ binasyonları kübizmin paradoksal özellikleri için esin kaynağı

tışır. Daha sonra, her bir katılımcı sessizce her karta bir kelime yazar. Grup daha sonra kartları tek bir cümle haline getirecek

olmuştur. Grupla gerçekleştirdiğiniz beyin fırtınası oturum larında

şekilde birleştirmeye çalışır (cümleyi daha anlamlı kılm ak için grup daha fazla kelime ekleyebilir). Son olarak grup son cümleyi çalışmalı ve ondan yola çıkarak bir ve birden fazla fikir üretm e­ lidir.

farklı ve çeşitli yeteneklerden en yüksek seviyede faydalanma­ nın yollarını arayın. Grubu cinsiyet, iş deneyimi, departman, coğrafi konum, eğitim vesaire özelliklerine göre daha küçük

çıkan cümle yeni bir sezgi ya da derin anlam bulabilmek için

Yeteneği Birleştirmek Yeteneği birleştirmek için yollar arayın. Howard Gardner Akılları Yaratmak (Creating Minds) adlı kitabında tahrik ve eleş­ tiri olmaksızın Einstein’ın yenilikçi çalışmasını tamamlayamayacağını ileri sürmüştür. Einstein fikirlerini eşi Mileva ve patent ofisindeki mühendis arkadaşı Michalengelo gibi başkalarının üzerinde test etme fırsatını değerlendirirdi. Einstein Besso’ya özel izafiyet teorisine neden olan konuşma için minnettarlığını

gruplara bölebilirsiniz. Her grubun fikirler bulmak için beyin fırtınası yapmasını sağlayın ve daha sonra fikirleri paylaşmak için grupları birleştirin ve onları bir araya getirmenin yollarını arayın. Örneğin büyük bir grubu üç gruba bölebilirsiniz: Çok deneyimli, orta seviyede deneyimli ve yok denecek kadar az de­ neyimli. Veya grubu, örneğin satıcı, müşteri hizmetleri temsil­ cisi ve servis personeli gibi, aldıkları pozisyonlara göre bölebi­ lirsiniz. Her grubun ayrı ayrı fikir üretmesini sağlayın ve daha sonra grupları (sayfa 187’deki gibi) SİL yönergelerini kullanarak art arda fikirleri entegre etmeleri için birleştirin.

açık bir şekilde gösterdi. Bilim adamları M ileva’nın en özgün 188

189


MICHAEL MICHALKO

Sol-Beynini Kullananlar ve Sağ-Beynini Kullananlar Yeteneği birleştirm enin ilginç bir yolu grubu sol beyniyle düşünenler (rasyoneller) ve sağ-beyniyle düşünenler (sezgileri güçlü olanlar) olarak ikiye ayırm aktır. Sol beyniyle düşünen gruptan pratik, geleneksel ve mantıklı fikirler bulmasını iste­ yin. Sağ beyniyle düşünen gruptan ilgisiz, gelenek dışı ve m an­ tıksız fikirler bulmasını isteyin. SİL yönergelerini kullanarak grubun art arda m antıklı ve gelenek dışı fikirleri birleştirm e­ sini sağlayın.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

ramı ile tanıştırdığını ileri sürmektedir. Yıllar sonra Makyavel Leonardo’dan öğrendiği şeyleri siyaset hakkındaki kendi sezgi­ leriyle birleştirerek bazılarını - bu kitabın yazarı dahil - modern endüstriyel toplumun gelişmesi konusunda kışkırtacak yeni bir politik ve sosyal düzen anlayışı ortaya koymuştur. Çocuk felcini ortadan kaldıran aşı maddesinin yaratıcısı Jonas Stalk bunu farklı alanlardan kadın ve erkekle etkileşimde bulunan standart bir uygulama haline getirmiştir. Bu uygula­ manın ne kendi aklına ne de kendi alanlarına hapsedilmiş in­

Bilgi Alanlarını Birleştirmek

sanların aklına gelebilecek fikirleri ortaya çıkaran bir uygulama olduğuna inanıyordu. Diğer alanlara mensup insanların fikirle­

Birçok yeni fikir genellikle ilgisiz gibi görünen farklı alan­ lardaki bilgileri birleştirmeye bağlıdır. Alanlar içinde ve arasın­

rini ortaya çıkarmanın yollarını arayın. Farklı departmanlarda ya da meslek alanlarında çalışan üç ya da beş kişiye probleminiz hakkında fikirlerini öğrenin. Dişçinize, muhasebecinize, araba

da sentez yapmamızı sağlayan bütünleme, ayrıklıktan çok farklı tutulması gereken bir kavramdır. Ravi Shankar Hint ve Avrupa

tamircinize sorun. Problemi tanımlayın ve onlara nasıl çözebi­ leceklerini sorun. İki kulağınızı vererek onları dinleyin ve unut­

müziklerini farklı biçimlerde bütünleştirerek armoni yakalamış; Paul Klee kübizmin etkilerini, çocuk çizimlerini ve ilkel sanatı birleştirerek kendine özgü sanatsal bir tarz ortaya çıkarmış; Sal­

mamak için söyledikleri her şey bir deftere not edin. Daha sonra yeri geldiğinde fikirlerinin tamamını bir araya getirerek kendi

vador Dali Einstein’ın izafiyet teorisinden birçok farklı objeyi sanatsal olarak aynı anda hareketli ve hareketsiz gösteren Nature

fikrinizi yaratın. Ünlü Bunsen hamlacını icat eden Robert Bunsen de prob­

Morte Vivanle adlı sanat eserini yaratmıştır. Ve neredeyse tüm bilim adamları kendi çalışmalarında yaratıcı olabilmek için fi­ zik, kimya ve biyoloji alanlarından faydalanmışlardır.

lemi ele alırken bu yöntemi uyguladı. Kimyasal bir numunenin rengini, içerdiği elementleri kabaca belirlemek için gaz alevinde kullanıyordu. Engin kimya bilgilerine rağmen meslektaşları ve kendisinin üstesinden gelemediği birçok teknik kusur olduğunu

Yeteneği birleştirmenin birbaşkayolu farklı alanlarda çalışan insanlardan konunuz hakkında tavsiye ve bilgi almaktır. İlginç­

fark edince çok şaşırmıştı. Son olarak problemi gayet basit bir

tir ki, Leonardo da Vinci ünlü İtalyan siyaset kuramcısı Niccolö Machiavelli (Makyavel) ile Floransa’da 1503’te tanışmıştır. Bu iki adam savaş silahı olarak nehirde sahte saldırı romanı dahil

dille fizikçi arkadaşı K irchoffa anlattı. Kirchoff da ona hemen tüm spektrumu gösterecek bir prizma kullanmasını önerdi. Böy­ lelikle daha ayrıntılı bilgi edinebilecekti. Bu tavsiye spektrografinin ve daha sonra modern kozmoloji bilim inin doğmasına

birçok projede birlikte çalıştılar. Dartmouth Colege’den Profesör Roger Masters Leonardo’nun Makyavel’i uygulamalı bilim kav­

neden olduğu için bir kilometre taşıdır.

190

191


MICHAEL MICHALKO

Bir grup olarak iş hakkında bir beyin fırtınası yapıyorsam/ farklı departmanların da size katılmasını sağlayın. Örneğin rek­ lamcılık alanında çalışıyorsanız ve yeni bir reklam kampanyası yaratmak istiyorsanız üretim bölümünden insanları toplantını­ za davet edin. Reklam ve üretim olmak üzere kişileri iki gruba ayırın. Her grup fikir üzerinde ayrı ayrı beyin fırtınası yapsın. Daha sonra grupları ve fikirlerini bir araya getirin. Bir üniversitedeki fizikçiler bir araştırm a projesi için dev

g

r is

iz

Q i

bir mıknatıs kullandılar. M ıknatıs deneyin gerekli doğruluğu vermesi nedeniyle fazla cilalı idi. Kazara mıknatıs, fizikçilerin m ıknatısa zarar vermemek için bir şekilde yok edemediği bazı demir tozlarını çekmeye başladı. Alt departm anların toplantısı ­ na katılan diğer öğretmenlerden fikirlerini ve önerilerini sunma­ larını istediler. Bir sanat yönetmeni hemen bir çözüm önerisiyle geldi, bulduğu şey tozu yok etmek için kullanılabilecek model bir balçık fikriydi.

I ger yaratıcı dahilerin tek bir düşünme stratejisi varsa o da çoğu nisanın aklına gelmeyen şeyleri yan yana getirme yetenekleridir. Buna, herkesin göremediği ilişkileri görmelerini sağladığı için bağlantısız olanı bağlamak da denilebilir. Onlar ilgisiz uyarıcıla­ rı kullanarak ve konularıyla bağlantıları zorlayarak hayal güçle­ rini harekete geçirirler. Aşağıdaki illüstrasyonda Şekil B Şekil A’dan daha büyük görünebilir. Aslında öyle değildir. Her ikisi de aynı boyuttadır, liğer Şekil A’yı kesip çıkararak Şekil B’nin üzerine koyarsanız birbirine tam oturduğunu görürsünüz.

Nispeten küçük A kavisinin nispeten büyük B kavisi ile yan yana gelmesiyle üstteki figür daha küçük görünmektedir. Ka­ vislerin yan yana gelmesi kavisler arasında onların boyutlarıyla ilgili algımızı değiştirecek bir bağlantı kurulm asına neden ol192

193


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

maktadır. Kavisleri oldukları gibi (boyut olarak eşit) görm eyi/ ama öyle olduklarını (eşit olmadıklarını) düşünürüz. Benzer şekilde konunuzu bağlantısız bir şeyle bağlaya­ rak düşünme kalıplarınızı değiştirebilirsiniz. Bu farklı kalıplat beyninizin işleyişiyle şaşırtıcı derecede yakın bağlantı kuraı ve konuyu algılama biçiminizi değiştirir. Farz edin ki dayanık­ sız tüketim mallarının paketlerindeki son kullanma tarihlerini göstermek için yeni bir yol arıyorsunuz ve rasgele bunu kış ile eşleştiriyorsunuz. Yapraklar kışın renk değiştirirler. “Renk de­ ğiştirm e” ile son kullanma tarihleri arasında bağlantı kurmak yiyecek buzdolabında çıkarıldıktan sonra uzun süre dışarıda tutulduğunda rengi değişen “akıllı etiketler” fikrini tetiklemektedir. Takvime göre son kullanma tarihinden aylar geçmiş olsa da etiket tüketiciye işaret vermektedir. Geçmiş “son kullanma tarihi” dediğimiz kavram ilgisiz (kış) bir şeyle bağlantı kurarak ve bu sayede yeni bir düşünce kalıbı ve yeni bir fikir oluşmasını sağlayarak değişti. Leonardo da Vinci yaratıcı ilhamı elde etmek için nasıl bağlantısız olanla bağlantı kurduğuna defterlerinde yer veriyor­ du. Ayna etkisi olan “gizli” yazı şeklini anlatırken bu strateji­ den bahsediyordu. Onun el yazısını okumak için bir ayna kul­ lanmanız gerekir. Bu onun dikizleyen gözlerden korunma yolu için kullandığı düşünme stratejisiydi. Duvardaki lekelere, ateşin küllerine, bulutların şekline, çamurdaki kalıplara ya da benzer yerlere baktığınız sürece muhteşem fikirler için esin bulabile­ ceğinizi ileri sürmüştür. Ağaçları, sığırları, kır manzaralarını, hareketli figürleri vesaire gördüğünü hayal ederdi. Daha son­ ra ise hayal ettiği konular ve olaylar ile kendi konusu arasında bağlantılar kurm ak için kendini heyecanla düşünmeye zorlardı. Defterlerinden anlaşıldığı kadarıyla da Vinci bazen duvara boya süngeri atar ve lekeler hayal ederdi.

Leonardo’nun tamamen farklı iki konu arasında bağlantılar bulmaya kendini zorlayarak oluşturduğu metaforlar son derece yaratıcılık ve hayal gücü gerektiren şeylerdi. Bir vakit bir kuyu­

19U

nun yanı başında durduğu sırada aynı anda hem bir taşın suya düştüğünü hem de kilise çanının çaldığım fark etti. Eş zamanlı olarak sudaki dairelere ve çanın sesine odaklanarak sesin “dal­ galar” halinde yayıldığını keşfetmesine neden olan bağlantıyı buldu. Bu tür olağanüstü sezgi yalnızca görüş ve ses arasında bağlantı kurularak gerçekleşebilirdi. Leonardo’nun uzak bağlantıları kurm a becerisi elbette ta­ mamen farklı sistemler arasında analoglar oluşturmak için ze­ kasının temelini oluşturuyordu. Suyun hareketiyle insan saçı arasında bağlantı kurdu ve böylece hareket kazanan suyun gö­ rünmez maharetlerinin sıradışı ayrıntısını gösteren ilk kişi oldu. Onun gözlemleri sürerlilik yasası olarak adlandırılacak doğa gerçeğinin keşfine neden oldu. Leonardo da Vinci insan beyninin bilinçli olarak iki ayrı nesneye ya da fikre aralarında bir bağlantı oluşturmaksızın ne kadar birbirlerinden farklı olsalar da yoğunlaşamayacağını keş­ fetmiştir. Zihniniz aynı anda ne kadar birbirinden uzak olsa da iki veri girişini aynı anda kabul edemez. Uzun ipe bağlı top oyu­ nunda, top direğin ucuna uzun iple bağlanır. Oyuncular direğin etrafından topu fırlatır ve belli bir nokta üzerinden sardırmaya çalışır. Elbette ki uzun ipe bağlı bir top farklı yönlere savrulabi­ lir ama direkten fazla uzağa gidemez. Eğer topa yeterince güçlü vurursanız ipi direğin üzerinden sardırabilirsiniz. Bu kapalı bir sistemdir. Uzun ipe bağlı top oyununda olduğu gibi belli bir za­ man sürecinde iki konuya birden yoğunlaşırsanız normal düşün­ me biçiminizle elde edemeyeceğiniz yeni fikirleri ve düşünceleri tetikleyen ilişkileri ve bağlantıları görebilirsiniz.

195


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Ö rneğin Samuel Morse, uzun mesafelere ulaşacak kadar güçlü bir sinyali nasıl alabileceği üzerinde çalışırken oldukça zorlanıyordu. Daha büyük üreticiler yeterli değildi. Bir gün yorgun atların bir dinlenme istasyonunda değiştirildiğini gör­ dü. Atların dinlenme salonları ve güçlü sinyaller arasında bir

A

B

c

ZID

bağlantı kurdu ve problemi çözdü. Çözüm yayılan sinyale pe­ riyodik artışlarla güç vermekti. Nikola Tesla doğan güneş ve m otor arasında bir bağlantı kurdu. M otorun içindeki manyetik

D

alan rotasıyla güneşin rotası arasında (bir perspektiften bakıl dığında) bir bağlantı kurabileceğine inanıyordu. Ve saniyede birçok kez yönü ters çeviren elektrik akım ı ile çalışan AC mo­ toru yarattı. Yakın bir zaman önce çeliği iyileştirme üzerinde çalışan bit malzeme bilim adamı bir deniz hayvanı olan abalone ve çelik arasında bir bağlantı kurdu. Bir abalone kabuğu merakını uyan­ dırıyordu. Onun tebeşir maddesi olan basit bir kalsiyum karbo­ nattan yapıldığını ve aynı malzemeden süper sert seramik yapı­ labileceğini keşfetti. Süper sert seramikler arabalardaki piston­ ları kaplamak için ve kırıldığında kendi kendilerini “yenileyen” çelik üretiminde kullanılabilir.

İlk kalıp ikinci dikdörtgeni neredeyse kaçınılmaz hale getir­ miştir. Düşünmemizi etkileyen ve bir parça bilgi verildiğinde bir başka beklenen dikdörtgeni üreten dikdörtgen kalıbını oluştur­ duk. Bir kare kalıbı (aşağıda Şekil A’ya bakınız) iyi bir düzeneklir ama yine de çok az insan bunu söylenmeden önce fark ede­ bilir. Bu örnek geleneksel düşünme kalıbımızın düşüncelerimizi nasıl etkilediğini ve yeni fikir üreticiliğimizi ve yaratıcılığımızı engellediğini ortaya koymaktadır. İlgili olmayan bir şey hakkında odağınızı ve düşünme biçiminizi değiştirerek kalıplarınızı değiştirebilirsiniz. Ö rne­ ğin fazladan iki şekil (C) eklenir. (B) şeklini ayırıp şekilleri

Beklenmedik Şekilde Düşünmek

(C)’de birleştirm ek bize (D) düzeneğini verir. Asıl problemle

Aşağıdaki illüstrasyonda iki şekil (A) onları şekilleri göre­

ilgili olmayan bir başka şeyin (C) ilave edilmesi (D) karelerini

meyen birine tanımlanabilecek fark edilebilir bir şekle getirmek için gerekli talimatlarla birlikte verilmiştir. Şekiller genellikle

düşünmem iz konusunda bizi esinlendirdi. Şimdi geri dönebilir

dikdörtgene (B)’ye göre düzenlenir. Daha sonra şekil (C) eklenir ve tüm bu üç şekil fark edilebilir bir şekil haline getirilmek için düzenlenir. Sonu her zaman için neredeyse aynı bir başka dik­

tıcı düşünme de böyle gerçekleşm ektedir. Orijinal fikirler elde

dörtgendir (D).

196

ve orijinal figürleri (B) bir kareye (A) dönüştürebiliriz. Yara­ etmek için konunuza tahm in edilemez bir şekilde bakm anız gerekmektedir.


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

DuPont renkli bir versiyonunu üretinceye kadar potansiyel müş­ teriler (uçakların iç yüzeylerinde kullanılabilme özelliğinden do­ layı), malzemeleri almazlardı. DuPont için çalışan bir kimyager Nomex ile bir altın madenindeki “maden kaym asf’m karşılaştır­ dı - bu, Nomex ile hiçbir alakası olmayan bir konuydu. “Sıkılaştırılmış yapı” ile “maden kayması” arasında ne gibi bir bağlantı olabilirdi? Madenciler mineralleri çıkarmak için toprakta bir delik açarlar ve etrafındaki toprak çökmesin diye destek koyar­ I

" /

I

— 7

lar. Bu düşünce üzerinde yoğunlaşan kimyacı üretilirken, daha sonra boya ile doldurulabilmesi için, Nomex’teki açık deliklere

c

D

kimyasal olarak “destek koymak” için yollar aradı. Doğada çeşitliliği az olan bir gen havuzu değişen koşulla­ ra tamamen uyum suz olabilir. Zaman içerisinde genetik olarak

Aynı yöne daha sert ve daha uzun bakarak tahm in edilemez bir şekilde düşünm ek imkansızdır. D ikkatiniz bir konu üzerine

kodlanmış akıl aptallığa dönüşebildi ve sonuçları türlerin deva­ mı için tehlike yaratmaya başladı. Karşılaştırılabilir bir süreç biz bireylerde de söz konusudur. Hepimizin hayatta kalmasını

yoğunlaştığında beyninizde birkaç kalıp etkin hale gelir ve dü­ şünme biçiminizi etkiler. Bu kalıplar, ne kadar fazla denerseniz

ve çoğalmasını sağlayan geniş bir fikir ve kavram repertuarı bulunmaktadır. Ancak fikirlerimizde çeşitlilik olmadığı sürece

deneyin, yalnızca tahm in edilebilir fikirler üretirler. Aslında siz ne kadar fazla denerseniz aynı kalıp o kadar güçlü olur.

her zamanki fikirlerim iz atıl olur ve önceliklerini kaybederler. Bu çeşitliliğin tam anlamıyla etkin olabilesi için “kör” olması

Ancak yine de odağınızı değiştirir ve ilgili olmayan bir şey hakkında düşünürseniz farklı, sıradışı kalıplar etkin hale gelir. Bu yeni kalıplar ilk kalıplardan biriyle ilgili olduğu takdirde

şarttır. Einstein hayal gücünün özgürce işleyişine ve yeni bağlan­

bağlantı kurulabilir. Bu bağlantı bazılarının “tanrısal” ilham olarak adlandırdığı özgün bir fikir ya da düşüncenin keşfine yol açar.

tılar ve çağrışım kombinasyonlarının üretilmesine izin vererek yaratıcı fikirlerindeki “kör çeşitliliği” nasıl harekete geçireceği­ ni öğrendi. Onun dehası zihinsel görüntüler ve zihinsel element­

İlgili olmayan bir şeyle bağlantısı olup olmadığını kontrol

ler ile kendi ele aldığı konu arasında ilgili bağlantıyı keşfedebil­ mek için bu zihinsel görüntüleri ve düşünce bileşenlerini istediği

ederek konunuza farklı bir şekilde yoğunlaşın. DuPont yangına karşı dirençli iplik olan Nomex’i ilk geliştiren ve üreten kişidir.

vakit tekrar üretebilme yeteneğiydi. Einstein’ın dehası ne kadar bilgiye sahip olduğuyla değil, daha ziyade bilgiyi nasıl işlediğiy­

Sıkılaştırılmış yapısı onu dayanıklı bir boya maddesi yapmıştır.

le ilgiliydi.

198

199


MICHAEL MICHALK.O

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Yaratıcı dahinin önemli bir özelliği de birbirine benzer ol­ mayan konular arasında bir çağrışım ve bağlantı noktası yarat­ ma yeteneğidir. Bu çoğumuzun istekli bir şekilde yapacağı bir şey değildir. Çünkü bizlere bilgiyi yaratıcı bir şekilde nasıl iş­

ğı için kendi bütünlüğünü korur. Sonuç olarak ortaya çıkan şey kendi hayatına sahip, eylemi başlatan taştan bağımsız yeni bir

leyeceğimiz öğretilmez. Hayal gücümüzü yeni fikirler üretmek için kullanırsak bu fikirler mevcut kategoriler ve kavramlara ait özellikler nedeniyle önemli ölçüde tahm in edilebilir yollarla yapılandırılırlar. Bize deneme ve yanılma yöntemiyle çağrışım yapan konular arasında uzaktan bağlantı kurarak bilgiyi nasıl işleyeceğimiz de öğretilmez. Bu mucitler, ressamlar, yazarlar, bilim adamları, tasarımcılar, iş adamları ve daha iyi bir hayat kurmayı isteyen sıradan insanlar için geçerlidir.

Teknikler

olaylar kalıbıdır. Taşı gölete atarak daha önce var olmamış bir şey yarattınız: Dalga. Aynı şekilde özgün fikirler elde etmek için zihninizde yeni bir kalıplar dizisi yaratmaya ihtiyaç duyarsınız. Yeni bir kalıp yaratmak için diğer kalıplar dizisiyle tepkime içinde olan bir kalıp bulmanız gerekir. “Rasgele kelime” tekniği zihninizdeki kalıplarla tepkime içinde olan neredeyse sonsuz bir yeni kalıplar kaynağı üretir. Rasgele kelimeler bağlantı kurmayı sa��layan zen­ gin malzeme kaynağı sunarlar. Bunlar gölete düşen çakıl taşları gibidir. Çağrışım ve bağlantı dalgalarını harekete geçirirler ve bunlardan bazıları yenilikçi bir fikir üretmenize yardımcı olur. Rasgele kelimeler seçmenin birçok yolu vardır:

Aşağıda yeni ve tahmin edilemez fikirler üretmek için “bağ­ lantısız olanı bağlama” adlı düşünme stratejisini de kapsayan bir dizi teknik yer almaktadır. Bu teknikler rasgele kelimeler, ras­ gele nesneler, resimler, dergiler ve gazeteler, renkler, dilekler ve fanteziler gibi ilgisiz uyarıcıların kullanımı ile kör fikir bağlan­ tılarını üretmek için bir araç sunmaktadır. Rasgele Kelimeler

Rasgele Kelimeler Listesi (sayfa 206’da). Gözlerinizi ka­ patabilir ve parmağınızı bu bölümden sonra gelen “Rasge­ le Kelimeler” başlıklı kelime gruplarından birinin üzerine koyabilirsiniz (her grup beş kelime içermektedir). “Rasgele Kelimeler” başlığı altındaki kelimeler bağlantı açısından zengindir. Her kelime “özel” kelime ile bağlantılı olan di­ ğer kelimeleri ve görüntüleri tetikleyecektir. Yapmamanız gereken şey listeyi okumak ve kendi amaçlarınıza en uygun

Bu teknik çeşitli tahm in edilemez fikirler üretmek için ras­ gele kelimeler kullanarak kör fikir çeşitliliği üretmek için bir araç sunar. Farz edin ki gölete bir taş attınız. Yüzeyde su sıçrata­ rak bir dalga oluştu. Taş su moleküllerine çarptığında yüzeydeki diğer su molekülleri de harekete geçti. Dolayısıyla düzenleyici molekül dalgaları taşın etkisiyle çoğaldı. Ancak yine de dalgalar ne taşın ne de suyun özelliğine sahiptir. Her dalga kendine öz­ güdür, ölçülebilir ve görünür şekilde arttığı ve dış yüzeye ulaştı­ 200

olanları seçmektir. Rasgele Çizim. “Rasgele Kelimeler” listesini kısımlara ayırarak kesin ve onları bir fanusa ya da kutuya koyun. Ken­ di kelimelerinizi de üzerine ekleyin. Ne zaman bu tekniği kullanmak isterseniz rasgele kelimeleri oradan seçin.

201


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Sözlük. Elinize bir sözlük alın, gözlerinizi kapatın ve ras­

Örneğin bir burun şu karakteristik özelliklere sahiptir:

gele bir sayfa açarak parm ağınızı bir kelimenin üzerine ko­ yun. Bir başka yol da sayfa numaralarını (sayfa 22) düşün­

Farklı şekillerde ve boyutlardadır

Bazen toplu iğne ve mücevherlerle süslenir

İki deliği vardır

Kırılırsa tedavi edilebilir

İçerisinde kıllar vardır

Ölümle birlikte çürür

mek ve daha sonra o sayfa üzerinde kelimenin bulunduğu yeri düşünmektir (diyelim ki aşağıya doğru onuncu kelime). Sözlüğün 22. sayfasını açın ve aşağı doğru sayarak onuncu kelimeyi bulun. Eğer kelime bir isim değilse ilk ismi bulun­ caya dek saymaya devam edin. Diğer Kaynaklar. Diğer herhangi bir kaynağı (dergi, gaze­ te, kitap, telefon, sarı sayfalar) kullanabilirsiniz. Gözlerinizi kapatın ve parmağınızı bir sayfanın üzerine koyun. Parma­ ğınıza en yakın ismi seçin. Şimdi, rasgele kelimeleri fikir üretmek için nasıl kullanabi­ liriz? Farz edin ki bir otomobili yeni baştan yaratmak istiyoruz. “Rasgele kelimeler” listesinden gözlerimizi kapayarak seçtiği­ miz kelimeler şunlar olsun:

2.

Bağlantıları güçlendirmek. Her bir karakteristik özel­ likle elinizdeki sorun arasında güçlü bir bağlantı kurun. Uzak konular arasında bağlantılar kurarken metaforikanalojik düşünme biçimi yaratıcı düşünme için yeni yo­ lar açar. Şu tarz sorular sorabilirsiniz:

Bu benim problemime göre nasıl bir şeydir?

Benim problemim ... olsa nasıl olurdu?

Benzerlikler nelerdir?

burun

Benim problemimin çözümü ... olmalıdır çünkü ...

Apollo 13

Benim problemimi çözebilecek ... fikir nasıl olmalıdır?

sabun zar elektrikli aletler mağazası 1.

Örneğin “Bir burnun iki deliği vardır” ile “arabayı yeni

Karakteristik özellikleri sıralamak. Her seferde tek bir kelime ile çalışın. Beyninizin sağ yarımküresini kullanabilmek adına kelimenin resmini çizin ve daha sonra kelimelerin karakteristik özelliklerini sıralayın. Kelimenizle çağrışım yapabilecek çeşitli şeyler düşü­ nün ve onları listeleyin.

202

baştan yaratmak” bağlantısı bir arabayı iki ayrı güç kaynağı ile yaratmak fikrini tetikler: Şehir içinde ve uzun mesafeler için sıvı yakıtla kullanılabilecek aküyle ya da elektrikle çalışan bir araba. 3.

Özü nedir? Rasgele seçtiğiniz kelimenin temel pren­ sibi ya da asıl işlevi nedir? Bunun etrafında bir fikir üretebilir misiniz? Örneğin bir burnun asıl işlevi “koku


MICHAEL MICHALKO

alm ak” olabilir. “Koku” ile “arabayı yeni baştan yarat­

değildi ama dulavratotu ve raptiye arasında bağlantı kurarak

m ak” bağlantısı arabaya üretim esnasında çeşitli koku yayarak bozulmaların sinyalini veren bir pikap yerleş­ tirme fikrini tetikler. Örneğin eğer portakal kokusu

Velcro’yu keşfeden ilk insandı. 3M ’deki A rthur Frye aslında ilan tahtaları için icat edilen not kağıdı ve yapıştırıcı arasında bağlantı kurdu ve Post-it’i yarattı. Bir IBM mühendisi kızı­ nı tuğlalar oynarken gördüğünde oyun tuğlaları ve bilgisayar

duyarsanız frenlerinizi kontrol etme zamanı gelmiş de­ mektir veya tarçın kokusu duyarsanız bir gaz sızıntısı probleminiz olabilir vesaire. Her rasgele kelime için temel ilke veya asıl işlevi, karakte­ ristik özellikleri, nitelikleri ve yönleri listeleyin ve sorununuzla ilgili bağlantılar kurun. Bir başka örnek yönleri listeleyin ve so­ rununuzla ilgili bağlantılar kurun. Bir başka örnek “Apollo 13” kelimelerinden türetilebilir. Astronotlar Apollo 13’te dünyaya geri dönebilmek için acil güç kaynağı olarak LEM ’i kullandılar. Otomobil motorunun tekrar dizaynında bu düşünceyle otomobil arasında evde elektrik kesintilerinde acil güç jeneratörü olarak kullanılabilmesini sağlamak için bağlantı kurun. Evdeki arabaya takabilirsiniz. 4.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Çok sayıda bağlantı yaratmak. “Rasgele Kelimeler” listesini kullanırken gruptaki her beş kelimeyi alın ve m ümkün olduğunca fazla bağlantı kurmaya çalışın. Her kelime için kendinize beş dakika verin. Beş dakika fikirleri harekete geçirmek için yeterli olacaktır. Daha ileri bağlantılar ve fikirler bulmaya devam ederken beş dakikayı aştıktan sonra bu süreyi uzun bulabilirsiniz.

D ahilerin ayırt edici bir başka özelliği de benzer olmayan

klavyeleri arasında bir bağlantı kurdu ve laptoplar için söküle­ bilir klavyeyi yarattı. Yeni fikirlerin “rasgele” ya da şans eseri bağlantılar saye­ sinde ortaya çıkması ataşlar ile tutturulan kağıtlar kullanılarak bir analoji ile örneklendirilebilir. Farz edin ki bir kutu ataşınız var. Ataşları çıkardınız ve onları bir kutuya koydunuz. Eğer onları yeterince uzun ve kuvvetlice sallarsanız bir zincir ya­ ratabilirsiniz. Zincir şans eseri bir etkileşimle ve ataşların bir arada sallanmalarıyla oluşabilir. Zincir her zaman beklenmedik ve genellikle özgün bir kalıp oluşturacaktır. Ne kadar fazla ataş sallarsanız kalıp o kadar yeni ve özgün olacaktır. Bir kere kalıp oluştuktan sonra onu ataş azaltarak ya da artırarak değiştirebilir ve zenginleştirebilirsiniz. Ne kadar çok bağlantı kurarsanız özgün bir fikir elde etme şansınız o kadar yüksek olur. A ve B olmak üzere aynı anda iki derse katılan birini düşünün. Bu kişi yaratıcı bir AB bağlantısı düşünme şansına sahiptir. A, B ve C derslerine katılan bir kişi üç potansiyel bağlantıya sahiptir. AB, AC ve BC. Dört derse katılan bir kişi altı olası muhtemel yaratıcı bağlantıya sahiptir. Böyle bir kişi yaratıcı bir fikir elde etme şansını iki ya da daha az derse katılan kişiden altı kat artırır.

konular arasında bilinçl, olarak çok sayıda bağlantı ve çağrı­ şım yaratabilm eleridir. Şans eseri keşifler bilinçli bir şekil­ de bağlantılar arayan açık, a k tif zihni harekete geçirir. James Wart bir çay fincanından buhar çıktığını fark eden ilk kişi 204

205


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Rasgele Kelimeler bank

erkek

asit

müze

kanser

kravat

valiz

çöp sepeti

zarf

tutkal

pul

tablo

uçak

küvet

balık

saat

ilaç

çift odaklı gözlük

lamba

bayrak

süpürge

su

kanatlı böcek

kum

radyo

şişe

güneş

mönü

bilet

televizyon

kütüphane

kask

Jell-o

üniversite

kaktüs

ev sahibi

neon ışığı

yaz

indeks

araç

kasiyer

kayma

buz

kitap

çekiç

göz

mihver

kovboy

saksı

ızgara

taverna

tost

hapishane

toz

kül tablası

çember

çorba

çanta

İncil

çakmak

iğne

evlilik yüzüğü

çay kahve kutusu

kelebek

şarap

baca

küp

saç kurutma ma-

zincir

davul

kıç

paçavra

kinesi

torpido

kurbağa

fare

duman

vergiler

şiş

x ışını

kepçe

futbol

poster

hakem

domuz

zehirli atık

para

ayakkabı

böcek

briç

koridor

gökyüzü

çapa

kahve

dergi

yumurta

gül

halat

süt

okyanus

fare

küller

tornavida

kızartma sahanı

domuz

VCR

bira

et

sinek

makara

at

biber

fincan

fosil

tırnak

gelgit

valf

gondol

göğüs kafesi

stereo

yağ

kadın

düğüm

üçgen

hindistancevizi

park alanı

mürekkep

fındık

saban

tohum

termostat

telefon

akciğerler

sulusepken

şemsiye kanca kapı

ince dal

döşek

yabani ot

pencere

kuş

gün batımı

bere

ahtapot

çan

matematik

çay

defter

savaş

göz damlalığı

çatı

konuşma

hendek

tüp

jilet

kılıç

büyük kapı

tuvalet

duman

motor

saat

klozet

kanca

sözlük

kahvaltı

aktör

dosya

batan filikalar

evsiz kimse kraliçe

göl keman

canavar

isilik

gömlek

mıknatıs

şeker

köpek

araba

cep

spagetti

lobi

aynalar

suyolu

arazi

yol

pipo

disco

bulutlar

dulavratotu

ressam

silgi

raptiye

volkan

lağım pisliği

fırtına

bilgisayar

silah

hayvanat bahçesi

boya

206

207


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Hintli

parfüm

yağmur ormanı

şarkı

getto

yılan

sakız

ada

kongre

evsiz kadın

ok

hayalet

tilki

peynir

güneşin doğuşu

zeytin

panda

mengene

harita

karın

Ingiliz anahtarı

kupon

fırça

but

köpük

beze

yazılım

burun kanaması

bağırsak

yıldız

ıstakoz

kıvılcım

plastik

bal

atlet

Şeytan

meyve

Hindu

banyo

sürü

balon

hamburger

balçık

iglo

flüt

mantar

hamam böceği

palyaço

fıçı

değnek

gazolin

sergi

suluk

tüzük

müzik

toplu katliam

parmak izi

sos

otoban

gurme

akne

gecelik

rosto

cetvel

kristal

şekerleme

ısı

göçebe

peçete

paydos

vergi

gerilla

yağmur

kuzu

iyot

karides

balon

limuzin

tünel

anahtar

ordu

koro üyesi

kamp ateşi

ayin

kupa

hokey

kapı zili

reçel

Zodyak

yılan balığı

mermer

gümüş

pancar tuğla fahişe

evcil hayvan

havai fişek

eksik bağlantı

saç boyası

domates

damar

hindi

roket

düğüm

mikroskop

kamyon

sörf

saltanat kayığı

pompa

tırnak

çöp

yargıç

piston

silgi

dil

ketçap

bikini

kırık

rahip

buzdolabı

patlayıcılar

kanyon

kavun

akşam yemeği

dragon

piramit

köpek balığı

papaz

kubbe

soğan

doktor

elmas

kart destesi

Yılbaşı

etiket

kaplumbağa

deve

düğme

politikacı

laboratuar

suyosunu

şapel

garaj

tuz

gök gürültüsü

Rom

ağız

yaprak

asi ceketi

bıldırcın eti

zımpara kağıdı

gulaş

tren

film

hentbol

takoz

çamur

tırtıl

tavan arası

ufuk

öğlen yemeği

ırmak yatağı

AK-47

güneş saati

solucan

jaguar

şömine

tava

sincap

gezegen

ateş böceği

büfe

mum

eşek arısı

sırt çantası

banço

likör

flamingo

kek

pilot

polis

anne

bıyık

opera

dudak koruyucu

beyaz saray

fıstık

organ

bukalemun

ay

sirk

karıncayiyen

öğütücü

siğil

yosun

karınca

çadır

havyar

lav

dans

208

209


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

cenaze töreni

trafik ışıkları

kuyruk

taksi

satranç

ipek

hortum

tebeşir

vites

itiraf

piyano

zebra

yahni

deprem

golf

bilardo masas

kilim

rulet

ufuk çizgisi

yürüyen merdiven

garson

süpermarket

gofret

kavanoz

Windsurfer™

uzay gemisi

ırmak

merdiven

kaz

tasma

değişim

bilezik

şampanya

yargıç

kar

dal

sandviç

poşetçay

atlas

uydu

som balığı

sabun

biyoloji

portatif merdiven

spor ayakkabı

şehriye

telefon rehberi

potin

iç giyim

zar

inek

otobüs

sandalye

tiyatro

kolluk

helikopter

kadın bağı

elektrik fişi

bandaj

oyuncak

suyolu

gönder

vakum

olta kamışı

kulp

burun

takvim

kıl

fermuar

kabin

mahkeme

pirinç

aranıyor ilanları

kemik

cips

gölcük

mikrofon

Apollo 13

hesap makinesi

lastik bant

kağıt ağırlığı

kitap ayracı

kek

havuz

yelek

bizon

gözbağı

rüzgar

yengeç

uçurtma

diş

çizgi roman

piyango

çember

çiçek

merdane

tava

meşale

Çit

rüya

tabanca

mezar

diş macunu

kalem

ataş

teneke

gökkuşağı

biftek

tırmık

okçu

balina

hasır

EKG

altın

apartman

şablon

asker

avcı

çikolata

Tosbağa

fotokopi makinesi

kulak

vagon

pusula

disk

balet

kolsuz manto

safari

masa

fasulye

büyüteç

dövme

kolye

silah

bilye

şimşek

vibratör

buji

tel

yalıtım

el feneri

kir

kilit

heykel

küpe

yarasa

rıhtım

bacaklar

anıt

krem

terörist

tahta

duş

ot biçme makinesi

kaya

buğday

baraj

deri

bulaşık makinesi

klavye

podyum

hendek

top

ekmek

öğretmen

kaşık

çamaşırhane

incir

viski

kitap sonu

imleç

kağıt

banka

salıncak

alet kutusu

sırık

Çin

paten

şapka

sinek

lastik

soda

yemek çubuğu

okyanus sınırı

jet

manşet

çekmece

sigorta

yelpaze

perde

bornoz

kışlık ev

soda

kemer

çorap

flama

direksiyon

balmumu

vicdan

melek

210

211


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

matkap

Kutsal Kase

çerçeve

pipo teli

kasap

insan gövdesi

mason

genç

portakal

sembol

Jeep

kurdele

yemek odası

turşu

mücevher

kelepçe

tütün

küre

Rolex

kalemtıraş

yatak

güvercin

dizüstü

yap-bozoyuncak

mit

samanlık

posta kutusu

pil

ambar

kırbaç

süveter

satranç

yolculuk

haç

şampuan

profesör

kumaş tiftiği

bant

sehpa

çocuk

kavşak

pandantif

tekerlek

tahıl

köfte

kırağı

şövale

kartal

ebeveyn

demiryolu

baston

pamuk

izolebant

korse

sel

kostüm

ozalit

megafon

orkestra

broşür

kefen

ocak

hamam böceği

cennet

orman

gökdelen

askı

mim

otlak

otel

kızartma tavası

beyin

Kızılderili çadırı

ufuk çizgisi

sutyen

dirsek

siklon

kovan

asker tıraşı

golyan balığı

buzdağı

jant kapağı

traktör

madalya

dudak

karavan

cehennem

cemiyet

salyangoz

karton

şamdan

çeşme

kavun

dede saati

mucize

sınav

cangıl

şeker

gazete

tırnak

diz

gezi gemisi

palmiye ağacı

Yaratılış

kütükten kulübe

maç

sekreter

sakal

bataklık

sahne

koro

deri

şurup

jant

satıcı

öğrenci

fırın

dürbün

baharatlı sos

günah

paraşüt

buhar

duvar kağıdı

başparmak

bingo

dinleyici

ıvır zıvır

gölge

puding

çay tabağı

kule

sepet

matem elbisesi

kürk

kabuk

hücre

maydanoz

Broadvvay

mutfak

cüzdan

kağıt

meyve suyu

vaha

el

maymun

uzaktan

büyüteç

kemer

stüdyo

büfe

akarsu

cinsiyet

yaya kaldırımı

kumanda

bahçe

pelerin

yama

koca

rehine

ateş

votka

boks eldiveni

general

blok

çamaşır suyu

bakteri

saç kepeği

şiir

intihar

ilmik

kaş

ekran

sicim

ispirto

omurga

kan

hizmetçi

kot pantolon

bölüm

vazo

pense

sauna

meyveli kurabiye

kale

tarak

anten

katalog

zemin

buyucu

monopoli

çiriş

psikoloji

resim

renkli kalem

bone

logo

musluk

kalıp

kurbağa

212

213


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

pilot

trompet

uçak gemisi

medya

meltem

kepenk

cilt

bülten

milkşeyk

kozalak

denizaltı

kahkaha

kartpostal

güvenlik kodu

yara kabuğu

erik

el arabası

sıcaklık

resif

okulmuduru

pancar

kargo

detektif

çek

limon

İngiltere

kontrol memuru

düz yer

havan topu

gazino

el yazısı

fotoğraf

teyze

ralli

devrim

kontrat

kelle

jartiyer

meyveli börek

FAA

sivilce

tüccar

yay

hava durumu

ölüyü yakma

hardal tohumu

kuru erik

vahşi ateş

pizzacı

kutu

diz kapağı

tahmini

sembol

poker

çan çiçeği

logo

et suyu

vinil

balkon

söğüt

borş

ızgara

kutsal kitap

komünist

değnek

yağmurluk

savaşçı

çapa

Birleşik Devletler

saman örtüsü

fren

Çit

kantin

şafak

okült

karnabahar

gramer

şiirler

oyuk

eşanlamlılar sozlugu

sukabağı

buhar makinesi

golf sobası

koleksiyoncu

gübre

çıplak

pornografi

uçurum

çalı

kült

ziyafet

deneme

çöp sahası

on sent

sigara

gezgin

maaş

atölye

polyester

peynirli kek

Stetson

dikiş

römorkör

çete

Dakika

tümör

pranga

robotbilimi

ziynet

parçacık

tatil

hastalık

sosis

surat

raf

IRA

bölge

eldiven

mühendis

ünlü

ofis

ofis

peruk

katran

gelincik

kelle avcısı

CIA

yabanturpu

kibrit çöpleri

sivri sinek vişne

deri

asa

psikoloji

deodorant

Akçaağaç

kar tanesi

grafik

Paskalya

haberler

sınıf

grup

yağ

sırım

amplifikatc

yara izi

görüntü

papa

tavşan

çıngıraklı yılan

senatör

çizgi

dansçı

internet

memnuniyet

ıspanak

ördek

saksofon

bomba

simit

kahraman

leopar

bombacı

kar payı

kelimeler

oditoryum

havaalanı

sığır eti

korku

takım

ders kitabı

hastane

mahfaza

zamanöiçer

mısır unu

döşeme

hamburger

kanca

sınır

tanker

cüce

dereotu

kısa çalı

sonar

uzay mekiği

tıpa

alüminyum

sardalya

DC-10

kaput

salata

mısır sapı

ahır

sıhhat

işitme cihazı

gübre

yunus balıç

Vazelin

ekspres yolu

2U

215


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO mikrodalga

fanuslu fener

dinamit

karaciğer

gergedan

sülfür

ışın demeti

kalkan

hatmi

timsah

dev tanker

yakıt

bostan korkuluğu

kobra

astrodom

Japon

ışın demeti

büyük sukamışı

çita

lekros

fisto

zürafa

Olimpiyatlar

muhabbet kuşu

balkabağı

çiftlik

alabalık

domuz eti

lehimci

vampir

makas

dışkı

salon züppesi

zümrüt

kumul

asma

memur

ittifak

alın

teleskop

yumurta kabuğu

beşik

Kudüs

deve kuşu

Barış Gönüllüleri

alfabe

kaşkol

çadır

kaçak

marul

özgeçmiş

altın

oluk

ren geyiği

çamur çukuru

caz

Hawaii

boya fırçası

denizanası

DNA

ken kullanıcının boyuna göre ayarlanabilen duşluğa bakıp James Crocker Hubble felaketini düşünüyordu ve o sırada düzeltici ay­ naları teleskopun içine ulaşabilecek ve doğru pozisyonu ayar­ layabilecek otomatik kollar üzerine yerleştirme fikrini buldu. Onun bu fikri Hubble’ı felaket olmaktan çıkarıp bir Nasa zaferi haline getirdi. Aşağıda rasgele nesnelerle bağlantı kurabilmeniz için yö­ nergeler bulunmaktadır: 1.

2.

3.

Rasgele Nesneler Nasıl ki su bir yamaçtan akıp oyuk oluşturarak nehir yatağı­ na doluyorsa bilgi de aynı şekilde düşünme kanallarınızdan aşa­ ğı akıp akıntısıyla birlikte eski aynı fikirleri tetikleme olasılığını artırır. Eğer eski kanalların önüne set çekerseniz yeni ve daha iyi akış kalıplarını bulmak ve benimsemek için bilgiyi zorlarsınız. Eski kanalların önüne set çekmenin ve zihninize yenilerini ka­ zımanın bir başka yolu da konunuz ve rasgele nesneler arasında bağlantılar kurmaktır. Hubble teleskopu başarısızlığa uğrayarak NASA’yı utan­ dırdığında NASA mühendisi James Crocker’ın başına gelen de tam olarak buydu. Kaldığı Alman otelindeki odasında duş alır­ 216

4.

5. 6. 7. 8.

Probleminizde ilgisiz beş nesneden oluşan bir liste çı­ karın. Smithsonian Enstitüsü’nde, bir bilim müzesinde, tarih müzesinde, Beyaz Saray’da, Fransa’da, bir uçak­ ta ya da bir başka ilginç yerde olduğunuzu hayal edin. İlginizi çeken nesneleri veya herhangi bir şeyi listeye ekleyebilirsiniz. İlk nesneyi seçin ve aklınıza geldiği şekilde onu tanı­ mayın. Bir kelime ya da öberk yazabilirsiniz. Sağ bey­ ninizi de çalıştırm ak isterseniz bir resmini çizin. Onun üzerinde çalışın ve tüm betimleyici özelliklerini sıralayın (özel parçaları, ilişkileri, ne olduğu, asıl işlevi vs.). Her bir karakteristik özelliğini ayrı ayrı ele alın ve özel­ likleri ile konunuz arasındaki bağlantıları zorlamak için fikir önerilerinde bulunarak onu bir uyarıcı gibi kulla­ nın. Nesnenin tüm özelliklerini sıralayarak bu işlemi devam ettirin. Karakteristik özellikleri ile probleminizi bağlamak için farklı yollar deneyin. Başka bir nesne seçin ve işlemi tekrarlayın. Tüm fikirleri değerlendirin ve en uygun olanı seçin.

217


MICHAEL MICHALKO

Düşünce Yürüyüşü Ünlü Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau en iyi fikirle­ rini yalnız ve yaya olarak yaptığı yolcuklarında buldu. Benzer şekilde Johann Wolfgang Goethe ne zaman düşünmek ve yem fikirler bulmak istese yürüyüşe çıkardı. Berchtesgaden dağla­ rında yaptığı uzun yürüyüşlerde Sigmund Freud yirm inci yüz­ yılda fizikçilerin henüz bilmediği bilinçaltı, bilinç öncesi ve bi­ lincin yapısı üzerine düşünüyordu. Aslında yakın bir arkadaşı olan Berlinli doktor Wilhelm Fliess’e Rüyaların Yorumu adlı kitabının ovaya giden karanlık ormandaki yürüyüşlerinden biri­ nin etkisinde kalarak yazdığını söylemiştir. Yürüyüş yapmak bu adam ların zihnini açmış ve düşüncelerini uyarmıştır. Nesneleri hayal etmektense evinizin ya da İşyerinizin ya­ kınlarında bir yürüyüşe çıkın. Yürüyüşten ilginizi çeken dörtbeş nesne ya da herhangi bir şeyle dönün. (Örneğin ip atlayan çocuklar, bir çakıl taşı, bir kutu şekerleme, çeşme suyu vesaire). Bu nesneleri inceleyin ve karakteristik özelliklerini sıralayın. Ardından birkaç sayfa önceki “Rasgele Nesneler” bölümünde anlatılan yönergeleri kullanarak fikirler bulmak için beyin fır­ tınası yapın. Eğer bir grupla beyin fırtınası yapıyorsanız herkese bir “dü­ şünce yürüyüşü”ne çıkmasını ve dört-beş nesne ya da herhangi bir şeyle (ya da listeyle) dönmesini söyleyin. Her katılımcıdan sessiz bir şekilde karakteristik özellikleri sıralamasını ve bu özelliklerin etrafında fikirler oluşturmasını isteyin. Grup fikir­ lerini paylaşabilir ve daha fazla fikir yaratmak için bunları ge­ liştirebilir. Birkaç ay öncesinde bir grup mühendis kar fırtınasıyla yı­ ğılan karı güvenli ve etkin bir şekilde elektrik hatlarından te­ mizlemenin yollarını arıyordu, ne var ki anlaşamadılar. Birlikte otelin etrafında “düşünce yürüyüşü”ne çıktılar. Mühendislerden

YARATICI DEHANIN SIRLARI

biri bakkaldan aldığı bir kavanoz balla geri döndü. Her bir elekt­ rik direği üzerine bal kavanozları yerleştirmeyi önerdi. Ayılar bal kavanozlarına erişmek için direklere tırmanacaklardı ve di­ rekleri sallayarak kablolardaki buzları düşüreceklerdi. Titretme ilkesinde dayanarak helikopterlerin hatların üzerinde çalışması fikrini buldular. Helikopterin güçlü pervane hareketi buzu elekt­ rik hatlarından temizleyebilirdi. Fikir Bankası Kuantum fiziğin yaratıcısı Max Planck yeni fikirlerin çı­ karımlarla üretilmediğini aksine sıradışı çağrışım lar yapmamızı sağlayan yaratıcı hayal gücü ile üretildiğini söylemiştir. Tıpkı bir koleksiyoncu gibi size ilginç gelen şeyleri bir araya getirmeyi alışanlık haline getirebilirsiniz. Hayal gücünüzü kullanmak için bu topladığınız şeyleri kullanın. Bir kutu bulun (kahve kutusu, ayakkabı kutusu, m asanızın çekmecesi, klasör gibi) ve içine il­ ginç reklamları, alıntıları, makaleleri, tasarım ları, fikirleri, so­ ruları, karikatürleri, resimleri, çizimleri, şiirleri, ilginç kelime­ leri vs. koyun. Çağrışımla daha fazla fikri tetikleyebilecek ilgi çekici her şeyi bu kutuya koyabilirsiniz. Bir sorun üzerinde çalışırken bu kutuyu sallayın ve rasgele içinden bir şey seçin. Seçtiğiniz şeyle sorununuz arasında ne ka­ dar ilginç bağlantılar, ilişkiler ve çağrışımlar olduğunu keşfedin. Farz edin ki çalışma ekibinizi geliştirmek istiyorsunuz ve bir DNA resmi çizdiniz. Genetik bilgiyi hücreye taşıyan bir nükleik asit olan DNA ile bir çalışma ekibi arasında nasıl bir bağlantı olabilir? Örneğin birine çok gizli tutulan ve bir matematik prob­ lemine benzeyen DNA’nın örgütsel kodu gibi şirketin değerleri ve hedeflerini yazdırın. Bu değerler ve eylem kuralları yalnızca organizasyondakilerin bilgisindedir. Çalışanlar kodun ve kural­ ların ne olduğunu bilirler. 219


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Am erika’nın ünlü yazarlarından F. Scott Fitzgerald fikirleri­ ni ve sezgilerini iki ilgisiz nesneyi veya fikri aynı anda zihninde tutarak elde ettiğini ifade etmiştir. Birbirine benzemeyen nesne­ lerin neden olduğu bu karşıtlık zihninde bir yorgunluk yaratm ış­ tır. Bu yorgunluk onun yaratıcı bir fikir veya sezgi ile karşıtlığın üstesinden gelmesini sağlamıştır. Bu “Fikir Bankası”nın temel ilkesidir. Bankadan birbirine benzemeyen iki konuyu bir araya getirdiğinizde (rasgele uyarıcı), iki nesne arasında bağlantılar kurnada karşıtlıklarla mücadele etmek için neredeyse içgüdüsel bir istek duyarsınız. Bu bağlantılar yeni fikirleri tetikler. Gazete ve dergiler de bir tür rasgele uyarıcı kaynaklarıdır.

fikirler elde etm ek için listenizden seçtiğiniz bir şeyi problem

Gazete ve Dergiler Gazete ve dergiler yeni fikirler yaratmak için kullanılabile­ cek rasgele uyarıcılar için mükemmel kaynaklardır. En sık takip ettiğiniz bir dergi ya da gazeteyi açıp aşağıdaki bölümleri tek tek inceleyiniz: •

Sınıflandırmalar

Ön sayfa

Köşe yazıları

Spor sayfaları

Karikatürler

Ekonomi sayfaları

Sanat sayfaları

Moda sayfaları

Problemi bir kenara koyun ve siz dergi veya gazetelere göz gezdirirken problemi unutun. Kalıpları, resim leri veya gö­ zünüze takılan ve aklınıza problemi getiren her şeyi listeye ekleyin. Bir başka bölüm seçin. Beş ila on ilginç fikir elde edinceye kadar incelemeye ve listelemeye devam edin. Yeni

220

ile bağlayın. Elinize rasgele bir gazete alın ve bir makale seçip okuyun. Makalenin konusu sorununuzdan uzak olabilir. Daha sonra metaforik düşünerek makale ve sorununuz arasındaki bağlantıları ve bağları kurmaya çalışın. Kendinize şunu sorun: “Bu makale ve benim sorunum arasındaki benzerlikler nelerdir?” Ne tür bağ­ lantılar kurabilirim? Hangi yeni sorulardan ilham alabilirim? Bu makalede benim problemimin çözümü gibi görünen şey nedir? Bir mühendisin büyük bir jeneratörü bir kazı alanına yer­ leştirmesi gerekiyordu. Normalde bu 5,000 dolara kiralanan ağır bir vinç ile yapılabilir. Mühendis m asraf çıkarmam a umuduyla jeneratörü taşımanın alternatif yollarını aradı. Bir seyahat dergi­ sinin sayfalarım karıştırırken Eskimolar ve evleri hakkında bir yazı okudu. Makaleyi problemini düşünerek okudu ve son derece yaratıcı bir çözüm buldu. Buz kütlelerini kazı alanına yerleştirdi. Daha sonra jeneratörü buzun üzerine itti ve yerine kadar onu taşıdı. Buz eridiğinde jeneratör bulunması gereken yere mükem­ mel bir şekilde oturdu. Dergiyi eline alma ve Eskimo hakkındaki makaleyi okuma şansı biraz da rulet oynamaya benzer. Bir başkasının parası için rulet oynamaya davet edildiğinizi hayal edin. Kazandıklarınız size kalıyor ama kaybettiklerinizi de siz ödüyorsunuz. Bu sizin kaybedemeyeceğiniz bir oyun. Herhangi bir bahiste kazanabileceğinizden emin değilsiniz ama uzun bir süre oynarsanız önünde sonunda kazanacağınızı bili­ yorsunuz. Şansınız varsa oyunun tahm in edilemezliğine rağmen mümkün olduğunca uzun süre oynayabilirsiniz. Kazanma şan­ sınızı artırm ak için mümkün olduğunca sık oynamak isteyebi­ lirsiniz. Bu örneği kullanarak ilgisiz konuları rasgele birbirine bağ­ layıp neler yapılabileceğini görmek mümkündür. İlk adım bu

221


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

düşünme stratejisinin varlığının bilincinde olmaktır. İkinci adım bunun nasıl yapılacağını öğrenmektir. Üçüncü adım bu stratejiyi elinizden kaldığı kadar çok kullanmak ve önünüze çıkan diğer engellerden kurtulmaktır. Ne kadar sık kullanır ve farklı yollar denerseniz özgün fikirler elde etme ve problemlere yaratıcı çö­ zümler getirme şansınız o kadar yüksek olur.

onları anlamlı sanat harikalarına dönüştürmeleri yönünde esin­ lendirdi. İki ilgisiz konu arasında bir bağlantı kurm ada anlamlı bir şey çıkarken hayal gücünüz boşlukları doldurur. Farz edin ki köpeğini yürüyüşe çıkarma eylemini canlandıran bir mim sa­ natçısını izliyorsunuz. M im sanatçısının kolu köpeğin tasmasını tutarken bir gerilme hareketi yapıyor. Mim sanatçısı kolunu ileri geri hareket ettirdiğinde köpeğin o şeyi ya da bu şeyi koklamak için tasmasını gerdiğini “görüyorsunuz”. Aynı şekilde konunuz ve tamamen farklı olan bir başka şey arasında bağlantı kurarken hayal gücünüz yeni fikirler yaratmak için boşlukları doldurur. Hayal gücünüzü boşlukları doldurmak için kullandığınızda daha önceden düşülmemiş bir fikir üretirsiniz. İşte bu yüzden Einstein hayal gücünün bilgiden daha önemli olduğunu ileri sürmüş ve Sigmund Freud yorumlayıcı çalışmasında önemli dozajda hayal gücü ve “serbest yaratım” kullanmıştır. Freud babası öldüğünde bir Yahudi geleneği olarak cesedi­ nin gözlerini kapadı. Babasının gözlerini kapatmanın ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyordu. Kendi gözlerini parçalayan bir adamın hikayesini anlatan Kral Odipus efsanesi hakkında oku­ duğu bir kitabı hatırladı. “Gözlerini kapatma” ve kendi “psikolo­ jik baskı teorileri” arasında yaratıcı bir bağlantı kurdu. Birkaç ay içinde daha çok Odipus kompleksi olarak bilinen baskı altındaki cinsel fantezi teorisini ortaya attı. Bu teoriye göre insanlar bir ebeveyne karşı cinsel arzu duyarken diğerine karşı nefret besle­ yebilir. Bu sezgi onun en parlak döneminin başlangıcı olmuştur. Babası öldüğünde Freud’un davranış biçimi onun tüm ünlü teorilerini düşünmesinde esin kaynağı olmuştur. Onun hayal gücü, gözlerini kapatma ve psiko-analitik teorileri arasında bağ­ lantı kurmasını sağlamıştır. Eğer rasgele bazı uyarıcılara dik­ katinizi verdiğinizi gösterirseniz konunuz ve herhangi bir şey

Her Şeyi Birbirine Bağlayabilirsiniz Psikologlar, insanları rasgele yanıp sönen ampul mekaniz­ masının olduğu bir odaya koyarsanız kısa sürede inandıkları şe­ yin kalıplar, bir sonraki ampulün ne zaman yanacağını tahmin etmek için gerekli teoriler olduğunu anlayacaklardır. Bağlantılar kurmak için kalıplar yaratmak istediğimizde zihnimizde ayrın­ tılı mimari yaratırız. Bir deney yapalım. Rasgele sekiz kelime seçin ve bu listeyi bir kişiye ya da gruba verin. (Örneğin “saksı”, “bebek”, “bardak”, “çekirge”, “kahve fincanı”, “kutu”, “tost” ve “garaj”.) Herhangi bir gerekçe vermeden kelimeleri iki gruba bölmelerini isteyin. Böyle bir durumda bazı çok yaratıcı sınıflandırm alar yaptıkları­ nı göreceksiniz, “o harfinin bulunduğu kelimeler”, “suya doku- ; nan nesneler”, “fabrikada üretilen nesneler” vs. durumuna göre onları grupladıklarını fark edeceksiniz. Kimse nasıl bir bağlantı olduğunu söylemez. Ama bir bağlantı mutlaka vardır. Zihinleri­ miz bağlantı kurmada ve bağlantıları tanıyan makineleri tanı­ mada inanılmaz bir özelliğe sahiptir. Sürrealist bir ressam olan Max Ernst ağaçlıklı alanlarda gördüğü kalıplara büyük hayranlık duyardı. Bir çalı üzerine ka­ ğıt koyup onu boyalarla renk katmak için bir grafitle aşındırabi­ leceği bir teknik geliştirdi. Onun çalılıklardaki rasgele kalıpları bir sanat eserine dönüştürme tekniği diğer s��rrealist ressamları da doğadaki diğer kalıpları sanat eserlerinde kullanmaları ve 222

223


MICHAEL MICHALKO

arasında güçlü bağlantılar kurabilirsiniz. Bir renk seçin, örneğin mavi, ve beş dakika boyunca gördüğünüz tüm mavi şeyleri lis­ teleyin (gökyüzü, duvar, telefon, kalem, gömlek vesaire). Daha sonra karakteristik özelliklerini sıralayın ve bağlantılar kurun. Ya da bir şekil seçin, örneğin bir çember, ve gördüğünüz daire­ sel şekillere yoğunlaşın. Ya da konunuz ve beş duyu organınız arasında bağlantılar kurabilirsiniz. Beş Duyu Organı Psikologlar uzun zamandır duyular ve yaratıcılık arasında bir çağrışım olduğunu ileri sürmektedirler. Özellikle ressamlar ve şairler büyük ölçüde duyu organlarından faydalanırlar. Bir şiir düşünün, bir duyunun metaforik uyarıcısının belli bir tepki­ yi açığa çıkardığını fark edeceksiniz. Bir sesin tanımı, örneğin, şiire anlamını veren belli bir duyguyu açığa çıkarmaktadır. Fi­ kirleri ürettikten sonra beş duyu organını yeni olasılıklar üret­ mek için kullanın. Duyularım ıza yoğunlaşmak asıl düşünme yollarını terk ederek yan yollara başvurm amızı sağlar. Bu yan yollar bazen özgün düşünce ve fikirlerin doğmasının nedenidir. Bu egzersiz için şu yönergeleri izleyebilirsiniz: Beş duyuyu yazın: Görme, koklama, tat alma, dokunma ve duyma. Fikirlerinizden birini seçin ve fikir ile beş duyu organı­ nızdan biri arasında bir bağlantı kurun. Farz edin ki işçi kaybım azaltmak istiyorsunuz ve fikirlerinizden biri çalışanların işlerine daha fazla kendilerini vermelerini sağlamak. Beş duyuyu düşün­ ce sınırlarınızı geliştiren fikre uygulayın. Örneğin:

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Duyma: Klasik müzik dinletin. Patronun kapısının önüne büyük bir zil taktırın. Bir şey başarıldığında veya şirket bir hedefine ulaştığında patron zili çalabilir. Koklama: Toplantı alanlarında grupların etkileşim içinde olmalarını sağlayacak patlamış mısır gibi atıştırm alık yiye­ cekler sunun. Tat: İnsanların toplanacağı, konuşacağı ve ilişkilerini geliş­ tireceği yerlerde geleneksel pizza sunun veya herkesin kendi evinden kendi yemeğini getirmesini sağlayın. Dokunma: Yumuşak, rahat koltukların bulunduğu ve dışa­ rıdaki sesin rahatsız edici olmadığı temiz, davetkar m ekan­ ları seçin.

Görseller Konunuzu ele alırken duyularınıza başvurm ak problemi Farklı boyutlarda düşünmenizi sağlar. Görme duyusunu düşü­ nün. Resimler, fotoğraflar ve illüstrasyonlar ilgisiz uyarıcılar konusunda mükemmel kaynaklardır. Yıllar önce yeni bir ışık dü­ zeni üzerinde çalışan bir tasarımcı National Geographic dergi­ sinin sayfalarını karıştırırken bir m aymun resminden ilham ala­ rak yeni bir fikir buldu. Zihninde elinde bir ışıkla evin etrafında koşan bir maymun canlandırdı. Bu görüntü onda ışığın belli bir yolu izlemesi fikrini uyandırdı. Probleminiz üzerinde çalışırken zihinsel görüntüleri kullanın: •

sim seçin. •

Görme: Daha fazla etkinlik yaratın. İnsanları küçük grup­ lara ayırın. Etkileşim kurabilmek için kapıları açın ya da açık alanları tercih edin. Açık tonda ve renkli ilan tahtaları kullanın.

224

Gazete ve dergileri inceleyin. Rasgele iki ya da üç ilginç re­ Resimlerden birini ayrıntılı olaraktanımlayın.Tanımlayıcıları listeleyin. Fiziksel referanslar ve eylem-odaklı tanımları da ekleyin. Aklınıza gelen her şeyi listeleyin (görüntüler, hisler, kelimeler, kalıplar vesaire). Aklınıza absürt bir kelime gelirse, onu da listeye ekleyin. 225


MICHAEL MICHALKO

Her bir tanımlayıcı ve sorununuz arasında bağlantı kurmaya

Resim Çantası

çalışın.

Grupla gerçekleştirdiğiniz beyin fırtınası oturum larında tartışmaları ve fikirleri uyandırm ak için resim çantaları kulla­ nın. Şu yönergeleri izleyebilirsiniz:

Fikirlerinizi listeleyin.

Japonya’daki bir parfüm şirketinin CEO’su yöneticilerine ekonominin kötüye gittiği dönemlerde şirketi ayakta tutmalarını sağlayacak fikirlerinin ne olduğunu sordu. Çalışanların önerileri karşısında hayal kırıklığına uğramış olarak her birine bir kral yengeç resmi verdi ve bu resme bakarak iş hayatına uygulayabi­ lecekleri fikirleri söylemelerini istedi. Fikirlerinin ve kurdukları bağlantıların bazıları şunlardı: •

YARATICI DEHANIN SIRLARI

"Biryengeç kıskaçlarını sık sık yenileyebilir. Kendi ürün çizgi

1.

Bir problem tanımını yüksek sesle okuyun ve grup üyelerinden sesli bir şekilde beyin fırtınası yapmalarını isteyin.

2.

Her bir grup üyesine içinde sekiz ila on resim bulunan ve problem alanı ile ilgisi olmayan bir klasör verin. Grup üyelerinden her bir resmi incelemelerini ve ses­ sizce fikirlerini ya da daha önceki resimlerin uyandır­ dığı fikirlerle arasındaki değişiklikleri not etmelerini isteyin.

3.

4.

Belli bir süre sonra grup üyelerinden fikirlerini yüksek sesle okumalarını isteyin.

5.

Grup üyelerinden okunan fikirlerin her birini tartışm a­ larını ve yeni fikirler ile değişimleri bulmalarını iste­ yin. Yeni fikirler önerildikçe onları not edin. Bulduğunuz şeyleri tekrar bir araya getirin ve değerlen­ dirin.

mizde sendeleme ihtimalini düşünerek yedek ürün çizgileri geliştirmeliyiz." •

6.

"Bir yengeç 360 dereceye kadar etrafını görebilir. Pazar an layışımızı geliştirmeliyiz."

"Bir yengeç yavaş yürür. Biz bunu yapamayız. Boyut olarak küçülmeliyiz böylece piyasaya daha hızlı tepki verebiliriz."

"Bir yengeç benzerlerinden farklı özelliklere sahiptir. Biz de parfümümüzü benzerlerinden net çizgilerle ayıracak oriji nal bir ambalaj geliştirmeliyiz."

"Bir yengeç bulduğu çöpü yer. Başkalarının kullandığı ve pi yasaya sürdüğü şeyleri kendi ürünlerimiz için kullanıp kulla namayacağımızı öğrenebilmek için kaynakların yerini tespit edin.

226

İlginç bir çözüm olarak katılım cılara kısa film kameraları temin edebilir ve onların gezintiye çıkmasını sağlayarak ilginç nesneler ve sahnelerin fotoğraflarını çekmelerini isteyebilirsiniz. Fotoğrafları enstantane olarak kullanın. Farklı departmanlardan bir grup yönetici ağ'fonksiyonlarına daha iyi yollar bulabilmek için toplandılar. Fotoğraflardan birinde akvaryum daki balıkları izleyen kuşlar görülüyordu. Bazılarına göre bu kendilerini duya­ madıkları halde balıklarla iletişim kurmaya çalışan kuşları anla­ tıyordu. Fotoğrafı tartışırken kendilerinin, sesini duyuramayan

227


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

kuşlara benzediklerini anladılar. Pazarlamacılar araştırm acıla­ rın zihinlerini ticaret yerine bilimsel meselelerle meşgul ettiğini düşünüyorlardı Öte yandan araştırmacılar pazarlamanın yeni teknolojik sezgilere kapalı olduğunu düşünüyordu. Pazarlama­ cılar ve araştırmacılardan oluşan bir ekip şimdi üç ayda bir “birbirleriyle nasıl konuşmak gerektiğini” öğrenmek için bir araya

likle gözlemleyin. Daha sonra görüntüler ve konunuz arasında bağlantılar kurmaya çalışın.

geliyorlar.

Hayalci, Gerçekçi ve Eleştirmen Uzak bir güneş sisteminde farklı atmosfere sahip bir geze­ gen üzerinde yaşayan bir yaratık hayal edin. Bir dakikanızı ayı­ rın ve hayal ettiğiniz yaratığı çizmeye çalışın.

Çocukların Yaptığı Çizimler Ünlü manzara ressamı J.M.W. Turner hayal gücünü harekete geçirmek için sıradışı bir yöntem kullanıyordu. Ne zaman küçük çocukları olan arkadaşlarını ziyaret etse çocuklara resim yap­ maları için suluboya ve kağıt veriyordu. Bazen onlara genel bir konu verir, bazen ise istedikleri herhangi bir şeyi çizebilecekle­ rini söylerdi. Sonuçlar son derece özgündü ve asıl bilinçliliğin eş zamanlı bir dışavurumuydu. Turner daha sonra bu resimleri alır, onları açık fikirlilikle tekrar gözden geçirir ve çocukların çalış­ malarından kendi görsel izlenimini yaratırdı, tıpkı Leonardo da Vinci’nin duvardaki lekelere bakıp yüzler ve sahneler hayal et­ mesi gibi. Turner bu görsel izlenimleri aynı m anzaralar karşısın­ da yeni perspektifler yaratmak için kendi hayal gücünü harekete geçirmek adına kullanırdı. İster kendi çocuklarınızla ister arkadaşlarınızın çocuklarıy­ la olsun, Turner’ın tekniğini uygulayabilirsiniz. Onlara araç ve gereçlerini verin ve çizim yapmalarını isteyin. Genel bir tema kullanabilirsiniz. Örneğin probleminiz şirketinizi nasıl daha etkin hale getirmek ise işyerinde çalışan insanların resimleri­ ni çizmelerini isteyebilirsiniz; veya iş güvenliğinizden endişe duyuyorsanız tehlikede olan insanların resimlerini çizmelerini isteyebilirsiniz. Ya da bırakın istedikleri şeyleri çizsinler. Çizimleri elinize alm ve görüntüleri, kalıpları ve renkleri açık fikirli­

Bizim burada göstermeye çalıştığımız şey planlanmış hayal g ü c ü denilen fenomendir. Planlanmış hayal gücü, yeni fikirleri

228

229

Çoğu insan her istediğini düşünebilme özgürlüğüne sahip olsa da bildiği canlılara benzer yaratıklar çizerler. Yani görme, duyma ve koklama organlarına sahip ve simetrik olarak aynı kol ve bacakları olan yaratıklar. Kendine özgü ve tahm in edilemez bir şeyler yaratmaktan ziyade çoğu insan benzeri olan ya da dünyada tipik özelliklere sahip herhangi bir şeyle ortak noktası olan yaratıklar yaratırlar. Diğer gezegenlerdeki hayvanların dünya üzerindeki hay­ vanlara benzemesi için hiçbir neden yoktur. Uzaylı yaratıkları çizen insanlar bu yaratıkların genel görünüşü hakkında bir fikir eld e etmek için kaya oluşumları, horozibiği veya bulutlar gibi mevcut bilgilerin tuzağına düşerler. Herkes farklı ve yeni bir şey bulabilir. Fakat çoğu insan dünya üzerindeki diğer hayvanlarla benzer özellikler taşıyan hayvanları çizecektir.


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

geliştirmek için hayal gücünü kullandığım ız zaman bu fikirle­ rin mevcut kavramlar, kategoriler ve stereotiplere göre ağırlıklı olarak son derece tahmin edilebilir şekillerde planlanması anla­

İlk gün hayalciyi oynardı; fanteziler ve istekli vizyonların hayalini kurardı. Düşüncelerini nasıl devam ettireceği hakkında endişe duymadan hayal gücünün sınırları zorlamasına izin ve­ rirdi. Onun fantezi analogları; kelimeleri, kavramları ve fikirle­ ri açıkça ilgisiz diğer nesneler ve olaylarla nasıl birleştireceğini anlamasını sağladı. Sonuç olarak ortaya zengin bir çağrışımlar hâzinesi, fikir dağlarından devrilerek düşen imgelem çığı çıktı. Ertesi gün gerçekçi rolünü oynayarak fantezilerini gerçekçi bir zemin üzerine oturtmaya çalışırdı. Bir gerçekçi olarak dü­ şüncelerini işe yarar ve pratik bir şeylere dönüştürmenin yolla­ rını arardı.

mına gelmektedir. Araştırm alar tipik kavram örneklerini daha az tipik kav­ ram örneklerinden daha çabuk anımsadığımızı ortaya koymuş­ tur. Bunu kendiniz görebilmek için aklınıza gelen ilk beş kuşun isimlerini yazın. Listeniz pelikan, deve kuşu ve penguen gibi daha az tipik kuşlar yerine bülbül, karga, serçe gibi en tipik kuş­ lardan oluşacaktır. Daha tipik kavram örnekleri akla ilk sırada geldiği için do­ ğal olarak onları yeni fikir üretmede başlangıç noktası olarak düşünmeye eğilim gösteririz. Ve en tipik kavram öğeleri tünı merkezi özelliklere sahip olanlardır, bu yüzden yeniliği çok daha dar bir alana sıkıştırabiliriz. Örneğin bülbül uçar, yavrular ve yuvasını ağaçlara yapar, ancak penguenler bunları yapamaz. Eğer romanda geçen bir yaratığı tipik bir bülbülle bağdaştınrsanız bir penguenle bağdaştırdığınızdan daha çok bir stereotip kuşa benzeyecektir. Dış dünyanın sınırlarını ve kavram larım ızın şaşırtıcı çeşitli­ liğini keşfetmek ve mükemmelen sıradışı olan fikirler uydurmak için zihinlerim izi açmanın ve ufkum uzu genişletmenin yollarım bulmamız gerekir. Bir yöntem de Walt Disney’in olağandışı fi­ kirler ve kavramları keşfetmesi için canlı hayal gücünü kullan­ masını sağlayan yaratıcı-düşünme tekniğidir. Bu yaklaşım onuıı eleştiri yapmaksızın ve sınır koymaksızın fantastik fikirler üret­ mesini sağladı. Daha sonra bu fantezileri uygulanabilir fikirlere dönüştürdü ve akabinde onları değerlendirdi. Üç ayrı ve farklı rol oynayarak perspektifini üç kere değiştirirdi: Hayalci, gerçek­ çi ve eleştirmen.

Nihayet son gün eleştirmen rolünü oynar ve fikirlerindeki delikleri kontrol ederdi. Bir şeyler yapılabilir mi? Fikirlere has özellikler m üşterilerin çıkarlarına dönüştürülebilir mi? Eğer öy­ leyse, bundan para kazanılabilir mi? Aşağıdaki yönergeleri kullanarak hayalciyi, gerçekçiyi ve eleştirmeni oynayın: 1.

Siz bir Hayalcisiniz. Farz edin ki istediğiniz dileği ger­ çekleştirecek sihirli bir değneğiniz var. Probleminizi çözmek için hangi dilekleri dilerdiniz? Özellikle nor­ mal şartlar altında gerçekleşmesi pek mümkün olma­ yan en az üç ya da beş dilek sıralayın. Her dileğiniz bir öncekinden daha imkansız olsun. Örnek: Bir dernek parkmetrelerin daha etkin izlenmesini sağlayarak daha fazla para toplamak istiyor. •

Keşke gizli bir dürüstlük anlaşması olsa. Böylece herkes park etme sürelerinin listesini tutar ve ayda bir parayı görevli de­ partmanına gönderir.

Keşke memurlar arabaları park alanlarını terk ederken gör­ se, böylece başkaları metreye göre sona ermemiş süreyi aşma hakkına sahip olamaz.

230

231


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Keşke arabalar metreye göre süre dolduğunda "buharlaşsa"

2. Dileklerden birini seçin. Örnek: Keşke memurlar arabaları park alanlarını terk eder­ ken görse, böylece başkaları metreye göre sona ermemiş süreyi aşma hakkına sahip olamaz. 3. Gerçekçi. Dileği pratik bir fikre nasıl dönüştüreceğini­ zi bulmak için gerçekçiyi oynayın. Dileğin temel özel­ liği nedir. Dileğin sizi çeken yönleri nedir? Dileğinizin temel bir ilkesini, özelliğini veya bazı yönlerini seçin. Dileğinizin sizi çeken özellikleri ve yönlerine örnekler: •

Temel İlke, "görmek".

Başkaları metreye göre "sona ermemiş süreyi" aşma hakkı­ na sahip olamaz.

Yeni iş olanakları sunacağız. Metreleri izlemesi için daha faz­ la otopark görevlisi çalıştırmamız gerekiyor.

Bu sistem davranışı değiştirebilir. Motosikletli sürücüler sü­ resi dolmamış metreler aramak için daha fazla zaman kay­ betmeyecek.

4.

Dileğinizin temel bir ilkesini ya da özelliğini seçin ve onu pratik bir fikre dönüştürmek için kullanın. Örnek: “Görmek.” “Görmek” ifadesini parkmetreleri daha etkin izleme fikrine nasıl dönüştürürsünüz? Yapılandırılmış Fikir: Boş park alanlarını görmek için bir parkmetreyi kızılötesi sensorlarla ve lityum pille çalışan bilgi­ sayar çipleriyle üretin. Bir araba ayrıldığında metredeki kalan zaman böylelikle silinebilir. 5. Siz Eleştirmensiniz. Fikirdeki deliklerini görmeye ça­ lıştığınızda eleştirmen rolünü oynarsınız. Örnek: “Görme” metresi teknolojik olarak mümkündür. En büyük engel maliyet olacaktır çünkü böyle bir metre normal metreden en az dört kat fazla masraflıdır. Ama yine de maliyet 232

daha etkin para toplama yöntemi ile elde edilen bedelin yanında nispeten önemsizdir. Şimdi başa dönüp aynı dileğin diğer özelliklerini işe yarar fikirler olarak yapılandırabilir veya geri dönüp diğer dileklerden birinin özelliği üzerinde çalışabilirsiniz. Dileklerden elinizden geldiği kadar çok işe yarar fikri üretin.

Dilekler Arzu giderici düşünme ve yaratıcılık arasında açık bir ilişki vardır. Bir dilekte bulunurken yaratıcı bir fikir elde etme şansı­ nız zekanızı son sınırlarına kadar kullanırken olduğundan daha yüksektir. Dilekler bilerek bir şeyi çok basit hale getirmemize yardımcı olur. Bu taktik bilimde ve sanatta uzun ve önemli bir tarihe sahiptir. Bilim adamları hızlı oynamak isterler ve inatçı ayrıntıları kaçırırlar. Nevvtoncu fizik Einstein tarafından yıkıldı ama hâlâ neredeyse tüm amaçlar için iyi bir yöntemdir. Hiçbir fizikçi NASA’nın ateşlemede kullanılacak güçleri hesaplamak için Nevvtoncu fiziği kullanmasına itiraz etmez ama açıkça ko­ nuşmak gerekir ki bu, hesaplamaları mümkün kılm ak için yanlış bir teorinin kasten kullanım ından başka bir şey değildir. Aşağı­ da dilekleri kullanarak grupla gerçekleştirilebilecek beyin fırtı­ nası için yönergeler bulunmaktadır: 1. Grup lideri konuyu bir kart ya da Post-it kağıdı üzerine yazar ve duvara ya da yazı tahtasına yapıştırır. 2. Katılımcılardan ellerinde sihirli bir değnek olduğunu hayal etmeleri istenir. Sihirli değnek onlara arzu ettik­ leri şeyi verecektir. Konu hakkında, özellikle normalde gerçekleşmeyecek şeyler hakkında dilekleri nelerdir? Katılımcılar sessiz bir şekilde iki ya da üç dakika di­ leklerini listelerler.

233


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

3.

Katılımcılar bir dilek seçerler ve onu bir kart ya da Postit kağıdı üzerine yazarlar.

4.

Dilek kartlan toplanır ve konu kartları etrafına konula­ rak paylaşılır. Grup lideri kartları organize eder ve ilgili

5.

olanları bir araya getirir.

Bu süreç ön camların kuşların pislemeleri hariç her zaman temiz

Bir dilek seçin. Grup için en ilginç olan fikri seçin.

kalmasını sağlamaktadır. 8. Bir başka dilek seçin. Gruba en özgü dileği seçin ve aynı egzersizi tekrarlayın. 9. Grup yeterli sayıda fikir üretinceye kadar dilekler üze­

Örnek: Otomobilin ön camı hava şartları kötüye gittiğinde (yağmur, sulusepken, kar, buz, kırağı, toz vesaire) sürekli olarak temizlenmelidir. Siliciler ve yıkayıcılar belli bir ölçüde temizlik sağlayabilirler ama yüzeydeki kirlerin tam olarak çıkması her zaman mümkün değildir. Bir grup mühendis ön camları daha iyi hale getirmenin yollarını bulmak için beyin fırtınası yaptılar. Üzerinde çalıştıkları dilek şuydu, Ön cam kendi kendine temiz­ lenebilir mi? 6.

Örnek: Mühendisler titanyum dioksitin camdaki sodyum nedeniyle doğrudan ön camlara uygulanamayacağını keşfettiler. Sodyumu temizlemek için camı öncelikle camı asitle kaplayarak ve daha sonra titanyum dioksiti uygulayarak bu sorunu çözdüler.

Grup dileği gerçekleştirebilmek için beyin fırtınası yapar. İstenen etkiye benzer bir şeyi elde ederek dileği kendinize ne kadar yakınlaştırabilirsiniz? Dileğin han­ gi belirleyici özelliği ya da yönünün gruba ilgi çekici geldiğini sorun. Bu belirleyici özelliklerini ortaya çıka­ racak olası değişimleri veya eğilimleri bulmaya çalışın. “Yapabilir miyiz”, “Nasıl olur” ve “Eğer öyleyse” soru­

rinde çalışmaya devam edin. Dilek ne kadar ilginç ve benzersiz olursa özgün bir fikir ya da değişik bir yöntem yakalama olasılığı o kadar artar. Buzlan­ mış balık işleyicisinin buzlanmış balığı hafif ve sıkıcıydı. Balığı son dakikaya dek canlı tutmaya kadar her şeyi denedi. Yemek kimyagerleri ona asıl cevabın balığı hareketli tutm ak olduğunu söylediler. Buna karşın, balık ne kadar su içinde olsa da hareket­ siz kalmaya devam etti. Sahip sihirli değneğini salladı ve bir balığı son dakikada okyanustan çıkarmayı ve hemen işleme sürmeyi diledi. Bu balı­ ğın avcılar dahil doğal yaşam alanını düşünmesi konusunda ona esin kaynağı oldu. Bu hayati bir bağlantıydı - avcılar balıkların

Örnek: Mühendislerden biri kameranın lenslerinin kendi

hâlâ hareketli kalmasının en büyük sebebiydi. “Neden taşıyıcı tankerlerdeki balıkların yanm a avcıları koymuyordu? Balıklar avcılardan kaçmak için hareket ediyorlar, canlılıklarını ve lez­

kendini temizlediğini fark etti. Lensler titanyum dioksit ile kap­

zetlerini koruyorlardı. Elbette bazı balıklar kaçamıyor ve kay­

lıdır. Güneş ışınları geldiğinde organik maddenin lensini şeritler

boluyordu ama bu tuzlu donmuş balıkların yanında küçük bir

halinde kesen kimyasal bir tepkime gösterirler. Mühendisler bu

bedele karşılıktı. Herhangi bir süreç daha sonraki seçim ve arıtma için daha önceden tahmin edilemeyen bir değişken elde etmemizi sağla­

larını sorun.

süreci otomobilin ön camına uygulayıp uygulayamayacaklarını görmeye karar verdiler. 7.

Fikirleri listeleyin ve ayrıntılı olarak inceleyin.

234

yacaktır.

235


MICHAEL MICHALKO

Kağıttan Uçaklar Bir problem çözmeye kendinizi kaptırdığınız zam an dik­ katiniz bir tek buna yönelir ve başka şeylerin farkına varm akta zorlanırsınız. Yalnızca dar alandaki bilgiden faydalanır ve onu her an kullanm ak istersiniz. Dış kaynaklardan bilgi toplaya­ rak odağınızın genişlemesini sağlayan ve problemi algılama biçim iniz için hayati bir bağ sunan ipuçları ve işaretler elde edersiniz. Örneğin son egzersizlerden birinde katılımcılardan tavan­ dan asılı duran iki ipin ucunu birbirine bağlamaları istendi. Problem, iki ipin birbirine tutturulamayacak kadar uzak mesa­ fede olmasıydı. İstenen çözüm, net görüş alanındaki penselerin sadece tutmak için bir araç olduğunu değil aynı zamanda bir sar­ kaç işlevi görebileceğini de fark etmekti. Penselerden biriyle ip­ lerden birine tutunduğunuzda sarkaç gibi sallanarak diğerini de tutunabilecek, böylece birinci ipin gelmesini beklemeden ikinci ipe de yetişmek mümkün olacaktı. İnsanların çoğu ilk on daki­ kada problemi çözemedi.

Hiçbir şey söylemeden iplerden birini hafifçe deneklerin önünde yana doğru ittim. Bu ipucunu verdikten sonra, çoğu, problemi altmış saniyeden kısa bir süre içinde çözdü. Hiç şüphe­ siz en ilginç olanı bu deneklerden çoğunun ipin yana itilmesiy­ le ilgili ipucunun problemlerin çözümünden başka bir şey ifade edebileceğine dair hiçbir fikirleri olmamasıydı.

236

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Bilinç sınırlı bilgiyi işleme kapasitesine sahiptir çünkü in­ sanlar bir seferde yalnızca birkaç şeyin bilincinde olabilirler. De­ nekler bilinçli olarak ipin yana hareketini fark etmiş olmayabilir­ ler ama yine de söze dökülmese de bu bilgiyi aldıkları gerçektir. Başka bir deyişle, insanlar bilinçli olarak fark etmedikleri ya da hatırlamadıkları bilgiye verimli bir şekilde yanıt vermeyebilir­ ler. Söze dökülmese de ipuçları ve işaretlerle hatırlayabildikleri ya da hatırlayamadıkları bilgiyi alır gibi görünürler. Bir gruptaki katılımcılara ipuçları vermenin bir başka ilginç yolu da her bir katılımcıdan tartışılan konu hakkında bir kağı­ da üç ya da dört fikri sessizce yazmasını istemektir. Bu kağıda “Fikirler” diye başlık atın. Ayrı bir kağıda katılımcılardan konu hakkındaki düşüncelerini listelemelerini isteyin. Bu kağıda da “İpuçları” diye başlık atın. Serbest çağrışım yaptırın ve ipucu kağıdına aklınıza gelen her şeyi sıralayın, örneğin karakteristik özellikler, bileşenler, problem hakkında dilekler, engeller, absürt fikirler vesaire. Bir bilinçlilik seli tekniğini kulanın ve aklınıza gelen her şeyi bu listeye ekleyin. Herkesin “İpuçları” kağıdını aldığında emin olun ve bundan kağıttan bir uçak yapın. Belli işaret verildiğinde herkes “İpuçla­ rı” kağıdından yapılmış uçaklarını odanın çeşitli yerlerine uçu­ rur. Daha sonra herkes bir başkasının uçağını alır. Uçakta ne yazıldığını okuduktan sonra katılımcılar yeni “ipuçları” yazarlar ve kendi özgün fikirlerini iyileştirmek ya da zenginleştirmek için bunları kullanırlar.

Birbiriyle İlişkili Kelimeler Psikolojide problem çözmeyle ilgili eski bir deney vardır. Yere birkaç m ısır tanesi atın ve m ısırın önüne ince bir cam ko­ yun. İnce camın önünde aç bir tavuk getirin, böylelikle ince cam tavuk ve mısırın arasında olsun. Tavuk mısırı yemek için camın 237


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

içinden geçmeyi deneyecektir. Tavuk mısırla olan ilişkisini de­ ğiştirmeyerek engeli aşmak ister. Zihin gözünün önünde ilişki­ sel bir siper bulunur ve önemli olan sadece camın ardına geçme isteğidir. İnsanlar da bu şekilde davranır. Evimin yanında sola dön­ mek ve karşıya geçmek için bir trafik ışığı var. Her hafta geceleri sola dönüş çizgisinde yaklaşık yirm i araba kuyruğa dizilir. Kar­ şıya geçme çizgisinde ise hiçbir araba göremezsiniz. Ve ben her gece düz gidip diğer sokağa geçiyor ve o arabaların önünden ışı­ ğı geçmeden yoldan aşağı iniyorum. Tavuk gibi onlar da ilişkisel siper takıyorlar ve diğer sokaktan geçmektense sola dönmek için yalnızca kuyrukta beklemeyi düşünebiliyorlar. “Bir şeyi bir başka şeyle ilişkilendirerek kullanm ak” ifadesi bir keşif, icat ya da fikir ifadesini tanımlamak için kullanılan bir cümle biçimidir. K eşif ve icat, denilebilir ki, eski birkaç şeyi yeni bir ilişki kurabilmek için tekrar bir araya getirmektir. Bunu her iki tarafta bir ilişkisel kelime olan problemin iki öğesinden oluşan bir matematik denklemi olarak düşünün. İşte size temel bir eylem tümcesi: “Bir şeyi bir başka şeyin yerine kullan.”

Ozalit 1. Probleminizi bileşenlerine ayırın. Örnek: Bir tasarım cı ekibi buzdolabını geliştirmek istiyor­ du. Problemin bileşenlerinden bazıları “buzdolabı”, “donduru­ cu”, “kapı”, “elektrikli güç kaynağı”, “buz kabı”, “yemek kapla­ rı”, “dahili ışık”, “soğuk hava muhafazası”, “estetik”, ve “renk”. 2. İki temel problem bileşenini seçin. Örnek: “Buzdolabı”, “kapı”. 3.

İlişkili bir kelime seçin ve onu iki problem bileşeni ara­ sına koyun. Problem çözmedeki başarı bir durumdaki

238

bileşenler arasında bulunan ilişkilerin değişmesinden ileri gelir. Bir problem kavramının iki parçası sıradışı çağrışım lar üretmek için bir ya da daha fazla ilişkili ke­ lime ile birlikte “tutulur”. Çağrışımlar daha sonra yeni fikirleri uyandırmak için kullanılır. Örnek: Kapıları “olmayan” buzdolabı. 4. Kombinasyonu inceleyin ve önerilen her fikri not edin. Örnek: İlişki (“kapıları olmayan”) kapısız buzdolabı fikri için esin kaynağı olmuştur. Soğuk-hava “hortum u”, dikey fıs­ kiyeler ılık havanın dışarıya çıkmasını sağlayan koruyucu bir perde yaratırken içeride hava dolaşımını sağlar. Buzdolabı dai­ resel bir tasarım a sahiptir ve her yere konulabilir, hatta mutfağın ortasına bile. 5.

2. ve 3. adımları tekrarlayın. Daha fazla fikir elde et­ mek için farklı ilişki dizileriyle problem bileşenlerini ve ilişkili kelimeleri değiştirerek karıştırm aya devam edin.

Örnek: Bizim örneğimizde tasarım cılar daha fazla fikir aramaya devam ettiler. İlişkiler dizisiyle karıştırarak “elektrikli güç kaynağı”nın yanı sıra “buzdolabı” üzerinde karar kıldılar ki bu, kısa elektrik kesintilerinde belli bir zaman sonra devre­ ye giren küçük pil yedekli güç kaynağı tasarlamaları konusunda onlara esin kaynağı oldu. Bir dizi olası ilişkiler aracılığıyla karıştırarak ve daha sonra bir çözüm gördüğünüzde onu tanım a becerisi göstererek başarılı bir şekilde problemi çözersiniz. Örneğin iş organizasyonların­ daki paradokslardan biri de insanları “güçlendirme” ve böylece hızlı değişen koşullara yaratıcı bir şekilde tepki vermelerini yine aynı zamanda organizasyonun hedeflerine ulaşmak için

239


MICHAEL MICHALKO

eylemler üzerinde yeterli kontrolü sağlama ihtiyacımzdır. Prob­ lem bileşenleriniz “güçlendirme”, “çalışanlar”, “organizasyon”, ! “kontrol”, “hedefler”, “yaratıcı bir şekilde tepki vermek” ve “yönetim”dir. İlişkiyi göz önünde bulundurarak - “İş Vererek Güçlendirme” - paranızı ve enerjinizi çalışanlarda güven ve bağ­ lılık duygusu oluşturma anlayışı elde edersiniz. Bağlılık, güven ve cesaret oluşturarak organizasyonlar kontrolü ele alırlar, çalı­ şanlarını kontrol altında tutarak değil onları serbest bırakarak.

1

İnsanlar problem çözerken genellikle sorunu kısıtlayan bir dizi sınır olduğunu düşünürler. Problemin sınırları varsayım ile ta­ nımlanır ve daha sonra bir çözüm bulmak için bu sınırlar içeri­ sinde geleneksel düşünme yöntemi kullanılır. Buna karşın çoğu zaman sınırlar hayalidir ve çözüm onların dışında ortay çıkar. 1872’de Richard Dedekind matematikçiler sürerlik üzerinde ça­ lıştıklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlardır diyerek tarihe geçti. Böyle bir şeyin sayılar için geçerli olmadığını kanıtladı. 1 ila 5 arasında bir sayı söyleyerek sayıyı artırabilirsiniz. 2 ve 3 ve 4 gibi doğal sayılara %, 118/119 gibi rasyonel sayılar ekleyerek, ya da 2’nin karekökü gibi irrasyonel sayılar ekleyerek hiçbir zaman boşluğu doldurmaya başlamazsınız. Onun bu çalışması sürek­ sizlik ilkesi olarak bilinirdi. “Süreksizlik” hızlı bir şekilde modernizm in en önemli ko­ nusu haline gelerek bilimde, sanatta ve yaratıcılıkta yeni bir dü­ şünce sistemi oldu. Fizikçi Ludwig Boltzmann kısa bir zaman içinde atomun hareketlerini tahm in etmek mümkün olmadığı için sürerliliğin aynı zamanda fizikte istatistiksel bir illüzyon olduğunu kanıtlamıştır. Fransız ressam Georges Seurat noktacı­ lık (pointilism) olarak adlandırdığı yeni tekniği üzerinde çalışır­ ken bu düşünme biçimini kullandı ve binlerce renkli noktadan

240

241


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

oluşan ve her biri bir inçin sekizde biri olan Sunday Afternoon on the Island o f la Grande Jatte adını verdiği ilk modern tablo­ yu yarattı. Bu ünlü sanat harikası elli kadar insan figürü, köpek ve bir maymun içermektedir ve bunlar küçük pigment izleriyle gösterilmektedir. Thomas Edison süreksizliğin bir başka zaferi olan, gözün hareket olarak algılayabildiği saniyede altmış hare­ ketli fotoğraf çeken film kamerasını icat etti.

Çoğu insan böyle bir problemle karşılaştığında her maçtaki asıl eşleştirmeleri ve kura sayısını gösteren diyagramlar çizer. Bazıları ise bu problemi matematiksel işlemlerle çözmeye çalı­ şır. Aslında yanıt 116 maç olmalıdır ve bu problem hiçbir kafa karıştırıcı diyagram veya matematiksel işlem olmadan kolaylıkla çözülebilir. Nasıl olduğunu anlamak istiyorsanız, düşündüğünüz şeyi her maçta kaybedenler değil kazananlar olarak değiştirin. Tekli elemenin söz konusu olduğu bir tenis turnuvasında tek bir kazanan olacağı için kaybeden sayısı 116 olacaktır. Kaybeden her kişi yalnızca bir kere kaybedecektir, o halde 116 maç yapı­ lır.

Ters Çevirmeler Dedekind sürekliliği düşündüğünden tamamen farklı bir bi­ çimde ele aldı ve yeni bir düşünce, keşif ve sanatla tanışmamızı sağlayan parlak bir sezgi elde etti. Aşağıdaki illüstrasyon an­ lamsız yapboz parçalarına benzeyen düzensiz şekillerden oluş­ maktadır. Yine de eğer arka plana - şekillerin arasındaki boş­ luklara - bakarsanız “W EST”* sözcüğünü görebilirsiniz. Daha net görebilmek için şekillerin alt veya üst hizasına düz bir kağıt koyabilirsiniz.

Şekiller yerine arka plana yoğunlaşarak perspektifinizi değiştirdiniz ve daha önce göremediğiniz bir şeyi gördünüz. Perspektifinizi ters çevirdiğinizde ve gördüğünüz şeye bir baş­ ka açıdan baktığınızda gerçekleşen şey budur. Farz edin ki tekli elemelerin gerçekleştirileceği bir tenis turnuvasına ev sahipliği yapmanız gerekiyor. Kaydını yaptıran 117 kişi var. Bu kadar ki­ şiyle yapılacak m inimum maç sayısı kaç olmalıdır? *

Tenis problemine doğru yanıt verebilmek için kaybedenlere değil kazananlara odaklanm anız gerekir. Düşünme biçiminizi değiştirmek kaybedenleri değil kazananları hesaba katmanıza yol açar ve böylelikle problemi hızlı bir şekilde çözebilirsiniz. Bakış açınızı değiştirerek daha önce hesapta olmayan şeyleri he­ saba katarsınız. Ortaçağda Fransa’nın bir köyünde birkaç kişinin kara bela (black plague) denilen bir hastalık yüzünden ölmesi üzerine köylüler hâlâ hayatta olan insanları yanlışlıkla gömdük­ lerini fark ettiler. Onların bu problemi gerekçelendirme neden­ leri hâlâ hayatta olan insanları gömmediklerinden emin olmak içindi. Aralarında yaratıcı biri, problemi ters çevirerek çözme­ ye çalıştı. Kefenin içine tam kalbin üzerine gelecek şekilde bir kazık koyarak insanların gömülmeden önce öldüklerinden emin olabilecekleri fikrini uyandırdı. Problemi ters çevirmek bakış açılarını da ters çevirdi. Ters çevirme yoluna giderek mevcut düşünme kalıplarınızı yıkıp yenilerini uyandırırsınız. Bir şeyleri olduğu gibi ele alıp daha sonra onları evirip çevirebilir, ters düz edebilir, sonra tek­ rar bakıp neler değiştiğini görebilirsiniz. Aşağıdaki illüstrasyon­ da Şekil A ok benzeri uçları olan eşit uzunluktaki iki çizgiyi

İn g iliz c e d e “ b a tı” a n la m ın a gelir. (Ç .N .)

242

243


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

göstermektedir. Şekil B’de ise ok benzeri uçlar çizgilerden bi­ rinde ters dönmüştür ve bu bizim algımızı değiştirerek çizginin kısa olduğu illüzyonunu yaratmaktadır. Aslında görüldüğü gibi kısa değildir. Emin olmak isterseniz ölçebilir ve diğer çizgilerle aynı uzunlukta olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Çizgiler değişmemiştir, algınız onları değiştirmektedir.

A

Yıllar önce kimyagerler aspirin tabletlerine hoş bir tat ver­ menin yollarını bulmaya çalışıyorlardı. Suda eriyen tabletler pü­ rüzlüydü ve topaklaşıyordu. Bu, onlar için şaşırtıcı bir durumdu, ne var ki sonra düşüncelerini ters çevirmeyi denediler. Aspirine bir şey “eklemek” yerine aspirinden bir şey “çıkarm ak” için çö­ zümler aradılar. Bu ters çevirme işlemi aromalı haplar üretme­ nin yeni bir tekniğini bulmalarını sağladı. Haplar bir sıvıya batırılır ve daha sonra dönen bir disk üzerinden geçirilir. Sıvıdaki merkezkaç kuvveti ve haplar bu iki şeyin birbirinden ayrılması­ nı sağlayarak hapın üzerinde hoş, düz bir kaplama oluşmasına neden olur.

A

A A

\i/

B Şekil A’da çizgilerin uçları potansiyel olarak sınırlı alana açıkmış gibi görünmektedir. Uçları ters çevirdiğinizde bu alanı sınırlamış olursunuz. Böylece çizgilerin uzunluğuna dair algınız da değişir. Uçları basit bir şekilde ters çevirerek illüstrasyonda gördü­ ğümüz şeyi önemli ölçüde değiştiririz. Aynı algısal değişiklik problemler ve durum lar hakkındaki geleneksel düşünme ka­ lıplarımızı değiştirdiğimiz zaman da gerçekleşir. Henry Ford otomobil işine girdiğinde geleneksel düşünme biçimi “insanları işin başına getir” idi. Bunu “insanların başına işler getir” olarak değiştirdi ve montaj hattını kurdu. Al Sloan General Motors’uıı CEO’su olduğunda genel varsayım “parasını ödemeden önce araba sürebilirsiniz” idi ve daha sonra taksitle satın alma fikrini ortaya attı.

Fizikçi ve filozof olan David Bohm dahilerin birbirine zıt ve uyuşmayan konular arasındaki çelişkileri tolere edebildikleri için farklı düşünebildiklerine inanıyordu. Thomas Edison’un bir çığır açan aydınlanmanın pratik sistemini buluşu elektrik dev­ relerini paralel bağlaması ve ampullerinde yüksek rezistanslı filamanlar kullanması neticesinde gerçekleşti. Geleneksel düşü­ nürlerin imkansız olduğunu kabul ettikleri bu iki şey üzerinde aslında varsayılan uyuşmazlık nedeniyle pek düşünülmemişti. Edison birbirine uyuşmayan iki şey arasındaki çelişkiyi tolere edebildiği için ilişkileri görebildi ve kilometre taşı olarak kabul edilen buluşunu gerçekleşirdi. Edison her zaman geleneksel düşünceleri tersine çevirerek nasıl zorlayacağını düşünürdü. Edison’un iş başvurusunda bulu­ nan kişiyle yaşadığı ilginç bir anekdot vardır. İş başvurusu ya­ pan kişileri öğle yemeğine davet eder ve onlara bir kase çorba ısmarlardı. Eğer başvuru sahibi tadına bakmadan çorbaya baha­ rat eklerse onu işi almazdı. Onun günlük hayatla ilgili yerleşik fikirleri olduğuna ve onu yaratıcı düşünmeye sevk etmek için çok fazla zaman gerektiğine inanırdı.

244 245


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Aşağıdaki illüstrasyonda gördüğünüz şey ya beyaz bir ze­ min üzerinde dört siyah ok ucudur ya da siyah bir zemin üzerinde dört beyaz ok ucudur. Siyah ok uçlarına ya da zıttı olarak beyaz ok uçlarına odaklanmayı tercih edebilirsiniz. Siyaha odaklan­ mak beyaz zemini düşünmenize ya da beyaza odaklanmak siyah zemini düşünmenize yol açacaktır. Benzer şekilde herhangi biı düşünce basitçe “değil” sözcüğünü ekleyerek ya da ters çevire­ rek zıt kavramını düşünmenizi sağlayacaktır.

1. Konunuzla ilgili tüm varsayımları listeleyin: Örnek: Restoranınızla ilgi bazı yaygın varsayımlar: Restoranın yazılı, sözlü veya örtülü menüleri vardır. Restoranda yemek ücretlidir. Restoranda her çeşit yemek servis edilir. 2. Her bir varsayımı ters çevirin. Karşıtı nedir? Örnek: Varsayımlar ters çevrildiğinde: Restoranın hiçbir menüsü yoktur. Restoranda yemek için hiçbir ücret alınmaz. Restoranda hiçbir çeşit yemek servis edilmez. 3.

Matematikçi filozof Bertrand Russell bir defasında bir ma­ tematik probleminde her alternatifin zıttı olan şeyi düşünmemizi sağladığını kanıtlayarak meslektaşlarını şaşırtmayı başarmıştır. Herhangi bir konunun ya da eylemin karşıtım düşünerek yem fikirler üretebilirsiniz. Biyo-mühendisler domatesi geliştirm e­ nin yollarını ararken domatesin olgunlaşmasını sağlayan bir gen keşfettiler. Bu gen eğer olgunlaşmayı hızlandırıyorsa (siyah ok uçları), onu ters düşünerek (beyaz ok uçları) süreci tersine çevi­ rebilirlerdi. Geni kopyaladılar ve süreci geriye aldılar. Gen artık olgunlaşmayı yavaşlattığı için, kış aylarında bağ kütüğünde ol­ gunlaşmış domatesler üretmek mümkün olmaktadır. Varsayımları Ters Çevirmek

Ters çevirmelerden her birini karşılayıp karşılamaya­

cağınızı kendinize sorun. Hiçbir menüsü olmayan bir restoran uygulamaya geçilebilir mi? Örnek: Hiçbir menüsü olmayan bir restoran. Fikir: Şef her bir müşteriyi o gün et, balık ve sebze pazarından ne aldığına dair bilgilendirir. Müşteriye ne istediğini sorar ve belli mal­ zemelerle müşteriye özgü yemekler yapar. Yemeği ücretlendirmeyen bir restoran. Fikir: Yemek yeri­ ne zaman için ücret alan dış mekanda bir kafe. Zaman pulu kullanın ve harcanan zaman (dakika) için ücretlendirin. Se­ çilen yemekler ve içecekler ücretsizdir veya maliyetine satı­ lır. Yemek vermeyen bir restoran. Fikir: Egzotik bir çevrede benzersiz bir dekora sahip bir restoran yaratın ve bölgeyi kiralayın. Herkes kendi yemeğini ve içeceğini (piknik se­

Farz edin ki yeni bir restoran açmak istiyorsunuz ve bunun için gerekli fikirler üretmede zorlanıyorsunuz. Yeni fikirler üret­ mek için aşağıdaki ters çevirme işlemlerini izleyin:

petleri vs.) beraberinde getirsin ve bölge için servis ücreti ödesin.

246

247


MICHAEL MICHALKO

Çözümlerden birini seçin ve onu gerçek bir fikre dö­ nüştürün. Verdiğimiz örnekte, “hiçbir menüsü olmayan bir restoran” fikri üzerinde çalışmak istiyoruz. Resto­ ranın adına “Yaratıcı Ş e f ’ demeye karar verdik. Şef seçilen malzemelerle bir yemek yaratıyor ve yemeğe müşterinin adını veriyor. Her bir müşteri şefin kendi adını verdiği yemeğin tarifini bir bilgisayar çıktısı ha­ linde alıyor. Ters çevirmeler geleneksel düşünme kalıplarınızın istikra­ rını bozar ve yeni kışkırtıcı yollarla serbest bilgi akışına olanak verir. Örneğin:

YARATICI DEHANIN SIRLARI

4.

Farz edin ki elinizde bir bardak nane kokteyli var. Şimdi de kendinizin bir nane kokteyline dönüştüğünüzü düşünün. Bunu nasıl başarabiliriz? İçinde nane kokteyli olan bir bar­ dağın içindesiniz. Bu çevreye farklı parfümler ve esanslar

bir başka şeyin üzerine koyabileceğiniz kalın bir vatka fikrini tetiklemektedir. Aslında sandalye haline getirmek için vat­ kayı herhangi bir şeyin üzerine de koyabilirsiniz.

Farklı yaşlarda ve farklı beceri düzeylerine sahip iki çocuğun badminton oynadığını farz edin. Yaşı büyük olan küçük olandan daha iyi oynamakta ve her oyunu kazanmaktadır. Genç olanın ce­ sareti kırılmıştır ve oyunu bırakmak ister. Yaşı büyük olan artık keyif almayacağını düşündüğü için genç olanın oyunda kalmasını istemektedir. Geleneksel bir düşünür genç olanın önüne bir en­ gel koymayı ya da onu iyi bir kaybeden olması için teşvik etmeyi önerecektir. Çelişkiyi tolere eden bir düşünür rekabetin oyunun püf noktası olduğunu ve rekabetin zıttı olarak dayanışma için fikir bulmasını önerecektir. Oyunu bir dayanışma sürecine dönüştürme fikri bu iki çocuğun topu havada ne kadar süre tutabileceklerini görme hedefini beraberinde getirmektedir.

yayan bir duş aksesuarı fikrini tetiklemektedir. •

Sürücüler kendi arabalarını park ettikleri süreyi kendileri

Gruplar

kontrol ederler. Şimdi de arabaların park sürelerini kendiler

Küçük bir grupla çalışıyorsanız her bir katılımcıdan numa­ ralanmış bir listedeki konular hakkındaki varsayımlarını yaz­ malarını isteyin. Daha sonra şöyle devam edebilirsiniz:

kontrol ettiklerini düşünün. Bu, ışıkları açık bıraktığınız süre­ ce herhangi bir yere park edebilme fikrini tetiklemektedir. Bu, arabalarını uzun süre ana caddelere park eden insanlar­ •

sayımı kendi listesinde ters çevirsin ve onu uygulanabilir bir

Diş hekimlerinin diş tedavisiyle ilgili araç gereçleri bulunur.

fikre nasıl dönüştüreceğini düşünsün.

Bu fikri diş hekimlerinin hiçbir aracı ve gereci olmadığı şek­

linde ters çevirin. Bir dişçi hiçbir araç gereç kullanmadan iş­ lerini yapabilir mi? Bu, hastalık yaymamaları için diş hekim­ lerinin steril bölmelerde muhafaza edecekleri araç gereçleri hastaların kendileri alma fikrini tetiklemektedir. •

Herhangi bir sayı tutun. Diyelim ki üç. Her katılımcı bu var­

la uğraşmak istemeyen belediyeler için iyi bir fikir olabilir.

Sandalye yerden belli yüksekliği olan bir şeydir. Şimdi de sandalyenin düz olduğunu düşünün. Bu, büyük bir kaya veya düşmüş ağaç benzeri sandalye görünümü vermek için

248

Katılımcılardan bir varsayımı seçmelerini ve onu ters çevir­ melerini isteyin.

Katılımcılardan tüm varsayımları ters çevirmelerini isteyin.

Listeyi varsayımlara ayırarak kesin ve onları kağıt bir kutu­ nun içine koyun. Kestiğiniz kağıtlardan birini seçin ve bir grup olarak onu yeni bir başka şeye dönüştürmek için ters çevirin. İstediğiniz fikre ulaşıncaya kadar kağıt çekmeye ve fikirleri ters çevirmeye devam edin. 249


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Ters çevirmeler kısa sürede çok sayıda kışkırtıcı fikir üret­ menizi sağlar. Verdiğimiz örnekte büyük bir fotokopi m aki­ nesi şirketinin müdürü şirketinin rekabet tavrını değiştirerek dayanışm a karşıtından dayanışma yanlısı olarak ters çevirdi. Fotokopi makinesi işinde olan geleneksel bir düşünür hiçbir şe­ kilde rakip firm ayla dayanışm a içinde olma fikrini kabul etm e­ yecektir. Sonuç olarak şirketi rakip firm aların m akinelerinin servisliğini üstlenme fikrini geri çevirdi. O ise bunu, açık bir şekilde şirketin yalnızca rakip firm aların m akinelerinin servis­ liğini üstlenme değil aynı zam anda servis garantilerini verme politikasına dönüştürdü. Bu politika mükemmel işledi. Şirket rakip firm aların m üşterileriyle ilişkiler kurdu ve yeni satışlar elde etti. Geri çevirmeler bir şeyi iki farklı bakış açısıyla ele almanı­ zı sağlar. Bir şeyi iki farklı bakış açısıyla ele almanın faydasını görebilmek için en kesin örnekleri matematikte bulabiliriz. Bir denklem bir şeyi tanımlamak için iki farklı yola başvurm a ihti­ yacımızdan başka bir şey değildir. Bir sayıyı bir yerine iki yolla tanımlamanın faydası öyle büyüktür ki matematikte bir kilomet­ re taşı olarak kabul edilir. Denklemlerin her iki tarafından yola çıkıp bir şeyi iki farklı bakış açısıyla ele alarak bütünün kendi­ sinde yanıtı bulmamız mümkündür.

açıklayamadığımızı gösterir. Aynadaki görüntüyü anlamak için psikolojik olarak görüntüyü algılama biçiminizi ters çevirm e­ niz gerekir. Burnunuzla başınızın arka kısm ının ters çevrildi­ ğini hayal edin. Eğer burnunuz kuzeyi işaret ediyorsa ikizinin burnu güneyi işaret eder. Problem aynada uzayıp giden eksen üzerindedir. Aynanın önünde bir eliniz doğuyu ve diğer eliniz batıyı gösterecek şekilde durun. Güneyi gösteren elinizi salla­ yın. Aynadaki görüntü güneyi gösteren elini sallar. Batıyı gös­ teren batıya bakmaktadır. Başı yukarıda ve ayakları aşağıdadır. Aynaya bu perspektifle baktığınızda aynanın ekseni hakkında bir anlayış elde edersiniz. Psikolojik olarak görüntüyü algılama biçimimizi ters çevir­ memiz aynayı anlamamıza yardımcı olur. Aynı şekilde, prob­ lemler hakkındaki perspektifinizi ters çevirmek sizi bazen farklı bir sezgiye ya da daha hızlı ve kolay problem çözümüne götürür. Eden 100’e kadar bütün sayıları toplayın. İşlem zor değildir, an­ cak zaman alır. Yanıt olarak 5,050 sonucuna varırız. Şimdi de 1 ila 100 arasındaki sayıları aşağıda görüldüğü gibi yazıyla hayal edin. İlk sıranın altına sayıları tersten başlayarak yazın: 1 2 3 4 5...................................... 95 96 97 98 99 100 100 99 98 97 96........................................ 6 5 4 3 2 1

Aynalardaki klasik yansımayı düşünün: Neden bir ayna alt ve üstü değil de solu ve sağı ters göstermektedir. Yani bir kitabı aynaya tuttuğunuzda harfleri baş aşağı değil ters görürsünüz. Ya da sağ eliniz solda ve sol eliniz sağdadır. Bir pencere camının karşı doğrultusunda yürürken aynaya baktığım ızda kendimizi soldan sağa çevrilmiş görürüz. Bu ge­ leneksel perspektif aynaya baktığım ızda neler olduğunu neden

l ’den 100’e kadar yazdığınızda her zaman sayıları birer artı­ rırsınız. Bu işlemi ters çevirip 100’den l ’e kadar yazdığınızda ise her zaman birer azaltırsınız. Böylece toplam 100 x 101 = 10,100 eder. Sayılardan iki dizi kullandığımız için 2’ye böldüğümüzde sonuç 5,050’dir. Sayıları tersten almak sayıların sırasını görsel olarak canlandırmanızı ve ardıllığı anlamanızı sağlar. Daha son­ ra onları zihninizde toplayarak ve bölerek, geleneksel toplama yöntemiyle kıyaslandığında en az hatayla, sonuca hızlı bir şekil­ de ulaşabilirsiniz.

250

251

Perspektifi Ters Çevirmek


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Son yıllarda bilim adam ları hayatın kökeni hakkında fark lı bir perspektif bulabilmek için teleskopun diğer ucundan bak maya başladılar. Evrendeki hayatın nasıl oluştuğunu açıklama ya çalışmak yerine bu düşünme yöntem ini ters çevirdiler ve şimdi verildiği şekilde hayatla başlayıp diğeri üzerinde çalıştı lar. Burada olduğumuzu farz edersek ilk koşullar belli bir şe­ kilde olmalıydı. Probleminizi ters çevirm ek probleme farklı biı biçimde odaklanm anıza yardımcı olur. E��er biri sizin yerinize terfi olduysa muhtemelen, “Böyle oldu çünkü patron benden hoşlanm ıyor” dersiniz. Ters çevirdiğinizde probleme, “Böyle oldu çünkü ben patrondan hoşlanm ıyorum ” biçiminde yakla­ şırsınız. Probleme bakış açınızı değiştirdiğinizde perspektif i­ niz de değişmiş olur. Ters çevirmeler aynı zamanda problemin gerçek nedenlerini bulmanıza yardımcı olur. Örneğin farz edin ki satışlarınız düş­ tü ve onları artırm ak istiyorsunuz. Aşağıda problemi nasıl ters çevireceğinizi ve düşen satışların gerçek nedenlerini nasıl tespit edebileceğinizi bulabilirsiniz: 1. 2. 3.

4.

Sorununuzu tanımlayın. “Hangi yollarla satışları artırabilirim ?” Onu ters çevirin. “Hangi yollarla satışları düşürebilirim?” Ters çevirme çalışmasını ne şekillerde uygulamaya geçirebileceğinizi listeleyin. Örnek: Daha az satış çağrıları yapın, müşterilere kaba davranın, iş takiplerini yapmayın, ürünle ilgili bilgileri vermeyin vs. Değerlendirme yapın. Listenizdeki her şeyi birden ona kadar önem derecesine göre sıralayın. On numarada en önemlisine yer verin.

5.

6.

En yüksek puan verdiklerinize odaklanın. Bunlar probleminizin en muhtemel nedenleridir. Örnek: “Daha az satış çağrıları yapın” listenin en üst basamağında olmalıdır. Yeni bir perspektif elde etmek için işlemi geri alın. Örnek: “Hangi yollarla daha fazla satış çağrıları yapa­ rak satışları artırabilirim ?”

Problemi ters çevirmek satışlarımızı artırm ak için en etkili yolun daha fazla satış çağrıları yapmak olduğunu anlamamızı sağladı. Gerçek problemimiz daha fazla satış çağrılarını nasıl yapabileceğimizi anlamaktır. Ters Çevirme Yöntemini Beyin Fırtınasında Kullanmak Beyin fırtınası yaparken grup üyeleri herhangi bir yargıda ya da eleştiride bulunmadan mümkün olduğunca fazla fikir üre­ tirler. Asıl amaç olumlu geribildirimi teşvik edecek bir ortam ya­ ratmaktır. Bilimde “olumlu geribildirim” her zaman iyi anlama gelmez. Genellikle sistemi patlama evresine getirir veya kontrol dışı bırakır. Bir TV kamerasını kendi monitöründe göstermek, hoparlöre yakın bir yere yerleştirilmiş mikrofondan gelen olum­ lu geribildirimin ilk döngü sesinin görsel eşdeğerliğini verir. İşte bu nedenle bilim adamları iki tür geribildirim olduğu­ nu varsaymaktadırlar. Bilimde “olumsuz geribildirim” ele alı­ nan şeyleri kontrol altında tutmaya yarar. Thomas Watt’ın buhar makinesindeki kapakçık makinenin patlamamasını veya kontrol dışına çıkmamasını sağlayarak buharı dışarıya vermek amacıyla makine hızlı çalışırken açıldığı için olumsuz bir geribildirim dön­ güsü yaratmıştır. Doğada evrimdeki olumsuz geribildirim türlerin biçimini uzun süre sabit tutmak için birçok mutasyonu ortadan kaldırarak mutasyonun kontrol dışına çıkmasını engeller. 253

252


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Ters çevirme yöntemini kullanarak beyin fırtınası yapmak olumsuz geribildirim sağlayarak fikirleri kritik olarak değer­ lendirebilir veya yargılayabiliriz. Grup belli bir fikrin tüm ola­ sı zayıf noktalarının üstesinden gelmek istiyorsa, bu, özellikle faydalı bir tekniktir. Hedef, ekipleri plana karşı gelecek şekilde oluşturarak zayıf noktaları belirlemek ve daha sonra olası çö­ zümler için beyin fırtınası yapmak olmalıdır. Farz edin ki şirke­ tiniz kablosuz telefonların gelecek beş yıl için pazarlama planı­ nı geliştirdi. Ters çevirme yöntemini kullanarak beyin fırtınası yapmak için sürece şöyle başlayın: 1. Grubunuz ikiye bölün. Ekipler birbirine rakip gibi dav­ ranm alıdır (ya da siz ekiplerin kendi uydurdukları bir süper-rakip olmalarını isteyebilirsiniz). Onlara şirketi­ nizin pazarlama planının hata verdiğini söyleyin. Yeni oluşan bu tehdidi yok etmek için onlar (rakipler) plan için nasıl karşı önlem alacakları konusunda bilgilendi­ rilirler. 2. Her grup karşı önlemler bulabilmek için beyin fırtınası yapar. 3. Daha sonra grup tekrar bir araya gelir ve rakibin karşı önlemleri tartışılır. Gruptan her bir karşı önleme yanıt vermesi istenir. İnsanların düşüncelerini ters çevirmeye zorlamak onları daha önce hesaba katmadıkları fikirle­ re yönlendiren yeni düşünme kalıplarım yaratmalarını sağlar. Ters çevirme tekniği yaratıcı düşünmenin en temel ancak genellikle dikkate alınmayan bir özelliği olan çelişkileri yaratır. Dahiler çelişkiyi tolere ederler: Örneğin Einstein’ın düşüncele­ rindeki kutupluluğu ele alalım. Bir an sürerlilikten yana iken he­ men sonra sürmezlikten yana oluyordu. İki şey arasındaki iliş­ kiyi görebildi çünkü karşı olan şeyi tolere etti. Devamlılığı olan

bir sistemin devamlılığı olmayan çok sayıda bileşenden oluştuğu düşünülebilir. Devamlılığı olmayan bir bileşen devamlılığı olan bir arka plandan oluşur. Bu çelişkiyi tolere edebilme yeteneği dahilerin genellikle geleneksel düşünme kalıpları nedeniyle göz ardı edilen nüansları kolaylıkla sezmelerini sağlar.

254

255

Tüm Yanlarını Görmek Yaratma süreci konusunda tanınm ış bir araştırmacı olan Dr. Albert Rothenberg yaratm a sürecinde karşıtlıkların kullanım ıy­ la ilgili incelemelerde bulundu. Bu süreci iki yüzü olan ve ikisi de zıt yönlere bakan Roma tanrısı Janus’tan esinlenip “Janusian düşünme” olarak tanımladı. Janusian düşünme, aynı anda ger­ çekleşen iki zıt ya da çelişkili fikri, kavramı veya görüntüyü hayal etme yeteneğidir. Annenizi aynı anda hem m inik bir bebek hem de yaşlı bir kadın olarak hayal edin veya köpeğinizin aynı anda hem yaşadığım hem de yaşamadığını. Rothenberg dahilerin bu düşünme moduna özellikle özgün sezgiler yakalamaya çalıştıkları zaman başvurduklarını ortaya koymuştur. Einstein, Mozart, Edison, van Gogh, Pasteur, Joseph Conrad ve Picasso da bu yeteneğe sahipti. Van Gogh’un Bedroom at Arles adlı tablosunda aynı anda iki farklı şeyi görmek mümkündür. Pablo Picasso kübist perspektifini zihninde nesne­ leri birbirinden ayırarak ve daha sonra aynı anda onlarca bakış


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

açısıyla onları sunmak için bileşenleri tekrar organize ederek elde etmiştir. Bir sanat harikası olan Les Demoiselles adlı eserine baktığımızda Batı sanatında konuyu tek seferde tüm yönleriyle gösteren ilk eser olduğunu anlarız. Onu değerlendirmek isteyen kişi aynı anda tüm özgün bakış açılarını tekrar yapılandırm ak dır. Başka bir deyişle eşzamanlılığın güzelliğini görebilmek için konuyu tam olarak Picasso’nun ele aldığı gibi almanız gerekir. Fizikte Einstein bir nesneyi aynı anda hem hareketli hem hareketsiz hayal edebilmiştir. Bu paradoksun doğasını daha iyi anlayabilmek için paradoksun özünü yansıtan bir analog oluştur­ du. Einstein’m öne sürdüğü biçimde, çatıdan aşağıya atlayan ve aynı anda bir nesneyi gören gözlemci, nesnenin kendi durumunu göre hareketsiz olduğunu keşfedecektir. Einstein çatıdan atlayan bir gözlemcinin kendi anlık çev­ resinde herhangi bir yerçekimsel alan olduğuna dair kanıt gös­ teremeyeceğini ileri sürmüştür. Yerçekimi gözlemcinin hızlı atlayışına neden olsa dahi böyle bir durum söz konusu olamaz. Einstein bu analogun hayatındaki en mutlu düşünce olduğu­ nu belirtm iştir çünkü bu onun genel izafiyet ilkesini bulması için gerekli sezgiye yönelmesini sağlamıştır. (Einstein doğada Nevvton’un yerçekimi yasasını izafiyet teorisine dönüştürmesini sağlayacak bir analog arıyordu.) Louis Pasteur bir paradoks keşfederken bağışıklık bilimini keşfetmiştir. Enfeksiyon kapmış bazı tavuklarda kolera bacillus denilen bakteri görülüyordu. Enfeksiyon kapmamış ve kapmış olanlar yeni bir zehirli kültürle aşılandı, enfeksiyon kapmamış olanlar öldü ama enfeksiyon kapmış olanlar hayatta kaldı. Bili­ me meydan okurcasına tavukların beklenmedik şekilde hayatta kaldıklarım gören Pasteur hayatta kalan hayvanların aynı anda hem hastalıklı hem de hastalıksız olduğu düşüncesini tekrar yo­ rumlama ihtiyacı duydu. Tespit edilmeyen bir önceki enfeksiyon

dolayısıyla onları aynı anda hem hastalıktan hem de daha ileriki aşamada enfeksiyondan korudu. Hastalığın hastalığı önleme iş­ levine sahip olduğu bu paradoksal fikir bağışıklık biliminin asıl zeminini oluşturdu. Rothenbuıg Niels Bohr’un düşüncelerinden yola çıkarak bulduğu Janusian düşünme yöntemini bir başka örnekle de açık­ lama yoluna gitti. Bohr insan zihninde karşıt fikirlere yer verdiği sürece düşüncelerini ve zihinsel hareketlerini yeni bir seviyeye ertelediğine inanıyordu. Düşünceyi erteleme düşüncenin ötesin­ deki zekanın hareket etmesini ve yeni bir form yaratmasını sağ­ lar. Karşıtlıkları tersten ele almak, zihninizden bağımsız olarak yeni bir bakış açısı elde etmek için gerekli koşulları yaratır. İki zıt şeyi birlikte ele alabilme yeteneği Bohr’un ışığın kendi içinde çelişkili olan hem bir parçacık hem de bir dalga olduğunu iddia ettiği tümleme ilkesini bulmasına olanak verdi. Eşzamanlı karşıtlık açısından düşünmek için konunuzu bir paradoksa dönüştürün ve daha sonra kullanışlı bir analog bu­ lun. Dökümcüler dövülmüş metal parçalarını kum püskürterek temizlerler. Kum, parçalan temizler ama diğer yandan oyukla­ ra nüfuz eder ve temizleme işlemi hem zahmetli hem de paha­ lıdır. Parçacıkların parçaları temizleyecek kadar “sert” olması ve aynı zamanda kolayca çıkabilecek kadar “sert olmaması” bir paradokstur. Hem “sert olan” hem de “sert olmayan” parçacık buzdur. Bir çözüm olarak parçacıklar kuru buzdan yapılabilir. Setr parçacıklar parçaları temizler ve daha sonra gaza dönüşerek buharlaşır. Farz edin ki çok para kazanm ak istiyorsunuz. Buna karşın tutkudan yoksun olabilirsiniz. Para kazanmak istemeniz ama bunu yapamayacak kadar tembel olmanız bir paradokstur. Daha sonra paradoksun özünü içeren bir analog bulun. Örneğin elektı ık enerjisi kullanmadan ışığı yakm ak istiyorum. Analogun çö­

256

257


MICHAEL MICHALKO

zümü güneşten yararlanarak doğal enerji kullanmaktır. Sonu«,' olarak bu ilkeyi para kazanan tembel bir kişi problemine uygu layın. Yanıt olarak güneydeki adalara gidip bir seyahat kitabı yazan kişi örneğini verebilirsiniz. Paradoksal Düşünmek Aşağıda bir paradoks yaratarak, analog bularak ve özgün fi­ kirleri tetiklemek için analogun eşsiz özelliğini kullanarak prob lem çözmek için belli yönergeler bulunmaktadır. Bir CEO ileri teknoloji ürünleri pazarlayan şirketi küçülün ce insanların sıklıkla bir araya geldiğini ve gayri resmi olarak görüştüğünü fark etti. Bu buluşmalarda en iyi fikirler ortaya çı­ kıyordu. Şirket hızla büyüdükçe bu gayri resmi buluşmalar (ve iyi fikirlerin sayısı) azalmaya başladı. Yaratıcılığı harekete ge­ çirmek için geleneksel yollara başvurdu (buluşmalar, akşam ye­ mekleri, yuvarlak masa toplantıları gibi), ancak çalışanlar yeni fikirler üretemiyordu. Eşzamanlı yaratıcılık ortam ını canlandır malıydı. 1.

Paradoks. Problemi bir paradoksa dönüştürün. Bir da hinin vizyonunu diğerlerinden ayıran şeylerden biri de zıtlıklar arasındaki ilişkilere merak beslemesidir. Niels Bohr gerçekliğin zıt boyutlarına hayranlık duyardı Elektronların bir yerde görünüp daha sonra hiç harekcl etmeden bir başka yerde nasıl göründüğüyle ilgili şid detli bir tartışmada bir paradoksla bir araya gelmeleri­ nin ne kadar harika olduğunu çünkü zihinsel bir aşama kaydedebildiklerini öne sürdü. Kendinize şunu sorun, “Problemin karşıt ya da çelişkili olduğu şey nedir',' Daha sonra her ikisinin de aynı anda gerçekleştiğini hayal edin.

258

YARATICI DEHANIN SIRLARI

2.

Kitap adı. Paradoksu problemin hem özünü hem de paradoksunu kapsayacak şekilde bir kitap adı olarak özetleyin. Kitap adı genellikle bir sıfat ve bir isim gibi iki kelimeden oluşmalıdır. Aşağıda kitap adı olarak bazı örnekler bulacaksınız: Satış hedefi-Odaklanmış İstek Farklı çalışan seviyeleri-Dengelenmiş Karışıklık Mevsimsel satış döngüieri-Sağ// Duraklar Doğum kontrolü- Güvenilir Kesinlik Doğa-Rasyonel Acelecilik Paradoksu bir kitap adı olarak kısaltmak problem üzerinde çalışmanızı ve onu anlamanızı kolaylaştırır. Örnek: Verdiğimiz örnekte CEO paradoksunu Düzensiz Toplantılar olarak özetledi. 3.

Analog. Paradoksun özünü yansıtan bir analog bulun. M ümkün olduğunca fazla analog düşünün ve en uygun olanı seçin.

Örnek: CEO’muz doğadan esinlenerek uygun bir analog buldu. Düzensiz leş yiyicilerden olan ancak mükemmel bir şe­ kilde hayatta kalmayı başaran Ringa martısını aklına getirdi. 4. Benzersiz özellik. Analogun eşsiz özelliği ya da etkin­ liği nedir? Yaratıcı fikirler genellikle bir konudaki ben­ zersiz özellikleri alıp diğerine uygulamayı gerektirir. John Hopfield atomların döndüğü ve birbirleriyle pozi­ tif ya da negatif bir şekilde etkileşime girdiği manyetik cisimler olan cam elyafı hakkında geniş bilgiye sahip bir fizikçiydi. Hopfield beynin hareket halinde olan ya da olmayan ve birbirini uyaran ve dizginleyen sinirler­ den oluştuğunu keşfetti. Cam elyafından benzersiz bir özellik alarak onu beyne uyguladı ve böylece ünlü sinir ağı teorisini yarattı.

259


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Örnek: Verdiğimiz örnekte, CEO analogunun benzersiz özelliğini “leş yiyicilik” olarak belirledi. Balıkçılar istemedik­ leri balıkları ve balık parçalarını denize attıkları zaman m artılar kolay bir yemek için bir araya gelirler. 5. Eşdeğer. Yeni fikirleri tetiklemek için “benzersiz” özelliğine eşdeğer bir şey kullanın. Örnek: Bu benzersiz özelliğin eşdeğeri insanları geleneksel yemekler sunan pahalı bir mekanda bir araya getirmektir. 6. Yeni bir fikre dönüştürün. Şirket kendi kantininde ucuz gurme yemekleri servis etmektedir. CEO gurme yemeklerinin maliyetini sübvanse ederek çalışanlarının gayri resmi bir araya gelerek kaynaşmaları ve fikir alış­ verişinde bulunmalarını sağlar.

tırılm ış poşetler” olma gibi benzersiz özelliğiyle “çöp poşetleri” idi. Bu analog, likit bir elektroliti hareketsiz duran bir polimer kağıdıyla yakalama fikrini tetikledi. Böylece plastik bir poşet gibi katlayabileceğiniz ya da sarabileceğiniz ultra-ince, esnek pil yaratılmış oldu. İsterseniz tıbbi cihazlar için “pil ambalajı”nın yerini tutan “pil” kaplama da yapabilirsiniz.

W.J. Gordon Pringle patates cipsini geliştirmek için bu stra­ tejiyi kullanarak, poşeti cips yerine havayla doldurma ihtiyacı olmaksızın daha kullanışlı cips paketlemeye olanak veren yeni bir patates cipsi ve ambalajını tasarladı. Paradoks, parçalanma­ yan kompakt patatesler yaratmaktı. Paradoksun özünü içeren ki­ tap adı Kompakt Parçalanma idi. Üzerinde çalıştıkları analog kışın düşen yapraklardı. Kuru­ muş yaprakları plastik bir poşetin içine sokuşturmaya çalışırsa­ nız çok zamanınızı alır. Ancak yapraklar ıslandığında (benzersiz özellik) yum uşaktır ve kolayca istediğiniz şekle girer. Islak bir yaprak çok az bir hava aralığıyla bitişiğindeki yaprağın şeklini alır. Kurumuş patates ununu ıslatarak ve biçimlendirerek paket­ leme problemi çözülmüş oldu ve Pringles devri başladı. Bir başka örnekte tasarım cılar kağıt gibi katlanabilen esnek piller geliştirdiler. “Elastik özelliğe sahip dayanaklı pil” para­ doksu ile işe başladılar. Kitap adını Somut Elastikiyet olarak be­ lirlediler. Analog, yüksek performansa sahip plastiklerle karış­

260

Geriye Sarıp Çalışma Çoğumuz bir soruyu (2 + 2=?) belli bir dizi kurala uyarak bir yanıta (4) dönüştürmeyi biliriz. Bir masanın üzerinde unutul­ muş bir hesap makinesini elinize alıp 4 sonucunu gördüğünüzde sayılan nasıl elde ettiği bilgisine ulaşamazsınız. Birileri 2 + 2 ,3 + 1, 1 + 1 + 1 + 1, ya da 9 - 5, veya belki de 1,239,477 - 1,239,473 işlemini yapmış olabilir? 4 sayısına ulaşmak için sonsuz sayıda yolu deneyebilirsiniz. Einstein izafiyet teorisini olduğu gibi görselleştirmiş ve daha sonra bilinen şeye geri dönmeyi başarmıştır. Francis Crick ve James Watson DNA’nın yapısını sıradışı bir şekilde ortaya çı­ kararak bilim camiasını şaşkınlığa uğratmışlardır. Diğerleri el­ lerindeki kanıttan (2 + 2) yola çıkıp düz ve dar bir oluşum çizgisi izlerken, Crick ve Watson birkaç cesur varsayımda bulunmuş (4 ile başlayan) ve daha sonra geriye dönerek memnun edici so­ nuçlar elde etmişlerdir. Aşağıdaki illüstrasyonda dokuz noktayı kaleminizi kağıttan kaldırmadan birleştirmeyi deneyin. • • •

• • •

• • •

Bu problemi çözmek çoğu insana imkansız gelebilir. Birço­ ğumuz problemi olduğu gibi ele alır ve başarıyı amaçlamadan çözmeye çalışırız. Buna karşın, çözümü hayal eder ve problemi 261


MICHAEL MICHALKO

tersten çözmeye çalışırsanız kolaylıkla sonuca ulaştığınızı göre­ bilirsiniz. Aşağıda hayali bir çözüm yer almaktadır:

Şimdi de problemi tersten ele alın ve sizi çözüme götürecek yuıla n deneyin. Bir çözüm, noktaları ayırarak onları düz bir hi­ zada sıralanmİTve te^ b 'r Çizgiyle birleştirmektir. Aynı zamanda tüm noktaları bir seferde w sen kalın bir çizgi de hayal edebilir­ siniz. Bu çözümden geriye sarıp çaî.'^rken büyük bir boya fırça­ sını noktaların üzerine sallamanız gerekli". Problemi geleneksel bir yolla ele aldığımızda bu tür yaratıcı çözüıuıCre ulaşmamız pek mümkün değildir. Problemin çözüldüğünü hayal etmeniz probleme başka bir açıdan yaklaşmanızı ve zıt yönde düşünmenizi sağlar. Geriye sa­ rıp düşünerek daha esnek bir tutum geliştirebilir ve probleme ait bileşenleri değiştirebilirsiniz. Aşağıda geriye nasıl saracağınız konusunda yönergeler bulunmaktadır: 1.

2.

3. 4. 5.

Gözlerinizi kapatın, rahatlayın ve probleminiz için en olası çözümü hayal edin. Aklınıza gelen herhangi bir çözümü özgürce hayal edebilirsiniz. Hayal ettiğiniz çözümü bir kağıda yazın. Çözümden nasıl fayda elde edeceğinizi, nasıl hissettiğinizi ve neyi harekete geçirdiğinizi kısaca açıklayın. Hayali çözümü mümkün hale getirecek insanları, du­ rum ları veya olayları listeleyin. Her bir kişi, durum veya olayın sonuca nasıl spesifik olarak katkıda bulunduğunu belirtin. Problemi çözmek için bu spesifik özelliklerin nasıl or­ taya çıktığını kendinize sorun. Başka alternatifler üre­ tebilir misiniz? 262

YARATICI DEHANIN SIRLARI

6.

Spesifik hale getirdiğiniz bu karakteristikleri ve nite­ likleri listeleyin. Herhangi bir kusur görebiliyor musu­ nuz? Eğer öyleyse, nasıl üstesinden gelebilir ve iyileş­

7.

tirebilirsiniz? Çözüme ulaşabilmeniz için kapatmanız gereken boş­ luklar hangileridir? Eksikleri tamamlamak için neler

8.

yapabilirsiniz? Başka bilmeniz gerekenler var mı? Kendinize her bir adım için ne yapmanız gerektiğini sorun ve problem tanım ınıza geri dönünceye kadar bu işleme devam edin.

Geleneksel düşünme yöntemi ile her seferde bir adım iler­ lersiniz. Her bir adım doğrudan aynı çizgideki bir önceki adıma bağlıdır. “Geriye sarıp” düşünme yönteminde adımlar sıralı de­ midir. Sonuca ulaşmak için atlamalı ve daha sonra boşlukları doldurmaksınız. Aşağıdaki diyagramda geleneksel düşünme yöntemi düzenli bir şekilde A’dan B'ye, C ’ye, D ’ye ve çözüm olarak £ ”ye götürmektedir. G ’den geri sarıp çalıştığınızda G ’den ( ”ye, D ’ye, H'ye, A ’ya. yol alabilirsiniz. Bu yol sıralı değildir ve muhtemelen daha önce geleneksel düşünme yöntemiyle keşfet­ mediğiniz adımları içerir.

G eleneksel D üşünm e

G eriye Sarıp D üşünm e

263


MICHAEL MICHALKO

Elektrik devrim inde birçok yeniliğe im za atm ış bir dalıı olan Nikola Tesla genellikle verilen bir durum u düşünür ve dalın sonra soruya dönerdi. Örneğin türbin üzerine yaptığı inceleme­ de daha önce inşa edilm iş bir türbini hayal etti ve bir ay boyunca onu “düşüncede” kurdu. Tesla’ya göre düşüncede “kurm ak” ile kendi dükkanında fiziksel olarak test etm ek arasında hiçbir fark

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Probleminizi gelecekte gördüğünüzü hayal edin. Daha son­ ra çözümü geri alın ve fikrinizi bu günün imkanlarıyla değerlen­ dirin. Yönergeler şunlardır: 1.

yoktu. Bir ay sonra makineyi zihninde gizli bir şekilde tasarladı ve hayali m akinesindeki parçaların aşınm a ve yıpranmalarıyla

teknolojiyle, şirketinizle ve rekabetinizle ilgili gele­ cekte var olabilecek manşetler yazın. 2050 yılında bir bireyin hayatından bir günü özetleyen kısa bir hikaye yazın.

ilgili her bir ayrıntıyı not etti. Bir ay sonra hayalindeki makine­ nin inşa edilmesi, çalıştırılm ası, tasarlanm asının ardından ger­ çek bir türbinin modelini çıkardı. Tesla’nın aşınm a ve yıpranma nın nerede olacağına dair kayda değer tanım ı gerçek makineyle

2.

Şimdi mümkün olm ayan ama 2050 yılında büyük ola­ sılıkla gerçekleşecek ve benim de problemimi ilgilen­ diren şey nedir? ^şimdi sahip olmadığım neye sahip

sızın olağanüstü, dünyayı dönüştürebilecek aygıtlar yaratm ası­ nı sağladı. Tesla’nın m anyetik alanların nasıl döndürüleceğine dair keşfi, elektrik enerjisini m üm kün olduğu kadar geniş bir alana yayılmasını sağlayan akımı değiştirm enin temelini oluştu­

olurdum? Şimdi salıip olmadığım hangi kaynaklara ve bilgilere sahip olurd um? 3.

botların kullanıldığı ve küresel iletişimin görünmez manyetik dalgalara bağlı olduğu bir gelecek hayal ederek, Tesla zihninde “kurduğu” gelecek fikirlerinden işe başladı. Bu geriye dönerek düşünme tarzı zihnini sonsuz sayıda fikri gerçeğe dönüştürmek için harekete geçirdi.

264

Bu olasılıkları kullaı iarak problem iniz için en iyi çözü­ mü hayal edin. Çözmmü m üm kün olduğunca ayrıntıla­ rıyla yazın. Daha son ra hayali çözümü m üm kün kıla­

jilerine bir adım daha yaklaşm am ızı sağladı. Hatta bazı uzman­ lar Ronald Reagan’ın Stratejik Savunm a G irişim i’nin Tesla’nın yarım yüzyıl önceki keşiflerine dayanın gizli bir araştırmanın sonucu olduğunu iddia ettiler. Elektrikli jeneratörlerle çalışan parlak ışıkların veya ro­

2050 yılm a kadar olmasını istediğiniz en önemli şeyle­ rin bir listesini yapın. En az beş olasılık belirleyin. Şu soruları sorun:

her ayrıntısına kadar tutuyordu. Geleceği hayal etme yeteneği onun teorik örnekler olmak

rur. Tesla bize robot, bilgisayar ve füze bilim ini tanıttı ve uydu, mikrodalga, ışın silahı ve nükleer enerji gibi uzay çağı teknolo­

Gelecekte bir tarih belirleyin (mesela 2050) ve orada yaşadığınızı hayal edin. Hükümetle, özel yaşamlarla,

4.

cak insanları, durum ları ve olayları sıralayarak özellik­ le hangisinin sonuca katkıda bulunduğunu belirleyin. Problem için çözüm üreten bu özelliklerin nasıl orta­ ya çıktığını sorun. Başka alternatifler üretebilir m isi­ niz? Spesifik karakteristikleri ve nitelikleri sıralayın. Konunuzu geleceğe taşıyarak onu bir başka bağlamda düşünebilir ve problem bileşenleri arasında yeni ilişki­ ler yaratabilirsiniz. İşte sezgi de bu yeni ilişkileri anla­ m aktan geçer.

265


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

5.

Kusurlar olup olmadığını kontrol edin. Eğer bir kusur bulursanız onunla nasıl başa çıkarsınız? Çözümü ger­ çeğe dönüştürmek için hangi boşlukları kapatmanız gerekir?

6.

yaratsın. Tüm gruplar gelecekle ilgili her bir çözümü ilettikten sonra grup lideri her bir çözüme ulaşmak için gerekli eylemle­ ri okur ve hep birlikte onları önem derecesine göre sıralayarak tartışırlar.

Her adım ı izlemeden önce ne yapm anız gerektiği­ ni sorun ve problem tanım ınıza geri dönünceye ka­

Bir Fincan Mükemmel Kahve

dar bu işlemi sürdürün. Gelecekten yola çıkıp geriye

Bir çözümden geriye dönerek çalışmanın bir diğer yolu da mükemmel çözümü hayal etmek, olasılıkları mümkün hale geti­ recek önemli faktörleri sıralamak ve daha sonra bulunduğunuz

döndüğümüzde belli eylemlerle hedefe ulaşm adan he­ men önce hangi koşullarla karşı karşıya kalacağım ızı keşfederiz. Ö rneğin M ilwaukee’den Boston’a trenle gitmek istediğim izi hayal edin. En iyi strateji illa ki M ilwaukee’den Chicago’ya, Chicago’dan Buffalo’ya, Buffalo’dan New York’a ve New York’tan Boston’a tren bağlantılarını araştırm ak değildir. Bunun yerine varm ak istediğim iz tarihte batıdan hareketle Boston’a gelmek için hangi trenlerin kalktığını öğrenebiliriz.

yeri belirleyerek çözümü gerçeğe taşımak için neye ihtiyacınız olduğunu keşfetmektir. Farz edin ki bir fincan “mükemmel” kahve hazırlam ak istiyorum. Öncelikle “bir fincan mükemmel kahve”yi düşünerek neyi kastettiğimi açıklamam gerekir. Bu dudumda “bir fincan mükemmel kahve” hazırlamada “önemli” faktör beniiî2 için en iyi tadı alma ölçütümdür. Bu mükemmel fincanı hazırlamak ¿fin ihtiyacım olanlar:

Daha sonra hangi trenlerin kalktığını bilerej, bu du­ rum da Buffalo ya da New York, Chicago’ya dönüş ro­

Dünyanın en iyi kahve makinesi

tam ızı belirleyebiliriz.

En iyi kahve üreticilerinden en seçkin karışımlar

Kahvenin nasıl hazırlanacağına dair geniş bilgi

En saf halde kaynak suyu

Arzu ettikleri gelecekleri düşünmelerini istediğiniz katı­

En saf şeker

lımcılarla bir grup egzersizi yapmak isterseniz öncelikle grubu

En taze ve en zengin krema

Gruplar

(üç ya da dört) takıma bölmeniz gerekir. Daha sonra her grup­ tan gelecekte hayal ettikleri bir çözüm geliştirmelerini isteyin.

Daha sonra bir bölme çizgisi oluşturmak için her bir önemli

Çözümleri zarflara koyun. Her ekip bu çözüme ulaşmak için

faktörün karşısına karşıtını yazıyorum ve aşağıdaki gibi grafikte

hangi ivedi eyleme geçilmesi gerektiğini bir kağıda yazsın ve zarfın içine yerleştirsin. Zarflar gruptan gruba el değiştirsin. Her

gösteriyorum:

grup diğer gruptakilerin ne yazdığına bakmadan bir eylem planı

266

267


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO “Mükemmel Bir

“Kötü Bir

Fincan Kahve”

Fincan Kahve"

En Kötü Durum

En İyi Durum

Kahve yapmak için gerekli her hangi bir makine ya da cezvenin olmaması

Dünyanın en iyi kahve makinesi

En kötü kahve üretici- • |

En iyi kahve üreti­ cilerinden en seç- * kin karışımlar

1lerinden düşük kalitede eski, bayat kahve

H azırlam ak içip, gerekli . herhangi bir bilgiye ya da pratiğe sahip olmama

Kahvenin nasıl hazırlanacağına dair geniş bilgi En saf halde kay­ nak suyu

Sıradan musluk suyu

En saf şeker

Şekersiz

x '

En taze vç. en Kremasız

/e ”,gin krem?

Şu an hangi noktada olduğumu göstermek için bölme çizgi"! si nin üzerine bir X yerleştiriyorum (dikey çizgi iki uç nokta ar#* ' nndaki yarım mesafeyi göstermektedir). Örneğin kahve fincaitl için koyduğum X kahve fincanım ın ortalam anın üzerinde oldu ğunu, ortalam anın biraz üzerinde kahve çekirdekleri kullandlj ğımı, kahve hazırlama konusunda ortalama bir insandan az bilgi sahibi olduğumu, ortalama su ve şeker kullandığımı Vİl krerna yerine süt kullandığımı işaret etmektedir. Yukarıdaki grafik “mükemmel” bir fincan kahve hazırl#« tnak için neler yapmam gerektiğini göstermektedir. Bunun iç ut

268

dünya standartlarında bir kahve makinesine, en seçkin kahve çe­ kirdeklerine, en saf halde şekere, en taze kremaya, kaynak suyu kullanmaya, nasıl kahve hazırlanacağına dair araştırm a yapma­ ya veya bunu bana öğretmesi için bir usta tutmaya ihtiyacım var. “Mükemmel” fincanı hazırlayabilmem için hepsini, birkaçını ya da hiçbirini X ’lere yaklaştırmayı tercih edebilirim. Bu bir girişimcinin mükemmel kahve makinesini icat etme­ si konusunda esin kaynağı oldu. Girişimci kendi kahve maki­ nesiyle birlikte en iyi kahve çekirdeklerini almayı öneriyordu. Bu makine kahve çekirdeklerini öğütüyor, yeterli m iktarda suyu kullanıyor, sudaki artık maddeleri filtre ediyor, kahveyi yeterli sıcaklığa getiriyordu. Bu alet oksijeni (ya da sert tadını) dışarıda tutarak cam sürahi işlevi görmek için hava basınçlı kapak, kendi kendini temizleme mekanizması ve bir zamanlayıcı gibi faydalı özelliklere sahipti. Aşağıdaki illüstrasyonda yağmurda bekleyen bir kız görül­ mektedir. Şimdi kızı bütünüyle soldaki küçük dairenin içinde hayal etmeye çalışın. Muhtemelen görüntünün daha çok yoğun­ laştığını ve yalnızca birkaç özelliğinin ortaya çıktığını fark ede­ ceksiniz. Şimdi de onu sağdaki büyük daire içinde hayal edin. Görüntünün daha çok netleştiğini ve yağmur altındaki kız gö­ rüntüsünde daha fazla ayrıntının belirdiğini fark edeceksiniz.


MICHAEL MICHALKO

Zihinsel görüntünüzü genişletmek daha fazla özelliği gö­ zünüzde canlandırmanızı sağladı. Benzer şekilde bir problemin mükemmel veya ideal çözümünü hayal ettiğinizde problemi al­ gılama biçiminizi aşamalı olarak genişletirsiniz. Zihinsel algının aynı bilgiyi işleme mekanizmalarını insanın görme sistemiyle birleştirmesi bu yüzdendir. İdeal çözümü hayal ederek problemi algılama biçiminiz genişletmek tıpkı büyük dairedeki görünlü gibi mükemmel çözümü gerçekleştirmeniz için gerekli özellik­ leri ve bileşenleri canlandırm anıza olanak verir.

ç^ftlVTEJİ;

V

Dahiler genellikle farklı alanlarda ya da “başka dünyalar”da pa­ ralel gelişen gerçekler ve olaylar arasındaki karşılaştırmaları ve benzerlikleri ve hatta benzer farklılıkları hayal edebildikleri için diğer insanlardan ayrılırlar. Neden X ve Y birbirine benzerdir? Eğer X belli bir işleyişe sahipse neden Y de aynı işleyişe sahip olamaz? Alexander Graham Bell kulağın iç yapısı ve zarın katı maddesinin çeliği iletme gücü arasındaki benzerlikleri incele­ di ve telefon fikrini ortaya koydu. Thomas Edison fonografı bir günde, oyuncak baca ile kağıt adam ve ses titreşimleri arasında bir analog geliştirdikten sonra icat etti. Ayrıca şahinlerin uçarken dengelerini bulma yöntemleri, Wright kardeşler bir helikopterin nasıl manevra yapacağını ve dengesini koruyacağını bulmaya çalışırken bir analog işlevi gördü. Tıpkı bir noktadan başka bir noktaya atlayan kıvılcımlar gibi, bir dünyaya ait fikirler de bir başka dünyadaki problem için yeni bir fikir veya yaratıcı bir çözüm oluşturmak için kullanılır­ lar. Güneş sisteminin yeniden canlandığı fikri, ünlü bir Fransız astronom olan Pierre-Simon Laplace’nin aklına vücudun kendi kendini iyileştirdiği üzerine düşünürken geldi. Laplace’nin ön­ görüsünden yıllar sonra Bell mühendisleri kendi kendini iyileşti­ rici iletişim sistemi olarak tasarlanan ve insanın dolaşım sistemi

270

271


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

ile benzer bir analog üzerine kurulu bir teknoloji geliştirdiler. Önemli telefon arterleri zarar gördüğünde ya da koptuğunda sistem yeni kanallar aracılığıyla telefon servisine ulaşarak ha­ berleşmenin kesilmesini önler. Kendi kendini iyileştirici ağ bağ­ lantıları her bir merkezi ofisi bir çemberdeki optik fiber kablo ile bağlar. Ayrıca merkezi ofislerde kopyaladığı sinyalleri telefonun diğer ucundaki kimselere gönderen, böylelikle bir problem olsa bile en az bir kişide kalmasını sağlayan özel bir devre anahtarı bulunmaktadır. Eğer bir problem çıkarsa insanın dolaşım siste­ mi gibi bu sistem de kendi kendine yetme özelliğine sahiptir. Zihniniz problemi farklı bir açıdan düşünmenizi sağlaya­ cak bir ipucu veya telkin için beklemededir. Kendi konunuz ve başka bir dünyadaki konu arasındaki analogları kullandığınız zaman büyük olasılıkla yeni kombinasyonlar ve bağlantılar kur­ manıza yardımcı olacak ipuçları ve işaretler yakalarsınız. Philo Farnsworth’un çiftçiliğe olan ilgisi ona televizyonu bulma fikri­ ni verdi. Bir gün, Idaho’da bir tepede otururken yakınlarda bu­ lunan bir çiftlikte küçük topluluklar gözlemledi. Bu görüntü onu ışık dizileri ve karanlık noktalardan katot ışınlı bir tüp üzerine resim yaratma konusunda esinlendirdi. O zamanlar daha on dört

Aynı şekilde farklı dünyalara ait ve birbirine benzemeyen konular ve olaylar arasındaki kıyaslamaları ve benzerlikleri ha­ yal ettiğinizde zihniniz anlamlı kıyaslamalar yapmak için ipuç­ ları ve öneriler bulmaya çalışır. Örneğin sıradan bir feneri geliş­ tirmek istediğimi ve başka dünyalarda fikir aramaya çıktığımı varsayalım. “Otomobiller” dünyasına bakıyorum ve “düz bir lastiği değiştirmek” için belirli bir eylem seçiyorum. Daha sonra “bir fener” ve “bir otomobil lastiğini değiştirmek” arasında bir analog kuruyorum. “Bir lastiği değiştirme” dünyasında bulaca­ ğımız hangi ipuçları feneri geliştirmemize yardımcı olur? Öncelikle hasar görmüş bir lastiği değiştirmek için neler ge­ rekli, ona bakalım. Örneğin:

yaşındaydı ve ertesi yıl lisede bilim fuarında bu kavramı ele ala­ rak bir sunum gerçekleştirdi. Ayrıca yirm i bir yaşma bastığında

1.

çalışan ilk televizyon seti modelini sergiledi. Aşağıdaki illüstrasyonda paralel çizgilerden oluşan iki set

2.

bulunmaktadır. Bu çizgilerin aralarında kesin bir sınır çizgisi varmış gibi görünüyor ve çizgilerden hiçbiri bir diğerini karşıla­

3. 4.

mıyor. Ancak gerçekte setler arasında hiçbir sınır yoktur. Hatta

Bir lastiğin nasıl değiştirilmesi gerektiğini anlatan oto­ mobile ait kullanma kılavuzunu okuyun. Dışarıdan hiçbir güç kaynağı bulunmamaktadır, bu ne­ denle kaldırıcıyı manuel olarak krankla hareket ettirin. Kaldırıcı katlanabilir. Tekerdeki izler kullanım sıklığını ve aracın aldığı ha­ sarları gösterir.

orada hiçbir şey yoktur. Bu zihinlerim izin anlamlı bir şey çı­ karm ak için çizgiler arasındaki boşlukları gördüğü illüzyondan

5.

Tekerlerin çoğu belli kilometre sayısına göre garanti­ lidir.

başka bir şey değildir.

6.

Yedek teker geçici olarak kullanılan tekerdir.

272

273


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Tanımların hepsi - “dışarıdan hiçbir güç kaynağı bulunma ması”, “manuel olarak krankla hareket ettirm e”, ve “katlanabi­ lir” olma - dışarıdan bir fener (dışarıdan bir güç kaynağı gerek­ tirmeyen fener) icat etme fikrine esin kaynağı olan ipuçlarıdır. Işık açıp döndürebileceğiniz kaldırılabilir bir kranka sahiptiı Krankla hareket ettirme mini jeneratöre aktarılabilen elektrik kaynağını üretir. Feneri otuz saniye krankla hareket ettirmek on beş dakikalık ışık kaynağı sağlar. Fenerler ile tekerleri değiştirme arasındaki analogu kullana­ rak bulabileceğimiz diğer fikirler: 1. Fenerlerle birlikte ilk yardım broşürleri verin (otomobil kullanma kılavuzundan). 2. Yedek piller için bir depolama alanı bulunan fenerler tasarlayın (yedek tekerden). 3. Fenere, zaman geçtikçe pillerin deşarj olduğunu ve ye­ nileriyle değiştirmek gerektiğini göstermek için renk değiştiren renkli bir bant yerleştirin. Bir sifon borusuyla suyu yukarı yöne taşıyarak bir kova­ dan su çekebilirsiniz. Bu suyun normalde izleyebileceği yoldan farklıdır. Su belli bir noktaya ulaştığında sifon borusu biçimle­ nir ve su doğal bir şekilde kovadan dışarı akar ta ki kovada su kalmaymcaya kadar. Aynı şekilde feneri geliştirmek için otomo­ bil tekerini değiştirme ile analog oluşturarak fikir yaratmak biı problem hakkında düşünmenin sıradışı bir yoludur. Düşüncele­ riniz belli bir noktaya ulaştığında fikirleriniz de tıpkı kovadan çektiğiniz su gibi özgürce akmaya başlar.

Dahiler farklı dünyalara ait iki konu arasındaki benzerlik­ leri ve ipuçlarını görme yeteneğine sahiptir. Genlerin kültü­ rü kontrol ettiğini öne sürerek tüm dünyada büyük ses getiren Harvard’ll biyolog E.O. Wilson spermlerle ilgili “sosyo-biyoloji” teorisini böcekler dünyasından seçtiği bir karıncanın davranı­ şıyla ilgili gözlemlerine dayandırdı. Gregor Mendel deneylerinin sonuçlarım doğal yollarla ortaya çıkan hastalıkların incelenme­ si için Bıun Society’ye kabataslak olarak sunduğunda konuya pek ilgi gösteren çıkmamıştı. Bu basit çalışmanın dehası ve son derece önemli genetik biliminin doğmuş olması gerçeği bahçe teorileri ile ortaya çıkan bahçıvanlara kulak veren dinleyiciler için pek bir anlam ifade etmiyordu. Bu, rapor keşfedilmeden ve konuya yeterince önem verilmeden yıllar önceydi. Dahilere bazı sezgiler paradoksal bir şekilde zihinsel engelli insanların çalış­ malarından hasıl olur. Bu da zihinsel olarak sorunlu insanların benzerlikleri ve ipuçlarını kolaylıkla fark edemediği ve farklı dünyalar arasındaki bağlantıları kurm ada güçlük çektiği anla­ mına gelmektedir. Dahiler aynı zamanda farklı dünyalara ait konular arasında benzer farklılıkları keşfetme yeteneğine de sahiptir. Suya her do­ kunuşunda farklı deneyimlerindeki önemli benzerliği keşfeden Hellen Keller’in efsanevi görme yeteneği buna en güzel örnektir. Farklı ilişki türleri, örneğin, yavru bir kuş ve yavru bir balık ara­ sındaki benzerlikle bu benzerliğin yaşlı bir kuş ve yaşlı bir balık arasındaki benzerlikten farklı oluşu dikkate alınarak tanım lana­ bilir. Bu benzer farklılıklar kavramı farklı deneyim kategorileri­ nin ötesine geçen yeni bir düzeni ifade eder. Newton’un elma ve ay ile ilgili efsanevi hikayesi elmanın hareketi ve ayın hareketi arasındaki benzer farklılıkları algılama açısından son derece önem taşıyordu. Görünürde ilgisiz iki dünya - düşen bir elma ve yörüngede dönen ay - arasındaki düzen uyumunu fark etmişti.

21U

275


MICHAEL MICHALKO

Aşağıda özgün ve yeni fikirler üretmede kullanabileceğiniz analoglar ve ipuçları için başka dünyalara nasıl bakabileceğinize dair yöntemler açıklanmaktadır:

Paralel Dünyalar Bu, “başka dünyalar”daki konular arasında kıyaslamaları, benzerlikleri ve hatta benzer farklılıkları hayal etmenize yar­ dımcı olacak yapısal bir tekniktir. Yönergeler şunlardır: 1. Sorununuzu tanımlayın. Örnek: Bir kereste deposu sahibi şöyle konuştu: “Hangi yol­ larla daha fazla kereste satabilirim?” 2. Sorununuzu tanımlamak için anahtar kelimeler ya da ka­ lıp cümleler seçin. Örnek: “Satmak”. 3. Paralel bir dünya veya uzak bir bölge seçin. Paralel dün­ ya ve sorununuz arasındaki mesafe ne kadar fazla ise yeni dü­ şünceler ve fikirler üretme şansınız o kadar yüksek olur. Bir iş sorunuyla iş analogu fazla yakın şeylerdir - televizyondan ve yemek pişirmekten doğan analoglar yaratıcı düşünce için daha çok uyarıcı olabilir. Örnek: Daha fazla kereste satma sorunu için seçilen alan “bilgisayarlar” idi. 4. Seçtiğiniz paralel dünya ile çağrışım kurduğunuz zihin­ sel görüntüleri ve düşünceleri sıralayın. Daha sonra özellikle size katkısı olacağını düşündükleriniz arasında bir ya da birden fazla seçim yapabilirsiniz. Zihinsel görüntüleri sıralamak analo­ gu mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde tanım lam anıza yar­ dımcı olur. 276

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Örnek: Bilgisayar alanını düşünerek çağrışım yaptığınız zihinsel görüntüler arasında bilim, çok amaçlı kullanımlar, kul­ lanıcı dostu, donanım, yazılım, akşamlar, bilgisayar destekli ta­ sarım, bilgisayar eğitim merkezleri, iş kullanım ları ve eğlence amaçlı kullanım lar bulunabilir. 5. Zihinsel görüntüler ve konunuz arasında analoglar ya­ ratın. Aralarında benzerlikler ve bağlantılar bulmaya çalışın. Mümkün olduğunca fazla çağrışım lar üretin. Örnek: Kereste dükkanı sahibi zihinsel görüntüleri ile daha fazla kereste satma sorunu arasında birkaç bağlantı kurdu ve diğerlerini önemsemeyerek atladı. Odaklandığı son zihinsel gö­ rüntüler arasında bilgisayar destekli tasarım (CAD), bilgisayar akşamları ve eğlence amaçlı kullanım yer alıyordu. 6. Bu üç kavramı daha fazla kereste satma sorunu ile bir­ leştirerek aralarında bağlantılar kurdu ve bir fikir yarattı: De­ podaki kereste yığınlarını düzene sokmak için CAD kullanmak. Satış personelinin kereste yığınlarını m üşterinin özelliklerine göre tasarlayabileceği kereste destesinde bilgisayarlı bir sistem kullanmak. Kereste deposunun sahibi geniş bir ekranı ve satış personelinin rahatlıkla kullanabileceği kontrol mekanizması bulunan kullanıcı dostu bir kiosk edinebilirdi. Müşteri destenin büyüklüğünü ve gerekli merdivenlerin sayısını açıklar ve ke­ narlıklar ile millerin ne kadar olacağına karar verir. Daha sonra sistem baştan sona onu tasarlayarak maliyet hesabı çıkarır. Eğer maliyet çok yüksek olursa müşteri boyutlarda değişikliğe gide­ bilir. Fiyatlar makul olduğunda ise bilgisayar diyagramların ve tam talimatların çıktısını verir. Ücretsiz hizmet olanağıyla daha fazla kereste destesi üretilebilir ve böylelikle kereste deposunun sahibi daha fazla kereste satmış olur.

277


MICHAEL MICHALKO

Paralel dünyanın ne anlama geldiğini artık biliyorsunuz ve o dünyadan belli bir nesne, durum, olay ya da örnek kullanabi­ lirsiniz. Örneğin: “NFL futbol takımı, San Francisco 49’lular” size “futboF’dan daha verimli bir analog sağlayacaktır. Belli bir dans figürü “bale”den daha fazla açıklayıcıdır. Ne kadar fazla ayrıntı kaydederseniz o kadar iyi olur. Seçiminiz “restoranlar” ise belirgin, aşina olduğunuz bir restoran seçiniz. Paralel dünyalar listesini işe başlamak için kullanın. Ancak daha sonra kendinize özgü ve bilgi alanınıza giren bir liste yara­ tın. Özellikle ilgilendiğiniz ama sorununuzla ilgisi bulunmayan disiplinler veya aktiviteler üzerine de yoğunlaşabilirsiniz. Para­ lel bir dünya seçerken önünüzde dört ya da beş seçeneğiniz ol­ sun, böylelikle daha sonra sorununuzun genel ilkelerine en çok uyan bir dünya seçebilirsiniz.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Üretim / Matematik / Tıp / Meteoroloji / Askeriye Madencilik / Manastırlar / Heykeller / Ay / Filmler / M üzik Mitoloji / Nükleer Güç / Fizik / Beslenme / Okyanus Eski Batı / Olimpiyat Oyunları / Farmakoloji / Felsefe Fotoğrafçılık/ Fiziksel Zindelik / Fiziksel Terapi / Fizik Gezegenler / Muslukçuluk / Siyasal Bilimler / Politika Pornografi / Matbaa / Psikiyatri / Psikoloji / Yayıncılık Din / Tatil Beldeleri / Restoranlar / Devrim Savaşı / Rusya Gemicilik / Heykel / Seminerler / Shakespeare / Kayak Diziler / Sosyoloji / Güney Amerika / Uzay / Özel Eğitim Yıldızlar / Tavernalar / Televizyon / TV Haberleri Çelik Endüstrisi / Güneş / Sırdaş / Radyo / Tenis / Terörizm Tiyatro / Ulaşım / Seyahat / Endüstri / Birlik / Vatikan Vietnam / Wall Street / Toptancılar / Şarap /1 . Dünya Savaşı 2. Dünya Savaşı / Yukon Bölgesi

Paralel Dünyalar Listesi Muhasebe / Akupunktur / Flayvanlar Alemi / M imarlık Sanat / Astroloji / Astronomi / Bale / Beysbol / Basketbol Biyografi / Biyoloji / Kuşlar / Siyahi Güç Akım ı / Bowling Hesap / Kanser / Kardiyoloji / Karayip / Çizgi Film Kimya / Çin / Masajla Tedavi / İç Savaş / Çizgi Roman Bestekarlar / Bilgisayarlar / Dans / Diş Hekimliği / Çöl Ekonomi / Eğitim / İngiltere / Eğlence / Evrim Çiftçilik / Fast-Food Endüstrisi / Finans / Yemekçilik / Balık Avlama / Uçma / Futbol / Cenaze Evleri / Çöp Toplama Coğrafya / Jeoloji / Almanya / Golf / Hükümet Büyük Kitaplar / Büyük Buhran / Manav Dükkanları / Hawaii / Tarih / Avcılık / Hipnoz / Hindistan / İRS / Böcekler İç Tasarım / İcatlar / Japonya / Gazetecilik / Cangıl Kore / Hukuk / Kanun Yaptırımı / Edebiyat / Mafya

278

Paralel dünyalardaki analoglara bakmanın bir avantajı da eğer bir zihinsel görüntü işe yaramazsa bir başka zihinsel görün­ tü ya da bir başka dünya o da olmazsa daha bir başka dünya seçebilmenizdir ta ki ihtiyacınız olan ilhamı buluncaya dek. İnsan­ lar bazen bir analogtaki ilk çabalarının doğru olması gerektiğini düşünme yanılgısına kapılırlar. Aşağıdaki uzun bölme işlemini ele alalım. Bölen bölümün altı, yedi ya da sekiz katı mıdır?

326,5 7 4 /4 7 Kim in umurunda? Uzun bölme işlemi yaparken herhangi bir yargınız yoksa, bunu bilmek zorunda değilsiniz. Rasgele istediğiniz bir sayıyı seçebilir ve sonucu kontrol edebilirsiniz. Sayı büyük çıkarsa bir artırarak tekrar denersiniz, eğer hâlâ bü­ yükse bir azaltırsınız. Uzun bölme işlemlerinde her ne kadar ilk seçiminizde başarısız olsanız da bu her zaman sonunda işe ya­ 279


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

rayacağı için faydalıdır yalnızca biraz vakit alabilir. Bu da bu tekniğin büyüsüdür. Basitçe paralel bir dünyadan zihinsel gö­ rüntüler üretir ve onları test edersiniz. İhtiyacınız olan ilhama henüz ulaşamadıysanız tekrar ve tekrar deneyin. Gruplar Aşağıda küçük gruplar için “Paralel Dünya” yönergeleri bu­ labilirsiniz. Örneğin bir grubun müşterilerine eğitime yatırımın ve A raştırm a ve Geliştirme Departm anına personel yatırımının kar getirecek faydalarını göstermek istediğini farz edin.

5. Gruptan zihinsel görüntüler ve çağrışım lar ile bağlantıla­ rı doğaçlamalarını isteyin. Örnek: Hava ile patlatma bir eğitim alanına çok fazla kay­ nak koyma fikrine esin kaynağı olabilir. Yeterince küçük bir pilot program oluşturabilir, böylelikle gerçekten sonuçlara ulaş­ mak için ihtiyacınız olan tüm bilgilere sahip olabilirsiniz. Daha sonra bu sonuçları eğitim ve geliştirmeye yatırım yapmanın ge­ tirisi olarak müşterilere göstermek için kullanabilirsiniz.

Esaslar Dünyası

4. Gruptan ilgisiz zihinsel görüntüler ve çağrışım lar üret­ meye yardımcı olması için anahtar kelimeleri bu dünyalara uyar­ lamalarını isteyin. Örnek: Gruba madencilik ve hava ile ilgili yeni ürünler ve beceriler üzerine beyin fırtınası yaptırın. Madencilikle ilgili konulardan bazıları “hava ile patlatma”, “çevreyi korumak için yeni teknoloji” ve “şapkalara monte edilen fenerler” vs. olabilir.

Geştalt psikologları bir grup köpekle aydınlatıcı bir deney gerçekleştirdiler. Köpeklere beyaz bir çember gösterildiğinde bir şeye yaklaşmaları ve gri bir çember gösterildiğinde o şeyden uzak durmaları öğretildi. Köpekler bunu öğrendikten sonra de­ neylerde gri çember ve siyah çember kullanıldı. Köpekler hemen o anda gri çember gösterildiğinde bir nesneye yaklaşmayı (daha önce uzaklaşmalarını öğreten işaret) ve siyah çember gösterildi­ ğinde nesneden uzaklaşmayı (daha önce herhangi bir şartlandır­ ma yaratmamış olan işaret) öğrendi. Öyle görünüyor ki griyi tam bir uyarıcı olarak algılamaktansa köpekler “açık renge karşılık koyu renk” gibi derin bir esasa tepki veriyorlardı. İnsan olarak çoğumuz derin ilişkilere ve esaslara olan has­ sasiyetimizi kaybetmiş durumdayız çünkü evrenselliğe zıt ola­ rak belli deneyimlere odaklanmayı öğrendik. Örneğin farz edin ki yeni bir konserve açacağı tasarlamamız istendi. Fikirlerimi­ zin çoğu daha önce gördüğümüz mevcut konserve açacakları ile ilgili deneyimlerimizin ve çağrışım larım ızın etkisi altında kalacağı için mevcut konserve açacaklarından yalnızca marji­ nal olarak farklı şeyler tasarlamayı düşünürüz. Ancak yine de konserve açacağının “açacak” olma özelliğinden yararlanırız ve başka dünyalardan analoglar ve ipuçları bulmaya çalıştığımızda

280

281

1. Gruptan problemi bir dilek olarak tekrar ifade etmelerini isteyin. Örnek: Keşke müşterilerimizin bu departmanda eğitimle ortaya çıkabilecek yeni ürünler ve becerileri nasıl kullanacakla­ rını kendi zihinlerinde canlandırmalarını sağlasak. 2. Gruptan dilekteki anahtar kelimeyi bulmalarını isteyin. Örnek: “Yeni ürünler” ve “beceriler”. 3. Gruba on kadar maddeden oluşan bir paralel dünyalar lis­ tesi verin ve problemle ilgisiz iki dünya seçmelerini isteyin. Örnek: “M adencilik” ve “hava”.


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

yeni bir fikir üretme şansımızı artırırız. “Açılma özelliği”ne bir örnek olarak bezelye kabuklarını verebiliriz. Olgunlaştığında bezelye kabukları birleşme çizgisinden yırtılarak açılır. Bu zayıf bir birleşme çizgisi kullanarak (bezelye kabuğu örneğinde oldu­ ğu gibi) bir teneke kutuyu açma fikrine esin kaynağı olmaktadır. Konserve açacağını iyileştirme fikri yerine yeni bir teneke tasa­ rımı yaratmış olduk. Uzay programındaki ilk tasarım problemlerinden biri dün­ ya atmosferine yanmadan tekrar girebilme problemi idi. Bilim adamları problemin esasını anlayıncaya dek şaşkınlıklarına engel olamadılar. Problemin esası sürtünmeye bağlı ısınma so­ rununu çözebilmekti. Beyin fırtınası gerçekleştirdiler ve hayal edebilecekleri, esas noktayı kapsayan akla gelen her ihtimali lis­ tede sıraladılar ve meteor üzerinde karar kıldılar. Meteorların sürtünmeye bağlı ısınma sorununu nasıl çözdüğünü araştırdılar. Ve dünyanın atmosferine girerken oluşan sürtünmeye bağlı ısın­ manın meteor yüzeyinde buharlaşarak dağıldığını keşfettiler. Sonuç olarak bir uzay kapsülü ile bir meteor arasında kurulan analog kapsül yüzeyi üzerinde sürtünmeye bağlı olarak buhar­ laştığı ve dağıldığı için gözden çıkarılabilecek bir malzemenin kullanım ına neden oldu. İlkeler ve esaslardan yararlanarak çalışma nesnelerin nite­ liklerinden çağrışım yapma alışkanlığınızı kırm anıza ve düşün­ ce sınırlarını genişletmenize yardımcı olur. Örneğin rezonans ilkesi tam da Nikola Tesla’nın çalışmalarının temelinde yatar. Rezonans yüksek m iktarlarda enerjinin titreşimleri çakıştığı za­ man benzeri sistemler arasında değiştirilebileceğini açıklamak­ tadır. Rezonansa bir örnek vermek gerekirse, küçük bir kız erkek kardeşini salıncakta yükseğe ve daha yükseğe itmekte ve kendi itişleriyle salıncağın doğal salmımı arasında zamanı kontrol et­ mektedir. Eğer itişleri rezonans içinde olursa o zaman her itici

güce aşamalı bir şekilde bir yenisi eklenir. Tesla bu ilkenin doğa­ daki tüm sistemler için geçerli olduğunu keşfetti, örneğin dede saatindeki rakkasta, kemanın notalarında, elektrik akımındaki salınımlarda, bir göldeki dalgalarda vesaire. Ve Tesla bu ilkeyi evdeki sıradan elektrik akımını oldukça yüksek voltajlı bir akı­ ma dönüştürmeye yarayan bir alet olan Tesla bobini dahil birçok icadında temel olarak kullandı. “Esaslar Dtinyası”ndan yola çıkarak çalışmak için öncelik­ le probleminiz tarafından temsil edilen ana ilkenin ne olduğuna karar verin. Esasında ne yatm aktadır? Örneğin yeni bir pazar­ lamak stratejisinin esası “çekim” olabilir, yani bir başka deyişle nesneleri ve insanları çeken şeyin ne olduğunu araştırabilirsiniz. Bu esasa bir kere karar verdikten sonra ana ilkeyi temsil eden başka dünyalardaki nesnelerin bir listesini çıkarabilirsiniz. “Çe­ kim” için şu örneklerden yararlanabilirsiniz:

282

283

Bal arıları çeker

Mıknatıslar metal nesneleri çeker

Politikacılar oyları çeker

internetteki bir web sayfası insanları çeker

Kolejler ilk sıradaki atletleri çeker

Bir örneği seçin ve onu m üm kün olduğunca ayrıntılı bir şekilde tanım layın. Ö rneğin “oyları çeken politikacılar” birçok şeyi çağrıştırabilir, bunlar “değerler”, “kapı kapı gezerek oy toplama” ve “fikir m ücadeleleri” gibi konular olabilir. Tanım­ ları analoglar üretm ek ve fikirleri uyandırm ada ipuçları ara­ mak için kullanın. Ö rneğin ana siyasi partiler son başkanlık se­ çim lerinde “değerler” teması üzerine farklı farklı kampanyalar ürettiler. Cum huriyetçiler “dürüstlük”, “onur” ve “güvenilirlik” gibi sıfatlardan yola çıkarken Dem okratlar fiilleri ve birtakım başarıları kullandılar. Fillerin kullanıldığı kam panyalar bunu proaktif ve eylem -odaklı olduğunu düşünen seçm enler üzerin­


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

de daha iyi sonuçlar yarattı. Bu da fiillerin ve birtakım müşteri çıkarlarının kullanıldığı eylem odaklı pazarlam a düşüncesini tetiklemektedir. Bazen anahtar sözcüğün kendisi bir fikir için ipucu içerir, tıpkı telefonu geliştirmek isteyen bir grup mühendisin durum un­ da olduğu gibi. Mühendisler bir telefonun esas olarak “iletişim aracı” olduğuna karar verdiler ve “farklı iletişim yollarını şu şe­ kilde listelediler: •

işaret dili ile

Sözsüz dil ile

Kucaklaşma ve sarılma ile

Kediler gibi birbirlerine sürtünerek iletişim kurma yöntemi ile

Kendi aralarında iletişim kurmalarını sağlayan polis şifreleri ile

“Kucaklaşma ve sarılma” tanımlayıcısı, birilerinin gerçek­ ten uzanıp size dokunabildiği telefonu icat etmeleri için ipucu sağlayarak onlara esin kaynağı oldu. Bu telefonda görüntü, ses ve dokunma özelliği bulunmaktadır. Tuş takım ına dokundu­ ğunuzda (güç çeviriciler), tuş sesi hattın diğer ucundaki kişiye ulaşmaktadır. Nereye dokunursanız dokunun ya da parm akları­ nızı nasıl hareket ettirirseniz ettirin, tam olarak aynı hassasiyet ve yönelim hattın diğer ucundaki kişiye aktarılmaktadır. Thomas Edison bir problemin özünü belirlemede ve ardın­ dan uygun analogu yaratmada özel bir yeteneğe sahipti. Ö rne­ ğin keşiflerinden biri dört uyarıcı mesajı her iki tarafa uzanan bir telgraf kablosu ile göndermeyi başarmasıdır. Bu o dönemde çok önemli bir şeydi çünkü kablo sayısını dörde çıkarm a ihtiyacı olmaksızın telgrafın gücünü dörde katlayabiliyordu. Onun prob­ leminin esası “elektrik akım ı” idi ve o dikkatini su dünyasına çevirdi. Elektrik kablosundan borudaki su akışını etkilemek için boru hattı, supap ve çeşitli aletler ile bir “analog” üretti. Aletleri suyu kabloların kalıbına uygun bir şekilde ileri geri hareket et­ 284

tirmek için kullanarak denemeler yaptı ve bir kablo tarafından kontrol edilen bir mesajı bir başka kablo tarafından kontrol edi­ len ötekine göndererek elektrik akım ının ayrılabilir özelliklerini ayırmayı başardı.

Özel İlgi Dünyaları Çoğumuz hobi, bilim ya da özel bir aktivitede az çok uzman bilgisine sahibiz. Kendi ilgi alanınızdaki ilişkileri ve kavramları probleminize aktararak yeni fikirler yaratabilirsiniz. Psikolog­ lar uzun yıllar boyunca böbreklerdeki uzun halkalara anlam ve­ remediler: Bu halkaların özel bir işlevi olmadığına ve yalnızca böbreklerin evrimleştiği döneme has bir kalıntı olduğunu var­ sayıyorlardı. Sonra bir gün mühendisliğe özel bir ilgisi olan bir psikolog bu halkaları inceledi ve çözeltilerin yoğunluğunu artır­ mak için kullanılan ünlü bir mühendislik aracı olan karşı akım özelliğine sahip bir çoğaltıcının parçası olabileceğini keşfetti. Mühendisliğe olan ilgisi uzun süre bir tıp bilmecesi olarak akıl­ ları karıştıran bir sorunun yanıtını bulmasını sağladı. Bir alana özgü bir fikri tanımlarken diğer alanlardaki benzer dinamiklerle bütünleyici fikirler üretebilirsiniz. Yönergeler şunlardır: 1.

2.

Seçtiğiniz bilim dalı ya özel alanınızdan bazı kav­ ram lar seçin. Örneğin futbola ilgi duyuyorsanız Süper Kupa, bağımsız oyuncu ajansı, TV sözleşmeleri, Cuma Gecesi Futbol promosyonları, büyüme imtiyazları ve­ saire gibi şeylere ilgi duyabilirsiniz. İçlerinden bir kavramı seçin ve mümkün olduğunca ay­ rıntılı bir şekilde tanımlayın. Esin kaynağı oluşturabi­ lecek zihinsel görüntüleri ve düşünceleri sıralayın. Her bir tanım ve probleminiz arasındaki benzerlikleri ve bağlantıları bulun ve analoglar üretin. 285


MICHAEL MICHALKO

Gruplar Küçük bir grupla beyin fırtınası yapıyorsanız her bir katı­ lımcıdan bir bilim dalı veya özel ilgi alanına giren bir aktivite seçmesini isteyin. Her bir katılımcı daha sonra kendi seçtiği alandan bir kavram seçsin ve gruptaki kolaylaştırıcı bu seçilen­ leri bir tahta ya da flipkart üzerine sıralasın. Tüm kavramlar sıralandıktan sonra grup bir kişi seçsin ve bu kişi ayrıntılı bir tanım yapmakla sorumlu olsun. Örneğin bir kişinin özel ilgi ala­ nı olarak baleyi seçtiğinizi farz edelim. Kavram olarak belli bir dans figürünü seçebilir. Daha sonra bu dans figürünü ayrıntı­ lı bir şekilde tanım lar ve hatta belki de hareketleriyle gösterir. Şimdi de grup tanımları listeleyebilir ve dans figürü ile kendi problemleri arasında analoglar belirleyerek bu analogları yeni fi­ kirler bulmada uyarıcı olarak kullanabilir. Grup daha fazla kav­ ram seçmeye devam edebilir ve süreci ürettikleri yeni fikirlerle tatmin oluncaya dek sürdürebilir. Bir kalp cerrahı ünlü yönetim danışmam olan Edward Dem ing’in hayranı olarak onun endüstriyel yönetim teknikleri üzerine çalıştı ve seminerlerine katıldı. Bir grup kalp cerrahı­ nı da Deming’in tekniklerini uygulamaya geçirmeleri için ikna etti. Hep birlikte endüstriyel yönetim tekniklerini kalp cerrahı alanına uyarlayarak deneyimledikleri bilgileri paylaşmayı öğ­ rendiler ve bireysel olarak çalışmaktan vazgeçtiler. Hastalarının ölüm oranını ise dört kat azalttılar.

Tabiat Dünyası Probleminizle ilgili analoglar bulmak için tabiat dünyasına bakın. Yapay zeka araştırmacıları sinirsel ağlardaki tek bir işlem süreci etrafında tasarım larını gerçekleştirmeye çalışarak yıllar­ dır çözüm bulamadıkları sorulara yanıtlar getirdiler. Sonunda çok katmanlı işlem sürecinin bu temel bariyeri yıktığı ortaya

YARATICI DEHANIN SIRLARI

çıktı. Yapay zeka araştırmacıları bu boşa geçen zamanı soruları­ na öncelikle tabiatta yanıtlar bulmaya çalışarak önleyebilirlerdi. Herhangi bir biyologa danışsalardı kolay ve hızlı bir şekilde zi­ hinsel görüntüleri işleyen gözdeki hücrelerin üçüncü katmanda yer aldığını öğrenebilirlerdi. İsviçreli bir mucit olan George de M estral’in hikayesini ele alalım. De Mestral 1940’ların sonunda bir gün köpeğiyle ava çıktığında hem köpeği hem kendisi çalılıkların arasında yürür­ ken dikenlere maruz kaldılar. Bu dikenler kıyafetlerine feci bir şekilde yapışmıştı. Çoğumuz için bu küçük bir ayrıntı olabilir, ancak de Mestral biti dikenlerinin neden bu kadar yapışkan ol­ duğunu merak ediyordu. Eve vardıklarında bunları mikrosko­ buyla inceledi ve her bir diken üzerinde yüzlerce küçük çengelin pantolonunun ipliklerine nüfuz ettiğini keşfetti. Analojik olarak düşünme yoluna giden de Mestral “vahşi dikenler” dünyası ile “çengeller” dünyası arasındaki kıyaslamaları ve benzerlikleri hayal edebilmişti. Birkaç yıllık çalışmanın ardından de Mestral küçük çengel­ leri bir bant parçasına nasıl tutturabileceğini düşünmeye çalıştı. Ayrıca çengelleri tutturabilm ek için ihtiyaç duyduğu küçük hal­ kaları nasıl üreteceğini de bulmaya uğraşıyordu. Birçok yöntemi test ettikten sonra nihayet başarılı bir sonuç elde etti: Kan ba­ sıncını ölçmeye yarayan kolluklardan tenis ayakkabılara kadar günümüzde milyonlarca kişi tarafından kullanılan Velcro çen­ gelleri. Aşağıdaki illüstrasyonda soldaki altıgen sağdaki şeklin içinde yer almaktadır. Ancak buna inanmak ilk bakışta müm­ kün değildir. Varlığından ancak üzerinden bir kalemle geçerek emin olabilirsiniz. Çemberin hiçbir kısmı çıkarılmam ış ya da değiştirilmemiştir.

287


MICHAEL MICHALKO

O

2.

Sağdaki kalıp, diğeriyle birlikte ele alındığında, çok dikkat­ li bakmadığınız sürece altıgeni görünmez hale getiren çizgiler­ den oluşmaktadır. Benzer bir şekilde, doğada seçtiğiniz konu ve nesne ya da olaylar arasındaki konunuzla analojik bir bağlan­ tı kurm anıza yardımcı olabilecek çok sayıdaki benzerlikler ve benzer farklılıklar fark edilmeyecek kadar iyi şekillerde gizle­ nebilir. Doğada size hitap eden konuları ve olayları bulabilmek için özellikle arayış içinde olmanız gerekir. Doğada bir yürüyüşe çıkın (gerçek ya da hayali) ve etrafı­ nıza bakının. Yer altı inşaatları solucanların kiriş yolunu nasıl izlediği gözlemlendikten sonra öncelikle tüneller inşa edilerek gerçekleştirildi. Sorulacak soru “Doğadaki hangi nesneler, olay­ lar ya da kalıpları fikrim i geliştirmek için kullanabilirim?” ol­ malıdır. Evdeki çöple başa çıkm anın yeni bir yolunu aradığınızı farz edelim. Örnekler: •

Ormandaki yapraklar nereye gidiyor?

Hayvanlar kendi artıklarını nasıl temizliyorlar?

Böcekler çöple nasıl başa çıkıyorlar? Peki ya kuşlar? Sürün genler?

Tabiat volkanik küllerle nasıl başa çıkıyor?

Daha sonra; 1.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Örneklerden birini seçin ve onunla probleminiz ara­ sında bir analog üretin. Analogu mümkün olduğunca 288

3.

4.

ayrıntılı bir şekilde tanımlayın. Bulabildiğiniz tüm benzerlikleri ve kıyaslamaları sıralayın. Benzer farklı­ lıkları da sıralamaya alın. Örneğin: RCA/W hirpool mühendisleri evdeki çöplerle başa çıkmak için yeni bir yol bulmak istediler. Hangi hayvanların kendi artıklarıyla en etkin şekilde başa çık­ tıklarını sordular. İnekler o kadar etkin değillerdir ama keçiler etkindirler. Onların artıkları kapsül şeklindeki küçük topak halinde kuru, kaliteli katı bir form alır. Listenizdeki tüm maddeler ile probleminiz arasındaki bağlantıyı bulmaya çalışın. Maddeler arasında serbest çağrışım lar yapabilirsiniz. Örneğin: “Kapsül şeklindeki küçük topaklar” çöp si­ lindirleri serisinin ilki olan Çöp Öğütücülerin gelişti­ rilmesine olanak verdi.

Hayal Gücü Dünyası Normal düşünme yöntemimiz m antık üzerine kuruludur ve hedefi odak alır. Yaratıcılık bu düşünme yöntemi düşünüldü­ ğünde zor bir iştir çünkü sonuç dayanak noktaları içinde örtük haldedir. Bu düşünme biçimini kristalize olmaya benzetebiliriz. İyi bir şekilde yapılandırılm ıştır ancak iki uzak çağrışım yaptı­ ğımız düşünce ve kavram ın birbirine çarpma olasılığı sıfırdır. Yaratıcı düşünme analojiktir, fantastiktir ve çağrışımsaldır. Ya­ ratıcı düşünmeye yönelme hareketini kristali ısıtma analogu ile karşılaştırabiliriz. Sıvı halde iken iki uzak çağrışım yaptığımız düşünce ve kavram ın çarpışma ve birleşme olasılığı oldukça fazladır. Kristalim iz kusurlu ve mükemmellikten uzak ise (mü­ kemmel olmayan fikir veya çözüm), bu aslında bizim tam olarak yaptığımız şeydir: sıvı hale gelinceye kadar ısıtmaya devam et (yaratıcı düşünmeye yönelme hareketi) ve daha sonra sıcaklığı 289


MICHAEL MICHALKO

aşamalı bir şekilde azalt (mantıklı düşünmeye geri dönme). So­ nuç kusursuz bir kristaldir. Düşünceleriniz kristalleştiğinde yaratıcı düşünmeye yönel­ menin (kristali ısıtmak) bir yolu da probleminizi unutmak ve ha­ yali bir gezintiye çıkmaktır. Tarihte problemle ilgisi bulunmayan herhangi bir yerde veya zamanda bu hayali gezintiye çıktığını­ zı farz edebilir ve hayaliniz ile probleminiz arasında analoglar üretmenin yollarını arayabilirsiniz. Örneğin Savunma Bakanlığı’nda çalışan bir grup silah araş­ tırm a uzmanı mermileri değiştirme sorunu ile karşı karşıya kal­ dılar. Ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Nihayet, katılımcılardan biri grubun çölde hayali bir gezintiye çıkmasını önerdi. On da­ kika boyunca bir çölde yürüdüklerini hayal ettiler ve gördükleri ya da deneyimledikleri her şeyi listelediler. Bir katılımcı zehirli bir yılan türü olan “çıngıraklı yılan” gördüğünü hayal etti. Bir başkası bir çıngıraklı yılanın vücut ısısından avının yerini tespit ettiğini hayal etti. Bu düşman uçaklarını uçağın ısınma emis­ yonlarını tespit ederek bulan havadan havaya mermi fikrine esin kaynağı oldu. Doğal olarak adı Çıngıraklı yılan mermisi olarak kaldı. Gezinti sürecinde üç önemli adım bulunmaktadır: Gezin­ tinin kendisi, probleminiz ve gezintide karşınıza çıkan olaylar arasında analogları kurm anız ve bu analogları yeni fikirler veya çözümler yaratmak için analiz etmeniz. Yönergeler şunlardır: 1. Gezinti. Elinizdeki problemle hiçbir ilgisi bulunmayan herhangi bir yerde yapacağınız hayali gezintiyi zihninizde canlandırın. Gözlerinizi kapatın ve egzotik bir yere yolcu­ luğa çıktığınızı hayal edin, örneğin bir deniz altıyla okya­ nusun en derin kısmına, 1850 yılında bir altın madeni kam­ pına ya da A frika’da bir safari yolculuğuna çıkabilirsiniz.

290

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Bırakın hayal gücünüz size yol göstersin. Hayali gezintiniz süresince gördüğünüz ve hissettiğiniz her şeyin ayrıntılı bir tanımını çıkarın. On dokuzuncu yüzyılın en önemli İngiliz şairlerinden biri olan Samuel Taylor Coleridge birer sanat harikası olarak ni­ telendirilen “The Rime of the Ancient M ariner” ve “Kubla Khan” gibi şiirlerinde egzotik hayal gücüne esin kaynağı olması için hayali gezintileri kullandı. Kendisini özgür bı­ rakarak ve uzak bir mekanda ve zaman periyodunda hayal ederek şiirlerini zenginleştirebileceği zihinsel görüntüleri yakaladı. 2. Analoglar. Gördüğünüz şey ve probleminiz arasında analoglar kurun. İnsanların nesnelerdeki farklılıkları algıla­ ması her ne kadar sıradan olsa da Coleridge bir vakit kendi dehasının sırrının nesneler arasındaki ortak noktaları izle­ mek olduğunu ileri sürmüştür. Analoglara ek olarak zihinsel görüntünüz probleminiz arasındaki bağlantıları ve ilişkileri kendi algıladığınız biçimde açıklayın. Hayali yolcuğunuzda gördüğünüz veya deneyimlediğiniz şeylerin tanımı ve ko­ nunuz arasında bir bağlantı kurmaya çalışın. 3. Analiz. Problemi çözmek için analogları ve ilişkileri kullanmanın yollarını arayın. Konu açısından ilişkilerin ne anlama geldiğini yani bu ilişkileri anlamanın problem çöz­ mede ne işe yarayacağını bulmaya çalışın. Bu bağlantıların ve ilişkilerin neler olduğunu anlamaya gayret ettiğiniz süre­ ce yaratıcı düşünmeye o kadar yaklaşırsınız. Konunuz ile hayali gezintinizde elde ettiğiniz olaylar ve nesneler arasında ilişki ve bağlantılar kurduğunuz zaman daha 291


MICHAEL MICHALKO

fazla ve daha farklı düşünce kalıplarını harekete geçirirsiniz. İki düşünce arasında zayıf bir bağlantı kurduğunuzu varsayalım. Neden birbirleriyle ilgili olduğu ve bunun ne kadar önemli oldu­ ğu konusunda emin değilsinizdir. Bir başka şey düşünürsünüz ve ilk ikisi ile zayıf çağrışım lar kurabildiğiniz üçüncü bir düşün­ ceyi harekete geçirirsiniz. Zaten kısmi bir şekilde hareke geçtiği için tüm bağlantılar güçlü haldedir. Eğer yeterince güçlendiril­ mişler ise yeni bir fikir ya da düşünce için sezgi ortaya çıkar. Bir itfaiyecinin koruyucu giysisi için yeterince güçlü bir fer­ muar geliştirmeniz gerektiğini farz edelim. Koruyucu ve aynı zamanda itfaiyecinin giyerken kolaylıkla açıp kapayabileceği bir şeye ihtiyacınız var. Güneş sistemindeki bir başka gezegene hayali bir gezintiye çıkıyorsunuz ve kendinizi sığ bir ormanda buluyorsunuz. A klınıza ilk gelen düşünce “fermuar” ve diğer ise “sığ orman”. Daha sonra gezegen hayatında her şeyin tıpkı dev, sığ, sıkışık bir duvar gibi üst üste bindiğini ve birbirine geçtiğini hayal ediyorsunuz. Bu kelimenin tam anlamıyla katlanılmaz bir şey. Bu örnekte üç düşünce arasındaki bağlantılar itfaiyecilerin koruyucu takım elbesilerinde Velcro benzeri çengel gibi üst üste binen ve birbirine geçen fermuar kullanmak fikrini tetiklemektedir.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Gruplar Gezintiye çıkma tekniğini bir grup içinde kullanıyor­ sanız kolaylaştırıcı hayali geziler yaratsın (Örneğin Kuzey Kutbu’ndayız ve kar fırtınasına yakalandık, Florida Keys’te da­ lış yapıyoruz veya Smithsonian Enstitüsü’ndeyiz gibi) ve daha sonra grup üyelerini on dakika boyunca gördükleri şeyleri zi­ hinlerinde canlandırm a ve not etmeleri için yönlendirsin. Ka­ tılım cıların özgürce çağrışım yapmalarına olanak versin. Daha sonra on ya da on beş dakika boyunca katılımcılardan analoglar kurm alarını ve kendi zihinsel görüntüleri ile problem arasındaki ilişkileri açıklamalarını istesin. Her bir katılımcı bunu sessizlik içinde yapmalıdır. Katılımcıların ilişkileri istedikleri gibi açık­ lamalarına izin verin. Son olarak katılım cılar analoglarını ve diğer düşüncelerini grup üyeleriyle paylaşsın ve bu analogların ve düşüncelerin problemi çözmede nasıl yardımcı olabileceğine karar versin. Bir grup iç tasarımcı çalışmalarıyla ilgili videoları potansi­ yel müşterilere göndermek istiyorlardı ama bunun oldukça paha­ lıya patlayacağım fark ettiler. Vahşi Batı’ya hayali bir gezintiye çıktılar ve kovboyların, sınırda yaşayan insanların, atların, sığır­ ların ve Kızılderililerin hep birlikte içmek için toplandıkları bir kuyu hayal ettiler. Bu kumaş üreticilerinden ve diğer toptancı ile perakendecilerden m ini-reklam lar için üretim ve dağıtım mali­ yetlerini paylaşmalarını talep etme fikrine esin kaynağı oldu.

Einstein'ın Dünyası Olasılıkları keşfetmek için mantığı ve matematiği kullan­ mak yerine Einstein bazen hayali m etaforik senaryolar üreterek izlenimleri ve zihinsel görüntüleri aracılığıyla temel ve soyut ilkeleri keşfedebiliyordu. Hayali dünyalardaki hayali varlıklarla etkileşim kuruyordu, birbirleriyle çağrışım yapmayan sayılar ve 292

293


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

gerçeklerle değil. Örneğin bir gün kendini bir sokakta yürürken ve “aşık olurken” zihninde canlandırdı. İki hafta sonra aşık ol­ duğu kadınla ilk kez buluştuğunu hayal etti. Daha sonra gerçek dünyadaki problemine uyarlayabileceği fikirler ve konjonktürler için metaforunu sorguladı ve incelemeye aldı. Daha tanışmadan birilerini nasıl aşık olabilirdiniz? Bu hayali senaryo yaralanma hakkında düşünmesi konusunda ona esin kaynağı oldu. Başka bir zaman Einstein kendini iki boyutlu bir dünyada yaşayan ve sonsuzluk üzerine deneyler gerçekleştiren iki boyut­ lu bir varlık olarak hayal etti; aynı anda hem bir hayali yaratık tarafından uzaya çıkan bir merdivendeki adam hem de mükem­ mel bir küre etrafında sürekli turlayan bir böcek olarak. Haya­ li metaforlarından biri bir ışık huzmesine binip mükemmel bir ayna tutarak kendi yansımasını görmeye çalışmasıydı. Klasik fiziğe göre bunu yapmanız mümkün değildi çünkü yüzünüzden ayrılan ışık aynaya ulaşmak için daha hızlı hareket ederdi. Eins­ tein bu zihinsel resimlerle oynayarak evren için farklı kurallar oluşturdu. Bu onu ünlü izafiyet teorisine götüren bir düşünme yöntemiydi. Aşağıda fikirler üretm ek ve problemlerinizi çözmek için ha­ yali metaforik senaryoları nasıl kullanacağınıza dair yönergeler bulunmaktadır:

ne yazık ki bu yoğunlukta ışının etki ettiği sağlıklı dokuya da zarar vermeniz kuvvetle muhtemel. Düşük yoğunluklarda ise ışınlar sağlıklı dokulara zarar vermez ama aynı zamanda tümöre de etki etmez. Bu durumda tümörü ışınlarla yok etmek ve aynı anda sağlıklı dokuya zarar vermemek için hangi tür prosedürü uygulamanız gerekir? 2.

Problemin “esasını” ya da ilkesini belirleyin. Bu esası problemin temel bir tanımı ya algılanış biçimi olarak düşünün. Örnek: Verdiğimiz örnekteki problemin esası “hedef dışın­ da hiçbir şeyi yok etmeden bir hedefe nasıl yoğunlaşmak gerek­ tiği” olabilir.

Gözlerinizi kapatın, rahatlayın ve zihninizde seçtiğiniz konu ya da problemi canlandırmaya çalışın. Örnek: Farz edin ki siz karnında kötü bir tümörü bulunan bir hastayı iyileştirmek zorunda olan bir doktorsunuz. Onu teda­ vi etmek imkansızdır. Tümörü yok etmezseniz hastanızı kaybe­ debilirsiniz. Tümörü yok etmek için kullanabileceğiniz bir ışın var. Eğer ışınları tümöre tek seferde ve yeterince yüksek yoğun­ lukta ulaştırmayı başarırsanız tümörü yok edebilirsiniz. Ancak

Problemi unutun ve “esas” ya da “ilke” üzerine yoğun­ laşın. Probleminizin “esasını” kapsayacak hayali bir senaryo yaratın. Hayal gücünüzü kullanın ve benzer bir problemi mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde sunan metaforik bir hikaye ya da masal yazın. Hikaye metaforik olmak zorundadır. Verdiğimiz önekte “tıp” problemimizin esasını belirleyip aşağıdaki gibi hayali bir metaforik “askeri” senaryo yazabiliriz: Kötü bir diktatör güçlü bir kaleyi yönetiyordu. Kale ül­ kenin tam ortasında çiftliklerin ve köylerin arasında konumlanmıştı. Ve tıpkı tekerlek parm aklıkları gibi kalenin dört bir yanından yollar uzanıyordu. İyi bir general kaleyi yıkm ak ve ülkeyi özgürlüğüne kavuşturm ak istedi. General komutası al­ tındaki tek ordunun tek seferde kaleye saldırm ası durum unda yok edilebileceğine inanıyordu. Buna karşın generalin dikta­ tör tarafından her yola mayın döşendiğine inanm ak için hiçbir sebebi yoktu. M ayınlar öyle bir döşenmişti ki küçük cüsseli

294

295

1.

3.


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

adam lar güvenle onları aşabilirdi çünkü diktatör birliklerini ve çalışanlarını zaman zaman kaleden dışarı gönderiyordu. Ne var ki herhangi bir büyük güç birliği m ayınları kolaylıkla patlatabilirdi. Bu yalnızca yolun yıkılm asına neden olmayacak aynı zam anda patlam anın etkisiyle çevredeki evlere de zarar getirecekti. Kaleye büyük çaplı doğrudan bir saldırı da dolayı­ sıyla im kansız görünüyordu. 4. Problemi hayali senaryoda anlatıldığı gibi çözün. Örnek: Orduyu küçük gruplara bölmek bir fikir olabilir. Her grup senkronize bir şekilde farklı bir yol izler. Böylece tüm küçük gruplar mayınları aşabilir ve aynı anda kalenin önünde karşılaşarak güç birliğiyle kaleye saldırabilir.

Toprakta derin bir yarık oluşturan bir nehir düşünün. Suyun akışı her zaman en olası yerlere doğrudur, su yağmur yağdığında derin yarığı doldurur. Öyle hızlı kurur ki başka göllerin ya da nehirlerin biçimlenmesine izin vermez. Aynı şekilde bir konu hakkında normal düşünme biçiminiz odağınızı belirler ve başka yöntemler ile düşünme biçimlerinin oluşmasına izin vermeyerek sizi tek bir yönde düşünmeye iter. İlk odağınız bazen yaratıcı düşünme için bir engel de olabilir. Bu odak dışı deneyim yeni ve beklenmedik fikirler ile yöntemleri tetikleyebilir. Farz edin ki satış departmanında çalışıyoruz ve rakip bir müşteriyi ürünlerim izi samimi bir bakışla değerlendirmeye ikna etmek istiyoruz. Şu hayali senaryoyu oluşturuyorum: Marslı bir uzay gemisinde arıza çıkıyor ve yakın bir binanın çatısına iniş

5. Çözümü kendi probleminiz için uyarlayın. Örnek: Yüksek yoğunlukta tek bir ışın (Şekil A) kullanmak yerine, doktor (general) düşük yoğunluktaki birkaç ışını farklı yönlerden dağıtarak (orduyu küçük gruplara bölerek) tek seferde yönetti. Bu şekilde her bir ışın kendi yolunda düşük yoğunluğa sahip olabilir ve sağlıklı dokulara zarar vermeden yolunu izleye­ bilir, ancak ışının etkileri odak noktası olarak tümör bölgesinde (kale) yüksek ışın yoğunluğunun etkisine ulaşmak için birleşebilir (kaleye güç birliğiyle saldırabilir).

yapmak zorunda kalıyor. M arslılar bizim dilimizi bir şekilde anlıyorlar ama bize güvenmiyorlar. Çok fazla şüphe duyuyorlar çünkü gezegenimizdeki insanlarca aldatıldıkları düşüncesine sahipler. İnanıyoruz ki uzay gemisinin motorunu farklı parçalar yükleyerek tam ir edebiliriz. Onları motorlarını tam ir etme ko­ nusunda nasıl ikna edebiliriz? Marslılara güvenlerini kazanm ak için bize geçmişte yardım etmiş olan diğer gezegenlerdeki canlıları tanıtm ak bir fikir olabi­ lir. Satış alanındaki problemimizi Marslılarla ilgili problemimizi çözdüğümüz şekilde çözmemiz için ne yapmamız gerekir? Bu, kendi dillerini konuşan ve kendi dertlerini iyi tanıyan, bizden memnun müşterilerle olan temasımızdan yararlanm a fikrini te­ tikler. M emnun müşterilere mevcut müşterilerimizle konuşmaya zaman harcadıkları için aldıkları mal ve hizm et üzerinden bir indirim yapabilirsiniz.

A

B

296

297


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Örnek Senaryolar

Zihinsel Görüntüler Dünyası

Aşağıda iş alanında sık sık karşım ıza çıkan kimi problem­ lerde kullanmak üzere bazı senaryolar bulunmaktadır:

Kelimeler dünyayı sabit, parçalanmış ve durağan görmemiz yönünde üzerimizde güçlü, keskin baskılar kurarlar. Yine de ha­ yattaki her şey akış ve değişim içindedir. Bu kitabın basıldığı kağıt bile sabit bir var oluşa sahiptir ama biz toz yüzünden onun değişime ve evrime uğradığını biliriz. Bu gerçek, Einstein’ın düşünürken kelimeler yerine neden zihinsel görüntüler ve sem­ boller kullanmayı neden tercih ettiğini açıklamaktadır. Aslında Einstein teorisine temel olacak fikirler üzerinde çalışırken keli­ melerle nadiren düşünürdü. Thomas Jefferson sakallı mıydı? Çoğu insan bu soruya ce­ vap vermek için Jefferson’ın nasıl göründüğünü zihninde can­ landırmaya çalışır. Bu nedenlerdir ki başlangıçta önemli olma­ dığını gördüğümüz ve beynim iz tarafından şifrelenmeyen ay­ rıntıları düşünmede hayal gücüne başvururuz. Bu da yaratıcı sezgilerin kişi bir zihinsel görüntü oluşturduğu ve daha sonra evvelden fark etmediği kimi özellikleri fark ettiği durumlarda ortaya çıkar. Belki de bu yüzden Einstein matematiksel hesapla­ malar veya kelimeler yerine zihinsel görüntülerle çalışmayı ter­ cih ediyordu. Einstein ayrıca konusunun etkilerini, sonuçlarını veya olasılıklarını onları görsel bir şekilde temsil ederek ortaya çıkarıyordu. Sorununuzun anahtar bileşenlerini konunuzu sembolik ola­ rak temsil eden zihinsel görüntülerde göstermeye çalışın. Ken­ dinizi etiketlerden ve kelimelerden sıyırın ve probleminizin zi­ hinsel görüntülerini yaratın. Gözlerinizi kapatın ve sorununuzu ya da probleminizi zihninizde canlandırın. Sözlü düşüncelerin öne geçmesine izin vermeyin. (Bunu “hım m ” ya da “şey” gibi kelimeleri tekrar ederek gerçekleştirebilirsiniz.) Sembolik ola­ rak konunuzu ya da bazı özelliklerini temsil eden görüntüleri hayal etmeye çalışın. Görüntüleri ya da çağrışımları bir kağıda

Sorun: işimizi yeniden nasıl organize edebiliriz? Senaryo: Bir göktaşı dünyaya çarpar ve bu odadaki insanlar hariç herkesin uzun dönem hafızasına zarar verir. Bu küresel du­ rumla nasıl baş edebiliriz? Sorun: Ortak iletişimlerimizi nasıl iyileştirebiliriz? Senaryo: Astronotlar Mars'a yolculuk yaparlar. Mars'ı ziyaret ettiklerinde olayları algılama biçimi geçmiş deneyimlerine bağlı olarak her bir astronot için farklı bir hal alır. Astronotlar her şeyi farklı algılarlar. Bu olaylar dizisi herhangi bir şey olabilir: hızlı ya da yavaş, düzenli ya da düzensiz, nedenli ya da nedensiz, tuzlu ya da tatlı vesaire. Dünyaya geri dönmek için nasıl birlikte çalı­ şabilirler? Sorun: Yeni bir pazarlama promosyonunu nasıl yaratabili­ riz? Senaryo: Dağlarda yaşayan bir grup ilkel mağara adamıyla karşılaşıyoruz ve dillerini anlamıyoruz. Yaşam alışkanlıklarını na­ sıl ileri bir seviyeye götürebiliriz? Sorun: Fikrimizi onaylatmak için nasıl bir üst yönetime sahip olabiliriz? Senaryo: Later ailesi ölümsüzdür. Zamanın başlangıcından bu yana hiçbir aile ölmemiştir. Her birey hayattadır ve sonsuz­ lukla bütünleşmiştir. En genç üye olan Joe evlenmek ister ve bu kararını onaylatma yoluna gider. Ailesinin onayını nasıl ala­ caktır?

298

299


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

not edin veya resmini çizin. Bu düşünceler ile konunuz arasında analoglar kurun. İlişkiler ve bağlantılar arayın. Aşağıdaki illüstrasyonda sorun “hiçbir şey” ortaya çıkar­ m ak için kibritlerin nasıl düzenlenebileceğidir. Eşleştirmeye giren hiçbir kibrit bükülmemeli, kırılm am ak ya da birbiri üze­ rine binmemelidir. Öncellikle, bunu normal düşünme yöntem i­ nizle çözmeye çalışın. Çoğu insan bu problemi kolaylıkla çöze­ mez. Daha sorun gözlerinizi kapatın ve “hiçbir şey” kavramım düşünün. Onu sembolik olarak temsil eden nedir? Bulduğunuz zihinsel görüntüleri ve çağrışım ları not edin. Zihinsel görün­ tünüz ve sorununuz arasında ne tür bağlantılar bulduğunuzu kontrol edin.

M ısır tohumu geliştirme görevini yürüten bir kimyager tohumların kışın kalın, yazın ise ince bir örtüyle kaplandığıy­ la ilgili zihinsel görüntüler yarattı. Bu görüntüler problemini - tohumları bileşenlerden nasıl koruyacağıyla ilgili - sembolik olarak temsil ediyordu. Zihninde canlandırdığı örtü görüntüleri polimerleri de içine alan sentetikleri düşünmesi konusunda ona esin kaynağı oldu. Bu da koşullar değiştikçe özellikleri de deği­ şen akıllı polimer-tohum örtüleri fikrini tetikledi. Tohumlar her­ hangi bir hava koşulu altında ya da mevsimde ekilebilir. Dışarısı soğuk olduğunda korunmuş bir şekilde yatar ve toprak yetişmesi için uygun sıcaklığa ulaştığında ise filizlenir. Bir grup mühendis bir buçuk metreye kadar uzayan ve beş tona kadar destek sağlayan kompakt, esnek bir bağlantı mekaniz­ ması yaratmak için zihinsel görüntüler kullandı. Grubun ürettiği sembolik zihinsel görüntüler arasında şunlar yer alıyordu: •

Başlangıçta ipin sarılmış ve yumuşak halde bulunduğu ve

Bu tekniği kullanan insanların yüzde 60’ı problemi çöze­ bilmektedir. Bazıları “hiçbir şey” kavramını sembolik olarak sı­ fır ile gösterirken diğerleri onu “nil” olarak göstermektedir (bir sonraki sayfaya bakınız). Bu kavramı zihinsel olarak canlandır­ dıklarında probleme geri dönerler ve zihinsel resimleri ile ilişki kurabilmek için kibritleri tekrar düzenlerler. Zihinsel olarak canlandırm a işlemini uygularsanız fikir­ lerin anlık olarak ve kolayca aktığını görürsünüz. Bir zihinsel görüntüler zinciri ortaya çıktığında genellikle ilk sıradakiler en önemli olanlardır. Sembolik görüntüleri elde etmede güçlük çe­ kiyorsanız konuştuğunuz dili anlamayan ve soyut sembollerle iletişim kuran bir Marsı ile karşılaştığınızı hayal edin. Problemi­ nizi M arslı’ya anlatmak istiyorsunuz çünkü bunun ona yardım ­ cı olabileceğini düşünüyorsunuz. Probleminizi kağıda yazın ve daha sonra onu soyut sembollere çevirin.

Bu zihinsel görüntüler kompakt bir bağlantının nihayetinde bağlı olduğu bir kavram sağlamak için birleştirildi. Bu tekniğin en ünlü örneklerinden biri Friedrich Kekule’nin, kendi kuyruğunu ısıran yılan görüntüsünü zihninde canlandırma­ sı neticesinde benzin ve diğer organik moleküllerin yakın zincirler ya da halkalar olduğunu keşfetmesidir. Analojik olarak düşünmek onun benzin atomlarındaki karbonun bir halka içinde yeniden dü­ zenlendiği hipotezini ileri sürmesini sağladır.

300

301

daha sonra seyircilere kadar uzayarak sertleştiği illüzyonu­ nu yaratmak zorunda olan bir büyücü. •

Penisin neden sertleştiğini açıklayan hidrolik ilkesi

Çelikten yapılmış şerit mezura

Esnek bağlantıları olan bisiklet zinciri


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Kalıp dili kelimeler yerine kullanabileceğiniz soyut sembol­ lerin bir dilidir. Probleminizi sembollerle göstermek ve sembol­ leri daha sonra kalıplara dökmek için tasarlanmıştır. Bunu ilk kez Alexander, Ishikawa ve Silverstein adlı mimarlar yeni bina tasarım ları yaratmak için icat etti. Yönergeler şunlardır: 1. Yılanla ilgili zihinsel görüntüsü Kekule’nin analoguna esin kaynağı oldu ve büyük bir keşfi mümkün kıldı. Benzer şekilde Picasso da dünyayı saf bir görüntü olarak görmeye eğilimliydi, öyle ki küçük bir çocukken sayıları m iktarı temsil eden semboller değil de kalıplar olarak görürdü: 2’yi katlanmış bir güvercin kanadı ve O’ı da bir göz olarak kabul ederdi. Bu, onun dünyayı saf bir görüntü ve kalıplar dünyası olarak görme isteğinden kaynaklanıyordu. Kalıp Dili Ünlü fizikçi Niels Bohr dilin atomun içinde ne olup bit­ tiğini tanım lam ak için basitçe yetersiz olduğunu ortaya attı. K lasik m ekanik kavram ı ele alm ak yerine, soyut sembolleri

2.

Probleminizin ana bileşenlerini belirleyin ve listeleyin. Örneğin pazarlamada bir ürün dört bileşene sahiptir: paketleme, dağıtım, tanıtım ve satış. Her bir bileşenin altına mümkün olduğunca fazla varyasyon ve olasılık­ ları listeleyin (farklı paketleme, dağıtma, tanıtm a ve satma yolları) Her bir varyasyonu soyut bir grafik sembol çizerek ta­ nımayın. Her çizim ayrı bir indeks kartında yer almalı ve spesifik bir değişkeni temsil etmelidir. Kartın arka yüzüne bir değişken yazın. Grafikleri farklı renklerde­ ki kağıtlara çizin ve farklı bileşenleri ayırt etmek için renkli kalemler kullanın. Paketleme için uygun grafik­ leri kırm ızı kartlar, dağıtım için sarı kartlar, pazarlama için mavi kartlar ve satış için beyaz kartlar üzerine çi­ zebilirsiniz.

zihninde canlandırarak ve aralarında farklı ilişkiler kurarak / \ Y _ /

kompleks yapıda atom modelleri üzerinde çalışıyordu. Daha sonra görsel olanı sözlü olan ile değiştirdi. D ahiler çok fazla kompleks süreçlerle çalışırken bile düşüncelerine temel al1\ 1 | L -d ık ları grafikler, soyut m odeller kullanm aya eğilimlidirler. Bu m odeller yalnızca belli bileşenler üzerine yoğunlaştık­ ları için genellikle gerçekliğin basitleştirilm iş biçimleridir. M atem atiksel denklem ler yerine Einstein sıklıkla temel şe­ killerin (küreler, yuvarlaklar, üçgenler) basit resim lerini ve aralarındaki ilişkileri düşünüyordu. 302

n ---------* -------- e» J--------- > Dağıtım

a

Üretim

n u

O.O0 0 o 00 0 ® 00o0 ©ogoo o o 0 0o © °© 0

Rekabet

Muhasebe

303

“AH ir* Satışlar

Korporasyon


MICHAEL MICHALKO

3.

4.

5.

Tüm kartları açık yüzeyi grafik sembollerini göstere­ cek şekilde masaya koyun. Sembolleri çeşitli ilişkile­ re göre tekrar ve tekrar gruplayım Bilinçli bir yönelim olmaksızın kartların kendi başlarına düzene girmesine izin verin, sanki nerede olmak istediklerini size söy­ lüyorlarmış gibi. Hangi sembolün ne anlama geldiğini düşünmeden ilginç ilişkilerin yer aldığı farklı dizileri ortaya çıkarmak için sembolleri karıştırın ve birbirleriyle eşleştirin. İlginç bir düzenleme gerçekleştirdiğiniz zaman hangi bileşenlerin olduğunu görebilmek için kartları ters çe­ virin ve daha sonra bu bileşenlerden yeni bir fikir oluş­ turun. Bu işlem bittiğinde başka bileşenler ve olasılıklar ekle­ yin veya hatta tamamen yeni bir dizi yaratın.

Kum Tepsisi Cornell Üniversitesi’nden Ronald Hoffmann 1981’de çığır açan bir buluşuyla kuramsal organik kimya alanında bir Nobel Ödülü aldı. Başlangıç ilkelerinden yola çıkarak bir reaksiyonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini tahmin etme. Hoffmann aynı zamanda bir şairdi. Şiirselliği ona kimya ve şiirleri arasında me­ taforlar kullanarak hayal gücünü hareket alanına yönlendirme­ sinde yardımcı oldu. Metaforik düşünme yöntemi perspektifini­ zi, aşamalı olmasa da büyük bir şiddetle değiştirmektedir. Kum tepsisi tekniği fiziksel nesneleri zihinsel görüntülerle değiştirerek metaforik düşünmenin ilginç bir yoludur. Öncelikle bir kum tepsisine ihtiyacınız var. Kum tepsisi ile ilk karşılaşma­ nızda yüzeyin tırm ıklı bir şekilde düz ve temiz olduğunu görür­ sünüz. Etrafında yüzlerce parlak nesne bulunmaktadır: küçük bebekler, renkli misketler, deniz kabukları, kuş tüyleri, ağaç

YARATICI DEHANIN SIRLARI

dalları, oyuncak askerler, m inyatür bir gelin ve damat, oyuncak dinozorlar, lastik yılanlar, çirkin köpek balıkları, oyunca taban­ calar vesaire. Daha sonra; 1. Zihninizi tüm dikkat dağıtıcı şeylerden arındırın ve ko­ nunuza odaklanın. 2. Hoşlandığınız hangi nesneyi seçerseniz seçin, meta­ forik olarak konunuzu veya konunuzun bir özelliğini temsil eden kumda bir sahne hayal edin. 3. Nesnelerin yerlerini ilginç bulduğunuz herhangi bir şekilde düzenleyin. Sahne sembolik olarak “doğru his­ settirdiği” ana dek eklemeler ve düzenlemeler yapmaya devam edin. 4. Sahneyi yorumlayın. Sahnenin ve her bir nesnenin ka­ lıpları anlamı aktarır. Her nesneyi yorumlarken serbest çağrışım yoluna gidin. Bir sahneyi yorumlarken sizi şaşırtacak, görünmez olacak ya da odağınızı değiştirdi­ ğinizde daha ön plana çıkacak olan parçaları görmeye çalışın. Şu soruları sorun: “Bu nedir?” “Bu ne anlama gelebilir?” “Bu nesnenin görülme sıklığı ne anlama gelir?” “Bu neyi temsil etmektedir?” “Konumun özüne hangi nesne daha yakındır?” “Bu bana neyi hatırlatıyor?” Bu sorular arasında biri probleminizi çözmede kilit rol oy­ nayabilir. 5. Yorumlarınızı yazın. İpuçları, yeni fikirler, sezgiler ve yeni tahm in dizileri arayın. Yorumlarınızdan bir hika­ ye yaratın. Kum tepsinizin konunuzla nasıl ilişki kur­ duğunu anlatan bir hikaye yazmaya çalışın.

305


MICHAEL MICHALKO

Hayal gücünü kullanma becerisi bilgiyle donanma bece­ risinde çok daha önemlidir. Yirminci yüzyılın Euclid’i olan ve ağaçlar, deniz kıyıları, kar taneleri ve yıkıcı dalgalar gibi kar­ maşık nesneler uyarlanan fraktal geometriyi icat eden Benoit M andlebrot’i düşünün. Mandlebrot doğadaki bu nesnelerin “özbenzerlik” içerdiğini ortaya koydu: İnce bir dal filizlendiği dalın şeklini alır ve bu dal da filizlendiği ağacın şeklini. İnanılmaz bir şekilde Mandlebrot ne alfabeyi biliyor ne de bir telefon rehberini kullanabiliyordu. Temel matematik bilgisi almamıştı ve çözüm­ lere ulaştığı yollar “alışılagelmiş” olanlar değildi. Mandlebrot Fransa’nı prestijli Ecole Polytechnique okulu­ nun sınavlarına girdiğinde cebir sorularında zorlanmıştı ama soruları zihinsel resimlere dönüştürerek en iyi sonuçları alma­ yı başardı. Görsel olarak düşünerek başkalarının göremediği­ ni görebildi. Örneğin bir bilgisayarı programlayamıyordu ama okuyamadığı halde bu programların ürettiği yanlış “resimleri” analiz ederek hata ayıklama programlarını geliştirme becerisi­ ni kullandı. Nesnelere bakmanın farklı bir yolunu hayal etti ve matematiğin yeni bir biçimini icat etti. Kum tepsisi tekniği hayal gücünüzü harekete geçirir ve normalde kısıtlanmış düşünceleri­ nizin özgürce akmasına izin verir. Gruplar Bir grupla konunuzu tartışın ve daha sonra bir katılımcıdan kum tepsisindeki konuyu temsil eden bir sahne yaratmasını is­ teyin. Grup sahneyi inceler ve mümkün olduğunca fazla yorum üretmeye çalışır. Bunlar bir tahtada sıralanır ve konuyla arasın­ daki ilişki incelenir. Bu ifade biçiminde ortaya çıkan yanıtlar ge­ nellikle yaratıcısını şaşırtır ve örtük bir deneyimle ilgili sezgiden konu hakkındaki sağlam bir tanıma kadar her şeyi yansıtabilir.

306

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Yaratıcı Kolajlar Doğasında kum tepsisi tekniğine yakın bir teknik de metaforik kolajdır. Kolaj bütün ya da parça halindeki çeşitli resimle­ rin her bir bileşen kendi özelliğini kaybedip bütünün bir parçası olacak şekilde bir araya gelmesiyle oluşur. Kolaj parçaların top­ lamından daha büyük ve genellikle daha farklıdır. Yirminci yüzyılın önde gelen sürrealistlerinden biri olan Marx Ernst bir kolajdaki birbirine benzemeyen iki ya da daha fazla konuyu yakalama şansının hayal gücünü harekete geçirdi­ ğini ve onu metaforik olarak düşünmeye yönlendirdiğini keşfet­ ti. Birbirine benzemeyen iki ya da daha fazla konu bir kolajda bir araya geldiğinde hayal gücü onları bütün bir gerçekliğe dö­ nüştürmektedir. Örneğin bir marinadaki ayıbalığının resminin bir bina resmi ile yan yana durması müşterilere hizmet veren satıcılar, bir kullanıcı dostu bilgisayar programı, bir iş görüşmesi vesaire için metafor olabilir. Hayal gücü resmi birçok farklı şey için sembole dönüştürür. Metaforların kullanım ı genellikle konumuzun daha derin öneme sahip yapıları üzerine yoğunlaşmamızı sağlar. Örneğin Leonardo da Vinci anatomi konusunu ele alırken dünya ve in­ san vücudu arasında bir metafor kullandı; Mozart kendi yaratma sürecini açıklamak için müziği ile yemek yapma eylemini kar­ şılaştırdı; Disney işlerini metaforlarla gerçekleştirdi ve elbette Freud psikolojiyi anlamak için rüyalar ve sembollerin metaforik önemine ağırlığını verdi. Metaforik bir resim sağ beyninizi kullanmanızı sağlar ve probleminizi ele alırken başka türlü gözden kaçırabileceği­ niz ayrıntıları görmenize olanak verir. Yıllar önce İsrail Hava Kuvvetleri’ne bağlı bir grup doktor bandajı geliştirebileceklerine inanıyorlardı. Yaraları bandajla mikroplardan korumak istedik­ lerinde bandajın aynı zamanda vücudun dolaşım sistemini tıka­

307


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

dığını ve dolayısıyla iyileşme sürecini yavaşlattığını keşfettiler. Telleri kopmuş bir elektrik lambası resmi ile bir köprüyü tam ir eden işçilerin resmi yeni bir fikri uyandırma işlevi gördü. Dok­ torlar kırılm ış bir kabloyu uçlarını birbirine bağlayarak tam ir edebileceklerini düşündüler. Akım ın zarar görmemesi için böyle bir bağlantıyı gerçekleştirirken dikkat çok önemlidir. Elektriği ileten elementlerden biri magnezyumdur. Neticede bu fikir vü­ cudun dolaşım sistemine zarar vermeyecek m agnezyum içerikli bandaj fikrine esin kaynağı oldu. Metaforik görüntüler düşüncelerinizi uyarıcı işleve sahip­ tir. Konunuzu bir başka şeyle karşılaştırdığınızda ve aralarında ilişkiler gördüğünüzde zihniniz benzer ilişkilerle başka fikirler üretir. Yarattığınız metaforlar konunuzun kolayca fark edilme­ yen bir özelliğini keşfetmeniz için ipucu sağlar. Yaratıcı bir kolaj oluşturmak için izleyebileceğiniz yönergeler şunlardır: 1. Dergilerden, gazetelerden, kataloglardan, reklam bro­ şürlerinden birkaç resim kesin. 2. Bu resimleri farklı kalıplar ve çağrışım lar etrafında hareket ettirerek karıştırın ve eşleştirin. Bu kalıpları kullanabileceğiniz olası yolları belirleyinceye kadar resimlerle oynamaya devam edin. Çok fazla zorlama­ dan kalıplar ve çağrışımlar oluşturun. Kolajınızın ta­ mamlandığını hissedinceye kadar bu işlemi sürdürün. Her bir resme bir kelime ya da öbek atayarak büyük metaforik bir resim yaratın ve daha sonra şu cümlenin devamını getirin. “ Seçtiğim konu özellikle (bir kelime ya da öbek ekleyin) çünkü...” M etaforik ve analojik olarak düşünmeye çalışın. Bir mobilya mağazasının R ve D personeli solmayan, kırılmayan ve çizilme­ yen bir boya geliştirmenin yollarını arıyorlardı. Değişik ağaçlar ve bitkiler resmini içeren bir kolaj yarattılar. Bu kolaj ağaçların

ve bitkilerin nasıl renk aldığı tartışmasını tetikledi. Bir sonraki araştırmaları “çok dayanıklı” renk elde etme fikrine esin kay­ nağı oldu. Bitki hücrelerine renk aşılayacak ve ağacın dört bir yanına dağılacak ağaçlara boya maddesi enjekte etme fikrini ya­ rattılar. Ağaç kesilmeden önce boyama işlemine tabi tutulur. Konunuzu kolajla biçimlendirmenin bir başka ilginç yolu da onun iki ayrı özelliğini temsil eden ayrı iki kolaj yaratmaktır. Farz edin ki şirket çalışanları arasındaki iletişimi iyileştirmek istiyorsunuz. Üst yönetimi temsil etmek için bir kolaj ve çalı­ şanları temsil etmek için bir başka kolaj yaratabilirsiniz. Bu iki görsel diziyle üst yönetim ile çalışanlar arasındaki ortak yönleri ve boşlukları tanımayabilirsiniz. Gruplar Bu küçük bir grupla yapabileceğiniz eğlenceli bir alıştır­ madır. Katılım cılar kolajlar üretmekten hoşlanırlar çünkü daha görsel kullanarak probleme farklı açılardan bakmayı öğrenirler. Küçük bir grup için aşağıdaki yönergeleri kullanabilirsiniz: 1. Elinize eski dergiler ve bir makas alın. 2. Her katılımcıya farklı dergilerden metaforik olarak ko­ nunuzu ya da bazı özelliklerini temsil eden çeşitli re­ simler ve görüntüler kesmesini söyleyin. 3. Herkesin bir kolaj yaratmasını sağlayın. Resimleri ve görüntüleri belli bir düzen ve estetik içinde bir çerçe­ veye yapıştırın. 4. Çerçevedeki her bir resim için bir kelime ya da öbek atayın. 5. Her katılımcıdan konuyu büyük metaforik bir resme dönüştürmesini ve şu cümleyi tamamlamasını isteyin: “ Seçtiğimiz konu özellikle (çerçeveden bir kelime ekle­ yin) çünkü...”

309


MICHAEL MICHALKO

6.

Kolaj çalışmalarını duvara asın ve gruptan ortak nokta­ ları arayarak ve boşlukları tanımlayarak bunları karşı­ laştırmalarını isteyin.

M etaforik görüntüler dahiler için genellikle şifrelerdir. Aristotle kim metaforun ustasıysa o kişinin düşüncenin de usta­ sı olduğunu söylemiştir. Darwin kendi örneğinde, ki en verimli metaforu ağacın dallanma metaforudur, çeşitli türlerin yükseli­ şini ve düşüşünü izleyebilmiştir. Amerikalı filozof ve psikolog olan William James dereler, koylar ve nehirleri metaforik olarak karşılaştırma eğilimi gösterirken modern düşünce alanının ön­ cülerinden biri olan John Locke bir kuşun serbest bırakılmasının insan bilgisini sembolize ettiği şahinci fikri üzerine yoğunlaş­ mayı tercih ediyordu. Metafor Yürüyüşü Evinizin ya da iş yerinizin etrafında bir yürüyüşe çıkın. Konunuzla karşılaştırabileceğiniz nesneler, durum lar ve olaylar arayın. Örneğin, farz edin ki probleminiz şirketinizdeki iletişimi nasıl iyileştireceğiniz olsun. Yürüdüğünüz yolda derin çukurlar gördünüz. Bu “derin çukurların” şirketteki iletişim problemiy­ le nasıl bir bağlantısı olabilir? Bir şey daha, eğer bu çukurlar onarılmamışsa daha büyük ve daha tehlikelidir. Genellikle yol işçileri bu çukurları onarm akla görevlidirler. Benzer şekilde şirket çalışanları arasındaki iletişimi iyileştirmek için bir şeyler yapmazsanız işler daha kötüye gidebilir. Yol işçileriyle benzer bir ilişki kurarak şirketinizde iletişim koçluğu yapacak binle­ rini görevlendirebilirsiniz. Görevleri arasında tüm çalışanları iletişim becerileri konusunda eğitme, teşvik etme ve destekleme olabilir. Tıpkı yol işçilerinin yönlendirilmesi gibi siz de her altı ayda bir yeni görev atayabilirsiniz.

310

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Aşağıda metafor yürüyüşü için yönergeler bulunmaktadır. 1. On beş dakikalık bir yürüyüşe çıkın ve konunuz ile il­ ginç metaforlar oluşturabilecek nesneler, olaylar ve du­ rum lar arayın. Ve bunların bir listesini yapın. 2. Dönüşünüzde listedeki maddeler ile konunuz arasında mümkün olduğunca fazla metaforlar üretin. Benzer ko­ şullar ve benzerlikler bulmaya çalışın. 3. Konunuz ile gözlemlediğiniz şeylerden çıkardığını prensipler ve benzer koşullar arasında bağlantılar ara­ yın. Her bir metafordan en az bir fikir veya çözüm çıka­ rın. Kendinize metaforlardan elde ettiğiniz hangi yeni sezgilerin problemi çözmenize yardım ettiğini sorun. M etaforik düşünme probleme farklı bir açıdan bakmanızı sağlar. Onu bir başka şeyle karşılaştırarak ve bir konudan di­ ğerine aktarabileceğiniz benzerlikler ile benzer koşullar araya­ rak problemi çözebilir ya da farklı bir sezgi yakalayabilirsiniz. Örneğin yeni bir ürün kampanyası için yeni fikirler ve sezgiler elde etmek istiyorsanız yeni bir ürün kampanyasının evrimi ile ağacın evrimi arasında kıyaslama yapabilirsiniz. Fotoğraf Çekme Metaforik yürüyüşün bir başka faydalı yönü de Polaroid bir fotoğraf makinesi alıp konunuzun ya da probleminizin gör­ sel metaforlarının en az beş fotoğrafını çekmektir. Daha sonra metaforların tanım lam alarını not edin. Her bir metafor için yeni sezgiler ve çözümler arayın. Örneğin yeni işçi eğitim programı­ nı iyileştirmekle yüküm lü olduğunuzu farz edin. İnşaat halinde bir binanın fotoğrafını çektiniz diyelim. Öncelikle bir bina inşa etmek için neler gerekli olduğunu tanımayabilir ve daha sonra benzer koşulları ve benzerlikleri eğitim program ınıza aktarabi­ lirsiniz.

311


MICHAEL MICHALKO

Eğer küçük bir grupla çalışıyorsanız her bir katılımcının yürüyüşe çıkmasını ve görsel metaforların en az beş fotoğrafını çekmiş olarak geri dönmesini sağlayın. Daha sonra her katılım ­ cıya bu metaforların tanımlarını not etmelerini söyleyin. Metaforların yazılı tanımları ile resimlerinin bulunduğu kartları grup üyelerine dağıtın. Gruptaki herkesin fotoğraf galerisini gezmesi­ ni ve bu görsel metaforlardan yararlanarak fikirler veya çözüm­ ler üretmesini sağlayın.

ç^fc/VTÈJ/;

t*

*

*

*

" *

*

»

' % ’a

k

Ne zaman bir işe kalkışsak ve ardından başarısız olsak, hemen başka bir şeye yöneliriz. Bu ifadeden de kolaylıkla anlaşılacağı gibi kazara yaratma ya da “beklenmedik bir şey bulma şansı’nın ilk prensibi budur. Niyetlendiğimiz işi yapmakta niçin başarısız olduğumuzu kendimize sorabiliriz ve yapılması gereken, akıllı­ ca olan da budur zaten. Fakat kazara yaratma başka bir soruyu gündeme getirir: Ne yaptık? Alışılmadık bir durum karşısında bu soruyu beklenmedik bir yöntemle cevaplayabilmek asıl ya­ ratıcı eylemdir. Bu şans değildir, yaratma sezgisinin en son aşa­ masıdır. Elektromanyetik yasaların keşfi kazara yaratıcılık netice­ sinde gerçekleşti. Elektrik ve manyetizma arasındaki ilişkiyi ilk defa Hans 0ersted 1822’de gözlemledi. Hem de halka açık bir konferansta elektrik ve manyetizmanın birbirinden tamamen ba­ ğımsız fenomenler olduğuna dair “herkesçe bilinen bir gerçek’e ilişkin bir deneyi yaparken... Deney başarısızlığa uğradı; çünkü elektrik akımı manyetik bir etki yarattı. 0ersted bu etkiyi fark edebilecek kadar iyi bir gözlemciydi, bunu itiraf edecek kadar dürüsttü, sonuna kadar kovalayıp kamuoyuna açıklayacak kadar gayretliydi. Maxwell bu deneyleri Newton’un elektriğin meka­ nik ve görünen dünyasının görünmeyene oranını ve manyetiz­

312

313


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

madaki modelleme ve matematiksel analiz yöntemlerini geliş­ tirmek için kullandı. Modern çağım ızın kapılarını elektrik ve elektroniğe açan Maxwell Yasaları’m ortaya çıkardı. İnsanlar amaçlı ve akılcı bir şekilde bir işe giriştiklerinde bile, bazen yapmak istediklerinin dışında sonuçlara ulaşabilirler. Arnavut bir matbaacı ve m akinist olan John Wesley Hyatt bilar­ do topundaki fildişi yerine geçebilecek bir madde bulmak için uzun ve yorucu çalışmalar yaptı. Sonra bir gün eksik malzeme kullandı. İstediği şey yerine selüloidi, yani ticari anlamda başarı kazanan ilk plastiği icat etti. B. F. Skinner insanlara bir konu üzerinde çalışırken ilginç bir şey bulduklarında her şeyi bırakıp onun üzerinde yoğunlaş­ malarını tavsiye eder. O aslında bunun bilimsel yöntemin temel prensibi olduğunu vurgulamıştır. Bu, geçmişte William Shock­ ley ve disiplinler arası Bell laboratuar ekibinin yaptığı şeydir. Söz konusu ekip MOS transistörü icat etmek için oluşturulmuş; fakat jonksiyonlu transistörü ve yeni bir bilim dalı olan yarı ilet­ kenler fiziğini bulmuştur. Bu gelişmeler nihai olarak MOS transistörün, daha sonra entegre devrenin icat edilmesini, elektronik ve bilgisayarda yeni buluşların yapılmasını sağlamıştır. Willi­ am Shockley süreci “yaratıcı başarısızlık metodolojisi” olarak tanımlamıştır. Richard Feynman yeni bir fikir hakkında hüküm verirken enteresan bir test uygulaması yapar: Bu fikir asıl problemle il­ gili olmayan bir şeyi açıkladı mı? Yani, “Açıklamak için yola çıkm adığınız neyi açıklayabilirsiniz?” ve “Keşfetmeye çalış­ madığınız neyi keşfettiniz?” 1938’de yirm i yedi yaşındaki Roy Plunkett yeni bir soğutucu icat etmek için yola koyuldu. Onun yerine, ısıyı ileten ve yüzeye yapışmayan beyaz balmumundan bir damla madde icat etti. En sonunda bu maddenin ticari adı “Teflon’ oldu.

Prensip olarak, yaratıcı bir buluşu meydana getiren beklen­ medik olay bizi bir gecemizi yeni ve ilginç bir kasabada geçir­ mek zorunda bırakan beklenmedik bir otomobil arızasından, ha­ yal gücümüzü zorlayarak yanlış fikirlere yönelten bir kitaptan ya da farklı mutfaklara yönelten kapalı bir restorandan çok da farklı değildir. Fakat yeni fikirler ya da yaratıcı çözümler ararken ço­ ğumuz beklenmedik olanı göz ardı ederiz. Sonuç olarak bunu yaratıcı bir fırsata dönüştürme şansını kaybederiz. Kendinize neyi aramadığınızı görebilme özgürlüğü tanımak zorundasınız. 1839’da Charles Goodyear kauçuğu daha kolay işlenecek bir hale getirmenin bir yolunu arıyordu. Yanlışlıkla bir karışım döktü, karışım maddeyi sertleştirdi ama hâlâ kullanılabilir durumday­ dı. Kendine beklenmedik bir yönde ilerleme fırsatı vererek pratik bir kükürtle sertleştirme yöntemi buldu. Fikrin “ilginç’ yönleri­ ne odaklanarak onun potansiyelini keşfetti. Alexander Fleming öldürücü bakteriler üzerinde çalışırken bu bakteriye maruz kalan kültürün biçim değiştirdiğini fark eden ilk fizikçi değildi. Daha az yetenekli fizikçiler bu sözüm ona gereksiz sonucu değersiz bulup genellikle göz ardı ettiler; fakat Fleming bu durumun olası “ilginç” ve merak edilesi yönlerine yoğunlaştı. Bu ilginç gözlem milyonların hayatını kurtaran penisilinin bulunmasını sağladı. Thomas Edison karbon telini nasıl yapabileceğini düşünüp taşı­ nırken gayri ihtiyari bir parça macunla oynuyor, onu parmakları arasında döndürüp çeviriyordu. Ellerine bakınca cevabı buldu: Karbonu ip benzeri bir şeye dönüştürmek. Beklenmedik bir sonucu nasıl yeni bir fırsata dönüştürebi­ liriz? Zihnim izi beklenmedik fırsatlar için hazırlamak zorunda­ yız. Bir konu üzerinde çalışırken mevcut duygularımız ve ön­ yargılarımız nedeniyle bunu yapabilmek güç olabilir. Şöyle bir durum düşünelim: Susan yirm i sekiz yaşında, bekar, açık sözlü ve oldukça akıllı biridir. Üniversitede sosyoloji alanında uzm an­

314

1

315


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

laşm ıştır ve ikincil branşı psikolojidir. Öğrenciyken ırk ayrımı ve sosyal adalet konularıyla oldukça yakından ilgilenmiştir. Ay­ rıca nükleer karşıtı gösterilere katılmıştır. Aşağıdaki ifadelerden hangisi en muhtemel olanıdır?

kullanırız. Diyelim ki, yüz yirm i beş dolara bir süveter ve on beş dolara bir masa seti almak üzeresiniz. Masa seti satıcısı, sa­ tın almak istediğiniz setin mağazanın yirm i dakika uzaklıktaki başka bir şubesinde on dolara satıldığını söylüyor. Oraya kısa bir yolculuk yapar mısınız? Çoğu insan yapacağını söyleyecek­ tir. Başka bir gruba benzer bir soru sorulur. Bu kez süveterin fiyatı on beş dolar olarak değiştirilir; diğer şubedeki masa se­ tinin fiyatı ise yüz yirm i beş dolardan yüz yirm i dolara indiril­ miştir. Bu versiyonda soruyu cevaplayanların çoğu fazladan bir yolculuk yapmayacaklarını söyler. Her iki durum da da toplam tutarın aynı olduğuna ve sunulan seçeneğin beş dolar tasarruf etmek için yirm i dakikalık kısa bir yolculuk olduğuna dikkat edin. Fakat açıkça görülüyor ki cevap verenler masa setlerinin fiyatlarından çok beş dolarlık indirimi göz önünde bulunduru­ yor. Göreceli durumlarda, on beş dolardan on dolara yapılan bir indirim (%33) yüz yirm i beş dolardan yüz yirm i dolara yapılan bir indirime (%5’ten daha az) oranla duygusal olarak daha daya­ nılm az görünüyor. Duygularımızı ve önyargılarımızı desteklemek için aklım ı­ zı kullanmak yerine mevcut hislerimiz ve önyargılarımıza baş­ vurm adan önce konumuzu keşfetmek için aklımızı kullanmalı­ yız. Eğer yukarıdaki örnekte cevap veren kişiler bunu yapmış olsaydı seçeneklerin birbirinin aynı olduğunun hemen farkına varabilirlerdi - beş dolar için yirm i dakika yol gitmek ya da git­ memek- . Bir konuyu zekamız ile keşfetmek için kendimizi buna inandırmamız gerekir.

A. B.

Susan bir ofis müdürüdür. Susan bir ofis m üdürü ve aynı zamanda fem inist hareke­ tin bir aktivistidir.

Rasyonel bir hesap yaparsak Susan’ın ofis müdürü olma ihti­ mali, hem bir ofis müdürü hem de feminist hareketin bir aktivisti olması ihtimalinden daha yüksektir. JTin olasılığı, her halükarda, bağımsız x ve y değişkenleri olasılığından daha yüksek olacaktır. Fakat istatistiklere katılanlarla birlikte deneklerin yüzde 80’inden daha fazlası Susan’ın hem bir ofis müdür hem de feminist hareke­ tin bir aktivisti olacağı sonucuna kolayca varabiliyor. “Yalnızca x mi, yoksa x ve y mi daha muhtemeldir?’ gibi soyut bir soru sorulan denekler ise çabucak yalnızca jc’in daha muhtemel olabileceği sonucuna varıyorlar. Dahası, bu soyut ce­ vap ve Suzan’la ilgili soru arasındaki gözle görülür çelişkiyle yüzleştirildiklerinde hemen bir hata yaptıklarını kabul ediyorlar. Bu durum insanoğlunun düşüncelerindeki köklü yerleşik çeliş­ kileri gözler önüne seriyor. Susan’ın nasıl bir birey olduğuna dair verilen kesin bilgilere dayanarak denekler onu geçmişte benzer kişilerin temsilcisi oldukları diğer durum lara kolaylıkla yakıştı­ rabilir, süreçte olasılığa ilişkin diğer bildiklerini önemsemeye­ bilirler. İnsanlar duygusal olarak belli karakteristik özelliklere sahip bir kimsenin diğerlerini de sergileyebileceği (toplumsal aktivist olan birinin feminist de olabileceğine varana kadar) ön­ yargılarını taşırlar. Aklım ızı genellikle özel bir konu ya da fikir hakkındaki duygu ve önyargılarımızı desteklemek ve rasyonelleştirmek için

Keşfetmek Birçok insan aşağıdaki bir üçgen oluşturan on adet daire kümesinden oluşan olağandışı illüstrasyonu ve ayrı bir küme ha­ linde duran üç yıldızı tanımlar. Bunu çok az insan kendiliğinden 317


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

M useviliğin sembolü olan altı köşeli yıldız olarak tanımlayacak­ tır. Museviliğin sembolü olan altı köşeli yıldızı görmek için şek­ le farklı bir yöntemle bilinçli bir şekilde odaklanm anız gerekir.

Konuya farklı yönlerden yaklaşabilmek için kendinizi buna inandırmak zorundasınız. A EÎ’yi yapmak istediğinizde zekanız birçok olumlu, olumsuz ve ilginç noktanın bulunabilmesi gibi doğal bir sorunla karşı karşıya kalacaktır. Şu an zekanızı duy­ gularınızı ve önyargılarınızı desteklemek için kullanmak yerine söz konusu meseleyi keşfetmek için kullanıyorsunuz.

O ☆

O

O

^

oo o o o o o ☆

Benzer biçimde, bir konuyu zekam ızı kullanarak keşfet­ mek için ilgimizi farklı bir şekilde yönlendirebileceğim ize kendim izi “inandırm ak’ zorundayız. AEİ (Artı, Eksi, İlgi) bunu başarm anıza yardım edecektir. AEİ, ilk defa uluslararası bir düşünme otoritesi olan Edward de Bono tarafından bir ilgi yönlendirme aracı olarak ortaya konulmuştur. Sizi ilgilendiği­ niz konunun tüm olumlu, olumsuz ve ilginç yanlarına kasıtlı olarak yönlendirm ek için tasarlanm ıştır. A E İ’yi uygulamak oldukça basittir. Zor olan hisleriniz ve önyargılarınız bu konu hakkında neler düşünm eniz gerektiğine çoktan karar verm iş­ ken ilginizi kasıtlı olarak bir yönden diğerine çekebilmektir. Aşağıdaki diyagram, bir fikir reddedildiğinde bütün yaratıcı keşiflerin durduğunu gösterir.

Bir AEİ hazırlamak için şu yönergeleri izleyin: 1.

Bir kağıt üzerine üç sütun çizin. Sütunları “A rtı”, “Eksi” ve “İlginç” olarak adlandırın. 2. “A rtı” sütununa konunun aklınıza gelen tüm olumlu yönlerini yazın. 3. “Eksi” sütununa konunun aklınıza gelen tüm olumsuz yönlerini yazın. 4. “İlginç” sütununa “A rtı” ya da “Eksi” sütununa uyma­ yan fakat kayda değer tüm özellikleri yazın. “İlginç” maddeler, yalnızca fikir hakkında sahip olduğunuz duygusal kanıları değil fikrin sizde ilgi uyandıran yön­ lerine göstereceğiniz tepkiyi ölçmeye yardım eder. “Bu fikri sevmiyorum; fakat ilginç yanları da var...” AEİ sayesinde zekanızı söz konusu meseleyi araştırmak için kullanırsınız. Bu keşfin sonunda duygularınızı ve hisset­ tiklerinizi bu mesele hakkında karar vermek için kullanabilir­ siniz. Aradaki fark, keşiften sonra başvurm ak yerine keşiften önce başvurduğunuz hislerinizin keşfinizi engellemesidir. AEİ üç şekilde sonuçlanır: •

Konu hakkında fikrinizi değiştirebilir ve fikrin uygulanabilir bir alternatif olduğu kararına varabilirsiniz.

Fikri geçersiz olduğunu düşünerek yine de reddedebilirsi­ niz.

318

319


MICHAEL MICHALKO

Bir fikirden başka bir fikre geçiş yapabilirsiniz. Fikrin "olum­

YARATICI DEHANIN SIRLARI

A, E ve İ sütunlarını doldurduğunuzda, yazdığınız şeylere bir tepki vermiş olursunuz ve hisleriniz değişir. Konunun her­ hangi bir yönünü düşünüp bir başlık altına kaydettiğinizde, bu nokta “düşünülemez” olmaktan çıkacak ve son kararı etkileye­ cektir. Bir süre önce, bir grup tasarımcı yeni bir şemsiye dizaynı için beyin fırtınası yaptı. Katılımcılardan biri şemsiyenin taban­ ca kılıfıyla yapılmış bir kombinasyonunu önerdi. Tabanca kılıfı bele takılabilirdi. Şemsiye tabanca kılıfı çıkarıldığında sapında­ ki tetik mekanizması ile açılacaktı. Ekip bunun korkunç bir fikir olduğunu düşündü. Çünkü herkes silahlı ve tehlikeli görünecekti. Fikir üzerine bir AEÎ uy­ gulamaya karar verdiler. Odaklandıkları ilginç yanlardan biri şemsiyenin kendini koruma amacıyla kullanılm ası fikriydi. Bu, şemsiyeyi bir ateşsiz silahla birleştirme fikrini tetikledi. Saldı­ rıya uğradığında kişi saldırgana şemsiyenin ucuyla dokunacak, tetiği çekecek ve ölümcül olmayan bir şokla saldırganı etkisiz hale getirecekti.

Şemsiye fikrinin “ilginç” yönlerine odaklanarak um ma­ dıkları bir malzeme ortaya çıkardılar. Büyük bir titizlikle tasar­ lanmış bir deney, makul bir araştırma yolu izleyerek hızlanma çabası taşır. Bu yüzden konunun “ilginç” yönlerine odaklanm ak araştı­ rılmayan fikirlerin ortaya çıkma şansını artırm a çabasıdır. Yıllar önce 3M endüstriyel kullanım için yeni bir yapıştırıcı icat etti. Hiçbir endüstri dalı bununla ilgilenmedi ve yönetim bir mühen­ dise bütün örnekleri yakma emrini verdi. Yapıştırıcının “ilginç” yönleri olduğunu düşünen mühendis örneklerin bazılarını evine götürdü. Genç kız kardeşlerinin bu malzemeyle saçlarına şekil verdiklerini ve yapıştırıcıyı diğer değişik işler için kullandıkları­ nı gözlemledi. Yönetime gitti ve onları İskoç bandı olarak üretip pazarladıkları ürünün endüstriyel bir ürün değil bir tüketici ürü­ nü olduğuna ikna etti. Yaratıcılık hakkında düşünürken kişi bunu genellikle yeni, taze ve orijinal fikirlerin üretilmesi ve değerlendirilmesiyle ilişkilendirir. Fakat yaratıcılık bundan çok daha fazlasını içerir. Uzun süreli incelemeler yoluyla bir konuyu ya da fikri algılama biçiminizi derin bir biçimde değiştirmek için zekanızı kullanabi­ lir, böylece yaratıcılık yöntemlerinizi geliştirebilirsiniz. Geştalt psikologlarının araştırmaları, herhangi bir konu üzerinde uzun erimli bir çalışmanın konudaki algıda kendiliğinden değişik­ likler meydana getirdiği sonucuna varmıştır. Bir konuda uzun erimli bir çalışma yaparken zihin bu konudan sıkılır ve bütünü parçalara ayırarak ilginç kısımları aramaya, alternatif algılama biçimleri keşfetmeye yönelir. Bu sürecin ilk adımları, bu değişimin etkilerinin bilinçaltı­ na yansımasıdır. Bir süre sonra yeni fikirler ve anlayışlar olarak bilince girerler. Cézanne ve Rodin gibi bazı büyük sanatçılar, resmi ya da heykeli yapmadan önce genellikle ele alacakları ko­

320

321

lu've "ilginç' yanlarını keşfederek fikri başka birfikre dönüş­ türebilirsiniz.


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

nuyu uzun süre gözlemlerdi. Uzun erimli bir araştırmayla elde edilebilen konu bütünün birbirinden farklı parçalara ayrılması durumundan yaratıcı bir biçimde faydalandılar.

potansiyelidir ve sandaletlerin üretimi işlevsel bir değişikliktir. Nayrobi geri dönüşüm pazarı, işlevin ve yeni bir fikrin garip bir şekilde değişmesine yol açan Darvvinci sürekli adaptasyon ilkesinin bir örneğidir. Evrim Nayrobi’de sandalet yapanlar gibi işler, içinde yaşa­ dığımız tek kullanım lık toplum gibi değil. Türler sadece sahip olduklarım yeni ve ilginç şekillerde kullanarak daha ileri evrilebilirler. Organizma için yeni bir özellik kazanmak kadar geçerli bir şey yoktur. Sadece kendi iç organlarını kullanarak yeniden yapılanabilirler. Organizma eski materyali çarpıcı biçimde yeni yöntemlerle yeniden kullanamazsa evrim nasıl yeni bir şeyler üretsin? Benzer bir şekilde her konu ya da fikir, ilk bakışta gerek­ siz gibi görünen çok sayıda yaratıcı yan ürün meydana getirir. Bununla birlikte bu anlamsız şekilleri anlamlı olanlara dönüş­ türm ek için hayal gücünüzü kullanabilirsiniz. Hayal gücünüzü kullanarak V şeklinde figürlerden geniş bir üçgen yapabilir ya da açı köşelerini ters kapatarak her dairenin içine bir açı köşesi gelecek şekilde üç ayrı beyaz üçgen oluşturabilirsiniz. Üst ve alt kısmı beyaz geniş bir üçgen yapabilirsiniz. Ayrıca, üstteki ve alttaki büyük beyaz üçgenlerle V ’ler tarafından oluşturulanı bir­ leştirerek altı köşeli yıldız yapabilirsiniz. Hayal gücünüzü kulla­ narak bir sürü gereksiz şekilden farklı ebatlarda çeşitli üçgenler ve yıldızlar yarattınız.

Gruplar Küçük bir gruba kasıtlı olarak değersiz ya da aptalca fikir­ lerin sunulması ilginç bir alıştırmadır. Katılımcılardan bir kağıt üzerine fikir hakkında düşüncelerini içeren bir paragraf (evet ya da hayır ve niçin) yazmalarını isteyin. Düşünceleri tartışın ve sonra her bir katılımcıya fikir üzerine bir AEİ yapmayı önerin. Son olarak tüm A Eİ’leri temel bir AEİ altında birleştirin. Bu, grubu fikir üzerine uzun erimli bir araştırmaya itecektir. Ka­ tılımcıların bazen fikir değiştirdiklerini bazen de fikrin başka bir fikre kaynaklık eden “ilginç” bir yönünü keşfettiklerini gö­ receksiniz. Bu pasif bir süreç değildir, aslında aktif bir süreçtir. Çünkü bir konunun ilginç yönlerini keşfederken meydana gelen değişiklikler zihinsel faaliyetlerle gerçekleşir. Bu entelektüel ke­ şif, bazen değersiz bir fikir ortaya çıkarır, bazen de bu fikrin bazı yönlerini kullanarak onu yeni bir fikre dönüştürmeyi ola­ naklı kılar. Gizil Potansiyel Her konuda gizil potansiyel vardır. Her gün bir dolu objeyi - saatlerden otomobil lastiklerine kadar - çöpe atıyor ve onları tam ir etmek yerine yenilerini alıyoruz. Materyalleri tamamıyla değişik kullanım lar için nadiren yeniliyoruz. Üçüncü Dünya Ül­ keleri, gereksinimleri nedeniyle çoğunlukla daha yaratıcı olmak ve asıl rolünü oynayamayacak kadar yıpranmış bir materyal için göze çarpacak kadar farklı kullanım amaçları bulmak zorunda­ lar. Nayrobi'de eskimiş lastikleri yeniden işleyerek sandalet ya­ pıyorlar. Sandaletlerin dayanıklılığı otomobil lastiklerinin gizil 322

y 323


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Aynı şekilde hayal gücünüzü kullanarak oldukça gereksiz görünen bir konunun gizil potansiyelini bulabilir ve onu başka bir şeye dönüştürebilirsiniz. Volkmeni düşünün. Sony mühen­ disleri küçük, taşınabilir bir stereo teyp kayıt cihazı tasarlamaya çalışıyorlardı. Başarısız oldular. Çabaları kayıt yapamayan kü­ çük bir stereo kasetçalarla sonuçlandı. Projeden vazgeçtiler ve projeyi rafa kaldırdılar. Sony’nin Onursal Başkanı M asaru lbuka bir gün bu başarısızlığa uğramış projeyi keşfetti ve onun potan­ siyelini araştırmaya koyuldu. Sony’nin tamamen farklı bir pro­ jesi olan bir mühendisin geliştirmeye çalıştığı hafif, taşınabilir kulaklığı hatırladı. “Eğer kulaklığı kasetçalarla birleştirip kayıt fonksiyonunu tümüyle bir kenara bırakırsak ne olur?’ Ibuka fonksiyonları harmanladı. Kayıt yapan kasetçalar öylesine yerleşik bir fikirdi ki bunu tersine çevirmek kim se­ nin aklına gelmedi. Ibuka bu yaratıcı ilişkiyi kurduğunda bile Sony’de kimse bunun pazarlanabileceğine inanmadı. Ibuka’nın cesareti kırılm adı ve eğlencede yeni bir konsept olarak nitelen­ dirdiği şeyi hayata geçirdi. Ibuka başarısız olmuş bir fikri başka fikirlerle birleştirerek, bazı fikirleri eleyerek ve tersyüz ederek gizil potansiyeli buldu ve yepyeni bir ürün yarattı. Volkmen her zaman Sony’nin en çok satan elektronik ürünü oldu ve hepimizi

mermerle çalışmayı reddettiler ve yeni bir merm er blok istediler. Parçalanmış bir mermerden sanat üretemeyeceklerini söylediler. Talepleri ekonomik olarak mümkün değildi ve katedral projeden vazgeçti. Kırk yıl sonra, Mikalenjelo parçalanmış mermer blo­ ğu depodan aldı ve on sekiz ay içinde ondan genç, cesur David heykelini yaptı. Var olanı aldı ve onu dünyanın en büyük heykel­ lerinden birine dönüştürdü.

“kulaklık kültürü’yle tanıştırdı. Ibuka var olanı (başarısız bir ürün) aldı ve onu yeni bir şeye dönüştürdü. Benzer bir şekilde, Mikelanjelo’nun başyapıtı David başka bir heykeltıraşın başarısızlıkla sonuçlanan bir çabasının ürünüydü. Öncesinde, 1463’te Florence Katedrali yetkilileri bir heykel için kullanılm ak üzere on altı fit yüksekliğinde beyaz bir merm er parçası temin ettiler. İki ünlü heykeltıraş bu parça üs­ tünde çalıştı ve pes etti. Kötü bir şekilde kesilip şekli bozulan mermer bloğu depoya kaldırıldı. Başka heykeltıraşlar getirildi ve bir heykel yapmaları istendi. Heykeltıraşlar parçalanmış bir

324

Geri Dönüşüm Herhangi bir konuya ya da fikre ilaveler yaparak ya da onu bir biçimde değiştirerek geri dönüşümünü yapabilirsiniz. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü radyasyon laboratuarındaki (“Rad Lab”) bilim adamları II. Dünya Savaşı boyunca radarı ge­ liştirmek için uğraştılar. 1944 yılının ilk günlerinde Radyasyon Laboratuarı bilim adamları sekiz mil uzaklıktaki kuleleri tespit edebilecek yeni bir radar tipi kullanıyorlardı; fakat ilkbaharla birlikte nem oranı artınca sistem çalışmadı. Uğradıkları başa­ rısızlık sonucu bilim adamları nasıl olduysa havadaki buharlaş­ manın doğal frekansına göre ayarlanabilen bir radar keşfettikle­ rinin farkına vardılar. Çalışmalarını çöpe atmak yerine bu can sıkıcı durumu değiştirmenin ya da başka amaçlarla kullanmanın yollarını aradılar. Çalışmaları mikrodalga fırın için gerekli olan teknolojiyi geliştirdi. Sayfa 133’te sunulan SCAMPER kontrol listesinin soruları­ nı kullanarak konunuzu ya da fikrinizi farklı bir şeye dönüştüre­ cek olan gizil potansiyeli bulmak için inceleme yapın. Tarih boyunca dahiler bir fikrin geri dönüşümünü yapabilme ya da onu başka bir fikre dönüştürebilme yeteneğini sergilediler. Örneğin; Francis Bacon, A risto’nun tümevarımsal düşünce yön­ temini bilimsel analiz için önemli yeni bir sisteme dönüştürdü. Henry David Thoreau, Hindu ve Budist fikirleri kendi Am erikan

325


MICHAEL MICHALKO

transandantal felsefesiyle birleştirdi. Ünlü mimar Frank Lloyd Wright Japonların tapmak dizaynı prensiplerini aldı ve bunları geniş, ferah Prairie Evi’ni yapmak için değiştirdi. Tesadüfler bir konunun gizil potansiyelini bulup onun geri dönüşümünü yapan kişiler sayesinde iş yaşam ında yerini aldı. 3M’deki araştırmacılar ilan tahtaları gibi sabitlenmiş yüzeylerde kullanılm ak üzere geçici bir tutkal geliştirdiler (İlan tahtasını bir yüzeyden başka bir yüzeye taşıyabilirsiniz.). Bu, piyasada çok talep görmedi ve çoğu araştırmacı ürüne olan ilgisini yitirdi. Bir 3M kimyageri olan A rthur Frye ürünü başka bir şeye dönüş­ türm enin yollarını aradı. Bir gün M innesota St. Paul’de Kuzey Presbiteryen Kilisesi korosunda şarkı söylerken hedefine ulaş­ tı. Yapıştırıcı, kitaba bir sayfa işareti koymak için sadece etiket olarak kullanılabilirdi. Başlıca kullanımı bir kağıdın başka bu­ kağıda yapıştırılmasıydı ve böylece post-it kağıdı ortaya çıktı. Konunuzu sürekli olarak farklı bir şeye evrilen yaşayan, dinam ik bir organizma olarak düşünün. İllüstrasyonda Şekil l ’deki desen, Şekil 2’de çiçeğe benzeyen bir şeye evrilir. Eğer Şekil 2’deki desene yeterince dikkatli bakarsanız A olarak işa­ retlenmiş en üstteki küpün üst yüzeyiyle birlikte üç küp kümesi olarak da görülmesinin mümkün olduğunu hemen fark edecek­ siniz. Eğer bakmaya devam ederseniz B olarak işaretlenmiş en üstteki küpün üst yüzeyiyle birlikte üç küp kümesine dönüştü­ ğünü de görmeniz mümkün. Söz konusu olan şekil, başka her hangi bir şey eklenmeksizin bir anda tamamıyla farklı bir desene dönüşerek kendi kendini yeniden ve yeniden yapılandırabilir.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Çoğunlukla aynı şekilde, bir konunun gizil potansiyeli ani bir sezgi, bir “Eureka” anı olarak birden bire ortaya çıkabilir. Herhangi bir bilgiye gereksinim duymaksızın bütün şeyler ani­ den kendilerini tamamıyla farklı bir desene dönüştürecek şekil­ de yeniden yapılanabilirler. İlginç olan sadece birden bire ortaya çıkan yeni desen değil aynı zamanda bunun birden bire ortaya çıkışıdır. Örneğin, Jacuzzi kardeşler 1956’da eklem iltihabı olan insanların tedavisi için bir girdap havuzu banyosu icat ettiler. Birkaç tane sattılar, fakat aslında bu icatlarından oldukça az şey elde ettiler. On beş yıl sonra Roy Jacuzzi icadın gizil potansiyeli­ ni araştırdı, dizaynı değiştirdi ve onu lüks bir banyoya dönüştür­ dü. Bütün dünya banyoyu bir eklem iltihabı tedavi cihazı (desen A) olarak görürken Roy Jacuzzi bilinçli bir şekilde onun gizil potansiyelini araştırdı ve herhangi bir yeni bilgiye başvurm aksı­ zın birden lüks bir banyo (desen B) olarak milyonlar değerinde olduğunun farkına vardı. Yeterince dikkatli bakarsanız her konunun gizil potansiye­ lini bulabilirsiniz. Bebek bezleri yapan bir şirket, paketi kendi başına bir ürüne dönüştürdü. Bezler bittiğinde paket renkli, lego benzeri bir oyuncağa dönüşüyor. Kaplar dört ayrı renkte ve di­ zilmelerini kolaylaştıracak bağlantı kancalarıyla birlikte piyasa­ ya sürülüyor. Ebeveynler ürünü istiflenebilir depo kabı olarak da kullanabiliyorlar.

Üzerinde Fazla Düşünmeyin Bir an durun ve şeklin temsil edebileceği bütün şeyleri hayal edin. Eğer hayal ettiğiniz tüm farklı şeyleri listelemeniz istenir­ se hiç kuşkum yok ki birçok büyüleyici fikir ileri süreceksiniz. Bununla birlikte eğer size şeklin elleri ve dizleri üstünde yeri temizleyen bir ev temizlikçisinin arkadan görünüşü olduğunu

326

327


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

söylersem ve sonra alternatif açıklamaları listelemenizi istersem listeniz oldukça küçük ve çok daha az yaratıcı olacaktır.

rını ya da pazarlanacak çeşitli otomobil dizaynları üstüne çalışa­ caklarını söylemez. Bunun yerine, onlara soyut kompozisyonlar yarattırarak dizayn sürecine başlar. Sonra ilerleyerek yöntemi daha az soyut bir hale getirir. En sonundaysa soyut çalışma ve son model arasındaki bağlantıları koruyarak gerçek problem üs­ tüne çalışmalarını sağlar. Probleminizi soyutlaştırarak yeniden yapılandırm ak bir fikir ya da çözümün nasıl olması gerektiğine ilişkin önyar­ gılardan kaynaklanan engelleri ortadan kaldıracaktır. Sizi varsayım larınızı test etmeye ve olasılıkları araştırm aya iter. Bir şemsiye dizaynı geliştirm eye çalıştığınızı farz edin. Eğer “yağmurdan korunm a” gibi daha soyut bir tanım la çalışırsanız muhtemelen yağmurluklar, hatta her yerde kemerlerin olduğu ve dolayısıyla şemsiyeye gerek kalm ayan yeni bir kent dizaynı gibi daha fazla olasılığı keşfedeceksiniz. Örneğin kendini kitap satıcısı olarak gören bir kitap evi sahibini düşünün, oldukça spesifik bir fikir. Elektronik kitle iletişim araçları trendi onu işin içine katm ayacaktır. Diğer taraftan, eğer daha soyut bir tanım la, araçta küçük bir değişiklik yaparak kendini bilgi ve eğlence tedarik eden biri olarak görseydi korkmazdı ve yeni fırsatların kapısını açardı. Zihin, tekerlekler daha yerindeyken ve dönmeye başladıkla­ rında oldukça hızlı bir şekilde tekerlek izleri yapar. Probleminizi daha soyut bir hale getirmek bazı duyularınızın içine gömülmüş düşünceleriniz arasında aniden bir boşluk yaratacaktır. Darwin keneleri ve mantarları sınıflandırırken başarısızlığa uğrayıp ya­ rıda bırakmak yerine büyük soruyu sordu: “Yaşam nedir?’ So­ yutlama ilkelerini kullanabilmeniz için gerekli yönergeler şun­

Şekillere bir kez isimler verip anlamlar yüklediniz mi onla­ ra bir daha bakıp ne olduklarını bilmeden önce sahip olduğunuz perspektifle yaklaşmanız neredeyse imkansızdır. İsimler ve an­ lamlar sizi belli bir düşünsel çizgiye sabitler. Bir alanda uzmanlaşmak bizi belli bir düşünsel çizgiye mahkûm ederek yaratıcılığımızı engelleyebilir. Örneğin, bir moda uzm anının çizebilme kapasitesi çizdiğimiz şeyin kimliği­ ne ilişkin bilgiler nedeniyle bile altüst olabilir ve zarar görebilir. Betty Edward Beynin Sağ Tarafını Kullanmak adlı kitabında, obje baş aşağı tutulmuşsa ve sanatçı ne çizdiğini fark etmemişse sanatçının objeyi eksiksiz çizebileceğini belirtmiştir. Bazen yere serilmiş bir cesedin etrafında dolaşan cinayet dedektifleri gibi davranırız. Bizimle aynı odada bulunan fili önemsemeyerek ev­ cil hayvanlarla ilgili teorilerimizi tartışırız. Eğer yaratıcı bir şey üretmek istiyorsanız - diyelim ki yeni bir otomobil için yaratıcı bir dizayn - en azından başlangıçta otomobili düşünmeyin. Çoğu kanıt bir problemin soyut bir ta­ nım ının daha tipik bir tanımına oranla büyük bir yaratıcılık ve buluş gücü ortaya çıkardığını göstermektedir. Bu, Kenton Wiens gibi dünyanın önde gelen yaratıcı tasarım cılarının, M imar A rt­ hur Erickson’un ve Pratt Enstitüsü ulaşım dizaynları serisi yö­ neticisi M artin Skalski gibi bazı kişilerin yaratıcılık stratejisidir. Örneğin, Skalski öğrencilerine bir otomobil dizaynı yapacakla­ 328

lardır: 1. Probleminizin soyut bir tanım ını yapın. Probleminizin te­ mel ilkesi nedir? Özü nedir?

329


MICHAEL MICHALKO

Örnek: Problemimiz kırsal alan için tasarlanmış posta kutu­ larını hırsızlık ve vandallıktan korumanın yollarıdır. 2 .Koruma üstüne çeşitli fikirlerle beyin fırtınası yapın. Bir şeyi korumanın yollarını araştırın.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Telefon işlevine sahip olduğunu düşündüğü bir icadı anla­ tan Alm anca raporu okurken Alexander Graham Bell’e telefonu geliştirm ek için ilham geldi. Çalışan bir telefonun yapılabilece­ ğini kanıtladıktan sonra dil engeli nedeniyle raporu tam amen yanlış anladığının ve Alm an icadının tam am en farklı bir işlevi olduğunun farkına vardı. Alm anca rapor onun telefona ilişkin

Bankaya yatırın.

Paslanmaz hale getirin.

İyi bir bakım yapın.

Bir sigorta poliçesi alın.

önyargılarını kıran ve ona farklı bir yönde düşünmesi için il­ ham veren bir uyarıcıydı. Aynı şekilde, soyut tanım lam alar için önerdiğiniz fikir ve çözüm ler önyargılarınızı kırm ak için bir

Saklayın.

uyarıcı olacaktır.

3. Bir sürü farklı fikir ürettikten sonra problemi biraz daha az soyut bir biçimde yeniden ifade edin. Tekrar üretebildiğiniz kadar çok çözüm üretin. Örnek: Dışarıda ve savunmasız olan bir şeyi korumanın yollarını araştırın. •

Bir bekçi tutun.

Onu sürekli olarak izleyin.

Bir kamuflajla kapatın.

Etrafına çit koyun.

İyi bir ışıklandırma yapın.

4. Son olarak gerçek problemi düşünün. Önceki iki soyut­ lama için önerdiğiniz fikirleri ve çözümleri gözden geçirin ve bunları çözümler üretmek için uyarıcı olarak kullanın. 5. Örnek: Gerçek problem, kırsal alandaki posta kutularını hırsızlık ve vandallıktan korumanın yollarını bulmaktır. “Bir si' gorta poliçesi alma” ile tetiklenen fikir, kırsal alanlardaki posta kutusu sahiplerine bir sigorta poliçesi önermektir: Posta kutusu­ nu hırsızlığa ya da tahribata karşı bir yıl için beş, üç yıl içinse on dolara sigortalamak.

330

Gruplar Bir mim ar ve tasarım cı olan A rthur Erickson öğrencilerinin görsel ve işlevsel önyargılarından kurtulm aları ve yaratıcılık­ larını ortaya çıkarmaları için bir soyut düşünme stratejisi kul­ lanmaktadır. Örneğin, yeni bir sandalye dizaynı için araştırma yapıyorsa öğrencilerinden ilk önce hareketli bir figür çizmeleri­ ni ister. Sonra onlardan bu hareketli figürü destekleyen bir yapı modeli (ahşap, plastik, metal, kağıt) inşa etmelerini isteyecektir. Sonra da öğrencilerin bu modeli bir uyarıcı olarak kullanmala­ rını sağlar. Aşağıda bir grup çalışmasında herhangi bir problem hakkındaki önyargıları en aza indirmek için kullanılabilecek düşün­ me stratejileri verilmiştir: 1. Problemin soyut bir tanım ını yapın. Gruptan yeni fikirler üretmelerini, bu çözüm ve fikirleri listelemelerini isteyin. Örnek: Bir şeyi depolama yöntemlerini düşünün. 2. Daha az soyut bir tanımlama yapın. Gruptan tekrar çö­ züm ve fikirler üretmelerini isteyin. 331


MICHAEL MICHALKO

Örnek: Bir şeyi istiflemenin yollarını düşünün. 3. Çok daha az soyut bir tanım yapın. Gruptan tekrar çözüm ve fikirler üretmelerini isteyin. Örnek: Geniş objeleri düzenlemenin yollarını düşünün. 4. Asıl problemi ortaya koyun. Gruptan önceki tüm fikirleri ve çözümleri gözden geçirmelerini sonra bunları asıl probleme dair fikir ve çözümler üretmek için kullanmalarını isteyin. Örnek: Şimdi tüm bu fikirleri bir park yeri yapmak için uyarıcı olarak kullanın. Soyutlamalardan faydalanmanın başka bir yolu da spesifik bir çözüm ya da fikirle yola koyulmak ve ilerledikçe kışkırtıcı sorular sorarak bunları daha soyut bir hale getirmektir. “Ger­ çekten önemli olan nedir?” Sonuçta problemi daha yüksek bir soyutlama düzeyinde düşünmüş ve yeniden formüle etmiş ola­ caksınız. Probleme değişik açılardan yaklaşmak için bu çeşit soruları (Gerçekten önemli olan nedir?) iki ya da üç kez tekrar edin. Örneğin, aklınıza daha kolay kullanılabilecek ince şeritler halinde bir paketleme materyali fikri geldi. “Gerçekten önemli olan nedir?” sorusunu sorarak önemli olan şeyin aslında paket­ leme materyalinin m iktarını azaltmak olduğuna karar verdiniz. A klınıza daha ince bir paketleme materyali kullanm ak geldi. Tekrar “Gerçekten önemli olan nedir?’ sorusunu sorun. Önemli olan şeyin aslında ambalaj sayısını azaltmak olduğunun farkına vardınız. Bu soyutlama seviyesi size paketlere alternatif olarak tekrar doldurulabilir, self-servis dağıtım araçlarını, satış nokta­ sında tekrar doldurulabilecek standart malzeme kaplarım vb.leri düşündürecek.

332

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Yeterince Çılgın Fikirleriniz Var mı? İnsanlar yeni fikirler geliştirmek için hayal güçlerini kul­ lanırken, bu fikirler mevcut kategori ve kavramlarla tahmin edilebilir biçimde aşırı derecede yapılandırılmış olacaktır. Bu; bilim insanları, sanatçılar, mucitler, politikacılar ve iş dünya­ sındaki insanlar için de geçerlidir. 1835’te Amerikan Demiryolu Gazetesi'nde anlatılan aşağıdaki kazayı bir düşünün: Bir tren Paterson İstasyonu’na yaklaşırken öndeki vagonun bir aksı kırıldı ve vagon arkasındaki iki vagonu da devi­ rerek yoldan çıktı. Şiddetli sarsıntı nedeniyle şok geçir­ melerine rağmen yolcuların hiçbiri yaralanmadı. Oldukça çalışkan ve ağırbaşlı bir adam olan Kondüktör Bay Speer, trenin üstünde frene basmış oturuyordu ve ne yazık ki yü­ kün altında ezilerek öldü. Bay Speer kazada ölen tek kişiydi. Onun bu zamansız ölü­ münü hangi faktörler hazırladı? Elbette ilk neden aksın kırılması ve vagonların devrilmesiydi. Ama gizli bir neden daha vardı. Bay Speer’in vagonu içinde değil üstünde sürdüğüne dikkat edin. İçerideki yolcuların hiçbiri yaralanmadı. Peki, o niçin vagonun üstündeydi? Bir insan vagonun üstünde ne yapıyor olabilirdi ki? Speer’in ölümü, kondüktörlerin treni vagonun dışında ve üstte sürmelerini gerektiren bir tasarım hatasından kaynaklanıyordu. Bu hata, yapılandırılmış hayal gücü fenomeninin bir örne­ ğidir. Demiryolu vagonları için yapılan ilk tasarımlar, o günle­ rin en yaygın aracı olan posta arabalarının özelliklerinden aşırı derecede etkilenmişti. İlk demiryolu vagonları, yük vagonu bu­ lunan posta arabalarından daha küçüktü ve merkez koridorları yoktu. Kondüktörlerin treni seyir halindeki aracın dışında sü­ recekleri şekilde tasarlanmıştı. Merkez koridor fikri, uzun bir tükürük hokkası gibi olacağı düşüncesiyle tuhaf hatta sağlıksız

333


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

kabul edildi. Son olarak, frenler posta arabalarında da olduğu gibi dışarı yerleştirildi ve vagonun ön tarafına oturan kondük­ törler tarafından kullanıldı. Demiryollarını geliştirenlerin hayal gücü kısıtlı insanlar ol­ duklarını düşünmüyoruz. Tersine onlar diğer insanlar bu fikri ciddiye almazdan çok önce demiryollarının geleceğin taşıma araçları olduğunu fark eden hayalperestlerdi. Fakat ancak bir sürü kondüktör öldükten sonra kondüktörlerin içinde güvenle treni sürebilecekleri vagonların tasarlanması için gerekli direnç gösterilebildi. Demiryolu ve Mühendislik Gazetesi'ne (1887) göre 1866’nın sonlarına kadar vagondan düşerek ölen tren gö­ revlisi sayısı yalnızca Massachusetts, New York ve Michigan’da yetmiş ikiydi. Bu durum oldukça yaratıcı bireylerin ve onların geliştir­ dikleri fikirlerin bile yapılandırılmış hayal gücünün kısıtla­ yıcı etkilerine karşı hassas olduklarını gözler önüne seriyor. Demiryolu vagonunun dizaynı; bildikleri, anladıkları ve posta arabalarından aşina oldukları şeylerden yoğun olarak etkilendi. Thomas Edison’un elektrik enerjisini ışığa çeviren dağıtım sis­ temi bile yapılandırılmış hayal gücünün ürünü olan bir fikrin örneğidir. O zamanki gazlı aydınlatma dağıtım sistemine olan güveni Edison’u yeraltında gaz boruları gibi işleyen tellerin de olabileceği şeklinde problemli bir yöntemde ısrarcı olmaya itti. Daha yakın bir geçmişten örnek verecek olursak çoğu modern bilgisayarın bağlantı uçlarının bir metnin tam seksen sütununu görüntüleyebilmesi, seksen sütun saklayabilen delikli kartlar va­ sıtasıyla verileri harfi harfine bilgisayarlara girdiğimiz bir çağ­ dan kaynaklanan doğrudan bir gelişmedir. Yaratıcı dehaların oyunlara açık oluşu onlara “ilginç” fırsat­ ları keşfetme şansı tanır. Elektron spininin (fırıl) mucidi Wolf­ gang Pauli bir gün profesyonel bir seyirci önünde temel parça­

cıklara ilişkin yeni teorisini anlatıyordu. Kapsamlı bir tartışma yapıldı. Niels Bohrs, Pauli’ye kısaca herkesin bu teorinin çılgın­ ca olduğu konusunda uzlaştığını söyledi. Tartışanları karşı karşı­ ya getiren soru teorinin doğruluk payına sahip olabilecek kadar çılgınca olup olmadığıydı. Bohrs kendi adına yeterince çılgınca olmadığını söyledi. Bohrs’un mantıksızlığının altında bir m antık yatıyor. Deha­ lar, düşüncenin önceden tahmin edilemeyen yollarına tolerans tanırlar. Tahmin edilemeyecek olanı düşünmek belki de yeni bir perspektife yönelebilmek için gerekli olan bağlam değişikliğinin bir sonucudur. Modern resmin babası, Paul Cézanne kestirilemeyecek düşünceler ve kasıtlı taktiklerin harmanlamasından oluşan tüm paradoksal süreci içine alan mükemmel bir deyim türetti. Yaratıcı kişinin yaratma faaliyetini “buluş yapmak” ola­ rak adlandırdı. Tuhaf ve olağan dışı olanı kasıtlı bir biçimde keşfederek te­ sadüfi buluşlar için etkin bir çaba gösterebilirsiniz. Sizi başka bir yöntemle düzenlenemeyecek ve yapılandırılm ayacak bir olaylar dizisi kurm anıza neden olan tasarım ve taahhütlerden kurtaracak olan bu özgürlüktür. Aşağıda, tuhaf ve olağan dışı olanı araştırm anıza yardım edecek bir teknik yer almaktadır:

334

1. Problem hakkındaki absürt ya da çılgınca fikirlerinizi lis­ teleyin. Her birini daha tuhaf bir hale getirmeye çalışın. Problem: Bir tebrik kartı şirketi yeni ürünler ve yeni pazar­ lar aramaktadır. Absürt Fikirler: •

Ölü insanlara tebrik kartı gönderin.

Ağır taşları tebrik kartı olarak gönderin.

Ödemeli kartlar gönderin.

335


MICHAEL MICHALKO

Kişiye "Dışarı çık ve kendi kartını kendin al" mesajıyla birlikte para gönderin.

Bir örümcek gönderin.

2.A bsürt fikirlerden birini seçin. Absürt Fikir: Ölü insanlara tebrik kartı gönderin. 3. Temel ilkeyi çıkarın. Bu absürt fikrin temel ilkesi nedir? İlke: Ölmüş kişilerle iletişim kurmak. 4. Absürt fikrin özelliklerini ve görünümlerini listeleyin. Özellikler, Görünümler •

insanlar ruh çağırma seansları yoluyla ölülerle iletişim ku­ rar.

insanlar mezarlıklara çiçek bırakır.

İnsanlar mezarlıklara şiirleri, mektupları ve insan eliyle ya­ pılmış diğer şeyleri bırakır.

İnsanlar ölmüş insanlar için yazdıkları kişisel şiirleri, mesajla­ rı vb. gazetelerde yayımlar.

İnsanlar ölüler için dua eder.

insanlar Ouija tahtası yoluyla ölülerle iletişim kurar vs.

5. Hayal kurarak yeni fikirler bulun. Temel ilkeyi ya da özel­ likler ve görünüşlerden birini seçin, pratik bir fikre dönüştürün. Örnek: “Mezarlığa eşya bırakm ak”. ö.Hayal Kurarak Bulunmuş Yeni Fikir: Tebrik kartı şir­ ketinin yarattığı fikir, mezardaki toprağa yerleştirilebilsin diye çubuklara iliştirilmiş ölenlerin anısına kartlar piyasaya sürmek­ ti. “Çubuğa iliştirilm iş kartlar’ mezarlık yakınlarındaki çiçekçi­ lerde satılacaktı. 336

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Aslında bir hologramın en göze çarpan yanı lazer ışığı kü­ çük bir kısmı üzerinde parladığında bile bütün görüntünün orta­ ya çıkmasıdır. Nitekim hologramın küçük bir kısmı tamamının görüntüsüne dair bir bilgi içermektedir. Benzer bir algıyla tuhaf bir fikrin küçük “ilginç” bir yanm a odaklandığınızda bu küçük yanının yeni bir fikir yaratmak için yeterli bilgiyi içerdiğini gö­ receksiniz. Örneğimizde, insanların “mezarlığa eşya bırakm a’ yanı tamamen yeni bir ürün dizisi oluşturmak için yeterli bilgiyi içermektedir. Tehlike, bir fikrin aşırı derecede farkında olmaktan çok baskın bir fikir tarafından gizlenen fikirleri önemsememekten kaynaklanır. Zıplayan örümceklerin hikâyesi bunu korkunç bir biçimde örneklemektedir. Bir erkek öğrencinin ilginç bir teorisi vardı: örümceklerin bacaklarıyla duyabilmelerini sağladığını ve bunu kanıtlayabileceğini söylüyordu. Örümceği masanın ortasına yerleştirdi ve “Zıpla!” dedi. Örümcek zıpladı. Çocuk gösteriyi tekrarladı. Sonra örümceğin bacaklarını kesti ve onu yeniden masanın ortasına koydu. Tekrar “Zıpla!” dedi. Fakat bu sefer örümcek kıpırdamadı. “Bakın” dedi, “Bir örümceğin bacaklarını keserseniz duvar gibi sağır olur.’ Birçoğumuz kendi tecrübelerimiz içinde sonuçlara başka yönlerden yaklaşma konusunda tümüyle bihaber olduğumuz du­ rumları anımsayabiliriz. Bu yüzden kendi teorimiz baskın gel­ miştir. Bu, tıpta her zaman meydana gelir. Hastanın rahatsızlığıy­ la ilgilenen bir doktor bütün verileri kesin bir teşhise uydurmaya çabalar. Sonra başka bir doktor ortaya çıkar ve bütün bilgilere taze bir bakış açısı getirerek daha iyi ve farklı bir teşhis koyar. Los Alamos’taki bilim adamlarının karşılaştığı en önemli ilk sorun atom bombasının nükleer zincir reaksiyonunu başlat­ mak için gerekli olan kritik kütleye ulaşıp patlayabilmesi için bir yöntem bulmaktı. Balistik uzm anlar bombayı patlatma yön­

337


YARATICI DEHANIN SIRLARI

M ICHAEL MICHALKO

temi konusunda basmakalıp fikirler ileri sürdüler. Fizikçilerden biri, Seth Neddermeyer bir patlamanın fisyon bombası içindeki kritik kütle parçalarını bir araya getiremeyeceğini teorize etti. Bir patlamanın parçaları birbirinden ayıracağını hissetti. Onun fikri içe dönük bir patlama için parçaları bir araya getirmekti. Örneğin, bir portakalı eşit bir biçimde ve oldukça şiddetli sıkar­ sanız içe doğru patlayacaktır. Mermileri birbirlerine karşı ateşle­ diğinizde, mermiler darbe anında sıvılaşacaktır. Bu çılgın fikri kendinden daha tecrübeli meslektaşlarına anlatırken alay konusu oldu. Oppenheimer’ın da Nedermeyer’ın fikri konusunda kuşku­ ları vardı; ama ona bombanın başarıyla yapılmasını tetikleyecek olan bu olağan dışı teoriyi keşfetme özgürlüğü tanıdı. Gruplar

2.

gruba verir. 3.

4.

Gruplar A bölmesindeki ilk fikri inceler ve onu işleye­ rek daha gerçekçi ve uygulanabilir bir hale getirirler. Bu fikir B bölmesi içine yazılıp tablo başka bir gruba verilir. Bir sonraki grup A ve B bölmelerindeki fikir üstüne çalışır ve çok daha gerçekçi ve uygulanabilir bir fikir

5.

Büyük bir grupla bu düşünme stratejisini kullanmak için öncelikle grubu dört takıma ayırın. Eğer küçük bir grubunuz varsa - özellikle sadece dört kişiyseniz - bu tekniği kolayca de­ ğiştirebilirsiniz. Sadece her grup üyesinin fikrini ayrı bir böl­ meye yazmasını sağlayın. Eğer dört kişiden fazlaysanız kutuları dolduracak kişi sayısını iki katma çıkarabilirsiniz. 1. Her grup dört kutuya bölünmüş bir kağıt alır: ,4’dan D ’ye.

Her takım A bölmesini absürt, çılgınca ya da fantas­ tik fikirlerle doldurur. Grubu m üm kün olabilecek en çılgınca fikirleri bulm aları için cesaretlendirin. Her takım A bölmesini tam am ladığında kağıtları komşu

geliştirmeyi dener. Grup, fikri C bölmesine yazar ve tabloyu son gruba verir. Tablo üç kez el değiştirdikten sonra son grupta kalır. Son grup bütün bölmelerdeki bilgiyi kullanıp D bölme­ sine yazılacak son bir fikir geliştirmek zorundadır. Ni­ hai olarak son fikirler tüm gruplara sunulacaktır.

Örnek: Bir grup satış elemanı nasıl daha fazla araba sata­ bilecekleri konusunda beyin fırtınası yaptı. İlk takım A bölm e­ sine “Her potansiyel m üşteriyi evlendirin.’ Yazdı. Bir sonraki takım B bölmesine “Doğum günü, yeni yıl ve yıldönümü gibi özel günler için kartlar gönderin.’ yazdı. Üçüncü takım C böl­ mesine “Evlilik yıldönüm lerinde çiftlere özel bir indirim le bir­ likte çiçek gönderin.’ yazdı. En son sunulan fikir yeni satılm ış bir arabanın bagajını çiçeklerle doldurm ak ve arabayı kişiye teslim etmekti. Arabanın sahibi hesabı ödedikten sonra bagajı açınca şaşkına dönecek, arkadaşlarına ve akrabalarına bu ba­ yiden bahsedecekti.

338

339


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

7.

Alakasız Fikirler Oyunu Bilim adamları insanlara çelişkili ve birbirleriyle bağdaş­ mayan bilgileri sunduklarında konuya dair farkındalığm arttı­ ğım keşfettiler. Bu türde çelişkilerin yaratıcı dürtülerin kayna­ ğı olduğu sonucuna vardılar. Aşağıdaki oyun alakasız fikirleri kullanarak grubun farkındalığını arttırm ak için tasarlanmıştır. Yönergeler şunlardır: 1. Kolaylaştırıcı iki küçük grup oluşturur. 2. Problem bütün katılımcıların anlayabileceği şekilde ifade edilir ve kolaylaştırıcı tarafından yüksek sesle okunur. Örnek: Kolektif üretkenliği nasıl arttırabiliriz? 3. Oyuna, ilk grubun herhangi bir üyesine problemle “iliş­ kisi olmayan” bir fikir önerisi yaptırılarak başlanır. Örnek: Bir üye şirketin her çalışana bir milyon dolar verm e­ si gerektiğini önerebilir. 4. İkinci gruba bu alakasız fikri asıl problem üzerinde kullanılabilecek pratik bir çözüme dönüştürmek için üç dakikaları olduğu söylenir. Örnek: Milyon dolarlık piyangolara benzer bir piyango. Bir tomar num aralandırılm ış bilet alın. Bir çalışanın üretkenliği ar­ tırm a konusunda yaptığı her spesifik öneri için onu bir biletle ödüllendirin. Ayın sonunda, bu fikirleri okuyun ve çanaktan bir numara çekin. Kazanan bilet ikramiyeyi alır. Eğer kazanan kim ­ se yoksa bir sonraki hafta ödül ikiye katlanır. 5. Fikri, kolaylaştırıcı değerlendirir. Eğer çözüm kolay­ laştırıcı tarafından pratik ve başarılı bulunursa ikinci grup bir puanla ödüllendirilir. Fikir başarısız bulunursa puanı birinci grup alır. 6. Kolaylaştırıcı tüm fikirleri önerildikleri şekilde kayde­ der.

340

Grupların rolleri değişir ve bu sefer de ikinci grup bi­ rinci grubun bir fikir geliştireceği alakasız fikri ileri sürer. Çözümler değerlendirilir. Oyun sona erene kadar gruplar rollerini değiştirmeye devam eder. 8. Otuz ila kırk beş dakika arasında oyun sona erdirilir ve en çok puanı alan grup oyunun galibi ilan edilir. 9. Son olarak, kolaylaştırıcı grupların tartışm asını ve öne­ rilmiş tüm çözümlerin ayrıntılarına inerek en değerli olanları bulmasını sağlar. Bir probleme onu diğer bütün meselelerin dışında tutarak yoğunlaşma alışkanlığına sahibiz. Bu düşünme alışkanlığı yeni fikirlerin oluşumunu etkin bir biçimde engeller. Şans faktörü de dahil olmak üzere yeni düşünme yöntemleri bulmamızı sağla­ yacak olan bütün dış etkiler kasıtlı olarak hesaba katılmaz. Bir problem üzerine yoğunlaşmak sadece problemin düşünüldüğü andaki sabit yöntemleri pekiştirmeye hizmet eder. Dış bir etken olarak alakasız fikirler öne sürmek ise bu konsantrasyonu bozar ve size problem hakkında yeni düşünme yöntemleri kazandırır.

Fantezi Dış etkilerden faydalanmanın başka bir yolu da konunuz hakkında fanteziler kurmaktır. Fantezinin dinam ik ilkesi, aynı zamanda çocuklara özgü olan ve ciddi çalışma ilkesiyle tutarsız gibi görünen oyundur. Fakat psikolog Cari Jung şimdiye kadar yapılan hiçbir yaratıcı çalışmanın fantezilerle oyun oynanmaksızın meydana gelemeyeceğinin altını çizdi. Dahilerin resim yaparken, kompozisyon yaratırken ya da evrenin büyük birlik teorisini araştırırken çocukça bir haz duymaları tesadüf değildir. Yaratıcı dehalar çocukluğun kavramsal dünyasına dönmeye me­ yillidir ve bir alanı merak dolu bir çocuk duyarlılığıyla olabilecek en ileri düzeyde kavrayarak bütünleştirebilirler. Einstein uzay


M ICHAEL MICHALKO

ve zaman hakkında fanteziler kurduğu için çocukça merakını bilimsel uzmanlığıyla birleştirebildi. Evreni anlamak için yeni yöntemleri ve yeni teorileri araştırmaya koyuldu. Meslektaşları bilinen gerçeklerle meşgulken o uzay boşluğunda niçin ağırlık olmadığım merak etti. Bir CEO, hazırladığı yiyecek servisi ürün serisi nedeniyle hayal kırıklığına uğramıştı. Şakayla karışık, mühendisleri ve kimyagerlerinden günümüzde yapılabilmesi mümkün olmayan fakat mümkün olabilseler yiyecek endüstrisinin doğasını son­ suza kadar değiştirebilecek ürünler hakkında fanteziler kurm a­ larını istedi. Hayal ettikleri bir “imkansız” fikir, içine evrensel malzemelerin (buğday, soya, un vs.) dökülebildiği ve bunlar­ dan akla gelebilecek herhangi bir yemeği yapabilen bir yiyecek makinesi fikriydi. Siz sadece “yum urta ve domuz pastırması”, “bütün garnitürleriyle birlikte hindili bir akşam yemeği için on numara” ya da ne arzu ederseniz onu tuşlayacaksınız ve makine hazırlayıp servisini yapacak. Sonra, onlardan bu “imkansızlığı” olabildiğince mümkün kılmak için pratik fikirler ve yöntemler bulmalarını istedi. Kimyagerler ekmek ve makarna gibi belli yiyeceklerin günümüzde makineler tarafından yapılabildiğinin farkına vardılar. Bu kavrayış, evde ekmek pişirme uygulaması­ nın gelişimine ön ayak oldu.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Soru 1: “Günümüzde yapılması imkansız olan; fakat müm­ kün olsa problemin doğasını sonsuza kadar değiştirecek olan nedir?’ Soru 2: “Eğer bu problemi çözebilmek için dünyadaki tüm imkanlara (para, insan, zaman, araç gereç vb.) sahip olsay­ dık ne yapardık?’ Soru 3: “Eğer doğaüstü güçleri olan ve dilediği her şeyi ya­ pabilen bir süper kahraman olsaydım bu problemi nasıl ele alırdım ?’ 2. Her takım fikrini ya da cevabını zarfın dışına yazar. Sonra za rf diğer takıma verilir. Zarfı alan, takım zarfın dışına yazılan bu fikir ya da cevap doğrultusunda yapılabilecek ivedi ve spesifik bir çalışmayı kağıda döker. Fikir ya da öneri bir kar­ ta yazılır ve zarfın içine konur. Zarflar, her grup fikirlerini ve önerilerini işin içine katabilme fırsatı yakalayana kadar elden ele dolaştırılır. Her takım diğerlerinin ne yazdığına bakmaksı­ zın spesifik bir eylem önerisinde bulunur. En sonunda fikirler ve öneriler tartışılır ve değerlendirme yapılır. Henüz var olmayan konular hakkında fantezi kurm ak olduk­ ça değerlidir. Fanteziler bizi alışılagelmiş anlayış kalıplarından kurtararak zihnimizi yeni fikirlere “taşıyacak’ olan oynak bir zemine yerleştirir. “Asla’ tecrübe edilemeyecek konular hakkın­ da da fantezi kurabiliriz.

Fantezi Zarfları Aşağıdaki oyun bir grubun imkansızlıklar, imkanlar ve sü­ per güçler üstüne fantezi kurabilmesine olanak tanır. Yönergeler şunlardır: 1. Grup üç takıma ayrılır. Her takım aşağıdaki sorulardan birisini içeren bir zarf alır. A takımı Soru l ’i, B takımı Soru 2’yi ve C takımı Soru 3’ü alabilir.

342

Farklı Konuları Birleştirmek Asla su yüzüne çıkamamış konular yaratmanın bir yolu da iki farklı dünyadan konuyu birleştirmektir. İki ayrı konuyu et­ kin bir biçimde aynı alana dahil ederek yeni bir kim lik oluştu­ rabilirsiniz. Bu yeni kim lik sizi bağlantılar kurmaya ve makul koşulları düşünmeye, ifade etmeye sevks edecektir. Yönergeler şunlardır:

343


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

1.

Konunuzu ya da konunuzun bir yönünü alın ve bunu yeni bir yaratım yapmak için farklı dünyalardan bir ko­ nuyla birleştirin. X'i Y ile birleştirirseniz ne meydana gelir? Patronunuzu bir portakalla birleştirdiğinizde ne olur? Ya restoranınızı bir mandayla birleştirirseniz? Bir işçi eğitim programı geliştirmeye çalıştığınızı düşünün. Farklı konuları birleştirdiğinizde ne olacağını bir düşü­ nün:

Kursiyeri bir salatalık turşusuyla

Kursiyeri bir kapıyla

Kursiyeri bir kovboyla

Kursiyeri bir kavunla

Kursiyeri bir atla

Kursiyeri banliyödeki evi ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelen biriyle

2. Yarattığınız şeyin resmini çizin. Aşağıdakileri göz önünde bulundurun:

7.

Kusurları düşünün. Kusurları en aza indirebilmenin yollarını araştırın. Yeni bir fikir yaratmak için bunları problem üzerinde uygulayın. 8. Probleminizi hatırlayın. 9. Öykünüzü yeniden okuyun. 10. Öykünüzdeki bazı izlenim ve düşünceler sizi problemi­ niz hakkında yeni fikirler üretmeye itecektir. Bir Çin restoranı sahibi “restoranı kediyle’ birleştirdi. Bu yaratımın güçlü yanlarından biri müşterilerin ayağına gidebil­ me yeteneğiydi. Bu, personeli tren istasyonunu her gün kullanan yolcuların yanma gönderme fikrini ortaya çıkardı. Personel sa­ bahları işe tren yoluyla gidip eve bu yolla dönen kişilere menü dağıtıyordu. Her menüde sekiz yüz numara vardı ve yolculara siparişlerini kentten ayrılmadan önce telefonla vermeleri gerek­ tiği söyleniyordu. Yolcular istasyona geri döndüklerinde yemek­ ler teslime hazırdı.

Çevresiyle nasıl ilişki kurar?

Şans Hazır Bilinçten Yanadır

Yaşamında kim önemlidir?

Yaşamında ne önem taşır?

Yarattığınız şeyin en büyük sorunu nedir?

Üstün yanları nelerdir?

Eğer bir problemi olsaydı bu ne olurdu?

Sizin hakkınızda ne hissediyor?

Alexander Fleming 1928’de kültür plakasının kapağını kal­ dırıp onun kazara kirletildiğini fark ettiğinde ölümcül bir bak­ teri üzerinde çalışıyordu. Kirlenen kültür plakası küflenmişti. Fleming, küflenen bölgede bakterinin yok olduğunu fark etti. Bu, az m iktarda küfün insan dokusuna zarar vermeyen güçlü bir mikrop öldürücü olduğuna dair bir ipucuydu. Bu küfü inceledi ve laboratuar hayvanları üstünde test etti. Çalışması milyonlarca insanın hayatını kurtaran penisilinin bulunmasına öncülük etti. Fleming, buluşunu “muazzam” şansına bağladı. Bununla birlik­ te, onu bu şansı fark etmeye hazırlayan şey, gayretli araştırm ala­ ra ve gözlemlere harcadığı yıllarıydı. Daha az hazırlıklı bir bilim adamı yanlışlıkla kirletilmiş kültür plakasını çöpe atabilirdi.

3. 4. 5. 6.

Yarattığınız şey hakkında iki ya da üç paragraflık bir öykü yazın. Dilerseniz sadece özet yapabilirsiniz. Yarattığınız şeyin üç benzersiz gücü nelerdir? Yarattığınız şeyin üç benzersiz kusuru nelerdir? Bu birleştirilmiş güçlerden fikirler meydana getirin.

344

345


M ICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Yaratıcı süreç bir bakım a bireyin yaratıcı çözüm ler içeren yeni fikirlere açık oluşundan kaynaklandığı kadar yaratıcılık ve yeniliklere karşı tavrını belirleyen geçmiş bilgi ve tecrübe­

olan çeşitli sonuçlar doğurabilecek anlamları ve Kroc yeni yiye­ cek endüstrisinin inanılmaz potansiyelini fark etti. Hazır bulu-

lerinden de kaynaklanır. Başka bir örnek verecek olursak ellili yaşlarda bir adam olan Ray Kroc bir yetişkin olarak yaşam ı­

mümkün kıldı. Şans bazen çarpıcıdır bazense belirsiz bir ipucu olarak ka­

nı uygun iş fırsatları yakalamaya adadı. Bu fırsatları sürek­ li olarak gayrim enkul ve ticaret sektörlerinde aradı. Tesadü­ fen küçük bir hamburger standı sahibi olan Dick ve M aurice M cDonald’a rastladığı zam anlar m ilkshake m ikserleri satı­

pınızı çalar. Ne kadar fazla bilgi ve veriye sahipseniz büyük buluşları yaratan fikirlerin kapısını aralayacak şanslı durumları keşfetme ve kullanma şansınız o kadar artacaktır. Aşağıda, yeni

yordu. McDonalds kardeşler hamburger standını basitleştire­ rek, ekonomikleştirerek ve küçülterek hayret verici bir iş kolu

nuşlukları, tesadüfi keşiflerle elde edilen buluşlarını son derece

bir fikre zemin hazırlayacak bu ipuçlarını bazı demografik, top­ lumsal, teknolojik ya da ekonomik gerçekler ya da eğilimlerde bulmanız için size yardımcı olacak şekilde tasarlanmış bazı tek­

yaratmışlardı. Kroc birdenbire M cDonaldsTarın hızla ve kolay hazırlanabilen tahm in edilebilir malzemelerle hom ojenleştiril­ miş hazır yiyecek konseptini yakaladıklarını fark etti. Kroc bu

nikler yer almaktadır.

konseptin imtiyaz sahibi olabilmek için bir ortaklık kurdu ve birkaç yıl içinde A m erika’nın en zengin adamı oldu. Hambur­

Hayal edebildiğiniz kadar çok, ilginç demografik, toplum­ sal, teknolojik ya da ekonomik gerçekler ya da eğilimler hakkın­ da beyin fırtınası yapın. Bunları kartların üstüne - her karta bir gerçek ya da eğilim gelecek şekilde - yazın. Sonra, kart serisini söz konusu durumda meydana gelecek, gelebilme ihtimali olan ya da gelmesi gereken şeyler hakkında bir öykü oluşturabilecek başlıklar halinde düzenleyin. Örneğin dört eğilim -b artan kredi kartı kullanımı, marka değerinin artması, internet kullanıcıları­ nın sayıca çoğalması ve spesifik pazar bölümlendirmesi yapmak için teknolojiyi kullanabilme yeteneği - şu başlığı geliştirmek için kullanılabilir: “Perakendecileri atlatarak Web’te marka sa­ tışı yapmak mümkün.” On ya da daha fazla başlıktan oluşan bir seri meydana getirdikten sonra her muhtemel gelişmenin uzan­ tılarını anlamaya çalışın ve bu fırsatlardan faydalanabilmek için şirketinizin sahip olduğu ya da sahip olması gereken yeterlik ve malvarlığını disiplinli bir bakışla değerlendirin.

ger stantları alanına adım atan binlerce girişimciyi düşünün. McDonalds kardeşlerin hazır yiyecek konseptindeki şaşırtıcı potansiyeli görmeye hazır değillerdi. Mikrobiyolojiyi kuran ve pastörizasyon yöntemini keşfeden Fransız kimyager Louis Pasteur şansın sadece hazır bilinçten yana olduğu uyarısını bir zamanlar yapmıştı. Alexander Fle­ ming penisilinin bulunmasını sağlayan ipucunu fark edebilmek için zihinsel olarak hazırdı. Ray Kroc tecrübelerine dayanarak Am erika’daki yiyecek hizmetlerini değiştirecek bir iş konseptini fark edebilecek kadar hazırdı. Buluşlara ilham veren bu şanslı durum lar diğer insanların karşısına da yüzlerce kez çıktı. Fle­ ming küflenerek bozulmuş bir petri kabını gören ilk bilim adamı ve Kroc McDonalds’ların standına tesadüfen rastlayan ilk kişi değildi. Fakat hazır oldukları için Fleming küfün içinde saklı

346

Fırsat Başlıkları

347


MICHAEL MICHALKO

Şans Düzenlemesi

YARATICI DEHANIN SIRLARI

3.

Yirminci yüzyılın müzikal kompozisyon devlerinden biri olan Igor Stravinsky çalışırken kasıtlı olarak bazı tesadüfi dü­ zenlemelerden ilham almayı deniyordu. Rastlantısal nota düzen­ lemelerinden faydalanıyordu. Yine de gerçekleri ve eğilimleri düzenlemenin tesadüfi bir yolunu bulmak için bunları kartlara her karta bir gerçek ya da eğilim gelecek şekilde - yazın. M üm­ kün olduğu kadar çok kart oluşturun. Kartları karıştırın, rasgele üç ya da dört kart çekin ve kartları kapalı bir şekilde dizin. Sonra kartları açın ve düzenlemeden yola çıkarak yeni bir fikir yaratın.

4.

5.

Katılımcılardan kartları birbirleriyle değiştirmelerini isteyin. Her katılımcı en az bir kez kart değiştirmek zo­ rundadır ve istediği kadar kart değiştirebilir. Katılımcılardan kartlarını birbirleriyle tartışm alarını ve takım lar oluşturmalarını isteyin. Aynı takım a katılacak katılımcı sayısının bir sınırı yoktur, fakat hiçbir takım üçten fazla kartı elinde bulunduramaz. Her takıma üç karttan yola çıkarak şirketinizin yarala­ nabileceği bir fikir meydana getirme talimatı verin.

Gerekirse boşlukları doldurun yahut kartları önemli ya da ilham kaynağı olabilecek özel bir düzenleme meydana gelene kadar ye­ niden düzenleyin.

Gruplar Her katılımcıya altı boş kart verin ve ondan her karta ko­ nunuz hakkında (şirket, pazarlama, yeni pazarlar vs.) ilginç bir gerçeği, eğilimi ya da gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir ola­ yı yazmasını isteyin. Beş dakika ya da daha fazla süre geçtikten sonra kartları toplayın ve karıştırın. Sonra, 1.

Her katılımcıya rasgele üç kart dağıtın. Hiç kimsenin kendi kartlarından birini almadığından emin olun. Her­ kesten kartlar üstünde çalışmaları ve kartları kişisel ilgilerine göre sıralayıp düzenlemeleri istenir. Katılım ­ cılar bunu yaparken kalan kartları geniş bir masanın

2.

üstüne yayın. Katılımcılardan beğenmedikleri kartları masanın üze­ rinde bulunanlarla değiştirmelerini isteyin. Bu etkinlik için bir kaç dakika verin. 349


YARATICI DEHANIN SIRLARI

tışmaya yol açarak meslektaşları tarafından etiketlenme korku­ suyla fizik hakkındaki düşüncelerini dürüstçe dile getirmekten kaçındılar. Bir kısmı cahil muamelesi görmekten korktu. Zama­ nın bilim adamlarının çoğu bir korku ve entrika atmosferinde yaşadı. Önemli hiçbir şey üretmediler.

Koinonia Ruhu

Fizikçi David Bohm; Einstein’ın, Heisenberg’in, Pauli’nin ve Bohr’un yaşamlarını araştırırken dikkate değer bir gözlem yap­ tı. Bohm onların büyük, inanılmaz buluşlarını basit, açık ve iç­ ten sohbetler yoluyla yaptıklarını fark etti. Örneğin, Einstein ve m eslektaşlarının birbirleriyle rahatça görüşüp konuştukları yıl­ lar geçirdiklerini gözlemledi. Bu etkileşimler boyunca fikirleri değişti ve sonraları modern fiziğin kurulm asını sağlayacak olan fikirler hakkında konuştular. Fikirlerini birbirlerinin düşüncele­ rini değiştirmeye çalışmaksızın ve sert tartışmalar yapmaksızın ele aldılar. Kendilerini akıllarına gelen her şeyi önerebilecek ka­ dar özgür hissediyorlardı. Birbirlerinin görüşlerine her zaman önem verdiler ve olağanüstü bir profesyonel birliktelik kurdular. Bu risk almaksızın tartışabilme özgürlüğü, fizikçilerin günü­ müzde tartışmasız doğrular olarak kabul ettikleri büyük buluş­ ları mümkün kılmıştır. Zam anın diğer bilim adamları tam tersine görüşleri arasın­ daki incir çekirdeğini doldurmayacak kadar önemsiz ayrıntılar üstüne münakaşa ederek ve diğerlerinin fikirlerini yok sayıp kendilerininkini yücelterek meslek yaşam larını boşa harcadılar. M eslektaşlarına güvenmediler, zaaflarını gizlediler ve çalışma­ larını açık yüreklilikle paylaşma istekleri yoktu. Birçoğu tar­

350

Einstein ve arkadaşları işbirlikçi düşünmenin inanılmaz po­ tansiyelini örnekler. Açık ve dürüst işbirliği kavramı, düşünme­ nin Sokrates ve Antik Yunan’daki diğer düşünürlere kadar uza­ nabilecek kolektif bir fenomen olarak gelişmesini olanaklı kılar. Sokrates ve arkadaşları grup diyalogu kavram ına öylesine saygı gösteriyorlardı ki mesleki iş birliği duygusu yaratmak için orta­ ya koydukları tartışma prensipleriyle kendilerini sınırladılar. Bu prensipler “dayanışma ruhu’ anlamına gelen “Koinonia” olarak biliniyordu. Ortaya koydukları prensipler: • Diyalog Kurun. Yunancada “diyalog” kelimesi “etraflı­ ca konuşmak” anlamına gelir. Yunanlılar diyalog kurmanın anahtarının diğer kişinin kafasındakileri değiştirmeye ça­ lışmaksızın fikir alışverişi yapmak olduğuna inanıyorlardı. Bu, Latince kökleri “parçalara ayırm ak” anlam ına gelen tartışmadan (discussion) farklıdır. Yunanlılar için diyalo­ gun temel kuralları “Tartışma”, “Birinin sözünü kesme” ve “Dikkatlice dinle” idi. • Düşüncenizi Açıklığa Kavuşturun: Düşüncenizi açıklığa kavuşturmak için tüm denenmemiş varsayımlarınızı askıya almak zorundasınız. Varsayımlarınızın farkında olmak ve onları ertelemek düşüncenizin özgürce akıp gitmesini sağ­ layacaktır. Eğer varsayımlarımızdan ya da düşüncelerimi­

351


MICHAEL MICHALKO

zin ve görüşlerimizin dayandığı varsayımlardan bihabersek özgür düşünce engellenir. Örneğin, bazı insanların yaratıcı olmadığını düşünürseniz muhtemelen onların fikirlerine gereken önemi vermezsiniz. Her konudaki varsayımlarınızı gözden geçirin ve tarafsız bir bakış açısı oluşturmaya çalı­ şın. • D ürüst O lun: Düşündüğünüz şeyi söyleyin, düşünceleri­ niz tartışmaya yol açacak olsa bile. Antik Yunanlılar bu prensiplerin düşünmenin kolektif bir fenomen olarak gelişmesini sağladığına inandılar. Koinonia bir grubun bireysel olarak erişemeyeceği büyük bir ortak düşünce­ ler havuzuna erişimini sağlar. O rtak düşüncelerin gelişimiyle birlikte yeni anlayışlar ortaya çıkmaya başlar. Kişiler artık karşıt değildirler. Sürekli gelişebilen ve değişebilen bir ortak düşünce­ ler havuzunun katılımcıları olurlar. Bir grubun kolektif zekasının bireyin zekasından daha ve­ rimli olduğu düşüncesinin avcı-toplayıcı topluluğun tartışm ak için buluşarak ortak problemlerini çözdüğü ilkel zamanlara ka­ dar izi sürülebilir. Bu, çoğunlukla anlaşılmış ve kabul görmüş bir uygulamadır. Zor olan bir grubun yeniliklere açık ve üretken bir biçimde yeni fikirler hakkında beyin fırtınası yapmak için kendini disipline etme isteğidir. New York, Buffalo’da reklâm yöneticisi olan Alex Osborn bunun farkına vardı ve 1941’de bir grubun fikir üretmesi için sistematik bir çaba ve disiplinli bir uygulama olarak ortaya beyin fırtınasını koydu. Osborn’un fikri yaratıcı fikir ve düşünceleri teşvik ede­ cek engelleyici olmayan ortam lar yaratmaktı. Alışılmış yöntem problemi tartışacak küçük gruplar kurmaktır. Fikirler katılımcı­ lar tarafından teker teker öne sürülür. Bir üye fikirleri ve öneri­ leri flipkartlı bir yazı tahtası ya da bir karatahtaya yazar. Hepsi 352

YARATICI DEHANIN SIRLARI

bir yargı içerir. Beyin fırtınası oturumundan sonra, çeşitli fikir ve öneriler yeniden gözden geçirilir, değerlendirilir ve grup son bir çözüm üzerinde uzlaşır. Geleneksel beyin fırtınası yönteminin birçok problemi var­ dır. Oturum lar gruba benzeme baskısı ve müdürlerle patronların dayattığı konu başlıkları nedeniyle kesintiye uğrayabilir. Diğer oturum lar ise kişilerin fikirleri öne sürüldükleri şekilde yargıla­ mak ve değerlendirmekten kaçınmayı güç bulmaları nedeniyle başarısızlığa uğrar. Kişisel farklılıklar da gündeme gelir: Doğal olarak bazı kişiler sessiz kalma eğilimi gösterirken bazıları da konuşmaya istekli olacaklardır. Aşağıda eşit boyutlarda iki daire bulunmaktadır. Daire A sembolik olarak engelleyici olmayan bir ortamda grup çalışma­ sı yapmanın “yaratıcı güçleri”ni (siyah oklar) temsil eder. Oysa Daire B engelleyici bir ortamdaki yaratıcı güçleri temsil eder. Daire A yaratıcı düşünceyi genişletip özgürleştirirken Daire B daraltıp kısıtlamaktadır. Daire B’deki güçlerin kısıtlayıcı doğası dairenin olduğundan daha küçük görünmesine de yol açar (Dai­ relerin boyutları eşittir.). Hangi beyin fırtınası grubuna katılm a­ yı tercih edersiniz?

V /À /\\J Hepimiz yaşam ımızın bir döneminde önceden hayal bile edemeyeceğimiz fikirler ve düşüncelerin ortaya çıkmasını sağ­ 353


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

layan iyi bir beyin fırtınası grubu oturumunun tadına varm ışız­ dır. Ancak bu deneyimler nadiren kazanılır ve genellikle bazı koşulların ürünüdür. Aşağıda, beyin fırtınası oturum larınızdaki “Koinonia”yı geliştirerek bu tutum ların üstesinden gelmenize yardımcı olmak için önerilmiş koşullar yer almaktadır. Katılımcılar Çocuk felci aşısını geliştiren Jonas Saik oldukça farklı ül­ kelerden kadın ve erkeklerin bir araya gelip grup oturum ları yo­ luyla etkileşime girmelerini standart bir uygulama haline getir­ miştir. O, bu uygulamanın aynı topraklarda yaşayan bireylerin akıllarına gelemeyecek yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlaya­ cağını hissetti. DNA yapısının keşfiyle sonuçlanan, farklı disiplinlerden insanların bir araya gelişini düşünün. Bu başarı James Watson (mikrobiyolog), Maurice W ilkins (X ışını kristallografisini geliş­ tiren kişi), Francis Crick (fizikçi) ve Linus Pauling (kimyagerdin işbirliğiyle elde edildi. Farklı çalışma stilleri buluşun kilit nok­ tasıydı. İdeal bir beyin fırtınası grubu; uzmanları, uzman olmayan­ ları ve organizasyon içinde farklı alanlarda çalışan kişileri bir araya getirecek çeşitlilikte olmalıdır. Örneğin, yeni pazarlama fikirleri üstüne beyin fırtınası yapan bir pazarlama grubu bir müşteriyi, fabrikada çalışan birini, bir mühendisi ve resepsiyonisti toplantıya davet edebilir.

Aynı şekilde, eğer bir katılımcı beyin fırtınası grubundaki diğer katılımcılardan biriyle eşit olmadığını düşünürse, o katı­ lımcı farkında olarak ya da olmayarak oturum un odağı haline gelecek ve grubun yaratıcılığını engelleyecektir. Herkesi bir meslektaşınız olarak düşünmeniz önemlidir; çünkü düşünce müşterektir. Bilinçli bir biçimde herkesi bir iş arkadaşı olarak düşünmeyi istemek bile iş arkadaşları arasında­ ki etkileşime katkıda bulunur. Arkadaşlarımızla arkadaşımız ol­ mayan kişilere nazaran daha farklı ve içten konuşuruz. Ne kadar özenli sunulmuş olursa olsun kontrolü eline alan herhangi bir otorite özgür düşünce oyunlarını engelleyecektir. Eğer biri en kıdemli kişi o olduğu zaman kendi görüşünü üstün tutma alış­ kanlığına sahipse bu durumda söz konusu ayrıcalıktan peşinen feragat etmelidir. Kişi daha az kıdemli olduğu için fikirlerini kı­ sıtlıyorsa da “sessiz kalma” güvencesi ortadan kaldırılmalıdır. Bütün Varsayımları Erteleme

Mesleki İşbirliği Bütün katılımcılar ortak bir noktaları olmasa bile birbirleri­ ni eşit iş arkadaşları olarak görmelidir. Örnekteki noktalara bak­ tığınızda ilginiz grup halindeki noktalardan çok ayrı duran tek nokta üzerinde yoğunlaşır. 354

Mesleki işbirliği anlayışlı olmayı ve sıkı çalışmayı gerek­ tiren bir süreçtir. Etkin bir işbirliğinin zorluğu Howard Gruber ve Cenevre Üniversitesi’ndeki meslektaşları tarafından yürütü­ len birçok deneyle ispatlanmıştır. Deneylerden birinde Gruber bir kutu gösterir. Kutunun içine bakan iki kişi bilinmeyen ob­

355


YARATICI DEHANIN SIRLARI MICHAEL MICHALKO

Yargıyı Erteleme jeler olarak tanımladıkları farklı gölge biçimleri görürler. Açı sayesinde kutuya bakan her kişi farklı bir gölge şekli görür. Gö­ revleri, gölgesi görünen objeyi tanım lam ak için bilgi paylaşımı

Bir atom reaktöründe, etrafa yayılan parçacıkları ortadan kaldıran kadmiyum çubukları yerleştirilerek patlama önlenir. Bu yolla reaktördeki enerji kontrol altına alınır. Eğer çok fazla çubuk varsa zincir reaksiyonu sona erer ve reaktör daha fazla enerji üretemez. Yeni fikirleri değerlendiremeyen insanlar da tıpkı çubuklar gibidir: eğer bir grup çok fazla yeni fikri aynı anda ele alırsa yaratıcı bir enerji üretmek imkansızlaşacak ve grubun faaliyetleri sona erecektir. Herkesten fikir üretme aşa­ ması bitene kadar tüm eleştirileri ve kararları ertelemelerini is­ teyin. Herhangi biri “Evet, fakat...” dediği zaman katılımcıdan “Evet, fakat...” cümlesini “Evet ve... olarak değiştirmesini iste­ yin ve son katılımcının kaldığı yerden devam etmesini sağlayın. Olumsuzu olumluya çevirecek olan bu basit değişiklik grubun psikolojisinin değişmesine yardım eder.

yapmaktır. Örneğin, eğer kutuya bir koni yerleştirilmişse, göz­ lemcilerden biri bir daire diğeri ise bir üçgen görür. Fikir, gözlemcilerin gökyüzünde farklı pozisyonlarda bulu­ nan iki astronotun bağlantı kurm aları gibi bir işbirliğine teşvik edilmeleriydi. Dünyayı birbirlerinden biraz farklı görüyorlar. Dünyayı birinin bu noktadan ötekininse o noktadan görüyor ol­ ması gerçeğinin hatırı sayılır avantajlarını kullanıyorlar. Orada gerçekten ne bulunduğuna dair her ikisinin de tek başına ula­ şabileceğinden çok daha zengin ve daha sağlam temelleri olan fikirler meydana getiriyorlar. Fakat tam tersi gerçekleşti. Her gözlemci kendi fikrini doğru ve diğer kişiyi açıkça sersem, kör ya da çılgın kabul etti. “Nasıl oluyor da bir üçgen görebiliyorsun? Ben bir daire görüyorum.”.

Ortam

Bu, oldukça zeki ve eğitimli kişiler için de geçerliydi. Gözlemci­ lerin koni gibi basit bir obje hakkındaki varsayımları bile işbirli­

Toplantılarınızda insanların eleştiri ya da alay edilme kor­ kusu yaşamaksızın akıllarına gelen her şeyi söyleyebildikleri risksiz bir atmosfer yaratın. İnsanları düşündükleri şeyi dile ge­ tirme konusunda cesaretlendirin, radikal ya da tartışmaya yol açacak düşünceleri olsa bile. İnsanlar yargılanmaksızın ya da alay edilmeksizin özgürce konuşabileceklerinin farkına vardık­ larında rahat ve açık davranacaklardır. Katılımcılar “kimin ne dediği”yle ya da “aptalca bir şey söylememek”le meşgul olurlar­ sa yaratıcılık gelişemez. İnsanlar düşünürken klasik müzik çalın. M üzik yaratıcı sü­ reç için güçlü bir katalizör olabilir. Katılımcıları derin düşün­ celere dalmalarım kolaylaştıracak huzurlu bir ruh haline sokar. Einstein’ın çalışırken karşısına çıkan her güç durumda Beetho­ ven ve M ozart’ın müziğine sığındığı bir zam anlar oğlu tarafın-

ği yapmayı güçleştiriyordu. Fikirlere gereken değeri vermek için grup kolektif bir biçim­ de kendini tüm önyargılardan kurtarm alı ve bütün varsayımları askıya almalıdır. Varsayımları ertelemek kişinin yeni fikirlere tarafsız bir gözle yaklaşmasını sağlayacaktır. Einstein’ın sadece hayal gü­ cünün kuvvetiyle diğer fizikçilerin dünya ve tamamıyla yön verilmiş gerçeklik hakkındaki tüm varsayımlarını ertelemiş ol­ duğu inkâr edilemez. Varsaydığınız şey gerçek olur ve yaratıcı düşünce engellenir. Grubun varsayımları erteleme konusunda uzlaşması ve disiplini, kolektif hayal gücünün önündeki engelle­ ri kaldıracak anahtardır.

357 356

_


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

dan dile getirilmişti. Bu müzik onu neşelendiriyor ve güçlükle­ rin üstesinden gelmesine yardım ediyordu. Etrafa konuyla ilgili resimler, diyagramlar asarak ortamı görsel olarak uyarıcı bir hale getirin. Örneğin, sınıf atlayan aile­ ler için bir araba tasarlamak istediğinizi düşünün. Duvar büyük­

olarak grup başka türlü bir düşünme biçimindeki seçeneklerden

lüğünde fotoğraf ve çizim panoları kurarak işe başlayabilirsiniz. “Bu arabaları satın alacak kişiler nasıl evlerde yaşar?”, “Tatil için nereye giderler?”, “Ne çeşit kol saatleri satın alırlar?” ve “ Duvarlarına hangi tipte sanat yapıtları asarlar?” gibi bir takım sorulara cevap verebilecek resimler kullanın. Kendi fikirlerinizi eskizlerdeki fikirlerle harmanlayın. Resim yığını çoğaldıkça bu arabayı kimlerin satın alacağına ve onlara nelerin çekici gelece­ ğine dair bir anlayış ortaya çıkacaktır. Oyunsuluk Walt Disney’in en büyük sırlarından biri iş arkadaşlarının içindeki çocuğu ortaya çıkarması ve bunu iş konusundaki keskin zekalarıyla birleştirmesiydi. Çünkü çalışmayı adeta bir oyuna

çok daha fazlasını üretecektir. Oyun oynadığımız zaman çocuklaşırız ve kendiliğinden ya­ ratıcı bir biçimde davranmaya başlarız. Oyun ve yaratıcılık çok fazla ortak yöne sahiptir. Özellikle oyun çoğu zaman yaratıcı düşünme sürecinde yer alan fikirlerin üretken bir hayal gücüyle bir araya getirilmesine benzer yeni ya da alışılmışın dışında bir obje kullanım ını ve faaliyet biçimini içerir. Picasso bir zamanlar bir çocuğun nasıl resim yaptığını öğrendiği zaman gerçek bir sanatçı olduğunu söylemişti. Einstein müzmin bir çocuk olarak tanımlanıyor. Yaratıcı düşünme sürecindekilerle oyunbaz ço­ cukların düşünme biçimleri arasındaki paralelliklerin oldukça farkındaydı. Einstein Piaget’e çocukların hız ve zaman algılarını araştırmasını önerdi. Böylece son derece aydınlatıcı fikriyle psi­ kologların araştırmalarından birine ilham verdi. Kolaylaştırıcı

farklı kavram ve fikirleri bir araya getirme konusunda önündeki engelleri kaldıracak ve gizil benzerlikler aramaya koyulacaktır. Bu faaliyetler yaratıcı düşünmeyi son derece teşvik eder. Sonuç

Yetkin bir kolaylaştırıcı beyin fırtınası sürecinin olmazsa olmazıdır. Yetkin bir kolaylaştırıcı olmadığı taktirde düşünce alışkanlıkları grubu üretici, yaratıcı düşünmeden uzaklaştırıp eleştirel, yargılayıcı düşünmeye yöneltecektir. Yetkin bir kolay­ laştırıcı güçlü bir sosyal yeteneğe sahip olmalı, üretici ve esnek düşünme prensiplerini kavrayabilmeli ve önerilerdeki benzer­ likleri bulup açıklayabilmelidir. Kolaylaştırıcı genellikle grubu önemsiz ve bürokratik düşüncelerden kurtararak grubun konuya odaklanmasını sağlayan, dikkat dağıtıcı unsurları ortadan kaldı­ ran ve yaratıcı düşünmeyi etkin kılan iyi bir küratördür. Kolaylaştırıcı diğer katılımcılar gibi bir yaratıcı değildir. Daha çok görevi grubu yaratıcı düşünmeye yöneltmek olan bir hostestir. Robert Oppenheimer İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirilmesini sağlayan M anhattan Projesi’ni

358

359

dönüştürüyordu. İş arkadaşları özel bir görev coşkunluğu içinde çalışıyor ve oynuyorlardı. Disney fikirlerini ifade edebilmek için diğer insanlarla işbirliğine ihtiyaç duyan gerçek bir dahiydi. Bi­ linçli bir şekilde mizahi ve oyunsu bir ortam yaratarak ihtiyacı olan yaratıcı işbirliğini elde etti. Oyunsu ve mizah dolu bir ortam, yaratıcılığı son derece teş­ vik eder. Oyunsu bir atmosfer grubun gerginliğini azaltır. Bu rahatlama durumunda, bireyler daha az sabit ve değişmez dü­ şünme eğilimi gösterirler. Böylece oyuncu bir grup birbirinden


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

kolaylaştırdı. Oppenheimer bireysel düşünme yöntemiyle bom­ bayı yapmak için gereken çalışmanın üstesinden gelemezdi. Fa­ kat büyük bir lider misali çeşitli yetenekleri ve büyük egoları yönetebildi. Onun kolaylaştırıcılığı, açıklığı ve grubun çözüm önerileri yapabilmesini sağlayacak olan özgür bilgi alışverişini meydana getirdi. Büyük kolaylaştırıcılar bir Beethoven senfoni­ si besteleyemeyebilirler; fakat bir çalışma ve değerlendirme an­ layışına sahiptirler ve bunun uygulanabilmesi için gerekli olan ortamı yaratabilirler.

fırtınası yapılırken tüm karar ve eleştirileri erteleyin, fikirlerin m iktarını çoğaltmak için uğraşın. Toplumun genel geçer norm ­ larına aykırılığı ve fikir paylaşımını teşvik edin. Fikir üretimini

Problemi Saptama

oluşacaktır. İkinci üç daha ilginçleşecek ve son üç ise daha fazla

Kolaylaştırıcı, problemin genel bir tarifini yapar. Bu aşama­ da kolaylaştırıcının her katılımcıdan problemi kendi kişisel ba­ kış açısı ve düşleriyle ya da iyi niyetli çözümlerle düşünmesini istemesi iyi bir fikirdir. Katılımcıların problemi kişisel yönden incelemekle meşgul olması aşağıdaki sebepler nedeniyle önem­ lidir:

hayal gücü ve karm aşa yansıtacaktır.

Her katılımcı problemi sahiplenir. Kendi bireyselliklerini ko­ ruyabilirler ve ortak bir fikre varmaları için zorlanmamalıdırlar.

Fikir ayrılığı içindeki katılımcılar grubun çeşitliliğinden fay­ dalanır.

Bu noktada katılımcıların iyi niyetli düşünmesini sağlamak perspektiflerini genişletecektir.

Belirli istekleri analiz ederek problemleri ayrı ayrı incelene­ bilecek parçalara ayırabilirler.

Fikir Üretimi M iktar kaliteyi belirler. Hedef kutuyu boşaltmaktır. Her ka­ tılımcıdan oluşturabildikleri her fikri alın. Fikirler üstüne beyin

360

arttırm anın iki yolu: Beyin fırtınası toplantısı için gündemi duyururken her katı­ lımcıdan toplantıya giriş bileti olarak üç yeni fikirle gelmelerini isteyin. Gruba bir fikir kotası koyun. Örneğin; iki yüz fikirlik bir fikir kotası, grubu iç eleştirileri bekleterek tüm fikirleri listele­ meye zorlar. İlk üçü her zaman sahip oldukları eski fikirlerden

Detaylandırma Başyapıtı Guernica’yla; Picasso bir resmin ilk ilhamından sonra bozulmadan kaldığını, fakat önceden tasarlanmadığını söylediği zaman anlatmak istediği çelişkinin aslında basit bir gerçek olduğunu açıkça ortaya koydu. O, yaratıcı sürecin tıpkı doğum ve canlı bir varlığın gelişmesi gibi bütünleyici bir süreç olduğuna dikkati çekti. Doğadaki bir meşe ağacının ya da insa­ noğlunun son formu başlangıçta bir tohumdan meydana gelmiş­ tir, fakat büyüdükçe bu form da gelişir. Aynı şekilde Picasso’ya Guernica için ilham gelmişti; fakat o son şeklini vermeden önce altmış beş farklı eskiz üzerinde farklı ifadelerin ve boyutların keşfi için çalıştı. Fikirlerinizi geliştirmek ve değiştirmek için ne kadar uzun süre çalışırsanız çözümünüzün özgün ve uygun olma ihtimali de o kadar artacaktır. Picasso Guem ica'yı yaparken sürekli ola­ rak teknik değiştirdiği için resim özgün bir başyapıta dönüşmüş­ tür. Grubu mevcut fikirleri bir biçimde detaylandırmaya teşvik

361


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

ederek düşüncelerini genişletin. “Mevcut fikirlerin yerine ne koyulabilir; mevcut fikirler neyle bir araya getirilebilirler, neye uyarlanabilirler, neyle büyütülebilir, değiştirilebilir, farklı şekil­ lerde kullanılabilir, elenebilir, yeniden düzenlenebilir ya da tam tersine çevrilebilirler?” sorularını sorun.

fikirlerin basit bir biçimde listelenm esinden daha iyi yapı­ landırıldığı zaman m aksim um değer kazanır. Duvara monte edilm iş kağıt ruloları gibi üretici grafikler kullanm ayı dene­ yin. Fikirleri bir karton, diyagram ya da m atbu cüm leler kul­

Düşünceyi Açıklığa Kavuşturma

grubun düşüncelerini resim lem enin renkli, kışkırtıcı ve çar­ pıcı yollarını bulm aktır.

Sigmund Freud, düşüncenizi ve nedenlerinizi “doğru” ce­ vapları bulmaya çalışmaktan çok daha iyi sorular sorarak açık­ lığa kavuşturacağınıza inandı. İyi sorular konuyu kavrayışımızı genişletir. Freud keşfedemediği şeyleri çoğunlukla sorular sora­ rak keşfetmeyi başarmıştır. DSY (Düşünen-Soru Soran-Yansıtan), grup halinde prob­ lem çözenlerin nedenlerini açıklığa kavuşturm alarına yardım­ cı olacak bir tekniktir. Oturum süresince herhangi bir zamanda herhangi bir konuşmacı ya da dinleyici DSY oturum una gerek­ sinim duyabilir. Fikrin sahibi olan kişi Düşünen olarak adlan­ dırılır. Gruptan biri Soru Soran kişi olarak görevlendirilir. Geri

lanarak renkli keçeli kalem lerle kaydedin. Fikir; eksiksiz ve enerjik bir katılım ı teşvik etm ek, fikirleri betim lem enin ve

Fikirleri post-it kağıtları kullanarak kümeler halinde bir du­ vara ya da karatahtaya asmayı deneyin. Post-it kağıtları fikirleri devingen bir hale getirecek ve “fikirlerin kümelenmesi”ni kolay­ laştıracaktır. Fikirler ortak karakteristik özellikleri ya da konu­ larına göre gru p lan d ırd ık ların d a bilgi bir düzenleme ya da yapı içinde ortaya çıkmaya başlar. İnsanlar yapıyı fark edip boşlukları doldurmaya başladığında daha fazla fikir üretilecektir. Bir ya da daha fazla küme grubun ilgisini çekeceğinden bir fikrin önceliği ya da baskınlığı genellikle ortadan kaldırılmış olur.

kalanların tümü Yansıtan’dır. Belirli bir zaman diliminde (beş dakika ya da daha fazla) Düşünen, Soru Soran’ın teşvik edici

Değerlendirme

sorularıyla yüksek sesle düşünmeye başlar. Sonra Yansıtan’lar her düşünceyi, fikri ya da bu değiş tokuşun uzantılarım ortaya koyar. En azından fikir herkes tarafından duyulur, soru soranlar

likle kullanılacak fikirler, daha fazla incelenmesi gereken alan­ lar ve problemlere dair yeni yaklaşımlar. Böylece, kolaylaştırıcı fikirleri tek başına sınıflandırabilir ya da en faydalı olanlara oy

fikri açıklığa kavuşturma ve anlama şansını yakalar.

verilmesini sağlayarak değerlendirmeyi gruba yaptırabilir.

Kaydetme

Koinoia’yı yansıtan işbirlikçi bir beyin fırtınası oturumu, grubun ortak düşünceler geliştirmesine dayanan yeni bir kolek­

Bir beyin fırtınası oturum unun olağan yöntemi olan kay­ detm e, kolaylaştırıcının fikirleri grubun hafızasını diri tut­ m ak için ortak bir görüntü olarak flipkartlı bir yazı tahtası ya

tif akıl meydana getirmesini sağlayacaktır. Kişiler artık birbirle­ rine karşı değildirler. Sürekli gelişebilen ve değişebilen bir ortak fikirler havuzunda katılımcı haline gelirler.

Beyin fırtınası oturumunun sonunda üç liste yapın: Önce­

da karatahta üzerine listelemesidir. O rtak bir görüntü bütün

362

363


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Grupla Beyin Fırtınası Teknikleri İşbirliği yaratıcılığın en gizli sırlarından biridir. Hatta yalnız dahiler olarak gördüğümüz sanatçılardan bazıları as­ lında sanat ekiplerinin girişim ci liderleridir. Tarihçi William E. Wallace, M ikelanjelo’nun Şistine Şapeli için on üç kişiyle işbirliği yaptığını ve İtalya’nın Floransa şehrindeki Laurentian Kütühanesi için üstada iki yüz civarında insanın yardım cı ol­ duğunu ortaya çıkarmıştır. Mikelanjelo yalnızca büyük bir sa­ natçı değil aynı zam anda adını taşıyan sanat eserlerini işbirliği içinde m eydana getirebilecek diğer yeteneklerin CEO’suydu. Uzun metrajlı animasyon filmi rüyasını gerçekleştirm ek için Walt Disney, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler anim asyon fil­ mini yaratacak çeşitli yeteneklerden oluşan büyük bir ekibi bir araya getirdi. Bir yandan grubun onun rüyasını gerçeğe dönüş­ türecek işbirlikçi sentezler ortaya çıkaran yeteneklerini bir ara­ ya getirmesi öte yandan bireyselliklerini korum alarına olanak tanım ası D isney’in farklılıkları tolere edebilme kabiliyetinden kaynaklanıyordu. Eğer doğru bir ruh halinde yapılırsa grup beyin fırtınası belirlenen herhangi bir konu hakkında zengin çeşitlilikte fark­ lı perspektifleri ve fikirleri ortaya çıkarabilir. Ç ünkü bireyler büyüleyici bir biçim de farklıdırlar, birbirlerine benzem ezler ve oldukça az ortak yönleri vardır. “F ikir” sözcüğünü düşün­ düğünüzde aklınıza gelen ilk on düşünceyi m erkezden çıkan çizgiler üstüne hızla yazın. Yalnızca ilk sözcükleri yazın ve ne kadar absürt görünürlerse görünsünler aklınıza gelen ilk düşünceleri listeleyin. M üm künse üç ya da dört kişiden sizin çağrışım larınızı ele alm aksızın egzersizi aynı anda yapm ala­ rını isteyin.

Hedefiniz tam olarak aynı sözcükleri bulmaktır. Örneğin, “Düşünme” sözcüğü “düşünmek”le ve “kaza” ise “kazara” ile aynı değildir. Bitirdiğinizde sözcükleri karşılaştırın ve ortak kaç sözcüğünüz olduğunu kontrol edin. Eğer bu egzersizi yalnız ya­ pıyorsanız sözcüklerinizi benimkilerle karşılaştırın (benim söz­ cüklerim “kaza”, “taze”, “çalışma”, “geleneksel olmayan”, “ba­ şarısızlık”, “düşünmek”, “tahm in edilebilir”, “beyin fırtınası”, “zaman” ve “kota”dır). Çoğu insan çok sayıda ortak ve birkaç bireye özgü sözcük olacağını sanır. Bu egzersiz iki ya da daha fazla kişiden oluşan bir grupta tüm üyelerin kullandığı ortak tek bir sözcük bulma­ nın bile az rastlanan bir durum olduğunu kanıtlar. Gruptaki kişi sayısı çoğaldıkça grubun tüm üyeleri tarafından kullanılan her hangi bir ortak sözcük bulma şansı azalacaktır. Eğer bir ortak sözcük bulursanız bunu merkez sözcük ha­ line getirin ve grupla egzersizi tekrarlayın. M uhtemelen aynı

364 365


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

sonucu elde edeceksiniz. Diğerleriyle bazı ortaklıklar buldu­ ğunuz zaman bile söz konusu ortaklıklar bizim temel farklı­ lıklarım ızdan kaynaklanm aktadır. Bu egzersizi eğitim ve iş tecrübeleri bakım ından birbirine en yakın grup üyeleriyle de­ nediğinizde de sonuçların neredeyse hiç ortak noktası olm adı­ ğını keşfedeceksiniz. Çoğumuz insanları ne kadar eğitirsek o kadar klonvari olacaklarını zannediyoruz. Gerçek tam tersidir: İnsanları ne kadar eğitirsek çağrışım ağları o kadar benzersiz ve çeşitli olur. Birbirim izle oldukça az varsayım ı paylaşıyoruz. Her birim iz sınırsız sayıda benzersiz çağrışım oluşturabilme kapasitesine sahibiz. Kişilerin çaba ve yeteneklerini birleştirirken bireysellikle­ rini korumaları yaratıcı işbirliği için önemlidir. Bunu kavramak işbirlikçi sentezler yaratmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki teknikler, grubun işbirlikçi bir sentez yaratması için tasarlanmış dünyadaki en iyi tekniklerden bazılarıdır.

Horst Geschka ve Almanya’nın Frankfurt şehrinde Batelle Enstitüsü’ndeki iş arkadaşları Feynman’ın yenilikçi problem çö­ zücü yaklaşımına benzer; fikirlerin paralel, eş zamanlı bir ardı­ şıklık içinde işlenmesi için tasarlanmış “Fikir Sepeti” adı verilen bir çeşit gruplar için yaratıcı düşünme tekniği geliştirdiler. Ge­ leneksel beyin fırtınası gruplarında insanlar aynı anda bir fikir önerirler. Bu bilginin seriler halinde işlenmesidir. Tam tersine fikir sepeti çok sayıda fikrin aynı anda önerilebilmesine olanak tanır. Bu, bilginin paralel olarak işlenmesidir. Eğer bir fikir se­ peti grubunun on üyesi varsa her üye ona kadar fikir üretebilir, bu tipik bir beyin fırtınası oturum unda on üyenin ürettiği fikir sayısıdır. Fikir sepeti, fikir üretimini çarpıcı biçimde arttırır. Temel yönergeler şunlardır: 1. İlk önce problemi açıklığa kavuşturm ak için ele alın. Problemi bütün grup üyelerinin görebileceği bir yere yazın. 2. İndeks kartlarını her katılımcıya dağıtın ve fikirlerini kartlara sessizce yazmalarını isteyin, her karta bir fikir gelecek şekilde. Grupla beyin fırtınası katılımcıların fikirlerini yüksek sesle dile getirmelerini gerektirirken fikir sepetinde kişiler fikirlerini sessizce yazarak dile getirirler. 3. Katılımcılar kartları tam amladıkları zaman sessizce sağdaki kişiye uzatırlar. 4. Grup üyelerine kendilerine verilen kartları okumaları ve “uyarıcı” kart olarak kabul etmeleri söylenir. Boş kartların üstüne “uyarıcı” kartlardan esinlenilen her yeni fikri yazar ve kartları sağdaki kişiye verirler. Bir­ kaç dakika içinde masada birçok fikir kartı dolaşmaya başlayacaktır.

Fikir Sepeti Richard Feynman Los Alamos’ta ilk atom bombası üzerin­ de çalışırken bilgisayara aynı anda sadece bir problem yüklene­ bildiğim fark etti. Problemleri birer birer çözmenin daha etkili yollarını düşünmek yerine birçok problemi paralel, eş zaman­ lı bir ardışıklık içinde işlemenin yolarını düşündü. Bir makine vasıtasıyla aynı anda üç problem gönderebilen bir sistem icat etti. Bunu geliştirmek için ekibini her problemi farklı bir ren­ gin temsil ettiği renkli kartlarla çalıştırdı. Kartlar çok renkli bir sıralamayla masanın üstüne daire biçiminde dizilmişti. Sabırsız golfçuların golf oynayışı gibi küçük kümeler zaman zaman diğer kümelere geçmek zorundaydı. Bu basit yenilik fikir üretimini çarpıcı biçimde arttırdı ve bomba üstüne yapılan çalışmayı hız­ landırdı.

367

366

_


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

5.

6.

Yirmi ila otuz dakika geçtikten sonra bütün kartla­ rı toplayın ve grup üyelerinden bu kartları bir duvara bantlamalarmı isteyin. Kartlar farklı fikir kategorileri­ ne göre sütunlar halinde düzenlenmelidir, her sütunun üstüne bir başlık kartı gelecek şekilde. Benzer fikirleri eleyin. Her katılımcıya bir paket yapışkanlı nokta etiketi vere­ rek fikirleri değerlendirin ve katılım cıların tercih ettik­ leri fikir üstüne nokta koymalarını sağlayın. Noktaları istedikleri şekilde dağıtabilirler; hepsini tek fikir üstü­ ne yerleştirebilir, her birini beş ayrı fikir üstüne yerleş­ tirebilir ya da daha farklı kombinasyonlar yapabilirler.

Beyin fırtınası süresince bir kişi aynı anda sadece bir fikir önerebilir. Serbestlik teşvik edildiği halde bazı kişiler çekingen­ likleri nedeniyle ya da alay edilme korkusuyla kendilerini tuta­ bilirler. Fikir sepeti en yüksek sesin galip gelmeyeceğini garanti eder. Katılımcılar müdür ve patronların baskısını daha az hisse­ derler ve fikirler önerildikleri anda reddedilemezler. İki prensibe dayanarak kendi “fikir sepeti” formatımzı tasarlayabilirsiniz: 1. 2.

Fikir üretimi sessizdir. Fikirler paralel olarak eşzamanlı yaratılır.

Fikir Havuzu Katılımcılardan indeks kartları üzerinde sessizce fikirler üretmelerini ve kartları sağlarındaki kişiye vermek yerine ma­ sanın ortasına yerleştirmelerini isteyin. Bir katılımcı uyarıcı bir kart ister ya da buna ihtiyaç duyarsa havuzdaki kartlarla kendi kartlarını kolaylıkla değiştirebilir.

368

Galeri Bu teknik normal süreci tersine çevirir. Galeri, kişilerin in­ celemesi için fikirlerin yerini değiştirmek yerine kişilerin yerini değiştirir. Odanın etrafına flipkartlı (her katılımcı için bir tane) yazı tahtası panoları asın. Katılımcılar sessizce ayakta durarak on ila on beş dakika içinde panolara (her kişi için bir tane) fi­ kirlerini yazar. Sonra katılım cıların on beş dakika boyunca “galeri”de dolaşmaları, diğer fikirlere göz atmaları ve notlar al­ maları sağlanır. Bu andan itibaren katılımcılar kendilerini daha derin düşüncelere sevk edecek diğer fikirleri de kullanarak ken­ di panolarına döner ve fikirlerine ilaveler ya da rötuşlar yaparlar. On dakika civarında bir ek yazma süresinden sonra katılımcılar tüm fikirleri inceler ve en iyi olanları seçerler. Galeri tekniği için başka bir seçenek de katılımcılardan fi­ kirlerini listelemek yerine onları çizmelerini ya da diyagramla göstermelerini istemektir. Çizim ve diyagramla gösterme, başka türlü hatırlanması mümkün olmayan bilgileri belleğe geri geti­ recek olan yaratıcı düşünme için faydalıdır. Örneğin, evinizde kaç pencere var? Evinizin diyagramını çizmek için pencereleri gözden geçir­ meniz ve saymanız gerekir. Bazen bir problemi çizerek ya da di­ yagramla göstermenin sonucunda yaratıcı bir kavrayış meydana gelir. Çünkü bunlar gözümüzden kaçabilecek bazı özelliklerin farkına varm amıza yardım edecektir. Flipkartlı yazı tahtası panolarını asm ve katılımcılardan problemin nasıl çözülebileceğini gösteren bir taslak ya da diyag­ ram çizmelerini isteyin. Sonra katılımcıların “galeri”de tekrar dolaşmalarına ve notlar alm alarına izin verilir. Notları kullana­ rak kendi taslaklarına döner ve rötuş yaparlar. Böylece grup tüm taslakları inceler ve farklı taslakların parçalarını kullanarak son bir çözüm meydana getirir.

369


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Artı Üç Her katılımcı bir yaprak kağıdın en üstüne sessizce üç fikir - her yaprağa bir fikir - yazar. Kağıtlar sağdaki kişiye geçirilir. Bu kişiden sayfanın üst kısmına yazılan fikri geliştirecek bir fi­ kir yazması istenir. Eğer katılımcılar fikri geliştirmekte güçlük çekiyorlarsa yeni bir fikir yazmalarını isteyin. Bu işlem üç fikir için de gerçekleştirilir. Beş dakika ya da daha fazla süre geç­ tikten sonra fikir kağıtları tekrar sağdaki kişiye verilir. Bütün üyeler ilk kağıtlarını alana kadar işlem tekrarlanır.

3.

Uçaklar

4.

Her katılımcıya kağıttan bir uçak yaptırın. Her katılımcı uçağın üstüne fikrini yazar ve uçağı uçurarak başka bir katılım ­ cıya gönderir. Uçağın üstüne yazılan şeyi okuyan katılımcı fik­ ri değiştirerek ya da geliştirerek yeniden yazar ya da tamamen yeni bir ihtimal üzerinde durur. Sonra uçağı başka birine uçurur. Egzersizi yirm i dakika sürdürün ve son olarak fikirleri toplayıp sınıflandırın.

5.

6.

Fikir Duvarı Her katılımcı post-it kağıtlarına sessizce fikirlerini yazar. Grup fikirlerini yazarken, grup lideri bunları toplayıp duvara yapıştırır. Sonra, 1.

2.

nıflandırm aları istenir. Fikirler yeniden düzenlendikçe lider kısmen sınıflandırılm ış bir fikir kümesinin hangi konu ya da kritere göre sınıflandırıldığına ilişkin soru­ larla periyodik olarak araya girecektir. Sonunda fikirler farklı fikir kümeleri halinde sınıflandırılır. Lider her fikir kümesini bir konu kartıyla etiketler ve bu kartı fikir kümesi üstüne yapıştırır. Bu işlemi her fi­ kir kümesi için ayrı ayrı tekrarlayın. Bazı konular daha ileri düzeyde bir fikir sınıflandırması için alt başlıklara ayrılabilir. Katılımcılar düşüncelerini ek post-it kağıtlarına yaza­ rak ve bunları fikrin ya da fikir kümesinin yanma ya­ pıştırarak fikirleri detaylandırabilir ya da endişelerini dile getirebilirler. Her katılımcıya yapışkan, nokta biçimde etiketler vere­ rek fikirleri önem sırasına göre düzenleyin. Katılımcı­ lar fikirlerin üzerine bir nokta ya da noktalar koyarak fikirlere öncelik tanırlar. Bir fikir üstüne istedikleri ka­ dar nokta yerleştirebilirler. Son basamak gruptan elde edilen sonuçları, daktilo edi­ lip her katılımcıya dağıtılabilecek bir belge biçiminde aslını bozmadan kaydetmektir.

Not Defterleri

Grup fikir üretmeyi bitirdiğinde lider herkesin anla­ dığından emin olmak için fikirleri yüksek sesle okur. Fikri açıklığa kavuşturmak için yazılı açıklamalar gerekiyorsa, lider bunları not kağıdı üzerine farklı bir renkle yazar. Bir sonraki basamak fikirleri düzenlemektir. Gruptan duvara yaklaşmaları ve fikirleri anlamlı bir biçimde sı­ 370

Sanatta kendilerini fütürist olarak adlandıran bir grup var­ dır. Onlar bir çalışma için işbirliği yaparken her sanatçı tek ba­ şına ve farklı zamanlarda çalışır. Resim bittiğinde resmi kimin yaptığını söyleyemezler. Sonuç genellikle zaman geçtikçe farklı şekillerde kombine edilebilecek çok sayıda farklı bakış açısını yansıtan dikkate değer bir üründür. İşbirliği zamanla sanatta bir konu üstüne farklı boyutlar ve anlayışlar yaratır.

371


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Benzer bir şekilde küçük bir grup ihtimallerin daha derin bir biçimde anlaşılması ve değerlendirilmesi için problem çözerken zaman içinde işbirliği yapabilir. Yönergeler şunlardır: 1. Katılımcıların her birine problem hakkındaki bilgileri ve talimatları içeren bir not defteri verilir. Her katılımcı bir hafta boyunca deftere günde en az üç fikir yazar. 2. Katılımcılar her hafta not defterlerini birbirleriyle de­ ğiştirirler. Böylece, çağrışım lar yoluyla yeni fikirler or­ taya çıkarmak için yeni not defterlerindeki fikirlerden faydalanabilirler. 3. Bütün not defterleri dolaşımını tamamlamamış bile olsa fikir alışverişi dört hafta sonra sona ermelidir. Koordi­ natör not defterlerini toplar, fikirleri sınıflandırır ve bir özet hazırlar. Katılımcılar üretilen fikirleri tartışmak için grup halinde toplanırlar. İki Haftalık Beyin Fırtınası Not defteri tekniğinin bir çeşitlemesinde de önce gruba beyin fırtınası yapılacak problem ya da konu hakkında gerekli bilgiler verilir, sonra katılımcılardan problem üstüne bir hafta süreyle yalnız çalışmaları ve fikirlerini not defterlerine yazma­ ları istenir. Daha sonra; 1. Haftanın sonunda bireyler not defterlerini grup oturu­ muna getirirler. Her katılımcı kendi fikirlerini sözlü olarak ifade eder (her katılımcı için yaklaşık on dakika süreyle). Grubun geri kalanı fikirleri tartışmaya ve on­ lardan yeni fikirler geliştirmeye teşvik edilir. 2. Katılımcılar konuyla ilgili özellikler ve fikirleri not defterlerine yazmaya teşvik edilir.

372

3.

4.

Grup oturumunun sonunda katılımcılardan daha ileri düzeyde bir yaratıcı düşünce sürecine girerek bir hafta daha geçirmeleri istenir. Bundan sonra diğer kişilerden duydukları yeni kavramlar ve fikirler üstüne düşünebi­ lir ya da grup oturumundan öğrendikleri şeylerin ışı­ ğında kendi fikirlerini geliştirebilirler. İkinci haftanın sonunda grup paylaşılacak, önem sıra­ sına göre düzenlenecek ve değerlendirilecek fikirleri harm anlam ak için tekrar toplanır.

Karışık Oturumlar Bir oturum da bireysel ve grupla yaratıcı düşünmeyi bir araya getirmeniz de mümkün. Oturum konuyu tanımlamak ve m ümkün olduğunca çok fikir geliştirmek için bir grup beyin fırtınası oturumuyla başlayabilir. Sonra kolaylaştırıcı tarafından spesifik bir yaratıcı düşünme tekniği önerilir. Örneğin: “Bağlan­ tısız olanı Bir Yere Bağlamak” şeklinde tanımlanan, bir konuy­ la rasgele sözcükler arasında bağlantı kurmaya çalışma tekniği. Grup dağılır ve her katılımcı on dakika ya da daha fazla süreyle tekniği kullanarak ek fikirler üretmek için tek başına çalışmak üzere köşesine çekilir. Sonra grup yeniden toplanır ve yeni fikir­ ler tartışılıp daha da geliştirilir. Eğer yeni fikirler talep ediliyor­ sa kolaylaştırıcı daha ileri düzeyde bir bireysel çalışma için yeni bir teknik ortaya koyar. Bütün bireysel çalışmaların spesifik bir tekniğin kullanımıyla yönlendirilmesi kilit noktadır. Grup ürün­ den tatmin olana kadar işlem tekrarlanır. Kümeleme Kümeleme sessiz fikir üretimini rasgele insan ve fikir kü­ melemesi ile kombine eden bir tekniktir. Müzikte modernizmin dehalarından biri olan ve yeni bir şeyler deneme konusunda asla 373


MICHAEL MICHALKO

hevesini yitirmeyen Igor Stravinsky tarafından geliştirilmiştir. 1918’teki The Soldier’s Tale'da kendilerini bestecilerin eserlerini benzersiz bir şekilde yeniden yarattıklarını ve böylece her per­ formansın yeni bir deney olduğunu düşünen aktörlerin (dansçı­ ların, öykücülerin ve enstrüman sanatçılarının) “kümelenmesi” kavramı ortaya atılarak geleneksel performans tarzlarından ki­ lometre taşı denilebilecek bir ayrılış oldu. Yönergeler şunlardır: 1. Genel bir sorun üzerinde tartışın ve birbirinizle paylaşın. Örnek: Hangi yollarla daha yenilikçi bir şirket kurabiliriz? 2. Her bir katılımcı kartlara sekiz yanıt veya fikir yazar. Her bir kart için bir fikir kullanır. 3. Grup lideri her gruptan kartları toplar ve karıştırır. 4. Grup lideri üç kart çekip rasgele üç katılımcıya verir. Hiçbir katılımcının kendi kartını almadığından emin olun. Herkesten kartları incelemesini ve onları kişisel tercihine göre sıralamasını isteyin. Grup lideri arta ka­ lan kartları masaya yüzleri açık bir şekilde koyar. 5. Katılımcılardan beğenmedikleri kartları masadakilerle değiştirmelerini isteyin. Bu aktivite için birkaç dakika ayırın. 6. Daha sonra katılımcılardan kartlan kendi aralarında değiş tokuş yapmalarını isteyin. Her bir katılımcı en az bir kart değiştirmek zorundadır ve herhangi bir sayıyla değiştirebilir. 7. Katılımcılardan kümeler oluşturmalarını isteyin. Aynı kümeye ne kadar katılımcının iştirak edeceği konusun­ da bir sınırlama bulunmamaktadır, ancak, hiçbir küm e­ de üç karttan fazla olmaması gerekir. 8. Her bir kümeye ellerindeki üç fikri gruba sunmaları konusunda yaratıcı bir yol hazırlamaları konusunda ta­

374

YARATICI DEHANIN SIRLARI

limat verin. Grafik ağırlıklı bir poster, tampona yazılan çıkartm a, slogan, logo, tişört, televizyon reklamı, şarkı vs. olabilir. “Kümeleme”yi değiştirmek için öncelikle katılımcılara beş dakika boyunca indeks kartlarında bulabildikleri sayıda fikir yazmaları istenir. Her bir karta bir fikir gelmelidir. Daha sonra, 1. 2. 3.

4.

5. 6. 7.

Grubu boyutuna göre 3 ila altı kişilik takım lara bölün. Takım üyeleri kartlarını tercih sırasına göre dizdikleri bir havuzda toplayabilirler. Takımdan en iyi beş fikri seçmelerini ve geri kalanını masaya yüzleri dönük şekilde yerleştirmelerini isteyin. Diğer takım lar istenmeyen kartları görmekte serbest­ tirler ve onları diledikleri gibi kullanabilirler. Takımlar fikirleri tartışırlar ve onları yeni fikirlerle değiştirmekte serbesttirler (Ancak, ekip her seferinde elinde beş kart bulundurmak zorundadır). Seçtikleri fikirleri geliştirmeleri ve iyileştirmeleri konusunda ce­ saretlendirilirler. Bir araya gelen tüm takım lar fikirlerini sözlü olarak paylaşırlar. Grup fikirleri öncelik sırasına göre ele alır ve bunlar­ dan en olası beş fikri sıralar. Grup bu fikirleri zenginleştirir ve daha sonra onları in­ celemeye alarak değerlendirir.

Açık Toplantılar Açık beyin fırtınası toplantıları kapıcısından CEO’suna kadar tüm şirket çalışanlarına fikir sunam konusunda fırsat ve motivasyon verir. Bir açık toplantının biçimsizliğindeki amaç

375


MICHAEL MICHALK.O

YARATICI DEHANIN SIRLARI

mevki ya da kişisel çıkarlar göz ardı edilerek fikirlerin kendile­ rine göre şekil almalarına izin vermektir. Açık toplantılar basit birkaç yönerge, genel bir tema ve oldukça esnek zaman limitle­ riyle yönetilir. Toplantı için herhangi bir gündem bulunmamaktadır. Birileri toplantının genel temasını yüksek sesle okur ve sorumluluk olarak kabul ettikleri ilgili bir konuyu herkese anlatır. Birileri bir konu önerdiğinde aynı kişi büyük bir kağıda onu yazar ve yük­ sek sesle okuduktan sonra onu duvara yapıştırır. Bu süreç konu herkes tarafından öğrenilinceye kadar devam eder. Diğer aşam a “fikir pazarı” olarak bilinir. Bu esnada, her­ kes konuyu tartışm ak üzere “konu” kağıtlarından birine isim yazdırabilir. K atılım cılar istedikleri kadar gruba isim lerini yazdırm akta serbesttir. Her konunun sponsorları gruplarını odalarını seçmek, konuyu tartışm ak ve önerilen herhangi bir fikri ya da diğer bilgileri paylaşmak için toplantıya çağırm akla yüküm lüdür. İdeal olarak büyük toplantı odalarının yanında küçük grupların bir araya gelebileceği ve konularını takip ede­ bileceği birkaç küçük oda bulunmalıdır. Her küçük grup “bir metre yasası”na saygı göstermek mecburiyetindedir. Bu yasaya göre eğer katılım cılardan herhangi biri sıkılır ya da grup için bir şeyler yapam ayacağını düşünürse gruba saygı göstererek yolunu ayırır. Bir toplantıyı açmanın bir başka yolu da bunu bir bilgisayar bağlantısı kurarak ve şirketteki herkese grup tartışmaları açma yetkisi vererek bilgisayar ağı üzerinden yapmaktır. Çalışan­ lar gerçek zamanlı mesajlar gönderip alabilir ve “Harcamaları nasıl kısabiliriz?” gibi genel bir tem anın postalandığı merkezi veritabanında görüntülenebilir. İnsanlar genel tema ile ilgili yaz­ dıklarını postalarlar ve diğerleri ilgilendikleri konular hakkında birbirleriyle temas kurarlar. Tartışmalarının sonuçlarını uygun

zamanda birbirleriyle paylaşırlar ve istedikleri fikirleri üretinceye kadar birbirlerine e-posta atarlar. KJ Beyin Fırtınası Önden gelen bir yaratıcılık uzmanı olan Cenova Üniversitesi’nden psikolog Howard Gruber tüm yaratma süreçle­ rinde küçük perspektif kaymalarının her zaman, ancak farklı bü­ yüklüklerde yaratıcı çözüme ulaşıncaya dek meydana geldiğini göstermektedir. Bu kaymalar kişi bir nüansa dikkat çektiğinde gerçekleşir. Nüans bir anlam farkı veya algıda seçiciliktir. Çok, çok fazla sayıda küçük kaymalar zamanla bir araya gelerek niha­ yetinde büyük algı kaymalarına neden olmaktadır. Gruber aynı zamanda yaratıcı dahinin nüanslara, özellikle bazı konularda kaçınılmaz bir şekilde ortaya çıkan nüanslara karşı son derece hassas olduğunu ortaya koymaktadır. Beyin fırtınası yapan bir grup muhtemelen her biri potansi­ yel nüanslara sahip çok sayıda fikir üretecektir. Her bir fikir an­ lam farkı ile doyurulur. Yine de bizim bir grubu organize etme kalıbımız, fikirlerin bir yaratıcının yaptığı gibi nüans boyutla­ rı dışında evirilmesine izin vermekten ziyade bir reduktionst* yaklaşımı gerektirir. Tokyo Teknoloji Enstitüsü’nden Jiro Kawakita bir fikrin do­ ğal gerçekler ve durum nüanslarına göre işleyişini biçimlendir­ meye izin veren bir beyin fırtınası tekniği geliştirdi. Japonya’da bu “müsvedde kağıt tekniği” anlamına gelen kami-kire ho ola­ rak bilinir. “Müsvedde kağıt” olarak adlandırılm aktadır çünkü başlangıçta Kawakita katılımcılardan düşüncelerini ve fikirle­ rini müsvedde kağıt üzerine yazmalarını istemiştir. Bu teknik Batı’da kısaltılmış şekliyle KJ olarak yaygınlaşmıştır. *

376

D o ğ a d a k i h e r ş e y in d a h a b a s it o la y la rla a ç ık la n a b ile c e ğ in i s a v u n a n g ö rü ş . (Ç .N .)

377


YARATICI DEHANIN SIRLARI

MICHAEL MICHALKO

Bu teknik farklı bireysel perspektifleri ve deneyimleri grup tarafından kabul gören bir problem tanımı ve çözümü içinde sentezlemektedir. K J’de iki tür eylem vardır: Problemi anlamak ve problemi çözmek. Problemi anlamak her bir grup üyesinin prob­ lem tanımının özüne dair bir anlayış geliştirmesi iken problemi çözmek tüm üyeleri çözüm önerilerinde bulunmaları konusunda cesaretlendirmektir. Örneğin bir problem tüm artık yemek yağlarından kurtul­ mak olsun. Problemi anlamak onu sıvı halde atmak için gerekli ilgili gerçeklere, inceliklere ve nüanslara açık olmayı gerektirir. Nötr gerçekler nelerdir? Ne gibi zararlar getirir? Hangi gerçek­ lerle ilişkilidir? Hangi gerçekler doğrulanabilir? Gerçekler ele alındığında çözüm önerileri de ardından gelir. Önerilen bir çözüm hiçbir kimyasal içermeyen ve sıcak yağ ile karıştırabileceğiniz ve böylece karışım soğuduğunda çöpe atıla­ bilecek kadar katılaşan ucuz nebati katkı maddesi olabilir. Ya da bir başka öneri yemeklik yağ içerisine bahçelerde gübre olarak kullanılabilecek kimyasal katkı maddesi ilave etmek olabilir. KJ için prosedür şu şekildedir: 1. Problem Tanımı. Grup lideri genel bir ilgi alanından bahseder (örneğin satışlar, maliyet, dağıtım, rekabet). A. Her biri indeks kartlarına bu konuyla ilgi gerçekleri ya­ zar. Her bir karta bir gerçek yazmak zorundadır, istedi­ ği kadar kart kullanabilir. Amaç insanların problemle ilgili olabilecek her şey hakkında düşünmesini sağla­ maktır. B. Grup lideri kartları toplar ve böylece kimse kimin kartı olduğunu anlamaz. C. Grup lideri daha sonra kartlarda yazılanları yüksek sesle okur.

378

D.

E.

Katılımcılar kendi kümelerindeki gerçekleri içeren kartları bulurlar ve bir dizi oluşturarak yüksek sesle okurlar. Dizi ilgili gerçeklerin yer aldığı kart grupla­ rına denir. Grup diziye özünü yansıtacakları düşündükleri bir isim verirler ve onu isim-dizisi kartının üzerine yerleştirir­ ler. İsim şu şartları karşılamalıdır: Üretilme aşamasında kullanılan gerçeklerle doğrulana­

bilmek. • Çok genel olmamalı. • Alt dizi gerçeklerinin basit bir yığını olmamalıdır. Diziyi adlandırmak problemin kilit gerçeklerini özet haline getirmek ve daha sonra problemin özünü ya da önemli kısımlarını çıkarmak demektir. F. Gerçekler isim dizisinin altında sıralanıncaya dek grup devam eder ve daha sonra kendi adlandırdıkları ve hep­ sini kapsayan tek bir grup çıkıncaya dek, grup, ismin hepsini kapsayan tek bir problem tanım ının özünü yan­ sıtıp yansıtmadığına karar vererek isim dizilerini birleş­ tirir. Son dizi tüm gerçekleri ve daha önce alt dizilerde formüle edilen isim-özlerini içermelidir. Bu son kapsamlı isim dizisi problemin tanım ına ve özüne en yakın olmak zorundadır. Problemin ortaklaşa karar verildiği bir tanımı ya da anlatımını yansıtmalıdır. Gerçekleri diziler halinde düzenlemekteki amaç eskiden sınıflandırılm ış ve dosyalanmış gerçekler hakkında yeni düşünme yolları geliştirmektir. Kawakita grup problem hakkında genel bir anlayışa sahip olduğu zaman uyuşmanın sağlandığına inanıyordu. Buradaki uyuşma, gruptaki her üyenin problem tanım ını onaylaması ve bunu gruptaki her bir üyenin kişisel desteğini alarak diğerleriyle paylaşması anlam ına gelmektedir.

379


MICHAEL MICHALKO

2.

Problem Çözümü. Her bir üye bir çözüm için tek bir kart kullanmak koşuluyla önerilen çözümleri ve fikir­ leri kartın üzerine yazar. İstediği kadar kart kullanabi­ lirler. Hedef 100 ve daha fazla kart üretmektir. A. Grup lideri kartlan bir araya getirir ve böyle kimse ki­ min kartı anlamaz. B. Lider önerilen bir çözümü yüksek sesle okur. C. Üyeler yüksek sesle okunan çözümle ilgili olarak kart­ lardan çözümler seçerler. Tüm ilgili çözümler okununcaya kadar devam edin. Bu bir çözüm dizisi oluşturma­ nızı sağlar. D. Dizi isimlendirilir ve izim dizisi kartı yazılır. Tüm çözümler dizilere yerleştirilinceye kadar ve her şeyi kapsayan bir çözüm dizisi elde edilinceye kadar devam edin. Nihai çözüm dizisinin özü daha önce önerileri tüm çözümleri kapsamalıdır. Nihai çözüm için seçilen başlık tüm önerilerin özünü için­ de barındırmalıdır. Gruba şu soruyu yöneltin: “Bu fikirler için gerekli özelliklerin ve niteliklerinin özü nedir?” Bu soru birkaç fikir ve düşünce için esin kaynağı olmalıdır. Son olarak grup lideri katılımcılara akıllarına başka fikirlerin gelip gelmediğini sormalıdır. Bu fikirler ilgili ya da ilgisiz olabilir veya problem üzerinde farklı perspektifler olabilir. Grup lideri bunları kolay anlaşılmaları ve aralarında bağlantı kurulabilmeleri için görsel olarak da göstermelidir. Amaç görsel algısal bir resim oluştur­ maktır. Katılımcılar kartlar ürettikleri zaman problem tanımı ge­ nişler: kartları isim-dizileri halinde özetlediklerinde ise problem tanımı daralır. Dizilerin genişleyip daralması bilgiyi alışagelmiş kategorilerden birçok alt dizilere ve nüanslara ayrılmasını sağ­

380

YARATICI DEHANIN SIRLARI

lar. Bağlamı problemin anlaşılacağı şekilde değiştiren etmen, problemin alt dizileri ve nüanslarını grubun fark etmesidir. Bağ­ lamdaki bu değişiklik ani bir çözüm veya fikir doğmasına sebe­ biyet verir. NHK Nüansları daraltmak için tasarlanan bir başka teknik de N H K ’dir. Japonya Yayın Şirketi (NHK)’de Hiroshi Takahashi’nin geliştirdiği bu tekniğin işleyişi fikirleri yeni fikirler üretmek için tekrar ve tekrar çalkaladığı için yum urta çırpacağınınkine ben­ zemektedir. Yönergeler şu şekildedir: Bir problem tanım ına cevap olarak katılımcılar ayrı ayrı kartlara beş fikir yazarlar. Katılımcılar beş kişilik gruplar oluştururlar. Her bir üye ta­ kımdaki diğer üyeye kendi fikirlerini açıklar. Diğer üyeler akıl­ larına gelen her yeni fikri ayrı kartlara yazarlar. Kartlar toplanır ve ilgili gruplara ayrılır. İki ya da üç kişilik yeni gruplar oluşturulur. Her grup seçil­ miş kart gruplarından bir ya da birden fazla alır ve fikir fırtınası yaparlar. Bu yarım saat sürer. Yeni fikirler de ağıda yazılır. Bu oturum un sonunda her grup kendi kartlarını konulara göre ayırır ve gruptaki diğer üyelere fikirlerini sunar. Tüm fikir­ ler bir karatahta ya da yazı tahtası üzerine herkesin görmesi için grup başkanı tarafından yazılır. Katılım cılar on kişilik yeni gruplar oluştururlar ve karatahta ya da yazı tahtası üzerindeki fikirlerle ilgili iyileştirmeler sağla­ m ak için her seferde bir fikir hakkında beyin fırtınası yaparlar. Hikaye Tahtası Leonardo da Vinci fikirlerini bir duvara yazar ve daha sonra onları zaman içinde değerlendirirdi. Bu görsel fikir sergisi onun 381


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

bir fikrin diğeriyle nasıl ilgili olduğunu ve tüm parçaların nasıl bir araya geldiğini görmesini sağlardı. Bilgiyi duvar üzerinde görüntülemek için Am erika’daki en popüler yöntem duvara hi­ kaye tahtası asmaktır. 1928’de Walt Disney ve onun ressamları ilk sesli çizgi film

lan ortak bir özelliğe sahiptir: eksiksiz bir bütün oluşturmak için birbiriyle bağlantılı anahtar kavramları biçimlendirmek. Hikaye tahtaya yazmak kendi düşüncelerinizi ve başkaları­ nın düşüncelerini görünür hale getirmek için problem üzerinde çalışırken onları duvara yapıştırma işlemine benzetilebilir. Aşa­ ğıda hikayeyi tahtaya yazmada kullanılabilecek birçok yöntem için temel yönergeler yer almaktadır:

olan Steamboat Willie üzerinde çalışıyorlardı. Disney uzun bir animasyon istiyordu. Her şeyi hareketli resmetmek için binlerce çizim yapmak gerekiyordu. Hepsi yığın halde önlerinde duruyor­ du. Neyin tamamlandığını ve neyin hâlâ eksik olduğu görmek oldukça zordu. Neler olup bittiğini anlamak için sürekli olarak toplantılar yapmak zorunda kalıyorlardı. Walt Disney ressamlarından elindeki çizimleri stüdyonun duvarlarına ardışık olarak sıralamalarını istedi, böylelikle pro­ jenin hangi aşamada olduğunu görebilecekti. Daha sonra her bir sahne tüm hikayenin anlatılabileceği bir noktayı işaret etmek üzere kullanılmaya başladı. Hikaye özel bir tahta ile kaplı bir duvar üzerine yazılıyordu. Bu yüzden adı hikaye tahtası olarak kaldı. Hikayeyi tahtaya yazma fikri kısa sürede Disney’in hem hareketli hem de canlı-aksiyon filmlerinde planlama prosedü­ rünün bir parçası haline geldi. Günün veya gecenin herhangi bir vaktinde istediği projedeki aşamaları bir bakışta değerlendirebiliyordu. Hikaye tahtaları birçok alanda kullanılmaya başlandı. Hem Disneyland hem de Walt Disney Dünyası “işleyiş açısın­ dan” planlanmış hikaye tahtalarını kullanıyordu. Mike Vance bu teknik için problem çözme potansiyelini gör­ dü ve aynı zamanda onu beyin fırtınası tekniğinde geliştiren ilk kişi oldu. Fikirler üretmek için birbiriyle ilgili çeşitli prosedürler o zamandan bu yana evrim geçirmiştir. Prosedürler arasında çok küçük farklılıklar olsa da hepsi Walt Disney tarafından başlatı­

382

1. Konu. Konu kartını bir tahtaya yapıştırın ya da raptiyey­ le tutturun. Bizim örneğimizde konu “yeni bir restoran ya­ ratm ak” olarak seçildi. 2. Amaç. Normalde çoğu insan belli bir konuyu izlemek için grubun amaçları beyin fırtınasında kullanmasına yar­ dımcı olacak “amaç” başlığını kullanır. Beyin fırtınasında kullanılan her bir amaç bir kart üzerine yazılır ve “amaç” başlıklı kart altında elden ele aktarılır. Örneğin yeni bir res­ toran açmak olası amaçlar arasında para kazanm ak, bir ihti­ yacı gidermek ve müşteriye hizmet etmek yer alabilir., 3. Başlıklar. “Başlıkları” belirleyin ve listeleyin. Bunlar öncelikle ana konular, özellikler veya süreçteki çözüm ka­ tegorileridir. Her biri bir kart üzerine yazılır ve postalanır. Bizim örneğimizde şu başlıklar bulunmaktadır: “Am aç”, “isim”, “mekan”, “tema”, “m im ari”, “atmosfer”, “oturma planı”, “mönü”, “işçiler”, “eğlence” ve “çeşitli”. Hikayeyi en iyi anlatan bölümü buluncaya dek başlıkları tekrar ve tekrar düzenleyebilirsiniz. 4. Çeşitli. Herhangi bir kategoriye koyamadığınız diğer her şeyi kapsayacak böyle bir “çeşitli” başlık bulunması iyi bir fikir. Sütundaki diğer başlıklar üzerine beyin fırtınası ya­ parken bu sütuna düşüncelerinizi yerleştirin. Eğer çeşitli sü383


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

tununda yeteri kadar benzer bileşen bulduysanız bunlardan bazıları kendi içlerinde ayrı başlıklar olabilir. Bizim örne­ ğimizde katılımcıların birçok reklam ve pazarlama önerisi ve fikri listelediğini farz edin. Bu fikirler fazladan başlık açmanıza neden olabilir veya daha önemli olduğunu düşü­ nürseniz ayrı hikaye tahtalarına geçebilirsiniz.

7. Kuluçkaya Yatma: Süreç, grup yeterli sayıda fikir ya da söz konusu zamanı üretene kadar devam eder. Birkaç günlük bir zaman dilimi ya da haftalar boyunca fikirlerin kuluçkaya yatmasını ve farklı fikirlerin çiftleşmesini sağ­ lamak için resimli öykü panosu kullanarak beyin fırtınası yapmak genellikle iyi bir fikirdir.

5. Beyin Fırtınası: Gruptaki üyeler her bir kategoriyi prob­ lem çözümü için bir uyarıcı olarak kullanırlar ve bu fikir­ leri, çözümleri ve düşünceleri kartlar üzerine yazarlar. Her bir kart uygun başlık kartı altına yerleştirilir. Örneğin yeni bir restoran için beyin fırtınasında not ettiğiniz tüm isimler “İsim” başlığı altında yer alabilir, tüm önerilen mönü seçe­ nekleri “Mönü” başlığı altında yer alabilir vs. Hikayeyi tahtaya yazma sürecinde ne kadar önemsiz görünürse görünsün tüm uygun fikirleri göz önüne alın. Grubu pozitif düşünme konusunda cesaretlendirin ve yar­ gılamayı daha sonraki bir tarihe erteleyin. Fikirler akmaya başladığında hikaye tahtası üzerinde çalışan grup üyeleri problemin özüne inebilecek ve ek fikirler üretmek için diğer fikirlere “hızla geçebileceklerdir”. Katılımcılara çözümle­ ri incelemeleri için cesaretlendirin ve onlardan ek fikirler üretmeye çalışın veya çözümleri kategoriler arasında eşleş­ tirerek birleştirin ve onları yeni fikirler için uyarıcı olarak kullanın.

8. Materyaller: Resimli öykü panonuzu oluşturmak için oldukça çeşitli materyaller kullanabilirsiniz: m antar pano­ lar, beyaz tahtalar, tebeşir tahtaları, duvarlar ya da bir şeyler, ekleyip silebileceğiniz yahut bunların yerlerini değiştirebi­ leceğiniz bir yüzeye sahip herhangi bir şey. Sayfa başlıkla­ rını ve sütunları ayırm ak için farklı renkler kullanabilirsi­ niz. Kullandığınız yönteme bağlı olarak raptiyelere, m akas­ lara, geniş fosforlu kalemlere, tebeşirlere ve kartlar, post-it kağıtları ya da not pusulaları gibi malzemelere gereksinim duyacaksınız. Tamamlanmış panonun bir fotoğrafını çekin, böylece gerekli olduğu taktirde yeniden kurabilir ve üzerin­ de tekrar çalışabilirsiniz. Hikaye tahtasının güzelliği ihtiyaçlarınıza göre esne­ yebilmesi ve adapte edilebilmesidir. Gereksinim lerinizi karşılam ak için yönergelerde değişiklik yapabilirsiniz. Öncelikle yöntemi basitleştirm ek iyi bir fikirdir. Yöntem konusunda rahatladıktan sonra onu istediğiniz şekilde ge­ nişletebilirsiniz.

6. Esneklik: Hikaye tahtasını esnek ve dinam ik tutun. Fi­ kirler ve öneriler biriktikçe yeni sayfa başlıkları eklemeniz gerekebilir. Örneğin, verdiğimiz restoran örneğinde “or­ tam”; “fiziksel ortam” ve “atmosfer” olarak ikiye ayrılabilir. Panoyu ideal çözüme doğru sürekli evrilen canlı, dinamik bir varlık olarak düşünün.

384

385

.


Diğer | Eğlence I İPazarlamal I | f Menü | j Ortam Tema

SONSÖZ

Önsözde Charles Darwin’in biyolojik evrim teorisine ve bilgin­ lerin Darwinci fikirleri yaratıcılık ve dehaya uygulama konusun­ daki çabalarına duyduğum büyük merakı anlatmıştım. Darwin’e ilk kez üniversitede Darwin’in John Gould’la yaşadığı tecrübeleri okuduğumda ilgi duymaya başladım. Darwin Galapagos’u ziya­ ret ettikten sonra İngiltere’ye döndü ve tam anlamıyla tanımlanabilmeleri için elindeki ispinoz örneklerini profesyonel zoologlara verdi. En seçkin uzmanlardan biri John Gould’tu. En açıklayıcı şey Darwin’in rastladığı değil Gould’un rastlamadığı şeydi. Darw in’in notları Gould’la birlikte onun daha önce adlan­ dırdığı bütün kuşları gözden geçirdiklerini gösteriyor. Gould farklı türlerden ispinoz örneklerinin sayısı konusunda gelgitler yaşamaya devam etti. Bilgi tam da burada saklıydı, fakat o bunu anlamak için ne yapması gerektiğini pek bilmiyordu. Tanrı’nın dünyayı yarattığında bir dizi kuş meydana getirdiğini ve farklı yerlerden alman örneklerin aynı olabileceğini farz etti. Farklı­ lıkları yerlere göre araştırm ak aklına gelmedi. Gould böylesine farklı kuşların ancak farklı türler olabileceğini düşündü. Bana göre dikkate değer olan bu rastlantının iki adam üze­ rinde yarattığı tamamıyla farklı etkiydi. Gould uzm an bir taksonomist gibi kendine öğretilen düşünme yöntemiyle düşündü. İspinozları incelerken evrim in ders kitaplarında daha önce göz­ ler önüne serilen örneklerini görmedi. Darwin onların ispinoz 387


MICHAEL MICHALKO

YARATICI DEHANIN SIRLARI

olduğunu bile bilmiyordu. Bu yüzden zekaya, bilgiye ve uzm an­ lığa sahip olan adam farkları görmedi. Çok daha az bilgiye ve uzmanlığa sahip olan adam dünyayı algılayışımızı şekillendiren fikirle çıkageldi. Darwin bu fikre ulaştı; çünkü üretici bir düşünürdü. Çeşitli perspektif ve teoriler üretti. Gould yeni fikir ve teorileri mev­ cut tecrübe kalıplarıyla karşılaştıracaktı. O, yeniden üretici bir biçimde düşündü. Fikirler ona öğretilen şeylere uymadığında onları değersiz kabul edip reddetti. Diğer taraftan Darwin eski düşünürlerin ne düşündüklerini göz ardı etmeye ve nereye gö­ türeceklerini görmek için farklı perspektif ve teorilerin keyfini çıkarmaya istekliydi. Çoğumuz John Gould gibi düşünmek için eğitiliyoruz. He­ pimiz kendiliğinden yaratıcı düşünürler olarak doğduk. Fakat eğitimimizin büyük bir kısmı zihinsel kurguların telkini olarak görülebilir. Bize problemlere ve durumlara vereceğimiz tepki­ yi önceden belirleyen sabit fikirlerimizle (eski düşünürlerin ne düşündüğüne dayanan) problemleri ve yeni fenomenleri nasıl ele alacağımız öğretildi. Kısacası bize “nasıl” düşüneceğimizi öğretmek yerine “ne” düşüneceğimizi öğrettiler. Okula bir soru işareti gibi girdik ve nokta olarak mezun olduk. Sonuç olarak alternatifleri araştırm ak yerine bilgiyi işle­ mek için tekrar tekrar aynı yöntemlere yöneliyoruz. Neyin işe yaradığını ya da ne yapılabileceğini bildiğimizi düşündüğümüz­ de alternatif fikirler üzerine düşünmek bizim için zorlaşıyor. Dar fikirler üretmeye yöneliyoruz ve yanlış oldukları kanıtla­ nana kadar onlara saplanıp kalıyoruz. Diyelim ki ürünümüzün reklâmını yapmak için popüler bir prime-time sitcom’u boyun­ ca televizyon reklâmlarını kullanıyoruz. Sonuçlardan oldukça memnunuz ve televizyon kampanyası işe yaramış görünüyor. Düşünm ediğimiz ve iyi ya da daha iyi olabilecek diğer fikirleri

inceleyecek miyiz? Ürünüm üzün reklâmını yapmanın alternatif yollarını araştırmam ız mümkün mü? Muhtemelen değil. Fikirlerimizi test etmek için etkin bir biçimde bilgi arayışı­ na düştüğümüzde bile eğer haklıysak alternatifleri keşfetmemi­ zi sağlayacak yolları genellikle görmezden geliriz. Aşağıdaki, İngiliz Psikolog Peter Watson tarafından yapılmış söz konusu tutum u gösteren ilginç bir deneydir. Watson deneklere aşağıdaki üç ardışık sayıyı gösterecekti.

Sonra deneklerden sayıların ardışıklık kuralını açıklamala­ rını ve bu kurala başka örnekler vermelerini isteyecekti. Denek­ ler ceza almaksızın istedikleri kadar soru sorabilirlerdi. Watson çoğu kişinin ilk olarak neredeyse aynı sıralamayı, “Dört, Altı, Sekiz”i ya da benzer bir sıralamayı söylediğini fark etti. Bu yüzden Watson “Evet, bu sayı kuralının bir örneği.” dedi. Bundan sonra denekler “yirm i, yirm i iki, yirm i dört”, “elli, elli iki, elli dört” ya da bütün sayıları ikişer ikişer arttırdıkları ben­ zer örnekler vereceklerdi. Her seferinde olumlu cevaplar aldıkla­ rı birkaç denemeden sonra alternatif olasılıkları araştırmaksızın kuralın sayıları ikişer ikişer artırm ak olduğundan emindiler. Aslında Watson’in aradığı kural daha basitti; sadece sayıla­ rın artmasıydı. Sayılar 1, 2, 3; 10, 2, 40 ya da 400, 678, 10, 944 olabilirlerdi. Bu yüzden böylesi bir alternatifi denemek kolay olabilirdi. Watson’in bunu test etmesi ve doğrulaması için bütün deneklerin söylemesi gereken “bir, iki, üç”tü. Ya da örneğin de­ neklerden biri olumlu bir cevap mı yoksa olumsuz bir cevap mı alacağını görmek için bir sayı dizisi - mesela 5 ,4 ,3 - ortaya ata­ bilirdi. Böyîece bu bilgi kural hakkındaki tahm inlerinin doğru olup olmadığına ilişkin bir dolu ipucu verebilirdi.

388

389

2

4

6


MICHAEL MICHALKO

f

Watson’ın büyük buluşu çoğu insanın olumsuz cevaplar alacakları sorular sorduklarında bile ceza almayacakları durum ­ larda alternatifleri araştırmak yerine yanlış olduğu kanıtlanana kadar defalarca aynı bilgiyi kullanmasıdır. Yüzlerce tecrübesi içinde inanılm az bir biçimde birilerinin doğru olup olmadığını sınamak için alternatif bir hipotez ileri sürdüğü bir durumla asla karşılaşmadı. Kısacası denekleri daha basit -ya da başka- bir ku­ ral olup olamayacağını keşfetmeyi denemediler bile. Yaratıcı dehalar bu şekilde düşünmezler. Yaratıcı deha bir konu hakkında düşünürken her zaman alternatif yöntemler ara­ yacaktır. Eski yöntemler oldukça yerleşikseler bile dehalar dü­ şünmenin yeni yöntemlerini bulacaklardır. Eğer bir şey işe ya­ ramıyorsa yeni düşünce yolları bulana kadar birçok farklı yön­ temi incelerler. Bu, düşüncelerini genişleten ve geri kalanımızın görmediği yeni bilgiler ve olasılıkların kapılarını açan farklı perspektiflerin ve alternatif fikirlerin tadını çıkarmaya istekli oluşlarıdır. Özetle, yaratıcı dehalar üretici düşünürlerdir. Düşünme yönteminizi değiştirmek ve daha üretici bir düşünür olmak için bir dehanın nasıl düşündüğünü öğrenmeniz gerekir. İşle ilgili ve kişisel problemleriniz için özgün fikirler ya da yaratıcı çözümle­ re ihtiyaç duyduğunuzda yapmanız gerekenler: Konunuz hakkında istediğiniz perspektifi bulana kadar farklı perspektif çeşitleri üretin. Dahilik çoğunlukla hiç kim se­ nin dikkate almadığı yeni bir perspektifi bulmakla kendini belli eder. Çok m iktarda alternatif ve varsayım üretin. Daha ileri dü­ zeyde bir geliştirme ve detaylandırma için bunların içinden en iyi fikirleri seçin. Tesadüfi, şans eseri ya da alakasız faktörlerle birleştirerek fikirlerinizde değişiklikler meydana getirin.

YARATICI DEHANIN SIRLARI

Bu son sözleri yazarken Çin’in susuzluktan kavrulm uş bir bölgesine yağmur yağdırması için tutulmuş bir yağmur büyücü­ sünü anlatan eski bir Çin masalını hatırladım. Ufak tefek, kav­ ruk, yaşlı bir adam olan yağmur büyücüsü oraya vardığında at arabasından inerken havayı gözle görülür bir tiksintiyle kokladı. Köyün dışındaki bir kulübede tek başına kalması isteniyordu ve yemeği bile kapının dışına bırakılıyordu. Üç gün boyunca tek kelime etmedi. Sonra yağmur şöyle dursun yılın o zamanlarında hiç görülmemiş ani bir kar yağı­ şı başladı. Köylüler onu arayıp buldular ve yağmuru hatta karı nasıl yağdırabildiğini sordular. Yağmur büyücüsü cevapladı: “Yağmuru ya da karı ben yağdırmadım. Bundan ben sorumlu değilim.” Köylüler o gelene kadar korkunç bir kuraklığın içinde yaşadıklarını ve o geldikten üç gün sonra yoğun bir kar yağışını bile gördüklerini söylemeyi sürdürdüler. “Ah, bunu açıklayabilirim. Siz de görüyorsunuz ki yağmur ve kar hep buradaydı. Fakat köye vardığımda kafanızın karıştı­ ğının ve nasıl göreceğinizi unuttuğunuzun farkına vardım. Bu yüzden her zaman gözlerinizin önünde olanı bir kez daha göre­ bildiğiniz ana kadar burada kaldım.” Bu kitaptaki stratejilerin problemleriniz hakkında düşünür­ ken farklı yöntemleri nasıl aram anız gerektiğini göstereceğini umut ediyorum. Bunu yaparsanız nesneleri algılayış biçiminizi yeniden düşünecek ya da Çin köylüleri gibi gözlerinizin önünde olanı göreceksiniz.

390

391

_