Page 1

kutuphaneci - eskikitaplarim.com


Halfik HACALOGLU

ZERDÜŞT ''Abura Mazda''

Q

Ruh ve Madde Yayınları


Bu Kitabın Her Türlü Hakkı İnsanlığı Birleştiren Bilgiyi Yayma Vakfı (BİLYAY)'nın

bir kuruluşu olan Ruh ve Madde Yayıncılık ve Sağlık Hi:ı:metleri A.Ş.'ne aittir. Ruh ve. Madde Yayıncılık ve Sağlık Hizmetleri AŞ. 'nden Yazılı izin Alınmadan Hiçbir Alıntı Yapılamaz © İstanbul, 1 995 ISBN 97 5 -8007 - 00 - 9 • Kapak Dü:ı:eni

/ Baskısı

Meta Basım Yayım Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (0212)249 1 0 01-2526125

•Yayın Ruh ve Madde Yayıncılık ve Sağlık Hi:ı:metleri A.Ş.

Hasnun Galip Sok.. Pembe Çıkmazı No: 4, D: 6 80060 Beyoğlu / ISTANBUL Tel: (O 212) 24318 14 Fax: (O 212) 252 07 18

•Basım

Emre Matbaacılık Dizdariye Medrnsesi Sok. No: l 5 Çemberlitaş / ISTANBUL Tel:\0212\5182374


İÇİNDEKİLER SUNUŞ .. .. ............. . .. .............. . ---·----·--················-················-···-··· . 7 GİRİŞ···························--·············-·---·------···········-·····--·--·····--······· 9 ESKİ İRAN···········-----·-··--------·······-·---·------------------------------------- 11 ZERDÜŞT------------------------------------------------------ --·-----·---------------· 15 İlk Yı ilan ----·-----·---------------------------------------------·------------------ 1 5 Zerdüşt Gerçek Peşinde --------·----------------··------------------ 17 MÜRŞİDİ İLE KARŞILAŞIŞ -------------------------------------- 21 Ahura Mazda'nın Huzurunda Hiyerarşinin 22 Görünümü ---------------------------·-·------------------·-----------·-----------------·---------------·----------------------------25 Sınanması 27 ------------------BÜYÜK MÜCADELE DÖNEMİ -···-··· 28 -··· ---------·-------Kral Vishtaspa'nın Sarayında · ... .. . .. . 29 Üç Gün Süren Tartışma ·········-·----·- 33 Savaşları ve Mücadeleleri .. . ··· ··· -------·· ···· ······ ·-·-······ --------------,----------·--·· Veda· · · · · ······· ···---· 35 VARLIK ANLAYIŞI--·--· -------···--------------------- -41 . .. -- ------·--·------- -------- --------- ---- ------ ---·---------·--------· 43 TANRIÖzgürlük ---------------------·-··---------------------------------------···--- ----- 50 ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ .. . .. . 56 Yaratılış ve İlk İnsan -···---------------···------- - 61 Mesih (İlk Mesih) Düşüncesinin Doğuşu ----- ---- 64 Dünyanın Sonu - Kıyamet . - ---------------------------- ------ 66 Kutsal Ateş Kültü --------------------------- ---- ----------- ------------- 68 İran Tanrıları ve Efsaneleri---------·-·--------------·-------------- 70 Tanrılar-------·····------------------------------------------------·---------- 70 Yaradılış Efsaneleri --·------------------------------------------ 71 İlk İnsanlık Efsanesi -------- ------------------- --------------- 72 - - - - · --------

.

.

__________ .,

-- --·

______________________ .

.

-

..


ETKİLERİ ... Zerdüştçülüğün Kuvvetli Tarafları. .. . . . . . .. .... . . .. . .. ... Zerdüşt Dininin Uğradığı Tahripler . . . .. . .. . . . . .. ..... . . . DİPNOTLAR AVESTA'NIN KAYDI ve TOPLANIŞI . . . . .. . . . . . .. . .. . . Yesna Avesta .. . Vispered Avesta . . ....................................................... Vendidad Avesta .. . .... . . . .... ... .... . . Yeşt Avesta .... . . . .... . .... . . . . .. Horde Avesta ... .. . . . . ... .. . . . . . . AVESTA'DAN ÖRNEKLER . . .. . . . . . .... Bahman Yast'dan - Birinci Bölüm...... .. . .. ..... . . . .. ... . . ... . Vohilnıan Yast'dan - Birinci Bölüm GATALAR .. . ... . ..... .. . .. . . ... . . . ... EHNUD GAT ( Büyük- Baş Gata) . . . ..... . . . .. UŞTUD GAT (Kurtuluş Gatası) . . . . . . . . ... SPENTMED GAT (Kutsal Akıl Gatası) .. .. . .... . VOHU HIŞTER GAT (İyi Ülke Gatası) .... VEHİŞTVEŞT GAT (İyi Dilek Gatası) . ... . . . . . . AVESTA'DAN ESİNLENEREK . .. .. . . . . . . BİRLEŞTİRİCİ BİLGİ . . . . . .... . ...... . .... DİPNOTLAR .. . ... . .... . . ... . ... .. .. . . . ... KAYNAKLAR ... . . .. ... . .. . . . . . . ... .

········································ ····················

........................................................................

.... . ....

.......

.. .. ... .......... ... .......

.. ......

..

... ..

.

.

.. . ..

. ....

... ......

.

....

.. .....

. ..

.... . ..........

............ ...

....

.......

.

. ..

.........

......... .

. ........

. . ..... . . . ..

.... ... .. ...

...

. .........

......

..... ..

.

....

..

..... ....... .

. .

. ......

.....

.....

. ..

.............

....... .

.

... .

....

..

. ....

.............

.. ..

.

.. .....

.

. ......

...

..

..... .

..

.

....

......

....

. ......

....

....

.

.

.. .. ...

. . .......

.......... ....

......

...

... .

.. .

... . . ......

.................

... ..

.

.

. .

78 85 85

90 103 l 06 1 06 1 06 1 07 1 07

109 1 18 119

128 132 152 167 175 179 182 185 188 192


SUNUŞ Sunduğumuz bu kitap bir araştırma sonucu elde edilen bilgilerin derlenmesi yoluyla meydana getirildi. Türkçe'de derli toplu olarak Zerdüşt'ün dini ilkeleri, felsefesi ve kendin­ den sonraki dinler üzerinde meydana getirdiği şeriat kuralla­ rının temellerini oluşturan, orijinal kurallarını öğrenebilme­ miz pek mümkün değildir. Bu bakımdan Sayın Hacaloğlu mevcut imkanları değerlendirebilmek için uzun bir çalışma yapmak, dağınık bilgileri toparlamak zorunda kalmıştır. Ahura Mazda'nın peygamberi Zerdüşt, bütün fikir ve inanç sistemiyle Ari geleneklerinin Sami dinlerinde tekrarlanması­ nı sağlayacak çabayı gösteren bir hayat mücadelesi vererek, gelenekler arasındaki temel bağların kurulmasında çok bü­ yük bir vazife görmüş bir Işık Bilgisi mensubu olarak her za­ man saygı ve selamet temennileriyle anılacaktır. Haluk H acaloğlu bu mütevazı çalışmasıyla büyük bir gedik kapatmıştır. Teşekkür ederiz.

Ergün ARIKDAL

Bilyay Vakfı Ruh ve Madde Yayınları

7


.

.

GiRiŞ Sami akım ile Ari akım tüm fikirlerimizi, tüm mitoloji ve dinlerimizi, tüm sanatlarımızı, bilimlerimiz ve felsefele­ rimizi getirip bize teslim eden iki ırmak rolünü üstlenmiş­ lerdir. Bu iki akımın her biri de, bize, bağdaştıkları ve dengelendikleri zaman hakikatin ta kendisini oluşturan birer görüş sunmaktadır. Bunlar hayata ilişkin iki karşıt görüştür. Sami akım, kesin ve üstün düzeyli prensipleri içermekte, yani uygulamada insanlık ailesini bir bütün haline getiren yüce bir prensip namına teklik ve evrensel­ lik görüşünü ortaya koymaktadır. Ari akım ise, tüm yer­ küresel alemlerde ve tüm dünya ötesi füemlerde hüküm süren yukarılara tırmanış manzarasında bir evrim görü­ şünü içermekte ve uygulamada, tabiatın ve ruhun muhte­ lif özlemlerinin zenginliği namına, tekamül şekillerinin sa­ yısız çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Birisi genelde yargılayıcı bir görünümle, diğeri ise elinde sevinç simgesi olan bir şeyle düzen isteyen bir zen­ ginlikle kendilerini belirtmişlerdir. Her iki akımın da sayısız organizatörleri gelmiş geç­ miştir. Ruhlar aleminde onlar, parlak yıldızlar gibi ışıl ışıl ışıldamaktadırlar. Rama, Krişna, Buda, Zerdüşt, Hermes, Musa, İsa, Muhammed ve daha nice ruh uyandıncılan ve toplum organizatörleri vazifelerini hakkıyla yerlerine getir­ mişlerdir. Salt fikirleri için yaşamış, her an ölüme hazır bir hal içinde bulunmuş ve de hakikat uğruna ölümü, yararlı ve yüce bir eylem olarak bellemiş olan bu has insanlar, önce bilimlerin ve dinlerin, daha sonra da özleriyle bize hala hayat sunmakta olan edebiyatın, sanatın ve en önemlisi Yüce Işığın temellerini atmışlardır.

9


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Işık az veya çok yoğun olabilir ama ışık, her zaman ışıktır. Şekiller, ayrıntılar ve uygulamalar sonsuz denecek kadar çok çeşitlilik gösterebilirler; ancak esasa, temele ge­ lince, o, yani prensipler ve amaç asla değişmez. Bir çemberin yarıçapları gibi tüm bu geleneksel bilgi­ ler de, etrafa hep ortak bir merkezden yayılmışlardır. Üzerlerine, gerilerine gidildiğinde daima bu merkeze ula­ şılmaktadır. Vedalar Hindistanının ve Zerdüşt lranının ötelerinde yer alan Beyaz Irka ait alaca karanlıkların için­ de, başında fatih ve inisiye tacı, elinde de tüm ırklan ay­ dınlığa kavuşturacak mistik ateş, yani kutsal ateş olduğu halde, Ari öğretisinin ilk kurucusunu eski İskit ormanla­ rından çıkar bir h<ilde görür gibi olmaktayız.

10


ESKİ İRAN Kendilerine I1int-Avrupalı adı verilen grupların gerek

Baltık kıyılarından, gerekse Güney Rusya'dan gelerek ken­

dilerine

Arya (Soylu) adını veren bu gruplar, içlerinden ki­

m i leri I lindistan'ı ku:;;atmadan önce, İran'ı kuşattılar.

Bunlar İran'da esmer ya da belki de siyah tenli ka­ vimleri hükümleri altına aldılar. Bu kavimlerde çeşitli inanç ya da adetler yaşamaktaydı ve Animizm de gelişme halindeydi. Boğa, inek, at, köpek, yılan ve bazı bitkiler kutsaldılar. Birçok tabular vardı ve bunlara aykırı davran­ mak, arıtıcı temizleyici işlemler yapılmasını gerektiriyordu. Bu arıtma işlemleri su veya ateş ile oluyordu. Büyücülük çok yaygın haldeydi. Özellikle ölülerin ruhları canlıları korur sayıldığı için ruhlara çok önem veri­ lirdi. Bu ruhlara saygı, sonradan Fravaşi'ler, yani koruyu­ cu melekler haline gelmişler ve Zerdüştlükle de az çok rol oynamışlardır. Kimisi dost, kimisi düşman olan ruhlar hayvanlara, bitkilere, hatta dinsel alet vs. gibi kimi şeylere can vermekteydiler.· Kuşatmacı Arilere gelince, bunların kurban kavramı­ nı belki de diğer Aryen geleneklerinden almış oldukları an­ laşılıyor: Bu kavrama çok büyük önem veriyorlar ve onlar da doğayı kaplayan bir ruhlar alemine inanıyorlardı. Gü­ neş Tanrısı Mitra'ya ilişkir,ı inançların yanı sıra bu Aryala­ rın koruyucu tanrılarının Indra ve Varuna oldukları bilin­ mektedir. Nitekim bunların adlarına Ari kökenli olan hem İran'da, hem Hindistan'da rastlanır. Zend ve Sanskrit dilleri arasında olduğu gibi, iki ül­ kenin inançlarında da yakın bir benzerlik vardır. Hinduların Varuna'sı, İranlıların en büyük tanrısı haline gelmişti. Varuna'ya M.Ö. 14. yüzyıldan beri Hindu-

11


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" lar da saygı göstermekteydiler. Kurban, lran'da çok büyük bir değere sahip sayılmaktadır: Ateş, kutsaldır; Haoma adlı bir kutsal sıvı kullanılmaktadır ve bu, Veda'nın Soma' sına bedeldir. Babadan oğula rahip olan ve adlarına ateş rahipleri denen bir kast vardır ve bunu Brahmanlara ben­ zetebiliriz. Bununla birlikte kimi olaylar, uzak bir çağda bir din ayrılığının İranlılarla H induları birbirlerinden ayırmış ol­ duğunu hatıra getirmektedir. Çünki bu dinlerin birinin lehteki terimleri kimi hallerde, öteki din tarafından haka­ ret edici bir anlamda kullanılmaktadır. Hindistan'da iyicil tanrılar olan Devalar (Div'ler, devler) İran'da kötücül iblis­ lerdir. Zerdüşt inananlarından istenen "Amentü" şöyledir: "Devalara tapınmaktan vazgeçiyor ve Zerdüşt'ün müridi ol­ duğwnıı, Ahura Mazda'ya tapındığımı, Devaların düşmanı olduğumu beyan ediyorum" Vaktiyle Hristiyanlığa geçen putataparların da eski tanrılarından kimilerini sonradan iblis saydıkları anımsa­ nırsa, bu olay daha iyi anlaşılır. Veda döneminden önceki çağda Hindularca iblis olan Asuralar, Persler için iyilik ruhlarıdır. İndra İran'da Andra adı altında yayılmalara, ayrılıklara yol açan zararlı bir iblis haline gelir; Varuna da Varena adı altında şehvet iblisi olur. Hindulardan ayrılan İranlılar büyük tanrıları Abura Mazda'nın (Bilgelerin mükemmeli tanrı) adı dolayısıyla Mazdeizm denen dini kurmuşlardır. Bazen Zerdüştten önceki Mazdeizm sayılan din, bu yüce tanrının yanına Mitra ile bir de Anahita adlı ana-tanrı koyar. Fakat sonra­ ki Zerdüşt metinlerinde Mitra adına rastlanmaz. Bu eski dinde hayvanları.n kurban edilmesi ve ölülerin gömülmesi adetti. Anahita halk arasında çok sevilen bir tanrıça idi, belki de Mezopotamya'daki İştar'ın bir şekliydi. Bazen bu el değmemiş, tertemiz bir bakireydi; bazense Büyük Fahi­ şeydi; olasılıkla suyun ve dölle bereketin tanrıçasıydı. İşte Mazdeizmin kendisi bu dinin yerine geçmiştir ve buna, kurucusunun adına dayanarak Zerdüştlük de den­ mektedir. İranlılar, herkese, yaptığı faydalı işe göre değer

12


ESKİİRAN verir, böylece de yalnız toprağı ekenlerle hayvan besleyen­ lere saygı gösterir oldular. Oysa H indistan'da insanların sağladıkları yardımlarla yaşayan binlerce ve binlerce din adamı vardı ve yine de büyük saygı görüyorlardı. Halbuki İran'da kendi geçimini sağlayanı küçümser ve güvensizlik beslerlerdi. H ayat mücadeleleri çetindi. Toprağı çok ilkel tarzda işlerlerdi ve emeklerinin meyvesine göz dikenlerden nefret ederlerdi. İranlılar rahiplerine (magi) inanıyordu . Onlara halk ile tanrılar arasındaki aracılar gözüyle bakıyorlardı. İranlı­ lar gittikleri savaşları kazanabilmek için rahipler ile en gözde putlarını beraberlerinde götürüyorlardı. Magi, savaşın kazanılması için tanrılara. tesir edebil­ diğine göre, ineklerin daha fazla süt vermesi, tarlalardan daha fazla ürün alınabilmesi ve koyunların sırtındaki yün­ lerin artması için de tanrılara tesir edebilirdi. Halkın yoru­ mu bu merkezdeydi. Magi ise "Bunları istemeyi bilen, yap­ mayı da bilir." diyordu. Magi'ye güven halk arasında git­ tikçe büyüyor, putperestlik, büyü ve sihir İran'da gittikçe artıyordu . Bu toplumsal ihtiyaçlara cevap olarak Zerdüşt ve bil­ gisi ortaya çıkmıştır. İhtiyacın oluşması için de o zaman ve zeminde bu tür bir yozlaşma, yani dej erasyonun olması gerekiyordu. Dej enerasyonun iki ucunun belirmesi ve bunları birleştirmek uğraşını, yani düalizmi ve birlik anla­ ' yışının temellerini ta o zamanlarda Zerdüşt attı. Bu din sert ve yamandı. Bu dinde, Vedalar'ın ifade ettiği süslü güven, yahut Upanişadlar'ın tercüman olduğu karamsarlık ile karşılaşılmaktadır. Bu dinde göze çarpan özellik, hayatı olduğu gibi tanıyan ve bununla beraber in­ sana ümit verebilen çelik renkli cesarettir. Dünyada muhtelif ülkeler ve muhtelif iklimler bu­ lunduğu için, muhtelif dinler de vardır. Din, şimdiye ka­ dar gördüğümüz gibi, insanın kendini ve tanrısını fethet­ mek için kullandığı bir tekniktir. Teknik ise, kullanıldığı yere göre değişen bir vasıtadır. İndus vadisinin bol verimli topraklarının dini, ancak kolaylık dini olabilirdi. İran'ın sarp yaylaları ise, cesaret ve mücadele ruhunu uyandıran bir din istemekteydi. Çünki İran sonu gelmeyen bir müca-

13


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" dele yurdu idi ve burada halk, rüzgara, kara ve çöllere karşı sürekli bir mücadele içinde yaşıyordu. İran müthiş zıtlıkları barındıran bir ülke idi. Tepeleri karlı dağların çevrelediği, fıkır fıkır kaynayan çöller buradaydı. Zerdüşt de işte bu tezatların mücadelesini ve birliğini ele almıştı. İran, yani Pers folsefesi ahenge karşıt olan düalizmi geliştirerek, Batıya tanıttı. Çünki Pers dini olan Mazde­

izmde evren iki tane uzlaşmaz, zıt kuvvetin dengesine dayamr. Bunlar karanlık ile aydınlık, iyilik ile kötülük, Ormuzd ile Ahriman'dır.

Persler, iyi ile kötü arasındaki düalizmi ve savaşı çok önemli bir simge haline getirmekle Doğu Akdeniz bölgesi inançlarında eski çağlardan beri ön planda olan bir eğilimi güncelleştirmişlerdi. Mısır'da Osiris ile Set, Mezopotamya' da ise Marduk ile Tiamat arasındaki ölüm kalım savaşının evren düzeni yönünden asıl anlamı buydu. Perslerin yeni­ liği, bu mücadelenin sürekliliğine inanmaları oldu. Gele­ cek çağlarda bile hiç sonu gelmeyecek bir fikir ayrılığının böylece ilk biçimlendirilmesi, bilhassa siyasi ve sosyal ko­ şullar sayesinde gerçekleştirilmişti.

Hakim olan düalizme göre ruhla beden arasında uzlaşmazlık vardır ve ruh, maddeden kurtularak, ışık olan gökyüzüne ulaşması gerekir.

14


ZERDÜŞT İran Peygamberi. Zend dilindeki adı, Zarad-Uştra, ya­ ni Farsça'da Zerdsüt (san deve). Zeretoştro (Altın yıldız, Parlak yıldız) şeklinde de kullanılır. İbraniler, Zaradot derler. Bu farklara karşın bu adın aslı Sanskritçe'deki Zuryastra'dır, ki bu "güneş tapımı olan" demektir. Batılı­ lar dinsel ve siyasal bir yasa koyucu olarak Zoroastre derler. Brahmancılığın daha yetkin bir şekli olan Mazde­ izm dininin kurucusudur. Zerdüşt veya Gatalarda olduğu gibi Zeretuştere keli­ mesine herkes birçok anlam vermiştir. Yıldızı öğen, ce­

sur deve sahibi, yıldızın oğlu, altın gibi parlak sarı ih­ tiyar da denmiştir.

İLK YILLARI Hazer denizinin batısında, Azerbaycan denilen bölge­ de, Spitama klanından (Beyaz asıldan, hanedandan de­ mektir.) Poruşasp Spitama (İki renkli, siyahlı yahut ih­ tiyar at sahibi demektir.) adında bir adam ile harikulade güzel kansı Dughdova yaşamaktaydı. M.Ö. 650 yılında, Dughdova bir oğlan çocuğu doğurdu. Çocuğa, Arcasp (Zerdüşt adını sonradan almıştır) ismi verildi. Zerdüşt'ün doğumundan önce ve hemen sonra olan bitene dair çeşitli hikayeler anlatılır. Hikayelerden biri Zerdüşt doğunca İran'ın sihircibaşısı olan Durasa'nın korkusundan titrediğini anlatır (Tıpkı Osiris'in, Musa'nın ve İsa'nın ve daha pek çok inisiyenin başından geçen bu ortak tradisyondan anlaşıldığı gibi kaynakların birliğini gözler önüne seriyor).

15


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Durasan doğan çocuğun büyüdüğü vakit, sihiri ve eskiyerek dejenere olmuş inançları tahrip edeceğini ve bü­ tün sihirbazlarla büyücüleri kovacağını biliyordu. Bunun için de Durasan, Zerdüşt çocuğu ateş tapınağına getirme­ leri için sihirbazlarından üçünü görevlendirdi. Mihrapta büyük bir ateş yaktı. Bebeği getirdiklerinde, onu ateşin ortasına attı ve hep birlikte tapınağı terk ettiler. Durasan, "Bu Zerdüşt'ün sonu olacak." diye düşünü­ yordu. Ama yanılıyordu. Zerdüşt'ün annesi eve gelip be­ beği görmeyince Ateş Tapınağına duaya koştu. Ve orada mihrapta, çocuğunu ateşin ortasında alevler ile oynarken buldu. O zaman Durasan, çocuğun alelade bir çocuk olma­ dığını anladı. Yeniden üç sihirbazını çağırdı ve Zerdüşt'ü, hayvan sürüsünün geçeceği yolun ortasına bırakmalarını buyurdu. Fakat sürünün başında gitmekte olan inek, ço­ cuğun hizasına geldiğinde durdu ve onu bacaklarının ara­ sına saklayarak, sürü geçip gidene kadar korudu. Zer­ düşt'ün annesi yola geldiğinde bebeğini yerde sapasağlam buldu. Sihircibaşı büsbütün ürktü. Üç gün üç gece kurdu, tasarladı, planladı. Nihayet karar verdi. Zerdüşt çocuk ça­ lınacak ve bir kurt inine bırakılacaktı. Durasan, "Çocuğu kurtlar parçalamasalar bile acından ölür." diye düşünü­ yordu. Aç kurtlar inlerine döndüklerinde, havayı kokladı­ lar ve inde birinin olduğunu hissettiler. Fakat yaklaştıkla­ rında ayakları yere yapışıp kaldı, hareket edemez oldular. Zerdüşt acıkıp ağlamaya başlayınca iki keçi beliriverdi, ine girip bebeği emzirdi. (Tabii bunlar alelade keçiler de­ ğildi. Bunlar yüce bilginin koruyuculuğunu yapan varlık­ ların, bedenli küçük kardeşini kollamasından ibarettir. Tıpkı Muhammet peygamberi koruyan, yuva yapan güver­ cinler gibi.) Benzer şekilde her vazifeli varlık devamlı bir şekilde korunmuş ve gözetilmiştir. Bu, Zerdüşt'ün başından geçmiş pek çok hikayeden sadece bir tanesidir. Ondan sonra tabiatıyla Zerdüşt'ün babası ve annesi oğullarının değişik bir insan olacağını ümit ettiler. Baba, "Çocuğumuzu iyi yetiştirmemiz gerek." dedi.

16


ZERDÜŞT Anne, "En iyi şekilde." dedi. Zerdüşt yedi yaşına bastığında İran'ın en bilgili ada­ mı olarak bilinen Burzin-Kurus'un yanına yollandı. Zer­ düşt tam sekiz yıl Burzin-Kurus'un yanında din bilgisi, çiftçilik, hayvancılık ve tıp öğrendi. Ondan sonra Zerdüşt evine döndü ve Kutsal Giysisi ile Kutsal Kemerini giyip kuşandı ve sonradan bu, tıpkı Hinduların Kutsal İpliği gibi kendi milletinin teyit edilmiş olan dininin sembolü oldu.

ZERDÜŞT GERÇEK PEŞİNDE Zerdüşt evine döndükten sonra, çok geçmeden İ ran komşu ülkelerden olan Turanlılann istilasına uğradı. Zer­ düşt, savaş meydanlarında yaralı askerleri tedavi etmek üzere gönüllü oldu. Savaş bittiğinde bütün İran'da savaş­ taki kadar açlık, hastalık ve yokluk başgösterdi. Bu sefer de Zerdüşt hasta ve fakirlere yardım için gönüllü oldu. Bu asil göreve beş yılını verdi. Ondan sonra tekrar evine dön­ dü. Babası oğlunun evlenmesini, yerleşmesini ve saygıde­ ğer bir çiftçi ve hayvan yetiştiricisi olmasını istiyordu . Zerdüşt Havovee adında çok güzel bir kızla evlenerek babasının evlenmek konusundaki öğüdünü yerine getirdi. Fakat çiftçi olmak istemedi. Savaş meydanlarından ve aç­ lık yıllarından edindiği tecrübelerden, hayvan yetiştiricili­ ğinden çok daha önemli işlerin kendisini beklediğini anlı­ yordu. Onun için yurdundaki hastalık ile mücadele etme­ ye devam etti. Bir gün Zerdüşt karısına, ''Havove, " dedi, "iyilik ve

kötülük üzerine daha iyi düşünebilmek için, b ir ke­ şiş gibi yaşamak üzere gidiyorum. Belki o zaman ıs­ tırabın kaynağını bulabilirim." dedi. Kansı, hayvan ye­

tiştiriciliği ile zengin olmak varken, iyilik ve kötülüğün kaynağını arayarak vakit kaybetmeyi çok delice buldu. Fakat Zerdüşt evi terk etti. Büyük arayışlar neticesinde Burzin-Kurusun özel eğitimine girdi. Mürşidinin eğitimin­ den sonra, onun öğüdü ile Sabalan Dağı'na (1) çıktığında aradığı bilgiyi bulana kadar dönmemeye ahdetti.

17


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Mürşidi ona şunları söylemişti: "Sedir ormanın da yukarılarına tırmanıp, uçurumu kuş bakışı gören kartal mağarasına ulaş. Orada sabahları, dimdik sivri tepelerin ardından güneşin doğuşunu seyret. Gündüz vakti güneş tanrısına, kendini sana göstersin diye dilekte bulun; gece vakti ise onu bekle ve gönlünü yıldızla­ ra doğru muazzam bir lir gibi aç. Tanrıyı beklerken çok za­ man harcayacaksın, çünki Ahriman hep aranıza girip irti­ bat kanalım tıkamaya çalışacaktır. Ama bir gün dingin hale eriştiğinde gönlünde birden bir başka güneş doğuvere­ cektir; o güneş, bu dağlan tutuşturan şu bildiğin güneşten çok daha parlak bir güneştir; o, Ahura Mazda güneşidir. O anda onun sesini işitecek ve ondan Aryalara ilişkin yasayı öğreneceksin." Giysi olarak koyun postuna bürünmüş olan Zerdüşt, sedir ormanlarının bittiği yüksekliklerde yer alan ve uçu­ rumu kuş bakışı gören mağarada tam on yılını geçirdi. Mağaranın yukarısındaki kayaların arasında yuvalanmış olan bir kartal, güneş doğduğunda onu çığlık atarak uyandırmak.taydı. Güneş, vadinin sislerini dağıtmaya baş­ ladığı anda bu kartal mağaranın ağzına gelip koca kanat­ larını gürültüyle çırpmaktaydı; münzevinin uyuyup uyu­ madığını kontrol eder gibi bir hali vardı. Ardından uçuru­ mun üzerinde birkaç daire çizmekte, sonra da ovaya doğ­ ru süzülmekteydi. Zerdüşt tam on yıl boyunca fakirlik ve yokluk ile uğ­ raştı. Bir yandan da milletinin ıstırabını hafifletici usulleri bulabilmek için durmadan çalıştı, Ama kaderin ve talihsiz­ liğin sonu yoktu sanki! Zerdüşt dünyadaki bütün kötülüklerin nereden geldi­ ğini düşünmeye başladı. Istırabının kaynağını bir bulabil­ se, milletini mutlu ve güçlü kılma rüyasını gerçekleştirebi­ leceğine inanıyordu. Dünyayı anlayabilmek için günler, haftalar ve aylarca düşündü, düşündü, düşündü ... Bilgili hocasından bütün öğrendiklerini düşündü. Sa­ vaş ve açlık sırasında bütün görüp öğrendiklerini düşün­ dü. Babasından ve rahiplerden öğrendiklerini düşündü. Fakat hiç birinde iyi ve kötü dünyanın izahını bulamadı.

18


ZERDÜŞT Geceleri, gündüzlerden de beter geçmekteydi. Geceleri gördüğü rüyalar, gündüzleri zihnini doldurmakta olan dü­ şüncelerini, yol açtıkları dehşet açısından fersah fersah geçmekteydi. Çünki Ahriman'ın tüm yardakçıları, yani in­ sanı iğvaya ve dehşete sürükleyen tüm geri varlıklar, iğ­ renç ve tehdit dolu hayvan görünümleri altında gelip onun üzerine çullanmaktaydılar. Bazen gün doğmadan, mağarasını barındıran dağın sedir ağaçlarıyla kaplı zirvesine tırmanmakta ve orada, gö-. ğe doğru gerilmiş harp telleri görünümü arz eden ulu a­ ğaçların dalları arasında rüzgai-ın iniltisini dinlemekteydi. Zirveden aşağılara doğru bakarak uçurumu, yeşil dik ya­ maçları, uçları sipsivri olan karlı tepeleri ve ufuklarda pembe bir sis altında uzanıp gitmekte olan İran ovasını seyretmekteydi. Toprak ana, demekteydi Zerdüşt, binlerce memesini göklere doğru kaldırabilecek dirayeti gösterdiği-­ ne göre, halkımı iki ayağı üzerine sağlam bir şekilde bastı­ racak dirayeti ben niçin gösteremeyeyim? Uçurumun sis­ lerini tek bir ışık huzmesiyle, adeta mızrakla delercesine, delip dağıtan kral yıldızın (güneşin) o pırıl pırıl diski karlı tepelerin ardından yüzünü göstermeye başladığı anda Zer­ düşt derhal Ormuzd'a gönlünü açmaya koyulmaktaydı. Her sabah mürşidinin öğütlediği şekilde dua etmekte ve şöyle demekteydi:

Ey ışıl ışıl güneş, hızlı at lannla çabucak ortaya çıkıp bu dağa (Hara - Berezati} veya Sabalan gökleri­ ne tırman ve dünyayı aydınlat.

Bir gün Zerdüşt dağdaki mağarasının önünde oturu­ yordu. Istırabın kaynağını bulmaktan vazgeçip karısı ile çocuklarının yanına dönmeyi tasarlıyordu. Güneş batmak üzereydi ve gökyüzü altın, kırmızı ve mor renklere bürünmüştü. Güneş tepelerin ardından ya­ vaşça kayboluyor ve karanlık vadiye hakim oluyordu. Zerdüşt birden ayağa fırladı ve sevinçten sıçradı. Ara­ dığına götüren yolun başlangıcını bulmuştu! Güneşin batışını seyrederken günün, gün ve gece; ay­ dınlık ve karanlık diye bölündüğünü anlamıştı. Bu alelade olayı çocukluğundan beri biliyordu gerçi ama, bu sefer Us-Arıahtarını bulmuştu. 19


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Zerdüşt, gün nasıl aydınlık ve karanlıktan meydana gelmiş ise dünyanın da İyilik ve Kötülükten meydana gel­ diğini düşündü. Nasıl gün ve gece değişmez ve hep aynı kalırsa, gün aydınlık ve gece karanlık olursa, iyilik de hiçbir zaman kö­ tü, kötülük de hiçbir zaman iyi olamazdı. İyilik her zaman İyi, Kötülük de her zaman Kötü ol­ duğuna göre, sihirbazların ve putperest rahiplerin düş­ manlara kötülük etsin diye iyilik tanrılarına ya da iyilik et­ sin diye kötülük tanrılarına yalvarabileceğine dair inançla­ rı yanlıştı. Zerdüşt böyle düşünüyordu. İyilik tanrıları hiçbir zaman kötülük, kötülük tanrıları da hiçbir zaman iyilik edemezlerdi. Dünya iki kuvvetle idare ediliyordu: Biri İyilik, diğeri Kötülük. Dünyanın İyilik gücüne Zerdüşt, "Abura Maz­ da" adını verdi. Kötülük Gücüne de "Angra Mainyu" is­ mini taktı.

Zerdüşt, Us-Anahtarını bulmuş olmasına rağmen da­ ha hala İyilik ve Kötülüğün niçin var olduğunu ve insanla­ rın kötülük ve ıstıraptan niçin uzak yaşamaları gerektiğini izah edemiyordu. Hara-Berezati Dağı'nda düşüncelerini yavaş yavaş berraklaştırarak ve iyiliğin her vakit iyi, kötülüğün de her vakit kötü olduğu noktasından hareket ederek insanların niçin hep iyi olmak üzere yaşamaları gerektiğini anlamaya çalıştı. Bir süre sonra Zerdüşt şöyle dedi: "Artık inebilir ve milletimi karanlıktan aydınlığa, ıstı­ raptan mutluluğa, kötülükten iyiliğe kavuşturabilirim. Gideceğim ve milletime söz söyleyeceğim, milletimi ge­ liştireceğim, onlara eski korku ve hurafe ilahlarının, büyük yalan şeytanı Angra Mainyu'nun ajanları olduklarını söyle­ yeceğim. Onlara, davarlarımızı almak için akın eden Turan­ lıların da bu habis tarafından gönderildiğini anlatacağım. Fakat onlara Angra Mainyu'nun Ahura Mazda, yani nur ve hakikatin en büyük ildhı tarafından tamamıyla yere serile­ ceğini de söyleyeceğim."

Ama öğretisinin temellerine geçmeden önce her yeti­ şen büyük inisiye gibi Zerdüşt'ün de bir mürşidi ve yetişti­ rilmesi, vahiy alışı vardı. 20


MÜRŞİDİ İLE KARŞILAŞIŞ Hakikatin ateşinin açlığı ile tutuşan Zerdüşt uzun yolculuklardan sonra karlı tepeler arasındaki birsürü ka­ yayı aştıktan sonra çiçekli otlarla kaplı vadinin yolunu bulmuştu. Ahşap kulübeye yaklaştığı sırada, kan ter için­ de kalmıştı. Çok geçmeden yüce ihtiyan, yani Burzin Kurus'u görmüştü . Gözleri, karlı tepelerin ardından yük­ selen gümüş renkli güneşi andırmaktaydı; yeşilimsi beyaz renkli sakalı ise, Elburz dağlannın eteklerindeki o ihtiyar sedirleri sanp sarmalayan likenlere benzemekteydi. Yabancıyı (Zerdüşt'ü) gören yüce ihtiyar, ona şu söz­ leri yöneltti: "Ne istiyorsun benden?" "Kendim için ışığın ve hakikatin, halkım için de adaletin ve özgürlüğün ne olduğunu senden öğrenme­ ye geldim."

'Yıllara meydan okuyacak kadar sabırlı mısın? Amaç ve mesain uğruna her şeyini terke hazır mısın? Çünki he­ nüz işin başındasın, hayatın boyunca daha ne ıstıraplarla yüzyüze geleceksin." "Bu yolda bedenim de, canım da feda olsun. yeter ki bana susuzluğumu giderecek ışık ile özgürlüğü bah­ şedecek iki ağzı keskin kılıcı lütfet. Evet, her şeye ra­ zıyım, yeter ki bana o ışığı ve o iki ağzı keskin kılıcı lütfet de, Aryaları istilacıların ellerinden kurtarabile­ yim.!'

"Öyleyse sana yardım edebilirim." demişti Burzin­ Kurus. "Bir süre bizle kal. Böylece kabilen mensuplannın gözünden ırak kalmış olursun; seni tekrar gördüklerinde zor tanıyacaklardır, çünki aramızda bir başka insan ola21


ZERDÜŞT "Ahura Mazda" caksın. Bugünden sonra adın artık (Zerdüşt} Zaratustra olacak; bu isim, altın yıldız veya güneşin ihtişamı anla­ mını taşımaktadır; böylece sen, Her Şeyi Bilenin Cialesi ve Kainatın Hayattar Ruhu derecesindeki Ahura ,.fazda' nın havarisi olacaksın!" Zerdüş'tün Burzin-Kurus'a öğrenci oluşu böyle cere­ yan etmişti. Güneş rahibi olan ve Atlantis kaynaklı bir tradisyona sahip bulunan yüce ihtiyar, öğrencisine, ilahi bilim ile dünyanın o andaki hali konusunda bildiği şeyleri öğret­ mişti.

AHURA MAZDA'NIN HUZURUNDA HİYERARŞİNİN GÖRÜNÜMÜ Rivayete göre o gün (ibadetin 45. günü Ürdi Behişt ayında Güstasb'ın saltanatının 31. senesinde) seher vakti Zerdüşt, kutsal nehir Daiti'nin üçüncü ırmağının kıyısı üzerinde imiş. Kendisi kutsal sudan bir miktar aldıktan sonra. parlayan bir asa taşımakta olan bir simanın kendi­ sine doğru geldiğini görmüş. Gelen zat fcrişteh (melek} Vohu Manah'tı ve bir insandan dokuz misli büyüktü. Bu ferişteh, ona, gövdesini bir tarafa bırakarak kendisini ta­ kip etmesini, çünki onu büyük Ahura Mazda'nın ve mu­ kaddes meleklerinin yanına götürmek istediğini söylemiş. Önce gökgürültüsünü andırır bir şekilde başlamış olan, sonunda da kulak okşayıcı bir mırıltı haline dönüş­ müş bulunan müthiş bir ses işitmişti. Daha sonra ise üzerine bir ışık kasırgası çökmüştü. Bu öylesine şiddetli bir ışıktı ki, Zerdüşt canının bedeninden sökülüp alındığı­ nı sanmıştı. O anda, çocukluğundan beri kendisini bir an bile terk etmemiş bulunan ve onu vadide yakalayıp dağın zirvesine tırmandırmış olan Kozmik Gücün, yani Görün­ meyen 'in vP Adlandınlamayan'ın, iç varlığında, tannla­ nn insanlara hitap şekli olan kelam halinde tezahür et­ mek üzere olduğunu hissetmişti. Az sonra da ruhların sultanı ve kralların kralı olan Ormuzd (Ahura Mazda). yani Güneş Kelam ona insan suretinde görünmüştü. Or-

22


MÜRŞİDİ İLE KARŞILAŞIŞ muzd, güzelliğe kudrete ve ışığa boğulmuş bir halde ateş­ ten tahtının üzerinde oturmaktaydı. Tahtın her iki yanın­ dan bir boğa ile kanatlı bir aslan taşımaktaydı, Kaidesi­ nin altında ise kanatlarını açmış dev bir kartal dikkati çekmekteydi. Çevresinde ise, üç yanın daire halinde sıra­ lanmış bulunan ve ışıl ışıl parıldamakta olan altın kanatlı yedi Kerubi ile gök mavisi kanatlı yedi Elohim ve lal ka­ natlı yedi Baş Melek bulunmaktaydı. Ormuzd'dan zaman zaman bir şimşek çıkmakta ve her üç alemi de ışıklara boğmaktaydı. O anda Kerubiler de, Elohimler de, Baş Melekler de, tıpkı Ormuzd gibi kar ışıltısı misali ışıl ışıl olmaktaydılar. O sırada Zerdüşt müt­ hiş bir ses işitmişti, ama ahenkli ve kainat kadar engin bir sesti bu. Ona şöyle demişti: "Seni yaratmış ve sonra da sevgili olarak seçmiş olan Ahura Mazda'yun ben. Ey insanlann en iyisi olan Zerdüşt, şimdi sesimi dinle. Sesim sana, gece gündiiz demeden sü­ rekli şekilde hitap edecek ve böylece sana hayattar kelii.mı yazdıracaktır. "

O andan itibaren Zerdüşt , Ornıuzd'un sesini her gün duyar olmuştu . Ses ona gece gündüz demeden bir iç sesi halinde veya Tanrısının hayattar düşünceleri derecesinde olan canlı imajlar halinde hitap etmekteydi. Ormuzd ona dünyanın yaratılışını ve asıl kökenini öğretmişti, yani ha­ yattar kelamın evrendeki tezahürünü, kozmik hiyerarşile­ ri veya güçleri, yaratıcı faaliyetin firesi halinde olan ve de kötülük ve yıkım ruhu konumunda bulunan Ahriman'a karşı yürütülecek kaçınılmaz mücadeleyi ve ona karşı dua ve ateş ayini vasıtasıyla savaşma yoUarını öğretmişti. Ahura Mazda, Zerdüşt'e halkı "hayır" dinine davet etmesi­ ni emretti. Vahyin ve miracın sağlıklı olabilmesi için bir dizi ruh­ sal operasyonlar yapıldı. Genel olarak yüce tesire uyumu sağlamaya yönelik bu operasyonlar her büyük inisiye için yapılan doğal bir olaydır. Feriştehler Zerdüşt'ün göğsüne erimiş tunç döktüler, kamını yardılar, içindekileri çıkarıp temizlediler ve yine yerli yerine koydular. Zerdüşt ilahının, yani Ahura Mazda'nın ve feriştehle­ rin (Ameşa Spentalar, kutsal ölümsüzler, ölmez aziz23


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" ler, melekler, ruhsal planlar) huzuruna vardıktan sonra

varlığının gölgesiz olduğuna dikkat etmiş ve bunun feriş­ tehlerin saçtıklan harikulade nurdan ileri geldiğini san­ mış. Zerdüşt, maddi varlığını nehrin kıyısında bıraktığını unutmuş ve ilerleyerek soru soranların mevkiinde yer al­ mış ve burada gizemli işaretler ve Zerdüştlüğün gelecekte­ ki tarihi ile alakalı sırlar da gösterilmişti. Onun bu miracı, yani ruhsal seyahatinde karşılaştığı ikinci büyük melek Vohu Manah'tı (2), yani "iyi düşünce" idi ve bu melek ona faydalı her hayvana dikkat ve itina göstermeyi öğretmişti. Zerdüşt, hayvanlara eziyet ettiğini anlatan bir isim taşıdığını unutmuyor ve vicdan azabın­ dan kurtulamıyordu. Onun için ikinci ruhsal seyahatinde karşılaştığı büyük melek ona faydalı hayvanların hepsine karşı en iyi muameleyi, sevgiyi ve korumayı tavsiye etmiş­ ti.

Onun karşılaştığı üçüncü melek Aşa Vahişta (3) yani "doğruluk, dürüstlük" meleği ateşlerin her çeşidine karşı

dikkatli davranmayı öğretmişti. İlahi nur olan ve her tür­ lü pisliği temizleyen ateşi özenle tutmalannı istedi. Aşa Vahişta'yı Kşatra Şehriver (4) takip etti. O da Zerdüşt'e dedi ki: Sana ve senin getirdiğin dine inananla­ ra emret, silahlarını iyi saklasınlar, kahramanca savaş­ sınlar, yenilmeyi ve esir olmayı kabul etmesinler. Dör­ düncü melek Spenta Armaiti (5) (İsfendermüz) "İnsanlara emret, yeri temiz tutsunlar." demiş. Beşinci melek Har­ vatat (6) (Hordad) suyun temiz tutulmasını, altıncı me­ lek Aınretat (7) (Merdad) bitkilerin temiz tutulması ve

korunm asını anlatmış.

Zerdüşt ruhsal yükselişin, miracının sona ermesi ile maddi aleme döndü. Artık elinde Avesta vardı. Zend Aves­ ta, baştan sona kadar Ormuzd ile Zerdüşt arasında geçen konuşmalarla dolu bir kitaptır.

"Bu dünyada en hoş şey nedir?" Ahura Mazda cevap verdi: "Bir insanın onun üzerinde yürümesidir. " "Bu dünyada en güzel ikinci şey nedir?" Ahura Mazda cevapladı: 'Tertemiz bir insanın, içinde kadın, çocuklar ve 24


MÜRŞİDİ İLE KARŞILAŞIŞ besili sürüler bulunan, ateşle ve hayvanlarla donatıl­ mış olan bir ev inşa etmesidir. Çünki böyle bir evde dürüstlük bereketi olur."

Ve Zerdüşt, Ormuzd'un vasıtasıyla, toprağın, kendisi­ ni saygı duyarak işleyen insana verdiği cevabı işitmişti. Toprak şöyle demişti:

"Ey insan, sana her zaman destek olacağım ve sana geleceğim. "

Böylelikle Zerdüşt, Ahura Mazda'nn emrine göre ha­ reket ederek memleketinin insanlarını yola getirmek için ilahi ateşi duyurmaya başlamak, Yüce Işığı, ateşi yaymak fonksiyonuna başladı.

SINANMASI Zerdüşt, semavi alemle son teması yaparak, Avesta kitabına koyduğu ilhamları aldığı sırada kötülük şeytan­ larının saldırılarıyla tekrar karşılaşacağı kendisine bildi­ rilmişti. Nitekim Zerdüşt'ün karşılaştığı saldırılar, kolay kolay mukavemet edilemeyecek nitelikteydi. Kendisi yıllardan beri çalışıyor ve yeni anlayış ve atı­ lım gerçekleştirerek bir öğreti meydana getirmek istiyor­ du. Fakat kırk yaşına varmış olduğu halde bir tek kişi bile kazanmamıştı. Başarısızlığının onu yıpratması ve kendisi­ ni atalarının dinine doğru çekmesi çok doğaldı. Zerdüşt, bir seyahatten geri dönmüş ve Purişaspa'nın evine inmiş­ ti. Bu sırada hilekar bir şeytan olan Angra Mainyu onu zi­ yaret ederek yolundan çevirmek ve atalarının dinine dön­ dürmek istemiş. Ona: "Sen Purişaspa'nın oğlusun ve anan bana tapardı."

demişti . Fakat semavi alemle henüz temas etmiş olan Zer­ düşt, bu tuzağa düşmemişti. Hatta bu hilekar şeytan ona, hangi kuwete ve hangi silaha güvenerek muvaffak olmayı umduğunu sorunca soğukkanlılığını korumuş ve yılma­ mıştı. Gerçi kendisi sapmamıştı ve kimsesizdi. Hatta için­ de birtakım şüpheler de dalgalanıyordu. Fakat bütün bu saldırılara karşı gelmiş, 25


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" "Seni kendi silahımla yeneceğim ve benim kullanaca­ ğım silah, silahların en mükemmelidir." demişti. Şeytan da onu bir mevsim için bırakıp gitmişti. Fakat daha sonra bir melek gelmiş ve melek onu geliştirmek de­ ğil, daha fazl� saldırmak istemişti. Anlaşılan bu melek de, iyi bir melek suretinde Angra Mainyu'nun yardımcısı idi. Fakat Zerdüşt ona da direnmiş ve bu sayede kurtulmuş­ tu. İhtimal ki onun bu defa geçirdiği imtihanının kahra­ manı, melek yüzlü bfr sevgili idi. Belki de o, bütün cazibe­ sini kullanarak Zerdüşt'ü atalarının dinine çevirmek için uğraşmıştı. Bu tür yoldan saptırıcı eprövler, imtihanlar ve liyakat sınavlarını vermesi gereken her vazifelinin karşılaştığı du­ rumlardır. Benzer şekilde İsa Peygambere, Muhammed Peygam­ bere de şeytanın saldırısı veya vesvese diyebileceğimiz du­ rumlarla karşılaşmıştır. Vazifeli, kutsal ateşi taşıyan ve aktaranlara en güzel sözü şeytana karşı İsa vermiştir: "Bana yeryüzü değil, gökyüzünün krallığı lazım. " "Tann'nı sınamayacaksın. "

26


BÜYÜK MÜCADELE DÖNEMİ Uzun süreli bir yalnızlık döneminden sonra doğduğu kabileye dönmüş olan Zerdüşt'ü zor tanımışlardı. Gözle­ rinden, savaşçılara özgü bir alev fışkırmakta, sözlerinden de özgür bir yüksek otorite yayılmaktaydı. Kabilesi ile bir­ likte komşu Arya kabilelerine de vahyini, yani hayattar kelam veya Ormuzd'un kelamı demek olan Zend Avesta'yı da müjdelemişti. Bu kelam, onun eserinin can bahşedici merkezi haline gelmişti. Eserinin üç ana esasını arınma,

çalışma ve mücadele oluşturmaktaydı.

Zerdüşt'ün Avestası, benzer şekilde Tevrat, Kuran, Rig Veda gibi genç ve ateşli bir toplumun ürünüdür. İçle­ rinde cesaret, doğruluk. iş, savaş, himmetlik, ilahi kayra, korku, yalvarmak vardır. Okuyana yeni bir bir can verir, insanı dünya işlerinde ileri götürür. Bununla beraber ahlakı da güzelleştirir. Bir de Buda, İsa ve Mani'nin öğre­ tilerine bakalım. Bunlar olgunlaşmış bir toplumu gösterir. Okuyanına sabır, yavaş huyluluk, bağışlama, banş, kim­ seyi incitmemek, dünyayı terk etmek, kanaat, bir köşeye çekilmek öğütleri verir. Şiddetin her türlüsünü reddeder. Zerdüşt hayattar kelamın müjdeleyicisi ve vazifelisi olarak öğretiyi yaymak ve milletine İYİ ve KÖTÜ'ye dair Gerçeği bildirmek için Sabalan Dağı'ndan indiğinde İran halkı daha henüz onu dinlemeye hazır değildi. İran milleti, alışageldiği geleneksel tannlanna ve put­ larına tapmaya devam ediyordu. Zerdüşt'ün anlatmaya çalıştığı İyilik Tanrısı ve Kötülük Ruhu görülen, duyulan ve bilinen tannlardan değildi. Ve o günün insanlan atala­ nnın dinlerinden başka bir şeylere inanmıyorlardı. Zerdüşt'ün ailesi bile anlattıklanna inanmak isteme­ di. On uzun yıl boyunca kendisine inanacak kişileri aradı

27


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" ve sadec<:_ bir kişiyi buldu, kendi amcasının oğlunu. Am­ casının oğlu Zerdüşt'e: "Anlattıklarını h.alkın anlaması güç. " dedi. "Evet." dedi Zerdüşt. "Şayet okumuşların, yöneticilerin ilgisini çekersen, o zaman anlaşılabilirsin . " "Haklısın." dedi Zerdüşt. Beldenin e n okumuşu, Kral, Kraliçe ve kraliyet ailesinden başka kim olabilirdi? KRAL

·

VİSHTASPA'NIN SARAYINDA

Zerdüşt, öğretisini kraliyet ailesine anlatma kararını verdi ve hemen Kral Kavi Vishtaspa'nın yaşadığı şehir Balk'a doğru yola çıktı. Uzun bir yolculuktan sonra şehre vardığında, ayağı­ nın tozu ile saray kapılarına yaklaştı, kapı muhafızlarına şöyle dedi: "Git Kral Vishtaspa'ya söyle ki, ben, Zerdüşt Spitama, Tek Us Tanrısının peygamberi onu görmeye ve iyi ile kötü­ yü öğretmeye geldim." Kapı muhafızı Zerdüşt'ü, bir şey istemeye gelen bir dilenci sandı ve bir kahkaha attı. Zerdüşt: "Git, dediğimi yap. " diye buyurdu. Kapı muhafızı gülmeyi kesti, Zerdüşt'ün buyuran sesi ve hiddetli gözleri onu korkutmuştu. Yine de yerinden kı­ pırdamadı. Bunun üzerine Zerdüşt, ateşten bir top aldı ve avucunda tuttu. Ve dedi ki: "Bu, Tek Us Tanrısı tarafından geldiğime işareti sayıl­ sın!"

Kapı muhafızı taht odasına koştu. Kral, bilginleri, ra­ hipleri ve sihirbazları ile oturuyordu. "Kralım", dedi "gerçekten de hayretler verici bir adam geldi. Sizi görmek istiyor. Tek Us Tanrısının Peygamberi olduğunu söylüyor ve elinde ateşten bir topu, avucunu yakmadan tutabiliyor." Kral "İçeri al" diye buyurdu. Zerdüşt taht odasına gir­ di ve dedi ki: ·

"Ben Zerdüşt Spitama, Tek Us Tanrısının Peygamberi,

28


BÜYÜK MÜCADELE DÖNEMİ sana geldim ey kudretli kral. Kalbimi boş ve kötü putlardan kurtarıp, Gerçeğin, Us'un, Ezeli ve Ebedi Tanrısına bağlan­ man için geldim." Kral, "Söylediklerinin doğruluğunu ne ile ispatlaya­ caksın?" diye sordu. "Gerçeğin kelamını, Yalan'ın sözlerine karşı öğretiyo­ rum. Senin ve bilginlerinin, sorduğunuz sorulara cevap ve­ rir ve putperestliğin yanlış olduğunu ispatlarım. Doğru yo­ lun, Tek Us Tanrısı Ahura Mazda'nın yolu olduğunu gösteririTn." Bunun üzerine Kral, "Bilginler, Rahipler, Sihirbazlar!" dedi. "Bu yabancıyı sorguya çekeceksiniz ve ben, kimin haklı kimin haksız olduğunu anlamak üzere sizi dinleyece­ ğim." Zerdüşt: "Sözlerimi doğru bulursan, putperestliğin karanlık yol­ larını terk edip, Us Tanrısının aydınlık yolunu seçeceğine söz ver." dedi. Kral. "Söz veriyorum." dedi. Bunun üzerine Zerdüşt ile kralın bilginleri, rahipleri ve sihirbazları arasında tartışma başladı.

ÜÇ GÜN SÜREN

TARTIŞMA

Başrahip Zerdüşt'e sordu: "Öğrettiğin yeni din nedir ve atalarımızın dininden farkı nedir?" Zerdüşt cevap verdi: "Ben yeni bir din öğretmiyorum Eskisini ıslah ediyo­ rum. Öğrettiğim, Yaratıcının Gerçeği'dir. Onun için iyidir. Sizin putperestliğiniz doğru değildir. Onun için kötüdür." "Bizim tanrılarımız olan Güneşin, Ateşin, Dağların ve Yıldızların sahte tanrılar olduklarını mı söylemek istiyor­ sun?" "Hayır. Sahte değillerdir, çünki tanrı değillerdir. Bir insan bir e'f yapsa , o eve "insan" mı diyeceksiniz? Güneş, ay, dağlar tanrı değil, Yaratıcının eseridirler." ''Yaratıcı kimdir? "Ahura Mazda. Us TanrısL Dünyanın Yüksek Yönetici-

29


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" sL"

Bilginlerden biri sordu: "Dünyada iyi olan her şeyi o yarattı. Bunun için de Tanrt iyidir. Peki, ya Dünyadaki kötülükleri kim yarattı?" "Angra Mainyu, Kötülük Ruhu. " "Demek ki dünyada birden fazla tanrı var?" "Evet. İki Yaratıcı var. Başlangıçta iki Ruh vardı: Biri İyi diğeri Kötü. Ve İyi Ruh Kötü Ruha 'Senin yolun benim yolum değil, senin düş üncen benim düş üncem değil, senin işlerin benim işlerim değil, ayrılalım.' dedi. Onun üzerine İyi Ruh dünyada büWn iyi olanı yarattı. Kötü Ruh da dünya­ daki bütün kötülükleri yaptı." "O halde neden İyi Ruhu takip gerek? Neden İyi Ruh kadar kudretli .olan Kötü f{uhu takip etmeyelim?" "Çünki sonunda İyi. Kötüyü yenecek." "Nereden biliyorsun?" "Çünki Kötünün basireti yoktur." Zerdüşt sözün bu kısmına gelince bir an durdu ve sonra açıklamaya devam etti: "Us Tanrısı geçmişi hatırlar, geleceği bilir. Halbuki kötü Ruh geçmişi de bilemez. Kötü, sadece halden yararlanma­ ya bakar. Bunun için de Tek Us Tanrısı sonunda savaşı kazanacaktır. " Bilgin sordu: "İnsanı kim yarattı?" "Ahura Mazda, Us Tanrısı. " "İyi ruhun yalnız iyilik yaptığını ve iyi olanı yarattığını söyledin. Öyleyse İyi Ruh tarafından yaratılan insan, nasıl oluyor da Kötü Ruhun yolundan gidiyor?" "Çünki insan, iyi ve kötüyü seçebilmek için serbest ira­ de ile yaratılmış tır. Fakat insanın bütün düş ündükleri, bü­ tün söyledikleri ve bütün yaptıkları Hayat Kitabına yazılır. İyi olan düşünceler, sözler ve davranışlar bir tarafa, kötü olan düşünceler, sözler ve davranışlar bir tarafa yazılır. İn­ san öldüğünde ruhu, Hayat Kitabını muhafaza edenin kar­ şısına çıkar. Eğer iyi düşünce, söz ve davranışları kötüler­ den çok ise Cennete gider. Aksi takdirde Cehenneme gi­ der. " Kral sordu:

30


BüYüK. MÜCADELE DÖNEMİ "Bu hep böyle mi devam eder?" "Hayır. Kıyamet günü yakındır ve Günlerin Günü olan Bu Günde, Us Tanrısı Kötü Ruha galip gelecektir. iyi, kötü­ ye galip gelecektir. O zaman bütün ölüler dirilecek, iyi ruh­ lar ile kötü ruhlar denenecek ve b unlar, eritilmiş maden nehirinden geçecekler. iy iler sanki ılık süt akıntısından ge­ çerces ine kolay geçecekler. Fakat kötüler fec i şekilde yana­ cak. O zaman iyi Tanrı, Kötülük Ruhunu ve kötü ruhlan dünyanın dibine sürgün edecek ve onları ebediyen orada tutacak. Günlerin Gününde iyi ve mutlu dünya, kötülüksüz ve ebediyen devam edecek." "Us Tannsının yolunu takip için ne yapmalı?" Zerdüşt cevap verdi: "Humata, Hakhata, Hvarşta! İyi düşünmeli. iyi söy­

lemeli, iyi yapmalı, Us Tannsının yolu budur."

"Düşünce, söz ve davranışlann iyi olduğunu nasıl bil­ meli?" "Söylemesi kolay." dedi Zerdüşt. "Gerçek iyidir, yalan kötüdür." "Us tannsının yolu sadece gerçek midir?"

"Önce gerçek. Fakat başka yollar da var: Düşünce, söz ve davranışta SAF OLMALI, Yoklukta Yardımcı ve Merhametli olmalı. Toprağı işlemeli, ağaçlan büyütmeli, hayvan yetiştirmeli, Veya yararlı iş görmeli, Bütün faydalı hayvanlara şefkatli olmalı."

Bundan sonra Zerdüşt iyilik mükafatının sadece ahi­ rette olmadığını, yeryüzünde de alınabileceğini izah etti. İyi işleri ve mükafatlarını sıraladı ve bütün kötü işler ile cezalannı anlattı. Kralın adamları üç gün üç gece soru sordular. Zer­ düşt her birine ayn ayrı cevap verdi. Bütün konuşmaları başından beri dikkatle dinleyen Kral şöyle söyledi: "Bu adam makul konuştu ve iddialarınızı teker teker çürüttü. Bunun için, elbette ki Us Tannsının Peygamberi­ dir." Kral sözünü tuttu ve Us Tanrısının buyruklarını yeri­ ne getirdi. Zerdüşt'ü, bu yeni dinin gerçek peygamberi ilan

31


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" etti.

Kralın din değiştirdiği haberi bütün lran'da duyuldu. Bunun üzerine pek çok kimse Zerdüşt'ün dinini kabul etti. Başlangıçta onu dinlemek istemeyen ailesi gelip af diledi. Zerdüşt çok mutluydu. Nihayet putperestleri ve majis­ yenleri yenmiş ve öğrettiklerini kabul eden insanlar bul­ muştu. Fakat mutluluğu uzun sürmedi. Sarayın sihirbaz­ ları ve putperest rahipleri Zerdüşt'e karşı gizliden gizliye fesatlık düşünmeye başladılar. "Bu adam kralın güvenini kazanırsa, bizim sonumuz geldi demektir." dediler ve Zerdüşt'ü öldürmeyi planladı­ lar. Fakat kralın bu işi yapanı bulduğunda idam ettireceği­ ni tahmin etmek güç değildi. Sihirbazlardan biri, "Bir planım var . " dedi. "Nedir?" " Kral büyüden ve küfürden nefret eder. " "Evet, evet. " "O halde, bu Zerdüşt denilen adamın büyü yaptığını söyleyelim." "Nasıl ispatlayacağız?" "Bu kolay. Zerdüşt odasından çıktığında, odasına ge­ rekeni saklamak pekala mümkün." Ertesi gün krala giderek dediler ki: "Bu Zerdüşt denilen adam kendisine Tek Us Tanrısı' nın peygamberi diyor ama, o sadece bir büyücüdür. İnan­ mazsanız gidip odasına bakınız. " Bu sözler üzerine kral, Zerdüşt'ün odasını aramaları için emir verdi. Odayı arayanlar döndüklerinde beraberle­ rinde kedi, köpek gibi çeşitli kemikler, tırnaklar, saçlar ge­ tirdiler. Bunlar o devirde kullanılan büyü eşyaları idi. Bu­ nun üzerine kral, Zerdüşt'ün tutuklanmasını ve hapse atılmasını emretti. Bu sıralarda kralın en sevdiği atı hastalandı. Ayağa kalkamıyordu. Sarayın bütün sihirbazları atı sihir ile iyileştirmeye çalıştılar. Sarayın tüm insanları atın kuvvet bulması, sıh­ hate kavuşması için dualar ediyordu. Bütün doktorlar da seferberdi ama atın ayakları bir türlü doğru1muyordu. Kralın en sevgili atı, krallığın ahırlarında upuzun serilmiş

32


BÜYÜK MÜCADELE DÖNEMİ yatıyordu. Olan biteni yattığı yerden duymuş olan Zerdüşt, ha­ pisten haber yolladı ve atı kendisinin iyileştirebileceğini söyledi. Yolladığı bu haber sarayda büyük bir telaşın yara­ tılmasına sebep oldu. Zerdüşt kralın ahırına çağrıldı. Bü­ tün kral ailesi, saray sihirbazları Zerdüşt'ün yapacağını görmek için toplanmışlardı. Zerdüşt krala: "Alını iyileştirirsem benim öğrettiklerimi kabul etmeye ve onlardan ayrılmamaya söz veriyor musun?' diye sordu. Kral "Söz veriyorum . " dedi. Zerdüşt atın bacaklanndan birini tuttu ve ovdu. Hay­ vanın bacağı iyileşti. Zerdüşt krala döndü ve sordu: "Atını iyileştirirsem, oğlunun, prensin, benim dinimi ka­ bul edeceğine söz veriyor mw:;un ?" diye sordu. Kral "Söz veriyorum . " dedi. Zerdüşt atın ikinci bacağını tuttu ve ovdu. Hayvanın ikinci bacağı da iyileşti. Zerdüşt krala döndü ve sordu: "A tını iyileşt irirsem kraliçenin benim dinimi kabul ede­ ceğine söz veriyor musun?" Kral "Söz veriyorum" dedi. Zerdüşt üçüncü bacağı tuttu ve ovdu. Bacak iyileşti. Zerdüşt kendini seyredenlere baktı, sonra krala döndü ve sord u : "Bana büyücülük \[tiras mda bulunan ve fesatlık ya·· pwılan cezalandıracağına söz veriyor musun?" Kral "Sôz veriyoru m" dedi. Zerdüşt dördüncü bacağı tuttu ve ovdu , at ayağa kalktı. Kral hemen Zerdüş t'ün sözlerini, vaazlarının yazılma­ sın ı emret ti . Böylelikle Zerdü şt'ün dinine "Zoroastria­ nizm" {Zerdüşt dini) dendi. Öğrettiklerini yazan kitaba da Avcsta denildi. Avesta Zerdüşt dininin kutsal kitabı oldu. ,

SAVAŞLARI VE MÜCADELELERİ Zerdü şt'ün Porucista adlı kızı kralın veziri ile evlendi. Böylelikle durumu daha sağlamlaştı. Zerdüşt bir gün krala:

33


ZERDÜŞT " Ahura Mazda". "Us Tanrısı Ahura Mazda'nın dünyada iyi olanı yarat­ tığı, kötü Ruhun da kötü olanı meydana getirdiği doğru ise, bunlann krallıktan sadece Iran değil, bütün dünyadadır. "

Kral, "Bu doğru olsa gerek." diye cevap verdi.

"Doğru ise Tek Us Tanrısı'mn dini bütün insanlar içindir. " dedi.

"Bu da doğru olsa gerek."

"Doğru ise dinimizi her yere yaymak vazifemizdir. "

Kral bu sözleri kabul etti ve misyonerlerini, Avesta'yı bütün İran'a ve komşu ülkelere yaymakla görevlendirdi. Kısa zamanda Avesta bütün İran 'da bilindi. Sonra misyo­ nerler komşu ülke Turan'a geçtiler, hatta Yunanistan'a ve Hindistan'a gittiler. Fakat Zerdüşt dini, İran dışında fazla rağbet görmedi. Zerdüşt dininin temeli Ahura Mazda'nın tarafını tu­ tup, Ahriman'la savaş yapmaktır. O zamanın toplumu sa­ vaş halinde idi. Zerdüşt dinini sonradan himaye eden kral, baba ve dedelerinin dinini bırakmayan komşu Turaniler ile savaşıyordu. Zerdüşt altmış yaşına geldiğinde, komşu ülke Turan' dakileri dinini kabule zorlamaya karar verdi. İranlıların Turan Krallığına borçları vardı. Zerdüşt, Kral Vishtaspa'dan Turan'a haber yollamasını istedi. Ha­ ber şöyle idi : "Eğer siz, Turan Kralı ve milleti, putperestlikten vaz­ geçip Us Tanrısı' nı n yolunu seçmez ve Avesta'da yazılı olanları kabul etmezseniz, biz de size borçlarımızı ödemeyi reddederiz." Bu haber Turan kralını çok kızdırdı. Bilginlerini top­ lattırdı ve yapılması gerekeni sordu. Bir bilgin: "Din adına borçlarım ödemeyi reddediyorlar." dedi. "O halde yine din adım. topraklarımızı ve hürriyetlerimizi is­ teyebilirler. " dedi. Sonunda İranlılara şu cevabı vermeyi kararlaştırdılar: "Ben, Turan kralı ve benim milletim, size şu ihtarı yolluyoruz: Zerdüşt dininden vazgeçip atalarınızın dinini kabul etmezseniz , üç aydan önce ordularımız ile geliyo­ ruz. ' ·ıe İran ile Turan arasındaki savaş böylece başladı. 34


BÜYÜK MÜCADELE DÖNEMİ Uzun süren kanlı savaşlardan sonra, İranlılar Turan'a

karşı büyük zafer kazandı. Zerdüşt milletinin gözünde kahraman oldu ve güçlendi.

VEDA Birsürü sürpizlerle dolu olan kırk yıllık gürültülü pa­ tırtılı mücadeleden sonra, Ormuzd'un (Ahura Mazda'nın) dinini kumıuştu. Faaliyetlerini bu şekilde mutlu bir so­

na ulaştırmış olan Zerdüşt, Ormuzd'dan ırkının geleceğini öğrenmek, sonra ·da bu açıklamaları kandaşlarına iletmek

üzere mağarasına çekilmeyi tasarlamıştı. Bir ay sonra, en seçkin üç müridine kendisini, son talimatları almak üzere Sabalan Dağı'na çıkarmalarını emretmişti. Zerdüşt hayatını , Ormuzd'un sesini ilk işittiği dağın

üzerinde noktalamak istiyordu. Çünki Tanrısı'nın kendisi­ ne orada söyleyeceği son bir sözü daha olduğundan emin­ di. D ü nyadan ayrılmadan önce , kendisine sadık kalmış olan kandaşlarına Zend Avesta'nm ana teması ve özeti ni­ teliğindeki şu öğüdü vermişti:

"Bana kulak verenler, eşyanın ve karanlıkların sem­ bolü olan Ahriman'a değil ilk ateşe, Keliim'a, yani Ahura Mazda'ya gönül versinler ve onda yaşasınlar. Bana kulak vermeyenler zamanların sonunda pişman olacaklardır."

Zerdüşt'ün mağaraya vardığı günlerde, mevsim ilkba­ harın başlarıydı. Dağda hala kar yağmakta ve beyaz tepe­ lerin aşağılarındaki sedir ormanında haşin bir rüzgar es­ mekteydi. Onu oraya götürmüş olan müritleri ateş yakıp, onu yalnız başına bırakmışlardı. Yorgup ve hayata doy­ muş durumdaki peygamber, kırmızı ve parlak alevlerin reçineli odunların üzerindeki raksını seyrederek düşün­ meye başlamıştı. Tüm hayatını zihninde canlandırmış ve sonra bir tab­ lo seyreder gibi seyretmeye koyulmuştu. Hayatı yüz kıv­

rımlı ve bin kollu koca bir nehri andırmaktaydı ve o, bu nehri, kaynağından başlayıp ta ağzına kadar incelemişti. Tepelerin berrak deresi önce geniş bir ırmak haline gel­ miş, bu ırmak daha sonra ise, kumlar üzerinde akan ve yarlara çarpa çarpa köpüren bir nehir hfiline dönüşmüş-

35


ZERDÜŞT

" Ahura Muzda"

tü . Kıyılarında siteler ortaya çıkmış, üzerinde de gemiler işlemeye başlamıştı. Ve şimdi de görkemi, okyanusun en­ ginliklerinde kaybolmak üzereydi! G örev yerine gei rilmiş ve Aryalar özgürlüklerine kavuşmuştu. Ama ırkı l ,ından sonra ne yapacaktı? Gece basmak üzereydi , hava soğuktu. İhtiyar Pey­ gamber, ateşin yanında tir tir titremekteydi. O sırada bi.r­ den şöyle haykırmıştı: " Ey Rabbim Onnuzd, işte hayat tnı.ın son demine var­ dım. Varımı yoğumu terle e t tim, her şey im i halkımın uğrun­ da harcadım, sesine iiaat eltim. Z.e rdüşi olabilmek için Ar­

Zcrdü şt' ün ye ti ş ti ri l ­ mesine, vesile olan mistik bir kadın görünümündeki reh­ ber varlık) vazgeçti. . . ve üs telik 7,erdiiş t onu b ir daha göre­ casp. ilahi Ard u iz u r'dan (Ard uizur,

medi. O, uzayın enginlik/erinde kay bolup g iU i ve.. Rab Or­ muzd onu bir daha Peygamberine iade etmedi. Oz9ür er­ kekleri ve vakur zevceleri ols un diye her şeyimi halkıma)(::·· da ettim. Irkımm geleceğ ini görmey i rıe kadar L'ilerdim . . . "

Bu sözleri m ırıldan dığı sırada , Ze rd ü ş t , u zaklardan gelen bir gökgürü!tüsü i ş i tmiş t i ; bu gürültüye binlerce bronz halkanın şakırtısı eşlik e lme ktcyd i . l\z sonra gü rü l ­ tü büyümüş ve s o n u n d a korkunç b i r ha l almıştı. Tüm dağlar tir tir titremeye başla m ı şt ı ; öfl.ı;:cli Tann'nın sesi sanki kutsal dağı kökünden sök ü p atmak istemekteydi. Zerdüşt' ün elinden "Ahura J\fazda! Ab u ra Mazda!' di­ ye bağırmaktan ba şka bir şey g e l m e m i ş t i . Ve dehşete ka­ pılm ı ş olan Peygamber, göksel sesiıı etkis iyle derbal ken ­ dinden geçip yüzükoyun yere kapaklan m ı ş tı . Zerdüşt. O r m u zd ' u a nide n , i l k vahye nail o ldug u günkü haliyle, yani o gü n k ü haşmetiyle gönııü ştü . A m a b u kez Feru cr'dcn v e Amşa pand ' d a n yapı l m ı ş tacı yokt u . Altı nda sa de c e , ateşten taht ı n ı t a şıyan ü ç k u lsal h ayvan y a n i boğa , aslan ve kartal ı ş ı ldamaktayd ı . Ze rdüşt, O r ­ muz d ' u n sesin i n uzaya y uvarlana y u varlmı a y ay ıldıı�ı n ı , kalbine de k u l ak delecek kadar t i z b i r biçimde işled iğini hissetmişti. "Sadece Tanrına ail alam neden b ilip Lanmw.lc istiyor­

"Kelcimm tüm düşüncelerini hiçbir Peygamber öğrenememiştir. E!.J insan[ann en iyis i olan s u n ?" demişti ses.

36


BÜYÜK MÜCADELE DÖNEMİ Zerdüşt, Ahura Mazda'dan ş üphe etme, çünki terazimde ben tüm varlıklannki ile birlikte senin kaderini de taşırım. Irkın ın kaderini bilmek mi istiyorsun ? Asya halklarının, tahtımı taşıyan o üç hayvana ne yaptıklarını gör öyleyse. " Ornıuzd'un ışıl ışıl vizyonu (rüyeti) kayboluvermiş ve Zerdüşt zihin yoluyla geleceğe nakledilmişti. Uzayda uçar­ ken , dağların ve ovaların, hızla açılan koca bir kitabın s�yfaları misali, altından peşpeşe ve süratle geçişini sey­ retmişti. H azer Denizi'ne kadar uzanan İran'ı, Toroslar'a ve Kafkaslar'a kadar uzanan Pers ülkesini ve Basra Körfe­ zi'ne kadar uzanan Mezopotamya'yı bir bir izlemişti. Önce Turanlı dalgalarının Belh Kalesi'ni ele geçirip Ornıuzd Ma­ bedi'ne saygısızlık edişine tanık olmuş; sonra da Dicle kı­ yılarında saraylarıyla, kuleleriyle ve mabetleriyle birlikte mağrur Ninova'nın ortaya çıkışını seyretmişti. Kudretin sembolü olan kanatlı ve insan başlı deve önce bir boğa az sonra vahşi bir manda haline dönüşüp ovaları kırıp geçir­ meye ve aralarında. kuzeye doğru yığınlar halinde kaçan arı Aryalar'ın da bulunduğu civar halkları ayaklan altında ezmeye başlamıştı. Daha sonra da, iki kat surlarıyla ve pi­ ramitleriyle canavar Babil'in Fırat kıyılarında vücut bulu-· şuna tanık olmuştu. Oradaki mabetlerin birinde çöreklen­ miş halde uyuyan dev bir yılan takılmıştı gözüne. Gökler­ de uçmakta olan Ornıuzd'un kartalı yılanın üzerine pike yapmıştı, ama yılan onu alevli nefesi ile avlayıvermiş ve ardından da zehirini tüm çevre halklarına akıtmak üzere yola koyulmuştu. En sonunda ise kanatlı aslanı, Persler­ den ve Medlerden oluşma bir ordunun önünde muzaffer bir tavırla yürür halde görmüştü . Fakat bu çöl kralı , bir anda, halkları yiyip yutan ve Nil kıyılarındaki güneş ma­ bedinin diplerine kadar uzanıp oradaki rahipleri bile par­ çalayan yırtıcı bir kaplan haline dönüşüvermişti. Ve Zerdüşt. murakabe halinden dehşet dolu bir çığlık atarak sıynlmıştı: "Aruaları yani arıların ve güçlülerin ırkını tehdit eden gelecek buysa, boşuna savaşmışım demek. Eğer böyle ola­ caksa, hemen gidip bugüne kadar düşman kanına bulaş­ mamış olan bakir kılıcımı kuşanacağım ve onu sapma ka­ dar Turanlı kanına bulayacağım. Gerçi ihtiyarım, ama Zo-

37


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" hak'ın oğullarını sonjerdine kadar kılıçtan geçinnek üzere İran'a tek başıma gideceğim; asil Arduizur gibi Ahriman'ın kurbanı oımak pahasına da olsa gidip haıkımı imha etme­ lerine engel olacağım!"

Bunun üzerine Ormuzd'un sesi hafif bir mırıldanma gibi, dev sedirlerin dallan arasında esen meltem nefesi gi­ bi tekrar meydana çıkmış ve şöyle demişti:

"Dur, evladım; dur, y üce Zerdüşt. Artık din kılıcına git­ memeli, çünki günlerin tamama erdi. Güneşin, Sabalan Dağı'nın ardından y ükselişini gönne imkanını veren dağın tepesine çık. Geleceği demin insan gözüyle seyrettin; şimdi de Tanrıların gözüyle seyredeceksin. . . Ormuzd'un adaleti yukarıda ışıldamaktadır ve seni Zafer Meleği beklemekte­ dir!. . "

Ve Zerdüşt, mağaranın yukanlanndaki dağa tırman­ mıştı. Tepeye varınca bitkin bir halde sedirlerden birinin altına oturmuş ve günün doğuşunu beklemişti. Güneş, ak dorukların çevresindeki ormanın gerisinde göründüğü an­ da ihtiyar savaşçı tepeden tırnağa şiddetle ürpermişti. Karanlık uçurumun dibinden yükselen Ahriman'ın sesi şöyle demişti: "Buna ölüm derler!"

Gökten gelen Ormuzd'un sesi ise şunu vurgulamıştı:

"Buna yeniden diriliş denir."

Zerdüşt'ün gözüne birden, ayaklannın ucundan baş­ layıp göğe doğru yükselen ışıktan bir kemer takılmıştı; bu ince kemer. kılıç gibi keskin bir kemerdi ve elmas gibi parlamaktaydı. . . Bedeninden ayrılmış olan ve bir kartal tarafından uçuruluyormuş izlenimi veren astral bedeni yukarılara doğru fırlayıp gitmişti. Kemerin yukarılarındaki Tingat (Çinvat veya Sırat Köprüsü) Köprüsü'nün üzerinde, ışıktan bir giysiye bü­ rünmüş olan çok güzel bir kadın durmaktaydı. Etrafa ağırbaşlı ve insanüstü bir sevinç saçmaktaydı. Omuzla­ nndan, iki ak yıldırım kadar ışıklı iki kanat fışkırmaktay­ dı. Peygamöer'e, birazı dışına da taşmış olan köpüklü bir içkiyle dolu bir kupa uzatmaktaydı. Zerdüşt'e, bu kadını oldum olası tanıyormuş gibi gel38


BÜYÜK MÜCADELE DÔNEMİ mişti, ama yine de kim olduğunu çıkaramamıştı; harika tebessümünün parıltısı, çehresini ne kadar da aydınlat­ maktaydı! ! "Ey harika kadm, kimsin sen?" "Ey benim mürşidim, beni tanıyamadın mı? Ardui­ zur'um ben. . . Ben senin ilahi plandaki beden inim. Çünki beni teşvik etmiş olan kişi sensin!" Zafer Meleği haline dönüşüvermiş olan güzel Ardui­ zur, Zerdüşt'ün kollarına, kocasının kollarına atılan bir eş misali atılmış ve ona, köpüre köpüre kabarmakta olan ebedi gençlik şarabını sunmuştu. O sırada Peygamber, tüm varlığını bir ışık ve ateş dalgasının doldurduğunu hissetmişti. Bir anda Arduizur gözden kayboluvermişti, çünki kurtarıcısının içine işleme­ yi başarmıştı. Şimdi Arduizur artık Zerdüşt'ün kalbinde titreşmeye ve onun gözleriyle bakmaya başlamıştı. Gerçi Zerdüşt kendi gönül gözleriyle bakmaktaydı, ama buna rağmen Ormuzd'un ihtişamını aynı anda birlik­ te seyretmekteydiler. Bundan böyle tek bir varlıktılar. Zer­ düşt, Arduizur'un, kendisinden kopmadan uzaklara ayrı­ labildiğini veya benliğini yitirmeden kendisinin özünde eriyip gittiğini hissetmekteydi. Gözleri aniden yerküre üzerine yönelivermiş olan Peygamber, Arya kabilelerinin ve halklarının uzun ker­ vanlar halinde ilerlediklerini görmüştü. Başlarında Ardui­ zur yürümekteydi ve onları batıya doğru götürmekteydi. . . Böylece Arduizur. Beyaz Irkın Ruhu olmuştu. Zerdüşt'ü dağa getirmiş olan üç mürit, mürşitlerini boşuna aramışlardı; hiçbir yerde yoktu. Mağarada sadece, yolculukta kullandığı asası ile içi­ ne , ateşe serpilen mayalı likör koyduğu altın kupasına rastlamışlardı. Her yeri didik didik etmişlerdi, ama her se­ ferinde elleri hep boş dönmüşlerdi. Dağın tepesinde Pey­ gamber'e ait en küçük bir ize rastlayamamışlardı. Ona dostluk etmiş olan kartal, uçurumun üzerinde tek başına uçmaktaydı ve güçlü kanatlarıyla mağaranın böğürlerini yalayıp geçerken gözleri hep o inziva arkadaşı­ nı aramaktaydı; kendisi gibi güneşe tam cepheden baka­ bilmeyi başarmış olan o has insanı aramaktaydı.

39


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Dağın yamacından Ormuzd'un sözleri yankılanmak­

taydı:

"Her parlayan nurlu nesnenin, benim öz nurum oldu­ ğunu tüm insanlara öğret! Alemde hiçbir şey bu nurdan iistün değildir. "

40


VARLIK ANLAYIŞI Diğer bir eski metinden öğrenildiğine göre, (Academi edes İnscriptions'un Memuvarlan, cilt XXXVI I, sy. 646648) bu öğretide ruhun tinselliği ve ölmezliği inancı çok çözümlemeli bir şekil almaktadır. Buna göre, varlığımızın tüm duyusal ve zihinsel kısımlan üç ayrı ilkenin birleşimi gibi kabul edilmiştir: 1 Can, yani Hayat İlkesi: Bu, bedenin gücünü ko­ rur ve tüm beden kısımlarının düzen ve ahengini sağlar. 2 A.kko, yani vicdan: Bu, bizi yapılması gereken iyiyle (hayır) çekinilmesi gereken kötülük hakkında aydın­ latır ve bize bu hayattan itibaren daha iyi bir hayatın var­ lığını bildirir. 3 Asıl Ruh ve İnsel Şahıs'tır ki, bu da üç bölümden oluşmuştur: a Boe adını alan zihin; b Yargı ve hayat gücünü tutan Ruan; c Ruhun tözü (cevher) olan Feruer ki bu, gökyüzün­ de, ayn olarak yaşadıktan sonra bedenle birleşmek zo­ runda kalmıştır. Hayatsal ilke kalpten yükselen ve ölümün dağıtması gereken bir buhar gibidir. Ahlaksal akıl olan Akko ise, in­ miş olduğu gökyüzüne tekrar döner; diğer üç öğeden bi­ leşmiş olan asıl ruh ise, iyi ve kötü eylemlerinden sorum­ lu olarak yalnız kalır ki, bu. cennetin ödüllerine ve cehen­ nemin azaplarına tek başına katlanır. Zend Avesta ruhun ölmezliği inancına, bedenlerin de ölümden sonra dirilmesi inancını ekler. Fakat Zerdüşt'e göre, tüm doğayı kapsayan ve cezaların ebediliğinden uzak olan bu devrim, tersine olarak, hem maddesel, hem de tinsel kötülüğü bir vuruşta ortadan kaldırmak suretiy-

-

-

-

-

-

41


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" le cezalara son verir. Hayata çağırılan ölüler, Ormuzd'un mahkemesinde görünürler; iyiler seçkinlerin gökyüzüleri­ ne gider, kötüler ise cehenneme atılırlar. İyiler hem be­ denleri, hem de ruhlarıyla üç gün cennetin · hazlarında, kötüler de cehennemin azaplarında sınandıktan sonra hepsi eşit olurlar; aralarında sevaplı ve günahlı farkları kalmaz: 'Tüm insanlar bir anı eserde birleşmiş olurlar. Hepsi ölümsüz bedenlere bürünür; hepsi tüm insel gerek­ sinimlerden kurtarılırlar. Ormuzd, eserlerini tamamladıktan sonra, kendi onu­

ru içinde dinlenir. Ahriman ise, yukarıda da kaydettiğimiz

gibi, ebedi olana dualar eder, kurbanlar sunar, hatta ce­ hennemin yerinde bile bereketli ve zevk veren bir bölge or­ taya çıkar. (Zend Avesta, cilt II. S.4 1 1 -4 1 5}

42


TANRI Zerdüşt'ün öğretisi ve inancı, müritleri tarafından de­ ğiştirildi, fakat peygamberin koymuş olduğu belli başlı esaslar günümüze kadar geldi. Zerdüşt, dokunulmayan, işitilmeyen ve görülmeyen varlığa inancı öğreten di11i lider idi. Bu da Ahura Mazda idi; dünyadaki bütün iyilikleri yaratan tek Us Tanrısı! Zerdüşt, bir insanın iyilik yaptığında, bunun sadece kendi Hayat Kitabına yazılmakla kalmayıp , dünyanın iyi­ liklerine de iyilik kattığına inanıyordu. Bunun için de in­ san sadece mükafatını görmek için iyilik yapmamalıydı; aynı zamanda dünyanın iyiliklerine iyilik katmak ve Ahu­ ra Mazda'ya, kötü Ruh Angra Mainyu ile olan mücadele­ sinde yardımcı olmak için de iyilikte bulunmalıydı. Kötü­ lük yapan, kötü Ruh ile birlikte idi. Fakat iyilik yapan, Tek Us Tanrısının safına katılıyordu. Tek Us Tanrısının saflarına katılmak için şu yollardan geçmek şarttı:

Düşünce, söz ve davranışta saflık · Temizlik Merhamet Hayvanlara şefkat yararlı iş görmek iyi yetişmeleri ve okumaları için imkanı olmayan­ lara yardım etmek. Bu öğütleri yerine getiren, Tek Us Tanrısının müridi sayılabilecekti. Bu öğretiye göre alem, iyilik ile kötülüğün, üstünlük kazanmak için mücadele edip durduğu bir sahneydi. Bir tarafta akıllı ruh olan Ahura Mazda ile ona yardım eden iyi fikir, doğru kanun, asil hükumet, mukaddes karakter, sıhhat ve ebediyet ve ona karşı Angra Mainyu yani yalan

43


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" şeytanı ile yardımcılan bulunmaktaydı. İnsan, bu iki ordunun ortasında duran bir varlıktı ve bu ordulardan birine katılmak zorunda idi. İnsa nın iyilik, temizlik ve aydınlık, yahut bir uzlaşma yolunu bulmasına imkan yokt u . İ nsan bu iki t araftan birini tutmak zoru nda idi ve vazife yalnız insana has değildi. H ayvanlar da, rüz­ garlar da, bitkiler de ve aynı şekilde h a reket edeceklerdi. Her insan kararını verip taraflardan birini tutarsa, her sözüyle ve hareketiyle bu m ü cadelenin alın yazı sını belirtmeye yardım etmiş olur. Bu yüzden Ahura Mazda, in­ sanlardan ibadet beklemiyor, i ş ve başarı bekliyordu . İn­ sanların e n büyük ibadetleri bir çöl parçasını ekilir bir hale getirmek veya bir uçuru m üzerinde bir köprü kur­ maktı. Yani Ahura Mazda, uygarlığın ruhuydu ve onun na­ zarında en çok kabule değer hareket, nizam ve istikrarı te­ min etmekti. Ahura Mazda'nın tarafinı tutmuş olan bir i n ­ san, bütün vaktini v e gücünü "aydınlık" mücadelesi yap­ maya vermiş oluyordu ve onun en belli başlı vazifesi ister bir yaramaz ot olsun , ister bir canavar veya insan olsu n ,

d ü şmana aman vermemek, d ü ş manı ko ru mamak, belki d ü ş manı imha etmekti. Ahura �f azda merh a met değil , adalet i l ahı idi v e onun için açmış olduğu m ücadeled e , merhamet göstermediği gib i , merhamet görmek d e istemi­ yord u . O nu n için Ahura Mazda'ya katılanlar, sert ve eğil­ meyen, h i slerine mağlup olmayan kimseler olacaklardı. Onun e n esaslı ahlaki kan u n u , iyilik için ve yalnız iyilik için mücadele edenlere yardım etmek ve bunlara herhangi bir şekilde kötülük etmemektir. Bu yüzden Zerdüşt öğretis i , yılanları ve bunlara ben­ zer zararlı hayvanları öldürmeye yardım eden hayvanları, kutsal ve yardıma layık görüyordu . Bu faydalı hayvanlar­ dan birini öldürmenin cezası cehennemde veriliyordu. Bü­

tün faydalı hayvanların hayatına, bilhassa inek, köpek ve koyunların hayatına büyük bir kutsallık yüklenirdi . Bun­ lara bakmak. bunların çoğalmasına gayret etmek, dini fa­ ziletlerinen büyüğü idi. Şimdiye kadar kötü kuvvetler, her şeyden önce tabiat güçleri olduklarından, kendilerine yiyecekler, m ücevherler, hayvan ve insanlar sunarak gönülleri hoş edilmeye çalışı-

44


TANRI lan koruyucu tanrılar, kozm i k tanrılardı. Zerd ü ş t ile ilk

defa olarak, k o zm ik tanrılard a n ahlakçı b i r tanrıya geçiş

gerçekleşiyor. D ü şman kuvvetlerle koruyucu güçlerin do­

gal k a rşıl ığının yeri n e , yirmi yedi yüzyıl boyunca kendini kab u l e tlirccek olan insana özgü bir İ yilik'le Kötülük zıtlı­

ğını

geti riyor.

Nietzche'rıin Zerdü şt' ü n ü n

İ ran'm büyük Peygarnber­

leı iyle h i çb i r o rt a k yam yoksa d a , hiç o l m azsa Nietzsche

Zcrdüşt' ü n f�erçcklcştirdiği devri mi n önem i n i kavramıştır. N i t ekim şöyle diyordu: "Zcrd ü ş t'e saygı d uymak zorunda kaldım . .

.

"

İnsan b üyü k l ü g ü n ü n i l k heykeltraşlanndan o l an Zer­ d ü ş t, in sanoğl u n u yen i bir boyuta, yani o n u tabiatın se­ malarından ve tarihin tutsaklıklanndan çekip kurtaran di­ ke, e n tepede bi r boyu ta a�'.ımştır. Bu tanrısal boyut saye­ sinde i nsan oğlu , öz ge lecegin i peygamberce önceden sezrne irnkfü ıına kavu ;;rnuştur.

Bu peygamberce görüş ve devrim anl a yı şı hayatm ve çiftçiy le çobiı m n yağmacı göçebeye karşı ö l ü m kalım m ü ­ cadelesinin h e r a n m a kök sa l m ı ş tı r: "Buğdau eken, iyilik eker. " Tabiatı insanoğiuna yararlı kılma mücadelesin i , bi­ ,

zim cntropi adım verd iğimiz şeye karşı mücadeleyi engelle­

yen

şey ise k!ıtü l ü k tür. İ nsan n e r e d e yaratılıştan soru m l u bili olarak hcı reket ed iyorsa Zerdüşt hüla orada her turlü yeni hayatın öncü­ südür. Eseri dört temel ana konuya göre gözler önüne ,

seri l i r:

- Tekta.nrıc ı ve

bi:ıyükiük kaynağı yen i bir Tan n gö­

n:i ş ü ;

- İnsanla onun insanlaşmasına k a r ş ı koyan her şey <u-acmıda bir sava ş alam olarak düşünülen yenl bir d ünya gfüüşü; - Tanrıyla ilişkileri yeni bir anlayışla sürdürme tarz ı ;

çünki i nsanlar· artık tanrılarla b i rta kı m ayinler veya kur­ ban k e sm e l er yoluyla ili şki kuramamakta. a ksine insani hayatlarına i l a hi b i r boyut kazandırarak Tann'yı kendile­ rinde b u ! m aktadırlar.

- Tabiatla ilişkileri yeni bir anlayışla sürdürme tarzı. türlü hayata. yani hayvanların ve bitki-

Bu ndan böyle beı-

45


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" lerin hayatlarına da saygı gösterilecektir. Zerdüşt'ün yeni Tanrı anlayışı, sadece kozmik bir tan­ rıdan ahlakçı bir tanrıya geçiş değil, aynı zamanda her türlü insan biçimindeki Tanrı düşüncesini de reddediştir. . Zerdüşt'e göre, yalnız tek bir Tanrı vardır. Hiçbir kö­ tülüğün kaynağı olmayan Ahura Mazda: O özgürlüğü ya­ ratmıştır. İyilikle Kötülük arasında bir seçim yapma özgür­ lüğünü. Zerdüşt'ün ilahilerinde öylesine kuvvetle ifade et­ tiği, insanlar dünyasının iyi çiftçisi ile yağmacı ve yıkıcı gö­ çebe arasındaki yeni ve temel karşıtlığın doğal sonucu işte bu seçim tercihidir. Her insan kendi seçiminden sorumlu­ dur. Zerdüşt öğretisinin kilit taşı işte budur. İnsan, Ta,nrı­ nın sevgisini yitirmiş o bir çeşit başmelek olan Ehrimen'in ardına takılarak kötülüğün ordusuna katılabilir yahut da yine Zerdüşt'ün yazdığı gibi, iyiliğin ana kaynağı olan Spenta Mainyu'nun (Ormuzd) üstün gelmesi için "sabah­ tan tezi yok günün artıp büyümesine çalışanlardan" olabi­ lir. Avrupa romantizminin yazarları , özellikle Shelley'le Victor Hugo , çoğu kez Zerdüşt'ü n öğretisini peygamberin d,evriminden önceki Mazdeizmle karıştırmışlardır. Şüphesiz zamanda ve mekanda ışığın ve karanlıkların iki ana kaynağı arasında bir savaş cereyan eder ama daha ötesinde özgürlük vardır: Bu özgürlük kötül üğün seçimini mümkün kılmıştır, fakat bu özgürlük Tanrı'nın tek yaratığıdır. İ nsan, her an kurtuluşunu sağlayabilir, yani kötül ü ­ ğü seçmeden önce, ilk özgürlüğün ü yeniden elde edebilir.

Böylece başlangıçta günah değil, seçim vardır. (8)

rür:

Bu yeni tanrı görü şü yeni bir dünya görüşüne götü-

Amaç, Kötülüğün de İyilik kadar güçlü bir tanrı oldu­ ğu , kurtuluşun da öbür dünyada cennette yaşamak için yeryüzünü kötülüğe bırakmaktan ibaret olduğu baha­ nesiyle dünyadan bilerek kaçmak değildir. Tam tersi­ ne, Zerdüşt'e göre hayat bir savaştır. Birbirinden ayrıl­ maz bir şekilde hem içimizde (kendi karanlık içtepileri­ mize, nefsimize karşı) hem dışımızda (karanlıkların taraf­ tarlarına karşı) verilen bir savaş. Bu öğreti, tüm benliğe 46


TANRI mal edilmişlik ve etkililik boyutlarıyla, eylemi ön planda tutar. Her insan hem bir savaşçı , hem de bir Tann eridir (mistik) . Avesta'yı tercüme eden Da�esteter'in yazdığı gibi, "Zerdüşt taraftarlarının en zavallı ve en zayıfı, kendisinin Saoşyant'ın (Zerdüşt'ün) bir askeri olarak doğduğunu ve kendisinin aracılığıyla iyiliğin üstün geleceğini bilir." Böy­ lesi bir iman dünyayı yansıtmak ve açıklamakla yetinmez, aynı zamanda o dünyayı değiştirecek canlı bir güçtür. Zer­ düşt'ün yolunda giden kişi, her sabah kendi kendine şu soruyu soran insandır: "Dünyanın daha adil, daha güzel hale gelmesi için bugün ben ne yapmalıyım?" Zerdüşt'ün devrimci peygamberliği, insanlardan şu üç temel fazileti isteyerek, onlara dünyada yeni bir görev verir: a Dua ve imanın içimizde bir noktada toplanması demek olan "saf düşünce" b Herhangi bir amacın hizmetine verilmiş olmayıp, aksine ilahi bilgeliğin gösterilmesi ve gerçekleştirilmesine adanmış bir yetenek olan "katıksız söz" c Hayatın bütünüyle bu savaşa adanması olan "ka­ -

-

-

tıksız eylem"

Her insanın ruhunda yatan ilahi çağrı bu düşünce, bu söz ve bu eylemle dünyanın kurtarıcısı olmaktır. Böyle­ likle, örnek alınacak kişisi "artavan" olan bir tür mistik şö­ valyelik meydana getirilmiştir. Sri Aurobindo. Hindistan'ın Vedalar dünyasıyla Zer­ düşt İran' ı dünyası arasındaki benzerliğe dikkati çekerek, birinde de öbüründe de "insan hayatının hem bir feda­ karlık, hem de bir yolculuk ve mücadele olduğunu" yazar. Zerdüşt. başlıca amacı ekonomik düzen olan bir plan gütmüştür. Ona göre Ahura Mazda'nın bakışı her zaman çalışkan çiftçinin üstündedir. Gerçek dindarlık oruçta ve tapınmada değil . tarım çalışmalarıyla elde edilir. Bacası tüten, içi tarım hayvanları ve çocuklarla dolu bir çiftçi evi­ ni seyretmek kadar Ahura Mazda'yı sevindiren hiçbir şey yoktur. Zend Avesta, tarım hayvanlarına iyi bakılması, toprağın iyi sürülmesi üsthne öğütlerle doludur. Zerdüşt dini, bir evrim (tekamül) dinidir. Dünya ev-

47


ZERDÜŞT

" Ahura Mazda"

rim yasalarına bağlıdır. İnsan güçleri bu evrimleri ger­ çekleştirmek, bu evrime katılmak zorundadırlar.

Zerd ü şt, ümide yeni bir yüz ve yen i bir ses vermiştir. Ölümü yenmek için hayata bir kanun bahşetmiştir. Böyle­ ce Tanrı'yla i l işkileri sürdürmenin yeni bir tarzını başlat­ mıştır. " İ lahiyat" konusundaki bu devrim o ri u n devrimci peygamber felsefesi n i n yönlerinden biridir. Ayinleri, Tan­

rı 'ya adakları, özellikle hayvanları kurban etmeyi ve O'na toprağın ilk ürünleriyle sürünün ilk doğan yavru­ larını sunmayı kaldırır. Ona göre, Tanrı'ya en güzel adak , ademoğlunun ilahi geleceğini gerçekleştirmeye ç alışmak gayesiyle, insanın düşüncesini, sözünü ve ey­ lemini (amelini) kutlulaştıran içsel ve kişisel fedakar­ lığıdır. Yeni ekonominin temeli olan öküzün kurban edilme­

sini özellikle yasaklayan bu Tanrı- insan ilişkisi tüm tabiat­

la ilişkileri de aynı şekilde değiştiriyord u . Goetlı e , insanın tabiatla bü t ü n leşmesine Zerd ü şt'ü n yaptığı bu katkıyı keş­ fetmiş olan ilk Eatılılarda n biridir: " Eski Perslcrin dini ateşe tapmakla sınırlı kalmıyordu ( . . . ) Zerdüşt, i l k olarak, bu doğal d i n i n yapı ve biçimini degişiirrn i ş gibi görün ü ­ yor( . . . ) B u d i n , bütün u n surların saygıya değer olduğu te­ meline d ayanıyor ( . . . ) Suyu , havayı , t oprağı kirletmeme konus u n d aki kutsal iradeleıi de b u radan ka_ynaklanıyor. İ n sanı çevreleyen bütün bu doğal şeylere saygı gös term e . i n s a n ı vurtt aşlar�ian bek lenecek faziletlere götürür (. . . l

C ü rıeşi;ı gü l ü m sed iği b ü t ü n işh:r en b ü y ü k bir özen ve

d i k kat l e yapd ıyord u . "

Zerdüşt'e göre insan t ü m evrenden sorumludur. yüklemli�!i görev, çalışma ve mücadeleleriyle, ta­ rihin olduğu kadar tabiatın yaratılışını da devam ettir­ mektir. Yani tezahürat denen oluşuma devamlı bir katkısı vardır demek ist iyor ki, hiçbir peygamber btı kadar açık ve Onun

seçik ifade et memiştir. Zerdüşt aynı zamanda bütün çağların en büyük şair­ leri n d en biridir. Onun eseri olan Avcsta ilahilerinin Gata­

lanndaki sesine kulak verelim: "Düşün cede,

bana zıt 48

sözde ve eylemde birbirlerine taban ta­

iki ana eğilim vardır. Biri hayat verir. Öbilrü ölüm


TANRI getirir. Her iki eğilim her insanda her ulusta birbiriyle çaıpı­ şır. Çarpışma ilk insanla başladı, dünyamn sonu gelinceye kadar da devam edecektir. " "insanlar iyi kulak versin, iyi anlasınlar, çünki her iki dünyqdaki kaderleri aydınlıkla karanlık arasında yapa­ cakları seçime bağlıdır. Gündüzle gece, hayatla ölüm .. Biri­ ni nasıl tanımalı, öbüründen nasıl kaçınmalı? Kimi cezalan­ dıracaksın? Kime mutluluk vereceksin? Tanrının tercih etti­ ği kimse, insanlar dünyasının iyi çiftçisidir. " "Buna karşılık, çift (koşum) öküzüne ve güneşe kötü gözle bakan kimsedir ki benim sözümü öldürür. Köyleri. ya­ kıp y ıkan ve hakbilir kişiye sövüp sayan, kaba güç kulla­ narak hayatını yaşamak isteyen, nasıl olursa olsun para kazanmak için güçlü olmaya can atan. işte bunlar dünyayı mahvedenlerdir. . . Onlar her iki dünyayı da yıkarlar. . . Onlar ruhlarını mahvederler ve de dünyayı mahvederler. Ama kö­ tülükle ele geçirilen bir krallık mahvolur. . . Kim onların can­ ları istediği gibi zulmetmelerine engel olacaktır? Körlerle sa­ ğırlar iktidarda birleştiler. Onlar iyi insanların dunyasını mahvedecekler. " "Ben nereye gideyim? Nereye dua edeyim? Herkes be­ ni terk ediyor. Z.Orba yöneticiler büyük bir kinle çevremi sar­ mışlar bana zulmediyorlar. Senin gücünden başka hangi güçle ben senin sözünü yayıp adaletini muzaffer kılayım, ey Ahura Mazda?" "Ben senden dostun dosta verdiği gücü ve mutluluğu bekliyorum O beklenen mutlu günleri. yaşatacak olanlar ne vakit gelecekler ki? " "işte ellerimi sana uzatmış, hoşnut olacağın amelleri. işleme hazzını bana lütjetmeni diliyorum Ey Mazda! Ay­ dınlığın tanrısı! Yeniden diriliş gününde, o her şeyi kavurup yakan ateşi, senin ateşini neşeyle karşılayacağız. Ey Maz­ da, senin o hızlı ve güçlü ateşini, mutluluk saçan, ama ay­ nı zamanda cezalandıran ve yakan ateşini. " "Dünyanın son dönüşüne kadar, yeniden dirilişine dek yanlışların hakimi insanları bir daha öldürmeyecek. Dünya sona erdiğinde doğrulara güç vereceksin sen. Ve ben senin ateşine bağış diye duamı sunacağım. Arzumun bütün gü­ cüyle senin ışığına doğru y ürüyorum Onu dinleyiniz."

49


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Bir peygamber olarak, mücadelelerinin mükafatı ola­ cak olan zaferi doğrulara müjdelediği zaman Zerdüşt işte böyle söylüyordu. Zerdfışt yaratılanları ise şöyle sorguya çekiyordu:· "Iş ığı ve karanlığı hangi sanatkar yarattı? Şafagı, öğ­ leyi ve akşamı kim meydana getirdi? Dünya doğduğunda suları ve bitkileri kim yarattı? Rüzgarları ve iri bulutlan kim düzene bağladı? Bir oğlu olduğunda babanın kalbine sevgi­ yi kim koydu? Ey A hura Mazda, dünyanın gelişmesini sağ­ layan Sen, bize dünyanın nimetlerini lüifet: Atalarımızın bi­ ze bıraktığı miras ı ve bugünkü çalışmalarımızdan hasıl olanları. . .Bize, insanların gelecekteki sevincini, mutluluğu­ nu yaratma gücünü. senin o gücünü ver. " "Ey tanrımız! Zerdüşt sana armağan diye ruhunu ba­ ğışladL Ben, bir tanrının ağzı ve diliyle konuşan, bir tanrının elleriyle hareket eden bir insan olmak istiyorum. Ben, gün . ağarır ağınnaz günün büyümesine, artmasına çalışan eser­ ler yaratmak, güneş ışığında bir tanrının bakışına hoş gele­ cek ameller işlemek istiyorum Bize kutsal yolları öğret. . . Hiç bitmeyecek bir hayatın sevincini ver. Ey Mazda! Senin yeniden d iriltmene layık bir dünya yaratmamızı sağlayacak sözleri ve soylu davranış­ ları bildir! Size esenlik, kutsallık ve ölümsüzlük sözünü ge­ tiriyorum. Mazda hüküm s ürüyor. Onun sayesinde dünya bir düşüncedir. Gökten gelen ışığa sevinci yerleştiren odur. " Tanrı'nın her yerde hazır ve nazır olmasının ve istek­ lerinin bilincinde oluş, Zerdüşt'ü ilk büyük peygamberler­ den biri yapıyor. O insanlara iletme görevini aldığı vahiy adına insanlara sesleniyor. Bu öğreti öteki ilahi vahye da­ yalı dinlerin büyük hayati temalarından birkaçını daha o zamandan getiriyor: Evrende ve insanda tek bir Tanrının etkin varlığı.

ÖZGÜRLÜK B u tanrı iyidir. Ve mümkün olan en büyük olgunlu­ ğu gerçekleştirmek için. insana özgürlüğü vermiştir. Bu seçme özgürlüğü kötülüğe imkan vermiştir. Özgür bir

50


TANRI varlık olarak insan, seçiminden bütünüyle sorumludur. O, daha adil daha güzel bir dünya, bir Tann egemen­ liği, yeni bir gök ve yeni bir yeryüzü oluşturmayı özgürce seçmiş olan insanların mücadelesi, Tann'nın insanı ve ev­ reni kurtarma iradesi doğrultusundadır. İ srail peygamberleri (Babil sürgününden sonrakiler) , H ristiyanlık, Zerdüşt tarafından açılan bu gedikten geçe­ ceklerdir. Zerdüşt Peygamber daha önceki öğretileri antıp te­ mizlemiş, I ran çoktanncılığını tektanncılığa doğru yönelt­ miş ve çok yüksek bir ahlakın kurallarını koymuştur. Zerdüştlük her şeyde önce Ahura Mazda (buna bazen Ormaz ya da Ormuzd-Hürmüz de denir) adlı yüce tanrıya tapınmaktan ibarettir: "Ahura Mazda parlak, görkemli, çok büyük, çok iyi, çok güzet, çok bilgili kral, Büyük Nur olan Tann'dır. . . çok bilge bir ruhtur, ta uzaklara sevinçler saçar. . . " lşığın, saflı­ ğın, gerçeğin tannsıdır. Azıcık değeri olan tüm özgünlük­ ler, vergiler ve en başta yaşama özgünlüğüyle ondan gelir. Söderlblom'un dediği gibi, "Yahova dışında, antik çağda hiçbir tanrı tektanncılığa bu denli yaklaşmamıştır." Felsefi açıdan bir ikicilik (düalizm) olan Zerdüştlük iyilik İlkesinin karşısına Kötülük İ lkesini çıkanr ki bu so­ nuncusunun adı Angra Mainyu'dur (Vuran ruh) , fakat ço­ ğu kez Ehrimen diye de adlandırılır. Asıl güçlük, dünyada kötü olan şeyin ne olduğunu anlatabilmekteydi. Kimi metinler Ahura Mazda'nın özün­ de iki tali öz, "hipostaz" görmektedirler: Bunlardan biri yaşamın yaratıcısı olan iyicil düşünce, öbürü ölümü do­ ğuran kuşkudur. Yüce varlığın bu ikinci yönüdür ve ken­ disinden ayrılarak Angra Mainyu haline gelmiştir. Kötü­ lük İblisi , karanlıkların ve ölümün yapıcısı olan Angra Mainyu aşağı bir alemde yaşar ve temiz olmayan her şeye hükmeder. Her şeye gücü yeten bir tann değil, bir iblis ve geçici olan, kaybolacak olan bir kudrettir. Fakat ruhta iyilik, maddede kötülük görmeye kalkışı­ lacak olursa aldanılmış olur. İyilikle kötülük madde dün­ yasıyla ruhlar dünyasını aynı zamanda paylaşmakta ve kendi ellerine geçirmek için savaşmaktadırlar.

51


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Rakibinin yerine geçmek arzusuyla yanıp tutuşan Angra Mainyu, göklere saldırmıştır. Onun da çevresinde seferber ettiği ya da yarattığı yan-tanrılar vardır, bunlar da Abura Mazda'nın çevresindeki yarı-tanrılarla savaşır­ lar. Yüce Tanrının her yaratışına büyük iblis de bir yaratı­ lışla karşılık verir. Zerdüşt'ün çıkışından önce yeryüzünde üçbin yıl geç­ miştir. B aşlangıçta dünya bir zevk, safa yeriydi; fakat Angra Mainyu dünyaya kışı, dolu afetini , yırtıcı hayvanla­ rı, insanlarla hayvanlarla zararlı böcekleri , haraplığı, ço­ raklığı, ölümü getirdi. İnsanların ruhlarına inanmazlığı, kuşkuyu, tüm kötü içgüdüleri soktu. Kreglinger diyor ki: "Böylece Zerdüşt'ü n dininde, ne Mısırlıların inançlarında, ne de H induların yine de çok derin olan kurgularında rastlayamadığımız yüce bir gö­ rüşle karşılaşıyoruz. Dünyanın bir tarihi vardır, dünya ev­ rim yasalarına boyun eğmektedir. Bu yasalarda onu için­ de bulundukları halden ülküsel bir evreye doğru götüre­ cektir ve dünyada etkinlik halinde olan tüm güçler buna doğru yönelmek zorundadır . . . "

Zerdüşt'e göre dünya, bir plana uymaktadır; ta­ rihsel bir süreçtir; birbirine karşıt güçler arasında ya­ man bir savaşın geçtiği bir savaş alanıdır. Savaş so­ nunda bu dünyada ele geçecek olan şey de işte bu mü­ kemmel halin çok güç koşullar altında doğmasıdır. Er­

demli insanlar bu halin doğmasına yardım ettikten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacaklardır. Dünya ve gökyüzü cehennemdeki iblislere karşı ko­ yulan set olmalıdır. İnsan, her insan, sonucu tüm evren­ de iyiliğin zaferi olacak olan savaşa katılmalıdır. Böylece her. insan yaşamı derin bir anlam edinir, sonsuz bir değer kazanır. Bundan da temel dine dayanan ve tüm insani gö­ revlere çok geniş bir kapsam veren bir ahlak çıkmaktadır: Abura M azda'nın davasına hizmet eden .her şey iyidir, onun zaferine karşı gelen ya da zaferi kazanmasını gecik­ tiren her şey kötüdür. Görevlerin birincisi, dindarlıktır. Herkesin hak dinine girmesi, Zerdüşt'ün buyruklarına uyması, ona yeni yeni inananlar kazandırması gereklidir. Büyülü bir gücü olan

52


TANRI "Abura Mazda" adını söyleyerek de, insan korunur ve iyi­ cil etkiler elde eder. (Mantra - Zikir) Bir başka görev de içten olmaktır. Kreglinger diyor ki:

"Ahura'nın ülkesi, ışık ü lkesidir; Angra Mainyu ülkesi ise karanlığın ülkesidir. Karanlığı doğurabilecek ve ancak karanlıkla rahatça gelişebilecek olan eylemlerin hepsi Mazdeistin yani Zerdüştçünün yaşamından uzak olsun! " B u , kara çalmanın ve aynı zamanda hep kuşkulu yöntemlere başvuran dedikodunun da mahkum edilişi de­ mektir; ancak gizlilik içinde başarılabilen hırsızlığın, hatta borç alma eyleminin de mahkum edilişi demektir. Çünki insan borcunu geri vermemek için yalana başvurabilir. İnsan, hainlere bile verdiği sözü tutmalıdır. Burada söz konusu olan iyilik ve yardım değil. adalet ve doğruluktur. Zerdüştlük öğretisine girmiş olanlara karşı her türlü mer­ hamet gösterilmesini yasak etmektedir; çünki bu, bir zaaf olur. Çalışma da bir görevdir. Angra Mainyu bu dünyaya ·

bunca kötülük getirmiştir; onunla bu dünyada savaşmak dünyamızı bereketli ve mutlu bir alan haline getirmek için Ahura Mazda ile işbirliğinde bulunmak gerekir. Söderblom şunları yazıyor: "Hem dinsel, hem ahlak-. sal bir ateşle yanan Zerdüşt, bir ekonomik ve sosyal re­ form yapmak amacını güdüyordu. Öküzün ruhu açgözlü göçebelerin şiddetl i , kötü davranışları yüzünden içine düştüğü sefaleti gökyüzüne haykırmakta, bir koruyucu bulmak için yalvarmaktadır. Zerdüşt de hayvanların bilgili bir yöntemle yetiştiril­ mesini, otlaklara özenle bakılmasını , oturgan yaşamı , düzgün bir konutu v e huzurla rahatı sağlamak için, bir kurtarıcı olarak ortaya çıkmaktadır. Öküze daha iyi dav­ ranmak ve kanlı kurbanları ortadan kaldırmak gerekir. Gerçek inanan, çalışkan köylü, işi bilen hayvan yetiştirici­ si, doğru ve adil ev sahibi ya da köy ağası Gata şiirlerinde aynı anlama gelen sözlerdir. Peygamberlerin hazırladığı tarım programının

din

bakımından çok büyük önemi oldu .. Bu program dine enerj ik bir tavır ve olumlu bir yaşam ülküsü verdi. Daha sonra, Zerdü ştlük yüzünden edindiği gelişme dolayısıyla

53


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" . (Gatalarda dendiği gibi yalnız otlaklara özen gösterme de­ ğil) tarımın kendisi de Zerdüştçülüğün başlıca uğraşı haline gelince, uyanık ve çalışkan çiftçi hep M,azd2 nın iyi bir hizmetk{ın tipi olarak gösterildi. Ağır olan işini başarabilmek için, insan kendi bedeni­ ni beslemeli, ona özen göstermeli, onu geliştirmelidir. Bu­ nun için de örneğin, et yemelidir. Sonra insan Ahura Maz­ da' nın yaratıklarını çoğaltmak için iyi soydan, dini bütün bir kadınla evlenip çocuk sahibi olmalı, bunlan da aynı inanç içinde yetiştirmelidir. Asıl ülkü perhiz ve nefse karşı koymakla değil, tarım çalışmaları ve aile birliği ile geçen bir yaşamdır. Ahura Mazda'yı ilkin bir tapınağı, sonra da doğru insanın kurdu­ ğu yeri seyretmek kadar sevindiren hiçbir şey yoktur. Öy­ le bir ev ki ocağı tütmektedir, içinde adamın karısıyla ço­ cukları, hayvanlan vardır. Böyle bir konutta hayvan da, kutsallık da, otlaklar da çok bol olur." Böyle bir yaşamın sonunda, bedenle ruh ne olacaktır? Ahura Mazda'ya göre , ateşi, toprağı ve suyu bir cese­ de değdirerek kirletmek günahtır. Onun için, ölümden sonra cesedin, özellikle adlarına Sessizlik Kuleleri denen silindir biçimi yapılarda köpekler­ le akbabalara bırakılması gereklidir. Ruha gelince, o da o zaman yargılanır, ya ceza görür ya da ödül alır. Ya cehennemin dibine iner, ya göklere , Ahura Mazda'nın yanına çıkar. Orada da son zafere ka­ dar, tannsına yardımı sürdürür. Zerdüşt öğretisi boşu boşuna kan dökülmesini iste­ mezdi. Günlük h ayatta ne kral, ne de onun yetki verdiği bir yargıç , ilk cinayet için idam kararı veremezdi. Kral bile ilk defa bir cinayet suçlusunu ölüm ile cezalandıramazdı. Çünki deniyordu ki suçlu cezasını ahirette çekecektir. Bu gelenek, sonraki bazı Sami dinlerinde daha bir radikal hale dönüşerek göze göz denerek, ölüme varan cezalar ve­ rildi. Tam tersini uygulayanlar da çıktı. Suçluya ilk taşı hiç günahı olmayan atsın diyen İsa peygamber, kişiyi vic­ danı ile başbaşa bırakan bir adalet anlayışını örnek bir uygulamayla göstermiştir.

54


TANRI

55


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ Evrenin başlangıcında, biri İyi'yi (Ormuzd) , diğeri Kö­ tü'vü (Ahriman) temsil eden iki ilke vardır. Onda bu ikilik, Tanrı'dan kötünün sorumluluğunu kaldırmak için kabul edilmiştir. Çünki Zerdüşt tektanrıcıdır ve bir bakıma da panteizme bağlıdır. Ona göre , bu iki ilke, sınırsız zaman ve sonsuz uzay demek olan Zervan Akrana'nın bir tek kavmi­ dir. Sonsuzluk her türlü iyi ve kötü ayırımından üstündür ve özü asla tanımlanamaz. Bu iki ilke arasında eşitlik de yoktur. Ç ünki Ahriman, Ormuzd'dan kendi özüyle gücü hakkındaki bir kuşkusundan doğmuştur ve yaratma işine, yani Tanrısal gücün gelişimine gölgenin ışığa bağlılığı gibi arkadaşlık eder; yani Ahriman, bir inkardır; bir sın ı rdır. Zend Avesta, bu iki gücü aynı safa koymaz; fakat araların­ da uzlaşılmaz bir çatışma da kabul etmez. Yalnız Ormuzd, Ahura Mazda (Büyük n u r ya da Burnut'un deyimiyle, çok bilgili kral) , Tanrı'nın yüklemlerine ve gerçeklere sahiptir: "Nurlu, parlak, ulu, çokiyi, çokyelkin, çokeneıjik, . çokzeki, çokgüzel, saflıkla en seçkin, hazzın kaynağı ve iy i bilim sa­ hibi olan yaratıcı A hura Mazda'ya yalvarır: Onu y üceltirim; bizi yaratan odur; bizi oluş turan, bizi besleyen ve l üm zi­ hinli varlıkların en tamamlanmışı odur. " Ahriman ise kötü­ lük perisi, karanlıklar kralıdır; sınırlı ve geçici bir güce sa­ hiptir. O, düşmüş biı meleğe, Tanrı'ya karşı başkaldırmış, fakat Tanrı ile uzlaşması mukadder olan bir yaratığa ben­ zer. Zerdüşt'e göre , doğanın tüm süresi , üçer bin yıllık dört döneme ayrılmıştır. 1 Yalnız Onnuzd hüküm sürer; çünki, yaratma işine yalmz o başlamıştır: ''Başlangıçta her şeyin üst.ü nde y ükselmiş olan Or­ mu2 '. 1.'du; en y üce bilgiyle, arılıkla (saflık) alemin nuru için-

56


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ deydL Bu nur tacı, Ormuzd'un oturduğu bu yer, ilk nur de­ nilen yerdi. Onnuzd'un eseri olan bu en yüce bilime, bu arı­ lığa Yasa denilir" (Zend Avesta, cilt III, sy. 343)

2 Ormuzd ve Ahriman birbirine eşit bir başarıyla, biri aydınlıkta, diğeri karanlıkta hüküm sürerek, biri her şeyi iyi için, diğeri kötü için oluşturmak suretiyle savaşır dururlar. 3 Ahriman muzaffer olur; aleme hükmeden odur ve kendi elinden çıkmış olan varlıklardır; yani cinler ve ce­ hennem kuvvetleridir. Bunda alem, amacına doğru ilerler. -

-

4 Ormuzd, ebedi olarak ü stünlük kazanır. Ölüler günahlarından arınmış olarak yeniden dirilirler; kötü kay­ -

bolur; kötüyle birlikte cehennem de yok olur. Ahıiman da yalvararak, dua ederek, kurbanlar sunarak nurun kralına sadakat ve gayretle hizmet eder. Anlaşılıyor ki, Ahriman'ın gücü ebedi ve mutlak değil­ dir; sadece bağıntılı ve geçicidir. O, şimdiki aleme, yetkin olmayışı açıklamak ve Tanrısal sorumluluk yükünü kal­ dırmak için girmiştir. Bu alem oluşturulmadan önce Ahri­ man yoktu; iyi bir dünya meydana geldikten sonra da bir daha görünmemek üzere kaybolacaktır. Çünki onun varo­ luşu, iyiliğe döner dönmez sona erer. Zerdüşt'ün kozmogonisini tüm ayrıntılarıyla bilmiyo­ ruz. Yalnız onun doktrininde, Omıuzd ile Ahriman, Zar­ van-Akrana tarafından verilmişlerdir: "Ormuzd. gökyüzü­ nü , yeryüzünü ve bunların tüm ürünlerini vermiştir. " de­ nilmektedir. Bu sözü, uzmanlar, türüm (emanation). yayı­ lım kuramına bağlarlar. Yani Zend Avesta diline göre, ve­ rilmiş olmak deyimi, yaratılmış olmak anlamına geliyorsa, Onnuzd da yaratılmış demektir. Çünki, bu anlatım , hem Ormuzd'a hem de aleme uygulanabilir. Bu itibarla Or­ muzd, yaratılmış değildir. Çünki varoluşta yalnız onun et­ kin bir rolü vardır; tüm yüklemlere o sahiptir; ve Tanrı'nın yerini tutmaktadır; evreni o savunur; evrene o şefaat eder; o, evrenin tozudur; cisimlerin cismidir; büyük nurdur; bu itibarla onun varlıklarla ilişkisi, ışınların güneşle ilişkisine benzer. Zerdüşt'e şöyle hitap eden de Ormuzd'dur;

'Her parlayan nurlu nesnenin, benim öz nurum ol­ duğunu tüın insanlara öğret! Alemde hiçbir şey bu nur57


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" dan üstün değildir. Cenneti, melekleri ve her hoş olan şeyi ben yarattım; cehennem ise karanlıkların ürünü­ dür." Bilgicilik (gnostisizm) ve Maniheizm gibi Zerdüşt sis­ temine çok bağlı olan mezheplerin türümcü oluşu, bu var­ sayıma güç veriyor. Bu itibarla Ormuzd, ebediliğin ya da sonsuzluğun bir yayılımıdır, tezahürüdür. O , bunların göğsünde karanlıklarla kanşık bir haldeydi; alem de onun bir tezahürüydü. Fakat alemle Ormuzd arasında bir fark vardır: Birincisi, ebedi zamanın (Zervan-Akerna) ebedi te­ zahürü olduğu halde; alem, olaysal alemin, geçişimli bir tezahürüdür. Yani, gökyüzünün evrimlerini ve olayların ardarda akışını ölçmeye yarayana zamanın (Zervan) teza­ hürüdür.

Ormuzd, evreni birleştiren maddesel ve tinsel var­ lıkları doğrudan doğruya değil, sözün, Tanrısal kela­ mın, kutsal Honover'in araya girmesiyle meydana gel­ miştir. Nitekim , kutsal metinlerde şöyle yazılıdır: "Sana açıkça söylüyorum ki, ey Sapetman Zerdüşt! Saf, kutsal ve becerikli Honover (Kelam?) gökyüzünden ön· ceydi; topraktan önceydi; sudan önceydi; Harfersterlerden (yararlı ve masum hayvanlar) önceydi; tüm var olan dlem· den, · tüm servetlerden ve Ormuzd'un verdiği saf tohumlar­ dan önceydi. " Diğer bir metinde de şöyle yazılmıştır:

"Ormuzd, ebediyet ve sons uza karşı neyse, Honover de Ormuzd için odur; yan i düş üncesi, imgesi (hayal} ve ru­ hudur; bu yüzden varlıklann tüm yetkinliklerinin kay­

nak ve örneğidir. Kel<im'ın bir bedeni, bir ruhu var­ dır. Onun ruhu, kendisinin kavranılabilir tözünü oluşturan düşüncelerin (fıkir) birleşmesidir. Bedeni ise, varlıklann do­ ğası içinde bu düşüncelerin gerçeklenmesidir; o, maddesel ve tinsel evrenin bütünüdür." (Zend-Avesta, il, S. 323, 595)

Eğer bu metinler sonradan uydunılmuş değillerse, bu Kelam'ın lskenderiye Okuluna, Hıristiyanlığa da geçtiğini kabul etmek zorundayız. İ slamdaki Kün l "Ol! - Olsun!" emri bile bu Kelam'dan başka bir şey değildir. Zerdüşt'e göre, Kelam'm üstünde eşyanın oluşundan önce var olan, yönetici, evrensel zihin ya da aklın üstünde türlü varlıkla-

58


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMi rın Tanrısal şekilleri, ölümsüz tipleri vardır. Eflatun'un İdea adını vermiş olduğu bu tiplere Zend Avesta, Feruerler (Melekler, prensipler, yasalar) adını vermektedir. Ateş ve hayvanların da, insanlarınki gibi Feruerleri vardır. Melek­ lerin, yasanın, hatta Ormuzd'un ve onun Kelamının da Fe­ ruerleri vardır. Fakat Ahriman'ın, ayrıca eşyanın ilk ilkele­ rinin, sonsuz zamanın Feruerleri yoktur. Bunun nedeni, kötünün bir inkar oluşu ve sonsuzun her çeşit belirlenmiş şekillerinden uzak ve kaçıcı olmasından çok mitolojik bir karakteri vardır. Bunlar ruhun saf görüşleri olmaktan çok, edimsel güçlere benzerler; bunlar, daha Orrnuzd'un rakibi yokken, alemin birinci dönem süresi içinde meydana gelmişlerdir. Ruhlar, önce gökyüzünde yalnız olarak vardılar; sonra temsil ettikleri türlü varlıklarla birleştiler; daha sonra bu yersel hayat esnasında doğaya katıldılar ve kendilerine bilgisiz varlıkların etkisine karşı savaşma öde­ Vi yükletildi. Ormuzd, anlan ilk yurtlarından sürgün ettik­ ten sonra ve onların bu savaşlarda geri varlıkları mahvet­ tikleri anda:

"Sizleri, der, ilk hıilinize getireceğim ve bahtiyar olacaksınız; nihayet sizi tekrar aleme koyacağım ve siz ölümsüz olacaksınız ; ihtiyarlamayacak, kötülüğe de uğramayacaksınız!"

Bu iyimser görüşte, Eflatun sistemindeki, öncül varo­ luş (pre-existence) ve ölmezlik dogmalarına benzemekte­ dir. Feruerler, kendilerine göre oluşturulmuş olan tüm ya­ .ratıkların asıl ve ilk suretleri oldukları için, bu yaratıklar­ dan önce var olmak zorundadırlar. Çünki asıl, kopyadan önce vardır. Bunlar, Zerdüşt'ün gökyüzünde oturan diğer varlıklar ve meleklerden önce vardır. Ona göre melekler iki sınıfa ayrılır: 1 - Amşaspandlar; 2 - İzedler. Birinciler çok yüce ölümsüzler; ya da kutsal ölümsüzler ki, bunlar da altıdır: a) Bahman: Bu, alicenaplık ya da iyilik demektir. Sü­ rüleri bu korur. b) Ardibehist: Bunlar, çok yüce saflıklardır ki, ate­ şin sahibidir. (Bu, İbranilerle Kaldelilerde de vardır) c) Sahriyer ya da Şahriyar: Bu, küçük kraldır. Yer-

59


ZERDÜŞT " Ahuı.;a Muzda" yüzünün göğsünde gömülü olan zenginliklerle yedi ma­ dene bakar. d) Sapandomad: Bu, kutsal ve itaatli bir yetenektir ki, yeryüzünü koruyan bir dişi ruhtur. e) ve f) Kordad (her şeyi örten) ve Amerdad (ömür ya da ölmezlik veren): Bunlar, birbirlerinden asla ayrıl­ mazlar. B irincisi, sular üzerine önceden konmuş olan varlıktır; ikincisi , ağaç ve meyveleri korumakla görevli­ dir.

İzedlere gelince; Burnouf, bunları hayranlık nesneleri diye n itelendirir ki, ikinci sınıf varlıkları oluştururlar. Bunlar, geniş bir hiyerarşiye göre birleşmiş ve evrenin tüm kısımlarına önceden konulmuşlardır. Bunlardan bir kısmı günün türlü saatlerine, bir kısmı ayın türlü günlerine ya da yılın türlü aylarına bakanlık ederler; bunların bir kısmı yıldızlardır; bir kısmı bitkiler, ağaçlar ve sürülerdir; bir kısmı da köyler ve şehirlerdir. İzedlerin ilki ve en güçlüsü Mitra ya da Mühür ki , bu bazen Ormuzd'la, bazen de güneşle karıştırılır. Fakat ger­ çekte her ikisinden de farklı ve ayrıdır. Buna, "Ormuzd'un gözü" (9) ya da " İran vilayetlerinin koruyucusu" adı ve­ rilmiştir. Bu, yaratanla yaratıklar arasında bir aracıdır ve tüm yeryüzüne uzanır. B u , bin kulak ve on bin gözle ya­ yılmıştır. Bunun elinde, kötü cinleri korkutmak için bir çomak ya da yeryüzünü verimli kılmak için altından bir hançer vardır. Bu , yeryüzüne ışık verir, suya yol çizer; alemdeki ahengi oluşt urur ve bu dünyayı ahirete bağla­ yan Ç invad-Sırat köprü sünde (Sineyad) insel eylemleri tartar. M itra'dan az ötede Seros vardır; bu, beden yapan söz ya da cesetlenmiş sözdür (kelam) . B u , bir bakıma, Ormuzd'un yeryüzü üzerindeki subayıdır. Ruhsal ve kavranılabilir alemden maddesel aleme inince, yaratılanın kapsamı şu olur:

"Kırk beş günde ben Ormuzd, Aksaspandların yar­ dımıyla ve pek çok çalışarak gökyüzünü verdim; alt­ mış günde suyu verdim; yetmiş beş günde insanları verdim." Yaratmanın bu altı dönemi 365 günlük bir yılı oluşturur ve altı dönem, her yıl kutlanır. Gökyüzünün tö­ zü ateştir ki, bu tanrılığın maddesel armasıdır ve iki kı-

60


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ sımdan oluşmuştur:

1

-

Hareketsiz gökyüzüdür ki, bu Orınuzd'un dura­

ğıdır.

2 Mitra'nın yönetmenliğine emanet edilmiş olan hareketli gökyüzü ve yıldızlar. -

Bunlar, yani yıldızlar, yeryüzünden hareketsiz gökyü­ züne dek yükselen Alburç (Sabalan) adındaki bir dağın ek­ seni etrafında devrimlerini yaparlar. Bu dağın tepesine ''Yeryüzünün göbeği" ( 10) adı verilir ki, burada gezegeni­ mizin yüzeyine binlerce kanaldan dağılmak, denizleri, göl­ leri, nehir ve ırmakları oluşturmak üzere sular iner. Yer­ yüzü de yedi kısma ya da Kesvar'a (Kişver) bölünür; bun­ lar birbirinden uçsuz bucaksız su uzaklıklarıyla ayrılmış­ tır. Tüm bu kısımlar b irbirinden, içlerinde oturanların renk ve yapılarındaki benzerlikleri bakımında farklılılaşan birtakım varlıkların korumasına emanet edilmiştir. "Birin­

ci yer, cennete benzeyen şehirdir ki, bunu daha baş­ langıçta oluşturdum." Nitekim Zerdüşt de, yeryüzünün

cennetini buraya yerleştirir ve ilk atalarımızı burada oluş­ turur.

YARATILIŞ ve İLK İNSAN Zerdüşt'ün öğretisinde gökyüzünün bir tek öğeden, suyun bir tek kaynaktan, toprağın bir tek çekirdekten oluştuğu gibi, tüm ağaçlar, tüm hayvanlar, tüm insan­ lar da bir ağacın, bir tek hayvanın, bir tek insanın son­ suz bir surette çeşitli olan döllerinden başka bir şey değildirler. Bütünsellik anlayışını Birlik fikrinin ve yara­

tıcı dört kuvvetin oynadığı bu fonksiyonlara (ateş, hava, su ve toprak) aynca zaman ve organizatör olarak Ruhu da katmak gerekir. Tüm oluşlar bu büyük enerjilerin birbir­ leriyle olan girişimleri ile olur ve oluyor. B u , Zerd ü şt'ün yukarıda sözünü ettiğimiz düşünler kuramının zorunlu bir sonucudur. Ormuzd'un vermiş olduğu bir tek s aptan, önce on bin tür, bundan da yüz bin tür oluşur. Tüm ağaçların ilki Hom'dur ki, bu, dağların çalılarıdır. İ ranlılar bununla kutsal ateşi yakarlar. Tüm hayvanların ilki de boğadır; b u , uzun süre yal-

61


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" nız kaldıktan sonra, Ahriman tarafından öldürülmüşse de, bunun ruhu, tüm diğer hayvan doğalarının ruhu ha­ line girmiş ve kendinden sonra Guşurun adı altında yaşa­ mını sürdürmüştür. Bunun arınmış döl sıvısından, biri erkek, diğeri dişi olan iki boğa doğmuştur. Tüm diğer hay­ van türleri bu iki boğanın dölleridir. Nihayet ilk insan, on beş yaşında bir genç adam su­ retinde olmak üzere boğanın böğürlerinden oluştu ki, bu­ nun adı Kaismors oldu; ve hayvanların çok genel olan ti­ pinden sıyrılarak seçkin bir şekil aldı. Fakat bu ölürken, kendisindeki döl sıvısı yeryüzüne serpildi. Güneş tarafın­ dan arıtılmış ve bereketlendirilmiş olan bu sıvı, ilk insan çifti olan Meşia (Adem) ve Meşiane'yi (Havva) meydana getirdi. Zend Avesta, bunları iki dallı bir ağaç şeklinde gösterir; kuşkusuz ki bu insel kuşakların (nesil) simgesi­ dir. İ şte Ormuzd gücünün ve iyiliğinin eserleri bu sıraya göre oluşurlar; fakat bunlardan her birine, ödevi bunlarla savaşmaktan ve bunları bozmaktan ibaret olan Ahriman karşı gelir. Böyle Arnşaspand ve İzedlerin göksel ordusu, devlerin , Darvandların ya da kötü ruhlarının hiyerarşisi­ ne karşılık verirler. Gökyüzüne karşı bile, içinde geceleri de sayısız yıldızlardan aydınlık veren nurun parladığı bu aleme karşı, Ahriman, bu geniş karanlıklar saltanatı, bu cehennem ya da Duzah denilen uçsuz bucaksız cezaevini "inşa eder. Alburz'dan inen su , bu mundar yaratmalarla kirlenir. O, yeryüzünü zehirli bitkiler ve korkunç hayvan­ larla kaplar; fakat onun öfke ve hilesi en önce Ormuzd eserlerinin en yetkini olan insana karşı yönelir. İlk atala­ rımız olan Meşia ve Meşiane, Kaimor'un döl sıvısından çı­ kar çıkmaz bolluk ve haz yeri olan tüm alemden daha gü­ zel ve Behişte (Göksel cerinet) benzeyen yersel cennette masum ve bahtiyar olarak yaşarken, Ahriman, yeryüzüne bir yılan suretinde sıçrar, onların ruhunu kuşatır ve varo­ luşlarını altüst eder: "Onların düşünceleri üzerine koşar; onların masum hallerini devirir ve onlara der ki: Suyu, top­ rağı, ağaçları veren Ahriman'dır. işte, başlangıçta Ahriman onları kandırmaya çalıştı. " (Zend Avesta, cilt III, sy. 35 1 , 378) Bu, kötü varlığının onlar üzerinde kazandığı ilk zafer, 62


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMi ruhlarının bu sapıklığı oldu. "Yalandan başka bir şey söylemeyen dev, daha da gayretlendi; ikinci kez göründü ve onlara meyveler getirdi; onlar da bunu yediler; bu s uretle tatmakta olduklan yüz nimetten biri bile kalmadı. " Bu atalarımız, süt içmek suretiyle üçüncü kez alda­ tıldılar; dördüncü kez ava gittiler. öldürdükleri hayvanla­ rın etlerini yediler ve onların derilerinden giysiler yaptılar; nihayet demiri buldular; bununla ağaçlan keserek kendi­ lerine çadır yaptılar; burada çiftleştiler ve kendi sefaletle­ rinin miraşçısı olan ardılları öfke ve kıskançlıkla birbirle­ rine karşı silahlandılar ve tüm kötülüklerin nedeni olan Dev'e tapmaya devam ettiler. Bu durum, Poruşasp ile Doghdova'nın oğlu olan Zerdüşt'ün kendilerine gerçeği il­ ham ve gerçek imana davet etmek üzere geldiği zamana dek sürdü. (Bu. kozmogoninin kitaplı dinlere geçmiş olan türlü öğelerini okurlarımızın kolayca keşfedebileceklerini umut ettiğimizden ve bu konu daha çok tanrıbilimi ilgi­ lendirdiğinden, burada açıklamaya gerek görmüyoruz.) Bu dogmaların insel hayatla ilişkisi bakımından so­ nuçlarını keşfetmek kolaydır: Politikada, kastların kaldı­ rılması. Çünki, insan artık Hindistan'da olduğu gibi dört ayn kaynağa sahip değildir. Hepsi bir aynı çiftten meyda­ na gelmiştir; hepsi bir aynı babanın evladıdır ve aynı ya­ sayla bağlıdırlar. Bir dua kitabında şöyle yazar: "Ey Hom! .. Dualanmı yoksulla zengini eşit yapan sa­ na yolluyorum!" İran'da kastlar yerine sosyal sınıflar vardı; bunların başında Mobedler (Mogbedler) yani bağıcılann (mages) ha­ kimi ve Desturlar (yani Bakanlar) gelir. Özet olarak bun­ lar rahiplerdir. Hükumetin şekli monarşi olacaktır. Fakat

Ormuzd'un yeryüzündeki imgesi olan kralın görevi,

yoksulları teselli etmek ve korumaktır, yani halkın adamı olmaktır. Eğer kral görevine sadık olmazsa, büyük rahip ya da baş bağıcı (sihirbaz ya da kahin) , yani Düsturun Düsturu onu haklarından yoksun eder. "istediğine göre olmayan kralı deviriniz!" Zerdüşt. aile kurumunda çokkanlı evlenmeyi de kal­ dırır; fakat ona göre koca, şeftir; aile ocağının mutlak kra-

63


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" lıdır; ona bir tanrıymış gibi itaat etmelidir. Tüm evlenme­ lere, Meşia ile Meşiane (Adem ile Havva) örnek olmalıdır. Zerdüşt, ahlakta insel özgürlüğü savunanların ilkidir. Hint panteizmi , kaderciliği, ilgisizliği, kendi kuşağını (ne­ sil) yok etmeyi savunduğu halde Zerdüşt'ün doktrininde hayat. anlaşmasız (mütareke) ve gevşemeyen bir savaştır. Bu itibarla insan, kurnaz olduğu kadar da hain olan bir düşmana karşı kendini savunmak için, tüm yeteneklerini kullanmalıdır. İnsanın hem kendi ruhu, hem de doğa bir savaş alanıdır. Çünki kötü olan ne varsa fillriman'dan gelir; ya­ ni dış alemin asi güçlerinden gelir. insan kalbinin tutku­ ları da mundar ve kötü hayvanlara benzer; tüm bun­ larla savaşmak için güçlü olmalıdır. Bedeni sinirlendir­ diği için ruha da zarar veren yoksunlukların aleyhinde olan Zerdüşt, birçoğunu doğu yasalarının salık verdikleri riyazat ve oruçları kaldırmıştır: "Eğer bir şey yenmezse güçsüz kalınır; saf işler yapı­ lamaz. Eğer besin isteği azaltılırsa ne güçlü çiftçilere, ne de gürbüz çocuklara sahip oluruz. " Zerdüşt, daha çok çiftçi toplumlar içinde yaşadığı için , sürücülerin ve hele öküzlerin kesilmesini hiç iste­ mez; davarları çalmak, kendi mezhebine bağlı olan köyle­ re saldırmak , yalan söylemek onun şeriatına aykıdır. O, söz ve düşünce iyiliği, ruh ve bedende temizliği ister. ·

·

MESİH (İLK MESİH) DÜŞÜNCESİNİN DOGUŞU Eski İran dininde, Zerdüştçülükte Ahura Mazda ile Angra Mainyu (Ahriman) arasındaki savaşın başlamasın­ dan sonra her biri üçer bin yıl sürecek dört devre geleceği 9 0 0 0- 1 20 0 0 yıllan arasında Ahura Mazda'nın insanlara yardım için Zarathustra'yı (Zerdüşt'ü) yeryüzüne gönder­ diği, ama bu peygamberden sonra, zaman geçtikçe dün­ yada ahlakın bozulacağı inancı vardı. İşte o zaman Ahura Mazda, Zarathustra'nın bir gölde saklanmış tohumlan ile orada yıkanan saf bir bakireyi hamile bırakacak, bu kızın 64


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ oğlu da bir peygamber olacak ve kısa zaman için dünyayı düzeltecektir. Bu peygamberden bin yıl sonra, gene böyle mucizeli bir doğumla bir ikincisi, ondan bin yıl sonra da bir üçün­ cüsü . ama bu sefer sonuncusu gelecektir. Bu sonuncusu-· nun adı "Saoşyant" yani 'Yardımcı" olacaktır. Bu Peygam­ berin günlerinde ölüler mezarlarından kalkacaktır. Ondan sonra da Ahura Mazda ile Angra Mainyu arasındaki son savaş başlayacak, bu kötülük tannsıyla birlikte bütün kö­ t ü lükler ortadan kalkacak ve erimiş madenden bir ırmak­ la temizlediği dünyaya ve oradaki m utluluklara yalnız Ahura Maz:da egemen olacaktır. İ şte eski İranlılann kurtancı "insan oğlu" inancı buy­ d u . Yahudilerde M esih inancının da, gene Babil sürgünlü­ ğü sırasında doğduğ unu görüyoruz. Bu da, İ srailoğulları­ nın o zamana kadar hayli ilkel olan dinlerinin son şekhni almasında, İranlıların ne b üyük bir etkisi olduğunu bir kere daha gösterir. Angra Mainyu 'nun çabalanna öldürücü bir darbe in-­ dirccek olan Zerdüşt' ü n gelişine değin, aradan üç bin yıl geçti. H er hin yıllık dönemde Zerdüşt'ün tohumu ile bir bakireden mucizeli şekilde doğan yeni bir Kurtancı ortaya çıktı. Üçüncü bin yılda bu Kurtancılann sonuncusu olan Saoşyant, ölüleri diriltti. Bir göktaşı, dağlarda saklı olan madenleri eritti. Ergi­ me hülindeki maden inananlar için ılık bir süt, dinsizler için ise bir azaptı. Özellikle kötü olan birkaç insanla iblis­ ler yok oldular. Ötekilerin hepsi ölmezlik şerbetini içtiler. Saoşyant, ya da başka bir söylentiye t;öre Zerdüşt'ün ken­ disi, temizlenen dünyada bir ayin düzenledi. Böylece kö­ tülüklerden temizlenmiş olan dünya da sonsuz mutluluğa erişmiş oldu. Son kurtarıcının, yani çağlann sonunda ge­ lip dünyanın başkalaşmasını tamamlayacak zatın zaferine şahit olacak olan savaşın sonuna mutlak bir güveni var­ dır. Bu kurtarıcının, yani Saoş.yant'ın zaferi, hem yeniden elde edilen özgürlüğün hem de yeryüzündeki insanca dü­ zenin zaferi olacaktır. Ama kim, daha bugünden onun ge­ lişine katkıda bulunursa o bir Saoşyant'tır. Bu zafer hem bir yeniden dirilme hem de bir devrimdir.

65


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Zaten bizzat Zerdüşt de kendisinden efsanevi bir var­ lık gibi değil de, sıradan bir ölümlü gibi söz etmektedir. Söylentiye göre kitap kendisine yüce tanrı Ahura Mazda tarafından vahyedilmiş ve o da dinini yaymak için yurt­ taşlarına vaazlarda bulunmuştur. Kalabalık olan ailesi de kendisinin çalışma yaşamını paylaşmakta ve yaptığı pro­ paganda da ona yardım etmekteydi.

DÜNYANIN SONU

-

KIYAMET

Zerdüşt dininin önemli bir öğesini oluşturan kıyamet ve ahiret öğretisi, geleceğin hükümranlığını simgeleyen (Melekütün yeryüzüne inmesi) hep "yararlı" nitelemesiyle birlikte kullanılan Egemenlik (Khshathra ) kavramıyla dile getirilir. İ ranlılarda ölümsüz bir ruha inanılıyordu. İyi ruhlar cennete gidecek, yan iyi olanlar yeryüzünde kalıp başka bir vücuda geçecekler, kötüler ise cehenneme gidecekler­ di. Bütün ruhlar yeryüzünden kurtulunca, dağlar ve yıl·­ dızlar yıkılacak. Cisimler cehennem ateşine düşerek yana­ cak ve üstleri günahkar ruhların bağlı olduğu bir taşla örülecek, iyilik ve kötülük böylece ebediyen birbirlerinden ayrılacaklardı. Zerdü ştten sonra her öğreticinin başına gelen şey onun öğretisine de geldi. Yavaş yavaş değişme ve etkilen­ meler başladı. Öte yandan zamanların sonunda Zerdüşt' ün ikinci defa yeniden geleceği fikri ortaya atıldı. Zerdüşt, günün birinde dünyanın sonunun geleceği­ ne inanıyordu . Fakat Zerdüşt'ün ölümünden sonra dini­ nin rahipleri, müritlerine Tek Us Tanrısı'nın dünyayı, her biri iki ay süren altı devirde yarattığını anlattılar ve dünya yaratılırken harcanan zamanın her ayına mukabil, dün­ yanın bin yıl katedeceğini anlatmaya başladılar. İ ddiaları­ na göre Zerdüşt, dokuz bininci yılın sonunda doğmuştu. Yine iddialarına göre Zerdüşt'ü n ölümünden üç bin yıl sonra bir oğlu yüryüzüne inecek ve insanlığın kurtarıcısı olacaktı. Ona Mesih Saoşyant adını vermişlerdi. Zerdüşt'e göre , iyiliği ruhta, kötülüğü maddede bu-

66


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ lanlar aldanmaktadırlar. İyilikle kötülük hem ruhları, hem maddeleri kaplamıştır. Savaş, her iki alan üstünde olagelmektedir. İyilik Tanrısı {Gök Tanrısı) Hürmüz'ün çevresinde nasıl yarı-tanrılar varsa Ahriman'ın çevresinde de yan-tanrılar vardır. Hürmüz yaratıyorsa Ahriman da yaratmaktadır. Ahriman, Hürmüz'ü yerin maddelerini ve ruhları ele geçirmek için göklere saldırmıştır. Savaş deh­ şet vericidir. İnsanlar göğün korunmasına yardım etmeli­ dirler. Bu savaşta gökten yana olanlar erdemli insanlardır ve savaşa katıldıkları ölçüde sonsuz mutluluğa hak kaza­ nacaklardır. Hürmüz, gök-ışık ülkesinde oturmaktadır. Ahriman, yeraltı-karanlık ülkesindedir. Dünya , bu iki ülkenin orta­ sında bir sınav alanıdır. İnsanlar bu sınavı başarıyla ve­ rerek evrensel savaşa iyiliğin saflarında katılmalıdırlar.

Dünyanın Sonu İki Çağda Olacaktır: ı . Çağ Astvat-erata: Dört binde başlayacak. İlkin bir barış ve cömertlik çağından sonra, Zerdüşt'ü öldürenin kötü torunu Malkus'un etkisiyle tufan gibi yağmurlar ve felaketler çağı gelecek. Fakat bütün insanlar ve hayvan­ lar, Yima'nın inşa ettiği sığınakta tekrar çoğalacak ve has­ talıklar yok olacak.

Çağ Ukşyatname: Y i n e önceleri b i r bol l u k ça,!4 ı r ı ­ üçüncü kurtarıcı Saoşyant dünyaya gelecek; b u sırada ru h la r tekrar v ü ­ il.

d a n sonra Zohak serbest b ı rakılacak v e

c u t l a ra g i recek v e b ü t ü n c a n l ı l a r yen i d e n d i ri l e c ekl e r . F e ­

r i d u n Zoha k ' ı öldürm e k i ç i n çağrılacak. Fakat o n u n yeri­ ne Sam Kercsasp Zoh a k ' ı ö l d ü recek ve uzun m ü d d e t hi'ı k ­

m e tt i k te n s o n ra i kt i d a rı Kay I I ü srev ' e b ı rakacak. B u \' ag­

da d i n i b a ş k a n Saoşyarıt olacaktır. Dü n ya n ı n sonıı yakla ­ ş ı n c a a s ı l d i n i ö n d e r l e r y e n i d e n ortaya �' ı k a c a k l a r : Kay H ü srev, ilk M azdcist kral Vişta spa' n ın v e Saoşya n t' d a Zcr­

d ii ş t ' ü n ö n ü nden çeki lecekler. Toprak yassı l a şacak ve eri ­ m i ş b i r m a d e n seli d ü nyayı kaplayacak. İ y i l e r

bunu

hic

h i ssetmeyece k , fakat o z a m a n a k a d a r cehen n c nı clc b c k k

miş olan dinsizler bununla temizlenip kurtulacaklar ve

67


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" hepsi mükemmelleşmiş olarak ebediyen Ormuzd'un cen­ netine yerleşecekler. Her meziyet karşı kötülüğe nihayet galip geldiğinden, Angra Mainyu'nun adı unutulup Ah.ura Mazda artık tek başına parlayacak. Özetlersek İran dinlerinde dünyanın sonunu , ı , H in­ d istan'da, Stoisyendere veya Skandinav Edda'sında yani diğer H int-Avnıpalılarındaki gibi ateşle olduğunu görürüz� İran inançlarının temellerini üç ayrı bölümde toplamak mümkündür.

1. Asıl temeli teşkil eden Hint-Avrupa tasavvurları

2. Bunların üstüne yerleşmiş Zerdüşt ilkeleri

3. Dışardan alınmış yabancı unsurlar. Bu nlar genel olarak Semitik'ti; Mezopotamya, Yahudi ve Hristiyan etki­ lerini getirmişlerdir. Zerdüşt, reformu sırasında; Protestanların Katolik azizlere veya ilk papazların putperest tanrılarına yaptıkla­ rı gibi , jyiliksever H int Devalanm kötü dev haline getir·­ miştir. iyilik ve kötülük arasında bu kadar amansız bir

savaşa ilk olarak İran'da rastladık. Mazdeizm aynı za­ manda, tektanncılığa doğru yönelmiş çok kuvvetli bir akımdır. Mazdeizmden sonra ortaya çıkan Maniheizmde i se

büyük dinleri birleştirme yolunda kuvvetli bir çabaya şa­ hit oluyoruz. Mitraizmin kutsal törenlerinde yer alan tak­ dis, vaftiz, okunmuş ekmek ve şarap gibi adetleri ise gene Roma İ mparatorl uğu topraklan ü stünde gelişecek olan Hristiyanlıkta aynen bulacağ;ız.

KUTSAL ATEŞ KÜLTÜ

( 1 1)

Geç çağlarda büyü k tanrının bir sembolü ha line ge­ len ateş, muhakkak k i daha evvel de yalnız başına bir kült konusuydu. Atar-Ateş Kültü, gökte veya yerde saklı olan bu tılsımın halk arasında gördüğü rağbetin i fadesiy­ d i . Ateş, 15-16 şekilde mevcuttu ve her halinde ona

tapılırdı.

Tüm eski geleneksel öğretilerde bilinen yaratılışın, ta­ biatın dört kuvveti denilen ve yaratıcı güçlerden biri olan

68


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ ateş, kainatı meydana getiren en büyük güç ve enerji­ lerden olduğu için bunu bilen ve sezen eskiler ona saygı duymuşlardır. Sonra ateşi, ruh ve tanrı ile de özdeşleş­ tirmişlerdir. Bu nedenle ateşe tapanlar, b i ld iğimiz ateşe değil de onun simgelediği büyük güce taparlardı. Ateş; Işık Tannsı olan yüce varlığı simgeler. Her ta­

pınakta bir ateş odası vardır, b u n u n içinde sonsuz bir

ateş yanar. H i ç kimse buna dokunamaz, hatta soluğuyla bile bunu kirletemez. Rahibin ellerin d e eldivenler, ağzının üzerinde de bir peçe vardır.

İyilik Tann s ı Ahura Mazda'nın oğlu olarak kabul edi­ len Atar'ın (Ateş) k ü l t ü , bu d u ruma göre babasından (Zer­ d üşt'ten) eskiyd i . Ateş tapınakları çok eski çağlardan beri

mevcut olu p , tapı nma töreni ateşin önünde yapılırdı . İ n ­ sanlara rahatlık, zeka ve erkeklik sağladı�ı gib i , b ü t ü n ya ­

ratıkları d a şeytandan korurdu ; onu n gözünde yalnız bir tane affedilmez suç vardı, ölü etini pişirmek veya yakmak. Onun öğrettiği tekn ik, alemde kötü l ü k namına n e

varsa hepsi i le m ücadeleyd i. B u yüzden Zerd ü şt dej enere hale geldiği için, İ ran'ın eski ilühlan olan Mitra, Anahita, Haoma vesaireyi reddetti. Fakat o n u n geleneksel d inden aldı,g ı biricik ayi n , ateş� saygı göstermek ayini idi. Zer­

düşt'e göre ateş, eski Iranlılar tarafından yapıldığı gi­ bi, tapılmaya layık bir ilah değildi . Ahura Mazda'nın yalnız sembolü idi. Onun için ateşgedeler, Ahura Maz­ da'ya saygı göstermek için inşa edilecekti.

İ h timal ki , Zercl ü ş t ' ü n kend i s i de ötede beride ateş­ gedeler inşa etmiştir. Fakat Zerdü şt, bu mabetleri inşa et­ mekle deği l . çalışmak ve iyi işler başarmak sayesinde Ahura Mazda'ya yaklaşmanın mümkün olduğu n u öğret­

miştir. O r n ın için b u ğdayı eken adam din bakımı ndan en makbu l h a rekette b u l u nmuşt ur. Fakat tembellik şeytani bir hareketti. Her sabah , tembellik şeytanı insanın kulağı­ na şövle fısıldar:

'Tiiraz daha uyu, çünki uyanmak zamanı henüz erişmedi." Halbuki Zerdli şt'e göre:

"Cennete herkesten önce ginneye liiyık 'olan kim­ se, herkesten önce uykudan uyanandır. " 69


ZERDÜŞT " Ahura Mazda"

İRAN TANRILARI ve EFSANELERİ İran mitolojisinde tanrılara ait tasvirler çok nadirdir. Bu yüzden hikayeleri, ancak geç çağlarda yazılmış kitap­ lardan öğreniyoruz. Elimizde iki kaynak var: Avesta ve Firdevsi'nin Şahnamesi. Avesta çok dağınık olup hikaye­ lerden çok az bahsedilir. Firdevsi'nin Şahnamesi ise geç çağda, 1 0 . yy'da yazılmıştır, fakat bütün eski İran efsane­ leri uzun ve şiirleşmiş olarak burada bulunurlar.

TANRILAR Abura Mazda: Bu iki ismin birleşmesiyle Ormuzd (Hürmüz) olmuştur. Büyük ve yaratıcı bir tanrıydı , dün­ yanın süresini ve sınırlarını tespit ederdi; zamanı gelince de kötülüğü tüketecektir. Ahura Mazda, hayatın ışığı olan hakikatı ve iyilik ruhları Amşaspendleri yarattı. İkilemin pozitif yönünü simgeliyordu. Angra Mainyu: Bu isim de daha çok Ahriman (Ahri­ man) olarak bilinir. Karşıt ve şüpheci düşünceyi temsil eden kötülük tanrısıydı; ölümün karanlığını ve yalanı ya­ rattı. Negatif kutup da denebilr. Sami öğretilerindeki şey­ tanın fonksiyonunu yapar. Ahriman ve Ormuzd hayatın iki kutbunu temsil ediyorlardı: Her şey bu iki ilkenin savaşı sonucu doğmuş­

tur. Her iyi tanrının karşısında bir dev yani iblis, ve her meziyetin karşısında bir kötü huyu vardır. Bu ezeli müca­ dele, İran düalizmini çok iyi açıklıyor. Ormuzd, kötülüğün her yapacağını evvelden bildiğinden, onu s ınırlar ve nihai zafer kendisinde olacağından, sonunda kötülük tamamen yenilecektir. Kötülük daha eskiden beri mevcut olmakla beraber son zaferi iyilik kazanacaktır. Amsaşpendler: Ölümsüz iyilik perileri altı tane olup, Ormuzd'un emrindeydiler. Vedik-Brahmanik, dört büyük meleğin soyut tasavvurlarına benzetilebilirler. Amsaşpen­ ta kelimesi " Ölümsüz kudretli" anlamına gelirdi; bunlar Ahura Mazda ile birlikte hüküm süren eski Hint-Avrupa tanrılarıydı, kendileri Yazat'a (saygıdeğer) diye de çağrılır

70


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ ve kurbanlar ikram edilirdi. Ahura Mazda'ya yardımcı ruhsal varlıklar ve sistemlerdi. Vohu-Manu ( İyi Ruh): Ruhları cennete götürür ve dürüst insanlardaki tanrı varlığını sağlardı. Aşa (Ateş Bekçisi): Dünyadaki fiziki ahlak düzenin bekçisiydi, karşısında rakip olarak iblisler dünyası vardı. Kuşatra : Savaş tanrısıydı. Şahname'deki kahraman­ lar gibi madenleri ve fukaraları korurdu. Spenta Aramati: "Dünyanın Hakimesi" eski bir tan­ rıçadır; ibadet, itaat ve dindarlık sembolüydü. Horvat ve Ameretat : Bu çift, sıhhat ve ölümsüzlü­ ğü temsil ederler; şifalı su ve bitkilere hükmederlerdi. Ahriman'ın emrindeki şeytanlara ise Veda tanrıları­ nın adları verilmişti. Sanskritçe Deva İranca Div, Dev olmuştur. Bu değişikliğe belki de Zerdüşt'ün reformu se­ bepti. Şeytanlar, insanları yalana ve hileye alıştırmaya uğraşırlardı. Perslerin İndra' sı; öldükten sonra Sinvat köprüsünden geçen ruhları cehenneme atmaya çalışır. Diğer şeytanlar ise iyiliği tahrip edip, ihtiyarlığa yol açar­ lardı. Periler, kötülüklerini aldatıcı bir dış görünüm altın­ da saklıyorlardı. Yalancılığı teşvik eden Drujlar kadın şek­ linde idiler. Zurvan (Zaman): Ahriman ve Ormuzd; Zurvan'ın (Za­ man'ın) oğullarıdır. Zurvan bin yıl müddetle bir oğul elde etmek için kurban kesmişse de nihayet içine bir şüphe girmişti. Ahriman bu şüpheden, Ormuzd ise kurbanların sevabından meydana geldiler. İlk doğanın kral olacağını anlayan Ahriman. daha evvel dünyaya çıktı ve Zurvan, dünya zamanını ikisi arasında bölmeye mecbur oldu. Her ne kadar bu tanrılar birincil gibi gözüküyorsa da, eski öğretilerin tanrıları olan M itra (12) ve Anahita ( 1 3) da etkinliklerini koruyorlardı.

YARADILIŞ EFSANELERİ Dünya, Ormuzd'un vücudundan yaratılmıştı; gök onun başından, dünya ayaklarından, su gözyaşlarından, bitkiler saçlarından, öküz sağ elinden, ateş zekasından meydana geldiler. Hint Upanişadlarında da rastlanan bu 71


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" bilgi yani her şey O'dur bilgisi, sonradan Semitik dinlere de geçerek Birlik veya Tevhit bilgisi h al i ne gelmiştir. Bu bilgi, Varlığın Birliği ilkesinden yansıma olup, b u ilkeye göre tüm varolu ş Bir olandan tezahür etmiştir .ve her şey

Bir'in tezahü rü d ü r. D ü nyanın devam süresi olan on iki bin yıl , dört kısma

ayrılırd ı . İ lkin Ormuzd , varlıkları d üşündü ve Ahriman ka­

ranlıktan çıkar çıkmaz barış teklif etti, fakat o kabul etme­ yince; dokuz yıl s ü ren ve ı şı[�ın zaferiyle sonuçlanan bir savaş oldu. Işığı zafere tılsımlı dua Ahura Verya u laştır­

mıştı. İkinci bölümde, varlıklar, Tanrı ve Şeytan tarafından gerçekten yaratıld ılar. Üçüncü böl ü m d e i n sanlığın Zer­ d ü şt'e kadar uğradığı felaketler yer alır. Dördüncü bölüm ise Ormuzd' u n öncülüğüyle İyiliğin zaferine ayrılmıştır.

İLK İNSANLIK EFSANESİ Firdevsi'nin Şahnamesind e , insanlığın ilk destanı alt­ mış bin mısra ile anlatılmıştır. Ahura Mazda; ilk boğa gök ve ilk erkek Gayomart'ı yaratınca bunların ikisi , b ü t ü n canlıların babası oldular. Boğa , G ayomart'a yiyecek temin etmesi için daha evvel

meydana getirilmişti. Fakat Ahriman bu ilk çifte saldırarak ö l ü mlerine sebep oldu . Bof%amn toh u m u ayda saklı kaldı ; hilal ile öküz boynuzlan arasındaki benzerliği böyle açıklı­ yord u . G ayomart'ın toh u m u ise kırk yıl top rağa gömülü kaldıktan sonra buradan ilk ins an çifti doğdu: Mahya ve M ahyoi (Meşia ve Meşiane) . Saf yaratılmış ve Ormuzd'a ta­ pan bu çift, şeytan (Ahriman) tarafından kandınlınca, yedi tane insan çifti doğurdular.

İlk kral H oşang ve halefi Tahrnuraş şeytanları yenilgi­ ye uğratmışlardır. H oşang, Siyamek'in oğlu idi ve vazifeye babasının katili olan devi öldürmekle başladı, sonra d ü n ­ yaya uygarlı klar v e adalet getirdi; demircilik, tarım v e su� lama işlerini düzenledi , hayvanları ehlileştirdi. Oğlu Tah­

muras da babasının başladıklarını devam ettirip geliştirdi. Sihirleriyle Ahriman'ı esir ederek, at gibi ü stüne bindi. Fa­ kat yokluğu ndan i stifade eden devler i syan edince geri dönmeye mecbu r kal d ı . Devler ve b üy ü c ü ler ord u s u n u n

72


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ önünde, naralar atan Kara Dev koşuyordu. Tahmuras bunların yarıdan fazlasını büyüyle bağlayıp, geri kalanları da öldürdü . Diğer devler af dilediler ve ona yazı yazmasını öğrettiler. Tahmuras'ın oğlu Cem-Yima veya Cemşid, bir altın çağ hükümdarıdır. Yeraltı kalesi Vara'da yaşamış ve ha­ lis Aryenler'i oradan yönetmiştir. İblis, Marküşa, büyük bir tufandan sonra dünyayı tekrar bir tufanla tehdit edin­ ce, bu sığınak Ahu ra tarafından yeryüzündeki iyi insanları kurtannak için yaptırılmıştı. Şahname'de, Yima'dan Cemşid diye bahsedilir. Cem­ şid çağının silahlarını. ipek ve keten elbiseleri, kıymetli taşlan. güzel kokulan ve doktorluk ilmini icat etti. Yazık ki sonunda kendi ihtişamı başını döndürmüş ve Zohak'a kurban olmuştur. Zolıak bir çöl kralın ı n oğluyd u . Ahriman ona bahasını öldürtmüş ve kral olunca sarayına aşçı diye yerleşmişti. İlk defa et yiyen yeni kral bunu çok beğenmiş ve çağırtıp ne mükafat istediğ:ini sorunca, Ahriman onu omuzundan öpüp, başını ve gözlerini dayamak istemiştir. Dileği yerine gelen şeytan aşçı ortadan kaybolm u ş ve Zohak'ın her omuzundan bir yılan çıkmıştır. Kral, kesildikçe tekrar çı­ kan bu yılanlardan kurtulamayınca; Ahriman bu defa he­ kim kı lığında tekrar gelmiş ve onları insan beyniyle besle·­ mesini tavsiye etmiştir. Böylece Zohak'ın kendisi de tehli­ keli bir şeytan olmuş ve Cemşid'i ortadan i kiye kestikten sonra bin yıl hüküm sürmüştür. Bu çağda daima kötülük ve hainlik galip geldi. Fakat Zohak bir gece rüyasında genç bir prens tarafından zincire vurul d uğunu gürmüş ve ihtiyarlara bunu tefsir ettirince, Feridun adlı bir kahraman tarafından öldürüleceğini öğ­ renmiştir. Tedbir almak isteyen Zohak, bütün yeni doğan çocukları öldürttü . Yalnız Feridun'un annesi Firanek, oğ­ lunu saklayarak H i ndistan'a kaçırdı ve sihirli bir ineğe besletti. Yıllar sonra bütün oğullarını Zohak'a kurban eden bir demirci nihayet isyan edince, halk da Feridun'u çağırarak savaş istedi . Gökten inen bir melek, ordunun başındaki Feridun'a yardım etti. Dicle'yi aşan kahraman, Zohak'ın

73


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" sarayına yalnız başına girdi ve Cemşid'.in kızları Şehrinaz ile Arnevaz'ı mahpus tutan tılsımları bozarak onları kur­ tardı. Bunu duyan Zohak şekil değiştirerek koştuysa da, Feridun topuzunu kaldırdı; fakat bir melek müdahele ede­ rek, şeytanı öldürmeyip Demavend dağındaki bir mağara­ da kıyamete kadar zincire vurulmasını emretti. Bu şekilde hükümdar olan Feridun, ülkesini adaletle yönetti. Feridun ihtiyarlayınca ülkesini, üç oğlu arasında tak­ sim etti. Büyük oğlu Selim, Rum ülkesini ve Batıyı, ortan­ ca oğul Tur, Türkistan ve Çin'i, küçük oğul İrec ise İran'ı aldılar. Fakat kıskanç iki büyük kardeş, küçükle savaş­ maya karar verdiler. Onları yatıştırmak isteyen İ rec yalnız ve silahsız olarak yanlarına gitti. Fakat Tur, kardeşine al­ tın tahtıyla vurup onu yere yıktı ve hançeriyle de göğsünü parçaladı. İ ki büyük oğul, İrec'in kafasının içine misk ve amber doldurup Feridun'a gönderdiler. Merak içinde kü­ çük oğlunu bekleyen Feridun, onu müzik ve şenlikle karşı­ lamak istediyse de kara bir toz bulutu içinde çıkan bir de­ venin üstündeki ağlayan binici, kucağındaki altın kutuda, ipekli bir kumaşın üstünde duran İrec'in kafasını ona tes­ lim etti. Feridun ve maiyeti yas içinde kendilerini yerlere attılar. İrec'in öcünü ancak torunu Minuçer aldı ve Tur ile Selim'i öldürdü. Feridun da ölünce taht Minuçer'e kaldı. Genç kralın sarayında subay olarak bir müddet Hint Valisi Sam bulunmuştu. Ülkesine dönen Sam'ın bir müd­ det sonra çok güzel fakat beyaz saçlı bir oğlu oldu. Utanan babası çocuğu dağ başına bıraktı. Akbaba Simurg, bu ço­ cuğu bularak besledi; vicdan azabı çeken Sam geri gelip çocuğunu aldı ve ona Zal adını verdi . Şahname'de Zal'ın maceraları da anlatılmıştır. Babasının ülkesini gezmeye çıkan Zal; Kabul'da kra­ lın misafiri iken, kendisine çok methedilen kralın kızına aşık oldu. Diğer taraftan, Zal'ın kuvvet ve yakışıklılğını du­ yan prenses de cariyelerini Zal'a yol�ayarak, onunla buluş­ mak istediğini söyletti. Prenses Rudabalı, Zal'ı kabul et­ mek için özel bir saray hazırlattı ve saçlarının örgülerini açarak, onu balkona saçlarıyla tırmanıp çıkmaya davet et­ ti. Fakat Zal bir kement atarak kuleye tırmandı. Kızın aile­ si, Zohak ile akraba olduğundan, iki gencin evlenmelerine 74


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ önce itiraz edildiyse de kahinler bu çiftten Rüstem'in doğa­ cağını haber verince herkes bu birleşmeyi sevinçle karşıladı. Rüstem, İran'm Turan'la olan mücadelesini sembolize etmektedir. Daha küçük bir çocukken bile, çok kuvvetli ol­ duğundan beyaz bir fil öldürmüştü. Büyüyünce, kendisine kahraman at Rakş'i seçti. Sadık Rakş, kendisini birçok tehlikelerden koruyordu, fakat Turan yurdunda iken bir gün çalındı. Atını arayan Rüstem dolaşmaya çıktı. Vardığı bir ülkede kralın sarayında misafir kalırken gece odasına gelen kralın kızı Tahmina, ona, aşkına karşılık Rakş'ı geri vermeyi vadetti. Ertesi gün, Rakş'ı bularak saraydan ayrı­ lan Rüstem Tahmina'ya bir bilezik bıraktı ve eğer bir oğlu olursa, bunu takıp kendisine gelmesini istedi. Tahmina, doğan oğluna Sahrab adını verdi. Çok cesur olan çocuk, büyüyünce babasını aramak için yola çıktı. Rüstem'in İran kralı Keykaus'un yerini almasını istiyordu. Fakat yolda kim olduğunu bilmeden, Keykaus'un muhafızı olan baba­ sıyla döğüştü. Sahrab'ı tanımadan onu öldüren Rüstem kolundaki bilezikten oğlunu vurduğunu anlayınca büyük bir üzüntüye kapıldı. Şahname'de kendisinden pek çok bahsedilen Keyka­ us'un Avesta'da yalnız adı söylenir. Kayani sülalesinin ata­ sı Kay Kubad'ın torunuydu, dünya kralı oldu. Alburz dağı üstünde altın, gümüş, çelik, kristal saraylar yaptırdı. Bu­ ralara gelen ihtiyar ve hastalar hemen iyileşiyorlardı. Key­ kaus'un aşın kibiri kendisini ölümsüzlükten mahrum bı­ raktı. İran ülkesiyle Turan arasındaki sınırda durarak, bu sının ayağıyla belirten sihirli öküzü öldürmek üzere, kah­ raman savaşçı Srit'i gönderdi. Fakat öküz konuşarak bu işten birçok felaketin doğacağını haber verdi. Srit korktu ve Keykaus'a geri gelerek, kendisini öldürmesini, çünki bu işi yapamayacağını söyledi. Keykaus çok kızdı ve Srit'i dişi köpek şeklinde bir büyücünün yaşadığı ormana, köpeği öl­ dürmesi için gönderdi. Fakat öldükçe çoğalan köpekler Srit'i parçaladılar. Keykaus, Kuzey İran'daki Mazandaran devleriyle de savaşmış fakat ellerine esir düşerek kör edilmişti. Yardıma koşan Rüstem, kanı körleri iyileştiren Mazandaran'ın Be­ yaz Devini öldürdü ve Keykaus'u kurtarıp gözlerini açtı.

75


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Nihayet, gökyüz ü n ü ve Amsaşpentlerin yurdunu istila et­

mek isteyen Keykaus tamamen mahvoldu. Keykaus'un oğlu Siyavuş'u Rüstem büyütt ü , fakat ço­ cuk Tu ran Kralı, Afrasiyab'a kaçarak o n u n kızı Ferengis'le

evlendi. Siyavuş'un oğlu Kay H ü srev ise İ ran'a geri geldi ve İ ran kralı o l d u . Kutsal ateş G u sasp'ın yardmiıyla , Çeçat gölü kıyısındaki p u tperest tapınakları yıktı ve yerlerine

onun tapınağını yaptı . Kay H ü srev daima d i n i korumuş ve Rüstem'le birl i kte savaşmıştır. İ htiyarlayan Kay H ü srev öleceğini anlayınca, karlı bir havada, kahramanlarını etra­ fına toplamış ve bir dagın tepesine çıkarak orada kaybol­ muştur. Rüstem bundan sonra , İ ran tahtını, onu elde etmek isteyen Şah Gu ştasp'ın oğlu İ sfendiyar'a karşı koru d u . İ s ­ fen d iyar Rüstem'den kurtulmak i ç i n o n u n l a ü ç gü n savaş­ tı fakat Rüstem Simurg'u n verdiği sihirli okla ü ç ü ncü gün İ sfendiyar'ı öldürd ü . Rü stem'in ö l ü m ü n e ise nihayet Kab u l Kralı ve kendi kardeşi sebep oldular. Kıskanç kral içi mızraklarla dolu bir çukur hazırlatıp ü st ü n ü örttürdü ve Rüstem'i avlanmaya davet etti. Rüstem'in atı Rakş tuzağı sezip çekin d iyse d e , sahibinin zoruyla birlikte i ç i ne yuvarlanıp ö l d ü l er. Fakat Rü stem son nefesinde bir okla hain h ükü mdarı da öldür­ müştü. Farsça çeviride Dr. Mübeşşiri Şchristani'nin " M illet ve N i h a l " çevirisinden naklen Keyu ınersiyye ve Zervaniyye hakkında bilgi vermektedir. Buradaki açıklamalara göre de Zervan'dır (Zcrvan- Kebir) . Keyumcrsiyye'nin ilk mensupla­ rına göre iki ilke vardır: Yezdan ve Ahrirnan . Yezdan k a d i m ve ezelidir, Ahri­ man ise mahluktur. Yezdan kendi nefsinde onunla bir çe­

kişe n , tartışan olursa, Ceal- i ahaddiyetin (Teklikteki ulu­ luk) nice olacağını d ü ş ü n d ü . Bu d ü ş ü nce "Nur"un tabia tı ­ na uygun değildi. B u d ü ş ü nceden karanlıklar (zulmet, z u ­

l üm) meydana gel d i . Bu d ü şü n ceye Ahriman adı verildi. Kötülüğe, fitne ve fesada, zarar ve ızrara kaynak old u . Ah­ riman ve kara nlıklar, " Nur"a başkal d ı rd ı . Nur ve zulmet arasın d a , nura ve zulmete tabi o l a n l ar arasın d a savaş meydana gel d i . Melekler bu savaşta aracı oldular. Barış

76


ZERDÜŞT'ÜN EVRENBİLİMİ yapıldı. Ahriman'ın su:fli alemi için yedi bin yıllık süre verildi. Bu süreden sonra filem nura ait olacaktı.

Barıştan önce d ü nyada yaşayan insanlar helak edildi. Bundan sonra bir kişi ortaya çıktı. Keyurners adım verdi­

ler. Sur (Thur) adında da bir hayvan belirdi. H er ikisi de öld ü . O adamın ortaya çıktığı yerden Dibas çıktı. Dibas'tan

bir erkek doğdu . Buna " Maşya" adı verildi. Ondan doğan kadına da M aşyana dendi. Sur'un ortaya çıktığı yerden hayvanlar, b u erkek ve kadından da insan nesli meydana

geld i . İ nsan , d ü nyaya gelip bedene girerek Ahıiman ile sa­

vaşmayı kendisi seçmiştir. "Nur" onu bu seçimi yapmak­ ta serbest bırakmıştır. Zervaniyye de şöyle der: "Nur in­

sanları ve bütün ruhani, nurani, rabbani varlıkları yarattı. Fakat en büyük kişi Zcrnan ( 1 4) bir konuda şüpheye düş­ tü. Bu şüpheden Alıriman meydana geldi. "

Zerdü şt'te n sonra kendilerine M ecusi de denen taraf­ tarları asl ın d a e ski geleneklerinden kaçamadıkları için Zervanist idi. Yani Zaman Tanrısı ( 1 5) olarak kabul edilen Zervancılık , zaman ve alemin devreleri konusunda olduk­ ça zengin bilgilere sahiptir. Böylelikl e Mecusiler, Zerdüşt­ lük ile Zervanizm arasında bir ortak alan kurmuştur.

Zu:rvancılık sınırsız, sonsuz ve yaratılmamış olan zamanın her şeyin kaynağı olduğu ilkesine dayanır. Zu:rvan'ın iki görünümü vardır: Sınırsız Zaman (sonsuz tanrı; Zurvan Akarana) ve Uzun Egemenlik Zamanı (var

olan d ü nyanın tanrısı; Zurvan Daregho-Çvadhata) . Zerdüşt'ün öğreiisinde, Zaman 'ın dışında, her şey ya­ ratılmıştır. Yaratıcı Zaman'd ır, çünki Zaman'ın sının yok­ tur. Onun ne başı vardır, ne de sonu ; o her zaman mevcut olmu ştur ve her zaman da mevcut olacaktır. Bütün bu im­

tiyazlarına rağmen , Zaman'dan yaratıcı diye söz e d ecek kimse yoktu . Niçin acaba? Çünki Zaman henüz hiçbir şeyi yaratmamıştı. Daha sonra ateşi ve suyu yaratmı ş , onları birbirleriyle irtibata geçirince d e varlıklar hasıl olmuştur. O andan itibaren, icra ettiği yaratılış olayı nedeniyle Za­ man hem yaratıcı, hem de rab olmuştur.

77


ETKİLERİ Zerdüştlük öteki d inler üzerinde büyük bir etki yap­ mıştır. Paul-Masson Oursel Jainizm ve Budizmiİı. Zerdüştlük ile olan benzerliklerini şöyle belirtmektedir: "Dinin köke­ kinde çok insani bir öncecilik, kurtuluş ve yenileşme yanlısı olmak; aynı ışık ve temizlik kaygısı; kanlı kurban­ lara karşı aynı ürpertili nefret, tüm canlılara karşı aynı saygı vardır. Böylece de Jainist ve Budist gruplaşmaları İran'da Zerdüşt tarafından girişilen iyileştirmelerin az çok etkisi altında olup bitmişe benzemektedirler. Özellikle bu sayılan niteliklere ikincil bir felsefe ile savaşçı bir ahlak da eklenerek Jainizm ile Budizm arasındaki benzerliği daha da doğrulamaktadırlar . " Ancak Oursel varolan başlıca güçlüğe işaretten de geri durmamaktadır ve b u , lran'la Kuzey Hindistan'ın birbirlerine olan uzaklı0;ıdır.

Ü t e yan d a n

Pcrsfc r K ay I l ii s rcv' i ı ı fe t i l ı l c r i ıı c k ı ı s o ı ı r a

B a b i l b ö lge s i n d e n s ü rü le n Yah u d i l e r l e k a rş ı la ş ııı ı s l a r o n l arın ü l keleri n e

de

düıırnelcrirı c

ve

i z i n v e r m i ş le rdi r . B ı ı saye­

ele k i m i Yah u d i görü şlerini Zenlli s t l li g i'ı ıı e t k i siyle a (: ı k ­

l a m a k m ü m k ü n o l m a k t a d ı r , k i s o n ra d a n 1 l ri s t iy a n cl ü ­

sii n c c s i i'ı zcri n d e d k i yapnı ı s o h ı n hı ı gtı rl"ı s l c r s ı ı ı ı l : ı n l ı r :

Tanrının karşısına şeytanı koyan ikicilik; meleklere inanma; ölülerin ölmezlikleri ve sonradan dirilişleri.

Zerdüşt'ten sonra Mazdeizm yine eski halk gele­ neklerine döndü. Abura Mazda'yı yine ilk safta tutarak Anahita ve Mitra gibi eski tanrılara yer verdi.

Zerdüşt'ün öğretisinin bazı yeniliklerine de değinmek gerekir. Yeniliklerin ilki dünya yaşamının gerileyici değil ilerlemeci olmasıdır. Işık ile karanlığın savaşı uzun sür­ meyecektir. Işığın zaferi ile sona erecektir. Süreç dünyada

78


ETKİLERİ Doğruluk Krallığının mükemmel biçimde kurulmasıyla sona erecektir. ( 1 6) Kişi, düşünce, söz ve işinde nasıl ışığın yanında yer alacağını veya yer alıp almayacağım seçmekte serbesttir. Nihai amaca giden yola katılmamak değil, katılmak olmalıdır. Birey kendi kişisel iradesiyle, daha iyi için dü­ şünmeyi, konuşmayı ve davranmayı yüklenmiştir. Bütün gayretiyle kendisini işine, ailesine verir. Dünya hiç de umutsuz değildir. Kurtuluş insan ve tannr}ın dünyadaki haklılık için hiç de boşuna olmayan mücadelesine katıl­ maktır. Öğretinin yeniliklerinden biri de nihai doğanın ve in­ sanın dünyanın saf ahlaksal terimlerle ifade edilmesinde­ dir. Hint öğretisinde dünyanın evrimi veya yenilenmesi yönünde bir yaklaşımda bulunulmamıştır. Örneğin son­ suza kadar dönen çağları, insanın hiçbir eylen;ıiyle yolun­ dan saptırılamaz. Her şey aynı kalacaktır. İnsandan bek­ lenen uyumdur, kabuldür. İnsan dünyevi kast sistemini bile değiştiremez. Nasıl ögretildiyse öyle kalacaktır. Pro­ testosuz, egosuz, yargısız, nasıl öğretildiyse öyle kalacak­ tır. Yani pasif bir dünya hayatını öne koymaktadır. Zer­ düşt'e göre kozmik tarih gelişimci ve evrime, yani teka­ müle yönelik bir süreç izleyecektir. Zerdüşt'ün yeni öğretisinde dünya yozdur. Doğası ge­ reği böyle değildir ama baştan böyledir. İnsan eylemiyle yeniden biçimlenmesi, reform gerekir. Zeka, erdem ve ger­ çek, bundan dolayı bağıntısızlıkta değil, bağımlı olmakta­ dır. Nihai varlık ile yokluk arasındaki can alıcı çizgi de ah­ laktır. Yaratmanın ana ilkeleri zeka, doğruluk, ışığa; ka­ ranlık, aldanma ve yalan sızdığı için, insanın görevi, kendi erdem, düşünce, söz ve işiyle bunu düzeltmektir. İran rahipleri putperestti. Zerdüşt dinini kabul etmiş olmalarına rağmen putperestlik şuurlarına işlemişti. Zer­ düşt rahiplere bu yoldan Tek Us Tanrısının hususiyetleri­ ni anlatınca, rahipler bunları gerçekten melek sandılar ve onların beyaz kuşlar gibi uçtuklarını, altın borular çaldık­ larını ve kuğular gibi şarkı söylediklerini farz ettiler. Daha sonra da cennette yaşayan bin adet Meleği ve Kötü Ruh ile birlikte cehennemde yaşayan 99.999 çeşit 79


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" kara ifıiti isimlendirdiler. Bunu yapmakla da Zerdüşt'ün

isteğinin tam aksini yaptılar.

7. yüzyılda İ ran ' ı M ü slüman Araplar ele geçirdiler. İran'ın geniş ölçüde etkisi altında kaldılar ama resmi Zer­ d üştlüğe ele son verdiler. Bunun üzerine Zerdü ştlüğe inananlardan bir bölümü Hindistan'a sığındı ki bunlara Parsi adı verilmektedir. Bu­ gün bile, özellikle Bombay bölgesinde Parsiler bulu nmak­ tadır. Bombay çevresindeki güzel bahçeler içinde de Ses­ sizlik Kuleleri yükselmektedir. Parsilerin dini olan Parsi1ik, Zerd ü ştlüğün uzantısı olur. Parsiliğe dahil olanların sayısı 90. 000- 1 00 . 000 ola­ rak tahmin edilmektedir. Grou sset'ye göre. "Çağdaş Parsi öğretiler, yazılarında öğreti üzerine t ümüyle gizemci bir yorum yapmışlardır: A hura Mazda A hrimanla savaşarak olumsal varlıkları ve bağıntılı dünyayı varolmaya çağırmaktadır. A hriman de boyuna bu eksik d ünyayı yul ma!-Ja çalışmaktadır. Onıın için A hura Mazda'mn sürekli bir tanrısal inayetle bu dii.n­ yayı desteklemesi gereklidir; ta ki. son unda tamamlana­ cak olan dünya, tanrının islediği hdle gels in. " Kurduğu ikici (düalist) din, tam biçimini İ . Ö . 7 . yüz­ yılda almıştır. Dünyanın sonu, öbür dünyada görülecek armağan ve ceza, ölümden sonra diriliş ve b ir bakire­ den doğacak bir kurtarıcının (ınesih in) dünyaya gelece­ ği gibi temel dinsel öğelerin tümünü içermektedir. Üç büyük din (Yahudilik, Hristiyanlık, Müslümanlık) de bu temeller üzerine kurulmuştur. Tek Tanrı fikri, Düalite-ikilem, Vahiy Sistemi, Ki­ taplı Din, Kıyamet Günü, Sırat köprüsü, Adem ve Hav­ va, Cennet-Cehennem, Cennet ve Cehennemden kovu­ luş, Vaat ve şefaat, Riyazat ve orucu kaldırması. Tufan - yaradılış, m elekler, şeytanlar, ruhbanlık, k urban vs.

kendinden sonraki dinlere bıraktığı miraslardandır. Bir ateşe tapan öldüğünde, Hintlilerin yaptığı gibi, vücudunu yakmazlar ç ünki kutsal ateşi kirletmekten korkarlar. Vücudu denize atmazlar, çünki kutsal-suyu kirlet­ mekten korkarlar.

80


ETKİLERİ Vücudu topr·ağa da göm mezler, ç ü nk i kutsal-toprağı kirletmekten korkarlar. B u n lar ölüleri n i n vücutlarını, b i rer baca gibi y ükse­ len ku lelerin üzerine bırakırlar. I3u kukl ere "Sess izlik KLL leleri" i s m i n i verirler. Bunların daha birçok garip davrarn ş ve <idctlcri var·

dır. Ateş, tapınaklarında devamlı olarak yanar ve b u n l arı Hindistan ve d ii nyad�ıki insanlardan farklı k ı l an h u sus­ lardan biri d e Sessizlik Kuleleridir. B u nlara "Parsiler" yani Farslı denir. Yüzyıllar b oyu n ­

ca H i nd ista ı ı'da yaşamaları n a ragmen b u n l a r h e r zaman Farslı diye an ılmışlard ır. Yabancı bir ü l kenin yaban cıları d ı rlar. Yıllarca önce, İ ran'da yaşamış ola n Us Tan rı sının Peygamberi Zerd ü ş t ' ü n d i n i n i kabul etmiş ve Ku tsal Ke­ merle kuşanmış olan atalarının izinden gitmişlerdir. Zerd ü şt' ü n ölüm ü nden takr iben ü ç yüzyıl sonra, M a ­ kedonya Kralı B ü y ü k İ sk ender İ ran 'ı zapt e t t i . Avcsta'yı t ah rip etti ve Zerd üşt dininiı.1 yerine o devrin Yun a n d i n i ­

n i yerleştirdi. Fakat I ran milleti inançlarından vazgeçmek htemedi ve gizlice çoc uklarına da aşıladı. İ ranlıla i- takriben beş yüz yıl sonra yabancı boyurıdu­ rugundan kurtuldu klarında Zerd üşt di n i ı ıi kalkındırdılar. Avcsta'rnn ku rtarabildi kleri ve hatırlayabildikleri kısı m la­ rını k i t a p hüline getird i ler. Eski Avesta ' n ı n büyük kısmı kayı p t ı . Fa k a t yeni baştan d ü zenlenen Avesta b ü t ü n İ r�m· a yayıldı. Yeniden Ateş tapınakları kuruldu. B u A teş tapı ­

n ak larında devamlı su rette yanan Ateş , ebediyen yaşayan Tek Us Tanrısı'rıın sembolü oldu . Takriben dört y ü z yıl sonra Araplar İ ran' ı zaptetti ler. Kılıçlarının zoru ile kendi di nlerini kabul e ttirmek i sted i ­ l e r , d inlerini kabul etmek i stemeyenleri de kılıçtan geçir­ d i ler. İ ran'da inanmadığı bir dini kabul etmekt ense ölmeyi ya da kaçmayı tercih edecekler p e k çoktu . B u n u n için

inançları na bağlı kalabilecekleri ülkelere kaçmaya başla­ clı . Bugü n İ ran ' d a Zerdü şt d inine inananlar azd ı r . Ço­

guııluk bu dine inanıp da 1 300 yıl önce atalarının kaçtık­ ları H indistan'da yaşar. B u n lar, dinlerinin d ü nyanın en

81


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" iyi dini olduğuna inanmışlardır.

Ama bu d i n i Jl i rı t l i l c rc aşıla marn ı ş l a r . ögrct m e m i ş ler­

dir. Ögrc tmck şüylc d u rsu n . doguştan bu dinden olmay<m­

l a rı n , sonradan Zerdi.i ş t d i n i n i kab u l e tm e leri n i d e yasak­

l a m ı ş l a rd ı r (Tı pkı Y a h u d i l i k t e halen uygu l a n m akta o l a rı

katı b i r t u t u c u l u k gibi ) . Ç ü n k i H in cl i s t a n ' ı n en i y i oku m u ş .

e n b i l g i l i k i m selerin H i n d u d i n i n d e n vazgeç meyecek leri n i a n l a m ı ş l a r d ı r . Yen i d i n i k ab u l e d e c e k o l a n l a r .

Il i n d i s ­

t a n ' d a k a s t dışı k a l m ı ş s ı n ı f olacakt ı . B u nu kab u l e ttikleri

t a kd i rd e ele b u cahil i n sa nların Zerd ü ş t d i n i n i a n laya m a ­

yac aklarını ve d i n l e r i n i p u tpere s tl i k te n ay ırt edcıncyccck­ lerirı i b i l iyorlard ı . Bu n u n i <.,' i n ele Ze rd ü ş t d i n i n i n çok say ı ­

d a b il g i s i z m e n s u p l a r ı yeri n e az sayı d a clegcr l i ve bilgi l i

müritleri olmasına k<1r<1r V C'rd i le r . Günümüzde Zerdüşt dinine inananlar bütün dünyada 1 00- 1 25 bin civarındadır. Mensuplarının azlığına rağmen Zerdüşt dini diğer dinlere tesir etmesi bakımından önemli­ dir. Günümüzdeki az sayıda da olsa temsilcileri Batıda da vardır. Ama asılla hiçbir ilişkisi olmayan bir yöne doğru gitmiş, her bilgi gibi diğer başka bilgilerin tesirinde kalmış ve bambaşka bir hale bürünmüştür. Artık yarı yogik, sağ­ lıklı beslenme ve solunumun birinci planda ele alındığı bir eğitim şekli haline gelmiştir. Bunları yermek için değil bir gerçeği açıklamak için veriyoruz. Her bilginin hitap ettiği bir zamanı ve mekanı vardır. Ayrıca o bilgiye ihtiyacı olan varlıklar ve şartlar şüphesiz bugün değişmiştir. Yani bir dejenerasyon kaçınıl­ mazdır. Günümüz Zerdüştlüğünün bugünlşü adıyla Maz­ daznan öğretisinin anlayışından biraz örnekler verelim:

"Öğreti, insanların hem kendi özel yaşamlarında, hem toplum ve ulus yaşantısında, olumlu durumlar yaratmak için bir yaşamfelsefesi, kendini eğitme yöntemi olan bir ya­ şam bilimidir. Mazdaznan öğretisi, yayılması ve sürmesi için kendisini koruması gereken, yeni düşünülmüş bir yön­ tem değil, aksine en önemli ve değerli öğreticimiz doğanın, kendisine dayanan gözlemler ve binlerce yıllık pratik de­ neyler sonucu ortaya çıkan bir bilimdir . Bu öğretide hiç kimsenin ona körü körüne ve kaba g üçle inanması ve yap­ ması gerektiği zorlanmaz. B u kurallara uymakta y a da on-

82


ETKİLERİ lan yadsımakta herkes bağımsızdır. Mazdaznan kuralları­ nı doğru bulmayan hatta onlara karşı olan bir kişi bile düş­ man olarak görülmez. Daha iyi kavrayamadığı için karşı gelmekten başka şey gelmez ki elinden kişinin . Ne var ki köklü bir Mazdaznan eğitimi görmemiş kişinin görünüşü­ nün, bilime dayanmayan önyargılı ve temelsiz yönde oluşu açıktır. Kişi daha kendini köklü tanımadan, bilmeden, uy­ gulamadan bir konu üzerinde bilimsel olarak tartışamaz ve yargılama yapamaz. " "Bu öğreti hiçbir düzene, kuruluşa karşı ya da onunla yarışma durumunda değil, ne politik ne de dinsel bir kuru­ luşun üyelerini ayarlıyor, onları inançlarından caydırmaya çalış ıyor. Üs tüne üstlük içbir politik görüşü yok, kimseye karşı değil. Aksine sözde ya da yap ıda, geçmişte olsun, şimdi ya da gelecekteki tüm iyi düşüncelere inanıyor. Tüm gerçek değerlere ve y üceliğe saygı duyuyor. " "Doğal yaşam kural ve yöntemlerine d ikkat eden ve onları uygulayan, iyiye ilgi duyan çoğunluk arasında olum­ suzun, yani daha az iyinin anlamını y itireceğine inanıyor. " Günümüz Mazdaznan öğretisine göre, vücudumuz ru ­ humuzun aracıdır. "Vücut ve bütün organlar ne denli eksiksiz ve yetkinse görevlerini o denli tam yaparlar. Herbir hücre ne denli doğ­ ru çalışırsa, ruh da vücutla o denli uyumludur ve ancak vü­ cudun tam sağlıklı olmas ıyla ruh olumlu yönde belirginle­ ş ir. " "Bütün ünlü usla ve öğreticilerin, öğretmeye vücut bakı­ mı ve iyileştirme sanatından başlaması bir rastlantı değiL Böylece temelden düzene girilsin ve insanoğlu tanrısal ger­ çekleri alabilmeye ve kendinden sonrakilere el vermeye kendini hazırlayabilsin. " "İnsan, verici istasyondan haberler alabilen bir radyo gibidir. Düzenli olduğu ve dalga uzunlukları uyduğu s üre­ ce! Vücudumuz ne denli kusursuz, dinlenmiş, arı, uyum içinde olursa, o denli sonsuzla uyumlu durumdayız demektir. " "Ruhsal gelişme için gerekli bedensel gelişmenin temeli bilinçli solunumdur. " "Mazdaznan !?Olunum b ilimi., düzenli - ritmik solunum

83


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" alışt ımıalarında çıkış noktası soluk ı_ıenne olı.ş ltrrnü!andır. Böyle başlamakla sağlam geli.-;; me kap ı larını

açmış oluruz.

Bundan başka soluk al ırken ıçimize çektiğ im i,,;. h a uaula

ısL

, kilçücülc hiçhiI öl­ çüye gelmeyen es irler alınz. B u es irlerin küçük beyine batılı kim!/CL'm.ı ışık. ses, ya.,,<>am es irleri g ibi

s inir s is teminin istems iz t ilreşiınleri n i

çoğa ltıp , ins a n da

ruhsal b atnci derirıleşliren. yaşama s e uincin i

arı. ı ran

uc

kalbi g üçlendiren önemli göreuleri vardır. ' " \lücudumuzu yakından lanınwk i.s iiyorsak. onu ruh u · muzun araç v e gereci, yeri.eşliği yer

olarak anlıfJOrs ok. on o

göre her şeyi uyumlu olarak b içimlend innekse ş unlarla ilgi­ leneceğiz: Vücut d üzenimiz korunacak, düzen kurallarını an lamay ı öğreneceğiz ue yaşamımızı ona göre düzenleyeceğiz.

G ü n ü m ü z Mazdaznan öğretisi renklerin insan psişcsi­ ne etkisi , doğum öncesi (doğacak olan bebeğin eğitimi) eği­ tim, okul hayatı ve eğitim i , iyileştirme bilimini de ele alır. İ l ahiyatı şöyle ele alır: " İnsanlığ ın kurtuluşunun, insanın önce kendi için bıkıp usanmadan ue yorulmadan, sabırla çalışmasına bağlı oldu­ ğunu öğretir. Öğrencinin okulda b ir üst sın ıfa geçmesi için, öğretmene bağlanması yetmez, aynca kendL<> inin de çalış­ mas ı gerekir. İnsan da kendi üst ünde çalışmaz da, kendi için gerekli olan her şey i bir baş kas ının yapacağım u ma ­ rak yardım beklerse, sonuç hiç beklendiği gibi iıJi olmaz. Her insan, kendi baş ına yaşam okulu boyunca kendisi git­ melidir. '' "Bü�1iik sorular kafalarurnza takıldığı zaman ölünce ne­ reye g id iyoruz, sonsuz mutluluk, cennet, t.ann nerede? Bu sanılan yanıllamak için yalnızca kutsal kitapları, her Lürlii etkiden, özellikle dogma ve yapma, önyarg ılardan uzak, y i­ ne okumalıyız. "

Şöyle deniyor orada: "Görün ki, tanrı zeng inliğı için iz ·

dedir. " ( Lu k a .

l

7, 2 1) B izim dış ımızda

bir yerde değil,

dünyanın dış ında, herhangi bir y ıldızda veya gezegende de hiç değil. Tanrının y üce zeng inliğ i bizim içimizde. Daha açık ve seçik söylenemez ki. "

84


ETKİLERİ

ZERDÜŞTÇÜLÜGÜN KUVVETLİ TARAFLARI Zerd üşt dininin kuvvetli taraftan şu şekilde belirtile­

Tek tanrı inancının, varlığın seçme özgürlüğünün ve sorumluluğunu ön plana çıkarılması görülüyor. İn­ sanı ahlaklı olmaya yöneltmesi, evrensel bir din görü­ şüne dayanması, iyi kötü arasındaki karşıtlığı çok açık şek.ilde beli.rtmesi, Zerdüşt'ün her insana bütün hareketlerinden sorumlu olduğunu açıkça telkin etme­ si, dervişlik, miskinlik ve dünya işlerinden el etek çekmeyi değil, insana çalışmayı öğütlemesi, yani Ça­ lışma Yasası'na insanın bağlanmasını, insanlığın hayrı için Tanrı ile işbirliğine davet etmesi, iyiliğin en so­ nunda kötülüğü yeneceğine inanması ve bir ahlak ide­ ali aşılamaya çalışması. bilir:

ZERDÜŞT DİNİNİN UGRADIGI TAHRİPLER İl ahiyatçıların Zerdüşt dini hakkında verdikleri bilgi­ lerin özü budur. Bu dinin kendine göre bir soyluluk gös­ terdiği de şüphe götürmez. Şu . var ki bu soyluluk uzun bir zaman kalıcı olamamış ve bu din de Zerdüşt'ün halefleri elinde dejenere olmuştur. Zerdüşt'e ait Gatalann ifade et­ tiği inanç o kadar kuvvetli ve o derece yüceydi ki, insanla­ rın b unları kavramaları çok güçtü. Bunun neticesi olarak bunlan ele alan ilahiyatçılar bu ilahların parlaklığını boğ­ muşlar ve birtakım ihtiraslı kahinler bunların genişliğine kastetmişlerdir. Ahura Mazda, muhtemel ki ilk önce bir ruh, bir rüya, bir ülküydü. Belki de dünyada iyi namına ne varsa, hep­ sini kapsayan bir isim, insanın hayatını kurmak için kul­ lanacağı bir temel inançtı. Tilin pozitü değerlerin topla­ mı idi. Fakat daha sonraki nesiller Ahura Mazda'yı bir şahıs ismi yapmışlar ve ona insana ait birtakım aşağı de­ ğerleri de atfederek insanüstü bir varlık vücuda getirmek


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" istemişler ve ona Hürmüz demişlerdir. Yalan şeytanı olan Angra Mainyu da aynı muameleyi görmüş, o da bir şahıs sayılmış ve ona da Ahriman ismi verilmiş, kötülük 'fasıta­ sı değil, fakat kötülüğün asıl yaratıcısı olarak tanın nıştır. Zerdüşt'ün, Ahura Mazda'ya yardımcı olarak .Jğretti­ ği altı büyük ruh, yani iyi düşünce, doğru kanun vesaire açıkta olan melekler sayılmış ve sayıları evvela altmışa, sonra yetmişe, hatta bine, hatta onbine çıkarılmıştır ve bunlar da binlere vardırılmıştır. Böylece Zerdüşt'ün dinin­ deki anlık da sonraki ilahiyatçıların gayretiyle imha edil­ miştir. Zerdüşt dininin daha sonra uğradığı tahrifler ise da­ ha feci idi. Çünki Zerdüşt'ün şiir diliyle anlattığı hakikat, daha sonrakilerin elinde niteliğini. değiştirmiş ve bambaş­ ka bir şey olmuştur. Zerdüşt "Temiz olun" diyor ve bu te­ mizlikle doğru dürüst yaşamayı anlatmak istiyordu. Fakat sonradan gelenler bu ahlaki manayı ihmal ederek temiz olmayı dini şartları yerine getirmek için el ayak temizliği saymışlar, bu temizliği temin için birçok tabular meydana getirmişler ve temizlenmesi gereken birçok pislikler icat etmişlerdir. Bunlar bazı şeyleri mukaddes, bazı şeyleri de kirli sa­ yıyor ve bunların ikisini birbirine zıt görüyor, bu da birsü­ rü karışıklıklara sebep oluyordu. Mesela ateş, su , toprak mukaddes şeyler arasındaydı (Yaratıcı dört temel öğe olan kuvvetler veya enerjiler). Fakat bir "r,eset" son derece kirli sayılırdı. Bu yüzden ölülerin cesetleriyle meşgul olmak çok mühim bir iş olmuştu. Çünki cesedi gömmeyi, yak­ mayı, denize atmayı istemiyor ve cesetleri "sessizlik kule­ si" ne koyarak akbabalar tarafından yenmesini tercih edi­ yorlardı. Bir tek damla yağmurun yağmayacağını inandık­ ları günlerde cenaze kaldırırlardı. Cenazeyi herkes de kal­ dırmazdı. Bu işi yapmayı meslek edinmiş birtakım adamlar vardı ve bu adamlar da "kirli" sayılan ceset yüzünden pis­ lenmemek için birsürü tedbirler alırlar, sonra cesedi taşır­ lar ve küllerin tepesine bırakırlardı. Ceset burada kalır ve leş eti yiyen kuşlar etlerini yedikten sonra kemikler bir çukura atılırdı. Bugüne kadar Zerdüştlerin halefleri olan 86


ETKİLERİ Parsiler aynı şekilde hareket etmektedirler. Fakat kirli sayılan şeyler, cesetlerden ibaret değildi. Daha başka şeyler de kirli sayılıyordu. Bunlar o kadar çoktu ki insanın kendini temiz tutması çok zor, adeta imkansız bir nitelik halini almıştı. Bu yüzden herhangi bir dini harekette bulunmadan önce, her türlü pislikten te­ mizlenmek gerekiyordu. Temizlenmek için en kuvvetli va­ sıta inek sidiği idi. Onun için çok iyi temizlenmek isteyen­ ler, dokuz gün müddetle her üç günde bir altışar defa inek sidiğiyle yıkanıyorlardı. Bunlar temizlenmiş olmak için sidikl.e azalarının her birini yıkıyor ve bu sayede en nihayet kirli şeytandan kurtuluyorlardı. Bu şeytanın çıkış yeri sol ayağın baş parmağıydı ve şeytan buradan bağıra­ rak çıkıyor, kuzeye doğru-Turanlıların ikametgahı olan

yere- gicl iyord ı ı . Sayct b i r erkek bi r cesede y a lı u t <:l. d c t l i b i r k a d ı n a yal ı ıı t b u n l a ra benzer tabul u b i r seve doku n u rsa. b ı ı ;; c k ilcJe t e m i z l e nm eye ı n a l ı k ü nı say ı l ı rcl ;. Parsil c r ara ­ s ında hc'Ua bu üclet devanı ed iyor. . Bir kaya üzerinde yosunların ortaya çıkması ne ka­ dar tabii ise bu çeşit ayinlerin ortaya çıkmasını da çok tabii görmek gerekir. Ancak büyük ruhlar, hakim adamlar ve peygamberler, merasim denilen süslerden uzak kalan bir dinde selamet ve kurtuluş görürler. Alelade insanlar­ sa, bugün dahi soyut fikirleri kavramaktan aciz kalıyor­ lar. Bunlar, bir fikrin hakiki olduğunu anlamak için onu evvela açığa çıkarmak ve semboller yahut sembolik hareketlerle ona açıklık vermek isterler. Her peygamber tarafından kurulan dinin er geç tah­ riflere uğramasının sebebi budur. Bu yüzden Mahavira, Buda, Lao-Tze tarafından kurulan dinlerin başına gelen şey Zerdüşt'ün de başına gelmişti. Çünki peygamberler­ den sonra birtakım kahinler türemiş ve peygamberin an­ latmış olduğu hakikati, cahil kafalarıyla organize etmeye kalkışmışlardı. Bu yüzden önüne geçilemeyen facia vuku bulmuştur. Bu kahinler, ilk önce peygamberin anlatmak istediği hakikati organize edebilecek durumda değildiler. Çünki hakikatin kendisi, organize edilemez. Hakikat, ide­ al alemine mensuptur ve bu yüzden semaya çamaşır as­ mak nasıl imkansızsa onu da organize etmek o derece .

·-

87


ZERDÜŞT " Ahura Mazda " imk{msızdır. Bunun neticesi o larak yozlaşma başlamıştır. Zerd ü ş t ' ü n başına da aynı son gelm iştir. Kcihinler onun öğrettiği hakikat e el koymak istemişler. fakat elleri ­ nin parmakl an hakikati değ i l , batıl'ı yakalamış ve hakika­ tin son ışıklarını da sönd ürmüştür. Neticede k ahin ler Zerd ü şt'ün anlattığı h a kikati mu­ hafaza ed e cek l e ri yerde kendi mevk i l e rini muhafazaya irnkCm b u l m u şlar ve haki ka t i boğdukl::ın oranında kendi d u ru m l a rı n ı korumayı başarmışlard ı r. Bun l ara güre ha­ yatta kurtuluşa ermek ayinlere b ağ l ı lık sayesin d e m üm­ k ü n d ü . Ayinleri idare etmekse onların e l i n d e idi ve bu yüzden kurtul u şu bağışlama da onlara a i tti. Bu böyle ol­

duğu için b u n lar da dini ne kadar ayinleştirmek müm­ k ü nse onu o derece ayinleştirmişlerdi. Çünki bu iş, mü­ kellef kazançlar getiriyordu. Çünki bu i ş , kahinlerin halk üzerindeki nüfuzunu genişletiyordu ve kah i n lerin İran'da bir kast olarak yaşamalarını temin ed iyord u . Kahinlerin vazifesi babadan evlada geçiyordu v e b u n ­ l a r kendilerine göre bir ruhbanlık da meydana getirmişler­ di. Bu adamlara "muğ"lar den i l iyordu ve sanatlarındaki hünerleri bütün dünyaya yayılmıştı . Çünki "muğ" kelime­ si "magi" şeklini almış ve Avrupa dilleıinde sihir ve sihir­ baz l ı k manalarını ifade etmiştir. B u adamların en belli başlı vazifesi mabetlerde ve evlerde yapılan ayinleri idare etmekti. Nefesleriyle mukaddes ateşleri k irletmemek için yüzlerine kalın maskeler geçirirler ve ateşgedeler önünde her gün beş kere tören yaparlardı . Bunlar, Zerdüşt'ün or­ tadan kaldırmak için çok uğraştığı Haoma mabetlerinde de ayinler yaparlardı. Hindistan'daki adı Soma olan Hao­ ma m istik sarhoşluk veren bitkisel bir sıvıdır. İ l k Aliler bunu son derece kutsal sayarlar ve dini ayinlerde kulla­ nırlardı . Zerdüşt bunu ortadan kaldırmak için uğraştığı halde halkı bunu kullanmaktan menedememişti . B u yüzden kahinlerin şeriat kitaplarında H aoma ayinlerinin nasıl yapıldığına dair birçok ayrıntı vardı. Bu bilgi toplanır, sıkılır, suyu süt ve kutsal su ile kanştınlır

ve n•hayet kahinler tarafından içilirdi. O zamana göre bu da t/r acayip kokteyl teşkil ediyordu . Bu merasim sekiz kah i ı ı tarafindan yapılırdı. B unların biri Gatalan söyler,

88


ETKİLERİ biri Haornayı sıkar, biri onun suyunu süt ile kanştmr, d örcW bunlara yardım eder ve biri d'.' h e ps i n e nezaret ederdi! Fakat H a o m a ayi. ni Zcrd üşt'ü n öirı ın ü n den s onra onun d i n i ne k;cırışan eski ögretiierin tek iz i deği ldi. M i t rn , Aııahita gibi eski i lfüı!ar d;;, horiJamışlar ve yeniden ort aya çıkmışlardı. Hatta Zerd ü ş t ' ü n Gataian tahrif cch l nı iş ve onurı bu ilahlara tapm ayı emret tiğini bildiren bir 0ek l c so­ kulmuştu B i l h assa M it ra son derece sevıl iyord u v e bu yüzden M i tra mezhebi İ ra n ve B abil sınırı m aşara k Yı ı rw.­ nistan ve ni hayet Rcıma'ya gimıişti . Bu inanç, Roma İ m ­ paratorlugu'na hükirn olma k için I irist iyanlık i le i k i yüzyıl m ücadele etmiş, sonunda ınağ;Ju p olmu ş , faka t bu ınaglu­ biyct üzerine onun yerini M a n i mezhebi a l mıştı. M iladın üçüncü yüzyılında tü reyen hu mezhebi de İ ranlı Lıir pey ­ gamber sayılan M ani tesis etmiş ve bu adam, muglar ta­ rafından kanştıncı sayıldığı için haça gerilmişti. ,

. . .

ŞEKİL 2 MİTRA 89


DİPNOTLAR ( 1): Zeus'un Olimpos'u, Hint'in Meru'su, Musa'nın Si­ na'sı, İ sa'nın Engedisi'ni ve Muhammed'in Hira'sı da ben­ zer şekilde ürettikleri enerji, psişik güç ve yeteneklerin da­ ha kolay çıktığı bir yerdir. (Bazen bu dağ motifi ağaç, te­ mel direk, çadır veya bir heykel, fetiş şeklinde de görülür) . Tanrı Musa'ya, "Buraya yaklaşma, ayaklarından a­ yakkabılarını çıkart; çünki durduğun yer kutsal bir top­ raktır." demektedir. Demek ki, çok anlamlı mekanlar var­ dır. Buradan şu sonucu da çıkarabiliriz: Her kutsal me­ kan, kutsalın tezahürünü, çevredeki kozmik ortamdan bir toprak parçasını ayırma etkisine ve onu niteliksel olarak farklı kılma etkisine sahip bir kutsalın ortaya çıkışını ge­ rektirmektedir. Bu tür dağların, merkezlerin çokluğu , hatta sonsuzlu­ ğu sorun olmaz çünki söz konusu olan geometrik bir uzay olmayıp. tamamen başka bir yapı sunan, sonsuz sayıda tezahüre ve buna bağlı olarak, aşkın halde sonsuz sayıda iletişime izin veren varoluşsal bir mekandır. Ayrıca her devrin bir merkezi ve buna bağlı olarak da kutsalın teza­ hürü vardır. Bu merkezlerdeki şamanik deney. göğe çıkıştır. Şa­ man dünyanın merkezine dikilmiş olan kozmik ağaç aracı­ lığıyla göğe girmekte ve orada yüce tanrıyla karşılaşmakta­ dır. Bilindiği üzere, bütün mistikler bizzat ruhun yüksel­ mesini ve tanrıyla yani nıhsal planıyla birleşmesini temsil etmek üzere, yükseliş simgeciliğini kullanmaktadırlar. Bu tür ruhsal deneylerin evrensel olarak bir yükselme sembo­ lizmi ile ifade ediliyor olmasının ve içinde büyüdüğü dinsel beşik her ne olursa olsun, mistik deneyin her zaman bir göğe yükseliş gerektirmesini engellememektedir. 90


DİPNOTLAR Öteki dünya ile yani aşkın dünya ile olan iletişimin, ayinsel olarak mümkün olabildiği, yukarıya doğru açık bir mekanda da yaşanabilirdi. Tabii ki tapınak, en mükemme­ linden merkez olarak orada, onun ulaşabileceği yerde, kentindeydi ve tanrılar dünyasıyla iletişimde bulunabil­ mek için tapınağa girmesi yeterliydi. Günlük yaşamda da bu kutsallğın tezahürünü ya da gökyüzü ile yeryüzünün bağını veya geçişini, herhangi bir obje veya tapınaklar almıştır. Tapınaklar kozmik dağın karşılığıdırlar ve bunun sonucu olarak, yeryüzü ile gökyü­ zünün bağını kalıcı ya da, gözler önüne koymak için Zig­ guratlar, Piramitler ve Kabe gibi kozmik iletişim yapılarını kurmuşlardır. Bu simgesel yapılara ilaveten, havra gibi, kilise gibi, cami gibi kutsalın tezahürü için yapılar inşa edilmiştir. Örneğin , Zigguratın yedi katı; Yedi gezegene, ezoterizmde yedi aşamalı ruhsal yolculuğa ve yine yedi idareci ruhsal plana tekabül eder. Tapınağın basamaklarından çıkarak veya gökyüzüne giden ayinsel bir merdivene tırmanarak yükselen kimse, artık insan olmaktan çıkmaktadır; şu ve ya bu biçimde ruhsal dünyaya katılmaktadır. (2): Vohu (güzel) . Manalı (huy, tiynet) manasındadır; ikisi birden güzel yaradılışlı, iyi düşünce, iyi akıl demek­ tir. Ahura Mazda'nın mukaddes düşünce, akıl ve ilim sı­ fatlarını sembolize eder. (3}: Aşa (doğruluk, kusursuz . düzen), Tanrı yasası ve temizlik manalarına gelir. Aşa Vahişta en iyi doğruluk, iyi nizam demektir. Aşa ve Ürd ikisi aynı manadadır. Yarada­ nın dürüstlüğünü temsil eder. Fizik alemde ateşin koruyu­ cu ve yöneticisidir. (4): Kşatra, memleket, egemenlik ve kudret mana­ larına gelir. Mazda'nın egemenlik ve kudretini temsil eder. Madenlerin sorumlusudur. (5}: Spenta (mukaddes) demektir. Spenta Armaiti iyi­ liksever, mukaddes sevgi, ihlas, tevazu manalarına gelir. Ahura Mazda'nın sevgi sıfatı ile ilişkilidir. Yeryüzündeki vekilidir. (6): Harvatat, bütünlük, kusursuzluk, selamet, afiyet demektir. Tanrının koruyuculuk ve iktidar sıfatlarını sem·

91


ZERDÜŞT " Ahura Mazda " boli:tc eder. Yarat ıcı dö r t k :.Jvvettcn suyun yönet icisidir. {7): Amrctat, ö lmezlik, ebe d i l i k rn [ı rı ü s : nd <:ı rl ır. Ah u ra M a z da n m Tanrı ' n ı n sonsuzluğu n ı ı sim!;der. Bitki s i feri '

,

uin Y önetic i sidir.

B u varlıklar ve v azife plünlan bugün olduı%u gibi (İran' da) e:-;kidcn de sene n i n altı ayı n a vcnleıı Jsiınlcrdic Ayn ı z a m a n d a her ayın i ç i n d e <l e a l t ı gü nü b ı ı i simler t a şır B u nlara E m ş a s p e n d derler. Emşaspcnd m u k a d d e s . ölmez man ü sma gel ir. Hakiki ve Tebligat Pl{ıııı oian l\lmra l\1 az · d a ' n m yard ımcı ru hsal planlandıL H.u hsal i"ıl c ı mle Aiı ura .

M az d a da dahil oldugu hi'ılde yedi Eınşaspend va rdı r . Yani Ruhsal alemimiz yedili ruhsal planlarla idare edilir

ve

yönetilir. Yine bunlar Ahura Mazda'nın çeşitli veçheleri ve fonksiyonları olarak telakki edilir. Tanrının simge­ lediği iyi nitelikleri inananlar d a e dinebilir ve b u da tanrılar

ve insanlar için aynı ahlak kurallarının (yasa­

ların) geç erli olduğunu göst erir. Çünki hakikat aşağıda da yukarıda da birdir. Tek fark onu uygulayan kişinin anlayışı ve yorumlamasıdır. Büyük vazifeli meleklerin simgelediği iyi nitelikle

ri Ahura Mazda'ya inananlar da edinebilir. Bilge Tanrı­ yı izleyenleri birbirine bağlayan düzeni oluşturdukları için, Alıura Mazda'nın dünyasıyla ona inananların dün­ yası b irbirine yaklaşmış olur.

(8): Hri stiyanlıktaki ilk günahın hakikatte mevcut ol­ madığı; her şeyin varlığın seçme özgürlüğünden oluştu­ ğu anlatılmak isteniyor. (9): Mısır'daki Horus'un gözü gibi fonksiyon görmekte ve İdareci SiStemin koruma, kollama ve yönetme işlevini simgelemekte olup , genel anlamı ile Rab Sistemini scmbo ­ lize eder. Göz kap aksız olarak tek göz, tannsal özün ve bilginin simgesidir. l s kandinav mitoloj isinde Tann Odin, tek gözü­ nü kaybeder. Fakat bu şekilde görünmez olanı görme yeti­ sini kazanır. Taoist ölümsüzler de gözbebeğine sahiptir. "Gözlerin açılması" b ilgiye açılış, öğretiye açılışın, bir öğretiye girişin benzeridir. Her şeyi gören ilahi göz, güneş ile sembolize edilir. B u

92


DİPNOTLAR d ü nyarmı göz ü d ü r. D ü nyan ı n gözü aynı şekilde a n a k u b

­

bern n tepcsiııdch i d r: l i k t ı ı- ve gü neşi taşır. G Cmt�şte kozmo­ �;ıı

kucah: iayan ı l <lhı lKi k ı ş t ı r . B u delik aynı zamanda zo-­

olarak kozmosun çı kı ş ının geçit yciidiı:-. M ısulıbrda göz O u d j a t ( frırh - boyalı göz) k u t s a l bir si mged i r. Heııı c n hemen bütün sanat yapıbnnm üzerinde b u l u n u r. Gizemli bir a k ı ş k a n m k aynağ;ı olarak kab u l ed i ­ nı nin

len arın dırıcı ı ş ı k

gözü d ü r bu . E sk i M ı sır·m d i ııi edeb iya ­

sarnı t ı ııcia şahini n rw kadar öneml i o!d uı�u bili nir. Ş a l ı in' i n (! ion ıs) ,giizü i ı c r şeyi görür ve bu gllz e t rafında tında ve

bü t ü n bir cvren::>cl v c ri nı l i l i k s e m b o l ü gel i ş i r , Osiri t' ve

İ s i s ' i n ogl u . ş::ı h i n

lJaşl ı

Mısır tanrısıdır. E kseriya b ir göz ile

temsil e d i l i r . ki bu l l o nı s u n gözüdür. Veya şahin ka natlı '

gı'i ncş d iski i l e temsil edilir. Yargılayıcı bakışın acıma­ sız k c s ki n l i g i n i s i mgeler. Bu bakı ştan hiçbir şey kaçıp kur­ bir

t u bnıaz. Kanu nların ve ibadetlerin titizce uyg u l a nı ş ı n a göz k u l a k o l u r . B i r gözü nü patl a t m ı ş o l a n Seth

ile e fsa nevi

rni'ı c ad c l c s i n i ayd m l ıgın karanlıklara karşı m ü ca d elesini Uyanı klık gereksin m e si n i , göz a ç ı k lığını temsil eder. Uzu n M ı s ı r tarihinde Horus k i :;i il iğ i pek ç o k anla rıı a n l a t ı r.

kazanm ıştır. Hı.ı n la r Semavi Tanrı, firavu nsa! tanrısal l ı k ,

d ü nya impara t o rluğu i c i n m ücadele e d e n h ü k ü m d a r. D a i ­ m a savaşan , karşı g ü çleıin arasındaki d e n geyi korumak,

ayd ı n lıgın

gü <)e ri n i muzaffer kı l ma k için m ü cadele eden

bir Tcı nndır.

( 1 0) : "Evren varlığın m e rkezin d e yer alma kta , tıpk ı gi b i olan merkezi bir noktadan i t ibaren ya­ yılmaktadır. " ( Wg Veda X, 1 49) göbek çukuru

Evren böylece doğmakta ve gelişmektedir. I3 i r çekir-­

dc ktcn , m e rkezi b i r noktadan i ti b a ren . Yahudi

ge l e n eği

şöyle der: "Çok ku tsal , d ü nyayı bir embriyon olarak yarat­

mıştır. Tı pkı embriyonun göbekten itibaren gelişmesi gibi ,

Tanrı da dü ny ayı gö bek çukunmdan i t i bare n yaratmış ve d ü nya buradan b ü t ü n yönlere doğru spiral b i r şeki lde ya­

yılmıştır . "

Öte yandan , mademki insanıR yaradılışı evrenin yara­

d ılışının bir benze ri di r , o h al de ilk insan "dünyanın göbek

ç u lrn ru "nda

( M e zopota mya geleneği) , " d ü nyanın merke ­

zi"nde (İran ge le n eği ) , " dünyanın göbek ç u kuru"nda yer

93


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" alan cennet veya Kudüs'te (Yahudi-Hristiyan geleneği) . Ev­ renin Merkezi'nde Kabe'de (Müslüman geleneği) şekillendi­ rilmiştir. Bunun sonucu olarak her yeni tezahürat veya yaratı­ lış evrenin, bütünün yaradılışını her türden insani yaratıcı hareketin, atıf düzeyi ne olursa olsun , ilk modelini meyda­ na getirmektedir. Bu modelden de anlaşıldığı gibi dünya­ nın merkezi bir noktadan yani göbek çukurundan itibaren yaradılışını tekrar ettiği daha iyi anlaşılır. ( 1 1): "ATEŞ" HAKKINDA İ LAVE BİLG İ LER Sürekli (sönmeyen) ateş ayini, tarih öncesine kadar uzanır ve o devirlerde bunun pratik bir işlevi olduğu görü­ lür. Daha ileri bir çağda ise bu sürekli ateş büyüsel, din­ sel bir ayine dönüştü. Burada amaç, güneşin ölümünü engellemek, onun hayati enerj isini güçlendirmek ya da birbirini izleyen yeniden doğuşlannı garanti altına almak­ tı. Eski Roma'da Vesta mabedihde yanan sürekli ateş, gü­ neş kültü ile bağlantılıdır. Bu yeryüzü ateşlerinin (fiziksel} sürekliliği, hayatın ebedi oluşunun bir simgesi haline gel­ di. . . tıpkı yaprakları dökülmeyen ve hep yeşil kalan ağaç­ lar gibi (çam, selvi , .. ) . Tanrılığın özü ve ışık saçıcısı olan, Keltler tarafından güneş ve ay çifte amblemiyle ifade edilen Tanrı Volkan olarak tapınılan ateş, Orfik tapınaklannın merkezinde gü­ neşin yerine geçerdi. Bu ateşin çevresinde yer alan sütun­ lar, evrende onun emri altındaki bölümleri temsil ediyor­ du. İyi tanrının sembolü olan ve kendisi de semavi bir varlık ve dünyadaki ateş ve güneş vasıtasıyla tezahür et­ miş alemin efendisi kabul edilen ateş Zerdüşt dininde bil­ hassa sonraları kutsal içecek haoma ile birlikte hazırla­ nırdı. Onu kutsal sopalar (baresma) ile yakan rahip, nefe­ si kutsal alevi kirletmesin diye yüzüne peçe (panom) ör­ terdi. Bu külte göre ateş, tüm aktif kudretlerin özü , ezeli ve ebedidir, yaratıcı M üdrike'dir, saf Ruh'tur, haoma veya soma ise ezeli-ebedi dişildir, dünyanın ruhudur veya gö­ rünen ve görünmeyen tüm alemlerin döl yatağıdir, esiri cevheridir, tabiattır, sonsuz transformasyonlan nedeniyle süptil maddedir. Agni ve soma'nın birleşmeleri de yüce

94


DİPNOTLAR varlığı , yani Tann'yı oluşturmaktadır. Ateş Hinduizmde, Agni ile birlikte üçlü bir görünüme bürünür. Doğurucu, arındırıcı ve tahrip edici. Bir diğer metinde de Agni'nin bu üç özelliği olarak, kendi kendine temiz olan, başkalarını temizleyen ve parlayan olarak ifa­ de edilmiştir. Agni gökte doğmuştur, fakat aynı zamanda her şeyin içinde bulunur. Bazen güneşle özdeşleştirilir. Agni'nin bulunduğu yer açısından üç özelliği vardır: Agni hem yerde, hem havada ve hem .de gökte olabilirdi. Bu ni­ telikler onun her yerde hazır ve nazır olma özelliğini gös­ terir. Mayaların ocaklarındaki ateş, Agni'nin alevi ile aynı işleve sahiptir. I şığı , tanrısal ruhun maddeleşmesini tem­ sil eder. Tıpkı mum ışığının, bir ölünün ruhunu temsil edişi gibidir. Güneş ışınlarının sıcaklığı ile bağlantılı olarak, mad­ deyi pisliklerden arındıran, tortulan temizleyen ateş, bir yenileyici ve anndırıcıdır. Gnostiklere göre ateş, neslin devamını sağlayandır. Eski Yunan 'da ateş, şimdiki hayat ile gelecek arasın­ da bir aracı ve yeryüzünün kirlerinden temizlediği ruhun gerçek kurtarıcısı kabul edilir. Devresel yenilenmenin devindiricisi olan ateş, eski Meksika toplumları tarafından derinliklerden yükselmeyi sağlayan içsel kudret olarak kabul edilirdi. Dünyadaki kutsal mekanlarda (tapınaklarda, meçhul asker anıtı, olimpiyat meşalesi. .. ) yer alan ateş, Yaratıcı' nın asli gücünün enerjetik ilkesinin temsilcisi durumun­ dadır. Eskiler, onu , Tann'nın insanların da duyulan ile algı­ layabilecekleri bir hale dönüşmüş tezahürü olarak kabul ediyorlardı. Eflatuncular Tann'nın etki şekillerini ışık ve ateş imgeleriyle kanıtlarlardı. Tantracılara göre ateş eril, ocak da dişil sembollerdir. Çünki ateş, yaktığı şeyi kaba maddi halden daha yüksek bir hale geçirir. {Kundalini'nin yükselişi ve omurilik bo­ yunca dizilmiş şakralan dönüştürmesi) Göğün ateşi, yani şimşek ve yıldırım, İndra'nın bir ni­ teliğidir.

95


ZERDÜŞT " Ah. ura Mazda" B a tı c'.o t e rizmindc a t e ş .. şu n lara karşılık gelir: Ko,;

bu r cu . kuru, sıcak, Mars, kırmızı , eril. nıhsal , sevinç. f}üıwş ışmbı mm ısısı öl d ü rücü de olabilmektedir ve b u açıdan ele a lı n d ığ ı n d a insanı yiyip bitiren t u tku a teşi ve savaş ateşi ile kıyaslanı:-. B u ateşten çıkan karartıcı ve bogucıı d u m a n da ş u u ru n k ararma sın ı ve körleşmeyi temsil eder. Yangın, bombalar vs. insa n ı korkutur ve kaçırır. Bu anlamıyla a teş bir cczaland ırrua a racı olm u ş t u r. N i teki m ı�;ık taşıyıc ısı olan Lüsıfcr, aynı zamanda cehcnnern ateşi­ nin <le prensi kabu l cdi Hr.

Rüyad<ı ate ş , sembolik b ı r a nlama sahi p tir. Büyük

gü çleri temsil eder, yognn ve güçlü bir yaşamı tem­ ancak teh l i keye de i şaret eder. H era klit fcls('fesinc göre, her şeyin s ü rekli bir değiş ­ me ve s ü rekli b i r oluş içinde b u ! undugunu kabul eder. Bu değ i ş me ve o i u :;; bir k a n u n a bağlıdır ve logos tarafından idare edilir. l krakli t bu logos' u n ateş c i nsinden bir varlık o kluğunu v e ü!cm i n i ç i nde b u l unduğunu kabul ed er . Ak · m i i d are eden logos, ülemin içinded ir. i n san akla, Jogos'a sah i p olan bir varlıktır. İ n sanı s ü rekli etkisi altında b u ­ psişik

sil eder;

l u n duran b u logos_ a l eme hakim olan l.ogos ' u n cinsinden ­ dir. Stoalılar d a Herakl i t f�ibi, ;:il e m i n o l uşmasını asli t e ş te n meydana geldiğini k ab u l ederler. sL

alem ruhu ik bir

Asli

a·­

a teşin k e n d i ­

ve aynıdır. Daha doğru su , bu asll

ateş a l e m ruhu n u n , ca n l ı vücudu gi b i d i r. Her şey asli ateşten çıkar ve her şey gene ateşe d ö n ü p onun içinde er ir. B u n u n l a

birlikte. asli a teşe dönen bu varlıklar, sonra

ge n e aynı kılıklar ve aynı şekiller içinde aynı kaderl e rl e , yen i baştan meydana çıkarlar. İnsan a k l a yani logos'a sa­ hip olan b i r varlıktır. i n sanı sürekli etkisi altında b u l u n ­ d u ra n b u logos. aleme hakim olan logos ' u n cinsindendir.

Stoa felsefesi varlıkların temelinde b u l u n a n iki esas güdü kabu l eder. Bunlar d a aktif prensip ve pasif

prensiptir.

Pasif prensip , sıfatsız maddedir. Stoalılar, varlıkların ( e ­ melinde b u l u nan b u aktif prensin logo s , yani Tanrı'nın kendisi o lduğunu kab u l eder. (Bu fikir Zerdü şt'e çok ya­ kın bir b ilgidir. Burada d a düaliteyi , yani Zerdüşt'ün ıfa-

96


DİPNOTI.AR desi ile iyiyi ve kötüyü kısaca Ornıuzd ile Ahriman'i anlat­ mış) Devamla şunu derlerdi: Logos, alemin her yerinde ve her vakit aynı kalan kanundur. Alemi, birlikli ve anlamlı kılan kanundur. Bu alemde her şey. birbirine bağlı ve bü­ tünle ilgilidir. Alemdeki olgular arasında zorunlu bir bağ­ lantı vardır diyerek kehanetin mümkün olabileceğini ka­ bul ederlerdi. Alemin ruhu zekidir, önceden görür, bizi se­ ver. bizim iyiliğimizi ister (Bu özellikler Zerdüşt'ün tanrısı Ormuzd'la tıpatıp aynıdır) . Fakat onda insani ihtiraslar yoktur. Diğer taraftan, bu düşünceden kfünat canlı ve ze­ ki bir varlık, yaşayan bir dev haline gelir ki, Tanrılık b u nun saklı aklı ve kanunudur. ( 12): Mitra adına yazılı belgelerde ilk defa M.Ö. 1400 yılında Hititler ve Mitanniler arasındaki yazılı antlaşmada rastlanır. Bu tanrı yazılı antlaşmaya tanıklık etmek için toplanmış beş Vedik Aryan ilahından biri olarak görülür. Eski Arya ırkının ilahları olarak Mitra'dan başka diğer tan­ rılar Varuna, lndra, Aşvin ve Nasatya idi. Avestalarda son­ raları görülmeye başlar. Yaşt Avestada'da M . Ö. 6. yüzyılda tapınılanlar diye bilinen melekler, ruhsal varlıklar düzeyi­ nin en büyüğüdür. "Geniş Otlakların Efendisi" adıyla Yara­ tıcının kendisi tarafından övülmüştür. Aryenlerin diğer ilahı İndra gibi "bin kulağı, onbin gözü" olduğu söylenir (Bu özellik daha sonralan tanrıların özelliklerinden sayıldı­ ğı için kısaltılmış ve "O her şeyi işitir ve görür" denerek sa­ deleşmiştir) . Ahura Mazda peygamberi Zerdüşt'te, "Onu ben yarattım. " dediği varsayılır, "Benim gibi kurban kes­ meye ve dua edilmeye değecek kadar değerlidir." Mitra, kelime olarak "anlaşma, bağlaşma" anlamları­ na gelir. Yüce Güç ile yaratılmış dünya arasında aracıdır. O olmasaydı dünya mutlak kadercilikten veya sonsuz dö­ nüşten kendini kurtaramayacaktı. Ahura Mazda'nın dileği ile Mitra en katı ve en karanlık döl \'atağı olan ormandaki taştan çıkar. Günlerin gecelere egemen olmaya başladığı "Güneşin yeniden doğduğu" sırada başında külahı ile or­ taya çıkar. Şekil (2) Ozgürlüğün, ilahi gençliğin, güneşin çocuğu, aşağılık içgüdülere karşı tanrının zaferi, dünya da yeni bir etkendir. Bir gün Mitra bir boğayı delicesine kovalar. Bu hay97


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" vana düşmanlığından değil, aksine; Öküz - Boğa (Haoma) ilk öğe olarak Mazda tarafından yaratılmış olan her şeyin başı Kozmos demektir. Gümüşten güzel boynuzlu, Ay bo­ ğası. Kıskanç Tanrı Ahriman bu yaradılışta birden ortaya çıkar. Kozmosu öldürmeye, hayatın kaynaklarını zehirle­ meye uğraşır. Bundan bugünkü insanlık, hayvanlar ve bitkiler çıkarlar. Mazda'dan gelen adalet ve Işık Tanrısı Mitra'nın yeryüzünde boğayı kovalayıp boynuna bıçağını saplaması, onun, yaptığı savaşların zaferiyle çok daha zenginleşmiş , onur kazanmış olarak yeniden dirilmesi içindir. Aynca boğadan yayılan kan değdiği her şeye yeni bir hayat vermektedir. (Başkaları için kendini kurban et­ mek fikrinin ilk ve belli başlı örneklerindendir. Sonraları bunun daha zoru ile, kendini feda ile İsa Peygamberde de görülmüştür. Bu eylem hakiki fedakarlıktır.) Sadece kış­ tan sonra canlıların, bitkilerin yeniden dirilişi değildir bu. Plutark'ın yazdığına göre Mitra; kurtarıcı , gök ile yer ara­ sında kurtuluş köprüsüdür. Onun gayretiyle insan vücut­ tan vücuda geçip birçok hayat yaşadıktan sonra kendini kurtarabilir. Böylece son günde Bütün Kozmos kurtulmuş olacaktır. O zaman ne cinsiyet ne karşıtlıklar ayırımı ola­ caktır. Artık savaş bitecektir. Bütün bunlar oluncaya kadar, Mitra inançlısı, kötü tanrı Ahriman'ı yenmek için, bir yüksek derecedeki inanç­ lının yol göstermesiyle pek çok eziyetlere katlanmak zo ­ rundaydı: Suya dalma, alevlerin içine atlama, açlık ve çi­ leler- inziva gibi. "(Fernand Lequenne-Galat'lar, Paris 1 959) ( 13}: Anahita sözcüğü "temiz, lekesiz kadın" anlamı­ na gelmektedir. Benzer versiyonlar olarak Kibele , Artemis, İsis, İştar, Ates, Afrodit, Venüs'tür. ( 1 4) : Zervan daha sonra "Dehr"i "Felek"i "Zaman"ı (Asr) ifade eden bir anlam kazanmış olmalıdır. Sasaniler döneminde, sınırsız zaman (Zurvan akarana) deyiminden yararlanılarak, "tektanncı'.' bir eğilim meydana geldi. Ahu­ ra Mazda (Ormuzd, Hürmüz) ile Angri Mainyu (Ahriman) iki ilke "idi ve bunları, Hayır ve Şerrin üzerinde tek Tarın vardı. M.S.4. ve 5. yüzyıl Hristiyan yazarları bu eğilimi ta­ şımaktadırlar. (Clement Huart, La Perse Antique et La Ci­ villa.· tion İranienne, Paris, 1 925, sy. 2 1 1) Zerdüştlüğün

98


DİPNOTLAR başlangıcında "tektanncı" bir din olması ve sonradan Mu­ hammed Peygamber buyruğu ile Zerdüştlere ehl-i kitap muamelesi yapılması da bunu gösterir. ( 1 5) : Zaman en büyük yaradılış enerjilerinden biridir. Hintliler, zamanı tarın Brahman'ın da yaratıcısı ve üstü­ ne yerleştirirler, hiyerarşik olarak. Atharva Veda'da za­ manla ilgili bilgiler vardır: "Yedi tekerleği olan ile zaman koşar, onun yedi dingili vardır, ölümsüzlük onun baltası­ dır. Bütün varlıkları taşır. İlk Tarın olan zaman, şimdi ile­ ri doğru hızlanıyor. " O bütün varlıkları meydana getirir; o bütün varlıkları kuşatır. Zaman varlıkların babası, varlıklar da 'onun ço­ cuklandır. Gerçekten ondan daha yüksek bir güç yoktur. Zaman hem öteki dünyanın göğünü, hem de bu dün­ yayı meydana getirmiştir. Olan ve olacak olanları zaman harekete geçirir ve yayar. Bu yeryüzünü zaman yarattı, güneş zamanda parıl­ dar. Bütün varlıklar zamandandır, zamanda bütün gözler görür. Zaman yaratıcı ateşi sınırlar, zaman en yüksek varlı­ ğı sınırlar, zaman Brahma'yı sınırlar; zaman her şeyin rabbidir. " (Atharva Veda c. XLII 53/224) "Zamandan sular hasıl oldu, zamandan Brahma ha­ sıl oldu, zamandan yaratıcı ateş (tapas) hasıl oldu, uzayın bilgileri hasıl oldu. Zaman içinde güneş doğar ve zaman içinde batar. Zaman içinde rüzgar eser, zaman içinde büyük yer­ yüzü var olur; zaman büyük göğü sınırlar. Geçmişte do­ ğan oğul zamanda vardı ve zamanda olacaktır. " (Atharva Veda c. XLII 54/225) Şekil (1) den de görüldüğü gibi, "Zervan Akarana, ya­ ni Sınırsız Zaman çıplak bir erkek gövdesi aslan başı ta­ şır. Tanrısal veya evrensel dört ilkeyi ve dört mevsimi tem­ sil eden dört kanadı vardır. İki elinde de anahtar vardır; solunda bir de otorite asası taşır. Altı dönüşle gövdesini saran bir yılan başını (yedinci dönüşle) kaşların üstüne koymuştur. Ve adamın göğsündeki simge hiçbir şeyin karşı duramayacağı güçlü yıldırımın işaretidir. Korkunç yıldırımın şekli aynı Buda Vajradhara diye

99


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" bilinen Budizmin belirli bir yaklaşımını elde etmenin ola­ ğan yolundaki işaret gibidir. Buda Vajradhara 'Yıldırımlı", Budaların Yüce Aydınlanması yerini tutar ve zaman ve mekan içinde görülebilir tezahürlerdir. Bu tür bir ) ıldırım Buda'nın elinde olabilir veya göğsüne kazınmıştır v : (Hen­ rich Zimmer'in sözleriyle) "karşısında bütün var akların zayıf kaldığı gerçeğin ve doğruluğun sarsılmaz silahı veya özünü" gösterir. Vajra terimi Sankritçe'de hem "yıldırım" hem "elmas" demektir. Elmasın başka taşlarla kesilmesi olanaksız ol­ duğu gibi, yıldırımın karşısında da her şey yenilir. Bunlar olağanüstü aleme aittirler ve onlara direnç gösterilemez. Budizmin Vajrayana diye bilinen dalında 'Yıldırım Yolu"n­ da, (Japonya'da Şingon) Tantrik Budist disiplinin çok ce­ sur, renkli, gizemli biçimde, Budist mistik kendinde mev­ cut vajra gücünü tefekkür, davranış ve mantralarla elde eder ve nihai aydınlanmaya ulaşmak için kullanılabilir. Şekle tekrar dönersek, sol alt köşede ateş ve metal ustası Tanrı Vulcan'ın maşa ve çekicini görürüz. Ateşle metal elde edilir ve usta o metale şekil verir. Sağda horoz vardır, yeni güneşi haber verir. Önde, kendini sonsuz ye­ nileyen kozmik ağacın tohumlarından üreyen yaşamın simgesi çam kozalağı vardır. Son olarak. aslan-adamın gövdesine sarılan yılan caduceus iki tane olmuştur. A­ dem, Adem - Havva olduğu gibi, ya da birin iki olması gibi. Bunlar eksen kutba (axis mundi) , aslan - adamın omurga­ sına sarılırlar, zamanın bütün ürünlerinin Alfa ve Omega­ sı'dırlar. Şekle baktığımızda Zervan Akarana'nın da ikili bir tanrı olduğunu görüyoruz. Yedi halkalı yılan tarafından sarılmış çıplak aslan-adam. Aslan, sonsuz güneş ışığının simgesidir. Yılan, zamanın, ay gelgitlerinin hiç durmayan döngüsü, ,ritmidir. Böylece bu figür tam anlamıyla adı ne diyorsa odur. Zervan Akarana, "Sınırsız Zaman" . Sonsuz­ luk ve zaman tek şeydir ve iki şeydir. Zervan Akarana, her şeyi maşasıyla tutar, çekiciyle her şeye şekil verir, gene de her yerde hazır ve nazır olan sarsılmaz gerçekliğin bilgisini müride vererek muğlak iki­ liğin ötesinde, gerçek sonsuzluğun hepimizde olduğunu 1 00


DİPNOTLAR ortaya koyar. Bu öğreti temelde Hindistan'ın yoga okullarıyla aynı­ dır. Özellikle çarpıcı benzerlik Gupta ve Gupta sonrası dönemlerdeki kundalini yogasıyladır. Çünki orada amaç, 'Yılan Gücü"nü, yoginin ruhsal kuvvetini omurgadaki en alt düzeyinden, yedi aşamada, her birinde alt düzey tesli­ miyetin psikolojik sınırlan aşarak, iç yollardan en yukarı­ ya, başın taçına çıkarmaktır. Kemale eren mürit hem ken­ di kutsallğını kavrar hem de tanrı olarak saygın olur. Çünki kendi tanrısallığını kavrayan bir insandan daha iyi tanrısallık işareti olabilir mi? Veya bir kimsenin mükem­ melliğine daha iyi kılavuz var mıdır? (Joseph Campbell Batı Mitolojisi) Yedi halkalı yılan ise geçiciliğin ya da merhalelerin halkalarıdır. Hiyerarşinin, dünyayı yöneten idareci ruhsal sistemlerin ezoterik sayısıdır. Fizik kainatta, yedi semavi küre ile özdeşleştirilmiştir. H aftanın günleri, yedi nota, mistik yolculukta yedi aşamalı merhale, yedi şakra mer­ kezi hep bu yedili sistem içinde değerlendirilebilir. Yılan ayrıca değişimin, yeniliğin, çabanın, terkin anlamlarını da içerir. Batıda öğretisinde Kronos Titan'lann içinde en genç olanıdır. Babasını hadım etmiş, titanların soyunu sona erdirmiştir. Kendi çocuklarımda yemiş ama bundan yalnız Zeus kurtulmuştur. Zeus ise babasına ilaç vererek kar­ deşlerini kurtarmıştır. Kardeşlerinin yardımıyla Kronos'u zincire vurmuş, onu sakatlamış , böylece de Tanrılar soyu çağı başlamıştır. "Kronos sık sık Zaman (Khronos) ile bir tutulmuş, es­ ki mitoloji yorumcuları tarafından onun kişileştirilmiş hali olarak kabul edilmiştir. Bir cinas üzerine kurulmuş olan bu yorumlar bir bakıma gerçeğin bir bölümünü de yansıt­ mıyor değildirler. Khronos ile bir kabul edilmese bile Kro­ nos zaman ile aynı rolü oynar: Doğurduğu, ürettiği kadar da parçalar, yer, kendi yarattığı yaratıkları yok eder. Ha­ yat kaynaklarım kurutur ve kaynak rolünü üstlenir. Ha­ yatın parçalayıp yutan açlığını, doyurulmaz açlığı sembo­ lize eder. Dahası süre duygusunu ve özellikle de tahrik ol­ ma ile bunun tatmin edilişi arasında akıp giden süre duy-

101


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" gusu on�nla başlamıştır. Robert Graves'e göre Antik Çağ'da, bir elinde acımasız orağını tutan Kronos'un Khro­ nos (Zaman) ile bir tutulmuş olması basit bir cinas ola­ maz. Kronos'un da yanında kendine eşlik eden bir karga vardır. Kronos'un, tıpkı Latincedeki Korniks (Cornix:) ve Yunancada ki Korone (Corone) sözcükleri gibi kuzgun an­ lamına gelmesi mümkündür. Orfe dini geleneğinde Kronos zincirlerinden kurtul­ muş, Zeus ile barışmış ve Ermişler Adaları'nda yaşar vazi­ yette ortaya çıkar. Gökte ve yerde hüküm sürmüş ilk ve iyi bir kral olarak kabul edilen Kronos'un Zeus ile barış­ ması, Altın Çağ efsanelerinin doğmasına yol açmıştır. An­ cak o bu efsanevi bir ülkenin ve efsanevi bir zamanın iyi kralı rolünü, tıpkı daha sonralan Romalılar'da Satürn'ün yapacağı gibi, hadım edildikten ve sınavlardan geçtikten sonra oynayacaktır. Kronos, hayatın ve toplumun evrimine uyum sağla­ yabilme yeteneği olmayan hükümdardır. Hiç şüphesiz, o , kendine bağlı bireylerin mutluluğunu v e bir altın çağa özgü barışı arzu etmektedir. Ancak yönetici hep kendisi olmalıdır. Değişmek ve dönüşmek amacında olan dünya Kronos'a isyan etmiş, o da ya oğlu tarafından hadım edil­ miş ya da göğe çekilmek zorunda kalmıştır. " (Semboller Sözlüğü-Jean Chevalier- Alain Gheerbrant) ( 16): Dünyada Doğruluğun Krallığı kurulacaktır bil­ gisini Zerdüşt'ten çok sonraları İsa Peygamber de ele al­ mış, Göklerin Saltanatı kurulacaktır veya Meleküt yere (dünyaya) inecektir diyerek aynı bilgiyi ve aynı hedefi gös­ termişlerdir.

1 02


AVESTA'NIN KAYDI ve TOPLANIŞI İlham ehli Zerdüşt, vahiylerini (tanrısal ilhamlarını) ko­ yun delisi üzeıine, ateşe daldırılmış bir tahta çubukla ve de Vahumano'nun öğrettiği harflerle yazmayı alışkanlık hfiline getirmişti. Bu işi daha sonra öğrencileıi üstlenmiş ve onun düşünceleıini yine onun tarzında yazmaya devam etmişler­ dir. Zend Avesta işte böyle vücut bulmuştu, yani tıpkı Arap­ ların Kuran'ı gibi önce hayvan derilerinin üzeıine yazılmış", sonra ise Musa'da olduğu gibi, kozmogoniyi, duaları, yasala­ rı ve ibadet şekilleıini de içeren sedirden yapılma bir kutsal emanet sandığının içinde muhafaza edilmişti. Ama günümüze kadar muhafaza edilmemiş ya da edile­ memiştir. Çünki ilahi ketam artık başka isimler altında, Sami ırkında da çıkmakta, Arap çöllerinde Alilerin Kelamı ve Kutsal suyun yerine Kelamın kendisinden, Tek olandan bahsedilmekteydi. Mazdeizmin kutsal kitabı Avesta ya da Zend Avesta'dır. (Avesta metin; Zend yorum demektir.) Veya "hayat sözü" "ateş sözü" de denir. Kutsal metinler ancak M.S. III. yüzyılda toplanmış ve ancak M.S. N. yüzyılda da dinin kitabı olarak ilan edilmiştir. Fakat bu yazıların bir bölümü ve özellikle Gatalar diye ad­ landırılıp, Zerdüşt'ün yapıtı oldukları ileri sürülen beş tür­ kü , çok daha eski çağdan kalmadır. Avesta adlı eseıinde, kendisine Sepitama (Beyaz Ruh) sıfatı da verilmiş olan Zerdüşt doktrininin kendisinden çok sonra gelen kitaplı dinlere yaptığı derin etki ve savunduğu ahlakla kozmogoninin başka felsefe sistemlerinde de geniş yankılarına rastlamakta olduğumuz apaçıktır. Bu eseıin aslı yirmi bir kitaptır. Yedisi eşyanın ilk ilkele-

1 03


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" rini ve tüm varlıkların kaynağını, yedisi uygarsal. ahlak­ sal, dinsel yasaları. son yedisi de astronomi ve hekimliği kap­ sıyordu. Bunun böyle olduğunu Dabistan adlı bir eserden öğreniyoruz. Bugün, bu yimıi bir parçadan ibaret olan eserin yalnız on dördü vardır. Zerdüşt'ün "Pasta" adlı bir eserinin bölümlerinden sayılan Gatalar (Yalvarmalar) da hem kur­ ban ve tapınma törenleri. hem de Zerdüşt'ün sözleri vardır. Bunlarda Zerdüşt, tüm beşeri sıfatlarıyla görünür; gerçekten ayrılmaz; düşündüklerini, inandıklarını yaymak için çektiği acılar, karamsarlık ve umutsuzluklar, başvurduğu çareler ve tüm ülkücü ve devrimcilerin başına gelebilecek şeyler an­ latılır. Gatalarda aynca Zerdüşt. kendi nefsine olduğu kadar

da prenslere ve insanlara birtakım ahlaksal öğütler verir.

Bu tar.t, İran düşünürlerinde bir gelenek halini almıştır deni­ lebilir. Şirazlı Sadi:'nin Gülistan ve Bostan (Türkçeye çeviren Kilisli Rıfat, 1 943) adlı eseı)eri bunun bir örneğidir. Zerdüşt, adı geçen eserlerde kendini Tanrı'nın yolladığını ve kendisi­ nin sonuncu peygamber olduğunu anlatır. ( Sonuncu! pey­ gamberlik o zaman , mekan ve Ari ırk noktayı nazarından gerçektir.) Oysa ki, yine eski bir kaynak olan Desatir adlı bir eserde birincisi Mah-Abad olmak üzere on beş peygamberin adı yazılıdır ki, bunlardan on üçüncüsü Zerdüşt'tür. Elimizdeki Avesta Halife Memun zamanında büyük Zerdüşti ruhanisi (Ater Feren Baga ( l} püseri Ferruh Zad) ta­ rafından yazılan ve Zerdüştlüğün tarih . edebiyat ve ayinini içine alan Dingerd adlı esere bakılırsa (2) Avesta 2 1 nüsük­ tür ve Zerdüşt tarafından Güştasba veya Dara'nın oğlu Dara­ ya verilmiştir. Avesta bin fasıllık bir kitapmış. Bu kutsal kitabın iki nüshasından biri "Şapigan" hazinesinde. diğeri de Dejnüpiş­ tede (evrak hazinesi. defterhane) saklanıyormu ş. İskender istilasında bir nüshası yanmış. Ötekini Yunanlılar Şapi­ gan'dan alıp kendi dillerine tercüme etmişler. Avesta dağıl­ mıştı. Bunu önce Eşganiyan sülalesinden Belaş toplamıştır. Bu hükümdar Darmsteter'e göre miladın 5 1 - 7 8 seneleri ara­ sında yaşayan Birinai Belaş'dır (3). Eşganiyanın son zaman­ larında İran üzerinden Yunan nüfuzu yavaş yavaş kalkıyor­ du. Sasani: devleti ise İran milliyetine dayanan bir devletti. 1 04


AVESTA'NIN KAYDI ve

TOPLANIŞI

Bu saltanatı kuran Erdişir'in (M.S. 227-24 1 ) dedesi İs­ tahr'daki (Anahit=Nahid) mabedinin yöneticisi idi. Erdişir saltanata geçer geçmez en büyük gayretini Zerdüştlüğü di­ riltmeye harcadı. Paralarının üzerindeki ateşgede resmi milli bir sembol­ dü. Kitabelerinde kendine, "Mazda yasna = Mazdayı öğen" sıfatını vermişti. Bunun oğlu Birinci Şapur (24 1 -272) ve ondan sonra ge­ len Sasani hükümdarları Avesta'ya çok önem vererek ve onu anlamaya ve açıklamaya çalıştılar. Üçüncü Şapur (309-370) zamanında tekrar gözden geçirilip, ihtilaflı noktalan halledil­ dikten sonra resmi bir şekil aldı. Avesta'nın Pehlevi tefsiri, Horde Avesta'yı yazan Azerbod Mehrispend elinde son ve ke­ sin şeklini aldıktan sonra da ona ilaveler ve açıklamalar ya­ pıldı. Mesela Vendidad'ın Pehlevi tefsiri miladın 528 senesin­ de bugünkü şeklini almıştır. Dingerd'in verdiği bilgilere göre Avesta 2 1 nüsüktür (defter) . Nater adlı beşinci nüsükün yalnız Avesta metni elde olup Pehlevi tefsiri kaybolmuştur. 1 0. nüsük olan Vaştag'ın ise ne metni, ne de tefsiri mevcuttur. Dingerd'e göre Sasani­ yan Avestasının 1 9 . nüsükü Vendidad, bugün tamamen el­ dedir. Dingerd'in yazıldığı zaman olan 9. yy'da Veşteg ve Na­ ter'den başka Sasaniyan Avestasının tamamı elde imiş. Dingerd 2 1 nüsük ü çe ayırır: 1 Gasanik (Gatalar) 2 Hata Manserik 3 Datik Gasanik, yani Gatalar yüksek ahlaki dayanakları, Ha­ ta Manserik ahlaki bahislerle din kanunlarını; Datik ise yalnız kanunları içerir. Bu üç kısımdan her birinde yedişer nüsük vardır. Birinci nüsük olan Gasanik'in başında Stot Yeşt gelir. Gatalar Sasaniyan zamanındaki şekliyle bize kadar gel­ miştir. Genellikle denebilir ki. Avesta'nın dua ve ibadet için gerek mabetlere ve gerek halka lazım olan kısmı saklanmış; az ihtiyaç duyulan kısımlan kaybolmuştur. Bugünkü Avesta beş cüzden ibarettir. 1 - Yesna 2 Vispered -

-

-

-

1 05


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" 3 - Vendldad

4 - Yeşt 5 Horde Avesta -

YESNA AVESTA Avesta'nın en mühim kısmıdır (4) . Tapmayı, övmeyi, namazı (ibadet), yalvarmayı anlatır. Yesna dini merasim esnasında okunur. Tümü 72 fasıldır. Her fasla Haiti, bugün Ha diyorlar. Parsiler Yesna'yı iki büyük kısma ayırırlar: 1 . Kısım: 1 - 27 2. Kısım: 28-72 Bu 72 fasıldan 17 Haiti Gatalara ait olup Avesta'nın en eski kısmı sayılır. .

VISPERED AVESTA Bu kelime Visperetidir ve bütün büyükler manasına gelir. Pehlevice Vesp, Pazend dilinde Hervesp hep, bütün de­ mektir. Red (Avesta dilinde Retu} cesur, bilgili, uslu mana­ sına gelir. Vispered başlı başına bir kitap değildir. Yesna'nın par­ çalanndandır ve dini merasim esnasında Yesna'sız okun­ maz. 'Vispered"in fasıllanna Girde derler. Fasıllannırı sayısı kesin olarak belli değildir; 23 ile 27 fasıl arasındadır.

VENDİDAD AVESTA Üç kelimeden ibaret olup "Şeytana zıt kanun" demek­ tir. "Vendidad" dini merasimde okunmaz. Konuları çeşitli­ dir. 'Vendidad"ın fasıllanna Fergerd ismi verilir. 22 fasıldır: 1. Fergerd: Yeryüzünün ve memleketlerin yaradılışı hakkındadır. 2. Fergerd: Cem-yem destanıdır. 3. Fergerd: Dünyanın iyiliği ve kötülüğü hakkındadır. 4-2 1. Fergerd: Yemin etmek, vaadini tutmak, ahdini 1 06


AVESTA'.NIN KAYDI ve TOPLANIŞI bozmak, temizlik,yıkanmak, suyu temiz tutmak, ölüye ait merasim, leş ve pislikten kaçınmak, tövbe, inabe (hakka dönmek), günahın bedelini ödemek, hekim ücre­ ti, doğru ve yalancı yol gösteren (pişva), tırnak ve saç te­ mizliği, sabah ötüp insanları ibadete çağıran horozla kö­ peğin meziyetleri gibi dini hükümler ve kanunlardan bahseder.

YEŞT AVESTA Avesta'nın dördüncü cüzüdür. Yeşt Yesna kelimesinin ailesindendir; övmek, yalvarmak manasına gelir. Yesna, ge­ nel anlamıyla "övmektir"; 'Yeşt" Tanrıyı övme, Emşaspend, Firişteh (meleklere) ve İzidlere (ruhlara) yakarıştır .. Bugün 'Yeşt"ler şiir halinde değilse de ölçülü, şairane ve yüksek hayalleri içerir. Aslan 'Yeşt"ler gibi sekiz, bazen on, on iki kıtalara ayrılmıştı. Sonradan üzerinde değişiklik­ ler yapıldı; bazen tefair, metin yerine geçti ve tabü ölçülü şek­ li kayboldu. Bununla beraber onların vezinleri bugün iyice biliniyor. Bugün elimizde 2 1Yeşt vardır. Bazıları kısa bazıla­ rı çok uzundur: 1- Ormuzd yeşt , 2 Heft Emşaspend yeşt, 3 - Ürdi -

Behişt yeşt, 4 - Hordad yeşt, 5 - Aban yeşt, 6

-

Horşid

yeşt, 7 - Mah yeşt, 8 - Thyeşt, 9 Guş yeşt, 10 - Mihr yeşt, 1 1 - Suruş yeşt, 12 - Reşen yeşt, 1 3 - Ferverdin yeşt, 14 - Behram yeşt, 15 Ram yeşt, 16 - Din yeşt, 17 Erd yeşt, 18 Eştad yeşt, l 9 - Zamiyad yeşt, 20 Hom yeşt, 21 - Venand yeşt. Bı ı ı ı la rıı ı i c i r ıck 5. H, 1 O. l :3 . 1 4 . 1 7 . -

-

-

1 9.

-

-

"Yc�t"lcr �·ok esk i d i r. (5)

HORDE AVESTA Küçüli Avesta demektir. Pehlevice Hortek Apestak denir. Yukarıda belirttiğimiz gibi (Averbod Mihr Spend) İkinci Şapur (M. S. 3 1 0-379) za­ manında yaşamıştır. Namaz (ayin, ibadet) , dualar, günün 107


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" vakitleri, ayın mübarek günleri, senelik dini bayramlar gibi konuları içerir. Bunlar ufak tefek farklarla büyük Avesta'dan çıkarılmıştır. Horde Avesta'nın büyük bir kısmı Pazend dili ile yazılmıştır. Bu eserin birinci kısmı yakanşlar­ dır. İ kinci kısmı ayın otuz gününden birine ait olan melek için olup o gün okunur. Tamamı bir ölüm vakasının otuzun­ cu günü okunur. Üçüncü kısım Gfilıan'dır ki günde beş vakit ibadeti bil­ dirir. Dördüncü kısım Afringan'dır. Birinci Afringan ölmüş dindarlar ruhlarının bağışlanması için okunur. İ kinci Af­ ringanı Gata'dır. Eski lran'da Şemsi senenin tam 365 gün ol­ ması için her senenin sonuna beş katarlar. Bu suretle sene­ nin 1 2 ayını tam otuzar gün sayarlar. Bugüne Behizek der­ ler. İkinci Afringan bu beş güne aittir. Üçüncü Afringanı Reptundur (61 ki yazın başında ve so­ nunda okunur. Dördüncüsü Afringan G ahenbardır (7) ki senenin altı dini bayramında okunur.

ŞEKİL 3 ZAMAN - ZERVAN AKARANA

1 08


AVESTA'DAN ÖRNEKLER "0 zaman kulaklarınla duy. Daha İyi Aklın gözlerin­ deki parlak alevlerle gör. Bu teker teker herkesin kendisi için din konusunda vereceği karardır. Dava için büyük çaba başlamadan önce uyan, öğretimizi duy." (8) "Sana gerçekten söylüyorum ki Işığın Efendisi Ahura Mazda. peygamberi Zerdüşt'e bildirdi; karısı olan insan, oğ­ lu olmayandan üstündür; evi olan olmayandan üstündür; çocuklan olan çocuğu olmayandan üstündür; zenginlik sa­ hibi olan olmayandan üstündür . Ve iki adamdan, kendisini etle dolduran, et yemeyenden çok daha iyi ruh durumu ka­ zanır; ikincisi ancak bir ölüdür; ilki ondan bir dirhem değeri, bir koyun değeri, bir öküz değeri, bir insan değeri üstündür. Kemik Bölücü Ölüm, Kendiliğinden Hareketli Ok Ölümün saldınlanna karşı mücadele edebilecek olan odur. Üstünde en ince elbisesi varken kış ifridine karşı mücadele edebilir; tannsız aldatıcı ve et yemeyen aldanana karşı mücadele ede­ bilecek olan adamdır. " (9) "Ve şimdi , bu övgü şarkılanyla, boğanın ve yaratıcısı­ nın ruhunu yüceltiyoruz. Ve kendi ruhlanmızı ve bizim için hayatı korumaya çalışan hayvanlanmızın ruhlannı yücelti­ yoruz. Cömert ve gözüpek insanlann ruhlaniu nerde doğmuş olurlarlarsa olsunlar, saf varlıkları yengiler kazansın, kaza­ nacak olsun. hiç kazanmamış olsun doğru kadınların ve doğru erkeklerin ruhlarını yüceltiyoruz. Kutsal kadınlan ve kutsal erkekleri, o her zaman yaşa­ yan, her zaman büyüyen ölümsüz dirilticileri yüceltiyor­ muş; bu her zaman sağduyuya bağlı kalan kutsal kadınlan 1 09


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" ve kutsal erkekleri. Çünki sen, ey Ahura Mazda, iyi olan her şeyi düşün­ dün, dedin, yaydın, biçimlendirdin, işte bunun için de, sana sungular hazırlıyoruz, sana sunuyoruz, sana kurbanlar ke­ siyoruz; seni kutsuyoruz, bütün dileklerimizi sa.na doğru yö­ neltiyoruz ey Ahura Mazda. Çünki bizler iyilik, kutsal saflık tam güçlülük, kutsal bilgelik dünyasında yaşıyoruz, çünki bizler sana sığınıyoruz, ey Ahura Mazda ( 1 0) ·

. "

ZERDÜŞT'TEN Hangi ülkeye kaçmalı? Nereye kaçmalı, nereye gitmeli? Ayırdılar beni ocağımdan, oymağımdan. Ne köyüm var gözümde, ne kötü yürekli oymak başları: Tanrım, nasıl girsem senin gözüne, bilmem ki? Neden güçsüz olduğumu bilirim, Ey Bilge: Benim koyunlarım az, insanlarım az da ondan. Yakarıyorum sana, beni düşünmezlik etme, Dost el uzatır dostuna, bana da sen uzat Sağduyuyu, adaleti öğret bana sen. Yarınki nimetlere nasıl ulaşmalı, ey Bilge? İnsanoğlu, etkili bir bilgelikle, Kavuşur mu adalete, şafağına günlerin ergeç? Yardım kimlere gelecek, sağduyu kimlere? Bana, çünki beni sen seçtin, Tanrım, vahiy için . . . Erkek y a d a kadın, kim olursa olsun, e y bilge, Bu dünyada en iyi olanı verirse bana, Hak yerine, haksızlık, sağduyuya karşı krallık, Ve seni kutsamaktan alıkoyan ne varsa onu, Seçkinler geçidinden geçeceğim bütün bunlarla. Putlara sungu sunan rahipler ve büyücü prensler, Krallıklarının boyunduruğuna aldılar insanı, Yaratılışı bozmak için kötü işlerle, Ruhları, vicdanları sızlayacak onların 1 10


AVESTA'DAN

ÖRNEKLER

Seçkinler geçidine vardıklarında konuk olacaklarından kötülük evine. Ben kimden ne yardım bekleyebilirim? Kime güvenebilirim, sürümü kim korur, Kimi çağırabilirim yardıma kendim için, Adaletten, sağduyudan ve Sen Bilge Tanrımdan başka? Seni kutsar, sana taparım, ey Bilge Tanrı. Kutsarım adaleti ve sağduyuyu Gönlü kanmazların yanıp tutuşmasınca . . . Bize öte dünyanın mutluluğunu verecek ellerin işaretleri Seni de vaat ettiler, adaletli ve Bilge Tanrı, Açık seçik ve görünür bir yardım gibi, Peygamberinin mutluluğunu sen de istersin diye. Ben Zerdüşt, ben peygamber, adaletin ayrılmaz dostu, Kutlayıcı sesimi yükseltiyorum ey Bilge , Çiinki akıl gücünün yaratıcısı bana sağduyuyla birlikte Buyruklarını da gönderdi, dilime yol göstersin diye. Senin için, Ey Bilge, ayaklarına çabuk Haberciler çıkaracağım, - uyarıcı övgüne sığınarak, Sağduyudan güç alarak - yorulmaz haberciler, Bana yardım ilet onlarla. Ellerimi uzatıp sana yaklaşıyorum , ey Bilge, Çabayla söylenmiş ayetlerimle, Körleri uyarıcı, adalet sever, Sağduyuyu güçlendiren sana yaklaşıyorum. Sana doğru gideyim, ey Bilge, bu ilahilerle , Adaletli, sağduyulu emeklerimle överek seni, Mutluluk payıma hazır olduğum zaman Sana bu ilahileri sunabileyim diye.

111


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Putlara sungu sunan rahipler hayvanlara hor baktı, düzene baş eğmedi, Öküzü cezaya çarptırdı işkence olsun diye, Kötü işleri ve haksız yargıları yüzünden Kötülük evinden çıkarma, Tanrım, onları. Zerdüşt'ün insanlara mutluluk vaat ettiği şarkılar evine İlk olarak Tanrı girecek: Nice nimetlerin yanısıra Adalet ve sağduyu vaat ederek herkese. ( 1 1) 1 ( 1). "Ben Ratus'u yöneten kutsal ve yardımsever Ga­ talara'a yalvarırım. Ben Ehnut Gata'yı (Büyük, Baş Gataya) . Uştud Gata'yı (Kurtuluş Gatasına) . Spentmed Gata'ya (Kut­ sal Akıl Gatasına) ,Vohu Hışter Gata'ya (İyi Ülke Gatasına) veVehiştveşt Gata'ya ((İyi Dilek Gatasına) yalvarırım. " Kuzey bölgesinden Angra Mainyu geldiki o, öldürücü Devalardandır. Suçlu olan Angra Mainyu dedi ki : "Drug, onun üstüne git! Kutsal Zerdüşt'ü yok et. " Drug canavar Buiti (cehennem doğumlu görünmeyen ölümlü) ile geldi. 2 (5). Zerdüşt Ahuna Vairyol'yı anlattı: "Tann'nın istekleri kutsal kanun hükmündedir, Vohu Mona'nun zenginlikleri Mazda adına çalışana verilecektir. Odur ki Ahura'nın isteklerine boyun eğmektedir. " (Daha sonra ekledi) "İyi Daityo'nın iyi sularına duaları­ nızı sunun. Drug dehşete düştü ve kaçtı . (odurki şeytan Bui­ ti görünmeyen ölüm cehennem doğuşlu olan.) 3 ( 1 1). Hileci olan Drug Angra M ainyu 'ya dediki: "Ey muhteşem Angra Mainyu! Onu öldürmenin hiçbir yolunu bilmiyorum O kutsal Zerdüşt çok kudretlidir." Zerdüşt bütün bunları ruhunun içinde gördü. " Kötü ruhlu Daevos ve Drvants benim ölümüm için plan kum1aktadır. " 4 ( 1 1). Zerdüşt kalkarak öne gitti kötü ruhlar tarafın­ dan etkilenmeden. 5 (16). Dolayısıyla Zerdüşt Angra Mainyu'ya cevap verrl i .

1 12


AVESTA'.DAN ÖRNEKLER "Ey kötü l ü kl e r yapan Angra

M a i nyu !

Ben Doevo ' n ı n yarattığı n ı t ü tsc leycccği m .

B e n Doevo ' n ın yaratığı o l a n Nosu 'yu tl"ı ts ü l eyece,i!i nı .

Ben Poirtku Knathaitiyi tütsüleycccğim t aaki kötü nıhhı Sa ­ oşyan t güne�in dogu şu ndaki göl Kasm«ı'dan canl a n ı p ,ı..ı;c l i n ­ rcyc k a d a r . "

6 (20). Kötü dünyanın yaratıcısı Angra Mainyu:

"Ey kutsal Zerdüşt, sakın benim varlıklanmı yoketme. Sen o anneden doğmuş Poruşap Spitaman'ın oğlusun. Mazda'ya tapanların iyi kanununu geıi al ve o sen tüm ülke­ leıin hükümdarı olursun." 7 (24). Zerdüşt ona cevap olarak : "Hayır vücudum, hayatım ve ruhum çatlasa bile Maz­ da'ya tapanlarının iyi kanununu yok etmem." 8 (27). Kötü dünyanın yaratıcısı Angra Mainyu dediki: "Sen kimin emri ile saldırırsın, kimin emıi ile karşı ko­ yarsın, kimin silahlan ile iyiler karşı koyar." 9 (29). Cevap olarak Zerdüşt dedi ki: "Benim en mükemmel silahlarım mukaddes karışım, mukaddes bardak, Haome ve Mazda tarafından öğretilmiş buy;ruklardır. Sadece onun buyrukları ile ben saldırırım, onun buyruğu ile ben karşı koyarım ve bu silahlar ile iyi var­ lıklar karşı koyacaklardır. ey kötülük yapan Angra Mainyu! Spento Mainyu! onu bana uzanan zamanda verdi ve aynca her yeri yöneten büyük Amesha Spentos verdi." 10 (35). Zerdüşt sesli olarak Ahuna Vaiıya'ya seslendi. Kutsal Zerdüşt dediki: "Bu benim senden dileğimdir: Ey tanrım bana doğruyu göster. " 1 1 (37). Zerdüşt Ahura Mazda'ya sordu: "Ey Ahura Mazda, hayırsever ruh, maddi dünyanın ya­ ratıcısı . kutsal olan (odur ki Darego'nın yanında oturan, Ahura Mazda'ya dua eden, iyi Vohu Mana, Klısthatra Vair­ yuve Spentu Amaiti;) " 12 (39). "Ben nasıl dünyayı o kötülükler yapan Drug olan Angra Mainyu'dan kurtarırım? Onu bizi lekelemekten nasıl geri döndürürüm? Nasıl ben Nosu'yu Mazda'ya tapan­ lardan geri döndürürüm? O sadık adamı ve kadını nasıl te­ mizlerim?

1 13


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" 13 42). Ahura Mazda cevap verdi: "Ey Zerdüşt, dünyanın yedi Karshavaresini yöneten Amesha Spentos yakar bana. Yakar bana ey Zerdüşt, cen­ netin sonsuzluğu uzanın zaman ve Vayunun olan Mazda ta­ rafından yapılmış güçlü rüzgarın ve Ahura Mazda'nun kızı ey Zerdüşt yakar bana. " 14 (46). 'Tüm varlıkların en iyisi en adili olan, en zekisi­ ni en iyi şekillenmişi ve kutsuliyetin en üstün varlığı olan, ruhu kutsal buyruktan oluşan Zerdüşt yakar bana. Benim yarattığım olan Ahura Mazda, yakar bana ey Zerdüşt. " 1 5 (50). Zerdüşt bu kelimeleri alarak dediki : "Ben Ahura Mazda'nın kutsal yaratılışına yakarırım. Ben geniş arazilerin lordu olan, güzel silahlarla donatı­ lan Tanrı olan, kötüleri kaçıran en iyi silahları barındıran Mithra'ya yakarırım. Ben kutsal ve uzun yapılıdan Sraosno'yu yakarırım; odurki elindeki sopayı kötülerin kafasına sallayandır." 16 (54). "En şanlı kutsal buyruğu yakarırım. Ben o yüksek kademeli cennete, sonsuzluğa uzanan cennete ve müdahelesi en yüksek olan Vayu'ya yakarırım. Ben Mazda tarafından yaratılan rüzgar olan, Ahura Mazda'nın adil kızı­ na yakarırım. Ben Mazda'nın iyilik buyruğu olan, Zarahust­ ro'nm kötülüğü yok edici buyruğuna yakarırım." 17 (58). Zerdüşt Ahura Mazda'ya sordu: "Ey iyi dünyanın yaratıcısı Ahura Mazda! Sana neler kurban ederek sana tapabilirim, nasıl seni yarattıklarını ile­ ri götürebilirim. " 18 (60). Ahura Mazda cevap verdi: "Ey Spitoma Zerdüşt oradaki güzel, yüksek yetişen ve yüksekte yetişen tüm ağaç­ ların en kudretlisi olan o kutsal ağaca doğru git. Ona seslen: Ey kutsal ağaç (Mazda tarafından yaratılan) "Ashem Vohu" 19 (63J. "İzin ver, sadık adamın; Baresma'nm bir dalını koparmasına; o daldır ki arpa tanesi kadar kalın ve saban kadar uzundur. Sadık olan onu sol elinde tutacaktır ve gözlerini ondan ayırmayacaktır; çünki o Ahura Mazda'ya kurban sunmakta­ dır." 20 (67). Zerdüşt Ahura Mazda'ya sordu: 1 14


AVESTA'DAN ÖRNEKLER " Ey büyük lıcrşcyi bilen Alıura M azda! Sen osun ki l ı i<.' uyu maz . h iç zc l ı irlcnnıcz sin . ey b ü yü k Abura Mazda! Voln ı Mona direkt olarak kirlet ilmiştir: Vohu M o na clola v l ı olarak karal anm ı s t ı r'. Daevos k e n d i t arafında vara t ı lan lai-ı kara la­ m ı ştır: İZİN V t.: H voıı u M ONA temiz k�ılsı ıı. "

2 1 (70) .

Ahura Mazda cevap verd i :

"Sen igdiş edilm emiş bogadan gomez alacaksın t ı p k ı

kanunun gcrektirdigi gibi. Sen temizlenmiş adam , olacaksın

ve Ahura' n ı n arazisine götüreceksin ve o n u t e m i z l ey ece k olan sobon izlerini silecektir. "

22 {73). "O

yüz tane Ashem Vohu'yu tekrar edecektir:

Kutsatiyet iyilerin en iyisidir. Mutlu olan ada m mükemmel

kutsat iyet ile kutsal olandır.

O

ikiyüz t a n e Ah u n o Vo i rya yı o -

'

söyleyecekt ir: "Tanrı ' n ı n istegi kutsutiyc t in b u yn ı i:�u d ur.

Vohu Mona ' m ı n

z

e n gi n l i kl e r i b ı ı

d i"ınya da M azda i<·in çalışa ­

n a ve rilecek t i r ve A h ı ır a ' ı ı ı ıı onları n yoksı ı l l u klaıı ıı ı l ıa nlkt ­

ıncsi i<·in \Tnligi gü('ü d ; ı g ı t a cakt ı r. O saba n ı ı ı ,!.',iiıııcz ' i ı ı i kıı lbıı <ı ra k Vohı ı Morıa 'yı d ürt kere yıka)';ı c a k t ı r \'(' M ; ızcLı ' ııı ı ı s ı ıy ı ıyla iki kere y ıkaya c;ı k t ı r. '

23 (76).

" D olayısıyla Vohu Mona temiz olucaktır ve

insanoğlu temiz olacaktır. Ve o Volıu M oı ıa 'yu sol koluyLı

a l ı p sa,0,ına . saQ kol u ıı ı ı a l ı p solı ı m ı koy<ı r< ı k Vol ı ı ı M oı ı a yı '

parlak n·ı ı ı ıet lcr yara t aıım y ı l d ız l a r ı n ı �ık l<ı rıcl ı r k i t a n rı la r t a rafı n d a n y;ı pı l ın ı s t ı r. "

24 (80).

" Dokuz gece geçtikten sonra . se n sarapları ka­

dehten ateşe dökeceksin. sert tahtayı ateşe verec e k s i n . sen Vohu Mona'nın tütsüsCınü ateşe atacaksı n ve Vohu Mona'yı parfümleycccksin. "

25 (82).

'Vohu Mona temiz olacaktır ve insan temiz

olacaktır. Dal ı a

s o n ra

o Volı u Mona'yı ı

sa.Q ko l ı ın u sol ı ı ı w .

sol kolur ı ıı sagma giitüret'l'ktir \'C d iyecektir k i : Al ı u r<ı M<ızcld

en ü nlüsüdür. Amesha- Spcntos. c')cla ü n lüdi·ır. Di,0, er t ü m

k ı ı tsal

\'a r l ı l\ b ra siihrct l c r . "

26 (85).

Zncli.ı st Al ı ı ı ra M a z d a 'ya sl lrclı ı :

" Ey hcr ş cy clc n haberdar olan Aı'ı ı ı ra Mazcla. B e n tanrı­

sal adama ve t a n rı sal kadına ı s rar mı t'clcyirn . kötü olan vc

gü nahlar içinde yaşayan Daeva tapan l a rın a mı ısrar edeyi m -

ki: o nlar Ahura t a ra fı n d a n yaratıl a n gezegen i .� lTi c l c b ı ra k­

sınlar: akan suyu. büyiiycn m ı sırları \T zen gi ıı l iklcri ı ı i ı ı ğlTi

1 15


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" kalanlarını bıraksınlar?" Ahura Mazda cevap verdi: "Ey kutsal Zerdüşt." 27 (89). "Ey tüm maddi dünyanın yaratıcısı kutsal var­ lık! Mükafatlar nerede verilmektedir? İnsanlar maddi dün­ yada, ruhları için kazandıkları mükafatları almak için nere­ ye gelmektedirler." 28 (90). Ahura Mazda cevap verdi: "Adam öldüğü vakit, zamanı sona erdiği vakit cehennemvari yaratıklar onu saldı­ racaktır ve üçüncü gece bittiğinde şafak yine gelecek ve par­ layacaktır ve Mithra yaratacaktır; odur ki tanrı olarak en za­ rif silahlarla donatılmıştır ve bu tüm mutlu dağlara iletilmiş­ tir." 29 (94) . "O zaman Vizaresho ismindekötü bir varlık; günahlar içinde yaşayan ve Daeva'ya tapanların ruhlarını zincirlerle taşıyacaktır. Ruh zaman tarafından yaratılmış yerden girecek ve tüm kötü olanlara ve iyi olanlara açık olacaktır. Mazda tarafın­ dan yaratılan kutsal köprü olan KİNVAD KÖPRÜSÜNÜN (SI­ RAT KÖPRÜSÜ) başında; aşağıda bıraktıkları dünyasal nes­ nelerinden dolayı mükafatlarını ruhsal varlıklarda isterler. " 30 (98) . "O zaman iyi şekillenmiş, güçlü uzun boylu ba­ kire geldi yanında köpekler vardı ki onlar zerafetle ayırt ede­ bilen istediklerini yapabilen ve anlayış kabiliyeti çok yüksek olan biri idi. O (kız) doğru olanların ruhlarının cennetteki Hora-Be­ rezaiti dağının ve Kinvad köprüsünün üstüne yükselmesini sağlar ve o, onları ilahi Tanrıları ellerine bırakmaktadır. " 3 1 ( 102). Vohu Monah altın koltuğundan yukarı yük­ selir ve haykırır: "Ey kutsal olan, sen nasıl o çürüyen dünya­ dan bu çürümeyen dünyaya geçtin." Ben deniz Vouru- Kusho'ya yakarırım. Ben, parlayan göğe yakarırım. Ben sonsuz ve kudretli aydınlanmış uzaya yakarırım. 32 ( 105). Doğruların ruhlarını memnuniyetle Ahura Mazda'nın altın koltuğunu ver, (ayrıca Amesho-Spentos'ın altın koltuğunu, Ahura Mazda'nın yaratıcısı Ahura Mazda­ ya, Amesha-Spentos'ın bayrağına ve diğer kutsal tüm yara­ tıklara koltuğunu ver.

1 16


AVESTA'.DAN ÖRNEKLER 33 ( 1 08). Kötü amaçlı Docvos, tanrısal olan temizlen­ miş adamın ölümünden sonraki ruhunun kokusundan kor­ kar, tıpkı saldıran-kurttall 'kuzunun korkması gibi. 34 ( 1 1 0).

Uoğnı olanları ı ı r ı ı l ı l ; ı n b1 1 r< 1 d a t oplaıın ı ı s t ı r :

N a i ry a - S; ı rıgl ı o o n l a rla beratw rd i r : J\ h ı ı ra M a zda ' nı ı ı a rk a ­ dası

N < ı i ı>;a - Sarn_ıJıo'dır.

Ahura Mazda'nın dünyasında kendine yakar b üyük Zerdüşt. 35 ( 1 14). Zerdüşt bu kelimeleri Ahura Mazda'dan aldı: "Ben Ahura Mazda tarafından yapılan bu kutsal dünyaya yakarırım. Ben Ahura tarafından yapılan dünyaya ve Mazda tara­ fından yapılan sulara ve kutsal ağaçlara yakarırırm. "

3 6 ( 120). B e n ku tsal o l a rı l anıı pa rla k ve k u d retl i olan­ larına yakarırım. B e n Ahura M azda'mn , Aıneslıa- Spentos'm ve d iğer t ü m kutsal varlıkların kaynağı olan Goro-Nnıarıem'e yakarı­ rım . Ben sonsuz ilahi olan cennete v e Mazda tarafından ya p ı l m ı ş köprü K i n v a d ' a ya k a rı rı m .

rım.

37 (123): Görünüşü uzağa uzanan iyi Saoka'ya yakarı-

Doğruluğun kudreti Fravoshise yakarırım. Ben cennetin yaratılışına yalvannm. Ahura tarafından yaratılan ve Mazda tarafından yapı­ lan zaferi giyer Verethrognoho'ya yakarırım, Altın boynuzlu boğa şeklinde olan parlak ve kudretli yıl­ dız Verethrugnoya yalvannm.

38 ( 129). "Ben Vohistoisti Gatha'ya yalvanyorum. Ben Arzohe'nin Karshuoresine yalvanyorum. Ben Karshvoes of Vourubaresti'ye yalvanyorum. Ben parlak Hvaniratho'ya yalvanyorum. Ben parlak, üstün Hoetumant'a yalvanyorum. Ben iyi Ashi'ye yalvarıyorum. Ben iyi Kista'ye yalvarıyorum. Ben en iyi Kisto'ya yalvanyorum. Ben Aıyon bölgesinin şöhretine yalvanyorum. En büyük çoban olan Parlak Yima'nın şöhretine (şanı1 17


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" na} yalvarıyorum . " 3 9 ( 1 33) . O n ıı n k u rbanlarla ta p ı l m a s ı n ı sagl a . oıı ı ı ıı

ı ı ı c ı ıı ı ı ı ı n iye t i n i ve ho�m ıı t iy e t i n i sagl a : Ey ku t sa l Sr oslı ; ı . ı ı zun bov l u cezal a n d ı rıcı kütü r u h k u t sa l Sraos l ı a .

Şarapları Ateşe dökün, sert tahtaları Ateşe atın, Vohu Gaona'nın tütsüsünü Ateşe atın. 40 (137). "Kutsal Sraosha'ya kurbanları sunun ki, kut­ sal Sroasha kötü ruh Kundayı cezalandırsın. {Odur ki içme­ den sarhoş olandır) O Drug'un adanılan üzerine düşerki (tembel olanlardır, kötü ruhlu Daevo'ya tapanlardır ki, gü­ nah içinde yaşarlar." 41. "Ben Kara balığına yalvannm ki, (Odur ki derin gül­ lerin suları altında yatar) eski ve kudretli Merezu'ya yakarı­ rım. (Odur ki iki ruhun yaratılışındaki savaşta en büyük mevkiye sahiptir.) Oğulları ve sürüleriyle yedi parlak Sro­ vah'a yakarırım." Vazisto ateşine kurbanlar atın ki kötü ruh Spengaghra cezalansın: Ona pişmiş et ve kuynamış süt verin. ( 1 2)

BAHMAN YAST'DAN Birinci Bölüm Lütufkar, geliştirici, mükemmel ve büyük yaratıcı Ahu­ ra Mazdanın rızası, M azdayasnian'ların (Mazdaizm=Zer­ düşt dini) güzel saf dinini meydana getiren meleklerin rah­ meti, onun için uzun ve refah içinde, sağlıklı bir hayatı var eden ki O Benim. 1. Zerdüşt'ün, Ahura Mazda'nın ebedi yaşamı sorduğu Stlıdgar Nask'da söylendiği gibi. Ahura Mazda, Zerdüşt'e Tanrı bilgeliğini gcsterdi. Bunun vasıtasıyla Zerdüşt, üze­ rinde altından, gümüşten, çelikten ve demir karışımı bir maddeden dört dalı bulunan bir ağacı tamamıyla müşahede etti. 2. Bunun üzerine, rüyasında gösterilen bu mizansen içinde derin düşünceye daldı. Uyandığı zaman şöyle dedi: "E>ünyadaki varlıkların ve ruhların Tanrısı! Üzerinde dört dalı bulunan bir ağacı gördüğüm aşikardı." 1 18


AVESTA'.DAN ÖRNEKLER 3. Ahura Mazda, Zerdüşt Sepitama'a şöyle dedi:

"Görmüş olduğun ağaç ve dört dalı, gelecek olan dört dönemi anlatır." 4. Altın Çağ, ben ve senin konuşup, Kral Vistasp'ın dini kabul ederek şeytanların putlarını kıracağı, fakat onların kendi kendilerine değişmeden kaldıkları ilerlemeleri gizle­ dikleri dönemdir.

5. G ii nı i"ı � Cag. F;;ıyü n Kra l ı ( Ka l shalı ) ı\rcl a k l ı sl ı i r' i ı ı . ct:l i k <·ag. l\h«ıd ' ı ı ı ; ı c l ı ı ı ; ı ı ı ı e t l ı ivclcr (aı ı ;"ıs] ı ; ı k rı'ıl;;-ı ı ı ) v; ı ;: ı l · ı ı ı ı s oglu K l ı ü srü ' ıı u ı ı . c\ c ı ı ı i rl c .ka rı s t ı rı l n ı ı s c:ıg İ'.->l' . ön,l'li f r k ' ı ıı sac l; ı rı clanı ı : ı cl: ı.Qı ı u k scy t < ı n b rıı ı ı ı ı c,g( · ı ı w ı ı o l d ı ı k L ı r ı (]i"ııı c ııı l e n l i r . Scrı i ı ı b i ı ı yıl ı ı ı a k;ır s ı l ı k .L>:('lcı ı (satc)z i n ı ) si'ı ıT· ıı i ıı soıı ı ı gl' ! c l i g i n c k . A l ı ! /'.nel i.ı s( Scpi taııı < ı ' 6 . Astad Yast, Horvadad Yast ve Vohüman Yast'ın yo­

rumlarında (zand) söylendiği gibi: Bu zaman esnasında, Bamdad'ın dine karşı gelen Lanetli oğlu Mazdik dikkati çe­ kerek, Tanrının (yazdan) dinin ve ona inananlar arasında karışıklıklara sebep olacaktır.

7. Ve o, Yüce b i ri , Atarô-pü tak{m, clü ri"ı st Atarô-frôbt\L>:.

Atarô - p<l d , Atarôp - M i trô ve Ba k h t-{ıJri cl ' i n rınd a n N i sh ô p ü r' u n Dad-Ah u ra M a z d a

oglu

i kri d i n

ve

ada mla ·

M �1 h - d ü cl ' ı ı rı u ı ı

K h ü srô d ü şm a n l a rı y e n m e k İ \' i rı cl a\'ct e d i l el i . V e

Yast'ları gizlemeyin ve Yakınlarınızın dışındakilere bu yorumları öğretmeyin! 8. Ve onlar, Khüsrô'ya vermiş oldukları sözü tuttular. Khüsrô, onlardan söz vermel e ri n i i st e d i , �övle k i :

VOHUMAN YAST Birinci Bölüm Vohüman Yast yorumunda (zand) . Zerdüşt'ün, Abura Mazda'dan ikinci kez, ebedi yaşamı sorduğu söylenir. Ve şöyle konuştu: 1. "Senin yarattıkların arasında daha etkili ve daha dü­ rüst olan Zerdüşt'üm, Oh Tannın! Beni ne zaman kötülüğe karşı bir ağaç gibi ebedi kılacaksın, Gapatshan, Gôst-i Fıyan

1 19


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" ve bir Peshyôtanü olan Vistasp'ın oğlu Kitrôk-miyan'ı kıldı­ ğın gibi." 2. "Beni ebedi kılacağın zaman, senin iyi dininde olan­ lar inanacaklar ve Mazdayasnian'lann Ahura Mazda'dan al­ dıkları saf ve güzel dinin yükselticileri olup ebedi olacaklardır; Ondan sonra insanlar senin güzel dinine ina­ nacaklardır."

3. Ahımı M azcla şöyle kon u şt u : "Seni ebedi k ı l a c a ğını za m a n . O Zerd ü ş t Scpitama ! O za m an Karap'a dahil Tu r-i fki da rva sh d a ebedi olacaktır ve '

O ebedi olduğunda Tekı ırd ı ığı ı ş ve gelecek var olmayacakt ı r.

4. Zerdüşt, anlatılanları kavramış görünmüyordu; Ve Ahura Mazda, sonsuz bilgeliğiyle Zerdüşt Sepitama, o dü­ rüst ruhun ne düşündüğünü anladı ve Zerdüşt'ün elinden tutup yakaladı. 5. Ve o. lütufkar ruh Ahura Mazda, maddi dünyanın ya­ ratıcısı, sonsuz bilgeliği , şu biçimine getirerek Zerdüşt'ün elinin üzerine koydu ve ona şöyle dedi: 'Yut onu . ! (Bir nefeste yut onu.) 6. Ve Zerdüşt onun bir kısmını yuttu. Bu suretle, son­ suz bilgelik Zerdüşt'le birbirine karıştı. Yedi gün ve gece Zerdüşt, Ahura Mazda'ın bilgeliği için­ deydi. 7. Ve Zerdüşt, dünyanın yedi bölgesinin içindeki insan ve hayvanları müşahede etti. Herbirinin '-açının tellerinin birçoğunun nerede olduğunu ve neyin içinde tutulduğunu. 8. Ve her ne kadar ağaç ve çalı varsa ve Spendermad'ın dünyasında kaç tane bitki varsa nerede ve nasıl büyüdükle­ rini ve nasıl birbirlerine karıştıklarını müşahede etti. 9. Ve Yedinci gün ve gece (Ahura Mazda) , Zerdüşt'ten sonsuz bilgeliği geri aldı. Zerdüşt bu mizansen içinde derin bir düşünceye daldı. Ahura Mazda tarafından oluşturulan hoş bir rüya içinde (sonsuz bilgeliği) onu gördüm ve rüyada aşırılığa kaçmadım. (Kendimi koyvermedim.) 10. Ve her iki eliyle vücudunu (kerp) ovuşturarak şöyle kon•_• ştu: "Uzun bir süre uyudum ve Ahura Mazda tarafın­ dan • lluşturulan bu hoş rüyada kendimi bırakmadım." 1 1. Ahura Mazda dürüst Zerdüşt'e şöyle dedi: "Ahura 1 20


AVESTAVAN ÖRNEKLER Mazda'ın ürettiği hoş rüyada ne görüldü." 12. Zerdüşt şöyle konuştu: "O Abura Mazda. Lütufkar ruh! Maddi dünyanın yaratı­ cısı. iyiliksever yaratıcı! Büyük bir refah içinde şöhretli birini gördüm ki. canı (ruhu) bedeni için rezil durumdaydı. Açtı (gurs) sağduyusu yitmişti. cehennemde gibiydi ve bana yü­ celmiş görünmedi. Yokluk ve sefalet içinde birini gördüm ki mhu cennette huzura ermişti (farpih) Ve bana yücelmiş gö­ rünüyordu." 1 3 . (Ve refah içinde fakat Çocuğu olmayan bir adam gördüm ki. bana yücelmiş görünmedi;) "ve yokluk içinde fa­ kat birçok çocuğu olan birini gördüm ki. bana yücelmiş gö­ rünüyordu. " 14. 'Ve üzerinde Altından, gümüşten, pirinçten. bakır­ dan. (kalaydan} çelikten ve demirle karıştırılmış maddeden yedi dalı bulunan bir ağaç gördüm. " 1 5 . Abura Mazda şöyle konuştu: "O Zerdüşt Sepitama! Sana daha önce söylediğim gibi, O Ağaç Benim, yani. Abura Mazda'ın yaratmış olduğu dün­ yadır. Görmüş olduğun yedi dal ise gelecek olan ve yedi dö­ neme işaret eder. " 16. Altın Çağ, Kral Vistasp'ın hükümranlık (egemenlik) dönemidir. Sen ve ben din hakkında konuşacağı, Vistasp'ın dini kabul edip şeytanların putlarını kınp. şeytanların ilerle­ meyi engelleyici tatbikatlarından vazgeçecekleri dönemdir; Aharman ve şeytanlar karanlığa geri dönüp, su, ateş ve bit­ kilerle ilgileneceklerdir. Spendermad 'ın dünyası aydınlık alacaktır. 17. Gümüş çağ. Kayan'ın (Kal) . onu Spend-dad'ın oglu olarak kabul ettikleri Ardashir'in egemenlik dönemidir. fn­ sanlarla. şeytanları ayırıp bütün donyada o anda varolan di­ ni egemen kılacaktır. 18. Pirinç çağı. dünyayı yeniden yapılandıran ve düzen­ leyen Ardakhshir'in ve Kral Shahpür'un. egemenlik dönemi­ dir. Benim yani. Abura Mazda'nın yarattığı dünyayı yeniden düzenlediğinde, Bütün her yerde İyilik ve M utluluk (bükhtakih) kendini gösterecektir; Muzaffer kader'in Atarô­ pad'ı, gerçek dinin yeniden düzenleyicisi, hazırlanmış pirinç ile günahkarları bu dine, gerçeğe döndürür. 121


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" 1 9 . Ve Bakır çağ, D ü nyada

ı ı ıı ı ı t tı lmava yq?; tutan elin i .

t a m a m e n bozan gi"m a l ı k<ü Ak a ı ı d ,l(�ı r - i l\. i l i sy�!k i h ' i

ve

dirı

kar�ıtl a n nı (gavid - r a s t a k i h ) cl i'ı nya d ; ı ı ı c l cfcclcn Askaıı i a ıı

kra l ı ' n ın h ü k ü m s a rcl li ğü

döne m d i r. 20. Kalay çağı, Hoşnutluk ruhunu ortaya çıkararak,

Aharman büyı'icülerini karanlığa ve kasvete yollayacak Kral Vahram Gar'un hükümranlık dönemidir. 2 1 . Çelik Çağ, Din karşıtlarıyla birlikte, din.e muhalif kalan, Bamdad'ın lanetli oğlu Mazdik'in bu dinden uzak tu­ tulduğu Kevad'ın oğlu Kral Khüsrô'nun egemenlik dönemi­ dir. 22. Ve demirle karıştırılmış çağ, (Senin bin yıllık sürene karşılık zamanın sonunda, öfkeli lrk'ın saçları birbirine ka­ rışmış iblislerinin hüküm süreceği dönemdir.) O Zerdüşt Se­ pitama! 23. Zerdüşt şöyle dedi: "Maddi dünyanın yaratıcısı! O lütufkar ruh! Bin yıllık sürenin sonu için ve işaret olarak ne verebilirsin?" 24. Ahura Mazda şöyle konuştu: "Dürüst Zerdüşt! Onu açık olarak göstereceğim: Bin yıl­ lık sürenin sonunu işaret eden olay, yüzlerce, binlerce, sayı­ sız öfkeli ırk'ın saçları karışmış iblisleri (şeytanları) Do­ ğu'dan öfkeden gözü dönmüş şekilde, Iran'a (Afran shatrô) saldıracaklardır. " 25. Sancakları yükseğe çektiler ve dünyada yaşayanla­ rı katlettiler. Saçları karmakarışık ve çağı küçük ve aşağı (nitfım) döldendir. Yakıp yıkarak ilerlerler; O Zerdüşt Sepi­ tama! Gazap soyu yanlış yaratıldı (vishfıd) ve orijini belli de­ ğildir. 26. "Ben, Ahura Mazda'nm yarattığı İ ran topraklarını büyüyle yakıp, yıkacaklar. Ev sahiplerinin evlerini, toprağı işleyenlerin topraklarını; refahı, asal eti , egemenliği, dini, doğruluğu, emniyeti, hoşnutluğu ve bütün karakteristikleri yaratan Ben, Ahura Mazda'nın Mazdayasnian'ların saf dini­ ni mahvettiler. Vahram'ın ateşi kararlaştırılan yerde ortaya çıkarılır, dehşetli yıkım ve dert göze çarpacaktır." 27. Ve o büyük bölge bir şehire, o büyük şehir bir köye, o büyük köy bir aileye ve O (büyük) aile tek bir şuura dönü­

şecektir. 1 22


AVESTAVAN ÖRNEKLER 28. O Zerdüşt Sepitamal Onlar, Ahura Mazda'nın bu İran ülkelerini zulum ve kötü yönetim ile günah içinde soka­ caklar. Saçları darmadağın bu şeytanlar öyle yalancılardır ki ne söylerlerse, yapmazlar ve aşağı bir dine mensup olduk­ ları için ne söylemezlerse yaparlar. 29. Onların yardımcıları ve taraftarları samimi değil­ dirler. Hiçbir yasa yoktur ve emniyeti sağlayamazlar. Hiç kimse güven vermezler; hile, açgözlülük ve kötü idare ile bu İran ülkelerini harap edeceklerdir. 30. Ve o zaman, Zerdüşt Sepitama! Bütün insanlar ya­ lan olacaklar, yakın arkadaşlar farklı taraflara, ilgilere, umut ve beklentilere sahip olacaklar. Ruh'a hürmet yüıyü­ zünden kalkacak: Babanın oğula, kardeşin kardeşe sevgisi kalmayacak. Üvey oğul, üvey babasının gözünde bir dilenci gibi (Kidyak orkasik) olacak, Ana, kızından yabancılaşıp ay­ rılacaktır. 3 1. Bin senenin sonu geldiğinde, O Zerdüşt Sepitama! Güneş, bir daha görülmez ve parlamaz (vasangtar) ; Yıl, Ay ve Gün daha kı c;alır; Spendermad'ın dünyası daha kısır olup, her taraf eşkiya dolacaktır. Mahsül alınamayacak, öyle ki on mısır eksen ancak üçü büyüyecek fakat bu üçü de olgunla­ şamayacak; Bitkiler, ağaçlar ve çalılar azalacak. Birisi hasat zamanı, bir üründen yüz on alsa ancak on tanesi işe yarar kalacak, bu on üründe de hiçbir lezzet hoşluk olmayacaktır. 32. İnsanlar daha küçük ve güçsüz doğarlar, daha çok hilebazlık ve bayağıca davranışlar görülür, ekmeğe ve tuza şükran ve hürmet göstermezler ve ülkelerinde (desak) sevgi­ den eser kalmayacaktır. 33. Günahın doruğa ulaştığı bu ülkede dini yaralayan bu insanların özelliklerinden biri de saygısızlıktır. Kendi el­ lerinden çıkan iyi hareketler ve işler çok azdır. Ve bütün mezhepler, onlar için zararlı şeyler üretirler. 34. Bütün dünya ölülerini elbiseli gömecek ölüyü göm­ me ve yıkama olayı yasayla onaylanacak ve insanlar, bun­ dan kaçınmayacaklar. 35. Ekseriyetle, vazifeler ve iyi işler hakkında konuşup, günahkarlığın peşine düşerler. G ünahkarlık, hile, arzu ve hırsla cehenneme koşarlar. 36. Ve bu şaşırtıcı zamanda, O Zerdüşt Sepitama! (Çıl1 23


Z/ERDÜŞT " Ahura Mazda" gm mızrağıyla öfkenin egemenliğini ve öfkeli Irk'ın saçı başı darmadağınık olmuş şeytanları. ) Aşağılık köleler, . ülkenin soylularının otoritelerini kul­ lanarak ileriye yürürler; belinde kutsal kuşak taşıyan din­ darlar, o zaman da, ibadetlerini (padiyavih) yerine getireme­ yecekler. Bu son zamanlarda, maddesel ve bedensel isteklen terketmeleri öyle verimli olacak ki, biri adım adım maddeyi terk edecek veya barashnüm töreninde yıkanır ve ayağını oturma taşınddn (magh) aşağı sarkıtırsa, maddi istekleri terk eder veya kutsanmış çubuklan (baresôm) düzenleyip. kutsanmış kekleri (drônô) özel odalarında (nasfil katak) tan­ rıya adarsa buna kavuşur. 37. Veya, son zamanlarında, iki kişi bir tören gerçekleş­ tirmek için yeterli görülecek, öyle ki bu din hiçliğe karışıp yok olabilir. Her ne kadar din adına bir görev olmasına karşın, hiç birşey yapmasa da; yüz kişiden, çok sayıda kişiden an­ cak biri bu dine inanacak . O'da hiçmetçisi birden bire düşen ve uygun bir şekilde odun ve tütsü sağlayamadığından Vahram'ın a.teşi, hiçliğe karışıp, sönecek. Veya bir adam iba­ detini yapsa ve Nirangistan'ı (Dini formüllerin listesi) bilme­ se bile, iyi dilekleriyle onu tutuşturacak. 38. Saygıdeğer olan servet bütünüyle alçaltılmış inan­ ca (kevid-keshan) dönüşecek: Soyluların erdem sahibi iyi iş­ ler yapmış olanları ve eski din adanılan bile günahkarlara dönüşecek. Daha düşük seviyede olanlar, asillerin, yüksek rütbeli subayların ve din adamlarının kızlarıyla evlenecek; Asiller, itibarlı insanlar ve din adanılan yoksullaşıp köleleşe­ cekler. 39. Bayağılık, otoritenin ve büyüklüğün yerini alacak, alçaklık ve acizlik en önemli ve gelişmiş yerlere gelecek, dini yüceltenlerin sözleri, adil yargının karar ve onayı, iyiler ve dürüstler arasında bile sıradan konuşan insanların (andezô-gôkan) sözleri gibi olacak; aşağılıkların, iftiracıla­ rın, adı kötüye çıkmış olanların, alaycıların ve bu çeşit in­ sanların sözleri ve fıkirleri doğru ve inanılır olacak. bu konu­ da yalandan da olsa yemin eedip, ben, Ahura Mazda hakkın­ da ileri, geri, yanlış bir şekilde konuşacaklar. 40. Din adanılan ve taraftarlarının kötülüğün hüküm sürmesini istemelerine razı olanlar; o kötü konuşur, onlar

1 24


AVESTAVAN ÖRNEKLER da bunu kabul ederler; Ahura Mazda ve şeytanların kinleıi (husumetleıi) onlar üzeıinde daha fazla etkili olur; insanla­ rın işledikleıi beş günahın dışında, din adanılan ve taraftar­ ları üç günah daha işlerler, onlar iyinin düşmanıdırlar, öyle ki biıi diğeıiyle alakalı kötü hataları konuşabilirler; üzerleıi­ ne aldıkları seremonileıi gerçekleştirmeyip, cehenneme gir­ mekten hiç korkmazlar. 4 1 . Ve onuncu asrın kışında, ki o senin bin yılının so­ nudur, O dürüst Zerdüşt! Bütün insanlık vahyi gözardı edip, basiretini bağlayacak, öyle ki, doğru rüzgar ve bulutlar ol­ masına karşın uygun bir zaman ve mevsim de yağmur yağ­ mayacaktır. 42. Ve siyah bir bulut, bütün gökyüzünü geceye çevirir, sıcak ve soğuk rüzgarlar (gelip) yağmur uygun zamanda top­ rağa düşmüş olsa bilme, tohumluk mısın ve mahsulü yok eder. Nehirlerin ve dereleıin sulan azalacak ve bir daha hiç yükselmeyecektir. 43. Ve Burden'in hayvanları öküz ve koyun daha fazla ıstıraba sebep olur ve acemicesine daha az verimlilik elde ederler. Tüyleri adi deıileıi daha incedir. Süt artmayacak ve daha az kaymaya (karbist) sahip olacaktır; çalışan öküzün gücü daha az alır ve süratli atın çevikliği azalıp, daha az yük taşır. 44. Ve bu şaşırtıcı zamanda O Zerdüşt Sepitama! Kut­ sal kuşağı beline kim takar? Günah peşinde koşan bozuk yönetim ve onun birçok yanlış karan bir kasırga gibi insan­ ların hayatlarını yaşanmaz hale getiıir. O kadar ki ölümü bir nimet gibi ararlar; gençler ve çocuklar endişe içinde, boş boş konuşup dedikodu yaparlar ve kalbin neşesi onlar arasında yükselmez. 45. Ve tereddüt etmeksizin inanmadıkları halde birçok yerde, atalarının dini bayramlarının birer bölümü olan me­ leklerin öfkelerinin yatıştırılması ve koruyucu ruhlar için mevsimlik festivallerdeki törenlerde dua ve ibadet ederler. Kanunlara uyğun olarak ödül verıp.emekle birlikte, hediye ve zekat da vermezler. Buna rağmen veıirlerse de pişman olur­ lar.

46. Ve Mazdayasnianların güzel dinine saygı gösteren, iyi dini insanları bile, diğer insanların yaşadıkları gibi yaşa1 25


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" maya başlarlar ve kendi dinlerine inanmazlar. 47. Ve soylu, büyük hayırsever, kendi ülkesinin ve böl­ genin erdemlileri, putperestler gibi kendi özyurtlanndan ve a.ilelerinden ayn düşecekler; aşağılık ve şerefsizliklerden birşeyler dilenip, yoksullaşarak acze düşerler; Onların için­ den onda dokuzu kuzey tarafından mahvolacaktır. 48. Kötü idarelerinden dolayı her şey, hiçliğe, yoksullu­ ğa, hafiflik ve ahlak bozukluğuna doğru gider. Spender­ mad'ın yeıyüzü ağzını genişçe açar. Altın, gümüş, pirinç, ka­ lay ve kurşun gibi kıymetli taşlar ve metaller ortaya çıkar. 49. Yönetim ve eğemenlik Türk ve Turani (Atür) olma­ yanların orduları gibi, kölelerine geçer. Aynca dağlı kimsele­ rin arasındaki gibi çalkantılı bir yapıya sahip olurlar. 50. Egemenlik, deriden yapılmış kuşak taşıyanlardan , Araplardan (Tcizigan) ve Romalılardan onlara geçecek ve öyle bozuk bir yönetim gösterecekler ki erdemli, dürüst bitini öl­ dürdüklerinde, o kişi, onların gözünde sıradan birisi olacak­ tır. 5 1 . Ve güvenlik, ön ve varlık, ülke ve aileler, refah ve dişleri, nehirler, pınarlar iyi dinin sahipleri, daha öncekile­ rin standartları ve ordu; bu İranlı olmayanlara dönüşür. Bü­ tün dünyada ve bu öfkeli ve arzulu yönetim hüküm sürer. 52. Hırslı gözleri bir türlü doymak bilmez, dünyanın servetini istif edip yeraltına gizlerler. Günahkarca, cinsel sa­ pıklıklar, adetli kadınlarla cinsel ilişki gibi birçok doğal ol­ mayan düşkünlükler yaparlar. 53. Ve bu şaşırtıcı zamanda gece daha parlaktır. Yıl, Ay ve gün üçte bir azalacaktır. Spendermad'ın yeryüzünde ıstı­ rap, ölüm ve yoksulluk artarak daha şiddetli yaşanacaktır. 54. Ahura Mazda Zerdüşt Sepitama'a şöyle dedi: "Önceden haber v�diğim bu şey; O günahkar ruh, onun için yokedilmesi gerektiğinde daha ezici ve zorba olur." 55. Onun için Ahura Mazda Zerdüşt'te şöyle dedi: "Bütünüyle araştır ve kalbinle öğren. Zand, Pazand yardımıyla onu adamakıllı öğret ve tefsir et. Dünyada ileri geri konuşan din adanılan ve taraftarlarına anlat onu. Öyle ki, onuncu asrın kışından haberleri yoktur, o zaman anlat onlara! Öyle ki gelecek varoluşlannnın umudu ve kendi can­ larının korunması için; belki dinin törenleri içinde (dinô 1 26


AVESTA'DAN ÔRNEKLER yesnan) . diğer dinlerin sebep olduğu dertleri, günalu ve bas­ kıyı uzaklaştırabilirler. 56. Ve, bundan başka, sana şunu söylüyorum, o Zer­ düşt Sepitama! Her kim ki, o zamanda, ruhu koruyamayan beden için yalvarır, o şişman da olsa, ruhu açtır ve cehenne­ me meyleder, kim ki ruhu için yardım ister, yalvarır, bedeni aç ve sefalet içinde de olsa, ruhu cennettedir. ( 13)

127


GATALAR Avesta'nın en eski ve en kutsal kısmı "Gatalar"dır. Ga­ talar 'Yesna"nın cüz'lerindendir. Avesta'da bu kelime "Ga­ ha", Pehlevide "Gas" cem'i "Gasan"dır. Pehlevide de "Ga­ ta"nın her şiirine "Gas" derler. Sanskrit dilinde Gasa, eski Brahman ve Budist kitaplarında nesir arasına sokulan manzum parçaların adıdır. Vestanın Gatası da böyle idi. Öl­ çülü olduğu için (Gata=nazım, şiir) denmiştir. Fakat ölçüsü bugün İran'da kullanılan aruz ölçüsüne benzemez. Öteki Hindu Avrupai kavimlerin şiir ölçülerine yakındır. Brahmanların "Rig Vida" sında birkaç mısradan bir kıta yapmışlardır. Beyitlerin sayısı, hecelerin ahengi, her mısra­ m belirli yerindeki kesintiler bakımından uyumu , "Rig Ve­ da"yı hatırlatır. İkisi de aynı kaynaktan gelmiştir. Çok eski­ den beri Gatalar Zerdüşt'ün sözleri sayılır ve özel bir saygı ile karşılanırdı. Sasaniyan Avestasında (Stot yeşt) ismindeki birinci Gasak nüsükü başında gelir. 57.Yesr.anın sekizinci fıkrasında şöyle yazar: ''Biz, Zerdüşt Spentmanın beş Gatasını ilk önce

okuyan kutlu meleği övüyoruz. "

Vendidadın 1 9 . fergerd 38 . fıkrasında beş gatadan yar­ dım isteniyor. 'Vispered"in birinci girdesinde de beş Gatanın adı anilıp her birine (durud=hamdü sena) gönderilir. Gatalar uğur ve bereket vermek için Avesta'nın diğer cüzleri arasına sokulmuştur. Eski İranlıların özel isimleri­ nin arasında birçok "Pencboht"a rastlanır. "Bohten" Pehlevi dilinde kurtulmak demektir. Pençten (beşten) , yani Gatalar tarafından kurtarılmış manasınadır. Gataların tamamı 1 7 haiti (fasıl) . 238 kıta, 896 mısra. 5560 kelimedir. B u şiirler bugün İran edebiyat dünyasına, en eski zamanlardan arma­ ğan kalan en eski eserdir. G atalar kullanım ve incelik, dil, tabir, fikir itibarıyla 1 28


GATALAR Avesta'nın öteki kısımlarından farklıdır. Onda kullanılan birçok deyimler Avesta'da yoktur. Bu deyimlerin benzerleri­ ni Brahmanların en eski dini kitaplarında aramak lazımdır. Brahman ve Budist kitaplarında Gata kelimesinin manası­ na bakılırsa, Avesta Gatasına bugün elde olmayan düzyazı haline getirilmiş sözlerin bir cüz'ü demek mümkündür. Bu sözleri belki iyice ezberlensin diye ölçülü bir hale koymuşlar­ dır. Bu biçimde yazmak Hindu Avrupai (Ari) kavimlere ait­ tir. Gatalann bugünkü hali de, eskiden metin olmayan ko­ nular arasına katılmış ölçülü parçalar olduğunu kanıtlar. Çünki birçoklarının başı ve sonu yoktur; birçok yerlerde de birden kesilmiş ve tamamlanmamıştır. Bu onun manasını tamamlayan ve aydınlatan düzyazı kısmının ortadan kalktı­ ğını. şiir kısmının ise hafızalarda yaşadığını gösterir. Bazı yerlerde birkaç kıtanın birbirine bağlı olması ise, ya aradaki metin aralığının çok az olmasından veya hiç olmamasından ileri gelmiştir. Ama yine de Gataların böyle dağınık olması onların anlaşırlığını bozmaz. Hatta beş Gata fikir ve hayal (imajinasyon) bakımından baştan başa birbirine bağlıdır. Denilebilir ki Sasani zamanının Gatalan bugün hemen hemen tamamen eldedir. Gatalar Zerdüşt'ün kendi sözle­ ridir. Avesta'daki beş Gata Tevrat'taki beş sefere benzer.

1 . Gata

EHNUD GAT (Büyük - Baş Gata) Birinci Gatanm ismi Ehune veiti, yani Ehune veiti ile başlayan Gata demektir. Bu Gatanın ismi bugün mevcut olmayan bir kıtanın ilk iki kelimesinden alınmıştır. Bu kelimenin manası 'büyük, baş, sahip " di r. Birinci "Gata"nın ismi Pehlevide Ehnud Gat'dır. Ehnud Gat yedi (Ha)'yı ihtiva eder. 1 , 2, 3. (Ha)'lar on birer kıta, 4. 22; 5. 1 6; 6. 14; 7. ise 15 kıtalıdır. Ehnudun her kıtası 3 mısra, her mısra 1 6 hecelidir. Kesim yeri 7. heceden

1 29


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" sonradır 7+9. Mensur yedi (Ha) - Birinci Gatadan sonra (Heptin Hai­ ti=yedi parça) başlar. Bu, nesir olduğu için Gataya dahil de­ ğildir. Fakat eskiden beri bu parçayı birinci Gata ile ikinci Gata arasına koymuşlardır. Bunlar Gataya benzerler, arala­ rındaki fark birinin manzum diğerinin mensur olmasıdır. Bir de bu yedi (Ha) Gatalar kadar eski değildir. 35. Yesnadan 42. Yesnaya kadar devam eder. 2. Gata

UŞTUD (Uşteveiti) GAT (Kurtuluş Gatası) "Uşte" yani kurtuluş ve afiyet ile başlayan Gata de­ mektir. 43. Yesnadan 46. Yesnaya kadar devam eder. 4 (Ha) dan ibarettir. Birinci (Ha)da 16, ikincide 20, üçüncüde 1 1 , dördüncüde 19 kıta vardır. Her kıta beş mısralı, her mısra 1 1 heceJidir. Kesim yeri 4. hecededir: 4+7. 3. Gata

SPENTMED (Spentamainyu) GAT (Kutsal Akıl Gatası) Bu Gatanın ismi kutsal akıl manasınadır. Dört (Ha)yı kapsar. 47. Yesnadan 50. Yesnaya kadar devam eder. Birin­ ci (Ha) da 6, iki ve üçüncülerde 12; dördüncüde 1 1 kıt'a var­ dır. Her kıt'a 4 mısra ve 1 1 hecelidir. Kesim yeri 4. hecededir: 4+7. 4. Gata

VOHU HIŞTER (Vohu Hoşotra) GAT (İyi Ülke Gatası) Bu Gatanın ismi iyi güç, güzel memleket manasına gelir. Bir (Ha)'yı kapsar. 22 kıtadan ibaret olan bu (Ha) 5 1 . Yesn ıdır. Her kıta 3 mısra, her mısra 1 4 hecedir. Kesim yeri orta<: .ıdır: 7+ 7. 130


GATAIAR Bu Gatadan sonra mensur bir (Ha) başlar. 52. Yesna bu kısa (Ha) dır. 5. Gata

VEHİŞTVEŞT (Vohiştaiştay) GAT (İyi Dilek Gatası) Bu Gatanın ismi en iyi dilek, en iyi zenginlik manasına gelir. Dokuz kıta.dan meydana gelmiştir. Her kı­ tanın iki kısa iki uzun mısrası vardır. Kısa mısraların her biri 12'şer hecedir. Kesim yeri yedinci hecededir: 7+5. Büyük mısralar 19 hecelidir. Kesim yerleri 7. ve 14. he­ celerdedir: 7+7+5.

131


ZERDÜŞT " Ahura Mazda"

EHNUD GAT

C l4J

(Büyük - Baş Gata) Yesna: 28 Zerdüşt'ün düşüncesi, sözü ve işi, baştanbaşa ilham eseridir. Ey Emşaspendler, bu dua ( 15) Gatayı kabul ediniz. Kutsal Gata size hamdü sena olsun. - 1 -

Mazda'nın kutsal aklını övmek için ellerimi yardım isteyerek kaldırır ve ey doğruluk, her şeyden evvel dile­ rim ki, Vohu menahı (temiz yaradılışı) ve yaradılışın ru­ hunu hoşnut edeyim. - 2Ey Mazda Ahura ve ey Vohu menah, ben size hizmet edecek adamım. Doğruluk vasıtası ile iki dünyanın zafer:.ıi bana ihsan ediniz. O zafer ki dindarlara mutluluk ve neşe verir. -3Ey Mazda Abura ve ey Aşa ve ey Vohu menah, ben si­ zin ve Armaiti tarafından kendilerine ebedi diyar hazır­ lananlar için terennüm ediyorum (Gatayı okuyorum). Şimdiye kadar kimse tarafından terennüm edilmeyen bu duaları sizden yardım istediğim zaman imdadıma koşa­ sınız diye okuyorum.

1 32


EHNUD GAT (Büyük Baş Gata} -

-

4-

Ben temiz yaradılış (Vohu menah) ile beraber dindarla­ rın ruhlarını korumak vazifesiyle sorumlu olan insanım. Çünki iyi işi Ahura Mazda'nın nasıl mükafatlandırdığını bili­ yorum. Vücudumda kudret ve kuvvet oldukça insanlara doğruluk yolunu öğreteceğim.

-5Ey doğruluk, ne zaman sana erişeceğim? Ne zaman bir bilgiç gibi temiz yaradılışı görecek, büyük Ahura'mn yaratıcılığı ile Mazda'nın yüceliğini seyrederek sevine­ ceğim. Umuyorum ki dil ve güzel konuşmalarımla ve bu ibadetin mutluluğu ile, yol kesenleri her şeyden büyük olanın (Tanrı'nın) yoluna götüreyim. - 6Ey Mazda, vaat ettiğin gibi Vohumen ve Aşa ile Zer­ düşt'e gelip bana ebediyet ve kuvvetli bir dayanak bağışla. Ta ki onun yardımı ile düşmanlarımı yenip muzaffer olayım.

- 7Ey doğruluk, temiz yaradılışın büyüklüğünü bana yardımcı et. Ey Armaiti, Güştasb ile benim dileklerimizi bağışla. Ey Mazda, ey benim padişahım, öyle yap ki senin peygamberin, kendini dinleyenler (kendine itaat eden­ ler) edinsin. - 8Ey her şeyden iyi olan ve en iyi doğruluğu irade eden, ünlü kahraman Fraşaoştra ( 16) ile kendim için ve sana ina­ nan seni isteyen insan için ebedi temiz yaratılışın ürünü olan ve en iyi şeyi dilerim.

1 33


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" -9 Senin ihsanlarına şükrederek Ey Abura Mazda, ey doğruluk ve ey temiz yaratılış [Vohu menah), daima ga- · zabına uğramamak için çalışıyorum. Ey sen ki bizim is­ tediğimiz senden ortaya çıkmıştır ve cennet umudumuz senden yanadır, senden kendi hamdü senana dair teren­ nümler dilerim.

- 10 İşlerinin doğruluğu ve fikirlerinin temizliği dolayısı ile ödüle layık gördüğün insanların dileklerini yerine getir. Çünki iyi biliyorum ki sana taptınlan bu yakarışlar ve dua­ lar, senin katında kabule değer olup iyi neticeler doğurur. - 11 Mademki doğru iş ve iyi düşünceyi halka kendilerini korumak için tavsiye ve öğütleyeceğim; öyle ise Ey Maz­ da, bana kendi dil ve 8klınla. öğret ki ölümden sonraki ya­ şayış nasıl olacaktır?

Yesna: 29 - 1 Ey Ahura Mazda, 'Yaradılışın ruhu" senin dergahına şikayet ediyor ve diyor ki: Beni kimin için vücuda getirdin, kim beni yarattı? Zulüm, kavga, gazap, beni aciz, zayıf bir hale soktu. Benim senden başka koruyucum yoktur. Bana ebedi bir yaşayış ve mutluluk bağışla. -2O zaman Yaratılışın ruhunu yaratan, Aşa'dan (doğ­ ruluk) sordu:

1 34


EHNUD GAT (Büyük - Baş Gata} -Sen ''Yaratılışın ruhu" için ona huzur verecek, onun yan ve teselli verici olacak bir idil hakim tanıyor nıu­ sun? Kimdir o kimse ki böyle bir hüküm vermeye layık olsun, o kimse ki gazabı ve yalanın dostlarını yensin, mahvetsin?

-3Aşa, Yaradan'a cevap verdi: -Yaradılışın ruhu için kuvvetli bir yardımcı yoktur. İn­ sanlar arasında kendilerine bağlı olanlara nasıl muamele edileceğini bilen kimse yoktur. Ahura söyler: Ölümlüler arasında en kuvvetli odur ki ben onun yalva­ rışlarını kabul eder ve yardımına koşarım.

-4Aşa söyler: Herkesten iyi olan Mazda, şeytan ve in­ sanın geçmiş zamanda yaptıklarını ve bundan sonra ya­ pacaklarım bilir. Hüküm Ahura'mndır.

O ne irade ederse

biz ona razıyız.

-5Ben ve (Yaratılışın ruhu) ikimiz ellerimizi Ahura'ya kal­ dırıp ona şükrediyoruz ve diliyoruz ki iyi iş yapanların yok ol­ malarını, yalana dost olanların doğru yolunda çalışanlara galip gelmelerini reva görmesin.

-6O zaman Mazda Abura, bilen (filim) ve din-ü mezheb yollarını tanıyan Tanrı kendi söyler: - Senin için kutsal ayine göre hareket eden idil bir hakim yoktur. Doğru hayvan besleyen köylüyü sana te­ selli edici olarak verdi.

-7Bu şükür ve sevgi duaları terennümleri iradesi doğru-

135


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" lukla eşit olan bir Ahura Mazda'dandır ve dünyanın ve dün­ yadaki doğru işli insanların kurtuluşu ve mutluluğu için in­ miştir. Yaradılışın ruhu sorar: Ey Vohumen, insanlar arasında kim beni korumak için seçilmiştir? - 8 -

Vohwnen cevap verir: İlilıi ayini kabul eden tek kişi Zerdüşt İspentman'dır. Ey Mazda, doğruluk fikrini yayan odur. Bu sebepten ona güzel söz (kelam) verilmiştir.

-9O zaman Yaradılışın ruhu coştu; söyler: Aciz bir adamın avazı kulağıma geldi. Ben yürekli ve güçlü bir er istiyordum. Ne zaman böyle yüksek bir kahraman feryadıma koşacak?

- 10 Zerdüşt söyler: Ey Ahura, Yaradılışın ruhuna kud­ ret, kuvvet bağışla ve doğruluk, temiz yaratılış ile gücü­ nü artır ki onun kuvvetime barış ve rahatlık kararlaşsın. Evet ey Mazda, ben anladım ki sen onu artırabilirsin.

- 11 Adalet, temiz düşünce ve hükümdarlık nerede? O halde ey insanlar, beni kabul ediniz, ta ki bütün benim yolumda gi­ denler anlasın. Yaradılışın ruhu söyler: Ey Ahura, işte bizim sığınacağımız, dayanacağımız geldi. Bunun şükrü olarak sana övgüler sunuyoruz.

1 36


EHNUD GAT (Büyük Baş Gata) -

Yesna: 30 - 1 -

İşte dinlemek isteyenler için sözüm var: Her şeyden evvel bilen adam, Ahura'ya şükretmek ve Vohuınen'e ya­ karmak için olan bu şarkıları ve bunu dinleyip (itaat edip) doğrudan doğruya parlak saraya (cennete) giden in­ sanın saadetini aklıma yerleştirmelidir.

-2Bu en büyük sözlere kulak veriniz. Onları aydın bir dü­ şünce ile düşününüz. Bu iki ayin (yalan ve doğruluk) arasın­ daki farkı düşününüz. Ondan önceki son gün erişir ve her­ kes kendi kendine dinini seçer. Ola ki sonunda muradımıza ereriz. -3-

İlk önce tasavvur fileminde meydana gelen o ikiz iki cevherden

( 1 7)

birisi düşüncede, sözde ve işte iyiliktir;

öteki de kötülüktür (düşüncede, sözde, işte). Bilgili adam bu ikisinden kötülüğü değil iyiliği seçmelidir.

-4-

Bu iki cevher buluştukları zaman yaşayış ve ölümü meydana getirdiler. Bu yüzdendir ki sonuçta yalana tapan­ lar en kötü yere (cehennem) , doğruluk arkasından gidenler en iyi yere (cennet) gideceklerdir. -5Yalana tapan bu iki cevherden en kötü işi seçmiştir. Doğruluk arkasından giden kişi, daima işi ile Mazda Ahu­ ra'nın hoşnutluğunu kazanmış ve ilahi bir bezekle bezen­ miş olanı seçmiştir.

1 37


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" -6 "Div"ler de bu iki cevher arasında iyiyi kötüden ayırma­ dılar. Çünki birbirleri ile tanıştıkları zaman aldatma (divi) gelip yetişti; onlar da çaresiz en kötü düşünceyi seçtiler. O zaman gazaba yönelip onun vasıtası ile insan yaşayışını mahvederler.

-7-

İlahi kudret (Hşatra), temiz yaratılış (Vohu mena), doğruluk (Aşa) da insamn yardımına koştular. Sevgi me­ leği (Armaiti) insan kalıbına, son imtihan gününde mükafat görebilsin diye sağlamlık ve sabır bağışladı.

-8Ey Ahura Mazda, günahkarlar için senin cezan eriştiği zaman Vohumen de yalanı kıskıvrak bağlayıp doğr ·nun eline teslim edenler için senin emrinde ebedi diyarı hazırlar.

-9Biz insanlara doğru yol gösterenler gibi yaşamak is­ tiyoruz. Ola ki Mazda ve melekleri bizim tarafımıza gelir­ ler ve bire doğruluk ve yardım bağışlarlar; ta ki düşünce­ miz bilginin kaynağına yol bulsun.

- 10 Ondan sonra dünyanın rahatlığına yalan felaketl erişir. Mazda, Vohumen ve Aşa'nın kutlu sarayında vaat edilen mükafat hayırlı işler görüp iyi ad bırakanlara verilir.

- 11 Ey insanlar, eğer Mazda'mn ezeli hükmünden nasip aldımzsa ve bu dünya ile ahiretin mutluluğundan, yala­ na tapanın ebedi zarar ve azabından, iyilik isteyenlerin

1 38


EHNUD GAT (Büyük menfaat ve hazzından haberdar oldunuzsa o için güzel bir gelecek vardır.

-

Baş

Gata)

zaman

sizin

Yesna: 3 1 - 1 -

Buyurduğun üzere işte bir söz söyleyeceğim ki, onu işitmek, yalanın hükmüne kulak verip doğruluğa ait olan . her şeyi mahvedenler için acıdır; fakat yürekten Mazda'ya inananlar için güzel ve tatlıdır. -2Seçilecek en iyi yol size gösterilmediyse ben adil bir bilim sıfatı ile size koşuyorum. Öyle adil hakim ki Abu­ ra Mazda bile onun doğruluğuna ve temizliğine şahittir. Ta ki hepimiz kutsal ayinin gösterdiği yolda yaşayalım. -3Bu iki topluluk için Spenta mainyu ve Azer'in eli ile ne mükafat ve ne ceza vereceksin? Din yolunda çalışan insanın sonu ne olacaktır? Ey Mazda, beni kendi dil ve sözünle bunlardan haber­ dar buyur ki, ben onları insanlara tebliğ edeyim. -4Doğruluktan yardım isteyip Mazda ve melekleri ça­ ğırdıkları zaman Aşa ve Armaiti'den yardım dilersiniz. O zaman ey Vohumen, ebedi filemi umabilir ve onun kuv­ vetiyle yalana karşı zafer kazanabiliriz. - 5 .Ey Aşa, beni en iyi hazzımdan haberdar et; ta ki ey Vo1 39


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" humen, onu birbirinden ayırt edip beni niçin kıskandıkları­ nı anlayayım ve ezberleyeyim . Ey Mazda Ahura, bana mey­ dana gelecek şeylerle varlık şeklini kabul etmeyecek şeyleri öğret. -6Temiz yaradılışlığın bereketi ile mevcut ve sonsuz olan ilam diyar en iyi hazzından, yani Mazda'mn cennet fileminden o kimse nasip alsın ki, beni tekamülün kutlu ifadelerinden ve doğruluğunebediliğinden haberdar eder.

- 7Yaradılışın ilk gününde bu güzel tanrısallığın aydın ol­ masını düşünen, kendi aklının kudretiyle doğruluğu :;, 3.ra­ tandır. Ey Mazda Ahura, o tanrısallık daima senin yükseltti­ ğin iyi yaratılmışların makamıdır. - 8Ey Mazda, sana gönül gözü ile baktığım zaman dü­ şüncemin kuvvetiyle anladım ki önce sensin, sonra sen­ sin, temiz yaradılışın babası sensin, doğruluğu yaratan sensin, dünya işlerinin adil hakimi sensin.

-9Annaiti senindir, hayvanları yaratan kudret ve çiftçileri çiftçi olmayanlardan herhangi birine sığınmak hususunda onları serbest bırakan parlak akıl sendendir. - 10 Beygir bu ikisinden, temiz yaradılışın dostu olan, çalışkan çiftçiyi tercih etti. Çiftçi olmayan (çadırda otu­

ran) onu bulmak için ne kadar kendini azaba soksa senin beğenilen, övülen haberin sayesinde başarılı olmaz.

1 40


EHNUD GAT (Büyük - Baş GataJ - 11 -

Ey Mazda, sen yaradılışın ilk gününde kendi aklından beşer, din ve düşünce kuweti yarattığın ve hayatı madde ka­ lıbına soktuğun, iş ve irade yarattığın zaman istedin ki her­ bir kimse kendi iradesi ile içinden inandığı yolda yürüsün. - 12 O ilk günde birisi ölçülü, tartılı sözlerle sesini yük­ seltmiş; bir başkası yalan sözle kavga koparmış; bilen bilmeyen herkes duygu ve düşüncesine yakışanı yapı­ yor, Armaiti birin.i bırakıp birine koşuyor ve hata tered­ düt içinde olanlara öğüt veriyor.

- 13 Açık olsun gizli olsun cezaya layık olan her işi, hatta en büyük tövbeye layık olan en küçük kötü bir işi sen Aşa'nın yardımı ile bilirsin ve parlak gözlerinle her şeyi görürsün. - 14 Ey Abura, senden soruyorum : Hesap günü gelip geç­ tiği zaman, defterine göre doğruluğun dostları sırasına girenlerin sonlan ve yalana yar olanların cezalan nasıl olacaktır? - 15 Senden soruyorum ey Ahura, fenalığın ve yalana tapın­ manın hüküm sürmesi için çalışanın cezası nedir? O fena adamın ki köylüden kendine hiçbir zarar (incit­ me) gelmediği halde, işi gücü hayvanları ve çalışan köylüleri incitmektir. - 16 Senden soruyorum, eğer bir bilen ( 1 8)_doğruluk saye­ sinde evini, şehri, köyü yüceltmek, sana benzemek ister141


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" se, ey Abura Mazda, ne zaman istediğine erişir ve nasıl davranmalıdır?

- 17 -

Doğruluk peşinde koşanla yalana inanandan hangisi daha büyüktür? Gerektir ki, bir bilen başka bir bileni bun­ dan haberdar etsin. Bilmeyenin bundan fazla şaşırmış bir halde kalması yakışık almaz. Sen ey Mazda Ahura, temiz ya­ ratılışta bizim öğreticimiz ol. - 18 İçimizden hiç biri yalana tapanın sözlerine ve hük­ müne kulak vermemektedir. Çünki o evi barkı, şehri, kö­ yü bozgunluğa (karışıklığa) ve fakirliğe düşürür. Öyle ise onu silahla kovunuz, (kendinizden) uzaklaştınnız.

- 19 Doğruluktan nasip almış olanı dinleyiniz; o bileni dinle­ yiniz ki o, yaşayışa derman verir. O kimseyi dinleyiniz ki o, sözünü ispat için ey Ahura, sen davacılara hüküm vermek için alevlendirilen kızıl ateşinin karşısında beri durabilir. - 20 Doğruluk dostuna inanan kişi, ileriki yaşayışında, uzun süren bir alçaklık, karanlık, kötü yemek, ağlamak inlemek nedir bilmez. Fakat siz ey yalana tapanlar, eğer işleriniz vicdanlarınıza yol gösterirse hayatınız böyle ge­ çecektir.

- 21 Mazda Ahura kendi bütün gücünü, ululuk kudretini kemal (Haurvetato) . ebedilik (Amretat), doğrulu.it (Aşa) , hü­ kümdarlık (Hşatra) ve temiz yaradılışla (Vohumena) bera­ ber, o kimseye verir ki o, düşüncede ve işte kendisine dost­ tur. 1 42


EHNUD GAT (Büyük

-

Baş

Gata)

- 22 -

Bilene ve anlayana açıktır ki ey Mazda Ahura, senin değerli yardımcın sözü ve işi ile doğruluğa ve iyiliğin ebedi diyarına arka (zahir) olandır.

Yesna: 32 - 1 -

Zerdüşt söyler: Mazda Ahura'nın affına nail olmak için ileri gelenler, çiftçiler ( 19) ve hatta siz ey divler, benim öğret­ tiğim gibi çalışınız. Biz senin kölelerin gibi sana düşman olanları senden uzaklaştırmak istiyoruz. .. 2 Onlara, (20) temiz ve ay� (nur) ile birleşmiş olan yaratan; Mazda Abura (Hşatra.) vasıtası ile cevap verir. Sizin içinizde dindar ve kutsal olanların yürekten gelen ibadetleri dolayısı ile biz sizi kendimizden sayıyoruz.

-3Zerdüşt söyler: Fakat siz ey şeytanlar ve sizi öven kim­ se, kötü yaratılmışların soyundansınız. Sizin yaptığınız ya­ lan, kendini beğenmek ve bir zamandan beri yedi iklime şöh­ reti yayılan bu türden işlerdir. -4İnsanlara en kötü darbeyi vurana inandığınızdan be­ ri size iyi düşünceden uzak, Ahura Mazda'nın emirlerin­ den kaçan, kutsal ayinden yüz çeviren şeytanların dostu adını vermek gerek.

-5-

Siz ey şeytanlar, onun (21) (Grihma) ve kötü yaratılışın 1 43


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" kendi kötü düı�ünce ve sözüyle size öğrettiği işi yaparak in­ sanları iyi ve sonsuz yaşayıştan mahrum ediyorsunuz. Hem yalana tapana insan yaşayışını mahvetmeyi o (Grihma) öğ­ retmiştir. - 6 -

O, günahının çokluğundan istediği gibi bir şöhret bırakmaya muvaffak oldu. Ey Abura, sen herkesin hiz­ metini bilir ve hatırında tutarsın. Sen kendi bütün aklın­ la ondan haberdarsın. Ey Mazda ve ey Aşa, onun muhake­ mesi senin ebedi diyarında yapılacaktır.

-7Bu günahlardan hiç biri bilen bir adamdan meydana gelmemelidir. Zira bilindiği gibi erimiş madenle (ateşle) ya­ pılması kararlaştırılmış olan bir imtihandan sonra sonuca ve menfaate erişecekler. Günahın sonucunu, ey Mazda Ahu­ ra, sen herkesten iyi bilirsin. -8Vivihvent'in (22) oğlu Cem'in (23) günahkarlardan olduğu aşikardır. O kimse ki insanların hoşuna gitmek için onlara et yemesini öğretmiştir. Ey Mazda, ileride ikimizin arasındaki davayı sen halledeceksin.

-9İnsanı yoldan azdıran öğretici bütün yaşayışı ve dini lekeler insanların, temiz yaratılmışların değerini tanımala­ nna engel olur. Ey Mazda ve ey Aşa, ruhumdan gelen bu şi­ kayetlerle senin dergahına şikayetçiyim. - 10 Bu o kimsedir ki, kutsal sözü lekeleyip hayvanları ve güneşi çirkinlikle yadediyor. Bu öyle bir çirkinliktir ki, gözlerle görülebilir. Akıllıları yalana tapanlardan sa-

1 44


EHNUD GAT (Büyük Baş Gata} -

yıyor. Otlakları viran ediyor. doğruluğun arkasında ko­ şanlara karşı silih kullanıyor. - 11 Onlar yaşayışı mahvetmeye çalışan kimselerdir. Ey Mazda, bu yalana tapanlar daima bu doğruluk peşinde ko­ şanların k�dınlarını erkeklerini haz ve menfaat umuduyla en iyi yaratılmıştan uzaklaştırmayı düşünürler.

- 12 Ey Mazda. senin nefretin. öğütleriyle insanları iyi iş­ ten döndürenlerin ve sevinçten bağıra çağıra öküz kur­ ban edenlerin üzerine olsun. Grlhma ve onun yolunda gi­ denler ve yalana meyilli olan Karpanlar (24) ve hükiimet­ leri onlardandır. - 13 Grehma ve dünyada yaşayışı mahvedenler, öteki dün­ yada çirkin yaratılmışlığın sarayına girdikleri zaman, her ne kadar senin peygamberinin haberi erişince ağlayıp inerlerse de yine doğruluğun yüzünü görmekten mahrum kalırlar.

- 14 Çok zamandan beri Grehma ve öküzü kurban edenler kendi bütün düşünce ve kuvvetlerini zulme hasretmiş­ lerdir. Çünki bu suretle yalana tapanlara yardım ettiklerini samyorlar ve diyorlar ki ölümü uzaklaştıran. (25) bizim yardımımıza koşsun diye öküz kurban edilmesi lazım­ dır.

- 15 -

Bu sebeple Karpanlar ve öküz kurban edenlerin hane­ danı, zulümleri altında kaldıkları halde onlara itaat etme­ yenler tarafından,mahvedilirler. Bu iki melek (Hordad, Mer-

1 45


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" dad) onların şahitleridir ve onları temiz yaratılmış sarayına sokarlar. - 16 Her şeyden iyi. her şeyden makbul budur. ey Mazda Abura. ki sen her şeye bilhassa yalana tapanın zulmüne engel olan beni mahvetmek isteyene galipsin.

Yesna: 33 - 1 İlk günün ayininde emir buyurulduğu üzere adalet sa­ hibi yaradan, yalana tapan ile doğruluğun arkasında koşan­ ların ceza ve mükafatlarını verdiği zaman, yaptığı işler ara­ sında iyi ve kötü karışık olanların da hesabını görecek (yani ne kadar kötü iş yaptıklarını hesaplayacak). -2Yalana tapana karşı dil ile. düşüncesiyle. elleriyle savaşan veya yalan peşinde koşanlardan birini hayır di­ nine sokan kişi, Mazda Ahura'nm rızasını kazanır ve kur­ tulur. -3Doğruluğu sevenin mutlu olmasını isteyen -ister din ulularından ister yöneticilerden, ister çiftçilerden olsun hayvanlara hizmet eden bir kimse bir gün Aşa ve Vohu­ men'in bostanında (cennet) ömür sürer. -4Ey Mazda, ben o kimseyim ki. dua ve niyazımla asi ve kötü yaratılmışlarınm senden uzaklaşmasım isterim. Yine isterim ki savaşçıdan gurur. çiftçilerden komşuları­ mn yalam. din ulularından alçak yaradılışlı olanlar. hay­ vanların otlağından en kötü korucu uzak olsan. 1 46


EHNUD GAT (Büyük

-

Baş

Gata}

-5 Ben yaşayış sona erdikten sonra temiz yaratılış ülke­ sinde, insanı doğruluğa ileten doğru yolda, yani Mazda Ahu­ ra'nın huzurundan ey en büyük melek, seni yardıma çağıra­ cak olan kimseyim. - 6 -

Ben o önderim ki , doğruluğun şaşmaz yolunu öğret­ tim. İşte temiz yaratılıştan bir şey öğrenmek istiyorum ki onunla ekinciliği yoluna koyayım ve bu umutla bu iki­ sini (doğruluk meleği Aşa ile temiz yaratılmışlık meleği Vohumen) görmek ve onlara danışmak istiyorum .

-7Ey her şeyden iyi, bana gel ve bana bir bak. Ey Mazda, . ey doğruluk ve temiz yaratılış, kendinizi bana gösteriniz; ta ki beni bana inananlardan başkaları da dinleyebilsinler. Aramızda şükretme ve icapları yerine getirme yolu bilinsin. -8 -

Ey Vohumen ve ey Aşa benden çıkan her şeyi, benim gibi bir kimseden sizin gibilere sunulan duayı, size ya­ karmak için ifade ettiğim sözleri doğru ve dürüst sayı­ nız! Ey Hordad ve ey Emerdad, bana kendinize mahsus olan sıfatları (kurtuluş ve ebedilik) bağışlayınız.

-9Ey Mazda, aklını o iki güzellik yardımcısına bağışla ki, onların ışığıyla doğruluk ülkesi feyiz bulur ve övünür. En iyi yaradılışı o, benim doğru yola getirdiğim kimseye vermelidir. Muhakkak ki bu ikisinin (Hordad, Emerdad) yardımı bizim üzerimizdedir. Çünki onların ruhu birbirine çok uygundur adeta bir gibidirler. 1 47


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" - 10 Ey Mazda; geçmiş, şimdi ve geleceğe ait bütün yaşa­ yış güzelliklerini bize bağışla. Vohumen, Hşatra ve Aşa'nın yardımları ile cismani yaşayışı güzel ve mutlu bir hale koy.

- 11 -

Ey her şeyden güçlü, ey Mazda ve ey Armaiti, ey Aşa, ey Vohumen, ey Hşatra ey siz ki insanlara cenneti bağışlamak: elinizdedir, beni dinleyiniz, hesap ve ceza gününde bana acı­ yınız. - 12 -

Ey Abura, kendini bana göster ve Armaiti vasıtası ile bana güç ver. Ey Mazda, kendi kutsal aklının yardımı ile bize güç ve kuvvet ver. Yaptığımız işlere karşılık Aşa'nm nurundan mükafat bağışla; Vohumen vasıtası ile bizi güçlendir. (26)

- 13 Beni korumak için ey Ahura, ey uzağı gören; ruhsal ül­ kenin benzersiz lütfunu bana, inananlara vaat etmelisin, Ey Arrnaiti kutsal ruha doğruluğu öğret. - 14 Zerdüşt kendi canını, düşünce, söz ve işinin en se­ çilmişini bütün alçak gönüllülüğü ve bütün yüksekliği i­ le Mazda ve doğruluğun eşiğine şükür işareti olarak su­ nuyoruz.

Yesna: 34 - 1 Ey Mazda, biz işleri, sözleri, şükrettikleri yüzünden kendilerine sonsuzluk, doğruluk ve kurtuluş ülkesini bağış1 48


EHNUD GAT (Büyük

-

Baş

Gata}

ladığının kimselerden olmak istiyoruz. Ta ki ey Ahura senin lütfundan pay alalım.

-2Ruhu doğrulukla ikiz olan temiz insan, (saklamak için) iyi yaratılmışların iyi düşünce ve işlerini övgü ifa­ deleriyle senin yakarış tapına (27) getiriyor Ey Mazda.

-3Ey Ahura ve ey Aşa, bu fidyeyi saygı ve yücelikle size su­ nuyoruz; ta ki temiz yaratılmışın nuru ile hepimizi cennete eriştiresiniz. Evet, akıllılar sizin gibi kimselerden daima fay­ da ve menfaat geleceğine emindirler, Ey Mazda. -4Ey Abura, senin ateşinin alevinden -ki Aşa'mn ışık ile kudretlidir- istiyoruz ki senin, sözüne sadık kalan ve kuvvetli olan kuluna iyilik ve mutluluk, düşmana da bir işaret ile zahmet ve işkence versin.

-5Saltanat sizindir, kudret sizindir ey Mazda, ey Vohu­ men ve ey Aşa. Sizden dileğim şudur ki aciz ve çaresizlerin el­ lerinden tutunuz. Biz kendimizi yol kesen şeytanların ve in­ sanların sürüsünden ayırdık.

- 6Mademki siz hakikatte böylesiniz (yani saltanat, kndret sahibi) ey Mazda, ey Aşa ve ey Vohumetı, bu be­ nim için bu dünyadaki tekamül ve murada ermenin bir müjdesidir; ta ki, size şükür ifadelerim ile daima daha inanlı (emin), daha sevinçli olarak güveneyim.

1 49


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" - 7Ey Mazda, öğrettikleri şeylerle kendilerine uy mlara wrluk ve zahmet karşılığı olarak bir parça fayda vere' .ıilenler senin katında değerli midirler?

Ey Aşa, ben sizden başka bir sığınacak yer ve arka tanı­ mıyorum. Bizi koruyunuz, bize arka olunuz! -8Onlar bizi, senin iradene muhalif olarak, birçok kim­ seler tehlikeye düşer diye korkutuyorlar. Çünki benden daha güçsüz (28) olan o doğruluğu bilmeyenlerden daha kuvvetlidir ve cennet nimetinden uzak kalacaktır.

-9Seni tanıyanlar. katında değerli olan spenta Armaiti'ye hakaret gözü ile bakanlar bu hareketlerinden dolayı iyi yara­ tılıştan uzak kalacaklar ve işleri baştan başa nefret ve çirkin olacaktır. Vahşi hayvanlar, yırtıcı canavarlar bizden nasıl kaçı­ yorlarsa doğruluk da onlardan öyle kaçar.

- 10 Bilen, akıllı adamı temiz yaratılmış olmanın gerek­ tirdiği işe ve doğruluk artıran ve seven kutsal Armaiti'ye sevk etti ve bilhassa ey Mazda Abura, onu senin ruhsal ülkene umutlandırdı.

- 11 -

Aşa ve Armaiti'nirı nuru ile daima övünç ve ışıkveren te­ miz yaratılmışlılık ülkesinde senin iki nimetinden pay alır­ lar; kurtuluş şarabı içer, sonsuzluk yemeği yerler. İ şte sen ey Mazda, düşmanlarına düşman olanları böyle yargılarsın. -

12

-

Ey Mazda, ey Aşa senin ayinin nedir; nasıl şükür na-

1 50


EHNUD GAT (Büyük

-

Baş

Gata)

sıl yak.anş istersin bize bildir; ta ki herkes Aşa vasıtası ile nasıl mükafat ve ceza verebileceğini işitsin. Y'me Aşa'nm yardımı ile temiz yaratılmışlığın iyi yolunu bize göster. - 13 Ey Mazda, akıllı ve anlayışlı olanların (Zerdüşt dinini hi­ maye edenler) ruhlan, kararlaştırdığın mükafatı almak için bana bildirdiğin ve doğruluğun nuru ile güzelleşen yoldan, temiz yaratılmışlık yolundan geçeceklerdir. - 14 Evet ey Mazda, bu değeri yüksek mükafatı, Vohu­ men'in yardımı ile bu geçici dünyada çalışana verirsin. Nasıl ki senin çalışanları akıl ve tedbire sevk eden ayi.­ ninde böyle vaat edilmiştir. - 15 Ey Mazda, en güzel bilgiyi ve en güzel işi bana öğret. Ey Vohumen ve Aşa, yapmaya borçlu olduğumuz şükürleri bize öğretiniz. Ey Ahura, kendi kudretinle öyle yap ki insan senin istediğini öğrensin.

151


UŞTUD GAT (Uşteveiti) (Kurtuluş Gatası) Yesna: 43 - 1 Herkesin isteği üzerine, dilekleri veren Ahura'dan istiyorum ki herkesin dileklerini yerine getirerek onlara kudret, sağlamlık ve doğruluk kuvveti versin. Ey Armai­ ti, temiz yaratılmışlık yaşayışının zenginliğinden ve menfaatinden bana bir pay ver.

-2En iyi şey onun nasibi olsun (yukarıdaki kıtada hacet dileyenler) Cenneti isteyene kendi kutsal ve sevgili aklının vasıtası ile cenneti bağışla. Doğruluk bereketiyle bağışladı­ ğın temiz yaratılmışlık rahmetini her gün yüksek yaşayışın sevinci ile ona inayet et. -3O (Zerdüşt) en iyi paya erişsin. Geçici dünya mutlu­ luğu için, bize doğru yolu göster, manevi dünya için de hakiki yaratılmışları. Ahura'nın kutsal yaratıcılığına işaret eden vefakar insan senin gibi bilici ve kutsaldır ey Mazda!

-4İ�ı..iyorum 1 52

ki

ey Mazda, seni kadir ve kutsal tanıyayım.


UŞTUD GAT (Kurtuluş Gatası} Herkesin kısmetini elinde tutup yalana tapanlara ceza ve doğruluğu sevenlere mükafat verdiğin zaman Aşa'nın vası­ tası ile kuwet bulan ateşinin alevi bana temiz yaratılmışlık kudreti verecektir. -5Ey Mazda Abura, seni ilk defa ezeli y�şayışı yarattı­ ğın sırada gördüm ve kutsal tanıdım. Seni öyle bir za­ manda gördüm ki, sen son gün için çirkin iş ve söze çir­ kin saray (cehennem), iyi iş ve söze de iyi mükafat karar­ laştınyordun. - 6-

O son günde ki Ey Mazda sen kutsal aklınla, Vohumen­ le ve doğruluk sarayını bina için çalışmış olan Hşatra ile ora­ ya geleceksin. O zaman Armaiti, senin bilgeliğini kimse alda­ tamaz. - 7-

Bir zamandı ki Vohumen bana koştu ve sordu: Sen kimsin, hangi hanedana mensupsun, eğer senden ve sa­ na bel bağlayanlardan sorarlarsa nasıl ve hangi işaretle kendini tanıtacaksın? İşte o zaman ben seni kutsal tanı­ dım. - 8 -

Ben ona dedim: Ewela Zerdüşt benim gücüm yettiği kadar yalana tapa­ nın hakiki düşmanı, doğruluğu sevenlerin güçlü bir koruyu­ cusu olacağım. Ta ki bu yüzden sonsuzluğun sınırları gö­ zükmeyen ülkesine erişebileyim. Ey Mazda, seni daima böy­ lece övecek ve senin için dua edeceğim. -9O zaman seni kutsal tanıdım, ey Mazda Abura, o

za-

1 53


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" man ki Vohumen bana koştu ve sordu: Kendini ne ile tanıtabilirsin? Zerdüşt söyler: Senin ateşin alevlendikçe ve ben onun karşısında seni överek fidye sundukça doğruluk peşinden ayrılmayacağım.

- 10 Bırak daima gönlümün dileği olan Aşa'ya bakayım. Mazda söyler: İşte ben Armaiti ve Aşa ile sana geldim. Şimdi bize istediğini sor. Evet senin sorgun küçüğün büyüğe yönelttiği sorguya benzer. Çünki o senin en büyük ihtiyacını giderebilir. - 11 O zaman seni kutsal tanıdım ey Mazda Abura, o za­ man ki Vohumen bana geldi ve bana ilk defa senin ayini (ibadet tekniğini) öğretti. Her ne kadar insanlar arasında bu peygamberlik benim için üzücü ve zahmetli ise de va­ zifemi yerine getiririm. Çünki sen onu en iyi (bir vazüe) bildin. - 12 -

Sen bana, Aşa'ya gidip ayin (ibadet tekniğini) öğretmen gerektir dediğin zaman senin buyruğuna başeğdim. O za­ man ki sen söyledin: Kalk, koş; ondan evvelki benim mele­ ğim, yoldaşı Aşa ile beraber yanlarında mal ve hazine olduğu halde iki cemaatin ücreti olan fayda ve zararı bölüşürler. - 13 O zaman seni kutsal tanıdım, ey Mazda Abura ki Vo­ humen dileğimi anlamak için bana geldi. Kimsenin seni bir şeye mecbur edemeyeceğini bilmekle beraber istiyo­ rum ki, bana yüksek ve güzel bir yaşayış ve bu hayat sona

1 54


UŞTUD GAT (Kurtuluş Gatası} erdikten sonra ı.ııahsettiğin ülkenin imkinlannı bağışla­ mayı vaat edesin. - 14 -

Bir bilenin bir dosta bağışlayacağı şekilde senden sığı­ nacak yer ve yardım isterim. Aşa vasıtası ile senin kudret ve saltanatından pay aldığım gibi senin sözünü dinleyenlerle beraber ayağa kalkıp, ayinini lekeleyenlerle savaşmak isti­ yorum. - 15

-

O zaman seni kutsal tanıdım Ey Mazda Abura, bir za­ manda ki Vohumen bana geldi ve her şeyden iyi olan Tuş­ namaiti) (29) bana bildirdi ki: Yalana tapanları sevindirecek hiçbir şey yapmama­ lıdır. Çünki bu hareket bütün doğruluk yolunda gidenle­ rin düşmanlığını çeker. - 16 Ey Ahura, o Zerdüşt senin ruhlarının en kutsalım ken­ disi için seçti. Ey Mazda, doğruluk kalıp gibi (metin) olsun. Sevgi mele­ ği (Armaiti) güneşe benzeyen ülkesinde yaşayış ve kuvvetle dolu olsun. Vohumen de herkesi yaptığı işlere göre iyi mükafatla okşasın.

Yesna: 44 - 1Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Sizin gibilere yalvarmak için edilecek şükür nasıl olmalıdır? Ey Mazda, senin gibi bir kimse gerektir ki, benim gi­ bi bir sevene onu öğretsin. Ve dostum Aşa'nm yardımı ile bizi korumalısın; ta ki

1 55


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" temiz yaratılış bize yönelsin.

- 2Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: Dün­ yanın yaratıldığı zamandan beri faydalı ve iyi iş gören öteki insanlar mükafat görecekler midir? -Evet, o (Zerdüşt). yaşayışı seven ve ona yardım eden kimseler (mükafat göreceklerdir). Ey Mazda, Aşa insanların yaptıkları şeyleri iyi hatırında tutar. -3Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Ya­ radılışın ilk gününde doğruluğun babası kimdir? Kimdir o kimse ki güne�.. ve yıldızı gezmiştir? Kim­ dir o kimse ki, Ay bazen onunla dolu bazen de ondan mahrumdur? Ey Mazda bunu ve daha birçok şeyleri bilmek isterim. -4 -

Sana soruyorum ey Ahura, bana bunu doğruca bildir: Bu yeri alttan ve gök yüzü aşağı düşmediğine göre onu üstten tutan kimdir? Suyu, otu yaratan; rüzgara ve buluta sert yüz veren kimdir? Ey Mazda, temiz yaradılışı kim yarattı? -5Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: Fay­ dalı aydınlık ile karanlığı yaratan kimdir? İnsana zevk veren uyku ile uyanıklığı yaratan kim­ dir? İnsanı duaya çağıran sabahı, öğleyi, geceyi kim ya­ rattı? -6 -

Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: Benim insanlara bildirdiğim şeyler hakikatte dediğim 1 56


UŞTUD GAT (Kurtuluş Gatası} gibi midir? Yani bir gün Aşa ve Armaiti bize yardıma gelecek­ ler mi? Vohumen senin buyruğunla sonsuzluk ülkesini bize verecek mi? Mutluluk ve iyi talihi kimin için yarattın? -7Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Hşatra ve değerli Armaiti'yi kim yarattı? Kimdir o ki çok iyi düşünerek evlat yüreğine baba saygısını yerleştirdi, Ey Mazda, ben çalışıyorum ki kutsal akıl vasıtası ile seni her şeyin yaratıcısı tanıyayım.

-8Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: Ey Mazda, istiyorum ki senin iradeni (muradını) iyice anlayayım ve bileyim ki ruhum senin mutlu edici mükafat­ lanndan nasıl pay alacaktır? -9Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Dindarların olgunlaştırdığım ruhlarına, Vohumen'le beraber yaşadığın ülkenin, yani senin gibi bir kimsenin sonsuzluk ülkesinin sevincini vaat edecek misin?

- 10 Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: İnsanlar için kimin dini iyidir? Doğrulukla bir olan be­ nim dinim mi? Dindarcasına söz söyleyen ve iş yapan, iyilik yolunda giden umutlular, Ey Mazda, senin lütfuna erişecek­ ler mi? - 11 Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Se-

157


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" nin dinini insanlara ulaştıran kimsenin katında temiz hayalin de yeri olacak mıdır? Sen beni daha başlangıçta seçtin. Bütün ötekileri (yalana tapanlar) düşman sanıyorum . - 12 -

Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: Bu ko­ nuştuklarım arasında hangisi doğruluğun arkasında koşar, hangisi yalana tapar? Düşman hangi taraftandır? Ona na­ sıl muamele etmeli? Böyle kimseyi senin düşmanlarından bilmek gerek değil midir? - 13 Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: Yalan ardında koşanları kendimizden uzaklaştırıp, doğruluk için kendilerine zahmet vermeyenler ve temiz yaratılışla danışmaya çalışmayan asiler tarafına süre­ mez miyiz? - 14 -

Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: Yalanı doğruluğun eline teslim edebilir miyiz? Ta ki onu, ayininde müjdelendiği gibi yere vurup işkence içinde bıraksın ve bu büyük bozgunluk yalana tapanlara etkili ol­ sun. - 15 Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Birbirine diş bileyen iki kuvvet (doğru ve yalan) kar­ şılaştıktan zaman yaradılışın ilk gününde alnımıza ya­ zıldığı üzere çaresiz taraftarı olduğumuz doğruluğun yardımı ile düşmanı benden uzaklaştırabilecek misin? Bu iki savaşçı kuvvetten hangisine zafer vereceksin ey Mazda! - 16 -

Sana soruyorum ey Ahura, bana doğruca bildir: 1 58


UŞTUD GAT (Kurtuluş Gatası) Senin gösterdiğin yolda giderek insanları himayesi altı­ na alacak olan kahraman kimdir? Bana bir ilham ile bildir. Bu dünyaya kurtuluş, mutluluk vermek işiyle memur ettiğin adil hakim (Zerdüşt'ün kendisi) kimdir? Öyle adil hclkim ki. buyruğa başeğmek ve temiz yaratılış ondadır ve sen kendin onu istiyorsun.

- 17 Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Ey Mazda, sizin teveccühünüzle muradıma erebilir miyim, kendimi size yaklaştırabilir miyim? Sözlerim do­ kunaklı olacak mı? Müjdelediğin gibi tekamül ve sonsuzluk daima doğ­ ruyu izleyenlere nasip olacak mı?

- 18 Sana soruyonım ey Ahura, bana doğruca bildir: Ey Aşa. acaba bana vaaat olunan on kısrak. bir deve ve bir at gelecek mi? (30) Ey Mazda, böylece vaat ettiğin sonsuz­ luğun mutluluk nimetine erişebilir miyiz?

- 19 Sana soruyorum ey Abura, bana doğruca bildir: Bu dünyada sözünde durmayan, iş ve hizmet karşılı­ ğı olan ücreti ödemeyen kimsenin cezası nedir? Böyle bir adamın öteki üemde karşılaşacağı cezayı biliyorum. - 20 Sana şunu sormak istiyorum: Acaba divler güzel padi­ şahlar mı imişler? Onlar kendilerini hoşnut etmek için Kerpan ve Usic (31) Öküze nasıl zulüm ettiklerini görmüyorlar mı? Ve görmüyor­ lar mı ki, Gaviler (öküz kurban edenler) onu besleyecek ve Aşa'nın kılavuzluğu ile ekinde kullanacaklarına. öküzleri nasıl daima inletiyorlar?

1 59


ZERDÜŞT " Ahura Mazda"

Yesna: 45 - 1 Ey anlamak ve öğrenmek için yakından ve uzaktan gelenle�-, söz söylemek istiyorum; kulak veriniz ve hepi­ niz onu hatırınızda tutunuz. Çünld Mazda tecelli etmek­ tedir. Olmaya ki kötülük isteyen öğretici ve yalan tarafı­ m tutan, kendi dili ile yalan din yayıp da öteki cihan(ahi­ ret - ötefilem) yaşayışını mahvetsin.

-2Yaşayışın başlangıcında var olan o iki cevherden bah­ setmek ve onların kutsal olanının habis olanına (iblis). "Bi­ zim düşünce, öğretme. akıl, söz, iş ve ruhumuz birbirinden ayrıdır" dediğini söylemek istiyorum.

-3Bu dünyanın başlangıcında bilgin olan Mazda Ahu­ ra'nın bana bildirdiğini aktarmak istiyorum. İçinizde onun ayinine benim düşündüğüm ve söylediğim gibi gö­ nülle bağlanmayanlar sonunda pişman olacaklar ve ha­ yıflanacaklardır.

-4Ben bu dünya için en iyi olan bir şeyden bahsetmek isti­ yorum: Aşa bana öğretti ki, bu dünyayı iyi huylu çiftçilerin ve iyi iş yapan yeryüzü kızının babası Mazda yarattı. Ve yine öğret­ ti ki her şeyden haberdar olan Ahura'yı aldatmak mümkün değildir.

-5Her şeyden kutsal olan Mazda'nın bana söylediği

1 60


UŞTUD GAT tKurtuluş Gatası) şeyden bahsetmek isterim. O öyle bir sözdür ki insanlar için onu işitmekten daha iyi bir şey olamaz: ·

O kimseler ki beni razı etmek için ona (peygambere)

itaat ederler; öyle kimseler temiz yaratılış yolunda çalış­

Ç

tıkları i in tekamüle ve sonsuzluğa erişirler, dedi Abura Mazda.

-6-

Ben herkesten büyük olan kimseden bahsetmek istiyo­ rum: Yaradılmışlann iyiliğini isteyen Mazda Ahura, kendi kutsal aklı vasıtası ile onu övenlerin övgü ve şükürlerini işi­ tiyor. Ona kulluğu ben Vohumen'den öğrendim. O bana ken­ di bilgisinden en iyi şeyi öğretti.

- 7Menfaat ve zarar (iyilik ve kötülük, pozitif ve nega­ tif) onun elindedir. Onu şimdiki zaman ile geçmiş ve ge­ lecek zamanlarda yaşamış olan, yaşayan ve yaşayacak olanlar bilecekleı·dir. Doğruluğa tapanların ruhu daima mutlu olacak, yalana tapanlar zorluk ve işkenceye uğra­ yacaklardır. Bunları Mazda Abura kendi kudreti ile ya­ rattı . .

- 8 Gerektir ki sen övme ve yüceltme ifadeleriyle onun te­ veccühünü bize celbedesin (yöneltirsin) . Evet şimdi ben istiyorum ki doğruluk vasıtası ile Mazda Ahura'yı tanıdıktan sonra iyi düşünce, iyi söz ve iyi işin ma­ kamı olan o ülkeyi (ahireti) gözlerimle seyredeyim ve Arşta şükürlerimi ona sunayım.

-9Gerektir ki sen bizim için onun ve Vohuınen'in nza­ sım alasın. Çünki bizim mutluluk ve felaketimiz onun

takdiri ile meydana gelir. Ola ki Mazda Abura kudreti ile

161


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" bize ekip biçme işinde yardım eder. Bu sayede biz de Aşa­ nın yardımı ile temiz yaratılışın nimetini elde etmek için hayvanlara ve çütçilere nur vermiş ve onları ileriet­ miş oluruz.

- 10 -

Sen sonsuz Mazda adını taşıyan zahidane (soflce) yaka­ nşınla övmelisin. Çünki o kendi Vohumen ve Aşası vasıtası ile, bize kendi ülkesinde esenlik ve sonsuzluk ve kendi sara­ yında kudret ve kalıcılık bağışlayacağını vaat etti. - 11 Bu sebepten ey Mazda Ahura, ilerde divleri ve onun (Zerdüşt'ün) değersiz olmasını isteyenleri alçak sayan, onun yolunda yürekten çalışanların başkasına hakaretle bakan kimse için kurtarıcı hakimin (Zerdüşt) kutsal dini dost, kardeş, baba olacaktır.

Yesna : 46 - 1 Hangi diyara (toprağa) yöneleyim, nereye gidip bir sığı­ nacak yer arayayım? Büyükler ve önderler benden kaçıyor­ lar. Ne köylülerden. ne de yalana bel bağlayanlardan -ki şeh­ re hakimdirler- hoşnudum. Seni nasıl razı edebilirim ey Mazda. -2Ben işi niçin ileıi götüremediğimi biliyorum . Şunun için ki hayvan sürülerim ve işçim azdır. Ey Ahura, tapu­ na (tasarufuna) şikayetim var. Bir dost, ihtiyacı olan ar­ kadaşına nasıl yardım ederse sen de bana bak ve bir sığı­ nacak yer ver. Ve iyi yaratılmışların mükafatı nedir, ba­ na tl\dir.

1 62


UŞTUD GAT (Kurtuluş Gatası} -

3-

Ey Mazda, ne zaman tan yeri ağanr ve insanlar doğru­ luğa yönelir? Ne zaman büyük kurtarıcılar bilgelik dolu söz­ leri ile dileklerine kavuşurlar? Vohumen'in yardımına eri­ şenler kimlerdir? Çok umuyorum ki ey Ahura, onu bana na­ sip edersin. -4Yalana tapan istemez ki doğruluk yolunda gidenler şehirde ve köyde hayvanlarım çoğaltıp yetiştirsinler. O yalana tapan ki, kötülükle ün almıştır ve bütün işleri çir­ kindir. Ey Mazda, onu saltanatından veya hayatından mah­ rum eden kimse, önayak olup dinin doğru yolunu açmalı­ dır (Yoldaki engelleri kaldırmalıdır).

-5Eğer doğruluk yolunda giden ve ayinin buyruğuna baş eğen bir kimse; bir yalana tapanı eski dini ile bağını kestirip doğru yola getirmeyi başarırsa, böyle bir kimse onun doğru yola girdiğine emin olduktan sonra büyüklerden birine ha­ ber vermelidir ki o, yeni dine gireni başkalarının düşmanlı­ ğından korusun ey Mazda Ahura! -6Kendisinden sığınacak yer istendiği hfilde yardım etmeyen kimse, yalana tapanlarla toplanacaktır. Çünki kendisi yalana dost ve onun iyiliğini isteyicidir. Senin yaşayış başlangıcında kararlaştırdığın gibi ey Abura, doğruluk yolunda yürüyeni kıymetli tutan doğruluk yo­ luna gidendir.

- 7-

Ey Mazda, doğruluk dünyasını kurtaracak olan ateş ve temiz yaratılışı bir yana bırakalım; yalana tapan beni incit­ mek için hazırlandığı zaman onlardan başka kimi benim gibi 1 63


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" bir adamı korumaya memur edeceksin? Vicdanıma bunu öğret. -8Benim ocağımı mahvetmek isteyen bana bir zarar veremez; düşmanlıkla vuracağı darbe kendine döner. Çünki yaşayış güzeli değil. çirkini kendinden uzaklaştı­ rır ey Mazda.

-9Bize ilk defa seni daha iyi anlamamızı ve hak iş görenle­ rin işleri için adil hakim bilmemizi öğreten kimdir? Biz hay­ vanları yaratanın Aşa'ya haber verdiğini senin Vohumen'in vasıtası ile dinlemek istiyoruz. (32) - 10 Erkek olsun kadın olsun kim benim için. yaşayış devresinde en iyi saydığın şeyi yerine getirirse onun doğruluğuna mükafat olarak kendisine temiz yaratıl­ mışlık ülkesini ver. Sırat köprüsünü (33) sana ibadete memur ettiğim bütün insanlarla beraber geçeceğim.

- 11 Kerpanlar ve Gaviler ahiretteki sonsuz yaşayıştan mahrum etmek için insanları çirkin işlere sevk ederler. Sırat köprüsüne yaklaştıklan zaman onlann ruh ve vicdanlan korku içinde kalacaktır. Onlar yalanın evinde (cehennem) ebedi olarak kalırlar. - 12 Doğruluk, kendi ışığı ile cenneti süsleyenin (Armai­

ti'nin) çabası sonucunda Turani (Fryane) (34) nin torunla­ rına katıldıktan sonra Vohumen onları sonsuzluk ülkesi­ ne sokar ve son günde Abura Mazda onları kendi koruma­ sı altına alır.

1 64


UŞTUD GAT (Kurtuluş Gatasl} - 13 İnsanlar arasında kim itaati ile Zerdüşt lspentlmanı hoşnut ederse, o kimse iyi olmaya layık olur. Bu kimseye Mazda Ahura sonsuz yaşayış bağışlar, Vohumen ona yüce cennette yer verir. Biz böyle bir kimseyi doğruluğun iyi dostu sayarız.

- 14 Ey Zerdüşt, inananlardan hangisi inanç birliğinde senin dostundur; iyi ne, erişecek kimdir? Key Guştasb dinin yardımcısıdır. Ey Mazda, temiz yaratılmışlık ifadeleri ile övdüğüm kimse cennette senin yamnda yaşayacaktır.

- 15 Size Heçetespe. (35) ve İspentiman'dan haber vermek istiyorum; ta ki akıllıları akılsızlardan ayırt edesiniz .. (36) Ahura'nın birinci ayinine göre bu işler doğruluğa kanşır. ·

. .

- 16 -

Ey Freşeoştre, (37) Hvoğve, (38) bu dindarlarla o ta­ rafa koş. İkimiz de umuyoruz ki Aşa'nın Armaiti ile bera­ ber bulunduğu yerde, temiz yaratılmışların öz malı olan sonsuzluk ülkesinde, Mazda Ahura'nın ferahlanmak için seçtiği makamda dilediğinize erersiniz.

- 17 Ey Camasb Hvoğve, orada (Ahura'nın katında) sizin ışı­ ğınızdan bahsederim, faydanızdan değil. Akıllıyı akılsızdan ayırt eden, herşeyi bilen, doğrulukla danışan Ahura Mazda' nın katında sizin itaatlnizi ve şükürlerimizi söylerim.

- 18 Bana inanan kimseye ben temiz yaratılmışlık vası­ tası ile sahip olduğum en iyi şeyi vaat ederim. Bize kin

1 65


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" tutan, düşmanlık eden hakkında da ey Mazda, ey Aşa si­ zin iradenizi yerine getiririm. Ben akıl ve anlayışımla bu­ na kara veririm.

- 19 Ben Zerdüşt'ün ihtiyacını kutsal ayine göre yerine geti­ ren kimse, gelecek yaşayışta sonsuzluk dünyasının bol ni­ metlerine erişir.

1 66


SPENTMED GAT (Kutsal Akıl Gatası) Yesna: 47 - 1Kutsal akıl ve ilahi ayine göre iyi düşünmek, iyi söy­ lemek ve iyilik etmek; Ahura'nın Hşatra ve Armaiti vası­ tası ile bize esenlik veren sonsuzluk bağışlamasına se­ bep olur.

-2-

Doğruluğun babası olan · Mazda'yı hakkı ile tanımak için bu kutsal akla göre -ister temiz zihinden doğan sözlerle ister kol kuvveti ve dindarca çalışmakla- en iyi işleri yerine getirmek gerekir.

-3-

Ey sevinç veren dünyayı yaratan ve yarattıktan son­ ra temiz yaratılmış ile karşılıklı konuşarak Armaiti vası­ tası ile ona barışıklık ve yoldaşlık eden Mazda, bu aklın kutsal babası (Müteal akıl) sensin!

-4Ey Mazda, bu kutsal akıldan yalana tapanlar zarar gör­ dü, doğruluk ardında koşanlar değil. İnsan; -malı çok olsun az olsun- doğruluk yolunda gi­ denlere dost, yalana tapanlara düşman olmalıdır.

1 67


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" -5Ey Mazda Abura, kutsal akıl vasıtası ile doğruluk yo­ lunda gidenlere vaat ettiğin nimetlerden, yaptığı işler­ den dolayı kötü yaratılış ardında koşan -senin iradene aykırı olarak- hisse alabilecek mi?

-6Ey Mazda Ahura, sen bu kutsal aklın gösterdiği şekilde Azer ve Armaiti vasıtası ile her iki tarafa mükafat veya ceza vereceksin. Birçok kimseler bunu işitip iman getirmek isti­ yorlar.

Yesna: 48 - 1 Bundan çok önce haber verildiği gibi doğruluk yala­ m yendiği ve divlerle insanlara sonsuz ceza ve mükafat verildiği zaman, ey Abura seni övenleri Aşa senin lütfun­ la yükseltir.

-2Ey Ahura, sen biliyorsun; bana da bildir: Kararlaştırdığın ceza erişmeden ewel doğruluk yolun­ da giden, yalanı yenecek mi? Evet bu geniş dünya için bir dindarlık haberi olacaktır.

-3Ey Mazda, temiz düşünen aklımn kuvveti ile gizli bilgiye alışıksın. Ey Abura, bilen bir adam için senin gibi bir kimsenin kutsal Aşa vasıtası ile öğrettiği, öğretilen şeylerin en iyi­ sidir.

1 68


SPENTMED GAT (Kutsal Akıl Gatası} -

4

-

Bazen iyi bazen kötü düşünen, vicdanım işi ve sözü va­ sıtası ile hava ve hevesine (nefsine) tabi kılan senin ezeli hükmüne göre son gün ötekilerden ayn kalacaktır. (39) -5-

İyi padişahlar iyi iş yapmalı ve iyi eğitime göre salta­ nat sürmelidirler. Eğer yapmazlarsa kötü padişahlar ba­ şımızda buyruk yürütüp dururlar. Ey Armaiti, ey her şey­ den daha övülmüş olan; ahiret dünyasının yaşayışını gü­ zelleştir, hayvanlar için ekin hazırla, onları bizi besleme­ leri için yetiştir. -6Temiz yaratılışla süslenen Armaiti bizim için iyi konak­ lar hazırladı, bize sağlamlık ve kuwet verdi. Mazda bu dünyanın yaratılışı esnasında Aşa'nın yardı­ mı ile ot yetiştirdi. - 7-

İnsan öfkesini yenmelidir. Buna karşılık zulme kar­ şı kendinizi savununuz. Ey kutsal insanın (40) dostu olan doğruluk vasıtası ile temiz yaratılmışların mükafatım is­ teyenler. Ey Ahura, onun (kutsal insanın) dinlendiği yer senin sarayın olacaktır. -8Acaba benim için sonsuzluğun iyi ülkesini ve kendi mükafatını kararlaştırdın mı ey Mazda! Ey Aşa, acaba işlerin tartıldığı vakit son günün hesap defteri Vohumen'in yardımı ile benim isteğime uygun olarak vefakar oı 'lcak mı? -9-

Ey Mazda ve ey Aşa, sizin beni mahvetmek isteyene üstün olduğunuzu ne zaman bileceğim? 169


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" İyi huyun mükafatı nedir, iyi öğrenmeliyim. Kurta­ rıcı kendi kısmetini bilmek istiyor.

- 10 Ey Mazda, ne zaman büyük peygamberlik işaretini bu­ lacaklar? Ne zaman kötü işli yöneticilerin ve kötü yola giden padişahların kasten memleketleri aldattıkları bu sarhoş eden pis içkiyi ortadan kaldıracaksın?

- 11 Ey Mazda, ne zaman Annaiti; Aşa ve Hşatra ile bera­ ber sayısız otlaklar ve güzel yerlere sahip oldukların halde görünecekler. Kimlerdir? Onlar ki kan içen yalan tapıcılarının dilekleri karşı barışıklığı kararlaştırır. Te­ miz yaratılmışı tanıyacak olanlar kimlerdir?

- 12 Ey Vohumen ve ey Aşa, Mazda'nın hükmüne karşı ha­ reket eden bazı kimseler memleketler koruyucularından sa­ yılırlar ve yaptıkları işlerle kendi tekliflerini yeline getirirler. Onlar gazabı hezimete uğratmak için yükselmemiş kimse­ lerdir.

Yesna: 49 - l Ey Mazda ve ey Aşa, doğru yoldan habersiz olanları razı edip yola getireceğim zaman daima bana engel olur. Ey doğruluk bana yardım et. Benim dayanıklı bir sığına­ ğım ol. Ey Vohumen, şu Bindve'yi

(4 1)

yok et.

-2Uzun zamandan bert yolumun dikeni olan bu yol azdın-

1 70


SPENTMED GAT (Kutsal Akıl Gatası} cı Bindve Aşa'nın nefret ettiği bir kimsedir. Bu sebeptendir ki ne kutsal Armaiti'yi kendine çekme­ ye uğraşır ne de temiz yaratılışa taraftar olur Ey Mazda!

-3Ey Mazda, bizim ayinimiz doğruluk üzerine kurul­ muştur; bu yüzden faydalıdır. Batıl mezhebinin temeli yalan üzerindedir; bu yüzden zarar vericidir. Bunun için istiyorum ki insanlar temiz yaratılışa katılsınlar ve yalana tapanlarla bütün alakalannı kessin­ ler.

-4 Bazı kimseler vardır ki dilleri ile dostları arasında hışım ve zulüm dağıtırlar, hayvanları besleyip yetiştirmeye muha­ lefet ederler; bunların katında iyi iş değil belki kötü iş galiptir ve böyle yalan inançları yüzünden div sarayına (cehenp.eme) girerler.

-5 Ey Mazda, kendi şahsiyeti temiz yaratılış ile el ele vermiş olan kimse kutluluğa ve bolluğa kavuşur ve doğ­

ruluk vasıtası ile dindarlığa alışır ve bunlara (bu vasıflar­ la) senin ruhsal ülkene layık olur.

-6Ey Mazda ve ey Aşa, size sığınırım, isteğinizi bana söyle­ yj.niz; ki senin ayinini nasıl yayacağımızı iyice anlayabile­ yim. Ey Ahura!

-7-

Vohumen bunu işitir, Aşa da ona kulak verir: Sen ey Abura, bana anlat; önder ve şereflilerden hangileri dine inanıp köylüler arasında ün salar?

171


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Ey Mazda Abura, senden şunu istiyorum ki Fraşa­ oştre'yi doğrulukla en iyi şekilde kaynaşmaya muvaffak edesin. Bana da kendi sonsuz ülkeni veresin. Daima seni izlemek, senin uydun olmak istiyoruz.

-8İyiliği yerine getirmek için yaratılan o fayda verici (42) kimse, Tanrının bu buyruğuna kulak vermelidir: Hak ayini­ ne taraftar olan kimse, yalana tapanlarla görüşüp konuşan­ lara önem vermemelidir. Kendi şahsiyetini doğrulukla bağlı tutan kimse son günde en iyi mükafata erer ey Camasbl -9Ey Mazda, bu temiz düşünce ile bu doğruluk peşinde koşan ruhu senin kapına ibadet, niyet temizliği ve inanç gayreti ile getiriyorum. Ta ki sen ey en büyük güçlü, ken­ di sonsuz gücünle onu koruyasın.

- 10 Ama kötü işli hükümdarların buyruğunu dinleyenler işlerini, düşüncelerini ve inançlarını karartmış, mahvetmiş­ lerdir. Ruhlar, cehennemi gıdalarla, yalana tapanı karşılar­ lar. Onlar yalan sarayının baş köşesinde otururlar. - 11 Ey Aşa ve ey Vohumen, yardımımzı dileyen, size sı­ ğınan ben Zerdüşt'ün feryadına ne zaman yetişeceksi­ niz'? Ey Mazda Abura, ben senin ihsanına ulaşmak için, katında en iyi olan şeyi bana bağışlaman için seni yaka­ rış dualarıyla övüyorum.

1 72


SPENTMED GAT (Kutsal Akıl Gatası}

Yesna: 50 - 1 Zerdüşt söyler: Acaba öldükten sonra ruhum bir kim­ seden sığınak umabilir mi? Ey Mazda, iyice biliyorum ki o, doğruluktan, temiz yaratılıştan ve bu dünyada benim sığın­ mamı kabul edip bana ve hayvanlarıma yardım eden senden başka bir kimse değildir. -2Ey Mazda, kutluluk veren hayvanlar, otlaklar iste­ yen kimseye bu dilekleri verilir mi? Mazda söyler: Güneş ışığının altında kutsal ayine uygun olarak yaşayan insanları son hesap gününde akıl­ ların sarayına alırım. (43)

-3Zerdüşt söyler: Yalana tapan komşu toprakların halkı­ doğruluk gücü sayesinde dine sokan kimse Hşatra ve Vo­ humen'in yardımı ile vaat olunan şeye Aşa vasıtası ile ulaşa cak mı? (44) nı

-4 -

Sözlerimle seni övüyorum ey Mazda, ta ki Vahişta Menah (Vohumen), Hşatra, Çinvat (Sırat) köprüsünde bü­ tün dindarların istedikleri mükafat evi (Cennet) yolunda Tann buyruğuna başeğenlerl beklesinler. (45)

- 5Evet ey Mazda Ahura ve ey Aşa, sizin açık ve net bir işa­ retiniz bizi cennete eriştirir. Çünki peygamberlerinize karşı sevgi beslediğiniz muhakkaktır. 1 73


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" -6Peygamber şükrederek sesini yükseltir: Ey Mazda, sen o doğruluğu seven Zerdüşt'ün dilini doğru yola kıla­ vuz kıldıkça, ey akıl gücünü yaratan, temiz yaratılış va­

sıtası ile bana ayinini öğret.

- 7Ey atlıların en hızlı gidenleri, ey Aşa ve ey Vohumen, ey güçlüler, ey şimşek gibi çakanlar, şükür heyecanı içinde isti­ yorum ki benim tarafıma koşup bana yardım ediniz. - 8Ey Mazda, daima istiyorum ki dindarlık gayreti ile gelen kelime size yöneleyim ve böylece ey Aşa ellerimi gökyüzüne kaldırıp insanların şükrü ile ve temiz yaratı­ lışa layık bir boyun eğiş ile karşınızda durayım.

-9İşte bir kere daha şükrederek karşınızda durmuşum. istediğim gibi hizmetimin mükafatını görünce çalışacağım ki dine girenler de ondan pay alsınlar. - 10 Bundan evvel yaptığım ve bundan sonra yapacağım işler ve ey Vohumen güneşin nuru, parlak sabahın beyaz­ lığı gibi gözlere sevinç veren şeylerin hepsi, ey doğruluk, ey Mazda seni yüceltmek içindir.

- 11 Kudretim oldukça şükretmek isterim ey Mazda, ey doğ­ ruluk! İnsanları yaratan, temiz yaratılış vasıtası ile istiyor ki o (beşer) Tann'nın iradesine en iyi uyan şeyi yapsın.

1 74


VOHU HIŞTER GAT (İyi Ülke Gat_ası) Yesna: 5 1 - 1 Ey Mazda, değeri yüksek iyi ülke {cennet) doğruluk dinine uyana nasip olduğu gibi çalışarak işlerin en iyisini vücuda getiren kimseye de verilir. İşte böyle bir kısmete kavuşmak istiyoruz. -2Her şeyden evvel ey Mazda, beni inandır ki kendi sonsuz ülken, doğruluğun ve Armaiti'nin ülkeleri gibi menfaat dolu diyarları temiz yaratılış vasıtası ile kulluk edenlere vereceksiniz.

-3Ey Ahura ve ey Aşa, işlerinde, sözlerinde sizin sözle­ rinize uyan, temiz yaratılışa bağlı olan insanları, o insan­ ları ki ilk öğreticileri sensin ey Mazda, onlan dinleyiniz. -47..orluk çekenlerin mükafatı nerededir, yazık (günah) iş­ leyenleri bağışlamak nerede? Nerede doğruluğa ererler, ne­ rede kutsal Armaiti'yi görürler? Ey Mazda, senin sonsuzluk ülkende! (ahirette)

1 75


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" - 5Bunlardan sonra soruyorum: Doğru iş yapan ve akıllı olan çiftçi eğer o doğru, akıllı, idil hakimin (Zerdüşt) kendine bahis ve mükafat ve cezasından haber verdiği kimseye taparsa doğruluğundan ötürü sonsuzluk nime­ tine erişecek mi'?

-6-

Mazda, yaşayış bittikten sonra son günde kendi son­ suzluk ülkesindeki en iyi şeyi, rızasını kazanan kimseye ve­ ıir. Yine aynı günde buyruğuna boyun eğmeyip kötü iş yapa­ nı cezalandırır. - 7Ey kutsal aklından hayvanları, suyu, otu, sonsuzlu­ ğu ve esenliği yaratan, son adalet gününde Vohumen'in yardımı ile bana güç ve sağlamlık bağışla.

-8Şimdi, ey Mazda, yalana tapma yüzünden felakete uğ­ rayan kimsenin felaketinden, doğruluğa yönelen kimsenin mutluluğundan bahsetmek istiyorum. Evet, bilen dahi bun­ dan haberdar olmalıdır. Bunu bir bilene bildirenden pey­ gamber hoşnut olur. -9Ey Mazda, her iki fırkanın taraftarları için kızıl ateş alevi ve erimiş maden (cehennem meyvesi) vasıtası ile ne ücret hazırlayacaksın'? Gönül sahipleri, yalana tapan­

lar için zarar, doğruluk yolunda koşanlar için fayda oldu­ ğunu bilirler.

- 10 -

Yalan yaradılışının oğlundan başka kim beni mahvet­ meye kalkışmıştır. Bundan ötürüdür ki, o var olan şeylerin hilafına kötü niyetle doludur. Ben kendime dost olarak bü­ tün üstün nitelikleıiyle doğruluğu istiyorum. 1 76


VOHU InŞTER GAT (İyi Ülke Gatası) - 11 İspentiman Zerdüşt'e dost olan kimse? Ey Mazda, kimdir o ki doğruluk.la danışmak ister? Sevgi meleği Armaiti'nin yönelişi kimedir? Kimdir o doğru işli ki temiz yaratılış yolunda gidenlere büyük bir şefkatle bağlıdır? - 12 Kışın Zerdüşt ah ile tir tir titreyerek kendisine sığındığı zaman onu kabul etmeyen alçak Gavi, Zerdüşt İspentimanı hoşnut etmedi.

- 13 -

Böylece, bu yalana tapıcılık, nefesi doğru yola giren­ lere .muhakkak vaat edilmiş olan mükafatı ondan uzak­ laştırdı. İşi ve sözü ile doğru yoldan uzak düştüğü için ru­ hu soiı hesap zamanında sırat köprüsünde korkuya düşe­ cektir. - 14 Yöneticiler ekin yasasına boyun eğmek istemiyorlar. Hayvanlara zulüm ettiklerinden dolayı sen onları muhake­ me edip hükmünü ver. Onlar kıyamet gününde işlerinden ve sözlerinden ötü­ rü yalan evine girecekler mi yoksa girmeyecekler mi?

- 15 Zerdüşt'ün dostları için düşündüğü mükafat şudur :

O, önce Mazda Ahura'nın mükafat sarayına girdiği za­ man, oraya ulaşır ulaşmaz, gözü sizin iyiliğinizdedir. - 16 Key Güstasb; saltanat sahibi olduğu halde kendi dini arkasında koşanlara kutsal Ahura ve Aşa'nın gösterdiği te­ miz yaratılmışlık yolunu seçti. Böylece umuyorum ki, iş iste­ diğim gibi sona erer.

1 77


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" - 17 Fraşaoştre Hvoğve değeri yüksek ve aziz kızını bana olarak verdi. Kudretli padişah Mazda Abura onu temiz imanı yüzünden doğruluk devletine eriştirsin.

- 18 Camasb Hvoğve, büyük devletli de bu ayine ve doğru­ luğa iman getirdi. İyi yaratılış sahibi olandır ki, bu sonsuz ülkeye inanır. Ey Ahura Mazda, senden onların dayanıklı sı­ ğınağı olmanı dilerim.

- 19 -

Spentiman ailesinden Maidyoimangha (Maidyo­ mah) günah işledikten ve öteki dünya için çalışan kimse­ yi tamdıktan sonra başkalarına da Mazda ayininin yaşa­ yış için en iyi yol olduğunu anlatmaya çalıştı.

- 20 Ey iradelerini doğruluğa bağlayan kimseler, ey Vohu­ men, ey Armaiti, huşu ile sizi övdüğüm zaman bana acıyınız, merhamet ediniz ve vaat olunduğu üzere benden himayenizi esirgemeyiniz. - 21 -

İyi düşüncesi, iyi sözü, iyi işi ve inancı ile doğruluğa katılan, dindarlığı ile kutsallık makamına erişir. Mazda Abura Vohumen'in yardımı ile böyle kimseye sonsuzluk ülkesini verir. Ben de böyle bir iyilik, böyle bir mükafat istiyorum . - 22 O kimseyi tanıyorum ki ona şükretmek-doğruluk yü­ zünden- benim için en iyi şeydir. O kimse Mazda Ahura'dır. İstiyorum ki daima var olan meleklerini anarak öveyim ve yakarış ifadeleri ile onlara yakın olayım.

1 78


VEHİŞTVEŞT GAT (İyi Dilek Gatası) Yesna: 53 - 1 En büyük armağan, Mazda Ahura'mn Aşa vasıtası ile Zerdüşt İspentiınan'a inananlara ve iş ve sözleriyle iyi di­ nin yolunda gidenlere vereceği yükseklik, kutlu ve son­ suz yaşayıştır. -2-

Mazda'yı hoşnut etmek için düşünce söz ve işte isteye­ rek ona şükretmeye çalışmalıdır. Key Güştasb ve Zerdüşt İs­ pentiman'ın oğlu (46) hak dini yolunu ve Ahura'nın peygam­ berini aydınlatıyor ve sevindiriyor. -3İşte sen ey Heçetespe (47) nin neslinden ve İspenti-. man ailesinden Pouruçiste, (48) ey Zerdüşt'ün en genç kı­ zı, o (Zerdüşt) temiz yaradılış, doğruluk ve Mazda ile, se­ nin eşin olmak jizere dindarlara yardım eden Camasb'ı seçti. Şimdi git, aklınla damş, temiz düşünce ile en kut­ sal ibadetini yerine getir.

1 79


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" -4Camasb söyler: Buna (Pouruçiste'ye) iman yolunu gös­ termeye gayret edeceğim; ta ki temizlerin temizi (Kutsalın kutsalı) gibi babası, kocası, çiftçiler ve savaşçılar hakkında kendine düşen hizmeti yerine getirsin. Mazda Ahura, daima onun iyi inancına temiz yaratılışın yüce mükafatını nasip etsin.

-5-

Ey gelinler ve ey güveyler işte size öğretiyorum , sizi haberdar ediyorum; nasihatımı iyice hatırınızda tutu­ nuz, gönüllerinize yazımz, temiz yaratılışla yaşamaya çalışımz. Her biriniz iyi iş yapmakla öteki ile yarış etmeli ve bu suretle kutlu, güzel bir ömür sürmelidir.

-6Evet hakikaten iş böyledir, ey erkekler ve ey kadınlar! Yalana tapanın katında, gördüğünüz kutluluk ondan geri alınır. O inleyen bedbahtlar önüne cehennem yemeği getirir­ ler. Dini alçak görenden cennet nimeti esirgenir. Bu gibi iş­ lerle siz de öteki dünyadaki yaşayışınızı mahvedeceksiniz.

-7Et ve kanınızın içinde inanç gayreti bulundukça, çevrenizde yalana tapanların ruhları alçak ve zayıf, mah­ volmak tehlikesine düştüğü zaman, siz doğru yolda gi­ denlere vaat edilen mükafattan pay alacaksınız. Eğer dindarların toplandığı yerden kaçarsanız kıyamet gü­ nünde sözleriniz ağlama ve inleme olacaktır.

-8O kötü iş yapanlar çaresiz aldanıyorlar ve şüphesiz yı­ kılmaya mahkumdurlar; hepsi feıyat ederler. İyilik padişahı onları tutup toprak ve kan içinde sürükler. Böylece kutlu memlekette barış hüküm sürer. 1 80


VEHİŞTVEŞT GAT {iyi Dilek Gatası} O en büyük (Tanrı) onları işkenceye sokar ve derhal on­ ları ölüm zincirine vurur. -9 Bozgunluk ve düşkünlüğün sebebi, yalan dine ina­ nandır. Kutsal ayini bu hor görenler; dindarları alçalt­ mak isterler. Onların bedeni günahla bulaşmıştır. O adil ulunun ayinini koruyan nerededir? Ta ki onları yaşayış­ tan ve serbestlikten mahrum etsin. Ey Mazda, kudret se­

nindir, kudretinle doğru iş gören nasipsizleri en iyi mü­ kafatla okşayabilirsin.

181


AVESTA'DAN ESİNLENEREK (*) "Akıl Tanrısı ABURA MAZDA Zerdüşt'e böyle dedi, böyle yazdırdı. İyilik dedi, gök yedi kere eğildi, kötülük dedi, yer yedi kat yarıldı. Cennetle Cehennem birbirine sarıldığı sırada, işte Artı Melek geldi ötelerden. Altı melek; altı yol, hem de altı yolcu demek. Geldi­ ler, getirdiler Ahura Mazda'nın dileğini. Her biri, birer ayak vurup toz silktiler ve dediler: Gün doğmadan gerçeği görün, yol bitmeden iyiye dönün. Günlerin gününde iyi ve mutlu dünya ya da yalan rüya sizlerin olsun, içiniz imanla dolsun. Biz neyiz, siz nesiniz? Nefsimiz nefsinizle, hissimiz hissinizle, izimiz izinizle bir oldu, işte vakit doldu. Bir kutsal kemer getirdik YÜCELERİN YÜCESİNDEN. Denizlerin derinliği, göklerin enginliği, insanların bilgi- ' sizliği aşkına düğüm düğüm bu kemer . . . Çözmek, görmek; alıp bilmek; silip uzak tutmak hü­ ner. Biz size bu hüneri vermeye geldik. . . Tanrıdan niyaz eyledik... Ta ki yazılanlar hep ola da inayet ve rahmet ek­ silmesin, rızkınızdan kesilmesin. Şöyle yaklaşın hakkın sesine! Düşünce iyi düşünül­ sün. İyiler iyilerle yürüsün. Sana gelen bana gelendir, ba­ na olan sana olandır. Sen kendi işini senden mi bilirsin; her şeyi kendin mi görürsün? Bir çıkmaz yolda yürür­ sün, haberin yok bunca zaman. Düşüncen yüksek, hissin

�-1:i1:>�-�-ll:- ����-<i_ı_]l:Ç.�·---1>.��-l�ğ��-i- _:r�.1:�5����-ı����---��-�-lct�( *): Ergün Ankdal Ruh ve Madde Dergisi, Cilt 6, Sayfa 65 1 82


AVESTA'.DAN ESiNLENEREK siz çoban olursun, sürünü kurtlardan bulursun. Zor mu,

dedi iyi

dilek,

altı Melekten biri

.•.

İyi mi zor,

kötü mü kolay? Adamına göre yol, adımına göre hız var­ 'dır: Hem zor, hem kolay. Bilgi mi bilgisizlik mi? Bahti­ yarlık, bahtıkara olmaktan önce ise senin için bilgisizliği semtine bile yaklaştırma. Seni ötelere götürecek kervan; yerin yurdun, izin , sıran hep bu topraklardan geçti. Geçti de ne etti? Gülü al­ dı, dikeni almadı; üzümü yoldu, çubuğu kenara koydu. Bunlar hep iyisi düşünceden, selamete ve güce-kuvvete imandan doğdu. Düşüncen seçkin, düşüncen aydın, d ü­ şüncen duru olsun.

Sana layık olan yolda yürürsün.

Mezarlarla mihraplar arasındaki görünmez yol d ü­ şünceden geçer; amma ne geçiş, amma ne seçiş. Dik dur kısalan gölgeler gibi; sonra bir elini yere, bir elini göğe uzat; aldığını ver, gördüğünü anlat.

SINANMAKTASlN.

Hepsinde senin cevherin hükümran; düşüncen kutlu, so­ nun mutlu olsun İNSAN! Söz'de iyilik demek,

dedi, Altı Melekten biri;

yum u­

şaklık açmak ağzı, şükür ile bitirmek niyazı. Doğru ko­ nuş ki akşam vakti ışıksız, yoldaşsız kalıp ateş ararsan, bil ki doğru sözlü biri seni ateşe kor. Eğri odunun ateşi de ateş mi? Öyle bile olsa, doğru odunun ateşi, közü; ö z ü, sözü doğru ağızın öğüdü gibidir. Söyle; fak.at ne bir fazla bir eksik. Nefsini de

yıkmış­

san üstelik . . . güç senden olur, herkes iyilik bulur.

ELİN YERDE, BİR ELİN GÖKTE:

BİR

Düşüncenin iyisi , özün

hikmetlisi işte!

Akıl Tanrısı der ki:

İş iyi yapılsın; kurtuluş kapıları

açılsın. Kendini kendinden bilme! Elinin işiyle de övün­ me. Sen sen ol, düşünceni, sözünü elinin teriyle pekiştir;

1 83


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" ötesi uzun iştir. Düğün gününün tasası mı bastı içini? Kavuşmanın ilk adımı, ayrılığın son adımındadır, bil! Nasıl atarsan, nasıl basarsan öyle olur yolun. Misfil bu ya. . . Yeşil yaprak üstünde yeşil bir böcek; nasıl görürsün, nasıl tanırsın. Sanki yoktur sanırsın. Bir de bakarsın ki yeşil böcek, san böcek olmuş, dile gelmiş: Dağ-taş, kurt­ İN kuzu, börtü-böcek, sen SAN'dan alıp sen İNSAN'a vere­

Benim hükmüm senin hükmüne bağlı.

cek. Etrafındayız, geçtiğin yolundayız. . .

En nihayet Altı Melek, hep birden şunu dediler ve Yüce­ lerin Yücesine hamdettiler: Emrini ilettik. Düşüncen, sözün, işin iyi olsun. İN­ SAN, dedik. Hakkın doğrusundan, yalanın eğrisinden, sakınmak için 'bilmediğimizi bilen, her işi hikmetle çevi­ ren 'Sen'sin."

1 84

(49)


BİRLEŞTİRİCİ BİLGİ ''VİCDAN HÜRRİYETİ'nin insanların, dayanışma için­ de, hayata karşı görevlerini yerine getirmeleri için çok ·gerekli ve önemli bir güç olduğunu biliyoruz. Bu hürriyeti elde ede­ bilmek için çok uzun mücadeleler geçirmek, çok çeşitli sı­ navlardan geçmek. bencil ve kaba realitelerin yaşanmasın­ dan sonra sevgi ve anlayış realitelerinde uzun deneyimler geçirmek gerekmiştir. Ari ve Sami dinleri ve geleneklerinin ana hedefi, vicdanı tam gelişmiş, Ebedi Kanunlar'ın kendinde temsil edildiği bir insanlığın hazırlanmasıydı. Bu görevi yerine getirmek için beş bin yıldan beri mücadele veren insanlık, en sert, en katı, hatta en barbar kural ve koşullan uygulayarak kendini ye­ tiştirmeye gayret etmiştir. En ilkel halden en olgun hale ge­ linceye kadar, kendisine kılavuzluk eden her kudrete uyum göstererek, Ebedi Yaradılış Kanunlan'nın kendi ebedi varlı­ ğında yansımalarını sağlamaya. doğal olan ile doğalı aşan arasındaki iletkenliğinin farkına vararak bu hizmetini iste­ nilen biçimde başarmaya çalışmıştır. İ şin özü. yani beşeri hayatın hedefi. duyuların dünyası ile ruhların dünyası {ger­ çekler ile hakikat) arasındaki ebedi bağı görüp, bu bağlardan biri olmaktır. Her insan, her canlı. kısaca varlıkların tümü aracıdırlar; Bir'in Kanunlan'nın işleyiş, uygulanış ve muha­ faza edilişinde şuursuz ve şuurlu olarak vazifelidirler. İşte vicdanın gelişmesi bu iki sürekliliği -gerçekler ve hakikat­ derinden hissetmek ve küresel olarak kavramaktır. Her var­ lık elçidir; Bir'in Kanunlan'nın uygulanmasında inişi ve çıkı­ şı düzenleyen cevhere sahiptirler. 1 85


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" Metafızikçi ya d a mantıkçı Arilerden sonra mistik ve ah­ lakçı olan Samilerin vicdanın gelişmesinde oynadıklan rol, tarihsel olarak da oldukça önemlidir. Bunlar birbirlerini ta­ mamlayan tekrarlardır. Objektif olan Aliler ile sübjektif olan Samiler birbirlerini tamamlamışlardır. Fakat sonunda olan şudur: Yolundan sapmış objektiflik (nesnellik) , akılcılık (öz­ nellik) , itibari ve duygusal bir imancılığa sebep olan mantık­ sızlık ve dinsel saçmalıklan doğurmuştur. İnsanlığın ne Alilerden ne de Samilerden öğreneceği pek bir şeyi kalmamıştır. Yüz yıldan fazla bir süredir bu iki geleneğin eğilim ve tavırlan birbirleriyle değişmektedir. Çok mücadele, az sonuç ve hayal kınklığı. . . Hem doğunun, hem batının uğranılan b u hayal kınklı­ ğının şuurunda olmalannı umuyoruz. Ne Aıileşmeye, ne de Samileşmeye ihtiyacı olmayan insanlık BİRLEŞTİRİCİ BİL­ GİNİN TEZAHÜRÜ'nü özlemle ama bilinçsizce beklemekte­ dir. İnanılması gereken ile yapılması gereken arasında bü­ yük bir çıkmaza giren insanlığın, VİCDAN SESİ'ni duymak­ tan başka çıkar bir yol bulacağı sanılmasın. Tekamülün üs­ tün bir tezahürü olan VİCDAN SESİ, Ezeli ve Ebedi olan ru­ hun BİR'in KANUNLARI'nı yaşamak ve korumak iradesidir. "

(50) Birleştirici bilgi tezahür etmeden önce bunun için yollar açılmış, ipuçları verilmiştir. "Rab, dinlerin her türlüsü ile, aynı esas ve konulan her millete, her ümmete emretmiş, onlara uyulmasını teklif et­ miştir. İnsanlığın muhtaç olduğu bilgi her millete, kendi şartlanna uygun olarak verilmiştir. Rabbin indirdiği bilgileri içeren kitaplar arasında fark yoktur. Hepsi, BİR RABBİN ay­ nı esastaki emirleri, yasaklan, istekleri, bilgilendirmesi, tal­ tif ve müjdesl, vaat ve düzenlemesidir. Bütün bunlar aynı Bilgi ve Bilgeliğin altında bulunurlar. Hepsi birbirinden farksız olarak güzeldir. Rabbin her devirdeki sözü mükemmeldir; çünki o mut­ lak mükemmel olandır. Kitaplanndaki sözü (kelam) her dev­ rin tekamül seviyesine göredir. Yani tekamül eksikliği in-

1 86


BİRLEŞTİRİCİ BİLGİ sanlığın doğup büyüyüp yetiştiği devirlerin aşamalarına gö­ re insanlığın yaşında ve başındadır. Her kutsal kitap insanlığın gelişmesi, birlik ve beraber­ lik içinde olmalannı sağlamak için verilen bilgi, nasihat ve emirleri içerir. Biitün kitaplan Rabbin kurtancı rehber ışığı olarak nitelemek, aralanna fark koymamak gerekir. İ nsanlı­ ğın kurtuluşu için ilahi vazifeler asla bitmez ve bitmemiştir. Kavgası yapılan şeyler hakkında tek yürekle hareket edip in­ sanlık banşını sağlamak, ruhun uyanışına hizmet etmek B İ RLİ K VE BERABERLİ K inancını bilenlerin vazifesidir. Rabbin karşısında bütün Varlıklar Eşittir. Bu eşitliği zedeleyen, bu eşitliği görmezlikten gelen her inanç, delalet ve aşağı bir zan altında, hakikatten yoksun, banş ve kurtuluşu sağlamakta yetersiz, tükenmiş bir hurafe olmaktan öteye geçmemiştir. Hangi dinden olursa olsun Rabbin ayetlerini (bilgisini) ellerinde tutanlar kendilerini O'nun yüksek huzurunda, O'nun hitabıyla karşı karşıya bulmalıdırlar. Vicdanlarında bunu tespit edemeyenler için sefılleşmek kaçınılmaz bir so­ nuçtur. Bu zilletin (azabın, ıstırabın, karanlıkta kalışın) hangi boyutlarda olduğunu biliyor musunuz? İ nsanlık kutsal ki­ taplara rağmen azap içindedir. İ nsanlık, inançsızlığın teme­ lini oluşturan Varlıksal Eşitlik bilgisinden malınım bırakılı­ şının ıstı i-abını doya doya yaşamaktadır. Bütün insanlık, Varlıksal Eşitlik yani Rabbin Adale­

ti'ne dayalı B İ LG İ 'ye şiddetle ve acilen muhtaçtır. Bu bilginin

N uru dünyanın her varlık kademesindeki meşakkatli uyanl­ şı sağlayacak kudret ve etkiye sahiptir. Bu bilgi nasıl bir bilgidir ki, hangi dinden olursa olsun, Varlıksal Eşitliği asırlarca sevgisizlik ve anlayışsızlık olarak yaşayan, kopuk bağlarla bağlı insanlığı uyandıracak, yani kıyameti hızlandıracaktır?"

(5 1)

1 87


DİPNOTLAR (1): Hudavend, Efendi manasına. (2): Fasıl 8,9. (3): Gatalan Farsça'ya çeviren Pur Davud,

onun, miladın 1 481 9 1 seneleri arasında yaşayan Üçüncü Belaş olduğuna ihtimal ver­ mektedir.

(4): (5):

Bu kelime Sanskritçe'de Yecene, Pehlevice'de Yezişa'dır.

1- Ahura Ma;r,d.a, 2- Büyük melekler, 3- Aşahi Vahiştahi, 4Haurveti, 5- Apam, 6- Hvare Hşaetehi, 7- Maogo, 8- Hiştriyehi , 9Geuş, 1 0- Mrohi , 1 1 - Staoşahi. 1 2- Raşnaoş, 1 3- Fravaşinam , 1 4Varetra ganahi, 1 5- Mano, 1 6- Daeneyao, 1 7- Aşoiş, 1 8- Arştato, 1 9- Zeme, 20- Havanim, 2 1 - Nent.

(6): ,Rapitvina. (7): Senenin altı faslından her birine Gahenbar derler.

Bu tak­ sim sonraki zamanlara aitir. Avesta seneyi yaz ve kış diye ikiye ayı­ rır.

(8): Yesna 30:2 çev. L.H.Mills, The Zend Avesta, 3. Kısım, Sac­ red Books of the East (Doğunun Kutsal Kitabı) , Cxxxl Oxford The Clarendon Press, 1 880, sy. 29 - Doğu Mitolojisi, Joseph Campbell imge Kitabevi 1 993. (9): Vendidaad 4.47 - 79 Çev. James Darmestetter 'Sacred Bo­ oks of the East (Doğunun Kutsal Kitabı), C 4, The Zend - Avesta, 1 . Kısım Oxford, The Claendon Press, 1 880, sy. 46 - 47 - Doğu Mitolo­ jisi, Joseph Campbell - imge Kitabevi 1 993. (10):

Büyük Dinler ve Mezhepler Ansiklopedisi, Tan Matbaası

( 1 1):

Büyük Dinler ve Mezhepler Ansiklopedisi, Tan Matbaası

-İstanbul, 1 964. 1 964.

(12): The Sacred Books of the East (Doğunun Kutsal Kitabı), The Zend Avesta, The Vendidad. Derleyen F. Max Müller'den, İngi1 88


DİPNOTLAR lizceye çeviren James Darmesteter. ford , 1 880

Cilt no: V,

1 . Baskı Oxs­

(13): The Sacred Books of the East (Doğunun Kutsal Kitabı), The Zend Avesta, The Vendidad. Derleyen F. Max Müller'den, İngi­ lizceye çeviren James Darmesteter. Cilt No: 1 V, 1 . Baskı O:xs­ ford, 1 880 (14): Gatalar, Avesta'nın en eski kısımlarıdır. İran bilginlerin­ den Akayı Pur Davud tarafından Avesta ile uğraşan belli başlı araş­ tırıcıların eserlerine müracaat edilerek bugünkü İran diline çevıil­ miş ve Dinşah Cici Baha'nın yazdığı İngilizce tercümesi ile birlikte İran dilinde aynı zamanda Bombay ve İran Zerdüştileri Topluluğu tarafından 1 927 senesinde basılmıştır. Dini mukaddes kitap olan Avesta'nın manzum, lirik parçalan olduğu ve Zerdüşt'ün kendi sözleri sayıldığı için edebi yat ve din ta­ rihçileri bakımından çok değerli olan Gataları Türkçe'ye kazandı­ ran Dr. Ali NİHAD TARLAN çevirmiştir. Çeviri aslının aynı olup, bi­ zim yaptığımız günümüzde anlaşılamayan birkaç kelimeyi günü­ müz Türkçesine çevirmekten ibarettir.

( 15): Bundan evvel Gataya dahil olmayan bir dua okunur. (16) : Camasb'ın kardeşi, Zerdüşt'ün kaynatası ve hamisi. ( 17): Asli ve kadimi yerinde kullanılmıştır. (18): Bilen (dana)dan maksat Zerdüşt'ün kendisidir. (19): Bu kıt.ada Zerdüşt insanlardan üç tabakaya ve divlere hi­

tap ediyor; fakat yalnız bu üç tabaka "sınıf' cevap veriyor.

(20): (2 1):

haliftir.

"Onlardan" maksat olan yukarda söylediğimiz üç sınıftır. Diveyesna'nın pişvalanndın biridir. Zerdüşt dinine mu­

(22): Vivehvent (Vivingehan araplaştınlmış şekli Vivencehen) Cemşid'in babasıdır. (23): Avesta'da ismi geçer. Vendidad 2. fergerdde şöyle yazar: Ahura evvela Cem'e peygamberlik teklif etti. Cem kendinde pey­ gamberlik kudreti göremedi. Aciz olduğunu söyledi. Sonra saltanat verildi. Bin senelik saltanat esnasında çoğalan mahlukatın sıkışa­ bilmesi için yeıyüzünü üç misli genişletti. Sonradan kendini büyük görmesi üzerine salatanat nuru ondan silindi. Bunun asıl ismi Yi­ madır. Sonundaki (şid) ise Haşaetadır. Avesta'nın başka yerlerinde

Yema ikiz manasına gelir. Brahmanların mukaddes kitabında ye­ ma ve kız kardeşi Yemi Adem ve Havva gibi insan soyunun ilk erkek ve dişisidir.

1 89


ZERDÜŞT " Ahura Mazda" (24): Kurban ve fidye adabını güden anlamındadır. Brahman­ lar indinde din ulularından sayılan Karpan, Zerdüşt ayinininde di­ ne muhalifler arasındadır. (25): Zerdüşt ayinine muhalif olan Divyesna merasiminde kul­ lanılan gevşetici bir şerbettir. (26): Bu altı Emşaspend (Vohumen, Aşa. . . . } Gatalarda melek şeklinde göründükleri zaman Ahura ile kulları arasında ışık vasıta­ larıdır. Aslında bunlar hakiki padişah Ahura Mazda'rnn vezirleridir ki, onun takdir ve iradesini yerine getirirler. (27): Burada iyi yaradılışlılar (Mazda yesna} dinine tabi olan­ lar, temiz insan Zerdüşt, yakarış tapusu iyi ve kötü işlerin saklandı­ ğı yerdir. (28): Bu kıtarnn birinci kısmında Zerdüşt, Divyesna'yı öğre­ tenler ve bunlara uyanlarla ve kendine uyanlardan bahsettiği halde ikinci kısmında yalnız kendisi ile Divyesnayı öğretenden bahsedi­ yor. (29): (30):

Sevgi , alçak gönüllülük ve tahammül meleğidir.

Gataların eskiliğine dair getirilen delillerden biri de bu kı­ tadır. Anlıyoruz ki Zerdüşt zamanında henüz İran'da para kullanıl­ mıyor, eşya aynen mübadele ediliyordu . Hekim veya ruhanıyetin ücreti daha ziyade öküz, koyun, katır gibi şeylerdi.

(3 1): Kerpan, Usic, Gaviler Zerdüşt ayinine muhalif olan (Div­ yesna) ulularından ve öküz kurban edenlerdendir. (32): 29. yesnarnn 2-4 kıtalarına bkz. (33): Avesta' d a Çinvant peretev, hüküm

köprüsü ma­ nasınadır. iyi işler görenler için çok genişleyen bu köprü. kötü iş ya­ panlar geçerken kılıç ağzı kadar ince ve keskin olurmuş. İslami öğ­ retide kıldan ince, kılıçtan keskin olarak anlatılan Sırat Köprüsü, kurtuluşu ya da dünyevi vazifeyi tamamlamış insanların rahatça üzerinden gidebildikleri alanı, yolu veya mekanı sembolik olarak anlatır.

(34): Fryane ailesi Turan emirlerindendir ve henüz Zerdüşt'e inanmamıştır. Zerdüşt onun (Mazda yesna) ayinine gireceğini umu yor. dir.

dir.

1 90

(35):

Heçetespe ve İspentiman Zerdüştün dördüncü dedesi-

(36): (37):

Bu kıtadan bir satır yazı kaybolmuştur. Freşeoştre Zerdüşt'ün kaynatası ve Camasb'ın kardeşi-


DİPNOTLAR (38): (39):

Hvoğve Camasb'ın soyadıdır.

tmanında kuşku olanlar son gün cennet ve cehennemlik­ lerden ayrılıp (Dinsel terminolojide dünya ile ilişkisini kesemeyen, bir ayağı ahirette kalan varlıkların bulundukları ortamın genel adı} berzahda kalırlar. (40): Kutsal insan Zerdüşt'tür.

(4 1): (42): (43):

Zerdüşt ayinine muhalif olan emirlerden biridir. Kıtanın sonunda adını andığı Camasb olacaktır.

Bu dünyada isteklerini elde edemeyen insanlara öteki dünyada bu dilekleri verilir demek istiyor.

(44): Kendisine ihsan vadedilen ve komşu memleketleri Mazda dinine sokan Key Guştabs'tır. (45): Sırat köprüsünde Behmen ve Şehriver iyilik yapan ruhla­ rı bekleyecekler ve onlara cennet yolunu göstereceklerdir. (46): Zerdüşt'ün büyük oğlu Istra'dır ki dinin ilk yardımcılarından sayılır. (47): (48): (49): (50):

Zerdüşt'ün dördüncü dedesi.

(5 1):

Ergün Ankdal, Ruhsallık Üzerine Denemeler, sy. 1 38 -

Zerdüşt'ün en genç kızı, Camasb'ın kansı. Ergün Ankdal, Ruh ve Madde Dergisi. Cilt 6, Sayı 65

Ergün Ankdal, Ruhsallık Üzerine Denemeler, sy. 1 1 8 1 1 9, Ruh ve Madde Yayınlan. 1 39, Ruh ve Madde Yayınlan.

191


KAYNAKLAR Ruh ve Madde Dergisi Semboller Sözlüğü

-

-

Ruh ve Madde Yayınlan

Nadia Jülien .

Felsefe Sözlüğü - Remzi Kitabevi Dinler Tarihi

-

Hinduizmin Kutsal Metinleri Vedalar, Kürşat

Demirci , i!Şaret Yayınlan 1 99 1

Büyük Dinler ve Mezhepler Ansiklopedisi

-

Tan

M a tba as ı 1 �164.

Ruhsal Denemeler

-

Ergün J\rıkdal Ruh ve M a d d e

Yayın ları, l 99 1 .

Büyük İnisiyeler Gatalar Kutsal

-

Yavuz Keskin, Ruh ve Madde Yayınlan.

-

A. ;\J i lıa d Ta d a n .

ve

Dindışı

İmgeler Simgeler Doğu Mitolojisi

-

-

-

M ircca Eliade, İ m ı..(e Yayınc,i . M ircca E l imle .

i ııı gc Yaymcvi.

Tanrının Maskeleri, Joseph Campbcll

imge Ki tabevi 1 993.

Batı Mitolojisi

-

Tanrının Maskeleri, ,Joseph Campbell

imge Yayınevi 1 992.

Galat'lar

-

Femand Leoqu enne, Türk Taıih Kurumu 1 9 79.

Filozoflar Ansiklopedisi, Cemil Sena - Remzi Kitabevi. Ana Britannica - Ana Yayıncılık. Dinler Tarihi

-

Ocak Yayınları, Prof. Dr. Günay Tümer,

Doç. Dr. Abdurrahman Küçük.

Mazdaznan Nedir?

-

Dr. OUo Dreher ve Dr. Emst Canz.

Sacred Books Of The East (Dogunun Kutsal Kitabı) F. M ax Mül1er'den, James Dam1estcter. 1 . Baskı Oksford Üniversitesi 1 880

1 92


İzmir Ruhsal Araştırmalar Derneği Kuruluşu ve Amacı

: 1 990 yılında kurulan lzmir Ruhsal Araştırmalar Derneği,

Ruhsal Bilgi'ye olan ihtiyacı elden geldii'.)ince karşılamak ve bu bilgileri insanlarla paylaşmak amacıyla kurulmuş bir dernektir. Bu amaç dahilinde dernei'.)irniz, insan varlığını öncelikle ruhsal yönü olmak üzere tümüyle ele alarak, insanın nereden gelip nereye gitmekte olduğunu, gerçekte nasıl bir varlık olduğunu ve hayatın gerçek anlamını araştırır.

Dernek Etkinlikleri: ' 9 1 yılından bu yana her Salı akşamı saat 1 9 . 00'da dernek merkezinde verilmekte

olan "Salı Konferansları" düzenli olarak devam etmektedir. Bunun yanısıra kış ay­

larında Türk Amerikan Derneği'nde her ay bir konferansımız olmaktadır. Ruhsal Araştırmalar Bülteni'ni dernek merkezinden ücretsiz edinebilirsiniz.

Bu konferanslara ve tüm faaliyetlerimize giriş ücretsiZ ve serbesttir. Ruhsal Araştırmalar Bülteni

11. KOROO'."

' 9 1 yılından beri yayınladığımız

Ruhsal Araştırmalar Bülteni'nde, konularımızla ilgili çeşitli yazı ve makaleler yeralmaktadır.

Kıbrıs Şehitleri Cd. 1452 Sk. No: 7/2 Alsancak IZMIR Tel: 464 00 1 7

Kıbrıs Şehitleri Caddesi Pamukbank

Ycıpı Kredi Bankası Sanat Gölcrisi

3 1 0 00 0(


Ey i nsa şimdı Ses im sana, gece gü sürek l i şek i lde h itap e ve böylece sana H AYATTA R K E LAMI

yazd ı racakt ı r.11 <

Haluk hacaloğlu zerdüşt, ahura mazda  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you