Issuu on Google+

Giiniimiiz Tiirkçesi: KEMAL BEK

nz1ue nz ··e


Hiiseyin Rahmi Giirp1nar

BILLURKALP

Giini.imiiz diline uyarlayan Kemal Bek


HUSEYiN RAHMi GÙRPINAR'IN DiGER KiTAPLARI Aci Giilii§ ~k Batagi I Hazan Biilbiilii · Ben De li miyim? Billur Kalp Cadi I Toraman Can Pazan Cehennemlik Deli Filozof Dirilen iskelet Efsuncu Baba I Goniil Bir Yeldegirmenidir E§kiya ininde I iki Damla Ya~ Gulyabani I Goniil Ticareti I Melek Sanmi§bm $eytani iffet I Diinyanin Mihveri iki Hodiigun Seyahati I Kesik Ba§ insanlar Maymun muydu? Kaynanam Nasil Kudurdu? I Muhabbet Tils1mi Kokotlar Mektebi Kuyruklu Yildiz Altinda Bir Evlenme I Kaderin Cilvesi Metres Mezarindan Kalkan $ehit I Eti Senin Kemigi Benim I Tiinelden ilk çiki~ Mi.irebbiye I Hayattan Sayfalar I Kad1nlar Vaizi Namuslu Kokotlar Nimet§inas I Hakka S1gindik I Meyhanede Kad1nlar Oli.iler Ya§iyor mu? Sevda Pe~inde I Kadin Erkekle§ince Son Arzu I Toku§an Kafalar ~Ik I Oli.im Bir Kurtulu§ mudur? I Oldiiren Opi.iciik Namusla Açhk Meselesi I Bo§anmI§ Kad1n $ipsevdi Tesadi.if I $eytan i§i Tutu§mU§ Goni.iller Utanmaz Adam


içiNDEKiLER

HiJSEYiN RAHMi GfJRPINAR Ya§am1 ................'.................................................... Yazarhga Ba§lamas1 .............................................. Romanc1l1g1 .......................................... :................. Konulan ................................................................ Romanlannda i§ledigi Tipler ................................ Roman Teknigi ... ... .. ... ... ........ ........ .. ............... .. ..... Gerçekçiligi ve Dogalc1hg1 ...... ........ .... ...... .......... Dil ve Anlat1m1 .................... .................. ............. ... Yazd1gi Tiirler ... ....... ...... ...... ....... ..... ...... .. .... ....... ... YAPITLARI Roman ....................................................................

7 8

10 11 14 14 15 16 17

Oyun ...................................................................... Kalem Tarb§malan .............................................. Makale ....................................................................

17 18 18 18 18

SEçME KAYNAKçA .... .. ...... ..... ...... ..... .. .... ..... .......... ... ..

19

BiLLUR ~p ................................................................

21

Oyku ......................................................................


HÙSEYiN RAHMi GÙRPINAR

Roman1m1zda dogalc1hgin ve gerçekçiligin en onemli kav§aklar1ndan biri olan Hiiseyin Rahmi Giirp1nar, sanat ya§am1 boyunca hep akhn ve mantigin yan1nda olmu§; romanlar1yla, oykiileriyle, yaz1lar1yla toplumun çagda§la§mas1 yolunda, yobazhga, gericilige, bagnazhga, somiiriiciiliige kar§I sava§mI§br. Onu boylesine verimli, çok okunan bir yazar yapan da bu ozelligi olmu§tur. Hiiseyin Rahini, Tiirk toplumunun biiyiik bir donii~iim siirecine girdigi bir donemde, yani dogru zamanda ortaya ç1km1~ bir dii~iiniir-yazard1r. YA$AMI

19 Agustos 1864'te, istanbul'un Ayaspa~a semtinde dogan Hiiseyin Rahmi Giirp1nar, hiinkar yaverlerinden Mehmet Sait Pa~a'mn ogludur. Ancak babas1n1n pek etkisi altinda kald1gi soylenemez; çiinkii, Mehmet Sait Pa~a, gorevli olarak zaman1n1n çogunu istanbul d1§1nda geçiren bir kimsedir. Annesi de, kiiçiik Hiiseyin Rahmi daha dort buçuk ya~1ndayken oliince, yapayaln1z kahr. Bu nedenle çocuklugu teyzesinin Aksaray'daki konaginda geçer. Tipik bir Osmanh konutu olan konakta kad1nlar aras1ndaki ya~am1, romanlar1nda i~ledigi olaylar ve ozellikle kad1n tipleri konusunda biiyiik bir gozlem birikimi saglamas1nda en onemli etken olacaktir. Belki de anne imgesi ve bu imgeden çok çabuk ayrilmas1, romanlanndaki ve oykiilerindeki «ya§h kad1n» tiplerinin de ana çizgilerini olu§turmu§tur. Bir an1s1nda, annesini §tiyle anlabr: «Annem okur yazar bir kad1ndi. Beni dort buçuk ya§Inda teyzemin egitici kucagi7


na b1rakarak pek genรง iken, yirmi iki yaยง1nda tildii. Stiz annemden aรง1hnca, kendimi tutamam, aglamadan duramam. รงunkii kendisine pek diiยงkiindiim. Kucagindan hiรง inmezdim.ยป (Yahnlaยงbr1lm1ยงbr, Yeni Turk Dergisi, sayi 25, 1934). Buna karยงIn Hiiseyin Rahmi, ilk ogrenimden sonra, once Beyaz1t'taki Mahmudiye Riiยงtiyesi'nde okumaya baยงlar ama diploma almadan Mahrec-i Aklam ad1 verilen bir tiir meslek okuluna geรงer. Bu okul, devlet memuru yetiยงtiren bir okuldur. 1878'de Miilkiye idadisi'ne yaz1hr; ancak ikinci s1n1ftayken, hastaland1gi iรงin ayrilmak zorunda kahr. Agz1ndan kan gelmiยงtir. Bu durum, genรง Hiiseyin Rahmi'yi iirkiitiir. Annesinin de veremden olmiiยง olmas1, yazann, bir bak1ma mikrop korkusunun da nedenini oluยงturur. Yak1nlann1n belirttigine gore, oldukรงa ยซkuruntuluยป bir kiยงiligi vard1r ve iยงi, baยงkalar1yla iliยงkiden kaรงmaya kadar gotiiriir.. . 1880'de Adliye Nezareti Umur-u Cezaiye Kalemi'nde (Ceza iยงleri Biirosu) memur olarak รงahยงmaya baยงlar. Daha sonra ikinci Asliye Mahkemesi namzet iiyeliginde bulunur. 1908 Meยงrutiyeti'nden sonra, resmi gorevinden aynhr ve yap1tlann1 yay1mlamaya ba~lar. 1912'de, Heybeliada'da yaptird1gi koยงke taยง1n1r ve omriiniin otuz yihn1 bu koยงkte geรงirir. 1914'te Dariilbedayi kuruldugu zaman oluยงturulan ยซedebi kurul iiyeligi"ne atan1r. Ikdam gazetesinde, tiyatro yaz1lar1 da yayimlar. 1936'da Kiitahya milletvekili seรงilmesiyle baยงlayan siyasi yaยงam1, iki donem sonra, 1943'te sana erer. Hiiseyin Rahmi, 8 Mart 1944'te yaยงama gozlerini yumar ve Heybeliada'daki Abbas Aga Mezarhgi'na gomiiliir. Koยงkii, oliimiinden sonra, milze haline getirilmi~tir.

YAZARLIGA BAยงLAMASI Hiiseyin Rahmi'nin annesi de babas1 da okumu~ insanlardi. Babas1n1n divan ยงiiri yolunda ~iirler yazd1gi da bilinmektedir. Kendisinin yetenegi de kiiรงiik :YB:ยงta ortaya รง1km1ยงtir; 1887'de yayimlanan ilk yaz1s1, Is8


tanbul'da Bir Frenk ad1n1 ta§Ir. Bu oykii, hayli de begeni toplar. Bu yillar, Tanzimat ikinci ku§ak yazar ve §airlerinin, edebiyat diinyas1na egemen oldugu, Servet-i Fiinun ku§agin1nsa yaz1 alan1na çikmaya haz1rland1gi y1llard1r. ~iirde, CO§umculuk (romantizm) kendisini duyururken, roman ve oykiide, Samipa§azade'nin Sergilze§t roman1yla Kilçiik $eyler adh oykii kitab1, N abizade N az1m'1n Zehra roman1yla Karabibik adh ilk dogalc1 (nattiralist) uzun oykiisii, Recaizade Ekrem'in Araba Sevdasi romani edebiyatim1za biiyiik aç1hmlar getirmi§, dilde, anlatimda, anlati estetiginde biiyiik bir geli§me saglanm1§tir. Bunlar1n yan1 s1ra, ama bamba§ka bir yolda yazan, donemin bas1n ve yaz1n alan1ndaki devi Ahmet Mithat Efendi'nin her tiirden yazd1gi romanlar1, okuru hem anlati tiiriinii okumaya ah§tirm1§, hem de romanlanyla geçinebilmesi, genç yazarlar1 yiireklendirmi§tir. Hiiseyin Rahmi'nin ilk romani da, 1887'de Ahmet Mithat Efendi'nin ç1kard1gi Tercilman-i Hakikat gazetesinde, tefrika edilmeye ba§lar. Kendisi, roman1n1 Ahmet Mithat Efendi'ye gondermi§, ertesi giini.i roman1n gazetede yayimlanacagin1, kendisinin matbaaya çagr1ld1gin1 okuyunca gozlerine inanamam1§br: «Hazretin huzuruna biiyiik bir helecanla çiktim. Giir ka§h, kara sakalh, iri yar1, heybetli bir zat ... Beni gori.ince ilk sorusu §U oldu: - Kimsin sen çocugum? - $ik yazan Hiiseyin Rahmi. Korktuguma ugrad1m. Efendi'nin yiiziinde derhal bir giivensizlik giiliimsemesi belirdi. (.) Bana pek alayc1 gelen bir sesle: - Oglum, senin agz1n daha si.it kokuyor. Bu roman usta i§i. Senin ne kalemin, ne yaz1 gi.ici.in, ne deneyimin, ne de gorgi.in heniiz bunu yazmaya yeterli degil. Bu gerçek goriini.iyor. Sen boyle bir §ey tasvirine ozenebilirsin, ama tek ba§1na ba§aramazs1n. Sana bir yard1m eden var. Baban m1d1r, agabeyin midir, arkada§In mid1r, o kimdir? Soyle ... (. .. ) Koca Ahmet Mithat Efendi'nin bu suçlamas1 kar§1s1nda kiiçiildiim, biiziildi.im, hiçbir soz bulamad1m. Sonunda gozlerimden dokiilen iki damla, hi.iziinlii 9


bir yan1t yerine geçti. Bu saf, masumca aglay1§1m Efendi'ye dokundu, hemen: -Aglama ... Aglama, inand1m ... dedi.» ($ik'1n onsozi.inden, ikinci bas1m, ibrahim Hilmi Ki.iti.iphanesi, 1920) Boylece Hi.iseyin Rahmi, yaz1n di.inyas1na, hem de onu, daha sonra kiz1n1 vermeyi di.i§i.inecek kadar begenen ve seven Ahmet Mithat Efendi'nin destegiyle girmi§ olur. (Ahmet Mithat Efendi'nin, kendisine kiz1n1 verme teklifini nazikçe reddeder ve omi.ir boyunca evlenmez.) ROMANCILIGI Hiiseyin Rahmi, daha ilk yap1byla yani $ik roman1yla bi.iyi.ik bir i.in kazan1r. Buna kendisi de §a§1rm1§br. Nedenini Ahmet Mithat Efendi'ye sordugunda, §U yan1b ahr: «Oglum, senin kafandan daha çok §eyler dogacak gibi goriiniiyor. Eserinin en biiyi.ik erdemi, okuyanlar1 kahkahalarla gi.ildiirmesidir.» Gerçekten de, Hi.iseyin Rahmi, iistad1 Ahmet Mithat Efendi gibi, hem okurlann1 bilinçlendirmeye, çagda§la§brmaya, bo~ inançlardan, çagd1§1hklardan kurtarmaya, hem de bunu yaparken eglendirmeye, okura ho§ça vakit geçirtmeye çah§1r. Bu arada, ilerde deginilecegi gibi, bel ki biraz a§1r1ya kaçar, ogreticiligin dozunu biraz kaç1r1r; ama onun inanc1na gore, roman estetigi ister zedelensin, ister zedelenmesin, bunun o donemde, o ko§ullarda, ya§amsal bir geregi vard1r. Hiiseyin Rahmi'nin romanlar1nda, ilk kez yapmac1ks1z bir yerlilik vard1r. istanbul'un biittin semtleriyle, mahallenin delisinden konak han1mefendisine, sokak çocuklar1ndan kayinpederinin evinde yan gelen içgiiveyine kadar, kimi ve neyi konu olara~ ahyorsa, onu yerli renkleriyle betimlemesini bilir. lffet romamn1n yayimland1gi s1rada (1897) roman1n konusunun bir Frans1z yap1bndan a§1nld1gin1 ile~i siirenlere, §air Andelib 'in verdigi yan1t, ilginçtir: «lnsaf ediniz yahu, Fransa'da Edirnekap1 mezarhgi, Yenibahçe çay1n, Kaledibi mahallelerimizin hayab var m1d1r? Hiiseyin Rahmi bu halk1 dil §iveleriyle, biitiin adetleri, feci ve giiliinç ah10


laklar1, sefaletleriyle ya§atmi§br. Mezarhklarda gordiigumiiz §iir de biisbiitiin yerlidir, hiç Frans1z §iirselligini and1rmaz. iffet; ipligi, yiinii, boyas1 yerli olan eski Tiirk hahlar1 kadar Tiirktiir!» Hiiseyin Rahmi, sanati, halk1 yiikseltmek için bir araç olarak goriir. Bu nedenle, biitiin yazarhk ya§am1 boyunca iizerine gitmedigi, ele§tirip alay etmedigi hiçbir toplumsal kurum yoktur; iki y~zlii aile ahlak1n1 (daha dogrusu ahlaks1zhgin1), dini kotiiye kullan1p diinyahklar1n1 dogrultan yobazlar1, kar1s1n1 ya da ~oc~s1n1 aldatan e§leri, her tiirlii rezaleti Avrupahla§man1n bir geregi olarak goren kad1nlan, tiiyii bitmedik yetimin hakk1n1 gaspeden ticaret erbab1n1 yergilerinin _hedefi olarak i§lerken, amaci yaln1zca okuru biraz olsun. dii§iindiirmek ve eglendirmektir. Kendisini «iislu.psuzlukla suçlayan yazar ve ele§tirmen E?ahabettin Siileym.an'a §Oyle yamt verir: «Kar§1m1zda yiikselmek ozlemiyle ellerini bize uzatm1§ milyonlarla halk var. Bir milletin genel kiiltiirii, birkaç estetik hocas1n1n ara§brmalar1n1n sonuçlar1yla olçiilemez. I Halk için edebiyat olmazm1§ ... Ne saçmahk! Halk bilgisizlik içinde bogulsun, koca bir millet yok olmaya mahkum olsun, biz kar§idan seyrine bakahm, oyle mi? Siz edebiyati kendi aran1zda geçerli bir kalp paraya, yaln1z seçkinlere ozgii bir §ifreye çevirmek istiyorsunuz.» (Cadi çarpiyor'dan).

KONULARI Refik Ahmet Sevengil, Hilseyin Rahmi Gilrpinar adh yap1tinda, «Halk için yazan yazar, konular1n1 ve tiplerini halk1n ya~ayi§1ndan, duygusundan, dii§iincesinden, konu~u~undan aldi. Ùstad1n romanlar1n1 okurken, bu kitaplardaki kahramanlar1 bir bir tan1r gibi olurum. Onlar yazar1n dii~lemgiiciiniin (muhayyilesinin) yarattigi tiplerdir ama bu hayal aleminin yarabklar1, sokakta dola§an, vapura, tramvaya, trene binen, sizinle konu§an, benim yan1mda oturan gerçek insanlardan hiç de ba§ka tiirhi degillerdir,» demektedir (1944, s. 58). Gerçekten de Hiiseyin Rahmi Giirp1nar'1n yap1tlar1nda, co§umculugun, dii~lemlerin, biiyiik a§klar1n, ka11


rasevdalar1n, ya§am1n di.i§si.i yanlar1n1n yeri yoktur. Kendi deyi§iyle o, okurlann1 yi.iksek bir felsefeye dogru yi.ikseltme amac1ndan ba§ka bir amaçla yazmaz; bunun için de konular1n1 seçerken, bunlar1~ ya§am1n içinden sayfalar olmas1na ozen gosterir. Istanbul'un kenar semtlerinde, mezarhklar1nda, çingene mahallelerinde, konaklar1nda, §irket-i hayriye vapurlar1nda, gazinolar1nda, yazhklar1nda, gezi yerlerinde vb. dola§1r, okurlar1n1 dola§br1r. Berna Moran'1n deyi§iyle, «Halk cahil kald1kça hiçbir §eyin di.izelmeyecegine inand1gindan, halk1n geleneklere, goreneklere ve dine dayah zihniyeti y~rine, Bati'n1n akla, bilime dayah pozitivist zihniyetini yerle§tirmek istemi§tir. Onun için, romanlar1nda hep 'eski kafa', 'yeni kafa' dedigi iki zihniyetin çarp1§bgina tan1k oluruz.» (Selim ileri ile yaptigi konu§madan). Bu amac1n1 gerçekle§tirmek için, Istanbul, bir laboratuvard1r sanki. Huseyin Rahmi Gurpinar'in Romanlari ve Romanlarinda $ahislar Kadrosu adh yap1bnda Onder Goçgiin, Hi.iseyin Rahmi'nin ̧ledigi konulan §oyle s1n1fland1rmaktad1r: «l. Batihla§may1 yanh§ anlayan, davran1§lan Tiirk toplumunun gelenekleriyle tezat te§kil ettigi için gi.iliinç durumlara dii§en, alafranga, zuppe ve dejenere tiplere yer veren eserler ($ik, Miirebbiye, Metres, $ipsevdi, Tutu§mU§ Gonilller, Gonill Bir Degirmendir Sevda Ogutiir, Dirilen jskelet, Kaderin Cilvesi, Can Pazari). 2. Toplumun gerisine itilmi§, yokluklar içinde k1vranan, genellikle her tiirli.i himayeden mahrum, zavalh, aciz kimseleri ve onlar1n problemlerini, dii§tiikleri kotii durumlar1 ele alan eserler (lf{et, Nimet§inas, Hakka Sigindik, Billur Kalp). 3. Babl §eylere inanan ve birtak1m fantastik unsurlar1n etkisinde kalan tipleri konu edinen eserler (Kuyruklu Yildiz Altinda Bir izdivaç, Gulyabani, Cadi, Efsuncu Baba, Muhabbet Tilsimi, Mezarindan Kalkan $ehit, $eytan i§i). 4. Kan-koca geçimsizliklerini ve bunlar1n zeminini haz1rlayan çe§itli faktorleri i§leyen eserler (Mutallaka, · Tebessiim-i Elem).

12

1


5. Kad1n1n veya erkegin istegine ayk1r1 olarak yapilan evlilikleri ve bunlar1n olumsuz neticelerini konu alan eserler (Muadele-i Sevda, Tesadilf, Sevda Pe§inde, Son Arzu). 6. Ya§h erkeklerle evlendirilen genç k1zlar1n fizyolojik ve ruhsal ç1rp1nmalar1n1, ev içindeki veya d1§1ndaki kendi ya§1tlar1 delikanhlarla gayrime§ru miinasebetlerini, tiirlii maceralar1n1 ve neticede tam anlam1yla ahlaki dii§ii§lerini sergileyen eserler (Toraman, Cehennemlik, Dilnyanin Mihveri Kadin mi Para mi?, Namuslu Kokotlar). 7. Toplumu temelinden sarsan sosyal meselelerin en miihimlerinden birini te§kil eden fuhu§U, son derece realist olçiiler içersinde gozler online seren eserler (Hayattan Sayfalar, Kokotlar Mektebi). 8. Felsefeyi hareket noktas1 kabul ederek, diinya ve ahretle ilgili çe§itli hadiselerle ugra§an filozof tav1rh kimseleri, onlann fikri ve ruhsal yapilar1n1, anlayi§lar1n1, davran1~ ozelliklerini, egilimlerini ve ideallerini ele alan eserler (Deli -Filozof, insanlar Once Maymun mu i"d"2\ i./. 9. Ruhsal bak1mdan hasta tipleri ve onlar1n toplum içersindeki son derece olumsuz, zararh hareketlerini, bir psikolog titizligiyle tahlil ve tenkit eden eserler (Ben Deli miyim?, Utanmaz Adam). 10. ilerlemi§ ya§lar1na ragmen, hala olgunla~ma­ m1~ ve kendilerini sadece cinsel içgiidiilerine teslim etmi§ tipleri, yer yer hicvederek ele alan eserler (Evlere $enlik Kaynanam Nasil Kudurdu?). 11. Tehditle para s1zd1rmak amac1yla kaç1r1lan insanlar1 ve onlara tiirlii eziyetler çektiren e~k1yay1 konu alan eserler (E§kiya ininde). 12. Ba~tan sona polisiye bir nitelik ta~1yan, gerilimi yiiksek eserler (Kesik Ba§). 13. Ruhçuluk ve bu nedenle ruhçuluga inanan ~~m­ selerin geçirdikleri sars1ntilar1 konu ·alan eserler (Oliiler Ya§iyor mu?). 14. çe~itli psikolojik zikzaklar çizerek, çareyi canlar1na k1ymakta bulan ve neticede intihar manyas1na tutulan zavalhlar1 ve onlar1n bu hallerini tasvire yonelik eserler (Olilm Bir Kurtulu§ mudur?).» (1993, s. 603604). 13


Bu s1n1fland1rmadan da anla§1lacagi gibi, Hi.iseyin Rahmi, genel olarak toplumun ve insanlar1n her ti.irli.i olumsuzluklar1n1, suça yonelmelerini, toplumsal ve dinsel yolsuzluklarin1, cinsel kudurganhklar1n1, safhklar1m, dogalc1lara ozgii bir gozlemci gerçekçilikle i§lemi§tir.

ROMANLAR1NDAi$LEDiGiTiPLER Yine Onder Goçgi.in'iin kapsamh s1n1fland1rmas1na gore, Hiiseyin Rahmi'nin romanlar1nda i§ledigi tipler, toplumun her kesiminden, her ya§tan, her ruhsal durumda olan tiplerdir: Yoksullar, dilenciler, evlathklar, oksi.iz ve yetimler, gayri me§ru çocuklar, iffetsizler; miilkiyeliler, hukukçular, askerler, doktorlar, eczac1lar, ogretmenler, din adamlar1, miirebbiyeler, bi.irokratlar, kiiçiik memurlar, polisler, yazarlar, politikac1lar, §airler, musiki§inaslar, ressamlar, tiyatrocular, sporcular, harp zenginleri, vurguncular, mirasyediler, içgiiveyi olanlar, dullar, doland1ncilar, fahi§eler, metresler, muhabbet tellallar1, beslemeler, dad1lar, kalfalar; ayd1nlar, yar1-ayd1nlar, cahiller; alafranga-dejenere-ziippe tipler, tutucular, yobazlar, milliyetçiler, devrimciler, yenilikçiler, pozitivistler, enternasyonalistler, namussuzlar, kalenderler, kaderciler, filozof geçinenler; Frans1zlar, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Ruslar; hovardalar, §Ipsevdiler, istanbul han1mefendileri, istanbul beyefendileri, fedakarlar, dedikoducular, fettanlar vb. Biitiin bu tipler aras1nda, Hiiseyin Rahmi Giirp1nar'1n ozel bir beceriyle canland1rd1gi tipler, kad1nlar, ozellikle ya§h kad1nlard1r. Birçok ele§tirmen bu konuda, onun kiiçi.ik ya§ta teyzesinin konaginda tan1d1gi kad1nlar1 gozlemledigini soyler.

ROMAN TEKNiGi Hiiseyin Rahmi Giirp1nar'1n romanlar1nda teknik bir yetkinlik olmad1gi genel kabul goren bir yargid1r. Roman estetigi tekniginin yenile§tigi, çagda§la§bgi bir

14


donemde, Servet-i Fiinuncular'la ayn1 zaman diliminde ya§ad1gi dii§iiniiliirse, bir Halit Ziya U§akhgil'in, bir Mehmet Raufun romanlar1nda ula§tiklan diizeyle kar§Ila§tir1ld1ginda Hiiseyin Rahmi'nin iislupta estetige degil, konuya agirhk verdigi soylenmelidir. Ornegin, dogalc1lar1 ve gerçekçileri ornek almas1na kar§In, roman1n ak1§1n1 s1k s1k keserek kendi dii§iincelerini soylemesi, hem roman teknigi aç1s1ndan kusur sayihr, hem de gerçekçi ve dogalc1 alum1n anlatilan olaylara romanc1n1n kar1§mamas1, yorum yapmamas1, yaln1zca olay1 betimlemesi anlay1§1na ayk1nd1r. Romandan bir ders, bir sonuç ç1kar1lacaksa, bunu okurun anlayi§1na ve yorumuna b1rakmak gerçekçiligin ve dogalc1hgin genel kurahd1r. Murebbiye roman1nda Hiiseyin Rahmi, Frans1z mi.irebbiye Anjel'in geçmi§ine deginirken, onun dii§ki.iri bir kad1n oldugunu belirtir ve donemin Paris'inin betimlemesini yaparken, ahlak dii~iikliiguniin yol açtigi felaketler iizerinde uzun uzun durur; sozii dogalc1lara getirerek, dogalc1hgin nasil bir sanat ak1m1 oldugu, hangi ozellikleri bulundugu konusunda bilgi verir. Gulyabani'nin sonunda da, Gulyabani'nin gizi çoziildi.ikten sonra, ashnda bunun bo§ inançtan ba§ka bir §ey olmad1gin1, bu bo§ inançlardan dolay1, aç1kgozlerin insanlar1 doland1rd1gin1 anlabr. Hiiseyin Rahmi'nin teknik ozelliklerinden biri de, roman kurgusunu estetik bir biçimde di.izenlemeyi§i, dolayis1yla konunun geli§irnini yaln1zca olaylar1n alu~1na b1rakmas1d1r. Bu nedenle de ortaya ç1kan zorluklar1, diigum noktalar1n1 kimi zaman mantiga uygun gelmeyen yollarla çozmek zorunda kalmakta, o zaman da yetkin olmaktan uzak, naif bir roman çabs1 ortaya ç1kmaktad1r. Ancak bu konunun, onun romanlar1nda gi.ilmece ogelerinden birini olu§turdugu da soylenmelidir.

GERQEKQiLiGi VE DOGALCILIGI Hiiseyin Rahmi, sanabnda gerçekçilik ve dogalc1hk alumlanndan çok etkilenmi§ ve bu yolda yap1tlar vermi§tir. Onun yap1tlar1nda, dogalc1 gelenege uygun

15


olarak topluma kotiimser, yergici bir gozle bak1hr ve çocuklar dI§Inda «iyi insan» bulmak çok giiçtiir. Yazar1n bu kotiimserliginde, annesini genç ya§ta yitirmesinden hastahk korkusuna kadar pek çok etken bulmak olas1d1r; ama asil etkeni, belki de bir fotograf objektifi gibi betimledigi toplumda aramak yerinde olur. Asil olarak gerçekçiligi ald1gi halde, Hiiseyin Rahmi'nin romanlannda neden-sonuç ili§kisi de oldukça zayiftir. Kahramanlar daha çok «yazar oyle ya da boyle istedigi için» «tiyle ya da boyle» davran1rlar. çunkii yazann olaylar1 diizenleyi§inde neden-sonuç ili§kisine dikkat etmekten çok ba§ka amaçlar1 vard1r: «Ok~ru bilinçlendirmek». Bununla birlikte, Selim ileri'nin kendisiyle yaptigi konu§mada, Berna Moran, hakh olarak §Unlar1 soylemektedir: «Okurlann1 yiiksek bir felsefeye dogru çekmeye çah§tigin1 soyleyen Giirp1nar'1n bunu ba§ard1gi soylenemez. Ondan akilda kalan, giilmecesi, ti.iriti tipleriyle, canh bir istanbul ya§am1d1r. Okura a§Ilamaya çah§tigi ve onemli sayd1gi fikirlerin pek çogu giiriiltiiye gitmi§tir. çunkii bunlan roman1n olay orgiisiiyle biitiinle§tirerek i§leyememi§tir.» Onun dogalc1hgi konusunda soylenecek bir ba§ka yargi da, dogalcilann genel olarak i§ledigi her toplum için geçerli olacak ili§kileri, a§k, cinayet, evlilik ili§kileri, kan ya da kocan1n ihaneti gibi konular1 degil, yazar1n kendi toplumunun, hatta denebilir ki istanbul'da ya§ayan insanlar1n (bu topluma ozgi.i) ili§kilerini i§lemesidir. Bu da ashnda romantiklere ozgi.i konu anlay1§1ndan ba§ka bir §ey degildir.

DÌL VE ANLATIMI Hiiseyin Rahmi Gi.irp1nar, romanlannda da oykiilerinde de dil estetigine onem vermez. ilk yap1tlar1nda yer yer Servet-i Fiinun anlabm1n1 uygular. Daha sonraysa hem sozciikleri, hem de anlatim1 yahnla§maya yonelir. Bu konuda, Cadi çarpiyor adh ,polemik kitab1nda (1913), «Dilimizde sadeligin zorunlulugu ve onemi ciddi olarak bilindigi gi.in, edebiyat ba§lamI§ olacaktir,» demektedir. 16


YAZDIGI TURLER Hiiseyin Rahmi'nin en verimli oldugu tiir, romand1r. Roman d1§1nda oykii, oyun, makale gibi tiirlerde de yazm1f?br. Yaz1n ve dil konusundaki gorii§lerini, kalem tarb§malar1nda dile getirmi§tir. Goniil Ticareti, Melek Sanmi§tim $eytani, iki Hodiigiin Seyahati, Meyhanede Kadinlar gibi kitaplarda toplad1gi oykiilerinde, romanlar1nda oldugu gibi, amaci yine toplum.~al yergi yoluyla halkin bilinç diizeyini yiikseltmektir. Oykiilerinin dili, romanlar1ndan daha yahn, yap1 bak1m1ndan da daha basittir. Kalem tarb§malar1 Cadi çarpiyor ve $akavet-i Edebiyye (Yazin E§kiyaligi) adh yap1tlar1nda yer ahr. Bu iki kitap, ~ahabettin Siileyman'1n, Cadi'n1n sanat yap1b olmad1gin1, acele yazilm1§ oldugunu, giildiiriicii degil iiziicii felsefelerle dolu oldugunu ileri siiren ele§tirisinin Riibab dergisinde yayinlanmas1yla ba§layan, lehte aleyhte birçok ki§inin kabld1gi tarb§malara verdigi yan1tlan içerir. Bu kalem tarb§malar1nda Hiiseyin Rahmi, kendi yazd1klar1n1n iizerine titreyen, hirç1n ama yaz1nc1 ki§iliginden emin bir yazar kimligi gostermektedir. (Bu konuda daha fazla bilgi için bk. N. Polat, "Hiiseyin Rahmi Gilrpinar'in Cadi Romani Hakkinda Miinaka§alari," Tiirk Diinyas1 Ara§brmalar1 Dergisi, s. 21, Ar. 1982.)

YAPITLARI (Tarihler, kitap olarak çiktigi yili gostermektedir): ROMAN ~ik (Ayna, 1889), iffet (18~6), Mutallaka (1898),

Miirebbiye (1899), Bir Muadele-i Sevda (1899), Metres (1899), Tesadiif (1900), Nimet§inas (1901), eipsevdi (1911), Kuyruklu Y1ld1z Altinda Bir izdivaç (1912), Sevda Pe§inde (1912), Gulyabani (1912), Cadi (1912), Hakka S1gind1k (1919), Toraman (1919), Hayattan Sayfalar (1919), Son Arzu (1922), Tebessiim-i Elem billur kalp

17/2


:~

I

(1923), Cehennemlik (1924), Efsuncu Baba (1924) Ben Deli miyim? (1925), Billur Kalp (1926), Tutu§mll§ Gontiller (1926), Evlere ~enlik Kaynanam Nasil I\.udurdu? (1927), Muhabbet Tils1m1 (1928), Mezar1nda11 Kalkan ~ehit (1929), Kokotlar Mektebi (19~9), ~eytan i§i (1933), Utanmaz Adam (1934), E§k1ya Ininde (1935), Kesik Ba§ (1942), Gontil Bir Yeldegirmenidir Sevda Ogut~r (1943), Oltim Bir Kurtulu§ mudur? (1945), Dirilen Iskelet (1946), Diinyan1n Mihveri Kad1n m1 Para m1? (1949), Deli Filozof (1964), Aci Giilii§ (Tebessiim-i Elem) (1967), Can Pazan (1968), insanlar Maymun muydu? (1968), Namuslu Kokotlar (1973).

OYKU Kad1nlar Vaizi (1920), Meyhanede Han1mlar (1924), Namusla Açhk Meselesi (1933), Katil Buse (1933), iki Hodiigun Seyahati (1933), Tiinelden ilk çik1§ (1934), Goniil Ticareti (1939), Melek Sanm1§bm ~eytan1 (1943), Eti Senin Kemigi Benim (1963).

OYUN

iki

Hazan Biilbiilii (1916), Kad1n Erkekle,§ince (1933), Damla Ya~ (1973), Toku§an Kafalar (1973).

KALEM TARTI§MALARI Cadi çarp1yor (1913), ~akavet-i Edebiyye (1913). [iki kitab1n bir arada bas1m1, 1998.]

MAKALE Mi.intehabat-1 Hi.iseyin Rahmi I B\ilbiil Yuvas1 (1889-1890). Hi.iseyin Rahmi Gi.irp1nar'1n Mektuplar1 ve Tiyatro Ele§tirileri ( 1998). 18


Gazetecilikte ilk Yaz1lanm (1999). Gazetecilikte Son Yazilar1m cilt. I, Bas1n ve Bas1n Ùzgiirliigu (2001). Gazetecilikte Son Yazilar1m cilt. II, Zorla Ahlaks1z Olduk (2003). Gazetecilikte Son Yaz1lar1m cilt. III, Yankesiciler Kuliibii (2004).

SECME KAYNAKçA (Kitap Olarak) Alangu, Tahir: 100 Unlil Tilrk Eseri, Milliyet yay., c. 2, s. 823-847. Alemdar, Yalç1n: Sosyal ve Siyasal Degi§meler Açisindan Cumhuriyet Devri Tilrk Romani I, kendi yay1m1, s. 126, 127, 130, 131, 132, 133, 135, 138, 140, 141, 143, 144, 145. Cevdet Kudret: Tilrk Edebiyatinda Hikaye ve Roman, Varhk yay., 1965, c. 1, s. 263-297. Fethi Naci: 40 Yilda 40 Roman, Oglak yay., 1994, s. 1420. - - - - : Tilrkiye'de Roman ve Toplumsal Degi§me, Gerçek yay., 1981, s. 46-51. Goçgiin, Ùnder: Hilseyin Rahmi Gilrpinar'in Romanlari ve Romanlarinda $ahislar Kadrosu, Kiilti.ir Bakanhgi yay., 1993. Gokman, Muzaffer; Hilseyin Rahmi Gilrpinar, Devlet Kitaplar1, 1966, Bibliyografya I, 249 s. Hizarc1, Suat; Hilseyin Rahmi Giirpinar, Varhk yay., 1953. Kabakh, Ahmet: Tilrk Edebiyati, Tiirk Edebiyati yay., 1974, s. 312-374. Kaplan, Mehmet: Edebiyatimizin içinden, Dergah yay., s. 90-96.

: Tilrk Edebiyati Uzerine Ara§tirmalar I, Dergah yay., 1976, s. 392, 442, 457, 459-474. 19


: Tiirk Edebiyati Ozerine Ara§tirmalar Il, Dergah yay., 1987, ·s. 51, 52, 77, 91, 99, 107, 121. Karaalioglu, Seyit Kemal: Resimli Motifii Tiirk Edebiyati Tarihi, c. 3 Cumhuriyet Edebiyati, inkilap Kitabevi yay., 1985, s. 95-156. Kutlu, ~emsettin: Servet-i Funun Donemi Tiirk Edebiyati Antolojisi, Remzi Kitabevi yay., 1981, s. 286315. . Levend, Agah S1rr1: Tiirk Edebiyati Tarihi I, Tiirk Tarih Kurumu yay., 1973, s. 54-55. Mutluay, Rauf: Bende Ya§ayanlar, i§ Bankas1 yay., 1977,s. 304,311,318,376. : 100 Soruda Tanzimat ve Servet-i Fiinun Edebiyati CXIX. Yiizy1l Tiirk Edebiyati), Gerçek yay., 1988, s. 228-229. Òzon, Mustafa; Hiiseyin Rahmi Gurpinar'dan Seçilmi§ Parçalar ve Eserleri Hakkinda Miitalaalar, Hilmi Kitabevi yay., 1945. Sevengil, Refik Ahmet: Hiiseyin Rahmi Gurpinar, Hilmi Kitabevi yay., 1944. Sevinçli, Efdal: Hiiseyin Rahmi Giirpinar I inceleme, Arba yay., 1990. Tanr1n1nkulu, Abdullah: Hiiseyin Rahmi Gurpinar, Toker yay., 1974. Timur, Taner: Osmanli-Turk Romaninda Tarih, Toplum ve Kimlik, Afa yay., 1991, s. 46-49. Yiicepa§, Hilmi: Butun Cepheleriyle Huseyin Rahmi, Inkilap ve Aka Kitabevleri yay., 1964.

KemalBek

20


HUSEYiN RAHMi GURPINAR

•

BILLURKALP ROMAN


BiRiNCi B0LÙM

1 Madam Zorluyan, onemli bir ticaretevinin direktrisi<l) oldugunu gosterir bir çahmla gogsi.inde prostela, (2) belinde bir demet anahtar, bo§alan çiftehane odalar1n1 dola§arak yan1ndaki delikanh hizmetliye: - Yervant, dedi, bilirsin bu zanaatin da tad1 kaçti ... Eski mi.i§teriler, geneleve avuçla para b1ralap giderler idi. ~imdikiler bizden bir §ey a§1rarak SIVI§Iyorlar. Arkalannda dola§IP dayima mukayyet<3) olmah ki soyuldugunu anlayas1n. Ya 1rz hastahklann1n bu kadar ti.iriti be ti.irli.isii §imdiyecek gori.ilmemi§tir. Ahlak1 ve makinesi saglam, bu diinyada ne kan kald1, ne erkek ... Yervant s1ntarak: - Sozi.inde az buçuk hakhs1n madam ... - Ka neden? - Ben de erkegim ... - He malum ... ispata kalkma. ~i.iphem yok ... - Yirmi bir ya§1ndayim. Be§ senedir gelenev hizmetçiligi ederim. - E! Bunun için iftiharhk rozeti istersin? - Daha makineme bir keder gelmemi§tir. - Yervant, h1yar gibi laf etme ... Makinenin keyfini, kederini §imdicik soran vard1r senden? Sanki sana imreneyim deyi saglam oldugunu bana balland1nyorsun? Yervant, para ile i§ini gorebilecegini ima edercesine anas1 yerindeki bu kad1n1n kart yi.izi.ine dik dik, cesaretle bakarak: (1) (2)

(3)

Kadm yoneticisi. Onluk. Uyamk.

23


-Ah madam, bende o talih vard1r ki sana dost tutulay1m? - Haydi kaz yavrusu ... Adam oldun da sen de kendini listeye koyuyorsun? - Denemesine deneyebilirsin ... Ben dayima ald1gim paray1 son kuru§una kadar hak ederim ... - Haydi zevzek, dayima para ... Agz1nda ba§ka §ey gezmez ... Direktris, bir kapah kap1 oniinde durup, yumruguyla kiit kiit vurarak: · - Annik, bu iiçiincii keredir ki kap1n1 giimletoorum. Ses vermeyorsunuz. Geberdiniz? Ne oldunuz? Geçenlerde Mari'nin genelevinde boyle bir §ey oldu; iki sevdah birbirinin koynunda biiyiik uykuya varm1§lar... Vak1tlar acayip, siz de boyle bir i§ etmeyesiniz? .. Beni meraka koymayin1z. Qabuk cevap ediniz. Bir siire bo§una bekledikten sonra: - Bir Rabbim, sana s1ginm1§1m. Ba§1ma bir bela verme. Oh mega,<1) halam (hala) ses yok ... Anahtar deliginden içeriyi dinleyerek: . - He, soluklar1 geliyor. Pis pis bir §eyler duyuyorum. Gebermemi§ler... Kiz, niçin boyle inad1na sus pus duroorsun? Cevap etsene? içeriden Tiirk §ivesiyle bir erkek sesi: - Madam Zorlu, niçin bu sabah bizi rahat b1rakm1yorsunuz? - Hangi sabah evlad1m. Vakit ikindiyi geçti ... Bir gecelik(2) bunda (burada) iki giin yatilmaz ... Aksatam1za(3) ket vurma. Buras1 ticarethanedir. i§imiz oyle ister ki diinkiileri savahm ki ak§ama ba§kalar1 gelsin ... - Haydi defol kap1n1n oniinden ... Soziin parama geçer... - Hangi paraya geçecek. Geçen giinii de boyle dedin .. Borcunu deftere yazd1rd1n. Bu i§ asla veresi(ye) kald1rmaz. Biitiin esnaf ile· bir olarak ben de kap1m1n iizerine "Bugiin pe§in yar1n veresiye" ilan1n1 koyacagini ... Kiz Annik, o kalkmayorsa sen niçin davranm1yorsun? (1)

(2) (3)

24·

Tanrim. Bir gece için alman ticret. Ticaretimize; ah~veri~imize.


Annik: - Ka b1rakoor ki kalkay1m? Mii§teri: - Ben onu yatagina çiviledim. Kalkamaz ... Direktris: - Oglum, kiz hastad1r. çok eziyet verme... Ben onu biraz timara (tedaviye), meramete koyacagim ... Arnavutkoyii'nde bir papas eni§tesi vard1r. Oraya gitsin birkaç giin havas1n1 tebdil etsin. Mii§teri: - Zevzek kan, hiç Beyoglu'ndan Arnavutkoyii'ne hava tebdiline gidilir mi? Oran1n havas1 buradan pistir... Hem genelevde yorulup yorulup da papas1n evinde dinlenilir mi? - Papas çok miibarek bir adamd1r. Kiza iyi bakar... - Annik'in ablas1 da burada çah§tiktan sonra m1 o miibarek adama vard1? - Periiz ... ah ne iyi k1z idi bilsen! Boyle Annik gibi iiç gtin zampara koynunda yatarak kendine kimseyi dofurtmaz idi ... - Merak etme, bu da doyurtmuyor. Doymu§ olsayd1m erkenden kalkip giderdim. Bunu da ç1rak ç1kard1gin vakit bir piskoposa ver... - Haydi ogulcugum, ~imdi doktor gelecek k1zlar1 muayene edecek ... - Doktor, Annik'i benim kadar uzun saatlerle derinden derine muayene edemez. Ben ona, yetmi§ kulàca iskandil sald1m. Fazla yorgundur. Birkaç giin k1zaga çekmeli, karinas1n1 temizlemeli, aç1lan yerlerini giizelce k1tiklamah, ziftlemeli ... Sonra ben ona kendi imzamla temiz pratikas10) verecegim ... - Bune biçim laflard1r ki edoorsun? Bu koynundaki kar1 m1d1r, mavina m1d1r? Salapurya m1d1r? Insan k1sm1n1n dibi kitikla ziftlenir hiç? - Senin evindeki kanlar, Yemi§ iskelesindeki dolmu§lardan berbattir. Fazla ve her cinsten mii§teri ta§l( 1)

Belgesi.

25


madan hep omurgalan bozuktur. Ziyade su ederler.<U Meltem havalarda bile yalpas1z gidemezler. Mii~terile­ re bulanb gelir... - Zevzek oglu zevzek, susars1n altik (artik)!.. Evimin ad1n1 pise ç1karacaks1n. Buras1 lamuslu (namuslu) kerhanad1r.. Lamuslu mii§teriler ahr... Kizlar1m1 begenmiyorsan hesab1ru gor, i§ine git... Onlar1 elimi openlere çikartir1m. Hem de dort kat iicretile... Lafa karn1m toktur. Haydi yavrum ben arbk çene yiyemem. - çene yiyemez isen sana iç kapaktan bir do§ çikartay1m ... - Zevzekzadem, elverir alt1k diyorum ... Tramvaya, vapura, çimendiifere (trene), arabaya, kayiga oturanlar paralar1na kadar yol gidip nihayet inerler. Kirahk §eyler hep boyledir. Sen bindigin sahncaktan inmek istemiyorsun. Bayramda çocuklan gormedin hiç? Sahncakç1, "yand111" deyi baginrsa, ya tekrar para verirler ya ondan a§ agi inerler... - Benim sahncakç1m daha "yand111" diye bagirmad1 ki ... - Kiz, bagirsana ... içeriden boguk boguk anla§Ilmaz sesler i§itildikten sonra: Mii§teri: - Biitiin nefes delikleri tikahd1r; bagiramaz ... Annik'in yerine Madam Zorluyan yaygaraya ba§layarak: - Evime bir mii§teri geldi. Lava demir atti, iiç giindiir gitmeyor. Benim hesab1ma yiyor, içiyor, erkekliginin sefas1n1 icra ediyor. Yatagindan ç1kan kizlar merametlik hirtlamba oluyor. Bana bir akil ogretiniz. Hangi mahkemeden dava edeyim? Adalet katibine gideyim? Sulh hiikemas1na (yargiçlanna) derdimi bo§al'tay1m? Ka divane olacagim. Ben de bilmoorum ki ne edeyim? Mii§teri: - Soziimi.i dinlersen sana bir ogut vereyim ... ( 1)

26

Su ahrlar.


- De bakayim yine ne k1z1l yakut yumurtlayacaks1n? - Sana hak veriyorum. Annik yoruldu ... - He, babarnn canina irahmet ... Yoruldu ... Evlad1m yoruldu. O da candir. ~imdi kanun koydular. Sekiz saatten ziyade çah§Ilmayacak... Bu sizinki on sekizi, yirmi sekizi, lurk sekizi geçti ... Kizlar agizlar1nda kaç glindiir grev sak1z1 çigneyo,rlar... i§e paydos ederlerse sonram biitiin zampara karda§lannla beraber ne yapacaks1n1z? - O zaman sizin gibi emekliler i§e giri§irler. Madam Zorlu'nun koca memeli gogsii oynar gibi fikir f1k1r titreyerek: -Ah aman, zevzekligi bir yana b1rak §imdi. ~akahga vaktim yok ... Verecegin ogut ne idi? - Annik çok yoruldu .. . - He, evet ... He evet .. . - Onu yan1mdan al, yorulmam1§ bir k1z gonder... Haniya uç giin once bir korpe sermaye geldiydi ... Araksi. .. - Karnaksi. .. Ona da çarçabuk goz koydun? - Senin ç1kar1n için soyliiyorum. Benim Atpazar1'nda cambazhgim<l) vard1r. çok ha§ar1 k1sraklar ah§brd1m ... Bakahm bunun da bir huysuzlugu var m1? Yolu nasil? E§kin mi? Rahvan m1, tir1s m1 gidiyor? - Hem koynuna korpecik k1z koyacagim. Hem de sana iistelik cambazhk iicreti verecegim? - Òyle ya, §imdi kimse kimseye babas1n1n hayr1na i§ gormiiyor... Yervant birdenbire tela§la: - Madam ... Madam ... - Ne var ki? - Vortik geloor... Madam Zorlu, koridorun ucundan kopan karayagiz bir ba§ka Ermeni delikanhs1na donerek: - Vortik, hele gelebildin ... - i§te geldim madam ... - Ne haber getirdin? ( 1)

At ahp satan ve yeti~tiren kimse.

27


- Mi.ijdemi isterim ... - Mi.ijde? Ne oldu ki? - Dogurdu ... - Dogurdu? Patlas1n ... - Bir k1z1n1z oldu ... - Biiyiiyiip de belediyeye orospu kayit oluncaya kadar k1rk furun ekmek ister... Ah bir fahi§e için tamam zanaatin1n i§lek zamamnda dogurmak ne felakettir... çocuk ana lahmine (rahmine) ne saglam oturmu§. Ne kadar keskin ilaç var ise yaptik. Kar etmedi ... Miryam'1n kad1nhgindan ba§ka sermayesi yoktur. Her giin karn1 bir parça daha iifi.iriip §i§iyordu ... Fakat zavalh k1z1 yine ben her gece kirahyordum ... Tamam agns1 tutuncaya kadar dokuz ay on gi.in çah§tI. Bunca zorlugun altinda çocuga yine bir §ey olmadi. .. Tanr1'n1n i§ine ak1l erer hiç? çocugun babas1 da belli ... Kim oldugunu bilooruz. Yervant'la Vortik iki elleriyle kalçalar1n1 tutarak sarsila sarsila giilmeye ba§lad1lar... Giir bir kahkaha da kapah odadaki Annik'in mi.i§terisinden fi§k1rdi. Madam: - Budala aptallar, dibinden kavrayamad1gin1z bir maslahata (i§e) giilmeyiniz .. Ben bir laftir edoorsam sazi.in ozi.i nereden aktigin1 bilirim. çocugun babas1 zengin bir Tiirk'tiir. Kiz1 alti ay dost tuttu. Bilirsin Ti.irkler gayetle kiskanç olurlar. Miryam'1 kendi dininden lamehlemlik (namahrenlik; bir kad1na erkegin nikah1n1n di.i§mesi) bir kar1 gibi orti.iye koydu. Sonram kapatmas1 vard1r deyi beyin kar1s1 duymu§ ... Patirtilar, giiriilti.iler, bilmem neler olmu§... On un i.izerine bey, Miryam'1 azat puzat etti. Kiz, buraya tamam dort ayhk gebe dondi.i ... Be§ ay sonra dogurdu. Hesap kitap meydanda ... O arahk Annik'in oda kap1s1 açildi. Ù zerinde iki yan1 yirtmaçh kisa bir gecelik gomleginden ba§ka bir §ey ta§imayan §allak mallak esmer bir delikanh arahktan goziikerek: - Madam Zorlu, rica ederim, bu Ti.irk beyinin ad1n1 bana soyler misin?.

28

~

I


Madam: - Ne yapazaks1n? $antaj edeceksin? - Hiçbir §ey yapmayacagim... Sadece merak ettim. i§te bu kadar... Madam Zorlu iiziintiilii bir giiliimseyi§le: - Adam sen de, bu diinyada ilk doguran orospu Miryam degildir... Bu ti.iriti bir kaza nikahs1z çiftle§en her kad1n1n ba~1na gelebilir. Fakat dert, irazalet (rezillik) di§isinin iizerine patlar. Baba çekilir, giilerek kar§Idan keyfine bakar. Ana, dokuz ay karn1nda ta§1d1gi bu yiikii, "Ah, aman, git gidak" deyi zorlu agrilar ile yumurtlad1ktan sonram, bu canh belayi kubura ats1n; kuyuya b1raks1n; bogsun; gomsiin; ne yaps1n? $a§1r1r... Hiikiimetin gozii de anan1n iistiindedir. Vay "caniye-yi merkume",(1) sen evlad1n1 bogmu§sun deyi kar1yi mahkemeye siiri.iklerler. Baba, halam hiç tinmaz, kar§idan giiler durur. Hakimler kar1 degiller ki orospudan yana olsunlar... Onlar, hep kendi cinsleri zamparadan yana olurlar. Zavalh kar1, mahkemenin huzurlugunda b1ngir b1ngir bagir1r ki: "Efendim, ben bu piçi babas1z dogurmad1m. Bu suçu benimle birlikte i§leyen bir de erkek vard1r. Suçun biiyi.igu onundur. çunkiim bu i§ olsun deyi bana yalvar yakar olmu~, avuç dolular1 da para vermi§tir... " Hakim babalar cevap olarak agir f1stik bir makamdan: "çocugun babas1n1 ispat et" derler. Ka bu i§ obiir nev maslahatlar (yeni i§ler) gibi ba§kalar1na gosterebilir ki ispati kabil olsun? Cascavlak viicudunun oras1n1 buras1n1 ka§1yarak kap1 arahgindan s1r1tan mii§teri: - Madam, her §eriatta, kanunda bunu ispat için usuller vard1r... Madam Zorlu, ofkelenen bir tavuk gibi kabararak: - izzet Saim Bey, orospu koynundan ç1km1§s1n, daha elbiseni il.zerine koymadan lafa kar1~1yorsun? Kanunlar, kemanlar bu i~e bir gugukC2) koyabilir hiç! Diinyada kaç piç vard1r? Bunun için istatistik tutan oldu? Doguran kocah kad1nlar hep efendilerinden çocuk ( 1)

(2)

Ad1 ç1km1§ cani kan. Yalan.

29


yapoorlar sanoorsun? Onlara ister istemez inanoorsun. çunkiim onlar irz ehliyetlik sigortas1 altinda doguruyorlar... Onlar yalan soyleseler de inan1rs1n1z. Fahi§eler dogru deseler de inanmazs1n1z ... Vortik birdenbire lafa atilarak: - Madam, sana çok iyi haberler getirdim. Pek kazançh i§ler var... Ecnebi subaylar1 kar1 istiyorlar... Bo§ laflan kes, i§imize bakahm ... ·Madam: - Bu zamanda kandan bol ne var? Sen paradan haber ver... Vortik: - Fakat madam, nazik bir §art koyuyorlar... Madam: - Ne imi§ bu nazik §art? .. Vortik: - Urum, Ermeni, Frenk, LevantenCl) kar1 istemiyorlar... Madam: - Bu milletlerin d1§1nda çingene kar1s1 m1 aroorlar? Vortik: - Hay1r, Tiirk kar1si. .. Direktris, ka§lar1n1 yukar1 kald1r1p agz1n1 biizerek Vortik'e bir sus i§areti verdikten sonra: - Ben onlara Tiirk'tiir deyi Ermeni, Rum k1zlar1n1 kaç defa yalanc1 dolma gibi yutturmu§um ... N ereden bilecekler? Kar1 k1sm1 iizerinde milletinin damgas1n1 ta§1maz a? Tiirk'iin erkegi siinnetinden bellidir. Bu istanbul'da oyle kanh vakalar olmu§tur kim (ki), siinnetini gosteren can1n1 kurtarm1§tlr... Fakat Tiirk'iin kar1s1 bpatip bize benzer. Dii bilmez bir Frenk ç1karttigi kar1n1n cinsini nasil ay1rt edebilir? - Frenkler Tiirk kans1n1 viicudundan, tuvaletinden agnarlarm1§ ... ( 1)

30

Yakmdoguda uzun suredir yerle§mi§ ve soyu kan§m1~ Avrupah.


- ~imdiki alafranga Ti.irk karilan tastamam bize dondi.iler... Eskisi gibi vi.icutlar1n1n kurumlar1n1 temizlemoorlar.. . - Modern kocalar boyle istiyorlar. - Zamparalar da oyle ... - O halde Ti.irk kans1n1n "partiki.illiye" (ozel olarak) ne tad1 kald1? - Gi.iya kanlar1 bizden s1cak. olurmu§ ... (Mi.i§teriye donerek) Sen bu i§e ne dersin Izzet Saim Bey? - Gonli.imi.in begendigi kan olsun da, ben milliyetine hiç bakmam ... - Ben de kazanc1ma bakanm. Sattigim meyve, isterse ~am f1stigi olsun, isterse Rus bademi, isterse istanbul çilegi ... Ne ararlarsa di.ikkammda onu bulundurmaya ugra§1r1m ... Fakat Frenklerin Ti.irk karilanna itibar etmeleri onlann sakh gezdiklerinden dolay1 idi. Onlar da bizim gibi mezada ç1k1p bolland1ktan sonram, ehemmiyetleri kalmaz. Madam Zorlu, Vortik'i kolundan oteye çekerek: - Haydi gel, biz i§imize bakahm. izzet Saim, kap1 arahgindan bir iki ad1m ilerleyerek: - Benden gizli mi madam? - A ·elbette .... Zanaatima ortak olmak niyetindesin? Ti.irk'i.in kar1s1 §Oyle boyledir ama erkegi di.ipedi.iz barbar olur. Kendisi her çe§it milletlerin kanlar1yla yatar kalkar. Fakat bir gavurun Ti.irk han1m1n1n koynuna girdigini duyarsa hemen b1çagi dayan1r... Haydi sen esvab1n1 koy. Hesab1n1 gor. Zavalh Annik iki gecedir do§ekte pastirmaya dondi.i. Birak ki o da biraz hava als1n ... Ben sermayelerimi bir ana duygusuyla çah§tinr1m ... Onlann saghklar1n1 di.i§i.ini.iri.im ... Madam Zorlu, evinin genç simsan Vortik'i bir odaya çeker, kap1yi kapar. izzet Saim, ftrsati ganimetten bilerek hemen giyinir, Annik'in eline iki i.iç kirli kagit silo§bnp onu bol opi.ici.iklere ve tath sozlere bogduktan sonra evden s1VI§1r...

31


2 Delikanh, peltele§mi§ bir viicut, gev§emi§ sinirler ile ince damarlanna dek yorgunluk duyarak Parmakkap1'dan kendini tramvaya atar; gozleri yar1 kapan1k, uyu§uk, lorp1§1k dii§iiniir. Genelevci ile genç tellal aras1nda geçen konu§ma, bir dii§ alacahginda zihnine yerle§ir: Yabanc1 subaylar Tiirk kar1s1 istiyorlarm1§ ... Bu sevinçli haber iizerine genelevci ile arac1s1n1n, tuzaga Tiirk kar1s1 dii§iirmek iizere, kumpas kurmak için kapah bir odaya çekilmelerini izzet Saim bir tiirlii sindiremez. Zihni bu kuruntu ile giire§e giire§e istanbul'da Yusufpa§a'daki evine kapagi atar, yataga yatar; yorgunluk her kaygis1n1 yener. Ertesi giiniin sabah1na kadar deliksiz bir uyku çeker. Bir hafta geceli giindiizlii hovardahktan sonra mangal altina bitkin dii§en mart lozgin1 kediler gibi, oglunun fahi§e koynunda didim didim didinip geldiginden haberi olmayan ya§h anas1, tela§la izzet'in ba§Inda dort doner: - Nen var yavrum? Sorular1na, bu kilh bebek, anla§ilmaz homurtulardan ba§ka kar§ihk vermez. Sonunda, ertesi sabah gozlerini aç1p aç1p tekrar yumarak, koynundaAnnik'i arar gibi dti§egin bir yarundan obiir yan1na gerine gerine yuvarlanarak, giiç halle kalkar... Kocakar1ya ilk sozii §U olur: -Anne, paran var m1? - ilahi oglum, sen vermedikten sonra nereden olacak? - Ben sana geçen giinii yar1m lira vermemi§ miydim? - iki hafta oluyor... - Harcad1n m1? Kad1n, ogluna kar§I sir tutmad1gin1 sezdirir anlamh bir s1nti§la: - Harcad1m gitti. .. - Neye giiliiyorsun? 32

1 I


-A, gi.iliiyor muyum?

- Haydi, haydi, çikar. ihtimali yok; sen elli kuru§U birden harcayamazs1n. Herhalde yirmi kuru§unu olsun saklam1§s1nd1r. Ver bana sabahleyin kahveye çikacagim, harçhgim yok. Yakinda beyden para alacagim ... Ben sana faiziyle yine veririm ... - Ah izzet, ne kendin para tutars1n, ne benim cebimde bir onluk b1rak1rs1n... Be§ kuru§um oldu mu saklayamam, belli ederim. Hemen elimden ahrs1n. Kad1n gider; dolapta bohçalann altindan biiyiik bir kutu içinden bir kitap yapraklan aras1ndan yeni iitiilenmi§ gibi diizgiin bir yirmi be§ kuru§luk çikanr. Saç1p savurmamas1 ogudiiyle ogluna verir. izzet, paraYI cebine tiki§brarak solugu mahalle kahvesinde ahr... içeri girer girmez, ko§eden iki ses yiikselir: - O izzet, neredesin be? Kayiplara, kirklara m1 kar1§tin? Allah versin, yine diinyahk tutuyorsun galiba ... Nazik viicudunu Beyoglu genelevlerinin yayh karyolalar1nda m1 rahatland1r1yorsun? Boyle bir ciimbii§ oldu mu bize haber vermeden hemen s1v1§1rs1n ... izzet Saim, Ali Fikri ile Ahmet N ecmi'nin aras1na oturur. Bir çeyrek, yirmi dakika yarenlikten sonra: Ali Fikri: - Gel izzet, seninle yar1m liras1na bir tavla atahm. Kokozluktan, Tanr1 korusun, oyle hafifledim ki uçuyorum §oyle... Cebimde Talat imzah bir miso lira var... Merhum olduysa da kutlu ad1 koynumuzun en s1cak ko~esinde geziyor... Ya ahrs1n, ya verirsin ... Tavlayi ayarlar; çat çut iki saat oynarlar. i§, kim verdiye kahr. Sonunda oyunu kazanan Ali Fikri, giimbedek tavlay1 kapayarak: - i§te. bunu bu kadar bilirler... Yenilen izzet Saim, yumruklann1 kulaklanna dayar, dirseklerini ileri siirer. Yorgun yorgun gerinerek: - Zard1r bu oglum, kar1ya benzer. Bugiin sana glilerse, yar1n bana doner. Oyunun seyircisi Ahmet Necmi: - izzet Saim, son oyunda iki aç1k kap1ya bir gele atti, partiyi kaybetti. billur kalp

33/3


Arkas1ndaki eski haki ceketiyle bir asker kaçagina benzeyen genç, yalab1kça,Cl) ama pek kirli kahveci yamagi Tosun, tavlayi kavrayarak: - Oyun kimde kald1? izzet Saim, dovii§e haz1rlanan bir horoz gibi ba§1n1 dikerek: - Ne yapacaks1n? Gidip tebe§ir çekeceksin degil mi? Tosun, çaganozvari yampiri bir bak1§la: - Para vermezsen elbette gidip tebe§ir çekecegim. - Hani ya lokum? - Getirecegim ... - Ha, getireceksin... Kurnazhgin1n ben çoktan fark1ndayim. Soylemedikçe lokumu getirmiyorsun ... Unutturabilirsen, kendin yiyorsun ... - Bedava tavla oynuyorsun; bir de iistelik lokum mu yiyeceksin? Ahmet N ecmi lafa ablarak: - Haydi terbiyesizle§me ... Getir lokumlari. .. izzet Saim, birkaç lahavleC2) ile ba§ sallayarak: - Bu hayvan oglan1n bir giin avurdu ortas1na bir yumruk indirecegim, çenesi dagilacak ... Lokumlar1 getirmeye giden Tosun, yii.riirken agz1yla bir carta çekerek: - Yava§ gel. .. Benim surabm1 pi§mi~ kelle mi samyorsun dagitacak? .. Yamak, açild1ktan sonra izzet Saim: - Bilmem ki bizim de ne acayip halimiz var. Niçin kar~1ki Halil'in kahvesine gitmiyoruz da bu mundarC3) oglan1n agiz kokusunu dinlemeye buraya geliyoruz? Ahmet Necmi: - Ayak ah§IDI§ da onun için ... Ali Fikri yayik bir giiliimseyi§le: - Hep bunlara sebep "kesedar" efendidir... <4) ( 1)

(2) (3) (4)

34

Parlakça. S1kmti ya da kizgmhk s1rasmda soylenen kahpla~m1§ soz. Pis. Ash "m.urdar"dir. "Kesedar" "keseyi tutan", yani, bir evin harcamalanm yapan kimse demektir; burada Ali Fikri soz oyunu yaparak "kese dar" (paras1zhk) anlamm1 kastediyor.


Ahmet Necmi: - O da kim ulan? Konferansç1 m1? Tiirkçii mii, Liipçii mii? izzet Saim: -Art1k ne kese kald1, ne kesedar. O piisktillii ipek keseleri biiyiikbabalanm1z kullan1rlarm1§. Ellerini içine dald1nnca para ç1kanrlarm1§ ... Sen §imdi cebine sokunca elin neye dokan1r biliyorsun ya? Ahmet Necmi: - Òyledir! Kimi kez pantolonumun cebine, belki bir kinnb kalm1§br hulyas1yla derinden derine kan§brmak için el sallanrn, dedigin olur... Ali Fikri: - Biz ~u arahgin tahta kaplamalanm tebe§irle donatmadikça kahve degi§tirmeyiz ... Ahmet Necmi: - Biz kasaba da bunu yapanz; bakkala da, ekmekçiye de ... Ali Fikri: -Aftosa da, piyosa da ... Cl) Ahmet Necmi: - Hiikiimet vermezse elbet geçim piyasas1 bkan1r. Halk esnafìn, esnaf tiiccann, iskambil kagid1 gibi herkes birbirinin iizerine devrilir. Ba§ka ne yapabilirsin? çalmak yasak, kaime yapmakC2) yasak, eski mundar kagit paralar1 kinp bahçeye eksen filizlenmezler... izzet Saim: - Para olsun da eski olsun, mundar olsun ... raz1yim; ama bu giinlerde elime beni doyuracak kadar geçmiyor. Ne kadar paramparça olsa arkas1na bir tiikriik, iizerine bir kagit, rastgeldigine dayan1rs1n gider. O da ba§kas1na geçirir. Diinya boyle doner... Ali Fikri: - Bu kaimeleri imzalayanlann adlan en çok bu kagitlar iizerinde kirlendi. Berbat oldu. ~ohretlerine bula§mayan pislik, mikrop kalmad1. ( 1)

(2)

Metrese de, s1radan fahi§eye de. Kagit para basmak.

35


yamak_ Tosun, elinde kiiçiik bir fincan tabagi içinde ni§asta ile pudralanm1§ lokumcuklan getirip masan1n kenanna kor. izzet Saim: - Ulan, lokum boyle mi getirilir? Tosun, çatik, siizgiin bir baki§la: - N asil getirilir? - Hani bunun altinda bir tepsi? Hani yan1nda iki bardak su? - Buras1 gazino degil. .. - Evet buras1 gazino degi.l... Buras1 oyle berbat bir yer ki... Hele §1:1 ellerinin pisligi.ne bak. Habe§ eli mi? Beyaz eli mi? Belli degi.l. .. Cadi tirnaklar1n1n aras1na oklava gibi kir dolmu§. Bakkal ç1ragi m1s1n, i§kembeci yamagi m1, kahveci mi? Bu igrenç ellerinin siiriildiigii ~eyleri hiçbir mide kabul etmez. Lokumlar1 bu salyangoz parmaklar1nla m1 tabaga koydun? Tosun, bir yad1rgay1§la agz1n1 çarp1tarak: - Ayagimla koyacak degilim ya ... - Ulan hayvan oglu hayvan, lokumu ~i§e kavanozun içinden bir ma§a ya da çatal ile ahrlar. Tabaga oyle koyarlar... · - Ma§a ile sabahleyin s1çan tuttuk ... çatal gavur icachd1r. Miisliiman kahvesinde bulunmaz ... Ustam sofudur. çatal meyhanelerde olur. Bak iki ad1m otede carni-i §erif var... - Ulan senin ne mal oldugunu bilmez miyim? ~imdi bana Miisliimanhk m1 satacaks1n? Pisligin ad1n1 sofuluk mu koyacaks1n? Ustan1, hele seni hiç camide goren var m1? - Oraya senin gittigin var m1 ki beni goresin? Biz ustamla camiye gitmez isek de giinde birkaç defa aptesanelerine ugrar1z. - Tuuh mundar... Ellerin boyle berbat ... Bari suratin bir parça temiz olsa ... Agz1n burnun kahve telvesi içinde ... Fincanlan yalayarak m1 temizliyorsun? Ne yap1yorsun? Tosun, k1s1k bi.r kahkaha ile: 36


- Suyun bulunmad1gi yerde teyemmumO> caizdir... (2) Bilmez misin sen? Ben boyle soytar1 gibi yi.izi.im i.i goziimii telvelemesem halim yaman olur... - Neden ulan? - eehir çocugusun; §IP diye laf1n babafingosuna ftrlamahs1n ... Ak§amlar1 buras1 sarho§ ugragid1r. Tuvaletli suratla gezinirsem Meryem Ana gibi birbiri arkas1na beni opmeye kalkarlar... Boyle f?afii kopegi suratiyla<3) dola§1yorum da ellerinden zor kurtuluyorum. Yats1dan sonra sulanan sulanana ... Ak sakalh Hac1 Raif 'ten ne umars1n? Bir ak§am kahveyi tenha bularak beni ihtiyar kollanyla §U arahktan karmanyolayaC4) getirmek istedi. Dizimi gobegine koydum. S1k1ca bir çelikledikten sonra, "Baba, ak sakahndan utanm1yor musun?" dedim. Ciizdan1n1 açt1. Benim için oyle yepyeni bir kagit lira haz1rlam1§ ki. .. Obiir ko§eden: - Tosun, az §ekerli bir kahve yap ... - Yapahm... Zaten §imdi agdahC5) içen kalmad1 ki ... izzet Saim, yamagin arkas1ndan bagirarak: - Ulan yeni lirayi goriince ne yapbn? - Geç can1m, yiirii ... ihtiyann fikri ba§ka imi§ ... Kendi irz1ma leke getirmeden liray1 hak ettim. f?imdi bir tek zanaatla geçinilmiyor... Ama ... çakars1n a, laf aram1zda ... Herkesin esrar1 kendine .. . Ali Fikri yava§ça: - Edepsiz hayta, Hac1'y1 lekeliyor... Ahmet Necmi: - O herif de ne sinsidir... Gençliginde ~am'da bulunmu§; buraya ayk1r1 bir ahlakla donmii§... Bize ne gtinahkarhk bula§1rsa, bu miibarek iilkeden gelir... Hac1'yi torunu yerindeki bir oglanla §akala§1rken kaç defa gordiim. Boyle pi se yiiz verilir mi? (1)

(2) (3)

(4) (5)

Su bulunmayan yerde, toprak-kum gibi maddelerle aptes almak. Dince uygun goriiliir. ~afii mezhebine gore, kopek dince tiksinç degildir. Iss1z bir yolda yap1lan soygunculuk. çok §ekerli.

37


izzet Saim: - Hac1'yi goriince soyleyeyim ... Arkas1ndan ne kirli ta~lar f1rlattigin1 bilsin ... Ahmet Necmi: - Hac1'da o yeni liralar, Tosun'da bu ahlak varken, ne soylersen para etmez ... i§ yine tik1r1nda gider. Ahlak1 bozuk ihtiyarlar, boyle di.i§ki.inli.iklerde gençligi golgede b1rak1yorlar... Ali Fikri, gogsi.ini.i ileriye kabarbp kollar1n1 geriye vererek tath tath gerine gerine: - Can1m Hac1'yi, Tosun'u b1rak1n1z §imdi. Bilirsin midesine, otekinin de surabna ... Biz kendi dalaveremize bakahm ... Bugi.inlerde çok açhgim var... Can1m oyle bir kan istiyor, oyle bir kar1 istiyor ki ... izzet Saim, ayn1 tath gerinme ile gozlerini bayiltarak: - Nasil kan? - On sekiz ya§1nda, dolgunca viicut bir afet ... Hani ya, incecik elbisesi art davlumbaz1n ortas1nda derin ve uzun bir çizgi çizer... Her ad1m ati§ta bu yuvarlak k1sm1 iki kalçaya dogru b1ngil b1ngil gider gelir... izzet Saim, Ali Fikri'nin iki kiiregi aras1na bir yumruk a§k ederek: ,. - i§te ona Havva Ana degirmeni derler. Hazreti Adem'in unu orada ogutiildii. - Ooof be, arkam1 çokerttin. Havva Anam1z1n o b1ngil degirmeniyle birlikte senin de galiba fena halde ba§tn, zihnin, akhn donmii~. - Ne dersin karde~im ... ~imdiki jarseler, krepler, o piiften ipincecik kuma~lar, korpe kad1n viicutlann1n kuytu yerlerine oyle sokuluyorlar ki, bu fantaziye dokunmalarda çok duygulu bir zampara ruhu bulunduguna insan1n hiikmedecegi geliyor...

3 Ahmet N ecmi saatine bakarak: - Ona geliyor. izzet... Seni yaz1hanede beklemezler mi? 38


- Beklerler. Ne ç1kar ondan! - i§iniz yok mu? -Arada s1rada olur; ama çogu zaman sinek avlar dururuz. - Sinek avlamakla handaki o dairenin kiras1 ç1kar m1? - Kimin umurunda? -Ne demek? - Ne demek olacak ... Apartman1n kiras1n1 bizim bey, oradaki kazanc1ndan m1 veriyor san1yorsun? - Ya nereden veriyor? - Harp zaman1nda bizim beyin mebusluktan ba§ka sekiz onemli gorevi vard1. O zaman yiikiinii tutmu§. Sana bir ekonomi kurah soyleyeyim: Ortahk yoksulluk s1k1ntis1 içinde k1vran1r, herkes açhktan inlerken ote yanda sekiz on ki§i zengin olur. i§te bu, bir kulpas1naO> getirip yasarun elveri§li yamndan yararlanarak etraf1 soymaktir. Bu mutlu az1nhga _girebilirsen çalars1n diidiigu ... Bizim bey zengindir. Oyle birkaç apartman kiras1 ona viz gelir. f?imdiki uçar1ca harcamalar1n1 sozde bu yaz1haneden ç1kanyormu§ gibi gosteriyor. Bu da aleyhindeki kotii kanilara bir perde çekmek için, bir dalaveredir... çaloyor musun? ''Velinimetim" aleyhinde bana bo§bogazhk ettirmeyiniz be ... Ali Fikri: - i§ olmad1gi vakitlerde ak§ama kadar ne yapars1mz orada? izzet Saim: - Tath tath gir geçeriz ... - Ne giri? - Kar1 lafi be ... Her giin idaremiz i§siz, gi.içsiiz misafirlerde doludur. Gelsin c1gara, kahve, çay, limonata ... G1rla lalordi. - Kar1 ticareti mi yapars1n1z? - Yok. .. Bu konuda biz tiiketiciyiz... Kan dedin mi, bizim beyin gogsiindeki cigerleri goriiniir... - Kanc1hkta sanki sen ondan a§agi m1s1n? ( 1)

Punduna; f1rsatma.

39


- Bu noktadaki zevkJerimiz tamam1yla birbirine uygun oldugu için Semih Atif Bey'e kap1land1m ya ... Ali Fikri, mayho§ bir §ey soyleyecegini anlatir bir yiiz buru§ukluguyla: - Kizmazsan sana bir ~ey soyleyecegim ... - Laf1na gore ... - Lafin benimle ilgisi yok. Duydugumu soyleyecegim ... - Soyle ... - Sizin idarehaneye arada s1rada kad1n misafirler de geliyormu§ ... - Olabilir a ... ~imdiki zamanda bu ~a§1lacak bir §ey mi? - Aralar1nda çok §Iklan, giizelleri, e~sizleri varm1§ ... - Bu da §a~maya deger bir §ey degil. .. - Kimi zaman da, sizin bey bu giizel ziyaretçilerle odaya kapan1yor, sen kap1 oni.inde bekçilik ediyormu§sun. - Al bilmem neresinden vur duvara. Bu da sanki laf m1? Oglum, ben emir kuluyum ... Bana, "~u kap1n1n oniinde biraz bekle!" emrini verirlerse, "Hayir beklemem," demek olur mu? - içeriye oynak, aynah bir genç kar1 ile kad1n dii§kiinii bir delikanh kapan1rsa, senin kap1 oniindeki bekçilik gorevinin ad1 ne olur? - Pezevenklik, diyeceksin ... - Dersem haks1z bir §ey mi soylemi§ olurum? - Hala buyiikbaban1n anlay1§1yla ya§1yorsun. Hala hayvan çay1r1nda otluyorsun. Bu bekçilige hovardahk dilinde, "arkada§hk" derler. Giin ve s1ra gelir ki, bey de oyle bir kap1 oniinde beni bekler. Bu ham dii§iinceleri kafandan at ... Biraz yontul, biraz incel. .. Bir erkekle kad1n1n bir odaya kapanmalan diinyayi alti.ist edecek bir sorun, bir cinayet degildir. Eskiden Tiirk mahallesinde bir eve zampara girdigi duyulursa, yedi semtin hallo ayaga kalkar; zaptiyeler, polisler, imamlar, muhtarlar, bekçiler silahlarla, sopalarla toplan1r; kiyametler koparm1§ ... Talihsiz zamparan1n dayaktan 40


cavlagi çektigi de olurmu§ ... istanbul sokaklar1nda siirii stiri.i kopekler gezerken bu hayvanlar1n çiftle§melerine de izin verilmezmi§. Boyle bir suç i§lerken gori.ilen çiftlerin iizerlerine ta§, sopa, gaz tenekeleri yagd1r1hr, sular dokiiliirmii§ ... Zavalhlar yaralar, bereler, kanlar içinde kahrlarm1§ ... Her §eye dayanan istanbul halk1n1n sinirleri nasilsa bu duruma dayanam1yor... Dogan1n bu online geçilmez yasas1na, bu kadar §iddetle kar§1 gelmek, gerçek namusluluk degildir. Kar1n1 iyi seç, iyi idare et. Kizlar1run, ogullann1n egitimlerine ozen goster; keyfine bak ... Bu diinyada zorla hiçbir §ey olmaz... Uygunsuz, yara§1ks1z, zorbaca evlenmelerden ber tiirlii kotiiliikler ç1kabilir... Bu cahilce, a§1r1 geri dii§iincelerin sonu nereye çikti, goriiyorsun ya? Bugiin bir raz1 ol da durumu seyret ... Fetva Emini'ninCl) torunuyla kucak kucaga dans edebilirsin. eimdi haydi gidelim. Divanyolu'ndan iki ad1m otede bir kagir konagin kap1s1n1 çalahm; kar§1na f1stik gibi dolgun, beyaz, giizel, fik1r fik1r bir han1mefendi ç1ks1n ... Sermayelerini begendirmek için kar§1na dizsin ... Ye, iç, yat, kalk, giil, oyna, eglen ... Ne polisten çekin; ne imamdan, bekçiden ... Ne de konudan kom§udan ... Ciizdan1nda paran var m1, sen onu haber ver... Ve bugiin ceplerini doldurmak için kolayina gelen kazanç yollar1ndan her tiirliisiine ba§vurabilirsin. Hiçbir §ey ayip degil. .. Yaln1z aç kalmak felakettir. Herkes goziinii açs1n, aldanmas1n, çald1rmas1n. çagim1z ahklan, beceriksizleri, tembelleri beslemez ... Evet bizim bey, kan dalaveresiyle ugra§maktad1r. Yan1 s1ra ben de a§k meyvesiyle çopleniyorum. Ho§uma giden afetler olursa pe§lerine dii§iiyorum. Onda be§, i§ uyuyor... Neme gerek benim, beyin huyu ne olursa olsun, vaktiyle paray1 nereden kazanm1§ bulunursa bulunsun, hangi zenginligin dibini kaz1san alt1ndan çapanoglu çikar. Beyi ayiplayanlar oyle f1rsatlan elde edemeyenlerdir. - izzet, sen dersini alm1§s1n ... Ben de senin gibi beyin çanagin1 yalasam, belki biitiin giinahlann1 sevap gibi goriiriim ... idarehanenize kar1 kapatman1z, bana (1)

~eyhulislam

dairesinde bulunan ve dinsel konularda sorulan sorularm cevaplanm haz1rlamakla gorevli memur.

41


l kar~1dan

çirkin gori.iniiyor. Bu i§e hangi yi.izi.inden baksan rezillikten ba~ka bir §ey degildir. l§itip dururuz: Abdiilhamit zaman1nda naz1rlar bunu nezaret<l) odalannda yaparlarm1§ ... Boyle olaylar ti.irli.i igneli sozlerle gazete siitunlanna geçermi§, aylarca halk1n diline dii§erlermi§ ... - Oglum, erkekle kad1mn bu giinah1 i§lemedikleri hiçbir devir yoktur; ama §imdi bu bak1mdan, biitiin biitiin uygarhga girdik. Sana dedim; ask1n yok, bask1n yok. Kar1n1n gonliinii et, istedigin yere gotiir, eglen ...

4 izzet Saim, Sirkeci'de Kozac1 Han1'n1n ikinci ka~1ndaki idarehaneye girdigi zaman, vakit geç olmu§tu Ihtiyar Mansur Efendi, siirekli zayif burnunun ucuna dii§en gozliigunii diizelterek biiyiicek bir deftere kay1tlar yap1yordu. izzet'i goriince sesine titreme getiren bir sinirlenme ile haykirmak için.giiçsiiz bogaz1n1 zorlayarak: -Ay efendim, neredesin? Arapyan Han1'ndan gelecek faturalar var. Giimriikte hemen yap1lmas1 gereken i§lerimiz yiiziistii duruyor... Kiiçiik el defteri senin gozi.inde kilitli kalm1§ ... izzet Saim, yalana idmanh bir okul çocugu gibi sald1r suldur: - Sorma halimi baba, bu ak~am bizim kocakan hastaland1. Ko§ bir doktora ... Ko§ bir eczaneye ... Mansur Efendi aldanmad1gin1 anlatir bir baki§la gozliiguniin iizerinden gozlerini siizerek: - Bu sabah seni mahalle kahvesinde tavla oynarken gormii§ler... - Kim gormii§? .. Yaradan Tann hakk1 için... - Sus yemin etme ... içerki odadan bey, iiç defad1r seni soruyor... ( 1)

42

Bakanlar... Bakanhk.

I


- Ne dedin? - Daha gelmedigini soyledim ... -Ah baba ah, geldi de bir i§e gonderdim, desen olmaz m1? - Beni de mi lehine yalanc1 ~ahitlikte kullanacaks1n? Elektrik çan1 ç1nlad1. Mansur Efendi: - Ha, i§te ça~riyor. izzet Saim lo§ ve Iosa bir koridordan yiiriidii. Kap1 a§In odaya girdi. Semih Àtif Bey iki misafiriyle oturuyordu. Malik Tayyar ve Nesip ihsan ... Bu iki kafadar, bir vekil odas1 gibi geni~ maroken koltuklara yayilm1~lar laf atiyorlar. Odayi duman biiriimii~, biitiin c1gara tablalar1 dolmu§tu. Semih Àtif Bey, delikanhyi goriince: - izzet, neredesin? - Bizim kocakar1. .. - Senin kocakar1 yine mi hastaland1? Bu kadar zamand1r dert çekiyor da hala olmedigine §a§1yorum ... eimdi kocakany1 b1rak; genç kad1nlardan soz açahm. Hayli vakit oldu bana bir ~ey bulmuyorsun ... - Ah velinimet, bu konuda çok titizsiniz. Kad1n çok; ama size yara§an1n1 elde etmek zor. Piyasa gormii§ olmayacak, tutumu tavr1 fahi~e kokmayacak ... E§siz bir giizel, açilmam1§ bir gi.il olacak. Her §eyi ile birlikte ahlalon1 da kendiniz bozmaktan ho§lan1rs1n1z. Boyle bir kumrucugu ben hangi yuvadan i.irkiiti.ip ç1karabilirim? - Ben art1k senden umudumu kestim, ba§1m1n çaresine bakacagim... Buraya birçok kad1n dii§iirmek için §imdi Malik Tayyar, Nesip ihsan Beyler ile bir tuzak dii~iindiik. Bu i§le sen gorevleneceksin. - Seve seve ... - eimdi bir ilan yazacagiz. Bunu birkaç gazete idarehanesine gotiiriip iicretle basbracaks1n ... - Ba§ iistiine... · 43


Semih Atif Bey bloknottan bir kagit kopararak oniine koydu. Kalemi hokkaya batird1ktan sonra sordu: - Soyleyiniz bakay1m. Ne yazay1m? Malik Tayyar, hafif bir dii§iince siiziikliigiiyle: - Ya§I on sekizden a§agi, yirmi ikiden yukar1 olmamak iizere bir katibeCU aran1yor. Yiiksekogrenim gormemi§ olmas1n1n sak1ncas1 yoktur. Tiirkçe yazmayi iyice bilmesi §arttir. Daktilo ve ba§ka diller bilenler, tercih olunacaklard1r. Nesip ihsan Bey, yayh gozliigunii çikanp burnunun kokiine bir daha yerle§tirdikten sonra, ta§kin bir kar§I koyma sesiyle: - Yok ... Yok ... Yok ... Ne yap1yorsun? Olumsuz bir §ekilde olsa bile yiiksekogrenim, falan kan~tirma. Tiirkçe'yi iyi bilmesi §artin1 da abver. Ba§ka dil ve daktilo kay1tlann1n da hiç yeri yok ... Hele ya§1n1n on sekiz - yirmi iki olmas1ndan soz etmek hiç uygun degil. .. Malik Tayyar, §a§kin bir yiizle arkada§Ina donerek: - Karde§im, dii§iindiiklerini anlayamad1m. Maksat ba§ka, ama biz, gosteri§ olsun diye bir katibe han1m ar1yoruz. Bu meslege yara§1r baz1 nitelikleri ileri siirmek zorunda degil miyiz? .. - ~iiphesiz ... Ancak karde§im, bir kurnazhk yap1lacagi vakit onu tamam kivam1na getirmeyi bilmelidir. Ornegin §imdi bizim istedigimiz bir katibe bulmak degil. Buraya o ad altinda birçok genç kad1n çekebilmektir. ilan1m1z1 tiirlii §artlar ile gozii korkutacak bir hale korsak, i§imize yarayaçaklardan çogunun cesaretini k1rm1§ oluruz ... (Semih Atif Bey'e donerek:) Yaz: "Genç bir katibe aran1yor. Gorev agir degil; ayhk dolgundur. Cuma ve Pazardan<2) ba§ka, Sirkeci'de Koza Han1'nda 14 numargya mi.iracaat ... " Bu defa Malik Tayyar itiraz çatk1nhgiyla: (1) (2)

44

Sekreter. O donemde Cuma, Miisliimanlarm; Pazar da, Hiristiyanlarm tatil giiniiydii.


- "Gorev agir degil; ayhk dolgundur" sozii §iiphe davet etmez mi? - Hayir, §iiphe davet etmez. Tersine, bu iki soz, bir biiyii etkisi gosterir. Buraya ko§acaklard1r. Zaten 1rz, namus tutucular1 boyle ilanlara pek ald1rmazlar; onlar uygun bir koc~ bulamazlarsa, açhga mahkiìmdurlar. Ama bugiin Istanbul'da kocas1z, ekmeksiz ne kadar zavalh var biliyor musunuz? Atleta ortada 1rz spekiilasyonu doniiyor. Semih Atif Bey, atleta diyebilirim ki, buraya gelip de kendini size begendirmeyi ba§arabilecek bir kad1n, birkaç zaman içinde fuhu§un en hafif biçimiyle geçimi saglayacagindan dolayi, obiir zavalhlara gore çok mutludur. Semih Atif: - Fuhu§ seli pek çok kad1n1 siiriikleyip goti.iriiyor. Bu siipriintiilerin içinde p1rlantalar da bulunabilir. Malik Tayyar: - Haydi farz edelim ki boy le bir p1rlanta avlad1n ... Bunu ne yapacaks1n? Kravat ignesi mi, yiiziik ta§I m1? Evli bir adams1n ... Bu elmas1 uzun siire aç1kça kullanamayacaks1n ... Evlenemeyeceksin ... çunkii. bu zaman1n ahlak anlay1§1na ve dii~iincesine gore, çifte kar1h bir erkek iki ba§h ejderha kadar korkunç goriiniir. Semih Atif: - Adaam sen de Tayyar... Bu laflar1 nereden ç1kartiyorsun? Ben evlenmek degil; eglenmek için bir kar1 ar1yorum ... Evlilik, bir erkegi bu çe§it zevklerden ahkoymak için yeter bir dii.gum miidiir? · - Degildir... Ama, boyle havadan bir zevk için evdeki masum kad1n1 i§kencelere dii§ii.rmek de insanhga pek ~a§I bakan bir davran1§ say1lmaz m1? - Tuhaf §ey. Bugiin de ahlak hocahgin m1 tuttu? Boyle bir kaygi, hangi evli erkegi zevkinden ahkoyabilir ki bana bu mavah okuyorsun? On iki yil siiren bir kan kocahgin sinirlerde yapacagi a§inmayi, goniile doldurdugu doygunlugu, b1kk1nhgi biliyor musun? - Evet bunu inkar edemem; ancak bu sonuç goz online getirilince, kimsenin evlenmemesi gerekir. Semih Àtif Bey yerinden kalk1p, tuhaf bir yiiz buru§turmas1yla cevap vererek: 45


- Evet ... Oyle ya ... Hay hay... -Ya siz niçin evlendiniz? - Evlenmenin ne oldugunu bilmedigim için ... Bu tuzaga tutulanlar hep bilgisizliklerinin kurban1 oluyorlar... ~u saatte yi.izde doksan dokuzunun pi§man olduguna hiç §iiphem yoktur... - Oh, çok tuhaf dii§i.ince ... Ashnda, §U zamanda diizen ve ahlak baglar1 bozulmu§ olan bu diinyadan evlenme usuliinii de kald1nrsak alem ne hale gelir? - Once sen bana evlenme ile alemin iyi bir durumda bulundugunu ispat et ... Òtesini sonra konu§ahm ... - Evlenme gelenegini kald1rd1ktan sonra, onun yerine neyi getirip koyacaks1n1z? insanhgin tastamam mutlulugunu saglayacak daha sak1ncas1z ne yontem bulabileceksiniz? - Onu di.i§iinmek benim gorevim degil. .. Bu sorunu incelemek ve çozmek için ugra§an biiyiik kafalar da hfila bunun bir ucunu, kulpunu bulamadilar. Ti.irlii tiirlii evlenme ve bo§anma biçimleri tasarlachlar, uyguladilar; uyduramadilar; uyduram1yorlar, uyduramayacaklar... Bu yasalara, bu §eriatlara,<U bu felsefe ve ogutlere kar§I herkes gon}i.iniin toresine gidiyor, SOZi.in kisasi. Kar1n1 seviyor musun? Ona gore bir evlenme felsefesi yiiriitiirsiin. Sevmiyor musun? O zaman sorunun kar§1bn1 savunur ve benimsersin. - Eee, sonra n~ olacak? - Bilir miyim ben? Nesip ihsan c1garas1n1 çeke çeke soze kan§arak: - Her ~eyde doga iistiin geliyor. San1nm bu konuda da, en sonunda oyle olacak ... Malik Tayyar: -Ne demek o? Nesip ihsan: - insanhgin mayas1nda usanma ve gelgeç goniilliiliik var. Her erkek, ftrsat dii§tiikçe e§ini degi§tirme(1)

46

Dinsel yasalara.


ye can atar. Sen de oylesin, ben de oyleyim, oteki de oyledir. Bu~a ayk1r1 sozler ikiyiizliiliikten ba§ka bir §ey degildir. Insanlar ne zaman ikiyiizliiliigii gerçekten usti.in tutarlar; egri davran1§larda bulunarak dogru sonuçlar beklerler; her insan, kendi nefsini aldatmakla, biitiin insanlar birbirlerini aldatmakla, hiçbir i§ yoluna girmez. Dogruyu soyle; dokuz koyden kovul. .. Boyle koskoca, onemli konulara var giiçleriyle en kestirme dogru kap1dan sald1rmazlar. Birtak1m sak1ncalar oniinde titreyerek, tehlikesiz sand1klan ko§e bucakta dola§1rlar... çunkii sen benim ne kadar senli benli arkada§1m, can1m cigerim olursan ol, ben sana içimdeki koti.i egilimlerimi apaç1k, dosdogru soyleyemem. çunkii ayn1 çirkin §eyler senin içinde de bulundugu.halde, bu itiraf1mdan dolayi hemen sen beni lanetlersin ... Diinya kurulahdan beri insanlar aras1nda bu komedya boyle gelmi§tir; boyle gider... Ben seni aldatmahyim; sen beni aldatmahs1n ... Beni aldatmaY.a ugra§1rken bana aldand1gin1 sezersen ifrit olursun. l§te kar1hk kocahk bu yi.irekler ac1s1 komedinin en iç s1zlabc1 bir boli.imiidiir... E§likleri ancak aldan1p aldatmakla siirebilen ne kar1 kocalar vard1r. Hele bazilan gerçegi bilseler çild1nrlar... Pek çok §eylerde gerçegi bilmemeli, gozi.i bagh gitmeliyiz. Mutluluk bir kuruntudur. Bunu saptamak için ayd1nlatmaya ugra§bgim1z dakikada, bu devlet ku§unu uçurup mutlu olmad1gim1z1 anlar1z. Mutluluk bir san1d1r azizim. Bunu hiç kurcalamaya gelmez. Onu goriini.irde hak etmi§ olanlar, bu sani içinde ya§amay1 bilenlerdir... Malik Tayyar: - çetin bir konu ... Bu sozlerinizin ucunun nereye ç1kacagin1 akhm bir ti.irlii kestiremiyor... Kan koca birbirinden §iiphelendikleri vakit, mutlulugumuz bozulmas1n diye, rasgele onlerine ç1kan apaç1k §eylere goz mii yumsunlar? Karilanndan b1km1§ kocalar gibi, kocalanndan usanmt§ kanlann bu yolda kendilerine uyar felsefeleri vard1r. Kiskanilmak istemezler. Evli olduklan halde, goniil éizgiirliiklerini korumaya ugra§Ir}ar... Semih Atif Bey, alayc1 bir dikkatle bu felsefeyi dinleyen izzet Saim'e donerek: 47


- Haydi oglum, sen bu ilan1 gotiir, gazetelere ver. Bizim tarb§mam1za bakma. Tiirk i§i boyle. En sade §eylerde tiçtimtiztin dti§tincesi birbirine uymaz... Bu hai, ya çok bilmekten ya da hiçbir §ey bilmemekten ileri gelir... ~ izzet Saim, bir emir çavu§u gibi temenna ile<l) d1§ar1 çiktiktan sonra idarehane sahibi soziine devam etti: - Siz, hasta, k1skanç, sinirli bir e§le ya§ad1n1z m1? Bu i§kenceyi çekmemi§ olanlar, bu konuda agiz açmaya yetkili degildirler. Nesip Ìhsan, serçeparmagin1n ucuyla c1garas1n1n kiiliinii silkerek: - Boyle kad1na ac1mahd1r. Semih Atif: - Ben ac1ya ac1ya zakkuma dondiim. Ne yapsan memnun edemezsin. ~imdi kad1nlar1n topuna birden lanet ediyorum. Kiskanç kad1nlar... Haydi boyle diyelim: Haks1zhga ugramI§ han1mlar da kocalar1ndan çok kendi cinslerine giicenmelidirler. çunkii kocalar1 ba§tan çikaranlar, yine kendileri gibi Havva k1z1d1r. Erkegin §eytan1 kad1nd1r. Buna §iipheniz var m1? Bu s1rada d1§ar1dan tik tik kap1 vuruldu. Semih Atif Bey: - Giriniz ... Kap1 aralandi. ihtiyar Mansur Efendi'nin gozltiklii kuru yiizii goriildii: - Efendim, hizmetçi kad1nla çocuklar gel di ... Semih Bey bu haberden ho§lanmad1; verecegi cevab1 dii§iinurken, onun iznini beklemeden kap1 itildi. Onde iki çocuk, arkada hizmetçi, gi.irultu ile içeri daldilar... Boyle terbiyesizce dalga gibi giri§ten Semih Bey'in yuzii bulandi. Ancak kalk1§acagi azann bo§a gidecegini biliyordu. Bir soylese, yak1§1ks1z sekiz cevap i§itecek; misafirlerinin yan1nda yiizii biisbiittin yere dil§ecekti. ( 1)

48

Egilerek selam verme.

.

~


Mihriban'la Turgut, hemen babalann1n iki bacagi aras1na ko§tular. On~ daha iyi sar1lmak için birbirlerini itiyorlardi. Semih Atif Bey, ikisini de alargada(l) tutmaya ugra§arak: - Nedir o, elinize bula§mI§? Ùstiime siirmeyin .. Ne yediniz? Oglan cevap verdi: - çikolata, kuru iiziim, kavrulmu§ f1nd1k, pasta, kurabiye, fondan ... Turgut, bu sabah çerezi listesinin geride kalamn1 dii§iiniirken, Mihriban, karde§inin unuttuklar1n1 ta·mamlayarak yard1ma yeti§ti: - Koz helvas1, badem ezmesi ... Sab1rh goriinmeyi istemekle birlikte Semih Àtif Bey'in ka~lan çatilarak: - Kamile Han1m, çocuklann midelerini siipriintii kiifesine dondiirmii§siiniiz. Kalkar kalkmaz bunlara bu kadar abur cubur yedirilir mi? .. Kamile Han1m: - Allah omiirler versin efendim, fukara çocugu degil ya bunlar... Siz kazan1yorsunuz, elbette evlatlann1z yiyecek ... Kimin için çah§1yorsunuz? Mahalle kanhgindan gelme bu hizmetçi Kamile'nin mantigina itirazdan ç1kacak felaketi bilen Semih Bey, dudaklann1 1s1rarak dii§iiriirken, Mihriban babas1n1n ofkesini yenmek için ona bir nane §ekeri uzatarak: -Al beybaba ... ye ... Mideye iyiymi§ ... Kalbe ferahhk verirmi§. Annem soyledi .... Semih Bey, kendisine uzatilan bu nesneyi tiksinti ile geri çevirdi; ama Turgut, k1z karde~inin kiiçiik bir kiiskiinliik arundan yararlanarak hemen §ekeri kaptI, agz1na atti. .. Kiz, sulu sepken aglamaya ba§ladi. Semih Bey'in artik dayanma giicii bitmi§ti: - Kamile Han1m, al bunlan. ç1k1n1z d1§anya; beyefendilerle onemli bir i§ için konu§acagiz. Kamile kolay kolay aldatilacak dul bir kad1n degildi; o, konu~ulacak onemli bir i§in biraz kokusunu al( 1)

Kendisinden uzakta.

hillur kalp

49/4


IDI§ gibiydi. Alayin1 seçtirecek bir giiliimseyi§le çocuk~ lar1n ellerinden tutup çekerek: · - Haydi biz gidelim. Beybaban1z1n gizli, onemli konu§mas1 varmI§. Hizmetçi kad1n kap1ya dogru iki ad1m yiiriidiikten sonra, geri donerek: - Ama beyefendimiz... sabahleyin sizi rahats1z edi§imizin sebebi var. Az daha bunu soylemeden gidecektik. Bizi han1mefendi gonderdi. Zavalh yin e bugiin çok rahats1z. Bir ba§ka doktor istiyor... Eskisine artik gi.iveni kalmadi. Eczanenin degi§tirilmesini de rica ediyor... çunkii gelen ilaçlar1n hiç etkisi yok. Bugi.inlerde zavalhya hiç ilgi gostermediginizden yalon1yor. Affedersiniz, size ak1l ogretmek haddim degildir; ama kar1n1z1n saghk durumu da onem balom1ndan burada konu§acagin1z i§ten a§agi kalmasa gerekir, san1r1m ... Semih Bey, bu kany1 kallop hemen orada tepelemek için yiireginden kaynayan istege uyamad1gindan dolayi morararak: - Haydi. .. Haydi gidiniz. Ben yapacagim1 bilir1m ... Kar1, anlamh bir bak1§la beyi ve misafirlerini si.ize si.ize, çocuklar1 ellerinden çekerek d1§an ç1kti. Semih Àtif Bey, biiyi.ik bir soluk brn~alttiktan sonra: - Beyefendiler, bir ayda kaç doktor, kaç eczane degi§tirildi biliyor musunuz? Gidip Lokman'1<U mezanndan kald1rsak bo§unad1r. Bizim han1m iyi olmaz; çiinkii hastahk onun eglencesidir. Baskic1, densiz bir kad1nd1r. Hastahk bahanesiyle etrafi kasar kavurur. Bizim dinimizde, §eriatim1zda bo§amak vard1r; ama ben bu canh belayi b1rakamam. Ona tiirli.i baglarla baghyim. Kimi zaman §eriatin izin verdigine, ba§ka engeller izin vermez. i§te, oli.inceye kadar birbirimizin i§kencesi içinde ya§ayacagiz. iki misafir, idarehane sahibinin aile felaketinden i.iziilmi.i§ goriinerek dalgin, dii§iinceli dinliyorlard1. Semih Àtif devam etti: ( 1)

50

Halk soylencesinde, hekimligin ustad1 sayilan kimse.


- Hizmetçi diye §imdi buraya gelen mahalle kar1s1m gordiiniiz. Ben ona kan§mam; o bana kart§Ir. i§te ben bu Tanr1 belas1n1 evimden kovamam; çi.inkii koruyucusu, bizim han1md1r. Kendisi boyle hizmetçi ister. O s1fata yaku~anlarla geçinemez... Bu kar1, e~imin eli ayagi, casusu, hafiyesi, akil hocas1, her §eyidir. Terbiyeli kad1nlar1n, degerli miirebbiyelerin hiçbiri, bizim evde iiç giinden f azla ya§amaz ... Kaç tane, kaç tane degi§tirdik. Sonunda, boyle miikemmel terbiyelileriyle kayna§amayacagin1 anlad1m; umudumu kestim. Her §eyi yi.izi.isti.i b1rakarak kendi huyuna terk ettim. i§te çocuklar, §imdi gordi.iguni.iz gibi ars1z, terbiyesiz oldular... Malik Tayyar Bey, arkada§1n1 biraz avutmak için: - Karde§im i.izillme ... Her Ti.irk evi bir parça sizinkine benzer. Hepimiz de aile derdinin bir tiirliisiini.i çekiyoruz ... Nesip ihsan: - Can1m siz de her kusuru aileye, kad1nlara yi.iklemeyiniz ... Semih Atif Bey yabanc1m1z degildir. Affina giivenerek biraz serbestçe soyleyecegim ... Onun e§i bu hastahklara, sinir illetlerine, meraklara, densizliklere beyini kiskanmak yi.izi.inden ugradi... Her Ti.irk evi boyledir, yargis1n1 da kabul etmem. Avrupah olsun, di.inyan1n hangi lotas1ndan olursa olsun, ber aile boyledir, deyiniz. Uygarhk, heni.iz insanlann hayvanhklanndan çok §ey degi§tirmemi§; yaln1z iizerlerine sahte bir yald1z tabakas1 çekmi§tir. Bi.iti.in ailelerin, için için i§leyen de rin facialan vard1r. Kimi evlerin halk1n1n terbiyeleri derecesine gore bunlar orti.ili.i kahr... Uygarhgin yapabilecegi i§te bundan ibarettir... Malik Tayyar: - Bu sozlerini tasdik ederim ... Semih Atif Bey'i bu konuda avutabilmek için bizim bu dertlerden bi.isbi.ittin kurtulmu§ olmam1z gerekir; oysa biz, bir defa ba§Im1za gelenleri anlatmaya ba§lasak ... Nesip ihsan: - Aman sus... Biz bugiin buraya dert dinlemeye degil, bir eglence aramaya geldik ... Semih Atif:

51


- Evet ... Evet ... B1rak1n1z aile d1riltilar1ni. .. Gazetelere gonderdigimiz ilanlar1n bakahm ne etkisi olacak ... Oltalarla gi.izel, çirkin kaç han1m kiz tutulacak? Malik Tayyar: - Bak1n1z size onceden soyleyeyim ... En giizeli benim! Semih Àtif: - Bu ticarethane benim ad1m1 ta§1yor. Onun için gelecek canh mallar1n sahibi benim ... Begenmediklerimi kiiçiik bir ticaretle size b1rakabilirim ... Begendiklerim iizerime kahr... Hep giilii§tiiler. Misafirler saatlerine baktiktan sonra: - ilan1n sonucunu anlamak için yann, obiir giin biz yine buraday1z. Bakahm ne eglenceler ç1kacak.

5 Gazetelere verilen ilanlann iizerinden heniiz yirmi dort saat geçmemi§ti; ertesi giin Mansur Efendi yaz1haneyi açmaya geldigi zaman, sabahleyin erkenden kap1n1n oniinde kara kuru uzun boylu bir kad1n buldu. Dalgin ihtiyar, beyefendinin çapk1nhgin1 unut~ mu§tu. Kad1ndan sordu: - Han1m, ne istiyorsunuz? - Buras1 Koza Han1 degil mi? -Evet? - 14 numarah kap1n1n oniinde bulunuyoruz. - Evet, ama ne bekliyorsunuz? - Gazetelerde ilan1n1z1 okudum geldim. Mansur Efendi, §imdi birden konuyu kavrayarak kad1n1n ya~hhgindan çok, yoksulluk s1k1ntis1ndan y1pranm1§; hafif diizgiinle(l) onanlmas1na ugra~ilm1§ zay1f yiiziine; biiti.in bereleri, pi.iriizleri iitii ile yap1§bril(1)

52

Eskiden kadmlarm yiizlerini beyaz s1v1.

gerginle~tirmek

için siirdiikleri


mi§ soluk pelerinine dikkatle bakbktan sonra, içinden, kendi kendine: ''Vah zavalh, bo§una gelmi§sin. Bizim beyfendi, kad1n anyor: Ama bekledigi sen degilsin ... " de di. Kad1n, bu anlamh bakI§In uyand1rd1gi §i.iphe albnda biraz s1kilarak: -Yan1hyor muyum? ilan veren siz degil misiniz? - ilan1 biz verdik; yanilm1yorsunuz. Ama biraz acele etmi§siniz ... Beyefendi gelinceye kadar bekleyeceksiniz. - Kaçta gelirler? - Belli olmaz ... - ilanda saat belirtilmemi§ de ak§am1n §errinden sabah1n haynn1 usti.in sayd1m, erken geldim. - Ba§ka i§leriniz varsa goriip de daha sonra gelseniz iyi edersiniz ... - Ba§ka i§im yok. Sizi rahats1z etmem ... Bana hitfen bir iskemle veriniz; d1§ar1da beklerim .. . Mansur Efendi anahtarla kap1y1 açb, içeri girdi. Odaba§I her yeri siipiirmii§; ama heniiz sandalyeleri, ufak tefek e§yay1 yerli yerine koymamI§b. ihtiyar memur, odas1na yiiriidii. Oturacagi yeri di.izelttL Diinden yanda kalm1§ bir i§in incelenmesine koyuldu. D1§ar1daki kad1n1 unuttu. Ancak on be§ yirmi dakika sonra kad1n yava§ yava§ giri§ boliimiinden geçi p Mansur Efendi'nin kap1s1ndan ba§1n1 uzatarak: - Ci.ire timi affediniz efendi, ba§ ima çok §ey gel di de i§imi saglam tutmak isterim. Yine geçenlerde boyle ilanla çagirilan bir yere geç gittim de, oras1n1 diigun evi gibi dolmu§ bularak f1rsati kaç1rd1m. ihtiyar adam, herhalde otuzunu geçkin goriinen, yoksulluk s1k1ntilar1yla ezilmi§ bu yi.ize bir daha dikkat ederek: - Han1m, isterse bin ki§i gelsin. Kismet kimin ise o kabul olunur... - Oyle demeyiniz efendi; §imdiki zamanda kimse i~ini k1smete b1rakm1yor. O ilanlar1, §arlatanhklar1, propagandalan, didi§meleri, iti§meleri gormiiyor musunuz? Bak1n1z erken geldigim fena m1 oldu? Sizi yal53


n1z buldum. Kimligimi, yetenegimi, çabalar1m1, çah§- .· malar1m1 size bir parça anlatay1m. Gerçegi ogrendikten sonra, buraya yiiz kad1n ba§vurmu§ olsa da içlerinden beni tercih edersiniz ... Mansur Efendi'nin killan uzam1§ kirçil ka§lar1 çatild1: ,,. -Yok han1m, affedersiniz; dinlemeye vaktim yoktur. Sabahleyin buraya erken geli§im çok acele bir i§im oldugu içindir... Kad1n hemen koltugunun altindan ruganlanCl) doktilmii~, y1pranm1§ kiiçiik bir "serviyet"(2) ç1kararak: - Dinlemeye vaktiniz yoksa, bir bo§ zaman1n1zda gozden geçirirsiniz. Feci hayatimla ilgili belgeler; diplomalar1m, tasdiknamelerim, takdirnamelerim, tahsinnamelerimC3) hep buradad1r. Yazarhgim var, ogretmenligim var, muhabirligim var, muhasebeciligim var... - Pek giizel; ama benim onlarla ugra§maya hiç vaktim yok han1m ... O evrak sizde dursun; arand1gi zaman ver1rs1mz ... - Bana bir iskemle olsun liitfetmez misiniz? Mansur Efendi, bir iskemle vererek so zii kisa kesmeyi daha uygun buldu. Kad1na istedigi §eyi uzatti; oda kap1s1n1 itti, i~inin ba§Ina geldi ... Kad1n, giri~te kendini yaln1z bulunca iskemleye oturdu. Onemli belgeleri ta§1yan serviyetin bir ko§esinden bir kiiçiik ayna ponpon, k1zil boya tiipii ç1katdi. H1zh el vuru§lar1yla makyaj1n1 tazelemeye koyuldu. O arahk di§ kap1 itildi. içeri k1hkça birinciden pek diizgi.in olmayan iki kad1n daha girdi ... Bunlardan biri, giri§ yerini tavan1ndan parkesine kadar çarp1k bir bak1§la gozden geçirdikten sonra: - Koza Han1'nda 14 numara ... i§te burasi. (ilk gelene bakarak) i§te bizden once bir kad1n gelmi§ bekliyor... (1)

(2) (3)

54

Ayna gibi parlattlm1~ siyah deri. Beige çantas1. Eskiden okullarda verilen ba§ar1 belgeleri.


Serviyetli hamm, tuvalet araçlar1n1 hemen yine çikard1gi yere tiktiktan sonra, bu sozleri hiç i§itmemi§ gibi, pek as1k bir suratla gozlerini online dikti. Yeni gelenlerden biri: - Han1m, kime ba§vuracagiz? ilk gelen: - Ne bileyim ben? -A niye bilmeyeceksin? Bizden once gelmi§sin. - Once geldigime kabahat m1 ettim? -A ne nobranCU kad1n! Senden adam gibi lak1rd1 soruyorlar. Niye ters cevap veriyorsun? - .Bunun tersi, yi.izii var m1 han1m? Ben de sizin gibi buran1n yabanc1s1y1m ... Ne bileyim? - O altindaki iskemleyi nereden buldun? - Boyle bir soruya ne senin hakkin vard1r; cevap vermeye ne de benim mecburiyetim .. . - Haydi oyle olsun lanet kan .. . - Karars1n omriin, gi.iniin in~allah ... - Sen buraya Sulukule'den mi geldin? - O, sizin ailenizin yurdu ... - Bak, ben pamuklar gibi bembeyaz bir kad1n1m ... Senin çingene oldugunu her §eyden once rengin, cildin soyliiyor! Biz buraya girdigimiz vakit, elinde kiiçiik bir ayna ile §ebek gibi boyan1yordun. Pathcan1 ne kadar badana etsen esmerligi kapanmaz ... Ùçiincti kad1n: - A, bizim buraya geldigimizi kiskand1. Birinci kad1n: · -. Ben buraya sizin gibi beyazhgim1, pamuklugumu te§hire gelmedim. Bu 14 numarah daireden metreslik kad1n aram1yorlar. i§ gordtirecek; kalemi, bilgisi giiçlii, deneyimli bir katibe istiyorlar. Ùçiincii kad1n: - A zavalh, bu sayd1klann1n hiçbiri sende yok. Terbiyeni gosterdin; hiç §iiphesiz kalemin de bilgin de bu k1ratta olacak ... (1)

Kaba.

55


Birinci kad1n, y1rbk serviyetini gostererek: - En tan1nm1~ imzalarla zinetlenmi~, onaylanm1~ belgelerim, bilgim ve kiiltiiriim i~te buradad1r. Ben buraya diizgiiniime, alhgima giivenerek, fingirdemeye gelmedim. Hepimizi içeride imtihana çektikleri vakit goriirsiiniiz ... ikinci kad1n: - A bizi burada imtihan m1 edecekler? Birinci: - Ya ne sand1n1z? Hukuktan diploman1z var m1? Daktilo bilir misiniz? Burada paravan1n arkas1ndan opiiciik verecek yaratiklar aram1yorlar... i~ gorecek kad1n istiyorlar... ikinci: -Agz1n1 topla ... Biz buraya namuslu bir i~ bulmaya geldik. Bu say1p doktiigiin iistiin niteliklerin sende bulunduguna inanacak kadar saf degiliz. Ki§inin ash soziinden belli dir... Ùçiincii: - Vah zavalh! iddian derecesinde liyakatliCl) bir kad1n olsayd1n, buraya davet için gazetelere verilen ilan1 dikkatle okurdun. ilan1n ba~1nda: "Genç bir katibe aran1yor" ciimlesi goze çarp1yor. Sen otuz be§ini geçkin, kart bir kar1s1n... bvund ugun bin bir turI u usti.in niteliklerinle birlikte, boyle sade bir §eye dikkat edecek kadar uyan1k olmam1§s1n ... Daha sonra ilanda "gorev agir degildir; ayhk dolgundur," deniyor... Ne daktilodan soz ediliyor, ne de hukuk diplomas1ndan ... Kad1nlar için bir hukuk okulu bilmiyoruz. Sen diploman1 nereden ald1n? Serviyetli esmer kad1n, her ~eyden çok kart kanhk kondurulmas1na kopiirdii. $imdi iki tarafin ses perdeleri yiikseldi. Hitaplar daha nezaketsizle§ti. Sozler biisbiitiin sertle§ti, kabala§b. Birbirinden az ara ile iki genç kad1n daha geldi. Bu iiç kad1n aras1nda parlayan agiz dala§1n1n içyiiziinii pek kavramadan bir ko~eye çekildiler. Oyle §a§akalmI§ dinliyorlardi. ( 1)

56

istenen nitelikleri ta~1yan.


Ufaktan baçlayan dirilb, bir mahalle kavgas1 biçiminde kabararak, giri§i doldurup çevreye taçmaya ytiz tutunca, Mansur Efendi bir eli gozliigunde, oteki dudaklannda, oraya birikmi§ be§ kad1na sus i§areti vererek: - Susahm han1mlar, buras1 ~ehzadeba§I tiyatrosu degil; hamam, hiç degil. .. Siz buraya i§bilir oldugunuzu gostermek için çagnld1n1z. Siz becerinizi ters yolda gosteriyorsunuz. Kavgada sesi en yiiksek perdeye çikan1n ahnacagiru san1yorsan1z, yan1hyorsunuz ... Sort gelen iki kad1ndan biri: - Efendi, affedersiniz. Biz §imdi geldik. Daha agiz açmak lusmet olmadi. Bu han1mlar1n aras1nda kavgay1 alevlenmi§ bulduk. Bu hir1lt1n1n sebebi nedir? Daha onu bile anlayamad1k. Mansur Efendi: - Sebebi ne olacak ... Daha buramn hizmetine girmeden birbirlerini çekemiyorlar... Yeni gelenler: - Aaa, aman yarabbi, diinyada ne kad1nlar varIDI§ ! Ne oluyorsunuz ayol? Bi rin ci gelen kad1n, bu defa yeni gelenlere donerek: - Han1mlar, hirilb soziinii tamam1yla size iade ederim; biz kopek degiliz ... insanca konu§unuz! Bu yaz1hanenin de ne tuhaf kaderi var? Hiç terbiyeli kad1n gelmeyecek mi? Ùçtincti kad1n, ytireginden kopan bir kahkahay1 avucuyla tutmaya ugra§arak: --- içimizde en terbiyesiz sensin kad1n! i§te bu efendi gortiyor... ~u yeni gelen han1mlar da tan1k ... Yeni gelenler birbirini diirterek gi.ilii§ttiler... Mansur Efendi: - Bu gerçek, imtihandan sonra anla§Ilacak ... ikinci kad1n: - imtihana gerek kald1 m1? Burada çingene kavgas1ndan m1 not alacagiz? O s1rada, giri§in arahk duran kap1s1 itildi. izzet Saim içeri girdi ... 57


Mansur Efendi: - Hah, i§te ba§miimeyyiz(l) geldi. Kad1nlar1n gozleri delikanhya dikildi. .. izzet, giri§teki be§ kad1n1n yiizlerini o çapkin gozleriyle çarçabuk bir s1ra yoklamas1ndan geçirdikten sonra Mansur Efendi'nin odas1na girdi; kap1yi kapad1. Mansur Efendi yava§ça: - N asil izzet, di§ardakilerin içinde goziiniin tuttugu var m1? - ikisi akça pakça, ama hepsi de loyafet di.i§kiini.i, açhk solgunu ... Hele bir tane s1r1m gibi kara yagiz var; alnrda eski tramvay beygirlerini and1ny.'?r, s1tma do§eginden kalk1p buraya gelmi§e benziyor. Once onu ·azatlamah; bo§ una beklemesin ... -Amano kar1 hezarfen<2> ... Kendi anlati§1na gore bilmedigi yok. Girmedigi hizmet kalmam1~ ... Bir d1~i§­ leri bakanhgi etmemi§, i§te o kadar. Daktilo falan miikemmel. Hukuktan bile mezun. çantas1n1n içi diploma ile dolu... çenesine de saglam ~ey ha!. .. Oyle uluorta sayayim deme; esmay1 iistiine s1çratirs1n(3) ... - Neme gerek benim; kartoloz, istedigi kadar beklesin... Bunlar ilk dokiinti.iler... Belki sonra aynahlan gelir... Bize hukuk, guguk, daktilo maktilo laz1m degil. Beyefendinin ne istedigini biliyorsun ... Mansur Efendi, derin bir puflamadan sonra: - Evet, beyefendinin ne istedigini bilmek, bu lor sakaldan sonra bana pek agir geliyor; ama ne yapars1n? Geçim belasi. .. - Ortahk aç yahu ... Bir kuru ilana, sabah1n karanhgi be§ kad1n birden ko§U§ffiU§ ... Belki içlerinde, bu gibi davetlere çapk1nhk kar1§acagin1; gençligin, giizelligin, fingirtinin para edecegini sezenler de vard1r. Babac1gim, bu i§ten herhalde sana da, bana da kismet var. - B1rak k1smeti can1m, bu ya§tan sonra beni de çapk1nhkta kendinize mi uyduracaks1n1z? ( 1)

(2) (3)

58

Smav kurulu iiyesi; ayirtman. Pek bilgili. Ba§ma bela olur.


- Ne var can1m, benim biiyiikbaba seksen ya§1nda iken son turfanda bir daha evlendi ve kar1s1n1 dogurttu ... - Karilar1 dogurtan ihtiyarlara, ben birkaç bakimdan ac1r1m. Ben, dogmu§ olanlar1 besleyemiyorum. B1rak §imdi zevzekligi. Burada yiiz yaz1s10> varm1§ gibi dt§an tiirlii çe§it kanlarla doluyor. Bunlar1n terbiyelisi, terbiyesizi var. N amuslusu, namussuzu var. Davet etmesi kolay; bakahm bu han1mlan §imdi birer birer nasil savacaks1n1z? - Merak ettigin §eye bak ... Ben onlar1n kan1 s1caklann1, yani a§I tutacaklann1 bir yana; tutmayacak vah§ilerini obiir yana ayinr1m. Beyefendimizce "icaplan icra" buyurulduktan sonra hepsinin geregine bakanm. Merak etme; tur§ulann1 kuracak degiliz; çe§nilerine bakacagiz ...

6 Semih .Àtif Bey yaz1hanesine geldigi zaman, giri§te ondan fazla kad1n toplanmI§ bulunuyordu. Han1mlann topuna birden nezaketli bir giiliimseyi§le selam verdikten sonra Mansur Efendi'yle Izzet Saim'in saygih kar§ilamalan aras1ndan yiiriiyerek odas1na girdi. Kad1nlar aras1nda hemen bir ftsilti ba§ladi. Birbirini diirterek: - Gordiiniiz mii? i§te buran1n §efi... - Genç, giizel adam ... - Evli mi? Bekar m1 acaba? - Erkek katip almay1p da kad1n aramaktan maksach ne dir a cab a? - Kaç katibe ahnacak? - Bilmiyorum ama han1m, galiba bir katibe aran1yor... - A burada bu kadar kadm var. Daha da gelecek ... Hangimize losmet olacak? A bilinmez ki ... ( 1)

Gelinin yiiziinii telli pullu

yap1~tirmalarla

stisleme toreni.

59


- Kad1nlar çogald1kça hepimizin §ansi azahyor... - Ayhk ne kadarm1§? - Seksen lira diyorlar... Yiiz diyorlar... Kad1nlar1n içinde ba§layiveren bu ugultu içinde ortaya ablan yiiksek ayhk soylentisi, çogunun ba§lar1n1 dondiirdii. Hemen "sak"lardan<l) kiiçiik el aynalan ç1kti. Avuç içindeki bu tuvalet araçlar1 kah tepeye, kah yana, kah çeneye tutularak saçlar, ka§lar diizeltiliyor, boya tazelemeye kalkanlar bile goriiliiyordu. Gozlerin tahrilleri<2> artb, yanaklar luzard1, dudaklar kirazla§b. Sanki içeride giizellik yan§mas1 yap1hyordu; han1mlar ba§lar1n1n, he:r; §eyden once yiizlerinin albenisine giivenerek bekliyorlar; her kad1n1n goziinde, otekinin gi.izelligine kar§I bir kiskançhk tiksintisi yan1yordu. çogu, online geçemedigi bir can ab§In ince titremeleriyle sars1hyordu ... Aman yarabbi, bu bir diizine kad1ndan kim kazanacakti? Hangisi? ***

Semih Atif'la izzet Saim, kapand1klar1 odada gorii§iiyorlardi. Yaz1hane sahibi, bir c1gara tellendirerek geni§ maroken koltugun arkahgina ba§1n1 dayad1ktan sonra, dalyan1na bahk dii§mii§ bir talihli siizgi.inliiguyle: - Umdugumuzdan çok av var... - Ah bu konuda dahisiniz beyim ... - içlerinde yiirek oynatacaklar var m1? - Sonradan gelenlerden i.içii, dordii zarars1z. Daha da gelecekler san1nm. - Boyle alayla genç kad1m ne yapacagiz? Bunlar1 s1n1fland1rmahy1z ... - Buyurdugunuz gibi olur... - Sen eline kagit kalem al. Giri§ yerine ç1k ... Hiçbirine §iiphe getirmeyecek bir ciddilikle hepsinin adlann1, adreslerini sor. Yaz... En giizellerine i§aret koy, kagid1 bana getir... Geregine gore agiz kullan ... - Merak etme pa§am ... (1)

(2)

60

El çantalarmdan. Burada: Goz boyalan.


izzet Saim, halka erzak dagitan bir yiyecek yard1m gorevlisi çahm1yla, bir elde kagit, otekinde kalem, kad1nlar1n ortas1na çikarak: - Han1mlar, davetimize gelmenizden dolayi beyefendi ad1na hepinize te~ekki.ir ederim; ama, affedersiniz, konu biraz naziktir. Bize bir tek katibe gerekli. Ne var ki, beyefendimiz kimsenin gonli.ini.in k1r1ld1gin1 istemez, haks1zhgi sevmez. Hepinizin adlar1n1, adreslerini yazacagiz... Hakka uygun, usule gore katibelige içinizden biriniz seçilecek... Bu seçmeden sonra §artlanm1z1 bildirir ve ~artlann1z1 dinleriz. Kad1nlar aras1nda hafif bir ugultu koptu. Kimileri ne oldugunu bilmedikleri bu hakka uygun usulii yerinde buluyorlar, kimileri dudak biiki.iyorlardi. izzet Saim, ad yaz1m1na en giizellerinin oniinde durarak ba~lamakta iken, serviyeli esmer kad1n, uzun boyu ile bir kara servi gibi ortaya dikilerek: - Beyefendi, hakh bir i§ gorecekseniz, benden ba§laman1z gerekir... Qiinkii en once ben geldim. Biitiin bu han1mlara nispetle k1dem sahibiyim. ~irkaç yad1rgama gi.ilii§mesi i~itildi. Haksever Semih .Atif Bey'in katibi, bu uzun kad1n1n oni.ine giderek i~i bozmamak için: - Dalginhgim1 af buyurunuz; hatirlatman1za te§ekkiir ederim. Soyleyiniz isminiz, §Ohretiniz, adresiniz? - Ad1m Hiisniye Abdiilkadir. Biz $eyh Muslihiddin pak soyundan1z. Rahmetli amcam "Haremeyn payelu"lar1ndand1r. Annem, kad1n oldtigu için, ~eyhlik mirasç1s1 olmak iddias1nda bulunanlar çogaldi.<U Qar§aft ba§tma orttiim, paya pay dort buçuk y1l Bab-1 Fetva ile Evkaf aras1nda mekik dokudum; $eyhiilislam'1n huzuruna m1 ç1kmad1m, 'rikaab'a dilekçe mi vermedim,<2) Medine-i Miinevvere'ye vekil mi gonderme( 1)

(2)

Eskiden ilmiye (bilim adamhg1) rutbelerinden biri. Kad1hk gtlrevi gortirlerdi. Bu goreve kadmlar getirilmezdi. "Rikaab" tizengi anlamma gelir; bir derdi olanlar, padi§ah atla giderken dilekçe verdikleri için, "rikaaba dilekçe vermek", resmi makamlara, dolay1s1yla padi§aha dilekçe vermeyi anlatir bir deyim olmu~tur.

61


dim ... Avukathgi, iยงte bu sayede tahsil ettim. Sonun da tekke yand1. .. Boยงu boยงuna davaya kalkIยงanlar dagild1. Ben yangin yerinin iizerine tahtalardan bir รงati kurdum; รงiinkii giici.im bu kadara yetiyordu. Derviยงlerimi toplad1m. Zikri.illah'a devam ettirdim. izzet Saim biiyiik bir sab1rla dinledigi bu kurus1k1 yersiz sozlerin aras1n1 kesmek iรงin: - Semtiniz? - ~ehremini, Bostan sokagi 29 numara. Ablam1n, eniยงtemin yanlar1nda oturuyorum. Onlann da baยงlanna gelmedik kalmad1 .. . - Yetiยงir han1m .. . - Rica ederim; soyleyeceklerimin en onemlilerini bitiremedim. ร™รง y1l accoucheur doktor<l) ~eref Bey'in yan1nda asistanhk ettim. (Serviyetini kan~tirarak) iยงte doktorun tasdiknamesi<2) burada; miikemmel ebeyim ... Savaยง y1llannda bas1nda yazar, muhabir kalmad1; bu hizmetleri iki gazetede takdirle ve hayrete deger bir fedakarhkla ve eksiksizce yapbm ... Baยง1n1z1 agr1tbm ... Affedersiniz ... ~imdi miikemmel avukat, ebe, yazar, muhabir ve e~siz bir ev kad1n1ym. Hep bunlan, usti.in tutulman1n nedenleri oldugu iรงin soyliiyorum. Soyledigim gibi li.itfen hepsini kaydediniz ... iยงte belgelerim ยท burada... - Yetiยงir han1m yetiยงir; gostermeniz gerekmez ... Sozlerinizin dogrulugu belli ... Vaktimiz dard1r... ร’biir han1mlann da kimliklerini yazacag-tm. Sizin kadar heyecanh aรง1klamalara giri~memelerini kendilerinden rica ederim. izzet, goriini.i~te bir falso yapmamak iรงin, gelen kad1nlar1n kimliklerini hep birer birer yazd1ktan sonra, yin e beyefendinin yan1na girdi. Bey: -Eee? izzet: - Bir yandan hala kad1n geliyor... - Gelenlerin iรงinde yiirek yakacak taths1 yok mu? (1)

Dogum hekimi.

(2)

Onay belgesi; referans.

62


izzet, goriinmez bir çiçek kokluyormu§ gibi dudaklar1n1 s1ms1k1 toplay1p. goz kay1khgiyla solugunu derin derin bu.rnundan içeri çekerek: - Ùç tane var... vay anam babam! Benim iliklerimi kestiler. Bilmem size de ayn1 etkiyi yapabilirler mi? -Adlar1? - i§te burada (kagid1 okuyarak) Miirvet, Niikhet, Vehbiye ... - Eh, otekileri sav. Bu iiçi.ini.i kerrat cetvelineO> geçirelim ... - Beyim, otekileri savmas1 kolay bir i§ degil. .. Hele bir tane tohuma kaçm1§ acur var. Silsilesini belledigimin yedi ceddini, bin bir hiinerini anlatmak için yanm saat beni kar§1s1nda ayakta tuttu ... - Haydi oglum, haydi, sen becerirsin ... - Becermek için ugra§iyorum velinimetim ... - Haydi goreyim seni. .. - Miisaade buyurulursa bir §ey soracagim ... - Soyle ... - Biz bu han1mlann adreslerini ald1k. ~imdi hepsini savsak da sonra istediklerimizi birer birer davet etsek olmaz m1? Beyefendi kiiçiik bir dii§iinceden sonra: - Bu soziin, pek az1 için uygulanilabilir. ~imdi bizim bir kafes pilicimiz var... Haz1r kapana girmi§leri niçin dagitahm? Bu genç k1zlar1n, pe§inden dola~tikla­ n kim bilir daha ne kadar i§ vard1r. Bugiin bu saatte burada iseler, yar1n nerede bulunacaklar1, kimlerin kucaklanna dii§ecekleri belli degildir. Firsat firsattir, kaç1rmayahm. Sen §U iiç giizeli birer birer içeri al; gor, seyret. Ulan çapk1n, kullanacagim oyunu pek begeneceksin ... izzet Saim, elindeki kagitla, kendi deyi§ince, "afi kesmek" için giri§ boliimiine ç1kt1. Uzun kar1, serviyetini koltugunun albna yerle§tirerek hemen sallanbh bir eda ile davrand1; ama izzet Saim, ok§ayan bak1§lanru hiç o yana çevirmeyerek: ( 1)

"Kerrat cetveli" "çarp1m tablosu" demektir; burada, "mim koyahm" anlammda.

63


- Miirvet Abit Han1m, Aksaray... diyerek bagir1verdi. Kad1nlar1n aras1nda k1na rengi mantolu, siyah kiv1rc1k saçlar1, barut rengine çalar bir biiriimciikleO) kundakh(2>, benzi solgun; ama gozlerinin içi giilen melek gibi masum bak1§h, pek genç bir k1zcagiz ayaga kalkti. Biitiin gozler bu korpe yiize dikildi. izzet: - Buyurun kiiçiikhan1m, içeri ... Kiz yiiriidii, f1s1ltilar yiikseldi. U zun kan: - Bu han1m benden çok sonra geldi. Riderne uyulmuyor... Her yerde keyfi davran1§, eski haks1zhk. Biz Tiirkler adam olur muyuz hiç, homurtulanyla yerine oturdu. Miirvet Han1m'1 odaya ald1lar. Genç kiz, siiriiden ayrilm1§ bir kuzu gibi, çevresini yad1rgayarak, §a§lan, silalgan, iirkek bak1§larla nerede duracagin1, ne yapacagin1 bilmez tereddiitlerle kizardi. Semih Àtif, pek çabuk bir goz kirp1§brmas1yla av1n pek iyi oldugunu izzet'e anlatb ve sonra katibe adayina bir koltuk gosterdi. Kizcagiz dokunmaktan korkar gibi bu geni§ §eyin ucuna, fark edilir bir titreyi§le ili§ti. Yiyecek gibi i§tahla kiza baktikça, Semih Bey'in ne§esi artiyor ve kendi kendine, içinden: - Olaganiistii, e§i bulunmaz bir giizel degil. .. Solukça, zayifça bir tip; ama çok genç, çok korpe, daha çocukluk çagindan tamam1yla kad1nhga geçmemi§. Bu yaradili§takiler erkege tutkulu olurlar. Aman s1kmayahm. Biraz gonli.ine giiven vererek çekingenligini giderelim. Yaz1hane sahibi, gozlerini kiiçi.ilte kiiçiilte sigaras1n1 çekerek: - Ki.içiikhan1m, ne biliyorsunuz? Miirvet'in solgun yiiziinde bir pembelik dalgalandi. Fliit gibi ince ve ezgili bir sesle: - Beyefendi, cilretimi affedersiniz. çok §ey bilmem, ama yalandan ho§lanmam. Bir talih denemesi ( 1) (2)

64

Ham ipekten dokunmu~ ince bez. Ba~m saçlar goriilmeyecek biçimde yemeniyle ya da tiisiiyle sanlmasi.

ba~

or-


diye geldim ... (Biraz kekeleyerek) çunku oyle gerekiyordu ... ilanda i§in agir olmad1gin1 yazm1§s1n1z. Belki ... kim bilir? Benim gibi bir becerisi olmayana uyar bir i§ bulabilirim, dedim ve geldim ... Kizcagiz, uygunsuz bir cevap almak korkusuyla hemen aglayacak gibiydi. Semih Bey, sesinin perdesine avutucu bir tathhk vererek: - S1k1lmay1n1z kuçiikhamm. Biz de derin bilgili bir katibe aram1yoruz. i§imiz hafiftir. Biraz imla, okunacak kadar bir yazi... Dort i§lem derecesini pek geçmeyen bir hesap ... - Efendim, bu kadar1na soz veririm. imlam vard1r. Duzgiince bir ifadem oldugunu soylemeye de cesaret edebilirim. çunkii §imdi ad1n1 gizlemek zorunda oldugum rahmetli biiyiikbabam, memleketimizin tan1nm1§ yazarlanndandi. Kiiçiik ya§1mdan beri hep onun ozenli ogretmesiyle dilirp.i yazmay1 ogrendim. Ben bir §ehit kiz1yim efendim ... Iki kiiçiik karde§im daha var... Annem cariyeniz ... Miirvet soziinii bitiremedi, kesildi. Kiiçiik, sars1c1 h1çkir1klarla nazik ba§I online dii§tii. Bu içten, masum iiziintii sahnesi kar§1s1nda Semih'in zihni bulandi. Hafifçe ba§I doner gibi oldu. insan, agirhgin1 bile bile bir giinah i§lemeye haz1rland1gi zaman, çirkince isteklerine yenilmesinden bir igrenme duyar; ama vicdan1n1 sarsan buyiik istegi de silkip tizerinden atamaz. Yaz1hane sahibi, bu uziintii saganagin1n geçmesi için bekledi. Kiz1n sars1ntis1 kesildi. Yuzunden ufac1k buru§uk mendili çekti. ~imdi geçiveren bir firtinadan sonra, bulutlar1n ortas1ndan açilan parlak bir gok parças1 durgunluguyla k1v1rc1k, siyah kirpikleri aras1ndan yalvaran sabit bak1§larla sanki, "Beni kurtar1n1z ... kurtar1n1z... N amus s1n1rlar1 içinde, size bu çelimsiz govdemden ummad1gin1z bir çabayla çah§1r1m ... " demek istiyordu. Semih, kiz1n baki§lanndaki bu anlam1 okuyarak dii§iindii: Bu diinyada olup gidecek, ya da olmaya mahkiìm kotiiliikler engellenebilir mi? Yetim iki kiiçuk karde§ini, hasta anas1n1 beslemek için tehlikeli geçim denizinden k1smetini avlamaya çikan bu genç billur kalp

65/5


kiz, herhalde bir kayaya çarpacakti. Onu kurtarsa kurtarsa iyiliksever bir koca kurtarabilirdi; ama bu koca, nerede idi? ~imdi evlenecek erkekler, once ba§lar1n1 sokacak bir ev, sonra biitiin biitiin yard1mlarina muhtaç olmadan kurulmu§ bir sofra; yani masrafin yar1s1ndan a§agis1na kablacak içgiiveylikleri ariyorlar. Biisbiiti.in bele§ten geçinmek için evlenecek k1z arayanlar1n sayis1 s1n1rs1z ya ... ama bir ailenin biitiin masraflanna birden omuz uzatacak kocay1, boyle babayigitleri, artik hiçbir yerde aramay1n1z ... Tak1m1yla kocalar1n s1rtina binecek k1zlar1n, gelecekleri karanhk... Boylelerine, sevgi ve benzeri nedenlerle umulmaz istekliler çiksa da, sonra geçinmesi giiç ... H1r giir, bo§anma, oh, birtakim facialar... ̧te Miirvet, bu zavalhlardandi. O çelimsiz viicuduyla, tecri.ibesiz genç kafas1yla ailesini besleyecek bir i§ aramaya ç1km1§ti. Acaba her ba§vurdugu yerde bu kiz1n masumluguna ac1yan, §ehit babas1n1n yurt topraklar1na ak1ttigi s1cak kana saygi gosteren olacak m1yd1? Oh, ne bo§ bir soru ... Bu k1zcagiz1n korpelik kaymagina, eninde sonunda, hoyrat parmaklar banacaga benziyordu. çunkii istanbul kald1r1mlannda bu duruma dil§mii§ k1zlar hesaps1zdi... Onun için boyle bir aVI ba§kalann1n kismetlerine b1rakmak bir ahmakhkti. Ayagina gelen kismeti tepmemek için boyle bir di.i§i.ince yiiriittu: Karn1 aç olan hiçbir canavar, parçalayacagi ava ac1maz. Kendi nefsine çevresinin hakk1n1 ve camn1 kurban eden bir yarabk, insan goruniimiinde yaratilmI§ olsa da, bir canavard1r. Semih'le izzet, bir kap~n kurmak için kar§Idan goz goze anla§blar. Bu sefer Izzet Saim, roliinii yapmaya giri§ti. Bu iki genç erkegin fild1r fild1r yanan gozlerinde, zavalh varhgi için iizgiin iizgiin sevecenlik arayan k1zcagiza donerek: - Kiiçiikhan1m, hiçbir imtihana gerek yok; siz seçildiniz. Buyurunuz içeriki odaya ... Ya§h memurumuzun yan1nda biraz dinleniniz. Bize iki katibe daha laz1m; ama boyle oldugunu d1§andaki han1mlara soylemiyoruz; çunkii gi.iriiltii kopuyor. Heniiz sizi seçmemi§ gibi davranarak giri§ yerinde bulunan han1mlardan ikisini daha seçecegiz, dedi, Murvet'in oniine dii§tii.

66


Onu Mansur Efendi'nin adas1na aturttuktan sanra beyin yan1na donerek: - Oh, bir tanesi kapana girdi. Obiir ikisini de boyle ustahkla avlamahy1z ... dedi. Oda kap1s1ndan giri§e bagird1: - Niikhet Feyyaz Han1m, Ùskiidar... San§1n, baygin gozlii, serbest davran1§h, iizerinde hangi milletten aldugunu anlamaya yarar hemen hemen hiçbir §ey ta§1mayan bir genç kiz, goze çarpan bir sevinç giiliimsemesiyle yiiriidii. Kad1nlar aras1nda yine bir ugultu kaptu. Serviyetli kad1n, yiiriiyen bir direk gibi, yine artaya dikilerek, kirginhgindan kabala§an bir sesle: -Yalsuzluk aluyar; kidem aranm1yar. Hak gozetilmeyen i§lerden hay1r gelmez ... izzet Saim, biraz sertçe cevap verdi: - Haks1zhk etmiyaruz. Adlar iizerinde piyanga çekiyaruz. Kime rastlarsa anu çagir1yaruz ... Acur kan: - Kidem dururken piyangaya ne gerek var efendim? - Biz saat tutmad1k ya ... Kimin erken geldigini ne bilelim? Onun için de, çikacak giiriiltiiyii dinlemeye vaktimiz yak ... Nukhet Feyyaz Han1m içeri ahn1rken, uzun kar1 arkas1ndan baginyardu: - Benim ilk geldigime bir diyecek yak ya? içerideki ya~h efendi §ahittir... Haks1zhk aluyar han1mlar... izzet Saim biraz daha ofkelenerek: - Hamm, sabahleyin buraya ad1m1n1 atar atmaz, daha hiçbir emegin geçmeden, ne çabuk ha~ davas1na kalk1§1yarsun? Buras1 bir idarehanedir... Istedigimiz gibi hareket etmekte serbestiz. i§ine gelirse bekle, gelmezse buyurun i§te kap1 aç1k ... izzet, içeri ahnan ikinci katibe aday1 han1m1n iizerine kap1yi kapadi. ... Kad1n biraz §a§alad1, ama kendini yenilmi§ saymadi. Her çatI§mada kar~1s1ndakinin zay1f tarafin1 seçme ustahgina sahipti. Bunun iizerine derin bir içerleme gi.iliimseyi§iyle: 67


- Ben bu i~te bir guguk goriiyorum. Dikkat ediyor musunuz? En giizeller, en korpeler çagir1hyor. Bu tuhafhgin sonunu anlamak için gitmeyecegim. Bekleyecegim. Bana Qehreminili Hiisniye derler. "Polemik" için yaratilm1~ bir kad1n1m ... Biitiin gazeteler makalelerimi kap1~1rlar... Ben bu tuhafhgi tad1yla tuzuyla bir yazayim da gorsiinler... dedi. Dedikodu kad1nlar1n gidas1d1r; hepsi birbirine bak1~arak kimi giildii, kimi dudak bi.iktii, omuz silkti; ama yava~ yava~ hepsinin bu olay iizerine agizlar1 açild1, tiirli.i yorumlar, yargilar ba~ladi. Ytizi.i çilli, çipil, hizmetçi kiyafetli, kihks1zca, otuzluk bir kad_1n, dudaklar1n1 biizi.ip iki ka~1n1 yukanya kald1ra kald1ra bi.iti.in bak1~lar1 iizerine çektikten sonra: - Dikkat ediyor musunuz? Giden gelmiyor. Bir katibe anyoruz diye ilan ettiler. iki k1z1 içeri çektiler. Buras1 bir acayip yer. Kizlar1 içeri çagirip da nereye tikiyorlar? Ne yap1yorlar? Ay 1rz1mdan, namusumdan korkar1m dogrusu ... Ad1m1 okurlarsa yaln1z gitmem. Karde~ler, birbirimize yardakCl) olahm. Bak1n1z gidenlerin hiç sesi ç1km1yor... Bu tuhaf ogi.itlemeyi çogunluk yerinde buldu; az1nhk ele~tiriyle kar~1lad1; ama gitgide yakas1 açilmad1k sozler; ti.iriti tuhaf, yaman rivayetler bir kaynaktan kaynar gibi çevreye f1~k1r1yordu. Ni.ikhet Feyyaz Han1m'1n içeri ahnmas1 iizerinden hemen yanm saate yakin bir zaman geçti. izzet Saim, giri~ yerine bir daha ba~1n1 uzatarak: - Vehbiye Qevket Han1m, Si.ileymaniye... ad1n1 bagird1 ... Kesik kumral saçlan, bir demet koyu kas1mpati gibi, yiizi.iniin çevresini siisleyen, beyaz tenli, dolgun gogusl i.i, kabar1k giivercin gerdanh, govdesine pek iyi biçilmi~ tarç1n renkli ipek çar~afh bir k1z, nazh bir eda ile yi.iri.idi.i ... Qehreminili "polemik" Hi.isniye'nin sesi, yeni erlik çagina ermi~ bir horoz gibi ottii: - Ben demedim mi size? Bu k1z, katibeye degil, çengiye benziyor... A vallahi i~lerine yarayacak mah içimizden nasil seçiyorlar... (1)

68

Yard1mcl.


çilli kar1, gozlerini gidene dikerek: - Aaaa, korkmadan nasil gidiyor? Hani ya sozle~­ tikti. Oh, ~imdiki kizlar1n bir §eyden pervalar1<1) yok ... Vehbiye, h1§1mla Hiisniye'ye bakti. Ona cevap vermeye tenezztil etmeyerek çilli'ye dondii: - Neden korkacakm1§1m; buras1 dag ba§I m1? Irz1ndan bu kadar korkuyorsan buraya neye geldin? Erkeklerin kar§1s1na çikacagin1 bilmiyor muydun? Onlarin aras1nda çah§acagindan haberin yok muydu? Sen bana ne kar1§1yorsun? Kendi hesab1na ne istersen yap ... Ben seni tan1m1yorum. Seninle birlikte gelmedim. Gobeklerimiz birlikte kesilmedi. Seni çagirayd1lar beni pe§ine tak1p da oyle mi içeri girecektin? Hem burada senin, benim keyfimize i§ olmayacak ... Yaz1hane sahipleri ne derlerse oyle davranmak zorunday1z ... çilli kad1n: - Haydi, haydi, git ... Yaz1hane sahipleri ne buyururlarsa peki, de! Hiisniye: - A han1mlar, bu kad1n1 tan1d1n1z m1? Bu, kaç defa ~ehzadeba§1'nda sahneye çikti. .. Vehbiye: - Sahneye de çikarim, bara da giderim. Oralara da siz benden once ko§acaks1n1z; ama bak1lacak suratin1z yok ... izzet Saim, soziin daha çok par~amas1na meydan vermemek için Vehbiye'yi, incecik pelerin altinda bingildayan yumu§ac1k beyaz omuzundan içeri itti ... Kap1 kapandi. Yine yar1m saate yak1n bir zaman geçti. Giren çikm1yor; içeride ne esrar doniiyordu? Kad1nlar1n merak1 kabard1kça kabanyordu ... Yine tuvalet aynalar1 çikti. Acaba bu sefer kim çagrilacakb? ~iiphe­ siz en genç ve giizellerden biri ... ~imdi içeriye çagr1lmak, oviinmeyi gerektiren bir iistiinliiktii. Gidecek olan1 biitiin kad1nlar k1skanacaklar; arkas1ndan tiirlii dedikodu koparacaklardi. Han1mlar1n hepsi, kendilerini orada bulunanlar1n en giizeli sand1gindan, biitiin yiirekler çagir1lmak umuduyla çarp1yorken yine giri§in oniinde izzet Saim'in bu kez çatikça duran yiizii goriindii. (1)

çekinmeleri, korkulan

69


Hep gozler oraya dikildi. Bi.itiin kulaklar, delikanhn1n agz1ndan ç1kacak ad1 i~itmek için yi.irek çarp1ntis1nda i_ken, tiyatro "darbe"si çe~idinden bir durum oluverdi. Izzet'in sesi, bir bedesten tellah gibi, ~oyle ç1nlad1: - Han1mlar, seçim oldu bitti. Ba~ka katibeye gerek kalmadi. .. Dagihn1z ... $imdi umutlar birden ofkeye, tiksintiye dondi.i. Bi.iti.in seslerin i.isti.inde $ehreminili Hi.isniye'nin igrentisi dalgaland1: - i~ olmu~ bitmi~ ... Haydi gidelim han1mlar... Boyle meslegi, niyeti ~i.iphe gotiiren bir idarehaneye kap1lanmayanlara ne mutlu. Ulu Tanr1 bizi korudu ... Òbiir sesler: - Dort saat bizi bu arahkta bo~una beklettiler... - Vaktin nakit oldugu daha bu memlekette anla~1lamad1. .. Bir insan1n vaktini bo~a geçirmek paras1n1 çalmaktir... - Òyle ya h1rs1zlar... -Yiizlerini koyuca boyayanlar kazand1lar... - Yeni Carni metalar1. .. - Y1l ugursuzundur. Ki.içi.ik karde~ini elinden tutarak birlikte getirmi~ olan bir kad1n, çocugu giri~in bir ko~esine i~etmekle içini serinletti. Boyle soylene soylene dagild1lar. Ancak $ehreminili Hi.isniye, bir hafiye gibi d1~ koridorun bir ko~esi­ ne sindi. Bu "oldubitti" komedyas1n1n derinligine ermeye ant içmi~ti.

7 içeride de gerçekten "~aheser" dedikodular, i~itil­ meye deger ~eyler olup bitiyordu. Her biriyle ayr1 gori.i§ti.ikten sonra, k1zlar1n iiçiini.i de birle§tirdiler. Miirvet Abit her zamanki gibi masum ve iiziintiilii idi. Nukhet Feyyaz serbest, Vehbiye $evket serbestin otesinde bir ~ey... affedersiniz, oynakti. .. "' Semih Atif Bey bir eli sigarada, oteki ceketin cebinde, ku~ kanad1 tarah saçlan, taze tira~ olmu§ pud-

.

70


rah yanaklar1yla odan1n ortas1nda piyasa ederek; her biri ayr1 tip yiiz ve giizellikte, buyruguna haz1r bu iiç genç k1z1n idarehanede yapacaklar1 i~leriyle ilgili uzunca bir soylev çekti: - Han1mlar, dedi, ara~tirmaks1z1n, incelemeksizin, gorenek ve bilgisizlik i.izerine soylenen sozlere, verilen yargilara çok k1zar1m. Bizim memlekette, bin gerçek soyleseniz, anlayarak can kulagiyla bir tek dinleyene rastlamazs1n1z. Ama eski kafada ahmagin biri, "Bekleyiniz, yak1nda kurbaga deve doguracaktir... " dese, hemen birçok agizlardan, "Amenna ... amenna!"(l) sesleri yi.ikselir... Bugi.ine kadar kad1nlar hakk1nda ne bo~ hiikiimler verildi, ne haks1z ~eyler soylendi: Kad1n, yarad1h~tan zay1f imi~; di.i~i.ince ve i~e yararhk bakIm1ndan ve her bak1mdan erkekten a§agi imi~ ... Bugiin bu giili.inç di.i~i.incelerin, bu san1lar1n temelini ortaya ç1karmak için kamtlar arar isek gozlerimizin oni.inde konunun tersi ortaya ç1kar. Ve bu gerçek, "mi.itearife"(2) gibi apaç1k bir ~ekilde gozlerimizin oni.inde duruyor. HiirriyetinC3) ilan1ndan beri kah ilerleyerek, kah gerileyerek iyi kotii birçok ak1mlar1n çarp1~an etkileri aras1nda ç1rp1n1yoruz. Her ~eyde agir, hizh bir degi~me var. Ancak, en ileri giden, en çok uyanan, en mutlu umutlar veren s1n1f hangisidir, biliyor musunuz? Kad1nlar, kad1nhk, Tiirk kad1nhgi! Avrupahlar1n yiizyillarca yiiriidi.ikleri yiikseli§ yolu iizerinde, be~ on y1l içinde uçtu, uçuyor... Eskiden sizin gibi genç han1mlann ah~veri~ için çar~1ya, pazara gitmeleri ay1pti. ~im­ di ti.iccarhk yap1yorlar. Her meslekte erkeklerle omuz opii~iiyorlar.C4) Eskiden bir kad1n1n nazik sesini kafes arkas1ndan bile .içittirmesi, o aileyi utand1racak bir hoppahkti.· Boyle bir hafiflik karç1s1nda, analar babalar yerlere geçerl~rdi. ~imdi han1mlar, musiki fas1llannda ruh okçayan sesleriyle dinleyenleri mest ediyorlar. Evli kad1nlar oyunlarda, gezinti yerlerinde bile kafes arkas1nda otururdu. ~imdi sahneye ç1k1yor. Daha ( 1)

(2) (3) ( 4)

inand1k; dogrudur. Kamtlanmaya gerek duyulmayacak kadar apaç1k olan. II. Me!?rutiyet'in. Denktirler.

71


yak1n zamanlara kadar Tiirk kad1n1 balo'nun, suvarenin,(1) dans1n ad1n1 i§itirdi. ~imdi kar§1s1na dizilen delikanhlar1n adlar1n1 -omuzlanndan parmaklar1na kadar dekolte kollar1yla- oyun s1ras1 için karnesini(2) yaz1yor. Erkekler, bu §a§1ttic1 .h1zh ilerleyi§te kad1n1n arkas1nda ko§amad1, geride kaldi. Eger §U saatte uygarhk alan1nda kad1nlar1m1z1n ad1m atmaya çekindikleri basamaklar varsa, buna engel olan, yine erkektir; çiinkii erkekler, birçogumuz, hala yerimizde sayiyoruz. En ileri, en serbest dii§iinenlerimiz kad1nlarla ilgili konularda, kaba dii§iinceli birer koyu gericiyiz. Han1mlar, artik e§it, ozgiir bir vicdanla yan yana çah§acagiz ... Bu konferans1ms1 sozler, eski masallarda, kurdun kuzuyu kand1rmak için kendisinin ottan ba§ka bir §ey yemedigi konusunda agii d1§1ndan verdigi soylev çe§idindendi. çunkii o, partisi dii§mezden once, orada dinlettigi haz1rhks1z soylenmi§ parlak sozleriyle iin alffil§ti. Lak1rd1 hokkabazhginda ustahgi vardi. Ne yaz1k ki savurdugu siyasi, idari kahinliklerinin hiçbiri ç1kmam1§ degil; hemen hepsinin tersi goriilmii§tii. Memleketimizde boyle laf ve makale madrabazlar1n1n eski soyleyip yazd1klanyla yeni iddialar1n1 kar§1la§bracak dikkatli kimselerin yoklugu yiizi.inden, boylelerinin at oynatmalanna engel olunam1yor. Bunlar1n kendi ç1kar ibreleri iizerine ayar edilen bozguncu sozleri, yeniden yeniye si.iri.im kazan1yor. Ah ah halk, eskiden çektigi belalar1n kimlerin yiiziinden geldigini ve nas1l sozlerden, iddialardan dogdugunu akhndan ç1karmayacak kadar unutkan olmasa. Zavalh Miirvet, pek bilgece ve iyiliksever buldugu bu sozlerde derin anlamlar arayarak olanca dikkatiyle dinliyor; Niikhet Feyyaz, boyle nutuklara karn1 tok bir durgunlukla gozleri goriinii§te beyde; ama gonlii, kulaklar1 pek uzaklarda oldugunu belli etmemek için arada bir yapmac1k giiliimsemeler gosteriyor; Vehbiye (1)

(2)

72

Ozel gece giysileri giyilerek kad1nh erkekli gidilen eglence. Dansh toplantilarda, genç k1zlar kendileriyle dans etmek isteyen delikanhlann adlanm boyunlarmda as1h olan ya da çantalarmda bulunan kiiçiik defterlere yazar ve dans1 da defterlerdeki siraya gore yaparlard1. Bu defterlere "karne" denirdi.


~evket,

çekici teninin s1cakhgin1 gosteren ince çoraph ayaklar1n1 -hiç s1k1lmad1gi bir çevrede oturdugunu anlatan bir ald1r1§s1zhkla- birbiri i.izerine atm1§, ~ehza­ deba§I seyircileri gibi hemen hemen el çirpmak için konu§man1n parlak bir boliimiinii bekliyor gibiydi ... Bu s1rada, tik tik oda kap1s1 vuruldu. izzet Saim, kimin geldigini anlamak için kanad1 pek az araladi. Malik Tayyar ile Nesip ihsan'1 gordii. Beye haber verdi. Yabanc1 olmad1klar1 katibe han1mlara anlatilarak gelenler odaya ahndi... Koridora, ilan1n kokusuna gelen yine yeniden yeniye birkaç kad1n birikmi§ti. Aranan katibenin bulundugunu soyleyerek, izzet Saim bunlar1 savdi. Ve yeniden geleceklerin savulmas1n1 Mansur Efendi'ye b1rakarak odaya girdi. ~imdi orada e~ dost bu katibe han1mlarla, giindiiziin kina gecesi yapacaklardi. Ciimbii§ keka... Ama ilk sald1r1§ta kizlar boyun egecekler miydi? Boyle bir soru, acemiler için sorulabilirdi. Her §eyin yolu yordam1 vardi. Deneyimli Semih Atif Bey, b.u i§in ustas1ydi. Konuklarla katibeler birbirlerine takdim edildiler. Ògle yemegi zaman1 olmu§tu. Semih Atif Bey, ho§ bir §ey soyleyeceklere ozgi.i bir tutumla iki avucunu birbirine siirterek: - Bugiin katibe han1mlanm1z1n i§e ba§lamalar1 §erefine bir ziyafet verecegim ... ~imdi buradan hepimiz geni§ bir otomobile dolar1z. Dogru bizim Madam Savaro'ya... Yemekleri nefis, salonlar1 temizdir. Yer, içer, ·egleniriz. Bir saatin içinde yine buraya doneriz ... ileri siiriilen bu dii~iince, biitiin yiizlerde bir sevinç dalgas1 yaratti. Yaln1z masum Miirvet'in biraz benzi atti. Korkuyordu. Ama niçin, bilmiyordu. O, biitiin omriinde hiçbir yabanc1 ile oyle yerlere ziyafete gitmemi§ti. Yemekleri nefis, salonlar1 temiz bu Madam Savaro'nun lokantas1 nerede idi? Semih Bey'in daha ilk giin, ilk saatten katibe han1mlar hakk1ndaki bu denli tath davran1§1n1, comertligini fazla buluyordu; ancak biiyiik bir iyilik belirtisi gordiigu ve geçimine biiyiik bir yard1m bekledigi boyle yerin ilk teklifini ~a­ bul etmemek pek soguk dii§ecekti. Sonra dii§iindii. Oy-

73


le bir idarehanesi olan, saygideger bir aileden ciddi bir bey, kotii niyetle o teklifte bulunabilir miydi? Zihnini, boyle kotii bir dti~tinceye sap1tm1§ oldugu için kendi kendinden utand1. .. Yan1ndaki iki k1za dikkat etti; onlann sevinçli yi.izlerinde hiçbir ~i.i phenin belirdigini goremedi. Ni.ikhet'le Vehbiye'nin gilvenle ve sevinçle kabul ettikleri bu comertligi, kendisinin boyle agir bir §i.iphe golgesi alt1nda anlay1§1 ay1p degil miydi? On dakika si.irmedi, izzet Saim geldi; otomobilin han kap1s1nda haz1r oldugunu soyledi. Hepsi daireden ç1kblar. Kad1nlar, erkekler çoktand1r birbirlerini tan1yorlarm1§ gibi konu§a gi.ih.i§e koridorlardan geçtiler, merdive~lerden indiler. izzet Saim, §Ofòri.in yan1na oturdu. Uç kad1n, i.iç erkek, kar1~1k olarak arabaya doldular... Ki.içi.ik bir geri k1p1rdan1~tan sonra otomobil, arkas1nda beyaz dumandan ince bir kuyruk b1rakarak, manda sesiyle bogure bogure si.izi.ildi.i; ko~eyi dondi.i, kayboldu. Semih Atif Bey, katibelerini Madam Savaro'ya uçururken, arkalanndan, aç1lm1~ iki tehlikeli gozi.in izledigini seçemedi ... ~ehreminili Hi.isniye, kapilar1n içlerine sinerek, ko§elere gizlenerek, helalara kapanarak onlar1n kad1n erkek vi.icut vi.icuda karambollar yapa yapa arabaya dolduklar1n1 gormi.i§, ~ofori.in yi.iziine, otomobilin numaras1na dikkat etmi§ti. Henien sokaga f1rlad1; sagina bakti, soluna dondi.i. Muhbir kari o fesatç1 kafas1yla birden ne yapacagin1 kararla~bramadi. Ne yapacagin1 ~a§1rm1~t1. Her duraksama saniyesinin otomobili kendisinden daha çok uzakla~brd1gim di.i~i.inerek kuduruyordu ... Bir ikinci otomobile atlayip arkalarindan sald1rmak için yan1ndaki paray1 hesapladi. Bunun yetmeyecegini gorerek bi.i.ti.in bi.i.ti.in sinirlendi. Ah, ah, bu oyle bir i~ti ki, eger aç1kgozli.ili.ik edebilirse, katibelikten kaybettigi ayhgin birkaç katin1 o gi.in ve daha sonra ç1karabilirdi. Bu seri.ivene kari~tiracagi ad1yla i.in kazanmaya da bir ad1m atm1~ olacakb. Aman yarabbi, nasil etsin, ne yaps1n? .. Hi.isniye, yi.irek ç1rp1ntilar1yla boyle kendi kendini yiyip bitirmekte iken, sokagin ba~1ndan iki çocugun el74


lerinden tutmu~ bir kad1n goriindii. Oraya, hana dogru geliyorlarch. ~ehreminili bu di~i kurt, boyle fitneciliklerde dii~en fìrsatç1 noktalar1ndan en kiiçiigunii bile gozden kaç1ramazdi. Fesatç1 yiireginin esinlemesiyle durdu; iki çocugun ortas1nda gelen kad1n1 bekledi. Bu, Semih .Àtif Bey'in hizmetçisi Kamile idi. Yiiriidii, hana girdi. Hiisniye, onlar1 merdivenlerden birkaç basamak ara ile izledi. Kamile, çocuklarla birlikte, arahk buldugu idarehane kap1s1ndan içeri yiiriidii. Kap1yi yine arahk b1rakti. Ancak iki dakika sonra, Hiisniye de içeri daldi. Mansur Efendi'nin odas1nda yiiksek sesle konu~uyor­ lardi. Muhbir kad1n, bu seslere kulak verdi. Kad1n sesi: - Beyefendi bu sabah gelmedi mi? Erkek sesi: - Geldi. - Nerede? - Sokaga çikti. .. - $imdi ... Mutlaka kendisini gormek isterim ... Nereye gittigini bilmiyor musun? - Yemege gitti san1r1m ... - O her zaman yemegini lokantadan buraya getirtirdi ... - Kimi zaman da lokantaya gider. Belli olmaz ... Misafirleri vardi. .. - Tayyar ile Nesip degil mi? - Evet ... - ikisinin de boynu altinda kals1n. Tannn1n giinii ikisi de burada! Misafir mi onlar? Ki~i arkada~1ndan azar... Beyefendiyi ba~tan ç1kar1yorlar; hem masrafa sokuyorlar, hem ahlaks1z ediyorlar. Vallah, han1mefendi bir gtin gelip onlar1 buradan kovacak ... Hakk1 yok mu can1m? Bu iki herifin çapk1nhklar1 hakk1nda i~it­ medigimiz rezillik kalm1yor. Gittikleri lokantayi biliyor musun? Soyle... $imdi gider bulurum ... Laz1m ... Pek laz1m ... Turgut m1zm1zlanarak:

75


- Kamile dadi, haydi lokantaya gidelim... Ben krema isterim ... Mihriban: - Ben qe isterim dadi. .. Kamile: - Ars1z mahalle çocuklar1 gibi ellerimi, eteklerimi çekmeyiniz oyle ... Sanki evde hiç tath yemiyorsunuz? Bilmiyor musunuz, anneniz hasta ... Bizi §imdi, baban1z1 mutlaka bulmak için gonderdi. Bu s1rada di§andan oda kap1s1 vuruldu. Mansur Efendi ba§1n1 d1§ar1 çikard1; yabanc1 iki genç kad1nla burun buruna geldi. - Ne istiyorsunuz? - ilan1 okuduk geldik. - Ha anlad1m. Gerek kalmad1 han1mlar... Kamile soze kar1§arak: - Ne ilan1? Ya~h memur, yayh gozhigunii birkaç defa burnunun iizerine yerle§tirip yine kald1rarak: - Bir ~ey degil can1m ... Bir ~ey degil. .. Gelen kad1nlar kiiçiik bir yaygara ile: - Nasil bir ~ey degil? Herkesi uzun yollardan buraya kadar çagir1n1z da sonra bir ~ey degil, diye savin1z ... Mansur Efendi'nin go zii bu s1rada giri§teki ~ehre­ minili Hi.isniye'ye ili§ti: - A han1m, sen hala burada m1s1n? Muhbir kad1n, iki biikliim yerlerde bir §ey arayarak: -Ah efendi, ba§1ma gelenleri sormayin1z. Ben gittim de, yine geldim ... - Niçin? - Babadan kalma bir gi.imi.i~ kur§unkalemim vardi. Dii§iirmii§iim ... Belki buradad1r diye geldim. Anyorum, ar1yorum; ba§Im doni.iyor, bulam1yorum ... Birçok uygunsuz sozlere cevap vermeye katlanan Mansur Efendi, yeni gelen kad1nlan savar, ama Kamile'ye soz anlatamaz ... Dadi agz1n1 açar: - Ne ilan1 bu? Soylesene efendi! 76


Ya§h adam lahavleler çekerek: - Can1m buras1 idarehanedir, her ttirhi i§ olur. Gazetelere her ti.irli.i ilan verilir... Kamile, lokantaya gidip tath yemek için VIzildanan çocuklar1 azarlad1ktan sonra: - O çapk1n izzet Saim, beyfendinin nesidir? Bilirsin ya Mansur Efendi? - Ben boyle mi.inasebetsiz sozleri sevmem. Sus Kamile Han1m ... - Sevmezsin ama, i§in tam can alacak noktas1nda susars1n... O izzet oglan, beyfendinin genelev k1lavuzudur; muhabbet tellahd1r. Sen bilmiyorsan, ben soyleyeyim i§te ... Mansur Efendi, siyah1ndan çok ak bitmi§ sakahnla sen bu çapk1nhklann aras1nda tuhaf bir du·rumda kahyorsun ... - Vallah hepinizden tiksiniyorum. Bir gi.in elimden kalemi b1rakip savu§acagim ... - Savu§ma... Savu§ma babac1gim. Bizden yana ol. .. Han1mefendi do§eklerde inim inim inliyor. ZavalhYI diri diri mezara sokacaklar... Vallah di.inyada e§i bulunmaz tahammi.illi.i kad1nd1r. Bi.iti.in rezillikleri biliyor, i§itiyor... Her duydugunu içine koya koya i§te boyle oldu. ihtiyar1n sesi ofkeden aglayan bir çocuk gibi inceli p ti treyerek: - Ben bu ya§tan sonra boyle i§lerde kimseden yana olamam ... Benim vicdan1m var. Terbiyem var... Ben altm1~ be~ ya~1nda bir erkegim. Mahalle kar1s1 degilim ... Ben bu idarehanenin ticaret i~leriyle ugra§1r1m. Beyefendinin ozel i~lerinden, davran1~lar1ndan asla sorumlu degilim ... Bak1n1z burada §imdi kimse yok. Buras1 bana teslimdir. Buras1 kavga, dedikodu yeri degildir... Han1mlar, haydi bakahm. Ar~ d1§ar1ya ... Kap1lar1 kapayacagim . .Kamile, igrenç bir ~ey gormi.i§ gibi yi.iziinii ek~ite­ rek: - Ay aman, senin ne pinpon oldugunu ben bilmez miyim? Hep bu i§ler senin ba~1n1n altindan ç1k1yor. Butiin bu rezilliklerde senin parmagin var... Beyefendinin i§ine yaramasan o kadar dolgun ayhkla seni burada

77


tutar m1? Siyah, ak sakalhlar! Sakals1zlar... Ya~;l1s1, genci biitiin diinya bir lokma ekmek için her rezilligi kabul eder oldu. Fakat dur sen ... Gidip han1mefendiye soyleyecegim, hepinizi buradan kovdurtacagim ... - Haydi git soyle ... Han1mefendi, hay boynu altinda kals1n kaltagin ... Onun da ne çekilmez bombok bir mahluk oldugunu ben bilmez miyim? - Aaa, velinimetime kar~1 bu nankorliik! Vallah kor, kottirtim olursun Mansur! Yedigin ekmek goziine dizine durur... - Benim kendi kafamdan ba~ka velinimetim yoktur. Ben boyle, defterlerin ba~1nda iki btikltim sabahtan ak§ama kadar çah~tiktan sonra buradan ald1gim1 her yerde kazan1r1m. Sen kendi derdine bak. Beni buradan kovdurtacakm1~s1n... Ben giderim, ama sen de o evin gediklisi degilsin. Beyefendinin bir sinirli giintine rastlarsa, belinin ortas1na tekmeyi indirince seni kap1 di~a­ n eyleyiverir... çunkii beyefendi, han1mefendi denilen o yapmac1k hastan1n, o deli kar1n1n esiri degildir... - Ya han1mefendi, beyin esiri midir? - Beyin han1mdan hiçbir istedigi yak... Bilirim onun hiçbir davran1~1na kar1~maz. Kar1s1 diinyada var mi imi~, yak mu imi~ ... Onun varhgina asla onem vermez ... O da ona onem verme sin, bitsin gitsin. - Aaa, hiç birbirine kar1~madan kar1hk kocahk olur mu? - Bu han1mefendi derecesinde kar1§maya da hiçbir erkek dayanamaz. Bu ars1z çocuklarla k1sa gtinde buraya on defa gelir gidersin ... Beyin onemli bir i~i mi var, ciddi bir adamla m1 konu§uyor, kafas1 yorgun mudur... hiç bunlan dti~tinmek yak ... Karagoz oyunu gibi vakitli vakitsiz kilt damlars1n1z buraya ... - çocuklar ars1zsa, bunlar1 ben peydahlamad1m ya. - Bunlar1 boyle terbiyesiz eden anneleri ve sen; ikinizsiniz ... Oyle idaresiz bir kad1n1n yan1nda siz hizmetçiler de ytize çik1yor, yar1m~ar han1mefendi oluyorsunuz. Bu f1rtinadan sonra Kamile, oglanla k1z1n ellerinden çekerek idarehaneden ç1kb; ama ~ehreminili Hiisniye, btittin fesatç1 dikkatiyle bu sahnenin seyircisi al78


mu~tu. iki taraftan dinledigi sozlerden pek iyi bir fitne

dalaveresi çevirmeye yetecek kadar aile s1rlan toplanm1~ti. Han1mefendi, kocas1n1 çok seven k1skanç, dird1rc1, bunalt1c1, belki de çehre di.i~ki.ini.i; zay1f, sarartma, <1) çekilmez bir kad1n ... Beyfendi genç, gi.izel, yanaklar1ndan kan damlayan, kans1n1 hiç umursamayan; zevkinden, safas1ndan ba~ka ~eylere metelik vermeyen; biiti.in tath eglencelerini evin d1~1nda, ailesinden uzaklarda arayan hay1rs1z bir koca... E§ine hiç onem vermiyor; ama her nedense bo§anarak bu belay1 omuzundan bi.isbi.iti.in de silkip atm1yor. Tastamam k1vam1na, kulpas1na gelmi§ bir i§ ki, Hi.isniye "piif' dese bu seriivenin ri.izganna kar1§acak ve Kamile'nin Mansur Efendi'ye teklif ettigi gibi, han1mefendiden yana olunca istedigi katibeligin kazanc1ndan, kendisine daha çok fayda kap1s1 açm1§ bulunacak ...

8 Kamile, çocuklarla birlikte idarehaneden çik1p d1~ koridorda on be§ yirmi ad1m ilerleyince Hi.isniye arkalanndan yeti§ti. Merdivenlerden yere indiler. Hatta dik ta§ basamaklar1n kazas1ndan korumak için çocuklann ki.içiigiini.i, Mihriban'1, dad1s1n1n elinden alarak kendisi indirdi. Bu iki kad1n1n yaradil1§lar1nda, oz karde~lermi§ gibi bir benzerlik, bir yak1nhk vardi. Goz goze çabuk kayna§blar... Muhbir kad1n, hizmetçiyi 1ss1zca bir sokaga çekti. çarp1ntis1n1 yabrmak için birkaç kez eliyle gogsi.ini.i s1vad1ktan sonra: -Ah han1m ... Ah karde§ ... Ben yedi kat el iken dayanam1yorum ... Allah, han1mefendiye sab1rlar versin. Can dayan1r dert degil. .. Yabanc1 kad1n1n, han1mefendinin ad1n1 kan§brarak gosterdigi bu i.iziintii kar§1s1nda, Kamile §a~alad1; dikkatle onun gozbebeklerine bakarak: - Ne var han1m, ne oldu? ( 1)

Saçlarm1 san

boyam1~

79


- Ah, oyle bir çey oldu ki. .. Soyleyeyim mi, soylemeyeyim mi? Ne yapacagim1 ben de ça§1rd1m ... - Bizimle mi ilgili? - Evet .. . - Soyle ... Niye soylemeyecekmiçsin? - Dedikodu olur. Ben oyle çey sevmem. Belki de kan koca aras1nda bir felaket oluverir. Kamile, yi.iziini.i merakla, burun buruna bu muhbir kad1na yaklaçtirarak: - Soyle, sinirden gozlerim segiriyor, içim titriyor. - Sizin han1mefendi hiç gazete okumaz m1? - Okumaz ... O, kocas1mn derdinden ba§ka bir çey diiçiinmez ... - Vah zavalh kad1n ... - Zavalhlann zavalbsi. .. - Bu ilam istanbul'da okumayan kalmadi. Sizi ilgilendirdigi balde, bundan hiç haberiniz olmamas1na pek çaç1hr dogrusu ... - Han1m, ne ilan1? Bu nas1l çey? Soyle diyorum ... Turgut bir yandan, Mihriban obiir yandan, Kamile'nin eteklerini çekiçtirerek: - Dadi haydi ... Lokantaya gidelim, beybabam1 bulahm ... Hizmetçi kad1n, çocuklann ikisini birden tartaklayarak: - Susunuz, durunuz bakahm ... Beybaban1z1n yedigi ... yedi deryan1n sulan temizlemez ... Dinleyiniz; bakahm bu hamm ne soyleyecek ... Ùyle herife, anan1z koca, siz baba diyorsunuz ... (Hiisniye'ye donerek) Han1m, siz bu ars1zlann v1z1ldamalar1na bakmayin1z ... Soyleyiniz ... Analar1n1n bunlar1 di.i§iinmeye hiç vakti yoktur. Babalar1 dersen, kirk yil gormese -akhna gelmez... içte ben bu doymazlar1 akçama kadar yemiçle avuturum. Bunlann yediklerini vallah biiyiik adam yiyemez ... (Cebinden iki tablet çikolata .ç1kar1r, ellerine tutuçturarak) Ahn1z bakahm susunuz ... Mihriban, çikolatas1n1 kardeçine gostererek:. - Agabey bak... Benim tabletim daha bi.iyi.ik ... Oglan kapmaya atilarak: - Ver onu bana ... Kiz sesinin çiktigi kadar bagirarak:

80


- Vermem ... Vallah vermem ... Turgut, Kamile'yi yumruklayarak: - Cadi kan ... (tepine tepine) ona biiyiigftnii veriyorsun da (agz1n1 yaya yaya, ars1z ars1z aglayarak) bana kiiçiigunii ... Anneme soylerim billah ... Kamile: - Soyle ... Annen senin çikolatan1 dii§iiniiyordu ... Bunun biiyiigu, kiiçiigu yok. Iki tablet de birbirinin ayru. Vurma bacaklanma. Soysuzun çocugu... A kiiçiik ama, kur§un gibi agir yumruklan var... Bu kadar emeklerime kar§1hk daha bu ya§ta beni dovmeye kalkiyorsunuz ... Eger babamz1n derdinden olmez ise, biiyiidiiguniiz vakit anan1z kim bilir sizden de neler çekecek? Damarlan bozuk piçler... Yumurcaklar lak1rd1 soyletmiyor ki. .. Han1m, anlat bu ilan1 bana ... - Harum, sizin beyefendi, gazetelere bir ilan verdi. istanbul'un ne kadar a§iftesiO) varsa sabahleyin buraya topland1. .. -A iistiime iyilik saghk, han1m duymas1n ... çild1nr... deli olur... oliir... - Ah, ben de o kad1na ac1yorum ya. Yiiregim hunC2) oluyor... - Ah, kimseler duymas1n. Bizi tefe korlar da çalarlar... - Ah zavalhlar, bu rezilligi sizden ba§ka duymayan kalmad1 ... - Utanmaz herif, ne yapacak o kadar orospuyu. Genelev mi açacak? - Kendisi için... E§i dostu için ... - Han1m, alollara ziyan ... Beynimin içinde kar1nca yuvas1 gibi bir §eyler kayn1yor... S1kilmadan, arlanmadan o ilan1 nas1l verdi? Gazeteler nasil kabul eder? istanbul'un biitiin fahi§elerini davet ediyorum, diye mi yazm1§? - Yok han1m yok ... Yaz1hanemize genç bir katibe anyoruz; çok i§ yok, ayhk dolgun, diye yazm1§ .. Irzhs1, 1rzs1z1, hepsi buraya ko§tu. Bilemedim, ben de geldim ... - A ... vah zavalh, onlann aras1nda seni de kotii kar1 sanm1§lard1r... {1) (2)

Aç1k saç1k oynak kadm (Ash: Afitifte). Kan.

billur kalp

81/6


- Sorma han1m, sorma, kizard1m, terledim, yerlere geçtim. . - Eee, sonra? Buradan nereye cehennem oldular? Iki goziim anlat ... Seni bize Allah gonderdi. Sen soylemesen bizim bir §eycikten haberimiz olmayacak ... - Benim buraya gelip de bu ~eyleri ogreni§imi, han1mefendinin giizel kalbinin kerametine veriyorum. - Dogru, dogru... O kachn evliya gibidir. Ona kotiiliik eden, en sonunda ettigini bulur... - Hamm, dinle; §imdi en can alacak noktaya geliyorum ... - Ah, canlan çiks1n. Soyle ... - Dedim ya ilana aldand1m, ben de geldim. Bu giri§ yeri yaya§ yava§ boyah kanlarla doldu. Bir delikanh var; beyin katibi midir, nedir? - Ah bildim. Onu katipler gotiirsiin, ya§I yerlerde sayils1nCl) ... - i§te o oglan, burada en genç, en giizel, en oynak §Irfintilar1 seçti seçti, içeri goti.irdi.i. Bir iki defa da s1ntarak çagirmak için bana da çapk1n çaplon goz etmesin mi? Elimi yumdum. Kafas1na dogru sallad1m vallah! - Ah k1rayd1n kafas1n1 pu§tun ... - Genç karilar1 içeri ald1lar; kap1lan s1ms1k1 kapadilar... Saatlerce halvet oldular. __{2) Bekleriz, ~ekle­ riz, çikmazlar. A, vakitler çok fena oldu han1m. Istanbul'un boy le civcivli gobek yerinde bu rezillik... Eski kafadaki Ti.irkler olayd1, ortahk birbirine girerdi. Allah hepsini kahretsin. Ne hall eri varsa gorsi.inler... N eme gerek, elalemin giinah1, rezilligi de, çik git; degil mi ya? Hay1r §eytanlar içime vesvese getirdi: Duray1m bakayim, bu kepazeligin sonu nereye varacak, dedim, bekledim. Bu da han1mefendimizin içine dogu§undan anla~il1yor; yiiregi tertemiz bir kad1n. Ben biitiin bu kotiiliikleri gorecegim; size anlatacagim... Beyin h1yaneti ortiilii kalmayacak ... Bu da Tann'n1n hikmeti. .. - Han1m soyle ... Òfkemden çatlayacagim ... Kepazeler hala çikmad1lar m1 di~anya? - ç1kmad1lar iki ~~zii.miin elifi, çikmad1lar...

------(1)

(2)

.:..

~

Geberesi, alesi. Ba~ ba~a kald1lar.

82

j


- Hayas1z reziller... O Mansur Efendi olacak herif ne yap1yor? - Odas1nda oturuyor.. . - Ak sakalh pezevenk .. . Turgut'la Mihriban, Kamile'nin eteklerini çekerek: - Dadi, çikolata bitti; bir daha ver... Kamile, iki çocugun didiklemesi aras1nda sinirli sinirli ç1rp1narak: - Durunuz, susunuz bakayim! O beybaban1z olacak kerata orospularla odaya kapanm1§... Dinleyiniz, ibret ahn1z yumurcaklar... Yar1n, obiir giin siz de onun gibi hayas1z olacak degil misiniz? Ah han1mefendi, zavalh kad1n i§itmesin; i§itmesin, hop diye yiiregine iner... Oliimiine sebep oluruz. Kamile cebinden iki elma ç1kararak kabuguyla çocuklar1n ellerine verdi: - Hamm, benim ceplerim manav diikkan1 gibidir. Bunlar1n ellerine tutu§turacak bir §ey bulamazsam çig çig beni yerler. Onlar elmalar1 bitirinceye kadar soyle karde§, rahatça dinleyeyim ... - Aaa, bekleye bekleye ayaklanm1za kara su indi ... Bir tiirlii di§ar1 çikmazlar... - Hay biisbiitiin çikmaz olsunlar... - Giri§ yerindeki kanlar s1z1ldamaya ba§ladilar... Soyletme beni ... Fahi§eler, yaki§1kh delikanhlar1 gordi.iler; para ile birlikte erkek kokusu da ald1lar... yerlerinde duramaz oldular... Kayna§1yorlar... Onlar da içeri girmek için can atiyorlar... Dedim ya, diinya koti.i oldu. Benden ba§ka 1rz1ndan korkan yok hamm ... Kar1lar1n bu sab1rs1zhk fingirtisi aras1nda kap1 aç1ldi. Katibin çapk1n yiizii yine gori.indi.i. Hepimize kar§I ne derse begenirsin han1mc1gim? - Ne dedi? Namussuz herif... - i§ oldu bitti ... - Aaaa, sus yere geçtim ... - Han1m, iki elim yan1ma gelecek, bir kelime yalan1m yok ... i§ oldubitti. Ba§ka katibeye li.izum kalmad1; haydi dagihn1z han1mlar, dedi ... -Alçak hayas1z ... E, sonra? 83


- içeri girip "oldubitti" oynamak istegiyle k1vranan karilar, agizlar1n1 açblar... Her kafadan bir ses çikb. Epey giiriiltii oldu. Ama çare var mi? Sonra dagild1lar... - içerdeki kanlar ne oldu? Onlar1 tur~uya m1 basbrdilar? - Dinle han1m, dinle ... Maceran1n en sunturlu yerine geldim .... - Hafakana tutulmamakO) elde mi? Soyle han1mc1gim, hem soyle diye yalvar1yorum, hem dinlemeye utan1yorum ... El giin kepazeleri ... - Herkes çekildi. $eytan bana dedi ki: "Sen gitme Husniye, burada biraz bekle, bak neler goreceksin?" Bekledim. Biraz sonra han kap1s1n1n antine homur homur geni~, paril par1l ~ik bir otomobil yana~b. Odadan senin saklambaç oyuncular1 çikblar. ù ç kad1n, dort erkek kucak kucaga arabaya doldular... Boru ottii, motor h1rlad1; haydi babam ku~ gibi uçtular... - Ah zavalh han1mefendicigim... Sen koca ad1n1 verdigin o haydut için evde inle dur... Ay dizlerimin bagi çoziildii. Fena oldum. Nereye gittiler ugursuzlar, nereye? - Han1m, ben tahminimde pek az yan1hr1m ... Beyoglu taraf1na stirdiiler san1r1m. Rabbim vermesin. Oyle kepazeligi istanbul'da hangi mahalle kabul eder... - ·Aman Allah1m, talihsiz han1mefendi bu rezilligi duysa, onlar1 ~imdi bulunduklar1 yerde basbrmak için biitiin servetini feda eder... - Bi.i.ti.in servetini feda etmeye liizum yok. Be~ on lira otomobil paras1yla ben onlar1 ~imdi sakland1klar1 yerde kapana tutulmu~ gibi basbr1r1m. Bana $ehreminili Avukat Husniye derler. Uçanla kaçan elimden kurtulamaz. Ben zaten ba~ka bir otomobil ile arkalar1ndan gidecektim, ama bugiin yan1ma yeteri kadar para almam1~1m ... - Han1m, bu i~i nasil yapars1n bakayu!l- soyle? - $ofdriin biçimi, kihgi, bir fotograf plakas1 gibi zihnime çizildi: Esmer, sivri çeneli, kahn ka~h bir delikanh. Sonra araban1n numaras1n1 ald1m ... (1)

84

Bogulur gibi olmamak.


- E, ne ç1kar bundan? - ilahi han1m, ne mi ç1kar? Bir saate kadar ben o herifi bulamazsam, bana da Hiisniye demesinler... - Nasil, kuzum han1m? - ~imdi §Uradan Eminonii'ne gideriz ... Orada otomobillerle bekleyen §Ofdrlerden ikinci DaireninO) 628. numarah arabas1n1n §Ofdriinii nerede bulabilecegimi sorar1m. içinde bir paket unuttugumu soylerim ... - Hay agz1n1 opeyim han1m. H1z1r m1s1n miibarek kad1n. Dar giinde imdad1m1za yeti§tin. ~ofdrii bulursan, han1mefendiye haber veririz. Hangi folluga saklandilarsa gider kepazeleri olduklar1 yerde, kar1 erkek bir arada bashr1r1z. -Ya han1mefendi hasta diyordun? - A! Kocas1yla ilgili boyle onemli bir i§te benim han1m1m mezarda olsa dirilir kalkar... O herifin bu azginh~ bizim beceriksizligimizden ... Kopeksiz koyde çomaks1z oynuyor... Kocas1m boyle bir durumda yakalamak için, ne dedim sana kad1n1m, var1n1 yogunu feda eder vallah ... Hiisniye, kazançh bir i~in yolunda bulundugunu bir kez daha anladi. Becerikliligini duyurduktan sonra, biraz da kendini naza çekmek için: - Bugti.n de onemli i§lerim var; ama han1mefendinin hahr1 için her §eyi feda edecegim; haydi, sagim1za solumuza dikkat ederek Eminonii'ne dogru yiiriiyelim ... Hak, dogrunun yard1mc1s1d1r. Ya §Ofdriin kendisine ya da bir arkada~1na rast geliriz. Onlar birbirlerini tan1rlar...

9 Htisniye, daha serbest ytirtimek için çocugun birini, oglam, dad1s1n1n elinden aldi. $imdi iki kad1n ellerinde birer çocuk, caddeye ç1kblar. Vak1f Han'1n ontinden ytirtidiiler. içleri e§ya y1gin1 gibi dolu ve sahanhk( 1)

istanbul o donemde "daire" (ilçe) ad1 verilen yonetsel birimlere aynlm1§ti; bu birimlerin ba§mdaki yonetici, kaymakamd1.

85


lar1na insan salk1mlar1 asilm1~ tramvaylar, a§agi yukan çanlann1 ottiirerek ak1yor; otomobiller, kalabahgin aras1ndan birer canavar homurtusuyla k1vr1la kivrila ko~uyor... Bu dar caddeden ta§an halk, kedi gormiif} fareler gibi oraya buraya kaç1§1yor; can1n1 Allaha emanet edip de kar~1dan kar~1ya ç1rp1narak ko~anlar goriiliiyor. F1r1n1n ko~esini dondiiler; orada ecza deposunun oniinde durmu~ bir otomobil gordiiler. Hiisniye, boynunu kaplumbaga gibi iki omuzunun aras1na çekmi§, sigaras1n1 tiittiiren ~oforden sordu: - Karde~im, Ikinci Dairenin 628 numarah arabas1n1 i~leten meslekta§1n1 tan1yor musun? - Ne yapacaks1n? - Otomobilinde bir paket unuttum da ... - Tan1m1yorum ... Bu olumsuz cevab1 alarak yiiriidiiler. Hiisniye: - Hiçbir i§te ilk ba~ar1s1zhklardan y1lmamahd1r. çarçabuk elde edilen ~eylerin tad1 olmaz. As1l i~, ugra§Ilarak ba~arilanlard1r... Kamile: -Aman han1m, ben iiziintii kald1ramam; han1mefendi hiç kald1ramaz. Ben Tezveren Dede'ye adagi.mi adad1m zati ... Tanr1 i~imizi bir a yak once kolayla~tir­ s1n ... Bence en iyi i~ler en çabuk olanlard1r. Deponun oniinden Mayer'in<l) ko~esine kadar çocuklar1 kucaklar1nda geçirdiler... Eminonii'nde s1ra s1ra mii~teri bekleyen otomobil kalabahgi aras1na dald1lar. Hiisniye, §Oforlerden be~ altis1na yine sorusunu tekrar etti. Bazilar1 konu§maya bile tenezziil etmeyerek yaln1z ba~lar1yla, "Hay1r... " i~aretini veriyorlardi. En sonunda bir tanesi Koprii'den k1vr1lan bir otomobil gostererek: - i§te, arad1gin1z ~akir geliyor... dedi. Hiisniye ba§1n1 çevirdi; i§aret edilen otomobili goriir gormez sevincinden sar1hr gibi Kamile'nin omuzlar1ndan tutarak: ( 1)

86

istanbul'da unii.i bir bi.iyi.ik magaza.


- Hah, i~te o! i§te o... ta kendisi ... - ~imdi ne yapacagiz hamm? - i§te asil diplomathgi §imdi yapacagiz ... - Ne yaparsan yap ... Herifin agz1ndan bu s1rn haber al. .. - Han1m, bunlar1n agizlar1 para ile aç1hr... Bu yolda bana istedigimi yapma iznini veriyor musunuz? - Yerden goge kadar... Tek §U çapk1nlar1 basbrahm. Kendisine sormadan i§te ben, han1mefendinin agz1ndan sana soz veriyorum; korkma, ~ofdre istedigini verecegim, de! Yiiziin kara ç1kmaz ... 628 numarah araba, Giimriik caddesine dogru bir kavis çevirerek s1raya girdi. Kad1nlar, o yana dogru ko§U§urken, Turgut iki eliyle Kamile'ye asilarak: - Dadi. .. -Yiirii ... $imdi herifi kaç1racagiz ... Ne var? Qocuk, biiyiik kahn sesiyle: - Qi§im var... - Hangisi? -Kocaman ... - Turgut donuna etsen §U anda seninle ugra§acak vaktim yok. $ofdrii kaç1racagiz. $imdi herif bir mii§teri ahrsa ku§ gibi gozden kaybolur. Oglan tepinerek: - Ediyorum ... Ediyorum ... - Etme ... Koca oglan ay1p degil mi? Etme. Yerin dibine gir ilahi! Ak§amlara kadar yukar1dan doldurup a§agidan bo§altmaktan ba§ka i~iniz yok ... Sekiz okka yemi~ yedin yumurcak. A elbette ... Miden, karn1n doldu, ta§b ... nereye gotiireyim, bu kalabahgin içinde nereye becerteyim ben bunu? Kamile çevresine bak1n1rken, Mihriban ayn1 tepinme, ayn1 yaygara ile: - Dadi. .. benim de gel di! - Senin de mi geldi? Babalar1n1n yumurcaklari. Domuz yavrulan ... Zaten biriniz ne yaparsa, arkas1ndan oteki de onu yapar. Yemeniz içmeniz hep boyle ... Her ~eyde sidik yar1~1na ç1kars1n1z. ikinizi de gotiireyim, §Uradan denize abp kurtulay1m ... 87


Oglan iki bi.ikli.im, sararm1§ bir beniz ile gobegini tutarak çabas1n1n son bogumunda oldugunu gosterir bir tela§la: - Dadi. .. Dadi. .. Vay... Vay... i§te §aka olmad1gin1 anlayan Kamile, çocugu iki omuzundan kavrayarak: - Di§ini s1k ... çi§ini tut ... Yoksa §imdi seni yere vurur, kabak gibi patlabr1m .. . Oglaru deniz kiy1s1ndaki helaya dogru ko§tururken, kiz ayn1 ac1kh durumda si.izi.ilerek: - Dadi. .. Dad1c1gim ... Aman ... Aman ... Kamile, Hi.isniye'ye: - Sen de oteki yumurcagi omuzlar1ndan kavra ... Apteshaneye kadar getir b1rak. Sonra §Ofore ko§ ... Herifi kaç1rmayahm. Bu piçler, i§imiz tam kivam1nda iken ortas1na ettiler... Muhbir kad1n, soylendigi gibi yaparak çocugu helaya b1rakb ve §Oforiin yan1na ko§tu. Bir sigara sarmakta olan §Oforiin oniinde durarak: - Karde§im $akir Bey... $ofor, kendisine karde§likle birlikte beylik payesi veren bu kad1run yiiziine dikkatle bakarak: - Ad1m1 tan1yorsunuz; ama ben seni bilemedim. - Epeyce vakit once, birkaç defa arabana bindik. Ben seni tan1yorum. Sen giinde yiiz tiirlii mii§teri ta§Iyorsun .. Elbette çogu akhnda kalmaz. - Can1m epeyce dedigin §ey ne kadar zamand1r? Benim §Oforliigiim çok eski degildir... - Can1m §imdi oralar1 nemize gerek... Goziinii aç1yor musun? Onemli bir i§ var... - Ònemli bir i§ mi var? Nedir? Daga adam m1 kaç1racagiz? -Allah gostermesin karde§. Òyle canice i§leri ne ben kabul ederim, ne de sana yap, derim ... Benim sana soyleyecegim §ey, namussuzlara kar§I namusu savunmak yolunda bir i§tir. - Ben mahkeme ba§kan1 degilim ... savc1 hiç ... Bir §Ofor §Unun bunun namusunu nasil savunur? - çok uzatma, vakit yok ... Yar1s1n1 bana vermek §arbyla §imdi ~ip diye elli lira kazanmak ister mi~in?

88


Elli lira rii~vet teklifiyle ba§layan bu namuslu i§e §Ofdr biraz §a§arak: - Sen kurnaz bir kad1na benziyorsun? - Nerden anlad1n? - Yar1s1n1 sana vermek §artiyla, bana elli lira kazand1r1yorsun... Yar1s1n1 sana verince bana yirmi be~ kahr, hem§ireCU han1m ... Ben laf1n piyaz1n1 asil sozden ayirmay1 bilirim ... Bu elli lira kalabahgiyla zihnimi doldurup kand1rmaya ugra§iyorsun. i~ ne imi§ hele, bir kere onu anlayahm. - Sen demin Koza Han1'ndan iiç kad1nla dort erkek mii§teri ald1n. - Evet ... - Nereye gotiirdiin onlar1? ~ofdr, Hiisniye'yi tepeden tirnaga kadar dikkatle bir daha siizerek: - Bu soruyu bana ne yetki ile soruyorsun? Polis hafiyesi misin? Oyle ise kimligini goster... - Can1m ~imdi aram1zda polisin ne i§i var? Bu kadar ince eleyip s1k dokuma ... Soruma cevap ver... - Ben boyle soruya çarçabuk cevap veremem ... Niçin soruyorsun anlamahyim. - Vakit geçiyor. Safhk etme. - Onlar senin akraban m1d1r? - Oyle ya da degil. .. nene gerek senin ... Bir §Ofdr ta~1d1gi mii~teriyi nereye b1raktigin1 her zaman herkese soyleyebilir. - San1r1m bir luskançhk meselesi ... - Hah, ̧te anlad1n ... Zekisin! - Benim belaya girmeye vaktim yok ... - Niçin can1m? - Ne felaket ç1karsa, kiskançhktan çikar. intiharlar, oldiirmeler.. . - Korkma ... Korkma ... oyle §ey yok ... Merakh, yar1 kaç1kça, ha sta bir han1mefendi, iki siimiiklii çocuk, bir hizmetçi kad1n, bir de ben ... Bizim hepimizi arabana ahp onlar1 b1raktigin yere gotiireceksin. Bizim hangimizden cinayet umars1n? ( 1)

Kiz

karde~.

89


- Ooo! i§ degi§ti. Yaln1z gittiklerini soylemek degil de, sizi ahp oraya gotiirmek ... - Sen bir kira otomobilinin §Oforiisiin. Her mti§teriyi ahp istedikleri yere gotiirebilirsin. Yar1m saat fazla geçirmekle bu i§in tav1n1 kaç1rm1§ olabilirsin. Bugiin ayagina gelen bu kismeti havaya b1rakma ... ~ofor, içtigi sigaran1n duman1n1 kendisine pek yakla§mI§ olan Hiisniye'nin yiiziine iifleyerek biraz dii~iindiikten sonra: - Han1m, pazarhk istemem ... - Peki ... - Sana son ve kisa bir soziim var... - Dinliyorum ... - Sizi oraya gotiirmek için elli lira ahnm ... Hem de pe§in ... Bu kez Hiisniye dii§iinmeye vararak: - Oyle olsun. insanhk ugruna yap1lan bu i§ için, ben pay1mdan vazgeçiyorum... dedikten sonra, il eri dogru bak1p: - i§te, kad1nla çocuklar geliyorlar... ~imdi hepimizi buradan bindirerek konaga gottireceksin; oradan han1mefendiyi ahp istenen yere gidecegiz ... - Otomobil için, her saat ba§1na olan iicreti de ayr1ca ahr1m ... - Uzun ediyorsun. Para için merak etme ... - Konak nerede? Hiisniye, konagin nerede oldugunu bilmiyordu. Bu konuda kesin bilgisizlik gostermek §Oforde §tipheler uyand1rabilecegi için eliyle Yenicami tarafina dogru i§aret ederek: - U zak degil. .. i§te §Urac1kta ... Otomobil için birkaç dakikahk yol. .. diyerek iizerine §iiphe çekme tehlikesinden kurtuldu. Cevap vermeyecegi bu tiirlii sorulara yol açmamak için, Kamile'ye dogru yiiriidii. Burun buruna gelince: - Karde§ miijde ... Pazarhk ettim. Herif bizi beyefendinin gittigi yere gotiirecek. Ancak, yiiz liraya raz1 edinceye kadar gobegim çatladi. .. 90


Kamile, yiiz lirahk miijde oniinde biraz irkilerek: - A karde~, pek çok degil mi? - Sus hem~ire, laf1 kan§tirma ... Herif pek donek tabiath bir adam. ~imdi pi§man olur, soziinii geri ahr... iki kad1n, iki çocuk otomobile kuruldular; §Ofòr gidecegi semti sorar. Kamile: - Dizdariye, Turbe sokagi, 18 numara ... Otomobilin lastik girtlagi_Cl) §Ofòriin parmaklari altinda iki iiç kez amrd1ktan sonra, araba içindekileri hafifçe saga sola egerek kuçiik bir riizgar içinde yollan1r...

10 Tarif edilen sokaktaki numaran1n oniinde durdu. Marmara'ya bakan iiç kath bir kagir evin bahçe kap1s1ndan içeri girdiler. Bahçe giin giine§ içinde; havuz, fìskiye, kameriye, çardak, çak1lhk, iki yan1 lavantinli yollar... Her §ey var; ancak hepsi bak1ms1z, harap ... Kap1n1n arkas1nda, içleri siipriintii dolu gaz tenekeleri ... Sokuliip atilm1~ bitki do~iintiileri, orada burada kokmu§ yiginlar halinde ... Ad1m ba§1na tabak, bardak kir1klar1 yabyor... Kediler, kopekler tenekelerden siipriintiilerin bir kism1n1 oraya buraya ta~1m1§lar... Yollara saçilm1§ tiirhi renkte kir1nb parçalari... Temizlemek, diizenlemek için hiçbir yerde bir insan eli dola§mam1§. Her yer kendi oluruna b1rakilm1§ ... Bak1ms1zhktan, evin içi de bahçeden pek farkh degil... her yan1 yanm parmak toz kaplam1§... Odalar alan talan, e§ya karmakar1§1k ... Hiisniye, ortahgin bu diizensizligini gozden geçirirken, Kamile onu birinci katta bir odaya sokarak: - Bir evin beyi çapk1n, han1m1 kiskançhktan hasta olursa, i§te oras1 bu duruma gelir... Sen burada bek( 1)

Kornas1.

91


le. Ben han1mefendinin yan1na ç1kay1m. Ona i.iziinti.iden olmeyecek biçimde i§i anlatay1m. Sonra seni çagirbnm ... Kamile Han1m, han1mefendisinin yan1na girer. Mevsim pek s1cak degildir; ama içeri giine§ dolmu§; pencereleri, kap1s1 kapah odan1n 1s1nm1§, degi§meyen havas1nda bir hastane agirhgi ve kokusu vard1r... Han1mefendi, pence re kenar1nda bir koltuga oturm u§ ... Ùst ba§ kirlice, saçlar Rufai dervi§leri gibi salkim saçak; dizlerinde kahn bir eteklik; ayaklannda fanila terlikler... Beniz kirli sar1, gozlerinin çevresi umutsuzluk ve b1kk1nhk golgeleriyle haleli; yan1 ba§Inda bromi.ir, aspirin ve bir stiri.i ilaç kutulan; koca bir §Ì§e kolonya, nane ruhu... Masan1n i.izerinde eski yeni birkaç divan ... <1) Ak§amlara kadar, "Bey banane diyor? Ben ona ne diyorum" fallanyla bu kitaplan kan§brmaktan ve yine ayn1 niyet iizerine bol bol iskambil fah açmaktan ba§ka ̧i giici.i yok. Kocas1n1n a§kI onu bogacak bir dalga gibi her an iizerine ~ald1r1yor, hep onunla ugra§1yor hep ... Kamile odaya girince, han1mefendi tela§la: - Bir otomobil homurtusu i§ittim ... Bey mi geldi? Boyle vakitsiz hiç geldigi yoktu. Q1k biraz onu oyala. Beni bu durumda gormesin ... Yiiziine pembe bir ponpon gezdirerek, biraz da saçlarin1 derleyip toplamak için aynan1n online ko§ar. Kamile: - Tela§ etme han1mc1gim, bey gelmedi. Galiba biz ona gidecegiz ... - Ay neden? Apans1z1n olaganiistii bir durum mu oldu? Bir hastahk, bir kaza,'bir felaket? - Hep beyinizin iizerine boyle korkunç §eyler yorars1n1z. Onun sizden uzakta vur patlas1n bir eglence aleminde bulunduguna bir tiirlii ihtimal vermezsiniz ... - Nerede? ( 1)

92

Di van, Osmanh donemi ~airlerinin ~iirlerini içeren kitap demektir. Eskiden bu kitaplarm sayfalan rastgele aç1larak birçok yontemle fal da bak1hrdi.


- Oyle vefas1z, hay1rs1z, azgin erkekler, fahi§elerin ortas1nda bangi rezillik yuvalar1nda eglenirlerse, orada i§te! Han1mefendi biisbiitiin sarar1r, siiziilur, gozlerinin karalar1 kayar... Bay1hp dii§memek için koltugun iki yan1na yapt§arak: - Kamile, bana lokmanruhu §i§esini bui. - Yok han1mc1gim, bay1lmayin1z ... Dayan1kh olunuz. Ben size olan1n bitenin ashn1 daha anlatamam. Kendinizi tutunuz ki, bu sefer o azgin1n hakk1ndan gelelim. - Soyledigin §eylerin dogruluguna iyice inan1yor musun? - Ulu Tanr1'ma inand1gim kadar... Ah bilirim, en aç1k durumlarda bile, beyinize kar§I guven besleme di.i§kiinlugunden kendinizi kurtaramazs1n1z. - Sonu ev bark y1k1m1na çikacak boyle onemli konularda her soze geli§igiizel inan1vermek olur mu? - ~u saatte hiç dii§iinmediginiz durumlar1 gozlerinizle gormek için gereken bi.iyiicek bir masrafa katlan1r m1s1n1z? - Bu nasil soru? Nem varsa fedadan çekinmem ... - Oyle ise, haydi kalk1n1z, haz1rlan1n1z ... Otomobil a§agida bekliyor. Pire tok iken tutulur, derler. Biz de onu s1cak zevk aleminde bastirahm. Ustahkh inkarlar ile artik sizi kand1rmas1na imkan kalmas1n. Hizmetçi kad1n, han1m1na lokmanruhlan koklata koklata, zavalhn1n §akaklar1n1, bileklerini kolonyalarla ova ova, olaylar1 en çarp1nti veren, en sinire dokunacak, en goz k1zd1racak boyalar altinda, dedikoducu dilinin biitiin zehirlerini kart§tirarak tasvir ede ede anlatir... Sonun da facian1n en usta oyuncusu ~ehreminili Hiisniye'yi odaya sokarak, han1m1na, her §eyi zama. n1nda haber veren "H1z1r Kad1n" ad1yla tan1§tir1r. H1z1r kad1n da, han1mefendinin kiskançhk ate§ini koriikleyerek, bu kar1 koca facias1ndan kendi ç1kar payina epey bir §ey alabilmek için biiti.in ustahgin1 gosterir. Sinirli kad1n, bu iki keskin dilli kori.ikçi.intin aras1nda, busbiittin k1z1l deliye doner; kocas1n1 suçiistii yakalamak için çar§aflan1r. Kendini romanlarda oku93


duklar1na benzer bir olay içinde bulduguna biraz §a§ar. Yan1na bir §ey almak gerek.~. bir silah! Oyle ya ... Kocas1n1n kollar1 aras1nda yabanc1 bir kad1n goriince yaralanan onurunun ociinii almak için soylenecek ac1 ve oldiiriicii sazi.i, bir tabanca namlusuyla anlatmak gerek... Dolaptan kocas1n1n kiiçiik, §Ik tabancas1n1 ç1kar1r; elinde evirip çevirir: - Hayabmda boyle ac1 giinler olacagin1, .kocam1 oldiirmek için bir tabanca haz1rlayacagim1 hiç akhma getirmezdim. Bu ugursuz alet nas1l, neresinden dolar? Bilmiyorum ... Kamile tela§la: - Han1mefendi, bilmedigin §eyi kurcalama, kazahd1r. - Bo§tur biliyorum .. . - ~eytan doldurur.. . Han1mefendi, kiiçiik bir titremeyle silah1 masan1n uzerine b1rak1r. H1z1r kad1n, onu oradan bir erkek cesaretiyle kavrayarak: - Bu alet insana hem dosttur, hem dti~mand1r... En kan§1k sorunlarda, sozti kesen bir hakimdir~ Omrii boyunca bunun yard1m1na muhtaç olmamI§ adam yok gibidir. Doldurmas1n1 da, atmas1n1 da bir silah§or kadar bilirim. Tabancay1 kir1p kovanlar1n1 parmaklanyla yoklayarak: - Bo§, bo~ ... Hani ya ... fi~ekler nerede? Han1mefendi, ortaya bir teneke kutu çikararak: - Bunun içinde bir §eyler var; fi§ek dediginiz onlar m1 bilmem ... Hiisniye: - Han1mefendimiz, §imdiye dek hiç silah atmad1n1z m1? - Hiçbir cana kiymak akhmdan geçmedi ki atay1m. - Oyle ise biraz el ah§brmahs1n1z ... - Buras1 ni§an yeri mi? ~imdi giim diye patlarsa konu kom§u ne der? 94


- içine kur§un koymayacagim ... Biraz parmaklar1n1z1 ah§brmak için bo§ bo§una atacaks1n1z ... H1z1r kad1n, tabancayi han1mefendinin eline verip tetigi gosterir: - i§te bunu, parmagin1zla çekiniz ... Han1mefendi çekmeye ugra~arak: -Ay pek s1k1! Bir parmagim1n kuvveti yetmiyor... - Birinin kuvveti yetmiyorsa iki parmagin1zla çekiniz. Han1mefendi, alt dudagin1 di§lerinin aras1nda çigneye çigneye, korkunç bir ytiz kas1lmas1yla namlunun ucunu havada dola§brarak tetigi çekmeye ugra§1rken Kamile btiytik bir tela§la: - Han1mefendicigim durunuz, eliniz her tarafa oynuyor. Ben du;;an çikayim da tetigi sonra çekiniz. - Bo§ diyorlar ayol. .. - Bo§ silahlar1n patlad1gin1 ben çok bilirim. Kavga yerine gitmeden burada birbirimizi vurmayahm ... Bugiin sakar bir giin ... ~eytan1n i~i yok. Tanr1m kazas1ndan saklas1n ... Han1mefendi gozlerini yumar. Dudagin1 kopar1rcas1na kendini s1ka s1ka sonunda tetigi çeker. Bo§ tabanca tam ç1t ç1t ettigi s1rada, birdenbire oda kap1s1 aç1hr, Turgut'la Mihriban ko~arak içeri girerler... çit çitlarla .·çocuklar1n girmeleri saniyesinin rastla§tigi anda Kamile ç1ghgi basarak: - Atma han1mefendi, çocuklara rast gelir... Bu yaygaran1n tizerine gozlerini aç1p da kar§IS1nda çocuklar1n1 goren han1mefendi, bir kaza oldu sanarak tabancay1 elinden birkaç metre oteye fìrlabp durdugu yere serilir. Kopan çighga di~ar1dan birkaç kad1n daha ko~ar. Han1mefendi bir yanda baygin, otede tabanca... Herkeste bet beniz kaç1k ... Ortada vurulan gortilmez. Kazan1n çe~idi anla~ilmaz. Ama kimi limonataya, kimi sirkeye, lokmanruhuna, kolonyaya ko~ar. Eczaneye, doktora haber gondermeye kalkanlar bile olur... Han1mefendiyi: 95


- Kendinize geliniz efendim, bir §ey yok ... avutmalanyla ovup ovu§tururlar... Sazi.in k1sas1, ev halk1 birbirine girer... Turgut'la Mihriban, bu karga§ahktan yararlanarak annelerinin k1y1da bucakta ne kadar ilaçlar1 varsa aç1p kar1§brirlar; bir kutu içinde bulduklan siirgiin §ekerleriniCl) birbirlerinin ellerinden kap1~arak hepsini tikin1rlar. Han1mefendi kendine gelir. çocuklann1n sag oldugunu gormek için onlan kar§1s1na dizer; sonra bagr1na bastir1r. Biitiin annelik ~efkatiyle, atlatilm1~ kazadan dolay1 s1cak gozya~lar1yla, Ulu Tanr1'ya ~iikiirler ederler. Riizgarlara kan~arak ko§maya ah§mI§ §Ofor, arabas1mn içinde sigara iistiine sigara içerek bir saatten çok pinekledikten sonra, vaktin gecikmekte oldugunu hatirlatmak için içeriye haber gonderir. Ne gibi onemli bir i§ için haz1rlan1lmakta bulunuldugu, kad1nlann biraz ak11lar1na gelir. H1z1r kad1n, "Vakit gecikirse, tam kizgin tav1nda oc alma f1rsabn1n kaç1rilacagi" ihtimalini uzun kan1tlarla anlatarak han1mefendiyi toparlar. Bir çantan1n içine, bayilan1 ayiltmak için ne gerekse konur; tabancay1, kimi kez dolmadan §eytan eliyle dolan bu kazah aleti, gerektigi anda han1mefendiye vermek iizere Hiisniye kendi yan1na ahr. Han1mefendi, Kamile, iki çocuk otomobile binerler. H1z1r kad1n, her ihtimale kar§I, §Ofore verilecek paralan pe§in ister. Herifi bir yana çeker ve onun miktar1nda anla§Ilan pay1n1 avucuna s1k1§brarak, kendininkini gozbagc1 çabukluguyla serviyetine yerle§tirir, arabaya girer. Koca canavar, homurtusuyla sokaklar1 doldurarak s1rbndakileri istenen yone dogru uçurur... •I.......

* .. ~

Araba, uçan camh bir kopek gibi hafif sars1nblarla ve ko§e ba§lar1 donemeçlerinde içlerindekileri saga (1)

96

Ìshal ilaçlarmi.


sola biraz yasland1rarak ko§a ko§a Koprii'yii geçti. Kalabahk yollarda kayna§an insanlar1, siyah kopiiklii bir deniz iizerinde giden bir vapur gibi, iki yan1na f1rlatarak engel tan1mayan bir inatla yollara sald1r1yordu. Banka oniinden geçtiler. $i~hane Karakolu donemecinde, otomobil yoku~lara abhrken, Mihriban, annesinin iki dizi aras1na sokularak ~akaklar1ndan s1zan hafif bir ter ve her saniye artan baygin bir yiizle: - Annecigim ... - Ne var yavrum? - çi~im geldi .. - Aaa, s1ras1 m1? - Ama pek gel di ... -. Tut kendini bir parça ... $imdi arabadan inecegiz ... I~te o zaman .. . - Annecigim ... Tutamayacagim ... Tutam1yorum ... Ay i§te tutamad1m! Turgut ayn1 ter, ayn1 solgunluk ve titrek sesle Kamile'ye sarilarak: - Dadi. .. ediyorum ... Han1mefendi: -A, bu nedir can1m? Ayip degil mi koskoca çocuklar... Kamile: - Han1mefendicigim, bu iki çocugun kar1nlar1ndan birbirine telgraf mi vard1r nedir? Bir tiirlii anlayamad1m. Ne vakit birisi, boyle bir s1k1ntis1 oldugunu soylerse, arkas1ndan hemen oteki de ba~lar... $aka degil, evde han1mefendinin bayginhk karga~ahgi s1ras1nda, bogazlar1na dii~kiin bu iki yaramaz, altm1~ar grama yak1n miishil §ekerlemesi tik1nm1§lar. Basan hararet iizerine sokaga çikmadan once birer bardak da su çekmi§lerdi ... $ekerlemelerdeki yumu~a­ tic1 madde, §imdi mide ve bagirsaklar1n1 gev§etmi§ ... Zavalhlar1 o ya§ta çocuklar1n degil; demir gibi pehlivanlar1n kar§I koyamayacagi bir duruma getirmi~ti. Ama bu oburluktan kimsenin haberi yoktu. Bu v1zv1zlanmalar1, bu iki yaramaz1n boyle anlarda her zamanki s1k1§tirmalar1na benzer birer densizlikleri san1yorlard1. billur kalp

97/7


Bu pis olayin tehlikesi gittikçe artiyordu. Ktz, anas1n1n dizlerine serildi. Oglan, Kamile'nin kucagina kapandi. .. Araban1n içini, penceresi kapah bir hela kokusu sardi. Ayn1 zamanda anne ile dadi govdelerinin çocuklara dokunan kesimlerinde s1cak bir islakhk duydular. Sinirli han1mefendi, sinirlerinin biitiin ta§k1nhgiyla hayk1rd1: - Aaaa, kiz benim kucagima kiiçiigunii de biiyiigiinii de sahverdi. Kamile: - Sus han1mefendicigim sus! Yar1 belimden a§agis1 o kadar 1sland1 ki bu kiistahhgi eden ben miyim; yoksa çocuk mu, ay1rt edemeyecek bir duruma geldim ... Han1mefendi, çocugunu tartaklayarak: - Ktz bu nedir ettigin? Yeni ba~tan kundakta bebek mi oldun? Bu kadar kirlettigin yeter... Tut kendini; yoksa §imdi seni arabadan a§agi atar1m alimallah! Mihriban, bu azara kar§1hk vermedi; kucaga serilmi§ti; sanki baygindi. Yaln1z tartaklanma s1ras1nda midesinde sulanan §eylerin bir k1sm1 agz1ndan ta§maya ba~ladi. Yine o anda oglan da Kamile'nin kucagina kusuverdi. Han1mefendi sinirli bir §a~k1nhk içinde: - Bu olagan bir durum degil; bunlara ne oldu kuzum? Kamile titiz bir sesle: - Onlara ne oldugunu bilmiyorum; ama biz, herhalde onlardan daha berbat olduk ... Araban1n her sars1ntis1nda, çocuklar agizlan aç1k kalm1§ birer tulum gibi yukar1dan, a§agidan bo§an1yorlard1. Kamile, oglan1 hemen belinden kavradi. Ba§1n1 otomobilin penceresinden d1§an verdi. Bo§anan bu iki delikten birinin ak1ntis1 olsun d1§ar1ya atilmas1, ugrad1klar1 bu kirli kazaya kar§I, herhalde yine az çok koruyucu bir yol say1hrd1. Sonra Hiisniye'ye hayk1rd1: 98


- Sen de han1mefendinin kucagindan k1zi kap, araban1n obi.ir penceresinden ba§IIll d1§ar1 ç1kar da deligin biri içeri bo§an1yorsa, hiç olmazsa oteki sokaga aks1n ... H1z1r kadin, hemen bu soze uydu. ~imdi araban1n iki yan penceresinden sokaga uzatilm1§ iki çocuk ba§I, h1z1n verdigi iti ci giiçle iki iiç metre oteden geçenlerin suratlar1na kadar kusuyorlardi. O s1rada, Beyoglu'nun dar sokaklarindan geçme talihsizliginde bulunan siislii, temiz madamlar, §Ik mosyoler, suratlar1ndan a§agi bu pis kokulu §arapneli yedikçe haykir1§1yorlar; otomobil kazas1n1n hiç de bu tiirli.isiine ugramam1§ olduklar1n1 birbirlerine yana yakila anlabyorlardi. Otomobilin iki yan1ndan, kaza kurbanlar1n1n igrenme sesleri çogaldi; kimi bu kusmuk sald1nsin1, o yana bir tiikiiriik savurmakla geri çevirmi§ oluyor; kimi yumruklarin1 sikarak otomobilin arkas1ndan yirmi otuz ad1m ko§makla kendini oc almi§ sayiyordu. Gitgide halkin tiksintisi o dereceye geldi ki, iki yan1na kusarak ko~an bu igrenç arabayi durdurmak için sokaklarda bagirmayan, soviip saymayan kalm1yor gibiydi ... Ama kimi durdurur, kimi tutarsin? ~ofdrler, sinek ezer gibi, bir insani devirip iizerinden geçiyorlar; bir saniye once ayakta gezen bir canh, kiyma makinesinden geçmi§ et y1gin1na doniiyor; kaldirimlar al kana boyan1yor da §Ofdrler yine durmuyorlar... Bir §Ofdriin, (arabas1n1) iyi kullanmay1§1; daha dogrusu fazla hizh gitme keyfine, hevesine kap1lmas1 yi.iziinden bir suçsuz, oliim cezas1na ugruyordu. Oyle ki, §U uygar çagin hiçbir kanunu, boyle §iddetli bir cezay1, en kotii suçlu hakk1nda bile uygulayamaz. Ve tiiyleri diken diken eden bu oliim tehlikesi, zihnini biraz di.i§i.inceye kaptir1p sokakta dalginca giden her zavalh yolcu için dii§iiniilebilir. Sokaklar1m1zda, tekerleklerinin lastiklerine boyle dikkatsizlik cinayetinin kan1 bula§mam1§ pek az otomobil vard1r. Bu oldi.iriici.i arabalar1n tekerlekleri albnda can verenlerin cesetleri ayr1ca bir mezarhga gomi.ileydi; ~unun bunun, otomobillerde h1zh gitme sefas1na kurban gidenlerin çoklugu oniinde gozlerimize deh~etler dolard1. O zaman bizden yilda

99


otuz kirk niifus iizerinden vergi alan vebaya, koleraya te~ekkiir ederdik. Òldtiren otomobillerin, çok kez durdurulmad1klan bir sokakta, kusamn ktistahhgina ceza di.i§i.inen olur mu? $ofor, kalpagin1 sag kulagin1 suratindan btisbiiti.in silecek bir caka ile yana egmi§; o gi.in arabas1n1n yol i.icretinden baf?ka, havadan vurdugu elli liran1n ne§esiyle arkas1ndan sapan taf?I yeti~mez bir h1zla ve içleri gev§emi§ çocuklann çevreye saçtiklar1 pisliklerden habersiz uçuyordu.

11 Otomobil, Beyoglu'nun dar, kuyu gibi havas1z yan sokaklar1n1n kof?elerinden lovr1la kivr1la aktiktan sonra, s1k bir ormanda birbiriyle yar1f?an agaçlar gibi hep boyuna uzanm1§ yiiksek, kagir evlerden birinin oni.inde durdu. Yolculann1 ç1karmak için §Ofdr, araban1n kap1s1n1 açtiginda, suratina çarpan dokiilmii§ oturak kokusu midesini buland1rdi. Hemen parlayan gozleriyle, ate~lenen agz1yla mii§terilerine çik1§b: - Bu ne? Arabam1n içini Yenicami keneflerine çevirmi§siniz! Ne pis mii§teri imi§siniz, Allah belan1z1 vers1n ... Kocas1n1n derdinden zaten sinirleri son tetikte gerilmi§ olan han1mefendi, birden parlad1: - Bela kendi baf?1na gelsin! - Geldi i§te, sizden iyi bela olur mu? Òmriiniizde hiç arabaya binmediniz mi? Araba ile helan1n birbirinden çok ayn §eyler oldugunu bilmiyor musunuz? - Soylenme herif, parana geçer hiikmiin ... - Paran bu kadar bolsa, arabaya pisleyip cereme verecegine temiz, hay1rh i§lerde kullan~ .. - Biz bu i~i kendi istegimizle yapmad1k, bir kazad1r oldu. çocuklar1n mideleri bozulmu§ ... - Bileydim, bu yumurcaklar1 arabama almazdan once k1çlar1na birer iri mantar tikard1m ... - Benim çocuklar1m1n k1ç1 senin baban1n ~arap §i§esi degil. ..

100


- Oldukรงa biiyiik bir konakta oturuyorsunuz; ad1n1z da, han1mefendi ... - Evet oyle ... Begenemedin mi? - Sulukule'den Falci Bembe'yi arabama yolcu almi~ olayd1m, iรงeride sizden daha temiz oturmas1n1 bilirdi. Arabama yestehlediktenO) sonra utan1p antine bakardi. Siz รงingeneden de beter imi~siniz ya! - รงingene senin soyun sopundur, edepsiz ... Sana terbiye dahilinde muamele ettikรงe kabar1yorsun. - Terbiye dahilinde muamele mi? Ulan yedi ceddinin terbiyesine mum yakb~m1n kar1s1! Soyunu sopunu bir s1raya varaklad1~m1n postahC2) be! Terbiye dahilindeki muamelen, bu; terbiyesizce davransan, acaba nasil olacak? Sinirli kad1nui biitiin viicudunu, ofkeden, รงiftetelli ile oynayan bir รงingene gibi, bir titreme aldi. H1z1r kad1na donerek bagirmaya ba~lad1: - Kad1n, ver ยงU tabancay1. .. Once bu herifi geberteyim ... Sonra otekini. $ofรฒr, tabanca sozii oniinde bir ad1m geri รงekilerek: - Ooo! Han1mefendinin tabancas1 da var... Demek siz iรงeriye adam oldurmeye gidiyorsunuz ... Once burada bana k1yacaks1n1z, sonra otekine ... oyle mi? Ben sizi buraya yanhยง getirdim. Siz Toptaยง1'na<3) gotiiriilecek mahluklarm1ยงs1n1z ... $ehreminili Hiisniye arabadan firlam1ยง, ~ofรฒriin kulagina ยง6yle yalvar1yordu: - Aman kardeยง, sen ona bakma... Zavalh kad1n merakhd1r; ne dedigini bilmez. - Merakh m1d1r? Ben onun ne istedigini gozlerinden anlad1m. Ben bu illetin ilac1n1 bilirim. Kocas1nda kabahat ... Bunu boyle รง1ld1rtincaya kadar bo~lam1~ ... El erkeklerine muhtaรง b1rakm1~ ... Bir tane de boyle bizim komยงuda var... Kocas1 yetmi~lik, kar1 otuzunda ... Ocak siipiiriiciiyii, sakayi, bekรงiyi iรงeri ahr... Han1mefendi รง1rp1na รง1rp1na hayk1rarak: (1)

(2) (3)

S1รงt1ktan. Di.izeysiz; (kadmlar iรงin): Orospu. istanbul'da, cezaevi bulunan bir semt.

101


. - Alçak hayas1z ... namusuma, iffetime soz atiyor. l§te hem arabana s1çtik, hem de on para vermeyecegim ... Git dava et de al. Arabamn sokaga dagilan pis kokusundan hiç farkh olmayan bu kavga boyle kiz1§makta iken, Hiisniye, oni.inde durduklar1 .~vin çingiragin1 ottiirdii. çok geçmeden kap1 aç1ldi. Onii mavi prostelah, ya§hca bir erkek hizmetçi gori.indi.i. Bu gibi i§lerde gerçekten gormi.i§ geçirmi~, becerikli olan Hiisniye sordu: - Buras1 neresi? - Madam Savaro ... - Lokanta ... Otel. .. Biraz da ozel eglence yeri ... -Evet ... - Hah, biz de i§te buras1n1 ar1yorduk. Bugi.in Bogaziçi'nden Beyoglu'na ta§1nd1k... hiç yerle§medik ... çocuklanm1z da biraz rahats1z; boyle bir yerde yemek yemek, biraz dinlenmek istiyoruz. Bizim için elbette bir odan1z bulunur... Zi.igi.irtliik darhgin1n ortahga salgin1ndan, Madam Savaro'nun Otel Garni'si de etkilenmi§ti. Anahtar-kilit gibi hep erkekli di§ili gelen mi.i§terilerin aras1nda boyle iyi niyetle oda isteyenlerin kabullerinde bir sak1nca gormeyen ya~h herif: - Buyurunuz ... Buyurunuz ... Oda, yemek; burada her istediginizi bulabilirsiniz ... Fiyatlar1m1z d1~andan biraz farkhd1r... i§te o kadar.. . U zun giri§ yerinin ta bir ucundan konu§an ya§h adam, sokaktaki patirtiy1, hele pis kokuyu hiç sezemedi. Kurnaz Hiisniye, kahn demir kap1 kanad1n1 hemen kapatircas1na arahk etmi~ti. Hemen han1mefendinin yan1na ko~arak yalvarmaya ba~lad1: - Aman kad1n1m... Kocan1z burada... içeride ... ~imdi bir ~eyden ku~kulan1rsa bizi otele kabul ettirmez. Bu terbiyesize uymayin1z, sesinizi kesiniz. Ben otelci ile konu§tum ... Ìçeride yiyip içerek dinlenmek istedigimizi soyledim. Kabul etti. Bize bir oda verecekler. Mi.i~teri olarak bir kere otele girelim; bir odaya kapanahm. Otekilerin hangi delikte olduklann1 ben çabuk bulurum. Bi.itiin ba~ar1m1z sizin susman1za bagh ...

102


Hiisniye, yan baygin bir durumda bulunan k1z1 kucagina aldi. Oglan1 da Kamile kavradi. Agz1na kadar s1vi ile dolu birer kap gibi taยงIrmamak iรงin, รงocuklan sarsmadan gotiiriiyorlard1. Han1mefendi, H1z1r kachn1n ogutlerindeki onemi kabul etti. Hain kocas1n1 suรงiistii durumunda yakalamak iรงin, f1rtinaya karยงI yelken aรงmu~ sinirlerini indirmeye รงabaladi. Titreye titreye, diยงlerini gic1rdatarak susmaya รงahรงti. Hep birlikte otele girdiler. Demir kap1y1 itiverdiler. Sokakta kalan fiOfor, durmadan bagir1yordu. Arabas1n1n iรงine egildi. Biitiin doรงemeleri, insan govdesinin difjar1 attigi ham ve olmuยง pisliklerle kirlenmifj buldu. รงild1rm1ยง gibi haykinyordu: - Bu pisler, otomobile binecek miiยงteri degil, kenefte oturacak insanlarm1รง... Hay anas1n1, avrad1n1. .. geรงmiรงini. .. gelecegini ... Bu ne be? Bu ne be? iki รงocugun arabayi bu kadar pisletmesine inanmam. Ant olsun ki o iiรง kan da boรง durmamiยงlar... Bana elli lira verip de anas1, k1z1, oglu, dad1s1, teyzesi hep birden boyle arabama s1รงmaktan maksatlar1 ne idi acaba? Ne memlekette yaยง1yoruz yahu, ne memlekette! Tramvaylarda, vapurlarda ยซYere tiikiirmek yasaktirยป levhalar1 var. Bunu anlar1m. Ama arabalar1n iรงine, iizerlerine ยซBuraya kiiรงiik ve biiyiik aptes bozmak yasaktirยป yaz1h birer levha as1lmas1 m1 gerekir? Arabac1 boyle taยงIP taยงIP da hinc1m boยงaltamayarak kendinden geรงmiยง gibi iken, kulagina sert bir ses gel di: - Bana bak ยงOfor... ~ofor dondii; karยง1s1nda iki belediye memuru ile bir polis gord ii. Memur: - ~imdi sen araban1n iki penceresinden diยงan kusan miiยงterileri taยง1yarak buraya gelmiยงsin ... ~ofor karยง1s1na kendini dinleyecek resmi bir adam รงikm1ยง olmas1na biraz sevinerek: - Evet efendi, evet ... Allah belalar1n1 versin ... Yaln1z kusmak degil... Hem yukar1dan, hem aยงagidan ... Hem รงocuklar... Hem kanlar... Beยงi birden ... Arabam1n

103


haline bak1n1z ... Boyle §ey akla gelir mi ki mii§teriyi almazdan once, "Mideniz bozuk mudur? Ameliniz var m1d1r" diye sorayim? Memur: - Bu mii§terileri nereden ald1n? ~ofor:

- Dizdariye'den ... Memur: - Nereye getirdin? ~ofor kap1y1 gostererek: - i§te bu otele ... - ~imdi içerideler mi? - Evet ... - Buraya gelinceye kadar hiç bir yere ugrayip kimse ile gori.i§ti.ini.iz mi.i? ~ofor, arabas1run pisletilmesinden daha çok bi.iyi.ik bir felaketin e§iginde bulundugunu sezer gibi olarak sarardi. Titrek bir sesle: - Hayir, de di ... Belediye memuru, onun gittikçe uçan rengine dikkat ederek: - ~ofor, tutuklusun, dedi. Bugi.in Dizdariye'nin altinda Kad1rga'da iki kolera olayi var. Sen buraya kolerah hastalar getirmi§sin... ~imdi araban dezenfekte edilecek; sen karantinaya ahnacaks1n; bu otel kordon alt1na ahnacak ... Eger otomobiline atlayip kaçma çocukluguna kalk1§1r isen, polis, tabancas1yla seni vurmak zorunda kahr; yasa bunu ister... Cebinden çikard1gi bir kagida otomobilin dairesini ve kendi numaras1n1 yazd1ktan sonra: - Kaç1p da nereye saklanabileceksin? Sonra tutuldugun zaman gorecegin ceza pek bi.iyi.ik olacakbr... dedi. - Ben ne kadar zaman tutuklu kalacagim? Kaç giin çah§amayacagim? - Bilmem... ~imdi muayene için doktorlar gelecek, d1§k1lar tahlil edilecek, fenni si.ire içinde salgin ve oli.im olup olmayacagi beklenilecek, gori.ilecek; sonuca gore i§lem yap1lacak...

104


Sonra yan1ndaki asti olan polise donerek: - Bu otelin ba~~a kap1lar1, arkadan girilip çilolacak yerleri var m1? Ogrenelim ... dedi; konu onemli, sorumluluk biiyiiktiir. Bak1n1z hastahk istanbul'un Kad1rga's1ndan ta Beyoglu'nun gobegine abhyor... Buraya otomobil ile uçarak geliyor. (Polise) Karde§im, sen burada kap1yi ve bu §Oforii bekle ... (Memura) Sen de evin ba§ka çikilacak yerleri olup olmad1gin1 anla ... içeriden d1§an, d1~andan içeri ku§ uçurtmayacaks1n1z ... Ben ilk karakola ko§UP telefonia gereken yerlere haber vereyim ... Sonra yine §Ofore dondii: - Sen de arkada§ ... Olay nas1l oldu, zihninde bir ozet haz1rla ... ~imdi sana her §eyi soracaklar... Bu hastalar, koleraya tutulduktan sonra as1l hastahk yuvas1ndan kaçmaya kalkmi§a benziyorlar. Oradan buraya kaçmak için san1r1m sana yi.ikliice bir para vermi§lerdir... ~ofor, girtlagindan dilinin ucuna dogru kaynayan birkaç koyu sovgiiyii di~lerinin aras1nda ezmeye ugra§arak: - Behey iman1n1! Efendi, §U ugrad1gim zarar yetmiyor mu ki bir de durup da ba§1ma ba§ka ti.iriti laflar ç1kar1yorsunuz? Beni bir evden çagirttilar; gittim. Ne bilirim onlar1n kolerah oldugunu? Alacagim yolculardan, posta vapurlar1 gibi, temiz kagid1 soramam ya ... Belediyeden bize boyle bir emir verilmedi. - Her §eyi dogru soyle. Bizi, hiikiimeti yorma, yan1ltma ... Boyle bir olay s1ras1nda yalan bir soziin, çok kotii sonuçlar verir... - Yalan kabul etmem ... Zaten ben en kotii sonuçlara ugrad1m. Kim bilir kaç giin arabam içlemeyecek? Kazanc1mdan olacagim ... - Hep kazanc1n1 dii~iiniiyorsun ... - Ne yapay1m efendim? Benim gelirim yok. Geçinmem bu yuzden ... Ben de ev bark geçindiriyorum ... - Her çeyden one saghk, hayat laz1m. Daha gençsin; bu pis hastahga yakalan1p yakalanmad1gin1 di.i§iinm iiyorsun ... 105


$ofòr, gozlerinde beliren birkaç damlay1 elinin tersiyle silerek, iizgiin bir sesle: - Hastahga bula~bmsa, çoluguma çocuguma hasret olecegim, dedi. - Soyleyecegin dogru sozlerle hem kendini kurtar1rs1n, hem de birçok insan karde~lerini... $imdi ben olayi idareye bildirir; yeter say1da polis ve saghk memurlari gondertirim. Aman polis efendi oglum, dikkat! Arkada~lar1n gelince hemen sokagin iki ba~1n1 da tutunuz. Memur, bu tehlikeli gorevi hemen yapmaya ko~tu. $ofòr, kendisinden biraz uzakta duran polis neferiyle yaln1z kahnca sordu: - Karde~, §imdi kolerah oldugumuz anla~1hrsa bu otomobili ne yaparlar? -Yakarlar... - Sonra paras1n1 verirler mi? - Bilmiyorum ... $ofòr, karamsar bir gozle arabas1n1n içine bakb. Yine pek koyu birkaç sovgi.i savurmaktan dilini kurtaramadi. Arabas1n1n ba~1na gelecek felaketi anladi. $imdi kendini d i.i§i.inerek sordu: - ~imdi ben kusmaya ba§larsam bana ne yaparlar? - Siyah mu§ambah sedyeye korlar, karantinaya goti.iriirler... ~ofòr, o anda içine dogru egildigi otomobilden gelen agir kokudan derin bir bulanb duydu; ama ogurmemek için hemen geri çekildi. Yiireginde biiyiik bir korku kabardi. ~akaklar1n1 soguk bir ter basti. Acaba koleraya mi tutuluyordu? O s1rada, oniinde bekledikleri otelin kap1s1 açild1. Polis, hiçbir §eyden habersiz, masum bir yiizle sokaga çikmak isteyen genç bir kad1na tabancas1n1 uzatarak, "içeri!" emrini verdi. Kad1n, birbiri ard1nca birkaç çighk kopararak kap1y1 giimbedek o:rtti.i, kaçti. .. Bir kutu miishil §ekerlemesi, istanbul'da birçok ki§iyi yoracak, oliim korkular1na, çarp1ntilanna ugratacak korkunç bir olay yaratb.

106


~ekerlemelerin,

onlar1 yapan eczac1n1n ustahgina bir reklam olacak kadar etkili ve giiçlii olmas1 da, bir koti.i rastlantiydi. Bu ilaçlar, yari§ma için bir sergiye gonderilmi§ olayd1 belki altin madalya kazan1rd1; ama bu olay da bir otomobili helaya çevirmekle i~i pisletti. Yerinde kullanilmayan her ilaç, her giiç boyledir.

12 Madam Savaro, Dogu'da Rumla§IDI§ bir italyan kar1s1d1r. Kimi i§ler vard1r ki, bilmem neden, bunlara "ince sanat'' denir. inceliklerini kavrayabilmek için yaratih~tan yetenek ister. Kaba Tiirkler, bu ince sanatlarda, iktisat bak1m1ndan her ti.irlti. geriliklerine kar§In, her zaman mil.§teri durumundad1rlar... Obi.ir ah§veri§lerde oldugu gibi, bunda da (i~i) iyice kavrayamad1klar1 için soyulurlar. Ba§ka ti.lkelerde her §ey ho§ gori.il ti.r; yaln1z aç kalmak ayiptir. Qah§mah! Avrupa moralistleriCl), bo§ durmaktansa kotti.lti.k yapmay1 usti.in sayarlar. Kotiili.ik yapmak iki ti.irli.idiir: Biri, kendi kendine yapmak; obiirii, ba§kalar1na ... Biz Tiirkler, kotiiliigii kendimize yapar1z. Qiinkii kazanç biçiminde onu ba§kalar1na yapmak, bir hiinerdir. Bunda da çok beceriksiziz. Avrupa moralistleri, kendi uluslar1 çikar1na, ba§kalar1na yap1lacak kotiiliikleri biiyiik ahlakhhk sayarlar. Boylelerini te§vik ve odti.llerle, ni§anlarla taltif ederler. Kotiiliikle iyiligin s1n1rlar1 birbirine o kadar kar1§m1§br ki, çogu kez insan nereden gidecegini §a~1r1r. Bir kedinin bacagin1 kirmak, biiyiik barbarhktir; ama nti.fusu milyonlar1 a§an masum bir kavmi -biitiin var1na yoguna konmak için- barutla, ate§le oldiirmek, alçakça kirarak yeryiizi.inden yok etmeyi di.i§iinmek, yi.iksek siyasettir. Evet sava§ s1ras1nda bu, zorunlu gibi gori.iniir; ama efendim, Avrupa diplomatlar1n1n, bari§ zamanlar1nda da bundan ba~ka di.i§i.inceleri yoktur... Aralar1nda en zay1f hangi i.ilkedir; ileride bir punduna getirip onu payla~1vermek için aralannda gizli bagla§malar, anla§malar yaparlar. ( 1)

Ahlakç1lan.

107


Hayat yasas1 ne korkunç bir §ey! Birbirini yemek için didi§en en kiiçiik iki bocek aras1ndaki bu bogazla§ma, en biiyiik iilkelerin ufuklar1n1 toplarla sarsan, topraklar1n1 k1zil kanlara bulayan bir sava§ felaketine kadar yiikseliyor. Ya paralay1p yiyeceksin; ya paralan1p yeneceksin. i§te hayatin birtak1m ahlak çiçekleriyle ortiilen gizli anlam1! H1ristiyanhgi diinyan1n en iicra, en ilkel, en vah§i alanlar1na kadar yaymak için misyonerler gonderen Avrupa hiikiimetlerinin kendileri, dinlerinin hiikiimlerini yerine getirmiyorlar. Biiyiik Kurtar1c1'n1n,<l) "kendine yapild1gin1 istemedigin bir kotiiliigii b~§kas1na yak1~tirma" yolundaki ahlaki, insani emirleri Incil'lerde kapah duruyor. Bu "varak-1 mihr ii vefa"n1n<2) hiikmiine boyun egen bir vicdan, papazlar aras1nda bile goriilemiyor. Bugiinkii misyonerlerin, k1hgindan ba§ka papazhga, din adam1na yak1§1r bir nitelikleri yoktur. Bunlar, sanki din k1hgi altinda, her biri bagh bulunduklar1 hiikiimetlerin ad1na ve hesab1na insan kand1rmaya ç1km1§ simsarlard1r. Kimi toreler bir yana b1rak1hrsa, biitiin kiliselere, burnu dua kitab1n1n iizerine dii§iip uyuklayan kocakar1lardan ba§ka gidenler yoktur. Kimi erkek - kad1n çift gençler de bu tap1naklara gidiyorlar; ama oralara ne yapmak için girdiklerini Maupassant, hikayelerinde hiç s1k1lmadan soyliiyor... Sozde "laik", din i§lerini diinya i§lerinden ayn tutan -niçin daha aç1k soylemeyeyim- dinsiz hiikiimetlerin biitçelerinde kilise masraflar1 agir bir toplam tutar. Bu, eskiden beri donen ve durmadan donmesi dininin, dinsizin ç1karlar1 geregi olan bir dolaptir. Kimi Avrupa hiikiimetleri, Hazret-i Mesih'in yiiksek moraline<3) ayk1n ya~ayan H1ristiyan devletlerdir. Kendi iilkelerinde yasalann1n uygun bulunmad1gi §eyleri, bizim yurdumuzda yaptirmak için uyruklanndan en aç1kgozliilerini gonderirler. Hep bunlarin ad1 gizli "misyon"dur. Bunlar1n, hiikiimetler taraftndan gizlice ( 1)

(2) (3)

108

isa Peygamber. "Varak-1 mtihr-ti vefay1 kim okur kim dinler" soztintin ilk yans1: "Sevginin ve baghhgm belgesini ... " Ahlakma.


gorevlendirip gonderilenleri ya da buradaki casusluk incelemelerini sonra ilgili hiikiimetlere satmak için kendi hesaplar1na i§e ba§layanlar1 vard1r. Birbirinin bu çe§it gizli "misyon"lar1na kar§I Avrupa devletleri pek uyan1ktirlar. Her §eyde oldugu gibi, bu konuda da, en saf olan1 biziz. Madam Savaro, Abdiilhamid zaman1nda koca ba§h, lenger kar1nh, akh ve yurtseverligi gogsiindeki ni§anlar1n1n sayis1yla olçiilen §i§ko bir pa§an1n metresiydi. Hazineleri midelerine dolduran bu obur devletlular, atufetlular,<I) kanlannda biriken giiciin s1cakhgiyla bir kar1, iki kar1, iiç kan ile yetinemezlerdi. çifte çifte nikahhlar1ndan, odahklar1ndan, sofahklanndan ba§ka, ayr1 dinden metresleri de olurdu. Millet hakk1n1 babalar1ndan kalma oz mallar1 bilen bu kara cahil herifler, o kadar zenginligi ne yapacaklar? ̧kembeleriyle, affedersiniz, bilmem nelerini memnun etmekten ba§ka hayatin hangi zevkini anlarlard1? Bas1n, ak1llara s1gmaz derecede sansiir bask1s1yla zincirli; biitiin millet, hafiye ordusunun oldiiriicii, melun korkusu alt1nda ezilmi§, bitik ... Ta istanbul s1rtlar1ndan Y1ld1z'a yan bakan bir dalgin, Fizan'a(2) kadar gidiyor. Biliyoruz ki gemleri gev§ettikleri giin, biitiin yurt dagilacak, tuzia buz olacak. Bu zalimce hiikiimdarhgi iyi yonetim sanan geri kafah ahmaklar, hala içimizde eksik degildir; ama bu zebanilerin elinde, ozgiir ya§ama hakk1ndan yoksun ve her an ozsuyu kuruyan bir millet, ne vakte kadar dayanabilir? Padi§ah, milletinden korkar; millet padi§ah1ndan ... Her iki taraf birbiri hakk.1nda en korkunç; ama gizli kotii niyetlerle dopdolu... Biitiin devlet govdesi kokmu§, kanh, irinli yara halinde; kimse gormesin, kimse duymas1n diye siirekli ortbas etme diizeni yiiriirl iikte. "Hikmet-i devlet, s1rr-1 hiikiimet"(3) i§te bu ... (1)

(2) (3)

Ytiksek devlet gorevlerinde bulunan kimselere hitap f?ekilleri. II. Abdiilhamid doneminin iinlti stirgtin yeri; gtiniimtizde Libya'nm smirlan içindedir. Devlet yonetiminin felsefesi ve sirn.

109


O çagin yutucu pa§alan, içten baghhklar1n1 efendilerine pek pahahya satarlar ve her davran1§lar1nda bi.iyi.ik "bask1c1 hi.iki.imdar"1 taklit ederlerdi. Yurdun en yiiksek tepelerinde sekiz on mahalleyi tutan hisar duvarlar1yla çevrili $eddat'a(l) yara§an ko§kler, saraylar, di.inya cennetleri... içlerinde ne var? Her §eyden çok kad1n dolu ... O zaman1n durmadan i§leyen bu iireme makinelerinin verim artigi olarak bugiin ortada ne var? Hala miras davalar1yla didi§en birkaç eciiç biicuç(2) yarabk ... Milyonlan a§an bu zenginliklerden bugi.in yurdumuzun ilerlemesine yarayan bir kurum, bir fabrikac1k; bu "harami"lerden gelme iyi bir soy gorebiliyor muyuz? Yaln1z çahp ç1rp1p, as1p kesip, yiyip içip "§ehvet"lerini sondiiriip gitmi§ler. Arkalar1nda soysuzla§ma, siiri.inme ve yik1mdan ba§ka bir §ey b1rakmam1§lar... Aman yarabbi, kiz bozma i§leminde padi§ah(lar)1m1z kadar suçlu, acar Don Juan'lar diinyan1n neresinde bulunur? Bir padi§ahin erginlik ya§Indan, tiirbesine çekilip s1rmalar, §allar altinda yatincaya kadar kaç kad1nla nikahs1z evlendigi hiç hesap edilmi§ midir? i§te zihinleri §a§kinhga, vicdanlar1 isyana dii§iirecek en ibret verici bir istatistik ... Acaba saray mutfaginda kaç si.ili.in kesildigine kadar hesap eden Evliya çelebi gibileri, neden bu pek merakh konu iizerine birkaç soz yazmam1§lar? Oh, oh, kimin haddine! Padi§ahlara giinah yaz1lacak ne vard1r? En biiyiik cezalar onu yazanlar1n ba§lar1na kopar... Ak sakalhn1n koynuna girmek için, kara zebanilerin mars1k elleriyle k1rbaçlanan peri yiizlii masum k1zcagizlara, saray §ehvet salhanesinin(3) bu zavalh kurbanlar1na s1zlamayacak yiirek var m1d1r? Avrupa'n1n hayal dii§kiinii, kinci hikayecileri, agz1 bagh çuvallar içinde Bogaz'1n karanhk soguk dalgalar1na f1rlatilan kad1n cesetleri facialar1n1 tasvir ettikleri vakit, hep birden yi.izlerimiz k1zar1p dudaklar1m1z (1)

(2) (3)

110

çok eski donemlerde, Yemen'de hi.iki.im si.iren ve zalimligiyle tanman bir kimse. Hiçbir yeri di.izgi.in olmayan, çirkin biçim almi~ bulunan, çarp1k çurpuk, egri bi.igri.i. Mezbahasmm.


titreyerek, ''Yalan! iftira! igrenç alçakhk!" diye hayk1r1nz. Haydi... peki, oyle olsun... ama çi.iri.iyi.ip iskelet haline gelmi§; artik mezar kokan padi§ahlar1n do§eklerine girmekten igrenerek haylormaya cesaret eden k1zlar1n sirma saçlar1, kara bileklerine dolanarak fil ornegi k1rbaçlar altinda pestillerinin çikarild1gin1, saraylarda yak1nlar1 olup da i§itmemi§ olanlar1m1z var m1d1r? Rica ederim, bu en igrenç bir §ekilde, zorla 1rza geçmekten ba§ka bir §ey midir? Ayn1 i§ten dolay1 ceza yasas1, kimimiz hakk1nda kopi.iri.ip obiirlerimiz için susarsa, boyle bir çevrenin kurtulu§ hakk1 olur mu? Ne biçimde olursa olsun, evlenme iki taraftn istegine baghd1r ve ancak boylesi yasalara ve vicdana uygundur... Boyle bir i§e kalki§an, kim olursa olsun, zor kullan1nca haydutluk say1hr. Bir kiz oglan kiz1 salla s1rt edip daga kaç1rmakla, odalara kilitleyerek insanhga yaki§maz zorbahklarla vah§i istege boyun egdirmeye ugra§mak aras1nda hiç fark yok gibidir. Bu Ortaçag evlenmesi, bu horoz ya§am1; bu, bir erkege birkaç yi.iz kar1 yagmas1 art1k Binbir Gece (Masallar1) sayfalar1na geçirilerek, gelecek ku§aklar1n §a§kin bak1§lar1 oniine b1rakilacak goreneklerdendir.

. * ..

:::

~

istibdat pa§alar1n1n paytona bir kurulu§lar1 vard1; biiyiikliik taslayan· kurumlu, kendini begenmi§, nemrut gibi koca bir surat ... Kulaktan kulaga yelpaze gibi açilm1§ ya da kabaran hindi kuyrugunu and1r1r taranmI§ bir kir sakal... iki semiz bacak aras1na zor s1gan katmerli bir gobek... Padi§aha içten bagh goguslerin iizerinde ~n yiiksek ni§anlar1n §eritleri ... iki taraftan yerlere kapan1rcas1na verilen selamlara kar§1hk, kann iizerinden sinek kovar gibi bir kiiçi.ik el kip1rdan1§1yla kar§1hk verme ... Ayak tozu sayilan halk1n kanncadan hiç fark1 yok. Abdiilhamit'e z1llulahu fi'l-arzCl) denirdi. Bunlar da istibdat ejderinin kiiçiik Tanrilar1; zorbahgin, bilgisizligin vicdanlar1 sondiirmeye; zekalary; ozgiirliikleri bogmaya gorevlendirdigi kara putlar... Istibdat putlari. .. (1)

Tann'nm yerytiztindeki golgesi.

111


13 ~imdiki ya§h Savaro, o zamanki genç Flora, ital-

yan gi.izelliginin parlak, e§siz bir tipi idi. Masallara yak1§1r bir iicrete; her ak§am tavuk, hindi, baklava, borekle §i§en kucaklarda geceligi iiç dort yiiz liraya yatard1. Flora, Beyoglu'nda gorkemli bir daireye bir prenses hayatiyla yerle§ti; ama devletliì pa§a hazretleri, padi§aha jurnal edilmekten korkarak, istedigi gecelerde giizel italyan k1z1n1, yiiz boliige ayrilm1§ kendi k6§kiiniin 1ss1z bir ko§esine getirterek halvet olurdu. O zaman1n Hamidiye hafiye agi oyle kurulmu§tu ki gizli aç1k en ufak bir olay ba§ gosterince, vezirinden son hademesine kadar biitiin kullar -baghhk geregibirbirini jurnal etmek zorunda idiler... Devleth1, ald1gi biitiin ince korunma yollanna kar§In, en sonunda Y1ld1z'ajurnal edildi. italyan kiz1yla yaptigi halvetler, ulu velinimete yeti§tirildi. Pa§a hazretleri, Y1ld1z Ko§kii'nde kutsal padi§ah tarafindan sorguya çekildi. Paf?a, biisbiitiin inkar yoluna sapmad1; ama evirip çevirme yoluyla cevap verdi. Bu giizel kiz1, italyan siyasetine kar§I hafiye olarak kullan1p çok yararland1gin1 soyledi. Ne var ki o arahk birbirine kenetlenmi§ birkaç olay geçti: Afet gibi bir italyan kiz1, sarayin s1rlanna ve entrika dalgalar1na gomiilerek s1rra kadem basti.Cl) Yerli ve yabanc1 çevrelere bir cinayet kokusu yayildi. Bunun da, padi§ahla yattigi soylendi ... Yine o arahk Beyoglu'nun yiiksek fahi§elerinden Kamelya, odas1nda bir hançerle kalbinden vurulmuf? bulundu. Bunun da damat paf?alardan birinin metresi oldugu soylentisi if?itildi. Cinayet ortbas edildi. Bi.iti.in Beyoglu, bu gizli olaylar1n ate§iyle agizdan kulaga yak1c1 f?eyler fts1lda§1rken, d.evletl iì pa~a hazretlerine bir jurnal verildi. Bunda, Italyan k1z1n1 Beyoglu'ndaki dairesinden pa§an1n halvet ko§ki.ine getirip goti.irmeyle gorevli genç yaverin, gi.izel Flora'ya yiice vezirden daha çok goni.il verdigi ve bu iyilik bilmez ( 1)

112

Ortadan kayboldu ve bir daha haber ahnamadi.


kiz taraf1ndan da pek ate§li kar§1hk gordiigu, bununla birlikte ad1 geçen fahi§enin §iipheli kucaklarda pestili ç1karild1ktan sonra ulu vezirin yatagina sunuldugu; ocagin i§lek hafiye kalemlerinin anlatim1yla haber veriliyordu ... Devleth1nun bir orangutan kadar kilh ve enli gogsii, ofkeden koriik gibi §i§ip §i§ip indi. Pa§a hazretleri, yar1m siitun gazeteyi yanh§s1z okuyamazd1; ama jurnal dilinin dogruya, yalana çald1gin1 çabuk seçerdi. Okudugu satirlar1n harfi harfine dogrulugunu sezdi. Jurnal soyleyi§iyle; "bu fahi§enin, genç yaverin kinp geçirici ate§li kucaginda, viicudunu alabildigine m1nc1klattiktan sonra" kendi halsiz, yumu§ak koynuna girmesi biiyiik bir suç olabilir miydi? O siipiirge sakah ile bu iki gencin aras1na girerek onlan birbirlerinden kiskanmaya hakk1 var m1yd1? Once kiz1n pek korpe çekici yiiziinii; sonra yaverin akide gibi parlayan pembe yanaklar1n1; uzun kirpikli çekik, baygin ceylan gozlerini; opmek için ate§lenmi§ kipk1rm1z1 taze dudaklar1n1 gozleri online getirdi. Biitiin zenginliklerin, mutluluklar1n iistiinde; yenilmez ve biitiin goniillere egemen bir p1r1lt1 ile duran gençlige kar§l tiksinti duydu ... Hiçbir araç ve giiçle onu alt edemeyecegini anladi. .. Ne var ki yaln1z bir yondeki ofkesini yenemedi: Devleth1 pa§a hazretleri, genelev hastahklar1ndan çok korkardi. Gogsiindeki s1rmah kordonlar 1§1ldayan genç yaverlerin Beyoglu'nda girip çikmad1klan yer yoktu. Onlar1n boyle di§ hovardahklar1na elden geldigince goz yumard1; ama sevda sald1nlannda goziinii budaktan sakinmayan ate§li bir gencin, temiz ya da kirli hangi kad1nlarla dii§iip kalktigi ogrenilip; bu yi.izden bula§mas1ndan korkulan yaman hastahklardan be§ dakikahk bir siire için olsun, kesinlikle uzak kalmas1 saglanabilir miydi? i§te pa§a, yaverini bu yonden suçluyordu. Giizel Flora'y1 devletlu nefsinin tekeline almak için avuç dolular1 lira saçarken, genç yaverin dogruluguna ve iyi niyetine b1rakilm1§ bir emanete hiyanetini affedemedi. Gogsiinden kordonlann1 alarak onu o giinkii riitbesiyle ta§ra taburlar1ndan birine gonderdi. billur kalp

113/8


Bir genci istanbul'dan atmakla Flora'y1 ba§ka delikanhlar1n gozlerinden gizleyebilmek elde miydi? italyan k1z1, iizerine siiziilen i§tahh gozlerin oniinde, hO§Una gidenlere kar§I kuyruk sallamaktan kendini pek ahkoyacak bir yarabk degildi. O, bir italyan hafiyesiydi; ama her §eyden once kad1ndi. .. Flora, çarçabuk bir iki italyan'a imtiyazlar ald1rdi. .. En sonunda, pa§a bu sevgilisinin siyasi bir iki entrikas1n1 yakaladi. Genç kad1n1n kimi i§lere burun sokmas1na engel olamad1gin1 gordti. Flora, gittikçe nar çiçegi gibi kipk1zil açild1; ba§1ndan btiytik haltlar, dolaplar çevirmeye: kalk1§b. Kendisine onemli bir i§ ismarlam1§ olan bir Italyan, bir gtin sordu: - Flora, bizim i§ ne vakit olacak? -Yak1nda ... - Hiç ummuyorum ... - Niçin? - çunkti bu konuyu, senin pa§aya soz geçirmenden ve senin becerebileceginden yiiksek gortiyorum. Genç italyan kans1 ktisktin, hirç1n ayaga ftrladi. Eia gozlerini, btittin ruhunun alayc1hgiyla stizerek: - Hem§erim, bana iyi bak ... dedi. Ve sonra kamelya beyazhgindaki eliyle çekici, nazik govdesinin merkezini gostererek ekledi: - i§te bunun sayesinde Ttirkiye'de her i§ goriilebilir... Buna inan da, bekle ... Gerçekte de italyan fahi§esi, gosterdigi yere dald1r1p çikarmad1gi i§ b1rakmayarak, pa§amn gi.ictinii kottiye kullanmakta pek ileri vardi. Dedikodu btiyiidii. Òbiir italyan kiz1n1n oldtirtilmesi ve Kamelya olayi s1ras1nda garip, esrarh soylentiler dondii. Pa§a, ne belaya tutuldugunu anladi. Saray ve nezaretlerde donen gizli olaylar, yaln1z bilmezlik uykusu içinde tutulan milletten silo s1kiya gizlenirdi. Yild1z'da ortaya çikan bir olayin haberi Karakoy kopriisiinden istanbul'a geçmezden once Berlin'de, Viyana'da, Paris'te, Londra'da duyulurdu. Tiirkleri~ en ayd1nlan bile yurtlanmn en onemli haberlerini Avrupa gazetelerinde okurlardi. Her i§ini kotti yiireklilikle ve bonliikle goren hiikiimet,

114


ara s1ra Tan'1n, Taymis'inC 1) filan tarihli sayilar1n1n yurda girmesini yasaklardi. Onemli bir §ey oldugunu halk bu yasaklamadan anlar, ne ederse eder, o sayilan buldurtup getirtirdi ... Gizli olay, ti.iriti yorumlarla agizdan agiza dola§ir ve hafiyelere i§ çikar, bu yi.izden birçok zavalhlar si.irgi.ine giderdi. Hi.iki.imetin, girmesini §iddetle yasaklamas1na kar§In yabanc1 postalar1, elçilik kolileriyle istanbul'a her §ey sokabilirdi. Seyrettikleri hokkabaz1n hilelerini meydana ç1karmaya merakh insanlar gibi Rum, Ermeni ti.iccar ve kitapçilar, hi.iki.imetin zararh gorerek gizlice saklamaya ugra§bklar1 §eyleri gizli gizli yaymada ve yay1mlamada birbiriyle yar1§1rlardi. .. Boyle tersine giderek hem hi.iki.imetin foyas1n1 meydana ç1karm1§, hem birtak1m suçsuz Ti.irk gençlerinin felaketine sebep olmu§, hem de getirttikleri gazete, bro§i.ir ve kitaplar1 gerçek degerlerinin on katina satarak birçok paralar kazanm1~ olurlardi. Baz1 s1rlar1 ogrenmeleri yi.izi.inden, kad1n erkek birkaç yabanc1n1n dedikodusu ortahgi sardi. Bu s1rada ~i§ko pa§a, devletliì ba§1ndan Flora belas1n1 savma yollann1 di.i§i.inmekte iken, bu italyan gozdesinin s1n1r d1§Ina ç1kanlmas1 için kendisine padi§ah1n bir iradesiC2) teblig edildi. Pa~a gozlerini yumdu; k1z1 yurt d1§1na atti ... Flora kendi yurdunda dondi.i dola§tI; ancak gozii hep Ti.irk elinde kalm1§b. istanbul'a donmek için çild1r1yordu. Bir si.ire bir hem§erisiyle ya§adi. Madam Savaro ad1n1 aldi. Sonra heriften aynld1; izmir'e gitti, bir iki zengin Rum'a metreslik etti. Sonra bir ya§hcas1na vard1, herif oldi.i. Epeyce miras yedi. istanbul'a dondi.i. Ama bu §ehre ilk geldigi tarihten beri yirmi yil geçmi§; onun için govdesinin pek gi.ivendigi merkeziyle i§ gorme mevsimi arbk kapanm1§b. Bir otel açti. Ti.irkiye'de yabanc1 adlar1n1n istekle kar§Iland1gin1 bildiginden, yine Madam Savaro ad1n1 aldi. ~imdi artik çenesinin altindan iki et çemberi sarkan yusyuvarlak bir kad1n olmu§tu ... Ki§ gi.ini.inde ate( 1)

(2)

Frans1z gazetesi "Le Temps" ve Ìngiliz gazetesi "The Times". Yaz1h emri.

115


§in kar§1s1na koltuga oturuyor; ayaklar1n1n ucunda kiiçiik tiiylii bir kopek, kucaginda yumu§ak bir kedi uyurken, o, eski s1rmalara §imdi tel tel beyaz ipekler kar1~­ m1~ ba~1n1 elindeki kro~eyeCl) egerek atkilar, ceketler oriiyordu. Madam Savaro'nun ateli ne oluyordu? Ne genelev, ne de biisbiitiin namuslu bir yerdir... içeride canh sermaye yoktur; eglenmek için oraya çift gelinir, tuzluca iicretlerle temiz oda, yatak, yemek bulunur. iki sevgiliye rahatça yuva olacak bir yerdir. Piyanolu bir dans salonu, bir de kumar odas1 vard1r. Yortularda, yilba§1larda otel §enlenir. iyi eglenceler, zevkler olur... Madam Savaro, evine c1vik adamlar1, bayagi sarho§lar1, giiriiltii ve kavgalar1yla obiir mii~terilerini rahats1z edecek terbiyeleri §iipheli kaba kimseleri almaz. Onun kibar çapk1n1, devamh, tecriibeden geçmi~ yagh mii~terileri çoktur. i§te Semih Àtif Bey bunlardan biridir. Basbayagi temiz bir otel gibi kad1ns1z, yaln1z yatmak için gelen (istedigi gibi) kimseleri de kabul ve memnun eder. iyi bir a§ç1s1, kad1n erkek birkaç hizmetçisi vard1r. Madam Savaro, Tiirkiye'yi, Tiirk'ii iyi tan1r; vekiller koynunda yatm1§, vaktiyle saray entrikalar1na karI§ffil§, giin gormii§ bir kad1nd1r. Ne var ki bildigi diller içinde en kotii konu§tugu bizim dilimizdir...

14 Bizim memleketimizde Karadaghlar1n, içten baghhk yoniinden, cins kopekler derecesinde iinleri vard1r. Bu insan çomarlardan bir tanesi, Savaro otelinde salginaC2) b1rak1lm1~b: (Marko), o topragin yeti§tirdigi iriyar1 çapta; ama §imdi kocam1§, yetmi~lik bir herif. Eski ablak surath kurumu~, elmac1k kemikleri firlam1~, ( 1)

(2)

116

T1g i~lemesine. "Salgm", kopegin yabanc1lara kar~1 bekçilik etmesidir; burada Marko'nun otelin korumahg1 yapmas1 soz konusu ediliyor.


gozlerinin feri sonmii§; kulaklar1na dogru rastikla beslenmi§ beyaz pos b1yiklar1, uçlar1 tarazlanmI§ iki kirli paçavra gibi upuzun a§agi sarm1§; eski kurumunun §imdi karikatiiriinii ta§1yan bir bekçi ... Marko'nun hala s1r~ah cepkeni, silahhgi, i§lemeli tozluklar1, al çuha iizerine i§lemeli Karadagh ba§hgi vard1r. Kimi kez bunlar1 giyinir; beline tabancalann1 dizer. Madam Savaro sokaga çik1nca kavas<U gibi antine dii§er. Bilmeyenler onu elçi kar1s1 san1rlar... Otelci kad1n, Dogu'nun parlak gosteri§ine bayihr. Kendine, talihi ters donmii§ bir prenses siisii vermeye ugra§Ir... Onun uniti seri.ivenlerini i§itip de gorii§meye gelen kimi yabanc1lara kendini bir sab§I vard1r... "J'ai couché àvec S. M. Le Sultan." (~evketh1 Sultanla yattim.) dedigini agz1ndan i~itenler çoktur...

* *. * ~ehreminili

Hiisniye, otelin zilini otti.iriip de kar~1s1na çikan Rum hizmetçi ispiro'ya Bogaziçi'nden ta§1nd1klar1n1, çocuklar1n biraz rahats1zhklar1 yiizi.inden birkaç saat dinlenmek için bir oda istediklerini anlabnca, ispiro da gidip Marko'dan dan1§m1§; ya§h Karadagh da mii§terilerin kabuliine izin vermi~ti. Otel hallu, d1~ar1daki patirtin1n hiç fark1nda degildiler... H1z1r kad1n, han1mefendinin §Ofdr ile olan kavgas1m k1sa kestirmeye ugra§tiktan sonra, çocuklar1 etekleriyle, çar~aflar1yla sar1p sarmalayarak, olabildigi kadar berbathklar1n1 kapatti. Kendilerini içeri dar attilar... Mii§terilere oda gosterip begendirmek için ispiro epey onden gidiyordu. Yeni gelenlere bir goz atmak için Marko da alt kattaki ki.içiik odas1ndan ç1kti. .. Ama bu koca çomar1n dumanh gozleri, duyusuz burnu, pash kulaklar1, oni.inden ~oyle birkaç Ti.irk kad1n1 hayaleti geçmi§ olmaktan ba~ka bir ~ey seçemedi. Mii§teriler, ispiro'nun ikinci katta gosterdigi ilk odayi begendiler. Daha dogrusu begenmek zorunda idi( 1)

Elçilik gorevlisi.

117


ler, ·çi.inki.i kucaklardaki si.irgi.inli.i çocuklar1n s1z1nblan, ince ince iniltileri hala dinmemi~ti. Odada iki karyola, bir gardrob, bir lavabo, ortada bir masa, birkaç iskemle vardi. .. Hi.isniye, otel hizmetçisine: - Gerekince biz seni çagir1r1z ... dedi ve hemen kap1y1 kapadi. .. Her ikisini yan yana biti~tirerek boylece çocuklar1 dort iskemlenin i.izerine uzattilar. ~ehreminili kad1n, pencereden d1~ar1ya bakti. Oda, daglar aras1na s1k1~­ m1~ bir yar gibi havas1z, giine~siz ve sanki giin bab§Indan sonraki lo§lugu and1r1r bir sokaga bak1yordu. Pencereden pencereye, evden eve bakmaktan ba~ka bir §ey gori.inmi.iyord u. H1z1r kad1n, dertli han1m1n oni.inde durarak derin bir bak1~la sordu: - Han1mefendi, ne dersiniz? Acaba sizin bey, yan1ndaki a~i.ifte kar1larla burada m1? Han1mefendi, ~a§k1n bir karamsarhkla: - Burada bulunacak degiller miydi? Onlar buradalar diye biz atele gelmedik mi? - Ah han1mefendicigim, affedersiniz, burada bulu~mak için onlar bize soz vermediler... - Tabii ... tabii ... ama efendim, bizim tahminimiz onlar1 burada bulmak degil miydi? - Tahminimìz oyle idi. Lakin araya baz1 aksilikler girebilir... - Ne gibi? - Mesela §Ofdr bizi onlar1n bulunmad1klar1 bir otelin kap1s1 online goti.irerek aldatm1§ olamaz m1? - Ah ... ah, o edepsiz heriften her ~eyi umar1m ... - ikincisi, bugi.in bey burada bulunmu~ olsa bile, biz gelmezden once zevkini bitirerek ç1k1p gitmi§ olamaz m1? - Evet ... evet ... Alda her ihtimal gelebilir. Yan1mda iskambillerim olayd1 ~imdi bir fal açard1m ... -Ah kad1n1m, fal açmaya vakit yok. Haydi her ihtimali kendi yaranm1za yi.iri.iterek beyin o karilarla birlikte burada bulundugunu farz edelim. Otel bi.iyi.ik118


çe ... Hangi katta? Hangi odalarda? inan1n1z ki bu, iskambil ile bulunamaz. - N asil edecegiz? - Hangi odada olduklar1n1 ogrenebilsek bile gidip kapilar1n1 açamayiz. .. Otelin içinde Karadagh maradagh epey hizmetçi, birçok insan var... - E bunun çaresi? - Bunun çaresi para ile bulunur.... Han1mefendi, kiiçiik bir §a§mayla bak1§1n1 dikle§tirerek: - Para ile mi? - Oyle ya ... - Nas1l? - Boyle i§lerde para anahtar, daha dogrusu maymuncuk hizmetini goriir. Her kap1 onunla aç1hr... Ben §imdi di§ar1ya çikar, ortahgi bir kolaçan ederim. Rast gelecegim hizmetçilerin yiizlerine giilerim. Bir uysahn1 buldum mu avucuna birkaç lira s1ki§bnp her istedigimi sorar, biilbiil gibi soyletirim ... - Ne kadar para laz1m? - çok istemem. Her ihtimale kar§l veriniz otuz kirk lira ... Bende kalacaklar1 yine getirip geri veririm. Han1mefendi, ciizdan1ndan bir yirmi be§ lirahk çikar1p uzatti: - Ahn1z, bununla idare etmeye bak1n1z. Tela§la yan1ma fazla para almam1§1m ... Hiisniye, kagid1 ahp d1§ar1 çikar. Bu yirmi be§ lirahgi da servete, §Ofdrle payla§IDI§ oldugu elli liran1n yan1na kor... Boyle kismetli, kazançh bir giiniinii hatirlayamad1gù11 d ii§iinerek gtiler... Odalar1n numaralann1 okuyarak gezinirken, kap1s1 aç1k duran kar§1ki odalar1n birinde genç bir hizmetçi kad1n1n do§ek diizeltmekle ugra§tigin1 gèiriir; o yana yiiriir, geli§igiizel içeri girer. Gi.iler bir yiizle: - Vakitler hayir olsun elmas1m. Hizmetçi kad1n, bu teklifsizlikten memnun olmad1gin1 anlatircas1na: - Size de hayirlar olsun hanum ... - Ma§allah oteliniz çok temiz ... 119


- Eh i§te, olduguna kadar... Bizim madama, patrona pislik sevmez ... Ne vakit bir otel içerde kad1n var, temiz olur... Bir kad1n1n en duygulu sevinç damar1n1n kendi gençliginden, giizelliginden bahsedilmek oldugunu bilen Hiisniye: - Otel temiz; ama Allah için soylemeli, k1rk bir kere ma§allah, sen de pek genç, pek giizelsin ... Bak pamuk ellerin ne giizel i§e yara§1yor... Bu ovmeden duygulanan Rum kans1, i§ini biraz b1rakarak, içlerinde giiliiciikler toplanmI§ gozlerini bu tath dilli yabanc1ya dikerek: - Bana boyle soyleyorsun? - Sana soyliiyorum ... - Qok giizelim ben? Bana sevdin? - Qok giizelsin. Seni içim pek sevdi? Ben kad1nhgimla bay1ld1m. Erkekler kim bilir senin için nasil deli olurlar? Genç hizmetçi, erkeklerden cani yanmI§ oldugunu sezdirircesine bu sozciige somurtarak: - Oh, aman erkekler... Ben onlar1 hiç sevmem. Qok fena adamlar... iki kez derince gogus geçirerek, yiireginde erkek vah§iligiyle aç1lm1§ bir yara i§ledigini anlatti. Ama ruhtan anlayan Hiisniye, iki sozle kad1n1n yiiregini kendine çekmeyi ba§armI§b. Bunu yeter gordii. Onun goniil s1rlar1n1 dinleyecek degil, ondan ba§ka §eyler anlayacakti. O kadarc1k buldugu yiiz ile birkaç ad1m daha ilerledi. Pancurunun tek kanad1 açilm1§ bir pencereden d1§ar1 bakb. Bu odan1n, Kas1mpa§a iizerinden Haliç'e bakan giizel bir goriinii§ii vardi. ~agidan Fener, Defterdar, Eyiip ve daha ileri kivnlan kiyi; yukar1dan, Fatih'ten Edirnekap1's1na dogru uzanarak, her giin istanbul'un yiizlerce niifusunu yutan ulu mezarhklann siyah s1k servileriyle son bulan s1rt, ufkun beyaz, ince bulutlar1yla birle~erek bulunmaz bir tabla giizelligini almi§. Gogun biiyiik p1rlantas1 bin parça olarak Haliç'in sular1na dokiilmii§, k1v1lc1mlan1yor... Gok, deniz, k1rm1z1 takkeli evler, gorkemli kubbelerin etrafinda divan duran narin endamh minareler, hep bu

120


tiim gori.ini.i~, Dogu'nun §iirden esinlenmek isteyen, giizellige tap1nan ressamlar1n firçalar1na a§k ve 1s1 verecek yerli s1cak renkleriyle gozleri biiyi.ili.iyor... Kéndinde pek ince bir sanatç1 ruhu bulunmayan Hi.isniye, anlayamad1gi bu iç ezginligiyle bu gori.inti.iyii biraz seyrettikten sonra kendi kendine dii§iindii. içinden: - Tuhaf §ey, dedi. .. Bu otelin bu kadar giizel gori.ini.i§lii bir yonii varmI§ da acaba neden bizi giin, hava girmez kapan1k bir odaya ald1lar? Zihnini bu soru tizerinde biraz dola§tird1ktan sonra, yargis1 §U ihtimal iizerine akb: - Oh ... ah ... Bir gerçegi ke§fettigime kendi kendime yemin edebilirim: Eger Semih Abf Bey, canh eglencesiyle birlikte hep bu bina içinde iseler, hiç §iiphe yok, zevk ve içki meclislerini bu Haliç'e bakan odalar1n birine kurmu§lard1r. Bizi onlardan uzak bulundurmak için ters yone ald1lar. Besbelli seslerini bize duyurmak istemiyorlar... Hiç tan1mad1gi bir agizdan balland1r1lan giizelliginin OVgUSiiyle ba~I donen genç hizmetçi, yine dO§ek diizeltmeye ba§ladi. Hiisniye, d1§any1 denetlemek için kanad1 aç1k pencereden ba§1m ç1kard1. Binan1n arka yoniinii incelemeye giri§ti. Kulagina tuhaf sesler, giiriiltiiler geldi. Sonra el §ak1rblar1 duydu. Bu, tipabp bir sahne oniinde, sanatçilar1n ba§arilar1ndan heyecanlanan seyircinin alk1§lar1na benziyordu. Acaba yak1nlarda bir tiyatro mu, bir konferans m1 ya da ba§ka tiirlii bir toplanti m1 vard1?

15 ~imdi

Hiisniye, pencereden daha çok sarkb. Seslerin bu bina içinde, iist katta balkonlu bir odadan geldigi kan1s1na vardi. Sozleri seçmeye ugra§b. Tiirkçe konu§uldugunu fark etti; ama bu alk1§lar, kahkahalar nedir? izler iizerinde yiiriiyerek ke§fe ah§.kin olan muhbir kad1n, elini aln1na vurarak kendi kendine:

121


- B.~ldum ... Buldum, dedi. Vehbiye ~evket rol yap1yor... Otekiler alku~hyorlar. Anla§Ilan hepsi de zil zurna olmu§ ... Koza Han1'n1n 14 numarah yaz1hanesinden ne çe§it katibe arad1klar1 aç1ktan aç1ga ortaya çikti. Ahlakçilar durmayip kiirsiilerden bagirs1nlar; kitap sayfalar1, gazete siitunlan doldursunlar. Eglence, zevk ve safa, zahmetsiz kazanç ahlaks1zhktan yana oldukça egilimler de o yana doner. Giizel yaz1, imla, kitabet, daktilo bilmek kaç para eder? Kafan1 dumanlayip da beyle~n, efendilerin kar§1lar1nda gobek atabiliyor musun? l§te o zaman diidiigu çald1n ... Her tiirlii sefillik, benim gibi etegi temiz, dogru, namuslu ya§ayanlar 1ç1n... Hiisniye, merdivenlerden iist kata ç1k1hnca, balkonlu odan1n ne yana di.i§ecegini giizelce oranlad1ktan sonra pencereden çekildi. Odadaki hizmetçi ile goz goze geldi. Rum kans1, baygin bir giili.i§le, giizelligi için bir iki ovgi.i ciimlesi daha dileniyor gibiydi. Ancak, Hi.isniye dalgindi. Bu tath soziin s1r1b§1 ve soruyu pek seçemedi. Onun dalginhktan dogan bu yanilmas1 kar§IS1nda hizmetçi cesaretlenerek sordu: - Hanum, sahi ben giizelim? - Giizelsin k1z1m ... - Nereme çok begendin? - Her yerini begendim ... H1z1r kad1n1n i§i aceleydi. Hizmetçinin giizelligini, en çok herhangi bir yerine vermek için incelemeye vakti yoktu. Hiisniye, daha dogrusu pek de ah1m §ah1m olmayan kad1n1n toptan olarak her yan1n1 begendikten sonra, sozii hemen kendince gerekli olan yone çevirerek: - Matmazel, bu koca otelde elbette bir banyo yeri vard1r? -Vard1r... - S1cak su bulunur mu? -Daima ... - çocuklar1m1z yolda biraz kirlendiler. Banyo etmek istiyoruz ... Olabilir mi? .. - Olur. Ama bunun için vereceksiniz para fazla ... - Veririz ... Sen bana banyo yerini goster...

122


Rum hizmetçi onde, Htisniye arkada sofada yiirtidiiler. Ufak bir koridora girdiler... Hizmetçi, sondaki kap1yi açti. Buras1 duvarlar1 mavili beyazh, gtizel §ekillerle çini do§eli gi.izel bir hamamdi. Geni§ bir banyosu, irice bir alaturka kurnas1, ko§ede bir de du§ yeri vardi. Madam Savaro'nun yaln1z alafranga banyo ile yetinmeyerek ona bir de alaturka kurna eklemi§ olmas1, Dogu geleneklerine içten bagh oldugunu gosteriyordu. Htisniye, biiyiik te§ekkiir ederek banyonun anahtar1n1 kad1ndan aldi. Hemen han1mefendinin odas1na ko§tu. Pek onemli i§ler becermi§ oldugunu and1ran gi.iler yiizle oflay1p puflayarak: - Miijde han1mefendicigim, her §eyi anlad1m ... Hepsini yoluna koydum. Ama otel hizmetçilerinin burunlar1 Kaf Dagi'nda ... insana bedava iki kelime soylemiyorlar. Ben de paraya kiyd1m dogrusu ... Han1mefendi, H1z1r kad1n1n, ba§kas1n1n hesab1na ettigi btiyiik comertligin oniinde biraz §a§alayarak: - Ne kadar verdin? H iisniye biiytik bir tela§la: - ~imdi sormayin1z. Sonra soylerim. Paraya pula bakilacak s1ra degil. .. - Anlad1gin nedir? - Beyefendi, kanlarla birlikte burada ... Vur patlas1n çal oynas1n ... Avuçlan para dokiiyor; §tiyle avuçlan ... Mademki o zevki için delice harc1yor; boyle giinde ben mi paraya ac1yacagim? Yirmi be~ lirayi da verdim. Ancak hangi odaya kapanffil§ olduklar1n1 ogrendim a! Kirk odah otel bu ... Bu koca berhanenin neresinde olduklar1n1, en keskin bak1c1lara<l) sorsan1z yirmi be§ saat remil atsalar yine bulamazlar vallah ... Ama han1mefendimiz, hiyanet kocan1z o kizlar ile kucak kucaga iken bastirmak istiyorsan1z geçirecek bir dakika vaktimiz yok ... Kendisini aldatan kocas1n1n bu eglencesini, yangina koriikle giden bu kad1n1n ~i~irici agz1ndan dinledikçe han1mefendinin viicudu titremeler içinde iirperiyordu, benzi olii kesiliyordu. Kad1ncagiz dayanamad1, boguk boguk hayk1rd1: ( 1)

Falc1lara.

123


- Geçirecek dakikam1z yoksa, n1çin duruyoruz? Haydi gidelim ... - Gidelim, iki gozi.im kad1n1m, gidelim ... i~in en onemli k1sm1n1 gordi.im. Ancak, bi.isbi.iti.in bitiremedim ... dahas1 var... - Dahas1 nedir? - Eglendikleri odan1n kap1s1 antine bir bekçi koymu~lar... Para ile her i~ olur. Elbette ben onu oradan goziini.i doyurup savar1m; ama az buz paraya kanar boydan degil. .. Go zii pek bir musibet ... Siz bana yirmi be~ lira daha veriniz ... Han1mefendinin tuhaf bir bak1~la duraksamas1 iizerine Hi.isniye, zavalh kad1n1, iiziinti.isii içinde bogup ~a~1rtmak için bir bo~an1§br bo~an1r: - Kad1n1n, dii~i.inme ... ya harro ya merro ... Qaydan geçtiniz de derede mi bogulacaks1n1z? Yi.izdi.ik yiizdi.ik kuyruguna geldik ... Buraya gelinceye kadar goze ahnan masraf, çekilen bunca iiziinti.i. Qocuklar1n ugrad1klar1 §U tuhaf hastahk, en son masraftan kaç1nd1gin1z için, bu kadar s1luntilar hep bo§ yere sonuçsuz mu çekilmi§ olacak ... i§te kap1n1n oniindekini birkaç liraya oradan savmak olam1yor. Paray1 ahnca bize, "Buyurunuz," diyecek ... isterseniz i§in buras1ndan donelim. Siz bilirsiniz ... - O melun kocam1 suçtistti halinde bastirmak için ben paraya ac1m1yorum han1m. Ama ben buraya koynumda bir hazine ile gelmedim. Biz her sozti yirmi be§ liraya satin alacak, her kap1y1 elli liraya açtiracak isek yan1mda bulunanlar yeti§mez. Ona gore davran1n1z ... H1z1r kad1n, bu son yirmi be§ liray1 da s1zd1rd1ktan sonra han1mefendi derlenip toplanarak: - Eee, haydi gidelim. Ne duruyorsunuz? Hiisniye, yutkuna yutkuna ellerini ovu§turarak: - Gidelim... Hemen §imdi gidecegiz. Ama ben onemli bir i§ daha becerdim ... Han1mefendi tela§la: - Kaç kuru§a? - Bunun parasi sonra verilecek. Otel masraf1m1za yaz1hyor... - Nedir han1m, çabuk soyle?

124


Hi.isniye, iskemlelerin i.izerinde soluk benizle hala bitkin yatan çocuklar1 gostererek: - çocuklar1n kirliliginden odan1n havas1 agirla§m1§. Bunlar1 da babalar1n1n yan1na goti.irmeli ki oynanacak dram tamamlans1n. - Onlar1 bu durumda nas1l gottirebiliriz? - Ben her §eyi dti§tindtim... otel hizmetçisinden banyonun anahtar1n1 ald1m. S1cak su, sabun hepsi haz1r... Haydi Kamile Han1m'la çocuklar1 siz oraya gottirti.p temizleyiniz, iistlerini de yikay1n1z, §oyle pencere kenar1na as1n1z. Biraz suyunu çeksin ... Ben size §imdi bir titti de bulurum. Ùzerlerine bir iki defa gezdirdiniz mi hepsi kupkurur... Han1mefendi, tuhaf komutalar ile her soztinti yaptiran bu kad1n1n agz1na bakakahr.. H1z1r kad1n, çocuklar1n birini Kamile'nin kucagina verir, otekini de kendi kavrar; han1mefendiyi de yanlar1na ahr. Hepsini gotiiriip banyoya tikad1ktan sonra: - Han1mefendicigim, affedersiniz, size her ne kadar zahmet ise de Kamile Han1m'a yard1m ediniz; i§ çabuk bitsin. Ben rii§vetle kap1 bekçisinin gonliinii etmeye gidiyorum. in§allah §imdi size iyi bir haber ile gelirim. Parayi verdikten sonra açilmayacak kap1 m1 olur, der ve ytirtir.

.""'. * ~. H1z1r kad1n, hem kad1n dti§kiinii kocay1, hem sinirli kiskanç kar1yi yapabildigi kadar tirtiklamak için zihninden bir plan diizenlemi§ti. ~imdiye kadar bu plan iyi yiirtidii. Han1m1 iyice yoldu. Qimdi s1ra kocaya geldi. Kad1n, bu i§teki becerikliligine giiveniyordu. Içinden kendi kendine: - Haydi bakahm. Semih Atif'1 da biraz s1zd1rahm. Bunda da ba§anya ula§1n~ in§allah ... i§, ilk te§ebbtise imanla sanlmaktad1r. Oteki kendi kendine ytiriir, dedi. Otelin merdiveninden, tilki gibi dort yan1 siizerek, koklayarak çikmaya ba§ladi. Bir sahanhktan geçti, sofams1 bir yere girdi. Sagda, solda kapilar gordti. Haliç ti.zerine balkonu bulunan odan1n ne yana dti§ecegini tasarladi. Sol kap1dan yiiriidti. Otel, periler sarayi sa-

125


n1lacak s1rlar içinde sessizdi ... Kimseye rastgelmiyordu ... Bununla birlikte ayaklann1n altinda kannca ezilmez, sak1ntih ad1mlarla, oni.ine ç1kan koridordan ilerledi ... Oraya, buraya sinmeye, kap1lar1 dinlemeye vakit kalmadan arad1gi oda, içinde çalkanan ne~eli giiri.ilti.isi.iyle kendini haber verdi. S1çan deligine yi.iri.iyen bir kedi gibi hemen dort ayak denecek bir durumda egilerek kap1ya yana§b; kuIagin1 anahtar deligine verdi. Aman yarabbi, ne i§itiliyordu? içeriden boguk boguk bir ç1ghk, pek ince bir kad1n sesiyle yiireklere saplanan ince iniltiler geliyordu. Bir kad1n m1 boguyorlar? Odada bir cinayet mi oluyor? Can çeki~en bir zavalhn1n iniltilerine benzeyen bu -s1zlanmalar; inceli kahnh erkek, kad1n sesleri, arada bir kahkahalar da duyuluyordu. i~itilen boguk ç1ghklar, içeride bir facia dondi.igune ~iiphe b1rakm1yor; ama gelen kahkahalar bu ac1kh ihtimali kuvvetten di.i~i.iri.i­ yordu. Casus kad1n ne di.i§i.inecegini ~a§1rdi. içeriden d1§ar1ya, d1§ar1dan içeriye girip çikan olabilirdi. Hi.isniye, bu onemli dakikada bir gic1rti duydu, hemen dondi.i, dinledi. Koridorun ucundaki kap1 aralan1p yine kapan1r gibi olmu§tu. Biraz bekledi. Artik hiçbir §ey gori.ip i§itemedi. Acaba bir ba§kas1 da kendini mi gozetliyordu? Yoksa bu bir kuruntu muydu? Nereye sinip gizlenecegini bilemeyerek epeyce ku§kulu bir an geçirdi. Ancak bu gic1rtiyi hiçbir ses, hiçbir k1m1lti izlemedigi için gozetleme yerinde biraz serbestledi .

. * ."'.

~

H1z1r kad1n, han1mefendiyi çocuklanyla birlikte banyoya b1rak1p yirmi be~ lira daha çirparak soyledigi onemli i§i gormeye gider gitmez, sinirli kad1n, içine dogan bir ku§ku ile hemen hizmetçisine: - Kamile, dedi, H1z1r ad1n1 verdigimiz bu kandan ben §i.iphelenmeye ba~lad1m. - N eden han1mefendicigim? - Onun soziine uyduk, buralara geldik; ama §imdiye kadar dediklerinin hiçbirinin çiktigin1 gormedik. Bi.iyi.ici.i hocalar gibi §oyle oldu; boyle olacak, diye biz-

126


den para s1zd1np duruyor. Sozleri sahi mi, degil mi, nereden bileyim? Ald1klar1n1 gerçekten gotiiriip de dedigi kimseleri veriyor mu? Bizim bey, onun dedigi gibi kanlarla §imdi bu çatin1n altinda m1, yoksa bir dubarayaCl) m1 ugrad1k? Zaman kotii oldu; her §ey akla gelebilir... Kar1n1n ilk farfarah sozleri kesin bir içki gibi kafama çarpti. Ne oldugumu, ne yapacagim1 §a§1rd1m. - A han1mefendimiz, bizim beyin idarehaneye genç karilan çekip getirmek için gazetelere verdigi ilan1 okudu. Bunu size gostermeye aceleden, tela§tan vakit olmadi. .. - Ne olursa olsun Kamile ... Sen çocuklar1 b1rak, §U kann1n arkas1ndan git; hiç belli etmeden gozetle. Bakahm nereye gidiyor? Kimlerle gorii§iiyor? Usulcac1k anla da hemen ha ber getir... Haydi çabuk ... Kamile, han1m1ndan ald1gi buyruga uyarak banyodan ç1kti. Sagina soluna bak1ndi. .. Hiisniye'nin ne tarafa kayboldugunu kestiremedi. Bulundugu kati dola§b. Kar1§brd1gi bir iki kap1y1 kilitli buldu. Alt kattan otel hizmetçilerinin sesleri geliyordu. Bir içgiidiiyle merdivenlerden yukan çikb, sofams1 yere geldi. Yine kapilar1 yokladi. Sonunda, sol taraf1n koridorunun kap1s1n1 aralad1gi vakit, ta ileride Hiisniye'nin bir oday1 dinledigini gordii. Kendini gostermeden hemen geri dondii. Banyoya girer girmez han1mefendi sinirli sinirsiz sordu: -Ne haber? - Ku§kulanmayin1z efendim ... -Ne oldu? - Kad1n1n dedikleri do gru ... - Neden anlad1n? - Kendisini bir kap1yi dinlerken gordiim ... - Hangi kap1 olduguna iyice dikkat ettin mi? - Evet ... - Oyle ise kad1n buraya doniinceye kadar biz de çocuklan emizleyelim, temizlenelim... haz1r bulunahm. Geriç fahi§elerle gelip boyle otellere kapanmay1 ben o kepaz~ye gosteririm in§allah ... ( 1)

Hileye, kandirmacaya.

127


16 Semih Atif Bey, iiç zampara arkada§1n1n yard1mlar1yla iiç genç k1z1 otomobile atip Savaro Oteli'ne a§1rd1ktan sonra, iist katta binan1n en 1ss1z ko§esindeki, kendine ozgii odaya kapanmI§lardi. Sozde buraya yemek için gelmi~lerdi. Oyle de oldu; ortaya hemen sofra kuruldu. Ne var ki iizeri yemeklerle degil; çerezlerle, mezelerle donand1. Niikhet Ùskiidar ile Vehbiye Siileymaniye(l) bu haz1rhga hiç de çekingen, iirkek gozlerle bakm1yorlard1. Yaln1z Miirvet Aksaray, zavalh kiz, soluk bir benizle, durgun, siikliim piikliim, sofradan en uzak bir yere çekildi. Baki§lannda bilinmeyen bir felaketi sezmeye ugra§anlann derin kaygis1 vardi. Zarif kristal kadehler dizildi ... Kesme billur kiiçiik siirahinin elmas p1nltis1 içinde duran s1v1 bu haz1rhgin ortas1na kondu. Odada iiç kad1n, dort erkek vard1. izzet Saim, bolii§mede aç1kta b1rakilacak olan1n kendisi oldugunu biliyordu; ama bundan ne ç1kar? O, hovarda yarad1h§hyd1. Boyle anlarda suyuna tirit geçinmesini de bilirdi. Once boyle kolayca tuzaga, sonra kucaga dii§mii§ genç k1zlarla bu yolda tan1§mas1, izzet için biiyiik kazançt1. Ne zaman olsa bu iiç yosma kendisinin demekti ... Boyle §eylerin en uzun tad1, as1l ilk konu§madan sonra ç1kard1. izzet Saim, ortada pervane gibi doniiyor, sofra hizmetinde otelin adamlanna i§ b1rakm1yordu. Mutfaga piliçli tiirlii, mayonezli levrek, siitlii borek ve benzeri ozel yemekler 1smarland1. Semih .Àtif Bey, sava§ y1llar1nda parti dalyan1nda birkaç onemli 1gr1p çevirmi~ti.<2) Onun bu yiiklii vurgunlar1n1 çekemeyen arkada~lar1, ~imdi §iddetle aleyhinde bulunuyorlar; onu artik hiçbir seçime, hiçbir i~e yana~tirm1yorlard1. Bu kendisi için tasa degildi. O, milyonlar1 yalay1p yuttuktan sonra iki bo~ avucunu havaya kald1rarak, "i~te bak1n1z, hiçbir §ey kalmad1. .. " diyenler gibi davranm1yor; yemesini biliyor; her nasil (1)

(2)

128

O zamanlar soyad1 olmad1gmdan, yazar, kadmlan semtleriyle amyor. Yalan dolandan yararlanm1~ti.


olursa olsun, kazanilmu~ varhgin, zenginligin nas1l kazanild1gi sorulmayan bu iilkede tutumlu ya§ar goriinmek yorgunluguyla kendini hiç iizmiiyordu. Bu e§siz ve eksiksiz sofra kar§1s1nda iirkek bir çekingenlikte bir ko~ede boynu biikiik, karamsar somurtan Miirvet Aksaray'dan ba§ka hepsi §en ve istekli duruyorlardi. Niikhet Ùskiidar mezelere, içkiye donuk, iizgiin bir gozle bak1yor; Vehbiye Siileymaniye, iki yan1ndan elleriyle tutup oturmu~ oldugu iskemlenin iizerinden hafif, diizenli bir trampete ile ayaklar1n1 vurarak ba~lamak için sab1rs1zland1gin1 anlatiyordu. Semih Atif Bey, konuklanna kiiçiik bir açI§ soylevi vermek için sofran1n ba§1na kalkti. N azik bir el i§aretiyle hepsini oraya davet etti. Hepsi hemen bir halka oldular. Yaln1z MiirvetAksaray yana~madi. Zavalh kiz, mezbahaya sokulup da kan kokusu alan bir hayvan iirkekligiyle, hemen kaçmak için tuhaf bir parilb ile donen gozleriY,._le aç1k kap1, pencere anyor gibiydi ... Semih Atif'1n felsefesine gore bir kad1n, kiz oglan kiz olsun, melek olsun, ne olursa olsun erkek için yaratilmI§b. Er geç o, bir kucakta iki varhgin birle§me s1rnn1 ogrenecekti. Ve bu eylem iki cinsin hayatinda en biiyiik bir istekti. Biitiin giiciiyle, biitiin §iiriyle bu, yarad1h§1n biricik anlam1ydi. Kollan aras1nda bir kiz oglan k1z1, bu tath s1rra erdirmeyi erkekligin en biiyiik fetihlerinden sayardi. Erkegin biiyiikliigu, saygidegerligi bu alandaki tutkulann1n say1s1yla artardi. Ayaga gelmi§ bu yoldaki bir losmeti, bilmem ne gibi toplumsal sak1ncalara, her yiizyilda degi§en ahlak ilkelerine feda etmek, daha dogrusu kollar aras1na dii§en pek giizel bir avi, onun ileride bir "yasal sahibi" çikacagi dii§iincesiyle gelecekteki bir istekliye, yani ba§ka bir erkege b1rakmak, bonliiklerin en biiyiigu idi. Niikhet ile Vehbiye, i§tah uyand1r1c1 k1zlardi. Ne var ki erkeklerden iirkmeyerek rak1 sofras1na pek yabanc1 durmamalar1ndan bunlar1n zorlanmI§ iki kap1 olduklarina hiikmedilebilirdi. Semih Atif çala kullan1lm1§a,Cl) yepyeniyi iistiin tutardi. Miirvet'in o toplulugu iirkek bak1§lar1yla yad1rgayi§1, kapancaya di.i§mi.i§ bir ku§ gibi durmadan kaçacak bir delik aramas1, hep bu ( 1)

Surekli

billur kalp

kullamlm1~a.

129/9


masumca i.irki.i§leri, degerini artir1yordu. Vah§i hayvan e}inin evcillerinkinden daha çok tath oldugunu Semih Atif, denemeleriyle bilirdi. Ne var ki k1z1n bu acemiligini, bu vah§i zamparahgin en ince diplomathgiyla yoluna koymak gerekti. Pek ne§eli olacagi anla§Ilan toplantin1n, onun a§1r1 i.irkekliginden, tad1 kaçabilirdi. Bunun i.izerine Semih Bey, kiz1n bilinmez bir korku oni.inde çirp1nan korpe kalbini dindirmek için soze, ona seslenerek ba§lad1: -Mi.irvet Han1m, bizden, sofradan uzaga kaçtin1z. Kim bilir akhn1za neler geldi? Yi.izi.ini.izdeki uçukluk ve ne§esizlikten, sinirlerinizin bilmem nas1l bir i.izi.inti.i ile burkuldugu anla§1hyor. Oni.ini.ize bir sofra kuruldu. Herkes istedigi §eyden yiyip içecek. Kimseye istegine ayk1r1 bir zorlama olmayacak. Ùzi.ilmeyiniz. Niçin tasalaruyorsunuz? Alu~kanhgin1z, zevkiniz her ne ise ona gore hareket etmek elinizdedir. Biz buraya kimseyi s1kmak için degil, hepimiz serbest, ne~eli bir yemek yemek için geldik. Belki §U gordi.iguni.iz rak1 §i§esinden korkuyorsunuz. Biz i§tah açmak için iki~er kadeh alacagiz; sarho~ olmak için degil. ~u §i§eden mademki çekiniyorsunuz, bu çekinmenizi saygi ile kar§1lar1z. Hiçbir zaman sizi ona ah§tirmaya, onunla dostluga ozendirmeyiz ... O s1v1dan igreniniz, korkunuz, ama, bizim ne suçumuz var? Bizden kaçmayin1z; sofra ba§1na geliniz. istemediginiz ~eyden, "buyrun ahn" diyen olursa, o zaman çekiliniz. Mi.irvet, bu i§te bir koti.i niyet sezinleyerek kuruntu ettigine utand1gin1 gosterir bir s1kilganhkla: - Affedersiniz beyefendi, burada yi.ice meclisinizde içimizden birine herhangi bir yonde zorlama olacagin1 hatira getirmeyi bile terbiyesizlik sayar1m. - Oyle ise niçin i.irkek ve hemen hemen titrek bir durumda uzaklarda çekilip bi.izi.ili.iyorsunuz? - Safhgim1 gençligime bagi~lay1n1z. Omri.imde, bu ana degin o ~i~eye yak.in oturdugumu hiç bilmiyorum. Ona kar§I daima korkulu bi.iyi.ik bir tiksinti duyanm ... - Tiksinti, bir ~eyi agza ald1ktan, hiç olmazsa koklad1ktan sonra gelir. Siz bundan tattin1z m1? - Hay1r efendim, ne soyli.iyorum. Allah gostermes1n ...

130


- O, §i§eden kalk1p kendi kendine kimsenin agz1na girmez. Mademki bir zorlama gormeyeceginize inan1yorsunuz, oyunbozanhk etmeyiniz; sofra ba§1na gelin1z. Miirvet, derin bir s1k1nti ve ac1 ile ellerini ovu§turarak: - Beyefendimiz ... musaade buyurunuz ve inan1n1z ki ... Soziinu bitiremedi. Kizcagiz1n solgun yiizu §imdi pembele§ti. Terliyordu ... Semih Àtif, sozun sonunu birkaç saniye bekledikten sonra: - inan1n1z ki ... diyordunuz. Soyleyiniz, neye inanacagiz? Ne oldugunu bilmeden inanacagim1z1 i§te size onceden soz veriyoruz ... Murvet, gittikçe k1silan bir sesle: - Efendim inan1n1z ki bu ana degin ben o s1v1 ile bir odada kapah bulunmad1m. Semih Atif Bey, pek nazik kiiçiik bir giilumseyi§le: - Onu demin de soylediniz. Anlad1k. Burada o SlVl ile kapah degilsiniz. Bak1n1z balkon penceresi aç1k ... Daha tuhafi, siz, içkiyi etraf1ndakilere sald1r1r canavar gibi bir §ey san1yorsunuz. Oyle oldugu dii§U.nulse bile, ondan yaln1z ba§1n1za iken korkmahs1n1z. Yan1n1zda bu kadar insan varken ne tasalan1yorsunuz? Canavar sald1nrsa biz sizi kurtar1nz. Sofra ba§1nda kuru sozlerle sabri tukenen Vehbiye, gozlerinden siizulup dudaklann1n ucuna akan bir ince alayla: - Murvet Han1m, dar1lma ama, abarbyorsun. inanmam ya, haydi tutahm ki rak1 sizin evinize hiç girmemi§ olsun. Ama istanbul'da dogmu§, sen ya§a gelmi§ bir kiz1n sokakta giderken bir meyhane, birbirahane duvar1na, camekan1na hiç siirtiinmemi§ olmas1 dii§iinulebilir mi? Nukhet Ùskudar, hemen soze atilarak. - Murvet Han1m, içkinin bulundugu yeri oyle tiksindirici gordii ki §U sofra ba§1nda bulunan bizlere kendi kendimizden igrenme geldi.

131


Vehbiye: - Bu eni konu bizi a§agilamad1r. Mi.irvet, sagina soluna bakin1p §a§alayarak: - A niçin olsun a§agilama? Ni.ikhet: - Oyle ya! Sizin yaptigin1z ahlaks1zhktir. i§te ben onu yapam1yorum; demektir. Bu, bir dogru sozdi.i. Ne var ki nezaket kurallar1na uymak için yalanlanmas1 gerekmeyen dogru sozlerdendi. Gorgi.i kurallar1 geregince ikiyi.izli.ili.ik, yalan, en dogrulanm1z için bile ahlak bulamac1 içinde en az yiizde on on be§ bulunmas1 gereken bir madendir. Zavalh Miirvet, s1k1ntilar içinde inler gibi kesik, halsiz cevap verdi: - Heniiz bugi.in tanI§ffil§ oldugumuz için birbirimizin ne ahlakta, ne vicdanda oldugumuzu bilemeyiz. Bilmi§ olayd1n1z hakk1mda boyle bir yargida bulunmazd1n1z. Ben her §eyi kendi nefsime gore di.i§i.ini.ir degerlendiririm. Ba§kalar1n1n yaptiklar1na kan§mam ... Hiç kimsenin yaptigina çirkin demem. Semih À.tif Bey'in Vehbiye ile Ni.ikhet'e yild1r1m gibi bir goz i§areti i.izerine iki k1z hemen iskemlelerinden firlayarak Mi.irvet'in koltuklar1na yap1§tilar: - Haydi kalk bakahm... Sofra ba§1na otur da içme ... Sana iç diyen olursa durma kaç ...

17 Bi.iti.in davetçi gozler Mi.irvet'in i.izerine dikilmi§ti. Her agizdan kinayan, çeki§tiren bir korodur kopuyordu ... Malik Tayyar: - Buraya gelsin de içmesin ... Nesip ihsan: - içmesi giinahsa içenlere yak1ndan bakmas1 da bi.iyi.ik bir gi.inah say1lmaz ya? Malik Tayyar:

132


- içmesin goziim, anlad1k... içenlere hizmet ets1n ... Nesip ihsan: - Ben, yedi ya§Inda bir yavru iken, içki dii§kiinii babam1n kadehine raki doldururdum. Bundan dolay1 giinah i§lemi§ oldugum soylenebilir mi? Zorlama olmayacagina soz veren bu han1mlar, beyler zavalh Miirvet'i kargatulumba eder gibi ayagin1 yere degdirmeden sofra ba§Ina ta§1dilar. Zavalhc1k kiz §imdi o, kopekler aras1nda kahp da ttiyleri kabarm1§ bir kedi iirpertisiyle çevresine bak1n1yor; ne yandan, nas1l bir sald1nya ugrayacagin1 di.i§iiniiyordu; ama herkes kadehlerin ontinde onu unutmu§ gibi goriinmeye çah§tI. Semih Àtif Bey, kad1n ve erkek konuklar1n1n kadehlerini doldurdu. Ktiçi.ik bir reveransla Mi.irvet'e donerek: - Korkmay1n1z ki.içiikhan1m, i§te sizi geçiyorum, de di. Ellerde kadehler havaya kald1rildi. Konuksever ziyafet sahibi aç1§ soylevine ba§lad1: - Han1mlar, beyler! Yeni katibelerimizin §erefine verilen §U sofrac1gin, diizeni bakim1ndan bir degeri yoktur; ama diizenleni§ sebebi bak1m1ndan olaganiistii onemli bir §eydir. Az zamanda ilerleme bakim1ndan ba§ dondiiri.ici.i bir h1zla ko§tugumuz, soz goti.irmez bir gerçektir. Aç1klayay1m: Biz katibe han1mlarla hentiz birkaç saat once tani§bk, §imdi kad1n, erkek bir sofra ba§1nda bulunuyoruz. Yirmi yil onceki geleneklerimiz ve ahlak kurallar1m1za gore bunu yapabilir miydik? Boyle bir §ey olsay.d1, yedi mahalle birbirine girer, kiyamet kopar; belki kan çikar; zab1ta canavar1 hemen ko§ar, §imdi buradan hepimizi birer cani gibi yakalar, mahkemelere si.irtiklerdi. Temei bak1m1ndan ilerleme ile uygarhk birdir. Ne var ki geli§meler, her ulusun yarad1h§1na, yap1s1na gore olur. N asil ki bir insan yi.izi.i goriince onun iklimine, niteliklerine, yiizi.indeki gori.inttilere bakarak bu çinli'dir, bu Habe§'tir, bu Arap'tir, bu kuzey adam1d1r, diyoruz; her ulusun da uygarhgin1n degi§ik ozellikleri ve belirtici nitelikleri olur. An-

133


cak, ana çizgileri bak1m1ndan ilerleyi~ hep birdir. Bilim birdir. Her geometrinin dogru çizgisi, yayi, dairesi, aç1s1 birbirinin ayn1d1r. Bunun için biz de, bu ana çizgilerde, genel uygarhktan ayrilamay1z. «Eski kafah Tiirk babalar1m1z1n kor inatlar1na uyarak kad1n1 evde kafesle, sokakta peçeyle erkekten ay1nrsak ileri gidemeyiz: çunkii ne olursa olsun insan yiizii kapanamaz; çtinkii bu, yaln1z uygarhga, insanhga degil; dogaya da ayk1r1 bir davran1~tir. çunkti her iki cins için de bu bir i~kencedir, hakarettir. Zekas1 en soniik bir hayvan bile yiiziinii orttiiremez. Hemen çeker, paralar, atar... Dikkat ediniz, toplum içinde hep kad1nlar1n erkeklere kar1~arak ozgiir bir canhhkla çah~malan gereken konularda geri kalm1~1zd1r... Eskiden kad1nlar, babalar1ndan kalanla ya da kocalar1ndan olanla geçinmek zorunda idiler ve buna mahkum idiler. Baz1 eserler yay1mlayan, gazetelere makaleler gonderen han1mlar bile çogunluk taraf1ndan iyi bir gozle gorulmezdi... Kad1n1n zekas1n1, yani insanhgin yar1 emegini, yan çabas1n1 gericilik hançeriyle oldiiren toplumdan ne beklenir? Bizde ne kadar Sara Bernar'lar,<1) Madam Kiiri'ler,<2) ne kadar Jorj San'lar;(3) gune~sizli­ ge, havas1zhga mahkum kalan çiçekler gibi, izbe evlerin turbe lo~lugu içinde soniip gitmi~lerdir. Ve bugtin yine az çok sonup gidiyorlar. B1rakahm da sonsuza kadar boyle mi olsunlar? Niçin biz erkekler f?an, tin, hiiner gibi baf?ar1lar1; avunmaya ve oviinmeye deger tistiinliikleri aram1zda paylaf?ahm da, tath ve giizel cinse paylann1 vermeyelim? Bu onemli i§teki, bugiine kadar olan bilgisizligimiz, inad1m1z, kayb1m1z pek ac1d1r, korkunçtur... Kad1nlar1m1z1, bugiin bilimleri, fenleri ve her ti.iriti buluf? ve yarabhf?lar1yla insanhgi biraz daha yiikselten, bolluga kavu§turan dehalar1n be§igi olan Avrupa, Amerika gibi uygarhk ve ilerleme dtinyalar1n1n kad1nlar1na benzetmekten niçin korkuyoruz? Hep (1) (2) (3)

134

Sarah Bernhardt (1844-1923). Donemin çok iinlii Frans1z kadm tiyatro oyuncusu. Marie Curie (1867-1934). Polonya as1lh Frans1z fizikçisi. George Sand (1804-1876). As1l ad1 Aurore Dupin olan Frans1z kadm yazan.


evlerdeki egitimle yiiceli§ yolu arayan aileleri iffetsizlikle, namus sorunlar1na ald1rmamakla m1 suçlayacagiz.» Kad1n1n yiikselmesi §erefine kadeh toka edilirken N iikhet Ù skiidar: - Beyefendi, miisaade buyurulur mu? Benim de iki çift soziim var... Semih Atif Bey: - Miisaade ne demek? Kad1n1n soz hakk1 erkekten usti.indur. Buyurunuz; sevinçle, oviinçle dinliyoruz ... Niikhet Han1m: - Bu kisa; ama ozliigii oran1nda giizel olan soylevinize kad1nhk ad1na cevap verecek degilim; çiinkii bunu giiciimiin ve degerimin iistiinde goriiyorum. Yaln1z inanman1z1 rica ile soyleyecegim ki agz1ma kald1rmakta oldugum §U dolu kadehin dudaklanma dokunu§U, hayatimda ilk olayd1r. Bunun mutlu ya da ugursuz bir ~ey olacagim bilemem. Erkekle kad1n1 her i§te, her harekette e§itlikle birer terazi goziine koydunuz. Erkek içsin de kad1n niçin içmesin? i§te bu soru kar§1s1nda zihnim bulandi. içki nedir? Bunu denemek istedim. Niçin saklayayim? Dar geçimli bulundugum için boyle bir ftrsatin her zaman ele geçmeyecegini de dii§iindiim. Ve bir de eger §Urada kar§I kar§iya siz erkekligi, biz kad1nhgi temsil ediyor isek, erkeklerin deyi§iyle "cins-i latif'i, geçmi§in, iizerlerine y1gm1§ oldugu bilgisizlik ve gericilik kuruntulanndan kurtulmak için soylemi§ oldugunuz ozgiir, aç1k sozlere kar~1hk, Miirvet Han1m gibi korkak ve kotii san1lar içinde titrer goriinmek istemedim ... Ìlgilerinize layik oldugumu ispat için içiyorum ... Ve boyle olunca da hakk1mdaki içten yargin1z1n ne olacagin1 bilmem. Her bak1mdan merhametinizi ve affimz1 dilerim ... Zavalh Miirvet'in agz1 aç1k kalmi§tI. iki taraf1n sozlerini §a§kinhk içinde dinliyordu. Vehbiye Siileymaniye, kadehini uzatarak soz s1ras1 istedi. $imdi gozler, kulaklar ona verildi. Kiz, artistçe bir poz alarak ba§lad1: - Bu kadar giizel lak1rdilardan sonra soylemek cesaretinde bulunuyorum. B1ktirmaktan korktugum

135


için k1sa kesecegim. Sozlerimin sanat, edebiyat bak1m1ndan hiç onemi yoktur. Olsa olsa gi.içlerini dogruluktan ve içtenliklerden alacaklard1r. Beyefendiler, bendeniz bu han1mlar1n dedikleri gibi bu kadehle bugiin kar§I kar§1ya gelmi§ degilim. Onunla dudak dudaga çok konu§tum. çok dertle§tim. Bu gerçegi soylemek bir kad1n için alçah§ ise biliniz ki ben boyle bir yaratigim. ~uçlar1m, bu i§te kotiiliik dii§iinmedigine bagi§lans1n. Once denemek için, sonra keyif için içtim; ama içki dii§kiinii bir kad1n degilim. Niçin §imdi burada kendimi Ebussuud Efendi'nin<l) torunu gibi satay1m? Ben sanatç1 olmak hevesinde bir kad1n1m ve kendimi bu meslege pek yetenekli biliyorum. Sanatç1 olacak kimse, hayabn her CO§kunlugunu, her esirligini tatmahd1r. Bu yiizdendir ki ben yaln1z rak1, §arap, konyak gibi içkilerle sarho§ olmam. Eterle, esrarla, kokainle, morfinle, soziin k.Isas1, her tiirliisiiyle sinirlerimi daglad1m. «Beyefendiler, hayat b1ktinc1 çe§itlenmeleri içinde gene de tek tonludur. Her zaman ayn1 gok altinda, her zaman ayn1 toprak iizerindeyiz. ~airlere esin veren hep o gi.ine§, hep o ay, hep o yild1zlar, bulutlar, §afaklar... insan sonsuz olarak cennette otursa b1kar. Bir degi§iklik gormek için cehenneme gitmek ister. Ay1khk, hayatim1z1n olumlu §ekli ise, sarho§luga olumsuz §ekli diyebilir miyiz? çunkii bir ayikla bir sarho§ gorii§te, dii§iinii§te, davran1§ta birbirlerinden çok ba§ka birer insand1rlar. Hayat, ay1klar için durmadan bir eglence, bir ugra§ma alani arattiran bir agirhkbr. Bombo§ kald1gim1z saatlerde, bu giillenin altinda esneriz, geriniriz, eziliriz, biteriz. Sarho§luk bu korkunç yiikii iizerimizden atan geçici bir deliliktir. çunkii sarho§ken insandaki gamlar, tasalar, iiziintiiler, derin dii§iinceler, karamsarhklar s1f1ra ininceye kadar derece derece zay1fhyor. En sonunda s1zanlar, sarho§lugun kollar1 aras1nda bogulup oli.iyor. Her §eyi unutuyor. Sonra yan ayikhk içinde hayata goz aç1§; yine kendini, kaçmak istedigi gerçekler içinde bulu§; soziin k1sas1, sarho§un uyan1§1 ac1kl1 bir §eydir... Hayabn bu halini bilmeyen, kim ne derse desin, sanatç1 olamaz ... Resimde, edebi(1)

136

Osmanh

~eyhtilislam1

ve din bilgini (1490-1574).


yatta bu konu onemlidir. Hele sahne iizerinde! Qiinkii sarho§ roliinii yapacak artist, sahneye zil zurna ç1kacak degildir. Ay1k için sarho§ goriinecektir... Sarho§lugun derecesine gore kekeleyecek, mantiks1z soyleyecek ... Beyni, dili, kollan, ayaklan, biitiin govdesi artik ona boyun egmeyecek. "Sepet" demek isterken "set" diyecek. Sendeleyecek, y1k1lacak, kalkmaya ugra§acak; rengini solduracak, gozlerini kayd1racak, agz1n1 çarp1tacak ... tipk1, tipk1 bir sarho§ olacak. Sanatç1n1n, gerçege yakla§maya ugra§makla soguk bir taklitçi olmak korkusu aras1nda geçirdigi gorevinin zorluk anlar1, §akas1z soyli.iyorum, can yak1c1d1r. Jestlerde a~1nhk, seyircilere ters yonden bir gtilme getirir. Agir davran1§, sarho~luga yara§maz. O anda zavalhy1 bir alki§ kurtaracagi gibi,· bir ishk da mahvedebilir. insanlar begenmede, koti.ilemede birbirine bakarlar. Mari Loran,0) La Voleuse d'enfants<2) roltinde iyi bir korkiitiik (sarho§) olabilmek için uzun stire meyhaneleri dola§m1~; o duvar senin, bu duvar benim nasil ytirtidtiklerini, nasil yik1hp kalktiklann1, nas1l soylendiklerini; yani sarho§Un btiti.in hareketlerini bir sinema gibi tekrarlamak için sokaklarda sarho§lar1n arkalar1na dii§mii§ ... i§te ~en de ara~tinc1 bir Madam Loran olmak isterim. Içimdeki mazeretim sanattir. Yoksa Tanr1'ya ~iiktirler, hentiz iiziintiilerimi bu kadehlerin içinde bogmaya ugra~acak kadar ya§amaktan b1km1~ degilim. Sanatta erdemle kottiltik birdir. ikisinin de tespiti, belirtilmesi ayn1 ustahgi ister. Ne yaz1k ki bugtintin piyeslerinde erdem pek az, koti.iltik pek çoktur. Hayatin bi.ittin lezzeti; vaizlerin, kitab1n bize yasak etmeye ugra~bklar1 §eylerde degil midir? Kamunun merak ve egitimi ne tarafa ise sanat o yone gider. Bugtin geçimini saglamak için katibeliginize gelen Vehbiye ~evket, belki yann iyi bir sanatç1 olur. Ne var ki memleketimizde bu ilk onci.iler için yolun sarp ve uçurumlu, tehlikeler geçidi oldugunu bilirim. idarehanenizin, bu zavalhy1 yi.iksek tilki.i alan1na uçurmak için bir yol açmas1 ~erefine; bilgisizligin, ikiytizliiliigiin ve gericiligin oliimiine içiyorum.» ( 1)

(2)

Marie Lorent; Frans1z tiyatro oyuncusu. çocuk Hirs1z1.

137


Hepsi kadehlerini diktiler. Birbirine en iyilerinden mezeler sundular. Arasi çok stirmeyen ikinci, tiçtincti kadehlerden sonra beyinlerde birer elektrik fanusu yannn§ gibi gozler, dti~tinceler, sozler parlarli. Ntikhet Feyyaz'in sirma saçlan, zihni gibi darmadagin1k olarak yiiziine saç1hyor, baygin gozleri btisbiitiin siiziiliiyor, yanaklari giil giil oluyor. Vehbiye ~evket'in kumral kaktilleri ipek bir buket gibi dagihp toplamyor; dolgun, gorkemli o kraliçe gerdan1, o enfes gogsii bir mermer heykel gibi bakan gozlere canhhk ve i§Ik veriyor, goniilleri çekiyordu.

18 çe§itli konular tizerinde kaynayip ta§an bu içki eglencesinin tath konu§malar1n1 dinleyen zavalh Miirvet, ne di.i§i.inecegini §a§1rdi. Biitiin yiireklerin co~kun­ luguyla savrulan bu sozlerin içinde degerlileri, iyi dii~iiniilmii~leri de vardi. Durmadan, altina ate~ atilan bir kazan gibi, artan bir kaynayi§la giden bu co§kunlugun sonu ne olacakti? Kendisinin oradaki varhgin1 unutmu§lar gibiydi. Artik Miirvet'in yiiziine bakan, ona içki teklif eden yoktu. Bir ara, kedi gibi, sofranin altina sinerek, yava~ yava§ duvar kenarlar1ndan siiziile siiziile oda kap1s1ndan d1~ar1 f1rlayip kaçmay1 kurdu; ama goriiliirse kendini hatira getirmi§ olacak, belki sarho§lar1n hep birden sald1rilar1na ugrayacakti. Ne olursa olsun, kizcagiz, bir kaçma plani dii§iinmeye ba§ladi. Kaçmaya ugra§acakti. Yiizde elli ba§ar1 goriiyordu. iskemlesinin iizerinden yava§ yava§ govdesini kayd1rd1, kiiçilldii, kiiçiildii; bir sinema hayaleti gibi, ortadan yok olmak için, boyunun iiçte ikisini kas1p ciicele§erek duvar kenanl}a dogru bir, iki, iiçiincii ad1m1n1 attigi s1rada Semih Abf Bey'in bir i§areti iizerine Niikhet'le Vehbiye tarafindan, zab1ta deyi§iyle, "tutukland1". Bune talihsizlikti. Zavalh kiz korktuguna ugradi. Kafalar1, gozleri heniiz tath bir dumanla donmii§ o sofra halk1, bir anda çevresini sardi. .. Semih .Àbf Bey kahkahalarla sarsilarak:

138


- Nereye kaรง1yorsun kiiรงiikhan1m? Malik Tayyar: - Bizi zab1taya haber vermeye ... N esip ihsan: - Hayir... Hay1r... Biz iรงiyoruz; o duruyor. $imdiye kadar bir mezeye bile elini uzatmadi. Karn1 ac1kti. Mutfaga yemegi versinler, demeye gidiyor. MiirvetAbit, ofkeyle kar1~1k bir karamsarhkla sars1larak: -Affedersiniz efendim, ne zab1taya gidiyorum, ne de mutfaktan yemek istemeye ... Yaln1z burada tutuklu olu~umun nedenini anlam1yorum. Boyle bir ceza, suรงluyu cezaland1rmak iรงin olur. Ben size ne yaptim? Semih Atif: - Bir ~ey yapmad1n ... Kendini รงok sevdirdin. i~te suรงun bu ... Miirvet: - Ben, sizin eglencenize ne~e verecek bir durumda bulunmuyorum. Belki boyle bir meclise hiรง yara~ยญ mayacak ya~h, suskun duru~umla can1n1z1 s1k1yorum ... Semih Atif: - inan bana k1z1m, senin susman bile bizim goniillerimizi aรง1yor. Bir parรงa ~aklasan kim bilir ne olacagiz? Niikhet Feyyaz: -Allah a~k1na soyle Miirvet, nereye gidiyordun? Miirvet, biraz terbiyesizlenmeyi goze almi~ gibi: - Sizin sofra ba~1nda sordugunuz bu soruya cevap verilemeyecek bir yere gidiyorum ... Hiรงbir tutuklunun boyle bir ihtiyac1n1n yasakland1gi i~itilmemi~tir, degil mi? Semih Atif Bey, ~akaya benzer bir yalvar1~ tavr1 alarak: - Ay efendim, sizi oyle bir yere de yaln1z sahvermeyiz. Burada bu kadar lalalar1n1z, dadilann1z var, emrediniz sizi gotiirsiinler... Miirvet: - Ben oyle yere dadi ile lala ile gitmeye ah~1k degilim ... Ben idarehanenize kiiรงiik bir ayhkla kapilan-

139


maya gelmi§, geçim darhgi içinde zavalh bir k1z1m. Ha§a, estagfurullah, §U sofra ba§1ndaki sayin ki§ilerin içinde kimse benim lalam, dad1m olamaz ... Semih Atif Bey: - Ben size ayhkla degil; goniillii olarak hizmetçi olmak istiyorum. Miirvet: - Yoksullugumla, dii§kiinliigumle alay ediyorsunuz ... Semih Atif: - Hayir kiiçiikhan1m, aram1zda ne dii§kiinliik var... Ne de içimizde dii§kiin ... Miirvet: -Ah beyefendi, yiice huzurunuza ç1kacak bir kihga girmek için §U arkamdaki manto ile ayaklanmdaki iskarpinleri nasil buldugumu bilseydiniz, yoksullugumu yalanlamaktan vicdan1n1z sizi ahkordu. Temizce giyinmi§ her kad1n1 varhkh saymayin1z. Pek §en goriinmelerine kar§In, samnm ki Niikhet ve Vehbiye Han1mlar da benim durumumdad1rlar. Biz ahnlanm1z1n teriyle yoksullugumuza bir çare bulmak için ilan1n1z1n çagns1na ko§tuk. Yaz1hanenize eglenmek için ba§vurdugum uz dii§iincesi size nereden geldi, anlam1yorum? Malik Tayyar: -. Bu katibe han1mda bir avukat ruhu var... Nesip ihsan: - Niçin soyletiyorsunuz? Bu han1m, meclisimizden kaç1p gitmek istedi. Bundan amaci ne idi? Bu bir suçtur. Cezaland1r1hnas1n1 isterim. Her agizdan kahkahalarla kar1§1k birer~ "Evet ... evet ... " onayi fìrladi. .. Giiriiltii ile giilen içki siizgiinii bu yiizlerin kar§1s1nda Miirvet'in çocuk yiizii, §eytanlar1n içine dii§mii§ bir melek gibi, aghyordu. Kiz, gozlerinden yuvarlanan iri taneleri silmiyor; damlalar erimi§ birer elmas parças1 gibi dii§tiikleri yerde dagihyorlardi. Kendisini yermek için soylenen bu son saçmalara, kar§1hk da vermedi. Bu saçmalar oniinde, mantigi kepaze etmenin anlam1 yoktu. Cezalanmas1 isteniyordu. Acaba ne yapacaklard1?

140


Kizcagiz, bu korkunç, bu ac1kh merak içinde iken Semih .Àtif Bey: - Cezas1n1 kestiriniz, belirtiniz ... Malik Tayyar: - Bu kadar keyiflinin yan1nda bir keyifsiz yara§m1yor... Ya bir ilac1n1 bulup biz ayilmahyiz ya da Mi.irvet Han1m, birkaç kadeh içip bize benzemelidir. Bu sarho§ça soziin; hayir, sald1nmn kar§1s1nda Miirvet'in melek yiizii §iddetli bir tiksintiyle buru§tu. Heyecanla hayk1rmaya ba§lad1: - Hay1r... Asia ... bunu yapamayacaks1n1z. Boyle birkaç kadehle sarho§ olmak degil; hepiniz, zincirlere vurulacak timarhane delisi olsan1z, bana bir damla rak1 içirtemezsiniz. Malik Tayyar: - Senin bogaz1ndan a§agi rak1 ak1tacak bu kadar elin sald1r1s1na o kiiçiiciik agz1n kar§I koyabilir mi? Miirvet, o yumu§ak huylu k1z bir kaplan gibi kiikreyerek: - Bogulurum da bir damla rak1 yutmam, anhyor musunuz? Hani ya herkes içip içmemekte serbestti. Kimseye istegi d1§1nda bir §ey yap1lmayacakti? Semih .Àtif: - Her yasa, her soz zamanla degi§iklige ugrar. Size o sozii vermi§ oldugumuz anla bu zaman aras1nda dii§iincelerin degi§mesi zorunlulugu ortaya ç1kt1. Miirvet: - Kabahat sizde degil, bende ... Gazetelerde gori.ilmii§ bir ilan1n hemen çagns1na ko§an benim gibi dii§iincesiz bir k1z1n, elbette ba§1na bunlar gelir. Ama yine de te§ekkiir ederim. Bu bana biiyiik bir ders oldu. Nesip ihsan: - Kiz1m, daha çok toysun. Hayat s1k1ntis1n1n, online açacagi karanhk uçurumlar1 gordiikçe, can1n yana yana hayati ogrendikçe gerçegi kavrayacak; sana gosterdigimiz iyilikseverligin derecesini anlayarak bize daha çok te§ekkiirler edeceksin ... Miirvet tepinerek: - Ah §imdi çild1racagim ... Zamane ahlak1n1n pek fena bozulmu§ oldugunu soyliiyorlard1 da zihnim bu

141


dii~kiinliigun

derinligini kavrayam1yordu. $imdi anhyorum ... Aldatic1 ilanlarla tuzaga di.i~i.irdi.igi.ini.iz genç kizlan boyle otellere atip içkiye zorlamak; daha sonra, oh, kim bilir... (Aglayarak) içinizdeki gizli fenahklara yol açmak; siz bunlar1 iyilikseverlik mi say1yorsunuz? Semih .Àtif Bey iki eli cebinde, ki.istah gi.ili.i~leri dudaklannda kiz1n oni.inde durarak: - Evet yavrucagiz1m. Hayattaki acemiligin, tecri.ibesizligin yi.izi.inden koti.i gord i.igun bu hareketimiz senin hakk1nda bi.iyi.ik bir iyiliktir... Herkesin bogaz bogaza çeki§tigi bu pis, bu yak edici ahlak tak1m1n1n içinde geçim aramaya indigin giinii sen mahvolacaks1n ... Kapan1n elinde kalacaks1n ... Ya da av aramak için dola§an ahlaks1z, paras1z, insafs1z, ayaktak1m1 genç kurtlara, bu korpe govdenle, birkaç giinli.ik bir ziyafet vereceksin ... i~itmedin mi? Viranelerde bu kuduzlar1n §ehvet pençeleriyle parçalanan pa~a k1zlar1n1 duymad1n mi? Ilikleri donduran ftrtinah havalarda kendilerini aç1k denizlerden soguk dalgalar1n kucagina b1rakan genç kad1nlar1. .. Otomobil ile a§1np da on sekiz erkegin, s1ra ile, iizerinde ~ehvet dindirdikleri felaket vurgununu gazetelerde okumad1n m1? Miirvet, titremeler içinde gozlerinden ya~lar s1zarak: - Yeti~ir efendim ... Allah a~kina susunuz. Bu korkunç zab1ta olaylar1n1 bana sayip dokmekten maksad1n1z nedir? - Maksad1m zavalhlara oranla, §U saatte, senin ne kadar mutlu oldugunu anlatmaktad1r... - Bu durumda ben mutluyum, oyle mi? - Evet... evet... han1m kiz1m... Sen §imdi dagda e§kiya elinde degilsin. Iss1z bir kirda, bostanda, koylii birkaç yaban delikanhs1n1n sald1r1lar1 oniinde bulunmuyorsun. Viranede, bodrumda, mahzen yik1ntilar1nda, soziin k1sas1, di.i§kiinlerin sevi§melerine s1ginak olan yerlerde, çevrende kopekler gibi bir siirii aç erkek nobet beklemiyor. Bak, burada kibar bir otelde, miikemmel bir sofra ba§1nda terbiyeli beyefendilerin, kendin gibi nazik han1mlann aras1ndas1n. Niçin ~u saatteki yerini tehlikeli gorerek ç1rp1n1yorsun? Bizi 1rz di.i§man1 b1çk1nlar m1 san1yorsun?

142


Miirvet: -. Efendim, her saatte soziiniizii degi~tiriyorsu­ nuz. Içki için kimseyi zorlamayacagin1z1 soyledikten sonra §imdi beni zorluyorsunuz. Semih Atif: - Zorlama degil; rica ediyoruz. Miirvet: - Bunu bir daha tekrar etmeyiniz. Ohiriim içmem ... Semih Atif: - Niçin içkiden bu kadar korkuyorsun? Miirvet: - Onun, kotiiliiklerin anas1 oldugunu çocuklugumdan beri i§itirim ... Semih Atif: - Demek içki bu kadar fenad1r? Miirvet: - Evet ... Semih Atif: - Demek içenler hep fena adamlard1r? Miirvet: - ~iiphesiz ... Semih Atif: - Erkeklerin, yani bizi.m aleyhimizde boyle §iddetli bir hiikiim veriyorsun. Içtikleri için §U iki han1m1 da kotiiliikle, ahlaks1zhkla m1 suçlayacaks1n? Niikhet Feyyaz, aln1na dagilm1§ sar1 saçlar1 aras1ndan gozlerini siizerek: - Yiiziimiize kar§I boyle bir suçlamada bulunamaz ... Vehbiye ~evket, kumral kakiillerini sinirli bir ba§ hareketiyle f1sk1ye gibi dagitip yine toplayarak: - Hele buna cesaret etsin, Miirvet'in bogaz1ndan a§agi rak1y1 kadehle degil; §i~eyle dokerim ... Miirvet biraz §a§Irarak: - Ben kimsenin aleyhinde bulunmuyorum. içki hakk1ndaki çogunlugun dii§iincesini ve kendi tiksintimi soyliiyorum ... Malik Tayyar, yanm duran kadehini dikip bitirdikten sonra hayk1rd1: 143


- Bu, hepimizin aleyhinde apaç1k bir suçlamad1r. Kaçmaya yeltendikten sonra Miirvet Han1m'1n ikinci suçudur. Hemen cezalanmas1n1 isterim ... Nesip ilhan: - Ne duruyoruz? Ne duruyoruz? içkilerin aras1nda içkinin aleyhinde bulunan bir ayigin varhgi çekilir mi? Semih .Àtif: - Han1mlar, siz bu asi k1z1n ellerinden tutunuz, biz rak1y1 agz1na ak1tahm. Vehbiye ile Niikhet, birkaç kadehin verdigi CO§kunlukla ciiretleri, gi.içleri artm1§ bu iki kad1n, hemen iizerine atilarak zavalh Miirvet'in incecik kollar1n1 arkas1na k1v1r1verdiler. Sonra kizcagiz, bu iki insafs1z sald1rgan1n gogusleri iistiine bayilm1§ gibi sapsar1 hareketsiz, hemen cans1z uzan1verdi. eimdi erkekler ellerinde dolu kadehlerle sald1rd1lar. T1pk1 kloroform ile bayiltilmu~ bir hastaya ameliyat yap1hr gibi, k1z1n, di§leri birbirine kenetlenmi§ agz1na birbiri arkas1na rak1 dokiiyorlard1. Bu keskin kokulu, yak1c1, sert s1v1, zavalhn1n dudak uçlar1ndan, çenelerinden sei gibi gogsi.ine, bi.iti.in i.istiine ba§1na ak1yor ve arada bir burun deliklerine dogru ta§tikça bu miithi§ enfiyenin irkiltici acilar1yla kizcagiz bogulmamak için, agz1n1 aç1yor; i§te o zaman nazik bogaz1ndan a§agi sulu bir ate§ ak1yor. B1çak altinda debelenen bagh bir koyun gibi kiz agz1n1 aç1yor, bir kumru gibi yard1m isteyen keskin çighklar sahveriyordu; sonra gittikçe §iddetini yitiren iniltilerde yakan§lar1 soniiyordu.

19 H1z1r kad1n1n gelip kap1y1 dinlemesi, Miirvet'in agz1na zorla rak1 dokiildiigu ve zavalhc1k kiz1n içkili hoyrat ellerde inim inim inledigi zamana rastlam1§ti. iniltilerin dokunakh yalvar1§lar biçiminde olu§u, içeride ac1kh bir seriivenin dondi.igunii gosteriyordu. Ancak, duyulan kahkahalar1 bu facia ile nas1l uzla~tir­ mah?

144


~ehreminili Hi.isniye, "içeride bir kad1n m1 bogu-

yorlar?" sorusunu kendi kendine birkaç kez sordu ve bu sorusu ile birçok §eyler di.i§iindii. Ne var ki kahkahalarla insan bogma vah§iligine ve tuhafhgina kar§I, inand1r1c1 bir aç1klama bulamad1. Odada herhalde olagand1§1 bir §eyler doniiyordu. Kap1n1n tokmagin1 çevirip içeri girsin mi, girmesin mi? Girmekte bir tehlike olabilirdi; ama içeride ne oldugunu anlamadan oradan savu§mak da ahmakhkt1. insan, her ba§ar1ya cesaretle erer. Girmeye karar verdi. Elini tam tokmaga uzatt~gi anda geri çekerek yine dii§i.indii. Ya kap1 kilitli ise? Içerdekiler, rezede olacak bk1rb ile kendisinin varhgin1 ogrenmi§ olacakt1. Kendi kendini cesaretlendirmek iizere içinden: - Korkma Hiisniye; tokmagi çevir. T1k1rbya gelen olursa tabanlar1n1 kald1r1p kaçars1n. Buras1 bir batakhane olamaz ya? (dedi.) Yava§çac1k elini topuza uzatt1. Ok§ar gibi hafif hafif çevirdi. Kap1 ince bir gic1rb ile aç1hverdi. Mi.irvet'in bogaz1ndan a§agi raki ak1tma i~lemini yapan operatorler ba§lann1, açilan kap1ya çevirince bu yah kaz1gi kara kuru, uzun kar1 ile goz goze geldiler. Odan1n ko§esindeki ki.içi.ik bi.ifeden. durmadan sofran1n mezelerini tazelemekle ugra§an Izzet Saim, hemen i§ini b1rakb, once §a§kin §a§k1n, sonra ofkeli bak1§larla kany1 yukar1dan a§agiya siizerek ve han1mlar1n, beylerin orada bulunu§lann1 da unutarak: - Vay geçmi§ine, gelecegine kina koydugumun kaltagi, buras1n1 nasil ke§fedip de bizi buldun? Bu kimligi, ne istedigi belirsiz kad1n1n birden kap1yi aç1§1, hepsini afallatti. Bu yabanc1 goz oniinde i§lemlerine devam edemeyerek Miirvet'i b1raktilar... Kizcagiz i§kenceden kurtuldu. Uzun boylu, k1zginhgindan dalgalanan Hiisniye çatlak bir ofke sesiyle: - Soziinii bil de soyle izzet Bey. Beni:qi buraya geli§im bin od iile deger.. . - ç1Id1racak §ey... Bu karanhk maksath casusluguna bizden bir de odiil mii istiyorsun? billur kalp

145/10


- Bu biiyiik fedakarhgim1 ve hizmetimi, olupbitenleri, gerçekleri ogrendikten sonra degerlendireceks1n1z ... - Senin yukar1dan a§agi mendebur yarad1h§1n, bizim ko§ullar1m1za uymuyor. Bizim hizmetimize yaramazs1n. Biz seni azatlad1k. Niçin buraya kadar pe§imize dii§iip de yine hizmetimizde bulunmaya geldin? - Siz beni azatlad1n1z ama, kapancalann1za dii§en kanaryalar1 buraya kadar getirdiniz ... Galiba birisine de §imdi dil alti ameliyab yap1yordunuz ... - Be acur, onlarla kendini bir mi tutuyorsun? Senin de ameliyati gerektiren bir derdin varsa ba§ka operatorlere git. Bizim ne§terimiz sana i§lemez ... - B}n §iikiir Tann'ma ameliyathk hastahgim yok. (Semih Atif Bey'e donerek) beyefendimiz, ben buraya bu ilgisiz çocukla agiz dala§1 yapmaya gelmedim. Ba§1n1zda biiyiik bir... nas1l soyleyeyim... bela m1, felaket mi, i§itilmedik bir hal mi, i§te oyle §ey doniiyor. Size onu haber vermeye geldim ... Ters diinya bu! Tath sozlerle, giizel ok§amalarla kar§1lanacagima; azarlarla sovgiilere ugruyorum ... Semih Atif Bey: - Ne imi§ iizerimizde dola§an felaket? Hiisniye: - E§iniz ... - Ne diyorsun? - Gerçegi soyliiyorum ... - E§im §imdi evde, eli nabz1nda, dili aynada, zihni de bana kotiiliik yapmayi dii§iinmekle ugra§maktad1r. - Bu anda e§iniz evde degil. .. - Nerede? - Burada ... -inanmam ... - Bu otelin a§agi kabnda bulunduklan yeri soyleyeyim. izzet Saim, yava§ça gidip gorsiin, anlas1n ... Bana inanm1yorsunuz, elbette ona giivenirsiniz ... - Buraya nasil gelmi§?

146


- Gazetelere verdiginiz ilanlardan ku§kulanm1§ ... Kollamak için arkan1zdan Kamile'yi gondermi§. Hizmetçi kad1n, sizi buraya getiren otomobile, §Ofdre dikkat etmi§; herif sizi bu otele b1ralop da Eminoni.i'ne dondi.ikten sonra kendilerini de buraya getirmek i.izere arabayi yi.iksek bir para ile tuttular. Ben de orada bulundugum için uzaktan uzaga inceleyerek gerçegi ogrendim ... Size olupbiteni once haber vererek, bir felakete engel olmak insanhk duygusuyla, ben de i.izerimde ne kadar param varsa verdim; ba§ka bir otomobil tuttum. Onlar1 izledim. Onlar buraya girdiler. Ben de arkalar1ndan sokuldum. - Neden bir di.iziye felaket sozi.ini.i kullan1yorsun? E§im gibi hasta bir kad1ndan nas1l bir sertlik, bir kiy1c1hk umuyorsun? - O kad1ndan her ti.irli.i koti.ili.igu umuyorum. çunki.i çok sinirli, deli gibi bir §ey... - Buraya kadar gelmekteki maksad1n1 ogrendin mi? - Evet ... - Nas1l? - Ne yapmak için buraya geldiklerini Kamile'den sordum ... Pek fena cevap verdi ... - Ne dedi? - Han1mefendinin iisti.inde dolu tabanca, zaghCl) kama, bir kutu zehir... - Bu silahlarla ne yapacakm1§? - Sizi ve yan1n1zdaki bu han1mlar1 vuracakm1§. Niikhet'le Vehbiye hayk1r1§blar: - Allah1n delisi ... - Timarhaneye telefon edelim. Gelsinler bu azgin1 als1nlar... Semih Àbf Bey: - Tabanca ile kamayi anlad1m. Bir kutu zehir ile ne i§ gorecekmi§? Hiisniye: (1)

Burada: çok keskin.

147


- Sizi silahla oldi.irmeyi ba~aramazsa burada gozi.iniin oniinde zehri kendi yutarak intihar edecekmi§. Boylece buraya zab1ta ve doktorlar1 getirecek, birtak1m soru§turmalara yol aç1p, sizin katibe ad1 altinda getirdiginiz oynak kad1nlarla siirdiiguniiz a§agihk eglenceleri, hayatin rezilliklerini ortaya dokmii§ olacakm1~. Niikhet: - Aaa, oynak karilar kim? Vehbiye: -Biz ... Miirvet: - Oynak sozii, sizin içyiiziiniizii anlatmak için çok giiçsiiz kahr. Sizi tan1mlamak için en koyu sanatin1z1 soylemeliydiler... Niikhet: - Sus kiiçiik budala. Vallah ~imdi agz1na rak1 doldururum. Semih Atif Bey: - Bizim kan delidir. Akhna geleni yapar m1 yapar... Bu han1m1n hakk1 var... $imdi bu felaketi ba~1m1zdan nasi! savahm? Hiisniye: - Ben buraya yaln1z felaketi soylemeye degil; derdin derman1ru da dii§iinerek geldim ... Semih Atif Bey: - Bravo han1m ... Felaketi anlad1k. $imdi derman1n1 soyleyiniz. Hiisniye: - i§bilirligim, fedakarhgim1n kar§1hgin1 odemede ad1n1z gibi semih(l) davranman1z gerekir. Aç1k konu§mam1 ho§ goriiniiz. Dogru soz aç1k olur... Semih Atif Bey: - i§te goriiyorsun ya... Biz. burada birkaç tane atI§tinyoruz ... (2) Hiisniye: - Tannm zevkinizi artirs1n ... (1)

(2)

148

Eliaç1k; comert. Birkaç kadeh içiyoruz.


Semih Atif: - içkiye bu han1mlar1n giizellik §araplan da katild1. Hiisniye: - Oh ne giizel! Safada daim olunuz ... Semih Atif: - Biraz ba§Im dondti ... Htisniye: - Ona ne§e derler... Semih .Àtif: - Dile benden ne dilersen? Htisniye: - Eski masallardaki gibi, saghgin1zi. Semih .Àtif: - Daha dogrusu bu belayi ba§1mdan kaç liraya savars1n? Htisniye: - Comertlige olçti olmaz ... Ama, harcad1klanm1 soyleyeyim ... Yorgunlugum için de yi.ireginizden ne koparsa ... - Harcad1klar1n1z? - On be§ lira otomobil kirasi. .. - Otomobil ile kaç kilometre yol ald1n1z? - Beyefendimiz, boyle i§ler bayagi i§lerle olçtilemez. ~ofdre, "~u giden otomobili izleyeceksin. Onun durdugu yerde duracaks1n," emrini verince, herif bui§ten gizli §eyler kokusunu alarak pirelendi. Onun için beni bayagi ticretle gotiirmeyecegi apaç1ktir. - On be§ lira otomobil. (Ciizdan1ndan bir kagit para uzatarak) On da sizin için yirmi be§ ... Ahn1z §Unu ... Htisniye, kagid1 nazhca alarak: - Sizden daha fazla ikram umard1m ... - Bugtin bu kadar1 yeter. Boyle giderse size ismarlayacagim1z çok i§lerimiz var. O zaman ac1s1n1 ç1kartirs1n1z ... - Beni katibelige kabul etmediniz; ama ba~ka yonden yard1m1ma muhtaç oldunuz. Hizmetinizde bu-

149


, I

lunmu~ olmakla mutluyum; ama efendim, hemen ben ko~ay1m. Bo~a geçirecek bir saniyemiz yoktur. - Haydi ko~unuz. Neler çevireceginizi bilmiyorum, ama herhalde sevgili e~imi buradan, benden, ola-

bildigi kadar uzaklara, ta cehennemin obiir ucuna kadar atmaya çah~1n1z. - Merak etmeyiniz; o benim i~im. Keyfinize bak1n1z ...

' * *.

:::

Hiisniye, gerçekten, ko~a ko~a merdivenlerden iner; ama han1mefendinin bulundugu oda yoniine hiç ugramaz. Bir iki otel hizmetçisine rastlar. Onlar bu kad1n1n o giin yeni gelen mii~teriler aras1nda bulundugunu bildiklerinden hiç ald1rmazlar. Hiisniye, solugu sokak kap1s1n1n oniinde ahr. Kanad1 açar, d1~anya ilk ad1m1n1 atacagi anda, iki ka~1n1n aras1na bir tabanca namlusu dikildigini goriir ve ard1ndan ~u sesi i~itir: - Gir içeri, yoksa ~imdi kur~unu yersin ... - D1~ar1 ç1kmak yasak m1? -Yasak .. . -Neden ... . - içeride kolera var da ondan ... H1z1r kad1n, o dakikaya kadar ba~ar1 ile giden talihinin bu donii~ii oniinde biraz irkilip dii~iiniir. çocuklar1n ugrad1klar1 mide, bagirsak bozukluklar1 akhna gelince, koleran1n içyiiziinii kestirmi~ olarak, bir kahkaha sahverdikten sonra: - Oglum, içeride kolera molera yok. Mesele, iki obur çocugun pisbogazhk yiiziinden ugrad1klar1 ishalden ba~ka bir ~ey degildir... - Kad1n, gir içeri... Beni katil etme... Ald1gim emir boyle ... Hiisniye, kendisine tabanca çeken adam1n haline dikkat eder. Onu polise benzetemez, sorar: - Sen polis degilsin ... - Degilim ... - Oyle ise ne yetki ile beni yolumdan ahkoyuyorsun? - Burada bir polis vard1. ..

150


-E? -Aptes bozmaya gitti. Yerine beni b1rakt1. ç1kan1 vur, dedi ... H1z1r kad1n, yirtik serviyetinden iki buçuk lirahk bir ka~t çikanp tabancahya uzatarak: -Al §UnU ... - Bune? - Pasaport ... Herif, yayik bir giiliimseyi§le kagid1 cebine atarak: - Haydi geç ... Ama kimseye bir §ey deme ... - Sen de kimseye soyleme ... H1z1r kad1n, uzun bacaklar1n1n geni§ ad1mlar1yla sokagi boylar.; hemen ko§eyi doner.

20 Han1mefendiyle Kamile, banyoda çocuklar1n iistlerini temizlerler. Yirmi dakika, yar1m saat geçer, beyin kad1nlarla kapand1gi odan1n bekçisine rii§vet vererek kap1y1 açtirmaya giden H1z1r kad1n geri gelmez. Zaten içi içine s1gmayan han1mefendiyi merak ahr. Bu kayip kad1n1n arkas1ndan bir kolaçan yapmas1 için Kamile'yi gonderir. Hizmetçi kad1n, on be§ yirmi dakika sonra epeyce tela§la donerek: - Ah han1mefendicigim ... - Ne var, çabuk soyle ... yiiregimi oynatma! - H1z1r kad1n otelden çikip gitmi§ ... - Gittigini nasil, kimden ogrendin? - Otel hizmetçilerinden ... - O H1z1r kad1n degil; h1nz1r kad1n... Bizi bir iyi doland1rd1, kaçti. - Fakat han1mc1gim, soyledigi §eyler hep dogru ... - Neden anlad1n? - Bizim bey burada ... izzet Saim'e rast geldim. Otel hizmetçileriyle birlikte a§agi iniyordu. Beni goriip bilmesin diye oniime gelen ilk kap1yi ittim. Arkas1na sakland1m. Hele §iikiir bir §ey sezinlemeden geçtiler...

151


- Bey, galiba burada karilara ziyafet veriyor... - Mi.ikemmel içiyorlar. Yukar1ya ti.irli.i ti.irlii §i§eler ta§1n1yor. - içi d1§an çiks1n in§allah! - Aman yarabbi, ne hain adam. Evliligini, çocuklar1n1, sizin hastahgin1z1 hiç akhna getirmiyor... - Sus Kamile, fena oluyorum ... Sus ... - Bu duruma dayan1hr m1? Ben de kendimi tutam1yorum da oyle soyleniyoruin ... - O kan paralan ald1, savu§tu. - Bize iyiden iyi, candan goriiniiyordu. - Cani çiks1n. ~imdi o kaltagi b1rak... Bana bir ak1l ogret ... Bu canavar kocamla ne yapacagiz? Biz seninle çelimsiz iki can1z. Onlar erkekli di§ili yedi sekiz haydut ... Otel hizmetçileri de elbette onlar1n emirlerine bakacaklar. - Korkma han1mc1gim, Hak dogrunun yard1mc1s1d1r. - Bugi.in ya o kocam olacak herifi oldiirmeliyim, ya olmeliyim ... - Oyle ya iki goziim ... Bugi.in bu vicdans1z adam1n terbiyesini, ne olursa olsun, vermelisiniz ... Bu çekilir dert midir boyle? Art1k ne olacaksa olsun ... bitsin ... - Ver §U benim tabancami. .. - Bende tabanca yok ... -Ya nerede? - Bilmem ... - A gordiin mii? H1nz1r kar1da kaldi. Fi§ekleriyle birlikte silah1 ald1 gotiirdii. Hay h1nz1r hay... Bir vurgun da boyle vurdu ... - A §a§Ilacak §ey... - Kan, bugiin bizim §a§k1nhgim1zdan çok yararlandi. .. Bu, atleta yankesici imi§ ... - Ùstiimiizden ba§1m1zdan, evimizden daha ba§ka §eyler çalm1§ olmas1n ... -Ah ne çalarsa çals1n. Benim artik mal falan dii§i.indiigiim yok. Ancak ~u saatte silah1m bana o kadar gerekliydi ki ... Senin iizerinde çak1, c1mb1z gibi et de~i­ ci, kopar1c1 bir demir araç yok mu?

152


- Ùstiimde birkaç toplu (igne) ile firkeden ba§ka bir ~ey yok ... O arada Turgut, kim bilir nereden bulmu~ oldugu iri, pash, ucu yassilm1§ kocaman bir çiviyi annesine uzatarak: -Anne ... -Ne var? - Bunu karn1na soksan babam olmez mi? - Sus ... Sen kar1~ma biiyiiklerin i§ine; terbiyesiz! çocuk bu azara somurtarak: - Ne danhyorsun? ~imdi babam1 oldiirmeye gitmeyecek miyiz? - Ver elinden onu... Soysuz. Hiç baba oldiiriiliir ··? mu. çocuk: - Sen oldiirecegim, diyorsun ya? Han1mefendi, oglunun elinden ald1gi pash çiviyi hizmetçi kad1na uzatarak: - Ne dersin ha Kamile? Silah yoksullugunda bununla da i~ goriilebilir, degil mi? - Bunu yan1m1za ahp o luzgin karilara sokmahyiz ...

Vallah iyi dersin. Benim akhm ba~1mda yok. Dii~iiriiriim. Sen sakla onu bir tarafina ... . Turgut, kis1k kis1k giilerek: -Ya anne, gordiin mii? Bir tane daha bulay1m m1? - Yeti§ir. Biiyiiklerin sozlerine kar1§ma diyorum sana ... Koca oglan, ne zaman terbiye olacaks1n? Babas1n1 oldiirmek için çivi buluyor... Ne evlat karde§ler, ne evlat! Àhir zaman .. . - Ne olacak ... Babas1n1n oglu ... - H1k demi§ burnundan di.i§mii§ ... - Zerre kadar size çekmemi§ ... Babas1n1n ne kadar kotii huylar1 varsa hepsi bu oglanda ... Turgut, agz1n1 saga, gozlerini sola kayd1r1p eliyle bir silah tutuyor gibi yaparak: - Babam1 oldiiriirseniz vallah daha kocaman bir çivi bulur, hepinizi gebertirim ... -

153


Han1mefendi: - Bak ... Bak... Bak hay1rs1z yumurcak, bir çivi bulup bizi oldi.irecekmi§ ... Kamile: - Bizi oldiirecegine baban1n fahi~elerini gebert ... Turgut, kabadayica kabararak: - Onlan da oldiiriiriim vallahi ... Han1mefendi: - Hah gordiin mii? i§te onlan oldiir. çocuk: - Nasil oldiireyim? Han1mefendi: - En giizelinin iisti.ine atil. Agz1na neresi gelirse ISir... Oglan, biiyi.ik bir giivenle ba§1n1 sallayarak: - Is1r1r1m vallahi ... - Ha goreyim seni, annenin ociinii ç1kar... Mihriban, biraz once geçirmi§ oldugu bagirsak siirgiiniiniin dermans1zhgi hala sesinde titreyerek: - Annecigim ... -Ne var? - Ben de is1rayim m1? - Is1r yavrucugum, 1s1r... Kahpelerin etlerini kopar... Lokma lokma et... Goriiyor musunuz Tann'n1n hikmetini? Babalann1n canavarhgina kar§I §U bir damlac1k çocuklarda da bir oc alma duygusu uyand1. .. Kamile: - Tanr1m biiyiiktiir... Beyin bu azginhk ve haks1zhgina kar§I yer gok bizimle birliktir. Bu yavrucaklar1n boyle soylemelerinde de biiyiik bir hikmet vard1r... Han1m: - Ne duruyoruz Kamile? Silah1m1z1 çald1rd1ksa di~imiz, tirnagim1z da m1 yok? Oyle canavar herife boyle silah ister. Kocas1n1n içki sofras1 ba~1nda, genç kad1nlarla olan "iç içebildigin kadar" alemini gozleri online getirdikçe, nevrastenik kad1n bir k1z1l deli kesildi ... ·Kiskançhgin son y1rtic1hgiyla gozleri donen han1mefendinin bu olaganiistii sinir gerginligi kiiçiik bi.i-

154


yi.ik, yan1ndakiler için de sanki bir çilginhk ornegi oldu. Hep kudurdular, hep çild1rdilar, hep kopi.irdi.iler. Merdivenlere sald1rd1lar. Bu ki.içi.ik si.irti 1s1rarak, tirnaklayarak oc almaya, oldi.irmeye gidiyordu.

21 ~e~reminili Hi.isniye, Semih Atif Bey'i de yirmi beç

vurdu. lki buçuk papellik bir pasaportla kolera kordonunu geçtikten sonra otelin i.ist katindakiler, yine sofra baç1nda uygar soylevlerle kadeh tokuçturmak zevkine daldilar... Semih .Àtif Bey, ofkeyle kanç1k bir hayretle baç1n1 sallayarak: -· Bizim kar1 burada ha? Akil alacak bir çey degil vallah... O, evin içinde iist kattan açagi inse bir daha yukar1 ç1kmak için merdiveni bulamaz, Tanr1 bilir... Buraya gelmeyi nasil becerdi? Yan1ndaki o Kamile kar1 yok mu? .. Kar1m1n akil hocas1, k1lavuzu hep o kakanoz kaltakbr. Ben o bayagi yaratiktan her koti.ili.igi.i, hatta ti.iyleri i.irpertecek koti.iliikleri umar1m. Elinden her çey gelir. Bakin1z, bakin1z tabanca, kamalar, zehirlerle buraya cinayet içlemeye geliyorlar. Baç1ma ne içler ç1karacaklar... Beni korkutacaklar. Sizin gibi postallardanCl) yilarsam yuf benim erkekligime! Neyse, Allah raz1 olsun ~u uzun kar1dan ... Yirmi be~ liraya bizi bi.iyi.ik bir beladan kurtardi. Kara kuru ama acur, becerikli, çeneli bir aya:K kavafi. ... Bizim bugi.inki.i i~imizi gorsi.in de ne mal olursa olsun .. . ~imdi Miirvet'i bir koçede unutmu~lardi. Zavalhc1k ta agz1n1n tavan1ndan bagirsagina dek, govdesinin içinde y1ld1r1mlann zikzaklar yaparak dola~tigin1 duyuyor; k1vr1m k1vr1m luvran1yordu. içmemekte gosterdigi ~iddetli direnmeye ragmen, bogulmamak için nefes ald1gi anlarda iki i.iç kadeh kadar yutmu§, bogaz1ndan gitmeyenleri de biitiin elbiseleri içmi~ti. $imdi usti.i ba~1, i;neyhanenin tezgah siingeri gibi, genizlere kaçan keskin bir koku yay1yordu. ( 1)

Degersiz kanlardan.

155


Alkohin ilk yaktigi bu genç mide ve ilk kavrad1gi korpe sinirler iizerindeki sarho§luk etkisi tuhaf oldu. Miirvet, k1rilm1§ oyuncagi oniinde m1zm1z ya§ doken sinirli bir çocuk gibi, uzun bir aglama tutturdu. Sofran1n çevresinde her agizdan f1§k1ran ne§eli sozler, kahkahalar aras1nda bu densiz çocuk v1z1lbs1 dayanilmaz bir kar§1thk oluyordu. Birkaç kez: -Aman sus! azar1yla bagr1§blar. Ne var ki Miirvet, sinirli çocuk makam1n1 kesmedi, art1rd1. O zaman Semih Atif Bey, k1z1n yan1na gelerek: - Ne oluyorsun? - Ah yan1yorum ... -Kime? Bu soruya kar§I Miirvet, aglamadan giilmeye geçerek bir kahkaha tutturdu. SemihÀbf: - Soyle, kime yan1yorsun? Miirvet yine aglayarak: - Of... Aman kimseye degil. .. - Soyle ... Soyle bana yan1yorsan i§ kolay... Oteden Nesip ihsan: - Belki bana yan1yor? Arkas1ndan Malik Tayyar: - Hiçbirinize degil; yaln1z bana yan1yor. Gonliim oyle soyliiyor... Ba§1na toplanan bu iiç erkegin ortas1nda Miirvet, davran1p ayaga kalkti. Hafif sendelemeler aras1nda: - Allah hepinizin belas1n1 versin... Hiçbirinize yanm1yorum ... Semih Atif: - ~imdi giile aglaya yan1yorum, diyen sen degil misin? Miirvet: -Agz1m ... midem ... gogsiim ... biitiin govdem yan1yor... Beni zehirlediniz katiller... Semih Atif: - Haydi çocuga §eker verelim. Agz1n1n yanmas1 gitsin ...

156


Ùçii de tath bir §ey bulnìak için sofran1n ba§1na ko§tular. O zaman izzet Saim, bu pek iizgiin ne§e ile masum ba§cagiz1 donen kiz1n yan1na sokularak: - Ah, baygin kokulu beyaz karanfilim. Ben sana me§ale gibi yan1yorum ... Sen de benim için bir kibrit çopii kadar p1rildasana, seni kollanm1n aras1na ahr; yiice ar§a ç1kar, yedi kat gokleri seyrettiririm. Miirvet: - Haydi çekil oradan haydutlar1n çomezi ... Bizim ~uradan d1~an yiiriiyecek halimiz yok ... Yedi kat goklere çikacakm1§1z! " izzet'i kovduktan sonra, Miirvet, riizgar1n esi§ine bel veren narin, korpe bir kavak gibi tath egilip biikiilmelerle ayaga kalkti. Boynu ba§1n1 çekemez bir halde hareketler yapti. .. Benzi çok uçuktu. Malik Tayyar, bu masuma bakti, bakti; sonunda insafa gelerek: - çocuga çok içirmi§iz; yiizii gittikçe soluyor, dedi. Niikhet Feyyaz, bu korumay1 kiskanm1~ gibi haylord1: - Agabeycigim, iki kadeh rak1dan kim olmii~ ki bu k1z olecek diye korkuyorsunuz? Miirvet, egilip egilip kalkarak yine bir kahkaha kopardi. Vehbiye: - Miirvet, ne oluyorsun? O kadar gi.ilecek ne var? - Gokyiiziine ç1kacakm1§1z da ona giili.iyorum ... Vehbiye ~evket, ellerini sofraya dayadi. Gozlerini Mi.irvet'e dikti: - Bakin1z ... Bak1n1z, etiit edilecek ne giizel jestler yap1yor... Bu, taklit degil; tabii. i§te e§siz bir mimik dersi. Bak1n1z beynin obi.ir organlar iizerindeki iradesi, yonetim giicii nasil azahyor... Gozleri, baktiklan noktadan bir ba~kas1na nasil agir doniiyor, yon degi~tiriyor... Agiz, beyinden ald1gi anlabm1 soylemeye ii~eniyor... Zihin bugulu, sozler gev§ek, biitiin organlar tembel. .. Her §ey ile birlikte akil ve muhakeme de fena i§liyor... Terbiye, tehlike s1n1rlann1 hemen hemen seçemiyor. Biitiin duygular1n bulan1khgi, giiçsiizliigu içinde cure-

157


ti biiyiiyor... Ay1k zamanda sak1n1lan §eylerden çekinmeyi unutuyor. Ara s1ra kafa di.i§i.ini.ir, gozler bakar, kulaklar i§itir gibi duruyor. Ancak, bi.iti.in varhgindan bir inme riizgar1 geçiyor... Ta§ kesiliyor. Sonra birdenbire habbeyi kubbe yap1yor.<1) Candan bir sozii ters anhyor... ~akay1 hakaret say1yor... Bir hiçten parhyor. Saygideger bildigi §eyler hakk1ndaki saygis1n1 unutuyor. Gordi.igu terbiye, bulundugu çevreye gore soy içgi.idi.ilerini ortaya koyuyor... Sovi.iyor, sayiyor, tabanca b1çak çekiyor. Dinleyiciler, hep birden el ç1rparak: - içkilinin içki hakk1ndaki konferans1 ho§ oluyor... sozleriyle Vehbiye'yi alk1§lad1lar. Rakin1n etkisini daha derinden duymak için birer kadeh daha attilar. Semih Atif Bey, Vehbiye'nin oni.inde bir reverans yaparak: - Tebrik ederim han1m; sizde bir Sara Bernar çekirdegi goriiyorum. Bu eti.itleri bu çorak memleketimizin hangi konservatuvannda yapbn1z? Beyefendiler, içimizden sahnemizin bir yild1z1 doguyor; sevinelim ... Malik Tayyar: - Ovi.inelim ... Nesip ihsan: - Vehbiye Han1m, bugi.in bize li.itfen bir rol yapsalar... Mesela uygun gorecekleri bir komedya parças1 temsil etseler... Hepsi çirp1na bagira bu di.i§i.inceyi alki§ladilar. Yaln1z Mi.irvet, bu ne§e f1rbnas1na katilmayarak alkol ile sersemlemi§ ba§1n1 kald1rdi. Di.i§i.indi.i. Bu sevinç dalgalann1n kendisine yeni bir felaket getirecegini, kafas1n1n bugular1 aras1nda seçer gibi oluyordu. Vehbiye, elinde rolli ile kulisler aras1nda dola§an bir artist samimiligi alarak ufak ba§ hareketleriyle, ince giili.imsemelerle gezinmeye ba§lach. Hep gozler onda idi. Ne dogacagin1 bekliyorlardi. Vehbiye, sanat esiniyle si.izi.ilerek: - Bir salon komedyas1 istiyorsunuz; ama bir ki§ilik oyun, ancak monolog olur. Hayat, her gi.in milyon( 1)

158

Abart1yor.


larla halk1n oynad1klar1 dogai bir piyestir... Hepimiz orada talihimizin ayird1gi ac1kh, giili.inç rol pay1m1z1 temsil ediyoruz. Demek istiyorum ki her canh hayabn1 oynayan gerçek bir sanatç1d1r. Niçin beni yaln1z b1rakiyorsunuz. Hep birlikte oynayahm. Bu oneri kar§1s1nda yine ç1rp1nma koptu. Duraksama, kabul sesleri birbirine kar1§1yordu. Nesip ihsan: - Pek gi.izel. .. Pek gi.izel. .. oynanz. Bi.iti.in hayatim1zda hep seyirci kalacak degiliz ya? Kendi aram1zda olsun, biz de sahneye ç1km1§ olahm ... .. Malik Tayyar: - Becerebilir miyiz? Vehbiye Han1m'1n s1cak roli.ine sogukluk katm1§ olmayahm ... Semih Àbf: - Niçin beceremeyecekmi§iz? Falso yaparsak hocam1z burada degil mi? Vehbiye di.i§iine dii§iine dola§arak kendi kendine §Oyle soyleniyordu: - imdat ya da ikaz çingiragi piyesi. .. (Àbf'a bakarak) Bu komedyada siz ne gi.izel bir Bubi olursuJ}UZ... (Dola~arak di.i§i.indi.ikten sonra) Ama, Karimin A§igi, bu fena degil. .. Malik Tayyar, Nesip ile Àtif'1n aras1na girerek birer kolunu her ikisinin boyunlar1na atbktan sonra: -Ah ah, Vehbiye'ye oyle bir komedya esinlenmeli ki ... Nesip: -Nasil? Tayyar: - içinde kad1n erkek birbirine sar1hp opii§mek çok olsun ... Àtif: - Vallah karde§im, piyeste sarilma olsa da olmasa da ben onlar1 bugi.in doya doya opecegim ... Bu konu§mayi biraz oteden i§iten izzet Saim §Oyle m1rildand1: - Salak §airin dedigi gibi; kafiye uysa da uymasa da i~ tik1nnda gidecek.

159


Vehbiye bulunduklar1 yere uygun bir piyes bulmak için hala soylene soylene gezinerek: - Armon ve Jerbidon'un Fahù;eler Okulu komedyas1. .. .Àtif, kendini tutamayarak bagird1: - Hah! Bravo Vehbiye'cigim, f?imdi buldun! Tayyar: - çok uygun; ama anlayahm . .Àtif: -Neyi? Tayyar: - Fahif?eler Okulu buras1 mi? izzet Saim oteden cevap verdi: - Evet ... evet ... Nesip Bey mi.idi.ir, ben ders naz1r1, <1) bizim bey de ahlak bilgileri hocas1. .. Ni.ikhet: - Semih .Àtif Bey, k1ntkanhk ve gi.izel davran1~ ogretmeni, yani piyeste Stanislas roli.ini.i yapacak. Ben de Jinet olacagim ... btekiler de kiz ogrenciler, oyle mi? Hay1r... ben boyle ad1 sam kepaze bir piyesten rol almam. Vehbiye: - Begenmiyor musun? L'ecole des cocottesC2) Paris'te Pale-Royal'de(3) oynand1 ve pek çok alk1f?land1. Ni.ikhet: - Ad1 çirkin ... Vehbiye: - Hey benim kantaron ... hay1r... saf yi.irekli çiçegim ... Piyes, kazand1gi bi.iyiik "ragbet" ve i.intinti ad1na borçludur. Yazarlar, eserlerine "Erdemler Medresesi" ad1n1 vereydiler seyrine kimse gitmezdi. Bi.iyiik komik Molyer'in Anfitriyon'u senin anlay1f?1na gore kocaman bir kepazeliktir, degil mi? Ya yine hazretin Kokil piyesinin ad1ndan iirkmiiyor musun? Bu soziin çirkinligi, kabahgi oniinde çok çehreler ekf?ir. Molyer'in bu adlan( 1)

(2) (3)

160

Eskiden okullarda ders programlarm1 diizenleyen gorevli. Moliére'in Kokotlar Okulu adh oyunu Ùnlii bir tiyatro.

I


d1rmada hiç ahlak temizligi, namus gozetmedigine teessiif edenler çoktur. Ama azizim, dogada pek az bulunan bir §eyi piyeslerde aramak ve her eserin yaln1z bu kaygi ile yazilmas1n1 istemek, bilmem sanat hayabn1 ne biçime sokar? Arkada§lanmdan biri Avrupa'da resim ogrenimi yapti, dondii ve atelyesinde bana ç1plak bir erkek resmi gosterdi. Dogrusunu soyleyeyim ki ben istanbul'un saf k1z1, bu mu§ambaya dik gozle bakmaya s1kild1m... O kadar ki, hiçbir k1h eksik b1rakilmam1§ cascavlak bir adamdi. Sonra aram1zda §U sozler geçti: "Ben: - Bu nedir?" "O: . k opya ... " - Bir "Ben: - Nereden?" "O: - italya'da bir miizeden ... " "Ben: - Sen bunu kopya ederken ya bir erkek goreydi?" "O: - Gorsiin, ne olur?" "Ben: - Utanmaz m1yd1n?" "O: - Boyle senin gibi k1pk1rm1z1 olacak kadar utanacagim1 sanm1yorum ... " "Ben: - Niçin?" "O: - çunkii benimle birlikte ayn1 modelin kopyas1yla ugra§an sekiz genç kad1n daha vardi." . "Ben durdum. Dii§iiniiyordum. O, devam etti: "- Azizim, biz daha kozas1n1 y1rtmaya ugra§an bocekler gibi, tramvay perdeleri arkas1nda gizlenmekten yeni kurtulmaya ugra§an zavalhlanz.(1) Genç, kor(1)

O zamanlarda tramvay vagonu tam ortadan bir perde ile ikiye boluniiyordu; onde erkekler, arkada kadmlar seyahat ederlerdi.

billur kalp

161/11


kusuz gazetecilerimiz daha ortadan kalkmas1 gereken çok perdeler oldugunu, usluplar1yla baginyorlar. Halk vicdanlar1 uzerine kurulan çimdiki uygarhk mahkemeleri, kad1na tip doktorlugu, hukuk doktorlugu ve biitiin obiir meslekler için izin vermiyorlar m1? Yeni bir avukat kad1n, mahkeme huzurunda bir kar1 koca davas1n1n çeriata, yasaya gore içli d1çh aç1klamas1na giriçemeyecek mi? Bu, ona yasak m1 olacakbr? Verilecek hukuk diplomalar1na boyle bir s1n1rlama konacak m1d1r? Ve yine bir kad1n doktor, çarçabuk ve kaç1n1lmaz bir gereklik baç gosterince erkegin baz1 organlar1ru tedavi edemeyecek midir? Daha aç1kça soyleyeyim efendim, kad1n anatomi dersinde erkek govdesini eksiksiz okumayacak m1d1r?" Miirvet, sandalyesinden kalkti. Ac1yla dogrularak giildii ... giildii ... guidi.i... di.i§ecek gibi oluyordu. Dumanlanm1ç gozleriyle sofra baç1ndakilerin aras1nda bir çey seçmeye ugra§arak: - Hepinizden tiksiniyorum. Hep edebin, utanc1n aleyhinde soyli.iyorsunuz. Içinizde onlar1 savunacak bir vicdan, bir agiz yok ... Tramvaylar perdeli iken kaç defa beni çimdiklediler. Perdesiz iken bakahm neler olacak? Vehbiye: - Polise §ikayet edip edepsize haddini bildirteydin ... Miirvet: - Polise "Beni çimdiklediler,'' diyebilmek için senin gibi bir aktris olmam gerekirdi ... dedi; iskemlenin arkahgina yiiziistii kapandi. Biitiin govdesi sars1la sars1la bir hiingiirtii kopararak: - Ben... ben... ah ben geçim s1k1ntis1 yi.iziinden . namuslu bir i§ aramaya ç1kbm. Megerse of, of... megerse fahiçeler okuluna gelmiçim ... Ne idi gi.inah1m, Allah1m, beni bu kuyuya diiçiirdiin. Ah melek annecigim ... Ah masum karde§lerim... Biiyi.ikbabam1n yiice ruhu geliniz ... Ko§unuz ... Beni bu çamurdan kurtar1n1z ... Malik Tayyar: - Bu kiz yine saçmahyor.

162


Nesip ihsan: - Yin e bizi a§agihyor... Semih Atif: - Suçuna gore cezaland1rmak gerek ... izzet Saim: - Doki.ini.iz agz1na iki dolu kadeh daha, ak1llans1n ... Her agizdan: - Hay hay! sesleri ç1kb. Hemen yine btiti.in eller didiklemek için o zavalh k1zcagiz1n i.izerine i.i§ti~tti. Kizcagiza oncekilere benzer bir ak1tma i§lemi yap1ldi. Yine rakin1n yar1s1n1 mide, yar1s1n1 elbiseler içti. Kiz, govdesinin yans1 yere sark1k bir iskemlenin i.izerine devrildi. Onu oyle kivnm k1vrim k1vran1r b1rakarak yine hepsi sofra ba§1na dondi.iler... Kadehlerini ald1ktan sonra Vehbiye'nin etrafin1 çevirdiler. - Rol isteriz, rol! ç1ghgiyla tepiniyorlardi. Vehbiye: - Son buldugum piyesi begenmediler. Fahi§eler Okulu ad1 Mi.irvet'in bile sinirlerine dokundu. Ne var? Fahi§elik de bir meslek degil mi? Okulu olmas1, olmamas1ndan iyi sayilmaz m1? Her §eyin bilinmesinin, bilinmemesinden daha iyi oldugu soylenmiyor mu? Tayyar: - Oyle bir kurulun kar§1s1na, hemen bir de zamparalar okuma yurdunun temellerini atmah; çtinki.i bilgiç a§iftelere kar§I, kad1n di.i~ktinleri bilgisiz b1rak1lamaz ... Nesip: - ~imdi bu konriyu geçiniz. Okullar1n bu mesleklere kadar yay1lmas1 ve çogalmas1, gelecek ytizy11lara nasip olacak ~ereflerdéndir. Semih Atif: - Arbk akademik konulan b1rak1n1z. Rol isteriz. Ate§li, heyecanh, sevgilìye sald1rmah roller... Vehbiye biraz dalgin gezinerek: - Bir piyes buldum ...

163


Tayyar: -Yi.ice ad1? Vehbiye: - Zelzele ... Nesip: - Sayin yazar1? Vehbiye: - Vehbiye ~evket ... Semih Atif: - Once sizi, sonra kendimizi kutlar1z. Vehbiye: - Bunu ben, istanbul'da 31Q(l) da olmu§ bi.iyi.ik depremden esinlenerek yazd1m ... (Cebinden kur§unkalemiyle yazilm1§ bozulmu§ birçok satirlan yaz1h bir defter çikararak) Ùç dort ayd1r bu eserimi bitirmeye ugra§iyorum. Vehbiye, bu ki.içi.ik komedya mi.isveddelerini masan1n i.izerine kor ve herkesin roliinii kendisine yazd1nr. Vehbiye: - Bu ilk temsilimiz, prova çe§idindendir. Herkes yazilmI§ roli.inii elinde tutabilir... Komedyam1z için §U oda içinde diizenlenmesine imkan olmayan dekorumuzu hayalimizde yaratabiliriz. Molyer bile XIV. Lui'nin huzurunda komedyalar1n1 dekorsuz oynarm1§... Bize geni§ bir yiik(2) gerekiyor. i§te, bu paravanan1n arkas1n1 yiik varsaymakla i§ olur biter.

(1)

(2)

164

1310 (1894). Duvarda bulunan ve yatak yorgan koymaya yarayan yerli dolap; yiikliik.


22

ZELZELE PiYESi Komedi 2 perde Nesip ihsan Semih Atif Bey Malik Tayyar izzet Saim Miirvet Han1m Vehbiye Han1m Niikhet Hamm

Salim Lami Kadir Safder Nevres As1me Bedihe

BiRiNCi PERDE Birinci Sahne ,..

.

LAMI (YALNIZ)

L.ÀMi: (Zelzelede yikilmi§ evinin bahçesinde bir ta§ iizerine oturmu§) Ne ontine geçilmez felaket, ne felaket! Yiizy11lardan beri tarih, istanbul'da boyle bir zelzelenin oldugunu yazmamI§, diyorlar... Bizim kar1 da bugiin Kalpakçilarba§1'na ah§veri§e çikti da ... Birçok taraflarda çar§I tonozlar1 tak1m1yla inmi§ ... Ah Bedihe'cigim, eceline mi gittin? Zaten yaradil1§1 lurç1nd1r. Hele birkaç zamand1r çekilmez bir titizlik edinmi§ti. Meraki siis ve bol para ... Eger bu tuvaletler benim için ise, giiciimiiziin tisttinde masraflar1n ne yeri var? Ben sade giizeli daha çok severim; ama bir faydas1 yok ya? Gtizellik bizim kar1ya veda ediyor. H1rç1nhktan her giin tak1r tak1r biraz daha kuruyor. Et can tutmuyor ki ... Asil btiyti, tuvalette degil; tazeligini korumayi bilmededir. Zaten alti yedi yil koyun koyuna yattiktan sonra ... en sars1lmaz sevgiler a§1n1r...

165


ikinci Sahne "

.

.

LAMI, SALIM SALiM: (Yikintilar içine girerek) Ne yap1yorsun burada? LÀ.Mi: i§te goriiyorsun ya bizim evde alt katta bir odac1ktan ba§ka s1ginacak yer kalmadi. SA.LiM: Ba§1n sag olsun karde§im. El ile gelene diigun bayram derler... ~iikret ki yine ba§1n1 sokacak bir odac1gin kalm1§ ... Biitiin çevren yerle bir. Y1k1ntilar altindan bir diiziye ceset ç1kar1yorlar. çogu tan1nmaz durumda ... TeskereCl) dolusu yarah ta~1yorlar... LA.Mi: Aman soyleme, soyleme... Deminden §Urada epezik iki ceset de ben gordiim. Fenahk geldi, bakamad1m. SALiM: E~in nerede? LÀ.Mi: (Uzilntillil, agir bir soyleyi§le) çar~1ya gitti de. SALiM: Niye sahverdin? LÀ.Mi: Tuhaf soyliiyorsun karde§im. Zelzele olacagin1 ne bileyim? SALiM: Dogru ... Ben de ne dedigimi bilmiyorum. LA.Mi: "çar§iya gidecegim, mutlaka bana para bul. .. " inad1yla kaç gi.indiir ba§1m1n etini yiyip duruyor, yiiziinden dii§en bin parça oluyordu. Oraya ba§vurdum, §Uraya ba§vurdum. Bir yerden on para bulamad1m. Ziigurtlerin, odiinç para istemek i§indeki ciiretleri arttikça, borç verenler de kurnazla§iyor... Borcun ortada yaln1z ad1 doniiyor. En son, karde§im, babadan kalma bir gi.imii~ yaz1 talom1m vardi. Yirmi iki liraya onu sattim. Giiniinii gi.in etmek içiI?: paralar1 getirdim, kanm1n avucuna koydum. Uç gtinden fazla omiirleri olmayan ipekli taklidi kuma~lara, birtak1ro cicili bicili ~eylere liralan verip donecekti .... (1)

166

Dort kollu hasta ta~1ma sedyesi.


SALiM: $imdi para pul dii§iinme. E§in buraya sag salim donerse kendini mutlu bil. .. LAMi: Ah §iiphesiz karde§, §iiphesiz ... SALiM: çar§I içinin çok kotii oldugunu soyliiyorlar... LAMi: Ah kar1c1gim, acaba §imdi koskoca bir tonoz parças1n1n altinda yamyass1 m1 yatiyor? SALiM: Akhna oyle kotii §eyler getirme ... Hayir dii§iin ki hay1r olsun ... LAMi: insan saghginda kar1s1mn k1ymetini bilmiyor; ama gerçek, boyle ac1 kayiplar zaman1nda anla§Ihyor. Ah ... yiiregimin ba§I s1zhyor. SALiM: Karde§im niçin kanm boyle olmii§ farz ederek karamsar oluyorsun? LAMi: Bilmem içime oyle doguyor... SALiM: Hem kar1ndan b1ktigin1, hem yiireginin s1zlad1gin1 soyliiyorsun ... LAMi: Kar1 kocahk sevgisi ba§ka, insanhk duygusu ba§ka ... inan karde§im, çok iiziintiiliiyiim. SALiM: çar§1daki insanlann hepsi ezilmedi ya? LAMi: Gozlerim segiriyor... Yiiregimin çarp1ntilar1nda bir ugursuzluk duyuyorum ... SALiM: Burada niçin oturuyorsun? çar§1ya ara§brmaya gitsene! LAMi: Kap1lan çevirmi§, içeriye adam b1rakm1yorlarm1§, diye duydum. SALiM: Komiserlige ba§vur... Senin gibi boyle §iiphe içinde, ac1kh durumda kalanlar her yere ba§VUruyorlar... Sen de ko§; sor, ara§br. LAMi: Karde§, aksilik, hizmetçiyi de iiç giin için izinli gondermi§tik. Burada benden ba§ka kimse yok. Ev, çatis1ndan temeline kadar zangin zangir gobek atti. Ne çarp1lmad1k kap1 kald1, ne bozulmad1k kilit. Etrafta çapulcu canavarlan dola§iyor. Evi b1rakanuyorum. ~a§1rd1m, kald1m.

167


..

U çiincii Sahne ONCEKiLER, SAFDER SAFDER: (Tela§la gelerek) Nevres'i gordiiniiz mii? LAMi: Al sana e§ini yitirmi§ bir kumru daha ... SALiM: Bu anababa giiniinde senin Nevres'ini kim dii§i.inecek? SAFDER: i§te insanca bir soz ... LA.Mi: Karde§, ben kanm1 yitirdim; sen ni§anhn1 ar1yorsun ... SAFDER: Ne demek istedigini anlayamad1m. L.ÀMi: Ni§anh, e§ten birkaç gomlek d1§and1r. Ac1lanm1z birbiriyle olçiiliirse, seninki benimkine oranla sol da s1fir kahr... SAFDER: Affedersin<U onu sen. K.an, hele seninki gibi alti yedi yilhk! En ince dokusuna kadar biitiin kokusu somiiriilmii§, artik goniile, beyine bir §ey duyurmayan bayat bir çiçektir. Hemen her koca boyle yillanm1§, darmadagin1k kanyi pencereden a§agi silkip çiçeklige taptaze yeni bir demet getirmek için can atar; ama toplumsal ve vicdani birtakim baglar olmasa ... Siz kan koca birbirinize çok doydunuz. Biz Nevres ile daha kokla§mad1k ki ... LAMi: Oglum, sevdan1n en tath, en §airane zaman1, i§te doya doya kokla§mazdan onceki mevsimdir. SALiM: Can1m, §imdi boyle sozlerle vakit geçirmenin s1ras1 m1? "Hem kanm1 merak ediyorum" diyorsun; hem aramaya çikmaya agir davran1yorsun. L.ÀMi: Ùziintiiden ne yaptigim1 bilmiyorum. SALÌM: Tuhaf iiziintii ... LAMi: Neden? (1)

168

Soylenene alayc1 bir tavirla kar§I ç1k1hrken "yanh§ soyhiyorsun", "halt etmi§sin" anlammda soylenir; "affetmi§sin" biçimi de vardir.


SALiM: Kanna ac1yor musun, yoksa ondan yakin1yor musun? Anlayamad1m ki ... L.ÀMi: Ev hali; her iki ti.irli.isi.i de olabilir... Evli olmayanlar, kan kocahgin ac1 tath birbirine kan§an samimi hallerini bilemezler. SAFDER: Mahallede ona sevdalanmayan delikanh kald1 m1? SALiM: Ùyle ise senden once davranan rakiplerinden biri, k1z1 kaç1rm1§ olacak ... SAFDER: O, benden ba§kas1na gitmez! SALiM: Oyle ise neden tela§ ediyorsun? LA.Mi: Bu deprem her §eyi yerinden oynatti. Mah§er gi.ini.i ... Ana, baba, evlat, sevgili hep birbirini ar1yorlar. SAFDER: Soylemeyi unuttum. Bir ac1kh §ey daha .... SALiM: Nedir? SAFDER: Kom§unuz Kadir Bey bir duvar altinda ezilm1§. LA.Mi: Kimden duydun? SAFDER: E§i Às1me'den ... LA.Mi: Zavalh kad1n çok aghyor mu? SAFDER: O da senin gibi §a§1rm1§... Kap1n1n oniine ç1km1§; saçmasapan soylenip duruyor... Birdenbire deprem olur. Giiriil giiriil birkaç duvar iner. Ùçii de korkuyla birbirlerine bakarak bir sii re susarlar...

SALiM: (Salavat getirir.) LA.Mi: Okuyor musun? SALiM: Evet ... LA.Mi: Okuma ile deprem durur mu? SALiM: Boyle gi.inde inançs1zhk iyi degildir. SAFDER: çatlak yapilann, duvarlann yine çogu indi ... SALiM: Birçok saglamlar da çatladi. .. SAFDER: Yine kim bilir ne kadar insan oldi.i?

169


LAMi: Ah zavalh kar1c1gim. SALiM: Hala buradas1n? SAFDER: Ama sokaklarda yiiriimek de tehlikeli. SALiM: Bu gece istanbul halk1, bahçelerde, y1ld1zlara kar§1 yatacak ... Dola§acak h1s1mlanm, yak1nlanm var. Ben gidiyorum, bakay1m kim oldi.i, kim kald1? Kara haberler almaktan korkuyorum ... Haydi Lami, durma, sen de kar1n1 aramaya çik. in§allah diri bulursun. Safder, oglum, Allah seni de ni§anhna kavu§tursun. Salim'le Safder ç1karlar.

Dordiincii Sahne

LAMi (YALNIZ) LAMi: Bizim kan ezildiyse ezildi, artik tela§ ne para eder? Ulu Tann, insana bir felaket verirse ona dayanma giiciinii de ihsan ediyor. Kar1m1n oli.imiine zihnim biraz ah§Ir gibi oldu. Bu biçimde ayr1hgi hiç akhma getirmezdim; ama ahn yaz1s1na çare olur mu? Y1k1k bahçe kap1s1ndan du~ari yiiriir. Arkadaki perde kalkar. Bir sokak ve sonunda bir ev kap1s1 goriiniir.

LAMi: Zavalh Kadir Bey'in evi. Felakete ugram1~ genç e§i içeride ne yap1yor acaba? Boyle giinde insanhk ad1na zavalhyi biraz avutmah. Kap1y1 vurur. içeriden:

- Kimdir o?

170


Be§inci Sahne

LA.Mi, ASIME LA.Mi: Benim ... kom§unuz Lami. ASIME: (Kapinin araligindan gorilnerek) A Lami Bey, siz misiniz? LA.Mi: Benim, kom§ucugum ... ASIME: Felaketimi duydunuz mu? LA.Mi: Duydum. Siz de benimkini i§ittiniz mi? ÀSIME: Hay1r... LA.Mi: Bedihe, çar§i'da ezildi. Sizinle ba§ ba§a verip aglamaya geldim. (Hiçkirarak) Aln1n1n ne kotii yaz1s1 varmI§ ... ASIME: Ac1d1m, zavalh kad1n ... Ancak Tanr1'n1n hikmetine de pek §a§bm. LA.Mi: Bu, ac1nacak §ey... ama §a§Ilacak yoniinii nereden ç1kar1yorsunuz? ASIME: E§imle e§inizin cesetleri, ayn ayn yerlerde ezilmi§ olsa bile §imdi ruhlar1 obiir diinyada birle§mi§tir. LAMi: iki ruhun ahrette birbirlerine goniil baglamalar1, birbirlerini çekmeleri neden? ASIME: Diinyada iken çok sevi§irler idi de ... LA.Mi: ($a§irarak) i§te bundan hiç haberim yok ... ASIME: Haberiniz yok ya. Dedikodu olmas1n diye, ben nel ere katland1m ... LAMi: Rica ederim, bir&z içeri girelim de iyice anlatin1z ... ASIME: Buyurunuz ...

171


iKiNCi PERDE Bahçeye penceresi olan alt katta geni~ yiikh1 bir oda, bir sedir, birkaç sandalye, ortada bir ma sa.

Birinci Sahne 1

LAMi,ASIME LÀMi: (Bir sandalye çekip masanin yaniJ?,a oturarak) Oh, ne iyi, her §ey yerli yerinde ... istanbul'un bir deprem geçirdigi bu oda da hiç belli degil. .. ASIME: Yukan katlarda biitiin s1valar indi, bolmeler aynld1, direkler kayd1. Alt katta oldugu için mi bilmem, buras1 pek h1rpalanmad1. LÀMi: Acaba felaketi bu kadarla atlattik mi? Yoksa sonu var mi? ASIME: Bilmem, topraklar durup durup bir canavardan iirkmii§ gibi titriyor. LÀMÌ: Bu felaket çok canlara k1yd1. ÀSIME: E§iniz ile e§imi de gotiirdii. LÀMÌ: Aç1klaman1z beni §a§k1na çevirdi. Ac1mak mi, yoksa oh olsun, demek mi gerek? Bunu bilemiyorum. ÀSIME: Oliimle oc ahnmaz, ama ettiklerini buldular, demekten kendimi alam1yorum. LÀMi: Ettiklerini liitfen biraz anlatir m1s1n1z? ASIME: Kocam, kar1n1z için yanar tutu~ur; kann1z, kocam için oliip bay1hrd1. LÀMÌ: (Ba§ini yumruklayarak) Ne kadar gozii kapah, ahmak bir koca imi§im ... ÀSIME: Estagfurullah. Bu, biiyi.ik giiveninizden, safhgin1zdan ve ytireginizin temizliginden ileri geliyor... Siz, iizerine hiyanet edilecek erkeklerden degilsiniz.

172

I i

~


LAMi: Tevecciihiiniize te§ekkiir ederim As1me Han1m; ama bizim kan boyle dii§iinmemi§, edecegini etmi§. Ben de bilmeye bilmeye buna katlanm1§Im ... Ama siz bile bile nasil sustunuz? .ÀSIME: Rezaletten korkarak sustum. LAMi: Susmakla bir kepazelik kapatilm1§ olur mu? ASIME: i§ p1rnal torlugu gibi için için yan1yor; duman1 tepesinden çikiyordu. LAMi: Gerçegi bana bi.i.ti.in çiplakhgiyla anlatin1z ki yi.iregim §U kann1n oliimiine kar§I sogusun ... ASIME: Beyefendi, sizin evde ne pi§se siz tatmadan once sahan sahan, tabak tabak bize gelirdi. Ne kadar yumu§ak koftelerinizi, kiilbastilar1n1z1, nefis pi§mi§ tathlann1z1 yedik. ~imdi Tannm rahmet eylesin mi diyeyim, ne diyeyim, bilmiyorum? Bizimki beni kiskanmas1n diye ince bir giiliimsemeyle sahanlan oniime siirerek, "Às1me, bu giizel yemekleri, sayemde yiyorsun," derdi. Ben çogu zaman, "Bu yemekler bize Lami Bey'in haberi olmadan geliyor," diye giicenerek geri çevirirdim. LAMi: ~imdi anhyorum. Ben en iyi taraf1ndan kestirip ahrd1m, ama evde oniime sinirsiz, kemiksiz et kondugunu gormezdim. Okka okka ta§1d1gim §ekerler, çarçabuk bitiverirdi. ASIME: E§iniz ne zaman yeni bir elbise giyse ya da siislenip bir diigune, bir yere gidecek olsa, ne yapar yapar bir bahane bulur, gelip kocama goriiniirdii. LAMi: Demek hep o para diye ter ter tepinerek yapilan tuvaletler Kadir Bey içinmi§? ÀSIME: (Dort yanina bakarak) Daha atesini soyleyeyim mi? LAMi: Niçin saklayacaks1n1z? ASIME: (Yine dort yanina goz gezdirerek) Oldiikleri kesinlikle belli degil de; bir yandan ç1k1p gelirlerse diye korkuyorum ...

173


LÀ1\1i: Sag kalm1§ olsàlar da artik o kan benim için olmii§tiir. ASIME: Kocam, benim evde bulunmad1gim giinleri kollardi. Kimi zaman bir bahane uydurarak beni evden savardi. Merak ettim; bir defas1nda sokaga gidiyorum, diye tavan aras1na sakland1m. Budak deliginden bizim yatak odas1n1 gozetledim. Bir siire sonra e§iniz geldi. Bir gelin gibi si.islenmi§ti. (Eliyle gostererek) bizim beyin rakis1, mezeleri hep bu dolaptad1r. Burada ikisi de, iyiden iyiye, kafalan tuttuktan sonra yukar1 çiktil~r; soyundular, dokiindiiler... affedersiniz artik susay1m! L.ÀMi: Yataga girdiler degil mi? Sussan1z da artik olupbitenler kendi kendini soyli.iyor... ASIME: Benim tavan aras1ndaki çektigim ac1lar1 di.i§iiniiniiz. Gozlerimin seyrettigi rezillik bir sinema §eridi degildi. Ellerimle diizelttigim namuslu yatagimda kocam, yabanc1 bir kad1nla yabyordu. L.ÀMi: Sizin o zaman çektiginiz ac1yi, ben §U anda duyuyorum. Kar1m olmemi§ olup da §imdi kar§Ima çiksa elimle gebertsem ... ÀSIME: Tann'n1n hikmeti, deprem sizi katil olmaktan kurtardi. L.ÀMi: Ulu Tanr1'n1n hiçbir afetinden art1k §ikayet etmeyecegim. Her §eyde akhm1z1n ermedigi manevi maksatlar var. ASIME: Ulu Tann bu depremi sizin kar1n1zla benim kocam1 cezaland1rmak için mi yapti? L.ÀMi: Buna bir gi.izel raslanti m1 diyelim, ne diyelim, bilemiyorum. ASIME: Eviniz y1kild1, kar1n1z ezildi; ama namusunuz kurtuldu.

174


.

Ikinci Sahne ONCEKiLER,NEVRES ÀSIME: (Di§ari kulak vererek) Kap1 vuruluyor. (Di§ari bagirir) Kimdir o? NEVR~S: (Di§aridan) Benim, ben ... Nevres ... Aç1n1z Asime Han1m. LAMi: Nevres'i buraya getiriniz; zihnimden bir pian kurdum, ona gore davranacagim. Siz de bana uyunuz, rica ederim As1me Han1m. ÀSIME: Ba~ iistiine. Às1me odadan ç1kar. Sonra N evres ile geri gelir.

NEVRES: Beni buralarda kimse arad1 m1? LA.Mi: Evet ... NEVRES: Kim? LAMi: Sorman1n yeri var m1? Ni~anhmz Safder Bey... ASIME: Sen de onu aramaya çikm1~s1n galiba? NEVRES: (Sikilir, susarak onune bakar. .. ) L.ÀMi: ~iiphesiz, çiinkii diinya sars1hyor. Herkes sevgilisiyle birlikte bulunmah ... Belki yer yar1hp da bizi yutar... D1§andan yine kap1 vurulur.

Ù çiincii Sahne ONCEKiLER, SAFDER ÀSIME: Kim o? SAFDER: (Di§arida) Benim, Safder. LAMi: (Tela§la) Nevres, kiz1m, sen bu yiikiin içine gir. Biz seni oradan çikanncaya kadar varhgin1 bildirme, ses verme, otur...

175


Lami ile Às1me, bu teklife kar§I biraz §a§1ran Nevres'i yi.iktin içine itip kap1s1n1 kaparlar. Às1me d1§ar1 ç1kar. Safder ile birlikte içeri gelir.

SAFDER: (Heyecanla) Ofl LA.Mi: Nedir bu çarp1ntin? Bu ahlar, bu oflar? SAFDER: Nevres'i ar1yorum ... ~urada yine yiiksek bir duvar inmi§, albnda bir genç kiz kalm1§. Y1lonti kalk1ncaya kadar zavalhrun kimligi anla§1lamayacak. Meraktan oliiyorum. LA.Mi: Merak etme. Nevres sag... SAFDER: (Baygin bir içlilikle) Ne biliyorsun? LA.Mi: Yaln1z bilmek degil, sana Nevres'i bulmaya da soz veriyorum; ama bir §artla ... SAFDER: (Sevinqinden kekeleyerek) Her ne olursa olsun, ~arbn1z1 itiraz etmeden kabule haz1r1m. LA.Mi: ~imdi buradan sokaga ç1k1nca, ortahga Às1me Han1m'la benim oldiigumii yayacaks1n1z. SAFDER: Bu da biraz tuhaf... ama nasil? LA.Mi: Às1me Han1m kocas1n1, ben kanm1 aramaya birlikte giderken, iizerimize yiiksek bir duvar1n yik1ld1gin1 goziiniizle gordiiguniizii soyleyecek ve buna herkesi inand1rmaya ugra~acaks1n1z ... SAFDER: Duvar1n yerini sorarlarsa? LA.Mi: Y1kintin1n kalkmas1 için iiç dort giin isteyen bir yer ara§brabilirsiniz. SAFDER: i~ bu ise, kolay.

Dordiincii Sahne ONCEKiLER, NEVRES

LA.Mi: Nevres Han1m, ortaya çik ... NEVRES: (Yukten çikar.) SAFDER: Nevres!

176


NEVRES: Safder! SAFDER: Kaç saattir beni ne kadar i.izdi.in? NEVRES: Elimde olmadan ... SAFDER: Sana çok soyleyeceklerim var. Haydi gidelim ... LÀMi: Gidiniz; ama tehlikeli yerlerde dola§mayin1z. Birbirinize de çok sanlmayimz; çi.inki.i kucak kucaga bir duvar alt1nda kahrsan1z, sonra cesetlerinizi o durumda bulurlar. SAFDER: Te§ekki.ir ederim Lami Bey, bana hayabm1 bagi§lad1n1z ... LAMi: Verdiginiz sozi.i unutmay1n1z. Bizim, Às1me Han1m'la du.var albnda ezildigimizi ortahga ne kadar çabuk yayarsan1z te§ekki.iri.ini.izii o kadar kuvvetle yerine getirmi§ olursunuz. · SAFDER: Hiç merak etmeyiniz; bir saat sonra herkes sizi olmi.i§ bilecek. Bu yayI§lffilil yankis1 buraya gelince siz kendiniz bile oldi.igi.ini.ize inanml§ olacaks1n1z. Safder'le N evres ç1karlar.

,I

Be§inci Sahne "

.

"

LAMI,ASIME LÀMi: Às1me Han1m ... ÀSIME: Efendim! LÀMi: Siz bugiine kadar kocan1z1n vicdans1zca ve apaç1k hiyanetine, edepsizligine katland1n1z ... ÀSIME: Ahn yaz1mm1§ dedim, sustum ... LÀMi: Ben de bilmeyerek kanm1n alçak.hgina susmu§Um. ÀSIME: Ah, evet, oyle oldu. billur kalp

177/12


L.À.Mi: Felek, bu haks1zhgin ociinii alma firsatin1 bize kendi eliyle verdi. Kar1m kocaruzla birlikte cehenneme gittiler. Geliniz biz de sizinle bu diinyaY.I kendimize cennet yapahm. ~u dolab1 aç1n1z. Olenin rak1s1n1 çikar1n1z,. birkaç tane atayim, sinirlerim biraz yati§s1n; kar1m1n hiyanetine zihnim bir tiirlii ah§am1yor. As1me ortaya rak1 ve mezeler ç1kanr.

L.À.Mi: (Bir kadeh attiktan sonra) Giinah1n1 kocan1n ve kar1m1n, cehennemde zebaniler elindeki ruhlar1na armagan etmek iizere, içkime arkada§hk etmez misin? ÀSIME: ~imdiye kadar hiç agz1ma koymad1m. L.À.Mi: Kocan içerken sana da buyur etmez miydi? ASIME: Hay1r. Kendi de kotiiliigunden soz ederek içerdi. L.À.Mi: Bu kotiiliigu kendi nefsine niçin yaki§tinyordu? Seninle yapamad1gi bir §eyi benim kar1mla neden yap1yordu? ASIME: Benimle içmekten bir tat duyamayacagi için belki boyle soyliiyordu. L.À.Mi: Seninle içmekten çok ne§elenecegimi iyice biliyorum. Gel, birlikte çekelim. Ruhlanru i§kenceler içinde b1rakahm. Lami doldurur, As1me'nin agz1na verir.

ÀSIME: (içtikten sonra yuzunu buru§tura buru§tura) Oh, barut gibi bir §ey... LA.Mi: Evet, yava§ yava§ zihinde patlamalarla diinya tasas1n1 unutturan bir baruttur. Ne etki duydun? ÀSIME: Bilmem ... Biraz tuhafla§tim. L.À.Mi: Zehir olsa bir kadehi tutmaz. ÀSIME: Tutunca insana ne yapar?

178


LA.Mi: Hele bir tane daha at anlars1n. insani bu diinyadan ba~ka bir evrene gotiiriir... ASIME: insan olmeden, ba~ka bir diinyaya gotiirebilir mi? LA.Mi: (Àsimeye kendi eliyle içirir, agzina meze verir) Ooh, afiyetler olsun ... ASIME: (Yuzilnil ek§iterek) Bunun afiyet olacak bir tad1 yok ... LAMi: ~imdi ne duyuyorsun? ASIME: Hafifbir ba~ donmesi ... yiiregimde bir_az s1cakhk ... ve hoppahk istekleri ... LA.Mi: (Àsimeye sarilarak) Goster bana, yiiregin nerede? ÀSIME: Rica ederim, yapmay1n1z ... LA.Mi: Ama As1mecigim, bune paluze(l) viicut ... sarild1kça kollar1m içine gomiiliiyor... Ezildigi yerde gi.ile gi.ile yats1n, kanm1n bedeni tahta gibi idi; kollar1m1 beline dolad1kça kupkuru bir agaca ç1kiyorum san1rd1m. Ben bu degi~toku~tan çok memnunum. Vars1nlar onlar da cehennemde opii~siinler.

ASIME: (Lami'nin kollari arasinda) Kocam hoyrat sar1hrdi. Siz ne kadar nazik nazik opiiyorsunuz. LA.Mi: Ah, insan bu gi.il bedeni hirpalamaya kiyabilir mi? D1~andan

kahnh inceli sesler gelir.

LAMi: (Davranarak) O ne? Bir giiriiltii var. içeri geliyorlar. ÀSIME: (Dinleyerek) Ah ... kocam1n sesi ... LA.Mi: (Kulak vererek) Eyvah ... kar1m1n sesi ... ÀSIME: Ne felaket! LA.Mi: Hortlad1lar... (1)

Bir tur pelte tathsi. Burada: Bu tatlmm admdan mecaz olarak deyim: Beyaz, dolgun ve titrek beden.

179


ÀSIME: 9imdi ne yapacagiz? L.ÀMi: (Tela§la) Kap1 kapah degil miydi? ÀSIME: Evet ... L.ÀMi: içeri nas1l girdiler? ÀSIME: Kocam1n yan1nda anahtar vardi. (Titreyerek) ~imdi nereye kaçahm? L.ÀMi: Yiike saklanahm ... ÀSIME: Ya orada yakalan1rsak? LÀMi: Korkma. Onlar suçlu durumundad1rlar, biz davaci. .. ikisi de aceleyle rak1y1, kadehleri, mezeleri dolaba tikt1ktan sonra yi.ike girip (odada paravanan1n arkas1na) kap1s1n1 orterler.

Alt1nc1 Sahne KADiR iLE BEDiHE Kol kola içeri girerler.

KA.DiR: Bedihe, kocana çok ac1d1n m1? BEDiHE: Kadir'cigim sen sag ol. .. KADiR: Zavalh adam, iki ta§ aras1nda pestil gibi ezilm1§. BEDiHE: Ya sen kar1na yanmad1n m1? KADiR: Yanmak da ne soz? insanhk ad1na tabii biraz ac1d1m. O da elden gidi§ine degil, bu pek ac1kh oltimiine. BEDiHE: Yok yok, onun oliimiine yiiregin çok s1zladi. .. KA.DiR: Hayir; kar1m1n saghginda zaten sen onu bana unutturmu§tun. Boyle olti§iine bir koca yiiregiyle degil, insanhk bak1m1ndan ac1d1m. Tan1mad1gim obtir deprem kurbanlar1na ac1maktan fazla bir iiziintiiyle degil. ..

180


BEDiHE: ikiyiizliih.ikten ho§lanmam. Gonhimii sana aç1k soyleyecegim. KADiR: Zaten aram1zda ikiyiizliiliik girecek bir arahk gormiiyorum ... BEDiHE: Ben kocama, senin kar1na ac1d1gin kadar da ac1mad1m; çiinkii saghginda onu seninle aldatiyordum. Senin kucagina girdigim zamanlar, geride bir kocam bulundugunu dii§iinerek biraz içim eziliyordu. KADiR: Onlar, aldanmak dii§kiinliigunden kurtuldular; biz de aldatmak zahmetinden kurtulduk. (Bedihe'ye sarilarak) Onlar ezilip bu diinyadan gittikten sonra, artik senin iç ezginligini gerektiren bir §ey kahr m1? BEDiHE: Tabii kalmad1. Kocam1n varhgiyla birlikte nikah agirhgi da iizerimden kalkt1. Artik senin1m ... KADiR: (Daha çok sarilarak) Kutsal deprem ... Kanm1n viicudu peltele§mi~ti. Sen f1sbk gibisin. Sinirlerim, kucagimda y1pranmam1~ bir viicutla can cana olu§tan ne kadar zevk ahyor bilsen ... BEDiHE: Kocam bana sar1lmas1n1 bilmezdi ki. Ben, sevilmeyi senin kollar1n1n aras1nda ogrendim. KADiR: Aptal herif. .. Benim kar1m da, bir erkegi kendine çekecek cilvelerden yoksun yaratilm1§b. Ben de kad1n1n lezzetini sende anlad1m. BEDiHE: Tanr1 rahmet eylesin kaz kan ... KADiR: Kaz onun yan1nda ~eytan gibi cin fikirli kahr. Seni apaç1k severdim de o yine bir ~ey anlamazd1. . BEDiHE: Benim kocam gibi... Yaptigim tuvaletleri kendisi için san1rd1. KADiR: (Ate§li ate§li sarilarak) Niçin bu deprem birkaç y1l once olmad1? BEDiHE: Biraz geç oldu, ama iki belay1 ba§1m1zdan ald1 gotiird ii. KADiR: ~imdi ikisi de dirilip gelseler ne yapard1n? BEDiHE: Tanr1m esirgesin; sus, yiiregimi oynatma. 181


Yedinci Sahne ONCEKiLER,

LÀ.Mi, ÀSIME

Lami ile As1me ytik kap1s1n1 tekmeleyerek el ele di§an f1rlarlar. Bedihe ile Kadir §a§irakahrlar.

BEDiHE: (Pek karamsar bir §a§kinlikla) Ne goriiyorum Allah1m? KADiR: Kocanla kar1m ... BEDiHE: ikisi el ele karf?1m1zda ... LÀ.Mi: Tanr1 duan1z1 kabul etti, geldik ... KADiR: Ama siz ezilmemif? miydiniz? LÀ.Mi: Sizi ezildikten sonra dirilten Ulu Tanr1, bizi de cezaland1rdi. KADiR: Biz ezilmemif?, oyle yayd1rm1§tik. LÀ.Mi: Bizimki de tipk1 oyle oldu ... BEDiHE: Gizli fahif?e, kocamda goziin varm1f?; olmemi mi bekliyordun? ÀSIME: Apaç1k orospu! Sen diri iken kocam1 elimden ald1n ya ... BEDiHE: .(Ba§ini duvara dayayip aglayarak) Ah pek giiciime gitti ... Bizim oliimiimiizii duyunca yas tutacaklar1na hemen birbirinin kucagina dii§mii§ler... Ne kah yiireklilik, ne hainlik ... ÀSIME: Siz bizim yas1m1z1, birbirinizin kucaginda, çok tath bir avunma ile tutuyordunuz ... BEDiHE: ('Iltremeler içinde Asime'nin ilzerine atilarak) Ver kocam1, al kocani. .. ÀSIME: Yagma yok kuzum, f?imdi kiymetli mi oldu? Benim viicudum porsiimii§mii§, seninki f1stik gibi imi~. Birbirinizin tad1n1, artik ayr1lamayacak bir ~iddetle pek çabuk alm1~s1n1z ... Senin kocan, bana kendi eski kocamdan daha tath geldi.

182


BEDiHE: (Kabararak) ikisini birden mi istiyorsun kaltak? Didikle§mek için iki kad1n kudurmu§ gibi birbirinin tizerine atihr. Erkekler kurtarmaya ugra§irlar.

Hem oyuncu, hem seyirci olan bu eglenceseverler, piyesin ba§ar1s1n1 ne§eli el §ak1rtlar1 ile alki§lamakta iken birdenbire oda kap1s1 aç1hr. Han1mefendi, Kamile, iki çocuk; siiriiye kurt saléhnr· gibi içeriye dalarlar.

23 Han1mefendi odaya girip de erkek di§i bu sanatç1lar1n ve sanatseverlerin aras1nda ara§tird1gi kocas1yla goz goze gelince, her bagir1§1nda çarp1ntidan biraz daha tikanan sesiyle, hakaret için, onun iizerine iiç defa, "rn.. .. .. '" saIyas1n1 serpt"kt i u... t u... t u... yuzsuz. 1 en sonra, biisbiitiin kesilerek, eline geçirdigi ilk iskemlenin iizerine yigihr. Rollerin §imdi eglence komedyas1ndan gerçek bir melodrama girdigini goren sanatçilann, bu birdenbire baskindan ne§eleri biraz ek§ir; bu kadar insan oniinde, boyle ac1 ve bayagi bir hakarete ugrayan kocan1n nasil kar§I koyacagin1 gormek için biitiin yar1 sarho§ gozler iizerine aç1hr. Semih Atif Bey, kollar1n1 gogsi.inde kavu§turur; kopacak firbnaya kar§I karISllllll ta Oni.inde dimdik durarak: - Buraya niye geldin? Han1mefendi son giiciinii ve çabas1n1 toplayarak: - Rezilligini gormek için ... - Burada rezillik yok; onu sen tutturuyorsun ... onu sen buraya sokmaya ugra§1yorsun; onu sen birlikte getirdin ... - Burada rezillik yok mu? - Hayir... Bir terbiye dahilinde egleniyoruz ... - Terbiyenin anlam1 bu kadar tersine mi dondii? Deminden beri kap1 arkas1ndan hepsini dinledim: "Benim karim1n viicudu tahta gibidir. Ah elmas1m sen yu-

183


mu§ac1ks1n. Sanld1kça kollar1m etlerine gomiiliiyor." diyen sen degil misin rezil! Tam sana gore olan bu çevrendeki arkada§lar1n, bu reziller de bu kepazeliklerini allo.§larla dinliyorlar... Hangi namuslu erkek ba§kalar1n1n òniinde kans1n1n viicudundan sòz açar... Sanld1kça kollar1n bedenine gomiilen yumu§ak kar1, bu kirahk kaltaklann içinde hangisi? Bana goster bakay1m? Semih Atif Bey, sinirli kans1mn açilan bu terbiyesiz agz1 oniinde gi.iç bir durumda kald1gin1 gordii. çunkii bu kiistah yaratik, agz1na bir tokat indirip susturulmaz, kolundan tutulup sokaga atilamaz, polise teslim edilemezdi. Bu oyle canh bir bela, kad1n biçiminde oyle bir felaket idi ki sinirlendigi zaman korkunç bir f1rtina (gibi) kabar1r; durgunluk dakikas1na kadar sald1ns1na ne rastlarsa devirir, yikar, kopar1r atar, k1rar doker... T1pk1 doga fe\aketlerinden biri gibi çevresini harman yerine çevirir; ancak yan1ndakilerde giiç, kendisinde derman kalmad1ktan sonra susardi. $imdi beyefendi, kar1s1na kar§I sertlik mi gostersin; yumu§ak m1 davrans1n? Semih Atif Bey'in kafasi içki ile kizm1§ olmakla birlikte, bu deli kann1n oniinde nas1l davranmak, ne yolda dii kullanmak gerekecegini; soziin k1sas1, fenahgin en hafifini seçmeye ugra§irken, beri yandan Vehbiye $evket, payina dti§en hakaretin agirhgina katlanamadi. Hakarete ugram1§ bir aktris tutumuyla agz1n1 çarp1tti; alayc1 bir yan baki§la kad1n1 siizerek: -Affedersiniz han1m, içimizde kirahk kaltak yoktur. Bir terbiyesiz kar1 var, o da sizsiniz ... Her ne duygu ve nedenle olursa olsun, kap1 vurulup izin ahnmadan içeri girilmez. Pek tuhaf buldugu bu terbiye dersi, bu tuhaf ç1k1§malar kar§1s1nda, han1mefendinin biitiin sinirleri titremeye ba§lad1. Cigerlerinin biitiin havas1n1 bo§altarak birbiri arkas1na isterik, uzun tirilli kahkahalar sahverdikten sonra: - Haydi oradan musibet yelloz. O senin dedigin namuslu, terbiyeli yerlerde olur. Ben, buraya basbayagi bir ziyaretçi olarak gelmiyorum ki içeriye girme~den one miisaade isteyeyim. Ben sizi basmaya geldim. l§te, kocamla bir ararla bastim. Rezil orospular...

184


Vehbiye: - çirkefli bir agizdan ç1kan o çirkin deyimi kahb1yla soyleyene geri veriyoruz. Burada ne fahi§e vard1r, ne rezil, ne de rezillik ... Siz geldiniz, ̧te hep bu igrenç §eyler her yana agz1n1zdan f1§kir1yor. Biz burada terbiye dahilinde egleniyoruz. Han1mefendi, bu cevaplara yine uzun uzun kahkahalar koparmak için sinirlerini zorladi. Fakat arbk gi.ilme degil, aglama h1çk1nklar1 geliyordu. ikisi ortas1 sars1nblar içinde: - Bu sozlere gi.ilmeli mi, aglamah m1 bilmiyorum? Yabanc1 erkeklerle boyle içki sofras1 ba§1nda namus, terbiye sozleri agz1nda, geçirdikleri i~kenceler içinde oliiyorlar... Vehbiye: - Han1m, hala biiyiikanan1z1n kafas1n1 ta~1yorsu­ nuz. içki ile namus olmez. Eger oleydi, §imdiye kadar ondan hiçbir yerde bir dirhem kalmazdi. Soyle bakayim han1m, agz1na içki koyanlar1n hepsine birden namussuz demeye cesaret edebiliyor musun? Eger buna yeltenirsen soyunu sopunu kirletmi~ olursun. $imdiye kadar baban1z, amcan1z, karde§iniz, oglunuz içiyordu. Bu yiizden hiçbiri namussuz olmad1, degil mi? i§te bundan sonra annen, teyzen, kiz karde§in, k1z1n da içecek ve yaln1zca bundan dolayi namuslar1 bozulmu§ olmayacak ... - Bu konuda erkeklerin aleyhinde uluorta konu§arnaz isem de, bunu içen her kad1n için iffetsiz, namussuz sovgiisiiyle hayk1rabilirim. - Han1mefendi, tutahm ki bu bir zehirdir. Oldi.irqcii zehirler, erkegi de kad1n1 da ayn1 etki ile oldiiriir. Erkek için namussuzluk olmayan bir §ey, kad1n için neden olsun? içen ahlaks1z, uygunsuz, deli, sald1rgan oluyorsa, bu hallerin bir erkekte olu§u neden kad1na oranla bagi§lanabiliyor? Geri kalm1§, korle§mi§ kocan1z1n bu eski anlay1§lar1n1, gorti§lerini degi§tiriniz. - Ama kaltaklar, benim kocamla burada kadeh toku§tururken, bunun bir namussuzluk olmad1gin1 bana kar§I nas1l iddia edebiliyorsunuz?

185


Vehbiye ~evket, yiiziindeki alay ek§itmelerini biraz daha arbrarak: - Aman aman, kad1nhklar1ndan verecek hiçbir §eyleri olmayan zavalhlar, i~te yaln1z bu namus sozci.iguyle oviini.irler... Agizlanndan çikan bu sazi.in, bari losaca anlam1n1 bilmi.§ olsalar. Han1mefendi biiyi.ik bir tiksinti ile: - Biz onun anlam1n1 bilmiyoruz, sizden ogrenecegiz. Bundan sonra irzs1zlar 1rzhlara namus dersi verecekler... - (Bizim) hayabm1z1 kazanacak kadar ogrenimimiz ve egitimimiz var. Biz, gazetelerle ilan edilen bir hizmet gordiik. Kom§ular1n1 anlamak ve ko§ullar1m1z1 anlatmak için ba§vurduk. Bizim ya§1m1zdaki 1rzs1z kad1nlar, geçinmek için katibelik aramazlar. Irzlar1yla geçinmeye ah§mI§ genç kad1nlar, boyle degersiz hizmetlere tenezziil etmezler. - Peki, her §eye bir kulp tak1yorsunuz. i§te sana soruyorum. Bu kadar erkegin içinde, §U rak1 sofras1n1n ba§Inda ne ar1yorsun? Utanmaz ... Katibelik ba§ka, buraya gelip birkaç saat once tan1§tigin bir alay herifin aras1nda zii zurna sarho§ olmak ba§ka.... Bak a§iifte agz1n, burnun çarpilmI§. Ayakta duracak halin yok ... - Ben sarho§ degilim ... Ayakta duramayarak sandalyelere y1kilan sensin. Soziimi.i de senden iyi biliyorum. Boyle bir sofra ba§1nda erkeklerle bulunmak namussuzluk degildir... Han1mefendi, Vehbiye'nin iizerine sald1rmak için yerinden hoplad1; ancak yan1ndakiler tutup bu davran1~1na engel oldular. H1z1n1 alamayarak agr1s1 tutmu~ kad1nlar gibi bagirmaya ba§lad1: - Boyle kepazelikler i§itmeye sinirlerim dayanamaz. - Evet bunda hakk1n1z var. çunkii siz geçen yiizy1hn kadu:ùs1n1z. Biz bu son yirmi yihn k1zlanyiz ... Bir kad1n1n iffetini koruyacak erkeklerle rak1 içmesini bir tiirlii akhn1za s1gd1ram1yorsunuz. çunkii iffet, sizce oyle bir ku§tur ki en hafif bir erkek soluguyla. uçar. Bizim anlay1§1m1z, bunun biisbiitiin tersidir. Iffetli bir kad1n seksen erkekle diinya gezisi yapbktan sonra yi-

186


ne namusuyla doner. E§iniz beyefendi, hitfen bizi yemege davet etti. Boyle bir oneriyi geri çevirmek hem kendi iffetimizden, hem de beyinizin iyi niyetinden ve terbiyesinden §iiphe gostermektir. Ha§a, bizim ne kendimizden, ne de sizin beyinizden boyle bir §ii.phemiz yoktur... Niikhet Feyyaz, han1mefendinin kar~1s1na s1raya çikarak: - Affedersiniz han1m, siz kocan1z1 k1skan1yorsan1z, bu ikinizin aras1nda bir meseledir. Bunun bizimle hiçbir ilgisi yoktur. Bundan dolay1 fahi§e diye bize ç1k1§man1z pek biiyiik bir terbiyesizliktir. Vehbiye, sozii arkada§1n1n agz1ndan he~en kaparak: - Bir koca, okul çocugu safhgiyla yonetilmez. Aman benden ba~ka bir kad1n yiizii gormesin; hiçbir di~i ile konu§mas1n; gozii aç1lmas1n; kad1n olarak diinyada bir beni bilsin derseniz ... bu, kad1n ninelerimizin, biiyiikannelerinin yonetimiydi. Niikhet Feyyaz, Vehbiye'yi biraz itip lafa atilarak: - Koca serbest b1rakilmah, kiskansan1z bile bunu kendisine asla sezdirmemelidir. O sizi seviyorsa, kendi yiireginin istegiyle gelir. Sevmiyorsa, ba~ka kad1n yiizii gormekten onu ahkoymak için aran1zda birtakim i§kenceler yaratmak pek bo~unad1r. Erkek, kendisini k1skanç cenderesine sokan kad1ndan her zaman tiksinir. Kimi kad1nlar, evlerine getirilecek kad1n hizmetçileri en çirkinlerinden seçmeye pek çok ozen gosterirler. Ne kadar bayagi, ne kadar bo~ korunma yollari. .. Bir hizmetçi parças1yla iizerine ihanete kalk1~tigin1 sand1gin bir herifle, nas1l koca diye de birlikte ya~1yorsun? Bu, hem kendi kad1nhk onuruna, hem de kocahk giiven ve onuruna kar~1 biiyiik bir hakaret degil midir? Kar1 da, koca da serbest olmah! Zor. ile giizellik olmaz. Bir kere senden soguyup da kocan1n gozii d1~ar1ya dondii mii, geçmi~ ola... Sen istedigin kadar eve, yiiziine bakilmayacak hizmetçiler getir. D1~ar1daki kad1nlar1n yiizlerine demirden peçe geçiremezsin ya ... O, istedigini her vakit aray1p bulamaz m1? Vehbiye, rol yapan bir sahne kad1n1 çabukluguyla yine sozii kaparak:

187


- Yaln1z gerici, tutucu erkekler degil, kiskançhk tuhafhklar1nda kilometrelerce onlar1 geçen kimi beyinsiz kad1nlar, budalaca, s1ki ortiinmeden ne kadar memnun idiler. Oh, §imdi artik toplum hayatina giriyoruz. Artik kad1n erkek birlikte toplantilara gidecekler. Gittikleri yerlerde yine kad1n ve erkek tarafindan kabul olunacaklar. Kom§unun kans1 sizden giizelmi§, aman kocam gormesin, diye bayagi bayagi sak1nca yollan araman1n hiçbir faydas1 olmayacak. Kocamz artik tan1d1gin1z biitiin ailelerin kachnlanyla, en giizel kizlar1yla diz dize oturup tath tath konu§acak. Yaln1z yiirekleri degil, suvarelerde, eglence gecelerinde viicutlar1n1n bir kesimine kadar gorecek... O zaman bilmem, softa kafah kocalar ile, sizin gibi, diinyay1 gostermemek için kocalar1n1n gozlerine dolap beygiri gozlugu<l) geçirmek isteyen sinirli hammlann durumlan ne olacak? Han1mefendi uzun bir ki§neme ile yiireginin acilar1n1 bo§altmaya ugra§1yordu: - Ah, ah, neler i§itiyorum. çagda§ ahlak, _çagda§ hayat dedikleri, besbelli bu soylenenler olacak. Oziirleri kabahatlerinden biiyiik. Kocam1n iiç kad1n katibeye ihtiyac1 yoktur. idarehanesindeki i§i bilirim. Hep bu sozleriniz yalan, dubara, fahi§e nagmesi<2) ... Kocam1 ayarttiktan sonra beni de kand1rmaya ugra§1yorsunuz. Vehbiye: - Hep aptal kad1n lak1rdilan. Kocam1 ayart1yorlar... Kocan1z sekiz ya§1nda çocuk mu, ayartilacak? Fahi§e, fahi§e ... agz1n1zda durmadan bu soz. Bu, irz ehli bir kad1n1n tespih gibi çekecegi bir kelime midir? Kocan1z1 b1ktiracak kadar sanki irz1n1za saglam bir kad1n olacagimza, ke§ke biraz oynak olayd1n1z da o, sizi kiskansaydi. .. ama bunun için yetenekten once, biraz bakilacak surat ister. O da sizde yok a zavalh! Kocas1n1n oniinde boyle aptalhkla ve boyle çirkinlikle suçland1rilmas1, han1mefendiyi kiiplere bindirdi. Sinirli kad1n zaten kendini tutmaya yetmeyen o yar1m (1)

(2)

188

Ùrkmemeleri için atlarm gozlerinin iki tarafma tak1lan goz siperi. Palavras1.


akhn1 da kaybederek sald1ran bir deli kesildi. Soniik bakan gozleri birden parladi. Yorgun, halsiz duran govdesi çelikle§ti. O bitk.in kad1n, kaplanla§ti. Bir s1çrayi§ta Vehbiye'nin iizerine atildi. O kadar ki§i, bu kudurgan kad1run di§lerinden sanatç1 kiz1n besili, yumu§ak vlicudunu kurtaram1yorlardi. Kamile, çene yan§1nda han1m1na yard1m etmek için birkaç kez agiz açarak,.tiiten kavgaya çah çirp~ atmak istedi; ancak, Semih Atif Bey'in rak1 ile kizarmI§ gozlerinin ate§lerinden korkup buna yana§mami§ti. ~imdi, lnr1ltidan a§1n co§kunla§an cins kopek gibi, artik kendisini tutamayarak o da Niikhet'e sald1rdi. .. Turgut'la Mihriban, Beyoglu sokaklann1 kolera ile korkutan bu iki obur yavru, içlerindek.ilerini biisbiitiin bo§altmI§ olduklan midelerinin yeniden uyanan i§tahlanna kar§l gelemeyerek, meze sofras1na yana§m1§lardi. Herkesin bi.i.ti.in dikkatleri ve gozleri, kiskançhkla sadakatsizligin s1navina dikilmi§ oldugu s1rada alani bo§ goriip havyar, bahk yumurtas1, salata, meyve ne bulursa çignemeden, tavuklar gibi atI§tinyorlard1. Yaramazlar, sofrarun iizerini temizledikten sonra, bir ikinci bagirsak akintis1na tutulmazdan once, bu saç saça ba§ ba§a sava§ta annelerine yapmaya soz vermi§ olduklan yard1m1 dii§iindiiler. Onlar da bu bogu§maya kati§arak is1racaklardi. Kimi? Patirt1ya §Oyle bir goz gezdirdiler. Bogaz1ndan a§agi zorla akiblan alkoliin etkisiyle ba§I donerek sersemleyen, ne§e yerine beynine agir bir iiziintii çoken Miirvet Aksaray, bir ko§eye çekilmi§ti. Arbk kendiyle ugra§an kalmad1gin1 gorerek, varhgin1 kimseye sezdirmemek için hemen kip1rdamaz bir hal almi§tI ... Kizcagiz, dumanlanan zihniyle;bu ahlaks1zhk kuyusuna nas1l dii§tiigtinii; akil ve hayalinden geçmeyen bu ugursuzluga neden ugrad1gin1 dii§iiniiyordu. Oynad1klan "Zelzele" piyesinde kendine Nevres roliinii yaptirm1§lard1. Ni§anhs1 olan Safder (izzet Saim), bu piyes B.§1kta§hgindan yararlanarak paravana arkas1nda, ko§ede,

189


balkonda pek kaba, iiziicii davran1~larla zavalhc1gin namusuna el uzatmaya kalk1§ffiI§ti. Aman yarabbi, §U birkaç saat içinde ne davran1§lara, ne hareketlere, ne sald1rilara ugram1§; goriinii§te toplumun namuslu, terbiyeli s1n1flar1ndan olan bu adamlar1n agizlar1ndan edep ad1na ne edepsizlikler i§itmi§ti. Dii§tiigii bu batakhktan nas1l, ne vakit kurtulabilecekti? Kendisiyle birlikte elbisesinin de yari yar1ya içtigi rak1 kokusunu iizerinde duydukça, kendi kendinden, diinyadan, her §eyden igreniyor; bu igrenç §eyin temizlenmesi için, bir ahret burgac1 gibi kaynayan, yuttugunu bir daha geri vermeyen deniz ak1ntilar1na atilmak istiyordu. Kendini, o derece temizlenme yolu bulunmayan bir pislige bula§mI§ goriiyordu. Bu namussuzluk k1stagindan kurtulsa bile, o alkolhi midesiyle, kiip dibinde s1zan babaç sarho§lar gibi pis kokan iist ba§1yla; aptessiz yere basmayan "dindar" biiyiikannesinin, namusun ta kendisi olan kiiçiik annesinin< 1) yanlar1na; odagac1, ada çay1 kokan temiz evlerine nas1l donecekti? Kizcagiz, hayatin kendisini f1rlattigi bu burgac1n kara dalgalar1 içinde sessiz, katlanm1§ yiizerken, han1mefendinin di§leri Vehbiye'nin viicudunda kudurmu§ bir kurt gibi yaralar aç1yor; Kamile, han1m1na baghhgin ispat için Niikhet'le bogaz bogaza bogu§uyor; biitiin erkekler bu iki k1zgin kad1n1n sald1nlann1 engellemeye ugra§1yorlar; ama ba§ar1 gosteremiyorlardi. Bu patirti s1ras1nda iskemleler devriliyor, sofra iizerindeki k1r1hr §eyler yerlere saç1larak parçalan1yor; bu kayna§madan yiikselen ugultu binadan d1§an ta§I yordu. Bu ana baba kavgas1nda, kendi paylanna dii§en yigitligi gostermek için, kimi 1s1rmak gerekecegini dii§iinen çocuklar1n gozlerine, bu salon sava§1n1 derin bir ibret bak1§1yla seyreden zavalh Miirvet ili~ir. Onun taze, gevrek viicudunu, kendi korpe di§lerine kestirerek, birdenbire arkadan sald1np kiz1n iki yan butlann1 kavrarlar. ~imdi birkaç ac1 hayk1r1~ da, birden neye ugrad1gin1 anlayamayan Miirvet'ten kopar. (1)

190

Asil annesinin.


24 Otel içinde hep bu karman çorman olaylar birbirini kovalarken, d1§ar1. ç1kmak isteyip de sokak kap1s1 oniinde aln1na dik.ilmi§ bir tabanca ile kar§Ila§an hizmetçi kad1n, ters yi.izii donerek çarp1ntidan tikana bkana Madam Savaro'nun odas1na ko§ar. Bet beniz solmu§, gozler biiyiimi.i§; kans1z dudaklar arahk, alt iist di§ler çalparaCl) gibi birbirine vuruyor. Birkaç soz soylemek ister, ama dudaklar1mn ucuna kadar gelen sozler, bir §eyden i.irkmi.i§ gibi, yine bogaz1ndan a§agi kaçar; boguluyor san1lacak kekelemeler içinde sozleri kaybolur. Madam §a§1r1r; elinden kro§eyi, orgi.iyi.i bir yana atar; uyuyan kediyi kucagindan yere dii§i.iri.ir ve ayagin1n ucunda yatan kopegin bacagina basar. Rumca "Ti ine Markame?" sorusuyla ç1rp1nmaya ba§lar. Obi.ir hizmetçiler ko§arlar, Marika'ya birkaç yudum su içirirler. Biraz kendine getirmek için ne gerekse yap1hr. çevresindeki samimi yi.izlerden ald1gi yarabc1 tathhkla az1c1k benzi yerine gelir, biraz dili aç1hr. Patron kad1nla i.irkmii§ hizmetçi aras1nda Rumca soru cevap ba§lar: Madam: - Neden bu kadar korktun? Mari: -Ah madam, ah ... Sokak kap1s1mn oniinde ... Mari yine tikan1r; patron bir daha sorar: - Sokak kap1s1n1n oni.inde ne gordi.in? Mari inleyerek: - Tabancah adamlar... - Ey sonra? - $a§1r1p da d1§an bir achm atayd1m beni aln1mdan vuracaklard1 ... -Ne için? - Bilmiyorum ... - Ogrenmedin mi? - Hayir korktum, size ko§tum ... ( 1)

Parmaklara tak1larak çalman zii.

191


- N asil adamlar? - Polise benziyorlar... ilk anda Madam Savaro'nun akhna eskiden kar1~­ m1§ oldugu siyasi olaylar geldi ... Tiirkiye'de hiikiimetler habire degi§iyordu. Oncekine ho§ gelen bir tutum, sonradan kurulan için zararh olabiliyordu. Birinin odiile deger gordiigu bir i§in, oteki için en agir cezay1 gerektirmesine §a§1lamazd1. Bu silahh adamlar, arama için elbette §imdi içeri gireceklerdi. Madam Savaro, tehlike olabilecek kagitlan ortadan kald1rmak için kasalar1na, dolaplar1na, sand1klar1na ko§tu. Otelin koruyucusu ihtiyar Marko'yu yan1na çagirtb. Tehlikeyi haber alan Karadagh di§siz çomar, silahlarla donanm1§ olarak yukar1 ç1kt1. Tabanca, kama, yatagan, martini,Cl) nesi varsa tak1nm1§b. Onun yiiregi, Tiirklere kar§I sonmez bir hinç ate§iyle, y1llardan beri yanardi. Ahmak Tiirkler, sonunda kendilerini sokacak yilanlar1 koyunlannda beslerler. Bir gazinodan, otelden, lokantadan, eglence yerlerinden içeri girdikleri zaman paralann1, bize di§ bileyen hangi dii§man kasalar1na atbklar1n1, zaten kendilerine yeti§meyen servetleriyle hangi hain viicutlan beslediklerini dii§iinmezler... Madam Savaro, Karadagh'dan sordu: - Marko, sen ne dii§iintiyorsun? Ne için kap1m1z1n online silahhlar gelmi§tir? N eden Marika'ya tabanca çekmi§ler? Koca çomar1n, pash iki çelik parças1na donmii§ sontik gozleri, kisa bir dii§tince durgunluguyla madama dikildi. H1nç besleyen Karadagh, porsuk agz1yla alt dudagin1 1s1rarak, stizgiin siizgiin ba§1n1 saga sola sallad1ktan sonra cevap verdi: - Ne oldugunu bilmiyorum. Ama madam, ben Ttirklerden her kottiliigu umar1m. Bize bayagi bir iftira atarak içeri girecekler, burada çapulculuk yapacaklar. Ben otelde eli silah tutan erkeklere, hatta kad1nlara hep tabanca, b1çak, ne bulursam dagitacagim. Son ana kadar can1m1z1, mahm1z1 savunacagim, teslim olmayacagim. ( 1)

192

Bir ttir ttifek.


Madam: - Ne soyliiyorsun Marko? Birkaç otel U§agi, pash tabanca ile bir hiikiimete kar§1 durulur mu hiç? Marko: - Hey madam hey! Tiirkiye'nin en kiiçiik illerinden daha kiiçiik bir Karadag hiikiimeti, yillarca bu zalimlere kar§l durdu. Memleketimizin yalç1n kayalar1, sarp s1n1rlan Tiirk kan1yla lopk1rm1z1d1r. i§ çoklukta degil, yiirekte; bir milletin dogu§tan yigitliginde, asilligindedir. Bu s1rada, sokak kap1s1n1n zili yiiksek ve uzun bir z1nlt1 ile ottii. Dan1§ma toplantis1ndaki otel halk1n1n tela§1 biisbiitiin artb. Madam Savaro, onemli kagitlann1, miicevherlerini, paralann1 biiyiicek bir me§in valize doldurup çati aras1nda, kapagi belli olmayan gizli bir dolaba tikbktan sonra: - Marko, boyle bir olayda silahla ̧ gormeye iznim yoktur. çahnan sokak kap1s1na in, anla; ne var, bilelim ... Ona gore yapacagim1z1 dii§iiniiriiz. Yine o s1rada, otelin iist kabndan inceli kahnh ç1ghklar koptu. Qimdi hep yukar1ya kulak verdiler. Madam Savaro, kollann1 iki yan1na sahverdi: -:-Ah, ah, nedir bu ugrad1gim1z hal? ç1ghklar, Semih Atif Bey'in odas1ndan geliyor. Yangin m1 yaptilar? Ne oldu? Qimdi hangi tarafa ko§ahm? A§agiki tabancahlara m1? Yukar1ki sarho§lara m1? Acaba otelin d1§1nda, içinde kopan bu iki patirti aras1nda ili§ki var m1? Marika: - Ben san1yorum ki madam, yukar1dakiler iyice sarho§ oldular. En giizel kiz1 sen alacaks1n, ben alacagim diye, aralannda kavga ç1kti. Sokak kap1s1 sara tutmu§ gibi siirekli z1rhyordu. Patron, yukar1dan çok, a§agiya onem vererek iist kata bir iki hizmetçi gonderdi. Marko'nun arkas1ndan kap1ya indi. Karadagh, demir kanad1 aralad1; silahh silahs1z bir alay adamla kar§I kar~1ya geldi. billur kalp

193/13


En onde duranlardan birisi: - ~iz belediye doktoruyuz. Gorevimizi yapmaya geldik. Içeride oli.im olay1 oldu mu? Karadagh bir §ey soylemedi. ~a§kin §a§kin kar§Is1ndakinin yiizi.ine bakakald1. Doktor tekrar etti: - Niçin cevap vermiyorsun? Marko artan bir §a§lonhkla: - Dedigini anlamad1m ki cevap vereyim ... - Otelinizde olen var m1? - Qok §iiki.ir hep sagiz. Deminden bir hizmetçi kad1n, sokaga çikiyordu. Kap1n1n oni.inde birisi onun aln1na bir tabanca dayad1. Kad1n, hemen içeri kaçt1. Korkudan bayild1; ayilttik, olmedi. - Oteldeki hastçilar ne oldu? - Otelde ha sta yoktur efendim. - Saklamay1n1z. Sonra biiyiik ceza gori.irsi.ini.iz. - Saklam1yoruz. Otelimizde çok §i.iki.ir ba~1 agnyan bile yoktur... - inkar para etmez kuzum, içeride kolerah hastalar var... - Bizim otelde kolera var? Aman yarabbi ... - Kurnazhk istemez. Hiçbir ~eyden haberin yokmu~ gibi soyli.iyorsun ... - Ne var ki? Neden haberim olacak, efendi? - Buraya kusa kusa gelmi§ hastalan nereye saklad1n1z? - Kusan kimse gelmedi. Otelimiz. karantinahane<l) degildir ki, boyle hastalar1 kabul edelim. Buraya ancak saglam, temiz, terbiyeli kimseleri ahr1z ... Tok sesli bir memur ilerledi: - Bizi yorma Karadagh. Konu onemlidir. Burada bo~una geçirilecek be~ dakika, memleket için bi.iyiik bir felaket olabilir. (1)

194

Bula~1c1

hastahgm yayilmasm1 onlemek için hastalarm goz altmda bulundurulduklari kurum.


- Ne istiyorsunuz efendim? içeride kusan, olen yokken vard1r m1 diyeyim? - Senin vard1r yoktur demenin onemi yok. Olay, bizce ispat edilmi§tir. Beyoglu caddesinden geçen halk1n gozleri ontinde geçmi§tir. Otomobilin penceresinden sokaklara kusarak, hatta araban1n içini ba§ka biçimde pisleyerek buraya mii§teriler geldi. Otelinize ald1n1z. ~ofor "tecrit,"< 1) araba "tebhir" edildi. (2) - Bilmiyorum ... Bilmiyorum ... - Bilmiyorsun ama, §Ofor heniiz olmedi. Olay1 bulbi.il gibi anlatiyor... - Bu nas1l §ey? Bilmiyorum, efendi! - Sen bil, bilme ... Otel ku§atma albna ahnd1. Durum iyiden iyiye anla§ihncaya kadar içeriden d1§ar1, d1§ar1dan içeri kimse sahverilmeyecek. Bu s1rada içeriden bir hizmetçi kad1n, Marko'ya yakla§arak Rumca bir §eyler soylemeye ba§ladi. D1§andaki memur: - Baksana kad1n ... Rumca soyleme, Tiirkçe soyle ... nedir, biz de anlayahm. Boyle tehlikeli bir durumda, gizli konu§mak olmaz ... Hizmetçi kad1n: -Tiirkce soylezeyim, ama nasil soylezeyim bilmiyorum giizel. .. Memur: - Bildigin kadar soyle, biz anlanz! Hizmetçi kad1n: - Bizim otel mtisteri geldi. Ùç kad1n iki cozuk beraber... Ne vakit bunlar yukan ç1kb, of aman, otel içeride fena bir koku yapti. Sonra banyo alm1slar, temiz olmuslar.... Affedersiniz... Bu Marko Efendi bu isten haber yok .. . Memur: - Hah i~te, olup bitenler kendisini gosterdi. O zamandan beri otelden di§an kimse ç1kti m1? Hizmetçi kad1n: - ç1kti. ( 1)

(2)

Ba§kalariyla gori.i~mesi engellendi. Basmçh buharla mikroplann oldiiri.ilmesi i§lemi yapildi..

195


Memur: -Kim? Hizmetçi kad1n: - Hani ya gelmisler beraber iiç kad1n. Bunlardan bir tane gitmis ... Memur: - Nasil gitti? D1§anda kordon yok muydu? Hizmetçi Kad1n: - Bilmiyorum kordon mordon; ama gordiim, gitm1s ... Memur: - ~ehrin içine bir bula§1k kan§b ... N asil oluyor da di§anda kordon var iken buradan bir kad1n çilop gidebiliyor? Geliniz de bu agir sorumlulugun oniinde durunuz bakahm! Hep bu sozleri kap1 içinde, biiyiik bir s1k1nti somurtkanhgiyla dinleyen Madam Savaro, yava§ça ve Tiirkçe: - Oh kordon koymu§lar... Kordon ... LapçinCl) bagi kordon. Gormedim ama gormii§iim gibi soylerim ki kan para verdi gitti. D1§ar1daki memur: - Bu kad1n1n kim oldugunu, buradan nasil çiktigin1, nereye gittigini bilmiyor musunuz? Marko: - Bilmiyoruz. Hizmetçi kad1n, haç çikararak: - Matofeo, bilmiyorum ... Memur: - Bu kusarak gelen, oteli kokutan tuhaf mii§terileri muayene etmek için §imdi içeriye iki doktor girecek... Sizin, "bilmiyoruz" dediginiz ~eyleri ufak bir soru§turma ile hemen anlayacagiz. Haydi, doktorlar1 hastalann bulundugu odaya ç1kann1z. Madam Savaro'nun ayaklan biraz suya erdi. Otele §iipheli mii§teriler kabul edilmi§ oldugu anla§1hyor ( 1)

196

Tabam

me~inden

olan mest; bir tur a yak giyecegi.


gibiydi; ama bu dikkatsizlik nasil olmu§? Sokakta kanun ad1na soz soyleyen memurlann oniinde, patrondan e~ son hizmetçisine dek otelciler hep birbirine gir~iler. Içeride kolerahlar varmI§, otele kordon konmu~ ... Içeri, d1§ar1 kimse girip ç1kmayacakm1§. Bu karantina kaç giin siirecek? Soru§turmada gerçekten içeride hastahga yakalananlar bulundugu ortaya ç1karsa ... bu ne felaket!

25 iki doktor otele girdi; §iipheli hastalann bulunduklan odaya çiktilar. Kap1 aç1kti, ancak içerde kimse yoktu. Orada birkaç saat oturan insanlar1n, gerçekten pek temiz insanlar olmad1klan, b1rakm1§ olduklan hafif ama igrenç kokudan anla§1hyordu. Bunu herkesin burnu duydu ve tasdik etti. Odada kimse bulunmamas1, doktorlardan çok otelcileri meraka dii§iirdii ve §a§1rtt1. Gitmi§lerdi! içyiizii anla§Ilamayan bu i§i, §imdi herkes birbirinden, bo§una soruyordu. Obtir odalan, helalar1, otelin btittin ko§e bucagin1 aramaya ba§ladilar. Ara§tirmalar hep bo§a çik1yordu. Birinci doktor: - Otelinizi, §tipheli durumdan kurtarmak için hastalan nereye kapad1n1z? Madam Savaro bu suçlayan soru kar§1s1nda sinirlenerek artik kendini tutamad1. ilerledi. Elindeki "fas a-men" denen saph gozliikle doktorlar1 derince bir gozden geçirerek: - Affedersiniz efendim. Buras1 namuslu ve temiz bir oteldir. Ne için içeriye kolerah insanlar ahp da sonra sizden saklayayim. Bunu ne akil kabul eder, ne mantik ... Evet, ben de §imdi an11yorum ki dikkatsizlikle otelimizde baz1 §eyler olmu§. Olaydan haberimiz yok. ~imdi yap1lacak soru§turmayla ne oldugunu, ben de sizinle birlikte ogrenecegim. Sozlerimize inan1n1z. Doktor:

197


- Madam, siz de affedersiniz. Bu sozlerinizin dogruluguna inanmakta mazurum. Otel hizmetçilerinin haberleri olmadan dort be§ can buradan s1rra kadem basamazCl)··· D1~ar1da kordon var... Madam: - Kordonunuza bu kadar giiveniyor musunuz? Deminden bir kad1n1n kaçtigin1 soyliiyorlardi. .. Doktor: - Ba~ka soz bilmem. Bu hastalan bulup bizim muayenemizden geçireceksiniz. Ben, size yasa ad1na soyhiyorum. Madam Savaro, Marko'ya ve hiz~etçilerine Rumca ç1k1~maya ba~ladi. O s1rada SemihAtifBey'in eglence odas1nda kocaman bir org gibi kopan inceli kahnh giiri.iltiiniin ve çighklann yankilan duyuldu. ~imdi hep kulaklar1n dikkati, bu giiriiltiiniin geldigi yone çevrildi. Birinci doktor: - Bu haykir1§ma nedir? Sizden mi, kom§udan m1 geliyor? Yak1nlarda cenaze mi var? Madam Savaro, Semih Atif Bey'e kendi anadilinden anla§Ilmaz bir ki.ifiir sahverdi. "Her zaman nezaketle davranan bu terbiyeli adama da bugi.in ne oldu? Ardi ard1na gelen bu aksi rastlantilar da nedir?" dedikten sonra, ba~1n1 yumruklayarak cevap verdi: - Bugiin otelimde olan bu durumlara benim de sizin gibi akhm ermiyor. San1r1m ki ~eytan1n cilvesine ugruyorum ... O ara, ne oldugunu anlamak için biraz once yukanya ç1km1§ olan hizmetçiler, merdivenden iniyorlardi. Madam Savaro hemen sordu: -Ne var? Hizmetçiler: - Biz biliriz ki ne var? - Bakmad1n1z m1? Gormediniz mi? ( 1)

198

Kaybolamaz.


- N asil gorecegiz? Oda kap1s1 içeriden kilitlidir. Yumrugumuzla vurduk, vurduk açm1yorlar. içeride oyle bir patirti var ki aman Allah1m, san1rs1n ki birbirini boguyorlar... Doktorlar: - Haydi oniimiize dii§iiniiz, bizi oraya gotiiriiniiz. Biz kap1y1 açtir1r1z ... Bunlar kimdir? Madam: - Mii§teri ... Doktor: - Buras1 timarhane mi, otel mi? Madam, bu soruya cevap vermedi. Hep birden iist kata çiktilar. Odan1n oniinde durdular. içerideki ~ama­ ta, kayna§ma, ne kavgaya benziyordu ne eglenceye. Ac1dan, silontidan kopan yak1nmay1 and1r1r bagin§malann, agla§malar1n, hiingiirti.ilerin aras1nda kahkahalar da duyuluyor; erkek, kad1n, çocuk çe§itli agizlardan §U sozler i§itiliyordu: - Aman1n bunlar yamyam yavrusu mudur, nedir? Tahtakurusu gibi yap1§tilar, 1s1nyorlar. Ne de sivri di§leri var... - Soysuz kar1 çekil! Billah kaba etlerim di§lerinin aras1nda kaldi. .. - Benim kar1m1n viicudu tahta gibi; sen yumu§ac1k pamuk çuvahna benziyorsun. Oyle mi kaltak? - Dadi, ver o çiviyi bana; babam1n karn1na sokacagim. - Hiçbir otelde, hiçbir sahne iizerinde boyle yamyamca rezillik olmam1§br... Nesip Bey, al §U kar1y1 Vehbiye'nin iizerinden ... - Nasil alay1m birader. Ellerimi 1s1r1yor... Baksana bileklerimin haline ... Kuduzlugu varsa bana da geçecek ... - izzet, ne duruyorsun? Al §U yumurcaklan §U yana... M iirvet'i delik de§ik ettiler... - Beyefendi, affedersiniz, gi.icenmeyiniz. Bu çocuklan av kopekleri gibi fermayaCl) ah§brm1§lar. Oyle kap1yorlar ki ... ( 1)

Kopegin avi gozetlemesi.

199


Bu sozlerin aras1nda, ç1girtma gibi ince bir çocuk ses1: - Babam1n yemi~lerini yiyorsunuz; orospular, ben de sizi yiyecegim ... Bu sozlerden ç1kanlacak anlamlara gore, içerideki pabrbn1n ti.iri.ini.i anlamak giiçti.i. Doktor, topuzu çevirdi. Kap1 gerçekten içeriden kapah idi, aç1lmad1; yumruguyla vurdu, ald1ran olmadi. Vuru§lar1n1n gi.iciini.i ve say1s1n1 artird1; içerideki hava durmadi. Yaln1z bir erkek sesi: - Kap1 vuruluyor... dedi. Bir ba§kas1 d1§ar1ya: - Kimdir o? diye seslendi. Doktor: -Aç1n1z ... içeriden: -Açamay1z ... Ailece bir davam1z var. O bitsin sonra ... Doktor: - Yasa ad1na soyli.iyorum: Aç1n1z ... Sert bir soyleyi§le odan1n duvarlannda ç1nlayan "yasa" sazi.i, içeride hemen bir etki yapt1. Birdenbire gi.iri.ilti.i yanya indi. Kans1n1n bu pek vah§ice sald1ns1yla ne§esi c1viyan Semih Àtif Bey'in beyninde, bu "yasa" sozci.igii bir f1nldak gibi dondi.i. Onun yasayla ne ah§veri§i vard1? Kendisi de bir zamanlar yasa yapan, apayn, sorumsuz halkiistti, hukukiistii bir s1n1ftan degil miydi? Bu sozciigun, bir giin gelip de kendi kap1s1n1 çalabilecegini hiç akhna getirmemi§ti. içki kafas1na çarpt1. Ne demek? O, yasan1n kan§mas1n1 gerektiren ne yapmi§tI? Kendi istekleriyle gelmi§ genç, gi.izel kizlarla bir sofra ba§1nda egleniyorlardi. .. Aralar1nda cani, hirs1z yoktu ... Boyle ozel bir eglenceye kar1§maya yasan1n ne hakk1 vard1? Yine tepe a§agi korkunç bir gericilige dogru mu gidiliyordu? Kar1s1na pek kotii s1k1lm1§ olan $emih .Àtif Bey, içkili sinirlerinin biitiin ta§k1nhgiyla bagird1: - Kimdir otel koridorunda yasa ad1na maval okuyan zevzek? 200


Doktor: - Once aç1n1z. Sonra gori.i§iiriiz ... Semih .Àtif: - Açmayacagim ... Doktor: - Açacaks1n1z. - Açmayacagim ... - Kap1n1z demirden olsa k1np girmek zorundayim. - Bir cinayet mi var? - Cinayetten daha kotii ... Cinayetlerde ancak birkaç ki§i olebilir. Siz bir §ehir halk1n1n saghgina kastediyorsunuz ... - Tuhaf sayiklamalar! Sarho§ musun gozi.im? Biz de içtik, ama senin kadar kendimizi, soziimiizii kaybetmedik ... - içeride kaç ki§isiniz? - Niifus memuru musun? - Sonradan gelen iiç kad1nla iki çocuk içeride mi? - Kad1n1n biri galiba savu§tu. Kad1nhk ad1na biiyiik bir leke olan obiir iki yaratikla iki çocuk burada ... - Aglay1p giilmeniz karmakan§Ik. Egleniyor musunuz, yas m1 tutuyorsunuz? - Ne halt ettigimizi biz de bilmiyoruz ... -Aran1zda olen oldu mu? - $imdilik yok ... ama birkaç saat içinde, daha bu Allah1n belalanyla kapah kahrsak, olacaga benziyor... - Birkaç saat degil, olay1n gerçekle§mesine gore, kim bilir daha kaç giin, kaç hafta bu odada tutuklu kalacaks1n1z. Kan1n1z, d1~k1n1z tahlil edilecek. - D1§k1s1 tahlil ile insan tutuklamak usulii yeni mi çikti? Bakteriyoloji laboratuvarlar1 mi.idiirii miisiiniiz, ceza katibi mi? Ba§1m1zdan §U iki kad1nla iki çocugu savunuz. Òbiir han1mlarla burada alti ay tutuklu yatmaya raz1yiz. Her iki taraf birbirine dii~iincelerini anlatincaya kadar, heniiz yiiz yiize gelmeden, hayli giiliinç konu§malar geçtikten sonra kap1 aç1ld1.

201


Doktorlar, hemen raporlar1n1 diizenlemek iizere içerideki kolcrahlar1 muayeneye geldiklerini soyledikleri zaman, han1mefendinin korkunç sald1r1s1yla ne§eleri lonlm1§ olan oda halk1, yeniden kahkahalara ba~­ lad1lar... Semih Atif Bey: - Doktor beyler, sofra ba§1ndaki ~u kad1n erkek yiizlerine bak1mz. Bizim hangimizde kolerah surab var? Doktor: - çocuklar1n kolerah olduklann1 soyluyorlar. Sokaklara kusa kusa gelmi§ler. Otomobilin içini de ba~ka §ekilde berbat etmi§ler. SemihÀbf: - O çocuklar1n bu hali, ayda birkaç defa tekrarlan1r. Onlardaki her mide bozuklugunu koleraya yormak gerekeydi, bu açgozliilerin sonsuz bir karantinada kalmalan gerekirdi. çok yemelerine kar~1hk, bak1n1z boyunlar1 armut sap1na benziyor. Betleri benizleri irin gibi sapsar1... çogu abur cubur olan a§1r1 yiyecekler mideyi, bagirsaklar1 gidas1zhktan daha çok bozuyor. Bu memlekette çocuk peydahlamas1 onemli bir marifet degil... Bi.iyiitmesi, yeti§tirmesi hi.iner... çunkii egitime, çocuklardan degil; analanndan -dadilanndan, niçin dogrusunu soylemeyeyim- babalanndan ba§lamak gerekiyor... Zengin çocuklar1nda goriilen dengesizlikler, yoksul çocuklar1na ozgti fenahklardan a§agi kalm1yor. Han1mefendi, doktorlann oniinde di§leriyle oc alma i§ini b1rakti; ama dilini tutamayarak, kocas1n1n soz}erine kar§I kopi.irdti. çocuklan bozan kottiltiklerin, evde barkta gozleri olmayip da hayati yaln1z a§agihk isteklerine uygu.n bir eglence §eklinde geçirmeye ugra§an, ald1r1§s1z, ahlaks1z babalardan geldigini, pek ta§k1n sozlerle ispata ugra§b. Oradaki kad1nlar1n toplumsal dii§kiinliiklerini -harum agz1na yara~mayan a~agi­ lamalarla- ortaya koymaya kalki§b ve ozellikle içlerinde en genç gordiigu zavalh Murvet'e pek kaba sozlerle §Oyle sald1rd1: 202


- Utanmaz, arlanmaz kahpe! Hangi fuhu§ siipriintiihigunde yeti§tin? Seni hangi namussuz ana baba peydahlad1? çocukluk çagindan heniiz çikm1§ çikmam1§ gibisin ... Fahi§elige bu kadar erken ba§lam1~ olmana kar§ihk, o kepaze yiizi.inden daha melek masumlugu gitmemi§, ama gozlerin içkiyle si.izgiin. Bu ahlaks1z heriflerle diz dize, dudak dudaga raki içmekten s1kilm1yor musun? Biz senin ya~1nda iken içki içen babam1za, amcam1za kap1 arahgindan bile bakmaya utan1rd1k ... Bu haram yiyici herifler, sizi kaç kuru~ giindelikle, gecelikle tutuyorlar? Boyle 1rz1n1z1n iicretiyle geçineceginize, ke§ke geberseniz; bu a§agi meslekten hem kendiniz kurtulmu~, hem de gene! ahlaki pis viicudunuzla zehirlemekten kurtarm1~ olursunuz. Miirvet Aksaray, gozlerinden iri ya~ taneleri yuvarlanarak boynunu biiktii. Sesinin en ac1kh ahengiyle: - Te~ekkiir ederim han1mefendi hazretleri. Bana ana ogudii veriyorsunuz. Yaln1z ~ehit babam1, evde yan aç oturan suçsuz annemi suçlu gormeyiniz. Ben buraya gelme felaketine, kendi dii§i.i.ncesizligimle ugrad1m. Birkaç saat once erkekle, içkiyle hiç ilgilenmemi~; terbiyeli, namuslu bir kiz idim ... ~imdi bir pislik çukuruna dii§tiim; kendi kokumdan kendim igreniyorum. Verdiginiz iyi dilekli ogudii tutacagim ... çok siirmez duyars1mz ... Vehbiye, Semih Atif Bey'e dondii; kandilliO) bir kahkaha sahvererek: - Yamyam kann1z1n tuh~f felsefesini duyuyor musunuz? insanhk d1§1; ama kendi vicdan1na uygun ... Kocas1n1n goziine giizel goriinecek biitiin genç kad1nlar, kendilerini zehirlemeli imi~ler... Elinde olmadan sarho§ edilen Miirvet de, bu ogiidiin yiiceligini tasdik ile hiikmiine uyacagin1 soyliiyor. Biri k1skançhk kumkumas1, oteki içki sersemi ... Genel ahlak, genel ahlak ... Bilir misiniz, ho~umuza gitmeyen §eylerin arkas1ndan tiksinti ile bagirmak için, bu soz obeginden ne biiyiik yetkiler ahr1z... Bu "genel ahlak" bayragin1 aç1n1z; ( 1)

Yilksek ve

geni~.

203


onun golgesine s1ginarak her istediginizi baginn1z; kimse size kan§maz! çunki.i bu kutsal soz obegine kar§1 kimse ele§tiri dilini uzatamaz. Bi.iti.in zihinler, yargilar "felce" ugrar. Onu, manbgin ayd1nhgi içinde çozi.imlemeye kalkanlar, çarp1hrlar. Genel ahlak, kamuoyu ... Eger bu kof soz obeklerinin kitaplara, makalelere ba§hk olmaktan ba§ka varhklan ortaya konulabileydi, §imdi diinyay1 biisbi.iti.in ba§ka bir biçimde gori.irdiik. Doktorlar oraya, iki taraf1n bu tuhaf sald1n ve savunmalann1 dinlemek için gelmemi§lerdi. O odaya toplananlann aras1nda, gerçek koleradan daha oldiiri.icii bir ahlak koleras1n1n yak1c1hgi kar§1s1nda bulunduklann1 gordiiler. Doktorlann ikisi de içlerinde olmak i.izere, otel halk1, §i.iphe edilen hastahgin olmad1gi bilimsel olarak ortaya ç1k1ncaya kadar, kordon alt1nda ve ayn1 bina içinde k1rk sekiz saat tutuklu kaldilar. Semih .Àbf Bey, genç lozlarla içip giileyim, egleneyim derken, ailesinin irili ufakl1 yilanlanyla çuvala girmi§ gibi oldu. Aman yarabbi, sinirli kans1n1n zehirli diii durmadan i§liyordu. Hepsinin bk1ld1klan ayn1 dam albndan ba§ka bir yere savu§ma imkan1 yoktu. Han1mefendi, kocas1n1 di.i§i.irdi.igu bu ac1kh ve tuhaf durumdan, tesadi.ifen haz1rlad1gi bu tuzaktan, birikmi§ bi.iti.in lunçlar1n1 çikarmak f1rsatina erdi. Talihin bu iyiligini kotiiye kullanmakta da pek ileriye vard1. Bu k1rk sekiz saatlik tutukluluk, yalruz bahb kara Miirvet için pek ugursuz oldu ...

*** iki giin sonra, istanbul gazeteleri pek genç ve giizel bir k1z1n intihar1n1 yazdilar. Zavalh çocuk kendini zehirleyerek olmi.i§ti.i. Hemen her intihann arkas1ndan kopan merakh dedikodulan, tiirlii ti.iriti yorumlan, §iipheleri kisa kesmek için kendisine kiyan bu ahret yolcusu, hakk1nda aç1klanabilenleri bir kagida dokmi.i§; oliimiin, ilerisi bilinmeyen karanhk kap1s1ndan içeri atilm1§t1. 204


Hayata gozlerini kapayan pek masum bir varhgin, o ayrih§ an1nda dii§i.indiikleri:

«Bilmiyorum, soze kime hitap ederek ba§layayim? Tanriya mi, kullarina mi? Bu aralik intihar olaylari o kadar çok ki, artik halk bunu buyuk bir densizlik §eklinde gormeye ali§ti. Kendini oldurenlere acimaktan çok ofkeleniyor ve §a§iyorlar. Hayir efendim, yanli§ dii§ilnuyorsunuz. Herkes kendi nefsini, ona di§aridan en §iddetle sevgi gosterebileceklerden pek çok sever. Ne kadar yakini olursa olsun, herkes kendine ba§kalarindan çok acir. Bir mahkeme, yanilmi§ olmamak için, bir idam hukmu verinceye kadar ne turlu ince eleyip sik dokuyor. Saniyor musunuz ki intihari bir zevk bilerek oluyorum? Kendi hakkinda bu korkunç yargiyi verip onun uygulanmasina gidinceye kadar geçirdigim acikli dakikalarin i§kencesini, onu bilmeyenlere tattirmak kimsenin elinden gelmez. insan once çildirir, sonra kendine kiyarmi§. Belki boyleleri de var, ama ben, aklimi oynatarak olumu kucaklamadigimi, §U satirlardaki muhakemelerimle ispat edecegim... Gonlum, hayatin bana sunacagi ne§elerin, mutluluklarin umutlariyla dolu idi. Avei tanesinden(lJ kaçan bir ku§ gibi ben, olumun karanligindan korkarim. Ben aglayarak, titreyerek canima kiydim, çunku ya§amama imkan kalmami§ti; çunku ben, suçsuzluguma kimsenin inanmayacagi §ekilde kirlenmi§tim; çiinku ben, hayatimi kazanmak umuduyla gittigim o ugursuz bir idarehanede onu yitirdim. Birçok zamane kizlarinin belki kadere boyun egerek kar§tlayacaklari bir felaket, velilerimin ba§a kakmasiyla, beni katlanilmaz bir i§kenceye dii§ilrdu; çunku suçsuzluguma inanmiyorlardi. Nasil inansinlar? Elli be§ saatlik bir kaybolu§tan sonra evime ayakta duramayacak bir yorgunlukla dondiim. Benzim solmu§, gozlerim kiil içinde kalmi§ iki ate§ piriltisiyla kipkizil yaniyor; iistilm ba§tm meyhane sungeri gibi kokuyordu. (1)

Avcmm tufeginden ç1kan saçma taneleri.

205


Buyukannem, kuçuk annem nereye gittigimi bilmedikleri için, iki gun iki gece ahlar, iniltiler içinde pek acikli saatler geçirmi§ler. çunkii geçimimizi aramaya çiktzgzmi, belki engel olurlar korkusuyla, onlardan saklami§tim. Annemin §ilphe ile iizerime açilan gozlerinin azarlayi§lari onilnde titredim. Suçumu bagi§latmak için kollarznzn arasina atildim. Ìlk dokunu§ta iizerimin berbat kokusunu aldi, beni gogsiiniin iizerinden itti. Hungiir hungilr aglayarak yere kapandi. Biiyiikannem, aklinzn yetilerini hiç yitirmemi§ pek zeki bir kadindir. Felaketi anladz; inme inmi§ gibi titremeler içinde minderin ilzerine yzkzldz. Karde§lerim, iistilmiin pis koku· suyla; karamsar, utangaç, soluk benzimle, kzrmzzz gozlerimle evimize felaket getirdigimi sezdiler. Bana siiriinmemek için benden uzaga kaçiyorlar; pek anlayamadiklari bu tehlikeli bilmeceyi çozmeye ugra§an masum ya§li gozleriyle birbirine baki§iyorlardi ... Bilyiiklerin, kuçuklerin agizlari bana hiçbir §ey soylemedi. Beni yalnzz gozlerinin ya§lariyla azarladzlar, lanetlediler. Ben onlara gore, harabelerin mahzenlerinde, bir lokma ekmege irzini satan dii§ilk kzzlar derecesine inmi§ oldugumu yilzlerinden okuyordum. Kendim suçsuz oldugum kadar onlari da "mazur" goriiyorum. (1) Boyle agir bir kir §iiphesine kar§i kendimi savunacak miyzm? Hayir. .. ̧te oliimil bundan dolayi ilstiin gorilyorum. En acinacak hiikiimler, suçsuzluklarina inanma ihtimali kalmami§ zavallilardir. $imdi ne ile kendimi oldiirecegim? Evimizde ipten, biçaktan ba§ka, beni lekelendigim bu utançtan kurtaracak bir §ey goremiyorum. Zehir para ile alinir. O da bende yok ... Bir kitapta okumu§tum: Evlerin ta§liklarinda gezinen bir bocek vardir. Ba§kalarina ogret'!!i§ olmamak için tilriinil, biçimini soylemeyecegim ... l§te bu boceklerden birkaçini tutup bir havanda doverek tozunu yer( 1)

206

Boyle davranmalannm sebebini anhyorum.


seniz, olilm yilzde yiiz ... Artik hiçbir panzehir<I) kurtulamaz ... Oliimil davet için kullanacagim araçlarin deh§etleri kar§LSinda U§iiyorum; içim titriyor. Asilarak oliimiln goriintiisii korkunçtur. Denizde bogulmak ... sonradan su yiizilne çikacak yari kokmu§, yari çiplak bir kadin viicudunun gozler oniine serecegi o korkunç ve çirkin levha... Bunun açik saçikligindan pek derin bir utanma ile sarsilzyorum. Namusu ugrunda olen bir kzz, intiharzn bu §eklini seçmemelidir. Kadznlar için hep ortiil ii kalacak oliimleri uygun buluyorum. Kendilerine kiyanlara aciyiniz; Azrail'e kendi kendilerini sunan bu zavallilarin delirdiklerine inancinzz kesin ise, deliler insanlarzn en acinacak kzsmi degil midir? Bir intihar olayz oniinde, bir sahne drami kar§isinda oldugu gibi, ba§tan savma duygulu bir seyirci gibi durup bakmayiniz. Kendisini ne kadar tanimasaniz da, canina kiymz§ birinin arkaszndan iiziintiilu bir saygi ile dii§ilniiniiz. Bu iiziintiinilz, sizin hayat hakkznzzdaki yargilarinizin ufuklarini geni§letir. Sizi biraz hayatla oliim arasindaki sinirin sirrzna dogru gotilrilr. Hayatimi kazanmak için attzgim ilk adzmda çarpildim. Umutla, avunmayla, sevgiyle, besinle ya§anzr. Bunlari bulamadiklari için gidenlere -hayattan haklari olan mutluluk paylarini veremediginiz halde- neden yerli yersiz §eyler soylilyorsunuz? Oliimiin karanlik kucagina atilan bir karamsarzn bu szkintzlarzndaki yenilmez ihtiyaçlarz, nedenleri inceledikten sonra, buna benzer acikli duruma aday olan obilr talihsizleri kurtarmak için çare dil§ilnenler var mi? Her giln onlerine birkaç kap sicak yemek konacagzndan ku§kusu olmayanlara, iç havadislerC2) arasinda okunan intihar olaylarz, ̧tahlarzni kaçiracak derecede ilzilntil vermez ... Artik i§ o dereceye geldi ki, yiyecegi olanzn karnini doyurmasi; olmayanzn gitgide besinsizligin uzun ̧(1)

(2)

Zehirin etkisini yok eden zehirli madde. Gazetelerin yurt içi haberlerinin yay1mland1g1 sayfalan.

207


kencesiyle ya da intiharin kisa acilariyla olmesi, herkese pek olagan gorilnilyor. intiharlarin çokluguna niçin §a§iriyorsunuz? Birtakim insanlarin bu iki turlu olumden, ne olursa olsun, birini seçme zorunda kaldigini gormilyor musunuz. Herkes ancak kendini dil§ilnilyor. .. Pek acila§an bu hayatin zorluklari içinde, bin zahmetle kazanilan ekmeginin tadini kimse, kom§uda ya da daha uzakta oluvermi§ bir intiharin etkisiyle zehirlemek istemiyor. Her ay geçimlerine yeter para kazananlar, hiç kazanamayanlarin yilrekleri sizlatacak sikintilarina goz yumuyor; etrafi kasip kavurarak daha çok çarpmaya bakiyorlar. Tanrim, insanin insanliga insanligi bu mudur? Açlarin yuzlerine, "Karaktersizler, kansizlar, korkaklar. .. Açlik sizin bu miskinliginizin en uygun cezasidir. Topragimizin, ticaretlerimizin, memurluklarimizin bereketleri yalniz buguniln giri§kenleri, sicakkanlilari, atilganlari için helaldir. Sizi butun olunuz, kiriliniz ki, Turkiye geni§ bir miskinler tekkesi olmak fukaraligindan ve dil§kiinlugunden kurtulsun ... " azarlariyla bagirdiklarini kaç defa i§ittim. i§te bugun, toklarin açlar hakkinda yargisi ve felsefesi bu a.gir azardir. Ama insaf edilsin: Bugilniln çagda§ mallari gibi sicakkanlilik da, atilganlik da reklam ister. Nasipleri, bu reklamz hazirlayacak olaylardan uzak dil§mU§, bo§ bzrakilmi§ olanlar ne yapsinlar? Bencillerin hakszzliklari sayilmakla bitmez... En buyiik filozofiarin yuzyillardan beri yaza yaza bitiremedikleri bu gerçegi, · ben bu can çeki§mem sirasinda nasil ozetleyebilecegim? Ailemin açligina bir çare bulmak için namusumu kilavuz edinerek kismet aramaya çiktim. Yolumu irz ve namus hirsizlari kesti. çal~namaz sandigim gençligime, namusuma el uzattilar. .. [~te toklugun, açligi kisa bir sur<:_ susturmak için one surmekten sikilmadigi ko§ul. "O ne surme" diyorum; hayir. .. zorlama, zorbalik diyorum; hayir. .. canavarlik! 208


Ah pek sevgili ve sayin annelerùn; bundan atesini size ve hiç kimseye soyle1nemek için olilyorum ... Bilyilk ve kilçilk anneciklerim, 1ne(ek karde§çiklerim; i§te Azrail'in eli ruhumu kavriyor. Tanri'nin huzuruna çikiyorum. Bu bilyilk veri§ ve ali§ aninda aglayan ruhum, titreyen kalbim, silrilnen kalemini yalan soyleyemezler. $ehit babamin yarali ruhunun tanikligi onilnde ant içiyorum ki suçsuzum. Dilnyada beni suçlamak için aleyhime birle§en olaylarin gorilnil§teki apaçikligi kar§isznda, biltiln içten savunmalarim, size bayagi birer inkar §eklinde gorilndil. $imdi yalan soylenmez bir yerdeyùn. SusmU§ agzima vekil olarak ruhuma soyletiyor; sonsuzluk illkesinden yalvarzyorum ki inanzniz. Inaniniz ki yedigim zehirin aciliginz, mezarzmda olsun unutayim ... Hayattan milrilvvet gormeyen M ilrvetC 1»>

* * :r-. . Miirvet'in soyca temiz kalpli, namuslu ailesi, suçsuzluguna inand1rmak için olen ve Ahret'ten yalvaran mayas1 temiz k1zlar1n1n ruhunu incitmemek için, bu konuyu gazetelerin dillerine, mahkemelerin yargilanna dii§iirmekten çekinerek sustular. Ama bunu ba§arabildiler mi? iki gazete, Miirvet'in bu veda ve yakar1§ mektubundan ufak tefek ayr1ntilar1 yayinladilar. Seninki yanh§, benimki dogru çatI§malar1na kalkblar. Halk agz1nda olay, tiirlii yorumlara ugrad1. Sirkeci'de Koza ·Han1'n1n 14 numarah dairesi aleyhine çok dedikodular dondi.i. Ancak, zaman1n bin bir ac1 doguran karn1 oyle dogurgan ki ... boyle kendi oliim belgelerini elleriyle yazarak, basbayagi bir geziye ç1k1yormu§ gibi intihara atdanlar1n yiirekler ac1s1 s1rlar1yla ugra§dsa obiir i§lere pek az vakit kalacak ... (1)

"Mtirtivvet", "insanhk, mertlik; comertlik, iyilikseverlik" anlamma gelir. "Mtirvet", bu sozciigiin ozel ad olarak kullamlan, gtinliik dilde ald1g1 biçimdir. Her iki sozciik de, eski yaz1da aym biçimde yaz1hr.

billur kalp

209/14


Her giin, oncekilerden daha ac1kh, daha garip intiharlar i§itiliyor... Eskiler, zaman kuyusunun derin diplerine gomiilerek unutuluyor... Saglar aras1nda, hiçbir sonuca var1lmas1 dahi dii§iiniilemeyen bir ozgiirliik, bir hak ve bir zorbahk davas1d1r (ileri) siiriiliip duruyor. Diinya mahkemelerinde seslerini i~ittirmeyen insanlar1n, mezarlannda sustuktan sonra m1 haklan ahnacak? Zuliim gorerek, haks1z yere oldiiriilerek tiirlii cinayetlere kurban gidenlerden, insanhk adaleti, binde kaç1n1n ociinii ahyor san1rs1n1z? Bu orana s1gmaz, tiiyler iirperten rakam istatistikle gosterilebilse, korkunç gerçegin oniinde hep titre§irdik; çiinkii diinya cinayetlerinin çogu, bir mahkeme oniine ç1kmadan mezarlarda ortiilii kahyor. · Zavalh Miirvet de, davalan Ahret'e kalanlardan i§te biri ...

210


iKiNCi B0LÙM

1 Erenkoyii'niin eski istasyon caddesi civar1ndan gidiyoruz. Kald1nmlar bozuk. Iki yanda bakkal, aktar,(1) kasap, nalbant, manifaturac1 diikkanlari. Daha dogrusu bu ad1 a§1rm1§ barakalar... Bayind1rhga, kalk1nmaya dogru mu yiiriiyoruz, yoksa memleket giderek Buhara'la§1yor mu? Erenkoyii, ad1 gibi §ehir d1§1 bir koy say1hrsa bunlann daha kiiçiik, daha sermayesiz ve y1k1k birer orneklerini istanbul'un Fatih'inde, çar§amba's1nda, Topkap1s1'nùa, Samatya's1nda gorebiliriz .. Bu kiiçiiciik ah§veri§ kutulann1n içinde ticaret bir tiirlii serpilip biiyiiyemiyor... çoraps1z ayaklar1, diimdiiz, a§1nm1§ takunyalann içinde kI§In sogugundan moraran, yaz1n s1cak ve tozundan kabuklanan bir k1z çocugu, bakkal ile epeyce çeki§tikten sonra eline iiç sogan ya da kagida konmu§ bir tutam §eker ahp gidiyor. AfI§Veri§, daha çok, bu olçiide ... Ko§klerin yiizlerinde hiç yazhk ne§esi yok. Kimilerinin camlar1 k1nk; pancurlan, kafesleri, saçaklar1 dokiiliiyor. Baglar, bahçeler bak1ms1z, peri§an ... OnarmaYI ba§arabilen bina sahipleri pek az. Mevsimine gore toz ve çamur, giderilmesine giiç yetmeyen bu iki ba§ belasi, uygarhktan çok uzak, ilkel bir koy gibi, yollar1 geçilmez duruma getiriyor. Memleketimizin Kad1koyii, Vanikoyii, Ortakoy, Arnavutkoyii, Boyac1koyii, Haskoy, Yenikoy gibi birçok semtlerine "koy" denilmi§ ve hep bu yerler caddeler, tramvaylar ve benzeri ta§1tlarla §ehir çerçevesine sokulmu§ olduklan balde, sanki birer ''beddua" gibi iizerlerinde ta§1d1klan o ad1n etkisinden kurtulamayarak ( 1)

Ash, "Attar". Baharat ve koku satilan yer

211


koy kalm1§lar; yani istanbul, boyle semt semt birtak1m koylerin toplam1ndan kurulmu§ bir memleket olmak kaderinden, yiizy1llardan beri silkinememi§ ... Pek yagh(l) bir kap1n1n hizmetçisi olmad1gi k1hgin1n dii§kiinliigunden anla§Ilan k1r, kose sakalh, ya~h bir U§ak, dokuzar onar ya§1nda resim gibi giizel iki kiz çocugunun ellerinden tutmu§, caddeden yiiriiyorlar. Yandan çarpan giindogusu riizgann1n çilgin sagnaklar1 yerin tozunu, topragin1 bir hortum gibi somiiriip kald1r1yor; sar1mtirak bir bulut halinde havada dondiiriip dola§tird1ktan sonra yeniden yere indiriyor; rast geldigi §eye s1V1yor. Onun hoyrat eliyle bu kirli pudraya·bulanmam1§ ev, duvar, agaç, insan, hayvan kalm1yor. Bu s1v1§1k tabakan1n altinda her §eyin dogai rengi bozuluyor. Ya§h U§agin elindeki k1z çocugunun biri, riizgara arkas1n1 dondii. Ufak, yumuk beyaz elleriyle temiz ve · parlak bir gok rengine benzeyen koyu mavi gozlerini ugu§turarak: - Lalac1gim boguluyorum ... dedi. Lala, çocugun cebinden ç1kard1gi ufak bir mendil ile onun yiiziinii silmeye ugra§arak: - Firuze Han1m, ben sana, riizgar fena esiyor, toz var; sokaga çikma, demedim mi? Firuze: - Lalac1gim, Kasbar'da<2> bir bebek var. Gozleri tipk1 bana benziyor. Onu alacagim. Lala: - Kaç paran var? Firuze: - On be§ kuru§ ... Lala: - Camekanda,<3> kutunun içinde yatan bebek de.? gi·1 m1. Firuze: - i§te o... Lala: - Gavur onu on be§e vermez ... 'J

( 1)

(2) (3)

212

Burada: Zengin. Sahibinin adm1 ta~1yan bir magaza. Vitrinde.


Firuze: - Be§ kuru§ da Hiisni.imelek'in var. Oteki kiz cebini kan§brarak: . - Halil Aga, i§te bak, benim de be§ kuru~um var. Lala: - Bir kere bakahm, ama o fiyatlara alamay1z ... Yi.iriidiiler. Halil Aga, kasab1n oniinde durdu. Bula~1k bezi renkli gomlegi içinde kasap tezgaha egilmi~; yagh defterine bir §eyler yaz1yordu. Halil Aga: - Kasapba§I, bize yiiz dirhem et kes ... dedi. Kasap, kanh iri gozlerinin ucuyla U§aga bakb, hiç ald1rmadi. Hesab1nda devam ediyordu. Ya§h U§ak, be§ dakika kadar bekledikten sonra sozi.inii bir daha soyledi. Kasap, eliyle sus i§areti verdi. U§ak birkaç dakika daha bekledi. Sonunda kasap, defterini kapayarak hiçbir §ey i§itmemi§ gibi sordu: - Ne istiyorsun? U§ak yalvarmaya benzer ince bir gi.iliimsemeyle: - Yi.iz dirhem et ... Kasap, onun soziini.i tekrarlaya tekrarlaya teldolab1na yiiriidii. Dolab1n içinde d1§andan daha çok sinek vard1; hem de koti.i, tehlikeli cinslerinden; le§lere konan yald1zhlari. .. Tellerin koruyuculugu albnda sessiz, k1p1rdanmadan etlere i.i§i.i§mii§ler... Kasap, dolab1n kapagin1 aç1p sinekligi sallay1nca ari kovan1 gibi bir ugultu koptu, ama iki iiç kez tekrar edilen bu sallamadan sonra sineklerin hepsi, yerli yerine kondu. Kasap, çengellerin birinden biiziilmii§, el kadar bir yag parças1 ç1kardi. Parçan1n iizerine yapI§ffiI§ gibi duran birkaç inatç1 sinek, yerinden hiç k1p1rdam1yorlardi. U§ak: - Bu, çok bayat... Hem yaln1zca yag ... Kasap: - eimdi yagin okkas1n1n etten çok pahah oldugunu bilmiyor musun? U§ak: - Kuyruk olsa, hakkin var. Bu, f ena yaglardan toplanm1~ ... Kar§1dan kokuyor...

213


Kasap: - Yiiz dirhem, elli dirhem et için sana biitiin bir koyun mu bozacagim? U~ak:

- Can1m, yenecek gibi bir parça ver de be§ on dirhem fazla olsun ... Zarar1 yok ... Kasap, kalmu~ ba~ka bir parça çikararak terazinin goziine koydu: - Yanm okkadan yedi buçuk dirhem eksik ... U§ak, bir kagit lira uzatarak: - Ne yapahm oyle olsun ... Al bakahm f?UilU boz ... Kasap, eti kagida sanp verdi. Lirayi da çekmecesine atarak: - Bereket versin ... dedi. Ya§h U§ak §a§1rarak: - Ne o? Etin okkas1 iki yiize mi çikti? - Hayir, yiize satiyoruz ... - Liran1n iistiinii niye vermiyorsun? - Borcunuz var... Hizmetçi kad1n geldi; yine yanm okka et ald1, paras1n1 vermeden gitti. Yann getiririm, dedi. iki hafta oldu, hala getirecek ... Senin verdigin lira, borcunuz ile bugiin ald1gin1z ete tamam geldi ... Evine goni.ilden bagh u~agin bu hesap kar§1s1nda benzi uçtu. çunkii o bir lira ile dokuz kubbeli hamam yapacakti. .. Daha pek çok ahnacak §eyler vard1. Ahnmazsa bu ak§am aile aç kalacakti ... iki kiz: - Haydi Kasbar'a gidelim. Bebege bakahm ... direnmesiyle ya§h U§agi iki yandan çeki§tiriyorlardi. Bu yoksul ailenin candan bagh U§agi Halil Aga, pek çetin giinler geçire geçire, "Ali'nin ki.ilah1n1 Veli'ye, Veli'nin ki.ilah1n1 Ali'ye" atasozi.ini.in s1rnna ermi§ti. O, bu di.igumlii meselenin bir kism1n1 zihninde çozmi.i§ oldugunu and1r1r kiiçi.ik bir s1nb§la kizlara dondii: - Peki ... Haydi §imdi Kasbar'a gidelim ... dedi.

214


Yiiriidiiler. Kasbar bu tozlu, giine§li çar§1n1n bonmar§esidir.<1) Diikkan1n1n oniinde durdular. Giilter (çocuklann bebege verdikleri add1r) gtine§in k.Izgin kargilanna kar§I gerilmi§ tentenin golgelendirdigi camekan1n içinde gozleri kapah, kollar1 iki yana uzatilm1§, dekolte bir k.Iyafette yabyordu. iki k1z dudaklann1 1s1rarak biiyiik bir tutkunlukla ve pek masumca bir iirperi§le durdular. Camekana kendilerinden geçmi§, hayran hayran bak.Iyorlardi. Hiisniimelek: - Kiiçiikhan1mc1gim, bak Gi.ilter'e, ne giizel uyuyor... Firuze içini çekerek: - Ben Giilter'i bu gece dii§iimde gordiim; koynuma geldi, "Beni niçin Kasbar'dan alm1yorsunuz? Camekanda yata yata içim s1k.Ihyor. Size gelirsem birlikte oynanz"de d"i. .. Hiisniimelek: -Ah, bize gelse ... ah, bize gelse! Ben onun tombul k.Irm1z1 yanaklanndan opecegim ... Firuze: - Kasbar darilmasa, ben §imdi opecegim ... Hiisniimelek: - Ben de ... olmaz m1 kiiçiikhan1mc1gim? Diikkana girdiler. içeride ya§hca temiz pak bir han1m ibri§im seçiyordu. Lalamn yan1nda iki çocuk, boyunlar1 biikiik, gozler camekanda, sessizce, hemen hemen k1p1rdamadan bir si.ire durdular. içerideki mii§terisiyle ugra§an Kasbar bu yeni gelenlere hiç ald1rm1yordu. Sonunda mii§teri han1m nazik bir sesle: - Kasbar Efendi kiiçiikhan1mlar ne istiyorlar? Diikkan sahibi mi.i§terilere yan bir goz attiktan sonra: - Efendim onlann dertleri §U camekandaki bebeklerdir. Hep onun için gelirler, giderler... ( 1)

çok çe9itli ve ucuz mallar satilan biiyiik magaza.

215


Halil Aga: - Haydi bakahm biraz goster... Kasbar: - Nesini gostereyim. Yine pazarhgin uymayacagin1 bilirim. Mi.i§teri han1m: - A oyle soz olur mu? Goster... Bu kiiçiik ve giizel mii§terini memnun etmemek, esnafhgina yara§Ir m1 senin? Kasbar as1kça bir suratla kutuyu camekandan ç1kard1, çocuklar1n online koydu. iki k1z, bebege kar§I hala derin bir hayranhk i.irpertisi içinde idiler. El uzatmaya degil, bakmaya bile k1yam1yor gibiydiler. Bu s1rada mi.i§teri han1m, ya§h laladan sordu: - Han1mefendiler iyidirler in§allah? Halil Aga tereddiit ederek bu nazik han1m1n yi.iziine bakti: - Tann'ya §i.ikiirler, iyidirler. Ama affedersiniz han1mefendi, "zat-1 alinizi"Cl) tan1yamad1m. - Biz sizin i.ist tarafin1zdaki ko§ke yeni ta§1nd1k. Bir genç bey yok mu, sizin sokaktan gelip geçiyor. - Ha evet, evet her gi.in gori.iyorum ... Muhlis Bey diyorlar... - ̧te ben on un annesiyim ... Biz, rahmetli Hasan Bedreddin Pa§a ailesini, yani sizin han1mefendileri eskiden beri tan1nz. Biiyiik ve soylu bir ailedir. Pa§an1n k1z1 Sema Han1m'1 bu yavrucuklardan daha ki.içi.ik iken bilirim. ~imdi yirmisine girmi~ olacak ... - Eh i§te, o sularda(2> ... - Ne durumdad1rlar? Ya§h U§ak, derin bir gogi.is geçirmesini içine sindirerek: - Eh, durumlar malum... Pa~adan kalanlar bir harman gibi savruldu gitti. çocuklar ki.içiikti.iler... Ha( 1)

Sizi.

(2)

A~agi

216

yukan.


n1mefendi, bu kotii giinler geçinceye kadar s1k1nti gormemi§; diinyay1 bilmez bir kad1n ... N asil oldu bilmiyorum, i§te kapan1n elinde kaldi. Kala kala §U iki kti§k kald1ydi. Biiyiigiinii, içine giren yabanc1 askerler yaktilar. Biz de §imdi kiiçiigune s1gind1k, oturuyoruz. O da pek harap ... Bizde bir çivi çakmaya takat yok ... - Sen bu aile yan1nda eski bir emektara benziyorsun? .. - Kirk be§ yilhk han1mefendi, tamam k1rk be§ yilhk. Hepsi elimde dogdular... - Bu kiiçiikhan1mlar rahmetli pa§an1n nesi oluyorlar? Halil Aga, Firuze'yi gostererek: - Bu kiiçiikhan1m, pa§an1n odahktanCl) olma en kuçiik kiz1d1r. Babas1n1n oliimiinde kirk giinliik kaldi. Sonra tifodan anas1 da oldii. Ablas1 bunu pek sever... Terbiyesine, her §eyine çok dikkat eder... (Eliyle Hiisniimelek'i i§aret edip sesini alçaltarak) Bu da besleme ... Ana yok, baba yok ... ~imdiki zamanda herkes oz çocugunu besleyemiyor. Han1mlar bu kiz1 da çok severler. Hiçbir bak1mdan Firuze'den ay1rmazlar... - Han1mefendilerle gorii§meyi çok istiyorum; ama once onlar1n te§rifleriniC2) bekliyorum. Tore oyledir... - Han1mefendi, gelirler... gelirler ama, bizimkiler çok saygihd1rlar... Daha yeni ta§1nm1§ oldugunuz besbelli. Yerle§menizi bekliyorlar... Rahats1z etmekten korkuyorlar... - Soyledim ya, biz de yabanc1 degiliz. Mehmet Naki Pa~a ailesiyiz ... Bizim de elimizde, avucumuzda bir §ey kalmadi. Sizde hiç olmazsa ba§1n1z1 sokacak viran bir ko§k kalm1§. Bizde o da yok. Oglum sava§a gitti, yaraland1 geldi ... - ~imdi iyidirler ya ... - iyi bakblar; Tanr1'ya §iikiirler bir ~eycigi kalmad1. - Arslan gibi ma~allah ... ( 1)

(2)

Nikahs1z olarak yataga alman cariye. Evime gelip bizi ~ereflendirmelerini.

217


- Tann'ma bin §iikiir... Naki Pa§a'n1n han1m1 ya§h U§akla boyle konu§urken, iki kiiçiik luz, bebegin oniinde kendilerinden geçiyorlardi. Firuze egildi, biiyi.ik bir sevinçle bebegi kutusundan çikardi. Ayaga kallunca Giilter, gozlerini açti. Ne sevimli balu§1, yumuk yumuk yanaklan, yusyuvarlak çenesi, minicik pembe agz1 vardi. Firuze oilu, ileride gogsii.ni.i dolduracak anahk sevgisinin onciisii bir §efkatle bagn.na basti. Koklaya koklaya yiiziinden opti.i. Hiisniimelek, saf ruhuna heyecanlar veren Gillter'e sanlmak için s1ras1n1 bekliyordu. Kucaklaman1n uzad1gin1 gorerek sabn tiikendi. - Kiiçiikhan1mc1gim... çabuk ol da ben de opeyim ... demekten kendisini alamadi. iki loz, Giilter'i opmek için aralannda payla§am1yorlard1 ... N aki Pa§a'run han1m1 giilerek sordu: - Bebegi bu kadar çok mu seviyorsunuz? Firuze: - Evet efendim, Giilter'i çok seviyoruz ... Han1m: -A, hele bak, ad da koymu§lar... Onu niçin bu kadar çok seviyorsunuz? Firuze: - Pek giizel de efendim, on un için ... Hamm: - Ah yavrucuklar1m, siz ondan daha gi.izelsiniz ... çoculdar, kucaklar1ndan Giilter'i b1ralop bir tiirlti diikkandan ç1kam1yorlardi. ~imdi s1ra yine pazarhga geldi. Ya§h emektar, kizcagizlan biisbiitiin unulmaz iiziintiilere kaptirmamak için umutsuz bir agizla sordu: - Eh Kasbar, soyle bakahm. içi saman dolu, boncuk gozlii bu ç1plak bebege ne istiyorsun? Kasbar: - Halil Aga, ben onun fiyatin1 size kaç defa soyledim ... HalilAga:

218


- Soyledin ama, i~te can1m biz unuttuk ... bir daha soyle; hem de uyacak bir fiyat soyle. Kasbar: ·- Bir buçuk lira ... On para a§agi veremem. Halil Aga: - Ohooo ... bizim oralarda param1z çik1§maz ... in bakahm, çok in. Kasbar: - Buras1 "Bonmar§e"dir;O> pazarhk yok ... Halil Aga: - Bizim yirmi be§ kuru§umuz var. inan ki çocuklann hatin için bunun be§ kuru§unu da kendi fakir cebimden ekliyorum. Kasbar: - Veremem Halil Aga ... veremem ... verilmez ... Halil Aga: - Eh ... ne yapahm, saghk olsun. Haydi kiiçiikhamm, b1rak1ruz bebegi gidelim ... Giilter'i bugiin bu kadar sevdiginiz yeti§ir... Herkes ekmek paras1n1 dii§iiniiyor. Bir buçuk liraya bebegi kim alacak? Buradan gelip geçtikçe onu camekan1n di§indan severek gonliiniiziin istedigini ahrs1n1z, olur gider... çocuklar, Giilter'in iki goziinden son defa biiyiik bir iiziintii ve ozlemle optiikten sonra, kendi gozlerinden de ya§lar aka aka bebegi sahibine verdiler... Lalalan ellerinden tuttu; yan gozle camekana baka baka biitiin ruhlanrun ozlemlerini Giilter'in iizerine saçarak diikkandan çiktilar. Sokakta heniiz yirmi ad1m ilerlemi§lerdi. Kasbar, diikkamn kap1s1na çilap arkalar1ndan bagird1: - Halil Aga, Halil Aga ... geliniz ... geliniz ... Dondiiler; bu çagr1dan çocuklar1n iiziintiilii goni.illeri tuhaf bir sevinçle titredi. Lala ve çocuklar diikkana yeniden girdiklerinde, Kasbar'1 bebegin kutusunu bir kagida sarmakla ugra(1)

Kasbar, kendi di.ikkamm, o zamanlar Beyoglu'nda bulunan ve çok i.inli.i Bonmar~e magazas1yla kar~Ila~t1riyor.

219


§Ir buldular. Mehmet Naki Pa§a'n1n han1m1, ince bir sevinç gi.ili.imsemesiyle iskemlesinde oturuyordu. Di.ikkan sahibi, Giilter'in kapah kutusunu uzatarak: - Buyurunuz, pa§an1n saghginda ben onlann çok paralar1n1,ald1m. çocuklar1n bebekte goniilleri kald1gin1 gordiim. Yavrucaklar1 iizmemek için, ben bebegi, "acizane", hediye ediyorum. Halil Aga: - Biz hediyeyi kabul etmeyiz ... Sonra han1mefendiden azar i§itirim ... Kasbar: - Hediye kabul etmiyorsan1z, kaç paran1z varsa veriniz; bereket versin, diyecegim ... iki kizcagiz, soluk almaya korkarak, ince bir titreme ile konu§man1n sonucunu bekliyorlardi. Halil Aga: - Yirmi be§ dedim, yirmi be§ verecegim, dedi. On be§ kuru§ Firuze'den, be§ de Hiisniimelek'ten ald1; bir be§ de kendi cebinden ekledi. Paralan verdiler, kutuyu aldilar. Ya§h U§ak, çocuklara: - Haydi han1mefendinin etegini opi.iniiz ... dedi. Kizlar, N aki Pa§a'n1n hamm1n1 pek masum bir tav1rla eteklediler. <1) Kad1n biiyi.ik bir, "Estagfurullah ... "(2) ile yerinden f1rladi. Ellerinde kutu ile sokaga ç1ktiklar1 vakit emektar u~ak, çocuklara hafifçe bir azarlar gibi bakarak: - Gordiiniiz mii yaptigin1z i~i? Hiç Kasbar gavuru adama bedava bebek mi verir? Bunu size orada oturan han1mefendi hediye etti. Herifin mahna, hiç gormemi§ gibi, aglayarak sarild1n1z ... çocuklar, §imdi kollann1n iizerinde ta§1d1klan sevgili Giilter'in sevincinden, bu azann ac1hgin1 hiç duymadilar. Yaln1z masum goni.illerinde, han1mefendinin hiçbir ~ey}e odenmez bu bi.iyi.ik iyiligine kar§I derin ve unutulmaz bir minnet ate§i parlarli. ( 1) (2)

220

Eteginden operek selamladilar. Te~ekkur edilen ya da oviilen bir kimsenin soyledigi alçakgonull ul iik so zii.


2 Ya§h emektar, biitiin esnaf1 dola§ti, bin tiirlii çene sallad1.Cl) Kendi yoksul cebinden be§ on para ekledi; ekmek, biraz sebze falan aldi. çar§1daki veresiyeleri yolunca yiiriitmek... bu her gi.in onun için biiyi.ik bir di plomathkti. Ko§ke dondiiler. Aç1hrsa kapanmayan, kapan1rsa açilmayan bag kap1s1ndan içeri girdiler. Bag sozi.i dil ah§kanhgiyla soylenen bir sozciiktii. çoktan beri filokseraC2) vurmu§, y1llarca kirizma,C3) yeni çubuk a§I gormemi§, yaban otlar biiriimi.i§, bag iken yeniden dag olmu§ topraklar1n i.izerinden yi.iriidiiler. Bu geni§ toprak alan1n ortas1nda, y1kilmaya yi.iz tutmu§ ko§k; di§ goriini.i§ii, mermer merdivenleri, yiiksek katlan, kemerli pencereleri, yan doki.ilmi.i§ ye§il pancurlan, çarpilm1§ balkonlan, enli saçaklar1yla kibar dii§kiini.i bir agirba§hhk gosteriyordu. Binan1n oni.inde 1hlamur, kestane agaçlar1yla golgelenmi§; uzaktan bir korucugu anchran enine boyuna geni§ bir set vardi. Bu serinligin ortas1nda seçilip konmu§ bahçe kanepeleri, sandalyeleri, masalan buraya Fener gibi, çiftehavuzlar gibi bir gezinti yeri goriini.i§ii vermi§ti. Marmara'n1n mavi hareli sular1na, ye§il çamh Adalara kar§I olan bak1§1 omiirdii. Ko§ki.i yik1ma si.iriikleyen zaman, biitiin ozeniyle bu agaçlan biiyiitmii§; her taraf1 kavuran sava§, tath ku§ c1vilblar1na yuva olan bu agaçhgi alevli soluguyla yakmaya sanki k1yamam1~b.

Bu golgeligin içinde rahmetli pa§an1n e§i Servet Han1m gazete okuyor, k1z1 Sema Han1m, h1zh parmak hareketleriyle bir eteklik oriiyordu. Epey ilerleyen i§ dizlerinden sarkarak oni.indeki sepeti doldurmu§tu. Halil Aga, elinde çar§1dan ald1gi §eylerle §i§mi§ orgiiden torbas1, yan1nda iki çocukla geldi, han1mlar1n oniinde durdu. Kizlar, ellerindeki bebek kutusunu bir yere koymaya karar veremiyorlardi. ( 1)

(2) (3)

Gevezelik etti. Bir asma bitkisi hastahg1. Toprag1 derince kazarak altm1 tisttine getirme

221


Sema Han1m, k1rk be§ yil hizmetten sonra bogaz tokluguna çah§mak zorunda kalan ihtiyar1n yiiziine bakarak: - Lalac1gim ... yine bugiin yiiziin as1k. Bir §ey mi oldu? dedi. Lala: - Sorma kiiçiikhan1mc1gim ... diye ba§layarak, kasab1n kotii davran1§1n1 anlatti. Ana k1z dudaklann11s1rarak karamsar gozlerle birbirine bak1§tilar. Halil Aga, o giin ailenin yiyecegini saglayacak liray1 kasaba kapbrd1ktan sonra, nasil etmi§se etmi§, yine torbayi doldurmu§tu ... Ana kiz, iiziintiilii bir minnetle ya§h emektan siizmekte iken, birdenbire gozlerine çocuklar1n ellerindeki kocaman kutu ili§ti. Sema Han1m, elinden i§ini b1rakarak sordu: - Firuze, o kutuda ne var? Firuze, utanmayla kan§Ik bir sevinçle: - Bebek... - N ereden ald1n1z? - Kasbar'dan ... - Kaç kuru§a? - On be§ kuru§ benim vardi. Be§ de Hiisniimelek'in... Be§ de Lala koydu ... -Yirmi be§ ... - i§te o kadara ald1k ... Bebegi kutudan çikardilar; haspa epeyce boyluydu. Tombul bacaklar1 Firuze'nin belinden a§agi bir çocuk gibi sark1yordu. Biiyiikhan1m, §a§k1nhgin1 saklayamayarak: - çocuklar yalan soyliiyorlar. Lala, sen de onlara m1 uydun? Bu koca bebegi §imdiki zamanda, olamaz, yirmi be§ kuru§a vermezler... Halil Aga, olupbitenleri anlatti. Ana kiz utanmaktan k1pk1rm1z1 oldular. Sema Han1m, avucuyla yiiziinii kapayarak, kiiçiik kiz karde§ine: - Ah Firuze, el kad1nlar1n1n yan1nda sen boyle densizlik etmezdin ...

222


Halil Aga: - i§te bugiin etti. Bu bebegin ad1n1 Giilter koymu§lar. Sarildilar, optiller. Bir tiirlii kucaklanndan b1rakmak istemediler. Gavur da, "Bir buçuk liradan a§agi vermem" diye inat etti. Boynu biikiik, iizgiin di.ikkandan çiktik. Hiç ummam1§tim. Kasbar arkam1zdan ko§tu. Bebegi bize bedava verecekti. Ben kabul etmedim. Ne ise yirmi be§e uzla§tik. Kor kor parmagim gozi.ine, bu bebegi bize N alti Pa§a'n1n han1m1 ald1. I§te §U ote yan1m1zdaki ko§ke ta§1nan kad1n ... kibar, terbiyeli, sazi.i sohbeti di.izgi.in bir han1mefendi. Rahmetli pa§ayi, sizi pek gi.izel tan1yor... Kizlann annesi Servet I-Iarum dii§i.inmeye ba~lad1. Sonunda elini sallayarak: - Bildim, bildim. Hisar'da yahlan vard1r. Pa§a, bir siire bilmem nerelere, valiliklere gitti. Sonra inme indi; uzunca si.ire inmeli ya§ad1. Halil Aga: - Bizim sokaktan çok yaki§1kl1, hem de apiko dalyan< 1) gibi boylu boslu bir delikanh gelip geçiyor ya, i§te o, Naki Pa§a'n1n ogluymu§ ... Servet Han1m: - A... Muhlis mi o? Ben onu be§ ya§1ndan sonra gormemi§ oldugum için bilmedim ... Ma§allah serpilmi§, ay parças1 gibi olmu~ ... Ta yan1 ba§1m1za eski dostlar1m1z gelmi§ de haberimiz yok ... Bu s1rada duvars1z, s1n1rs1z, bak1ms1z bagin ta obi.ir ucundan, hayalet gibi genç bir kad1n belirdi. Servet Han1m, gozlerini orgi.iden ayirmayan k1z1na seslenerek: - Yavrum Sema, bak kim geliyor? Sema. . Han1m, ba§1n1 i§ten kald1rd1. Gozlerini uzaga dikti. Adeta kiiçiik bir ofkeyle: - Of... J aie geliyor. Bilmem neden, ben bu kizdan hiç ho§lannuyorum. Epeyce oluyor, buradan ayagi kesildiydi. Yine mi geliyor... Bir tuhaf taze ... Gittigi yerlerde, gormek için, biiyi.iteçle kusurlar arar. Ne yap1yoruz, ne giyiniyoruz, ne yiyip içiyoruz, her §eye dikkat ( 1)

Guzel ve iri vticutl u.

223


eder. Sonra bizi, gezip yiiriidiigii yerlerdeki alayh hikayelerine konu yapar. (Lalas1na i§aret ederek) Haydi Halil Aga, torbay1 mutfaga gotiir. Bu ahlaks1z k1z1n bugi.inkii alay gidas1na konu haz1rlam1§ olmayahm ... Sonra, Giilter'e ipekli elbiseler biçmek tasar1s1yla ugra§an kiiçiik k1za donerek: - Haydi siz de bebeginizi içeri gotiiri.iniiz. Orada oynayin1z ... diyerek onlar1 da savdi. Baygin renkli ipeklere biiriinmii§ giizel bir taze, omuzlann1 dii§i.iri.ip yi.iksek okçeleri iizerinde dik ve oynak ad1mlarla ilerleyerek yakla§1yordu ... Ta yanlar1na gelinceye kadar, ev sahipleri gelen konugu gormemi~ gibi davrandilar. Ararla birkaç metre yer kahnca, Jale Han1m biraz sitemli bir sesle: - Ana kiz oturmu§sunuz bu giizel agaçlar1n albnda; gozleriniz diinyay1 gormiiyor. Bune dalginhk ayol. .. Servet Han1m, yerinden biraz k1mildad1. Sema, elinden i§ini b1rakarak ayaga kalkti. Jale, çektigi bir bahçe koltugunu ana k1z1n kar§1s1na, sacayak biçimini alacak bir noktaya koydu, oturdu. Ev sahiplerinin agirca davranmalar1na hiç onem vermeyerek soze giri§ti: - Bu nasil kom§uluk, hainler... Arada s1rada ben gelip sizi yoklamasam, oldi.i mii kald1 m1 diye insani bir kere aramazs1n1z. Bilmem ko§klerimizin aras1nda Kafdagi m1 var? Efendi babam agir hastahk geçirdi. Annem bir hafta yatb ... Servet Han1m: - Affediniz k1z1m, duymad1k .. Diinyadan haberimiz yok. Kendi yagim1zla kavruluyoruz; ya§am1yoruz, sanki çile dolduruyoruz ... Jale Han1m·, istanbul'a indigini, gordiigu giizel bir filmi, o haftan1n Rus modas1n1 anlatti. Elleri orgiisiiniin iistiinde oriimcek gibi çah§an Sema Han1m, bu sozleri hep yar1m kulakla dinliyordu. Jale, sonunda dayanamad1; ç1k1~1r gibi bir sesle: - Karde§im Sema, az1c1k yiiziime bak, goreyim seni. Vallahi gorecegim geldi. Gozlerin orgtiniin i.isti.inde, Sulu Manasbr'1n i~çi k1zlar1 gibi durmay1p i§liyorsun ... Daha da merak ettigim bir §ey var dogrusu ... 224


Sema Harum, sesinde kiiçiik bir titremeyle: - Merak ettigin §ey nedir? - Her gorii§iimde, seni boyle sepet dolular1 i§ yeti§tirmekle ugra§Ir buluyorum, ancak bu yaptigin giizel §eylerden hiçbirini iizerinde gormi.iyorum. Sema'n1n solgun yi.izii, k1virc1k kirpikli §ahane gozlerinin aklar1na kadar kizard1, ama iiziintiisiinti yenmeye ugra§Ir bir iç zorlay1§1yla cevap verdi: - Bunda meraka deger ne var? Ne sayarsan1z sayin1z. Bu zamanda parayla d1§anya i§ yapan pa§a kiz1 yaln1z ben degilim ... - Bu kadar iiziilecegini bileydim soylemezdim ... Samimi olU§UffiUZa giivenerek soyledim ... - Ùziilmeqim. Eski sultanlar, §ehzadeler yapacak i§ ar1yorlar. ~imdiki zamanda elinin emegiyle geçinmek ayip degil. .. Ayip olan §ey, gelirlerinin kaynagi pek belli olmadan az çok bir liiks hayati siiren kad1nlann halidir. Jale bu son dokundurmayi hiç i.izerine almayarak sozti degi§tirdi: -Yeni ta§1nan kom§ularla gorii§ti.iniiz mii? Yuzii çatilan kiz1n1 biraz dinlendirmek için, cevaba Servet Han1m atilarak: - Buraya ta§1nd1klar1ndan beri gorii§medik, ama biz o aileyi çok eskiden tarunz. - N asil insanlard1r? · - Soylu bir ailedir... - Biz annemle birlikte sefa geldinize gittik ... Aman dogrusunu soyleyeyim, bir §ey anlamad1k ... Siz soylu diyorsunuz ... - Yalan soylemiyorum ... - Bu demokratik zamanda soyluluk sozciigu de artik yava§ yava§ eski anlam1n1 yitiriyor. Dedelerinden, babalar1ndan kalma pa§a unvamm ta§1yanlara soylu deniyor. Eski zaman1n kulak dolduran bu pohpohlu ..unvan1, §imdi hiirmetli bir mezar ta§l heybetini aldi. Otede, §imdi bu rahmetli unvan1n yigintis1ndan ortaya çikma bir mezarhk var. Ben de arasam, belki sobillur kalp

225/15


yumdan sopumdan birkaç pa§a çikar. TuhaflardanO> birinin dedigi gibi, Hazret-i Àdem'e prenslik verilmi~ olsayd1, ~imdi hepimiz soylu olurduk ... Jale Han1m, Bedreddin Pa§a ailesine bir ufak sald1ri da bu yonden gosterdi. Sema, hiç kar~1hk vermedi, i§iyle ugra§1r goriindii. Ama Servet Han1m kendini tutamayarak: - Soysuzlukla soyluluk yaln1z sozde degil, maddi olarak da, gerçekten de vard1r. Soylulugu çekemeyenler, soylu olmayanlard1r. Ozgiirliik varm1§, e§itlik varffil§. Bu miibarek §eyler diinyan1n ne taraf1nda imi§? Uygar iilkelerin konutlan aras1nda, saraydan kuliibeye kadar insafs1zca bir farkhhk yok mu? Bu di.inya geçiminde cennetle cehennem .aras1ndaki ay1r1m gormiiyor mu? Her ayin gelirleriyle ci.izdanlann1 §i§irenler, ~ç yatip kalkan birçok aileler oldugunu bilmiyorlar m1? Ozgiirli.ik, ozgiirliik! Bize sadaka gibi verilen bu kof sozciigun ne oldugunu tan1mlamaya ozgiirliikten yoksun olu§um engeldir. ~ Jale Han1m, ek§ice bir giiliimsemeyle: - Her yonetim kar~1s1nda her zaman memnunlar, memnun olmayanlar bulunur. Di.inya durumu boyledir. Memnun olmayanlan memnun ediniz, ho§nutsuzluk, hemen obiir tarafa geçer... - Belki as1l yonetim, i·kisi ortas1 bir yol bulmadad1r. Jale Han1m, Sema Han1m'1n ordi.igi.i i§in bir ucunu sepetten eline ald1; ozenle evirip çevirerek baktiktan sonra: - Ma§allah, parmaklann1za oyle ustahk gelmi§ ki hiç el degmemi§ gibi ori.ili.iyor, dedi. Ana kiz bu iltifata hiç kar§ihk vermediler. Ev sahiplerinin canlar1n1 iyice s1ktigin1 anlayan konuk, sozlerine olumlu bir yorum yolu bulmak için: - Affedersiniz han1mefendiler, samimi sozlerimle, oyle samyorum ki sizi incittim. Sizi pek dost, hemen hemen akraba bildigim için di.i§i.indi.iklerimi aç1k soyledim. insan, ya§ad1gi çevrenin etkisinden kendini kur( 1)

226

~akac1lardan.


taram1yor. insan okudugu, yazd1gi, konu§tugu zaman hangi dii§iincelerin etkisi alt1nda ise, elinde olmadan, gitgide o yolda yeni anlayi§lara baglan1yor. çagdan ça. ga boyle dii§iince çarp1§malan aras1ndan yiiriinerek geçiliyor. Jale, mantik oyunlanyla oriilii sozlerine yine kar§lhk alamay1nca, hemen soziin gidi§ini degi§tirerek: - Yeni ta§1nan kom§ulardan soz ediyorduk; nas1l oldu bilmem, konu§ma yolunu degi§tirdi. Naki Pa§a'iun oglu Muhlis Bey'i elbette gormii§si.iniizdi.ir. Giinde birkaç kez bu sokaktan gelip geçiyor. Servet Han1m: - Ben o çocugu i.iç dort ya§1nda iken bilirim; ama ondan sonra gormek k1smet olmad1. ~imdi rastlasam tan1yamam. Jale: - Pek kurumlu bir genç ... Sanki bi.i ti.in di.inyaya ki.iski.in gibi, sokakta somurtkan bir suratla ayakkab1lann1n burnuna bakarak yiiri.iyor. Servet Harum: - Ki.içi.ikken pek gtizel, pek dilli, zeki bir çocuktu. Jale: - Eh, çirkin degil. .. Boylu, gosteri§li, solgunca bir yi.iz iizerinde kavisleri geni§ kara ka§lar, çekik gozler... agiz burun yaki§1kh ... Ama nas1l soyleyeyim; pek melankolik, içli bir delikanh. .. Ve sonra, kiiçi.ik daglan ben yarattim gibi o kurumu olmasa ... Servet Han1m: - Sizin çahm, kurum dediginiz o davran1§ bir kurumluluk degil, ald1gi egitimin gerektirdigi soyluca bir agirba§hhktir... Jale ki.içi.ik bir giili.i§le fikirdad1: - A han1mefendi, i.iç ya§1ndan beri gormediginizi soyledikten sonra, gosterdigi o kendini begenmi§ davran1§lann1n soydan gelme bir agirba§hhk olduguna nasil inanabiliyorsunuz? - Bir pa§a ailesi egitimi gormii§ bir çocukla, bugiin yumrukla biribirlerinin çenelerini dagitan boksorlerin aralanndaki ayinm1 bilirim de, onun için k1z1m ... 227


- Han1mefendi, her çaga ozgii bir anlay1§, bir egitim var. Biz de çocuklanm1z1 uygar uluslann bugiinkii genel egitim yontemleriyle egitmek zorunday1z. Ne yapahm; §imdi harem daireleriµde kad1n gibi m1zm1z biiyiimii§ eskiçag delikanhlan ho§ goriinmiiyor. Yeni ya§ayt§a gore idman, egitim gerek .. . -Affedersin kiz1m sen onu ... Muhlis, bir kad1n gibi biiyi.imemi§tir. Sava§tan yaralan1p da gelmi§ oldugunu soyliiyorlar... Jale Han1m, han1mefendiyle z1tla§ma yoluna pek girmeden kendini toplamaya ugra§arak: - Ne bil~yim efendim. Birkaç kez sokaktan geçerken gordiim. Iyiden iyiye tan1d1gim bir delikanh degil. Ancak §U kadar var ki, kendisiyle ilgili birçok §eyler duyduk ... - Ne gibi? - Muhlis Bey, epeyi ac1kh bir a§k ftrt1nas1 geçirmi§ ... Tan1d1gi bir kad1n1n h1yanetine ugram1§, intihar s1n1rlannda bir siire serseri dola§ffil§; §imdi btittin di§i yaratiklardan tiksiniyormu§. Gonlii sevgiye çok yatk1n, yiiregi pek duygulu, ruhu CO§kun bir deniz gibi durmadan ç1rp1nbh imi§ ... Bir giizel kad1n goriince yiiziine dikkatle bakmaya korkarm1§, çiinkti çabuk tutulurmu§ ... - Tuhaf soylentiler... Elin suçsuz delikanhlar1 aleyhinde dedikodu ç1karmaktan ba§ka i§leri giiçleri olmayan kad1nlarca uydurulmu§ sozlere benziyor... - Ben duyduklar1m1 soyliiyorum ... Servet Han1m giiltimser bir dikili§le Jale'nin gozbebeklerine bakarak: - Bu tuhaf soylentileri ogrenenlerin içinde, "Bana tutulsun," diye bu çocugun balo§lann1 çekmeye ugra§an seriiven dii§kiinii kim bilir ne çok kad1n vard1r. Jale, yine iizerine hiçbir §ey ahnmaz gortinerek: - Di.inya bu, efendim, her tiirliisii bulunabilir... Sema Han1m, ka§lar çatik, gozler orgi.ide, bir siiredir hiçbir soze kan§maks1z1n dinliyordu. Onun boyle, konu ile ilgilenmiyormu§ gibi goriinmesi, Jale'nin fe228


satç1 yiiregini burktu. Konuk han1m en sonunda dayanamayarak: - Sema Han1m, siz soze karI§maktan korkuyor gibi duruyorsunuz. Niçin bir kelime soylemiyorsunuz? Sema Han1m, ba§1n1 birkaç saniye i§inden kald1np ufak bir dudak bi.iki.i§i.iyle J ale'nin yi.iziine bakarak: - Daha §Uraya diin ta§1nm1§ bir delikanh hakkinda, bu bir yigin sozii nereden toplad1gimza §a§arak dinliyorum. Bununla ilgili bir §ey bilmiyorum ki ben de soyleyeyim ... - Kap1n1n oniinden geçerken olsun, hiç yiiziinii gormedin mi? - Gormedim ... Jale inanmad1gim and1nr bir giiliimsemeyle: -A, bu hiç olur mu? - Niçin olmas1n? Sokaktan geçen erkeklerin yiizlerini gormek için pencerelerde, bahçelerde beklemek adetim degildir. - Benim de kap1dan, pencereden erkek gozetleyen bir loz olmad1gim1 bilirsiniz ... - Biz de size oylesiniz demedik ... - Aç1k yi.irekli oldugum için i§te sizden saklam1yorum. Bu delikanh hakk1nda i§ittigim sozler, yiiziinii gormek için bana merak verdi. Gordiim; gerçekten talih vurgunu, kuruntulu, diinyaya kiisktin bir gence benziyor... Sema Han1m, ba§1n1 yeniden i§e egerek: - Neme gerek, ne olursa olsun. Nereden i§ittiginizi bilmedigim bu soylentilerde birtalam §i§irmelerden ba§ka bir §ey gormedim ... Bir delikanh, birkaç a§k seriiveni geçirebilir. Bu pek olagan bir §eydir. Bunun neresine §a§ayim? ~oyle boyle, dereden tepeden birkaç sozden sonra Jale, gitmek için kalkarak: - Kom§ular ile pek gorii§mezsiniz, kimseye kan§mazs1n1z, yam ba§1n1zda geçen §eylerden habersiz ya§ars1n1z. Zihninizi biraz d1§an ile oyalamak için, duydugum haberi, geldim soyledim, memnun olmad1n1z. Suçumu affedersiniz. Allaha1smarlad1k ... Servet Han1m: 229


- Te§ekkiir ederim kiz1m. Dedikoduya ad1m1z1n kar1§mas1ndan pek korkar1z da onun için. Ba§1m1za çok §ey geldi. Bizim muhalefetimiz size degil; asilh as1ls1z boyle soylentileri çikaranlarad1r. Jale hoppa ad1mlarla çekip gittikten sonra, Sema arkas1ndan yaz1klan1rcas1na boynunu çarp1tarak baka baka: - Annecigim, dedi, bu loz1n_ yi.iregi, yeni gelen kom§u delikanh ile bir seriiven çikarmak hevesiyle dolmu§ ta§1yor. Dikkat etmediniz mi? - A, fark1nday1m kiz1m ... - Zavalh çocuk, bari bo§ bulunmasa ... - Boyle di§i §eytanlann §errinden iimmet-i Muhammed'in gençlerini sen koru ulu Tannm!

3 Kendi aile bireylerinden, cariyeCU ve yana§malanndan ba§ka, her giin dolup bo§alan konuklanyla, çatis1 altinda kirk elli ki§i bar1nd1ran Bedreddin Pa§a ko§kiinde siiziile si.iziile son tortu; ya§h, genç, biiyiik, çocuk, ancak yedi ki§i kalmi§ti. Ana k1z han1mlar, iki k1z çocugu, biri beyaz, obiirii siyah iki ya§h dadi: A§loniyaz ile ~ebiyelda ... Ko§k, odalar1n1n sayis1 balom1ndan pek biiyiik degildi, ama geni§ti. Bir alan kadar sofalar, sekiz on pencereli odalar, saray yavrusu bir ko§k ... Bu boliimlerinden her biri, §imdiki orta biiyiikliikte yapilar1; giri§ yerlerini, salonlar1, biitiin ayr1ntilar1yla içine ahr, belki de artar... çevrede bazilan korkunç, h1rs1zhk olaylar1 eksik olmad1gi için, bu koca berhaneyeC2) s1ginan bir avuç insana geceleri biiyiik bir korku bastir1yor; onun için hepsi birbirine yak1n odalarda yatiyorlard1. Bo§ odalar, geceleri kapilann1 aç1p da lamba ile içlerine bak1hnca, yi.ireklerde iirkiintii getirecek birer korkunçluk uyand1r1yorlardi. (1)

(2)

230

Her konuda efendisinin isteklerine bagh bulunan genç kadm, halay1k çok btiytik ve kullam~s1z bina.


Eski çatma Hereke kuma§I agir do§emeler, yald1zh k1r1k korni§lerden sarkm1§ oriimcekli perdeler... Bunlar1n iizerlerinden yol yol yagmurlar akm1§, tiirhi renkte kirler, lekeler belirmi§; hepsi parta! birer dilenci elbisesi dii§kiinltigunii almu~ ... Kanepelerin, koltuklar1n, sedirlerin oralar1 buralan birer yara gibi açilm1§, k1tiklar1 d1§an firlamI§, bu kovuklara s1çanlar yavrulam1§; lur1k camlardan giren ku§lar içeriye yuvalar yapm1§ ... insanlar1n, ko§e bucagina gereken ilgiyi gostermedigi bu konagi doga yine kendi egemenligi altina almaya ba§lam1§. Do§eme tahtalann1n iizerlerinden yer yer sokiilen ince has1rlar, ortahga ciizamh bir deri manzaras1 vermi§. Bu terk edilmi§ odalara girilince toz ile kar1§1k kiiflii, uzun siire kapah kalm1§ koku§mU§ bir hava, insan1n girtlagina sanhyor. Goriildiikçe içe s1k1ntI veren bu y1lunbn1n ortas1na, tavandan seksen mumlu bir avize sarlayor. Eski gorkemli zevk ve sefa gecelerini p1nl p1r1l ayd1nlatan, §imdi sonmii§, toza bulanm1§ bir giine§ ... Qevresinin alçilan dokiilmii§, yerden tavana varan bir boy aynas1, yiiziinii kaplayan kahn tozdan, içine yans1yan §ekilleri hayaller kadar silikle§tiriyor... Ko~k halk1n1n arbk temizlemeye, onarmaya giiçleri yetmeyen bu b1ralulm1§ odalardaki zenginligin, dii§kiinl iigiin donii§ ii pek içler ac1s1ydi. Merdivenlerin basamaklar1 oynam1§, parmakhklan seyrelmi§, alt katta mermerligin diizeni bozulmu§, kapilar1 çarpilm1§; rezeleri, eski biçim horozlar1, kopriileri, siirgiileri tutmaz bir durumda ... $imdi geceleri emniyet, her yerde kakilmI§ çivilere baglanan iplerle saglan1yor... Sema Han1m, iist kattaki bir odada, kendi do§egine biti§ik bir karyolada uyuttugu iki çocukla yatiyor. Yanlar1ndaki odada annesi, tam altlar1nda A§kiniyaz ile $ebiyelda, biraz otede Halil Aga ... Sema Han1m, annesine korku, merak vermemek için herkesten gizlice yastigin1n altinda dolu bir tabanca bulunduruyor. çunkii kap1s1 bacasi tutmayan harap ko§ke, bir gece ans1z1n bir sald1r1 olunca, kendinden ba§ka kar§I koyacak genç bir kul yok ...

231


Herkes uyuduktan sonra, alt kati dola~1yor; surgiileri, surmeleri, iplerle bagh kap1lan yokluyor. Delikleri, kovuklan, bodrumlan, izbe yerleri gozden geçiriyor. Ko~kte h1rs1zlara kaptirmaktan korkulacak para yok, ama birkaç parça temiz miicevherat, degerli bah, pahah elbiseleri, mutfak ve gil.mii§ sofra tak1mlan var... Varhklar1n1n bu son k1r1nblar1n1, gelecegin pek siyah goriinen yoksulluk s1k1ntis1na kar§1 canlan gibi saklamaya ugra§iyorlar. Bulutlu, karanhk ve ince bir inilti ile riizgann çerçeveleri titrettigi bir gecede, Sema Han1m her zamanki gibi, ko§kiin alt katlann1 dola§tI. Kapilann siirgiilerini, siirmelerini,.baglann1 yokladi. Her taraftn kapah oldugunu gordii. Içine biraz giiven geldikten sonra yatak odas1na çikti. H1rs1za kap1 baca olmaz, derler. Bu soziin kotiimserligine kendini kapbrarak kap1yi, pencereyi aç1k b1rak1p da yatmak gerekmez a ... Her zaman mala degil, kimi kez de cana kiyan bu korkunç dii§mana kar§I elden geldigince evini korumaya ugra§mak gereklidir. Sema Han1m, her gece boyle tekrar tekrar her yan1 dola§mad1kça rahat uyuyamazdi. Genç kiz bir ana sevgisiyle çocuklann karyolas1na ·egildi; Firuze ile Hiisniimelek, aralar1na Giilter'i uzatm1§lar, mi§il m1§Il uyuyorlardi. Eliyle ahnlann1, nab1zlann1 yoklad1; ate§lerine bakti. Açilan yerlerini diizeltti. Sonra pencereden d1§anyi dinledi. Y1ld1zs1z, siyah bir gecenin agir bask1s1 altinda ko§k uyuyordu. En yakin kom§ularla arala~ birkaç yiiz metre siirerdi. Oda kap1s1n1 siirmeledi, yataga girdi. Yastik altindaki tabancas1n1 yoklad1ktan sonra uzandi. Kom§ular1 Jale'nin o giinki.i dedikodulan, zihninden riiyayi and1ran siliklikle bir toren geçi§i yapti. Gorerek tan1mad1gi Muhlis Bey'i, halinin ona verdigi biçimde gordii. Uzun boylu, solgun, agirba§h bir delikanhmn hayali gozlerinin oniinde dola§tI. Bu gorii§meleri y~va§ yava§ yogunla§a yogunla§a, sonunda biisbiitiin silindi. Govdeyi yoran ruh mudur; ruhu dinlendiren govde midir? l§te bu ikisinin birbirlerini rahat b1raktiklan geçici bir anda, dald1, gitti. 232


Ne kadar uyudu, bilmiyordu. Du~ar1da giim giim oda kap1s1 vuruldu. Uykusu pek hafif oldugundan hemen gozlerini açti. Do§egi içinde oturdu, dinledi. Kap1 gerçekten vuruluyor muydu? Yoksa dii§ mii gormi.i§tii? Giim gi.imler tekrarlan1nca sordu: - Kimdir o? - ~z1m, benim ... - Ne var anne? - H1rs1z ... - Nerede? -Alt katta ... Aç kap1yi. Bizi içeriye al, ne olacaksak birlikte olahm ... - Yamn1zda kim var? - ~kiniyaz dachn ... Sema Han1m, do~eginden f1rlad1, kap1yi açti; annesiyle ya§h kalfayi içeri ald1. Siirmeyi siirdii. Ama o çarpilm1§ kap1n1n gev§emi§ siirmesi, kendilerini lnrs1zlann sald1ns1ndan koruyabilir miydi? iki ya§h kad1n1n yiizleri duvar gibi agarm1§; elleri, dizleri titriyor. Hafif bir çene titremesiyle kesilerek birtak1m sozler kekeleyebiliyorlardi. Sema Han1m: - ~ebiyelda nerede? Servet Han1m: - Galiba alt katta h1rs1zla ya da h1rs1zlarla bogu§Uyor... Sema Han1m: - HalilAga? Servet Han1m: - O da alt katta, Arap'1n yard1m1na ko§tu. Sema Han1m: - Bu iki ihtiyar1 h1rs1zlann pençesinde b1rakmak yaki§Ir m1? Servet Han1m: - Ne yapahm? içeriki odadan buraya gelinceye kadar kesildim. Her yan1m par par titriyor. ~imdi dii§iip bayilacagim. Elimden ne gelir. Ne yapabilirim? Sema Han1m, yastigirun altindan dolu tabancayi çikararak: 233


- Ses çikarmay1n1z. Qocuklar uyanmas1n, korkarlar. Ben gidiyorum ... Servet Han1m: - Deli misin kiz1m... Bu çelimsiz govdenle hiç haydutlara kar§I gelebilir misin? Sema Han1m: -Ne yapayim? Ben a§agiya inmesem, §imdi onlar yukar1 çikacaklar... Mademki ko§ke girmi§ler, bu gece herhalde bu ugursuzlarla yiiz yiize gelecegiz... Onlar a§agida bogu§urlarken iizerlerine gidersem belki kaç1rmayi ba§arabilirint. .. Sema Han1m kap1y1 açb, d1§ar1ya ad1m atarken annesi kollar1na sanlarak: - Gitme loz1m, bitiyorum ... - Korkma annecigim ... Ben asker k1z1yim; iyi ni§anc1 oldugumu bilirsiniz. Bu zamanda ya§ama hakk1, can1mza k1ymak isteyenlerin haklanndan gelmekle kazan1hyor. i§te goriiyorsunuz ki silah kullanmak, kad1n için de, bugiiniin vazgeçilmez bir ihtiyac1 s1ras1na girdi. Sema Han1m, annesinin titrek ellerinden kurtularak kendini sofaya atti. Birkaç ad1m yiiriidii. Ama nereye gidiyordu? Her yer, zifir gibi karanhkt1. ~imdi biraz akh ba§ina geldi. Sofan1n ortas1nda durdu, biraz dii§iindii. Oyle tehlikeli bir anda sallapati davranmak delilikti. Oyle bir dakikada, tabancadan ba§ka bir §ey de gerekli idi: Elektrikli(l) cep feneri. Odas1na dondii onu da ald1: Basamaklar1n gic1rtilann1 bogmaya ugra§a ugra~a karanhkta orta kat sofas1n1 buldu. Gene oyle s1k1nb ile alt kat merdivenlerini yar1ya kadar indi. Kiipe§teden<2> biraz sarkarak ta§hgi dinledi. Hiçbir ses, bir p1tirb i§itmedi. Hani ya bogu§ma nerede oluyordu? Bir iki basamak daha indi. Kulaklar1n1n biitiin dikkatiyle yine dinledi. Bir ftsilti duyar gibi oldu. O s1rada, ta§hgin gozleri tikayan koyu karanhgi içinde bir §im§ek çaktI, sondii. Birkaç saniye sonra bu p1nltI bir daha goziiktii. Kah merdivene, kah kapilara, (1)

(2)

234

Pilli. Trabzandan.


tavana dogru uzanan bu kiiçiik projektoriin karanhga saçtigi I§Iklar aras1nda, Sema Han1m iki karalt1 seçti. Ve sonra yine tek.rarlanan bu l§Ik oyunlan içinde bu iki golgenin, iri iki insan govdesi oldugunu apaç1k ay1rt etti. Evet, h1rs1zlar bunlardi. Belki biraz otede bir iiçiinci.isii, dordiinciisii de vardi. ~imdi nazik bileginden sarkan tabanca ile bu genç kiz, tek ba§1na bu kanh .katil heriflere kar§I gelecekti. Sema, bu pek onemli anda yine dii§iindii. Boyle zamanlarda §ans1n kuvvete iistiin geldigi goriilmemi§ olaylardan degildi. Ama Halil Aga nerede idi? ~ebiyelda'n1n sesi neden ç1km1yordu? Herifler, bu zavalhlann i§lerini bitirmi§ler miydi? Ko§kiin iç bohimlerini tan1mayan h1rs1zlar, karanhkta projektorlerle yolunu arayan vapurlar gibi, fenerin 1§1gin1 dort yana dola§t1rarak kap1lan, merdivenleri iyice belledikten sonra I§lgi kestiler. ~.imdi el yordam1yla merdivene dogru yi.iriiyorlardi. Onlerini kollamak için fenerlerini bir daha parlatsalar, basamak iizerinde Sema'y1 goreceklerdi. ~imdi kiz, ne yaps1n? Kaçs1n m1, dursun mu? Kaçsa, ç1kacak p1tirb ile onlara varhgiru bildirmi§, bu yiizden tehlikeyi iizerine çekmi§ olacak; orada dursa, h1rs1zlar merdivenlerden belki kendisine siirtiinerek ç1kacaklard1. Sema Han1m, kendisinin hemen birbirinin ayn1 iki tehlike aras1nda bulundugunu gordii. Karar verebilmek için birkaç saniyeden fazla vakti yoktu. Boyle korkunç anlarda, çogu kez insan, akil ve muhakeme ile degil, birdenbire tutuldugu içgiidiiye uyarak hareket eder. Sema Han1m'a da oyle oldu. Genç kiz, yaptigiru yar1 bilir yan bilmez bir halde, elindeki elektrik lambas1n1n dug:mesine basarak I§1nlann1 merdivenden a§agi verdi. Parlak bir If?Ik siitunu, oniindeki koyu karanl1gi yikadi. Basamaklardan ç1kan iki herifi, korkunç sinema kif?ileri gibi, boylu boyunca gosterdi. H1rs1zlar1n suratlan sanh idi; yaln1z gozleriyle burunlar1n1n birer kism1 goriintiyordu. Karanhktan yiizlerine ft§kiran bu giir If?Iktan gozleri kama§tI. l§1gin kaynagindan gerisini seçemediler. Feneri tutan1 gormiiyorlard1. Sema Han1m, h1rs1zlar1n da kar§1hk olarak kendi fenerlerinin I§1klann1 yukanya çevirmelerine meydan 235


vermeden, tabancay1 dan dan iki el bo§altb. Gecenin siyah sessizligi içinde bu iki el ate§, etraf1 inleterek giimledi. Yukanya ç1kan herifler, §imdi birkaç basamak geri indiler; ama bi.isbiiti.in kaçmadilar. A§agidan Sema Han1m'1n kulagina k1zgin, vah§i bir hayvan lnnlbs1 gibi §U kaba ses geldi: -Vuruldum ... iki h1rs1zdan besbelli yaln1z biri vurulmu§tu. Neresinden? Sema Han1m bunu anlayamad1. Tehlikeli bir organdan olmamah ki, ufak bir m1nlbdan sonra herifin biri, i.iç dort ayak yukar1ya ç1kmak atakhgin1 gosterdi. A§agiya akan l§Iga kar§1hk o da fenerini yakti. ~imdi karanhgin içinde ki.içiik projektorler birbirleriyle duello eden §im§ekten iki kihç gibi vuru§uyorlardi. Sema Han1m, ikinci ve daha biiyi.ik tehlikeyi sezdi. Yukan sald1ran kurdu, bu vah§i sald1ns1ndan çevirmek için, bkayic1 bir çarp1nbn1n dalgaland1gi nazik sesiyle: - ç1kma, yakanm! .. gozdagin1 savurdu. Ama bu korkutman1n ince, tath bir genç kad1n hançeresinden geldigini anlayan herif, once koyu bir ki.ifiir, sonra kaba bir kahkaha sahverdi. Pek tetik bir canavar h1z1yla aVIn1n iizerine atild1. Sema, bu yirbc1 pençelerin aras1na dii§erken, §i§ip inen cigerlerinin biitiin giiciiyle bir ç1ghk, merhametsiz siyah gecenin bo§lugundan yard1m uman ac1 bir haykin§ kopard1. Viran ko§k ve çevresi ac1h ç1ghga cevap olarak bir daha inledi. O zaman yukandan zavalh anne ile ya§h dadi, pencereyi siirdiiler. Ate§e dii§mii§ iki insan1n son can ac1s1n1 and1nr birer §iddetle hayk1n§arak gecenin duygusuz, zalim gogsiinden yard1m istediler ve sonra, oda kap1s1n1n siirmesini açarak Sema'ya yard1ma ko§tular. Ama nasil, ne ile, bangi silahla? Bu iki ya§h kad1n1n ellerinde bir degnek parças1 bile yoktu. Onlar, belki k1zlanna kiyan oldiiriici.i ellerin vah§etine boyunlann1 uzatarak, sevgili yavrulanyla birlikte olmek için gidiyorlardi. Halil Aga ile ~ebiyelda'n1n seslerini kesen caniler, arbk Sema'yi da susturmu§lardi. Talihsiz kiz1n son 236


yard1m isteyen çighklann1, siyah gece, damla damla yutup emdikten sonra art1k hiçbir §ey duyulmaz olmu§tu.

4 Vurulan hirs1z a§agida, saglam kalan obiirii yarah arkada§1n1n ociinii almak için gozleri vah§etle yanarak Sema'n1n baygin viicudu etraftnda, ona pek agir bir ceza dii§iiniir bir canavarhkla baloyordu. Herif her §eyden once, hirs1zdi. .. Once baygin1n ceplerini, boynunu, kulaklann1, bileklerini, parmaklann1 yokladi. Memnun olacak bir §ey bulamayinca hirs1 ve ofkesi artti. Koca çizmeli ayaklanmn oniinde sessiz ve savunmas1z yatan ve gozleri dayan1lmaz bir m1knatisla çeken bu pek taze ve giizel kad1n viicuduna bakti. H1rs1zhktan sonra erkeklik daman depre§ti, ama sanatirun ç1kann1n, §ehvet isteklerinden iistiin oldugunu dii§iindii. Ko§kiin ko§e bucagin1, sand1gin1, çekmesini, dolab1n1, yiikiinii çarçabuk bir yoklama ile tarad1ktan sonra, di§leriyle agildan kuzu çalan kurt gibi, bu baygin loz1n cesedini yalon tarlalardan birine si.iriikleyerek oclerin en vah§isini uygulayabilirdi. Onun iizerine loz1n bayginhk derecesini anlamak için, dagin1k saçlanyla yastigin iizerine devrilmi§ bir "giizellik" heykeli gibi yatan o nazik viicuda çizmesinin ucuyla bir iki defa dokundu. Gozleri kapah, agz1 biraz arahk, goguste belli belirsiz bir sol uk lo p1rdan1§1 sezilen ce set, hiç kimildamadi. H1rs1z, yukar1ya sald1racagi s1rada, iist katta bir vaveyla koptu. Sonra gi.imbiir gi.imbiir ko§U§malar oldu. Bu giiriiltii ne idi? Ko§kte kaç ki§i vard1? Herifler, bir haftadan beri burayi kolluyorlard1 ve içeride ya§h bir U§aktan ba§ka erkek olmad1gin1 biliyorlardi. Bu gi.iriiltiiniin bir iki kocakann1n son korku ile hayk1r1§1p tepinmelerinden ba§ka bir §ey olamayacagin1 kestiren herif, yukar1ya ilk ad1m1n1 atarken, a§agidan bir inilti duydu.

237


Son bir alçah§la yalvaran bir ses: - Aman oldi.irme ... Aman oldi.irme ... diyordu. Bu ses, yarah arkada§1ndan geliyordu. Herif hemen tan1yarak sordu: - Osman, ne oluyorsun? Bu soruya ba§ka bir ses cevap verdi: - Onun i§ini bitirdim, §imdi seni gebertecegim! Teslim ol! Yukandaki h1rs1z, elektrik fenerini a§agi çevirdi. Merdivenin alt ba§inda kendisine çevrilmi§ bir tabanca namlusu gordi.i. Ve yine giir ve sert bir sesle, "Teslim ol!" uyans1n1 bir daha i§itti. Herif, baygin kiz1n elinden tabancas1n1 almi§b. Silah1n1 a§agi bo§altarak: - Al, i§te teslim oldum ... dedi. A§agidan sarsilmaz, giiçli.i bir ses: - Teslim ol! .. emrini bir daha tekrarlad1. Yukandan yine bir tabanca kur§unuylà kar§ihk verildi. Merdivenin alt ba§1ndan bu defa: - Tabanca oyle atilmaz, boyle atihr! hayk1n§1yla bir el ate§ edildi. Merdivenin i.ist ba§tndaki çizmeli koca herif, inmeye ugram1§ bir canavar h1§1rbs1yla bulundugu yere kiilçe gibi yikildi. Bu azgin devi y1kan kahraman, hemèn yukan fìr . . · lad1, Elindeki elektrik feneriyle bu kanh seriivenin alan1n1 ayd1nlatti. Yerde, hemen yan yana ve kar§it yarad1h§ta iki viicut yatiyordu. Bir me§e kiitiiguyle bir giil · fidani. .. bir ayi ile bir melek... Artik her ti.irlii tehlikeye meydan okuyarak bitkin, giiçsiiz kollanyla sevgili kizlann1 kurtarmak için insan hurdas1 iki kad1n, ellerinde lambalar ile merdivenlerden a§agi atildilar. Yere serilmi§ iki cesedin ba§1nda uzun boylu, mert baki§h giizel bir delikanl1 gordiiler. Bir ç1ghk daha kopardilar. O zaman delikanh, korkulan dagitan avutucu bir tutumla: - Han1mefendi, merak buyurmayimz; tehlike savuldu. "Habis"lerin biri a§agida can çeki§iyor. Oyle san1nm ki, bu da geberdi. 238


Bu genç adam kimdi, bu sozlerle ne anlatmak istiyordu? Iki kad1n, anlamak ve anlatmak giici.ini.i yitirmi~ gibi bir siire ortadaki ac1kh, korkunç hale ve birbirinin yiizi.ine bakI§akaldilar. Davran1~lanndaki saygidan ve sozlerinin nezaket ve tathhgindan kendilerine dii§man olmad1gi anla§ild1. (Sema'n1n) annesi sordu:· -Yavrum sen kitnsin? Delikanh, agirba§h tutumuna yara§an mert bir sesle: - Rahmetli Naki Pa§a'n1n oglu Muhlis bendeniz .. . - Ma§allah, civan oglum; arslan gibi olmu§sun.. . Yavrum, dort be§ ya§1ndan beri seni gormemi§tim. Gori.i§memizin boyle ugursuz bir geceye rastlamas1n1n sonu in§allah hay1rd1r. · Muhlis Bey, "in§allah," dilegini tekrarladi. Bu kuttar1c1 çocugun yliziine bakmaya doyamayan Servet Han1m: - Arslan oglum, nasil oldu da yard1m1m1za ko§tun? Sen gelmeseydin, bu katil herifler bizi kap1 kapamacaCl) dograyacaklard1. - Heniiz uyumam1§bm. Yatagimda bir hikaye okuyordum. Bir silah sesi duydum. Pencereyi açbm kulak verdim. Az bir siire sonra, bu giimlemeyi ç1ghklar izledi. Hep sesler bu yandan geliyordu. Zaman belli ... Hemen bir felaket sezerek giyindim ko§tum. -Ah ne cesaret ... Haydutlar1n kaç ki§i olduklar1n1 bilmeden bu tehlikeye tek ba§1na nasil atild1n? - Hain, korkak olur; zaten ta§hkta bu heriflerden birini yarah buldum. - Kiz1m tabancayi ahp ko§tu. O vurmu§ olacak... Kendi agz1ndan çikan bu "Kiz1m" soziinden, zavalh annenin dagin1k akh ba§1na biraz toplan1r gibi oldu. Felaketi yeniden kavramaya ba§lad1gin1 gosterir bir ta§lonhkla k1z1n iizerine atilarak: -Ah yavrucugum, ya§1yor mu? Ya§1yor mu? .. ç1ghklann1 kopardi. Bayginhktan ba~ka hiçbir yerinden (1)

Evde kimse (canh) kalmamak tizere.

239


onemli bir yara almamu~ olan Sema, bu sars1nti ile gozlerini açti. Agir agir iki kolu iizerine davranarak ba§Iru kaldirdi. Annesinin son ç1ghklar1na halsiz sozlerle: - Merak etme annecigim, ya§1yorum ... ·kar§1hgin1 verdi. Agir bir "kabus"tan gerçekler diinyas1na geçmeye ugra§anlar gibi iirkek, çekingen balo§larla etraftna goz gezdirirken Muhlis'i gordii. Oradaki varhgma, birdenbire hiçbir anlam veremedigi bu yabanc1 delikanhn1n oniinde ilk duydugu §ey, derin bir utanç oldu. Hemen gogsiinii, bagnn1 kapamaya ugra§arak kalkmak istedi. Ve sordu: - Beyefendiyi bilemedim? Servet Hamm, ya§lann1 tutamad1: - Bu geceki biiyiik kurtanc1m1z ... Sema'n1n mavi çini p1nltih, luvirc1k kirpikli çekici gozleri, derin minnet duygulanyla genç adama dikildi. Ve yine sordu: - isimleri? - Naki Pa§azade Muhlis Beyefendi. .. Sema §imdi toplayabildigi giiciiyle kalkmaya atildi. Koltuklarindan tutmaya ugra§an annesiyle dad1s1nm biraz yard1mlanyla dogruldu; bu genç kurtanc1ya dogru iki iiç ad1m atti. Biitiin minnetini aç1klayan bir tutumla egilerek: - Bundan sonraki varhgim1z1 size borçluyuz ... ''Te§ekkiir" sozciiguyle bu borcumuzun odenemeyecegini biliyoruz. Biiyiik insanhgin1z oniinde, kad1nhgim1za biiriinerek boyun egip durmaktan ba§ka ne yapabiliriz? Muhlis Bey, en tath sesiyle: - Kiiçiikhan1mefendi, biz bu gece yiiz yiize tan1§mazdan once akraba idik. Benim yaptiklar1mda minneti, te§ekkiirii dii§iindiirecek hiçbir §ey yoktur. Ben bir asker oglu askerim. Erkeksiz her Tiirk kad1n1n namusuna, mahna, camna kar§I gelecek kur§una gogsiimii siper etmek odevimdir. Bu seriivende gogsiimii oviinçle dolduran §ey nedir biliyor musunuz? Haydutlan sezince, eski istanbul hammlan gibi yiike, dolaba kaç1p saklanmam1§s1n1z. Elinizde silahla kar§Ilanna 240

l


ç1km1§, birini de yaralam1§s1n1z ... Ben ko§~e girince iki haydutla ugra§mak zorunda kalmad1m. U zerime atilmak isteyen yarahy1 gogsiine bir tek.me ile yere yatird1m. Otekiyle teke tek kur§un ah§veri§i ettim. Siz, bu nazik viicudunuzla, ikisiyle ugra§mak cesaretini gostermi§siniz. Yiireklilikte bendenize, bir erkege iistiin sayihrs1n1z. Bu s1rada h1rs1zda ufak bir k1mildama goriildii. Gozleri araland1, dudaklar1 kip1rdad1. Bir §eyler m1nlda:rid1gi i§itildi. Ne dedigini anlamak için hepsi ona dogru egilerek dinlediler. çatlak bir koriikten hava p1s1rdar gibi, zayif bir ses ç1k1yordu. Sonunda: - Su ... Su ... Su!.. dedigi anla§Ildi. Sema Han1m, su getirmek için davranmak istedi; ama ya§h dadi ~k1niyaz: .. - Dur kiz1m, daha betin b~nzin yerine gelmedi. U zgiinsiin, halsizsin. Ayakta bir dal gibi sallan1yorsun. Sen dur ben getireyim, dedi ve son çabas1yla ko§tu. Yarah, §imdi gozlerini biraz daha açti. Hayatin son ac1h ifad es i toplanm1§ yiiziinde pek ac1kh bir yalvan§, soniik bak1§lar1nda af dileyen bir pi§manhk okunuyordu ... Muhlis Bey, oliimiin pençesinde §imdi insanla§maya ugra§an bu canavara dogru egilerek: - Kendi can1n1z1 beslemek için ba§kalann1n can1n1 tepelemeyi sanat edinmi§siniz. Nasil, can tath m1? Yarah, bu sozleri dogrulamak için gozlerini yumdu. Açti. Muhlis Bey, soziinii kesmedi: - Namuslu insanlann yillarca siiren bitmez tiikenmez yorgunluklarla edinebildikleri birkaç parayi, en gerekli ote beriyi, siz bir gecede toplayip gotiiriiyorsunuz. Mallanmn elden gitmemesi için viicutlann1 siper etmek isteyenleri kur§unla, b1çakla delip geçiyorsunuz. Siz canavardan daha kotiistini.iz. çunki.i gerçek canavarlar, kannlann1 doyuracak kadar cana kiyarlar. Sizin gibi insan canavarlann1n hirs1na, oburluguna s1n1r yoktur. Bu gece suçsuz bir aileyi, canavarca sald1nn1zla, bak ne acilar içine di.i§i.irdi.ini.iz ... Ama bu temiz evin tahtalarma akan kan, sizin govdenizden de§ildi. Tann'mn adaleti yerini buldu. Ùldiirmeye geldiginiz billur kalp

241/16


yerde oli.iyorsunuz. ~imdi Tanr1'n1n kar§ISina nas1l ç1kacaks1n1z? çunki.i siz, ona inanm1yorsunuz; inansayd1n1z, onun sizi insan yarattigin1 yalanlayarak canavar gibi ya§amazd1n1z. Can çeki§en adam bunlar1 anhyor muydu? çevrildigi noktada donup kalarak gittikçe sonen durgun balu§larla dinler gibi gori.ini.iyordu. Ya§h kalfa, elinde dolu bir. bardakla geldi; suyu yarahn1n agz1na alotblar, yutmadi. Sonra Muhlis Bey, onu iki omuzundan bir parça kald1rdi. Bardagin kenann1 agz1na goti.irdi.iler. içini ki.ilhan<l) gibi yakan bi.iyi.ik bir ate§le ve yans1n1 çenesinden ak1tarak birkaç yudum içti. Kur§un, sol ka§1n1n ucuyla kulagin1n aras1na girmi§ti. çok kan kaybediyor ve gittikçe soniiyordu. Muhlis Bey, §imdi tela§la: - Zab1taya(2) haber verelim, hemen doktor gondersinler... Yarahn1n hayatin1 kurtarmak için son ana kadar çah§mak, insanhk borcumuzdur, dedi. Geçirdikleri bi.iyi.ik çarp1ntin1n sars1nbs1yla bitkin di.i§en han1mlar, §imdi kendi yorgunluklann1 unutmu§lardi. Yarahn1n ba§inda ya§h gozlerle dola§arak, kad1n yi.ireginin yi.ice inceligine ornek gosteriyorlardi. Muhlis Bey, birdenbire bir §ey hatirlad1gim and1nr gibi elini aln1na goti.irerek: - Ama, bu herifin a§agida bir arkada§I daha var. Gidip bakahm o ne halde? Servet Han1m'la A§kiniyaz kalfa, ikisi bir agizdan hayk1n§blar: - Bizim ihtiyar Halil Aga ile Qebiyelda, bu iki zavalh da ortada yok. Herifler, bunlara k1ydilar m1, ne yapblar? Muhlis Bey onde, kad1nlar ellerinde lambalar ile arkada, a§agi indiler. Ta§hkta kimse yoktu. N aki Pa§a'n1n oglu, mermerin iizerine ad1mlayarak: - i§te a§agi yukan §Urada, herif i.izerim~. sald1rdi. Gogsiine bir tek.me indirerek yere yabrd1m. Oliisiiniin ( 1)

(2)

242

Hamam1 is1tan ate§in yand1g1 yer. Polise.


ya da dirisinin ~imdi burada bulunmas1 gerekirdi. Kotiiniin kotiisii nereye gitmi~? Y1k1lmaya yi.iz tutmu§ evin alt katindaki komiirhik, bodrum... Her yan1 dola§arak dikkatle aramaya ba§lad1lar. Ancak, h1rs1zdan iz bulam1yorlard1. Derinden bir ses i§itilir gibi oldu. Kulak verdiler: - Ben buradayim ayo ... Ben buraday1m ayo ... Sema Han1m: - Dad1m ~ebiyelda ... Servet Han1m: - O nereden hayk1nyor boyle? ~loniyaz:

-Yelda neredesin karde§im? ~ebiyelda derinlerden: - Soylenmez yerde ... Soylenmez yerde ... ~k1niyaz:

- Bu soylenmez yer neresi? Servet Han1m ya§h dad1n1n kulagina egilerek: - Ses ayakyolundan<l) geliyor... Alt kat apteshanesinin uzun arahgi oniine gittiler. Kap1y1 d1§ar1dan s1k1 s1k1ya iple bagh buldular. Reze tutmad1gi için oras1, oteden beri boyle kapand1gindan, once bunda dikkate deger bir §ey gormediler; ama biraz dii§iindiikten sonra ~ebiyelda içeride iken, bu kap1YI d1§andan bir elin baglad1gin1 anlad1lar; ipi çozdiiler. Arap kocakar1, hamamdan ç1kar gibi ter içinde d1§an firlad1. Bu siyah derinin, boyle anlarda k1zard1gi anla§Ilmamak gibi, beyazlara iistiin olan bir yonii vardi. ~ebiyelda çighgi basti: - Aaa biiyiikhan1m, kiiçiikhan1m, ~k1niyaz karde§ ... hepiniz sags1n1z in§allah! Giim dedi, giim dedi; odii koptu. Bayild1, bayild1, ayild1 ... (Muhlis Bey'e bakarak) Bu gozel beg kim? H1rs1zlarla birlikte mi geldi? Bu soruya hep giilii§tiiler. Servet Han1m: - Bizi hirs1zlardan i§te o beyefendi kurtardi. .. ( 1)

Tuvaletten.

243


~ebiyelda

ç1rp1narak: - Allah'a ahdettim. Kurtulursam hepsini opecegim, dedi. Siyah dadi, §apur §Upur sanla sanla iiç kad1n1 s1ralad1ktan sonra Muhlis'in oniinde durarak: - Aha benim arslamm, aha benim sultan1m, aha benim pa§alanm1n pa§as1, iki gozi.imiin nurunun ayn1, §imdiye kadar ben seni hiç gormedi ... Sen gokten mi indi? Yerden mi ç1kb ayo? Ma§allah ... Ma§allah... Boyuna bosuna k1rk bir buçuk ma§allah... Tu, tu, tu ... Siibahaneke ve bilhamdike ve tebareke ve miibarek .. . ~ebiyelda, bellegini siisleyen ne kadar ovgii varsa, buru§uk yanaklar1n1 §i§irerek, hala diimdiiz duran beyaz di§lerini gostererek bo§alttiktan sonra, o gece ba§Ina geleni §tiyle anlatti: - Her gece sabunu s1çanlar gotiirmesin diye kuçuk tencerenin altina koyar1m. i§ ku§ derkene akhna ba§1na kalm1yor ki ... Diin gece kapamas1na unuttu. A sabun §Ok fahah ... Bizim ko§kiin s1çanlan §Ok bes li dir. (Eliyle i§aret ederek) Nah boyle her biri kuzu gibi .. . Mutbaga ineyim de dedim. Sabunu kapay1m dedim .. . Elimde idare gaz1yla<U ta§hga indim .. Kar§ima bir zebella(2) herif ç1kt1. Arkas1ndan bir tane daha ... iyi saatte olsunlar, otekileri<3) sand1m. Bu ko§k tekin degildir. Ruku§ Han1m'1n amcas1n1 bir kaj defa a§agida gordiim. .. Bana dilini ç1kard1, goziinii lorpt1. Beni siyah diye §Ok severler. ~akala§1rlar. Yine onlan sand1m. "Keke multela, tarku§iye, mihel-hala, ilel-mela ... " diye okumaya ba§lad1m. Tu tu diye iizerlerine iifledim. Ka§madilar! Bir de bakbm ki koca kafah iki tane musibet iizerime kaliyorlar. Korkumdan helaya kaçtim. Kap1y1 ittim. Ùstiinde zati(4) ip vard1. Kap1yi d1§andan iizerime bagladdar. Kald1m m1 bir can içeride! A, §indi benim haline ne olacak. iyi saatte olsunlar otekiler de apteshanenin penceresinden bana bak1p filor filar gulii(1)

(2) (3) (4)

244

Gaz lambas1yla. Dev gibi; iri yar1. Cinler ve perileri. Zaten.


yorlar... Kenefte okusa, insan çarp1hr. Okumasa, otekiler pencerenin oniine birikiyorlar... Ne yapacagiru §a§1rd1. Sonra gum gum silah patlad1, benim odiim de beraber... Korkudan sarsilan sinirlerinin biitiin iiziintiisii diline toplanffil§... eebiyelda'n1n sozlerini yagla balla kestikten sonra, Halil Aga'y1 aramaya ba§ladilar. Onun da bir bodrumda i.izerine kap1yi baglanmI§ buldular. En yak1n zab1ta merkezine telefon edildi. Geldiler, soru§turma ba§lad1. Yarah h1rs1z goti.iriilme s1ras1nda can verdi. Obi.ir yarahdan bir iz bulunamad1.

5 Bu pek heyecanh lurs1zhk olay1n1n geçtigi geceden sonra, Hasan Bedreddin ve Naki Pa§alann aileleri aras1ndaki dostluk, eskisinden daha kuvvetli bir §ekilde yerle§ti. iki aile, can ciger denecek bir içtenlikle, s1k s1k gorii§i.iyorlard1. Muhlis Bey, erkek eliyle goriilecek bir i§ ç1lonca, hiç çekinmeden kendisine buyurulmas1n1 tekrar tekrar rica etmi§ti. Ama Bedreddin Pa§a ailesi, kom§ular1n1n bu insanhk ve nezaketini kotiiye kullanmaktan s1lohyorlar ve gi.inden gi.ine artan yoksulluklar1n1n derecesini onlara anlatmamaya ugra~1yor­ lard1. H1rs1z patirtis1ndan sonra alt pencerelerin birkaç1na demir parmakhk kondu. Birkaç kap1n1n kilitleri, siirgi.ileri onanld1. Sema Han1m, her gece yastigin1n albnda dolu bir tabanca bulundurmaya, §imdi eskisinden daha çok ozen gosteriyor; etrafta bir ç1t olsa hemen do§eginden ftrhyordu. Yine karanhk bir gecede, genç k1z tuhaf bir korku ve çarp1nti ile uyandi. Di.i§iinde ona gizli bir ses, bahçede h1rs1zlar dola§bgin1 fisildam1§b. Gozlerini açar açmaz pencereye ko§tu. Agaçlann yapraklan altinda, yogunlugu bi.isbiitiin artan karanhgi, çirp1ntih bir dikkatla delmeye ugra§b. Bir §ey seçemedi. Gozetlemeye ara vermemek için pencereden çekilmedi. Karanhgin koyulugu içinde bir parilb oldu. Sondii. 245


Sema'n1n çarp1ntis1 artb. Bu bir ate§bocegi. miydi, sigara ate§i mi? Gozleri o noktaya dikildi, oyle dinledi. Qok siirmeden kiiçiik ate§ yine yand1, sondii. Par1lblar aras1ndaki duralayi§.lar1 olçtii. Bunlar çekilen sigara nefesleri aras1ndaki siireye uyuyordu. Dordiincii ve be§inci p1riltilar ba§ka noktalarda goriindii. iki ihtimalden birinin kesinligine hi.ikmedemedi; çiinki.i ate§bocegi gibi, sigara içen bir adam da yerini degi§tirebilirdi. Sonra arhk hiçbir §ey goremedi. Pencereden pencereye ko§arak sabah1 etti; ama merak ettigi §eyin ne oldugunu anlayamadi. Ev halkin1 korku ve tela§a dii§i.irmemek için kimseye bir §ey soylemedi. Yalmz hepsi uykuda iken erkenden alt kati dola§ti. Kapilann kilitlerini, siirgiilerini yokladi. Hiçbiri kar1§brilmam1§, zorlanmam1§b. Her §ey yerli yerindeydi. Sema Han1m, bir hafta do§eginde rahat edemedi. Hep alaca bir uyku ile yatti. En ufak bir p1tirtida yine pencerelere ko§uyordu. Bu ate§bocegi ya da sigaradan hangisi olabilecegine iyice inanmak için bir p1rilti goremiyordu. Yaln1z bir ak§am, yine bu pencereleri gozden geçirirken, bahçede hafif bir oksiiri.ik duydu. Pek yava§ i§itilmesine· kar§lil, bunun bir insan oksiiriigu olduguna hiç §i.iphe kalmadi. Herhalde geceleri el ayak çekildikten sonra, ko§ki.in etrafinda biri dola§iyordu. Dost mu, dii§man m1? Sema Han1m, bunun bir di.i§man olmas1 ihtimalini daha kuvvetli gorerek titredi. Olay gecesi kaçan yarah hirs1z, oc almak için gelmi§ olmas1n? Bir lokma ekmek için biitiin insanlann birbirine can dii§mam kesildigi boyle bir zamanda, gecenin en durgun karanhginda, çekingen ad1mlarla bahçede dola§an1n bir dost olabilmesine ihtimal verebilmek, giili.inç bir safhk olmaz m1yd1? Zihni bu dost, dii§man sozciikleri aras1nda dola§1rken, birdenbire beyninde bahçede gordiigu ate§bocegi gibi bir ihtimal p1nldadi. Muhlis'i dii§iindii. Bu dost, o olamaz m1yd1? çi.inkii bu bir dii§man olayd1; gecenin karanhgi içinde, iki hafta si.iren kotii niyetli dola§malar1 s1ras1nda, elbette h1yanetinin belirtisini gosterirdi. 246


Kiz1n beyninde dogan bu ihtimal, ruha i§leyen bir giine§ gibi butiin vucudunu tath bir is1yla sardi. Gonliine bir g~ni§lik, bir ferahhk getirdi. $imdi geceleri pencerelerden bahçede gezineni gozetler ken, korkudan biisbiitiin ba§ka bir duygu ile gonli.ini.i dolmu§ buluyor; dii§tiigu bu hayalin gerçekle§mesini beklemekle tuhaf anlar geçiriyor; hiçbir patirti, p1rilb seçemedigi geceler, umutsuzluklara kap1larak hayalinin ne§esi soniiyordu. Sema Han1m, her gece hayal ile gerçegin degiçmesi aras1nda ç1rp1nmaktan yorulmaya ba§ladi. Tath, ama ·her gece daha çok artan iiziintiilerden, sinirleri çok sars1hyordu. Bahçede gezinen Muhlis midir, .degil midir? Gonlii buna bin tiirlii kan1tlarla kimi zaman "Evet," diyor ve yine kimi zaman da daha kuvvetli kamtlarla bu diiçiincesinden doniiyordu. Bu §i.iphelerin b1ktinc1 golgeleri içinden kurtulmaya ugra§1rken, ay ayd1nhgi ba§ladi. Bahçede gezinenin artik biçimini seçebilmek kolay olacakti. Ay1n bahçeyi, tiim degirmi yiiziiyle giimii§ledigi bir gecede, bekledigi hayal yine goriindii. Boyu Muhlis'inkine tam uygundu. Hem onlann koçkii yoniinden geldi. çekingen ad1mlarla dolaçarak kendisini saklamaya ugra§1yor gibiydi. Kiiçi.ik korunun içine girdi, kayboldu. Sema Han1m, ne olursa olsun, bu gece gerçegi anlamak istiyordu. Her dakika geçtikçe iiziintiisii biiytiyor, çarp1ntis1 artiyordu. Bir saat, iki saat bekledi. Ufuktan agir agir gelen siyah bulutlar ayi orttii. Gonliindeki umuda da sanki yava~ yava§ karaltilar çoktiyordu. Bu koyu perdenin arkas1nda islenen dolunay, berrakl1gindan hemen dortte iiçiinii kaybetti. Yayilan siyahhk içinde, varhklann hava ile temas eden s1n1rlar1 eriyordu, Agaçlar top top ve çevreleri belirtisiz birer karalti halini aldi. Yerlere yayilan golgeleri as1llanna kar1§tI. Bulutlar1n dort yana serdikleri yar1 saydamhga gozleri ahçan Sema Han1m, bekledigi hayalin korudan 247


çiktigin1 seçti ... Bu hayalet, her yan1 dinler gibi dola§Iyor; arada bir, birkaç saniye dinlenerek yiiri.iyordu. Tam genç kiz1n penceresi hizas1na geldi, durdu. Sema Han1m, elini gogsi.ini.in çarp1ntis1 iizerine bastirarak pencereden, titrek bir sesle sordu: - Kimdir o? - Benim ... - Beyefendi siz misiniz? - Benim ... Muhlis bendeniz ... - Ba§kas1 sand1m da çok korktum. Bu genç kiz ile erkek, on be§ gecedir pencereden bahçeye birbirinin çarp1ntilann1 duyuyor gibiydiler. Gizli bir miknatis, Muhlis'i o ko§ki.in yak1n1na çekiyor; Sema'yi pencereye baghyordu. Kiz, titrek sesiyle "Kimdir o?" derken, kar§1hgimn Muhlis'ten gelecegini biliyordu. Bunu delikanh da sezdi. çunkii, "Benim!" der demez hemen, "Beyefendi siz misiniz?" kar§1hgin1 i§itmesi; yani bu kadar çabuk tan1nmas1, gerçegi ispat ediyordu. Sema Han1m, duygusunu gizlemek için soyledigi, "Ba~kas1 sand1m da korktum," ciimlesiyle gonli.ini.i, elinde olmadan, biisbiiti.in açm1~ oluyordu. Bu, "Karaltin1n, sizin ·olmas1n1 diliyordum. Ve siz çiktin1z. Korkum dagild1," demekti. ~imdi k1z, bahçedeki ki§inin; bahçedeki ki§i, penceredekinin yi.irek çarp1ntilar1n1 bu aç1k arahktan; ama gogus i.izerinde kulagiyla hasta dinleyen bir doktor gibi i§itiyorlard1. Seslerinin titreyi§leri, iki yi.iregin çarp1ntilann1 gizlemiyor; en derin bir aç1khkla birbirine anlatiyordu. Ama delikanh, bahçede dola§mas1n1n; kiz, pencerede beklemesinin nedenlerini btisbiiti.in ba§ka §eylere yordurmak için, ilk agizda ne soyleyecekler ve ilk soze nas1l ba~layacaklard1? Muhlis: - Olaydan sonra hala içinize gi.iven gelmedi mi? Korkuyor musunuz? Sema Han1m, titreyi~lerini yenmeye ugra§tigi bir sesle: - Korkumuz biraz hafifledi; ama heni.iz yiiregimize btisbi.iti.in gi.iven gelmedi. 248


- Bunu bendeniz de sezdigim için, her gece ko§kiiniiziin etraftn1 dola§1yorum. Korkmayin1z. - Beyefendi, dola§amn siz oldugunuzu bilmedigim için, bahçede baz1 p1tirblar duydugum ve sigara p1riltilan gordiigum gecelerde, epeyce iirkiintii saatleri geçirdim. - Ben ise hiçbir §ey sezdirmedigimi sand1gim için, gizlenmeye ugra§1yordum. çunkii kendimi gostererek aç1ktan aç1ga dola§mI§ olsam, bu derece ozenle bakmaYI gerekti~en acaba ne var, diye sizi meraka dii§iirmii§ olurdum. l§te bundan korktum. - Etrafta yine tek tiik bir §eyler oluyor; i§itiyoruz. - Hiç merak etmeyiniz. Ahnabilecek korunma onlemlerinin hepsini dii§iindiim. Ko§ktiniizde oyle bir §eyin bir daha olmas1na arbk imkan yoktur. - Bizim için gecenin tath uykular1n1 feda ettiginizi gordiikçe, utanc1m1n vard1gi dereceyi bilseniz ... Muhlis Bey, bu soze yaln1z giilmekle cevap verdi. Sema Han1m, gogsiinde merak kaynar bir soru§la: - Niçin giiliiyorsunuz? - Gecenin tath uykusu deyi§inize giiliiyorum ... Genç kiz biraz §a§1rarak: - Affedersiniz beyefendi, bozukluk, bu soztimiin neresinde, anlayamad1m. - Anlam, §ive, kural bak1m1ndan soziintizde bir yanh§hk yok ... - O halde? Muhlis içini çekerek: - Y1llar var ki, gecenin bu tath uykusu denilen dinlenmeden ben yoksunum ... dedi. Bu cevaptan sonra iki gencin aras1na agir ve yogun bir sessizlik çoktti .... Erkek, soztinii bitirmeye cesaret edemiyor; kiz, bu ilk ozel gorti§mede, elde olmadan, bir ta§lu.nhkla perdesinin ucu kalchnlan bir sir kap1s1n1n e§iginden içeri ad1m atmak ctiretini gosteremiyor; bunu terbiyeye uygun bulmuyordu. Belki bir dakika stiren bu sessizligi, Muhlis bozarak: - inan1n1z, zaten uyumuyordum; sabah1 etmek için okudugum kitaplann sayfalan bana oyle anlam249


s1z, tats1z geliyor ki yazarlar1na te§ekkiir degil, sitem ediyorum. Duyularak, ya§anarak, yaz1lan gerçekler pek az. Hep diizmece, kuru yalanlar1n, degersiz masallarin, yan tutarhklar1n ucunda imza sabyorlar. ~imdi size bekçilik etmek, bana her §eyden tath geliyor. Onceleri beni ezen gecelerin karanhk saatlerini, §imdi bu i§le oldiirerek duymuyorum. Bundan dolay1, sizin utançh dii§menizin yeri yok. As1l minnet ve te§ekkiire borçlu kalan, bendenizim Sema Han1mefendi. Muhlis Bey, Sema'n1n ·ko§kii çevresinde bekçilik etmekten niçin bu kadar ho§lan1yor? Hiçbir §eyle oldiirmedigi gecelerin siyah, b1kbnc1 saatlerini neden boyle, duymadan geçiriyordu? Resmiyetle, ozenti ile ba§layan ilk konu§mada bu nedenler sorulamazd1. Sema Han1m, hep bunlara kendi anlayi§ ve yorumlar1 yon iinden anlam verecekti. Kom§ular1 Jale'nin bu delikanh hakk1ndaki dedikodulann1 dii§i.indii. Muhlis Bey, bir sevda fìrbnas1 geçirmi§, bu kas1rgadan biiyiik bir goniil yik.intis1yla ç1km1§b. Kim bilir belki de heniiz ç1kmam1§; ruhu bu tehlikeli girdaplann ortas1nda doniiyordu. Geceleri kendisine tath uykular1 haram eden, bu eski sevginin ate§i olsa gerekti. Hep bunlar1 kendi iizerine almakta acele etmemek gerekti. Delikanhmn sozlerinde, pek sinirli bir yarad1h§IIl a§1nhklar1, degi§meleri, sab1rs1zhklan, idaresizlikleri vard1. Bu halini kendi de bildigi için yalvaran bir sesle: - Sema Han1mefendi, pek sinirli bir insan1m. Ama yiiksek ad1n1z1n oniinde, bir tap1nakta oldugu gibi, ruhuma goklerden avutucu bir tathhk dokiiliiyor. Diinyaya pek çok kurtar1cilar gelmi§tir. Benim için siz de onlardan biri olabilirsiniz. Sema Han1m, bu hemen aç1h§ kar§1s1nda muhakemesinin dengesini biraz yitirerek, agz1ndan -ne olur ne olmaz- bir soz kaç1rmamak için sustu. Dii§iiniiyordu. Aç1k bir sozle gonliinii dokerek bir hoppahk yapmaktan ya da pek agir ba§h goriinmek için sogukça bir cevap vererek, bu pek duygulu genci incitmekten korkuyordu. Bu susu§ da, delikanhya agir geldigi için sordu: 250


- Niçin susuyorsunuz? Qimdi, ne yap1p yap1p, uygun bir cevap bulup vermek gerekti. Sema Han1m, sesinde bir ezginlikle: - Bu ilginize ve iyiliginize layik bir kad1n olamamaktan korktugum için ne diyecegimi bilemiyorum ... - O dii§iinceler benim için de akla gelmez mi? Acaba ben de sizin ilgi ve iyiliginize lay1k bir erkek miyim? Ama Sema Han1mefendi, §imdilik sizden biiyiik ve kesin bir soz istemiyorum. Bu bekçiligimden rahats1z olmad1gimz1 soyleyiniz. Beni bogan gecelerin ac1lanndan yaln1zhgim1 kurtarmak için, pencereden sesinizi bana i§ittirmeye soz veriniz. Bu, bana yeter... - Geceleri buralarda dola§mamz, do§egimde beni rahatça uyutacak biiyiik bir liituftur. Kurtar1c1 sesinizi bahçeden duymakla gonliim giiçlenecek ve avunacaktir. Ama bu gozciihiguniize, koruyuculugunuza kar§Ihk minnetlerimi ve te§ekkiirlerimi sunmama izin vermemenize iiziiliiyorum. - Sema Han1mefendi, minnet ... te§ekkiir... B1ralon1z bu genel sozleri. Bunlar, samimiyetsiz insanlar aras1nda, benlikleri ok§amak için harcanan birer kalp akçedir. Ben aram1zda, ozentiden uzak, saf ayarh, yaln1z ve yaln1z duygulanm1z1n içtenliklerini soyleyecek sozler geçmesini isterim. Sema Han1m, ilk gorii§mede bu duygu ta§kinhgi kar§1s1nda yine .§a§1rd1; çiinkii o ana kadar hiçbir erkekle ozel olarak ve samimi gorii§memi§; ne kendisi kad1nhk duygulann1 dokmii§, ne de bir kimsenin tutkunlukla bu yolda dokiiliip saçilmas1na miisaade etmi§ti. - Ben samimiyetime yol buldugum yerlerde kendimi tutamam. Afbuyurunuz. Co§kunlugumla belki sizi rahats1z ediyorum. Benim sinir bunahmlann1n· ac1lanyla geceleri uyuyamay1§1m, sizi de uyutmamak için bir sebep olamaz. Bu gecelik Allaha1smarlad1k efendim. Buralarda bekçilik etmeye izin vermenizi ve her gece pencerenizden sesinizi liitfen bana duyurman1z için soz verdiginizi samyorum. i§te benim için en kesin etkili sinir ilac1 budur. Allah rahathk versin efendim.

251


6 ~imdi

biraz aç1lan bulutlar aras1ndan dokiilen alaca ay I§Igi içinde, Muhlis Bey'in ince endam1, bir hayal gibi kayboldu. Sema Han1m, giden hayalin, bu bulutlu mehtap gecesinde b1raktigi izi arayarak arkas1ndan bakakald1. Onun Allah rahathk versin dilegine kar§1n, do§egine girmedi. Kendini pencere oniinde unuttu ... Demin, birkaç dakika once gerçek olan bir §ey, §imdi bir hayal ortiisiine biiriiniivermi§ti. Dii§ mii gormii§tii? Ne idi o i§ittigi sozler? Sinirlilikten yakinan Muhlis Bey ne huyda, ne yaradil1§ta bir gençti? Bu ta§kinhklar1 ciddi miydi, yoksa sinirli insanlann çogunda goriild iigu gibi birden bastiran bir bunahmdan saçilm1§ gelip geçici sozler, duygular m1yd1? Bu sozlere inanmak da tehlikeliydi. inan1r gibi goriiniip, inanmamak da ... çunkii inansa, kendisini sevimsiz bir duruma dii§iirmii§ olacak; inanmayarak dinlese, kar§1s1ndakinin duygulann1 bo§ bir umutla beslemi§ bulunacakti. Genç kiz, Muhlis'in ko§kiin çevresindeki arahks1z gece bekçiligiyle, h1rs1z korkusundan kurtuldu. Ne var ki §imdi uykusunu h1rs1zdan daha çok kaç1ran ba§ka bir derde tutuldu. Bu giizel delikanh, idealine pek uygundu; k1rk yil arasa, onun gibisini bulamazdi. Ne var ki onun fazla sinirli, duyguca fazla co§kun olmas1 ve kendisini benzersiz bir goniil hastahgina di.i§i.iren bir a§k seriiveni geçirmi§ bulunmas1, Sema'y1 dii§iindiiriiyordu. Bu sevda, nasil baglanm1§, nasil çoziilmii§tii? Suç hangi tarafta idi? ~imdiye kadar unutulmas1 gereken bu geçmi§ a§k, delikanhn1n hayatinda neden boyle derin ve unutulmaz bir ac1 izi ve sanki dolmaz bir bo§luk b1rakm1§tI? Rast geldigi kizla boyle sevi§ip eglendikten sonra onu s1radan bir bahane ile b1rakivermek adeti miydi? Bu sorulara, belki yakin bir gelecek cevap verecekti. Zihnine ii§ii§en boyle birçok bilinmez konulan aç1klamaya ve talihin, gelecek denilen ufkun arkas1na neler gizledigini gormeye ugra§arak; gecenin, sabah1n kucaginda soldugundan haberi olmadan pencerenin oniinde kaldi. 252


Taze giiniin çiyli(l) serinligi yiiziine çarpti. Hayallerine pek uygun gelen karanhgin dagih§1n1 gordii. Herkes uykudan kalkarken, o, do§egine uzandi. Gece uyan1k iken gordiigu di.i§ii, §imdi bir daha ya§amak için gozlerini kapadi. Servet Hamm, giindiiz uykusu uyumak ah§kanhgi olmayan k1z1n1n, boyle geç vak.it kalkmas1ndan meraklara dii§erek, birkaç kez yatagin ba~1na gitti, geldi. Sonunda Sema uyand1. Vaktini §a§1ran ve her gi.inkii gibi tamamlanmayan bu alaca uyku ona gereken dinlenme gidas1n1 verememi§ti. Bundan dolayi kiiçiikhan1m1n rengi solgun, biraz kizarm1§ gozlerinin balo§lan yorgundu. Yiizi.iniin biitiiniinde esrarh bir gecenin mahmurlugu vardi. .. Bir çiçegin 1s1dan ve nemden etk.ilenmesine dikkat eden usta bahçeciler gibi, kizlanmn yiizlerinde beliren goniil yans1malann1, en once analar okurlar. Anne: - Kiz1m nen var? - Bir §eyim yok annecigim ... - Pek solgunsun ... - Farlonda degilim ... - Git aynaya bak ... Sema, birkaç agir ad1mdan sonra aynan1n oniinde durarak: - Evet, biraz benzim kaç1k ... - Biraz degil. .. Rengin çok bozuk... Saklama, nen var? - Niçin saklayayim? - Gece rahat uyumu§a benzemiyorsun ... - Evet iyi uyuyamad1m ... - Neden? - Bir sinir gerginligi ... Hafifbir ba§ agnsi. .. Yiirek s1kintisi. .. - Sebebi? - Sebebini bilmiyorum. Bulutlu, agir, durgun havalarda ruhum ezilir... Di.in gece yine oyle oldu. Do§ekte gerindim, esnedim, durdum; uyuyamad1m ... (1)

Havada bugu durumundayken ak§amm ve gecenin serinligiyle yerde veya bitkilerde toplanan ktiçtik su damlalan, §ebnem.

253


-Yoksa h1rs1zlardan m1 korkuyorsun? - Niçin inkar edeyim? Biraz da korku var... - Tiirlii dedikodu ç1karm1§lar. Ùziilmeyesin diye ben sana soylemedim ... - Kim ç1karm1§? - J ale'nin marifeti olsa gerek ... - Ne diyorlarm1§? - H1rs1z olayindan beri, Muhlis Bey do§eginde rahat uyumuyor, bizim ko§kiin çevresinde bekçilik ediyormu§ ... Sema Han1m, bu aç1klama kar§1s1nda biraz daha solup siiziilerek online baktiktan sonra, ba§1n1 kald1rarak: - Anne, sen k1z1n1 herkesten iyi bilirsin ... - Bilirim yavrum ... - Benim billur gibi saydam, temiz bir kalbim vard1r. Hiç pas tutmaz ... içinde fena sir saklamaz ... - Senin kalbin, benim gozlerimin oniinde apaç1k bir erdem kitab1 gibidir. Sana sormadan her duygunu orada goriir, okurum. Bilirim, annenden gizli bir i§in yoktur. Gizli §eyler, çogu zaman utanç verici, kovulmas1 gerekli §eylerdir. Sen ise her isteginde ve davrant§Inda temiz ve ans1n ... - Bu dedikoduda kotii yiireklilik var, ama §U duydugum kadar1nda yalan yok ... Evet Muhlis Bey, her gece bizim ko§kiin çevresinde, i§ine pek bagh bir bekçi gibi dola§1yor... - Bu, bizim haklom1zda fazla bir iyilik degil midir? Gece uykulann1 feda edip de niçin evimizi bekliyor? - Bunu anne, senin kadar ben de merak ettim. Hatta diin gece kendisiyle pencereden konu§tum ... Servet Harum ufak bir iirpertiyle: - Kendisiyle konu§tun mu? - Konu§tum; ancak, merak1m1 çozemedim. çok sinirli bir genç ... inceden inceye sorup durmayi uygun gormedim... Ama obiir gorii§melerimde, dii§iincesini anlayabilecegimi umuyorum ... 254


- Demek onunla geceleri uzun uzad1ya gorii§mek niyetindesin? - Evet, her gece benimle biraz gorii§mek için iznimi rica etti. - Ama k1z1m, sen genç, o genç ... Kabul edilebilir bir istekle gorii§mek istediginizden §iiphe etmiyorum; ama gece karanhklannda pencereden bahçeye konu§man1z1 biraz yersiz buluyorum ... Muhlis, seninle bir roman kahraman1 gibi karanhklarda dertle§ecegine, gelsin giipegiindiiz burada gorii§siin ... -Anne, k1z1na giiven; hiç merak etme ... Bu gorii§melerimiz ya pek yalonda kesilecek ya da yasal bagla sonuçlanacaktir. Benden ve Muhlis'ten §iiphe etmen, bize kar§I hiç de hak etmedigimiz birer agir hakarettir... - Peki yavrum. Sen, kendi ruhumdan kopmu§ bir parças1n; Muhlis'in de soylu yarad1h§1ndan bir kotiiliik umulmaz. Ne.var ki i§in yolundan, yonetiminden,_boyle birdenbire uzakla§may1 gonltim pek ho§ bulmuyor. Yalruz senden bir dilegim var. Her ne konu§ursan1z gelip bana biitiiniiyle soyleyeceksin. Her gorii§meden sonra billur kalbine toplanacak duygulann1 gostereceksin. - Annecigim, bu, benim için, buyurman1z1, uyarman1z1 asla gerektirmeyen bir odevdir... :~

* .* Sema Han1m'1n gonhinde, o geceyi iple çeken bir acelecilik vardi. Zaman1n hiç degi§meyen yi.iriiyti§ti, duygu ve isteklerimize gore haz1rlanm1§ ya da agirla§m1§ goriiniir; ancak çogu zaman, o koca gi.illerin altinda omuzlanm1z çoker, beyinlerimiz sonsuz bir yorgunlukla bunahr... Gozlerimiz durmadan gore gore, bak1§lanm1z da pors~ylip didik.lenmi§ §eylerden ba§kalann1 gormek ister... Omri.imiiz, ya§amayarak, stirekli atlamak istedigimiz, y1k1lm1§, bayagi saatlerle doludur... Sema Han1m, kizhk çaginda Muhlis'le kar§I kar§Iya geçirdigi heyecanh konu§ma dakikalar1 kadar tath, mutlu bir an ya§a°d1gin1 bilmiyordu. Gtindiiz olup da o ruhu ok§ayan dti§leri uzakla§tinnca, hayab hep o zaman1n gelmesini beklemekle katlan1labilir bir §ey buluyordu. 255


Az zaman once, hiç tan1mad1gi bir delikanh için birdenbire gonhinde boyle bir s1cakhgin doguvermesi, Sema Han1m'1 sars1yordu. O ana kadar hiç sevmemi§ oldugu için, gonlii, beyni bu yolda deneyimsizdi. Yaln1z bir iç ses ona, "Sev, sev, Muhlis her ti.irlii giivene ve sevgiye deger bir çocuktur... " (diyordu.) Kimi kez kendi kendini aldatir m1yd1? Onun dogru sozlii, yiiksek duygulu, samimi bir genç oldugunu, annesine inanç vererek anlatti ve hatta bu gece gori.i§melerinin, yasal bir istek amac1yla oldugu soziinii verdi. Bakahm ba§lamak iizere olan bu ili§ki, bu sozlerin gerçek olu§unu gosterecek bir gelecege dogru mu gidiyordu? Giindiizle gecenin aras1nda uzayan zaman1n iç s1lontilann1 doldurmak için kendine birçok i§ler arad1. Oyalanarak geceyi buldu. Odas1na çekildi. Gi.ilter'i aralanndan hiç ay1rmayan çocuklan yatird1, uyuttu ... Pencerenin online geçti. Berrak ay, beyaz nurlanyla her yan1 badanalam1§ti. Ayin giine§e vekillik ettigi bu yar1 giindiiz gecede, §imdiye kadar hiç fark etmemi§ oldugu derin hiilyah bir §iir okuyordu. Gece, her §eyin içyiiziinii gormek isteyen gozler için, esrar perdelerini kald1rm1§ gibiydi. Agaçlann, birer canh tutumuyla çevreyi dinler gibi agir ba§h, sessiz birer duru§lar1 vard1. Evrende altiist olmamas1na kar§tn, "deni"Cl) s1fatin1 taktigim1z bu diinyaya, kimi kez "Cennet-i Àla"n1nC2) kendisini yans1ttigi anlar oluyordu. Eger giizellik cennetten geliyorsa, i§te bu an, diinyamn cennet haliydi. Sema, ayin serptigi esrarh §iiri içe içe, kalbinde da.ha çok incelen bir duygu ile, dilsiz, ama konu~an gecenin manzaras1na daldi. Saat, gece yar1s1n1 çok geçti; ancak kiz1n zihnini dolduran hayali canland1racak varhk heniiz goriinmedi. Bir golge oynasa, bir ç1t duysa yiiregi titriyor, içi eziliyor; ba§1n1 pencere kenar1na day1yordu. (1)

(2)

256

"Alçak". "Deni diinya" tamlamas1, eski Tiirk yazmmda sevilen ve çok kullamlan bir imgedir. Yi.ice Cennet'in.


Duvarda sarkac1n1n agir ahengiyle yiiriiyen saate s1k s1k goz atiyordu. Akreple yelkovan, sabaha bir saat daha yakla§tilar. Muhlis gelmeyecek miydi? Sema, ba§1n1 gi.izel kolunun yumu§ak kaslar1 iizerine kapatti. Artik onsuz bu hiilyah gecenin §iirini gormek istemiyordu. Ya gelmezse!.. Aman Allah1m, sabaha kadar ne iiziintiilii bir zaman ya§ayacak ve ertesi geceyi edebilmek için, aradaki koca giini.i nasil geçirecekti! Be§ on gi.in once, gençligin bu yi.irek çarp1nblanndan habersizdi. Ke§ke bu duygu yine bilinmez kalayd1; çiinki.i h1rs1z korkusu buna oranla pek heyecans1z kahyordu. Yelkovan, akrebi arkas1ndan siiriikleyerek hemen tam bir devir daha yapmaya yakla§b ... Sema Han1m'1n zihninde, "Gelmeyecek mi?" sorusu, §im§ek gibi yine çakti. .. Ooof1 Ama gelmemesi dii§iiniilemezdi. O, ko§ki.in bekçiligini etmeye soz vermemi§ miydi? Gecede bir kez olsun goziikmesi gerekirdi. Yoksa, akla gelmeyen bir engele mi ugrad1? Yoksa, birdenbire agir bir hastahga mi tutuldu? Ya da, geldi de Sema'n1n uykusuna bir rahats1zhk vermemek için bekçiligini çevrede sessiz sedas1z m1 yap1yordu? Bu i.iç ihtimalden, gonliin istegine en uygun olan, bu sonuncusuydu... Muhlis, belki orac1kta, agaçlar1n alt1nda, soluklar1n1 hafif alarak bekliyor; belki gelip gelmedigine onem verilip verilmedigini anlamak için bir kurnazhkta bulunuyordu. i§te tam bu s1rada, kiiçiik koru tarafindan hayalet gibi bir golge çikti. Bu belirsiz hayalet, ko§ke gittikçe yakla§arak bir insan §eklini aldi. Daha sonra, ay1n gi.imii§ ayd1nhgi albnda Muhlis, boylu boyunca narin yap1s1yla goziikti.i. Sema Han1m, hemen pencerenin oni.inden kaçb; ama niçin kaçtigin1 bilmiyordu. içini sevinçle kar~1hk bir çarp1nb, bir §a§k1nhk aldi. Odan1n ortas1n1, birkaç kez dola§b. Bir noktada duram1yordu. Yine pencerenin oniine geldi. Muhlis Bey, elinde kahn bir bastonla tam pencerenin kar§1s1nda, gozleri yukar1da bekliyordu. Kiz1n bp1rbs1n1, belki de yiirek çarp1nblann1 duydu. Ne var ki kendi yiiregi de ondan az çarpm1yordu. ikisi de pek çok billur kalp

257/17.


sozlerden fazla, gerçegi anlatan bu derin anlamh sessizligi bozamadilar... Sema Han1m, delikanhya kar§I bu kadar dti§ktinltigu oldugunu belli etmekten korkarak, yine pencereden çekilmek istedi; ama a§agidan gelen ezgin, yumu§ak, ok§ayic1 bir ses onu pencereye baglad1: Muhlis: - Sema Harum? Sema: - Efendim ... Bu tath sesleni§ ve baygin cevap, ikisinin de ruhlar1nda titredi. Fakat art1k çarp1ntilar1n ilk sahas1 yirtilmi§b. Muhlis soze bir giri§ bulmak için: - Bu agustos mehtab1 ne glizel. .. dedi, sonra giilerek sustu. Sema: - Niçin gtildiiniiz? - Mehtapla efrenciO) ay aras1nda baglanti kurduguma. - Dalginhgin1z1 aç1klamayayd1n1z, ben hiç farkinda olmayacaktim. - Agustosa rastlayan mehtap diyecektim. - Òbi.ir ti.irlii demekle de yanh§ bir §ey soylemi§ olmad1ruz. Arabi aylar, durmadan degi§tigi için onlann hiçbir mevsimle kesin ili~kileri yoktur.<2) Ayn1 ay yaza, ki§a, her mevsime rastlar. Her dolunay da efrenci aylardan birine rastlayabileceginden ben, "agustos mehtab1" demekte bir yanh§hk goremiyorum ... Soz, yine gev§edi; maksat ne ayd1, ne ay 1~1gi ... Muhlis Bey, bo§ bulunarak derin derin içini çekmek is(1)

(2)

258

Avrupahlara ozgii. Osmanhlarm kulland1g1 Kameri takvim (Ay takvimi) aym dontimlerini esas olarak ahrdi. Y1hn ilk ay1 Muharrem, son ay1 ise Zilhicce idi. Gtine~i esas alan takvimle ay takvimi arasmda on uç gun fark oldugu için, aylar bir onceki y1lm aym zamanma rastlam1yordu; bu nedenle dinsel gunler ve bayramlar kimi zaman ilkbahara, kimi zaman k1~a, sonbahara ya da yaza rasthyordu. Bu takvimde haftanm ilk gilnti, Pazar'd1.


tedi, ama hemen kendini toplayarak gogsiiniin dalgalann1 dagitmaya ugra§b. Kar§I kar§1ya susup durmak tehlikeliydi. Bu kar§Ihkh durumda her iki taraf, goniillerinin ta§bgin1 duyuyorlardi. Muhlis: - Hala h1rs1zdan korkuyor musunuz? Sema Han1m hafifçe giildii: - Size yiirekli goriinmek için yalan soylemeyeyim ... - Demek korkuyorsunuz? - Biraz. - Yastigin1z1n altinda dolu tabanca yok mu? - Var... ama beyefendi, silah1 a tinca, dii§man1m1 oldiirmezden once kendim bay1hyorum. - Art1k ah§bn1z; ikinci defa bayilmazs1n1z. Ancak emin olunuz, olay bir daha tekrarlanamaz. - Her olayda yard1m1ma yeti§eceginize emin olduktan sonra niçin bayilay1m? - Emin olunuz, burada bir yaprak kim1ldasa ben duyar1m. - insan, bu tuhaf hayatin her saatini nas1l geçirecegini bilemez. Yard1m1ma ko§man1z1 onleyecek baz1 biiyiik engeller ortaya ç1kamaz m1? - Kendimi bilemeyecek derecede hasta dii§medikçe, hiçbir engel beni bu kutsal gozciiliigumden ahkoyamaz. - Ba~ka bir gorev, sizi buradan ayirmak.zorunda b1rakamaz m1? - Bu gorevime iistiin gelecek, bundan daha yiiksegini ve vazgeçilmezini dii~iinemiyorum. Olmaz ya, tutahm ki geceleri bu kutsal yuvay1 her saat tavaf etmemi onleyecek bir engel ç1kiverse, uygun bulundugu §~kilde buna bir çoziim yolu bulmak o kadar giiç degild1r. . Bu .cevap biraz kapahyd1; ama anahtan bulunmaz denn b1r bilmece degildi. Bu kapahhgin içinde Sema Han1m, bo§luklardan uçar gibi tath bir ba~ donmesiyle sordu: 259


- Nas1l? - Bu s1rr1m1 §imdilik saklamama izninizi rica ederim ... Sema Han1m, kiiçiik bir giiceniklik sars1nbs1yla bo~ bulunarak agz1ndan §U sozii kaç1rd1: - Bir sir verecek kadar beni giivenilir bulmuyor musunuz? Bu soz, "Gonliiniizdekini anlamak isterim. Ben sizin için her bak1mdan giivenilmeye deger bir kiz1m," demekti. Sema Han1m, agz1ndan kaç1rd1ktan sonra soziiniin ne demek oldugunu anlad1, ama i§ i§ten geçmi§ti. Bu sak1nmas1z davrani§tan otiirii, mehtapta seçilemeyen bir pembelikle Sema Han1m'1n yiiziine ate§ler basti; ama (bu,) Muhlis'i çok sevindirdi. Dudaklar1nda ti tre yen bir sevinçle: - Sizi ilgilendiren bir s1rr1 sizden gizledigim için, kendi goziimde, hiç giinah i§lemi§ degilim ... ikisi de ba§layan sevgilerinin, goniillerde kaynay1p da dudaklara gelince aç1khgin1 yitiren cesaretsizlik çaginda idiler. Muhlis, mert bir erkek içtenligiyle bir ad1m daha atarak: - Sema Han1mefendi, gonliimdeki s1m sizden degil, felekten k1skan1yorum ... Sema, kar~1hk vermedi. O, hayatin1n ufkunda beliren ilk mutluluk miijdesinin tathhgi içinde kendisini kaybediyor gibiydi ... Muhlis, yiireginde ·biraz daha artan çarp1nti ile: - Bu ilk gorii§meìerimizde, sab1rs1zhgimla sizi incitmekten korkuyorum. Yoksa sizden saklayacak hiçbir s1rnm yoktur. Emrediyorsan1z ve ozellikle duygulanm duygulann1za uyuyorsa ... hepsini soyleyeyim ... Ve yine tutahm ki diyorum, beni buradan uzaklara atacak pek vazgeçilmez bir gorev, bekçiligime engel olsun... Her konu, hep iki uçludur. Bir ucundan kaybettigimizi obiiriinden kazanabiliriz. Sema Han1m, gerçekten bulutlanm1§ bir gok · gibi hiçbir renk vermedi. 260


Muhlis sordu: - Ses ç1karm1yorsunuz? - Konunun obiir ucunu anlamak istiyorum ... - Bu pek yahn ... - Buyurunuz ... - Ben buradan gidersem, sorun fedakarhgin1za bagh kahr... - Nas1l efendim? - Gittigim yere liitfeder, siz de birlikte gelirsiniz ...

7 Bu sevdah bekçi ile sevdalan1p beklenen k1z, bu bahçeden pencereye, çalgis1z, §ark1s1z serenadlar1na, ay I§Igi, karanhk demeden devam ediyorlard1. Ìki hafta siiren bu tath gorii.§melerde her §eyi konu§tular. Arbk birbirlerini alacaklardi. Oglan ve k1z anneleri tarafindan, bu birbirlerini seçme ve evlenme, biiyiik bir sevinçle kar§1land1. Geçmi§leri pek birbirine benzeyen bu iki aile, biitiin gelenekleri, gorenekleri yikan bu biiyi.ik devrim çaginda birle§erek, kopan kas1rgaya kar§I biraz giiç edinmi§ olacaklardi. Her iki taraf, pek sevinçli ve mutlu idiler. Yaln1z para yoniinden §iddetli silontilan bellerini biikiiyordu. Her iki taraf1n da s1k1ntis1, birbirlerinden pek saklanabilecek bir durumda degildi. Ancak, soyluluk ve zenginliklerinin boyle soniip gitmesi kar§1s1nda hala eski dii§iinceleri b1rakmamaya ugra§arak, boyle apaç1k bir durumda bile, bu iki aile, birbirlerine, dii.§kiin durumlann1n çok iistiinde varhkl1 goriinme gosteri§inden kendilerini alam1yorlard1. Yapilacak diigun için zenginlik zamanlanndan ellerinde kalan birkaç k1nntiyi da feda edeceklerdi; ama, yine para yeti§miyordu. çunkii bir pa§a oglu, bir pa§a k1z1 ahyordu. Yaln1z Muhlis, kad1nlar gibi di.i§i.inmi.iyordu. Onun istedigi ne boyle s1k1nti ve darhk içinde gosteri§ti, ne de di.igun. O, yaln1z Sema'yi, istiyordu ... ama annesine soz anlatam1yordu.

261


Muhlis'in, olanla yetinilmesi için verdigi ogutlere kar~1 Ulviye Han1m sinirlenerek: - Oglum, diyordu, elden geldigince tutumlu davransak, masraf1 ne kadar kissak, buna bir diigun ad1n1 vermesek, bu kiiçiik toplanti için gereken en onemli §eyleri §imdi sana hep say1p doksem §a§1r1rs1n. Biz niçin kiz taraf1n1n yaptiklar1ndan a§agi kalahm? -A§agi kalmayahm, peki, annecigim; bu i§in ucunu kulpunu bana bui bakayim ... - Dur dinle ... Sen erkeksin, Hem de ergensin. Birkaç kez evlenmemi§ oldugun için bu i§te ne gerekir, ne degildir bilmezsin. $oyle boyle birkaç kiiçiik masraf için el~ giine kar~1 yiiziimiin yerlere dii§tiigunii istemem. Ozellikle eli, yabanc1yi §oyle bir tarafa koyayim, filz ai}esine kar§I utançh dii.§mek, bana oliim gelir... - Anne, o giinlerde degiliz. .. Sanmam ki Sema, bizden giiciimiiziin iistiinde §eyler istemeye kalk1§s1n. Biz masraft kabartirsak onlar1 da giiçlerinin otesine tirmanmaya zorlam1§ oluruz. Onlarda da olmad1gin1 biliyoruz. - Onlar bizden varhkh. - Pek sanm1yorum. - Onlar1n harap marap ba§lann1 sokacak bir evleri var. Bizde o da yok. Kirada siiriiniiyoruz. Ben Servet Han1m'la bu konuda uzun uzad1ya gorii§tiim ... - Ne gorii§ti.iniiz? - Oraya yaln1z sen iç giiveysi gitmiyorsun; ko§kii onaracaklar, birkaç ay sonra da, arkadan kap1 kapamaca biz de gelecegiz ... - Biz de Sema ile boyle konu§tuk ... - Eh, peki ... bu evlenme ile biz kendimize ailece bir ev edinmi§ oluyoruz ... Kira versek, tabii kabul etmezler. Buna da eh, peki... ama onlar §imdi bir salon, bir de yatak odas1 diizenleyecekler. Servet Han1m'1n huyunu biraz bilirim. O, her zaman yiiksekten uçar. Zaman ne kadar degi§irse degi§sin, o yine o eski kachnd1r... Ne kadar iyi olursa olsun, salon ve yatak odas1 için kullanilm1§ e§yadan hiçbirini kullanmak istemez ... Zamana, modaya uygiin yenilerini elde etmek boyle vakitte kolay m1? Ben de buradan senin için gonderece262


gim e§yayi yeniden yapmak dii§iincesindeyim. Sen goç'inen çocugu degil, bir pa§a oglusun. Sonra, ~imdiki zaman1n ziigiirtliik modas1na uyup kar1na yiizgoriimliigu(l) takmayacak m1s1n? - Bu eski gelenege uymasam da olur. Qiinkii ben Sema'n1n giizel yiiziinii her giin gori.iyorum. Gerdek gecesi gorecek degilim ki ... - Muhlis, eski donemden bir pa§a oglu oldugunu unutuyorsun. Boyle di.i§iiklere, soysuzlara yara§Ir sozlerle yiiregimi zedeleme. Tanr1m ki§iyi gordiigiinden uzak dii§iirmesin ... Senin için yiizgoriimliiksiiz evlenme olamaz. - Ne degerde bir yiizgoriimliigu? - Bugiini.in paras1yla, en az be§ bin lirahk bir §ey... -Anne, sen bu evlenmeyi galiba erteleme niyetindesin ... -Allah gostermesin. Niçin? - ~oyle boyle oluverecek masraflara ek olarak, ben §imdi bu kadar paray1 nereden bulurum? - Ben hepsini dii§iindiim. - Nasil? - Benim iki tane pek temiz menek§e ignem var. Biliyorsun... - Hah i§te, onlan takahm ... - Olmaz çocukcagiz1m, olmaz ... - Niçin? - Servet Han1mefendi benim ignelerimi bilir... - Bilsin ne zarar1 var? - Oglum, ahretlik{2) alm1yorsun. Hiç kaynanan1n kulland1gi elmas, geline tak1hr m1? - Ayaklar1n1 opeyim annecigim. Zorluk iizerine zorluk ç1karma ... Oglunun mutlulugu ugruna bu eski gorenekleri b1rak1ver... (1)

(2)

Guveyin geline dugun gecesi taktig1 mucevher ve benzeri armaganlar. Konaklara, evlere, bogaz1 tokluguna hizmet gormek iizere ahnan kimsesiz kuçiik k1z.

263


- Onun da çaresini dii~iindiim. - Nedir? - Bir usta kuyumcu bulup igneleri bozdurtur, ba§ka bir §ey yaptir1nz. Mesela bir gerdanhk, bir bilezik ... - Bu i§ kaça olur §imdi? - Belki birkaç yiiz liraya ... - Peki, buna da çah§1r çabalanz ... - Daha i§ bitmedi. .. -Artik nedir Allah a§lona? - Gelin sabahleyinCl) benim elimi opiince, ben hiçbir §ey takmayacak m1y1m? (Gozlerinden doktilen birkaç damlay1 silerek) Tannm rahmet eylesin, Pa§a baban yok. Hem rahmetliye vekil olacagim, hem de kendi kad1n anneligimi yapacagim ... - ~imdi diriler bitti de oliilerin adlar1na da mi yiizgoriimliigu takacagiz? - Tore, yol yordam boyledir... - Masraf kesesinin agz1n1 btiztip baglayacagim. Arbk ba§ka masraf çikarma annecigim. - Daha nelere gerek var, nelere ... - Zaten mali giiciimiiziin çok iistiine ç1k1yoruz. Affedersiniz, artik dinleyemem. Bizde, çiftliklerini, hanlar1n1 satip diigun yapan eski kibarlar1n neden iflas ettiklerini §imdi anhyorum ... - Ele giine kar§I diigun yapmas1 kolay mi yavrucagiz1m ... - Anne, §imdi diigun yok, evlenme var.

. * -~

~

~

Bu konu§man1n hemen hemen ayrus1 da Bedreddin Pa§a ailesinin viran ko§kiinde ana kiz aras1nda geçiyordu. Onlar da doluya koyuyorlar alm1yor, bo§a koyuyorlar dolmuyor; masraf1n bir kism1n1 indirmeye ugra~1yorlar, uymuyordu. Servet Han1mefendi de damada degerli bir elopmeligi verme; pek temiz birkaç kat giivey çamafinr1 ve p1rlanta kol diigmeleri haz1rlama tela§inda idi. Oysa (1)

264

Gerdekten sonraki sabah.


ak§amdan sabaha yiyecekleri yoktu. Her hafta çar§1ya, pazara, bedestene<l) bir §ey gonderip satbrmad1kça geçinemiyorlardi. Sema Han1m, gece giindiiz hiç durmuyor, elle, makine ile pek zarifi§ler yap1yor; koyden buldugu bir bohçac1 kad1n arac1hgiyla gizlice mii§teriye gonderiyordu. Ama bu dayan1lmaz çah§mas1na kar§1hk on liraya satilan bir §eyden eline, ancak dort be§ yiiz kuru§ geçebiliyordu. i§ veren birkaç ticarethane buldu. Oralara, yi.izi.ine kahn bir peçe tutarak, egreti bir adla gidiyor, i§ ahyordu. Bu yolda kad1n i§çi kullanan ticarethanenin bekleme yerlerinde genç, gi.izel, kimi de çok §Ik han1mlara rastlamrdi. Pahah kuma§lardan paltolar1, mantolan, çar§aflar1; serin havalarda boyunlannda samur baolar1, <2) ·ellerinde man§onlan,<3) sanki birer sanatç1 zevkiyle si.islenmi§, elegan(4) kad1nlar, bir hafta için be§ alti lirahk i§ ahp gidiyorlard1. Bunlara sokakta rast gelseniz geni§ geçimli bir ailenin heniiz otomobillerinden inmi~, kar1nlar1 tok, mutlu kizlar1 san1rs1n1z. Bir hafta geceli gi.indi.izli.i dokiilen goz nurlar1 kar§1hginda ahnan pek az iicretle bu siis, bu fantezi nasil elde ediliyor? Sema Hamm, buralar1n s1rlar1n1 biraz anlar gibi olduktan sonra ticaret içinde ticaretler sezdi; ama kendisi oraya i§ almaya geliyordu. Bu basit ah§veri§ten otesiyle ugra§mayi gerekli gormedi. Bunu terbiyesine de yara§tiram1yordu. Bu bekleme yerlerinde, s1cak bir giinde, iki yudum soguk su içmek için kahn peçesini az s1yir1nca olaganiistti giizelligi, gençligi birkaç dikkatli goz taraftndan hemen fark olunmu§tu. çok geçmeden yan1 ba~1nda bir delikanh belirdi. Ba§inda kenars1z bir §apka gibi yiiksek ejipsiyen<S) bir (1)

(2) (3) (4) (5)

Her tiirlii degerli e§yanm ahmp sat1ld1g1 çar§i. Boyna sanlan ki.irk (?) Kadmlarm, k1~m sokakta ellerini soguktan korumak için iki aç1k ucuna sokarak kulland1klari ki.irk torba. Zarif. M1sirhlara ozgii.

265


fes, ayaklar1nda bir çift piyade kay1gin1CU and1r1r uçlar1 uzun iskarpinler, dar paçah, ince belli kostiimiiniin yan cebinden sarkan mendilinden buram buram keskin esans kokular1 saçarak tira§h, pudrah yiiziine yara~an yayik, si.izgiin bir giiliimsemeyle: - Kiiçiikhan1m, ben bu i~lerin iiz.erine genel miifetti§im (diyerek laf atti). Sema Han1m, bu gence, kim oldugu konusunda hiçbir §ey sormam1§ oldugu için onun birdenbire yersiz ve gereksiz boyle kendini tan1tI§1ndaki tuhafhga peçesinin altindan §a§tI, kald1. Ve hiç cevap vermedi; ama o genç, bu susu§tan yilmayarak devam etti: - Siz beni tan1m1yorsunuz, ama ben sizi tan1yorum ... Sema Han1m, artik sabredemeyerek: - Nereden tan1yorsunuz? - Siz buraya B. S. markas1yla(2) i§ ahp veriyorsunuz. - Evet ... -Yaptigimz i~ler, ticarethanece çok begeniliyor ve pahahya sabhyor. Mii§teri pek çok, ama ne yaz1k ki biitiin emeklerinizden kendi kazanc1n1z pek az ... Yapbgin1z i§lerin iicretini arbrmak için size baz1 tavsiyelerde bulunmak maksad1yla kendimi tan1tmak istedim. . Sema Han1m, yan1 ba§1nda birdenbire ç1kiveren bu iyilikseverin tavsiyelerini dinlemeden, bir kisa te��ekkiirle sozii kesmek istedi. Ama çekilip gitmeyen de· likanhn1n diii durmuyordu. - Siz yaln1z buras1n1 ogrenmi§siniz; ama kazançh i§ler veren daha ne ticarethaneler var. Size iki kat iicret ald1rtmak için bunlardan birkaç1n1 ogretmek isterim. Yaln1z size ve gizlice soyliiyorum: Buran1n i§i iyi gitmiyor. Yak1nda biitiin i§çi iicretlerinden yiizde yirmi indirim yapacaklar... Yaz1k degil mi size ... Bu kadar agir emek kar§1hginda, zaten ald1gin1z para bir ~ey degil iken bir de bunun yiizde yirmisi kesilirse nas1l olur? ( 1) (2)

266

Bir çift ktiregi olan hafif kay1k. Burada: Takma ad1yla.


Size kartim1 vereyim. Sirkeci'de Koza Han1'nda 14 numaraya gidiniz. Ayn1 i§ için iki kat iicret alacaks1mz. Sema Han1m, bu s1rna§1ktan s1k1ld1, ama nezaketten de aynlmad1: - Beyefendi, bu iyiliginize te§ekkiir ederim. Elimde birkaç haftahk i§im var. Onlan bitirmeyi iistiime almi§ bulunuyorum. Ba§kalann1 alamam, oziir dilerim. Delikanh bu mazerete hiç onem vermeyerek: - Han1m, hakk1n1zdaki merhametim gittikçe'arbyor... Goriiyorum ki çok acemisiniz. Size hiç insaf etmeyerek, en az bir iicretle çah§tirmaya bakan bir ticarethaneye kar§1, kendi kendinize bir gorev yi.ikli.iyor, bir de soz verme durumu ç1kanyorsunuz. Ne demek soz verme? Daha iicretini almad1n1z ya ... "Bu i§leri §U fiyata yapamam," der, ald1klann1z1 geri verirsiniz ... Ayn1 i§ için size iki kat i.icret bulmaya soz veriyorum .. . Sema Hamm, art1k nezaketin ince yolundan biraz ç1kmak zorunda kald1: - Beyefendi, affedersiniz. Benim i§lerim s1raya konmu§tur. Rasgele kar§1ma ç1kan i§ için elimdekileri b1rakamam ... - i§te tam bir istanbul k1z1s1n1z. - istanbul kiz1 ne demek? - Espri do komersi<l) olmayanlara boyle derler... - Ben modest<2) bir i§çi kad1mm. Komersle(3) ne ilgim var? - i§te yaptigin1z bu i§ kiiçiik bir komerstir. Durmadan el emegini artiracak çareler dii§i.inmelisiniz. Siz bir yola ah§tin1z mi, artik sagin1za solunuza ba§ çevirmeden hep oradan gitmeye bakiyorsunuz. Onlardan daha iyi i§ yapsan1z bile Yahudi, Rum i§çi kizlarla bir olam1yorsunuz. Ben Tiirk'iim, siz de Tiirk'siiniiz; s1rf yurtta§hk gayretiyle size bir iyilikte bulunmak istiyorum. Anlamadan, denemeden, hatta beni dikkatle dinlemeden reddediyorsunuz. (1) (2) (3)

Ticaret ruhu. Alçakgonullu. Ticaretle.

267


Genç adam, bir hokkabaz tekerlemesi gibi bu sozlerinde devamla yan cebinden §Ikça krokodi10) bir ciizdan ve onun içinden de bir kart ç1kard1. Kur§unkalemiyle birkaç sozciik yazd1ktan sonra uzatti: - Ahn1z §U karb ... Delikanh bu kapah gozlii k1zda gordiigu duraksamadan sinirlendi: - Ahn1z efendim, bu kagit parças1d1r; elinizi yakmaz. Bu karti s_aklayin1z. ins~n hali bu, ba§1mz1n pek çok s1kilacagi bir zaman olur. I§te o vakit, yazd1gim adrese gidersiniz. ~u dakikadaki sozlerimin ciddi ve samimi oldugunu hemen anlars1n1z. Bu s1rna§1k iyiliksever, korumak istedigi genç k1z1n oniinde: - Bol §ans matmazel. .. dilegiyle ufak bir reverans yaparakC2) çekildi, kayboldu. Sema Han1m, karta goz gezdirdi. Giizel harflerle yazilm1§ «Nurullah fiahab» ad1n~ okudu ... Karbn sag ko§esinde, kart sahibinin biraz çatik (yiizlii), gosteri~­ li, ufac1k bir fotografi vardi. En yukanda parlak miirekkeple «Mii,fetti§» yaz1hyd1. Kagid1n obiir yiiziinii çevirdi, §U sozleri okudu:

«Karde§im izzet Saim'e, Bu hanim mahmiyemdir. Bu kart ile hin-i milracaatinda hakkinda ona gore muamele ifasi ... »(3) ~imdi

Sema Han1m, elindeki bu tuhaf kartI evirip çevirerek dii§iinmeye ba§lad1: Miifetti§ Nurullah ~ahab ... bu, bir hiikiimet miifetti§i mi, yoksa ticarethanenin bu adla kulland1gi hizmetli mi? Fotografi, sahibine çok benziyordu. Yiiziiniin çizgilerinde yaradil1§1n hiçbir ozeni yoktu. Bayagi bir yiiz; ama çirkin degil. .. Bu gencin yurtta§hk ad1na kal(1)

(2) (3)

268

Timsah derisinden yapilm1~. Egilip selam vererek. Bu hamm korumam altmdadir. Bu kart ile ba§vurdugu zaman, ona gore i§lem yapilmas1 ...


ki§tigi bu kay1rmada, acaba ba§ka tiirlii kotii niyetler var m1yd1? Sema Han1m, kendi iyiligi için çah§an bu çocugun boyle aleyhine dii§iinmekle bir giinah i§lemi§ oluyor muydu? - Her §ey hakk1nda kotii di.i§iinmek, hasta bir felsefedir. iyi dii§iinenler, §iiphesiz, durmadan kotii san1lar içinde ya§ay_anlar kadar rahats1z olmaz. Bir atasoziimiiz vard1r: «lyi diyelim de iyi olsun» derler... Ne kadar ba§Iffi s1kilsa, boyle tan1mad1gim adreslere ba§vurmayacagim1 kesinlikle biliyorum. Ancak, iyilik yapmak için yan1ma gelen bir yurtta§1m aleyhinde boyle durmadan kotii dii§iinmenin de ne anlam1 var? O, iyi kotii, nasil isterse oyle dii§iinsi.in ... Eninde sonunda i§in ucu bende degil mi? Ba§kalanna, hakh haks1z, §iipheli bir gozle bak1labilir; ben kendi kendimden §iiphe edemèm ya? Zavalh kiz, biiyi.ik bir iyi niyetle, o giinkii hayat tarihinin bu kiiçiik olayin1 hatirlatic1 bir belge olmak iizere karti, yan1nda ta§1d1gi kiiçiik el çantas1n1n içine atti. Bu kagit parças1ndan ne biiyiik iyilik umuyor, ne de bir kotiiliik bekliyordu. Oradaki i~ini bitirdikten sonra Piyer Loti'nin(l) tasvirine uyan kahn peçesi altinda, kimliginden hiçbir §ey seçilmez, yukandan a§agi simsiyah bir bilmece gibi sokaga ç1kt1. Sultanhamam1 semtinde idi. Kebapç1n1n dar sokagindan ç1kti, Meydanc1k'a sekiz on ad1m atar atmaz arkas1ndan: - Kiiçiikhan1m ... Kiiçiikhan1m ... diye acele bir ses duydu. Ba§1n1 çevirdi; N urullah Qahab'1n kendisine dogru ko§tugunu gordii. Delikanh yakla§inca: - Han1m affedersiniz; karta yazilmas1 en gerekli olan §eyi unuttum. i§te kalemim haz1r. izin verirseniz iki soz ekleyecegim. Sema Han1m, bu s1rna~1k çocugun yi.iziine bakti; dedigini yapmazsa, sozi.iniin uzayacagin1 ve belki de (1)

Tiirk dostu olarak bilinen Frans1z romanc1s1 (1850-1923). Bizde, bir Ttirk kadm1m anlattig1 kiyade romam ile tammr.

269


bir siire sokaklarda arkas1ndan gelecegini dii§iindii. çikar yol, istenen ~eyi kagida yazd1rbp sozi.i k1sa keserek yiiriimekti ve oyle yapti. çantas1ndan karb ç1kard1, uzatti. «Nurul,lah $ahab, Sirkeci'de Koza Hani'nda, 14 numara ... lzzet Saim Bey... » adresini yazd1ktan sonra, kiiçi.ik bir reveransla karti geri verdi: - Eger paraya ihtiyac1n1z varsa, yapilacak i§e kar§1hk k1rk elli lira ve daha çok avans da takdim edebiliriz, sozlerini ekledi. .. Diinyada oyle kotii rastlantilar olur ki, elinizde saat tutarak, felaket doguracak bu iki ani birle§tirmeye ugra§san1z ba§aramazs1n1z. Bu kadar nazik bir zaman hesab1 kendi kendine oluverir. Sema ile Nurullah ~ahab'1n sokakta gorii§tiikleri s1rada, Muhlis Naki Bey, kebapç1da bulunuyordu. Yemegini bitirmi§, hesab1n1 gormii§, lokantadan çikacagi s1rada rast geldigi bir dostuyla konu§urken, gozii di§aridaki delikanh ile kapah kad1na ili§ti. Kad1n1n, yiiziinii s1k1 ortmekteki olagani.isti.i ozenine kar§In, genç oldugu belliydi. Muhlis'in kulagina hemen §5yle seçilir seçilmez bir iki soz esti. Birdenbire içi titredi. Ses Sema'n1nkine benziyordu. Bak1§lar1 bu siyah bilmecenin iizerine açild1. Dikkat ettikçe §a§kinhgi ve meraki artti. çunki.i yaln1z sesi degil; boy bos, endam, bi.itiin §ekiller, davraIlI§lar Sema'ya benziyordu. Beyni dondi.i. Ama bunun o olmas1na imkan var m1yd1? Sema, burada boyle kimligini gizleyerek, ne ar1yordu? Kad1n1n yiiziini.i seçemediyse de, delikanhya iyice dikkat etti; giyini§, yiiz ve davram§lar1nda hiçbir seçkinligi, iistiinli.igu olmayan, bayagi bir tip ... Sema'n1n boyle genç bir erkekle ne ah§veri§i olabilirdi? Kad1n1 izleyerek i§i anlamak istedi. Sonra kendi kendine gi.ildii; Sema'dan boyle bir §Irftntihgi §iiphe etmek, kendisi için ne bayagihk ve sevgilisi için ne biiyiik hakaretti. Boyunun bosunun benzerliginden dolay1 bir sokak kad1n1n1n gi.inah1n1 Sema'ya yi.iklemek! Muhlis, bunu kendi vicdan1 ile, mert terbiyesiyle uzla§tiramad1. Zihninde parlayan bu çocukça ku§kuya giilerek yiiri.idi.i. Kad1n1 izlemekten vazgeçti. Ama dondii, 270


dola§tI, bu kiiçiik olay akhndan hiç ç1km1yordu. Kad1n1 gozden kaybettikten bir siire sonra, onun siyah hayali, yine boylu boyunca kar§1s1na geldi. Kahn peçesinin altindan alayh baki§larla sanki: - Ben senin için çoziilmesi gereken onemli, kara bir bilmeceyim ... ama f1rsati kaç1rd1n ... (diyordu.) Evet, bu kuzguni bilmeceyi çozmeden kaç1rm1§b. ~imdiki zamanda, yiiziinii bu derece ozenle halktan saklayan kad1n kalmamI§ gibiydi. Bu, neden bu kadar kapanmI§b? Bu kad1n, herhalde bu simsiyah ortiilerin altinda onemli bir sir sakhyordu. Aç1k portakal rengi iizerine, uçar bir siyah k1rlangiç i§lenmi§ kadife çantas1ndan bir kagit çikardi. Delikanh iizerine bir §eyler yazd1. Ama bu kad1n, Sema olmad1ktan sonra sokaktaki §Irf1ntilar1n i§lerine Muhlis ne kar1§1rd1? Aman yarabbi ... O muydu? Degil miydi? Naki Pa§aoglu, bu iki soru aras1nda ezilen beynini, i§kenceden ve boyle agir bir kotii san1yla "masumlugu"nu kirlettigi Sema'y1 §iipheden kurtarmak için biitiin bu kotii dii§iinceleri kovmaya ugra§arak yiiriiyor; ama o siyah kad1n1, elindeki k1rlangiçh portakal rengi çantayi arahks1z goriiyordu. Muhlis, boyle bir ku§kuya dii§tii. Sema'n1n hiçbir §eyden haberi yoktu; çiinkii o, sevgilisinin kebapç1 diikkan1ndan kendisine bu kadar dikkat ve merakla baktigin1 gormemi§ti. Hiçbir §eyin fark1nda degildi

8 Diinyalar1 altiist eden dedikodulardan ileriki mutluluklar1n1 korumak için, bu evlenme, etraftan pek gizli tutuluyordu; ancak ni§anhlar, art1k geceleri biri bahçeden, oteki pencereden -ilk sozlerine yutkuna yutkuna ba§langiçlar arayarak- s1k1ntilar içinde konu§muyorlard1. Her yandan el ayak çekildikten sonra, korulukta kol kola geziniyorlar; yapraklann tavan1 altinda yan yana oturarak uzun uzun dertle§iyorlar, evlenme sorununun toplumsal içyiiziinii, nazik ko§ullan, kad1n

271


erkek her iki tarafa dii§en onemli gorevleri iizerinde ince dii§iinceler yiiriitiiyorlardi. Birbirlerinin huyunu, yaradil1§1n1, istediklerini, karakterini ve biitiin benligini iyiden iyiye kavraya kavraya bu kadar anla§IP tan1§arak hiçbir evlenme olmam1§br, denilebilir. Biri gonliiniin bir ko§esini açtigi zaman, hemen her vakit içinde otekini buluyor; yani duygular1 birçok noktalarda uygun ç1kiyordu. Pek mutluydular pek ... Ratta Sema, kimi zaman bu mutlulugun gelecege dogru uzanan, cenneti and1ran nurlu izine bakarak, kotiimser filozoflann hayattan yilginhk getiren yak1nmalar1n1, s1zlanmalar1n1 dii§iiniiyor; nasibin bunda gizli bir oyunu oldugundan ku§kulan1yor; mutluluklann1n biiyiikliigunden eni konu korkuyordu. Eski dii§iiniir ve ozanlanm1z1n, ad1na "Felek" dedikleri bir §ey vardi. Bu tek sozciik, online geçilmeyen korkunç bir kotiiliigun çok anlamh bir simgesidir. Kimi kez buna bir de tiimsek ekleyerek "Kambur Felek" derler. i§te bu Felek çok kiskançtir. Mutlulugun, yiiceli§in doruguna ç1kanlar1, hemen çalyaka edip<l) devirir; yerden yere çarpar. Eski adamlar, Felek'ten bir giin çalmaya ugra§1rlar; haz ve ne§enin amac1na erdikleri zaman, "Aman Felek duymas1n!" derler. Sema Han1m anas1ndan babas1ndan dinleye dinleye, kiiçiikliigunden beri kuruntunun yarattigi bu umac1dan pek iirkmii§tii. çunkii onun §errine ugrayanlan, biiyiiklerin uyarmas1yla, çok gormii§tii ... ~imdi Muhlis'le olan kar§1hkh goniil mutluluklar1n1n aras1na, bu kamburun girmesinden bir onsezi ile titriyordu.

*** Eyliiliin son giinleri, Arabi ayin1n on be§i ... Agustosta serince firt1nalar"yapan hava, sanki o h1rç1nhklar1n1 affettirmek için, yazdan çald1gi giizel giinleri sonbaharda odiiyor. S1caklardan kalma 1hk, durgun, mevsimin ilerlemesine kar§l bulutsuz, sissiz, berrak bir gece ... Gokyiizi.iniin uçurumlar1nda yuvarlanan ay, tepe(1)

272

Yakasma yap1~1p.


sinden, yiiziiniin biitiin degirmiligiyle, giine§ten ald1gi nurlar1, annesi diinyaya saç1yor. Birbirinden ayrilamayan, ama hiçbir zaman da kavu§mayan i§te bir çekim oyunu ... Diiniirliikle yakinda birle§ecek bu iki pa§a ailesi, yihn bu son elveri§li gidi§inden yararlanmak için geceyi di§anda, ay1n altinda geçiriyorlardi. ~ebiyelda kahveleri pi§iriyor, §erbetler dagitiyor; Muhlis'le Sema'y1 yan yana konu§urlarken goriince: - Ah yavrular1m ... Allah nazardan, kazadan saklas1n sizi... in§allah ben sizin çocuklann1za da dad1hk edecegim (diyordu). Sonra bu saf ve candan bagh dadi, onliigi.iniin ucunu kald1np gozlerini silerken, Servet Han1m soruyordu: - ~ebiyelda, niçin aghyorsun? - Bilmem han1mc1gim, bilmem ... içimden geliyo ... çok sevindigi vakit hep boyle aglanm. .. Memleketi, anam babam, karde§ler akhna gelir. Ehhh ben de boyle p1rasa gibi yerden ç1kmad1m. Soyu sopu hepsi vard1r; §imdi ne oldular? Bilmem ki ... Eeee, yalanc1 diinya; bir varmu~ bir yokmu§ ... Siz sag olunuz efendim. Arbk anam da siz, babam da. Bundan sonra ben onlan nere de bulacagim? Ak saçh Arap, nas1rh iki siyah elini havada ç1rp1nd1rarak, boyle bir çocuk safhgiyla soylene soylene mutfagina giderken, dinleyenlere de garip bir içlilik çokiiyordu ... Gece yar1s1na yakin bi.iyi.ikhan1mlar, hizmetçiler çekildiler; iki ni§anh içeri girmediler. ~imdi yaln1z, ba§ ba§a, ay I§1gin1n sefas1n1 çikaracaklardi. Bir si.ire agaçlar1n etraftnda yan yana dola§blar. Seyrek konu§uyorlardi. Boyle az konu§malar1, birbirlerine soyleyecekleri olmad1gindan degil; tam tersine, içlerini dolduran cof?kunlugu ortmek içindi. Sonra bi.isbi.iti.in sustular. ~imdi tam tepeden batiya donen ay, bi.iti.in gi.ici.iyle nurland1rd1gi yer iizerinde, agaç dallar1n1n koyu golgeleriyle profillerini çiziyordu. Deniz uzaktan, p1rlantalar serpili havuzlar, yer yer serilmif? lolabdanh(l) seccadeler, hi.ilya evreninden manzaralar gosteriyordu. (1)

Sirma kat1larak

billur kalp

egirilmi~

ipek.

273/18


iki genç gezindikleri bu sevda dii~ii içinde, hiç durmayan yiirek çarp1ntis1ndan arbk kesilerek korunun kenar1nda, bu ~iir gecesinin fanusuna kar§I bir kanepeye oturdular. Bir siire yine soylemediler. Bir tehlike varmI§ gibi, sessizligi bozmaya korkuyorlardi. Sonunda Muhlis, gecenin o u~1kh sessizligindeki ahengi ok§ar yumu§ak, kesik bir sesle: - Sema ... Genç k1z1n agz1ndan bir: - Efendim ... cevab1 titredi. Heyecan perdesinin yirtild1gi o ilk anda, birer sozciikten fazlas1n1 soylemeye gi.içleri yetmiyor gibiydi ... Sonra Muhlis: - Gecenin bu §iirle dolu kucaginda ne dii§i.iniiyorum biliyor musun? - Ne dii§i.i.niiyorsun? - ~u tepemizdeki ayla ayd1nlanm1§ sema<l) m1 daha bi.iyiileyicidir, sen mi? - Oh, abarbyorsun ... - Abartma degil; gonliimi.i soyliiyorum ... - Ben diinya yiiziinde bir yarabkçagiz1m ... Babam1n, bilmem ne gibi bir fanteziye kap1larak seçmi§ oldugu ad1mdan dolayi, gerçek sema ile beni nasil kar§Ila§brabiliyorsun? - Baban1z biiyiik adamm1§. Sen dogunca kalplere, goniillere kadar derin duygular dolduracagin1 ke§fetmi§ ... Sana bu ad1 vermi§ ... - Ad1n ne onemi var. Ne çirkin kizlara, babalar1 ".Àfet"(2) ad1n1 yara§tirm1§lard1r. - Ama sen boyle ad1n1n kar§1tI olanlardan degil. .. ad1n1n da i.isti.inde bir Sema's1n ... Òyle derin, oyle derin ki, bana verdigin §a§kinhk kar§1s1nda ba§ donmelerine tutuluyorum ... - Sen, beni hayal giiciinle derin gori.iyorsun. Gerçekte ise zavalh ben, o kadar yahnkat bir kiz1m ki. ( 1) (2)

274

Gokytizti. Mecaz olarak: Guzelligiyle canlar yakan.


- Benim, giizel ve yi.iksek duygulu kad1n tan1makta pek ince bir sagduyum var... Alçakgoni.illi.ili.ik gosterecegim diye, bu ayan pek dogru duygumu incitme ... Aah ah, benim yaln1z bir kusurum, bir deliligim vard1r... Muhlis inleyerek sustu. Sema, bir dakika kadar bekledikten sonra: - Ne, bu deliligin? Muhlis, ay I§1gin1n, biiti.in varhklann1 bi.iyi.ileyen nurlan albnda Sema'n1n gozlerini arayarak: - Pek loskanc1m ... - Buna bir delilik deme! -Niçin? - çunkii ben de oyleyim ... - Eh, bu yonden de birbirimize uyduk ... Sema Han1m ince bir giiliimsemeyle: - iki loskanç bir arada nasil olur? - Pek giizel olur. Kan koca, ya ikisi birden birbirini loskanmah ya da kiskanmamahd1r. i§te boyle geçinilir... Giilii§tiiler. Sonra birdenbire derin bir iizi.inti.iyle Muhlis'in yiizii sarardi. Yine egildi. Ayin nurdan duvagi altinda sevgilisinin gozlerini arad1. Sema Han1m kiiçiik bir kesiklikle: - Ne oluyorsun Muhlis? - Ne oldugumu ben de bilmiyorum ... - Birdenbire iiziinti.i mii bastird1? - Evet, aglamak istiyorum ... -Niçin? - Sema, bana ac1man1 istiyorum. Ben oyle bir adam1m. - Sevgi sozii dururken, niçin ac1ma sozciigunii kullan1yorsun? - çunki.i birincisi kadar ikincisine de muhtac1m. çunkii ben loskançhgim1 delilikle tan1mlad1m. Hastahgim1n §iddetini anlatmak için ondan daha giiçli.i bir soz bulamad1m. Oysa delilik bu hastahgim1n yan1nda pek hafif, pek uslu kahr...

275


-Ama sevgimizin bu ilk ad1mlar1nda ve kalplerimizin billur safhgiyla, içlerindeki a§kI riyas1z, yalans1z birbirimize gosterdigi bu mutlu gecede, niçin kiskanç~ hktan soz ediyorsun? · Muhlis, §imdi daha biiyiik bir goniil burkuntusuyla sustu ... Kebapç1 di.ikkan1ndan Meydanc1k'ta gordi.igu kahn peçeli kad1n aleyhinde edindigi §iipheyi açamadi. Bir ti.irli.i, "Acaba o sen miydin?" diyemedi. Sema'ya kar§I boyle bir hakareti agz1na yara§bramadi. Sonra bu §i.ipheyi dagitarak tutuldugu iiziinti.iden silkinmek için: - Sema, gerçekten kalbin billur mudur? - Seni temin ederim(l) beyefendi. .. - içindekilerin hepsini gormek isterim ... - Onun içinde, agz1mdan ç1kanlardan ba§ka bir §ey yoktur... Birbirine kar§I derin bir a§kla çarpan yiireklerinin ta§an çarp1nbs1 içinde sustular. Muhlis, bu billur kalbin içindekileri gormek için si.izgiin bir tutkunlukla gozlerini kizdan ay1rm1yordu. Dokunakh bir yalvar1§ bayginhgiyla, gozlerini ruhuna diken bu genç insan biçimindeki bilmeceyi, Sema da yan ama derin baki§lanyla çozmeye ugra§1yordu. Kom§ular1 dedikoducu Jale'nin, bu delikanh aleyhinde ortaya saçtigi tuhaf soylentileri di.i§iindii. Muhlis, pek yaman bir sevda ftrbnas1 geçirmi§ imi§. Bu felaket, Naki Pa§azadenin gonliini.i yarah b1rakm1§ ... Bu onulmaz dertten hala kurtulamam1§. Gonli.i sevdaya pek yatk1n imi§... Soziin k1sas1, ucu derin s1rlara gomiilii bir sertiven ... Sema Han1m da bu konuyla ilgili·kiiçiik bir soru§turma yapmak istedi; ama cesaret edemedi. Bu delikanh ile bugiinkii giinde goni.illeri birle§mi§ ve evlenme karar1yla, birbirlerine mutlu bir gelecek için soz vermi§lerdi. ~imdi Muhlis, bu yeni sevgi ile avunmu§ gibi iken, geçmi§in ac1kh bir yaras1n1 de§menin ne anlam1 vard1? (1)

276

inan bana.


Gece ilerledi, nemlendi. Ayin yi.izi.i hafif sislerle ti.illenmeye ba~lad1; sabah serinligi ç1kt1. Muhlis, çiylerle 1slanan i.isti.ini.i ba§1n1 yoklayarak: - Bak Sema'c1gim, dogan1n hiçbir deminde karar var m1? O deminki tathhk, berrakhk bulan1yor. Gecenin ne§esi kaç1yor. Sema, §imdi o da biraz i.izgi.in: - Evet ... Hava, bize geçirttigi pek tath birkaç parlak saati k1skanm1§ gibi, §imdi bozuluyor. - Niçin "k1skanmak" sozci.iguni.i kulland1n? - Hiç, dilime oyle gel di. .. - Bilmem, hiçbir mutlulugun, hiçbir zevkin sonu yoktur, degil mi? - Bi.iti.in filozoflar, edebiyatçilar, ozanlar bundan yalon1yorlar. - Onlan bu yak1nmalannda hakh m1 gori.iyorsun? - Pek degil. .. - Niçin? - Mademki bu di.inyada kahmh hiçbir §ey olmuyor; biz insanlar, dogan1n bu yasas1na artik ah§mahyiz... Hele di.i§i.ini.irlerin kar§Ib di.i§i.ini.ilmeyen boyle ba§langic1 ve sonu olmayan bir yargiya kar§I isyanlann1, anlams1z buluyorum. - Sema'c1gim, bu hakh isyan1, niçin anlams1z buluyorsun? Bana aç1kla ... - Muhlis, benim gibi bir kad1n1n akh boyle §eylere ne kadar erebilir? i§te akhma geleni soyhiyorum ... Benim derin bir bilgim, incelemem, ara§tirmam yok ki ... Seni fen ile, felsefe ile kand1ray1m ... - Senin sozlerin en olumlu bilimlerden, en bi.iyiik filozoflardan çok yi.iregime su serper. Bilmek istedigim bilim degil; beyinleri dolu filozoflar1n, yaln1z kafadan gelen agir felsefeleri degil; senin billur kalbini dolduran bozulmam1§, tertemiz kalm1§ duygular1n1 anlamak ... içindekileri, içimin derinliklerine kar1§tirarak, bu geçici, bu vefas1z diinyan1n kotiiliiklerine, hainliklerine kar§I bir avunma yolu bulmak istiyorum ... Dogan1n sonsuz §eylerine kar§I ba§ kald1rmalar1 hakh gori.iyorum. çunkii ben, a§lom1z1n eksilmeden kahmh ol277


masi dilegiyle yan1yorum. Ne bak1mdan olursa olsun, onun için bir son dii§iindiikçe çild1r1yorum. - Muhlis ... §airlik, 3.§ikhk, sevda dilekleri ve çilginhklan ba§ka; dogan1n yasalan ba§ka... Bak tepemizden §imdi babya inen ay, ayn1 noktada bir saniye durmuyor. O, kimsenin gonliinii yapmak için sonsuz yolunda eglenmez. Arbk §airlerin, bir parça daha ay I§IgJ gormek için, onun yiiriiyii§iinii durdurmaya ugra§malar1 bo§unad1r. Onlar: Ey saat-i sa'd aman aman ver Ey çarh tevakkuf et zaman ver<V

diye ne kadar hayk1rsalar, bu sonsuz uçurumun içinde birbirini kovalayan diinyalan durduramazlar... Olmayacak §eylere kar§I niçin çocukça bombo§ yak1nmalarla iiziilmeli ... - Dogan1n, kimi zaman katlanmaya giiç b1rakmayan zuliimlerine kar§I ne yapmah? - Katlanmah ... - Katlanman1n ne oldugunu bilir misin Sema? - Ben de bundan, herkesin kavrad1gi kadar bir anlam çikanyorum ... - Katlanmak, kimi kez cinayetler, intiharlar ile patlayan kab1 zayifbir bombad1r... Soylemesi dile kolay gelen bu sozciigun biiyiik cehennemi içine sen dii§tiin mii hiç? - Hayir... Muhlis, korkunç bir i§kencenin an1s1yla beyni eriyor gibi ba§1n1 Sema'dan yana olan omzu iizerine dii§iiriip, soluklar1n1 gozlerinin bayginhklanna uyan pek içli bir ahenkle agir agir alarak: - Ah Sema, bu sozciigu yaln1z kuramsal olarak degil; biraz da uygulamah olarak ogrenmi§ olman1 isterdim. - Bey, bu ki.içi.ik kelime, mademki biiyiik bir cehennem imi§; benim de bunun içinde, az bir siire de olsa, yanmam1 niçin istiyorsun? (1)

Ey ugurlu saat, (bize) aman ver (: ac1) I Ey zaman, dur, (bize) za-

man ver.

278


- Bu diinya geni§ bir çile yeridir. Mevlevilerin, bu çile evreni içinde bir çile tekkesi kurmalar1na çok ~a~a­ r1m ... Bu "devran"1n çileleri yan1nda, Ahç1 Dede'nin de. nemeleri kaç para eder? - Muhlis, niçin bu gece çok kotiimsersin? - iyimser olmam1 m1 istiyorsun? - ~iiphesiz ... - Kendi kendini aldatma budalahgina iyimserlik derler. -Niçin? - çunkii insan, zalim dogan1n geçici iyiliklerine aldanmad1kça, mutlu olamaz... Sema, bu diinyan1n hiçbir §eyin de vefa yoktur... - Dondi.ik dola§bk, soziimi.iz yine ba§lad1gim1z noktaya gel di. .. - Evet ... bu alemde vefa yoktur. Olsa da geçicidir, pek k1sad1r. Benim gibi a§ka, sevgiye, vefaya susam1§ goni.illeri kand1ramaz ... - Bilmiyorum Muhlis, niçin yine di.inya mutluluklann1n kahmh olmad1klar1 yakinmas1na dondiik? Ben de sana yine eski cevab1m1 verecegim ... - Bulabildigim a§k ve vefa ile yetinmemi mi soyleyeceksin? - Evet ... - Ah, istiyorum ki senin ruhun da sonsuz bir a§k ve vefa ihtiyac1yla yans1n. Sen de benim gibi ayn1 §eylerden yak1narak, feryat ederek kollanm1n aras1na dii§esin. Yanarak arad1gim serin kaynaktan beni doyuras1n. Arad1gin1 benden alas1n. Her ikimiz de bu kahpe diinyan1n kalurlar1, zuliimleri, yalanlan, alçakhklan ortas1nda hiç kimseye benzemeyen bir çift olahm. Ba§ka ti.irlii evlenelim. Ba§ka ti.irlii sevi§elim. Ba§ka tiirlii ya§ayahm. insanlar1n oyunlar1run, diizenlerinin, bayginhklann1n, agirhklann1n eri§emeyecegi bir tepeden, bu rezillikler, hainlikler batakl1gin1 seyredelim. Kendi cinsimizin aldatic1hklar1ndan s1ynlmu~ bir meleklik semas1na yi.ikselelim... BoyIeee bana soz veriyor musun? - Veriyorum ... - i§te sana yemin veriyorum: Vallahi mi? 279


- Vallahi ... ama ... Muhlis, ufak bir yi.irek çarp1ntis1 h1çk1r1klar1yla: - Eee ... Ama? - Bu yemini hiç gerekli gormi.iyorum ... - Niçin? - çunki.i yemin, verdikleri sozden donmeleri di.i§i.ini.ilen kimselere ettirilir. Bi.iti.in kesinligiyle ve gi.ici.iyle gi.ivenleri kokle§memi§ olan kimseler aras1nda olur. Sen benden §i.iphe mi ediyorsun? - Hayir, §i.iphe etmiyorum. Hani ya, baz1 merakh kimseler vard1r. Kapilar1n1n saglam kilitleri varken, bir de a§agidan yukar1 si.irgi.iler eklerler... i§te ben, oyleyim ... - Muhlis sen beni sevdin ... - çiigincas1na ... - Ben de sevgini ayn1 §iddetle kar§1lad1m... iyice inan ki, gonli.im sevdanla doludur. Yeminden sonra oraya bir zerrecik s1gd1rmaya bile yer yoktur... Ben senin için di.i§iinulemeyecek kadar yiiksek bir sevgiyle dopdoluyum. Birbirimizi mutlu k1lmak için ya§ayacagiz. Bundan §i.iphe etmek, benim yi.izume kar§I, "Sevgime lay1k bir kad1n degilsin!" demektir. Candan seven yuksek goni.illerin vicdan sozle§meleri, yeminsiz, senetsiz, tamks1zd1r... Birdenbire Sema Hamm'1n §akagina kelebek gibi bir §ey çarpb. Eliyle bu kanath bocegi kovalarken ba§In1 arkaya çevirdi. Agz1ndan: - Ah ... o ne? yad1rgay1§1 firladi. Muhlis §a§1rarak: -Ne var? - Birisi ... -Kim? - Ne bileyim? - Bir insan oldugundan emin misin? - Eminim ... - Bu vakit, burada ne i§i var? - Ben de ona §a§tim. - Bu, kim olabilir? - Ya h1rs1z, ya casus ... 280


-

H1rs1z1 anlar1m, ama casusun bizimle ne i§i

var? - Ya bir §ey çalmak ya da bizi dinlemek için dola§Iyor... - Ne biçimde idi? iriyan bir kimse mi? - Hay1r ufak tefek ... Hatta diyebilirim ki bir kad1n ... Kelebek gibi dut agac1n1n yan1ndan bi.iyi.ik havuzun stinger ta§lar1 aras1na uçtu, kayboldu ... Muhlis elini aln1na vurarak: -Acaba o mu? -Kim? - Jale ... Bu ad1n soylenmesiyle Sema birdenbire sarard1; ancak gittikçe donukla§an ay I§1gin1n alt1nda, i.izi.intiisi.ini.in §id~etinden benzine gelen bu degi§iklik pek seçilemedi. Içinde birden kaynayan bu meraki yenemeyerek sordu: - Ama bey, bu ad neden akhna geldi? - Beynime kimi zaman bir kahinlik(l) gi.ici.i gelir... - Jale'nin bizi dinlemesine bir sebep dii§iinebiliyor musun? - Sonra anlatir1m ... Bu "Sonra anlatir1m ... " sozi.i, i§in içinde hikaye edilecek uzunca bir seri.iven bulundugunu sezdiriyordu. Muhlis'le Jale'nin aras1nda bir seri.iven ... . Gecenin artan nemi içinde, bu sozler Sema'n1n i.izerinde buzlu bir du§ etkisi gosterdi. Zavalh kiz, iliklerine kadar titredi. Horozlar otiiyordu, §afak soktii. Ne var ki bu ayd1nhk yaz gecesi, iki sevdahn1n yeni kaynayan duygular1n1 birbirine dokiip saçmak için o kadar kisa geldi ki, Sema sabah1n pek çabuk olu§una §a§b. Daha çok oturamazlardi. Muhlis ayaga kalkarak: - Ayaz ç1kti Sema, ii§iiyeceksin. Haydi seni ko§ke b1rakayim. Ben bizi dinlemeye gelen §U genç cad1yi iirkiiteyim. · (1)

Gelecegi gordugune inamlan kimse.

281


Gerçekten Sema titriyordu, ama sabah1n ayaz1ndan degil, bu btiyiik mutlulugunun ilk ad1mlar1nda ayaklanna dola§an Jale konusundan ...

9 Sema, do§eginde o gece yiiregine giren sogukluk titremesinden kurtulamadi. Muhlis'le Jale'nin aras1nda nasil bir seriiven var? Ne vakit ba§lam1§? Naki Pa§a'n1n oglu, bu dogru sozhi, mert yap1h delikanh, o namusu soz gotiiriir kiz ile boyle bir goniil dolab1 çevirirken, nasil olup da beri yandan, kendisiyle a§k ili§kisi kurarak evlenme karar1 veriyor; sonsuz vefalar, baghhklar istiyor? Bu denli içtenlikle, temiz yiirekle davran1r gibi goriinen ve soylulugu ile, egitimiyle, vicdamyla oviinen bir gencin boyle umulmad1k ters bir yan1, bu kadar igrenç bir içyi.izii olabilir mi? Oh ... insan ... insan, yaratiklann en canavan, en diizencisi insan; yaradil1§1n en anla§Ilmaz, en igrenç bilmecesi sensin ... Yaln1z kendin için, kendi keyfin için ya§ars1n. Firsat bulursan her §eyi bu keyif tap1nagin1n oniinde kurban edersin... Sonra halk1n içine çikar, "Hak ve adalet" diye baginrs1n. O ana kadar yabanc1 bir erkege etegi si.irti.inmemi§ olan Sema, bu delikanhda gordiigu candan davran1§lara kapilarak, i.iç giinde ona gonli.ini.in kanatlar1n1 ard1na dek açm1§; onunla kol kola gece bahçelerde gezinmi§, biitiin ruhunu gostermi§, aralannda verdikleri evlenme karann1 annesine bi.iyi.ik bir miijde gibi yeti§tirmi§ti; §imdi annesinin yiizi.ine nasil bakacak, ona ne diyecekti? Zavalh Sema, di.i§il.ndi.ikçe sinirleniyor, sinirlendikçe ne yapacagin1 bilmiyordu. Yata@nda birkaç saat hiç uyumadan yuvarland1, sonunda kalkti. Bu sert sinir ta§k1nhgindan sonra, kendini toplamak için di.i§iindi.i. Belki hep bu ku§kulan, kaygilar1 bo§una idi. Belki yi.iziinii goriir gormez, Muhlis ona iki sozci.ikle gerçegi ispat ederek bi.itiin s1k1nblar1m, iiziintiilerini b1çakla kesiverirdi. Onu gormeden boyle kopii282


riip ta§mak, kendisini soyletmeden agir suçlamalarda bulunmak yaki§Ik almazd1. Ama onu gorebilmek için ak§am1 nasil edecekti? Kafesinde ç1rp1nan yarah bir ku§ gibi, viran ko~­ kiin içinde o odadan o odaya gezinerek geceyi bulmaya çabahyor; yiiziiniin solgunlugu, akhn1n dalginhk ve peri§anhgiyla dikkatini çektigi annesinin soru§turmalar1ndan kurtulmak için, tiirlii i§ ve bahaneler bularak ondan kaç1yordu ... Zavalh Sema, bu iiziintiilii, s1k1ntih ve katlan1lmaz durumda iken, alt katta kapilar aç1ld1, kapand1. Galiba bir konuk geldi. Sema, iist katin merdiven ba§Indan a§agiyi dinledi. Konugu annesinin odas1na ald1lar. Ama gelenin kim oldugunu anlayamadi.. O, arbk her §eyi merak ediyordu. Merdivenden birkaç basamak inerek, sofada gezinen ~ebiyelda'dan sordu: - Dadi. .. -Acan1m ... - Kim geldi? - Jale ... Jale ... Amma da bir siislenmi§ ki, amma da bir siislenmi§ ki. .. Bizim evde diigiin mii var, bilmem ki ayo? Nesi var, nesi yok tak1nm1§; telli ·bebege donmii§ ... Bilmez miyim ben onun ne a§iifte oldugunu... Kim bilir yine sabahleyin hangi delikanhya gori.indii ... Saf Arap, bu patavats1z sozleriyle sevgili kiiçiikhan1m1n1n yiiregine hançerler saplad1gin1 bilemiyordu ... Jale gelmi§ ... Ùyle bir gecenin sabah1nda niçin gelmi§? Demek ki onun da anlamak istedigi §eyler var... Bir iskandiI(l) yapacak ... ~imdi Sema, bu pek ald1r1~s1z, ciiretli konugun yan1na ç1ks1n m1, ç1kmas1n m1? Once tiksinti ile titreyerek ç1kmamak istedi. Oyle i.izgiin bir zaman1nda Jale'nin yiiziini.i gormek, onun sozlerine cevap vermek, Sema için i§kencelerin en biiyi.i.guydi.i.. Ama buna katlanmakla, yiiregini yakan o iiziicii konuya ili§kin birkaç gerçegi ogrenecegi de dii(1)

Sorm~turma.

283


§iini.ilebilirdi. J ale'nin gosterdigi patavats1zhga, Sema'n1n da sars1lmadan kar§I durmas1 gerekliydi ... Peri§anhgin1, solgunlugunu gidermek için biraz kendisini, saçlar1n1 d~~ledi topladi. Yi.iziine birkaç avuç su serpti, kurulandi. U zgiinliigunii saklamak için insaniistii bir çabayla, gi.iliimser bir yiiz tak1nd1. Konugun yan1na girdi. Jale, baloya gider gibi, hemen hemen dekolte bir kihkta idi. Ne kadar elmas1, cicisi bicisi varsa ba§inda, kulaklannda, gogsiinde, bileklerinde, parmaklannda parhyordu. ~ebiyelda'n1n haklo vardi. Kom§udan kom§uya bu tuvaletle, bu kihkla gelinmezdi. Jale'nin sabahleyin, boyle bir aktrist gibi, siislenip goriinmesinden amaci ne idi? Bu gece casusu, ilk bak1§ta Sema'n1n yiiziindeki giiliimsemenin zorlama oldugunu anladi. O da gi.ilmeye ba§ladi. Birbirine ilgisiz goriinmeye ugra§an bu iki "rakip" kiz, bak1§larin1n ilk kar§Ila§mas1nda sanki birbirlerinin yiiregini delerek s1rlanru di§anya alottilar... Sema, içe i§leyen bak1§lanyla otekinden soruyordu: "Gece bizi dinleyen casus sen miydin?" Jale, alayim gi.iliimsemesiyle orttiigu dik bak1§lar1yla, yine oyle sessiz kar§1hk veriyordu: "Evet, ben. ... " d1m Sema, yine sessiz, goziiyle soruyordu: "Sabahleyin, buraya ne anlamaya geldin?" Jale de §Oyle kar§1hyordu: "Yaln1z anlamaya degil; biraz da anlatarak kalbini hançerlemeye geldim ... " ~imdi agizlanyla gorii§meye ba§ladilar. Dereden tepeden birkaç soz ... ve sonra, biraz §oyle ana dii§iincenin çevresinde dola§tiktan sonra, J ale birdenbire: - Ne o, Séma Han1m? Benzin pek solgun, hasta m1s1n? - Hayir, bir §eyim yok ... - Saklama can1m, saklama ... - Niçin saklayay1m? - Bu gece hiç uyumam1§a benziyorsun ... - Neden anlad1n? - Yiiziin soyliiyor... 284


Annesi, iiziintiisiinii saklama çabas1na kar§In, yiizii çatilan k1z1n1n imdad1na yeti§erek: - Sema basta degil... Tanr1'ya §iikiir bir §eycigi yok ... Rahats1z olsa niçin saklayayim? Jale: - Affedersiniz, bana oy}e geldi. AfdanmI§ olduguma sevindim. Jale biraz sustuktan sonra, ana k1z1n yiizlerine anlamh anlamh goz gezdirerek: - Duydunuz mu? Servet Han1m: - Hiçbir §ey duymad1k. Yak1§1ks1z bir §ey ise, yine de duymak istemeyiz ... Jale: - Ama han1mefendi, affedersiniz, bu boyle bir §ey ki duyman1z gerekir... Servet Han1m: -Tuhaf §ey... Niçin acaba? Jale: - çunkii genç k1z1n1z var... Servet Han1m: - Sen de affedersin k1z1m. i§te as1l genç kiz1m oldugu için, boyle dedikodular1n evimden içeri girmesini istemiyorum. Jale: - Siz dinlemek istemeseniz de ben soylemek zorundayim. Servet Han1m: - Sozlerinize gittikçe §a§IYo.rum. Jale: - Ben de ac1yorum, iizgiiniim ... Ama ne yapay1m? Biiyi.ik bir kotii sani altinday1m ... Herkes benden §ii.pheleniyor... Servet Han1m'1n §a§k1nhgi biraz daha artti: - Kiz1m, ne tuhaf sozler bunlar? Herkes senden ne §iipheleniyor? Jale, biiriimciik ba§ ortiisiiniin ucuyla oynayarak, kusacagi sozleri bir diizene sokmaya ugra§Ir gibi dii§iindii. 285


Sema Han1m, hemen hemen soluk almayi unutmu§ bir çarp1nti içinde, bu dedikodu kumkumas1n1n agz1ndan patlayacak bombay1 bekliyordu. Sonunda Jale, soktugunu belli etmemeye ugra§an bir yilan k1vnlmalar1yla: - Yine ondan soz edecegim ... Servet Hamm: -Kimden? Jale: - Naki Pa§azade'den ... Yine baki§lanm tuhaf bir panlti ile ana kiz1n gozbebeklerine saplayarak devam etti. - Art1k bu delikanhn1n sevda hikayeleri "çapkin Giistav"1 geçti. Servet Han1m, bogulur gibi birkaç h1çkink geçirdikten sonra: - Jale, bu so.zlerine inanmam ... kesinlikle inanmam! Ne var ki, oyle bile olsa, Muhlis Bey'in sevda hikayelerinden bizi sorumlu tutmak senin nereden akhna geliyor? - çunkii efendim, Muhlis bu mahallede giizel bir lozla mercimegi f1nna vermi§ diyorlar. Onu da ben san1yorlar... kendimi savunmak zorundayim. Servet Han1m: - Kiz1m, kendini savunacaksan, ba§ka yerde savun ... Buras1 mahkeme degil. .. Jale: -. Han1mefendi, arbk aç1k soyleyeyim. Buralarda genç kiz bir ben vanm, bir de Sema Han1m var... Sema Han1m, art1k kendisini tutamayarak: - Unuttunuz; bir de Ùskiidar'1n oniindeki Kiz Kulesi ... Jale: - Konumuzun hiç alaya gelir yan1 yoktur. Ciddi soyliiyorum ... Sema: - Affedersiniz J ale Han1m, bu saçmalar1n neresi ciddi olabilir? Mahallede dedikodu oluyormu~. Peki ... ama sen bu dedikodular1 niçin iizerine ahyorsun? Ne-

286


den yans1n1 da benim i.izerime abyorsun? Var m1 kendinden §i.iphen? Bu i§te benim suçlulugumu gosterecek var m1 ispatin? - Oh ... Tannm gostermesin. Kendimden §i.iphem yok; ama senin bi.isbi.iti.in suçsuz oldugunu soyleyemem Sema Han1m. Sema: - Aleyhimde ne biliyorsan soyle rica ederim. Jale: - Bo§ yere oyle kopi.irmeyiniz, soziimi.i kesmeyiniz... Ben soyleyecegimi soyleyecegim. Zaten hepsini soylemeye geldim. Sema: - Soyle, dinliyoruz. Ama hep bu dedikodulan çikaran, orta yerde bir çiban ba§I koparmaya ugra§an sensin. Mahallemizde bu konu ile senden ba§ka ugra§an yok ... Can1run istedigini soyleyebilirsin. Ne var ki, beni candan yiirekten konu§tuguna, suçsuzluguna inand1rman olagan d1~1ndad1r. Senin yiireginde bir fitne volkan1 kaynay1p ta§1yor Jale Han1m. Artik niçin saklayayim? Nedenini de pek gi.izel anhyorum ... Jale, ince bir kintma ile giiliimsemesini gi.ilme, giilmesini kahkaha derecesine yiikselterek: - Yanh§ Sema ... yanh§! Biitiin yargilar1n yanh§. Ben buraya biiyiik bir niyetle geldim. Sema, seni karde§çe uyarmaya geldim. Yaz1k ki sozlerim.den yararlanacak yerde bo~una ofkeleniyorsunuz... I§ artik oyle bir dereceye geldi ki, bunun gizli kapakh bir noktas1 kalmadi. Birak1n1z, aç1k aç1k soyleyeyim ... Sema: - Soyle diyoruz can1m. Agz1n1 tutan yok ... Jale: - Muhlis Bey, karanhk gecelerde genç bir kad1nla kol kola dqla§1yor. Bunu bu çevrede bilmeyen, gormeyen yok ... ~Ik, etrafiru duvar, al emi kor san1rmI§ ... Sema: - Evet... dola§1yor... i§te o kad1n da benim... Ne yapacaks1n1z? Biz etraf1m1z1n duvar olmad1gin1, herkesin goziiniin gordiiguni.i ve arkam1zda di§i casuslar dola§tigin1 da biliyoruz.

287


Jale, bir kahkaha daha sahvererek: - Hay Allah raz1 olsun, sonunda gerçegi i§te soyleyiverdiniz. O halde çikan dedikodulan niçin haks1z buluyorsunuz? Demek soylenen sozler asils1z degilmi§. Se ma: - Biitiin bu dedikodular haks1z, anlams1z; kotii yiireklilikten ba§ka bir §ey degil. .. Jale: - Niçin kuzum, rica ederim? Se ma: - çunki.i Muhlis Bey'le kol kola geziyorsam, ben geziyorum. Eger bu biiyiik bir giinah ise, bundan sana hiç leke s1çramaz Jale Han1m. Bu noktadaki tela§1n1n neden ileri geldigini hiç anlam1yorum ... Jale: - izin verirsen bir §ey soracagim. Sema: -Sor... Jale: - Bu Muhlis Bey olayina gelinceye kadar, senin namusun konusunda hiçbir çarp1k soz soylenmemi§ken, neden ~imdi en kotii sozlere bir roman, bir tiyatro kahraman1 gibi gogus geriyorsun Sema? Se ma: - Kotiiliik bizde degil. .. o sozleri çikaranlann içlerinde kayn1yor... Biz kol kola geziyorsak, yasal bir istegin gerçekle~mesi amac1yla geziyoruz. Yak1nda biitiin bu saçmahklar1 b1çakla kesecek bir bagla baglanacagim1z1 duyacaks1n1z. J ale, alayda ileri giderek: - Bu evlenme karar1n1z1 kutlar1m ... Ancak, evdeki pazar çar~1ya uysa ... Se ma: -Ne demek o? Jale: - Bu evlenmenin sonsuz bir karar §eklinde kalacagin1 anlatmak istiyorum ... Se ma: - Bu soziin, birincisini hiç aç1klam1yor; anlam1yorum.

288


Jale: - Dur, §imdi anlars1n. Ayagin1 denk al Sema ... Muhlis'le evlenemeyeceksin ... Sema: - Niçin? Biiyii mii yap1yorlar. Ben oyle §eylere 1nanmam ... Jale: - Onunla evlenemeyeceksin ... Sema: - Evlenecegim. Hem de pek yakinda ... Jale: - Biiyii yapan yok. Muhlis zaten biiyiilii ... Zaten bir çilgin, bir ahlaks1z, bir hilebaz ... Senden once onun a§k ilan1na ugray1p da sonradan yiiziistii birakilmI§ kaç tane zavalh loz var. Sen de onlann ugrad1klar1na ugrayacaks1n. Bu suçlamalar iizerine, Sema Han1m biraz sarard1, sustu. l§ittigi §eylerin gerçege uygunluk derecesini tartar gibi dii§iiniiyordu. Kiz1n1n bu ac1kh susu§u iizerine, soze Servet Han1m ablarak: - iftira! iftira! diye hayk1rdi. Jale açtigi gedikten içeri sald1ran bir dii§man gibi idi: . - iftira degil han1mefendi ... gerçek ... Servet Han1m: - iftira! Dogurmad1m ama, ben Muhlis'i kendi oz oglum gibi tan1r1m. Onun içyiizii de di§yiizii de tertemizdir. Soylu çocuktur. Jale: - Han1mefendi, Muhlis'i pek seviyor ve ona inan1yorsunuz; ama onu be§ ya§1ndan sonra kaybetmi§siniz. O zamandan beri nasil bir hayat geçirdigini, ne yolda huylar edindigini biliyor musunuz? Han1m, yi.ireginin biiti.in titre§melerini sesinde gostererek saf, içten bir inaru~la: - Biliyorum. Be§ ya~1ndan sonra giizel ogrenim ve egitim gormii§, biiyiimi.i§, asker olmu~, sava§a gitmi§, yaralanm1§, §anh bir vatan çocugu olarak donmii§... Mert, agirba§h, yigit, ba§kalar1na yard1mdan billur kalp

289/19


kaçmaz, yiice goniillii bir delikanh ... Ne kadar çah§san, bu alni aç1k, temiz çocugu goziimde kirletemezsin Jale Han1m! Jale: - Han1mefendi, yak.in bir gelecek, hangimizin hakh oldugunu gosterecektir. Bununla birlikte, ben duyduklar1m1, gordiiklerimi soyleyerek insanhk gorevimi yerine getireyim de siz yine bildiginiz gibi yap1n1z ... Muhlis, pek çok k1zlan ba§tan ç1karm1§; hep evlenme umutlanyla soz vererek aldatirm1§ ... Aglarm1§, s1zlarm1§, pek loskanç oldugunu soyleyerek kucagina dti§iirdiigu zavalhlardan merhamet dilenirmi~ ... Dram1n ilk perdesi boyle ba§larmI§. Mademki bu acayip çocuk, Sema Han1m'a da kur yap1yormu§; geceleri kol kola bagda, bahçede geziniyorlarmI§, Sema Han1m benden duyduklann1 Muhlis'in yaptigi flort s1ras1nda, ona gosterdigi davran1§lanyla ve doktiigu dillerle kar§Ila§tirs1n. Sozlerimin gerçek olup olmad1gin1 bir dereceye kadar anlam1~ olur. Servet Han1m: - Kiz1m, boyle, bir kar§1la§tirmaya gerek gormeden biz gerçegi biliyoruz ... Jale: - Demek ki ben Muhlis'e iftira ediyorum ve sizi de aldatiyorum? Servet Han1m: - Oras1n1 da kendi vicdamn bilir. Jale, o da §imdi sinirli, titreyerek, gitmeye haz1rlan1yordu: - Son soziim kald1, onu da bitireyim. Konuyu istediginiz gibi dii§iiniip bir sonuca baglay1n1z. ~imdiye kadar anlattiklanm, i§ittiklerimdi; ama dikkat ediniz, bundan sonra soyleyeceklerim gerçegin ta kendisidir... Bu çocuk, bana da ilan-1 a§k etti. Geceleri sabahlara kadar penceremin albnda dola§ti, ama ben yiiz vermedim. Tenezziil etmedim. Sema Han1m'1 benden daha duygulu, saf ve aldablmaya yatk1n buldu, i§i bu a~a­ maya getirdi. i§te bir daha soyliiyorum: Mutlulugu hayalinizi dolduran bu evlenme, olmayacakbr. Bunu fal ile degil; Muhlis'in geçmi§indeki orneklere dayanarak 290


soyliiyorum ... iyiyi, kotiiyi.i ayirmak, artik size di.i§er. Hangi taraf hakh, yak1nda anla§1hr. Allaha1smarlad1k ... Bu yilan dilli yaratik, mayas1ndaki bi.iti.in zehirleri saçtiktan sonra, memelerinin uçlar1na kadar tiirlii kremler si.iriindi.igu govdesini, ince ipek orti.isiiyle sozde orterek çikb gitti.

10 Jale çekildikten sonra, o ana kadar kendisini zor tutan Sema, art1k biitiin giiciinii yitirerek, hiingtir hiingiir annesinin dizleri iistiine yiiziistii kapandi. Servet Han1m, Muhlis'ten yana inanc1n1 hiç bozmuyordu: - Kiz1m, çocuk olma, kalk. Bu a§iiftenin sozleri hep yalan, hep iftira, hep kiskançhk, çekemezlik ... Vallahi seni avutmak için soylemiyorum. Vicdan1m1 soyliiyorum. Ben giin gormii~ kad1n1m. Bu ara bozucu k1z, geçen defa geldiginde Naki Pa~azade için, "Pek kendini begenmi~, kurumlu, kiiçiik daglan ben yarattim gibi bir tutumu var; kimsenin yiiziine baknuyor," diyordu. ~imdi rast geldigine ilan-1 a§k ettigini soyliiyor... Sozleri birbirini tutmuyor ki .... Sen sab1rh ol. Kendine giivenini, agirba~hhgin1, inanc1n1 bozma. Biitiin yalanlann, birkaç giine kadar degil birkaç saate kadar foyalar1 meydana ç1kacak; goreceksin. Hele ak~ama kadar di§ini s1k ... Muhlis gelsin, olan1 biteni uygun bir dille ona anlatahm. Bakahm ne diyecek. Bir de onu dinleyelim. Jale'nin iftiras1yla hemen birden o çocugun aleyhine donmeyi senin terbiyene veremem. i§itiyor musun kiz1m. Akhn1 ba§1na topla ... Zavalh Sema, ince iniltilerle annesinin dizlerini 1slatarak: - Ah annecigim ... Annecigim ... çok yalan, abartma var ama, bu ugursuz kiz1n sozleri biisbiitiin asils1z da degil. .. - N eden anhyorsun? - Baz1 gerçekleri seziyorum ...

291


- Sema, kendine gel yavrum. Hayallere kapilman1n s1ras1 degil. .. - Hayal degil annecigim ... - Nedir? Soyle ben de anlayayim ... - Muhlis pek k1skanç ... Bu hastahgin, kendinde deliligin atesine vard1gin1 soyliiyor. "Merhamet, bana merhamet et Sema, merhamet" diye yalvar1yor. Jale'nin bu konuda aç1ga vurduklan noktas1 noktas1na dogru ... Jale, Muhlis'in bu di.i§kiinli.iguni.i nereden biliyor? - Nereden bildigini anlayamad1n m1 Sema? - Hay1r... - Vah zavalh k1z1m. Siz gece bahçede konu§urken Jale'nin arkadan gelip sizi dinledigini, bi.iyi.ik havuzun bir tarafin1 kaplayan stinger ta§lann ard1na kadar yakla§tigin1 soyleyen sen degil misin? - Evet ... - Eh i§te, oradan dinlerken Muhlis'in agz1ndan i§ittigi sozleri gelip bize satiyor... Ustahk burada ... - Annecigim, baz1 §eyler var ki size soylememi§tim; §imdi anlatmak gerekiyor. - Hiç saklama. Soyle. - Gece, bizi dinlemek için arkam1zdan hayalet gibi bir kad1n1n dola§tigin1 en once ben gordiim. Muhlis'e soyledim. Bunun Jale oldugunu hemen ke§fetti. Bu loz1n bizi dinlemesinde ne sebep di.i§i.indiiguni.i sordum, "Sonra anlatinm," dedi; ba§ka bir §ey soylemedi. Demek Jale ile Muhlis aras1nda geçmi§ bir §ey var... -Ah yavrucugum, ah, niçin bu kadar safhk ediyorsun? Hep bu sozlerin, Muhlis'e kar§I degil, Muhlis'ten yana ç1k1yor. Zavalh çocuk, senden bir §ey saklamam1§, "Sonra anlatinm" demi§. Onun senden gizleyecek §eyi olayd1, Jale'nin ad1n1 senin yan1nda agz1na bile almazdi. Ben sana sabret demedim mi? Muhlis gelsin, bakahm, soyleyecegini soylesin. Dinlemeden, canilerin aleyhlerinde bile hi.iki.im verilmez ...

*** 292


Ak~am

oldu. Sema iiziintiiden nobete tutulmu~tu. Biraz yatb. Annesini kaygiland1rdi. Bir iki ev ilac1 yap1ldi. Kalkti, gezindi, yine yatti. Diin gece, Muhlis'in Jale ad1n1 soyledigi dakikadan buana kadar heniiz yirmi dort saat olmam1~ken, bu k1sa zaman içinde Sema iyice siiziildii. Annesi, zavalh kad1n, olay1n hiçbir kotii yan1 bulunmad1gina k1z1n1 inand1rmak için ilgisiz ve §en durmaya ugra§1yordu; ama o da olup bitenleri kar1§ik gormeye ba§lam1§ti. Yiireginden akan kan1 içine s1zd1r1yordu. Muhlis'in gelmesiyle i§ anla§Ilacakt1. Gece oldu, yine ufukta tekerlek bir ay dogdu. Gokten yagan, içe dokunan nurlar, dort yan1 derece derece karanhktan kurtanp her varhga bir hayal goriintiisii vermekte iken, Sema siirekli pencerelere ko§arak Muhlis'in gelecegi yollan bekliyordu. Bo§a geçen her dakika, çarp1nb iizerine çarp1nb y1gd1gindan, zavalh kiz dayanamaz olmu§tu. Boyle ac1kh bekleyi§ anlar1nda gozlerini yollara dikip kalmak, zaman1 biisbiitiin uzatarak ruha çok silonb veriyordu ... Sema, sedirin iizerine uzand1, ba§1n1n altina yasbgi, iizerine battaniyeyi çekti, gozlerini yumdu. Hiçbir §ey gormemek, art1k pek agir geçen saniyelerin i§kencelerini ya~amamak istiyordu. Ba§I ucundan ayr1lmayan annesi, her an kiz1n1n aln1n1 ok§ayip nab1zlar1n1 sayarak: - Yavrum, kendini zorla hasta ediyorsun. Sema Han1m, aglamamak için son çabas1yla kendini s1kti: - Annecigim ... elimde degil. .. Omriimde hiç boyle iç ac1s1 çektigimi bilemiyorum. - Ah cahillik. Kendi kendine ediyorsun. Biraz da ana sozii dinle, iiziilme ... - Vakit geçiyor, hala gelmedi. Gelmeyiverirse, bu gece benim halim ne olur? . - . Ne olacak, Tanr1'ya emanet... Gelmezse gelmeyivers1n. - Ben meraktan ç1ld1nr1m ... - Bu kadar merak ediyorsan, ba§1m1 ortiip gideyim. Muhlis'i bir odaya çaginr, gorii§iip gelirim ... 293


Sema, battaniyesinin altindan çirp1nd1: - Olmaz annecigim, olmaz ... Onunla bu konuyu, ne olursa olsun, ben kendim gorii§meliyim ... O s1rada bahçeden bir ses geldi. Ana k1z, kulak verdiler. Servet Harum: - Hah ... i§te o, seni çaginyor. Sema Han1m, kendini tutamadan battaniyenin altindan f1rlad1: - ~imdi ne yapacagiz? - Kalkma ... Sen yat loz1m ... Sema §a§1rm1§b; ne yapacagin1 bilmiyor gibiydi. Bu emre boyun egerek yatti. Bahçeden, en tath sesiyle Muhlis'in: - Sema Han1m ... dedigi yine i§itildi. Servet Han1m pencereye ko§tu:: - Muhlis Beyefendi, siz misiniz? - Bendenizim han1mefendi. Bu ak§am yine ay l§Igi ne kadar giizel. .. Liitfen Sema Han1m'1 gonderir misiniz? - Oglum, iizerinize afiyet. Sema bu gece biraz rahats1z ... - Rahats1z m1? Ne diyorsunuz? - Nobeti var... - O halde, §imdi kendisini kesinlikle gormeyelim. izin veriniz, yalvannm efendim. Muhlis Bey'i içeri ald1lar. Delikanh odaya girince bir iskemle çekti, hastaya yalon oturdu. Hemen sordu: - Doktor çagnld1 m1? Servet Han1m iiziintiilii, kirgin: - Hay1r efendim ... - Ben §imdi gider, doktor getiririm; ama bendeniz de biraz hekimim... Bakahm kaygilanmayi gerektirecek bir §ey var m1? Elini uzatti, yava§ça hastan1n nabz1n1 tuttu: - Biraz ate§i var. N ab1zlar da fazlaca atiyor... Sema Han1m, kalk az1c1k otur. Bak annenin gozlerinde ya§lar dola§iyor. Ben kan tufan1 içinde bulundum, gozlerimden bir damla ya§ akmad1. Ama inan Sema, baba294


yigit bir askeri de §imdi aglabrs1n. Sana kar§I yiiregim i§te o kadar yufkad1r. Bu sozleri soylerken, gerçekten Muhlis'in gozleri derin bir duygulanmayla bulandi. .. Delikanhn1n, aleyhine §iiphe edilen agir konudan biisbiitiin temize ç1kbgina arbk bundan ba§ka kan1t ister miydi? Ana kiz, içlerinden Jale'nin arabozuculuguna lanetler ederek, bu suçsuz çocuk aleyhine dii§tiikleri kotii dii§iincelerden dolayi pek utandilar. Sema kalkb, battaniyeyi dizlerine çekti. Annesinin sedirin kenanna koydugu yasbga ba~1n1 dayad1. Yiizii, orta yerde yanan kuvvetli lamban1n I§1gina kar§I geldi. Benzinin fazlaca solgunlugu goriindii. Muhlis egilip egilip kiz1n yiiziine dikkatle baktiktan sonra, sesinde derin bir iiziintii titredi: - Ama, §aka degil, Sema, sen epeyce si.iziilmii§siin. Soyleyiniz ne var? Haz1r bu kivama gelmi~ken konuyu kokiinden çozmek için, Servet Harum agir bir soyleyi~le soze ba§lad1: - Oglum, biz biiyiik bir tedirginlige ugrad1k. i§te Sema, birkaç saatin içinde bu duruma geldi. Sizi rahats1z etmek istemiyorum. Ne var ki, ileride ç1kabilecek baz1 saloncalan dii§iinerek, bu i§in gizli tutulmas1n1 da uygun bulmuyorum. Muhlis'in merakla aç1lan gozleri, loz1n1n yiiziinden annesinin yiiziine çevrildi: - Soyleyiniz han1mefendimiz. Ben hiç rahats1z olmam. Boyle ~eyleri bilmemek, tam tersine, bana son derecede ac1 çektirir. Ayaklann1z1 opeyim. Efendim, hiçbir harfini atlamadan anlatin1z. Ne olmu§? Ogreneyim ... - Bugiin buraya kom§umuz ve kom§unuz Jale Han1m geldi. Naki Pa§azade bu addan elektriklenmi§ gibi iskemlesi iizerinden biraz kalkti, yine oturdu. Ka§lan çatild1, gozleri kiiçiildii, solugunun diizeni bozuldu. Sema Han1m, delikanhn1n yiiziindeki bu degi§melere biitiin dikkatiyle bakiyordu. Bu yiiz ve govde hareketlerinde bir tutkunluk, bir sevgi degil, derin bir içerleme, bir tiksinti anlamlan okunuyordu. 295


Servet Han1m devam etti: - Konuktur, ho~ geldi, sefa geldi; ama baloya gider gibi bir k1hkta geldi. Haydi bu da kendi keyfine baghd1r; istedigi gibi giyinsin, ku~ans1n; ama yeni bir medeniyete, yeni bir hayata, yeni bir terbiyeye giriyoruz, diyorlar. San1nm ki ev k1hgi, sabah k1hgi, sokak lohgi, ziyaret k1hgi ... hep bunlar ba~ka ba§ka olacak .. . Sade olacak; zamana zemine, duruma uygun dii§ecek .. . Haydi neme gerek. Bunlann hiçbiri bizim iizerimize vazife degil. Ne var ki evlad1m, bir parçac1k gorgii kurallanndan anlasa, ne dedigini bilse ... Burada terbiyesiz agz1n1 bir aç1~ açt1. .. Aman Allah1m, s1ginacak yer arad1k. Giyimli, ku§amh, elmash, p1rlantah, bir mahalle k1z1. Bir kenar dilberi. Muhlis: - Han1mefendimiz, ne diyor? Servet Han1m: - Ah oglum, onun soylediklerini yan1n1zda agza alamam ... Hep o sozleri, yedi kere s1cak su ve sabunla y1kay1p lavantalad1ktan sonra soyleyecegim. Her nedense Jale Han1m, sizin aleyhinizde çok kopiirmii~ ... Muhlis yerinde kayn1yordu: - Han1mefendi, o sozleri tekrara, bilirim, terbiyeniz uygun degildir; ama efendim, çok yalvar1r1m. Gerçekten pek aynlmayin1z. Sizin için, benim için neler soylendigini, miimkiinse, tamama yak1n olarak biley1m ... - Evlatç1gim, biz bugiin iiziim iiziim iiziildiik, zehirlendik durduk. Bu dedikodular1 yine oldugu gibi tekrarlayarak sizi de zehirlemek istemem. Ozetini soyleyecegim. Jale Han1m'1n amaci sizinle Sema'n1n aras1n1 bozmak. Muhlis, gogusten gelen iniltili bir giilme ile: - Hey hey hey, Sema ile benim arami J ale degil a, ne §eytan bozabilir, ne melek ... - Bu kararla§br1lm1§ evlenmeyi, kendi golgelerimizden saklad1gim1z bu bag'lanI§I, nasil olmu§ bilmem, Jale sezmi§ ... Bilmem ne gibi bir belgeye dayan1yor. Yumruklar1n1 s1karak, "Bu evlenme olmayacaktir!" iddias1yla hayk1r1yor. 296


Muhlis: - Sizce bu kadar iiziintiiyii gerektiren §ey bu muydu? Ha§a huzurunuzdan, bu sozler, bu iddialar umutsuzlugun dogurdugu çilginca bir edepsizlikten ba§ka bir §ey degil. .. Servet Han1m: - Sozde, siz Jale'ye ilan-1 a~k etmi§siniz. O, kar§Ihk vermek tenezziiliinde bulunmamI§ ... Muhlis morararak: -Ah, beni kotiilemek isteyen dii§man1m bir kad1n olmaya idi, §imdi onu yakas1ndan siiriikleye siiriikleye huzurunuza getirir, kendi sozlerini kendisine yalanlatir, sizden af diletirdim. Servet Han1m: - Ve yine sozde, siz rast geldiginiz kiza tutulur, evlenmeden soz açar, sonra kaç1p gidermi§siniz ... Muhlis: -Yoksa ona inand1n1z m1? Servet Han1m: - inanmad1k yavrum, inanmad1k. Ama ne yalan soyleyeyim, iiziintiiden de kendimizi alamad1k. Biliyoruz; sizin suçunuz yok, bizim hiç yok. Ancak, niçin bu yolda sozler olsun ... - Ben bilirim ne yapacagimi. .. Onu elbette bu soylediklerine pi§man ederim. Kad1na saygi gerekli ise de, boylelerine degil. -Aman yavrum, terbiyesize uymay1 size yara§tirmam; kotii ile ba§a ç1kilmaz. Ele giine bir parmak bai oluruz. En iyisi, bu dedikoduyu elden geldigince, k1sa kesmektir. çirkefe ta§ atmadan iizerimize s1çratt.1k. Atarsak, Allah esirgesin, bilmem ne olur? - Bu kotiiliikleri b1çakla kesmek için yaln1z bir çare var... - Nedir efendim? - Nikah1, olabildigi kadar çabukla§brmak ... - Bunda hakk1n1z var; peki, çah§mah ... - Hemen bugiin yann ... - Ama bu kadar çabuk olamaz ... - Han1mefendimiz, niçin olamazm1§? Affedersiniz, annemle siz gorenekten aynlmak istemiyorsunuz. Evlenecek Sema ile ben degil miyim? Diigiin için sizin 297


gerekli gordiigiini.iz §eylerden biz vazgeçiyoruz. Ratta di.igiin sozi.inii bile pek fazla goriiyoruz. Di.igun bizim gonliimi.izde ... imamla muhtarlara birer tabak tath yedirdikten sonra, e§imle el ele tutu§up haz1r odalanm1zdan birine giriverecegiz. Oldu bitti, vesselam.O) O zaman Jale Han1m'1n da dili tutulur; ba§kalann1n da sesi kesilir. Servet Han1m'1n yiiziinden, biraz onceki iizi.intiiniin karabulutlarI s1ynlmI§b. eimdi yak1nda damad1 olacak genci, gozlerinden ya§lar s1zarken bir sevinç gii.li.imsemesiyle dinliyordu. Muhlis, bir si.ire gonliini.in bi.itiin ozlemiyle, a§loyla ve uzun, sessiz, i§tahh sevgi nefesleriyle Sema'y1 ince ince siizdi.ikten sonra: - Kiiçiikhan1m, sen bir §ey soylemiyorsun? Jale'nin aleyhimde diizenledigi suçlamalar iizerine, oyle san1yorum ki beni mahkiìm etmeye karar verdin. Biraz iiziilmii§siin; ama agiz açmayacak kadar da hasta degilsin. Ay I§Igi çok gi.izel. Kalk seni bahçeye ç1kar1p biraz gezdireyim ... Aç1hrs1n ... Jale, yine bizi dinlemeye gelirse agiz birligi edip de onu kiskançhktan kudurtacak §eyler konu§ahm. çatlatahm ... Benliginden ve belki biiti.in gozeneklerinden sevgi ate§i f1§k1ran bu candan delikanhn1n, pek az bir si.ire aleyhinde dii§iinmii§ oldugundan dolayi, Sema Han1m vicdan1na kar§I pi§manhk duydu ve ni§anhs1n1n kendisini niçin bahçeye gotiirmek istedigini anladi. J ale ile aralannda geçmi§ oldugunu itiraf etmi§ oldugu seri.ivenle ilgili verecek kiiçiik bir hesab1 vardi. Besbelli ̧te onu verecekti. Sema Han1m, arkas1na ince yiinden bir omuz orti.isii ald1, davrandi. Saatlerden beri çektigi derin iç s1lontilar1n1, acilar1, Muhlis'in sozleri bi.iyi.ilii bir iksir gibi silmi§, iyile§tirmi§ti. Servet Han1m, iki gencin bahçede konu§acak §eyleri oldugunu anladi. Bu gezintiyi onlemek istemedi. Muhlis, k1z1 kah kolundan, kah belinden tutarak merdivenlerden indirdi, di§an çiktilar... Biraz once Sema Han1m'a iizi.inti.i veren ay, §imdi panl panl, ablak yiiziiyle giiltiyordu. Gokler, yerler, agaçlar, biitiin doga {1)

298

Sazi.in k1sas1; art1k bitti;

i~te

bu kadar diye sazi.i kesme deyimi.


ne kadar degi§mi§ti. Bu çabuk degi§me, evrene nereden gelmi§ti? Degi§en, goril§ alan1n1 çevreleyen diinya parças1 degil, kendi gonlii idi. insanoglunun sevinci, iiziintiisii, yine kendi iradesine boyun egmeyen ne kadar ufak tefek olgulara baghydi. .. Muhlis, sevgilisini gecenin çevrede uçu§an ugursuzluklanna kaptirmaktan korkar gibi, hemen kollar1 aras1nda, iizerine titreyerek gotiirdii. Yine korulugun kenanndaki ye§il bahçe kanepesine yan yana oturdular. Egilip egilip, içini çeke çeke, ay I§Iginda kiz1n pek solgun duran yiiziine bakiyordu. Hiçbir soz soylemeksizin baki§lan birbirine birkaç kez çarp1§b, siiziildii. Kar§ihkh olarak her ikisinin de goniillerine akti. Hafif bir bayginhkla yiireklerinde bir §ey eriyor gibi oldu. iki gonliin ayn1 sevda vuru§lan ne kadar tathyd1! Muhlis, birdenbire Sema'n1n yiiziinde, rengi uçuk bir giiliin iizerinde çiy parlar gibi ayin aksiyle iki nur damlas1n1n yuvarland1gin1 gordii. Hemen kiz1n oniinde diz çokerek, biitiin ruhunun titreyi§iyle: - Semac1gim ... - Efendim ... - Aghyorsun? - Evet ... -Ama niçin? - Bilmiyorum ... - Sana bir damla gozya§1 doktiirmemek için, biitiin kan1m1 ak1tmaya haz1r1m ... Soyle bana niçin aghyorsun? - Muhlis, bilmiyorum. - Bilirsin Sema... - Ìçimde kaç saatten beridir biriken bir yangin, ç1bana benzer bir ac1 var... Biisbiitiin iyile§mek için, belki o s1z1yor. - Bu saatte mutlu degil misin? - Mutluyum ... Belki de mutlulugumun biiyiikliigunden aghyorum .. . - Bundan sonra, boyle birden kabaran bir firtinaya yer vermemek için, istiyorum ki aram1zda hiçbir bulut kalmas1n ... 299


- Hep bu bora belirtilerini senin biiyiileyici solugun, erkekçe sozlerin dagitabilir... - Bende hala ku§kunu, merak1n1 uyand1ran bir §ey varsa, hiç s1kilma sor; cevaba haz1nm. - Niçin sormuyorsun? - Gerekir mi? - istiyorsun ki gonliinii ke§federek ben soyleyey1m ... - Sen, mertçe sozlerinle, gonliimiin biiti.in acilar1n1, yikad1n. Yaln1z yiiregimde irice bir eziklik, yoklad1kça ac1yan bir bere var... Sana inan1yorum Muhlis. istersen aram1zdaki bu soru ve cevap yapraklar1n1 açilmamak iizere biisbiitiin kapayahm ... Kar1 koca olmaya soz verdik ... Kendimizi birbirimize uygun bulduk. Goriiyorum: Sen yiiksek yarad1h§ta bir çocuksun ... El bette yiireginde bana soylenmeyecek ac1 bir s1rn saklayarak benimle birle§miyorsun ... Benim de senin gerdegine boy le bir s1rla gelecek yaradil1§ta bir k1z olmad1gim1 anlam1§s1nd1r. O halde §Unun bunun dedikodulanna bakarak niçin iiziiliiyoruz? - Evet Sema'c1gim, hakh soyliiyorsun ... Ben birbirimize giivenmek için vermi§ oldugumuz sozleri yeter gormii§tiim. Goniillerimizin birle§mesinden sonra, yasan1n bizi birle§tirecegi ani bekleyip duruyordum ... Aram1zda, elimizde olmadan, umulmad1k boyle bir f1rbna ç1kt1. Sonra dindi; ama ben senin temiz yiiregin~e, yoklad1kça s1zlayan bir bere izi kald1gin1 istemem. Iznin olursa, kiiçiik bir aç1klamayla konuyu kapatay1m ... - N as1l istersen ... - Ad1n1 agz1ma almak istemiyorum ... i§te o ugursuz kad1n ... Bu ko§ke ta§1nd1gim1z gi.inden beri ... nasil soyleyeyim... Birtak1m garip, a§iiftece ve hatta aç1k saç1k davran1§larla bak1§lar1m1 iizerine çekmeye ugra~1yor... Annelerimizin ve senin içinde bulundugunuz bu cinse a§1r1 saygimdan dolay1, ettigi hafifliklerin, hoppahklar1n, yiizsiizliiklerin birçogunu, susarak geçecegim. Benim sokaga ç1kacagim saatleri hesaplar ve hemen her ç1k1~ta, en diizgi.inlii ve dekolte tuvaletiyle yolumun iistiinde bulunur. Kir1tarak bir temenna 300


edi§i, baygin baki§lar1, anneme selam yollay1§lar1, bir soz açmak için elveri§li durumlar arayi§lar1 vard1r. Ben de durmaks1z1n, sozii bir tek cevapla keserek, askerce selam verip geçerim. Bu gidi§le kendisini bana satamayinca, taktigi degi§tirdi. Vakitli vakitsiz bizim eve gelmeye ba§ladilar. Benim, kad1n konuklarla oturup gorii§mek adetim degildir. Hep onun kulplarin1 bozarak, her zaman SIVI§bm. Bunu~~a da istedigine eremeyince, ba§ka bir yol dii§iindii: Uç yiiz on alti<l) dogumlulardan bir yegeni varm1§: Ahmet Nadir Bey... Bu çocugun askerlik i§iyle ~lgili, kan§1k ve çetin i§lemli bir numaras1n1 getirdi. l§in soru§turulmas1n1; eger §ubede tan1d1klar1m varsa, elden geldigince piiriizlerin ay1klanmas1n1 benden rica etti. Bu i§i biitiin biitiin ba§tan savmayi nezakete uygun bulmad1m; kagid1 ald1m, gittim soru§turdum; sonra i§i anlattim. Bundan otesinin, yetkimin dl§lnda oldugunu soyleyip çekildim ... Zaten bu temize çikmayi and1ran sozlerin hiç de yeri kalmam1§b. Sema, gozlerinin ilk kar§1la§mas1nda sevgilisinin suçsuzlugunu anlarin§b. ~imdi derin derin birbirlerinin gozbebeklerine bakarak sustular; ruhtan ruha konu§uyorlardi. Bu goniiller konu§mas1nda, artik hiçbir duygu saklanamazdi. Boyle sozstiz, birbirlerini daha içten hissettiler; daha aç1k olarak sezdiler. Sema, pek solgundu; nem artti. Muhlis: - Biraz hastas1n. Haydi giizelim, seni içeri gotiireyim. Yat, rahat et ... Sema: -Ya sen, Muhlis? Sen de iiziildiin. Bu nemde durma; yatagina git. - Hay1r... Ben daha birkaç saat buralardayim; bekçilik gorevimi bitirmeden bir yere gitmem ... - Ya dola§1rken ona rast gelirsen? - O zeki lozd1r. Bu gece yolumun iizerinde bulunmaya cesaret edemez. (1)

1910.

301


Agir agir ko§kiin kap1s1na kadar gittiler. Ay (1§1gin1) bir giimii§ giilsuyu kab1ndan dokiiliir gibi, çiylerin p1r1l pini iizerlerine serpiyordu. Muhlis egildi, kiz1n nazik parmaklann1n ucundan ate§li duygularla optii. ikisi de hafifçe titriyorlard1.

11 Diiguniin elden geldigince çabukla§bnlmas1na karar verdikten sonra haz1rhklara ba§lad1lar. Ne var ki her iki taraf da birbirinden saklamaya ugra§makla birlikte paraca biiyiik s1lonti içinde idiler. Satilacak §eyler satihyor, ahnacaklar ahn1yor; agir faizlerle gizlice borçlaruhyordu. Bir yandan da Sema Han1m hiç durmuyor, el i§leri yap1yor; ufak bir gelirin de bu yoldan saglanmas1na ugra§1yor, kazanc1n1n yans1n1 aracilara kaptirmamak için yi.izii gozii s1loca peçeli olarak, i§yerlerine kendisi gitmekte devam ediyordu ... iki aile aras1ndaki dostluk biiyiidii. Sema Han1m'la Muhlis Bey, biraz daha senlibenli oldular. Ay I§lgi ya da karanhk; (hava) ya§ ya da kuru, nasil olursa olsun, arahks1z her gece kol kola bahçede dola§1yorlardi. Geceleri birkaç saat gorii§mek, birbirlerinin tath duygulan içinde ya§amak vazgeçilmez bir ihtiyaç halini almt§tI. Bir gece ah§Ild1gi iizere Muhlis, sevgilisinin penceresi altinda dola§arak birkaç kez yukan seslendi, ama cevap alamadi. Kiz hastalanm1§ m1, yoksa umulmad1k bir §ey mi olmu§tu, merak etti. Ko§kiin kap1s1n1 çaldi. Kar§1s1na ~ebiyelda ç1kti. Her zaman içten, saf, s1cak sozleriyle bir kahve cezvesi gibi kopiiriip ta§an Arap, bu gece durgun, iizgiindii ... Muhlis: - ~ebiyelda ... Arap: -Afand1m ... - Kiiçiikhan1m1 bana çagir... 302


- Kiiçiikhan1m yok ki ... Muhlis §a§alayarak: - Nereye gitti? - Bilmiyorum ki ... - Biiyiikhan1mefendi burada degil mi? - Burada, ama kiz1n1n nereye gittigini o da bilmiyor ki ... . ~ebiyelda, dili dola§a dola§a verdigi bu olumsuz cevaplarla Muhlis'in akhn1 altiist etti. Zavalh dad1dan iç serinletecek bir soz alamayacagin1 anlayan delikanh: - Kalfam, biiyiikhammefendiyi gormek isterim ... N aki Pa§azade, daha ciimlesini bitirmeden merdiven ba§1nda Servet Han1m'1n sesi duyuldu: - Beyefendi, buyurunuz yukanya ... Muhlis, merak1n1 bir ayak<l> once çozebilmek için, basamaklar1 iki§er atlayarak yukan firlad1; Sofada Sema'n1n annesiyle goz goze geldi. Han1m, Muhlis'in gozlerinden sessiz; ama biiyiik bir merak aleviyle yanan soruyu anlam1§b: - Odaya giriniz oglum, anlatay1m ... içeri girdikten sonra: - Anlatayim, diyorum; ama ne anlatacagim1 ben de bilmiyorum. Sema bugiin istanbul'a indi, hàlà donmedi ... i§te bu kadar... - Gece kalmak iizere mi gitmi§ti? - Hayir... - O halde onu bu gece istanbul'da kalmaya zorlayacak ne gibi bir engel akhn1za geliyor? - Dii§iiniiyorum, akla uyar bir §ey bulam1yorum ... Muhlis sustu. Bogaz1nda bir kuruluk duyuyor; soracak bir soz bulam1yor gibiydi. Birkaç dakika sessiz geçti. Yann1n kaynanas1yla damad1, birbirlerine kar§I durumlann1n ne kadar nazik oldugunu anhyorlardi. Muhlis'in sormak istedigi birçok §eylere nezaketi engel oluyor, diii varm1yor; ha(1)

An.

303


mmefendi, k1z1n1n kaybolu§una uygun bir oziir arar gibi tav1rlar gosteriyordu. Sonunda Muhlis Bey, kiiçiik bir sorguya giri§mekten kendini alamad1: - Nereye gittiydi efendim? - istanbul'a indi ... - Ne i§ için efendim? - Haz1rhgim1z; bilirsiniz ya ... Baz1 ufak tefek almak için ... - Hiç boyle geciktigi olur muydu? -Asia ... - Demek merak edilecek bir olay kar§1s1ndayiz? - Niçin boyle dii§iiniiyorsunuz? Muhlis saatine bakarak: - çunkii son vapur~n, son trenin zaman1 geçti. Bu saatte Sema Han1m Istanbul'da ise, artik buraya donemez ... - Ne yaz1k ki evet ... Bu yaz1klanmayla kan§Ik onaylama iizerine, N aki Pa§azade, gerilen sinirlerinin zorlamas1na dayanamad1 hemen ayaga firlad1. Ùziintiiden delikanhn1n yi.izii kan§ti; sanc1 çeken bir hasta kasilmalar1 ald1. Han1mefendi §a§1rarak: - Nereye oglum? - istanbul'a ... - Bu saatte? - Evet ... - Ne ile geçeceksiniz istanbul'a? - Hiçbir §ey bulamazsam uçak gibi havalan1r geçerim ... Bu gece Sema'y1, boyle ans1z1n bir kaybolu§un karanhgina b1rak1p bekleyemem. Gidip nerede ise mutlaka bulmahyim ... - Nerede bulacaks1n1z? - Bu konuda lutfunuza s1gin1r1m. Olagani.istii bir engel Sema'yi istanbul'da ahkoyarsa, geceyi istanbul'da geçirmesi dii§iiniilebilen yerleri birer birer bendenize sayars1n1z. Gider hep oralar1 dola§1r1m ... Han1mefendi dii§iinmeye ba§lad1. Muhlis kab1na s1gnuyor; odan1n içinde doniip dola§1yordu: 304


- Sema Han1m bir otelde kalamaz ya; herhalde gidip akraban1zdan, dostlar1n1zdan birinin evinde yatacaktir. Bunlar1n da hangi semtlerde olduklar1n1 siz, bendenize pek iyi tarif edebilirsiniz ... - Ah oglum, telaç1n1z1 goriiyorum. Sizi biisbiitiin merak ve ac1h s1k1ntilara dii§iirmemek için soyli.iyorum: Sema'n1n kendi evinden baçka bir yerde yatmak asla atleti degildir. Zaten istanbul'da akraba, dost da kalmad1 ya ... i§te ben de art1k iizi.intiimii saklayamayacak bir duruma geldim ... Bununla birlikte, durunuz, size kalabilecegi yerleri bir bir sayayim ... Han1mefendi dii§iiniirken, alt katta kap1lar aç1ld1, kapand1; gezinmeler, konuçmalar oldu. Servet Han1m kulak vererek: - Beyefendi, hay1rd1r in§allah. Durunuz bakahm. Bir haber var... dedi. · Haber iyi miydi, kotii miiydii? Kiiçiik bir çarp1nti, ikisinin de nefesini tikar gibi oldu. Bekliyorlardi. $ebiyelda, merdivenleri yaç1n1n elverdiginden fazla bir çabayla ko§arak çikm1§ oldugunu gosteren puflamalarla odaya girdi; elinde getirdigi bir kagid1 han1mefendiye uzatti: - Bu telgrafm1§ ... telgraf... içinde baçka kagit da varm1ç. Ùzerine ecza koyacakm1§s1n1z ... Han1mefendi: - Ah dad1c1gim, ecza degli, imza. $ebiyelda: - Ne bileyim ben? i§te oyle dedi, oyle soyledim ... Ne koyacaksan koy da gotiiri.ip vereyim. Taze çocuk bekliyor a~agida. H1rs1zlardan korkmadan bir ba§1na buraya kadar nasil gelmi§ bilmem ki ... ma§allah! Muhlis Bey hemen ceketinin yan cebinden bir kur~unkalem ç1kanp han1mefendiye uzatti. O da kagid1 imzalayarak dad1ya geri verdi. Telgrafi açtilar; kisa ci.imlelerin usti.inden dort goz koçtu. Okunan çu idi:

«Saatime aldandim. Son vapuru kaçirdim. Mestan dadimdayim. Merak etmeyiniz. Se ma» billur kalp

305/20


Anne han1m gozler baygin, ba§ bir yana çarp1k; eliyle gogsiinii s1vayarak bir "Oh!" çektikten sonra: - Hele yarabbi §iikiir, meraktan kurtuldum, dedi. Muhlis'e sevinme yerine bir durgunluk geldi. O, hala telgraftan bir §ey anlamam1§ gibi, gozlerini satirlardan ay1ram1yordu. Servet Harum: - Oglum, i§te artik iiziintiiyti gerektiren bir §ey kalmadi. .. Ne oldugunu ogrendik... Delikanh soyleneni anlam1yor; okudugu ciimlelerin aç1k anlamlar1n1n altinda gizli anlamlar ç1karmaya ugra§1yor gibiydi ... Dalgin, tizgiin gozlerini birdenbire han1mefendiye çevirdi: - Efendim, bu Mestan dadi kimdir ve evi nerededir? - Eski ç1raklanm1zdan<l) pek iyi bir Habe§'tir. Bir suyolcuya<2) verdik. Salih Aga pek Miisliiman bir adam. Evleri H1rkai§erif'tedir... - Miisaadenizi dileyecegim. - Ne için efendim? - Bu gece Salih Aga'run evine gitmek için. Servet Han1m bu delice dii§iinceden §a§1rarak: -A oglum, nas1l olur? - N as1l olacagin1 hiç dii§iinmem... Ben §imdi istanbul' a(3) geçmenin herhalde bir yolunu bulurum. -· Ama neye yarar? - Neye yarayacagin1 bilmiyorum. Yaln1z gonliimde Sema'yi gormedikçe dinmeyecek bir s1k1nti... nasil soyleyeyim; katlanilmaz bir ac1 var... (1)

(2) (3)

306

Eskiden saraylarda ve konaklarda bogaz1 tokluguna çah~an ya da esir olarak almm1~ olan hizmetçiler, halay1klar, ya~lari ilerleyince beyleri tarafmdan uygun bir kimseyle evlendirilir, esir iseler ellerine "hiiccet" denen ozgiirliik belgeleri verilirdi. Bu hukuksal i~leme, "çirak çikarmak" denirdi. Eskiden su yollarmm balomm1, onarimm1 yapan kimse. O zamanlar, Haliç'le Marmara denizi arasmda yer alan sur içi bolgesine, giinliik dilde "istanbul" denirdi. H1rkai~erif semti de, bu bolgede, Fatih ilçesindedir.


- Yavrucugum, §imdi gece yar1si... Sen buradan H1rkai§erif'e gidinceye kadar sabah olacak ... Han1m1n gozleri Muhlis'te, delikanhn1nkiler hala telgrafin satirlannda, bir siire sustular. Sonunda han1m soze ba§lad1: - Oglum, sen, hani ya ko§kiimiiziin bekçiligini yap1yordun? Sema burada yok, diye bizi yaln1z m1 b1rakacaks1n. Kiz1m orada giiven altindad1r. Bu yiizden hiç ku§kum ve kaygim yok. O, yar1n erkenden gelir. Sema burada, yastigin1n altinda dolu bir tabancayla bizim için yar1m erkek demekti. Bu gece k1z1m yok. Sen de gidersen benim burada, govdeleri, ak1llan çokmi.i§ i.iç ihtiyar emektarla halim ne olur? Han1mefendinin, yaln1z hizmetçileriyle ko§kte geçirilecek yanm gece için dii§iindiigu tehlike, ashnda pek de vara benzemiyordu, ama kad1n1n bu sozlerinden, ba§ka bir maksat anla§1hyordu. Her nedense, Muhlis'in, k1z1n1n yan1na gittigini istemiyordu. Delikanh, bu noktaya balmumu yap1§brdi.(1) Servet Han1m, Sema'yi gormemenin bu çocuga çektirdigi i.iziintiiniin derecesini bileydi, belki boyle soylemezdi. Muhlis, k1z1n1n sevdas1ndan sonra, biraz da annesinin mantigi i.izerine egilerek di.i§iindii: Evet ... Biitiin ovi.inç ve istegiyle bekçiligi i.istiine ald1gi ko§kii boyle bir gecede yaln1z b1rak1vermek pek uygun dii§meyecekti. .. Elindeki telgraft katlad1, cebine soktu. Sema'dan gelen bu haberi bir muska gibi iizerinde ta§imaktan bile bir avuntu, bir tathhk ve mutluluk duyuyordu. Sonra iizgi.in i.izgiin, dii§iinceli: - Han1mefendimiz, dedi, gonli.imii sizden gizlemeye gerek gormiiyorum. Miisaade ederseniz bir §ey soyleyecegim ... - Miisaade ne demek? Buyurunuz, dinliyorum. - Ama, rica ederim beni ay1plamayin1z ... - Estagfurullah ... ( 1)

Bu nokta dikkatini çekti.

307


- Ben Sema'y1 çok seviyorum ... - Tanr1 sevginizi art1rs1n oglum. in§allah uzun yillar birlikte mutlu olursunuz. Benim goziim de arkamda kalmaz. Onu size teslim ettikten sonra mezarda, rahat yatar1m. - Yok valide han1mefendi... Size de, anneme de, torunlar1n1z1 ok§atmad1ktan sonra ikinizi de bir yere sahvermem. Sema ile benim evlenme mutlulugumuzu tamamlamak için, daha pek çok yillar bize laz1ms1n1z. - iyi dileginize te§ekkiir ederim. Ne var ki biz merdivenin yar1s1ndan çogunu indik. Tanr1m size uzun omiirler versin. Sizden hiç ayrilmak istemeyiz, ama ne yapahm ... diinyan1n diizeni, Tanr1'n1n yaz1s1 boyle ... - Han1mefendi, b1rak1n1z §imdi ahreti. Tanr1'ya §iikiirler heniiz hepimiz buradayiz ... Ama bilmiyor musunuz §U anda ne kadar ac1h ve s1k1ntihy1m ... - Niçin yavrum? Merak edecek bir §ey kalmad1 ki ... - Sema'n1n bir gecelik ozlemi beni fena bir hale koydu. $u k1sac1k kaybolu§ dolayis1yla bu gerçegi ya§amam1~ olayd1m, sevgimdeki ~iddetin bu derecesini bilmeyecektim. ~imdi ogrendim. Onsuz bir giin edemeyecegim ... Bilmem ki bu dii§kiinliik bir genç için bir mutluluk mudur, bir felaket midir? - Niçin felaket olsun ... Oglum, Tanr1 birbirinizden ay1rmas1n. Anas1y1m diye soylemiyorum; Sema da, her bakimdan, bu sevginize yara§Ir bir k1zd1r. - Sizden bu gece biiyiik bir dilekte bulunacagim ... - Nedir yavrum? Buyur... - Bu iyiliginizle içimdeki ac1ya biraz merhem siirmi.i§ olacaks1n1z ... Ne var ki dilegimi biraz tuhaf bulacagin1zdan korkuyorum ... - Hiç çekinmeyiniz, soyleyiniz. Buras1 da sizin eviniz degil mi? Ben de sizin bir anneniz degil miyim? -Miisaade buyurunuz Sema Han1m'1n odas1na ç1kay1m. Onun samimi çevresinde, onun e§yalan aras1nda, ona degmi§ havayi koklamakla belki biraz avunabilirim ... istek pek teklifsizce idi. Her ne kadar bu çocuk yak1nda kendisine damat olacak idiyse de onu §imdiden '

308


kiz1n1n odas1na ç1kar1p yatirmayi, eski goreneklere bagh bu gelenekçi kad1n1n zihni pek kabul edememekle birlikte, biisbiitiin geri çevirmeyi de uygun bulmad1: - Peki oglum, ancak k1z1m1n odas1nda Firuze ile Htisntimelek yatiyorlar. Ben de bu gece onlar1n yan1nda kalmak niyetinde idim. çocukturlar, belki aç1hrlar, bir §ey olurlar. Miisaade ederseniz kizcagizlan benim odama getireyim. Sonra yukan buyurunuz. - Rica ederim, çocuklara dokunmayin1z. Rahats1z olmas1nlar. Bendeniz mutlak Sema Hamm'1n odas1na ç1kmak istemiyorum; çiinkii yatacak degilim... On un bir odas1 olsun. içinde bir yaz1 masas1, kagit kalem bulunursa daha çok te§ekkiir ederim. Biraz yaz1 ile ugra§acagim. - Oyle ise, yatak odas1n1n yan1ndaki kiiçiik odaya buyurunuz. Yaz1 masas1 oradad1r. Oda biraz dagin1k ama, siz yabanc1 degilsiniz. Kusura bakmazs1n1z ... Servet Han1m, damad1n1 iist kata ç1kard1.

12 Muhlis'i obiirlerine gore kiiçiiciik bir odaya soktular. Ye§il çuhah, geni§, belki pa§a babadan kalma ceviz yaz1 masas1n1n iizerine bir lamba koyarak savu§tular. Kar§ida içi Tiirkçe, Frans1zca; eski, yeni ciltlerle dolu bir kitaphk bulunmakla birlikte, buras1 zihinle ugra§ma odas1 olmaktan çok, bir sand1k odas1na benziyordu. Duvarlarda, Sema'n1n, iizerlerine ince birer orti.i çekilmi§ renk renk ipekli, tiillii, dantelli elbiseleri as1h ... Bir kenarda zarif birkaç çift iskarpini, uzun, kisa konçlu, glase,<1) podiistiet,<2) kadife potinleri. .. Onun kiiçiik, nazik ayaklar1n1n biçimini gosteren, onun kulland1gi hep bu §Ik §eyler, Muhlis'e çarp1nti getirdi. (1)

(2)

Ayakkab1 yap1mmda kullamlan, ayna gibi parlatilm1~, siyah deri; rugan. Yiizii ince havh bir tiir deri. Ayakkab1 ve çanta yap1mmda kullamhr.

309


Odan1n içi, hep onun kad1nhk ozelliklerini gosteren e§yalar; havas1, onun siiriindiigu yasemine benzeyen hafif, baygin koku ile dolu idi. Bir sand1gin iizerine firlatilm1§ aç1k menek~e, onii, kollar1 i§lemeli, kullanilm1§ bir bluzunu buldu. Bunu, arkas1nda birkaç kez gormii§, mavi gozleriyle saglad1gi uyuma bayilmi§ti. Bir tap1nma CO§kusuyla yiiziine goziine siirdii, optii, optii; biitiin ruhunun ate§iyle optii. Ald1gi koku kendisini uzaylann bo§luklan içine atti. Biitiin madde diinyas1yla ili§kisini yitirerek, uçtu, uçtu. O ~imdiye kadar a§k1n kanatlanyla boyle eri§ilmez diinyalara uçmam1§b. Diinyadaki tiirhi tiirlii mezhepleri, insanlar1n cans1z §eylere tap1nmalann1, feti§izmi dii§iindii. Bu evrende giiliinecek hiçbir §ey yoktu. Bilginlerin, bilgisizlerin ruhlan hep tap1nmak için yaratilmi§tI. Ruhlar aras1ndaki bu birbirini çekme giicii, kimi zaman e§yaya da geçiyordu. Gordiigumiiz biiyiik genel çekim kanunu gibi, yarad1h~1n diizenini tutan da, belki i§te bu birbirini çekip bagla§ma idi. Tap1nilan ve yonelinen §eyler ne haçb, ne puttu, ne mihrapti. Ruhlann, bunlar1n arkalar1nda sezerek yand1klan gizli bir §ey vardi. Muhlis'i bu sonsuz evrenlere uçuran, heyecanlara dii~iiren o bez parças1ndaki bu biiyii ne idi? Bu, ta Havva anam1zdan Sema'ya kadar geliveren alevin biiyiisiiydii. Biitiin yaratiklar, hep boyle duyguca atadan ataya geçen soy miraslann1n s1rlan içinde ya~1yorlardi.

Hayat, bilinip bilinmeyen anilann toplam1ndan ibaret bir ~eydi: istiyoruz, istemiyoruz; yan1yoruz, ii§iiyoruz; ama niçin, bilmiyoruz. Ruhlanm1z, zavalh kelebekler gibi çekici bir ate~in çevresinde doniip ç1rp1n1yor. Bu ate~le y1kanman1n tad1n1 heniiz hiç tatmamI§, tertemiz duygulu toy insanlar da bu odaga atilma a~­ kiyla doniip çild1nyorlar. Bu Mevleviligi goniillere ogreten hangi gii_çtiir? Biz bilip bilmedigimiz anilar1n yedi§lerine uyarak yiiriiyoruz. Ya§anilan her an geçicidir; ama beyinlerimizin saghklar1 siiriip gittikçe, o anlar1n bizde b1raktiklan iiziinti.iler, zevkler, acilar bi.itiin hayatim1zda kalmahd1r. Ve oyle etmenler vard1r ki ... Kimi kez bir

310


hafif korku, ufak bir ezgi, içinde sevi§erek ya§anm1§ bo§ bir ev, dudak dudaga fisiltilar edilmi§ bir bahçe, bir havuz kenar1, bir çardak, bir kameriye alti, ye§il perdeleriyle iki gonlii saklamI§ bir balkon ... Zihinlerde tazeledigi sevinçler ve ac1larla insani saatlerce dii§iindiirmek, kimi zaman da hiiziinhi ya§lar doktiirmek için yeter... Ne§e diyorum; duygulu, iizgiin yaradil1§h insanlar için bu evrende ne§e pek azd1r. Ya§anm1§ tath demler olsa bile, geçmi§ omiirler olmti§ zaman sayilacagindan an1lmalannda her vakit bir gontil iizgiinliigu varchr... Muhlis'i deli eden, hep bir ani idi. Sema'n1n saf benligini, btittin e§yalardan sarho§ edici bir içki gibi içerek çild1r1yordu. insanoglunun bu korkunç hastahgindaki tuhafhklar1 niçin saklamah? Naki Pa§azade, k1z1n kirli çama§1rlar1n1 koklamakla doymaz bir ate§ içinde kendini yitiriyordu. Ama Sema'n1n izni olmaks1z1n ve sanki bir hirs1z gibi, onun en gizlenecek §eylerini kan§tirmaya hakk1 var m1yd1? Servet Han1m, besbelli yak1nda damad1 olacak bu gencin mertçe ahlak ve terbiyesine giivenerek onu kiz1n1n odas1na ç1karm1§, orada yaz1 yazmaktan ba§ka bir §eye el siirmeyecegine inanm1§tI. Muhlis, bu konuda vicdan1 ontinde hiç sorumlu degildi. O, kotti niyetle hiçbir §ey kar1§tirm1yordu. O, kendisini yeni din ve yeni a§kin put tap1nagi içinde bulmu§tU. Gordtigu her putun oniinde ruhunun dayan1lmaz ta§k1nhklar1yla durup tap1n1yordu. Kendisi için bu, pek yiice bir tap1m§ti. Muhlis, kar1§tird1gi her elbise ve çama§1r1n aras1ndan ald1gi giizel koku ile daha çok kendinden geçip tutu~arak dola§1rken, birdenbire duvarda, bir manto ile bir etekligin aras1ndaki çiviye as1h, portakal rengi kadife iizerine uçan bir kirlangiç i§lenmi§ giizel bir kad1n çantas1 gordii. Bu renk, bu siyah ku§, zavalhn1n beyninde hemen bir an1yi tutu§turdu. Gozleri biiyiidii, elleri havaya kalkb. Pek korkunç bir §ey gormii§ bir dram aktorii iirkiintiistiyle birkaç ad1m geri çekildi. Bu çantayi Meydanc1k'ta, kebapç1 dtikkan1ndan, sokakta bir delikanh ile konu~tugunu seyredip de Sema'ya benzettigi, yiizii tan1nmaz biçimde peçeli kad1n1n elin-

311


de gormii§tii. O zaman bu benzeyi§, "Olabilir mi?"den ileri geçmemi§ti; ama §imdi, bir gerçekle kar§I kar§1ya gelmi§ti... O giln, Sema'ya olan a§1n sevgisinden ve saygis1ndan, yi.iregi ondan yana birçok kan1tlar bularak bu ihtimali çi.iri.itmi.i§, rahat etmi§ti. $imdi ne yapacakti? Hala ondan yana tan1khga çagrilacak kan1tlar bulunabilecek miydi? Bu çanta hangi fabrikan1n mah idi? Yap1c1s1 bunu bir tek yapmad1 ya? Ayn1 mal ba§ka kad1nlann ellerinde de bu bulunamaz m1yd1? Zavalh çocuk, Sema'yi ve kendisini kurtarmak için bu c1hz, bu zorlama ihtimallerin avuntusu içinde yanarak terlemeye ba§lad1. Varacagi sonuç, pek korkunca benziyordu; ama sonuna kadar gitmek gerekti... Bu, bir çe§it intihar demekti. Yi.ireginin iizerine oldi.iriicii bir darbe indirecekti; ya kendisi olecekti, ya a§kl. .. ya da ikisi birden ... Muhlis uzand1, çantay1 çividen ald1. Açar açmaz patlayacak bir bomba imi§ gibi, onu elinde yiirek parçalayan tereddiitlerle bir si.ire tuttu. Her zaman vicdanlar1na danI§bktan sonra i§ yapmaya ah§rnl§ olanlarda, ruhun kazanrn1§ oldugu soylu bir terbiye vard1r. Her i§lerini bu mehengeO) vurmad1kça rahat edemezler. Muhlis, bu pek dogru yiirekli çocuk, bu yiiksek ah§kanhgin1n etkisiyle dii§i.indii. çantayi açmaya izinli miydi? Ya içinden Sema'n1n suçlulugunu degil, tertemiz oldugunu ispat edecek §eyler çikarsa ... Boyle olunca, onun ailesiyle ilgili baz1 s1rlar1n1 kar1§brm1§ olursa, bu pi§manhgin1 sonra nasil giderebilecekti? Bir insan, ay1planacak bir hareketi, ba§kalar1n1n gozleri oni.inde i§lemekten sak1n1r. Bu, koyu bir ikiyi.izli.ili.ikti.ir. Asil marifet, koti.i bir hareketi yaln1z iken de yapmama terbiyesini ... hay1r, olgunlugunu kazanmaktad1r. Halktan utand1gim1z kadar, vicdan1m1zdan niçin çekinmiyoruz? Onun kinamas1nda çi.iri.iti.ilmez, §idd~tinden kaçilmaz sonsuz bir etki vard1r. Kimi zaman oyle agird1r ki, ondan korkmayan suçlular1n oli.imle cezaland1r1ld1gi bile olur. (1)

312

Ùlçiiye.


Ama Muhlis, duygular1n da, vicdan1n da son s1n1rinda idi. çantay1 karif?tlr1p da kuf?kusunun tersi ortaya ç1k1nca, hiç vicdan1n1n azar1n1 beklemeksizin olii~ii~ bir ~yotin sogukluguyla hemen ensesine in~cegi­ n1 b1lse, yine yasak yere el sokmaktan kendini alamayacakti. Davran1§1n1n bir suç oldugunu bilerek, tipk1 bir h1rs1z gibi, sir çalmaya atilan bir casus gibi, biraz titreyerek açtigi çantaya elini soktu. Sedef, kemik, yald1zh, çe~itli biçimde dugme ornekleri, renk renk ipek ornekleri, D. M. markah koton perleCl) çileleri ve daha bu çe§itten kad1n if?leriyle ilgili §eyler ç1kt1. Parmaklar1n1n ucuna mukavva gibi bir §ey ili§ti. Onu çekti aldi. · Bu, bir kartti; iizerinde «Nurullah $ahab» ad1n1 ve obiir yi.iziinde §U:

«Karde§im izzet Saim'e, Bu hanim mahmiyemdir. Bu kart ile hin-i miiracaatinda hakkinda ona gore muamele ifasi ... » ciimlelerini okudu. Bu Nurullah ~ahab'1n kim oldugunu dii§iinmeye gerek yoktu. Kart1n ko§esinde minimi. ni fotografi vardi. Bu yiiz de bilinmez degildi. Meydanc1k'ta peçeli kad1nla gorii§en delikanhn1n ta kendisiydi. Ad1n1n iistiinde el yaz1s1yla bir de «miifetti§» sozciigu okunuyordu. Ne miifetti§i? Sonradan eklenmi§ olmas1na bak1hrsa bu unvan uydurma bir §ey olabilirdi ... Muhlis, elinde kartla govdesinin albna ilk rastlayan sandalyenin iizerine y1gild1. Sanki o, kazaya ugramI§ bir vapurda idi; sanki aç1lm1§ yar1klardan agir agir içeri sular doluyor, govdesi Okyanus'un sonsuz gecelerle hayattan ayr1lan uçurumlar1na iniyordu. Kagid1 okudu. Bir daha okudu. Bir daha ... durmadan okuyordu. Ama niçin? Belki yanh§ okumu§tu. Belki bir daha, bir daha okumakla yanh§lann1 anlayarak diizeltecekti. Belki bu durum bir gerçek degil de bir kabustu. (1) ·

Orgti yiinleri.

313


Sema, ad1 gibi dii§iinceleri ve kimligi de yiiksek olan bu kiz, "Nurullah $ahab" gibi a§agihk, basbayagi surath, lagimc1 kihkh, ad1na ve yiiziine reklam yapan hokkabazlar ve cambazlar gibi, kartin1n ko§esine yiiziinii yap1§bran boyle bir genç herifin "korumas1 altinda" olsun ... Bu "koruma altindaki kiz1n" gonderildigi Sirkeci' deki Koza Han1'nda, 14 numaradaki izzet Saim Bey kimdir? Sema'n1n "hakk1ndaki i§lem" nedir? Muhlis, bu çoziilmez bilmecenin s1k1ntih acilan içinde ç1rp1nd1kça, en agir ku§kulann yogun balç1klan içine gomiiliiyordu. Artik gonliinde Sema'dan yana bagiran sesler sustu. Taruklar alayc1 giiliimsemelerle yiizlerini çevirdiler. Yard1m1na çagird1klan biitiin yorumlar, dii§iince çevirileri, avunmalar hepsi artik onu yaln1z b1raktilar... Gormeye katlanamadagi birçok korkunç ve apaç1k kan1tlann ortas1nda kaldi. N asil dii§iinse, Sema'n1n, oyle bayagi bir elin kotii niyetle yazd1gi o kirli satirlan çantas1na koyup da ba§ka el degmeyecek en gizli bucagina saklam1§ olmas1n1 mazur gosterecek bir sebep bulam1yordu ... i§ olmu§ bitmi§ miydi? Yani Sema, koruyucusundan ald1gi tavsiye kartin1 yerine gotiirerek bekledigi kazanca ermi§ miydi? Bu koruma, sokak kad1nlar1na gosterilen ve ancak onlar1n kabul edebilecekleri bu benimseyi§, ne kar§1hginda oluyordu? Mehtaplar1n §iir ve durgunluklar1 içinde goniil goniile yaln1z kald1klar1 içtenlik anlar1nda; içtenlikli, yalans1z sand1gi gorii§meler s1ras1nda Muhlis, sevgilisinden sormu§tu: - Sema, gonliinde benden gizli tuttugun bir §ey var m1? O, cevap vermi§ti: - Hayir. .. Benim kalbim billurdur. Yarad1h§tan boyle oldugu için, onu sir ortemez. Yiiregimde, agz1mdan ç1kanlardan ba§ka bir §ey yoktur... Buna inan, iiziilme ... Ama bu kart; nikah1na girmek tizere bulundugu bir erkegi kalbinin temizligine, saydamhgina inand1rmaya ugra§an bir k1z için pek agir bir sir degil miydi?

314


Sema aldatm1§, Muhlis aldanmi§ti. Bu, apaç1khgindan kaçilamayacak, hiçbir yoruma s1gmaz, su gotti.rmez bir gerçekti. Muhlis, elinde bu kart ve dudaklannda bu soru ile Sema'n1n kar§1s1na çik1nca acaba ne cevap alacakti? Yine mi boyle kirli s1rlar1 orten hokkabaz kalbinin billurlugundan soz edecekti? Ve yine Muhlis'i inand1rmaY1 ba§arabilecek miydi? Zavalhn1n gonlti. ate§ ve kan içinde s1zhyordu. Bu s1k1nbh iç ac1lann1 dindirmek için oraya sti.recek bir merhem bulabilecek miydi? Hem a§k, hem onur konusu. ~imdi ne yapacakti? Dii~ndiigu soru ile Sema'n1n kar§1s1na çikmayi tehlikeli buluyordu. çunkii gonhi ona kar§I hemen hemen her §eyi bagi§lamaya egilimliydi. i§ bir defa aldatmakla bitse, belki raz1 olabilirdi. Ne var ki ilk aldatmayi, daha korkunçlar1 izleyecekti. Ne yapmah? Ne yapmah? Ne yardan geçebiliyordu, ne serden. Ba§1n1 iki avucu aras1nda s1kb, s1kti. Ne yana baksa cehennem goriiyor; bu azaptan, bu ate§ten kurtulacak bir ç1k1§ yolu bulam1yordu. Elindeki karti kan1t tutarak Sema'yi yiiz yiize suçlamak... Bunu yiiz defa dii§iindii ve yine geri dondii. Ya kiz, bu kan1b çiiriitecek daha giiçliilerini bulursa ... Onunla pek uzun çeki§meyerek, yenilmi§ olacakti. .. Ne yapmah sorusunun cenderesi içinde epeyce lovrand1ktan sonra, "Her i§in ba§I, sab1rd1r," genel kurahna erkekçe uymaya karar verdi. Tiplo bir sava§a haz1rlan1r gibi, dii§man1n1 yenecek gereçleri birbiri iizerine y1gd1ktan sonra elinde çiiriitiilemeyen kan1tlarla sava§a çikacakti. Pek giiç, ama kendi namus ve vicdan1 için pek gerekli gordiigu bu karan verdikten sonra, i§e nereden ba§layacagin1 dii§iindii. Once kendi vicdan1na gore Sema'n1n suçlu olduguna kesinlikle kanaat getirmek ve sonra onu amans1z bir aç1khkla yenmek için kan1t aramaya giri§ti. Yaz1 masas1n1n gozlerini kar1§tird1, hepsini kilitli buldu. Kitaphga gitti, onun da camh kap1s1, dolab1 kapahydi. Muhlis bu çe§it ara§brma için vicdan1ndan

315


izin alm1§b. Sema'n1n boyle her yeri kilitli tutma sakinmas1na ba§vurmas1, neden ileri geliyordu? Anas1ndan m1 çekiniyordu? Eger bu k1z suçlu ise, anas1run bu s1rra ilgisiz kalmas1 mi.imki.in degil gibiydi. Muhlis, Sema'y1 bulmak için H1rkai§erif'e, Mestan dad1n1n evine gitmek istedigi zaman, Servet Han1m, onun bu di.i§i.incesine kar§I koymu~tu. Acaba neden? Kiz1yla birlik miydi? Servet Han1m gibi soyluluguyla, eski terbiyesiyle, gelenege baghhklanyla ovi.inen bir kad1n, k1z1n1n boyle bir davran1§1na nasil goz yumabilirdi? Etken ne idi? Para m1? Aman yarabbi! Muhlis, yine nohut tanesi gibi terler dokmeye ba§ladi. Hayir, bin defa hayir... Hasan Bedreddtin Pa§a'n1n e§i Servet Han1m, di.inya milyon~ lari kar§1hginda da olsa, kiz1n1 N urullah ~ahab'1n koruyucul uguna teslim edemez. Bunda anla§Ilmaz bir §eytan parmagi var. Muhlis, yine ugursuz karb yerine koydu, çantayi çivisine asti. Kiz1n anas1na, yi.iziini.in ve sinirlerinin son derece bozuklugundan bir §ey sezdirmemek için, ko~kte kimse uyanmadan, gi.in agar1rken evine çekildi.

13 Ertesi giin, Sema Han1m erkenden k6§ke geldi. Annesi ona Muhlis'in merak ve tela§1n1 anlatarak: -A k1z1m, dedi, hiç boyle yaptigin yoktu. Nas1l oldu da son vapuru kaç1rchn? - Sorma annecigim, sorma... i~lerle oyaland1m, saatime aldand1m ... Bir ~eydir oldu ... - Muhlis'in ç1rp1nbs1n1 gormeliydin. O çocugun seni bu kadar sevdigini bilmiyordum. Gece yar1s1 seni bulmak için istanbul'a gitmeye kalkti. .. - E sonra? - Sonras1, zor tuttum ... Geceyi senin yaz1 odanda geçirmek için bana yalvardi. Ben de yiiziine duramad1m. Oraya ç1kard1m ... Sema Han1m, iki avucuyla yi.izi.inii kapayarak: - Aman annecigim, ne yaptin? Bari salona alayd1n ... Yaz1 odas1nda bitpazar1 gibi, benim her §eyim

316


darmadagin1k duruyor... Kirli çama§1rlar1m, terliklerim ... daha nelerim orada saç1h ... Yerin di bine geçtim vallahi ... - Ne yapayim yavrum ... ille oras1n1 istedi; o, bu kirli §eyleri, ozellikle senin oteni berini kan§tiracak kadar terbiyesiz bir çocuk degil ya ... - Ah anne, ettin mi bana edecegini ... Oras1 benim yaz1, okuma odam... Tuval et odam, çama§Ir odam ... Her i§imi orada gori.iyorum. Bir kiz1n kirli temiz bi.iti.in ozelligi, kendine ozgii s1rlar1 saçilm1§ bir oday1, Muhlis'in degil ya, bir kad1n1n bile gordi.igunii istemem. Beni çok utand1rd1n1z... Òyle §eyler var ki, toplamaya vaktim olmadan oylece b1rak1p ç1km1§tim. ~imdi Muhlis, benim aleyhimde ne kotii dti§i.inceler edinmi§tir. Bu ne kadar dagin1k, tembel kiz, demi§tir. - Ne derse de sin artik... Bizim çifter çifter hizmetçilerimiz yok ya... iki tane dad1m1z var. Altmi§ar ya§ind~ yapabildikleri kadar yap1yorlar. Bundan sonra onlara giiçlerinin i.isti.inde i§ buyuramay1z ... Hiç utanma, s1k1lma kiz1m ... Ne kusurun varsa ni§anhn gorsiin, bile bile als1n; sonra soz olmas1n. Boylesi daha iyi ... ~imdiki lozlar1n sokakta tuvaletlerine bak1p da aldanmamah; onlar1, kirli sepetin ba§1nda soyunup giyinirken gormeli ... Biitiin susuzluklar1n, sabunsuzluklann, hamams1zhklar1n igrençligini orten bir iki tutam lavanta, kolonya degil mi? Merak etme yavrucugum. Sen onlar1n en temizi, en hamaratis1n ... Muhlis'i içeri sokmazdan once ben odaya goz gezdirdim. Òyle utan1p kizaracak, yerlere geçecek doki.inti.i, saç1nti yoktu. Zavalh Sema, a§1gin1n odadaki kirli saç1ntilar1 hep opi.ip koklayarak yiizi.ine gozi.ine si.irdi.igi.ini.i; ama korkunç felaketin bi.isbiitiin ba§ka oldugunu bilmiyordu. Odas1na çikti, soyundu. Duvarda as1h portakal sar1s1, k1rlangiçh kadife çantan1n içinde ugursuz bir kart bulundugu hatinnda bile kalmam1§ gibiydi. Bu kagit parças1n1n bir ugursuzluk bombasi gibi, bir giin kendi ba§1na patlayacagim asla di.i§i.inmemi§ ve hayaline getirmemi§ti. Nas1l getirebilirdi? Muhlis'in, kendisi aleyhinde boyle §i.ipheye dii~e­ cek kadar Sema's1n1 a§agi gormesine ihtimal verebilir

317


miydi? Haydi boyle yaki§1ks1z bir §iiphenin kivrand1nc1 acilar1na kapilacak kadar Muhlis'in §a§iracagi akla gelsin ... ama Sema'n1n verecegi aç1k, hakh giiven verici cevaplara inanmamas1m, bu apaç1k gerçege goz yummas1n1 akil alabilir miydi? Ne yaz1k ki Muhlis, §iiphesini soylemeyecekti. Felaket, i§te oradan kopuyordu. Gogsiinde saklayacagi bu §iiphe kurdu, bi.iti.in kalbini kemirip bitirdikten sonra i§ i§ten geçmi§; bir hastahk, arbk iyile§mez, ilaç kabul etmez bir illet gibi, kotiiliik ortaya ç1kacakti. .. Sema, masum k1z, bir gece istanbul'da kalmas1n1n kendisini içine dii§iirecegi cehennemden habersiz, hanl hanl odas1n1 diizeltiyordu. içinde, yine o gece bu odaya Muhlis gelecekmi§ gibi tuhaf bir onsezi vardi. Diin geceki utanc1m gidermek için, bu ak§am derli toplu bulunmaya ugra§1yordu. Hem bir gece içinde Muhlis'i ne kadar gorecegi gelmi§ti; Tannm, ne kadar! Ona bu ozlemini, çoziilmez bir sevgi ile baglanm1§ oldugunu, yiireginden s1cak içtenlik.leriyle anlatacakti. .. Muhlis de, anlatilmaz bir hai içinde evinde ç1rp1myor, Sema'dan kaçmak istiyor, ama yine onunla gorii§ecegi dakikalan iple çekiyordu. Ne yaps1n? Ne yaps1n? Onunla bu kadar yak1n oturup da gorii§memeye katlanmak pek zor. Birdenbire bir uzun geziye ç1karak sevgilisinden kaçs1n m1? Hayir... hayir, asla! çozmeye karar verdigi sorunu boyle yiiziistii b1rakip da giderse, sonra biitiin omriinde, bu içini kavuran ac1dan kurtulamaz. Òyle bir durum ki, ikisi de tertemiz ve suçsuz; ancak tepelerinde dola§an felaketi silkip atacak saggoriirli.ikten ikisi de yoksun ... Muhlis'te Sema'y1 gormek için hem dayan1lmaz yak1c1 bir ozlem, hem de biiyiik bir merak var. Bu olaydan sonra Sema, ne durumda olacak, nasil davranacak? Ruhsal incelemelerle kiz1n içindekileri anlamaya ugra§acak ... Ak§am olur, gece ilerler; bekçilik zaman1 gelir... Muhlis, eline kahn bastonu alarak Sema'n1n ko§kii çevresinde devre ç1kar; hem dola§Ir, hem çarp1ntidan tikanmalar geçirir.

318


Ay yok, gece karanhk. Giindiiz yagmur yagm1§, ortahk islak ... Gokte yigin yigin dola§an bulutlar1n ara s1ra açtiklar1 pencereden yild1zlar giiliimsiiyor... Yaz ile kI§In kucakla§mak için birbirine yakla§bgi içli bir eyliil gecesi ... Muhlis, onemli bir soru§turmaya haz1rlanan bir sorgu yargic1 gibi, zihninden birtak1m sorular diizenleyerek dola§Ir, dola§1r; sonunda ko§ke yakla§Ir. Sema'yi odas1n1n penceresinde degil, a§agida kap1 oniinde bulur. Genç k1z elinden geldigi k~dar ta§k1nhkla: - Muhlis, neye bu kadar geç kald1n? - Geç kalmad1m; buralarda dola§1yordum. - Gelmeyeceksin diye o kadar iiziiliiyordum ki ... - Sema, az1c1k gori.inmesem, hemen gelmeyecegimi san1rs1n... Ne için bana giivenin bu kadar bozuk? Bana, gelmemden çok, gelmememi bekliyorsun gibi geliyor... Muhlis'in titrek bir sesle agz1ndan ç1kan bu sitemli ciimleler kar§1s1nda Sema Hamm §a§1rd1: - Ne var Muhlis? Niçin sesin titriyor? Niçin boyle dargin dargin soyliiyorsun? - Hayir darginhgim yok ... - Nas1l yòk ... Ben anlamaz m1yim? - Yan1hyorsun ... - Peki, oyle olsun ... Soyle içeride mi oturahm, d1§ar1da m1? - D1§ar1s1 biraz nemli ... - Zaran yok. Sen nasil istersen ... - Biraz d1§ar1da gezelim. Ù§i.irsen içeri gireriz. - Oyle ise mantomu alay1m ... Ta§hgin tavan1nda bir asma lamba yan1yordu. Kiz hemen kap1 arkas1ndaki portmantoya ko§tu. Sema Han1m, ne zaman arkas1na bir §ey giyecek olsa, Muhlis ko§ar, iki eliyle ve tutkunca baki§larla mantoyu tutar, giydirirdi. Bu ak§am ah§kanhgi bozmamak için delikanh, yine bu i§i yapmaya ko§tu. Kiz, mantoyu giyerken goziinii kayd1rarak sevgilisinin yiiziine bakt1. 319


Lamban1n I§Igi altinda Muhlis'in benzini pek solgun gordii. Aman yarabbi, ona ne olmu§, neden bu kadar sararm1§tI? Sema, bu gorii§ten edinilen, ani bir iiziintiiyle delikanhn1n mantoyu tutan koll~ri aras1nda sendeledi; onun gogsii iizerine dii§tii. Hemen yine kendini topladi. D1§ar1 ç1ktilar. Kol kola yiiriimiiyorlar; birbirine dokunmaktan korkar gibi gidiyorlardi. Muhlis'te olaganiistii bir durum, bir degi§iklik var. Ne olmu§tu ona? Sema dii§iinmeye ba§lar. Onu giicendirecek bir harekette bulundugunu habrlayamaz. Acaba gece istanbul'da kald1gina m1 k1zd1? istemeyerek, kaza tiiriinden olmu§ bir §ey, bu kadar biiyiik bir kabahat say1hr m1? Boyle sudan bir bahane bularak gorii§tiigu k1zlar1 b1rak1p gitmek, bu delikanhn1n atleti olmas1n? Jale'nin soyledikleri ç1k1yor mu? Derin bir sessizlik... Birbirine yabanc1 tavirlarla ko§kten epeyce uzakla§1rlar. Muhlis biraz onde, uyurgezer gibi yiiri.ir. Sema onu izler. Ama sonunda k1z1n içine bir korku gelir... Gece yans1 ko§kten niçin bu kadar uzakla§1yorlar, nereye gidiyorlar? Artik kendini tutamaz, sorar: -Muhlis .. . - Efendim .. . - N ereye gidiyoruz? - Bilmiyorum ... - Nen var Muhlis? - Bilmiyorum ... - Niçin bu gece boylesin? - Bilmiyorum ... - Yok, pek iyi biliyorsun... Soyle suçum nedir? Ben de bileyim ... - Hiçbir suçun yok ... - Bana neye giicendin? - Giicenmedim .. . - Giicenmi§sin ... Her davran1§1n bu gerçegi soyliiyor... 320


- Sana giicenmek istesem de gi.icenemiyorum ki. - i§te bak, soylemek istemedigin bir §ey var... - Of Sema, b1rak, çok s1k1ntihyim ... - Bu s1k1ntina sebep ben miyim? - Kimse degil. .. -Yok Muhlis, goriiyorum ki aram1zda bir §ey var. Bunu saklamak istiyor idiysen, giicenikligini hiç belli etmemeliydin. Mademki giicenikligini bu kadar di§an vurdun. ~imdi tamamlamahs1n... Mertligine yara§an budur. Aleyhimde agir hiikiim vermi§ oldugunu anhyorum. Goniil sorunlar1nda arkadan arkaya hiikiim olamaz ... Yiiz yiize soyle§meliyiz ... Senden hiçbir §ey saklayamayacagim1, i§te bir daha tekrar ediyorum. Ne sen iiziil, ne beni i.iz. Bir sozle merak1n1 çozmeye haz1nm. - Evet Sema, sana kar§I biraz k1rgin1m... Bu kirginhgim1 saklamak istedim, ama kar§1nda bir çocuk gibi dayanma giici.i.mii, irademi kaybettim. - Di.in gece istanbul'da kald1gimdan dolay1 m1? - Evet ... Ba§ka ne var ki? Gece olmasayd1 Muhlis'in bu son soruyu ne ac1 bir giihimsemeyle soyledigini Sema gori.irdii. Ama masum k1z, bir §ey anlamad1: - Oyle ise suçsuz oldugumu ispat zor degil. iyice inan ki seni gormeden uzakta geçirdigim o ugursuz gece, senin burada çektiginden çok bana ac1 ve iiziintii verdi. Ama Muhlis, hala gidiyoruz ... Nereye gidiyoruz? - Bilmiyorum diyorum da inanm1yorsun. Akhmda, gonhimde oyle bir serserilik var ki, seninle birlikte diinyan1n obi.ir ucuna kadar gitmek istiyorum. Bana buralarda bizim için bir ugursuzluk varm1§ gibi geliyor da kaçmak istiyorum ... Tuhaf hastahk ... Yiiriimekle kafamdaki kara dii§iinceleri biraz dagitiyorum. Durunca beynime yine ii§ii§iiyorlar... - Bu diinyada silonblann, insanlarla birlikte gidemeyecegi bir yer var m1 acaba? - Cennet ... ama oraya da mezar kap1s1ndan gidiliyor... - Niçin mezardan soz ediyorsun? billur kalp

321/21


- Aci sik1ntilardan kurtulmak için oradan ba§ka yer yok da ... - Ùziintiiden kesiliyorum. Geri donelim ... - Sen niçin iiziiliiyorsun? - Seni boyle goriiriim de iiziilmez miyim? Geri dondiller. Yine sustular. Her ikisi de sozleriyle birbirini ikna edememi§lerdi. Sema, hiçbir §ey saklamamaya soz vermi§ti. Acaba dogru mu soyliiyordu? ~imdi gerçek anla§ilacakt1. Eger Sema, kendisinden bir §ey sorulmadan, Nurullah ~ahab'in kirlangiçh çantadan çikan karbndan soz eder ve bu konudaki suçsuzlugu konusunda inandinci açiklamalar yaparsa, Muhlis sevgilisinin suçsuzluguna inanacakb. Duvarda as1h bir sirnn ortiilii sayfasini hiç kari§brmazsa, delikanhnin ku§kulan, gerçek derecesinde kuvvetlenecekti. Gerçek, pek korkunç da olsa, çogu zaman insani kurtar1r; ama siirekli uzay1p giden ku§ku hastahgi, oldiiriir. ikisi de dii§iine dii~iine ko§kiin online geldiler. Muhlis karamsar bir sesle sordu: - Sema, içeri girip yatacak m1s1n? - Hay1r. - Rava nemli. - Olsun ... - çok serin ... Sana dokunur diye korkuyorum. - Olecegimi bilsem seni bu durumda b1rakarak içeri gidip yatamam ... - Gorii§mek mi istiyorsun? - Nedir? Giicenikliginin nedenini anlayay1m ... Elimde olmadan bir gece Istanbul'da kalmakla bu kadar giicenmek olmaz ... Seni bu kadar iizen ba§ka §eyler var. Soylemiyorsun... Ben sana billur bir kap gibi kalbimi gosteriyorum. Sen, içindekileri benden niçin sakhyorsun? Son firbnanin dokmii§ oldugu yapraklar1 çigneyerek, agaçlann albndaki banklardan birine kadar gittiler. Muhlis, cebinden bir gazete ç1kardi. Sema'nin oturacagi yere yaydi.

322


Sema: - Zahmet etme ... Muhlis: - Buras1, bir kova su dokiilmii§ gibi 1slak... Birbirinden korkuyor; çekinircesine, ozenle konu~uyor gibiydiler; arkahga dayandilar. Yine sustular; dii~iiniiyorlardi. Yaln1z Muhlis, içinde kaynayan ~eyle­ ri yenemeyerek, bastonunun ucuyla topraga kiiçiik kiiçiik sinirli darbeler indiriyordu. Hava ne açild1, ne biisbiitiin kapand1. Uçu§an bulutlann altinda yild1zlar hala kama~1p kama~1p soniiyorlardi. Geceye sonbahann aynhk iizgiinliigu çokmii§; her yandan gozya§I gibi bir iiziintii, bir s1lonti damhyordu. U zaktan, agustostan kalma bir bocek ottii. Susmu§ gecenin ac1h durgunlugu içinde bir sir soyler gibi c1nldayan bu yaratikç1gi ikisi de dinlediler. Sema: - Bu bocek, gece yans1 niçin hayk1nyor acaba? Muhlis: - Herhalde ne~esinden degil. .. - Evet, c1rlayi§1nda bir ac1hk var. - Goziin agir agir oldiirdiigu ~eylerle birlikte hayata veda ediyor. - Ne diyor? Ah anlasam ... - Dogdum, sevdim, oliiyorum ... diyor... - Muhlis, niçin bu ugursuz sozii, bu gece her sazi.in içine kan§tinyorsun? - Ben onu istemiyorum; ama bilmem neden, o gelip durmadan dilime dola§1yor. Muhlis, birdenbire bastonunu yere b1rakti. iki avcuyla yiiziinii kapad1: H1çk1nyordu. - Muhlis, niçin boyle yap1yorsun? - Gonliimde bir gelgit var. içim kabanp kabanp ta§1yor. Nedenini bilmiyorum ... irademe sahip degilim ... Seni s1k1yorsam Sema, beni affet... Sana once de soyledim: Bende korkunç bir hastahk var. çok k1skanc1m. i§te bu illet beni oldiirecek. 323


- Peki ama, ortada k1skançhgi gerektiren ne var, anlam1yorum ... Muhlis, ellerini yiiziinden çekerek Sema'ya dogru egildi. Karanhkta onun gozlerini araya araya: - Sema Han1m, aç1k soyleyecegim. Senden aç1k cevap isterim; bu içimi kavuran s1k1nby1 k1sa kesmek ya da beni oldiiriinceye kadar uzatmak senin elindedir. - Bu kadar dogrulukla, baghhkla, vefa ile soyledigim sozlere neden "kapah" anlam1 verdigini anlayam1yorum. Seni bu derece s1kan ~ey nedir, bilmiyorum ki hemen ku§kular1n1 çoziivereyim, i§ bitsin. Sor da soyleyeyim ... -Ah i§te, di.igum burada ... istiyorum ki sormadan sen soyleyesin. -Neyi? - Benden gizledigin hiçbir §ey yok mu? - Ùlmii§ babam1n ruhunu tamk gostererek soyli.iyorum ki yok ... - Sus Sema, sus ... Yemin verme; kutsal oliileri tan1k getirme. Biz bize her §eyi konu§abiliriz, ama onlar1n adlanna saygi gostermezsek biiyiik giinah i~lemi§ oluruz. - Yalan soylemiyorum ki, babam1n ruhunu boyle onemli bir anda yard1ma çagirmaktan korkay1m. Bunda bir saygis1zhk gormiiyorum. insan ba§l sdnhnca Tann'ya, peygamberlerine, evliyalara, oliilere ba§VUrur... - Yalan soylemiyorsun? - Soylemiyorum ... - Gonliinde benden gizledigin hiçbir ~ey yok mu? -Yok ... Muhlis, yine avuçlanyla yiiziinii maskeleyerek kanepenin iizerine iki kat egildi. Yeryiiziiniin bagr1ndan inleyen bir yanardag gibi, pek derin hiçkinklarla sarsd1yordu. Aglayan sinirli bir çocuk kesikligiyle, h1çlonklann1n içinde sozleri parçalanarak: - Ah Sema, çok mutsuzum ... 324


- Gonltiniin karanhk bilmecesi içinde beni de mutsuz ediyorsun ... ama beni hangi karanhk kuyuya çekiyorsan, of demeden oraya seninle birlikte atilacagim ... Mutsuzlugun yans1na ortak olacagim, seni yaln1z b1rakmayacagim. Kalbimin billurlugunu sana tasdik ettirinceye kadar ugra§acagim. Anhyor musun Muhlis? - Sana olan sevgim, saygim pek, pek çoktur Sema ... - Ne yapahm ki gonliinde anla§Ilmaz bir diigum var. - inkar etmiyorum var. Bu diigum, senin kurtanc1 parmaklannla çoziiliinceye kadar, oylece r~humun iizerinde bir kelepçe gibi duracaktir. Ah Sema, bana ac1! - Nasil ac1yayim? - i§kencemi uzatma ... Aram1zda hiçbir sir kalmas1n. Gizledigin bir §eyi, ben sonradan ogrenirsem, art1k mutlu olmam1za ihtimal kalmaz. Sema'c1gim, soyle, aram1za giren boyle bir §ey var m1? - Yok Muhlis, yok ... inan bana, için rahat etsin, yok ... Ah çild1racagim, aram1zda dii§iindiigun, kuruntusuna kapild1gin bu korkunç hayal nedir acaba? .. Muhlis iki avucunun aras1nda yine hiingiirdedi: - Bana son soziin, son merhametin bu mudur? - Evet ... - Bu korkunç bir hayal midir, gerçek midir, sonra anla§1hr. Bu s1rada arkadan gelen bir ayak sesi duydular; ba§lann1 çevirince Servet Han1m'1 gordiiler. Sema'n1n annesi yakla§t1: - Yavrulanm, haydi arbk içeriye ... basta olacaks1n1z. Gece pek serin, pek nemli ... Konu§man1z1n sonras1n1 yar1n geceye saklayimz. Bundan sonra birlikte ya§ayacagin1z uzun omriiniiziin giinlerini, gecelerini ne ile geçireceksiniz? Sozlerinizin hepsini §imdiden bitirmeyiniz; biraz da gelecege saklayin1z ... Gençler itiraz etmeden ayaga kalkblar. Annenin, "Bundan sonra birlikte ya§ayacagin1z uzun omriinii-

325


ziin giinlerini, gecelerini. .. " sozleri, her ikisine de ac1 bir alay gibi geldi. Acaba nasipleri, bu kad1n1n agz1ndan, kendileriyle egleniyor muydu? iki sevdah, sorunu çozmeden, diigumlii çatu~mala­ r1n1n tam can alacak noktas1nda, birbirlerinden aynlmak istemiyor gibiydiler... Onlar1n bu sessiz tereddiitlerine kar§l, anneleri sozlerine iisteleme çe§nisi vererek: - Nedir o? ikiniz de somurtkan duruyorsunuz. Can1n1z1 m1 s1ktim? Yoksa zaten silalm1§ m1yd1n1z? Gecenin içli nemi, sinirlerinize dokunmu§ olmah ... Uyku vakti geldi de çoktan geçti. Haydi yataklann1za. (Muhlis'e dondii) Bekçi baba, haydi sen de evine git. Boyle havada h1rs1z gelmez. Nezle olmaktan korkar. Muhlis, selam verdi, çekildi. Ana k1z ko§ke donerlerken, konu§madan birkaç ad1m yiiriiyiip de delikanhmn uzakla§tigin1 gordiikten sonra, Servet Han1m sordu: - Kiz1m ne idi o v1r vir v1r? Aran1zda çoziilmeyen bir sorun mu çikti? Boyle §eyler ne çabuk ba§lad1? - Annecigim, pek sinirli, heyecanh, rutubetten nem kapan bir çocuk ... - Sorun nedir? - Anlayamad1m ki ... - E, nasil §ey bu? - Yiireginde bir §ey var; bir tiirlii soylemiyor. - Kiz1m, sen ona bakma ... Annesi benden rica etti, "Oglum pek sinirlidir ve k1z1n1z1 fazla seviyor. Yar1 deli gibi bir §ey oldu. Kusuruna bakmayin1z, yiiregi ve ahlak1 pek temizdir; e§sizdir," dedi. - Evet, bana sevgisinin pek çok oldugunu, ahlakin1n yiiksekligini ben de seziyorum, anhyorum. Ne var ki, i§te birlikte, kimi zaman, boyle acayip anlar geçiriyorum. içeri girdiler. Sema Han1m o gece do§eginde sabaha kadar dii§iindii. Muhlis'in gonliindeki bu diigum ne idi? Bunun, kirlangiçh çantadaki ugursuz kart oldugu hiç akhna gelmedi. 326


14 Muhlis'in sinirleri goriinii§te yab§b. Onun içinde yerle§mi§ degi§mez karan §U idi: "Mademki ben kadife çantada Sema'n1n bir numarah s1mn1 buldum; o, gerçegi soylememekte direniyor; ama herhalde bunun zencirleme ikinci, iiçi.inci.i numaralan da olacakbr. Vakit ve saati gelince, elbette onlan da yakalayacagim ... " Boyle di.i§i.inerek, ilk anlarda gosterdigi bir çe§it çocukluktan, kendine kar§I duydugu utanc1 gidermek için,. bi.iti.in gi.ici.iyle sinirlerine hakim olmaya çah§1yordu. Ilk bunahm1 izleyen gi.inlerde, yava§ yava§ karar1nda ba§ar1 gostermeye ba§ladi. Arbk gece bulu§malannda hiç agz1na almad1gi di.igumi.i Sema'ya unutturur gibi oldu. Zavalh kiz, çig yememi§ti ki karm agns1n. O, eski densizliklerin bir daha açilmad1gin1 gordi.ikçe, Muhlis'in bu durgunluguna kar§I pek çok seviniyordu. Yine di.igun haz1rhklar1 gori.ili.iyordu; ama her iki taraf da, haz1rhklar1n1 bir tiirli.i yeti§tiremediklerinden, siireyi biraz daha uzattilar. Muhlis bu gecikmeye çok sevindi; zaten o, istedigi gerçege ermedikçe nikah1 k1yd1rmayacakt1. Yaln1z Sema'n1n bu ihmalin farkina varmamas1 için ugra§1yordu. Bedreddin Pa§a'n1n harap ko§ki.inde ate§li bir çah§mayla i§ler yi.iri.iyor, satilacaklar sabhyor, sablamayanlar rehine veriliyordu. Ne var ki, bir avuçtan gelen para obi.iri.inden su gibi ak1p gidiyordu. Sema Han1m dayanabildiginin i.isti.inde çah§1yor; i.iç dort yerden her hafta kucak kucak i§ ahyordu. ~u­ radan buradan bularak birkaç ti.iriti makine i§leri ogrettigi koyli.i k1zlar1n1 ko§ki.in bir odas1nda kendi hesab1na çalu~br1yor ve gozleri gazetelerin ilan sayfalannda bu yolda i§ler veren ticarethaneleri aramakla ugra~1yordu.

Sonunda bir gi.in, gazetelerin birkaç1nda §U ilana rastlad1: «Evlerde yq,pilmak ilzere ̧: Kadinlara pek çok ̧ ismarliyoruz. l§ler orneklerimizin kalitesinde olursa, 327


iicretler her iยงรงiyi memnun edecek kadar dolgundur. Yapilan iยงler teslim edildikรงe paralari hemen, diizenli olarak odenir. $artlarimizi ogrenmek isteyenlerin zaman kaybetmeksizin Sirkeci'de, Koza Hani'nda, 14 numaraya baยงvurmalari. ยป Bu ilan1 okuyunca, Bedreddin Paยงa kiz1n1n zihninde bir ani uyand1: Sirkeci'de Koza Han1'ndaki bu 14 numarah ticarethanenin ad1n1, bundan once o bir yerde daha duymuยงtu; ama nerede? Ne miinasebetle? รงok uzun diiยงiinmeden buldu: Sultanhamam1 civar1nda musallat olan Nurullah ~ahab adh gencin kendisine verdigi tavsiye kartimn iizerinde de bu adres yaz1hyd1; ama felaket ยงU idi: Bu ugursuz 14 numaran1n ad1, birtak1m s1rlar iรงinde intihar e~en masum bir loz1n ac1kh adliye olay1na kar1ยงm1ยงb. Boylece, buran1n pek ยงiipheli bir yer oldugunu her nas1lsa hiรงbir yerde okumam1ยง, hiรง kimseden duymam1ยงti. Bu "dolgun iicret", hoยงuna gitti. "Kalite"sinden soz edilen iยงleri goriip ยงartlan anlamak iizere, (bu iยงyerine) baยงvurmaya karar verdi. Gerekirse Nurullah ~aยญ hab'1n tavsiye karbndan yararlanacakti. Ne var ki, bu belah kartin koruyuculuguna s1ginarak Koza Han1'na baยงvurdugu duyulursa, bu davran1ยง1n1n Muhlis'e gore affolunmaz korkunรง bir suรง sayilacagim bilmiyor; bunu ihtimal olarak bile akhna getirmiyordu. Nasil getirebilirdi? Bu memlekette รงevre ne kadar degiยงse, loyamet koparcas1na her ยงeyi altiist edecek bir devrim olsa, geรงim darhgindan halk aras1ria loran girse, eskiden beri aristokratik terbiye almiยง kohne kafalar1n degiยงme imkan1 yok gibidir. Bunlar karยงilaยงtiklar1 zorunluluk yi.iziinden yeni diizene katlan1r gibi goriiniirler; ama kendi aralar1nda hoยงnutsuzluklar1n1, tiksintilerini gostermekten bir an bile geri kalmazlar. Biitiin omi.irleri ah vah yalonmalar1yla geรงer. Boyle bir ailenin kiz1, zaman1n zorunluluklan, yoksunluklar1 oni.inde ne denli boyun egse: "Bedreddin Paยงa'n1n kiz1 iยงรงilik ediyormuยง" eleยงtirisi oniinde irkilir. Boyle bir soylentinin darbesinden anas1n1 da korumaya ugraยงIr. Bunun iรงin Sema Han1m, boyle yerlere iยง almaya kihk degiยงtirerek, pek gizli gidiyordu. Once kendisinin, pek masum buldugu 328


~u

giri§imi Muhlis'ten saklayabilecegi kan1s1nda idi. Ikinci olarak; duyulursa ne olabilirdi? Boyle i§lere atih§I Sema için bir alçalma degil; ·biiyiik bir ozveri say1hrdi. çu~~ii hep bunlan diigiine haz1rlanmak için yap1yordu. Uçiinciisii; Muhlis'in, Sema'n1n han odalanna bir kotii niyetle gittigini dii§iinecek kadar vicdan dii§kiinii olduguna ihtimal verilebilir miydi? Sema Han1m, bir giin erkenden ko§kten çikti, istanbul'a geçti, H1rkai§erife Mestan dad1s1na gitti. Orada kihgin1 degi§tirdi. Yukandan a§agi miirekkep §i§esi gibi simsiyah bir muamma olduktan sonra, Sirkeci'ye indi; Koza Han1'nda, 14 numarah daireden içeri girdi. Koridordaki kapah kapilardan hangisinP el uzatacagin1 dii§iiniirken, kar§1s1na Nurullah ~ahab'1n ikinci kopyas1 bir delikanh çikti. Bu genç, izzet Saim'di. O ticarethanede çirkin deneyimler ya§aya ya§aya, kad1n avc1hginda artan ustahgiyla Sema'y1 siizdii. Nefis bir §ampanya gibi s1ms1k1 kapahhgina kar§In, bu siyah kab1n içindeki mahn ekstrahgin1 hemen sezdi ve geli§inin nedenini iyice bilmekle birlikte, onu soyletmek için sordu: - Kimi anyorsunu_z? Sema Han1m, bu soru iizerine, biraz çevresini yad1rgayarak, nazik sesiyle: - Yanh§ m1 geldim acaba efendim? i§ veriyorlarmi§... buras1 degi·1 mi."? - Yanl1§ degil, buras1 efendim. Buyurunuz içeriye orneklerimizi gosterelim, §artlanm1z1 bildirelim. izzet Saim, ziyaretçiyi Semih Atif Bey'in bir bakan odas1 gibi maroken koltuklu, §Ik yaz1 masah odas1na ald1; geni§ bir kanepenin rahat kti§esini gostererek: - Buyurunuz efendim ... Sema Hamm, odan1n diizeninden bir kibarhk ve gencin agirlamalanndan, §imdiye kadar i§ ald1gi yerlerin hiçbirinde rastlamad1gi bir terbiye kokusu alarak kazançh bir ah§veri§in e§iginde oldugunu goriir. Memnun ve içi inanmI§ olarak kanepeye oturur. Delikanh, hemen han1m1n oniine kiiçiik bir masa çekerek iizerine bir album açar. Sayfalannda "Ansiklo\J

329


pedi de Fam"(l) tiiriinden birçok ornekleri, motifleri ve Paris'teki Prentan magazas1n1n her yil mii§terilerine paras1z dagittigi reklama benzer tiirlii tiirhi kuma§ ornekleri, biçki kah plar1. .. Bu §Ik odan1n genç gorevlisi, biiyiik bir §aklabanhkla sayfalar1 çevirerek: - Efendim, bunlann çogu demodedir. içlerinden begenip seçtiklerimiz azd1r. Bir çeyrek, yirmi dakika sabrederseniz §imdi yeni albiimlerimiz gelecek... Sema Han1m, biraz s1kilarak orneklere bakarken, izzet Saim, i§tah uyand1ran bir aVIn etrafinda dola§an bir tilki gibi sald1rma dakikas1n1 kestirmek için odan1n içinde ne§eli ne§eli dort donerek: - Efendim, yabanc1 gibi durmayin1z. Rahats1z oturuyorsunuz. Boyle peçe altindan albume bak1lmaz; yiiziiniizii aç1n1z, serbest oturunuz §Oyle. Biz adam yemeyiz. in§allah birbirimizden çok memnun kahr1z da bundan sonra çok i§ yapanz. Sema Han1m, Kalpakçilarba§1(2) çagirtkanlar1na benzeyen bu gencin agiz kalabahgi oniinde biraz daha §a§1rd1; Kalpakç1larba§1 çagirtkanlar1n1n el ovu§turarak, yih§Ik yih§ik giiliimseyerek, "Bana baksan1za kiiçiikharum, arad1gin1z magaza buras1d1r. Her çe§it basma, yiinlii ipekli zarif son moda kuma§lar1m1z var. Bir kere bak1n1z da almayin1z efendim. Magaza sizindir. Geçmeyiniz efendim. Siz bizi unuttunuz; ama eski mii~terimizsiniz. Biz sizi tan1yoruz. Vallah ba§ka yere gidip aldanacaks1n1z. Paran1z1 sokaga atacaks1n1z. Inat etmeyiniz. Buyurunuz efendim; bugiinkii paran1z da bize k1smet olsun. iki taraf da ho§nut kals1n ... " (demeleri; sonra da) o mii§teriyi kaç1r1nca oltayi hemen ba§ka geçenlere firlatarak, "Biiyiikhan1m, i§te buras1. Hem ucuz, hem zarif, emsalsiz. Bu agir viicutla ba§ka yerleri dola~mayiruz, efendim. Bo§una yorulacaks1n1z. Bir kere de beni dinleyiniz. Bak1n1z efendim ne diyorum: Gel, geçme .... Helal paran1z1 çiiriik mallara kapbracaks1n1z. Vallahi pi§man olacaks1n1z ... " (diye 1srar etmeleri gibi,) delikanhn1n sozlerinde, tutumunda da ( 1)

(2)

330

Kadm Ansiklopedisi. Kapahçar~1'nm kapilarmdan birinin açild1g1 semt.


bu çe§ni vardi. Onun halinde ilk gordiigu kibarhk her agiz aç1§1nda, her k1mildam§1nda sap1r sap1r iizerinden dokiiliiyordu. Ama Sema, resmi bir hiikiimet dairesinde degil; herhalde bir esnaf odas1nda idi; orada pek ince aristokratik bir terbiye aramaya hakk1 yoktu. Esnafça gorii§meyi dogai buluyordu. Dii§iindii: Gerçekten yiiziini.i kapah tutmayi kendisi de uygunsuz buldu ve peçesini açti. Siyah bulutun altindan odaya bir ay dogdu. izzet Saim, §a§k1nhgindan kiiçiik dilini yutacakti. "Heyyyy... " diye solugunu sekiz sayincaya kadar içinde tuttu. Hemen yine kendini topladi. Kabaran i§tah1n1 k1za belli etmemek için pencereden d1~ar1 bakarak birkaç kez yutkundu. Sema Han1m, hiç onun hallerine dikkat etmez bir dalginhk durgunluguyla, agir agir albi.imi.in yapraklann1 çeviriyordu. izzet Saim, onunla biraz daha konu§mak istegini yenemeyerek, §en, giiliimser bir yiizle luz1n oniinde durdu: - Affedersiniz han1m, sizden bir §ey soracagim. Sema Han1m, k1VIrc1k kirpikli, engin deniz mavisi gozlerini albiimden kald1rarak: - Buyurunuz efendim ... - Nurullah ~ahab Bey'den tavsiye karti alan Muamma<l) Han1m siz misiniz? Sema Han1m, biraz durduktan ve ka§lann1 çattiktan sonra: - Evet, ama soziiniizde iki yanh§1n1z var... - N edir efendim? - Kimseden tavsiye karti istemedim. ~ahab Bey, onu bana biiyiik iistelemelerle, hemen hemen zorla verdi. Biisbiitiin geri çevirmeyi terbiyeye yak1§1r bulmayarak ald1m. ikincisi de, ben.im ad1m Muamma Han1m degildir. - Evet, evet efendim ... Bi.iyiik bir i.isteleme ve rica ile verdigini ~ahab da soyliiyor. Ad1n1z1n Muamma olmayacagi da besbelli. Pek kapah bulunmu§ oldugunuz için, aram1zda biz size bu ad1 verdik ... ama §imdi asil ad1n1z1 ogrenmekle ~ereflenmi§ olamaz m1yiz? ( 1)

Bilmece.

331


- Ad1m1n size ne geregi var? Onu soylemekte mazurum ... Size Fatma, Ay§e diye uydurma bir ad soylemeyi istemem. Size gerekli olan benim ad1m degil, i§imdir; i§ime bakars1n1z, begenilirse devam ederiz ... - Siz, Sultanhamam'daki ticarethaneye, B.S. markas1yla i§ ahp veriyormu§sunuz. - Evet, burada da kimligimi ayn1 harflerle gosterecegim. - Nas1l arzu buyurulursa ... i§inizi gormeye de gerek yoktur; çiinkii ~ahab bu i§teki ustahgin1z1 overek goklere ç1kar1yor, o, i§lerden çok anlar. Biiyiik konesor.. (1) dur. - Eh, pek de oyle yiiksek, uçurulacak §ey degil. .. Yaln1z i§te, bayagi i§çi kad1nlar1nkinden biraz iistiinde ... izzet Saim saatine baktI: - Yeni albiimlerin §imdiye kadar gelmesi gerekirdi, ama getirmediler... Ùbiir odaya gideyim, telefon edeyim, çabuk getirsinler... Herhalde onlar gelinceye kadar beklemeye vaktiniz vard1r ya ... Sema Han1m, bilegindeki saatine goz atarak: - Yirmi dakika, en çok yar1~ saat daha kalabilir1m. - Ben sizi daha çok bekletirim ya ... - Niçin efendim? - çunkii orneklerimiz herhalde gelecektir; i§ vermeden bugiin sizi sahvermek istemiyorum ... - Kismetse olur... - Yok, yok ... i§i kismete b1rakmamah; kismeti haz1rlamahd1r. Biz §imdi eski alaturka "k1smetse olur" sazi.i ile i§ gormiiyoruz ... Kismeti gordiigumiiz yerde hemen çalyaka ediyoruz ... çunkii onun avcilar1 o kadar çok ki ... kapan1n elinde kahyor. Mademki i§inizi bize pek ovdiiler; elimizden oyle çabuk kurtulamazs1n1z ... Mtisaadenizle telefona gidip geleyim ... ~imdi ... ~imdi. .. iki dakika siirmez ... (1)

332

Uzmandir.


Bu çenebaz1n oniinde biraz .zihni bulanmaya ba§layan Sema, çaresiz bekliyordu. Izzet _Saim oteki odaya ko§tu, istedigi numaray1 açtird1ktan sonra. -Alo .. . -Alo .. . - Kimsiniz? - Siz kimsiniz? - izzet Saim ... - Bendeniz de Bay1r Turpu ... - Ulan ~ahab, alay etme ... - Estagfurullah alayc1 degilim. Diin gece taburcu oldum. Bu gece de hamamc1 olacagim ... - Ulan miijdemi isterim. -·Ne oldu be? Anan maltiz oglan m1 dogurdu? Kaç tane yavrulad1? - Ondan daha çok onemli bir §ey oldu. Alayi kes, hemen buraya ko§ ... Vakit yok. F1rsati kaç1rmayahm ... Bir daha ele geçmez. Senin koruman altindaki siyah giivercin burada, kapancada. - Deme Allah a§luna ... Sevinçten §imdi akhm1 bozanm. - Rica ederim biraz daha di§ini s1k... çild1rma. çunkii. ben de zihnimi oynatmak ii.zereyim. Yalvard1m, yi.iziinii açt1. -Ah anam ... Nasil? -Ay dogdu Allah, amentii billah ... Senin tahmininin on sekiz bin kat goklere kadar iisti.inde ... Yutkunmaktan bogaz olacagim ... çabuk gel. .. - Yiiregim o kadar hopluyor ki ... - Ulan neden? - ~imdi oraya ko§arsam ne yapacagim? - Halt etme ulan, bugiin §ans1m1z o kadar aç1k ki... Mansur Efendi de burada yok. idarehanede bir ben ... Biro ... - Aman Allalnm! - Beni zincire vursalar kendimi tutamayacagim ... - Ulan ben gelinceye kadar sabret... Ne pian kurdunsa soyle ... 333


- Plan1m pek sade ... Hemen sen ko§, yeti§ ... Be§ dakika geç kahrsan sonra zemheri<l) ayis1 gibi taban1n1 yalars1n ... - Ulan, plan1m soyle diyorum ... - Allah belan1 versin ... S1rf acemi mi oldun? i§e yine alfabe.den mi ba§layacagiz? Eski gelenek iizere hareket olunacak ... - Sen içeride giivey gireceksin. Ben oda kap1s1nda yengelik edecegim ... Sonra sen d1§an ç1k1p kap1 oniinde ayn1 gorevi goreceksin ... Ben gerdege girecegim ... - Balkabagi, i§te bu kadar... - Geliyorum izzet uçuyorum ... - U çamazs1n ulan, dort a yak yiirii ... - Dort degil ulan; be§ ayak gelecegim ... - istersen kirkayak gibi gel. .. istersen eski salapuryalar<2) gibi arkana bir motor uydur. - Rezillik repertuvanm kesecek misin; yoksa ben de tam tertip rezilleneyim mi? - Aman aman nagm.elerini kes, Sulukule'dekiler duymas1nlar... - N eden ulan? - Sonra edebiyatindan not almaya gelirler... - izzet, §akayi bir yana koy... Oraya gelir gelmez bana agir bir gorev yiikleteceksin ... Kimi kez sizin idarehane bir randevuevi gibi i§ler. Bunlann içinde soz anlayan1 var,. anlamayan1 var... Ben onlan nas1l savacagim? - Ne yap1p yap1p hepsini atlatmah ... - Ne diyecegim? içeride izzet Saim Beyefendi'yi gerdege koyduk, halvet var. Kimseyi b1rakm1yoruz mu diyecegiz? - Ulan tarih okumad1n m1, bilmiyor musun? Eski sultanlar halvet olduklan zaman, yasagin tersine ortalarda dola§anlann kafalann1 vurdururlarm1~ ... - Tarihin o sayfalan artik kapandi. Anla~ilan eski adamlar fazla utangaçm1§lar... Halvete ne hacet! ~imdi Divanyolu'nda neler oluyor... Natiiralist olmah, ( 1)

Karak1§.

(2)

Biiyi.ik yi.ik teknesi.

334


tabiata uymah... Gormiiyor musun kediler kopekler utan1yorlar m1? - Z1rlama be, artik kes, haydi çabuk ol, bekliyorum ... - Bir §ey daha ... - Patia ... Nedir? - ilk nobeti bana b1rakmaz m1s1n? - Niçin ulan? - E oglum, sona kalan donakahr, derler... - Korkma donmazs1n ... - Ben kap1n1n oniinde sultan1n haremagas1 gibi nobet bekliyorum da sonra s1ra bana gelince, aksilik bu ya, engel çikar da bizim i§ gelecek marta kahr... O zaman, ben kap1 oniinde ettigim bekçilik utanc1na m1 yanay1m, kaç1rchgim nobetin ac1s1na m1? - Haydi be çenen p1rti(l)··· Uç baba torik ... - Geliyorum ulan ... Ben yeti§inceye kadar perhizi bozma. Teyemmiim geç ...(2) Vallah erkek di§i, §i§lerim ikinizi de ... Bu iki kopugun dii§ilnce ve terbiyelerinin ayanm pek giizel gosteren bu sozlerden sonra, izzet Saim telefon ahc1s1n1 çengele asarak ve tela§la giiliimseyerek Sema Han1m'1n yan1na dii§tii. Dudaklann1n uçlan kulaklar1na dogru uzanarak, ellerini ugu§tura ugu§tura: - Telefon ettim. Òrnek albiimleri haz1r, §i mdi getirecekler... Ama efendim, oyle s1kilgan durmay1n1z; artik buras1 sizin eviniz ... Ancak, ilk geldiginiz için bugiin misafirimiz say1hrs1n1z. Agirlamada kusur ediyorum galiba ... Sormad1m ... Kahve mi, çay m1? Ne emredersiniz? Sema Han1m, hiç ho§lanmad1gi bu senli beni konu§maya kar§I, çatk1nca: - Te§ekkiir ederim. Hiçbir §ey içmei:n; adetim degildir. - ~imdi bu oldu mu ya? i§çi erkekler, içkinin ber tiirliisiinii kullan1rlar. Mesleklerinin §ani budur. Er(1)

(2)

çenen batsm, çeneni kapa. Burada argo anlamda: Yalmzca k1z1 seyrederek oyalan.

335


keklerle e§itlik iddia eden kad1nlar1n da boyle olmalan gerekmez mi? Bu diinyada hep çah§maya gelmedik ya? Arada bir de eglenmeliyiz ... - Benim eglencem i§tir. Ba§ka §ey bilmem ... - Bak gi.izelim, ah§mam1§s1n1z galiba... Bu diinyada oyle lezzetli §eyler vard1r ki onlar1 yapmayanlar, heniiz tatlar1m almam1§ olanlard1r... Bir insan bu zevklerden bir kere yanm parmak atarsa, art1k kendini bir daha geri alamaz... Biz burada giizel i§çi k1zlarla ne konyaklar, rakllar içtik... S1kilma, zevkin ne ise soyle ... Ku§ siltii istersen, §imdi haz1r oniinde bulursun.. . Senlibenliligin de birkaç perde iistiine ç1kan bu c1vik sozlerin kar§1s1nda, Sema Hamm biitiin varhgiyla bir iirperme geçirdi. Delikan11dan gordiigu ilk terbiyeli davram§lann sahte oldugunu anladi. Onun asil içyiizii i§te ortaya koydugu son haliydi. .. Bu birkaç odah idarehanede, §imdi gozlerine tuhaf bir doniikliik gelen bu zirzoptan ba§ka kimse yok muydu? ~imdi tehlikeyi sezen Bedreddin Pa§a kiz1n1 hafif bir çarp1nti aldi. ~oyle goz ucuyla odan1n durumuna, kap1ya, pencerelere bakti... A§agis1 cadde, c1vil c1vil halk kayn1yor... Bir, iki haylon§ta oraya diinyay1 toplayabilirdi; ama kopacak rezilligi dii§iindii. Giiriiltiiye hemen polis ko§acak, gazete habercileri, ellerinde kalemleriyle kar§1s1na s1ralanarak: - Soyle kad1n, seni odada nasil s1k1§tird1lar? Bu sald1ndan namusunun yiizde kaç1 elden gitti? Yoksa onu biitiin biitiin kaybettin mi? Ya da onu zaten çoktan m1 yitirmi§tin? istanbul'un randevuevlerinden hangisinin giiliisiin? Yoksa Fransa ba§kentinin ad1na uyarak, Kad1koyii'nde açilan belli sokagin uygarhk hizmetinde bulunanlardan biri misin? .. diyecekler. Hiçbir sorgu yargic1, bu haberciler kadar inceden inceye sorma ustahgiru gosteremez. Hele sorulanndan bir tanesine eksik kar§1hk ver, ertesi giinii gazetelerde onu, on parmagin §a§k1nhk ve utançtan agz1nda kalacak biçimde yaratilm1§ ve tamamlanm1§ bulunursun ... Aman yarabbi! Ne yana donsen kepazelik, rezillik, felaket. Bu tuzaktan sag ve namuslu olarak nas1l kurtulmah? 336


. Bu s1rada sokakta ko§U§malar, giiri.ilti.iler oldu; Izzet Saim caddeye bakan pencereye ko§tu. Polislerin el koymas1ndan, halk1n soyledigi sozlerden olay1 biraz anlayarak i§çi k1za bilgi verdi: - iki yankesici yakaladilar, goti.iri.iyorlar. Gel bak ... Sema Han1m, bu çagndan bir tehlike sezerek: - Neme gerek benim sokak olaylar1. Bir saat oldu, ornekleriniz gelmedi. Ben gidiyorum. Gerekirse ba§ka vakit gorii§iiriiz ... - i§ vermeden bugi.in seni sahvermem ... - Ne demek? Burada bo§ yere bekleyip obiir i§lerimi mi kaç1ray1m? - Sekiz on dakika daha .. . - Bir dakika duramam .. . - O halde buradaki albiimden sana iki ornek verecegim. Onlar1 gostereyim, izzet Saim, albiimiin yapraklann1 kar1§tird1ktan sonra parmagin1 birisinin iizerinde durdurarak: - Hah! i§te bir tanesi bu ... Sema, ornegi gormek için biraz egilir egilmez, her §eyi goze almi§ olan çapkin, biitiin h1rs1yla k1z1 belinden kavrayiverir; dudaklar1n1 bulmak için ate§li agz1n1, onun korkudan solmu§ yi.iziinde çilgin titremelerle dola§tirmaya ba§lar. Sema, çok çirkin oldugu kadar birden gelen bu sald1r1n1n etkisiyle, havan1n en yiiksek tabakalanndan bir uçaktan korkunç bir felaketin dibine dii§mii§ gibi, birkaç saniye kendini kaybedip yine bulduktan sonra nazik girtlagin1 yirta y1rta: - Can kurtaran yok mu ... hayk1r1§1n1 kopar1r ve biittin tiksintisiyle ç1rp1na ç1rp1na, ruhuna en deh§etli yilanlardan daha çok i§kence veren o pis kollar1n çemberinden kendisini kurtarmaya ugra§1r. izzet Saim, §ehvet çilginhgin1n btittin gençligini sarsan bayginhklan içinde: - Bagirma, bo§una, b1rakmam ... Sema, son umutsuzlugundan gelen can korkusuyla: billur kalp

337/22


- Can kurtaran yok mu? Can kurtaran yok mu? .. diye hayk1rarak imdat ç1ghklar1n1 birbiri arkas1na sahverir. izzet Saim: - Bo§una bogaz1n1 yirtma, elmas1m. Oda kap1s1 kilitlidir, anahtar1 da cebimdedir. Ne kadar bag-Irsan, içeriye kimse gelemez. - Buras1 dagba§I m1? - ~ehir içi, ama kim kime ... herkes kendi h1rgiiriiyle me§gul. .. Sema, son giiciiyle didi§erek, y1rtila yirtila kopard1gi ç1ghklanyla oday1 inletir. Boyle §iddetli kar§1 koymalar1 gordiikçe h1rs1 artarak gozleri kararan izzet, can çeki§en bir canavar homurtusuy la: - Ah kaymagim, sana, bo§una y1rt1lma diyorum. Sokaktan buraya ses gelir ama, buradan a§ag-I gitmez. Bu odan1n duvarlar1 sagird1r. Ben yiiz defa denedim ... Zavalh k1z, bu az1h §ehvet haydudunun s1ms1lo kavray1§1ndan kurtarabildigi bir eliyle, onun ate§ soluklu kuduz suratin1 yumruklamakta iken oda kap1s1n1n tokmagi kan§br1hr. izzet, terli gogsiiniin h1r1ltis1yla: - Kimdir o? Di§andan çok sert bir ses: -Aç ... -Açmam ... -Aççç! - Gokten buyruk inse açmam ... çekil oradan ... Kap1n1n iizerinde giiçlii ve çizmeli bir ayagin iiç tekme vuru§U giimler; kilit çoziiliir, iki kanat birbirinden ayr1hr. Odamn ortas1na boylu boyunca Muhlis dikilir. Bir hayalet kadar atik, bir olii kadar sar1, bir ruh kadar suskun, sessiz bir Muhlis ... Sema'y1, §ehvetin son çirp1nmalar1yla siizgiin bir delikanhn1n kollan aras1nda gori.ir; bu cehennem manzaras1 kar§1s1nda yild1r1ma ugramI§ bir fidan gibi sallan1r. Hayatin1n, beynini yakan bu facias1n1 be§ on saniye sessizce seyreder. Korkunç bir felaketin, bir insan yiiziinde çizebildigi en ac1 bir giili.imsemeyle: 338


- Affedersiniz, bir yanh§hk oldu. Bir kad1n anyordum ... §i.iphe i.izerine kap1n1z1 k1rd1m; ama arad1gim kad1n, bu kollann1z1n aras1nda gordiigum fahi~e degildir... YanilmI§Im. Bir daha affedersiniz. Zaranmz1 odemeye haz1nm ... Zevkinize bak1n1z karde§ ... Muhlis, o anda kap1n1n oniinde olan Nurullah ~a­ hab'1 eliyle iterek di§an ftrlar... Arkas1ndan Sema'n1n §U feryad1 kopar: - Muhlis ... tabancan1 çek, beni de bu haydudu da oldiir! Muhlis, beni bu canavarlann elinde diri b1rakma ... Karamsarhgin bu yakaran son çagr1s1na cevap gelmez; Muhlis, yanan sinirlerinin gozli.igu altinda, bayagi bir zina olay1 olarak gordiigu bu kucakla§an erkekle di§iye kar§I, bir kur§un harcamaya tenezzi.il etmez. Sema'yi, a§k ocii almayacak kadar degersiz bulur. Ni§anhs1 goziinden birdenbire o kadar dii§er. O s1rada, ya§h Mansur Efendi ç1kagelir; savu§mak iizere olan Muhlis'i kolundan çekerek: - Durunuz beyefendi. Oda kap1s1 k1nlm1§, içeriden ac1 ac1 kad1n çighklan duyulmu§ ... - Kap1yi ben kird1m; odemeye haz1nm ... - O odeme i§inden once ve daha onemli, yap1lacak bir §ey vard1r. -Nedir? - Gozleri donmii§ bu yirtic1 §ehvet canavarlar1n1n ellerinden §U zavalh kad1n1 kurtarahm. - Poh ... N eme gerek benim elin fahi§esi ... - Daha yiiziinii gormeden, size ant içerek soyleyeyim ki o kad1n f ahi§e degildir. - Fahi§e olmasa, boyle yere ayagiyla gelir mi? - Gazetelerdeki ilanlara aldanarak, zavalh, buraya i§ almaya gelmi§tir; çiinkii bu pek rezil delikanhlar, avin1 diri diri parçalayarak, s1cak kamn1 agz1ndan a§agi akita akita biiyi.ik bir i§tahla ve zevkle yiyen y1rbc1 hayvanlara benzerler. Buraya herkesin mah, y1pranm1§ kad1n getirmezler. Tuzaklann1 her zaman D?-asum, gozleri açilmam1§ kiz oglan kizlar için kurarlar. Intihar 339


eden zavalh Miirvet'in feryatlar1n1 gazetelerde okumad1n1z m1? i§te o batakhane, buras1d1r beyim. ~imdi goreceksiniz, zavalh kiz, kimliginin aç1klanmamas1, kapah kalmas1 için ayaklar1m1za kapanacaktir. çunkii masumdur; buraya 1rz1n1 satmaya degil, i§ almaya gelmi§tir; çiinkii fahi§e olsa, niçin bagirs1n? Bana yard1m ediniz beyefendi, buraya zab1ta gelmeden i~i kapatahm. Masum kad1n1n ad1n1, boyle çirkin bir olayla kirlenerek gazetelere geçmekten kurtarahm. - Bu kad1n, Nurullah ~ahab'1n korumas1 altindad1r; ondan kart alarak buraya gelmi§tir. Onun için fahi§eligine kuvvetli inanc1m vard1r... Elin orospusu için boyle olaylara ad1m1 kan§bramam. Namussuzlugunun cezas1n1 çeksin. Adam aldatmayi ogrensin ... Bu konu~mayi içeride hala kendisini sald1rgan1n kollan aras1ndan kurtaramam1~ olan Sema, oldugu gibi i§itti. Hiç yiiziinii gormedigi bir adam, kendisi için tarukhk ediyor; insanhk ad1na onu yard1ma çagir1yor da, Muhlis, §iddetle bu iyilige itiraz ediyor. Bu apaç1k gerçege kar§I goz yumuyor; çiinkii ara~tirmaya, incelemeye gerek kalmadan, olay kendi kendini soyliiyor. Muhlis, riizgar gibi, merdivenlerden siiziiliip kayboldu. Bu genç azginlarla ugra§mak için yaln1z kalan ya§h Mansur Efendi, her nedense eline iri bir sopay1 geçirerek oda kap1s1nda nobet bekleyen Nurullah Qahab'a dondii: - ~ahab m1s1n, Qahbaz m1s1n, ne boksun; haydi bakay1m, çekil git oradan... Ben burada bulundukça, bu ak sakahmla sizin bu en çirkin kotiiliiklerinize seyirci kalamam ... Qimdi §Urada bir seslenmemle buraya on polisi çaginnm. Ellerinize kelepçe vurdurur, si~i oyle gonderirim. çunkii çok cinayetinizi biliyorum. Illallah artik ... Onu di§anya piiskiiriip giri§ kap1s1n1 ~rttiikten sonra zorbahk cinayeti i§lenen odaya girdi. Istegin~e direnmeye artik imkan kalmam1§ oldugunu goren Izzet Saim, ister istemez av1n1 b1rakm1§, ama son derecesine kadar kabar1p da heniiz dindirilememi~ olan ~eh­ vetin ate§iyle iri iri soluyarak, hala doniik gozlerle bir ko~ede bak1n1p duruyordu. 340


çiigin davranu~1ndan ahkonmu§ delikanhn1n gozlerinde, her tiirlii cinayeti i§lemeye haz1r bir istek ate§i yan1yordu. Bunun oniinde ya§h Mansur, bir dii§iindii ... O ahlaks1z1 sozle, mantikla, azarla usland1rmaya ugra§mak, o ara, yalmz bo§una degil, belki de tehlikeliydi. Titreyen elleriyle, açilm1§ saçilm1§ ba§1n1, gogsiinii bagr1n1, y1rtilm1§, sokiilmii§ peri§an k1hgin1 elden geldigince toplamaya, onarmaya ugra§an Sema'ya dogru yiiriiyerek: - Kiz1m gel, sana iki yudum su içireyim. Burada yanm dakika bile durma, savu§. Polisin gelme ihtimali vard1r. Ad1n polis olaylan kay1tlanna, gazete siitunlanna geçmesin. Her kim isen, kimligini bana da bildirme, gerekmez. Yiiziinii gormeden namusuna tan1khk ettim. ~imdi gordiim; aldanmam1§ oldugumu anlad1m. Halin, davran1§lar1n, k1hgin yaln1z namuslu degil; soylu bir kiz oldugunu da soyliiyor. Sak1n Miirvet gibi, intihara kalkacak kadar karamsar olma ... Pis ellerin yiiziinii tirmalam1§ olmas1ndan namusuna hiçbir leke bula§maz. Seni her kim suçlarsa, çagir beni, onu aksine inand1ray1m. Haydi yavrum ... Sema'yi ba§ka bir odaya gotiirdii; ona birkaç yudum su içirdi. Yiiziinii, iistiinii diizeltmesi için bir kiiçiik ayna buldu ... Sema, bu pek saygideger ya§h adamdan ayr1hrken, gozya§lar1n1 ak1ta ak1ta, ellerinden operek: - Miibarek insan, bugiinkii kurtar1c1m ve ikinci babam oldunuz. Buraya bilmeyerek ve biiyiik bir geçim s1k1ntis1 yiiziinden dii§tiim. - Soylemeye gerek yok ... - Kap1y1 k1ran o genç, beni tan1d1; ama vah§ice bir oc almak için kurdun agz1na b1rakti gitti ... - Tan1d1gin1 ben de anlachm. - Neden anlad1n1z? - Senin Nurullah ~ahab'1n korumas1 altindaki kiz oldugunu, ondan tavsiye karti alarak buraya geldigini soyledi. Tan1masa bu ayr1ntilan nereden bilecek?

341


Heyecandan hala dizleri tutmayan Sema, bu sozleri i~itince, tutuldugu ikinci çarp1nbn1n etkisiyle dii§memek için duvara yasland1. çunkii kendisi istanbul' da kald1gi ak§am, Muhlis'in geceyi Sema'n1n yaz1 odas1nda geçirdigini, boylece duvarda as1h gordtigu kirlangiçh çantayi kar1§br1p içinde Nurullah $ahab'1n tavsiye karbn1 bularak §tipheye dti§mti§ oldugunu hemen anlami§b. Kizcagiz1n iisteleyen bir çarp1nb ile btisbtittin saranp sendeledigini goren Mansur Efendi: - Haydi yavrum, durma... Merdivenlerde ayak sesleri duyuyorum ... Sema Han1m, kurtanc1n1n elini yine gozleriyle 1slatarak biiyi.ik bir minnetle bir daha optiikten sonra, toplayabildigi son gi.icti ve çabas1yla ko§tu.

15 Sema Hamm, kO§ke hasta dOndii. Bir hafta bitkin yatti. Annesine felaketi, §iddetini olabildigince hafifleterek anlatti. Birkaç gazete, olayi kim oldugu belirsiz ki§iler ve aynntilar uydurarak yalan yanh§ yazd1lar. Hasan Bedreddin Pa§a ailesinin ad1 halka haber yeti§tirmekle ugra§an, ovtinen agizlara, kalemlere bulamaç olmaktan kurtuldu. Konu kapand1. Oglu kiz1 birbirine aday, kom§U iki aile aras1ndaki her ti.irli.i ili§ki kesildi. Muhlis, kutsal bildigi bekçiligine artik gelmiyor; kendi ko§klerinden o yana bir ad1m bile atm1yordu. Sema Han1m, cehennen1 ta§1yla yara yakar gibi, onurunun yaralann1, iç acilanyla daglaya daglaya gonltinii biraz avundurmaya ba§lar gibi oldu. Muhlis'in o vah§i oci.i, gonli.ini.i ondan sogutmu§tu; ne var ki, onun i.izi.inti.isi.inden ya da ilgisizliginden hiçbir haber alamad1gin1 da merak etmiyor degildi. BOyle bir anda Muhlis'ten §U mektup geldi:

j ~

' . _: , /'

342


«Safile<l) Hanim, Sana artik Sema adini vermeye, Tanri'dan, vicdanimdan utanirim. Senin hala bu adi ta§iman Yaratan 'a kar§i bir ba§kaldiri, yaradili§a kar§i bir kiifilrdiir. Sen artik geber. Yedi kat yerlerin dibine gomill. Ayibini toprak ortsiln. Birkaç kiirek toprak degil... igrenç le§ini yeralti merkezinin cehennemine kadar indirmeli, ilzerine daglar yigmali ... Seninle hiçbir ilgim kalmadi. Gonlumde ogilrtil getiren pek igrenç anilarindan ba§ka bir iz birakmadin. Sana bu mektubu yazi§im, iyiligine kotiiliigiine kari§mak istedigim için degildir. Babanin adini silriikledigin pislikten kurtarmak için, intihar et... anliyor musun Safile Hanim? Azrail'e, sana dokunmakla elini kirletmek tiksintisini verme. Zehirle, biçakla, kur§unla, ate§ le, su ile kendi kendini temizle ... Zavalli Milrvet'ten ibret al. O tertemiz yaradilz§lz kizcagiz, ilzerine silrtilnen ellerin kirlerinden temizlenmek için vilcudunu tene§ire uzatti. O, bir melekti; hayvanca bir saldzrinin utancina katlanamadi. Hayatimi hayatina baglama felaketine ugratmadan, çok §iikilr Ulu Tanri bana, oviindiigiin o billur kalbinde kayna§an yilanlari gosterdi. çabuk, kendi cezani kendi elinle ver. Belki bu davrani§ senin biiyilk gilnahin için bir "kefaret zerresi" olur. Fakat ben bunu, senin obiir diinyada affa kavu§man için degil, sana baba olmak felaketiyle mezarinda utanan rahmetlinin adzni kurtarmak için, bir oliiye saygz duyarak, istiyorum. if{et ve namusa gostermedigin saygiyi babandan olsun sakznma ... intihar edenler kafilesine katilmani, hemen yarinki, obiir gilnkil gazetelerde okumaliyim. Namusun oldilkten sonra senin ya§aman, ola ya da diri ailen için korkunç bir utançtir. Bu utançtan onlari kurtarmakta cinayettir Safile Hanim ... bir dakika gecikmen, bilyilk . . Muhlis» (1)

A~ag1,

alçak. "Gok" anlamma gelen "Sema"nm

kar~1t

anlamhs1

olarak kullan1lmu~tir.

343


Sema Han1m, Muhlis'in, "Seninle hiçbir ilgim kalmadi. Arbk iyiligine de koti.ili.igi.ine de kar1§m1yorum," deyip de yine kendisiyle bu kadar ugra§tigina §a§b. Kendi hayab, ona acaba neden bu kadar s1k1nti veriyor; arbk ilgisinin kalmad1gi bir kad1n1n ya§amas1na niçin katlanam1yordu? Artik Sema'n1n gonli.inde, ko§kiin çevresinde bekçilik eden, ay 1~1gin1n çiylerine karu~brd1gi gozya~lanyla birlikte ince duygular1n1 doken terbiyeli, soylu Muhlis yoktu. çizmeleriyle kap1 kirarak, "fahi~e" hakaretini bir balgam gibi yiiziine f1rlatarak, onu dii~tiigu cehennem kuyusunda b1rak1p, gozlerini biiriiyen oc alma vah§iligiyle gerçegi gormeden saVU§an insafs1z, vicdans1z, yabanc1 bir adam vard1. Muhlis, Sema'y1 kendi saggoriiden yoksunluguna kurban etmi§, arbk aralar1nda her §ey bitmi~ti. ~imdi hangi yetkiye dayanarak, ona bu denli igrenç ve hakaret dolu intihar tavsiyesine kalk1yordu? Yaz1 masas1n1n online oturdu, kaleme sanld1. Damarlar1n1 yakan s1cak etkilell:meyle §U satirlan karalamaya ba~lad1:

«Beyefendi. Ben o insanlardanim ki, vicdanimin azarindan ba§ka bir §eyden etkilenmem. Ba§kalarinin çarpik ele§tirileri, tek yanli muhakemeleri, gerçekten uzak, giiliinç moralleriCl) benim için ahlak, davrani§ kurali olamaz ... Halk, dogru dil§ilnmesini bileydi, toplumdaki bu kotil yonetimlerin, zararli sistemlerin dogurdugu aci sikintilardan, adaletsizliklerden çoktan kurtulurdu. Kotulere cilret veren, halkin i§te bu ahmakligidir. Siz bu konuda bilinçli bir kimse gibi degil, beyinleri kendi aralarinda boliinmeye ugrayarak dagilan beyinsiz bir kiime gibi dii§iiniiyorsunuz. Dii§iinii§iiniize kari§acak degilim. Diinyayi istediginiz gozliik altindan gorebilirsiniz. Yalniz bana yonelen yargilarinizi geri çevirecegim. Sizin tanidiginizdan o kadar yiiksek bir Sema 'yim ki, avuç avuç firlatmak istediginiz kirlerin zerresi bana eri§emez. Daima bu yanli§ anlayi§larin, aldani§larin, iftiralarin, bayagiliklarin; soziin kisasi, bu ig(1)

344

Ahlak anlayi§lan.


renç hayatin iistiinde birinci kadrodan, en parlak bir yildiz gibi temiz, tertemiz parlayacagim ... Oniiniizde af kazanmaya, aklanmaya ugra§iyorum sanmayiniz. Buna asla tenezziil etmem. çunkii sizin gibi diinyayi yalniz kendi kizginliklari arasinda goren, duygulari hasta bir adamin benden yana ya da bana kar§"t verecegi yargi bence birdir, e§ittir. Siz beni ne zannederseniz ediniz, ben vicdanimin kiziyim. Hiç kimsenin sanisi beni, yaradili§"tmi zerrece degi§tiremez. Beyefendi, Nasibimin garip bir cilvesi ... Siz bir gece, beni pek alçak bir haydudun çizmeli ayaklari altindan kurtardiniz; ama en sonra, daha oldiiriicii, daha acikli bir durumda birakarak savu§tunuz. Manzara, hal ve yer, kendi kendini soyliiyordu. Beni hiç tanimayan miibarek bir ihtiyar, vicdaninin tanikligina uyarak yardimima ko§tU. Hayatimin o korkunç dakikalarinda, tatli baba sozleriyle, beni avutmaya ugra§ti. Dii§tiigiim tehlikeli durumlarin birincisi gibi ikincisi de biisbiitiln elimde olmadan ba§ima gelmi§ birer kaza sonucudur. Salt bir kaza eseri olarak bir lokomotifin altinda ezilen bir zavalliyi, bu felaketinden dolayi sorumlu tutanlar; kinama, hatta sovme derecesine varanlar, vicdan korleridir. .. Aleyhimdeki korkunç yarginizdan dolayi sizi ayiplamiyorum; çiinkii herkes yaradili§inin merceginden gorilr; çiinkii insanogullari, tiirlii tiirlii dii§kiinliiklerle hastadir. Bu dii§kiinliikler, derece derece, sahiplerini sorumsuzlar kertesine indirinceye kadar artar. Bir kore, bir sagira, niçin gormiiyorsun, niçin i§itmiyorsun diye kizmak, bir delinin davrani§ina, uygulamak için ceza kanununda madde aramak, akilli ̧i degildir. .. Beni alçaltmak için a§agilayici sozler aramakta hayli yorulmu§sunuz. Ben, herhangi bir nedenle hakaret edeni, hakaret edilenden -insanlik bakimindandaha dii§kiin sayarim. Fenaligina hiikmettiginiz bir adamla kar§"t kar§iya gelip konu§maktan, daima kaçmak gerek. Bir kimsenin oniine çikip da, "Sen kqtusiin" demek, bunu soyleyenin iyiligini mi gosterir? Insanin insani igrenç sifatlarla nitelemesi insanliga yara§maz; 345


çunku alçaltilan, gorilnil§te bir tek insan ise de, gerçekte hakaret edenin de bagli bulundugu koca bir insanliktir. Bana ne kadar dil§man kesilirseniz kesiliniz; Allah vermesin, size hakaret için bayagi bir sozcilk ara1nak aklima gelmez; çilnkil hakaret, onu eden terbiye dil§kilniiniin ruhundan, vicdanindan, beyninden, benliginden kopar. Hakarete ugrayan suçsuza bundan hiçbir §ey bula§maz. Kotii soz atmakla temizleri kirletmek elden geleydi, dunyada temiz bir tek ki§i kalmazdi ... $imdi beni intihara dogru olanca §iddetinizle tekmeleyi§inize cevap verecegim: Bu, ̧itilmemi§ bir §eydir. Bir insan kizginlikla bir ba§kasini oldurilr; bu, çogu kez olmu§tur... ama ba§kasina kendi kendisini oldurmek için zorlamada bulunmak, pek az i§itilen bir fantaziyedir. Eger intiharlar, toplumu ve vicdani inciten gizli açik birtakim zorunlu nedenlerle oluveriyorsa, bu geregi yalniz o ̧e atilacak zavallilarin duygulari belirtir. Di§aridan bu emri kimse veremez. intihar, Tanri'nin kurdugu bir canli yapiyi faydasiz, belki de zararli gorerek yikmak demektir. Tanri'nin yarati§ giiciine kar§t bu bir isyandir. "Sen beni yarattin, ama eserini bana begendiremedin. Gonderdigin evrenden hiç ho§lànmadim. Haksizlik, zorbalik, sikinti, hainlik, goniil darligi, a§agilama, kendini begenmi§lik, zulum, hile dolu ... Gilcii yeten yetene bir kordovil§iidiir gidiyor. Kimi aradigi bagliligi, kimi de ya§amak için bir lokma ekmegi bulamadigindan dolayi, kendi kendinin cellatligini ederek, buradan daha iyi ya da kotii oldugunu bilmedigi bir evrene çekiliyor. Belki o, bir hiç olmak istiyor, ama varliga oranla hiçligin bir mutluluk oldugu ortaya konmu§ bir gerçek degildir." Eger oliim bir hiçlik, bu hiçlik de bir mutluluk ise, kalimsizliga mahkum olarak yaratildigimiz için Yaradan 'a secde edelim. Hiçbir yaratik için kurtulu§, ayricalik yok. Gunii gelince bu son saat, hiç gecikmeden çalacaktir. Niçin acele etmeli? Doga, her §ey için bir sure koymu§; yaratilmak, dogmak, ya§amak, olmek hep bu siirenin haztrlattigi §eylerdir. Intihar, sirasini beklemeyerek, siradan 346


çikmak demektir. Acaba buna hakkimiz var mi? Bu, §ilphesiz yarati§ diizenine aykiri bir davrani§tir. Evrenin de dilzenini bozmaya atilmaktir. Bir kez dii§iinelim: Tohum siiresini beklemeden agaç olmak, çiçek olmak, meyve olmak isteseydi; civciv, kuluçka zamanini geçirmeden, yumurtanin kabugunu kiraydi; anne karnindaki yavru, "Hayir ben dogmak istemiyorum, diinyaya çikmayacagim," inadini tutturaydi, evrenin durumu ne olurdu? Daha dogrusu, akil almayan sirlari oniinde §a§kina dondiigilmilz bu evren var olabilir miyd l.·i Birçok kimse, intihara delilik diyor; §ilphesiz oyledir. çunkii insanogullarindan azin azi bir kisim, olilmiln karanlik kucagina atiliyor; ama pek biiyiik bir çogunluk, çok korkunç buldugu bu kelimenin kar§isinda titriyor. Her §eyde egriligi dogrulugu bulmak için, du§iinceleri çogunluk azinlik terazisine vurmuyor muyuz? Bu konuda intihar edenleri hakli, akilli gormek için, oliimden korunmaya ugra§arak ya§amak isteyen çogunlugun haksizligina, deliligine hiikmetmemiz gerekir. Bu akil almaz yargiya saplanarak -hayata §iddetle baglani§larindan dolayi- çogunlugun budalaligina inanilsa bile, kamuya uymak dogal sayilmaz mi? Biitiln yaratiklar, intihar edenlerin kapkara fikir hastaligina dii§erek, kendilerini ortadan kal~irsalar. evren yok olur; Yaradan sozii anlamsiz kalir. Intihara kalki§mak, yaradili§ diizenine anar§i kari§tirmak, doga yasalarina aykiri gitmek demektir. Giine§leriyle, baharlariyla, çiçekleriyle, a§klariyla, gilzelleriyle, giizellikleriyle, yiireklere yiiksek esinler veren gilzel sanatlariyla diinyanin, bizi mutlu ve §en kildigi demler yok mudur? Hayat, onun kotilliiklerinden sakinanlar, iyiliklerinden yararlanmayi bilenler için çok kisa gelen tatli bir §eydir beyefendi... Diinyaya içyilzilnil bilmedigimiz bir buyrukla geldik; o ezeli buyrugun bizi çagiracagi ani bekleyelim. Alda uygun olan da budur. Kimi filozofiar, intihari n0bete gonderilen bir neferin, vaktini bitirmeden, gorevinin ba§indan kaçmasina benzetmi§lerdir. Zamanimizin intiharlari, bu yonden incelenmeye deger.

f

347


En gilçlil iticiler, a§k ve sefilliktir. Kimi zaman bu ikisinin birle§tigi de oluyor. Ama intihar edenin, en çok seven ya da en çok sikinti çeken olduguna inanmayiniz. Bunlar a§ka, sefillige en az yer veren beyinlerdir. istanbul'da intihar edenlerden on kat §iddetli sikinti içinde ya§ayanlar vardir. A§kin, sikintinin yakaladiklarini silrilkleyecegi sonuç pek kesinlikle bu olaydi, dilnya bo§alirdi. insanligi kurtaranlar, gorevi ba§indan ayrilmayan bir nefer gibi, hayatin biltiln §iddetlerine araliksiz kar§i koyanlardir. Biz kendi kendimizin mali degiliz. Anamizda ve babamizda kendini gosteren doganin sevecenligi ile, insanlarin emegi ile bilyildilk. Yakinlarimizin emeklerinden sonra, biltun insanlarin gozlere gorilnmez dayani§lariyla yeti§tik. Bizi yeti§tiren toplumun birer parçasiyiz... Ona olan borcumuzu odemeden saVU§mamaliyiz. Bu, mertçe bir hareket degildir. Dilnyada yoksulluk çekenler, ba§i sikilanlar, gilçlilkle kar§ila§anlar hep intihar etseler, hayat ne biçim olur? Hayat, be§ikten mezara kadar silren arasiz bir ugra§ma, bir sava§madir. Bu gerçegi bilmeli, dayanmak için kendimizi ona gore yeti§tirmeliyiz... Bir gilzelin ela gozlerine vurulmu§ da beynine bir kur~un sikmi§. Bilmem kimin lakirdisina gilcenmi§ de kendisini denize atmi§. Hep bunlar, aklin eksikliginden, bilgisizlikten, tecriibesizlikten, egitim noksanindan ileri gelme zavalliliklardandir. intihar bir gilçlil karardir; ama bir insana canina kiydirtacak bir felaket, bir zorluk kar§isinda olmemeye karar vermek, daha saglam bir ruh gilcudiir. Hayat, doganin bize bagi§ladigi pek buyuk bir nimettir, bo§ yere harcanmaz. Bu dilnyada gordiigilmilz ne kadar bulu§lar, uygarlik, bilim ve fen mucizeleri varsa, hayati iyi kullanmayi bilenlerin verimli emekleriyle var olmu§tur. Hayati bir paraya satanlar, o nimete, o devlete layik olmayanlar. dir. Ìnsanligi ya da bagli bulundugu ulusu kurtaran yuce amaçlardan ba§ka, intihar için hiçbir:_ oziir kabul olunmaz. Buna kalki§an iki defa katildir: Omril bitmeden, gorevli bir kimseyi insanlar arasindan yok ettigi için; saklamak ve korumakla yiikiimlu bulundugu canina kiydigi için ... 348


I

,

"Biz dilnyaya gelmek istemiyorduk; onayimizi almadan buraya gonderdiler", diyenler bulunur. .. Genel oya ba§vurmakla bu evrenler yaratilmaz. Akillari ermedigi §eylere kari§mak, insanlarin birinci kilstahliklaridir. Yaradan, yaratiklardan oy sormak inceliginde bulunaydi, kimi dilnyaya hiç gelmemek, kimi geldikten sonra hiç gitmemek isteyecek; kimi bu dunyaya ili§kin varligzmzzla gezegenlere seyahat etmek dileginde bulunacak; tilrlil tilrlil yerine getirilemez isteklerle, yarad1It§ta, degi§mez bir doga yasasz birakmayacaklardi. Dogada gordilgilmilz yasalar, son derece gereklidir ve degi§mez ... Her ne kadar ho§umuza gitmese de, bunlardan hiçbiri kaldzrilamaz. Bu yasalar, dilnya parlamentolarinda oldugu gibi, yarim dil§ilnillerek degil; kesin gerekçeler ilzerine yapilmi§lardir. Ba§ka tilrlil olamaz... Dogal nedenlerin gerektirmesiyle adeta kendi kendilerini dokumu§lardir. Dogada, doganlarin bagli bulunduklari genel yasa, ya§amaktzr. Buna aykiri davrani§ Yaradan'a isyandzr. Onun için sizin beni intihara zorlamaniz canice bir dil§ilncedir. Bana zavalli Milrvet'i ornek gosteriyorsunuz. O, gençliginin masum ta§kinlzgina, bilgisizligine kurban gitmi§. Bana geleydi kurtarirdim. Bir saldiriya ugrami§; ceza gerekirse, saldirganlara verilmelidir. Milrvet'in ne gilnahi var ki kendi kendini cezalandiriyor? Zavallz çocugun veda mektubundan birkaç satirini · yazacagim: "Olilmil davet için kullanacagim araçlarin deh§eti kar§isinda il§uyorum, içim titriyor." Bu sozleri, istemeyerek, korka korka oldugilnu ispata yetmez mi? Daha dinleyiniz: "intihar edenlere aciyiniz. Azrail'e kendi kendilerini sunan bu zavallilarzn kesin olarak delirdiklerine inaniyorsaniz, deliler, insanlarin en acinacak kismi degil midir ?" i§te kendi canina kzyan zavalli kiz, intiharin delilik oldugunu açikça soyluyor. Bakiniz §U satirlari buyilk bir iç aciszyla okunmaya degmez mi: "Olumiln siyah kucagina atilan bir karamsarin, bu pek zor durumundaki, onilne geçilmez gereksinmele349


rin nedenlerini inceledikten sonra, ayni aci felakete aday obiir talihsizleri kurtarmak için çare dti§iinenler var mi?" Beyefendi, i§te goruyorsunuz ki kizcagiz, intihar etmek zorunda kalanlari kurtarmak için çare dti§tinmenin, insanligin odevi oldugunu en dokunakli bir dille anlatiyor. Sizin gibi, kimseyi kendi canina kiymak cinayetine itmeye ugra§miyor. .. Suçsuz kurbanin, olumle yuz yuze iken o aci ve korkunç dakikalarda yazdigi sozlerin hepsi benim dii§iincelerimi savunuyor; sizinkileri de bozuyor. .. intiharin yuceliginden soz ederek kimseyi bu ̧e ki§kirtmiyor. Ne hazin urpertiler içinde olumle yurudugunii, akan gozya§larini okuyanlara duyurarak anlatiyor. .. Onune geçilmez sikintilar yuzunden intihara gelince ... Dogaya aykiri bu aci korkunç hareket, elinden ba§ka bir §ey gelmeyen, beceriksiz zavallarin atilacaklari bir çaredir. Kimi kez guçlu, kuvvetli beceriksizlere de raslanir. i§te bunlara acirim. Bu toprak iizerinde ya§ayan insanlarin hepsi, bolluk içinde, istegine gore ya§ayan, geçinen gelir sahipleri degildir. Riziklarini her giin kazanciyla ancak saglayabilenler, geçim sava§ini kestikleri gunu, dogal olarak aç kalirlar. Canla, ba§la, namus ve dogrulukla iyi ve temiz i§ gorenleri her zaman ve her yerde ararlar... Bug un oyle idarehaneler vardir ki, aradiklari ko§ullar içinde çali§acak, dogu§tan ya da emekle edinilmi§ iyi niteliklere sahip kimseleri bulamadiklari için i§leri yuziistu kalzr. Beri yanda, biraz gorgu ve çali§makla o i§lere yarayabilecek birçok kimseler vardir ki, bo§ yere yok ollfp gidiyorlar. Elini kolunu sallayarak ortaya çikip da, "l§te ben her §eyi yaparim. Bana i§ bulunuz ... " diyen adam, ho§ kar§ilanmaz. Boylesinden ciddi bir hizmet beklenilmeyecegini, o ̧Ìn eri olanlar hemen anlar. çunku geçmi§ini biraz soru§turunuz; ne i§lere girip çikmi§ oldugunu anlarsiniz. Evet, her §eyi yapar, her §eyi bilir; yalniz bir i§te durup kokle§meyi bilmez. Eger daha sakincali ba§ka kusurlari yoksa ... 350


' t

Aç kalincaya kadar oturup da, hemen o en gilç yoksulluk aninda ba§arip ba§aramayacagi her teklifi kabul ile i§ aramaya çikanlar, çogu zaman degerli kimseler degillerdir. .. i§e yarayanlar, durmayip çali§anlar, etrafina çali§kanlik, gilven duygusu verenler, masrafiarini kazançlarina uyduranlar, hiçbir vakit aç kalmazlar. Ekmek bulamayanlar, onceleri tarla tilrla kayirmalar sayesinde rahat geçime ali§ip da §imdi ugra§ma geregi kar§isinda api§ip kalanlardir. Ben hiçbir §eyden yilmadim. Umutsuz degilim ... Yasal, faydali, akla uygun her yola ba§vurarak kazanacagim. Yanimda çali§tiracagim birkaç kadina da kazandiracagim. Ya§adigi toplum içinde çali§kan, yararli bir varlik olmaya da ugra§an bir kimseyi, insafsiz bir tekme ile intihar kuyusuna firlatmak yetkisini nereden aliyorsunuz? Vicdaninizdan mi? Eger oyle ise vicdaninizin, boyle yargilarda, ayari bozulmu§ olduguna inaniniz. Diizeltmeden onunla i§ gormeye kalkmayiniz. Benim ya§amamin, intiharimin, artik sizinle bir ilùjigi kalmami§tir. Yetkiniz, goreviniz içindeki §eylerle ugra§saniz daha iyi edersiniz. Bu pek sert ve insanlik di§i onerinizle, bana kar§i edinmi§ oldugunuz tiksintinin §iddetini anlatmak istiyorsunuz. Sanirim ki bu tiksintiyi pek vah§i sozlerle yilzame tiikilrdiinilz. Daha ileri gitmenin ne geregi var? Neden dolayi hala içinizin serinlemedigine §a§iyorum ... Ho§larina gitmeyen, canli, cansiz her §eyi yok etme anlayi§inda olan bol§evikler bile, sonunda "Rahat dur" vaziyeti almak zorunda kaldilar. Beyefendi, içiniz rahat etsin. Bu koca diinyada, tiksindiklerinizi gormemek için, araya istediginiz kadar uzakliklar koyabilecek geni§lik vardir ve havasi, çevresi o kadar boldur ki benim gibi, sizin iyilik ve kotilluganazden uzak, kendi bucaginizda ya§ayan bir kadinin soluk aldigini asla duymazsiniz. Yanli§ darunduganuza soyledigimi de bir suç sayarsaniz, buna beni zorlayan sizsiniz; ama yanli§ da§iinenin, kotiililgiinden oyle dil§ilndiigii yargisina varilmaz. Ben kendi kanilarimi soyliiyorum. Belki sizin de

351


bu davranl§lnizda, kendinizi ozurlil bulacak dii§ilnce dayanaklariniz vardir. Size dil§man degilim ve hiçbir sebeple olamam. Kimsenin mutsuz olmasini istemeyiniz. Dunya, ba§ina felaket gelenlerle dolu ... Bunlara, bir felaketin daha katilmasi, insanlik için bir kazanç olmaz. Bir ba§kasinin felaketinde mutluluk aramak, insanlarin iyile§tirilmesi gereken en korkunç hastaligidir. Temize çikmak için yazilan bu satirlarin fazla uzamasi, hayatimda gordilgiim giine§li gilnlerimin sayfalarini, sonsuza dek kapayacagim içindir. Affinizi dilerim. Mutlu olunuz beyefendi. Sema Bedreddin»

16 iki aile aras1ndaki her ti.irli.i ili§ki kesildi. iki ay bi.iyiik bir durgunlukla geçti ... Muhlis çok iizgi.in mi.iydii, ne yap1yordu; bununla ilgili hiçbir §ey bilmiyorlardi. Sema, yi.ireginde aç1lan yarayi -kesin bir ilaç olmak iizere- en ac1, agnh avuntularla daglayarak yakti. Yiiksek duygulu insanlar, kirilan onurlar1n1n onanlmas1na tenezzi.il etmezler. Qiinki.i o, onarilamaz; çi.inki.i ili§kinin yeniden kurulmas1na çah§ma yoluyla olacak onarmada, onur biitiin biiti.in kir1hr. Ve onun ugrayacagi sonraki darbelerde onceki acilar, artik eski §iddetleriy le duyulmaz olur. insan hakarete ah§1r ve insanhgin1 yava§ yava§ kaybeder. ilk zamanlarda insamn goni.il §enligi, mutlulugu say1lan bir §ey, sonradan ac1 bir tasa, bir agri yigin1 oluyor... Be§ dakika gormeden duramad1gin1, biiti.in ruhunun kiiskiinli.iguyle, unutmaya çabahyor. Boyle yaralar1n merhemi zamand1r; iki ay boyle bir agnyi dindirmek için pek az bir si.ire. Ne var ki Sema Han1m, bi.iyiik bir "kararhhk ve direnme"yle gonli.ini.i iyice ki.illemi§ken gazetelerde §6yle bir haber okudu: 352


«Soylu ailelerden Muhlis Naki Beyefendi'yle, Mukimizade Jale Sadullah Hanimefendi'nin nikahlari, dilnkil giln, Erenkoyil'ndeki ko§klerinde kiyilmi§tir. Muhlis Bey, yilksekogrenimi ve yetenekleriyle meslegine §ere{ veren bir genç oldugu gibi, Jale Hanim da ya§"ltlarinca imrenilecek çagda§ bir ozenle yeti§tirilmi§ e§siz bir kizdir. Birbirine denk olu§ bakimindan gorillen bu uygunlugu kutlar ve iki tara{ için ugurlu ve mutlu olmasini dileriz. »

'

Bu birkaç satir, Sema Han1m'1n gonliindeki kuhi birden de§ti; sars1ld1, sarardi. Titrek bir elle gazeteyi b1rakti ve o zaman anlad1 ki insan kalbi, hiçbir baghhga sonuna kadar kap olmayan bir yaradih§ oyuncagid1r. Qevrenin her etkisiyle huyu degi§en bu et parças1n1n baghhk andina inanarak ya§amak f elaketinden kendisi kurtulmu§tu. Ne var ki bu diinyada, bu aldatic1 organ1n sonu gelmeyen giivenceleri iizerine mutluluklar1n1 kurarak ya§ayan ne kadar insan vard1! Yiiregi s1zlayarak: - Vah zavalhlar... Vah zavallhlar... hepiniz için, sonunda boyle ac1 bir uyarma saati çalacaktir. ~imdi mutlu ve §en aldan1n1z. Gençligin biitiin mutlulugu, belki bu kiiçiik aldanmadan ileri gitmeyecektir, dedi. Bu evlenmede §a~ilacak birçok yonler ve insanhgin bayagihgin1 gosteren §eyler vardi. Jale'nin Muhlis'i kotiileyen sozlerini, Muhlis'in Jale'ye kar§I, terbiyesini biraz unutarak, kabaca sozciiklerle kopiirmelerini dii§iindii. Bu iki genç, birbiri aleyhindeki, bu arkadan arkaya kotiilemelerini hatirlad1kça kendi kendilerinden utanmazlar m1yd1? Bu nikah1n gazetelerdeki boyle pohpohlu ilan1 ne oluyordu? Bu evlenmedeki denkligi, oranby1, uygunlugu, yerinde olu§U, meslegine saygiy1 biisbi.iti.in unutarak, korii koriine bir ovi.ici.iliikle yazan, -kendisini ilgilendirmeyen §eylere burnunu sokanacaba hangi gazeteciydi? Onlar1n her ilan ettikleri gerçekler bu çe§it yontulmu§ yalanlardan ibaretse, bu kadar bayagi uydurmalarla aldan1lmak için para veren okuyuculara pek çok ac1mak gerekti. billur kalp

353/23


Iyi §eylere, kotti; kotti §eylere iyi demenin yasalarda belli bir cezas1 olsa ... Sonra Sema Han1m dti§tindi.i. Bu çe§it ilanlar, çogu zaman gazetelere yaz1hp gonderilir. Bu, Muhlis'in kaleminden ç1km1§ olacak ... Kendi kendini boyle ilan etmek ... Aman yarabbi, ne bayagihk? Naki Pa§a'n1n oglu, onceleri boyle §eylerden igrenirdi. Ne çabuk huy degi§tirmi§ ... Her i§te gori.ini.ir goriinmez bir etken bulunur. Muhlis bu bayagihga neden heveslenmi§? Kar1s1yla kendisini §arlatanlar1n kuvvet ilaçlar1 gibi reklam si.itunlar1na geçirmi§ ... Zavalh kiz, çok yorulmadan, bu sebebi de ke§fetti: Bu ilan1 okutup Sema'n1n yarah ytiregine ate§ dokmek için! Muhlis, hala Sema'dan ne istiyor?

Gi.ilter'e pembe atlas elbise yapilm1~, ba§1na yalanc1 elmaslar takilmi§ti. ~imdi §Ik bir matmazele benzeyen bu koca bebek, yaln1z Firuze ile Htisntimelek'in degil, biiti.in mahalle kizlar1n1n sevgisi, ne§esiydi. Bir giin yine birkaç kom§U çocugu konu~ geldi. Bunlar1n içinde arabac1n1n kiz1 Ay§e de vardi. .. l§lemeli, kurdeleli mantosunu giydirip arabas1na bindirerek Gi.ilter'i alayla bahçeye ç1kardilar... Bi.iyiik bir kutu içindeki oyuncak mutfak ve sofra tak1mlar1n1 da ortaya dokttiler. Ziyafetçilik oynayacaklard1. Gi.ilter'i bir agaç albnda ufak kanepesine oturttular... Bir put gibi, hepsi birkaç defa hararetle opti.ikten sonra bebegin kar~1s1na dizildiler. Bi.iti.in tutkunluklar1yla onu ta§Imaya doyam1yorlardi. Kom§u k1zlar1ndan Bedriye, sar1 saçh, ki.içi.ik bir bilgiç, içini çekerek: -Aah, ah, dedi. Giilter'e gelinlik ne kadar yara§acak! Hep o koca kad1n adaylar1, bu di.i§iinceyi begenerek birbirlerine bak1§1p gi.ili.i§ti.iler. Ah, Gi.ilter'i gelin etmek; bu ne eglenceli bir oyundu. Hepsinin sevinçten minimini yiirekleri hoplad1; ama kime vereceklerdi? 354


Mahallede ne kadar giizel oglan varsa bir bir adlar1n1 s1ralad1lar; bunlar1n hiçbirini Giilter'e layik gormiiyorlard1. Sonunda Bedriye, arabac1n1n kiz1na: -Ay§e, senin karde§in Hiisnii, mahallenin en giizel çocugudur. Ona alahm. Sen goriimce oluyorsun. Onun taraf1ndan soz ver... Ay§e sevinçle ç1rp1narak: - Soz veriyorum. Alahm ... Hemen diigiin haz1rhgina ba§lad1lar. Tiiccar1n kiz1 ~efika: - Benim ablamda bir kutu tel var... Getireyim, Giilter'in ba§1na takahm ... Bedriye: - Haydi ~efika, sen telleri getir. Ay§e, sen de git, en yeni iistiinii giydir. Karde§in Hiisnii'yii al gel. .. Hiisnii, kirm1z1 yiizlii, siyah iiziim gozlii, sekiz ya§Inda topaç gibi bir ogland1. iki kiz gittiler. Firuze: - ~ebiyelda ·dad1m1 çagirahm. Bize yemek pi§irs1n ... Kollarl s1vah, ba§1n1n yemenisi bir yana çarp1lm1§, topuklar1 agarmI§ siyah ayaklar1n1n alt1nda diizle§mi§ takunyalarla, dadi geldi: - Ne yap1yosunuz ayo çocuklar? Firuze: - Di.igun yap1yoruz ... Dadi: - Kimin di.iguni.i ayo? Firuze: - Gi.il ter'in ... Dadi: - Koca buldunuz mu? ~imdiki zamanede koca yok ... Erkekler nazlan1yorlar... Zavalh kizlar, oynay1n1z bakahm, oynay1n1z... Sizin de talihiniz sonra ne olacak kim bilir? ~ebiyelda, her vesile ile akan ya§lar1n1 etegine silerek devam etti: 355


- Erkekler çapk1n oldu, k1zlar a~iifte ... t?imdi evlenmeden birbirini nikahs1z ahyorlar... t?eyhler camilerde, "Kiyamet kopece" diyolar ama ... Ha, boyle soylemesi de yasakm1f? ayo ... Salla Allah sallemO) iki goziim kitab1nda boyle buyurdu ... Kopece ... ama bugiin mii yar1n m1 kim bilir? Firuze: - Dad1c1gim, diigiine han1mlar1 çagiracagiz. N as1l çagiracagim1z1 bilmiyoruz. Sen bize ogret ... Dadi, eski usul daveti anlatmaya baf?layarak: - Okuyucuya<2) ç1kars1n1z. Kap1lar1 çalars1n1z: "Afand1m han1mlar... Haftaya diiguniimiiz var. Per§embe giinii yiiz yaz1s1na, cumaya paçaya(3) buyurunuz inf?allah ... " dersiniz ... ..-i-,...

* :.::.

çocuklar yeni elbiselerini giydiler. Evin içinde okuyucu gezdiler. Servet Han1m, bu diigiin oyununu yasaklamak istedi, ama Sema Han1m buna kar§1 ç1kti: - B1rak annecigim, oynas1nlar. Yavrucaklar1n ne§elerini bozma ... masumlar1n ne suçlar1 var... Benimkinin yerine Giilter'in diigunii olmas1, aln1m1z1n yaz1s1ym1~ ...

* *. , * Ay§e ko§a ko~a yaln1z geldi. Ondan sordular: - Hani karde~in? - Hi.isnii evde siisleniyor. ~imdi gelecek ...

. . * *, ~

...

Gelini tellediler, duvakladilar, k6§eye oturttular. Ki.içiik sofra kuruldu. Minimini oyuncak tabaklar1n içine kagit helvas1, susam helvas1, ftnd1k, leblebi, kuru iiziim kondu. (1)

Peygamberimiz için soylenen "Sellallahii aleyhi ve sellam"m bozulmu~u.

(2) (3)

356

Eskiden, davetliler tek tek evlerine gidilip çagnhrdi. Buna "okumak", bu i!?i yapana da "okuyucu" denirdi. Paçadan (kasaphk hayvanlarm ayag1) yap1lan yemekle verilen

~olen.

1

~


Bahçede setin iistiine ç1kar1lan bir gramofon bozuk, titrek, h1mh1m sesiyle yillanmI§ §arkilar çagirarak diigunii §enlendiriyordu. Sema Han1m, annesi, tesadiifen orada bulunan teklifsiz bir iki kom§u han1m, çocuklar1 sevindirmek için bahçeye, diigun yerine indiler. Kurulmu§ sofradan birkaç find1k, kuru iiziim yediler. Dernegi diizenleyen kiiçiik k1zlar aras1nda bir tela§, bir fiskostur gidiyordu. Servet Han1m sordu: - Ne oluyorsunuz yavrular1m? $eytan Bedriye, ellerini ovu§turarak ortaya ç1kti: - Vakit geçti, hala damat gelmedi. Yiiregimize inecek ... Ay1p oldu. Ne talihsiz gelinmi§ ... Han1mlar, bu biiyiik konu§an kiiçiik k1z1n yiiziine bakarak tuhafla§tilar. Giilter'e koca seçilen yaramaz Hiisnii, yolda top oynayan çocuklara rastlayarak futbola dahp giiveyligini unutmu§tu. O s1rada gramofon h1mh1mhgina dokunakh bir içlilik kan§tlrarak bahçeyi ç1nlata ç1nlata: Meyledip agyari aldin yanina Bz-vefa hercai yazik §anina Soyle kiymak miydi kastin canima Bz-vefa hercai yazik §anina Sen edip arz-i muhabbet bir zaman Sozlerine itimad ettim heman Oldu halim §imdi hicrinle yaman Bz-vefa hercai yazik §aninaOJ §arkis1n1 tane tane soyleyerek bagir1yordu. Sema Han1m, art1k tutamad1gi gozya§lar1n1 saklamak için hemen bir yolunu bularak oradan savu§tu; ama nezleli, ya§h gramofon bunakça, insafs1z bir inatla nagmelerini titreterek talihsiz k1z1n arkas1ndan: ( 1)

Egilim duyup yabancilari aldm yamna I Vefas1z, gelgeç goniillii, yaz1k iiniine I Soyle, kiymak m1yd1 maksadm camma I Vefas1z, gelgeç goniillii, yaz1k iiniine Il Sen a~km1 soyleyip bir zaman I Sozlerine gi.ivendim hemen I Oldu durumum aynhgmla pek kotii I Vefas1z, gelgeç goniillii, yaz1k iiniine.

357


Sen edip arz-i muhabbet bir zaman Sozlerine itimad ettim heman m1sralar1n1, bahçeye inlete inlete savuruyordu. Servet Han1m'la konuk kad1nlar iizgiin, ac1kh, birbirine baki~tilar. Hepsinin goz p1narlar1na, ta~1rilmamaya çah~1lan hiiziinler toplanm1~h.

17 Bize bir iyilige kar~1 bin i~kence çektiren ve galiba s1k1p ezdigi için sevilen kir1c1, y1k1c1 hayat, duygusuzca siiriip gidiyor. Govdelerinden daha çok ruhlar1yla ya~a­ yan insanlar, ekmekten çok sevgiye, vefaya muhtaçhrlar. Midelerinden once kalplerinden zehirlenirler. Giinii gelince, sonunda bizi yok edecek olan zaman1, her saniye oldiirmek için ugra~1r1z. Biitiin didi§melerimiz, eglence aramalanm1z, onun nas1l geçtigini duymamak içindir. Hayatin bogucu s1k1nblar1 içinde, gençligi avuntusuyla ya~atan yaln1z bir ~ey vard1r: A~k! Onun nurdan ~anatlar1 iizerinde yiikseldigimiz zaman, bizi Ar~-1 Ala'yaCl) yakla§bran bir cennet kokusu ahr1z. Dinlerin bize tarif ede ede anlattiklar1 ilahi mutlulugu duyar; onun beçiginde sallanarak gordiigumiiz aldatic1 dii~le­ rin sarho~lugu içinden, sonsuzluga dek, ba~1m1z1 kald1rmak istemeyiz. Bu bir diiçtiir. Belki di.i§ten daha yalanc1, daha hayal i§i bir §eydir. Ayn1 dii~ bir daha goriilebilir. Ne var ki a§k1n hançerledigi duygulu kalpler, sonsuza dek yarah kahr. Sonmii~ vefalar1n, eski ~iddetiyle bir daha iki goniilde birden tutu~mas1 imkans1zd1r. Hakaret, h1yanet kar§1s1nda sonmez goriinen tutkunluk, a~k degildir... o, igrenç bir ~eydir. Hayata, yaln1zca a§kin yarattigi canh hevesle katlananlar, onun kiy1c1, y1kic1 tanesiyle vurulduklar1 giin, arbk diinyay1 gorecek gozleri kalmaz. Zevk, sevinç, her ~ey soner. intihardan, timarhaneden kendilerini kolay kolay kurtaramazlar. Kurtarabilecek kadar (1)

358

Gokyi.izi.ini.in en yi.iksek katma.


dayan1kh oldugunu gosterenler bile, insanlardan uzak dag ba§lar1nda toplumdan ayri yerler, kapan1lacak tap1naklar, tekkeler, manastirlar, çile doldurma evleri ararlar... Tanr1'dan ba§ka biittin her §eyden umutlar1n1 keserek, avunmak için nerede oldugu bilinmeyen o gizli kuvvetin kokusuna giderler...

.. * .

;;;.

~

Sema Hamm, hayatta tek bir adamla bozu§tugu için, btitiin insanlardan kaçmak istemiyor; kapanmak için tekke, çile evleri aram1yordu ... O, zihnini, bu geri donmez a§k1n yak1c1 dii§iincesinden dondiirecek siirekli ugra§lar, agirhklar1ndan ba§ kald1rmayacak i§ler bulmaya çah§1yordu. çile, onun yiireginde idi. O biiyi.ik gizli giiciin avuntu verecek s1rrina ermek için dag ba§1ndaki inzivaC1) yuvalar1na çekilmeyi gereksiz buluyordu. Gerçekle§emeyen diigiin için toplanm1§ para vardi. Sema, siislenmeye yarayacak ne kadar ote berisi varsa satti, manastira kapandi. Tam bir rahibe k1hgina girdi. S1ms1k1 kapah, beyaz boynundan topuklar1na kadar inen siyah, geni§ bir elbise ... Ba§1nda, giizel ve giir saçlar1n1 biisbutiin orten bir ortii ... Belinden a§ agi, haç yerine sarkan bir demet anahtar.. . O ytiriirken, biitiin insanlann hem§iresi oldu. Bir tap1nagin lo§, ruhani kubbesi altinda, insan, ilahilerle Tanr1'ya duygulann1 yiiceltmeden once de, yiireginin biitiin sevecenligini yolunu §a§1rm1§ bu zavalh insanlara adayabilirdi. Artik bundan sonra yak1c1 bir ani olan kendi a§kI için degil, zavalhlara yard1m sevgisiyle ya§ayacakti. Birçok diki§, naki§, fanila, çorap ve ba§ka §eyler aldi. Bez dokumak için y1k1k ko§ktin geni§ odalar1na tezgahlar kurdurdu. Yerliden, goçmenden kimsesiz, di.i§kiin on sekiz, yirmi kiz topladi. Bunlara biçki, diki§, i~leme, orgti, dokuma, dantel. .. her tiirlii el i§leri ogretmeye ba§lad1 ... (1)

Topi umdan

uzakla~arak

bir ba~ma kalmak.

359


Korkunç yoksulluk koleras1, her gi.in yi.izlercesini kir1p geçiriyordu. Ya~aman1n en yahn gereçlerinden, besinden yoksun olarak genel geçimin d1§1na atilm1§ bu talihsizlerin içinden, biiyiik yetenegi olan k1zlar ç1kti. Sema, hep onlara genç bir ana oldu. ilk zamanlarda ziyan etti; sonra geliriyle gideri denk olmaya ba§lad1; i§ dengesini buldu. çok çah§iyor; boylelikle de o kadar kimsesizin geçimi saglan1yordu. Daha sonra, bu kiiçiik kurumda kazanç elde edilmeye de ba~landi. Biiyiik bir §ey degil; ancak mi.idire han1m1n gittikçe biiyiiyen denemeleri, diizenli, saat gibi §a§maz hareketleri sayesinde kazanç, gi.inden gline art1yordu. Kazanc1; sermaye, yedek akçesi ve kimsesizler paYl olmak iizere i.içe ay1r1yordu. Kendisi, kimseye varmayacakti, ama kurdugu plan geregince pek çok yetim k1z1 evlendirip barkland1racakti. Bu i§yerinin unii oralar1 tuttu, ba§vuranlar çogaldi. Ne yaz1k ki kadro biisbiitiin dolmu§, ba§kalann1 alma olanagi kalmami§ti. Miidire han1m, biiyi.ik yaz1klanmalarla ellerini ovu§turarak bu çaresizligi anlatiyordu. ~L.

~

Ko~kiin

kap1s1na

~u

* ...."'"

levhay1 asti:

«çALI~MA YURDU

çALI~KANLARIN EviNE SEFALET GiRMEZ»

Sema Hamm, gelirini artirmak için çareler di.i§iindii. Usta bir bahç1van tuttu. Geni§ bahçenin elveri§li bir boliimiinii çiçeklik yapb. Her sabah buradan sepet sepet, renk renk gi.iller, yaseminler, karanfiller, menek§eler, §ebboylar, mevsimine gore kamelyalar, nergisler, manolyalar, mimozalar, amber çiçekleri ve ba§ka çe§itleri toplan1yor; kiiçiik ki.içiik, pek zarif demetler yap1hyor; her buketçigin ortas1na bir niyet kagid1 sokuluyordu. çiçeklerin doktiigu dillerden birkaç ornek: 360


«Sevdali çocuk, beni kokla. Sevgilim, giizel kokusunu benden alir. Ben sana daima ondan bir §ey duyururum. » «Uzgiin genç, vefa ariyorsan, simgesi benim. çiçeklikte iiç giin ya§arim; gogils ilzerinde ancak birkaç saat ... » «iki ruhun kucakla§masinda, her sirda§ çekilir; ben kalirim. » «çok dargin sevdaliyi bari§tirdim. Ben araya girince, direnmeye guçleri kalmaz .... » «Canli çiçeklerini bulamadiklarinda, çogu zaman, yilreklerinin ate§ini bizimle sonduriirler. .. » «Koyu kadife gozlerin a§kina, beni operlerken, çiylerimi ayrilik gozya§lariyla degi§tirdim. Menek§e» «O vefasiz beni beklerken, ikimizin de boynumuz biikiik, kar§i kar§iya saatlerce dii§iindilk. Sonunda gelmedi. Birkaç opilcilgumle zavalliyi avuttu1n. Giil»

«Bir demetin içinde ba§ka gilzellikte, kokuda birkaç kiz karde§iz. Bizi kiskandirmadan kokla ... » «içimizden birini çok seversiniz de, daima bir bukette hepimizi toplamak istersiniz. » «Sirlarini birbirine soylemeyen gonullerin tercumaniyiz... » «insanlar kendi huylarini benim ilstil1ne atarak bana boyle diyorlar. Hercai Menek§e» «Hiçbir doktor, benim kadar, sevdali gogiisler ilzerinde, uzun ayrilik acisinin çarpintilarini dinlememi§tir. Giil»

361


«Ku§lar dua okurken, a§kin çelenklerini biz oreriz. » «Sarayun bir pencere kenari, bahçivanun §en, oynak bir kizdir. Biltiln giln gilne§in i§inlariyla yanar, bayilirim. Her ak§am, o bana gii~el eli ve kendi bardagiyla su verir. Hayatuni tazeler. Ikimiz de ne§elenir, giilii§ilr, opil§ilrilz. » «Ah yalniz bir derdim vardir. Kimi giinler, sevimli bir gencin opiicilklerinden, onu çok kiskanirim. Karanfil»

Sema Han1m, yuvarlayip yuvarlayip buketlerin aras1na soktugu bu niyet kagitlar1n1, birkaç haftada bir, anlamca daha giizelleriyle degi~tiriyor. Nas1l sattiriyor? i~te onun ruhtan anlayi~1 burada ... Firuze ile Hiisniimelek'i kiiçiik birer opera melegi gibi ince ipek kuma~lar1n bulutlanyla giydiriyor. Avrupa'daki çiçek bayramlar1n1n kraliçeleri inceligiyle onlar1 siisliiyor, donatiyor. Renk renk kurdelelerle boyunlar1na astigi kiiçiik sepetlerin içlerini niyetli buketçiklerle dolduruyor. Yedi buçuk kuru~a bir demet ... Qocuklar1, ak~am vapurlar1 zaman1nda Kad1koyii, Haydarpa§a iskelelerine indiriyor; "Qah§ma Yurdu" kimsesizleri . ad1na satbr1yor. Demetler kap1~1hyor... Genç han1mlar, beyler birbirlerine dokmeye cesaret edemedikleri sevdalar1n1n gizli yonlerini giiliin, menek§enin agz1ndan ne giizel anlabyorìar... Her giin yiiz elli, iki yiiz demet sabhyor; kapI§ kap1~a ... Yeti~emeyen mii§teriler ertesi giinii bekliyorlar. Bu yavrucuklar yurda, giinde on, on be~ lira getiriyorlar. ~ ..L.

* ·'· 'i"'

Bu çiçekçi k1zlar, o taraflar1n zevki, ne~esi, falc1s1 oluyor. Kimi sevdahlar, her gece bu kiiçiik buketlerden bir tanesini mutlak yataklar1n1n ba§ucunda bulundurmak merak1na tutuluyorlar. Trende, vapurda çogu zaman §tiyle konu§uluyor: - Han1m, sizin niyetiniz ne çikb? Bak1n1z benimkinde giil ne soyliiyor: «Qabuk aç1ld1m. Qok kokladilar soldum. Hem§irecigim, her giin uzanan dudagin i§tah1362


na, korpeliginizi feda etmeyiniz. Gonca kalman1n s1rn budur... Giil» Giilii§meler. Ba§ka bir han1m okuyor: - «Hercai hangimiz, giizelim? Qogu zaman ben, avuttugum bir gogsiin iizerinde bay1hr, oliirdiim. Siz, ba§ koydugunuz gogiisleri bayiltir, oldiiriirsiiniiz ... Menek~e.»

Ba~ka

bir han1m: - Geçen giin bir vefas1z1n halini o kadar iistiine dii~i.irdi.i ki, bu kagit parças1n1n bu falc1hgina §a~tik ... Òteden bir han1m: - Daha tuhaf1 oldu efendim: Bir aydan beri birbirine dargin duran kan kocayi bu buketlerden biri bar1~brdi. Hiç konu§muyor, ayr1 odalarda yabyorlarm1~. Bey, bu demetlerden bir tanesini, han1m içeride yokken, karyolas1n1n ba~ucuna b1rak1p gitmi~. Ad1 gerekmez han1m, bana kendi anlatti; dedi ki: ''Yorgunca idim. Kandilimi yaktim, çevreme pek bak1nmadan do~ege uzand1m. Gece dolab1m1n iizerinden burnuma giizel bir koku geldi. Ah, oh, birkaç nefes derin derin çektim. Sonra merak ettim, kalktim, arand1m. Buketçik mermerin iizerine biraz dagin1k serpilmi§ yatiyor. Hemen çiçeklige su koydum. Demeti içine oturttum. Anlayiverdim: Bu i~ kocam1n marifeti ... ama onun eli degmekle bu çiçeklerin ne suçlan olabilir? Anlad1m, bir daha bir daha koklad1m. Han1m, diyebilirim ki, bizim koklama duyumuzun kuvveti, ~iddetle tiksindirmek, yufka yiirekle sevdirmek bak1m1ndan obiir duyular1m1zdan iistiin bir uyar1c1d1r. O giizel koku ruhumu ok~ad1kça, kocama kar~1 olan hinçlar1m1 sanki eritiyordu ... Yi.iregime bir yufkahk geldi. Gozlerime de birkaç damla ya§ ... O s1rada demetin içinden kucagima biikiilmii~ bir kagitç1k di.i~ti.i. Açtim okudum. $oyle diyordu:

«Bagi§la giizelim. çok sevgi, kimi zaman sevilenin azarlanmasini gerektirir. Seni inciten onun kendisi degil; sevgisinin CO§kunlugudur. Sanik beyin vekili Zambak

Taniklar Giil, Siinbiil, Fulya vb.» 363


Bu maceraya ve durumumuza uygun sozleri yazan, belki kocam1n kendisiydi; ama davam1z1 çozmek için one si.irdi.igi.i vekilin, tan1klar1n, masumca araci olmalarina kar~1 gelemedim. Kar~1 koyacak gi.ici.imi.in kalmad1gin1 gosteren bir gi.ili.imsemeyle demeti burnuma goti.irdi.im. Baygin baygin koklad1m. Yiiregimdeki yufkahk artarken, kocam içeri girdi, aram1zdaki sogukluk bir anda bitti. Bir dakika sonra yatakta idi ... "

* .. * .:-

Bu niyetli demetler, erkekler aras1nda da epey tuhaf konu~malara yol aç1yordu: iki genç aras1nda: - Yeti~emedim karde~im. Ko~tum; ancak sepetler bo~alm1~b.

- Kiiçiik k1zlardan birini bir buket gibi kucaklay1p buraya getireydin ... Ùçiincii genç: - Geçen gi.inii bana da boyle oldu; ancak kizlar1n kar~1s1nda boynumu biikerek, "Matmazeller," dedim, "Ben bugiin, bu demetlerden sevgilime bir tane gotiirmeye soz vermi~tim. ~imdi ona elim bo~ nasil gidebilirim." O zaman Firuze, pek turfanda kirm1z1 dudaklar1yla giilerek, oya gibi çiçeklerden, biiyiik bir zarafetle baglanm1~ kiiçiik bir demeti gogsiinden çikar1p bana verdi. - Giinde on be~ yirmi lira, yaln1z bu çiçeklerden kazan1yorlarm1~ ... Sab~, bu kiiçiik kizlar1n sepetlerindekilerden ibaret degil. .. Ni~an için, ziyafet, diigiin sofralari ve ba~ka hediyelikler için 1smarlama o kadar zarif biiyiik buketler yap1yorlarm1~ ki Beyoglu'ndan 1smarlamalar ba~lam1~ ... Sema Hamm bu yil çiçek bahçesini geni§letiyormu§ .. . - Bravo! Bir Tiirk kiz1, bu kadar ba§ar1h i§lere giri§mi§ olsun ... - Ko§ki.in içini bir gorseniz; boliim boliim, bir fabrika gibi... içinde kimsesiz kizlar i§liyor... Bu kizlar, kendi dokuduklar1 bezlerden, bir ornek bir kihk yapffil§lar. O kadar temizler ki, §U zamanda bu temizligi kiymetli ev çocuklar1nda goremezsiniz. Geçen giin onlara, bahçede, sak1z gibi beyaz, uzun bir sofrada yemek 364


yediriyordu. Kendinizi birinci s1n1f bir otelde san1rs1n1z. i§çilerini idare ettikten sonra, kendisine epeyce kar kahyormu§. Bu i§ini bilen k1z için, zenginligin yolunu tuttu, diyorlar... - Bu Sema Han1m bana varmaz m1? - Kimseye varm1yor... - Yi.izi.ini.i gormedim ama, zekas1na, i§e sar1h§1na bay1hyorum. - Yi.izi.ini.i gorsen s1f1n ti.iketirsin ... - Deme Allah a§kina ... - Vallah ... Meleklerden giizel bir kiz ... - $imdiye kadar ba§Ina birisi balta olmamI§ m1? - Olmu§. Bi.iyi.ik bir macera geçirmi§ diyorlar. Bin bir benzerleri gibi, i§te o i.izi.inti.isiiyle dii§ecek yerde, yiikselmi§. i§te yarad1h§1n1n ayr1cahgi burada... Bugi.in beyaz tenini sonsuzluga kadar siyah bir giyini§le orterek gece renginin yas1na gomi.ip, sanki bir rahibe k1hgina girmi§ ... Ben bir i§ için gori.i§meye gittim. ilk bak1§ta bana oyle bir saygi duygusu a§1lad1 ki, ba§1m1 · kald1r1p ikinci defa yi.iziine bakamad1m.

18 iki gonlii tek bir vi.icut haline getiren bu a§k, birden bir darbe ile korkunç bir biçimde k1r1hnca -kopanp bir yana savurdugu agac1n kokiini.i bi.isbiiti.in sokemeyen bir bora gibi- derin liflerini ikisinin de yi.ireklerinde b1rakm1§tI. Aci biiyiiktii, ama agr1n1n ve ac1n1n çe§idi ve §iddeti, kiz ile·delikanhda -yap1lar1na ve huylar1na gore- ayr1 biçimde kendini gosterdi. Muhlis, belki Sema'dan daha çok àc1 çekiyordu; ancak bu ac1 onu pek vah§i yapti; pek h1rç1nla§brd1. Y1kilan a§k1ndan sonra, bu ilgiden hiçbir §eyin ayak iisttinde kalmas1na katlanam1yor; hepsini devirmek, yok etmek istiyordu. Sema'yi eliyle oldiirmedi; bunu tenezziil sayd1, ama ona, "01!" emrini verdi. Kiz, bunu benligini ytikselten ne btiytik bir agirba§hhkla ve felsefe ile geri itti. Muhlis, bu askerce komutuna kar~1hk ald1gi tarb§Ilmaz cevaplar1n kar§1s1nda susmak zorunda kald1. Ama 365


Sema'n1n cismi tizerine indiremedigi oldtiructi darbeyi ruhuna indirmek için, Jale ile evlendi. Bu bir sevda degil; bir oc evleni~iydi. Jale'yi sevmiyordu. Sevmeye ugra~b; sevemedi. Onun bu di.inyada ya~ad1gi en mutlu a~k ve kendinden geçme saatleri, ay bi.iti.in degirmi yi.izi.iyle tepelerinde gi.iliimserken Sema ile ba~ ba~a geçirdigi gori.i§me, anla~ma demleriydi .... J ale ile evlenmesi, Sema'ya oldi.iri.ici.i bir darbe indirmi~ olmaktan çok, Muhlis, kendi kendini pek gi.iç bir duruma di.i~i.irdi.i. Genç e§i, yaln1z sevilmedigini degil, kocas1n1n zihninin hala nerede oldugunu pek iyi seziyordu. Bu sinirli, bu kurumlu, bu kendini begenmi~ çocuktan oc almak için o da firsat bekliyordu ... Naki Pa§a oglunun bu i~kence hayab iki y1h geçti. Sema'n1n 14 numarah idarehanede di.i§iiri.ildi.igi.i o pek çirkin tuzak konusundaki suçsuzlugu, her gi.in daha aç1k kan1tlarla ortaya ç1k1yor; Muhlis, nereye gitse Bedreddin Pa~a k1z1n1n bi.iti.in Ti.irk k1zlar1na giizel bir ornek olacagi ovgi.isi.iyle, çah~kanhgin1, olagani.isti.i namusunu, insanhgin1; baz1 yi.iksek yerlerden gelen evlenme isteklerini hep reddetmekle cevapland1r1ld1gin1 i§itiyordu. Zaman ilerledikçe Sema'n1n suçsuzlugunu ispat eden gerçekler kendi kendilerine aç1hp ortaya ç1kti. Muhlis, i~ledigi korkunç hatay1 ve bi.iyi.ik haks1zhgi anladi. Her an beynini yakan bir pi~manhk ate§ine di.i~­ ti.i. J ale ile aralar1nda dayan1lmaz bir geçimsizlik ba~­ ladi. Bu dirliksizlik her giin arbyor ve sonunda birbirine asla katlanamayacaklar1 gi.ini.in pek uzak olmad1gin1 da anhyorlardi. Muhlis, kendini avutmak için kar1s1ndan ba§ka eglenceler ar1yor; bo~una yoruluyor; unutmak istedigi Sema'n1n ate~i, her an daha ~iddetle yiiregini sar1yor. Jale, kocas1ndan gordiigu ilgisizlikleri, soguk davran1§lar1, hatta arada s1rada hakaretleri ayn1 kar§ihkla odi.iyor; bo~anma s1n1rlar1nda dola§1yorlar; ama Sema'y1 kendilerine gi.ildi.irmemek için bir si.ire daha di§lerini s1kmaya ugra§1yorlar.

*** 366


$i§li'den sonra Erenkoyi.i'ne alafrangahgin s1r1tkan, oynak perisi; aç1k gogsi.i, pudrah kollar1, çiplak bacaklar1, s1n1rs1z para savurmas1yla, pek teklifsizce girdi. çok iyi kar§1land1; çok begenildi. Bati'dan esen çagda§ havaya salon kapilar1n1 açan baz1 aileler, uygarhga ilk ad1mlar1n1 fokstrotCl) temposuyla attilar. Yiizy11lardan beri erkekten kaçan Ti.irk kad1n1, birdenbire yar1 çiplak onun kucagina atildi. Ahmet ile Ay§e'yi ilk defa salonunda, ogrencileri aras1nda goren dans ogretmeni, bu ikisini ayakta govde govdeye yakla§tirarak: - Ahmet Bey, dedi, sen sag elinle Ay§e Han1m'1n beline saril; Ay§e Han1m sen de sol kolunu, §6yle omzuna yak1n bir hizadan Ahmet Bey'in arkas1na dola ... $imdi her ikiniz de bo§ kalan obi.ir ellerinizi avuç avuça, ileri dogru uzatin1z. Bu oyuncu çifti, anlatilan durumu hemen ald1lar. Ogretmen, duru§lar1 elleriyle diizeltmeye ugra§arak: - Ahmet Bey, han1ma o kadar s1k1 sar1lma ... N as1l soyleyeyim, §6yle biraz gev§ek, nazikçe, neglijemanC2) bir tu tu§... Birbirinize yap1§may1n1z... Ve daima iki govde aras1nda bir hava b1rak1n1z ki muvomanlarin1z(3) serbest i§lesin. Ahmet Bey'le Ay§e Han1m, dans kurallar1na gore birbirlerine sanlman1n usuliinii, ogretmeni hayran edecek bir çabuklukla, ogrenirler. Ayaklar1m meziireC4) uydurmak ah§brmalar1nda ilerleyinceye kadar, boyu beyden k1sa olan han1m, her sars1ntida onun gogsiine dii§er. Kimi zaman eli, kimi zaman da gozleri kavalyesinin dudaklar1na dokunup ayr1hr. Bu ho§ karambollar, iki viicudu, biiyiik bir tathhgin verdigi kendilerinden geçi§le ta yiireklerinden titretir... Ama gerek oynayanlar, gerek seyredenler için akla bir kotiiliik getirmek, uygar terbiyeye ayk1r1d1r. ( 1) (2) (3) (4)

Bir tiir dans. ihmalci; sanki tutmuyormu~ gibi. Hareketleriniz. Dansm olçiistine.

367


Ay~e

Han1m'la Ahmet Bey, uygarhgin bu zevkinden oyle tat ahrlar ki, ogretmen salondan çiktiktan sonra da, artik hep vakitlerini oyuna verirler; evde, kom~uda, bahçede, bostanda artik biitiin vakitleri birbirinin kucaginda sallanmakla geçer. Bizim eski alaturka oyunlar; Selanik, kahpe Selanik havas1 ya da çiftetelli ile orta yerde tek ba~1na gobek atmak ... aman yarabbi ... ne maskarahk! Diigiinlerde, ziyafetlerde çengiler oynar, davetliler seyreder. Oynamaya kalkan bir ki§i bulunsa bile, bunlann hafifliklerine, bayagihklar1na verilir... Ah ah, sosyal ilerlemeye §imdiye kadar hep diirbiiniin ters tarafiyla bakm1§1z. Ornegin bizde de bir oyun ustas1 çik1p da alafranga danslar gibi, gobek atmay1, erkek, kad1n birbirine rampa olmu§ iki govdeye uygulasayd1, bu oyunun tad1 ve unii di.inyay1 tutardi.

*** Gripten<l) sonra dans ate~i Tiirkleri sardi. Beyoglu'ndan Ùskiidar'1 a§arak, Erenkoyii'niin baz1 ko§e bucagin1 kivilc1mladi. Bu, goriinii§te bir oyun; ama içinde birbirine dola§lk ba§ka oyunlar var... Erenkoyii'nde emekli Ziilkarneyn Pa§a, salonunu dansa açti; ancak yaln1z uygarhk onciiliigu a§k1yla degil. .. Epeyce yillardan beri evde bayatlam1§ iki kiz1 vard1. Bu boyah kuklalan dansta kucaklanna atacagi delikanhlara, §ampanya biiyiisiiyle huri, melek gosterip çakmay1 dii§iinmii§tii. Ne var ki pa§a, suyunu çekmi§ bir zenginligin son damlalar1yla ya§1yor. Otuz, kirk ki§iyi ne§elendirip z1platacak, alafranga soguk etler, bahklar, havyarlar, pastalarla, §ampanyalarla dolu bir bi.ife agir bir masrafla donan1yor; bir dans gecesi biiti.in saç1ntilar1yla be§, alti, yedi ytiz liraya pathyor. Anadolu'da toreye uygun dtigunlerin geleneksel savurganhgi yasayla yasaklan1rken, içi d1§1 yanrn1§ es(1)

368

Grip salgmI.

/


ki ba§kentte bu tore dI§I eglencelere saç1lan paralara bir ele§tiri goziiyle yan bakan olmuyor. Bunlar1 yapan Amerika milyonerleri degil; y1k1c1 bir sava§tan cascavlak çikm1§ fi-eman-illhahCl) iflas etmi§ bir ulusun bireyleri ... Hep biliyoruz ki bunlan yapanlar, fazla parayla degil, yannki açhga az çok yarar1 dokunabilecek baz1 kir1ntilann1, bu zevk için bugiinden satarak yap1yorlar! Ti.irk, bu korkunç yangindan ç1kar ç1kmaz, hemen bir Lale Devri sefasi anyor... Ald1gim1z kanh dersten hiç uslanmam1§ oldugumuza, bundan bi.iyi.ik bir kan1t olur mu? Hali vakti yerinde olanlara bir diyecek yok; ama simsiyah bir açhk gitgide ufkumuzu kaparken, ote berisini satarak dansh toplantilar yapanlara, yaln1zca deli demek pek hafifbir niteleme olur. Belki i§in bi.iyiik ozri.i, alafrangahgindad1r. Yann1 y1kacak bir eglence ile bugiin goniil nasil §enlenir? i§te o bolgelerde danslara katilamayanlann agizdan agiza dola§an ac1 çeki§tirmeleri bu temei iizerinde i§leniyordu.

*** Eski baz1 filozoflara gore hayat, oli.ime kadar si.iren biiyi.ik bir s1k1nti, hatta korkunç bir felakettir. Asil diinya uygarhgi, insanlan bu felaketin agirhgin1 duyurmayacak estetik hayaller ve tath inançlar içinde oyalayarak ya§atmaktir. i§te onun için eski Yunanhlann, Romahlar1n saymakla bitmez tannlan, tanr1çalan; tap1mlan yan insan ki§ileri, kahramanlan; tiirlii tiirli.i cennetleri ve her birinin sayfalar almaz mucizeli destanlan, "menkibe"leri vardi. Eski kavimler, uygarla§tiktan sonra fuh§u kutsalla§tiracak kadar azarak, yine hemen vah§ilige donmi.i§lerdi. Bugiinkii danslar, yeni bir §ey degil; belki (1)

Allah'm koruyuculugunda.

billur kalp

369/24


atalardan gelerek bize bir anma araci olarak onlardan kalm1§; biçimi, havas1, modas1 degi§mi§ eski oyunlard1r. Muhlis'le Jale, birbirlerini s1kan bu kan koca, eglencesi s1n1rh, daha dogrusu, hiç olmayan bu çevrede dans1 biiylik bir i§tahla kar§iladilar. Muhlis, karamsarhgin1 uyu§turacak ba§ donmesini bu ilaçta da bularnayarak pek çabuk b1kt1. Ancak Jale'nin hevesi arttikça artti; tutkunluk derecesini de geçti. Pek fazla dekolte lohgiyla bir delikanhnin kollanndan obiiriine atilarak, kocas1nin gozleri oniinde, fini fini doniiyordu. Koca, kansin1 loskanmak istedi. Belki bu duygu, gonliine bir ilaç olurdu. Hayir loskanamadi. Ondan gittikçe tiksiniyordu, ama Jale'nin hangi erkegin govdesine dokunmaktan daha çok ate§lendigini kar§tdan anlam1yor da degildi. Darbeyi tam an1nda indirmek için epey siire ho§ gorerek, pek ilgisiz, dikkatsiz goriindii. Jale, kocas1n1n ahmakhgina iyice inandiktan sonra biisbi.itiin açihyordu. Bir dans gecesi, Ziilkarneyn Pa§a'n1n ko§ki.inde, çati aras1nda, Muhlis onu bir delikanh ile gozler baygin, soluk soluga, suçiistii halinde yakaladi. Hiç patirti ç1karmadi. Birbirinin kucaginda inleyen bu çifte kar§1: - Efendim, zevkinize balon1z, ciimlesiyle sonsuza kadar veda ederek kap1yi yeniden iizerlerine ortiip çekildi. Jale derdinden de boylece kurtuldu. Yine agustosa rastlayan parlak bir i§1kh gece ... Dolunay, gokten bi.itiin degirmi yi.iziinii gostererek gliliiyor; ortahk nur içinde ... Deniz, ay'1 bin parça etmi§ gogsiinde kalbur gibi çalkahyor. Sema Han1m, bahçede i§çileriyle geziniyor. Onlara hep: · - Kiz1m, yavrum. .. sesleni§leriyle, yann yapilacak i§lerle ilgili birçok §eyler anlatiyordu. Gece epey ilerledi. Yorgun kizlar birer iki~er odalar1na çekildiler; ortada birkaç1 kaldi. i§yurdu'nun hamm miidiirii, bu ayd1n gecenin durgunlugu ve sessizligi içinde kendi kendini dinlendirmek için k1zlardan biraz aynld1. Kiiçiik korunun ke370

1 I


narindaki ye§il kanepe, sanki onu çekti. Oturdu, dirsegini arkahga, çenesini avucuna dayadi. Varhgini içli bir dalginhk sardi. Doga, onu okuyup incelemeyi bilenler için, her zaman aç1k bir kitapmI§ ... Ne var ki sayfalan, içindekileri, konusu, iislubu durmadan degi§en bir eser... Okuyan1n ruh hallerine gore durmadan degi§en bir bukalemun kitap ... Sen ne isen, dogada onu goriiyorsun. een isen §enlik, iiziintiilii isen iiziintii... Sema Hanim, iiç yil once yine boyle ... Ay, yukar1dan gecenin siyah yiiziini.i diizgiinlerken, yine bu kanepenin iizerinde Muhlis'le diz dize, gelecekleriyle ilgili tath konu§malar yaparak oturuyorlardi. Oh, geçmi§ omi.irlerle dii§ler O kadar birbirlerine kan§iyorlar ki hangisi dogru, hangisi yalan, hangisi gerçek, hangisi hayal seçilemiyor. Yalniz bugi.inii geçmi§e baglayan bir anma, bir ani zinciri var. içinde ya§adigi an, insani avutamazsa; çoklanm1z1n, yak1nd1gimiz bo§lugu dolduramazsa, hemen geriye doniiyoruz. Bugi.inden çok, geçmi§in içinde ya§iyoruz. "Geçmi§ zaman olur ki hayali cihan deger" atasozii buradan ç1kiyor. Sema Harum, o gecenin mehtabinda degil; iiç yil onceki ayin nurlu gi.iliimseyi§leri içinde ya§amaya ugra§1yordu. O zaman gonli.i, zihni sevgiler, umutlarla dolu; diinyaya, mutlulugun varhgina inanmi§ §en bir loz idi. ~imdi siyahlar.a bi.iriinmii§ iizgiin bir rahibe ... Mutlulugun insana, kendi benliginin di§inda bir yerden gelmeyecegini anlami§b. O, geçen tath demleri artik dii§lerinde goriiyor; kimi kez de boyle uyan1khk gerçegi içinde, etrafinda bir hayal evreni yaratarak, geçmi§in ruh ok§ayan arulanna biiriiniiyordu. Dii§, hi.ilya, hayali tasan ... i§te yoksunluk içinde ya§ayanlar1n, kendilerine yapmaya ugra§bklan sisten, pusar1ktanCl) cennetler... Ya§ad1gim1z giizel, mutlu anlara bir kerecik doniilebilse ! insan geçirdigi denemelerden yararlanarak kaç1rd1gi mutlu giinlerinin, bu kez, kokle§mesine belki bir çare bulabilirdi. (1)

Puslu, puslanm1§, sisli.

371


Bu s1rada Sema Han1m'1n "manevi" kizlar1ndan biri yan1na yakla§arak, tela§h, kesik bir soyleyi§le: - Han1m, §Urada, havuzun arkas1ndaki bi.iyi.ik agaca dayanmI§ bir golge gordi.ik. H1k m1k ediyor. H1çk1r1k m1 tutmu§, ne olmu§ anlayamad1k ... Sonra uzun boyuyla bu yana dogru ytiriidii. i§te geliyor. Korkuyoruz. Içeri kaçahm ... Sema'n1n siyah elbisesi içinde yi.izii, soluk bir ayva gibi sarard1; ama bu degi§iklik gecenin mehtaph ortiisii altinda pek seçilemedi. Ba§1n1 çevirdi. Yakla§an uzun boylu golgeyi gordii. Bu, i.iç yil once, yine buralarda dola§an goniillii bekçinin hayaline benziyordu. Kizlara: - Haydi yavrulanm, siz çekiliniz. Ben anlayayim; bakayim bu kimdir, ne istiyor? Kizlar, mudire han1mlann1n bu korkmazhgina §a§arak ko§ke dogru kaçi§blar. Sema ayaga kalkt1. Gece yolculugunda batiya yonelen ay, Meryem Ana heykeli gibi yiiziinii giimii§liiyorken, hareketsiz, agirba§h, durgun, geleni bekledi. Ùç yild1r gorevine gelmeyen bekçi, bu nur yuzlii siyah heykelin ta kar§ISinda durdu. ikisi bir sure birbirini ayin iizgiinliik veren I§1klar1 içinde birer hayalet gibi siizdiiler. Doniilmesi olanaks1z san1lan yillar, bir gece dii§i.i biçiminde, aralannda canlan1yordu. Birkaç dakika sonra, gece ziyaretçisi iiziinti.isiiniin §iddetinden ayakta duramayacak bir duruma geldi. Aln1n1 bir agaca verdi, bo§alan bir dolu testinin gulu gululan gibi kiiçiik h1çk1r1klarla içindeki acilar1 ta§Irmaya ba§lad1. Heykel, ogut verircesine, saglam bir tutumla ba§1n1 kald1rarak dile geldi: - Muhlis aglama ... Mutlulugumuzun yikilan binasi, artik gozya§lariyla onanlamaz bir duruma gelmi§tir. Ay1n saçtigi çiyli nurlar içinde §U cevap titredi: 372


- Sema, bir rahibe olmu§sun ... Ben de bir pi§manhk çilgin1 ... -Aldamyorsun. ~imdi burada, iiç yil once dola§an sevdah Muhlis'le Sema yok. Onlann, a§k cehenneminde bayagi duygulardan, isteklerden temizlenmi§, annm1§ ruhlan var... · - Gonliim hiçbir zaman bayagi duygu ve isteklerle çarpmam1§br Sema! - Tart1§ma bO§Unad1r. Biz oldiik. ~imdi ruhlanm1z geçmi§in iizgiin bir dii§iinii ya§1yor... Ben, arbk bireysel. hayattan ç1kbm. Biitiin insanlann hem~iresi oldum. Iyilik gormedigim bu diinyada iyilige çah~makla avuntu arayacagim. Muhlis yine h1çk1rd1: -Ah Sema! - Bana hem§ire de. - Bu benim için çok ac1; ama oyle olsun ... Hem§ire, insanlara adad1gin iyiliklerden beni ayn m1 tutuyorsun? - Hayir, diinya yiiziinde benim kimseye dii§manhgim, h1nc1m yoktur. Aynhk gozetmeden biitiin insan:. lann hem§iresiyim. - O halde beni affet ... - Neyi affedeyim? Sana yiiregimde bir giiceniklik saklamad1m ki... Sen çoktan affedilmi~sin karde§im. Gonliin rahat etsin, mutlu ol. .. - Sema ... Oh, hayir... Hem§ire, sensiz mutluluk benim için bomboç bir sozciiktiir. - Karde§im, mutlulugunu bir ba~kas1ndan bekleme. Onu kendi gonliinde ve vicdamnda yaratmaya ugraç ... Ben oyle yapbm. insanlardan merhamet, sevgi, vefa dilenmekten kurtuldum. - Mutlu musun? - San1nm ki ... - Bu sand1gin mutlulugun siiriip gidecegine inan1yor musun? - Onun en sars1lmaz biçimini bu yolda buldum. Muhlis, yiizii iki avcunun içinde yine h1çk1rarak: 373


- Hem§ire! Seni mutlu bilmekle biraz avunmu§ olacagim; ancak, nasil mutluluk Allah1m! Nastl mutluluk?· Rahibe mutlulugu ... Kendine i§kence etme mutlulugu ... çile çekenlerin mutlulugu ... Hayati, vi.icudu, ruhu, a§ki i§lenmi§ bir giinah1n kefaretine adanm1§ bir genç loz ... hayir Sema ... hayir kutlu, kutsal hem§ire! Sen en kiiçiik bir giinah i§lemedin. Sen annmt§Sin ve yiicesin ... Giinahi i§leyen yaln1z benim! Sen, bu genç ya§Inda her duygunu oldii.rerek bu çile hayatina girmek için ne kotiiliikte bulundun, ne giinah i§le~n?! - Giinah1m biiyiik.. . - Nedir? Ah, soyle .. . -Vaktiyle seni sevdim; biitiin içtenligimle, saf bir a§kla sevdim. ~imdi cezas1n1 çekiyorum. - Evet, seni de, kendimi de mutsuz eden benim. Vaktiyle gozlerim kormii§; billur kalbini seçememi§im. eimdi onun elmas sayqamhgin1, biitiin goz kama§bnc1 p1nlttlanyla goriiyorum ... içinde biitiin giizellikler, biitiin yiicelikler parhyor; orada yaln1z ben yokum. O kadar yiiksek melekçe duygular aras1na bu bayagi, bu a§agi varhgim nasil s1gabilir? Bu sevda giinahkan, cismini ve ruhunu Hakk'a ve insanhga adayan bu genç hem§ire oniinde, alçakgoniillilliikle dize gelerek, derin pi§manhgi sesinde titreye titreye: - Sema, izin ver... Yiiksek ad1n1, oniinde son defa tekrarlayay1m ... Sana layik bir e§ olamadim. Seni goziimden kiskan1rken §imdi biitiin insanhga terk ederek gidiyorum. - Pek az siiren biiyiik zevkleri, biiyiik lezzetleri, daha biiyiik acilar izliyor. Biz sonsuz ve bitip tiikenmek bilmez mutluluklar arayahm ... - Ah Sema ... A§k için yaratilmt§ seninki kadar korpe bir agiza, bu tasavvufla ilgili dervi§ sozleri yara§m1yor. - Haydi karde§im, Allah selamet versin. Dogan1n hazineleri s1n1rs1zd1r. Dogrulukla, içtenlikle arayan her goniil, orada avunabilir. 374


· - Sen nasil ruhunu ve cismini Hakk'a ad1yorsan, ben de seni hayallerinle ba§ ba§a b1rakarak, sonsuz goniil i§kencemi çekmeye gidiyorum. ~ana bundan sonra senin a§londan kurtulu§ yoktur... l§itirsin ... Allaha1smarlad1k hem§ire.

*** Bahçenin ta ileri s1n1nnda Muhlis'in narin golgesi eriye eriye kaybolurken, Sema'n1n mavi gozlerinde iki damla parladi. Ay siizgiin, iiziintiilii batiya iniyor; siiziile. siiziile bir umut gibi soniiyordu ...

Heybeliada, 23 Nisan 1924

375


Yay1nevimiz, Hiiseyin Rahmi 'nin tilm yap1tlann1 ozenli bir bas1mla yeniden yay1mlamakla, bu degerli yazanm1za ve yeni ku§al<lara kar§t gorevini yapman1n onurunu duymaktadir. Yazann ttim yap1tlann1n bu yeni basnrnnda, Atlas Yay1nevi 'nin her biri degerli birer yazar ve ara§tirmac1 olan edebiyatçilar taraf1ndan yabnla§tlnlm1§ bas1mlan temel ahnm1~, ancak çok eskimi§ baz1 s6zctikler degi§tirilmi§tir. Aynca onceki bas1mlarda yer almayan ve bu nedenle metnin anla§Ilmas1n1 gtiçle§tiren, eski ktilttiriimtizle, toplumsal ya§amla, inançlarla vb. ilgili sozctikler ve terimler dipnotlan yla aç1klanm1§; her kitab1n ba~1na Hiiseyin Rahmi 'nin edebiyatç1 ki~iligini irdeleyen bir inceleme eklenmi§tir.

Huseyin Rahmi Giirpinar, iki bolumden olu§an Billur Kalp romanmda, gozde konularzndan birini; Muhlis ve Sema' nm trajik bir biçimde aynlikla biten a§klannz anlatiyor. ilk bolum, ''evlilikte ihanet" ve "yasadz§l ili§kiye baskin" olayznz trajikomik bir anlatzmla oykulerken; ikinci bolumde, ili§kilerinde ve toplumsal ya§amda saglam karakterli olan Sema ile kzskançlzk hastalzgma tutulmu§ Muhlis'in a§klan konu olarak alzniyor. Gulmece ile dramin iç içe geçtigi Billur Kalp, Gurptnar' zn usta kalemiyle, "insan" oldugumuzu hatirlatzyor ve bizi "daha yuksek bir felsefe" ye yonlendiriyor.

ISBN 975 -447-212 -2

1111111 l llllll

9' 789'754 472127


Billurkalp