Page 1

İNSANLIĞIMIZ NEREYE GİDİYOR?

Merhumun sözüyle başlamak istiyorum; Bana insanlardan mı bahsediyorsun? İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir... Gerçekten de vaziyet bu kadar vahim mi? O anlatılan ve okunan iyi insanlar nerededirler haberiniz var mı? Yoksa sahiden iyi insanlar iyi atlara binip gittiler mi? Artık birbirimize bile tahammülümüz kalmadı ki iyi bir insan olabilelim arkadaşlarımıza, ailemize çok sert cevaplar verebiliyor, kalplerini kırabiliyoruz. Kendimizi ruhani bir çöküntü de hissediyoruz yaşadıklarımız sanki dünyanın en kötü olayları gibi geliyor. Tanıdıklarımız bu davranışlarımızı sineye çekip çözüm ararken dış dünyamızda ki insanlara verdiğimiz tepkiler çok farklı olaylar doğurabiliyor. Sokaklarda, caddelerde birbirlerine nefretle bakanları, üstünlük taslamak için sert bakış atanları görüyoruz bu davranışlar kimi zaman kavgaya ve hatta daha ileri giderek ölümlere sebep veriyor. Neden insan canı kıymetsizleşti? Artık ölüm haberlerini rahatlıkla izleyebiliyor yüreğimizin en küçük bir kısmı bile sızlamadan haberi kapayabiliyoruz. Bizleri bu duruma alıştıran etkenler nelerdir? Belki insan gibi yaşayamayışımızdan ya da insan gibi düşünmek, sevmek, hissetmek gibi eylemleri mahlûkların en şereflisi olarak bırakıp, farklı duygular türetip onlara inanmamızdandır. Şimdiki zaman da ters giden bir şeyler var ve bazılarımız bunun farkında, önemli olan sizde birkaç soru işareti bırakabilmekti, yazımı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Cengizhan DİLBER


CEVAHİR

Yokuşu çıkarken göğsünden hırıltılar gelmeye başladığında zorlandığını anladı. İri yapısı onu yoruyor ve yokuşu çıkmasını zorlaştırıyordu. Sonunda zorlanmış olsa da bitirdi yokuşu ve caddeye ilk adımını attı. Bu günde her zamanki gibi kahveye arkadaşlarının yanına kâğıt oyunu oynamaya gidiyordu. Kahvenin sokağına girdi, kaldırıma çıktı. Kafayı kaldırır kaldırmaz her zaman dikkatini çeken o kırmızı tabelayı gördü. Ağır ağır yürüdü ve siyah renkli demir bahçe kapısından sağ dönerek kahveye girdi. Cevahir kahveye girer girmez içine çektiği o berbat kokudan rahatsız olmuşa benziyordu. Ter ve sigara kokusu birleşimi pek de hoş bir koku sayılmazdı. Neredeyse yıllanmış olan bordo masa örtülerine gözü ilişti. Sanki başka renk mi yok diye söylendi kendi kendine. Bir kaç dakika içeride oturduktan sonra kokudan bunaldığını anladı. Ayağa kalktı kir tutmuş beyaz kapıyı araladı ve ilkbaharın rüzgârıyla gelen o temiz havayı içine çekerken merdivenlerden dışarı adımını attı. Kapının önünde ki yeşil halılar, bir stadın zeminini andırıyordu. Kahvenin önünde bir oyana bir buyana dolanıyordu. Cevahirin omzuna biri dokundu, arkadaşı zannederek döndü lakin adamı tanımıyordu. Adam kısa boylu, kirli sakallı ve daha önce yaralandığından olacak ki yüzünde bir bıçak izi taşıyordu. Cevahir gür bir ses ile ”Buyurun” dedi. Sigara var mı birader. Dedi adam. Cevahir o güne kadar ağzına tek bir sigara bile sürmemişti ve içenlerden de hoşlanmazdı bir keresinde kardeşinin elinde sigara gördü diye bir ay onunla konuşmamıştı. Yinede tanımadığı birini sert bir şekilde terslememek için düzgün bir ifadeyle ” Yok dostum” dedi. Ama ortada bir sorun vardı adam halen Cevahire bakmaya devam ediyordu .”Bir sigara parası ver ” diye ekledi adam. Cevahir iyi niyetli olarak adamı savuşturmaya çalışıyordu ama adam uzattıkça uzatıyordu. Bir an çok şey geçti Cevahirin aklından çekip gitmek, adamla tartışmak, kavga etmek gibi ama bunları düşündüğü sırada adam cevahire doğru hamle yaptı. Doğru olmayan bir şeyler vardı


ya adam bela arıyordu ya da Cevahir belanın içine düşmüştü. Adam hamlesini yaparken cevahir bir adım geri attı ve boy üstünlüğünü kullanarak adama bir tokat savurdu. O anda zafer çığlıkları atar gibi bir his doğdu içine, Cevahir normalde iyi niyetli sevecen bir insandı o davranışını refleks olarak yaptığını düşünüyorum ama hayatının hatası bir refleksti. İlkbahar rüzgârı yerini sonbaharın ölüm rüzgârına bıraktı. O gürültülü kahve önü bir anda sessizleşti. Adam boylu boyunca yerde uzanıyor, kahve boşalmış, herkes Cevahir ile yerde hareketsizce yatan adamın başındaydı. Cevahir korkarak da olsa adamın nabzını kontrol etmek için yere eğildi. Nabız yoktu. Başından aşağıya kaynar sular döküldü. Cevahir tokadı atarken orada olan dayı ” Bir tokatta adamı öldürdü ” diye bağırdı. Kalabalık şok olmuştu adam yerde ölüydü. Cevahir ne yapacağını bilemedi eli kolu titremeye başladı şoku atlattıktan sonra kalabalığı yararak kaçmaya başladı. Cevahir koşuyordu arkasından da kahvedekiler ve bağırıyorlardı ”Adam öldürdü yakalayın” diye… Cevahir; tokadın adam öldürebileceğini bilmiyordu belki de bir refleks hayatının hatasıydı o anda orada tokadı atması Cevahirin ölüm vuruşuydu. Bir anlık olaydı işte katil olmak. Hayatta bir anda yaptıklarımızla yargılanırız çoğunlukla, olaylar anlıktır ve önceden hazırlayamadığımız ama o anda verdiğimiz cevaplar ya da bir tepki hayatımızda en önemli role sahiptir. Hayat bizi anlık kararlarımızla yargılar. Cevahir yokuşu çıkarken bilmiyordu katil olacağını ya da adam bir tokatla öleceğini…

Cengizhan DİLBER


İNSANI İNSAN YAPAN VEFADIR

Bir önceki yazımızda bahsetmiştik insanlığımız nereye gidiyor? diye. Durumun vahim olduğunu böyle devam ederse insanlığımızın sadece lafta kalacağına dair açıklamalar yapmıştım. Hatırlarsanız ”Gerçekten durum bu kadar vahim mi? ” diye soru sormuştum. Tabi ki de durum bu kadar vahim değil halen içimizde iyi insanlara rastlamak mümkün bunlar azınlık durumda da olsa, türlerini devam ettiriyorlar. Onların iyiliklerini gören, duyan insanlar kalplerindeki iyiliği ortaya çıkarmak için çalışıyorlar. Bu konuyla alakalı yakın arkadaşımın babasının başına gelmiş bir olayı yazacağım. Çocuk yaşta yetim kalan Mehmet Amca, öz amcasının yanında kalmaya başlar daha sonra Bolu Öğretmen Lisesini kazanan Mehmet Amca akrabasının yanından ayrılarak Bolu’ya gider. Lakin ne para nede kalacak yer vardır. O yaşta hem okur hem de inşaatta gülük yevmiye karşılığı çalışmaya başlar. Küçük bir evde kalmaya başlayan Mehmet Amca aylık 100 lira öder. Okul bitene ve göreve atanana kadar bu böyle devam eder. Okul bittiğinde Mehmet Amca ev sahibine helallik almaya gider. Ev sahibi yıllar boyunca Mehmet Amcadan aldığı kiraları biriktirmiştir.”Mehmet vallahi hakkımı helal etmem bu parayı al” der. Mehmet Amca aldığı paralarla düğününü yapar ve evini kurar. Mehmet Amca o davranışa iyi, vefalı, sorumlu ve ahlaklı insanlar yetiştirmeye çalışan bir öğretmen olarak borcunu ödedi. Selam olsun Mehmet Amcaya ve onun yürekli ev sahibine… İyiliğin ete ve kemiğe bürünmüş halini sizinle paylaşıp aranızdan ayrılıyorum.


YALAN SÖYLÜYORSUNUZ

Yalan söylüyorsunuz evet evet siz, tam olarak her gün söylemeseniz bile haftada yada ayda bir o yalanları kullanıyorsunuz hani şu pembe dedikleriniz var ya tamda onlardan bahsediyorum. Yalan söylemek öyle bir his ki ilk başlarda sizi azaba sürüklerken daha sonra onun ihtişamlı dünyasında önemli bir rol buluyorsunuz. Kendinizi kandırıp kendi, yarattığınız dünyada yaşıyorsunuz. Bazılarınız ise o yalanların nereye gideceğini tahmin bile edemiyor. Öncelikle en önemli soru şu ‘’İnsanlar neden yalan söyler?’’ kendileri için mi? Yoksa başkaları için mi? Ya da az önce bahsettiğim gibi kendi dünyasını kurabilmek için mi? Neden kendi dünyasını kurmak isterler ki acaba o dünyada tek yaratıcının kendileri olması ve o dünyanın yalanlarına göre şekillenmesinden kaynaklanabilir mi? Ama fark etmiyorlar ki söyledikleri yalanlar onları tutsak alıyor. Artık o yalanlara göre yaşar ve düşünür oluyorlar. Hem öyle bir illet ki yalan, bir tane söylendiğinde yalanı ayakta tutabilmek için onu destekleyen yalanlarda söylememiz gerekir ve onları destekleyen yalanlar ve onları… Bir kere bulaştı mı bu işe eğer insanın vicdanı yoksa sürer gider tâki yalan ortaya çıkana kadar yani kurdukları dünya çökene kadar. O küçük yalanlarınızdan olsa bile yalan söylememek çok büyük bir erdemdir. Unutma ki yalan söylediğinde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, yalan ortaya çıksa da çıkmasa da hiçbir şey eskisi gibi olmayacak çünkü en iyi durumda bile kendine olan saygını kaybedeceksin. Yalansız bir dünya dileğiyle, dediğim gibi önemli olan sorulardı yazımı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.


Yaşamak İçin Öldür Yok, yok yapma bu sefer cidden ne olur sanki bir şey kaybedersin sadece hayatını ama yaparsan her şeyini kaybedeceksin belki kendini bile neymiş efenim yaşamak için öldür. Bu sefer de öldürme be kim yazmış bu sözü çok merak ediyorum nerede kullanmış acaba tamam suçsuzsan ve kendi canını koruyorsan olur ama beyinsiz tayfa bu sözü öyle bir klavyeye alıyor ki (bunları kalemi yok) zannedersin rambo mübarek hee rambo demişken nede güzel filmdi dimi elin conisi kahraman oldu hemde kendi askerlerini öldürerek gülmemek içten değil ne yazayım sen söyle değerini bilmediğimiz kahramanlarımızı mı yoksa ölen giden bütün değerli insanlarımızı fazla mı girdik bu konuya bence girelim ya tamam bir tane hayatımız var eyvallah ama bence bu söz nasıl olmalı biliyor musun? ‘’Haklıysan yaşatmak için öldür’’ Şimdi kime göre haklı? Diye soran ileri zekâlı arkadaşlarımız olacak ki gerçektende ileri zekâlılar gerçekten ya şaka yapmıyorum herkes göremez bunu neyse yeter bu kadar şamata. Asıl konuya dönelim düşünüyorum bak bir hayal bu benim varlığım eksik olsun bu dünyadan ama bütün insanlık mutlu ve huzurlu bir hayat sürsün ve bundan sonra dünyaya geleceklerde benim varlığımın olmaması durumunda gerçeklese bu emin olun bir saniye düşünmem. O son saniyedeki mutluğu düşünsenize insanlığı kurtarmış oluyorum vay be çok iyi gerçekten olağan üstü var olan ve gelecek bütün insanlar benim adımı biliyor. Gel gelelim böyle bir şey imkânsız böyle bir şey olmayacak ne böyle bir olay nede benim adımı hatırlayacaklar ama bu işi beraber yaparsak hepimizin adını hatırlayacaklar ‘’İnsanlık kendini kurtardı’’diyecekler ya da dedemler olmasaydı şuan su olmayacaktı diyecekler ya da çok savaşlar olacaktı bizimkiler olmasaydı diyecek dünyanın her yerindeki insanlar ama öncelikle bir olmamız lazım. Ya iyi insanlar olarak bu dünyayı bir lütufa çevireceğiz ya da aptal insanlar olarak birbirimizi yok edeceğiz.

Hikaye ve Deneme  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you