Page 1

m a g a z i n e

OUTE YIL: 1 SAYI: 03 NİSAN 2018

Gigi Hadid for Vogue Lotus'dan

geçmişe saygı Lüks artık parmak ucunda TREND

ARI YILI

SÖYLEŞİ

Dilek Hanif Cenk Pınar

İçinden koku geçen sergi


Bir hayalle başlamıştık...

www.actyapi.com.tr


editörden

m a g a z i n e

İÇİNDEKİLER

OUTE

İMTİYAZ SAHİBİ MEDICON GRUP

M

GENEL KOORDİNATÖR Sinan Ocak

erhaba sevgili okurlar,

sinanocak@medicongrup.com

Üçüncü sayımızı çıkarttığımız bu ay da sizlerle buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. Her geçen ay heyecanımız daha da artıyor. Dergimize gösterdiğiniz ilgi bizi her geçen gün bizi şevklendirdiği kadar, bir sonraki sayı da daha iyiyi yapabilmek için itici bir güç etkisi yaratıyor. Bu ay da lüksün nabzını tuttuğumuz dergimizde sizler için birbirinden keyifli haberler hazırladık. Lüks otomobillerden yatlara, moda ve trendlerden gezi rehberlerine kadar dopdolu ve geniş bir içerikle karşınızdayız. Dilek Hanif ve Samsonite Genel Müdürü Cenk Pınar ile gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbetlerimizi de sayfalarımızda bulabilirsiniz. Unutmadan ekleyeyim; daha geniş içeriğe web sitemiz

GENEL YAYIN YÖNETMENİ Önder Canözer onder.canozer@medicongrup.com

EDİTÖR Can Akın can.akin@medicongrup.com

İÇERİK Alper Güler alper.guler@medicongrup.com

WEB EDİTÖRÜ Kübra Yeşilkaya kubra.yesilkaya@medicongrup.com

FOTOĞRAF EDİTÖRÜ Gökhan Yılmaz Esra Güroy KATKIDA BULUNANLAR Güzide Yülek, Onur Kayador, Ateş Kuzey Sarp Ocak, Ali Cem Tanay Ocak, Zeynep Canözer, Damla Güler, Tamila Ocak, Birol Akdil, Hüseyin Tuncay Ocak, İnanç Memiş, Suzan Ocak, Burcu Çil, Bünyat Akın, Yavuz Çil VİDEO EDİTÖRÜ Ozan Baş

www.routemagazine.net aracılığıyla ulaşabilirsiniz.

WEB Emre Akşahin

Umarım bizim dergiyi hazırlarken aldığımız keyfi okurken

REKLAM - MEDICON GRUP Ebru Üçer

alırsınız.

ebru@medicongrup.com

TASARIM MEDICON

Keyifli okumalar...

İLETİŞİM Flora Plaza Kayışdağı Cad. No:3 K: 15 D: 1503 34750 Ataşehir / İstanbul - Tel: 0 216 574 91 00 (pbx)

Can Akın

www.avenuerouge.net info@avenuerouge.net www.medicongrup.com

ROUTE 04


2018 SS


ASH ON

m a g a z i n e

est

magazine

a v e n u e

OIR

OUTE

DIGITAL MEDIA & NETWORK www.medicongrup.com


m a g a z i n e

İÇİNDEKİLER

OUTE 52

20 56 YAT Oceanco'dan yepyeni konsept

10 ETKİNLİK Hayalleri süsleyen konteyner 12

60 HAVACILIK HondaJet'e büyük ilgi!

MEKAN Çukurcuma'nın büyüleyici mekanı A la Turca

64 MEKAN Il Riccio Bodrum

16 AKSESUAR Gigi Hadid for Vogue 20 SÖYLEŞİ Dilek Hanif

36 SÖYLEŞİ Cenk Pınar / Samsonite

26 TEKNOLOJİ Lüks artık parmak ucunda

44 PARFÜM İçinden koku geçen sergi

32 TREND Arı Yılı

52 OTOMOBİL Lotus'dan geçmişe saygı ROUTE 08

70 SEYAHAT Malezya'da en az bilinen 10 yer

32


ELEGANCE - PRESTIGE - CHIC www.avenuenoir.net


ETKİNLİK

Hayalleri süsleyen konteyner

Prada’nın, yolculuğunun her etabı için seçilen özel ürünlerin orijinal bir enstalasyonla sunulduğu gezici projesi “Prada Silver Line” İstinyePark Rotunda alanında konuklarını ağırladı.

ROUTE 10


ETKİNLİK

H

aydi itiraf edelim, Prada’nın adını duyup da heyecanlanmayan kadın var mı? Her bir tasarımı, arzu nesnesi çantaları ve aksesuarları için hayaller kurduran bir markadan bahsediyoruz. Evet, mağazalarında modellerine hayran kaldığımız Prada, çok özel bir yolculukla bu kez İstanbul’a ulaştı. Prada, her bir etabı için seçilen özel ürünlerin orijinal bir enstalasyonla sunulduğu gezici projesi ‘Prada Silver Line’ Mart ayı ortalarında İstanbul’da tutkunlarıyla buluşmak için durdu. Geçtiğimiz Aralık ayında Macau’da start veren Dubai ve Seul’ü ziyaret eden bu düşsel tren istasyonu, yolculuğunun her etabında ziyaretçilerini, her durak için özel seçili lüks kadın çantaları ve aksesuarlarını sunuyor. Hayalleri süsleyen bir konteyner şeklinde tasarlanan ve 132 metrekare alana yayılan pop-up enstalasyon, markanın seyahat ve modernlik gibi ana temalarından aldığı ilhamla Prada’nın hareketliliğini temsil ediyor.

İdeal bir trenin bir bölümünün yeniden oluşturulduğu konseptte hedeflenen çeşitli estetik yaklaşımlar bir tasarımda kombine ediliyor. Dış görünümlere hakim olan metal kaplamalar, 1930 ve 1950’li yılların Amerikan trenlerini çağrıştırıyor. İç mekan duvarlarında kullanılan çiçek desenli kırmızı ipek brokarla lüks ve romantik bir his yaratılıyor. Prada mağazalarında 1913 yılından bu yana kullanılan ikonik siyah-beyaz damalı zemin döşemesi bu enstalasyonu tamamlıyor. Trenin etrafında aydınlatılmış platformlarda temel estetiği bütünleyen bir dizi daha küçük yerleştirme bulunuyor. Prada robotları tren görevlileri olurken bilet gişesi “concierge” görevini üstlenip ziyaretçilere yardım ediyor. Prada Silver Line yolculuğunu İstinye Park AVM Rotunda alanında keşfetmeniz mümkün.

ROUTE 11


MEKAN

ROUTE 12


MEKAN

Çukurcuma’nın büyüleyici mekanı

A la Turca Çukurcuma’nın çok özel mekanlarından biri A la Turca... Randevu ile gezilen üç katlı mekan; halı, kilim, antika satan adres olmanın çok ötesinde adeta bir müze... Mekandaki her parça çok özel... Erzurum küpleri koleksiyonu ise gezenlerin büyülendiği bölümlerden sadece biri...

Ç

ukurcuma’nın müze tanımını hak eden antikacısı A la Turca... Mobilyadan kilime, seramik ve antikalara kadar pek çok objeyi bir arada bulabileceğiniz çok özel adreslerden biri. Mekan her ne kadar birçok orijinal objeyi bir arada bulundursa da daha çok halı ve kilim üzerine yoğunlaşmış. İstanbul’un ilk eczanelerinden birini açan Faik Paşa’nın adıyla anılan yokuşta, 4 numarada ağırlıyor konuklarını A la Turca... Son yılların çok popülerleşen alışveriş duraklarından olan bu yokuşun potansiyelini 1998’de keşfetmiş A la Turca’nın sahibi Erkal Aksoy... Mekanını açarken birkaç dükkanın olduğunu söyleyen Aksoy’un, bölgenin popülaritesine katkısı olan isimlerin başında olduğunu özellikle belirtmek gerek. Zira, New York Times bile onu Çukurcuma’nın belediye başkanı olarak tanımlamış haberinde... Turistlerin gözdesi Türkiye’yi ziyarete gelen turistlerin en gözde adreslerinden olan A la Turca, 3 katlı bir bina. Sahibi Erkal Aksoy, halıya olan sevgisini, antikalara tutkusunu ve sanat sadakatini bu büyüleyici mekanda mükemmel bir şekilde yansıtmış. Uluslararası pek çok yayının yer verdiği A la Turca, bir antika mağazadan çok adeta bir müzeyi andırıyor. Randevu ile gezilebilen mekanda katlara, loş bir ışıkla aydınlanan merdivenlerden çıkarak ulaşabiliyorsunuz. Her katta çok özel ayrı mekanlar yaratılmış. Osmanlı dönemi ve Anadolu’dan özenle seçilen antikalar, modern antikalar ve hayranlık uyandıran

Çukurcuma Faik Paşa yokuşundaki 3 katlı Osmanlı konağı, sahibinin özenli çalışmasıyla farklı bir boyuta taşınmış.

ROUTE 13


MEKAN

trend

Mekan randevu ile geziliyor. Katlarda ayrı ayrı çok özel mekanlar yaratılmış. Her bölümde halı ve kilimler, mobilya ve aydınlatmalar var.

Küreler, kitaplar, modern resimler, hat sanatı ve çini ile dolu 3 katlı bu Osmanlı konağı, müze hissi veriyor.

Loş bir aydınlatmanın yer aldığı mekanın zemin katı küplere ayrılmış. Alt katta ise çiniler var.

mobilyalar, adeta ziyaretçisine şölen sunuyor. Göreceğiniz değerli materyaller sadece bunlarla sınırlı değil. Tüm dekor boyunca özel olarak yerleştirilmiş nadir parçalar, dünyanın farklı bölgelerinden getirtilmiş. Adeta her bir bölümde farklı bir zamanda yaşıyormuş hissi veriyor. Küreler, kitaplar, modern resimler, hat sanatı ve çini ile dolu bu Osmanlı konağı, müze hissi vermesinin yanı sıra adeta bir zaman makinesi olma özelliği de taşıyor. Mekanın odaklandığı nokta Anadolu kökenli halı ve kilimler ancak her katta pek çok mobilya, aydınlatma görebilirsiniz. Bodrum katında sergilenen küpler, mekanı gezenlerin büyülendiği bölümlerden... Özellikle Erzurum küpleri koleksiyonu, görülmesi gerekenlerden. Alt katta ise Anadolu ve Adana’nın yeşil çinileri, Tokat, Balıkesir’den gelen sarı ve kahverengi çiniler var.

Tüm dekor boyunca özel olarak yerleştirilmiş nadir parçalar, dünyanın farklı bölgelerinden getirtilmiş.

Halı ve kilimler kütüphane rafında Aksoy, antika kumaş ve kilimlere tutkun. Özenle sarılmış halılar, mekandaki dev kütüphanenin raflarında kendine yer bulmuş. Tarihi eserlerden esinlenerek gelenekleri yeniden canlandırmak amacıyla Anadolu’nun farklı bölgelerinden halılar toplayan Erkal Aksoy, bu değerleri korumayı amaçlıyor. Hat, antika eşyalar, halı, kilim ve objelerle tarihin, kültürün derinliklerine yolculuk yaptıran bu otantik mekan, size bambaşka bir deneyim yaşatıyor.

ROUTE 14


MEKAN

A la Turca’nın odaklandığı nokta Anadolu kökenli halı ve kilimler. Kilimler özenle katlanıp dev kütüphane raflarına yerleştirilmiş.

ROUTE 15


AKSESUAR

Gıgı Hadıd For Vogue Kapsül Koleksiyonu

Enerjik Ve Işıltılı Son yılların en çok kazanan modeli Gigi Hadid, Vogue Eyewear için hazırladığı koleksiyonla göz kamaştırıyor. Retro, şık, bohem ve rock esintiler taşıyan kapsül koleksiyon, ışıltılı ve enerjik.

ROUTE 16


AKSESUAR

ROUTE 17


AKSESUAR

B

u yazın en konuşulan koleksiyonlarından biri olacak Gigi Hadid’in Vogue Eyewear için hazırladığı yeni kapsül koleksiyonu, birbirinden şık tasarımlarla dolu. Güneşle dans eden, flörtöz, muzip, çekici, özgür, maceracı bir ruh haliyle çağdaş kadınla gerçek bir diyolog kuran koleksiyon, bizi artık kişiselleşen güzellik anlayışına davet ederken soruyor, “İşte benim Vogue’um, ya seninki?” İmza niteliğinde Farklı güzelliğini ve çekici kişiliğini Vogue için tasarladığı imza niteliğindeki Gigi Hadid Özel Koleksiyonu ile öne çıkaran model; koleksiyonda vurguladığı kontrastlarla, bir markaya özgü sadece tek bir stil olabileceği fikrine adeta meydan okuyor ve kadınları stillerine kişisel dokunuşlarını katarak benliklerini vurgulamaya çağırıyor. Koleksiyonda yer alan altı model; ince metal profilli çerçeveler ve markanın mirası niteliğindeki göz alıcı tonlarıyla bohoglam stili vurgularken, bir taraftan da asetat çerçeveli Retro modellerle güzelliğin farklı yansımalarını ortaya çıkarıyor. İster güneşli bir sahil kasabasında yaşayın, ister şehir hayatının şık sokak stiline kendi dokunuşunuzu katın, Gigi Hadid ve Vogue Eyewear neye ihtiyacınız olduğunu çok iyi biliyor. Yeni koleksiyondaki Gigi dokunuşlu modeller, ikonik, şk, rock ve ultra feminen tasarımlara olan tutkunuzu cesurca ortaya koymanıza olanak veriyor. Tek yapmanız gereken güzelliğinizi kişiselleştirerek gururla sergelemek. Görünenin ardında ne var? Vogue Eyewear, görünenin ardında daha fazla gü-

ROUTE 18

zellik olduğuna inanıyor. Sadece nasıl göründüğünüz değil, kendinizi nasıl ifade ettiğiniz ve estetik kadar tavrın da önemini vurguluyor. Her kadının bir hikayesi olduğunu biliyor ve bir stilist gibi kendi kurallarıyla oynayarak duruşunu ifade edebilmesi için özgüvenini keşfetmesini sağlıyor. Marka “ShowYourVogue” kampanyasıyla modern kadının gerçek benliğini göstermesine izin veriyor. Ayrıca her kadını özel ve eşsiz yapan “her şeyi”, yani kendi kişiliğini özgüvenle en iyi şekilde ifade ederken gerçek benliğini dünyaya göstermesi için destekliyor. Neden Gigi? Marka, Gigi ile işbirliğinde mesajını güçlendiriyor. Vizyonunu vurgulayıp, trend bir koleksiyonla bir sonraki aşamaya taşımak için Gigi Hadid’in mükemmel partnerliği, markanın moda yolculuğunda bir kilometre taşı oluyor. Gigi Hadid, bütün dünyada güzelliğiyle bilinen bir isim olmasıyla beraber bundan çok daha fazlasına sahip. Gördüğümüz Gigi dışında bir de bilmediğimiz Gigi var. Çünkü güzel model yemek yapmayı, yemeyi sevmesinin yanı sıra binicilik konusunda da çok tutkulu. En öne çıkan yanı gerçek bir güneş gözlüğü tutkunu olması.


AKSESUAR

ROUTE 19


SÖYLEŞİ

Dilek Hanif

Fotoğraf: Emre Güven

ROUTE 20


SÖYLEŞİ

Tarihin ihtişamlı kokularına yolculuk Dilek Hanif, tekstil dışı ilk ürünü olan mum koleksiyonu, lüksü gardıroplardan sonra evlerde yaşatmak için tasarlanmış. Büyüleyici esanslarla hazırlanan içeriği ve tarihten ilham alan tasarımıyla Dilek Hanif Mum koleksiyonunun yaratıcı sürecinin arkasında tasarımcının heykel sanatçısı kızı Dilhan Hanif var.

Güzide Yülek

T

asarladığı en maskulen kıyafette bile kadının zarafetini yansıtan, Osmanlı kültürünün zenginliğini işlemeler, motifler, renkler ve desenlerle tasarımlarına aktaran Dilek Hanif, şimdi de evlerimize imzasını atıyor. Adeta bir couture işçiliğiyle uzun süre üzerinde çalıştığı ilk tekstil dışı ürünü Dilek Hanif Mum koleksiyonu; egzotik ve etkileyici öğelerle dolu. Büyüleyici esanslarla hazırlanan içeriği ve tarihten ilham alan tasarımıyla eski kokuların şaşaa ve ihtişamını salonlara taşıyan koleksiyon, lüksü gar-

dıroplardan çıkarıp evlerde yaşatmayı hedefliyor. Koleksiyonun tüm yaratıcı sürecinin arkasında Hanif’in tasarımcı ve heykel sanatçısı kızı Dilhan Hanif var. 3 farklı kokudan oluşan ve her notada düşsel bir yolculuğa çıkaran mumların bakır kapları, Dilek Hanif için özel olarak tasarlanmış. Osmanlı sanatından ilham alan bu kaplar, tamamen el işçiliği ile dövülerek hazırlanıyor. Saffron 1534, Santal 1458 ve Labdonum 1455 adlarını taşıyan Dilek Hanif Mum koleksiyonunun hikayesini tasarımcıdan dinledik.

"Mum koleksiyonumuz ile başlayan bu yönelimimize, orta vadede pek çok tekstil dışı yeni koleksiyonla devam etmeyi planlıyoruz."

ROUTE 21


SÖYLEŞİ

SAFFRON 1534, baştan çıkarıcı baharatlar ile eşleştirilen yasemin, şakayık ve saflığın temsilcisi gül esanslarının birleşiminden oluşuyor. Adını, 1534 yılında Sultan Süleyman’ın resmi eşi olan, ilk büyük kadın sultan figürü Hürrem’den ilham alıyor.

"Asıl hikaye ise, mumu elinize aldığınızda başlıyor. Mumların her biri düşsel bir yolculuğa çıkaracak Osmanlı sanatından ilham alınmış tasarımlardan oluşuyor." Route Magazine: Sizi hep tekstil-moda sektöründe biliyoruz. Farklı bir sektöre girmek aklınıza nereden geldi? Dilek Hanif: Dilek Hanif Mum koleksiyonu, Dilek Hanif markasının ilk tekstil dışı ürünü. Ancak aslında moda koleksiyonumuzdan çok da uzak değil. Uzunca bir süredir Dilek Hanif markasının duruşunu tamamlayacak, farklı bir ürün arayışındaydık. Tekstil dışı bir ürün yapmayı kararlaştırdığımızda, hangi kategoriye, nasıl bir ürünle gireceğimizi kendi içimizde çok tartıştık. Ancak sonra, Dilek Hanif tasarım kodlarını ve standartlarını düşündüğümüzde bunun bir mum koleksiyonu olması konusunda hem fikir olduk. Dilek Hanif koleksiyonları bugüne kadar hayatımıza zarafeti ve üstün işçiliği ile dokunan parçalardan oluşuyor. Bu fikirle düşünmeye başladığımızda mumun, bulunduğumuz ortama aynı zarafeti katan, ambiyansını bir anda bütünüyle değiştirebilen bir aurası olduğuna kanaat getirdik. Tabii burada malzeme ve tasarım kadar koku da önemli bir element. Dolayısıyla kızım Dilhan bir

yandan tasarım konusunda kreatif çalışmaları yaparken, bir yandan da tamamen Dilek Hanif markası için hazırlanmış bu özel kokuları yaratmak üzere işe koyuldu. Bu süreçte önemli burunlarla çalıştı, ilham almak için Osmanlı kültürü ile ilgili çok derin bir araştırmaya girdi. Ve ortaya beni de çok mutlu eden bu özel proje çıktı. Route Magazine: Dilek Hanif Mum koleksiyonunun arkasındaki hikaye nedir? Süreç nasıl işledi? Dilek Hanif: Ne yapacağımıza karar verdikten sonra yola koyulduk. Koleksiyonun formlarının, Dilhan’ın heykele olan tutkusunun ve yeteneğinin bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Mumların yer aldığı bakır kaplar, Dilhan’ın tasarımına ve yarattığı hikayeye sadık kalınarak tamamen el işçiliği ile dövülerek hazırlanıyor. Tüm koleksiyona şeklini veren de özel formları ile bu kaplar. Asıl hikaye ise, mumu elinize aldığınızda başlıyor. Mumların her biri düşsel bir yolculuğa çıkaracak Osmanlı sanatından ilham alınmış tasarımlardan oluşuyor.

ROUTE 22


SÖYLEŞİ

SANTAL 1478, üst notasındaki çınar ağacı ile Marmara ve Akdeniz sedirlerinin esintisi, orta notalarında ise sandal ağacı, portakal ve yasemini buluşturuyor. Adını, 1478’de inşa edilen Topkapı Sarayı’ndan alıyor.

"Kültürümüzü tanıtmak, İstanbul çıkışlı bir tasarımcı olarak biraz da görevim diye düşünüyorum. Zira kültür mirası bu kadar zengin bir ülkede doğmuş olmak büyük bir şans." Route Magazine: Kızlarınızın size ve koleksiyonlarınıza katkısı nedir? Dilek Hanif: Tasarımcı ve bir anne olarak, kızımla çalışmak benim için hem büyük mutluluk, hem de çok gurur verici bir durum. Kreatif yönü ve detaylara gösterdiği özen kadar işini büyük bir profesyonellikle yürütüyor olması da onunla çalışmayı keyifli kılan özellikler arasında. Şunu da belirtmek isterim, biz çalışırken anne-kız olmak yerine iki profesyonel halini alıyoruz. Bu anlamda benim Dilek Hanif markasını üzerine inşa ettiğim değerleri bu kadar iyi anlaması ve bilmesi markam için büyük bir avantaj. Route Magazine: Zaman zaman çatıştığınız oluyor mu? Birbirinizin hangi yönlerini besliyor, hangi yönlerinden ilham alıyorsunuz? Dilek Hanif: İkimiz de tasarımın farklı alanlarına yöneldiğimiz için, ikimiz de farklı materyallerle kreatif çalışma anlamında tecrübeliyiz. Kendimin

gerek yıllardır hazırladığım koleksiyonlarım, gerekse yurtdışı projelerimle tecrübe anlamındaki birikimimle, Dilhan’ın ise genç bakış açısı, güncel trendlere olan hakimiyeti ile birbirimizi tamamladığımızı düşünüyorum. Ancak işine hakim olması ve disiplini ile zaman zaman beni de oldukça zorladığını itiraf etmeliyim, tabii bu sayede de alışılmışın dışında düşünmeye yönlendirdiğini de. Route Magazine: Mum koleksiyonunuzu tek kelimeyle anlatmak isteseniz bu kelime ne olurdu? Neden? Dilek Hanif: Zarafet... Çünkü tıpkı Dilek Hanif koleksiyonlarında olduğu gibi, mum koleksiyonumuzda da güçlü görünüşünü zarafetle buluşturuyor. El işçiliğiyle dövülerek hazırlanan metal kaplara dikkatle baktığınızda, kıvrımlarındaki, tasarımındaki zarafeti görebiliyorsunuz. Route Magazine: Mumlarınızın kokularının çıkış

ROUTE 23


SÖYLEŞİ

LABDONUM 1455’in ana ilham kaynağı, Kapalıçarşı’nın etnik ve güçlü aroması... Ladin ağacı notaları, köselenmiş deri ve baharatla buluşurken, içine eser miktarda mürrisafi reçinesi, huş ağacı ve aselbent serpiştirilen mum, sizi 1455’de kurulan Kapalıçarşı’nın derin ve tarihsel detaylarla süslü dehlizlerinde karşı konulmaz bir gezintiye davet ediyor.

hikayesi nedir? Bize ne anlatmak istiyor? Dilek Hanif: Dilek Hanif Mum koleksiyonu, 3 farklı kokudan oluşan ve her notada sizleri düşsel bir yolculuğa çıkaracak Osmanlı sanatından ilham alınmış tasarımlardan oluşuyor. Her kokunun farklı bir hikayesi var: SAFFRON 1534; baştan çıkarıcı baharatlar ile eşleştirilen yasemin, şakayık, ve saflığın temsilcisi gül esanslarının birleşiminden oluşuyor. Adını, 1534 yılında Sultan Süleyman’ın resmi eşi olan, ilk büyük kadın sultan figürü Hürrem’den ilham alıyor. Tarihin en güçlü kadınları arasında yer alan Hürrem’in cazibesi ve büyüsünün, evinizin her köşesinde gücünü göstermesi için yaratıldı. Üst notasındaki çınar ağacı ile Marmara ve Akdeniz sedirlerinin esintisi, orta notalarında ise sandal ağacı, portakal ve yasemini buluşturan SANTAL 1478, salonunuzda ihtişamın kokusunu hissettirecek. SANTAL 1478 adını, 1478’de inşa edilen Topkapı Sarayı’ndan alıyor. Kapalıçarşı’nın etnik ve güçlü aroması, LABDONUM 1455’in ana ilham kaynağı… Ladin ağacı notaları, köselenmiş deri ve baharatlarla buluşurken, içine eser miktarda mürrisafi reçinesi, huş ağacı ve aselbent serpiştirilen mum, sizi 1455’te kurulan Kapalıçarşı’nın derin ve tarihsel detaylarla süslü

dehlizlerinde bir gezintiye davet ediyor. Route Magazine: Hangi mum hangi yapıdaki kişiye hitap ediyor? Dilek Hanif: Aslında tasarımları yaparken böyle bir ayrım düşünmedik. Tamamen o an hangi notayı duymak istediğinize göre seçiminizi yapabileceğiniz bir koleksiyon. Route Magazine: Mumların yer aldığı kaplar da sizin moda tasarımlarınız gibi kültürümüzden esinlenilerek tasarlanmış. Neden? Dilek Hanif: Bildiğiniz gibi Dilek Hanif markası, yüzünü yurtdışına dönmüş bir marka. Şu anda dünyanın dört bir yanında pek çok butikte tasarımlarımız satılıyor, Haute Couture koleksiyonumuzu dünyanın dört bir yanından çok değerli isimler giyiyor, tüm önemli moda fuarlarında standımızla yer alıyoruz. Yurt dışında bu kadar beğenilen bir marka olmamızın en önemli sebebi ise, tamamen kendi kültürümüzden beslenmemiz. Dolayısıyla mum koleksiyonumuzu tasarlarken de yine aynı mirastan beslenmemiz gerektiğine hem fikir olduk. Zira Dilek Hanif Mum koleksiyonu, tıpkı Dilek Hanif markalı tüm parçalarımız gibi hem yurt içinde hem de yurt dışında satılacak. Dilek Hanif Online Shop’ta yer alıyor. Tabii böyle bir fikri, onun hakkını vermeden yapamazsınız. Dolayısıyla mumlarımızın kapları, yine kendi el

ROUTE 24


SÖYLEŞİ

Dilek Hanif’in tasarımcı ve heykel sanatçısı kızı Dilhan Hanif’in tasarladığı koleksiyon couture işçiliğiyle yaratılmış. Büyüleyici esanslı mumların kapları da Osmanlı sanatından ilham alınarak tamamen el işçiliğiyle üretilmiş.

Mumların yer aldığı bakır kaplar, kızım Dilhan’ın tasarımına ve yarattığı hikayeye sadık kalınarak tamamen el işçiliği ile dövülerek hazırlanıyor. Tüm koleksiyona şeklini veren de özel formları ile bu kaplar. işçiliğimizi öne çıkaracak şekilde, tamamen el işçiliği ile dövülerek hazırlatıldı. Route Magazine: Sizin için Osmanlı sanatı, Osmanlı ne demek? Kendinize bir dönem seçtiniz ve yıllardır bundan vazgeçmediniz. Dilek Hanif: Türk ve Osmanlı kültürü o kadar zengin ki, bir tasarımcı olarak aradığım ilhamı daima bana veriyor. Mesela couture koleksiyonlarımız için tasarladığımız modernize edilmiş kaftanlar, Türk ve yabancı müşterilerimizin favorisi oluyor. Bu anlamda kendi kültürümüzü tanıtmak, İstanbul çıkışlı bir tasarımcı olarak biraz da görevim diye düşünüyorum. Zira kültür mirası bu kadar zengin bir ülkede doğmuş olmak büyük bir şans. Route Magazine: Dilek Hanif Mum koleksiyonuna yurtdışından ilgi ne düzeyde? Kimler daha çok tercih ediyor? Dilek Hanif: Ev dekorasyonuna ilgili herkesin beğeniyle karşıladığı bir koleksiyon oldu. Henüz yurt dışı satışlarına başlamadık ancak önümüzdeki dönemde Assouline’in yurt dışı mağazalarında satışa sunulacak.

Route Magazine: Kızlarınızın Osmanlı kültürüne ve dönemine ilgisi ne düzeyde? Dilek Hanif: Kızım Dilhan, gerek heykellerinde, gerekse tasarımlarında pek çok farklı kültürden ilham aldığı gibi doğal olarak içinde büyüdüğü bu kültürden de etkileniyor. Dilek Hanif Mum koleksiyonunu tasarlarken olduğu gibi, kendi heykellerinde ve tasarımlarında zaman zaman Osmanlı kültüründen öğeleri öne çıkarıyor. Route Magazine: Dekorasyonda mum dışında başka koleksiyonlar da olacak mı? Dilek Hanif: Mum koleksiyonumuz, aslında bizim için tekstil dışı tasarımlarımızın ilk adımı. Mum koleksiyonumuz ile başlayan bu yönelimimize, orta vadede pek çok tekstil dışı yeni koleksiyonla devam etmeyi planlıyoruz. Bu bizim için heyecan verici, yepyeni bir alan. Route Magazine: Mum koleksiyonuna nerelerden ulaşılabiliyor? Dilek Hanif: Dilek Hanif Mum koleksiyonuna, şu anda, Assouline Bebek, Assouline Zorlu Beymen, Dilek Hanif Nişantaşı mağazası ve online shop’tan ulaşılabiliyor.

ROUTE 25


TEKNOLOJİ

Lüks artık parmak ucunda

ROUTE 26


TEKNOLOJİ

Tek hareketle gece yarısı dünyanın en ünlü havyarını evinize getirtebilir, bir anda istediğiniz ülkeye size özel jet ile seyahat edebilirsiniz. Dahası sevdiğinizin kapısına tek taş yüzük yollayabilir, limuzinle sokaklarda turlayabilirsiniz. Tüm bu lüksler cep telefonunuza indireceğiniz uygulamalarla mümkün.

ROUTE 27


TEKNOLOJİ

M

obil alışveriş ve lükse ulaşma trendi hızla yükseliyor. Dünyanın en lüks marka ve hizmet sunan grupları da bu trende elbette kayıtsız kalmıyor. Üstelik bu lüksün sınırı da yok. Tek tuşla dünyanın en pahalı yüzüğünü alabileceğiniz gibi iki saniyede Bahama’larda tatil organize edebilme özgürlüğü sunan uygulamaların küçük bir kısmına bakmaya ne dersiniz? JETSMARTER Sürekli uçan kişiler için özet jet ayrıcalığı sunan bir uygulama. Bekleme salonunda sıkılmadan jetinize binip en kısa sürede gitmek istediğiniz rotaya ulaşmanızı sağlıyor. Dilerseniz sabit bir ücretle yıllık üye olabiliyor, tüm uçuşları sınırsız hale getirebiliyorsunuz. Üyelere özel avantajları da var. Türkiye’de henüz çok yeni. İstanbul, Ankara, Kıbrıs ve Londra’ya uçuşları var. Dilerseniz Londra’dan aktarmalı olarak yine üyeliğinizi kullanarak dünyanın farklı ülkelerine de uçma olanağı sağlıyor. Ya da kendi özel charter uçuşunuzu da organize edebiliyorsunuz. JetSmarter uçuşunda dünyaca

ünlü bir CEO ya da milyonları peşinden sürükleyen bir Hollywood yıldızı ile karşılaşırsanız şaşırmayın. Üyeliğinizi mobil uygulama üzerinden satın alabiliyorsunuz. Tüm üyelerin sahip olduğu 24 ayar altın üyelik kartıyla dünyada birçok davet ve etkinliğe katılma olanağınız da var. UBER Her ne kadar şu sıralar Türkiye’de sarı taksi ile Uber arasında tatsızlık varsa da dünyanın birçok yerinde Uber, kullanıcılarına pek çok kolaylık sağlıyor. Uber uygulama sayesinde, tek tuşla dünyanın çeşitli yerlerindeki 500’den fazla şehirde araç çağırabiliyorsunuz. Her bütçeye uygun araç seçenekleriyle gitmek istediğiniz yere güvenli şekilde ulaşabiliyorsunuz. Türkiye’de tekne servisinin yanı sıra limuzin hizmeti de veriyor. “UberLimo” ile limuzin keyfi sürebilir, dakika üzerinden ücretlendirilen, sürücülü, 9 metrelik araçla yolculuk edebilirsiniz. BLINGFINDER “Pırlantalar, kızların en yakın arkadaşıdır” diyordu

ROUTE 28


TEKNOLOJİ

Marilyn Monroe “Erkekler Sarışın Sever” filminde. Devir değişip teknolojiye ayak uydurunca bu cümleyi “blingFinder, kızların en yakın arkadaşıdır” diye çevirmek daha doğru olur herhalde. Çünkü blingFinder uygulaması, aradığınız farklı bütçelerde yüzük ve mücevher bulmanıza, kendi dilek listenizi oluşturmanıza olanak tanıyor. Tacori, Verragio, Henri Daussi, Alwand Vahan ve Simon G gibi lüks markalardan 3.000’den fazla tasarımdan birini seçebilirsiniz. Ödemeniz tabii ki cihazınızdaki uygulama yoluyla yapılıyor. Tabii dünyaca ünlü markaların kendi uygulamalarından da tektaşınızı seçme özgürlüğünüz var. LUXURYESTATE Bu uygulama dünyanın en lüks ve en pahalı evlerini bir araya getiriyor. Ücretsiz ve Londra merkezli uygulamada, 96 ülkeden 150.000’den fazla mülk var. Hem oturmak hem de yatırım amaçlı gayrimenkulleri satın alabileceğiniz uygulama çok sayıda indiriliyor ve kullanıcıları tarafından 4,5 yıldız ile ödüllendirilmiş. Gayrimenkuller sıradan olmadığı gibi fiyatları da hayli yüksek. 11 farklı

dilde kullanılabiliyor olması da uygulamayı çok cazip kılıyor. Farklı ülkelerde gayrimenkul yatırımı düşünüyorsanız uygulamayı indirmek için hiç gecikmeyin. TASTE SAVANT Lüks ve kaliteli bir restaurant uygulaması. Farklı, özel ve lezzetli tat arayışındaysanı z Taste Savant, tam size göre... Gurmeler, restaurant eleştirmenleri, blog yazarları, tanınmış usta şefler ve yemek uzmanlarının yorumlarıyla oluşturulan mekanları bir arada bulabiliyorsunuz. Üstelik sadece pahalı ve lüks restaurantlar değil daha uygun fiyatlı mekanlar da sunuluyor. Amaç lüks yerlerin dışında da salaş ama kaliteli yemek yenilebilecek yerleri bir arada vermek. Tek üzücü tarafı New York, Los Angeles, Chicago ve Boston’u kapsıyor. Avrupa şehirleri de kısa süre sonra eklenecekmiş. GETMYBOAT Yelkenli ve yat kiralamak isteyenler, 110 ülkede 26.000’den fazla tekneyi GetMyBoat’da bulabiliyor.

ROUTE 29


TEKNOLOJİ

VELOCITY BLACK Bu uygulama için üyelik gerekiyor. Üyelerine sınırsız hayat sunan Velocity Black, dijital çağın konsiyerj hizmeti. Yıllık ücreti 2.000 Pound... Sunduğu hizmetler arasında özel etkinliklerden Michelin yıldızlı restoranlarda rezervasyonlara kadar geniş bir yelpazesi var. Yanı sıra Afirika’da safariden otele kadar farklı destinasyonlarda seyahatleri kolaylaştıracak hizmetler de sunuyor. Dünyanın herhangi bir ülkesinde kalacağınız otelden o ülkede gezeceğiniz bir çok noktaya kadar yerel uzmanlarla size destek veriyor. PRIVATE ISLAND NEWS Dünyanın herhangi bir yerindeki özel adalardaki en son haberleri size sunan bir uygulama. Hava durumundan adadaki yaşama etkisine kadar her anı, ayrıntılarıyla veriyor. O kadar ince detaylar var ki, şaşırabilirsiniz. Örneğin ünlülerin hangi adaları ziyaret ettiğini bile öğrenebiliyorsunuz. Sürat teknelerinden katamaranlara, yelkenlilerden yata kadar tüm alternatifler mevcut. Uygulamada verilen haritada, arzu ettiğiniz yeri seçtiğinizde mevcut su yollarının fotoğraflarına ve arzu ettiğiniz teknenin fiyatlarına ulaşabiliyorsunuz. Saniyeler içerisinde beğendiğiniz tekneyi kiralayabilir, aklınıza takılan soruarı sahibiyle iletişime geçerek sorabiliyorsunuz. Y.CO Alışverişin Amazon’u neyse yatçılığın Amazon’u da Y.CO. Dünya çapında satış ve kiralamaya olanak tanıyan uygulamada lüks yatların fotoğraflarına gözatmanız, videolarını seyretmeniz mümkün. Ayrıca tüm yatların ayrıntılı bilgisi de aktarılıyor. Seçiminizi yaptığınızda broker ile iletişime geçip satın alabilir ya da kiralayabilirsiniz. ONEFINESTAY Rüyalarda görebileceğiniz lüksteki saray ve konaklarda kalmak isterseniz tıpkı Airbnb gibi işleyen OneFineStay uygulamasını indirmeniz yeterli. Bu application, dünyanın dört bir yanında en iyi evlerin anahtarlarını önünüze seriyor. Listede her bir ev için yapılan oylama ile mükemmeli hedefliyor. Venedik’te konaklar, New York’da nefis çatı katları, Paris’te Eyfel Kulesi’ni seyreden daireler ve sarayda eğitim görmüş uşakları olan Londra’daki evler sadece tek bir parmak hareketinizle kolayca kiralanabiliyor.

QUINTESSENTIALLY LIFESTYLE Ödüllü lüks yaşam tarzı konsiyerj hizmeti sunan uygulama, arama yaptığınız bölgenin en iyi barları, gece kulüpleri, otelleri, spa’larını bir araya getiriyor. Sadece bununla sınırlı değil elbette. Lüks bir hediye arıyorsanız alternatifleri sıralıyor. Lüks butikler, çiçekçiler gibi pek çok yeri de danışabiliyorsunuz. Konser için son dakika bileti, restaurant rezervasyonu yine application’ın sundukları arasında. WINE SPECTATOR WINERATINGS+ Amatör ya da uzman olsanız da bir restaurant’da şarap seçimini WS Wineratings+’a sorabilirsiniz. Wine Spectator, çeşitli şarap türleri üzerinden değerlendirme ve yorumla en doğru şarabı seçmenizi sağlıyor. Vintage grafik listesi, dünyanın belli başlı şarap bölgeleri, üzüm çeşitleri gibi detaylı bilgileri sunuyor. Hatta seçtiğiniz şarabı içmek için en doğru zamanı bile söylüyor.

ROUTE 30


S

O

S

İ

N

A

E S

H

I

R T

S

N

L -

E

G S

O

O

A

N

C

K

C S

C

A

K

E -

P A

N

T

S

ROME - MILAN - PARIS - LONDON - HONG KONG Küçükbakkalköy Mh. Kayışdağı Cd. No:3 Flora Residence, Kat:15 D:1503 Ataşehir / İstanbul Tel: +90 216 574 91 00 (pbx) Upper-West 25. Etage Kurfürstendamm 11- 10719 Berlin - Deutschland Tel/Fax: +49 30 300 149 3146 / +49 30 300 149 3150


TREND

Şans, doğurganlık ve bilgeliğin sembolü

Arı yılı

Simon Carter imzası taşıyan Darwin arı kol düğmeleri adeta canlı gibi…

Moda her yıl bir desen ya da motiften ilham alıyor. Bu yılın form ve deseni arı… Farklı kültürlerde farklı anlamları olan arı, çantadan küpeye, ayakkabıdan kolyeye pek çok yerde bize eşlik edecek.

S

on yılların en büyük trendi her yıl bir desen ya da motifin ilham kaynağı olmasıydı. Bu trend her sezonda başka bir canlıyı gardıroplarımıza taşıdı. En bilindik olanı kalp ve yoncayken birkaç yıl öncesine gittiğimizde bunu baykuş izledi. Bilgeliği temsil eden baykuş o kadar sevildi ki ardından yusufcuk, sonra ananas geldi, flamingo geldi, emoji geldi. Şimdi sıra arıda… Bu yıl sıkça göreceğimiz arı, farklı kültürler-

de farklı anlamlar taşıyor. Yunan ana tanrıça Cedele’ye göre doğurganlığı temsil ediyor. Hindu tanrısı Shiva’ya göre şans, dönüşüm ve barışın sembolü. Mısır güneş tanrısı Ra ise vizyon, yaratıcılık ve bilgelik diyor. Binlerce yıldır farklı kültürlerde farklı anlamlar yüklenen arı, uzun bir yolculukla modern yüzyılın çantalarına, yüzük, kolye ve aksesesuarlarına konuyor. Üretken, çalışkan arı sezonun baş tacı. Bakalım markaların koleksiyonunda arılı neler var?

ROUTE 32


TREND

Bosom Buddy Bags, bir koleksiyonunu tamaman arılara ayırmış. Koleksiyonda makyaj çantasından sepete kadar farklı modeller bulabilirsiniz.

Eğer arıyı kıyafette de olsun istiyorsanız Foot Traffic’in arılı çorabı alternatifiniz olabilir.

Love Lisa’nın iri halkalı zincir kolyesini kolye ucu olarak yabanarıları süslüyor.

ROUTE 33


TREND

Coup’un arı koleksiyonu o kadar zarif ki… Birçok arının kanat kanata vermiş adeta halay çekiyormuş izlenimi veren bilekliğine inciler eşlik ediyor. Aynı koleksiyonda avize küpelerde arıların medeni incilerden oluşuyor. Petek formuyla arı küpe ve zincir üzerinde minik arıların serpiştirildiği kolye zamansız tasarımlardan…

VSA Design markasının arıları çok havalı değil mi? Özellikle siyah kadife choker bir adım öne çıkıyor.

ROUTE 34


TREND

Hayvan temasını ve doğayı tasarımlarına en çok yansıtan markalardan Gucci, yabanarılı koleksiyonuyla geniş bir seçkiye sahip. Eskitme görünümlü küpe, çanta ve ayakkabıda kilit, toka bölümünde konumlanan yabanarıları, satin kadranında efsaneleşiyor.

Sanayi 313 koleksiyondaki imza terliklerinin ve saten el çantasının üzerindeki yabanarısı işlemeler gözalıcı…

ROUTE 35


SÖYLEŞİ

108 yıllık devr-i alem Bavul ve sağlamlık deyince ilk onun adı akla geliyor. En gelişmiş modelleri ilk o uyguluyor. Ve bunu başarı grafiğini düşürmeden tam 108 yıldır yapıyor. Bavulunuzu hazırlayın, Samsonite’ın dünden bugüne başarılı yolculuğuna çıkıyoruz. Güzide Yülek

B

ir asrı aşkın sürede do’da yaşamını sürdüren anİkinci Dünya Savaşı’ncak potansiyeli ortaya çıkarma dan ekonomik krizleamacıyla girişimci ruhunun re, siyasi değişimlerpeşinden giden Jesse Shwayden halk akımlarına, der’in 1910 yılında bir mobilya depremlerden A ‘ y’a ayak basfirmasında valiz yapımını öğmaya, teknolojik gelişmelere renmesiyle başladı. İmal etkadar pek çok önemli olaya tikleri valizleri Colorado’nun tanıklık eden bir marka Samdışına çıkarak üretip satmaya sonite... 1910 yılında yola çıkarbaşlayan Shwayder, pazarlama ken belirlediği “Üzerinde durafikirleriyle de markayı kısa zacak kadar sağlam” mottosunun 1940’larda Samsonite Streamlite bavul manda emin adımlarla çok iyi üzerinde bugün de bir o kadar tasarımı... yerlere getirdi. sağlam duruyor. Bunda çalışanShwayder, diğer valiz üreticileri larına ve kullanıcılarına verdiği değer, sektörün- ile sert bir rekabetle karşı karşıya kalacağını fark deki ilkleri uygulayan marka olması gibi pek çok etti. Böylece, diğer valiz üreticileri ile fiyat üzerinözelliğin payı ve dahası var. Bir asrı aşkın süredir den rekabet edeceğine, ürünlerini kalite temelindünyanın dört bir köşesinde seyahat eden mar- de farklılaştırarak pazarın kabul edebileceği kalikanın dünden bugüne yolculuğunu Samsonite teye eş değer en yüksek fiyattan konumlandırdı. Genel Müdürü Cenk Pınar ile konuştuk. Shwayder’ler ilk ürünlerine, İncil’den aldıkları ve gücü sembolize eden karakter, “Samson”un adıRoute Magazine: Tam bir asrı doldurmuş, üzerinı verdiler. Aslında bu valizlerin ana avantajı çok ne de 8 yıl eklemiş bir marka Samsonite... Marka- fazla darbe alsa dahi son derece dayanıklı olmanın kuruluş hikayesini sizden dinleyelim mi? larıydı. Valizlerinin kalite ve dayanıklılığını ifade etmek Cenk Pınar: Markanın hikayesi, Denver, Colora-

ROUTE 36


SÖYLEŞİ

Cenk Pınar Samsonite Genel Müdürü

ROUTE 37


SÖYLEŞİ

1962 yılında ilk evrak çantaları

Bu fotoğraf 1910’daki en başarılı reklamlardan biri... Shwayder kardeşler ve babaları, bir kalas ile ürettikleri valiz üzerinde şu sloganla poz vermişlerdi: “Üzerinde duracak kadar sağlam”... Samsonite valizlerinin dayanıklılığı reklam dünyasında da hızla yayıldı ve alanında önemli bir pazarlama 1941’de Streamlite modeli etkisi yarattı.

1986 yılında plastik bir valiz kalıbı kullanarak yapılan o zamana kadarki en hafif ve tekerlekli valiz Oyster.

2000’ler ve alüminyum valiz Xylem...

"Samsonite’ın benimsediği “altın kural” olarak adlandırılan bir kurum kültürü bulunuyor; “Kendine Nasıl Davranılmasını İstiyorsan Başkalarına da Öyle Davran!”." için Shwayder kardeşlerin (4 kardeşin) ve babalarının bir kalas ile ürettikleri valiz üstünde “Üzerinde duracak kadar sağlam” sloganıyla poz vermeleri ile Samsonite valizlerinin dayanıklılığı reklam dünyasında hızla yayılarak alanında önemli bir pazarlama etkisi yarattı. Route Magazine:

Dönemin markaları arasında onu öne geçiren özelliği neydi? Cenk Pınar: Sağlamlık ve dayanıklılık temeline dayalı bir üretim anlayışı mevcut. Bu nedenle tüm inovasyon stratejileri bu özellikler etrafında geliştiriliyor. 1950’li yıllardan itibaren dünya lideri olmasının sebebi de ihtiyaca yönelik ürünler geliştirmesiyle gerçekleşti. Ahşap valizden metal valizlere, metal valizlerden tekerlekli valizlere, poliproblen valizlerden Curv teknolojisiyle geliştirilen valizlere kadar pek çok ilklere imza atmış bir markadan bahsediyoruz. Route Magazine:

108 yıl ayakta kalmak, yanı sıra başarı grafiğini sürekli yukarı taşımak kolay

değil. Bunun sırrı nedir? Cenk Pınar: Samsonite’ın benimsediği “altın kural” olarak adlandırılan bir kurum kültürü bulunuyor; “Kendine Nasıl Davranılmasını İstiyorsan Başkalarına da Öyle Davran!”. Bu strateji etrafında geliştirilen ürünler, şeffaf olma, çalışanlara, müşterilere adil davranma, günden güne kendini hep daha iyisi için geliştirme, inovasyon odaklı olma gibi belirlenen ve yıllardır uygulanan bu mottolar bugünkü konumunu haklı olarak gösterir nitelikte. Route Magazine:

Markanın bugün hala “bavul” ve “seyahat” dendiğinde akla ilk gelen marka olmasının arkasında neler var? Cenk Pınar: Aslında tamamen ihtiyaca yönelik ürünler geliştiren bir marka olmuş ve içinde bulunduğu yıllara baktığımızda savaş yılları, ekonomik çöküntüler, siyasi çalkalanmalar, reklam ve pazarlama dünyasındaki stratejiler gibi olaylar hep bünyesindeki ürünleri geliştirmeye ve çeşitlendirmeye sebep olmuş. İkinci Dünya Sava-

ROUTE 38


SÖYLEŞİ

Lipault Plume Avenue Koleksiyonu

kelimeleriyle günümüzde de hala özdeşleştiriliyor olmasını açıklıyor. Route Magazine:

Markayı Türkiye’ye getirme fikri

nasıl ortaya çıktı? Bildiğiniz gibi DESA’nın Türkiye’nin en güçlü markalardan biri olarak doğuşu Yönetim Kurulu Başkanımız Melih Çelet’in girişimci ruhuyla gerçekleşiyor. 80’li yıllarda globalleşme yolunda atılan adımlarla DESA da kısa zaman içinde ABD, Avrupa ülkeleri, İngiltere gibi pek çok ülkeye ihracat yapan başarılı bir marka haline geldi. Türkiye’deki seyahat ürünleri açığını ve ihtiyacını iyi analiz eden Melih Bey, 1983 yılında Samsonite’ın Türkiye distribütörlüğünü alarak seyahat ürünleri pazarına konforlu, dayanıklı ve kullanışlı valiz alternatifleri sunarak sektörün gelişmesinde öncülük etti. 2007’de de bu iş birliği Samsonite Avrupa Merkez ve DESA arasında bir ortaklığa dönüşerek varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Cenk Pınar:

Samsonite’ın kurucusu Jesse Shwayder

şı döneminde yaşanan ekonomik dalgalanmalar, teknolojik gelişmeler ürünlerde farklı materyaller kullanmaya yöneltmiş. Bir yerden bir yere gitme ihtiyacının çok olduğu dönemlerde rakiplerin kuvvetli olmaması, Samsonite’ın valiz ürünleriyle bunu desteklemesi, markanın bavul ve seyahat

Route Magazine: Samsonite-Desa işbirliği ilk günkü gibi sürüyor. Bu uzun soluklu birlikteliğin dinamikleri arasında neler var? Cenk Pınar: Bu kadar uzun soluklu iş birliklerinin

ROUTE 39


SÖYLEŞİ

arkasında tabii ki sağlam iş ilişkileri ve kuvvetli iletişim bulunuyor. Aynı zamanda pazarınızdaki değişimleri iyi okuyabilme, ihtiyaca zamanında ve yerinde cevap verebilme gibi unsurlar da etkileyici rol oynuyor. Samsonite bugün dünyanın her yerinde lider konumda olan global bir marka. DESA ise Türkiye’nin en önemli deri markalarından biri olarak pazarda kendini kanıtlamış, ürünlerini dünyaya ihraç eden güçlü bir profile sahip bir marka. Glokalizasyon stratejisini en iyi şekilde uygulayan iki markanın uzun soluklu birlikteliğini buna bağlayabiliriz. Route Magazine:

Her iki markanın birbirine

kattıkları nelerdir? Cenk Pınar:Globalizasyon ve lokalizasyon haricinde yeni pazar dinamiklerini ölçümleme, ürün geliştirme, iş gücü gibi pek çok alan diyebiliriz. Route Magazine: Türk kullanıcı profili, Samsoni-

James Bond filminde kullanılan metalik Samsonite evrak çantası, kullanıcıları tarafından “James Bond çantası” olarak benimsenmişti. Route Magazine:

Samsonite üretimini nerede

yapıyor? Cenk Pınar:Avrupa

ve Uzakdoğu üretimlerimiz

mevcut.

te’da neler istiyor, neleri tercih ediyor? Route Magazine: Tasarımlar nasıl ortaya çıkıCenk Pınar: Teknolojik gelişmelerle birlikte artık yor, neye göre belirleniyor? Türk tüketicisi ürünlerde kaliteli, hafif, sağlam ve Cenk Pınar:Samsonite Merkez Ofisi’nde tasakullanışlı olma gibi özellikler arıyor. Samsonite rımla ilgilenen çok ciddi ve güçlü bir ekip var. da her geçen sene kendini ortaya çıkaran hafif- Tüm teknolojik gelişmeler, kullanıcı görüşleri, lik ve dayanıklılık konusunda inovatif çözümler geri bildirimler, tüketici ihtiyaç açıkları ve pazar yaratıyor. eksiklikleri analiz edilerek tasarımlar güncelleniTüm bu özellikler kalite algısını da ortaya çıka- yor. Tabii ki bazı modeller biraz da modaya göre ran etkenler. Dayanıklılık, uzun süre uyarlanabiliyor ama Samkullanılabilir ve kesinlikle ihtiyacına sonite’ın özellikle üzerinde cevap verebilir olmasına önem ve- "Ahşap valizden metale, durduğu özellik; hafiflik, sağriyorlar. lamlık, dayanıklılık ve işlevmetalden tekerlekliye, sellik. poliproblenden Curv Route Magazine: İllere göre değerlendirdiğinizde tüketicinin kullanım teknolojisiyle geliştirilen Route Magazine: Kuruluvalizlere kadar pek çok şundan bugüne Samsonite alışkanlıkları nedir? ilklere imza atmış bir Cenk Pınar: İstanbul, Ankara, Ankaç model üretti? talya gibi büyük şehirlerimizde iş Cenk Pınar: 10.000’den fazmarkadır Samsonite". seyahatleri daha yoğun olduğu için la... valiz ihtiyacı daha fazla olabiliyor. Ama en çok tatil öncesi hazırlıklarda Samsonite Route Magazine: Dünden bugüne ikonik moaranan marka niteliğinde. delleriniz hangileri? Ürünlerimiz pek çok test aşamasından geçtiği Cenk Pınar: İlk üretilen valiz “Samson”, Samsoniiçin uzun yıllar kullanılabilir durumda. te, 1950 plastik kaplama Streamlite, magnezyum Aslında biraz da beyaz eşya almak gibi düşüne- materyalinin kullanıldığı Ultralite, 1962 ilk evrak bilirsiniz. çantası, sert valiz tasarımı poliproplen malzeme Satın aldığınız bir valizi 5-10 yıl gibi uzun bir sü- Saturn, çok aşina olduğumuz yumuşak yüzeyli rede kullanabiliyorsunuz dolayısıyla dayanıklı valiz, 1986 plastik bir valiz kalıbı kullanarak yapıürünler kategorisinde değerlendirebilirsiniz. Sık lan o zamana kadarki en hafif valizi ve tekerlekli seyahat eden müşterilerimizin kullanım ve satın valiz Oyster, 1990 dikine tekerlekli valizler Piggyalma sıklığı daha fazla olabiliyor. back, 2000’ler alüminyum valiz Xylem, 2004 ilk

ROUTE 40


SÖYLEŞİ

Yıl 2008 ve curv teknolojisiyle üretilen Cosmolite modeli...

bundan 70 sene önce Amerika’dan alınmış 4 parça valiz setini sadık bir müşterimizin izni ile mağaza vitrinlerimizde sergileyen bir uygulama yaptık. Müşterilerimizin çok ilgisini çekti. Piyasadaki eski ve antika değere sahip valizleri bu müze çalışması için toplamaya devam ediyoruz. Route Magazine:

Curv teknolojisiyle üretilen Cosmolite, markanın en güçlü ve en hafif bavullardan.

spinner 4 tekerlekli valiz, 2008 Curv teknolojisi ile üretilen Cosmolite! Route Magazine:

Dünya genelinde kullanıcı profilinden bahsedebilir misiniz? Cenk Pınar: Sık seyahat eden seyahat etmeyi seven, üniversite mezunu, orta-yüksek gelir kaynağına sahip, iş ve sosyal seyahatleri için bütçe ayıran bir profilden bahsedebiliriz. Route Magazine: Bir Samsonite Müzesi oluşturul-

du mu? Ya da böyle bir düşünce var mı? Cenk Pınar: Şu anda böyle bir müze yok ancak bir asrı aşmış tarihe sahip bir markanın bununla ilgili projeleri olduğu kesin. Türkiye merkezi olarak bizim bu tarz bir hazırlığımız var. Özellikle birçok müşterimiz kendilerinde bulunan 60-70 yıllık ve halen kullanılabilir durumda olan Samsonite ürünleri bizlerle paylaşmak istiyor. Geçtiğimiz sene

Samsonite Türkiye, geçtiğimiz yıl bir ödül kazandı. Bu ödülden biraz bahsedelim mi? Cenk Pınar: Evet, Samsonite tarafından her sene yapılan “Gizli Müşteri” projesinde 2017 senesinde topladığımız puanlarla Avrupa 1.’si olduk. 2.’si de yine bizim ekibimizden... Ekip arkadaşlarımızın işlerini ne kadar severek yaptıklarını, müşterilerimize olan ilgilerini ve onlarla kurdukları iletişimleri bu projenin sonuçlarından da görebiliyoruz. Müşteri ihtiyaç ve taleplerine yönelik en iyi hizmeti sunmak birincil önceliğimiz. Arkadaşlarımızın titiz ve özverili çalışma disiplinleri bu sene bize ödül olarak yansıdı. Onların sayesinde gururlandığımız bir anımız oldu. Bu ödüle ek olarak 2017 senesinde bir önceki seneye göre “lokal para birimi bazında en çok büyüyen” ülke ödülünü tekrar ülkemize getirdik. Senelik yüzde 43 oranında büyüme gerçekleştirdik. Route Magazine: Markanın alanında gerçekleştir-

"Samsonite tarafından her sene yapılan “Gizli Müşteri” projesinde 2017 senesinde topladığımız puanlarla Avrupa 1.’si olduk. 2.’si de yine bizim ekibimizden..."

ROUTE 41


SÖYLEŞİ

diği ilkler nelerdir? Cenk Pınar: Seyahat ürünleri alanında neredeyse tüm ilkler diyebiliriz, ilk metal valiz, ilk evrak çantası, ilk tekerlekli valiz, ilk dört tekerlekli valiz, ilk poliproplen valiz, ilk curv teknolojisiyle üretilen valiz gibi pek çok inovatif ürünleri mevcut...

Route Magazine:

Bavul ve çanta trendlerinde ibre nereyi gösteriyor? Renk, tasarım, desen, aksesuar vb özelliklerde nereye gidiyor? Cenk Pınar: Aslında tek bir ibre yok, bildiğiniz gibi modanın bize sundukları etrafında her sene renkler, modeller, desenler değişiyor. Klasik ürünler her zaman aynı tasarımlara ve renklere sahiptir. Diğer ürünlerde, özellikle sezonluk olanlarda uzun vadeli bir beklenti bulunmaz. Aksesuarlarla ürünleri kişiselleştirme, tekstil sektöründe olduğu gibi seyahat ürünleri kategorisinde de önemli bir detay haline geldi. Bu tür hizmetlerle müşterilerimiz kendilerini özel hissederek memnun ayrılıyorlar. Trend biraz da müşteriyi özel hissettirme konsepti etrafında şekilleniyor.

Route Magazine:

Samsonite deyince akla hep bavul geliyor ama markanın farklı kategorilerde ürünleri de var. Cenk Pınar: Kesinlikle, hep valiz olarak akla geliyoruz ancak Samsonite bünyesinde özellikle iş alanında kullanılabilecek çok fonksiyonel ürünler de mevcut. Laptop çantası, sırt çantası, evrak çantası gibi alternatiflerin yanı sıra çocuklara yönelik ergonomik çantalar ve valizler, Disney karakterleriyle genişletilmiş ürün yelpazesi de bulunuyor. Bu sene de özellikle üstünde durduğumuz Women First stratejisiyle de kadın çantalarında çok önemli gelişmeler ve atılımlar söz konusu. Klasik evrak ve sırt çantalarının yanı sıra daha modern, daha dinamik tasarımlara sahip, modaya ayak uyduran kadın çanta koleksiyonuyla da Samsonite bu sene kendinden oldukça söz ettirecek. Farklı kategoriler olduğu gibi farklı markalar da bünyemizde bulunuyor; American Tourister, Lipaut Paris, TUMI... Her bir markanın seslendiği ve hitap ettiği hedef kitle farklılık gösteriyor.

Route Magazine:

Ünlü isimlere özel tasarlanan modelleriniz var mı? Cenk Pınar: Özel tasarlanan ürünlerimizden ziyade ünlülerle ya da dizi/film projelerinde yer almalardan dolayı benimsenen modeller olabiliyor. Mad Men dizisiyle öne çıkan evrak çantası, James Bond filminde kullanılan metalik evrak çantası gibi örnekler mevcut. Route Magazine:

Route Magazine:

Teknoloji her alanda olduğu gibi bavul ve çantalara da ulaştı. Artık taşıma kolundan çektiğimiz bavullar yerine, sahibini takip eden bavullar var. Bu konuda Samsonite’daki yenilikler neler? Cenk Pınar: Bu alanda yenilikler ve tasarımlar her geçen gün üstüne eklenerek geliştiriliyor. Valiz takip sisteminden, şarj eden valizlere kadar pek çok şaşırtıcı yeniliği ilerleyen dönemlerde hep beraber göreceğiz.

Star Wars karakterleri markanın valizlerinde...

Artık dünyanın pek çok ülkesinde birçok marka ünlü tasarımcılarla işbirliği yapıyor, kapsül koleksiyonlar çıkarıyor. Samsonite’ın böyle bir projesi var mı? Cenk Pınar: Dönem dönem bu tür iş birlikleri gerçekleştiriliyor. Disney ile olan iş birliği çocuk kategorisinde gerçekleşen oldukça kuvvetli bir ortaklık. Bunun yanı sıra yetişkin kategorisinde de çeşitli Disney lisanslı ürünler geliştiriliyor. En son Van Gogh Museum ile bir iş ibirliği yapılarak Van Gogh’un ünlü eseri Almond Blossom Samsonite valizleri üzerine işlendi. Her sene sezona göre bu tür çalışmalar gerçekleştiriliyor.

"Teknolojik gelişmelerle birlikte artık Türk tüketicisi ürünlerde kaliteli, hafif, sağlam ve kullanışlı olma gibi özellikler arıyor."

ROUTE 42


SÖYLEŞİ

Markanın American Tourister modelinin yüzü dünyaca ünlü futbolcu Christiano Ronaldo oldu.

"Ürünlerimiz pek çok test aşamasından geçtiği için uzun yıllar kullanılabilir durumda. Aslında biraz da beyaz eşya almak gibi düşünebilirsiniz" Route Magazine:

Bavul söz konusu olduğunda “lüks” içine neleri dahil edersiniz? Cenk Pınar: Özel tasarım detayları, kaliteli ve farklı materyallerin kombinasyonu (deri ve metal gibi), kaliteye değecek fiyat politikası, garanti süresi ve satış sonrası hizmet kalitesi, kişiselleştirme, fonksiyonelliği, standart kalıpların dışında tasarlanmış olması (alüminyum malzeme, ağırlık sınırının yüksek olması gibi).

Route Magazine: Bavul aksesuarlarından kısaca bahseder misiniz? Cenk Pınar: Fonksiyonellik ve ayrıştırma özelliği sunduğumuz müşterilerimizin kendi valizlerini istedikleri gibi kişiselleştirebilecekleri ürünler aslında. Renkli valiz etiketleri, valiz koruma kılıfları, kilit sistemleri güvenli yolculuklar için önerdiğimiz, müşterilerimizin de tercih ettiği küçük ama anlamlı detaylar oluyorlar.

Route Magazine:

Route Magazine:

Bavul seçerken nelere dikkat etmeli? Hangi kriterler ön planda tutulmalı? Cenk Pınar: Seyahat süreniz, kalacağınız süre, neyle seyahat edeceğiniz, ne kadarlık bir seyahat planınızın olması gibi detaylar valiz seçiminde dikkat ettiğimiz unsurlar... Çünkü seyahatinizin türüne göre sunacağımız valiz tipi, boyu, fonksiyonelliği buna göre şekilleniyor. Kısa süreli bir sahil kasabası tatili için kabin boy önerilirken 2 günlük bir iş seyahati için rolling tote ya da takım elbise valizi önerebiliyoruz. Seyahat türü ve süresi önemli kriterler olabiliyor.

Bir asrı aşkın süre dimdik ayakta duran marka o süre boyunca tarihte nelere tanıklık etti? Cenk Pınar: 1910 yılından bu yana dünyada gerçekleşen tüm olaylar diyerek bir genelleme yapabiliriz. İkinci Dünya Savaşı’ndan tutun da ekonomik krizlere, siyasi değişimlerden halk akımlarına, depremlere, aya ayak basmadan teknolojik gelişmelere kadar pek çok şey… Geliştirilen inovatif ürünlerle de kendi kategorisinde her daim çığır açan bir marka olarak tüm pazarın evrilmesine de tanıklık etmiştir.

ROUTE 43


PARFÜM

İçinden koku geçen sergi

ROUTE 44


PARFÜM

“The Art of Scent 1889-2012” sergisi, Chanel No 5’den Aromatics Elixir’e ikonik 12 kokuyu sanat eseri olarak ele alıyor. Sergi, ziyaretçilerine “Koku sanat mıdır” sorusunun yanıtını veriyor.

ROUTE 45


PARFÜM

N

ew York Times Parfüm Eleştirmeni ve New York The Museum of Arts and Design Koku Sanatı Bölümü Kurucusu ve Küratörü Chandler Burr’un katılımıyla düzenlenen “The Art of Scent 1889-2012” / “Koku Sanatı 1889-2012” sergisi İstanbul 74’ün Teşvikiye’deki galerisinde ziyaretçilerini bambaşka diyarlara götürüyor. Sergi, Akbank Private Banking’in dijital lifestyle platformu A Journal ve İstanbul’74 işbirliği ile hayata geçirilen sergi, “Koku sanat mıdır?” sorusunun yanıtını ziyaretçilerine yöneltiyor. “The Art of Scent 1889-2012”, “Ernest Beaux”nun Chanel No 5’i, Aime Guerlain’in Jicky’si, Bernard Chant’ın Aromatics Elixir’i ve Olivier Cresp’in Light Blue’su gibi ikonikleşmiş 12 kokuyu sanat eseri olarak ele alıyor. The Art of Scent 1889-2012; koku tarihini resim, heykel, mimari ve müzik gibi disiplinlerin estetiksel ve tarihsel bağlamında konumlandıran ilk müze sergisi olma özelliğini taşıyor. Sergi, kokunun birkaç on yıl içerisinde sanat tarihçileri, eleştirmenler, galericiler ve koleksiyonerler tarafından evrensel bir sanat disiplini olarak kabul göreceğini savunuyor. DOĞANIN SINIRLARINI AŞMAK Bugün kokunun tanınırlığı, tıpkı fotoğrafın

20’inci yüzyılın ortalarındaki tanınırlığı gibi başlangıç aşamasında... 1800’lerin ortasında kokunun bir sanat mecrasına dönüşmesi, sentetik koku molekülleri yaratan kimyagerlerin, doğanın sınırlarını aşarak gül ve yasemin özleriyle çalışan parfümerleri, dihydromyrcenol ve nonenol-cis-6 gibi kimyasal bileşimleri kullanan sanatçılara dönüştürmesine dayanıyor. 1882 yılında Paul Parquet, bu sentetikleri ilk kez Fougère Royale’in yaratımında kullanmış. Fransızca “eğrelti otu” anlamına gelen Fougère’in kokusu yok; Paul Parquet kokusu olmayan bir şeyden koku yaratmış. Ve bu mecra anında soyut alana girmiş. Bu sergide, ikinci gerçek sanat eseri olarak Jicky’yi (1889) sunuyor. “The Art of Scent 1889-2012”, 1834’te ortaya çıkan Aimé Guerlain’den 1977 yılında yaratılan Clément Gavarry’ye kadar 12 eseri kapsıyor. Yeni materyallerle neler yapabildiklerini göstermek için son derece uzun, esneyebilen metalleri kullanan mimarlar gibi, koku sanatçıları da yeni molekülleri, daha önce kimsenin koklamadığı kokuları ve performanslarıyla yeni imkanlar sunan materyalleri ele alıyor. Onlar, hiç durmadan yapı, davranış ve stilin sınırlarını zorluyor. Eserleri keyif vererek, büyüleyerek ve şok ederek, sanatın başardığını yapıyor: dünyayı algılama biçimimizi değiştiriyor.

Jicky / 1889 /Aimé Guerlain Aimé Guerlain, ışıltılı 19’uncu yüzyılda, o dönemin Parizyen sosyetesindeki meşhur parfüm yaratıcıları olan, varlıklı bir burjuva aileye doğar. Dönemin yeni teknolojileri ve estetik vizyonu, Eiffel Kulesi ve Art Nouveau kavramsallığı gibi mimari duruşlardan etkilenmiştir. Aynı zamanda koku sanatında da dönüşüm dönemiydi. Muazzam, romantik ve duygusal bir yoğunluğu olan Jicky, Eiffel Kulesiyle aynı yıl, 1889’da ortaya çıkmıştı. Guerlain, üç ham sentetik materyali bir araya getirerek bir devrime imza attı. Terpene alcohol-linalool, coumarin (2H-chromen-2-one) ve etli vanillin’in etkileri, hafif de olsa şaşırtıcı ve son derece özgürleştirici bir his veriyor kokuya. Ve aynı sentetikler, koku duyusu sanatçılarını doğadan özgürleştiriyor, kokuyu sanatsal bir mecraya dönüştürüyor ve Jicky’yi ilk gerçek koku duyusu sanatı işlerinden biri yerine oturtuyor.

ROUTE 46


PARFÜM

Chanel N° 5 / 1921 Ernest Beaux Geçen yüzyılda, hem estetik olarak hem de tasarımsal olarak en ses getiren koku duyusu sanatı ürünü, tartışmasız Ernest Beaux’nün Chanel N° 5 işidir. Beaux, muhteşem bir geleneksel Fransız çiçek kokusu yarattı ve sonra onu aldehydes adında bir sentetikle karıştırdı. Kimse bir kokuya bu şekilde yaklaşmamıştı. Ortaya çıkan iş şok edici, tuhaf ve aynı zamanda Guerlain’in romantizm formunun içindeki elementleri kurnazca ortaya dökmek için kullandığı sentetikleri andırıyordu. Ama Beaux bunları açık açık kullanan, mecrayı devrimleştiren ve sanatın halini değiştiren ilk isimdi. Zamanın modernist ruhu bu radikal kokuyla vücut bulmuştu.

L’Interdit / 1957 / Francis Fabron Sentetik materyallerin koku dünyasına girişiyle birlikte, parfüm üreticileri çiçeklerin ve yeşilliklerin ve diğer doğal kokuların, koku duyusu sanatı portrelerini çıkarmaya başladı. Onlar da geleneksel ressamların yaptığı gibi doğayı taklit etmeye başladılar. Soyut yaklaşımlar da görsel ve koku duyusu sanatına aynı dönemde giriş yaptı. 20’inci yüzyılın or-

tasında soyut sanat, gözle tanınabilir objeyi, görsel sanat dünyasından eledi. Sentetik resimler benimsendi ve bu, resmin doğasını değiştirdi. L’Interdit’te Fabron, sentetik moleküller kadar, doğayı taklit etmeden ama hatırlatmak için çiçek ve ağaç kokularını da kullandı. Öyle ki bu iş doğayı soyut bir yapıya çeviriyordu.

ROUTE 47


PARFÜM

Aromatics Elixir / 1971 Bernard Chant İlk önemli Amerikan neo-klasik kokuyu yaratan Fransız sanatçı Bernard Chant’dır. Bu koku dengelidir, dikkatlice yapılandırılmıştır ve insanın hafızasında geçmişi canlandırır. Chant, Aromatics Elixir ile Amerikalı patronu Carol Phillips için, 19’uncu yüzyıl koku yapımı kurallarını takip ederek inşa edilen, muazzam

bir tavırla açılan, zamanla değişen ve sonunda da çevreye yayılan bu işi çıkarır. Aromatics Elixir, 21’inci yüzyılın ‘pop-neon’ ve ‘ultra sevimli’ hallerine o kadar uzaylıdır ki, Avrupai yaklaşıma sahip gölgeler ve süslemelerle doludur. Bu kokuyla ilk defa bir Fransız hikayesi, İngilizce dilinde anlatılır.

Drakkar Noir 1982 Pierre Wargnye

Angel 1992 Olivier Cresp

1980’ler post modernizmi, stil farklılıklarını ve tarihsel referansları özümseyen, esprili öykünmeler ve tanıdık estetik ideallerin parodilerini barındıran bir dönemdi. Bu dönemde yaratılmış en önemli ve ilham verici koku tartışmasız, Pierre Wargnye’in fonksiyonel ve endüstriyel koku duyusu sanatı elementlerini barındıran, kimilerinin ‘intihara yönlendirici’ olarak nitelendirdiği radikal deneyidir. Bu kokudaki ana element sentetik dihydromyrcenol molekülüyle yaratılan çamaşır deterjanı kokusudur. Bu molekülün kokusu, günlük ilişkilendirmede, direkt olarak sinirlere ‘temiz’ sinyalini verir.

1992 yılında Olivier Cresp, bir asır kadar önce Guerlain’in Jicky parfümünde kullanılan sentetiklerden biri olan kumarinli işini yarattı. Marzipanı hatırlatan kokusuyla kumarin, pamuk şekerin tadını ve kokusunu taklit eden bir molekül olan etil maltol ile karıştırılmıştı. Stil olarak Cresp, gösterişli bir 19’uncu yüzyıl geç dönem parfümünün ekosunu oluşturabilmek için Jicky’nin muazzam varlığını ödünç aldı. Bu dönemde filizlenen görsel sanattaki sanal gerçekliğe duyulan ilgi, koku duyusu sanatının kendi tarihindeki uyanışıyla aynı paralelde gidiyordu.

ROUTE 48


PARFÜM

L’Eau d’Issey Pleasures / 1995 1992 Annie Buzantian Jacques Cavallier Alberto Morillas En azla fazlasını yakalayarak iletişim kurmayı arayan minimalizmin kalıcı ilhamı, 20’inci yüzyılın sonlarında hala hissediliyordu. Cavallier, dönüm noktası niteliğindeki minimalist işinde, L’Eau d’Issey (Issey’s Water) parfümünü temelinde yeniden kavramsallaştırarak ve devrim yaparak, en sade formu yakaladı. Efsanevi Japon tasarımcı Issey Miyake, su gibi kokan bir koku hayal etmiş ve bunu yaratması için de Cavallier’yi yönlendirmişti. Suyun, elbette bir kokusu yoktur ve hiçbir şey kokmayan bir parfüm, parfüm değildir. Fakat yine de Cavallier, çok zarif bir şekilde ve yalın bir öykünmeyle bu kokuyu yaratmıştır.

1990’ların sanatsal kültürünü, yeni teknolojiler şekillendirdi. İnternet, sanatçılar ve müzeler için yeni bir mecra yolu açtı. Ve yine bu yüzyılda koku sanatçıları, başka bir yeni teknoloji olan kokulardan karbondioksiti çıkarma işlemini kullanmaya başladı. Milenyumda ise tüm doğal koku materyalleri buhar kullanılarak ya da yeni bir teknoloji olan oda sıcaklığında materyallerin ayrıştırılması işlemiyle, çözücüler kullanılarak kaynatılıyor, doğanın tam tamına bir replikası yaratılarak gerçek koku fotoğraflanıyordu. Büyük bir keyifle, CO2 (Drop The 2) materyallerini kullanarak ilk büyük işlerine imza atan sanatçılar Annie Buzantian ve Alberto Morillas bu kokuyla, pembe tane karabiberlerden bir koku duyusu sanatı fotoğrafı çekiyorlar ve fotoğraf gerçekçiliğini koku duyusu sanatıyla tanıştırıyorlar.

Prada Amber 2004 Carlos Benaïm Light Blue / 2001 Max Gavarry Olivier Cresp Clément Gavarry 18’inci ve 19’uncu yüzyıllarda gelişen romantizm akımı, estetik ve ruhani deneyimin bir parçası olarak, güçlü ve nefes kesen duygulara olan inancı sunmuştur. Bugün sert ve müstehzi gerçeklik, romantizmi naif gösterir. Usta Miuccia Prada, sanatçılar Benaïm ve baba-oğul Gavarry’leri romantik bir mod yaratmaları için görevlendirdiğinde, aşırıya kaçan bir saflık ve masumiyet durumuyla nüksedebilecekken Prada Amber, romantizm formunu yeniden icat ediyor ve yarattığı neo-romantizmle gösterişli bir güzellik ama aynı zamanda zekice düşünülmüş bir şekilde zarafet ve zekayı birbiriyle karıştırıp birleştiriyor.

1931 yılında sanatçı Alexander Calder, Marcel Duchamp’ın “mobiller” dediği ve 1976’daki ölümüne kadar yaratmaya devam ettiği, süzülen, hava tarafından itilen ve bu şekilde sürekli değişen kinetik heykellerini yeniden canlandırıyor. 1992 yılında çıkan, çok güçlü, geleneksel bir yere oturan başyapıtı Angel’dan sonra Cresp 2001 yılında, dramatik bir şekilde diğerlerinden farklı olan, Calder-esque işi Blue’yu yaratıyor. Cresp yarattığı bu heykelde, Sicilya limonları ve yeşil elma tartlarının olduğu sedir ağacından bir masada, bir koku duyusu sanatı hologramı sunuyor ama onları, her biri kendi yörüngesinde hareket eden ve bu şekilde bir bütün oluşturan uydular olarak birbirinden ayırıyor.

ROUTE 49


PARFÜM

Osmanthe Yunnan Untitled 2006 2010 Jean-Claude Ellena Daniela Andrier Jean-Claude Ellena’dan daha entelektüel bir koku duyusu sanatçısı yoktur. Romantizmden hiper gerçekçiliğe kadar farklı stil modlarında denemeler yapmıştır. Tıpkı Luminist stilde resim yapan bir sanatçı gibi, ışık efektini kokunun içinden geçirir ki zaten kendisi bu özelliğiyle bilinir. Osmanthe Yunnan janrının başyapıtıdır. Ellena’nın titiz virtüözlüğü, bu kokunun estetiğinin temelini oluşturur. Kokunun en süslü kısmı sadeleştirilmiş ve yarısaydam bir koku tabakasıyla, ışığı toplayan bir geçiş yakalanmıştır.

Andrier, Untitled için formunu, ham betonu temel inşaat malzemesi olarak kullanan 1960’ların Brutalism akımından ödünç almıştır. Öyle ki, parfümün bazını, doğal ve ham bir materyal olan yoğun yeşil kokulu bitki reçinesi galbanum’u kullanıyor. Andrie’in yarattığı kuvvetli, etkileyici koku yapısını oluşturan galbanum sayesinde Brutalism’in sert ve ham dokusu hissediliyor. Ve Untitled’ı alenen yapayı reddeden ve doğal dünyayı kucaklayan bir 21’inci yüzyıl işi haline getiriyor. Parfüm natüralist işaretler barındırıyor ama bilinçli olarak manipüle edilense doğa oluyor. Natürel ve yapay dünyaları birbiriyle eriterek, şimşekli ve fırtınalı bir havayı ya da bereketli ve yeşil bir baharı anımsatan bir habitat yaratıyor.

ROUTE 50


KENDÄ°NÄ°ZÄ° ÅžIMARTIN 




OTOMOBİL

Lotus'dan geçmişe saygı Lotus sınırlı sayıda üreteceği yeni modelinin ilk görüntülerini paylaştı. Bu özel model, 1963 F1 döneminde büyük üne kavuşan Type 25 modeline saygı niteliği taşıyor.

ROUTE 52


OTOMOBÄ°L

ROUTE 53


OTOMOBİL

T

asarımı, markanın Exige Cup 430 modeli temel alınarak geliştirilen araç, 1963 F1 döneminde büyük üne kavuşan Type 25 modeline saygı niteliği taşıyor. Gücünü süperşarjlı 3.5 lt V6 Toyota motorundan alan araç, 430 hp güç üretiyor. Bu güç otomobilin 0 km/s hızdan 100 km/s hıza 3.3 saniyede

çıkmasını sağlarken, aracın son hızı ise 290 km/s… Yeni Type 25 Metalik Yarış Yeşili ve Old English Beyazı renklerine sahip. Ayrıca ısmarlama saçak pervazı, tavan sacı ve arka kanat seçenekleri de mevcut. Ön çamurluklar sahip oldukları havalandırma yarıkları sayesinde çamurluk davlumbazlarındaki basıncı azaltırken, arka tekerleklerin olduğu bölümdeki çen-

ROUTE 54


OTOMOBİL

tikler de aynı özelliği sağlıyor ve bu da bastırma kuvvetini yükseltiyor. Markanın iddiasına göre otomobil 220 kg bastırma kuvveti uygulayabiliyor. Otomobilin içi de en az dışı kadar özel tasarlanmış. Otomobil, siyah Alcantara giydirilmiş karbon yarış koltuklarına sahip. Aracın iç tasarımında alüminyum ve karbonfiber kullanımına da yer verilmiş, viteste ise ahşap kaplama tercih edilmiş. Lotus Exige Cup 430 Type 25 modeline yalnızca 25 şanslı kişi sahip olabilecek.

ROUTE 55


YAT

Oceanco’dan Yepyeni Konsept

TUHURA ROUTE 56


YAT

Hollandalı yat üreticisi Oceanco, 377 ft (yaklaşık 114 metre) uzunluğunda yeni bir konsept süperyat tasarladı.

ROUTE 57


YAT

ROUTE 58


YAT

L

obanov Tasarım Stüdyosu, BMT Nigel Gee ve iç tasarımcı Achille Salvagni ile birlikçe çalışan Hollandalı yat üreticisi Oceanco, 377 ft (yaklaşık 114 metre) uzunluğunda yeni bir konsept süperyat tasarladı. Oceanco Tuhura Süperyat, tasarımında ilhamını yüzlerce yıl önceki kanolardan alıyor. Gövdesine yerleştirilen pencerelerin en dikkat çekici noktalarından bir tanesi içeriden tamamen transparan görünüme sahipken, dışarıdan bakıldığında gövdenin renginde gözüküyor. Tuhura kelimesi aslen Maori dilinden geliyor ve anlamı da “keş-

fetmek”. Zaten tasarıma can veren noktalardan biri de denizseverlerde keşfetme duygusunu tekrardan uyandırabilmek. İç tasarımında kullanılan Tik Ağacı, bakır ve bronz en az dışı kadar iç görünümünü de şık kılıyor. Yatın içerisi tasarlanırken konfora da önem verilmiş. Süperyat gücünü hibrit Azipod CRP motordan alıyor ve 18 knot hıza çıkabiliyor. Gövdenin yapısının sadeliği sayesinde oldukça sağlam olan süperyatın ve manevra kabiliyeti de oldukça yüksek.

ROUTE 59


HAVACILIK

HondaJet’e Büyük İlgi

ROUTE 60


HAVACILIK

Honda, HondaJet modeli ile hava taşımacılığında en çok tercih edilen jet markası oldu.

ROUTE 61


HAVACILIK

H

ava taşımacılığı konusunda son yıllarda önemli başarılara imza atan Honda, HondeJet modeli ile 2017 yılında kendi segmentinde en çok tercih edilen jet markası oldu. Sahip olduğu mühendislik özelliğiyle aynı zamanda oldukça verimli ve sessiz bir jet olma özelliğine de sahip olan HondaJet, 2017 yılında dünya genelinde gerçekleştirdiği 43 adetlik teslimatla bu alanda sınıfının lideri olmayı başardı. Genel Havacılık İmalatçıları Birliği (GAMA) tarafından sağlanan verilere göre, Honda Aircraft Company tarafından üretilerek satışa sunulan HondaJet, havacılık sektöründe de pek çok ilki temsil eden nadir uçaklardan biri olarak öne çıkıyor. Kanat üstü motor konfigürasyonu sayesinde hem yüksek performanslı ve hem de ekonomik olan HondaJet, 2017 yılında Kuzey Amerika, Latin Amerika, Avrupa ve Asya’daki müşterilere toplam 43 uçak teslim etti. Honda, bu gelişmeler ışığında, üretim kapasitesini de artırmaya devam ediyor. Honda Aircraft Company, Greensboro-Kuzey Carolina’da bulunan 133 dönümlük merkezinde ayda dört adetlik jet üretimi gerçekleştiriyor. 2015 yılının sonlarında Federal Havacılık İdaresi’nden (FAA) tip onayını kazanan HondaJet, o tarihten bu yana havacılık alanında kendini kanıtlamayı başardı.

ROUTE 62


HAVACILIK

ROUTE 63


MEKAN

Cennet koyda bir Akdenizli

ROUTE 64


MEKAN

Il Riccio Bodrum, İtalyan mimarisi ve Capri Adası’nın seçkin menüsüyle arzu ettiğiniz lüksü ayağınıza getiriyor.

ROUTE 65


MEKAN

T

atil mevsimi geliyor, rezervasyonlar yapılıyor. Yurtdışında Mykonos’dan Şeyseller’e kadar pek çok ülkede lüks tatil yapmak isteyenler şimdiden seçim yapmaya başladı. Türkiye’de aynı lüksü yaşamak isteyenler gözlerini Bodrum, Çeşme kıyılarına çeviriyor. İşte Il Riccio Bodrum da bu seçeneklerden biri. Mytha Hotel Anthology’nin yedi olağanüstü otelinden biri olan Il Riccio, yaz sezonunu açtı, konuklarını bekliyor.

ROUTE 66


MEKAN

çeviriyor. Restoran ve beach club’ı ile ün salan Il Riccio, kendinizi evinizde gibi hissettiren ultra konforlu 10 odasıyla konaklama hizmeti veriyor.

İhtişamlı karşılama Il Riccio Bodrum, misafirlerini içeri girer girmez beyaz ve kendine has mavi tonuyla etkisi altına alıyor. Yumuşak bir Akdeniz esintisiyle karşılanan konuklar, sonrasında İtalyan mimarisine ait arkların ihtişamına tanık oluyorlar. Tatil rotalarının vazgeçilmezlerinden olan Capri Adası’nın en seçkin oteli Capri Palace Hotel’in Michelin Yıldızlı restoranı Il Riccio Restaurant’ın Bodrum’daki kardeşi Il Riccio Bodrum; seçkin menüsü ve atmosferiyle dümeni Türkiye kıyılarına

Lezzetler de akdenizli Capri’den başarılı bir yolculukla Bodrum’a gelen Il Riccio, kartpostal güzelliğindeki Cennet Koyu’nda bir Akdenizli olarak süzülüyor. Sadece 10 lüks oda ve süitten oluşan bu lüks tesis, bir otelden daha ziyade bir evi andırıyor. Il Riccio Restaurant’da konuklara son derece özenle hazırlanmış İtalyan spesiyaliteleri ve Akdeniz’in lezzetli deniz ürünleri servis ediliyor. Unutulmaz özel anlar Il Riccio Beach House, otel misafirlerinin yanı sıra günü birlik olarak da misafirlerine 2 masaj odası, 2 Türk hamamı, 1 saunanın yanı sıra açık dinlenme alanı ve swing bed ile hem iç hem dış mekanda hizmet veriyor. Spa’da profesyonel terapistler tarafından yapılan masaj ve bakım, kuş gibi hafiflemenizi sağlarken gelişmiş ekipmanlı fitness alanı

ROUTE 67


MEKAN

da spor tuttunlarını ağırlıyor. İskelelerin kullanımı ise tüm gün süresince tekne misafirlerinin teknelerini bağlamalarına olanak tanıyor. Il Riccio Beach House, 250 misafiri aynı anda açık alanda ağırlayabilen, unutulmaz etkinlikler için de mükemmel bir mekan...

Mükemmel bir balayı mekanı Eğer yaz düğünü yapacaklardansanız ve balayı rotası arıyorsanız Il Riccio, farklı paketlerle bu konuda da farkını gösteriyor. 3 ya da 5 gece konaklamalı iki farklı paketin olduğu mekanda seçenekler bakın nasıl?

ROUTE 68


MEKAN

Minimum üç gece konaklamalı paket içeriğinde, ilk günde odada şampanya ve meyve tabağı ikramı, bir seferlik oda kahvaltı, bir şişe yerli şarap ile set menülü akşam yemeği yer alıyor. Ayrıca uygunluk durumuna göre upgrade, erken check-in ve geç check-out gibi konaklama süresince özel olanakların ve ikramlar dahil. Minimum beş gece konaklamalı ikinci balayı paketinde ise ilk pakete ek olarak tek yön havaalanı transferi ve Bodrumun en güzel, en seçkin bölgesi olan Türkbükü ve Cennet Koyu’nda yarım saat süren tekne turu olanağı sağlıyor.

ROUTE 69


SEYAHAT

ROUTE 70


SEYAHAT

Malezya'da mutlaka görmeniz gereken 10 güzel yer Birçoğumuz için Tayland kadar bilinmeyen Malezya'nın eşsiz güzellikteki 10 bölgesini sizin için inceledik. Can Akın

ROUTE 71


SEYAHAT

G

enelde Güneydoğu Asya'ya gidenlerin tercihi Tayland olurken, birçok kişi Malezya'da nereye gidileceğini bilmiyor. Belki de insanların Malezya yerine Tayland'ı seçmesi tam olarak da bu yüzdendir. Uzun tatillere çı-

kanlar pahalı olması nedeniyle, kısa süreli tatil planları yapanlar ise vakitten tasarruf için Malezya'yı tercih etmiyorlar. İşte Malezya'yı görmek isteyip de nereye gideceğini bilemeyenler için görülmeye değer 10 yer:

KUALA LUMPUR İlk sırada Malezya'nın başkenti olan Kuala Lumpur var. Şehirde Genel olarak Malay, Çin, Hint etkisi görülüyor, tabi bu mutfağı oldukça geniş bir hale getiriyor. Kuala Lumpur'da kendinize göre yiyecek bir şeyler bulabileceğinizden emin olabilirsiniz. Petronas Kuleleri, Perdana Gölü Botanik Bahçeleri, Menara KL Tower Kuala Lumpur'da görmeye değer yerlerden yalnızca birkaçı. PENANG Malezya'nın batısında yer alan Penang Adası'nın içerisindeki Georgetown şehri, Unesco tarafından Dünya Mirasları arasına seçilmiş olup bolca müze, kale, tarihi ev görme olanağı yanında meşhur yemeklerinden tatma imkanı sağlamakta. Sokak yemeği yemek için Güneydoğu Asya bölgesindeki en iyi yerlerden biri olarak tanınıyor. PERHENTIAN ADALARI Genelde sırt çantalı gençlerin tercih ettiği 2 adadan küçük olan Perhentian Kecil; güzel kumu, gündüz dalış yapma imkanı ve akşamları ise yaptıkları tüm gece süren partiler ile meşhur. Büyük olan Perhentian Besar ise daha çok aileler tarafından tercih edilen daha sakin olan adası. Kışın çoğunlukla boş olan adalarda, özellikle temmuz ayında kalacak yer bulmak çok zor olabiliyor.

ROUTE 72


SEYAHAT

MALAYSIAN BORNEO Eğer sadece gri beton olan şehirlerden sıkıldıysanız ve yeşil, yağmur ormanları ve doğal yaşam görmek istiyorsanız Malaysian Borneo sizin için çok uygun. Genelde Malezya'ya gelenler, ana karada geçirdikleri vakit içerisinde Dünya'nın 3. en büyük adasının doğal harikalarını görmeyi unutabiliyorlar. Nesli tükenme tehlikesindeki orangutanlardan, yağmur ormanı yürüyüşlerine ve dalış yapılacak en güzel yerlerden birkaçına sahip olan bölge, doğa severlerin kesinlikle uğramadan geçmemesi gereken bir yer.

MALACCA Melaka diye telaffuz edilen bir Pereneka şehri olan Malacca, tarihi ve kültürel olarak oldukça zengin bir şehir. 2008 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirasları arasına alınmıştı. Malezya'ya tatile gidenlerin, Malacca'dan hoşlanmaması çok nadir görülen bir durum. Ama gidecekleri uyarmak da lazım, çünkü perşembe günleri birçok dükkan ve müze kapalı oluyor. TAMAN NEGARA Malay dilinde Ulusal Park anlamına gelen tamlama, gerçekten bir Ulusal Park'ın ismi. Taman Negara, Malezya'nın en eski Ulusal Park'ı olma özelliğini taşıyor, hatta dünyanın en eski tropik ormanı diye de bahsediliyor. Ziyaretçiler trekking, rafting yapabilir; balık tutabilir veya vahşi filleri görme şansı elde edebilir veya şahane şelalelerin tadını çıkarabilir. Nehrin diğer tarafında kalan Kuala Tahan'da geceyi geçirip, sonraki gün botlar ile tekrar parka dönülebiliyor. CAMERON HIGHLANDS Güneydoğu Asya'da sırtınıza, özellikle geceleri, bir ceket almak isteyebileceğiniz tek yer burası olabilir. Ama tropikal iklimde bir süre terledikten sonra bu dağlık arazinin havası iyi gelecektir. Bolca hoş doğa manzarası, çay ekim turu ve volkanların ve çay ekili trekking alanlarında yürüyüş yapabileceklerinizin sadece birkaçı.

ROUTE 73


SEYAHAT

TIOMAN ADASI Malezya'nın doğu kıyısında yer alan, Singapur'dan çok uzak olmayan bu ada, biraz farklı bir konum. Gelişimin az olduğu, konaklama ve dalışın çok pahalı olmadığı bir ada. Bu ufak ada içerisinde birden fazla plaj barındırıyor, bazısı izbe, bazısı ise oldukça kalabalık olabiliyor. Adanın bir ucundan diğer ucuna botla gitmek yürümekten daha avantajlı oluyor. LANGKAWI Malezya'nın kuzeybatısında bulan ada, hem turistler tarafından hem de Malezyalılar tarafından en çok ziyaret edilen yerlerden biri. Ana karaya hava alanı ve feribotlar ile bağlı olan ada için, Tayland'ın meşhur Phuket Adası'nın, Malezya versiyonu denilebilir. Malezya'nın en büyük kapalı akvaryumu, kadınları daha doğurgan yaptığına inanılan Pregnant Maiden(Hamile Bakire) Gölü ile turistlerin uğrak noktalarından bir tanesi. SELANGOR Selangor, Malezya'nın en kalabalık ve en gelişmiş eyaleti. Formula 1 yarış pisti, Ulusal Hayvanat bahçesi ve kapalı bir kar parkı da dahil olmak üzere birçok tema park bulunuyor. Selangor sürekli büyümekte; alışveriş merkezleri yayılıyor. Ama eğer alışveriş yapmak istemiyorsanız, Malezya'nın Las Vegas'ı denilebilecek Genting Highlands'e gidebilirsiniz.6118 odası ile bir zamanların en büyük oteli First World Hotel de bu eyalette yer alıyor. Selangor yalnızca beton ve LED ışıklardan ibaret değil. Hindu mabedi olan Meşhur Batu Mağaraları ve ateş böcekleri ile dolu olan Kuala Selangor nehri, büyük kalabalıkları kendine çekiyor. ROUTE 74


ELEGANCE - PRESTIGE - CHIC www.avenuerouge.net

ROUTE 59


Nisan sayısı yayında!

SİZ DAHA OKUMADINIZ MI? Carmedya.com, iOS, Android app., Issuu, Joomag ve Turkcell Dergilik'te...

Route Magazine Nisan 2018  
Route Magazine Nisan 2018  

Lüks yaşam dergisi

Advertisement