Page 1

9

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ / CULTURE & TOURISM MAGAZINE Yıl / Year: 3 Sayı / Issue:15

Ocak-Şubat / January - February 2013

www.antalya.gov.tr - antalyakulturturizm.gov.tr

ELMALI

İlim irfan yuvası A city of science and education Şimdi Saklıkent zamanı It is time for Saklıkent


ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

1


İÇİNDEKİLER / CONTENTS

ANTALYA KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ ANTALYA CULTURE & TOURISM MAGAZINE

www.antalya.gov.tr - antalyakulturturizm.gov.tr

Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına İmtiyaz Sahibi / Genel Yayın Yönetmeni

Publisher / Executive Editor

İbrahim ACAR İl Kültür ve Turizm Müdürü Provincial Director of culture and Tourism

Yayın Editörü ve Yayın Kurulu Başkanı

Publication Editor and Chairman of Editorial Board

Serdal KURT İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Assistant Director of Culture and Tourism

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü / Managing Editor Birsen ÇEÇEN İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

DANIŞMA KURULU / CONSULTATIVE BOARD İlknur SELÇUK KÖKER İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Assistant Director of Culture and Tourism

Prof.Dr.Burhan VARKIVANÇ Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Akdeniz University, Faculty of Literature

Prof.Dr.Nevzat ÇEVİK Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Akdeniz University, Faculty of Archeology

eserler onarılıyor 72 Tarihi Historical structures are

Yrd. Doç. Dr. Cemali SARI Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Akdeniz University, Faculty of Education

being renovated

Osman AYIK TÜROFED Başkanı Chairman of Türofed

Sururi ÇORABATIR AKTOB Başkanı Chairman of AKTOB

Hüseyin ÇİMRİN Kent Tarihçisi, Araştırmacı ve Yazar Urban Historian, Researcher and Author

YAYIN KURULU / EDITORIAL BOARD Melike GÜL Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Director of Regional Committee of Cultural

Emine TUĞRUL İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

Mesut ÖZEN İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

Aysun ÇOBANOĞLU İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

Mustafa DEMİREL Antalya Müze Müdürü Deputy Director of Antalya Museum

Selvihan KÖLEOĞLU Kültür ve Turizm Uzm./Mimar (Ant.Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü) Culture and Tourism Spe./ Architect-(Mon.Rel. and Monuments Dir.)

S.Hakan SEVEN İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Enformasyon Memuru Inf. Officer of Provincial Culture and Tourism Directorate

Serel ALPAY İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Mütercimi Translator of Provincial Culture and Tourism Directorate

ISSN: 977-1309-890X

2

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

YAPIM / PRODUCTION Ajans Başkanı / Chairman Özer KESTANE

Renkli Kalem Medya Grubu Antalya Temsilciliği

Grafik Tasarım / Graphic Design Rahşan AKSOY Neslihan EDİZ Sibel KAŞIKÇI

Elmalı Mahallesi Hükümet Caddesi Sıdıka İş Merkezi Kat:2 No:18 Muratpaşa / ANTALYA 0242.242 03 05 www.renklikalem.com.tr e-posta:bilgi@renklikalem.com.tr

Yayın Koordinatörü Editorial Coordinator Derya ŞAHİN Haber Merkezi / Interviewer Özgür ÖNDER Elif Işıl BAŞKAYA Onur ŞAN Çeviri / Translation Roxanne Yurchak

REKLAM / ADVERTISING Reklam Koordinatörü Advertising Coordinator Derya ÇOLAK Reklam Direktörü / Advertising Director Güliz İLGEN Müşteri Temsilcileri Customer Represantatives İrfan IŞIK

Yayın Türü: Süreli Yerel Baskı Yeri / Printing : Lamineks Matbaacılık Dijital Baskı İşl. San. Tic. Ltd. Şti. Tel: 0 232 433 33 55 Baskı Tarihi / Printing Date:


cenneti

bitki dise Endemik plant para Endemic

At binmenin keyfi Antalya’da çıkar Enjoy horseback riding in Antalya

134

126

ek lik etm lya lara eş ta

da kuş e skies of An th maların

ds in a se Antaly companying bir Ac

96

i

14

Turizmin röntgeni çekildi

18

Hindistan’da Antalya rüzgârı

28 30

Gıda sektörünün kalbi Antalya’da atacak

36 42

Şarap festivalinden tiyatro süsüne

68

Kaleiçi mozaikleriyle terapi

82 88

Antalya kıyıları boyunca köşkler

An in-depth study of tourism Antalya takes India by storm

The heart of the food sector will beat in Antalya

Noel Baba Müzesi’ne ziyaretçi akını

The Museum of Santa Claus swarmed with visitors From the wine festival to theatre decorations

İlim irfan yuvası Elmalı

A city of science and education Therapy with Kaleiçi mosaics

Mansions along the shores of Antalya

“Lale Çılgınlığı” dünyada ilk kez Antalya’da The premier of ‘Lale Çılgınlığı’ to be staged in Antalya

100

İki bin yıldır iki yakayı birleştiriyor

104

Bir Mimar Sinan ekolü şaheseri: Ömer Paşa Camisi

116

Şimdi Saklıkent zamanı

Connecting the two shores for 2000 years

A Mimar Sinan school masterpiece It is time for Saklıkent

124

Derinlerdeki gizem

130

Son demini yaşayan bir mesleğin emektarı

A mystery in the depths The veteran of a lost profession

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

3


EDITORIAL

In the land of saints and dervishes The 2000 year old monumental turpentine tree rises with all its glory across Kızlar Sivrisi, the crest of Bey Dağları, as if to say “I am here too” The monumental tress in the snow covered Çığlıkara Forest await the arrival of spring and long to hear the sounds of birds perched on their branches. The plain that begins near Avlan Lake shows all its abundance all the way to Şehr-i Elmalı. A master gives water to his chickpeas, just like his grandfather taught him, in the bazaar near the historical Ömer Paşa Mosque. A deep conversation begins in the historical mansion where the masters of Teke lived, about scholars like Niyazı-i Mısri, Sinan-i Ümmi, Abdal Musa and Muhammed Hamdi Yazır. History blends in with cultural and culture blends in with natural beauties in the urban plateau of Elmalı. We have opened up the pages of our 15th issue to Elmalı. We tasted the amazing apples and roasted chickpeas of Elmalı, and witness the magnificence of cube tombs, king tombs and the Elmalı treasure. Passing through narrow streets surrounded by historical mansion, we recited the poems of Sinan-i Ümmi and Vahhab-i Ümmi after visiting their mausoleums. We watched Kızlar Sivrisi in Çığlı Kara Forest adorned with monumental trees. And we saw that Elmalı, with its scenic beauties, irch culture and profound history, is

4

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

a treasure waiting to be discovered. It is also an enticing spot in alternative tourism for those seeking new thrills. Our efforts were not only concentrated on Elmalı. We discovered new beauties from Finike to Akseki, from Kemer to Alanya and wrote about them. We inspected the Seljuk period hunting lodges in Antalya and witness the amazing frescoes and muqarnas decorations. We flew from Tahtalı Mountain and decided that Antalya was the best place for paragliding. We tin coated copper with probably the last craftsman in Akseki. We learned about the underwater riches of Suluin Cave from the Akdeniz Underwater Club. We spoke to Figen Ayan about the latest developments in cruise tourism in Antalya. We learned that the Russians that lived in our city were a part of us now, thanks to our interview with Irina Balcı. We baked the traditional 18 Bağaçaları in an old bakery in Kaleiçi and found out how tasty our traditional dish became with the addition of resin and cinnamon. We have already begun working on our next issue while you’re excitedly roaming through these pages. As we advertise our city’s cultural and touristic potential to the world, we will keep our pages open for the opinion leaders of Antalya. Thanks to all our contributors and supporters.


EDİTÖRDEN

Erenler ve evliyalar diyarında Bey Dağları’nın zirvesi Kızlar Sivrisi’nin tam karşısında, ‘Ben de buradayım’ dercesine tüm haşmetiyle yükseliyor 2 bin yaşındaki koca katran. Karla kaplı Çığlıkara Ormanı anıt ağaçlarıyla yeniden baharın gelmesini, dallarına yuva yapan kuşların yeniden özgürce ötmesini bekliyor. Avlan Gölü’nün yanından başlayan ova, eteğinde kurulu Şehr-i Elmalı’ya kadar tüm cömertliğini sergileyerek uzanıp gidiyor. Şehrin içinde yükselen tarihi Ömer Paşa Camii’nin yanı başındaki çarşıda, dedesinden öğrendiği gibi nohuta su veriyor usta, en lezzetli leblebisini yapabilmek için. Niyazı-i Mısri’den Sinan-ı Ümmi’ye, Abdal Musa’dan Muhammet Hamdi Yazır’a, bugün bile dilden dile dolaşan mısralar üzerine koyu bir sohbet başlıyor Teke Beyleri’nin yaşam sürdüğü tarihi konakta. Tarih kültürle, kültür doğal güzelliklerle harmanlanıyor Batı Torosların kent yaylası Elmalı’da. Antalya’nın dört bir yanını tarihiyle, kültürüyle, doğal güzellikleriyle dünyaya tanıtmayı görev edinen dergimizin, on beşinci sayısında sayfalarımızı Elmalı’ya ayırdık. Bu sayımızda Elmalı’nın lezzetli elmalarının, leblebilerinin tadına bakıp, küp mezarların, kral mezarlarının, Elmalı Hazinesi’nin muhteşemliğine tanık olduk. Tarihi konakların çevrelediği dar sokaklardan geçerek Sinan-i Ümmi’nin, Vahhab-i Ümmi’nin türbelerine çıkarak, ovaya karşı mısralarını okuduk. Abdal Musa’nın dergâhında semah dönen canlarla bir olduk. Anıt ağaçların yükseldiği Çığlıkara Ormanı’ndan dağcıların zirvesinin hayalini kurduğu Kızlar Sivrisi’ni izledik. Ve gördük ki Elmalı, doğal güzellikleriyle,

zengin kültürüyle, köklü tarihiyle tekrar tekrar hatırlatılmayı bekleyen bir hazine. Yenilikler arayanlar için de alternatif turizmin gönül çelici bir varış noktası Çalışmalarımız sadece Elmalı ile sınırlı kalmadı elbette. Finike’den Akseki’ye, Kemer’den Alanya’ya güzelliklerden yeni keşifler yaptık ve sizlere aktardık. Antalya’da Selçuklu’nun mührü av köşklerini inceleyip, mukarnasların mimarisine, fresklerin eşsizliğine hayran olduk. Tahtalı Dağı’nın zirvesinden yamaç paraşütü ile havalanıp, Antalya’nın, denizin hemen ardından yükselen dağları ile bu spor için en uygun yer olduğu kanaatine vardık. Akseki’nin son kalaycısı ile belki de son kez bakır kalayladık. Biz dalamasak da Finike’de bulunan Suluin Mağarası’nın derinliklerindeki gizemi Akdeniz Üniversitesi Su Altı Topluluğu’ndan dinledik. Antalya’nın her yıl daha da gelişen kruvaziyer turizminin geldiği son durumu Figen Ayan ile masaya yatırdık. Şehrimizde yaşam süren Rusları artık bizden biri olan İrina Balcı’dan dinledik.. Kaleiçi’ndeki eski fırında Antalya’ya özgü 18 Bağaçaları’nı pişirip, tadına baktık ve yöresel yiyeceğimizin çam sakızı ve tarçınla ne kadar da lezzetli olduğu gördük. Yoğun bir çalışma döneminin ardından sizler sayfaları merakla karıştırıp, keyifle okurken biz yeni sayının çalışmalarına çoktan başladık bile. Antalya Kültür ve Turizm Dergisi olarak şehrimizin kültür ve turizm potansiyelini dünya kamuoyuna tanıtırken, kentlilik bilinci oluşturma yönünde, sayfalarımızı Antalya kanaat önderlerine açmaya devam edeceğiz. Katkı ve destek verenlere teşekkür ediyoruz.

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

5


Yeni yılda yeni oyun A new play for the new year Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT), yeni yıla yeni bir oyunla girdi. ADT, kadın üzerindeki ataerkil yapının traji komik halini sahneye yansıtan ‘Ruhlar Gelirse’ ve ‘Pişti’nin ardından bu kez de William Shakespeare’in ‘Otello’ adlı oyununu sahneledi. Malcolm Keith Kay’in yönetmenliğini yaptığı oyun, Şubat ayı boyunca da sanatseverlerle buluşacak. Klasik bir tiyatro oyunu olan ‘Othello’ Haşim İşçan Kültür Merkezi Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde sahneleniyor. William Shakespeare’nin ünlü eseri ‘Otello’, Venedikli zeki bir asker olan Othello ile onun emir eri Iago arasında yaşananları anlatıyor. Oyunda hırslı ve mevki düşkünü olan Iago, komutanı Othello’yu kandırır. Emir eri tarafından kandırılan Othello, karısı Desdemona’yı boğarak öldürür. Othello’nun karısını öldürmesinin ardından

kostümlerini Candan Günay, ışığını ise Namık Gürsoy hazırladı.

Iago’nun tüm kirli emelleri ortaya çıkar. Iago’nun kirli emellerinin konu edildiği oyun sanatseverlerin büyük beğenisini kazandı. Selim

Bayraktar, Sertel Uğur, Ali Meriç, Orkun Yılmaz, Meltem Gülenç ve Kader Gözpınar’ın rol aldığı oyunun dekorunu Hakan Dündar,

The Antalya State Theatre began the new year with a new play. ADT, which performed When Spirits Come and ‘Pişti’ last year, staged William Shakespeare’s ‘Othello’. The play, directed by Malcolm Keith Kay, will be staged throughout February. The play can be seen at Haşim İşçan Cultural Center. William Shakespeare’s famous play is a smart soldier from Venice called Othello and his aide Iago. Iago, who is ambitious, tricks Othello, who in return kills his wife Desdemona. All is revealed after Desdamona dies. The actors in the play are Selim Bayraktar, Sertel Uğur, Ali Meriç, Orkun Yılmaz, Meltem Gülenç and Kader Gözpınar. Décor for the play is by Hakan Dündar, costumes by Candan Günay, and lighting is managed by Namık Gürsoy.

The world’s most prominent monetary historians are gathering in Antalya for the 1st International Anatolian Monetary History and Numismatic Congress organized by the Vehbi Koç Foundation Suna-İnan Kıraç Mediterranean Civilizations Research Institute Akdeniz. 31 foreign and 32 domestic experts will attend the event on February 25-28, 2013 at the Ramada hotel. Expert guests will give presentations about the dis-

covery of money, the history of money in Anatolia and Turkish Thrace until the end of the Ottoman Empire, and silver coins that were minted and were in circulation in this geography. Declarations regarding the Elmalı Treasure, titles, nicknames and tags on Seljuk coins, coins found in the excavations in Olympos Mountain and coins found in the digs at Side will also be presented during the event. The congress, which will be organized in Turkey for the first time in Antalya, will contribute to the advertising of the city in a different field. The congress is open to both academics and history buffs.

Anadolu’nun para tarihi Antalya’da masaya yatırılıyor The monetary history of Anatolia is discussed in Antalya Dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen para tarihçileri, Vehbi Koç Vakfı Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü tarafından Antalya’da düzenlenecek olan Birinci Uluslararası Anadolu Para Tarihi ve Numismatik Kongresi’nde bir araya geliyor. 25-28 Şubat tarihlerinde Ramada Otel’de gerçekleşecek kongreye yurtdışından 31, yurtiçinden 32 uzman katılacak. Anadolu’nun para tarihi ve numismatiği alanında çalışan seçkin konuklar, sikkenin icadından Osmanlı İmparatorluğu’nun sonuna kadar, Anadolu ve Türkiye Trakya’sı para tarihi ile bu coğrafyada basılmış veya dolaşmış gümüş sikkeler olarak 6

ANTALYA

belirlenen konularda sunumlar yapacak. Kongrede; Elmalı Definesi, Türkiye Selçukluları sikkelerinde unvan lakap ve künyeler, Olympos Dağı kazılarında bulunan sikkeler, Side kazılarında bulunan sikkeler üzerine bildiriler de sunulacak. Türkiye’de ilk kez Antalya’da gerçekleşecek olan kongre, kentin tanıtımına farklı bir alanda destek sağlayacak. Kongre konunun uzmanları kadar bu alana ilgi duyanlara da açık olacak.

Ocak / Şubat - January / February 2013


ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

7


Türk ve Rus entelektüeller buluştu Turkish and Russian intellectuals met

Advertorial

Türkiye ve Rusya arasındaki ilişkiler, Uluslararası Antalya Üniversitesi tarafından düzenlenen ‘Türk-Rus Entelektüeller Buluşması’nda masaya yatırıldı. İlki düzenlenen ve her yıl düzenli olarak devam edecek olan etkinlikte iki ülkenin bilim insanları ilişkileri değerlendirerek, görüş alışverişinde bulundu. Toplantıya Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Döşemealtı Kaymakamı Mehmet Baygül, Uluslararası Antalya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cihat Göktepe, Rusya Federasyonu Antalya Başkonsolosu Alexander Tolstopyatenko ve bilim insanları katıldı. Antalya’yı ziyaret eden 11 milyon yabancı misafirin önemli bir kısmının Rusya’dan geldiğini belirten Vali Dr. Altıparmak, fiziki sınırların artık anlam ifade etmediği bir dünyada yasak koymanın da mümkün olmadığını vurguladı. Vali Dr. Altıparmak, bu durumun da çeşitli sorunları beraberinde getirdiğini belirterek, bilim insanlarından yol gösterici nitelikte bilgiler ve yol haritası beklediklerini dile

getirdi. Türk-Rus Kültür Merkezi Entelektüeller Platformu öncülüğünde Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü, Türk-Rus Kültür Merkezi Genel Müdürlüğü, Uluslararası Antalya Üniversitesi, Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Ülkeleri Enstitüsü işbirliğinde düzenlenen etkinliğe 20’ye yakın bilim insanı katıldı. Etkinlikte Avrasya Birliği Projesine Türkiye’den bakış, stratejik ortaklıkta eksik kalan halka kültür ve eğitim alanındaki perspektifler, Türk-Rus stratejik ortaklığının imkân ve sınırları gibi konular tartışıldı.

The relationship between Turkey and Russia was discussed during a conference called “Meeting of Turkish and Russian Intellectuals” organized by the Antalya University. During the event, this was organized for the first time and will be an annual event, scientists from both countries exchanged opinions about the relationship between Turkey and Russia. The meeting was attended by the Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, Döşemealtı District Governor Mehmet Baygül, The dean of Antalya University Prof. Dr.

Cihat Göktepe, the Antalya Consul General of the Russian Federation Alexander Tolstopyatenko and scientists. Governor Altıparmak, who stated that the majority of the 11 million tourists who visited Antalya were from Russia, said that physical boundaries were no longer relevant and that prohibitions were impossible. Governor Dr. Altıparmak, who said that this had some negative consequences, added that they were asking for solutions from scientists. 20 scientists attended the conference which was sponsored by the Turkish-Russian Cultural Center’s Intellectuals Platform, the Russian Science Academy’s Oriental Institute, the TurkishRussian Cultural Center General Directorate, Antalya University, the Moscow State University and the Asian and African Countries Institute. Topics such as Turkey’s opinion on the Eurasia Union, education and the possibilities and boundaries of TurkishRussian strategic relationships were discussed during the conference

Antalya’ya dair ne varsa Ramada Plaza’da Everything about Antalya is at Ramada Plaza Antalya’yı dantel gibi işleyen doğa harikası falezlerin üzerinde hizmet veren Ramada Plaza Antalya, şehirle iç içe ama şehrin karmaşasından bir o kadar uzak konumuyla şehir otelciliğini bambaşka bir boyuta taşıyor. “All in one, All in Ramada Plaza Antalya” sloganıyla hizmet veren Ramaza Plaza Antalya, ziyaretçilerine sunduğu kusursuz konfor ve lüks ile Antalya’da tatil ve iş seyahatlerinin değişmez adresi olmayı hedefliyor. Dört farklı konseptte konaklama alternatifleri sunan, City Club & SPA 8

ANTALYA

ünitelerinde huzur ve yenilenme vaad eden, birbirinden farklı konseptteki restoranlarıyla da damakları şenlendiren Ramada Plaza Antalya, yolu Antalya’ya düşenleri büyüleyici bir tatil ve konaklama deneyimine davet ediyor.

Ocak / Şubat - January / February 2013

Ramada Plaza Antalya, which is located on top of the amazing cliffs that are unique to Antalya, carried urban hotel accommodation to another level by being close to the city

without the hustle and bustle. The hotel, which serves with the slogan “All in one, All in Ramada Plaza Antalya”, aims to be the number one choice for business visits and vacations with the comfort and luxury it offers its visitors. Ramada Plaza Antalya, which offers four different types of accommodation, comfort and rest at City Club & SPA and delicious meals at restaurants with different concepts, invites guests to enjoy an amazing vacation in Antalya.


ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

9


Kaya tırmanışçılarına özel rehber A special guide for rock climbers Everest’in zirvesine çıkan ve kaya tırmanışında Türkiye’nin önde gelen dağcılarından olan Yılmaz Sevgül, Antalya’nın dört bir yanındaki geleneksel kaya tırmanışı rotalarını, kitabı ‘Antalya Geleneksel Kaya Tırmanış Rehberi’nde derledi. Akdeniz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Yılmaz Sevgül, 1994 yılından bu yana hem tırmandığı hem de açtığı geleneksel rotaları tüm detaylarıyla kitabına aktardı. Geleneksel kaya tırmanışı için tam bir rehber olan ve sayfalarında kayaların hem fotoğraflarına hem de çizimlerine yer veren kitap, Türkiye’nin büyük illerindeki doğa sporları mağazalarında satışa çıktı. Türkçe-İngilizce olan kitabın

Antalya’nın kaya tırmanışında potansiyelini daha da artırması bekleniyor. Yılmaz Sevgül, Antalya Geleneksel Kaya Tırmanış Rehberi’nin ardından Antalya’nın yürüyüş yolları

ile ilgili kitabı için çalışmalara başladı. Yılmaz Sevgül, a well known mountaineer in Turkey who has made it to the top of Ever-

est Mountain, compiled all the traditional rock climbing routes in Antalya in his latest book, “The Antalya Traditional Rock Climbing Guide” Yılmaz Sevgül, who works as a lecturer at Akdeniz University, complied all the routes he climbed and he routes he formed since 1994 in his book. The book, which is an excellent guide for traditional rock climbing and includes photographs and drawings of the routes, is now sold at outdoor sports shops in large cities. It is expected that the book, which is in both Turkish and English, to increase Antalya’s potential in rock climbing. Yılmaz Sevgül is now working on his next book about the hiking trails of Antalya.

Tanıtım çalışmaları hızlandı Advertising efforts have accelerated Antalya’yı her yönüyle tanıtmak ve tüm destinasyonları fuarlarda tek çatı altında toplamak amacıyla kurulan Antalya Tanıtım A.Ş., yeni turizm sezonu öncesi çalışmalara başladı. Antalya Tanıtım A.Ş., 8-13 Ocak tarihleri arasında Uluslararası Utrecht Turizm Fuarı’na katıldı. Antalya Destinasyonu bu fuarda Antalya Merkez-Side/ Manavgat-Alanya-Belek-Kemer kendi masalarında tanıtım malzemelerini sunma ve gerek turizm profesyonelleri, gerekse tüketicilerle görüşme olanağı yakaladı. Hollanda’nın ardından 10-13 Ocak tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen “Ferien Messe Wien 2013” Turizm Fuarı’na katılan Antalya Tanıtım A.Ş., burada ise Antalya-Alanya-Kemer destinasyonunu tanıttı. Almanya’nın en önemli ve en uzun tüketici fuarı olan “CMT Stuttgart” ta Antalya, Kemer, Side/ Manavgat ve Kaş/Kalkan’ın tanıtımı yapıldı. Antalya yeni 10

ANTALYA

yılın ilk günlerinden itibaren dünyanın dört bir yanında tanıtılmaya başlanırken, yılsonuna kadar 35 fuarda Antalya rüzgârı estirileceği belirtildi. Antalya Tanıtım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Osman Budak, Antalya’nın bu fuarlarda golf, gastronomi, sanat, sağlık, tarih-kültür ve spor-su altı dünyası alanında tanıtıldığını kaydetti. Budak, Almanya, Finlandiya, İsviçre, Polonya, Danimarka, Rusya, İsveç, İngiltere gibi ülkelerde düzenlenecek turizm fuarlarında, Antalya’nın destinasyon olarak tanıtımının yapılacağını kaydetti. Antalya Advertising SA, which was established to advertise the city with all its aspects and introduce all the different destinations under a single roof during fairs, began working hard before the new season. Antalya Advertising SA participated in the International Utrecht Tourism Fair between January 8 and 13. During the

Ocak / Şubat - January / February 2013

fair, Antalya Center-Side/ Manavgat-Alanya-Belek and Kemer got to advertise their marketing materials at their separate desks and got the chance to speak to tourism professionals and consumers. The company, which then participated in “Ferien Messe Wien 2013” Tourism Fair in Vienna, advertised the Antalya-Alanya-Kemer destination. During Germany’s most important consumer fair “CMT Stuttgart” Antalya, Kemer, Side/ Manavgat and Kaş/Kalkan were

advertised. It was reported that Antalya would be advertised at 35 international fairs until the end of the year. Chairman of the Antalya Advertising SA Çetin Osman Budak stated that they were advertising golf, gastronomy, art, health, history, and culture and sports tourism in Antalya during these fairs. Budak added that they would continue advertising Antalya during fairs in Germany, Finland, Switzerland, Poland, Denmark, Russia, Sweden and Britain.


ANTALYA 11

Ocak / Şubat - January / February 2013


Danışma kurulu turizmi değerlendirdi Turizm Değerlendirme ve Danışma Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katılımıyla Belek’te toplandı.

The Consultancy Board evaluated tourism The Tourism Evaluation and Consultancy Board met in Belek with the attendance of the Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay.

T

urizm Değerlendirme ve Danışma Kurulu Toplantısı, Antalya Belek’te gerçekleşti. Toplantıya Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Müsteşar Özgür Özaslan, Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, Vali Yardımcısı Recep Yüksel, bakanlık yetkilileri, kurum amirleri ve turizmciler katıldı. Turizmde 2012 yılının başarılı bir şekilde geçtiğini kaydeden Vali Dr. Altıparmak, sürdürülebilir turizm için ortak aklı kullanarak ciddi çalışmalar yaptıklarını da kaydetti. Sağlık turizminin önemine de değinen Vali Dr. Altıparmak, kış aylarında doluluğu yükseltmek için bu konuya ağırlık vereceklerini bildirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise bu yıl Türkiye’yi 33 milyon turistin ziyaret etmesini beklediklerini söyledi. Bundan sonra niteliğe önem vereceklerini kaydeden Bakan Günay, 12

ANTALYA

“Türkiye’nin marka değerini yükseltmeye çalışacağız” dedi. Turizm geliri açısından Türkiye’nin ilk 10 ülke arasında olduğunu kaydeden Bakan Günay, “10 yılda Türkiye’ye gelen turist sayısı 13 milyondan 32 milyona yükseldi. Bu büyük bir başarıdır. Son yıllarda Türkiye’de turizmi hem çeşitlendirmeye hem de altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yaptık. Bu çerçevede 2007 yılından bu yana Antalya’da sadece altyapıya 196 milyon liralık yatırım yaptık” dedi.

Ocak / Şubat - January / February 2013

T

he Tourism Evaluation and Consultancy Board met in Belek, Antalya. The meeting included Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, the Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, Undersecretary Özgür Özaslan, Deputy Minister Abdurrahman Arıcı, Deputy Governor Recep Yüksel, ministry representatives, managers and tourism professionals. Governor Dr. Altıparmak, who stated that the 2012 tourism season was a success, added that they were doing

serious works for sustainable tourism. Governor Dr. Altıparmak, who pointed out to the importance of health tourism, said that they were going to focus on this issue to increase occupancy rates during the winter. Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay said that they were expecting 33 million tourists in 2013. Minister Günay, who said that they were going to focus on quality rather than quantity this year, stated that they were going to try to increase the brand value of Turkey. Minister Günay, who pointed out that Turkey was in the top 10 in the world in terms of tourism revenues, said, “The number of tourists who come to Turkey has increased to 32 million from 13 million in the last 10 years. This is big achievement. In recent years, we have concentrated our efforts in diversify tourism and strengthening infrastructure. We have invested 192 million Liras in Antalya alone since 2007.”


Kalite ve kusursuz hizmet... The Maxim Resort Hotel Atatürk Bulvarı 07980 No:31 Kemer / ANTALYA Tel: +90 242 814 70 00(pbx) Fax: +90 242 814 70 70 e-mail: info@themaximhotels.com

w w w.t h e m a x i m h o t e l s . c o m

ANTALYA 13

Ocak / Şubat - January / February 2013


Turizmin röntgeni çekildi Antalya turizminin röntgenini çeken ‘Antalya İli Turizm Endüstrisinin Kümelenme, Rekabetçilik ve Strateji Ön Çalışması’ tamamlandı.

An in-depth study of tourism “The Antalya Tourism Strategic Plan”, which is an in-depth study of the sector, was concluded.

A

ntalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak önderliği ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) desteğiyle, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) tarafından Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Turizm Fakültesi’ne hazırlatılan ‘Antalya İli Turizm Endüstrisinin Kümelenme, Rekabetçilik ve Strateji Ön Çalışması’ kitabı tamamlandı. Antalya turizminin çeşitlenmesi, 12 aya yayılması, sorunlar ve çözüm önerileri üzerine tespitlerin yer aldığı kitap, kelimenin tam anlamıyla sektörün röntgenini çekti. Çalışma, Vali Dr. Altıparmak’ın başkanlığını yaptığı bir toplantı ile tanıtıldı.

Stratejik güç birliği şart

Toplantıya Antalya Vali Yardımcısı Recep Yüksel, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, AÜ Turizm Fakültesi Dekanı Akın Aksu, BAKA Genel Sekreteri Tuncay Engin, POYD Yönetim Kurulu Üyesi M. 14

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

T

he Antalya Tourism Strategic Plan booklet, which was prepared by Akdeniz University’s Tourism Faculty with support from Governor Dr. Ahmet Altıparmak, Western Mediterranean Development Agency and Professional Hotel Managers Association, is finished. The booklet, which includes suggestions on diversify tourism in Antalya and extending the season to 12 months, is truly an in-depth study of tourism. The project was introduced at a meeting presided by Governor Dr. Altıparmak .

A Strategic joint venture is crucial

The meeting was also attended by Antalya Deputy Governor Recep Yüksel, City Culture and Tourism Director İbrahim Acar, Dean of the AÜ Tourism Faculty Akın Aksu, BAKA General Secretary Tuncay Engin, POYD board member M. Nihat Tümkaya and representatives from local authorities, tourism


Nihat Tümkaya ve ilgili kamu kurumlarının yanı sıra, turizm sektörü ve yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Vali Dr. Altıparmak, çalışmada emeği geçenlere teşekkür ederek, “Güzel bir çalışma ortaya çıktı. İlimizde çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmaların stratejik ve mutlaka ortak bir güç birliği etrafında yürütülmesi gerekiyor” dedi.

Farklı bir yapılanma istiyor

Turizm yönetiminin en büyük sorunlardan biri olduğunu kaydeden Vali Dr. Altıparmak, “Bu büyük destinasyonunyönetiminin daha farklı ele alınması gerekiyor. Farklı yapılanmaya ihtiyaç var. Adına konsey ya da birlik deyin, ama mutlaka planlanmasından projelendirilmesine, kaynağına kadar biraz daha etkin bir şekilde ele almamız gerektiğini düşünüyorum. Master planının yapılıp bunun bir

sahibinin olması gerektiğini düşünüyorum. Artık kurumsal hale gelmemiz şart” diye konuştu.

‘Ne’ sorusuna cevap aradılar

AÜ Turizm Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Yılmaz ise çalışma hakkında bilgi verdi. Turizm sektörünün özellikle uluslararası rekabetçilik analizini gerçekleştirmek amacıyla ve ortaya konulan bulguların stratejik plan için rehber olması dileğiyle yola çıktıklarını ifade eden Yılmaz, aynı zamanda Antalya’nın turizm vizyonu ve misyonu ile rekabet edebilirliğini, yüksek turistik ürünlerin neler olabileceğini ortaya çıkarmaya çalıştıklarını anlattı. Yılmaz araştırma sonucunu, “Antalya’da turizmi tek elden yönetecek, kamu ve özel sektör işbirliğini içeren, tüm paydaşların fikrini temsil edecek şekilde yapılanmış, kendi bütçesi olan bir çatının yönetimine ihtiyaç duyuluyor” diye özetledi.

Vali Dr. Altıparmak, çalışmaların stratejik ve mutlaka ortak bir güç birliği etrafında yürütülmesi gerektiğini söyledi. Governor Dr. Altıparmak said that the plant must be implemented through a joint venture.

sector and NGOs. Governor Dr. Altıparmak, who thanked those who worked on the report, said, “this is very good work. We are conducting serious projects in our city. These projects need to be brought to life thorough joint efforts.”

A different structuring

The Governor, who stated that tourism management was one of their biggest problems, added, “This big destination needs another type of management and a new structuring. Call it a council or an organization; but we need better planning, better projects and finance management. We need a master plan with a master manager. We

need to institutionalize.”

They sought the answer to “what?”

Assistant Docent Dr. Yıldırım Yılmaz from AÜ Tourism Faculty Turizm gave information about their project. Yılmaz, who stated that their aim was to analyze global competition in the tourism sector and provide a guide for appropriate strategies, added that their secondary goal was to establish Antalya’s touristic vision, its competitive power and its marketable assets in tourism. Yılmaz summarized the report as such: “Antalya needs a single management with its own budget that includes members from all parties involved” ANTALYA 15

Ocak / Şubat - January / February 2013


EXPO 2016

Antalya Konseyi ve Yönetim Kurulu toplandı EXPO 2016 Antalya Konseyi’nin ilk toplantısı, Vali Dr. Ahmet Altıparmak başkanlığında gerçekleştirildi. Ayrıca EXPO 2016 Yönetim Kurulu toplantısı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in katılımıyla yapıldı.

The EXPO 2016 Antalya Council and Executive Board meeting The first meeting of the EXPO 2016 Antalya Council was conducted under the presidency of Governor Ahmet Altıparmak. The EXPO board meeting was conducted with the attendance of the Minister of Food,Agriculture and Live Stock Breeding Mehdi Eker

T

ürkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı Dünya Botanik EXPO’su ile ilgili çalışmalar aralıksız olarak sürdürülüyor. EXPO ile ilgili yasanın çıkmasının ardından genel sekreterlik makamı için atamalar yapıldı, konsey oluşturuldu. Bir yandan da ‘çiçek ve çocuk’ temalı botanik EXPO’sunun gerçekleşeceği alanda çalışmalar başlatıldı. EXPO Antalya 2016 Konseyi de ilk toplantısını 112 Acil Çağrı Merkezi’nde geniş bir katılımla yaptı. Toplantıya; EXPO Konsey Başkanı Vali Dr. Ahmet Altıparmak, Vali Yardımcısı Ali Nazım Balcıoğlu, EXPO 2016 Antalya Genel Sekreteri Selami Gülay, konsey üyeleri, ilçe belediye başkanları, bakanlık temsilcileri ve resmi kurum ve kuruluşların müdürleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

Herkese büyük iş düşüyor

EXPO Konsey Başkanı Vali Dr. Altıparmak, konseyin ilk toplantısında yaptığı konuşmada uluslararası 16

ANTALYA

attended by EXPO Council President Vali Dr. Ahmet Altıparmak, Deputy Governor Ali Nazım Balcıoğlu, EXPO 2016 Antalya General Secretary Selami Gülay, council members, chief magistrates of borough, ministry representatives, directors of public institutions and members of NGOs.

Big responsibilities for everyone

dev organizasyonun hazırlık aşamasında herkese önemli sorumlulukların düştüğünü kaydetti. EXPO 2016 Antalya’nın Türkiye’nin ilk EXPO’su olduğu için üzerlerinde farklı bir sorumluluk olduğunu kaydeden Vali Dr. Altıparmak, “Konseyde çok hızlı bir şekilde az söz ile çok iş üretmemiz lazım. Konsey, Türkiye’nin ilk EXPO konseyi. Buradaki çalışmalar aynı zamanda Türkiye için önemli örnekler teşkil edecek. Konsey üyelerinin gayretleri çok büyük önem arz ediyor” dedi.

Ocak / Şubat - January / February 2013

W

orks regarding the Global Botanic EXPO, which will be hosted by Turkey for the first time, continue in full swing. After the law regarding EXPO was passed in the senate, assignments for the general secretary’s office were made and councils were established. In the meantime, works on the area where EXPO- themed children and flowers- will be held continue. The council of the main event got together at the 112 Emergency Center for a meeting. The meeting was

EXPO council President Governor Dr. Altıparmak, who spoke at the first meeting of the council, stated that everyone had a lot to do during the preparation of this giant global event. The governor, who said that Antalya has a huge burden on its shoulders since it was the first Turkish city to host an EXPO, added, We need to achieve a lot of things and we need to do it fast. This council is Turkey’s first EXPO council. The work we do here will set a precedent for Turkey. The efforts of council members are crucial.”

Work groups were formed The council, which consists


Çalışma grupları oluşturuldu

54 kurum temsilcisinden oluşan konsey yılda 4 kez toplanacak. Toplantıya katılan EXPO 2016 Antalya Genel Sekreteri Selami Gülay ise bu güne kadar yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.EXPO 2016 Antalya’nın toplam bütçesinin 180 milyon lira olduğunu belirten Gülay, EXPO 2016 Antalya Ajansı için Aspendos Bulvarı’nda 2 bin 500 metrekare kapalı alana sahip bir ofis kiralandığını söyledi.

Yönetim Kurulu Toplandı

“EXPO maskotu belirlendi endemik bir çiçek olacak” EXPO Yönetim Kurulu, yeni yılın ilk toplantısını Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in katılımıyla Antalya’da yaptı. Toplantıya; Vali Dr. Ahmet Altıparmak, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, EXPO 2016 Antalya Genel Sekreteri Selami Gülay, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Osman Budak ve bakanlıkların temsilcileri katıldı. Toplantıda yatırımcı kuruluşlardan Devlet Su İşleri (DSİ), Karayolları, Antalya Su ve Atık Su İdaresi (ASAT) ile Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) temsilcileri, EXPO alanında yürütecekleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Şu anda 42 türde bin 329 ağaç bulunan EXPO alanına, dev organizasyon öncesinde 36 türde 25 bin ağaç daha dikileceğini belirten Bakan Eker, böylece EXPO 2016 Antalya Ormanı oluşturulacağını açıkladı. EXPO 2016 Antalya’yı temsilen bir maskot da seçeceklerini kaydeden Bakan Eker, “Maskot olarak Antalya ile özdeşleşecek bir çiçek belirlemek istiyoruz. Antalya endemik bitki türü açısından da çok önemli bir yer. Bu nedenle maskotu endemik bir çiçekten seçmek istiyoruz. EXPO sonrasında da Antalya bu çiçekle tanıtılabilir” dedi.

EXPO Antalya Konseyi-EXPO 2016 Antalya Council

EXPO Yönetim Kurulu-The EXPO Executive Board

of representatives from 54 institutions, will meet four times a year. EXPO 2016 Antalya General Secretary Selami Gülay who was present at the meeting gave information about the things they did so far. Gülay, who said that the budget for EXPO 2016 Antalya was 180 million Liras, added that they had rented a 2500 square meter office for the EXPO 2016 Antalya Advertising Agency on Aspendos Boulevard.

The EXPO Executive Board meeting

“The EXPO mascot will be an endemic flower” The EXPO Executive Board met for the first meeting

of 2013 in Antalya with the attendance of Minister of Food, Agriculture and Live Stock Breeding Mehdi Eker. The meeting was also attended by Governor Dr. Ahmet Altıparmak, Metropolitan Municipality Chief Magistrate Mustafa Akaydın, EXPO 2016 Antalya General Secretary Selami Gülay, President of the Antalya Chamber of Commerce and Industry Çetin Osman Budak and representatives of the ministry. During the meeting, representatives of investors such as State Water Works, Highways, the Antalya Water and Waste Water directorate and Turkish Electricity SA gave information about the

works that will be carried out at the EXPO area. Minister Eker, who stated that they were going to plant 25,000 trees of 36 different types at the EXPO area which already has 1329 trees, said that they would be building the EXPO 2016 Antalya Forest with the new additions. Minister Eker, who said that they were going to pick a mascot for EXPO 2016 Antalya, added, “The mascot will be a flower that will be identified with Antalya. The city is an important place in terms of endemic plants and that is why we want the mascot to be a flower. Antalya cold be advertised with this flower after EXPO.” ANTALYA 17

Ocak / Şubat - January / February 2013


Hindistan’da Antalya rüzgârı Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Hindistan’a giden Antalyalı turizmciler, 5 şehirde düzenledikleri etkinliklerle Antalya’yı tanıttı.

Antalya takes India by storm Tourism professionals from Antalya who went to India with support from the Ministry of Culture and Tourism advertised Antalya through events they organized in 5 different cities.

T

ürk turizminin başkenti Antalya, her yıl milyonlarca turist ağırladığı ülkelerin yanı sıra gelişme eğilimi bulan ülkelerde de tanıtılıyor. Bu çerçevede Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Hindistan’a giden Antalyalı turizmciler, burada düzenledikleri etkinliklerle kenti tanıttı. Mumbai, Bangalore, Chennai, Hyderabad ve Delhi şehirlerinde düzenlenen etkinliklerde, Hindistanlı seyahat acentelerinin, tur operatörlerinin, birlik başkanlarının, üst düzey yöneticilerin ve üyelerin katıldığı çok önemli toplantılar geliştirildi. Toplantılarda Hindistan’ın turizm profesyonellerine, Türkiye’nin Hindistan’a sunabileceği ürünler hakkında detaylı bilgiler verildi. Tanıtım çalışmaları meyvesini verdi ve iki büyük organizasyon firması, turizm elçilerimiz evlerine dönmeden, 2013 yılı Ekim ayında 2 düğünü Antalya’da yapma kararı aldı. Tanıtım çalışmaları çerçevesinde Hindistan’ın önemli turizmcileri ve basın yayın organlarının temsilcileri, Antalya’da misafir de edilecek.

Türkiye’ye çok sıcak bakıyorlar

Türkiye Otelciler Federasyo18

ANTALYA

institutions. During the meetings, Indian tourism professionals were given detailed information about products that might be of interest to Indian tourists. The advertising paid off and two big organization firms decided to host weddings in Antalya in October 2013. India’s important travel professionals and press members will be invited to Antalya as part of the advertising campaign.

nu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, Hindistan dönüşü tanıtım çalışmaları hakkında bilgi verdi. TÜROFED Başkanı Ayık, “Bir milyarın üzerinde nüfusa sahip olan Hindistan, alım gücü yüksek bir kitleye sahip. Bu kitlenin klasikleşmiş Singapur, Malezya, Tayland ve Dubai gibi 4 destinasyonu var. Temaslarda da gördük ki Hintlilerin Türkiye ve Türkler ile ilgili bir önyargıları yok. Tam tersi Türkiye ile ilgili çok olumlu düşüncelere ve izlenimlere sahipler. Kendilerini Türkiye’ye çok yakın hissediyorlar ve Türkiye’de olmak istiyorlar. Önümüzdeki süreçte çok ciddi bir potansiyeli Türkiye’ye çekmek mümkün görünüyor” dedi.

Ocak / Şubat - January / February 2013

A

ntalya, the capital city of Turkish tourism, is being advertised in promising markets in addition to countries where it receives the most tourists. With this regard, tourism professionals from Antalya who went to India with support from the Ministry of Culture and Tourism advertised Antalya through events they organized in 5 different cities. Many important meetings took place in Mumbai, Bangalore, Chennai, Hyderabad and Delhi which were attended by Indian travel agencies, tour operators, association presidents, managers and members of various

They have a positive look on Turkey

President of the Turkish Hotels Federation (TÜROFED) Osman Ayık spoke to us about the advertising efforts in India upon his return. Ayık said, “India, which has a population over one billion, has a mass that has strong purchasing power. This mass usually prefers Singapore, Malaysia, Thailand and Dubai. We have seen during our meetings that Indians aren’t prejudiced about Turkey or Turkish people. They actually have a positive look in Turkey. They feel close to Turkey and want to come here. I believe we can lure this important potential to Turkey in the upcoming season.”


ANTALYA 19

Ocak / Şubat - January / February 2013


En iyiler ödüllendirildi POYD tarafından 30 bin sektör temsilcisinden gelen oylarla turizm sektörünün en iyileri belirlendi. En iyiler düzenlenen törenle ödüllerini aldı.

Rewarding the best The best in the tourism sector were awarded by POYD after 30 thousand tourism professionals cast their votes. The best received their awards at a ceremony.

T

ürk turizminin en iyileri Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği’nin (POYD) resmi yayın organı GM Turizm ve Yönetim Dergisi tarafından gerçekleştirilen oylama ile belirlendi. Sektör 20

ANTALYA

temsilcilerinden gelen 30 bin oyla, 13 dal 33 kategoride en iyi isim ve kurumlar belirlendi. Bu yıl üçüncüsü verilen QM Awards 2012 “Quality Management” ödülleri, derneğin Lara

Ocak / Şubat - January / February 2013

T

h e best in Turkish tourism were selected after a poll by GM Tourism and Management Magazine, the official publication of the Professional Hotel Managers

Association, POYD. After 40 thousand votes from representatives in the sector, awards in 13 main categories and 33 sub categories were given out. QM Awards 2012 were


Barut Otel’de düzenlediği gala ile sahiplerini buldu. POYD üyelerinin büyük ilgi gösterdiği geceye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Antalya Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, Akdeniz Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Akın Aksu ve çok sayıda davetli katıldı.

tıparmak, derneklerin turizm alt yapı birlikleriyle birleştirilerek, otel yöneticilerinin de rol alabileceği bir üst yapıyla çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Vali Dr. Altıparmak, turizmcilerin, misafirlerini Antalya’daki tiyatro, bale, opera gibi sanat etkinliklerine katılımı özendirmesini de istedi.

EXPO 2016 Antalya için destek istedi

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı ise turistik tesislerin geçmiş dönemde olduğu gibi bugün de yapılmaya devam edeceğini ifade etti. Konuşmasında hizmet sektörünün önemine değinen Arıcı, Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği’ne teşekkür etti. En İyi Yönetilen Destinasyon Ödülü’ne Antalya’nın layık görüldüğü oylamada, ödülü Vali Dr. Altıparmak aldı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Arıcı ve Antalya Vali Yardımcısı Yüksel’in de ödül aldığı tören, katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesiyle son buldu.

Törende Antalya’nın 2016 yılında ev sahipliği yapacağı EXPO 2016 ile ilgili bir de tanıtım filmi gösterildi. Tanıtım filminin ardından kürsüye çıkan ve katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, otel yöneticilerinden EXPO 2016 Antalya tanıtım filmini tesislerinde yayınlamalarını ve turistlere izlettirmelerini istedi. Ardından turizmde sürdürülebilirliğin önemine işaret eden Vali Dr. Altıparmak, otel yöneticilerinin sektör ağırlıklı düşünmesinin önemine değindi. Vali Dr. Al-

En iyi yönetilen destinasyon ödülü Antalya’ya

presented during a gala hosted by the association at Lara Barut Hotel. The ceremony was attended by POYD members, Deputy Minister of Culture and Tourism Abdurrahman Arıcı, Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, Deputy Governor of Antalya Recep Yüksel, Antalya City Culture and Tourism Director İbrahim Acar, Dean of the Akdeniz University Tourism Faculty Prof. Dr. Akın Aksu and distinguished guests.

Support for EXPO 2016 Antalya

During the ceremony, an introductory film about EXPO 2016 which will be hosted in Antalya in 2016 was shown. Governor Altıparmak, who took to the stage and gave a speech after the showing, asked hotel managers to screen the EXPO 2016 Antalya introductory film for their guests. The governor, who then spoke about the importance of sustainability in tourism, asked hotel

managers to think about the entire sector. Governor Dr. Altıparmak also stated that various associations needed to merge with infrastructure companies and operate under a bigger association. The governor also asked the managers to encourage their guests to attend cultural events in Antalya.

The best managed destination award goes to Antalya

Deputy Minister of Culture and Tourism Abdurrahman Arıcı stated that touristic facilities would continue developing. Arıcı, who stressed on the importance of the service sector, thanked POYD during his speech. Governor Dr. Altıparmak received Antalya’s award, which was named best managed destination. The ceremony, where Deputy Minister of Culture and Tourism Abdurrahman Arıcı and Deputy Governor Yüksel also received awards, ended with a photo shoot. ANTALYA 21

Ocak / Şubat - January / February 2013


OTI Holding’in 20’nci yıl gururu Coral, Wezyr, Odeon Tour gibi Türk turizminin önemli markalarını bünyesinde bulunduran, tur operatörlüğü, seyahat acenteliği, havacılık, konaklama ve güvenlik alanında 15 iştiraki bulunan OTI Holding, 20’nci yılını kutladı.

OTI Holding proudly celebrates its 20th anniversary OTI Holding, which includes famous Turkish touristic brands such as Coral, Wezyr, and Odeon Tour and has 15 companies in fields such as tour operating, travel agencies, aviation, accommodation and security services, celebrated its 20th anniversary.

B

ünyesinde Coral, Wezyr, Odeon Tour gibi Türk turizminin önemli markalarını bulunduran OTİ Holding kuruluşunun 20. yılını Antalya AKM’de düzenlenen gece ile kutladı. ‘Türkiye’de Turizmin 150 yılı’ adlı sergi ile başlayan gece kokteyl ile devam etti. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Antalya Vali Yardımcısı Recep Yüksel ve Türk turizminin önemli isimlerinin katıldığı gece ‘Anadolu’nun Kayıp Şarkıları’ konseri ile son buldu. Gecede davetlilere seslenen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Konya’da Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi anma etkinliklerinde olması gerektiğini anımsatarak, “Bu akşam iki önemli etkinlik bir araya geldi. Ben Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi bizim çalıştığımız alanın en büyük duayeni sayıyorum. Çünkü, ‘Gel, ne olursan ol yine gel’ diyen çağrı aslında bizim çağrı22

ANTALYA

O

TI Holding, which includes famous Turkish touristic brands such as Coral, Wezyr, and Odeon Tour within its structure, celebrated its 20th anniversary with a gala at Antalya AKM. The gala, which began with an exhibition called “150 years of tourism in Turkey”, continued with a cocktail party. The event, which was also attended by the Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, Deputy Minister

Ocak / Şubat - January / February 2013

Abdurrahman Arıcı, Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, Deputy Governor Recep Yüksel and prominent names from the Turkish tourism sector, ended with a concert of Turkish traditional music. Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, who spoke to the guests during the event, reminded everyone that he had to be in Konya to com-

memorate Mevlana Celaleddin-i Rumi, said, “Tonight, we have two important events. I consider Mevlana Celaleddin-i Rumi the master of our sector because he had said “Come, whoever you are” and that is also our motto. Tourism is actually a call for peace.”

The target: 10 million Russian guests

Minister Günay, who stated that


mız. Turizm aslında barışa çağrıdır” diye konuştu.

Hedef 10 milyon Rus misafir

Odeon Tour’un Rusya’dan 1,5 milyon turist taşıyan bir firma olduğunu açıklayan Bakan Günay, “Bundan 20 yıl önce 500 bin insanın Rusya’dan Türkiye’ye gelebileceğine inanmazken, şimdi bu rakam 4 milyona ulaştı. Bu rakamı önümüzdeki 10 yıl içinde 10 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Toplumları, şehirleri, milletleri, ülkeleri birbirleriyle kaynaştıran sektör, turizm sektörüdür. Turizm sektörü barışı kuran sektördür. Gelecekte daha adaletli bir dünya kuracak olan sektör de bence turizm sektörüdür. O yüzden turizmde çalışan arkadaşlarımı, geleceği kuracak olan insanlar olarak selamlıyorum” dedi.

Türkiye denince akla OTI Holding geliyor

Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak ise büyümenin, büyürken de insanlara ne hissettirildiğinin çok önemli olduğunu kaydederek, “Almanya ve İngiltere dendiği zaman akla belli başlı markalar gelir. Türkiye için de OTI Holding bir marka olarak akıllara geliyor. Bu markalarımız var ama özellikle Akdeniz Havzası’nda tarihin, kültürün, coğrafyanın eşsiz değerlerin üzerinde oturuyoruz. Bunu bozmamak için gayret göstermemiz lazım. Bu güzellikleri koruyarak, sahip çıkarak geleceğe taşımamız lazım” dedi. OTI Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Bektaş da, tur operatörlüğü, seyahat acenteliği, havacılık, konaklama ve güvenlik alanında 15 iştirak ve 3 binin üzerinde çalışanları olduğunu kaydetti.

Odeon Tour was a company that brought in 1,5 million tourists from Russia, added, “20 years ago, we couldn’t imagine 500 thousand tourists coming from Russia but this number has now risen to 4 million. We aim to increase this number to 10 million in the next 20 years. Tourism is a sector that binds cities, societies and countries. Tourism will create a more just world in the future. That is why I salute my friends who work in this sector as people who will

shape the future.”

OTI Holding is what comes to mind when one mentions Turkey Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, who said that growth was and what it meant to people was important, continued, “When one mentions Germany or Britain, certain brands come to mind. OTI Holding is one of these brands where Turkey is concerned. We have various assets but we

highlight the amazing historical, cultural and natural assets in the Mediterranean basin. We need to work to preserve them. We need to protect these assets and carry them into the future.” OTI Holding Chairman Ayhan Bektaş said that they were working in fields such as tour operating, aviation, accommodation and security with 15 sister companies and had over 3000 employees. ANTALYA 23

Ocak / Şubat - January / February 2013


Türkmen turizmine Antalya modeli The Antalya model for tourism in Turkmenistan

T

ürkmenistan Turizm Bakanı Palvan Taganov, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Turgut Gür ile birlikte Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak’ı ziyaret etti. Bakan Taganov’u Antalya’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Dr. Altıparmak, Türkmenistan’ın Türkiye için herhangi bir ülke olmadığını belirterek, “Türkmenistan kendimizden bir parça, öz kardeşimiz. Oranın zenginliği bizim zenginliğimiz,bizim zenginliğimiz oranın zenginliği” diyerek duygularını ifade etti. Türkmenistan’ın ekonomi, turizm, beşeri zenginlik anlamında başarılı olmasını istediklerini vurgulayan Vali Dr. Altıparmak, özellikle turizm eğitimi konusunda 24

ANTALYA

destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Vali Dr. Altıparmak, Bakan Taganov’a EXPO 2016 Antalya’da Türkmenistan bahçesini de görmek istediklerini ifade etti. Bakan Taganov ise son on yılda ülkesinde büyük bir gelişme yaşandığını ve Türk turizmcilerin ülkede önemli işler yaptığını belirtti. Bakan Taganov, Türkmenistan’da turizmin gelişmesi için Antalya’yı model alarak, işbirliği yapmak istediklerini bildirdi. Vali Dr. Altıparmak’ı ülkesine de davet eden Bakan Taganov, Valilik Şeref Defterini imzaladıktan sonra kendisine Türkmen kıyafetleri hediye etti. Vali Dr. Altıparmak, Türkmen kıyafetlerini giyerek, Bakan Taganov ile birlikte günün anısına fotoğraf çektirdi.

Ocak / Şubat - January / February 2013

T

he Minister of Tourism of Turkmenistan Palvan Taganov visited the Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak with the Chairman of the Turkish Tourism Investments Association Dr. Turgut Gür. Governor Dr. Altıparmak, who stated that he was happy to welcome Minister Taganov to Antalya, said that Turkmenistan wasn’t just another country for Turkey and added, “Turkmenistan is our flesh and blood. Their richness is our richness, our richness is theirs.” The Governor, who continued by saying that they wished Turkmenistan the best of success in economy and tourism, said that they were ready to help the country in any way, mainly tour-

ism. Governor Altıparmak said that he wished to see a Turkmenistan garden in EXPO 2016 Antalya. Minister Taganov, who pointed out that his country had improved in the last 10 years and that Turkish tourism professionals were doing great things in his country, stated that they wanted to adopt the Antalya model in tourism and cooperate with local authorities. The Minister, who invited Governor Altıparmak to his country, signed the Governorship’s Honorary Guestbook and gifted the governor traditional Turcoman clothes. Governor Altıparmak wore the clothes and had his picture taken with Minister Taganov to immortalize the visit.


ANTALYA 25

Ocak / Şubat - January / February 2013


ATSO’da ‘Rusya ülke günü’ Russian Day at ATSO H

er yıl milyonlarca Rus misafir ağırlayan Antalya, turizmin yanı sıra yaş sebze meyve ve kesme çiçek ihracatında da Rusya ile olan ekonomik ilişkilerini geliştiriyor. Bin civarında Rus vatandaşın konut alarak yaşamını sürdürdüğü Antalya ile Rusya arasındaki bağlar giderek güçleniyor. Bu çerçevede Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Rusya Ülke Günü adlı bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Dr. Abdurrahman Arıcı, ATSO Başkanı Çetin Osman Budak, Türkiye’nin Moskova Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri Atilla Kızılarslan, Gümrük Müşaviri Recai Şen, Kültür ve Turizm Müşaviri Celal Kılıç, Rus Türk İşadamları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Naki Karaaslan, Rus-Türk İşadamları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Acarlıoğlu ve her iki ülkenin işadamları katıldı.

Tercihleri hep Antalya

Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Dr. Abdurrahman Arıcı, Türkiye’nin Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde olduğunu belirtti. Rusya ile devlet başkanlığı ve başbakanlık düzeyinde ikili görüşmelerin gerçekleştiğini de hatırlatan Arıcı, bu durumun turizme 26

ANTALYA

Counselor Recai Şen, Culture and Tourism Counselor Celal Kılıç, the president of the Russian-Turkish Businessmen Association Naki Karaaslan, board member of the Russian-Turkish Businessmen Association Hüseyin Acarlıoğlu and businessmen from both countries.

They always prefer Antalya

ve kültüre de yansımasını istedi.

Amaç memnuniyeti artırmak

Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak ise Türkiye’nin, Rusya ile olan ticaretinde en büyük kalemin enerjiye dayandığını, ancak son yıllarda Türkiye’deki Rus yatırımlarının hız kazandığını, bu rakamın 1,1 milyar dolara ulaştığını söyledi. Vali Dr. Altıparmak, “Türkiye’nin en büyük turizm grubunu Rus misafirler oluşturuyor. Bu pazarı ihmal edemeyiz. Neden zevk alıyorlar, tarzları nelerdir? Bunları araştırıp, Türkiye olarak farklı ürünlerin hizmetini sunma gayreti içerisindeyiz.

Ocak / Şubat - January / February 2013

Antalya, which welcomes millions of Russian guests each year, is improving its relations with Russia in fresh fruit and vegetable and flower exports. The relations between Antalya- where 1000 Russian citizens live permanently- and Russia are growing stronger with each day. The Antalya Chamber of Commerce and Industry (ATSO) have organized an event called Russian Day to acknowledge this string relationship. The event was attended the Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, Deputy Minister of Culture and Tourism Dr. Abdurrahman Arıcı, ATSO President Çetin Osman Budak, Trade Attaché of Turkey’s Embassy to Moscow Atilla Kızılarslan, Customs

Deputy Minister of Culture and Tourism Dr. Abdurrahman Arıcı said that Turkey was in good relations with Russia. Arıcı, who stated that the presidents of the two countries were meeting recently, said that he hoped this situation would reflect positively on tourism and culture.

The goal: To increase customer satisfaction

The Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak stated that the biggest item between the economic relations between the two countries was energy but that Russian investments in Turkey increased in recent years and totaled 1, 1 billion dollars. Governor Dr. Altıparmak said, “We receive the most tourists from Russia. We cannot ignore this market. We need to find out what they like and what would attract them. We are looking to present a variety of services.”


ANTALYA 27

Ocak / Şubat - January / February 2013


Gıda sektörünün kalbi Antalya’da atacak G

eride kalan 19 yılda olduğu gibi bu yılda gıda sektörü Antalya’da, Antalya EXPO Center’de 20–23 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek olan Anfaş Food Product 20.Uluslararası Gıda İhtisas Fuarı’nda bir araya geliyor. Anfaş Food Product 20.Uluslararası Gıda İhtisas Fuarı’na eş zamanlı olarak bu yıl ikinci kez düzenlenecek olan Anfaş Bevex İçecek İhtisas Fuarı da kapılarını sektör temsilcilerine ve ziyaretçilerine açıyor. Toplam 4 gün sürecek olan Anfaş Food Product ve Anfaş Bevex fuarlarına Türkiye’nin yanı sıra dünyanın dört bir yanından 45 binin üzerinde ziyaretçinin gelmesi, 400’ün üzerinde firmanın 5 bine yakın ürünü ile katılması bekleniyor. Fuarda bakliyattan yağa, deniz ürünlerinden süte ve ambalaja kadar sektörün tüm dalları ürünlerini tanıtma ve iş bağlantıları kurma imkanı buluyor.

28

ANTALYA

Gıda ve içecek firmalarından gövde gösterisi

Anfaş Food Product 20.Uluslararası Gıda İhtisas Fuarı’nın uzun soluklu bir fuar olduğunu kaydeden ve fuara düzenli olarak katılan firmaların yanı sıra yeni katılan firma sayısının her yıl yüzde 40 oranında arttığını kaydeden Anfaş Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çalık, “Türkiye’nin önde gelen büyük gıda maddesi üreten firmaları fuarda yerlerini aldılar. Fuarlarımız ve fuar alanımız ülkemizin, Asya, Avrupa ve Ortadoğu’nun otel, restoran, fast-food, bar, kafeterya, pastane, süper market, gıda toptancıları, yemek fabrikalarının yöneticilerini ağırlamaya hazır” diye konuştu. Çalık, fuarlarda ürünlerin tüketicilere en iyi şekilde tanıtıldığı gibi ikili görüşmelerle yeni iş bağlantılarının gerçekleştiğine de dikkat çekti.

Ocak / Şubat - January / February 2013

The heart of the food sector will beat in Antalya

T

he food sector, just like it has been for the past 19 years, is convening in Antalya, during the Anfaş Food Product 20th International Food Specialty Fair, which will be held on February 20-23 at the Antalya EXPO Center. The Anfaş Bevex Specialty Fair will also be organized at the same time for the second year round. The fair that will last for four days is expected to be attended by over 45 thousand visitors and over 400 companies with nearly 5000 products. During the fair, all partners of the sector get a chance to exhibit their products and make business connections.

Showtime for food and beverage companies

Anfaş chairman Mustafa Çalık, who stated that the fair was a long running event and that the number of contributing firms increased by 40% each year, said, “Turkey’s most prominent food companies are attending the fair. Our city is also ready to welcome companies of the sector from Asia, Europe and the Middle East.”Çalık said that products were introduced to buyers during the fair and that companies had the chance to make new business connections.


Bu yolda

emin adımlarla ...

FASDAT GIDA DAĞITIM SAN.TIC.A.Ş. Emirhan Cad. Atakule No: 145/A Kat: 16 Dikilitaş / Beşiktaş - İstanbul Tel: 0 212 381 49 00 Faks: 0 212 381 49 49 FASDAT SEBZE DOĞRAMA PAKETLEME SAN.TIC.A.Ş. Organize Sanayi Bölgesi 1.Kısım 1.Cadde No: 9 Döşemealtı / Antalya Tel: 0 242 258 03 15 (pbx) Faks: 0 242 258 03 19

www.fasdat.com.tr

ANTALYA 29

Ocak / Şubat - January / February 2013


Noel Baba Müzesi’ne ziyaretçi akını Dünyanın dört bir yanından 10 milyon 726 bin 136 misafir, geçen yıl tatil tercihlerini Antalya’dan yana kullandı. Gazipaşa’dan Kaş’a kadar uzanan eşsiz coğrafyada yer alan 21 ören yeri ve müze içerisinde en fazla tercih edilen ise 485 bin 52 kişinin ziyaret ettiği Noel Baba Müzesi oldu.

The Museum of Santa Claus swarmed with visitors 10 million 726 thousand 136 guests chose to vacation in Antalya last year. The most visited excursion site was the Museum of Santa Claus, with 485, 052 visitors among 21 excursion sites and museums. 30

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


D

oğal güzellikleri, tarihle anlam bulduğu Antalya, 2012 yılında dünyanın dört bir yanından 10 milyon 726 bin 136 misafir ağırladı. Antalya’nın Akdeniz kıyısındaki birbirinden lüks otellerinde yılın yorgunluğunu atıp, berrak sularında serinleyen turistler kentin kültür mirasını görmeyi de ihmal etmedi. Pamfilya’nın ve Likya’nın antik kentleri, buralarda gerçekleşen kazılarda gün yüzüne çıkan şaheserlerin sergilendiği müzeler yıl boyunca doldu taştı. Antalya Müzesi’nden Side Müzesi’ne, Xanthos’tan Karain’e, Noel Baba Müzesi’nden Aspendos’a il genelindeki 21 müze ve

ören yeri 2012 yılında 3 milyon 114 bin 95 ziyaretçi ağırladı. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün istatistiklerine göre turistler en fazla Noel Baba Müzesi’ni ziyaret etti. Hristiyanlık dini açısından büyük önem taşıyan, Aziz Nicholas adına yaptırılmış olmasından dolayı yurtdışından gelen turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Noel Baba Müzesi, 2012 yılında 485 bin 52 ziyaretçi ağırladı. Demre’de bulunan ve Likya döneminin en önemli şehirlerinden olan Myra da ziyaretçi akınına uğradı. Kaya mezarları, antik tiyatrosu ve toprak altında kalan onlarca yapısı ile Myra geçtiğimiz yıl 448 bin 210 misafir tarafından ziyaret edildi.

A

ntalya, where scenic beauties find meaning with historical riches, welcomed 10 million 726 thousand 136 guests from all over the world in 2012. Tourists who rested at luxurious hotels along the shore also witnessed the cultural assets of the city. The antique cities of Pamphylia and Lycia and museums filled with artifacts unearthed during excavations were swarmed with people throughout the year. a total of 21 museum and excursion sites that include the Antalya and Side Museums, Xanthus and Karain, Museum of Santa Claus and Aspendos, welcomed 23 million 114 thousand 95 visi-

tors in 2012. According to the statistics of the Antalya City Culture and Tourism Directorate, the most visited attraction point was the Museum of Santa Claus. The museum, dedicated to Saint Nicholas received a total of 485, 052 visitors, and mostly foreign tourists. Myra, located in Demre- an important Lycian antique city- was also a popular spot. Myra, which attracts attention with its rock tombs, antique theatre and many structures buried underground, was visited by 448, 210 visitors last year.

Discounts with MuseumCard

The Aspendos antique theatre was also a very popular site in 2012 and was visited

ANTALYA 31

Ocak / Şubat - January / February 2013


Müzekart ile avantajlı ziyaret

Antalya’nın dünyaca ünlü kültür mirası Aspendos Antik Tiyatrosu da 2012 yılında ziyaretçi akınına uğradı. Antik tiyatro 371 bin 18 kişi tarafından ziyaret edildi. Bu rakam ile Aspendos, Noel Baba Müzesi ve Myra’dan sonra Antalya’da en fazla ziyaret edilen kültür mirası listesinde üçüncü sırada yer aldı. Onu Alanya Kalesi (343 bin 724), Perge Antik Kenti (272 bin 655), Olympos (259 bin 83), Phaselis (191 bin 735), Antalya Müzesi (173 bin 843), Patara (155 bin 745), Side Tiyatrosu (119 bin 948) izledi. Müze ve ören yerlerinin ziyaretinden 9 milyon 850 bin 721 lira 50 kuruş gelir elde edildi. Müzekart 32

ANTALYA

sahibi olanlar ören yeri ve müze ziyaretlerinde her zamanki gibi büyük avantaj elde etti.

Antalya’ya koştular

2012 yılında Antalya’ya en fazla turist gönderen ülkeler sıralamasında Almanya 2 milyon 884 bin 277 kişi ile listenin ilk sırasında yer aldı. Almanya’yı 2 milyon 761 bin 145 kişi ile Rusya izledi. Almanya ve Rusya’dan gelen misafirler, toplam misafir sayısının yüzde 54.81’ini oluşturdu. Tatil tercihini Antalya’dan yana kullanan ilk 5 ülkenin üçüncü sırasında 528 bin 612 misafir ile Hollanda, dördüncü sırasında 408 bin 960 misafir ile İngiltere, beşinci sırasında ise 348 bin 96 misafir ile İsveç yer aldı.

Ocak / Şubat - January / February 2013

by 371, 018 people in 2012. This made the theater the third most visited site after the Museum of Santa Claus and Myra. That was followed by Alanya Castle (343, 724), Perge antique city (272, 655), Olympos (259, 083), Phaselis (191, 735), Antalya Museum (173, 843), Patara (155, 745), and Side Theatre (119, 948). Revenues from these visits totaled 9 million 850 thousand and 721 Turkish Liras. Those who purchased the MuseumCard got advantage of the great discounts.

Running to Antalya

Antalya received the most tourists from Germany in 2012 with 2 million 884 thousand and 277 people. Germany was followed by Russia with 2 million 761 thousand 145 tourists. Tourists from Germany and Russia made up 54, 81% of total foreign tourists. Third was Holland with 528 thousand 621 guests, Britain was fourth with 408 thousand 960 guests and Sweden was fifth with 348 thousand 96 guests.


ANTALYA 33

Ocak / Şubat - January / February 2013


Advertorial

Akdeniz’in prestijli sığınağı:

Çelebi Marina Antalya Denizde 235 yüksek donanımlı bağlama yeri ve karada 300 adet yat kapasitesi ile Akdeniz çanağında öne çıkan Çelebi Marina Antalya, ikinci kez 5 Altın Çıpa ödülüne layık görülmenin gururunu yaşıyor.

A prestigious shelter in the Mediterranean

U

luslararası alandaki en prestijli derecelendirmelerden biri olan 5 Altın Çıpa ödülünü ilk kez 2009 yılında alan Çelebi Marina Antalya, 2012 yılında The Yacht Harbour Association yetkilileri tarafından bu prestijli ödüle tekrar layık görüldü. Çelebi Marina Antalya, “yüksek kaliteli ve güvenli bir sığınak” ifadesi ile betimlenmesinin yanı sıra, “mükemmel sosyal tesisler, restoran, 7/24 işletim, müşteri hizmetlerine verilen önem ve bakımlı bir marina” olarak lanse edildi. Çelebi Holding iştiraki olarak Antalya ticari limanı ana mendireği içerisinde 2007 yılından bu yana faaliyet gösteren Çelebi Marina Antalya, şehir merkezine 10 kilometre, Antalya havalimanına ise 30 kilometre mesafede bulunuyor. Antalya’nın renkli yaşamı ile iç içe olan Çelebi Marina, misafirlerine 60–75 ve 200 ton kapasiteli gezer lift, 200 tonluk çekek ve 12 tonluk yat taşıyıcısı ile hizmet sunuyor. Tecrübeli kızak personeli ve 200 ton kapasiteye kadar vinçleriyle Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki en büyük gezer lift kapasitesine sahip olan marinada, yatçıların ihtiyaç duyacağı her türlü 34

ANTALYA

bakım ve onarım hizmetleri bulunuyor. Kapalı yat bakım onarım hangarı da, çevresel şartlara uygun olarak yatçılara hizmet veriyor. Türkiye’deki 17 “Mavi Bayraklı” marina arasında yer alan Çelebi Marina, yüksek standartlı yat bağlama iskeleleri, teknik servis ve sosyal tesis olanakları ile kullanıcıların her türlü ihtiyacına cevap verebiliyor. Çelebi Marina Antalya ayrıca Uluslararası MARPOL (Deniz Kirliliği Sözleşmesi) kapsamındaki atık su, sintine, atık yağ ve katı atık alabilme adına Atık Kabul Tesisi Lisans Belgesi’ne sahip. Çelebi Marina Antalya bir yaşam merkezi olarak konumlandırılmasının yanı sıra, denizciliğin sevdirilmesi ve gelişimine de büyük önem veriyor. Çeşitli aktivitelere ev sahipliği yapan marina bünyesinde 5–18 yaş arasında çocuk ve gençlerin eğitim aldığı bir yelken kulübü bulunuyor. Antalya’da denizcilik alanında eğitim faaliyetlerine önem veren ve gelişmesi için yoğun çaba harcayan Antalya Yelken Kulübü de (AYDIK) Çelebi Marina tarafından destekleniyor.

Ocak / Şubat - January / February 2013

Çelebi Marina Antalya, which has 235 highly equipped home ports and 300 yacht capacity on shore, is proud to have received the 5 Gold Anchor Award for the second time.

Ç

elebi Marina Antalya, which received the highly prestigious 5 Gold Anchor Award, for the first time in 2009, was given the same award in 2012 by The Yacht Harbor Association. Çelebi Marina Antalya was described as a high quality and safe harbor and a marina that has excellent social facilities, restaurant, 24/7 communication and an establishment that cares about customer satisfaction. Çelebi Marina Antalya, which has been providing services in the Antalya port’s main jetty since 2007 as a sister company of Çelebi Holding, is located 10 kilometers from the city center and 30 kilometers from Antalya International Airport. Çelebi Marina services its customers with 60-70 and 200 ton capacity mobile lifts, 200 tons barrows and a 12 tons capacity yacht carrier. In the marina, which has an expert team and cranes up to 200

tons of capacity, all services regarding maintenance are provided. The indoor yacht maintenance hangar is environmentally friendly. Çelebi Marina, which is one of the 17 blue flagged marinas in Turkey, caters to all the needs of yacht owners with its high standard yacht docking piers, technical services and social facilities. Çelebi Marina Antalya also has the Waste Reception Facility License and can disperse of waste water, solid waste and oil waste within the context of MARPOL. Besides being built as a social center, Çelebi Marina Antalya puts great importance on the improvement and education of sea life. There is a sailing club within the marina for kids between the ages of 5 and 18, which also organizes various activities. The Antalya Sailing Club, which works hard to develop and improve maritime education in the city, is sponsored by Çelebi Marina.


ANTALYA 35

Ocak / Şubat - January / February 2013


Yazı / Artcile - Fotoğraf / Photograph: Özgür Önder

Şarap festivalinden

tiyatro süsüne Bugün Antalya Müzesi’nde sergilenen masklar, ziyaretçilerini antik çağın festivallerinde bir yolculuğa çıkarırken, Pergeli heykeltıraşların ustalıkları ve oyuncuların kullandığı masklarla ilgili önemli bilgiler de veriyor

36

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


From the wine festival to theatre decorations While the masks which are on display at the Antalya Museum take visitors on a journey through the festival of the antique ages, they give us important information about the crafts of sculptors of Perge and the masks that actors wore.

A

ntik çağda Dionysos’un şarap yoluyla özellikle sanatçılara esin ve ilham veren bir tanrı olduğuna inanıldı. Onun adına şarap festivalleri düzenlendi ve bu festivallere katılanlar Dionysos’u simgeleyen masklar taktı. Şarap Tanrısı Dionysos’a atfen festivallerde takılan masklar daha sonra tiyatro sahnelerinde oyuncular tarafından kullanılmaya başlandı. Yaprak şeklindeki ağaç kabuklarından yapılan masklar, başlangıçta sadece gözü kapatacak şekilde kullanıldı, daha sonra ise yüzün tamamını kapladı. Sahnedeki oyuncunun duyguları masklarla ifade edildi. Mutluluk, üzüntü, neşe, dram temsil sırasında oyuncunun kullandığı masklarla izleyiciye yansıtıldı. Daha sonra bu masklar aktörlerin sahne kostümlerinin ayrılmaz bir parçası oldu.

Masklar aynı zamanda süslemeler, boyamalar, saç ve sakal stilleri ile farklı şekillere de büründürülürdü. Tüm bu özellikleriyle masklar aynı zamanda aktörler için seyirciyi ikna etmede en önemli araç olma özeliğini taşıdı. Masklar başlangıçta komedilerde daha sonra ise tüm oyunlarda kullanıldı.

Tiyatro sahnesini de süsledi

Tiyatro sahnelerinde, oyuncuların canlandırdıkları karakterin ruh halini yansıtmak için taktıkları masklar, zamanla tiyatroların süsle-

I

n the antique ages, it was believed that Dionysus was a God that inspired actors through wine. Wine festivals were organized to honor him and those who attended the festivals wore masks that symbolized Dionysus. Masks, which were once worn at festival dedicated to Dionysus, became a crucial part of an actor’s costume in time. Masks, which were made from tree barks in the shape of leaves, used to cover only the yes in the beginning and then the entire face.

The emotions of actors, such as joy, sadness and drama were conveyed through masks.

Became the symbol of the character’s mood

Masks, which had different facial expressions depending on the type of the play, had different characteristics. While the masks used in tragedies were made easier for us to hear the sound of the actor, the masks used in comedies had a round hole in the mouth area which amplified

Karakterin ruh halinin simgesi oldu

Oyunun tarzına göre farklı yüz ifadelerine sahip olan masklar, yine oyunun tarzına göre değişik özellikler gösterirdi. Trajedilerde kullanılan masklar ağızdan çıkan sesi rahatça geçirirken, komedilerde kullanılan masklar ağız bölümündeki yuvarlak delik nedeniyle aktörün sesini yükseltirdi. ANTALYA 37

Ocak / Şubat - January / February 2013


Antalya Müzesi’nde sergilenen masklar, ziyaretçileri büyülüyor. People who visit the museum are stunned by the beauty of the masks that are on display.

Theatre were important in conveying the artistic characteristics of the building and the antique city.

melerinde de kullanılmaya başlandı. Tiyatro sahnesi çok farklı ve etkileyici ifadelere sahip masklarla donatıldı. Özellikle Perge Tiyatrosu’nda kullanılan masklar, yapının ve antik kentin sanatsal özelliklerini yansıtmada önemli rol oynadı. Perge Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazı çalışmalarında bulunan masklar bugün Antalya Müzesi’nde sergileniyor. Müzenin bahçesinde, sinevizyon salonunun girişindeki bölümde sergilenen masklar, o dönemde sanatçıların kullandığı masklarla ilgili fikir de veriyor. 38

ANTALYA

Ziyaretçilerini büyülüyor

Antalya Müzesi’nde sergilenen tiyatro süsü maskların göz ve ağız bölümleri sanatçının kullandığı masklardaki gibi deliktir. Mermerden yapılan ve tiyatroyu süsleyen maskların yüz ifadesi ve saçları gibi ince detayların, tıpkı ağaç dalından yapılan masklardaki gibi net bir şekilde görünmesi dikkat çeker. Ziyaretçileri büyüleyen bu detaylar, Pergeli heykeltıraşların sanatlarında ne kadar ileri ve yetenekli olduklarının da göstergesidir.

Ocak / Şubat - January / February 2013

the actor’s voice. Masks also had different colors, decorations and facial hair designs. With all these aspects, masks became the most important tool for actors to convince the crowd. Masks were first used in comedies, and then in all plays.

Decorated the stage

Masks, which were initially used to convey the actor’s emotions, began to be used as decorations in theatres. The stage would be decorated with very unique and impressive masks. Especially the masks used in Perge

Masks that were unearthed during excavations at Perge antique city are now on display at the Antalya Museum. The masks, which are exhibited in the garden, at the entrance of the cinema hall, give us clues about the masks used by artists at that time.

Amazes its visitors

The decorated masks which are on display at the museum have holes in the eye and mouth portion, just like the masks used by artists. The facial expressions and small details like the hair on marble masks are as intricate as those made from wood. These details, which amaze the visitors, show us just how talented sculptors from Perge were.


ANTALYA 39

Ocak / Şubat - January / February 2013


40

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


ANTALYA 41

Ocak / Şubat - January / February 2013


42

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


İlim irfan yuvası

Elmalı Likyalılardan Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara sayısız medeniyete ev sahipliği yapan, Antalya’nın buram buram tarih kokan ilçesi Elmalı, Teke Bölgesi’nin idare merkezi olmasından dolayı aynı zamanda ilim irfan şehridir.

A city of science and education Elmalı, which has been host to many civilizations from the Lycians to the Romans, from the Seljuk to the Ottomans, is also a city of science and education due to the fact that it was the management center of Teke Region.

U

çsuz bucaksız bir platonun sonunda, köklü tarihinin yüklü mirasını korumak istercesine sırtını ardındaki dağa yaslayan, dağın hemen yamacında bulunan evliya türbeleriyle kutsanmış bir ilim irfan yuvasıdır Elmalı. Aşağılara indikçe asırlık tarihinin derin izleri, zengin kültürün yansımalarıyla gösterir kendini; tarihi çarşısı, Teke Beylerinin konakları, Osmanlı mimarisini en iyi şekilde yansıtan Antalya’nın en büyük anıtsal camisi ve daha niceleriyle. Verimli ovalarında Tümülüsler, tepelerin üzerinde Kral Mezarları ve yeniden doğuşa olan inançla hediyelerle son yolculuğuna uğurlanmış ilk Elmalılının Küp Mezarları yükselir.

Tarihi çarşıda ustalar, bereketli topraklarda yetişmiş nohutları Türkiye’nin en leziz leblebisi haline getirirken er meydanında kıspetini giyip yağlanan pehlivan ‘Hayda bre pehlivan’ naralarıyla peşrev çeker. Torosların Batı Akdeniz’e uzanan kıvrımları arasına sıkışmış, çanak gibi bir platonun üzerine kuruludur Elmalı. Doğanın cömertliğini hiç esirgemediği bu topraklar, mağaradan çıkıp kendisine yeni yaşam alanları arayan ilk insanlardan günümüze, Likyalılardan Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara sayısız medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Teke Bölgesi’nin idare merkezi olmasından dolayı aynı

E

lmalı is a city of science and education at the end of a vast plateau which has its back to the mountain as if trying to protect its profound cultural heritage. As you descend, the traces of this profound history and culture begin to show themselves with the mansions of Teke, historical bazaar, the monumental mosque and many more structures. Tumuli rise on fruitful plains, king tombs on hills and the cube tombs of the first inhabitant of Elmalı who is accompanied by gifts on his final journey. While masters turn chickpeas into roasted chickpeas in the historical bazaar, oil wrestlers compete to become champions. ANTALYA 43

Ocak / Şubat - January / February 2013


zamanda ilim irfan şehridir. Kışın karla kaplı dağları, yaz aylarında Antalya’nın sıcağından kaçıp, nefes alınabilecek en güzel yaylalara ev sahipliği yapar. Tarih, kültür ve doğal güzellikler anlamını bulmuştur bu coğrafyada.

Elmalı Müzesi bölgenin tarihini aydınlatıyor

Sedir ormanlarının kapladığı dağların yamacından başlayıp kilometreler boyunca uzanan bereketli topraklar, Neolitik dönemden bugüne pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Karaburun’dan Kızılbel’e, Bağbaşı’ndan Semahöyük’e, Hacımusalar’dan Bayındır’a kadar Elmalı’nın dört bir yanında binlerce yıl önce başlayan yaşam, bu coğrafyayı tarihin derin izleriyle 44

ANTALYA

kaplamıştır. Onlarca medeniyete ev sahipliği yapan topraklarda 1963 yılında başlayan yüzey araştırması ve kazılarda insanlık tarihi için çok önemli eserler gün yüzüne çıkartılmıştır. Aralarında dünyada “yüzyılın definesi” olarak adlandırılan, Likya dönemine ait sikkelerin de bulunduğu eserler Elmalı Müzesi’nde sergileniyor. Toplam 2 bin 400 metrekare alana sahip 3 katlı bir binada kurulu olan Elmalı Müzesi’nde, Kalkolitik dönemde Likya uygarlığının izlerine kadar birçok tarihi eser yer alıyor. Müzenin giriş katının sol tarafındaki salonlarda Bağbaşı ve Karataş-Semahöyük kazılarından elde edilen eserler bulunuyor. Bu eserlerin arasında yerleşkenin yaşam biçimini

Ocak / Şubat - January / February 2013

Elmalı is located on a plateau stuck in the curves of the Taurus Mountains that stretches all the way to the Mediterranean. These fruitful lands have been home to many civilizations from the Lycians to the Romans, from the Seljuk to the Ottomans. It is also a city of science and education due to the fact that it is the management center of the Teke Region. It hosts the best plateaus in the city which are covered in snow during the winter and provide coolness during the summer. History, culture and nature have found their true meaning in this geography.

The Elmalı Museum sheds light on the history of the region

Fruitful lands that start from the slope of mountains covered with cedar forest and continue for hundreds of kilometers have been home to many civilizations since the Neolithic Age. Life that began in all the corners of Elmalı thousands of years ago has covered this region with many historical assets. Many artifacts were unearthed during the excavations which began in 1963. The Coins of Elmalı, which is regarded as the treasure of the century, are being displayed at the Elmalı Museum. The 2400 square meter, three-storey museum includes many historical relics from the Chalcolithic


yansıtan aletler, mühürler ve takılar var. İkinci bölümde mezar ve büyük kaplar, üçüncü salonda ise içerisinde iskeletleri ve hediyeleriyle küp mezarlar yer alıyor. Birinci katta küçük eserlerin sergilendiği salonda Hacımusalar höyük kazılarında çıkan eserler bulunuyor. Sikke salonunda ise Likya ile Roma İmparatorluk sikkeleri sergileniyor. Birinci katın her iki yanında Karaburun ve Kızılbel mezar odaları yer alıyor. Mezar odalarının içerisindeki resimler görenleri kendine hayran bırakıyor. Müzenin bahçesindeyse Helenistik dönemden Osmanlı dönemine kadar eserler sergileniyor. Bahçedeki Elmalı’ya özgü arı kovanı ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.

Birbirinden önemli Kral Mezarları

Tarihin kültür ve doğal güzelliklerle anlam bulduğu Elmalı’da bilinen iki anıt mezar var. Bunlardan birisi Karaburun, diğeri Kızılbel’de bulunuyor. Bu mezarların M.Ö. 5’inci yüzyıldan kalma olduğu tahmin ediliyor. İçerisi av ve savaş sahnelerinden oluşan fresklerle süslü olan Kızılbel mezarı önemli bir savaşçıya, Karaburun mezarı ise Perslere hizmet etmiş bir beye ait. Her ikisi de tepelerde yapılmış ve üzerleri toprakla, blok taşlarla kapatılmış bu mezarlar bugün Elmalı Müzesi’nde görülebiliyor.

Yeniden doğuş inancının izinde Küp Mezarlar Mağarada uzunca bir

Age to the last stages of the Lycian rule. On the left side of the ground floor, artifacts unearthed during the Bağbaşı and KarataşSemahöyük excavations are on display which include tools, seals and jewelry. In the second hall are tombs and large doors and in the third hall are skeletons and cube tombs with gifts. In the hall on the first floor where small objects are exhibited, artifacts unearthed during the Hacımusalar tumulus excavations are displayed. Lycia and Roman Empire coins are on display at the coins hall. There are Karaburun and Kızılbel tomb chambers on either side of the first floor. The paintings in these tomb chambers amaze everyone. Artifacts

from the Hellenistic Age to the Ottoman period are displayed in the garden. The beehive in the yard also attracts a lot of attention.

Important king tombs

There are two known monumental tombs in Elmalı; one of them is in Karaburun and the other is in Kızılbel. It is estimated that these tombs date back to 5th century B.C. The one in Kızılbel, decorated with frescoes depicting scenes from hunting and war belongs to an important warrior and the other one belongs to a gentleman that served the Persians. Both these tombs, covered with soil and block stones, can be seen at the Elmalı Museum. ANTALYA 45

Ocak / Şubat - January / February 2013


longings of the dead would be placed inside the cube to be used after reincarnation. A text regarding the tradition doesn’t exist since scripture wasn’t invented. This tradition continued until 6th century B.C. These cube tombs can be seen at the Antalya Museum and Elmalı Museum.

Elmalı coins: The treasure of the century

dönem süren yaşam, insanoğlunun gelişimiyle birlikte yerini önce korunaklı dağ yamaçlarına, sonra verimli ovalara uzanmış. Burada toprağı ekip biçmeyi öğrenen insan, gündelik yaşamda lazım olan araç ve gereçleri de icat etmiş. Ve insan günümüzden 4-5 bin yıl önce de bugün olduğu gibi ölülerini kültürüne ve inançlarına göre defnetmiş. O dönemlerde Elmalı Semahöyük’te ölüler küplere konularak toprağa verilirmiş. Aile mezarlığı şeklinde olan bu küp mezarlarda bazen 40’a yakın iskelet bulunurmuş. Doğu-batı yönünde yerleştirilen küp mezarların açık ağzı doğuya çevrilip, 46

ANTALYA

yeniden doğuş inancından dolayı küplerin içerisine ölünün değerli eşyaları, ikinci hayatında kullanması için bırakılırmış. O dönemde yazı henüz icat olmadığı için yazılı metin bulunamamış. Bu gelenek M.Ö. 6’ncı yüzyıla kadar devam etmiş. Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi Elmalı’da yoğun bir şekilde bulunan küp mezarlar bugün Antalya Müzesinde ve Elmalı Müzesi’nde sergileniyor.

Yüzyılın definesi Elmalı sikkeleri

M.Ö. beşinci yüzyılda Perslerin Yunanistan’ı işgal etmesinin ardından Atina Şehir Devletleri önderliğin-

Ocak / Şubat - January / February 2013

Cube Tombs

Life that continued in caves for a long time first moved to the outskirts of mountains as man evolved and continued on fruitful plains. Humans, who learned to cultivate the soil on these plains, also invented the tools they need in their daily lives. And humans buried their dead in accordance with their beliefs and traditions 5000 years ago. Back in those days, the dead in Elmalı Semahöyük were buried in cubes. These cubes, which were like family cemeteries, sometimes included 40 bodies. The mouth of the cube would be left open and turned to the east and the personal be-

After the Persians conquered Greece in 5th century B.C., a union was formed under the leadership of the Athens City States. The union, which included Lycian cities, ended the Persian invasion and coins were minted to commemorate the victory for each participating city. These coins, which give us clues about the coin minting techniques of the age, were unearthed during an illegal excavation in Bayındır village in Elmalı. Even though the robbers were caught, the treasure that included 1900 silver coins was sent abroad. The location of the coins was finally pinpointed and the treasure was returned. The treasure, which includes 1348 coins minted in Anatolia, 287 coins minted in Greece and 44 coins in the Aegean islands, is on display at the Antalya Museum and Elmalı Museum. While 80% of the treasure is made up of Anatolian coins, Lycian coins make up the majority with 61%. The coins are important in shedding light on the history of the region with their molds, weights and names. 14 deca-drahmi were found within the treasure, making the total of these types of coins in the world 27.


de bir birlik oluşturulmiştir. Likya şehirlerinin de yer aldığı birlik Pers işgaline son vermiş ve elde edilen büyük zaferin anısına bütün şehirleri içeren paralar basılmıştır. İnce işçiliği ve sikke bilimi açısından bilinmeyenlerin çözümüne yönelik ipuçları veren bu paralar, 2 bin yılı aşkın bir zaman sonra, Elmalı’nın Bayındır köyünde yapılan kaçak kazıyla yeniden gün yüzüne çıkmıştır. Kaçak kazıyı gerçekleştirenler yakalansa da, bin 900 adet gümüş sikkeyi kapsayan define tüm çabalara rağmen yurt dışına kaçırılmıştır. Nümismatlar tarafından “yüzyılın definesi” olarak lanse edilen sikkelerin nerede olduğu yoğun çabalar sonucunda belirlenmiş ve yeniden anavatanına getirilmiştir. Bin 348 adedi Anadolu, 287 adedi Orta ve Kuzey Yunanistan, 44 adedi ise Ege Adaları’ndaki yerleşim merkezlerinde basılan örnekleri içeren yüzyılın definesi Elmalı Sikkeleri, halen

Antalya Müzesi ve Elmalı Müzesi’nde sergileniyor. Definenin yüzde 80’i Anadolu sikkelerinden oluşurken, Likya sikkeleri yüzde 61 oranla definede en fazla paya sahip. Elmalı definesi kalıp baskıları, ağırlık sistemleri ve yeni isimler ile bu dönemi aydınlatması bakımından oldukça önemli. Definenin gün yüzüne çıkartılmasıyla dünyada 1984 yılına kadar 13 tane olduğu bilinen dekadrahmi sayısı 27’ye çıktı; çünkü yüzyılın definesinde 14 adet daha dekadrahmi bulundu.

Elmalı Kent Müzesi

Tarihin, kültürün ve doğal güzelliklerin iç içe olduğu Elmalı, asırlar boyu Sinan-i Ümmi’den Vahhab-ı Ümmi’ye, Abdal Musa’dan Eroğlu Nuri’ye, Niyazı-i Mısri’den Nuzuli’ye ve yakın tarihe damgasını vurmuş Muhammet Hamdi Yazır’a kadar sayısız din adamı yetiştirmiştir. Cumhuriyet döneminin “Hak Dini Kuran”

Elmalı City Museum

Elmalı, which harbors historical, cultural and natural riches, has educated many important religious figures throughout its history such as Sinan-i Ümmi, Vahhab-ı Ümmi, Abdal Musa, Eroğlu Nuri, Niyazı-i Mısri and Nuzuli. Muhammed Hamdi Yazır, who was the other of the first Turkish Quran of the Republic Period, became famous for this book that was called “Quran: A Religion of Justice”, was the one who put Elmalı on the Islamic map. Muhammed Hamdi Yazır, who was born and raised in Karyağdı neighborhood, lived in Istanbul for the rest of his life but the people of Elmalı never forgot this important scholar. Works to build a museum dedicated to him by restoring an old mansion still continue. In the museum which will open next month, his works and personal belongings will be exhibited. The mansion, which is being restored

within the context of the Şehr-i Elmalı Project, is being sponsored by the Western Mediterranean Development Agency.

The century old Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Mansion

Elmalı reaches back towards the past in every step with its narrow streets, historical bazaar and market. The city, which displays Anatolian cultural elements, begins from the outskirt of the mountain and ends at the fruitful plain. Elmalı, which was once the home of Teke Seigniory, also attracts attention with century old mansions. The most important example of these mansions, which amazes everyone with their alcoves, old style windows and bright colors, is the Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Mansion. The two-storey mansion on the outskirt of the borough defies time with its lace curtains, white lace needle covers, big pots in

Elmalı, Neolitik dönemden bugüne pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Elmalı was host to many civilizations from the Neolithic age to the present.

ANTALYA 47

Ocak / Şubat - January / February 2013


“Antalya’mızı sadece denizden ibaret bir turizm şehri olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Bünyesinde asırlar boyu sayısız medeniyet barındıran, uygarlıkların beşiği olan bu kentin kültürel ve tarihi zenginliğini göz ardı etmek, kültür, tarih, inanç ve yayla turizmini yok saymak büyük bir hata ve eksiklik olacaktır. Tarih, kültür, yayla ve inanç turizmi denince Antalya’mızda ilk akla gelen ve görülmesi, gezilmesi gereken, en görkemli ve göz alıcı yer olarak, tarihi ve kültürel bilgi ve birikime sahip olan herkes, istinasız size “Şehr-i Elmalı”mızı işaret edecektir. Sinan-ı Ümmi’nin mısralarında anlamlı bir şekilde ifadesini bulan, “gül alınıp gül satılan ve çarşı pazarı gül kokan” Şehr-i Elmalımız, tarihi birikimiyle, kültürel yapısıyla, doğal güzellikleriyle ve gül kokulu insanlarıyla, Anadolu’da özel bir yere, mana ve derinliğine sahiptir. Şehr-i Elmalı’nın her karışında; bizden, tarihimizden, kültürel dokumuzdan ve geleneklerimizden izler bulmamız mümkün olduğu gibi, birçok medeniyete çıkış noktası ve beşiklik etmesi nedeniyle insanlık tarihi açısından da çok önemli bir mirasa tanıklık edebilirsiniz. Geçmişi Likyalılara kadar uzanan, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış “Şehr-i Elmalı”, yüzyılın definesi olarak kabul edilen Elmalı Hazineleri, Bayındır ve Kızılbel Kral (Kaya) Mezarları, arı serenleri, İskender Yolu ile Fildişi Çocuklu Kadın Heykeli, Semahöyük Küp Mezarları, Ömer Paşa Camii ve Külliyesi, cumbalı evleri, arastaları, ağa konakları, Kırkpınar’dan bile eski Yeşil Yayla Yağlı Pehlivan Güreşleri ve mehter takımı, dünyanın en yaşlı ve en görkemli sedir, ardıç ve 2 bin yıllık anıt ağaçlarına sahip Çığlıkara Ormanları, Toroslar’ın en yüksek noktalarından biri olan Kızlar Sivrisi ile Avlan Gölü, restorasyonu tamamlanan ve eski kimliğine yeniden kavuşan Tarihi Helvacılar Çarşısı ve Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Konağı, hazinenin sergilendiği müze ve daha sayamadığımız onlarca tarih, kültür ve doğa mirasına sahip olup, tarihe ve kültüre meraklı herkesi ağırlamayı bekliyor. “Şehr-i Elmalı”, Sinan-i Ümmi’den Vahhab-ı Ümmi’ye, Abdal Musa’dan Eroğlu Nuri’ye, Elmalının mana ikliminden mayalanan Niyazı-i Mısri’ye, Nuzuli’ye ve yakın tarihimizde Elmalılı Muhammet Hamdi Yazır ve İbrahim Bedrettin Elmalı da dâhil olmak üzere birçok büyük değeri ve mana adamını bağrından çıkarmış, bir ilim ve irfan şehridir. “Gül alıp gül satılan” bu güzel şehir, güzel insanlarıyla, kültürel ve tarihi dokusuyla, mana ve ilim dünyamızı aydınlatan kandilleriyle ve gıpta edilecek doğal güzellikleriyle misafirlerinin yolunu gözlüyor.” 48

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

Elmalı Kaymakamı The District Governor of Elmalı Mehmet Murat Çekmen

Şehr-i Elmalı “It is a mistake to see Antalya as a touristic city that only offers sea, sand and sun. It would be a big mistake to ignore all the cultural and historical riches in a city that has hosted many civilizations throughout history. Everyone who is interested in history and culture will be advised to come see Şehr-i Elmalı, which is an ideal place for history, culture, plateau and religious tourism. Our borough, which smells like roses just like Sinan-ı Ümmi stated in one of poems, has a special place in Anatolia with its cultural accumulation, cultural structure, scenic beauties and rose scented people. You can find imprints of our cultural structure and traditions in every corner of our borough and traces of many different civilizations. Şehr-i Elmalı, which dates back to the Lycian period, awaits its visitors with important artifacts and assets such as the Elmalı Treasures, Bayındır and Kızılbel King tombs, bee spars, İskender Road and the Woman with ebony child sculpture, Semahöyük Cube tombs, Ömer Paşa Mosque and complex, houses with alcoves, bazaars, mansions, Yeşil Yayla oil wrestling competitions and janissary band, Çığlıkara Forests that harbor century old cedar and juniper trees, Kızlar Sivrisi and Avlan Lake, the newly renovated historical Helvacılar Bazaar and Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Mansion, our museum where the treasures are on display and many more cultural and historical heritages. “Şehr-i Elmalı” is a science and scholar city which has educated many important names such as Sinan-i Ümmi, ’den Vahhab-ı Ümmi, Abdal Musa, Eroğlu Nuri, Niyazı-i Mısri, Nuzuli, Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır and İbrahim Bedrettin Elmalı. Our beautiful borough awaits its visitors with its cultural and historical structure and candles that light our scientific world.”


adlı ilk Türkçe Kuran tefsirini yazan Muhammet Hamdi Yazır, bu eseriyle meşhur olmuş ve Elmalı’nın adını tüm İslam âlemine duyurmuştur. Karyağdı mahallesinde doğup büyüyen Muhammed Hamdi Yazır, daha sonra yaşamını İstanbul’da sürdürmüştür. Ancak Elmalılı bu büyük âlimi hiç unutmamıştır. Bu çerçevede eski bir konak olan yapıyı restore ettirerek onun adını taşıyan bir kent müzesi kurmak için de çalışmalar son aşamaya gelmiştir. Önümüzdeki aylarda ziyarete açılacak olan Muhammet Hamdi Yazır Elmalı Kent Müzesi’nde âlimin eserleri, yaşadığı döneme ait eşyaları sergilenecek. Şehr-i Elmalı Projesi çerçevesinde restore edilen eve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı da büyük maddi kaynak aktarıyor.

door that opens up to the wide balcony, awaits the days when it will be used again for warm gatherings. The mansion, which serves as a cultural house after renovations, sheds light on the profound history of the borough.

Asırlık Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Konağı

Dar sokakları, tarihi çarşısı, arastası ile her adımda tarihin derinliklerine uzanıyor Elmalı. Anadolu kültürünü yansıtan şehir, dağın yamacından başlayıp, bereketli toprakların cömertliğini hiç esirgemediği ovaya doğru uzanıp gidiyor. Zamanında Teke Beylerine de ev sahipliği yapan Elmalı, asırlık konaklarıyla da dikkat çekiyor. Dağın yamacındaki dar sokaklarda yer alan, cumbaları, eski tip pencereleri, tokmaklı kapıları, parlak renkleriyle hayranlık uyandıran konaklardan en çok ilgi çeken ise Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Konağı’dır. İlçenin yamacındaki 2 katlı konak dantelli perdeleri, sedirlerin üzerindeki kanaviçe işli beyaz örtüleri, mutfaktaki koca kazanları, ibrikleri, merdivenlerde serili kilimleriyle yıllara meydan okuyor. 1800’lü yılların sonunda ya-

Ömer Paşa Madrasah: An Ottoman heritage

pılan konak, bugün önemli günlerde ilçeye gelen misafirleri ağırlıyor. Ramazan Ayı’nda verilen iftar yemeklerine de ev sahipliği yapan konağın üst katında bulunan salon ve odalarda kurulu yer sofraları konuklarını bekliyor. Geniş balkona açılan tahta kapı, yeniden hoş sohbetlere açılacağı günü iple çeki-

the kitchen, pitchers and carpets that adorn the staircases. The mansion, which was built at the end of the 1800’s, is a guesthouse for important visitors today. The house is also used for dinners during Ramadan where guests sit and eat on the floor in the rooms on the upper floor. The wooden

Ketenci Ömer Paşa Mosque rises on the outskirt of Elmalı Mountain with its cut stone minaret and single dome. The shadow of the oak tree that was planted at the same time as the mosque falls on the fountain. Across the mosque is the historical madrasah which now serves as a library. The madrasah, which was built in 1607, at the same time with the mosque, displays Ottoman style architecture at its best. The U shaped madrasah is located on the northwest of the mosque. The rooms are at the back of the U ANTALYA 49

Ocak / Şubat - January / February 2013


yor. Restore edildikten sonra kültür evi olarak hizmet veren konak, ilçenin köklü tarihine ışık tutuyor.

Osmanlı mirası Ömer Paşa Medresesi

Elmalı Dağı’nın yamacında yükseliyor kesme taş minaresi, tek kubbesiyle Ketenci Ömer Paşa Camii. Şadırvanın üzerine cami ile aynı dönemde dikilen çınar ağacının gölgesi düşüyor. Hemen karşısında ise bugün kütüphane olarak kullanılan tarihi medrese yer alıyor tüm haşmetiyle. Ketenci Ömer Paşa tarafından cami ile birlikte 1607 yılında yaptırılan medrese ince detayları ile Antalya’daki Osmanlı mimarisini en güzel şekilde yansıtıyor. U planlı medrese camiinin kuzeybatısında yer alıyor. 8 sivri kemerli, 9 kubbeli U şeklindeki revakın arkasında medrese odaları sıralanıyor. Revak kubbeleri hücrelerden daha yüksek tutulmuş. Bu da medreseye daha görkemli bir görünüm kazandırmış. İki bölümden oluşan medresenin ortasındaki merdiven tarihi çarşıya çıkıyor. Asırlar boyunca Teke Beyleri’nin bölgeyi idare ettiği, Elmalı’da sayısız öğrenci yetiştiren medrese bugün yine eğitime hizmet ediyor. Kütüphane olan tarihi yapı, gün boyu öğrencileri, kitap kurtlarına hizmet ediyor. Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 1968 yılında onarılan yapı, bu günlerde Antalya Valiliği tarafından yeniden onarılıyor.

Anıt Ağaçlar

Nice medeniyetin gelişimine şahitlik ettiğini kim bilir? Bizans’tan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e var oldukları tahin ediliyor. Hani, ‘Görmüş geçir50

ANTALYA

miş’ derler ya onları tarif etmek için en güzel ifade bu olsa gerek. Dün onlar vardı, bugün de onlar var, yarında onlar olacak. Elmalı-Finike yolu üzerinde Çığlıkara Ormanı’nda yükseliyor anıt ağaçlar. Etrafında onlarca insan el ele tutuşarak gövdesini ancak sarabiliyor. Göğe yükselen boylarına bakarken insanın başı dönüyor. Gölgesi ise huzur vaadediyor. Köklü tarihin, zengin kültürün, doğal güzelliklerle anlam bulduğu Elmalı’da 7 anıt ağaç yükseliyor. Çığlıkara Ormanı’ndaki 2 bin yıllık koca katran, bin 500 yıllık Toros Sediri, Tekke Deresi’ndeki bin 700 yaşındaki Aslan Ardıç, Sedir Araştırma Ormanı’ndaki bin 70 yıllık Koca Sedir, 800 yıllık Şah Ardıç, Çığlıkara Ormanı’ndaki 650 yıllık Koç Sedir ve 500 yıllık Katil Sedir, asırlardır şahit olduğu onca anıyı paylaşmak için misafirlerini bekliyor.

Ocak / Şubat - January / February 2013

shaped portico that has 9 domes. The portico domes are much higher than the rooms, which gives an air of greatness to the complex. The staircase in the middle of the madrasah leads to the historical bazaar. The madrasah, which was a school for many years, is still used for educational purposes. The structure which is now a library welcomes students and literary buffs. The structure, which was renovated in 1968 by the Foundations General Directorate, is being renovated today by the Governorship of Antalya.

Monumental trees

Who knows how many civilizations they witnessed developing? It is believed that they existed during the Seljuk, Byzantine and Ottoman

periods. They must have seen it all. They were here yesterday, they are here now and they will be here in the future. Monumental trees rise in the Çığlıkara Forest on the Elmalı-Finike road. Only hundreds of people holding hands can circle the body of the monumental trees. You feel lightheaded trying to estimate their height. Their shadows offer comfort. There are seven monumental trees in Elmalı; the 2000 year old turpentine in Çığlıkara Forest, the 1500 year old Taurus Cedar, the 1700 year old Lion Juniper in Tekke Creek, the 1070 year old huge Cedar inside the Sedir Forest, the 800 year old Shah Juniper, the 650 year old Ram Cedar in Çığlıkara Forest and the 500 year old Killer Cedar.


Elmalı-Finike yolu üzerinde Çığlıkara Ormanı’nda yükselen anıt ağaçların gövdesini, etrafında onlarca insan el ele tutuşarak ancak sarabiliyor. Only hundreds of people holding hands can circle the body of the monumental trees in Çığlıkara Forest on the Elmalı-Finike road.

ANTALYA 51

Ocak / Şubat - January / February 2013


Elmalı Belediye Başkanı Elmalı Chief Magistrate Hüseyin Altıntaş

“Tarih ve kültür merkezi Elmalı” “Elmalı, Antalya’ya 100 kilometre uzaklıkta, Antik Literatürde Likya olarak tanımlanan bölge içerisinde, Teke Platosu üzerinde kurulu bir yerleşim merkezidir. İlçemiz; Korkuteli, Kumluca, Finike, Kaş ve Fethiye ile çevrilmiş ve asfalt yollarla bu ilçelere bağlanmıştır. Antalya’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Elmalı, uzun ve zengin tarihi boyunca birçok medeniyete beşiklik etmiş, kültürlerin harmanlandığı bir bölge olarak özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kültür, sanat ve ticaret alanlarında çevresine örnek olmuş, tarih, kültür ve tasavvuf denince de Antalya’da ilk akla gelen yöre olmuştur. Eski çarşıları ve dar sokaklarıyla, her adımda tarihin derinliklerine uzanarak Anadolu kültürünü en özgün biçimde yansıtan ilçemiz, misafirperver ve güler yüzlü insanlarıyla tam bir çekim merkezidir. Elmalı, iklimi, doğal güzellikleri, tarihi evleri, dünyanın en değerli ormanlarından olan sedir ormanı ile büyük bir turizm potansiyeli taşımaktadır. Cumbaları, eski tip pencereleri ve parlak renkleriyle ilçeyi süsleyen tarihi evler, yüzyıllık yaşamları yüklenerek eski zamanları anlatırcasına hala dimdik ayaktadırlar. Ahşabın mimari malzeme olarak kullanıldığı bu evler adeta tarihe tanıklık etmektedirler. İlçemiz, Sinan-ı Ümmi, Vahhab-ı Ümmi, Abdal Musa ve Elmalılı M. Hamdi Yazır gibi önemli şahsiyetleri bağrından çıkaran çok önemli bir kültür ve tasavvuf şehridir. Elmalı, Elmalı hazinesi, Kral Mezarları, Ömer Paşa Camii, İskender yolu, Fildişi Çocuklu Kadın Heykeli, Söğle Yaylası arı serenleri gibi sayamadığımız daha birçok esere ev sahipliği yapmaktadır. Restore edilerek eski kimliğine kavuşturulan Helvacılar Çarşısı ve Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Konağı, birbirinden değerli nadide eserlerin sergilendiği Elmalı Müzesi, tarihe ve kültüre meraklı herkes tarafından gezilmeyi ve görülmeyi beklemektedir. Yine Toroslar’ın en yüksek noktalarından biri olan Kızlar Sivrisi dağcılara kucak açmakta ve dünyaca ünlü sedir ormanları ile burada iki bin yıldır dünyayı selamlayan anıt ağaçları ve harika doğası keşfetmeyi sevenlere bitip tükenmeyen seçenekler sunmaktadır. Kırpınar’dan bile daha köklü maziye sahip, 660 yıldır devam eden “Tarihi Yeşil Yayla Yağlı Pehlivan Güreşleri” 7’den 70’e herkesin ilgisini çekmekte, her yıl Eylül ayının ilk haftasında meraklılarına özel günler yaşatmaktadır. Kısaca, Anadolu erenlerinin vakur duruşunu, misafirperverliği, sevgi ve sıcaklığı, tarihe kültüre ve inançlara saygıyı, bu gün unutulmaya yüz tutmuş birçok güzel hasletlerimizi görmek isteyen herkesi Elmalı’ya bekliyoruz…”

52

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

“Elmalı: A historical and cultural center” “Elmalı is a settlement 100 kilometers from Antalya, built on the Teke Plateau which is within the borders of historical Lycia. Our borough is surrounded by Korkuteli, Kumluca, Finike, Kaş and Fethiye and connected to these boroughs with an asphalt road. Elmalı, which is one of the oldest settlements in Antalya, was home to many civilizations throughout its rich history and an exemplary city in culture, art and trade especially during the Seljuk and Ottoman periods. Our borough, which exhibits all the unique traits of Anatolian culture with its old bazaars and narrow streets, is an attractive destination with its hospitable locals. Elmalı, with its climate, scenic beauties, historical houses and cedar forests, has an immense potential in tourism. Historical houses, which decorate the city with their alcoves, old style windows and colorful colors, are still standing tall after centuries. These wooden houses are the witnesses of history. Our borough is an important cultural city that has educated many important names such as Sinan-ı Ümmi, Vahhab-ı Ümmi, Abdal Musa and Elmalılı M. Hamdi Yazır. Elmalı harbors many important artworks and structures such as the Elmalı treasure, King tombs, Ömer Paşa Mosque, İskender road, The Women with ebony children statue, Söğle Plateau and many others. Helvacılar bazaar and Kandilzade Hasan Sıtkı Bey Konağı Bazaar which both have been renovated, and the Elmalı Museum which includes many precious artifacts, are must sees in the borough. Kızlar Sivrisi, which is one of the highest points in the Taurus Mountains welcome mountaineers while monumental trees and world famous cedar forests offer various alternatives for nature enthusiasts. The Historical Yeşil Yayla Oil Wrestling competitions, which are being organized for the past 660 years, take place every September and attract guests from all ages. In conclusion, we await all those who want to see the proud stance of Anatolian people, their hospitality, warmth, respect for culture and religion in Elmalı…”


Abdal Musa’nın dergahı

Elmalı’da Dur Dağı’nın eteğinde yer alan Tekke Köyü, Alevi Bektaşi inancının Antalya bölgesindeki en önemli merkezidir. 13’üncü yüzyılın sonu, 14’üncü yüzyılın başında yaşamış olan ve Bursa’nın fethinde de yer aldığı rivayet edilen Abdal Musa’nın dergâhı Tekke Köyü’ndedir. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgilere göre Tekke Köyü, Abdal Musa’nın dergâhının bulunduğu, halkı eğittiği ve düşüncelerini yaydığı merkezdir. Seyahatnamede iç içe geçmiş 3 avlunun bulunduğu ve içerisinde külliyenin yer aldığı merkezde binlerce kişinin eğitildiği, 5 bin dönümlük bağlarda binlerce kişinin karnının doyurulduğu anlatılır. Alevi Bektaşi inancında önemli bir yere sahip olan Abdal Musa, her yıl Haziran

ayında düzenlenen etkinliklerle anılır. Türkiye’nin dört bir yanından gelenler, etkinlikler çerçevesinde kurbanlar kesip, semah dönerler. Abdal Musa’nın Gömbe beldesinde asasını yere vurarak su çıkardığına yönelik efsane dilden dile dolaşır. Rivayete göre Gömbe’ye giden Abdal Musa, bir dağ köyüne de uğrar. Susuzluğun neden olduğu kuraklık nedeniyle Abdal Musa’ya yiyecek ikramında bulunamayan köylü durumdan rahatsız olur. Köylünün bu haline acıyan Abdal Musa, suyu çıkardıktan sonra mahsullerinin yarısını kendisine vermeleri yönünden köylüden söz alır. Asasını yere vurur; oradan anında su fışkırmaya başlar. Su nedeniyle bol mahsul alan köylü, ürünün yarısını almaya gelen Abdal

The lodge of Abdal Musa

Tekke village, located on the outskirts of Dur Mountain in Elmalı, is one of the most important religious centers of the Alevi Bektaşi faith. The lodge of Abdal Musa, who lived at the end of the 13th century and the beginning of the 14th century, is in Tekke village. According to Evliya Çelebi, the village of Tekke was where the lodge of Abdal Musa was and the village was where he educated the people and began his movement. In his book Seyahatname, he says that thousands of people were educated in the lodge with included 3 courtyards and a mosque complex and thousands of people ate at the massive grapevine. Abdal Musa, an important name in the Alevi Bektaşi faith, is remembered every June with

Tekke Köyü, Abdal Musa’nın dergâhının bulunduğu, halkı eğittiği ve düşüncelerini yaydığı merkezdir. Tekke Village is where the dervish lodge of Abdal Musa is located and where he educated his followers.

ANTALYA 53

Ocak / Şubat - January / February 2013


various activities. People from all over Turkey come to the borough to offer sacrifices and do the dervishes dance.

Musa’yı tanımazdan gelir. Bunun üzerine Abdal Musa, “Yazın su içmeye, kışın geçmeye yol bulamayın” der. İşte o gün bu gündür, dağın yamacından fışkıran su, yazın Elmalı Ovası’na, kışın Kaş Ovası’na akar. Bu nedenle suya Uçarsu denir.

Sinan-i Ümmi’nin ışığı

Yıldırım Beyazıt döneminde Osmanlı idaresine geçen Elmalı, yönetim merkezinin Antalya’ya geçtiği güne kadar Anadolu Eyaletine bağlı Teke Livasının merkezi olmuştur. Teke Paşalarının da yaşadığı Elmalı’ya Osmanlı döneminde çok sayıda medrese ve kütüphane yapılmıştır. Bu nedenle ilçe kelimenin tam anlamıyla 54

ANTALYA

bir ilim irfan yuvası olmuştur. Bu medreselerden çok önemli isimler yetişmiştir. Bu isimlerden birisi de Sinan-i Ümmi’dir. Elmalı’da doğup büyüyen Sinan-i Ümmi, Türk-İslam şairi, mutasavvıf, müderris ve alimdir. 1553 yılında doğduğu ve 1657 yılında yaşamını yitirdiği söylenmektedir. Halveriye tarikatının Ahmediye (Yiğitbaşı) şubesindendir. Halk aşığı, şair, alim ve eğitimci olan Sinan-i Ümmi’nin kaleme aldığı iki de eseri vardır; Bunlar Divan-ı İlahiyat, Kutb-ül Meani’dir. Şiirlerinde Allah ve peygamber muhabbetini, hakiki aşkı, insan-ı kamil anlayışını işlemiştir. Sinan-i Ümmi’nin şöhretini sağlayan eseri Divan-ı İla-

Ocak / Şubat - January / February 2013

The legend concerning how Abdal Musa created water from soil by banging his stick in the town of Gömbe is a popular story. According to legend, Abdal Musa who goes to Gömbe stops at a mountain village. Villagers are stressed because they have no food to offer Abdal Musa because of the draught. Abdal Musa, who pities the crowd, makes them promise to give him half the crops after he magically makes water appear by banging on the ground with his staff. Villagers, who yield lots of crops after the emergence of water, choose to ignore him when her returns for his share. Upon their reaction, Abdal Musa says, “I hope you don’t find any water to drink in the summer and no roads to travel in the winter.” From that day on, the water that

spurts from the outskirts of the mountain flows to Elmalı Plain in the summer and to Kaş Plain in the winter. That is why the water is called the flying water.

The light of Sinan-i Ümmi

Elmalı, which became a part of the Ottoman Empire during the reign of Yıldırım Beyazıt, was the management center of Teke Region until management was diverted to Antalya. Many madrasah and libraries were built in the borough during the Ottoman rule. This made the borough a center of education and science in every sense of the word. Many important scholars were educated in these schools and one of them is Sinan-i Ümmi . Sinan-i Ümmi was born and raised in Elmalı, was a poet, teacher and scientist. It is said that he was born in 1553 and died in 1657. He belonged to the Ahmediye branch of the Halveriye cult. He has written two books; Divan-ı İlahiyat and Kutb-ül Meani.


hiyat, öğrencisi ise Niyazı-i Mısri’dir. Eğitimci özelliği de bulunan Sinan-i Ümmi, gündüzleri kendi adıyla anılan medresesinde eğitim veren bir müderris, akşamları çevresini aydınlatan bir ışıktır. Türbesi Elmalı’da bulunmakta ve özellikle İslam dini için büyük önem taşıyan günlerde Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlamaktadır.

Vahhab-ı Ümmi’nin Divanı

Vahhab-ı Ümmi, Elmalı’da dünyaya gelmiş 16’ncı yüzyıl mutasavvıf şairlerdendir. Halveti tarikatının orta kolunu temsil eden Ahmet Şemsü’d-din Marmaravi’den feyz almıştır. Kendisi de mutasavvıf şair ve yazarlardan Ramazan Armağani ve Elmalılı Şeyh Eroğlu Yahşi Efendi’yi yetiştirmiştir. Aynı zamanda Halvetiliğin çevrede etkin bir dergâh haline gelmesinde öncü

olmuştur. Vahhab-ı Ümmi , şiirlerinde; Vahhab-ı Ümmi, Vahibi, Vehhab, Vahab, Vehab, Vehabi gibi mahlaslar kullanmıştır. Yunus Emre ve onun etkisindeki üstadı Yiğitbaşı Veli’nin tesirinde kalmıştır ve onların üslubunda şiirler yazmıştır. Vahhab-ı Ümmi’nin hece ve aruz vezinleriyle yazılmış içerisinde 500’e yakın ilahi bulunan oldukça hacimli bir Divan’ı vardır. Bunların 6 el yazması nüshası günümüze kadar ulaşmıştır. Bir nüshası Elmalı Halk Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. 1595 yılında vefat ettiği belirtilmektedir. Mezarı, Pınarbaşı’nda sonradan yapılan bir türbe içerisinde eşi ve 2 çocuğunun mezarı ile bir aradadır.

Muhammed Hamdi Yazır’ın ufuk açıcı anlayışı

Türk-İslam alimi olan Muhammet Hamdi Yazır,

His poems were about the love of God, real love and humanity. His most famous book is Divan-ı İlahiyat, and his most famous student is Niyazı-i Mısri. Sinan-i Ümmi was also a teacher and he taught at the madrasah during the day. His mausoleum is in Elmalı and is swarmed with visitors during Islamic holidays.

The Council of Vahhab-ı Ümmi

Vahhab-ı Ümmi was a mystic poet who was born in Elmalı in the 16th century. He followed in the footsteps of Ahmet Şemsü’d-din Marmaravi, one of founders of the Halveti cult. He educated Ramazan Armağani and Elmalılı Şeyh Eroğlu Yahşi Efendi, also mystic poets like himself. At the same time, he was the person who made the Halveti cult an important lodge in the area. Vahhab-ı

Ümmi, used monikers such as Vahhab-ı Ümmi , Vahibi, Vehhab, Vahab, Vehab, and Vehabi in his poems. He was inspired byYunus Emre and his teacher Yiğitbaşı Veli. He has written a huge almanac which includes nearly 500 hymns. 6 handwritten copies of the book have made it to this date and one of them is on display at the Elmalı Public Library. It is believed that he died in 1595. His mausoleum is in Pınarbaşı, along with the graves of his wife and two children.

The enlightning philosophy of Muhammed Hamdi Yazır

Muhammet Hamdi Yazır, who was a Turkish-Islamic scholar, was born in Karyağdı neighborhood in1878. The scholar, whose family was filled with scientists, moved to Istanbul after finishing middle school in his

ANTALYA 55

Ocak / Şubat - January / February 2013


Minister Günay was in Elmalı

Bakan Günay Elmalı’da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Antalya’nın Elmalı ilçesini ziyaret etti. Bakan Günay, Elmalı Kaymakamı Mehmet Murat Çekmen ve Elmalı Belediye Başkanı Hüseyin Altıntaş’ı ziyaret ederek, ilçede gerçekleşen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kaymakam Çekmen ve Başkan Altındaş’ı ziyaretinin ardından Elmalı Müzesi’ne geçen Bakan Günay, müzeyi gezerek, eserleri inceledi. Kızılbel ve Karaburun anıt mezarlarına büyük ilgi gösteren Bakan Günay, daha sonra Top Dağı’na çıkarak, ilçeyi hâkim bir noktadan izledi. Bakan Günay’ın Elmalı ziyaretine Antalya Vali Yardımcısı Recep Yüksel de eşlik etti. Cuma namazını Ömer Paşa Camii’nde kılan Bakan Günay, namaz çıkışında tarihi çarşıyı da gezerek, halkla bir araya geldi. Bakan Günay, ilçe merkezindeki gezisini tamamladıktan sonra Kızılbel anıt mezarının bulunduğu Yuva beldesine geçti. Mezarı inceleyen ve yetkililerden bilgi alan Bakan Günay, güzergâh üzerindeki dünyaca ünlü Likya Şarapları’nın üretildiği tesislerde de incelemelerde bulundu. Ardından Tekke Köyü’nde bulunan Abdal Musa Sultan’ın türbesini ziyaret etti. Türbede dua eden Bakan Günay, daha sonra geçtiği kültür merkezinde kendisi için organize edilen sema gösterisini izledi. Bakan Günay’a ziyaretin anısına üzerinde Hazreti Ali’nin resmi bulunan halı hediye edildi. Bakan Günay, Tekke Köyü’ndeki ziyaretlerinin ardından programını tamamlayarak ilçeden ayrıldı. Bakan Günay, Elmalı programında önemli açıklamalarda da bulundu. Yurt dışına kaçırılan eserlerin anavatanı olan Türkiye’ye geri getirilmesi için büyük çaba sarf edildiğine dikkat çeken Bakan Günay, bu çerçevede Elmalı hazinelerine dikkat çekti. Son yıllarda hiçbir ücret ödemeden 3 bin 500’den fazla eserin geri getirildiğini açıklayan Bakan Günay, Patara’da doğan, Demre ilçesinde piskoposluk yapan ve Noel Baba olarak tanınan Aziz Nikolas’ın İtalya’ya kaçırılan kemiklerini de geri almak için girişimlerin sürdüğünü bildirdi. Bakan Günay, Elmalı Hazineleri’nin müzenin ziyaretçi sayısının artması ve güvenlik önlemlerinin sağlanması halinde ilçeye gelebileceğini vurgulayarak, şu an dünya müzelerinde bulunan Batı Akdeniz’e ait çok sayıda eserin anavatanına gelmesi için de çalışmaların sürdüğünü kaydetti. 56

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

The Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay visited the borough of Elmalı in Antalya. Minister Günay visited the district governor of Elmalı Mehmet Murat Çekmen and Elmalı Chief Magistrate Hüseyin Altıntaş and received information regarding the works on the borough. Minister Günay, who then went on to visit Elmalı Museum, inspected the artifacts. Minister Günay, who paid special attention to Kızılbel and Karaburun monumental tombs, then climbed Top Mountain and watched the borough from there. The minister was accompanied by Antalya Deputy Governor Recep Yüksel during his trip. Minister Günay, who prayed at Ömer Paşa Mosque for the Friday service, toured the bazaar after the service and spoke to the locals. After that, he went to the town of Yuva where the Kızılbel monumental tomb is located. Minister Günay, who inspected the tomb and received information from the authorities, also visited the facilities where the world famous Lycia wines are produced. After that, he visited the mausoleum of Abdal Musa Sultan in the village of Tekke. Minister Günay, who prayed at the religious site, then watched the twirling dervish dance that was put together especially for him. Minister Günay was presented with a carpet to commemorate his visit. After visiting the village of Tekke, the minister left the borough. The Minister also made important declarations during his visit. Minister Günay, who stated that they were working very hard to return the artifacts to the country that were stolen and taken abroad, pointed out to the importance of the Elmalı treasures. Minister Günay, who said that they had returned over 3500 artifacts in recent years without paying any money for them, added that they were working on retrieving the bones of Saint Nicholas, born in Patara, from Italy. Minister Günay added that they would consider bringing the Elmalı Treasures to the borough if security measures were adequate.


Elmalı’nın Karyağdı mahallesinde 1878 yılında dünyaya gelmiştir. Annesinin ve babasının soyundan etkin alimler yetişmiş olan Muhammed Hamdi Yazır, ilk ve orta eğitimini Elmalı’da tamamladıktan sonra dayısı tarafından yüksek eğitimi için İstanbul’a götürülmüştür. Kayserili Mahmud Hamdi Efendi’den ders almıştır. Bu nedenle hocası Kayserili Mahmud Hamdi Efendi’ye nisbetle ‘Küçük Hamdi’ olarak da anılır. Öğrenimi sırasında hat sanatı da ilgisini çekmiştir. Bakkal Arif Efendi’den sülüs-nesih, Sami Efendi’den ta’lik ve celi sülüs yazı çeşitlerini öğrenmiştir. İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla Antalya mebusu seçilmiştir. Fıkıh dersleri veren Muhammed Hamdi Yazır, Cumhuriyet döneminin ilk Türkçe tefsirini de yazmıştır. Hak Dini Kur’an Dili adını verdiği bu tefsir,

onun meşhur olmasını sağlamıştır. Tefsirde Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi’nin kültürünü birleştirmeye gayret etmiş, klasik eserlerden azami derecede yararlanmış, bununla birlikte sosyal ve fen bilimlerinden de çağının gerektirdiği ölçüde istifade etmiştir. Tefsirinde hem İslami birikimin hem de modern ilmi verilerin etkisi açık bir şekilde görünmektedir. 9 ciltlik Hak Dini Kur’an Dili’nden başka Fransızcadan tercüme ettiği, önsöz ve dip notlarla zenginleştirdiği Tarih Felsefesi, İrşadü’lAhlaf fi Ahkami’l-Evkaf ve Sefer bahsi Risale’si adlı eserleri vardır. Suni Mantık, Usul-i Fıkıh, Hukuk Kamusu (eksiktir) ve Divan basılmamış eserleridir. Yakın dönem fikir ve ilim hayatının önemli isimlerinden olan Muhammed Hamdi Yazır, dinamik din anlayışı ile ilmi ve fikri yönde İslamiyet’i yeniden

hometown. He was educated by Kayserili Mahmud Hamdi Efendi. That is why he is also known as ‘Little Hamdi’. During his studies, he became interested in calligraphy. He learned various styles from various teachers. He was elected an MP from Antalya after the declaration of the Second Monarchial Period. Muhammed Hamdi Yazır, who gave lessons on Islamic law, was the first person to write the Turkish version of the Quran, which made him very famous. He tried very hard to combine Ottoman and republic period culture in his translation and frequently quoted classic texts. The effect of Islamic accumulation and modern science is quite clear in the book. Besides the 9 volume book, he translated a book from French called The Philosophy of History and wrote two more book called

İrşadü’l-Ahlaf fi Ahkami’lEvkaf and Sefer bahsi Risale’si. Suni Mantık, Usul-i Fıkıh, Hukuk Kamusu (unfinished) and Divan have not been published. Muhammed Hamdi Yazır, who was an important scientist and scholar, had reinterpreted Islam, opened new horizons for Muslims and eliminate the coldness in their minds and souls. Muhammed Hamdi Yazır died in 1942 in Istanbul and his grave is in Istanbul.

Yeşilyayla Oil Wrestling Competitions

Every September, oil wrestlers come to Elmalı to win the gold belt. After wearing their traditional wrestling clothes, they smear olive oil over their bodies. They start the wrestling ritual after the caller announces the names of the fighters. They first take three steps forward and three steps back and ANTALYA 57

Ocak / Şubat - January / February 2013


Tarihi 660 yıl öncesine dayanan Elmalı Yeşilyayla Yağlı Pehlivan Güreşleri, her yıl Eylül ayının ilk haftasında yapılır. The 660 year old Elmalı Yeşilyayla Oil Wrestling Competitions are organized the first week of September.

yorumlamış, Müslümanlara yeni ufuklar açmaya çalışmış ve zihinlerindeki, ruhlarındaki donukluğu gidermeye çalışmıştır. Muhammed Hamdi Yazır, 1942 yılında İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. Mezarı İstanbul’dadır.

Yeşilyayla Yağlı Pehlivan Güreşleri

Takvimlerin Eylül ayını göstermesiyle birlikte kispetini zembiline koyan pehlivanlar, altın kemer hayaliyle Elmalı’ya gelir. Kıspetini giydikten sonra paçalarını sıkıca bağlar ve baştan aşağı zeytinyağı ile yağlanır. Davul zurna eşliğinde cazgırın kendisini ve rakibini anons etmesiyle birlikte peşrev çekmeye başlar. Önce üç adım ileri, sonra üç adım geri gider, sol dizi üzerine çöker. Sağ elini önce yere, sonra dizine sonra da alnına dokundurur. Ardından bir tutam çimen koparıp ısırır. Bu esnada kopan ‘Hayda bre pehlivan’ nidasıyla ayağa kalkar. Tribünleri dolduran binlerce güreş severin alkışları eşliğinde er meydanının dört bir yanını turlar. Turlarken bir keklik misali hem seker hem 58

ANTALYA

de elini dizine vurarak rakibine meydan okur. Er meydanını turlarken rakibiyle yüz yüze geldiğinde onun paçalarını yoklayıp, sırtını sıvazlar ve kucaklayarak tartar. El ense çekerek rakibinin gücünü yoklar. Ardından da 660 yıldır olduğu gibi er meydanında güreşe tutuşur. Tarihi 660 yıl öncesine dayanır Elmalı Yeşilyayla Yağlı Pehlivan Güreşleri’nin. O günden bu güne kadar aralıksız olarak her yıl Eylül ayının ilk haftasında yapılır. Tarihi Kırkpınar’dan daha eskidir ve Kırkpınar kadar önemlidir. Takvim olarak Kırkpınar’dan sonra yapıldığı için pehlivanlar açısından bir nevi rövanş karşılaşmasıdır. Her yıl tüm boylarda bine yakın pehlivan mücadele eder. Burada da amaç başpehlivan kategorisinde 3 yıl üst üste birinci olarak altın kemerin ebedi sahibi olmaktır.

Türkiye’nin ağız tadı Elmalı elması

Toros Dağları’nın arka yamacından başlayan ova, Akdağ’a kadar kilometreler boyunca uzanır gider. Tarih boyunca birçok medeniyete

Ocak / Şubat - January / February 2013

fall to their knees. They place their right hands on the ground, then their knee and then their forehead. After that, they bite a piece of grass. It is now time to stand up. They circle the entire field accompanied by cheers from the crowd. They pounce and hit their needs to intimidate each other. First they test each other, weigh each other and then they start the fight. The historical Elmalı Yeşilyayla Oil wrestling Competition is 660 years old. The competition is being organized in the first week of September for the past 660 years. It is older than Kırkpınar and as important as that historical competition. As it is organized after Kırkpınar each year, it is considered a rematch. Every yard, nearly 1000 wrestlers participate in the competition. The goal here is the win the competition three year in a row to receive the golden belt.

Turkey’s best apples

The plain that start from the

back outskirts of the Taurus Mountains continues all the way to Akdağ. These plains which welcomed many civilizations throughout history always offer the best to its inhabitant. Lands that are revitalized with snowflakes enable the growth of many agricultural products. The most important of these products is apple, which has given its name to the borough. 93 thousand 539 decares of land in the borough is covered with apple orchards. These gardens yield approximately 100 thousand tons of apples every year. More than half of these orchards yield starking and golden type apples. The apples are picked with the start of the winter and sent to all over the country.

The best roasted chickpeas are also in Elmalı

Chickpea production is also as important as apple production in Elmalı. The widespread production of chickpea has a great role in the development of roasted


ANTALYA 59

Ocak / Şubat - January / February 2013


ev sahipliği yapan bu düzlükler bereketli toprağı ile de sakinlerine her daim cömertliğini sunar. Kar tanelerinin hayat verdiği verimli topraklar sayısız tarım ürününün yetişmesine olanak verir. Ancak bunlardan bir tanesi vardır ki tadına bakan söyleyecek söz bulamaz. Namı dilden dile dolaşarak Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış, tarihin kültürle harmanlandığı ilçeye adını vermiştir. Tatlı ve sulu Elmalı elmasıdır o. Toplam 593 bin 350 dekar tarım arazisi bulunan Elmalı’da, 93 bin 539 dekar arazi elma bahçeleriyle kaplıdır. Bereketli topraklardaki bu bahçeler her yıl 100 bin tona yakın elma verir. Bu bahçelerin yarısından fazlasında starking ve golden cinsi, geriye kalan kısmında da bodur ağaçların verdiği, farklı ve çok sevilen elma cinsleri yetişir. Kışın gelmesiyle birlikte toplanan elmalar başta Antalya olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına gönderilir. Elmalı’nın lezzetli elmalarının tadına tüm Türkiye bakar.

Leblebinin en lezizi de Elmalı’da

Elmalı’nın tarımsal ürün yelpazesinde ilçeye adını veren elma kadar nohut üretimi de önemli bir yer tutar. İlçede 60

ANTALYA

nohut üretiminin bu denli yaygın oluşu, yöresel yemeklerde kullanımın yanı sıra leblebi imalatının gelişmesinde de önemli rol oynamıştır. Elmalı’nın tarihi çarşısında mesleklerinin duayeni ustalar yurdun en güzel leblebisini imal ederler. Asırlardır, kuşaktan kuşağa geçen tecrübeleriyle leblebilerini leziz kılarlar. Leblebilerinin lezzetini ise verimli topraklarında yetişen kaliteli nohutlarına ve ustalıklarına bağlarlar. Leblebiyi yapmaya ise önce nohudu eleyerek boyuna göre ayırmayla başlarlar. Ardından nohut 2 parmak arasında sıkıştırıldığında parçalanıncaya kadar tavlarlar. Daha sonra nohutları kıl çuvala koyarak 3 gün bekletirler. 3’üncü günün sonunda nohutları bu kez kabukları çatlayıncaya kadar tavlarlar. Bu kez kıl çuvalda nohutları bir kez bekletirler. Ertesi gün soğuk bir yere serilen nohutlar gün boyu karıştırılır. Karıştırma işlemi 10 gün boyunca sürer. Karıştırma işlemi sona erince her 1 kilogram nohuda 100 gram su verilir ve 16 saat daha bekletilir. Ertesi gün tavada kavrulurken kabuğu yine çıkartılır ve çifte kavrulur. Yaklaşık 3 hafta süren bu işlemlerin ardından Elmalı’nın leblebisi afiyetle yemeye hazır olur.

Ocak / Şubat - January / February 2013

chickpea production. Masters in the historical bazaar make the best roasted chickpeas. The amazing taste of the roasted chickpeas comes from quality chickpeas that grow on fruitful lands and the expertise of the masters in the market. They make these roasted chickpeas by first sifting through the chickpeas and dividing them according to size. Then they toast the chickpeas until they crack when squashed between two fingers. After that, they place the chickpeas inside a bristle sack and wait for 3

days. At the end of the third day, the chickpeas return to the pot for further roasting. Then it’s back to the sack for another day. The next day, they mix the chickpeas in a cool place. The mixing process lasts for 10 days. After the mixing is finished every one kilogram of chickpeas is given 100 grams of water and immersed in water for 16 hours. The next day, they are roasted with double the heat. The process takes approximately 3 weeks and after that you can enjoy these delicious roasted treats.


ANTALYA 61

Ocak / Şubat - January / February 2013


Yazı: Yrd. Doç. Dr. Cemali Sarı / Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Article: Assistant Docent Dr. Cemali Sarı / Akdeniz University Educational Faculty Member

Batı Torosların kent yaylası:

Elmalı

Antalya’da son dönemde yaylacılık anlayışının değişmesiyle birlikte yazın geçirildiği yerlere, zirveye yakın noktadaki obaların yanı sıra Batı Torosların eteğine kurulmuş ilçeler de eklenmiştir. Batı Torosların kent yaylaları olarak ifade edilen bu merkezlere gösterilecek en güzel örneklerin başında Elmalı gelir.

The urban plateau of the western Taurus Since the change in plateau culture in Antalya, boroughs were built on the slopes of the western Taurus Mountains besides tent groups near the peak of the mountains during the summer. Elmalı is a good example of these boroughs which are centers that are called urban plateaus. 62

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


K

öklü yaylacılık kültürü ve geleneğine sahip Batı Toroslarda yaylacılık anlayışı değişen yeni şekilleri ile yaşatılıyor. Son dönemlerde sayfiye amacıyla çıkılan yaylalara, kıyıdan uzakta ama ulaşımı kolay, Torosların iç kısımlarındaki karstik düzlüklerde kurulan ilçe merkezleri de dâhil olmuştur. Artık Torosların eteklerinde kurulmuş ilçe merkezleri, Antalya kıyılarındaki kentli nüfus tarafından sıcak mevsimde arzulanan cazip mekânlardır. Buraları sosyal, kültürel, ekonomik donatıları ve nüfus özellikleri ile ‘Batı Torosların kent yaylaları’ olarak isimlendirilebilir. Bu yaylaları tercih eden nüfusun temel karakteri, yazı serin havada geçirme ve dinlenme isteği olup, kıyı kasaba ve kentlerinde yaşamalarıdır.

Batı Torosların gözdesi

Doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri ile Elmalı, son yıllarda kentli nüfus tarafından tercih edilen Batı Torosların en gözde yaylalarından biridir. Yaz aylarında Antalya, Kumluca, Finike ve Demre’den yaylalamak için Elmalı’ya gidenlerle ilçe merkez nüfusu neredeyse ikiye katlanır. Sıcak mevsimde kıyının bunaltan sıcaklıklarından kurtulmak isteyenlerin yeni mekânı Elmalı’dır. Bu mevsimde yaylacı nüfusun önemli bir bölümünü emekliler oluşturur. Bu kesim, yaylacılar içinde mayıstan ekime kadar neredeyse yılın yarısına yakın bir süre ile Elmalı’da en uzun süre kalandır. Asıl işleri sahilde tarım sektörü olan yaylacıların kalış süresini ise ekim dikim zamanı tayin eder. Ancak bu

P

lateau traditions are being kept alive with new styles in the western Taurus Mountains, which have a profound plateau culture. In recent years, boroughs which have been built in the inner parts of the mountains have been added to the plateaus that are mainly used during the summer. These boroughs that are built on the outskirts of the mountains are hot spots for the people living on the shores of Antalya during the summer. These boroughs could be referred to as the urban plateaus of western Taurus Mountains with their social, cultural and economic traits. The basic reason for the population to prefer these plateaus during the summer is to get away from the heat and rest.

The favorite of the western Taurus

Elmalı, with its scenic beauties and cultural riches, has become one of the favorite plateaus of the urban population in recent years. The population of the borough doubles during the summer with the addition of people from Antalya, Kumluca, Finike and Demre. Elmalı is the new spot for those who want to get away from the scorching heat during the summer. During this season, the majority of the population consists of retired people and they stay in the borough from May to October. Field works determines the duration of stay in the plateau for those who work in agriculture but not all family members go up to the plateau in this group; one or two members of the family stay on the

Kentli nüfusun istek ve arzularının karşılık bulduğu Elmalı, son dönemlerin en gözde kent yaylalarından biri olmuştur. Elmalı, which caters to all the needs of urban people, has become one of the most popular urban plateaus in recent years. ANTALYA 63

Ocak / Şubat - January / February 2013


grup yaylacılarda, ailelerin tamamı yaylaya çıkmazlar; aileden bir veya birkaç kişi, yayla ile sahil kesimi arasında haftalık gelip giderler. Çocukları eğitim öğretim çağında olan diğer bir gurup yaylacı nüfusun yaylada kalış süresini de, okulların kapanış ve açılış zamanı belirlemektedir.

Antalya’nın akciğeri sedir ve ardıç ormanları

Elmalı, Antalya’dan 121 kilometre, Finike’den 68 kilometre, Kumluca’dan 82 64

ANTALYA

kilometre ve Demre’den 97 kilometre uzaklıkta, Torosların iç kesimlerinde kendi adıyla anılan polye ovasının kuzeybatısında kurulmuş bir yayla kenttir. Bu ovanın güneyinde en çukur yerinde toplanan suların oluşturduğu Avlan Gölü yörenin doğal güzelliklerinin başında gelir. Avlan Gölü’nün fazla suları düdenler ile Akdeniz’e boşaltılır. Her türlü tarımsal faaliyete uygun verimli Elmalı Ovası, Antalya’nın sebze ve meyve deposu

Ocak / Şubat - January / February 2013

shore during the week and go up to the plateau for the weekends. Another group that comes to the plateau is families with children and their stay is determined by the opening and closing of the schools.

Cedar forests: the lungs of Antalya

Elmalı is a borough built on the northwestern part of the plain with the same name and is 121 kilometers from Antalya, 68 kilometers from Finike, 82 kilometers from

Kumluca and 97 kilometers from Demre. Avlan Lake, which is in the south of this plain, is one of the most important natural assets in the borough. The excess water in the lake flows to the Mediterranean through waterfalls. Elmalı Plain, which is ideal for all kinds of agricultural activities, is like the fruit and vegetable storage of Antalya. The forests of Elmalı, which include century old cedar and juniper trees, are the lungs of Antalya.


Yaz aylarında kıyının bunaltan sıcaklıklarından kurtulmak isteyenlerin yeni mekânı Elmalı’dır. Elmalı is the new spot for those who want to get away from the scorching heat during the summer.

konumundadır. Aralarında binlerce yıllık sedir ve ardıç ağaçlarının da bulunduğu Elmalı ormanları ise Elmalı ve yöresinin olduğu kadar Antalya’nın da akciğerleridir.

Altarnatif turizmin adresi Elmalı, jeomorfolojik oluşumları, iklimi, toprak, bitki örtüsü ve hidrografik özellikleri ile yaylacılık faaliyetinin yanında dağlık alanlarda yapılabilen her türlü turizm etkinlikleri için de elverişlidir. Uygun do-

ğal coğrafya, ilçede beşeri faaliyetleri imkânlı kılmıştır. Tarihi insanlık tarihi kadar eski olan Elmalı’nın höyükleri, antik kentleri, camileri, türbeleri, konakları, cumbalı evleri görülmeye değerdir. Özelikle Kırkpınar kadar ünlü Elmalı Yağlı Pehlivan Güreşleri yaz mevsiminde ilçenin en önemli sosyal organizasyonlarındandır.

Çadırların yerini eski Elmalı evleri aldı

Akdeniz kıyı kuşağında

Ideal for alternative tourism

Elmalı, with its geomorphologic structures, climate, flora, fauna and hydrographic characteristics, is an ideal spot for all kinds of touristic activities. Suitable natural geographic opportunities have made social activities possible. The tumuli, antique cities, mosques, mausoleums, mansions and houses with alcoves are things that must be seen in the borough which has a history as old as human-

ity. The famous Elmalı Oil Wrestling Competitions are one of the most important social activities during the summer.

Tents are now replaced with Elmalı houses

The need for city people to continue their habits during the summer in the plateaus has changed plateau culture. People who go up to the plateau for the summer seek the same comforts they have access to in the city. DurANTALYA 65

Ocak / Şubat - January / February 2013


kentli nüfusun alışkanlıklarını yaylalarda da sürdürme istekleri, yaylacılık anlayışına yeni bir boyut eklemiştir. Artık yaylacı nüfus gittikleri yerlerde konfor aramaktadır. Elmalı ile Antalya sahil kentlerinde yaylacılarla yaptığımız görüşmelerde 66

ANTALYA

bu nüfus, Elmalı’nın doğal güzelliklerinin ve kültürel zenginliklerinin yanında her türlü sosyal, kültürel ve ekonomik donatıların varlığını Elmalı’yı tercih etmelerinin nedeni olarak göstermişlerdir. Yaylacılar ayrıca, Elmalı’nın temiz havası, alış-veriş mer-

Ocak / Şubat - January / February 2013

kezleri, sağlık kuruluşları ve ulaşım kolaylıkları gibi üstünlüklerinin, tercihlerini şekillendirmede etkili olduğunu söylemişlerdir. Kentli nüfusun istek ve arzularının karşılık bulduğu Elmalı, son dönemlerin en gözde kent yaylalarından biri olmuştur.

ing our interviews with the people who prefer Elmalı during the summer, stated that they preferred the borough not only for its natural beauties and cultural riches but because of its social, cultural and economic assets. They also stated that they preferred the borough because of its clean air, shopping malls, health facilities and easy transportation. With all these assets, Elmalı has become one of the most popular urban plateaus in recent years.


ВСЕ, ЧТО КАСАЕТСЯ ОТДЫХА – ПЕГАС ТУРИСТИК!

TУРЦИЯ ЕГИПЕТ ИНДИЯ ТАИЛАНД ТУНИС ИНДОНЕЗИЯ КИТАЙ ИСПАНИЯ ГРЕЦИЯ АНДОРРА ДОМИНИКАНА ИТАЛИЯ ВЬЕТНАМ КЕНИЯ МЕКСИКА ОАЭ ИЗРАИЛЬ КИПР

www.pegast.com

ANTALYA 67

Ocak / Şubat - January / February 2013


68

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


Kaleiçi mozaikleriyle terapi Meyve ağaçları ve küçük havuzlarıyla sıcak yaz günlerinde çöldeki vaha gibidir, tarihi çakıl taşlarıyla kaplı Kaleiçi evlerinin avluları. Yaz aylarında sulanan mozaikler gün boyu avluda ferahlatıcı bir serinliğin oluşmasını sağlar. Mozaiklerin üzerinde yalın ayak dolaşmak ise doğal bir terapi yöntemidir.

Therapy with Kaleiçi mosaics The courtyards of the houses of Kaleiçi covered in historical pebbles are places to escape during the summer and are great with their fruit trees and small pools. Mosaics which are watered daily during the summer create coolness during those hot summer days. Walking barefoot on those mosaics is a natural therapy.

G

erdanlıktaki inciler gibi dar bir sokak boyunca sıralanmıştır Kaleiçi evleri. Taş ahşap karışımı evler, mevsim meyveleri ve içerisinde rengârenk balıkların yüzdüğü küçük havuzlarla renklenen avlularıyla, çöldeki vahayı aratmaz. Sıcak yaz günlerinde hane halkının yaşam alanıdır avlu. Geçmişten günümüze, aile bireylerinin bir araya geldiği, gündelik işlerin yapıldığı, komşuların buluşma noktasıdır avlular. Sokak kapısını evlere bağlayan merdivenler arasındaki süslemeleri, begonvil çiçekleri, meyve ağaçları ve evlere renk katan çakıl mozaiğiyle bu avlular Kaleiçi’ndeki yaşamın izlerini sürer.

Geometrik ya da bitkisel desenli mozaikler Mezopotamya kral saraylarında, Anadolu’da gezi yollarında görülen çakıl mo-

C

omplete the traditional structure of the houses. The houses of Kaleiçi align in narrow streets like pearls on a necklace. These houses, made from a mixture of wood and stone, are ideal places to escape to during the summer with their courtyards which include fruit trees, and small pools where fish swim. He entire household meets in the courtyard. The courtyard is the main living area of a house during the summer and the place to host guests. These courtyards, with their decorated stairs, bougainvillea, fruit trees and colorful pebbled mosaics, convey the traces of daily life in Kaleiçi.

Geometric or plant type mosaics

Pebbled mosaics which can also be seen in the ANTALYA 69

Ocak / Şubat - January / February 2013


zaiklere, Kaleiçi evlerinin avlularının yanı sıra tarihi kentin bazı köşklerinin salonlarında da rastlanır. Kaleiçi evlerinde 18. yüzyılda kullanılmaya başlanan çakıl mozaikler genelde geometrik desenler veya Antalya yöresine özgü bitkilerle bezelidir. Çakıl mozaiklerin arasında ender olarak yılanlarla mücadele eden aslan gibi mitolojik figürlerin de kullanıldığı görülür. Kaleiçi evlerinde bir dönem yaygın olan çakıl mozaikler, son dönemde kullanımı azalsa da, yöreye özgü bitki ve geometrik desenleriyle, bulunduğu evlerin geleneksel yapısını tamamlar.

Avluya hayat veriyor

Çakıl mozaik, adından da anlaşılacağı gibi Konyaaltı Sahili’nin beyaz ve siyah renkli çakıllarından yapılır. Mozaiklerde, ustanın marifetine göre siyah ve beyaz renkli çakılların arasına farklı renklerde çakıl taşları eklenir. 70

ANTALYA

Rengârenk çakıl taşlarının oluşturduğu mozaikler, avluya ilk kez adım atanları farklı rüyalara daldırır. Çakıl mozaiği, avluya kattığı görsellik kadar, orada yaşayanlara ve yolu Kaleiçi’ne düşenlere de terapi yapar. Öyle ki çakıl mozaiğin üzerinde yalın ayak dolaşanlar, çakıl taşlarının masaj etkisi nedeniyle aynı zamanda rahatlar.

Hem terapi hem serinlik

Antalya’nın sıcak yaz günlerinde, sabahın erken saatlerinde çakıl mozaikler sulanır. Çakıl taşlarının arasındaki su, gün boyu avluyu serinletir. Esen meltemle avluya dağılan serinlik, ev halkının rahat bir nefes almasını sağlar. Antalya’da çakıl mozaiğin en güzel örnekleri Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü (AKMED) Müzesi’nde görülebilir.

Ocak / Şubat - January / February 2013

palaces of Mesopotamian kings and Anatolia travel routes are also common in the courtyards of Kaleiçi houses and some halls of antique city villas. Mosaics used in Kaleiçi houses since the 18th century usually depict geometrical shapes or plants indigenous to Antalya. A mythological lion fighting a snake is also another depiction that is used rarely. Even though the use of these mosaics has lessened over time, they complete the traditional structure of a house.

Breathes life into the courtyard

Pebbled mosaics are made from black and white pebbles found on Konyaaltı Beach. Depending on the craft of the master, colorful pebbles are added to the mix. These colorful mosaics

turn the courtyard into a dreamland. These mosaics, in addition to making the courtyard even more beautiful, provide a kind of therapy for those vacationing in Kaleiçi. Such so that walking barefoot on those mosaics is a natural therapy.

Therapeutic and cool

Mosaics which are watered daily during the summer create coolness during those hot summer days. Coolness, mixed in with the breeze, provides ample coolness for the residents. The most beautiful examples of pebbled mosaics in Antalya can be seen at the Suna İnan Kıraç Mediterranean Civilizations Research Institute. The mosaics in the museum garden add another kind of beauty to the stone-wood building.


Majesty Hotels & Resorts Aspendos Bulvarı Aspendos İş Merkezi No:65/B Antalya / TÜRKİYE T : +90 (242) 310 40 40 F : +90 (242) 312 03 50 E : info@majesty.com.tr W: majesty.com.tr call center: +90 444 11 00

ANTALYA 71

Ocak / Şubat - January / February 2013


Tarihi eserler onarılıyor Antalya’nın köklü tarihinin sembolleri, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca, emlak vergilerinden aktarılan katkı payıyla restore ediliyor.

Historical structures are being renovated The symbols of Antalya’s profound history are being renovated with funds collected from property taxes.

A

ntalya’nın binlerce yıllık tarihe sahip kültür mirasının gelecek kuşaklara da aktarılması için başlatılan çalışmalar hızla sürüyor. Bu çerçevede Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar, il ve ilçe merkezindeki tarihi yapılar restore ediliyor, onarılıyor. Bu sayede tarihi kültür varlıkları ayağa kaldırılarak hem gelecek kuşaklara aktarılıyor hem de Antalya turizmine kazandırılıyor. Restorasyon ve onarım çalışmaları ise 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca emlak vergilerinden aktarılan katkı payıyla gerçekleşiyor. Restorasyon ve onarım yapılan tarihi yapılar arasında Perge Demetrios Apollonios Takı, Patara Deniz Feneri, Andriake Limanı Onurlandırma Anıtları, Side Thyce Tapınağı, Alanya Kalesi, Elmalı Ömer Paşa Camii, Demre Beymelek Kalesi yer alıyor. Perge Tiyatrosu’nun yağmur suyu drenajı ile Kaleiçi Yat Limanı Kentsel Tasarım ve 72

ANTALYA

Çevre Düzenlemesi de bu çerçevede yapıldı. Restorasyon ve onarım çalışmaları, önümüzdeki dönemlerde de devam edecek.

Selçuklu av köşkleri de onarılacak

Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, kültür mirasına

Ocak / Şubat - January / February 2013

W

o rks continue to transfer Antalya’s profound cultural heritage to future generations. Within this context, historical structures from Kaş to Gazipaşa are being fixed and renovated in city and borough centers. This way, these historical assets are added to tour-

ism and also transferred to future generations. Funds for the restorations come from property taxes. Among the structures that have been renovated are the Perge Demetrios Apollonius Monument, Patara Lighthouse, Andriake Port Monu-


ANTALYA 73

Ocak / Şubat - January / February 2013


Restorasyon ve onarım çalışmaları ile tarihi kültür varlıkları Antalya turizmine kazandırılıyor. The city’s historical assets are added to tourism after renovations.

sahip çıkmak için her türlü çabanın gösterildiğini ve tüm imkânların kullanıldığını kaydetti. Vali Dr. Altıparmak, ‘Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payı’ hesabından verilen destekleri de bizzat takip ettiğini açıkladı. Katkı payı hesabının işbirliği içinde kullanılması için çıkardığı genelgesini hatırlan Vali Dr. Altıparmak, bu çerçevede kaymakamlardan ve belediye başkanından gelen tüm projelerin mutlaka destek göreceğini ifade etti. Vali Dr. Altıparmak, “Çalışan, işini takip eden, bölgesindeki tarih ve kültür varlıklarına sahip çıkmak isteyen belediye başkanlarımıza, kaymakamlarımıza desteğimiz sürecek. Side Belediye Başkanı da işini iyi 74

ANTALYA

takip etti. Örneğin Thyce Tapınağı’nı ayağa kaldırdık. Bunun için biz de desteğimizi verdik. Yine örneğin Alanya Demirtaş’taki ve Kemer’deki Selçuklu av köşklerimiz ile Alanya Kalesi içerisinde yer alan eserlere de katkılarımız sürüyor” diye konuştu.

Korumak yetmez, yenilemek de lazım

Koruma ve kollamanın var olanı muhafaza etmekle mümkün ve yeterli olmayacağını kaydeden Vali Dr. Altıparmak, “Aynı zamanda kültür mirasının aslına uygun olarak restorasyonunun yapılması, yenilenmesi, tamirat isteyenlerin tamir edilmesi ve işlevlendirilerek ayağa kaldırılması da büyük önem arz etmektedir” dedi.

Ocak / Şubat - January / February 2013

ments, Side Thyce Temple, Alanya Castle, Elmalı Ömer Paşa Mosque and Demre Beymelek Castle. The rain drainage system of the Perge Theatre and the landscaping of the Kaleiçi Marina were also done within the restoration project. Works will continue in the upcoming periods.

Selçuklu hunting mansions will also be restored The Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak stated that they were using every means available to protect the city’s cultural heritage. Governor Dr. Altıparmak added that he was personally tracking the funds from property taxes allocated to the renovations. The governor, who stated that the funds from the property taxes allocated to renovations are to be used in cooperation, said that

every project that came from district governors and chief magistrates would be taken into account. Governor Altıparmak said, “We will continue to support district governors and chief magistrates who want to protect the historical and cultural heritages in their jurisdiction. The chief magistrate of Side did a good job by renovating the Temple of Thyce. We are also supporting the renovation of hunting mansions in Alanya Demirtaş and Kemer and the structures within Alanya Castle.”

Protection isn’t enough, renovations are needed

Governor Dr. Altıparmak, who stated that protection wasn’t enough just by preservation, said, “It is important to fix and renovate these structures and make use of them in daily life.”


ANTALYA 75

Ocak / Şubat - January / February 2013


Sıra denizde! Kuşadası ve İstanbul Limanları’ndan sonra Türkiye’nin en önemli kruvaziyer limanı olan ve indi-bindi limanı olarak İstanbul ile yarışan Antalya Limanı sayesinde, kentin yakın gelecekte Akdeniz çanağının en önemli kruvaziyer merkezlerinden biri olması bekleniyor.

Now it’s time for the sea! Thanks to the Antalya Port, the third most popular cruise port after Kuşadası and İstanbul, Antalya is expected to become one of the most important cruise destinations in the Mediterranean basin.

76

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


S

on yıllarda Antalya, hava yolunun yanı sıra deniz yoluyla da küçümsenemeyecek oranda turist ağırlıyor. Dev gemiler, içerisindeki yüzlerce yolcusuyla Antalya’ya demir atıyor. Antalya Limanı’nın işletmesinin el değiştirmesiyle bu yönde atılan adımlar meyvesini veriyor. Öyle ki 150 bini aşan kruvaziyerle gelen turist sayısının önümüzdeki yıllarda bu rakamın üzerine çıkması bekleniyor. Antalya Kültür Turizm Dergisi olarak, kruvaziyer turizminde yaşanan son gelişmeleri sizlere aktarabilmek için Global Liman İşletmeleri Kruvaziyer ve Pazarlama Direktörü Figen Ayan ile söyleşi yaptık. Figen Ayan, yürütülen çalışmalar sonrasında Antalya Limanı’nın bir indi-bindi limanı olduğunu ve bu konuda İstanbul ile yarıştığını açıkladı. Yıllar

önce 13 bin olan kruvaziyerle gelen misafir sayısının ise 2012 yılında 155 bini aştığını kaydeden Figen Ayan, çalışmalar sonucunda bu rakamın daha da artacağının sinyallerini verdi. Antalya’nın kruvaziyer turizminde dünden bugüne geldiği noktayı sayısal veriler ışığında değerlendirir misiniz? Figen Ayan: Özelleştirmeden önce, yılda sadece 13 bin yolcuya ev sahipliği yapan Antalya Limanı, 2009 yılında Global Liman İşletmeleri’nin bünyesine katılması ile birlikte yolcu sayısını 1 yıl gibi kısa bir süre içinde 10 kat artırmış, 2010 yılında Port Akdeniz – Antalya Limanı 138 binden fazla yolcu ağırlamıştır. Bu rakam her sene düzenli bir şekilde artmakta olup, Port Akdeniz

I

n recent years, Antalya has been receiving an important number of guests through the sea in addition to air. Giant ships carrying hundreds of passengers dock in Antalya. The privatization of the port management has yielded positive results such so that more than 150 thousand visitors are expected to come to the city in upcoming years via ships. We spoke to the marketing manager of Global Liman Management and Cruise Figen Ayan about the latest developments in cruise tourism. Figen Ayan said that the port of Antalya had become a boarding port and was competing with Istanbul. Figen Ayan, who stated that the number of visitors who came via cruises had surpassed 155 thousand in 2012, signaled that this number would increase in upcoming years.

Can you evaluate the current state of cruise tourism in Antalya through numbers? Figen Ayan: The port, which welcomed only 13 thousand guests before the privatization, now receives ten times that number in just one year after the management of Global Port Management. Port Akdeniz welcomed more than 138 thousand visitors in 2010. This number increases steadily each year and we welcomed over 155 thousand people in 2012. What is Antalya’s position in cruise tourism in the Mediterranean basin? Figen Ayan: Port Akdeniz – Antalya Port, is the third most important cruise port in Turkey after Kuşadası and İstanbul. As a boarding and embarking port, it competes

Antalya Limanı’nın 2013 yılında 180 bin yolcu ağırlaması bekleniyor. The port is expected to receive 180 thousand guests in 2013.

ANTALYA 77

Ocak / Şubat - January / February 2013


Yapılan indi-bindi faaliyetlerinin çoğalması ile Port Akdeniz’e gelen yolcu sayısında daha büyük artışlar olacağı tahmin ediliyor. With the increase of boarding and embarking activities, the number of travelers using Port Akdeniz is expected to increase exponentially.

- Antalya Limanı 2012 yılında 155 binin üzerinde yolcuya hizmet vermiştir. Akdeniz çanağında Antalya’nın kruvaziyer turizmindeki yeri nedir? Figen Ayan:Port Akdeniz – Antalya Limanı, Kuşadası ve İstanbul limanlarından sonra Türkiye’nin en önemli kruvaziyer limanıdır. İndi bindi limanı olarak İstanbul ile yarışmaktadır. Türkiye, Akdeniz çanağında en uzun kıyısı olan ülke olmakla birlikte, Antalya 2011 yılında ağırladığı 11 milyon turist ile bir turizm cenneti haline gelmiştir. Bu nedenle Antalya’nın, kruvaziyer turizminde Akdeniz çanağında da önemli bir yer edinmesi için Global Ports Holding olarak pazarlama faaliyetlerimize aktif bir şekilde devam etmekteyiz. Firmanızın Antalya Limanı’nın işletmesini devraldıktan sonra kruvaziyer turizmi ile ilgili yatırımları hakkında bilgi verir misiniz? Figen Ayan:Global Li78

ANTALYA

man İşletmeleri, Antalya Limanı’nın işletmesini devraldıktan sonra ciddi yatırımlarla limanı dünya standartlarına ulaştırmıştır. Yapılan yeni terminal binası, 990 metrekarelik bagaj bölmesi ve usturmaçalar, limana dev yolcu gemilerini getirmiştir. Global Liman İşletmeleri, her zaman yerel yönetimle işbirliği içinde ve Antalya turizminin geleceğini düşünerek operasyonlarını sürdürmektedir. Sırf kruvaziyer operasyonlarımız için toplam 5 milyon dolar harcanmıştır. 2013 yılı için Antalya’ya gelecek olan kruvaziyer gemi ve yolcu sayısı ile ilgili öngörünüz nedir? Figen Ayan:2013 yılı için de 2010’dan beri artan yolcu sayımızı aynı şekilde artırmayı öngörüyoruz. Son verilerimize göre 2013 yılında limanımızda 180 bin yolcu ağırlamayı planlıyoruz. Bu rakam, 2012 yılı rakamlarına göre yüzde 10 oranında artışa tekâmül ediyor. Tabii ki bu rakamlar sezonun başlaması ve rotaların

Ocak / Şubat - January / February 2013

with Istanbul. Turkey has the longest shore in the Mediterranean basin and Antalya has truly become a vacation paradise with 11 million tourists in 2011. We are continuing our marketing efforts to make Antalya an important cruise destination in the Mediterranean basin. Can you tell us about your investments in cruise tourism after your firm started to manage the port? Figen Ayan: Global Port Management has made the port a world class port after serious investments. The new terminal building, the 900 square meter luggage area and fenders have lured big ships to the port. Our company always cooperates with local authorities and continues its operations with Antalya’s tourism in mind. We have spent 5 million dollars just for our cruise operations. What are your expectations for 2013 regarding

ships and passenger numbers? Figen Ayan: We expect the increase in passenger numbers to continue in 2013. We expect to welcome 180 thousand guests to our port, which means a 10% increase compared to 2012. These numbers could increase with the start of the season and the finalization of the routes. After your company took over the management of the port, did the world of cruise tourism change its opinion about Antalya? Figen Ayan: The company undertook important investments in infrastructure along with big campaigns concerning the image of Turkey aboard. Among the investments, security was the most important. Within this context Port Akdeniz was given the ISPS certificate by IMO, the International maritime Organization, which was established to secure the safety of ports and ships. After all these developments, the port has now


kesinleşmesi ile birlikte artış gösterecektir.

Özelleştirmeden önce, yılda sadece 13 bin yolcuya ev sahipliği yapan Antalya Limanı, 2012 yılında 155 binin üzerinde yolcuya hizmet verdi.

Limanın işletmesini devralmanızın ardından dünyada kruvaziyer turizmindeki gelişmeler çerçevesinde Antalya’ya bakışınızda bir değişiklik yaşandı mı? Figen Ayan: Global Liman İşletmeleri, Antalya Limanı’nı devraldıktan sonra altyapı alanında yapılan ciddi yatırımlar dışında Türkiye’nin imajına yönelik de büyük çalışmalar yapmıştır. Yapılan yatırımlar çerçevesinde güvenlik çok önemli bir yere sahiptir. Bu çerçevede Port Akdeniz, limanların ve gemilerin her türlü güvenliğini sağlamak amacıyla oluşturulan ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından da onaylanan ISPS sertifikasını almıştır. Bu gelişmeler sayesinde Antalya Limanı uluslararası gemi firmalarının gözünde güvenilir bir limandır. Antalya Limanı kruvaziyer sektöründe Akdeniz çanağında yeni indi-bindi limanı olarak kabul görmüştür. Havayoluyla gelen turist sayısına ulaşmasa da kruvaziyerle Antalya’ya gelen turist sayısında milyonları görmek hayal midir? Figen Ayan: Türkiye’ye gelen turistin yüzde 33’ünün Antalya’ya geldiği düşünülürse, Antalya’nın çok büyük potansiyel taşıyan bir turist cenneti olduğu da görülebilir. Global Liman İşletmeleri, kısa bir süre içinde yolcu sayısını 10 kat artırarak bu potansiyeli ortaya çıkartmıştır. Yapılan indi-bindi faaliyetlerinin çoğalması ile Port Akdeniz’e gelen yolcu sayısında daha büyük artışlar beklenmektedir.

The Port of Antalya, which only welcomes 13,000 guests a year before the privatization, serviced over 155 thousand guests in 2012.

Kentin kurvaziyer turizminde eksiklikleri var mı? Figen Ayan:Antalya, doğal zenginlik ve güzellikleri ile çok önemli bir turistik destinasyondur. Ege Ports – Kuşadası Limanı, Bodrum Cruise Port ve Port Akdeniz – Antalya Limanı’nda toplam 20 bin kişiyle anket yaptık. Anketlerden çok pozitif sonuçlar aldık. Bununla beraber Port Akdeniz’de yaptığımız anketlerde, misafirlerin Antalya’nın doğal güzelliklerine ve özellikle şehir merkezine aç kaldıklarını gözlemledik. Antalya’nın home port olması yönündeki girişimler hangi aşamada? Figen Ayan:Global Liman İşletmeleri portföyündeki her bir limanı kendi eşsiz özellikleri ve profiline göre değerlendirir; burada amaç

become a reliable port in the eyes of international maritime companies. The port has now established itself as a boarding and embarking port in the Mediterranean basin. Even though it can’t compete with the number of tourists coming via airways, can we see numbers by the millions through cruises? Figen Ayan: If you take into account that 33% of all tourists that come to Turkey come to Antalya, you can say that the city has immense potential. Our firm has unearthed this potential by increasing the number of tourists by tenfold in just a short time. With the increase of boarding and embarking activities, the number of travelers using Port Akdeniz

is expected to increase exponentially. Does the city have any deficiencies in cruise tourism? Figen Ayan: Antalya is a very important touristic destination with its natural riches and beauties. We did a survey with 20 thousand people at Ege Ports – Kuşadası Port, Bodrum Cruise Port and Port Akdeniz and we received positive results. We discovered that the guests were hungry for the natural beauties and especially the city center of Antalya. What are the latest developments in the process in making Antalya a home port? Figen Ayan: our firm evaluates each port in its portfolio ANTALYA 79

Ocak / Şubat - January / February 2013


her bir varlığın kullanımını maksimuma çıkarmaktır. İşlettiği üç kruvaziyer limanı arasında, Global Liman İşletmeleri Port Akdeniz- Antalya Limanı’nın kruvaziyer bölümünü kruvaziyer hatları için indi-bindi limanı, ana liman ve uğrama limanı olarak tanıtmaya başlamıştır. Liman, yıllık yaklaşık 11 milyon yolcusu, geniş otel konaklama ve ulaşım alt yapısı ve önemli arkeolojik sit alanlarına yakınlığı ile Türk Rivierası için bir turist giriş kapısı olan Antalya uluslararası hava limanından fayda sağlayabilir. İndibindi limanı, ana liman olan limanlar gemi uğraklarının artan sayısı ve sürekliliğinin bir sonucu olarak ek gelir ve kar getirir. Global Liman bu nedenle Port AkdenizAntalya Limanı’nı Doğu Akdeniz’de tercih edilen bir 80

ANTALYA

indi-bindi limanı-ana limana dönüştürmek için güçlü bir pazarlama kampanyası başlattı. Bu çalışmalar limanın Aida Cruises şirketinin indi-bindi sefer programına dâhil edilmesine ve 2009 yılının ilk yarısına kıyasla 2010 yılının ilk altı ayında kruvaziyer yolcu uğraklarında yüzde 300 artış sağlanmasına katkıda bulundu. Proaktif pazarlama kampanyasının yanı sıra, Global Liman İşletmeleri, limanın Doğu Akdeniz’de tercih edilen bir indi-bindi limanı/ ana liman olarak konumunu güvence altına almak için ek alt yapı yatırımları yapmak amacıyla Antalya şehri ile birlikte çalışmaktadır. 2012 yılında Aida Cruises’ın yanı sıra TUI Cruises da Port Akdeniz –Antalya Limanı’nı indi-bindi limanı olarak seçmiştir.

Ocak / Şubat - January / February 2013

with their own unique characteristics and profile; the goal here is the increase the usage of each asset to the maximum. Our firm is advertising the port of Antalya as a three category facility: boarding and embarking port for cruises, home port and call port. The port could take advantage of the international airport which welcomes 11 million guests, proximity to archeological sites and easy access. Boarding and embarking ports and home ports bring additional revenue and

profits due to the sheer number of dockings. We have started a strong marketing campaign to promote the port as a boardingembarking and home port. This campaign led to Aida Cruises to include the port to its travel route and 300% increase in stops. We are working closely with the city to secure the port’s popular position by undertaking additional infrastructure investments. In 2012, TUI Cruises has also chosen Port Akdeniz as a boardingembarking port.


ANTALYA 81

Ocak / Şubat - January / February 2013


Antalya kıyıları boyunca köşkler Antalya’da Selçuklu döneminin dinlence mekanları olan en önemli yapı örnekleri av köşkleridir. Selçuklu köşk ve bahçeleri geleneğini devam ettiren Selçuklu ardılları da vadilerde ve nefis manzaralı yerlerde köşkler inşaa etmişlerdir. Selçuklu av köşklerine göre daha büyük ve her mevsim yaşamaya müsait olan bu yapıların örneklerini Alanya ve Kemer de görmek mümkündür.

Mansions along the shores of Antalya Hunting lodges are the most important Seljuk period vacation spaces in Antalya. Those who followed after the Seljuk example of building Seljuk style mansions and gardens also commissioned the construction of mansions in canyons and breathtaking panoramas. Those structures, which are bigger than Seljuk hunting mansions and were used throughout the year, can be seen in Alanya and Kemer.

H

ayranlık uyandıran şehirleriyle, Karain Mağarası’na sığınmış ilk insandan Likyalılara, imparatorlarının haşmetini yapılarına yansıttığı Roma’dan Türk-İslam mimarisinin ilk örneklerini sergileyen Selçuklulara ve de Osmanlı’ya kadar sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış bu topraklar. Kentin Türk egemenliğine girdiği Selçuklu döneminde, Alanya ve tarihi Kaleiçi’nde, Kızıl Kule’den Yivli Minare’ye Selçuklu izlerini taşıyan çok sayıda yapı yükselmeye başlamış. Antalya’daki Selçuklu izleri yalnızca Alanya ve Kaleiçi’ndeki eserlerle sınırlı kalmamış elbette. Özellikle Alaaddin Keykubat döneminde hanlar, kervansaraylar, av köşkleri yapılmış. Selçuklu mimarisini en iyi şekilde yansıtan av köşklerinin en güzel örneklerini Alanya’da Hasbahçe ve Gülefşen’de görmek mümkündür. Demirtaş Beldesi’nde ve Kemer’de hala ayakta. 13’üncü yüzyılın sonlarında, 14’üncü yüzyılın 82

ANTALYA

başlarında yapılan bu köşkler görkemli yapılarıyla dikkat çekiyor. Av köşklerinin, o dönemde ılıman iklimden de yararlanmak için yapıldığı öngörülüyor.

Küçük bir tepenin üzerinde

İki katlı Sedre Av Köşkü, Alanya-Gazipaşa karayolu üzerindeki Demirtaş Beldesi’nde, Hacı Harman Deresi ile Sedre Çayı arasında, küçük bir tepenin üzerinde bulunuyor. Alaaddin Keykubat döneminde yapılan diğer yapılarla benzerlik taşımakla beraber daha büyük boyutlardadır. Kitabesi bulunmayan bulunmayan av köşkü üst katındaki akan bir suyunun olması nedeniyle konforlu ikamet alanlarıyla dikkat çekiyor. İki katlı olan köşk, doğu-batı doğrultusunda gelişiyor ve dikdörtgen planlı yapı, güney ve batı yönlerinden avlu duvarı ile çevriliyor. Av köşküne batı cephesinden girilirken, sivri beşik tonoz örtülü giriş son-

Ocak / Şubat - January / February 2013

T

h ese lands hosted many civilizations throughout history from the first people that took refuge in Karain cave to the Lycians, from the Seljuk Empire that built monumental structures with Roman and Islamic influences to the Ottomans. When the city began to be ruled by Turks during the Seljuk period, many important structures were built throughout the

city. Not only were houses with a touch of Seljuk were built in Alanya and Kaleiçi. Inns, caravansaries, and hunting mansions were built especially during the reign of Alaaddin Kayqubad. The most beautiful examples that best reflect Seljuk architecture are located in Alanya’s Hasbahçe and Gülefşen. These mansions, which were built at the end of the 13th century and the start of the


Ilıman iklimden yararlanmak için yapıldığı öngörülen av köşkleri, Alanya’da ve Kemer’de bulunuyor. Hunting mansion, which were built to take advantage of the mild climate, are located in Alanya and Kemer.

ANTALYA 83

Ocak / Şubat - January / February 2013


Kemer’deki av köşkü, muhteşem mukarnasları ile dikkat çekiyor. The hunting lodge in Kemer attracts attention with its magnificent muqarnas decorations.

rasında batı-doğu doğrultusunda uzanan dikdörtgen şeklindeki hole ulaşılıyor. Holün güneyinde ikinci kata çıkan merdiven boşluğu yer alırken, holün kuzey duvarında farklı iki mekâna açılan iki kapı bulunuyor. Doğu yönüne doğru ilk kapı açıklığından kuzey-güney doğrultusunda uzanan, dikdörtgen planlı sivri beşik tonoz örtülü mekâna dâhil olunuyor. Aynı yönde devam edildiğinde ulaşılan kapı açıklığından, doğu yönüne açılan sivri beşik tonoz örtülü bir eyvana geçiliyor. İkinci kat da alt katta karşılaşılan kurguya sahip. İkinci kat holünün güney duvarında avluya bakan iki pencere açıklığı yer alıyor. Diğer bir pencere ise holün doğu duvarına açılıyor. Holün kuzeyinde yer alan iki 84

ANTALYA

mekândan doğuda yer alan mekân kuzey ve doğu yönüne açılan balkon niteliğini taşıyor.

Duvarları graffitilerle süslü

İç mekânının orijinalinde krem renkli ve sıvalı olduğu anlaşılan yapının en dikkat çeken bölümü ikinci kat holü. Çünkü holün batısında önceden mevcut olan havuzun yuvası ve mermer döşeme içerisine oyulmuş su kanalına ait izler bulunuyor. Yapıda iri kesme taş, mermer bloklar, tuğla ve moloz taş gibi birbirinden farklı nitelikte malzemeler kullanılmış. Alt kat holünün kuzey duvarında ve hole açılan iki mekânın arasında kalan duvar yüzeyindeki graffito süslemeler, köşkün

Ocak / Şubat - January / February 2013

14th century, attract attention with their magnificent structures. It is believed that the mansions were built to take advantage of the mild climate.

Located on small hill

The two-storey Sedre hunting manion is located in the town of Demirtaş on the Alanya-Gazipaşa highway, on top of s small hill between Hacı Harman Creek and Sedre çayı Creek. Although it resembles others structures built during the reign of Alaaddin Keykubat, it is much bigger. The mansion, which doesn’t have an epigraph, attracts attention with its comfortable living quarters, thanks to the water source that flows from the second floor of the mansion.

The mansion, which has two floors, widens on the eastwest axis and the rectangular planned structure is surrounded by a courtyard wall in the south and west. The entrance is from the west and the rectangular hall is reached after a vaulted entrance. The stairway that leads to the second floor is located to the south of the hall and there are two doors that lead to two different spaces on the northern wall of the hall. You reach the rectangular planned, pointy cradle vaulted room that spreads to the north-south axis from the first door. When you continue in the same direction, you reach an iwan covered with a cradled vault. The second floor has the same plan. There are two window clearings on the southern wall of the second floor which overlook the courtyard. Another window opens up to the eastern wall of the hall. The space in the east in the north of the hall is a balcony that opens up to the north and east.

The walls are decorated with graffito

The most striking part of the structure which had interior plastering in the beginning is the hall of the second


günümüze ulaşabilen tek süsleme unsuru. Süslemelerde gemi, dağ keçisi ve geyik figürlerinin yanı sıra sarıklı ve sakallı insan figürü de kullanılmış. Anadolu Selçuklularının son dönemlerinde inşa edilen yapı, mimari özelliklerinden çok sahip olduğu ölçülerle dikkat çekiyor.

Ormanın içerisinde gizli tarih

Antalya’daki bir diğer Selçuklu av köşkü AntalyaKumluca karayolu üzerinde, Kemer ilçe girişindeki ormanlık alanın içerisinde bulunuyor. Yolun hemen kenarından başlayan patikada 100 metre kadar kuzeye yüründükten sonra köşke ulaşılıyor. Dağın eteğinde bulunan köşk, meyilin azaldığı kısımda, ormanın denize yakın kısmında yer alıyor. Etrafı çam ve meşe ağaçları, defne ve çalılarla kaplı olan av köşkünün 13’üncü yüzyılın ilk yarısında yapıldığı tahmin ediliyor. Kemer’de Selçuklu ve Türk-İslam sanat geleneğini yansıtan tek yapı olan bu köşkün çatısı ile Hz. Süleyman’ın mührü ve aynı zamanda Tekelioğlu Beyliği’nin (1400) bayrağında bulunan altıgen yıldız kabartmalı taş merdiven, Selçuklu döneminden kalan

en güzel örnek olarak kabul ediliyor. Köşkün giriş kapısı ve ona yakın bulunan duvar yıkılmış olmakla birlikte, çatı ve duvarların büyük bölümü iyi durumda.

Avludaki mermer sütunlu sundurma yıkıldı

Av köşkü, duvarlarla çevrili 475 metrekarelik bir avlunun güney batı kısmında ve batı duvarına bitişik halde yer alıyor. 3 metre yüksekliğinde ve 1 metre kalınlığında olan avlu duvarlarının üstü, dar yönde daralarak üçgenleşen harpuş ile bitiyor. Moloz taşla örülü duvarların içte ve dışta sıvalı olduğu, kalan kısımlardan anlaşılıyor. Ön avlunun kuzey duvarına, batı duvarı ile birleştiği köşede, duvar kalınlığı kadar bir su teknesi yerleştirilmiş. Köşk, güneykuzey duvarları arasında uzanan büyük bir salon, salonun batı köşesinden çatıya çıkan bir merdiven, güneye doğru çıkıntı ile geniş, bir de küçük mekân ve onun önünde, güney ucunda sundurmaya açılan küçük bir holden oluşuyor. Duvarlar tonozun üzengi seviyesine kadar, farklı boyutlardaki gelişi güzel taşlardan, tonoz ise iri tuğlalardan örülmüş. Duvarların içi ve dışı sıvalı. Salonun batı duvarının güney ucundaki

floor because there are remnants of the pool basin and the water channel that was carved into the marble floor. Rough cut stones, marble blocks, brick and rubble was used in the construction of the building. The only decorative element that has survived to this date is the graffito decorations on the northern wall of the lower hall and the wall between the two spaces that open up to the hall. Ship, mountain goat, deer and people with beards were used as figures in the decorations. The structure, which was built in the last era of the Seljuk Empire, attracts attention with its dimensions,

more than its architectural characteristics.

History hidden inside the forest

The other Seljuk period hunting mansion in Antalya is located on the Antalya-Kumluca Highway, inside the forest at the entrance of Kemer. You can reach the mansion after walking 100 meters towards the north from the pathway that starts at the corner of the main road. The mansion, situated on the outskirt of the mountain, is located in the part of the forest close to the sea. It is believed that the mansion, surANTALYA 85

Ocak / Şubat - January / February 2013


which is 3 meters high and one meter thick, narrows towards the top and is finished with copings. We see from the remains that the wall braided with rubble stone was plastered. A water basin is attached to the corner where the north wall of the courtyard meets the west wall. The mansion consists of a large hall that stretches between the south-north walls, a stairway in the southern corner that leads to the roof, a large and a small space and a small hall that leads to the portico. The walls were built with various stones until the vault level and the vault was braided with large bricks. The walls are plastered. You access the hall from under the collapsed portico.

Sedre Av Köşkü’nün 13’üncü yüzyılın sonu ile 14’üncü yüzyılın başında yapıldığı tahmin ediliyor.

kapıdan, yıkık sundurmanın altına açılan hole geçiliyor.

Muhteşem mukarnaslar hala yerinde

Çatıya salondaki dar merdiven ile çıkılıyor. Merdiven kovası, yan duvarlardan uzanan ve ortada birleşen taş sıraları ile örülmüş. Bunların iç yüzlerine, ortaya doğru yükselerek tonoz izlenimi veren mukarnaslar işlenmiş. Mukarnaslar merdivenin eğimine koşut bir kuşak üzerinden başlıyor. Mukarnasların altıgene dayanan geometrisi hem inerken hem de çıkarken ama özellikle inerken daha fazla algılanıyor. Bilhassa öğleden sonra merdiven kovasına dik gelen ışıklar, gölge ışık oyunları yaratıyor ve mukarnaslı oymalar hareketleniyor. Köşkün düz olan çatısı Horasan Harcı ile sıvanmış. Köşkün içerisindeki büyük dikdörtgen oda asıl yaşam alanı. En özel mekan ise çatı. Görkemli dağ ve deniz manzarasının 86

ANTALYA

It is estimated that the Sedre Hunting Mansion was built at the end of the 13th century or the beginning of 14th century.

burayı yaz-kış keyifle kullanılan bir mekân haline getirdiği ortada. Kemer’de bulunan av köşkünün duvarlarının yanı sıra binanın büyük bölümü de hala ayakta. Zamana direnen bu av köşkleri şimdi Antalya Valiliğinin himayesinde tekrar halkın hizmetine sunulacak’

Ocak / Şubat - January / February 2013

rounded by pine and oak trees and shrubbery, was constructed in the first half of the 13th century. The roof of the structure- the only building in Kemer that reflects Seljuk and Turkish-Islam architecture, and its stone stairway decorated with the seal of King Solomon and the bas relief of the six pointed star, is considered the best examples from the Seljuk period. The door of the mansion and the adjoining wall has collapsed but its roof and other walls are mainly intact.

The stoa with the marble column in the courtyard has collapsed The mansion is located on the southwestern part of a 475 square meter courtyard which is surrounded with walls, adjacent to the western wall. The upper parts of the courtyard wall,

Magnificent muqarnas decorations still exist

Access to the roof is via a narrow staircase in the living room. The pail of the stairway is braided with stones which are decorated with the muqarnas style. The muqarnas decorations start on a line parallel to the inclination of the staircase. The decorations are more visible as you descend the stairs. In the afternoons, the light that shines on the pail jazz up the decorations. The flat roof of the structure was plastered with Horasan mortar. The large rectangular area inside the mansion is the main living quarter. Its most special part is the roof. It is clear that the magnificent view of the mountains and the sea made this a special space throughout the year. These hunting mansion, which defy time, will be open for the public under the management of the Governorship of Antalya.


Green Palace

KUYAB Kundu Turizm Yatırımcıları Birliği Yalıçam Mevkii Kundu Köyü Lara Posta Dağıtım Müdürlüğü Pk.5 Aksu/Antalya Tel:0242 431 24 24 - 431 24 71 Faks:0242 431 24 74

www.kuyab.com

ANTALYABİRLİĞİ 87 KUNDU TURİZM YATIRIMCILARI Ocak / Şubat - January / February 2013

KUNDU TOURISM INVESTORS ASSOCIATION


‘Lale Çılgınlığı’ dünyada ilk kez Antalya’da Antalya Devlet Opera ve Balesi, Şubat ayında 3 prömiyer birden gerçekleştirecek. ‘Lale Çılgınlığı’ operası dünyada ilk kez Antalya’da sahnelenecek.

The premier of ‘Lale Çılgınlığı’ to be staged in Antalya The Antalya State Opera and Ballet will have three premiers in February. An opera called ‘Lale Çılgınlığı’ will be staged in Antalya for the first time in the world.

A

ntalya Devlet Opera ve Balesi, Şubat ayında perdelerini dopdolu bir programla açıyor. Yeni yılda pek çok yeni eseri sanatseverlerle buluşturacak olan Antalya Devlet Opera ve Balesi, Şubat ayında 3 prömiyer gerçekleştirecek. ‘Lale Çılgınlığı’ operası dünyada ilk kez Antalya’da sahnelenirken, Şubat ayında bir Türkiye, bir de Antalya prömiyeri gerçekleşecek. Umut Balesi’nin Türkiye prömiyerinin yanı sıra çocuk oyunu Uyuyan Güzel’in Antalya prömiyeri yapılacak. Antalya Devlet Opera ve Balesi, Şubat ayı boyunca opera, bale, konser, 88

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

T

he Antalya State Opera and Ballet has a full schedule in February. The troop, which will greet art enthusiasts with a new opera, will have three premiers in February. An opera called ‘Lale Çılgınlığı’ will be staged in Antalya for the first time in the world. The other two shows that will be premiered will the Umut Ballet and Sleeping Beauty, a play for children. The Antalya State Opera and Ballet will stage 20 shows, including operas, ballet, concerts and children’s plays in February.

World premier on February 2nd

The world premier of


çocuk oyunu ve sosyal sorumluluk projesi kapsamında 20 temsille sanatseverlerin karşısında olacak.

Dünya prömiyeri 23 Şubat’ta

Bestesi Ali Hoca, liberettosu Şefik Kahramankaptan imzalı Lale Çılgınlığı operasının dünya prömiyeri, 2 Şubat Cumartesi günü Haşim İşcan Kültür Merkezi Opera Sahnesi’nde gerçekleşecek. Beethoven 9. Senfoni’nin muhteşem müziği, dansçıların kusursuz performansıyla sahnelenecek olan Umut Balesi’nin Türkiye prömiyeri ise 23 Şubat’ta yapılacak. Çocukları unut-

the opera called Lale Çılgınlığı, composed by Ali Hoca, and libretto by Şefik Kahramankaptan, will be held on February 2nd at the Haşim İşcan Cultural Center. The Turkish premier of Umut Ballet accompanied by Beethoven’s 9th symphony and amazing dancers, will take place on February 23. The Antalya State Opera and Ballet, which didn’t forget the children, will perform the premier of Sleeping Beauty on Friday, February 13th.

A full schedule

Besides these premiers, many important artworks will be staged in Antalya in February such as ANTALYA 89

Ocak / Şubat - January / February 2013


Beethoven 9. Senfoni’nin muhteşem müziği, dansçıların kusursuz performansıyla sahnelenecek olan Umut Balesi’nin Türkiye prömiyeri ise 23 Şubat’ta yapılacak. ‘The Turkish premier of Umut Ballet accompanied by Beethoven’s 9th symphony and amazing dancers, will take place on February 23.

mayan Antalya Devlet Opera ve Balesi, çocuk oyunu Uyuyan Güzel’in prömiyerini ise 13 Şubat Çarşamba günü gerçekleştirecek. Oyun minik izleyicilere keyifli dakikalar yaşatacak.

Program dopdolu

Dünya, Türkiye ve Antalya prömiyerlerinin yanı sıra Şubat ayında dünyaca ünlü eserler de sahnelenecek. Bu çerçevede dünyaca ünlü sufi dansçı Ziya Azazi’nin de dans ettiği ‘Mevlana’nın Çağrısı’ balesi, Broadway müzikali ‘West Side Story’, ‘La Traviata’ operası, film müzikleri konseri, müze konseri, ‘Haydi Çocuklar Opera’ya’ adlı eserler de sahnelenecek. Sosyal sorumluluk projesi çerçevesinde Antalya Devlet Opera ve 90

ANTALYA

Balesi sanatçıları, Kepez ilçesinde etkinlikler gerçekleştirecek. 1 Piyano 4 Solist ve Mavi Enstrüman, Kepez Belediyesi Erdem Bayazıt Kültür Merkezi sahnesinde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Ocak / Şubat - January / February 2013

Sufi dancer Ziya Azazi’s ‘The Call of Mevlana’ ballet, Broadway musical ‘West Side Story’, ‘La Traviata’ opera, film scores concert, museum concert, and ‘Let’s Go to the Opera, kids’. As for social responsibility

campaigns, the artists of the troop will organize various events in Kepez. A concert called 1 piano, 4 soloists and the blue instrument will be staged at the Kepez Municipality Erdem Bayazıt Cultural Center.


ANTALYA 91

Ocak / Şubat - January / February 2013


Anılardaki Kaleiçi’ni canlandırıyor Tarihi Kaleiçi’nin birbirinden güzel evlerini rölyeflerine yansıtan Şeyma Candan, sanatıyla hem Antalya’nın kültür mirasını gelecek nesillere aktarıyor hem de anıların yeniden canlanmasını sağlıyor.

The reminder of old Kaleiçi Şeyma Candan, who transfers the many beautiful houses of historical Kaleiçi to her reliefs, both helps the transfer of Antalya’s cultural heritage to future generations and reminds us of old Kaleiçi through her art.

92

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


T

aşla döşeli dar sokakları, bu sokakları çevreleyen cumbalı evleri, meyve ağaçlarının renklendirdiği avlularıyla her daim sanatçılara ilham kaynağı oldu Kaleiçi. Bölgenin otantik yapısı sanatçıların tablolarına kimi zaman fırça darbeleriyle, kimi zaman da kabartmalarla yansıdı. Kaleiçi’nin büyüleyici güzelliğini eserlerine yansıtan sanatçılardan biri de Şeyma Candan. Doğma büyüme İstanbullu olan ancak 25 yıl önce ailesiyle birlikte Antalya’ya yerleşen Şeyma Candan, hayran olduğu Kaleiçi evlerinin rölyeflerini yapıyor.

gezerken anıları canlanmış; Kaleiçi’nin yok olan Erenköy ve Şehzadebaşı’na çok benzediğini fark etmiş. Ardından da sadece Kaleiçi evlerinin rölyeflerini yaparak sanatsal çalışmalarıma başlamış. Bugüne kadar çok sayıda Kaleiçi evi

K

aleiçi has always been an inspiration to artists with its stone lined streets, bay windowed houses and courtyards filled with colorful fruit trees. The authentic structure of the region was sometimes reflected through the stroke of a

Şeyma Candan, who produces her reliefs with cliff rocks, gypsum, sand, soil, dried plants, cardboard and tree parts, prefers to depict the houses as they were 60-70 years ago and that is why she does a profound research about her subject beforehand. She talks to the owners to learn about the state of the house 70 years ago and acquires old photos of the house. After that, she produces reliefs of Kaleiçi houses, which transport those who see it to another world.

Rölyeflerini falez taşı, alçı, kum, toprak, kurutulmuş bitkiler, mukavva ve ağaç parçalarını kullanarak yapan Şeyma Candan, Kaleiçi evlerinin bugününden çok, 6070 yıl önceki halini eserlerine yansıtmayı tercih ediyor. Bunun için de çalışmasına başlamadan önce, rölyefini yapacağı evle ilgili geniş bir araştırma yapıyor. Evin sahipleri ile görüşerek evin günümüzden 70 yıl önceki haliyle ilgili bilgiler alıyor; yapının eski fotoğraflarını temin edip, kapsamlı bir inceleme yapıyor. Ardından da ziyaretçilerini farklı dünyalara götüren Kaleiçi evlerinin rölyeflerini hazırlıyor.

Working on the second exhibition

İkinci serginin çalışmaları başladı

Çocukluğu, bir zamanlar tarihi evler ve köşklerle dolu olan, İstanbul’un Erenköy ve Şehzadebaşı semtlerinde geçen Candan, bu tarihi değerlerin yok oluşuna üzülerek tanıklık etmiş. Doğup büyüdüğü semtin farklı bir kimliğe bürünmesinin ardından İstanbul’dan Antalya’ya taşınan Candan, Kaleiçi’ni

brush or with bas reliefs. Şeyma Candan is one of the artists that were inspired by the immense beauty of Kaleiçi. Şeyma Candan, who was born and raised in Istanbul but moved to Antalya with her family 25 years ago, does the reliefs of houses which she admires in Kaleiçi.

Sanatçı, şimdilerde ‘‘Hayallerde Kalan Kaleiçi 2’’ adını verdiği sergisi için çalışmalarını sürdürüyor. The artists is now preparing for her exhibition called “Kaleiçi in Memories 2’’.

Candan, who spent her childhood in the neighborhoods of Erenköy and Şehzadebaşı in Istanbul which are filled with historical houses and mansions, has sadly witnessed the vanishing of these historical landmarks. Candan was reminded of her old neighborhood when she saw the old houses in Kaleiçi after moving to Antalya and then started her career in art when she began doing the reliefs of these old houses. The artist’s first exhibition was called ‘Kaleiçi in Memories” Her works were also exhibited at the Antalya Altın Portakal Film Festival, and at international fairs ANTALYA 93

Ocak / Şubat - January / February 2013


Şimdilerde ‘Hayallerde Kalan Kaleiçi 2’ adını verdiği sergisi için çalışmalarını sürdüren Candan bu sergisini bir yıl sonra açmayı planlıyor.

sahibini bulup, 70 yıl önceki halinin fotoğrafını temin ediyor, onlardan evin o dönemdeki halini dinliyorum. Ardından evin ilk günkü halini eserime yansıtıyorum. Amacım Kaleiçi’ne yönelik anıları canlandırmak, evin, sokağın sakinlerine o günleri tekrar yaşatmak. Bunda da başarılı olduğumu görüyorum. Çünkü sergilerde ziyaretçiler evlerin orijinal halini görünce heyecanlanıyor, anılarını anlatmaya başlıyor. Bu da beni çok mutlu ediyor” dedi.

Anılar canlanıyor

Tarih detaylarda gizli

konulu rölyef yapan sanatçı, ‘Hayallerde Kalan Kaleiçi’ adlı onlarca sergiyle sanatseverlerle buluşmuş. Şeyma Candan’ın eserleri ayrıca Altın Portakal Film Festivali, YAPEX, EMIT ve YÖREX Fuarı gibi uluslararası organizasyonlarda da sergilenmiş.

Eserine konu edeceği Kaleiçi evinin rölyefine başlamadan önce kapsamlı bir araştırma yapan Şeyma Candan bu süreci şöyle anlatıyor: “Evin bugünkü halinden çok günümüzden 6070 yıl önceki halini çalışıyorum. Bunun için de evin bulunduğu alana gidip, sahipleri hakkında araştırma yapıyorum. Evin 94

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

Şeyma Candan’ın eserlerini incelerken, kimi zaman bir Kaleiçi evinin köşesindeki bakkal dükkânı göze çarpıyor, kimi zaman ise bir evin cumbası. Ne yazık ki bugün var olmayan bu detaylar, tarihi Kaleiçi evleri hakkında görünenin ötesinde daha detaylı bilgiler veriyor.

like YAPEX, EMIT and YÖREX. The artist is now preparing for her second exhibition “Kaleiçi in Memories 2’ which she plans to open next year.

Memories come alive

Here is how Şeyma Candan describes her research process before producing a relief of a historical house: “I study the house’s state as it was 60-70 years ago. For that, I first of all go to the site and research the owners of the house. Then I find the original owners and obtain the pictures of the house and listen to their stories about the house. Then I reflect the state of the house on to

my artworks. My goal is to revitalize memories regarding Kaleiçi and remind the people on that street what the house looked like. I think I am successful because people who see the old state of the houses in my exhibition become excited. They start telling me about their memories. This makes me very happy.”

History is hidden in the details

When you examine her works, you sometimes spot an old grocery store next to a Kaleiçi house or the alcove of a house. These details, which unfortunately don’t exist today, give us clues about historical Kaleiçi houses.


DANIŞMANLIK ŞiRKETi DEĞiLiZ AMA 350 KOBi DANIŞMANIMIZ VAR

Gururluyuz. KOBi Danışmanlarımız Türkiye’nin dört bir yanında binlerce işletmenin analizini ücretsiz yapıyor. Danışmanlığımızla KOBi’ler büyüyor, Türk ekonomisi büyüyor. teb.com.tr

444 0 832

ANTALYA 95

Ocak / Şubat - January / February 2013


Antalya semalarında kuşlara eşlik etmek Denize çok yakın ve dik olan dağlar Antalya’nın benzersiz doğasının, farklı bir boyuttan göz alabildiğine izlenmesini sağlıyor. Bu keyfi ise kuşlardan sonra bir tek yamaç paraşütçüleri tadıyor.

Accompanying birds in the skies of Antalya Mountains that are very close and parallel to the sea enable us to watch Antalya’s amazing nature from a different perspective. Paragliders are the second group after birds that have the chance to enjoy this great panorama.

T

arihin kültür ve doğal güzelliklerle harmanlandığı Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar uzanıp giden sahilin hemen karşısında yükselen, zirvesinde şahinlerin uçtuğu Toros Dağları’nın doruklarından daha net görünüyor Antalya’nın muhteşem manzarası. Şelaleler, kanyonlar, nehirler, antik şehirler ve kilometrelerce uzanan sahiller bütün güzelliğini sergiliyor cömertçe. Bundan dolayı olsa gerek, yamaç paraşütçülerinin uçmaktan en çok keyif aldıkları merkezlerin başında Antalya geliyor. Kıyıya çok yakın ve yüksek olan dağları, Antalya’yı yamaç paraşütü yapılan diğer merkezlerden farklı kılıyor.

Tüm güzelliğiyle Antalya

Antalya’nın Alanya ilçesindeki Akçalı ve Hızırilyas Tepe96

ANTALYA

beaches exhibit their beauty bountifully. That is why Antalya is a favorite spot for paragliders. Mountains that are high and close to the shore make Antalya a unique place for paragliding.

Antalya in it’s entire splendor

Paragliding in Antalya is available at Akçalı and Hızırilyas hills in Alanya, Girdavlı Hill in Kaş, Tahtalı Mountain in Kemer and Tozlu Hill in Adrasan. In all the points, gliding begins at the mountain and ends at the beach. leri, Kaş’taki Girdavlı Tepe, Kemer’deki Tahtalı Dağı ve Adrasan’daki Tozlu Tepe’den yamaç paraşütü yapılabiliyor. Bu merkezlerin tümünde uçuş dağdan başlayıp deniz kenarında sonlanıyor. Antalya’da yamaç paraşütü

Ocak / Şubat - January / February 2013

T

he magnificent view of Antalya is best seen from the peaks of the Taurus Mountains, which rise across the beach that stretches all the way from Kaş to Gazipaşa. Waterfalls, canyons, rivers, antique cities and kilometer long

Tahtalı Mountain is the richest place for paragliding in Antalya in terms of visuality. It is an amazing experience for pilots and paragliders to start from the mountains and end their flight at the beach. During the 9 kilometer flight,


Tahtalı Dağı, Antalya’da yamaç paraşütü yapılan merkezler arasında görsellik açısından en zengin nokta. Tahtalı Mountain is the richest place for paragliding in Antalya in terms of visuality.

ANTALYA 97

Ocak / Şubat - January / February 2013


Antalya’da yamaç paraşütü turlarında uçuş, dağda başlayıp deniz kenarında son buluyor. yapılan merkezlerin arasında görsellik açısından en zengin nokta ise Tahtalı Dağı. Tahtalı Dağı’ndan başlayıp, sahilde sona eren uçuş sırasında pilotlar ve beraberindeki paraşütçüler bambaşka bir deneyim yaşıyor. Tahtalı’dan başlayıp 9 kilometre boyunca devam eden uçuşta Olimpos, Kemer ve Antalya, kuş bakışı tüm güzelliğiyle net olarak görülebiliyor. Yalnızca kuşların şahit olduğu bu eşsiz manzaranın keyfini bir de yamaç paraşütçüleri çıkartıyor.

Bu duygu kelimelerle anlatılamaz

Antalya semalarında kuşlara eşlik etmek isteyenler için Kaş’tan Alanya’ya kadar farklı noktalar bulunuyor. Daha önce böyle bir deneyi98

ANTALYA

mi bulunmayanlar, profesyonel pilotlar eşliğinde tandem adı verilen uçuş ile bu keyfi tadabiliyor. Yamaç paraşütü sporunu en ince detaylarına kadar öğrenmek isteyenler ise, profesyonel işletmelerin verdiği sıkı bir eğitimin ardından uçabilecek seviyeye geliyor. Profesyonel pilotlar, ilk kez uçan misafirlerinin duygularını şu cümlelerle özetliyor: “Uçuş başlamadan önce korku içindeler. Ayaklar yerden kesilince tedirginlik ve korku kayboluyor. Dünyayı farklı bir boyuttan görmenin keyfi korkuyu yok ediyor. Aşağıya yaklaştıkça yeniden uçma isteği başlıyor. Bu nedenle bir kez uçan tekrar uçmak istiyor ve en kısa zamanda yine geliyor.”

Ocak / Şubat - January / February 2013

In Antalya, paragliding begins on mountains and ends on the beach.

you can see Olympos, Kemer and Antalya in its entire splendor. Paragliders are the second group after birds that have the chance to enjoy this great panorama.

There are no words to describe the experience

There are various spots from Kaş to Alanya for those who wish to accompany the birds in the sky. Visitors who are first time flyers can enjoy the experience with professional pilots through activities called tandem flights. Those

who want to know every detail about the sport are educated by expert pilots at professional training centers. This is how professional pilots describe the feelings of first time flyers: “They are terrified before the flight. Once they are lifted off the ground, the fear disappears, replaced by the enjoyment of seeing the world in a different perspective. As we descend, they want to fly again, and that is why we have a lot of returning customers.”


ANTALYA 99

Ocak / Şubat - January / February 2013


100

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


İki bin yıldır

iki yakayı birleştiriyor Köprüçay üzerinde bulunan ve Bozburun ile Diboyraz dağlarını birbirine bağlayan Oluk Köprü, yaz aylarında rafting tutkunlarının, kış aylarında ise yürüyüşçülerin ilgi odağı. Milattan sonra ikinci yüzyılda, Roma döneminde yapılan tek kemerli köprü, tekniği ve işçiliği ile dikkat çekiyor. Fotoğraf / Photograph: Muhammet Dönmezer

Connecting the two shores for 2000 years Oluk Bridge, which is located on Köprüçay and connects Bozburun and Diboyraz mountains, attracts attention from rafting enthusiasts during the summer and hikers during the winter. The single arched bridge, which was built in 2nd century A.D. during the Roman period, is amazing with its technique and stone workmanship.

T

oros Dağları’nın zirvesine düşen kar taneleri eriyerek su zerreciğine dönüşüp, yalnızca kartalların uçmaya cesaret ettiği zirvelerden Akdeniz’e doğru akıyor. Su zerrecikleri dereleri, dereler çayları, çaylar da coşkuyla akan nehri, Köprüçay’ı oluşturuyor. Geçtiği her yere hayat veriyor Köprüçay. Bir de tarifi imkânsız doğal güzellikler oluşturuyor. Engel tanımayan bu nehir, Akdeniz ile kucaklaşma sevdasıyla koca dağı ikiye ayırıyor. Doz-

burun ve Diboyraz dağları arasından coşkuyla çağlayarak, zirvede başlayan yolculuğu incecik kumların kilometrelerce uzandığı sahilde sonlandırıyor. Ve asırlardır süren mücadelenin sonunda hasretine son veriyor su zerrecikleri, ve Akdenizine kavuşuyor. Bozburun ile Diboyraz dağlarının arasında akan Köprüçay, Akdeniz’e kavuşuyor kavuşmasına ama bu kez de iki yakayı birbirinden ayırıyor. Ayrılıklara, hasretlere, kavuşamamalara

S

nowflakes on the peaks of the Taurus Mountains melt, turn into drops and flow towards the Mediterranean through crests that only eagles dare to fly. The drops then form creeks, the creeks from streams and streams form Köprüçay River. The river brings life to everything along its path and makes for an amazing view. This relentless river divides the mountain in two during its quest to reach the Mediterranean. It ends its journey on the shore by flowing freely between

Bozburun and Diboyraz mountains. Köprüçay, which flows between these two mountains finally reaches the Mediterranean but separates the two shores during the process. Yearnings and separations flow into the river but thankfully Oluk Bridge steps in and connects the two shores, standing tall for nearly 2000 years.

Connected Pamphylia to Pisidia

Oluk Bridge, which is the most frequently used bridge in the Köprülü Canyon NaANTALYA 101

Ocak / Şubat - January / February 2013


akıyor Köprüçay. Doğanın tüm güzelliklerini cömertçe sergilediği bu coğrafyada Oluk Köprü yetişiyor hasret çekenlerin imdadına; yaklaşık 2 bin yıldır dimdik ayakta durarak, iki yakayı birbirine bağlıyor.

Pamphilya’yı Psidia’ya bağladı

Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın en yoğun kullanılan köprüsü olan Oluk Köprü, Milattan sonra ikinci yüzyılda Roma döneminde inşa edilmiştir. Bozburun ile Diboyraz dağları arasında akan Köprüçay üzerinde kurulu, tek kemerli köprünün kemeri düzgün kesme taşlardan yapılmasına rağmen, diğer kısımlardaki taşlar düzgün değildir. Köprünün üzerindeki korkuluk taşları yer yer düşmüş ve yerine düzgün olmayan taşlar konulmuştur. Köprünün ayakları her iki taraftaki kayaların üzerine oturtulmuştur. Oluk Köprü, 1996 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. Eski adı Eurymedon Köprüsü olan ve günümüzde yaz aylarında rafting tutkunlarının, kış aylarında ise doğa yürüyüşçülerinin kullandığı köprü, Roma döneminde ise Pamphilya kıyıları ile Psidia bölgesini birbirine bağladı. Son derece iyi korunmuş halde günümüze kadar gelmiş olan Oluk Köprü, 14 metre uzunluğunda, 3,5 metre genişliğinde ve oldukça yüksektir. Köprünün yol genişliği 2,5 metre iken, tek kemerin açık genişliği yaklaşık 7 metredir. Oluk Köprü, zamana meydan okuyarak ayakta durmasının yanı sıra yapı tekniği ve taş işçiliği ile dikkat çeker. 102

ANTALYA

tional Park, was built in 2nd century A.D. during the Roman era. Oluk Bridge, which is located on Köprüçay which runs between Bozburun and Diboyraz mountains, has a single arch made from neat cut stones but the stones on the other parts of the bridge are roughly cut. The legs of the bridge stand

Ocak / Şubat - January / February 2013

on rocks on each side. The bridge was renovated in 1996. The bridge, formerly known as Eurymedon Bridge, attracts attention from rafting enthusiasts during the summer and hikers during the winter and used to connect the shores of Pamphylia to

the Pisidia region during the Roman era. The well preserved bridge is 14 meters long, 3, 5 meters wide and very high. The road width of the bridge is 2, 5 meters while the width of the arch is approximately 7 meters. The construction technique and stone workmanship of the bridge is amazing.


ANTALYA 103

Ocak / Şubat - January / February 2013


Bir Mimar Sinan ekolü şaheseri:

Ömer Paşa Camisi Elmalı’da bulunan ve Ketenci Ömer Paşa tarafından 1610 yılında yaptırılan Ömer Paşa Camisi, Antalya’da Osmanlı mimarisini yansıtan en nadir eserlerden biridir.

A Mimar Sinan school masterpiece: Ömer Paşa Mosque Ömer Paşa Mosque in Elmalı, which was commissioned by Ketenci Ömer Paşa in 1610, is one of the rarest structures in Antalya that reflect Ottoman architecture.

K

K

etenci Ömer Paşa, Osmanlı İmparatorluğu döneminde devletin her kademesinde görev almış ve paşalığa kadar yükselmiştir. Saraybosna’nın fethinde de yer alan Ketenci Ömer Paşa, savaş sonrası elde ettiği ganimetlerle adını taşıyan camiyi yaptırmıştır. Elmalı’nın yanı sıra Antalya’nın da Osmanlı mimarisi izlerini taşıyan en büyük camilerinden olan Ömer Paşa Camisi, kapısındaki kitabeden de anlaşıldığı gibi 1610 yılında yaptırılmıştır. 420 yıllık bu ibadethane,Elmalı Dağı’nın eteklerindeki yamaçta yer alması nedeniyle oldukça heybetli bir görünüme sahiptir. Klasik Osmanlı mimarisini yansıtan ve bir Mimar 104

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

Caminin avlusunda, medrese ile arasında bir şadırvan bulunmaktadır. There is a fountain in thecourtyard of the mosque.

etenci Ömer Paşa has worked in every level of the government during the Ottoman Empire. Ketenci Ömer Paşa, who was a part of the army that conquered Sarajevo, commissioned the building of the mosque with the spoils he got during the war. Ömer Paşa Mosque, which is one of the largest mosques in Antalya that carried traces of Ottoman architecture, was built in 1610. The 420 year old mosque looks grand because it was built on a slope on the outskirts of Elmalı Mountain. The mosque, which reflects classic Ottoman architecture and is a Mimar Sinan school masterpiece, is a monumental structure with


Sinan ekolü şaheseri olan cami, kare plan üzerine tek kubbeli ve son cemaat yeri bulunan anıtsal bir yapıdır. Caminin arka tarafında, yapım yılı belli olmayan Ahi Baba Türbesi’nin yanı sıra avlusunda da yine 1610 yılında inşa edilen bir şadırvan bulunmaktadır.

Anıtsal bir yapı

Kare plan üzerine tek kubbeli olarak inşa edilen Ömer Paşa Camisi’nin ibadet mekânını meydana getiren beden duvarları 4 kademelidir. Kuzey cephesinde 6 sütun üzerine, cephede 5 sivri kemerli son cemaat yerinin üst örtüsü ortada çapraz tonoz, yanlarda ise kubbedir. Kesme taştan yapılmış beden duvarları kuzey cephe hariç diğer yanlarda payadalarla takviyelidir. Caminin birinci kademesi üzerinde iki sıra halindeki pencereler yer almaktadır. Alt taraftaki pencereler dikdörtgen söveli ve sivri alınlıklı, üst taraftaki pencereler ise sivri kemerli ve şebekelidir. İkinci kademede duvarlar daha içerden devam etmektedir ve duvarların ortasında ikişer tane sivri kemerli, alçı şebekeli pencere bulunmaktadır. Üçüncü kademede sekizgen ve külahlı kulecikler bulunur. Çok kenarlı olarak devam eden kasnak, yukarı doğru daralmakta ve kasnak üzerindeki pencerelerde kubbeden cami içine ışık sağlanmaktadır.

Şerefenin korkulukları minareye güzellik kattı

Caminin minaresi, yapının kuzeybatı köşededir ve ANTALYA 105

Ocak / Şubat - January / February 2013


106

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


Klasik Osmanlı mimarisini yansıtan Ömer Paşa Camisi, Antalya’nın en büyük camilerindendir. Ömer Paşa Mosque, which reflects classic Ottoman architecture, is one of the largest mosques in Antalya.

kaidesi beşgendir. Kaide içindeki pabuç, yukarı doğru daralmakta ve caminin beden duvarlarının birinci kademesine kadar yükselmektedir. Buradan itibaren 16 kenarlı olarak devam eden gövde, şerefe altındaki silmeyle kesilmektedir. Mukarnaslı şerefenin altı ve korkulukları, minareye ayrı bir güzellik kazandırmaktadır. Kuzey cephede orta kısım genişliğince kesme taştan yapılmış olan minarenin cümle kapısı, sivri kemerli büyük bir niş meydana getirmektedir. Niş içine 6 satır halinde yazılmış kitabe yerleştirilmiştir. İbadet mekânında kubbeye geçiş büyük köşe trompları ile sağlanmıştır. Kuzey cepheyi ve yanları kapatan mahfil, sütun ve sivri kemerler tarafından taşınmakta olup ahşaptır. Kıble duvarı ortasında yer alan altı kenarlı mihrap mukarnaslıdır. Mihrabın batı yanındaki taş minberi çok sadedir.

a square plan, a single dome and a last congregation area. There is a fountain in the courtyard of the mosque also built in 1610 in addition to the mausoleum of Ahi Baba, construction date unknown.

A monumental structure

The body walls of the square planned, single domed mosque which form the worship area of the mosque are four tiered. The covering of the last congregation area, which has 5 pointy arches that stand on 6 columns, is cross vaulted in the middle and domed on the sides. Body walls that were made with cut stones are supported with planks except the northern front. There are two rows of windows on the first level of the mosque. The windows on the lower row have rectangular frames and point facades, the

windows on the second row have pointy arches and grids. There are two pointy arched, plaster gridded windows on the second level. There are octagonal and cone shaped little towers on the third level. The hoop that continues as a multisided element narrows towards the top and lighting for the interior of the mosque is provided via the windows on the hoop.

The beautiful railings on the balcony of the minaret

The minaret of the mosque is located on the northwestern corner of the mosque and its pedestal is pentagonal. The shoe inside the pedestal narrows towards the top and rises all the way to the first level of the body walls. The body, which continues with 16 sides from this point on, ends with the molding under

the balcony of the minaret. The underside of the muqarnas style balcony and railings add another kind of beauty to the mosque. The entrance door of the minaret made from cut stones forms a large niche with a pointy arch. The 6 line epigraph of the structure has been placed inside the niche. In the worship area, passage to the dome was enabled by large corner squinches. The gathering place, which covers the northern front and sides, is supported by columns and pointy arches and is made from wood. The six sided altar located in the middle of the southern wall is made with muqarnas style. The stone pulpit in the west side of the altar is simple.

Its fountain in also historical

The construction date of the Ahi Baba Mausoleum adjaANTALYA 107

Ocak / Şubat - January / February 2013


Caminin kuzeybatı köşesinde bulunan minarenin kaidesi beşgendir. The pedestal of the minaret located in the northwestern corner of the mosque is pentagonal.

Şadırvanı da tarihi

Caminin güneydoğu duvarına bitişik olan Ahi Baba Türbesi’nin yapım tarihi belli değildir. Türbe, kare bir yükselti üzerine inşa edilmiş olup, doğu yüzündeki madeni şebekeli dikdörtgen bir penceresi, kuzey yönünde ise bir giriş kapısı bulunmaktadır. Kubbesi betonarme olarak basık ve basit bir biçimde yapılmıştır. Caminin avlusunda, medrese ile arasında bir de şadırvan bulunmaktadır. Cami ile aynı tarihte yapılan şadırvan sekizgen bir plana sahiptir. Sekizgenin her kenarında bir ayak bulunmaktadır ve kubbeye benzer üst örtüsü ayaklar üzerinde oturmaktadır. Ayakların etrafı altta beton, üstte demir korkuluklarla çevrilidir. Ortadaki havuz kısmı onüçgen olup belli bir yüksekliğe kadar kapalı, bunun üzerinde her kenara denk gelecek şekilde sütuncuklarla üst örtüye bağlanmıştır. Havuzun içinde bir de fıskiye yer almaktadır. Malzeme olarak beton ve kesme taş kullanılmış olup havuz kısmı orijinal üst örtü ve ayaklar sonradan yapılmıştır. 108

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

cent to the southern wall of the mosque is unknown. The mausoleum was built on a square ridge; it has a rectangular window on the eastern exterior and a door in the north. Its dome is simple and made with reinforced concrete. There is a fountain in the courtyard of the mosque. The fountain, which was also built in 1610, has an octagonal plan. There is a leg on the corner of each side and its roof that resembled a dome is supported by these legs. The lower parts of the legs are surrounded by concrete railings and by iron railings at the top. The basin in the middle is closed until a certain height and connected to the upper covering with small columns. There is also a water jet inside the basin. Concrete and cut stones were used in the construction of the fountain. Its basin is original and the covering and legs were added later on.


ANTALYA 109

Ocak / Şubat - January / February 2013


Antalya aşkı Antalyalı yaptı Rus Sanat ve Kültür Derneği Başkanı İrina Balcı, kentte şu an 30 bini bulan Rus nüfusunun iki ülke arasındaki olumlu ilişkiler dolayısıyla daha da artacağını söylüyor.

The love for Antalya made her a local Irina Balcı, the president of the Russian Art and Culture Association, said that the 30 thousand Russian population in the city was going to increase thanks to the good relations between the two countries.

H

er yıl dünyanın dört bir yanından milyonlarca turist, unutulmaz bir tatil için tercihini Antalya’dan yana kullanıyor. Hafızalara kazınan onlarca anı ile evlerine dönen turistler ilk fırsatta yeniden Antalya’ya geliyor. 110

ANTALYA

Bu güzellikleri her daim yaşamak isteyen on binlerce kişi ise doğup büyüdüğü toprakları arkalarında bırakıp, tarihin doğayla kucaklaştığı Antalya’ya yerleşiyor. Kente yerleşen yabancılar içerisinde Rusların sayısı

Ocak / Şubat - January / February 2013

E

ach year, millions of tourists come to Antalya for holiday. People, who go back to their country with millions of unforgettable memories, return at the first chance they get. Thousands of

people who want to live here for the rest of their lives leave their countries and settle in Antalya. A lot of Russian people now live in the city. We asked Irina Balcı, the president of the Russian Art and Culture


bir hayli fazla. Rusların Antalya’yı tercih etme sebeplerini Rus Sanat ve Kültür Derneği Başkanı İrina Balcı’ya sorduk. Antalya’da Ruslar ile Türkler arasında köprü olup, iki toplumun kaynaşmasını sağlamak için çalıştıklarını ifade eden İrina Balcı, “Antalya’dan hiç ayrılmak istemiyoruz” diyor. Rus Sanat ve Kültür Derneği hakkında bilgi verir misiniz? İrina Balcı: Derneğimizin öncelikli amacı Antalya’da yaşayan Ruslara her alanda yardımcı olmak. Bu çerçevede avukatımız ve psikoloğumuz var. İhtiyaç duyulması halinde hizmet veriyorlar. Ayrıca Rus kültürünü Antalyalı ile paylaşmayı, Antalyalıya kültürümüzü tanıtmayı amaçlıyoruz. Antalya’da çok fazla Rus yaşıyor. Yine Antalya’da yaşayan çok fazla evli Rus-Türk çift var. Onların çocuklarına Rus kültürünü tanıtmak da amaçlarımız arasında. Tarihimizi, kültürümüzü anlatırken de en büyük amacımız iki toplum arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesi. Sonuçta burada yaşıyoruz, beraber güzel zaman geçirmemiz için çalışıyoruz. Bu kapsamda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz? İrina Balcı: Rus ve Türk milli bayramlarında etkinlikler düzenliyoruz. Çocuklarımız dans gösterileri yapıyorlar. Antalya’nın yanı sıra Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve Rusya’da da dernek olarak kültürel etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Derneğimiz, Rusya’da düzenlenen bir yarışmada birinci oldu. Bu derneğimiz kadar Antalya içinde önemli. Sonuçta yarışmaya Antalya’dan katıldık.

Derneğe ilgisi nasıl? İrina Balcı: Kayıtlı üye sayımız 200. Ancak düzenlediğimiz etkinliklere 500-600 kişi katılıyor. Ayrıca internet grubumuzun 2 bin üyesi var. Derneğimizin üye sayısı az olsa da etkinliklerimize ve internet grubumuza ilgi oldukça fazla. Etkinliklerimize Ruslar ve Türklerin yanı sıra Avrupalılar, Amerikalılar, Ukraynalılar, Türkmenistanlılar ve Özbekistanlılar da katılıyor. Antalya’da yaşayan Rus vatandaş sayısı kaç? İrina Balcı: Kesin rakamı bizde bilmiyoruz ama 30 bin civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Antalya’da yaşayan Rusların büyük bölümü, yaklaşık yüzde 80’i Türklerle evli. Çoğunlukla gelinler Rus, ama Rus erkekleriyle evli Türk kadınları da var. İki

Association, why Russians preferred Antalya. Irina Balcı, who stated that they were working to build a bridge between the Russians and Turks in Antalya, said, “We never want to leave Antalya” Can you tell us about the Russian Art and Culture Association? Irina Balcı: Our primary goal is to help Russian citizens living in Antalya. We have lawyers and psychologists. In addition, we want to share and introduce Russian culture to the locals. There are a lot of Russians living in the city. Also, there are a lot of Russian-Turkish couples. We also aim to introduce Russian culture to their kids. While we are introducing our history and culture, our biggest

Rus Sanat ve Kültür Derneği, Rusya’da yürüttüğü tanıtım çalışmaları ile kentin sadece deniz ve beş yıldızlı otellerden ibaret olmadığını anlatıyor. The Russian Art and Culture Association organize advertising campaigns in Russia to tell the citizens that Antalya isn’t just about five star hotels and beaches.

ANTALYA 111

Ocak / Şubat - January / February 2013


more than 2000 members on our web group. Even though we don’t have a lot of registered members, we receive a lot attention through the web and during activities. Besides Russians and Turks, Ukrainians, Americans and people from other parts of Europe attend our activities.

Ruslar, tatilin yanı sıra ev almak ve yaşamak içinde Antalya’yı tercih ediyor.

How many Russian citizens are living in Antalya? Irina Balcı: We don’t know the exact number but we think it is around 30 thousand. Almost 80% of the Russians living in Antalya are married to Turkish citizens. Mostly, it is the brides that are Russian but there are Turkish women married to Russian men. We expect the number to increase due to the fast growing relationship between the two countries.

Russians now prefer Antalya not just for vacationing but buying property and settling down.

ülke arasına hızla gelişen ilişkiler sayesinde bu rakamların daha da artmasını bekliyoruz. Rusya’da Antalya denildiğinde akla ne geliyor? İrina Balcı: Tabii ki deniz, tatil ve beş yıldızlı oteller. Biz Rusya’da tanıtım çalışmalarıyla Antalya’nın sadece denizden ve beş yıldızlı otellerden ibaret olmadığını anlatıyoruz. Antalya’nın tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle çok zenginbir kent olduğunu anlatıyoruz. Antalya’da yaşayan Ruslara gezilecek güzel yerleri hem anlatıyoruz hem de gösteriyoruz. Bu çalışmalardan sonra düşünce tabii ki değişiyor. Antalya’ya ilk kez tatile gelen kişi genellikle otelden dışarı çıkmıyor. Ama ikinci, üçüncü kez gelenler turlara 112

ANTALYA

katıldıkça, otelden dışarı çıkıp gezdikçe Antalya’nın sadece denizden ve beş yıldızlı otellerden ibaret olmadığını görüyor. Çalışmalarımız ile düşünce de değişiyor. Ayrıca Antalya’ya tatile gelmekle, Antalya’da yaşamak arasında büyük fark var. Ruslar için en öncelikli tatil destinasyonu neresi? İrina Balcı: Orta sınıfın öncelikli tatil merkezi Antalya. Üst sınıf Avrupa’yı da tercih ediyor. Kentimize gelen Rus turist sayısı da her geçen gün artıyor. Bu rakamın daha da artmasını bekliyoruz. Tatilin yanı sıra ev almak, yaşamak içinde ilk tercih Antalya. Havalimanına yakınlık nedeniyle öncelikli olarak Antalya kent merkezi tercihediliyor. Özellikle Konyaaltı’na yerleşen ve

Ocak / Şubat - January / February 2013

goal is to strengthen the relationship between the two societies. We all live together here and we are looking to get along. What kinds of activities do you organize? Irina Balcı: We organize activities during Russian and Turkish national holidays. Our kids participate in dance recitals. We also organize various activities in other Turkish cities and in Russia. Our association became champion during a competition in Russia. This is very important for us, as well as for Antalya. How is interest regarding the association? Irina Balcı: We have 200 registered members but 500-600 people attend our activities. We have

What are the first impressions of Russians when it comes to Antalya? Irina Balcı: Of course, the sea, beaches, vacation and five star hotels but during our advertising campaigns in Russia we try to tell them there is more to Antalya than sea and five star hotels. We tell them that Antalya is a very rich city with its history culture and nature. We take Russians that live in Antalya to historical and cultural spots. Of course their opinion changes after that. Someone who comes to Antalya for the first usually opts to stay in the hotel and not go out but those who have been here before visit the sites and see that Antalya


Aspendos

burada yaşamını sürdüren çok fazla Rus var. Antalya’da yaşayan Rusların profili nasıl? İrina Balcı: Her meslekten insan var; mühendis, doktor, öğretmen, sanatçı, gazeteci… Antalya’ya yerleşiyorlar çünkü bu kenti çok beğeniyorlar. Mesela kısa süre önce Rusya’da çok ünlü olan bir modacı Antalya’ya geldi. Burada bir daire alıp, dekorasyonunu ve tasarımını da kendisi yapmak istiyor. Son dönemde inşaat işleriyle ilgilenenlerde Antalya’ya gelmeye başladı. Antalya’da Türk-Rus evlilikleri oldukça yaygın. Evliliklerde herhangi bir sorun yaşanıyor mu? Bir de Rus gelinlere önerileriniz neler? İrina Balcı: Benim eşim de Türk. 15 yıl önce evlendik ve 4 çocuğumuz var. Rus

gelinlere evlenmeden önce Türk erkeklerini anlatıyoruz. Çünkü çok farklı kültürlere sahibiz. Rus gelinler eğitimi nedeniyle çok hareketli ve çok açık fikirliler. Sürekli sosyal olmak, çalışmak, eşine yardımcı olmak istiyorlar. Bazı Türk erkekleri eşinin çalışmasını istemiyor. Bu durum sorun yaratabiliyor. Bu durumları anlatıyoruz. Neyse ki evliliklerin büyük bölümünde sorun yaşanmıyor. Gayet mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürüyorlar. Antalya’da yaşayan, Antalya’ya tatile gelen Ruslar, kentte en çok neyi seviyor? İrina Balcı: Tabii ki denize girmeyi... Kış aylarında, kar yağınca Saklıkent’te kayak yapmayı da çok seviyorlar. Doğa ile baş başa kalmayı, şelaleleri, Köprülü

is not just about sea and sun. Besides, there is a big difference between coming here on vacation and living here. What is the top holiday destination for Russians? Irina Balcı: The first choice of the middle class is Antalya; the upper class prefers Europe. The number of Russian tourists that come to our city increases with each day. We expect that to increase further. Besides, vacationing, Antalya is the first choice for those who want to buy property and settle down. The city center is a priority because it is close to the airport. There are a lot of Russians who now live in Konyaaltı.

What is the general profile of Russians that live in Antalya? Irina Balcı: There are people from every profession; engineer, doctor, teacher, artist, journalist… they settle here because they love this city. For example, a while ago a very famous Russian designer came here. He wants to buy a house and decorate it. Lately, people in the construction business have been coming to Antalya. Marriages between Russians and Turks are common in Antalya. Are there any problems with these marriages? Do you have any advice for Russian brides? Irina Balcı: My husband is Turkish. We got married 15 ANTALYA 113

Ocak / Şubat - January / February 2013


years ago and we have 4 children. We tell Russian brides about Turkish men before they get married because we have different cultures. Russian brides are educated so they speak their mind. They want to socialize, work and help their spouses. Some Turkish men don’t want their wives to work and this could be a problem. Thankfully there are not many troubled marriages. What do Russians who live here or come to vacation love most about Antalya? Irina Balcı: Of course swimming... They also love skiing in Saklıkent during the winter. They love being in nature, the waterfalls, rafting in Köprülü Canyon, stud farms, Göynük Canyon, and paragliding. Their biggest pastime is hiking amongst nature during the weekends. They want to participate in a different activity every day.

Kanyon’da rafting yapmayı, Göynük Kanyonu’nu, at çiftliklerini, paraşütü de. Hafta sonlarında doğa ile baş başa kalabilecekleri yerlerde gezmek en büyük zevkleri. Her gün farklı bir etkinliğe katılmayı istiyorlar. Bu güne kadar Antalya’yı sevmediğini ya da beğen114

ANTALYA

mediğini söyleyen bir Rus ile karşılaştınız mı? İrina Balcı: Hayır, hiç karşılaşmadım. Antalya’ya gelen Ruslar kenti çok seviyorlar. Ancak çocuklarının eğitiminden dolayı istemeye istemeye Rusya’ya dönmek zorunda kalanlar oluyor. Bu nedenle devletten Antalya’ya Rus okulu

Ocak / Şubat - January / February 2013

açılmasını talep ediyoruz. Çünkü çocuklarımız üniversite çağına geldiğinde ya da iş hayatına atılacağında büyük sıkıntılarla karşılaşıyor. Türkiye’de çok rahat ve mutlu yaşıyoruz. Bu durumun devam etmesi ve yaşanan sıkıntıların aşılması için bir okul istiyoruz.

Have you ever met a Russian who said that he didn’t life Antalya? Irina Balcı: No, I haven’t. Russians who come to Antalya love it. But there are those who have to return because of their kids’ education. That is why we ask the government to open a Russian school in Antalya. We are very happy to be living in Turkey and for that to continue we need the school.


ANTALYA 115

Ocak / Şubat - January / February 2013


Fotoğraflar / Photography: Cem Özdel – Özgür Önder

Şimdi

Saklıkent zamanı Engin maviliklerin karşısında tüm heybetiyle yükselen dağların zirveleri beyaza büründü. Falezlerden dalgaların dövdüğü sahilin ve Beydağları’nın dillere destan manzarası, karla kaplı tepelerle tamamlandı. Zirveler gelinliğini giyince Antalya için Saklıkent zamanı da geldi. 116

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


It is time for Saklıkent The peaks of grand mountains across the vast blue are now covered in white. The amazing panorama of the beaches and Beydağları are now complete with snow covered hills. When the peaks are dressed as brides, it is time for Saklıkent.

U

zun süren yağışlı ve güneşin yüzünü göstermediği bulutlu günlerin ardından, pırıl pırıl bir güne uyandı Antalya. Haftalardır hasret kaldığımız güneşi sabah uyanır uyanmaz görünce doğruca Konyaaltı Sahili’nin yolunu tuttuk. Dalgaların dövdüğü sahilde simit ve çay ile yapılan kahvaltının ardından çakıl taşlarının üzerinde yapılan yürüyüş keyfimize keyif kattı. Nem oranının yok denecek kadar az olduğu bu güzel Antalya sabahında, deniz hiç olmadığı kadar mavi, Beydağları hiç olmadığı kadar parlaktı. Beydağları’nın Akdeniz’in hemen ardından yükselen manzarasını keyifle izlerken gözümüz arka sıralardaki dağlara takıldı. Güneşli Antalya sabahında arka sıralarda bulunan dağların zirveleri beyaza bürünmüş, Beydağları sonunda gelinliğini

giymişti. Mavinin ardından başlayan yeşil, zirvelerde kendini beyaza bırakmıştı. Ve o beyaza bürünmüş dağlar bizleri çağırıyordu. Biz de o çağrıya uyduk ve ani bir şekilde Saklıkent’e gitme kararı aldık. Aracımıza atladığımız gibi beyaza bürünmüş Saklıkent’in yolunu tuttuk.

En güzel Antalya manzarası Portakal Durağı’nda

Sahile paralel uzanan bulvar boyunca dağ ve deniz manzarası eşliğinde Altınyaka yol ayrımına ulaştık. Boğaçayı’nı geçerek önce Çakırlar, sonra da Bahtılı mahallelerine geldik. Portakal bahçelerinde çalışan insanların meyve topladığını görmemiz heyecanımızı ve mutluluğumuzu bir kat daha artırdı. Akdeniz’in hemen ardından başlayıp dağların eteğine kadar uzanan

A

ntalya woke up to a sunny morning after many rainy and gray days. After seeing the sun come out after a long time, we immediately headed for Konyaaltı Beach. After having breakfast, we walked on the beach covered with pebble stones. On this day when humidity was almost nonexistent, the sea looked bluer and Beydağları were shining. While watching the view of this magnificent mountain, our eyes caught the string of hills at the back. Their peaks were covered in snow as if the mountain was wearing a wedding gown and they seemed to be calling out to us. We answered the call and decided to go to Saklıkent.

The best view of Antalya at Portakal Durağı We reached the Altınyaka

ANTALYA 117

Ocak / Şubat - January / February 2013


Bakırlıtepe’nin eteğinde bulunan Saklıkent, her yaştan yüzlerce misafirini keyifle ağırlıyor. Saklıkent, situated at the slope of Bakırlıtepe, welcomes guests from all ages.

luydu. Saklıkent yolcuları, Antalya’ya tepeden bakan bu noktada mola vermişler, termoslarında getirdikleri çaylarla, Beydağları, orman, Antalya ve Akdeniz manzarasına karşı keyif yapıyorlardı.

Dağlar gelinliklerini giydi bereketli topraklar, yine cömertliğini sonuna kadar sunmuştu. Yol üzerinde satın aldığımız mandalinalarımızı yiye yiye yolumuza devam ettik. Artık portakal bahçeleri sona ermiş, dağ yoluna girmiştik. Çam ağaçlarının arasından geçerek yolumuza keyifli bir sohbetle devam ettik. ‘Bu kadar kısa sürede, böylesine muhteşem deniz, bahçe ve dağ manzarasını peş peşe sunan başka 118

ANTALYA

bir şehir var mıdır’ diye düşünerek ilerlemeye devam ettik. Çam ağaçlarının arasından kıvrıla kıvrıla ilerleyen yol, heyecan ve endişeyi birlikte yaşattı; çünkü yolda kimsecikler yoktu. Biz “Acaba yol mu kötü’ diye düşüneduralım, endişelerimizin yersiz olduğunu Portakal Durağı mevkiine geldiğimizde anladık. Dağın yamacındaki bu nokta çok sayıda Saklıkent yolcusu ile do-

Ocak / Şubat - January / February 2013

Bir müddet biz de bu eşsiz manzarayı seyrettikten sonra yolumuza devam ettik. Artık yolda yalnız değildik. Çok sayıda araç, bu güneşli Antalya sabahında Saklıkent’in yolunu tutmuştu. Yol da oldukça güzeldi. Çam ağaçların arasından, yaylaların ve köylerin içerisinden geçerek zirveye yaklaştık. Çam ağaçları yerini ardıç ağaçlarına bırakmıştı. Son virajı da dönünce Saklıkent tüm güzelliğiyle karşımıza çıktı. Ama yolumuz henüz bitme-

impasse during our journey on the road parallel to the beach accompanied by an amazing view. We passed by Boğaçayı and first reached Çakırlar, then Bahtılı neighborhood. We grew more excited when we saw people picking fruits from orange gardens. Fruitful lands that went all the way up to the slopes of the mountain were presenting their gifts. We continued our journey while eating tangerines we bought along the way. We were now on the mountain road. We talked all the way through the journey as we passed through pine trees. We were excited but even more agitated because there was no one on the road. We breathed a sigh


mişti. Bakırlıtepe beyaza bürünmüş, Saklıkent’in tam karşısındaki dağlar da gelinliklerini giymişti. Biraz daha ilerledikten sonra 2 bin metre rakımlı Saklıkent’teydik. Kent sakinleri ve misafirler bu güzel günde bizim gibi Saklıkent’in yolunu tutmuşlardı. Bakırlıtepe’nin eteğinde bulunan Saklıkent, her yaştan yüzlerce misafirini keyifle ağırlıyordu. Profesyonel kayakçılar telesiyejle zirveye doğru yol alırken, kaymayı bilmeyen gençler, çocuklar ve yetişkinler kızaklarıyla tepenin eteğindeki noktaya doğru hızla ilerliyordu. Telesiyejin karşı tarafında ise mangallarını yakan misafirler, ızgara yaparak manzaranın keyfini çıkarıyordu. Mangalcıların olduğu bölümde çocuklar karda koşuyor, kartopu oynuyor ve kardan adam yapıyordu. Bu

manzara gerçekten oldukça keyifliydi.

Çocukların mutluluğuna diyecek yok

Mangalcıların arasından geçerek telesiyejin olduğu yere doğru ilerledik. Çünkü kızakla kayan çocukların neşeli çığlıkları, kahkahaları yazlıkların bulunduğu noktaya kadar geliyordu. Karın üzerinde yürüyerek telesiyejin bulunduğu noktaya ulaştık. Kayakçılar kadar kaymayı bilmeyenler de, beyaza bürünmüş dağın güzelliklerine farklı bir açıdan şahit olmak için,4-5 derece olan hava sıcaklığına aldırmadan zirveye doğru ilerleyen telesiyeje biniyordu. Onların zirve yolculuğunu bir müddet izledikten sonra kızak ile kayan çocukların mutluluğuna şahit olmak için az ileride-

of relief as we reached Portakal Durağı region because the spot was filled with people going to Saklıkent. The travelers had stopped at this point which overlooked Antalya and were enjoying the view.

Mountains dressed in white

We continued our journey after admiring the magnificent view. We were not alone on the road now. Many vehicles were heading towards the same destination on this sunny mornANTALYA 119

Ocak / Şubat - January / February 2013


ki tepeye doğru ilerledik. Karların üzerinde küçük adımlarla tepeye ulaşan çocuklar, kızaklarına bindiği gibi kendilerini aşağıya bırakıyordu. Karda kaymanın mutluluğunu sevinç çığlıklarıyla ifade eden çocukların bu mutluluğu büyükleri de etkilemişti. İlerlemiş yaşlarına rağmen kızağa binen büyükler, çocuklar gibi karda kayıyorlardı ve çocuklar gibi de şenlerdi. Çocukların ve büyüklerinin kızak keyfini bir müddet izledikten sonra snowboard tutkununun karı püskürterek kayışı gözümüze takıldı. Oraya doğru ilerlemeye başladık. Telesiyej ile yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk sonrası zirveye çıkanlar, oradan tüm hünerlerini sergileyerek, aşağıya iniyorlardı.

Kar üzerinde mangal keyfi

Kayakçılar ve snowboardcular ardı ardına kayarak geliyorlardı. Karların üzerine uzanmış bir şekilde dinlenen iki snowboardcuyu görünce yanlarına gidip, Saklıkent üzerine konuşmaya başladık. Karın genellikle Mart, yağışın bol olduğu dönemde ise Nisan ayına kadar kaldığını söyleyip, Antalya sahillerinde insanların denize girmeye başladığı dönemde Saklıkent’te kayak yapılabileceğine dikkat çektiler. Sürekli çalışan telesiyejin ise yaklaşık 20-30 dakikalık bir yolculuk sonrası zirveye ulaştığını belirtip, telesiyeje bineceklere sağlam giyinmeleri konusunda uyarıda bulundular. Üzerimizdeki kıyafetlerin yetersiz olması nedeniyle telesiyeje binememenin üzüntüsüyle tekrar aşağıya indik. Saklıkent ziyaretçileri karda keyifli dakikalar geçirmeye devam ediyordu. Tekrar man120

ANTALYA

galcıların yanına doğru ilerledik. Mangalı yakmakla meşgul olanlar kömürleri çoktan köze dönüştürmüş, etlerini pişirmiş ve afiyetle yemeye başlamıştı. Onların keyfine de ortak olduktan sonra günübirlik Saklıkent maceramızın sonuna doğru yaklaştığımızı fark ettik. Çünkü saat çoktan 16.00’a yaklaşmıştı. Aracımıza bindik ve tekrar Antalya’ya dönmek için yola koyulduk. Ardıç ağaçlarının beyaza bürünmüş manzarasını izleye izleye yolumuza devam ederken arazi araçlarının stabilize yollardan ana yola çıktığını gördük. Saklıkent, kar keyfinin yanı sıra off-road için de uygundu. Çamura bulanmış araçlar, sürücülerin nasıl keyifli bir gün geçirdiklerini anlatmaya yetiyordu.

Ocak / Şubat - January / February 2013

ing. The road was in tip top shape. We reached the summit after passing through pine trees, plateaus and villages. We cold now see juniper trees. After rounding the last bend, Saklıkent was there with all its magnificence. But we were not there yet. Bakırlıtepe was completely covered in white and the mountains across Saklıkent were wearing their white wedding dresses. After a little while, we reached Saklıkent, 2000 meters above sea level. Saklıkent, on the outskirts of Bakırlıtepe, was hosting hundreds of visitors from all ages. While professional skiers headed for the peaks, children and amateur

skiers headed for the spot on the outskirts. Some had BBQs going on and enjoying the view. Besides them, children were running and playing. It was really a good time.

Children are the happiest

After passing the people enjoying their barbeque, we headed for the draglift because we could hear the laughter and joy of the children who were riding sledges. Those who didn’t want to ski were boarding the draglift to watch the amazing view. After watching them head for the summit, we turned our attention to the children who were sliding down from the outskirts. Their joy and enthusiasm had affected the grownups


Saklıkent genellikle Mart, yağışın bol olduğu dönemlerde ise Nisan ayına kadar karla kaplı. Saklıkent is usually covered in snow until March, and even until May when there is a lot of rain.

ANTALYA 121

Ocak / Şubat - January / February 2013


Portakal Durağı mevkii, Beydağları, orman, Antalya ve Akdeniz manzarasına karşı keyif yapmak için birebir. Portakal Durağı region, overlooking Beydağları, the forest, Antalya and the Mediterranean is an ideal place for some leisure time.

Yeryüzünde bu güzelliklere sahip başka yer yok

Dağ yolunda ormanların arasından kıvrıla kıvrıla Doyran’a indik. Sabah saatlerinde Bahtılı’da portakal toplayanlar çoktan işlerini bitirmişlerdi. Meyveler paketlenmiş, Türkiye’nin dört bir yanına gönderilmek üzere hale götürülüyordu. Birkaç kilometre sonra şehre girdik. Eve yaklaştıkça yolda yaptığımız sohbetteki soruya da cevap bulmuştuk. ‘Bu kadar kısa sürede, böylesine muhteşem deniz, bahçe ve dağ manzarasını peş peşe sunan başka bir şehir var mıdır’ diye sormuştuk kendi kendimize. Şahit olduklarımızdan sonra yeryüzünde böyle bir yerin olamayacağına karar verdik. 122

ANTALYA

that joined in for the fun. After watching them for a while, our eye caught a snowboarder. Snowboarders came down the peak, showing all their skills on the snow.

Grilling on snow

When we saw 2 snowboarders resting on the snow we decided to walk over to them and talk about Saklıkent. They said that snow stayed on the ground until March or even May, depending on the weather, and added that they could ski here when people were swimming on the shore. They said that the draglift reached the peak in 30 minutes and that you had to dress well if were to go

Ocak / Şubat - January / February 2013

up there. After this warning, we decided against going up to the peak. The guests at Saklıkent were still having a great time. We then made our way back to the people barbequing. They had already begun eating. It was almost four in the afternoon so it was time for us to head back. We hopped onto our car and began our journey back to Antalya. As we continued our journey while watching snow covered juniper trees, we saw that our vehicle was off the stabilized road and on the main road. So, Saklıkent was also ideal for off road. Cars covered in mud were enough to prove that the drivers

also had had a good time.

No place on earth like this one

We came down to Doyran after passing winding roads through the forest. The fruit pickers in Bahtılı were long gone. The oranges had been packed and moved to storage to be sent all over Turkey. After a few kilometers, we were in the city. During our trip, we had asked ourselves if there was another city in the world that offered so much in such a short time. After contemplating the question, we came to the conclusion that this was the only city that offered sea, sand and snow at the same time.


ANTALYA 123

Ocak / Şubat - January / February 2013


Derinlerdeki gizem Asya’nın en uzun sualtı mağarası olan Suluin, görkemli olduğu kadar esrarengizdir de. Üç ayrı su tabakasının bulunduğu ve asidik yapısı nedeniyle hiçbir canlının yaşamadığı bu doğa harikasının derinliklerindeki kemik ve seramik parçaları, mağaranın sır taşlarıdır adeta. Fotoğraflar / Photography: Adnan Büyük – Mehmet Gökoğlu

A mystery in the depths Suluin, which is Asia’s longest underwater cave, is magnificent and mysterious at the same time. The bone and ceramic fragments in the depths of the cave, which has three different layers and no living creatures exists because of its acidic structure, are its secret rocks.

T

G

irintili çıkıntılı kıyı şeridinin biraz yukarısında kıvrıla kıvrıla uzanıyor Finike-Demre karayolu. Mavi ile yeşil, irili ufaklı onlarca koyda kucaklaşıyor. İster kıyıdan, ister dağdan, nereden bakılırsa bakılsın görsel bir şölene dönüşüyor bu kucaklaşma. Dönülen her viraj ayrı bir güzellikle karşılıyor yolcularını. Finike’nin az ilerisinde bu güzelliklere Suluin Mağarası da ekleniyor. Yolun üst kısmında, denizden 18 metre yükseklikte bulunan Suluin Mağarası, güzelliğinin yanı sıra bilinmezlikleriyle de etkiliyor ziyaretçilerini. Karada bulunmasına rağmen içerisinin su dolu olması, Asya’nın en uzun su altı mağarası olması, derinliğinin belirsiz oluşu ve derine inildikçe mağaranın genişlemesi Suluin’i daha da görkemli kılıyor. 124

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

Mağaranın deniz ile bağlantısı var ancak çok derinlere dalınamadığı için bu bağlantı noktası bulunamıyor. The cave has a connection to the sea but it can’t be found since diving that deep is not possible.

he Finike-Demre Highway stretches a little above the winding coastline. The blue and the green are interconnected in many of the bays of all shapes and sizes. Whether you look at it from the shore or the mountain, this unison becomes a festival of colors. Each turn presents another kind of beauty for travelers. Suluin Cave is one of these beauties after Finike. The cave, which is 18 meters above sea level, impresses its visitors with its beauty and mysteries. The fact that it is filled with water although it is on land, Asia’s longest underwater cave, the mystery of its actual depth and that the cave widens as you go deeper, makes Suluin all the more magnificent.


3 ayrı su tabakası var

Kireç taşının erimesi sonucu oluşan mağaranın giriş kısmında çok büyük bir göçük bulunuyor. Mağara, giriş kısmına oranla suyun içinde derinlere indikçe genişliyor. Suyun asidik yapısı nedeniyle mağaranın derinliklerinde bile göçükler var. Bu durum dalış açısından tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Mağaranın içerisindeki suyun çok derinlerden geldiği sanılıyor. Üç su tabakasının bulunduğu mağarada ilk girilen bölgenin suyu yani yüzey suyu ayrı bir yapıda. Bu noktadan 15-20 metre derinlikte ikinci, daha derinlerde ise üçüncü bir su tabakası bulunuyor. Mağaranın suyu acı ve kükürtlü yapıda. Suyun asit oranının da yüksek olması nedeniyle mağaraya dalışa gelen ekiplerinin malzemeleri kısa sürede paslanıyor. Yıl boyunca su sıcaklığı 13-14 derece olan Suluin’de azımsanmayacak oranda hidrojen sülfür kokusu hissediliyor. Mağarada suyun 35’inci metresinden sonra ve 42’ncimetrelerde sarkıtlar bulunuyor. Sarkıtların bir perdeyi andırdığı bu noktalardaki göçükler de dalış esnasında gözle görülebiliyor.

Batıya doğru bir tünel gibi

Hidrojen sülfür nedeniyle mağaranın içerisinde siyah ve kahverengi bir renk hâkim. İlerledikçe derinleşen mağaranın kuytu köşelerinde, çok dar aralıklarda ise insan kemiği ve seramik parçaları bulunuyor. Yolun hemen üst tarafında, denizden 18 metre yükseklikte bulunan mağara, yerin altında batıya doğru bir tünel gibi ilerliyor. Mağarada suya ilk girilen noktadan bakıldığında dip görünmüyor. Ama derine indikçe su berraklaşıyor. Mağaranın içerisindeki suyun derinliği yaklaştırmak gibi bir özelliği bulunuyor. Çok yakında olan

şeylerin çok uzakta görünmesi mağarayı daha da ilginç kılıyor. Suyun yapısı nedeniyle canlının yaşamadığı mağarada yaz aylarında planktom patlaması yaşanıyor. Bu nedenle suyun yüzeyi kırmızı renge bürünüyor. Mağaranın deniz ile bağlantısının olmasına rağmen çok derinlere dalınamadığı için bu bağlantı noktası bulunamıyor.

İncelemeler sürüyor

Akdeniz Üniversitesi Su Altı Topluluğu ve Su Altı Araştırma Uygulama Merkezi, uzun zamandır mağaraya dalarak araştırmalar yapıyor. Ekip mağarada 70 metre derinliğe kadar aldı. Dip kısmına doğru verilen ışık ile derinliğin 100 metre olduğu nokta görüldü ancak teknik nedenlerden dolayı daha aşağıya inilemedi. Suyun asit oranının yüksek olması nedeniyle mağarada dokunulan noktalarda kopmalar meydana geliyor. Dalış ekibinin tüplerinden çıkan hava kaparcıklarının bile kopmalara neden olması, mağaraya dalanların dikkatli olmasını gerekli kılıyor.

3 different water levels

There is a huge landslide at the entrance of the cave that resulted from the melting of limestone. The cave widens as you go deeper. There are landslides even in the deeper parts of Suluin because of the acidic structure of the water. This is why diving is dangerous. It is believed that the water in the cave comes from the depths of the cave. There are three water levels in the cave; one at the entrance which is at level point, the second one is 15-20 meters deep and the third one is even deeper. The water in the cave is bitter and sulfuric. Diving gear quickly becomes rusty because the acid levels are high. The temperature of the cave is 13-24 degrees throughout the year and there is an unmistakable smell of hydrogen sulfur. There are stalactites after the 35th meter and at 42 meters. These are visible during dives.

Like a tunnel towards the west

Black and brown colors dominate the cave because of hydrogen sulfide. There are bone and ceramic fragments in the

remote corners of the cave which widens as you progress. The cave, which is 18 meters above sea level, continues towards the west like a tunnel. The water is clearer as the cave gets deeper. The water in the cave acts like a rear view mirror, which is very interesting. No living creatures can survive in this type of water but there are millions of planktons during the summer, turning the surface of the water red. The cave has a connection to the sea but it can’t be found since diving that deep is not possible.

Research Continues

Akdeniz University’s Underwater Society and Underwater Research Center has been studying the cave for a long time. The team has managed to dive up to 70 meters. With underwater lighting, the 100 meter point was seen but because of technical difficulties no dives have been attempted. Parts of the cave that are touched fall apart because of acid and diving equipment becomes damaged so people who are diving in the cave need to be very careful. ANTALYA 125

Ocak / Şubat - January / February 2013


At binmenin keyfi Antalya’da çıkar

Tarih, kültür ve deniz-kum-güneş turizminin yanı sıra alternatif turizm aktiviteleri için de oldukça uygun şartlar sunan Antalya’da futboldan golfe, doğa sporlarından atletizme kadar bütün spor dalları rahatlıkla yapılabiliyor. Binicilik için de en doğru adres Antalya... 126

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


Enjoy horseback riding in Antalya Many alternative touristic activities such as golf, football and nature sports are available in Antalya which is known for its historical and cultural tourism, besides its famous sea and beaches. Horseback riding is also an enjoyable activity in Antalya.

A

ntalya’da yılın 12 ayı boyunca yüzünü esirgemeyen güneş, doğal güzelliklerin tarihle anlam bulduğu bu coğrafyayı turizmin yanı sıra sportif faaliyetler için de ideal kılıyor. Öyle ki Antalya, iklimsel özellikleri sayesinde yeryüzündeki spor dallarının tamamına yakınını yapmak için en elverişli kentlerden biridir. Bu nedenle binin üzerinde futbol takımı kamp yapmak için Antalya’ya geliyor. On binlerce golfçu, birbirinden lüks otellerin dünya standartlarındaki sahalarında kozlarını paylaşıyor. Antalya’nın sahilleri su sporu, dağları ise doğa sporu meraklılarını buluşturuyor. Uygun iklimiyle Antalya binicilik için de en ideal koşulları barındırıyor. Kış aylarının ılıman geçmesi, kelimenin tam anlamıyla kentte bir mevsim yaz, üç mevsim bahar yaşanması binicileri cezbediyor. Antalya’da faaliyet gösteren atlı spor kulüplerinin tesisleri bu

sporun yapılabileceği gözde merkezlerden.

At bakımından engel aşmaya

Antalya’da Bagana At Kulübü, Orfe Atlı Spor Kulübü, Montana At Çiftliği, Lara At Kulübü, Antalya Polis Gücü Spor Kulübü, binicilik sporunun yapılabileceği merkezler arasında yer alıyor. Bu kulüplerde, profesyonel binicilerin yanı sıra binicilikle hiç ilgilenmemiş ancak bu sporu yapmak konusunda istekli olanlara da eğitim veriliyor. Eğitimler kapsamında at bakımından atı yürütmeye, atın üzerinde durmadan engel aşmaya ve atla dans figürleri yapmaya kadar binicilik sporuyla ilgili tüm bilgiler, sporcu adaylarına en ince detaylarına kadar veriliyor. Antalya, binicilik sporunda kulüplerde temel eğitimin ve engel aşma branşının yanı sıra at ile uzun mesafeli binişler için de uygun bir kent. Özellikle Düzlerçamı bölgesinde,

S

un, which shows itself throughout the year in Antalya, makes this great geography ideal for sporting activities. Such so that Antalya is ideal for all types of sports throughout the year, thanks to its great climate. That is why over 1000 teams come to Antalya to train during the break, and thousands of golfers try to perfect their game on the world class golf courses in luxury hotels. While the beaches of Antalya attract water sports enthusiasts, its mountain welcomes nature sports enthusiasts. Antalya, which experiences one season of summer and three seasons of spring, attracts attention from horseback riders. There are six horseback riding facilities in Antalya.

From horse maintenance to jumping hurdles Bagana At Kulübü, Orfe Atlı Spor Kulübü, Montana At Çiftliği, Lara At Kulübü, and Antalya Polis Gücü Spor Kulübü are the most important centers for horseback

ANTALYA 127

Ocak / Şubat - January / February 2013


orman içindeki yollarda at ile uzun mesafeli geziler yapılabiliyor.

Poniler ve Midilliler çocukları bekliyor

Bagana At Çiftliği sportif, Montana At Çiftliği binek, Orfe Atlı Spor Kulübü turizm özellikleri ile ön plana çıkarken, bu çiftliklerde 100’e yakın at bulunuyor. Sportif amaçlı bu atların yanı sıra Poni ve Midilliler de çocukların atları sevmesi, onlarla tanışması ve keyifli zamanlar geçirmesi için çiftliklerde hazır tutuluyor. Antalya Emniyet Müdürlüğü’nün tesisleri de uluslararası yarışmalara ev sahipliği yapabilecek özellikte. Antalya’da biniciliğin daha da gelişmesi için 5 bin dekar alan üzerine kurulması planlanan tesis ise proje aşamasında. 128

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

Bir mevsim yaz, üç mevsim baharın yaşandığı Antalya, bu özellikleriyle binicileri cezbediyor. Antalya, which experiences one season of summer and three seasons of spring, attracts attention from riders. riding. People who have never received any training in horseback riding are also welcome in Antalya besides professional riders. During the courses, people learn how to care for, train, and ride horses in addition to more difficult tasks like jumping a hurdle or performing dance figures with horses. Antalya is an ideal city for longer rides besides learning the basics. You can take a long ride in Düzlerçamı region through the forest with your horse.

Ponies await children

While Bagana At Çiftliği is ideal for sports activities, Montana At Çiftliği for riding, and Orfe Atlı Spor Kulübü for touristic activities, there are nearly 100 horses in these establishments. Ponies are also present at these facilities to acquaint children with horses and have a good time. The facilities of the Antalya Police Plaza are ideal for international championships. A facility on a 5000 decares land will be built in the city to improve horseback riding.


ANTALYA 129

Ocak / Şubat - January / February 2013


Son demini yaşayan

bir mesleğin emektarı Bakır kapların yerini çelik, alüminyum ve plastiğe bırakması, kalaycılık mesleğini yok olma noktasına getirdi. Antalya’nın Akseki ilçesinin Taşlıca Köyü’nde yaşayan son kalay ustası Hüseyin Özen, bugün yılda bir gelen bakır kapları kalaylayarak, yok olmaya yüz tutmuş mesleğini yaşatmaya çalışıyor. 130

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


Fotoğraflar / Photographs: Tugay Çatlı

The veteran of a lost profession When copper bowls gave way to steel, aluminum and plastic, tinning became almost extinct. The last tinning master in Antalya, Hüseyin Özen, who lives in the village of Taşlıca in the borough of Akseki, tries to keep his profession alive by tin coating copper items that come by his shop only once or twice a year.

S

abah erken saatlerde ayrıldığı evinden ağır adımlarla dükkânının yolunu tutuyor. Taş kaplı sokağı geçerek tahta kapının kilidini besmeleyle açıp içeri giriyor. Duvarın önündeki ocağı yakıp ateşin harlanmasını bekliyor. Ateş istediği kıvama gelinceye kadar derin düşüncelere dalıyor; kim bilir, kalaycılığa başladığı günden bu güne kadar geçen zaman içinde yolculuk yapıyor belki de. Hafızasında canlanan anılarla kâh üzülüp kâh mutlu olduğu yüzünden belli. O mazide uzun bir yolculuk yaparken ateş de istediği kıvama geliyor. Bakır tabağı maşaya tutturup ateşte ısıtmaya başlıyor. Tabak yeteri kadar ısınınca diğer tabaktaki toz kalayı tabağın içerisine döküyor. Ardından bezle toz kalayı tabağın çeperine sıvıyor. Tabağı titizlikle kalayladık-

tan sonra işini yapmanın huzuru ve mesleğinin yok olacak olmasının hüznüyle evinin yolunu tutuyor.

Köyleri dolaşıp kalay yapıyorlardı

Akseki’nin Taşlıca Köyü’nde yaşamını sürdüren 62 yaşındaki Hüseyin Özen, yöresinin son kalaycı ustalarından. Plastik, çelik ve alüminyumun mutfak gereçlerine hâkim olmadığı; tabakların, tencerelerin, bardakların, tasların bakır olduğu dönemde, henüz 15 yaşındayken başlamış kalaycılığa. Ardından Kitirinin Hüseyin lakaplı, Hüseyin Kurtbay adlı usta ile çalışmaya başlayıp, mesleğinin tüm inceliklerini öğrenmiş. Hüseyin Usta ile Akseki’nin yanı sıra Konya’nın tüm köylerini karış karış dolaşmış ve gittiği her yörede bakır kapları kalaylamış.

H

e goes to his shop with unhurried steps early in the mornings. He passes through stone covered streets and opens the lock on the wooden door. He lights the oven in front of the wall and waits for the right temperature. He ponders deeply as he waits for the fire; maybe he thinks of his past. You can tell from his face that he is sometimes happy and sometimes sad when he recalls his memories. While he thinks of his past, the fire reaches the desired temperature. He puts the copper plate between the tongs and starts heating it. When the plate is hot enough, he pours powdered tin over the plate. Then he rubs the tin all over the surface of the plate. After he has finished his day’s work, he heads home, proud to have done his job, all the while feeling sorry that his profession is becoming extinct. ANTALYA 131

Ocak / Şubat - January / February 2013


Hüseyin Usta, bakır mutfak gereçlerinin artık kullanılmaması nedeniyle kalaycılığın bittiğini söylüyor. Hüseyin Usta says that his art is lost because copper items are no longer used in kitchens.

Bugün ise her yerde olduğu Akseki’nin Taşlıca Köyü’nde yaşamını sürdüren 62 yaşındaki Hüseyin Özen, yöresinin son kalaycı ustalarından. Ve 6 ayda ya da yılda bir kez dükkânına gelen birkaç kişinin bakır kaplarını kalaylıyor.

Bakır kullanımı bitti, kalaycılık da bitti

Bakır kapların sürekli kullanımı ve ısıtılması nedeniyle korozyon oluşuyor. Korozyonun yiyeceklerle etkileşiminin ise zehirlenme riski taşıması nedeniyle bakır kabın kalaylanması gerekiyor. Kalay, bakır kaplarda oluşacak korozyonu izole ettiği için zehirlenme riskini de ortadan kaldırıyor. Bakır mutfak gereçlerinin artık kullanılmaması nedeniyle kalaycılığın bittiğini anlatıyor Hüseyin Usta: 132

ANTALYA

“2000 yılında kalaycılık tamamen bitti. Bakır kaplar ne kadar güzel olsa da artık değeri, kullananı kalmadı. Bakır kapların kullanılmaması nedeniyle mesleğimiz de bitti. Çıraklığımda, kalfalığımda sadece Akseki bölgesinde yüze yakın kalaycı vardı. O zaman bakırcılık yaygın olduğu için kalaycılık da çok yaygın bir meslekti. Belirli dönemlerde kalaycının olmadığı yöreleri dolaşırdık. Gittiğimiz köylerde insanlar bakır kaplarını kalaylatırlardı, ama şimdi kalmadı. Çocukluğumda her kentte, her kasabada, hatta her mahallede bir kalaycı olurdu. Kalaycılar bakırcıların dükkânının yanında, ya da içerisinde olurdu. O dükkânlar kapanmaya başlayınca seyyar kalaycılık başladı. Ardından onlar da yok oldu.”

Ocak / Şubat - January / February 2013

Used to go around villages Hüseyin Özen, 62, who lives in the village of Taşlıca in Akseki, is one of the last craftsmen in his village. He began his profession at the young age of 15, when copper utensils were used in kitchens instead of plastic, steel and aluminum. Then he started working with a master called Hüseyin Kurtbay and learned all the tricks of the trade. He and his master toured all the villages in Konya in addition to those in Akseki and tin lined bowls. He still continues to work although only a handful of people are in need of his services.

Copper is no longer used so the art is dying

Corrosion is common in copper items since they are exposed to heat. Copper

items need to be tinned to protect the food from becoming poisonous. Tinning eliminates this risk, isolating corrosion. Hüseyin Usta says that his profession is becoming extinct because copper items are no longer used in kitchens: “In 2000, tinning completely died. Even though copper bowls are pretty, no one uses them anymore. When I was just an apprentice, there were over 100 people that did this job in Akseki alone. We used to go to villages where there was no one who practiced tinning. People used to give us their copper items but there are no more customers. When I was a kid, there used to be a shop in every neighborhood. After these shops were closed, there were travelling tin liners. Now, they don’t exist either.”


ANTALYA 133

Ocak / Şubat - January / February 2013


Endemik bitki cenneti Torosların zirvesinden Akdeniz’in serin sularına atılan her adımda rengârenk bitkiler sıralanır. Bazen bir ağacın yanı başında, bazen bir kayanın üzerinde, bazen de kilometrelerce uzanan sahilin kumları arasında çıkıverir karşınıza. Antalya endemik bitkiler açısından da çok zengindir. Akdeniz’de bulunan 630 türün 500’ü Antalya’dadır. 200 tür ise sadece Antalya’ya özgüdür.

Endemic plant paradise Colorful plants can be seen all the way from the top of the Taurus Mountains down to the blue waters of the Mediterranean. Sometimes you can see them next to a tree, sometimes on top of a rock or among the white sands at beaches. Antalya is very rich in endemic plants. Out of the 630 endemic plants in the Mediterranean, 500 is in Antalya. 200 of them are indigenous to the city. 134

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


D

algaların dövdüğü sahilin hemen arkasında bir kum papatyası filizleniyor. Kumulların arasında yükselen sarı ve beyaz rengi ile Antalya sahillerine yazın gelişini müjdeliyor. Antalya’da her mevsim yüzünü esirgemeyen güneşin etkisini daha da hissettirmesiyle bu kez deniz kıyısındaki kayalarda gösterişli ve göz alıcı mor rengiyle bir hacivatotu açıyor. Deniz kıyısından Torosların zirvesine doğru ilerledikçe papatyalar, hacivatotları, emzikotları geride kalıyor. Ama bu kez daviskazteresi karşılıyor bizi, Pamfilya bindirdelikotuyla, gevenlerle, Belen mürdümlüğüyle, çiğdemlerle, zambaklarla. Dağ çayları eşlik ediyor bu görsel şölene. Akdeniz’den Toroslara doğru atılan her adımda farklı bir tür ‘Ben de buradayım’ dercesine gösteriyor yüzünü. Bu güzellikler karşısında duyulan şaşkınlık, ardından yerini hayranlığa bırakıyor. Çam ve sedir ağaçlarının yanında, kayaların arasında boy gösteren bitkiler, sadece Antalya’da yetişiyor olması nedeniyle daha da etkiliyor ziyaretçilerini.

Anadolu’nun konumu zenginliği getirdi

Antalya’nın endemik yani yalnızca tek bir yörede yetişen bitki zenginliğinin altında Anadolu’nun üç kıtanın ortasında bulunması ve Avrupa ile Asya florası arasında köprü vazifesi görmesi yatıyor. Anadolu, Akdeniz-İranTuran ve Avrupa-Sibirya fitocoğrafik bölgelerinin kesiştiği yerde bulunuyor. Bu nedenle iklimsel ve jeoformolojik bakımdan büyük değişkenlikler gösteriyor. Bu da birçok bitkinin gen merkezinin Anadolu olmasını sağlıyor. Birçok kültür bitkisinin anaç türleri Anadolu ve çevresinde yer

you accompanied by more endemic plants like Pamfilyabindirdelik, gevenler, Belen mürdümlüğü, crocus and lily. What complete this amazing panorama are streams and creeks. A different plant can be seen in every step while going from the sea to the mountains. It is truly an amazing panorama. Endemic plants that bloom near pine and cedar trees and among rocks amaze visitors.

Richness that comes from Anatolia

Antalya’nın endemik bitki türü sayısı Irak ve Bulgaristan’ınkinden fazladır. There are more endemic plants in Antalya then there are in Iraq and Bulgaria.

alıyor. Anadolu’nun jeolojik süreç içerisinde değişken bir yapıya sahip olması, engebeli topografyası ve iklimsel çeşitliliği zengin floranın kaynağıdır. Türkiye’nin bulunduğu alan dünya içerisinde bütün jeolojik devirler içinde en hareketli olanıdır. Alpin hareketler sonucu Anadolu, bütünü ile yükselmiş, kıvrımların yanında yer yer kırılmalar, çanaklaşmalar ve lav platoları ile volkan konileri meydana gelmiştir.

A

sand daisy is blooming right behind the shore where the waves crash. These daisies with their yellow and white are the harbinger of summer. As the sun grows stronger each day, a purple plant by the name of hacivatotu blooms on the rocks near the shore. As you head towards the peaks of the Taurus Mountains, a plant called daviskazteresi greets

The reason for these endemic plants in Antalya results from Anatolia being located between three continents and its role as a bride between the floras of Asia and Europe. Anatolia is located on the crossroad of the Mediterranean- IranTuran and Europe – Siberia geographies and that is why it has different climates and geomorphologic qualities. This makes Anatolia the genetic center of many plants. The rootstock of many culture plants is located in and around Anatolia. Its versatile structure, rugged terrain and diverse climate are the source for its rich flora. After alpine movements, Anatolia was completely raised and breaks in various parts have resulted in lava plateaus and volcanic cones.

500 endemic plants in Antalya

When Europe was under ice for a long time during the Ice Age the existing flora and fauna withdrew to Anatolia. The forms that sought refuge in the south during the ice ages, multiplied in the Mediterranean region and in the Taurus Mountains after the ice age. That is why ANTALYA 135

Ocak / Şubat - January / February 2013


Antalya’nın bitki zenginliğinin kaynağı, birçok bitkinin gen merkezi olan Anadolu’dur. The source of this richness in plants is Anatolia, the genetic center of many plants.

Antalya’da 500 endemik tür bulunuyor

Buzul devrinde Avrupa’nın uzun süre tundra dönemi yaşaması, mevcut flora ve faunanın Anadolu’ya çekilmesine ve Anadolu’nun onlara sığınak görevi görmesine neden olmuştur. Özellikle buzul dönemlerinde güneye inen formlar, buzullar sonrası dönemde Akdeniz bölgesinde ve Torosların habitat çeşitliliğinde türleşmişlerdir. Bu yüzden Toroslar tür çeşitliliği bakımından oldukça zengindir. Türkiye’de 9 bin 160 bitki türü yetişmektedir. Bu türlerin 3 bin 300 tanesi endemiktir, yani sadece Anadolu’ya özgüdür. Endemik 3 bin 300 türün 630 136

ANTALYA

tanesi ise Akdeniz bölgesinde yetişmektedir. Akdeniz endemik türlerinin 500’ü Antalya’da bulunmaktadır. Bu bitkiler Antalya ve Türkiye endemiğidir. Ancak 500 türün 200’ü sadece Antalya’ya özgüdür. Bu 200 tür sadece ve sadece Antalya’da yetişir. Bu bitkilere Antalya’nın dışında hiçbir yerde rastlanamaz. Sadece Antalya’nın endemik bitki türü sayısı Irak ve Bulgaristan’ınkinden fazla, Suriye ve Lübnan’ınkine ise eşittir. Türkiye geneline bakıldığında ise endemik tür sayısı, Anadolu’dan 15 kat daha büyük olan Avrupa’nın tür sayısına eşittir.

Ocak / Şubat - January / February 2013

these mountains are rich in plant species. 9160 types of plants grow in Turkey. 3300 of them are endemic. 630 of these 3300 endemic plants grow in the Mediterranean region. Out of the 630 endemic plants in the Mediterranean, 500 is in Antalya. 200 of them are indigenous

to the city they can only be seen in Antalya. There are more endemic plants in Antalya then there are in Iraq and Bulgaria and the same as in Syria and Lebanon. As for the whole of Turkey, there are more endemic plants in the country compared to Europe, which is 15 times bigger than Turkey.


ANTALYA 137

Ocak / Şubat - January / February 2013


Tadı damaklarda kalan

18’in Bağaçası 72 yıldır Antalyalının sofrasını şenlendiren 18’in Bağaçası, özellikle sabah kahvaltılarında ya da ikindi saatlerinde çay ile birlikte keyifle tüketiliyor.

A great delicacy you won’t forget: 18’in Bağaçası 18’in Bağaçası, which has been a part of the city’s cuisine for 72 years, is mostly consumed during breakfast or afternoon tea times.

A

nadolu’nun dört bir yanında mutfakta hünerlerini sergileyen ustalar, zamanla o yöreyle özdeşleşen eşsiz lezzetlerin oluşmasını sağlamıştır. Antalya’da ustanın marifetini sergileyerek oluşturduğu, kentin vazgeçilmez damak tatları arasında ilk sıralarda yer alan yiyeceklere gösterilebilecek en güzel örnek18’in Bağaçası’dır. Tatlı bir kurabiye olan 18’in Bağaçası, ilk kez 1940 yılında Mustafa Zünbül tarafından yapılmış. Tarçın, çam sakızı, tahin ve nohut mayası ekleyerek nefis bir lezzetin oluşmasını sağlayan Zünbül, aynı zamanda Antalya mutfağına yöreyle anılacak bir yiyecek kazandırmış. Mustafa Zünbül’ün bağaçalarına 18’in Bağaçası denilmesinin sebebi ise, ustanın ilkokul numarası138

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

M

aster chefs who showcased their talents in kitchens all across Anatolia created magnificent dishes indigenous to that region in time. One of these dishes is 18’in Bağaçası, which can only be found in Antalya. 18’in Bağaçası, which is sort of a sweet cookie, was first baked in 1940 by Mustafa Zünbül. Zünbül, who created a great dish by combining cinnamon, resin and chickpea yeast, added a unique item to Antalya’s cuisine. The reason the cookies have the number 18 before them is that this was his number in elementary school and he is referred to as 18 by his friends and family. This delicacy, which is being baked for the past 72 years, is being baked in Kaleiçi and sold in a small shop in Kalekapısı by the inventor’s grandson.


nın 18 olması ve yakınlarının kendisine 18 lakabıyla hitap etmesi. 72 yıldır Antalyalıların damaklarını şenlendiren bu lezzet, ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olan ve dedesiyle aynı ismi taşıyan torun Mustafa Zünbül tarafından, Kaleiçi’ndeki fırında yapılıp, Kalekapısı’ndaki küçük dükkânda satışa sunularak yaşatılıyor.

Mustafa Zünbül, bağaçanın soğuk sütle tüketilmesini tavsiye ediyor.

Lezzetin sırrı çam sakızında

18’in Bağaçası; un, şeker, tereyağı, nohut mayası, tahin, tarçın, çam sakızı, susam, fıstık ve badem ile yapılıyor. Torun Mustafa Zünbül, 18’inBağaçası’nı yapmaya önce nohut mayasını hazırlayarak başlıyor. Bunun için bir gün önceden, nohutları ufak ufak kırıp, ıslatıyor ve ılık bir yerde 12-15 saat bekletiyor. Nohut mayası oluşturduktan sonra bu mayayı un ve suyun içine karıştırarak hamuru elde ediyor. Daha sonra hamurun içerisine şeker, tahin, tarçın, çam sakızı, tereyağı koyarak harmanlıyor. Karışımı 2 saat dinlendirdikten sonra hamuru gramajına göre bezelere ayırıyor ve ardından bu bezeleri eliyle üzerine vura vura daire çeklinde açıyor. Tepsiye dizilen 18’in Bağaçası’nı, üzerine tereyağı sürdükten sonra badem, fıstık ve susam ile süslüyor. Bu işlemler tamamlanınca, sonra odun ateşi ile önceden 230-250 derece ısıtılmış fırına, tepsileri sürüyor. 8–10 dakika sonra tadına doyum olmayan 18’in Bağaçası’nı fırından çıkarıp, müdavimlerine sıcak sıcak sunuyor. 18’in

Mustafa Zünbül says the delicacy should be eaten with milk.

Bağaçası’nın olmazsa olmazı şeker; lezzetinin sırrı ise çam sakızı...

Antalyalının sahur yiyeceği

Sadece Antalya’ya özgü olan bu lezzet, kentli tarafından her gün sabah kahvaltılarında ya da ikindi saatlerinde çay ile birlikte keyifle tüketiliyor. Ustasından öğrendiği bağaça yapımını kendine has karışımlarla eşsiz bir lezzete dönüştüren 18’in torunu Mustafa Zünbül’ün tavsiyesi ise, bağaçanın soğuk sütle tüketilmesi. 18’in Bağaçası’nın içerisindeki nohut mayası mideyi ekşitmiyor. Bu nedenle bağaçalar özellikle Ramazan Ayı’nda Antalyalının sahur sofralarını süslüyor.

The secret: Resin

18’in Bağaçası is made with flour, sugar, butter, chickpea yeast, sesame paste, cinnamon, resin, peanut and almond. Mustafa Zünbül III begins the process by readying the chickpea yeast. For that, he cuts the chickpeas into small pieces, submerses them in water and lets them soak in a warm environment for 12-15 hours a day before the actual baking. After the yeast is ready, he adds flour and water, forming the dough. After that, he adds sugar, sesame paste, cinnamon, resin and butter to the dough and mixes them all together. After setting the dough aside for 2 hours, he takes lumps from the dough and opens them in a circular form. After add-

ing butter to the individual cookies, he decorates them with almonds, peanuts and sesame. The cookies are baked in a wood fire oven for 8-10 minutes at 230-250 degrees. The crucial ingredient is sugar but the secret of its taste comes from resin.

The people of Antalya consume it during Ramadan

This delicacy, which can only be found in Antalya, is mostly consumed during breakfast or afternoon tea times. Mustafa Zünbül says the delicacy should be eaten with milk. The chickpea yeast inside the cookies won’t make your stomach heavy. That is why the delicacy is a favorite during Ramadan. ANTALYA 139

Ocak / Şubat - January / February 2013


INFO İtfaiye / Fire Department Acil Servis / Medical Emergency Service Trafik / Traffic Polis İmdat / Police Department Jandarma / Gendarmerie Orman Yangını / Forest Fires ANTALYA MERKEZ / CENTER Valilik / Governorship Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı / Deputy Governor for Tourism İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü / Provincial Culture & Tourism Directorate Antalya Büyükşehir Belediyesi / Antalya Metropolitan Municipality İl Emniyet Müdürlüğü / Provincial Security Directorate İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şubesi / Provincial Security Directorate Passport Department Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Antalya Training And Research Hospital Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) / Mediterranean Association of Touristic Hoteliers DHMİ Santral / Central AKSEKİ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

110 112 154 155 156 177

(242) 243 97 91 (242) 243 97 98

(242) 249 50 00 (242) 345 41 00

(242) 227 96 00 (242) 249 44 00

(242) 321 59 26 (242) 330 30 30

(242) 678 10 21 (242) 678 10 08 (242) 678 22 28 (242) 678 10 25 (242) 678 10 29

(242) 426 30 52 (242) 426 30 49 (242) 426 26 77 (242) 426 30 32

ALANYA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 512 57 17 (242) 513 21 11 (242) 511 23 12 (242) 513 10 09 (242) 513 48 41

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

(242) 513 12 40 (242) 511 94 98 (242) 514 34 74

DEMRE Kaymakamlık / District Governorship Jandarma / Gendarmerie Sahil Güvenlik / Coast Guard Emniyet Amirliği / Security Chief Office Belediye / Municipality Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 871 53 53 (242) 871 51 89 (242) 874 42 28 (242) 871 42 21 (242) 871 50 51 (242) 872 16 10

DÖŞEMEALTI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 421 44 41 (242) 421 30 55 (242) 421 27 56 (242) 421 30 07

ELMALI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 618 10 08 (242) 618 67 01 (242) 618 62 51 (242) 618 63 01 (242) 618 83 00

FİNİKE Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 855 10 05 (242) 855 13 92 (242) 855 10 21 (242) 855 10 07 (242) 855 20 00

GAZİPAŞA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 572 28 84 (242) 572 10 13 (242) 572 50 14 (242) 572 10 15 (242) 572 15 62

GÜNDOĞMUŞ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 781 20 06 (242) 781 20 11 (242) 781 21 88 (242) 781 20 14

(242) 247 76 60

AKSU Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

140

Turizm Danışma / Tourism Information Liman Başkanlığı / Port Authority Alanya Turistik İşletmeciler Derneği ALTİD / Alanya Touristic Hoteliers Association


ANTALYA 141

Ocak / Şubat - January / February 2013


İBRADI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 691 22 94 (242) 691 20 04 (242) 691 23 01 (242) 691 20 15

KAŞ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital Kaş Turizm Danışma

(242) 836 10 04 (242) 836 10 99 (242) 836 10 24 (242) 871 51 89 (242) 836 32 15 (242) 836 12 38

KEMER Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital Liman Başkanlığı / Port Authority Turizm Danışma / Tourism Information

(242) 814 44 81 (242) 814 15 03 (242) 814 15 46 (242) 814 10 16 (242) 814 15 50 (242) 814 52 62 (242) 814 11 12

KEPEZ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 335 41 11 (242) 310 58 58 (242) 344 44 75 (242) 221 28 02

KONYAALTI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 229 94 90 (242) 245 55 00 (242) 229 63 81 (242) 238 22 07

KORKUTELİ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 643 60 01 (242) 643 60 11 (242) 643 22 38 (242) 643 62 60 (242) 643 64 44

KUMLUCA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 887 10 01 (242) 887 27 00 (242) 887 73 00 (242) 887 10 05 (242) 887 14 80

MANAVGAT Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital Turizm Danışma / Tourism Information

(242) 746 10 04 (242) 746 10 82 (242) 746 30 44 (242) 746 10 06 (242) 746 44 80 (242) 753 12 65

142

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013

MURATPAŞA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate

(242) 244 75 50 (242) 324 46 46 (242) 243 90 68

SERİK Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 722 10 04 (242) 722 19 70 (242) 722 10 88 (242) 722 10 08 (242) 722 13 40

SANAT GALERİLERİ / ART GALLERIES Devlet Güzel Sanatlar Galerisi / State Fine Arts Gallery (242) 248 70 76 Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür ve Sanat Evi – Kütüphane / Metropolitan Municipality Atatürk Culture and Art House– Library (242) 243 15 43 Muratpaşa Belediyesi Aydın Kanza Sanat Galerisi / Muratpaşa Municipality Aydın Kanza Art Gallery (242) 248 48 93 AKM Sanat Galerisi / AKM Art Gallery (242) 238 54 44 Büyükşehir Belediyesi Karikatür Sokağı - Sanat Galerisi / Metropolitan Municipality Comics Street - Art Gallery (242) 249 54 00 Olbia Sanat Galerisi / Olbia Art Gallery (242) 310 21 92 ANSAN Sanat Galerisi / ANSAN Art Gallery (242) 248 00 08 Orkun - Ozan Sanat Galerisi / Orkun - Ozan Art Gallery (242) 248 38 52 Salih Yön Sanat Galerisi / Salih Yön Art Gallery (242) 313 19 13 2000 Plaza Sanat Galerisi/2000 Plaza Art Gallery (242) 312 48 69 Haşim İşcan Kültür Merkezi Sergi Salonu / Haşim İşcan Cultural Centre Exhibition Hall (242) 247 87 27 Büyükşehir Belediyesi Yenimahalle Semt Evi Sergi Salonu / Metropolitan Municipality Yenimahalle District House Exhibition Hall (242) 325 91 31 Antalya Müzesi Sergi Salonu / Antalya Museum Exhibition Hall (242) 238 56 88 AHK Sanat Galerisi / AHK Art Gallery (242) 316 53 00 Desti Sanat Galerisi / Desti Art Gallery (242) 311 40 82 Sezen Sanat Merkezi / Sezen Art Center (242) 322 77 23 Mimarlar Odası Sanat Galerisi / Chamber of Architects Art Gallery (242) 237 86 94 Fırçakeş Sanat Evi / Fırçakeş Art House (242) 247 62 37 Lara Sanatevi / Lara Art House (242) 248 87 70 Fuat Ali Koç Atölyesi / Fuat Ali Koç Workshop (242) 244 37 26 Tömer Sanat Galerisi / Tömer Art Gallery (242) 312 50 14 Bohem Sanat Galerisi / Bohemia Art Gallery (242) 243 84 77 MÜZELER VE ÖNERİLEN DİĞER GEZİ MEKANLARI Antalya Müzesi / Antalya Museum (242) 238 56 88 Alanya Müzesi / Alanya Museum (242) 513 12 28 Side Müzesi / Side Museum (242) 753 10 06 Atatürk Evi Müzesi / Museum of Atatürk’s House (242) 241 15 27 Suna İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi / Suna Inan Kıraç Kaleiçi Museum ( 242) 243 42 74 Minicity (242) 230 46 30 Elmalı Müzesi (242) 618 44 42 Alanya Atatürk Evi (242) 513 32 54 Oyuncak Müzesi (242) 248 49 33-34 Antalya Akvaryum (0242) 245 65 65 Kum Heykeller (Mayıs - Ekim Dönemi) / Sand Sculptures (May - October)


ANTALYA GUIDE

KEMER RESORT HOTEL Atatürk Bulvarı Kemer - ANTALYA Tel: +90 242 814 31 00 Faks: +90 242 814 55 30 info@kemerresort.com www.kemerresort.com

BEST WESTERN KHAN HOTEL Elmalı Mah. Kazım Özalp Cad. No: 55 ANTALYA Tel: +90 242 248 38 70 Faks: +90 242 248 42 97 info@khanhotel.com www.khanhotel.com

MIRACLE RESORT HOTEL Güzeloba Mevkii Tesisler Cad. No:174 Lara / ANTALYA Tel:+90 242 352 21 21 Faks:+90 242 352 21 11 info@miracleotel.com www.miracleotel.com

KAYI ŞİRKETLER GRUBU Kayı Plaza Güzeloba Mah. Ay-1 Sok.No: 1 Lara / ANTALYA Tel: +90 0242 310 88 00 Fax: +90 0242 310 88 24 info@kayıgroup.com.tr www.kayıgroup.com.tr

TÜRKİZ KEMER Yalı Cd. No:3 Kemer - ANTALYA Tel:+90 242 814 41 00 Faks:+ 90 242 814 28 33 info@turkiz.com.tr www.turkiz.com.tr

Bulmacanın Çözümü

ANTALYA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ Antalya-Burdur Karayolu 26. Km Tel: +90 242 258 11 00 Pbx Faks: +90 242 258 11 04 akorsan@antalyaosb.org.tr www.antalyaosb.org.tr

SEVGİ HASTANESİ Antalta Cd. Eski Side Kavşağı Manavgat - ANTALYA Tel: +90 242 746 55 99 Fax: +90 242 742 83 53 info@sevgihospital.com www.sevgihospital.com

ÖZDİLEK ALIŞVERİŞ MERKEZİ Fabrikalar Mah. Fikri Erten Cd.No:2 Kepez - ANTALYA Tel : +90 242 334 33 99 Fax : +90 242 34 33 60 www.ozdilekpark.com

OLYMPOS TELEFERİK Fajos A.Ş. Tahtalı 2365 m. Pk.96 Tekirova - Kemer 07995 ANTALYA Tel: +90 242 242 22 52 www.olymposteleferik.com

ÖZEL MEMORIAL HASTANESİ Zafer Mahallesi Beyazıt Cd. No.91 Kepez / ANTALYA Tel: +90 242 444 7 888 www.memorial.com.tr

ADOPEN

Organize Sanayi Bölgesi 2. Etap ANTALYA Tel: 444 24 24 Fab. Tel: +90 242 258 18 00 www.adopen.com

ANTALYA KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ’NE SİZ DE ABONE OLUN !

1 YILLIK ABONELİK 90 TL YURTDIŞI ABONELİK 270 TL

Tarih:

/

/ 20..........

AD,I SOYADI

ADIMA FATURA EDİNİZ ŞİRKET ADINA FATURA EDİNİZ

KURUMU

GÖREVİ

ADRESİ ŞEHİR

ÜLKE

E-MAIL

POSTA KODU

TELEFON

VERGİ DAİRESİ

FAX VERGİ NO

.........Yıllık abonelik bedeli olan............................TL yi Halk Bankası Alsancak Şb. Kod. 0731 Hesap No.10260253 RK Renkli Kalem Medya Yapım Turizm Reklam Paz. Tic. Ltd. Şti. hesabına havale ettim. Not : Lütfen havale dekontunuzu doldurduğunuz abone formu ile birlikte aşağıdaki faks numarasına gönderiniz.

ABONE TELEFON

(0232) 463 75 40

ABONE FAX

(0232) 421 92 24

E-MAİL

bilgi@renklikalem.com.tr ANTALYA 143

Ocak / Şubat - January / February 2013


Fulya OMAÇ / e-mail: medyapuzzle@yahoo.com

144

ANTALYA

Ocak / Şubat - January / February 2013


Renkli Kalem Medya Grubu- Antalya  

Antalya Kültür Turizm Dergisi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you