Issuu on Google+

ALABİLİRSİNİZ

EYLÜL- EKİM 2011


1


Yıl:1 Sayı: 1 - Eylül-Ekim 2011

İmtiyaz sahibi Mehmet GÖKARSLAN / İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Genel Yayın Yönetmeni

68

Erkan YAŞACAN / Şehir Plancısı Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Zühre ÇAM / Dr. Şehir plancısı Dergimizde yayımlanan yazı ve fotoğraflardan yayıncının izni alınmadan, kaynak belirtilmeden tam veya özet alıntı yapılamaz.

Ajans Başkanı Özer KESTANE Yayın Koordinatörü Sibel HEKİMOĞLU Muhabir Süleyman DUMAN Ceyda ADAR Derya ŞAHİN Ferzan YAPKUÖZ Grafik Tasarım Yeşim AYAN Rahşan AKSOY Sırma AYDIN

REKLAM Reklam Direktörü Güliz İLGEN Reklam Koordinatörü Dilem G. ŞANLI Müşteri Temsilcileri İrfan IŞIK Hakan KÜL Rasim MUTLU Finans Dila Emral AYDIN

60

E-dergi Uygulaması Gökhan AKSAKAL

RK Renkli Kalem Medya Yapım Turizm Reklam Paz. Ltd. Şti.

1480 Sok. No: 7 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 463 75 40 Faks: +90 232 421 92 24 www.renklikalem.com.tr bilgi@renklikalem.com.tr Baskı Yeri: Lamineks Matbaacılık Dijital Baskı İşl. San ve Tic.Ltd.Şti Tel: 0232 433 33 55 Baskı Tarihi:

10

2

18


içindekiler 10 Kemeraltı eski günlerine göz kırpıyor 16 Yatçıların Ege’deki buluşma noktası: Çeşme Marina 18 İzmir’in anayasası yapılsın “ Necip Nasır ” 26 Alaçatı’nın tarihi dokusu: Taş evler 32 Mavi gözler Nazarköy’de hayat buluyor 38 Geçmişten bugüne İzmir Şehir Planı “ Çınar Atay”

32

42 Ege’nin ışıldayan elması: Mordoğan 52 Kemeraltı’nda dünya birincisi taş işlemecisi 56 İzmir Enternasyonal Fuarı, çevre temasıyla açıldı 60 İzmir’in Kültür ve Sanat Hafızasında Bir Gezinti 68 Denizlere “Yelken” açmak…

26

72 İzmir mutfağının vazgeçilmezi: Ot yemekleri

3


4


Kentler, toplumsal gelişmenin önemli bir göstergesidir Kentler; çevresel, sosyal, ekonomik, kültürel ve mekânsal bileşenleri olan karmaşık bir organizmadır. Kent ve insan arasında var oluştan itibaren bir etkileşim vardır, nasıl insanlar şehri şekillendiriyorsa, şehirler de zamanla insanları şekillendirir. Bazı yönleriyle de şehirleri, insan vücuduna benzetebiliriz; hücreleri insan, damarları yollar ve altyapılar, ciğerleri yeşil alanlar, kemikleri binalar gibidir. Kent gelişimine etkisi olan, yön veren ve karar mercileri konumundaki kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri gibi kurum ve kuruluşları da, şehirlerimizin beyni yerine işlevlendirebiliriz. Bu anlamda Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü olarak İzmirimizi daha yaşanılır hale getirmek için kurumumuz bünyesinde yer alan İmar, Yapı Denetim, Kooperatif, İskan, Yapı Malzemeleri, Proje, Yapım, Çevre Denetimi, Çevre Yönetimi, Çevre İzinleri, Çevresel Etki Değerlendirme ve Özel Çevre Koruma birimlerimiz ile elbirliğiyle çalışmak üzere görev yapacağız. Kentler, toplumsal gelişmenin önemli bir göstergesidir. Toplumların kültürel ve ekonomik değişimlerinden etkilenmektedir. Kentlerin görüntüsü hızlı bir değişiklik geçirmektedir ve ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bu nedenle ortak görüşlerin ve eylemlerin geliştirilebilmesi için, yıllar itibariyle kentleşme, kentlileşme, kent kültürü, kentlilik ve çevre bilinci, çok kültürlülük gibi kente yönelik çok yönlü değerlerin ortaya konulduğu yayınların, önemli bir işleve sahip olduğu düşüncesi ile dergimiz, yayın hayatına adım atmıştır. İzmir Çevre ve Şehir Dergimizin yayın hayatına geçmesinde desteğini esirgemeyen başta Sayın Valimiz Mustafa Cahit Kıraç olmak üzere tüm kuruluşlara teşekkür ederim.

Mehmet GÖKARSLAN Çevre ve Şehircilik İl Müdürü

5


Somali’ye katı atık toplama aracı Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar: ‘’Değişik il ve ilçelerdeki belediyelere hibe edilen 53 katı atık toplama aracından 4’ü Başbakanımızın talimatıyla Somali’ye gönderilecek’’ Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, bakanlığı tarafından değişik il ve ilçelerdeki belediyelere hibe edilen 53 katı atık toplama aracından 4’ünün, Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın talimatıyla Somali’ye gönderileceğini bildirdi. İstanbul Avrupa Yakası Posta İşleme Merkezinin açılışı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belediyelere hibe edilen çöp toplama araçlarının anahtar teslim töreninde konuşan Bayraktar,

49 belediyeye modern

çöp toplama araçlarının teslim edileceğini belirterek, bugüne kadar bu

“AB kıstaslarına uymaya devam edeceğiz’’

çevreciliğe dikkat etmektedir. Ancak

Bakan Bayraktar, ‘’Teslimi yapılacak

Bakanlıklarının, daha önce Bayın-

konusuna en çok dikkat etmesi gere-

araçların adedi 53’tü. Bunların 4 ta-

dırlık ve İskân Bakanlığı ile Çevre ve

ken Hindistan, bizim dikkat ettiğimiz

nesini

talimatıyla

Orman Bakanlığının çevre kanadı

gibi çevreciliğe dikkat etmemektedir.

Somali’ye gönderiyoruz. Eksik kalan

olarak başta İstanbul olmak Türkiye

Biz hem sanayileşmeyi, hem kalkın-

araçlarımızı da en kısa sürede teslim

genelinde büyük hizmetler yaptığını

mayı, hem de istihdamı artırmak sure-

edeceğiz. Parti ayrımı gözetmeksi-

dile getiren Bayraktar, sözlerini şöyle

tiyle çevreciliğe de dikkat ederek bu

zin tüm siyasi partilerin belediyele-

sürdürdü: ‘’Dünyada gelişen çevreci-

hususları geliştirmeye, AB kıstaslarına

rine bu araçları veriyoruz” dedi.Tür-

lik anlayışının Avrupa standartlarında

uymaya gayret edeceğiz.’’

kiye’deki şehirlerin nüfusunun yüzde

ülkemizde

noktasın-

Bakan Bayraktar, çevrecilik ve şehir-

80’den fazlasında çöp toplama, katı

da çok titiz bir gayret içerisindeyiz.

leşme konusunda, şehirlerin marka

atık tesisleri ile arıtma tesislerinin bü-

1930-1940’lardan itibaren sanayileş-

değerlerini artırmak ve kentsel dö-

yük bir bölümünün tamamlandığını

mesini ve gelişmesini tamamlayan

nüşümlerini sağlamak, tüm katı atık-

aktaran Bakan Bayraktar, ‘‘’Ustalık

ülkelerin hoyrat bir şekilde çevreyi kir-

ların modern bir şekilde bertarafını

kabinesinde de hem kalan katı atık

leterek medeni ülke, model ülke, kal-

yapmak, şehirlerin meydan ve çevre

tesislerimizi, hem de arıtma tesis-

kınmış ülke konumuna geldikten sonra

düzenlemelerini artırmak için hükü-

lerimizi modernize edeceğiz ve ta-

çevreciliğe bu kadar titiz bir yaklaşım

metin kararlı olduğunu ifade ederek,

mamlayacağız. Katı atık toplama te-

gösterdikleri 1970’li yıllardan sonra

‘’İstanbul’da 2 önemli büyük yeni şehir

sislerimizden enerji üretme ve rafine

Türkiye’de sanki kalkınmasını, geliş-

ve kanal yapılacak. Ulaştırma Bakan-

ederek gübre üretme, bunları sera-

mesini tamamlamış, gelir seviyesini

lığımız bu kanalı açacak, çevresinde-

larda kullanma şeklinde çalışmaları-

30 bin doların üzerine çıkarmış ülke-

ki şehirleşmede bizim de katkılarımız

mız devam ediyor’’ diye konuştu.

lerin uyguladığı kıstasları uygulayarak

olacak.

şekilde 2 binin üzerinde aracın tesliminin gerçekleştirildiğini kaydetti.

Başbakanımızın

uygulanması

6

bugün gerek ABD, gerekse Çin, çevre


ADVERTORIAL

Petkim’den

çevre yatırımlarına kaynak Son 10 yılda çevre ve enerji yatırımlarına 210 milyon dolar kaynak aktaran Petkim, bütün yatırımlarında dünyanın en çevreci teknolojilerini Türkiye ile tanıştırmayı sürdürecek. Çevre duyarlılığında Türkiye’nin örnek

devreye almayı planladıklarını kay-

şirketlerinin başında yer alan Petkim,

deden Öztürk, “Petkim bugün yaptığı

çevre ve enerji tasarrufu yatırımlarına

ve gelecekte yapmayı planladığı tüm

son 10 yılda 210 milyon dolar kaynak

yatırımlarında dünyanın en çevreci

aktararak, bu duyarlılığı bir maliyet un-

teknolojilerini Türkiye ile tanıştırmayı

suru olarak görmediğini kanıtladı.

sürdürmeyi amaçlıyor” dedi.

2011

yılında çevre ve enerji verimliği projePetkim Genel Müdürü Hayati Öztürk,

lerine toplam 17 milyon dolar yatırım

Çevre ve Şehircilik Dergisi’ne yaptığı

yapılacağını anımsatan Genel Müdür

açıklamada,

“çevre” hassasiyetini,

Öztürk, Aliağa Kompleksi’ndeki ısıl

“sürdürülebilir rekabetçi üretim anla-

gücü yüksek 11 bacada “7 gün 24

yışın” vazgeçilmez unsuru olarak gör-

saat emisyon ölçümü yapıldığını”, bu

düklerini belirtti. Öztürk, “Global bir

sayede şeffaf bir izleme sistemi kur-

oyuncu olmayı hedefleyen şirketimiz,

duklarını ifade etti. Bu arada Petkim’in

çevresel sürdürülebilirlik yaklaşımının

Ege Orman Vakfı ile el ele vererek,

gereği olarak 2010 yılında Uluslarara-

Çağdaş

sı Karbon Saydamlık Projesi’ne (Car-

ve merhum Cumhurbaşkanı Haydar

bon Disclosure Project-CDP) gönüllü

Azerbaycan’ın

kurucusu

Aliyev’in adına oluşturduğu “Dostluk

olarak katılımla yeni bir ivme kazandı.

MW gücündeki RES’in yatırımına bu

ve Hatıra Ormanı”na iki yılda toplam

Sera gazı emisyon hesabını ve yöneti-

yıl içinde başlamayı ve bir yıl içinde

22 bin 300 fidan dikildi.

mini, çevresel sürdürülebilirlik için geliştirilen politikaların önemli bir parçası olarak görüyor ve benimsiyoruz’’ dedi. Petkim’in üretim proseslerinin her aşamasında çevre duyarlılığını samimi çabalarıyla ortaya koyduğuna dikkat çeken Öztürk, bu noktada enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırıma büyük önem verdiklerini anımsattı. Aliağa Kompleksi’nde kurulacak Rüzgar Enerji Santrali için bu yılın ocak ayında otoprodüktör lisansını aldıklarını, 25 7


“Çevre konusu her millet için

bir vatan savunmasıdır’’ İzmir Valisi Cahit Kıraç, çevresel bazda önemli sorunların bulunduğunu, ancak konuyu bir bütünlük içinde ele alarak, öncelikli olarak kirlilik önleme, ikincil olarak da atık ve emisyon kontrolü yaklaşımlarının esas alınması gerektiğini belirtiyor.

D

oğayı tahrip etmeden, kirlet-

her şehir, her bölge veya ülke, dün-

potansiyelinin değerlendirilebilmesi

meden ondan yararlanmanın

yada hızlı gelişen, hızlı büyüyen sek-

ile ancak mümkün olabilecektir.Bu-

en kolay yolunun çevrenin

törlerin başında yer alan ve büyük

nun için kamu kesimi olarak, meslek

muhafaza edilmesinden geçtiğini

bir ekonomik güç teşkil eden turizm

örgütleri olarak, sektör temsilcileri

belirten İzmir Valisi Cahit Kıraç’a

pastasından ve dolayısıyla dünya

olarak artılarımızı ve eksilerimizi göz

göre, politikalardan öte çevre konu-

refahından pay alabilmek için büyük

önünde bulundurarak, çeşitli faali-

su, her millet için bir vatan savun-

bir gayret ve yarış içine girmiş bu-

yetlerde bulunuyoruz. Kültürel varlık-

ması, bir insanlık görevi haline geldi.

lunmaktadır.

larımızın korunmasına büyük önem

Vali Kıraç, çevresel bazda önemli

veriyoruz. Tanıtıma ağırlık veriyoruz.

sorunların bulunduğunu, ancak ko-

Bu nedenle ülke olarak, Cumhuriye-

Yatırımcıların ilimizde yatırım yapma-

nuyu bir bütünlük içinde alarak, ön-

tin 100. yılı olan 2023 yılında en çok

larına yönelik gayret sarf ediyoruz.

celikli olarak kirlilik önleme, ikincil

turist çeken ve en fazla turizm geliri

Bunu yaparken de çevrenin korun-

olarak da atık ve emisyon kontrolü

elde eden 5 ülkeden biri olma hede-

ması, sürdürülebilirliğinin sağlanma-

yaklaşımlarının esas alınması gerek-

fini ortaya koyduk. Türkiye’ye gele-

sı konularına büyük önem veriyoruz.

tiğini ifade ediyor.

cek turist sayısının en az 50 milyon,

İzmir’in ekonomisi tarım, sanayi, ti-

turizm gelirinin ise 50 milyar dolar

caret ve turizme dayanmaktadır.

İzmir Çevre ve Şehircilik Dergisi’nin

olmasına yönelik planlamalar ve ça-

Bu sektörlerin gelişmesini çevresel

sorularını yanıtlayan Cahit Kıraç,

lışmalar yürütüyoruz.

sürdürülebilirlik ilkeleri kapsamında

kenti genel anlamda değerlendirir-

değerlendiriyoruz.

ken, sorunlara ve bunların çözüm

Biz de, İzmir olarak Türkiye’nin bu

yollarına ışık tuttu.

hedefine paralel olarak turizm pas-

Kent insanın çevreye karşı duyar-

tasından daha fazla pay almak is-

lılığını yeterli buluyor musunuz? Bu

Çevre düzenlemelerinin turizm

tiyoruz. Biliyoruz ki, Türkiye’nin tu-

konuda yürütülen çalışmalar var mı?

sektörüne katkılarını yeterli düzeyde

rizmde 2023 yılı için ortaya koyduğu

KIRAÇ: Bildiğiniz gibi dünyada hızla

buluyor musunuz?

hedeflerine ulaşabilmesi, İzmir ve

artan insan nüfusu, üretim ve tüke-

KIRAÇ: Bildiğiniz gibi, günümüzde

hinterlandındaki bölgenin mevcut

tim hızı, tükenebilir kaynakların sı-

8


nırsızca kullanımı, teknolojideki hızlı

gindir. Bu potansiyel bölgemizin ve

gelişim, bunun paralelinde artan sa-

ilimizin çevresel sürdürülebilirliğinin

nayileşme ve bunların sonucu ola-

önemini artırmaktadır. Dolayısıyla,

rak doğal dengenin tahrip edilmesi,

çevre konusunu, çevrenin korunma-

çevre ve çevrenin korunmasını gün-

sı konusunu bir nimet olarak görüyo-

deme getirmiştir.

ruz.

Tehdit boyutu arttıkça, insan sağlı-

Doğayı tahrip etmeden, çevreyi kir-

ğı ve yaşamını olumsuz etkilemeye

letmeden ondan yararlanmanın en

başladıkça bu konuda alınması ge-

kolay yolu, çevrenin muhafaza edil-

reken önlemlerin bir takım ortak po-

mesidir. Bu nedenle, bir yandan ili-

litikalara dönüştürülmesi gerekliliği

mizin ve ülkemizin sosyo-ekonomik

ortaya çıkmıştır.

kalkınmasını sağlarken diğer yandan da ekonomik faaliyetleri aksatmadan

‘’İzmir’in ekonomisi tarım, sanayi, ticaret ve turizme dayanmaktadır. Bu sektörlerin gelişmesini, çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri kapsamında değerlendiriyoruz.’’

İyileşmenin önünü açacak

Bununla birlikte arıtma, atık ve teh-

Politikalardan öte çevre konusu,

çevrenin korunmasına ve yaşadığı-

likeli atık bertarafı, geri dönüşüm,

her millet için bir vatan savunması,

mız çevrenin sürdürülebilirliğine bü-

temiz üretim ve benzeri çevresel

bir insanlık görevi haline gelmiştir.

yük önem veriyoruz. Çevresel bazda

yatırımların desteklenmesine yöne-

Ülkemiz ve özellikle bölgemiz, dün-

önemli sorunlarımızın olduğunu he-

lik girişimlerin oluşması, bu konu-

yanın en nadide bölgesidir. Doğal

pimiz biliyoruz. Konuyu bir bütünlük

daki iyileşmelerin önünü açacağına

kaynaklar, yenilenebilir enerji kay-

içerisinde ele alarak, öncelikli olarak

inanıyorum.Bu bağlamda İzmir’de,

nakları, biyolojik çeşitlilik, toprak

kirlilik önleme, ikincil olarak atık ve

özellikle son yıllarda çevre ile ilgili

verimliliği, su kaynakları ve mineral

emisyon kontrolü yaklaşımlarını esas

bilincin ve hassasiyetin tüm kesim-

kaynaklar açısından oldukça zen-

almamız gerekmektedir.

lerde giderek arttığını, memnuniyet-

9


‘’EXPO için duyulan heyecan, İzmir’i diğer adayların önüne geçirmektedir.’’

alarak ve İzmir’in jeolojik ve sismik durumunu ve trafik altyapısını da hesaba katarak, vatandaşlarımızın daha sağlıklı, güvenli, kaliteli ve modern bir yaşam sürdürmelerine olanak sağlayacak çözümleri mutlaka önceliklerimiz arasına almamız gerekmektedir. İzmir’in EXPO sürecini ve hazırlıklarını değerlendirebilir misiniz? KIRAÇ: İzmir, uluslararası organizasyonları düzenleme konusundaki engin tecrübesini ve sahip olduğu pek çok özelliğini de dikkate alarak, EXPO 2020 gibi çok önemli bir organizasyona aday olmuştur. Hem ülke hem de bölgemizin kalkınması için büyük bir fırsat olan EXPO orgale müşahede ediyoruz. Bu bilinç ve

konuttan kalan 1456 adet konutun,

nizasyonu, İzmir’in tarihinde dönüm

hassasiyetin çevrenin korunması ile

İzmir Büyükşehir Belediyesine tes-

noktası oluşturacak, onu bir d��nya

ilgili iyileştirmelerin daha da artması-

lim işlemleri de devam etmektedir.

kenti haline getirecektir. EXPO 2015

nı sağlayacağına inanıyorum.

Devam etmekte olan projeler kap-

sürecinde elde ettiğimiz tecrübe ve

samındaki 1.080 konut ile sosyal do-

birikim, İzmir olarak bizi avantajlı

Kentsel dönüşüm projeleriyle bir-

natı inşaatında da çalışmalar devam

kılmakta, kentimizin tüm kişi, kurum

likte İzmir’de yaşanan değişimler

etmektedir.

Tabii ki, bunlar yeterli

ve kuruluşlarıyla EXPO için duyduğu

nelerdir?

olmamaktadır. Zira bugün geldiği-

heyecan, onu diğer adayların önüne

KIRAÇ: TOKİ tarafından ilimizde 26

miz nokta, İzmir olarak en önemli so-

geçirmektedir. EXPO Takip Kurulu

ayrı alanda yürütülmekte olan ve

runlarımızdan birinin, kentin plansız

tarafından oluşturulan Teknik Komi-

ihale bedelleri 520 milyon TL olan

yapılaşması ve bu plansız yapılaşma

te ile şu ana kadar birçok istişare

toplam 10.090 konut ile çok sayıda

ve kentleşmenin sonucu yaşanan

ve süreç değerlendirme toplantıları

muhtelif sosyal donatı alanlarının ya-

ulaşım, trafik, otopark gibi sorunlar

gerçekleştirildi.

pımına başlanmıştır. Bunlardan; Ör-

olduğu bilinmektedir. Bunun dışın-

nekköy, Asarlık 1. ve 2. etap, Aliağa,

da, belki de en önemlisi, ülkemizin

Mayıs ayı başında Sayın Başbaka-

Tire, Torbalı, Buca 1. ve 2. etap, Çiğ-

büyük bölümü gibi İzmir de birinci

nımız tarafından İzmir’in EXPO 2020

li, Urla, Seferihisar ve Uzundere’de

derecede deprem kuşağında yer

adaylığı için Uluslararası Sergiler

toplam 7302 konutun teslim işlemleri

almaktadır. İzmir olarak mutlaka bu

Bürosu’na (BIE) Niyet Mektubu gön-

tamamlanmıştır. Uzundere’de 3.080

sorunu tüm aktörleriyle birlikte ele

derildi.

10


Ardından, 17-19 Mayıs 2011 tarih-

verilerine göre, kültür turizmi, toplam

lam kültür ziyareti sayıları, kentin

leri arasında benim başkanlığımda

dünya turizminin % 37’sini oluştur-

kültürel miras zenginliği ile hiçbir

Paris’e giden İzmir heyeti, BIE Baş-

makta ve bu oran da her yıl %15 nis-

şekilde oranlı değildir.

kanı Vicente Gonzales Loscertales’le

petinde artmaktadır. Özellikle Avrupa’nın benzer nitelik-

görüşmelerde bulundu. EXPO 2020 için İzmir’in Niyet Mektubu’nu bir kez

Dünya Turizm Örgütü’nün 2020 viz-

teki kentleri ile karşılaştırıldığında,

de elden ilettik.

yonu, bu artışın önümüzdeki dönem-

bu oranlar oldukça düşük değerler

de de devam edeceğini, özellikle

olarak seyretmektedir. Bu eşsiz kül-

Son olarak yine benim başkanlığım-

Avrupa, Ortadoğu ve Asya bölgele-

türel zenginliklere sahip topraklarda

daki İzmir heyeti, Uluslararası Sergi-

rinde bu alanda kayda değer bir bü-

yaşamak, her birimiz için hem gurur

ler Bürosu’nun (BIE) 14 Haziran’da

yüme yaşanacağını öngörmektedir.

kaynağı, hem de sorumluluk anlamı

düzenlenen 149. Genel Kurul top-

Türkiye’de turizmin çeşitlendirilmesi

taşımaktadır.

lantısına katılarak, İzmir’in EXPO

konusunda yapılan çalışmalar içinde

sahip çıkmak, onu ortaya çıkarmak,

2020 adaylığını tanıttı.

Kültür Turizmi en önemli turizm çe-

korumak, gelecek kuşaklara aktar-

şitlerinden biridir.

mak yalnızca kurumların değil, birey

Bildiğiniz gibi, EXPO 2020 İzmir icra

Kültürel mirasımıza

olarak hepimizin görevidir.

organı resmen kuruluncaya kadar

Bu yapı içerisinde ilimiz; tarih bo-

sekretarya çalışmaları, İzmir Kalkın-

yunca gelmiş geçmiş, birbirleriyle

Kültürel miras alanında üreteceği-

ma Ajansı tarafından yürütülmekte-

ve yaşadıkları çevreyle etkileşim

miz kaliteli projeler, yalnızca kültürel

dir. Bu hizmetler kapsamında 19 Şu-

içerisinde bir hayat sürmüş, bu top-

mirasımızın korunması ve gelecek

bat 2011 tarihinde yayına başlayan

raklardan etkilenmiş, bu topraklara

kuşaklara aktarılmasını sağlamakla

EXPO 2020 İzmir internet sitesinde,

anlam kazandırmış sayısız medeni-

kalmayacak, bölgemizin ve sahip

EXPO ile ilgili gelişmeler sürekli ta-

yet izleriyle doludur. Tepekule, Ka-

olduğumuz zenginliklerin ulusal ve

kip edilerek Türkçe, İngilizce ve

difekale, Efes, Bergama (Asklepion,

uluslararası ölçekteki tanıtımına kat-

Fransızca dillerinde güncellemeler

Akrepol, Kızılavlu), Phokaia (Foça),

kı sağlayarak, bölgesel kalkınmaya

yapılmaktadır.

Kyme (Aliağa) Klazomenai (Urla),

destek olacaktır. İzmir’in, kültür tu-

Teos (Sığacık), Erythrai (Çeşme),

rizmi canlandırılarak, geliştirilerek

Yerli ve yabancı turistlere kentin

Claros ve Notion (Ahmetbeyli) ve

bir marka kültür kenti haline getiril-

sahip olduğu kültürel değerler, yete-

devam edip giden birçok ören yeri,

mesini ve kültür turizmi açısından

rince gösterilebiliyor mu?

tarihi zenginlik ilimizin sınırları dahi-

bir çekim merkezi olmasını arzu

KIRAÇ: Dünya Turizm Örgütü’nün

lindedir. İzmir’de gerçekleşen top-

etmekteyiz.

11


Yazı :Süleyman Duman Fotoğraflar :İzmir Büyükşehir Belediyesi Arşivi

Kemeraltı eski günlerine

göz kırpıyor Beş etaplık cephe düzenleme projesi ile Kemeraltı Çarşısı’nın tarihi dokusu, yenilenen yüzüyle nostaljik görünümüne kavuşuyor.

B

irçok tarihi mekanı bünyesin-

Kuruluşu 1650-1670 yıllarına uzanan

İpek Yolu’nu takip eden deve ker-

de barındıran baharat kokan

Tarihi Kemeraltı Çarşısı da İzmir’in

vanlarıyla İzmir’e getirilen mallar, bu

sokakları, zamana meydan

belleğidir. Anafartalar Caddesi ve

hanlara indirilir, Cenevizli tüccarlar

okuyan hanları, asma altı bedes-

Mezarlıkbaşı semtinden başlar, de-

aracılığıyla limandan gemilere yükle-

tenleri,

nerek, ihraç edilirdi.

şadırvanları, farklı din ve

nizin kıyısını da içine alır ve Konak

mezheplerin buluşma noktası olan

Meydanı’na kadar ulaşır. Çarşıdaki

camileri, havraları ile ticaret ve iba-

ticarethanelerin başında 1744 yılın-

İzmir ticaret hayatının uzun yıllar can

detin merkezi konumundadır tarihi

da yapılan Kızlarağası Hanı gelir,

damarı olan Kemeraltı, ilk yapıldığı

çarşılar. Bir kentin belleğidir aynı

daha sonra bunu diğerleri izler. Bir

yıllarda üzeri tonoz ve kiremit örtülü,

zamanda.

de bedestenler…

sokakları kapsayan bir kapalı çarşı

12


Yenilenen yüzü

görünümündeydi. Bu özelliğini de

Demirciler, baharatçılar, saman pa-

20. yüzyıl sonlarına kadar korudu.

zarı gibi ticarethaneleri kapsayan ve

Daha çok dar gelirliler ve yerli halkın

her bir ticarethanenin gruplar halin-

ve kentin belleğini canlandırmak

ihtiyaçlarını karşılayan çarşı, bugün

de ayrı bölümleri oluşturduğu tarihi

amacıyla bir süredir proje çalışma-

İzmir’in önemli bir alışveriş merkezi

çarşıda bugün, el sanatları örnekle-

ları yürütülüyor.

haline geldi. Tonoz ve kubbeli bazı

rini yansıtan seramiklere, ağaç ve

dükkanlar özelliklerini korudu ama

madeni eserlere, dokuma eşyaları-

Bu kapsamda İzmir Büyükşehir

modern iş merkezleri, kafeterya ve

nın satışlarının yapıldığı dükkanlara

Belediyesi tarafından hazırlanan

sinemalar bile yine burada toplandı.

da rastlamak mümkün.

ve İzmir 1 Numaralı Kültür ve Ta-

13

Çarşının tarihi dokusunu yenilemek


biat Varlıkları Koruma Bölge Kuru-

tarafından karşılandı. Proje ile çok

manla yıpranmış veya yok olmuş

lu tarafından onaylanan 4 etaplık

sayıda işletme ve yapıların cephe-

parçaları, benzer malzemeler kul-

‘’Kemeraltı

Caddesi

leri, aslına uygun restorasyon ça-

lanılarak değiştirildi. Cephelerinde

Cephe Düzenleme Projesi’’ adı al-

Anafartalar

lışmaları, tarihsel dokunun belirgin

görüntü kirliliği yapan tabela ve

tında yürütülen çalışmalar tamam-

hale getirilmesi ve cephe düzen-

ışıklı panolar kaldırılarak, yönet-

landı.

Projenin yüzde 60 bedeli,

lemeleri olarak hayata geçirildi.

meliğe uygun reklam panolarının

“Taşınmaz Kültür Varlıklarının Ko-

Cumba, kepenk ve doğrama gibi

asılması sağlandı. Bu çalışmalarla

runmasına Ait Katkı Payı” kapsa-

ahşap yüzeyler onarıldı, yapıların

beraber yapıların özgün hale geti-

mında İzmir Valiliği İl Özel İdaresi

orijinal hallerinde olan ama za-

rilmesi hedeflendi.

14


“Kemeraltı

Anafartalar

Caddesi

Cephe Düzenlemesi Projesi”

kap-

samında tamamlanan 4. etap çalışmalarının ardından 5. etaba geçilmek üzere gün sayılıyor. Bunun

rinde yer alan 88 parselin yeniden

bulunan 93 parselde çalışma ger-

düzenlenmesi hedefleniyor.

çekleştirildi. Bununla beraber Milli Kütüphane Caddesi’ndeki Güzel İz-

Neler yapıldı?

mir Hanı ile 853 Sokak’ta yer alan 4

Eylül 2007’de başlayan projenin ilk

yapının cepheleri de düzenlendi.

için Sit Kurulu’ndan onay alınacak,

etabında, Kemeraltı’nın

ardından ihaleye çıkılacak. Bu etap-

rişinden itibaren 215 metrekarelik

3. etap kapsamında ise 875 sokak

ta Şadırvanaltı Cami ile Eşrefpaşa

mesafede toplam 49 parsel ve 72

ile 919 Sokak köşesinden Havra

Caddesi’ni bağlayan 912 sokak üze-

işletmenin Anafartalar Caddesi’ne

Sokağı’na kadar olan 190 metre

bakan cepheleri ile köşe parselle-

uzunluğunda ve 101 parselden olu-

ri ele alındı. 2. etapta ise Kemeraltı

şan bölüm yenilendi. 4. etap çalışma-

Cami’nin kenarındaki sebilin bulun-

larına gelindiğinde, Havra Sokak’tan

duğu 853 Sokak’tan başlayıp, Baş-

kuzeyde Şadırvanaltı Cami’ne kadar

durak Cami’nden bir sonraki adayı

olan yaklaşık 165 metre uzunluğun-

içine alarak, 250 metrelik mesafede

da bir bölüm düzenlenmiş oldu.

15

Konak gi-


Yatçıların Ege’deki buluşma noktası

Çeşme Marina Yemekten giyime, teknoloji marketten yelken okuluna, kültür ve eğlenceden konaklamaya kadar ihtiyaç duyulabilecek her şeye sahip Çeşme Marina, ayrıcalıklarıyla konuklarını bekliyor.

16


İ

zmir Yarımadası’nın batı ucunda,

metre uzunluğuna kadar olan tekne-

özelliklerini oluşturuyor. Kuzey gü-

tarihi Çeşme Kalesi’nin hemen

lere hizmet verebiliyor. Konukları ev

ney yönünde seyir yapan tekneler

önünde yer alan Çeşme Marina,

konforunda ağırlayacak donanıma

için önemli bir uğrak noktası konu-

yat sahiplerinin bütün ihtiyaçlarını

sahip marinada, ihtiyaç duyulabi-

mundaki marina, hem bir su sporları

karşılayabilecek donanımıyla Ege

lecek bütün hizmetler, uluslar arası

merkezi, hem de doğal liman.

Denizi’ndeki buluşma noktasıdır.

kalitede sağlanıyor.

Yap-İşlet-Devret modeliyle 25 yıl-

Minimum 3 metre derinliğe sahip

alanı 34.500 metrekare. Marina

lığına kiralanan Çeşme Marina,

doğal bir liman içerisine konumlan-

hizmetleri ve ticari alanlarla bir-

yatçıların ve gündelik konuklarının

mış Çeşme Marina, limanı çevrele-

likte 7.500 metrekarelik bir yapı-

gereksinimlerini karşılamanın yanın-

yen kara parçası ve kuzeybatısın-

laşma mevcut. Çevresini saran

da, Çeşme ve çevresinin sosyal ve

daki dalgakıran ile çok iyi bir şekilde

dükkan ve restoranlar, İzmir mima-

ticari hayatına da canlılık getirmeyi

korunuyor. Önemli avantajları ara-

risine göre tasarlanmış. Yemekten

amaçlıyor.

sında şehir içi marina olması çok

giyime, teknoloji marketten yelken

Çeşme Marina’nın toplam kara

önem taşıyor. Bunun yanında İzmir

okuluna, kültür ve eğlenceden

Doğu Akdeniz’in en önemli yat li-

Adnan Menderes Havalimanı’na 45

konaklamaya kadar ihtiyaç duyu-

manlarından biri olmayı hedefleyen

dakika uzaklıkta bulunması, önemli

labilecek her şeye sahip Çeşme

Çeşme Marina, denizde 400, kara-

bir giriş çıkış limanı olması, Türk ve

Marina, ayrıcalıklarıyla konuklarını

da ise 100 tekne kapasitesi ile 60

Yunan adalarına yakınlığı, önemli

bekliyor.

Hizmetler: • 6m’den 60m’ye kadar olan 400 tekneye bağlama hizmeti, • 24 saat denizci ile palamar hizmeti • 24 saat güvenlik ve kapalı devre güvenlik sistemi • Tüm marinayı kapsayan Wi-Fi • Teknik servisler • Çekek hizmetleri • 100 tekne kapasiteli çekek alanı • 80 ton travel lift, 20 ton boat mover • Sintine ve atık su arıtma istasyonu • Atık alım istasyonu • 16 Amp’den 400 Amp’e kadar elektrik çıkışı • Her elektrik kutusunda 42 kanallı TV çıkışı • Yat kulübü • Duşlar ve tuvaletler • Çamaşırhane ve bulaşıkhane • Rent a car ofisi • Akaryakıt • Temiz su • Otopark • Yüzme havuzu • Yat market ve süpermarket • Golf arabaları ve bagaj taşıyıcılar

17


İzmir’in anayasası yapılsın Kentin 50 yıllık master planının çıkarılması gerektiğini vurgulayan İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Necip Nasır, kente özel yasa hazırlanması konusunda ısrarcı olacaklarını dile getirdi.

İ

nşaat sektörünün temsilcilerinden İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi ve İnşaat Sektörü Kurul Başkanı

Necip Nasır’a göre, ülkenin 3. büyük kenti İzmir’in 50 yıllık master planı hazırlanmalı ve kente özel yasa çıkarılmalı. Müteahhitlerin tek çatı altında toplanması için girişimlerinin son aşamaya geldiğini de belirten Nasır, inşaat sektörünün hak ettiği yere gelebilmesi için çabalarının sürdüğünü dile getiriyor. İnşaat Mühendisi Necip Nasır’la meslek yaşamını, sektörü ve İzmir’in bir dünya kenti olması için yapılması gerekenleri konuştuk. Sektörle nasıl tanıştınız?

NASIR: Çekirdekten, temelde şantiye şefliği ile başlayan bir geçmişim var. Teknikerlik dönemlerimde inşaatın belirli alanlarında çalıştım. Röportaj: Ferzan Yapkuöz Fotoğraflar: Süleyman Duman

İşin mutfağından yani çekirdeğin-

18


Biz İzmir’i 5 yılda, 10 yılda dünya şehirleri arasına sokarız. Sadece devletin yapacağı bir planlama, fakat reel bir planlama istiyoruz.

den geliyorum. Daha önceki süreçte

iç tüzüğü çalışmaları tamamlandı,

esnaflık kimliğimiz de var. Okurken

resmi

değişik sektörlerde çalıştım. İzmir’in

ğız. Müteahhitler Federasyonunu

her noktasında değişik iş alanların-

oluşturmamızdaki düşünce ise in-

da faaliyet gösterdim. 1992 yılında

şaat sektörünün, Türkiye’deki sos-

fiili olarak şirketlerimizi kurarak, ça-

yo- ekonomik yapısı içerisinde en

lışma hayatına başladım. Nasır Gru-

önemli sektörlerden biri olması. An-

bu olarak inşaat sektörünün bütün

cak bugüne kadar örgütsüz yapısı

alanlarında

gösteriyoruz.

nedeniyle hak ettiği ilgiyi göreme-

Geçtiğimiz dönemlerde, 2004-2009

miş bir sektör. İnşaat sektörünün bu

yılları arasında İzmir Ticaret Odası

örgütsüz yapısına karşın, sektörün

İnşaat Sektörü Meclis Üyesi ve aynı

gelişmesi ve ülkeye katkı anlamın-

anlamda

zamanda İzmir Ticaret Odası Meclis

da artık globalleşmenin yaşandığı

Odasının yasal değişiminin yapıla-

Başkan Vekilliği yaptım. 2009’dan

bir süreçte, rüştünü ispatlamış Türk

rak oluşumunun sağlanmasına, böy-

bu yana geçen süreç içerisinde de

müteahhitlerin bir araya gelmesi ge-

le bir kitlesel örgüt ya da yapı oluş-

İzmir Ticaret Odası İnşaat Sektörü

rekiyor. 2009 yılında dünyada Türk

turmaya çalışıyoruz. Federasyonun

Kurul Başkanlığı görevinde bulun-

müteahhitler, Çin’den sonra dünya-

oluşmasındaki en büyük ana temel

dum. Ayrıca İzmir’de 8 tane müte-

da ikinci oldu. Dünya krizle boğuşur-

bu. Türkiye Müteahhitler Odasının

ahhit ve iş adamları derneğinin olu-

ken, 23.6 milyar döviz girdisi sağladı

kurulması ile ilgili kamuoyunu oluş-

şumuna önderlik ettim.

bu sektör. Bu da demektir ki, örgütlü

turmaya çalışıyoruz. Bundan sonra

bir yapıya kavuşturulduğu takdirde

Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın

Şu anda 10 sektör derneği ile fe-

hem içteki dinamikleri hem dıştaki

Erdoğan Bayraktar’dan da talebimiz

derasyon çalışmalarımız var, Müte-

dinamikleri kazanımlarıyla ülkeye

olacak bu konunun içinde. Sektö-

ahhitler Federasyonunu oluşturma

büyük katma değer getirecektir. Bu

rün içinden gelen biri olarak konuya

faaliyet

müracaatlarımızı

19

yapaca-

Türkiye’de

Müteahhitler


İzmir’in yolunun açılabilmesi için günümüz koşullarına uymayan imar kanunlarının değişmesi gerekiyor.

olumlu ve ılımlı yaklaşacağını düşünüyorum. Bu bizim için çok önemli.

İzmir’in makro ve mikro sorunları

de mikro düzeydeki problemler ne-

özel bir kanun çıkarılmalı imar ile il-

deniyle Türkiye genelindeki illerden

gili. Yani İzmir’e özel kanun. Bakan

çok daha geride kalan bir yapıya

Binali Yıldırım Bey, seçim çalışma-

sahip. Makro düzeydeki problem,

larında bu konuya olumlu baktığını

1985 yılında çıkan 3194 Sayılı İmar

ifade etti.

Kanunu, mikro düzeyde ise bürokratik problemlerin aşırı olması ve bu

İzmir’in yolunun açılabilmesi için

anlamda yatırımcının İzmir’den kaç-

3194 Sayılı 1985 yılında çıkan ve

ması ve tercih etmemesinden kay-

günümüz koşullarına uymayan imar

naklanıyor. Yine bunun yanında ya-

kanununun çok hızlı bir şekilde de-

tırımcının İzmir’de arsa bulamaması

ğişmesi ve yeni bir düzenlemeye

nedeniyle yeni proje üretememesi

gidilmesi gerekiyor. Üçüncü tale-

de en büyük problemlerden biri. Bu

bimiz, inşaat sektörünün organize

da yatırımcının İzmir’e gelmeme-

olarak örgütlenerek hem yurtiçinde-

sine veya İzmir’deki yatırımcıların

ki hem yurtdışındaki katma değerin

dahi dışarı gitmesine neden oluyor.

artması için, müteahhitler odasının

Türkiye’de

Bu anlamda bizim sektör temsilci-

kurulması anlamında bir yasa deği-

olduğu gibi İzmir’de de sektörün

leri olarak önerilerimiz oldu, sürekli

şikliğinin yapılması. İzmir için özel

sorununun

noktasında,

buradaki önerimiz, İzmir bürokratik

bir kanun çıkarılması, bu özel ka-

problemlerin aşılmasını pek sağ-

anlamda zor bir şehir, İzmir’in hızlı,

nunda İzmir’de 50 yıllık bir master

layamadı. İzmir bulunduğu konum

arzu edilen şekilde kazanması, hak

planı yapılması gerekir. Bu master

itibariyle bir makro düzeydeki, bir

ettiği yere gelebilmesi için kente

plan, Ödemiş’ten Aliağa’ya kadar

Örgütsüz

yapılanma çözümü

20


yaratılarak

dönüşümün

durum ortada. Biz diyoruz ki, şeh-

şehir merkezinden başlatılması.

kentsel

rin anayasası yapılsın, yani 50 yıllık

İzmir önümüzdeki on yılda inşaat

plan yapılsın, 50 yılı düşünülsün ve

sektöründe altın çağını yaşaya-

bir hedef belirlensin. ‘İzmir Dubai

caktır. Bakanımızın söylediği 35

olsun’ denilsin, büyük hedefler ko-

projenin başlatılmasıyla birlikte bir

nulsun. İzmir’i bu şekilde planlayın

canlılık olacaktır diye düşünüyo-

ve bir daha da para harcamayın.

ruz. Biz çok umutluyuz. Bu süreç

İzmir de dinamizm var, İzmir de ya-

içerisinde İzmirli müteahhitler arsa

tırımcı var, dışarıdan gelecek olan

bulamadıkları, yeni proje üreteme-

yatırımcılar var. Biz İzmir’i 5 yılda,

dikleri için yurt dışına gitmeyi dü-

10 yılda dünya şehirleri arasına so-

şünüyorlardı. Ancak bu son geliş-

karız. Sadece devletin yapacağı bir

meler bizleri umutlandırdı. İzmir’de

planlama, fakat reel bir planlama is-

istatistiklere

İzmir

tiyoruz. Vatandaşı mağdur etmeden

gerilerde kaldı. Hiçbir yeni proje

ne yapılması gerekiyorsa yaparız.

öneremedi. Üretilen projeler de yıl-

En basit örnek İzmir Fuarı’nın yakı-

lardır hayata geçirilemedi. Boyuna

nındaki yerlere bakın, 4 katlı,5 katlı

mahkeme süreçleri, bürokratik en-

imarlı yerlere orada ada bazında bir

geller, yatırım yeri sıkıntıları. Bunlar

çalışma yapılsın, 5 bin metrekare-

yatırımcının hem İzmir’e güvenini

lik 10 bin metrekarelik imar adaları

kaybettiriyor hem de şehrin gelişi-

oluşturulsun. Tabandan kısın 1000

mini etkiliyor. Ondan dolayı İzmir’e

metrekare verin, yüksekliği serbest

özel kanun çıkarılması gerekiyor.

bırakın Manhatton gibi yapın. Hem

bakarsanız

arsa sahibi, hem müteahhit mutvizyonu ve misyonu olan bütün sivil toplum örgütleriyle, kurum ve kuruluşlarıyla bir konsensüs oluşturarak ki, konsensüsün sağlanması zor İzmir de, o yüzden özel bir kanundan bahsediyoruz İzmir’de inşaat sektörünün başlıca sorunlarından bahseder misiniz? NASIR: İzmir’deki en büyük sorun, bürokrasinin hantal ve ağır işlemesi ve arsa yetersizliği. Üçüncüsü ise bugüne kadar yapılması gereken alt yapı yatırımlarının İzmir’e yapılmaması. Bunun çözümü ise çok hızlı bir şekilde projelerin harekete geçirilmesidir. O zaman İzmir bir şantiyeye dönecektir ve hareketlenecektir. İkincisi, İzmir için özel bir kanun çıkartılarak, bu imar ile ilgili özel sit alanları belirlenerek, kentin master planının yapılması, arsa

Özel kanundan kastınız nedir?

lu olsun. Bir anayasa belirlenirse,

NASIR: İzmir’de sahada gerçek

oradaki plan alışveriş merkezi ise

anlamda bir çalışma yapılması ge-

alışveriş merkezi olacaktır. Sağlık

rekiyor. İzmir’in tarihsel dokusu,

tesisi ise, sağlık tesisi alanında ola-

sit alanları, mevcut yapılar ortaya

cak. Sanayi aynı şekilde. 50 yıllık

çıkarılarak, hangi alanların sanayi,

planları çıkarılırsa çok daha kolay

hangi alanların konut, hangi alan-

bir planlama yapılır. Müteahhitlerin

ların tarım alanları olarak ayrılacağı

imkanları ve mali güçleri bunları ya-

belirlenecek. Teknik ekibin çalışa-

pabilecek durumda, yeter ki önleri

rak planlaması gerekir. Kamuoyu-

açılsın, planlar yapılsın ve İzmir’e

nun, sivil toplum örgütlerinin, kent

özel anayasa çıksın.

konseyinin ve belediyelerin görüşleri alınarak, bu planın alt yapısı

Belediyelerin oluşturduğu bir şehir

oluşturulacak. Bu alt yapı 50 yıllık

planı yok mu?

bir projeksiyon içinde oluşturu-

NASIR: Belediyelerin kendilerine

lacak ve tartışmaya açılacak. Bu

göre çalışmaları var. Taleplerin de-

süreç 1 - 1.5 yıl sürer. Bu güne

ğişmesi için imar kanununun net ve

kadar yapılan planlar, programlar

yoruma açık olmaması gerekiyor.

uzun vade için yapılmamış, artı si-

İmar kanununu çıkardıktan sonra

yasi kaygı ile siyasi rant nedeniyle

yetkiyi ilgili belediyelerin yorumu-

yıllarca her gelenin kendine göre

na bırakırsanız, onların yönetmelik

dizayn ettiği, plan tadilatlarıyla de-

çıkarması ve yorumu doğrultusun-

ğiştirilen

da herkes kendine göre yapar ve

uygulamalarla 21

gelinen


bunda da şehircilik anlamında bir

sıkıntıları nispeten iyileştirdik. Ama

onayladı, Başbakan Sayın Tayip

sonuca varılmaz. Bir örnek vermek

bu birinci raunduydu, ikinci raunda

Erdoğan’ın önündeydi, Torba Ya-

gerekirse, dünyanın her yerinde

devam edeceğiz. Sığınak, Avrupa

sası ile birlikte çıkacaktı, çıkmadı

son katın üzerini, yani çatı katını da

ve gelişmiş ülkelerde, savaşın ol-

kaldı. Yeniden gündeme gelmesi

kullanılır hale getirebiliyorsunuz.

madığı normal durumlarda yeraltla-

gerekiyor. Hızlı bir şekilde hayata

Aynı şey Paris’te de var, Londra’da

rı otopark ve sosyal aktivite alanları

geçirilmesini isteyeceğiz.

da var. Aynı uygulama İzmir’de

olarak kullanılırken, bizde binaların

Rahmetli Ahmet Piriştina dönemin-

altına getirip hiçbir işe yaramayan,

de kaldırıldı. Belediyenin inisiyati-

statik anlamda deprem bölgesin-

diğiniz bir mesaj var mı?

fine bırakıldı. Yani çatı yapılıyor, o

deki ülkede sakıncalar yaratan

NASIR: İnşaat sektörü Türkiye’nin

çatının yüzde 50’sini kullanarak bir

olumsuz yapılar haline dönüştü.

sosyo ekonomik yapısı içerisinde

alt katla ilişkilendirdiğinizde dublex

Nispeten

bundan

en önemli sektörlerden biridir. Bu

gibi kullanabiliyorsunuz. İzmir’de

sonraki süreçte görüşlerimizi dile

sektör sadece ekonomik anlamda

yapamıyorsunuz. Bu neden kay-

getirip, taleplerimizi söyleyeceğiz.

değil, sosyal anlamda da ülkeye

naklanıyor, imar kanununda bu bü-

Amacımız gelişmiş ülkelerde oldu-

katkıları olan bir sektör. Bu aşa-

yükşehir belediyelerine bırakılıyor.

ğu gibi sığınakların genel alanla-

mada vasıfsız, hiçbir iş tecrübesi

Bu kanunun değişmesi gerekiyor.

rın altında yapılması olacak. İmar

olmayan insanların ilk başvurduğu

Kanunu ile ilgili Milletvekili Hami

yerler inşaatlardır. Biz bu insan-

Sığınak yönetmeliği ile ilgili çalış-

iyileştirebildik,

Son olarak buradan vermek iste-

Duman Bey’in başlattığı bir çalış-

ları amele olarak inşaatlara alırız.

malarınız var?

ma vardı. Fakat Torba Kanunu çık-

Eğitiriz çırak, usta, kalfa olur, bu

NASIR: Sığınakla ilgili 3194 Sayılı

madan önce tamamlandı. Devrim

anlamda sosyal olarak da bir reha-

İmar Kanununa bağlı yönetmelik-

niteliğinde bir taslaktı, büyük bir

bilitasyon ve eğitim okuludur inşaat

lerden birinin getirdiği bir takım

değişiklik içeriyordu. Bakan Bey

sektörü. Çok önemli bir yeri vardır.

22


İnşaat sektörünün örgütlü bir yapı-

kemize katacağı katma değerin de

çalışma sistemiyle ilgili İzmir Çevre

ya kavuşması için hükümetin, ba-

büyük rakamlara ulaşacağına ina-

ve Şehircilik Müdürü Mehmet Gö-

kanlarımızın teveccüh göstermesini

nıyorum bu büyük örgütlü yapının.

karslan Bey’in oluşturduğu sertifi-

istiyoruz. Türkiye Müteahhitler Oda-

Bir de bu arada inşaat sektörünün

kasyon eğitiminden dolayı sektör

sının kurulmasını talep ediyoruz. Ül-

2012 yılında çıkacak olan sertifikalı

adına teşekkür ediyoruz.

23


Dalyan’daki tekneler

çevre dostu olacak Mazot kirliliğine neden olan tekneler, geliştirilen projeyle çevre dostu teknelere dönüştürülüyor.

24


Ç

evre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen “Yenilenebilir Kaynaklı Elektrik Motorlu

Tekne Sistemi Projesi’’ kapsa-

mında, Dalyan Kanalları üzerinde içten yanmalı, yüksek emisyon oranlı, fosil yakıtla çalıştırılan gezi teknelerinin motorları, çevre dostu elektrikli motorlu sisteme dönüştürülüyor. Eşsiz güzellikteki bölgenin ziyaretçilerinin çoğunluğu, kanallarda seyreden ve yöre halkının da önemli bir gelir kaynağı olan gezi teknelerini kullanıyor. Teknelerin bölgenin hassas ekolojik dengesine ve doğal güzelliğine zarar vermemesi için gerçekleştirilen çalışmalarda, öncelik çıkma motorlara alternatif oluşturulmasına verildi. Turistlerin bölgede yapacağı gezilerin sessiz teknelerle gerçekleştirilebilmesi için özel bir akü firması tarafından proje geliştirildi ve aküyle çalışan yeni bir tekne imalatı gündeme geldi. Tetkikler sonucunda göl ve kanal sisteminde; 359’u ticari, 34’ü balıkçı ve 98’i ise özel olmak üzere toplam 491 kayıtlı tekne bulunduğu belirlendi. Yaşanan

olumsuzluğun giderilmesi ve etkileri-

uyum içinde olması için “Dalyan Koru-

nin azaltılması amacıyla Çevre ve Şe-

ma Alanı Sıfır Salınımlı Ulaşımı’’ proje-

hircilik Bakanlığınca; tekne turlarının,

sinin hayata geçirilmesi için çalışmalar

sürdürülebilir bir turizm perspektifiyle

başlatıldı. “Köyceğiz-Dalyan Özel Çevre Koruma Bölgesi” sınırları içerisinde yer alan Köyceğiz Gölü ve Dalyan Kanalları; zengin biyolojik çeşitliliği ve hassas ekosisteme sahip kanal ve lagünlerle, doğal olarak denizle buluşan ve dünyada ender rastlanan 7 gölden biri olarak biliniyor. Söz konusu alan, İngiliz The Times Dergisi tarafından 2008 yılında İztuzu Kumsalı, Kaya Mezarları ve Kaunos Antik Kenti ile birlikte “Avrupa’nın En İyi Korunan Açık Alanı” olarak tescil edildi. Geçen yıl 800 bin turisti ağırlayan bölgeyi, bu yıl 1 milyon kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

25


Alaçatı’nın tarihi dokusu:

Taş evler

Picasso gibi resim yapamazsınız. Onun kendine özgü bir dili vardır, anlatım şekli vardır, resimleri özgündür. Mimarinin de takliti olmaz, Alaçatı evlerinde olduğu gibi.

Yazı: Salih Seymen / Yüksek Mimar Fotoğraflar: Süleyman Duman

26


E

rythrai Antik Kenti’nin tarihi ile düşünülebilir Alaçatı’nın tarihçesi. Kendine özgü gü-

neye bakan bir limanı olduğu için tarihte büyük önem kazanmıştır. Alaçatı Limanı, Çeşme Yarımadası’nın güneydeki en güvenli limanlardan biridir. Tarihi M.Ö. 3000’lere kadar uzanır. Ama Alaçatı’nın bugünkü dokusuna sahip olması, 1800 yılların başına rastlar. Bunun nedeni ise 1800’lü yılların başında Alaçatı’da ekonomik gelişmenin hız kazanmasıdır. Peki bu gelişme nasıl başlamıştır? 1800’lü yılların başında Avrupa’da üzüm bağlarında görülen filoksera (üzüm bağlarının kökünde görülen kurtçuk) hastalığının, bütün üzüm bağlarını verimsiz hale getirmesi ile beraber, Avrupa’nın üzüm ve şarap ihtiyacına cevap veren bütün limanlar değerlendirilir. Bu limanlardan bir tanesi de, Alaçatı Limanı’dır. 1830’lardan sonra bölgenin verimli topraklarında yetişen hastalıksız, kaliteli üzüm ve şaraplar,

önemli etken, bağcılık, buna bağlı

olarak limanı dolayısıyla da ağırlıklı

Alaçatı Limanı’ndan dünyaya açılır.

olarak şarap üretimi, aynı zaman-

ticaret, Alaçatı’nın ekonomik geliş-

Sonuç olarak o dönemde Alaçatı’nın

da zeytincilik ve zeytin yağı üretimi

mesine katkı getirir.

ekonomisinin

gösterilebilir. Bu etkenlerle paralel

gelişmesindeki

en

Alaçatı’daki artı değerlerin oluşması, binaların güzelleşmesini, mobilyaların kaliteleşmesini sağlar. 18781881 senesinde Alaçatı’da iki büyük deprem yaşanır. Çeşme ve Alaçatı

Akdeniz mimarisinin özgün bir üyesidir Alaçatı evleri. Yarımadanın etkili rüzgarları da yapıları biçimlendirmiştir.

evleri yüzde 80-90 hasar görür. Şimdi Alaçatı’da gördüğümüz mevcut olan evlerin yapımı, bu deprem sonrası döneme tekabül eder. Deprem sonrası evler restore edilir, yeni sokaklar açılır, kent tümüyle imar görür.

Mübadele, üretim şeklini değiştirdi

Geçmişte Alaçatı’daki baskın nüfusu Rumlar oluşturuyordu. 1800’lerin sonuna kadar çok az olan Türkle27


rin nüfusu, 1922’den sonra müba-

belirtmemiz gerekiyor. Alaçatı’daki

tır. Taşın bir diğer özelliği ise, nem

dele ile ağırlık kazandı. 1920’lere

dokunun oluşumu tamamen üretim

ayarlayıcı ve ısıyı tutma özelliğine

kadar olan üretim şekli ağırlıklı ola-

şeklinin kent yaşamına aktarılma-

sahip olmasıdır. Bir nevi havadaki

rak üzüm ve buna bağlı olarak şa-

sıyla oluşmuştur. Alaçatı’da ana

nemin ayarını yapabilen taş, faz-

rapken, İslamiyet’ten dolayı Türkler

caddeler üzerinde evler, o evlerin

la olduğu zamanlarda nemi tutar,

tarafından şarap üretimi benimsen-

arkasında büyük bahçeler ve avlular

kuru havalarda ise dışarıya salar.

medi. Bağlar bozulup, üretim ima-

bulunmaktadır. Onların arkasında

50 veya 60 santimetre kalınlığında-

lathaneleri kapatıldı. Ekonominin,

ise tarlalar vardır. Evlerin ön cephesi

ki bir taş duvar, ciddi bir ısı yalıtımı

üretim şeklinin mekana yansımasını

sokağa ve kente, arka tarafı bahçe-

yapar. Bu tür taş yapılar kış ayla-

bu tarihlerde açıkça gözlemleyebili-

lere ve tarlalara dönüktür.

rında soğuk havayı içeri almazken,

yoruz. Mübadeleden sonra az sayı-

yaz aylarında ise mekan içini serin

da Türk’ün kasabaya yerleşmesinin

Alaçatı

bölgesinde

ardından 1970’lere kadar

ocaklarından

bulunan

tutar. Bu nedenle taşın verdiği doku,

bölgeye

bölgenin geneline hakimdir. Sonraki

çok belirgin yapısal değişiklikleri

dokusunu veren taşlar Alaçatı’nın

zamanlarda varlıklı ailelerin evlerinin

getirmedi.

kendi yöresel taşıdır. Kolaylıkla elde

dışında sıva görülür. Genelde çatı

edilmesi ve nakliyesinin ucuz olması

üstleri alaturka kiremitle örtülmüştür.

nedeniyle Alaçatı’da ev ve mekan

Pencere ve kapı etraflarına söveler

yapımlarında bu taşlar kullanılmış-

yapılmıştır. Az da olsa tavan ve du-

Alaçatı evlerini tarif ederken önce-

tır. Hem volkanik hem de tortulu ve

var süslemeleri görülür. Alçatı evle-

likle yaşam şeklinin, yapı içerisine,

gözenekli bir yapıya sahip olan taş,

rinin taşıyıcı sistemlerinde kestane,

mekana nasıl yansıdığını ve yapı

kolay işlenebilir özelliğinden dola-

mazı ve selvi ağaçları tercih edilmiş-

malzemelerinin nasıl kullanıldığını

yı yapı işlerinde sıkça kullanılmış-

tir. Pencere ve kapı doğramaların-

mimari

Evlerin önü kente, arkası tarlaya bakar

çıkartılan,

taş

28


Bölgedeki taş ocaklarından çıkarılan ve kolay işlenilebilir özelliği nedeniyle yapı işlerinde sıkça kullanılan taşlar, nem ayarlayıcı ve ısıyı tutma özelliğine sahiptir.

29


da ve kaplamalarında çam kereste

şında düşünülen tuvaletler, terasta

nacak önlemler ve detaylar görülür.

kullanılmıştır. Bunların içerisinde çok

veya bahçelerde bulunur. Türklerin

Yani lodos cephesi korunması gere-

detaylı işlemeler olduğu gibi; sade,

Alaçatı’ya yerleşmesiyle beraber tu-

ken bir cephedir. Yazın ise imbat de-

yalın ve gösterişli olmayan işlemeler

valetler tadilat yapılarak, mekan içe-

diğimiz kuzeybatıdan esen meltem

de kullanılmıştır. Alaçatı evlerini Ak-

risine alınmıştır. Mutfak işliğinde ise

rüzgarına yönelik bir yerleşme şekli

deniz mimarisinin özgün bir birimi

küçük teraslara sıkça rastlanmakta-

vardır. Yaz aylarında ise mekanlar,

olarak değerlendirebiliriz.

dır. Alaçatı evlerinin giriş bölümün-

imbat rüzgarının serinliğini alması

de bulunan büyük kemerli kapılar, at

açısından

arabalarının ve hayvanların kolaylık-

lenmiştir. Aynı zamanda sokaklarda

la bahçeye girmesini sağlar. Hemen

da bu rüzgara karşı düzenlemeye

Alaçatı’da gölge sağlama ve güven-

çoğu binanın giriş duvarlarında bu

gidilmiştir. Bu tür yapılarda coğrafik,

lik endişesi nedeniyle yapılmış dar

kemerleri görebiliriz. Alaçatı evlerin-

topoğrafik iklim şartları çok önem-

sokaklar, Arnavut kaldırımı dediği-

deki cumbalar, karakteristik Akde-

lidir ve yönlendiricidir. İnsanlar bu

miz taş kaplamalıdır. Daha sonraki

niz mimarisinde görmeye alıştığımız

şartlara göre yapılarını inşa ederler.

dönemlerde

yağmur

cumbalardır. Binaların üzerindeki

Bu durumu da Alaçatı’da net olarak

suyu çözümlemeleri yapılmıştır. So-

taş tablet üzerine yazılmış yazılar, o

görmekteyiz.

kaklarda yönlendirmelerden ziyade

binanın hangi tarihte ve kim tarafın-

yerleşim mahalleleri arasındaki iliş-

dan yapıldığını gösterir.

Dar sokaklar gölge sağlar

sokaklarda

kilere göre düzenlemelere gidilmiştir. İyi komşuluk ilişkileri özellikle dış mekanlarda hissedilir.

bu doğrultuda düzen-

Özgünlük bölgeseldir

Son zamanlarda, özellikle 2000

Rüzgar yapıları biçimlendirmiş

senesinden sonra Alaçatı’ya olağanüstü bir rağbet başladı. Bu rüzgar

durumla beraber turizm çerçevesi

önemli bir etken olmuştur. Yapılar

içerisinde yapılaşma ihtiyacı doğdu.

Evlerin zemin katında tarımsal üre-

da bu doğrultuda şekillenmiştir. Kı-

Alaçatı’nın dış mahallelerinde Ala-

timin de getirdiği etkenlerle geniş

şın etkin olan lodosa karşı yapıların

çatı evlerinden öykünerek yapılmış,

avlular, depolar ve hayvan damları

mimarileri değişiklikler göstermiştir.

Alaçatı dokusu ve mimarisi ile çok

bulunur. Birinci katlarında ise baş

Lodos sert esen ve yağmur getiren

fazla örtüşmeyen yapılar inşa edildi.

oda, yani misafir ağırlama odası

bir rüzgar olduğu için lodos cephe-

Mimarinin de sanat yapıtındaki gibi

ve yatak odaları vardır. Mekan dı-

sinde açıklıklar, yağmura karşı alı-

taklidi olmaz. Picasso gibi resim ya-

Cumbalar Akdenizlidir

Yarımadanın

bütününde

30


pamazsınız. Picasso’nun kendine özgü bir dili vardır, anlatım şekli vardır, resimleri kendine özgüdür. Alaçatı evi, kendine özgüdür. Özgünlük bölgeseldir. Her çağın, her yaşam şeklinin, her üretim ilişkisinin mekana yansıması, malzemesiyle, teknolojisiyle, estetiği ile farklı olması gerekir. Öykünme ve taklitçilik olumsuz durumlara sebebiyet verir.

Eskinin şirin köyü, gözde turizm merkezi oldu

Eskinin şirin Ege köyü, bugün elit turizm mekanına dönüştü. Bu dönüşüm beraberinde hem olumlu hem olumsuz etkileri getirdi. Bu gelişmelerin olmasının faydalı yanı, beraberinde bir çok yenileme, restorasyon, düzenleme gibi çalışmalara neden oldu. Turizmle beraber yapılan yenilenmeler, mekanların doğru kullanıldığı taktirde gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacaktır. Yerel halkın kentin içinde kalması, bulunduğu yerde yaşaması çok önemli bir olgudur. Yerel halk orada yaşadığı sürece doğal yapı ve Alçatı kültürü de canlı kalmaya devam edecektir. Alaçatı’yı bugüne getiren üretim ilişkilerinin, bundan sonra da turizm ağırlıklı üretim şekli ile yeni bir noktaya ulaştırması kaçınılmaz bir gerçektir. Önemli olan bu duru-

nomik açıdan pozitif kılınmazsa

kiyor. Alaçatı’yı tarif eden bir yapı

mu olumlu bir hale dönüştürmektir.

kent üzerinde kontrol mekanizma-

olan Pazaryeri Cami restorasyonu

Mevcut turizm yaz sezonundan 12

ları azalır. Yerel yönetimler, meslek

projesi, son dönemlerde çalıştığımız

aya yayıldığında, bu durum mekana

adamları olarak Alaçatı halkı ve Ala-

önemli projelerden bir tanesi olmuş-

da yansıyacaktır. İşletmelerin tiyatro

çatı sevenler olarak hepimizin emek

tur. Yine Alçatı içerisinde restorasyon

dekoru gibi geçici mimari eleman-

vermesi gerekiyor.Bütün olarak bak-

çalışmalarını gerçekleştirdiğimiz ev,

larla dokuya girmesi başka, 365 gün

tığımızda diğer tatil yörelerimize na-

pansiyon ve butik oteller mevcuttur.

sürekli yaşayan mimari detaylarla

zaran Alaçatı’nın dokusunun, doğal

Bu sorumluluk altında Alaçatı’nın öz-

kalıcı olması başkadır.

yapısının çok fazla tahribata uğra-

gün dokusuna ve orijinal halinin de-

madan kaldığını söyleyebiliriz. Bura-

vamına dikkat ediyoruz. Mümkün ol-

da tabii ki, yerel yönetimlerin, yerel

duğu kadar orijinal hali ile koruyarak,

halkın ve meslektaşlarımızın duyar-

önümüzdeki günlere taşınmasında

lılığını da göz ardı etmemek gere-

kendimizi sorumlu hissediyoruz.

Özgün dokuya dikkat ediyoruz

Değişim mekansal, sosyal ve eko-

31


Mavi gözler Nazarköy’de hayat buluyor Nif dağının eteklerinde kurulu Kurudere’ye zamanın birinde Mısır’dan bir boncuk ustası göç etmiş. Kızılçam ağaçlarının ışık kattığı boncuk üretimi de köyde böyle başlamış ve adı, Nazarköy olmuş.

Yazı ve Fotoğraflar: Süleyman Duman

32


İ

zmir’in Kemalpaşa ilçesine 6 ki-

Her yıl mayıs ayının ilk haftasında

yetişen kızılçam ağaçları. Çünkü

lometre mesafedeki Nazarköy’e

yapılan Nazarköy Boncuk Şenliği de

boncuk ocağında kullanılan bu ağa-

girdiğiniz andan itibaren sizi izle-

yörenin tanınırlığına katkı getirir. Köy

cın bıraktığı is, boncukların daha iyi

yen masmavi boncuk gözler, masal

meydanının iki yanına kurulu stant-

parlamasını sağlıyor. 2000 yılından

diyarına girdiğiniz hissini uyandırır.

larda nazar boncuğunun her türlü-

sonra Kemalpaşa Kaymakamlığı ta-

Nif Dağı eteklerindeki bu şirin ve

sünü bulmanız mümkün. Burada ye-

rafından köyde takı tasarım kursları

mütevazı köy, yaklaşık 70 yıl önce-

tiştirilen organik bitkiler ile Nif Dağı

da açıldı. Üretimi yapılan boncuklar,

sine kadar Kurudere adıyla bilinir.

eteklerinden toplanan şifalı otlar da

süs eşyalarına dönüştürülerek kö-

Günün birinde Mısır’dan bir boncuk

aynı stantlarda yerlerini alır.

yün içerisinde bulunan tezgahlarda

ustasının gelip yerleşmesine, kızıl-

satışa sunulmaya başlandı. Bu du-

çam ağaçlarının da katkısı eklenir

Nazarköy Muhtarı Mehmet Yiğit,

rum hem köy ekonomisine hem de

ve yeni adıyla Nazarköy, bir boncuk

Mısır’dan İzmir’e göç eden boncuk

kültür ve turizmine katkıda bulundu”

üretim merkezi haline gelir.

ustasının, 1942 yılında bu köye yer-

Yer

gök

nazar

boncuğudur

leşmesiyle boncuk üretiminin başla-

Tanıtımının artmasıyla köyün daha

dığını belirterek, şunları söylüyor:

iyi yerlere gelebileceğini ve bu kül-

Nazarköy’de. Ağaç dalından duvar

türün, sanatın sürdürülebileceğini

süslemesine hemen her yerde kar-

“Köyün tarihi 200 yıla kadar uzanı-

dile getiren Yiğit, 125 hanenin bu-

şınıza çıkar. Köy halkı, ziyaretçilerini

yor ve nüfusun çoğunluğunu Yörük-

lunduğu köyün, kendine has sakin-

sıcak bir ilgiyle karşılar ve meraklı-

ler oluşturuyor. Boncuk üretimi için

liği ve doğal atmosferi ile gezilmeye

larına nazar boncuğu imalatıyla ilgili

o dönemlerde buranın tercih edil-

ve görülmeye değer olduğunun da

her türlü bilgilendirmeyi de sağlar.

mesinin en büyük sebebi, bölgede

altını çiziyor.

33


Bin yıllık geçmişi var

farklı dekoratif motifler şeklinde gün-

lerine nazaran daha ağır olması ve

Bugün hala popülerliğini koruyan bir

lük yaşantımızda sıkça görülen bir

parlaklığının öneminin altını çiziyor.

kültürün ürünü olan nazar boncuğu-

obje haline gelmiş. Türk kültürünün

nun bin yıllık bir geçmişi bulunuyor.

bir motifi olan nazar boncuğu, he-

Kökü, İslamiyet öncesi Türk kültü-

men her turistik hatıra dükkanlarının

rüne kadar gidiyor. Kötü gözlerden

da vazgeçilmezleri arasında yerini

korunmak amacıyla canlı veya can-

almış.

Meydan okuyor

Git gide yok olmaya başlayan bu mesleğin sürdürülebilmesi için insan faktörü de önemli. Çünkü usta-

sız varlıkların üzerinde görmeye alı-

lar, yetiştirecek eleman bulamıyor.

şık olduğumuz nazar boncuğu, ha-

Ancak üretimde ciddi bir azalma

İlgisizliğin en büyük nedenleri ara-

len yaygın olarak kullanılıyor.

var. Eskiden Nazarköy’de 13- 14

sında sosyal güvencenin olmayı-

adet boncuk ocağı bulunurken, son

şı, imalatın eskisi kadar hak ettiği

Nazar boncuğu, ilk üretim dönem-

zamanlarda bu sayı 4’e inmiş. 2005

değeri bulamayışı, yöre halkının

lerinde hayvanlara takılan bir eşya

yılına kadar iyi giden nazar boncuğu

ve boncuk ustalarının dış pazara

olarak kullanılıyormuş. Zamanla bu-

üretimi, Çin’den ithalatın başlama-

açılmasında yaşadığı sıkıntılar yer

nun yerini göz boncuklarının alması

sıyla sekteye uğramış. Çin’den ge-

alıyor. Kısacası Nazarköy’e, nazar

ve günümüzde süs eşyası olarak

len boncukların plastikten yapıldığı

değiyor. Bütün bunlara rağmen bin-

kullanılması, dünyada da tanınma-

için sağlıksız olduğunu belirten bon-

lerce yıllık geçmişi ile Nazarköy’de

sına yol açmış. Hem inanış gereği

cuk ustaları, gerçeğinin ise cam-

halen yaşatılmakta olan bu sanat,

hem süs eşyası olarak kullanılan

dan yapılması, kimyasal hiçbir katkı

yok oluşa meydan okumaya devam

nazar boncuğu, hayvan figürleri ve

maddesinin bulunmaması, sahte-

ediyor.

34


35


“ Boncuk kolay üretilmiyor. Mevsim yazsa sıcağa, ocağın 1200 derecelik ısısı ekleniyor. Yüksek sıcakta erimiş camlar, ustaların ellerinde oyun hamurundan farksız şekilleniyor.”

Boncuk üretimi, imalathanenin ortasında, kubbe şeklinde kerpiç sıvadan oluşan, 1200 dereceye kadar çıkabilen ocaklarda gerçekleştiriliyor. Özel bir örme disiplinine göre dizayn edilen ocaklar, ana iki bölmeden oluşuyor. Kristal camın eridiği bölmede sıcaklık çok yüksek iken, soğutma denilen ikinci bölmede ise 300 dereceye kadar düşüyor. Bunun sebebi ise boncukların yavaş yavaş soğutulması. Üretiminin bir hayli zahmetli olduğu nazar boncuğu, opak karışımı olan yumuşatıcı oranı yüksek kristal cam kullanılarak yapılıyor. Cam bir saat süre ile yüksek sıcaklıktaki fırına konuyor, ardından renkli erimiş camlar ekleniyor. Yumuşak hamur kıvamına gelen cam, kalın demir çubuklarla karıştırılıyor. Sonraki aşamada bir taraftan cam şekillendirilirken, aynı zamanda kullanılacak olan renkler de ilave ediliyor. Mevsim yazsa sıcakların yanına 1200 derecelik ocak ısısı eklenince, ustalar bir hayli zorlanıyor. Buna rağmen yüksek sıcaklıkta erimiş camlar, ustaların ellerinde oyun hamurlarından farksız bir hale geliyor. Nazar boncukları geleneksel Türk motiflerinden hayvan figürlerine, anahtarlıktan süs eşyasına kadar geniş bir yelpazede usta ellerde şekil buluyor.

UNESCO listesine giriyor

NESCO Somut Olmayan Kültürel Miras çalışmalarında, İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsil ve Listesi için önerilen gelenekler arasında İzmir’in nazar boncuğu da yer alıyor. UNESCO’nun ilgili komitesinin 2011 Kasım ayında Endonezya’da yapacağı toplantıda, Türkiye’nin başvurusunun değerlendirilmesi bekleniyor. 36


37


Röportaj: Ferzan Yapkuöz Fotoğraflar: Süleyman Duman

Geçmişten bugüne

İzmir Şehir Planı Modern kentleşmede ilk adımlarını 1670’li yıllarda atan İzmir, büyük ölçekteki planların uygulamaya konulmasında zorluk yaşıyor.

E

ge’nin parlayan yıldızı, in-

reci, bir uzman ağızdan dinlemek

ilk o zamanlar başlıyor. Bir takım yeni

cisidir İzmir. Coğrafi konu-

istedik ve şehir plancısı Prof. Dr.

yolların açılması isteniyor, fakat bun-

munun güzelliğinin yanında,

Çınar Atayla, kapsamlı bir sohbet

lar pek gerçekleşemiyor. Bunların

yaptık.

arasında ilk gerçekleşme eğilimi olan

tarihiyle kültürüyle göz kamaştırır. Kentleşmeye bakıldığında ise ilk güncel planlamaların 1600’lü yılla-

bugünkü Fevzi Paşa Bulvarı dediğiTarihte İzmir’in şehir planı nasıl ge-

miz yol oluyor. 1880’li yıllarda o yolu

rın sonlarında yapılmaya başlandığı

lişme göstermiştir?

açmayı planlıyorlar, ancak bu yolun

İzmir, büyük ölçekli planların uygu-

ATAY: İzmir’in ilk güncel planlama-

açılması 1940 yıllarına tekabül edi-

lanmasında karşılaşılan zorluklarla

larının başlaması İzmir Rıhtımı’nın

yor. Yani böyle uzun bir süreç geçi-

dikkat çeker. İzmir’in geçmişinden

yapılmasıyla oluyor. 1670 yılları di-

yor. Daha sonra İzmir çeşitli badire-

bugüne kentleşmede geçirdiği sü-

yebiliriz. Modern şehirleşme İzmir’de

ler atlatıyor. Ekonomik krizler, dünya

“Büyük ölçekte planlar yapılsın diye gerçekleştirilen çalışmalar, uygulamaya geçmede güçlüklerle karşılaşıyor. Maliyeti artırdığı için büyük, geniş caddeler yerine daha dar ve küçük olanları yapılıyor. Bu zihniyet İzmir’de bugüne kadar devam edip duruyor. ‘’ 38


savaşları derken Cumhuriyetin ilanı ile birlikte bir yenileme dönemine geçiliyor. Yeni bir imar planı yapılmaya çalışıyorlar. Şehrin bir kısmı da yandığı için baştan bir imar planı yapmak gerekiyor. İmar planı, yaklaşık 40 sene önce düşünülen yeni yolların açılması şeklinde oluyor. Bugünkü Talatpaşa Bulvarı, Cumhuriyet Bulvarı, Gazi Bulvarı, Fevzi Paşa Bulvarı

“ İzmir’in bir özelliği de, yapılan planlara dava açılması. Müthiş bir süreç kaybı oluşuyor. Türkiye’nin üçüncü büyük kenti, Ege’nin yıldızı olan kentte viyadükler, 10 yıldır orada duruyor.’’

dar ve küçük olanları yapılıyor, çünkü büyük caddeler maliyeti artırıyor. Bu zihniyet İzmir’de bu güne kadar devam edip duruyor. İzmir’in

bugünkü

şehir

planına

baktığımızda, Kadifekale etekleri, Kemeraltı, Alsancak olarak ele alacak olursak, 1955 yılında yapılan plandan bugüne kadar pek bir şey

gibi bu geniş caddeler bu planda yer

yapıldığını göremezsiniz, hala 1955

alıyor. Yani 1925 civarında. 1930’lu

yılı civarında yapılan planlar devam

yıllara baktığımızda, bugün hala his-

etmekte. Gelişmeden bahsedecek

sedilen ekonomik kriz ve biraz da beceriksizlikle 1925 yılında yapılan bu plan yarım yamalak uygulanıyor. Bulvarlar daraltılıyor, bazı yollar iptal ediliyor ve 2. Dünya Savaşı’na böyle giriliyor. Savaştan sonra yeni bir plan yapılması düşünülüyor. 1950’li yıllarda uluslararası yarışmalar düzenleniyor. Yarışmayı kazanan bir Türk vatandaşın planını, dış ülkelerden de danışmanlar getirilerek uygulamaya

çalışıyorlar. Onda da tam bir başarı

olursak, iki katlı binalar 8 kata çı-

sağlanamıyor, yarım kalıyor.

kıyor, yeni alanlar imara açılıyor,

İzmir’de gerçekçi bir planlama an-

şiyor; Buca, Bornova birleşiyor ama

layışı ortaya çıkamıyor. Daha sonra metropolleşme sürecine giriyor İzmir. Metropolitan Nazım Plan Bürosu kuruluyor. Büyük ölçekte planlar yapılsın diye gerçekleştirilen bu bütün planlar, uygulamaya geçmede büyük zorluklarla karşılaşıyor. Biraz ekonomik güçlükler çekiliyor. Büyük, geniş caddeler yerine daha 39

Karşıyaka genişliyor, Narlıdere gelibu birleşmeler bütüncülden ziyade parçacı yaklaşımla oluyor. Bunun nedenini anlatır mısınız? ATAY: İzmir’de yapılan planlama, aldığı nüfus ve teknolojinin gelişmesiyle, birbiriyle paralel gidemiyor. İzmir’in gelişmesi, aldığı nüfus ve gelişen teknolojinin hep arkasında


kalıyor. Öngörüsüz bir planlama an-

Arka kesimi farklı bir gelişim içinde

pıp satıyor. Satılan bu parseller bu-

layışıyla ilerleniyor. Plan yok değil.

oluyor. Şimdi limanı Çandarlı’ya ta-

gün hala yaşıyor. Bunun sonucun-

Planlar var, güzel çalışmalar var, fa-

şıyalım diyoruz. Limanın Çandarlı’ya

da sıkışık şehir ortaya çıkıyor.

kat hayata geçiremiyorsunuz ve ha-

taşınması için ilk fikirler 1975 yılında

yata geçirirken çok gecikiyorsunuz.

ortaya atılmış. 2011 yılındayız, hala

Planların gerçekleşmesi açısın-

Sizin planladığınız projeler, attığınız

duruyor. Planlamadaki sorunlar, sı-

dan bundan sonrasını nasıl görü-

adımlar dünyadaki ya da Türkiye’deki

kıntılar bunlar, böylelikle bu sıkıntılar

yorsunuz?

gelişimlerle aynı tempoda gidemiyor.

şehrin üstüne biniyor.

ATAY: Bundan sonrasını ben bulanık görüyorum. Çok net görmüyorum.

Aynı tempoda gidemeyince sıkışıklık, kaos, karmaşa ortaya çıkıyor. Bunun

Bu tür planlamaların dışında so-

en güzel örneği İzmir Limanı’dır. İz-

mut olarak İzmir’de verebileceğiniz

düğümüz

mir Limanı, 1880’li yıllarda bitiyor.

başka örnekler var mı?

yönelik planların yapılması geç ka-

Şimdiki Konak Pier’in olduğu yerde.

ATAY: Fevzi Paşa Bulvarı’nın açılışı

lıyor. İzmir’in bir diğer bir özelliği de

1925’te İzmir Limanı’nı yapan kişiler

var. 40-50 senede açılıyor.1920’li

var. İş yaptırmama özelliği, yapılan

diyorlar ki, şehir artık büyüdü ve bu

yılların ikinci yarısında İzmir derli

planlara dava açılıyor. Dava açılan

liman burada olmaz, buradan kal-

toplu bir şehirdi. Büyük yangın so-

planlar da durduruluyor. Dolayısıy-

dıralım, Alsancak’a taşıyalım. 1925

nucunda nüfus 300 binlerden 150

la müthiş bir süreç kaybı oluşuyor.

yılında düşünüyorlar, fakat Alsan-

binlere inmiş, ortamda daha rahat

Gelişim yönünden de geç kalıyorsu-

cak Limanı’nın taşınması, işletme-

planlar yapılabiliyordu. O rahatlık

nuz. Bence en büyük sıkıntılardan

ye açılması 1955 senesini buluyor.

içinde plan yapılıyor ama 1930’lu

birisi de budur. Viyadükler planla-

1925 yılında planı yapılan Alsancak

yıllara

Kadifekale

nıyor, sonra yapımına başlanılıyor,

Limanı’nın çevresi ve arkası da bu

sırtları görülüyor, imara açılıyor, ge-

ardından durduruluyor. Türkiye’nin

alana destek verecek şekilde planla-

niş caddeler, geniş bahçeli evler

üçüncü büyük kenti, Ege’nin parla-

nıyor. 40 sene sonra siz limanı yapar-

düşünülüyor. Dönemin belediyesi

yan yıldızı olan kentte viyadükler, 10

sanız tabii uyumsuz oluyor sonuçta.

300-500 metrekarelik parseller ya-

yıldır orada duruyor.

geldiğimizde,

40

Farklı ölçekli planlar yapılıyor. Görkadarıyla,

uygulamaya


‘’Kentsel dönüşümü, sadece kentin çalışmayan, eski gecekondu bölümünü alıp yenilemek değil, burayı canlandırmak olarak görmek lazım.’’

fakat bu görüşle, bu zihniyetle ol-

mesela, bir tane işlev konuluyor,

İzmir’de neler yapılabilir?

maz. Cephe yenilemesi eski bir

kendi kendine düzenleniyor bölge.

ATAY: Kentsel dönüşüm son zaman-

ayakkabıya cila sürmek gibidir. 3

Bir de şehirlerde kontrol, disiplin

ların modası. (Ankara Altındağ örne-

gün sonra tekrar dökülür. İşlevler

ve denetimin çok sıkı olması lazım.

ği) Kentsel dönüşüm denildiğinde

aynı, işlev içinde yapılan iş aynı, içi

Ben İzmir’de denetim göremiyorum.

bu sadece kentin çalışmayan, eski

delik deşik, fakat dışı boyalı. Öyle

Bir kere tolerans tanıdığınızda, ne

gecekondu bölümünü alıp yenile-

bir şey getirilmeli ki, kendi kendini

kaldırımında ne sokağında yürüye-

mek değildir. Kentsel dönüşümü,

temizlemeli. Bazı gereksiz işlevler

bilirsiniz. İnsan, her yerde insan.

çalışmayan bölümü alıp, canlandır-

oradan gitmeli. Kemeraltı bitik bir

Avrupa’da da insan, Türkiye’de de

mak olarak görmek lazım. Kentsel

hale doğru gidiyor. Kızlar Ağası

insan. Bugün gidin İzmir ayarında

yenilemede, yenilediğiniz yeri ca-

Hanı’nda yapıldı, o da kendi kendi-

bir yerlere, Avrupa’da balkonlarda

zipleştirecek unsurlar getirmek la-

ne bir şeyler olmaya başladı, ama

asılmış çamaşır yok mesela.

zım, fakat bunu enjekte etmeyecek-

cılız kaldı tek başına. Kentsel dönü-

siniz. Öyle bir unsur koyacaksınız ki

şüm, bina yıkıp, yeni bina yapılması

oraya, o unsur işlev görevi görüp, o

değildir. Paris’te var

Kentsel

dönüşüm

konusunda

yöreyi kendi kendine yenileyecek, temizleyecek.

Parklar,

bahçeler

yapalım, orayı yıkalım, yol yapalım değil, öyle bir unsur getirilmeli ki, o unsur o bölgeyi kendi kendine filtrelemeli. İzmir’de bu anlamda kentsel dönüşümün yakışacağı yer neresi? ATAY: Ben Kemeraltı’nı görüyorum, 41


Yazı :Süleyman Duman Fotoğraflar: Süleyman Duman, Mordoğan Belediyesi arşivi

Ege’nin ışıldayan elması:

Mordoğan Yılın her günü eksik olmayan rüzgarını, denizin ve nergis çiçeklerinin büyüleyici kokusuyla harmanlar Mordoğan, bir de tarih öncesinden Narcissus ve Echo’dan aşkın kokusunu getirir. 42


K

araburun Yarımadası’nın ku-

simgesi çiçekler, Mordoğan’da bir

rak maki-funda ve çam ağaçları bu-

zey-güney yönünde uzanan

başka güzel açar. Bu şirin belde,

lunur. Bölgenin iklimi, aromalı bir ya-

dağların eteklerinden kıvrı-

Mordoğan adını güneşin ilk ışıkla-

pıya sahip olan defne yaprağı, kekik

larak giden yol, eşsiz bir manzara

rıyla birlikte dağlarındaki kır çiçek-

gibi bitkilerin yetişmesine de olanak

ziyafetiyle çıkarır sizi gizli cennet

lerine, sümbüllerine ve nergislerine

verir. Kuzey ve batı yönünde uzanan

Mordoğan’a. Denizin tüm tonların-

sinen morluktan alır.

kıyıları ve göz alıcı koy manzaralarıy-

dan, yeşilin huzur veren renkleri-

la izlemeye değer bir görsellik keyfi

ne kadar bütün cömertliğini sunar

Karaburun ilçesine bağlı Mordoğan

doğa bu topraklarda. Yılın her günü

beldesi, İzmir il sınırları içinde İzmir-

eksik olmayan rüzgarını, denizin ve

Karaburun yolu üzerinde İzmir’e 80

nergis çiçeklerinin büyüleyici koku-

kilometre mesafede yer alır. Doğu-

suyla harmanlayıp, tarih öncesin-

da Ege Denizi ile sınırlı, kuzey ve

Mordoğan’ın tarihi, Prehistorik dö-

den Narcissus ve Echo’dan gelen

batıda Karaburun, güneyde Balıko-

neme kadar uzanır. Bölgede yapılan

aşkın kokusunu getirir. Sırtını funda,

va ile komşudur. Akdeniz ikliminin

çalışmalarda M.Ö 4 bin (Kalkolitik

çam ve zeytin ağaçlarına yaslamış,

etkisi altındadır. Yaz aylarının sıca-

dönem) yıllarına ait olduğu sapta-

önünü ise Ege Denizi’nin göz alıcı

ğını Ege’den esen imbat rüzgarları

nan bir takım buluntular gün yüzü-

maviliğine dönmüş bu şirin belde,

biraz olsun serinletir. Eğimli ve düz

ne çıkarılmıştır. En bilinen yönüyle

ziyaretçilerine unutulmaz bir anı bı-

alanlarda zeytinlikler, ovalarında ise

asıl yerleşim M.Ö 12. ve 11. yüzyıl-

rakır. Kış ayından çıkarken, ilkbaha-

nergis bahçeleri ile tarım alanları yer

larda, Anadolu’da Hitit uygarlığının

rın müjdecisi güzelliğin ve saflığın

tutar. Toprak özelliklerine bağlı ola-

sona ermesinin ardından Aka göç-

43

yaşatır.

“Tarihte Mordoğan” Karaburun

Yarımadası’nın

ve


leri “Aiolya” ve “Ionia” bölgelerinin

Mordoğan M.Ö 4. yüzyılda, “Mimas”

sızlığına

kurulması ile daha da belirginleş-

ismi ile kurulmuştur. İdari bakımdan

Krallığı’nın Roma İmparatorluğu’na

mektedir. Bu dönem içerisinde çok

Erythrai Krallığı’na bağlı olan Mimas,

bağlanmasının ardından Erythrai’de

önemli 12 Ion kenti kurulmuştur. Ege

ticari ilişkileri bakımından Klazome-

Roma topraklarına katılmış, daha

Denizi’nde bulunan Sakız (Khios) ve

nai Kenti ile alışveriş içerisinde ol-

sonrada Doğu Roma kenti olmuştur.

Sisam (Samos) adaları ile Miletos,

muştur. M.Ö 5. yüzyılın sonlarına

Mimas ismi, eski haritalarda Romalı

Myus, Priene, Efes, Kolophon, Teos,

doğru Erythrai, Pers İmparatorlu-

şair Ovidişun’nun Truva Savaşlarını

Lebodos, Erythrai (Ildırlı), Klazome-

ğunun egemenliği altına girmiş ve

anlatan dizelerinde geçmektedir.

nai, Phokaia (Foça), bu dönem için-

M.Ö. 334 yılında Büyük İskender’in

O dönemlerde Erythrai Krallığı’nda

de kurulan kentlerdir.

Pers’leri yenmesiyle tekrar bağım-

ölüme mahkum edilen tutuklular

44

kavuşmuştur.

Bergama


son zamanlarını geçirmeleri için

kurulan Bizans yönetimine geçmiş,

sanların saldırılarına zaman zaman

Mimas’a (Karaburun Yarımadası)

1086-1095 yılları arasındaki sürede

maruz kalan Mordoğan, yerleşim

gönderilirmiş. Akdağ civarında 4.

Çaka Bey tarafından Türklerin yöne-

yerlerini denizden görülemeyecek

yüzyıldan kalma, siyah granitten

timine alınmış, sonra tekrar Bizans

kadar iç bölgelere yapmaya zorlan-

yapılmış Mimaslılara ait bir ma-

yönetimine girmiştir.

mıştır. Bugün dahi denizden bakıldı-

bet bulunmaktadır. Mimas halkı bu

ğında yarımada bölgesindeki çoğu

mabette toplanır, ayinler düzenler,

Bu bölgenin tamamen Türklerin eli-

köy görülememektedir. Mordoğan,

bereket tanrısından yağmur ve bol

ne geçmesi 14. ve 15. yüzyıllarda

Cenevizliler, Selçuklular, Aydınoğul-

ürün vermesi için dua ederlermiş.

Aydınoğlu Mehmet Bey’in bölgeyi

ları hakimiyetlerinin ardından, 1426

Yarımada, Doğu Roma’dan sonra

almasıyla başlamıştır. Cenevizli kor-

yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Birinci Dünya Savaşı zamanında Karaburun Yarımadası işgalci güçlerin eline geçmiş ve işgal, Büyük Zafer sonrasında 1922 tarihinde sona ermiştir.

Mitolojide Mordoğan

Mordoğan ve Karaburun, Yunan mitolojisinde sıkça yer alır. Kendisi de bu topraklarda doğan Homeros’un ünlü eseri Oddysea’da Rüzgarlı Mimas Dağı, bugün Bozdağ olarak adlandırılan dağdır. Mitolojik tanrılarla savaşan ve Tanrı Zeus’u çok zorlayan Mimas isimli devin, üzerine erimiş demir, çelik ve bakır dökerek öldürüldüğü ve bir daha uyanmamak üzere dağın altına gömüldüğü hikayesi anlatılır. Hera’nın, çapkınlığı ile bilinen kocası Zeus’u izlemesi için İris’i (tanrıların habercisi olan tanrıça) yüksek tepelere yerleştirdiği ve buradan izlettiği de efsaneler arasında yer alır. Belki de Mordoğan’a özgü en güzel mitolojik öykülerden birisi, Narcissus efsanesidir. Efsaneye göre, 78 çeşit mor çiçek bulunan, mitolojide Çiçek Tanrıçası Flora’nın bahçesinin de içinde olduğu yerde, Irmak Perisi Nana, pınarda yıkanıp, ağaçların gölgesinde yatarmış. Her zaman güzel bir oğlan çocuğu olmasını isteyen bakire Nana’nın bu isteği, bir gün tanrılar tarafından kabul edilir ve dünyalar güzeli bir erkek doğu45


“Hem zihinsel hem bedensel açıdan dinlendirici, uygularken eğlendirici, bir o kadar da faydalı bir spor dalı olan olta balıkçılığının keyfi, Mordoğan’da tarif edilemez olur.”

rur. Adını, Narcissus koyar. Zaman

kaçıp gider. Bir gün yüreğinden ya-

şet Öztekin’in uğraşları ile Narkisos

geçer, Narcissus büyür, yakışıklı

raladığı kızlardan biri Narcissus’u

pınarının gün yüzüne çıkartılması,

bir delikanlı olur. O zamanlar Echo

tanrılara şikayet eder ve cezalandı-

bölgeye tarihi ve kültürel bir değer

adında dünyalar güzeli orman perisi

rılmasını ister. Tanrıların, ‘’Başkala-

olarak kazandırılması çalışmaları

vardır. O kadar güzeldir ki, görenler

rını sevmeyen, kendini sevsin’’ diye

da sürdürülmektedir.

dönüp bir daha bakar. Bu sırada

cezalandırdığı Narcissus, bir gün

Zeus’un kendisini bir orman peri-

bir pınarın yansımasında gördüğü

siyle aldattığını öğrenen Hera, çok

siluetine aşık olur. ‘’Kendime olan

öfkelenir ve hışımla orman perileri-

sevgimle yanıyorum, yalnız ölüm

Mordoğan’ın artık yerli ve yabancı

nin yaşadığı koruluğa gider. Bunu

kurtarır beni der”, pınarın başında

turistler tarafından giderek tercih

gören periler korkudan kaçarlar ve

sürekli kendini seyrederek eriyip

edilmesiyle turizm sektörünün ge-

sadece zavallı Echo kalır. Hera bu

gider ve sonunda ölür. Echo ise pı-

lişmesine de neden oldu. Konak-

güzel periyi görürü görmez, haksız

narın kenarına geldiğinde anlar ki,

lama tesislerinin sayı ve kalitesinin

bir şekilde cezalandırır ve Echo,

Narcisus ölmüştür ve onun yerinde

artması bundan kaynaklanır. Belde-

derdini anlatamaz olur. Sadece

güzeller güzeli bir çiçek kalmıştır.

deki iki büyük pansiyonun yanında,

kendisinden önce kim konuştuysa,

Echo, en son çiçeğin başında ağ-

onlarca irili ufaklı pansiyon, konuk-

son sözlerini tekrarlayacaktır. Bir

larken görülür. Acısını alıp mağara-

larına kaliteli, temiz ve huzurlu bir

gün ormanda gezinirken, yakışık-

lara gizlenen Echo, efsane bu ya,

ortam sağlamaktadır. Bölge tarihi

lı Narcissus’u görür ve aşık olur.

belki hala oradadır ve kim yüksek

doku olarak da zengin bir yapıya

Onunla konuşmak ister ama üzerin-

sesle bir şey söylese tekrarlamak-

sahiptir. Narkisos Pınarı, Ayşe Ha-

deki lanet nedeniyle yapamaz. Bir

tadır. Mordoğan’ın kırlarında nergis

tun Camisi, Rum köyleri, çeşmeleri

gün eline bir fırsat geçer. Echo’yu

olarak yaşayan Narcissus, tıp bi-

ve yel değirmenleri, Mordoğan’ın

gören Narcissus, “Kimse var mı

liminde kendini beğenmişlik has-

artı değerleridir. Bölgeye has “hur-

burada?” diye seslenir. Echo’da

talığı olarak adlandırılan narsizme

ma zeytin”, ”sümbül”, “nergis”, “en-

“Burada, burada” diye tekrarlar.

de ismini vermiştir. Mordoğan’da

ginar” mevsimlerine göre yetiştiril-

Narcissus, çok şaşırarak, ormana

doğup yetişmiş gazeteci yazar Ne-

mekte, ticareti yapılmaktadır.

46

Zengin tarihi doku Tarihi

ve

doğal

güzellikleri,


47


“ Suyun altından yeni bir pencere açan arkeopark, sualtı tutkunlarını, batıkların gizemini çözmeye bekliyor. ”

Alternatif turizm olanaklarını bünyesinde barındıran sahilleri, yürüyüş parkurları ve kırları, olta balıkçılığı, av turizmi, arkeoparkı ile geleceğin sağlık ve doğa turizminde Ege Bölgesi’nin ışıldayan elması olmaya adaydır Mordoğan ve bir turizm merkezi olmak üzere

kararlı adım-

larla ilerlemektedir.

Olta Balıkçılığı

Zihinsel ve bedensel açıdan dinlendirici,

uygularken

eğlendiri-

ci, bir o kadar da faydalı bir spor dalı olan olta balıkçılığının keyfi, Mordoğan’da tarif edilemez olur. Olta balıkçılığına talebin artması, yörede ayrı bir geçim kaynağını oluşturmuş. Su ürünleri kooperatifinden veya şahıslar tarafından kiralanan teknelerle, balık avına çıkabilmekte, beldenin temiz sularında avcılığın keyfi sürdürülebilmektedir. Oltanıza takılan isparoz, mercan, çipura ya da bir kalamar olabilmektedir. Av dönüşünüzde sahildeki restoranlarda tuttuğunuz balıkları pişirtebilir ve yöresel lezzetler eşliğinde taze balık keyfini yaşayabilirsiniz.

48


“Su altı tutkunlarının yeni dünyası Arkeopark” Mordoğan Belediyesi, Ankara Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalı Sualtı Arkeolojisi Kürsüsü, İzmir Sualtı Derneği (İZSAD) ve 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği tarafından projelendirilen ve uygulamaya sokulan Sualtı Arkeopark Projesi, Mordoğan’da önemli atılımlardan birisidir. Arkeopark’ta, M.Ö 600 yıllarına ait bir kargo gemisinin replikası, bir savaş gemisinin burun kısmı ve Kıbrıs Barış Harekatına katılan

tirildi. Projenin amaçları arasında,

Ayşe Hatun Camisi, inşa edildiği 15.

deniz tarihi ve sualtı arkeolojisi üze-

yüzyıldan günümüze ulaşmış, bir ör-

rine ulusal ve uluslararası çapta dü-

neği daha olmayan, mütevazi ölçek-

zenlenmesi düşünülen sempozyum

te olan bir camidir. Restorasyonu

ve atölye çalışmalarının organize

yapılan cami, ibadete açıktır. Köyde

edilmesi, bölgenin bu anlamda bir

yaşayan ve genç yaşta ölen Ayşe

bilim merkezi haline getirilmesi, ayrı-

Hatun’un vasiyeti üzerine annesi

ca sualtında oluşturulan yapay batık

tarafından çeyiz parası ile yaptırıl-

kazı alanında sualtı kazı eğitimlerinin

mış olan camiyi özel kılan ise, Ayşe

yapılmasını sağlamak bulunmakta-

Hatun’un

dır. Sportif amaçlı sualtı dalışlarında

kubbeye tek tek işlenmiş olmasıdır.

görsel zenginlik oluşturarak, dalış

Dönemin usta ressamının doğal ot

alanında Mordoğan’ı dünya merkez-

boyalar kullanarak yaptığı işlemeler,

leri arasında yerleştirmek de hedef-

500 yılı aşkın bir süre bile güzelliğini

çeyizindeki

motiflerin,

ler arasında yer almaktadır. Suyun

korumaktadır. Ayşe Hatun’un çeyi-

C47 Dakota uçağı, su altına batırıl-

altında yeni bir pencere açan arke-

zini işlerken kullandığı Mordoğan’a

mış olarak bulunmaktadır. Bunlarla

opark, sualtı tutkunlarını batıkların

özgü zeytin, nergis, karanfil, meyve,

beraber Ege’de kullanılan ve Kla-

gizemini çözmeye beklemektedir.

gül, sümbül ve lale motiflerinin aynı-

zomenia kazı alanından çıkartılan amforaların

benzerleri

tekrardan

üretilerek, batık gemi ile kazı alanlarının karolajlarının içerisine yerleş-

Ayşe Hatun (Ayşe Kadın) Camisi

Eski Mordoğan köyünde bulunan 49

sını camide de görebilirsiniz.

Plajlar

Mordoğan’da bir tanesi şehir merke-


zinde olmak üzere Kocakum, Ardıç ve Ayıbalığı plajları bulunmaktadır. Ayrıca bölge içerisinde beş adet küçük ölçekte plaj, halkın kullanımına sunulmuştur. Ayıbalığı Plajı, Akdeniz foklarının üreme alanı olduğundan doğal sit alanı ilan edilmiştir. Gelen ziyaretçilerin mutlaka burada denize girmeleri ve doğal oluşum kayalıklarda güneşlenmeleri tavsiye edilir. Mordoğan Belediyesi tarafından sosyal ve kültürel etkinlikleri artırmak amacıyla yılın her mevsimine yayılmış festivaller ve şenlikler düzenlenmektedir. Mayıs ayında yapılan “Denizle Buluşma Şenlikleri” sonrasında gece konserleri, kitap okuma, sokak tiyatroları, paneller, kongreler, sinema gösterimleri gibi bir çok aktivite organize edilmektedir. Kış aylarına denk gelen dönemlerde levrek avı turnuvaları düzenlenmektedir.

Ne yenir?

Mordoğan ve çevresinin balıkçı kasabası olması nedeniyle hemen her mevsim, her çeşit balığın bulunduğu restoranlarda balık keyfini yaşayabilirsiniz. Ege mutfağından zeytinyağlıların tadına bakabilir, mevsiminde gittiğinizde sadece Mordoğan’da yetişen hurma zeytini dalından koparıldığı gibi yiyebilirsiniz. Bunların yanında Ege’ye özgü ot yemekleri ve salataları, enginar gibi lezzetleri tadabilirsiniz.

Nasıl gidilir?

İzmir’e 80 kilometre mesafede bulunan Mordoğan’a, İzmir-Çeşme otoyolunun 45. kilometresinde Karaburun yol ayrımından sapılarak ulaşılmaktadır. İzmir Üçkuyular semt garajından minibüs seferleri düzenlenmektedir. Yarımadaya

girdiğinizden

itibaren

size, mavi ve yeşilin kucaklaştığı doğa ve birbirinden güzel koy manzaraları eşlik edecektir. 50


AyĹ&#x;e Hatun Cami 51


Kemeraltı’nda dünya birincisi

taş işlemecisi Kızlarağası Hanı’nda küçük bir atölyede, taşları mücevhere dönüştürerek dünya birinciliğine uzanan Gülay Atıcı Ertan, doğal taşlarla bir tür satranç oynuyor…

Yazı ve fotoğraflar: Ceyda Adar

52


“Bu bir oyun, satranç… Bir hamleyi o yapıyor, bir hamleyi siz yapıyorsunuz. Sonuçta bitmek isteyen bir taş bitiyor.”

K

emeraltı Çarşısı’nda Kızla-

2000 yılında hobi olarak başladığı

bu iş için tasarlanmış en iyi makineyi

rağası Hanı içinde müte-

taşlara olan merakı mesleğe dönüş-

alarak çalışmaya başladım.”

vazi bir atölyede doğal taş

müş. Keyif alarak yaptığı mesleğin

işlemeciliği yapan Gülay Atıcı Ertan,

yolculuğunu şöyle anlatıyor:

Atölyesinde “Meet point faceting”

internetten öğrendiği sanatında, dünya

tekniği ile uniqe ve butik taşlar ke-

birinciliğine uzanmış. 2006 Nisan ayın-

“Taşlarla 2000 yılında hobi olarak

sen Gülay Atıcı Ertan, Türkiye’de bu

da açtığı Nehir Taş Takı Atolyesi’nde

ilgilenmeye başladım. O dönemler-

teknik ile taş kesen ilk kişi olma un-

Türkiye’de ilk ve tek olarak kendisinin

de mineral koleksiyonu yapıyordum.

vanını taşıyor. Uniqe ve butik, kesi-

uyguladığı “Meet point faceting” tekni-

Daha sonra bu taşların mücevhere

ğini kullanan Ertan, doğal taşlarla bir

len taşın tek olması ve başka

nasıl dönüştüğünü, nasıl kesildikle-

tür satranç oynuyor.

hiçbir yerde bulunmaması anlamına

rini araştırmaya başladım. Ne yazık

geliyor. “Çünkü piyasada var olan

ki, bu konuyla ilgili Türkçe kaynak Selçuk Üniversitesi Rus Dili ve

mücevher taşlarındaki kesim tekniği

bulmak zor. Bu nedenle araştırma-

Edebiyatı bölümünden mezun olan

maksimum ağırlığı elde etmek üzere

larımı internet üzerindeki yabancı

kesilmiş taşlardır. Dolayısıyla yüzey-

kaynaklardan yürüttüm. İler-

leri rastgele yüzeylerdir. O yüzden

Ertan’ın,

leyen

dönemlerde

de desenler standarttır. Desenin

de dünyanın en iyi

ötesine çıkmazlar” diyor Gülay Er-

kesimcileriyle ya-

tan. Tekniği de kısaca “Desendeki

zışmaya başla-

her bir noktanın üstündeki, altındaki,

dım. Onlar, bu

sağındaki, solundaki ile nokta olarak

işin nasıl yapı-

kavuşması esası” olarak tanımlıyor.

lacağını

bana

öğrettiler. En son

Ertan, işçiliğin önemine şöyle dikkat çekiyor:

aşamada da 2002 yılında Amerika’dan 53

“ Meet point faceting tekniği, taşta


nokta birleştirerek yüzey oluşturmak

elmasın sertliği. Ayrıca her bir ta-

Taşla oynadığımız satranç. Bir ham-

demek. Dolayısıyla uzun bir işçilik

şın farklı kesim tekniği var. Yumu-

leyi o yapıyor, bir hamleyi siz yapı-

gerektirir. Hammadde kaybını göze

şak taşlar bazen daha zor kesilir.

yorsunuz. Sonuçta bitmek isteyen

almanız gerekir. Ayrıca taşların her

Ama benim işleme kriterlerimde en

bir taş bitiyor. Ben kabataslak üç

birinin kritik açıları var. Bu taşların

önemlisi, şeffaf olmasıdır. Çünkü

tane yüzeyi oluşturup, yüzeye otu-

her birinin kritik açısına uygun açı-

maksimum

sağlamak

rur da diyebilirim. Ve böylece seri

larla kesilmesi gerekir. Dolayısıyla

benim kesimdeki hedefim, amacım.

de çalışmış olurum en azından. En

matematiksel bir işlem de gerektirir

Dolayısıyla sadece şeffaf taş çalışı-

basit ihtimalle saatte bir taş kesebili-

aynı zamanda.”

rım. Ben elmas kesmiyorum ama 9

rim. Ama ben onu yapmıyorum. Ben

sertliğe kadar renkli taş kesiyorum.

en iyisini yapmaya çalışıyorum ve en

Elmas kesimciliği başka bir iştir.”

iyisini yapıyorum.”

tediğini görebiliyorsunuz. Her taşın

Her bir taşı, sabırla işliyor Ertan. En

ayrı bir sertlik derecesi olduğundan

basit bir taşın en az sekiz saatte çık-

Sabırlı olmak şart

söz ediyor Güler Ertan ve ekliyor:

tığını, bu işlemin taşına göre bir aya

duğunuzda ve baktığınızda her bir

da uzayabileceğini belirtiyor. Gülay

taştaki ince işçiliğe ne kadar sabır

“Taşların mücevhere dönüşebilme-

Ertan’a göre aslında taşlarla oyna-

gerektiğini hissetmemek elde değil.

leri için sertlik dereceleri önemlidir.

nan bir oyun bu:

Yine de sormak gerekiyor; “Herkes

En sert taş, elmastır örneğin. 10’dur

“Yani ben öyle bir oyun oynuyorum.

yapabilir mi bu işi?” diye. Gülay Ha-

Ertan’ın anlattıklarından, yaptığı işin

yansımayı

her aşamasının ciddi bir emek is-

“ Taş işlemenin inceliklerini internet üzerinden dünyanın en iyi kesimcileriyle yazışarak öğrendim. “

54

Bu sevimli atölyenin havasını solu-


nım tüm samimiyetiyle “İsteyen herkes yapabilir” diyor, sabırlı olmanın önemine vurgu yaparak: “Bu isteyen herkesin yapabileceği bir iş, eğer kendilerinde çok sabır olduğunu hissediyorlarsa. Mesela 15 gün bir taş için uğraşıp onu sonuçlandıramama riskini de göze alıyorlarsa bu yapılabilir bir şey elbette. Yani her aşamada taşı kaybetme riskiniz var. Taşı kaybettiğinizde de hammaddeniz, dolayısıyla ona ayırdığınız ekstra bir bütçe kayboluyor. Kestiğiniz ham taşın size bir maliyeti var. Kaybettiğiniz zaman maliyetiniz de kayboluyor.” Sabır ve emeğin ortaya çıkardığı sonucun en önemli göstergesi Gülay Ertan’ın yaratıları… Her bir taşı işledikten sonra duyduğu mutluluğu sözcüklere dökerek anlatmaya çalışıyor. Aldığı hazla işlediği taşların ona hediyesi de yurtdışında üyesi olduğu United States Faceters Guild’den (Amerikan Taş Kesimciler Derneği) aldığı ödüller olmuş. Alanında Türkiye’de tek olsa da bu işi başkalarına da öğretmek istiyor: hevesli biri olursa seve seve öğre-

olan bu güzel memleketimizde var

“Çünkü bilginin paylaşılması gereki-

tirim. İstemeyen biri için tam bir Çin

olan potansiyeli her tür lapideri tekni-

yor. Sonuçta ben birileri bana öğret-

işkencesi olur onu buraya oturtmak.

ği ile değerlendirmek, ulusal ve ulus-

tiği için buradayım. Çok isteyen ve

Amacım doğal değerli taş cenneti

lararası piyasaya kabul ettirmek.”

United States Faceters Guild

Harmony Akademi ve İzmir

USFG 2007 Tek Taş Faset

(USFG) 2008 Tek Taş Faset

Kuyumcular Odası’nın ortakla-

Kesim Yarışması Novice Katego-

Yarışması Pre-Master Kategori-

şa düzenlediği ve Dokuz Eylül

risinde Dünya Altıncılığı

sinde Dünya Birinciliği

Üniversitesi’nin bilimsel destek verdiği Renkli Taş Uzmanlığı Sertifika Programı 2007 yılı Birinciliği

55


İzmir Enternasyonal Fuarı,

ÇEVRE temasıyla açıldı Bu yıl 80. kez düzenlenen fuar, sürdürülebilir bir yaşam ve çevre için kentleri en az düzeyde kirletmenin yollarının arandığı, geri dönüşüm stratejilerinin ve politikalarının tartışıldığı ‘İEF Çevre Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı.

56


T

ürkiye’nin en eski fuar orga-

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat

nizasyonlarından olan İzmir

Ergün, Ulaştırma Bakanı Binali

Enternasyonal Fuarı, 80.

Yıldırım, Kültür ve Turizm Baka-

yılında da kapılarını dünyaya açtı.

nı Ertuğrul Günay ile CHP Genel

Çevre ve Çevre Teknolojileri ana

Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve

temasıyla gerçekleştirilen fuarda,

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu

partner ülke Avusturya, onur konu-

da katıldı. Törende konuşan İzmir

ğu il ise Denizli oldu. 8- 18 Eylül

Valisi Cahit Kıraç, küreselleşmenin

2011 tarihleri arasında düzenle-

ve sonucunda uluslararası ilişki-

nen fuara, bu yıl 50’den fazla ülke

lerin arttığı günümüzde fuarların,

ile 827’si yerli, 1083 firma katıldı.

en iyi promosyon ve pazarlama

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlı-

araçları olarak görüldüğünü, ayrı-

ğı himayesinde düzenlenen fuarı,

ca sosyal, kültürel, ticari ve politik

yaklaşık 1.5 milyon kişinin ziyaret

ilişkilerin gelişmesinde de önemli

etmesi bekleniyor.

rol oynadığını kaydetti. Fuarın ana teması olan çevre konusunda ise,

Kültürpark Açık Hava Tiyatrosu’nda

özellikle son yıllarda çevre ile ilgi-

düzenlenen açılış törenine, Bilim,

li bilincin ve hassasiyetin giderek 57

Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu


arttığını belirten Kıraç, ‘’Çevresel bazda bugün karşı karşıya kaldı-

İEF Çevre Zirvesi

Bu yıl “Çevre ve Çevre Teknoloji-

ğımız durum, insan olarak hiç bi-

leri” ana temasıyla gerçekleştirilen

rimizin çevre sorunlarına duyarsız

80. İzmir Enternasyonal Fuarı, sür-

kalmamamız

ortaya

dürülebilir bir yaşam ve çevre için

koymaktadır. Çevre konusu artık

kentleri en az düzeyde kirletmenin

her millet için bir vatan savun-

yollarının arandığı, geri dönüşüm

ması, bir insanlık görevi haline

stratejilerinin ve politikalarının tar-

gelmiştir, ‘Çevre ve Çevre Tekno-

tışıldığı ‘İEF Çevre Zirvesi’ne ev

lojileri’ olarak belirlenen fuarın te-

sahipliği yaptı.

gerektiğini

masına da yansıyan bu bilinç ve hassasiyetin, çevrenin korunması

İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde

ile ilgili düzenlemelerin daha da

15-17 Eylül 2011 tarihleri arasın-

artırılmasını sağlayacağına inanı-

da gerçekleştirilen zirvenin açı-

yorum’’ dedi.

lışında konuşan İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, Türkiye

Afire Sever

Ana tema kapsamında katılımcı

Cumhuriyeti’nin imza atarak dâhil

olarak 50’nin üzerinde firma, fua-

olduğu

rın içerisindeki yerlerini aldı. Çevre

dünyanın gelişmiş ülkeleri tarafın-

ve Çevre Teknolojileri sektörüne

dan hala imzalanmamasının kaygı

ait geri dönüşüm, iklimlendirme

verici olduğunu belirtti. Tunçsu,

ısıtma ve soğutma, güneş enerjisi

İEF Çevre Zirvesi’nin çevresel

firmaları 2 No’lu hol ve açık alanda

problemlere dikkat çekmesi açı-

tanıtımlarını gerçekleştirdi.

sından iyi bir seçim olduğunu,

58

KYOTO

sözleşmesinin,


çevresel bir yaşantıyı hedef alan

lamaya sokulan kapalı alan içeri-

panellerde, balıkçılıktan limanlara,

İzmir’de, bu konuya hep birlik-

sine alınmış ve toz tutucu filtrelerle

ekoverimlilikten alternatif su kay-

te sahip çıkılmasının son derece

donatılmış kırma ve eleme tesisle-

naklarına kadar bir çok konuda

önemi bulunduğunu kaydetti.

rinin faaliyete geçtiğini, Çevre ve

çevreyi ilgilendiren sorunlar, sek-

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı

Şehircilik İl Müdürlüğünün de bu

tör temsilcileri, konularında uzman

Aziz Kocaoğlu ise sanayileşmenin

konuyu desteklediğini kaydetti.

kişiler ve akademisyenler tarafın-

mutlaka gerekli olduğunun, ancak

dan tartışıldı. Çevre ve Şehircilik

karı artırmak çabası ile çevresel

“İEF Çevre Zirvesi”nin ikinci otu-

İl Müdürlüğünden Şehir Plancısı

değerlerin hiçe sayılamayacağı-

rumunda, “Gelecekte Neredeyiz”

Erkan Yaşacan da, “Kıyı Yapıları”

nın vurgusunu yaptı. Büyükşehir

ana başlığı altında, İzmir Büyük-

konusunda sunum gerçekleştirdi.

Belediyesi olarak yeşil alan faali-

şehir Belediyesi Çevre Koruma

yetlerinin çoğaltılması ve devam-

Kontrol Daire Başkanı Yıldız Sez-

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Do-

lılığının sürdürülmesinden, evsel

gin ile Çevre ve Şehircilik Bakanlı-

kuz Eylül Üniversitesi Çevre Mü-

atıkların çözümlenmesine kadar

ğı Çevre Yönetimi Genel Müdürlü-

hendisliği

her alanda çalıştıklarını ifade eden

ğü Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi

TÜBİTAK-MAM, Çevre ve Şehir-

Kocaoğlu, yüzülebilir körfez proje-

Başkanı Afire Sever, birer sunum

cilik Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü,

sinde günde 600 ton atık çamurun

yaptı.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı İl Mü-

çürütme ve kurutulmasının yapıla-

Bölümü,

ÇEVMER,

dürlüğü, ÇEVKO, İZ-SU, TMMOB,

rak, geri dönüşüme kazandırılma-

3 gün süren zirvede, yerel yöne-

Çevre Mühendisleri Odası, Ege

sı konusunda tesislerin çalıştığını

timler ve çevre, su yönetimi, kıyı

Orman Vakfı, İZTO, Tema Vakfı,

belirtti. Evsel atıkların ise son sis-

yönetimi, atık ve kaynak, kardeş

Doğa Derneği ve İZKA’nın panel

tem ayrıştırma tekniği ile geri dö-

deltalar Gediz- Camargue (Fran-

ve sunumlarıyla gerçekleştirilen

nüşüme kazandırıldığını bildiren

sa), organik tarım ve doğa kültürü

İEF Çevre Zirvesi, 17 Eylül Cumar-

Kocaoğlu, taş ocaklarında uygu-

başlıkları altında gerçekleştirilen

tesi günü sona erdi.

59


n i ’ r i İzm

Kültür ve Sanat Hafızasında Bir Gezinti Türkiye’nin “batıya açılan penceresidir” İzmir. Eski çağlardan beri etkin bir liman kenti olması nedeniyle, ülkeler ve kıtalar arasındaki kültürel diyaloga destek veren bir sosyal yapıyı barındırır.

Yazı: Ayşegül Kurtel Fotoğraflar: Süleyman Duman K2 Güncel Sanatlar Arşivi

60


İ

zmir’de yakın tarih tanımlanmasına ilişkin belge/bellek konusundaki yetersizlik, esasen batılı tavırla

karşılaştırdığımızda Türkiye’ye, ya da genel anlamda doğuya özgün bir tavrın uzantısıdır. Bu bağlamda İzmir’de gerçekleşmiş sanat hareketlerine ilişkin bir yazı yazmam istendiğinde,

nereden

başlayıp

nelerden söz etmem gerektiği konusunda, herhangi bir kaynaktan yararlanmak yerine doğrudan kendi deneyimlerimi ve gözlemlerimi

Agora kazılarında tespit edilen duvar resimleri ve yazılar tarihin ilk grafitisi olarak kayda geçmiştir. Özgür sanatın simgesi olan grafiti belki de İzmir’in kendine özgü bir özgürlük ve çağdaşlık anlayışının da simgesi sayılabilir.

düzenlemek, bir anlamda mütevazı

diyaloga destek olan bir sosyal yapısı vardır. Çokuluslu sosyal yapısının yanı sıra İzmir, Türkiye’de Levanten nüfusunun en yoğun olduğu kenttir. Bu, çok önemli bir kültürel zenginliktir. Yaşamı renklendiren bu özellik, İzmir’de adeta gelenekselleşmiş bir hoşgörü ortamı yaratır. İstanbul’dan sonra üzerinde en fazla konuşulan ve özellikle kendine özgü sosyo-politik duruşu ile ekonomik ve kültürel potansiyeline karşın atıl durumu ile de oldukça dikkati çeken bir kenttir İzmir.

bir doküman oluşturmak ve belki de İzmir güncel sanatı hakkında yakın tarihin bir panoramasını oluşturmak uygun olur diye düşündüm. Ben bu yazıda, İzmir’in kültür ve sanat alanında, yakın zamana ilişkin gerçekleşen faaliyetlerden söz ederken,

kişisel

gözlemlerimden

hareketle küçük hatırlatmalar yaparak, bu alandaki hafızayı tazelemeye çalışacağım. Bugün 4 milyon kişi-

ye ulaşan nüfusuyla Türkiye’nin en büyük kentlerinden biri olan İzmir, coğrafi konumunun da etkisiyle sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da batıyla ilişki noktasıdır.

Adeta

Türkiye’nin “batıya açılan penceresi” olan İzmir’in, eski çağlardan beri etkin bir liman kenti olması nedeniyle ülkeler ve kıtalar arasındaki kültürel

61

Halen sürmekte olan arkeolojik kazılar ve yapılan araştırmalarla bu bölgede 10.000 yıl öncesine ilişkin yerleşime,

dolayısıyla

izlerine ulaşılmıştır.

medeniyet

Bir yerleşimin

geçmişine ilişkin izleri, bugünün göstergesi olabileceği gibi potansiyeline de işaret edebilir. Örneğin Agora kazılarında tespit edilen duvar resimleri ve yazılar, tarihin ilk


‘’Bence İzmir için en önemli proje, burada yetişen genç sanatçıların İzmir’de kalıp çalışmalarını sürdürebilecekleri ve üretimlerini gerçekleştirerek ilgili bağlantıları doğrudan yapabilecekleri ortamların yaratılmasıdır.’’

eğitimi konusunda giderek güçlenen ve sayısı artan eğitim kurumlarıdır. Halen sanat alanında farklı disiplinlerde eğitim veren vakıf ve devlet kurumları, son yıllarda İzmir’i genç nüfus açısından bir çekim alanına dönüştürmüş ve çok sayıda gencin üniversite yaşına geldiğinde İzmir’den uzaklaşmasına da engel olmuştur. Böylece, ne yazık ki uzun vadede yurtdışına ya da İstanbul’a yönelmeleri kaçınılmaz olsa da, genç sanatçıların bir süre için İzmir’de kalıp, sanat üretmek konusunda çeşitli grafitisi olarak kayda geçmiştir. 20.

bunca güçlü medeniyetlerin yeşer-

seçenekler yaratmaya çalışmaları

yüzyılın sonlarında bir akım olarak

diğinden

zaman içinde İzmir’de bazı dinamik-

tanımlanan ve özgür sanatın simgesi

yaşanan durgunluğun ancak önemli

lerin gelişmesinde etkili olacaktır.

olan grafiti, belki de İzmir’in kendine

bir potansiyele işaret edebileceğini

Özellikle, zengin ve güçlü eğitim

özgü bir özgürlük ve çağdaşlık anla-

düşünüyorum. Bu yüzden İzmir’de

kadrosu ve yetenekli öğrenci po-

yışının da simgesi sayılabilir.

öncü bir hareketin her an gelişebile-

tansiyeli ile Dokuz Eylül Üniversite-

ceğinin beklentisi içindeyim. Nitekim

si Güzel Sanatlar Fakültesi’nin, son

Ancak İzmir’in bugün içinde bu-

son dönemde çeşitli disiplinlerde,

dönemde uluslararası güncel sanat

lunduğu, farklı yorumlara yol açan

Türkiye’yi uluslararası ortamda temsil

ortamında Türkiye’nin güncel sa-

ve anlamlandırılmaya çalışılan dur-

eden birçok sanatçı İzmir kökenlidir.

nat potansiyelinden söz edilir hale

gunluğu, işaret edilen zengin tarihi,

hareketle,

günümüzde

gelmesinde çok önemli bir payı olmuştur.

malar yapılırken ben kişisel olarak,

İzmir çıkışlı sanatçıların başarısı

İzmir çıkışlı sanatçıların başarısında-

leri yetiştirmekle kalmamış, İzmir’de-

üzerinde yaşadığımız topraklarda

ki en önemli etkenlerden biri, sanat

ki sanatsal zenginliğe çok önemli

geçmişle uyumlu görünmemektedir. Bu konuda birçok bilimsel çalış-

62

Aynı üniversitenin Eğitim

Fakültesi ise sadece sanat eğitmen-


katkılar sağlamıştır. Özel bir statüde

görünür kılan, sanat mekanları ve

neğin İzmir Büyük Şehir Belediyesi

eğitim veren vakıf üniversiteleri ara-

üretilen projelerdir. Devlet kuruluş-

tarafından düzenlenmiş olan İzmir

sında ise kısa zamanda oluşturduğu

larının ve yerel yönetimlerin sanat/

Sanat Çalıştayı gerçekten de son

zengin kadrosuyla özellikle tasarım

kültür politikaları çerçevesinde oluş-

derece iyi niyetle projelendirilmiş

ve medya iletişimi alanında oldukça

turdukları projelerin yanı sıra, sosyal

ve İzmir sanat-kültür politikaları ko-

etkin bir eğitim veren İzmir Ekonomi

sorumluluk bilinciyle, çeşitli bankalar

nusunda yapıcı çözümler üretmeyi

Üniversitesi ile Yaşar Üniversitesinin

ve özel şirketler, diğer büyük kent-

hedeflemişti.

de bu gelişmede payı büyüktür.

lerde olduğu gibi İzmir’de de sanata destek olacak projeler gerçekleştir-

Yakın döneme ilişkin çalışmaları

Ege Üniversitesi ise, İzmir’in en eski

mişlerdir. Bütün bunların yanı sıra,

gözden

üniversitesidir ve özellikle Edebiyat,

belki de daha önemlisi İzmir’in kendi

devlet kurumlarının temsil edildiği

ve İletişim fakülteleri ile Sanat Tarihi,

dinamiklerinden gelişen, sanatçıla-

mekanlardan söz edecek olursak,

Felsefe ve Arkeoloji bölümleri, kendi

rın ya da sanatseverlerin çabalarıy-

kentin merkezinde yer alan ve Ege

alanlarında çok değerli sanatçı, aka-

la gerçekleşmiş bazı faaliyetlerden

Üniversitesinin yönetiminde faaliyet-

demisyen ve düşünce insanlarının

söz edilebilir. Bunların bazıları çok

lerini sürdüren Atatürk Kültür Mer-

yetişmesini sağlamış, böylece ilgi-

kısa soluklu olmasına karşın uzun

kezi ile Dokuz Eylül Üniversitesine

li alanlarda sadece İzmir’de değil,

süren ve etkili olan bazı çalışmalar

bağlı Sabancı Kültür Merkezi ile İz-

uluslararası ortamda da etkili olan

olmuştur.

mir Devlet Resim Heykel Müzesi’ni

gelişmelere olanak sağlamıştır.

geçirdiğimizde

öncelikle

de içine alan bölge, merkezi konuİzmir kültür-sanat alanındaki üretim-

mu ve gösterişli binaları ile görünüş-

Diğer yandan bir kentin sanat dina-

tüketim sorunları üzerinde sürekli

te kentin kültür / sanat yaşamının en

miklerini oluşturan, bir anlamda da

tartışılıyor ve düşünce üretiliyor. Ör-

belirleyici faaliyetlerine ev sahipliği

63


bilir. Bu mekanlar gerek konumları gerekse nitelikleri açısından, ortak projeler geliştirildiğinde sadece yerel gereksinimleri karşılamak yerine İzmir’in kültür politikalarını olumlu yönde geliştirebilecek belirleyici unsurlara dönüştürülebilirler. Sanat mekanı oluşturma konusunda bireysel çalışmalardan söz edecek olursak, İzmir’in öncü sanat galerisi, benim bildiğim kadarıyla belki de ilk profesyonel Sanat Galerisi olan Füzen, 80’li yıllarda sanatçıların ve sanatseverlerin buluşma yeri olmuştu. 90’lı yıllarda ise Mask Sanat Galerisi ile Tuval Sanat Galerisi, kısa süreli de yaptığı düşünülebilir. Oysa maddi

olsa önemli örneklerdir. Genel ola-

olanaksızlıklarla, özverili kurumsal

rak yaşamını İstanbul’da sürdüren

çalışmaların ötesinde, bu nitelikli

sanatçılar ile İzmir’de üreten belli

mekanlarda uzman profesyoneller

başlı sanatçıların çalışmalarından

tarafından, cömert bütçelerle des-

oluşan sergilerle İzmir’li resim/hey-

teklenen uzun soluklu programlar

kel alıcılarına çok önemli bir olanak

uygulanmalıdır.

Bu tür politikalar

sağlamışlar ancak ne yazık ki, ticari

uzun vadede İzmir’li izleyicinin hem

anlamda tatmin edici bir süreklilik

nitelik hem nicelik açısından zengin-

olmadığından kapanmak zorunda

leşmesini sağlayacaktır.

kalmışlardır. İzmir’de profesyonel sanat galerisi olarak uzun süre ça-

Son dönemde İzmir’de yerel yöne-

lışmaklarını sürdürmüş ve iz bırak-

tim nitelikli sanat mekanları oluştur-

mış olan Leonardo Sanat Galerisi

ma konusunda çok önemli çalışma-

ise bu alanda önemli örneklerden-

lar yapmıştır. 2010 yılında faaliyete

en prestijli konser salonları arasında

dir ancak ne yazık ki, 2000’li yılların

geçen Ahmed Adnan Saygun Sanat

yerini almıştır.

başlarında çalışmalarını İstanbul’a

Merkezi ve Tarihi Havagazı Fab-

taşımıştır.

rikası İzmir Büyükşehir Belediyesi

Diğer yandan, İzmir’in çeşitli ilçele-

tarafından büyük bütçelerle gerçek-

rinde kurulan ve yerel yönetimlerin

Şantiye Sanat Galerisi ise 1995-96

leştirilmiş, büyük özlemle beklenen

yönetiminde olan çok amaçlı kül-

yılları arasında faaliyet göstermiş ve

mekanlarıdır ve ne yazık ki program-

tür merkezleri, kurumsal yapıları ile

kentin güncel sanat alanında alter-

ları önceden belirlenmemiş olduğun-

yapıcı ve yönlendirici olmak yerine

natif kurumsal bir yapıyı işaret et-

dan, aradan geçen zamana karşın

mevcut durumun ihtiyaçlarını yanıt-

miştir. Bu alanda öncü kabul edebi-

henüz beklentiyi karşılayamamakta-

lamak üzerine biçimlendirilmişler-

leceğimiz bu proje, geçici olmasının

dır. Oysa her iki mekan da dünya-

dir. Bu tür mekanlar arasında İzmir

gerçekliğinde çok yüksek bütçeli

daki benzerleriyle boy ölçüşebilecek

Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç

olmayan kişisel sergiler yaptı ve so-

niteliktedir ve özellikle Ahmet Adnan

Sanat Galerisi, Konak Belediyesi’ne

nucunda da özel tasarımlı bir kitap

Saygun Sanat Merkezi başta akustik

ait Güzelyalı Sanat Merkezi, Türkan

ile kayda geçti.

olmak üzere, teknik özellikleri ile he-

Saylan Sanat Merkezi ve Dr. Sela-

bellek oluş(ma)masına ilişkin alış-

men başlangıçtan itibaren dünyanın

hattin Akçiçek Kültür Merkezi sayıla-

kanlıkta da bir değişiklik yarattı.

64

Böylece İzmir’de


Bugünlere geldiğimizde ne yazık ki, çok az sayıda galeri halen çalışmalarını sürdürebilmektedir. İrili ufaklı birkaç sanat galerisinin dışında Art Shop ve Adnan Franco Sanat Galerileri İzmir’de halen faaliyetlerini sürdüren ve en uzun soluklu galerilerdendirler.

2002 yılında kurulan

Akademist Sanat Galerisi ise 2010 yılında A Sanat Galerisi’ne dönüşerek çalışmalarına devam etmektedir. Farklı alanlarda sanatın üretildiği ve izleyiciyle buluştuğu Soyer Kültür ve Sanat Fabrikası ile Kedi Sanat Merkezi ile Çizgeli Kedi ise İzmir’de sürdürülen özverili çalışmalardandır. İzmir gibi büyük bir kentte bu kadar az sayıda sanat galerisinin ancak faaliyetini sürdürebiliyor olması ne yazık ki, sanat tüketiminin çok minimal düzeyde olduğunun göstergesidir. Son senelerde, doğrudan sanatçıların girişimleri ve yerel yönetimlerin de desteğiyle Karaburun, Seferihisar, Urla, Foça, Alaçatı gibi çevre ilçelerde gerçekleşen uluslararası nitelikli sempozyumlar ve sanat etkinlikleri, mütevazı ancak son derece etkili çalışmalardır. Söz konusu etkinlikler arasında en dikkati çeken çalışmalardan biri Urla’da sürdürülmekte.

Büyük bir özenle yapılmış

tival havasında gerçekleşen Fuar,

ilgi odağında olmuştur.

restorasyonu ile ödül almış olan eski

İzmir’in dinamik yüzünü simgelemiş

re açık niteliği ile her yıl heyecanla

bir taş evde konuklarını ağırlayan

ve çok farklı kesimlerden birçok kişi-

beklenen ve birçok konuda ilklerin

UMA (Urla Müzik Akademisi) 2009

ye ve kuruluşa ev sahipliği yapmış-

yaşandığı fuar gerçekten de birçok

yılında başlayan çalışmalarında bel-

tır. Günümüzde artık süresi kısalmış

konuda öncü olmuştur.

li bir program çerçevesinde kendi

ve ağırlıklı olarak sanayi ürünlerinin

alanında ünlü bir müzisyenle ustalık

sergilendiği bir tanıtım fuarı niteliği-

Örneğin Türkiye’nin ilk film festivalle-

sınıfı düzenliyor.

ne dönüşmüş olsa da 70’li 80’li yıl-

rinden olan 1. Sanat Festivali, İzmir

lardaki “gazino sahneleri” ile halk tipi

Enternasyonal

eğlence kültürünün simgesi haline

1961’de İzmir’de yapılmıştır. Daha

gelmiştir.

sonra Dokuz Eylül Üniversitesi ve

Fuar, İzmir’in dinamik yüzü

İzmir’in kültür /sanat belleğinden söz

Fuarı

Yenilikle-

kapsamında

Güzel Sanatlar Eğitim Kültür Vakfı

ederken, bu yıl 80. kez açılan İzmir

İzmir’in merkezinde, kolay ulaşılabi-

(GÜSEV) tarafından önce “Sinema

Enternasyonal Fuarı’na değinmeden

len konumuyla uzun yıllar İzmirlinin

Günleri” olarak düzenlenen, daha

geçemeyiz elbette. Yıllarca bir fes-

ve İzmir dışından gelen ziyaretçilerin

sonra 1992’de Uluslararası İzmir

65


Film Festivali’ne dönüşerek İzmir’e

Uluslararası İzmir Müzik Festivali,

Buluşması” ise İzmir’de güncel sa-

çok yakışan bir festivalin tohumları

Türkiye’nin en önemli sanat etkinlik-

natlara ilişkin ��ok önemli bir etkinlik

da böylece atılmıştır.

leri arasındadır. Son derece nitelikli

olmasına karşın gerçekten zor şart-

programlarıyla İzmirli izleyicinin bek-

larda yapıldığından ve yeterli des-

Büyük özverilerle 2001 yılına kadar

lentilerini karşılaması beklenirken,

teği göremediğinden ne yazık ki,

devam eden Film Festivali, ne yazık

bunca özverili çabalara karşın fes-

sürekliliği olamadı. Diğer yandan ilki

ki başka birçok alanda olduğu gibi

tival henüz hak ettiği izleyici potan-

2010 yılında gerçekleştirilen “Bienal

sürdürülmesi mümkün olamamıştır.

siyeline ulaşamamıştır. Bu olgu da

İzmir” ise ticari niteliği ile daha çok

Neyse ki, 2012 yılında bu kez Dokuz

ne yazık ki, İzmir’de yüksek ölçekli

bir fuar niteliğinde bulunmasına ve

Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi Sine-

projeler üretmek konusunda caydırı-

sürekliliği kesinleşmiş olmamasına

ma Bölümü’nün öncülüğünde yeni-

cı unsurlardandır.

karşın İzmir Bienali olarak anılma-

den hayata geçirilmesi planlanıyor.

sından kaynaklanan tartışmalara yol

Bu sevindirici gelişme, İzmir’de uzun

İzmir’de çeşitli kurumlar hem ken-

zamandır eksikliğini hissettiğimiz sa-

di bünyelerinde hem de İzmir’de

natsal hareketliliğe, hiç kuşkusuz

önemli sanatsal etkinlikler gerçek-

K2 Güncel Sanat Merkezi ile Fran-

önemli bir katkı getirecektir.

leştiriyorlar. Örneğin Ege Üniversi-

sız Kültür Merkezi’nin düzenlediği,

açmıştır.

tesinde iki yılda bir olmak üzere üç

ilki 2007 yılında, ikincisi 2010 yılın-

Nitelikli etkinliklerin gerçekleşmesi

kez tekrarlanan ve bu yıl dördün-

da gerçekleşmiş olan PORTİZMİR

uzun süreli ve düzenli çalışma, do-

cüsü planlanan “EgeArt” sanat et-

projesi ise plastik sanatlar alanında

layısıyla kurumsallaşma gerektiriyor.

kinliği de giderek kalıcı bir nitelik

farklı yaklaşımların hedeflendiği bir

Örneğin İzmir Kültür Sanat Eğitim

kazanmaktadır. Diğer yandan, Buca

projedir. Güncel sanatların yaşamın

Vakfı İKSEV’in çalışmaları artık tar-

Eğitim Fakültesi’nin gerçekleştirdiği

içine girmesi düşüncesinden hare-

tışmasız büyük bir başarıyı simge-

ve 2005 ile 2007 yıllarında iki kez

ketle gelişen bu uluslararası projenin

ler. Bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen

tekrarlanmış olan “Görsel Sanatlar

ilkinde davet edilen sanatçılardan,

66


eserlerini kentin çeşitli yerlerinde uy-

sız Kültür Merkezi bir yandan kendi

FKM’nin desteğiyle 360 Derece Ta-

gulamaları istenmiş, böylece izleyi-

ülkelerinin kültürünü tanıtmaya çalı-

rih Vakfı’nın Foça-Marsilya arasında

cinin güncel sanatla buluşması farklı

şırken destekledikleri ortak projeler-

gerçekleştirdiği “Mare Nostrum - İz-

platformlarda gerçekleşmiştir. 2010

le kültürlerarası diyalogun gelişme-

mir-Foça-Marsilya Doğu’dan Batı’ya

yılında ikinci kez gerçekleşmiş olma-

sine de önemli katkılarda bulunurlar.

Tarihe Yolculuk Projesi” de dikkati

sı, projenin sürekliliğine işaret etmesi

Özellikle Fransız Kültür Merkezi,

çeken projelerdendir.

açısından çok önemlidir. Bu kez ana

2006-2011 yılları arasında özellikle

da ilk kez dünyanın en önemli sa-

mekan olarak uzun zamandır kulla-

mekanlarının yenilenmesi ve başta

nat kurumlarından olan Pompidou

nılmayan eski bir tütün deposunun

Louvre Müzesi ile ortak sergiler ol-

Müzesi’nin video koleksiyonun ser-

seçilmesinde, İzmir’in atıl duruşuna

mak üzere yüksek bütçeli çok önemli

gilenmesi, İzmir’de kent belleğinde

dikkati çekmek hedeflenmiştir. Pro-

projeler ile iz bırakmıştır. 2009 yılın-

yerini almış çok önemli etkinliklerdir.

jenin yan etkinlikleri ise bu kez İzmir-

da Fransa’da Türk Mevsimi çerçeve-

İzmir’de sürdürülen çalışmaların kısa

liyi, izleyici rolünden katılımcı rolüne

sinde geniş bütçeli önemli etkinlikler

zamanda çok önemli dönüşümler

taşımıştır.

gerçekleştirmiştir.

yaratacağına inanıyorum. İleriye dö-

2013 yılında üçüncüsü

Bunlar arasında

2010 yılın-

hedeflenen bu projenin sürekliliği

nük uzun vadeli ve bilinçli projelerle

de İzmir’in uluslararası güncel sanat

İzmir çok kısa zamanda bir kültür

ortamı ile iletişim içinde olabilmesi açısından gereklidir. İzmir’de kültür ve sanat ortamına önemli bir katkı da bazı ülkelerin İzmir’de faaliyet gösteren kültür merkezleridir.

Örneğin Türk Amerikan

Derneği, İtalyan Kültür Merkezi, İzmir Goethe Enstitüsü ve İzmir Fran-

“Son dönemde çeşitli disiplinlerde, Türkiye’yi uluslar arası ortamda temsil eden birçok sanatçı İzmir kökenlidir.’’

67

ve sanat metropolü haline gelebilir. Bence İzmir için en önemli proje, burada yetişen genç sanatçıların İzmir’de kalıp çalışmalarını sürdürebilecekleri ve üretimlerini gerçekleştirerek ilgili bağlantıları doğrudan gerçekleştirebilecekleri yaratılmasıdır.

ortamların


Denizlere

“Yelken” açmak… Sabrın, gücün ve sevginin birleşiminden aldığı güçle dalgalara karşı yol alır bembeyaz yelkenler. Deniz ve rüzgarın amansız mücadelesine karşı, tarifi imkansız bir duygu haline gelir masmavi sularda ilerlemek. İşte bu duyguyu yaşayabileceğiniz nadir yerlerden biridir İzmir…

Yazı: Süleyman Duman Fotoğraflar: Karşıyaka Yelken Kulübü arşivi, Ebru Duygu ve Süleyman Duman

68


A

drenalin, güç, akıl ve bilgi ile yoğrulmuş bir spor dalıdır yelkencilik. Denizlere açı-

lırken, sabır, güç ve mutlaka sevgi gerektirir. Masmavi sularda rüzgarın kimi zaman amansız mücadelesine karşı yol almak, tarifi zor ama mükemmel bir duygudur.

Ege Denizi’nin sularında yıllardır yelken açan bir kulüp var, Türkiye’nin en köklü ve eskilerinden. Karşıyaka Spor Kulübü’nden söz ediyoruz. Kuruluşu, 1936 yılına uzanıyor. Yelken, Kürek ve Yüzme Deniz Şubesi olarak kurulan kulüp, sonraki yıllarda Yelken Şubesi olarak yoluna devam etmiş. Faaliyet hayatında sayısız başarılar ve ödüller kazanmış olan kulüp, kurulduğu günden bu güne yetiştirdiği milli sporcularla, Türkiye’yi dünyada temsilini sürdürüyor. Bu nedenledir ki,

Karşıyaka Yelken Kulübü’nün yöneti-

nına da sahip. Bununla birlikte 2008

Türkiye’de yelken sporuna kattığı

minde yer alan Hüsnü Levent, İzmir’in

yılında Uluslararası Yelken Federas-

hizmetler, yetiştirdiği sporcular, sa-

yetiştirdiği deneyimli sporculardan.

yonu tarafından dünya yelken spo-

yısız başarılar sağlayan Karşıyaka

72 yaşında olan Levent, 58 senedir

runa yapmış olduğu hizmetlerinden

Yelken Kulübü, kendi branşında artık

hem yelken sporunun içinde hem de

dolayı gümüş madalya ödülüne de

en üst sıralarda. İlk günlerden günü-

hiç bırakamadığı Karşıyaka Yelken

layık görülmüş. Deneyimli yelken-

müze aynı güç ve özveriyle masmavi

Kulübü’nün yönetiminde. Sporculuk,

ci Hüsnü Levent, Türkiye’de yelken

İzmir Körfezi’ni bembeyaz tekneleriy-

hakemlik, antrenörlük yapan Levent,

sporunu ve İzmir’in bu spordaki ye-

le süsleyerek…

26 senedir uluslararası hakem unva-

rini şöyle anlatıyor:

“Günümüzde hızlı bir şekilde yayılan ve popüler bir spor haline gelen yelkencilik; adrenalin, güç, akıl ve bilgi ile yoğrulmuş spor dalı olarak İzmir’de rağbet görmeye devam ediyor.”

69


Dünya Şampiyonası’nı Çeşme’de gerçekleştirdik. Bu arada “470 sınıf tipi” teknelerin ithalatı, İzmir ve İstanbul’da büyük patlamaya sebep oldu. 1981’de Macit Bulut’un Türkiye Yelken Federasyonu olduğu dönemde ben de yönetimdeydim.1981 yılından sonra Türkiye’de yelkencilikte büyük bir atılım oldu.1983 yılına gelindiğinde “Optimist Laser” ve “Laser Radial” sınıfında 137 adet tekne ithalatı yaptık. Yine aynı şekilde tüm Türkiye’ye dağıtıldı.” Türkiye’de tesis bakımından iki güçlü kuruluşun İstanbul ve Karşıyaka Yelken kulüpleri olduğunu belirten Hüsnü Levent; İzmir’in ve Ege’nin, bu sporu yapmak için bulunmaz değer taşıdığını ifade ediyor. Yatçılığın bir ekip çalışması olduğunun altını çizen Hüsnü Levent; “Bir yatta 6 ila 10 kişi olabiliyor. Dolayısıyla her kişinin farklı görevleri var. Bu durum beraberinde grup motivasyonunun ve ekip çalışmasını beraberinde getiriyor” diyor. Hüsnü Levent’in, bu spora başlamak isteyenlere ve yeni başlayanlara telkinleri ise şöyle: “Yelken sporunda en önemli şey, bireyin kendi kendine karar vermesidir. Bir kişinin bu sporu yapabilmesi için denizi, rüzgarı ve yelkeni sevmesi lazım. Sevmediğiniz zaman kimse bu işi size yaptıramaz. Hem denizin hem yelkenin kendi kuralları “1968 yılında Ulvi Yenal’ın Gençlik

bu tekneler yurt geneline dağıtıldı.

var. Yarışlara katılabilmek için önce

ve Spor Genel Müdürlüğü zamanın-

1974 senesine gelindiğinde eskiyen

güç, zeka ve bilgi etaplarını geç-

da 500 adet kontrplak malzemeden

teknelerin yerine yenilerinin yapılma-

meleri gerekiyor Mesela denizde

optimist tekne yapıldı. Bu optimist-

sı gerekiyordu. O tarihte şimdi için-

bir çocuk kendi benliğini kazanıyor,

ler, Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki

de bulunduğumuz Karşıyaka Yelken

karar verebilme mekanizması geli-

kulüplere dağıtıldı. 1969’da ise Okul

Kulübü tesislerinde kendi kurdu-

şiyor, düşünce gücü artıyor. Aileler

İçi Spor Faaliyetleri Genel Müdür-

ğumuz atölyede iki kişilik “Cadet”

bu durumdan çok memnun, tabii ki

lüğü 500 adet daha yaptırdı. Yine

tipi tekneler yaptık. 1980’de Cadet

bizde memnunuz”

70


“Yelken sporunda en önemli şey, bireyin kendi kendine karar vermesidir.”

Karşıyaka Yelken Kulübü’nde, okul-

gerekiyor. Kulübün yetişkinlere yö-

nör denetiminde çalışıyor. Bunların

lar kapandıktan sonra 7 ila 12 yaş

nelik eğitimleri ise yaz dönemlerin-

yanında şirketler ve kurumlardan

arası çocuklara yönelik kurslar baş-

de Çeşme’de, kış dönemlerinde ise

gelen gruplara da yatçılık eğitimle-

lıyor. Çocuklar için eğitim haftada

Karşıyaka Yelken Kulübü tesislerin-

ri veriliyor. Tesis bakımından güçlü

beş gün ve dokuz hafta boyunca sü-

de devam ediyor. Yetişkinlere top-

bir alt yapıya sahip olan Karşıyaka

rüyor. Okullar açıldıktan sonra hafta

lamda 18 saatlik bir eğitim veriliyor.

Yelken Kulübü tesisleri; tekne parkı,

sonları da devam ediyor. Kulüp bu

Bu eğitimler belirli bir günde olmu-

yarış ofisi, 2,5 tonluk vinç, iki adet

dönemde 40 kişilik çocuk grubu ile

yor. Katılımcının boş zamanlarına

beton kızak, soyunma odaları, eği-

eğitimlerini sürdürüyor. Bu spora

göre kulüpte eğitim saatleri düzen-

tim salonu, antrenör odası, bakım

yeni başlayan bir çocuğun yarışla-

leniyor. Kulübün toplamda yarışa

onarım atölyesi, depo ve 420 met-

ra katılabilmesi için en az 3 yıllık bir

giren 137 sporcusu var. Sporcular,

rekare sundurma ile toplamda 3.300

hazırlık dönemini geride bırakması

iki antrenör ve üç yardımcı antre-

metrekarelik bir alanı kapsıyor. Sosyal lokali de içinde bulunduran kulüp binasının içinde toplantı salonu, yönetim odaları ve kantin mevcut. Günümüzde hızlı bir şekilde yayılan ve popüler bir spor haline gelen yelkencilik; adrenalin, güç, akıl ve bilgi ile yoğrulmuş spor dalı olarak İzmir’de rağbet görmeye devam ediyor.

İletişim: Adres: Cemal Gürsel Cad. No: 396/C Karşıyaka, İzmir Telefon: (0232) 368 14 72 karsiyakayelken@hotmail.com 71


İzmir mutfağının vazgeçilmezi

Ot yemekleri

İklimi ve toprağının kattığı lezzetle yetişen otlar, vitamin ve minaral deposu yeşilliğini doğadan binbir zenginlikle sunar İzmir mutfağına. Ve yabani otlar, bu kentte 2500 yıldır kullanılan zeytinyağı ile buluşur.

72


S

ağlıklı ve doğru beslenme-

yaban enginarı, arapsaçı, İzmir ve

nin adresinin, Akdeniz ve

Ege kıyılarının en çok tüketilen ot-

Ege mutfağı olduğu, dünya

larından bir kısmını oluşturur. Otlar

çapında yapılan birçok araştırmayla

çok fazla haşlanmaz, böyle olunca

tescilli. Topraklarının kattığı lezzete

yeşil rengini korur. Bir de zeytinya-

ikliminin de katkısıyla Ege’de yeti-

ğı ve limon, lezzetin sırrını oluşturur.

şen yabani otlar, vitamin ve mineral

İzmir sofralarından eksilmeyen ot

deposu yeşilliğini, birbir zenginlik-

çeşitleri, yemeğin yanında salata

te İzmir mutfağına sunar. Bu kent,

olarak da tüketilir.

topraklarının armağanı yabani otları, kullanımı 2500 yıl öncesine daya-

Ot yemeklerinde, baharat ve katkı

nan zeytinyağı ile harmanlar ve or-

maddesi kullanılmaz. Saf ve doğal

taya lezzetinin yanında binbir derde

halleriyle pişirilir. Kabak çiçeği dol-

deva yemek tarifleri çıkar.

ması, ocı ot kavurması, ısırgan salatası, enginar, domatesli börülce,

Sarmaşık, ebegümeci, ısırgan, ci-

sütlü ebegümeci, silkme, kuzu etli

bez, turpotu, ısırgan, hendibağ, şev-

şevket-i bostan, zeytinyağlı turp otu

keti bostan, radika, deniz börülcesi,

Ege’nin öncelikli lezzetleri arasında

hardal otu, eşek dikeni, kenger,

yerini alır. Her birinin sağlığa fayda-

kuzu kulağı, enginar, kuşkonmaz,

ları ise anlatmakla bitmez. Bunun

73


içindir ki, en sağlıklı ve doğru beslenmenin Akdeniz ve Ege kıyıları ile Girit’te olduğu, Dünya Gıda Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü verileriyle de saptanmış. Otlarla beslenmede radika, hindibağı, hardal otu gibi özellikle antioksidan değeri taşıyanların sağlık anlamında büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Bunun yanında vücutta ürik asit toplanmasını engelleyen otlar da var. Eşek helvası, yabani kuşkonmaz bu tür otlara örnek. Özellikle enginar va bakla beraber tüketildiğinde tam bir karaciğer dostu oluyor. Kapari iştah açıcı ve kuvvet verici özelliğe sahipken, ebe gümeci idrar söktürüyor ve kanı temizliyor. Yani Ege’de yetişen otların faydaları saymakla bitmiyor. Vitamin ve mineral deposu otlar, yeşil yapraklarını cömertce doğadan İzmir mutfağına sunuyor. Doğanın sunduğu bu nimetleri değerlendirmekse İzmir’li maharetli ellere düşüyor. Aslında topraklarında çeşitli medeniyet ve kültürlerin de katkısıyla zenginleşen ot yemekleri, bugün artık bu coğrafyayla da sınırlı kalmıyor, dünya mutfağını renklendiriyor. Bu kültüre Türklerin yanı sıra Girit ve Rumelili göçmenlerin de katkılarını unutmamak gerekiyor.

74


Doğadan sofraya şifa niyetine

ği yapılan bu bitki yurdumuzun

ğinden iyot eksikliğine bağlı guatr

değişik yörelerinde yetişir. Kol ve

hastalığına iyi gelir. İdrar artırıcı ve

bacak çürüklerinde, ciltteki şişlik

kuvvet vericidir. Çiğ tüketildiğinde

Karahindiba (Radika): Karaciğer

ve çıbanlara losyon şeklinde tatbik

mutlaka sirke kullanmak gerekir.

ve safra kesesi hastalıklarına iyi

edilen bitkinin yaprakları kaynatılıp

gelir.

içildiğinde sinirleri kuvvetlendirir.

Arapsaçı: Yapraklarında bulunan

Turp Otu: Haşlanıp salata olarak

ve uçucu bir yağ olan rezene sayesinde anasona benzer etkili ve güçlü bir kokuya sahiptir. Gaz söktürücü ve süt artırıcı etkileri vardır. Kökü idrar artırıcı olarak kullanılır. Soğuk algınlığına iyi gelir. Acı Soğan: Yaban sümbülünün soğanıdır. İzmir Alaçatı civarında yetişir. Acı olduğu için iki kere haşlanır; üzerine zeytinyağı ve limon

yenildiği gibi kavrulup üzerine yumurta kırılarak da tüketilir. İçerdiği uçucu yağlardan dolayı canlandırıcı, sinirleri teskin edici, ağrı dindirici özellikleri vardır.

Şevket-i bostan:
Süt dikeni olarak da bilinir. Kuzu etiyle yemeği yapıldığı gibi haşlanıp salata olarak da yenir. Haşlama suyu sabahları aç karnına içildiğinde böbrek taşı ve kumu için iyi gelir. Yaşlanmayı geciktirici etkisi vardır. Cibez: Türklerin ‘cücük’ dedikleri

Denizbörülcesi: Deniz kıyılarında suyun gel git yaptığı yerlerde sular çekildikten sonra yetişen bu bitki, tuzlu, ekşi ama çok lezzetlidir. Daha çok ilkbaharda tüketilir; çünkü son-

yabani lahanadır. Yumuşak ve lezzetli olan bu bitki haşlandıktan sonra zeytinyağı ve limonla tatlandırılır. Kuşkonmaz: Karaciğer için yararlı

dökülerek yenir.

bahara doğru deniz tuzunu iyice

olup A, C, B1 ve B2 vitaminleri

içine çeker. Haşlanarak salatası

bulunur, böbrekleri çalıştırıcı özelliği

Ebegümeci: Zeytinyağlı yeme-

yapılır. İyotlu topraklarda yetişti-

vardır.

75


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı logosunu buldu Yeni oluşturulan Çevre ve Şehircilik

Bakanlığının Anka kuşunu andıran

Bakanlığının vizyonunu yansıtacak

logosu, 3 renkli 3 objeden oluşu-

yeni logo belli oldu. Bakanlığın aç-

yor. Logodaki turuncu renk şehirle-

tığı ödüllü logo yarışmasına, Türki-

ri, yeşil renk çevreyi, mavi renk ise

ye genelinden 859 başvuru geldi.

gökyüzünü ve denizi temsil ediyor.

Rize’nin Ardeşen ilçesinde Teknolo-

Bu arada bakanlığa bağlı dört genel

ji-Tasarım öğretmenliği yapan Mus-

müdürlüğün logoları da belli olurken,

tafa Topaloğlu’nun tasarladığı logo,

diğer üç genel müdürlük için ödüle

birinci seçildi. Çevre ve Şehircilik

layık bir eser bulunamadı.

Koruma alanlarına yeni sistem 17 Ağustos 2011 Salı günü yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile Özel Çevre Koruma Kurumu kapatıldı, görevleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde kurulan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğüne devredildi. Değişiklikle milli parklar, tabiat koruma alanları, tabiat anıtları, tabiat varlıkları, doğal sitler, sulak alanlar ve özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil ve ilanının tek elden yürütülmesinin önü açıldı. Buna göre, bir alanda mevcut birden çok statü olsa da tek idareye yetki verilecek, planları tek elden yapılacak ve onaylanacak. Ayrıca doğal sitler, tabiat varlıkları ve özel

Varlıklarını Koruma Merkez Komis-

çeşitlilik ve peyzaj değerleri açısından

çevre koruma bölgelerinin tek elden

yonu, Kültür ve Tabiat Varlıkları Bölge

envanteri oluşturulacak. Bu amaçla

etkin yönetilmesi sağlanacak. Daha

Kurullarına karşılık da Tabiat Varlıkları-

ülke genelindeki doğal sitlere yönelik

önce Kültür ve Turizm Bakanlığının

nı Koruma Bölge Komisyonları görev

temel araştırmalar yapılacak. Bunun

sorumluluğunda olan tabiat varlıkları

yapacak.

için kapatılan Özel Çevre Koruma Ku-

ve doğal sitler, 6 ay içerisinde Çevre

rumunun alt yapısı ve koruma metodo-

ve Şehircilik Bakanlığına devredi-

Doğal sitlerin korunması ile ilgili olarak

lojisi esas alınacak. Özel çevre koru-

lecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını

ma bölgelerinde, BM biyolojik çeşitlilik

bünyesinde Kültür ve Tabiat Varlık-

Koruma Yasası geçerli olacak. Bakan-

sözleşmesinin ön gördüğü gibi etkin

ları Yüksek Kuruluna karşılık Tabiat

lıkça ilk olarak doğal sitlerin biyolojik

koruma sistemleri uygulanıyor.

76


ACİL TELEFONLAR İtfaiye 110

Pasaport

484 22 56

Göztepe

224 20 22

Üçkuyular

259 40 13

AKS 110 Hızır Acil

112

Polis İmdat

155

Cenaze Hizmetleri

188

Arıza 121

Sahil Güvenlik

158

Bilinmeyen Numara

Orman Yangınları

177

Danışma 161

Hava Ambulans

463 33 22

Uyandırma 135

TÜRK TELEKOM

Fono Tel

11811

141

HASTANELER TİYATROLAR

Üniversite Hastaneleri Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

343 43 43

9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi

412 22 22

Devlet Tiyatroları

Dokuz Eylül. Ü. İlaç ve Zehir Danışma

412 39 39

Bornova Sahnesi

343 04 33

Dokuz Eylül Üniversitesi Karşıyaka Polikliniği

369 30 40

Karşıyaka Sahnesi

369 64 87

Konak Sahnesi

483 50 35

Doğumevleri Ege Doğumevi

449 49 49

Özel Tiyatrolar

Ege Ü. Kadın Doğum

388 19 63

Ege Sanat Merkezi

381 64 06

Hamle Tiyatrosu

446 70 18

Kan Merkezleri

Konak Belediye Tiyatrosu246 63 93

Türk Kızılayı

421 47 89

Pınar Çocuk Tiyatrosu

463 15 15

Çocuk Has. Kan Bankası

483 61 33

Tansaş Çocuk Tiyatrosu

483 48 28

Ege Ü. Has. Kan Bankas

388 28 61

Tepecik

433 38 74

SANAT GALERİLERİ

ULAŞIM

Adnan Franko Sanat Galerisi

464 41 86

Akbank Sanat Galerisi

484 16 66

Denizyolları

464 88 64

Aphrodite Sanat Galerisi

482 33 02

THY Rezervasyon

444 08 49

Çetin Emeç Sanat Galerisi

293 35 22

Basmane Rezervasyon

484 86 38

GF Sanat Galerisi

421 29 95

TCDD Santral

464 31 31

İzmir Resim Heykel Müzesi

441 41 92

Alsancak Gar

464 77 95

İzmir Sanat Merkezi

483 63 34

Otogar

472 10 10

İZFAŞ Sanat Galerisi

482 12 70

İzmir Türk Amerikan Derneği Sergi Salonu İskeleler

Kedi Kültür Sanat Merkezi

464 99 35

Konak

484 98 56

Leonardo Sanat Galerisi

422 13 95

Karşıyaka

368 00 42

Rotary Sanat Galerisi

421 56 61

Alsancak

464 78 31

Selçuk Yaşar Sanat Galerisi

422 65 32

Bostanlı

330 50 71

TCDD Sanat Galerisi

433 58 97

Bayraklı

345 77 53

Turkish American Association Art Gallery

464 20 95

77


Vakıfbank Sanat Galerisi Yapı Kredi Sanat Galerisi

441 59 00

Belarus

482 31 82

463 56 28

Belçika

463 47 69

Fransız Kültür Merkezi

463 61 42

Bosna Hersek

328 18 90

İngiliz Kültür Merkezi

446 01 31

Brezilya / Brazil

463 86 07

İtalyan Kültür Merkezi

421 52 42

Çek Cumhuriyeti

422 10 80

İZFAŞ Sanat Galerisi Kültürpark

482 12 70

Danimarka

489 54 01

İzmir Türk Amerikan Derneği

464 20 95Kıbrıs

Estonya

469 79 69

Türk Kültür Derneği

421 13 40

Etiyopya

388 25 57

Sabancı Kültür Merkezi

441 90 09

Fas

421 23 32

Fildişi Sahili Cumhuriyeti

479 07 09

Filipinler

472 13 75

Finlandiya

877 02 35

TURİZM BÜROLARI İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

483 62 16

Fransa

421 42 34

Turizm Danışma

445 73 90

Gürcistan

425 93 53

Adnan Menderes Havalimanı Turizm Dan.

274 22 14

Hırvatistan

446 28 70

Bergama Turizm Danışma

633 18 62

Hollanda

464 02 01

Çeşme Turizm Danışma

712 66 53

İspanya

441 66 99

Foça Turizm Danışma

812 12 22

İsveç

422 01 38

Selçuk Turizm Danışma

892 63 28

İsviçre

421 42 39

Tire Turizm İrtibat Bürosu

512 66 14

İzlanda

BAŞKONSOLOSLAR

Kazakistan

482 22 11

Kore

479 04 04

Litvanya

371 51 50

Almanya

488 88 88

Lüksemburg

421 48 82

Romanya

465 04 63

Macaristan

421 28 61

Yunanistan

421 69 92

Malta

422 31 38

Meksika

327 32 63

Moğolistan

478 50 15

Moldova

472 18 13

FAHRİ BAŞKONSOLOSLAR Bangladeş

421 23 32

Norveç

421 92 80

Endonezya

421 81 77

Pakistan

459 16 16

Güney Afrika

376 84 45

Portekiz

483 80 31

Hindistan

461 46 60

Rusya Federasyonu

461 51 86

Makedonya

421 41 92

Sırbistan

441 91 81

Malezya

445 05 46

Slovakya

486 11 75

Slovenya

425 99 83

Şili

446 93 01

KONSOLOSLAR

Türkmenistan

484 77 75

İngiltere

463 51 51

Ukrayna

421 21 41

İtalya

463 66 76

Ürdün

482 24 45

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

489 77 89

ABD

464 87 55

Arnavutluk

483 33 76

Avusturya

347 66 76 78


ATAYOL ENBA ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ 1456 Sok. No:83 D:302 Alsancak-İZMİR Tel: +90 232 421 50 12 Faks: +90 232 465 09 25 www.enbacevre.com info@enbacevre.com

EGE GÜBRE 25. Cad. No: 2 Çakmaklı-Aliağa-İZMİR Tel: +90 232 625 12 50 Faks: +90 232 425 12 45

ATAYOL YAPI DENETİM Çağdaş Cad. No:2/1 Termal Sitesi A Blok Balçova-İzmir Tel: +90 232 277 33 60 Faks: +90 232 278 80 23

İZMİR’DE HAVA DURUMU Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir’de yazları sıcak ve kurak kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Dağların denize dik uzanması ve ovaların İç Batı Anadolu eşiğine kadar sokulması, denizel etkilerin iç kesimlere kadar yayılmasına olanak vermektedir. Ancak, İl bütününde yükseklik, batı ve kıyıdan uzaklık gibi fiziksel coğrafya farklılıkları, yağış, sıcaklık ve güneş açısından önemli sayılabilecek iklim farklılıklarına da yol açmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık, kıyı kesimlerde 14-18 ºC arasında değişmektedir. En sıcak aylar Temmuz (27.3 ºC ) ve Ağustos (27.6 ºC ), en soğuk aylar ise Ocak (8.6 ºC) ve Şubat (9.6 ºC)’tır. Yazın kıyı kesiminde sıcaklık, deniz melteminin (İmbat) etkisiyle iç kesimlere göre 1-2 ºC daha düşük olmaktadır. Kış mevsiminde ortalama 7 ºC olan sıcaklık zaman zaman kuzey ve kuzeybatıdan sokulan denizel hava kütlesi nedeniyle düşmektedir. İzmir’de yağışın aylara ve mevsimlere göre dağılımında önemli farklar vardır. İzmir’de yıllık ortalama yağış miktarı 700 mm. olup yıllık yağışın yüzde 50’den fazlası kış mevsiminde yüzde 40- 45’i ilkbahar ve sonbaharda, yüzde 2-4’ü ise yaz aylarında düşmektedir. Kar yağışlı günler sayısı, alçak kesimlerde yok denecek kadar azdır. Yüksek kesimlerde gerek kar yağışlı günler sayısı, gerekse karın yerde kalma süresi artmaktadır.

79

İZMİR DEMİR ÇELİK Şair Eşref Bul. No:23 Çankaya-İZMİR Tel: +90 232 441 50 50 Faks: +90 232 441 56 66 info@izdemir.com.tr


Bulmacanın çözümü 79. sayfada

80



çevre ve şehircilik dergisi