Issuu on Google+

Yıl / Year: 1 Sayı / Issue:2

Ekim - Kasım / October - November 2010

Dört bin yıllık cennet A four thousand-year heaven

KAŞ

En değerli markamız Our most valuable trademark

ANTALYA 600 yıllık başkent A 600-year capital city

Patara

ISSN 977-1309-890X

ALABİLİRSİNİZ YOUR COMPLIMENTARY COPY

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ / CULTURE & TOURISM MAGAZINE


ANTALYA

Ekim - Kas覺m / October - November 2010

1


İÇİNDEKİLER / CONTENTS

ANTALYA KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ ANTALYA CULTURE & TOURISM MAGAZINE

Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına İmtiyaz Sahibi / Genel Yayın Yönetmeni Publisher / Executive Editor İbrahim ACAR İl Kültür ve Turizm Müdürü Provincial Director of culture and Tourism Yayın Editörü ve Yayın Kurulu Başkanı Publication Editor and Chairman of Editorial Board: A.Kerim ATILGAN İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Assistant Director of Culture and Tourism Sorumlu Yazı İşleri Müdürü / Managing Editor Birsen ÇEÇEN İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate DANIŞMA KURULU / CONSULTATIVE BOARD İlknur SELÇUK KÖKER İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Assistant Director of Culture and Tourism Aylin KALINTAŞ İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Assistant Director of Culture and Tourism

64

Prof.Dr.Bekir DENİZ Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Akdeniz University, Faculty of Fine Arts, Dean

Anadolu’nun en zengin müzesi: Antalya

Prof.Dr.Burhan VARKIVANÇ Akdeniz Üniv. Fen Ed. Fakültesi Arkeoloji B.Öğ.Ü./Sos.Bilm.Enst.Md. Akdeniz Univ. Fac. Of Sci. and Lett. Department of Archaeology Lecturer/Dir.of Ins of Social Sci.

The richest museum of Anatolia:

Doç.Dr.Mustafa ORAL Akdeniz Üniversitesi Fen Ed. Fakültesi Tarih Bölüm Öğretim Üyesi Akdeniz University, Faculty of Fine Arts, Dep. Of History Lecturer Hüseyin ÇİMRİN Kent Tarihçisi, Araştırmacı ve Yazar Urban Historian, Researcher and Author YAYIN KURULU / EDITORIAL BOARD Emine TUĞRUL İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate Mesut ÖZEN İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate Aysun ÇOBANOĞLU İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate Serpil DÖNMEZ İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate Mustafa DEMİREL Antalya Müzesi Müdür V. Deputy Director of Antalya Museum

Selvihan KÖLEOĞLU Kültür ve Turizm Uzm./Mimar-(Ant.Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü) Culture and Tourism Spe./ Architect-(Mon.Rel. and Monuments Dir.)

Ajans Başkanı / Chairman Özer KESTANE

S.Hakan SEVEN İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Enformasyon Memuru Inf. Officer of Provincial Culture and Tourism Directorate

Yayın Koordinatörü / Editorial Coordinator Sabriye MERCAN BOLULU

Beysun GÜNERİ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Memuru Officer of Provincial Culture and Tourism Directorate Sezen G.TAŞÇIOĞLU İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Memuru Officer of Provincial Culture and Tourism Directorate Serel ALPAY İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Mütercimi Translator of Provincial Culture and Tourism Directorate

2

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

YAPIM / PRODUCTION Renkli Kalem Medya Yapım Hizmetleri Ltd. Şti.

Grafik Tasarım / Graphic Design Yeşim AYAN - Rahşan AKSOY Renk Ayrım / Color Seperation Faik KALKAN Haber Merkezi / Interviewer Hamit SEÇİL - Çiğdem ASKERİ - Ceyda ADAR Çeviri / Translation Yakamoz Çeviri Hizmetleri

REKLAM / ADVERTISING Reklam Direktörü / Advertising Director Güliz İLGEN Reklam Koordinatörü / Advertising Coordinator İrfan IŞIK Müşteri Temsilcileri / Customer Represantatives Seyhan GEDİK - Rasim MUTLU Can SUSUZ - Hakan KÜL İletişim / Contact 1464 Sokak No:2 Park İşhanı 3/302 Alsancak-İZMİR Tel: 0 232 463 75 40 Faks: 0 232 421 92 24 www.rktanitim.com e-posta:bilgi@rktanitim.com Yayın Türü: Süreli Yerel Baskı Yeri / Printing : Neşa Ofset Baskı Tarihi / Printing Date:


52 600 yıllık başkent: PATARA A 600-year capital city

d sanlığın

8ğ0ara

ma oğduğu

’de in rn in M Akdeniz humanity was bo ich the

nean editerra

e in wh The cav

Akdeniz’e bir de tepeden bakın! Try looking at the Mediterranean from above!

16

10 12 18 22 42 48 70 74 84 86 90 94 100 114 118 122

Bin yıllık kilise ziyarete açılacak

One thousand-year-old church will open for visits

“Antalya’mızın dergisi” “Our Antalya’s magazine”

En değerli markamız: Antalya

Our most valuable trademark: Antalya

Dört bin yıllık cennet: Kaş

A four thousand-year heaven: Kaş

Yaşamın 500 yıllık izleri 500-year-old traces of life

Turizmin fark yaratan merkezi Distinguishing centre of tourism

Aynı anda 4 bin kişi ibadet ediyor 4 thousand people pray at the same time

Akdağ’ın eteklerinde Gömbe Yaylası Gömbe Plateau on slopes of Akdağ

Cem Özdemir: Turizmciler çevreci olmalı

Tourism professionals should be environmentalists

Yeteneklerinizin farkına varın! Become aware of your capabilities!

Sarıkaya Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Sarıkaya Wild Life Development Zone

Antalya’nın vitrini: Kaleiçi The showroom of Antalya

Belkıs’tan Portakal’a yarım asırlık festival

From Belkıs to Orange, a half century-old festival

Türkiye’nin üçüncü büyük fuar merkezi Turkey’s third largest exhibition centre

Golf sahaları renklendi

Golf courses have livened up

Mis kokulu turunç reçeli

Sweet-smelling sour orange jam

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

3


The Tourism Season continues with great success With its civilisations on the skirts of Bey Mountains since Pamphylia to Lycia and Pisidia, it is “Without a doubt, Antalya is the most beautiful place in the world,” as stated by our Great Leader Atatürk. The fact that our magazine’s first issue drew the attention of all sectors proves that the required periodical publication gap is filled in promoting Antalya and that all sectors are ready to contribute for tourism. Therefore, I would like to take the opportunity to thank everyone that contributed and hope everyone continues to contribute. In the first nine months of 2010, a year in which we have had a successful tourism season, more than 8,500,000 visitors, both domestic and foreign tourists, have visited our city, which is an 11% increase in comparison to the same period last year. Antalya, which has become a brand in world tourism with its blue-flagged unique beaches and marinas, historical-cultural riches, its nature, tourism variety, and high quality accommodation options, will continue to excel in tourism in future years. Golf tourism plays an important role in spreading tourism over a twelvemonth period in Antalya. Belek, chosen as the Best Golf Destination in Europe in 2010, will be the host for the “World Golf Tournament” in 2012. The region of Belek, which is now an important golf destination in the world thanks to the contributions of the Ministry of Culture and Tourism in resolving infrastructure issues, has ten golf facilities and fourteen separate golf courses. Thanks to becoming a favoured destination for foreigners with its golf courses at

4

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

international standards, Belek is now one of the major sources of income for our country’s tourism. We have established various works in collaboration sector representatives to promote the values of our province. Within the context of the promotional activities in 2011, Antalya, as destination-oriented, will attend numerous exhibitions and fairs such as World Travel Market, Utracht Tourism Fair in Holland, Madrid Fitur Tourism Fair in Spain, Ukraine International Travel and Tourism Exhibition, and Arabian Travel Tourism in United Arab Emirates in coming days. In every issue of our magazine, we promote a different district of our city. This month we chose Kaş, which adds important values to the tourism in Antalya, as it is one of the most important cities of Lycia, it is a neighbour to many ancient cities, it offers culture tours, scuba diving, paragliding, and canoeing. We will continue to make room for another one of our districts in the next issue of our magazine. Additionally, we will make room for articles relating to conferences and organisations such as the European Weightlifting Championship recently held in Antalya, where some of our sportsmen won gold medals while breaking world records. I express my thanks to those who prepared the second issue of our magazine for publication and I wish for the continuation of this successful tourism season. Dr. Ahmet Altıparmak Governor of Antalya


Turizm sezonu başarıyla devam ediyor Beydağları’nın eteğinde, Pamfilya’dan Likya’ya, Psidya’ya uzanan uygarlığıyla Ulu Önder Atatürk’ün de belirttiği gibi “Hiç şüphesiz ki Antalya, dünyanın en güzel yeridir.” Dergimizin ilk sayısına her kesimden yoğun ilgi olması, Antalya’nın tanıtımında periyodik yayın alanındaki eksikliğin kapandığına ve turizm için tüm sektörlerin işbirliğini esirgemediğine güçlü bir kanıttır. Bundan dolayı katkıları olanları kutluyor, yeni katkıları bekliyoruz. Başarılı bir turizm sezonu yaşadığımız 2010 yılının dokuz aylık döneminde ilimize gelen yerli yabancı ziyaretçi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11 oranında artarak, 8 milyon 500 bin kişiyi aşmıştır. Mavi Bayrak ödüllü eşsiz plaj ve marinaların, tarihi-kültürel zenginliği, doğası, turizm çeşitliliği ve nitelikli konaklama tesisleri ile dünya turizminde bir marka haline gelen Antalya, turizmdeki bu başarısını önümüzdeki yıllarda da sürdürmeye devam edecektir. Antalya’da turizmin 12 aya yayılmasında golf turizmi önemli bir yere sahiptir. 2010 yılında Avrupa’nın en iyi golf destinasyonu seçilen Belek, 2012 yılında düzenlenecek olan “Dünya Golf Turnuvası”na ev sahipliği yapacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da katkılarıyla altyapı sorunları çözülerek dünyada önemli bir golf destinasyonu haline gelen Belek bölgesinde 10 golf tesisi ve 14 ayrı golf sahası hizmet vermektedir. Uluslararası niteliklere sahip golf sahalarıyla yurt dışından çok

sayıda turistin gözdesi haline gelen Belek, bu sayede ülke turizminin en önemli gelir kaynaklarından birini oluşturmaktadır. İlimizin değerlerinin tanıtımı için sektör temsilcileriyle işbirliği içinde çeşitli çalışmalar ortaya koyduk. 2011 yılı tanıtım faaliyetleri kapsamında Antalya destinasyonu odaklı olarak önümüzdeki günlerde World Travel Market, Hollanda Utracht Turizm Fuarı, İspanya’da Madrid Fitur Turizm Fuarı, Ukrayna UITT Turizm Fuarı, Birleşik Arap Emirlikleri Arabian Travel Turizm başta olmak üzere sektörümüz ve birliklerimiz birçok fuara katılacaktır. Her sayısında ayrı bir ilçemizi tanıttığımız dergimizin bu sayısında, Likya’nın en önemli kentlerinden biri olan, birçok antik kente komşu, kültür turları, su altı dalışları, yamaç paraşütü ve kano sporlarıyla Antalya turizmine önemli değerler katan Kaş ilçemize geniş olarak yer verilmiştir. Gelecek sayımızda bir başka ilçemizi dergimize taşımaya devam edeceğiz. Ayrıca geçtiğimiz günlerde ev sahipliği yaptığımız ve sporcularımızın dünya rekorları kırarak altın madalya kazandığı Avrupa Halter Şampiyonası benzeri organizasyonlara ve kongrelere ilişkin haberler de sayfalarda yer bulacaktır. Dergimizin ikinci sayısını hazırlayanlara teşekkür ediyor, turizm sezonunun başarıyla devam etmesini diliyorum. Dr. Ahmet Altıparmak Antalya Valisi

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

5


Güncel / Actual

Turizm Oscarlarına Antalya damgası Antalya made its mark in the Oscars of Tourism Turizm ve seyahat sektörünün en saygın ödüllerinin başında gelen ve ‘Turizm Oscarları’ olarak kabul edilen Dünya Turizm Ödülleri Avrupa Gala Töreni Antalya’da yapıldı. Son iki yıldır, Dünya Turizm Ödülleri’nde “Türkiye’nin En İyi Oteli” seçilen Rixos Premium Belek’in ev sahipliğinde ve Türk Havayolları’nın ulaşım sponsorluğunda gerçekleşen geceye Türkiye turizmi damgasını vurdu. Binlerce Avrupalı turizm firmasının aday olduğu yarışmada, kazananlar turizm profesyonellerinin internet üzerinden yaptığı oylamayla belli oldu. Avrupa turizm sektöründe havayolu, konaklama, destinasyon, seyahat acentesi gibi alanlarda lider şirketlerin belirlendiği gecede 54 kategoriden 16’sını Türk şirketleri aldı. Kayı Group’un konaklama alanındaki yatırımı Adam & Eve, Avrupa’nın En İyi Çift Oteli ve Avrupa’nın En İyi Ta6

ANTALYA

sarım Oteli ödüllerini kazandı. Grubun havayolu şirketi Sky da Avrupa’nın En İyi Charter Havayolu Şirketi seçildi. Kayı Group Yönetim Kurulu Başkanı Talha Görgülü, ayrıca gecede özel ödül aldı. Gecenin bir diğer parlayan yıldızı ev sahibi Rixos’tu. Rixos Hotels gecenin en büyük ödüllerinden biri olan Avrupa’nın En İyi Otel Markası ödülünü almaya hak kazandı. Ayrıca Rixos Premium Belek ve Rixos Premium Bodrum da gecede Akdeniz’in En İyi Oteli ödülünü paylaştı. Gecede Cornelia Diamond Golf Resort & Spa hem Avrupa’nın En İyi Spa Resort Oteli, hem de Avrupa’nın En İyi Lüks Resort Oteli seçildi. Cornelia De Luxe Resort ise Avrupa’nın En İyi Golf Resort Oteli ödülüne layık görüldü. Mardan Palace Avrupa’nın En Lüks Oteli ödülünü alırken, Concorde De Luxe Resort Avrupa’nın En İyi Her Şey Dahil Oteli oldu.

Ekim - Kasım / October - November 2010

The European Gala Ceremony of the World Tourism Awards, the most prestigious awards in the tourism and travel sector, accepted as the “Oscars of Tourism,” took place in Antalya. Turkish tourism made its mark on the night, held at Rixos Premium Belek, the winner of “Turkey’s Best Hotel” award in the World Tourism Awards for the last two years, and for which Turkish Airlines sponsored all transportation. Votes place by tourism professionals over the Internet determined the winners of the contest, in which thousands of European tour companies want to be among the best in Europe’s tourism sector. On the night, which chose the leading companies in the European tourism sector such as airlines, accommodation, destinations, and travel agents, Turkish companies brought home awards in 16 categories out of 54 categories. Adam & Eve, Kaya Group’s investment in accommodation

took home the award for Europe’s Best Couple Hotel and Europe’s Best Design Hotel. Sky, the group’s airline, took home the award for Europe’s Best Charter Airline. Talha Görgülü, CEO of Kayı Group, also accepted a special award on the night. Another star on the night was the host Rixos. Rixos Hotels took home the award for Europe’s Best Hotel Brand, one of the biggest awards of the evening. Additionally, Rixos Premium Belek and Rixos Premium Bodrum shared the award for Mediterranean’s Best Hotel. On the night, Cornelia Diamond Golf Resort & Spa took home the award for Europe’s Best Spa Resort Hotel and Europe’s Best Luxury Resort Hotel. Cornelia De Luxe Resort took home the award for Europe’s Best Golf Resort Hotel. While Mardan Palace took home the award for Europe’s Best Luxury Hotel, Concorde De Luxe Resort received the award for Europe’s Best All Inclusive Hotel.


Doğu Garajı’ndan süslenmiş mezar çıktı Decorated Tomb was uncovered in Doğu Garajı

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Doğu Garajı Projesi inşaat kazısı sırasında tesadüfen ortaya çıkarılan Attaleia Antik Kenti’ndeki tespit edilen 825 mezardan 800’ü açıldı. Son açılan mezarlardan birinde ilk kez duvarları resimlerle süslenmiş mezar bulundu. Doğu Garajı’nda iki yıldan beri süren kazılarda ilk kez resimli bir mezara rastladıklarını belirten Kazı Alanı Sorumlusu Arkeolog Aynur Tosun, mezarın ilk olarak Helenistik dönemde, ardından da şekillendirilerek Roma döneminde tekrar kullanıldığını kaydetti. Tosun, “Burada mezarlardan birinin ilk defa duvarlarının sıvanmış olduğunu fark ettik. Bunun yanında üzerinde renkli duvar resimleri gördük. Bu nekro-

800 of 825 tombs detected in Attalia Ancient City, which is coincidentally unearthed during the construction excavations in scope of Doğu Garajı Project of Antalya Metropolitan Municipality have been opened. One of the most-recently opened tombs, a tomb with mural paintings on walls has

Hollanda’dan Antalya’ya tarifeli seferler yapılacak

Scheduled flights shall be made from Netherlands to Antalya Merkezi Antalya’da bulunan, Hollanda ve Belçika’dan Türkiye’ye yolcu taşıyan Corendon Hava Yolları Şirketi, gelecek yıldan itibaren Hollanda’dan İstanbul ve Antalya’ya tarifeli seferlere başlamayı hedefliyor. Amsterdam, Rotterdam ve Brüksel’den Türkiye’nin çeşitli illerine yaptıkları charter uçuşlarla gurbetçileri memleketlerine taşıdıklarını söyleyen Corendon Hava Yolla-

rı Genel Müdürü Yıldıray Karaer, Hollanda ve Belçika’dan KKTC’ye Antalya üzerinden yolcu taşıdıklarını belirtti. Gelecek yıl Hollanda - İstanbul ve Hollanda - Antalya arasında tarifeli uçuş belgesi almak istediklerini dile getiren Karaer, “Bunun çalışmalarına başladık. Büyük bir sıkıntı olmaz ise 2011 yılında tarifeli seferlere başlayacağız.” dedi.

Corendon Airlines Company, main office of which is in Antalya and which transports passengers from Netherlands and Belgium to Turkey, intends to start scheduled flights from Netherlands to İstanbul and Antalya, as from the next year. The General Director of Corendon Airlines, Yıldıray Karaer, who claimed that they transport gastarbeiters through the charter flights they perform from Amsterdam, Rotterdam and Brussels

to various provinces of Turkey, indicated that they transport passengers from Netherlands and Belgium to TRNC over Antalya. Karaer stated that they intend to obtain the certification of scheduled flights between Netherlands – İstanbul and Netherlands - Antalya next year and expressed the following, “We have started working on this subject. We will start scheduled flights in 2011, assuming everything goes well”.

pol için yine ilk olma özelliğini taşıyor.” dedi. Attelia Antik Kenti hakkında fazla bir arkeolojik bilgi bulunmadığını dile getiren Aynur Tosun, bu buluntuyla belirli bir sanat kalitesinin de bu mezarlarda kullanıldığının tespit edildiğini söyledi.

been found for the first time. Stating that it is the first time that they have found a tomb with mural paintings in excavations which have been in progress for two years in Doğu Garajı, Archaeologist Aynur Tosun, Head of

Excavation Area, indicates that the tomb was first used in Hellenistic Era and later it was re-shaped and re-used in Roman Era. Tosun says “We have noticed that one of the tombs is the first tomb with plastered walls here. Besides, we have seen colourful mural paintings. This is

also a first for this necropolis.’’ Aynur Tosun also points out that there is not much archaeological information available regarding Attalia Ancient City and that it has been determined with this finding that a certain quality of art was used in these tombs. ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

7


Spor / Sports

Dünya Halter Şampiyonası

Antalya’da yapıldı Antalya Expo Center'da 17 - 26 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası’na 81 ülkeden 561 sporcu katıldı. Kadınlar ve erkekler olmak üzere iki farklı kategoride gerçekleştiren şampiyonada, kadınlar yedi, erkekler ise sekiz farklı ağırlıkta yarıştı. Dokuz gün süren müsabakalara yoğun ilgi olduğu gözlenirken, kadınlar +75 kg’de Rus sporcu Tatiana Kashirina birinci olurken, erkeklerde ise İranlı sporcu Behdad Salimikordasiabi altın madalyayı kazandı. Şampiyonanın açılışında bir konuşma yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin, “81 ülkeden gelen sporcular ve gazetecilerine Türk misafirperverliğini göstereceğiz. Bu organizasyon Antalya'nın spor turizmine önemli katkılar sağla-

yacaktır. Türkiye tesis sayısı ve alt yapıda önemli mesafeler alarak sporda ayağa kalktı." dedi. Bayanlar 75 kg müsabakalarını izleyen Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, bu kategoride başarı kazanan sporculara madalyalarını taktı. Şampiyonada Nurcan Taylan 48 kg kadınlar birincisi, Sibel Öz Özkan 48 kg kadınlar üçüncüsü, Aylin Daşdelen 53 kg kadınlar ikincisi, Sibel Şimşek 63 kg kadınlar ikincisi, Erol Bilgin 62 kg erkekler ikincisi ve Mete Binay 69 kg erkekler üçüncüsü oldu.

World Weightlifting Championship was organized in Antalya 561 contesters from 81 countries participated in World Weightlifting Championship that was organized between September 17th – 26th in Antalya Expo Center. In the Championship organized under two categories, women and men, women competed at seven different weight categories while men competed in eight different categories. While it was observed that there was an intense interest in the contests that lasted for nine days, the Russian weight lifter Tatiana Kashirina won the title

at +75 kg category in women and the Iranian weight lifter Behdad Salimikordasiabi won the gold medal in men. 8

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

Having given a speech at the opening ceremony of the championship, the President of Turkish Grand National Assembly Mehmet Ali Şahin said that “We will show Turkish hospitality to weight lifters and journalists coming from 81 different countries. This organization shall contribute to the sports tourism of Antalya. Turkey has covered a great distance in respect of number of facilities and infrastructure and took a leap in sports." Antalya Governor Dr. Ahmet Altıparmak presented the medals of weight lifters at 75 kg category he watched. In the championship, Nurcan Taylan became first at 48 kg in women, Sibel Öz Özkan third in 48 kg, Aylin Daşdelen second in 53 kg category, Sibel Şimşek second in 63 kg category while Erol Bilgin became second in 62 kg in men and Mete Binay third in 69 kg category.


Olympos Teleferik’te yıldızlara serenat Serenading the stars at Olympos Teleferik Olympos Teleferik – Tahtalı, Antalya Körfezi ve Bey Dağlarına hakim 360 derece muhteşem manzara ile romantizmi zirvede birleştiriyor. Faaliyete başladığı 2007 yılından günümüze kadar, türlü etkinlikler ve kültürel faali-

yetler ile bölgeye canlılık getiren Olympos Teleferik, 4350 m uzunluk ile Avrupa’nın en uzun; dünyanın ikinci en uzun teleferiği. 2365 m zirveye ulaşmayı 10dk’ya indirgeyen teleferiği İsviçreli Garaventa firması işletiyor. İsviçre

teknolojisi ile Türk misafirperverliğinin harmanlandığı tesis, kültürel aktivitelerle bölgede adeta marka haline geldi. Her pazartesi akşamı gerçekleştirilen “Yıldızlara Serenat” organizasyonları ile konuklar panorama terasında,

yıldızlar ve ay eşliğinde romantik gecenin tadını çıkarıyorlar. Turist gruplarından büyük ilgi gören tesis, Antalyalı ailelerin de bu heyecanı paylaşabilmesi için hafta sonları Türk misafirlere özel indirimler uyguluyor.

Olympos Teleferik (Olympos Cable Car) joins romance and an amazing 360° view, overlooking Tahtalı, the Gulf of Antalya, and the Bey Mountains, at the summit. Since being established in 2007, Olympos Teleferik has brought life to the region with the various

events and cultural activities it has hosted. Its 4350-metre length makes it the longest in Europe and the second longest in the world. Garaventa, a Swiss company, manages the cable car that reduces reaching time to the 2365-metre summit in 10 minutes. The fa-

cility, a combination of Swiss technology and Turkish hospitality, has become a brand in the region with its cultural activities. The “Serenading the Stars” organisation, held every Monday night, brings guests together on the terrace with the panoramic view

to enjoy a romantic evening accompanied with the stars and moon. Special offers are available during the weekends for Turkish guests so that the families of Antalya can also experience the excitement at the facility, which tourist groups show a great interest in.

Preparations for building a new golf course in Göynük Town of Kemer have started. Necati Topaloğlu, Mayor of Göynük, indicates that preliminary preparations for golf courses and sport complex that are planned to be built on 820 acres of land by reclaiming Göynük Stream have started. Stating that 700 acres of land out of forestry was allocated for tourism

for golf course and sport complex that are planned to be built, Topaloğlu says “The remaining 120 acres of land belongs to National Parks. Golf and sport complex will commence to be built when this area is also allocated for tourism.” Topaloğlu points out that winter tourism will revive in the region following the golf and sport complex are opened.

Golf Göynük’ü hareketlendirecek Golf revives Göynük Kemer’in Göynük Beldesi’nde yeni bir golf alanının yapılması için hazırlıklar başladı. Göynük Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, Göynük Çayı’nın ıslah edilerek toplam 820 dönüm alan üzerinde kurulması planlanan golf sahaları ve spor kompleksi için ön hazırlıkların başladığını kaydetti. Kurulması planlanan golf sahası ve spor kompleksi için 700 dö-

nüm arazinin ormandan turizme tahsis edildiğini belirten Topaloğlu, “Kalan 120 dönüm alan Milli Parklar’a ait. Bu alan da turizme tahsis edildiği andan itibaren, golf ve spor kompleksi yapımına başlanacak.” dedi. Topaloğlu, golf ve spor kompleksinin hayata geçmesinin ardından bölgede kış turizminin hareketleneceğini belirtti.

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

9


Güncel / Actual

One thousandyear-old church will open for visits One thousand-year-old church that was unearthed in last July in Myra-Andriake excavations, which are currently in progress in Demre, is going to be opened for visits following year.

Bin yıllık kilise ziyarete açılacak Demre'de devam eden Myra- Andriake kazılarında, geçtiğimiz Temmuz ayında gün yüzüne çıkartılan 1000 yıllık kilise önümüzdeki yıl ziyarete açılacak.

10

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Restoration works in the small church which was unearthed in July in Myra-Andriake Excavations conducted in Demre District of Antalya are currently in progress.

Antalya’nın Demre İlçesi’nde yürütülen Myra Andriake Kazıları’nda geçtiğimiz Temmuz ayında gün yüzüne çıkartılan küçük kilisedeki restorasyon çalışmaları devam ediyor.

etrafında yapılacak kamulaştırmayla Demre Antik Kenti’ni tamamen gün yüzüne çıkaracaklarını söyleyen Çevik, Demre Ovası’nda büyük bir tarihi geçmişin yattığını tahmin ettiklerini kaydetti.

Kazı Başkanı Akdeniz Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Nevzat Çevik yerin 6 metre altındaki kilisenin tamamen gün yüzüne çıkartıldığını belirterek, “Kilisenin kazısı tamamlandı. Gerekli yerlerde restorasyon çalışmaları yapıldı. Kilise tamamıyla koruma altını alındı.” dedi. Gelecek yıl içerisinde ziyarete açılması planlanan kilisenin 11. ve 12. yüzyıl Hıristiyanlığına dair izleri taşıdığını belirten Çevik, kilisenin kapı girişi önünde İsa ve Meryem’den oluşan bir yakarış sahnesinin bulunduğunu kaydetti. Günyüzüne çıkartılan kilise içerisindeki ibadet yerlerinin sağlam olarak çıkartıldığını söyleyen Çevik, kilisedeki çalışmaları gelecek yıl içerisinde bitirmeyi planladıklarını kaydetti.

Myra Antik Kenti'nin bulunduğu Demre Ovası, üç kez sel felaketi yaşamış ve kent 6-7 metre civarında toprak altında kalmıştı. Demre'de bulunan Myra Antik Tiyatrosu ve Noel Baba Müzesi yaklaşık 4 metre toprak seviyesinin altında yer alıyor.

Excavation Head Prof. Nevzat Çevik, Lecturer at Akdeniz University, Faculty of Arts and Sciences, states that the church which is 6m below the ground has been completely unearthed and says; “Church’s excavation has been completed. Restoration works have been applied where necessary. The church has completely been taken under protection.’’ Indicating that the church which is planned to be opened for visits during next year has Christianity traces on dating back to 11th and 12th centuries, Çevik tells that there is an appeal scene of Jesus Christ and Virgin Mary before the entrance gate of the church. Çevik also tells that prayer areas inside the church uncovered are sound and they are planning to complete

the works in the church during next year. As Çevik points out that the Ancient City of Demre is 6-7m below the ground due to the alluvial soil accumulated, he also tells that they are attempting to draw the borders of the ancient city through geophysical works. Çevik tells that they will completely uncover Ancient City of Demre with the expropriation to be enforced around the ancient city and they are of the opinion that there is a great history underlying in Demre Plain. Demre Plain where Ancient City of Myra exists suffered three floods and the city remained under 6-7m soil. Myra Ancient Theatre and Santa Claus Museum in Demre are approximately 4m below the ground.

Antik Demre Kenti’nin biriken alüvyonlu topraklardan dolayı bugün 6-7 metre toprağın altında olduğunu belirten Çevik, bölgede gerçekleştirilen jeofizik çalışmalarıyla antik kentin sınırlarını çizmeye çalıştıklarını söyledi. Antik kent ANTALYA 11

Ekim - Kasım / October - November 2010


Güncel / Actual

“Antalya’mızın dergisi” Vali Dr. Ahmet Altıparmak göreve başlamasının ardından Antalya’ya kazandırdığı “Antalya Kültür ve Turizm Dergisi”yle, Antalya’nın dünya kenti olarak tanıtılmasına katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti.

“Our Antalya’s magazine” Governor Dr. Ahmet Altıparmak, who initiated the “Antalya Culture and tourism Magazine” after he became governor, stated that their aim was to contribute towards promoting Antalya as a world city. 12

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Dr. Ahmet Altıparmak’ın Antalya Valisi olarak göreve başlamasının ardından Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından yayınlanmaya başlanan Antalya Kültür ve Turizm Dergisi’nin ilk sayısı basın toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı. Valilikte düzenlenen basın toplantısında Vali Altıparmak’a Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Osman Budak, Akdeniz Turistik Oteller ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Sururi Çorabatır, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Bölge Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Çavuşoğlu, Antalya Rehberler Odası Başkanı Hasan Uysal eşlik etti.

İngilizce ve Türkçe yayın Vali Altıparmak Antalya’ya kazandırılan Antalya Kültür ve Turizm Dergisi’yle, Antalya’nın dünya kenti olarak tanıtılmasına katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti. Derginin tanıtım yönünden sağladığı potansiyele dikkat çeken Vali Altıparmak, “Ben ilk yayını beğendim. Emeği

The first issue of the Antalya Culture and Tourism Magazine, initiated by Antalya Provincial Directorate of Culture and Tourism after Dr. Ahmet Altıparmak became the governor of Antalya, made its debut with a press conference. Recep Yüksel (Deputy Governor responsible for Tourism), Ibrahim Acar (Antalya Provincial Director of Culture and Tourism), Çetin Osman Budak (Chairman of Antalya Chamber of Commerce and Industry), Sururi Çorabatır (Chairman of the Mediterranean Touristic Hotels and Business Association), Kerim Çavuşoğlu (Chairman of the Regional Executive Board for Turkish Travel Agents Association), and Hasan Uysal (Chairman of the Antalya Chamber of

Sektörden tam not! Çetin Osman Budak (ATSO Başkanı): Baştan sona güzel bir dergi olmuş. Neredeyse Antalya’nın bütün tarihini, kültürünü ve turizm açısından da önemli olan alanlarını ele alan başarılı bir çalışma. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum.

Travel Guides) accompanied Governor Altıparmak at the press conference, held at the governorship building.

Published in Turkish and English Governor Altıparmak pointed out that their aim by publishing the Antalya Culture and Tourism Magazine was to contribute towards Antalya being promoted as a world city. Governor Altıparmak drew attention to the amount of potential arising from the magazine in terms of presentation, and went on to say, “I liked the first issue. I would like to thank those who worked on it. Our magazine is available in both English and Turkish. The majority of our visitors are Russian and German tourists. This is why

Full marks from the sector Çetin Osman Budak (Chairman of Antalya Chamber of Commerce and Industry): It is a great magazine from start to finish. It is a successful project in terms of introducing nearly all of Antalya’s historical, cultural, and touristic locations. Thank you to all that contributed. ANTALYA 13

Ekim - Kasım / October - November 2010


Antalya

Aradığınız herşey

Antalya

Antalya has everything you are looking for Antalya, blessed generously in terms of nature and geography, offers the riches of its historical heritage and traces of a 40000-year settlement to its visitors unconditionally…

’da

Yaratanın tabiat ve coğrafya bakımından son derece cömert davrandığı Antalya, tarih mirası itibarı ile de 40 bin yıldır yaşamın sürdüğü topraklarının tüm zenginliğini koşulsuzca sunuyor misafirlerine… 32

ANTALYA

ANTALYA 33

Ağustos - Eylül / August - September 2010

Ağustos - Eylül / August - September 2010

geçen arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Dergimiz İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki dilde yayınlanıyor. Bölgemizi en çok Rus ve Alman turistler ziyaret ediyor. Bu nedenle ileriki süreçte arkadaşlarımızla değerlendirmelerde bulunup, imkân yarattığımız takdirde derginin İngilizce ve Türkçe’nin yanı sıra Rusça ve Almanca da yayınlanmasını umuyoruz.” dedi.

Antalya bu dergide Vali Altıparmak, “Dergi Antalya’mızın dergisidir. Dergimizin başarılı tanıtım potansiyelini turizme katkı sağlaması açısından

Kerim Çavuşoğlu (TÜRSAB BYK Başkanı): Çok başarılı bir dergi. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. İki dilde basılmış olması Antalya için çok önemli… Kaleiçi’nin tekrar eskisi gibi canlı hale getirilmelisi, turizmin 12 aya yayılmasında da etkili olacaktır.

iyi kullanmamız gerekiyor. Umarız dergimiz daha da iyiye giderek devam edecek. Birçok sektörün arzusunu ve isteğini burada yansıtma imkânı bulacağız” diye konuştu. Antalya Kültür ve Turizm Dergisi’nin yayın konsepti hakkında bilgi veren Vali Altıparmak, “Her sayımızda turizmcilerle röportaj, bir ilçemizin tanıtımı, güncel turizm ve kültür haberlerinin yanı sıra Antalya’ya dair her şeyi dergimizin sayfalarına taşıyacağız” dedi.

in the future, having evaluated the situation, we aim to publish our magazine in Russian and German as well as English and Turkish.”

Antalya is the subject of this magazine Governor Altıparmak said, Gezi / Trip

HAMİT SEÇİL

Kaleiçi’ne özel ilgi Kaleiçi’nin Antalya için çok önemli bir mekân olduğuKerim Çavuşoğlu (Chairman of the Regional Executive Board for Turkish Travel Agents Association): The magazine is very successful. Thank you to those that contributed. The fact that magazine is in two languages is hugely important for Antalya. I am sure it will be effective in spreading tourism over twelve months and livening up Kaleiçi as it was before.

Kaleiçi

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

tekrar gülümsüyor

Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış bölge bugünlerde yeniden hayat bulmaya çalışıyor. Bir dönem kaderine terk edilmiş Kaleiçi, yalnızlığından kurtulup güzelliklerini tekrar göstermeye başladı.

The region that has hosted many civilizations is trying to find a new life these days. Kaleiçi, which was once abandoned to its fate, has begun to show its beauties again after getting rid of its loneliness. 76

14

“The magazine belongs to our Antalya. We need to use our magazine wisely so that its successful presentation potential contributes to our tourism. We hope that our magazine continues while getting better and better. We will have the opportunity to reflect

ANTALYA

Ağustos - Eylül / August - September 2010

Kaleiçi smiles again


nu vurgulayan Vali Altıparmak, dergi içeriğinde Kaleiçi’ne ayrı bir önem verdiklerini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Dergimizde özellikle Antalya’mızın kültürel ve tarihi mirasını taşıyan değerlerin tanıtıldığı ve her sayıda Kaleiçi’ne yer verecek bir yayın programı oluşturduk. Kaleiçi’ndeki duayen diyebileceğimiz, gerçekten Antalya’ya mal olmuş, simge isimleri dergimiz vasıtasıyla tanıtmak, Kaleiçi’nde bir nostalji yaratmak, bunu da sadece Türkiye kamuoyuyla değil, Antalya’yı ziyarete gelen diğer ülke insanlarıyla da paylaşmayı planlıyoruz.”

Antalya Dergisi uçacak

the desires and requests of various sectors.” Governor Altıparmak gave details regarding the concept of the Antalya Culture and Tourism Magazine, and went on to say, “In every issue, we will publish interviews held with tourism professionals, an article about a district, current tourism and culture news, and carry everything relating to Antalya on to the pages of our magazine.”

A special interest in Kaleiçi Governor Altıparmak emphasised the importance of Kaleiçi for Antalya, stated that how it had a place of its own in the magazine, and went on to say,

Derginin protokol anlamında Türkiye’nin dört bir yanına dağıtıldığını da belirten Vali Altıparmak, derginin “We have prepared a publicaen kısa sürede anlaşma sağ- tion plan that makes room lanan bir uçak firması aracılığıyla uçakların koltuk ceplerine de konulacağını söyledi. Vali Altıparmak, “Dergimizi ilk sayısıyla birlikte Antalya Havalimanı’nda dağıtmaya başladık. Tüm bunların yanı sıra dergimize Antalya Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün resmi web sayfalarında da e-dergi olarak ulaşılabiliyor.” diye konuştu.

Sururi Çorabatır (AKTOB Başkanı): Sayın Valimize hoş geldiniz ziyaretinde bulunduğumuz esnada, Valimiz bizleri bu dergi projesi hakkında bilgilendirmişti. Antalya bu derginin heyecanlı bekleyişi içindeydi. Turizm sektörüyle ilgili piyasada çeşitli dergiler var, kamunun önderliğinde yapılan bu dergi benim için çok önemli. Antalya Kültür ve Turizm Dergisi’nin, Antalya Valiliği himayesinde olması

benim için çok önemli bir gelişme. Devletin dergisiyle turizme önem vermesi Antalya gibi turistik bir bölge için önem arz ediyor. Derginin Danışma ve Yayın Kurulu’nda çok değerli kişilerin olduğunu görüyorum. Bu nedenle derginin gelecekte çok başarılı olacağını tahmin ediyorum. Diğer dergilerle karşılaştırdığımız da bu dergiyi, bütün Antalya’yı kucaklaması açısında çok önemli buluyorum.

Hasan Uysal (ARO Başkanı): Dergi gerçekten çok güzel olmuş. Sektöre verdiğiniz katkılardan dolayı teşekkür ediyoruz. İçeriğiyle biz rehberlerin bile faydalanacağı çok güzel bir dergi olmuş. for Kaleiçi in every issue, and introduces the various values of Antalya that have cultural and historical heritage. We plan to introduce the doyens that have become a symbol of Antalya, and to create nostalgia in Kaleiçi not just for the Turkish public but to share this with foreigners visiting our country.”

Hasan Uysal (Chairman of the Antalya Chamber of Travel Guides): The magazine is truly great. Thank you for your contributions to the sector. With its contents, even we guides can benefit from this magazine.

Governor Altıparmak stated that in terms of protocol,

the magazine reached all four corners of Turkey, and explained that the magazine would become an airline magazine once they signed an agreement with an airline. Governor Altıparmak went on to say, “We started distributing our first issue at Antalya Airport. Alongside the paper copies, our magazine is available as an e-magazine on the websites of the Governorship of Antalya and Provincial Directorate of Culture and Tourism.”

Sururi Çorabatır (Chairman of the Mediterranean Touristic Hotels and Business Association): Our Governor informed us of this magazine project during our welcome visit. Antalya was anxiously awaiting this magazine. There are numerous magazines on the market regarding the tourism sector; being lead by the public, this magazine carried great importance for me. The fact that the Antalya Culture and Tourism Magazine is under the custody of the Governorship of Antalya

is a significant development for me. The fact that the government place importance on tourism with their magazine is extremely important for a touristic region like Antalya. I see the important names listed among the members of the Counselling and Editorial Board of the magazine. This is why I believe the magazine will be very successful in years to come. When we compare this magazine to others on the market, we see that it is more important in terms of embracing all of Antalya.

The Magazine for Antalya will take off

ANTALYA 15

Ekim - Kasım / October - November 2010


Spor / Sports

Akdeniz’e bir de

tepeden bakın! Yamaç paraşütüyle adrenaliniz yükselirken Akdeniz’in doyumsuz manzarası size eşlik ediyor.

16

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Try looking at the Mediterranean from above! The insatiable view of the Mediterranean accompanies you while you increase your adrenaline with paragliding.

Antalya’nın Kumluca İlçesi’ne bağlı Adrasan Beldesi’nde geçtiğimiz Nisan ayında başlayan yamaç paraşütüne ilk yılda talebin yüksek olduğu belirtildi. Bir tarafında dünyaca ünlü Olympos Antik Kenti, diğer tarafında da Gelidonya Feneri bulunan Adrasan Beldesi’ne bağlı 985 metre yükseklikteki Odunluk Tepe’de yapılan yamaç paraşütüne özellikle bölgeyi tercih eden Rus tatilciler yoğun ilgi gösteriyor. Yamaç paraşütü firması Kemer Paragliding’in sahibi Semih Özdemir, “Gerekli tüm izinleri alarak başladığımız bu çalışmayla birlikte, yamaç paraşütü yapanlar bu eşsiz manzaranın da tadını çıkarıyor” dedi. Bölgede bir ilki gerçekleştirdiklerini söyleyen Özdemir, “Daha önce Kaş’a kadar bu bölgede yamaç paraşütü yapılan bir uçuş noktası yoktu. Rüzgarın yönüne göre Adrasan ya da Karaöz’ e iniyoruz. Uçuş yaklaşık yarım saat sürüyor.” dedi.

Figures showed that there was a high demand for paragliding at Adrasan, a town in the district of Kumluca in Antalya, in its first year, since last April. In particular, Russian holidaymakers preferring the area as their holiday location show a great interest in the paragliding available at Odunluk Hill, which is 985 metres high and located in the town of Adrasan, where the world-famous ancient city of Olympus is located on one side, and Gelidonya Lighthouse is on the other. Semih Özdemir, owner of Kemer Paragliding, the paragliding company, stated, “Thanks to the facility we have opened by obtaining the necessary permissions, people who enjoy paragliding can make the most of the beautiful view.” Özdemir expressed that they were the first company to offer such services in the region, and went on to say, “No flight points were available for paragliding in this area up until Kaş. According to the wind directions, we land either in Adrasan, or in Karaöz. The flight takes on average half an hour.”

ANTALYA 17

Ekim - Kasım / October - November 2010


Röportaj / Interview HAMİT SEÇİL

En değerli markamız:

ANTALYA Antalya’nın dünya çapında kendini kanıtladığını vurgulayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a göre Antalya, ülkemiz turizmi içinde ayrıcalıklı ve özel bir konumda bulunuyor.

Our most valuable trademark Emphasizing that Antalya has proven itself worldwide Ertuğrul Günay, Minister of Culture and Tourism, thinks that Antalya has a privileged and special position in our country’s tourism. 18

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Türkiye’nin son yıllarda yapmış olduğu hamlelerle turizmde marka olma yönünde emin adımlarla ilerlediğini söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Son 25 yıl içerisinde Türkiye turizminin yüzde 750 civarında büyüme kaydettiğini belirtti. Antalya’nın dünya turizm ekonomisinin tartışıldığı, yatırımlara yön verildiği bir kent haline getirmesi gerektiğinin altını çizen Günay, kültür turizmini hareketlendirmek için kazı çalışmalarına ve müze ve örenyeri düzenlemelerine önem verdiklerini kaydetti. Türkiye turizmi geçen 25 yıllık süreçte hak ettiği noktaya ulaştı mı? Şu anda nerede? Uluslararası turist sayısı 2009 yılında 880 milyon kişiye ulaştı, ülkemizin dünya turizmindeki payı ise yüzde 3.5’lar civarında oldu. Uluslararası turizm gelirleri de 650 milyar doların üzerine çıktı. Turizm dünyada enerjiden sonra ikinci büyük sektör durumuna geldi. Bu rakamlar turizm sektörünün gerek ülke ekonomileri açısından gerekse sosyal ve kültürel açıdan ne denli büyük bir unsur olduğunu ortaya koyuyor. Ulusal ve uluslararası düzeyde kazandığı büyük boyutlarla turizm, dünya genelinde yatırımları ve iş hacmini geliştiren, gelir yaratan, döviz sağlayan, yeni istihdam alanları açan, sosyal ve kültürel hayatı etkileyen, siyasal bakımdan da önemli toplumsal fonksiyonların gerçekleştirilmesini kolaylaştıran bir sektör. Akdeniz ve Ege Denizi’ne 4 bin kilometreden fazla kıyısı ve binlerce tarihi ve kültürel mirasıyla dünya coğrafyasında önemli bir yeri olan Türkiye; özellikle son yıllarda turizm alanında yapmış olduğu hamleler ile dünyada bir turizm markası olma yönünde emin adım-

larla ilerleyen bir ülke durumunda. Türkiye’nin son 25 yılda bir imkansızı gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Bir yandan sınırları içinde terörle, diğer yandan dünyada ortaya çıkan hastalıklarla mücadele ederken öncü bir turizm ülkesi olma gayreti gösterdi ve turizmini bu denli geliştirerek dünyada örnek bir ülke konumuna geldi.

Hedef 60 milyon turist Turizmde gelecek hedefleri nasıl? Bakanlık olarak, ülkemizin turizmin en iyileri arasında yer alması için gereken tüm çalışmaları büyük bir gayretle yürütmekteyiz. 2009 yılını artı ile kapatmamız da bunun en güzel göstergesi. İlk beş ülke arasına girebilmek başlıca hedeflerimiz arasında ve bu hedefe ulaşmamız öncelikle sektördeki tüm kurum ve kuruluşların işbirliği halinde çalışmasıyla mümkün. Bu hedefe ulaşmak amacıyla da 2023 Turizm Stratejisini geliştirdik. Kamu ve özel sektörün işbirliğini gündeme getiren ve stratejik planlama çalışmalarının yönetim ve uygulamasına yönelik açılımlar sağlamasını amaçlayan bir çalışma. Söz konusu strateji, bölgesel destinasyonlar oluşturma, turizmi çeşitlendirme, ulaşım bağlantılarını güçlendirme ilkelerini barındırmakta. Bu ilkeler ışığında, ülkemizin doğal, kültürel, tarihi ve coğrafi değerlerinden koruma ve kullanma dengesi içinde yararlanmayı ve alternatif turizm türlerinden öncelikli olarak, sağlık, termal, kültür, kış, golf, eko, yayla, kongre ve fuar turizminin geliştirilerek sezonun bütün bir yıla yayılmasını sağlamayı, ülkemizin turizmden alacağı payı artırmayı amaçlıyoruz. Ülkemizin doğal ve tarihsel güzelliklerine sahip çıkmak konusunda daha bü-

Saying that Turkey has taken firm steps towards being a well-known trademark in tourism with the recent attempts it has accomplished in recent years, Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay indicates that Turkish tourism has grown in the ratio of around 750% in the last 25 years. Underlining that Antalya has to be converted into a city where tourism economy of the world is discussed and investments are directed, Günay states that they have paid attention to regulating museums and ruins as well as excavation works in order to liven up culture tourism.

years, Turkey is a country that progresses with firms steps towards being a trademark of tourism in the world especially with the attempts it has accomplished in tourism industry in recent years. It is possible for us to claim that Turkey has achieved the impossible in the last 25 years. As it has been struggling against terrorism within its borders on one side and against diseases that emerge globally, it has made considerable efforts to be a leading country of tourism; and it has become a model country in the world showing so much improvement in its tourism.

Has Turkish tourism reached the point which it deserves in the last 25 years? Where is it now? Number of international tourists reached 880 million in 2009; and our country’s share in world’s tourism was around 3.5%. International tourism revenues exceeded 650 billion dollars. Tourism has become the second biggest industry after energy. These numbers show that what a significant matter tourism industry is both in terms of economies of countries and socially and culturally. With considerable dimensions it has gained in national and international level; tourism is an industry that makes worldwide investments, improves turnover, creates revenues, provides foreign currency, creates new fields of employment, influences social and cultural life and facilitates the realization of social functions that are politically important. Having a weighty position in global geography with its coastline of longer than 4 thousand kilometres along Mediterranean and Aegean Sea and historical and cultural inheritance of thousands of

Aim is 60 million tourists What are the aims for the future in tourism? We, as Ministry, have been conducting all the works required for our country to be included among the bests of tourism with great attention. The best indicator of this is the fact that we ended the year 2009 with positive outcomes. Being among Top 5 countries is one of the aims we go for, and it will be possible if all the institutions and establishments in the industry work in co-operation primarily. To achieve this aim, we have developed 2023 Tourism Strategy. The strategic planning that focuses on the co-operation of public industry and private industry is a work that aims to provide advancements towards management and enforcement of strategic planning works. This strategy contains the principles of forming regional destinations, diversifying tourism and strengthening links of transportation contacts. In the light of these principles; we are aiming to benefit from our country’s natural, cultural, historical and geographical ANTALYA 19

Ekim - Kasım / October - November 2010


yük bir gayretle çalışarak, Türkiye’nin turizmden daha çok gelir elde etmesini hedefliyoruz. Türkiye Turizm Strateji-2023 Belgesi’nde belirlenen stratejik yaklaşımlar çerçevesinde yapılacak çalışmaların tamamlanması, geliştirilmesi, öngörülen bölgelerdeki altyapı ve konaklama ihtiyaçlarının karşılanması durumunda 2023 yılında 60 milyon turist, 80 milyar Dolar turizm geliri ve turist başına dünya ortalamasının üzerinde harcamaya ulaşılmasını hedefliyoruz. Bu yıl Türkiye genelinde yaklaşık 30 milyon turist, Antalya Bölgesi’nde ise 10 milyon turiste ev sahipliği yapılması hedefleniyor. Hedeflenen turizm geliri ise bölgede 9 milyar dolar. Bu rakamlar gelecekte nasıl arttırılabilinir? Antalya, ülkemiz turizmi içinde ayrıcalıklı ve özel bir konumda, ülkemizin en değerli markası. Antalya dünya çapında da kendini kanıtladı ve turizmde dünyanın bilinen kentlerinden biri haline geldi. Antalya’nın ve bölge turizminin en önemli özelliği; rakip ülkelere ve yörelere göre yeni, nitelikli ve sayısal olarak yüksek konaklama kapasitesine sahip olması. Türkiye’nin turizmde lokomotifi olan Antalya, Türk turizminin en büyük pazarı olan Almanya ve Rusya’da marka olduğunu kanıtladı ve diğer pazarlara açılmayı hedef haline getirdi. Kıyı turizminde Antalya ve kıyı Ege bölgeleri öne çıkıyor. Ancak deniz, kum ve güneş hem diğer Akdeniz ülkelerinde hem de dünyanın pek çok yerinde var. Bol olan üründe rekabet yoğun, pazar kaybetme riski yüksek olduğundan daha fazla proje üreterek ve kış periyoduna ağırlık vererek bir farklılık yaratma amacındayız. Deniz, kış, golf, yayla, mağa20

ANTALYA

ra, kamp, karavan ve inanç turizmi konusunda potansiyele sahip olan Antalya, dünya turizm sektörü içinde hem turist hem de turizm geliri artışı açısından çok hızlı ilerliyor. Antalya’nın bu başarısını etkin bir şekilde devam ettirerek, Antalya’yı dünya ekonomi zirvesinin yapıldığı, dünya turizm ekonomisinin tartışıldığı, yatırımlara yön verildiği bir kent haline getirmeliyiz. Çünkü Antalya, Avrupa ülkelerindeki gelişmiş birçok sanayi kentinden daha aktif bir konumda. Antalya’yı Barselona, Paris, Londra gibi Avrupa kentleri seviyesine getirmeyi amaçlıyoruz. Bunun yolu da kentin marka değerini yükseltmekten geçiyor. Nitekim hava yoluyla gelen turist sayısında, bu yılın Ocak- Eylül dönemi arasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12’lik bir artış kaydedildi. 22 Eylül itibariyle hava yoluyla 7 milyon 826 bin kişi Antalya’ya geldi. Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül dönemi bizim ‘yüksek sezon’ dediğimiz ve boş yatak bulamadığımız bir dönemdi. Antalya’da doluluk oranı yüzde 100’lere çıktı. Bu rakamlar bizi mutlu ediyor. Yılsonuna kadar Antalya’ya gelen turist sayısında 10 milyon hedefini yakalayacağımızı düşünüyoruz. Çevreyi, tarihimizi, doğal kaynaklarımızı koruduğumuz ve alternatif turizm türlerini geliştirdiğimiz müddetçe Antalya’nın turizmde önü daha da açılacak. Turizmin 12 aya yayılamaması Antalya bölgesinde kış mevsiminde büyük bir istihdam sorununu ortaya çıkartıyor. Sorun, kongre turizminin geliştirilmesi yoluyla çözülemez mi? Tüm dünyada gerçekleştirilen uluslararası kongre sayısı binin üzerinde. Ege ve Akdeniz bölgesi, başta Antalya olmak üzere bu kitleye sunaca-

Ekim - Kasım / October - November 2010

values within the balance of preservation and usage; improve alternative types of tourism that are primarily health, thermal, cultural tourism, winter tourism, golf, eco-tourism, plateau tourism, congress and fair tourism and make the tourism season continue all year long and increase our country’s share of tourism. Working even harder for protecting our country’s natural and historical beauties, we aim for Turkey to obtain more revenues from tourism. We aim to reach 60 million tourists, 80 billion dollars of tourism revenues and ratio of spending over world average per tourist in the year of 2023 in the event of that works to be performed in scope of the strategic approaches determined in Turkish Tourism Strategy-2023 Document are completed, developed and substructure and accommodation needs in anticipated regions are fulfilled. Approximately 30 million tourists in all over Turkey and 10 million tourists in Antalya region are expected to be hosted this year. Tourism revenues targeted are 9 billion dollars in the region. How can these numbers be increased in the future? Antalya is in a privileged and special position in our country’s tourism and it is the most valuable trademark of our country. Antalya has also proven itself worldwide and become one of the wellknown cities of the world in tourism. The most important feature of Antalya and the tourism of the region is that it has the capacity of accommodation that is newer, more qualified and higher in quantity in comparison with rival countries and regions. Being the locomotive of Turkey in

tourism, Antalya has proven to be a trademark in Germany and Russia that are the biggest market for Turkish tourism and determined opening to other markets as an aim. Antalya and coastal Aegean regions come into prominence in coastal tourism. However; you can find sea, sand and sun both in other Mediterranean countries and in many other places of the world. As there is much rivalry and high risk of losing a market for abundant products, we are aiming to create a difference making more projects and paying more attention to winter season. Having potential for sea, winter, golf, plateau, cave, camping, caravan and belief tourisms Antalya is progressing very rapidly both in terms of tourists and tourism revenues in world tourism industry. Keeping this success of Antalya continual efficiently, we need to convert Antalya into a city where summit meetings of world economy are held, world economy is discussed and investments are directed. That is because Antalya is in a much more active position than many industrialized and developed cities in European countries. We aim to raise Antalya up to the levels of European cities such as Barcelona, Paris and London. The way to achieve is to increase the trademark value of the city. Thus; an increase of 12% has been recorded in number of tourists that come to Antalya by air during the period of January-September in comparison with the same period of last year. 7 million 826 thousand people came to Antalya by air as of the date of September 22nd. The period of June, July, August


ğı geniş bir ürün yelpazesine sahip. Tüm otellerde olmasa bile Antalya bölgesinde ciddi anlamda kongre turizmine önem veren ve buna yönelik toplantı salonları inşa etmiş birçok otel var. Kış döneminde bu otellerin diğer otellere göre daha avantajlı olacağı muhakkak. Bölgede birkaç yüz kişilik otel toplantı salonları yanında, aynı anda 4-5 bin katılımcıya hizmet sunabilecek müstakil kongrekonferans salonları da yaparak bunu başarabiliriz.

of hotels that take congress tourism very seriously and have built meeting halls for this purpose in Antalya region. It is doubtless that these hotels will be more advantageous than other hotels in winter. We can achieve this by building independent congress-convention halls that can serve 4-5 thousand participants at the same time in addition to meeting halls of hotels that serve a few hundred people.

Bu doğrultuda hedef ve ilkelere ulaşmak üzere, Antalya Perge Kongre ve Fuar Turizm Merkezi’nde planlama çalışmalarına Antalya Büyükşehir Belediyesince başlanıldı. Kurum görüşleri doğrultusunda söz konusu alanın kongre merkezi olarak planlanması düşünülüyor. Ayrıca Bakanlığımızca ilan edilen Kuzey Antalya Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kapsamında da kongre merkezleri gerçekleştirilmesi planlandı. Ancak bu bölgedeki mülkiyet problemleri nedeni ile planlama çalışmaları henüz sonuçlandırılmadı. Mülkiyet sorununun çözülmesi halinde anılan bölge kongre merkezi olarak planlanacak. Bunun dışında, kültür turizmini hareketlendirmek için kazı çalışmaları ile müze ve ören yeri düzenlemelerine önem veriyoruz. Deniz turizmine de ağırlık veriyoruz. Yılın altı ayında turizmi çeşitlendirerek turizm destinasyonunu taçlandırmamız gerekiyor. Yeni yat limanı, çekek yeri yapılması, kruvaziyer turizmi gibi iyi gelir bırakan turizm çeşidinin güçlenmesi hususunda çalışmalar yapıyoruz. Antalya, turizmde istikrarlı şekilde ilerliyor ve dünya turizmindeki yerini sağlamlaştırıyor.

and September is a period that we call ‘’high season’’ and cannot find any empty beds. Occupancy rate in Antalya went up to 100%. These numbers make us happy. We are of the opinion that we will achieve our target of 10 million tourists coming to Antalya until the end of the year. As long as we protect our environment, history and natural sources and develop alternative types of tourism, future of Antalya will be much clearer in tourism.

Failing to benefit from tourism during 12 months creates a huge employment problem. Do you think the problem can be solved by developing congress tourism? Number of international congresses organized all over the world is over one thousand. Aegean and Mediterranean regions, primarily Antalya, have a wide range of products to be presented to this group of people. Though not in all hotels, there are plenty

In order to achieve the targets and principles in this direction, planning studies have been started by Antalya Metropolitan Municipality at Antalya Perge Congress and Fair Tourism Centre. The area is thought to be planned as a congress centre in direction of the institution’s opinions. Moreover, it has been planned to be a congress centre within Northern Antalya Culture and Tourism Protection and Development Zone announced by our Ministry. Nevertheless, planning studies have not been concluded yet as there are still problems of ownership in this region. As soon as the ownership problem is solved, the region will be planned as a congress centre. Apart from this, we pay attention to excavations and regulating museums and historical ruins in order to create boom in cultural tourism. We attach more importance to sea tourism. We need to crown our tourism destinations by diversifying tourism during six months of the year. We have been working on improving the types of tourism that bring in considerable revenues such as building a new marina and boat yard and cruise tourism. Antalya is making stable progresses in tourism and secures its position in world tourism. ANTALYA 21

Ekim - Kasım / October - November 2010


KAŞ

HAMİT SEÇİL

A four thousand-year heaven I am the real deal for those looking for a location. Every day at sunrise, the wind asks the same question; can there really be a heaven on earth?

22

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Dört bin yıllık cennet:

KAŞ Mekanını arayanların hakikatiyim ben. Her gün doğumunda rüzgarlar hep aynı soruyu getirir kulağıma: Gerçekten bir cennet olabilir mi yeryüzünde?

Fotoğraflar / Photographs: Hamit Seçil, Kaş Turizm Danışma Bürosu / Kaş Tourism Information Office

ANTALYA 23

Ekim - Kasım / October - November 2010


Üzerimdeki çalılar yanıltmasın sizi; onlar benim ormanlarım. Turkuaz mavisi nazlı denizim, dantel gibi işler kıyılarımı. Akdeniz’e cömertçe dağıttığım parçalarım üzerinde yaşar insanlar çağlar boyu. Bir yanımda asırlardır övünçle taşıdığım Patara, bir yanımda ise kardeşim Meis… İster taş deyin ister toprak, ister mavi deyin ister yeşil, ister maki deyin ister orman, ister tarih deyin ister yarın 4 bin yıllık bir cennetim. Sessiz bir mabet gibi karşınızda duran; ben, Kaş’ım…

leştiler. Antik Mısır kayıtlarına göre Hititçe ‘Işık’ anlamına gelen ‘Luk’ kökünden türeyerek Likya adını alan uygarlık, tarihte bu nedenle ‘Işık Ülkesi’ olarak da adlandırılır. Tarihçiler Likyalıları, cesur ve aydın insanlar olarak anlatır-

Yılın üç yüz günü güneşli olması nedeniyle “Işık Ülkesi” olarak adlandırılan Likya Uygarlığı’na ait, birçok tarihi esere ev sahipliği yapan Kaş, Teke Yarımadası’nın güney ucunda yer alır. Tam karşısındaki Meis Adası’yla, Yunanistan’a komşu olan Kaş, yerli ve yabancı misafirlerine güzelliklerini sunuyor. Sırtını 3 bin metre yüksekliğindeki Toros Dağları’na yaslayan turizm merkezi, titizlikle korunmuş tarihi ve doğal güzelleriyle, misafirlerine huzurlu bir tatil imkanı sağlıyor. Antalya Bölgesi’nde hakim olan, her şey dahil sistemini uygulamayan sayılı merkezlerden biri olan Kaş, misafirlerine butik oteller, pansiyonlar ve campinglerde hizmet veriyor. Yılda 250 bin turiste ev sahipliği yaparken sessizliğinden ödün vermeyen Kaş, Yavaş Kent (Citta Slow) olma yolunda ilerliyor.

Aydınlık ve cesur insanların yurdu: Likya M.Ö 2 bin 200 yılında Anadolu’ya göç eden kavimlerden biridir; Likyalılar. İlk önce Ege ve Akdeniz kıyılarını mesken tutup daha sonra günümüzde Teke Yarımadası olarak bilinen Antalya ile Fethiye arasındaki bölgeye yer24

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

Do not let the branches covering me fool you; they are my forest. My turquoise delicate sea adorns my shores like lace. For centuries, people live on my parts, which I have generously distributed to the Mediterranean. On one side,

I have Patara, which I carry with pride for centuries, and on the other is my sibling Kastelorizo. Whether you call it stone or earth, blue or green, scrub or forest, the past or the future, I am a 4000-year old heaven. I, Kaş,


lar. M.Ö 6’ıncı yüzyılda Anadolu, Pers işgaline uğradığında, Persler Likya’nın başkenti olan Xanthos kapılarına dayanırlar. Tarihi kayıtlarda bu saldırı şöyle anlatılır: “Pers saldırısının ardından yenilgiyi kabullenmeyen Likyalı erkekler, Persler’e teslim olmak yerine önce kentlerini ateşe verip, ardından ailelerini öldürüp, sonra da kanlarının son damlalarına kadar savaştılar.” Antik Yunan Tarihçisi Homeros, İlyada Destanı’nda Likyalılar için “Özgürlükleri uğruna ölümü göze alan cesur insanlar” der. M.Ö 2’inci yüzyılda Likya’daki kentler bir araya gelerek, insanlık tarihinde bir ilki gerçekleştirir. ‘Likya Birliği’ adıyla bilinen federasyonu kuran kentler, ekonomik ve kültürel alanda büyük bir atılım gerçekleştirir.

Likya Bölgesi’nde hayvancılık ve tarımın yanı sıra balıkçılık ve sünger avcılığı da tarih boyunca önemli bir geçim kaynağı olmuştur. Bünyesinde birçok limanı bulunduran Likya’nın, Akdeniz ülkeleriyle yoğun bir ticari ilişkisi içinde olduğu belirtilmektedir. Likyalıların tüm ticari ve siyasi faaliyetlerinin karar noktası Patara Kenti’nde bulunan parlamentodur. Dünyanın ilk demokratik parlamentosu olması nedeniyle, büyük bir önem taşıyan bu eser, bugün Patara Antik Kenti’nde gün ışığına çıkarılmıştır. Bu nedenle Likyalılar tarihte, ilk Demokra-

stand before you as a silent sanctuary. Kaş, home to numerous historical artefacts belonging to the Lycian Civilisation, named “The Land of Light” because it is sunny three hundred days of the year, is located at the south point of Teke Peninsula. Directly opposite the Island of Kastelorizo, Kaş is a neighbour of Greece that offers its beauties to local and foreign visitors. The touristic location, supported by the 3000-metre high Taurus Mountains, offers its guests the opportunity of a serene holiday with it meticu-

lously preserved historical and natural beauties. As opposed to the all-inclusive accommodation mentality dominating the region of Antalya, Kaş, is one of the few locations that offers its visitors boutique hotels, lodgings, and camping sites instead. Kaş does not compromise its silence even though it welcomes 250,000 tourists a year, and is on its way to becoming a Citta Slow.

The land of courageous and intelligent people: Lycia The Lycians were one of the tribes that migrated to Anatolia in 2200 B.C. Initially they settled down on the shores of the Aegean and Mediterranean before they moved to the region between Antalya and Fethiye, known today as the Teke Peninsula. According

ANTALYA 25

Ekim - Kasım / October - November 2010


tik Cumhuriyeti kurarak kendilerinden sonraki medeniyetlere yol gösteren, aydın insanlar olarak bilinir. Görkemli tarihinde birçok salgın hastalık ve yangınla mücadelede eden Likya, Milattan Sonra 141 yılında büyük bir depremle yerle bir olur. Yaşanan depremin ardından Roma İmparatorluğu’nun yardımıyla yeniden inşa edilen Likya, geçirdiği ikinci büyük depremden sonra ‘Karanlık Dönem’ olarak adlandırılan bir süreç yaşar. 1071 yılında Malazgirt Savaşı’yla Anadolu’ya ayak basan Türk boyları ile birlikte, bölgeye Yörükler hakim olur. 13’üncü yüzyılda bölge tamamen Türkleşir. 18’inci yüz yıla kadar konargöçer yaşayan Yörüklerin, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında yerleşik yaşama geçmeleri için çalışmalar yapılmıştır. An-

cak iklimsel koşullardan dolayı konargöçerlik günümüzde de hala devam etmektedir.

Arkası taş, önü yaş Bir rivayete göre; Kaş’ta üç gün kalan bir kişi, ömrünün sonuna kadar hep bu toprakları ziyaret etmek istermiş. Yerli halkın “Arkası taş, önü yaş” diyerek tanımladığı Kaş, Akdeniz Bölgesi’nin son kasabasıdır. Kaş, sırtını yasladığı Toros Dağları ile Akdeniz arasında kalan eğimli bir yamaç üzerine kurulmuştur. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Kaş’ta, sahil bandını makiler kaplarken, bin metreden sonra Türkiye’nin en güzel sedir ve ardıç ormanları boy verir. Şehir merkezi Çukurbağ Yarımadası, Limanağzı Koyu, İnceburun ve Uluburun yarımadalarıyla çevirilidir.

Karşısında Yunanistan’ın Meis Adası bulunan Kaş, dar sokaklarıyla tipik bir Akdeniz kasaba26

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

to ancient Egyptian records, the civilisation Lycia received its name from the word “Luk,” meaning “Light” in Hittite; hence why it is known as “The Land of Light” in history. Historians define Lycians as courageous and intellectual. When the Persians invaded the Anatolia of the 6th century B.C., they invaded Xanthos, the capital of Lycia. Historical records descried this invasion as, “The men of Lycia found it hard to accept defeat after the Persians invasion so, instead of surrendering to the Persians, they set their towns on fire, killed their families, and then fought until they died. In Iliad, Homer, the ancient Greek historian, described the Lycians as, “Courageous people that ventured death for their freedom.” In the second century B.C., the towns of Lycia came together, a first in the history of humanity. The towns that established the federation known as “The Lycian League,” took huge steps economically and culturally. Throughout history, fishing and sponge diving was a major form of income alongside agriculture and husbandry in the region of Lycia. As it incorporated numerous ports within its borders, Lycian had major trading relationships with Mediterranean countries. The parliament, located in the city of Patara, was the decision point for all trading and political activities concerning Lycians. This building, which carries great importance because it is the world’s first democratic parliament, has been uncovered in the Ancient City of Patara. The reason why Lycians are known as intelligent people in history is that they set an example for

following civilisations by being the first democratic republic. An earthquake in A.D. 141 destroyed Lycia, who fought against numerous diseases and fires throughout its magnificent history. The Romans helped to rebuild Lycia after the earthquake, but the second earthquake is “The Dark Age” for Lycia. After the War of Malazgirt in 1071, Turkish tribes enter Anatolia, and Nomads dominated the region. In the 13th century, the region became a solely Turkish. Until the 18th century, numerous efforts were made in the early years of the Ottoman Empire and the Turkish Republic for Nomads to convert to a settled lifestyle instead of constantly moving. However, constantly moving continues today due to the climate conditions.

Its back is stone, its front wet According to legend, somebody that visits Kaş for three days will always want to come back for a visit. Kaş, described by locals as “Stone behind, wet out front,” is the last town in the Mediterranean Region. Kaş lies on the slope between the Taurus Mountains, which it leans against, and the Mediterranean. Scrub covers the shores of Kaş, dominated by the Mediterranean climate, which lead you to Turkey’s most beautiful cedar and juniper forests a thousand metres away. Çukurbağ Peninsula, Limanağzı Bay, Inceburun Peninsula, and Uluburun Peninsula border the city centre. With its narrow streets, located opposite the Greek island of Kastelorizo, Kaş is a typical Mediterranean town. The heart of the town is the Republic Square, where all


Aslanl覺 Lahit / The Lion Tomb

ANTALYA 27

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


sıdır. Kasabanın kalbi, tüm yolların kesişim noktası olan Cumhuriyet Meydanı’nda atar. Kasabanın en ünlü ve en işlek caddesi olan Uzunçarşı Caddesi ise alışveriş tutkunlarının vazgeçilmez durağıdır. Tarihi evleri sarmalayan begonvil ve yaseminler, ziyaretçilere seyirlik bir haz sunarken, Uzunçarşı Kaş’ın simgesi olan Aslanlı Lahit ile son buluyor. Caddede hediyelik eşya dükkanları, giyim mağazaları ve tur acenteleri yer alıyor.

bir çiftin, ilk günlerini denizde geçirme ritüeli gelir. Tekneleriyle denize açılarak ailelerini kuran çiftler, bugün o teknelerde ailece turistlere hizmet vermektedir. Kaş’ta yerli halkın, deniz ve doğayla iç içe olan yaşantısı, özgün bir işletme modelini ortaya çıkarmıştır. Antalya Bölgesi’nde turizm işletmeciliğine son 10 yılda hakim olan ‘Her şey dahil sistem’ Kaş’taki aile işletmeleri

the roads intercept. Uzunçarşı Street, the town’s most famous and busy street, is the essential spot for shopping enthusiasts. While the bougainvilleas and jasmines wrapped around the historic houses provide visitors with a great view, Uzunçarşı ends with Aslanlı Lahit (The Lion Tomb), which is the symbol of Kaş. Souvenir shops, clothes shops, and tour agents are

On its way to be a Citta Slow

Kaş’ın en fazla ziyaret edilen tarihi mekanları arasında olan Kilise Camii, Kaş Antik Tiyatrosu ve Antik Sarnıç, Çukurbağ Yarımadası’nda bulunuyor. Cumhuriyet Meydanı’nın batısında kalan ve Yarımada olarak adlandırılan mevkide ise butik ve apart otellerden oluşan konaklama tesislerini bulabilirsiniz. Cumhuriyet Meydanı’nın güneydoğu köşesinden Hükümet Caddesi’ni takip ederek, kent merkezindeki Küçük Çakıl Plajı’na 15 dakikalık yürüme mesafesiyle varılır. Bu yol takip edildiği takdirde, yolun sonunda bulunan Büyük Çakıl Plajı’na ulaşılır. Meydanın güneybatısında yer alan Limanağzı Koyu’na ise karadan ulaşım yoktur. Limanağzı Koyu’na ulaşmak için limandan her yarım saatte bir kalkan, yöre halkı tarafından özel olarak dizayn edilmiş balıkçı tekneleri kullanılır.

Citta Slow olma yolunda 1970’li yıllarda sırt çantalı turistlerin, Fethiye’den başlayıp, Antalya’ya kadar uzanan Likya Yolu yürüyüşlerinde Kaş turizmle tanışır. Sezonda evlerini pansiyona çevirerek turizme hizmet veren yerli halk, yüzyıllık geleneklerini de turizme aktarır. Bu geleneklerin en başında ise yeni evli 28

ANTALYA

(Republic Square). You can reach Küçük Çakıl Beach, located in the city centre, by following Hükümet Street from the southeast corner of Republic Square on foot for 15 minutes. In the event that you follow this road, you will reach Büyük Çakıl Beach at the end. There is no access via road to Limanağzı Bay, located southwest of the square. Specially designed fishing boats by locals will take you to Limanağzı Bay; they depart from the port every half hour.

tarafından kabul görmemiştir. Kaşlılar, uyguladıkları turizm modeliyle gelecekte Türkiye turizmine örnek olmayı hedefliyor. Üretimden tüketime, çevreden mimariye, kültürden eğitime birçok alanda daha yaşanabilir bir şehir oluşturmayı ve bu standartları korumayı hedefleyen Kaş’ta, 1999 yılında ilk kez İtalya’da orta-

Ekim - Kasım / October - November 2010

located on the street. Kilise Camii (Church Mosque), Kaş Antique Theatre, and Ancient Cistern are all located on the Çukurbağ Peninsula. You can find accommodation facilities in the form of boutique and apart hotels on the Peninsula, located west of Cumhuriyet Meydanı

Kaş experienced tourism for the first time in the 1970s, when backpackers started walking along Lycian Way from Fethiye to Antalya. The locals, that serve tourism by converting their homes into bed and breakfasts during the tourism season, contribute century-old traditions to tourism. One of the most famous traditions is that newlyweds spend their first couple of days at sea. Those couples that built their families at sea now welcome tourists onto their boats as a family. The fact that the locals of Kaş live a life where sea and nature are one, establishes a unique business model. The family businesses in Kaş refuse to accept the “All inclusive” concept, which dominates the tourism business in the region of Antalya, and has done so for the last 10 years. The people of Kaş aim to set an example for the future of Turkish tourism with the tourism model currently implemented. Kaş aims to establish a liveable city, taking into account many areas from production to consumption, from the environment to architecture, from culture to education, to preserve standards, and


ya çıkan ‘Yavaş Şehir’ (Citta Slow) modeli uygulanmak isteniyor. Kaş’ın yerel yöneticileri ve sivil toplum örgütleri yaklaşık bir yıldır, Kaş’a ‘Yavaş Şehir’i simgeleyen Salyangoz Bayrağı’nı asmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Antik şehirler Xanthos (Kınık): Likya Birliği’nin başkenti olan Xanthos, Kaş’ın 45 kilometre batısında yer alıyor. Likya Birliği’ni oluşturan şehirlerin büyüklüklerine göre temsilci gönderdiği başkent Xanthos, tarihinde iki büyük katliam, bir büyük yangına ve iki defa da şiddetli depreme maruz kalmıştır. Likya Birliği’nin idari ve dini merkezi olan Xanthos, Helen ve Roma İmparatorluklarına ev sahipliği yapmıştır. Likya uygarlığının özgünlüğü ve kazılarda elde edilen buluntuların önemi nedeniyle Xanthos Antik Kenti UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiştir. Patara (Gelemiş): Likya Bölgesi’nin en önemli limanlarından olan Patara, M.Ö 3’üncü yüzyılda kurulmuştur. Kaş’ın 50 kilometre batısından bulunan Patara’ya, üç gözlü anıtsal kapıdan girilir. Likya Birliği’nde üç oya sahip, altı büyük Likya şehrinden birisi olan Patara’da bulunan eserlerin büyük bir kısmı, Roma dönemine aittir. Noel Baba’nın dünyaya geldiği Patara Antik Kent’i, Türkiye’nin en geniş ve en uzun kumsalını da sahiptir. Dünyanın ilk demokratik meclisine de ev sahipliği yapan Patara’da restorasyon çalışmaları devam ediyor. Apollonia (Kılınç): Kaş’a 22 kilometre uzaklıktaki Kılınç Köyü sınırlarında bulunan, Apollania yüksek bir tepenin üzerine inşa edilmiştir. Dağın

eğimine uygun küçük bir tiyatro ile anıt mezarları barındıran kentte, Roma dönemine ait kabartma figürlerine rastlanmaktadır. Aperlai (Sıcak İskelesi): Kaş’tan motorlu tekneler aracılığıyla, 1 saatte ulaşılan Aperlai Antik Kenti, büyük bir koyun yamaçlarına kurulmuştur. Milattan önce 5’nci yüzyılda yerleşimin olduğu Aperlai’da,

ultimately implement the Citta Slow model, first seen in Italy in 1999. For the past year, local administrator and nongovernmental organisations in Kaş have been putting up Snail Flags, symbolising the Citta Slow.

both the Hellene Empire and the Roman Empire. UNESCO added the Ancient City of Xanthos to the World Heritage List of Culture because of the findings uncovered during excavations and the originality of the Lycian civilisation.

The ancient cities

Patara (Gelemiş): Established in the third century B.C. Patara is one of the most important ports in the Lycian Region. Entrance to Patara, located 50-kilometres west of Kaş, is through a three-eyed monumental gate. The majority of the artefacts found in Patara, one of the six largest Lycian cities carrying three votes in the Lycian League, belong to the Roman era. The Ancient City of Patara, the birthplace of Santa Claus, has the widest and longest beach in Turkey. Renovation works continue at Patara, home to the world’s first democratic council.

Xanthos (Kınık): Xanthos, the capital city of the Lycian

Apollonia (Kılınç): Located within the borders of Kılınç Village, 22-kilometres from Kaş, Apollania stands on top of a high hill. In the city that has a small theatre, suitable for the mountains slight slope, and monumental graves, there are relief figures belonging to the Roman era.

Sarnıç

eski Likya surlarının üzerine Roma surlarının inşa edildiğini gözlemlenmektedir. Kynaeai (Yavu): Kaş’ın 23 kilometre doğusunda bulunan antik şehir, sarp kayalıklar üzerine kurulmuştur. M.Ö 7’inci yüzyılda yaşamın başladığı varsayılan Kynaeai Antik Kent’te, kayalara oyulmuş mezarlar ve bir amfi tiyatro bulunmaktadır.

League, is located 45-kilometres west of Kaş. Throughout history, the capital city of Xanthos, where representatives went according to the magnitude of the cities forming the Lycian League, experienced two large-scale massacres, one great fire, and two devastating earthquakes. Xanthos, the administrative and religious centre of the Lycian League, was home to

Aperlae (Sıcak Iskelesi): The Ancient City of Aperlae, reached after an hour-long motor boat ride from Kaş, is located on the slopes of a large bay. At Aperlae, where there was settlement in the 5th century B.C., it is obvious that the Roman walls were built on top of the old Lycian walls. Kynaeai (Yavu): The ancient city of Kynaeai, located 23-kilometres east of Kaş, is built on a cliff. The Ancient City of Kynaeai, where life started ANTALYA 29

Ekim - Kasım / October - November 2010


Sessiz heyecanların merkezi SELAMİ KAPANKAYA / Kaymakam Tarih ve turizmin birbirini kucakladığı, mavi ve yeşilin bin bir tonunun birbirine karıştığı Işık Ülkesi Likya’nın ve Türkiye turizminin kalbidir Kaş. Mavi bayraklı plajları ve su altı zenginlikleriyle dalış tutkunlarının merkezi olan Kaş, günübirlik tekne turlarının yanı sıra mavi yolculuğun vazgeçilmez rotasıdır. Tüm bunlarının yanı sıra Eşen Çayı’nda rafting ve Kırdavlı Tepesi’nden başlayıp limana uzanan yamaç paraşütü ile sessiz heyecanların merkezidir. Dünyanın en önemli kültür mirası olan Patara, ilçemiz sınırları içerisinde yer alıyor. Uluslararası bir organizasyonla, Patara Antik Kent’i içinde bulunan dünyanın ilk demokratik meclisinin gün yüzüne çıkarılması planlanıyor. Tarihin asırlar boyu devam eden birikimini yalnızca Patara’da değil, ilçemizin diğer önemli Antik Kent’i olan UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Xanthos’un yanı sıra Kaş sokaklarında ve mimarisinde de görebilmek mümkündür. Dünyanın en uzun plajlarından olan 12 kilometre uzunluğundaki kumsalıyla Patara, Caretta Caretta kaplumbağalarının doğumuna ev sahipliği yapar. Saklıkent ve Antalya’nın en önemli yaylalarından biri olan Gömbe, Kaş’ın sahip olduğu tabiat harikalarındandır. İlçemizin ulaşım konusunda coğrafi nedenlerle yaşadığı dezavantaj, doğal ve tarihi değerlerin büyük oranda korunabilmesine avantaj sağlamıştır. Görevimizin sahip olduğumuz bu değerleri ve güzellikleri bozmadan, koruyarak ve daha da geliştirerek insanlarımızın hizmetine sunmak olduğunu düşünüyorum...

30

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

The place of quiet excitements SELAMI KAPANKAYA / District Governor Kaş is the heart of Turkey and Lycia, the Land of Light where history and tourism are one and all shades of blue and green come together. Kaş, the location for diving enthusiasts with its blue-flagged beaches and underwater riches, is the essential route for cruise liners as well as daily boat trips. With rafting at Eşen Brook and paragliding starting from Kırdavlı Hill and ending at the port, Kaş is the location of quite excitements. Within our borders is Patara, the world’s most important cultural heritage. We plan to uncover the world’s first democratic parliament, located within the Ancient City of Patara, with an international organisation. Patara is not the only location where history lives on, it is possible to see the traces of history in Xanthos, another ancient city, listed in UNESCO’s list of World Heritage of Culture, in the streets of Kaş, and in its architecture. With its 12-kilometre beach, one of the longest in the world, Patara is the breeding ground for Caretta Caretta turtles. One of the natural wonders in Kaş is Gömbe, one of the most important summer camping grounds in Saklıkent and Antalya. The disadvantage of its geographical location transportationwise, brings about the advantage of being able to preserve natural and historical values. I believe that our job is to offer our people these values and beauties without spoiling them, preserving them, and developing them.


Bayındır: Kaş’a 7 kilometre uzaklıkta olan Bayındır Köyü’nde bulunan kentte, kayalara oyulmuş kadın ve erkek figürleri yer almaktadır. Likya’nın şifa tanrısı Kakasbus’a ait tasvirlerin de yer aldığı kent, lahitlere de ev sahipliği yapmaktadır.

ki kadın heykelleri, Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Tarihi Eserler Antik Sarnıç: Tarihi su deposunun yapımı MÖ 5’inci yüzyıla dayanır. Üstündeki yapının su ihtiyacını gidermek

in the 7th century B.C., has tombs carved in rocks and an amphitheatre. Bayındır: At the city in Bayındır Village, located 7-kilometres from Kaş, are figures of men and women carved in the rocks. The city,

uncovered during excavations at the city, with numerous rock graves, are on display at Antalya Museum.

Historical Artefacts The Ancient Cistern: The

Antik Tiyatro / Ancient Theatre

Nisa (Sütleğen): Orta Likya’nın en eski şehirlerinde Nisa, Kaş’a 60 kilometre uzaklıktadır. Likya ve Roma devrinden kalma tarihi eserlerin bulunduğu kentte, gün ışığına çıkarılan lahitlerin, ön cephelerinde mızrak, kalkan ve kadın-erkek tasvirlerine rastlanmaktadır. Pirha (Bezirgan): Orta Likya’nın en büyük şehirlerinden biri olan Pirha, 850 metre yükseklikteki bir yamaca kurulmuştur. Birçok kaya mezarının bulunduğu kentte, yapılan kazılar sonrası gün ışığına çıkarılan giyinik halde-

amacıyla yapılmış olan sarnıç, tarih boyunca şarap, zeytinyağı, sebze ve su depolamak için kullanılmıştır. Kaş Amfi Tiyatro’ya kadar uzanan su depoları arasında günümüze kadar gelen tek su deposudur. Restorasyonu 2001 yılında tamamlanan Antik Sarnıç içerisinde, kazılar sırasında bulunan amforalar sergilenmektedir. Likya Yazılı Anıt Mezarı: Anadolu’da görülen değişik mezar tiplerinden bazılarında, kayalara oyulmuş mezarlar ile dört bir tarafa serpiştirilmiş lahitler gelir. Bu lahitle-

where illustrations of Kakabus, Lycian’s God of Cure, are present, is home to tombs. Nisa (Sütleğen): Nisa, one of the oldest cities in Central Lycia, is 60-kilometres from Kaş. You come across uncovered tombs, spears, shields, and female – male illustrations on the front facades of the city, where there are historical artefacts belonging to the Lycian and Roman era. Pirha (Bezirgan): Located on an 850-metre high hillside is Pirha, one of the biggest cities in Central Lycia. The dressed female statues

construction of the historical water tank dates back to the 5th century B.C. Throughout history, wine, olive oil, vegetables, and water was stored in the cistern, built to meet the water needs of the region. It is only water tank to stay standing among the water tanks stretching until Kaş Amphitheatre. On display in the Ancient Cistern, whose renovations ended in 2001, are the amphorae uncovered during excavations. The Monumental Grave with a Lycian Inscription: Among the different types ANTALYA 31

Ekim - Kasım / October - November 2010


Kaputaj Plaj覺

32

ANTALYA

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


Doğaya saygılı olacağız ABDULLAH GÜLTEKİN / Belediye Başkanı Kaş 1970’lerde turizm başladığında sade, küçük bir balıkçı kasabasıydı. 1980’den sonra yaşanan turizm patlamasından Kaş da nasibini aldı. Şu anda Kaş merkezde 5 bin yatak kapasitesi bulunmaktadır. Kaş’ın doğal ve kültürel zenginliklerini korumak için imar anlamında büyümesini istemiyoruz. Yapımı devam eden marina inşaatının tamamlanmasıyla birlikte 450 yatlık bir kapasiteye ulaşacağız. Doğayı bozmamak için yapılaşmayı çevre köylere yaymayı düşünüyoruz. Esnafın da turizmden pay alması için butik otel sistemini tercih ediyoruz. Kaş, her şey dahil sitemini uygulamayan nadir destinasyonlardan birisidir. İlçemiz Antik Tiyatrosu’nda restorasyon çalışmaları devam etmektedir. Hedefimiz; Kaş’ı imar anlamında büyütmeden, doğasını bozmadan, sessizlik ve sükunetini koruyarak turizmde marka bir şehir yapmaktır.

We should respect nature ABDULLAH GÜLTEKİN / Mayor When Kaş ventured into tourism in the 1970s, it was a small plain fishing town. Kaş got its share from the tourism boom experienced after 1980. Central Kaş has a 5000-bed capacity. We do not want Kaş to expand constructionwise, as we want to preserve its natural and cultural riches. Once the marina construction is complete, we will reach a yacht capacity of 450. We plan to spread construction works over the surrounding villages so as not to spoil nature. We prefer boutique hotels so that local business can get their share of tourism. Kaş is one of the rare destinations where the all-inclusive system is not implemented. Renovation works on the district’s Ancient Theatre are still ongoing. Our aim is to make Kaş a brand name in tourism without expanding it in terms of construction, by preserving its nature, calmness, and quietness.

ANTALYA 33

Ekim - Kasım / October - November 2010


Büyük Çakıl Plajı

rin en görkemlisi günümüzde Kaş’ta (Andifi), Uzunçarşı Sokak’ta bulunmaktadır. Halk arasında, Kral Mezarı olarak adlandırılan eser bir Likya Yazılı Anıt Mezarıdır. Anıt, tek bloktan oluşmuştur ve üzerinde sekiz satırlık Likya dilinde kitabe vardır. MÖ.4’ncü yüzyıla tarihlenen bu mezarın kitabesi okunamadığı için, kime ait olduğu anlaşılamamıştır. Kaş Antik Tiyatro: Kaş Antik Tiyatrosu, Çukurbağ Yarımadası’nda bulunmaktadır. 26 basamak olarak inşa edilen tiyatroda, orkestra yarım daireden fazladır. Sahnesi ahşaptan yapılmıştır. 4 bin kişilik tiyatro çağdaşlarından çok daha sağlam olarak ayakta kalmış, tipik bir Helenistik dönem özelliğini yansıtmaktadır.

Plajlar Kaşın tüm deniz kıyısında de34

ANTALYA

nize girmek mümkündür. Yerli ve yabancı turistlerin tercih ettiği plajlar ise şunlardır: Küçük Çakıl Plajı, Büyük Çakıl Plajı, Koyu, KapuPataraLimanağızı Plajı taj Plajı, İnceboğaz Plajı, Patara Plajı, Akçagerme ve Bucak Denizi. Küçük Çakıl Plajı: Balıkçı barınağının batısında, Mavi Bayrak özelliğini taşıyan plaj, belki de dünyanın en küçük plajıdır. Konaklama tesisleri önündeki kayalıklar üzerine yerleştirilmiş platformlardan, denize girmek mümkündür. Büyük Çakıl Plajı: Şehrin bir kilometre batısında 10 dakikalık yürüyüş mesafesinde bulunan plaj, iki dağ arasına sıkışmış 200 metre uzunluğundadır. Büyük Çakıl Plajı, adından anlaşılacağı gibi Kaş’a özgü çakıllı bir yapıya sahiptir. Kafeterya ve restoranların da hizmet verdiği

Ekim - Kasım / October - November 2010

Yavaş şehir hayal değil MUSTAFA ERİŞ / Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Chairman of Kaş Tourism and Publicity Association Kaş’ta en başından beri uygulanan turizm politikasını bir basamak daha yukarı çıkartıp, şehrimize ‘Yavaş Şehir’ unvanını kazandırmak istiyoruz. Burası zaten yavaş bir şehir, ‘Citta Slow’ unvanını alıp Salyangoz Bayrağı’nı Kaş sokaklarına asarak, yavaşlığımızı tescillemek istiyoruz. Bu projeden herkes çok umutlu. ‘Yavaş Şehir’ unvanını gerekli çalışmalar yapıldığı takdirde üç yıl içinde alabileceğimizi düşünüyorum.

Being a Citta Slow is not a dream We want to extend our tourism policy, implemented at Kaş from the beginning, a step further by becoming a “Citta slow.” It is already a slow city; therefore, we want to register our slowness by gaining the “Citta Slow” title and decorating our streets with the Snail Flag. Everyone has high hopes regarding the project. By taking the required actions, I believe we will be given the “Citta Slow” title within the next three years.


plaj, kum voleybolu, yürüyüş patikaları ile yerli ve yabancı turistlere zaman kavramanı unutturmaktadır. Limanağzı Plajı: Şehrin hemen karşısındaki, el değmemiş koya karadan ulaşım ancak Antik Likya Yolu üzerinden bir buçuk saatlik bir yürüyüşle mümkündür. Ayrıca limandan her yarım saatte bir kalkan balıkçı tekneleriyle, Limanağzı Koyu’na ulaşmak mümkündür. Gürültüden uzak, doğayla baş başa olduğunuz bu koyda, üç farklı plaj bulunmaktadır. Limanağızı Koyu, yürüyüş yolları, su sporları, temiz denizi, kumlu plajları ve taze balıklarıyla misafirlere unutulmaz bir gün yaşatır. Kaputaj Plajı: Kaş - Kalkan sahil yolunun 17’inci kilometresinde büyüleyici bir kalyona açılan iki dağ arasına sıkışmış gibi gözüken Kaputaj Plajı’na, 188 basamaklı merdivenden inilerek ulaşılır. Dünyanın en iyi doğal plaj-

of graves seen in Anatolia, are those carved in rocks and surrounded by scattered tombs. Today, one of the most magnificent of these tombs is located on Uzunçarşı Street in Kaş (Andifi). Locals refer to the Monumental Grave with a Lycian Inscription as the King Grave. Formed of one block, the monument has an eight-sentence inscription written in Lycian on it. As the inscription on the tomb, dated back to the 4th century B. C., is illegible, nobody knows whom it belongs to. Kaş Antique Theatre: Kaş Antique Theatre is located on the Çukurbağ Peninsula. The orchestra is larger than a semi-circle at the theatre, built as 26 steps. Its stage is of timber. The 4000-capacity theatre with typical Hellenistic features remains standing while modern structures no longer exist.

Beaches You can go swimming anywhere on the shores of Kaş: Küçük Çakıl Beach, Büyük Çakıl Beach, Limanağzı

Patara Plajı

ANTALYA 35

Ekim - Kasım / October - November 2010


larından birisi olarak gösterilen Kaputaj, rahatlama hissi uyandıran mavinin tüm tonlarıyla bir terapi merkezi gibidir. İnceboğaz Plajı: Kaş’ın bir buçuk kilometre doğusunda, Çukurbağ Yarımadası’nı Kaş’a bağlayan en ince boğazda yer alır. Bir yanı Meis Adası’na diğer tarafı Bucak’a bakar. Plajın, kuzey kısmı daha sıcak ve sığ olmasına karşın, Meis’e bakan güney kısmı ise kısmen daha serin ve derindir.

sının zenginliği, batık gemi ve mağaraları ile Akdeniz Bölgesi’nin en önemli dalış merkezidir. Sayısı 10’u geçen dalış okullarında yılın her döneminde dalış yapma imkanı sunulur. Scuba dalışının en yoğun olduğu dönem ise Mart ve Kasım ayları arasındadır. Dalış dersleri Türkçe, Almanca, İngilizce ve Fransızca dillerinde verilmektedir. Her yıl 13 bin kişinin dalış yaptığı Kaş, dalış tutkunlarına dünyanın ilk batığı Uluburun

Bay, Kaputaj Beach, Inceboğaz Beach, Patara Beach, Akçagerme, and Bucak Sea, are among beaches preferred by domestic and foreign tourists. Küçük Çakıl Beach: Küçük Çakıl Beach is a blue-flagged beach located west of the fishing port, and possibly the smallest beach in the world. The sea is accessible via the platforms on the rocks in front of the accommodation facilities.

Patara Plajı: Kaş’tan 42 kilometre uzaklıkta olan plaj, Patara Antik Kenti’nin bitimindedir. 12 kilometre uzunluğundaki ince beyaz kumlu, sığ denizli Patara Plajı, kum sevenlerin uğrak mekanıdır. Caretta Caretta kaplumbağalarının yumurtalarını emanet ettiği Patara Plajı, her yıl yeni doğan yüzlerce kaplumbağanın denize ulaşarak hayatta kalma mücadelesine tanıklık eder. Patara plajı tarihle iç içe bir gün geçirme imkanı sunarken, su sporları, kafeterya ve restoranlarıyla eğlenceli bir gün geçirmenizi sağlar. Akçagerme ve Bucak Denizi: Akçagerme ve Bucak Denizi, Kalkan yolu üzerinde, Kaş’ın hemen çıkışındaki kamping alanı nedeniyle çadırcıların favori mekanları arasındadır. Aynı zamanda mesire alanlarıyla tatilcilere, doğayla baş başa kalma imkanı da sunan Akçagerme ve Bucak Denizi, bir doğal liman konumunda kano ve deniz kayağı yapmaya elverişlidir.

Doğa Sporları Dalış: Kaş, koylarının güzelliği, sualtı fauna ve flora36

ANTALYA

teknesi ve birçok batığı görme imkanı sağlıyor. Yamaç Paraşütü: Kaş’ı havadan görmenin tek yolu olan yamaç paraşütü, bin metre yükseklikteki Kırdavlı Tepesi’nden başlayıp, limanda son bulur. Yaklaşık yarım saat süren uçuş, paraşüt-

Ekim - Kasım / October - November 2010

Büyük Çakıl Beach: Located at a 10-minute walking district one kilometre west of the city, squeezed between two mountains is 200-metre long Büyük Çakıl Beach has a gravel structure peculiar to Kaş, as understood from its name. With its cafeteria and restaurants on the beach,

beach volleyball, and walking route, the beach lets local and foreign tourists forget the time. Limanağzı Beach: Access to the bay that is unspoilt and located directly opposite the city is only possible by a one and a half hour walk on the Ancient Lycian Way. Fishing boats that depart every half hour from the port also take you to the bay. There are three different beaches at the bay, which is far away from noise and where you can mingle with nature. Visitors experience an unforgettable day thanks to the bay’s walking routes, water sports, clear sea, sandy beaches, and fresh fish. Kaputaj Beach: Access to Kaputaj Beach, which looks as if it is squeezed between two mountains that open up to a breath-taking canyon on the 17th kilometre of the Kaş-Kalkan highway, is by walking down 188 steps. With all shades of blue triggering relaxation, Kaputaj, classified as one of the world’s best natural beaches, is like a therapy centre. Inceboğaz Beach: One and a half kilometres east of Kaş, Inceboğaz Beach is located on the narrowest channel that connects Kaş to the Çukurbağ Peninsula. One side overlooks Kastelorizo, and the other side overlook Bucak. As opposed to the south side overlooking Kastelorizo, which is deeper and cooler, the north side of the beach is shallower and warmer. Patara Beach: Located at the end of the Ancient City of Patara, Patara beach is 42-kilometres from Kaş. With its 12-kilometre long thin, white sand beach and its shallow waters, Patara Beach


çülere turkuaz mavisi kıyıları, zümrüt yeşili dağları ile harika bir panorama sunar. Hava koşulları elverişli olduğu takdirde yamaç paraşütü yıl boyunca gerçekleştirilir.

Akçagerme and Bucak Sea: Due to the camping site located at the exit of Kaş on the road to Kalkan, Akçagerme and Bucak Sea is the favourite location of campers. As a natural port Akçagerme and Bucak Sea is extremely suitable for canoeing and waterskiing, and with its recreation areas offers holidaymakers the chance to be left alone with nature.

Deniz Kanosu: Kaş’ın yakın çevresinde, Üçağız-Kekova bölgesinde yapılan deniz kanosu, son yıllarda tatilcilerin en gözde sporu haline gelmiştir. Spor yaparken Akdeniz’in mavilikleriyle buluşma imkanı sağlayan deniz kanosu, karadan ulaşılamayan antik kent kalıntılarını da ziyaret etme şansı tanır. Yıl boyunca gerçekleştirilebilir.

Nature Sports

Dağ Bisikleti: Son dönemlerde en fazla talep gören dağ bisikleti turları, tercih edenlere temiz dağ havasının yanı sıra tüm ayrıntılarıyla panoramik bir Akdeniz manzarası sunar. Jeep Safari: Fiziksel bir çaba harcamadan doğanın keyfini sürmek isteyenler için jeep safari en uygun seçenektir. Yıl boyunca düzenlenen jeep safari turlarıyla, Kaş Bölgesi’nin tarihi ve doğal güzellerini görmek mümkündür.

tivitenin birkaç gün sürmesi nedeniyle kamp yaşamını merak edenler için kaçırılmaz bir fırsattır. Kanyon turu talebe göre bütün bir yıl boyunca yapılabiliyor.

is a favourable spot for those who like sand. Every year, Patara Beach, which Caretta Caretta turtles lay their eggs, witnesses the fight hundreds

Kanyon Turu: Tırmanma, yüzme, yürüyüş gibi aktiviteleri bir arada bulunduran kanyon turu, insana doğayla baş edebilmeyi öğretir. Saklıkent Kanyonu’nda yapılan bu ak-

Kıyı Yürüyüşü: Kaş’ın dik ve kayalıklı tepeleri, son dönemlerin yeni aktivitesi kıyı yürüyüşüne ev sahipliği yapar. Çeşitli parkurların bulunduğu Kaş’ta, Uyuyan Dev adıyla

While Patara Beach offers you

of turtles give to stay alive. the opportunity to spend a day entwined with history, it also offers funny options such as water sports, cafeterias, and restaurants.

Diving: With its beautiful bays, its rich underwater fauna and flora, its shipwrecks, and caves, Kaş is one of the most important diving locations in the Mediterranean Region. The opportunity to learn diving is offered at over ten diving schools all year round. The most popular period for scuba diving is between Mach and November. Diving lessons are given in Turkish, German, English, and French. Kaş, where 13,000 people dive on average every year, offers diving enthusiasts the opportunity to see the world’s first shipwreck, Uluburun, and many other shipwrecks. Paragliding: The only way to see Kaş from a birds-eye view is paragliding, which started at Kırdalı Hill and ends at the port. The flight, which lasts half an hour, offers those ANTALYA 37

Ekim - Kasım / October - November 2010


anılan tepede bulunan rota, sporculara muhteşem bir manzara sunar. Kış aylarında sporculara, yürüyüş ve hafif kar buz tırmanışlarından oluşan turlar düzenlenmektedir. Yürüyüş: Sunday Times’ın “Dünyanın En İyi 10 Yürüyüş Yolu” olarak seçtiği 500 kilometre uzunluğundaki Likya Yolu, Kaş’ın doğu ve batı istikametinde değişik rotalar sunar. Tarih meraklısı yürüyüşçüler için vazgeçilmez bir rota olan Likya Yolu, rehberler eşliğinde takip edilir. Her mevsim yürüyecek bir rota bulabileceğiniz Kaş’ta, sahil bölgeleri için en uygun yürüyüş zamanı Ekim-Kasım ayları arasıdır.

Kalkan: Kaş’ın yaklaşık 30 kilometre batısında bulunan Kalkan, bir tabloyu andıran güzelliğiyle küçük bir liman kasabasıdır. Kasabada bulunan eski Rum evlerinin restore edilerek hayata kazandırılması son yıllarda Kalkan’a olan ilgiyi artırmıştır.

paragliding a panorama of emerald green mountains and turquoise blue shores. Paragliding is available all year round, so long as weather conditions are eligible. Water canoeing: In recent years, water canoeing, which

takes place at the ÜçağızKekova region near Kaş, has become the most favoured sport by holidaymakers. Water canoeing offers you the opportunity to visit ancient city ruins inaccessible by land as well as allowing you to embrace the blue of the

Gidilecek Yerler Gömbe ve Yeşilgöl: Kaş’tan 70 kilometre uzaklıkta olan Gömbe, bölgenin en önemli yayla yerleşimidir. Bin 500 metre yüksekliğindeki kasabaya, Türkiye’nin en güzel sedir ormanlarından geçilerek ulaşılır. Suyunun güzel tadı ve bolluğuyla meşhur olan Gömbe, Kaş ve çevresinin su ihtiyacını karşılar. Kış mevsimini kar altında geçiren Gömbe, yazın Akdeniz’in sıcağından kaçanların merkezidir. Bin 950 metre rakımlı Yeşil Göl ise krater gölü olma özelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini kazanmıştır. Meis: Kaş’ın tam karşısında tarihi dokusunu korumuş, küçük ve güzel Yunan Adası Meis bulunmaktadır. İki şehir arasında günlük feribot seferleri düzenlenmektedir. Türkiye ve Yunanistan arasında geçtiğimiz bahar ayından imzalanan protokol sonrasında, yeşil pasaport sahiplerine karşılıklı geçişlerde vize zorunluluğu kalkmıştır. 3 yüz kişilik nüfusa sahip olan Meis, ada ihtiyaçlarını Kaş pazarından karşılamaktadır. 38

ANTALYA

Kaş Evleri MEHMET VEDAT TAŞIRAN Y. Mimar / Professional Architect Kaş, tipik bir Akdeniz sahil yerleşimidir. Tarihi Uzunçarşı Sokağı’nın iki yanındaki binalar ile Eski Liman çevresindeki binalar, Tarihi Kaş Evleri’ni oluşturur. Dar sokakları, tipik evleri ve tarihi eserleri iç içe olan Kaş ilçe merkezindeki eski binalar, Rum usta-

lar tarafından yapılmıştır ve Türk tipi ev sayısı azdır. Kaş evleri genellikle iki katlıdır ve bitişik düzende yapılmıştır; küçük pencerelerle yakıcı güneşten korunmuş taş duvarlarında mimari süslemeler de unutulmamıştır. Beyaz badanalı duvarları, kırmızı ve beyaz renkli çiçekleri olan begonviller ve mimozalarla çevrelenmiştir.

The Houses of Kaş Kaş is a typical Mediterranean coastal town. The historical Kaş houses adorn both sides of historical Uzunçarşı Street and the streets around the port. Typical Turkish houses form the minority of historical buildings located in the city centre of Kaş, where narrow streets, typical houses, and historical artefacts form a whole,

Ekim - Kasım / October - November 2010

mainly established by Greek artisans. The architectural decorations on stonewalls protected from the scorching sun, and the small windows complete the houses of Kaş that are generally two-storeys and joined. Red and white coloured bougainvilleas and mimosas embrace the whitewashed walls.


Ne yenir? Yörede, her mevsimde yetiştirilen taze tarım ürünleri, günlük olarak sunuluyor. Her türlü et yemeği, deniz ürünleri ve balık çorbası meşhurdur. Yörede arıcılık ve bağcılık da gelişmiştir. Karakovan ve çam balı, pekmez alınabilecek ürünlerdendir. Özellikle keçiboynuzu pekmezini mutlaka deneyin.

What to eat? Offered daily are the fresh agricultural products, grown in the region every season. All types of meat dishes, seafood, and fish soup are famous. Also developed in the region is apiculture and viticulture. The products to buy are natural honeycombs, honeydew honey, and molasses. Do not forget to try the locust bean boiled grape juice.

ANTALYA 39

Ekim - Kasım / October - November 2010


Mediterranean. It is available all year round. Mountain Bike Tours: Mountain bike tours, which are the most demanded in recent years, offers those participating a detailed view of the Mediterranean and fresh mountain air. Jeep Safari: For those that wish to experience the joy of nature without breaking a sweat, we suggest the jeep safari. It is possible to see the historical and natural sites of the Kaş region with the jeep safari tours, available all year round. Canyon Tour: The canyon tour, which incorporates activities such as climbing, swimming, and walking, teaches you to survive in the wild. It is an opportunity not to be missed by those intrigued about camp life, as the activity, which takes place at Saklıkent Canyon, lasts a couple of days. According to demand, the canyon tour is available all year round.

Nasıl gidilir? Antalya - Kaş arası uzaklık 198 km’dir. Yol dört saat sürmektedir. Eğer Kaş’a uçak ile gelmek isterseniz Antalya Havaalanı - Kaş arası uzaklık 220 km’dir. Dalaman Havaalanı - Kaş arası uzaklık ise 160 km’dir. Daha yakın olması nedeniyle, Dalaman Havaalanı’nı tercih edebilirsiniz. Yolculuk süresi iki saat civarında sürer.

How to get there The distance between Antalya and Kaş is 198 kilometres. It takes four hours. In the event that you wish to fly to Kaş, the distance between Antalya Airport and Kaş is 220 kilometres. The distance between Dalaman Airport and Kaş is 160 kilometres. You might prefer Dalaman Airport as it is closer. It takes approximately two hours.

40

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

Shore walks: The steep and rocky hills of Kaş are home to shore walks, the new activity in recent years. The route called “Uyuyan Dev” (“The Sleeping Giant”), one of many available at Kaş, offers sportsmen a magnificent view. Tours formed of walks and light ice treks are offered to sportsmen during the winter months. Walking: The 500-kilometre long Lycian Way, voted among the “World’s Best 10 Walking Routes” by The Sunday Times, offers different routes to the east and west of Kaş. A guide accompanies you along the Lycian Way, the essential route for history enthusiasts. The best time

for walks along the coastal regions of Kaş, where routes are available all season, is between October and November.

Places to Visit Gömbe and Yeşilgöl: Locates 70-kilometres from Kaş, Gömbe is the most important summer camping ground in the region. You reach the 1500-metre high town through the most beautiful cedars forests of Turkey. Known for its greattasting water and the amount that is available, Gömbe provides water to Kaş and its surrounding towns. Gömbe, buried under snow during the winter, is the place where those retreat to from the Mediterranean heat during the summer. Yeşil Göl (Green Lake), located 1,950 metres above sea level, draws the attention of domestic and foreign tourists, as it is a crater lake. Kastelorizo: Located directly opposite Kaş is the small and beautiful Greek Island of Kastelorizo, which has managed to protect its historical feel. Daily ferryboat rides are available between the two cities. After the protocol signed between Turkey and Greece last spring, those with green passports can travel without a visa. Kastelorizo, with its population of three hundred people, obtains all its necessities from the Kaş bazaar. Kalkan: Located approximately 30-kilometres from Kaş, Kalkan is a small picturesque coastal town. In recent years, the attention towards Kalkan has increased on the back of old Greek houses being renovated, and brought back to life.


ANTALYA 41

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


Mimari / Architecture

Yaşamın 500 yıllık izleri Elmalı’da yıllara meydan okuyan evler, hala yapan ustanın sanatını üzerinde taşıyor. Görülmeye değer muhteşem evlere sahip Elmalı’daki mimari tarz 2 bin 500 yıl önce de kullanılıyordu.

42

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Türk evi plan tipleri içinde açık sofalı tip, günümüze kadar kalmış en eski ev örneklerinde görülür. Sofa; odaların önünde uzanan, yanları dışa açık ama üstü evin çatısı içinde kalan bir teras biçimindedir. Günümüze kalmış güzel örnekler arasında İzmir Birgi Çakırağa Konağı, Bursa Muradiye Evi, Burdur Taşoda sayılabilir.

dış duvarlardan dolayı serin olur. Onun için mağaza denilen buradaki odalar, gıda maddeleri saklamaya uygundur. Elma çeşitleri boldur. Üzüm salkımları 1 - 1.5 metre uzunluğunda iplere bağlanır ve tavana asılır. Ahırda 1 - 2 at veya eşek, en çok 3 - 5 keçi - koyun, 1 - 2 inek veya manda bulunur.

Açık sofalı bu ev tipi, Elmalı’nın en çok görülen, en eski ev tipini oluşturur. Bu özelliği ile Elmalı, Türk ev geleneğini yansıtan önemli örneklerden biri olmasına karşın ev ve odaların, özgün özelliklerini çoğu zaman koruyamamış olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşama biçiminin değişmesi, teknolojideki gelişmeler eve de yansımış ve özgün plan tipi bir kaç kez değişime uğramıştır.

Hayat’tan düz kollu bir merdivenle üst kata ulaşılır. Mer-

Zemin kat: Sokağın taş kaplamasına karşın zemin kat duvarı kerpiçten yapılmış olup sokak cephesi penceresizdir. Eve giriş çift kanatlı bir kapı yardımıyla olur. Bu kapıdan tarlalardan gelen tahıl, saman, bağlardan gelen ürün dolu küfe ve çuvallar ve evde beslenen ve otlaktan dönen hayvanlar geçer. Zemin katın bahçeye bakan yüzündeki direkler iki kat yüksekliğinde olup üst kat sofasını taşır, direkler arası açıktır. Bu alana hayat denir. Zemini ak toprakla, bazen kireçle sıvanır veya taş kaldırım döşenebilir. Zemin katta oturulmaz, daha çok depo, ahır, samanlık gibi servis mekanları bulunur. Bazen yarım kat kadar yüksekte merdivenle ulaşılabilen bir ara kat veya bir oda olabilir. Bu oda daha çok bir kış odası veya hizmet edenlerin oturduğu bir odadır. Mağaza (depo, kiler): Alt katlar 80 cm kalınlığında kerpiç

Üst katlar

500-year-old traces of life Houses challenging years have still the art of the craftsmen that built them on in Elmalı. With its worth-seeing magnificent houses, the architectural style in Elmalı was used 2.500 years as well.

Among the plan types of Turkish houses, the opensofa type is seen in the oldest examples of houses that have managed to survive hitherto. Sofa is like a terrace lying before rooms, which is open on the sides and with the top remaining under the roof. İzmir Birgi Çakırağa Mansion, Bursa Muradiye House and Burdur Taşoda may be counted as beautiful examples that currently exist.

divenin iki yanı tahtalarla kapalı olabilir. Açık sofanın korkuluğu üzerinde kafesler vardır. Böylece hem dış etkilere karşı bir miktar koruma sağlanır hem de ev hayatı dışa karşı gizlenir Açık sofadaki sekilerin altı evin günlük ihtiyacı için ambar olarak kullanı-

lır. Bazı evlerde açık sofanın iki yanı duvarla kaplı olup bunun birinde ocak bulunur. Bu ocak yemek pişirmek için kullanılır. Böylece iyi havalarda sofa mutfak görevi yapar. Bulaşık ve el yıkama sofa korkuluğu üzerinde yer alan tahtadan yapılmış bir teknede ya-

This open-sofa house type is the most common and the oldest house type of Elmalı. Although it is one of the most significant examples reflecting Turkish housing tradition with this characteristic, it appears before us not having preserved the distinctive specialities of houses and rooms. Changes in lifestyle and developments in technology were reflected on the house and the distinctive plan type underwent an amendment a few times. Ground floor: Contrary to the street covered with stones, the wall of the ground floor was made of adobes and the front facing the street has no windows. Entrance into the house ANTALYA 43

Ekim - Kasım / October - November 2010


pılır. Su ibrikten sağlanır ve kullanılmış su bir oluktan bahçeye akar. Kullanılan su miktarı az olduğundan, atık su bir sorun çıkarmaz, toprak tarafından emilir. Sofa iyi havalarda oturmak, yaz sıcaklarında uyumak için de kullanılır. Tavan yoktur, evin çatısı görünür. Sofadan odalara geçilir. Bazı evlerde iki oda arasında eyvan diyebileceğimiz aralıklar bırakılmıştır. Buraya sofanın bir uzantısı olarak da bakabiliriz. Böylece odalar birbirinden tamamen bağımsız birer yaşama birimine dönüşmüştür. Eyvan sokağa çıkma yapabilir. Çatısı da üçgen alınlıklı olabilir.

Odalar Odaların eskiden seki altı ve seki üstü olarak iki bölümden oluştuğunu, aradaki direklik üstünün Barok veya Bursa tipi kemerli olduğunu izliyoruz. Bu düzenin sobanın ev44

ANTALYA

and there’s distance between the pillars. That is called patio. Patio’s ground is plastered with white soil or sometimes lime or covered with cobblestones. Ground floor is not a place for living; it mostly contains service places such as storehouse, barn, and hayloft. There might be a mezzanine or a room with is half-floor high and accessed by stairs. This room is generally a winter room or a room in which servants live in. lere girişinden sonra değiştiği ve direk aralarının kapatılarak odanın daha küçültüldüğü, yüklüğün oda tarafına taşındığı ve direklik arkasının yani seki altının da kilere dönüştüğünü görüyoruz. Böylece küçültülmüş odaya çift kapı ile girilerek daha iyi bir ısıtma sağlanmış oluyor. Orta ve ara kattaki odalar genellikle kalın kerpiç duvarlıdır. Böyle-

Ekim - Kasım / October - November 2010

is through a double-winged door. Grains and hay brought from fields, baskets and bags brought from vineyards full of products and the cattle and sheep that are kept in the house and returning from the grassland are passed through this door. Pillars on the ground floor’s front facing the garden are twice as high they carry the sofa of the upstairs;

Store (cellar): Ground floors are cool due to the outer adobe walls with 80cm thickness. Therefore, rooms here that are called stores are convenient for preserving foods. There are also various kinds of apples. Bunches of grapes are tied with 1-1.5m long ropes and hung on the ceiling. There are 1-2 horses or donkeys, maximum 3-5


ce kışın soğuğuna karşı iyi bir yalıtım sağlar Genellikle oda pencereleri açık sofaya bakar, böylece kontrollü bir dışa açılım söz konusudur.

sofa are cages. Therefore, partial protection is provided against outer impacts and also life in patio is hidden not to be seen. Terraces on open sofa are used as storehouse for daily needs of six houses. In some houses, both sides of the sofa are closed with walls and there is an oven in one of these walls. This oven is used for cooking. Hence, sofa is used as kitchen when the weather is fine. Dishes and hands are washed in a wooden basin placed over the guardrails of the sofa. Water is taken from a pitcher and waste water flows to the garden in a drainer. As the amount of water used is little, waste water will not be a problem and is absorbed by soil. Sofa is used for living when the weather is fine and for sleeping in hot summer days. There is no ceiling; you can see the roof of the house. You access the rooms through the sofa. In some houses, there are distances called iwan between rooms. We can consider these iwans as extensions of the sofa as well. Therefore, rooms are converted into living areas that are totally independent from one another. Iwan may go into the street. Its roof might have a triangle frontal.

Oda tefrişi: Eskiden girişten bir basamak yüksekte olan seki üstünde yerli sedirler bulunmuyor, üç tarafına dikdörtgen yün (yapağı) dolu minderler seriliyor üzerine de örtü konuluyordu. Sonra yüksekliği 30-35 cm, genişliği 75-80 cm olan ve makat denilen seyyar kerevetler yapıldı. Arkalarına kamış veya hasır dolgulu yastıklar konuluyordu. Ahşap döşeme üzerine hasır, kilim veya çul serilirdi. Pencereler: Dikdörtgen biçimli olan pencereler tahta kapaklıdır. Pencere duvarı ince (yani çatma duvar) ise kapak dışarı açılır. Dış pencere kapakları çoğunlukla oyma bezeklidir. Dış yüzde mutlaka ahşap bir korkuluk vardır. Korkuluk, lokmalı demir korkulukların ahşap taklidi biçiminde tüm veya yarım olabilir. Daha eski evlerde parmaklık, geometrik desenli küçük standart elemanların geçmelerle bir araya getirilmesiyle yapılmıştır. Tornadan çekilmiş veya testere ile oyulmuş (dekupaj) korkuluk türleri de vardır. Bazılarında hâlâ camlı çerçeveler yoktur. Dolayısıyla camlı çerçevelerin sonradan yapıldığı anlaşılmaktadır. Çerçeveler iki veya dört kanatlı olabilir. Bazı evlerde kapaklar da dört parçalı olarak yapılmıştır. Kapılar: Oda kapıları, yalancı kündekari veya yalancı tablalı olarak karşımıza çıkar. Ocak: Odaların çoğunda ocak vardır. Ocağı aydınlatmak için dışarı bakan küçük bir pencere açılmıştır. Soba kullanılmaya başlandıktan sonra ocakların davlumbazla-

Rooms

rı sökülmüş ve çoğu pencereye dönüştürülmüştür. Ocakların arka yüzünde yarım daire planlı duman tepme rafı bulunur. Ocak zemini ak toprak sıvalı veya tuğla kaplıdır. Bu kaplama, oda içine doğru taşar, çevresi ahşap bir pervazla çevrilmiştir Ocakların hepsinde yarım daire üzerinde yer alan, sekiz dilimli, yaş-

goats-sheep, 1-2 cows or water buffalos in the barn.

Upstairs Upstairs is accessed via the staircase with straight guardrails from the patio. Both sides of staircase might be closed with wood. Over the guardrails of the open

We see that rooms are constituted of two sections as rooms over terrace and rooms below terrace and the pillars in between are Baroque or arched in Bursa style. We also see that this order changed after stove was started to be used in these houses; then the distance between pillars was closed and the rooms were made smaller; the walk-in closet was moved to the room side and the place below the terrace, in other ANTALYA 45

Ekim - Kasım / October - November 2010


maklı davlumbaz vardır. Davlumbaz raf hizasında biter, sonra külahı başlar. Tavanlar: Duvar dibinden itibaren kavisli olarak yükselen çepeçevre bir bölüm bağdadi sıvalı olarak yapılmıştır. Orta bölüm tahta kaplı olup, çıtalarla geometrik olarak bölünmüştür. En çok görülen biçimler, ortası daire, merkezden kenara doğru çıtalarla ışınsal bölünmüş veya dört köşesi çeyrek daire, arası çıtalarla karelere bölünmüş olanlardır. Çoğunluğu aynı usta takımının elinden çıkmışçasına biçim, teknik ve kullanılan profiller de dahil olmak üzere birbirine benzer.

den yükseltilmiş, sudan ve topraktan uzaklaştırılmışlardır. Ayrıca bu halleri ile sanki bir yerlerden taşınıp buraya konulmuş sonra da gerektiğinde tekrar bir yere taşınacakmış izlenimini verirler. Ambarlar her zaman dikdörtgen bir plan gösterirler. Çatısı çoğunlukla iki yana eğimlidir. Bu biçimi ile megaron ya da antik dönem tapınaklarını an-

words the place behind the pillars, was also turned into a cellar. Therefore, better heating is provided by entering into a downsized room through two doors. Rooms in the middle floors or mezzanines generally have thick and adobe walls. Thus, better isolation is provided against cold weather of winter. Open windows of the room usually

Tuvalet: Hela, bahçede veya evde olabilir. Tipik olarak üst kat sofasından direkler üzerinde devam eden bir koridor veya köprünün sonunda yer alır.

İlginç benzerlik Yörede izlediğimiz tahıl ambarlarıyla Likya kaya mezarları arasındaki ilginç bir benzerlik vardır. Likyalıların bölgede MÖ 15. yüzyıldan beri oturdukları bellidir. Bu bölge Likya’nın yazlık yaylası ve tarım alanı olarak nitelendirilebilir. Likya etkileri yörede rastlanan kaya mezarlarında izlenmektedir. MÖ 6. yüzyıldan itibaren, özellikle İonia’da yeşeren Yunan kültür ve sanatından etkilenmişlerdir. Ambarlar: Yörede pek çok evde tahıl ambarı vardır. Bazı geniş toprak sahiplerinin çok büyük ambarları olur. Bunların büyüklüğü veya biçimi değişse de yapım tekniği ve malzemesi hep aynıdır. Ambarlar, bir dizi iri tek taşlardan oluşan temel üzerine oturtulmuşlardır. Böylece yer46

ANTALYA

them. Then, mobile rostrums, which were 30-35cm high and 75-80cm wide and called makat, were made. Pillows full of reeds or straw would be put on them for leaning back. Wicker, rugs or gunny were laid over the wooden flooring. Windows: Windows that are rectangular have wooden covers. If window’s wall is thin, then the cover (i.e., builtup wall) is opened to outside. Covers of outer windows are generally have inlaid embellishments. There is certainly a wooden guardrail on outer front. Just like an imitation of box iron guardrails, the guardrail might be full or half. In older houses, guardrails are formed with small standard elements in geometrical shapes brought together. There are also guardrail types that are made in lathe machine or carved by saw (decoupage). Some of them still do not have glassed frames. Thus, it is understood that glassed frames were made later. Frames might have two or four wings. In some houses, covers were also made in four parts. Doors: Room doors appear before as fake kundekari or fake-panelled

dırırlar. Tahıl ambara yukarıdan doldurulduğu için yerden yüksekte olan bu döşemeye basit bir merdivenle ulaşılır. Üstte daima bir çatı vardır. Ambarlarda kullanılan ahşap, yörede katran adıyla bilinen sedir ağacıdır. Mezarlar: Likya bölgesinde başlıca iki tür mezar görülür. Biri lahit şeklinde taştan me-

Ekim - Kasım / October - November 2010

face the open sofa; hence, a controlled access to outer world is provided. Room furnishing: In the past, there were not local coaches over the terrace that are one step high from the entrance; rectangular cushions full of wool were placed in three sides of the room and one cover was spread over

Oven: There is an oven in majority of rooms. A small window facing outside was opened in order to illuminate the oven. Following that stove was started to be used in houses, paddle boxes of ovens were removed and they were turned into windows. On the back surfaces of stoves is a semi-circle smokeemitting shelf. Oven’s ground is plastered with white soil or covered with bricks. This cover expands into the room and it is surrounded with a wooden cincture. There is an


eight-part, veil paddle box on the semicircle in all ovens. The paddle box ends when aligned with the shelf; and then its cone continues.

Elmalı nerededir? Elmalı, Antalya’nın yakınında antik dönemde Lykia, Türkler döneminde Teke denilen bölgenin kuzey ucunda yer alır. Bu bölge üç bin metrelik sivri dağlarıyla da coğrafi bakımdan ilginç ve güzel bir topografyaya sahiptir. Elmalı çevresi küçük ovalarda tarım yapılan bir yayla karakteri gösterir. Ovalardaki sığ birikinti gölleri tarımı güçlendirir. Ayrıca yayla iklimi nedeniyle Akdeniz kıyısında yaşayanlar için vazgeçilmez bir yazlık olmuştur.

Ceilings: A surrounding section rising arcuate from the bottom end of the wall is made of lath and plaster. The midsection was covered with wood and divided geometrically with sticks. The most common forms are those that are circular in the middle, radial-divided with sticks from centre to sides or those that are quarter-circular in four corners and divided into squares with sticks in between. Majority of them, including profiles, are alike one another as if they are the products of the same groups of craftsmen in terms of forms, and techniques. Toilet: Toilet might be in the garden or in the house. Typically, it is at the end of a corridor or a bridge that starts in the upper sofa and continues on pillars.

Where is Elmalı?

Interesting similarity

Elmalı is located in the northern end of the region which was called Lycia in ancient times and Teke during Turkish era and near Antalya. This region has got an interesting and beautiful topography geographically with its edged mountains that are three thousand metres high. Elmalı shows the characteristics of a plateau with small agricultural plains around. Shallow alluvial lakes in plains strengthen the agriculture. Moreover, it has been an indispensable summer place for those living on Mediterranean Coast due to its plateau climate.

There is an interesting similarity between the granaries we see in the region and Lycian rock tombs. It is certain that Lycians have been around in the region since 15th century B.C. This region may be defined as the summer plateau and agricultural area of Lycia. Lycian influences are observed on rock tombs found in the region. They had been affected by Greek culture and art that emerged in Ionia since 6th century B.C.

zarlar, diğeri genellikle dik ve yüksek kayalara oyulmuş mezarlar. Az olarak görülen bir başka mezar da taş elemanlarla yapılmış tapınak biçiminde anıt mezarlardır. Likya’da ahşap bir çatma tekniğini taklit eden kaya mezarlarının yapımı MÖ 3. yy.da sona ermiştir. Ancak Teke yarımadasında hala yapımı süregelen am-

barlar bu tekniğin hiç bir zaman unutulmadığını göstermektedir. Böylece 2500 yıllık bir geleneğin bugüne kadar uzanması insanı hayret ve hayranlık duyguları içinde bırakmaktadır. Prof. REHA GÜNEY Yeditepe Üniversitesi Yeditepe University

Storehouses: There are storehouses in many houses in the region. Some vastland owners have enormous storehouses. Although they may vary in terms of size and

form, construction technique and materials are always the same. Storehouses are placed over a foundation composed of one line of big stones. Therefore, they were raised up from the ground and kept away from water and soil. Moreover, they give the impression that they have been brought to where they stand from another place and they are to be carried to somewhere else when necessary due to the position they are in. Storehouses always have a rectangular plan. Their roofs are generally sloping to both sides. With this form, they make you remind of temples of megaron or ancient times. As grains are filled into the storehouse from the top, this place which is above ground level is accessed with a simple ladder. There is always a roof on top. Wood used in storehouses is cedar, which is known as hemlock in the region. Tombs: Primarily, two kinds of tombs are seen in Lycian region. One of them is rock graves that are tombs; and the other one is tombs generally carved into steep and high rocks. Another type of tombs is memorial tombs made out of stone elements resembling a temple. Building of rock tombs imitating a wooden built-up technique in Lycia ended in 3rd century B.C. However; these storehouses that have been built in Teke peninsula prove that this technique has never been forgotten. Therefore, the fact that a 2.500-year-old tradition has manages to survive hitherto makes one fell astonishment and admiration. ANTALYA 47

Ekim - Kasım / October - November 2010


Röportaj / Interview HAMİT SEÇİL

Turizmin

fark yaratan merkezi Antalya; kültürel ve tarihi varlıkları, hizmet kalitesi, aile konsepti ve coğrafi konumu nedeniyle dünya turizminde avantaj kazandı. Türk insanının misafirperverliğiyle birleşen otelcilik hizmeti Antalya’nın farkını yarattı.

Distinguishing centre of tourism Antalya has gained advantages in world tourism due to its cultural and historical heritage, service quality, family concept and geographical location. Hotel services blended with the hospitality of Turkish people has created the difference of Antalya.

Akdeniz çanağının en önemli turizm merkezlerinden olan Antalya’da, bu yılın ilk dokuz ayında yaklaşık 8.5 milyon turisti tesislerinde ağırlayan Akdeniz Turistik Otelciler Birliği Başkanı Sururi Çorabatır, “En büyük farkımız aile konseptini başarılı bir şekilde uygulamamızdır” dedi. Çorabatır, turizmde kazanılan bu başarıyı yiyecek içecek kalitesinden genç tesislere kadar birçok 48

ANTALYA

faktörün etkilediğini söyledi. Tüm eleştirilere rağmen “Her şey dahil” sisteminin 54 farklı sektöre kazanç sağladığını belirten Çorabatır, “Turistler ‘Her şey dahil’ sistemi yüzünden şehre inmiyor” eleştirisine ise “Turizmciler tesisini yapmış, istihdam yaratmış, tesis içindeki problemleri çözmüş yani sorumlu olduğu alanı düzenlemiş; dışarısı ise hala çözüm bekliyor.” dedi.

Ekim - Kasım / October - November 2010

Sururi Çorabatır, chairman of Mediterranean Association of Touristic Hoteliers, which has hosted about 8.5 million tourists at its facilities for the first nine month of the year in Antalya, one of the most significant centres of tourism in Mediterranean basin, said “What makes us different most significantly is that we apply the concept of family successfully.’’ Çorabatır told

that success gained from tourism had been affected by many factors from the quality of foods and beverages to newly-built facilities. Stating that that “All-Inclusive’’ system had led 54 different industries make profit in spite of all the criticism received; Çorabatır replied to the criticism of “Tourists do not come to downtown because of this “All-Inclusive’’ system by say-


Antalya’nın farkı nedir? Antalya kültürel ve tarihi varlıkları, hizmet kalitesi, aile konsepti ve coğrafi konumu nedeniyle dünya turizminde avantajlı bir konumdadır. Antalya rakipleri Yunanistan ve İspanya’ya nazaran hizmet kalitesi çok yüksek bir destinasyondur. Türk insanının özelliği olan misafirperverlik anlayışımızı, otelcilikle birleştirince Antalya’da çok farklı bir hizmet anlayışı ortaya çıktı. Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) olarak yaptırdığımız ankette, müşteri memnuniyetinin çok olumlu olduğunu saptadık. Yiyecek içecek kalitemiz tartışmasız çok iyi. Havalimanı hizmetlerimiz çok başarılı. En büyük özelliğimiz tesislerimizin çok genç olması. Otellerimiz mimarisi ve içinde sunduğu alışveriş imkânıyla rakiplerimizden farklı bir konsepte hizmet veriyor. Başka bir özeliğimiz ise fiyat noktasında çok geniş bir hizmet yelpazesine sahip olmamızdır. En büyük avantajımız 1993-1994 yılında başlayan aile konseptini çok iyi uygulayabilmemizdir. Çocuklara yönelik aktivitelerimiz ve aile tipi odalarımız talebi karşılamakta son derece başarılı. Rakiplerimiz Yunanistan, İspanya ve Mısır aile tipi hizmetlerinde bizim gerimizdeler. Geçen yıl Antalya’yı tercih eden yaklaşık 9 milyon turistin, 1.6 milyonunu 0-14 yaş dilimi oluşturdu. Bu veri de bizim aile konseptinde iyi olduğumuzun göstergesidir. En çok müşteri aldığımız iki destinasyon olan Avrupa ve Rusya’dan uçuş mesafelerinin kısalığı da Antalya’yı avantajlı bir konuma taşıyor.

Ne kadar dahil? Rixos Grubu Bodrum otelinde 2011 sezonunda ‘Her şey dahil’ sisteminden vazgeçeceğini açıkladı. Son dö-

Sururi Çorabatır

nemlerde büyük eleştiri alan ‘Her şey dahil’ sistemiyle yola devam edilmeli mi? Bu tartışmaya açık bir konu. Bodrum Rixos’un müşteri portföyü ile Antalya’daki Rixos otellerinin müşteri portföyü birbiriyle örtüşmeyebilir. Bu arz ve talebe göre değişiyor. Bodrum’daki turizm anlayışında gece hayatı çok önemli bir yer tutuyor. Bodrum’a gelen aile oranıyla, Antalya’ya gelen aile oranına baktığınızda arada büyük fark var. ‘Her şey dahil’ sistemi turizmciye bazı bölgelerde avantaj, bazıların da ise dezavantaj sağlıyor. Rixos’un, Bodrum’da ‘Her şey dahil’den vazgeçmesini destekliyorum. ‘Her şey dahil’ sisteminden dönmek isteyen otellere acenteler de destek olmalıdır. ‘Her şey dahil’ sistemi 1990’lı yılların ikinci yarısında acentelerin talebi doğrultusunda oluşmuştu. O zaman sistemin birçok avantajını gördük. Ama biz sistemi genişlettikçe, kendi aramızdaki tatlı rekabeti dengeleyemediğimizden maliyetlerin yükseldiğini tespit ettik. Bu müşteri açısından cazip olsa da bizim kazançlarımızı gün geçtikçe düşürmeye başladı. Sistemin minimum standartlarının Kültür ve Tu-

ing “Tourism operators have built their facilities; they have created employment; they have solved the problems they formerly had within facilities; in other words, they have put the area they are responsible for in an order; nevertheless, the outside world is still waiting for the solution.’’ What makes Antalya different? With its cultural and historical heritance, service quality, family concept and geographical location; Antalya has got an advantageous place within world tourism. Antalya is a touristic destination with very high service quality in comparison with its rivals, Greece and Spain. When we blended our mentality of hospitality contained in nature of Turkish people with hotel operation, a very distinguished understanding of service was created in Antalya. We had a survey made as the Mediterranean Association of Touristic Hoteliers (AKTOB); we figured out that the satisfaction of customers is considerably positive. The quality of our foods and beverages are indisputably excellent. Our airport services are very suc-

cessful. Our biggest speciality is that our facilities are very young. Our hotels provide services in a concept differing from our rivals with the architecture of them and shopping facilities they provide within. Another point that makes us special is that we have a wide range in terms of pricing. Our most important advantage is that we apply the concept of family which started in 1993-1994 successfully. Our activities for kids and familystyle room are pretty satisfactory in meeting demands. Our rivals Greece, Spain and Egypt are falling behind us in Sururi Çorabatır terms of family-style services. 1,6 million of 9 million tourists that preferred Antalya the last year were in the age group of 0-14. This data is indicating that we are doing well when family concept is the case. The fact that flight distances to Europe and Russia, the two destinations that we receive the most customers, are very short puts Antalya in an advantageous position.

To what extent is it “inclusive”? Rixos Group has declared that they are not going to apply “All-Inclusive” system in their hotel in Bodrum for the season of 2011. Do you think hotels should continue with this ‘’All-Inclusive’’ system which has been receiving harsh criticisms recently? This is a questionable subject. Bodrum Rixos’s customer portfolio may not tally with those Rixos hotels in Antalya. It varies depending on supplies and demands. Nightlife plays an important role in the mentality of tourism in Bodrum. There is a huge difference between the ratios of families coming to Bodrum and Antalya for holiday. ‘’AllANTALYA 49

Ekim - Kasım / October - November 2010


rizm Bakanlığı tarafından belirlenmesinden yanayım. Ben her şeyin dahil olduğu ‘Her şey dahil’ sistemini istemiyorum. Ama sistemin bir avantaj olduğu da unutulmamalıdır. ‘Her şey dahil’ sistemi sürekli eleştirilse de şunu vurgulamak gerekiyor: Turizmden destek alan 54 sektörün bu derece gelişim sağlamasının nedeni ‘Her şey dahil’ sistemidir. Çoğu zaman eleştirilen ‘Her şey dahil’ sistemi Antalya’nın vazgeçilmez bir sistemi olmuştur.

Sorun sistemde değil Turistler Akdeniz Bölgesi’ndeki şehir merkezlerini ‘Her şey dahil’ sistemi nedeniyle mi ziyaret etmiyor? Kimse bize kırılmasın ama ben bu düşünceye karşıyım. Antalya’da turizmden 54 sektör besleniyor. Turizmin şehre katkısı bence tartışılamaz. Örnek vermek gerekirse: ‘Her şey dahil’ sistemiyle işleyen otelimden, haftada 250 turist Manavgat Bölgesi’ni ziyaret ediyor. Bir işletmeci olarak müşterimin dışarı çıkmasını nasıl istemem? Maliyetlerim açısından baktığım zaman, o müşteri otelde kaldığı her dakika tüketim gerçekleştiriyor. 14 gün boyunca tatil yapan bir insanı zorla kimse otelde tutamaz, zorla da hiç kimse otelden çıkartamaz. Manavgat Şelalesi’ni ele alırsak; Sarılar Belediye Başkanının aktardığı verilere göre yılda 650 bin yabancı turist Manavgat Şelalesi’ni ziyaret ediyor. Şelaleyi görmek için yılda 350 ile 400 bin arasında yerli turist geliyor. Geçen yıl Antalya’ya gelen 9 milyon civarındaki turistin, yaklaşık 3.5 milyonu sadece acenteler vasıtasıyla ören yerlerine gitmiş. Bu misafirler ören yerlerine gidiyor da şehir merkezlerine neden inmiyor? Önce siz buraları cazip hale getirmelisi50

ANTALYA

niz. Tıpkı Bodrum’daki gibi… Ben isterim ki, benim otelimdeki standardı turist ziyaret ettiği yerlerde de bulsun. İşte problem buradan kaynaklanıyor. Antalya merkezinden bölgedeki tüm ilçelere kadar turistin ziyaret edeceği cazibe merkezleri oluşturulmalı. Turizmciler tesisini yapmış, istihdam yaratmışım, tesis içindeki problemleri çözmüş yani sorumlu olduğu alanı düzenlemiş; dışarısı ise hala çözüm bekliyor. Şunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Avrupa pazarında müşteri memnuniyetinden dolayı, yeniden Antalya’yı tercih eden turist sayısı çok fazla. Özellikle yerel yönetimlerin bu kıştan itibaren başlayarak, çevreyi hızla düzeltmesi gerekiyor.’Her şey dahil’ sistemi acımasızca eleştiriliyor ama yaşanan sorunların nedenini ‘Her şey dahil’ sistemine yüklememek gerekiyor.

Ortak tanıtım AKTOB olarak Antalya’nın tanıtılması için ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz? Geçtiğimiz yıl Frankfurt Havalimanı’nda gerçekleştirdiğimiz tanıtım faaliyetlerine ve Moskova’da düzenlediğimiz tanıtım gecesi etkinliklerine bu yıl da devam edeceğiz. 2011 yılı programı dahilinde Antalya’nın tanıtımı için 45’e yakın fuara katılacağız. Ancak geldiğimiz noktada fuarlarda dağıtılan broşürler yeterli değil. Bunu biraz daha geliştirip daha çok festivallere ve organizasyonlara katılmamız gerekiyor. Uluslararası organizasyonlarda Antalya’yı tanıtan çeşitli aktiviteler düzenlemeliyiz. Biz bu tanıtımı sadece oteller için değil Antalya markası için gerçekleştiriyoruz. AKTOB olarak tanıtıma bir buçuk milyon TL aktarıyoruz. Ancak bu miktar yeterli değil. Antalya’nın tanıtı-

Ekim - Kasım / October - November 2010

Inclusive’’ system provides advantages to tourism operators in some regions and disadvantages in other regions. I support that Rixos is willing to give up ‘’All-Inclusive’’ system in Bodrum. Agencies should also support hotels that are willing to give up ‘’All-Inclusive’’ system. ‘’AllInclusive’’ system was formed in the second half of 1990s in direction of the demand coming from agencies. We considerably profited from the system at that time. Nevertheless; as we broadened the system, we noticed that costs were getting higher since we had failed to balance sweet rivalry amongst us. Although it is a factor of attraction for customers, it started to cause our profits drop day by day. I support that minimum standards of the system must be determined by the Ministry of Culture and Tourism. I do not want that ‘’All-Inclusive’’ system in which all is included. Yet, it must be kept in mind that the system is also an advantage. Although that ‘’All-Inclusive’’ system is constantly criticized, one fact must be emphasized: ‘’the reason for which these 54 industries supported by tourism have made such progress is that ‘’All-Inclusive’’ system. This ‘’All-Inclusive’’ system which is most times criticized have become an indispensable system of Antalya.

Problem is not in the system Is it because of the “AllInclusive” system that tourists do not visit city centres in Mediterranean Region? I hope nobody gets offended with us; but I quite disagree with this opinion. 54 industries are supported by tourism in Antalya. In my opinion, tourism’s contributions to the

city are out of question. For instance; 250 tourists from my hotel, which is operated with this “All-Inclusive” system, visit Manavgat Region every week. How do I not want my customers to get out of the hotel as a hotel runner? When I consider the situation in terms of my expenditures, consumption continues every second when customer stays in that hotel. Nobody can force any person who is on holiday for 14 days to stay inside that hotel, and nobody can force him to get out of that hotel either. When we take Manavgat Waterfall into consideration; 650 thousand foreign tourists visit the waterfall annually according to the data obtained from the Mayor of Sarılar Municipality. 350-400 thousand domestic tourists come to see the waterfall ever year. 3,5 million of 9 million tourists that came to Antalya last year visited historical ruins through agencies. Why do you think these visitors go to historical ruins but they do not visit city centres? First of all, you need to convert those city centres into destinations of attraction. Just as in Bodrum... What I want is that tourists should find the standards they find in my hotel also in places they visit. That is the source of the problem. Antalya, from Antalya city centre to all the districts in the region, must be constituted of destinations of attraction that tourists can visit. Tourism operators have built their facilities; they have created employment; they have solved the problems they formerly had within facilities; in other words, they have put the area they are responsible for in an order; nevertheless, the outside world is still waiting for the solution. There is also one point not


to ignore. Number of tourists that prefer Antalya again due to customer satisfaction is very high in European market. Especially local administrations must rapidly apply environmental planning beginning from this winter. “All-Inclusive” system is harshly criticized; but it is not fair to blame that “All-Inclusive” system as the reason of all those problems experienced.

Common Promotion

mını daha iyi gerçekleştirebilmek için İl Özel İdaresi, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Fuarcılık A.Ş (ANFAŞ), Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği (AESOB) ve AKTOB olarak Antalya Tanıtım AŞ’yi oluşturma aşamasındayız. Bu birlikteliği oluşturduktan sonra her kurumun sağlayacağı sermaye desteği ile Antalya’nın tanıtımını gerçekleştireceğiz. Bunların yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığımızın gerçekleştirdiği tanıtım hamlesinin meyvelerini toplamaya başladık. Özellikle 2008 yılında başlayan ekonomik krizden bu yana yapılan tanıtım çalışmaları gerçekten çok etkili olmaya başladı.

Artış sürecek 2011 yılında Antalya turizmden ne bekliyor? Tüm dünya ülkelerinde ekonomik durum düzelmeye

başladı. Gelecek sene de turist sayısındaki artışın devam edeceğini düşünüyorum. Bence çok sevindirici bir olay da Türkiye’deki ekonomik durumun biraz daha iyi olması nedeniyle iç turizmde yaşanan hareketlilik. 2010 yılı rakamlarına bakarsak önümüzdeki yıl 11 milyon turisti Antalya’da ağırlarız. Fakat Antalya’yı tercih eden turistler Mayıs ile Ekim ayında bölgeyi ziyaret ediyor. Biz golf, futbol ve kongre turizmini canlandırabildiğimiz takdirde bu rakamın 14 milyona çıkmaması içten bile değil. Son yıllarda İngiltere, Fransa, Danimarka Norveç, İran ve vizelerin kaldırılmasının ardından Suriye pazarlarında artış yaşanmaktadır. 2011 yılında iyi bir kış beklemekle birlikte sezonun iyi geçeceğini düşünüyorum.

What kind of works do you carry out as AKTOB for promotion Antalya? We are going to continue the promotion activities we held in Frankfurt Airport and promotion night activities that we organized in Moscow last year also this year. We will participate into approximately 45 fairs for the promotion of Antalya in scope of 2011 schedule. Nevertheless, brochures given in fairs are not adequate in this point that we have reached. We have got to make progress in this case and participate in more festivals and organizations. We need to organize various activities promoting Antalya in international organizations. We are performing this promotion not only for hotels but for the trademark of Antalya. As AKTOB, we provide 1.5 million TL for promotion. Yet, this number is no sufficient. We are in the establishment stage of Antalya Tanıtım A.Ş. (Antalya Promotion Inc.) as Special Provincial Administration, Antalya Metropolitan Municipality, Antalya Chamber of Commerce and Industry (ATSO- Antalya Ticaret ve Sanayi Odası), Antalya Fuarcılık AŞ (ANFAŞ - Antalya Fair Or-

ganization Inc.), Antalya Union of Chamber of Merchants and Craftsmen (AESOB- Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği) and AKTOB for better promotion of Antalya. Following that we form this association, we are going to realize the promotion of Antalya with finance supports provided by each institution. In addition to these, we have started to reap the fruits of promotion attempt performed by the Ministry of Culture and Tourism. Especially the promotion works performed since the financial crisis that started in 2008 have been considerably efficient.

Increase will continue What does Antalya expect from tourism in 2011? Financial conditions have begun to improve in all countries of the world. I am of the opinion that increase in number of tourists will also continue next year. For me, another great case is the boom in domestic tourism due to slightly better financial conditions in Turkey. Depending on the numbers of the year 2010, I can foresee that we will host 11 million tourists in Antalya next year. However, tourists that prefer Antalya visit the region between May-October; so it will be no surprise if we raise this number to 14 million by managing to revive golf, football tourism and congress tourism. In recent years, we have observed rises in number of tourists coming from England, France, Denmark, Norway, Iran and also – after lifting visa requirements – Syria. Expecting a good winter from 2011, I am of the opinion that we will have a profitable season. ANTALYA 51

Ekim - Kasım / October - November 2010


Ören Yeri / Ruins

A 600-year capital city Today, Patara, the capital city of the Lycian League defined by Montesquieu as “The first excellent republic governing known in history,” is a destination that incorporates culture, cult, and nature tourism. Fotoğraflar / Photographs: Hamit Seçil, Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Arşivi / Department of Archaeology, Akdeniz University Archive

52

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


600 yıllık başkent:

PATARA

Montesquieu’nun “Tarihin bilinen ilk en mükemmel cumhuriyet yönetimi” olarak tanımladığı Lykia Birliği’nin başkenti Patara, bugün kültür, inanç ve doğa turizminin bir arada bulunduğu bir merkezdir. ANTALYA 53

Ekim - Kasım / October - November 2010


Patara, Akdeniz’deki ticaretin büyük gemilerle yaşamsal boyutlarda yoğunlaşmaya başladığı İlk Tunç Çağı’nda, Lykia’nın yüreği Ksanthos Vadisi’nden dünyaya açılan bir kapıda kurulmuştur. Bu erken yerleşime, limanın kuzeydoğusunda yükselen Tepecik’ten özellikle çömlek parçaları ve iki taş baltayla iz sürülmüştür. Yerleşimin Geç Tunç Çağı’ndaki varlığı ise, IV. Tuthaliya’nın MÖ 13. yüzyıl üçüncü çeyreği içinde bölgeye yaptığı Lukka Seferi’ni anlatan Yalburt yazıtıyla kesindir. Kentin adı, Hitit Kralı’nın utkuyla bitirdiği seferin ardından, önünde tanrılara şükrünü sunduğu kutsal “Patar Dağı”ndan gelir. Likyalıların kendi dillerindeki adı, Hititçesine benzer biçimde, “Pattara”dır. Adının kent kurucu kahraman “Pataros”tan geldiği, tıpkı Lukka’dan uyarlama Lykia adının Atina Kralı’nın oğlu “Lykos”dan geldiği masalı gibi bir Hellen mitosudur. Lykia’da “karanlık”

olarak nitelendirilen MÖ 1200 - 700 arası süreç de, yine Tepecik’te kazıyla günyüzüne çıkan iç içe çemberli çömlek parçaları ve terrakotta heykelciklerle aydınlanmaya başlamıştır. Demir Çağ’da yazılı tarih, Perslerin tüm Lykia’yı da egemenlikleri altına aldıkları MÖ 540 dolaylarında başlar. I. ve II. Vekhssere, kenti MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısında Patara’yı yöneten yerel beylerdir. MÖ 334/333’de gelen İskender’le Lykia, Makedonlara el değiştirir. Patara, MÖ 3. yüzyıl boyunca Ptolemaiosların elindedir ve o süreçte adı Arsinoe olarak değişmiştir.

Medeniyetlerin buluşma noktası Livius’un “Lykia soyunun başı” deyiminden de belli ki, MÖ 167 yılında kurulan Lykia Birliği’nin başkentidir. MS 43’te Roma’nın Lykia Eyaleti’nin, 74’te ise büyük olasılıkla “Lycia et Pamphylia” çifte eyaletinin de başkentidir. Patara’nın MS 4.

During the Early Bronze Age, when the large ships used in Mediterranean trade became a major part of income, Patara became home to a gate established in Xanthos Valley, the heart of Lycia, opening out to the world. The pieces of ceramic and two stone axes, located at Tepecik that towers over the northeast of the port, helped track down this early settlement. The Yalburt epigraph, which describes the Lukka excursion lead by Tudhaliya IV in the third quarter of the 13th century B. C., proves settlement in the Late Bronze Age.

of the King of Athens. Today, entwined ceramic pieces and terracotta statuettes discovered during excavations at Tepecik shed light on the “dark ages” of Lycia between 1200 and 700 B. C. In history, the Iron Age starts in 540 B.C., when the Persians took over Lycia. Vekhssere I and Vekhssere II governed Patara during the second half of the 5th century B.C. With Alexander the Great, during 334/333 B. C., Lycia became part of the Macedonian reign. During the 3rd century B. C, Ptolemies ruled Patara, whose name was Arsinoe during that era.

The city gets its name from Mount Patar, a sacred place where the Hittite king offered thanks in the presence of the gods after his victory. The people of Lycia called it “Pattara,” which was similar to the Hittite version. The fact that city received its name from the city’s founder “Patarus” is a Hellen legend, just like the belief that Lycia received its name from “Lycus,” son

The meeting point for civilizations It is obvious from Livius’s saying “Lycia is the head of the tribe” statement that it is the capital of the Lycian League formed in 167 B.C. It is a huge possibility that it was the capital city of the state of Lycia in A. D. 43, and of the joint state of “Lycia and Pamphylia” in A. D. 74. In the 4th

Patara Giriş Kapısı

54

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


yüzyılla başlayan Doğu Roma İmparatorluğu Dönemi’nde de Hıristiyanlığın çok önemli piskopos kentlerinden birine dönüştüğü, Lykia’nın ilk piskoposu Methodius’un MS 312’de Roma yönetimince burada başı kesilerek öldürülmesinden ve Pataralı Eudemos’un 325 yılında toplanan İznik Ruhaniler Meclisi’nde Lykia adına tek imza yetkilisi olmasından anlaşılır. Patara’nın bu ortamda bir St. Nikolaos’u yetiştirmesi, bu nedenle şaşırtıcı değildir. Kent 1176 Myriokephalon Savaşı’ndan kısa süre sonra Selçuklunun olmuş; Türk egemenliğinde yaşanan üç yüz yılın sonrasında, MS 1500 dolaylarında terk edilmiştir.

Doğa başkentin yolunu kapadı Lykia’ya 600 yıl boyu başkentlik yapma onuruna erişmiş olan bu özel kentin terk

not surprising that Saint Nicholas originated from Patara. The city fell into the hands of the Seljuks shortly after the Battle of Myriokephalon in 1176. In A. D. 1500, it was deserted after being run by the Turks for three hundred years.

Nature closed off the road to the capital city ediliş nedeni, haliç ağzının kumla kapanması sonucu denizle ve dünyayla bağlantısının kopması olmuştur. Çünkü Tepecik’i dört-beş bin yıl önceki bir zamanda yurt seçmenin de belirleyici nedeni, içinde kapalı bir liman barındıran o muhteşem halici olmuştu. Kentin 1988 yılında başlanan bilimsel kazılarla bilinen ilk önemli yapısı Bey Konağı da Tepecik’tedir ve

century A.D., Patara became one of the most important patriarch centres for Christianity during the East Roman Empire Era. This is a known fact as Methodius , Lycia’s first patriarch, was beheaded by the Roman government in A. D. 312, and Eudemus of Patara was the only authorised signatory on behalf of Lycia for the Spiritual Council of Iznik in 325. Therefore, it is

The reason behind the desertion of Lycia, after being the capital city for 600 years, was that sand closed off the estuary mouth, shutting Lycia of from the sea and the world. Tepecik established the estuary, with its closed port, four-five thousand years ago while thinking of the people. Bey Mansion, known from scientific excavations carried out in 1988, is one of the first important structures in Tepecik and one of the first of its ANTALYA 55

Ekim - Kasım / October - November 2010


Patara büyük buluşmaya hazırlanıyor Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Patara Antik Kenti’nde bulunan “Likya Birliği Meclis Binası”nın restorasyonu tüm hızıyla devam ediyor. Likya döneminde inşa edilen, Roma döneminde de meclis binası olarak kullanılmaya devam edilen, daha sonra kumlar altında kalan bina, 1988 yılında başlatılan Patara kazıları sırasında Prof. Taner Korkut tarafından ortaya çıkarıldı. 2006 yılında kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla ortaya çıkarılan meclis binası, Prof. Korkut tarafından yayınla dünyaya duyuruldu. “Son meclis ilk meclise sahip çıkıyor” parolasıyla TBMM’ye devredilen binada restorasyon çalışmasına geçen yıl başlandı. Restorasyonun ilk etabının 29 Ekim’de, ikinci etabının ise gelecek yıl 23 Nisan’da tamamlanması planlanıyor. Restorasyonun tamamlanmasının ardından, gelecek yıl 160 ülkenin parlamento başkanlarının bu binada bir araya getirilerek toplantı yapılması amaçlanıyor.

kind in Lycia as it dates back to 700 B. C. We still have no knowledge as to when settlement spread to the south slope.

The roots of parliament date back to the 2nd century According to Hecataeus and Herodotus, Apollo’s famous oracle temple was erected in the 6th century B.C; however, it is highly possible that it was on the northeast of the hilltop. According to a rumour, Phidias, a famous sculpture from Athens during the Classical Age, made statues of Zeus

and Apollo for Patara. The assumption is that the Patara of the Hellenistic Era, thought to be magnificent, was on the plain between Tepecik and Kurşunlutepe, east of the port, with a theatre maybe, built by Ptolemies, who named it after a queen. This is where the foundation for the Houses of Parliament was laid down in the 2nd century. The epigraphs already prove that Liman Caddesi (Port Street) existed during this period.

The world’s first road map Thanks to the amicable relations between Rome and

Patara Roma Yolu

MÖ 700 yılı dolayları tarihiyle türünün Lykia’daki en erkenidir. Yerleşimin ne zaman güney eteğindeki düzlüğe genişlediği henüz tam olarak bilinmemektedir.

Meclisin temeli 2. Yüzyıl’da atıldı Hekataios ve Herodot’un bahsettiğine göre, Apollon’un ünlü kehanet tapınağı MÖ 6. yüzyılda ayaktadır; ancak büyük olasılıkla bu tepenin kuzeydoğu topuğundadır. Yüksek Klasik Çağ’da ünlü Atinalı heykeltıraş Phidias’ın Patara için Zeus ve Apollon heykelleri yaptığı rivayeti vardır. 56

ANTALYA

Göz kamaştırıcı olması beklenen Hellenistik Çağ Patarasını, kraliçelerinin adını taşıyan gözde kent olarak Ptolemaiosların, -belki tiyatro ile birlikte- limanın doğusunda Tepecik ile Kurşunlutepe arasındaki düzlükte yarattıklarını öngörmek mümkündür. Meclis Binası’nın temeli de, izleyen 2. yy.da yüzyılda burada atılır. Liman Caddesi’nin bu zamandaki varlığı ise, zaten yazıtlardan okunmaktadır.

Dünyanın ilk karayolu haritası Roma ile olan dostça ilişkiler Patara’yı kültür ve sanat-

Ekim - Kasım / October - November 2010

Patara is getting ready for its big meeting Renovation works continue at full speed on the “Lycian Union Council Building,” located in the ancient city of Patara in the Kaş district of Antalya. During excavations initiated in 1988, Professor Taner Korkut uncovered the building, built during the Lycian Era, used as a council building during the Roman era, and buried in sand later on. Professor Korkut disclosed the uncovered council building, whose excavation works ended in 2006, to the world using the press. Renovation works on the building, assigned to the Grand National Assembly of Turkey with the motto “The last council is claiming the first council,” started last year. The plan is to complete the first phase of the renovation by the 29th October, and the second phase by the 23rd April next year. Once the renovation is complete, the aim is to gather speakers from 160 countries for a meeting in the building next year.


ANTALYA 57

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


ta ayrıcalıklı bir düzeye taşımıştır. Anadolu’da genellikle MS 2. ve 3. yüzyılların görkemini yansıtmayan 1. yüzyıl, Patara’da özellikle Claudius, Nero ve Vespasian’ın imparatorluk zamanlarında, çok parlak geçer. Yerleşimlerin birbirlerine bağlanan güzergâhlarla ve uzaklık ölçüleriyle yazıldığı Lykia Yol Kılavuz Anıtı, dünyanın bilinen en eski ve tek karayolları “haritası”dır. Bu kılavuz aynı zamanda Lykia Coğrafyası’nın da haritasıdır. Anıt, kentin Roma Eyalet Başkenti olmasının ardından liman önündeki bir kavşağa MS 46 yılında dikilir. Kent suyunu kanallarla Bodamya’dan taşıyan sistemin Fırnaz Koyu yamacındaki en görkemli parçası Delikkemer de Claudius zamanının anıt eserlerindendir. Bu eser, uzmanlar tarafından bir “mühendislik şaheseri” olarak övülür.

Nero’nun hediyesi deniz feneri

ni olan bir imparator hamamı ile Pharos olarak adlandırılan deniz feneri ise, Patara’ya Nero’nun armağanıdır. Antik dünyada çok az sayıdaki kalıntıyla örneklense de, onlardan hiç biri MS 64 - 65 yılının Nero Pharos’u gibi kendi özgün malzemesiyle bütünlenebilecek ve geçmişi gerçeğiyle günümüze taşıyabilecek ayrıcalıkta değildir. Kum altından günyüzüne çıkarılan malzemeden, yüksekliğinin 25 m’yi geçmesi öngörülür. Şu durumuyla bile görenleri etkileyen bu çok özel anıtın, yeniden ayağa kaldırıldığında dünya gezginlerini Patara’ya çekeceği kesindir.

Depremin izini kadınlar sildi Kente geleni yalın mimarisinin çekiciliğiyle karşılayan onur takı, Traian’ın eyalet valilerinden Mettius Modestus’un anısına MS 100 dolaylarında kuzey suru boşluğuna dikilmiştir. Bu yapıya aynı zamanda güneybatı çaprazındaki Li-

Kentin dört hamamından en büyüğü ve Lykia’nın en erke-

58

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

Patara, Patara reached a special level in terms of culture and art. The 1st century A.D., which carried none of the extravagance of the 2nd and 3rd century A.D. in Anatolia, was extremely fruitful in Patara during the times of Claudius, Nero, and Vespasian. The Stadiasmos Provinciae Lyciae (Road Map of the Lycian Way), a monumental pillar that officially announces roads, place names, and distances, essentially a monumental public itinerarium, is the world’s oldest and only “map” of roads. This itinerarium was also a geographical map of Lycia. After being the capital city of the state of Rome, the monumental pillar was erected at a crossroads in front of the port in A. D. 46. Delikkemer, one of the most magnificent pieces of the water carrying system that carried the water from Potamia, is also a monumental structure belonging to the C l a u - dius era located on the slope of Fırnaz Bay. This structure is known as “an engineering master-

piece” among experts.

A present from Nero, a lighthouse The largest of the four baths in the city and the first emperor bath in Lycia, and the lighthouse called Pharos, are both Nero’s gift to Patara. Even though there are a few remains from the ancient world, none of the reflect the true portrait of the past like Nero’s Pharos from the years between A. D. 64 and A. D. 65. From the materials uncovered from the sand its height is thought to be over 25 metres. It is certain that once erected, this very special structure will draw everyone’s attention to Patara, as it impresses many in its current situation.

Women wiped the traces of the earthquake The dignified arch, which welcomes the simple architecture to the city, was placed in the space, at the north wall, in A. D. 100 in memory of Mettius Modestus, a governor of the state of Trajan. This structure also took on the function of being an aqueduct for the bath of the harbour, located southwest and diagonally from the structure itself. Today, the one thing that is missing from the original are the portrait


man Hamamı için su kemeri işlevi de yüklenmiştir. Günümüzde görünenden farkı, bir zamanlar çıkmalar üzerinde konumlanan vali ve ailesinin portre büstleridir. Antik dünyada ayakta kalabilmiş üç örnekten biri olarak önemsenen depo işlevli Granarium, İmparator Hadrian ve karısı Sabina’nın MS 131 yılı ziyaretlerinin anısını taşır. Bir tapınağı da içeren üst bölümün eklentisiyle tiyatronun seyirci kapasitesini genişletme işi de o zamanda gerçekleşmiştir. Antoninus Pius’un imparator oluşundan hemen sonra, MS 140 yılı dolaylarında, Lykia’yı bir harabeye çeviren büyük depremin kentteki yaralarını “Pataralı kadın yurttaşların” da sardığı, tiyatro doğu girişindeki yazıttan bilinir. Çünkü üç katlı sahne binasını muhteşem mimarisiyle temelden yenileyen ve onu “Patara’nın soy tanrılarına” da adayan hayırseverin adı Vilia Procula’dır.

leşen ve Lykia bir Roma eyaletine dönüştüğünde 1400 kişilik bir kapasiteye büyütülerek Odeion işlevini de üstlenen Büyük Meclis’in de deprem sonrasında geçirdiği bir onarımla hizmetini sürdürdüğü, sahne kapılarını çerçeveleyen bezeklerin biçeminden okunur. Bu yapı, tüm Lykia’nın Birlik toplantılarına hizmet verebilecek tek yapıdır. Önemi boyutundan değil, buna neden olan işlevinden; yani Montesquieu’nun Lykia Birliği’ni “Tarihin bilinen ilk en mükemmel cumhuriyet

busts of the governor and his family. Granarium, Emperor Hadrian, and his wife Sabina visited the storage-purpose structure, which is one of the three left standing from the ancient world, in A. D. 131. Expanding the seat capacity of the theatre by building an extension to the upper part of the structure, which also consisted of a temple, also took place during the same time. The epigraph located at the east entrance of the theatre proves that the

“Women of Patara” dressed the wounds of the devastating earthquake, which occurred around A. D. 140 in Lycia, just after Antoninus Pius became the emperor. The charitable individual that renewed the three-storey building and devoted it to “The Tribal Gods of Patara” was Vilia Procula.

The best republic in history The decorations that surround the stage doors prove that the Grand Parliament, built by the Lycian League

Tarihin en mükemmel cumhuriyeti Yapımı, Likya Birliği’nin kurulduğu MÖ 2. yüzyılda gerçek-

Patara Hamamı

ANTALYA 59

Ekim - Kasım / October - November 2010


yönetimi” olarak değerlendirmesinden kaynaklanır. Günümüz nispi seçim sistemiyle karşılaştırılabilecek denli çağdaştır ve bu özelliği nedeniyle ABD Anayasası’nın biçimlenişindeki örneklerden birini oluşturmuştur.

Sekiz tapınaktan biri Tüm duvarları çatı yüksekliğine dek ayakta kalabilmiş tek Lykia tapınağı olarak bilinen ve cephesi sütun ve basamaklarla vurgulu bir Roma tapınağının tüm özelliklerini içeren Korinth Tapınağı, antik kaynakların Patara’da var olduğunu söyledikleri sekiz tapınaktan sadece biridir.

man ve başkent yerleşiminden beklenen yüksek yaşam düzeyi hemen fark edilir. Bu refah düzeyi, özellikle eşraf ailelere özgü tapınak mezarların, ev mezarların ve sunak mezarların, bunların içerdikleri ve çoğu MS 3. yüzyıl yapımı Attika tipli pahalı lahitlerin yörede en fazlasıyla burada temsil edilişiyle fark edilir. Doğal dokusunun uygun olmayışı nedeniyle kaya mezarı azdır. Yerini benzer biçimde yeraltına oyulan oda mezarlar almış; açılmış olanlardan ele geçen adaklar Antalya Müzesi’nde iki vitrini süslemeye ve görenleri etkilemeye yetmiştir.

Yaşam standardı yüksek

Ulaşılan son kaynak Osmanlı’dan

Patara, “mezarların anayurdu” olarak nitelendirilen Lykia’nın, dikme mezar dışında kalan tüm mezar tiplerine sahiptir. Çokluğuna, çeşitliliğine ve niteliklerine bakıldığında, halkının bir ana li-

MS 4. yüzyılla birlikte pagan yerli halkın Hıristiyanlığa dönmeye başlaması ardından kurulan Doğu Roma İmparatorluğu zamanında Patara, bir yüzyıl daha başkentliğini sürdürecektir; çünkü önemli bir

60

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

in the 2nd century B. C., and which also served as an Odeon with a 1400 expanded capacity during the era when Lycia became a Roman state, continue to serve purpose after the earthquake. This building is the only building where the whole of Lycia held their league meetings. Its grandness is due the purpose it serves, not because of its size. In other words, it has more to do with the fact that Montesquieu defined the Lycian League as “The first excellent republic governing known in history.” It was as modern as the relative voting system today, which made it the one of the examples the U. S. A based its constitution on.

One of the eight temples With its walls still standing right up to the ceiling, the Temple of Corinth, which portrays all properties of Roman

temples with its facade columns and stairs, is the only Lycian Temple known to be left standing with everything intact, and is said to be one of the eight that existed in Patara during ancient times.

A city with high living standards All types of graves, excluding the pillar graves, from Lycia known as “the homeland of tombs,” still stand tall at Patara. The high standard of living expected from a main port and capital city is obvious from the number, variety, and quality of the tombs. The level of welfare is obvious from the high number of expensive Attica-type tombs in the region, most of them built in the 3rd century A. D. that consist of monumental graves, home graves, and altar graves that belong to rich people. Due to the lack of suitability with natural conditions, the


Lykia’ya 600 yıl boyu başkentlik yapma onuruna erişmiş olan bu özel kentin terk ediliş nedeni, haliç ağzının kumla kapanması sonucu denizle ve dünyayla bağlantısının kopması olmuştur. The reason behind the desertion of Lycia, after being the capital city for 600 years, was that sand closed off the estuary mouth, shutting Lycia of from the sea and the world.

ANTALYA 61

Ekim - Kasım / October - November 2010


1478. That year Cem Sultan visited the area to make an agreement with the people of Rhodes, as ordered by his father Fatih Sultan Mehmet.

The World’s Most Beautiful Beach

piskopos kenti konumundadır. St. Nikolaos’un doğduğu ve yaşadığı kent olan Patara’da üçü bazilika boyutunda olan onu aşkın kilise ile iki Baptisterium yer alır. Kentin Hıristiyanlık tarihi içindeki bu ayrıcalıklı yeri aslında, MS 1. yüzyıl ortalarında Aziz Paulos’un Patara limanında gemi değiştirmesiyle başlamış gibidir. Nikolaos’un adını taşıyan bir ruhban okulunun varlığı da yazılı kaynaklardan aktarılır. Patara’yla ilgili yazılı kaynaklardan bize ulaşan en son bilgi, MS 1478 tarihlidir. Cem Sultan buraya o yıl, babası Fatih Sultan Mehmet’in buyruğu üzerine Rhodoslular ile bir anlaşma yapmak için gelmiştir.

Dünyanın en güzel kumsalı Anadolu’da heykel okullarına da sahip olabilen Ephesos, Aphrodisias ve Perge gibi büyük mermer kentler vardır. Ancak birden fazla alanda turizm potansiyeline bir 62

ANTALYA

arada sahip olabilen bir tek Patara’dır. 500 hektarlık alanda halicin üç yakasından yamaçlara doğru yayılmış, çok özel anıt eserlerle farklı bir başkent olarak “kültür turizmi” ile, Apollon’un destansal doğum yeri sayılan Leto Hurmalığı’na ve Perga mon kralının Akhilleus’tan aldığı yarayı sağalttığına inanılan ve onun adını taşıyan destansal Telephos Pınarı’na sahipliğin yanı sıra; Paulos’un gemi değiştirdiği, Methodios’un başının kesildiği ve Nikolaos’un doğduğu yer olarak “inanç turizmi” ile ve deniz kaplumbağalarını da barındıran dünyanın en güzel kumsalının, yabanıl doğasının içinden yürünen romantik “Lykia Yolu”nun ve de kano keyfi sürülen bir “anaforlu Ksanthos Irmağı”nın sunabildiği “doğa turizmi” ile “üçü bir yerde”, ayrıcalıklı bir Patara... Prof. FAHRİ IŞIK Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Akdeniz University Archeology Department

Ekim - Kasım / October - November 2010

number of rock tombs is not as much. Instead, there are underground grave chambers. The offerings recovered from those graves opened are on display at two showrooms at the Museum of Antalya.

The last reached source belongs to the Ottomans Patara during the East Roman Empire, when pagan locals converted to Christians in the 4th century A. D., remained as a capital city for a century as it became a very important location for patriarchy. Patara, the birthplace of Saint Nicholas, has ten churches the size of three basilicas, and two baptisteries. The city’s unique role in the history of Christianity starts with Saint Paul changing ships at the port of the Patara in the 1st century A. D. Written sources refer to the presence of a clergy school in the name of Nicholas. The last date on the written sources, regarding Patara, sent to us is A. D.

There are various large marble cities such as Ephesus, Aphrodisias, and Perge, which can establish statue schools in Anatolia. However, the only place that has tourism potential in more than one area is Patara. Patara spreads from the three banks of the estuary to the slopes covering 500 hectares of land. It is a different capital city with very special monumental structures. Its “Culture Tourism” offers the Lycian Letoon, accepted as Apollo’s epic birthplace, and the epic Telephus Springs, believed to be the place where Telephus, king of Pergamon, sought treatment for his wound inflicted by Achilles. Its “Cult Tourism” offers the places where Paul changed ships, where Methodios was beheaded, and where Nicholas was born. Its “Nature Tourism” offers the world’s most beautiful beach that is home to turtles, “Lycian Way,” a romantic path for walking through the wild, and the “eddy Xanthus Stream” for canoeing. Having all three in one place gives Patara the edge.


ANTALYA 63

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


Müze / Museum

Anadolu’nun en zengin müzesi:

Antalya

Antalya Müzesi’nin salonlarında, Antalya topraklarının ilk insanla başlayan ve günümüze kadar kesintisiz olarak süren binlerce yıllık geçmişini yansıtan eserleri hayranlıkla izleyeceksiniz.

The richest museum of Anatolia In the halls of the Museum of Antalya, you have the opportunity to see the artefacts that reflect thousands of years of history, from the early days of settlement right up to today.

Fotoğraflar: HAMİT SEÇİL

64

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Antalya Müzesi, 1922 yılında öğretmen Süleyman Fikri Erten tarafından 1. Dünya Savaşı’ndan sonra bölgeye gelen işgal güçlerinin yağmasından kurtarılan eserlerin korunması amacıyla kuruldu. İlk olarak Kaleiçi’nde bulunan Alaaddin Camii’nde, daha sonra Yivli Cami’de yer alan müze 1972 yılında bugünkü binasına taşındı. Antalya Müzesi bugün 30 bin metrekareyi kaplayan bir alanda 14 sergi salonu ile heykel ve değişik eserlerin sergilendiği açık hava galerileri ve bahçeden oluşmaktadır. İnsanlık tarihine kesintisiz tanıklık etmiş Anadolu topraklarının en zengin geçmişe sahip köşelerinden biri olan Antalya Bölgesi’nin sınırları içerisinde yer alan üç antik kültür bölgesi Likya, Pamfilya ve Pisidya’nın önemli bir bölümü Antalya Müzesi’nin sorumluluk alanını oluşturur. Arkeolojik zenginlikleriyle eşsiz bir açık hava müzesi ve uluslararası bir kazı merkezi durumundaki Antalya’da her yıl pek çok ülkeden bilim adamları bilimsel kazılar yapmaktadır. Bölgede çok sayıda kurtarma kazısı ve ören yeri çevre düzenleme çalışmaları Antalya Müzesi’nce yürütülmektedir. Antalya Müzesi Arkeoloji ve Tarih Müzesi olup aynı zamanda bölge müzesi olarak da nitelendirilebilir. Koleksiyondaki eserlerin büyük bölümü bölgede yapılan kazılardan elde edilmiş, etnoğrafik eserler de yine bölgeden müze uzmanları tarafından derlenmiştir. Salonlarda, Antalya topraklarının ilk insanla başlayan ve günümüze kadar kesintisiz olarak süren binlerce yıllık geçmişini yansıtan, kronolojik ve yer yer konularına göre sergilenen eserler görülebilir. Özellikle Perge’de bulunan Roma Dönemi heykeltıraş-

lık eserleriyle ve son yıllarda müze kurtarma kazılarından ortaya çıkan ilginç ve ünik buluntularıyla Antalya Müzesi dünyanın en önemli müzeleri arasında sayılabilmektedir. Müze 1988 yılında “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi” ödülüne layık görülmüştür.

Süleyman Fikri Erten established the Museum of Antalya in 1922, after the First World War, in order to protect artefacts saved from the invasion forces robbery. Initially the museum was in Alaaddin Mosque at Kaleiçi, after which it moved to Yivli Mosque, and

statues and various artefacts are on display, and a garden. An important part of the three ancient culture regions Lycia, Pamphylia, and Pisidia, located within the borders of the Antalya Region, which has the richest history in Anatolia having witness the history of humanity uninterrupted, establishes the responsibility area of the Museum of Antalya. Numerous scientists from all over the world come to Antalya, a unique open-air museum and international archaeological site with its archaeological riches, to carry out scientific excavations every year. Antalya Museum runs various recovery excavations and manages landscape plans of ruins in the area. Another definition used for the Museum of Antalya is Archaeology and History Museum as well as a regional museum. Most of the artefacts on collection are those recovered from excavation carried out in the region; the ethnographic artefacts on display are also compiled by museum experts. On display in the halls are artefacts, which reflect a history dating over thousands of years, from the first settlement at Antalya to date, either chronologically or according to their themes.

Salonlar Tabiat Tarihi ve Prehistorya Salonu: Bu salonda dünyanın oluşumuna tanıklık etmiş fosiller ve insanlık tarihinin ilk buluntuları olan eser-

finally moved to the building it is in today, in 1972. Today, the Museum of Antalya covers 30,000-m² area, and consists of fourteen display halls, open-air galleries where

Thanks to the sculptures belonging to the Roman Era at Perge and the interesting and unique discoveries during museum recovery excavations in recent years, the Museum of Antalya is one of the most important museums in the world. In 1988, the museum was awarded the “European Committee Museum of the Year” award. ANTALYA 65

Ekim - Kasım / October - November 2010


lere yer verilmiştir. Avcılık ve toplayıcılık düzeninden yerleşik düzene geçen ve bununla birlikte uygarlığa ilk adımını atan insanoğlunun ürettiği kullanım eşyaları, inanışlarına ait idoller, heykelcikler ve Anadolu’nun en eski ölü gömme geleneklerinden birini yansıtan küp mezar sergilemesi de bu salonda yer almaktadır. Seramik Eserler Salonu: Uygarlığın ilerlemesi ile birlikte pişmiş toprak eserlerdeki estetik ve teknolojik gelişimi, Geometrik Dönem’den (M.Ö.1100) Bizans Dönemi’ne (M.S.1100) kadar kronolojik olarak bu salonda görmek mümkündür. Bölge Kazıları Salonu: Bölge kazılarından gelen eserlerin sergilendiği bu salonda Likya, Pamfilya ve Pisidya bölgelerinde yer alan ören yerlerinde üniversiteler tarafından yapılan arkeolojik kazıları ve müzenin yaptığı kurtarma kazıları sonucu gün ışığına çıkmış eserlerden örnekleri görmek ve bu kazılar hakkında önemli bilgileri bulmak mümkündür. İmparatorlar Salonu: Bu salonda Roma Dönemi’nin imparatorları, imparatoriçeleri ile dönemin önemli politik şahsiyetlerinin M.S. 2. yüzyıla tarihlenen ve Perge’den bulunmuş olan heykelleri sergilenir. Ayrıca Antalya Müzesi’nin simgesi haline gelmiş, siyah ve beyaz mermerin birlikte kullanılması ile yapılmış olan dansöz heykeli de İmparatorlar Salonu’nda sergilenmektedir. Tanrılar Salonu: Bu salonda heykeltıraşlık ve mitolojinin muhteşem birleşimini görmek mümkündür. Yunan mitolojisinde adı geçen, tanrıla66

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

Halls The Natural History and Prehistoric Hall: On display at this hall are fossils, witnesses to world formation, and the first artefacts uncovered in the history of humanity. Also on display at this hall are items produced by the first civilizations of humanity used for hunting and gathering, idols belonging to beliefs, statuettes, and cube graves that reflect one of the oldest traditional forms of burial. The Ceramic Artefacts Hall: It is possible to see the aesthetic and technological development in terracotta along with progress of the civilisation, on display in chronological order from the Geometric Era (1100 B.C.) through to the Byzantine Era (A.D. 1100) in this hall. The Regional Excavations Hall: At this hall, which displays artefacts uncovered at regional excavations, are sample artefacts uncovered during archaeological excavations carried out by universities and rescue excavations carried out by the museum at Lycia, Pamphylia, and Pisidia, and important information relating to these artefacts. The Hall of Emperors: On display at this hall are statues of Roman Emperors, Empresses, and important politicians, dated back to the 2nd century A. D. and discovered at Perge. In addition, on display at the Hall of Emperors is a belly dancer statue made from black and white marble, the symbol of the Museum of Antalya. The Hall of Gods: At this hall, it is possible to see a magnificent combination of sculpturing and mythology. On display are statues of gods and goddesses such as Zeus, king of the gods, Aphrodite, goddess of love and beauty, and Apollo, god of sunlight in Greek mythology. All of the statues on display, dating back to the 2nd and 3rd century A.D. are from ex-


Özellikle Perge’de bulunan Roma Dönemi heykeltıraşlık eserleriyle ve son yıllarda müze kurtarma kazılarından ortaya çıkan ilginç ve ünik buluntularıyla Antalya Müzesi dünyanın en önemli müzeleri arasında sayılabilmektedir. Thanks to the sculptures belonging to the Roman Era at Perge and the interesting and unique discoveries during museum recovery excavations in recent years, the Museum of Antalya is one of the most important museums in the world.

ANTALYA 67

Ekim - Kasım / October - November 2010


rın kralı Zeus, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit, güneş ışığının tanrısı Apollon gibi tanrı ve tanrıça heykelleri yer alır. M.S. 2. ve 3. yüzyıla tarihlenen bu heykellerin tamamı Perge’de değişik sezonlarda yapılmış kazılar sonucu ortaya çıkmıştır. Mozaik Salonu: Bir Pamfilya şehri olan Seleukia’nın agorasında bulunmuş olan “Filozoflar Mozaiği” bu salonun en etkileyici eserlerindendir. Mozaiğin çevresinde yer alan bordürde dönemin ünlü filozofları, şairleri, yazarları, hatipleri ve matematikçileri resmedilmiştir. Mozaiklerin yanı sıra, bu salonda Perge heykeltıraşlık atölyesinin ürünü olan bir heykel grubu ve yine aynı atölyeye ait ve üst yarısı ABD’de olan Herakles Heykeli’nin alt yarısı da görülebilir. Mermer Portreler Salonu: Bu salonda çoğunluğu Roma dönemine ait, MS 2. yüzyıla tarihlenen kadın ve erkek başları sergilenmektedir. Sergilenen başların bir bölümü idealize yüz yapısına sahipken diğerleri portre özelliği göstermekte, ait oldukları insanın fizyonomik özelliklerini canlandırmaktadırlar. Perge Tiyatrosu Salonu: Perge Tiyatrosu’nda yapılan arkeolojik kazılar sonucu sahne binasından ele geçirilen 17 adet anıtsal heykel, frizler ve bazı mimari parçalar bu salonda sergilenmektedir. Tüm bu eserler deprem sonucunda büyük ölçüde tahrip olan sahne binasının yıkıntıları altından çıkarılmıştır. Bu salonun en cazibeli heykellerinden biri Büyük İskender’dir. Üslup özellikleri ile 68

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

cavations carried out at Perge during various seasons. The Mosaic Hall: One of the most impressive work of art in this hall is “Mosaic of Philosophers” found at the agora in Seleucia, a city in Pamphylia. The illustrations on the border around the mosaic belong to famous philosophers, writers, poets, speakers, and mathematicians of the era. On display at this hall alongside mosaics is a statute group that is a product of the Perge sculpture workshop, and the bottom half of the Heracles Statue, whose top half is in the U. S. A and which is also product of this workshop. The Hall of Marble Portraits: On display at this hall are heads of women and men, majority of which belongs to the Roman era, dating back to the 2nd century A. D. While some heads have an idealised facial expression, some show portrait characteristics and illustrate the physiognomic characteristics of the human. The Perge Theatre Hall: On display at this hall are seventeen monumental statues, friezes, and various architectural pieces from the stage building of Perge Theatre uncovered during archaeological excavations. All these works of art were taken from under the ruins of the stage building, severely damaged after the earthquake. One of the most attractive statues in this hall is Alexander the Great. Statues that reflect periodic style characteristics are Hadrian


heykeller Hadrian (116-138), Antonin (170-211) ve Severus (222-235) dönemi özelliklerini yansıtırlar. Lahitler Salonu: Bu salonda sergilenen lahitlerin büyük bölümü Perge nekropolünde yapılan kazılardan ele geçmiştir. Bu heykeller Perge’ye Attika, Prokonnesos (Marmara Adası) veya Dokimaion’dan (Afyon) getirilmiş ve Perge’nin lokal heykeltıraşlık atölyesinde işlenmiştir. Bu salonda Madalyonlu, Sütunlu ve Girlandlı, Pamfilya tipi lahitlerin yanında yasadışı yollarla yurtdışına kaçırılan ve ait oldukları topraklara iadeleri sağlanan Girlandlı Lahit ve Herakles Lahdine ait parçalar da görülebilir. Ölü Kültü Salonu: Müze ek binasının alt katında ölü gömme geleneklerine ait örnekler sergilenmektedir. Patara Antik Kenti’nde ortaya çıkmış oygu gömüt canlandırması; Perge’de bulunmuş muhteşem Dioniziak lahit; Limyra Heroon’una ait bir karyatid, alınlık ve frizler; Limiralıları, Ptolemayoslar ailesi için inşa ettikleri tapınağa ait heykeller ve metop frizleri ile Galius Caesar’a ait kenotaf frizleri ve yazıtlar bu salonda görülebilir.

Sikke, Küçük Eserler ve İkonalar Salonu: İkinci katta bulunan bu salonun sikke sergilemesi bölümünde Pamfilya, Pisidya ve Likya bölgesi sikkeleri ile Beylikler Dönemi, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Sikkeleri sergilenmektedir. Salonun diğer bölümü takılar, su altı buluntuları, Koridalla Hazinesi ve diğer küçük buluntulara ayrılmıştır. Bu salonda ayrıca Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolas’a ait rölikler ikonalar ve Hıristiyanlıkla ilgili diğer ikonalar da görülebilir. Etnografya Salonları: Bu salonlara geçişte Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında yapılmış olan ve 32 parçadan oluşan kitabe sergilenmektedir. Müze sergilemesinin son bulduğu bu salonlarda Türk İslam Eserleri ile yakın tarihimizin en güzel kültür objelerini içeren eserler ve canlandırmalar görülebilir. NERMİN KARAGÖZ Antalya Müzesi Müze Araştırmacısı Museum of Antalya Museum Researcher

(116-138), Antonin (170-211), and Severus (222-235). The Sarcophagus Hall: The majority of the sarcophagus on display at this hall is from excavations carried out at the necropolis at Perge. These statues arrived in Perge from Attica, Prokonnesos (Marmara Island), or Docimium (Afyon), and processed at the local sculpture workshop in Perge. As well as Pamphylia-type sarcophagus with medallions, columns, and girland, there are pieces of Girland sarcophagus and Heracles Sarcophagus, which were returned to the homeland after being taken illegally. The Hall of Burial Customs: On display in the basement of the museum’s extension are examples portraying old burial traditions. Among some of the artefacts on display is a reconstruction of the burrowed tomb discovered in the Ancient City of Patara, a magnificent Dioniziac tomb uncovered at Perge, a caryatid, gablet, and friezes belonging to Limyra Heroon, statues belonging to

the temple built for the people of Limyra and Ptolemaist to worship, and cenotaph friezes and inscriptions with metope friezes belonging to Galius Caesar. The Hall of Coins, Opuscules and Icons: On display in the hall on the second floor are coins from the regions of Pamphylia, Pisidia, and Lycia, as well as coin belonging to the Beylik, Seljuk Anatolia, and Ottoman Era. In the other part of the hall are jewellery, underwater discoveries, the Treasure of Corydalla, and other minor discoveries. Also on display at this hall are relic icons belonging to Saint Nicholas, known as Santa Claus, and other Christian icons. Ethnography Halls: In these halls is the 32-piece epigraph established during the time of Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev from the Seljuk. On display at these halls, where the displays at the museum come to an end, are TurkishIslamic artefacts and the most beautiful cultural objects from recent history. ANTALYA 69

Ekim - Kasım / October - November 2010


İnanç Turizmi / Belief Tourism HAMİT SEÇİL

Aynı anda 4 bin kişi ibadet ediyor Batı Akdeniz Bölgesi’nin en büyük camilerinden biri olan Manavgat Merkez Külliye Camii’ni yılda 300 bin turist ziyaret ediyor.

70

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin hakim olduğu Külliye Camii, yerden yüksekliği 30 metre olan bir ana kubbesinin yanı sıra dört yarım ay ve 27 adet küçük kubbeden oluşuyor. 60 metre yüksekliğinde dört minareye sahip olan caminin her minaresinde üçer şerefesi bulunuyor. Caminin kündekari kapısı bir sene süren el işçiliğiyle yapılmış olup, çalışmalar esnasında meşe ve armut ağacı kullanılmış. Caminin çini işlemelerinin büyük kısmı el yapımı olup, taş çini özeliği taşıyor. Yapımında 250 ton demir, 65 ton kurşun, 500 metreküp beton kullanılan cami

birinci sınıf işçilik özeliği taşıyor. Üç ana kapısı bulunan Manavgat Külliye Camii’nde aynı anda 4 bin kişi ibadet edebiliyor. Cami inşaatına 2002 yılında başlanıldığını söyleyen Manavgat Müftüsü Halil Taş, Manavgat Merkez Külliye Camii’nin ibadete 2004 yılında açıldığını kaydetti. Yapımı 3 milyon lira harcanarak tamamlanan camiyi yılda 300 bin turistin ziyaret ettiğini söyleyen Taş, “Manavgat Merkez Külliye Camii Batı Akdeniz Bölgesi’nin en büyük camilerinden birisidir” dedi. Taş, cuma hutbe ve vaazlarının işaret diliyle işitme engellilere de anlatıldığını belirtti.

4 thousand people pray at the same time Being one of the biggest mosques in Western Mediterranean Region, Manavgat Merkez Külliye Mosque is visited by 300 thousand tourists annually.

Külliye Mosque, which is dominated by Ottoman and Seljuk architecture, constitutes of four semi-domes and 27 small domes in addition to a main dome which is 30 metres high from the ground. The mosque has got four min-

arets that are 60 metres tall and each of which has three balconies. The mosque’s door which is a fine example of kundekari art was a product of one year’s handwork; and oak and pear trees were used during works. ANTALYA 71

Ekim - Kasım / October - November 2010


Majority of ceramic inlays of the mosque are hand-made; and they are stone-ceramic. The mosque for which 250 tons of iron, 65 tons of lead and 500 m3 concrete were used is an example for first-class craftsmanship. In Manavgat Külliye Mosque with three main doors, 4 thousand people can pray at the same time. Stating that the mosque started to be constructed in 2002, Halil Taş, Mufti of Manav-

72

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

gat, adds that the mosque was opened for prayer in 2004. Taş indicated that the construction of the mosque was completed after spending 3 million TL and it was visited by 300 thousand tourists every year and he continued: ‘’Manavgat Merkez Külliye Mosque is one of the biggest mosques in Western Mediterranean Region’’. Taş also emphasized that Friday preaches were told to the hearing-handicapped citizens through sign language.


ANTALYA 73

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


Yaylalar / Plateaus

Gömbe Plateau on slopes of Akdağ At the end of a journey you make among pine trees on an asphalt road up to one thousand five hundred metres above the sea, Gömbe Plateau welcomes you with countless natural beauties contained within.

Akdağ’ın eteklerinde

Gömbe Yaylası Çam ağaçlarının arasında, asfalt bir yolda, denizden bin 500 metre yükseğe yaptığınız yolculuğun sonunda, içinde pek çok doğal güzellik saklayan Gömbe Yaylası karşılar sizi.

74

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Fotoğraf / Photographs: Hamit Seçil, Yrd. Doç. Cemali Sarı Arşivi

Deniz seviyesinden bin 500 metre yüksekteki Gömbe Yaylası, Kaş sınırları içinde olup ilçeye 70 km uzaklıktadır. Kaş’tan Elmalı’ya doğru gidildiğinde, büyük bölümü çam ağaçlarından oluşan ormandan geçilerek asfalt bir yolla Gömbe’ye ulaşılır. Yaylaya, Kaş’tan Elmalı ve

Gömbe dolmuşlarıyla çıkılabilir. Ayrıca seyahat acenteleri tarafından günübirlik Gömbe Yaylası turları da organize edilmektedir. Gömbe, yaz aylarında kıyının bunaltan sıcağından rahatsız olup serin günler geçirmek isteyenler tercih ettiği bir yaylak köyüdür.

Being one thousand five hundred metres higher than sea level, Gömbe Plateau is within borders of Kaş and located 70 km away from the district. When you head for Kaş from Elmalı, you reach Gömbe on an asphalt road passing through a forest of pine trees. It is possible to

get to the plateau from Kaş by Elmalı or Gömbe dolmushes. Furthermore, daily Gömbe Plateau tours are organized by travel agencies. Gömbe is a summer pasture village preferred by those sick of sweltry in coasts in summer days and willing to have cooler days.

ANTALYA 75

Ekim - Kasım / October - November 2010


Gömbe yaylasının turizm çekiciliği doğal güzelliğidir. Akdağ’ın 3 bin metre zirvesinden eriyen kar sularının 60 metre yüksekten dökülmesiyle oluşan şelale, Gömbe’den görülebilir. Bu çağlayan Uçarsu olarak adlandırılmaktadır. Uçarsu’yu daha yakından görmek için ilginç bir doğa yürüyüşü yapılabilir. Yolun tamamı yürüyüşe dâhil edilebilir ya da 6-7 kilometresi araçla gidilip sonra yolun kalan bir buçuk kilometresi yürünebilir.

Yeşilgöl’de kamp keyfi Yaylanın doğal güzelliği sadece bununla da bitmez. Uçarsu’ya ulaşma heyecanı doğaseverleri sarmış iken, hemen onun yanı başında küçücük bir gölle karşılaşılması ise keşfetme heyecanını doruklara tırmandırır. Bu göl ise Yeşilgöl olarak adlandırılmaktadır. Büyük olasılıkla suyunun renginden dolayı yeşil adını almıştır. Yeşilgöl (0.5 km2) oldukça küçük bir göldür. Gölün 76

ANTALYA

Yeşilgöl Efsanesi

Yeşilgöl Myth

Abdal Musa bir gün Yeşilgöl civarında bir Yörük evine misafir olur. Ev halkıyla sohbet ederken susar ve evin gelininden bir tas su ister. Gelin, hemen Abdal Musa’nın isteğini yerine getirmek için bebeğine ayırdığı suyu memnuniyetle ona ikram eder. Kana kana suyu içen Abdal Musa, geline dönerek “Suyun gözün gibi olsun” der. Gelinin gözleri yemyeşildir. Gömbe ve civarında Yeşilgöl aynı zamanda “Gelingöl” adıyla da bilinir.

One day Abdal Musa was a visitor in a Yörük’s house. As he was in conversation with the people in the house, he feels thirsty and asks for a glass of water from the bride of the house. The bride willingly hands over the water that she was keeping for her baby to Abdal Musa immediately. Having quenched his thirst with the water, Abdal Musa turns to the bride and says ‘’May your water be like your eyes.’’ The bride had the greenest eyes. Yeşilgöl (Green Lake) is also known as ‘’Gelingöl’’ (Bride’s Lake) in Uçarsu Gömbe and the neighbourhood nearby.

Ekim - Kasım / October - November 2010


Water mill

Su değirmeni

Yaklaşık 300 yıllık bir geçmi- It is a water mill with a history şe sahip ve halen yapılan re- of almost 300 years and has vizyonlarla ayakta olan bir su currently survived hitherto with değirmenidir. Çevresinde bol restorations applied. Since miktarda su olmasından do- there is plenty of water around, layı her yer yemyeşildir. Sa- surroundings is all green. It is bah yürüyüşlerinizde güzel a gorgeous resting place for bir dinlence yeridir. your morning walks. What is attractive about Gömbe Plateau in terms of tourism is its natural magnificence. The waterfall formed with waters of melted snow flowing down from the peak of Akdağ which is 3000 metres high and falling from a height of 60 metres can be viewed from Gömbe. This waterfall is named Uçarsu. To have a closer view of Uçarsu, you can make an interesting walk in nature. All the way may be included in the walk or you can move on for 6-7 kilometres by a vehicle and

etrafında ağaç olmamasına karşın, çevresi çayırlarla kaplıdır. Kamp kurulabilir, piknik yapabilir. Gelen turistler her türlü ihtiyaçlarını yayladan karşılayabilirler. Gömbe’de pansiyonculuk çok gelişmiştir. Toplam yatak sayısı 200’ü bulur.

Alevilerin kutsal suyu Haziranın ilk haftasında Tekke Köyü’nde düzenlenen Abdal Musa Şenlikleri için gelenler Gömbe’ye (Uçarsu) de gelerek dilek dileyip kurban keserler, sema törenleri ve folklor gösterileri yaparlar. Efsaneye göre; Abdal Musa, tekkesine yeni canlar kazanmak için sırtında heybesi köy köy dolaşırmış. Yine Elmalı civarında, Tekke Köyü yakınla-

then walk the remaining 1.5 kilometres.

Joy of camping in Yeşilgöl That is not the whole of natural magnificence of the plateau. As nature-lovers are aroused with reaching Uçarsu, seeing a tiny lake just beside it maximizes the enthusiasm of discovery. This lake is called as Yeşilgöl (Green Lake). It was most probably due to the colour of water that it was named green. Yeşilgöl (0.5 km²) is a very small lake. Although

rında dolaşırken, Gömbe'nin batısındaki Uçarsu'yun arkasında bulunan bir köye gitmiş. Köy halkı o kadar fakirmiş ki, kuraklık yüzünden ekinleri bir türlü yetişmez olmuş. Abdal Musa bu hallerini görünce çok acımış ve "Ben size su verirsem, siz de elde edeceğiniz üründen bana pay verir misiniz?" diye köylülere sormuş. Köylüler: "Ne demek, sen yeter ki, bize su sağla, payın sözü mü olur!" diye söz vermişler. Bunun üzerine Abdal Musa asasını yere vurarak yerden su fışkırmış. Köylüler buna çok sevinmişler. O yıl bol ürün sahibi olmuşlar. Ancak Abdal Musa, hasat bitiminde, köylülerin söz verdiği ürünü almaya geldiğinde, onu tanımazlıktan gelmişler. Abdal Musa, "Hani bana ürününüzANTALYA 77

Ekim - Kasım / October - November 2010


den belirli bir pay verecektiniz?" diye hatırlatınca, köylüler " Hadi be derviş var git işine, bu suyu bize Allah verdi, sen de kim oluyorsun?" demişler. Abdal Musa, köylülerin bu tavrına çok kızmış ve "Siz yazın su içmeye, kışın geçmeye yol bulamayın" diye beddua etmiş. İşte o gün bu gündür kupkuru dağ yamacında taşlar arasından fışkıran ve adeta uçarcasına gürül gürül akan sular, yaz aylarında Elmalı Ovası'na, kışın ise Kaş Ovası'na akar olmuş. Abdal Musa'nın bedduası tutmuş ve o tarafta oturan köylüler, kışın suyun coşkulu akmasından geçmek için yol bulamazken, yazın sıcak aylarında da, kaynak Elmalı yakasına aktığından içecek su bulamaz olmuşlar. Elmalı yakasına bakan bölümü kış aylarında kalın buz duvarı ile bir set oluşturduğundan her yıl mayıs ayı başına kadar, suyun ihtiyaç olmadığı aylarda 78

ANTALYA

Kaş tarafına akar ve buna o yöre halkı "Şeytan Suyu" adını vermiş. Mayıs ayından itibaren kaynak başındaki buzlar çözülünce, bu kez suyun en gereksinim olduğu aylarda Elmalı Ovası'na akmaya başlar. Elmalı tarafında oturanlar da, gereksinimleri olduğu zaman kendi taraflarına akan bu coşkulu suya "Uçarsu" adını vermişlerdir. Bu suyun yakınında yer alan dağın tepesinde bir de "Yeşil Göl" vardır. Bu göl kenarında her yıl Abdal Musa müritleri tarafından, dede önderliğinde cem yapılır, semahlar dönülür. Sofralar kurulur, lokmalar dökülür. Kutsal bir yer olarak kabul edilir. Yrd. Doç. CEMALİ SARI

Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Beşeri ve İktisadi Coğrafya Uzmanı Akdeniz University – Faculty of Education Lecturer of Department of Elementary Education Human and Economical Geography Specialist

Ekim - Kasım / October - November 2010

there are no trees around the lake, the surrounding is covered with meadows. It is convenient for camping and picnic. Tourists that come here can meet all their needs in the plateau. Pension running is very good in Gömbe. Total number of beds reaches around 200.

Holy Water of the Alevi Those coming for Abdal Musa Festival organized in Tekke Village in the first week of June visit Gömbe (Uçarsu), make wishes, sacrifice animal, and perform whirling rituals (samah) and folk dances. According to the myth; Abdal Musa travelled from village to village with his saddlebag on his back in order to recruit new lives for his dervish convent. While he was wandering around Elmalı near Tekke Village; he visited a village

located behind Uçarsu in the west of Gömbe. People of that village were so much poor that their crops never grew because of the drought. Abdal Musa felt pity for their state and asked: ‘’would you give me share from the crops that you will obtain if I give you water?’’. ‘’Of course, we will. Just provide us water. Share will be no problem!’’, villagers promised. Therefore, Abdal Musa hit the ground with his stick and water pullulated from the ground. Villagers cheered with joy upon that. They had plenty of crops that year. Yet, they ignored Abdal Musa when harvest was over and he came to take his share that he had been promised. Abdal Musa reminded: ‘’you were going to give me share from the crops that you would obtain!’’ Villagers replied: ‘’Get you gone, dervish! It is Allah that provided this water to


Subaşı Plateau

Subaşı Yaylası

Known as the plateau of plateaus, Subaşı is the plateau of real Yörüks. Being 2.600 metres higher than sea level, the plateau contains magnificent tracks for those interested in safari. In Subaşı Plateau that has a meadow of 300 acres; it is possible to see every single tone of the colour green. The stream flowing in the middle irrigates all the plateau forming curves in the course. Subaşı Plateau is approximately 10 kilometres away from the centre of Gömbe.

Yaylaların yaylası olarak geçen Subaşı, gerçek Yörüklerin yaylasıdır. 2 bin 600 metre rakımda bulunan yayla, safari meraklıları için harika parkurları barındırmaktadır. Yaklaşık 300 dönüm büyüklüğünde meraya sahip olan Subaşı Yaylası’nda, yeşilin her tonunu görmek mümkündür. Tam ortasından geçen çay menderesler çizerek tüm yaylayı sulamaktadır. Subaşı Yaylası Gömbe merkezden yaklaşık 10 kilometre uzaklıktadır.

us. Who are you to claim for that?’’ Abdal Musa got filled with anger for this attitude of villagers and cursed them ‘’May you find neither water to drink in summer nor any path to pass in winter!’’. From that day to this; waters bursting out among the rocks on the dry slopes of that mountain and running with a gurgling sound flow towards Elmalı Plain in summer months and toward Kaş Plain in winter. Abdal Musa’s curse was accepted and the villagers living in that area were not able to find a path to pass through that water running in pulse; and they were not able to find any water to drink in summer months as the spring flowed to Elmalı side. Water flows to Kaş side in winter days until May, a period

when there is not much need for water, as the part facing Elmalı region constitutes a barrier together with that thick wall of ice; and people of the region call that water ‘’Devil’s Water’’. When all the ice at the spring of water starts to melt in May, water begins to flow into Elmalı Plain when water is most needed. Those living in Elmalı region call this gurgling water flowing to them when their need for water is maximized as ‘’Uçarsu (Flying Water). On top of the mountain located near this water is a lake called ‘’Yeşil Göl (Green Lake)’’. Every year, religious Alevi rituals and whirling rituals (cem) are performed lead by an Alevi religious leader (dede) by followers of Abdal Musa. Feasts are organized; doughnuts are prepared. It is considered to be a sacred place.

ANTALYA 79

Ekim - Kasım / October - November 2010


Mağaralar / Caves HAMİT SEÇİL

Akdeniz’de insanlığın doğduğu mağara Günümüzden 500 bin yıl önce yaşamın başladığı ve Akdeniz Bölgesi’ndeki ilk yerleşim alanı olan Karain Mağara’sında dünyanın ilk mağara içi müzesinin kurulması için çalışmalar sürdürülüyor.

80

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


The cave in which the humanity was born in Mediterranean There are ongoing projects to establish the world’s first in-cave museum at Karain Cave, the first residential area in the Mediterranean region, dating back 500,000 years, to the start of humankind.

ANTALYA 81

Ekim - KasÄąm / October - November 2010


colithic, and the Roman Era. During the Roman Era, Karain Cave was a sacred cave used to worship the God of the Mountains. After that people deserted the cave.”

Karain Cave is important for humanity

İlk insana ait buluntuların günümüzden iki buçuk milyon yıl önce ‘Kara Kıta’ olarak bilinen Afrika’da gün yüzüne çıkartıldığını söyleyen Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Işın Yalçınkaya, “Anadolu’daki en eski mağara iskanı Karain’dedir.” dedi. Bu zamana kadar yapılan çalışmalarda Alt Yontma Taş Devri’ne ait el baltaların Karain Mağarası’nda gün yüzüne çıkartıldığını anlatan Prof. Işın Yalçınkaya, “Bu şu anlama geliyor: Karain Mağarası’nda günümüzden 500 bin yıl önce yaşam olduğunu tespit ettik. Mağara’da Alt Yontma Taş Dönemi’nden başlayıp, Orta Yontma Taş, Üst Yontma Taş Dönemini ve avcılık-toplayıcılıktan, yerleşik yaşama geçiş aşamasını buluyoruz. Üste doğru çıkıldıkça Neolitik, Kalkolitik ve ardından Roma dönemi başlıyor. Roma Dönemi’nde Karain Mağarası dağ tanrısına 82

ANTALYA

tapınmak için adak mağara olarak kullanılıyor. Ardından Mağara’dan insanlar çekiliyor.” diye konuştu.

Karain insanlık için önemli 1946 yılında Prof. Kılıç Kökten tarafından bölgede yapılan yüzey araştırmaları sonrası gün yüzüne çıkartılan Karain Mağarası’nın sadece Türkiye için değil dünya arkeolojisi için de önemli bir yere sahip olduğunu belirten Yalçınkaya, 1985 yılından bu yana mağarada kazı başkanı olarak çalışmalar yaptığını söyledi. Son 25 yılda Epi-paleolitik döneme ait eserlere ulaştıklarının altını çizen Yalçınkaya, bugüne kadar yapılan çalışmalarda mağara içerisinde yontma taş döneminde kullanılan delici ve kesici aletlerin yanı sıra su aygırı kemiklerine de rastladıklarını belirtti. Prof. Yalçınkaya, “Bölgedeki iklim geçmişte tropikal özelikler taşıyormuş. Karain Mağarası önünde günümüzde yerleşim

Ekim - Kasım / October - November 2010

Professor Işın Yalçınkaya, a lecturer at the Faculty of Language History and Geography at Ankara University, expressed that the first traces of humankind were uncovered in Africa, known as “Black Continent” two and a half million years ago, and went on to say, “Karain Cave is the oldest cave settlement in Anatolia.” Professor Işın Yalçınkaya explained how hand-axes belonging to the Lower Palaeolithic Era were uncovered in excavations carried out to date at Karain Cave, and went on to say, “In other words, this means that we have determined life existed 500,000 years ago at Karain Cave. At the cave we uncovered the transition from the Lower Palaeolithic Era, the Middle Palaeolithic Era, the Upper Palaeolithic Era, and hunting-gathering to a settled lifestyle. As you progressed up the layers, you come across the Neolithic, the Chal-

Yalçınkaya explained that Karain Cave, uncovered after surface surveys carried out by Professor Kılıç Kökten in 1946, was important for archaeology not only in Turkey but the world, and went on to state how he has led excavations at the cave since 1985. Yalçınkaya emphasised that over the last 25 years they had reached artefacts belonging to the Epipalaeolithic Era, and went on to state that during excavations at the cave they had come across hippopotamus bones as well as sharp instruments and drills used during the Palaeolithic Era. Professor Yalçınkaya went on to say, “In the past, the region’s climate carried tropical properties. The lowland located in front of Karain Cave, used as a settlement area, used to be a lake. This was determined thanks to the surface surveys carried out in the area. We also found workshops around the lake, used by people of the Palaeolithic Era to chisel stone.

Technological and cultural evolution Yalçınkaya stated that Karain Cave had seven separate living rooms, and explained that they were continuing works on two of the rooms, leaving the other five for future generations. Yalçınkaya expressed that excavations belonging to the Palaeolithic Era continued at the section named the “E section,” and went on to explain that a museum was located in the


alanı olarak kullanılan ova ise gölmüş. Bunu yaptığımız yüzey araştırmaları sonrası tespit ettik. Göl çevresinde de Paleolitik Dönem insanlarının taş yonttuğu atölyeleri bulduk.” diye konuştu.

Teknolojik ve kültürel evrim Karain Mağarası’nın yedi ayrı bağımsız salonu olduğunu belirten Yalçınkaya, mağaranın iki gözünde çalışmalarını sürdürdüklerini, diğer beş gözünün ise kapalı bir şekilde gelecek nesilleri beklediğini kaydetti. Mağaranın E gözü olarak isimlendirilen parçasında Paleolitik Döneme ait kazıların sürdüğünü söyleyen Yalçınkaya, tarihi yer içerisinde bir de müze olduğunu kaydetti. Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki ilk insan yerleşiminin Karain Mağarası’nda görüldüğünü dile getiren Yalçınkaya, “Antalya çevresinde ilk insanın günümüzden 500 bin yıl önce yaşadığını tespit ettik. Bu da Antalya ve hinterlandının çok büyük bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor. İnsanın dünyada görülmesinden 21. yüzyıla kadar geçen süreye baktığımızda insanlık tarihinin yüzde 99’u Yontma Taş Devri’nde yaşamıştır. İnsanların yerleşik hayata geçmesinin ardından günümüze kadar geçen süre ise yüzde birlik bir dönemdir. İnsanoğlu çok ağır bir kültürel evrim geçirmiştir; ancak yerleşik hayata geçtikten sonra teknolojik ve kültürel evrim hız kazanmış. Günümüzde ise baş döndüren bir seviyeye varmıştır” dedi. Karain Mağarası’nın öneminin Türkiye’de bilim dünyasında da, halk arasında da pek fazla bilinmediğini vurgulayan Yalçınkaya, “Bugüne değin mağaraya hak etti-

Işın Yalçınkaya

transition to settled lifestyle and today’s date only forms 1% period of that. Humanity underwent a severe cultural evolution; after the adoption the sedentary life, technological and cultural evolution gained momentum. Today, it has reached dizzy heights.”

ği önem kadar yatırım yapılmamış. Hali hazırdaki müzenin genişletilmesi gerekiyor. Burası özel bir müzeyi hak ediyor. Animasyonla burada mağara içerisinde canlandırma yapıldığı takdirde dünyada bir ilki gerçekleştirerek, potansiyeli arttırabiliriz. Bu şans yeterince kullanılmıyor. Dünyanın ilk mağara içi müzesini kurarak, dünyanın her yerinden özel ziyaretçiler çekebiliriz. Böyle bir mağaraya sahipsek, bunun bütün nimetlerinden yararlanmalıyız.” dedi.

historical location. Yalçınkaya reiterated that Karain Cave was the first settlement area in the Western Mediterranean Region, and went on to say, “We have discovered that settlement in the Antalya region first started 500.000 years ago. This shows just how great a history Antalya and its hinterland has. When we investigate the history of humanity, since it first appeared on earth until the 21st century, we see that 99% of it existed during the Palaeolithic Era. The time between the

Yalçınkaya highlighted that the scientific world and the public in Turkey were unaware of the importance of Karain Cave, and went on to say, “Up until today, the cave has not received the investments it deserves. Expansions should be carried out in the museum, which is already available at the location. This place deserves its own museum. In the event that animations are staged at the museum, it will be a first, which will increase potential. At present, the options are not sufficiently being used. By establishing the first in-cave museum, we will be able to attract special visitors from all over the world. If we own such a cave, we should make the most of it.” ANTALYA 83

Ekim - Kasım / October - November 2010


Güncel / Actual

Cem Özdemir

Turizmciler çevreci olmalı Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, “Sürdürülebilir bir turizm için turizmcilerin çevreci olması gerekiyor” dedi.

Tourism professionals should be environmentalists Cem Özdemir, Co-Chairman of the German Green Party stated, “For sustainable tourism it is essential that tour operators are environmentalists.” 84

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Son yıllarda Türkiye turizmcisinin doğaya saygılı olma bilincine vardıklarını söyleyen Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, turizmcilerin doğaya saygılı olarak kendi geleceklerini de garanti altına almaları gerektiğinin şart olduğunu kaydetti. Tourexpi Dialogue toplantısı için Antalya’ya gelen Cem Özdemir, kısa vadeli politikaların günümüz şartlarında geçerliliğini yitirdiğinin altını çizerek, “Temiz su, yenilenebilir enerji, tarihi mirasına sahip çıkan bir ülke ileride de turist kazanabilir. Dolayısıyla çevreye bu gözle bakmak gerekiyor.” dedi. Her turizmcinin gönüllü bir çevreci olması gerektiğini vurgulayan Özdemir, “Bugün gelen turistlerin çocukları da ileride buraya gelebilir mi? Gelmesi için ne yapmak gerekiyor bunun üzerine düşünmek lazım. Çünkü günün birinde buradaki otel sahiplerinin çocukları da para kazanmak isteyecektir.” dedi.

Misafirperverlik seviliyor Alman turistlerin tatil için Türkiye’yi tercih etmelerinin en büyük nedenlerinden birisinin Türkiye’deki misafirperverlik olduğunun altını çizen Özdemir, “Türkiye’yi ziyaret eden Alman vatandaşları buradaki hizmet kalitesinden son derece memnun.” dedi. Antalya’yı gören Almanların kafasındaki en büyük sorunun eski şehrin (Kaleiçi) dışında kalan yerleşim alanlarındaki mimarileşme olduğunu belirten Özdemir, neden iyi yapılaşmanın sağlanamadığı noktasında eleştiriler aldığını kaydetti.

Turistin kalitesi Türkiye’nin sektördeki en büyük rakiplerinden birisi olan Yunanistan’da fiyatların çok yüksek olduğunu söyleyen Özdemir, “Yunanistan’da hizmet kalitesinde ciddi sorunlar vardı. Ekonomik krizle onlar da durumun farkına vardılar ve bir takım düzeltmelere gittiler. Bu aslında Türkiye için büyük bir avantaj çünkü buradaki hizmet anlayışı daha iyi ve fiyatlar Yunanistan’a kıyasla daha uygun. Ama Türkiye’nin fiyatlar daha düşük olsun ve daha fazla kişi gelsin anlayışıyla yetinmemesi gerekiyor. Önemli olan gelen turistin kalitesine de bakmak gerekiyor.” dedi.

Eko-otel dönemi Side’de ziyaret ettiği bir eko-otelin kendisini çok etkilediğini vurgulayan Özdemir, “Çevreye karşı son derece duyarlı ve gelen misafirleri de bu noktada duyarlı davranmaya davet ediyorlar. Çevre dostu olmak sonuçta yatırımcının cebine para olarak dönüyor.” dedi. Çok büyük oteller çağının bittiğinin altını çizen Özdemir, turizmde kişiyi daha fazla ön plana çıkartmak gerektiğini vurguladı. Alman turistlerin tatillerinde dinlenmek istediklerini belirten Özdemir, “Dinlenirken de gönlü rahat dinlenmek istiyor. Ben burada dinlendim ve çevreye fazla zarar vermedim, onu hissetmek istiyor. Bu noktada siyasetçiler ve turizmciler, sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa çalışmaCem Özdemir lıdır.” dedi.

Cem Özdemir, Co-Chairman of the German Green Party, stated how Turkish tourism professionals have become conscious of respecting nature in recent years, and explained that tour operators need to ensure their future by respecting nature. Cem Özdemir, who travelled to Antalya for the Tourexpi Dialogue meeting, underlined that short-term policies no longer maintain their validity under today’s conditions, and went on to say, “A country with clean water, renewable energy, and who can protect its historical heritage, will be able to attract tourists in the future. Therefore, it is essential to look at the environment from this point of view.” Özdemir emphasised that every tourism professional should be a voluntary environmentalist, and went on to say, “Will the children of today’s tourists visit here in the future? We need to think about the things required for them to visit because one day the children of the hotel owners will also want to earn money.”

Loving the hospitality Özdemir pointed out that one of the most important reasons behind German tourists choosing Turkey as their holiday destination was the hospitality, and went on to say, “German citizens visiting Turkey are extremely happy with the quality of the service they receive here.” Özdemir stated that the only concern raised by Germans visiting Antalya was the architectural structure outside the old city (Kaleiçi), and he went on to talk about the number of criticisms received regarding the unplanned housing in that area.

The quality of the tourist Özdemir indicated that prices in Greece, one of Turkey’s biggest rivals in the industry, were considerable higher, and went on to say, “There are serious problems with the quality of service in Greece. They realised the situation during the economical crisis, and initiated some improvements. This is a huge advantage for Turkey because our understanding of service is a lot better, and our prices are a lot more reasonable compared to Greece. However, Turkey should not just settle for the idea of keeping prices low means more people visiting. It is important to analyse the quality of the tourists that visit.”

The era of eco-hotel Özdemir emphasises how impressed he was with the eco-hotel he visited in Side, and went on to say, “They are extremely sensitive towards the environment, and encourage their visiting guests to be as sensitive on the subject as well. As a result of being environmental friendly, investors will receive cash benefits.” Özdemir highlighted that immensely large hotels were no longer the fashion, and emphasised that it was essential for tourism to focus on the individuals. Özdemir stated that German tourists wanted to relax during their holidays, and went on to say, “While they relax they want their mind to be at rest. They want to be able to feel that they did not harm the environment while relaxing. Politicians, tourism professionals, and non-governmental organisations should all work together to make this possible.” ANTALYA 85

Ekim - Kasım / October - November 2010


Ekoturizm / Ecotourism HAMİT SEÇİL

Yeteneklerinizin

farkına varın! Hem eğlence hem spor hem de adrenalinin bir araya geldiği Macera Ormanı, Türkiye’nin ilk orman içi yükseklik parkuru olarak alternatif turizme hizmet veriyor.

Become aware of your capabilities! Adventure Forest is the first in-forest altitude route in Turkey, which brings together entertainment, sport, and adrenaline as well as offering its services to alternative tourism. 86

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Antalya’nın Göynük Beldesi’nde bulunan ve belde ile aynı ismi taşıyan kanyon içerisinde faaliyet gösteren Macera Ormanı, 15 dönümlük orman arazisinde macera severlere günlerini geçirecek farklı bir alternatif sunuyor. Zorluk derecesine göre renklendirilmiş 6 farklı pistte 60 oyunun oynanabileceği Macera Ormanı, modern dünyada çocukların kişisel gelişimi ve doğayla mücadelenin farkına varabilmesi için uğranması gereken bir merkez. Doğaya saygı üzerine geliştirilen Macera Ormanı projesinin kurucusu Ufuk Güven, 15 bin metrekarelik alana kurdukları merkezde ağaçlar üzerine kurulan platformların hiçbirisinin bitki örtüsüne zarar vermediğini belirterek, turizmde yapılmamışları deneyerek yoluna devam

ettiğini söylüyor. Macera Ormanı’nda kişilerin cesaret ve becerilerini test ettiğinin altını çizen Güven, 7 yaşından sonra herkesin orman içi yükseklik parkurunda kişisel yeteneklerini sergileyebileceğini belirtiyor. Yılın 12 ayı boyunca hizmet veren ve içinde bulunan 6 farklı pistte 3-11 metre arasında değişen yükseklikteUfuk Güven

Adventure Forest (Macera Ormanı), located on 15 hectares of forest in the canyon carrying the same name as the town Göynük in Antalya, offers a different alternative for adventure enthusiasts. Adventure Forest, a place where 60 games can be played over the six different tracks, colour-coordinated according to the level of their difficulty, is a must see for the personal

development of children in the modern world and for them to become aware of the fight against nature. Ufuk Güven, the founder of the Adventure Forest Project developed from respecting nature, stated that none of the platforms, built on the trees in the area covering 15 hectares of land, interfere with or harm the natural vegetation, while it continues on its path, trying things not yet carried out in tourism. Güven underlined that people’s courage and capabilities are tested at the Adventure Forest, and stated that everyone over the age of seven is able to display their personal capabilities on the in-forest altitude route. Güven emphasised that everybody was granted entry to the six different tracks at different heights varying

Fotoğraflar / Photographs: İşletme Arşivi / Management Archive

ANTALYA 87

Ekim - Kasım / October - November 2010


ki parkurlarda öncelikli olarak herkesin uzman eğitmenlerce verilen eğitimin ardından, sahaya alındığını vurgulayan Güven, “Şehirde birçok insan monoton bir hayat sürüyor. Kimileri ağaca belki en son 30 sene önce çıkmış, belki de hiç çıkmamış. Bu parkurlar insanlara korkularıyla yüzleşmeyi ve korkularını aşmayı öğretiyor.” diye konuştu.

şın hiçbirinin bu şekilde bir ormanın içerisinde olmadığını belirten Güven, orman içerisinde olmanın yazın serinlik kattığını, kışın ise yağmurlardan koruduğunu belirtiyor.

Toroslar üzerindeki Esentepe Mevkii’nde kızılçam ormanı içerisindeki ağaçların üzerine oturtulmuş platformların çelik halatlar ve asma köprülerle birbirine bağlandığı macera ormanında tüm sınırlarınızı zorlayarak, doğaya karşı gelmeyi öğreniyorsunuz. Yapılan aktiviteye insan bünyesinin pek alışık olmadığı ancak sınırların öğrenilmesinde etkili bir yöntem olduğunu söyleyen Güven, “Çünkü tek bir ip ve makarayla bir anda insanın kendini boşluğa bırakması kolay bir iş değil, bizler yürüyen canlılarız; uçmak insanların doğasına aykırı.” diyor. Avrupa’da bu tür merkezlerin bir hayli yaygın olmasına kar-

between 3 and 11 metres in 12 months in a year old facility after receiving training from expert trainers, and went on to say, “Numerous people lead boring lives in the city. Some of them might have climbed a tree 30 years ago; some might not have experienced climbing up a tree at all. These routes teach people to face and overcome their fears.”

In the adventure forest, filled with platforms placed on top of the calabrian pine trees tied together with steel ropes and suspension bridges, located at Esentepe on top of the Taurus Mountains, you will learn to fight against nature by pushing all boundaries. Güven stated that even though the activity carried out was not something the body was used to, it had significant effects on learning your boundaries, and went on to say, “Letting yourself freefall with just a rope and a bobbin is not easy to do; humans walk, flying is not in their nature.” Güven expressed that even though such facilities were considerablely widespread in Europe, none of them were located in a forest, and went on to indicate that being located in the forest means it adds coolness in the summer, and protects you from rain in the winter. Güven explained that the Adventure Forest was not sealed off with barriers but was among the natural

88

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


training they gave to the one thousand students that were sent to Antalya by the Governorship of Diyarbakır last summer. He went on to describe how most of them discovered their personal skills at the Adventure Forest, after explaining how after a point children’s perception development stops if they decide to discover the world via the Internet alone. Güven, who indicated that he had not yet come across a child that had got bored at the Adventure Forest, indicated that their plan was to bring to life projects that imposed teamwork. Macera Ormanı’nı içinde bulunduğu alandan bariyerlerle ayırmadığını söyleyen Güven, doğal yaşamın halen merkez içerisinde devam ettiğini belirterek, sincapları görmenin bile mümkün olduğunu belirtiyor. Bu tür merkezlerin dünyanın farklı noktalarında işadamı eğitimi ve ofis içi birlikteliği sağlamak amacıyla da kullanıldığını belirten Güven, doğada herkesin eşit olduğunu ve herkesin kişisel yetenekleri doğrultusunda birbirine yardımcı olmak zorunda olduğunu gözlemlediklerini belirtti.

Bir buçuk yıldır hizmet veren merkezde dört rehberle eğitim verildiğini söyleyen Güven, eğitimin ardından sadece gözlem yaptıklarını belirterek, kıyafetlerinde bulunan iki adet çelik halkadan birini bulundukları parkura taktıkları takdirde kimsenin hiçbir güvenlik problemi ile karşılaşmayacağını söylüyor. Parkurun tamamının normal şartlarda üç saatte bittiğini belirten Güven, bu oyunun zamana karşı bir yarış olmadığının da altını çiziyor.

forest, so much so that it was possible to see the squirrels. Güven expressed that similar facilities were used as training courses to develop team work and enable businessmen training in various locations of the world, he then went on to state that what they had observed was that every individual was equal in the wild and how helping each other with personal skills was inevitable. Güven talked about the

Güven stated that the training was provided by four guides, at the centre offering its services for the past year and a half. He explained that after the training, they simply observed, and that as long as they kept the two steel rings secured during the route they should not face any security issues. After stating that under normal conditions the route took three hours to complete, Güven highlighted the fact that the game was not a race against time.

Geçtiğimiz yaz Diyarbakır Valiliği tarafından Antalya’ya getirilen 1000 öğrenciye merkezlerinde eğitim sunduklarının altını çizen Güven, çocukların dünyayı sadece internet üzerinden algılamalarının gelişimlerini bir noktada durdurduğunu söyleyerek, birçok çocuğun kendi yeteneklerini Macera Ormanı’nda keşfettiğini belirtiyor. Macera Ormanı’nı ziyaret edip sıkılan bir çocuk görmediğini ifade eden Güven, insanları ortak iş yapmaya zorlayan projelerini hayata geçirmeye planlıyor. ANTALYA 89

Ekim - Kasım / October - November 2010


Av Turizmi / Hunting Tourism

Fotoğraflar / Photographs: Hasan Uysal

SARIKAYA Sarıkaya Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Sarıkaya’da 31 Mart 2011 tarihine kadar yaş sınırı 8, boynuz uzunluğu 100 cm olan 13 yaban keçisi avlanabilecek.

Wild Life Development Zone The opportunity to hunt thirteen chevrotain, with 100-cm long horns and an age limit of eight, will arise in Sarıkaya on the 31st March 2011. 90

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Kumluca ve Finike ilçeleri sınırlarının bir kısımlarını kapsayan Sarıkaya, Sirken Dağı, Akdağ ve Kartal Dağı silsilesi 16 Ekim 2005 tarih ve 25968 sayılı Resmi Gazete’de 40.398 Ha. alanı kapsayacak şekilde Sarıkaya Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak ilan edilmiştir. Bu sahalar biyolojik çeşitliliği yüksek sahalar olup, bir veya birkaç tür odak tür seçilmekte ve tüm sahada etkin koruma faaliyetleri yapılmaktadır. Yani bu alandaki her türlü faaliyet ve alan kullanımı biyolojik çeşitliliği geliştirici yönde yapılmaktadır. Sarıkaya Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nın odak türü yaban keçisidir (Capra aegagrus aegagrus). Yaban keçisinin alandaki popülasyonunu arttıracak ve daha sağlıklı bireyler oluşmasını sağlayacak tedbirler alınırken ya-

şam alanını paylaştığı kurt, vaşak, porsuk, karakulak, şahin, kaya kartalı, yılan kartalı, şah kartal, vb. nesli tehlike altında olan birçok türün de sayıları artmaktadır.

Doğa dengeleyicidir Bilindiği üzere doğa içerisinde her dönem mutlaka bir av - avcı ilişkisi olmuştur. İnsanoğlu her ne kadar 1 milyon yıldan beri gerçek manada avcılık yapsa da doğa içerisinde bütün hayvan türleri-

The Official Gazette, dated 16.10.2005 and numbered 25968, disclosed the 40.398 Ha area including Sarıkaya, Mount Sirken, Akdağ, and Mount Kartal, which incorporates parts of the Kumluca and Finike district borders, as Sarıkaya Wildlife Development Zone. Conservation activities are carried out at throughout the zone, where biological variety is high and a few focus species are selected. In other words, all types of activities and field usage are in aid of

developing biological variety. The focused species for Sarıkaya Wildlife Development Zone is chevrotain (Capra aegagrus aegagrus). While taking precautions to create healthier chevrotain and increase their population, the number of various species on the verge of extinction such as wolves, badgers, lynx, catamounts, falcons, golden eagles, short-toed eagles, and imperial eagle, co-habiting are also increasing.

Nature is a Balancer It is a known fact that there has always been a huntedhunter relationship in nature. The history of hunting dates back a million years however, there has always been a hunting system in nature, which keeps all animal species dynamic. There has always

ANTALYA 91

Ekim - Kasım / October - November 2010


nin dinamik kalmasını sağlayacak bir avcılık mevcuttur. Yaban keçisi, karaca, geyik, bufalo gibi otçul türler, aslan, kaplan, kurt, sırtlan, vaşak gibi etçil türlerle hep mücadele içerisinde olmuştur. İki grup da bu mücadele sayesinde bu güne kadar dünya üzerinde var olabilmişlerdir. Bir doğal alanda etçil yani avcı canlılar bir şekilde uzaklaştırılınca alanda ortaya çıkacak hastalıklar belli türlerdeki tüm otçulları yok edebilmekte veya nesillerini tehlike altına sokabilmektedir. Etçil hayvanların müdahalede bulunduğu popülasyonlardaki hasta, genetik açıdan kötü, yaralı ve yaşlı hayvanlar öncelikli olarak avlandığı için avlanılan popülasyonda ortaya çıkabilecek hastalıkların önüne geçilmektedir.

– kullanma dengesini bozmayacak şekilde doğaya müdahalede bulunması sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir. Avcılık için “doğanın akılcı hasadı” denilmektedir. Nasıl bir insanın bahçesindeki bir meyve ağacını budayarak daha çok verim alır ve aynı zamanda ağacın daha sağlıklı kalmasını sağlarsa doğa için kontrollü avcılık da aynı şeydir. Doğayı geliştiren ve dinamikleştiren bir olgudur avcılık. Bölgemizde yapılan avcılıkla daha önceki yıllarda 90 cm boynuz uzunluğu ve 7 yaşın üzerindeki erkek yaban keçileri avlanırken 2010 yılı itibarıyla yaş sınırı 8, boynuz da

Avcılık doğayı geliştirir Yırtıcıların olmadığı veya yetersiz olduğu alanlarda insan da avcı karakterine bürünerek doğaya müdahale etmektedir. İnsanın belirlenen ilkeler doğrultusunda, koruma

92

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

been a fight between the herbivores (chevrotain, roe deer, deer, and buffalo, etc.) and the carnivores (lions, tigers, wolves, hyena, and lynx, etc.). Both groups have managed to survive in the world thanks to this fight between them. Removing all carnivores from a natural area, the diseases that arise can harm the herbivores, or endanger their species. As carnivores primarily hunt the ill, genetically bad, injured, and old animals in the population, this prevents the possible illnesses that may affect the hunted population.

animals are insufficient or non-existent, humans take on the role of hunters, and intervene in nature. Human intervention is extremely important in terms of continuity, as long as it is carried out according to principal, and in a way that does not disturb the protection-usage balance of nature. Hunting is known as “nature’s rational harvest.” Hunting is like harvesting. Controlled hunting has the same effect as trimming a tree so that it produces more fruit and stays healthy. Hunting is a fact that develops and energises nature.

Hunting develops nature

While hunting in the region used to be allowed for 7-year old male chevrotain with a horn length of 90 cm in previous years, as of 2010 the age limit became 8 and the horn length 100 cm. Thirteen chevrotain carrying these characteristics will be hunted between 1st August and 31st March 2011. While foreign hunters, arranged via tour agents, hunt nine of these,

In an area where predatory


100 cm olarak belirlenmiştir. Bu niteliklere haiz 13 adet yaban keçisi 1 Ağustos 2010 ile 31 Mart 2011 tarihleri arasında avlanacaktır. Avlanacak bu hayvanlardan dokuzu av turizm şirketleri aracılığıyla yabancı avcılara avlattırılırken dördü yerli avcılara avlattırılmaktadır. Bölgemize gelen yabancı avcılar daha çok Amerikan, Danimarka, İngiliz, Fransız, Lübnan vatandaşlarından olmaktadır. Devlete ödenen bedellerin yüzde 40’ı o bölgede bulunan Köy Muhtarlıkları bütçesine aktarılarak hem kırsal alanlar kalkındırılmakta, hem de ülkemize turizm girdisi sağlanmaktadır. Ayrıca alandaki popülasyonların daha dinamik ve üreyimli olması sağlanmaktadır. Şöyle ki her avcı en büyük trofeli (en uzun boynuzlu) dolayısıyla en yaşlı yaban keçisini avlayabilmek için uğraşmaktadır. Bu yaşlı hayvanlar genel olarak üreme kabiliyeti azalmış ancak fiziksel üstünlüğü yüksek hayvanlardır. Üreme döneminde haremlerini kurarken bütün gençleri fiziksel üstünlükleriyle popülasyondan uzaklaştırmakta, ancak eşleşmede aynı başarıyı gösterememektedirler. Dolayısıyla birçok dişi kısır kalmakta, bu da popülasyonun geleceğini olumsuz etkilemektedir. Av turizminin bölgede yapılmaya başlandığı 2004 yılında yaklaşık 450 olan yaban keçisi popülasyonu 2010 yılında yaklaşık 1850 bireye ulaşmıştır. 2010 yılı içerisinde Geliştirme Sahası’na sınır beş köye yaklaşık 58 bin TL ödeme yapılmıştır.

Koruma için av Ülkemizde 2010 / 2011 yılı av döneminde yaban domuzu dışında av turizmi kapsamında 382 hayvan avlanacaktır. Bu sayı Almanya’da 900 bin, Fransa’da 1 milyon 100 bin

their harem, it keeps away young ones with its physical superiority but does not show the same performance during reproduction. As a result, many females become infertile, which affects the future of the population in an adverse way. In 2004, when hunting tourism first started in the region, the chevrotain population was around 450; in 2010, the number is approximately 1850. Throughout 2010, a TRY 58,000. - payment has been made to the five villages bordering the Development Zone.

Hunting to preserve

civarındadır. Avrupa’nın diğer ülkelerinden olan İspanya, Portekiz, Macaristan, Romanya, Bulgaristan’da durum aynıdır. Bu ülkeler yıllarca korumayı düzgün ve sistemli avcılıkla birlikte yürüterek bizde nesli tehlike altında olan birçok türden binlerce avlamaktadırlar. Bu sebeple ülkemizin de bilimsel verilerle akılcı şekilde av turizminin gelişmesiyle doğal alanların daha verimli olması sağlanmalı hem de köylerin bu alanlardan alacağı payla daha etkin koruma sağlanmalıdır. Alanların daha iyi korunması için bilimsel ve akılcı planlama ile av turizmi ülkemizde geliştirilmelidir. HASAN UYSAL Finike Doğa Koruma ve Milli Parklar Mühendisi Engineer of Finike Natural Conservation and National Parks

locals will hunt the remaining four. The majority of the foreign hunters that visit our region are from the USA, Denmark, England, France, and Lebanon. By transferring 40% of the amount paid to the government to the budget for the Village Headman, it generates tourism income for our country as well as developing rural areas. It also enables the populations in the area to be more dynamic and reproductive. In other words, every hunter tries to hunt the chevrotain with the largest horns, which is ultimately the oldest chevrotain. In general, these animals are the ones who have the lowest reproductive ability but the highest physical superiority. During the reproduction period, when forming

During the 2010/2011 hunting year in our country, 382 animals will be hunted except wild boar within the context of hunting tourism. This figure is 900,000 is Germany, and roughly 1,100,000 in France. The same applies for other European countries like Spain, Portugal, Hungary, Romania, and Bulgaria. By continuing regular and systematic hunting, these countries have enabled preservation for years; in fact, thousand of species are hunted that are on the verge of extinction in our country. Due to these reasons, hunting tourism should develop in our country using scientific data in an effective way to enable the development of natural areas, and increase the share villagers get from these areas to enable effective preservation. With scientific and clever planning, hunting tourism should develop in our country in order to protect the areas much better. ANTALYA 93

Ekim - Kasım / October - November 2010


Röportaj / Interview HAMİT SEÇİL

Antalya’nın vitrini:

KALEİÇİ

Bir dönem Kaleiçi’nin turistik ve kültürel anlamda bir cazibe merkezi olması için çalışan Kaleiçi Vakfı Başkanı Murat Erdoğan, “Antalya’yı huzurlu bir kent yapmak istiyorsanız; kentin vitrini olan Kaleiçi’nden başlamalısınız.” dedi.

94

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


The showroom of Antalya Murat Erdoğan, Chairman of Kaleiçi Foundation, who worked to make Kaleiçi an attraction centre in terms of tourism and culture for a period said, “If you want to make Antalya a serene city, you must start from Kaleiçi, which is the city’s showroom.”

Kaleiçi’nde yaptıkları çalışmalarla bir dönem tüm dikkatleri tarihi mahalleye çeken Kaleiçi Vakfı Başkanı Murat Erdoğan ile geçmişin yolculuğuna çıktık. Kaleiçi’nde yaşanan problemleri çözmek üzere 1999 yılında Antalya Kaleiçi Derneği’ni kurduklarını belirten Erdoğan, Kaleiçi’nin canlanmasında daha hızlı yol alabilmek için 2003 yılında Kaleiçi Vakfı’nı kurduklarını belirtti. Tarihi mahallenin canlandırılması çalışmaları kapsamında Kaleiçi Turizm Kültür ve Altyapı Birliği projesinin tüzük çalışmalarını yürüttüklerini belirten Erdoğan, “Birlik kurulabilseydi, birliğin kendi bütçesi ve kendi karar merci olacağı için Kaleiçi’nin gelişmesi ve canlanması noktasında çok daha hızlı hareket edilecekti” diye konuştu. Erdoğan, tarihi mahallenin sokaklarına öncelikle Antalyalıların çekilmesi gerektiğini belirtti. Kaleiçi Vakfı’nı kurmanızdaki amaç neydi? 1999 yılının Haziran ayında 10 arkadaşımızla Antalya Kaleiçi Derneği’ni (ANKAD) kurduk. Dernek kurucuları Kaleiçi’nde işletmeleri olan arkadaşlarımızdı. Derneğimizi kurduğumuz sırada Kaleiçi’nde çok ciddi sıkıntılar vardı. Burada doğru dürüst yollar yoktu, sokak aydınlatmaları yoktu. Kaleiçi’nde sokaklara girmek, özellik-

Foundation in 2003 in order for the works at Kaleiçi to gain momentum. Erdoğan stated that Kaleiçi Tourism Culture and Infrastructure Association was preparing the project regulations within the context of livening up the historical neighbourhood, and went on to say, “If we could have formed an association, the association would have had its own budget and decision maker, which would have speeded up the development and revival of Kaleiçi.” Erdoğan expressed that the historical neighbourhood’s initial aim was to draw the attention of the people of Antalya.

le geceleri sokaklarda yürüye bilmek hemen hemen imkânsızdı. Korumalı bir bölge olmasına rağmen, korumaya yönelik bir takım kurallar uygulanmıyordu. İmar uygulamaları anlamında insanlar başına buyruk işler yapıyordu. Çok ciddi bir fuhuş sıkıntısı vardı. Tüm bu olumsuzluklara karşı bir şey yapmak gerekiyordu. Bu neden-

We took a journey into the past with Murat Erdoğan, Chairman of the Kaleiçi Foundation, which drew all the attention to the historical neighbourhood with the works they carried out at Kaleiçi. Erdoğan stated that they founded Antalya Kaleiçi Association, in 1999, to resolve the problems experienced at Kaleiçi, and then they established Kaleiçi

What was the aim of establishing the Kaleiçi Foundation? We established Antalya Kaleiçi Association (ANKAD) in June 1999 with ten friends. The founders of the association were owners of businesses in Kaleiçi. At the time when we founded the association, Kaleiçi was experiencing serious issues. There were no roads or lighting properly. It used to be impossible to get to Kaleiçi, especially at night it was a nightmare. Even though it was a conserved area, nobody was adhering to some of the conservation rules. People ANTALYA 95

Ekim - Kasım / October - November 2010


le bir baskı unsuru olabilmek, özellikle kamusal otoriterleri etkileyen bir irade oluşturmak için derneğimizi kurduk. Alt yapı sıkıntısı Antalya Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Menderes Türel döneminde inanılmaz bir çalışmayla çözüldü. Antalya Emniyet Müdürlüğü’yle işbirliği yaparak Kaleiçi’nde fuhuşu bitirdik. Antalya’yı huzurlu bir kent yapmak istiyorsanız; kentin vitrini olan Kaleiçi’nden başlamalısınız. Gerçekten öyle yapıldı ve çok etkili oldu. Dernek olarak Kaleiçi’nde yaşanan sıkıntıları çözmenin yanı sıra ne tür faaliyetler yürüttünüz? 1999 yılında gerçekleştirilen 36. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde festival yönetimine, yazar ve gazetecileri Kaleiçi’nde ücretsiz olarak konaklayalım teklifini sunduk. Bu işbirliği sayesinde bazı yazar ve gazeteciler Kaleiçi’nde konakladı ve böylelikle Kaleiçi’ni ulusal medyanın sayfalarına taşıyabildik. Bunun yanı sıra Kaleiçi’nde sokak festivalleri düzenledik. Tarihi mahallede yaşayan Roman vatandaşların müzik geleneklerini Kaleiçi sokakları96

ANTALYA

na taşıdık. Şarap günleri düzenledik. Hadrian Kapısı’nda bir piyano dinletisi gerçekleştirdik. Burada koruma amaçlı imar planı oluşturulmuş ama parseller, yapılar, korumalı ağaçlarımız korunmuyordu. Bunu önlemek için parsel bazında bütün parsellerin bir bir fotoğrafını çekip arşiv oluşturduk. İmza kampanyaları düzenledik. Tüm bu çabalarımız sonucunda belediyeler bize karşı kayıtsız kalamadı. Neden dernekten vakfa dönüşme ihtiyacı duydunuz? Dernekle uzun süreli bir yol alamayacağımızı ön görüp ilk kuruluş aşamasında tüzüğümüzde vakıf olacağımıza dair bir hüküm koymuştuk. 2002 yılında vakıf çalışmalarına başladık. Sonuçta 2003 yılının Temmuz ayında Kaleiçi Vakfı 17 kurucusuyla birlikte kuruldu. Bu değişim heyecanımızı bir kat daha arttırdı ve çalışmalarımıza hız verdi.

Birlik kurulabilir Kaleiçi Vakfı olarak tarihi mahalleye ne kazandırdınız? Çalışmalarınızın seyrinde bir değişiklik oldu mu? Vakıf olarak çalışmalarımıza başladığımızda özellikle ko-

Ekim - Kasım / October - November 2010

were doing as they pleased regarding construction works. Prostitution was a serious issue. Something needed to be done about these issues. We established the association to form some kind of authority in order to persuade public authorities. The infrastructure problem was resolved with an amazing project during the time Menderes Türel was mayor of Antalya Metropolitan Municipality. We put an end to the prostitution by working with Antalya Police Department. If you want to make Antalya a serene city, you need to start with Kaleiçi, the city’s showroom. That is what we did, and the results are amazing. In addition to resolving the issues experienced by Kaleiçi, what activities have the Association carried out? We suggested to the festival management that writers and press members attending the 36th Antalya Golden Orange Film Festival, held in 1999, stay at Kaleiçi free of charge. Thanks to the collaboration, some writers, and press members stayed at Kaleiçi

and we managed to carry Kaleiçi into the national media. Additionally, we held street festivals at Kaleiçi. We carried the traditional music of the Gypsy citizens, who live in the historical neighbourhood, to the streets of Kaleiçi. We organised wine days. We held a piano concert at Hadrian’s Gate. Plots, buildings, and trees under protection were not being conserved even though conservation-based plans existed. To prevent this we took photographs of all plots to form an archive. We organised petitions. The municipalities could not remain passive against all our efforts. Why did you feel the need to transfer the association into a foundation? When we first established the association we knew that we would not make adequate headway; therefore, we added a clause to the regulations giving us the right to convert into a foundation. We started foundation works in 2000. As a result, 17 founders established Kaleiçi Foundation in July 2003. This conversion excited us


ruma amaçlı imar planına uygun bir hayat yaratmak için Kaleiçi’nin turistik ve kültürel anlamda bir cazibe merkezi olması gerektiğini kamu yöneticileriyle paylaştık. Hazırladığımız raporları ilgili belediyelerin yanı sıra İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’yle paylaştık. Çalışmalarımızdan haberdar olan dönemin Valisi Alaaddin Yüksel’in öncülüğünde “Kaleiçi’nde bağımsız özerk bir yapısı olan birlik oluşturabilir miyiz?” sorusuna cevap aramaya başladık. Bu bağlamda sivil toplum örgütleriyle çalışmalar yaptık. Toplantılar neticesinde birliğin tüzüğü oluşturuldu. Bu birliği kurmaya çalışarak Kaleiçi’nde neyi amaçlamıştınız? Birlik kurulabilseydi, birliğin kendi bütçesi ve kendi karar merci olacağı için Kaleiçi’nin gelişmesi ve canlanması noktasında çok daha hızlı hareket edilecekti. Birlik küçük bir belediye gibi olacaktı. Birliğin bütçesi, ilgili belediyelerin bütçelerinin yaklaşık yüzde biri, İl Özel İdaresi bütçesinin yaklaşık yüzde biri aynı zamanda Kaleiçi’ndeki işletmelerin katkısıyla oluşturulacaktı. Ancak belediyelerden aktarılacak bütçe noktasında anlaşmazlık çıktı. Maalesef prosedürler gerçekleşmedi. Ama biz hala inancımızı kaybetmedik. Bu nedenle de vakfımızın arşivinde birliğin taslak çalışmalarını hala saklıyoruz. Kaleiçi Vakfı olarak birlik kurma faaliyetleri dışında ne tür etkinliklerde bulundunuz? Biz Vakıf olarak Kaleiçi’nin sorunlarıyla ilgilenmenin yanı sıra çok önemli işler yaptık. İşin kültür ayağını unutmamak gerekiyordu. Vakıf bünyesinde gönüllülük temeline dayalı kültürel faaliyetler düzenledik. Arkeologlar tarafın-

dan belirlenen Kaleiçi rotasında sivil toplum örgütlerine Kaleiçi turları düzenledik. Tanınmış isimleri, bilim adamlarını, sanatçıları, Türkiye’nin önde gelen mimarlarını, ekonomistleri Kaleiçi’ne getirdik ve Antalyalılarla buluşturduk. Çok keyifli etkinliklere imza attık. Neden faaliyetlerinize ara vermek durumunda kaldınız? Tüm çabalarımıza rağmen maalesef emeklerimizin karşılığını göremedik. Özellikle kural dışı imarlara ve işletmelere karşı verdiğimiz mücadeleler sonrasında bazı tehditlere maruz kaldık. Sanırım o dönemler Donkişotluk yaptık. Kaleiçi’ne rant saldırılarının yoğunlaştığı dönemde kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin desteğini alama-

and added momentum to our projects.

The possibility of forming a union What have you added to the historical neighbourhood as Kaleiçi Foundation? Are there any changes to how you do things? When we started working as a foundation, we shared our thoughts with public executives about a conservationpurpose construction plan to make Kaleiçi an attraction centre in terms of tourism and culture. We shared our reports with the Provincial Directorate of Culture and Tourism as well as the relevant municipalities. We started looking for the answer “Can we form a union at Ka-

leiçi that has a self-governing structure?” under leadership of Alaaddin Yüksel, the Governor of the time who was aware of our projects. We started working with nongovernmental organisations in this sense. In conclusion of these meetings, we established the regulations of the union. What were your objectives while you were trying to establish this union? If we could have formed a union, the union would have had its own budget and decision maker, which would have speeded up the development and revival of Kaleiçi. The union was going to be a small municipality. The union’s budget would comprise of 1% of the relevant municipality’s budgets, 1% of the Special Provincial Administration, and contributions from businesses at Kaleiçi. However, disputes occurred regarding the amount of budget municipalities would contribute. Unfortunately, procedures never took off. We still have hope. This is why we still keep our drafts in the archive of the union. Other than trying to establish a union, what activities has the Kaleiçi Foundation carried out? Apart from dealing with major issues at Kaleiçi, the foundation has carried out important exercises. We tried not to forget the culture side of things. We organised voluntary-based cultural activities as part of the foundation. We organised Kaleiçi routes, determined by archaeologists, for non-governmental organisations. We brought celebrities, scientists, artists, Turkey’s leading architects, and econometrists to Kaleiçi ANTALYA 97

Ekim - Kasım / October - November 2010


dık. Belki biz de çok başarılı ve üretken olmadık. Üst üste yaşanan olumsuzluklar, projelerin bir türlü hayata geçmemesi motivasyonumuzu olumsuz etkiledi. Vakfın kurucuları bile bizim çalışmalarımıza maddi ve manevi anlamda çok destek olmadılar. Vakıf olarak yalnızlaştık. Belki katılımı sağlayamadık. Ama Kaleiçi gibi tarihi bir dokuya sahip çıkmak adına kimse elini taşın altına koymadı maalesef.

Ruhunu kaybetmedi Kaleiçi’nin canlanması Antalyalılar ve dünya insanıyla buluşması için birçok faaliyetle bulunmuş bir vakıf başkanı olarak gelecek önerileriniz nedir? Kaleiçi’ni yaşanabilir hale getirmenin vazgeçilmez koşulu şudur: Antalyalı buraya girmiyor. Antalyalının Kaleiçi’ne girmesini sağlamak gerekiyor. Eskiden Yat Limanı cıvıl cıvıldı. Şimdilerde Antalyalı Kaleiçi’ne sırtını döndü. İddia ediyorum; denetimden vazgeçmemek koşuluyla Yat Limanı’nı eski canlılığına kavuşturacak hizmetler sunulsun, Kaleiçi eski havasına yavaş yavaş kavuşur. Kaleiçi ruhunu kaybetmedi. Burada yaşayan mahalleler var. Kaleiçi’nin yeniden ayağa kaldırılması için bir sivil organizasyon mutlaka gerekli. Örneğin belediyenin burada bir prestij niteliğinde de olsa bir kurumu olmalı. Sivil toplum örgütleri Kaleiçi’nde mutlaka olmalı ki yaşanan güncel sorunları yakalayabilsin, ona göre çözüm önerileri ve destekler de bulunabilsin. Kaleiçi Vakfı tekrar yaşatılabilir. Kaleiçi Vakfı’nın gerçekleşememiş projeleri hayata geçirilebilir. Bu zor bir şey değil. 98

ANTALYA

and introduced Antalya. We put our name to enjoyable events. Why have you stopped carrying out your activities? All of our efforts have amounted to nothing. We received numerous threats relating to our fight against illegal constructions and businesses. I guess we were tilting windmills during that era. During the time when the amount of income invasions increased at Kaleiçi, we did not receive the required support from public institutions and non-governmental organisations. Maybe we were not as successful and productive as we should have been. Consecutive bad luck, and projects that never found their rightful place, somehow killed the motivation. Even founders of the

Ekim - Kasım / October - November 2010

foundation did not provide material or moral support. We became stand-alone as a foundation. Maybe we could not initiate the participation required. At the end of the day, nobody took on the responsibility to save the historical texture like Kaleiçi.

It has not lost its soul As the chairman of a foundation that has participated in many activities to revive Kaleiçi and introduce it to the people of Antalya and the world, what are your suggestions for the future? The golden rule of making Kaleiçi a place to live is to get the people of Antalya to visit. We need to get the people of Antalya into Kaleiçi. The Yacht Port used to be alive and

kicking. Nowadays, the people of Antalya have turned their back on Kaleiçi. I bet that the minute they revived Yacht Port, providing inspections continue; Kaleiçi will gradually become its old self. Kaleiçi has not lost its soul. There are neighbourhoods living there. The support of a non-governmental organisation is essential to revive Kaleiçi. For example, the municipality must have a prestigious organisation here. Nongovernmental organisations are essential for Kaleiçi in order to catch the current issues and resolve them accordingly by seeking the support necessary. The Kaleiçi Foundation can be kept alive. The unfinished projects of the Kaleiçi Foundation can be brought to life. This is not difficult.


ANTALYA 99

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


Röportaj / Interview HAMİT SEÇİL

Belkıs’tan Portakal’a

yarım asırlık festival Son yarım asırdır Türkiye’de pek çok şey değişti ama yaşadığı sıkıntılara rağmen Altın Portakal Film Festivali heyecanı hiç azalmadı Yeşilçam’da…

100

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


From Belkıs to Orange, a half century-old festival In the last half century, various things have changed in Turkey, but nothing has managed to take away the excitement generated in Yeşilcam regarding the Golden Orange Festival, not even the issues experienced.

Akın Önen Her şey Behlül Dal’ın, dönemin Antalya Belediye Başkanı Avni Tolunay’a ısrarı sonucu başlar. Dal’ın 1960’lı yıllar Türkiye’sinde Antalya’da amatör olarak uğraştığı belgeselciliği Türkiye çapında bir sinema festivaline dönüştürme ısrarına dayanamayan Tolunay’ın, “Yap bir festival de görelim” demesi üzerine kolları sıvayan Tolunay, 1950’lerde başlayan Belkıs Festivali’nin içine sinemayı da katarak 1963 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni şehre kazandırır. Önce Türkiye’nin en önemli film festivali olan Altın Porta-

kal, ardından perdesine dünyayı da taşıyarak sınırlarını genişletir. İlk yıllarında tüm esnafın kepenk kapatarak kortejine katıldığı Antalya Altın Portakal Film Festivali, 47 yıldır Antalya’dan ışık saçıyor. Türk sinemasına ve şehrin kültürel yapısının değişmesine öncülük eden Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ni, bir dönem Altın Portakal yönetiminde bulunan Akın Önen’le konuştuk. Antalya Altın Portakal Film Festivali nasıl başladı? Aslen Antalyalı olan Behlül Dal, 1960’lı yıllarda,

Everything started when Behlül Dal persuaded Avni Tolunay, then the Mayor of Antalya. In 1960s, Tolunay could not resist the persistence of Dal, turning his amateur documentary enthusiasm into a film festival. Tolunay asked him to “Organise a festival,” upon which Tolunay added cinema to the Belkıs Festival, held since 1950s, to establish the Antalya Golden Orange Film Festival in 1963. The Golden Orange, Turkey’s most important film festival eventually broadened its horizon by opening its curtains to the world. In the early years of the Antalya Golden Orange Festival, which tradesmen used to close their shops to participite in its parade continues to brighten up Antalya since it started 47 years ago. The International Antalya Film Festival became the pioneer of Turkish cinema and helped to develop the city’s cultural structure. We spoke to Akın Önen, who once sat on the management board for the Golden Orange. How did the Antalya Golden Orange Film Festival come about? In 1960s, Behlül Dal, a local of Antalya, enters the world of cinema by filming documentaries about Antalya. During this period, the idea

to organise a film festival in Antalya arises. Dal takes this idea to Avni Tolunay, the Mayor of Antalya at the time, who does not warm to the idea. Dal never gives up on the idea of a festival, pesters Tolunay constantly, until one day Tolunay turns around and says, “Let’s see you organise a festival.” Behlül Dal starts investigating how a film festival is organised. A jury is formed, the films are determined, the viewing locations are organised, and the first festival takes place. In other words, the Antalya Golden Film Festival came about thanks to pressure. When we look at the period before the festival, Antalya already had a certain cultural art movement. The Belkıs Festival, held since the 1950s at the Aspendos Ancient Theatre, establishes the foundation of the Antalya Golden Orange Film Festival. The Belkıs Festival was mainly music and theatre; adding cinema to it made it the Antalya Golden Film Festival. How did you become part of the festival? I was forced to move from Ankara to Antalya in 1965. I had asthma. I needed to make a decision between Trabzon and Antalya, I chose Antalya. I was a civil servant. I started working as a speaker ANTALYA 101

Ekim - Kasım / October - November 2010


47. Festival Ekim’de Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle, Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın organize edeceği 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu sene 9 -14 Ekim tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak. 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bu sene “Sinema ve Toplumsal Etkileşim” teması ile gerçekleştirilecek. “Sinema ve sosyo-politik etkileşim”, “sinema ve ülke etkileşimi”, “sinema ve ekonomik etkileşim” başlıklarında yürütülecek festival kapsamında; tematik film gösterimleri, paneller, sergiler, söyleşiler, atölye çalışmaları ve ‘Yapıma Beş Kala’ söyleşileri düzenlenecek. Festivalde, Ulusal Uzun Metraj, Uluslararası Uzun Metraj yarışmalarının yanı sıra, Ulusal Belgesel Film Yarışması ve Ulusal Kısa Film Yarışması da yer alacak. Festival ulusal ve uluslararası özel gösterimler ve gala gösterimleri ile de renklendirilecek. Antalya’nın belgesellerini çekerek sinema dünyasının içerisine giriyor. Bu dönemde Antalya’da bir film festivali düzenleme fikri doğuyor. Dal’da bu fikri dönemin An-

talya Belediye Başkanı Avni Tolunay’a iletiyor ancak Tolunay bu fikre sıcak bakmıyor. Festivali Antalya’da düzenleme fikrinden vazgeçmeyen Dal her fırsatta Tolunay’a ısrar

at Antalya radio, which opened that year, having won the entrance exam. After which I returned to Ankara. I worked at the Turkish Radio and Television Association until 1974. I returned to Antalya in the same year, as I was unable to stay in Ankara, ultimately leaving the Turkish Radio and Television Association. I started working as a press adviser at Antalya Municipality. During that period, I discovered the story of Behlül Dal. The festival was still going on. As the press adviser of the Municipality, I took on the role of managing the Golden Orange.

Support is Essential How did the idea of Antalya Culture and Art Foundation (AKSAV) arise? During those years, financial difficulties were an issue for the festival. Income for the municipality generated from a mobile festival bazaar established in Karaalioğlu Park every year. It was like a miniature replicate of the fair in İzmir. The municipality could not put aside any income to finance the festival. After

investigating ways to generate income, it became apparent that forming a foundation was inevitable. The foundations of AKSAV were laid during those years. In my project, I included institutions such as Antalya Municipality, Antalya Chamber of Commerce, Kepez Elektrik, Antbirlik, and Special administration in the Foundation. I thought that these institutions would be enough to gather the money required for the festival without the need for anyone else. However, the Governor of Antalya was misinformed about the project prior to 1980. He called me one day and said, “What are you doing, I hear you are demanding money from people against their will.” I explained that I was trying to find a solution in deeming the continuation of the Antalya Film Festival. I could not persuade him, which is why the project never took off. AKSAV was established in 1984, but not as a corporate structure. Municipality Council members formed AKSAV. They donated money once, and never again. Today, the foundation continues to have financial issues.

The 47th Festival is in October This year, the 47th International Antalya Golden Orange Film Festival, organised by the Antalya Culture and Arts Foundation with the support of Antalya Metropolitan Municipality, will greet cinema lovers between the 9th and 14th October. The theme for the 47th International Antalya Golden Orange Film Festival is “Cinema and Social Interaction.” Thematic film screenings, panels, exhibitions, discussions, workshops, and “Five Minutes to Production” discussions under the headings “Cinema and socio-political interaction,” “cinema and country interaction,” and “cinema and economical interaction,” will take place at the festival. A National Documentary Film Contest and a National Short Film Contest will take place together with a National Feature-Length Contest and an International Feature-Length Film Contest at the festival. Gala screenings, national and international private showings will liven up the festival... 102

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


committee gains experience, and as a result the festival continues to grow. The foundation needs a boost. Precautions are required to prevent financial difficulties. Antalya needs a Şakir Eczacıbaşı, who supports İstanbul. Antalya does not have industry, but it has tourism. I hope tourism professionals will give the same kind of support.

Yeşilçam and Antalya What was the objective behind establishing the Golden Orange, and has it satisfied expectations? The objective was to carry Yeşilçam to Antalya, while promoting Antalya and giving it a culture-filled atmosphere. The next step of the plan was

70’li yıllarda kortej

ediyor ve sonunda bu ısrara dayanamayan Tolunay “Yap bir festival de görelim” diyor. Behlül Dal, film festivali nasıl olur başlıyor çalışmaya. Jüri oluşturuluyor, filmler belirleniyor, gösterim alanları ayarlanıyor ve ilk festival gerçekleşiyor. Anlayacağınız böyle bir zorlamayla başlıyor Antalya Altın Portakal Film Festivali. Ondan öncesine baktığınızda Antalya’da bir kültür sanat hareketliliği var zaten. 1950’li yıllarda başlayan ve Aspendos Antik Tiyatrosu’nda devam eden Belkıs Festivali Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin temelini oluşturuyor. Daha çok müzik ve tiyatro ağırlıklı olan Belkıs Festivali, içine sinemayı da alarak Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne dönüştü. Siz nasıl dahil oldunuz festivale? Ben Antalya’ya 1965 yılında Ankara’dan zorunlu olarak geldim. Astım hastalığına yakalanmıştım. Trabzon ve Antalya arasında seçim yapmak zorunda kaldım ve Antalya’yı

seçtim. Devlet memuru olarak çalışıyordum. Geldiğim yıl Antalya Radyosu kuruldu ve orada sınavı kazanıp spiker olarak başladım. Ardından Ankara’ya geri döndüm. 1974 yılına kadar TRT’de çalıştım. Aynı yıl TRT’deki görevimi bırakmak zorunda kaldım ve tekrar Antalya’ya döndüm. Antalya Belediyesi’nde basın müşaviri olarak göreve başladım. O zaman ki araştırmalarımda Behlül Dal’ın hikayesini öğrendim. Festival devam ediyordu. Belediyenin Basın Müşaviri olarak Altın Portakal’ın yönetimini üstlendim.

Desteklemek gerekir AKSAV fikri nasıl doğdu? O yıllarda festivali gerçekleştirmekte maddi olarak çok zorlanıyorduk. Her yıl Belediye’ye gelir sağlamak için Karaalioğlu Parkı’nda portatif bir festival çarşısı oluşturuluyordu. İzmir Fuarı’nın küçük bir örneği gibiydi. Belediyenin festivali düzenlemesi için kendi ba-

What needs to be done for AKSAV to work more effectively? The festival has no continuity; this needs to be achieved. A new rule is added with every new mayor or management. The Antalya Golden Orange Film Festival would have made more headway if AKSAV could be more like İstanbul Cultural Arts Foundation, formed after us, who do the job better. A stable committee needs to manage the festival. This is the key point behind the success of İstanbul Film Festival. The

that it would become the Hollywood of Turkey thanks to the film platforms established in the area. We planned to establish film platforms at Lara, where the Turkish Radio and Television Association was, but it never happened. Filmmakers of the period warmed to the idea. When it did not happen, Yeşilçam was left to İstanbul. In the event that Antalya had created that atmosphere, everything would have been different for Antalya. However, just because it has not happened until now does not mean it never will. ANTALYA 103

Ekim - Kasım / October - November 2010


şına gelir ayırması mümkün değildi. Bunun üzerine nasıl kaynak yaratılır diye düşünmeye başladım ve araştırmalarım sonrasında vakıf kurulmasının şart olduğunu buldum. Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) temelleri o yıllarda oluşturuldu. Oluşturduğum projede, vakıf içerisine Antalya Belediyesi, Antalya Ticaret Odası, Kepez Elektrik, Antbirlik, Özel İdare gibi kurumları dahil ettim. Buradan gerekli kaynak sağlayarak kimseye muhtaç olmadan bu festivali düzenleyebiliriz diye düşünmüştüm. Ancak 1980 öncesinde Antalya Valisi proje hakkında yanlış bilgilendirilmiş. Bir gün beni yanına çağırdı ve “Sen ne yapıyorsun” diye sordu, “Milletten zorla parasını alıyormuşsun” dedi. Ben Antalya Film Festivali’nin devamlılığını sağlamak için yasal bir ortam hazırlamaya çalıştığımı anlatmaya çalıştıysam da, proje bu şekilde kaldı. 1984 yılında AKSAV kuruldu ancak kurumsal bir yapı oluşturulamadı. AKSAV Belediye Meclis üye-

lerinden oluşturuldu. Bir kere para verdiler bir daha devamı gelmedi. Vakfın ekonomik olarak halen sıkıntıları var. AKSAV’ın daha verimli çalışabilmesi için ne yapılabilir? Festivali gerçekleştirmede bir süreklilik sağlanamadı. Her belediye başkanı ya da yönetimi kendine göre bir kural getiriyor. Halbuki AKSAV, İstanbul Kültür Sanat Vakfı gibi olsaydı -ki bu vakıf bizden sonra kuruldu ama bizden daha iyiler- Antalya Altın Portakal Film Festivali şimdiye kadar çok daha fazla yol kat ederdi. Festivali yönetecek olan kadronun devamlılığının sağlanması gerekiyor. İstanbul Film Festivali’nin başarısı buradan geliyor. O kadro deneyim kazanıyor ve festival devamlı büyüyor. Bu nedenle vakfın yeniden canlandırılması gerekiyor. Mali sorunlar yaşanmaması için önlemler alınması gerekiyor. Antalya’ya ya tıpkı Şakir Eczacıbaşı’nın İstanbul’a verdiği destek gibi bir destek verilmeli. Antalya’da sanayi yok ama turizm var. Umarım turizmciler bu desteği verir.

Zeki Müren

104

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

What does the Golden Orange contribute to Turkish cinema? The Golden orange has always directed Turkish cinema. During the early years of the Golden Orange, 400-500 films were made a year in Turkey. Eighty percent of these films were erotic films, and the remaining were normal films. This was Turkey in the 1970s. Cinema got better when Yılmaz Güney came on the scene. Many of his films won awards in Antalya. I believe that such a festival contributes significantly to the developing of Turkish cinema. How has the Golden Orange affected the city’s cultural structure? The most fundamental effect is that watching films has become a part of life in Antalya. Nothing but noise dominated cinemas prior to the festival. Society has changed. They came to watch regardless of where they were shown. There are rumours that the Golden Orange has alienated the public. Is there any truth

in this rumour? Establishing viewing areas in specific areas limits the public’s interest. We purchased a mobile cinema machine from İstanbul in 1978. We assembled it on a van and travelled through all the neighbourhoods. Everybody brought his or her chairs and cushions to watch the film on the screen we put up. We took the actors to the neighbourhoods so that people could start understanding cinema. Before, the streets used to be filled with parades in order to brush shoulders with the actors. Shops would be closed down to watch the parade. Nowadays, the parade is different. The old system no longer exists. The public can no longer touch the actors. Before, the actors would parade in horse-drawn carriages and trailers that were slow. Nowadays, the parade is a lot faster. As the city grows, people become distant both physically and spiritually. We can say that the reason for this is life’s hardships... Turkey has two long-running film festivals; the Golden Orange and the Golden Cocoon, both are held in the south. Why do festivals choose the south? Shall we call it a result of the heat? The development triggered by tourism is important for Antalya. My view is that both the natural structure and tourism play a huge role in the development. Additionally, the municipality’s interest in the festival enables its continuity. Antalya has embraced this festival. Tourism was never this high in Antalya. The Golden Orange enabled tourism to sour. The eyes of the cinema world turned to Antalya. Thanks to the Golden Orange, filming started in Antalya. The natural structure of the region entered cinema.


Yeşilçam ve Antalya Altın Portakal hangi amaçla başladı ve hedefe varabildi mi? Amaç Antalya’yı tanıtmak ve kültürel bir atmosfer sağlayarak, Yeşilçam’ı Antalya’ya taşımaktı. Ardından bölgede oluşturulacak film platolarıyla Türkiye’nin Hollywood’u olup, dünyaya açılmak planlanmıştı. Lara’daki TRT Kampı’nın olduğu alana film platoları kurma gibi bir düşünce vardı ama olmadı. O dönemde sinemacılar da bu fikre sıcak bakıyordu. Gerçekleşmeyince Yeşilçam İstanbul’da kaldı. O ortam yaratılabilseydi Antalya’da her şey daha farklı olurdu. Ancak bugüne kadar yapılmaması gelecekte yapılmayacak anlamına gelmez. Altın Portakal’ın Türk sinemasına katkısı nedir? Altın Portakal Türk sinemasına her daim yön vermiştir. Altın Portakal ilk düzenlendiği yıllarda Türkiye’de senede 400-500 film çevriliyordu. Bu filmlerin yüzde 80’i erotik filmler, geri kalanı da normal filmlerdi. 70’li yıllar Türkiye’sinde böyle bir ortam vardı. Yılmaz Güney döneminde sinema düzelmeye başladı. Onun birçok filmi Antalya’da ödül almıştır. Böyle bir festivalin olmasının Türk sinemasının gelişmesine büyük bir katkı sağladığını düşünüyorum. Altın Portakal şehrin kültürel yapısını nasıl etkiledi? Antalya’da en basit örneğiyle sinemada film seyretme kültürü oturdu. Öncesinde salonlar sesten geçilmezdi. Toplumda bir değişim oldu. Her yıl filmi nerede gösterirseniz gösterin seyretmeye geldiler. Altın Portakal’ın halktan koptuğu yönünde eleştiri-

ler var. Portakal halktan koptu mu? Gösterim alanları belli yerlerde kalınca halkın ilgisi daha az oluyor. 1978 yılında biz İstanbul’dan bir seyyar sinema makinesi almıştık. Onu kamyonete monte edip mahalle mahalle geziyorduk. Perdeyi geriyorduk, sandalyesini, minderini alan film seyretmeye geliyordu. Sanatçıları da o mahalleye götürüyorduk ve insanlar sinemanın ne olduğunu anlamaya başlamıştı. Eskiden kortejlerde sanatçıların elini tutmak için sokaklar dolardı. Korteji görebilmek uğruna tüm esnaf kepenk kapatırdı. Şimdilerde kortejlerde farklılaşma oldu. Eski sistem kayboldu. Halkın sanatçılara dokunması kaybedildi. Eskiden faytonla ya da traktör römorklarıyla geçerdi sanatçılar, daha yavaştı. Şimdi ise daha hızlı bir geçiş oluyor. Kent büyüdükçe insanlar kentten hem fiziken hem de ruhen uzaklaştı. Yaşamın getirdiği zorluklara bağlamak gerekir bunu… Türkiye’nin en uzun soluklu iki film festivaline baktığımızda (Altın Portakal ve Altın Koza) güney illerinde gerçekleşiyor. Festivaller neden güneyi seçiyor? Sıcakkanlılığın getirdiği sonuç mu diyelim? Antalya özelinde turizmin getirdiği gelişim de önemli. Bence hem doğal yapının hem de turizmin getirdiği hareketliğin gelişmede büyük payı var. Ayrıca belediyenin festivale gösterdi ilgi festivalin devamlılığını sağladı. Antalyalı bu festivali bağrına bastı. Turizm bu kadar değildi Antalya’da. Altın Portakal turizmin gelişmesini sağladı. Sinema dünyasının gözü Antalya’ya çevrildi. Altın Portakal’la bu bölgede filmler çekilmeye başlandı. Bu bölgede doğal yapı sinemanın içine girdi. ANTALYA 105

Ekim - Kasım / October - November 2010


Kültür – Sanat / Culture – Art

ANTDOB bu sezon çok renkli Osmanlıları konu alan “Zaide” ile perdelerini açacak olan Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), Ekim- Mayıs döneminde toplam sekiz yeni eserin prömiyerini gerçekleştirecek.

ANTSOB is

very colourful this year Beginning the season with Zaide, a play which takes Ottomans as a subject, Antalya State Opera and Ballet (ANTSOB) will perform the premieres of eight new plays in total in the period of October – May.

Fotoğraflar / Photography: Serdar Aydın

Zaide

106

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB) 2010- 2011 sanat sezonuna oldukça iddialı ve güçlü bir programla başlıyor. 16 Ekim’de Mozart’ın Osmanlıları konu alan eseri Zaide ile perdelerini açacak olan ANTDOB, yeni sezonda şimdiden merak uyandıran eserlerle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Broadway’in vazgeçilmez müzikali “West Side Story”, Selman Ada’nın operaya uyarladığı Halid Ziya Uşaklıgil’in unutulmaz eseri Aşk-ı Memnu, Giuseppe Verdi’nin Il Trovatore Operası, Anna Karenina ve Hırçın Kız Balesi sezonda yer ala-

lesi” ve bestesini Selman Ada’nın yaptığı Aşk-ı Memnu da sezonun dikkat çeken yeni eserlerinden. ANTDOB Bale Başkoreografı Cumhur Tandoğan’ın Back Stage isimli projesinin prömiyeri ise Nisan ayında yapılacak. Bremen Mızıkacıları ve Su Perisi Gülru da çocukları bekleyen yeni sürprizlerden. Ayrıca her ayın ilk haftası farklı ülkelerin bestecilerinin eserlerinin yer aldığı piyanolu konserler, 25 ve 30 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilecek özel yılbaşı konseri de yine ANTDOB sahnesinde izleyici ile buluşacak.

Antalya State Opera and Ballet (ANTSOB) is commencing the art season of 2010-2011 with a very assertive and strong programme. Beginning the new season with Mozart’s Zaide that deals with Ottomans as a subject on October 16th, ANTSOB is preparing to appear on stage with works of art that have already aroused

curiosity among the audience. West Side Story, the indispensable musical play of Broadway; Aşk-ı Memnu, the unforgettable masterpiece of Halid Ziya Uşaklıgil which was adapted for opera by Selman Ada; Giuseppe Verdi’s Il Trovatore Opera; Anna Karenina and The Taming of the Shrew Ballet are only a few of the

Osmanlı Sarayı’nda gizli aşk

İstanbulname

Mozart’ın Osmanlılarla ilgili ikinci operası olan ve Antalya’da ilk kez sahnelenecek eser, Saray’dan Kız Kaçırma’da olduğu gibi bir kaçış hikayesini anlatıyor. Rejisörlüğünü Aytaç Manizade’nin yaptığı eserde Antalya Devlet Opera ve Bale Orkestrası’nı şef Alexandru Samoila yönetirken, koro şefi ise Krastin Nastev. Eserde Zaide rolünü Aslı Ayan ve Sema Çavuşoğlu, Gomatz rolünü ise Devrim Demirel ve Erdem Erdoğan dönüşümlü olarak seslendiriyor. Göksay Yaran; Sultan Süleyman rolünde izleyici karşısına çıkarken, Allazim’i Cengiz Sayın, Osman’ı ise Safak Güç canlandırıyor. Eserde dekor Çağda Çitkaya’ya, kostüm Ayşegül Alev’e, ışık Mustafa Eski’ye, koreografi ise Uğur Seyrek’e ait.

La Bayadere

cak yeni eserlerden sadece birkaçı. Kasım ayında Giuseppe Verdi’nin eseri Il Travatore’nin prömiyeri yapılırken, Aralık ayında ise ünlü Rus besteci P. I. Çaykovski’nin Anna Karenina Balesi izleyici ile buluşacak. Ocak ayında ise süpriz bir müzikal var: Leonard Bernstein’in bestelediği “West Side Story”… Oldukça genç bir kadroya sahip olan ANTDOB West Side Story’de oldukça iddialı. John Cranko’nun “Hırçın Kız Ba-

Perdeler Ekim’de açılıyor Ekim ayında ANTDOB sahnesinde izleyeceğimiz eserler arasında Zaide, Piyanolu Türk Bestecileri Konseri, La Bayadere, Oz Büyücüsü, Cumhuriyet Konseri ve Türküyem yer alıyor. Yeni eserlerin yanı sıra sezonda sahnede olacak diğer eserler ise şöyle: Balede Eva, Fındıkkıran, Carmen, La Bayadere, operada İstanbulname, Rusalka, Türküyem, Folkloroma, Karacaoğlan, çocuk oyunlarında ise Oz Büyücüsü, Elma Kurtları ve Heidi…

Secret love in Ottoman Palace In this work of art which is Mozart’s second opera on Ottomans and going to be performed in Antalya for the first time, what is told is again a story of abduction of a girl as in The Abduction from the Seraglio. In the opera directed by Aytaç Manizade; the Antalya State Opera and Ballet Orchestra is conducted by Maestro Alexandru Samoila and the choir leader is Krastin Nastev; whereas Aslı Ayan and Sema Çavuşoğlu will vocalize Zaide; Devrim Demirel and Erdem Erdoğan will vocalize Gomatz alternately. Göksay Yaran will be playing Soliman the Magnificent; whereas Cengiz Sayın is playing Allazim and Şafak Güç is playing Osman. Decoration belongs to Çağda Çitkaya; costumes to Ayşegül Alev; lights to Mustafa Eski and choreography to Uğur Seyrek in this work of art. ANTALYA 107

Ekim - Kasım / October - November 2010


new masterpieces that shall be on stage. As the premiere for Giuseppe Verdi’s Il Trovatore is held in November, ballet version of Russian Composer P. I. Tchaikovsky’s Anna Karenina will be meeting the audience in December. In January, we have a surprise musical play: West Side Story composed by Leonard Bernstein. Having a quite young casting, ANTSOB is very challeng-

ing in West Side Story. John Cranko’s The Taming of the Shrew Ballet and Aşk-ı Memnu composed by Selman Ada are other works that attract attention in the season. Premiere of Head Ballet Choreographer of ANTSOB Cumhur Tandoğan’s project called Back Stage will be held in April. Town Musicians of Bremen and Nixie Gülru are among new surprises for children.. Moreover; piano

Rusalka

108

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

concerts of compositions of composers from various countries in the first week of every month and the special New Year’s concert that will be given on December 25th and 30th will be performed in ANTSOB theatre.

Curtains are lifted in October Amongst the pieces of art that we are going to see on the stage of ANTSOB Theatre

in October are Zaide, Turkish Composers’ Concert, La Bayadere, Wizard of Oz, Concert of Republic and Türküyem. Beside new performances, other works to be performed are as: Eva, Nutcracker, Carmen, La Bayadere for ballet; Istanbulname, Rusalka, Türküyem, Folklorama, Karacaoğlan for opera; and Wizard of Oz, Apple Worms (Elma Kurtları) and Heidi for children’s plays...


October 2010

Eva

Ekim 2010 3 Ekim 16 Ekim 17 Ekim 19 Ekim 20 Ekim 21 Ekim 23 Ekim 25 Ekim 26 Ekim 29 Ekim 30 Ekim

Heidi Isparta Zaide Prömiyer ANTDOB Sahnesi 20.00 Türküyem Alanya Zaide ANTDOB Sahnesi Oda Müziği Konseri Isparta Piyanolu Türk Best. Konseri ANTDOB Sahnesi 20. 00 La Bayadere ANTDOB Sahnesi 20. 00 Oz Büyücüsü 14.00, 3. P.Eğt. Tug. K. İle Cumhuriyet Konseri 20.00 ANTDOB Sahnesi La Bayadere ANTDOB Sahnesi 20. 00 Side Festivali Kapanış Konseri Side Antik Tiyatrosu Türküyem ANTDOB Sahnesi

Kasım 2010 10 Kasım 11 Kasım 13 Kasım 15 Kasım 20 Kasım 22 Kasım 23 Kasım 24Kasım 25 Kasım 27 Kasım 29 Kasım 30 Kasım

Atatürk’ü Anma Konseri ANTDOB Sahnesi 20.00 Il Trovatore (Prömiyer) ANTDOB Sahnesi 20:00 Il Trovatore ANTDOB Sahnesi 20:00 Oz Büyücüsü ANTDOB Sahnesi 14.00 Folklorama ANTDOB Sahnesi 20.00 Elma Kurtları ANTDOB Sahnesi 14.00 Zaide ANTDOB Sahnesi 20.00 Oda Müziği Konseri Alanya Il Trovatore ANTDOB Sahnesi 20:00 Carmen ANTDOB Sahnesi 20.00 Elma Kurtları 14.00, Piyanolu Rus Best. Konseri 20.00 ANTDOB Sahnesi Carmen ANTDOB Sahnesi 20.00

Kasım 2010 6 Aralık 9 Aralık 11 Aralık 13 Aralık 16 Aralık 18 Aralık 20 Aralık 21 Aralık 23 Aralık 25 Aralık 27 Aralık 28 Aralık 30 Aralık

Oda Müziği Konseri Demre Anna Karenina (Prömiyer) ANTDOB Sahnesi 20.00 Anna Karenina ANTDOB Sahnesi 20.00 Heidi ANTDOB Sahnesi 14.00 Il Trovatore ANTDOB Sahnesi 20:00 Anna Karenina ANTDOB Sahnesi 20.00 Elma Kurtları 14.00, Piyanolu Alman Best. Konseri 20.00 ANTDOB Sahnesi Zaide ANTDOB Sahnesi 20.00 Fındıkkıran ANTDOB Sahnesi 20.00, Piyanolu Alman Best. Konseri Alanya Yeni Yıl Konserleri ANTDOB Sahnesi 20.00 Heidi ANTDOB Sahnesi 14.00 Fındıkkıran ANTDOB Sahnesi 20.00 Yeni Yıl Konseri Fuaye ANTDOB Sahnesi 20.00

3 October Heidi Isparta 16 October Zaide Premiere ANTSOB Stage 20.00 17 October Türküyem Alanya 19 October Zaide ANTSOB Stage 20 October Chamber Concert Isparta 21 October Turkish Composers’ Piano Concert ANTSOB Stage 20. 00 23 October La Bayadere ANTSOB Stage 20. 00 25 October Wizard of Oz 14.00, 3rd Concert of Republic with Infantry Training Brigade Command 20.00 ANTSOB Stage 26 October La Bayadere ANTSOB Theatre 20. 00 29 October Side Festival Closing Concert Side Ancient Theatre 30 October Türküyem ANTSOB Stage

November 2010 10 November 11 November 13 November 15 November 20 November 22 November 23 November 24November 25 November 27 November 29 November 30 November

Ataturk Memorial Concert ANTSOB Stage 20.00 Il Trovatore (Premiere) ANTSOB Stage 20:00 Il Trovatore ANTSOB Stage 20:00 Wizard of Oz ANTSOB Stage 14.00 Folklorama ANTSOB Stage 20.00 Elma Kurtları ANTSOB Stage 14.00 Zaide ANTSOB Stage 20.00 Chamber Concert Alanya Il Trovatore ANTSOB Stage 20:00 Carmen ANTSOB Stage 20.00 Elma Kurtları 14.00, Russian Composers’ Piano Concert Best. Concert 20.00 ANTSOB Stage Carmen ANTSOB Stage 20.00

December 2010 6 December 9 December 11 December 13 December 16 December 18 December 20 December 21 December 23 December 25 December 27 December 28 December 30 December

Chamber Concert Demre Anna Karenina (Premiere) ANTSOB Stage 20.00 Anna Karenina ANTSOB Stage 20.00 Heidi ANTSOB Stage 14.00 Il Trovatore ANTSOB Stage 20:00 Anna Karenina ANTSOB Stage 20.00 Elma Kurtları 14.00, German Composers’ Piano Concert 20.00 ANTSOB Stage Zaide ANTSOB Stage 20.00 Nutcracker ANTSOB Stage 20.00, German Composers’ Piano Concert Alanya New Year Concerts ANTSOB Stage 20.00 Heidi ANTSOB Stage 14.00 Nutcracker ANTSOB Stage 20.00 New Year Concert Foyer ANTSOB Stage 20.00

Zaide

ANTALYA 109

Ekim - Kasım / October - November 2010


Kültür – Sanat / Culture – Art

State Theatre lifts its curtains Starting the new season with a play on the concept of cheating between man and woman with a humorous approach called Hadi Aldat Bakalım (Let’s Cheat), Antalya State Theatre will host 9 new plays this season.

Devlet Tiyatrosu perdelerini açıyor Perdelerini kadın ve erkek arasındaki aldatma konusuna mizahi açıdan yaklaşan “Hadi Aldat Bakalım” isimli oyunla açacak olan Antalya Devlet Tiyatrosu, bu sezon 9 yeni oyun sahneleyecek.

Antalya Devlet Tiyatrosu (ADT) 1 Ekim'de, “60’ıncı yılda 60 yeni oyun projesi” kapsamında “Hadi Aldat Bakalım” adlı mizahi eserin dünya prömiyerini yapacak. ADT, bu sezon, altı büyük, üç çocuk ve gençlik oyunu ile seyirci karşısına çıkmayı hedefliyor. ADT Müdürü Selim Gürata, “60. yılda 60 yeni oyun projesi kapsamın110

ANTALYA

da Ahmet Önel'in yazdığı Ali Meriç'in uyarladığı, 'Hadi Aldat Bakalım'ın dünya prömiyerini yapacağız” dedi. Kadın ve erkek arasındaki aldatma konusuna mizahi yaklaşan oyunda yedi sanatçının sahne alacağını söyleyen Gürata, “Bu oyun, emekli oyuncu Aykut Sözeri'yi uzun bir aradan sonra seyirciyle buluşturacak. Oyunda ayrıca Senem Şahin, Gözen Müftüoğlu, Sedat Ma-

Ekim - Kasım / October - November 2010

Antalya State Theatre (AST) is going to hold the world premiere of the humorous play called Hadi Aldat Bakalım in scope of ‘’60 New Plays in 60th Year Project’’ on October 1st. AST is aiming to appear before the audience with six plays for adults and three for children and youngsters in this season. ‘’We’re going

to hold the world premiere of Hadi Aldat Bakalım (Let’s Cheat), a play written by Ahmet Önel and adapted by Ali Meriç, in scope of ‘’60 New Plays in 60th Year Project’’ Selim Gürata, the head of AST said. Indicating that seven actors will be acting in the play which deals with the concept of cheating between man and woman with a humorous approach,


yadağ, Orkun Yılmaz, Pınar Boyar ve Serkan Yakar da oynayacak.” diye konuştu.

the age group 6-10. It is going to be put on stage in October. The play will be put on stage by Ahmet Avkıran who is an artist living in Italy and has a clown school. The other play of ours will be Don Quixote directed by Ebru Kara. Aiming the age group 8-14, Don Quixote will be put on stage at the end of October.

Çocuklar unutulmadı Selim Gürata ayrıca, “Pinokyo” adlı çocuk oyununun da bu sezon sahneleneceğini belirterek, şunları söyledi: “6- 10 yaş grubu çocuklar için Pinokyo oyununu hazırlıyoruz. O da Ekim ayında sahnelenecek. Oyunu, İtalya'da yaşayan ve palyaço okulu olan sanatçı Ahmet Avkıran sahneye koyuyor. Diğer bir oyunumuz da Ebru Kara'nın yönettiği 'Don Kişot' olacak. 8 - 14 yaş grubunu hedefleyen 'Don Kişot', Ekim sonunda sahnelenecek.”

7 Kadın Müzikali Öte yandan, ADT, “7 Kadın” adlı müzikli bir oyunu da sahneleyecek. Barbara Schottenfeld'in yazdığı, müziğini Cem İdiz'in yaptığı ve Murat Sarı'nın sahneye koyacağı oyunun prömiyeri ise 3 Kasım’da gerçekleştirilecek.

7 Women Musical On the other hand; AST is going to put on the stage a musical play called 7 Kadın (7 Women). The premiere of the play – which was written by Barbara Schottenfeld , the music of which was composed by Cem İdiz and to be put on stage by Murat Sarı – is going to be held on November 3rd.

Selim Gürata

Gürata said ‘’This play will bring the retired actor Aykut Sözeri together with audience after a long while. In addition, Senem Şahin, Gözen Müftüoğlu, Sedat Mayadağ, Orkun Yılmaz, Pınar Boyar and Serkan Yakar will also be acting in the play.’’

We did not forget children Selim Gürata also indicated that the children’s play ‘’Pinocchio’’ would be put on stage that season and said: ’We are preparing the play ‘’Pinocchio’’ for children of

Ana

Dört Köşe Dünya

ANTALYA 111

Ekim - Kasım / October - November 2010


Ekim’de neler var?

01 Ekim Cuma

Hadi Aldat Bakalım (P) 20:00

02 Ekim Cumartesi

Hadi Aldat Bakalım (M-S)

15:00 - 20:00

06 Ekim Çarşamba

Pinokyo (Ç.O.) (P) 14:00

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

07 Ekim Perşembe

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

08 Ekim Cuma

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

09 Ekim Cumartesi

Hadi Aldat Bakalım (M-S)

15:00 - 20:00

10 Ekim Pazar

Pinokyo (Ç.O.) 14:00

12 Ekim Salı

Pinokyo (Ç.O.) 11:00

13 Ekim Çarşamba

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

14 Ekim Perşembe

Hadi Aldat Bakalım (S) 20.00

15 Ekim Cuma

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

16 Ekim Cumartesi

Hadi Aldat Bakalım (M-S)

15:00 - 20:00

17 Ekim Pazar

Pinokyo (Ç.O.) 14:00

19 Ekim Salı

Don Kişot (Ç.O.) (P) 11:00

20 Ekim Çarşamba

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

21 Ekim Perşembe

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

22 Ekim Cuma

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

23 Ekim Cumartesi

Hadi Aldat Bakalım (M-S)

15:00 - 20:00

24 Ekim Pazar

Don Kişot (Ç.O.) 14:00

26 Ekim Salı

Don Kişot (Ç.O.) 11:00

27 Ekim Çarşamba

Dört Köşe Dünya (S) 20:00

28 Ekim Perşembe

Dört Köşe Dünya (S) 20:00

29 Ekim Cuma

Dört Köşe Dünya (S) 20:00

30 Ekim Cumartesi

Dört Köşe Dünya (M-S)

15:00 - 20:00

31 Ekim Pazar

Don Kişot (Ç.O.) 14:00

M: Matine S: Suare Ç.O: Çocuk oyunu

Bilet fiyatları Tam: 8 TL İndirimli: 5 TL Çocuk Oyunu: 3 TL Öğrencilere ve 40 kişi üzerindeki topluluklara indirimli fiyat uygulanır. 112

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

What are plays in October? 01 October Friday 02 October Saturday 06 October Wednesday Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00 07 October Thursday 08 October Friday 20:00 09 October Saturday 10 October Sunday 12 October Tuesday 13 October Wednesday 14 October Thursday 20.00 15 October Friday 16 October Saturday 17 October Sunday 19 October Tuesday 20 October Wednesday 21 October Thursday 22 October Friday 23 October Saturday 24 October Sunday 26 October Tuesday 27 October Wednesday 28 October Thursday 29 October Friday 30 October Saturday 31 October Sunday

Hadi Aldat Bakalım(P) 20:00 Hadi Aldat Bakalım (M-S) 15:00 - 20:00 Pinocchio (C.P.) (P) 14:00 Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00 Hadi Aldat Bakalım (S) Hadi Aldat Bakalım (M-S) 15:00 - 20:00 Pinocchio (C.P.) 14:00 Pinocchio (C.P.) 11:00 Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00 Hadi Aldat Bakalım (S) Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00 C

Hadi Aldat Bakalım (M-S) 15:00 - 20:00 Pinocchio (C.P.) 14:00 Don Quixote (C.P.) (P) 11:00 Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00 Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00

M

Y

CM

MY

CY

CMY

Hadi Aldat Bakalım (S) 20:00 Hadi Aldat Bakalım (M-S) 15:00 - 20:00 Don Quixote (C.P.) 14:00 Don Quixote (C.P.) 11:00 Dört Köşe Dünya (Foursquare World) (S)20:00 Dört Köşe Dünya (S)20:00 Dört Köşe Dünya (S)20:00 Dört Köşe Dünya (M-S) 15:00 - 20:00 Don Quixote (C.P.) 14:00

M: Matinee S: Soiree C.P.: Children’s Play

Ticket Prices Full Price: 8 TL Reduced Price: 5 TL Children’s Play: 3 TL Discount prices shall apply to students and groups over 40 people.

K


Antalya’da sa¤l›¤›n›z için yan›n›zday›z yak›n›n›zday›z SGK RININ ALILA T ‹GOR

S

EY‹Z!

‹ND ‹ZMET

H

ET DEVL ININ A L R R MEMU

TANI VE TEDAV‹ ÜN‹TELER‹M‹Z • A¤ız ve Di Sa¤lı¤ı • Genel Cerrahi • Anesteziyoloji ve • Göz Sa¤lı¤ı ve Reanimasyon Hastalıkları • Beslenme ve Diyet • ‹ç Hastal›klar› • Check-Up • KBB • Çocuk Sa¤lı¤ı ve • Kadın Hastalıkları Hastalıkları ve Do¤um • Endoskopi - Kolonoskopi • Klinik Laboratuvar

• Nöroloji - Uyku Laboratuvarı • Ortopedi ve Travmatoloji • Radyoloji • Yeni Do¤an (Neonatal) Yo¤un Bakım • 24 Saat Acil Servis

LARA HASTANES‹ BSK LARA ÖZEL SA⁄LIK H‹ZMETLER‹ A.. Havaalanı Bulvarı Güzeloba Mahallesi, Sevinç Sokak No: 9 P.K. 07230 Muratpaa, Antalya BSK Adana Metropark Hastanesi BSK Eskiehir Anadolu Hastanesi

T: 0242 349 40 40 F: 0242 349 26 26

BSK Antalya Lara Hastanesi BSK Ayd›n Anka Hastanesi BSK Konya Hastanesi BSK Kütahya Anadolu Hastanesi

0242 444 4 275 (BSK) www.bsklara.com BSK Denizli Cerrahi Hastanesi

ANTALYA 113

Ekim - Kasım / October - November 2010


Kongre Turizmi / Convention Tourism HAMİT SEÇİL

Türkiye’nin üçüncü büyük

fuar merkezi Antalya EXPO Center düzenlediği fuarlarla yılda 350 bin kişiyi Antalya’ya getiriyor.

Turkey’s third largest exhibition centre With the exhibitions it organises Antalya EXPO Centre brings 350000 people to Antalya every year.

114

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Antalya’da turizmi 12 aya yaymak için bundan 16 yıl önce biraraya gelen genç işadamları, fuarcılığın kentte nasıl yapılabileceğini araştırdı. Konaklama ve ulaşım sorunu bulunmayan Antalya’da bir yıllık bir çalışmanın ardından kamu ve özel sektör bir araya gelmesiyle turizmde yeni bir pencere aralandı. Antalya Fuarcılık İşletme ve Yatırım AŞ’nin (ANFAŞ) kurulmasıyla hayata geçirilen hayaller, geçen 10 yılda beklentilerin aksini çıkartmadı. Bugün yılda 350 bin kişiye kapılarını açan Antalya EXPO Center’da düzenli olarak üç farklı sektörde altı fuar düzenleniyor. ANFAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Çalık, “Eskiden 5. Filo geldiğinde Antalya bayram ederdi. Şimdi yılda kent ekonomisine 350 milyon dolar kazandırıyoruz.” dedi. Fuarcılık Antalya’da nasıl doğdu? Antalya Sanayici ve İş Adamları Derneği (ANSİAD) üyesi 3 - 5 arkadaş 1994 yılında bir araya geldik ve Antalya’da fuarcılık yapılıp yapılamayacağı noktasında çalışmalara başladık. Mimar Sinan Üniversitesi’nden Prof. Cengiz Eren’in danışmanlığında o yıl tüm etüt çalışma-

sını bitirdik ve Antalya’nın fuarcılığa elverişli bir kent olduğu sonucuna vardık. Dönemin Antalya Valisi Saim Çotur’un teşvikiyle kamu ve özel sektörün bir araya gelmesi sonucu Antalya Fuarcılık İşletme ve Yatırım AŞ (ANFAŞ) kuruldu. Amacımız Anadolu’da iç ve dış ticareti desteklemekti. 1997 yılında inşaatına başlanılan Antalya EXPO Center’da 2000 yılından bu yana düzenli olarak çeşitli iş kollarında fuarlar düzenlenmektedir. 25 bin metrekare fuar alanının bulunduğu EXPO Center’da 40 metrekare kapalı alan, 3 bin araçlık otopark bulunmaktadır. Antalya EXPO Center 65 bin metrekarelik alanıyla Türkiye’nin üçüncü büyük fuar merkezidir. Geçen 10 yılda Antalya EXPO Center ne tür fuarlara ev sahipliği yaptı? Turizmin başkenti olarak bilinen Antalya’da 550 bin yatak kapasitesi var ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bölgedeki oteller ve tüm konaklama tesislerine yönelik düzenlenen Anfaş Hotel Equipment Fuarı’nın 2011 yılının Ocak ayında 22’ncisini düzenleyeceğiz. Otel ekipmanları fuarı olarak adlandırılan fuarda tüm konaklama tesislerine

Mustafa Çalık

Sixteen years ago, young businessmen met up to discuss how an exhibition city could be established in order to spread tourism in Antalya over twelve months. After working on the subject for a year, the public and private sectors met up to open a new tourism window for Antalya, which has no accommodation or transportation issues. The dreams started to come true by founding Antalya Fuarcılık Işletme ve Yatırım A. Ş. (ANFAŞ), which did not disappoint expectations of the last ten years. The six exhibitions for three different sectors organised by

Antalya EXPO Centre, opens its doors to 350,000 people annually. Mustafa Çalık, CEO of ANFAŞ, said, “In the past, Antalya would celebrate when the fifth fleet arrived. Today, we contribute USD 350 million to the city’s economy.” How did exhibitions come about in Antalya? In 1994, we, as three or five friends, all members of the Antalya Industrialist and Businessmen Association (ANSIAD) gathered to decide on how exhibitions could be organised in Antalya, if there was a possibility that we could. We completed all

ANTALYA 115

Ekim - Kasım / October - November 2010


the research needed that year under the counseling of Professor Cengiz Eren, from Mimar Sinan University, and concluded that Antalya was an eligible city in terms of exhibitions. With encouragement from Saim Çotur, then the Governor of Antalya, we brought together the public and private sectors to establish Antalya Fuarcılık Işletme ve Yatırım A. Ş. (ANFAŞ). Our aim was to support domestic and overseas trading in Anatolia. Since 2000, Antalya EXPO Centre, on which construction started in 1997, organises exhibitions on a regular basis for various business industries. Covering a 25000-m² area EXPO Centre has a 40-m² indoor area and a car park to facilitate 3000 vehicles. With its 65000-m² area, Antalya EXPO Centre is Turkey’s third largest exhibition centre.

yönelik ihtiyaçları bulabilmek mümkün. Ayrıca turizm sektörü için düzenlediğimiz bir diğer fuar olan Food Product’ın önümüzdeki Şubat ayında 18’incisi düzenlenecek. Kendi alanında Türkiye’nin en büyük fuarı olan Yiyecek İçecek İhtisas Fuarı’na 2011 yılında 45 bin ziyaretçi bekleniyor. Bölgede son yıllarda gelişme gösteren sağlık turizmine yönelik düzenlediğimiz Hetex Fuarı’nı 2011 yılında üçüncü kez gerçekleştireceğiz. Antalya ekonomisinin ikinci önemli ayağı olan tarım sektörüne yönelik düzenlediğimiz Fresh Antalya’nın önümüzdeki mart ayı içerisinde beşincisi gerçekleştirilecek. Türkiye’nin tarımsal ihracatta en önemli kenti olan Antalya’ya bu fuar aracılığıyla geçtiğimiz yıl 7 bin 500 civarında kişi katılmıştır. Ayrıca yapı malzemeleri alanında 28 - 31 Ekim tarihleri arasında Yapex Fua116

ANTALYA

rı düzenlenecek. Geçtiğimiz yıl başlattığımız ve belediye ve kamu kuruluşlarının; şehircilik teknolojileri sektörlerindeki yenilikleri takip edebildiği City EXPO’nun ikincisini Nisan ayında gerçekleştireceğiz. Yılda kaç kişi fuarlar aracılığıyla Antalya’ya geliyor ve bu fuarlardan şehrin kazancı ne kadar? Eskiden 5. Filo geldiğinde Antalya bayram ederdi. Tüm askerler buraya para bırakırdı. Düzenlediğimiz fuarlar turizmin ölü sezonu olarak tabir edilen Eylül – Mayıs döneminde gerçekleşiyor. Yıl içerisinde gerçekleşen tüm fuarlara 3 bin 500 civarında firma, 30 bin civarında sektör temsilcisi, toplamda ise 350 bin kişi Antalya’ya geliyor. Ziyaretçilerin yüzde 10’u yurt dışından fuarlara katılıyor. Bu fuarların yıllık Antalya ekonomisi-

Ekim - Kasım / October - November 2010

What types of exhibitions has Antalya EXPO Centre hosted in the last ten years? Antalya, known as the tourism capital, has a bed capacity of 550,000, which continues to increase every year. The 22nd Anfaş Hotel Equipment Exhibition, an exhibition held for all the hotels and accommodation facilities in the region, will take place in January 2011. It is possible to find all equipment required for all types of accommodation facilities at the hotel equipment exhibition. The 18th Food Product Exhibition, another exhibition for the tourism sector, will take place in February 2011. In 2011, an expected forty five thousand visitors will attend The Food and Drink Specialty Exhibition, the biggest in its own industry in Turkey. The third Hetex Exhibition, directed at health tourism, a developing industry in recent years for the region,

will take place in 2011. The fifth Fresh Antalya, an exhibition organised for agriculture, the second most important industry in Antalya’s economy, will take place in March. Last year, approximately 7500 people participated in this exhibition, held in Antalya, Turkey’s most important city in terms of agricultural export. Yapex exhibition, an exhibition for construction materials, will take place between the 28th and 31st October. The second City EXPO, where municipalities and public organisations can follow innovations in the city planning technologies industries, will take place in April. How many people visit Antalya annually because of the organised exhibitions, and how much income does the city gain from these exhibitions? In the past, Antalya celebrated when the fifth fleet arrived. All the soldiers would spend their money when they visited. The exhibitions we organise take place between September and May, known as the dead season of tourism. Throughout the year, 3,500 firms, and approximately 30,000 sector representatives attend the exhibitions held. This means that a grand total of 350,000 people visit Antalya. Ten percent of visitors attend the exhibitions from abroad. The amount that these exhibitions contribute to Antalya’s economy is USD 350 million. What needs to be done to take the exhibition sector in Antalya to the next level? It is essential that we increase the number of exhibitions organised and reach international standards. We need to increase the number of foreign company exhibitions. We


ne katkısı ise 350 milyon dolar seviyesinde. Antalya’da fuarcılığı daha üst seviyeye çıkartmak için neler yapılmalı? Kesinlikle fuar sayısını çoğaltıp uluslararası seviyeye çıkartmalıyız. Dış katılımcı firmaların sayısını çoğaltmalıyız. Avrupa merkezli yabancı fuar firmalarıyla evlilikler yaparak, pazarımızı genişletebiliriz. Antalya’nın en büyük avantajı, ulaşımının kolay ve konaklama tesislerinin yeterli olmasıdır. Gelecekte bunlar yapıldığı taktirde Antalya kongre ve fuarcılıkta daha da üst seviyelere çıkacaktır. Fuarcılığın yanı sıra sportif aktiviteler de Antalya EXPO Center’de düzenlenebiliyor mu? Geçtiğimiz yıl Eskrim Dünya Şampiyonası EXPO Center’da yapıldı. Fuar merkezinin hollerinin bu şampiyonalara çok müsait olduğu ve Çin’de özel yapılan merkeze eş değer olduğu belirtildi. Antalya’ya geçtiğimiz yıl olimpiyatlardan daha fazla sporcu gel-

di. Geçtiğimiz Eylül ayında ise Dünya Halter Şampiyonası EXPO Center’da düzenlendi. 2012 yılında ise Avrupa Halter Şampiyonası Antalya EXPO Center’da yapılacak. Futbol, basketbol ve voleybol dışındaki birçok spor merkezimizde yapılabiliyor. Kongre ve fuarcılığın istenilen düzeye gelmemesi turizmi 12 aya dağıtmayı da zorlaştırıyor. Ne yapılması gerekiyor? Turizm hareketi Ekim ayının ardından Nisan başına kadar azalıyor. Bu dönemde fuar ve kongre turizmini geliştirmeliyiz. Böylelikle tesislerimiz açık kalır ve istihdam kalıcı hale gelmiş olur. Antalya’da kışın yatak fiyatının düşük olması şirketleri fuar ve kongreler için bölgeye çekse de düzenlenen kongre ve fuarların sayısı yeterli olmuyor. Bu noktada hali hazırdaki tesislerin diğer bölgelere nazaran ucuz olan konaklama fiyatlarını çok iyi değerlendirmeliyiz. Ayrıca bölgeye en az 5 bin kişilik bir kongre merkezi yapılması zorunlu hale geldi. Bunun için de kamu desteği gerekiyor.

need to expand our market by entering into corporate marriages with European – based foreign exhibition companies. The fact that Antalya has adequate accommodation facilities and it is easy accessible, is a huge advantage. In the future, having implemented these, conventions and exhibitions in Antalya will reach new heights Can sporting activities be held at Antalya EXPO Centre as well as exhibitions? Last year, the Fencing World Championships took place at the EXPO Centre. The explanation was that the halls of the exhibition centre were extremely suitable for the championships, and that it was the equivalent of the specially built centre in China. Last year, more sportsmen visited Antalya than the Olympics. In September last year, EXPO Centre hosted the World Weight-Lifting Championships. In 2012, the European Weight-Lifting Championships will take place at Antalya EXPO Centre. Vari-

ous branches of sports, as well as football, basketball, and volleyball, are carried out at the centre. The fact that conventions and exhibition are not at the desired level makes spreading tourism over twelve months difficult. What is the next step? The tourism declines from the end of October until April. We need to develop exhibition and convention tourism during these months. This way our facilities will remain open, guaranteeing employment. Even though the price of accommodation reduces during winter, which makes visiting Antalya attractive, the number of exhibitions and conventions organised is not sufficient. At this point, we need to capitalise on the price advantage in current accommodations in comparison to other regions. Additionally, building a new convention centre, with a capacity for at least 5000 people, is essential. In order for this to happen, we need public support.

ANTALYA 117

Ekim - Kasım / October - November 2010


Spor / Sports

Golf sahaları renklendi National Golf Club tarafından dört buçuk yıldır yürütülen sosyal sorumluluk projesi kapsamında bölge çocukları golfla tanıştı.

Golf courses have livened up The social responsibility project, run by the National Golf Club for the past four and a half years, introduced the children of the region to golf.

118

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Antalya Bölgesi ve Türkiye’nin yeni sporu golfa, çocukların da ilgisi her geçen gün artıyor. Belek Turizm Merkezi’nde hizmet veren National Golf Club’ta, dört buçuk yıl önce başlattığı sosyal sorumluluk projesiyle bölgede ikamet eden, maddi durumu yetersiz ailelerin çocukları ve Antalya Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Zübeyde Hanım Çocuk Sitesi’nde kalan çocuklara golf eğitimi veriliyor. Çocukların antrenörü Bekir Kara, hedeflerinin milli takımın bel kemiğini oluşturmak olduğunu söyledi. 15 yıl önce caddy (Golfçuya kurallar çerçevesinde her konuda yardımcı olan kişi) olarak golf sahalarına inen Kara, şimdilerde bölge çocuklarına golfu öğretiyor. 7-19 yaş aralığında toplam 60 sporcuyu yetiştirdiğini belirten Kara, “ Ben de burada golf sporuna 11 yaşımda caddy olarak başladım. Benim şartlarım, bu çocuklara göre daha zordu. Turistlerin golf çantalarını taşıyarak başladım bu spora. Hafta sonu harçlık kazanmak ve golf oynamak amaçlıydı. Gittikçe golf daha ağır bastı. Resmi turnuvalara katıldım. Ardından birkaç kez Yıldızlar Turnuvası kazandım. Milli takım kampına kadar gittim. Profesyonel olmamın ardından altı yıl önce İngiltere’ye gittim. Dil ve antrenörlük eğitimimi tamamladım. Döndükten sonra takımı kurduk,” diye konuştu. 2006 yılında 12 çocuğu elemeler sonrası seçtikten sonra eğitimlere başladıklarını dile getiren Kara, her geçen yıl takımdaki oyuncu sayısını arttırdıklarını kaydetti. Bu yıl itibariyle 60 sporcuya ulaşarak takımı tamamladıklarını söyleyen Kara, “Çocukların birçoğu Serik’in köylerinde

oturanlardan oluşuyordu. İki yıl sonra takıma SHÇEK’ten 15 çocuk daha dâhil oldu. Bu yıldan sonra çocuklara golf eğitiminin yanı sıra adabı muaşeret kurallarını da öğretmeye başladık.” dedi. Golf sahasında İngilizce bilmenin zorunluluk olduğunu belirten Kara, genç sporculara kulüp olarak İngilizce eğitimi de vermeye başladıklarını kaydetti.

Avrupa’ya sporcu göndereceğiz Dört buçuk yıldır sürdürdükleri projenin bir gönül işi olduğunun altını çizen Kara, ilk

Children’s interest in golf, the new sport for Turkey and the region of Antalya, increases day by day. Children that reside in the region and are from less privileged families, and are residents of Antalya Social Services and Child Protection Agency Zübeyde Hanım Children’s Estate are learning golf thanks to the social responsibility project initiated by the National Golf Club, rendering service in Belek Tourism Centre four and a half years ago. Bekir Kara, the children’s trainer, stated that their aim was to establish the backbone of the national team.

Today, Kara, who entered the golf courses as a caddy (the person who carries a player's bag and clubs, and gives insightful advice and moral support) 15 years ago, teaches golf to the children of the region. Kara expressed that he coaches 60 sportsmen between the ages of 7 and 19, and went on to say, “I started playing golf as a caddy here when I was eleven. My circumstances were harder than the children I train today. I started playing this game by carrying the bags of tourist golfers. The aim was to earn my pocket money at weekends and play golf. As time progressed, golf became overbearing. I entered official tournaments, on the back of which I won the All-Star Tournament a couple of times. I progressed to the national team. Six years ago, after turning professional, I travelled to England. I completed my language and coach training. We formed the team upon my return.” Kara expressed that in 2006 they started training immediately after choosing twelve children through eliminations, ANTALYA 119

Ekim - Kasım / October - November 2010


etapta amaçlarının Türk Milli Takımı’na sporcu çıkartmak olduğunu ve bunu geçtiğimiz yıl başardıklarını belirterek, önümüzdeki beş yıl içerisinde ise hedeflerinin Avrupa’da düzenlenen şampiyonalara sporcu göndermek olduğunu ifade etti. Bölgede golfa ilginin her geçen gün arttığını söyleyen Kara, “Çocuklarla yaz döneminde haftada dört gün, kış döneminde ise iki gün, günde sekiz saat eğitim veriyoruz” dedi. Kara, eğitim verdikleri 60 çocuktan 40’ının 7 km uzunluğundaki şampiyona sahasında golf oynadığını belirtti.

yanı sıra, görgü kurallarını da öğreniyoruz. Herkese bu sporu öneririm. Kendimi şanlı hissediyorum. Bugüne kadar yıldızlar liginde iki defa birincilik, bir tane de ikincilik elde ettim. Kendinize güvendiğiniz takdirde bu sporu yapmak çok kolay. Ancak; golf büyük bir dikkat gerektiriyor. Hedefim Avrupa’nın en önemli şampiyonası Ladys Open’a katılmak.

five-year plan was to send sportsmen to compete in European championships. Kara expressed that the interest in golf increased with everyday in the region, and went on to say, “We offer children 8 hours training a day, two days a week during winter, and four days a week during summer.” Kara explained that 40 out of the 60 children in training play golf on the 7-kilometre long championship course.

Emre Uyar (13): Golfla üç senedir uğraşıyorum. Sporcu alacaklarını okulda duydum ve elemelere katılarak

Fortunate Children

Şanslı çocuklar Ayşıl Özbayır (12): Golfla iki yıldır ilgileniyorum. Bir arkadaşım aracılığıyla başladım bu spora. Elemelerde seçildim ve halen devam ediyorum. Burada hem sağlıklı beslenip, disiplinli bir hayat yaşıyoruz. Golfun

and went on to state that the number of players increases every year. Kara indicated that as of this year they had completed the team by reaching 60 sportsmen, and went on to say, “Most of the children are from the villages of Serik. After two years, fifteen more children have joined the team from Social Services and Child Protection Agency. Since the beginning of the year, we have started teaching the children etiquette as well as golf.” Kara expressed how important it was to know English in order to make your way around the golf course, and stated that they had started to teach the young sportsmen English at the club as of this year. seçildim. Üç yıl önce okul tatil olduğunda boş boş geziyordum. Şimdi ise spor yapıyorum. Yıldız Ligi’nde bugüne kadar iki birincilik ve üç üçüncülük kazandım. Golf sert bir spor değil, zekâ gerektiriyor. Rüzgârı bile hesaplamamız gerekiyor. Artık bir hedefim var. Golfta dünya sıralamasına girmeyi istiyorum.

120

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

We will send sportsmen to Europe Kara emphasised that the project of four and a half years is a voluntary project, and stated that their initial aim was to train sportsmen for Turkish National Team, which they succeeded in last year, and indicated that their

Ayşıl Özbayır (12): I have been playing golf for two years. I started playing after my friend recommended it. I was chosen during eliminations and continue to play today. Here they offer us a healthy diet as well as a disciplined lifestyle. As well as golf, we are learning about etiquette. I would recommend the sport to everyone. I feel very lucky. Until now I have won first place twice, and a second place in the all-star league. The key is having self-confidence once you have that learning the sport is easy. However, golf requires great attention. My aim is to attend the most important championship in Europe, the Lady’s Open. Emre Uyar (13): I have been playing golf for three years. I heard in the school that they was recruiting sportsmen, attended the eliminations, and made it. Three years ago, I was doing nothing in the school holidays. Nowadays, I play sports. Until now I have two first places and three third places in the All-Star League. Golf is not an aggressive sport, it requires intelligence. You even have to calculate the wind. I have a goal from now on. I want a rank among the world’s greatest players.


ANTALYA 121

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


Mutfak Kültürü / Cuisine Culture

Mis kokulu

turunç reçeli Sonbaharda Antalya sokakları mis gibi turunç kokar. Tadı oldukça acı ve ekşidir ama reçeline doyamazsınız…

Sweet-smelling sour orange jam In Autumn, the streets of Antalya fill with sweet-smelling sour oranges. It tastes bitter and sour, but you cannot get enough of its jam... 122

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010


Gerekli malzemeler:

Ingredient:

∆ 7 - 8 adet turunç meyvesi ∆ 1 kg şeker ∆ 0,5 lt su ∆ 1 gr limon tuzu veya 1 limon suyu

∆ ∆ ∆ ∆

Yapılışı:

Directions:

Turunçların kabukları rendenin en ince tarafıyla fazla derin olmayacak şekilde rendelenir ve meyvenin büyüklüğüne göre 6 - 8 parçaya ayrılarak soyulur. Her kabuk dilimi rulo haline getirilip iplere dizilir. İplere dizilen kabuklar parmakla bastırıldığında hafifçe ezilecek duruma gelinceye kadar haşlanır ve hemen soğuk su ile diriltilir. Haşlamayı takiben kabuk dizileri su içersinde tatlanmaya bırakılır. Her gün suyu değiştirilmek suretiyle 5 - 6 günde acılıkları giderilir. 1 kg şeker yarım litre suda eritilerek şurup hazırlanır. Bu şurup kaynatılırken biraz koyulaşınca kabuk dizileri ilave edilir ve şurupla beraber kaynamaya bırakılır. Reçel istenilen kıvama gelince kaynatma sona erdirilir. Bu aşamada reçel limon tuzu veya limon suyu ilave edilerek 3 - 4 dakika daha kaynatılır ve ocak söndürülür. Reçeller soğutularak kavanozlara doldurulur. Reçeller serin ve kuru ortamlarda muhafaza edilmelidir.

Grate the sour orange peels with the fine side of the grater, and according to the size of the fruit cut into 6 to 8 pieces, and peel. Roll every slice of peel, and line them up on a piece of string. Boil until the peels on the string can be slightly squeezed, then place into cold water. Leave the boiled peels in hot water to sweeten. Change the water every day, and in 5-6 days, they will lose their bitterness. Add 1 kilogram of sugar to ½ litre of water, and prepare the syrup. Once the syrup starts to thicken when boiling, add the lined peels, and leave to boil in the syrup. Once the jam is at the desired thickness, stop boiling. At this stage, add the lemon salt or lemon juice, boil for 3-4 minutes, and take off the stove. Leave to cool before you fill the jars. Keep the jam in a cool and dry place.

Püf noktası

There are two ways to know if the jam’s texture is as required. If a drop of the syrup stays in a half-moon shape once dropped on a porcelain plate, or if a drop of syrup travels to the bottom of a glass of water without losing its shape once dropped in the water.

Reçelin kıvamını alıp almadığı iki yolla anlaşılabilir. Porselen bir tabak üzerine damlatılan bir damla şurup yarım küre şeklinde dağılmadan kalıyorsa veya su dolu bir bardak içine şuruptan bir damla damlatıldığında damla dağılmadan bardağın tabanına kadar inerse reçel kıvamını bulmuştur.

7 - 8 sour oranges 1 kg sugar ½ lt water 1 gr lemon salt or the juice of 1 lemon

Tips

Jams produced by BATEM

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) Gıda Teknolojisi bölümü pilot üretim birimimizde ağırlıklı olarak reçel olmak üzere marmelat, konsantre, meyve suyu, esans üretilmektedir. Bu amaçla, turunçgil reçelleri (turunç, bergamot, altıntop) diğer meyve ve sebze reçelleri (incir, hurma, karpuz, patlıcan, balkabağı), portakal konsantresi, turunç marmeladı, bergamot esansı ve tozu gibi ürünler üretilmektedir.

Marmalade, concentrate, fruit juice, and essence, but mainly jam, are produced at the pilot production unit within the department of Food Technology at Western Mediterranean Agricultural Research Institute (Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü-BATEM). With this purpose in mind, products such as citrus fruit (sour oranges, bergamot, grapefruit) jams, other fruit and vegetable jams (fig, date, watermelon, aubergine, pumpkin), concentrated orange, sour orange marmalade, and bergamot essence and powder are produced.

Tarif:

Recipe:

BATEM üretimi reçeller

Demet Yıldız Turgut Gıda Mühendisi Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

Demet Yıldız Turgut Food Engineer Directorate of Western Mediterranean Agricultural Research Institute (BATEM)

ANTALYA 123

Ekim - Kasım / October - November 2010


INFO İtfaiye / Fire Department Acil Servis / Medical Emergency Service Trafik / Traffic Polis İmdat / Police Department Jandarma / Gendarmerie Orman Yangını / Forest Fires ANTALYA MERKEZ / CENTER Valilik / Governorship Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı / Deputy Governor for Tourism İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü / Provincial Culture & Tourism Directorate Antalya Büyükşehir Belediyesi / Antalya Metropolitan Municipality İl Emniyet Müdürlüğü / Provincial Security Directorate İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şubesi / Provincial Security Directorate Passport Department Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Antalya Training And Research Hospital Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) / Mediterranean Association of Touristic Hoteliers DHMİ Santral / Central AKSEKİ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

110 112 154 155 156 177

(242) 243 97 91 (242) 243 52 60 (242) 247 76 60 (242) 249 50 00 (242) 345 41 00

(242) 227 96 00 (242) 249 44 00

(242) 321 59 26 (242) 330 30 30

(242) 678 10 21 (242) 678 10 08 (242) 678 22 28 (242) 678 10 25 (242) 678 10 29

Devlet Hastanesi / State Hospital Turizm Danışma / Tourism Information Liman Başkanlığı / Port Authority Alanya Turistik İşletmeciler Derneği ALTİD / Alanya Touristic Hoteliers Association

(242) 871 53 53 (242) 871 51 89 (242) 874 42 28 (242) 871 42 21 (242) 871 50 51 (242) 872 16 10

DÖŞEMEALTI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 421 44 41 (242) 421 30 55 (242) 421 27 56 (242) 421 30 07

ELMALI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 618 10 08 (242) 618 67 01 (242) 618 62 51 (242) 618 63 01 (242) 618 83 00

FİNİKE Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 855 10 05 (242) 855 13 92 (242) 855 10 21 (242) 855 10 07 (242) 855 20 00

(242) 572 28 84 (242) 572 10 13 (242) 572 50 14 (242) 572 10 15 (242) 572 15 62

(242) 781 20 06 (242) 781 20 11 (242) 781 21 88 (242) 781 20 14

(242) 426 30 52 (242) 426 30 49 (242) 426 26 77 (242) 426 30 32

GAZİPAŞA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

ALANYA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 512 57 17 (242) 513 21 11 (242) 511 23 12 (242) 513 10 09

GÜNDOĞMUŞ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

(242) 514 34 74

DEMRE Kaymakamlık / District Governorship Jandarma / Gendarmerie Sahil Güvenlik / Coast Guard Emniyet Amirliği / Security Chief Office Belediye / Municipality Devlet Hastanesi / State Hospital

AKSU Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

124

(242) 513 48 41 (242) 513 12 40 (242) 511 94 98


İBRADI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 691 22 94 (242) 691 20 04 (242) 691 23 01 (242) 691 20 15

KAŞ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 836 10 04 (242) 836 10 99 (242) 836 10 24 (242) 871 51 89 (242) 836 32 15

KEMER Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital Liman Başkanlığı / Port Authority Turizm Danışma / Tourism Information

(242) 814 44 81 (242) 814 15 03 (242) 814 15 46 (242) 814 10 16 (242) 814 15 50 (242) 814 52 62 (242) 814 11 12

KEPEZ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie KONYAALTI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie KORKUTELİ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital KUMLUCA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital MANAVGAT Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

Devlet Hastanesi / State Hospital Turizm Danışma / Tourism Information

(242) 746 44 80 (242) 753 12 65

MURATPAŞA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate

(242) 244 75 50 (242) 324 46 46 (242) 243 90 68

SERİK Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 722 10 04 (242) 722 19 70 (242) 722 10 88 (242) 722 10 08 (242) 722 13 40

SANAT GALERİLERİ / ART GALLERIES Devlet Güzel Sanatlar Galerisi / State Fine Arts Gallery

(242) 248 70 76

Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür ve Sanat Evi – Kütüphane / Metropolitan Municipality Atatürk Culture and Art House– Library

(242) 243 15 43

Muratpaşa Belediyesi Aydın Kanza Sanat Galerisi / (242) 335 41 11 (242) 310 58 58 (242) 344 44 75 (242) 221 28 02

(242) 229 94 90 (242) 259 09 26 (242) 229 63 81 (242) 238 22 07

Muratpaşa Municipality Aydın Kanza Art Gallery

(242) 248 48 93

AKM Sanat Galerisi / AKM Art Gallery

(242) 238 54 44

Büyükşehir Belediyesi Karikatür Sokağı - Sanat Galerisi / Metropolitan Municipality Comics Street - Art Gallery

(242) 249 54 00

Olbia Sanat Galerisi / Olbia Art Gallery

(242) 310 21 92

ANSAN Sanat Galerisi / ANSAN Art Gallery

(242) 248 00 08

Orkun - Ozan Sanat Galerisi / Orkun - Ozan Art Gallery

(242) 248 38 52

Salih Yön Sanat Galerisi / Salih Yön Art Gallery

(242) 313 19 13

2000 Plaza Sanat Galerisi/2000 Plaza Art Gallery

(242) 312 48 69

Haşim İşcan Kültür Merkezi Sergi Salonu / (242) 643 60 01 (242) 643 60 11 (242) 643 22 38 (242) 643 62 60 (242) 643 64 44

(242) 887 10 01 (242) 887 27 00 (242) 887 73 00 (242) 887 10 05 (242) 887 14 80

(242) 746 10 04 (242) 746 10 82 (242) 746 30 44 (242) 746 10 06

Haşim İşcan Cultural Centre Exhibition Hall

(242) 247 87 27

Büyükşehir Belediyesi Yenimahalle Semt Evi Sergi Salonu / Metropolitan Municipality Yenimahalle District House Exhibition Hall

(242) 325 91 31

Antalya Müzesi Sergi Salonu / Antalya Museum Exhibition Hall

(242) 238 56 88

AHK Sanat Galerisi / AHK Art Gallery

(242) 316 53 00

Desti Sanat Galerisi / Desti Art Gallery

(242) 311 40 82

Sezen Sanat Merkezi / Sezen Art Center

(242) 322 77 23

Mimarlar Odası Sanat Galerisi / Chamber of Architects Art Gallery

(242) 237 86 94

Fırçakeş Sanat Evi / Fırçakeş Art House

(242) 247 62 37

Lara Sanatevi / Lara Art House

(242) 248 87 70

Fuat Ali Koç Atölyesi / Fuat Ali Koç Workshop

(242) 244 37 26

Tömer Sanat Galerisi / Tömer Art Gallery

(242) 312 50 14

Bohem Sanat Galerisi / Bohemia Art Gallery

(242) 243 84 77 ANTALYA 125

Ekim - Kasım / October - November 2010


ANTALYA GUIDE

BARUT HOTELS 07100 Lara ANTALYA Tel: +90 242 352 22 00 Fax: +90 242 352 22 22 lara@baruthotels.com www.baruthotels.com.tr

KEMER RESORT HOTEL Atatürk Bulvarı Kemer - ANTALYA Tel: +90 242 814 31 00 Faks: +90 242 814 55 30 info@kemerresort.com www.kemerresort.com

MIRACLE RESORT HOTEL Güzeloba Mevkii Tesisler Cad. No:174 Tel:+90 242 352 21 21 Faks:+90 242 352 21 11 info@miracleotel.com www.miracleotel.com

RIXOS HOTELS Barınaklar Bulvarı No: 65 07230 ANTALYA Tel : + 90 242 310 52 62 Fax: + 90 242 323 53 34 www.rixos.com

TÜRKİZ KEMER Yalı Cd. No:3 Kemer - ANTALYA Tel:+90 242 814 41 00 Faks:+ 90 242 814 28 33 info@turkiz.com.tr www.turkiz.com.tr

Bulmacanın Çözümü

www.grouparma.com GROUP ARMA ARMA’S BEACH HOTEL TEL: +90 242 814 74 20 www.armasbeach.com ANTALYA PALACE OTEL TEL: +90 242 323 88 07 www.antalyapalace.com

AYKA VITAL PARK Duacı Köyü Akhöyük Cad. No:1 Kepez - ANTALYA Tel: +90 242 445 17 00 Faks: +90 242 445 17 17 info@aykavitalpark.com www.aykavitalpark.com

OLYMPOS TELEFERİK Fajos A.Ş. Tahtalı 2365 m. Pk.96 Tekirova - Kemer 07995 ANTALYA Tel: +90 242 242 22 52 www.olymposteleferik.com

ÖZDİLEK ALIŞVERİŞ MERKEZİ Fabrikalar Mah. Fikri Erten Cd.No:2 Kepez - ANTALYA Tel : +90 242 334 33 99 Fax : +90 242 34 33 60 www.ozdilekpark.com

BSK ÖZEL SAĞLIK HİZMETLERİ Havaalanı Blv. Güzeloba Mh. Sevinç sokak No:9 ANTALYA Tel: +90 242 349 40 40 Faks: +90 242 349 26 26 bsk@bsklara.com www.bsklara.com

ADOPEN

Organize Sanayi Bölgesi 2. Etap ANTALYA Tel: 444 24 24 Fab. Tel: +90 242 258 18 00 www.adopen.com

ANTALYA KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ’NE SİZ DE ABONE OLUN !

1 YILLIK ABONELİK 60 TL YURTDIŞI ABONELİK 180 TL

Tarih:

/

/ 20..........

AD,I SOYADI

ADIMA FATURA EDİNİZ ŞİRKET ADINA FATURA EDİNİZ

KURUMU

GÖREVİ

ADRESİ ŞEHİR

ÜLKE

E-MAIL

POSTA KODU

TELEFON

VERGİ DAİRESİ

FAX VERGİ NO

Yıllık abonelik bedeli olan 60 TL yi Halk Bankası Alsancak Şb. Kod.731 09000473 nolu RK Tanıtım Hizmetleri hesabına havale ettim. Not: Lütfen havale dekontunuzu, doldurduğunuz Abone Formu ile birlikte fax veya e-mail yoluyla gönderiniz. Abonelikle ilgili ayrıntılı bilgi için arayabilirsiniz. ABONE TELEFON

126

ANTALYA

(0232) 463 75 40

Ekim - Kasım / October - November 2010

ABONE FAX

(0232) 421 92 24

E-MAİL

bilgi@rktanitim.com


ANTALYA 127

Ekim - Kas覺m / October - November 2010


Fulya OMAÇ / e-mail: medyapuzzle@yahoo.com

128

ANTALYA

Ekim - Kasım / October - November 2010

Bulmacanın çözümü 126. sayfadadır.



antalya dergisi