Page 1

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ / CULTURE & TOURISM MAGAZINE Yıl / Year: 2 Sayı / Issue:14

Kasım - Aralık / November - December 2012

www.antalya.gov.tr - antalyakulturturizm.gov.tr

İBRADI

Zirvedeki güzellik The beauty at the summit Turizmin geleceği Antalya’da tartışılacak The future of tourism will be discussed in Antalya


ANTALYA

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012

1


İÇİNDEKİLER / CONTENTS

ANTALYA KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ ANTALYA CULTURE & TOURISM MAGAZINE

www.antalya.gov.tr - antalyakulturturizm.gov.tr

Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına İmtiyaz Sahibi / Genel Yayın Yönetmeni

Publisher / Executive Editor

İbrahim ACAR İl Kültür ve Turizm Müdürü Provincial Director of culture and Tourism

Yayın Editörü ve Yayın Kurulu Başkanı

Publication Editor and Chairman of Editorial Board

Serdal KURT İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Assistant Director of Culture and Tourism

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü / Managing Editor Birsen ÇEÇEN İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

DANIŞMA KURULU / CONSULTATIVE BOARD İlknur SELÇUK KÖKER İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Assistant Director of Culture and Tourism

Prof.Dr.Burhan VARKIVANÇ Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Akdeniz University, Faculty of Literature

Prof.Dr.Nevzat ÇEVİK Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Akdeniz University, Faculty of Archeology

Kral Mezarı’nı 20 Gordion kıskandıran tümülüs

Yrd. Doç. Cemali SARI Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Akdeniz University, Faculty of Education

The tumulus that makes Gordian King Tombs jealous

Osman AYIK TÜROFED Başkanı Chairman of Türofed

Sururi ÇORABATIR AKTOB Başkanı Chairman of AKTOB

Hüseyin ÇİMRİN Kent Tarihçisi, Araştırmacı ve Yazar Urban Historian, Researcher and Author

YAYIN KURULU / EDITORIAL BOARD Melike GÜL Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Director of Regional Committee of Cultural

Emine TUĞRUL İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

Mesut ÖZEN İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

Aysun ÇOBANOĞLU İl Kültür ve Turizm Şube Müdürü Departmental Director of Provincial Culture and Tourism Directorate

Mustafa DEMİREL Antalya Müzesi Müdür V. Deputy Director of Antalya Museum

Selvihan KÖLEOĞLU Kültür ve Turizm Uzm./Mimar (Ant.Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü) Culture and Tourism Spe./ Architect-(Mon.Rel. and Monuments Dir.)

S.Hakan SEVEN İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Enformasyon Memuru Inf. Officer of Provincial Culture and Tourism Directorate

Serel ALPAY İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Mütercimi Translator of Provincial Culture and Tourism Directorate

ISSN: 977-1309-890X

2

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012

YAPIM / PRODUCTION Ajans Başkanı / Chairman Özer KESTANE

Renkli Kalem Medya Grubu Antalya Temsilciliği

Grafik Tasarım / Graphic Design Rahşan AKSOY Neslihan EDİZ Sibel KAŞIKÇI

Elmalı Mahallesi Hükümet Caddesi Sıdıka İş Merkezi Kat:2 No:18 Muratpaşa / ANTALYA 0242.242 03 05 www.renklikalem.com.tr e-posta:bilgi@renklikalem.com.tr

Yayın Koordinatörü / Editorial Coordinator Derya ŞAHİN Haber Merkezi / Interviewer Özgür ÖNDER Elif Işıl BAŞKAYA Çeviri / Translation Roxanne Yurchak

Hukuk Danışmanı / Legal Counsel Av.Görkem KESTANE REKLAM / ADVERTISING

Yayın Türü: Süreli Yerel Reklam Koordinatörü Advertising Coordinator Derya ÇOLAK Reklam Direktörü / Advertising Director Güliz İLGEN Müşteri Temsilcileri Customer Represantatives İrfan IŞIK

Baskı Yeri / Printing : Lamineks Matbaacılık Dijital Baskı İşl. San. Tic. Ltd. Şti. Tel: 0 232 433 33 55 Baskı Tarihi / Printing Date: 30.11.2012


8

r Belek’te

le lü golfçüolfers in Belek nyaca ün g World fa

mous

26

A hidden city inside the forest: Seleucia

Turizmin geleceği Antalya’da tartışılacak

30 34

İç turizmin altın çağı

50

Kayalar şenlendi

ıttı ’ya tanpan a y n o p ı Ja lacing to Ja oyasın le

İğne duced need Intro

82 96 104 110 114

54

60

EXPO 2016 works accelerated

14

64 70 74 78 Ormanın içindeki gizli kent: Seleukeia

EXPO 2016 çalışmaları hızlandı

128

The future of tourism will be discussed in Antalya The golden age of domestic tourism

Zirvedeki güzellik: İbradı

The beauty at the summit: İbradı The rocks are alive!

Hüzünlü bir aşkın tanığı

The witness of asad love affair

Golfün yeni favorisi The new favorite of golf

Sade ama estetik: Karakaş Camisi Simple yet beautiful: Karakaş Mosque!

Torosların en güzel yaylası: Salamut

The most beautiful plateau in the Taurus: Salamut

Hadrianus’un şerefine yapılan kapı The door that was built in honor of Hadrianus

‘Ruhlar gelirse neler olur?

What happens if the spirits come?

Kültürel mirası nesilden nesile aktarıyor

Transfers cultural heritage from generation to generation

Yerden göğe heyecan fırtınası An excitement from land to sky

Mavi sulardaki derin tarih

The deep history inside blue waters

Kış aylarının vazgeçilmezi mercimek dondurması

Lentil ice cream: A great treat for winter ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December / October 2012

3


EDITORIAL

Tracing the beauties at the top … Cold waters where fish swim freely flow into the Mediterranean from the peaks of Taurus Mountains. Passing from cliffs among the clouds, they breathe life into everything on their path. Nature has surely blessed this amazing geography. Snowdrops start emerging in snow covered forests. As nature awakens, colorful butterflies start flying around. As you near the top of the Taurus Mountains, this geography strengthens with steep cliffs and deep valleys but it is even more beautiful with historical houses, magnificent cave, grand mountains and rich flora. All these beauty can be seen in İbradı. We have saved our pages in this issue to the magnificent borough if İbradı. We discovered the amazing scenic beauties of the region nestled behind grand mountains covered with pine and cedar trees. We tried to uncover the secret of buttoned houses in the village of Ürünlü. We were surprised at the beauty of these stone and wood houses but we were even more astonished when we saw Altınbeşik cave, the world’s third biggest underwater cave. We rode horses on Eynif Plain. And we saw that this place is the

4

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012

right address for alternative tourism in Antalya. After 40 days of work, we tried to discover all the other assets of Antalya and share them with you. We went to the easternmost point of Antalya, Gazipaşa, and explored the deepest parts of the century old Yalan Dünya cave. We realized that the cave was going to be the shining star of tourism in the near future with its stalactites, stalagmites and columns. We breathed in the magnificent architecture of Seleucia antique city’s agora. Also in this new issue, we spoke to ETS Tour Chairman Mehmet Ersoy. Ersoy, who gave us valuable information regarding domestic tourism in Antalya, had a surprise for the people of İbradı; ETS Tour will be organizing culture tours to the borough in 2013. We found out how to make a local delicacy called lentil ice cream. We are already excited for our next issue. As we advertise our city’s cultural and touristic potential to the world, we will continue to open our pages to the opinion leaders of Antalya in order to create awareness for urbanization. We would like to thank all our contributors and supporters.


EDİTÖRDEN

Zirvedeki güzelliğin izinde… Kırmızı benekli alabalığın özgürce yüzdüğü buz gibi sular, Torosların zirvesinden salına salına Akdeniz’e akıyor. Bulutların arasındaki kayalıkların arasından çağlayıp, geçtiği her yere hayat veriyor. Doğa, bütün güzelliklerini cömertçe sergiliyor bu muhteşem coğrafyada. Karla kaplı ormanda kardelenler boy veriyor beyaz örtüyü yırtarak. Baharda doğanın uyanmasıyla birlikte bir ressamın tuvaline yansıtmayı hayal bile edemediği renklerde kelebekler uçuşuyor. Torosların zirvesine yaklaştıkça bu coğrafya sarp kayalıklarla, derin vadilerle sertleşiyor. Ama bir o kadar da güzelleşiyor tarihi evleri, muhteşem mağarası, heybetli dağları, zengin canlı ve bitki örtüsüyle. Ve bu güzelliklerin tamamı İbradı’da vücut buluyor. Her sayısında Antalya’nın bir ilçesini tanıtan dergimiz, on dördüncü sayısında sayfalarını doğanın ihtişamını esirgemediği İbradı’ya ayırdı. Bu sayımızda İbradı’nın çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı heybetli dağlarının arasına gizlenmiş doğal güzellikleri keşfettik. Ürünlü Köyü’nde zamana meydan okuyan düğmeli evlerin sırrını çözmeye çalıştık. Taş ve ağaçtan yapılmış düğmeli evlerin güzelliği karşısındaki hayranlığımız, dünyanın en büyük üçüncü yer altı gölü mağarası olan Altınbeşik Mağarası’nı görünce şaşkınlığa dönüştü. Eynif Ovası’ndaki sahipsiz yılkı atları ile uçsuz bucaksız ovada dörtnala koştuk. Ve gördük ki, tarihin doğal güzelliklerle, derin bir kültürle kucaklaştığı bu eşsiz coğrafya alternatif turizmin Antalya’daki en doğru adresi.

Yaklaşık 40 gün süren çalışmalarımız çerçevesinde İbradı’nın yanı sıra Antalya’nın dört bir yanındaki tüm güzellikleri keşfedip, siz değerli okuyucularımızla paylaştık. Antalya’nın en doğusunda bulunan Gazipaşa’ya gidip, milyonlarca yılda oluşan ve hala oluşumunu sürdüren Yalan Dünya Mağarası’nın derinliklerine indik. Yalan Dünya Mağarası’nın sarkıtları, dikitleri ve sütunları ile kısa süre sonra doğa turizminin parlayan yıldızı olacağına tanıklık ettik. Manavgat’ta ormanın arasına gizlenmiş Seleukeia Antik Kenti’nin zamana meydan okuyan agorasının muhteşem mimarisini soluduk. Yeni sayımızda ETS Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy ile keyifli bir söyleşi yaptık. Antalya’nın iç turizm potansiyeli ile ilgili önemli açıklamalar yapan Mehmet Ersoy, İbradılı hemşerilerine bir müjde de verdi; ETS Tur, 2013 yılından itibaren, İbradı’ya kültür turları düzenleyecek. Dergimizde Antalya mutfağının unutulmaya yüz tutmuş soğuk mezelerinden mercimek dondurmasının yapılışını sizler için öğrendik. On dördüncü sayımızda Antalya’nın bir çok değerini ve güzelliğini sizlerle paylaşmanı gururu ile şimdiden gelecek sayılarımızın heyecanı yaşamaya başladık. Antalya Kültür ve Turizm Dergisi olarak şehrimizin kültür ve turizm potansiyelini dünya kamuoyuna tanıtırken, kentlilik bilinci oluşturma yönünde sayfalarımızı Antalya kanaat önderlerine açmaya devam edeceğiz. Katkıda bulunan ve destek verenlere teşekkür ediyoruz.

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December / October 2012

5


Sağlık turizmi için geldiler They came for health tourism tourism, is one of these cities. Within the context of this development, representatives from Walcott Holding, a major investment firm from the US, came to Antalya to visit Governor Dr. Ahmet Altıparmak. The meeting was also attended by Assistant Governor Recep Yüksel, City Health Director Adem Bilgin, and the President of the Turkish American Chamber of Commerce and Industry Prof. Dr. Sevil Kutay.

Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin büyük illerinde Sağlık Serbest Bölgeleri kurma yönünde harekete geçti. Türkiye’nin dünyaca ünlü turizm merkezi Antalya da sahip olduğu potansiyeller nedeniyle aday iller arasına alındı. Bu gelişmeler çerçevesinde ABD merkezli yatırım firması Wallcott Holding yetkilileri Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak’ı ziyaret etti. Vali Dr. Altıparmak’a ziyaret sırasında heyete Vali Yardımcısı Recep Yüksel, İl Sağlık Müdürü Adem Bilgin, Türk Amerikan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Prof. Dr. Sevil Kutay da eşlik etti. Heyet üyeleri, sağlık turizmi çerçevesinde incelemelerde bulunmak, kamunun yanı sıra özel sektöre ait hastanelerde araştırma yapıp, yetkililerle görüşmek için kente geldiklerini bildirdi. Ayrıca Antalya’da yatırım yapmayı düşündükleri

yerlerle ilgili incelemelerde de bulunan yatırımcı heyet üyelerini dinleyen Vali Dr. Ahmet Altıparmak, somut projelerle gelinmesi halinde destek sağlayabileceklerini söyledi.

The Ministry of Health has decided to build Free Health Zones in major Turkish cities. Antalya, which has an immense potential in health

Representatives from the US stated that they were in Antalya to research the city’s health tourism potential and speak to the managers of private and public hospitals and other health facilities. The governor, who listened to the representatives who also stated that they wished to invest in Antalya, said that they were willing to support concrete projects.

‘Mevlana’nın Çağrısı’na kulak verin Listen to the Call of Mevlana which was inspired by Mevlana’s life and philosophy, Ziya Azazi, who was named Europe’s best dancer, also performed. Ziya Azazi received a standing ovation during his solos.

Antalya Devlet Opera ve Balesi, geçtiğimiz sezon prömiyerini gerçekleştirdiği ve sanatseverlerin yoğun ilgisi karşısında kapalı gişe oynayan ‘Mevlana’nın Çağrısı’nı Ekim ayında yeniden sahneledi. Mevlana’nın hayatından ve felsefesinden esinlenerek oluşturulan bale eserinde, 40 dansçının yanı sıra sufi dönüşleri ile modern dansı birleştirerek, Avrupa’da en iyi dansçı ödülünü alan Ziya Azazi de sahne aldı. Ziya Azazi, solo danslarıyla izleyicilerini büyüledi. Mevlana’nın Çağrısı, Can Atilla’nın bestelediği etkileyici müzikleri ve Mehmet Balkan’ın güçlü koreografisiyle de izleyicileri, baştan sona kadar sürükleyici bir atmosferin içine çekti. Lale Balkan’ın sahneye koyduğu eserin librettosu Şefik Kahramankaptan’a, dekor Tayfun 6

ANTALYA

Çebi’ye, kostümler de Funda Çebi’ye ait. Mevlana’nın Çağrısı, 20 ve 22 Kasım tarihlerinde ve Şubat ayında da yeniden sahnelenecek.

Kasım / Aralık - November / December 2012

The Antalya State Opera and Ballet performed last year’s most popular ballet called Call of Mevlana in October. During the ballet

The ballet, which was choreographed by Mehmet Balkan and composed by Can Atilla, was a big success with the crowd. The director of the ballet is Lale Balkan, the libretto is written by Şefik Kahramankaptan, décor is managed by Tayfun Çebi and costumes were created by Funda Çebi. The ballet will be performed again on November 20 and 22 and February.


ANTALYA

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012

7


EXPO 2016 çalışmaları hızlandı EXPO 2016 works accelerated H

ollanda’nın Venlo kentinde düzenlenen EXPO Floriade 2012 sona erdi. Kapanış töreninde EXPO bayrağı, Antalya’ya verildi. Uluslararası dev organizasyona ev sahipliği yapmada sıranın Antalya’ya gelmesi, aylardır süren hummalı çalışmaların daha da hızlanmasına neden oldu. Çalışmalar aralıksız sürerken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) EXPO yasası kabul edildi. Bu gelişmelerin ışığında Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, düzenlediği basın toplantısı ile Antalya EXPO 2016’yı değerlendirdi.

‘‘Çalışmalar daha hızlı ve kolay gerçekleşecek’’

Vali Dr. Ahmet Altıparmak, EXPO yasasının Antalya ve Türkiye’ye hayırlı olması temennisinde bulunarak söze başladı. Antalya’nın ciddi bir sorumluluk altına girdiğini ifade eden Vali Dr. Altıparmak, Antalya’da düzenlenecek EXPO’nun Türkiye için de bir ilk olacağını hatırlattı. EXPO 2016 yasasının çıkmasıyla çalışmaların daha hızlı ve kolay şekilde yapılacağını dile getiren Vali Dr. Altıparmak, başta Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker olmak üzere yasanın çıkmasında emeği bulunanlara teşekkür etti.

Proje irdeleniyor

EXPO 2016 çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmalarına devam 8

ANTALYA

minding the press about the passing of the EXPO law. Dr. Altıparmak, who stated that Antalya had undertaken a serious responsibility, said that this was going to be the first EXPO hosted by Turkey. The governor, who stated that the works would be faster and quicker with the help of the law, thanked the politicians who made this possible.

The project is being scrutinized Vali Dr. Ahmet Altıparmak

ettiğini bildiren Vali Altıparmak, “Yasada öngörülen müesseselerin oluşturulması, görevlendirmelerin yapılması, sorumluluğu alacak genel sekreterin, koordinatörün bir an önce atanması ve işi üstlenmesi gerekiyor” dedi. EXPO 2016 alanı ile ilgili proje üzerinde çalışmaların devam ettiğini belirten Vali Dr. Altıparmak,alan üzerinde nerede ne yapılacağının, ağaçlandırmanın, bina yapımının ve su baskınına karşı neler yapılması gerektiğinin detaylı bir şekilde irdelendiğini söyledi. Vali Dr. Altıparmak, EXPO alanı projesinde simge yapı için bir çalışma yapılacağını, simge yapıyı yönetim ile toplumdan gelecek taleplerin belirleyeceğini söyledi.

Kasım / Aralık - November / December 2012

E

XPO Floriade 2012 that took place in Venlo, Holland ended. The EXPO flag was handed over to Antalya at the closing ceremony. Now that it is time for Antalya to host this grand organization, works that have been going on for months have accelerated. While efforts for the organization doubled, the EXPO law was passed in the Turkish senate. In light of these developments, the Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak evaluated EXPO 2016 at a press conference.

‘‘Works will be faster and completed swiftly’’

Governor Dr. Ahmet Altıparmak began by re-

Governor Altıparmak, who stated that public institutions were continuing their works regarding EXPO 2016, added, “We need to establish the necessary institutions foreseen by the law, appoint people such as a general secretary and coordinator.” The governor, who said that they were working on the planning of the EXPO area, said that they were working on issue such as the place of EXPO, reforestation, construction and what to do in case of floods. ”Governor Dr. Altıparmak stated that they were going to build a symbol building for EXPO at the area and that the building would be constructed after feedback from the management and citizens.


ANTALYA

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012

9


Sağlık turizmine dev teşvik Ekonomi Bakanlığı, yurt genelinde sağlık turizmini geliştirmek için bu alanda faaliyet gösteren hastane ve şirketlere küçümsenemeyecek oranda teşvikler veriyor.

Giant incentives in health tourism The Ministry of Finance is giving big incentives to companies and hospitals which are working to develop health tourism.

E

konomi Bakanlığı, Türkiye’de sağlık turizminin gelişmesi için bu alanda faaliyet gösteren şirketleri destekleme kararı aldı. Bu çerçevede Sağlık Turizmi Yasası’nın ardından Sağlık Turizmi Teşvik Paketi de yürürlüğe girdi.

Hasta getiren firmaya teşvik

Geçen Haziran ayında yürürlüğe giren paketteki teşvikler kapsamında hedef ülkeden hasta getiren firma kişi başı bin dolar teşvik alacak. Ayrıca hastanın ulaşım giderlerinin yüzde 50’si firmaya geri ödenecek. Sağlık turizmi çerçevesinde pazar araştırması yapan kuruluşlardan satın alınan raporlara ise 100 bin dolara kadar teşvik verilecek. Bu rakam bakanlıkla işbirliği içinde olan firmalarda 300 bin dolara kadar yükselecek. Ekonomi Bakanlığı, yurt dışında fuar, kongre, konferans, tanıtım çalışması, sponsorluk, reklam, pazarlama, danışmanlık ve organizasyon giderlerini de teşvik kapsama aldı. Bu çerçevede yıllık 300 bin dolara kadar olan harcamaların yüzde 50’si teşvik kapsamında devlet tara10

ANTALYA

fından ödenecek. İşbirliği içindeki firmalarda bu oran yüzde 70’e, rakam da 600 bin dolara kadar olacak.

Yurtdışındaki merkezlere kira desteği

Türkiye’de sağlık turizminin gelişmesi için uygulanan teşviklerin bir diğer önemli kalemi ise yurtdışında gerçekleşecek faaliyetlerle ilgili olanı. Pakete göre yurtdışında ofis, tanı merkezi açanlar teşvikten yararlanabilecek. Hedef ülkelerde açılan ofislerin, tanı merkezlerinin kira giderlerinin yüzde 60’ı devlet tarafından ödenecek. Bakanlıkla iş birliği içinde olan şirketler ise 4 yıl boyunca kira yardımı alacak.

Kasım / Aralık - November / December 2012

T

h e Ministry of Finance has decided to support companies which are working to improve health tourism in Turkey. With this regard, the Health Tourism Incentive package has been effectuated after the new Health Tourism Bill.

Incentives to those who bring in patients

According to the package that came into effect last June, the company that brings patients into the country will receive 1000 dollars per patient. In addition, 50% of the patient’s travel costs will be reimbursed by the government. Companies

who buy reports concerning market research on health tourism will receive incentives up to 100 thousand dollars. This number will increase up to 300 thousand for companies working directly with the ministry. The Ministry of Finance has also included costs of fairs, congresses, conferences, sponsorships, advertising, marketing, consultancy and organizations abroad. 50% of the costs up to 300 thousand dollars will be paid by the government. For companies working directly with the ministry this will increase to %70.

Rent support for offices abroad

Another important incentive concerns activities abroad. Those who open offices or diagnosis centers abroad will be able to take advantage of the incentives. 60% of the rent for offices abroad will be paid by the government. Companies who are working directly with the ministry will receive rent support for 4 years.


ANTALYA 11

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Antalya turizmi Londra’da görücüye çıktı Antalya’yı bir destinasyon olarak tek çatı altında daha etkin pazarlamak için kurulan Antalya Tanıtım AŞ’nin hazırladığı tanıtım katalogları, dünyanın en büyük turizm fuarları arasında yer alan World Travel Market (WTM) Londra Fuarı’nda görücüye çıktı.

Antalya’s tourism advertised in London The advertising catalogues prepared by Antalya Advertising SA, established to advertise the city from a single source, were presented at World Travel Market in London.

İ

ngiltere’nin başkenti Londra’da Antalya rüzgarı esti. Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özaslan, İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Acar, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası temsilcileri, Antalya Tanıtım A.Ş.Genel Müdürü Dr. Yusuf Örnek ve turizmcilerden oluşan Antalya heyeti fuara adeta çıkarma yaptı. Antalya Tanıtım A.Ş. yönetimi, Antalya’nın dünyaya daha etkin tanıtmak amacıyla www.antalyadestination. com adıyla yayına açtığı web sitesinin yanında altı farklı temada hazırladığı katalogları WTM Londra Fuarı’nda ziyaretçilerin beğenisine sundu. Golf, gastronomi, sanat, sağlık, kültür, spor ve su altı dünyası temalarıyla hazırlanan kataloglar ziyaretçilerin beğenisini topladı. Vali Ahmet Altıparmak, Antalya Tanıtım A.Ş.’nin kuruluşuyla tek elden yürütülen tanıtım çalışmalarının meyvelerinin önümüzdeki dönemde alınmaya başlanacağını söyledi. İlk kez Londra’da dağıtılan Antalya kataloglarını çok beğendiğini söyleyen Vali Altıparmak, “Fuarlarda tek elden tanıtımın faydalı 12

ANTALYA

sonuçlarını görüyoruz ve bundan da mutluluk duyuyoruz.” dedi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Osman Budak, Antalya’nın tek çatı altında tanıtımının yapılması amacıyla kurulan Antalya Tanıtım AŞ’nin çalışmalarını hızlandırdığını ifade ederek, “Antalya’yı tüm yönleriyle ve daha etkili tanıtmayı amaçlıyoruz. Başlangıçta İngilizce olarak hazırlanan bu kataloglar önümüzdeki günlerde Türkçe, Almanca ve Rusça olarak da yayınlanarak uluslararası fuarlarda dağıtılacak.” diye konuştu.

Kasım / Aralık - November / December 2012

A

with various themes at the fair in addition to promoting its new web site www. antalyadestination.com. The catalogues, which were prepared for themes such as golf, gastronomy, art, health, culture, sports and underwater world, received rave reviews from guests. Governor Ahmet Altıparmak stated that the fruits of Antalya Advertising SA’s work would be seen in the upcoming tourism season. The governor, who stated that he liked the catalogues which were distributed at the fair for the first time said, “We are seeing the positive results of advertising from a single source at these fairs and we are very happy about it.”

The management of Antalya Advertising SA distributed catalogues

The president of the Antalya Chamber of Commerce and Industry Çetin Osman Budak, who said that Antalya Advertising SA had accelerated its advertising efforts for the city, added, “We aim to advertise Antalya with all its aspects and efficiently. These catalogues, which are printed in English, will be prepared in Turkish, German and Russian in the near future and distributed in international fairs.”

ntalya was a big hit in London. Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, Undersecretary of the Ministry of Culture and Tourism Özgür Özaslan, City Culture and Tourism Director İbrahim Acar, representatives of the Antalya Chamber of Commerce and Industry, Antalya Advertising SA General Manager Dr. Yusuf Örnek and tourism professionals were in London to advertise the city.


ВСЕ, ЧТО КАСАЕТСЯ ОТДЫХА – ПЕГАС ТУРИСТИК!

TУРЦИЯ ЕГИПЕТ ИНДИЯ ТАИЛАНД ТУНИС ИНДОНЕЗИЯ КИТАЙ ИСПАНИЯ ГРЕЦИЯ АНДОРРА ДОМИНИКАНА ИТАЛИЯ ВЬЕТНАМ КЕНИЯ МЕКСИКА ОАЭ ИЗРАИЛЬ КИПР

www.pegast.com

ANTALYA 13

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Turizmin geleceği Antalya’da tartışılacak Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katılımıyla gerçekleştirilecek olan Uluslararası Resort Turizm Kongresi, Rusya Federal Turizm Ofisi Başkanı Alexander Radkov ve Schauinsland’ın CEO’su Gerald Kassner gibi dev isimleri ağırlayacak.

The future of tourism will be discussed in Antalya The International Resort Tourism Congress, which will take place with the attendance of the Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, will host important names such as the Tourism Office Director of Russia Alexander Radkov and Schauinsland’s CEO Gerald Kassner.

D

ünyada ve Türkiye’de turizm sektörünün geleceği Antalya’da tartışılacak. İlki geçen yıl yapılan Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nin bu yıl ana teması “Turizmin geleceği Geleceğin turizmi” olarak belirlendi. Kongre, seyahat endüstrisinin yurtdışından ve Türkiye’den her kesiminin önde gelenlerinin katılımıyla 30 Kasım’da Lara Barut Resort’te gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın katılımıyla gerçekleşecek olan Uluslararası Resort Turizm Kongresi’ne Rusya Federal Turizm Ofisi Başkanı Alexander Radkov da katılıyor. “Geleceğin Turizmi-Turizmin Geleceği” konulu Uluslararası Resort Turizm Kongresi’ne katılacak olan Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de turizm finans ilişkilerini anlatacak. Türkiye’nin turizmde bugün geldiği noktada elde ettiği deneyim ve sağladığı birikimlerin geleceğe taşınmasında oynayacağı rolün tartışılacağı kongrede, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen de iletişim alanındaki gelişmeleri anlatacak. İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerem Alkin de, dünya ekonomi14

ANTALYA

tween tourism and finance. Microsoft Türkiye General Manager Tamer Özmen will talk about the developments in communication during the conference where the growth of the sector in Turkey will be discussed.

Gerald Kassner

sindeki gelişmelerin turizme yansımaları konusunda bir sunum yapacak. Kongrede ayrıca Rixos Grubu Başkanı Fettah Tamince, GTI-Kayı Grubu Başkanı Talha Görgülü ve Corendon Yönetim kurulu Başkanı Yıldıray Karaer de birer konuşma yapacak. Kongreye Almanya seyahat pazarının en eski firmalarından olan Schauinsland’ın CEO’su Gerald Kassner de katılacak. Gerald Kassner, Almanya seyahat pazarındaki gelişmeler ve grubunun stratejisi ile Schauinsland’ın hedef pazarlara ilişkin projeksiyonlarını anlatacak. Uzun süreden beri yürüttüğü istikrarlı büyüme ile geçtiğimiz dönemde peş peşe yeni pazarlar giren Schauinsland Türkiye’de de öne çıkıyor.

Kasım / Aralık - November / December 2012

T

he future of global tourism will be discussed in Antalya. The theme of this year’s International Resort Tourism Congress is “The future of tourism- Tourism in the future” The congress will be attended by the giant names in the sector and will take place on November 30 at Lara Barut Resort. Tourism Office Director of Russia Alexander Radkov will also be attending the conference which will also include Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay. Denizbank general manager Hakan Ateş who will also be at the conference will talk about the relationship be-

Prof. Dr. Kerem Alkin from İstanbul Ticaret University will give a speech about the effects of global finance on the tourism industry. Rixos Group President Fettah Tamince, GTI-Kayı Group President Talha Görgülü and Corendon chairman Yıldıray Karaer will also be keynote speakers at the conference. The congress will also welcome Schauinsland’s CEO Gerald Kassner. Gerald Kassner will talk about the developments in the German travel industry and his company’s projections and strategies geared towards targeted markets. Schauinsland, which has entered different markets in the past years and is growing steadily, is becoming an important player in Turkey.


ANTALYA 15

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Sağlık ve spor turizminin yükselen değeri Antalya Türkiye’nin tek sağlık ve spor fuarı ANFAŞ HETEX ile ANFAŞ Spor Turkey, sektörün önde gelenleri ile Antalyalıları buluşturdu. Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Antalya’nın sağlık ve spor turizmi için çok ideal bir kent olduğuna dikkat çekti.

16

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


The rising star of health and sports tourism Turkey’s only health and sports fair ANFAŞ HETEX and ANFAŞ Spor Turkey united the leaders of the sector in Antalya. The governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak pointed out that Antalya was an ideal city for health and sports tourism.

T

ürkiye’nin tek sağlık ve spor turizmi fuarı ANFAŞ HETEX ile ANFAŞ Spor Turkey, 1-3 Kasım tarihlerinde Antalya Expo Center’de gerçekleştirildi. Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı ANFAŞ HETEX, bu yıl dördüncü kez kapılarını ziyaretçilerine açarken, Spor Turizmi Fuarı ANFAŞ Spor Turkey,ilk kez gerçekleşti. Türkiye’nin önde gelen sağlık kuruluşlarına ev sahipliği yapan ANFAŞ HETEX’e 25’in üzerinde ülkeden 140 firmanın, 2 bin 200 sağlık ve spor turizmi temsilcisi katıldı. Yabancı katılımcılarla, fuarda stant açan firmaların temsilcileri yüz yüze görüşme imkânı da buldu.

Geniş çaplı katılım ile açıldı

ANFAŞ HETEX ve ANFAŞ Spor Turkey fuarlarının açılışını Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Kırşehir

tives from over 25 countries attended ANFAŞ HETEX. Companies who opened stands at the fair got the chance to meet with their foreign customers.

A crowded opening

Valisi Özdemir Çakacak, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yazar, Sağlık Bakanlığı Sağlık Turizmi Daire Başkanı Dursun Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Kırşehir Belediye Başkanı ve Jeotermal Kaynaklı Belediyeler Birliği Başkanı Yaşar Bahçeci, İl Müdürleri ve davetliler

T

urkey’s only health and sports fair ANFAŞ HETEX and ANFAŞ Spor Turkey took place on November 1-3 at the Antalya Expo Center. While ANFAŞ HETEX was organized for the 4th time this year, sports tourism fair ANFAŞ Spor Turkey was organized for the first time. 2200 health and sports representa-

The opening of ANFAŞ HETEX and ANFAŞ Spor Turkey was attended by the gover nor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, the governor of Kırşehir Özdemir Çakacak, Assistant General Manager of Advertising for the Ministry of Culture and Tourism İbrahim Yazar, Health Tourism Office Manager Dursun Aydın, Chief Magistrate Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Kırşehir Chief Magistrate Yaşar Bahçeci, provincial directors and guests. Members of the protocol toured the stands after the opening ceremony. ANTALYA 17

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


“1200 football teams came to Antalya during the break. 3000 matches were played and many competitions were organized. There are 14 stadiums, 150 soccer fields, 200 tennis courts, 49 hospitals and 5000 beds in these hospitals. When we look at this data, we can say that Antalya is an ideal place for health and sports tourism. What’s more is that all these products have a story,” Governor Dr. Ahmet Altıparmak also added to the importance of preserving our authentic assets while developing tourism. katıldı. Protokol üyeleri daha sonra fuar alanındaki stantları gezerek, firma temsilcilerinden bilgi aldı.

“En ideal yer Antalya”

Antalya Valisi Dr.Ahmet Altıparmak, fuar açılışında yaptığı konuşmada, kentin spor ve sağlık turizmindeki yerine dikkat çekti. Antalya Valisi Dr.Ahmet Altıparmak, “Antalya’ya bin 200 futbol takımı devre arasında kamp yapmak için geldi. Kentte 3 bin müsabaka oynandı, çok sayıda dünya ve Avrupa şampiyonası düzenlendi. Antalya’da 14 stat, 150 futbol sahası, 200 tenis kortu, 49 hastane ve bu hastanelerde 5 bin yatak var. Bunları bir arada değerlendirdiğimiz zaman Antalya sağlık ve spor turizmi için çok ideal bir yer. Daha önemlisi ise bütün bu ürünlerin bir hikâyesinin olması” dedi. Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, turizm alanında gelişirken Anadolu’nun otantikliğini sürdürmesinin de önemine değindi. 18

ANTALYA

“Buz dağının altında termal turizm var”

Fuara katılan Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yazar ise dünyada eğilim ve beklentilerin artık değiştiğini, ülkelerin turizm faaliyetlerinde artık bu değişiklikleri göz önünde bulundurması gerektiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığı Sağlık Turizmi Daire Başkanı Dursun Aydın ise, Türkiye’de son 10 yılda Sağlıkta Dönüşüm Programı ile önemli adımlar atıldığını kaydetti. Yapılan çalışmalar sayesinde başta bölge ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerden de Türkiye’ye tedavi amaçlı hastaların geldiğini vurgulayan Aydın, bu durumun Türkiye’deki sağlık sisteminin gelişmişliğinin göstergesi olduğunu vurguladı.Aydın, “Bunun kadar önemli olan termal turizm de var. Şu anda buz dağının altı orasıdır. Yaşlı ve engelli turizmi denilen konu da önemlidir. Özellikle Antalya için çok daha önem arz eden bir branşımızdır”dedi.

Kasım / Aralık - November / December 2012

ANFAŞ HETEX’e 25’in üzerinde ülkeden 140 firmanın, 2 bin 200 sağlık ve spor turizmi temsilcisi katıldı. 2200 health and sports representatives from over 25 countries attended ANFAŞ HETEX.

“Antalya is the ideal place”

Governor Dr. Ahmet Altıparmak, who spoke at the opening ceremony, pointed out to the city’s place in health and sports tourism. Governor Dr. Ahmet Altıparmak said,

“Thermal tourism is important”

Assistant General Manager of Advertising for the Ministry of Culture and Tourism İbrahim Yazar, who attended the fair, said that expectations and trends in the world were changing and that countries needed to take these into account in their touristic activities. Health Tourism Office Manager Dursun Aydın said that important steps were taken in Turkey in the past 10 years with the Health Transformation Program. Aydın, who stated that people from developed countries were coming to Turkey for treatment purposes, said that this indicated a well developed health system in the country. Aydın added, “We also have thermal tourism which is equally important. The treasure is buried there. It is a topic that is especially important for Antalya.”


ANTALYA 19

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Gordion Kral Mezarı’nı kıskandıran tümülüs Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Bayındır Köyü, Frigler’de kral ailesi ve soyluların gömüldüğü tümülüslerin en güzel örneklerine ev sahipliği yapıyor. Köydeki tümülüslerde yapılan kazılarda çıkan nadide eserler ise Antalya Müzesi’nde sergileniyor.

20

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


The tumulus that makes Gordian King Tombs jealous The village of Bayındır located in Elmalı borough in Antalya, hosts the most beautiful examples of tumuli reserved for Phrygian royals. The rare artifacts salvaged during the excavations in these tumuli are displayed at the Antalya Museum.

Günümüzden yaklaşık 3 bin yıl önce Anadolu’da kral ailesi veya soylular, toprağa kazılan çukurun içine yapılmış bir odaya gömülürdü. İçerisine hediyeler de bırakılan bu odanın üzeri kapatılır, daha sonra yığma taş ve toprakla kaplanırdı. Uzaktan bakıldığında küçük bir tepeyi andıran ve tümülüs olarak adlandırılan bu tip mezar geleneğinin Anadolu’da Frigler ile başladığı sanılır. Frigler, İç Anadolu Bölgesi’nde hâkimiyet kurmalarına rağmen, etkileri Antalya’nın Elmalı ilçesine kadar uzanmıştır. Elmalı’nın Bayındır köyünde bulunan tümülüsler buna en güzel örnektir. Bayındır Köyü Çağıltemeller mevkiinde 1984 yılında Antalya Müze Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde genişçe bir alan içerisinde 16 adet yığma taş tepecik tespit edilmiştir. Ardından 1986 yılında iki dere yatağı arasında kalan bölümde tespit edilen 5 adet tepecik ilk çalışma bölgesi olarak belirlenmiş, A’dan E’ye kadar harflenerek isim verilen bu tepeciklerde kazı çalışmaları başlamıştır.

İlk kazı C tümülüsünde yapıldı

Yığma 5 tepecik arasında ilk çalışma 36-38 metre boyut-

influence. During research conducted by the Antalya Museum Directorate in 1984, 16 tumuli made with hoarding stones were discovered in the region of Çağıltemeller. After that, in 1986, the 5 tumuli found between the two stream beds were declared as the first dig sites. Excavations began in these hills which were named from A to E.

First excavation was at Tumulus C

larında, 4.20 metre yüksekliğindeki C tümülüsünde yapılmıştır. Tarla kotundan merkeze inildiğinde beklenen sonuç alınamamış ve daha derine inilmiştir. Gelişi güzel atılmış taşlar kaldırıldığında alt kısımda daha iri ve yassı bir taş dizisi ile karşılaşılmıştır. Bu tabakanın altında ise çikolata renginde kil tabakası, onun altında da demir bir tripoda ait parçalar bulunmuştur. Buluntular etrafında yapılan açma sonucunda kremasyon çukuruyla karşılaşılmıştır. Ana toprağa açılmış olan, içinde hediyeler bulunan çukurun, 1.50 X 0.83 metre boyutla-

3000 years before our time, members of the royal family and noblemen in Anatolia were buried inside a chamber that was constructed inside a pit in the ground. The room, filled with gifts and artifacts, would be closed and later on covered with stones and dirt. It is believed that the Phrygians began this burial tradition, which is called tumulus and looks like a small hill. Even though the Phrygians ruled in the Inner Anatolia Region, their influence extended to Elmalı borough in Antalya. The tumuli in Bayındır village are great examples of this

First excavations began at Tumulus C, which is 3638 meters long and 4, 20 meters high. When surface research didn’t yield any results, the team dug deeper. When stones that were cast haphazardly were cleaned a larger and flat stone row was discovered. A chocolate color clay layer was found under these rows and parts of an iron tripod were found under that. After digging around the remains, a cremation pit was discovered. The pit had 1.50 X 0.83 meter dimensions and was 0.30 meters deep. Charcoal, arrow heads and carbonized fruits such as figs, grapes and almonds were found in the area. It was discovered that the deceased was cremated with sacrificial animals, gifts and foods left over from the burial ceremony. After the cremation, the pit was covered ANTALYA 21

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Bayındır tümülüsünden çıkan buluntular, Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir. Relics uncovered at the Bayındır tumulus are on display at Antalya Museum.

rında ve 0.30 metre derinde olduğu tespit edilmiştir. Bu alan içinde bol miktarda odun kömürü, ok uçları, karbonize olmuş üzüm, incir, badem gibi meyvelere rastlanmıştır. C tümülüsünde ölünün, ana toprağa açılan bir çukurda kurban edilmiş hayvan, bırakılmış hediyeler ve ölü sonrası ziyafeti malzemeleriyle yakıldığı anlaşılmıştır. Yakmadan sonra üzerine kil ve yığma taş kaplanarak tümülüs oluşturulmuştur. Yakma nedeniyle bir çok hediye zarar görürken, tümülüsten demir tipod ve sac ayakları, 46 adet ok ucu, 2 mızrak ucu, kabzası altın kabaralı demir hançer, büyük bir bronzazana ait grifon protomları, çok başlı 2 tören aleti, Omphaloslu tas parçaları, makara kulplu tas, koşumla ilgili demir parçalar, kırık ve çürük keramik parçaları, kemik ve diş parçaları çıkartılmıştır. Kazı sonrası yapılan eleme 22

ANTALYA

ve yıkama işlemlerinde ise topraktan, yangından şans eseri kurtulan bir çift altın küpe, elektron aslan başı, ördek şeklinde elektron, iğne topuzu kazının sürprizi olmuştur.

Zengin ve ünik buluntular çıktı

C tümülüsünden elde edilen bu zengin buluntular ve ilginç sonuçlar üzerine 1987 yılında bitişikteki D tümülüsünde kazı çalışmalarına başlanmıştır. D tümülüsü doğudan batıya 40 metre, kuzeyden güneye 45 metre boyutunda ve 5.10 metre yüksekliğindedir. Taşlar kaldırıldıktan sonra, ana toprak içine açılan büyükçe bir çukurla karşılaşılmıştır. Çukurun 1.85 metre derinliğinde buluntular kendini göstermeye başlamıştır. Saha tamamen temizlendiğinde iskeletin beli üzerine

Kasım / Aralık - November / December 2012

with clay and stones and a tumulus was formed. Many of the gifts were damaged because of the cremation but an iron tripod, 46 arrow heads, two spearheads, an iron dagger with a gold layered grip, parts of a large trumpet, a multi headed ceremonial tool, stone fragments, a pot, broken ceramic pieces and bone fragments were found. After cleaning and reevaluating the dig site, a pair of gold earrings, an electron lion head and a needle head in the shape of a duck were salvaged.

Rich and unique findings

After unearthing rich and interesting elements in Tumulus C, excavations began in Tumulus D in 1987. This tumulus is 40 meters from the east to the west, 45 meters from the north to the south and 5, 10 meters high. A large pit was found carved inside the main land after the stones were cleared. Relics were

found at 1, 85 meters depth. A silver belt around the waist, 10 bronze fibula near the chin, 2 jugs, silver parts that might be related to a shield and many silver plaques were found after the pit was cleaned. After the dig was extended to the south and west of the pit, a large pot with two handles was found crushed under the stones. Oily black soil and burnt ceramic pieces were found inside the big pot. To the east of the pot, another silver belt, many silver plaques and stones were found to the east of the pot. Towards the southwest of the area, rich and unique relics were unearthed. 5 silver bowls, a bronze scoop, 2 silver bowls with engravings, bronze bowls, 3 ivory statuettes, a silver priest figurine and many unique items were found in this pit which suggests that it is a place for burial feast and ceremony. Both tumuli are dated to the Phrygian period because of their structures,


Bölgede 1984 yılında Antalya Müze Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde, genişçe bir alan içerisinde 16 adet yığma taş tepecik tespit edilmiştir. During research conducted by the Antalya Museum Directorate in 1984, 16 tumuli made with hoarding stones were discovered in the region.

gümüş bir kemer, göğsü üzerinde 10 bronz fibula, çenesinin yanında birbirine iliştirilmiş 9 gümüş fibula, ayak tarafında bronz boğa protomlu 2 kap, çevrede koşumla ilgili olabilecek gümüş eşyalar, belki zırhla ilgili ay şeklinde gümüş parçalar, demir at gemleri ile çok sayıda gümüş plaka ve kaplama parçaları bulunmuştur. Kazıya çukurun batı ve güneyine doğru devam edildiğinde, taşların altında ezilmiş vaziyette iki kulplu büyük bir kazana rastlanmıştır. Kazanın içinde yağlı siyah bir toprakla birlikte bol miktarda yanmış seramik parçaları çıkmıştır. Kazanın doğusunda bir diğer gümüş kemer, çok sayıda gümüş plakalar ve bronz taslar yer almaktadır. Kazanın güneybatısına doğru dolgu açıldığında, bu kez gerçekten Gordion

Kral Mezarı’nı kıskandıracak ölçüde zengin ve ünik buluntularla karşılaşılmıştır. 5 adet Omphaloslu gümüş tas, gümüş ve bir bronz kepçe, 2 situla, 2 dinos formlu ve omuzu yazıtlı gümüş kap, bronz kâseler ve en önemlisi, 3 fildişi heykelcik ile bir

gümüş rahip heykelciği ve daha birçok ünik eşya bu sahanın, oda içinde, ziyafet ve sunu ile ilgili olarak özellikle ayrılmış bir yer olabileceğini düşündürmektedir. Her iki tümülüsün yapısı, gömü şekli ve buluntuları Frig Çağı ile ilişkilendirilmiştir.

burial style and remains.

The most important display in the hall

Relics uncovered at the Bayındır tumulus are on display at Antalya Museum. These rich and unique artifacts are located right in the middle of the window display. The two ANTALYA 23

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Salonun en önemli vitrinini oluşturuyor

Bayındır tümülüsünden çıkan buluntular, Antalya Müzesi’nde sergilenmektedir. Zengin ve gösterişli buluntular, vitrinin tam ortasında yer alır. Vitrinin ortasındaki iki küçük figür, tümülüsten çıkan en olağanüstü eserdir. Fildişinden yapılma kadın figürü, ana tanrıça Kibele’nin tipik Frig ikonografisini en güzel yansıtan örneklerden biridir. Frigler, ana tanrıçalarını kemerin içine sıkıştırılan uzun eteklik kumaş giyer şekilde tasvir etmiştir. Kibele figürü ile aynı mezarda bulunan gümüşten yapılma rahip figürü, yüz modellemesi ile dikkat çekmektedir. Mezar odasındaki iskeletin beli üzerinde bulunan gümüş kemer incelikle işlenmiştir. 24

ANTALYA

Vitrinin diğer tarafında bulunan bazıları kare şeklindeki gümüş aplikeler, Frig geleneğine uygun olarak mobilyalarda, ahşap tabutlarda aksesuar olarak kullanılmıştır. At koşum takımlarında, atın göğüs kısmını süsleyen gümüş plakalar ve demir parçalar, o dönemde at biniciliği kültürünü en güzel şekilde yansıtmaktadır.

Kasım / Aralık - November / December 2012

small figurines in the middle of the display case are the most extraordinary artifacts unearthed from the tumulus. The female figurine made from ivory is one of the best examples that reflect the Goddess Kybele in Phrygian iconography. Phrygians had depicted Kybele as wearing a long skirt tucked into a belt. The silver priest statuette found inside the pit also attracts attention with the depiction of the face. The silver belt found on the waist of the skeleton inside the chamber was intricately decorated. Square silver applications on the other side of the glass window were typically used as accessories on furniture and wooden coffins during the Phrygian period. Silver plaques and iron pieces that adorned the horses accurately reflect horseback riding culture back in those days.


ANTALYA 25

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Dünyaca ünlü golfçüler

Belek’te

Türkiye’nin ilk profesyonel golf turnuvası olan Turkish Airlines World Golf Final yerli ve yabancı 3 bin golf severin katılımıyla gerçekleşti. Toplam 5,2 milyon dolar ödülün verildiği turnuvanın finalinde şampiyon İngiliz Justin Rose oldu.

World famous golfers in Belek Turkey’s first professional golf tournament Turkish Airlines World Golf Final attracted over 3000 local and foreign golf enthusiasts. British golfer Justin Rose won the tournament where a total of 5, 2 million dollars were awarded to golfers. 26

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


D

ünyanın en iyi golf sahalarına sahip olan Belek, dünyanın en iyi golfçülerini Turkish Airlines World Golf Final’de ağırladı. Turnuvaya Tiger Woods ve Rory Mcilroy gibi golfün efsane isimlerinin yanı sıra dünyanın en iyi 8 oyuncusu da katıldı. Antalya Golf Kulübü PGA Sultan Sahasında gerçekleşen turnuva, golf severler tarafından da ilgiyle izlendi. Çok sayıda golf tutkunu turnuvayı izlemek için Belek’e geldi. 1.5 milyon dolar ödüllü turnuvayı, yarı finalde Tiger Woods’u yenen İngiliz sporcu Justin Rose kazandı. Dünyanın en iyi golfçüleri ilk kez geldikleri Belek ve Antalya’dan övgüyle bahsetti.

golf enthusiasts. Many golfers came to Belek to watch the tournament. British golfer who beat Tiger Woods at the final became the champion. The legends of who visited Antalya and Belek for the first time praised the region.

“The golf courses in Antalya are very beautiful”

“Antalya’nın golf sahaları çok kaliteli ve güzel”

Turnuva öncesi Sultan lakaplı Tiger Woods ve Kuzey İrlandalı Rory Mcllroy, Maxx Royal Otel’de düzenlenen basın toplantısına katıldı. Çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubunun takip ettiği toplantıya Türkiye Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu ile THY Kurumsal İletişim Başkanı Zeki Uçar ile THY Antalya Bölge Müdürü Ömer Turna da katıldı. Toplantıda soruları ilk cevaplayan Rory Mcllroy, Antalya’ya ilk kez geldiğini ifade ederek, turnuvanın bir parçası olduğu için duyduğu mutluluğu ifade etti. Daha önce İstanbul’u gezdiğini kaydeden Rory Mcllroy, “Birkaç gündür Antalya’dayım. Antalya’nın pek çok yerini görme imkânım oldu. Kısa sürede pek çok güzel yerler gördüm. İncelediğim golf sahaları da çok kaliteli ve güzel” dedi.

Tiger, beklediğinin üzerinde buldu

Rory Mcllroy’dan sonra basın toplantısına Tiger Woods alkışlar eşliğinde katıldı. Antrenmanda 9 çukur oynadığını kaydederek söze başlayan Tiger Woods, “Bu golf turnuvası oldukça eğlenceli olacak gibi

Golfün efsane isimleri ilk kez geldikleri Belek ve Antalya’dan övgüyle bahsetti. The legends of who visited Antalya and Belek for the first time praised the region.

görünüyor” dedi. Ülkesinde 20 bin çocuğun golf oynadığını kaydeden Tiger Woods, Türkiye’deki durumla ilgili bilgisinin olmadığını ancak bu turnuvanın çocukları golfe yönlendireceğini ifade etti. Turnuvanın yanı sıra gazetecilerin Belek’teki golf sahaları ile ilgili soruları da yanıtlayan Tiger Woods, “Birkaç saat önce golf sahalarını görme fırsatı buldum.

B

elek, which hosts the world’s best golf courses, welcomes the world’s best golfers at the Turkish Airlines World Golf Final. The tournament included legends such as Tiger Woods and Rory Mcilroy in addition to the eight best golfers in the world. The tournament, which was held at the Antalya Golf Club PGA Sultan Course, attracted a lot of attention from

Before the tournament, Tiger Woods and Irish Rory Mcilroy attended the press conference at Maxx Royal Hotel. The conference which was attended by many national and international journalists also included Ahmet Ağaoğlu, the president of the Turkish Golf Federation, THY Corporate Communications Manager Zeki Uçar and THY Antalya Regional Manager Ömer Turna. First to answer questions was Rory Mcilroy. The famous golfer, who said that it was his first time in Antalya, stated that he was happy to be a part of the tournament. Mcilroy, who stated that he had visited Istanbul before, said, “I have been in Antalya for a couple of days. I had the chance to see many places in the city. I saw many beautiful places in a short time. The courses I have seen are very qualified and beautiful.”

Tiger, was impressed

Tiger Woods entered the room after a roar of applause after Rory Mcilroy. Tiger Woods, who began by saying that he practiced at the 9- hole, added, “It looks like this tournament is going to be a lot of fun.” Woods, who pointed out that 20 thousand kids played golf in his country, said that he didn’t know the numbers in Turkey but that the tournament would encourage kids to play golf. Woods, who also answered questions about the condition of the golf courses in Belek, said “I had the chance to see the courses a few hours ANTALYA 27

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


9 çukur oynadım. Beklentilerimin üzerindeydi. Burada olmak gerçekten çok eğlenceli olacak bunu görebiliyorum ve çok rahatladım. Günün keyfini çıkarmaya çalışıyoruz” diye konuştu. Basın toplantısının ertesi günü müsabakalar başladı.

ago. I played the 9-hole. It was better than I had expected. It will be a lot of fun playing here and I can see that. I am relieved. We are trying to enjoy our stay.” The next day, the games began.

Şampiyon Justin Rose

There was a big surprise at the final of the tournament. British Justin Rose was crowned champion after beating Tiger Woods. The other finalist was Lee Westwood who beat Charles Schwartzel during the final. The game was tied in the first 9-hole but Justin Rose won by one stroke. Justin Rose extended his lead to 2 strokes in the second one. Rose, who was careful in the last hole, became champion with -5. Rose also won the 1, 5 million dollar award. Turkey’s first professional golf tournament Turkish Airlines World Golf Final attracted over 3000 local and foreign golf enthusiasts. British golfer Justin Rose won the tournament where a total of 5, 2 million dollars were awarded to golfers.

Turkish Airlines World Golf Final’in yarı finalinde büyük bir sürpriz yaşandı. İngiliz Justin Rose, yarı finalde Tiger Woods’u yenerek, turnuva dışında bıraktı. Diğer finalist ise Charl Schwartzel’i yenen Lee Westwood oldu. Final müsabakasının ilk 9 deliğinde oyunda denge vardı ama Justin Rose 1 vuruş farkla önde tamamladı. İkinci 9 delikte ise farkı 2 vuruşa çıkartan Justin Rose, son deliğe de bu üstünlükle girdi. Son delikte temkinli oynayan Justin Rose, -5 skorla şampiyonluğa ulaşmayı başardı. Turnuvayı şampiyon bitiren Hustin Rose, 1,5 milyon dolarlık ödülünde sahibi oldu. Lee Westwood ise ikincilikle yetindi. Belek’te düzenlenen Türkiye’nin ilk profesyonel golf turnuvasını yerli ve yabancı 3 bin golfsever izledi. Turnuvada 5,2 milyon dolar ödül verildi. 28

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012

The champion is Justin Rose

Turkish Airlines World Golf Final’e, Tiger Woods ve Rory Mcilroy gibi dünyanın en ünlü golfçüleri katıldı. Famous golfers such as Tiger Woods and Rory Mcilroy also attended Turkish Airlines World Golf Final.


ANTALYA 29

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


İç turizmin altın çağı ETS Tur Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy, son 10 yılda havayolu ulaşımındaki gelişime paralel olarak artan iç turizm hareketliliğinde, önümüzdeki yıllarda Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısının üzerinde büyüme yaşanacağını belirtiyor.

The golden age of domestic tourism ETS Tour Chairman Mehmet Ersoy states that domestic tourism, which accelerated parallel to the development of airline travel in the last 10 years, will grow more than foreign tourist numbers.

T

ürkiye’nin en büyük iç turizm firmalarından biri olan ETS Tur’un Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy, ülkemizde iç turizm hareketinde her yıl yüzde 10 oranında büyüme öngörüyor. Yerli turistin ilgi gösterdiği destinasyonlar arasında ilk sırada Antalya’nın yer alacağını dile getiren Ersoy’un, İbradılılara ve Aksekililere bir de müjdesi var; ETS Tur gelecek yıldan itibaren İbradı ve Akseki’yi de tur programlarına aldı.

Türkiye’nin iç turizm hareketinde son durum nedir? Mehmet Ersoy: Bu yıl iç turizmde yüzde 11 oranında büyüme yaşandı. Ama bu büyüme Antalya için değil tüm Türkiye için geçerli. İç turizm hareketinin önemli kısmı bu yıl Ege Bölgesi’nde yaşandı. Antalya’da ise bu büyüme daha az oldu. Ege’de fiyatlar Antalya’ya göre düşüktü. Yabancı misafir sayısı düşünce Egeli turizmciler yerli turiste yöneldiler ve fiyatları düşürdüler. Buna rağmen iç turizm 30

ANTALYA

ize tours to these regions in 2013.

potansiyeli her geçen yıl büyüyen Antalya, yılı geçen senenin üzerinde rakamlarla kapatacaktır. Bu yıl Antalya’ya ne kadar turist geldi? Mehmet Ersoy: Antalya’ya bu yıl gelen yerli turist sayısının yıl sonu itibariyle 1 milyon kişiyi bulması bekleniyor. Ancak maale-

Kasım / Aralık - November / December 2012

M

ehmet Ersoy, who is the chairman of one of Turkey’s biggest domestic tour operators ETS Tour, foresees a 10% growth in domestic tourism each year. Ersoy, who states that Antalya will be the number one destination in domestic tourism, has a surprise for the people of İbradı and Akseki; ETS Tour will organ-

What is the latest condition of Turkish domestic tourism? Mehmet Ersoy: This year we recorded an 11% growth in domestic tourism. But this growth applies to the entire country. The majority of the growth was recorded in the Aegean region. Unfortunately, this growth was not so much in Antalya. The prices in the Aegean were lower than Antalya. When foreign tourist numbers dropped, Aegean tourism professionals targeted domestic tourists and lowered their prices. Despite this fact, Antalya will finish the season with better numbers than 2011. How many tourists came to Antalya this year? Mehmet Ersoy: We are expecting the number to be 1 million by the end of the year. Unfortunately, there aren’t any statistics regarding this issue. This is the problem of domestic


sef bu yönde tutulmuş bir istatistik yok. İç turizmin en büyük sıkıntısı da bu. Herkes afakî rakamlar veriyor. Biz, iç turizme yönelik acentelerin denetlenmesini istiyoruz. Rakamların sağlıklı tutulması planlama açısından da iyi olur. İnşallah beklenen yasa çıkar da elimizde gerçekçi, düzgün veriler olur. 75 milyon nüfuslu bir ülkede bu rakam yetersiz değil mi? Mehmet Ersoy: Son 10 yılda havayolu ulaşımında çok büyük değişiklikler oldu. Uçuş bağlantıları yeni oluşmaya başladı. Hava yolu taşımacılığında rakamlar yakın zamanda makul noktaya geldi. Bu da iç turizmi hareketlendirdi. Ayrıca Ankara’dan doğuya doğru insanlar yeni yeni seyahat etmeye başladı. Büyümeyi artıran etken Doğu ve Güneydoğu Anadolu portföyünün harekete geçmesi olacak. Bu gölgedeki sıkıntılar aşıldığında rakamlar daha da artacak. Daha çok insan seyahat edecek. Ben bu gelişmenin ardından rakamların

her yıl yüzde 10 oranında büyümesini bekliyorum. İç turizm için önümüzdeki 10 yıla dair öngörünüz nedir? Mehmet Ersoy: İç turizm potansiyeli daha da artacak. Hatta iç turizm, Türkiye’ye gelen yabancı turist sayısındaki artışın bir kaç puan üzerinde artış gösterecek. Zaten son dönemde her yıl yüzde 7-8 oranında artış yaşanıyor. Bu yıl büyüme yüzde 5 oranında olur. Yerli turistin ilgi gösterdiği destinasyonların arasında ilk sırada da Antalya yer alacaktır. Kurban Bayramı’nı geride bıraktık. Antalya özeline bakıldığında tablo nasıldı? Mehmet Ersoy: Bayramda Antalya yine favoriydi. Biz ETS Tur olarak Kurban Bayramı’nda satış rekoru kırdık. Sadece biz Antalya olarak 25 bin kişilik satış yakaladık. Firma olarak en çok satış yapan 10 tur operatörü arasında, yüzde 53’lük bir paya sahibiz. Geriye kalan

tourism. Everyone speaks of objective numbers. The correct recording of numbers would be good for planning. If the law we are waiting for passes, we will have accurate data. For a country with a 75 million population, aren’t there numbers low? Mehmet Ersoy: Many changes occurred in the past 10 years in aviation. Some connections are recent. The numbers is air travel is now decent and this has revitalized domestic tourism. In addition, people have just started travelling east of Ankara. The factor that will increase growth will be the activity of the East and Southeast portfolio. When problems in these regions are eliminated, the numbers will increase. More people will travel. I expect a growth of 10% every year after these developments. What is your prediction for the next 10 years in domestic tourism? Mehmet Ersoy: The potential of domestic tourism will

increase. In fact, domestic tourism will grow more than international tourism. In the past period, we are seeing a 7-8% increase already per year. This year, growth will be 5%. Antalya will be an important destination in domestic tourism. The religious holiday is over. How did Antalya do? Mehmet Ersoy: Antalya was again a favorite destination during the religious holiday. We broke a record in sales during this holiday. We alone sent 25 thousand people to Antalya. Among the top 10 tour operators in terms of sales, we have a 53% share. The rest must have done 25 thousand too. Many tourists might have arrived with their own cars. I believe that nearly 100 thousand people spent the holiday in Antalya. You are from İbradı and you work in tourism. What is the current situation of İbradı which attract attention with its scenic, historical and cultural assets? Do ANTALYA 31

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


you plan on organizing culture tours to İbradı? Mehmet Ersoy: We will organize these tours next year. Our friends will go to the region for research and prepare a tour schedule. We will begin with one bus a week next year. We will take our visitors to İbradı. If there is demand, we will increase the number of buses. We will also include Akseki in our tour schedule. We could extend the trip all the way to Konya.

10 firma da 25 bin kişilik satış yapmıştır. Kendi araçlarıyla da bir o kadar yerli turist gelmiştir. Evleri olan, apartta kalan, otel sahiplerinin misafiri olarak gelenlerle birlikte Kurban Bayramı’nı Antalya’da geçiren yerli turist sayısı 100 bin kişiye yaklaşmıştır. Siz İbradılısınız. Doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel değerleriyle dikkat çeken İbradı, turizmde ne durumda? Sizin ETS Tur olarak İbradı’ya kültür turu düzenleme yönünde düşünceniz var mı? Mehmet Ersoy: Gelecek yıl, İbradı’ya yönelik kültür turları düzenleyeceğiz. Önümüzdeki aylarda arkadaşlarımız bölgeye giderek incelemelerde bulunacak ve tur programını hazırlayacaklar. Gelecek yıl sembolik olarak haftada bir 32

ANTALYA

otobüsle turları başlatacağız. Misafirlerimizi İbradı’ya götüreceğiz. Talep olursa otobüs sayısını artıracağız. İbradı’nın yanı sıra Akseki’yi de tur programına koyacağız. Hatta Konya’ya kadar uzanabiliriz. Sizce iç turizmin en büyük sıkıntısı nedir? Mehmet Ersoy: Çok dar bir zaman aralığında faaliyet gösteriyoruz. İki bayram, bir yılbaşında yılın yarısını taşıyoruz. Buçokkötü bir durum. Hepsi bir noktaya odaklanıyor. Bu durum sektörün gelişmesini olumsuz yönde etkiliyor. Türk turist de yüksek sezona endekslenmiş durumda. Yabancı misafirlerde olduğu gibi yerli misafirlerde de sezonu 12 aya yayabilmeliyiz. Bunu başarırsak çok iyi olacak. Yabancı turistlerde olduğu gibi yerli turistlere de paketler

Kasım / Aralık - November / December 2012

hazırlamalıyız. Zaten son dönemde kış aylarında yabancılara uygulanan fiyatlar yerli turistlere de uygulanıyor. Sektörünüzle ilgili düşünceleriniz ve talepleriniz nelerdir? Mehmet Ersoy: Bence tek eksiğimiz kış aylarının yetersiz olması. 12 ay boyunca tam kapasite çalışamıyoruz. Bu da personel kaybına neden oluyor. Turizm hizmet, hizmet ise deneyimli personel demek. Devlet işveren paylarına destek verilebilirse, kış aylarında birçok otel açık kalacaktır. Kış aylarında açık kalan otel tanıtım yapacaktır. Tanıtım yapan otel de misafir kabul edecektir. Diğer türlü oteller zaten kapalı kalıyor. Kışın otellerin açık kalması için devlet sektör temsilcilerini desteklemeli.

What do you think is the biggest problem in domestic tourism? Mehmet Ersoy: We operate in a narrow window. We have two religious holidays and the New Year. This is a bad situation. We focus on these only and this negatively affects the sector. Turkish tourists focus on the high season. We need to extend domestic tourism to 12 months. If we can achieve this, it will be great. We must prepare packages like we do for foreign tourists. Lately, pricing geared towards foreign tourists in the winter are also offered to local tourists. What are your thoughts and demands regarding your sector? Mehmet Ersoy: I believe our only problem is not enough activity during the winter. We don’t work full capacity throughout the year and causes loss of personnel. Tourism means service and service means expert personnel. A lot of hotels would be open during the winter if the government supports them. The hotel which is open during the winter will advertise and this will lead to guests. The government needs to support sector representatives so that hotels could stay open during the winter.


ANTALYA 33

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Zirvedeki güzellik:

İbradı Dünyanın en büyük yer altı gölü mağaralarından olan Altınbeşik Mağarası, UNESCO’nun korunması gerekli Dünya Kültür Mirası Listesi’ne aldığı düğmeli evleri, nostaljik Ormana kasabası, modern dünyadan uzak Sülek Yaylası ve daha nice zenginliğiyle İbradı, Antalya’da alternatif turizmin yeni gözdesi.

34

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


The beauty at the summit: İbradı İbradı, with its many assets such as Altınbeşik Cave which is one of the world’s biggest underwater caves, buttoned houses included in UNESCO’s world heritage list, nostalgic Ormana own and remote Sülek Plateau, is the new address of alternative tourism in Antalya.

A

kdeniz’in engin mavilikleri ile Anadolu’nun uçsuz bucaksız ovaları arasında bir set gibi yükselir heybetli Toroslar. İçinde mağaraların, vadilerin, kanyonların, nehirlerin, endemik bitkilerin, canlı türlerinin ve zengin bir kültürün oluşturduğu bin bir güzelliği saklar. Torosların bütün bu güzellikleri İbradı’da vücut bulur. Doğanın bütün güzelliklerini çekinmeden bahşettiği bu coğrafya, dağların arasında tertemiz havasıyla sakin ve dingin bir yaşamın en doğru adresidir. İbradı, Torosların içerisinde denizden 950 metre yükseklikte bulunur. Çevresi 2 bin metreyi bulan dağlarla çevrili olan ilçe, doğal güzelliklerin yanı sıra Psidyalılardan Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara uzanan geçmişiyle zengin bir kültüre de sahiptir. Yalnızca bu bölgede görülebilen düğmeli evler UNESCO tarafından korunması gereken dünya kültür mirası olarak kabul edilmiştir. Dünyanın en büyük yer altı gölü mağaralarından Altınbeşik de İbradı’dadır. Ormanlarla kaplı dağları ise doğal yaşam alanıdır. Torosların simgesi dağ keçileri İbradı dağlarında yaşar.

Yalnızca düğmeli evler ve Altınbeşik Mağarası ile sınırlı değildir İbradı’nın güzellikleri. Rengarenk kelebeklerin çiçekten çiçeğe konduğu, kardelenlerin tomurcuk verdiği, kırmızı benekli alabalıkların özgürce yüzdüğü Üzümdere Vadisi,bin yaşındaki kestane ağacının kök saldığı, yılkı atlarının uçsuz bucaksız ovada dört nala koşturduğu, sedir ağaçlarının kapladığı Sülek Yaylası ve devlet yönetiminde önemli mevkilere gelmiş isimler İbradı’nın zenginlikleridir.

T

he Taurus Mountains rise between the vast blue of the Mediterranean and the wide plains of Anatolia. The mountains harbor thousands of kinds of beauties like valley, canyons, rivers, endemic plants and a rich fauna. All these beauties come to life in İbradı. This geography, filled with all the blessings of nature, is the right address of serene life with its clean air. İbradı is located inside the mountains, 950 meters above sea level. The bor-

ough, which is surrounded by mountains that go up to 2000 meters, has a rich culture than spans from the Psydians, Romans, Seljuk and Ottoman dynasties. Buttoned houses that can only be seen in this borough are on UNESCO’s world heritage list. Altınbeşik Cave which is one of the world’s biggest underwater caves is also here. Wild goats, which are the symbols of the Taurus Mountains, live on the hills of İbradı. ANTALYA 35

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Dünyada üçüncü Altınbeşik Mağarası

Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük yer altı gölü mağarası olan Altınbeşik, kelimenin tam anlamıyla bir doğa harikasıdır. İbradı ilçesine bağlı Ürünlü Köyü’ndeki Altınbeşik Dağı’nda bulunur. Denizden 400 metre yükseklikte bulunan Altınbeşik Mağarası’nın girişinde derinliği 40 metre olan bir göl yer alır. Bu nedenle mağaraya bu göl bot ile geçilerek girilebilir. Yaklaşık 200 metre uzunluğa sahip gölün sonunda 40 metreyi aşan dikey travertenler bulunur. Bu travertenler üzerinden mağaranın ikinci katına çıkılır. Mağaranın ikinci katında 130 metre uzunlukta ince uzun ve sığ bir göl daha bulunur. Bu katın sonuna kadar, küçük gölcükler ve orta kısımda da çok büyük ve yüksek bir 36

ANTALYA

salonda kalker bloklar üzerinden 1,5 kilometre ilerlenebilir. Mağaranın üst kısmı fosil duruma geçmiştir. Uzmanların ifadesine göre mağaranın üst katlarında gezinilebilir. Mağara uzunluğu 4 bin 500 metredir, sıcaklık ise 18 derece olarak ölçülmüştür. İçerisinde göllerin, dikey travertenlerin bulunduğu mağara, uzmanlara göre şifa kaynağıdır. Altınbeşik Mağarası’na gelen su, Beyşehir Gölü ile yeraltından bağlantılıdır. Beyşehir Gölü’nün kuzeyindeki Mada Adası’nda yapılan deneyde suya bırakılan boya, Altınbeşik Mağarası’ndan çıkan suyla Manavgat Çayı’na karışmıştır. Böylece Beyşehir Gölü’ndeki suyun, yer altındaki düdenler aracılığıyla Altınbeşik Mağarası’na ulaştığı ortaya çıkmıştır.

Kasım/ Ekim Eylül / Aralık - September - November/ October / December 20122012

There are more beauties in the borough besides Altınbeşik Cave and buttoned houses. Üzümdere Valley where colorful butterflies fly from one flower to another, Sülek Plateau where wild horses run freely and important names that have served in the government are the other riches of the borough.

Third in the world: Altınbeşik cave

Turkey’s biggest and the world’s third biggest underwater cave Altınbeşik is a wonder of nature. The cave is located at Altınbeşik Mountain in the village of Ürünlü. There is a 40 meter deep lake at the entrance of the cave which is 400 meters above sea level. The cave is accessed

by a boat. There are 40 meter vertical travertines at the end of the 200 meter long lake. The second floor of the cave is accessed via these travertines. There is another 130 meter long lake in the second floor of the lake but it is shallower. You can advance for another 1, 5 kilometers on this floor on limestone blocks. The upper part of the cave is fossilized. The length of the cave is 4500 meters and temperature is 18 degrees. Altınbeşik cave which includes lakes and vertical travertines is a source of treatment according to experts. The water that comes into the cave is connected with Lake Beyşehir from the underground. The cave has


Mağara üst üste üç seviyede gelişmiştir.En alt ve orta seviye yağışlı mevsimlerde aktif, en üst seviye ise devamlı kurudur. Altınbeşik Mağarası, yer altına inen sularının toplanarak, tahliye edildiği bir yer altı deresi gibidir. Altınbeşik Mağarası’nın aktivitesini tamamen yitirmiş olan üst seviyesinde, tabanda kaya blokları dikkati çeker, bunların yanında dikit ve sarkıt oluşumları da vardır. Orta seviyenin tabanı daha çok dere yatakları özelliğini taşır. Burada kaya blokları geniş yerler kaplar; yer yer kum ve çakıl depoları ile traverten oluşumları görülür. Mağaranın girişinden itibaren ilk 200 metre mağaranın alt seviyesini oluşturur ve burası devamlı su altındadır. Alt seviyenin bitiminde 40 metrelik dik bir çıkış vardır. Bu çıkış ve bitişik duvarlar beyaz renkli kalın travertenlerle kaplıdır. Mağaranın en güzel bölümünü burası oluşturmaktadır.

İbradı, Psidyalılardan Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara uzanan geçmişiyle zengin bir kültüre sahiptir. İbradı has a rich culture than spans from the Psydians, Romans, Seljuk and Ottoman dynasties.

Dünya mirası Düğmeli Evler

İbradı’nın ormanlarla ve kayalarla kaplı dağları, ilçeye sayısız doğal güzellik bahşettiği gibi, yörenin mimarisini de derinden etkilemiştir. Coğrafi yapı zamanla yöre halkını taş ve ahşap ustalığında üst noktaya ulaştırmış ve bugün sadece bu bölgede bulunan ‘düğmeli evler’ oluşmuştur. Düğmeli evler, harç kullanılmadan örülen taş duvarlara 50-60 santimetre arayla dikine ağaç hatıllar konularak yapılır. Taş duvarın arasından çıkan ve dışa doğru taşan bu hatıllar uzaktan bakıldığında düğmeyi andırdığı için bu evlere ‘düğmeli evler’ denir. İbradı’da Ormana Beldesi ve Ürünlü Köyü’nde çok

miktarda bulunan düğmeli evler, UNESCO tarafından korunması gerekli dünya mirası olarak kabul edilmiştir. Düğmeli evlerin dış duvarları 60-70 santimetre genişliğindedir. Dış yüzeyde sıva kullanılmazken, evin içi saman karıştırılmış çamurlu beyaz toprakla sıvalıdır. Düğmeli evlerde kullanılan ahşap, yörede bol miktarda bulunan katran ağacı kerestesindendir. Evin iç bölümlerinde kullanılan katran ağacı çürümeden asırlar boyunca dayanır. Düğmeli evler, mimarisi ve görünümüyle muhteşem olduğu kadar, nefes alma özelliğine de sahiptir. Yazın serin olan düğmeli

developed as three levels on top of each other. The bottom and middle levels are active during rainy seasons and the upper part is always dry. The cave is like an underwater creek where water is collected and unloaded. On the inactive upper level of the cave rock blocks on the base attract attention and there are stalactites and stalagmites on the sides. The base of the mid level resembles a stream bed. There are mostly rock blocks in this area and some travertines. The first 200 meters from the entrance of the cave is the

lower level and it is constantly immersed in water. At the end of the lower level there is a 40 meter steep exit. This exit and adjoining walls are covered with white travertine. This is the most beautiful part of the cave.

A world heritage: Buttoned houses

The mountains of İbradı which are covered with rocks and forests have deeply affected the architecture of the borough. The geographical structure has made the locals expert in stone and wood workmanship and buttoned houses which can only be seen in this region ANTALYA 37

Kasım / Aralık Eylül - November / Ekim -/ September December / October 2012


Sülek Yaylası

evler, soğuk kış günlerinde ise sıcaktır. Düğmeli evler yapım tekniğiyle depreme de dayanıklıdır.

Üzümdere Vadisi’nde tabiat şöleni

Akdeniz’in hemen karşısında tüm heybetiyle yükselen Toros Dağları’nın bulutlarla kaplı zirvesinden bir su kaynar. On binlerce yıldır süregelen büyük buluşma için Akdeniz’e doğru çağlamaya başlar. Yolda diğer kaynak suları da dahil olur bu yolculuğa. Kaynak suları dereleri, dereler ise nehirleri oluşturur. Nehir, geçtiği her yere hayat verir. Hayat vermekle kalmaz, eşi benzeri az bulunur doğal güzellikler de oluşturur. Toroslardan başlayıp, Akdeniz’in mavi sularında sona eren yolculuğun İbradı’da oluşturdu38

ANTALYA

ğu bu güzellik Üzümdere Vadisi’dir. Onlarca kuş türü suyun hayat verdiği vadide bir başka cıvıldar; kırmızı benekli alabalıklar özgürce yüzer; 60’ı endemik yüzlerce bitki türü Üzümdere’nin güzelliğine güzellik katar. Nehrin geçtiği noktalardaki meyve ağaçları da bu şölene eşlik eder. Bunca doğa harikasının buluştuğu Üzümdere Vadisi, eşsiz bir manzaraya sahiptir. En ünlü ressamların tuvallerine yansıttığı manzaralardan daha büyüleyici bir manzarası vardır. Üzümdere Vadisi, her mevsim ayrı bir güzelliği içerisinde taşır. Kışın beyaza bürünür, yazın yeşile. Doğa ile baş başa kalmak isteyenler için en doğru adrestir. Huzur dolu doğa yürüyüş alanları arasında ilk sırada yer alır.

Kasım / Aralık - November / December 2012

were born. Buttoned houses are made without mortar by putting vertical beams in stone walls with 50-60 centimeter intervals. These houses were added to UNESCO’s world heritage list. The outer walls of these houses are 60-70 centimeters thick. The outer exterior is not plastered while the interior is plastered with a mix of hay and muddy white soil. Wood that is used in buttoned houses is from turpentine wood which is abundant in the area. Turpentine wood which is also used for the interior lasts for centuries. These houses are magnificent. Buttoned houses are warm in the winter and cool during the summer. They are also resistant to earthquakes.

A magnificent nature in Üzümdere Valley

Water boils on the snow covered peaks of Taurus Mountains. This water starts flowing to the Mediterranean for a meeting that has been going on for centuries. Along the journey, other water resources join in and make up the rivers and creeks along the route. The river breathes life into every soil it passes and establishes amazing scenic beauties. These beauties which start at the Taurus Mountains and end at the vast blue of the Mediterranean manifest themselves at Üzümdere Valley in the borough. Thousands of birds chime in the valley, fish swim freely and over 60 endemic plants add


Üzümdere Vadisi

ANTALYA 39

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Bülent Ay İbradı Kaymakamı

District Gavernor Of İbradı

“Dağların arasında saklı kalmış cennet”

“Manavgat İlçesinin kuzeyinde Toroslar’ın üzerinde kurulmuş ve engebeli dağların arasında saklı kalmış şirin ilçemiz İbradı’nın geçmişinin Roma devrine kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Helenistik döneme ait tarihi kalıntılar bu iddiayı doğrular niteliktedir. 1990 yılında ilçe olan İbradı, üç köy ve bir beldeden oluşmaktadır. İlçemiz, doğa harikası ve oksijen deposu olarak nitelendirebileceğimiz yaylalarıyla önemli alternatif turizm alanların başında gelmektedir. Coğrafi zorluk sonucu, ağaç hatılların iç içe geçirilmesiyle inşa edilen tarihi İbradı konakları ve düğmeli evleri paha biçilemeyen somut kültür varlıklarıdır. “Kentsel Sit ” özelliğine sahip İbradı, toplam 134 tescilli yapı ile Antalya’da Kaleiçi’nden sonra en yaygın koruma alanlarından birisidir. Altınbeşik Mağarası Milli Parkı, bin 156 hektarlık alanıyla Antalya’daki en küçük milli park olmasına karşın, dünyanın en büyük üçüncü; ülkemizin ise en büyük yer altı mağarasıdır. Gerçekten de Altınbeşik Mağarası, yanı başında akan Manavgat Çayı, karstik topografyası ve endemik bitki türleri ile eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır. Güneş enerjisi kullanılarak daha modern bir şekilde aydınlatılacak olan mağaramız, içerisinde barındırdığı 40

ANTALYA

oksijen ile özellikle astım hastaları için adeta bir şifa deposudur. İbradı denilince akla ilk olarak “mesleği okumak” olan kişiler gelmektedir. Coğrafi koşulların zor, imkânların sınırlı olmasına karşın İbradı, yıllar boyunca, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kadar sayısız üst düzey görevlerde bulunmuş devlet adamı yetiştirmiştir. Hâlihazırda okuma-yazma oranının yüzde yüz olduğu ilçemizde, eğitime verilen önemden ödün verilmemektedir.

It is believed that the history of our borough which is located on the Taurus Mountains to the north of Manavgat dates back to the Roman Empire. Hellenistic era artifacts support this theory.

İlçenin dağlık bir bölgede bulunuşu hayvancılık faaliyetlerini geliştirmiştir. En çok beslenen hayvan kıl keçisidir. Sahip olduğu endemik bitki türleri açısından önemli bir coğrafya olan ilçemiz sınırlarında ayrıca Arabastı Kestanesi, üzüm, ceviz, badem, kestane ve kuzugöbeği gibi tarımsal ürünler de yetişmektedir. Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait üç yüz civarında mezarın bulunduğu ilçemiz, gerçekten de görülmeye değer bir yerleşim yeridir. Bu vesile ile milyonlarca kişi tarafından takip edilen Antalya Kültür ve Turizm Dergisi’nin ilçemizin tanıtılmasına çok ciddi katkıda bulunacağını düşünüyor, dergininin hazırlanmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.”

İbradı, which became a borough in 1990, consists of three villages and one town. Our borough is an important alternative tourism region with its plateaus. The mansions and buttoned houses of the borough which were built because of difficult geographical conditions are valuable cultural assets. The borough, which is an urban protected site, is one of the biggest protected sites in Antalya with 134 registered structures. Altınbeşik Cave National Park, with its 1156 hectare area, is the world’s third biggest underwater cave. The cave, with the Manavgat Creek right besides it, its karstic topography and endemic plants, is a wonder of nature. The

Kasım / Aralık - November / December 2012

“A heaven hidden inside mountains”

cave is a source of treatment for asthma patients with its oxygen levels. The cave will be illuminated with solar energy in the near future. The first thing that comes to mind when İbradı is mentioned is people who read. Despite tough geographical conditions and limited means, the borough has educated many statesmen during the Ottoman and Republic periods. Literacy is 100% and education is our top priority. Livestock breeding is common in the borough which is built on mountains. The most popular animal is goat. Our borough is also an important area in terms of endemic plants. Our borough, which also includes 300 tombs belonging to the Ottoman period, is worth visiting. I believe that this magazine will help advertise the important assets of our borough and thank everyone involved.”


Arabastı Kestanesi

İbradı’nın ayrıcalığı Arabastı Kestanesi

Akdeniz’in benzersiz kumsallarının eşlik ettiği mavi sularını geride bırakıp Toros Dağları’na doğru tırmandıkça, heybetli dağların içerisinde gizli vadiler, kanyonlar, sarp kayalıklar, akarsular karşılar misafirlerini. Zirveye yaklaşıldıkça iklim de değişir, bitki örtüsü de. İbradı’ya gelindiğinde Antalya’nın başka hiçbir ilçesinde, beldesinde ve köyünde bulunmayan bir ağaç türü görünür, kestane ağaçları. Her türlü sebze ve meyvenin yetiştiği Antalya’da kestane ağaçları, ilin zenginliği, İbradı’nın ise ayrıcalığıdır. Kestane ağaçlarının arasında bir tanesi vardır ki ilçenin anıt ağacıdır. 24 metrelik çevresi ve bin yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en yaşlı kestane ağaçların-

dan olan bu anıt ağaç İbradı halkı tarafından ‘Arabastı Kestanesi’ olarak adlandırılır. İbradı, tarihi boyunca 3 kez büyük yangın ile karşılaşmış, 1889 yılında çıkan yangında ilçedeki çok sayıda konak kül olmuştur. İlçede 1889 yılındaki kadar zararlı olmasa da 1861 yılında da yangın çıkmıştır. Bu yangının neden olduğu zarardan çok, çıkış nedeni büyük ses getirmiştir. Çünkü bu yangını Mustafa Efendi’nin siyah cariyesi Zeynep çıkarmıştır. Kundaklama sonucu çıkartılan yangınların bir daha tekrarlanmaması ve ibreti alemlik bir ceza verilmesi kararlaştırılmıştır. Cariye Zeynep’in asılarak idam edilmesine hükmedilir. İdam, ilçenin anıt ağacında gerçekleşir. Bu nedenle yaklaşık olarak bin yaşındaki kestane ağacının adı ‘Arabastı Kestanesi’ olarak kalır.

to the beauty of the valley along with fruit trees near the river. Üzümdere Valley has an amazing panorama. Üzümdere Valley is covered with white during the winter and green during the summer. It is an ideal place to spend time alone with nature.

İbradı’s unique Arabastı Chestnut

As you leave behind the amazing beaches of the Mediterranean and climb towards Taurus Mountains, secret canyons, steep cliffs and rivers greet you. The weather changes as you near the summit, as does the flora. As you reach İbradı, there is a type of tree that can only be seen in the borough; chestnut trees. These trees are

the richness of the city where all kinds of fruits and vegetables grow and what makes İbradı special. Among these trees, there is one that is the symbol of the borough. The 1000 year old big tree is called ‘Arabastı Chestnut’ by the locals. İbradı was devastated by 3 big fires during its history. Many of the mansions were destroyed during the fire in 1889. There was another, yet less destructive, fire in 1861. Not the effect but the cause of the fire was the real issue; the fire was started by a concubine named Zeynep. The concubine was sentenced to death by hanging in order to make an example of arsonists. The concubine is hanged on the monumental tree. ANTALYA 41

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Tol Han

Kervanların durağı Tol Han

Asırlar boyu kervanların geçiş noktası olan Eynif Ovası, Toros Dağları’nın bir yakasından diğer yakasına uzanan bir yolculuğun dinlenme durağıydı aynı zamanda. Kervanların Eynif Ovası’nda verdiği molanın adresi ise Selçuklu döneminden kalma 13. yüzyılda yapılan Tol Han’dı. Heybetli dağların içerisinden geçerek Eynif Ovası’na ulaşan kervanlar yolun yorgunluğunu Tol Han’da atardı. Eynif Ovası’nın Kesikbel mevkiinde bulunan Tol Han, bugün yıkık durumda. Handan geriye kalan tek şey çökmüş duvarlar ile zamana meydan okuyan kemerler. Yıkık duvarları ve yıkılmamak 42

ANTALYA

için direnen kemerleriylegörkemli bir yapı hüviyetinden çok uzak olsa da yine de görülmeye değerdir Tol Han. Öyle ki bu hali bile ziyaretçilerini farklı hayallere daldırmaya yeter de artar.

Modern dünyadan uzak Sülek Yaylası

İbradı’nın kuzeyine doğru yol almaya başladığınızda önce çam ormanları çıkar karşınıza. Ormanın içinde kıvrılarak devam eden yolu takip ettikçe çam ağaçları yerini sedir ağaçlarına bırakır. Yolun bir tarafında ormanlar, diğer tarafında Akdeniz’in önünde set gibi duran zirveler sıralanır. Toros Dağları’nın tepesine yakın noktalarda devam eden yolculuk, muhteşem manzaralar

Kasım / Aralık - November / December 2012

The stop of caravans: Tol Inn

Eynif Plain, which was the passage way of caravans for centuries, was also a rest stop during the long journeys from one side to the other in the Taurus Mountains. During these stops, Tol Inn built in the 13th century from the Seljuk period was the popular choice of caravans at Eynif Plain. Today, the inn which is located at Kesikbel region is in terrible shape. The only thing that is left is its collapsed walls and arches. Even though it doesn’t look like the magnificent building it once was, it is worth seeing.

Away from the modern world: Sülek Plateau

When you start heading towards the north of

İbradı, you will see pine forests. When you follow the road inside the forest, cedar trees begin to emerge. On one side of the road are forests and the peaks of mountains on the other. After going 22 kilometers from the borough, you will reach Sülek Plateau. You can hear the sounds of waters from every corner of the forest which is filled with pine and cedar trees. There are water sources under the mountains which is 1500 meters high. The plateau is covered with snow during the winter. When spring comes, snowdrops start showing up. It is an ideal address to come to during the hot summer days of Antalya. When summer comes, people flock to


ANTALYA 43

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Muharrem KAYA İbradı Belediye Başkanı İbradı Chief Magistrate

“Alternatif turizmin parlayan yıldızı” “Antalya’nın 170 kilometre doğusunda, denizden bin 50 metre yükseklikte Toros Dağları’nın arasında güzel bir yayladır İbradı. Çam ve sedir ormanlarının arasında yer alan ilçemiz yaz aylarında temiz ve serin havası ile sakinlerine hayat verir. Hava sıcaklığı gündüzleri 25-30 derece, geceleri 10-15 derecedir ve nem olmaması nedeniyle en sıcak günde bile rahatsızlık vermez. Bağcılık ilçemizin en önemli geçim kaynağıdır. İbradı üzümü, pekmezi ve balı ile ünlüdür. Kış aylarında karların arasından çıkan ve eşsiz güzelliğe sahip olan kardelenler de ilçemizle özdeşleşmiştir. Yüksekliği 2 bin metreyi bulan dağlarımızda tıbbi ve aromatik bitkilerin tümüne rastlanır. Dağlarda kayalıkların arasından fışkıran sular, bölgeye hayat verdiği gibi eşsiz doğal güzelliklerin oluşmasını sağlar. İlçe halkının yüzde 98’i okuma yazma bilir. İbradı halkının mesleği okumaktır. Ekonomide, siyasette, bilim alanında yetiştirdiği önemli isimler, İbradı’nın ilim irfan yuvası olduğunun en güzel göstergesidir. Mesleği okumak olan İbradılılar, tarihten günümüze kadar her alanda önemli şahsiyetler yetiştirmiştir. İbradı, Osmanlı bürokrasisine kadı, paşa, ulema yetiştiren bir bölge olarak ün salmıştır. 1960 44

ANTALYA

Anayasası’nı yazan Muammer Aksoy da İbradılıdır. Tarihte 3 büyük yangına sahne olan İbradı, 1889 yılından sonra yeniden inşa edilmiştir. Otantik bir Anadolu ilçesi olan İbradımız, düğmeli evleriyle de ünlüdür. Ormana beldesi ve Ürünlü köyünde asırlara meydan okuyan rengârenk düğmeli evler misafirlerimizi beklemektedir. Doğal güzellikler açısından zengin olan ilçemiz, alternatif turizmin gerçek adresidir. Türkiye’nin en büyük, dünyanın üçüncü büyük yer altı göl mağarası Altınbeşik, ilçemizdedir. Beyşehir Gölü’nden gelen su Altınbeşik Mağarası’ndan geçerek, Akdeniz’e karışır. Mağaranın girişindeki göl nedeniyle içeriye ancak botla girilebilir. Mağaranın girişindeki ve içerisindeki göller, eşsiz doğa harikasına ayrı bir güzellik katar. Mağara, içindeki sarkıtlar, dikitler, traverten gölleri ve benzeri oluşumlarla alternatif turizmin parlayan yıldızıdır. Bunların yanı sıra bin yaşındaki Arabastı Kestanesi, Üzümdere Vadisi, dağ keçileri, rengarenk kelebekler, heybetli dağlar, ilçemizin görülmesi gereken değerlerindendir. Antalya’nın sıcak yaz günlerinde serin ve tertemiz havada, dingin günler geçirmek için ilçemizde görüşmek dileğiyle…”

Kasım / Aralık - November / December 2012

“The shining star of alternative tourism” “İbradı is a beautiful borough 170 kilometers to the east of Antalya, 1050 meters above sea level. Our borough gives life to its visitors during the summer with its clean and crisp air. The temperature is 25-30 degrees during the day and 10-15 degrees at night and there is no humidity. Viticulture is an important source of income. İbradı is famous for its grapes, molasses and honey. Snowdrops which also bloom in the winter are synonymous with our borough. There are medicinal plants and herbs on our mountains. Waters that spurt out of rocks breathe life into the area and make for an amazing panorama. 98% of our citizens are literate. Education is important and that is why many famous statesmen and scientists are from İbradı. İbradı was known to have educated many bureaucrats during the

Ottoman period. Muammer Aksoy, who wrote the 1960 constitution, is also from İbradı. The borough, which was plagued by three fires, was rebuilt after 1889. Our authentic town is famous for its buttoned houses. Our borough, which is rich in natural beauties, is the real address of alternative tourism. Turkey’s biggest and the world’s third biggest underwater cave Altınbeşik is in our borough. The cave is only accessed via boats. The lakes at the entrance and inside the cave are amazing. There are stalactites, stalagmites and travertines inside the cave. In addition, the thousand year old Arabastı chestnut tree, Üzümdere Valley, mountain goats, colorful butterflies and grand mountains are other attractions in the borough. We hope to see you during the summer for a serene vacation…”


eşliğinde sürer gider. İbradı’dan 22 kilometre uzaklaştıktan sonra Sülek Yaylası’na ulaşılır. Çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı ormanın dört bir yanından pınarlar çağlar. Yaklaşık bin 500 metre yüksekliğe sahip dağın altı su kaynağıdır. Kış aylarında beyaza bürünür Sülek Yaylası. Mevsimler ilkbaharı gösterdiğinde ise Sülek Yaylası’nda kardelenler boy gösterir. Yaz mevsimsinde serin ve temiz havası ile Antalya’nın yakıcı günlerinden uzaklaşıp, rahat bir nefes almak isteyenler için en ideal adrestir. Yazın gelmesiyle birlikte, Sülek Yaylası’na göç de başlar. İbradı’nın yanı sıra Alanya, Manavgat ve Antalya’dan çok sayıda kişi Sülek Yaylası’na gelir; çam ve sedir ağaçlarının altına çadırlarını kurar. Binanın olmadığı yaylada, çadırlar içerisinde modern dünyanın nimetlerinden uzak, doğa ile baş başa bir yaşam sürülür. Ta ki havaların soğumaya başladığı Eylül ayına kadar...

Nostaljik bir kasaba Ormana

Akdeniz’in tam karşısında, Anadolu düzlükleri önünde bir kalkan gibi durur, heybetli Toros Dağları. Akdeniz’e bakan tepesi karlarla kaplı zirvenin hemen arkasında ise nostaljik bir Anadolu kasabası yer alır. Otantik yapısının bozulmamasını istercesine sokulmuştur Torosların koynuna. Antik Erymna Kenti’nin üzerine kuruludur Ormana beldesi. Ormana’nın her sokağında bahçesi çiçeklerle süslenmiş,rengârenk düğmeli evler bulunur. Mima-

the plateau. Besides İbradı, many people from Alanya, Manavgat and Antalya come here and set up tents under the trees. They live in their tents without the blessings of the modern world until September.

A nostalgic town: Ormana Taurus Mountains rise across the Mediterranean and shield the plains of Anatolia. There is a nostalgic Ottoman town right behind the snow covered peaks of the mountains. It is nestled inside the mountains as if to protect its authenticity. The town of Ormana is built on the ruins of Erymna antique city. There are buttoned houses adorned with flowers on balconies on each street in Ormana. The architecture of these houses is amazing and wood that is used everywhere except the entrance adds more beauty to these houses. A little outside the town are pine and cedar forests. Ormana, which is covered in snow in the winter, is like heaven during spring.

The home of wild horses Eynif Plain stretches for miles between grand mountains covered with pine and cedar trees. This plain was an important stop between Antalya and Konya for caravans throughout history. When caravans gave way to cars and cars opted for different routes, the plain grew silent. Now, it is the home of wild horses. These horses, which don’t have owners, live freely. Nearly 200 horses run around the ANTALYA 45

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


“Ormana Akdeniz’in Safranbolusu olacak”

“1990’lı yıllarda 4 bin, 5 bin kişinin yaşadığı, ilkokulunda 300-400 öğrencinin okuduğu, saf, temiz, nüktedan, dürüst, çalışkan insanların yaşadığı, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın etkisiyle fakirliğin diz boyu olduğu, daha sonra geçim derdiyle başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlere göç veren, fakat hiçbir zaman atasını, dedesini, ebesini, ‘doğdukları yeri unutmayanların’ beldesi Ormana… Sağlık ocağından parkına, camisinden okuluna kadar bütün yatırımları hayırsever hemşerilerce yapılan, devlet millet işbirliğinin en güzel örneklendiği beldedir Ormana… Atamızdan miras kalan, korunması gerekli kültür varlığı olan düğmeli evlerimiz, tepenin altında ve çevresinde

dağılan Erymna Antik Kenti, tarihi İpek Yolu güzergâhındaki Tol Han’ı, yılkı atlarının diyarı Eynif Ovası, Karadağ’a çıkarken Selviler, Onas Tepesi, Sınat Tepesi, Bildire, bağ arası yolları, tabiat güzellikleri, güzel ve duygulu insanları… Allah’ın bizlere verdiklerinin farkındayız ve bunları koruyup, gelecek nesillere aktarmak amacındayız. Ormanalının bu bilinci, bu sevgisi Ormana’yı Antalya’nın, Akdeniz’in Safranbolu’su yapacaktır. Vatandaştan aldığımız destek tamdır. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Antalya Valiliği’nin destekleri ile kısa zamanda hedefe ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz. Hala Ormana’yı, İbradı ve çevresini görmediyseniz, sizleri bekliyoruz.

Mehmet Ayhan KESKİN Ormana Belediye Başkanı İbradı Chief Magistrate

“Ormana will be the Safranbolu of the Mediterranean” “Ormana is a town where 4000-5000 people lived in the 1990’s, where 300-400 students went to its elementary school and where simple, honest and hardworking people live. It is a place not forgotten by those who went to big cities after the devastation of WW1 and WW2… Ormana is the best example of citizen-government cooperation with its health clinic, park, mosque and school where all investments are realized by charitable citizens… It harbors cultural assets such as buttoned houses that need to be protected, Erymma antique city that is located under a hill, Tol Inn, which is on the Silk

46

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012

Road, Eynif Plain which is where horses roam freely, Selviler, Onas Hill, Sınat Hill, Bildire, roads among vineyard, scenic beauties and sentimental people… We know what God has blessed us with and we intent to protect and transfer these blessings to future generations. This philosophy and love will make Ormana the Safranbolu of the Mediterranean. We have the full support of our citizens and we truly believe that we will reach our goals with the support of the Ministry of Culture and Tourism and the Governorship of Antalya. If you still haven’t seen Ormana, İbradı and its vicinity, now is the time. “


risi ile görenleri büyüleyen bu düğmeli evler, bahçe ya da sokağa bakan üç yanı çıkıntılı cumba şeklindeki şahnişin en güzel örneklerini sergiler. Giriş kapısının ardındaki bölüm dışında evin her alanında kullanılan ahşap, yapıya ayrı bir güzellik katar. Beldenin biraz dışına çıkınca ise çam ve sedir ormanları uzanır gider. Kış aylarında beyaza bürünen Ormana, sonbaharda sararan yapraklarla ressamların tuvale yansıttığı, hayallerdeki cennetten farksızdır.

Yılkı Atları’nın diyarı

Eynif Ovası, çam ve sedir ağaçlarıyla kaplı heybetli dağların arasında binlerce dönüm boyunca uzanır gider. Uçsuz bucaksız bu ova, tarih boyunca kervanların Antalya-Konya arasında önemli bir durağı olmuştur. Kervanların yerini taşıtlara bırakması, taşıtların da farklı bir güzergâhtan geçmesi Ey-

nif Ovası’nı sessizliğe büründürmüştür. Şimdilerde ovada yalnızca dörtnala koşan atların ayak sesleri yankılanır. Yılkı Atları’dır onlar. Sahibi olmayan bu atlar, Eynif Ovası’nın geniş düzlüklerinde yaşamlarını sürdürürler. Yaklaşık 200 at, gruplar halinde gün boyu ovayı dolaşır, ovanın geniş düzlüklerinde yayılıp otlar, bazen de dörtnala koşarlar. Kahverengi, beyaz ve siyah renkteki bu atlar, gruplar halinde yaşarlar. Kendi grubundan başka bir gruba karışmayan bu atlar, hiçbir atı da gruplarına dahil etmezler. Dağın ortasındaki ovada doğar, uçsuz bucaksız düzlükte yaşar ve başka bir yere gitmeden yok olup giderler.

Çam ve sedir ormanları beyaz örtü ile daha da güzelleşir. Yaklaşık bin 200, bin 500 metre yüksekliğe sahip dağlarda kış çetin geçer. Bu koşullarda kardelenler hariç hiçbir bitki yeşermeye, tomurcuk verip filizlenmeye cesaret edemez. İbradı dağlarının karla kaplandığı Şubat ve Mart aylarında, hava sıcaklığının sıfırın altına düştüğü günlerde dahi kardelenler karın altında gelişmeye başlar. Bazen kayaların arasında, bazen bir ağacın altında filizlenip karlı kaplı dağlara aldırmadan eşsiz güzelliğini sergiler. Türkiye’de bulunan 11 çeşit kardelen türünün ikisi İbradı dağlarında yetiştir. Bu türün soğanlarının ticari açıdan değerli olması da kardelen varlığının önündeki en büyük tehdittir.

Torosların cesur çiçeği Kardelenler

Baharın müjdecisi kelebekler

Kışın kendini iyiden iyiye hissettirmesiyle birlikte Toros Dağları beyaza bürünür.

İbradı’ya baharın gelmesiyle birlikte beyaz örtünün yerini yeşilin farklı tonları

plain and feed in groups. They always travel in a group and don’t mess with other groups.

The brave flower of Taurus: Snowdrop

When winter arrives, Taurus Mountains are covered in white making the pine and cedar forest more beautiful. Winter is harsh in the mountains and only brave snowdrops bloom. Even though the temperature is below zero, these flowers start growing under the snow. Two of the 11 types of snowdrops found in Turkey grow in the borough. The fact that the bulb of these flowers is valuable is a danger to the species.

Butterflies:

the harbinger of spring When spring comes, the borough is covered in green. Flowers start ANTALYA 47

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


alır. Çiçekler açmaya, kuşlar ötmeye başlar. Güneşin içimizi ısıtan yüzünün görünmesiyle İbradı’da doğa uyanır, sayısız bitki ve canlı türü baharı selamlar. Bu canlıların en özeli ise rengarenk kelebeklerdir. İlkbaharın gelişiyle birlikte İbradı dağlarında uçuşmaya başlarlar. Beyaz örtünün yeniden İbradı’ya hakim olacağı güne kadar, vadilerde, buz gibi suların çağladığı engin dağlarda görsel bir şölen sunarlar. İbradı’daki doğal zenginlik kelebeklere de yansır. Siyah ve kırmızı, mavi ve beyaz, pembe ve turkuaz kanatlarıyla insanı cezbeden renklere sahip olan bu kelebeklerin en önemli yaşam alanlarından biridir İbradı.

Heybetli dağların simgesi dağ keçileri

Üzümdere Vadisi’nin iki yanında yükselir heybetli dağlar. Göğe merdiven dayamışça-

blooming and birds begin to sing. Nature awakens with the sun and thousands of plants and animals salute spring. The most special of these creatures are the colorful butterflies. They start flying on the mountains as spring arrives. They make for an amazing panorama at the valleys and streams until winter. These butterflies, which have various colors of wings, are happy to be living in this cute borough. sına yüksek zirveleri çoğu zaman bulutlardan görülmez. Sarp kayalıkların, derin vadilerin, geçit vermez uçurumların bulunduğu bu dağlar, sayısız bitki ve canlı türüne de ev sahipliği yapar. İbradı’nın hemen arkasından yükselen bu dağlarda yaşayan öylesine güzel bir canlı vardır ki görenleri kendine hayran bırakır. Heybetli dağların simgesidir o. İnsanların girmekten korktuğu, başka canlıların adım

atmaktan çekindiği alanlarda hep o vardır. Yabani dağ keçileridir onlar. İbradı dağlarında gruplar halinde yaşarlar. Kimi zaman 2’li 3’lü, kimi zaman 20’li 30’lu gruplar halinde, bazen bir uçurumun derinliğinde, bazen de bir kayanın üzerinde görülürler. Erkek dağ keçileri, görkemli boynuzları ile dikkat çeker. İbradı dağlarında yaşı 20’ye ulaşmış dağ keçilerinin boynuzları 140 santimetreye kadar uzar.

Mountain goats:The symbol of grand mountains

Grand mountains rise on both sides of Üzümdere Valley. Their cloud covered peaks are seldom visible. These mountains, which harbor steep rocks, deep valleys and cliffs, house numerous plants and animals. There is one animal that people are awed when they see it. It is the symbol of these mountains. They are wild goats. They live in groups. The male attracts attention with its magnificent horns. Wild goats that are 20 and more years old can have horns up to 140 centimeters.

İlim irfan yuvası

A place of education and science

Toros Dağları’nın arasında sayısız doğal güzelliğe sahip olan İbradı’nın bir diğer önemli özelliği ise ilçede eğitime çok önem verilmesidir. İbradı’dan hem Osmanlı İmparatorluğu hem de Türkiye Cumhuriyeti döneminde önemli devlet adamları yetişmiştir. Bu isimler, ulaştıkları mertebe ve devlete hizmetleriyle her daim İbradılının gururu olmuştur. Yapılan bir araştırmaya göre İbradı’dan 7 bakan, 24 milletvekili, 21 profesör, 25 Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanı ve üyesi çıkmıştır. İbradı’nın eğitim alanında ileri gitmesi ve önemli devlet adamları yetiştirmesinin temeli Minkarizadelerin İbradı’ya yerleşmesiyle atılmıştır.

Another characteristic of the borough is that education is very important. The borough has raised important statesmen during the Ottoman and Republic periods. These names have always been a source of pride for the borough. According to statistics, 5 ministers, 24 MPs, 21 professors and 25 judges were educated in İbradi. The source of good education in the borough comes from the fact that the Minkarizade family settled in the borough.

İbradılı önemli isimler ve gerçekleştirdikleri görevler şunlardır: Ali Hüsrev Bozer - Başbakan Yardımcılığı, Sefa Giray - Bayındırlık Bakanlığı, Prof. Yüksel Bozel- Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü, Halit Nazmi Bey - Maliye Bakanlığı, Prof. Dr. Osman Sipahioğlu Kandilli Rasathanesi, Hazım Teregün - Danıştay Başkanlığı, Korkut Boratav- İktisat Prefösörü. Bunun yanı sıra dünyaca ünlü modacı Zeki Başeskioğlu ile turizmci Mehmet Ersoy da İbradılıdır. 48

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012

Here are some of the famous names from İbradı: Ali Hüsrev Bozer – Vice President, Sefa Giray – Minister of Public Works, Prof. Yüksel Bozel – Dean of Hacettepe University, Halit Nazmi Bey – Minister of Finance, Prof. Dr. Osman Sipahioğlu - Kandilli Observatory, Hazım Teregün – State Council President, and Korkut Boratav – Finance Professor. In addition, world famous designer Zeki Başeskioğlu and ETS Tour Chairman Mehmet Ersoy are from İbradı.


ANTALYA 49

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


50

ANTALYA

Kas覺m / Aral覺k - November / December 2012


Yazı / Article: Özgür Önder

Kayalar şenlendi Bey Dağları’nda ormanların arasından yükselen sarp kayalıklar, bu yıl 12’ncisi düzenlenen ‘Ulusal Kaya Şenliği’ ile renklendi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen sporcular, 2 gün boyunca Geyikbayırı İnlerönü mevkiinde kaya tırmanışı yaptı.

The rocks are alive! Steep cliffs that rise among the forests in Bey Dağları was colorful with the 12th National Rock Festival. Sportsmen from all over Turkey climbed the cliffs for two days at the Geyikbayırı İnlerönü region.

M

avinin yeşille kucaklaştığı Akdeniz sahilinin hemen ardından yükseliyor zirvesi karlarla kaplı Bey Dağları. İçerisindeki kanyonlar, vadiler, şelaleler, mağaralar ve derelerle Antalya’nın güzelliğine güzellik katıyor. Yemyeşil ormanların yanı başında yükselen dik kayalıklar ise Bey Dağları’na ihtişam kazandırmakla kalmıyor, bu eşsiz coğrafyayı keşfetmek isteyen sporcuları ağırlıyor. Her yıl Ekim ayındaToroslar Doğa Sporları Kulübü (TODOSK) tarafından organize edilen ‘Ulusal Kaya Şenliği’nde yüzlerce doğa sporcusu sözleşmişçesine soluğu Bey Dağları’nda alıyor.

Bey Dağları’nda buluştular Antalya’da bu yıl 12’ncisi düzenlenen ‘Ulusal Kaya Şenliği’, geçmişte olduğu

B

ey Dağları rise just behind the Mediterranean shore where the blue meets the green. The canyons, valleys, waterfalls, caves and creaks add to the beauty of Antalya. The steep cliffs that rise next to green forests not only make the mountains more glamorous, they also accommodate sportsmen who want to explore this unique geography. During the national Rock Festival organized by the Taurus Nature Sports Club, hundreds of nature sportsmen flock to Bey Dağları.

They gathered at Bey Dağları

The festival, which was organized for the 12th time this year, was the meeting place of rock climbers from all over Turkey just like it was in the past. The sportsmen, ANTALYA 51

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


gibi yine Türkiye’nin dört bir yanından çok sayıda sporcuyu Bey Dağları’nda buluşturdu. Geyikbayırı İnlerönü mevkiinde kamp kuran sporcular, gün boyu Bey Dağları’nın sarp kayalıklarında tırmanış yaptı. Profesyonel tırmanıcılar zorlu rotalarda zirveye ulaşma mücadelesi verirken, yeni başlayanlar ya da ilk kez tırmananlar uzman eğitmenler gözetiminde basit rotalarda tırmanış gerçekleştirdi. Bey Dağları’nda güneşin batmasıyla birlikte sporcular yaktıkları kamp ateşi etrafında bir araya gelerek hem günün yorgunluğunu attı hem de bağlama eşliğinde türküler söyleyerek etkinliği renklendirdi.

Geyiksivrisi Dağı’na tırmandılar

‘Ulusal Kaya Şenliği’nin ikinci günü sporcular Ge52

ANTALYA

yikbayırı İnlerönü mevkiinde tırmanışlarını sürdürürken, TODOSK üyesi 9 sporcu, bin 834 metre yükseklindeki Geyiksivrisi Dağı’na tırmandı. Güneş doğmadan Çağlarca Köyü’nden tırmanışa geçen sporcular, 3 ayrı noktada ip kullanarak teknik tırmanış gerçekleştirdi ve saat 10.00 sıralarında zirveye ulaştı. Sarpkatran mevkiinde hava koşullarının kötüleşmesi üzerine dönüşe geçen sporcular, aniden bastıran yağmur ve dolu nedeniyle zor anlar yaşasa da saat 16.00 sıralarında sorunsuz bir şekilde kamp alanına ulaşmayı başardı. Kaya tırmanışının yanı sıra zirve tırmanışı da gerçekleştiren sporcular onlarca güzel anıyla evlerine geri döndü.

Kasım / Aralık - November / December 2012

who set up camp at Geyikbayırı İnlerönü, climbed these steep cliffs all day long.While professional climbers tried to reach the summit through tough routes, first timers climbed through easier routes accompanied by expert teachers. After a long day of climbing, sportsmen gathered around the fire at the camp and sang songs.

They climbed Geyiksivrisi Mountain

On the second day of the festival, while sportsmen continued to climb in Geyikbayırı İnlerönü region, 9 members from the

club climbed the 1834 meter Geyiksivrisi Mountain. The sportsmen, who started climbing from Çağlarca village before sunrise, realized a technical climb in three different spots with ropes and reached the summit at 10.00. The sportsmen, who had to return to base at Sarpkatran region because of bad weather, reached the camp at 16.00 despite heavy rain and wind. Participants who climbed to the summit in addition to rock climbing, returned home with colorful memories.


ANTALYA 53

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


54

ANTALYA

Kas覺m / Aral覺k - November / December 2012


Ormanın içindeki gizli kent:

Seleukeia Uzaktan bakıldığında çam ağaçlarından görülmez Seleukeia. Ormanlarla kaplı uzun bir sırttan çıkılınca önce anıtsal kapısı, ardından agorası karşılar misafirlerini. Helenistik dönemde kurulan kent, bugün hala ayakta kalmayı başaran yapıları ile ziyaretçilerini büyüler.

A hidden city inside the forest: Seleucia When you look from a distance, you can’t see Seleucia between pine trees. After walking through the forest, you will first see its monumental door and then its agora. The city, which was built during the Hellenistic age, surprises its visitors with its structures that have defied time.

İ

nsanoğlunun var olduğu ilk günden bu yana Antalya hep medeniyetlerin beşiği oldu. Mağarada başlayan yaşam, insanoğlunun bilgi ve birikiminin artmasıyla verimli ovalarda, deniz kenarında devam etti. Mimaride ve sanatta oldukça ileri giden ilk Antalyalılar, bazen verimli bir ovada, bazen deniz kenarında, bazen de ormanlar içinde,agorası, kütüphaneleri, kiliseleri, hamamları ve anıtsal yapılarıyla muhteşem şehirler kurdu. Büyük bir kısmı yıkılmış olsa da, Seleukeia (Lyrbe) bu hayranlık uyandıran şehirlere en güzel örnektir. Bir Pamfilya kenti olan Seleukeia (Lyrbe), Side’nin 23 kilometre kuzeydoğusunda Bucakşıhlar Köyü yakınında bulunur. Çam ağaçlarının içerisine gizlenmiş gibi duran Seleu-

keia (Lyrbe), ormandan güneye doğru uzanan bir tepenin üzerine kurulmuştur. Aynı zamanda tepenin üç tarafının dik yamaçlarla çevrili olması, antik kenti dış tehditlerden korunaklı kılar. Helenistik dönemde Seleukaslar tarafından kurulan kentin bugün agorasının büyük bölümü ayaktadır. Galeri, hamam, sarnıç, kilise, şapel, kütüphane, nektareion gibi yapıların ayakta kalan kısımları görülmeye değer özellikler taşır. Seleukeia, bazı kaynaklarda Lyrbe adıyla da geçer, ancak geniş çevreler Seleukeia ismini kullandığı için bu isimle bilinir.

Agora hala ayakta

Kentin güneydoğusundaki uzun bir sırttan ulaşılır ormanlar içindeki Seleukeia antik kenti-

A

ntalya has always been the cradle of civilizations throughout history. Life than began in caves continued on plains and shores with the accumulation of knowledge. The people of Antalya, who were very advanced in architecture and art, built grand cities sometimes on fruitful plains and sometimes near the shore that included an agora, library, churches, baths and monumental buildings. Seleucia, despite being majorly destroyed, is one of the most beautiful examples of these cities. Seleucia, which is a Pamphylia city, is near Bucakşıhlar village 23 kilometers to the northeast of Side. The city, which looks like it is hidden inside pine trees, is situated on a hill that stretches from the forest towards the south. The fact that the hill is surrounded by

cliffs on three sides provides protection for the city from threats. The majority of the agora of the city, which was built during the Hellenistic age, still stands. The remaining parts of the gallery, bath, cistern, church chapel and library are worth seeing. Even though the city is referred to as Lyrbe in some sources, it is widely known by the name Seleucia.

Agora still stands

The city greets its visitors with its monumental door at the agora. After the door, you will see the agora which still has most of its parts and columns. The agora, which is located on the northern slope of the hill where the city center was built, has Hellenistic era characteristics in terms of its architectural details and wall workmanship. As for style, ANTALYA 55

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


ne. Kent, ziyaretçilerini agoranın ayakta kalmış anıtsal yapılı kapısı ile karşılar. Kapıdan geçildiğinde hala büyük bölümü ve sütunları ayakta olan agoraya girilir. Kent merkezinin kurulu olduğu tepenin doğu yamacında bulunan agora, mimari detayları, duvar işçiliği ile Helenistik karakter taşır. Tarzına bakıldığında ise Helenistik devirde gelişen İyon tarzı agoralara benzer. 52x66 metrelik bir alanı kapsayan ve 6 kapısı bulunan agoranın doğusunda ve batısında galeri ve dükkânlar yer alır. Kuzeyinde ise mozaiklerle bezeli kütüphane ve bir eksedra bulunur. Agoranın kuzey batısında ise sütunlu galerinin içinde, 56

ANTALYA

geç antik devir şapeli vardır. Ancak günümüzde sadece temeli kalmıştır. Agoranın batısında ise teraslara yapılmış batı galerisi bulunur. Bu galeriler bugün hala görülebilir ve gezilebilir. Batı galerisinde gerçekleştirilen kazılarda ele geçen İyon sütun başlıkları oldukça iyi durumdadır. Zor işlenen kum taşından yapılmalarına rağmen işçilikleri çok incedir. Agoranın kuzeyinde düzenli dükkânlar yoktur ve kuzeybatı duvarı dışa doğru yıkılmıştır. Güneydoğudaki dükkânların cephesini devam ettiren bir nektareion bulunmaktadır. Yarım daire planlı bu yapıya, kapı üzerin-

Kasım / Aralık - November / December 2012

it looks like the Ion style agoras that were developed during the Hellenistic era. There are galleries and shops on the east and west of the agora which has 6 doors and encompasses a 52x66 meter area. There is a mosaic covered library to its north. The antique era chapel is located to the northwest of the agora but only its foundations remain today. In the west of the agora is the western gallery built with terraces. These galleries can still be toured today. The Ion style columns recovered during the digs in the west gallery are intact. Although they were made from sandstone that is hard to work, their decorations are immaculate. There are no regular stores on the north of the agora and the northwestern wall has col-

lapsed. There is a nectarion that continues the exterior of the shops in the southeast. There is an epigraph with the same name above the door of this half circle planned structure. It is believed that this was a meeting place of some sort. The second floor of the two storey structure was well preserved. There are two smaller structures on either side of this building which is accessed via two large doors. The doorjambs of these doors are decorated. Two of the windows on the upper floor are intact. The half circle shaped walls of the structure are in terrible shape. There are V shaped small clearings under the base. There is a large arched niche between the two doors. The circular shape of


deki yazıta dayanarak bu isim verilmiştir. Burada toplantıların yapıldığı sanılmaktadır. İki katlı yapının üst katının cephesi oldukça iyi durumdadır. İki büyük kapıdan girilen bu yapının yanlarında ise yine iki küçük kapı bulunmaktadır. Kapıların lenfo ve şöveleri özenle işlenmiştir. Orta kapıların lenfoları dil dişli motif ve saçaklık ile bezenmiştir. Yukarı kattaki pencerelerin iki tanesi çok iyi durumdadır. Yapının yarım daire şeklindeki duvarları ise harap durumdadır. Tabanın altında V şeklinde küçük açıklıklar vardır. İki büyük kapının arasında üzeri kemerli ve kapıların seviyesini aşan büyük bir niş vardır. Yapının yarım daire oluşu, içinde oturma basamaklarının bulunabileceği fikrini uyandırır.

Kalp şekilli sütunlar agoraya bakıyor

Agora meydanının dört tarafı sütunlu galerilerle çevrilidir. Kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerdeki sütunlarda kalp şekilleri vardır ve bu şekiller meydana doğru dönüktür. Agora meydanının çevresinde kanalizasyon şebekesine ait kanallar bulunmaktadır. Meydanın kuzeybatı köşesinde ise şapel kalıntısı yer almaktadır. Küçük podiumlu bir prostylostur. Roma devri tapınağından geç antik devir şapeline dönüştürülmüş olan bu yapı hakkında yazılı belge yoktur. Tapınağın ne zaman ve hangi tanrı için yapıldığı ise belli değildir.

Kent, bazı kaynaklarda Lyrbe adıyla anılsa da geniş çevreler tarafından Seleukeia ismiyle tanınır. Even though the city is referred to as Lyrbe in some sources, it is widely known by the name Seleucia.

Kentin batısında tüm çevreye hakim dik bir yamacın kenarında hamam bulunur. Tepenin sağlam kayalık zemini üzerine oturtulan hamam dikdörtgen şeklinde ve oldukça düzenlidir. Plan bakımından birbirine paralel eksenlere sahip sıra tipi hamam tesisidir. Bu tarz hamamlar, Pamfilya’da çok görülmektedir. Side’de bulunan hamam ile benzerlikleri çoktur. Hangi tarihte yapıldığı net olarak bilinmeyen hamamın 4’üncü ya da 5’inci yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Kentin batı nekropolünün güneybatı kenarında kilise bulunmaktadır. Kilise üç nefli bir bazilika olarak nitelenmektedir. Mozaik döşemeli süsle-

the building suggests that there was seating here.

Heart shaped columns overlook the agora

All four sides of the agora area are surrounded by columned galleries. The columns on the northeast and northwest corners are heart shaped and overlook the agora. There are sewer channels around the agora. The remains of the chapel are located on the northwestern corner of the agora. There aren’t any written accounts of this structure which was turned into a chapel from a Roman era temple. We do not know the purpose and construction date of the temple. There is a bath on the side of a steep cliff in the west of the city. The rectangu-

lar planned bath sits on a strong rocky surface. It is a bath that has parallel axis in terms of planning. These types of baths were common in Pamphylia. They share common traits with the bath unearthed in Side. It is believed that the bath was built in the 4th or 5th century. There is a church on the southwestern corner of the western necropolis. The church is considered to be a basilica with three naves. The cemetery is located inside the church which includes mosaic decorations. The complex has a single nave, narthex and a round apse. The corridor which makes up the northern part of the church differentiates the building. The church carries traces from the early Christianity era. ANTALYA 57

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Kent, ziyaretçilerini agoranın ayakta kalmış anıtsal yapılı kapısı ile karşılar. The city greets its visitors with its monumental door at the agora.

ait yapı özellikleri taşır ve İyon düzeninde inşa edilmiştir.

melerin bulunduğu kilisenin içinde mezarlar da bulunmaktadır. Kompleks çekirdek yapısı ile tek nefli, narteksli ve yuvarlak apsisli bir kilisedir. Yapının bu niteliğinin dikkate değer yanı yoktur fakat kuzey tarafında oluşturulan koridor, yapıyı farklı kılmaktadır. Kilise erken Hristiyanlık döneminin izlerini taşır.

Kentten çıkan heykeller Antalya Müzesi’nde

Şehrin içindeki, halkın su ihtiyacını karşılayan sarnıç türü yapılar iyi durumdadır. Kentte, agoranın kuzeybatısında yer alan ve cephesi 58

ANTALYA

agoraya dönük bir de tapınak bulunmaktadır. Podiumlu tapınağın arka ve yan duvarları günümüze kadar sağlam kalmıştır. Tapınak, yüksekliği 1.21 metre olan bir podium üzerine oturmaktadır. Duvarlar kireçtaşı bloklarla pseudo izodomik örgü tekniğiyle örülmüştür. Örgü tekniği ile kentte ayrıcalıklı bir yere sahip olan yapının ön kısmında bulunması gereken sütun ve sütunun başlıkları ne yazık ki bulunamamıştır. Benzerleri Psidia ve Sagalassos’da da görülen tapınak, İmparator Trayan dönemine

Kasım / Aralık - November / December 2012

Bölgede yapılan kazı çalışmalarında yazıtlar da bulunmuştur. Ayrıca heykeller, heykelcikler ve kabartmalar ele geçmiştir. Antalya Müzesi’nde bulunan bu heykellerin arasında sağa doğru koşarken başını arkasına çevirmiş kadın figürlü Tanrıça Leto dikkat çeker. Aphrodite heykelinin ise üst tarafı çıplaktır, ancak belden yukarısı günümüze kadar ulaşamamıştır. Köylüler tarafından tesadüfen bulunan Seleukeia’nın Apollon heykelciği iyi korunmuş durumdadır. Çalıların arasında bulunan Asklepios heykelciği ise baş ve belden aşağısı olmak üzere iki parçadır. Kazı çalışmaları sırasında bulunan eserlerin arasında mozaikler de vardır. Eksedra içerisinde bulunan Orpheus mozaiği işçilik bakımından oldukça başarılıdır. Renkli küçük taşlardan yapılan mozaik bitki motifleri, kıvrılan, akan dallar ve yaprak boşluklarında yer alan çiçeklerden oluşur. Esas panoda ise hayvanlar arasında kithara çalan Orpheus bulunur. Kütüphanede bulunan 7 Bilgeler mozaiği de görülmeye değerdir. Kazı çalışmalarında Seleukeia’ya ait çok sayıda çanak ve çömlek de ele geçmiştir.

Statues recovered from the city are at the Antalya Museum

The cisterns in the city which provide drinking water are in good condition. There is also a temple to the northwest of the agora. The back and side walls of the temple with a podium are well preserved. The temple sits on a 1, 21 meter high podium. The walls were constructed with limestone blocks using the pseudo isodomic braiding technique. The columns and column heads that should have been on the front of the building haven’t been discovered. The temple has traces of the Traian period and was built with the Ion system. Epigraphs were found during the digs in the region in addition to statues, statuettes and bas reliefs. Among these, a statuette if Goddess Leto depicted as running attracts attention at the Antalya Museum. The top of the Aphrodite statue is naked but we only have the top portion of her body. The Apollo statue, which was found accidentally by the villagers, is in good condition. The statue of Asklepion, which was found among the bushes, is in two parts. There are also mosaics which were found during the excavations. The Orpheus mosaic that was found inside the exedra is beautiful in terms of workmanship. The mosaic, which was made with small colorful stones, includes plant motifs, twisting and curving branches and leaves. In the main picture, we see Orpheus playing kithara among animals. The 7 Sages mosaic which was found in the library is worth seeing. Many earthenware and ceramics were also found during the excavations.


ANTALYA 59

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


İğne oyasını Japonya’ya tanıttı Tatil için geldiği Türkiye’ye hayran kalan İkumi Nonaka, derinden etkilendiği güzellikleri bir ömür boyu yaşayabilmek için Antalya’ya yerleşti. Nonaka, Anadolu’yu tanımak için katıldığı geziler sırasında iğne oyasını keşfetmekle kalmadı, bu yöresel el sanatının Uzak Doğu’da popüler olmasını sağladı.

Introduced needle lacing to Japan İkumi Nonaka, who fell in love with Turkey while on vacation, settled in Antalya so that she could experience these beauties for a life time. Nonaka not only discovered needle lacing while touring Anatolia, she also made this regional handicraft famous in the Far East.

60

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


H

er şey 1992 yılında, binlerce yıllık derin bir tarihe sahip olan Anadolu’nun zengin kültürünü keşfetmeye yönelik tur ile başladı. Türkiye’yi baştan sona gezen İkumi Nonaka, karşılaştığı birbirinden sıcak insanlardan, eşsiz doğal güzelliklerden, zengin kültür mirasından derinden etkilendi. Sayılı gün çabuk geçmiş, Türkiye turu sona ermiş ve İkumi Nonaka, ülkesi Japonya’ya geri dönmüştü. O tarihe kadar birçok ülke gezen Nonaka, hiçbir ülkeden Türkiye kadar etkilenmemişti. İlk fırsatta yeniden Türkiye’ye gelmenin hayalini kuruyordu. Türkiye’yi daha iyi tanımak için Türkçe kursuna bile başladı. Zaman ilerledikçe kararını değiştirdi. Bu kez Türkiye’yi gezmeyi değil, bir ömür boyu Türkiye’de yaşamayı istiyordu. Ve öyle de yaptı. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra 1995 yılında Türkiye’ye gelerek doğasıyla, tarihiyle, doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüleyen Antalya’ya yerleşti.

Japon hocadan iğne oyası kursu

İkumi Nonaka, Antalya’yı ve Anadolu’yu gezerken kendisini Türkiye’ye çeken etkenlerin yanı sıra kilimlerden de çok etkilenmişti. Kilimle ilgili araştırmalar ve çalışmalar yaptı. Kilim dokumadan kökboyası hazırlamaya kadar gerekli tüm teknikleri öğrendi. Ardından kilim üzerine bir iş yeri açtı. Kilimle ilgili incelemeler yaparken Aydın’da iğne oyası ile karşılaştı. Kilimden etkilendiğinden daha çok iğne oyasından etkilenmişti.İkumi Nonaka, Aydın ve ilçelerinde iğne oyasının kültür mirası

olarak görülmemesine de çok şaşırmıştı. İğne oyasına olan ilgisi bir kat daha artan Nonaka, sadece Anadolu’ya özgü olan bu kültür mirasını tüm dünyaya, özellikle ülkesi Japonya’ya tanıtmak için harekete geçti. Japonya’da iğne oyasını tanıtmak için sergiler açan, fuarlara katılan Nonaka, çalışmalarının karşılığını aldı. İğne oyasını merak eden bir eğitmen Türkiye’ye gelerek, bu konuda ders aldı. Kısa sürede iğne oyası çeşitlerini ve yapmayı öğrenen eğitmen, Japonya’ya döner dönmez kurs açtı.

Japonlar iğne oyasını çok sevdi

İkumi Nonaka, hikayesinin geri kalanını şöyle anlatıyor: “Türkiye’de iğne oyası yapmayı öğrenen eğitmenin Japonya’ya döndükten sonra açtığı kursa çok sayıda katılım oldu. İğne oyasını ilk zamanlarda Japonya’da ben ve o eğitmen biliyordu. Şimdi 10 bine yakın Japon iğne oyası yapmayı biliyor. İğne oyası ile ilgili açılan kurs çok etkili oldu. Konuyla ilgili kitap yazıldı, film çekildi. Ben de Japonya’ya her gidişimde iğne oyası ile ilgili çalışmalar yaptım, konferanslar verdim, fuarlarda stant açarak tanıtım çalışmaları gerçekleştirdim. Tokyo’da Setagaya Belediyesi, iğne oyası sergisi açtı. Aylarca açık kalan sergiyi 8 bin kişi gezdi. Japonlar el sanatlarını çok seviyor. Öğrenmek için el sanatlarının gerçekleştirildiği bölgelere düzenlenen gezilere katılıyor. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde ilk etapta 17 kişiden oluşan bir tur düzenlenecek. Bu turların devamı gelecek.

I

t all began in 1992 with a tour in Anatolia to uncover the rich culture and traditions of the region. İkumi Nonaka, who toured the entire country, was deeply moved by hospitable people, unique scenic beauties and the country’s rich cultural heritage. Days passed by quickly and she returned to Japan. Nonaka, who had been to many countries before, was deeply affected by Turkey. She dreamed of going back the first chance she got. She began taking Turkish lessons in order to better understand the country. In time, she changed her mind and decided to live in Turkey, not just visit. And that’s what she did. In 1995, she settled in Antalya.

Needle lacing from a Japanese teacher

While touring Antalya and Anatolia, İkumi Nonaka was very impressed with the carpets. She studied the rugs and learned everything from dye to necessary techniques. Then she opened a rug shop. While researching carpets, she came across needle lacing in Aydın. She was even more impressed with this art. İkumi Nonaka was surprised that needle lacing wasn’t considered a cultural heritage in Aydın and its boroughs. Nonaka, who became deeply fascinated with this art, decided to introduce needle lace in Japan. Nonaka, who opened exhibits and attended fairs to introduce needle lace in Japan, achieved success. ANTALYA 61

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


tour will be organized and these tours will continue. If the people of Antalya put importance on handicrafts, more Japanese tourists will come.”

The message in the lace

Bu nedenle Türkiye’de, Antalya’da el işine ağırlık verilirse daha çok Japon turist gelir. Çünkü Japon halkı el sanatlarını çok seviyor.”

Biber oyasındaki mesaj

Nokaka iğne oyasının yapılış tekniklerini öğrenmekle kalmamış, işin felsefesine de el atmış. Öyle ki hangi yörede ne tarz oyanın yapıldığı ve hangi oyanın ne anlama geldiğini ondan öğreniyoruz: “Ankara Nallıhan, Denizli Buldan, İzmir Ödemiş, Kütahya, İznik, Balıkesir, Elazığ, Konya, Bursa iğne oyasının başarılı modellerinin olduğu iller. Her yörenin iğne oyasında farklı modeller bulunuyor. Bir de gelenekler var. Kızlar gelin olup giderken anneleri onlara yöresel modellerin bulunduğu iğne oyaları veriyor. Örneğin İznik’te gelin giden kızın çeyizine, annesi patlıcan çiçeği modelli iğne oyası koyar. Ödemiş’te bunu kadife çiçeği olarak görürüz. 62

ANTALYA

Kütahya Tavşanlı’da gelinlerin iğne oyasında biber vardır. Eğer gelinin canı bir şeye sıkılmışsa, bunu dile getirmek için biber modelli iğne oyasını takar. Böylece ailesine, eşine mesaj gönderir. Ege Bölgesi’nde sadece kadınlar değil, erkekler de iğne oyalı aksesuar kullanır. Buna en güzel örnek Efe Oyası’dır.” 500 iğne oyasından oluşan bir koleksiyona sahip olan Nonaka bu koleksiyonun her bir parçasının kendisi için çok değerli olduğunu ve kesinlikle satmayı düşünmediğini söylüyor.

Ödemiş’ten 7 bin iğne oyası aldılar

Türkiye’de el işi çeşitlerinin çok fazla olduğunu söyleyen Nonaka, bunların yeterli derecede tanıtılmadığına dikkat çekiyor.İkumi Nonaka’nın Japonya’da iğne oyasına yönelik çalışmalarının ardından Türkiye’ye sırf iğne oyasını görmek için turist gelmeye başlamış. Hatta Ödemiş’ten 7 bin iğne oyası alımı için sipariş verilmiş.

Kasım / Aralık - November / December 2012

A teacher from Japan came to Turkey to learn about the art. The student, who learned everything about needle lace, went back to Japan and opened a workshop.

The Japanese loved needle lacing

Here is the rest of the story from İkumi Nonaka: “After my student went to Japan and opened a workshop, he had many attendants. At first, we were the only two people who knew about needle lacing in Japan. Now nearly 10 thousand Japanese people know needle lacing. The workshop was a big success. A book was written and a movie was made about the subject. I attended conferences and gave speeches whenever I was in Japan. I opened stands at fairs. Setagaya Municipality in Tokyo opened a needle lace exhibition. 8000 thousand people visited the exhibition. Japanese people really like handicrafts. They participate in tours to regions where handicrafts are made. Next season, a 17 people private

Nonaka not only learned the technique of needle lace but the philosophy behind it. Such so that we learn from her which type of lacing comes from a particular region and what it means: “Ankara Nallıhan, Denizli Buldan, İzmir Ödemiş, Kütahya, İznik, Balıkesir, Elazığ, Konya, and Bursa are the city where good needle lacing is produced. Each region has a different model. Also, they have their traditions. When girls leave their houses after getting married, their mothers present them with regional needle lace materials. For example in Iznik, a mother gives her daughter a needle lace in the shape of an eggplant flower. In Ödemiş, we see another flower. In Kütahya, Tavşanlı, there is pepper in the needle lace of brides. If the bride is unhappy about something, she wears that model, sending a message to her family and husband.’’ Nonaka, who has a 500 piece collection, says that each piece is very valuable for her and that she’ll never sell any of it.

They bought 7000 needle lace from Ödemiş

Nonaka, who points out that there are numerous handicrafts in Turkey, says that they are not properly advertised. After İkumi Nonaka introduced needle lace in Japan, tourists came from her homeland just to see these works. Someone even ordered 7000 needle laces from Ödemiş.


ANTALYA 63

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Yazı ve Fotoğraflar / Article and Photographs: Özgür Önder

Hüzünlü bir aşkın tanığı Sarı, beyaz, kahverengi sarkıt ve dikitleri, 10 metre çapındaki sütunları ile dikkat çeken Yalan Dünya Mağarası,kendisine adını veren hüzünlü aşk öyküsünün izini sürercesine, 5 milyon yıldır oluşumunu sürdürüyor.

64

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


The witness of asad love affair Yalan Dünya Cave, which attracts attentions with its yellow, white and brown stalactites and stalagmites and 10 meter diameter columns, exists for 5 million years as if chasing the sad love story which gave it its name.

Ç

ok uzun zaman önce Toros Dağları’nın derinliklerine doğru 4 kilometre boyunca uzanan mağaranın içerisinde bir adam yaşarmış. İnsanlardan ve gündelik hayattan uzak bir şekilde mağarada yaşamını sürdüren bu adam, bir kez dışarı çıkmış. Mağaranın hemen yakınındaki köyde yaşayan bir kızla karşılaşmış. İlk görüşte birbirlerine aşık olmuş mağarada yaşayan adam ile köylü kız. Birbirlerini çok sevmişler ve gizli gizli mağarada buluşmaya başlamışlar. Birgün mağaranın 450’nci metresinde göçük oluşmuş. Göçen bölümün bir tarafında kız, diğer tarafında adam kalmış. Bu büyük aşk, mağarada yaşanan göçük ile son bulmuş. Köylülerde göçük ile son bulan bu aşk hikâyesine “yalan dünya” yorumunu yapmışlar. O günden sonra da mağaranın adı Yalan Dünya Mağarası olarak kalmış.

Mağara oluşumunu hala sürdürüyor

Yalan Dünya Mağarası, dört bir yanı kelimelerle anlatılamayacak güzellikte doğa harikalarıyla

A

long time ago, a man lived inside the 4 kilometer cave towards the depth of the Taurus Mountains. This man, who lived away from people, only came out of the cave once. He met a girl from a nearby village. They fell in love at first sight. They loved each other very much and met secretly in the cave every day. One day, the 450th meter of the cave collapses and the love are stranded on each side of the cave in. this great love affair ended with the collapse. The villagers called it fate and thus named the cave accordingly.

The cave still lives

The cave is located in the borough of Gazipaşa, a place surrounded by great scenic beauties. The cave, approximately 7 kilometers from Gazipaşa, is situated on Asar hill in Beyrebucak village. The cave, which has a narrow entrance, is not easily visible. It is 4 kilometers long towards the depths of Taurus Mountains and 30 meters high in some places. Unfortunately, there is no passage after the 450th meter because of the collapse in the 1950’s. The cave, which continues to exist for the past 5 million years, attracts attention with its yellow, white and ANTALYA 65

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


kaplı olan Antalya’nınGazipaşa ilçesinde yer alır. Gazipaşa’ya yaklaşık 7 kilometre uzaklıktaki mağara, Beyrebucak Köyü’ndeki Asar Tepesi’nde bulunur. Dar bir girişi olan mağara, uzaktan bakıldığında kolay kolay fark edilemez. Yalan Dünya Mağarası, Toros Dağları’nın içlerine doğru 4 kilometre uzunluğa, bazı noktalarda da 30 metre yüksekliğe sahiptir. Ancak 1950’li yıllarda meydana gelen göçük nedeniyle 450’nci metreden sonrasına geçiş yoktur. 5 milyon yıldır oluşumunu sürdüren Yalan Dünya Mağarası’nın sarı, beyaz, kahverengi sarkıt ve dikitleri dikkat çeker. Yaklaşık 10 metre çapındaki sütunlar ise ziyaretçilerini büyüler. Mağarada 10 metre çapında birkaç sütunun yanı sıra çapı 2 ila 5 metre arasında değişen çok sayıda sütun bulunur. Nem oranının yüksek olduğu mağaranın ısısı yaz-kış 28 derecedir.

Salonlar arası bağlantı dar tünellerle sağlanıyor

Mağaraya sarkıt ve dikitlerin çevrelediği merdivenden inilerek girilir. Antalya İl Özel İdaresi tarafından aktarılan kaynak sayesinde mağaranın içi aydınlatılmış ve yürüyüş bandı ile ulaşım kolaylaştırılmıştır. Girişten birinci bölümde bir müddet merdivenlerden inerek ilerlendikten yaklaşık 100 metre sonra geniş bir odaya ulaşılır. Odaya ulaşmadan önce sarkıt ve dikitlerin birleşmesinden oluşan sütunlar dikkat çeker. Bazı noktalarda yüksekliği 35 metreyi bulan oda, tamamen kireç taşı ile kaplıdır. Bu odanın 66

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


Yalan Dünya Mağarası, 5 milyon yıllık tarihi, sarı, beyaz ve kahverengi renkteki sarkıt ve dikitleri, çapı 10 metreyi bulan sütunları ile Gazipaşa’nın parlayan bir turizm değeri. Yalan Dünya Cave is a shining touristic value in Gazipaşa with its 5 million years of history, yellow, white and brown stalactites and stalagmites and columns that have a 10 meter diameter.

renkleri görenlerde hayranlık uyandırır. Odanın sol tarafı beyaz renkli iken, sağ tarafında beyaz, sarı ve kahverengi renkler hakimdir. Birinci odadan yaklaşık 50 metre ilerledikten sonra yüksekliği 1 metreyi bulan bir tünel ile karşılaşılır. Yaklaşık 4 metre uzunluğundaki tünelden eğilerek geçilir ve ikinciodaya ulaşılır. Mağaranın ikinci odası da birinci oda gibi sarkıt, dikit ve sütunlarla kaplıdır.

bir bilgi yoktur. Mağaranın 450’nci metresindeki son salon oldukça nemlidir. Bu nedenle kibrit ve çakmak, nem nedeniyle bir müddet sonra yanmaz. Ayrıca kış aylarında son salonda su birikintisi oluşur. Bu su birikintisinin, son bölümde geniş bir noktayı kapladığı ifade edilir. 1996 yılında göçüğün arkasına geçen mağaracıların, öbür tarafta akan bir yer altı suyu olduğunu açıkladığı belirtilir. Mağaranın tavanı yarasa yuvaları ile kaplıdır.

Dev sütun son salonda

İkinci odayı üçüncü odaya yine bir tünel bağlar. Yaklaşık 4 metre uzunluğundaki tünel, bir öncekine göre oldukça alçaktır. Bu nedenle son odaya geçiş yapabilmek için yere epeyce eğilmek gerekir. Oldukça geniş olan son odada, milyonlarca yılda oluşan yaklaşık 10 metre çapındaki sütun yer alır. Odanın girişinde ayrı bir tünel bulunur. Bu tünelin nereye çıktığı tam olarak bilinmez. Ancak yaklaşık 100 metre uzunluğundaki tünelin sonunda ayrı bir salon daha bulunur. Bu salonun göçüğün arkası mı ayrı bir salon mu olduğu hakkında net

Alternatif turizmin parlayan yıldızı

Yöre halkının ifadelerine göre Yalan Dünya Mağarası, göçük oluşmadan önce Hasdere Köyü’ne kadar uzanıyordu. Çok uzun zaman önce mağara suçluların saklandığı, köylülerin vergi ödememek için hayvanlarını sakladığı bir yer idi. Mağarada suçluların saklanmasından dolayı yöre halkı Yalan Dünya Mağarasına ‘Sirkat Deliği’ de der. Yalan Dünya Mağarası, bugün ise 5 milyon yıllık tarihi, oluşumunu hala sürdüren sarı, beyaz ve kahverengi renkteki

brown stalactites and stalagmites. The approximately 10 meter diameter columns surprise its visitors. There are also smaller columns inside the cave. Humidity is high inside the cave and the temperature inside is 28 degrees throughout the year.

Connection between halls are provided by narrow tunnels

The cave is accessed via a stairway surrounded by stalactites and stalagmites. The inside of the cave is illuminated and access has been made easier with a walking trail with funds allocated from the Antalya City Special Directorate. After descending the stairs and walking for 100 meters, you will see a large room. Before the room,

there are columns formed by the merging of the stalactites and stalagmites. The room, which is 35 meters high in some places, is completely covered with limestone. The right side of the room is white and the left is white, yellow and brown. After walking 50 meters from the first room, there is a one meter tunnel. The low, 4 meter long tunnel gives way to the second room. The second room is also filled with columns, stalactites and stalagmites.

The giant column is in the last hall

Another tunnel connects the second and third room. This last tunnel is even lower than the first one and is approximately 4 meters long. So you need to crouch down in order ANTALYA 67

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Antalya İl Özel İdaresi tarafından aktarılan kaynak sayesinde, mağaranın içi aydınlatılmış ve yürüyüş bandı ile ulaşım kolaylaştırılmıştır. The inside of the cave is illuminated and access has been made easier with a walking trail with funds allocated from the Antalya City Special Directorate.

problem. Also, a small water deposit forms during the winter. Cavers who went behind the caved in portion in 1996 said that there was an underground water source at that part. The ceiling of the cave is filled with bat nests.

The shining star of alternative tourism

sarkıt ve dikitleri, çapı 10 metreyi bulan sütunları ile Gazipaşa’nın parlayan bir turizm değeri. Mağara yerli misafirlerin yanı sıra yabancı misafirler tarafından da ziyaret edilmekte. 68

ANTALYA

to reach the last room. There is a 10 diameter large column in this wide room that was formed after millions of years. There is a separate tunnel at the beginning of the room. We don’t know exactly where this tunnel leads to but what

Kasım / Aralık - November / December 2012

we do know is that there is another hall at the end of this 100 meter tunnel. We do not know if this is the backside of the cave in or a separate room. The last room in cave is very humid and that is why lighting a match or using a lighter is a

According to the locals, the cave reached all the way to Hasdere village before the collapse. A long time ago, people who were trying to avoid the police used to hide inside the cave or hide their animals to avoid tax. Today, Yalan Dünya Cave is a shining touristic value in Gazipaşa with its 5 million years of history, yellow, white and brown stalactites and stalagmites and columns that have a 10 meter diameter. The cave is visited by locals and foreign tourists.


ANTALYA 69

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Golfün yeni favorisi Antalya’nın ünlü turizm merkezi Belek, dünyanın golf merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bölgede oynanan oyun ve golfçu sayısı her yıl artarken Belek uluslararası turnuvaların yeni adresi haline geliyor.

The new favorite of golf Antalya’s famous touristic center Belek is quickly becoming the world’s golfing center. Belek, which hosts more golfers each year, is becoming the new address of international tournaments.

K

aş’tan Gazipaşa’ya kadar uzanan 640 kilometrelik sahili, denize paralel uzanan heybetli dağları, dört bir köşesindeki bugün bile ziyaretçilerini hayran bırakan antik kentleri ile dünyada eşi benzeri olmayan tarihi, kültürel ve turistik değerlere sahiptir Antalya. Doğanın tarihle kucaklaştığı bu eşsiz coğrafya, aynı zamanda birbirinden güzel sahillerde, Bey Dağları’nın gizli köşelerinde dünyaca ünlü turistik tesisleri ev sahipliği yapar. Antalya, ziyaretçilerine keyifli ve unutulmayacak bir tatil için sayısız alternatifler sunar dört bir yanında. Sahilde denizin,

70

ANTALYA

dağlarda doğanın tadı çıkarılır. Belek’e gelindiğindeyse sahil şeridindeki otellerin hemen arkasında mimarisiyle, kalitesiyle, doğal yaşamıyla golf sahaları karşılar misafirlerini. Dünyanın dört bir yanında golf sahaları bulunur, ancak birbirinden lüks otellerin içerisinde, denize yakın ve farklı alternatiflerin sunulduğu golf sahalarına ender rastlanır. Bu özelliklerin tamamı yalnızca Belek’te bulunur.

47 otel 18 delikli 15 golf sahası

Turizmde uluslararası bir marka olan Belek’te ilk golf

Kasım / Aralık - November / December 2012

A

ntalya has unique historical, cultural and scenic beauties in addition to an amazing shoreline, great mountains parallel to the sea and amazing antique cities. This wonderful geography also hosts luxurious touristic facilities on shores and in the hidden corners of Bey Dağları Mountains. Antalya offers its visitors countless alternatives for an unforgettable vacation. You can enjoy the sea at the shore and nature in the mountains. When one arrives in Belek, he is greeted by great golfing

courses behind world class hotels. There are golf courses all around the world but none that are nestled inside luxurious hotels, close to the sea and offer so many alternatives. Only Belek has such courses.

47 hotels, 15 golf courses with 18 holes

The first golf course in Belek, now an international brand, was built in 1994. In the following 18 years, 14 more 18-hole courses were added. The service quality of 5-star hotels was


sahası 1994 yılında yapıldı. Geride kalan 18 yılda o golf sahasına toplam 10 milyon 504 bin 42 metrekare alana sahip 18 delikli 14 golf sahası daha eklendi. Dünyanın en önemli mimarları tarafından tasarlanan Belek’in golf sahalarına Antalya’nın 5 yıldızlı otellerindeki hizmet kalitesi yansıdı. Kaliteli sahaların bakımı titizlikle yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Belek, kalitesi ile Costadel Sol, Marbella, Malaga, Algarve gibi dünyaca ünlü golf merkezlerini son 10 yılda geride bıraktı. Bu yönüyle kısa sürede ünlenen Belek’e dünyanın dört bir yanından golfçular akın etmeye başladı. 1994 yılında 1 tane golf sahasının bulunduğu Belek’te o yıl sadece 14 bin oyun oynanmıştı. 2010 yılında oyun sayısı 483 bin 537’ye, 2011’de ise 529 bin 283’e çıktı. Bu yıl Belek’te oynanan oyun sayısının 500 bini bulması bekleniyor.

Kalitesi tescillendi

Uluslararası Golf Tur Operatörleri Birliği Türkiye Temsilcisi Kurtuluş Gülşen, golf turizminde dünyaca ünlü bir marka olmayı başaran Belek’te son dönemde gerçekleşen turnuvalara dikkat çekerek, uluslararası katılımla gerçekleşen ve gerçekleşecek olan organizasyonların çıtayı daha da yukarıya taşıyacağını söylüyor. Şampiyonaların dünyanın dört bir yanında Belek’in reklamını yapacağını kaydeden Kurtuluş Gülşen, “Bu turnuvalar sonrasında golf sahalarımızda ağırlayacağımız misafir sayısı artacaktır. Ayrıca daha seçici golfçüler Belek’e gelecektir. Zaten Avrupa’dan ileri golf sahalarına sahibiz. Bunun en güzel

göstergesi Golf Jurnal ve Golf Magazin dergilerinin Belek’e ‘European Best Golf Destination 2012’ ödülü vermesidir” diyor. Ekim, Kasım ve Mart aylarında sahaların yetersiz kalmasını dünyanın dört bir yanındaki golfçuların oyun için akın akın Belek’e gelmesinin göstergesi olduğunu dile getiren Gülşen, Türkiye’nin pek çok ilinde aynı kalitede golf sahalarına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Turnuvaların yeni adresi

22 ülke televizyonlarında yayınlanan Dünya Amatör Gol Şampiyonası’nın hemen arkasından gerçekleşen World Golf Final’in gözlerin Belek’e çevrilmesine neden olduğunu vurgulayan Kurtuluş Gülşen, “Dünya Amatör Golf Şampiyonası’na 72 ülkeden 420 sporcu katıldı. World Golf Final’de ise aralarında Tiger Woods’un da bulunduğu dünyanın en iyi 8 golfçusu mücadele etti.

reflected onto the course courses in Belek which were designed by famous architects. The courses are maintained meticulously. Belek has surpassed major golf courses such as Costa del Sol, Marbella, Malaga, and Algarve in terms of quality. Golfers are now flocking to Belek for the sport. In 1994, when Belek had only one golf course, 14 thousand games were played there. In 2010 that number increased to 483 thousand 537 and to 529 thousand 283 in 2011. It is expected this number to increase to 500 thousand in 2012.

Registered quality

The International Golf Tour Operators Turkish Representative Kurtuluş Gülşen, who points out to the latest tournaments held in Belek, says that the organizations and championships

that will be organized in the future will raise the bar. Kurtuluş Gülşen, who says that these championships will introduce Belek to the world, added “After these tournaments, we will have more visitors and even more elite players will come to Belek. We have better golf courses than Europe. Golf Journal ve Golf Magazine have named Belek ‘European Best Golf Destination 2012’” Gülşen, who states that the fact that there aren’t enough courses in October, November, and March due to the overwhelming numbers of golfer coming to Belek, says that Turkey needs more quality golf courses like the ones in Belek.

The new address of tournaments

Kurtuluş Gülşen, who pointed out that the world’s attention turned to Belek during the World ANTALYA 71

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


World Golf Final’de oyunları 40 bin misafir izledi. Belek, bu turnuvalarda golf destinasyonu olarak sahne aldı. Belek’te gerçekleşecek olan uluslararası katılımlı dev organizasyonlar bunlarla sınırlı kalmayacak. Belek, 2013’de 4 yıl arka arkaya gerçekleşecek Europian Tour’a ev sahipliği yapacak. Bu güne kadar 22 ülkede gerçekleşen turnuva ilk kez Türkiye’de yapılacak. Bu turnuva da tanıtıma büyük katkı sağlayacak. Antalya artık golfun süper ligine girdi” dedi.

Başka nerede var?

Dünyanın hiçbir yerinde 47 otel ile 15 golf sahasının bulunduğu başka bir turizm merkezi olmadığını vurgulayan Gülşen, saha

72

ANTALYA

kalitesi açısından İspanya ve Portekiz’i geride bıraktığımızı söylüyor. Gülşen, buna rağmen sahaların talebi karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, “Alanya’da 5 yeni golf sahası daha yapılacak. Sahaların çam fıstığı ormanları içinde bulunması, kum zemin ile doğal yaşam açısından zengin olması ve dünyanın bu alandaki en önemli mimarları tarafından tasarlanmış olması Belek’i rakiplerine kıyasla özel kılıyor. Ayrıca Belek’e gelen golfçu, hem golf oynayabiliyor, hem denize giriyor, hem SPA hizmeti alıyor, hem de tarihi ve doğal güzellikleri gezebiliyor” diyor.

Kasım / Aralık - November / December 2012

Golf Final that was held right after the World Amateur Golf Championship, added “The World Golf Final welcomed the world’s 8 best players including Tiger Woods. 40 thousand people watched the competition. Belek was introduced as a major golf destination. There will be more international tournaments like this in Belek. In 2013, Belek will host the European Tour which will be organized for 4 consecutive years. This will be the first time Turkey will host this tournament and it will contribute greatly to our advertising. Antalya is now in the super league of golf”

Where else?

Gülşen, who says that there aren’t 47 hotels and 15 golf courses anywhere else in the world, says that we have surpassed Spain and Portugal in terms of course quality. Gülşen, who says that the courses are not enough despite this fact, adds “5 more golf courses will be built in Alanya. The fact that the courses are nestled inside pine forests, that they are designed by famous architects and have a sand surface, makes Belek more advantageous. Besides, a golfer who comes to Belek can play golf and swim, enjoy himself at the SPA and tour the historical sites.”


ANTALYA 73

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Sade ama estetik:

Karakaş Camisi Hadrian Kapısı’nın karşısına, Cumhuriyet döneminde yapılan Karakaş Camisi, sade ama estetik yapısıyla görenleri büyüler. Cami, fil gözleri diye adlandırılan pencerelerle gün ışığından faydalanırken, duvarlardaki altın varaklı altıgen fayanslar, yapıya ayrı bir güzellik katar.

Yazı / Article – Fotoğraf / Photograph : Özgür Önder

74

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


Simple yet beautiful: Karakaş Mosque Karakaş Mosque, which was built across the Hadrian Door during the Republic period, enchants its visitors with its simple but aesthetic structure. While the mosque receives light through windows called elephant eyes, hexagonal tiles laced with gold on the walls add another kind of beauty to the building.

B

inlerce yıllık tarihe sahip Antalya, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma çok sayıda tarihi camiye sahiptir. Antalya’nın dört bir yanındaki bu tarihi camiler,dönemin mimari özelliklerini en iyi şekilde yansıttığı gibi, kimi zaman sade, kimi zaman da görkemli yapısıyla görenleri büyüler. Antalya’da Cumhuriyet döneminde yapılan camiler de hem mimari özellikleri hem de görselliği ile tarihi camileri aratmaz. Bu tarz camilere gösterilebilecek en güzel örneklerden birisi Hadrian Kapısı’nın karşısında bulunan Karakaş Camisi’dir. Mimar Turgut Cansever tarafından projesi hazırlanan ve inşa edilen Karakaş Camisi 1992 yılında yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında caminin bugün bulunduğu alanda, dönemin Antalya Belediye Başkanı Hüsnü Karakaş tarafından yaptırılmış bir mescit bulunmaktaydı. Net olmamakla birlikte kimi kaynaklara göre, bu mescidin yerinde de

Cafer Ağa tarafından Osmanlı döneminde yaptırılmış daha eski bir cami bulunmaktaydı.

5 kubbesi daha var

Hüsnü Karakaş döneminde yapılan mescidin eskimesi ve1990’lı yıllarda belediye tarafından bölgeyi güzelleştirecek bir projenin hazırlanması üzerine, bugünkü caminin yapımı için harekete geçildi. Mimar Turgut Cansever, Karakaş Camisi’nin mimari projesini hazırladı ve inşaatın başına geçerek, yapım çalışmalarına başladı. Karakaş Camisi,

A

ntalya, which has a profound history, has many mosques from the Seljuk and Ottoman periods. While these mosques accurately reflect the architectural style of that period, they also amaze its visitors with their plain but beautiful characteristics. The mosques built in the city during the Republic period are as beautiful as historical mosques. One of these mosques is Karakaş Mosque, situated across Hadrian door. The mosque was built in 1992 by Architect Turgut Cansever. During the first years of the Republic, there was a small ANTALYA 75

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


bugünkü haliyle 1992 yılında tamamlandı ve ibadete açıldı. Kesme taştan yapılan Karakaş Camii, 24 metre boyunda ve 14 metre genişliğinde dikdörtgen bir yapıya sahiptir.

rectangular structure. On the ground floor of the mosque there is an additional prayer area for crowded days. The mosque has five domes; one in the middle, two each on the left and right and two smaller ones next to them. There are nine small domes above the last congregation area. The northern feet of the domes in this area are supported by marble columns. These marble columns, brought over from Afyonkarahisar, are connected to the dome with 55 centimeter long column heads.

Caminin zemin katında, giriş katı ölçülerinde bir bölüm daha vardır. Burası özellikle cemaatin çok olduğu durumlarda kullanılır. Caminin ana kubbesinin yanı sıra sağ ve sol tarafta birer tane ve onların yanında iki tane küçük olmak üzere toplam 5 kubbe bulunur. Son cemaat bölümünde ise 9 adet küçük kubbe bulunmaktadır. Bu bölümdeki kubbelerin kuzey taraftaki ayakları, yekpare mermerden oluşur. Afyonkarahisar’dan özel olarak getirilen bu mermerler, 55 santimetre uzunluğunda başlıklar ile kubbeye bağlıdır.

Elephant eyes and gold leafed tiles

Fil gözleri ve altın varaklı fayanslar

Caminin içerisi son derece estetik bir yapıya sahiptir. Caminin kıble tarafındaki tavanı fil ayağı olarak tabir edilen kolona oturmuş durumdadır. Fil ayakları ve caminin duvarları ise turkuvaz ve lacivert renkli, altıgen, ortası altın yuvarlak varaklı fayanslarla süslüdür. Caminin ortasındaki kubbe, gökyüzü motifi ile kaplıdır. Kubbenin sol ve sağ tarafında kemerler ve bu kemerleri taşıyan 2 adet kolon bulunur. Caminin kıble tarafındaki duvarda 3 tane fil gözü olarak adlandırılan pencere bulunur. Büyük kubbenin altında da 3 adet fil gözü pencere vardır. Büyük kubbe, 4 adet Türk üçgeni ile kasnağa oturtulmuş haldedir. Cami, giriş, zemin ve kadınlar mahfeli ile toplam 750 kişiliktir. Kes76

ANTALYA

Karakaş Camisi, kesme taştan yapılmıştır. Karakaş Mosque, was built with cut stones

me taştan yapılan binanın kubbeleri ise blok tuğla ile kaplıdır. Temelindeki büzler sayesinde cami, su baskınlarına karşı korunmuştur. Son derece sade olan Karakaş Camisi,mimarisi ile özeldir.

Kasım / Aralık - November / December 2012

mosque on the land where the mosque is now, commissioned by then governor Hüsnü Karakaş. According to some sources, there was an older mosque built during the Ottoman era by Cafer Ağa at the exact same place.

It has five more domes

When the mosque that was built during Hüsnü Karakaş became old, the city decided to build a newer mosque instead in the 1990’s. Architect Turgut Cansever prepared the project of Karakaş Mosque and construction began. The mosque was opened for services in 1992. Karakaş Mosque, which was built with cut stones is 24 meters high and 14 meters wide and is a

The interior of the mosque is very elegant. The ceiling on the southern side stands on a column referred to as an elephant foot. These feet and the walls of the mosque are decorated with turquoise and blue hexagonal tiles with round gold silver leafs in the middle. The middle dome is adorned with a sky motif. There are arches on the right and left of the dome and two columns that carry these arches. There are three windows on the southern wall which are called elephant eyes. There are also 3 elephant eye windows under the large dome. This dome stands on the hoop with four Turkish triangles. The mosque can accommodate 750 people in total. The domes of the mosque, which was built with cut stones, are covered with brick blocks. The mosque was protected against floods thanks to the concrete pipes in the foundation. The mosque is simple yet elegant and architecturally special.


ANTALYA 77

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Yazı / Article: Yrd. Doç. Dr. - Assistant Docent Dr. Cemali Sarı

Torosların en güzel yaylası:

Salamut Toros Dağları’nın 2 bin metre yüksekliğinde bulunan Salamut Yaylası, İbradı-Akseki yöresinin en güzel yaylalarından biridir. Salamut Yaylası, doğa ile baş başa kalmak, gür sedir ormanları içerisine çadır kurup doğa yürüyüşleri yapmak isteyenler için ideal adrestir.

78

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


The most beautiful plateau in the Taurus: Salamut Salamut Plateau, which is located at 2000 meters at the Taurus Mountains, is one of the most beautiful plateaus of the İbradı-Akseki region. Salamut Plateau is the ideal address for those who want to be alone in nature and walk through forests filled with cedar trees.

D

oğal ortamla uyumlu ve çevre sorunları bulunmayan sahalarda, stresten uzak, doğal çevreyle bütünleşerek tatillerini geçirmek isteyen yerli ve yabancı turistler, aradıklarını Antalya yaylalarında bulabilirler. Bu yaylalardan biri de, geleneksel yaylacılık faaliyetlerinin günümüzde de sürüldüğü Salamut Yaylası’dır. Torosların 2 bin metre yüksekliğinde bulunan Salamut Yaylası, İbradı-Akseki yöresinin en güzel yaylalarından biridir. Yaylaya iki yoldan ulaşılabilir. İlki; Antalya’dan Akseki’ye devam eden karayolu bir müddet takip edildikten sonra Murtiçi Köyü’nden sağa dönülür. Buradan Çukurköy, Çaltılıçukur ve Pınarbaşı köylerinden geçilerek Salamut Yaylası’na varılır. Diğeri ise; Antalya-Akseki yolu üzerinden ilerlenir, Murtiçi Köyü geçilir. Akseki’ye

varmadan Geyran Köyü’ne doğru sağa sapılır ve Taşlıca, Güzelsu köy yolu takip edilerek yaylaya varılır. Her iki yoldan da yaylaya ulaşım yaklaşık 25 kilometre kadardır. Gür sedir ormanları ile kaplı yaylanın suyu boldur. Salamut Yaylası, Pınarbaşı ve Çaltıçukur köylerinin yaylasıdır. Yayla, Çukurköy’e 20 kilometre, Çaltılıçukur’a 15 kilometre uzaklıktadır.Yaz aylarında yaylanın nüfusu oldukça artmaktadır. Bu mevsimde 25-30 haneye kadar yükselen nüfusun bir kısmi kış aylarında da yaylada kalmaktadır. Ancak bu sayı 5-6 haneyi geçmez. Ekonomik uğraşının hayvancılık olduğu yaylada, genelde küçükbaş hayvan besiciliği özellikle keçi yaygındır. Bir kısım aile de arıcılıkla uğraşır. Yaylada kurulan bir jenaratör ile elektrik temin edilmektedir.

O

ur local and foreign tourists, who want a stress free vacation in an environmentally friendly environment, they can find what they are looking for at the plateaus of Antalya. One of these plateaus is Salamut, where traditional plateau activities still continue.

Salamut Plateau, which is located at 2000 meters at the Taurus Mountains, is one of the most beautiful plateaus of the İbradı-Akseki region. There are two ways to reach the plateau. First one; after following the highway from Antalya to Akseki for a while, you take a right from Murtiçi village. Then you pass from Çukurköy, Çaltılıçukur and Pınarbaşı villages to reach the plateau. Another way; pass by Murtiçi village again by following the AntalyaAkseki road. Before reaching Akseki, turns towards Geyran village and follow the

Gür sedir ormanları ile kaplı Salamut Yaylası’nın suyu boldur. The plateau, covered with cedar forests, has a lot of water.

Taşlıca, Güzelsu village road to reach the plateau. Both routes are approximately 25 kilometers. The plateau, covered with cedar forests, has a lot of water. Salamut Plateau is situated between Pınarbaşı and Çaltıçukur villages. The plateau is 20 kilometers from Çukurköy and 15 kilometers from Çaltılıçukur. The popuANTALYA 79

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Salamut Yaylası, kamp kurmayı sevenler ve doğa yürüyüşlerinden hoşlananlar için zengin olanaklar sunmaktadır. Salamut, doğal güzelliklerinin yanı sıra yaylacıların konakladıkları ilginç

çardaklar ve eski Türkmen obalarına ait kalıntıları ile de dikkat çekmektedir. Konaklamayı düşünen ziyaretçiler, yeme içme için çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmelidir.

*13.sayımızda yer alan Beydağı Yaylası ile ilgili yazı Akdeniz

Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.

Doç. Dr. Cemali Sarı tarafından kaleme alınmıştır.

Salamut, doğal güzelliklerinin yanı sıra yaylacıların konakladıkları ilginç çardaklar ve eski Türkmen obalarına ait kalıntıları ile de dikkat çekmektedir. Salamut attracts attention with its interesting arbors and remains from old Turcoman clans besides scenic beauties.

lation increases dramatically in the summer. 35-30 families come to the plateau during the summer and only 5 or so families stay in the winter. Sheep and especially goat livestock breeding is common. Some families deal in beekeeping. Electricity is provided through a generator. Salamut Plateau offers rich alternatives for campers and people who enjoy nature walks. Salamut attracts attention with its interesting arbors and remains from old Turcoman clans besides scenic beauties. Our guests who are thinking of staying at Salamut must bring their own tents and food. *The article about Beydağı Plateau in our 13th issue was also written by Dr. Cemali Sarı. 80

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


Bu yolda

emin adımlarla ...

FASDAT GIDA DAĞITIM SAN.TIC.A.Ş. Emirhan Cad. Atakule No: 145/A Kat: 16 Dikilitaş / Beşiktaş - İstanbul Tel: 0 212 381 49 00 Faks: 0 212 381 49 49 FASDAT SEBZE DOĞRAMA PAKETLEME SAN.TIC.A.Ş. Organize Sanayi Bölgesi 1.Kısım 1.Cadde No: 9 Döşemealtı / Antalya Tel: 0 242 258 03 15 (pbx) Faks: 0 242 258 03 19

www.fasdat.com.tr

ANTALYA 81

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Yazı ve Fotoğraflar / Article and Photographs: Özgür Önder

Hadrianus’un şerefine yapılan kapı Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya’ya gelişi şerefine yapılan kapının Anadolu’da eşi benzeri bulunmaz. Roma’daki kadar gösterişli olmasa da zengin kabartmalara sahiptir. 82

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


The door that was built in honor of Hadrianus The door which was built to commemorate Roman Emperor Hadrianus’ visit to Antalya is unique in Anatolia. It has rich bas reliefs even though they are not as glamorous as the ones in Rome.

her döneminde sakinlerini ve misafirlerini kendisine hayran bırakan kent. Ve o kenti dış dünyaya bağlayan, iki kule arasındaki bezemeleri ile Anadolu’da eşi benzeri bulunmayan antik kapı. Kenti dış dünyaya bağlayan bu kapı İmparator Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti anısına 120’li yıllarda yapılan mimari bir şaheserdir.

Anadolu’daki diğer kapılardan farklı

K

ilometrelerce uzanan sahiller ve sahilin hemen ardından başlayan falezler. Ortasında ise Bey Dağları’nın muhteşem görüntüsüne karşı sanki ‘ben de buradayım’ diyen küçük bir koy. Koyun arkasında yükselen ve tarihin

İmparator Hadrian’ın Antalya ziyareti anısına yapılan kapı, bugün Atatürk Caddesi üzerinde bulunur. Kentin kalan son surları üzerinde iki kule arasında yer alan kapı 17.745 metre uzunluğa, 8.75 metre yüksekliğe sahiptir. Hadrianus Kapısı, dört ayak arasındaki üç adet açıklık nedeniyle halk arasında Üç Kapılar olarak da adlandırılmaktadır. Bu üç açıklığı örten tonozları oluşturan blok kaideler ile yükseltilmiş dört ayağın üzerinde eşsiz bezemelere sahip bir de tak bulunur. İmparator Hadiran’ın ziyareti anısına Anadolu’nun dört bir yanında çok sayıda kapı yapılmıştır. Ancak üzerindeki tak, ön ve arka cephesindeki dışa doğru çıkıntılı arkhitravların alışılmışın dışında bir uzaklıkta ol-

C

liffs that start behind kilometer long beaches and a small bay in the middle which looks at the amazing Beydağları as if to say I am here… A city that irises behind the bay, admired by locals and guests throughout history… And antique door with breathtaking decorations that connects the city to the outer world… This door, which was built in 130 A.D. to commemorate Roman Emperor Hadrianus’ visit to Antalya, is an architectural wonder.

Different than the other doors in Anatolia

This door, which was built commemorate Roman Emperor Hadrianus’ visit to Antalya, is located on Atatürk Avenue today. The door which is located between the two towers of what’s left of the city walls is 17.745 meters long and, 8.75 meters high. The door is known as Üç Kapılar by the citizens because of the three apertures between the four feet. There is also an arch that stands on block columns with unique decorations. Many similar doors were built to commemorate Hadrianus

in Anatolia but this door is different with regards to the difference in space between the architraves and the existence of an arch. It has rich bas reliefs even though they are not as glamorous as the ones in Rome which don’t exist on other doors in Anatolia.

Amazing bass reliefs

The door, which is located on city walls that stretch from Cumhuriyet square all the way to the end of Atatürk Avenue, has amazing decorations. Vaults cover the three apertures of the door which is located between two towers. The vaults carry feet that were raised by columns. The space between the two towers is 17.745 meters. The width of the columns that support the feet are 3.24 meters. Each of the vaults consists of 33 arch blocks. The blocks which connect to the base at the wall braiding curve inwards after a straight line while the upper block curve outwards and connect to the crown. Four sides of the arch feet in the middle of the crown and 3 sides on the corners are ANTALYA 83

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Anadolu’daki diğer kapılardan farklı olan Hadrianus Kapısı, eşsiz bezemelere sahiptir. The door, which is different from its counterparts in Anatolia, has amazing decorations.

ması nedeniyle Anadolu’daki diğer kapılardan farklıdır. Roma’dakiler kadar olmasa da zengin kabartmalara sahiptir. Bu kabartmalar Anadolu’daki diğer kapılarda görülmez.

Kabartmalar bugün bile ziyaretçilerini büyülüyor

Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayıp, Atatürk Caddesi sonuna kadar devam eden surlarda bulunan kapı, eşsiz bezemelere sahiptir. Kuzeyde ve güneyde iki kule arasında bulunan Hadrianus Kapısı’nın üç açıklığını tonozlar örter. Tonozları da kaildeler ile yükseltilmiş dört ayak taşır. İki kule arasındaki açıklık 17.745 metredir. Ayakları taşıyan kaidelerin genişliği 3.24 metredir. Tonozların her biri 33 kemer bloğundan oluşur. Duvar örgüsünde altlık ile birleşen bloklar, düz bir şeritten sonra içe doğru kademe yapar. Üst bloklar ise dışa doğru kademe yaparak düz bir şerit ile taca birleşir. Tacın orta kemer ayaklarında dört tarafı, yan ayaklarda ise 3 taraf bezelidir. Alttan üste doğru sırasıyla yapraklardan oluşan bir kuşak, inci dizisi, kyma rekta profili üzerinde sivri uçlu kamış yapraklı kuşak, üzerinde düz bir profil ile üzengi tipi lesbos kymation kuşağı yer alır. Kamış yapraklı kuşak köşelerde akantus yaprağı ile birleşir. 84

ANTALYA

Sütun başları çiçeklerle bezeli

Ayakların taşıdığı tonozların her biri otuz üç kemer bloğundan oluşur. Kuzeybatı köşedeki başlık in suta durumunda olup güneybatıdaki orijinaldir. Başlıklarda kalathus üzerinde iki akantus yaprak sırası bulunur. Dört yaprak arasından çıkan üç adet akantus yaprağından yandakiler köşedeki volütlerin alt yüzlerine dokunur ve kıvrılırlar. Akantusların arkası üstte damarsız yuvarlak uçlu ve uzunca yaprak motifi ile bezenmiştir. Beş adet yaprak üst akantus sırasından başlayarak kalathos dudağına kadar uzanır. Derin oyulan volüt kıvrımları arasındaki İon kymationun altında inci dizisi vardır. Volüt yüzleri ile abakus bezemesiz bırakılmıştır ve abakusun ortasında dört yapraklı abakus çiçeği vardır. Takın üzerinde otuz altı adet aslan başı bulunmaktadır. Sütun başlıklarında taç yapraklı çiçekler bulunur. Fakat bu çiçeklerin her biri farklıdır. Takın orijinal kaidesi ve postamentleri yerel kireç taşıdır. Kompozit başlıklar beyaz mermer, sütunlar ise granit mermerdir. İkinci tonoz kuzey ayak kaidesi ve ayakaltlığı ile üçüncü tonoz kuzey ayakaltlığı üzerinde kare ve üçgen oyuklar bulunur. Oldukça düzgün olan bu oyukların hangi amaçla açıldığı bilinmemektedir.

Kasım / Aralık - November / December 2012

decorated. From top to bottom, in order, is a zone made up of leaves, a string of pearls, a belt of reed leaves and a stirrup style lesboskymation zone. The belt of reed leaves connect to acanthus leaves at the corners.

Column heads are decorated with flowers

Each of the vaults consists of 33 arch blocks. The headpiece on the northwestern corner is in situ and the one in the southwest corner is an original. There are two rows of acanthus leaves on the headpieces. Three of the acanthus flowers that protrude from four leaves touch the bottom of the volutes and bend. The back of the flowers are decorated with long leaves. Five

leaves that begin parallel to the acanthus reach all the way to the lip of the basket. There are a string of pearls between deep carved volute curves. The faces of the volutes and the abacus are undecorated but an abacus flower with four leaves lies inside the abacus. 30 lion heads have been placed on the arch and there are flowers on the column heads but each of these flowers are different. The original pedestal and base of the arch are limestone. Composite headpieces are made with white marble and columns with granite. There are square and triangular cavities above the foot of the second vault and the third vault. The purpose of these cavities is unknown.


Green Palace

KUYAB Kundu Turizm Yatırımcıları Birliği Yalıçam Mevkii Kundu Köyü Lara Posta Dağıtım Müdürlüğü Pk.5 Aksu/Antalya Tel:0242 431 24 24 - 431 24 71 Faks:0242 431 24 74

www.kuyab.com

KUNDU TURİZM YATIRIMCILARI ANTALYABİRLİĞİ 85

KUNDU TOURISM INVESTORS ASSOCIATION

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


86

ANTALYA

Kas覺m / Aral覺k - November / December 2012


Yazı ve Fotoğraflar / Article and Photographs: Özgür ÖNDER

Antalya’nın bilinmeyen tarihini gün yüzüne çıkarıyor Anadolu Akdenizi’nin tarihi, arkeolojik ve etnografik değerlerinin araştırılıp belgelenmesi, onarılması ve korunması amacıyla çok önemli çalışmalara imza atan Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü Antalya’nın bilinmeyen tarihine ışık tutuyor.

Antalya’s unknown history revealed Suna İnan Kıraç Mediterranean Civilizations Research Institute, which realized great works for the documentation, renovation and preservation of Anatolian Mediterranean’s historical, archeological and ethnographical assets, sheds light on the unknown history of Antalya.

S

una İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü yabancı gezginlerin Antalya için yazdığı beşinci kitabı Türkçeye çevirmeye hazırlanıyor. Diğer dört kitap ise okuyucularıyla buluşmayı bekliyor. Bu kitapların Antalya ile ilgili bugüne kadar bilinmeyen verileri gün yüzüne çıkardığını belirten Enstitü Müdürü Kayhan Dörtlük, Lankoroski’nin iki ciltlik kitabını okuduktan sonra Antalya’yı yeniden öğrendiğini söylüyor. Onunla sohbet ettikçe Suna İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü’nün yürüttüğü çalışmaların önemini ve Kaleiçi’nin bilinmeyen yönlerini keşfediyor insan. Gerisi Kayhan Dörtlük ile yaptığımız keyifli söyleşide…

Antalya’nın incisi, bugünkü metropol kentin çekirdeği Kaleiçi’nin tarihi ne kadar eski? Kayhan Dörtlük: Kaleiçi’ne Antalya’nın çekirdek kenti deniyor ama bunun ne anlama geldiği pek bilinmiyor. Bu deyim düşündüğümüz anlamda doğru. Çekirdek kent, bir limana odaklanıyor. Kaleiçi bu liman çevresinde gelişen bir kent ancak ne zaman, nasıl kurulduğu hakkında net bilgiler yok. Bu konuda çeşitli görüşler var; klasik başlangıcı kabul edersek kenti Attalia ile başlatıyoruz ve kentin M.Ö. 2 yüzyıl ortasında, 150-160 civarında, Bergama Kralı Attalos tarafından kurulduğunu söylüyoruz. Burada Attalos öncesinde de bir yaşam vardı öyleyse? Kayhan Dörtlük: Hiç kuşku

S

una İnan Kıraç Mediterranean Civilizations Research Institute is getting ready to translate the fifth book written about Antalya by foreign travelers into Turkish. The other for book are about to be published. The manager of the institute Kayhan Dörtlük, who says that these books shed light on the unknown history of Antalya, adds that he rediscovered the city after reading Lankoroski’s book. When we talked to him, we realized the importance of the institute and the unknown assets of Kaleiçi. How old is the history of Kaleiçi, the pearl of Antalya? Kayhan Dörtlük: Kaleiçi is called the nucleus of Antalya but no one knows

what that means. This saying is in part true. The nucleus city is centered on a port. Kaleiçi is city that has evolved around the port but we don’t have accurate information on how and when it was built. There are some theories; we begin the city with Attalia in the classic sense and say that the city was built in the middle of 2nd century B.C., around 150-160 by, Bergama King Attalos. So there was life here before Attalos? Kayhan Dörtlük: There’s no doubt that there were people living here before Attalos. They had a culture. Attalos didn’t build a new city. There is debate whether this place was Kaleiçi or Olbia. Archeologists ANTALYA 87

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


yok ki Attalos’tan önce de burada yaşayan, yerleşik insanlar vardı. Onların kültürü vardı. Attalos yeni bir kent kurmadı. Bu yerin neresi olduğu, Kaleiçi mi, Olbia mı olduğu hep tartışılır. Bu konuda arkeologların farklı görüşleri vardır; kimisi Konyaaltı der, kimisi Kaleiçi. Kaleiçi ve limanı tarih boyunca nasıl bir konuma sahipti? Kayhan Dörtlük: Kaleiçi, Attalos’tan bu yana hep deniz üssü olmuştur. Roma döneminde de bu böyledir, Selçuklu döneminde de. Bir dönem kente korsanlar hakim olmuştur. Kent Bizans döneminde de önemli bir deniz üssüdür, Selçuklu döneminde de. Hatta Selçuklu döneminde Kaleiçi, Selçuklunun Akdeniz’deki tek deniz üssüdür. Ama Osmanlı 88

ANTALYA

döneminde önemini giderek yitirmiştir. Tarih boyunca gezginler neler söylemiş Kaleiçi ve Antalya için? Kayhan Dörtlük: Bu kenti Fransız Amirali Kaptan Bofor yazmıştır. Denizcilerimiz onu çok iyi tanır, çünkü Akdeniz Körfezi ile ilgili 1800’lü yıllarda hazırladığı haritalar hala kullanılır. Kaptan Bofor, Kaleiçi için “tiyatro basamakları gibi” benzetmesini yapar. Kaleiçi’ni liman ve limanı çevreleyen, sıra sıra evlerle anlatır; denizinin balık kaynadığını söyler. Ama Türklerin balığı, denizi pek sevmediğini de sözlerine ekler. Bütün gezginler, hep güzel sözler söylerler Kaleiçi için. Bu durum yakın dönemde de bu şekilde sürmüştür.

Kasım / Aralık - November / December 2012

have different opinions on the topic; some say it is Konyaaltı and other say it is Kaleiçi. What was the position of Kaleiçi and its port in history? Kayhan Dörtlük: Kaleiçi has always been a naval center since Attalos. This also was the case during the Roman era and the Seljuk period. The city was once ruled by pirates. The city was also an important naval base during the Byzantines. But it lost its importance during the Ottoman rule. What have traveler said about Kaleiçi and Antalya throughout history? Kayhan Dörtlük: French Admiral Captain Bofor wrote about the city. Our sailors know him because

they use the maps he drew in the 1800’s about the Mediterranean Bay. Captain Bofor says that Kaleiçi looks like the steps of a theater. He talks about the port and the houses around the port and adds that the sea is filled with fish. He also adds that Turks don’t like the sea or the fish. All travelers speak highly of Kaleiçi. This is also the case for the past period. Vasfi Rıza Efendi comes to Antalya in 1929 for a theatre performance. He feels that Antalya is very shabby. He writes a journal depicting his days in the city and turns it into a book. He says that tourists would come to Antalya by boats if the city was well kept and pretty and that they


Vasfi Rıza Efendi, 1929 yılında tiyatro gösterisi için Antalya’ya gelir. Antalya’yı çok bakımsız bulur. Günlük tutan Vasfi Rıza Efendi, turne anılarını bir kitapta toplar. Kitabında kent bakımlı ve güzel olursa Antalya’ya gemilerle turistlerin geleceğini, gelen turistlerin limandan karaya çıkacağını, Kaleiçi’ni ve ören yerlerini gezmeye gideceğini anlatır. Bundan limandaki teknecinin, Kaleiçi’ndeki faytoncunun, otelcinin, esnafın fayda sağlayacağını belirtir. Ama bu kentin bir oteli bile yok diye üzülür. Vasfi Rıza Efendi, o yıllarda bugünkü turizm hareketini anlatmış sanki. Kayhan Dörtlük: Evet, Vasfi Rıza Efendi, kentin turizm potansiyelini o günden görmüştür. Bu nedenle onun kitabı mutlaka okunmalıdır. Son yıllarda turizmde yakalanan yükselişin çıkış noktası Kaleiçi’dir. Kaleiçi, Vasfi Rıza Efendi’nin kitabında da bahsettiği gibi çok güzel bir yer. O tarihten başlayarak koruyup, geliştirebilseydik dünyanın en güzel yeri olurdu. Kaleiçi, 1900’lü yıllarda etrafı surlarla çevrili bir kentti, surların büyük bölümü şimdi ortada yok. Bu surlar eski gravürlerde görülüyor. İnan Kıraç Bey, Rus ressamlar marifetiyle bu gravürleri tablolara döktürdü. O tablolar enstitümüzde sergileniyor. O tablolara baktığımızda “Antalya ne kadar güzelmiş” diyoruz. Antalya yine de güzel değil mi? Kayhan Dörtlük: Bütün bunlara rağmen Antalya tabiî ki güzel. Antalya’yı Antalya yapan tarihi, kültürel değerleri korumamız lazım. Çok şey kaybettik ancak yine de

geriye dönülebilir. Çünkü bu kent gerçekten çok güzel. Kaleiçi son dönemde yeniden çekim merkezi oldu. İnsanlar tarihi evleri restore ettiriyor ve Kaleiçi’ne taşınıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz? Kayhan Dörtlük: Kaleiçi’ne dönüş iki şekilde gerçekleşti. İlki para kazanmak için gelenler ve ikincisi de burada yaşamak için gelenler. Biz de 1996 yılında Kaleiçi’ne gelerek enstitüyü ve müzeyi açtık. Güzel bir şeyler yapmak, örnek olmak için geldik; başarılı da olduk. Evini restore ettirecek olan kişiler, mimarlar, inşaat ustaları geldi ve yaptıklarımızı inceledi. Bu iyi bir örnektir. İyi beraberinde iyiyi getirir. Kaleiçi’nde güzel gelişmeleri görmekten mutluluk duyuyoruz. Evler restore edildikçe Kaleiçi’nin de çehresi değişti değil mi? Kayhan Dörtlük: Mülkiyet sahipleri restore ettirdikleri yapıların iyi olmasını istiyor. Mimarlarda yanlışlıklara müdahale edip, doğrunun hayata geçmesini sağlıyor. Bunlar Kaleiçi’nin atladığı noktalar. Sokaklara baktığımızda düzelmeyi, onarımı görüyoruz. Kaleiçi onarılmalı ama bir film platosuna dönüşmemeli. Restorasyonlar doğru yapılırsa çok daha iyi olacağına eminim. Kaleiçi’nde bana göre yönetim sıkıntısı var. Kaleiçi hala Batılı örneklerdeki gibi yönetilmiyor. Yerel yönetimlerin yaptıklarını yok saymıyorum. Ama yönetim istediğimiz gibi değil. Hayalinizdeki Kaleiçi’ni anlatır mısınız? Kayhan Dörtlük: Kaleiçi benzeri çok örnek gördüm. Ama İnan Kıraç Beyin beklentisini

anlatabilirim. Kendisi bir süre önce Fransa’da Nice yakınlarında Kaleiçi’ne benzeyen bir yere gitmiş. Yönetim, onarım ve koruma anlamında oradaki mükemmelliği görmüş. Bu kent farklı bir yönetim modeli ile heykeltıraşlara, ressamlara tahsis edilmiş. Sanatçılar bu farklı ortamda eserlerini üretmiş. Bugün sadece heykel satışından 400 milyon Euro gelir elde edilen bir yer Nice. Fransa’nın bu alanda merkezi. Orada kimse klimasının motorunu duvara monte edemiyor, güneş enerjisini koyamıyor, duvarlara afiş asamıyor, kablo çekemiyor. Çünkü buna müsaade edilmiyor. Benim beklentim otantik yapıların korunması yönünde. Aslına sadık, pırıl pırıl binalar, kültürümüzden izler görmeliyiz Kaleiçi’nde. Ziyaretçilere “vay canına” dedirtmeliyiz. Biraz da enstitüden bahsedelim. Neler yapıyorsunuz? Kayhan Dörtlük: Antalya zengin bir dokuya sahip. Bu dokunun içinde enstitüyü özel sektör başlatsın, Batıda nasılsa bizde de öyle olsun istedik. 1996’da başladık, giderek de büyüdük. Bir tek binada başladık. Ama bugün giderek büyüyoruz. Bizi külliye haline getiren bir durum söz konusu. Batıda bir enstitü ne iş yaparsa biz de yapıyoruz ama farklı yönlerimiz de var. Bazı konularda onları kıskandıracak noktadayız. Nelerdir bunlar, anlatır mısınız? Kayhan Dörtlük: Bir enstitünün zenginliği kütüphanesidir, arşividir. Kütüphane ne kadar kuvvetli olursa o kadar çok insan yararlanır. Bizim iyi bir kitap koleksiyonumuz var. Bir coğrafya

Batılı enstitüler soğuk olur, bilim adamlarına hitap eder. Biz bölge halkına da hitap ediyoruz.”

Western institutes are cold and geared towards academics. We also cater to the people in the region.”

would step off the boat to tour Kaleiçi and other excursion sites. He adds that other vendors could take advantage of the situation and that he is sad that the city doesn’t have a hotel. Vasfi Rıza Efendi seems to be talking about the tourism activity today. Kayhan Dörtlük: Yes, Vasfi Rıza Efendi had discovered the city’s tourism potential. That is why everyone must read his book. Today’s touristic vitality originates from Kaleiçi. Kaleiçi, as Vasfi Rıza Efendi states in his book, is a great place. If we had the sense to protect and improve the area from that time it would have been the most beautiful place in the world. Kaleiçi was a city surrounded by walls in ANTALYA 89

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


“Bir enstitünün zenginliği kütüphanesidir, arşividir. Bizim iyi bir kitap koleksiyonumuz var.” “The richness of an institute is its library and archives. We have a good book collection.”

seçtik kendimize; bölgemiz Anadolu Akdenizi. Kapılarımız bu bölgede çalışan, halkını, değerlerini yaşatmak isteyen herkese açık. Burada geleneksel hale gelmiş etkinlikler yapıyoruz. Sadece bilim adamları, sanatçılar değil sade vatandaşlar bile etkinliklerimizi sıkılmadan takip ediyor. Etkinliklerimiz yoğun ilgi görüyor. 30 kişilik salonla başladık ama yetersiz kalınca 150 kişilik salon ile devam ediyoruz. Bazen yer kalmıyor, katılımcılar bahçeden sanal olarak takip ediyorlar. Salona girenler kendini şanslı hissediyor. Isparta’dan, Burdur’dan arkeoloji öğrencileri geliyor. Batılı enstitüler böyle değildir, soğuk olur. Bilim adamlarına hitap eder. Biz bölge halkına da hitap ediyoruz. Yeni dönemin etkinlik programları hakkında bilgi verir misiniz? Kayhan Dörtlük: Konferanslarımız 13 Ekim tarihiyle başladı, Mayıs ayı sonuna kadar da devam edecek. İlk konferansımızda Prof. 90

ANTALYA

Dr. Gül İrepoğlu, Osmanlı saray mücevherleri ile ilgili konferans verdi. Şubat ayında çok önemli bir etkinliğimiz olacak. Antalya’da ve Türkiye’de bir ilki niteliği taşıyacak bu etkinlik kapsamında dünyanın en saygın para tarihçileri Antalya’ya gelecek. 1. Uluslararası Anadolu Para Tarihi ve Nümizmatik Kongresi’ni düzenleyeceğiz. Bana göre kongre bu senenin en önemli ve anlamlı etkinliği olacak. Antalyalının etkinliklere bakışı nasıl? Kayhan Dörtlük: Bu kentte önemli bir kesime etkinliklerimizi sevdirdik. Hatta Antalyalılar yer bulamamaktan çekindikleri için etkinliklere bir saat önce geliyor. İnanılmaz güzel soru soranlar var. Haberlerden, bültenlerden etkinliklerimizi takip ediyorlar. Bu bizi mutlu ediyor. Bir enstitünün zenginliği kütüphanesidir, kitap arşividir dediniz. Bu alanda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz? Kayhan Dörtlük: Bir enstitünün en önemli yanlarından biri de yayınlarıdır. Enstitümüzün kentin adını taşıyan Adalya adlı bir dergisi var. Sosyal bilimler alanında Batıda, ABD’de indekslenen bir dergi olan Adalya’ya makale yazan bilim adamları terfi amacıyla 40-45 puan kazanır. Ama makale 2-3 hakemden geçer. İkinci dergimiz AKMED’de ise her yıl Anadolu Akdenizi’nde yapılan kazı çalışmalarının raporları yayımlanır. Her iki dergi de mayıs ayında çıkar. Antalya tarihi ile ilgili bilimsel yayınlardır bunlar. Size göre enstitünün en önemli çalışması nelerdir? Kayhan Dörtlük: Yayın proje-

Kasım / Aralık - November / December 2012

the 1900’s but most of the walls are now gone. You see the walls in old gravures. Mr. İnan Kıraç commissioned Russian painters to turn these gravures into paintings. When we look at these paintings we can see how beautiful Antalya was.

it mustn’t be turned in to film plateau. I am sure it will be better if the restorations are done accurately. I think there is a problem with administration in Kaleiçi. I am not saying that local authorities do nothing but I believe they are inefficient.

Isn’t Antalya still beautiful? Kayhan Dörtlük: Antalya is beautiful despite all these. We need to protect the historical and cultural assets that make Antalya what it is. We have lost so much but we can turn that around because this city is really beautiful.

Can you tell us the Kaleiçi of your dreams? Kayhan Dörtlük: I have seen many places like Kaleiçi but I can tell you what İnan Kıraç expects. He went to a place near Nice in France that resembled Kaleiçi a while ago. He saw that restoration and preservation was perfectly executed. This city was allotted to painters and sculptors. Artists established their artwork here. Nice derives 400 million Euros from sculptures alone. It is the sculpture center of France. No one in the city is allowed to put the motor of an air conditioner on the outside wall; no one can put solar panels on the roof, hang posters or lay cables because it is forbidden.

Kaleiçi began an attraction point again in recent years. People are restoring their historical house and moving to Kaleiçi. Why do you think that is? Kayhan Dörtlük: Two things happened; some people came to make money and some came to live there. We came to the city in 1996 and opened the museum and established the institute. We came to set an example and do something good and we succeeded. People who wanted to restore their houses came to us and inspected our work. This is a good example. We are happy to see this development in Kaleiçi. Did the face of Kaleiçi change as the houses were restored? Kayhan Dörtlük: The owners want their restored properties to be beautiful and architects come in and correct their mistakes. These are the points that Kaleiçi is missing. When we look at the streets we see improvement. Kaleiçi must be restored but

I believe that we need to preserve the authentic structure. We need to be seeing original, clean buildings and traces from our culture. We must make visitors say ‘wow’. Let’s talk about the institute. What do you do? Kayhan Dörtlük: Antalya has a rich structure. We wanted the private sector to start the institution like it is in the West. We began in 1996 and grew continuously. We started with one building and now we are a complex. We have different ways of doing thing although we are a classic institute. In some


conferences began as of October 13 and they will continue until the end of May. During our first conference of the season, Prof. Dr. Gül İrepoğlu gave a conference about Ottoman palace jewels. We will organize a very important event in February. This will be a first and the world’s most respected money historians will come to Antalya. The event will be called the 1st International Anatolian Money History and Numismatic Congress. I believe this will be this year’s most important and meaningful event.

mizin en önemli ayağı bana göre çeviriler. Antalya’yı yazan batılı gezginlerin eserlerini Türkçeye çeviriyoruz. Bu ilk kez yapılıyor. Orijinali nasılsa çeviri kitap da kâğıt özelliğiyle, cilt yapısıyla, yazı karakteristiğiyle orijinaliyle birebir aynı oluyor. Şu ana kadar dört kitap yayımlandı, beşinci kitabımız çıkmak üzere. Bu kitapları vatandaşlar enstitüden satın alabilirler. Bu kitaplar hakkında bilgi verir misiniz? Kayhan Dörtlük: İlk kitabımız Fransız Amirali Kaptan Bufor’un ‘Karamanya’ adlı eseridir. Kaptan Bufor, kitabında Antalya’yı anlatmıştır. Antalya’ya dair bilmediğimiz olayları ondan daha iyi anlatan yoktur. Kitap, dili hariç orijinali ile birebirdir. İkinci kitap ise yine Antalya’yı yazan Avusturyalı asilzade Lankoroski’nin kitabıdır. Lankoroski, 1885’den 1889’a kadar, Antalya’da kuvvetli bir ekiple çalışmıştır. Antalya’nın bütün

gravürleri o zaman çizilmiş, kentin ilk şehir planı o zaman çıkarılmıştır. Bu kitap 2 cilttir. Birinci cildi Pamfilya, ikinci cildi Psidya’dır. Ben o kitabı okuduktan sonra kendi kendime “Antalya’yı yeni öğrendim” demiştim. Üçüncü kitabımız iki İngiliz bilimciye aittir. Xastos’taki anıtları yerinden söküp, British Museum’a götürmek için görevlendirilmişler ve bu nedenle Antalya’ya gelmişlerdir. Askeri gemilerden karaya çıkıp işçi tutarak kazılar yapmış, buluntuları da ülkelerine götürmüşlerdir. Bu iki İngiliz tatil günlerinde de kenti gezip, Antalya’nın kuşlarını, bitkilerini, kabuklularını, kısacası gördükleri her şeyi yazmışlardır. Bu çalışma yapılırken birisi sıtma olmuş ama 40 derece ateşte çalışmalarını sürdürmüş, ancak iyileşememiş ve burada ölmüştür. Cenazesi Antalya’ya, bugünkü be-

ways, we are better than our counterparts in Europe. What are those? Kayhan Dörtlük: The richness of an institute is its library and archives. We have a good book collection. We selected this geography for ourselves. Our door is open to anyone who lives in this geography. We have traditional activities here. Not only academics but regular people also enjoy these activities. We began with a 30 people hall but that wasn’t enough so moved on to a 150 people hall. Sometimes it is so full that people follow the activities from the garden. We have archeology students that come from Isparta and Burdur. Western institutes are cold and geared towards academics. We also cater to the people in the region. Can you tell us the activities you will organize in the new season? Kayhan Dörtlük: Our

What do the people of Antalya think of this event? Kayhan Dörtlük: The majority of the people in the city enjoy our activities. Some come hours before the event because it can be crowded. People ask really clever questions. They follow us from bulletins and from the news. You said that the richness of an institute lies with its library. What kinds of works are being carried out regarding this area? Kayhan Dörtlük: One of the most important aspects of an institute is its publications. We publish a magazine called Adalya. Scientists who publish articles in the magazine, which is indexed in the USA, receive 40-45 points for promotion but the article is first reviewed by 2-3 judges. Our second magazine AKMED publishes the reports of excavations in the region. Both magazines come out every May. These are scientific publications about the history of Antalya. ANTALYA 91

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


lediye binasının olduğu yabancılar mezarlığına gömülmüştür. Yazdıkları kitap iki cilttir. Türkçeye çevirdiğimiz son kitabı, Kaleiçi’nde yaşayan Antalyalı bir Rum yazmıştır. Zengin bir ailenin oğlu olan yazar, Antalya’ya gezi için gelen yabancılara rehberlik yapmıştır. Sonunda “hep yabancılar mı kitap yazacak, ben de yazacağım” der ‘Pamfilya Seyahatnamesi’ adında bir seyahatname yazar. Bu kitap farklıdır. Çünkü bir Antalyalı tarafından kaleme alınmıştır. Kitap tüccarlardan, neyin ihraç edildiğine kadar Antalya ile ilgili her şeyi anlatır. Bu kitapların tamamı enstitümüzden temin edilebilir. 92

ANTALYA

According to you, which are the most important projects of the institute? Kayhan Dörtlük: I believe our most important publication projects are translations. We are translating the books of foreign traveler who wrote about Antalya into Turkish. This is a first. The translated books are the same as their originals except the language. We have published four books until now and the fifth is coming out soon. People can buy the book at the institute. Can you tell us more

about these books? Kayhan Dörtlük: Our first book is French Admiral Captain Bufor’s ‘Karamanya’. Captain Bufor talks about Antalya in this book. He is the best writer

Kasım / Aralık - November / December 2012

to talk about the unknowns of Antalya. The book we published is the exact copy except the language. The second one is by an Austrian noble named Lankoroski. Lankoroski worked in Antalya with a big crew from 1885 until 1889. Antalya’s gravures were painted back them and the first city plans were first laid out. The book is two volumes; the first is called Pamphylia, and the second is Pisidia. When I read that book I realized I finally knew about Antalya. Our third book belongs to two British scientists. They were tasked to remove the monuments in Xastos and take them to the British Museum. They disembarked from military ships,

excavated in the area and took the relics back to their countries. In the meantime, they toured the city and wrote about everything they saw. One of them was plagued by malaria but continued to work with a fever only to die in the city. His body is buried in the foreign cemetery. Their book is also two volumes. The book we are translating now was written by a Greek citizen living in Kaleiçi. He is the son of a rich family. He was also a tour guide in Antalya. He wrote a travel journal called ‘The Pamphylia Travel book’. This book is unique because it was written by a local. The book talks about everything from vendors to the exports of the city. All these books can be bought from the institute.


Kalite ve kusursuz hizmet... The Maxim Resort Hotel Atat羹rk Bulvar覺 07980 No:31 Kemer / ANTALYA Tel: +90 242 814 70 00(pbx) Fax: +90 242 814 70 70 e-mail: info@themaximhotels.com

w w w.t h e m a x i m h o t e l s . c o m

ANTALYA 93

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Şehirde müzik var Bu yıl 13’üncüsü ‘Şehirde Müzik Var’ sloganıyla gerçekleştirilen Uluslararası Antalya Piyano Festivali, dünyaca ünlü sanatçıları ağırlıyor.

There is music in the city The International Antalya Piano Festival, which will be organized with the slogan “There is music in the city” for the 13th time, is getting ready to welcome world famous musicians.

A

ntalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Uluslararası Antalya Piyano Festivali, muhteşem bir programla 16 Kasım’da başladı. Festival çerçevesinde dünyaca ünlü piyanistler ve caz sanatçıları Antalya’da hafızalardan kolay silinmeyecek konserler veriyor. ‘Şehirde Müzik Var’ sloganıyla gerçekleşen festival halk konserleri ve atölye çalışmaları ile müzikseverlerle buluşuyor.

Açılış konseri Fazıl Say’dan

Uluslararası Antalya Piyano Festivali, Fazıl Say’ın, “Bu güne kadar yazdığım en iyi eser” diyerek nitelendirdiği ve 2012 yılında bestelediği ‘Mezopotamya’ senfonisi ile başladı. Antalya’da ilk kez yorumlanan eserde Fazıl Say’a, Gürer Aykal’ın yönettiği 130 kişilik Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik etti. Türkiye’deki birçok sanatçıyı yetiştiren ve 2006 yılında yaşamını yitiren piyanist Kâmuran Gündemir anısına geleneksel olarak düzenlenen ‘Genç Yetenekler’ konseri, bu yıl da başarılı gençleri ağırlıyor. Bu senenin solistleri Cem Esen, Can Çakmur, Victor Maslov ve Merve Akyıldız. 94

ANTALYA

Orchestra conducted by Gürer Aykal.

Caz müziğin yaşayan efsanesi Chick Corea, Alman piyanist Andreas Staier, İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi Buika, Amerikalı piyanist Tzimon Barto, birçok film müziğinde imzası bulunan Brad Mehldau, Amerika’da enstrümanıyla akıllarda kalan gerçek bir müzisyen olarak tanınan Yunan piyanist Anastasios Pappas, farklı tarzları ile dikkat çeken Gidon Kremer Trio ve dünyaca ünlü Türk piyanist Gülsin Onay festivalin bu yıl ki önemli konukları arasında. Festivalin kapanış konserinde gelenek yine bozulmuyor ve sahneye dünyanın en önemli toplulukları arasında gösterilen Moskova Virtüözleri çıkıyor.

Kasım / Aralık - November / December 2012

T

h e International Antalya Piano Festival, organized by the Antalya Metropolitan Municipality for the 13th time this year, began with a great show on November 16. World famous pianists and jazz musicians are performing unforgettable concerts during the festival. The festival includes concerts, workshops geared towards students and free concerts.

The opening concert is from Fazıl Say

The festival began with the Mesopotamia Symphony which Fazıl Say says is his best work so far. During the piece that consists of 10 parts, Say was accompanied by the 130 people Borusan Philharmonic

The “Young Talents’ concert, which is being organized each year since 2006 to commemorate the late Kâmuran Gündemir, a famous Turkish pianist, was also a part of the festival. This year’s soloists were Cem Esen, Can Çakmur, Victor Maslov and Merve Akyıldız. Living jazz legend Chick Corea, German pianist Andreas Staier, Buika known for her sultry Spanish ballads, American pianist Tzimon Barto, jazz musician Brad Mehldau, Greek pianist Anastasios Pappas, the Gidon Kremer Trio and famous Turkish pianist Gülsin Onay are the other important guests of this year’s festival. As it is the tradition of the festival, the Moscow Virtuosos will take t the stage at the closing of the event.


ANTALYA 95

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Ruhlar gelirse neler olur ? Noel Coward’ın dünyaca ünlü eseri ‘Ruhlar Gelirse’, Antalya Devlet Tiyatrosu tarafından 21 Kasım tarihinde sahnelenmeye başlıyor. Oyun, ruhlar üzerine bir kitap yazmak isteyen yazarın başından geçen komik olayları anlatıyor.

A

ntalya Devlet Tiyatrosu (ADT), tiyatronun doğduğu topraklarda birbirinden önemli eserleri sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Yeni sanat sezonunu ‘Pişti’ adlı oyunla açan ADT,Ekim ayı boyunca ve Kasım ayı ortasına kadar bu oyunu sahneledi. 96

ANTALYA

Temsiller sürerken oyuncular bir yandan da Noel Coward’ın ‘Ruhlar Gelirse’ adlı eserini sahnelemek için hazırlıklara başladı. Yazarın 2. Dünya Savaşı sonrası İngiliz halkına moral vermek için yazdığı kitabından uyarlanan oyunun prömiyeri 21 Kasım günügerçekleşecek.

Kasım / Aralık - November / December 2012

A

ntalya State Theatre (ADT) continues to bring plays from the birthplace of theatre to its audience. ADT, which opened the new season with a play called ‘Pişti’, performed the play until mid November. While performances continued, actors began rehearsing Noel Coward’s fa-

mous play High Spirits. The premier of the play, adapted from Coward’s book which was written to cheer the British after WW2, will be held on November 21. The comedy will be directed by Ali Meriç and will include actors such as Süheyla Çöllü, Senem Şahin, Sedat Mayadağ, Gerçek


What happens if the spirits come? Noel Coward’s world famous play High Spirits will be staged by the Antalya State Theatre starting November 21. The comedy is about a writer who wants to write a book about spirits.

Rejisörlüğünü Ali Meriç’in yaptığı, Süheyla Çöllü, Senem Şahin, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Gül Tunççekiç, Selim Türkışık ve Ebru Zeliha Sırkıntı’nın rol aldığı komedi izleyicilerine keyifli anlar yaşatmaya hazırlanıyor.

tricks so he can use the information in his new novel.

Karısının ruhu gelince işler karışıyor

İngiltere’de geçen oyunda, yazar ruhlarla ilgili bir kitap yazmaya hazırlanıyor. Kitabına bilgi toplamak içinde ruh

ayrılıyor. Herkes ayrıldıktan

çağırma seansı düzenlemek

sonra yazar evinden seslerin

istiyor. Yakın aile dostlarını

geldiğini fark ediyor. Yazar

da seans için evine davet

evinde yaptığı incelemede sesin, yaşamını yitiren ilk karısına ait olduğunu görüyor. Yaşamını yitiren karısının ruhunun yazarın evine gelmesiyle birlikte birbirinden komik olaylar gerçekleşmeye başlıyor.

ediyor. Ruh çağırması için buldukları medyumla seansı başlatıyorlar. Seans başarısız oluyor ve çağırdıkları ruh bir türlü gelmiyor. Bu gelişme üzerine seans sona eriyor ve medyum ile misafirler evden

Sağlar, Gül Tunççekiç, Selim Türkışık and Ebru Zeliha Sırkıntı.

Things get complicated when his wife’s spirit comes

Writer Charles Condomine hosts a séance conducted by medium Madame Arcati in the hope that he’ll learn her

His assumption that she is a fake is proven wrong when she falls into a trance and unwittingly conjures the spirit of his late wife Elvira, although he alone can see her. His present wife Ruth believes that Charles is joking until Elvira moves into the Condomine household and proves her presence by performing poltergeist-type pranks. Elvira’s plan to kill Charles so he can join her in the beyond backfires when she accidentally disposes of Ruth instead, and before long the two female apparitions are disrupting their former husband’s life with their constant nagging and bickering. ANTALYA 97

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Türk sinemasının kalbi Antalya’da attı Uluslararası Altın Portakal Film Festivali kapsamında film gösterimleri gerçekleşti, ünlü sanatçılar sinemaseverlerle söyleşilerde buluştu. Geleneksel kortejde sanatçılar halkla kucaklaşırken, Türk sinemasının en iyi yeni yapıtları, sanatçıları, kamera arkası kahramanları ödüllendirildi.

98

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


The main event of Turkish cinema was held in Antalya Movies were shown and famous actors talked about movies during talk shows at the International Altın Portakal Film Festival. While actors met with the crowd during the traditional parade, Turkish cinema’s best movies, best actors and best directors were given awards.

T

ürk sinemasının kalbi, bu yılda Uluslararası Altın Portakal Film Festivali süresince Antalya’da attı. Birbirinden ünlü isimlerin katılımıyla gerçekleşen festival, Antalya’da renkli görüntülerin yaşanmasını sağladı. Bu yıl 49’uncusu düzenlenen festival, onur ödüllerinin sahiplerini bulduğu açılış töreni ile başladı. Açılış töreninin ertesi günü geleneksel kortej ile sinema sanatçıları Antalya halkı ile buluştu. Bir hafta boyunca film gösterimleri, söyleşiler ve konserlerle dolu dolu bir programa sahip olan festival, ödül töreni ile sona erdi.

a ceremony where honorary awards were presented. After the opening ceremony, actors met with the crowds during the traditional parade. The festival, which included movie showings, talk shows and concerts for a week, ended with the award ceremony.

The red carpet

The 49th International Antalya Altın Portakal Film Festival began with an opening gala and award ceremony where honorary awards were given. Despite heavy rain, the people of Antalya came to see the stars walk the red carpet. The guests and actors walked the red carpet and entered the glass pyramid for the honorary award show.

Kırmızı halıdan geçtiler

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışmacılar ve konukların katıldığı açılış galası ve onur ödülleri töreni ile başladı. Şiddetli yağmura rağmen Antalyalı sanatseverler açılış törenine yoğun ilgi gösterdi. Kırmızı halı seremonisinin yapıldığı alana akın eden sinemaseverler, törenin yapıldığı Cam Piramit’e giden sanatçılara sevgi gösterilerinde bulundu. Sanatçıların ve davetlilerin

Vali Dr. Ahmet Altıparmak-Güler Ökten

kırmızı halıdan geçerek Cam Piramit’e girmesiyle birlikte onur ödüllerinin de verileceği festivalin açılış töreni başladı.

Güler Ökten’e ödülünü Vali Altıparmak verdi

Duygu Sağıroğlu’na ödülünü veren Kültür ve Turizm Ba-

T

h e main event of Turkish cinema was once again held in Antalya at the International Altın Portakal Film Festival. The festival, which was attended by many famous faces, jazzed up the city. The festival, which was organized for the 49th time this year, began with

Güler Ökten received the award from Governor Altıparmak The Undersecretary of the Ministry of Culture and Tourism Faruk Şahin, who handed Duygu Sağıroğlu her award, said that the festival was closely watched by the ministry and added that they were going to support

ANTALYA 99

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Vali Dr. Altıparmak, en seçkin sinema sanatçılarını, dünyanın en güzel şehrinde ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirtti. Governor Dr. Altıparmak said that they were happy to welcome famous actors from to the most beautiful city in the world.

kanlığı Müsteşar Yardımcısı Faruk Şahin, festivalin Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da ilgiyle izlendiğine değindi ve bakanlığın gerek Antalya’ya, gerekse Türk sinemasına katkılarından dolayı festivali her yıl desteklediğini, bu desteklerin gelecek yıllarda da devam edeceğini söyledi. Sinema oyuncusu Güler Ökten’e Yaşam Boyu Onur Ödülü’nü veren Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak ise en seçkin sinema sanatçılarını, dünyanın en güzel şehrinde ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirterek, kültürler arası diyalogu, ortak yaşamı şekillendirdikleri için sanatçılara teşekkür etti. Sinema yazarı ve şarkıcı Ömür Gedik’in ünlü filmlerin müziklerinden seçme performansı ile gece renklendi.

Sultan’a özel ödül

Gala ve onur ödülleri töreni Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray ile Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın 100

ANTALYA

Vali Dr. Ahmet Altıparmak-Güler Ökten

konuşmasıyla başladı. Gecede Türk sinemasının Sultanı Türkan Şoray’a ‘Sanatta Sosyal Sorumluluk Onur Ödülü’ verildi. Türkan Şoray ödülünü Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan aldı. Ödülünü alan Şoray, duygusal anlar yaşadı. 49 yıl önce kariyerindeki ilk ödülü yine Altın

Kasım / Aralık - November / December 2012

the festival in upcoming years. Governor Dr. Ahmet Altıparmak, who presented actress Güler Ökten her Lifetime Achievement Award, said that they were happy to welcome famous actors from to the most beautiful city in the world and thanked actors for shaping the dialogue between

different cultures. Movie critic and singer Ömür Gedik jazzed up the night with a concert where she performed songs from famous movies.

A special ward for the Sultan

The gala and the honorary


Hülya Avşar

Portakal Film Festivali’nde aldığını hatırlatan Şoray, mutluluğunu salondaki sanatçı ve davetlilerle paylaştı.

Onurlandılar

Aldığı ödülün önemine de değinen Türkan Şoray, Türk sinemasında son yılarda uluslararası alanda beğeni toplayan önemli yapıtlar gerçekleştiğine dikkat çekerek, bunda festivalin büyük payı olduğunu ifade etti. Gecede tek ödülü Türkan Şoray almadı. Türkan Şoray’ın yanı sıra yönetmen Duygu Sağıroğlu, yapımcı Necip Sarıcı, oyuncular Güler Ökten, Salih Güney, Meral Zeren ve Macar yönetmen Istvan Szabo’ya ‘Yaşam Boyu Onur’ ödülü, ışık şefi Erol Batıbeki’ye ‘Sinema Emek Ödülü’, Işık Yenersu’ya ise ‘Yıldırım Önal Anı Ödülü’ verildi.

Sanatçılar halkla kucaklaştı

Festivalin ikinci gününde geleneksel kortej yapıldı. Üzeri açık araçlarla kenti

Anna Adrusenk

turlayan sanatçılar, hayranlarıyla buluştu. Kortejden saatler önce güzergah üzerinde beklemeye başlayan Antalya halkı, televizyonlarda ve sinema salonlarında gördüğü sanatçılara yoğun ilgi gösterdi. Kortej, Antalya Kültür Merkezi (AKM) önünden yola çıktı. Korteje, aynı araca binen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın ve Türkan Şoray öncülük etti. AKM, 100. Yıl Bulvarı, Güllük Caddesi, Cumhuriyet Caddesi ve Atatürk Caddesi’nden geçen kortej, belediye binası önünde sona erdi. Belediye önünde yine kırmızı halıdan geçerek binaya giren sanatçılar, onurlarına verilen kokteyle katıldı. Vatandaşlar, kortej boyunca sevdikleri sanatçıları yakından görüp fotoğraf çektirme imkanı buldu.

Ödüller sahiplerini buldu Renkli görüntülere ve sinema dolu bir programa sahne olan festival, ödül töreni ile sona erdi. Hülya Avşar’ın başkanlık ettiği

Hüseyin Tabak

Erkan Can

award show was started by veteran Turkish actress dubbed ‘Sultan’, Türkan Şoray and Antalya Metropolitan Chief Magistrate Mustafa Akaydın with a speech.. During the ceremony, the veteran actress received the ‘Social Responsibility in Art Honorary Award”. Türkan Şoray received her award from Mustafa Akaydın. Şoray was very emotional during her acceptance speech. The actress, who stated that she had received her first award 49 years ago at this very same festival, shared her joy with the guests and her fellow actors.

Honorary Awards

Türkan Şoray, who stressed the importance of her award, said that there were many important Turkish films lately and the festival had a big role in making this happen. In addition to Türkan Şoray, director Duygu Sağıroğlu, producer Necip Sarıcı, actors Güler Ökten, Salih Güney, Meral Zeren and Hungarian director Istvan Szabo were given Lifetime Achievement

Awards. Lighting manager Erol Batıbeki was presented with the Cinema Lifetime Achievement Award and Işık Yenersu received the ‘Yıldırım Önal Memorial Award”

Actors meet with the crowd

The traditional parade was held on the second day of the festival. Actors, who toured the city with convertible vehicles met with their fans. The people of Antalya, who gathered for the parade in the early hours of the morning, were very excited to see all the famous faces they recognized form movies and television shows. The parade began in front of Antalya Cultural Center. The parade was headed by Chief Magistrate Mustafa Akaydın and Türkan Şoray. The parade, which passed by AKM, 100. Yıl Boulevard, Güllük Avenue, Cumhuriyet Avenue and Atatürk Avenue, ended in front of the municipality building. The actors, who walked the red ANTALYA 101

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


jüri, en iyi film ödülünü Güzelliğin On Par’etmez adlı filme verdi. En iyi ilk film ödülünü Zerre adlı filmi aldı. En iyi yönetmen ödülü Zerre filmindeki yönetimi ile Erdem Tepegöz’ün oldu. Hüseyin Tabak, Güzelliğin On Par’etmez adlı filmdeki senaryosu ile en iyi senaryo ödülünü kazandı. Pazarları Hiç Sevmem adlı filmdeki çalışması ile Florent Herry, en iyi görüntü yönetmeni ödülünü, Tamer Çıray ise, Elveda Katya filmindeki çalışması ile en iyi müzik ödülünü kazandı. Elveda Katya filminde rol alan Anna Andrusenk, en iyi kadın oyuncu seçildi. Abdulkadir Tuncer ise Güzelliğin On Par’etmez filmindeki rolü ile en iyi erkek oyuncu seçildi. En iyi kurgu yönetmeni ödülünü Güzelliğin On Par’etmez filmindeki çalışması ile Christoph Loidl 102

ANTALYA

kazanırken, Tora Aghabayova Zerre adlı film ile en iyi sanat yönetmeni ödülünü kazandı. Yüşa Durak, Güzelliğin On Par’etmez filmi ile Behlül Dal Jüri Özel Ödülünü, Küf adlı filmdeki saç ve makyaj uygulamalarındaki başarılarından dolayı Nimet İnkaya ve Gila Benezra Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Uluslararası uzun metrajda en iyi film ödülü Macar yönetmen Krisztina Deak’ın son filmi Aglaya-Aglaja, en iyi belgesel film ödülü ise İnan Temelkuran ve Kristen Stevens’in birlikte yönettiği Siirt’in Sırrı adlı filme verildi. En iyi belgesel ödülünü Zeynep Oral’ın yönettiği ‘Ben Sen O…’ adlı eseri alırken, en iyi kısa film ödülü ise Rezan Yeşilbaş’ın Sessiz adlı yapıtının oldu.

Kasım / Aralık - November / December 2012

carpet up to the building, attended the cocktail.

The Awards

The colorful festival ended with the award ceremony. The jury, headed by famous Turkish actress Hülya Avşar, awarded the Best Film award to a movie called Güzelliğin On Par’etmez. Zerre received the best debut film award. The Best Director Award went to Erdem Tepegöz for Zerre. Hüseyin Tabak won the Best Screenplay Award for the film Güzelliğin On Par’etmez. Florent Herry received the Best Cinematography award for the film Pazarları Hiç Sevmem, and Tamer Çıray received the Best Original Score Award for his work on the movie Elveda Katya. Anna Andrusenk, who starred in Elveda Katya, was named best actress and Abdulkadir Tuncer

won best actor for his role in Güzelliğin On Par’etmez. Best editing went to Christoph Loidl for his work on Güzelliğin On Par’etmez while Tora Aghabayova won best art direction with Zerre. Yüşa Durak won the Behlül Dal Jury Special Award for Güzelliğin On Par’etmez while Nimet İnkaya and Gila Benezra were awarded the Dr. Avni Tolunay Jury Special Award for hair and makeup applications in the movie Küf. In the international movie category, Hungarian director Krisztina Deak’s latest film Aglaya-Aglaja won best picture and best documentary was awarded to Siirt’in Sırrı, directed by İnan Temelkuran and Kristen Stevens. Best short documentary was awarded to Zeynep Oral’s ‘Ben Sen O…’ and best short movie award went to Sessiz by Rezan Yeşilbaş.


ANTALYA 103

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Kültürel mirası nesilden nesile aktarıyor Kültürlerinin gelecek nesillere de aktarılmasını isteyen Ahmet Şahin, 15 yılda topladığı 500’e yakın tarihi objeyi, köyü Değirmenlik’te sergiliyor.

Transfers cultural heritage from generation to generation Ahmet Şahin, who wants to transfer cultures from generation to generation, exhibits nearly 500 objects he has collected over 15 years in his village of Değirmenlik.

Yazı / Article: Özgür Önder - Fotoğraflar / Photographs: Tugay Çatlı

104

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


M

ağaralarda yaşayan ilk insanlardan, modern şehirlerin kurulduğu günümüze kadar, dünyanın en güzel coğrafyalarından birisi olan Antalya, her dönemde medeniyetlerin merkezi oldu. Binlerce yıllık bu köklü tarih, beraberinde zengin bir kültürün de oluşmasını sağladı. Bu zengin kültürün yansıması ise sanat eserleriyle, araç ve gereçlerle, kıyafetlerle, folklorla, mimariyle ve daha birçok unsur ile günümüze ulaştı. Akdeniz sahilinden Torosların karlı zirvelerine kadar uzanan bu yolculukta kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması ve yaşatılması için atılan adımlara her gün bir yenisi eklendi. Antalya’nın Akseki ilçesine bağlı Değirmenlik köyünde bulunan Ahmet Şahin Kültür Evi, buna en güzel örneklerden biri olsa gerek.

15 yıldır tarihi eşyaları topluyor

Ahmet Şahin, ömrünün yarısını Değirmenlik dışında geçirdi ancak köyü ile olan bağlarını hiç koparmadı. De-

rin tarihin, köklü kültürüyle oluşan ve asırlardır kullanılan araç gereçlerin, eşyaların, kıyafetlerin, silahların yerini yeni teknoloji ürünlere bıraktığını görünce de harekete geçme zamanının geldiğini düşündü. Günümüzden 15 yıl önce Akseki yöresinin kültürüne özgü objeleri toplamaya başladı. Ailesinden kalan eşyalarla yetinmedi; bu uğurda köydeki diğer ailelerin de kapısını çaldı.Sergilenmeye yetecek kadar objenin olduğuna kanaat getirince de kendi adını verdiği kültür evini açtı. Akseki’nin Değirmenlik köyünde bulunan Ahmet Şahin Kültür Evi, yöre kültürünü gelecek nesillere aktarmakla kalmıyor, bölge halkının yaşamına da ışık tutuyor.

500’e yakın tarihi eşyayı sergiliyor

Köyünü, yöreyi çok sevdiğini ifade eden Ahmet Şahin bu süreçte yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “Kültürümüzün yok olmasına engel olmak, gelecek kuşaklara

A

ntalya, which is one of the most beautiful geographies in the world from the time men lived in caves all the way to the modern world, has been the center of civilization throughout history. This profound history gave way to a rich culture which we now see in art, architecture, clothes and many more aspects. A new step was taken towards leaving this rich cultural heritage to future generations. Ahmet Şahin Cultural House, located in the village of Değirmenlik in Akseki borough, is a good example of this effort.

Collecting artifacts for the past 15 years

Ahmet Şahin spent most of his life outside the village but never severed his ties. He thought about taking action when he saw that tools that were used

for centuries were being replaced by technological devices. He started collecting unique objects from Akseki culture 15 years ago. He not only gathered items from his family but he also knocked on other doors in the village. When he saw that he had too many items, he opened the cultural house. Ahmet Şahin Cultural House not only transfers regional culture to future generations but also sheds light on the lives of the locals.

Nearly 500 historical items on display

Ahmet Şahin, who says that he loves his village very much, continues: “I didn’t want our culture to be lost. I wanted to transfer it to future generations. That is why I started collecting items that reflected our unique culture. I gathered objects from friends, neighbors and villagers. When I saw that I had

Ahmet Şahin Kültür Evi, yöre kültürünü gelecek nesillere aktarmakla kalmıyor, bölge halkının yaşamına da ışık tutuyor. Ahmet Şahin Cultural House not only transfers regional culture to future generations but also sheds light on the lives of the locals.

ANTALYA 105

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


aktarılmasını sağlamak istedim. Bu nedenle kendi öz kültürümüzü yansıtan bütün tarihi eşyaları toplamaya başladım. Ailemden kalan eşyaların yanı sıra, akrabalarımdan, komşularımdan, köylülerimden kültürümüze özgü eşyaları topladım. Sergilemeye yetecek kadar tarihi eşya olduğunu görünce de Ahmet Şahin Kültür Evi’ni açtım. 90 metrekaresi kapalı, 110 metrekaresi açık olmak üzere 200 metrekarelik alanda, kültürümüze özgü 500’e yakın tarihi eşyayı sergiliyorum. Yerli ve yabancı misafirlerim kültür evini ziyaret ediyor. Kültürümüz hakkında bilgi sahibi oluyor. Kültürümüz bu sayede gelecek kuşaklara aktarılıyor. Bunun mutluluğu bana yetiyor.”

Eşyalar tarihin derin izlerini taşıyor

Tarihi değere sahip eşyaların silahlar, müzik aletleri, tarım 106

ANTALYA

aletleri, mutfak araç ve gereçleri, bakır ev aletleri, kıyafetler, dokuma tezgâhları, toprak kaplar ve tartı aletlerinden oluştuğunu ifade eden Ahmet Şahin, “Düğmeli ev olarak bilinen eski bir evim var. Orayı restore ettirip, tarihi eserlerimizi orada da sergilemeye başlayacağım. Ahırlarda, tavan aralarında bulduğum bu eşyaların arasında sadece tulumba ve çarık eksik. Onları da bulup koleksiyona ekledim mi eksiğimiz kalmayacak” diyor.

enough objects for an exhibition, I opened the cultural house. We exhibit around 500 objects in a 200 square meter area. Locals and foreigners visit the house and get information about our culture. This is how we transfer our cultural heritage to future generations and this is happiness enough for me.”

Yaz aylarını köyünde, kültür evinde geçiren Şahin, kış aylarında İstanbul’a gidiyor. Ancak kültür evinin anahtarını arkadaşına bırakarak, Değirmenlik’te olmadığı zaman bile, yöreye özgü eşyaların sergilendiği alanın ziyaret edilmesini sağlıyor.

Items carry the traces of a profound history

Kasım / Aralık - November / December 2012

Ahmet Şahin, who states that his collection includes antique guns, musical instruments, agricultural tools, kitchen utensils,

copper household items, clothes, weaving workbenches, terracotta bowls and scales, says “I have an old house known as Düğmeli House. I will restore it and begin displaying the objects there. I only lack pumps and antique shoes. When I find them, the collection will be complete.” Şahin, who spends his summers at the village, goes to Istanbul during the winter but he leaves the keys to the cultural house to his friends and keeps the center open for visitations.


ANTALYA 107

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Yörük kültürünün izleri:

Peynir delikleri Bugün bile yaz aylarında yayla geleneğini sürdüren Yörüklerin, asırlar önce süt ve süt ürünlerini sıcaktan muhafaza etmek için yaptığı peynir delikleri, Antalya’nın görülmeye değer kültürel mirası arasındadır.

Traces of nomad culture: Cheese holes Cheese holes, which were made centuries ago to preserve dairy products by nomads who still continue the plateau tradition in the summer, are among the cultural heritages of Antalya.

K

öklü bir tarihe ve derin bir kültüre sahiptir Antalya. Binlerce yıl önceki yaşamın izleri kadar son yüzyılların izlerini de bir arada görmek mümkündür bu eşsiz coğrafyada. Yaz aylarının oldukça sıcak geçtiği kentte, bugün bile geleneklerini sürdüren Yörükler, Bey Dağları’nın zirvelerine göç ederler. Sedir ağaçlarıyla kaplı dağların zirvesine yakın noktalara yerleşip, yaz mevsiminin sona erdiği güne kadar burada yaşamlarını sürdürürler. Tahtalı Dağı’nın kuzey yamaçları, binlerce yıllık Yörük kültürünün izlerini taşır. Bu izlerin arasında en çok dikkat çeken ise peynir delikleridir. Elektriğin icat olmadığı, soğutucuların hayal bile edilemediği dönemlerden kalmadır peynir delikleri. Yörüklerin keçilerinden elde ettiği sütleri ve süt ürünlerini sıcaktan korumak için yapılan bu delikler, Peynirlik olarak adlandırılan bölgede bulunur. Ağzı ağaçlarla kapatılmış, yaklaşık 1,5 metre derinliğe sahip çukurlardır peynir delikleri. Bölgede yaklaşık 20 kadar peynir deliği bulunur. Sıcak yaz günlerinde süt ve süt ürünlerinin uzun süre bozulmadan 108

ANTALYA

muhafaza edilmesini sağlar. Bugün kullanılmayan yaklaşık 2 bin metre yükseklikteki peynir delikleri, Antalya’nın kültürel zenginliği olarak görülmeye değer kalıntılardır. Peynir deliklerini görmek için, Beydağları Sahil Milli Parkı’nda Çukuryayla mevkiinden Akbayır’ı takip ederek yaklaşık dört kilometre yürümek gerekir. Yolun sonunda sedir ağaçlarıyla kaplı muhteşem bir coğrafyaya sahip olan Peynirlik’e ulaşılır. Ağaçların arasına dikkatlice bakıldığında peynir delikleri hemen göze çarpar.

Kasım / Aralık - November / December 2012

A

ntalya has a profound history and a deep culture. It is possible to see the traces of past civilizations as well as modern life in this amazing geography. Nomads, who continue their traditions in the city which is quite hot during the summer, migrate to the peaks of Bey Dağları during this time. They settle near the summit which is covered with cedar trees and spend the summer there. The northern slopes of Tahtalı Dağı are where you

can find traces of nomad culture. The most attractive traces are cheese holes. These holes are left from a time when there was no electricity and the thought of fridges was unthinkable. These holes, which were made to store dairy products, are located at a place called Peynirlik. Cheese holes are 1, 5 meter deep pits covered with trees at the mouths. There are nearly 20 cheese holes in this area. Cheese holes, which were made centuries ago to preserve dairy products by nomads who still continue the plateau tradition in the summer, are among the cultural heritages of Antalya. If you want to see the holes, you need to walk about 4 kilometers inside Beydağları Sahil National Park from Çukuryayla by following Akbayır. You will reach the amazing holes which are accompanied by an even better view at the end of the road. You will see the holes if you look carefully between cedar trees.


ANTALYA 109

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Yerden göğe heyecan fırtınası Kemer’in eşsiz sahilleri ile Bey Dağları’nın muhteşem coğrafyası motosiklet sesleriyle inledi. Sahilde başlayıp 2 bin 365 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı’nda sona eren Red Bull Sea to Sky yarışlarında, yerden göğe heyecan fırtınası yaşandı.

An excitement from land to sky The unique beaches of Kemer and the amazing geography of Bey Dağları Mountains reverberated with motorcycle sounds. There was great excitement during Red Bull Sea to Sky competitions which started

M

avinin yeşille buluştuğu sahili, zirvesi bulutların arasında dağları ile eşsiz bir coğrafyaya sahiptir Kemer. İlçedeki lüks otellerde yılın yorgunluğunu atan ziyaretçiler, bir yandan da uçsuz bucaksız sahillerde denizin, güneşin ve kumun tadını çıkartır. Sahilin 110

ANTALYA

hemen ardından yükselen, zirvesi bulutların arasındaki heybetli Bey Dağları ise kanyonları, vadileri, akarsuları, ormanları ve mağaralarıyla doğa tutkunlarını ağırlar. Takvimler Ekim ayını gösterdiğinde Bey Dağları’nın vadilerinde, kanyonlarında, akarsularında ve dağ keçile-

Kasım / Aralık - November / December 2012

K

emer has a unique geography where the blue meets the green and mountains with peaks inside clouds. Guests who relax at their luxurious hotels take full advantage of the sea, sand and

sun. Bey Dağları, on the other hand, is ideal for nature sports enthusiasts with their canyons, valleys, streams, forests and caves. When October comes, the valleys, canyons and pathways are filled with motorcy-


rinin yürüdüğü patikalarında motosiklet sesleri yankılanır. Kemer’in dünyaca ünlü sahillerinde başlayan yarışta güçlü motorlarıyla Bey Dağları’nın zorlu parkurlarını geçen sporcular, 2 bin 365 metre yüksekliğe sahip Tahtalı Dağı’nın zirvesindeki final noktasına ulaşmanın mücadelesini verir. Red Bull Sea to Sky ekstrem enduru yarışı ile Kemer’de yerden göğe heyecan fırtınası yaşanır.

Dünyada eşi benzeri olmayan parkur

Bu yıl 20-21 Ekim tarihleri arasında yapılan yarışlara yine ilgi büyük oldu. Türkiye’nin yanı sıra dünyanın 20 farklı ülkesinden 136 sporcu, zorlu yarışa katılıp, bitiş noktasına önce ulaşabilmek için kıyasıya yarıştı. Yarışın ilk gününde 136 sporcu Kındıl Çeşme Plajı’nda, sıralama turlarında en iyi dereceyi elde etmek için mücadele etti. Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül’ün işaretiyle başlayan yarışta, sporcular sahilde koşarak motorlarına ulaştı. Ardından sahildeki özel parkurda birbirlerine karşı mücadele etti. Sabah yarışında elde edilen derecelerle sıralama yapıldı ve öğleden sonra orman yarışında, ağaçlık ve nehir yatağında yine zamana karşı mücadele verildi. Yarışı yakından takip eden sporseverler aynı anda hem Kemer’in eşsiz coğrafyasının güzelliklerine tanıklık etti hem de profesyonel endurucuların zorlu araziye karşı verdiği amansız mücadeleyi izledi.

Muhteşem coğrafyada kıyasıya mücadele

Yarışın ikinci günü yine Kemer’in dünyaca ünlü Çamyuva Sahili’nden başladı. Yağmura rağmen ne sporcular ne de sahili dolduran sporseverler, gün boyu sürecek bu heyecan fırtınasından uzak kalmak istemedi. Sahilden gruplar halinde Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül ve Çamyuva Belediye Başkanı

cle sounds. Sportsmen try to reach the finish line of the race which begins at the shore and ends at the peak of Tahtalı Mountain. There is utter excitement in Kemer during the Red Bull Sea to Sky extreme enduro race.

A unique course

Many people attended this year’s race which took place on 20-21 October. 136 sportsmen from all over the world tried to cross the finish line. On the first day of the race, 136 racers competed for the best result during the ranking tour that was held at Kındıl Çeşme Beach. During the race, which began with the sing from Kemer Chief Magistrate Mustafa Gül, competitors ran to their bikes and competed against each other at the special course. After the rankings, competitors raced against time in the afternoon at the forest and near the stream bed. Sports enthusiasts who closely followed the race both enjoyed Kemer’s unique geography and watched the exciting race of professional enduro bikers.

A ruthless race in an amazing geography

The second day of the race began at Kemer’s world famous Çamyuva Beach. Viewers at competitors never left the course despite the heavy rain. Competitors, who began the second day with the

Red Bull Sea to Sky ekstrem enduru yarışçıları, sahilde, vadide, derede ve ormanda kıyasıya mücadele etti. Red Bull Sea to Sky Extremadura racers competed fiercely on the beach, valley, creek and forest. ANTALYA 111

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Ahmet Can’ın işaretiyle start alan endurucular, dere yatağından Bey Dağları’nın yolunu tuttu. Özel olarak hazırlanmış etaplar, sporculara farklı sürprizler hazırlarken, izleyicilere de keyifli anlar yaşattı. Vadinin içerisinden geçen dere yatağında bazen suyun içerisinden, bazen kayalıkların arasından geçen sporcular, renkli görüntüler oluşturdu. Bey Dağları’nın muhteşem manzarasında kıyasıya mücadele eden sporcular, vadileri, dereleri, patikaları geçerek, zorlu mücadelenin sonunda güçlükle Tahtalı Dağı’na ulaştı. Birçok sporcu ise yarışı bırakarak, eşsiz manzarayı izledi ve doğayla baş başa kalmanın keyfini çıkardı. Red Bull Sea To Sky yarışını Graham Jarvis kazandı. İkincilik Jonny Walker’ın, üçüncülük ise Poul Bolton’un oldu.

Amaç Kemer’in farklı yönlerini tanıtmak

Denizde sıfır metreden 2 bin 112

ANTALYA

365 metre yükseklikteki Tahtalı Dağı’na 2 saat 16 dakikada çıkmayı başaran Graham Jarvis ödülünü Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül’ün elinden aldı. Kemer Belediyesi ve Kemer Enduru Kulübü olarak, yarışları daha keyifli hale getirmeyi ve Kemer’i farklı alanlarda da tanıtmayı amaçladıklarını kaydeden Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül, bunda da başarılı olduklarını gördüklerini söyledi. Bu yılki yarışlardaki etapların geçen yıla göre daha zorlu olduğunu kaydeden Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül, “Bu yıl yabancı sporcunun katılımın çok daha fazla oluşu organizasyonun ve etapların başarılı olduğunu gösteriyor. Dünyada eşi benzeri olmayan sıfır metreden 2 bin 365 metre yüksekliğe 2 saat 16 dakika gibi sürede çıkılabilen Red Bull Sea to Sky yarışına önümüzdeki yılda da katılımın hızla artarak dünyanın sayılı yarışları arasına gireceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Kasım / Aralık - November / December 2012

sign from Kemer Chief Magistrate Mustafa Gül and Çamyuva Chief Magistrate Ahmet Can, cycled towards Bey Dağları. While specially constructed courses gave a few surprises to the racers, viewers were very much entertained as they watched the racers handle them. Racers, who had to pass through water and among cliffs, made for a great view. They reached Tahtalı Mountain after passing through valleys, streams, canyons and pathways. Many sportsmen left the race to admire the amazing panorama. Graham Jarvis won the Red Bull Sea to Sky race while Jonny Walker came in second and Paul Bolton third.

The idea: To advertise the different assets of Kemer

Graham Jarvis, who reached the 2365 meter Tahtalı Mountain in 2 hours and 16 minutes, received his award from Kemer Chief Magistrate Mustafa Gül. Mustafa Gül, who stated that their goal was to advertise the different assets of Kemer by organizing this race, said that they had succeeded. Mustafa Gül, who pointed out that this year’s courses were more difficult than last year’s, said “The fact that we had more foreign competitors this year suggests that the organization is a success. I believe that this race will be among one of the best races in the world and more people will be here next year.”


CLUB HOTEL MARE Belek - Antalya

VERA HOTEL VERDE Belek - Antalya

CLUB HOTEL TMT Bodrum - Muğla

STONE PALACE Side - Antalya

HOTEL SANTA MARIA Kuşadası - Aydın

HOTEL TAŞSARAY Ürgüp - Nevşehir

www.verahotels.com

ANTALYA 113

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


114

ANTALYA

Kas覺m / Aral覺k - November / December 2012


Mavi sulardaki derin tarih Akdeniz’in engin maviliklerinde yer alır Kekova Adası. Eşsiz koylarında binlerce yıllık tarihin derin izlerini taşıyan Kekova’ya gelen bir daha ayrılmak istemez. Böyle bir güzellik başka nerede vardır ki?

The deep history inside blue waters Kekova Island is located in the vast blueness of the Mediterranean. Someone who comes to Kekova, which carried the traces of a profound history in its unique bays, never wants to leave. Where else can you find such a beauty?

A

kdeniz’in içimizi serinleten meltemiyle yelkenlerini şişiren tekneler, yazın gelmesiyle birlikte dünyanın en güzel koylarının bulunduğu o eşsiz coğrafyaya yol alır. Yunus balıklarıyla yarışarak, doğanın görsel şöleni eşliğinde geçen yolun sonunda,Kekova Adası karşılar ziyaretçilerini. Mavinin yeşille kucaklaştığı bu coğrafya, aynı zamanda her karışında tarihin derin izlerini taşır. Eşsiz güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüleyen Kekova, bu güzelliklerle kucaklaşmış tarihiyle de misafirlerini farklı dünyalara götürür. Berrak denizinde, suyun dibinde yüzen rengârenk balıkların çıplak gözle bile görülebildiği Kekova, ziyaretçilerine doğa ve tarihle iç içe unutulmaz ve aynı zamanda eşi benzeri bulunmaz bir tatil imkânı sunar. Biz de bu duyguları yaşayabilmek için teknemizle dünyanın en güzel koylarının olduğu Kekova’ya yol aldık.

Denizin dibinde tarih yatıyor

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte teknemizin demirli olduğu Üçağız Köyü’nden Kekova Adası’nda bulunan Batık Şehir’e doğru denize açıldık. Bu eşsiz güzellikleri doyasıya yaşamak isteyenin sadece biz olmadığımızı da o zaman anladık. Sabahın erken saatlerine rağmen çok sayıda tekne engin maviliklerde yol almaya başlamıştı bile. Batık Şehir’e yaklaştıkça, yaşadığı felaket sonrası suya gömülen şehrin zamana meydan okuyan izleri, yavaş yavaş kendini gösteriyordu. Adaya yaklaştığımızda ise suya gömülen şehrin yapıları net olarak görülebiliyordu. Yarısı denizde yarısı karada duvarlar, dağdan denizin dibine doğru ilerleyen merdiven ve balıklara yuva olmuş

B

oats that fill their sails with the chilling breeze of the Mediterranean head towards the most beautiful bays in the summer. At the end of the journey accompanied by dolphins and amazing scenery, visitors are greeted by Kekova Island. This geography where the blue and the green merge also carried the deep traces of history. Kekova, which enchants its visitors with its breathtaking beauties, takes its guests to an adventure back in time with its history. Kekova, where you can see the colorful fishes in the sea clearly, offers a great vacation filled with history and nature. So, we too headed to Kekova which hosts the world’s most beautiful bays.

History under the sea

At the first light of day, we set out towards the Sunken City from Üçağız village. We were not the only ones who

wanted to witness these amazing beauties. Even though it was still very early, many boats were already on their way. As we neared the Sunken City, the traces of the city that defies time gradually became visible. As we neared the city, the sunken structures became clear; walls half immersed in water, the stairway that stretched from the mountain towards the floor of the sea and amphorae that had become homes to fish… We were very surprised by the scene before us. A sunken city like this could not have been found anywhere else in the world…

The amazing panorama from the fortress

After our trip to the sunken city, we headed towards Kaleköy. The amazing panorama became clearer as we neared Kaleköy, which doesn’t have access from ANTALYA 115

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


amforalar… Karşılaştığımız manzara karşısında şaşkınlığımızı atmakta epeyce zorlandık. Doğanın denizle kucaklaştığı ve tarihin derin izlerini taşıyan böyle bir yerin benzerine yeryüzünde bir daha rastlamak oldukça zor olsa gerek diye geçirdik içimizden.

Kalenin tarifi imkânsız manzarası

Kekova Adası’na paralel Batık Şehri izleyerek gerçekleşen yolculuğumuz sona erince, Kaleköy’e doğru yol almaya başladık. Karadan ulaşımın olmadığı Kaleköy’e yaklaşırken büyüleyici manzara daha da belirginleşmeye başladı. İlk olarak, zirvedeki kalenin burçlarında salınan ay yıldızlı bayrağımız selamladı bizi. Ardından kalenin hemen doğusunda bulunan Likya kaya mezarları. Kaleköy rıhtımına yanaştıktan sonra karaya çıktık. Taş evlerin arasındaki daracık yollardan ve merdivenlerden geçerek kaleye ulaştık. Dünyanın en güzel coğrafyasının karşısında, binlerce yıldır ayakta duran kaleden eşsiz manzarayı izledik. Kekova gerçekten güzeldi. Ama manzara kalenin burçlarından daha da güzel görünüyordu. Bir müddet manzarayı izledikten sonra kalenin doğusundaki Likya mezarlarının bulunduğu alana doğru yürümeye başladık. Zeytin ağaçlarının arasından geçerek ulaştık kaya mezarlarına. Kalenin doğusundaki tepede eşsiz bir manzaraya karşı duruyorlar ve karşılarından geçen tekneleri izliyorlardı sessizce.

Hamidiye koyunda yüzme molası

Geldiğimiz yoldan geri dönüp, teknemize bindik 116

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


ve Kaleköy’e veda ettik. Kekova’nın tarihi yerlerini gezmiştik. Artık sırada birbirinden güzel koylar vardı. Doğuya doğru bir müddet ilerledikten sonra Hamidiye Zırhlısı’nın, savaş yıllarında demirlediği koya yaklaştık. Koyda bir anıt dikkatimizi çekti. Kitabesinde Hamidiye Zırhlısı’nın savaş yıllarında Beyrut’tan Ege Denizi’ne dönerken koya demirlediği ve burada kaldığı 2 gün içerisinde bakımının yapıldığını anlatılıyordu. Hamidiye Koyu’nda yabancı misafirler gibi bir müddet yüzdükten sonra teknemize binip turumuza devam ettik. Adacıkların arasında onlarca koy ve her koyda demirlemiş çok sayıda tekne vardı. Berrak sulara demirlemişler ve Kekova’nın keyfini çıkartıyorlardı.

Aşıklar Mağarası ‘Ben de buradayım’ diyor Teknemizin rotasında bu kez Aşıklar Mağarası

vardı. Yöre halkı tarafından bu isimle adlandırılan mağaranın girişini epeyce uzaktan fark ettik. Teknemizin mağaraya giremeyeceğini görünce bot ile bu doğa harikasının içerisine girdik. Denizin ortasındaki adada bulunan bu eşsiz güzellik, misafirlerine sanki ‘bende buradayım’ diyordu. Mağaranın girişinin sağ ve sol tarafındaki odalara doğru yaptığımız inceleme gezisinin ardından, tekneye geri döndük. Bu seferki rotamız Salyangoz Koyu idi. Adacıkların arasından geçerek, Kekova Adası’nın Akdeniz’e bakan tarafına yöneldik. Açık denizde olduğumuzu, o anda denizin hareketlenmesiyle hissettik. Bir müddet ilerledikten sonra adanın ortasında denize bakan ve kapıyı andıran bir aralık gördük.

Batık Şehir’e yaklaştıkça, yaşadığı felaket sonrası suya gömülen şehrin zamana meydan okuyan izleri, yavaş yavaş kendini gösteriyordu. As we neared the Sunken City, the traces of the city that defies time gradually became visible.

land. We were first greeted by our flag that hung from the bastions then the Lycian rock tombs to the east of the fortress. After docking at Kaleköy pier, we headed for the land. We reached the fortress through narrow streets and steps. We watched the amazing panorama from the fortress that defies the test of time. Kekova was strikingly beautiful but the scenery was even better from the towers of the fortress. After watching

this amazing geography, we headed towards the rock tombs. We reached the tombs after passing through olive trees.

Swimming at Hamidiye Bay

We said goodbye to Kaleköy and stepped onto our boat. Now we were heading for the islands. After going east for a while we reached the bay where the battleship Hamidiye had docked during the war. A monument attracted our attention at the ANTALYA 117

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


En fazla 50 metre içeriye doğru gidiyordu. Bu kadar yolu bunun için mi geldik diye üzülürken vadiyi andıran yapının sola doğru ilerlediğini gördük. Heyecanlanmıştık. Yol almaya devam ettik, kısa bir süre sonra da Salyangoz Koyu’nu bulduk. Karşılaştığımız manzara bizi çok şaşırtmıştı. Öyle ki bu koy geçitten geçilmedikçe fark edilmiyordu.

Adanın koynuna sokulmuş

Salyangoz Koyu’nda yine diğer koylarda olduğu gibi çok sayıda tekne vardı. Koy, adanın içine doğru sokulmuş olduğu için, dalga yok denecek kadar azdı. Su ise çok berraktı. Denizin dibi net olarak görünüyordu. Teknemizi demirledikten sonra kendimizi Akdeniz’in serin sularına bıraktık. Balıklarla birlikte saatlerce yüzdük. 118

ANTALYA

Yerli ve yabancı çok sayıda misafir de bizim gibi Salyangoz Koyu’nun keyfini çıkartıyordu. Bu gizli cennete demirledikleri tekneleriyle, unutulmaz bir tatil geçiriyorlardı. Tekneye çıkıp, güvertede bir müddet dinlendikten sonra güneşin usulca batışını izledik. Güneşin bu eşsiz coğrafyada yerini aya bırakacak olduğunu göstermesi, bizim için de turun sona erdiğinin habercisi idi. Demir aldıktan sonra koydan ayrıldık. Teknemiz Üçağız’a doğru ilerlemeye başlamıştı. Ama biz, başka bir yerde eşi benzeri olmayan bu güzelliği geride bırakmak, buradan ayrılmak istemiyorduk. Bu duygularla çıktık karaya. Üçağız rıhtımına paralel uzanan bir restoranda akşam yemeğimizi yedikten sonra, hafızalara kazınan anılarla Kekova’dan ayrıldık.

Kasım / Aralık - November / December 2012

bay. Its epigraph stated that the battleship had docked at the bay for 2 days while returning to the Aegean Sea from Beirut. After our foreign guests swam in Hamidiye Bay for a while, we continued our journey. There were many boats in bays and small islands. They were clearly enjoying Kekova.

Lover’s Cave

Next on our agenda was the Lover’s Cave. When we found out that our boat was too big to enter the cave, we climbed the small boat and headed for the cave. After touring the small rooms at the entrance of the cave we returned and headed for Salyangoz Bay. We steered towards the part of Kekova Island that overlooks the Mediterranean. We realized that we were in high seas with the rocking of the boat. After a while, we saw a clearing that looked like a door. At first, it looked like it was only

50 meters long but we realized a curving to the left. We were excited. Then we found Salyangoz Bay. The scenery left us with no words.

Nestled inside the bosom of the island

There were many boats in Salyangoz Bay just like it was the case in other bays. There were hardly any waves since the bay looked like it was nestled inside the bosom of the island. The water was crystal clear. We could clearly see the base of the sea. After casting the anchor, we began swimming. We swam with the fishes for hours. The place was crowded. We watched the sunset for a while and were sad to realize that our journey was over. Our boat began to make its way back to Üçağız village but we didn’t want to leave. After having dinner at a restaurant in the village, we left Kekova with great memories.


ANTALYA 119

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Türkiye’nin gül bahçesi:

Isparta

Antalya’nın cennet köşelerinde unutulmaz bir tatil yaşanırken, Isparta’nın dört bir yanı rengârenk güllerle kaplanıyor. Baharın gelişiyle birlikte filizlenen güller, yaz aylarında rengârenk açarak, mis gibi kokusuyla eşsiz bir güzelliği yansıtıyor.

Turkey’s rose garden: Isparta While people are vacationing in the heavenly corners of Antalya, the entire city of Isparta is being covered in colorful roses. The roses that blossom with the arrival of spring open up in the summer and complete an amazing picture with their smell. 120

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


D

ünyanın dört bir yanından unutulmaz bir tatil için tercihini Antalya’dan yana kullanan misafirleri taşıyan uçaklar Toroslar’ın üzerinden birer birer geçerken, dağın arka tarafında, Isparta’da bir gül tomurcuğu filizlenir. Misafirlerimiz, denizin, güneşin, kumun, tarihin, kültürün ve onlarca alternatif etkinliğin içerisinde renkli bir tatil geçiredursun, usulca filizlenen o tomurcuklar rengârenk güllere dönüşür. Antalya’nın yanı başında yer alan ve Türkiye’nin gül bahçesi olarak tanınan Isparta, pembeden, kırmızıya, sarıdan mora, mis kokulu güllerle kaplanır.

150 yıllık bir hikâye

Antalya’nın komşusu Isparta’nın her yaz rengârenk güllere bürünüşünün hikâyesi günümüzden 150 yıl öncesine dayanır. İyi bir eğitim alan ve kendini sürekli geliştiren İsmail Efendi, Denizli’nin Çal ilçesinde bir tapu memurunun gülden yağ elde ettiğini öğrenince harekete geçer. Gül yetiştirilen Isparta’nın komşu illeri Burdur, Denizli ve Çal ilçesine doğru geziye çıkar. Burada gül yetiştirmenin inceliklerini öğrendikten sonra iklimiyle, toprak yapısıyla gezdiği yerlerin Isparta’dan bir farkı olmadığını görüp, memleketinde de gül

W

hile the planes that carry vacationers to Antalya from all around the world fly over the Taurus Mountains, a rose bud blossoms behind the mountains in Isparta. While our guests enjoy their vacations under the sun at beautiful beaches and historical sites, those buds turn into colorful roses. Isparta, which is right next to Antalya and is called Turkey’s rose garden, is filled with roses of many colors that smell amazing.

A 150 year old story

The story of the roses of Isparta, a neighbor of Antalya, dates back 150 years before our time. İsmail Efendi, a well educated man, acts when he

hears that someone in Denizli has produced oil from a rose. He begins his journey to neighboring cities like Burdur and Denizli and the borough of Çal. After learning how the secret of growing roses, he heads back home after he finds out that Isparta is no different that these regions. He immediately buys some land and plants the rose buds he has bought.

He never gave up

İsmail Efendi, who knew that he had to wait 3-5 years to get a good product, looked after his garden with patience. He had already bought the tools he was going to use in oil making. He ANTALYA 121

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


gets his water from a place called ‘Bambullu Ceviz’ region. Time passes by quickly. It is now 3 years since he has planted his roses. Because of the cold weather, his buds are ruined and he has spent all his money for nothing. A year later, the roses start blooming but since he doesn’t know how to process oil, he fails again. All eyes are on him and people start to make fun of his failure.

The garden is drenched in pink in spring

Despite all these negativities her doesn’t give up and starts to find out where he went wrong. He begins his research and learns the tricks to making oil from roses. He is now prepared for the upcoming season.

yetişeceği kanısına varır. Hiç vakit kaybetmeden 30 dekar arazi satın alır ve beraberinde getirdiği yağ gülü fidanlarını diker.

Emekleri boşa gitti ama yılmadı

Dikilen fidanların 3-5 yıl sonra iyi ürün vereceğini bilen İsmail Efendi, sabırla ve hiç aksatmadan gül bahçesinin bakımını yapar. Fidanları gül vermeden gül yağı çıkarmakta kullanacağı araçların bazılarını Isparta’da yaptırmış, ba122

ANTALYA

zılarını da Bulgaristan’a kadar giderek satın almıştır bile. Bahçesi için gerekli suyu da ‘Bambullu Ceviz’ mevkiinden getirir. Sayılı gün çabuk geçer.Fidanların toprakla buluşmasının üzerinden 3 yıl geride kalmıştır. Ancak olumsuz hava şartları nedeniyle İsmail Efendi’nin gülfidanları çiçek vermez,emekleri ve harcadığı paralar boşa gider. Bir yıl sonra fidanlar rengârenk güller açar ama bu kez de gül yağı

Kasım / Aralık - November / December 2012

While he continues to work, the season arrives. The winter was cold and snowy. With the arrival of spring, the buds in his garden come alive. First he sees the green leaves and then the pink roses in is meticulous garden. Come May, his garden his filled with large pink roses. The garden is so beautiful that birds start singing and the place smells amazing.

Taught the locals

Many people come to the garden to help him pick the roses but there are so much that they have to work for days. After the month long rose season, he manages to produce rose oil and rose water. He pays his debts and builds a new house with the money he gets from selling his products. After that, he buys new lands and starts growing more roses.


Isparta’dan dünyanın dört bir yanına

From Isparta to the our corners of the world

Isparta’nın adının gül ve gül yağı ile anılmasının ardından dünyanın en büyük gülyağı üreticisi ve ihracatçısı Gülbirlik, çıtayı daha da yükseltti ve 2005 yılında Rosense Kozmetik Ürünleri A.Ş.’yi kurdu. Dünyanın tek, doğal kaynaklı güzellik ve kozmetik ürünleri üreticisi ve ithalatçısı olan Rosense, Isparta’nın güllerinden üretilen kozmetik malzemelerini bugün Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Avusturya,Rusya, Kanada, Avustralya ve Japonya başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına ihraç ediyor.

Gülbirlik, which is the world’s biggest rose oil producer and exporter, established Rosence Cosmetics in 2005. Rosence, which is the world’s only producer and exporter of naturally made cosmetic products, exports its rose based cosmetic products to the entire world, especially to countries such as Germany, France, Holland, Belgium, Luxembourg, Austria, Russia, Canada, Australia and Japan.

çıkarma yöntemini bilmediği için başarısız olur. Gözler İsmail Efendi’nin üzerindedir ve başarısız olduğu için alay konusu olur.

Baharla bahçe pembeye büründü

Bütün olumsuzluklara rağmen vazgeçmeyen İsmail Efendi, nerede hata yaptığını belirlemek için araştırmalar yapar. Sorup soruşturur ve gül yağı çıkarma yöntemini en ince detaylarına kadar öğrenir. Böylece kendini bir sonraki yıla daha iyi hazırlar. O çalışmalarını sürdürürken yeni sezon gelir çatar. Kış mevsimi karlı ve soğuk geçmiştir. İlkbaharla birlikte İsmail Efendi’nin bahçesindeki fidanlarda diriliş, canlanma görülür. Bakımlı ve tertemiz bahçedeki insan boyunu aşan gülfidanları önce yeşil yapraklar, sonra da pembe gül tomurcukları vermeye başlar. Hele Mayıs ayı gelince bahçesi top top, koca koca pembe güllerle dolup taşar. Bahçe öylesine güzelleşmiştir ki pembe güllerin içerisinden bülbül sesleri duyulur, etrafa mis gibi bir koku yayılır.

Yöre halkına da öğretti Bol miktarda gül veren

ANTALYA 123

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


İsmail Efendi’nin bahçesinde kadınlı erkekli yüzlerce kişi sabahtan akşama kadar gülleri toplaya toplaya bitiremezler. Bir ay kadar süren gül sezonunun ardından İsmail Efendi, eline geçen fırsatı çok iyi değerlendirip, bin bir güçlükle ürettiği güllerden katkısız gül yağı ve gül suyu elde eder. Ürünlerini satıp kazandığı para ile önce borçlarını öder ve kendine yeni bir ev yaptırır. Ardından yeni tarlalar satın alır ve daha çok alanda gül yetiştirmeye başlar. İsmail Efendi’nin 5 yıl süren çileli uğraşları sonucunda Isparta yeni bir ürün kazanmış, bölge halkı da gül yetiştirtmek için kapısını çalar olmuştur. Kıskançlık etmeyen İsmail Efendi, Isparta halkına gül fidanlarından verir, dikim ve yetiştirme aşamalarında onlara yardımcı olur. Bir kaç yıl içinde Isparta’nın dört bir yanı gül bahçeleriyle kaplanır.

rafından İslamköy Gülyağı Fabrikası kurulur. İsmail Efendi’nin attığı bu adım çığ gibi büyür ve Isparta Türkiye’nin önemli bir gül yağı ve gül ürünleri merkezi haline gelir. Bugün Isparta’da 15 adet gül yağı fabrikası bulunur.

İsmail Efendi’nin attığı adım çığ gibi büyür ve Isparta Türkiye’nin önemli bir gül yağı ve gül ürünleri merkezi haline gelir. The small step taken courageously by İsmail Efendi takes on an essential turn and Isparta becomes Turkey’s rose oil and rose products center.

İsmail Efendi’nin yolundan ilerliyorlar

Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin Anadolu’ya 1870’li yıllarda getirdiği yağ gülleri, 1888 yılından itibaren Isparta’da yetiştirilmeye başlanır, 1892 yılında ise gülyağı elde edilir. İsmail Efendi tarafından imbik adı verilen basit ve ilkel kazanlarda üretilen gülyağı uzun yıllar bu şekilde elde edilir. Atatürk’ün Isparta’ya gelişinin ardından modern gülyağı fabrikasının kurulmasıyla köy tipi gül yağı üretimi, yerini sanayi tipi gül yağı üretimine bırakır. Gül yetiştiriciliğinin artmasıyla birlikte Isparta’da 1958 yılında Gülbirlik ta124

ANTALYA

After 5 years of work, İsmail Efendi has introduced a new product to Isparta and everyone was knocking on his door to learn about growing roses. With all his humility, he gives rose buds to the people of Isparta and helps them along the way.

Kasım / Aralık - November / December 2012

They follow in his footsteps

Rose oils, which were brought to Anatolia in the 1870’s by Bulgarian immigrants, began to be produced in Isparta in 1888. In 1892, the first rose oil is produced. Rose oil was produced in simple and primitive cauldrons which İsmail Efendi called imbik for many years. After the arrival of Atatürk in Isparta, a modern rose oil factory is built where industrial rose oil is produced. After the spreading of the trade, the İslamköy Rose Oil Factory is built in 1958 by Gülbirlik. The small step taken courageously by İsmail Efendi takes on an essential turn and Isparta becomes Turkey’s rose oil and rose products center. Today, there are 14 rose oil factories in the city.


ANTALYA 125

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Dağ bisikletçilerinin yeni gözdesi

Kemer Kemer’de denizin hemen ardından yükselen dağlar ve dağların içindeki güzellikler dağ bisikletçilerinin yeni parkuru oldu.

Kemer: The new favorite of mountain bikers The mountains that rise behind the sea and the beauties nestled inside in Kemer became the new route of mountain bikers.

A

kdeniz’in engin maviliklerinin hemen karşısında yükselen heybetli dağlar, son dönemde bisiklet turlarının merkezi oldu. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından tatil için Antalya’ya gelen misafirler, bisikletleriyle dağlara tırmanarak, tatillerine farklı bir boyut kazandırıyor. Misafirler, önce birbirinden güzel sahillerde denizin, güneşin ve kumun tadını çıkarıyor; ardından da dağlarda bisiklete binerek, Antalya’nın diğer güzelliklerinin farkına varıyor. Dağların zirvesine çevrilen pedallar, buz gibi suların aktığı vadilerde, yeşilin her tonunun hâkim olduğu ormanlarda, rengârenk çiçeklerin açtığı ovalarda, görsel bir şölene dönüşüyor. Bisiklet turlarında Antalya dağların zirveye yakın noktalarından daha da bir güzel görünüyor. Özellikle Kemer bölgesi, son dönemde dağ bisikletçilerinin en çok ilgi gösterdiği parkurların arasında yer alıyor. Kemer’in yanı başından yükselen dağlardaki orman yolları ve patikalar, hem spor yapmak hem de doğayla baş başa kalmak isteyen misafirlerin gözde parkuru. Kemer’de dağ bisikletçileri için Meşe Çukuru, Ovacık, Gedel126

ANTALYA

me, Çalıştepe, Yayla Kuzdere parkurları bulunuyor. Günümüzden binlerce yıl öncesine kadar yaşamın olduğu bu parkurlar, eşsiz doğal güzelliklerin yanı sıra derin bir kültürün birçok sürprizi barındırıyor. Parkurlarda bazen tarihi bir köprü, bazen antik yerleşim kalıntıları, bazen bir anıt ağaç, dağlarda bisikletle gerçekleşen turu unutulmaz kılıyor.

Kasım / Aralık - November / December 2012

G

rand mountains that rise across the deep blue of the Mediterranean have become the center of bicycle tours in recent years. Foreign tourists who come to Antalya to relax climb the mountains with their bikes to add diversity to their vacations. First of all, guests enjoy the sea, sun and beaches and then

Fotoğraflar / Photographs : Werner Eichhorn

they hop on their bikes and discover the other beauties of Antalya. Their bike rides in the mountains are accompanied by valleys where cold waters flow, plains adorned with colorful flowers and greener than green forests. During these tours, guests see that Antalya is even more beautiful when viewed from the top of these mountains. Kemer, especially, has become a hot spot for mountain bikers. Forest routes and pathways inside the mountains near Kemer is now the favorite course for people who want to work out and enjoy the nature at the same time. There are various courses in Kemer for mountain cycling such as Meşe Çukuru, Ovacık, Gedelme, Çalıştepe, and Yayla Kuzdere. These courses, which hosted settlements thousands of years ago, harbor traces of a profound history besides unique scenic beauties. A historical bridge, relics from ancient cities and monumental trees make the tour all the more unforgettable.


Antalya’da kamp zamanı Camping time in Antalya S

onbaharın hüzünlü günleri sona erip kara kış kapıyı çaldığında dört bir yan beyaz örtü ile kaplanır. Antalya’da ise güneşin aydınlık yüzü kış aylarında bile kendini gösterir ve yazdan kalma günlerin yaşanmasını sağlar. Hal böyle olunca kış aylarında amatör kümelerden, profesyonel liglerde şampiyonluk mücadelesi veren futbol takımlarına yüzlerce ekip Antalya’nın yolunu tutar. Avrupa’da, Rusya’da insanların sokağa çıkmaya çekindiği soğuk günlerde, Antalya’ya gelen ekipler, oldukça uygun bir iklimde liglerinin ikinci yarısı için hazırlık yapar.

Aralık ayında gelmeye başlıyorlar

Yine sonbaharın sonlarına yaklaştık. Avrupa ve Asya’nın dört bir yanındaki ülkelerde liglerin ilk yarısında sona gelindi. Programlar yapıldı ve kamp için Antalya yolculuğunda geri sayıma geçildi. Antalya, bu yıl yine liglerin ilk yarısının sona ermesiyle birlikte dünyanın dört bir yanından yüzlerce futbol takımını ağırlamaya hazırlanıyor. İlk takımlar Aralık ayı itibariyle Antalya’ya gelmeye başlayacak. Nisan ayı sonuna kadar da ülkelerindeki liglerin önemli ekipleri kamp yapmak için tercihlerini Antalya’dan yana kullanacak. Antalya’nın güneşli günlerindeki birbirinden lüks otellerin Kemer, Kundu, Lara, Belek,

Side ve Alanya’da ki kaliteli sahalarında antrenman yapıp, liginin ikinci yarısına hazırlanacak.

Anadolu takımları da Antalya’da

Rusya, Ukrayna ve Kazakistan’dan gelen takımlar daha uzun süreli kamp yaparken, Almanya ve Hollanda’dan 3-5 günlüğüne kampın yanı sıra tatil için de takımlar Antalya’da olacak. Ortalama 10 gün Antalya’da kamp yapacak olan takımlar aynı zamanda aralarında hazırlık maçları oynayarak, eksikliklerini ve son durumlarını görme imkanı bulacak. Bu yıl Ziraat Türkiye Kupası’nın devre arası yerine uzun bir süreçte oynanacak olması nedeniyle Türk takımları da Antalya’ya gelecek.

W

hen autumn ends and winter begins, many places will be covered with snow but in Antalya, the sun will continue to shine. When winter comes, many amateur and professional teams flock to Antalya. Teams who come to Antalya during this period, ready themselves for the second half of the season under the sun.

They start coming in December

We are nearing the end of autumn and many of the countries in Europe and Asia have completed the first half of their leagues. Schedules are set and the countdown to Antalya has begun. Antalya is getting

ready to welcome hundreds of teams again this year. the first teams will be coming to the city as of December. Teams will prepare for the second half of the season at quality fields that are located at luxurious hotels in Kemer, Kundu, Lara, Belek, Side and Alanya.

Anatolian teams will also be in

While teams from Russia, Ukraine and Kazakhstan will stay longer, teams from Germany and Holland will be staying for 3-5 days. These teams will also play friendly matches to test their skills. Turkish teams will also be training in Antalya during the break. ANTALYA 127

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Kış aylarının vazgeçilmezi

mercimek dondurması Lentil ice cream: A great treat for winter Malzemeler ( 4 Kişilik )

1 su bardağı kırmızı mercimek, 1 çay bardağı pirinç, 4 su bardağı su veya et suyu, 1 adet soğan, 4 diş sarımsak, 1 kahve fincanı zeytinyağı, 1 tatlı kaşığı kimyon, 1 tatlı kaşığı kırmızı biber, 1 tatlı kaşığı karabiber, 2 adet kesme şeker, 1 tatlı kaşığı tuz.

Yapılışı

Mercimek dondurması yapmak için önce ayıklanmış ve yıkanmış kırmızı mercimek ile pirinç bir tencereye konur. Üzerine 4 bardak su veya et suyu dökülüp karıştırılır. Orta ateşte birkaç dakika kaynatıldıktan sonra ocağın altı kısılır. Tuz ve şeker eklendikten sonra ara sıra karıştırılır. Mercimekler ile pirinçler, birbiri içinde eriyip suyunu çekinceye kadar yaklaşık 40-50 dakika pişirilir. Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra karışım servis tabağına aktarılır ve yayılır. Geniş yüzeyli bir tava orta ateşte kızdırılır ve üzerine zeytinyağı konulur. Ardından kızgın yağlı tavada ince piyaz veya doğran128

ANTALYA

mış soğanla dilimlenmiş sarımsak dişleri karıştırılarak, yumuşayıp pembeleşinceye kadar kavrulur. Kimyon, kırmızıbiber ve karabiber eklenip karıştırılır. Karışım servis tabağındaki mercimekler üzerine boca edilip hafifçe karıştırılır ve soğumaya bırakılır. Soğuk olarak servis edilir. İstenirse üzerine ilaveten kırmızı pul biberli kızdırılmış zeytinyağı da gezdirilebilir. İsteğe göre haşlanan mercimek ve pirinçlere 1 tatlı kaşığı domates salçası da katılabilir.

Kasım / Aralık - November / December 2012

Ingredients (4 portions)

I cup of red lentils I small cup of rice 4 cups of water or veal broth 1 onion 4 cloves of garlic 1 small cup of olive oil 1 teaspoon cumin 1 teaspoon red pepper 1 teaspoon black pepper 2 white sugar cubes 1 teaspoon salt Recipe First of all, place the lentils and rice inside a pot. Add 4 cups of water or veal broth and mix. Bring to a boil and then simmer. Add salt and

sugar and mix. Cook for about an hour until the rice and lentils combined. After the mixture is cooked, lay it over a service plate and spread the mixture. Heat a frying pan and add olive oil. When the pan is hot enough, add the onion and garlic cloves and cook until they are translucent. Add the cumin, red pepper and black pepper and mix. Pour this mixture over the plate, mix and leave to cool. Serve chilled. You can also pour some olive oil with red pepper flakes. If you wish, add some tomato paste to the lentil and rice mixture.


ANTALYA 129

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


Yazı / Article: Ümit Çiçek / Ziraat Mühendisi - Agricultural Engineer

Topraklarımızı koruyalım Ekolojik dengenin sağlanması ve artan ülke ve dünya nüfusu için asıl beslenme kaynağımız olan tarımın devamlılığı için, topraklarımızı koruma altına almalı bu konuda acil S.O.S çağrısı vermeliyiz.

Let’s protect our soil We need to put our soil under protection to establish ecological balance and the continuation of agriculture for the increasing population.

C

anlı bir varlık olan toprak zor kazanılan kolay kaybedilen bir mataryeldir. Su erozyonu, rüzgar erozyonu ve çoraklaşma toprak kayıplarına neden olur. Nasıl ki tüm canlıların yaşam haklarını gözönüne alıp bunun için mücadele ediyorsak toprak için de aynı mücadeleyi vermemiz gerekir. Ekolojik dengenin sağlanması ve artan ülke ve dünya nüfusu için asıl beslenme kaynağımız olan tarım ve buna bağlı olarak bitkisel ve hayvansal üretimin devamlılığı için topraklarımızı koruma altına almalı bu konuda acil S.O.S çağrısı vermeliyiz. Bunun için ise öncelikle erozyonla mücadele etmeli, kimyasal kirlilik ve tuzlaşma problemlerinin görüldüğü alanlarda toprak ıslah çalışmaları yapmalıyız. Türkiye topraklarını mercek altına alacak olursak, coğrafi 130

ANTALYA

koşullara bağlı olarak degişik toprak karekterleri göze çarpar. Ancak bu alanların yüzde 80’inde organik maddece zayıflık ile kirece bağlı olarak yüksek ph ve alkalileşme söz konusudur. Su tutma kapasitesi düşük olan bu tür topraklar, verimlilik yönünden degişken özellikler gösterir. Buna bağlı olarak toprak verimliliğini artırmak için önce topraklardaki organik maddenin artırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır. Organik maddeyi artırmanın degişik yöntemleri mevcuttur. Açık alanlarda anız yakılmaması ve buna bağlı olarak iyi fermante edilmiş çiftlik gübreleri, yeşil gübreleme, humicacidler ve bir de ıslah için kullanılan kükürt, cips ve mineral toprak düzenleyici

Kasım / Aralık - November / December 2012

S

oil, which is a living organism, is a material that is easily lost and hard to take back. Water and wind erosion and lack of rain results in loss of soil. We should fight to protect our soil just like we fight to keep all living things alive. We need to put our soil under protection to establish ecological balance and the continuation of agriculture for the increasing population and sound the alarm on the subject. First of all, we need to fight against erosion and improve the soil where there are chemical waste and

salination problems. If we examine the soil in Turkey, we see various soil types because of geographical conditions but 80% of these areas are weak in organic materials and have high ph levels because of quicklime. These lands, which have a low capacity in water retention, vary in fertility. In order to eliminate the problem of low fertility, organic materials must be increased. There are various methods of doing that. Stalk shouldn’t be burned in open areas and well fermented fertilizers, green fertilizers, humidi-


Önce / Before

alsiller bunlardan bazılarıdır. Bu yöntemlerin hemen hemen hepsinin kendine özgü faydaları vardır. Ama alsil diğerlerinden farklı olarak bir yandan gübre katkı maddesi olarak gübrelemeden ekonomi sağlarken diğer yandan da içeriğindeki yüksek ve kaliteli organik madde sayesinde topraklardaki organik maddeyi zenginleştirir ve mikro ve makro strüktürü sayesinde istisnai bir gaz alışverişi sağlayarak biyolojik döngüyü kısa sürede iyileştirir. Bu yönüyle hem toprağı kısa sürede iyileştirir, ıslah eder, rüzgar ve su erozyonunun önüne geçilmesini sağlar hem de toprağın canlılığını muhafaza etmesini sağlar. Ayrıca topraktaki faydalı suyu toprağın hemen altında tutmasıyla bitkilerin susuzluktan yanmasını ve aşırı sıcaktan etkilenmesini engeller.Seralarda, açık alanlarda ve meyve bahçelerinde kullanılan alsil bitkisel

ürünlerin kalitesini artırır bu alanların ıslah edilip tekrar eski verimine kavuşmasını sağlar. Çevreci ve doğal bir ıslah maddesi olan alsil, tarım alanlarımız için olduğu kadar peyzaj alanlarının ve turizme dayalı otel ve belediyelerin park bahçe ve yeşil alanlarının korunmasında da önemli bir materyaldir. Antalya’da turizm alanında faliyet gösteren Özaltın Holdig’e bağlı Glorya Golf Otel alsilin tüm bu özeliklerini keşfetmiş işletmelerimizden biridir. Gübreleme ve sulamadan yaptığı tasarruf ile çim dokularını iyileştirme özelliğinden dolayı golf alanlarında alsil kullanan Glorya Golf Otel, bu sayede hem kimyasaldan uzak durmuş hem de doğaya saygılı bir alan oluşturmuştur. Kendilerini çevreye olan saygılarından dolayı kutluyorum.

Sonra / After

fiers and soil regulator chemical alkyls must be used. All the methods have unique benefits but alkyls save money on fertilizers and the chemicals enrich the soil and help balance the biological cycle with the gasses they emit. Alkyls quickly heal the soil and prevent erosion all the while preserving the vitality of the soil. In addition, it helps water retention and hydrates the plants. Alkyl which is used in greenhouses and orchards increases the quality of the products. Alkyl, which is an environmentally friendly and natural

redressing material, is also a useful material used in the preservation of parks, hotel gardens and landscapes. Özaltın Holding’s Gloria Golf Hotel is one of the facilities which has discovered all the characteristics of alkyl. The hotel, which uses alkyl for its golf courses because of the grass healing properties of the material, stays away from chemicals and has established an environmentally friendly zone. I congratulate them for their respect for nature.

www.sinor.com.tr ANTALYA 131

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


INFO İtfaiye / Fire Department Acil Servis / Medical Emergency Service Trafik / Traffic Polis İmdat / Police Department Jandarma / Gendarmerie Orman Yangını / Forest Fires ANTALYA MERKEZ / CENTER Valilik / Governorship Turizmden Sorumlu Vali Yardımcısı / Deputy Governor for Tourism İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü / Provincial Culture & Tourism Directorate Antalya Büyükşehir Belediyesi / Antalya Metropolitan Municipality İl Emniyet Müdürlüğü / Provincial Security Directorate İl Emniyet Müdürlüğü Pasaport Şubesi / Provincial Security Directorate Passport Department Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi / Antalya Training And Research Hospital Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) / Mediterranean Association of Touristic Hoteliers DHMİ Santral / Central AKSEKİ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

110 112 154 155 156 177

(242) 243 97 91 (242) 243 97 98

(242) 249 50 00 (242) 345 41 00

(242) 227 96 00 (242) 249 44 00

(242) 321 59 26 (242) 330 30 30

(242) 678 10 21 (242) 678 10 08 (242) 678 22 28 (242) 678 10 25 (242) 678 10 29

(242) 426 30 52 (242) 426 30 49 (242) 426 26 77 (242) 426 30 32

ALANYA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 512 57 17 (242) 513 21 11 (242) 511 23 12 (242) 513 10 09 (242) 513 48 41

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012

(242) 513 12 40 (242) 511 94 98 (242) 514 34 74

DEMRE Kaymakamlık / District Governorship Jandarma / Gendarmerie Sahil Güvenlik / Coast Guard Emniyet Amirliği / Security Chief Office Belediye / Municipality Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 871 53 53 (242) 871 51 89 (242) 874 42 28 (242) 871 42 21 (242) 871 50 51 (242) 872 16 10

DÖŞEMEALTI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 421 44 41 (242) 421 30 55 (242) 421 27 56 (242) 421 30 07

ELMALI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 618 10 08 (242) 618 67 01 (242) 618 62 51 (242) 618 63 01 (242) 618 83 00

FİNİKE Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 855 10 05 (242) 855 13 92 (242) 855 10 21 (242) 855 10 07 (242) 855 20 00

GAZİPAŞA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 572 28 84 (242) 572 10 13 (242) 572 50 14 (242) 572 10 15 (242) 572 15 62

GÜNDOĞMUŞ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 781 20 06 (242) 781 20 11 (242) 781 21 88 (242) 781 20 14

(242) 247 76 60

AKSU Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

132

Turizm Danışma / Tourism Information Liman Başkanlığı / Port Authority Alanya Turistik İşletmeciler Derneği ALTİD / Alanya Touristic Hoteliers Association


ANTALYA 133

Kas覺m / Aral覺k - November / December / October 2012


İBRADI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 691 22 94 (242) 691 20 04 (242) 691 23 01 (242) 691 20 15

KAŞ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital Kaş Turizm Danışma

(242) 836 10 04 (242) 836 10 99 (242) 836 10 24 (242) 871 51 89 (242) 836 32 15 (242) 836 12 38

KEMER Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital Liman Başkanlığı / Port Authority Turizm Danışma / Tourism Information

(242) 814 44 81 (242) 814 15 03 (242) 814 15 46 (242) 814 10 16 (242) 814 15 50 (242) 814 52 62 (242) 814 11 12

KEPEZ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 335 41 11 (242) 310 58 58 (242) 344 44 75 (242) 221 28 02

KONYAALTI Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie

(242) 229 94 90 (242) 245 55 00 (242) 229 63 81 (242) 238 22 07

KORKUTELİ Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 643 60 01 (242) 643 60 11 (242) 643 22 38 (242) 643 62 60 (242) 643 64 44

KUMLUCA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 887 10 01 (242) 887 27 00 (242) 887 73 00 (242) 887 10 05 (242) 887 14 80

MANAVGAT Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital Turizm Danışma / Tourism Information

(242) 746 10 04 (242) 746 10 82 (242) 746 30 44 (242) 746 10 06 (242) 746 44 80 (242) 753 12 65

134

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012

MURATPAŞA Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate

(242) 244 75 50 (242) 324 46 46 (242) 243 90 68

SERİK Kaymakamlık / District Governorship Belediye / Municipality İlçe Emniyet / District Security Directorate İlçe Jandarma / District Gendarmerie Devlet Hastanesi / State Hospital

(242) 722 10 04 (242) 722 19 70 (242) 722 10 88 (242) 722 10 08 (242) 722 13 40

SANAT GALERİLERİ / ART GALLERIES Devlet Güzel Sanatlar Galerisi / State Fine Arts Gallery (242) 248 70 76 Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür ve Sanat Evi – Kütüphane / Metropolitan Municipality Atatürk Culture and Art House– Library (242) 243 15 43 Muratpaşa Belediyesi Aydın Kanza Sanat Galerisi / Muratpaşa Municipality Aydın Kanza Art Gallery (242) 248 48 93 AKM Sanat Galerisi / AKM Art Gallery (242) 238 54 44 Büyükşehir Belediyesi Karikatür Sokağı - Sanat Galerisi / Metropolitan Municipality Comics Street - Art Gallery (242) 249 54 00 Olbia Sanat Galerisi / Olbia Art Gallery (242) 310 21 92 ANSAN Sanat Galerisi / ANSAN Art Gallery (242) 248 00 08 Orkun - Ozan Sanat Galerisi / Orkun - Ozan Art Gallery (242) 248 38 52 Salih Yön Sanat Galerisi / Salih Yön Art Gallery (242) 313 19 13 2000 Plaza Sanat Galerisi/2000 Plaza Art Gallery (242) 312 48 69 Haşim İşcan Kültür Merkezi Sergi Salonu / Haşim İşcan Cultural Centre Exhibition Hall (242) 247 87 27 Büyükşehir Belediyesi Yenimahalle Semt Evi Sergi Salonu / Metropolitan Municipality Yenimahalle District House Exhibition Hall (242) 325 91 31 Antalya Müzesi Sergi Salonu / Antalya Museum Exhibition Hall (242) 238 56 88 AHK Sanat Galerisi / AHK Art Gallery (242) 316 53 00 Desti Sanat Galerisi / Desti Art Gallery (242) 311 40 82 Sezen Sanat Merkezi / Sezen Art Center (242) 322 77 23 Mimarlar Odası Sanat Galerisi / Chamber of Architects Art Gallery (242) 237 86 94 Fırçakeş Sanat Evi / Fırçakeş Art House (242) 247 62 37 Lara Sanatevi / Lara Art House (242) 248 87 70 Fuat Ali Koç Atölyesi / Fuat Ali Koç Workshop (242) 244 37 26 Tömer Sanat Galerisi / Tömer Art Gallery (242) 312 50 14 Bohem Sanat Galerisi / Bohemia Art Gallery (242) 243 84 77 MÜZELER VE ÖNERİLEN DİĞER GEZİ MEKANLARI Antalya Müzesi / Antalya Museum (242) 238 56 88 Alanya Müzesi / Alanya Museum (242) 513 12 28 Side Müzesi / Side Museum (242) 753 10 06 Atatürk Evi Müzesi / Museum of Atatürk’s House (242) 241 15 27 Suna İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi / Suna Inan Kıraç Kaleiçi Museum ( 242) 243 42 74 Minicity (242) 230 46 30 Elmalı Müzesi (242) 618 44 42 Alanya Atatürk Evi (242) 513 32 54 Oyuncak Müzesi (242) 248 49 33-34 Antalya Akvaryum (0242) 245 65 65 Kum Heykeller (Mayıs - Ekim Dönemi) / Sand Sculptures (May - October)


ANTALYA GUIDE

KEMER RESORT HOTEL Atatürk Bulvarı Kemer - ANTALYA Tel: +90 242 814 31 00 Faks: +90 242 814 55 30 info@kemerresort.com www.kemerresort.com

BEST WESTERN KHAN HOTEL Elmalı Mah. Kazım Özalp Cad. No: 55 ANTALYA Tel: +90 242 248 38 70 Faks: +90 242 248 42 97 info@khanhotel.com www.khanhotel.com

MIRACLE RESORT HOTEL Güzeloba Mevkii Tesisler Cad. No:174 Lara / ANTALYA Tel:+90 242 352 21 21 Faks:+90 242 352 21 11 info@miracleotel.com www.miracleotel.com

KAYI ŞİRKETLER GRUBU Kayı Plaza Güzeloba Mah. Ay-1 Sok.No: 1 Lara / ANTALYA Tel: +90 0242 310 88 00 Fax: +90 0242 310 88 24 info@kayıgroup.com.tr www.kayıgroup.com.tr

TÜRKİZ KEMER Yalı Cd. No:3 Kemer - ANTALYA Tel:+90 242 814 41 00 Faks:+ 90 242 814 28 33 info@turkiz.com.tr www.turkiz.com.tr

Bulmacanın Çözümü

ANTALYA ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ Antalya-Burdur Karayolu 26. Km Tel: +90 242 258 11 00 Pbx Faks: +90 242 258 11 04 akorsan@antalyaosb.org.tr www.antalyaosb.org.tr

SEVGİ HASTANESİ Antalta Cd. Eski Side Kavşağı Manavgat - ANTALYA Tel: +90 242 746 55 99 Fax: +90 242 742 83 53 info@sevgihospital.com www.sevgihospital.com

ÖZDİLEK ALIŞVERİŞ MERKEZİ Fabrikalar Mah. Fikri Erten Cd.No:2 Kepez - ANTALYA Tel : +90 242 334 33 99 Fax : +90 242 34 33 60 www.ozdilekpark.com

OLYMPOS TELEFERİK Fajos A.Ş. Tahtalı 2365 m. Pk.96 Tekirova - Kemer 07995 ANTALYA Tel: +90 242 242 22 52 www.olymposteleferik.com

ÖZEL MEMORIAL HASTANESİ Zafer Mahallesi Beyazıt Cd. No.91 Kepez / ANTALYA Tel: +90 242 444 7 888 www.memorial.com.tr

ADOPEN

Organize Sanayi Bölgesi 2. Etap ANTALYA Tel: 444 24 24 Fab. Tel: +90 242 258 18 00 www.adopen.com

ANTALYA KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ’NE SİZ DE ABONE OLUN !

1 YILLIK ABONELİK 90 TL YURTDIŞI ABONELİK 270 TL

Tarih:

/

/ 20..........

AD,I SOYADI

ADIMA FATURA EDİNİZ ŞİRKET ADINA FATURA EDİNİZ

KURUMU

GÖREVİ

ADRESİ ŞEHİR

ÜLKE

E-MAIL

POSTA KODU

TELEFON

VERGİ DAİRESİ

FAX VERGİ NO

.........Yıllık abonelik bedeli olan............................TL yi Halk Bankası Alsancak Şb. Kod. 0731 Hesap No.10260253 RK Renkli Kalem Medya Yapım Turizm Reklam Paz. Tic. Ltd. Şti. hesabına havale ettim. Not : Lütfen havale dekontunuzu doldurduğunuz abone formu ile birlikte aşağıdaki faks numarasına gönderiniz.

ABONE TELEFON

(0232) 463 75 40

ABONE FAX

(0232) 421 92 24

E-MAİL

bilgi@renklikalem.com.tr ANTALYA 135

Kasım / Aralık - November / December / October 2012


Fulya OMAÇ / e-mail: medyapuzzle@yahoo.com

136

ANTALYA

Kasım / Aralık - November / December 2012


Antalya Dergi  

Antalya Kultur Turizm Dergisi 14. Sayi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you