Page 1


E D I T Ö R D E N

Nurgül Koca Acar

İmtiyaz Sahibi: Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı adına Ertan Acar ●

Genel Yayın Yönetmeni Nurgül Acar ●

Genel Yayın Koordinatörü Sinem Aktaş ●

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Metin Koca ●

“Etik” ABD ve Avrupa’daki işletme fakültelerinde ders olacak Her ay olduğu gibi beşinci sayımızda da siz okuyucularımız için birbirinden değerli köşe yazarlarına ve özel haberlere yer verdik. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin OECD konseyinin 2012 yılı başkanlığı için aday olduğunu açıklayan haberimizi kapağımıza taşıdık. TAVAK Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, 2013 yılının sonuna kadar Türkiye’nin AB ile ilişkileri ve Türk halkının AB’ye bakışı açısını konu alıyor.

Texas Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Dalgıç, işletmelerde “etik” konusunu ele alıyor. Dalgıç Hoca, ABD’de ve Avrupa’nın bazı üniversitelerinde işletme bölümü öğrencilerine zorunlu ders olarak “Etik Dersi” konulup konulmaması ilgili yapılan hararetli tartışmaları konu alıyor makalesinde. Dergimizin Londra temsilcisi Vehbi Koca ‘Dünyanın gündemini’ ve yansımalarını konu alıyor.

Çeşitli sektörlerden çok sayıda kurum ve markanın haberlerinin yanı sıra bu sayımızda, , Mali Müşavir Osman Yılmaz, Xsights Genel Müdürü Çiğdem Penn’in makalelerinin yanı sıra İtibar Atölyesi Kurucu Başkanı Ertan Acar’ın kriz iletişimi ilgili makalesi itibar konusunda iş dünyasında size yön verecek.

Keyifli okumalar…

Editör Sedef Kenter, Aylin Levendoğlu

• Yayın Kurulu: Adnan Dalgakıran, Ali Eren, Fatih Acer, Kemal Yamankaradeniz, Pınar Güleçyüz İşçi, Tufan Darbaz, Prof. Dr. Faruk Şen, Aytaç Mesçi, Mehmet Canıtatlı, Dr. Yusuf Adıguzel, Çiğdem Penn, Osman Yılmaz, Metin Koca • İletişim Adresleri: Esentepe Mah. Kasap Sok. Aslan Apt. No:11 D:7 Şişli/İst • Yazı İşleri: editor@reportturk.com • Reklam ve pazarlama:

• Web: www.reportturk.com • Telefon: 0212.272.51.51 • Fax: 0212.272.49.50 • Ankara Temsilcisi: Abdullah Kuş Portakal Çiçeği Sokak Ansera İş Merkezi No 17/66 Çankaya /Ankara Telefon: 0312.440.49.57 • Abd Temsilcisi: Prof. Dr. Tevfik Dalgıç Dallas, Texas, USA Tel-214-2124343 e-mail:tdalgic@gmail.com • İngiltere Temsilcisi: Vehbi Koca 10 Avocet Close, Se1 5En London/Uk Telefon: +44 (0)20 7232 0291 • Dijital Yayın Platformu: Dijimecmua • Sayfa Tasarım: V2 Medya İletişim •● REPORTTURK REPORTTURK Basin uymayasöz soz Basınmeslek meslek ilkelerine ilkelerine uymaya vermiştir. vermistir. • Kose ve makalerdeki yorum, bilgi ve haberlere iliskin ● Köşe ve makalelerdeki yorum, bilgi ve haberlere sorumluluk yazirinayazarına aittir. aittir. ilişkin sorumluluk


İçindekiler 6

8

KISA KISA

Akbank’tan ebeveynlere ‘Neo Süper Kart’ hizmeti Apple’ın kurucusu iPhone 4S kuyruğunda... Alaçatı’da jazz rüzgarı festivali başlıyor İtalyan Ferrero, yatırımlarını Manisa’da yapacak Türkiye’nin turizm reklamlarına Avrupa’dan ödül AVM’lerin en beğenilen markaları belirlendi HABER

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan: OECD Konseyi’nin 2012 başkanlığına adayım

18 22 28 32 34 10

14 16 24 26 30

HABER

Makine sektöründe bir başarı öyküsü: Erensan

HABER

Havaş’ın taklit davası

HABER

Türkiye’de tanıtıma 45 milyon dolar ayrıldı

HABER

Vodafone’dan Silikon Vadisi’nde ilk entegre AR-GE Merkezi

HABER

Hazır giyimcilerin tekstilcilere büyük tepkisi

MAKALELER PROF.DR. FARUK ŞEN

2013 Yılının sonuna kadar Türkiye’nin AB ile ilişkileri ve Türk halkının AB’ye bakışı VEHBİ KOCA/LONDRA

Dünyanın Gündemi PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

İşletmecilik Okullarına etik dersi konulması ÇIĞDEM PENN

Yatırım Araştırması: Altından sonra Emlak ERTAN ACAR

Kriz iletişiminiz, keriz iletişimine dönüşmesin OSMAN YILDIZ

Ortadoğu’daki isyanların ekonomiye etkisi


destekphone: 444 43 44

www.destekpatent.com.tr

Bilgi ve Birikimin G端c端


KISA KSIA

Akbank’tan ebeveynlere ‘Neo Süper Kart’ hizmeti Akbank, anne ve babaların çocuklarının birikim, sigorta gibi ihtiyaçlarını karşılayabileceği ve çocuklara Neo Süper Kart aracılığıyla harçlık vererek para yönetimi disiplinini öğretebileceği ‘Anne Baba Bankacılığı’ paketini tanıttı. Yeni ürünün ebeveynlerin halinden anladığını belirten Akbank Genel Müdür Vekili Hakan Binbaşgil, “Bu paket bizim için uzun vadeli bir program. Zaman içerisinde programa bazı iş ortaklarını da dahil edip kapsamını genişleteceğiz. Paket ile kısa vadede 50 bin anne babaya ulaşmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Yüzde 91’i harçlık alıyor TÜİK verilerine göre Türkiye’de 30 milyon anne baba ve bunların sorumluluğunda 18 yaş altında 25 milyon çocuk bulunduğunu söyleyen Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge, Akbank müşterileri arasında anne babaların sayısının ise 5 milyon olduğunu belirtti. Türkiye’deki anne babaların yüzde 91’inin çocuklarına harçlık verdiğini dile getiren Tözge, şöyle devam etti: “Bu çocukların yüzde 69’unun günlük, yüzde 14’ü de haftalık olarak harçlıklarını alıyor. Neo Süper Kart sayesinde bu anlamda da ebeveynlere destek olacağız.” Paket içerisinde çocuklara tasarruf alışkanlığı kazandırmak için Neo Süper Kart (Çocukla çocuk olan kart) uygulaması da başlattıklarını söyleyen Tözge, “Neo Süper Kart ile aileler çocuklarına düzenli harçlık ödeyebilecek. Ürünün haftalık, aylık para transferi, günlük harcama limiti, internet kullanımına kapalı olma, çocuklara yönelik tasarım, çocukların alışverişlerinin ayrıntılarına ulaşmayı sağlayan SMS Ajan, günlük alışveriş ve nakit çekim limitleri gibi kontrol özellikleri bulunuyor” dedi. Kartın 6-18 yaş arasına yönelik olduğunu söyleyen Tözge, Türkiye’de banka kartı kullanım oranının son zamanlarda yapılan kampanyalarla artış gösterdiğini ve enflasyonun düşük seyrini korumasıyla birlikte bu trendin olumlu devamını beklediklerini belirtti. Tözge, halihazırda banka kartıyla alışveriş cirosunun, kredi kartı cirosunun yüzde 5’i oranında bulunduğunu, ancak büyüme oranının çok yüksek olduğunu vurguladı.

Apple kurucusu iPh 4S kuyru’ığnun one da...

rüzgarı z z ja a d ı’ t a Alaç lıyor festivali baş

liğe de ev çok sanatsal etkin k pe ra sı nı ya un can Şişman’ın Son yıllarda spor a Özçetin ve Oğul ğr Bu ı, at aç Al n çetin ve sahipliği yapa pcanlı olacak. Öz ca da a nd şı dı n zo sonbaharda da girişimiyle artık se i olarak bölgeye ec tm le iş iki ı’lı at ı Festivali’ni Şişman, Alaç açatı Jazz Rüzgar Al ilk yıl bu a ın ad hareket katmak ştirilecek düzenliyorlar. arasında gerçekle ri le rih ta 11 20 m 22 Ekim-12 Kası ek vermiş solist asına yıllarca em ny dü z ca rk Tü e , Bu’ra Lokal olan festival Alaçatı Belediyesi r. ıyo al r ye r tle ve enstrümantalis ı Jazz Rüzgarı hazırlanan Alaçat yle ği rli bi iş ’in el ncer, İmer ve Kesre Ot Sökmen, Ayşe Ge is el M , an pm Al n Festivali’ne Ayte Tüzün katılıyor. r Focan ve Sibel de Ön , se Kö l be Lokal’de Demirer, Si 8 konserle Bu’ra am pl to r ıla tç na sa is Festival boyunca , 29 Ekim’de Mel ’de Ayten Alpman im Ek 22 r: la ve ak 7 sahne alac er&İmer Demirer, sım’da Ayşe Genc Ka 6 ve a ise 5 ’d , m en sı Ka Sökm er Focan, 11 ve 12 nd &Ö se Kö l be Si 8 Kasım’da Sibel Tüzün....

6 | Report Türk - Kasım 2011

California’daki Apple Store’a ilk gelen isim olan Steve Wozniak, 4S kuyruğunun başın iPhone daki yerini aldı.CNN Tü rk’ün haberine göre elindeki iPad’den sü kuyrukta rekli e-maillerini kont rol eden Wozniak’ı görenler onunla bol kuyrukta bol fotoğraf çektirip sohbet etti.Poz verm yorulan Wozniak bir ekten süre sonra oturmay a gitti ve iPad’iyle oy Saniyeler sonra sarı ala ndı. polo gömlekli bir ad am ve iki çocuğuyla daha çektirdi. iPhon bir fotoğraf e, iPod ve iPad’leri ola nlara da “marker” ya imza dağıtan Woznia rdımıyla k önü çiçekler, ısırılm ış elmalar ve notlarla Apple Store’un önün dolu de hareketli saatler in yaşanmasına sebe Wozniak istese hiç p old u. kuyruğa girmez, Ap ple’a bir telefon açar 4S’in kapısına kada ak iPhone r getirilmesini sağla yabilirdi. Ancak bunu Herkes gibi kuyruğa yapmadı. girdi ve herkes gibi bekledi. Uzmanlar iPh hayalkırıklığı yarattığın one 4S’in ı söylerken Wozniak farklı düşünüyor. He ple cihazının bir önce r yeni Apkinden daha da ileri olduğunu söylüyor.W arkasında sırasını be ozniak’ın kleyenler ise tanıdıkl arına mesaj yağdırıy or.

Wozniak burada, sıra nın en

başında Apple Store’a Segw ay’iyle gelen Woznia k, aracını mağazanın yakınındaki köşeye girişinin park etmiş.Wozniak, Ca lifornia’da yeni iPhon alan ilk kişi olmak içi e’u n bütün gece orada kalmayı planlıyor.Bu sırada Wozniak’ın 17 ar ad a yaşındaki arkadaşı Pa rth Dhebar da var. İki iPad kuyruğundayke li n tanışmış. iPhone 4 kuyruğunda da 3. ve sıradalarmış.Yani bu 4. Wozniak’ın ilk kuyru ğu değil. Öyle görünüyo da olmayacak... r ki son


İtal Manisay’adn Ferrero, yatı rımların a yapaca ı k

Dünyanın en 4. çikolata ve şekerleme ü yatırım yapm reticisi İtalya a kararı aldığ n Ferrero’nu ı bildirildi. Esk n, Manisa’d Marsili, İtaly i İtalya’nın An a a’nın İzmir K ka ra o B n so ü yü losu İgor Dikelçisi Carlo Yunanistan, Bernardini ve Malta ve Kıb Ferrero’nun rıs bölge dir Halil İbrahim Türkiye, ektörü Rena Daşöz’ü ma to D anna ile Ma kamında ziya çikolata devi n is a Valisi re t etti. Carlo ” olan Ferre Marsili, ziya ro’nun, Türk re araştırma ya tt e, “Dünya iye’de yapac ptıklarını belir ağı yatırım iç terek, yatırım in b Manisa Org ir ç o k bölgede için Manisa’n anize Sanayi ın uygun gö Bölgesi’nde Ferrero’nun rü ldüğünü ve (OSB) yer sa Türkiye, Yun tın alındığını anistan, Ma b ild da Türkiye’d ir d i. lt a ve Kıbrıs bö eki yatırım iç lge direktörü in altyapısı ve R Manisa OSB e n ato Danna İzmir Limanı’n ’yi tercih ett a yakınlığı n iklerini belirtt Firma olarak edeniyle i. halen 17 ülk ede birer fab Danna, “18’in rikalarının bu ci fabrikamız lunduğunu d , Türkiye’de ile getiren Türkiye, Orta M anisa’da kuru Doğu’ya açıla la c a k. n kapımız ola Bu yatırımla ürünleri, bun cak. Ayrıca dan böyle it ‘Nutella’ ve h a l e d ilm ‘Kinder’ çiko Diğer ürün g iş değil, Türk lata rubunda ise iye’de üretilm 2 a iş ürünler ola det ‘Kinder’ altında soğu markası cak. k dolap ürün lerimiz var. Onlar da Türkiye’de ü retilecekler” diye konuştu.

in tuTürkiye’n larına rizm reklaam n ödül Avrupa’d f’nin Avrupa’da Reklam ajansı dD reklam ve i Türkiye turizm gerçekleştirdiğ lmanya aları İngiltere, A tanıtım kampany de farklı kategoriler ve Hollanda’da ester ve ch . Londra, Man birçok ödül aldı ik taksileri İngiltere’nin klas Birmingham’da rı ‘En Türkiye reklamla n na la ar uy e in üzer ü aldı. ’ birincilik ödülün Yaratıcı Tasarım wick chester ve Gat İngiltere’de Man khava ‘En Yaratıcı Açı havalimanlarında rkiye rincilik ödülü Tü Kampanyası’ bi aki iletişim rildi. Almanya’d reklamlarına ve ktörel derda en büyük se ın an al ya ed m ve tırmada rgisi yaptığı araş gilerden W&V de ı ‘İkinci En dokya reklamın pa Ka n ni e’ iy rk Tü nda’da İlanı’ seçti. Holla Etkin Açıkhava fından ‘En anında CBS tara al va ha ık aç e, is lik ödülü Reklamı’ birinci Yaratıcı Otobüs geldi.

AVM’lerin en beğenilen markaları belirlendi

Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) ve GFK Türkiye işbirliğiyle bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ‘AVM’lerde En Beğenilen ve Tercih Edilen Markalar’ araştırmasının sonuçları belli oldu. Rahmi Koç Müzesi’nde düzenlenen ödül töreninde, 11 kategoride tüketicilerin tercihleriyle belirlenen 11 markaya ödülleri verildi. “Elektronik (Üretici Perakende)” kategorisinde birinci marka Arçelik olurken, “Elektronik (Perakende)” kategorisinde Teknosa, “Dekorasyon- Mobilya” kategorisinde Muda Concept, “Kafe” kategorisinde “Kahve Dünyası”, “Restoran” kategorisinde Köfteci Ramiz, “Kişisel Bakım-Kozmetik” kategorisinde Watsons, “Ayakkabı-Çanta” kategorisinde Derimod, “Çocuk” kategorisinde Mothercare, “Spor Giyim” kategorisinde Mavi Jeans, “Erkek Tekstil” kategorisinde Kiğılı, “Kadın Tekstil” kategorisinde de Mango birinci oldu. Törende, Rahmi M. Koç Müzesi’ni İstanbul’a ve kültür-sanat hayatına kazandırdığı için, müzenin kurucusu ve Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi M. Koç’a da bir teşekkür plaketi verildi. Rahmi M. Koç yurt dışında olduğu için plaketi, Koç adına müze müdürü Ertuğrul Duru aldı. AYD’ye katılan 43 üyeye plaket Törende AYD’ye yeni katılan 43 kurumsal üyeye de plaket verildi. Kuruluşu Şubat 2009’da tamamlanan AYD, 43 yeni üyenin katılımı ile AVM sektörünün yüzde 60’ını aşkın temsil gücüne sahip oldu. AYD Başkanı Hakan Kodal, ödül töreninde yaptığı konuşmada, AVM sektörünün başarısının markaların başarısına bağlı olduğunu, tüketici tercihlerini iyi analiz edebilen AVM’ler ve içerisindeki markaların, önümüzdeki dönemde rekabette daha başarılı olacaklarını belirtti. Tüketicinin daha seçici ve en iyi fiyata en iyi ürünü almayı hedeflediğini ifade eden Kodal, tüketicinin satış personeli, hizmet kalitesi, ürün kalitesi, fiyat, reklam, mağaza tasarımı konularının tümünü değerlendirerek karar verdiğini vurguladı.

Kasım 2011 - Report Türk | 7


HABER

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan:

OECD Konseyi’nin 2012 başkanlığına adayım Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin OECD konseyinin 2012 yılı başkanlığı için aday olduğunu açıkladı. Babacan, “Türkiye’nin Özal döneminden, 1986’dan sonra, 2012’de konseye başkanlık yapması önemli. Bu ay sonuna kadar belli olur diye düşünüyorum” dedi. G-20 maliye ve ekonomi bakanları toplantısı için Paris’te bulunan Babacan, kaldığı otelde Türk gazetecilerle sohbet toplantısında biraraya geldi. OECD konseyinde dün Türkiye ekonomisi ve dünyadaki ekonomik gelişmelerle ilgili bir sunum yaptığını hatırlatan Babacan, bu toplantı vesilesiyle Türkiye’nin OECD başkanlığına adaylığını da resmen açıkladığını söyledi. Babacan, yakın bir süre içinde OECD’nin kararını vermesini beklediklerini bildirdi.

8 | REPORTTURK / Kasım 2011

OECD’de yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinde Türkiye olarak gördükleri sorunları ve çözümleri anlattığını ifade eden Babacan, “Bu toplantıda, ekonomi alanında elde ettiğimiz başarıları, 2012-2014 orta vadeli programımızı anlatma imkanı buldum. Elde ettiğimiz sonuçların reçetesi soruldu. Türkiye’nin Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki aktif politikası da gündeme geldi. Bu konudaki görüşlerimizi anlattım “dedi. Türkiye’nin ekonomik başarısıyla OECD’de örnek ülke olarak gösterildiğini ifade eden Babacan, “Türkiye ekonomik göstergeleriyle, OECD’de farklı bir gezegen gibi değerlendiriliyor” dedi. Babacan, Türkiye’nin bankacılık sektörüne müdahale etmek zorunda kalmayan ender OECD ülkelerinden birisi olduğunu söyledi.


HABER

1986’da Turgut Özal döneminin Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu, OECD Bakanlar konseyi dönem başkanlığı görevini, Andreotti’den devralmıştı.

G-20 bakanlar toplantısı Paris’te yapılan G-20 maliye ve ekonomi bakanları toplantısına değinen Babacan, dünya ekonomisinin bir türbülülanstan geçtiği bir dönemde, G-20 bakanlarının yoğun bir gündemle toplanacaklarını ve öncelikle kasım ayı başında düzenlenecek zirvede kabul edilecek eylem planına son şeklin verileceğini hatırlattı. Babacan, gıda ve enerji ham madde fiyatları, bankacılık sektörünün denetlenmesi ve düzenlenmesi konusununu iki günlük toplantılarını öncelikle gündem maddelerini oluşturacağını söyledi. G-20 ülkelerinin özellikle bankacılık sektöründe izledikleri gevşek politikaların bedelini şimdi ödediklerini ifade eden Babacan, “önlemler işler iyi gittiği dönemde etkili oluyor, işlerin kötü gittiği dönemde etkili sonuçlar

almak zor oluyor. İşlerin kötüye gittiği dönemde bankacılık sektörü için alınacak tedbirler bazen bankaları daha da zor durumuma sokuyor” ifadesini kullandı. Türkiye’nin daha önce aldığı tedbirler ve önlemlerle bankacılık sektörünü güçlü kıldığını ve küresel ekonomik krizin bu sektörü çok fazla etkilemediğini kaydeden Babacan, siyasi istikrar, kararlılık ve güven faktörünün bu alanda oynadığı rolün altını çizdi.

Kasım 2011/ REPORTTURK | 9


MAKALE

PROF.DR. FARUK ŞEN

2013 Yılının sonuna kadar Türkiye’nin AB ile ilişkileri ve Türk halkının AB’ye bakışı Türkiye’nin AB üyeliğinin 2014- 2020 yılları arasında gerçekleşme şansı yok. En erken öngörülen yıl 2021. Türkiye’de yetkililer de 2023’ü tam üyelik için nerdeyse kabul etmiş bulunuyorlar. Hırvatistan, Sırbistan ve Makedonya’nın katılımıyla 30’ların AB’ne 2023’te Türkiye’nin tam üye olması demek bütçeden para almayı bırakın AB’nin bütçesine yılda 2 milyar Euroluk bir ödeme yapacak olması demektir. Bu açıdan Türkiye’nin dağılmaya yönelen AB’den hiçbir çıkarı olmayacak.

Önümüzdeki 10 Yıl ve Avrupa Birliği Önümüzdeki 10 yılda AB’nin hedeflerine baktığımız zaman, ilk olarak batma düzeyine gelen AB ülkelerini kurtarmaya yöneleceğini söyleyebiliriz. İrlanda, Yunanistan, İspanya, Portekiz’den sonra Belçika, Güney Kıbrıs daha sonra da İtalya ekonomileri AB’nin başına büyük dertler açacak. Her yıl bütçesi daha da daralan AB’ye el açan ülkelerin sayısı büyük ölçüde artıyor. Yıllık bütçesi 130 milyar Euro olan AB’nin yalnız Yunanistan’ı kurtarmak için ödemesi gereken para 135 milyar sınırını geçiyor. Böyle bir Avrupa’nın artık hiçbir şekilde albenisi kalmamış durumda. Ekonomisi daralan AB’nin motor yükünü yüklenen Almanya’dan olumlu sinyalleri bekleme olanağımız pek yok. Yaşlanan ve emekli sayısı artan Almanya artık işsiz sayısını da ciddi bir şekilde çarpıtmaya başladı. Ayrıca sosyal devletin çöktüğü, sosyalin sadece “yal”ının gidip “sos”unun kaldığı bir ülke konumunda. Bu açıdan Alman halkı da AB’ye ödenecek paraların kısılmasını istiyor.

Türkiye’nin Gelecekteki 10 Yılı

10 | REPORTTURK / Kasım 2011

Türkiye önümüzdeki 10 yılda herhangi bir iç sorun çıkmadığı takdirde %6’nın altına düşmeyen bir büyüme hızına sahip olacaktır. İstihdamda kobiler çerçevesinde ciddi bir artışın beklentisi içine girmesi bekleniyor. Yeni gelişmeler çerçevesinde paylaşım sorununa da çare bulacak bir Türkiye, Mısır ve Hindistan gibi çarpık paylaşım düzeyi olan bir ülke değil, özellikle içine girmeye çalıştığımız AB ülkelerine benzeyen geniş bir orta sınıfı olan ülke konumuna girebilecektir. Komşularla ilişkilerini geliştiren Türkiye’nin ihracatı da ona göre artacak. Eğer Türkiye, Azerbaycan hegemonyasından kurtulup Ermenistan sınırını açarsa hem ABD’deki Ermeni lobisinin etkisinden kurtulacak hem de sınır ticareti sayesinde Doğu Anadolu’ya yeni bir hayat verme şansına sahip olacaktır. Türkiye’ye yönelik yeni Osmanlıcılık söylevleri artık gerçekçi değil. Nasıl Almanya eski Hinterland dediğimiz arka bahçesini AB’ye alarak kendi hegemonyasını AB’de arttırma çabası içindeyse Türkiye de haklı bir şekilde Balkanlar’da, Yakın Doğu ve Kafkaslar’da etkisini genişletme olanağını kullanacaktır. Önümüzdeki yıllarda Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’de genişleyen BRIC’e Endonezya, Türkiye, Meksika ve Güney Kore’nin de güçlü olarak katılacağından hareket edersek Türkiye’nin AB’ye alacağından çok vereceği olacak. Bugüne kadar 50 yılın üstünde kapıda bekletilen Türkiye için AB’ye artık haklı olarak soğuk davranma dönemi başlamış bulunuyor. Bu konuda TAVAK olarak bir kamuoyu araştırması yaptık.


MAKALE

Bu araştırma, 19- 21 Ocak 2011 tarihleri arasında, 1860 yaş aralığında 1054 kişi ile İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerle, gelişmekte olan kentler çerçevesinde Kayseri, Güney Doğu Anadolu’da Diyarbakır ve Karadeniz Bölgesi’nde Artvin kentlerinde yapıldı.

Türk halkının AB’ye bakışı 1. Türkiye’nin AB’ye üye olacağına inanıyor musunuz?

Araştırma kapsamında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olacağına inananların oranında büyük ölçüde bir düşüş olduğunu görüyoruz. Neredeyse inananların oranı 3/1’e düşmüş bulunuyor. %34,8’lik oranın bugüne kadar yapılan araştırmaların en düşük oranının olduğunu görüyoruz. 2011 yılının başında Türk halkı artık Avrupa Birliği tam üyeliğine sıcak da bakmıyor. Bunda Avrupa Birliği üye ülkelerinin Türkiye’ye yönelik negatif açıklamalarının da büyük bir etkisi var. Özellikle halkın 5/3’ü, %60,1’i buna hayır derken, bilmiyorum diyenlerin oranı 5,1 oranında kalmıştır.

açıklamaları Türk halkının nezdinde olumsuz bir etki yaratmış durumda. 2. sırayı Angela Merkel’in Almanya’sı % 23,5 ile alırken, Yunanistan %17,9 luk oranla 3. sırayı ve Güney Kıbrıs %12,9 la 4. sırayı alıyor. İlginç taraf diğer 24 ülkenin Türkiye’ye engel olma görüşünden hareket eden deneklerin oranı %15,5’i geçmemiştir.

3. Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl içerisinde AB’ye gireceğini düşünüyor musunuz?

Bu soruya %27,5 evet derken, %53,2 hayır diyor. Hiçbir zamanın oranı %17,3 te kalmış bulunuyor.

4. AB konusunda hükümetin çalışmalarını yeterli görüyor musunuz?

2. Türkiye’nin AB üyeliğinde en büyük engeli hangi ülkeler oluşturuyor?

Türkiye’nin önünü kesen ülkelerin başında %30,2 ile Fransa geliyor. Sarkozy’nin Türkiye’ye yönelik negatif

Bu konuda %48,3 oranındaki kitle bugünkü AKP Hükümetinin elinden geleni yaptığından hareket ediyor. %28,6 lık bir oran da daha aktif ve baskın bir siyaset izlemesinin yararlı olacağından hareket ederken, yeteri kadar çalışmadığı görüşünü savunanlar %23,1 oranında kalıyor. Genel olarak Türk halkının nerdeyse %70 lik bir oranı bugünkü AKP hükümetinin bu konuda çalışmalarını ya tam yeterli görüyor ya da biraz daha aktif olmasını istiyor.

Kasım 2011/ REPORTTURK | 11


MAKALE

5. AB üyeliğinin Türkiye’ye sağlayacağı katkılar neler olabilir?

5 alternatiften oluşan cevaplara göre serbest dolaşım

2. olarak BRIIC ülkeleri ile işbirliği ve BRIIC’e katılmak ö-

hakkından yararlanabileceğine inananların oranı %32,6

nem kazanıyor. Buna da inananların oranı %15,5. Karadeniz

olurken, hiçbir katkısı olmaz diyenler %24,5 oranında kal-

İşbirliğine şans verenler %10,2 iken, Rusya başta olmak ü-

mıştır. AB bütçesinden yararlanırız görüşünü savunanlar

zere komşularla işbirliği geliştirmek ve yeni pazarlarla güç

%16,3 lük bir orandayken, Avrupa Parlamentosuna katılmanın sağlanacak katkı olduğunu düşünenlerin oranı %15,5 tir. İlginç tarafı Avrupa Güvenlik ve Savunma kimliğinde söz sahibi olmak görüşünü savunanlar oran olarak

birliği yapma fikrini savunanlar birinci sırada, %41,2 ile yer alıyor. Bu da Türkiye’nin artık BRIIC ve komşu ülkelerle işbirliğinin kamuoyunda ağırlık kazandığını ortaya çıkarıyor.

%11,1 de kalmış bulunuyor. Bu açıdan Türk halkının 4/1’i artık Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye hiçbir katkı yapamaya-

7. Türkiye’nin ekonomik olarak AB’ye ihtiyacı var mı?

cağından hareket ederken neredeyse 3/1lik bölümü ise

Bu soruya evet diyenlerin oranı %24,9 da kalırken, %72,1

serbest dolaşım hakkının ülkeye ve insanlara yarar getire-

lik bir oran da artık AB’ye ekonomik olarak hiçbir şekilde

ceğinden hareket ediyor.

ihtiyacımız olmadığından hareket ediyor. Bunların yanında fikrim yok diyenler %3 oranında kalıyor.

6. Türkiye’nin Avrupa Birliği dışındaki en önemli alternatifi hangisidir? Bu soruda çok ilginç bir cevap ortaya çıkıyor. İslam Ekonomi Örgütü’nün AB’ye alternatif olduğu görüşünü savunanların oranı %33,1dir. Bunda Ocak başında İEÖ’nün İstanbul’da toplanması ve basında çok fazla yer alması da etkili olabilir.

12 | REPORTTURK / Kasım 2011


MAKALE

VEHBİ KOCA

Dünyanın Gündemi Dünyanın ve Türkiye’nin gündemi baş döndürücü bir hızla heran değişiyor. Yazılacak, tartışılacak yığınla konu var. Öncelik ve önem sırası saat saat zamana karşı yarışıyor. Üstelik yazılacak konuların önemi sadece lokal ölçekte değil global boyutda büyük önem taşıyor. Öncelikle eski Libya liderinin öldürülüşünün televizyonlardaki grafik görüntüleri ve Kaddafi’yi yakaladıkları iddia edilen başıbozuk, sözümona demokrasi savaşcısı denilen grubun yağmacı ve serseri tavırları ile , Libyanın önünde çok uzun ve sancılı yıllar olduğunu akli selim herkes algiladi sanırım. Kadafi’nin bir diktatör olduğunu biliyoruz, peki ama bunun farkına şimdi mi vardık? Silah tüccarlarinin, devlet ve hükümet başkanlarının yalaka tavırlarla Kaddafi’nin bedevi çadırında anlaşmalar yapıp çıkarlarına göre kullandıklarında Kaddafi hep ayni Kaddafi değil miydi? O aslında olduğu ve bildigi gibi ülkesini yönetti, hatası

14 | REPORTTURK / Kasım 2011

dünyanın değiştiğini kendi çadırından baktığı perspektifi ile algılayamadı. Türkiye’de yaşanan Van depremi felaketi hepimizi derinden sarstı. Fakat ırkçı kokular taşıyan söylemler trajediyi farkli boyutlara tasıdı. “Siz, biz, onlar” söylemleri Türkiye’mizin geçirdiği sancılı transformasyon döneminin artçılarıdır aslında. “Kardeşlik” bakıs açısının yanında farklılıklarında bilincine gerçekten varmamız gerekiyor. Dilerimki; Van depremi bir yanıyla , hepimizi ‘kucaklayıcı ve pozitif ‘ bir geleceğe taşır. Kapitalizm büyük bir kriz yaşıyor. Daha da ötesi aslında şuan ki yapısıyla Kapitalizmin kendisi bir kriz konumundadır. Yunanistan’ın yaşadığı ekonomik çöküntü muhtemelen İspanya ve İtalya ile beraber öteki Avrupa ülkelerinide sıçrayacaktır. önümüzdeki süreç hem Türkiye’miz için hemde global ölçekte derin krızlere gebedir. Hiç kimsenin işi artık garanti değildir, banka hesaplarimizin üzerinde kara bulutlar dolaşmaktadir. Bazılarının üç çocuk yapın tavsiyesi beraberinde risk


MAKALE

taşımaktadır aslında. Daha basit ve ucuz yaşamanın yollarını aramalıyız artık, ama hep beraber zenginlerde buna dahildir. “Asırı tüketim ve doyumsuzluk” sorunun kaynağıdır aslında. Üç beş bankerin borcunu çocuklarımıza ödetemeyiz. Haksızlıktır bu. Londrada ünlü St Paul kilisesi onu yazımı yazdığım sırada İngiltere’de gündemin en önemli konularından birine teşkil etmektedir. Kapitalizme karşı öğrencilerden ve alternative gruplardan oluşan göstericiler kilisenin önünde çadır kurup seslerini duyurmaya calışıyorlar. Söyledikleri seyler oldukca önemli. Kapitalizmin doyumsuzluğu insanlığı karanlıga surukluyor ve alternative yasam bicimleri mumkun. Assembly dedikleri grup toplantilarina`da katildigim bu genclerin, demokrasi ve meclis davranisi konusunda oldukca mature olduklarina sahit oldum. Kamptaki gunluk meseleler ve politik konulara yaklasimlari oldukca olgun ve dengeliydi. Aslinda sorunlara cozum bulmaya, bu gencleri

dinleyerek baslamak iyi bir baslangic olabilir belkide. Yazimi bitirmeye calistigim su siralarda ingiliz polisi cadirlari toplayip gosteriyi bitirmeye yonelik karar aldi. Muhtemelen biraz arbede ile ve bir iki gostericinin tutuklamasiyla sonlanacaktir bu eylem. Sanirim bu `gosteri ahlaki` ve `polisin tavri` ulkemize ve ortadoguyu yonetenlere ders olarak gosterilebilir. Aydinlik ve guzel yarinlar diliyorum

Kasım 2011/ REPORTTURK | 15


MAKALE

PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

İşletmecilik Okullarına etik dersi konulması ABD’de ve Avrupa’nın bazı üniversitelerinde işletmecilik öğrencilerine zorunlu ders olarak etik (ethics-ahlak) dersi konulup konulmaması tartışması yapılıyor. Bazılarınca etik dersi değişen koşulların ve ezici rekabetin ortaya çıkardığı yasa dışı, bazan yerleşmiş iş gelenek ve göreneklerine aykırı, bazan da kanunun ve kanunsunsuzluğun sinrında yapılan işlemlerin zorlaması sonucu ders olarak konulması kaçınılmaz hale getirdiği bir konu. Bazılarınca da etik konusunu karıştırmak kültürel farklılıklardan oluşan bireyleri tek bir değerler sistemine zorlamak anlamına gelebilir. Bir başka grup ise etik konusunun nasıl bir yaklaşımla anlatılması gerektiği konusunda henüz bir karara varamamış. Ama bu arada etik konusunda bilimsel yayın yapan hakemli akademik dergilerde bir makalenin kabulü için 3-4 yıl beklemek gerekiyor. Çok sayıda başvuru arasından çok dikkatli bir seçim gerektiriyor. Amerikanın en saygın üniversite akreditasyon-derecelendirme kurumu olan American Association of Collegiate Schools of Business (AACSB) da kredilendirdiği üniversitelerde etik konusuna önem verilmesini istiyor. Ayrıca etik konusunda çokça yazılmış kitap mevcut. Genellikle etik konusunda üç önemli akım var. Bunlar: Mutlakiyetçiler, Göreselciler ve Çoğulcular diye isimlendiriliyorlar. Etiksel Mutlakiyetçiler-Ethical Absolutişts-Bu inanışa göre de tüm kültürlerin ortak olduğu bazı değer yargıları vardır ve hangi kültürden olursa olsun kişiler bu değerlere saygı duymakla yükümlüdür. Uygulamada bu tür bir yaklaşım kişilerin kendi inanışları ile aynı olduğu zaman ortaya çok kesin görüş ve inanışları, değer yargıları olan

16 | REPORTTURK / Kasım 2011

görüşler çıkıyor. Onlara göre bir şey ya iyidir, ya kötüdür. Örneğin mutlakiyetçiler kesinlikle, çocuk işçi çalıştırılmasına, ırkçılık rüşvet, görevin kötüye kullanılması, hilekarlık, kanuna karşı hile, şirket fonlarını hortumlama” gibi olaylara hiç tolerans göstermiyorlar ve bu gibi eylemlere kesinlikle karşı çıkılması gerektiğinde birleşiyorlar. Yani bizde çok söylenen deyimde olduğu gibi “ Edepsizliğin, kanunsuzluğun büyüğü küçüğü yoktur” diyorlar Buna karşılık herşeyin göreceli-relative” olduğuna inanan gruptaki etikçi görüştekiler de Etiksel Göreselciler- Ethical Relativists-diye anılıyorlar. Onlara göre; bir kültürün değer yargıları başka kültürlerce değerlendirilemez. Ancak aynı kültürden olanlar bu değerleri yargılayabilir. Bu yüzden başka kültürlere ait değer yargılarına karışmak doğru değildir.O halde etiksel değerler de içinde bulundukları kültürlere bağlıdır. Göreselciler yaşamda herşeyin insanın eseri olduğuna inanıyor ve bu insan yapısı eylemlerin ve herşeyin de kendi ortamı kapsamında tartışılması ve nedenlerine inilmesini istiyorlar. Bu görüştekilerin en çok sevdikleri deyim ise-eğer Romada yaşıyorsan Romalılar gibi davranmalısın. Etiksel Çoğulcular-Ethical Pluralists-Bu inanıştakiler öncek iki görüşün ortak yanlarını birleştirmeye çalışıyorlar. Onlara göre bir yandan kültürlerin otonom ve kendilerine özgü olduklarına saygı duymakla birlikte, giderek biribirine yaklaşan bir dünyada bazı sorunlar çözümsüzlüğe terkedilemez. O halde değişik kültürlere saygı duyarak yeni ortak değerler yaratmak gerekiyor. Bizde ise henüz bu konuda atılan bir adımı duymadık, belki de üniversitelerimiz bu konu ile ilgilenilip ilgilenilmemesi konusunda henüz bir karara varabilmiş değiller, yahut YÖK henüz bu konuda bir yeşil ışık yakmış değil.


RÖPORTAJ Makine sektöründe bir başarı öyküsü: Erensan

Makine sektöründe bir başarı öyküsü: Erensan 1-Erensan şirketler grubu nasıl bir yapıya sahiptir ve sanayi sektöründeki girişimleri nelerdir? Şirketinizin pazar payı nedir? ERENSAN Şirketler Grubu, 1966 yılından bugüne endüstriyel ve konut tipi kazan üreten ve ürünlerini dünya çapında pazarlayan bir sanayi girişimidir. Yüzde 100 Türk sermayesi, hammaddesi ve işçiliğiyle Türkiye pazarında konusunda lider ve öncü, dünya pazarlarında sayılı üretici arasında yer almaktadır. İstanbul ve Yozgat Fabrika, İstanbul Genel Müdürlük, Ankara Bölge Müdürlük ve Romanya şirketlerimizde toplam 300’e yakın personel çalışmaktadır. Bu gün yurtiçi ve yurtdışında 100.000’nin üzerinde kazan satışına ulaşmıştır.

2-Üretim alanınız ve kapasiteleri hakkında biraz bilgi verir misiniz? İstanbul Yenibosna fabrikası, 8.000 m²’si kapalı olmak üzere 15.000 m² alanda kurulu, Avrupa gereksinimlerine uygun tesisin üretim aralığı; 40 kW’tan 23 MW’a kadar uzanır. Diğer üretim tesisi olan Yozgat fabrikası ise bant sistemli imalatı, 2010 yılında gerçekleşen kapasite artması ve 4. üretim hol eklenmesi ile birlikte, üretim alanı 40 kW’dan 30MW’a kadar yükselmiştir. 30.000 m² açık alanda, 10.000 m² kapalı alana sahiptir.

18 | REPORTTURK / Kasım 2011


3-Faaliyet alanlarınız nelerdir? Ürünleriniz firmanın üretebildiği Atık Isı Kazanlarını Türk mühenhangi sektörlerin temel ihtiyaçlarını karşı- disliği ile baştan yaratarak enerji santrallerine ve denizcilik sektörüne de hizmet vermeye başladık. lıyor? Türk ve Dünya sanayisinin ısıtma amaçlı, atık enerjive kızgın yağ kazan ihtiyaçlarını karşılıyoruz.

4-Erensan’ın Pazar lideri olması, yurt içi ve yurt dışında vazgeçilmez kılan unsurlar nelerdir?

Tekstil, gıda, kimya, inşaat, otomotiv ve turizm sek-

Erensan’ı vazgeçilmez kılan en önemli unsurların ba-

törlerinde Erensan’ın ürettiği yüksek verimli ürünler

şında, Avrupa standartlarında CE sertifikalı ısıtma ve

kullanılmaktadır. Aynı zamanda Dünya’da tek bir

sıcak su kazanları, endüstriyel tesisler için basınçlı

sinden yararlanma ve proses amaçlı sıcak su, buhar

Kasım 2011/ REPORTTURK | 19


RÖPORTAJ Makine sektöründe bir başarı öyküsü: Erensan

kaplar, enerji tesisleri için üretilen enerji kazanları, yüzde 100’ü Türk mühendisleri ile geliştirilen ileri teknoloji ürünü makine ve sertifikalı, kaliteli iş gücü ile yüksek katma değerli üretim olmasıdır.

5-Peki, ürünlerinizi bu sağlamlığa ulaştıran vazgeçilmezliği nasıl elde ettiniz?

enerji santrallerinde Erensan kazanlarını tercih etmişlerdir. Yurtiçinde, Ülker Grubu, Anadolu Grubu, Zorlu Grubu, Galatasaray-Türk Telekom Arena Stadyumu, yurtdışında , Cambridge Üniversitesi, Manchaster Üniversitesi, ARSENAL Emirates Stadyumu, Romanya da İAŞİ Üniversitesi’ne kadar bir çok önemli projede Erensan tercih edildi.

45 senelik firma geleneği kurucumuz Mesut Bey’in sözü ‘‘aldatmadan aldatılmadan, her gün yenilenerek’’ diyebiliriz.

8- Yakın zamanda oluşan ihracat payınız nedir? Hangi ülkelere mal ihraç ediyorsunuz?

6-Pazar payınızı oluşturan ürünleriniz hangileridir? Sanayi sektörü içinde kendinizi nerede konumlandırıyorsunuz? Hedefleriniz nelerdir? Erensan olarak Türkiye iç piyasasında buhar kazanlarında, sıcak su kazanlarında yerli kazan firmaları arasında ilk sıradadır. Her geçen gün ArGe ve satış pazarlama faaliyetlerimizi artırarak Türkiye iç piyasasında sahip olduğumuz lider konumumuzu dünya pazarlarlarına taşıyarak en iddialı kazan markaları arasında yer almayı hedeflemekteyiz.

7- Yurtiçinde ve dışında hangi önemli kuruluşlar Erensan’ı tercih ediyor? Türkiye’de ilk beşyüz büyük kuruluşlarımızın çoğu

20 | REPORTTURK / Kasım 2011

Üretimimizin yüzde 40’ını Avrupa, Orta Asya, Latin Amerika ve Ortadoğu’yu kapsayan geniş bir coğrafyada 70’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz.

9-Erensan gurubu olarak kuruluşunuzdan bugüne deyin, yaşadığınız zorlukları, başarıları kısacası başarıya ulaşma yolundaki deneyimlerinizi bizimle paylaşır mısınız? Almanya’da 2007 yılında bir kazan fabrikasını satın alarak ciddi bir büyüme yoluna girdik. BEP yönetmeliği ile merkezi ısınmanın önem kazanması sektörümüz açısından bir dönüm noktasıdır. Merkezi ısınma daha ekonomik, farklı yakıt türlerine uyumlu ve küresel ısınmaya karşı bir tedbirdir. BEP yönetmeliğinin tam anlamıyla uygulanması halinde binalarda enerji tüketiminin en az yüzde 50 azalacağı, bu da ülkemiz-


de yıllık 7 milyar dolar tasarruf demektir. Bu ihtiyaçları karşılamak için tamamen Erensan ArGe birimi tarafından verimliliği ve enerji tasarrufunu ön planda tutarak geliştirilen Türkiye’de bir ilk olan kendinden yoğuşmalı yer tipi kazanımız TR C ve Merkezi ısıtmada günümüzün en verimli kazanı diyebileceğimiz yer ve duvar tipi yoğuşmalı kazan EUROWALL’u ürettik. Binalar yüzde 30’a varan doğalgaz tasarrufu yapabilirlerken, çatılarına montajı yapılabiliyor. Erensan’ın ana amaçlarından en önemlisi, yerli sanayide lider ve yol gösterici olarak ülkenin kaynaklarının verimli kullanımı için emek harcamak, yeni istihdamlar sağlamaktır.

yaparken de kendi elemanlarını ikna edip çözüm üretmesi benim iş hayatımda çok önemli bir dönüm noktası olmuştur.

11-Erensan 45 yıllık geçmişinde birçok ilke imza atmış. Bu ilkler nelerdir? Erensan, sektörünün öncüsü ve lideri olarak birçok ilke imza atmıştır. 1978 yılında Türkiye’de ilk su soğutmalı çelik ızgaralı, hava üflemeli, yüksek verimli katı yakıtlı sıcak su kazanları geliştirilerek üretime başlandı. 2003 yılında Avrupa basınçlı kaplar direktifine göre uygunluk değerlendirmesi prosedürleri tamamlanarak kazanlarda CE işareti kullanımına hak

10-Bugünkü konumunuza gelişinizde arkanıza dönüp baktığınızda iş ve çalışma hayatını örnek aldığınız kişi ya da kuruluşlar oldu mu? Yaklaşık yirmi beş yıldır iş hayatındayım en etkilendiğim iş insanı Sn. Murat Ülker olmuştur. Kendisi ile çeşitli zamanlarda fabrikalarının kazan ihtiyaçları olduğu ve kendisinin karar verdiği dönemler de toplantılara katılma fırsatım oldu ve kendisinin mütevazi olması ve teknik konulara hakimiyeti beni çok etkilemiştir. İş adamı olup da üretimin en kritik noktalarında bile üretimin işleyişinde müdahil olması ve bunu

kazanan Türkiye’deki ilk kazan üreticisi oldu. 2008 yılında Türkiye’nin ilk ‘kendinden yoğuşmalı sıcak su kazan serisi TR C’ geliştirildi ve CE sertifikası alındı. 2009 yılında yüksek verimli yeni dizayn ES B serisi buhar kazanları üretildi. Ayrıca Ecomax paslanmaz ekonomizörler, Euromax yüksek verimli sıcak su kazanları, TR P serisi üç geçişli sıcak su kazanları, Euromatic kontrol panelleri ile 5 kazana kadar kaskad sistem çözümleri üretildi. 2010 yılı ise WHSB atık ısı kazanları hayata geçirildi.

Kasım 2011/ REPORTTURK | 21


HABER

Mobil biniş kartı şimdi de dış hatlarda hizmete açıldı Türk Hava Yolları’nın, ilk kez 2009 yılında Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirdiği iç hat uçuşlarında kullanıma açtığı ‘Mobil Biniş Kartı’ uygulaması dış hat uçuşlarında da başladı. 15 Eylül’den itibaren dış hatlarda da başlatılan uygulama ile birlikte yolcular, cep telefonlarındaki mobil THY uygulamalarından yaptıkları chek-in sonunda kendilerine gönderilen mobil biniş kartı sayesinde kuyruğa girmeden uçağa binebiliyorlar. Uygulama hakkında gazetecilere bilgi veren THY Atatürk Havalimanı İstasyon Müdürü Çelik Sipahi, amaçlarının devreye giren bu tip uygulamalarla orta ve uzun vadede chek-in gişelerindeki yoğunluğu azaltmak olduğunu belirterek “Dış hatlarda bu uygulama henüz yeni. Buna rağmen günde 30 ila 40 yolcu kullanıyor. Bu sayıyı artırmak istiyoruz. Amacımız yolcuların havalimanına gelmeden yapabilecekleri işlem sayısını artırarak kapasite rahatlamasını sağlamak. Bununla yolcularımız da zaman kazanacak” dedi. Dış Hatlar Terminali’nin altyapısının mobil check-in uygulamasına hizmet verecek hale dönüştürüldüğünü ifade eden Sipahi, bu hizmetin Ercan, Amsterdam, Stockholm, Cenevre, Madrid ve Bükreş istasyonlarında kullanıldığını söyledi. 20 bilgilendirme ekranı yerleştirildi Sabah’ta yer alan habere göre yeni uygulama ile yolcular cep telefonlarından mobil THY uygulamalarına girerek check-in yaptıktan sonra telefonlarına “Mobil Biniş Kartı” gönderilecek. Mobil Biniş Kartı olan bagajsız yolcular kontuvara uğramadan doğrudan pasaport kuyruğuna gi-

22 | REPORTTURK / Kasım 2011

derek burada telefonundaki mobil biniş kartını görevliye gösterdikten sonra uçağa biniş öncesi son kapıda bulunan okuyucuya okutarak uçağa binebilecek. Sipahi, yaygınlaştırılmaya çalışılan uygulama ile orta ve uzun vadede check-in gişelerindeki yoğunluğun azaltılması ve yolcuların uçuş işlemlerinde zaman kazanmalarının amaçlandığını kaydetti. Bu arada, THY Atatürk Havalimanı’ndaki yolcu salonlarına 8’i iç hatlarda olmak üzere toplam 20 adet bilgilendirme ekranı yerleştirdi.

Harç pulları yapıştırılarak satılacak

Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde faaliyet gösteren yurtdışı çıkış harç pulu veznelerinin çalışma şekilleri yeniden belirlendi. Buna göre harç pulları bundan sonra maliye veznesinde görevli memur tarafından, yolcuların ibraz edileceği pasaport, uçuş kartı ya da bilet üzerine yapıştırılarak verilmeye başlandı. Pullara getirilen ‘yapıştırılma’ zorunluluğu nedeniyle özellikle sabah saatlerinde Dış Hatlar Terminali’ndeki maliye bankoları önünde uzun kuyruklar oluşuyor. Pul satın alabilmek için uzun süre sırada beklemek zorunda kalan yolcuların bazıları yeni uygulamadan şikâyetçi olurken, uygulamanın sahteciliğin önüne geçmek için başlatıldığı belirtiliyor.


MAKALE

ÇIĞDEM PENN

Yatırım Araştırması:

Altından sonra Emlak Bu ay, ülkemizin üç büyükşehirde(İstanbul,

üç büyük şehrimizde neredeyse her üç kişiden biri (%

İzmir ve Ankara) toplam 263 kişiye en iyi

31) önümüzdeki bir yıl içeresinde ev almak istediklerini

yatırımın aracının ne olduğunu sorduk. Altın %58 ile

belirttiler.

her zamanki lider konumu korurken katılımcılarımızın

Anketimize katılanlara İnşaat şirketlerini ne kadar

%27’si emlak ve gayrimenkulü en iyi yatırım aracı olarak

tanıdıklarını sorduğumuzda aldığımız cevaplar, Ağaoğlu

gördüklerini belirttiler. Diğer veriler de son zamanlarda

İnşaat’ ın İstanbul ve İzmir‘de liderken, TOKİ Ankara’da

sık sık gördüğümüz ‘Ne dolar, ne Euro, sadece Sinpaş

açık farkla öndeolduğunu gösterdi. Ağaoğlu ve TOKİ’

GYO’reklamlarını doğrular yönde; döviz, borsa, vadeli

den başka, İstanbul’ da Varyap ile Dumankaya, İzmir

hesaplar % 5 ve %6‘ların üzerine çıkamadılar.

‘ de Kayı İnşaat ileOyak, Ankara’ da ise Akdeniz İnşaat ile SinpaşGYO en iyi tanınan şirketler arasında sayılmakta. Beğeni ekseninde ise Ağaoğlu her üç ilde de birinciliği alırken, TOKİ bu sektördeki en çok beğenilen ikinci kurum olarak yerini aldı. Dumanyaka, Sinpaş ve Varyap en çok beğenilen ilk beş şirket olarak yakın puanlar toplarken, Ağaoğlu ve TOKI’ nin gerisinde kaldılar.

Emlak yatırımlarında kuşkusuz ‘depreme dayanıklılık’

Fırsat bu kadar büyükken, inşaat şirketlerinin iletişime

en büyük etken; anketimize katılanların %82 ‘si

yaptıkları yatırımları en iyi şekilde değerlendirmeleri,

‘depreme dayanıklılığı‘ en önemli üç faktörden biri

itibar ve algılarına yatırım yapmaları gerekiyor.

olarak gösterdiler. Depreme dayanıklılıktan sonra daire

İtibar ve algı yönetiminin ilk adımı olan İtibar ve

özelliklerini (oda sayısı, katı, konumu, % 72), merkeze

Algı Araştrımaları konusunda ayrıntılı bilgİ için bize

yakınlığı (% 52) ve fiyatı (% 50) önem taşıyan etkenler

ulaşabilirsiniz.

olarak belirlediler.

Bu araştırma, Xsgihts’ ınkurduğu Türkiye’ nin Sesi

Anketimizin sonuçlarından inşaat sektörü için en büyük

Paneli online araştırma platformunda, online olarak,

pazar yine İstanbul olacağı kesinleşti İstanbul‘daki

İstanbul, İzmir ve Ankara’ da yapılmıştır. Araştırmaya

katılımcıların % 50‘si önümüzdeki yıl içeresinde ev

18- 45, yaş arasında toplam 263 katılmıştır. Elde

almak istediklerini belirtirken, bu oran Ankara’ da % 38

edilen sonuçlar üç şehrin nüfus dağılımlarına göre

İzmir ‘ de ise % 25 ‘e kadar gerilemekte. Ortalamada

ağırlıklandırılmıştır.

24 | REPORTTURK / Kasım 2011


MAKALE

ERTAN ACAR

Kriz iletişiminiz, keriz iletişimine dönüşmesin

Nasıl mı?

çalışırken markaya daha fazla zarar verirler ya da fırsatçılar devreye girer ve tabiri caiz ise kurumu inek gibi sağarlar. Bu yüzden pek çok kurum “kriz iletişimi” yapayım derken, aslında “keriz iletişimi” yapar farkında olmadan. Örneğin bir basın bildirisi ya da özel röportaj çalışması ile veya sessiz kalarak çözülebilecek, geçiştirilecek durumlar için beş yıldızlı otellerde basın toplantıları yapılır veya yaygınlaşmamış sıkıntılı bir durum için gazetelere çarşaf çarşaf ilanlar verilir. Siz krizinizi yönettiğinizi sanırsınız ama yangına körükle gittiğinizi ve alnınıza sazan yazdırdığınızı bilmezsiniz. Siz mağdur olduğunuzu duyurmaya çalışıyorsunuzdur ama söylediklerinize kimse inanmıyordur.

Çünkü Türkiye’deki kurumların tamamına yakınının, muhtemel krizlerde gerek yönetimsel gerekse iletişim anlamında hayata geçireceği refleks ve aksiyonların neler olacağına dair bir “kriz eylem planı” yoktur. Pek çok marka, hasar tespiti yapmadan, yaşadığı her hangi bir krizde konunun yönetimine balıklama dalar. Böylesi durumlarda ya ehil olmayanlar krizi yönetmeye

Çünkü müşteri “keriz” değildir. Olası kriz durumlarında sadık müşterileri bile markalara karşı temkinli ve şüpheci yaklaşırlar. “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye ülkemizde herkesin bildiği bir atasözünün var olduğunu da unutmamak gerekir … Yanınıza kılavuz kaptan almadan bilmediğiniz sularda

Kriz ne demektir? Genellikle; dış etkenlerden kaynaklanan ve gelişen ya da kendi aymazlığımız veya vurdumduymazlığımız nedeniyle ortaya çıkan beklenmedik olaylara kriz denir.

Keriz ne demektir? Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre; keriz, argoda kolayca kandırılabilen kimse ve aptal anlamlarına gelen bir sözcüktür.

Her kurum kriz yaşayabilir mi? Evet yaşayabilir.

Pekiyi her kurum keriz yerine konabilir mi? Bal gibi konur.

26 | REPORTTURK / Kasım 2011

Neden mi?


MAKALE

yelken açmaya kalkarsanız, kriz durumlarında o meşhur şemsiyeyi açmaktan öteye gidemezsiniz.

Pekiyi ne yapmak lazım? İlk kural; kriz kaynağında çözülür. Bu da hasar tespitini derhal yapıp, hızlı aksiyon almakla sağlanır. İkinci kural; krizler kimi zaman fırsatlarla da gelir. Çünkü, pek çok kurum ya da marka imkansızlıklar nedeniyle sadece yaşadığı krizlerde iletişim yapabilir. Ama bunu etkili iletişim yapmak için kriz yaratılmalı diye de algılamamak gerekir. İtibarlarını ve konuyu iyi yöneten markalar, genellikle krizlerden hedef kitleleri nezdinde

kendilerine duyulan güveni tazeleyerek çıkar. Üçüncü kural; asla “mış” gibi yapmamalısınız. Bir şeyi, konuyu ya da markanızı olduğundan farklı göstermeye çalışmamalısınız. Daima doğruları paylaşmalı ve söylemelisiniz. Dördüncü kural; mutlaka “kriz eylem planı”nız hazırda olmalı. Tıpkı herhangi bir uçakta teknik sorun çıktığında pilotun başvurduğu kılavuz kitap gibi. Eğer kurumunuz krizlere hazır değilse, “keriz” yerine konma, güven ve itibar kaybetme riskiniz çok büyük. Aman dikkat!

Kasım 2011/ REPORTTURK | 27


HABER

İnternet bankacılığını 17.2 milyon kişi kullanıyor İnternet bankacılığı yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam bireysel müşteri sayısı, eylülde 17.2 milyon oldu. Haziranda 8 milyon 764 bin olan son bir yıl içinde en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam bireysel müşteri sayısı ise 9.3 milyon kişiye yükseldi. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) eylül ayı İnternet ve Mobil Bankacılık İstatistiklerini açıkladı. Rapor, Türkiye Bankalar Birliği üyesi bankalardan internet bankacılığı hizmeti veren

28 | REPORTTURK / Kasım 2011


HABER

25 bankanın bilgilerinden oluşuyor. Temmuz-Eylül 2011 döneminde 7 milyon bireysel müşteri en az bir kez internet bankacılığı giriş işlemi yaptı. Bu miktar, toplam kayıtlı bireysel müşteri sayısının yüzde 41’ini oluşturdu. Temmuz-Eylül 2011 döneminde, aktif bireysel müşteri sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 350 bin kişi, bir önceki üç aylık döneme göre ise 345 bin kişi arttı.

Kurumsal müşteri arttı İnternet bankacılığı yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış kurumsal müşteri sayısı Eylül 2011 itibariyle, yaklaşık 1.8 milyon kişi oldu. İnternet bankacılığı için kayıt yaptıran ve en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam (bireysel ve kurumsal) müşterilerin yüzde 41’i Temmuz-Eylül 2011 döneminde en az bir kez internet bankacılığı işlemi yaptı. Temmuz-Eylül 2011 döneminde, toplam aktif müşteri sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 476 bin kişi, bir önceki üç aylık döneme göre ise 357 bin kişi arttı. Temmuz-Eylül 2011 döneminde internet bankacılığı ile gerçekleştirilen 12 milyon adet yatırım işleminin hacmi 98.2 milyar TL oldu. En fazla kullanıcı İstanbul’da

İnternet bankacılığı hizmetlerini kullanan aktif kurumsal/ tüzel müşterilerin yüzde 38’i ile aktif bireysel müşterilerin yüzde 34’ünün İstanbul’da olduğu görüldü. Bunu her iki müşteri grubunda da Ankara ve İzmir illeri takip etti. Mobil bankacılık yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış müşteri sayısı Eylül 2011 itibariyle, yaklaşık 1 milyon 91 bin kişi oldu. Bunların 321 bini Temmuz-Eylül 2011 dönemi içerisinde en az bir kez giriş işlemi yaptı. Son bir yıl içinde en az bir kez giriş işlemi yapmış mobil bankacılık müşteri sayısı ise 501 bin kişi oldu.

Kasım 2011/ REPORTTURK | 29


MAKALE

S.M MALİ MÜŞAVİR

OSMAN YILDIZ

Ortadoğu’daki isyanların ekonomiye etkisi Kısa bir süre önce Tunus’da başlayan halk hareketleri tıpkı bir domino etkisiyle Ortadoğu’nun birçok yerine yayıldı. Tunus’da gerçekleşen Yasemin Devriminden sonra Tunus lideri Zeynel Abidin istifa edip ülkesini terketmek zorunda kaldı. Bu olaydan güç alan Ortadoğudaki birçok halk kendi ülkelerinde de benzer değişimlerin yaşanması için harekete geçti ve sokaklara indi. Cezayir ve Yemen’de baş gösteren küçük hareketler bitti geçti denilecek iken karşımıza Mısır gibi dev bir ülkedeki olaylar çıktı. Arap ülkelerinde yaşanan devrimlerin ekonomiye etkisine gelince... Tunus ve Mısır önemli birer petrol üreticisi olmadığı için oralardaki ayaklanmalar petrol fiyatlarında pek fazla endişe yaratmadı. Ama Libya petrol üretiminde önemli bir ülke olduğu için piyasalarda endişe yaratıyor. Dün Amerikan ham petrolünün varili 97 dolara, brent tipi ham petrol 110 dolara ulaştı. Eğer Suudi Arabistan’da da halk sokaklara çıkarsa petrol fiyatlarının hızla artacağı düşünülüyor. Petrol fiyatlarının artması küresel ekonomik toparlanmayı yavaşlatabilir. Çünkü Asya’da Japonya ve Güney Kore enerjisinin yüzde 80’ini ham petrol ithal ederek

30 | REPORTTURK / Kasım 2011

karşılıyor. Çin ve Hindistan’da bu oran, yüzde 30 seviyesinde bulunuyor. Bu tablodan şu ortaya çıkıyor. Petrol fiyatındaki aşırı artışlar Çin ekonomisini mutlaka olumsuz etkileyecek. Dolayısıyla 2011’de dünya ekonomisinin büyüme lokomotifi olan bu ülkelerde petrol fiyatlarının artışı büyümeye engel olursa, dünya ekonomik büyümesi de büyük bir olasılıkla yavaşlayacak. Türkiye ekonomisine gelince... Türkiye’de de petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık kalıcı artışın cari açığın milli gelire oranını yüzde 0.6 çoğalttığı düşünülürse, petrol fiyatındaki kalıcı artış bize de olumsuz yansıyacak. Zaten dün akaryakıta yapılan 8 kuruşluk zam Libya olaylarının ilk olumsuz etkisi olarak görülebilir. Ayrıca Türkiye’nin Libya’daki müteahhitlik faaliyetlerinden yarattığı istihdamın durması, taahhüt alacakları ve Türk bankalarının verdikleri 3 milyar dolarlık teminat mektuplarının nakde çevrilmesi tehlikesi de ayrı bir sorun olarak şimdiden karşımıza çıkmış durumda. Türkiye’nin Arap ülkelerine olan ihracatının da olayların uzaması halinde duraksayacağını hemen belirtelim. Ortadoğu ve Kuzey Afrika gerek stratejik konumu ge-


MAKALE

rekse enerji ve iş gücü kaynakları açısından iktisadi ve siyasi anlamda önemli olagelmiştir. Türkiye’nin bu bölgede bulunan Mısır ve Tunus Devletleri ile iktisadi ilişkisi şimdiye kadar imzalanan anlaşmalarla kuvvetlendirilmiştir. Buna ek olarak Türkiye’nin Ortadoğu’ya siyasi açılımları bölge ile olan alışverişi canlandırmıştır. Ancak 2011 yılının başlarında yaşanan krizler ve ayaklanmalar bu canlı ilişkinin seyrini değiştirdi; Mısır’da, Tunus’ta ve son olayların ardından Libya’da yatırımları, işyerleri ve fabrikaları bulunan Türk işadamları tedirgin durumda. Gelelim Arap devrimlerinin piyasalara etkisine... Dünya piyasalarında altın fiyatları da devrimin yarattığı yönetim belirsizliği nedeniyle yükseldi. Ama altının asıl bağlı olduğu değişkenin reel faiz oranları olduğunu söyleyebiliriz. Çin, enflasyon beklentisinin artması nedeniyle faizleri yükselttiği takdirde, elinde altın ve kıymetli maden tutanlar hemen

satışa geçebilir ki... Sırf bu nedenle de halen bir onsu bin 400 dolar civarında seyreden altın konusunda, piyasada, reel faizleri yani enflasyondan arındırılmış faiz oranlarını izlemekte fayda var. Ortadoğu’daki halk ayaklanmaları, küresel piyasalardaki riskleri, dengesizlikleri ve belirsizlikleri bir süre ayakta tutacak, buna hazır olmakta fayda var. Ama Türkiye’de kamu maliyesi sağlam olduğu için şokları karşılamakta sıkıntı çekmeyeceğiz. Türkiyenin burada arabuluculuk rolünü üstlenmesi dikkat çekici, böylelikle bölgedeki etkinliğini daha da pekiştirecektir. Ortadoğudaki gerginliğin yerini demokratik bir yönetimin kurulmasıyla birlikte özellikle ticari ilişkilerimizi daha da güçlendirmek için iyi bir fırsat, böylelikle yeni yapılacak ticari anlaşmaların Türk ekonomisine önemli ölçüde katkısı olacağı kanaatindeyim.

Kasım 2011/ REPORTTURK | 31


HABER

Vodafone’dan Silikon Vadisi’nde

ilk entegre AR-GE Merkezi Vodafone bir ilke imza atarak, ABD Kaliforniya’daki ünlü Silikon Vadisi’nde entegre Ar-Ge merkezi Vodafone Xone’u hizmete soktu. 30’dan fazla ülkede faaliyet göstererek 382 milyon müşteriye hizmet veren Vodafone, Vodafone XoneTM programı kapsamında, ABD’li teknoloji şirketlerinin konsept kanıtı testlerini Vodafone’un global ağı içerisinde hızlı bir şekilde yürütmesine yardımcı olacak. Vodafone Xone’da bu kuruluşlara teknik deneyim, potansiyel finansal yardım ve lojistik destek sağlanacak. Teknoloji desteklenecek, yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirilecek Vodafone’un Silikon Vadisi’ndeki ilk entegre mobil AR-GE merkezi olan Vodafone XoneTM ile teknoloji geliştiren kuruluşlar desteklenirken, Vodafone’un global müşteri tabanına yönelik yenilikçi ürünler ve hizmetler ortaya çıkacak. Merkez’de yeni kurulan teknoloji şirketleri, AR-GE laboratuarları, üniversiteler ve girişim sermayesi portföylerine yönelik inovatif teknolojilerin tanımlanması ve nitelendirilmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede Vodafone XoneTM ekibi, programa yeni teknolojilerin kazandırılmasını hedefleyen seminerler, girişimler ve çeşitli işbirlikleri içeren etkinlikler düzenleyecek. İş geliştirme, şebeke ve cihaz mimarisi, tüketici elektronik ürünleri, ödeme ve faturalandırma mekanizmaları, veri analitiği ve içerik sağlama konularında zengin bir deneyime sahip olan profesyonel Vodafone XoneTM ekibi, seçilen şirketlere ge-

32 | REPORTTURK / Kasım 2011

rekli ticari geribildirimlerde bulunuyor. Vodafone XoneTM içerisinde bulunan tesis ofislerinden ve test alanından aynı anda 24 şirket yararlanabiliyor.

Yeni teknolojilerin gelişmesi için güvenli ortam Vodafone’un global şebekelerine paralel olarak yapılandırılan ve test çözümleri için son derece korumalı ve güvenli bir ortam sunan Vodafone XoneTM’da, 2G/3G/LTE telsiz ve bir İnternet Protokolü (IP) ağı ile birlikte, IP hizmet çerçevesi IP Multimedya Sistemi’ne erişim bulunuyor. Vodafone’un Avrupa şebekelerine bağlı çalışan Vodafone XoneTM, şirketlere sağladığı ek işbirliği kaynaklarının yanı sıra, aynı zamanda Verzion’un San Francisco ve Waltham, Massachusetts İnovasyon Merkezleri ile de yakın ilişki içerisinde çalışıyor. Böylece Vodafone ve Verizon Wireless tarafından ortaklaşa kullanılan ve Verizon Wireless’ın geliştirdiği yeni nesil platform 4G LTE ağına seçkin şirketler için erişim sağlanıyor. Vodafone XoneTM’da tüm bunların yanında, Vodafone Grubu’nun kurumsal girişim sermaye kolu olan Vodafone Ventures aracılığıyla, yeni kurulumlara yönelik stratejik yatırım seçenekleri de kapsamlı olarak değerlendiriliyor.

Vodafone fırsatları erişilir kılıyor! Vodafone Grubu Araştırma ve Geliştirme Direktörü Siavash Alamouti, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Vodafone XoneTM, Silikon Vadisi’ndeki tüm fırsatları, 30’dan fazla ülke ve 382 milyonun üzerindeki müşterimiz için erişilebilir kılıyor. Vadinin sunduğu yenilikçi çözümlerle birlikte ölçeğimizi ve global deneyimimizi geniş müşteri tabanımızla paylaşmaya yönelik bu fırsat, bizim için son derece heyecan verici” şeklinde konuştu.


HABER

Hazır giyimcilerin tekstilcilere büyük tepkisi Türk hazır giyim sektörünün önde gelen kurumları yaptıkları yazılı açıklamayla, hatalı ve kendilerine ait olmayan verilerle teşekkür ilanı veren tekstil sektörünün kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini vurguladılar. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB), Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB), Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), Birleşmiş Markalar Derneği (BMD), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Hazır Giyim Meclisi, Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD), Osmanbey Tekstilci ve İş adamları Derneği (OTİAD), Merter Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD), Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu (TRFAF) adına yapılan ortak açıklamada, tekstil sektörünün hazır giyim verileriyle oluşturulan teşekkür ilanının altında imzası bulunanların hiçbirinin hazır giyim sektörünü temsil etmediği belirtildi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Biz hazır giyim imalat ve ihracatçıları olarak kumaşa getirilen ek verginin AB’ye Orta-

34 | REPORTTURK / Kasım 2011

doğu ve Doğu Bloğu ülkelerine yapılan ihracatı olumsuz etkileyeceğini daha önceki açıklamalarımızla kamuoyuyla paylaşmıştık. Buna rağmen tekstil sektörü mensuplarının verdikleri ilanla hazır giyim sektörünün de kumaşa getirilen ek vergiyi desteklediği gibi bir kanaat oluşturma çabası içersinde olduğunu gözlemliyoruz. Ek vergi hazırlığı döneminde itiraz gerekçelerimizi Ekonomi Bakanlığımızın bürokratlarına iletmiştik. Ancak bugün gelinen noktada bizim amacımız gerekçeleri tartışmak değil, gerçeği olduğundan farklı göstermek için verilen ilanın yanlış anlamalara yol açmasını engellemek. Bizim teşekkür ilanına itirazımız olamaz, bizim itirazımız içeriğine ve sektörümüzün tasvip etmediği kumaşa getirilen ek vergiye taraf gibi gösterilmemizedir. Verilen ilanda hazır giyim rakamları kullanılarak ve yanlış rakamlarla konunun amacından saptırıldığını düşünüyoruz. İlandakinin aksine tekstil sektörü 2010’da 6,5 milyar dolar ihracat, 6,5 milyar dolar da ithalat gerçekleştirmiştir. Bu arada pamuk ipliği üretimi için kullanılan pamuğun üçte ikisi de ithal ediliyor. İlanda 2 milyon çalışandan söz edilmesine karşın dokuma ve iplik sektörüne baktığımızda SGK Temmuz ayı verilerine göre tekstil sektöründe 371 bin 480 kişi çalışıyor. Bu rakamın önemli bir kısmını ise tekstil toptancıları ve yan sanayi oluşturuyor. Tekstil ve hazır giyim sektörü et ve tırnak gibidir. Buna rağmen neden böyle bir şeye muhatap olduğumuzu anlamakta zorlanıyoruz. Bir sektörün menfaati diğer sektöre zarar veriyorsa sonuçta her iki tarafta kaybeder. Bu gerçeğin hiç zaman ve hiçbir koşulda akıllardan çıkarılmaması gerekiyor. Öte yandan ilan hazırlık sürecinde, hazır giyime ilişkin verilerin ve hazır giyim isminin kullanılmaması yönünde ısrarlı taleplerimiz dikkate alınmamıştır. Bize ait veriler üzerinden kamuoyu yanıltılmıştır. Kumaşa getirilen ek verginin sektöre zarar vereceğini söylememize rağmen bu ilanla sanki tarafmışız gibi gösterilmeye çalışılmamızı hayretle karşılıyoruz. Hazır giyim sektörünü temsil etmedikleri halde bu ilanı hazırlayanları gerçekleri çarptırmamaya ve iyi niyete davet ediyoruz. Çünkü bir müddet sonra uygulamaya ilişkin verilerin toplanması ile gerçekler ortaya çıkacaktır.”


REPORTTURK E-DERGİSİ KASIM 2011 SAYISI  

İŞ DÜNYASININ KURUMSAL KIYMETLER E-DERGİSİ

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you