Page 1


E D İI T Ö R D E N

Abdullah Nurgül Sarıkuzu Koca Acar İş hayatında deneyim eğitimin önüne geçti

Coca-Cola komşuyu terk ediyor

Temmuz sayımızda yine dopdolu bir REPORTTURK ile karşınızdayız. Bu sayımızda kapağımıza Randstad’ın Workmonitor Araştırması’nı taşıdık. Türkiye’nin de dahil olduğu 32 ülkeyienkapsayan yılın ikinci yeni bir iş(CCH) bulmada eğitimden Yunanistan’ın büyük şirketi olanaraştırmasında Coca-Cola Hellenic Atina borsaziyade dahaborsasında önemli olduğu ortaya çıktı. devam edeceğini ve şirketin sındandeneyimin çıkıp, Londra işlem görmeye Deloitte Türkiye, perakende sektörünü açıkladı. mercek altına yeni raporunu yayınlamerkezini de İsviçre’ye taşıyacağını Biz dealdığı bu nedenle kemer sıkma dı. Rapora göre, kişi başına düşen harcanabilir hızla artması ve kredi kartıiçin politikaları yüzünden sıkıntılı günler yaşayangelirin Yunanistan’a dikkat çekmek kullanımının gittikçe yaygınlaşması ile birlikte perakende sektöründeki kuvvetli Kasım ayı sayımızda kapağımıza, Coca-Cola komşuyu terk ediyor başlığı ile yükseliş devam edecek. Türkiye perakende sektörünün büyüklüğünün 2012 sizleri karşılamak istedik. yılı sonuSeçkin’in itibariyle 300 milyar dolara ulaşmasının beklendiği belirtilenKSS raporda, Merve kaleme aldığı yazısında ayın en çok konuşulan projelerini sektörün yıllarıMerkezi arasında(MTM)’nin yıllık birleşikher büyüme oranınınolarak %10 olacağı inceleyen2013-2017 Medya Takip ay düzenli Reporttürk değerlendiriliyor. için hazırladığı medya araştırmasına göre, Eylül ayında gazete ve dergilerin en Yılın çeyreğinde sigortacılardan rekor büyüme geldi.nun Ekonomi ilk yolculuğundaki çeyrekte fazlailkyer verdiği KSS projesi “Fıstığımız Bol Olsun” medya yüzde ile beklentilerin üzerinde büyürken, sigorta sektörü 6,5 milyar TL’lik prim başarı3hikayesi anlatılıyor. üreterek, yüzde 27.32 rekor büyümeAraştırmalar gerçekleştirdi.Vakfı Sektörün toplam bilanço Türkiye-Avrupa Eğitimile ve Bilimsel başkanı Prof.Dr.Faruk kârlılığı ise yüzde 44 arttı. ve Güney Afrika’da faaliyetlerimiz” başlığı ile bu ay ki Şen’in makalesi “Afrika Bankalararası Kartalıyor. Merkezi (BKM), Mayıs 2013 dönemine ait kartlı ödeme sistemi sayımızda yerini istatistiklerini yayımladı. 2013 Mayıs psikiyatri sonu itibarıuzmanı ile Türkiye’de 95,1 Şen milyon Davranış bilimleri ve aynı zamanda olan Dr.İnci iseadet kalem banka kartı, 56,4“2012 milyonYılına adet girerken de kredi kartı bulunuyor. Dünyada enAvrupa’ya gelişmiş kartlı aldığı yazısında Türkiye’de sağlık sorunları göre ödeme birine sahipkonusu olan Türkiye’deki sağlıklı büyüme sadece kart daha iyisistemlerinden bir gelişme gösteriyor” ile sağlık sorunlarımıza farklı bir pencesayıları ile de sınırlıçözüm değil. önerisi Kartlar ile yapılmasını sağlayan POS cihazları da reden bakarken, ileödeme de ilgi çekiyor. 2,24 adede ulaştı. Texasmilyon Üniversitesi İşletme Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr.Tevfik Dalgıç’ın KaKöşe yazarlarımız ayalan sizlermakalesinde için yine birbirinden makaleler kaleme aldı. sım ayı sayımızdabuyer işlediğideğerli konu Amerika’da alkol yasağı, Prof. Dr. Faruk Şen oldu yazısında devamolmasına eden Nazikarşın davasını ve bu davaya anayasa maddesi ama Almanya’da anayasa maddesi kanun maddesimedyanın ilgisini anlatırken, Tevfik Dalgıçolmadığının ise örnek biranlatıldığı devlet adamı olan bu Enda nin uygulanmasının gerçekte mümkün yazıda; tarzda Kenny’i kaleme aldı. Dr. İnci Şen’inolduğu sağlık gibi turizmini ay ki yoluyla makalesinde kanun maddelerinin Osmanlı’da baskıele vealdığı zorla,bu kanun insandünyada ve ülkemizde sağlık turizmine harcamalarıhatta okuyabilirsiniz. ların yaşamına müdahale etmenin geriyapılan tepebileceğinin, bir karşıt hareket İtibar Atölyesi Başkanı Acar, “Dünya markaları yaratmak” başlıklı makalesindoğuracağının belirtisiErtan olduğu anlatılıyor. de Dünyanın en değerli 100 markası nedenRusya’ya Türk markalarının olmadığını Haberlerimizden bazılarına gelincearasında “Aydınlı’dan 28 mağaza”, “Carve sebeplerini sorguluyor. Merve Seçkin Mayıs ayındatalebinde gazete vepatlama”, dergilerin “Suriye en çok refour ‘a sürpriz talip”,Türkiye’den organik pamuk yer verdiği Sosyal projelerini açıklarken, İDApazarı’ Başkanıoldu”, Ali Cem İlhangıda ekonomisi nefes Sorumluluk alamıyor”, “Afrika Çinliler’in ‘taklit “dijital gezi parkıgeliyor”, protestolarını şirketler ve markalar açısından alıyor.çekeceğini umdukuponu “Apple’a patent şoku” başlıkları ileele ilginizi ğumuz bir sayı hazırladık. Dolu dolu içeriğimiz ile karşınızda olduğumuz Haziran sayımızda hepinize keyifli okumalar Devamı vediliyorum. daha fazlası Reporttürk E-Dergi Kasım sayısında…

İmtiyaz İmtiyaz Sahibi Sahibi: ve Sorumlu: Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı adına Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı adına Ertan Acar Ertan ●Acar

Genel Yayın • Yönetmeni Acar GenelNurgül YayınKoca Yönetmeni:

● Nurgül Koca Acar Yayın Koordinatörü • Onur Pulat Yayın Koordinatörü: ● Abdullah Sarıkuzu Yayın Koordinatör Yardımcısı F. Nur • Şen ● Yayın Kurulu: Sorumlu Yazı Müdürü Fatih Acer, Prof. İşleri Dr. Faruk Şen, Metin Koca Mehmet Canıtatlı,• Çiğdem Penn, Osman Yılmaz, Metin Koca Yayın Kurulu: Dr. Haluk Gürgen AdnanProf. Dalgakıran, Ali Eren, Fatih Acer, Kemal Yamankaradeniz, Tufan Darbaz, • Prof. Dr.İletişim Faruk Şen, Mehmet Canıtatlı, Adresleri: Dr. Yusuf Adıguzel, Çiğdem Penn, Esentepe Mah. Kasap Sok. Osman Yılmaz, Metin Koca Aslan Apt. No:11 D:7 Şişli/İstanbul •• İletişim Adresleri: Yazı İşleri: Esentepe Mah. Kasap Sok. editor@reportturk.com Aslan Apt. No:11 D:7 Şişli/İst • • Reklam Satış: Yazı İşleri: Özge Konci editor@reportturk.com Telefon: 0212 • 272 51 51 Fax: 0212 49 50 Reklam272 Satış: E-mail: reklam.satis@reportturk.com Büşra Yıldız •• Web: www.reportturk.com www.reportturk.com Web: •• Telefon: ABD Temsilcisi 0212.272.51.51 Prof. Dr. Tevfik Dalgıç • Dallas, Texas, USA Fax: Tel: 214-212 43 43 0212.272.49.50 e-mail:tdalgic@gmail.com • • Ankara Temsilcisi: İngiltere Temsilcisi: Abdullah Kuş Koca Portakal ÇiçeğiVehbi Sokak Ansera İş Merkezi No 17/66 10 Avocet Close,Çankaya Se1 5En/Ankara London/UK Telefon: 0312.440.49.57 Tel: +44 (0)20 7232 0291 •• Abd Temsilcisi: Bursa Temsilcisi: Prof. Dr. Tevfik DalgıçAgency Bigworks Creative Strategy Dallas, Texas, USA Kükürtlü Mah. Kükürtlü Cad. Yeşilkent Sitesi Tel-214-2124343 No:70 A Blok D:2 Osmangazi / BURSA e-mail:tdalgic@gmail.com Tel: 0224 • 234 33 99 • İngiltere Temsilcisi: Sayfa Tasarım Vehbi Koca Medya İletişim 10 AvocetV2Close, Se1 5En London/Uk Telefon: +44 • (0)20 7232 0291 Dijital Yayın•Platformu DijitalDijimecmua Yayın Platformu: Dijimecmua • • REPORTTURK Basın meslek ilkelerine uymaya söz Sayfa Tasarım: vermiştir. V2 Medya İletişim

• Köşe ve makalelerdeki yorum, bilgi ve haberlere ilişkin sorumlulukBasin yazarına aittir.ilkelerine uymaya • REPORTTURK uymayasöz soz ● REPORTTURK Basınmeslek meslek ilkelerine vermiştir. vermistir. • REPORTTURK’te yayınlanan yazıların her • Kose ve makalerdeki yorum, bilgi ve haberlere iliskin hakkı saklıdır. İzinsiz veyayorum, kaynak bilgi gösterilmeden ● Köşe ve makalelerdeki ve haberlere sorumluluk yazirinayazarına aittir. aittir. kullanılamaz. ilişkin sorumluluk


İçindekiler 6

KISA KISA İSO görev dağılımını tamamlandı e-vize’ye 103 bin kişi başvurdu Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) değeri

sabit fiyatlarla Her eve özel 3G geliyor Her eve özel 3G geliyor Avrupa bankalarına 60 milyar

Euro’luk kurtarma İşe Gidiyorum, Tasarrufu Öğreniyorum

8

10 12 14 16 19

HABER

Perakende sektörü yabancı yatırımcının merceğinde

HABER

Sigortacılardan rekor büyüme

HABER

İstanbul Ticaret Üniversitesi 12 yaşında

HABER

e-ticaret profesyonellerine göre başarının sırrı ‘Müşteri ilişkilerinde’

MAKALELER

KAPAK

İş hayatında deneyim eğitimin önüne geçti

HABER

Banka kartları POS’ları sevdi

20 22 26 28 30 32

PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

Bir devlet adamlığı örneği DR. İNCİ ŞEN

Sağlık turizminde dışa açılımda başarılıyız ALİ CEM İLHAN

Şirketler ve markalar açısından gezi parkı protestoları MERVE SEÇKİN

Basında en çok konuşulan KSS projeleri ERTAN ACAR

Dünya markaları yaratmak PROF. DR. FARUK ŞEN

Türkiye Almanya’daki Nazi davasını unuttu mu?


KISA KSIA

İSO görev dağılımını tamamlandı Yaklaşık 13 bin üyesi ile iş dünyasının ülkemizdeki en güçlü sivil toplum kuruluşlarından biri olan İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) yeni yönetimi görev dağılımını tamamladı. İSO Meclisi tarafından Erdal Bahçıvan’ın Yönetim Kurulu Başkanı seçilmesinin ardından bir araya gelen yeni İSO Yönetim Kurulu, Mustafa Özkazanç 1. ve Adnan Dalgakıran da 2. İSO Başkan Yardımcılığı’na, İrfan Özhamaratlı da İSO’nun yeni dönem Saymanlığı’na getirdi. Türkiye iş dünyasının güçlü toplum kuruluşu İSO’da yeni yönetim görev dağılımını tamamladı. Geçtiğimiz Mayıs ayındaki seçimlerde Erdal Bahçıvan’ın 104 Meclis Üyesi’nin 59’unun oyunu alarak Yönetim Kurulu Başkanlığına getirilmesi ve listesinin de Yönetim Kurulu’na seçilmesinin ardından önceki günlerde bir araya gelen yeni İSO yönetimi görev dağılımını yaptı. Buna göre; İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın vekilliklerine yönetim kurulu üyeleri Mustafa Özkazanç ve Adnan Dalgakıran, yeni dönem İSO Saymanlığı’na İrfan Özhamaratlı getirildi. Başkan Bahçıvan ve Başkan Yardımcıları Özkazanç ve Dalgakıran ile Sayman Özhamaratlı dışında İSO Yönetim Kurulu’nda Nahit Kemalbay, Sultan Tepe, Ali Eren, Sadık Ayhan Saruhan, Ali Ulvi Orhan, Bekir Yelken ve Mehmet Ata Ceylan üye olarak görev yapıyor.

e-vize’ye 103 bin kişi başvurdu Türkiye’ye turistik ve ticari amaçlı seyahatler için geçerli olan 17 Nisan’da başlayan e-vize’ye uygulamasına başvurularda patlama oldu. Kısa sürede uygulamaya 103 bin kişi başvurdu. Sınır kapıları ve havaalanlarında kuyrukların önüne geçmeyi amaçlayan uygulama kapsamında bir haftada 2 bine yakın kişiye vize verilmişti. 20 Haziran’da sadece bir gün içinde verilen e-vize sayısı 3 bin 686’yı buldu. e-vize kapsamında toplanan harç miktarı da 2 milyon 167 bin doları geçti.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) değeri sabit fiyatlarla %3,0, cari fiyatlarla %9,5 arttı Üretim yöntemiyle gayri safi yurtiçi hasıla tahmininde, 2013 yılı birinci üç aylık çeyreği bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sabit fiyatlarla %3,0’lık artışla 28 075 Milyon TL oldu. Üretim yöntemiyle gayri safi yurtiçi hasıla tahmininde, 2013 yılı birinci üç aylık çeyreği bir önceki yılın aynı çeyreğine göre cari fiyatlarla %9,5’lik artışla 357 854 Milyon TL oldu. Takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla GSYH 2013 yılı birinci üç aylık çeyreği bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %3,7’lik artış gösterirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH değeri bir önceki çeyreğe göre %1,6 oldu.

6 | REPORTTURK / Temmuz 2013


Her eve özel 3G geliyor Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 3G’nin çekmediği yer bırakmayacaklarını belirterek, “Artık her evin ADSL gibi kendine özel 3G hizmeti olacak. Femtocell ile her eve, kuruma ya da siteye özel 3G bağlanabilecek. Artık vatandaşımız uygun fiyata kişiye özel 3G’ye kavuşacak” dedi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK), mobil şebekelerde kullanılan femtocell cihazlarına ilişkin düzenleme yaptığını belirten Yıldırım, azami çıkış gücü 100 miliwatt ve altında olan femto cihazlarının evlerdeki ADSL modemlere benzediğine işaret etti. Bakan Yıldırım, şöyle devam etti: “Bu cihazlardan telsiz ücreti de almayacağımız için operatörlerden bu cihazları alacak olan vatandaşlarımız 3G hizmetini daha uygun fiyata alabilecekler. Femtocell sistemleri, kablosuz şebekeden bağımsız olması nedeniyle işletmecilerin şebeke karışıklığını azaltacak.”

Avrupa bankalarına 60 milyar Euro’luk kurtarma Avrupa’da ülkelerden sonra şimdi de bankaları krizden kurtarma operasyonu başlıyor. Bu doğrultuda Kurtarma Fonu’ndan bankalara 60 milyar Euro’luk kaynak aktarıldı. Avrupa Maliye Bakanları, Euro Bölgesi hükümetlerinin 500 milyar Euro’luk fona kendi sermayelerinden katkı yapmaları durumunda bankaları doğrudan yeniden bütçelendirmesi konusunda anlaştı. Liderler, diğer Euro Bölgesi ülkelerinin de İrlanda, İspanya ve Güney Kıbrıs’ın kaderini paylaşmamaları için bu adımı attı.

İşe Gidiyorum, Tasarrufu Öğreniyorum Anadolu Hayat Emeklilik, tasarrufun önemini anlatmak amacıyla çalışanlarının çocuklarını genel müdürlük binasında ağırladı. “İşe Gidiyorum, Tasarrufu Öğreniyorum” etkinliği kapsamında çocuklar anne ve babalarını iş yerinde ziyaret etti, Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Mete Uğurlu ile bir araya geldi, atölyelere katıldı ve Sunay Akın ile tasarruf üzerine sohbet etti. Anadolu Hayat Genel Müdürü Mete Uğurlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen “İşe Gidiyorum, Tasarrufu Öğreniyorum” etkinliği kapsamında çocuklar tasarruf bilincine yönelik el işi atölyesine katılarak hem kendi kumbaralarını tasarladılar hem de geri dönüşüm malzemelerinden kendilerine oyuncak yaptılar. Etkinliklerin yanı sıra Sunay Akın’ın da katıldığı aktivitede çocuklarla Sunay Akın arasında hoş bir sohbet gerçekleşti. Çocuklarda küçük yaşta tasarruf bilincini oluşturmak ve hep merak ettikleri ebeveynlerinin iş yerlerini görmeleri için bir fırsat yaratmak amacıyla bu etkinliği gerçekleştirdiklerini söyleyen Mete Uğurlu, çocuklara ziyaretleri için teşekkür etti ve anne-babalarının iş yerlerinde keyifli zaman geçirmelerini diledi.


HABER

Deneyim eğitimin önüne geçti Randstad, Workmonitor Araştırması ile iş dünyasının nabzını ölç-

tercih edeceği ortaya çıktı.

meye devam ediyor. Türkiye’nin de dahil olduğu 32 ülkeyi kap-

Dünyanın lider insan kaynakları danışmanlık şirketlerinden Rand-

sayan yılın ikinci araştırmasında yeni bir iş bulmada eğitimden

stad, Avrupa, Asya Pasifik ve Amerika kıtalarını içeren, Türkiye’nin

ziyade deneyimin daha önemli olduğu ortaya çıktı. Araştırmaya

de dahil olduğu 32 ülkeyi kapsayan yılın ikinci workmonitor araş-

katılan işveren ve çalışanların yüzde 81’i, yeni bir iş bulmada

tırmasını yayınladı. 10 yıldır aralıksız olarak yılda 4 kez iş dünyası

eğitimden ziyade deneyimin önemli olduğunu söylerken, küresel

eğilimlerinin ölçümlendiği araştırma sonuçlarına göre, uygun bir

olarak çalışanlarda işini kaybetme korkusu gözlemlendi. Genç ve

iş bulmada deneyimin eğitimden daha önemli olduğu ortaya çıktı.

yaşlı istihdamı, kişisel motivasyon, iş gücü dolaşımının da ölçüm-

Araştırmaya katılan işveren ve çalışanların yüzde 81’i, yeni bir

lendiği ikinci workmonitor sonuçlarına göre çalışanların işsiz kal-

iş bulmada eğitimden ziyade deneyimin daha önemli olduğuna

maktansa, eğitim düzeyinin altında ya da geçici bir işte çalışmayı

inandığını söyledi. On binlerce çalışanın katıldığı araştırmada en

8 | REPORTTURK / Temmuz 2013


HABER

çok deneyimli işçi arayan ülke % 92 ile Çin olurken, Hindistan ve

“İşsiz kalmaktansa geçici bir işim olmasını tercih

Birleşik Krallık % 91 ile ikinciliği paylaştı. Türkiye’de ise bu oran %

ederim”

85 olarak ölçümlendi. Danimarka ve Norveç’te çalışanların yarısı ise eğitime karşı deneyimin ağır bastığına inanıyor.

Tüm dünyada çalışanların neredeyse % 75’i geçici işlerin kadrolu

İş bulma gençler için mi yaşlılar için mi daha zor?

iş için bir atlama taşı olabileceğini düşünüyor. Bu düşüncenin en

İş dünyasında önemli bulguların ve ilgi çekici sonuçların ortaya

fazla olduğu ülkelerin başında % 89’la Malezya, % 88’le Fransa

çıktığı Workmonitor araştırmasında, küresel olarak araştırmaya katılanların üçte ikisi, 25 yaşın altındaki gençlerin uygun bir iş bulmada her geçen gün daha da zorlandığını belirtti. X kuşağının

ve Polonya geliyor. Geçici iş ilişkisine Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve Macaristanlı çalışanların sıcak bakmadığını belirten Altuğ

ardından Y kuşağının da iş hayatına girmesi ile birlikte üç farklı ku-

Yaka, “Küresel olarak çalışanların % 70’ten fazlası geçici işin,

şaktan insanın birlikte çalıştığını ve hızlı bir değişimin başladığını

kadrolu işe geçişte bir atlama taşı olabileceğini düşünüyor ve

söyleyen Randstad Türkiye Genel Müdürü Altuğ Yaka, “Günümüz iş dünyasına baktığımızda teknolojinin damgasını vurduğu, 3 ku-

işsiz kalmaktansa geçici bir işlerinin olmasını tercih edeceklerini

şaklı şirketlerin arttığı, önemli bir dönüşümün başladığı döneme-

belirtiyor. Türkiye’de de bu oran % 79’la hayli yüksek. Öte yan-

ce girdik. Yılın ikinci workmonitor araştırmasında 25 yaş altındaki

dan mobilite, internet ve sosyal ağ kullanımının yaygınlaşması

gençlerin deneyimleri nedeni ile iş bulmakta zorluk çektiği ortaya

ile çalışanlar istihdam şirketlerine daha fazla yönelmeye başladı.

çıksa da, küresel olarak şirketlerin dörtte üçü genç çalışanları istihdam etmek istiyor. Meksika, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya

Mobilite merkezli yaşam sürecinde, neredeyse kimseyi masa

Norveç ve Türkiye’deki şirketlerin % 80’den fazlası gençlerle yü-

başında yakalayamadığınız bugünlerde iş başvuruları artık cep

rümeyi, Macaristan, Singapur, ABD, Çek Cumhuriyeti, Slovakya

telefonlarından, tabletlerden gerçekleştiriliyor. Dünya genelinde

ve Doğu Avrupa’da ise 25 yaş üstü, deneyimli çalışanlarla ilerle-

iş bulmak için yaklaşık her 10 çalışandan 8’i bu altyapıya sahip

meyi düşünüyor. Araştırmadaki diğer önemli bir bulgu ise küresel olarak gençlerin % 80’lik bir bölümü genellikle eğitim seviyelerinin altındaki işleri kabul etmesiydi” açıklamasını yaptı .

olan istihdam şirketini tercih ediyor. Bu oran Brezilya’da % 93, Meksika’da % 89, İspanya’da % 87, Türkiye’de % 79, İsveç’te 55, Almanya’da ise % 56” dedi.

İşini kaybetme korkusu artıyor Workmonitor Araştırması’nda öne çıkan diğer bir konu ise iş sürekliliğindeki güven üzerineydi. Küresel olarak işinin güvende olduğuna inananların sayısı oldukça düşük çıktı. Ekonomik koşulların kötü olduğu Yunanistan’daki çalışanların % 94’ü işlerinin güvencede olmadığını belirtirken Macaristan % 93 ile ikinci sırada, İspanya ise % 91 ile üçüncü sırada yer aldı. Türkiye’de ise bu oran % 75’i geçmedi. Brezilya, Norveç ve İsveçli çalışanlar ise diğer ülkelere nazaran kendilerini daha güvende hissettiklerini belirtti.

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 9


HABER

Banka kartları Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Mayıs 2013 dönemine ait kartlı ödeme sistemi istatistiklerini yayımladı. 2013 Mayıs sonu itibarı ile Türkiye’de 95,1 milyon adet banka kartı, 56,4 milyon adet de kredi kartı bulunuyor. Dünyada en gelişmiş kartlı ödeme sistemlerinden birine sahip olan Türkiye’deki sağlıklı büyüme sadece kart sayıları ile de sınırlı değil. Kartlar ile ödeme yapılmasını sağlayan POS cihazları da 2,24 milyon adede ulaşırken artık para çekmek dışında birçok işlemin de yapılabildiği ATM ağı da genişlemeye devam etti. Mayıs ayı sonunda ATM sayısı 39 bin adede yaklaştı.

Tablo 1: Banka Kartı ve Kredi Kartı Sayıları Gelişimi (Milyon Adet) Kart Adetleri (Milyon Adet)

Mayıs 2012

Aralık 2012

Mayıs 2013

Banka Kartı

86,6

91,3

95,1

Kredi Kartı

52,8

54,3

56,4

139,4

145,6

151,5

Mayıs 2012

Aralık 2012

Mayıs 2013

POS

2,01

2,13

2,24

ATM

33,8

36,3

38,6

Toplam

Tablo 2: POS ve ATM Sayıları Gelişimi (Milyon Adet) POS ve ATM Sayıları (Milyon Adet)

BKM verileri, banka kartlarının artık para çekmek dışında alışveriş amaçlı da yoğun olarak kullanıldığını gösteriyor. Mayıs 2013 döneminde gerçekleşen 287 milyon adet kartlı alışveriş işleminin yüzde 18’i banka kartları ile yapıldı. Banka kartı ile yapılan işlemlerde 1,8 milyar TL tutarında alışveriş gerçekleşirken geçen yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 40 oldu. Öte yandan banka kartları ortalamada 36 TL tutarında ödemelerde kullanılırken kredi kartı ile ödemelerde bu değer 145 TL seviyesinde:

Tablo 3: Alışveriş İşlemleri Mayıs 2013 Değerleri Alışveriş Adedi (Milyon Adet)

Alışveriş Tutarı (Milyar TL)

Ortalama İşlem Tutarı (TL)

Banka Kartı

51,4

1,8

35,9

Kredi Kartı

235,3

34,0

144,6

Toplam

286,7

35,9

125,1

10 | REPORTTURK / Temmuz 2013


POS’ları sevdi Tablo 4: Banka Kartının Alışveriş İşlemleri İçindeki Payı Banka Kartının Kartlı Alışverişler İçindeki Payı Mayıs 2012 Alışveriş Adedi İçindeki Oranı

Mayıs 2013

14,0%

17,9%

İnternetten alışveriş hızla artmayı sürdürüyor Kartlı ödeme sistemlerinin en önemli başlıklarından biri ise internette yapılan kartlı ödemeler. BKM verilerine göre, 2013 Mayıs döneminde bir önceki yıla göre büyüme yüzde 36 oldu. Motorlu taşıtlar vergisi (MTV), emlak vergisi gibi periyodik kamu ödemelerinin yapıldığı dönemlerde zirve yapan, bu nedenle aydan aya inişli-çıkışlı bir trende sahip olan internette yapılan kartlı ödemeler; kart sahiplerinin internet alışverişlerini her geçen yıl daha fazla tercih etmesinin de etkisiyle kartlı ödemeler içindeki payını da arttırmayı sürdürüyor.

Tablo 5: İnternette Yapılan Kartlı Ödemelerin Yıllık Gelişimi

2009 2010

İnternette Yapılan Kartlı Ödeme Hacmi (Milyar TL) İşlem Adedi (Milyon Adet)

9,1 57,2

2011

2012 2013 İlk 5 Ay 2013-Tahmin

18,7

25,2

13,4

34,5

75,4 102,3 133,0

67,5

160,8

12,9

Tablo 6: İnternette Yapılan Kartlı Ödemelerin Aylık Gelişimi

2012 Mayıs

İnternette Yapılan KartlıÖdeme Hacmi (Milyar TL) İşlem Adedi (Milyon Adet)

2013 Mayıs

Değişim

2,1

2,9

36%

10,8

14,2

32%

Temassız kart sayısı 12 milyonu geçti BKM, yaptığı açıklamada temassız kart ve temassız işlem verilerini de duyurdu. Buna göre piyasadaki kredi kartlarının 10,2 milyonu ile temassız ödeme yapılabiliyor. Bu sayı tüm kredi kartlarının yüzde 18’i ile temassız ödeme yapılabildiği anlamına geliyor. Temassız banka kartı sayısı ise 2 milyona ulaştı.

Tablo 7: Temassız Kart Sayıları Gelişimi (Milyon Adet) Temassız Kart Sayıları (Milyon Adet)

2012 Mayıs

2013 Mayıs

Değişim

Temassız Kredi Kartı

6,8

10,2

51%

Temassız Banka Kartı

1,1

2,0

89%

Toplam Temassız Kart Sayısı

7,8

12,2

5%

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 11


HABER

Perakende sektörü yabancı yatırımcının merceğinde Türkiye’de denetim, vergi, danışmanlık, kurumsal finans-

belirtilen raporda, sektörün 2013-2017 yılları arasında

man ve kurumsal risk alanlarında 27’nci hizmet yılını

yıllık birleşik büyüme oranının %10 olacağı değerlendirili-

dolduran Deloitte Türkiye, perakende sektörünü mercek

yor. Raporda ayrıca süpermarket ve AVM’lerde kredi ve

altına aldığı yeni raporunu yayınladı. Rapora göre, kişi ba-

para kartlarla yapılan perakende alışverişlerinin ise son

şına düşen harcanabilir gelirin hızla artması ve kredi kartı

altı yılda ortalama %12 büyüyerek 2012 yılında 28 milyar

kullanımının gittikçe yaygınlaşması ile birlikte perakende

dolarlık seviyeye ulaştığı belirtiliyor.

sektöründeki kuvvetli yükseliş devam ediyor.

Raporu değerlendiren Deloitte Türkiye Kurumsal Finans-

Türkiye perakende sektörünün büyüklüğünün 2012 yılı

man Ortağı Başak Vardar konuyla ilgili olarak “Harca-

sonu itibariyle 300 milyar dolara ulaşmasının beklendiği

nabilir gelir seviyesindeki artış, genç nüfus ve değişen

12 | REPORTTURK / Temmuz 2013


HABER

tüketim alışkanlıkları perakende sektöründeki büyümeyi tetikleyen en önemli unsurlar. Promosyonlardaki çeşitlilik, kredi kartı ve para kart kullanımı ve organize perakende alanındaki yatırımlar bunu destekliyor. Gıda, ev, online alışveriş, elektronik, tekstil ve diğer tüm perakende alanlarında önümüzdeki beş yıllık dönemde büyüme beklentisi ekonomideki büyüme projeksiyonlarının çok üzerinde. Ayrıca, hem yerli hem yabancı yatırımcıların satın alma ve birleşmeler bakımından son derece cazip bulduğu bir alan. Biz de Deloitte olarak perakende sektöründeki bir oyuncunun ihtiyaç duyabileceği stratejilerin belirlenmesinden, operasyonel ve organizasyonel iyileştirmelerin uygulanmasına, değer tespiti ve satış ve satın alma danışmanlığından, vergi ve hukuki danışmanlığa, risk yönetimi ve iç kontrol ve denetiminden mali denetime kadar her türlü hizmeti sunabilecek şekilde konumlanmış ve uzmanlaşmış durumdayız” dedi.

kanıtı oldu. Yatırımcıların bu sektöre ilgisi sürüyor. Zira 2013 yılının ilk dört ayında da perakende sektöründe beş adet birleşme ve satın alma işlemi görüldü. İnternet perakendeciliğinde ise yüksek yatırımcı iştahı devam etti ve 2012 yılında 12 işlem gerçekleştirildi.

Gıdadaki 15 yatırımın 13’ü stratejik Raporda, Türkiye gıda perakendeciliği sektöründe son beş yılda 15 birleşme ve satın alma işleminin gerçekleştirildiği belirtiliyor. Raporda ayrıca söz konusu 15 işlemin 13’ünün stratejik yatırımcılar tarafından yapıldığının altı çiziliyor. Segmentlere bakıldığında ise işlemlerin dokuzunun süpermarketlere, dördünün indirim mağazalarına ve ikisinin çok formatlı perakendecilik alanına ait olduğu görülüyor.

Gıda sektörü %8 büyüyecek Türkiye’deki perakende sektörünü birçok farklı açıdan masaya yatıran rapor, bu sene gıda sektörüne odaklanıyor. Buna göre toplam perakende sektörünün yarısı büyüklüğüne sahip gıda sektöründe 2017’ye kadar yılda %8 büyüme yakalanacağı öngörülüyor.

Migros ve BİM kendi segmentlerinde birinci Deloitte’un raporunda, multi-format (birden çok formata sahip) perakendeciler, bölgesel zincir marketler, indirim marketleri ve mahalle bakkallarından oluşan Türk gıda perakendeciliği sektöründeki organize perakendenin payının hala sınırlı olduğu değerlendirilmesi yapılıyor. Migros, 900’ü aşkın mağaza ve altı formatıyla multi-format gıda perakendeciliğinde pazar lideri olarak öne çıkarken, CarrefourSA (243 mağaza ve üç format) ve Tesco Kipa (187 mağaza ve beş format) pazarın diğer büyük oyuncuları olarak belirtiliyor. İndirim marketleri grubunda ise BİM, 3750’yi aşkın mağaza ve yaklaşık 10 milyar TL ciro ile Türkiye’nin en büyük gıda perakendecisi olma konumunu sürdürüyor. Kendi grubunda ise BİM’i sırasıyla A101, Şok, DİA ve UCZ izliyor.

Birleşme ve satın almalar hız kesmiyor Yabancı stratejik yatırımcıların ve özel sermaye fonlarının Türkiye’nin büyüyen perakende markalarına olan ilgisine dikkat çeken rapora göre, 2012 yılı içerisinde 13 adet işlem ile 580 milyon dolarlık birleşme ve satın alma gerçekleştirildi. Bunun yanında, perakendedeki 6 adet finansal yatırımcı işlemi, fonların bu sektöre ilgisinin

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 13


HABER

Sigortacılardan rekor büyüme Ekonomi ilk çeyrekte yüzde 3 ile beklentilerin üzerinde

ile ekonominin yaklaşık 9 katı üzerinde, rekor büyüme

büyürken, sigorta sektörü ise 6,5 milyar TL’lik prim üre-

gerçekleştirdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TUİK)

terek, yüzde 27.32 ile rekor büyüme gerçekleştirdi. Sek-

açıkladığı verilere göre, bu yılın ilk üç aylık döneminde

törün toplam bilanço kârlılığı ise yüzde 44 arttı. Türkiye,

ekonomi yüzde 3 büyüyerek, beklentilerin üzerine çıktı.

2013’ün ilk çeyreğinde yüzde 3 ile beklentilerin üzerinde

Açıklanan verilere göre de ilk çeyrekte en fazla büyüyen

büyürken, aynı dönemde sigorta sektörü, yüzde 27.32

sektör yüzde 13.7 ile oteller ve lokantalar olurken, ikinci

14 | REPORTTURK / Temmuz 2013


HABER

sırayı yüzde 6.5 ile mali aracı kuruluşların faaliyetleri aldı. Aynı dönemde inşaat sektörü ise yüzde 5,9 büyüdü. Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) açıkladığı resmi verilere göre ise sigorta sektörü, Ocak-Mart döneminde toplam 6.5 milyar TL prim üreterek, 2012’nin aynı dönemine oranla yüzde 27,32 büyüme gerçekleştirdi. Geçen yılın ilk çeyreğinde ise toplam prim üretimi 5,1 milyar TL olmuştur. 2013’ün ilk üç ayında toplam prim üretiminin 5.6 milyar TL’si; kasko, trafik, konut, işyeri gibi hayat dışı sigortalardan kaynaklanırken, 1 milyar TL’ye yakını ise hayat sigortalarından kaynaklandı. Hayat dışı sigorta branşlarında büyüme yüzde 27.25, hayat sigortalarında ise büyüme yüzde 27.69 olarak gerçekleşti.

Kasko yüzde 20 büyüdü Son dönemde çok konuşulan kasko ve trafik sigortalarındaki büyüme ise, diğer yıllara göre farklılık gösterdi. Özellikle trafik sigortasında büyümenin, genel sektör büyü-

mesinin üzerinde olması dikkat çekti. Trafik sigortasında geçen yılın ilk çeyreğinde sigorta şirketleri 754.9 milyon TL prim üretirken, 2013’ün aynı döneminde toplam 1.1 milyar TL’lik üretimle yüzde 50’ye yakın prim üretim artışı gerçekleştirdiler. Böylece trafik sigortasındaki prim büyümesi, yüzde 27.32’lik sektör büyümesinin de üzerinde oldu. Kasko sigortasında ise geçen yıl 1 milyar TL prim üreten sigortacılar, bu yılın Ocak-Mart döneminde 1.2 milyar TL üretim yaparak, yüzde 20’ye yakın büyüdüler. 2013’ün ilk çeyreğinde ticari, sanayi ve konut sigortalarını içine alan yangın branşında da sigorta şirketleri ciddi bir büyüme sergilediler. Bu branşta geçen yıl 700 milyon TL prim üreten şirketler, 2013’ün ilk üç ayında üretimi yüzde 28’in üzerinde artırarak, 900 milyon TL’ye yakın prim ürettiler.

162.6 milyon TL kâr Sigorta şirketlerinin ilk üç aydaki büyümesi, karlılığa da yansıdı. Sigortacılar, geçen yılın ilk çeyreğinde toplam 128,7 milyon TL kar elde ederken, bu yılın aynı döneminde karlılığı yüzde 27’ye yakın artırarak, 162,6 milyon TL kar açıkladılar. Toplam karın 129,5 milyon TL’si hayat dışı sigorta branşlarından, 79,3 milyonu da hayat sigortalarından kaynaklandı. Sigorta sektörünün toplam bilanço karlılığı ise bu yılın ilk çeyreğinde geçen yıla oranla yüzde 44 arttı. Sigorta şirketleri ilk üç ayda 192 milyon TL’nin üzerinde bilanço karı açıkladı. Bu yılın ilk çeyreğinde dikkat çeken bir gelişme de son yıllarda özellikle sağlık sigortalarında kar eden sigorta şirketlerinin, bu dönemde zarar etmeleri oldu. 2012’nin Ocak-Mart döneminde sağlık sigortalarından 21 milyon TL kar elde eden sigortacılar, bu yılın aynı döneminde topladıkları primle hasarları karşılayamayınca 17,6 milyon TL zarar ettiler.

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 15


HABER

İstanbul Ticaret Üniversitesi 12 yaşında İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Eminönü ve Sütlüce kampüsleri tarihi yarımadanın kıyısında, tarihi mekânların ortasında, ticari merkezlerin hemen yanı başında yer alıyor. İstanbul’un seçkin semtlerinden Üsküdar ve Küçükyalı kampüsleriyle de öğrencilerine canlı bir şehir hayatı sunuluyor. Üniversite, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin bilincinde, yeterli mesleki donanıma sahip, teoriyi ve pratiği hayatın gerçeklerinden kopmadan bütünleştiren evrensel bir eğitimi sağlama amacına doğru ilerliyor. Her yıl açılan yeni bölüm ve programların yanı sıra uluslararası eğitim iş birliği anlaşmaları ve diğer akademik çalışmalara hız veren üniversitede, 6 fakülte ve bir Meslek Yüksek Okulu, 3 enstitü ve 15 adet uygulama ve araştırma merkezi bulunuyor. Akademik takvimin başlangıcında üniversitenin lisans ve ön lisans bölümlerine kayıt yaptıran öğrenciler girdikleri İngilizce Yeterlilik Sınavı’nda 60 ve üzerinde puan alırlarsa fakülte ve yüksek okul programlarına başlıyor. 59 ve altında puan alanlar veya üniversitenin tanıdığı uluslararası bir İngilizce sınavında başarılı olduklarını belgeleyemeyenler yoğun İngilizce programına devam ediyor.

Eminönü’nde bankacılık okulu

Eğitim öğretime hizmette 12 yaşına giren İstanbul Ticaret Üniversitesi, bir eğitim öğretim yılını daha tamamladı. Üniversite, 2013-2014 eğitim sezonu finalini mezuniyet töreni ile gerçekleştirdi. 1.250 öğrencisini mezun eden üniversitede yeni dönem tanıtım hazırlıkları tamamlanır tamamlanmaz deyim yerindeyse sahaya çıkıldı. Eğitim öğretimde 12 yılı geride bırakan ve 2013-2014 eğitim öğretim yılının hazırlıklarına süratle devam eden İstanbul Ticaret Üniversitesi, yeni projeleri ve programları ile eğitime olan duyarlılığını gözler önüne seriyor.

16 | REPORTTURK / Temmuz 2013

2001 yılında İstanbul Ticaret Odası Eğitim ve Sosyal Hizmetler Vakfı tarafından kurulan Üniversitenin Eminönü, Üsküdar, Sütlüce ve Küçükyalı’da eğitim veren toplam 4 yerleşkesi ve 6 fakültesi bulunuyor. Fen Edebiyat Fakültesi, Uygulamalı Bilimler Fakültesi ve İngilizce Hazırlık Bölümü Üsküdar’da; Hukuk, Ticari Bilimler ve İletişim Fakültesi Sütlüce’de; Mühendislik ve Tasarım Fakültesi ile Meslek Yüksek Okulu Küçükyalı’da hizmet veriyor. Ayrıca Ziraat Bankası ile yapılan protokol çerçevesinde Eminönü’nde Bankacılık Okulu açıldı. Enstitü sayısı ise Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Dış Ticaret olmak üzere üç tane. Öğrenci sayısı 6 bin 500’ü bulan üniversitede 293 akademik ve 220 idari personel bulunuyor.


HABER

Öğrencileri şanslı Üniversitenin bütün öğretim elemanları dikkate alındığında öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 20’ye kadar indi. Birinci sınıftan son sınıfa kadar her 20 öğrenciye bir öğretim elemanını danışman olarak verebilme imkanı bulunuyor. Üniversitedeki yabancı öğrenci sayısı günden güne artıyor. Bu yıl 28 ülkeden 200’e yakın öğrenci öğrenim görüyor. Önümüzdeki dönemde lisans ve yüksek lisansta Türk öğrencilerinin yanı sıra çevre ve komşu ülkelerden de öğrenci alınması konusunda çalışmalar devam ediyor. Erasmus’la uluslararası ofisi zenginleştiren üniversite yönetimi, üniversitenin dışa açılımını ve uluslararasılaşmasının hızını arttırdı. Uluslararası öğrencilerin rehberlik ve koordinasyon hizmetini verirken, çeşitli projeler geliştirip yürüten Uluslararası ofis, sadece bu yıl 8 uluslararası tanıtım fuarına katıldı. Bologna ve Adek iş güdümü yeniden yapılandırıldı. Öte yandan öğrenciler İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde eğitim görmenin ayrıcalığını aldığı burslarla daha çok hissediyor. Başarının ödüllendirildiği sisteme göre oluşturulmuş burslar web sayfasında ilan ediliyor.

Ticari diplomasi İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, yükseklisans ve doktorada kaliteli farklılık ürete-

bilmek için değişik alanlarda uzmanlaşmanın önemine dikkat çekiyor. Ekren, konuya ilişkin şu bilgileri veriyor: “Üniversitemizin yüksek lisans ve doktorada diğer üniversitelerden en önemli ayırt edici özelliği, başka hiçbir üniversitede olmayan Dış Ticaret Enstitüsü’dür. Enstitümüz şu andaki konumu ile uluslararası finansman ve uluslararası ticaret alanında yüksek lisans programları açıyoruz. Belki de Türkiye’de ilk defa olacak, ticari diplomasi dediğimiz ekonomiyi, finansı, uluslararası ilişkileri, hukuku interdisipliner bir ortamda bir araya getirecek, yurt dışında yatırım yapan şirketlerde çalışmak isteyen kişilere yönelik müzakere, ticaret ve finansman tekniklerini, hepsinden önemlisi de kurumsal ve finansal istihbarat dediğimiz şirketleri nasıl değerlendireceği konusunda da bu programda özel dersler alacaklar. Bu birinci farklılığımız. İkinci farklılık ise, finansal ekonomi dediğimiz bir doktora programı başlattık. Burada da düşündüğümüz temel yaklaşım, genel olarak ortak dersleri alsınlar, kamuda finansal ekonomi çalışmak isteyen, özel sektörde çalışmak isteyen ya da kamuda finansal eğitimi almak isteyenler için seçimlik dersler koyduk. Bunu şunun için söylüyorum. Üniversitenin hem lisansını farklılaştırmayı düşünüyoruz, hem de gelecek olan akademisyenleri, bireysel yetkinlikleri artırmak için de doktora ve lisansüstünde farklılaştırmayı düşünüyoruz.”

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 17


HABER

Sosyal donatılar Üniversite bünyesinde oluşturulan yeni kampüslerle öğretim üyelerine, öğrencilere ve idari personele modern ve daha sosyal mekânlar sağlama fırsatı doğdu. Üniversitenin merkez konferans salonunu Sütlüce Kampüsü’nde hizmete girdi. Yine Sütlüce Kampüsü’nde 3 bin 500 metrekarelik kütüphane bulunuyor. Öğrenciler sadece eğitim öğretim döneminde değil, hafta sonları sınav dönemlerinde arzu ederlerse akşam saatlerinde burada ders çalışabiliyorlar. Bir ofis oluşturarak kütüphane 24 saat açık hale getirildi. Bu arada Üsküdar ve Küçükyalı kampüslerinde de fiziki yönden iyileştirmelere gidildi. Sütlüce’de kurulmakta olan tv stüdyosu da modern donatılarıyla en kısa sürede hizmete girecek. Ayrıca öğrencilerin yeme içme ihtiyaçlarını karşılayacak caferestoran gibi imkânlar kampüslerde yer alıyor.

Teknopark İstanbul Ticaret Üniversitesi; İTO, Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri A.Ş. (HEAŞ) ve Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. ile Teknopark İstanbul’un kurucu heyetinde yer alıyor. 2013’te TEKNOPARK Yönetim Kurulu’nda alınan kararla üniversiteye 10 bin metre karelik bir arsa tahsis edildi. Bu alanda önce fiziksel imkanlar geliştirilecek. Daha sonra da ulaşım ve savunma sanayi ile ilgili projeler uygulamaya geçecek. Gelişim ve çekirdek sermaye şirketi olarak İTO’nun kurduğu şirkete de ortak olan üniversite, bu yolla yenilikçi fikirleri olan kişilere, öğrencilere bir finansman imkânı sağlayacak. Ayrıca kurulan yayın evi ile bilimsel yayınların daha zengin bir şekilde basımı ve yayını imkânı doğacak. İktisadi İşletmesini de kuran İstanbul Ticaret Üniversitesi, girişimci yönünü Mücevherat Mühendisliği bölümünün sektörle bütünleşmesini sağlayan Kuyumcukent’te laboratuarını devreye soktu.

İTO ile kuvvetli bağ Üniversitenin sahip olduğu en önemli gücü, İstanbul Ticaret Odası (İTO) ile olan ilişkisinden kaynaklanıyor. İTO’daki meslek komitelerinin taleplerini, tercihlerini dikkate alarak yeni bölümler açılıyor. Bunlardan sonuncusu Basım Yayın Üretim Teknolojileri bölümü oldu. Bu bölümle hem basımla, hem yayınla ilgili uygulamalı eğitim imkânı verilmiş olacak. İTO ile yapılan protokoller çerçevesinde Üniversite - İş Dünyası İlişkileri Uygulama ve Araştırma Merkezi kurul-

18 | REPORTTURK / Temmuz 2013

du. Merkezde, üniversite ile iş dünyasının klasik diyaloğunun dışında, yeni nesil ilişki biçimini ortaya koyulması amaçlanıyor. İş dünyası üniversiteden, özellikle bizden, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden nasıl eğitim – öğretim formatı istiyor, tersinden bakıldığında, üniversite iş dünyasındaki dinamikleri ne kadar doğru okuyor… Bu süreci karşılıklı ilişkilendirecek bir model merkezde hayat bulacak. Rektör Prof. Dr. Nazım Ekren, İTO ile imzaladıkları 7 maddelik protokol konusunda şu değerlendirmeyi yaptı: “Teknopark İstanbul’da üniversitemize arazi tahsisi söz konusu oldu. Arazi üzerinde kurulacak bina ile üniversitemizin teknoparkla ilişkili birimlerinin faaliyette bulunmalarını sağlamış olacağız. Yine İTO protokolü çerçevesinde üniversitemizde yenilikçi fikirleri geliştirecek bir merkez ile üniversite iktisadi işletmesini kurduk. Protokoldeki en önemli kararlardan bir tanesi, gönüllü olan öğretim üyelerimizi İTO’daki meslek komiteleri ile ilişkilendireceğiz. Odada yapılacak toplantılara öğretim üyelerimiz katılacak. İTO’daki meslek komitesinin piyasa bilgi ve tecrübesini üniversitemize aktarmış olacak. Bizler de, üniversitedeki bilgi ve tecrübe birikimini komitelere sunmuş olacağız. Yine protokolde önemli olan bir başka madde de, meslek komiteleri bize kendi kurdukları üniversitede, üniversite mezunlarını istihdam edebilmeleri için ne tür bir bilgi ve donanıma ihtiyaçları varsa onu bize bildirecekler. Biz de onlara uygun, yine senatolarda bir araya gelip, seçimlik derslerle belki onlara daha hazır öğrenciyi de yetiştirmiş olacağız. Yine protokolde, ‘Üniversite İş dünyası İlişkileri Uygulama ve Araştırma Merkezi kuralım’ diye bir maddemiz vardı. Bu merkezi de kurduk. Üniversitemizdeki Kariyer Planlama Merkezi ile İTO’da benzer bir merkez kurulacak. Bizdeki merkezle İTO’daki merkez öğrencilerimizin birinci sınıfından dördüncü sınıfına kadar ne tür bir kariyere ihtiyacı varsa İTO bünyesindeki iş yerleri ile de ilişki kurarak bu süreci biraz daha somut ve kurumsal bazda da sürdürmüş olacağız. Son olarak da, İTO üyelerinin çocuklarına da bizim üniversitemizi tercih etmeleri halinde yüzde 15’lik bir teşvik indirimi yaptık. Bütün bu protokolü izlemek ve değerlendirmek için bizden ve İTO’dan oluşacak bir izleme ve değerlendirme birimi kuracağız. Bu birim üç ayda bir protokolün işleyiş süreciyle ilgili bilgilendirecek. Biz de sizlere bunları aktarmış olacağız. 11 Temmuz 2012’de imzalanan protokol için bir tarih de koymadık. Limitsiz bir tarihi olarak da uygulamada olacak.”


HABER

HABER

e-ticaret profesyonellerine göre

başarının sırrı ‘Müşteri ilişkilerinde’ Yenilikçi yaklaşımlarıyla sektörde fark yaratmaya devam eden Tempo, Haliç Kongre Merkezi’nde yapılan 2. e-ticaret Konferansı ve Fuarı’nda gerçekleştirdiği anket çalışması ile sektörle ilgili yararlı veriler elde etti. Finanstan, telekomünikasyona, sağlıktan e-ticarete çok çeşitli sektörlerde ‘Uzaktan hizmetler’ sunan Tempo, geçtiğimiz günlerde 2.si düzenlenen e-ticaret Konferansı ve Fuarı’nda e-ticaret sektörünü nabzını ölçen bir anket gerçekleştirdi. e-ticaretin günümüzde ve önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacağına inanan Tempo, e-ticaret seminerleri sırasında gün boyunca gerçekleştirdiği anketle sektörle ilgili çeşitli sorular sorarak e-ticaret sektörünü tüm aktörleriyle ileriye taşıyacak değerli veriler elde etti. Çıkan sonuçlar, e-ticarette müşteri ilişkilerinin önemini ortaya koyuyor.

e-ticarette en önemli şey ‘Müşteri hizmetleri’ 11 sorudan oluşan ve sektörle ilgili önde gelen 300 kişi tarafından yanıtlanan ankette %29 ile ‘Müşteri ilişkileri’, e-ticarette en önemli konu olarak öne çıktı. Onu %25 ile ‘Lojistik’ izledi. %32 ile ‘Fikir’, %26 ile de ‘Müşteri

memnuniyeti’, yine e-ticarette başarılı olmanın sırrı olarak görülüyor. Ankete katılanların % 52’si ‘Müşteri ilişkilerinde en çok kullandığınız kanallar hangisi?’ sorusuna ‘Telefon&Çağrı Merkezi’ cevabını verirken onu %23 ile ‘Sosyal ağlar’, %17 ile ‘Online chat’ takip ediyor.

‘Müşteri tutundurma ve satış sonrası hizmetler’ en önemli sorun e-ticaret sektöründe müşterilerin en çok şikayet ettikleri konu %41 ile ‘Zamanında teslimat yapılmaması’ ve %30 ile ‘İletişim kuracak birine ulaşılamaması’. ‘En önemli sorununuz nedir?’ sorusunun cevaplarında ise %59 ile ‘Müşteri tutundurma ve satış sonrası hizmetler’ konusu açık ara önde. ‘Etkili internet pazarlaması’ (%41) ve ‘Müşteri hizmetleri’ (%29) de sektör yetkilileri tarafından farklılaşmalarını sağlayacaklarına inandıkları konuların başında geliyor. Bir e-ticaret sitesinden alışverişte dikkat edilecekler konusunda ‘Marka bilinirliği’ (%49), ‘Olumlu referans’ (%23) ile ‘Ödeme seçenekleri ve güvenliği’ (%20) ilk üçü paylaşıyor. Alışverişi tercih etmemedeki en büyük etken ise %36 ile ürünün görülmek istenmesi.

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 19


MAKALE

PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

Bir devlet adamlığı örneği Enda Kenny uzun yıllar yaşadığım ve çalış-

ki Garret FitzGerald başkanlığından sonra partisi Fina

tığım, kalbimde güzel anılarla dolu İrlanda

Gael’e iktidarı kazandıran milletvekili. 1951 doğumlu ve

Cumhuriyeti’nin Başbakanı. 62 yaşında. İrlan-

2011 yılından beri de hükümetin başında. Daha önce

da koşullarına göre genç bir başbakan. 1982 yılında-

Turizm ve Ticaret Bakanlığı görevinde bulundu. Ken-

20 | REPORTTURK / Temmuz 2013


MAKALE

disi İrlanda’nın Mayo bölgesinden milletvekili seçildiği

ve İrlanda milliyetçiliğinin sembolü, Fina Gael ise genel

1975 yılından beri İrlanda Meclisinde en uzun milletve-

nitelikleri bakımından liberal demokrat çizgiye yakın bir

killiği yapan politikacı. İki defa da Avrupa Halk Partisi-

partidir ve özel girişime ağırlık verir. Üçüncü parti ise

nin Başkan Veklilliği görevinde bulundu. 2011 yılındaki seçimlerden sonra İşçi Partisi ile koalisyon hükümeti kurdu. Enda Kenny’nin kurduğu kabinede İşçi Partisinden ba-

İşçi Partisi olup sosyal demokrat niteliğine yakın, işçi sendikalarınca desteklenen bir partidir. İrlanda tarihini bilmeyenler için kısa bir bilgi vereyim. İrlanda’nın İngiliz

kan olan bir öğretim üyesi meslektaşım da var. Birlikte

yönetiminden bağımsızlığını kazanması için başlayan

Dublin Teknoloji Enstitüsünde çalıştık. Enda Kenny’yi

İrlanda Özgürlük Savaşı sonunda, İngiliz İmparatorluğu

bu yazıma konu yapan olay ise 12 Haziran günü İrlanda

içinde ama bağımsız bir Serbest İrlanda Cumhuriyeti

Meclisinde (Dail) yaptığı konuşma. Kanımca bu konuş-

kurulmasına karar verildi. Anglo-İrish Treaty (İngiliz-İr-

ma başkalarına örnek olacak türden bir ders niteliğinde; devlet adamlığı, kamu görevi ve sorumluluğu hakkında. Kendi inancı ile görevi arasına mesafe koymayı bilenlere, gerçek devlet adamlığına güzel bir örnek. Bel-

landa Anlaşması) adı veren bu anlaşmayla İrlanda özgürlük savaşçısı milliyetçileri içinde bir grup karşı çıktı. Tam bağımsızlıktan ve İngiliz İmparatorluğundan tama-

ki bazı politikacılar bunu örnek alırlar diye yazımı onun

men kopmaktan yana olan bu grup ile Serbest İrlanda

konuşmasına ayırdım. Yorum sizin. Başbakan Enda

alternatifini benimseyenler arasında İç savaş çıktı. (28

Kenny İrlanda Meclisinde kendisini doğum kontrolü ko-

Haziran 1922 - 24 Mayıs 1923). Bu anlaşma İrlanda’nın

nusunda eleştirenlere şunları söyledi: “Ben bir Katoli-

kuzey kısmını İngiltere’ye bağlıyor, güney kesimi ise im-

ğim, ama Katolik bir Başbakan değilim. Benim görevim

paratorluk içinde kendi meclisi olan bir çeşit yeni devlet

başbakanlıktır, görevim toplumun hiç bir kesimine değil tüm halka aittir. Bu nedenle burada gururla bir kamu temsilcisi olduğumu, Katolik inancına sahip olduğumu fakat Katolik bir Başakan olmadığımı söylüyorum. Ben

oluyordu. İki milliyetçi grup da başlangıçta İngiltere’ye karşı özgürlük savaşı veren İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) mensuplarıydı. İngiltere’den silah ve lojistik des-

herkesin her kesimin Başbakanıyım bu benim görevim-

tek sağlayan Serbest İrlanda Cumhuriyeti taraftarları iç

dir.” Enda Kenny’ye bazı kürtaj karşıtları kanla yazılmış

savaşı kazandılar. İki milliyetçi grup arasındaki iç savaş-

mektup göndererek yeni bir yasa hazırlıkları konusunda

ta ölenlerin sayısı İngiltere’ye karşı yürütülen Özgürlük

dine aykırı davranmakla ve katil olmakla suçlamışlardı.

Savaşından daha fazla oldu.

Bilindiği gibi İrlanda halkının çoğunluğu Katolik mezhebine ait Hristiyandır, ama ülkede protestan mezhebine bağlı olanlar da bulunmaktadır ve her iki mezhebe ait kiliseler olduğu kadar İrlanda tarihinde her iki geleneğin

Bugünkü koalisyonun büyük ortağı Fina Gael, Başbakan Endan Kenny’nin partisi iç savaşı kazananların partisidir, Fiana Fail ise iç savaşı kaybeden fakat sonradan

de önemli değişimlere katıldığı değişik olaylar mev-

siyasi hareket haline gelen askeri kuruluşun temsilcile-

cuttur. İrlanda’nın üç siyasi partisi bulunmaktadır. En

ridir. İrlanda Cumhuriyetinin tam bağımsızlığı ise 1937

büyük Parti Fina Fail’dir, bir anlamda Cumhuriyetçi parti

yılında yeni bir anayasanın oylanması ile kazandı.

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 21


MAKALE

DR. INCI ŞEN

Sağlık turizminde dışa açılımda başarılıyız 2012 yılı sayılarına göre dünyada 6 trilyon Amerikan Doları sağlık sektöründe harcanırken, 5,5 trilyon Amerikan Dolarının turizm harcamalarına ayrılması turizm ve sağlık arasında bağlantı kurulması açısından önemli bir faktör olarak ortaya çıkıyor. Bu açıdan Türkiye hem turizmde gösterdiği atılımlar bunun yanında sağlık sektöründeki son yıllardaki başarılarını birleştirerek sağlık turizminde 4 ana pazara hitap Etmeye başladı.

pazar doğmaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD, bu ülkelerden gelen insanların kendi ülkelerine girişlerini vizelerle güçleştirmeleri nedeniyle Orta Doğu’daki Müslümanlar Avrupa Birliği ülkelerine ve ABD’ye eskisi kadar rahat gidememektedirler. Bu açıdan Orta Doğu’daki zengin halka Türkiye kendi sağlık olanaklarını iyi bir şekilde tanıttığı zaman bu pazara rahatlıkla girebilir.

Orta Asya aç bir pazar 1. Avrupa 2. Orta Doğu 3. Afrika Ülkeleri 4. Komşu Ülkeler ve Orta Asya İlk olarak Avrupa pazarına baktığımız zaman Türkiye’de sağlık sektöründe hizmet sunan ve bundan 76 milyon insanın yararlandığı bir ülkenin sağlık sektöründe son gelişmeler çerçevesinde bu konuda 500 milyonluk Avrupa Birliği ülkelerine de açılarak 573 milyona sağlık sektöründe hizmet sunması hedeflenebilir. Bugünkü aşamada bu biraz hayalci bir gelişme olsa Avrupa Birliği sınırları içinde yaşayan ve sağlık sigortasına da sahip bulunan 5 milyon 200 bin Türk kökenli göçmenin yanında 21 milyon Müslüman göçmen de bu öncelikli hedefin içine girebilir.

Ortadoğu ülkeleri İkinci grup olarak Orta Doğu ülkeleri önümüze çıkmaktadır. Orta Doğu ve Orta Asya’da Türkiye için ilginç bir

22 | REPORTTURK / Temmuz 2013

Aynı gelişmeyi Orta Asya ülkeleri için de söyleyebiliriz. Bunun yanında Orta Asya’da Hindistan ve Tayland gibi ülkelerin sağlık sektöründe Türkiye’ye rakip oldukları da ortaya çıkar. Üçüncü grupta Afrika ülkelerini görebiliriz. Bu ülkelerdeki üst zengin sınıf sağlık hizmetini Hindistan veya Batı Avrupa ülkelerinden almaktadır. Türkiye’nin son yıllarda bu ülkelerdeki ekonomik aktivitelerinin yanında Türk Hava Yollarının bağlantıları açısından bu ülkelerle ilişkiler artmıştır. Son yıllarda Afrika ülkelerine olan dış ticaret ilişkilerinde 20 milyar dolar sınırının aşılması ve 400 e yakın işadamının Afrika’nın çeşitli ülkelerinde çalışması Afrika ülkeleri için Türkiye’nin ilginç gelmesini sağlayabilir. Ayrıca 2 bine yakın bu ülkelerde yaşayan doktor da Türkiye’de tıp eğitimi almış bulunmaktadır. Son grubu Türki Cumhuriyetler, Kafkaslar ve komşu ülkeler oluşturmaktadır. Son yıllarda komşu ülkelerle vizelerin kaldırılması İran, Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerle olan sınırdaşlığımızın yanında ulaşımın çok kolay olması


MAKALE

Türkiye için bu pazarları ilginç bir konuma getirir. En ilginç pazar Rusya’dır. Bugün turistik anlamda Almanya’ya giden Rusların % 65’i sağlık turizmi açısından Almanya’ya gitmektedir. Bu insanlar ciddi bir pazarlama politikası ile Türkiye’ye çekilebilir.

Sağlık turizminde masaya yatırılması gereken bir konu: Yaşlı ve engelli turizmi 21. yy’a girerken Avrupa nüfusunun % 17’sinin 65 yaşın üstünde olduğunu görüyoruz. 2025 yılında bu oran % 22’yi bulacaktır. Birliğin Yunanistan ve İtalya gibi ülkelerinde bakım evleri çok azdır. Yaşlı nüfusun hızlı artışı bireyler için büyük sorunlar oluşturmaktadır. Başta ABD olmak üzere İngiltere, Danimarka, Hollanda,

Almanya gibi ülkeler yaşlıların ve kronik hastaların uzun süre bakımı için genel bütçelerinin yaklaşık % 1’ini harcamaktadırlar. Bu sektör orta vadede Türkiye’ye çok iyi olanaklar sağlayabilir. Bu gelişmelerin dışında Avrupa Parlamentosunun hastaların hakları konusunda attığı adımlar da ilginç bir gelişmeyi beraberinde getirmektedir. Bu olanakta Avrupa Birliği insanları Birlik içinde veya dışında sağlık açısından gideceği ülkeyi seçme hakkına sahip bulunmaktadırlar. 82 milyonluk nüfusu ile Almanya’yı bu konuda ele aldığımız zaman bu ülkede sağlık sigortalarının işverenlerin ve kamunun sağlık açısından harcadığı para 2003’te 240 milyar Euro idi. 2010 yılında 310 milyar Euro sınırını aştığından haraket edilmektedir. Türkiye’ye sağlık turizminde ciddi bir rakip olarak görebi-

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 23


MAKALE

leceğimiz Hindistan, yılda 150 bin hastayı direkt olarak Amerika’dan getirmektedir. Her yıl bu konuda % 15’lik bir artış gerçekleşmektedir. Buna karşılık Almanya’nın da ilginç bir şekilde sağlık turizminde Arap ülkelerinden hasta çeken bir ülke konumunda olduğunu görmekteyiz. Buna göre yılda 3.500 Birleşik Arap Cumhuriyetleri’nden gelen insan, Alman hastanelerine gelmekte ve burada uzun süreli olarak sağlık hizmeti almaktadırlar. 2007 yılında 3 milyon 707 bin Amerikalı yurt dışında sağlık hizmeti almak için başka ülkelere giderken 2010 yılında bu sayının 6 milyon sınırını geçebileceği belirtilmektedir.

24 | REPORTTURK / Temmuz 2013

Bu gelişmeler ışığında Türkiye ciddi bir sağlık turizmi politikası izleyerek yukarıda örnek gösterdiğimiz 4 ayrı bölgeden hastaların Türkiye’ye gelmesini sağlayabilir. Türk Hava Yolları’nın dünyadaki ciddi bağlantılarının yanında Türkiye turizimde de artık yavaş yavaş ilk 6’da yer alan ülke konumundadır. Türk sağlık sistemini tanıyan turistlerde ciddi bir ilgi uyanma başlamıştır. Geçmişte özellikle göz ameliyatları konusunda yapılan ucuz ameliyatların getirdiği negatif etkinin sarılması sağlandıktan sonra Türkiye’nin sağlık turizminde de önü açılacaktır.


Diyaliz evinizde, ...ister periton diyalizi, ister ev hemodiyalizi...

Periton Diyalizi

Ev Hemodiyalizi

Ev konforu, daha özgür yaşam, daha serbest diyet* Diyaliz merkezine gitmeden, her gününüzü istediğiniz gibi yaşayabilirsiniz. www.fresenius.com.tr * Perl et al. Home Hemodialysis, Daily Hemodialysis, and Nocturnal Hemodialysis: Core Curriculum 2009. Am J Kidney Dis. 2009; 54: 1171-84. • Laurant et al. The results of an 8 h thrice weekly haemodialysis schedule. Nephrol Dial Transpl. 1998; 13: 125-131. • Williams et al. Slow Nocturnal and Short Daily Hemodialysis: A Comparison. Semin Dial. 1999; 12: 431-439.


MAKALE

ALİ CEM İLHAN

Şirketler ve markalar açısından gezi parkı protestoları Gezi Parkı protestolarının Türkiye’nin toplumsal ve siyasi gelişiminde önemli bir dönüm noktası olduğu tartışmasız. Günlük siyasi polemikler bir yana, bu olayların neden patlak verdiği ve bundan sonraki gelişmelerin ne yönde olabileceği Türkiye üzerine kafa yoran akademisyen ve aydınlar tarafından daha uzun bir süre tartışılacaktır. Bu olayların mesleği iletişim olan kişiler açısından da kuşkusuz çok önemli ve değişik boyutları bulunmaktadır. Gezi Parkı protestoları vesilesi ile birçok kurum ve marka kurumsal itibarları açısından ciddi baskılar altında kaldılar. Bunlardan bir tanesi, Garanti Bankası, deyim yerinde ise tam anlamı ile iki ateş arasında kaldı; öncesinde eylemcilerin ardından Başbakan’ın ve destekçilerinin… Bunun böyle olmasının bir nedeni Türkiye’de geçmişten gelen biçimde iş dünyasının kamuoyu oluşturucu olarak çok önde olması ise, diğer nedeni yaşanan olayların siyasal olduğu kadar kültürel bir çatışma boyutu taşıyor olmasıydı. Doğrudan boykot kampanyalarına maruz kalanların dışında, bu süreçte özellikle İstanbul’un tüm büyük şirketleri “yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen” deyişine uygun ve çok zor bir durumda kaldılar: Bir yanda eylemlere fiilen katılan veya gönülden destekleyen beyaz yakalı çalışanlarının beklentileri diğer yanda Başbakan’ın her zamanki açık sözlü beyanatları… Başta Twitter olmak üzere, sosyal medya, bu olaylar vesilesi ile ama artık bundan sonrasında da geçerli olmak

26 | REPORTTURK / Temmuz 2013

üzere, taşıdığı büyük interkativite potansiyeli ve virütik karakteri nedeni ile Türkiye’nin en önemli iletişim mecrası olduğunu kanıtlamış bulunuyor. Bu anlamda ilginçtir, yukarıda belirtiğim ikircikli durumda kalma, en çok da sosyal medyanın iletişim potansiyeli görüp orada mevcudiyet gösteren kurum ve markaları etkiledi. Doğrudan iletişim krizinin ateşine düşen Garanti, Starbucks, Divan Oteli gibi kurumsal markaların ise durumu gerçekten çok zordu. Doğrusu bu tip, sapla samanın karıştığı durumlarda olabildiğince sessiz kalıp fırtınanın geçmesini beklemektir. Ama doğru olan, yaşanan olayların sıcaklığı içinde her zaman da o kadar kolay değildir. O nedenle bu aşamada ben ne spesifik olarak bir kuruluşun attığı adımı değerlendirme hakkını kendime görürüm doğrusu, ne de bu koşullarda uygulanabilecek standart bir kriz yönetim reçetesi vardır. Ancak ileriye dönük olarak bu yaşananlardan kurumsal iletişim perspektifinde çıkartılması gereken birkaç önemli ders bulunmaktadır: Bunlardan birincisi Gezi Parkı protestoları ile başlayan ve daha sonra hükümete, özellikle de Başbakan’a yönelik öfke patlamasının lokomotif gücünün kentli beyaz yakalı profesyoneller ve onların çocukları olduğu gerçeğidir. Bu aşırı duygusal öfke patlamasının sonucunda çok farklı seviyelerden beyaz yakalı çalışanlar, kurumsal duruşlarını bırakıp ama aynı zamanda kurumsal aidiyetleri de bilinecek biçimde sosyal medya üzerinden yaşananlara taraf olmuşlardır. Şirketlerin ve markaların, çalışanlarının


MAKALE

ifade özgürlüklerini zedelemeyecek biçimde bu konuda bundan sonrasına yönelik olarak net düzenlemeler yapması gereklidir. İkinci olarak bugünden başlayarak şirket ve markaların çalışanlarına yönelik bir iç iletişim planlaması yapmalarının gerekliliğidir. Şirketler ve markalar, sağladıkları istihdam olanakları bir yana, büyük emek ve yatırımlarla gerçekleştirilen ekonomik varlıklardır ve bu anlamda birincil kurumsal sosyal sorumlulukları toplumu bölen ağır kutuplaşma ve karşılıklı “ötekileştirme” çabalarına taraf olmamaktır. Şirket tepe yöneticileri bu temel ve ilkesel duruşu tüm çalışanlarına anlatmak ve onları mümkün mertebe bu konuda ikna etmek mecburiyetindedirler. Zira üçüncü önemli ders, yaşananların özünün, uzunca

bir süredir alttan alta yürüyen ve bugün artık tüm yönleri ile açığa çıkmış bulunan iki farklı “kamusal alan” anlayışı arasındaki nihai çatışma olduğu gerçeğini olabildiğince nesnel bir biçimde görmek gerektiğidir. Çatışmanın bir tarafında kentli, seküler, beyaz yakalı her seviyeden çalışan ve yöneticilerin alışageldiği sıklıkla laiklik eksenli olarak tanımlanan “kamusal alan” anlayışı, diğer tarafında ise Başbakan’ın çoğunluğun değerleri ile belirlenecek dediği yeni “kamusal alan” tarifi bulunmaktadır. Ve bu çatışma kurumlar ve markalar nezdinde daha çok can yakmaya adaydır ve ne yazık ki kurumsal itibar perspektifinden bunu aşmaya yönelik hazır ve mucizevi bir reçete de yoktur.

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 27


MAKALE

MERVE SEÇKİN

Basında en çok konuşulan KSS projeleri Mayıs ayında gazete ve dergilerin en fazla söz ettiği sosyal sorumluluk projeleri belli oldu. Medya Takip Merkezi (MTM)’nin ulusal gazete ve dergiler üzerinden hazırladığı rapora göre, ay boyunca en fazla gündeme gelen proje, Ak Sigorta ile AKUT’un ortaklaşa yürüttüğü “Hayata Devam Türkiye” oldu. Medya Takip Merkezi’nin her ay düzenli olarak hazırladığı basında en çok yer alan kurumsal sosyal sorumluluk projeleri araştırmasına göre, Mayıs ayında ulusal basında öne çıkan proje Aksigorta ve Akut’un birlikte yürüttüğü “Hayata Devam Türkiye” oldu. Başta deprem olmak üzere, sel, yangın gibi doğal afetler konusunda toplumu bilgilendirmek amacıyla oluşturulan proje, 4. etabı ile Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde halka eğitimler vermeye devam ediyor. Mayıs ayı boyunca basının en çok söz ettiği ikinci sosyal sorumluluk projesi, “Ekonomiye Kadın Gücü” oldu. Turkcell’in Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) işbirliği ile hayata geçirdiği proje kapsamında, iş kurmak ya da işlerini büyütmek isteyen 14 kadın, bölgelerini temsilen Anneler Günü sebebiyle düzenlenen yemekte mikrokredi çeklerini aldılar. Proje ile işini büyüten kadınların ünlü isimlerle birlikte fotoğraflarını içeren “Ekonomiye Kadın Gücü Sergisi” de projenin Mayıs ayında basına yansıyan haberleri arasındaydı. TTNet’in “İnternetle Hayat Kolay” projesi ay içerisinde basının en fazla ilgi gösterdiği üçüncü sosyal sorumluluk projesi oldu. Daha önce internetle tanışmamış, 12 yaş üzerindeki kişilere internet kullanım eğitimleri vermeyi amaçlayan projede, bu yıl eğitimler ünlü isimlerin katılımıyla devam ediyor. İzmir’de sürdürülen eğitimlere, Berna Laçin, Gupse Özay ve Model Grubu üyeleri gibi ünlü isimler destek verdi. MTM’nin aynı araştırmasına göre, ay boyunca gazete ve dergile-

28 | REPORTTURK / Temmuz 2013


MAKALE

rin en fazla yer verdiği bir diğer proje, “Meslek Lisesi Memleket

Ay boyunca basında en fazla gündeme gelen bir başka sosyal

Meselesi” oldu. Koç Holding’in yürüttüğü proje, “Liseler Mesle-

sorumluluk projesi ise, “Baba Beni Okula Gönder” oldu. Milliyet

ğiyle Yarışıyor” yarışmasının sonuçlarının açıklanması ile Mayıs

Gazetesi’nin Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte yü-

ayında adından söz ettirdi. 7 bin 800’den fazla öğrencinin baş-

rüttüğü proje, benzeri projelerle birlikte ilköğretim çağındaki kız

vurduğu yarışmada büyük ödülün sahibi, Eskişehir Sabiha Gökçen

çocuklarının okullaşma oranının yüzde 98,5’e çıkmasına katkı

Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi oldu.

sağlaması ile gündeme geldi.

ulan projeleri

ş Ayın en çok konu

- AKUT ) rkiye ( Aksigorta Tü m va De ta ya Ha rkcell ) Gücü Projesi ( Tu Ekonomiye Kadın Kolay ( TTNet ) İnternetle Hayat Koç Holding ) leket Meselesi ( em M i es Lis k le Mes ) Gönder ( Milliyet Baba Beni Okula Holding ) nımıyorum ( Koç Ta l ge En in İç m Ülke i ( Turkcell ) Kardelenler Projes Kargo ) klar Okula ( MNG cu Ço , ya tu Ku r Poşetle tron ) liyorum ( Visa Elec Paramı Yönetebi K Araç Muayene reketi ( TUVTUR Ha k lu lu m ru So Trafikte İstasyonları ) esi ( Opet ) Tarihe Saygı Proj et ) Temiz Tuvalet ( Op İş Bankası ) yattan Kareler ( Kadın Gözüyle Ha ( Türk Telekom ) Türkiye’ye Değer s) lar ( Renault- Mai Sokakta İlk Adım ayında, ulusal *MTM’nin Mayıs

de yaptığı basın

gazete ve dergiler

takibi

e edilmiştir.

sonuçlarından eld

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 29


MAKALE

ERTAN ACAR

Dünya markaları yaratmak Dünyanın en değerli 100 markası arasında kaç tane Türk markası var biliyor musunuz? Hemen söyleyelim: Maalesef yok... Devletlerin ulusal bayrakları artık kendi küresel markalarının logoları haline geldiği bir dünyada yaşıyoruz. Düşünün “Amerika” denince gözünüzün önünde canlanan ne veya Amerika’yı nelerle özdeşleştiriyorsunuz? Ben söyleyeyim: Mc Donald’s, Coco Cola, CNN, GAP, Microsoft, IBM, Google, Yahoo, Starbucks, Nike, Metro Golden Mayer değil mi? “Ya Almanya” diye sorulsa? Siemens, Mercedes, BMW, Audi, Rowenta, Adidas, VW mi? Veya “Fransa” denince, Hermes, Total, Pierre Cardin, Carrefour, Lacost, Christian Dior, Cartier, Peugeot, Louis Vuitton, Citoren, Danone, Renault değil mi? Pekiyi İtalya? Prada, Armani, Ferrari, Masserati ve Fiat mı? Ya “İsviçre” denince ne geliyor? Nestle, Rolex ve Montblanc değil mi? Ama yurt dışında, “Türkiye” denilince akla hangi marka geliyor? Maalesef ülkemizin küresel bir markası yok. Hadi Türk Hava Yolları’na haksızlık etmeyelim. O son yıllarda başarılı sponsorluk çalışmaları ile dünya devler liginde öne çıkmaya başladı… Hal böyle olunca da akla “Bari Türkiye markası dünyada iyi yönetiliyor mu?” sorusu geliyor... Asıl sorun belkide “Türkiye” denince bizim bir BMW’miz, bir Microsoft’umuz, bir Mc Donald’s’ımız, bir Rolex’miz, bir Armani’mizin olmaması...

30 | REPORTTURK / Temmuz 2013

“Türkiye” denince ne akla geliyor? Sadece “Türk Hava Yolları mı?” O da belki… Türkiye markasını yönetmek sadece Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ya da devletin görevi mi? Peki özel sektörün hiç mi misyonu yok? Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü ancak markaları olabilir. Bunu tartışmaya gerek yok. Fakat devlet eliyle Türkiye’yi sadece deniz, kum ve güneş ülkesi olarak tanıtmak uygulanabilecek en yanlış strateji olsa gerek. Önce başka bir sorunu masaya yatırmamız gerekiyor: “Dünyadaki Türkiye algılaması”. Fransa denince Eiffel kulesi, şarap, Louvre Müzesi, İtalya denince Pizza Kulesi, peynir ve ayakkabı, İngiltere denince Büyük Benjamin olarak ifade edilen Londra’da Westminster Sarayı’nın yanındaki ünlü Big Ben saat kulesi, Amerika denince Özgürlük Anıtı akla geliyor. Bu örnekleri artırabiliriz. Peki Türkiye denince akla gelen bir simgemiz, sembolümüz var mı? Belki Ayasofya ve Kız Kulesi… O da belki… Dünya çapında bir alan araştırması yapılsa, bahse girerim yabancıların büyük çoğunluğu Türkiye’nin haritadaki yerini bile gösteremezler. Bir de ülkeleriyle özdeşleşen markalar var. Ülkenin adı zikredilince adı ve logosu göz önüne gelir… Yurt dışında Türkiye denince akla gelen kaç marka var sizce? Düşünün saat almak istiyorsunuz. Aynı kalitede, aynı özellikte iki farklı saat size sunuluyor. Biri İsviçre diğeri ise Türk malı… Hangisini seçersiniz? İtiraf edin. Elbette İsviçre malı olanı değil mi. Neden? Çünkü ülke algılaması burada devreye


MAKALE

giriyor da ondan. Türkiye’nin tanıtımı ve uluslararası algılamasının kuvvetlendirilmesi için hem devlete hem de özel sektöre büyük görevler düşüyor. Bu alanda girişimler de olmadı değil. İş dünyası Fındık Tanıtım Grubu, Deri Tanıtım Grubu, Makine Tanıtım Grubu, Narenciye Tanıtım Grubu, Doğal Taş Tanıtım Grubu adı ile sektörel tanıtım atakları başlatsa da başlangıçta ses getiren bu sivil insiyatifler, belli bir süre sonra bütçe yetersizliği nedeniyle yarı yolda kaldı. Bu nedenle, devlet öncelikle turizmden medet uman küçük ada ülkeleri gibi deniz, kum, güneşi bir kenara bırakıp, ülkemizin kültür ve değerlerini, sanayi ürünlerini öne çıkaran iletişim atakları başlatmalıdır. Bununla birlikte, ölçek ekonomisini sanayiye yerleştirilmesini sağlayacak katma değer üreten sektörlerin önünü açacak uygulamalar hayata geçirilmelidir. Ek olarak vergi yüküne boğulan, bu yüzden tanıtım ve marka yatırımı yapamayan kurumlar için çeşitli sübvansiyonlar da devreye sokulabilir. Sübvansiyondan kastım, fuar bileti veya stand kirası

teşviği filan değil. Türk markalarının uluslararası arenada gerçekleştireceği tanıtım, iletişim ve reklam faaliyetlerine desteklemeye yönelik projeler hayata geçirilebilir. Örneğin, bu konuda KDV teşvikleri ve bütçe destekleri de olabilir. Özel sektör de artık fasoncu mantığından sıyrılmalıdır. Kendi markaları ile uluslararası pazarlarda fırsat kollamayan kurumların bu gidişle ayakta kalma şansı yok çünkü. Ayrıca bir ülke ile ilgili algılamayı şekillendiren en önemli unsurlardan biri de o ülkede icra edilen sanattır. Bugün 60 ülkeye satılan dizi filmler, son yıllarda ses getiren Türk sineması yurtdışındaki Türkiye algılamasını şekillendiren enstrümanlardan biri haline geldi. Amerika sinema sektörü ile dünyayı yönetiyor. Biz sanatı kullanarak niye yapmayalım? Dünya çapında pek çok marka olmuş sinemacımız, yazarımız, aktör ve aktristimiz, müzisyenimiz var. Bunun için sanatın ve sanatçının da devlet ve sponsor desteğine ihtiyacı var. Önemli olan bilinçle kolları sıvamak.

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 31


MAKALE

PROF.DR. FARUK ŞEN

Türkiye Almanya’daki Nazi davasını unuttu mu?

Son haftalarda Taksim’de geziparkı ve AKM ile başlayan olaylar 74 ilimizde 1 milyon insanımızın ayaklanmasına sebep oldu. Dünya basını, başta Avrupa Birliği ve Merkel olmak üzere Türkiye’ye olaylarla ilgili büyük ölçüde yüklenmeye başladı. Avrupa Parlamentosu Taksim gezi olaylarından dolayı Türkiye’yi kınayan bir karar çıkardı. AB’ye tam üyelik yolunda ilerleyen Türkiye tabii ki bu tepkilere duyarlı olmalı, fakat Avrupa’yı bilenlerin aklına şöyle bir soru geliyor: Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Türkiye’de geziparkı direnişinde 4 kişi-

32 | REPORTTURK / Temmuz 2013

nin ölümüne sebep olan olaylara haklı olarak tepki gösterirken, Almanya’da 2000-2008 yılları arasında naziler tarafından öldürülen 8 Türk’ün davasında hatta bir adım daha ileri gidelim, Köln Keupstrasse’nın naziler tarafından bombalanmasına ve Ludwigshafen ve Stuttgart’da birer ev yakılarak 17 Türk’ün öldürülmesi ile ilgili neden aynı duyarlılığı göstermiyor? Şuanda Türkiye’de belirli bir aradan sonra basın geziparkı olaylarını ve bunun yansımalarını ele alırken Almanya’daki Nazi mahkemesini unuttu mu?


MAKALE

Avrupa’daki Türk basınında tek gazete Bu konuda Almanya’da ciddi savaş veren bir gazete var. Alman yetkililerin etkisini azaltmak için hükümete yakın bir gazete olarak nitelendirdikleri Sabah Gazetesi’nin Avrupa baskılarında yazı işleri müdürü İsmail Erel ve genel yayın müdürü Mikdat Karaalioğlu büyük çabalar gösteriyorlar. İsmail Erel’in son tespitlerine göre nazilerden sağ kalarak yargılanan Beate Zschape ve 4 yardakçısının dışında 500 kişilik bir ekip bu çeteye 2000-2010 yılları arasında her türlü yardımı sağladı. 500 kişilik aktif grup yabana atılacak bir grup değil. Bu grubun içinde Alman sağcı politikacılarının dışında Thilo Sarazzin gibi adamlar da var.

Alman Derin Devleti Olayın İçinde En önemlisi bu 500 kişilik grubun içinde takriben 25 kişilik Alman Anayasayı Koruma Örgüt’ünün yetkilileri de yer

alıyor. Angela Merkel’ın Türkiye’ye duyalılık göstermesini saygı ile karşılarken aynı Başbakan’ın Almanya’daki olaylara da aynı ilgili göstermesini beklemek Türk insanının hakkı olması gerekiyor. Almanya’da derin devlet bu konuda ağzını açan kitleleri susturmakta çok başarılı. Eski Büyülelçimiz Mehmet Ali İrtemçelik Alman derin devletinin ve aşırı sağın üzerine giderken aniden görevinden alınarak, Türkiye’ye geri döndü. Aynı şekilde Hürriyet’in Avrupa baskılarının başarılı yöneticisi Kerem Çalışkan da Hürriyet yönetimi tarafından ilk önce geri alındı daha sonra da işten çıkarıldı. Derin Devlet’in başka tepkileri de olayların üzerine giden ve haksızlıklara karşı Türkleri savunma savaşı veren Türkiye Araştırmalar Merkezi’nin politikasına karşı sürdürüldü ve bu kurum 2009’dan itibaren sessiz ve işlevini yapamayan bir kurum haline getirildi.

Temmuz 2013 / REPORTTURK | 33


MAKALE

Avrupa Parlamentosu Almanya’da ciddi bir derin devlet var. Kendi ülke sınırları dışında olan olayların üzerine giderken kendi ülkesinde olan olaylara sessizlik içinde bakıyor. Bilim adamlarının Alman derin devletinin hakkında doktora yazmaları için bir çok konu var. Aynı şekilde Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Komisyonu da belki Türkiye’nin dışında Almanya’daki gelişmeleri de hatırlar ve onlara karşı da bir yaptırımda bulunabilir. Avrupa Parlamentosu hakikaten Avrupa Birliği ülkelerinde her geçen gün artan aşırı sağın saldırılarına, İslamofobi’ye karşı hiç bir duyarlılık göstermiyor. Haklı olarak Türk politikacılar ‘’Bu ne perhiz bu ne lahana tur-

34 | REPORTTURK / Temmuz 2013

şusu’’ diyorlar. Eğer ciddi olarak uygarlık ve demokrasinin temellerine zarar vermek istemiyorsak Türkiye’ye gösterilen duyarlılığı Avrupa’daki Türk’lere yönelik saldırılarda da göstermemiz lazım. 1992-2013 yılına kadar Almanya’da 100’ün üzerinde Türk aşırı sağın saldırılarında hayatını kaybetti. Avrupa Parlamentosu’ndan hiç bir kınama gelmedi. Aynı gelişmeyi Karma Parlamentar Komisyonu için de söyleyebiliriz. 12 Türk ve 12 Avrupa Parlamentarından oluşan bu grup maalesef Güneydoğu Anadolu’dan Ermeni sorununa her konuya el atarken Avrupa’daki Türk’lere yapılan haksızlıklara el atma gereği duymadı.


İŞİNİZİ BÜYÜTMEK İÇİN İHTİYAÇ DUYDUĞUNUZ HERŞEY BU ÇATININ ALTINDA... Danfoss Isıtma Çözümleri Türkiye

Isı Pompaları

Termostatik Radyatör Vanaları

Oda Termostatları

Hidronik Balans ve Kontrol Vanaları

Döşemeden Isıtma Sistemleri

Isıtma Kablosu Çözümleri


Egzoz Gaz Emisyon Ölçümünü Yaptrdnz m? Daha temiz bir çevre ve yakt tasarrufu için egzoz gaz emisyon ölçümünüzü mutlaka yaptrn. Uluslararas standartlara uygun egzoz gaz emisyon ölçümünü, araç muayene istasyonlarmzda yaptrabilirsiniz. Randevu ve bilgi için tuvturk.com.tr

TÜVTURK Araç Muayene İstasyonlar TÜVTURK, bir TÜV SÜD - DOĞUŞ - BRIDGEPOINT ortaklğdr.

www.tuvturk.com.tr

Güven verir. De¤er katar.

REPORTTURK TEMMUZ 2013 SAYISI  

İŞ DÜNYASININ KURUMSAL KIYMETLER E-DERGİSİ

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you