Page 1


E D İI T Ö R D E N

Abdullah Nurgül Sarıkuzu Koca Acar Türkiye’nin yurt dışı varlıkları arttı

Coca-Cola komşuyu terk ediyor

Her zaman olduğu gibi Haziran sayımızda da dopdolu bir REPORTTURK ile karşınızdayız. Bu sayımızda kapağımıza Merkez Bankası Uluslararası Yatırım Pozisyonu Yunanistan’ın entaşıdık. büyük 2013 şirketi olan Coca-Cola Hellenic (CCH) Atina borsa(UYP) sonuçlarını Mart sonu itibariyle Uluslararası Yatırım Pozisyonu sından çıkıp, Londra borsasında işlem görmeye devam edeceğini ve şirketin verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2012 yıl sonuna göre yüzde 2,8 merkeziniartışla de İsviçre’ye taşıyacağını açıkladı. Bizise deyüzde bu nedenle kemer sıkma oranında 219,7 milyar dolar, yükümlülükleri 4,0 oranında artışla politikaları yüzünden sıkıntılı günler yaşayan Yunanistan’a dikkat çekmek için 653,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kasım ayı sayımızda kapağımıza, Coca-Cola komşuyu terk ediyor başlığı ile BSA’nın yeni araştırması, lisanslı yazılımların kurumlardaki riskleri azaltarak işletme sizleri karşılamak istedik. performansını artırdığını ve sağladığı katma değerle ekonomiyi güçlendirdiğini Merve Seçkin’in kaleme aldığı yazısında ayın en çok konuşulan KSS projelerini ortaya koydu. BSA |Takip The Software Alliance ve işletme dünyanın önde inceleyen Medya Merkezi (MTM)’nin her ay alanında düzenli olarak Reporttürk gelen yüksek öğrenim tarafından için hazırladığı medyakurumlarından araştırmasınaINSEAD göre, Eylül ayındayapılan gazeteson ve araştırmada, dergilerin en lisanslı yazılımların Türkiye ekonomisine katkıda nun bulunduğu edildi. fazla yer verdiği KSS projesi “Fıstığımızbüyük Bol Olsun” medyatespit yolculuğundaki başarı hikayesi anlatılıyor. Anneler Günü, Babalar Günü, peşinden yaz tatili, Ramazan Ayı ve Şeker Bayramı Türkiye-Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar başkanı Prof.Dr.Faruk alışverişleri nedeniyle perakende sektörünü hareketli Vakfı bir dönemin beklediğine Şen’in makalesi “Afrika ve Güney Afrika’da faaliyetlerimiz” başlığı bu ay ki dikkat çeken dünyanın ve ülkemizin önde gelen markalarının New York ile merkezli sayımızda yerini alıyor. danışmanlık şirketi Envirosell’in Türkiye Ortağı ve Direktörü Burç Tutanç, sıkıntılı Davranış bilimleri ve aynı zamanda psikiyatri uzmanı olan Dr.İnci Şen ise kalem günler yaşayan perakendecilere altın değerinde önerilerde bulundu. aldığı yazısında “2012 Yılına girerken Türkiye’de sağlık sorunları Avrupa’ya göre Deloitte tarafından dört ayda bir düzenli olarak hazırlanan “Küresel Ekonomik daha iyi bir gelişme gösteriyor” konusu ile sağlık sorunlarımıza farklı bir penceGörünüm 2013” raporu yayınlandı. Raporda, küresel ekonomiye yön veren reden bakarken, çözüm önerisi ile de ilgi çekiyor. Avrupa, Amerika, Çinİşletme ve Hindistan gibiöğretim bölgelerdeki ve gidişat hakkında Texas Üniversitesi Fakültesi üyesigelişmeler Prof.Dr.Tevfik Dalgıç’ın Kagelişmeler aktarılıyor. sım ayı sayımızda yer alan makalesinde işlediği konu Amerika’da alkol yasağı, Köşe yazarlarımız ay sizler için yine birbirinden değerli makaleler kaleme aldı. anayasa maddesibu oldu ama anayasa maddesi olmasına karşın kanun maddesinin uygulanmasının gerçekteseçimlerden mümkün olmadığının yazıda; bu tarzda Prof. Dr. Faruk Şen yazısında önce Sosyalanlatıldığı Demokrasinin ekonomi pokanun maddelerinin Osmanlı’da gibi baskı zorla,isekanun yoluyla insanlitikalarının nasıl olması gerektiğineolduğu değiniyor. Tevfikve Dalgıç strateji kelimesinin larınkavramının yaşamınagerçekte müdahale geri tepebileceğinin, hatta birAlikarşıt ve ne etmenin anlama geldiğini anlatıyor. İDA Başkanı Cemhareket İlhan, doğuracağının belirtisi olduğu anlatılıyor. şirketler, markalar ve digital dünya üçgenini ele alıyor. Haberlerimizden bazılarına gelince “Aydınlı’dan Rusya’ya 28 mağaza”, “CarFatih Acer web sitenizin kullanıcı alışkanlıklarını nasıl keşfedeceğinizi ayrıntı bir refour ‘a sürpriz talip”,Türkiye’den organik pamuk talebinde patlama”, “Suriye biçimde anlatıyor. Ertan Acar ise “Hayır” demeyi öğrenmemiz ve bilmemiz gerekekonomisi nefes alamıyor”, “Afrika Çinliler’in ‘taklit pazarı’ oldu”, “dijital gıda tiğini, bunun hayatımızdaki değiniyor. kuponu geliyor”, “Apple’aönemine patent şoku” başlıkları ile ilginizi çekeceğini umduğumuz bir sayı hazırladık. Dolu dolu içeriğimiz ile karşınızda olduğumuz Haziran sayımızda hepinize keyifli okumalar Devamı vediliyorum. daha fazlası Reporttürk E-Dergi Kasım sayısında…

İmtiyaz İmtiyaz Sahibi Sahibi: ve Sorumlu: Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı adına Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı adına Ertan Acar Ertan ●Acar

Genel Yayın • Yönetmeni Acar GenelNurgül YayınKoca Yönetmeni:

● Nurgül Koca Acar Yayın Koordinatörü • Onur Pulat Yayın Koordinatörü: ● Abdullah Sarıkuzu Yayın Koordinatör Yardımcısı F. Nur • Şen ● Yayın Kurulu: Sorumlu Yazı Müdürü Fatih Acer, Prof. İşleri Dr. Faruk Şen, Metin Koca Mehmet Canıtatlı,• Çiğdem Penn, Osman Yılmaz, Metin Koca Yayın Kurulu: Dr. Haluk Gürgen AdnanProf. Dalgakıran, Ali Eren, Fatih Acer, Kemal Yamankaradeniz, Tufan Darbaz, • Prof. Dr.İletişim Faruk Şen, Mehmet Canıtatlı, Adresleri: Dr. Yusuf Adıguzel, Çiğdem Penn, Esentepe Mah. Kasap Sok. Osman Yılmaz, Metin Koca Aslan Apt. No:11 D:7 Şişli/İstanbul •• İletişim Adresleri: Yazı İşleri: Esentepe Mah. Kasap Sok. editor@reportturk.com Aslan Apt. No:11 D:7 Şişli/İst • • Reklam Satış: Yazı İşleri: Özge Konci editor@reportturk.com Telefon: 0212 • 272 51 51 Fax: 0212 49 50 Reklam272 Satış: E-mail: reklam.satis@reportturk.com Büşra Yıldız •• Web: www.reportturk.com www.reportturk.com Web: •• Telefon: ABD Temsilcisi 0212.272.51.51 Prof. Dr. Tevfik Dalgıç • Dallas, Texas, USA Fax: Tel: 214-212 43 43 0212.272.49.50 e-mail:tdalgic@gmail.com • • Ankara Temsilcisi: İngiltere Temsilcisi: Abdullah Kuş Koca Portakal ÇiçeğiVehbi Sokak Ansera İş Merkezi No 17/66 10 Avocet Close,Çankaya Se1 5En/Ankara London/UK Telefon: 0312.440.49.57 Tel: +44 (0)20 7232 0291 •• Abd Temsilcisi: Bursa Temsilcisi: Prof. Dr. Tevfik DalgıçAgency Bigworks Creative Strategy Dallas, Texas, USA Kükürtlü Mah. Kükürtlü Cad. Yeşilkent Sitesi Tel-214-2124343 No:70 A Blok D:2 Osmangazi / BURSA e-mail:tdalgic@gmail.com Tel: 0224 • 234 33 99 • İngiltere Temsilcisi: Sayfa Tasarım Vehbi Koca Medya İletişim 10 AvocetV2Close, Se1 5En London/Uk Telefon: +44 • (0)20 7232 0291 Dijital Yayın•Platformu DijitalDijimecmua Yayın Platformu: Dijimecmua • • REPORTTURK Basın meslek ilkelerine uymaya söz Sayfa Tasarım: vermiştir. V2 Medya İletişim

• Köşe ve makalelerdeki yorum, bilgi ve haberlere ilişkin sorumlulukBasin yazarına aittir.ilkelerine uymaya • REPORTTURK uymayasöz soz ● REPORTTURK Basınmeslek meslek ilkelerine vermiştir. vermistir. • REPORTTURK’te yayınlanan yazıların her • Kose ve makalerdeki yorum, bilgi ve haberlere iliskin hakkı saklıdır. İzinsiz veyayorum, kaynak bilgi gösterilmeden ● Köşe ve makalelerdeki ve haberlere sorumluluk yazirinayazarına aittir. aittir. kullanılamaz. ilişkin sorumluluk


Egzoz Gaz Emisyon Ölçümünü Yaptrdnz m? Daha temiz bir çevre ve yakt tasarrufu için egzoz gaz emisyon ölçümünüzü mutlaka yaptrn. Uluslararas standartlara uygun egzoz gaz emisyon ölçümünü, araç muayene istasyonlarmzda yaptrabilirsiniz. Randevu ve bilgi için tuvturk.com.tr

TÜVTURK Araç Muayene İstasyonlar TÜVTURK, bir TÜV SÜD - DOĞUŞ - BRIDGEPOINT ortaklğdr.

www.tuvturk.com.tr

Güven verir. De¤er katar.


İçindekiler 6

KISA KISA Fransa 3. kez resesyonda Yatırımcıya ‘akıllı harita’ hizmeti Aylık en yüksek reel getiri Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksi’nde gerçekleşti 3 yıl üst üste çift haneli büyüme Körfez sermayesi Türkiye’ye akacak

12 14 16 18

HABER

Ekonomik büyüme hala yetersiz

HABER

Kurumlar Vergisi rekortmenleri belli oldu

HABER

Perakendecilere 5 Altın Öneri

HABER

Türkiye’de lisanslı yazılımlar iki kat fazla ekonomik yarar sağlıyor

Tumblr’ı 1.1 milyar dolara Yahoo aldı

MAKALELER

10

KAPAK

20

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları arttı

22 26 28 30 32

PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

Günlük olaylar strateji değildir, strateji uzun vadelidir FATİH ACER

Web sitenizin ziyaretçi alışkanlıklarını keşfedin MERVE SEÇKİN

Basında en çok gündeme gelen KSS projeleri belli oldu ERTAN ACAR

“Hayır” demeyi öğrenmek ALİ CEM İLHAN

Şirketler, markalar ve dijital dünya PROF. DR. FARUK ŞEN

Seçimlerden önce Sosyal Demokrasi’nin ekonomi politikasi neleri içermeli


KISA KSIA

Fransa 3. kez resesyonda Fransa’da ekonomi resesyona girdi. Fransa’nın Ulusal İstatistik Kurumu (INSE), 2012 yılının son çeyreğindeki resesyona benzer bir gerileme yaşandığını, 2013’ün ilk 3 aylık diliminde de yüzde 0.2 resesyon yaşandığını açıkladı. INSE, 2012 yılı için ‘0’ büyüme açıklamıştı. Fransız ekonomisi daha önce de 2012 yılının ilk ve 2’inci çeyreğinde kırmızı alarm vermiş, iki dönem üst üste 0,1 resesyon yaşandıktan sonra 3’üncü çeyrekte yeniden büyümeye geçilmişti. Rakamlar, Fransız ekonomisinin giderek kırılganlaştığını net bir biçimde ortaya koyuyor.

Yatırımcıya ‘akıllı harita’ hizmeti Turkcell, işini büyütmek, saha aktivitesi düzenlemek, yeni mağaza ya da şube açmak isteyen şirketlerin ve kurumların hedef kitlelerine ulaşmalarını sağlamak amacıyla “Akıllı Harita” hizmetini kullanıma sundu. Turkcell açıklamasına göre şirket, Türkiye’de bir ilk olarak potansiyel müşteri kitlesinin yoğunluğunu sunan Akıllı Harita hizmetiyle, şirketlere verimlilik ve kârlılık artışı ile doğru iş planı oluşturma fırsatı yaratıyor. Şirketler ve kurumlar açısından doğru müşteriye doğru zamanda ulaşmanın büyük önem kazandığı günümüzde hizmete sunulan Akıllı Harita ile “müşteri neredeyse orada iş yapmak” mümkün hale geliyor. İl, ilçe, mahalle ve hatta mahalleden küçük birimler bazında; ister müşteri kitlesinin ister çeşitli kriterlerle daraltılmış hedef kitlenin gün içinde hangi yoğunlukta, nerede bulunduğunu gösteren Akıllı Harita; billboard, yeni şube, mağaza, hastane, okul açma kararlarında şirketlere önemli bir veri kaynağı sağlıyor.

Aylık en yüksek reel getiri Borsa İstanbul (BIST) 100 Endeksi’nde gerçekleşti En yüksek reel getiri, 2013 Nisan ayında, Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) ile indirgendiğinde %2,46, Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise %1,51 oranlarıyla BIST 100 Endeksi’nde gerçekleşti. ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi %0,96 ve Euro %0,25 oranında yatırımcısına reel getiri sağladı. Buna karşılık, külçe altın %5,81 ve Amerikan Doları %0,15 oranında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi %0,03 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, külçe altın %6,68, Amerikan Doları %1,08 ve Euro %0,68 oranında yatırımcısına kaybettirdi. BIST 100 Endeksi, üç aylık değerlendirmede; ÜFE ile indirgendiğinde %2,24, TÜFE ile indirgendiğinde ise %1,01 oranlarıyla yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken, külçe altın, ÜFE ile indirgendiğinde %8,94, TÜFE ile indirgendiğinde ise %10,04 oranında en çok kaybettiren yatırım aracı oldu. Altı aylık değerlendirmeye göre BIST 100 Endeksi; ÜFE ile indirgendiğinde %19,93, TÜFE ile indirgendiğinde ise %17,26 oranında yatırımcısına en yüksek kazancı sağladı. Aynı dönemde külçe altın, ÜFE ile indirgendiğinde %15,59, TÜFE ile indirgendiğinde ise %17,47 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

6 | REPORTTURK / Haziran 2013


İŞİNİZİ BÜYÜTMEK İÇİN İHTİYAÇ DUYDUĞUNUZ HERŞEY BU ÇATININ ALTINDA... Danfoss Isıtma Çözümleri Türkiye

Isı Pompaları

Termostatik Radyatör Vanaları

Oda Termostatları

Hidronik Balans ve Kontrol Vanaları

Döşemeden Isıtma Sistemleri

Isıtma Kablosu Çözümleri


KISA KSIA

3 yıl üst üste çift haneli büyüme Vodafone Türkiye, müşteri memnuniyetine odaklı stratejik programıyla bu mali yılda toplam gelirlerini yüzde 19.2 arttırarak, son üç yılda kesintisiz çift haneli büyüme gerçekleştirdi. Şirket, hem toplam 5.5 milyar TL gelir seviyesi hem de 915 milyon TL FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar) ile bugüne kadar ki en yüksek seviyeleri yakaladı. Şirketin abone sayısı, geçen yıla oranla 909 bin artış ile, bugüne kadarki en yüksek seviyesi olan 19.2 milyona erişti. Şirketin ortalama ARPU’su (Abone başına Gelir) son çeyrekte yüzde 9.1 artış ile 21 lira olarak gerçekleşti. 2012-2013 mali yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre mobil internet gelirlerini yüzde 92 artıran şirket, veri gelirlerinde de yüzde 55’lik bir artış sağladı. Faturalı abone sayısını, bu mali yılda net yaklaşık 800 bin müşteri kazanımla 6,8 milyona yükselten şirket, toplam abone bazı içerisindeki faturalı abone oranını son 4 yılda yüzde 12.7’den yüzde 35.4’e çıkarttı. Kurumsal alandaki global birikimlerini Türkiye’ye aktarak, müşterilerine özel inovatif çözümler geliştiren “İşOrtağım” platformu ve “Toplam İletişim Hizmetleri Stratejisi” ile, kurumsal segmentteki güçlü büyümesini sürdüren şirket, kurumsal mobil servis gelirlerini 2012-13 mali yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %33 oranında artırdı.

Körfez sermayesi Türkiye’ye akacak Abu Dabi Ulusal Bankası Grup Baş Ekonomisti Giyas Gökkent, Moody’s’in Türkiye’nin not artırımının körfez sermaye girişlerini yükselteceğini söyledi. Moody’s’in Türkiye’nin not artışı akabinde körfez sermayelerinin Türkiye’ye akıp akmayacağına ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Gökkent, “Not artırımı sermaye girişlerini muhtemelen yükseltir. Fakat körfezdeki bankaların ve yatırım şirketlerinin hisse senedi fonlarının yatırım hedefleri genelde yine bu bölgedeki ülkelerin borsalarıdır” dedi. Bölgedeki halka açık hisse senedi yatırım fonlarının çok küçük kısmının Türkiye’ye yatırım yapacaklarını, bono/tahvil yatırım fonlarında ise durumun farklı olduğunu dile getiren Gökkent, “Bunlar dolar cinsi bono/tahvil olduğu sürece Türkiye’ye yatırım yaparlar. Not artışından dolayı Türkiye’ye daha fazla pay vermek isteyebilirler” değerlendirmesinde bulundu. Türk tahvillerinin getirisi düştüğü için cazibesinin azaldığına dikkat çeken Gökkent, “Ayrıca körfezdeki tahvil enstrümanlarının getirisi nispeten yüksektir. Devlet yatırım fonları Türkiye’ye muhtemelen halihazırda yatırım yapmaktadır, fakat bunların seviyesinin en azından portföylerine oranla o kadar yüksek olduğunu sanmıyorum. Bunun sebebi Türkiye’nin yatırım notunun düşüklüğü ve nispeten küçük bir piyasa olmasıdır” diye konuştu.

Tumblr’ı 1.1 milyar dolara Yahoo aldı İnternet şirketi Yahoo’nun Yönetim Kurulu, New York merkezli blog sitesi Tumblr’ın 1.1 milyar dolara satın alınmasını onayladı. Uzun süredir gündemde olan anlaşmayla ilgili olarak piyasa uzmanları ve şirkete yakın kaynaklar, ‘Beklenen sonuç’ yorumunda bulundu. Bu, Yahoo Yönetim Kurulu Başkanı Marrissa Mayer’ın altına imza attığı en büyük anlaşma olacak. Tumblr, şirketi 2007’de kuran 26 yaşındaki David Karp tarafından yönetiliyor. 8 | REPORTTURK / Haziran 2013


HABER

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları arttı Türkiye’nin yurt dışı varlıkları mart ayı sonu itibariyle yüzde 2,8 oranında artışla 219,7 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 4,0 oranında artışla 653,5 milyar dolar oldu. Merkez Bankası, 2013 yılı mart ayına ilişkin Türkiye’nin Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı. 2013 Mart sonu itibariyle Uluslararası Yatırım Pozisyonu verilerine göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2012 yıl sonuna göre yüzde 2,8 oranında artışla 219,7 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 4,0 oranında artışla 653,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2012 yıl sonunda –414,8 milyar dolar iken

10 | REPORTTURK / Haziran 2013

2013 yılı mart ayında –433,8 milyar dolar oldu. Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2012 yıl sonuna göre 7,5 milyar dolar artışla 126,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, diğer yatırımlar kalemi ise 2,0 milyar dolar azaldı. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların yabancı para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları, 2012 yıl sonuna göre yüzde 10,0 oranında azalışla 21,7 milyar dolara geriledi. Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, Mart 2013 itibariyle, yurt dışında yerleşiklerin yurt içinde doğrudan yatırımları (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimle-


HABER

rin de etkisiyle 2012 yıl sonuna göre yüzde 2,2 oranında artışla 185,2 milyar dolara çıktı. Mart 2013 itibariyle, portföy yatırımları 2012 yıl sonuna göre 10,5 milyar dolar artış gösterdi. Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2012 yıl sonuna göre yüzde 8,2 oranında artışla 76,4 milyar dolar olurken, borç senetleri alt kalemleri olan yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 3,6 oranında artışla 64,9 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise 31,3 milyar dolar oldu. Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2012 yıl sonuna göre 10,5 milyar dolar artış gösterdi. Bankaların toplam kredi stoku yüzde 9,9 oranında artışla 70,8 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 1,4 oranında azalışla 95,1 milyar dolara geriledi. Mart 2013 itibariyle, diğer yatırımlar altında yer alan yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki yabancı para mevduatı, 2012 yıl sonuna göre yüzde 12,3 oranında artışla 30,7 milyar dolara ulaşırken, TL mevduatı ise aynı dönemde yüzde 6,8 oranında artışla 12,4

milyar dolar oldu. Yurt dışında yerleşik Türk vatandaşlarının Merkez Bankası’ndaki kredi mektuplu döviz tevdiat hesapları ise aynı dönemde 2012 yıl sonuna göre yüzde 6,4 oranında azalışla 6,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Haziran 2013 / REPORTTURK | 11


HABER

Ekonomik büyüme

hala yetersiz Deloitte’un, küresel ekonomi ve buna yön veren ülkeleri inceleyen raporuna göre, ekonomi iyileşme belirtileri gösteriyor, ancak bu yeterli değil. Deloitte tarafından dört ayda bir düzenli olarak hazırlanan “Küresel Ekonomik Görünüm 2013” raporu yayınlandı. Raporda, küresel ekonomiye yön veren Avrupa, Amerika, Çin ve Hindistan gibi bölgelerdeki gelişmeler ve gidişat hakkında gelişmeler aktarılıyor. 2013’ün ikinci çeyreğini küresel düzlemde inceleyen rapora göre, küresel ekonomi, iyileşme belirtileri gösteriyor; fakat bu belirtiler bir hayli inişli çıkışlı olarak ifade ediliyor. Bu resim içerisinde Euro Bölgesi en kırılgan görüntüyü vermeye devam ediyor. Gidişata ilişkin olarak, global piyasalarda istikrarlı seyrin sürdüğünü ve ekonomilerde iyileşmenin tekleyerek de olsa devam ettiğini belirten Deloitte Türkiye CEO’su Hüseyin Gürer, “Ancak dünyada olduğu gibi Türkiye’de de finansal piyasalardaki bu olumlu - hatta coşkulu - havanın reel ekonomiye tam yansımış olduğunu söylemek için henüz erken. Bilindiği gibi 2012 yılında büyüme biraz da dünya ekonomisine paralel olarak, çok belirgin bir şekilde yavaşladı. Yılın ilk çeyreğinde ise ekonomimizde canlanma emareleri görülmekle birlikte, yıllık %4 büyüme hedefinin tutması için bunların daha da güçlenmesi gerekiyor. Bulunduğumuz konjonktürde sermaye girişlerinin devam etmesi, cari açık ve enflasyonun ılımlı seyrini sürdürmesi, büyümeye gereken desteği vermek için politika yapıcılarının elini rahatlatıyor. Ancak orta-vadede %5 ve hatta daha yüksek büyüme hedeflerine ulaşılması için -küresel ekonomide görece zayıf seyrin devam edeceği varsayımı altında- Türkiye’nin yapısal reformlara ivme kazandırması gerektiği de oldukça açık” dedi.

Hikaye iyiye gidiyor Öte yandan hikayenin daha iyiye gideceği düşüncesi ise tüm bölgelerde hakim. Her bölgeyi alanında farklı bir uz-

12 | REPORTTURK / Haziran 2013


HABER

manın incelediği sonuçlar ise şöyle: Euro bölgesi: Alexander Börsch’ün Euro bölgesi analizine göre, Euro sisteminin dağılma riski epey düşük. Börsch, bu konuda olumlu düşünmek gerektiğini iletiyor ve Euro bölgesinde 2013 yılında zayıf da olsa bir büyüme beklememiz gerektiğine işaret ediyor. Öte yandan düşük yatırım ve düşük büyüme hızı sebebiyle Avrupa’nın sıkıntılı zamanlar yaşayabileceğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri: Patricia Buckley’in analizine göre, Amerika’daki ekonomik iyileşme hızlanıyor. Buna göre maliye politikası tarafındaki kısıntılar ve devam eden belirsizlik, bu iyileşmeye mutlak suretle gölge düşürecek; fakat iyileşmeyi tamamen durdurmak için yeterli olmayacak. Pozitif faktörler olarak ise hanehalkı serveti iyileşiyor ve hanehalkı formasyonunda (bireylerin yaşadıkları evden çıkarak yeni bir haneye taşınması hali) resesyon döneminde görülen olağan dışı düşüş, tersine dönmeye başlıyor. Her şeye rağmen, mali politikalarda belirsizliklerin sürmeye devam edeceği belirtiliyor. Çin: Dr. Ira Kalish’in hazırladığı Çin analizinde ise genel görünüm biraz karışık görünüyor. İhracat ve yatırımla ilgili olumlu haberlere rağmen, üretim sektörünün genel performansı aynı parlaklığı sergilemiyor. Ek olarak, çok tartışılan bölgelerarası oturma izni sisteminin kaldırılması dahil olmak üzere, yeni hükümetin potansiyel girişimlerinin de ekonomiyi gayet olumlu etkileyebileceği raporda tartışılan konular arasında yer alıyor.

Japonya: Dr. Kalish Japonya içinse mali teşvikler, yeni parasal genişleme programı ve daha serbest bir ticaret konularına odaklanıyor. Bu yeni politikaların etkili olup olmayacağını söylemek için henüz çok erken olsa da, finansal piyasalar üzerindeki olumlu etkiyi şimdiden görmek mümkün. Japon hisse senedi fiyatlarında artış, Yen’de ise düşüş gözleniyor. Bu düşüşün rekabet avantajları yaratarak büyümeyi ihracat kanalı ile destekleyeceği değerlendiriliyor. Hindistan: Pralhad Burli’nin Hindistan ekonomisi üzerinde analizi ise olumlu, ama bir o kadar da temkinli. Daha iyiye giden bir küresel ekonomi sayesinde Hindistan’da en kötünün geride kaldığını\iş kesiminin güveninin arttığını söylüyor.

Mali açığı olan ülkeler çok dikkat etmeli Raporda ayrıca, ABD ve Japonya gibi birçok ülkenin ortak sorunu olan bütçe açıklarından bahsediliyor. Rapora göre eğer ekonomi güçsüzse, bütçe açıkları sorun yaratmayacakken, ekonomi güçlüyse bu açıklar düzeltilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Örneğin Avrupa için asıl amaç mali tasarrufu aceleye getirmek ve ekonomik büyümeye odaklanmak olmalı. Ancak zamanla artan faiz ödemelerinin, bütçe açığını kontrolden çıkabileceği ve borcun GSMH’ye oranı kontrol edilemez hale gelebilir deniyor. Bunun da finansal piyasaların endişelenmesi durumunda, birden yüksek faizlere sebebiyet verebileceği değerlendiriliyor.

Haziran 2013 / REPORTTURK | 13


HABER

Kurumlar Vergisi rekortmenleri

belli oldu

Gelir İdaresi Başkanlığı, 2012 yılı Kurumlar Vergisi’nde ilk 100 rekortmeni açıkladı. Rekortmenler listesine bu yıl bankalar damga vurdu. Listede ilk 20’de 11 banka yer alırken, ilk 100’deki banka sayısı 23 oldu. Garanti Bankası listede 1 milyar 180.7 milyon TL Kurumlar Vergisi tahakkuku ile ilk sırada yer aldı. İş Bankası 1 milyar 151.1 milyon TL ile ikinci ve Akbank ise 1 milyar 113 milyon TL Kurumlar Vergisi tahakkuku ile üçüncü oldu. 2011’in Kurumlar Vergisi rekortmeni Merkez Bankası ise 743.4 milyon TL ile 7. sırayı aldı. Bu yılın birincisi Garanti Bankası, 2011 sıralamasında 419.4 milyon TL ile rekortmenler listesinde 4. sırada bulunuyordu. Listenin ilk 10 sırasında 8 banka yer alırken Türk Telekom 8’inci ve Turkcell de 10’uncu sıradan listeye girdi. Türkiye genelinde 2012 yılı için 623 bin 122 mükellef Kurumlar Vergisi beyannamesi verdi. Bu beyannamelerle 161 milyar 525 milyon 636 bin TL matrah beyan edilirken, bu tutar üzerinden 31 milyar 990 milyon 836 bin TL Kurumlar Vergisi tahakkuk etti. Türkiye’de 2012’de tahakkuk eden Kurumlar Vergisi önceki yıla göre yüzde 22.01 arttı. 2012 yılı rekortmenler listesinde tahakkuk eden vergi miktarındaki artış da dikkat çekti. 2011 yılı Kurumlar Vergisi rekortmeni listesiyle karşılaştığında 2012’de 2. sırada yer alan İş Bankası’nın Kurumlar Vergisi ta-

14 | REPORTTURK / Haziran 2013

hakkukunda 7 sıra birden yükseldiği, 3. sırada bulunan Akbank’ın 11 sıra yükseldiği görüldü. 2011 vergilendirme döneminde 2. sırada yer alan Türk Telekom’un 2012’de 8. sıraya, 2011’de 3. sırada yer alan Turkcell ise 2012’de 10. sıraya geriledi.

Bankacılığın ardından enerji geliyor Kurumlar Vergisi rekortmenleri listesine bankacılığın ardından enerji damga vurdu. İlk 100 rekortmen listesinde elektrik üretim ve dağıtım alanında faaliyet gösteren 11 şirket yer alırken, petrol, gaz, sıvı yakıt alanında faaliyet gösteren 6 şirket de listeye girdi. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi rekortmenleri için yayınladığı teşekkür mesajında, “Vergi rekortmenlerimiz devlete olan mükellefiyetlerini samimiyetle yerine getirmişlerdir. Gelirini doğru beyan eden, vergisini ödeyenler ve bu listelerde yer alan mükellefler bizim gerçek kahramanlarımızdır. Kurumlar Vergisi rekortmenler listesi, bizim için bir onur tablosudur” dedi.


HABER

İşte Türkiye’nin Kurumlar Vergisi rekortmenlerinin ilk 10 sıralaması: Sıra 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Kurum Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Türkiye İş Bankası A.Ş. Akbank T.A.Ş. Ziraat Bankası Halkbank YapıKredi T.C. Merkez Bankası Türk Telekomünikasyon A.Ş. Vakıflar Bankası Turkcell

Tahakkuk Tutarı 1.180.653.967,21 TL 1.151.148.519,00 TL 1.112.951.384,95 TL 1.106.623.011,67 TL 1.018.602.609,83 TL 750.308.236,06 TL 743.352.861,61 TL 660.845.393,54 TL 509.041.069,78 TL 506.382.415,72 TL

Haziran 2013 / REPORTTURK | 15


HABER

Perakendecilere 5 Altın Öneri Anneler Günü, Babalar Günü, peşinden yaz tatili, Ramazan Ayı ve Şeker Bayramı alışverişleri nedeniyle perakende sektörünü hareketli bir dönemin beklediğine dikkat çeken dünyanın ve ülkemizin önde gelen markalarının New York merkezli danışmanlık şirketi Envirosell’in Türkiye Ortağı ve Direktörü Burç Tutanç, sıkıntılı günler yaşayan perakendecilere altın değerinde önerilerde bulundu. Perakendecilere müşterilerini nasıl daha iyi tanıyıp onların beklentilerini karşılayabilecekleri, böylece ciro ve karlılıklarını nasıl yükseltebilecekleri konusunda ipuçları veren Tutanç’ın önerileri şunlar:

Daha fazla indirim daha fazla müşteri demek değildir Rekabetin, ürün çeşitliliğinin ve bağlılığı düşük tüketici profilinin bu kadar arttığı bir dönemde firmalar bilimsel yaklaşımları kabul etmelidir. Perakendecilerin en çok düştüğü hatalar; ‘Ben 20 yıldır bu işi yapıyorum benden daha iyi kimse benim müşterimi tanıyamaz’ veya ‘Daha fazla satmak için daha fazla indirim yapmalıyım’ şeklindeki yaklaşımlardır. Başarı ve müşteriyi doğru tanımak için doğru analiz şarttır.

Kaç müşteriye ürün sattığına değil, satamadığına bakmak gerekir Genellikle perakendeciler müşterilerini daha çok fiş/fatura üzerinden değerlendiriyor. Oysa kasa sonuçlarına ve genel kabullere göre hareket etmek perakendeciler için ölümcül hataların başında geliyor. Günümüzdeki rekabet ortamı perakendecileri çok hızlı hareket etmeye

16 | REPORTTURK / Haziran 2013

ve hızlı kararlar vermeye zorluyor. Bu nedenle firmalar gerçekliğini bilmeden bazı kabulleri alarak hareket etmeye başlıyor. Buna bir de gün sonunda yalnızca ciro eklenince hatalar başlıyor. Aslında ne kadar ciro yapıldığının yanında kaç tane müşteriye ne kadar ürün satamadığına da bakmak gerekir.


HABER

Alışverişte kadınlar ve çocukların asıl söz sahibi olduğu unutulmamalıdır Alışveriş konusunda çocuklar ve kadınlar asıl karar verici karakterler. Bu yeterince dikkate alınmıyor. Hangimiz çocuklarımız tarafından yönetilmiyoruz ki? Nasıl ki, onların istekleri ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve mutlu edebilmek için elimizden ne geliyorsa yapıyorsak alışverş mekanlarında da bizleri çocuklar çok etkiliyor. Özellikle haftasonlarımızın tek hakimi onlar. Onların girmek istemedikleri herhangi bir mağazadan alışveriş yapılabilmesi mümkün mü? Yanıt elbetteki ‘hayır’. Bu durum kadınlar için de geçerli. Onları mağazaya çekmeye ya da mağazada vakit geçirmeye ikna edemiyorsanız başarıyı, karı ve yüksek ciroları unutun. Dolayısı ile tüm perakendeciler için çocukları kazanmak zorunlu. Ne mağazası olursanız olun çocuk ve kadın yaklaşımlarınızı mutlaka gözden geçirmelisiniz.

lıdır. Elbette tüm bunları yaparken de her perakendeci kendi mağazasının çalışanlarının mutluluğu ve bağlılığını artırmak zorundadır. Çünkü onlar mutlu ve kendilerini adayarak çalışırsa ulaşılmak istenen iş hedefleri yakalanabilir. Çalışan memnuniyetinden kasıt sadece çalışana ödenen ücret algılanmamalı. Sağlık ve onların kendilerini mutlu hissedecekleri çalışma koşulları, onların kendilerini ve satışını yapacakları ürünü daha doğru ifade edebilecekleri ya da sunabilecekleri çevresel koşullar yaratılmalıdır. Özetle ana kural “Müşterini ve çalışanını iyi tanı”dır.

Doğru soru; ‘Benim müşterim kim?’dir Ürünleri doğru yerleştirmek, mağaza vitrinleri ve mağaza içi dekorasyonlar çok önemli. Bu sayede perakendeciler ürünleri doğru şekilde sunabilirler. Bu konuda yapılması gereken şey öncelikle ‘Benim müşterim kim?” sorusunu sorabilmek ve bunun cevabını alabilmek. Zira ürüne, lokasyona, alışverişin kiminle yapıldığına kadar birçok faktör, müşteri kitlesinin ve davranışının değişmesine sebebiyet vermekte. Örneğin; daha çok aile alişverişinin yapıldığı bir mağazanın düzeni ile daha fazla bireysel alışverişin yapıldığı bir mağazanın düzenini arasında farklılıklar olmalıdır ve bu farklılıklar yapılacak alışverişin tüm seyirini olumlu veya olumsuz şekilde etkiler.

Müşteriler ve mağazanızın çalışanlarını iyi tanımalısınız Perakendeciler için mevcut müşteriyi korumak, yeni müşteri kazanmaktan daha az maliyetlidir. Bu nedenle, mevcut müşterisini elinde tutan ve onların kalbini kazanan rakiplerine göre daima avantajlıdır. Mevcut müşteriyi korurken yeni müşteri kazanmak da çok önemlidir. Bunun için daha başka neler yapılması gerektiği iyi etüt edilmeli potansiyel müşterilerin beklentileri araştırılma-

Haziran 2013 / REPORTTURK | 17


HABER

Türkiye’de lisanslı yazılımlar iki kat fazla ekonomik yarar sağlıyor BSA’nın yeni araştırması, lisanslı yazılımların kurumlardaki riskleri azaltarak işletme performansını artırdığını ve sağladığı katma değerle ekonomiyi güçlendirdiğini ortaya koydu. BSA | The Software Alliance ve işletme alanında dünyanın önde gelen yüksek öğrenim kurumlarından INSEAD tarafından yapılan son araştırmada, lisanslı yazılımların Türkiye ekonomisine büyük katkıda bulunduğu tespit edildi. Lisanslı yazılımlar korsan yazılımlarla karşılaştırıldığında Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) iki kat daha fazla katkı yapıyor. Lisanslı yazılımlarda yüzde 1’lik artış GSYİH’ye 464 milyon dolarlık katkı sağlıyor. Korsan yazılımlar için aynı düzeydeki artışın ekonomiye getirisi ise yarı yarıya azalarak 232 milyon dolarla sınırlı kalıyor. Bu da lisanslı yazılımların korsan yazılımlara göre Türkiye’de 232 milyon dolar daha fazla katma değer ürettiği anlamına geliyor. Rekabet Avantajı: Lisanslı Yazılımların Ekonomik Etkisi Araştırması için 95 ülkeden elde edilen veriler, lisanslı yazılımların yurtiçi ekonomisine önemli katkılarının bulunduğunu gösterdi. Araştırma sonuçları lisanslı yazılım kullanımındaki artışın GSYİH’ye net kazançlar sağladığını da ortaya koydu. Lisanslı yazılımlar korsan yazılımlarla karşılaştırıldığında ekonomiyi büyük oranda canlandırıyor ve teşvik ediyor. BSA Direktörü Semih Sağman konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “Lisanslı yazılım kullanımı kurumsal riskleri azaltarak işletmelerde verimliliği artırıyor ve bu da şirketlere net kazanç sağlıyor. Son araştırma yalnızca lisanslı yazılımların kurumlara yararını ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda lisanslı yazılım kullanımının ekonomik büyümeyi önemli ölçüde teşvik ettiğini de gösteriyor.”

18 | REPORTTURK / Haziran 2013


HABER

Araştırmada lisanslı yazılıma yapılan 1 dolarlık yatırımın

etkisini şöyle değerlendirdi: “Önceki araştırmalar li-

144 dolarlık getiri sağladığı ortaya çıktı. Korsan yazılım

sanslı yazılımlarla sağlanan katma değerli hizmetlerin

kullanımında yatırım getirisi 44 dolarla sınırlı.

kurumların maliyetleri azaltarak üretkenliği artırmasına imkan tanıdığını gösterdi. Bu rapor bir adım ileriye gi-

Araştırmanın diğer bulguları:

derek yazılımın ülke ekonomisine yaptığı katkıyı kesin

• Dünyada lisanslı yazılım kullanımının yüzde 1 oranın-

biçimde ortaya koyuyor. Sonuçlarda açıkça görülüyor

da artırılması ekonomiye 73 milyar dolar getiri sağlıyor.

ki lisanslı yazılım hem işletmelere hem de yurtiçi eko-

Bu da aynı ölçekte 20 milyar dolarlık korsan yazılımla karşılaştırıldığında 53 milyar dolar tutarında önemli bir fark oluşturuyor. • Araştırmaya konu olan bütün ülkeler korsan yazılım yerine lisanslı yazılım kullanarak daha yüksek katma değer üretmiş oluyor. • Gelişmekte olan ülkeler lisanslı yazılım kullanımından dolar bazında daha yüksek yatırım getirisi elde ediyor. Bu oran GSYİH’te ortalama 437 dolar artışa karşılık geliyor.

nomiye fayda sağlamaktadır. Ayrıca korsan yazılımla karşılaştırıldığında, lisanslı yazılım araştırmaya dahil olan bütün ülkelerde ekonominin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.” Lisanslı yazılımın ekonomik yararlarından istifade etmek isteyen yönetimler ve şirketler aşağıdaki alanlarda harekete geçerek gerekli tedbirleri alabilirler: • Lisanslı yazılımlara ek olarak PC’lerde, mobil cihazlarda ve bulutta telif hakkı kapsamında olan diğer mater-

• Bununla birlikte tüm ülkeler lisanslı yazılımlardan

yalleri korumak için fikri mülkiyet yasalarının güncellen-

yararlı sonuçlar alıyor. Yüksek gelir düzeyine sahip ül-

mesi ve daha etkili yasal takip yapılması.

kelerde lisanslı yazılıma yapılan 1 dolarlık yatırım 117

• Lisanslı yazılımlara özel kaynak ayırarak fikri mülkiyet

dolar yatırım getirisi sağlıyor. Orta gelir düzeyindeki

haklarına yönelik denetimlerin sıkılaştırılması.

ülkelerde bu kazanım 140 dolarla yine önemli seviyede.

• Yalnızca lisanslı yazılım kullanarak ve yazılım varlık

INSEAD eLab Kıdemli Araştırma Görevlisi Eduardo

yönetimi programlarından yararlanarak tüm tarafların

Rodriguez-Montemayor lisanslı yazılımların ekonomik

sektöre örnek olması.

Haziran 2013 / REPORTTURK | 19


MAKALE

PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

Günlük olaylar strateji değildir, strateji uzun vadelidir Bu yazımda dilimizde günlük olaylarla karıştırılan strateji kelimesinin ve kavramının gerçekte ne anlama geldigini ele almak istiyorum. Gerçi bir akademik makale gibi gözükecek ama bundan ders alınması gerektiğini hissettiğim için olayın köküne inmek istiyorum bir strateji hocası ve 7 yıldır yayımlanan Strategic Management Review isimli akademik, hakem heyetli derginin Genel Yayin Müdürü olarak. Yazım biraz ders notu niteliği taşırsa bağışlayın. Bu ay biraz daha fazla akademik olma zorunluluğu hissettim. Strateji kelimesinin kökeni yunanca “strategos”’dan gelir. Çok önceleri ordu yöneten bir generalin görevini tanimlamak için kullanıldı. Daha sonralari “generallik sanatı” yani “general olmanın gerektirdiği ruhsal ve davranımsal nitelikleri” belirleyen bir deyim haline geldi. Milattan önce 450 yıllarında, Perikles döneminde “sevk ve idare niteligi-yani yönetim, liderlik, hitabet kabiliyeti ve guç” anlamina gelirken, sonraları yine değişime uğradı ve Büyük İskender’in dünyayı zaptetmek için yaptığı savaşlardan sonra da “emrindeki gücü rakipleri yenerek dünya çapında-küresel-bir yönetim kurmak için kullanmabilmek yeteneği” anlamında kullanılmaya başlandı. Daha sonra bu askeri deyim diplomatik amaçlarla da kullanılır oldu. En son olarak da iş hayatında ve sporda kullanılan bir kavram haline geldi. Bugünki çağdaş anlamıyla; “uzun dönemli ve yaşamsal önem taşıyan konularda belirli hedeflere yönelmek için mevcut varlık ve güçlerin seferber edilerek, eşgüdüm içinde birbirlerini tamamlayan bir biçimde kullanılma-

20 | REPORTTURK / Haziran 2013

sı ve bunu yaparken içteki zafiyetin olumsuz yanlarını ortadan kaldırarak ve başkalarında olmayan güçlü yanlarını kullanarak ve mevcut dış fırsatlardan yararlanarak, dıştan gelebilecek tehditlerini etkisizlestirilmesi” demektir. Strateji sadece bilinen ve beklenenlerle değil, beklenilmeyen ve bilinmeyen gelişmelere de karşı hazırlıklı olmak ve her durumda amaca ulasmayı gerekli kılar. Strateji Türkçe’deki güzel deyimimiz olan”Olmadık Olmaz” sözünü daima akılda tutmayı ve olmadıklara karşı da hazırlıklı olmayı zorunlu kılar. Strateji belirlenmiş bir amaca ulaşmayı gerektirir. O halde gelecekteki belirli bir noktaya yöneliş ve belirli bir zaman unsuru taşır. Strateji bu amaca ulaşmak icin gerekli olan ve önceden belirlenmiş eylemleri, çabaları ve bunların da planlanmasını, uygulanmasını, gerekirse değiştirilerek ve değişen koşullara göre zamanın ve olanakların sınırlayıcı çerçeveleri içinde yeniden değerlendirilmesini, denetlenmesini ve hataların önlenerek ve dersler alınarak yeni alternatifler gelistirilerek yeniden uygulanmasini gerekli kilar. Bu eylemler, cabalar ve planlanan hareket biçimleri stratejinin uygulamadaki politikalarini ve taktiklerini belirlerler. Yani hazırlanan planlar, politikalar ve uygulanan taktikler stratejilerin başarılı olmasını sağlarlar. Sonuçta hedeflenen noktaya varılır. Dünyaca ünlü işletmecilik stratejisi uzmanı Kanadalı Prof. Dr. Henry Mintzberg stratejiyi beş P elemanı ile tanımlar. Bunlar: 1-Plan (Hangi amaca, nasıl, ne zaman ve ve hangi


MAKALE

olanakları kullanarak hangi yöntemlere başvurarak saptamak), 2-Ploy (Manevra - rakibe yanlış mesaj yollamak - bir anlamda takiyye yapmak), 3-Pattern (Biribirini izleyen ve tamamlayan eylemler), 4-Position (Konuşlanmak - çevrede belirli bir yere yerleşmek, bu gerçek olduğu kadar imaj yaratarak sanal olarak konuşlanmak icin de kullanilir), 5-Perspective (Perspektif, bakış açısı - Bu bakış açısı

üst yöneticin ve yöneticilerin dünyayı nasıl gördüğüne bağlıdır -daha doğrusu çevresinde oluşan olay ve gelişen güçleri nasıl yorumladığını anlatır. Tabi bu bakışın gerçekci olması veya hayalci olması da stratejinin başarısına veya sonuçsuz kalmasına etki eder). Önemli olan bu beş elemanın biribirleri ile tutarlı, gerçekci ve uygulanabilir olmasıdır.

Haziran 2013 / REPORTTURK | 21


MAKALE

FATIH ACER

Web sitenizin ziyaretçi alışkanlıklarını keşfedin Web sitesinde yapılan değişikliklerin; • 1/3’ü hiçbir işe yaramıyor • 1/3’ü sitenin performansını arttırmak yerine azaltıyor • Ve sadece 1/3’ü siteyi daha verimli hale getiriyor. Yukarıdaki istatistik ışığında web sitenizde değişiklik yapmadan önce yapacağınız değişikliğin site trafiğinizi veya satışlarınızı nasıl etkileyeceğini keşfetmek ister misiniz? İşte bu sorunun cevabı bu yazıda açıklayacağımız “A/B Testleri”’dir. A/B Testleri; Türkiye’deki teknoloji firmaları tarafından tam anlamıyla kullanılamıyor olsa da; Google, Amazon

gibi dijital dünyanın dev şirketleri bu testleri gerçekleştirmeden web sitelerinde veya uygulamalarında değişiklik yapmamaktadırlar. A/B testi sitenizde yapmak istediğiniz değişikliğin dönüşüm oranını sayısal olarak size bildirecektir. Örneğin; bir web siteniz var ve e-ticaret yapıyorsunuz. “Satın Al” butonunun renginin, büyüklüğünün veya web sitenizde nerede yer aldığı satışlarınızı nasıl etkilendiğini test etmek istiyorsunuz. İki farklı tasarımınızı veya içeriğinizi farklı ziyaretçilerinize göstererek tıklanma oranlarını kontrol edebilir ve sonuçlara göre tasarımınızı seçebilirsiniz. Önemli bir nokta ise; farklı tasarımlarınızın aynı hedef sayfaya ulaşması gerektiğidir.

We Think or We Know A/B testlerini uygulayan markalar süreçte ; kullanıcı tepkilerini ölçtükleri için “Biz Tahmin Ediyoruz”’dan “Biz Biliyoruz”’a gelecekler ve satış yaparken kullanıcılarının nasıl davranış göstereceğini ortalama olarak tahmin ediyor olacaklardır. (We Think, We Know)

Kitlelerin yönlendirilmesi Aynı kitleye farklı tasarımlar gösterebilirsiniz; ancak en makulu farklı kitlelere farklı tasarımlar göstermektir. Kitleleri yönlendirirken trafiğe göre ayrım yapabilirsiniz. Örneğin; organik aramalardan gelen kitleyi birinci tasarımınıza yönlendirirken, diğer kitleyi ikinci tasarımınıza yönlendirirsiniz. Bültenlerde ise bu işlemi manuel olarak yapmanız gerekmektedir.

22 | REPORTTURK / Haziran 2013


MAKALE

PPC reklamlarınız için önemi Facebook ads’te, Google Görüntülü Arama Ağı’nda yani kısaca “Pay Per Click” tıklama bazlı ödemeli reklamlarınızda da A/B Testini kullanarak daha fazla kişiden dönüş alabilirsiniz. Eğer ki hedef kitlenizin özelliklerini tam olarak belirleyemediyseniz bu testi gerçekleştirerek dönüşüm oranlarına göre kitlenizin özelliklerini belirleyebilir; uygun reklam metni, görseli veya bannerı kullanabilirsiniz. Bu şekilde bütçenizi boşa harcamamış olacak ve hedeflediğiniz kitleye en uygun reklamı göstermiş olacaksınız. Peki PPC reklamlarda başarıyı neye göre ölçeceksiniz? • Görüntüleme sayısına • Tıklama Sayısına • Fan Sayısına (Sosyal ağlar için) Yukarıdaki kriterler PPC reklamınızın başarısını ölçen bütünün ayaklarıdır; ancak genel olarak CTR denilen tıklama oranları başarı ölçeği olarak alınır.

Haziran 2013 / REPORTTURK | 23


MAKALE

E-mail gönderimleriniz için E-mailling pazarlamada iki önemli nokta; • E-Mailin okunmasını etkileyen; “Gönderenin Adı” ve“Konusu”, • Tıklama oranlarını arttıran “İçerik”. A/B testleri sayesinde e-maillerinizin daha fazla nasıl “okunur” ve “tıklanır” olabileceği sorularına cevap bulurken, hala Dijital Pazarlama’nın en önemli ve en çok satış getiren kanalını daha efektif kullanmış olacaksınız.

A/B Test Örneği: Bu A/B testindeki amaç: SMS mesajlaşma fiyat bilgisini daha fazla kişinin görüntülemesini sağlamaktır. Orjinal sayfa olan Verisyon A’da buton call to action’ı için “Buy SMS Credits” kullanıldı. Test sonucunda ziyaretçilerin %15,2’si orjinal sayfa olan versiyon A’yı ziyaret etti ve sonuç olarak orjinal sayfanın yüksek dönüşüm sağlanmadığı görüldü. Versiyonda B’de ise • Satışı temsil eden “Buy” ve “Alışveriş Sepeti” butonları kaldırıldı. Ayrıca “Buy” kelimesi yerini “View” kelimesine bıraktı. • “Paranın Geri İadesi” konusunda küçük bir ikon yerleştirildi. • 2001’den beri SMS Servisi olduklarını belirten bir ikon yerleştirildi. • “Mesaj Gönderenler ve Aktif Kullanıcıları” göste-

24 | REPORTTURK / Haziran 2013

ren alanlar eklendi. • Geri dönüş yapan müşterilere test bolservisi verildiğini gösteren not düşüldü. Versiyon B oldukça iyi sonuçlar verdi ve fiyatlandırma sayfasına ziyaretçilerin %20.9’u geri dönüş gerçekleştirdi. Genel dönüşüm %37,6 arttı. View SMS Prices call to action’ı “Buy Sms Credits”’e göre çok daha iyi çalıştığını kanıtladı. Kullanılan Araç: Google Website Optimizer. http://www.textmagic.com/ Acerpro olarak, kendi geliştirdiğimiz içerik yönetim sitemi (ACERCMS) ve e-mail pazarlama sistemlerimizle (ACERMAIL) gerekli teknik alt yapıyı test süreçleri boyunca sizlere sunarken, alanında uzman ekibimiz de bu süreçte size destek olmaktadır.


MAKALE

Haziran 2013 / REPORTTURK | 25


MAKALE

MERVE SEÇKİN

Basında en çok gündeme gelen KSS projeleri belli oldu Markalar, birer kurumsal vatandaş rolüyle, toplumun ihtiyaçlarına yönelik kurumsal sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeye devam ediyor. Bu projelerin kamuoyuna duyurulmasında en çok tercih edilen mecra olan basının, Nisan ayı boyunca KSS projelerine ne kadar yer verdiğini inceleyen Medya Takip Merkezi (MTM), ulusal gazete ve dergileri kapsayan bir rapor hazırladı. Nisan ayını içeren rapora göre, basında en fazla ses getiren proje “Van İçin Türkiye Kumbarası” olurken, onu “Hayata Devam Türkiye” ve “81 İlde 81 Öğrenci” projeleri takip etti.

“Van İçin Türkiye Kumbarası” BM’nin takdirini aldı Medya Takip Merkezi’nin hazırladığı KSS raporuna göre, Nisan ayında ulusal basının en çok söz ettiği proje, “Van İçin Türkiye Kumbarası” oldu. Turkcell tarafından yürütülen proje, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından düzenlenen “Afet Durumlarında Kurumların Gösterdiği Esneklik ve Inovasyon” konulu toplantıda örnek proje olarak gösterilmesiyle basında adından sıkça söz ettirdi.

“Hayata Devam Türkiye” eğitimlerinde depremi yaşatıyor Nisan ayının gazete ve dergilere en çok konu olan ikinci sosyal sorumluluk çalışması, Aksigorta’nın “Hayata Devam Türkiye” projesi oldu. Aksigorta’nın AKUT ile birlikte yürüttüğü proje kapsamında, Türkiye’nin çeşitli illerinde deprem, sel, yangın gibi çeşitli doğal afetler konusunda bilgilendirici eğitimler veriliyor. Eğitimler sırasında, 3 boyutlu deprem simulatörü ile vatandaşlara 7.4 büyüklüğünde bir deprem yaşatılarak, o an yapılması gerekenler uygulamalı olarak aktarılıyor.

“81 İlde 81 Öğrenci” ile Darüşşafaka işbirliği MTM’nin raporuna göre, İş Bankası’nın “81 İlde 81 Öğrenci” KSS

26 | REPORTTURK / Haziran 2013

çalışması ayın öne çıkan bir diğer sosyal sorumluluk faaliyeti oldu. Proje kapsamında Darüşşafaka Eğitim Kurumları ile yapılan anlaşma ile her yıl 81 öğrencinin tüm eğitim giderlerinin proje ta-


MAKALE

rafından üstlenilmesi, “81 İlde 81 Öğrenci”nin basında öne çıkan haberleri arasındaydı.

“Türkiye’ye Değer” “Türk Telekom Okulları” ile anıldı

“Ülkem İçin Engel Tanımıyorum” 1 yılını doldurdu

çıkan bir başka çalışma ise, “Türkiye’ye Değer” oldu. Türk Tele-

“Ülkem İçin Engel Tanımıyorum” ay boyunca ulusal basında en fazla konuşulan 4. proje oldu. Koç Holding’in başlattı projenin son 1 yılını değerlendiren Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, alınan yoldan memnun olduklarını, projenin ikinci yılında ise fiziki şartların engellilerin ihtiyacına göre düzenlenmesi ve engelli dostu ürün ve hizmet geliştirilmesi konularına ağırlık verileceğini belirtti.

Nisan ayının basında en fazla yer alan KSS projeleri listesinde öne kom tarafından yürütülen proje Nisan ayında, bünyesindeki “Türk Telekom Okulları” ile sıklıkla anıldı. Türk Telekom Okulları’nda eğitim gören başarılı öğrencilere eğitim bursu sağlayan proje, aynı zamanda inşası tamamlanan okullar ile çalışmanın başından bu yana 30 bini aşkın öğrenciyi modern eğitim ortamlarına kavuşturmaları ile de basında gündeme geldi.

şulan projeleri

Ayın en çok konu

cell ) Kumbarası ( Turk Van İçin Türkiye ) rta go si rkiye ( Ak Hayata Devam Tü ) ı as i ( İş Bank 81 İlde 81 Öğrenc Holding ) nımıyorum ( Koç Ta l ge En in İç m ke Ül ( Türk Telekom ) Türkiyeye Değer afaka ) e ( P&G - Darüşş eklilik) Hayalden Gerçeğ nadolu Hayat Em (A r le re Ka n tta ya Ha Kadın Gözüyle i ( Turkcell ) İstanbul İl Kardelenler Projes Doğuş Holding ( i es oj Pr k rlı za Finansal Okurya mu ) ürlüğü - Para Duru Milli Eğitim Müd ) ar ( Turkcell Geleceğe Koşanl esi ( Opet ) Tarihe Saygı Proj ne ) Hareketi ( Vodafo n Teknolojide Kadı Koç Holding ) ( i es el leket Mes em M i es Lis k le Mes et ) Temiz Tuvalet ( Op ) Anadolu Sigorta ( ta Bir Usta, Bin Us zete ayında, ulusal ga *MTM’nin Nisan e edilmiştir. sonuçlarından eld

ptığı basın takibi

ve dergilerde ya

Haziran 2013 / REPORTTURK | 27


MAKALE

ERTAN ACAR

“Hayır” demeyi öğrenmek İster bireysel ister kurumsal olsun, muhataplarımızla ilişki ve iletişimi doğru yönetebilmek için yeri geldiğinde “hayır” demesini bilmek zorundayız. “Hayır” demeyi öğrenmek için de neden, nerede, ne zaman, niçin, nasıl ve kime “hayır” diyeceğimizi bilmemiz yeterli. Tıpkı habercilikteki 5N1K kuralı gibi… 5N1K her ne kadar doğru ve tarafsız haberciliğin etik ilkeleri olarak kabul edilse de hayatın her alanında geçerlidir. Karşımızdakilere “hayır” dememizin gerekçelerini oluşturan 5N1K’ya verdiğimiz yanıtlar aslında hem hayat duruşumuzu hem kurum olarak sahip olduğumuz değerleri de sergiler. “Hayır” demesini beceremeyenler için yazılmış bir kitap var. Psikolog Marie Haddou tarafından kaleme alınmış, “Hayır demesini bilmek” adlı kitapta da bu konulara ayrıntılı bir şekilde değinilmiş. Aile ortamından iş ortamına, çevremizdekilerle iletişimden aşk ilişkilerine kadar yaşanmış gündelik olaylardan örneklerin yer aldığı kitapta, çoğu insan için bir karabasana dönüşen “hayır” demenin zorlukları ele alınmış ve bu hastalıktan kurtulmanın reçetesi özenle çıkarılmış. Kitapta gönül rahatlığıyla dile getirilen bir “evet”in psikolojik ve toplumsal önemi vurgulanıyor.

Asıl sorun algılamada Bazen sırf “hayır” dememek için günlük yaşamımızı kabusa dönüştürürüz değil mi? Daha da kötüsü, hayır diyememenin, bizi kötü bir hale düşüreceğini bilmemize rağmen, onu söylemememizdir. Peki bizleri basit bir “hayır” demekte beceriksiz kılan nedir? Bu duruma aslında bir “algılama sorunu” yol açmakta. “Hayır dersem, karşımdakini incitirim” ya da “Hayır

28 | REPORTTURK / Haziran 2013

dersem bana kızar” veya “Şimdi hayır desem, beni/bizi bırakır” gibi çoğunlukla abartılmış ve yanlış düşünceler bizi buna iter. Bu yüzden doğru bile olsa, karşımızdakine “evet” demediğimizde onu kaybedeceğimiz inancını abartılı biçimde yaşarız. Tüm bunlar, tamamen “nesnel” ve “seçici” algılamalardır. Çünkü, bir ilişkinin kalitesini arttıran en önemli etkenlerin “dürüstlük” ve “açıklık” olduğunu unuturuz. “Hayır” diyemediğimizde sudan te-


MAKALE

sellilere sarılırız. “Hayır demedim. Çünkü ben nazik bir insanım” gibi...

lacaktır. Siz, kendinize ve karşınızdakine doğru ve adil olduğunuzdan eminseniz, gerisi detaydır.

“Hayır”ı doğru ifade etmek de bir yetenektir

Bazen yanlış zamanda bir “evet” itibarınız yere serer

Aslında “hayır” demek sanıldığı kadar zor değildir. Bilmemiz gereken “hayır” dediğimiz zaman, reddettiğimiz karşımızdaki kişi değil, sadece onun isteğidir. Karşınızdakinin sizin reddedişinizi anlamadığı durumlar da olabilir. Yeter ki “hayır” demenizin gerekli olduğu ile ilgili onlara kanıtlarınızı doğru sunun. Eğer “hayır” demenin gerekli ve uygun bir seçim olduğundan eminseniz, sorun artık sizin sorununuz değildir. Çünkü karşınızdaki sizi anlamaya çaba göstermek ya da sizi ikna etmek zorunda ka-

Son olarak “hayır” demek, öğrenilebilen bir yetenektir. Bunu yapmakta zorlanıyorsanız, üzerinde çalışmalı ve adım adım gitmelisiniz. Unutmayın! Her talebe “evet” diyen ve “hayır” demesini bilmeyen kişi ya da kurumlar, her zaman güvenilmez ve suistimal edilebilir algılanırlar. Bu yüzden itibar kaybının size vereceği zarar, basit bir “hayır”ın vereceğinden asla büyük olmaz…

Haziran 2013 / REPORTTURK | 29


MAKALE

ALİ CEM İLHAN

Şirketler, markalar ve dijital dünya En bilinen tanımı ile iletişim, mesaj, mesajı gönderen ve mesajı kabul eden arasındaki bir denklemdir. Alışılageldiği üzere burada belirleyici olan mesajı gönderendir; mesajı alanın değeri verdiği geri bildirim kadardır. Nitekim bu minvalde, iletişim işi öncelikle bir algı yönetimi; mesajı alanın algısının yönetimi işi olarak tanımlanır. Reklam kampanyaları da, PR çalışmaları da ve beraberindeki bilumum etkinlikler de, bu çerçeve içerisinde anlamlandırılır. Peki, bu çerçeve bugün için artık anlamlı bir çerçeve midir? Televizyonlardaki reklamlara, gazetelerdeki PR mahreçli haberlere, düzenlenen envaı çeşit etkinliklere bakarak bu soruya, işi gereği iletişim ile ilintili pek çok kişi büyük olasılıkla bir an tereddüt etmeksizin “pek tabii ki” diye cevap verecektir Benim ise cevabım artık tek başına algı yönetimi, anlamlı bir çerçeve olmaktan çıkmıştır şeklinde olacaktır. Çünkü artık bir oyunbozan var. Bu oyunbozanın adı dijital dünya. Web 2,0’dan önce bir dijital medyadan bahsedebilirdik kuşkusuz ve bunu diğer iletişim mecraları gibi konumlandırabilirdik. Hatta hayli çelimsiz bir mecra olarak bakmak da pekâlâ mümkündü. Ama Web 2.0’dan sonra oyunun kuralları da, etkisi de, çapı da değişti. Şimdi artık karşımızdaki “sosyal medya”yı da kapsama alanına alan ve hayatın bütün veçhelerini yeniden üreten ve sıklıkla damgasını vuran bir dijital dünyadır. Kuşkusuz mesajı alanın geri bildirimine dayalı algı yönetimi eski iletişim modeli olarak varlığını sürdürmektedir

30 | REPORTTURK / Haziran 2013

ama artık zaman fırtına gibi esen ortak akıl yaratma esası üzerinde yeni iletişimin zamanıdır. Özetle artık iletişimi başlatanın değil iletişim mesajını alanın, yani kamuoyu dediğimiz isimsiz ve bugüne kadar çoğunlukla sessiz milyonlarca kişinin ki bunlar aynı zamanda tüketici, son derece güçlendiği ve güçlenmeye devam edeceği bir devirde yaşıyoruz. Şirketler, markalar, kurumlar, kuruluşlar, dahası iletişim şirketleri bunun ne kadar farkında? Başlangıçta, bundan 10-12 yıl önce, bütün yerleşik yapılarda adet olduğu gibi iletişim hizmeti alanların da verenlerin de, bu yeni mecraya ilk tepkisi muhafazakâr ve biraz da küçümseyici bir yaklaşım oldu. O dönemde hem internet kullanıcısı tabanı dardı, hem de Web 2.0 devrimi henüz emekleme aşamasındaydı. Kurumsal dergi vasfında şirket siteleri; biraz hareketli marka sayfaları yapılmakla yetinildi. Bu mecranın etkisinin ne olabileceğine ilişkin ilk fikirler daha çok kriz derslerinden çıktı. Bir örnek olarak bir gıda markasının başına gelenler hala aklımda. Olay bundan 6-7 yıl önce oluyor. Söz konusu marka, on binlerce kişiye ulaşan ve hakkında gıda güvenliği noktasında çok olumsuz suçlamalar taşıyan bir mail zincirini aylar sonra öğrenmiş ve bunun için bir basın toplantısı düzenlemek zorunda kalmıştı. Ardından Facebook’un simgeleştirdiği sosyal medya rüzgârı ile işler ve yaklaşımlar değişti. En azından iletişim hizmeti alan ve özellikle tüketici ile bire bir ilişki içerisinde olan müşteriler cephesinde. Reklam ajansları ya-


MAKALE

vaş yavaş kıpırdanmaya başladılar. PR şirketleri konuya uzak kaldılar ve aslında hazırlıksızdılar. Onların yerini hızla aslında birçoğu sadece takip ajansı gibi çalışan sosyal medya ajansları doldurmaya başladılar. Yıl 2013 artık bugün işi gereği, ister hizmet alan ister hizmet veren olsun iletişim ile alakalı tüm aktörler deyim yerindeyse “sosyal medya” ile yatıp onunla kalkıyorlar… Ama ne var ki bu, bütün bu aktörlerin değişen iletişim denkleminin asıl doğasını kavradıkları anlamına gelmiyor. Şirketler, markalar cephesinde şu kadar “like” şu kadar takipçi düzeyinde yürüyor işler; bir biçimde gerçek hayatta sınanmış, iletişim inisiyatifini elde tutan yaklaşımların burada yenilenmesi ile yetiniliyor. Çünkü yola çıkış noktası aynı nokta: Algı yönetimi. İşinin özü “mesajı” oluşturmak, yönetmek ve izlemek üzerine kurulu olan iletişimciler de aynı yolda müşterilerine eşlik ediyorlar. Hâlbuki onların da anlaması gereken şey şu: Artık geleneksel mesaj bekçiliği rolünün sonuna doğru gidiyoruz. Bu süreçte bizim öncelikle asli görevimiz, bir bakıma

yeniden, ilişki geliştirme yoluyla şebekeler kurmak olacaktır; buradaki kilit taktiğimiz de sohbet veya katılımcı iletişim olacaktır. Devamla bu süreçte ki temel misyonumuz da, güven oluşturmak ve bilgiyi dürüst ve kurumsal da olsa beşeri bir üslupla dağıtmak olacaktır. Konu ile ilgili ulusal ve uluslararası yayınlarda sık sık dile getirilen bir gerçek var: Artık içerik gerçek “kral” deniyor. Ama bunu doğru anlamak durumundayız. Burada kastedilen algı yönetimi odaklı bir içerik değil. Yani basın bültenini Facebook sayfasında post etmekle olmuyor bu işler. İçerik müşteri, tüketici ve ya bir diğer paydaş ile bir diyalogu başlatmak ve bu sayede etkileşimli bir ortak akıl yaratmak anlamına geliyor. Gelecek 10 yılda, dijital dünya artan biçimde gerçek hayatı ve onun mecralarını da kapsama alanına alacak ve belki de önemlisi bütün iş kararlarının karlılık, verimlilik gibi kritik parametrelerinden birisi haline gelecek. Onun için şimdiden esaslı bir zihniyet değişiminin egzersizlerini yapmaya başlamak şart.

Haziran 2013 / REPORTTURK | 31


MAKALE

PROF.DR. FARUK ŞEN

Seçimlerden önce Sosyal Demokrasi’nin ekonomi politikasi neleri içermeli

2014’de gerçekleşmesi beklenen erken seçimlerde önce Türkiye’de sosyal demokrasinin yeni bir ekonomik politika oluşturması gereklidir. Bu konuda sosyal demokrat görüşü savunan ekonomi ve iş dünyasındaki bireylere önemli görevler düşmektedir. Bununla ilgili Sosyal Demokrasi’nin ağırlık vereceği konular neler olmalıdır? Ağırlık verilmesi gereken konuları kısaca 6 ana başlıkta toplayabiliriz.

32 | REPORTTURK / Haziran 2013

1.Üretim Türkiye endüstri sektörlerinde hangi branşlarda geleceğe yönelik daha fazla üretim yapması gerektiğini tespit etmek zorundadır. Ayrıca hangi branşlarda hangi ülkelerle rekabet edecek? Bu branşların Türk ekonomisine getirisi, iş gücüne sağlayacağı yararlar ve bunun önümüzdeki 15 yıl için ciddi planlanması sosyal demokrat ekonomistlere düşen büyük bir görevdir. Dünyada Almanya,


MAKALE

gibi ülkeler yer almaktadır. Bu adaletsiz paylaşımı vergi politikasının yanında akılcı yeni paylaşım projeleri gerçekleştirerek sorunlar çözülebilir.

3.Vergi politikası Türkiye’nin ciddi bir vergi politikası olduğunu söylememiz oldukça güçtür. Özellikle 1950’lerde başlayan her mahallede bir milyoner yaratma projesi bu mahalledeki diğer kişilerin ellerindeki paraları alarak mahallede birinin eline verilmesi konumunu ortaya çıkarmıştır. 51 milyon seçmenin bulunduğu bir ülkede 7,5 milyon kişinin vergi vermesi Türkiye için bir ayıptır. Avrupa Birliği’nin birçok ülkesi bu sorunu çözerken Türkiye’nin vergi politikası oluşturmakta bu kadar başarısız olması sosyal devletin bir ayıbı olmasının yanında sosyal adaletin de önüne geçen bir konumdur. En büyük atılımın da bu alanda yapılmasında yarar vardır. Bu ülkede serbest meslek sahipleri neredeyse hiç vergi vermemektedirler. 2013’den itibaren adaletli bir vergi sistemi oluşturmak Sosyal Demokrasinin önemli bir görevi olmalıdır.

İngiltere, Fransa gibi eski devlerin çöküşe geçtiğini, buna karşılık Çin’in yanında Hindistan, Güney Kore, Endonezya ve gelecekte Vietnam ve Tayland gibi ülkelerin büyük atılım yaptığını tespit edecek ve üretim alanlarını ciddi bir şekilde araştıracak kişiler, Türkiye’nin geleceğine de yön verebilirler.

2.Paylaşım Türkiye 2002-2011 yılları arasında %49’luk bir büyüme hızını gerçekleştirerek Çin ve Hindistan’dan sonra en fazla büyüme hızını gerçekleştiren ülke konumunda olarak dünya liginde ön sıralarda yer alırken, paylaşım açısından da Türkiye’nin konumu yürekler acısı bir durumdadır. Ülkedeki insanların %1’i yani 72 milyonluk Türkiye’nin 720 binlik bir kitlesi ulusal gelirin %49’unu alırken diğer 71 milyon 380 bin kişinin ulusal gelirin %51’ine paylaşması konumunda Türkiye’nin önünde ancak Mısır, Hindistan

4.İstihdam Türkiye’deki işsizlik raporlarına baktığımız zamanayında işsizliğin %10’lar civarında olduğu görülmektedir. Bunun gerçek olması oldukça güçtür. Tarımdaki gizli işsizliğin yanında iş arayan statüsüne girmeyen ve istihdam dışında kalan kadınları da buna katarsak Türkiye’de işsizliğin %20’lerde seyrettiğini görürüz. Türkiye’de sosyal adaletin ve çarpık paylaşımın gerçekleşmesinde istihdamdaki gelişmenin olumsuz etkisi vardır. Aktif nüfus olarak yılda 900 bin kişinin iş piyasasına girdiği fakat en iyi şartlarda 170 bin kişiye istihdam sağladığımızdan hareket edersek sosyal demokrasinin ele atacağı konuların başında istihdam gelir. İstihdamda sorunlarınının öçzülmesi gereken 4 önemli grup yer almaktadır. İlk olarak 18-29 yaşları arasında iş piyasasına hiç katılamamaış kişiler, ikinci olarak 50 yaşının üstünde işini kaybettikten sonra bir daha iş bulamayan eski işçiler, üçüncü olarak herhangi becerisi olmayan ‘Ben her işi

Haziran 2013 / REPORTTURK | 33


MAKALE

yaparım.’ diyen kişilerin oluşturduğu grubun yanında Türkiye’de istihdam dışı kalan kadın istihdam gücünün oranı oldukça büyüktür. Bu 4 gruba yönelik sorun çözme olanakları bulmak sosyal demokrasinin en önemli görevidir.

5.Bölgesel destekler Türkiye’nin en büyük sorunu bölgeler arasındaki uçurumlardır. Türkiye’yi coğrafi olarak 7 bölgede nitelendirirsek Maramara Bölgesinde kişi başına 18 bin dolar olan ulusal gelirin düştüğünü buna karşılık Güneydoğu Anadolu’da bunun 700 dolar civarında seyrettiğini görürüz. Bu açıdan sosyal demokrat parti Türkiye’de özellikle kendisinden uzaklaşan ve her geçen gün daha da fakirleşen Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve İç Anadolu’ya yönelik yeni bölgesel kalkınma projeleri gerçekleştirmelidir. Güneydoğu Anadolu Türkiye’nin bir sütlü ve etli ürünler ambarı olabilir, Doğu Anadolu da önümüzdeki yıllarda sınırın açılmasını beklediğimiz Ermenistan ve İran’a her türlü mal alıp satan sektörlere ağırlık verilebilir. İç Anadolu’da tarıma dayalı sanayi ele alınacak konulara ulaştırabilir.

6.AB’nin ekonomi politikalarına yönelik planlar Türkiye’de sosyal demokrat olarak nitelendirelien CHP Avrupa Birliği’nden geçtiğimiz yıllarda büyük ölçüde

34 | REPORTTURK / Haziran 2013

uzaklaşmış bir açıdan ‘Çanakkale geçilmez, Kıbrıs verilmez, AB’ye girilmez.’ politikaları üretmeye başlamıştır. Çanakkale’nin geçilemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Kıbrıs’ı da vermemize hiçbir neden yok. Buna karşılık AB’ye girilmesinde veya girilemese bile AB yerine BRIIC ülkelerinde yani Brezilya, Endonezya, Hindistan ve Çin ekseninde gelişen ve TBRIIC’i oluşturacak bir ülke konumuna gelmemiz için AB’nin bölgesel ve sosyal altyapı fonlarına yönelik programlar ve tarımsal garanti fonu bir sosyal demokrat partinin ülke kalkınması için ele alacağı ve kendisine örnek olarak göreceği politikalardır. Bunları gerçekleştirme konusunda iyi bir ekiple somut adımlar atacak olan sosyal demokrat parti Türkiye’de bir ümit olacaktır. Tam istihdama yönelik akılcı uzun vadeli politikaların yanında sosyal devletin bütün olanakları içinde toplayan sosyal adaleti gerçekleştirmek için iyi bir vergi politikası uygulayan ‘İnsanca ve hakça bir düzeni’ tekrar canlandıracak bir parti ekonomisini güçlendirir, insanlarını mutlu kılar, geleceğe ümitle bakar. AB olmasa da Briic ülkeleri kapsamında yeni devler statüsüne girebilir. Türkiye’de bu konuda un da var şeker de var, helva yapmak için reçete yazacak ve bunu uygulamaya sokacak uzmanlara ve başarılı aşçı politikacılara ihtiyacı var.


Diyaliz evinizde, ...ister periton diyalizi, ister ev hemodiyalizi...

Periton Diyalizi

Ev Hemodiyalizi

Ev konforu, daha özgür yaşam, daha serbest diyet* Diyaliz merkezine gitmeden, her gününüzü istediğiniz gibi yaşayabilirsiniz. www.fresenius.com.tr * Perl et al. Home Hemodialysis, Daily Hemodialysis, and Nocturnal Hemodialysis: Core Curriculum 2009. Am J Kidney Dis. 2009; 54: 1171-84. • Laurant et al. The results of an 8 h thrice weekly haemodialysis schedule. Nephrol Dial Transpl. 1998; 13: 125-131. • Williams et al. Slow Nocturnal and Short Daily Hemodialysis: A Comparison. Semin Dial. 1999; 12: 431-439.

REPORTTURK E- DERGİSİ HAZİRAN 2013 SAYISI  

İŞ DÜNYASININ KURUMSAL KIYMETLER E-DERGİSİ

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you