Page 1


E D I T Ö R D E N

Nurgül Koca Acar

İmtiyaz Sahibi: Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı adına Ertan Acar ●

Genel Yayın Yönetmeni Nurgül Acar ●

Genel Yayın Koordinatörü Aslı Yörükoğlu ●

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Metin Koca ●

Kurumlar geleceklerine yön verecek navigasyon aracına 7 Mart’ta kavuşuyor Şubat sayımızda Türkiye ekonomisi ve kurumlar için gelecekte önemli bir yol gösterici görevi üstlenecek Türkiye İtibar Endeksi’ni (TİE) kapağa taşımak istedik. 7 Mart’ta düzenlenecek Türkiye İtibar Zirvesi’nde endeks sonuçlarının açıklanacağını belirten İletişim Sektörünün önde gelen isimlerinden biri olan ve TİE İcra Komitesi Üyesi Fatma Çelenk ile bu sayımız için özel bir röportaj gerçekleştirdik. TİE’nin ülke ekonomisinin lokomotif sektörleri kabul edilen en büyük 12 sektörü detaylı bir biçimde analiz edileceğini kaydeden Çelenk, TİE’nin Türkiye ekonomisi için bir navigasyon görevi

Editör Aylin Levendoğlu

• Yayın Kurulu: Adnan Dalgakıran, Ali Eren, Fatih Acer, Kemal Yamankaradeniz, Tufan Darbaz, Prof. Dr. Faruk Şen, Mehmet Canıtatlı, Dr. Yusuf Adıguzel, Çiğdem Penn, Osman Yılmaz, Metin Koca

• İletişim Adresleri: Esentepe Mah. Kasap Sok. Aslan Apt. No:11 D:7 Şişli/İst • Yazı İşleri: editor@reportturk.com • Reklam ve pazarlama:

üstleneceği söyledi. Amerika Temsilcimiz Prof. Dr. Tevfik Dalgıç da bu sayımızda ekonomik bunalımın en kötü sonuçlarından birisi olan işsizlik ve bu sorununun giderek büyümesiyle kişilerin özel ve aile yaşamlarında yarattığı büyük çöküntüleri ele almış. Prof. Dr. Faruk Şen de kaleme aldığı makalesinde hava ulaşımının yükselen değeri helikopterler ve hava trafiğinde helikopterlerden ne ölçüde yararlanıldığına değinmiş. Yine keyifle okunacağını düşündüğümüz bir başka makale ise ACERPRO CEO’su Fatih Acer’in kaleminden. Acer ise günümüzde en etkili pazarlama seçeneklerinden birisi olarak görülen e-mail pazarlama yönteminden ve raporlanmasından söz ediyor. Avrupa iş dünyasının en prestijli ödüllerinden biri kabul edilen EFQM Avrupa kalite ödüllerine değinen Hakan Kilitçioğlu da makalesinde bir Türk şirketi olan Bilim İlacın Avrupa kalite ödülüne giden yoldaki macerasını kaleme almış. Mali Danışman Osman Yıldız da, İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın sayıları 5 milyona yaklaşan asgari ücretliler üzerinden yaptığı ve çarpıcı sonuçlar ortaya koyan araştırmaya makalesinde değiniyor. Dergimizin İngiltere Temsilcisi Vehbi Koca ise Londra’nın en önemli parkı Hyde Park’ın Speaker’s Corners’a (konuşmacılar köşesi) değiniyor. Vazgeçilmez haline gelen digital aleme değinen Yusuf Adıgüzel de sadakatsiz sosyal paylaşımcıların varlığının ne kadar ciddi boyutlara ulaştığından dem vurmuş köşe yazısında. Adıgüzel online ilişkilerin normal yaşantımızda offline’a dönüşebildiğine dikkat çekiyor. Keyifli okumalar…

• Web: www.reportturk.com • Telefon: 0212.272.51.51 • Fax: 0212.272.49.50 • Ankara Temsilcisi: Abdullah Kuş Portakal Çiçeği Sokak Ansera İş Merkezi No 17/66 Çankaya /Ankara Telefon: 0312.440.49.57 • Abd Temsilcisi: Prof. Dr. Tevfik Dalgıç Dallas, Texas, USA Tel-214-2124343 e-mail:tdalgic@gmail.com • İngiltere Temsilcisi: Vehbi Koca 10 Avocet Close, Se1 5En London/Uk Telefon: +44 (0)20 7232 0291 • Dijital Yayın Platformu: Dijimecmua • Sayfa Tasarım: V2 Medya İletişim •● REPORTTURK REPORTTURK Basin uymayasöz soz Basınmeslek meslek ilkelerine ilkelerine uymaya vermiştir. vermistir. • Kose ve makalerdeki yorum, bilgi ve haberlere iliskin ● Köşe ve makalelerdeki yorum, bilgi ve haberlere sorumluluk yazirinayazarına aittir. aittir. ilişkin sorumluluk


İçindekiler 6

KISA KISA Rus bilim adamlarının büyük keşfi Yaşlanmak artık yok! Ekranları karartın SİYAD Ödülleri sahiplerini buldu Firavunun güzel sesi

26 28 30

HABER

Türkiye İtibar Endeksi Görücüye Çıktı...

HABER

15 soruda İTİCÜSEM

HABER

Reklam mesajlarının sonu geldi Reklam kokan SMS ve e-postalara ceza var

Apple’i üzen karar Trenler, müzikseverlere dikkat!

24

MAKALELER 8

RÖPORTAJ TİE Platformu İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Fatma Çelenk:

10

Kurumlar “navigasyon” aracına kavuşuyor

14 16 18 20 21 22

FATİH ACER

E-posta ile pazarlama HAKAN KİLİTÇİOĞLU

Elendik, şampiyon olduk OSMAN YILDIZ

Asgari ücretliden kesilen vergi PROF.DR. FARUK ŞEN

Hava ulaşımının yükselen değeri VEHBİ KOCA

“Hyde Park / Özgür fikir tarlası” PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

Ekonomik bunalım dönemlerinde işinizi nasıl korursunuz ERTAN ACAR

Hayır işi değil, kurumsal sosyal sorumluluk YUSUF ADIGÜZEL

Sanal Cemaatler, Sadakatsiz Müritleri


Rakip Teknolojilere Karşı

RAKİP

RAKİP

RAKİP

RAKİP

RAKİP

RAKİP

RAKİP

Teknoprofil “Erken Uyarı Sistemi” sayesinde pazardaki yerinizi belirleyebilir, rakiplerinizin durumunu izleyebilirsiniz. Patent ihlali riskinden korunabilir, zaman ve para kaybını engelleyebilir, teknolojik rekabetin tüm avantajlarından yararlanabilirsiniz.

destekphone: 444 43 44

www.destekpatent.com.tr


Rus bilim adamlarının büyük keşfi

KISA KSIA

Yaşlanmak artık yok!

Rus bilimadamlarının kısa süre önce Sibirya’nın daimi donmuş toprağı altında keşfettiği yeni bir tür bakterinin, yaşlanmayı yavaşlatabileceği ortaya çıktı. Rusya Bilimler Akademisinden yapılan açıklamaya göre, laboratuvarda yapılan deneylerde, “Bacillius F” adlı bakterilerin, bu organizmaların enjekte edildiği farelerin yaşlanmasını yavaşlatabildiği görüldü. Teste tabi tutulan farelerin metabolizmasının yüzde 20 ila yüzde 30 hızlandığını görüldü. Rusya Bilimler Akademisi yetkilileri, elde edilen sonuçları “Etkileyici” diye niteledi. Rus bilimadamları, enjekte edilen bakterilerin, farelerin doğal savunma sisteminin güçlendirilmesini sağladığını belirterek, “İlk anda, bağışıklık ve bağışıklığın harekete geçme hızını artırıyor” dedi. * MTM Medya Takip Merkezi’nin, 09-15 Ocak 2012 tarihleri arasında gazete ve dergilerde yaptığı sonuçlarından elde edilmiştir.

SİYAD Ödülle ri sahiplerin buldu i

arartın

Ekranları k

pedisi Wikik bedava ansiklo İnternetin en büyü , siber ğe konacak SOPA rlü rü yü de D’ AB pedia, esto etmek ele yasasını prot korsanlıkla mücad ı kararttı. boyunca sayfasın için dün 24 saat ne, birçok nü ilan edilen gü SOPA direniş Gü rmek için dia’ya destek ve pe iki W si te si et intenr a kararı aldı. sayfalarını karartm OK WEB SİTESİ DE TÜRKİYE’DEN BİRÇ EKLİYOR WIKIPEDIA’YI DEST tutulması. rıya karşı internet Türkiye’de de tasa rütülüyor. bir kampanya yü da tın al si re ad com destek gören etleri tarafından Büyük medya şirk OPA) ve IP rdurma Yasası (S Du ı lığ an rs Ko r Sibe arı, ABD’de ındaki yasa tasarıl Koruma Yasası ad levizyon rme ve film ve te yasa dışı veri indi şı izlenmeüzerinden yasa dı dizilerinin internet Wikipedia amaçlıyor. Ancak i ey m lle ge en i lerin rın, şirketlere anları, bu yasala ve teknoloji uzm recekleri her l ettiğini öne süre la ih ı rın kla ha lif te e sürüyor. nsı vereceğini ön siteyi kapatma şa

6 | Report Türk - Şubat 2012

Sinema Yazarları De rneği (SİYAD) 44. Tü rk Sineması Ödüller Reşit Rey Konser Sa i Harbiye Cemal lonu’nda düzenlene n törenle sahiplerini buldu. Gecede, SİYAD üyele rinin oylarıyla, 2011 ’de gösterime giren film arasında yapılan 70 Türkiye yapımı değerlendirme sonu cu kazananlara ödüller Buna göre ödül kate i verildi. gorileri ve bu katego rilerde ödüle değer bulunanlar şöyle: En İyi Yabancı Film: Bir Ayrılık En iyi Film: Bir Zaman lar Anadolu’da En İyi Yönetmen: Nu ri Bilge Ceylan (Bir Za manlar Anadolu’da) Mahmut Tali Öngöre n En İyi Senaryo öd ülü : Ebru Ceylan, Nuri Kesal (Bir Zamanlar Bilge Ceylan, Ercan Anadolu’da) Cahide Sonku En iyi Kadın Oyuncu Perfo rmansı: Nazan Kesa En İyi Erkek Oyuncu l (Saç) Performansı: Ayberk Pekcan (Saç) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Performansı: Asiye Dinçsoy (Press En İyi Yardımcı Erke ) k Oyuncu Performan sı: Ercan Kesal (Bir En İyi Görüntü Yöne Za m an lar Anadolu’da) timi: Gökhan Tiryaki (Bir Zamanlar Anad En İyi Müzik: Mircan olu ’da ) Kaya (Kar Beyaz) En iyi kurgu: Bora Gö kşingöl, Nuri Bilge Ce ylan (Bir Zamanlar An En İyi Sanat Yönetim adolu’da) i: Haluk Ünlü (Dedem in İnsanları) Ahmet Uluçay Umut Veren Oyuncu Ödülü : Zeynep Oral (Atlık arınca) Öte yandan, SİYAD’ ın bu yılki “Onur Öd ülleri” de yönetmen oyuncusu Perihan Sa Erden Kıral, sinema vaş ve yazar ve sena rist Osman Şahin’e verildi.


Firavunu n güzel sesi Mısır’da 110 0y mumya bulu ıl önceye ait yeni bir ndu. Arkeologlara göre Bastet, 22. Hanedan döneminden lık üst düzey bir ra hibin kızıydı döneminin e ve n ünlü, en b üyük tapınakl Karnak’ta şa a rı n d an rkı söylüyord u. Arkeologla mumyanın, r, bu mumyalama işleminin sa firavunlar ve dece yakın çevresi ne yapıldığın inancın boş a dair olduğunu gö zler önüne se söylüyor. Bu rd iğini güne kadar Krallar Vadis mumya bulu i’n de 64 ndu.

n Apple’i üze

karar

iPhone ve para kazandıran k ço e in is nd ke Apple, ığı biliniyor. Bu için herşeyi yapt ak m ru ko ’i ad iP msung’u bir şlarına girip Sa va sa nt te pa uğurda tediği de bilinen ak kullanmak is ar ol ı as rb to m ku göre patent yer alan habere ’te et riy ür H . ek bir gerç n de Samsung’a n kazanan, baze savaşında baze Motorola’dan ıl darbe, bu kez as ’a le pp A en lerinde kaybed Droid ailesi ürün n nı a’ ol or ot M , geldi. Apple kçesiyle dava i ihlal ettiği gere nt te pa 3 t ai e misyokendin arası Ticaret Ko sl lu U BD A ak açmıştı. Anc üğü davada rgıçlarının yürütt Ya uk uk H e ar patennu, İd n Apple’ın bu üç ni si le ai id ro D n Motorola’nı ra vardı. iği yönünde kara tini ihlal etmed inden yapılan ilk otorola cephes M a nr so an rd Kara Mobility : “Biz Motorola du ol e ld ki şe açıklama şu memnunuz. bu karadan çok en ril ve ak ar ol ailesi knolojiler boyunca yeni te r lla yı ty ili ob M Motorola yü oluşturmak mülkiyet portfö ri fik ve ek m tir geliş neyimini tik. Kullanıcı de et rf sa r la ba ça için büyük ilerimizle gurur çıkaran gelişteric ye ye vi se t üs en ıklama ise henüz bir aç an ’d le pp A ” z. duyuyoru gelmiş değil...

Trenler, müzikseverlere dikkat! ABD’deki Maryland Üniversitesi’nin araştırmasında, mobil müzikçalar dinlerken geçirilen kazalar nedeniyle, 2004/2005 yıllarında 16, 2010/2011’de 47 kişinin can verdiği ortaya çıktı. Mobil müzikçalar kurbanı sayısının giderek arttığı belirlenen araştırmaya göre, ‘kulağı’ meşgul yayaların yüzde 55’ine tren çarptı. Kurbanların yüzde 68’inin erkek, yüzde 67’sinin 30 yaşın altında olduğu da belirlendi.

Şubat 2012 - Report Türk | 7


MAKALE

FATİH ACER

E-posta ile pazarlama Her 10 kişiden 6’sının düzenli olarak emaillerini kontrol ettiği ülkemizde, pazarlama yöntemleri de kendilerini geliştirmekte ve modern tekniklere ayak uydurmaya başlamaktadır. Modern pazarlama tekniklerinden en önemlilerinden birisi ise şüphesiz e-mail pazarlama yöntemidir. Geleneksel pazarlama yöntemlerine göre çok daha düşük maliyetli olmasının yanı sıra izlenebilir ve ölçülebilir sonuçlar vermesi nedeniyle e-mail pazarlama günümüzün sıkça kullanılan e-pazarlama araçlarından birisi olmaya devam ediyor. Her geçen gün daha fazla şirket bu değerli aracın farkına varıyor ve her geçen gün mail kutularımıza daha fazla e-bülten ve kampanya düşmeye başlıyor. E-mail gönderimini pazarlama portföylerinde kullananlar; her gün onlarca tanıtım, kampanya ve bülten bombardımanına tutulan bir hedef kitleyi kendilerinden gelen maillerinin açılmaya ve okunmaya değer olduğuna ikna etmek durumunda kalıyorlar. Bu durumda sadece listelerinizde bulunan adreslere gönderim yapmak, istenilen sonuçlara ulaşmanız için yeterli olmuyor.

8 | REPORTTURK / Şubat 2012

Günümüzde en etkili pazarlama seçeneklerinden birisi olarak görülen e-mail pazarlama yöntemi sanıldığı kadar kolay değildir. Başarılı bir e-mail gönderimi için data (hedef kitle e-mail adresleri) çok önemlidir. Yani hedef kitlenizi çok iyi belirlemeli ve ona göre gönderim yapılmalıdır. Gönderilen e-maillerin geri dönüşümleri detaylı analiz raporları ile incelenerek ve bir sonraki e-mail gönderimleri ona göre planlanarak daha başarılı sonuçlar elde edilebilir. Hızla değişen e-ticaret alanında, e-mail gönderim sisteminizin, e-maille pazarlama çalışmalarınızın başarısını ölçecek geri bildirim mekanizmaları, detaylı raporlamalar sunması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu raporlar, müşterileriniz maillerinizi aldıkça, okudukça ve içindeki linklere tıkladıkça güncellenen gerçek zamanlı istatistiklerden oluşmalıdır. Hangi mailin kim tarafından, ne zaman açıldığının bilgisini almanız kampanyalarınızı hedef kitlenizin gönderilerinize en duyarlı olduğu gün ve saatlere göre programlayabilmenize olanak sağlar. Gönderilerinizdeki her bir linkin tıklanma raporlarını takip ederek, müşterilerinizin hangi ürün ya da hizmetlerinizle ilgilendiğine ilişkin çok değerli bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu da size müşterilerinizi kategorilere ayırma ve daha verimli pazarlama yapma olanağı sağlar. Bu yöntemler takip edilerek e-mail pazarlamada başarılı geri dönüşümler almak daha kolaylaşacaktır. Etkili e-mail pazarlama için profesyonel destek alınması zorunludur. Günümüzde büyük bir ekonomik döngünün gerçekleştiği e-mail pazarlama sektöründe hizmet veren firmalar gün geçtikçe artmaktadır.


MAKALE

HAKAN KİLİTÇİOĞLU

Elendik, şampiyon olduk Evet, Avrupa Şampiyonasından elendik ve futbolda 2012 yazında Avrupa şampiyonasında bulunmuyoruz. Neden olmadığımız konusunda herhalde daha uzun süre tartışacağız. Çünkü sebepler sadece Teknik Direktör değiştirmekle ortadan kalkacak kadar basit değil. Çok geniş kapsamlı düşünmek gereklidir. Ancak bu şekilde düşünmeyi her Türk vatandaşının futbol konusundaki engin deneyimine bırakarak, farklı bir alanda şampiyon olmamızın temel faktörlerini irdeleyerek düşündürmek istiyorum. Evet, 2011 yılında Avrupa’da şirketlerin şampiyonlar ligi olarak düşünebileceğimiz, iş dünyasının en etkili ödülleri olan EFQM Avrupa Kalite Ödüllerinde şampiyon olduk. Bir Türk şirketi, Bilim İlaç, Avrupa’da bu ödüllere başvuran tüm kuruluşları geride bırakarak, ki bunların içerisinde BMW, Ricoh, Siemens, Bosch gibi çok büyük firmaları da sayabiliriz, en büyük ödüle ulaştı. Bunu yaparken de sadece en büyük ödüle ulaşmakla kalmadı, sekiz farklı alanda verilen başarı ödüllerinin de dördünde ödül kazandı. Tabii 2008 yılından bu yana Avrupa’da hiçbir kurumun layık görülemediği bu büyük ödülü tek başına almanın, hem de sanayinin beşiği Almanya’da, Münih’te, BMW’nin merkezinde almanın ne anlama geldiğini değerlendirmeyi size bırakıyorum. Geriye dönüp baktığımızda 1992’den bu yana verilen EFQM Avrupa Kalite ödüllerinde , ki bunları basit bir şekilde verilen diğer ödüllerle karıştırmamak gerekli, ülkemizin oldukça başarılı olduğunu da görüyoruz. Ulusal Kalite Ödüllerinde de benzer yapının kullanıldığı bu ödül sürecinde şirketler seviyesinde sağlanan bu başarının ciddi, düzenli ve tutarlı bir uygulama disipliniyle geldiğini düşünebiliriz. Ancak Bilim İlaç özelinde duruma bakacak olursak tüm şirketlerimize uygulanabilecek ve fark yaratan unsurları şu şekilde sıralayabiliriz:

10 | REPORTTURK / Şubat 2012

Tutarlılık ve süreklilik: Bilim İlaç 1998 yılından bu yana EFQM Mükemmellik Modelini benimsemiş ve uygulamakta. Bu süreç içinde birlikte çalıştığımız dönemlerde sürekli aynı modeli esas almanın getirdiği yönetim rahatlığını gördüm. Aynı modeli uygulamak belki sıkıcı görülebilir. Ama hem modelin yıllar içinde kendisini sürekli yenilemesi hem de mükemmeli yakalama hedefiyle çok kapsamlı olması dolayısıyla Bilim İlaç’ta sürekli bir gelişim hedefi, yani “challenge” vardı. Yöneticiler bazı şirketlerde olduğu gibi “buda geçti, sırada ne var?” psikolojisine girmeden hem alıştıkları hem de kendilerini sürekli ileriye taşıyan bir modelle çalıştılar. Bunun özellikle atlatılan birçok kriz döneminde hem de ilaç sektörünün geçirdiği değişimle başa çıkmalarında çok önemli katkısı oldu. Ayrıca farklı alanlarda gündeme gelen yeni kavramları da model referansı ile sistemin içerisinde çok rahatlıkla ele alarak bütünleştirdiler. Bugün EFQM Mükemmellik Modeli’nin prensiplerini ve kendi işlerine nasıl uyguladıklarını tüm Bilim İlaç yönetimi rahatlıkla anlatabiliyor.

Milli futbol takımımızın hangi sistemle yetiştiği ve oynadığını söyleyebilir misiniz? Denge (kısa-uzun vade, sistemler-sonuçlar): Her şirketin sürdürülebilir başarıyı sağlaması için hem başarılı sonuçlar alması hem de uzun dönemde uygulamalarını geliştirmesi, yenilikleri devreye alması gerekmekte. Bilim İlaç özellikle rekabetin en yoğun olduğu sektörlerden birinde, jenerik ilaç alanında çalışırken bu başarıyı yakaladı. Bu dönemde sekizincilikten üçüncülüğe yükseldi. Bu başarıyı sağlarken sonuçlara ne kadar odaklandılarsa aynı anda, kriz dönemleri dahil, kendilerini geliştirmeye de odaklandılar ve taviz


MAKALE

vermediler. Sürdürülebilir başarının olmazsa olmaz koşulu olan kısa vadeli kazançlar için uzun vadeli uygulamaları feda etmeme prensibinden hiç şaşmadılar. Tabii krizlerde önlem almadılar demiyorum. Ancak her zaman uzun vadeli bakışı korudular. Buna en güzel örnekte herhalde kriz ve ani sektörel değişimlerden dolayı iki sene içinde üç uzun vadeli stratejik plan yaparak kendilerini değişen koşullara uyarlamalarıdır.

Milli futbol takımımızın turnuvalara hazırlanırken uzun dönemde alt yaş gruplarına yönelik sistematik olarak neler yaptığını söyleyebilir misiniz? Liderlik (ruhu): Hem yukarıda bahsettiğim denge ve tutarlılığın sağlanması hem de çalışanların en etkin şekilde yönlendirilmesi için liderliğin etkisi çok fazla. Bilim İlaç için bu konuda söylenecek söz belki de çok kısa: her seviyede liderliğe hazırlama, üst yönetimde takım ruhu ve bütünsellik, ve etkin karar uygulama yapısı. Bunun için bir de “Liderlik Modeli” geliştirilmiş durumda. Genel Müdür Sayın Erhan Baş ile uzun soluklu çalışma fırsatı bulmuş olmamız bile liderlik yapısının bir göstergesi.

Yok. Teknik Direktörümüz ile tüm milli

takımlardan sorumlu yöneticimiz iki senede sadece bir defa görüşmüşler! Öğrenme ve değişim isteği: Başarıyı sağlayan kritik faktörlerden biriside sürekli bir öğrenme ve değişim ortamının yaratılması. Bu ortamın yarattığı isteklilik de olabilir; isteğin sonucunda oluşan ortamda olabilir. Kritik olan her alanda ve her süreçte öğrenmenin esas alınması ve bunun getirdiği değişimin uygulamaya yansıtılması. Bilim İlaç’ta özellikle öğrenmenin çok geniş kapsamlı ele alındığını görüyoruz; kıyaslama çalışmalarından uzman danışmanlarla çalışmaya, eğitimlerden konferanslara, STK platformlarından uzmanlık bloglarına kadar farklı öğrenme ortamları kullanılmakta. Bu ortamlarda elde edilen bilgiler özellikle sonuçlarla ilişkilendirilerek, en ihtiyaç duyulan alanların üzerine gidilmekte ve iyileştirilmekte. Bunun sonucunda tüm yönetim ekibinin sorumlu oldukları süreçlerde sürekli olarak değişime gittiklerini, bunu yaparken de

Şubat 2012/ REPORTTURK | 11


MAKALE

iyiyi koruyarak üstüne koyduklarını görebiliyoruz.

Sürekli Teknik Direktör değiştirirken hatalardan öğrendiğimizi, başarılı uygulamalarımızı koruduğumuzu, başka ülkelerdeki başarılı uygulamalarla kıyaslayarak adapte ettiğimizi (kişiler transfer etmek dışında) söyleyebilir miyiz? Yarışmacı ruh ve tempo: Şirketlerle bu kavramı özdeşleştirmek zor gelebilir, ancak aslında tüm şirketler rekabet ortamında sürekli bir yarışma halindeler. Bugünkü pazar ekonomisi ortamı sürekli devam eden ve birinciliğin her an el değiştirebileceği bir yarışma gibi. Bilim İlaç son on yıl içinde birçok farklı ödül aldı. Bu değişik ödüllerin farklı alanlardaki odaklanmaları Bilim İlacı farklı alanlarda da mükemmelleşmeye itiyor. Örneğin Kalite ve Mükemmellik Ödüllerinin yanı sıra Çevre, İnsan Kaynakları, Rekabet, Avrupa İş ödülleri; hepsinin daha fazla odaklandığı alanlar var. Bir başarıyı uzun süre sürdürmek çok zor. Bu anlamda ödül süreçleri bir yandan sizi sürekli olarak mevcut durumunuzu sorgulayarak daha ileriye çekmeye çalışıyor, bir yandan da tüm ekibinizi sürekli motive etme imkanı sağlıyor. Bu süreçleri kurumun performansını hep üst düzeyde tutmak, tempoyu sürekli olarak korumak için kullanmak uzun soluklu ve ciddi katkı sağlıyor.

2008 yılında başarımızı getiren en önemli faktör olarak yarışmayı hiç bırakmamamızı ve coşkumuzu gösteriyorlardı. Artık bunun kalmadığını söylüyorlar. Sizce? Tabii ki Bilim İlacın bu başarısının arkasında yatan sebepler sadece bunlar değil; çok daha kapsamlı. Ancak sistematik olarak bir modeli uygularken, deneyimi olan yöneticilerin de bildiği gibi, yolunuza birçok engel çıkmakta. Bundan korkan bir çok yönetici de

12 | REPORTTURK / Şubat 2012

henüz erken, veya daha hazır değiliz diyerek bu çalışmaları ertelemekte veya başlatmamakta. Yukarıdaki faktörler ise bu çalışmaya hazır olmama gibi bir kavramın olamayacağını, farkın uygulama metodolojisinde yattığını gösteriyor.

Sizce? Modeli uygulamaktan vazgeçmeyin ve her zaman inisiyatif kullanın. Sonuçları artan bir tempo ile alacaksınız.


MAKALE

OSMAN YILDIZ

Asgari ücretliden kesilen vergi İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) Gelir İdaresi Başkanlığı istatistikleri, OECD vergi tabanı verileri ve genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı üzerinden yaptığı çalışmaya göre, sayıları 5 milyona yaklaşan asgari ücretliler, Türkiye’nin en büyük 90 firması kadar vergi öderken, 6 milyon 750 bin civarındaki tüm ücretlilerin ödediği vergi Türkiye’deki 652 bin şirketin ödediği vergiyi geçti. 2010 yılının tamamında 4 milyon 738 bin asgari ücretlinin ortalama bin 63 lira vergi ödeyerek kamunun kasasına 5 milyar 38 milyon lira kaynak aktardığının belirtildiği raporda, böylelikle asgari ücretlinin Türkiye’de 2010 yılında en fazla kurumlar vergisi veren 100 firmanın 90’ının toplamı kadar vergi ödediği, 22 milyar 649 milyon lira vergi ödeyen diğer ücretlilerin ise asgari ücretlilerle beraber toplamda 12 milyar lira vergi ödeyen 100 firmanın iki katından fazla vergi ödediği bildirildi. Ücretlilerin toplam ödediği verginin ise tüm şirketlerin ödediği vergi miktarına ulaştığı, buna göre yaklaşık 6 milyon 750 bin ücretlinin 652 bin şirketten daha fazla vergi ödediğine dikkati çekilen raporda, böylelikle Türkiye’de 10 ücretlinin bir şirketten daha fazla vergi ödediğinin altı çizildi.

Asgari ücrete yüksek vergi Raporda, toplam servet, gelir ve sermaye karlarından elde edilen verginin yüzde 43’ünün ücretlilerden

14 | REPORTTURK / Şubat 2012


MAKALE

alındığı, OECD ülkelerinde 9 ülkenin asgari ücrete vergi uygulamazken, 6 ülkede vergi oranının yüzde 10’un altında olduğu, Türkiye’deki vergi oranının ise yüzde 15 olduğu kaydedildi.

ÖTV kazanç kapısı Özel Tüketim Vergisi ise devletin adeta kazanç kapısı oldu. Bu yolla devlet, tüm vergi gelirlerinin 4’te 1’ini karşılayacak devasa bir kaynağa sahip durumda. 2010 yılında toplanan ÖTV ise 56 milyar TL. Bunun faturası ise petrol ve doğalgaz ürünlerine, kolalı gazoz, alkol ve tütün mamullerine, motorlu taşıt araçlarına, dayanıklı tüketim ve diğer mallara yapılan zamlarla kendini gösteriyor. 2010 yılında petrol ve doğal gaz ürünleri 32 milyar TL’lik büyük bir gelir yaratırken, alkol ve tütün ürünleri ve kolalı gazozda 18 milyar TL’ye ulaşan bir kaynak sağlanmış. 1999 yılında deprem vergisi olarak uygulamaya giren ve daha sonra kalıcılaşan Özel İletişim Vergisi de, 4 milyar TL ile uygulamadaki önemini koruyor.

Aralık ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 940,39 TL, yoksulluk sınırı 3 bin 63,17 TL oldu. 1 ocak 2012 tarihinden itibaren asgari ücret brüt:886,50 kesintiler sonrası asgari ücretli çalışanın eline geçen net tutar ise 634,64 tl dir,2011 Aralık itibariyle açlık sınırının 940,39 tl olduğunu düşünürsek asgari ücretliden alınan verginin adil olmadığı şüphe götürmez bir gerçektir. Ücretli çalışandan hiç vergi alınmamasıda adil olmaz, ama en azından asgari ücretli çalışanlar kazançları vergi dışı bırakılmalıdır,diğer ücretlilerden ise ücretlerinin belli bir miktara kadar vergiden istisna tutularak kalan kısmının gelir ve kurumlar vergisine tabii mükelleflere uygulanan vergi oranlarından farklı bir vergi oranı uygulanması, kazancı vergilendirmede yerinde ve adil olacağı kanaatindeyim.

Gelir vergisi’nin % 66’sı çalışanın sırtından Burada asıl dikkat çeken ise, gelir vergisi kalemindeki çarpıklık. Ülke ekonomilerinin ne kadar sağlıklı olup olmadıklarının göstergelerinden olan gelir vergisi kalemi, Türkiye’deki adaletsiz yapının da şahitliğini yapıyor. 2010 yılında gelir vergisi olarak 49 milyar 385 milyon lira toplandı. Bu verginin de yüzde 66,1’ini çalışanlardan alınan vergiler oluşturdu. Memur, ücretli ve yevmiyelinin oluşturduğu çalışanlar grubundan toplanan vergi miktarı tam 32 milyar 644 milyon lirayı buldu. Yani üretimden alınan verginin yaklaşık 1,5 katı fazlası çalışanların sırtından toplandı. Türk-İş’in “Açlık Ve Yoksulluk Sınırı” araştırmasına göre

Şubat 2012/ REPORTTURK | 15


MAKALE

PROF.DR. FARUK ŞEN

Hava ulaşımının yükselen değeri Türkiye gibi 781 bin kilometrekareden oluşan bir ülkede hava ulaşımı her geçen gün daha da önem kazanıyor. Türkiye’de hava ulaşımında THY’nin yanında her geçen gün sayıları artan havayolu şirketleri artık hava yoluyla Türkiye’yi ciddi bir ağ sistemi içinde örmüş bulunuyor. Bugün İstanbul’dan Mardin’e, Van’a veya Kars’a uçakla üstelik uygun fiyatlarla gitmek çok mümkün hale gelmiş bulunmaktadır. Türkiye’nin tanınmış havayolu şirketlerinin dışında Türkiye’de özel uçağı olanların sayısı fazla artmamaktadır. Bugüne kadar tespit edilen rakamlara göre Türkiye’de özel uçağı olan Türk işadamlarının sayısı 27’dir. Özel havacılıkta Türkiye’de en az kullanılan havayolu araçlarının başında helikopter gelmektedir. Türkiye’de 2011 yılında helikopter sahibi olan kuruluşların ve bireylerin sayısı 39’u geçmemektedir. Belirli bankalar, iş adamları helikopter ile ulaşımı sağlamaktadırlar. Garanti Bankası Anadolu toplantılarına

16 | REPORTTURK / Şubat 2012

konuklarını ve konuşmacılarını helikopter ile götürürken inşaat sektöründe de birkaç kişide helikopter bulunmaktadır. Helikopter, ulaşım için büyükşehirlerde kullanılacak en iyi araçların başında gelmektedir. İstanbul’un keşmekeşi, Çekmeköy’den Hadımköy’e olan uzaklığı helikopterler vasıtasıyla kısa mesafeler haline gelebilmektedir. Bugün helikopterler ortalama 650 kilometreyi bir yakıtla gitmektedirler ki bu da az bir mesafe değildir. “Neden helikoptere bugüne kadar fazla ısınamadık?”sorusunun cevabının araştırılması şarttır.

Augusto, Sikorsky, Bell Dünya piyasasında helikopter sektöründe Augusto, Sikorsky ve Bell tam ağırlıklarını koymuş bulunmaktadırlar. Bu helikopterler Avrupa ve Amerika’da çok sık bir şekilde kullanılmakta ve mesafeler oldukça kısaltılmaktadır. Bell ve Sikorsky her geçen gün daha büyük bir şekilde pazar


MAKALE

paylarını arttırırken aynı gelişmeyi Augusto helikopterlerinde de görmek mümkündür. Avrupa’daki “broker”lar Türkiye pazarı konusunda da ciddi araştırmalar yapmaktadırlar.

Turizm için Vazgeçilmez Özellikle turizm sektörünün gelişmiş olduğu Antalya’da turistleri helikopter ile havaalanından alıp belirli noktalara bırakmak veya yine Antalya’da Alanya’dan Kemer’e kadar turistleri taşımanın yanında özellikle inşaat sektöründe helikopter rahatlıkla kullanılabilir. İnşaat sahiplerinin birçok yerde oluşturdukları yeni yapılar arasında bu helikopterler kullanılabilir. Bankaların da bu konuda ciddi bir eğilim içine girmesi beklenebilir. Türkiye’de sağlık sektöründe helikopter taşımacılığı ve cankurtaran helikopterciliği ağır basmaya başlamıştır. Aynı şekilde orman yangınları konusunda da helikopterlerin rolü azımsanamaz. Helikopterlerin dünya piyasasında fiyatlarına baktığımız zaman 850 bin Dolardan başlayan kullanılmış helikopterlerden 6 milyon dolara kadar sıfır saatli helikopter satın almak mümkündür. 73 milyon nüfusa sahip ülkede helikopter almış kişi ve kurum sayısının 39’da kalmasını anlamakta güçlük çekmekteyiz.

İstanbul için Önemli 14,6 milyonluk nüfusu ile İstanbul’a gelen kaliteli turiste 1-2 saat helikopter ile İstanbul turu yaptırmak ilginç gelecektir. Türk halkına da İstanbul’u havadan görme isteğini aşılamanın yanısıra Ege Bölgesi de helikopter turu yapılabilecek bölgelerden biri olabilir. Helikopterlerin yıllık masraf ve bakımları çok büyük bir tutarı bulmamaktadır. Bugün İstanbul’dan Bodrum’a helikopterle gittiğiniz zaman yakıt için harcayacağınız para 1000 TL’yi

aşmamaktadır. Düşünün yaz aylarında İstanbul’dan Bodrum’a ekonomi sınıfında yer bulamayıp “business” sınıfından 3 kişilik bilet aldığınızda ödeyeceğiniz para helikopterle gittiğinizde ödeyeceğiniz yakıt parasından daha fazla bir miktardadır.

Airbus ve Boeing Türkiye son zamanlarda gelişen 9 havayolu şirketi ile şu anda Avrupa’da ciddi bir ülke haline gelmiş bulunmaktadır. Airbus ve Boeing uçak firmaları Türkiye’ye uçak satmak için yarış içine girmiş bulunmaktadır. 70-80 milyon dolarlık Airbus veya Boeingleri bugün Avrupa’daki “broker”lar üzerinden havayolu şirketleri daha ucuza alma şansına sahip olmaktadır. Dünya havacılığındaki negatif gelişme, birçok havayolu şirketinin ısmarladığı uçakları alamamalarından kaynaklanmaktadır ve “broker”lar bu uçakları hiç beklemeksizin havayolu şirketlerine satmaktadırlar. Gerek helikopter gerek uçak sektörü Türkiye’nin yanında Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Yakın Doğu ülkeleri için de ilginç bir pazardır. Bu ülkelerde faaaliyet gösteren Türk işadamlarının da helikoptere daha akılcı bakmalarını bekleyebiliriz.

Şubat 2012/ REPORTTURK | 17


MAKALE

VEHBİ KOCA

“Hyde Park / Özgür fikir tarlası” Özgürlük adına ‘sembolize’ olmuş pek az yer, Londranın ‘Hyde park’ ı kadar ehemmiyet ve üne sahiptir. Parkın ‘Speaker’s Corners’ (Konuşmacılar köşesi ) diye adlandırılan tarafı, Marxist ideolojinin ataları Marx , Engels , Vladimir İlyiç Lenin, yazar William Morris ve George Orwell’a kadar sayısız düşün adamını, konuk etmiş , oldukça sert ve komplike tartışmalara kucak açmıştır. Londra kentinin, en kalabalık bölgelerinden birisi olmasına rağmen, Parkın varlığı, kentin hem ‘fikir’ ve hemde doğal anlamda ‘nefes borusudur’ aynı zamanda. Oldukça geniş bir alana yayılan bu parkta, her türlü kültür, din ve sosyal kökenden gelen insanlar, akla gelebilecek en uç boyutlarda fikir alışverişi yapabilmekte ve extreme

18 | REPORTTURK / Şubat 2012

konuları dinleyenlerle interaktif bir şekilde tartışabilmektedirler. Alan ilk defa Britanya hükümetinin 1855 yılında, Pazar günleri ticareti yasaklaması neticesinde, halkın ayaklanmasıyla önem ve ün kazanır. Marx’ın, İngiliz devriminin başlangıcı diye heyecanlandığı söz konusu ayaklanma sırasında, Hyde Parkın bu köşesi, ateşli tartışmalara ve numayişlere sahne olur , bunu takibende ,demokratik reformların hayata geçirilmesiyle, fikirlerin ve sosyal çelişkilerin özgürce tartışıldığı alan kimliğini kazanır zamanla ... O günden beri, haftanın her Pazar günü Hyde park ve ‘speakers corner’ oldukça yoğun bir fikir trafiği yaşamaktadır . Sadece tartışmacılar ve dinleyicilerin değil, fotoğraf severlerin’de heyecan yaşadıkları ‘Speaker’s Corners’ alternatif bir okul niteliğindedir adeta...Eğer üzerine çıkıp konuşabileceğiniz bir küçük kutunuz varsa, burada herkese yetecek kadar dinleyici vardır her zaman...Yanlız söylediklerinizin kalabalığın ilgisini çekmesi koşuluyla. Aradan yüzyıllar geçmesine karşın, parkın özgür


MAKALE

tartışma ortamı, kimliğinden hiç bir şekilde ödün vermedi şu ana kadar . Avrupa ve dünyanın sosyo / politik dönüşümleri her zaman bu alanda yankısını ve sesini buldu...Burada benimde yer aldığım iki milyon insanın katıldığı, tarihi, ‘Irak’ın işgaline hayır’ mitingine özel bir gönderme yapmak istiyorum...Savaş tanrılarının davullarına karşı, her sınıf, dil, etnik köken ve dinsel inançtan yığınların tepkisi, aklı ve mantığı olanların her türlü savaşa karşı olmaları gerektiğini haykırıyordu hep beraber o gün ... Şunu söylemek sanırım yanlış olmaz...Ayırımcılık, adaletsizlik, yerkürenin oburca yıpratılması, derin sınıf farklılıkları var oldukça, söyleyecek şeyleri olanlar, bu parkta kendilerine platform ve dinleyici kitlesi bulacaktır her zaman ...Alanda tartışılanlar, ‘tolerans ve hoşgörü’ bağlamında , aslında ülkemiz insanının da benimsemesi gereken şeylerdir... Burada, saldırı, öfke , taciz , hem konuşmacılar ve hemde dinleyiciler tarafından adı konulmamış bir şekilde, oto-kontrol’e tabii’dir...Fakat

tartışma kültürünün her coğrafya ve insanına göre farklı özellikler taşıdığını söylemek gerekir...Örneğin Orta doğu kökenli bir konuşmacının beden dili ve fikrini savunuşu, bir batı Avrupalı ile farklı özellikler gösterebilmektedir . Buda doğallıkla, tartışma ortamının daha renkli ve bilgilendirici olmasına yol açmaktadır . Zaman zaman hiciv dolu yaklaşımlarda olsa’da, söylemlerinizin provakatif ve yaralayıcı olması bile tepki çekmez burada ...Son yıllarda Irak, Afganistan ve Gazze’de yaşananlar, doğallıkla, ‘tartışılan konuların ’ içeriğini değiştirmekle beraber, genede, cinsel ayırımcılık, ırkçılık ve Marksist içerikli tartışma konuları, tazeliğini sımsıkı korumaktadır. Fakat önem sırasına göre , İsrailin orta doğudaki saldırgan tavrı , İslamiyet ve Hıristıyan dinlerinin karşılıklı çelişkileri her zaman ilk iki sırayı teşkil etmektedir her süreçte . Sonuç olarak Hyde park’ta adını Fikir Tarlası koyduğum , Speakers Corner’da bir Pazar günü geçirmek, bütün bir haftanızı temelinden sarsabilir, kafanızda oluşan yeni sorular yumağı ile evinizin yolunu tutarsınız her defasında...

Şubat 2012/ REPORTTURK | 19


MAKALE

PROF. DR. TEVFİK DALGIÇ

Ekonomik bunalım dönemlerinde işinizi nasıl korursunuz Ekonomik bunalımın en kötü sonuçlarından birisi de işsizlik sorununun giderek büyümesi ve bu sorunun kişilerin özel ve aile yaşamlarında yarattığı büyük çöküntüler, yıkıntılar ve bunalımlardır. İşsizlik kişinin aile fertleri ile ilişkilerini etkilediği yetmiyormuş gibi insanlarda yarattığı bunalım ve sıkıntılarla da onların yaşam kalitesini bozar, yeni sorunlara ortam hazırlar. Ortaya çıkan bunalımlar zaman içinde fiziksel bozukluklara dönüşebilir, bunu hastalıklar izler, müzmin rahatsızlıklar, kalp ve beyin sağlığı ile ilgili yeni sorunlar da ortaya çıkarabilir. Bu bulgular tıp literatürünün üzerinde anlaştığı bulgular. İşin toplumsal tarafı yani bozulan ilişkiler, yıkılan yuvalar, geleneksel değerlerin yitirilmesi gibi sorunları da ekleyin bu sorunlar dizisine. Bunlara kredi kartları borçlarını, tüketim kredilerindeki sorunları, iflasları ve hacizleri de ekleyin. Bir de gözden kaçan fakat toplam olarak milyarları bulan hastalıkların tedavisine harcanacak ek kaynakları da göz önüne getirin, böylece sorunun boyutlarını daha geniş çerçeveden görebilirsiniz. Yani evrensel nitelikli sorunların yöresel ve yerel etkilerinden kurtulmak oldukça güç. Yönetim sorunları Bu konuda siyasi kadrolarca ve liderlik yeteneksizliğinden kaynaklanan önleyici tedbir almakta geç kalmış olmak, konunun ekonomik olduğunu anlayıp ekonomik önlemler almak yerine işi mugalata ve laf kalabalığı ile geçiştirmeye çalışmak bize yansıyan sorunların boyutunu da büyüttü. Böylece bir taraftan yatırımlar dururken işten çıkarmalar çoğaldı, işsizlik hem resmi rakamlarla hem de yapısal nitelikten kaynaklanan gerçek rakamlarla iyice büyüdü. Bu koşullarda çalışanların olası bir işten çıkarılma tehlikesine karşı yapabilecekleri bir şey var mı diye sormak geliyor insanın aklına. Yani çalışanlar işten çıkarılma tehlikesine veya tehdidine karşı ne gibi önlem alabilirler? Bu onların yapabilecekleri bir şey mi? Yoksa işi kaderciliğe vurup boynu bükük sonuca razı olmak mı? Harvard Business Review’da iki kadın yazarın bu konuda yazdıkları bir makalede tam da bu konuya değiniliyor. Teğet geçti, geçmedi gibi hiç de ekonomi bilimi ile ilgisi olmayan siyaset kokan yorumları bir tarafa ve siyasilere bırakarak, Janet Banks ve Diane Coutu isimli yazarların verdiği bazı tavsiyelere göz atalım.

20 | REPORTTURK / Şubat 2012

Yazarların tavsiyeleri şöyle: 1-Güven verin ve neşeli olun: İnsanlar iş yaptıracakları kişileri seçerken olumlu, yapıcı ve müspet tavırlı, güven veren kişileri seçerler. Sevilmeyen, suratından düşen bin parça olan, güven vermeyen kişileri tercih etmezler. 2-Geleceğe yönelik olun: Müşterilere yakın olmanın en iyi yolu onların gelecekteki, olası ihtiyaçlarını görebilmek ve buna uygun davranmaktır. Bunu ihmal edenlerin işyerleri de kalmaz, işleri de. Müşterinin ihtiyaçlarını anlamaya çalışın, onların sorunlarına anlayışla yaklaşın. Devlet memuru zihniyeti ile değil, müşteri ihtiyaçlarını bilen, anlayan veya anlamaya çalışan bir girişimci gibi davranın. Yaptığınız işin müşterinin ihtiyaçlarına nasıl uyduğunu, veya daha fazla nasıl faydalı olabileceğini düşünün. 3-Değişik sorumluluklar alın: Çalıştığınız yerde masrafları ve harcamaları denetim altında tutun, yetenek ve becerilerinizi tam potansiyeli ile kullanmaya çalışın. Geçmişte yaptığınız işlerden ve değişik görevlerden edindiğiniz bilgi ve becerilerin hepsini de kullanmaya çalışın. Bazen de sizin resmi göreviniz olmasa bile yapabileceğinizden emin olduğunuz görevler üstlenin. 4-Yöneticilere umut vermeye çalışın: Manevi destek sağlayın. Amirlerinizle iyi geçinmeye çalışın, onları anlamaya ve yardımcı olmaya gayret edin ve bunu hareketlerinizle de kanıtlayın. İyi ilişkiler üzerine kurulu bir amir-memur ilişkisi sizin işsiz kalmanızı önleyebilir. Bu konuda aşağıdaki yöntemler yarar sağlayıcı olabilir. 5-Empati duyun: Çoğu yönetici işten adam çıkardığı zaman üzüntü duyar. Yöneticilerin bu üzüntülerine ortak olduğunuz zaman onlarla bir türlü yakınlık da kurmuş olursunuz. Kaçınılmaz bir sonucun önüne geçilemeyeceği gerçeğini olgunlukla karşıladığınızı gösterin. Bu, diğerleri için de bir örnek teşkil edebilir 6-İşyerinde arkadaşlarınızı birleştirin: Böyle bir nitelik yıkım zamanlarında çok önemli bir özellik olarak ortaya çıkar. 7-Kurumsal vatandaş olun: Başarının yüzde 80’i kurumsal vatandaş olmaktan geçer. Yani çalıştığınız kurum veya kuruluşun, şirketin tüm davetli veya gönüllü çağrılarına ve toplantılarına katılın. Elinizi taşın altına koyun.


MAKALE

ERTAN ACAR

Hayır işi değil, kurumsal sosyal sorumluluk Her bireyin, vatandaş olarak içinde yaşadığı topluma ve ülkeye karşı sorumlulukları vardır. Çünkü içinde yaşadıkları toplumun yaşam kalitesini iyileştirmek, ekonomik, çevresel, kültürel ve sosyal gelişmeye destek vermek tüm bireylerin görevidir. Kurum ve kuruluşlar için de bu böyledir. Çünkü onlar da birer tüzel kişiliktir ve kurumsal vatandaş olarak onların da sorumlulukları vardır. Yardımsever, toplum içinde sevilen ve güvenilir biri olmak nasıl kişisel marka değerleri yaratıyor ve bireyi toplum içinde yüceltiyorsa, kurumların toplum tarafından genel kabul görmesi, faaliyetleri ile beğeni ve takdir toplaması da kurumsal marka değerini kuvvetlendiren etkendir. İşte bu yüzden kurumlar kurumsal vatandaşlık görevlerini yerine getirebilmek için hedef kitleleri ve kamuoyu ile iletişim ekseninde de fırsatlar yaratan “kurumsal sosyal sorumluluk” projeleri üretirler. Burada kritik nokta toplumsal bir soruna ya da gereksinime odaklanmayan, belirli ve yönetilebilir bir süreci kapsamayan, sürdürülemeyen, kurum çalışanlarınca ve yönetimi tarafından benimsenmemiş, katılımı olmayan, sonuçları ölçülemeyen ve en önemlisi kalıcı değer ve fayda üretmeyen uygulamaların “kurumsal sosyal sorumluluk” kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğidir. Yakın bir zamana kadar “kurumsal sosyal

sorumluluk” denince akla “hayır işleri” gelirdi. Kâr eden şirketler, kazançlarının belli bir bölümünü sağlık, eğitim, spor ve benzeri alanlardaki faaliyetlere ayırır ve toplum nezdinde “sempati” toplamaya çalışırdı. Bunun için okullar yaptırılır, hastaneler inşâ ettirilir, spor karşılaşmaları desteklenirdi. Kısacası pazarlama çaluşmalarını kamufle etmeye yönelik faaliyetlerdi. Günümüzde rekabetin bizi getirdiği nokta, “kurumsal sosyal sorumluluk” anlayışımızın değişmesine de neden oldu. Artık bir zamanların “hayır işleri”, günümüzde bir “rekabet parametresi” durumunda. “Kurumsal sosyal sorumluluk”, Fortune Dergisi’nin, Financial Times ile her yıl birlikte açıkladığı en beğenilen şirketler araştırmasının da ana kriterlerinden bir tanesi haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak başta yatırımcılar, müşteriler, tüketiciler ve diğer sosyal ortaklar nezdinde iş sonuçlarını etkileyen alanlardan biri oldu. En fazla ciro yapan, en fazla kâr eden, en fazla pazar payına sahip olan şirketlerin performansları eğer “kurumsal sosyal sorumluluk” politikaları ile ilişkilendirilemiyorsa artık çok fazla anlam taşımıyor. Önümüzdeki dönemin, “kurumsal sosyal sorumluluk” açısından şirketlerin birbirleriyle kıyasıya rekabet edecekleri bir sürecin yaşanacağı görülüyor. Burada erken yol alanlar, doğal olarak bir rekabet avantajı elde edecekler.

Şubat 2012/ REPORTTURK | 21


MAKALE

YUSUF ADIGÜZEL

Sanal Cemaatler, Sadakatsiz Müritleri Sosyal paylaşım ağlarına üye olan bireyler olarak bu internet çağında hepimiz bir şekilde bir sanal cemaatin lideri veya müritleri olduk. Kendi hesabımızı yönetirken bir cemaat lideri, başkalarının takipçisi olarak birer müridiz. Bu cemaat-mürit ilişkisi, yeni çağın bütün insani ilişkileri gibi sadakatsizlikten, sanallıktan, yapaylıktan ve eğretilikten kendini kurtaramıyor. Bir cemaate mensup olmanın en önemli şartı “sadakat” iken, sanal cemaatlerin en önemli özelliği sadakatten yoksun olmasıdır. Sadece bir follow veya unfollow tuşuyla mürit olmak veya müritlikten çıkmak mümkün olabilmektedir. 19. yüzyılın sonlarında Alman sosyolog Tönnies, cemaat (gemeinschaft) ve cemiyet (gessellschaft) kavramlarını sanayi toplumlarıyla, sanayi öncesi toplumları mukayase etmek amacıyla kullanmıştı. Sanayileşmeyle birlikte, tarım toplumunun sosyoekonomik yapıları dönüşüme uğramış ve birbirini seçerek biraraya gelen, güven ve dostluğa dayalı cemaat ilişkilerinin yerini, kontratlar üzerine kurulan ve daha çok informel ilişkilere dayanan cemiyet ilişkileri almaya başlamıştı. İkinci dünya savaşı sonrasında şekillenmeye başlayan önce sanayi sonrası toplum, sonra bilgi toplumu ve nihayet bilişim toplumu ile Tönnies’in tanımladığı sınırlar yeniden çizilmeye başlanmıştır. Cemaat ve cemiyet kavramlarının içi yeniden doldurulmuş ve bu kavramlar farklı anlam ve içerikler yüklenerek yeniden tanımlanır olmuştur.

22 | REPORTTURK / Şubat 2012

Son yılların en popüler konularından biri olan sanal cemaat (virtual community) kavramı da internetin yaygınlaşmasıyla, önce sosyologların sonra sıradan internet kullanıcıların gündemini işgal eder hale gelmiştir. Bilgi Teknolojileri Kurulu (BTK) raporlarına göre Türkiye’de 9 milyondan fazla hane genişbant internet abonesi bulunmakta ve bu da toplam hane sayısının yarısına denk gelmektedir. En iyimser rakamlar bile Türkiye’deki internet kullanıcılarının sayısının 30 milyon civarında olduğunu söylüyor. Bu kullanıcıların internette geçirdiği vaktin yüzde 30’unu sadece facebook’ta harcadıkları görülüyor. Diğer sosyal ağlar, sohbet ve paylaşım siteleri de hesaba katıldığında internette geçen vaktin yarısından fazlası iş-güç amaçlı değil, yeni bir “ağa takılmak” amaçlı kullanılıyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, hayat hikayesini anlattığı kitabında bu siteyi daha fazla kız tavlamak için kurduğunu söylüyor. Zuckerberg’in açtığı yolda, gösterdiği hedefte yürüyenlerin sayısı artık neredeyse milyarlarla ifade edilir hale geldi. Dünye flört endüstrisi 2 milyar dolarlık bir ciroya yaklaştı. Türkiye’de bile flört sitelerinin sayısı yüzlerle ifade ediliyor. Amerikalıların yüzde 50’si internetten tanıştığı biriyle birlikte olurken, İngiltere’de evliliklerin yüzde 20’ye yakını internetten tanışma yoluyla gerçekleşmiş. Anlaşılan o ki Zuckerberg kendi hedefine ulaşmakla kalmamış ve adeta dijital çöpçatanlık sektöründe çığır açmıştır. Facebook cemaati bugün


MAKALE

öylesine genişlemiştir ki facebook kullananların sayısı dünyada 550 milyon, Türkiye’de ise 27 milyon kişiyi aşmış durumda. Sanal Cemaat kavramı ilk olarak kendisini twitter hesabında “bağımsız düşünür, çevrimiçi fitneci, acemi öğretici, uzman öğrenci, çevrimdışı bahçıvan” (Independent thinker, online instigator, novice educator, expert learner, offline gardener) olarak tanıtan Amerikalı yazar Howard Rheingold tarafından ortaya atıldı. The Well isimli sosyal ağın ilk üyelerinden biri olan Rheingold, 2003 yılında basılan kitabına bu adı vermişti. Kitabında “sanal cemaatler” kavramını, bireylerin elektronik ortamda kamusal tartışmalara yeterince uzun bir süre katılmaları ile oluşan toplumsal kümelenme ağlarını anlatmak için kullanmıştı. Şimdilerde ise hem ironik olarak sosyal ağları, hem de sosyolojik olarak internette kurulan ilişkiler ağını tanımlamakta kullanılıyor. Tönnies ‘cemaat’i etnik köken, din, kültür gibi benzer ortak özellikleri olan geleneksel gruplar olarak nitelerken, Talcott Parsons, üyelerinin ortak kimlik duygusuna dayanan bir toplumsal ilişkiler bütünü, alanı çıkarlarla belirlenmiş toplumsal yapının dayanışma ilişkileri olarak tanımlar. Toplumsal yapının bileşenlerini ise bireyin hangi kültüre bağlı olduğu, sınıfsal konumu, edinilmiş ve kazanılmış statüleri ve bunlara bağlı rolleri oluşturur. Bu bileşenler aynı zamanda kişinin karakter ve kimliğinin de oluşmasını sağlayan birincil etmenlerdir. Aslında her birimiz facebook veya twitter hesaplarımızla bir şekilde kendi sanal cemaatlerimizi kurmaktayız. Ancak, bu cemaatlerimizin müritleri (takipçilerimiz) ne kadar popüler olduğumuza göre artıp azalmaktadır. Sanal kürsülerimiz olan facebook, twitter ve benzeri hesaplarımızdan yaptığınız paylaşımlar, müritlerimizi besledikçe izlenirlik ve takipçi sayımız artmaktadır. Sanal cemaatler ve sosyal ağlar konusunda ele alınacak bir çok yön ve konuşulacak çok detay var elbette.

Ancak ilk elde en fazla göze çarpan noktaların “gerçeklik algısı” ve “samimiyet” olduğunu söyleyebiliriz. Sanal cemaatlerde çoğunlukla insanlar maskeleriyle bulunmakta ve gerçek kimlik ve kişiliklerini gizleyerek bir takma ad (nickname) kullanmaktadırlar. Gerçeklikten ve samimiyetten uzak bir şekilde belki de sadece “farklı görünme” amacındaki sanal cemaatin liderleri ve/veya kullanıcıları aslında büyük oranda başı ve sonu belirsiz bir sahteciliğin peşine takılmış durumdadırlar. Bu sahtecilik, sanal cemaatlerin sanal müritleri arasındaki sanal bağların zayıflığını ve değersizliğini günyüzüne çıkartmakta ve bu bağların kolaylıkla vazgeçilebilir bağlar olduğunu ortaya koymaktadır. Hiç bir çaba harcamaksızın, sanal bir düğmeye basmak suretiyle kolaylıkla dahil olunan bir cemaatten yine aynı sanal düğmeye basarak kopmak çok kolaydır. Online kurulan ilişkilerin, tez zamanda offline olması şaşırtıcı değildir. Sosyal ağlar üzerinden kurulan sanal ilişkilerin başka bir sosyal ağ tarafından kolaylıkla yıkılabileceği bir gerçektir. Sanal cemaatlerde sadakate yer yoktur.

Sanal Cemaat kavramının isim babası Howard Rheingold

Şubat 2012/ REPORTTURK | 23


RÖPORTAJ Kurumlar “navgasyon” aracına kavuşuyor

TİE Platformu İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Fatma Çelenk:

Kurumlar “navigasyon” aracına kavuşuyor 7 Mart 2012’de açıklanacak Türkiye İtibar Endeksi’nin (TİE) kuurmlara ve ülke ekonomisine sağlayacağı katma değeri TİE Platformu İcra Komitesi Başkan Yardımcısı Fatma Çelenk ile görüştük. Çelenk ile yaptığımız keyifle okuyacağınız röportajda kurumlar gelecek değerlerini yaratmada TİE’den nasıl yararlanacaklarını bulacaklar… 1. Türkiye İtibar Endeksi’nde hangi sektör- ye ekonomisi için bir navigasyon görevi üstlenecek. Temel kriterler kısa algılanan değer, beğeni, tavsiye ler mercek altına alınacak? Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerindeki şirketlerin kamuoyu nezdindeki itibarını ölçümleyen “Türkiye İtibar Endeksi”nde 12 ayrı sektör mercek altına alınıyor. Bu sektörler; Gıda, Alkolsüz İçecek, Otomotiv, Banka ve Sigorta, Konfeksiyon ve Tekstil, Enerji, Beyaz Eşya, Elektronik (TV, ses sistemi, PC, mobile telefon vb…), Holdingler, İletişim (GSM ve Telekom), İnşaat ve Perakende sektörleridir.

ve gönüldaşlık şeklinde sıralanabilir. Bu başlıkları ayrıntılı analizle verecek sorular yöneltilerek sektör ve sektör aktörlerine ilişkin pek çok veri elde edilecektir. ESOMAR üyesi uluslararası bir araştırma şirketi olan X-Sights tarafından İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin akademik kontrolünde yapılan Türkiye İtibar Endeksi Amerika ve İngiltere’de yürütülen endekslerin Türkiye uygulaması olacaktır.

2. Ölçümlenecek sektör sayısı artacak mı? 4. Yurtdışındaki örneklere bakıldığında TürÖrneğin hangi sektörlerin gelecekte endek- kiye İtibar Endeksi’nin onlardan farkı ne? Türkiye’nin 26 ilinde tesadüfi seçim metotları ile se dahil edilmesi planlanıyor? İlk etapta lokomotif sektörler olarak bu 12 sektör belirlendi ancak ilerleyen süreçte giderek farklı alanlara da yayılması planlanıyor. Daha da ileriki süreçte Türkiye sınırlarını aşarak önce komşu ülkeler, ardında da çevre ülkelerdeki şirketler için de ölçümlemeler yapılması hedefleniyor.

3. Türkiye İtibar Endeksi’nde ölçümlenen parametreler neler? “Türkiye İtibar Endeksi” algılanan değer ve beğeni ekseninde, kurum ve markaların toplumun çeşitli sosyal kesimleri nezdindeki fotoğrafını çekmeyi amaçlıyor. Ülke ekonomisinin lokomotif sektörleri kabul edilen ,en büyük 12 farklı sektörün detaylı bir biçimde analiz edileceği endeks bu yönü ile Türki-

24 | REPORTTURK / Şubat 2012

belirlenen 2000 denek ile yüz yüze anket çalışması yapıldı, buna ek olarak aynı çalışma online olarak da yine 2000 denek ile tekrarlandı. Bu çift yönlü araştırma sonuçları bizlere gelecek yıllarda araştırmanın hangi metodoloji ile sürdürüleceğinin ipuçlarını verecek. Yüz yüze anket sonuçları araştırmamızın özünü teşkil etmektedir. Ancak online anket ile aynı sonuçlara ulaşabildiğimiz taktirde gelecekte çok daha büyük denek kitlelere makul maliyetler ile erişebilmek mümkün olacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan bu modeli biz Türkiye’nin yapısal özelliklerine uyumlu olarak yeniden düzenledik ve ülkemiz insanının çok önem verdiği “güven” ve “gönüldaşlık” kavramlarını da araştırmaya dahil ederek 7 kademede itibarı ölçüyoruz. Sonuçları elde ettiğimizde,


Gıda, Alkolsüz İçecek, Otomotiv, Banka ve Sigorta, Konfeksiyon ve Tekstil, Enerji, Beyaz Eşya, Elektronik (TV, ses sistemi, PC, mobile telefon vb…), Holdingler, İletişim (GSM ve Telekom), İnşaat, Perakende sektörlerinin önemli aktörleri; bu endeks ile kamuoyu nezdinde nerede olduklarını görecek ve rekabette kendi yol haritalarını çizmekte çok önemli ipuçlarına sahip olacaklardır.

şirketlerimiz gelecekteki kurum değerlerlerini artırmak adına nasıl bir yol haritası izlemeleri gerektiğini belirleyebilecekler.

5. Türkiye İtibar Endeksi’nden kurumlar nasıl yararlanacak? Öncelikle belirtmek isterim ki; Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilir bir gelecek için sağlıklı adım atmalarını sağlayacak olan Türkiye İtibar Endeksi’nin şeffaflığı ve mükemmelliği adına, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Nazım Ekren hem denetçi hem de akademik boyutta destek vermektedir. Bu rapor, her şirket için çok daha derinlemesine yapılması gereken araştırmalar ve itibar yönetimi süreçleri için bir navigasyon aracı görevini üstlenecektir. Mart ayında gerçekleştirilecek 2. Türkiye İtibar Zirvesi’nin hemen öncesinde açıklanacak raporda; 12 sektörün itibar değerleri, her sektörün öne çıkan büyük kuruluşlarının münferiden itibar değerleri, sektör içi rakiplerinden farklılıkları, benchmark kurumdan farklılıkları, neden o noktada oldukları, itibarlarını artırabilmeleri için kamuoyunun ve hedef kitlelerinin onlardan beklentilerinin neler olduğu, hangi beklentiyi ne ölçüde yerine getirirlerse kurum itibarının ne ölçüde artabileceği, buna yönelik öncelikler ve tavsiyeler yer alacaktır.

6. Philip Kotler’in “Ölçemiyorsan yapma” önermesinden hareketler elde edilecek sonuçlar; kurumların hedef kitleleri üzerinde yarattığı algı ve onların geliştirdiği tutumlara yansıyan davranış değişikliklerinin analizinde nasıl kullanılacak? Özetle Türkiye İtibar Endeksi kurumlar için bir swot analizi mi sunacak?

7. Türkiye İtibar Endeksi’nin kurumların finansal performanslarında, asset (varlık) ve value (değer) algısını nasıl ortaya koyacak? İtibar, şirket ya da kurum güvenilirliğinin maddi olmayan en önemli ölçütlerinden biri olmuştur. Şirketlerin defter değeri ile piyasa değeri arasındaki farklarının en önemli kaynağı onların itibarlarıdır. Bu bağlamda itibar, bir kurumun ekonomik değer oluşturabilmesi, varlığını sürdürebilmesi ve içinde olduğu topluma katma değer üretebilmesi adına vazgeçilmesi mümkün olmayan tek değerdir. Zaman içinde farklı ekonomik koşullarda ya da konjonktürel ortamlarda varlığını sürdürmek isteyen kuruluşlar karlarından, hatta onlarca çok değerli olan insan kaynaklarından fedakarlıkta bulunabilirler. Ancak itibarlarından fedakarlıkta bulunamazlar. Türkiye İtibar Endeksi ile şirketler, gelecekte kurum değerlerlerini artırmak adına nasıl bir yol haritası izlemeleri gerektiğini belirleyebilecekler. Hem faaliyet gösterdikleri sektörün, hem de sektör içerisinde bulundukları yerin ayırdına varacak ve adımlarını buna göre atacaklar.

8. Türkiye İtibar Endeksi’nden iletişim profesyonelleri nasıl yararlanacak? Türkiye’nin ekonomik ihtiyaçlarına ve geleceğine hizmet verecek olan Türkiye İtibar Endeksi, sağlayacağı bilgi birikimi ile Türk ticari ve ekonomik hayatına katma değer sağlayacaktır. Türk iş dünyası bu endeks çalışmasıyla birlikte, ekonomiye yön veren sektörlerin itibarları hakkında bilgilenecektir. Zaman içerisinde bu çalışmanın Türk iş dünyasının global rekabette kendine yol gösterici bir parametre olarak da kabul edileceği bir sürece girilmesi mümkündür.

Şubat 2012/ REPORTTURK | 25


RÖPORTAJ Türkiye İtibar Endeksi Görücüye Çıktı...

Türkiye İtibar Endeksi Görücüye Çıktı... İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin (İTİCÜ) akademik denetiminde hazırlanan, Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerindeki şirketlerin kamuoyu nezdindeki itibarını ölçümleyen “Türkiye İtibar Endeksi”nde (TİE) sona gelindi. 26 ilde 4 bin kişi ile görüşülerek raporlaştırılacak endeksin sonuçları 7 Mart 2012’de düzenlenecek 2. Türkiye İtibar Zirvesi’nde açıklanacak. Akademik boyutu olan endeks

İstanbul Ticaret Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında; “Türkiye İtibar Endeksi”nin gerçekleştirildiği sektörler, endeksin hangi model ile yapıldığı, sonuçlarının Türkiye ve Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere katkısının ne olacağı anlatıldı. İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, “İstanbul Ticaret Üniversitesi, ‘Türkiye İtibar Endeksi’nin akademik içeriğinde yer alacaktır. İtibarın oluşumu ve gelişimini etkileyen değişkenlerin, faktörlerin izlenmesi ve değerlendirilmesinde üniversitemiz bilimsel altyapıyı sağlayacaktır” diye konuştu.

Lokomotif sektörler mercek altında TİE Platformu Yürütme Kurulu Başkanı Çağdaş, “İtibar, şirket ya da kurum güvenilirliğinin maddi olmayan en önemli ölçütlerinden biridir. Çünkü şirketlerin defter değeri ile piyasa değeri arasındaki farkların en önemli kaynağı onların itibarlarıdır. İşte bu fikirden yola çıkarak ülkemizde lokomotif sektör olarak adlandırılabilecek 12 ayrı sektörü belirledik. Bu sektörleri sıralayacak olursak; Gıda, Alkolsüz İçecek, Otomotiv, Banka ve Sigorta, Konfeksiyon ve Tekstil, Enerji, Beyaz Eşya, Elektronik (TV, ses sistemi, PC, mobile telefon vb…), Holdingler, İletişim (GSM ve Telekom), İnşaat, Perakende sektörü olarak ifade edebiliriz. İşte yukarıda sıraladığımız bu sektörlerde en çok tanınan şirketlerin kamuoyundaki itibarını ölçmek üzere yola çıktık” dedi.

26 | REPORTTURK / Şubat 2012

“Diğer yandan konumuzun bir de akademik boyutu var” diyen Çağdaş, “Türkiye’deki şirketlerin geleceğe sağlıklı ulaşmalarını sağlayacak olan TİE’nin akademik destekçisi İTİCÜ’dür. Gerek araştırmanın bilgi toplama aşamasında kusursuz yapılması, gerek elde edilecek datanın sağlıklı olarak yorumlanması ve gerekse de raporlaştırılması aşamalarında değerli bir akademik oluşumun çalışmalarımıza destek vermesi, ayrıca şeffaflığı açısından da çok önemlidir. Umarız ve dileriz gelecekteki müşterek çalışmalarımız üniversitemizin çatısı altında yapılandırılacak bir itibar enstitüsünün de müjdecisi olur ve burada eğitim alacak olan öğrenciler de endeks sonuçlarından bir laboratuar mantığında yararlanabilirler” diye konuştu.

“Bilimsel alt yapı sağlayacağız” Türkiye İtibar Endeksi’nin akademik destekçi kurumu olan İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren yaptığı konuşmada, “Güvenilir olma durumu, saygınlık ve prestiji ifade eden itibar konsepti, ekonomik, finansal sosyal kültürel, siyasal v.b. alanlarda, kamu, özel, bireysel ve kurumsal bazda önem taşımaktadır. İtibar endeksi, başlangıçta ekonomik ve finansal


içerikli olarak belirlenmiş sektörlerde uygulanacaktır. Daha sonra da farklı alanlarda uygulamaya konulacaktır. İstanbul Ticaret Üniversitesi, ‘Türkiye İtibar Endeksi’nin akademik içeriğinde yer alacaktır. İtibarın oluşumu ve gelişimini etkileyen değişkenlerin, faktörlerin izlenmesi ve değerlendirilmesinde üniversitemiz bilimsel altyapıyı sağlayacaktır” dedi.

daha büyük denek kitlelere makul maliyetler ile erişe-

Şirketler TİE raporundan nasıl yararlanacak?

kurum değerlerlerini artırmak adına nasıl bir yol haritası

“Bu rapor, her şirket için çok daha derinlemesine yapılması gereken araştırmalar ve itibar yönetimi süreçleri için de bir navigasyon aracı görevini üstlenecek. Çalışmanın sonuçlarını Mart ayında gerçekleştirilecek 2. Türkiye İtibar Zirvesi’nin hemen öncesinde yapacağımız basın toplantısı ile paylaşacağız” diyen TİE Platformu Yürütme Kurulu Başkanı Çağdaş, “Açıklanacak raporda 12 sektörün itibar değerleri, her sektörün öne çıkan büyük kuruluşlarının münferiden itibar değerleri, sektör içi rakiplerinden farklılıkları, benchmark kurumdan farklılıkları, neden o noktada oldukları, itibarlarını artırabilmeleri için kamuoyunun ve hedef kitlelerinin onlardan beklentilerinin neler olduğu, hangi beklentiyi ne ölçüde yerine getirirlerse kurum itibarının ne ölçüde artabileceği, buna yönelik öncelikler ve tavsiyeler yer alacak” diye konuştu.

izlemeleri gerektiğini belirleyebilecekler” dedi.

26 İlde 4 bin kişi ile görüşülecek

Teksas Üniversitesi işletme fakültesinden Prof. Tevfik

TİE projesinin araştırma hizmet sponsoru X-Sights Genel Müdürü Çiğdem Penn araştırmanın iki boyutta yürütüldüğünü söyledi. Penn “Türkiye’nin 26 ilinde tesadüfi seçim metotları ile belirlenen 2000 denek ile yüz yüze anket çalışması yapılmakta ve buna ek olarak aynı çalışma online olarak da yine 2000 denek ile tekrarlanmaktadır. Bu çift yönlü araştırma sonuçları bizlere gelecek yıllarda araştırmanın hangi metodoloji ile sürdürüleceğinin ipuçlarını verecektir. Kısaca yüz yüze anket sonuçları araştırmamızın özünü teşkil etmektedir. Ancak online anket ile aynı sonuçlara ulaşabildiğimiz taktirde gelecekte çok

bilmek mümkün olacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan bu modeli biz Türkiye’nin yapısal özelliklerine uyumlu olarak yeniden düzenledik ve ülkemiz insanının çok önem verdiği “güven” ve “gönüldaşlık” kavramlarını da araştırmaya dahil ederek 7 kademede itibarı ölçüyoruz. Sonuçları elde ettiğimizde, şirketlerimiz gelecekteki

TİE’yi yurtdışında iki ünlü akademisyen temsil edecek TİE Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Fatma Çelenk de, bu platformun oluşumunu aktarırken, İTİCÜ’nün “Destekçi Akademik Kurum” olarak katkı sağladığı TİE’ye, Marketing Türkiye Dergisi’nin “Destekçi Medya Kuruluşu”, Ertan Acar Medya İlişkileri Danışmanlığı, Destek Patent AŞ, AcerPro ve Medya Takip Merkezi’nin de “Hizmet Sponsoru” olarak destek vereceğini ifade etti. Çelenk, TİE Danışma Kurulu’nda yer alan London School of Economics’ten davranış bilimleri ve iş hayatına yansımaları konusunda uzman Prof. Patrick Humphreys ve Dalgıç’ın da akademik anlamda araştırmayı denetleyeceğini ve TİE’nin yurt dışındaki ilişkilerini yöneteceğini söyledi. “Zaman içerisinde bu çalışmanın Türk iş dünyasının global rekabette kendine yol gösterici bir parametre olarak da kabul edileceği bir sürece girilmesi mümkündür“ diyerek sözlerine devam eden Çelenk, “Türk iş hayatına yön verici rolündeki STK’ lar ise, makro düzeyde denetleyici olarak bu araştırmaya katma değer sağlayacaklardır bu değeri üretmek isteyen tüm STK’ ları platformumuza davet etmek istiyoruz” diye konuştu.

Yürütme Kurulu

Can Çağdaş – İletişim ve Yönetim Danışmanlığı Uzmanı Günseli Özen Ocakoğlu – Gazeteci, Yazar Fatma Çelenk – İletişim Danışmanı ve Soyak Holding Kurumsal İletişim Koordinatörü Ertan Acar – İletişim Danışmanı ve İtibar Atölyesi kurucusu Çiğdem Penn – X-Sights Genel Müdürü Prof. Dr. A. Halim Zaim – İTİCÜ Rektör Yardımcısı

Şubat 2012/ REPORTTURK | 27


HABER

İstanbul Ticaret Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (İTİCÜSEM) Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nihat ALAYOĞLU’dan, REPORTTÜRK okuyucularına:

15 soruda İTİCÜSEM 1882 Yılında Dersaadet Ticaret Odası adıyla Osmanlı’nın payitahtında kurulan ve 130 yıllık geçmişiyle dünyanın sayılı Odalarından birisi olan, iş dünyasının öncü kuruluşu İstanbul Ticaret Odası (İTO), eğitim alanındaki yatırımını, 2001 yılında İTO Eğitim ve Sosyal Hizmetler Vakfı bünyesinde kurduğu İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ) ile somutlaştırdı. Eğitim büyük yatırımlar ve ciddiyet gerektirir. Özveri ve cesaret ister. Geleceğin teminatı olan gençlerimizin daha iyi yetişebilmeleri için sorumluluk alan İTİCÜ yönetimi güçlü Türkiye’nin iyi eğitim görmüş gençlerini yetiştirmenin gayretinde. 5.500’ü bulan öğrenci mevcuduyla, bir şehir üniversitesi olan İstanbul Ticaret Üniversitesi, 200’ü aşkın seçkin akademik kadrosuyla sadece örgün eğitimde değil, hayat boyu eğitime de büyük yatırım yapıyor. 6 farklı alanda 30’a yakın eğitim programı ile sürekli eğitimin adresi olan İTİCÜ 2011- 2012 öğrenim döneminde de kendisini geliştirmek isteyenlerin ihtiyaçlarına cevap verecek programlar geliştirdi.

28 | REPORTTURK / Şubat 2012

1-Sürekli Eğitim Merkezinizde hangi dallarda eğitim verilmekte? SEM eğitim programlarını ‘Kişisel Gelişim’, ‘Mesleki Gelişim’, ‘Sektörel Gelişim’, ‘Kurumsal Gelişim’, ‘Sosyal ve Kültürel Gelişim’ olmak üzere 5 temel üzerine kurmaktadır. İTİCÜSEM, topluma bireye değer katan sektörün mesleklerin gelişimi için fark yaratan eğitimlerde yer almaktadır.

2- Sertifikaların geçerlilik süresi var mı? Sertifikaların geçerlilik süresi içerikle ilgilidir. İTİCÜSEM olarak verdiğimiz sertifikalarda bir süre kısıtlaması koymuyoruz, yaşamboyu bu sertifikayı kullanabilir. Ancak bilgilerin güncellenmesi gerektiği mottosundan yola çıkarsak aslında haznemize aldığımız her bilgiyi belli aralıklarla yenilemek tazelemek gerektiği unutulmamalıdır.

3- İTİCÜSEM’den burslu veya indirimli olarak yararlanmak mümkün mü? İndirimleri, anlaşmalı olduğumuz kurumlar üzerinden yapıyoruz. Anlaşmanın içeriğine göre %25, %50


HABER

gibi indirimlerden burslardan yararlanılabiliyor. Yine aynı şekilde kendi üniversitemizin öğrencileri de yüzde 25’lik burstan yararlanıyor.

kadar geniş bir yelpazede dil eğitimlerimiz mevcut.

4- Diğer üniversitelerden farklı bir eğitim programınız var mı?

İngilizce dilini tercih etmek zaten günümüzün olmazsa olmazlardan. Bir de Türkiye’nin özellikle Ortadoğu’yla gerek ekonomi gerekse turizm gibi alanlardaki ilişkilerin güçlendirilmesiyle paralel olarak Arapça önem kazanmakta ve oldukça rağbet görmektedir. Yine yükselen ekonomi Çin de, Çince öğrenmek isteyenleri hareketlendiren önemli bir unsur.

İTİCÜSEM, bu yıl biraz kabuk değişimi rolünü üstlenmekte, daha önce pek cesaret edilemeyen standart eğitimlerin dışındaki eğitim ihtiyaçlarını da karşılamaktadır. Örneğin mücevherat gibi.. Aynı şekilde sektörün ihtiyaç duyduğu ama bu alanda yetişmiş eleman bulmakta zorlandığı meslek dallarında da eğitim öncülüğüne soyunmuş durumda..

5-Hangi dillerde eğitim imkânı sunulmakta? İngilizce’den Arapça’ya, Fransızca’dan İspanyolca’ya

6- Dil kurslarından hangileri rağbet görüyor?

7- KPSS- ÜDS gibi sınavlara hazırlanan adaylar için hızlandırılmış kurslarınız mevcut mu? KPDS ve ÜDS’ nin yanı sıra TOEFL ve TOEİC sınavına hazırlık kurslarını hem normal periyotlarda hem de hızlandırılmış olarak vermekteyiz.

8- Eğitimler nerede veriliyor? Eğitimlerimiz, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin Eminönü, Üsküdar ve Küçükyalı yerleşkelerinde verilmektedir. Özellikle Eminönü yerleşkesi, şehrin merkezinde yer alması yönüyle ilgi görmektedir.

Eminönü’nde soluklanmak bir ayrıcalıktır… İTİCÜSEM’in eğitim programların büyük çoğunluğu Eminönü Kampüsü’nde uygulama bulmakta. Bu mekanda eğitim görmenin ayrıcalığını yaşayanlar biliyor. Tarihin derinliklerinden yansıyan herşey sanki burada biraraya geliyor. Bir yanınızda Galata, öte yanda Boğaz, başınızın ucunda Mimar Sinan’ın büyük eseri Süleymaniye Camii.. Kapalıçarşının coşkusu, Mısır Çarşısının renkliliği, balık ekmeğin lezzeti. Eminönü iskelesinden kısa aralıklarla hareket eden vapur ve diğer deniz ulaşımı araçlarıyla boğazın her hangi bir noktasına rahatlıkla ulaşabilirsiniz. İlk durakları Eminönü’nde bulunan toplu taşıma araçları ile şehrin 60 ana semtine ulaşmanız mümkün. Raylı sistem ile Kabataş’tan Sanayi Sitesine, Topkapı’dan Atatürk Havalimanı’na kısa zamanda varmanın yolu yine Eminönü’nden geçiyor. Yakın zamanda devreye girmesi planlanan Marmaray’ın Eminönü durağı da İTİCÜ’ye yürüme mesafesinde bulunmaktadır.

Şubat 2012/ REPORTTURK | 29


HABER

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ SEM BÜNYSEİNDEKİ EĞİTİM PROGRAMLARI PROFESYONEL BİR EKİP TARAFINDAN HERKESİN İHTİYACINA CEVAP VERECEK ŞEKİLDE PLANLANIYOR: Dış Ticaret UYGULAMALI DIŞ TİCARET UZMANLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI DIŞ TİCARETTE AKREDİTİF UYGULAMALARI UZMANLIĞI EĞİTİMİ

Avrupa Birliği AVRUPA BİRLİĞİ ve KALKINMA AJANSLARI HİBELERİ İÇİN PROJE HAZIRLAMA EĞİTİMİ AB PROJE DÖNGÜSÜ YÖNETİMİ EĞİTMEN EĞİTİMİ

Hukuk Eğitimleri YENİ TÜRK TİCARET KANUNU EĞİTİMİ YENİ HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU EĞİTİMİ BORÇLAR KANUNU EĞİTİMİ İŞ HUKUKU EĞİTİMİ

Yönetim Eğitimleri İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİM UZMANLIĞI KOBİ LİDERLİK PROGRAMI İŞLETMELERDE KARA DELİKLER İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI İŞYERİ HEKİMLİĞİ UZMANLIĞI

9- Eğitim bedelleri peşin mi alınmakta ? Peşin olabileceği gibi taksitlendirme seçeneklerimiz de mevuttur.

Kişisel Gelişim Eğitimleri DİKSİYON ve HİTABET EĞİTİMİ SERTİFİKA PROGRAMI KİŞİSEL İMAJ VE BEDEN DİLİ

Dil Eğitimleri GENEL İNGİLİZCE EĞİTİM PROGRAMI KPDS HAZIRLIK PROGRAMI ÜDS HAZIRLIK PROGRAMI TOEFL HAZIRLIK PROGRAMI ARAPÇA İSPANYOLCA ÇİNCE İTALYANCA FRANSIZCA ALMANCA OSMANLICA

30 | REPORTTURK / Şubat 2012

10- Günü birlik sertifika programları mevcut mu ? (Hangileri) Günü birlik eğitimlerimiz sonunda katılım belgesi vermekteyiz. Daha ziyade kişisel gelişim alanda verilen günübirlik eğitimlerle katılımcılara farkındalık yetkinliği kazandırma hedeflenmektedir.

11- Ortak proje yürüttüğünüz STK’lar var mı? İTİCÜSEM olarak hem bireylere hem kurumlara hizmet verdiğimiz gibi sosyal sorumluluğumuzun bir parçası olarak gördüğümüz STK’larla da işbirliği içerisindeyiz. İnsanın İşletmelerin odak noktası olduğu kabulüyle daha da stratejik bir önem kazanan İnsan Kaynakları Yönetimi konusunda Birlikteİk Derneği ile ortaklaşa eğitimler, seminerler düzenlemekteyiz. Bu alanda kendini geliştirmek isteyen herkes eğitimlerimize ücretsiz katılabilmekteler.


HABER

12-Yurt dışı sertifika programlarına yönelik işbirlikleriniz var mı?

14- Önümüzdeki dönemde açmayı düşündüğünüz programlar var mı?

Londra Endüstri ve Ticaret Odası ile yapılan protokol çerçevesinde Turizm sektöründe uluslararası geçerliliği olan tek dil sertifika programı İstanbul Ticaret Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi bünyesinde başlatılmıştır. Program sonunda yapılacak Londra Endüstri ve Ticaret Odası (LCCI) sınavında başarılı olanlara, iş dünyasında uluslararası standartlarda geçerli, profesyonel kuruluşlar ve eğitim kurumları tarafından tanınan Uluslararası Turizm İngilizcesi Yeterlilik Sertifikası verilmektedir. Bunun dışında EFB ( English for Business)-İş İngilizcesi, EFC (English for Commerce)-Ticaret İngilizcesi alanlarında da anlaşma yapılmıştır.

Önümüzdeki dönem iddialı programlarla geliyoruz. İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlığı ve İşyeri Hekimliği eğitimlerini üstleniyoruz. Böylelikle bu alanda duyulan büyük bir boşluğu İstanbul Ticaret Üniversitesi doldurmuş olacak. Yine aynı şekilde iddialı olarak açacağımız bir program daha var, İnsan Kaynakları Yönetimi Uzmanlık Programı. Bu program şuan piyasada devam eden tüm programlardan çok daha kapsamlı ve uygulamalı olacak. Teorinin yanında katılımcılarımızın uygulama alanı bulabilecekleri farklı bir konsept hazırlıyoruz. Bunun yanında bir kurum ile ortaklaşa olarak düzenleyeceğimiz “Liderlik” programımız var ki, şimdiye kadarki liderlik eğitimlerinin kendilerini yeniden gözden geçirmesini gerektirecek. Bunlar dışında artık üniversitemizin adıyla birlikte anılan “Uygulamalı Dış Ticaret Eğitimi”, bir çok kurumdan talep gören “AB Proje Hazırlama Eğitimi”, İşletmelere yönelik olarakta; “Kurumsal İtibar Yönetimi”, “İşletmelerde Karadelikler” gibi seçici eğitimler de açılmaya devam edecektir.

13- TOEFL Merkeziniz var mı? ( Varsa diğer merkezlerden farkı…) İstanbul Ticaret Üniversitesi ETS Lisanslı TOEFL IBT Sınav Merkezi 2009 Yılında hizmet vermeye başlamış, kısa zamanda farkını ortaya koyarak İstanbul’un en çok tercih edilen TOEFL Merkezlerinden biri haline gelmiştir. BU merkezi diğerlerinden ayıran başlıca özellikler, en son teknolojiye sahip 77 adet bilgisayarın yer aldığı özel bölmeli iki adet laboratuvar bulunması ve sınavlarımızda ses yalıtımlı kulaklıkların kullanılıyor olmasıdır. Ayrıca merkezimiz sınav öncesi ve sonrası için katılımcıların tüm sorularını yanıtlayabilecek Türk ve yabancı uzmanlarımız tarafından da desteklenmektedir.

15- Yaz döneminde kurslarınız olacak mı? Yaz dönemi genelde, Yaz tatilini dil kurslarında değerlendirenlerin ağırlık kazandığı bir dönem. Bu nedenle bu dönemde katılımcıların beklentilerine özel, yabancı dil ağırlıklı programlarımız yer alacak. Bunlar dışında rutin programlarımız da eğitimlere açık olacaktır.

Şubat 2012/ REPORTTURK | 31


HABER

Reklam mesajlarının sonu geldi Reklam kokan SMS ve e-postalara ceza var Spam adı verilen ve kullanıcının istediği dışında gönderilen sms ler ve emailler sorusuna devletten tam yanıt geldi. Artık para cezasına çarptırılıcak. Reklam kokan her türlü e-postalar ve SMS’ler için izin alınacak. Yasaya uymayanlara 10 bin lira ceza uygulanacak. Telefonlara SMS ya da sesli mesaj ile gönderilen ticari reklamları engellemek amacı ile yapılan uygulamada önceden izin alınacak.. Yasaya uymayanlara, bin liradan 10 bin liraya kadar ceza verilecek. TBMM Sanayi Ticaret Komisyonunda 18 Ocak günü görüşülen Elektronik Haberleşme Kanun tasarısı ile, kullanıcılardan mutlak izin alınacak, SMS ve e-posta atılamayacak. Bu tür faaliyetler için kişiden yazılı ya da elektronik ortamda onay alındıktan sonra hareket edilebilecek. Mevcut Elektronik Ticaret Kanununda bu tür faaliyetlerde izin

32 | REPORTTURK / Şubat 2012

şartı olmadığı için, firmaların çoğu SMS, e-posta ve sesli mesajları rahatlıkla gönderebiliyor. Yasa yürürlüğe girince, otomatik arama makineleri, fakslar, elektronik posta, kısa mesaj gibi yöntemlerle, pazarlama ya da siyasi propaganda gibi istek dışı haberleşme yapılamayacak.

Faxda kapsamda! Tasarının gerekçesinde ‘‘Dünyada istek dışı haberleşme konusunda; alıcının ilk e-postadan sonra reddetme hakkı olan “opt-out” ve elektronik iletilerin ilkinde dahi önceden izin alma şartı getiren ve “opt-in” sistemi olarak adlandırılan iki farklı düzenleme bulunmaktadır. Türkiye’de önceden izin alma yöntemi getirilmektedir.‘‘ denildi.


REPORTTURK E-DERGİSİ ŞUBAT 2012 SAYISI  

İŞ DÜNYASININ KURUMSAL KIYMETLER E-DERGİSİ

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you