Issuu on Google+

F

NİSAN SAYISI

ESTİVALDEYİZ

KÜLTÜR - SANAT DERGİSİ

HAVA ÖZDEMİR

ISSN:2148-4244

Datça Uluslararası Kısa Film Festivali Kanserle Savaş ÇİÇEK Festivali ŞEHİTLER HAFTASI 38. TURİZM HAFTASI KONSERLER Dünya Ebeler Haftası Temiz Enerji Günleri’14 DÜNYA KİTAP GÜNÜ VE KÜTÜPHANELER HAFTASI KUTLU DOĞUM HAFTASI türk polis teşkilatının haftası


CEBA GRUP DANIŞMANLIK

ÖZEL AĞAÇLANDIRMA YAPMAK İSTEYENLERE DAVET !! ARAZİ SİZDEN !! PROJELERİ CEBA GRUP DANIŞMANLIKTAN !! DESTEK DEVLETTEN !! 20 DÖNÜM ÜZERİ ARAZİLERİNİZE !! ORTAK KURALIM !!! ARAYIN GÖRÜŞELİM !! TEL : 0541 625 06 40

E-POSTA : cebagrup@gmail.com 02

F

ESTİVALDEYİZ

www.facebook.com/ce-ba grup danışmanlık


F

NİSAN SAYISI

ESTİVALDEYİZ

KÜLTÜR - SANAT DERGİSİ

ISSN:2148-4244

EDİTÖR Gökhan ÇELİK Merhaba yeni çıkardığınız festivaldeyiz dergisi bundan sonra yayın hayatını internet ortamında aylık olarak tekrar merhaba dedi. Yine dergimizde kültür, sanat, sinema, tiyatro,opera ve bale gibi konuların yanında yarışmalar ve festivallerden bahsettik. Tabiki ayın özel günlerinide unutmadık onlardan seçtiklerinizde araştırıp öğrenip sizler için derleyip bir araya getirdik.Seveceniz bir dergi yaptık.. Yeni sayınızda tekrar görüşmek üzere esen kalın ; İMTİYAZ SAHİBİ ve YAZIİŞLER MÜDÜRÜ Taner YILMAZ GENEL YAYIN YÖNETMENİ Uğur YAMAN EDİTÖR Gökhan ÇELİK MUHABİR / FOTOĞRAFÇI Adnan PARLAK İSTANBUL TEMSİLCİSİ AYSEL GÜRBÜZ DIŞ İLİŞKİLER KOORDİNATÖRÜ DR.Fulya SAĞLIK YAYININ ŞEKLİ Çevrimiçi(Online) YAYININ ŞEKLİ AYLIK TÜRKÇE

içindekiler Datça Uluslararası Kısa Film Festivali

04

Kanserle Savaş

05

ÇİÇEK Festivali

06-07

türk polis teşkilatının haftası

08-09

ŞEHİTLER HAFTASI

10-11

KUTLU DOĞUM HAFTASI

12-15

38. TURİZM HAFTASI

16-17

ANKOSLink 2014 Konferansı

19

YENİDEN SİNEMATEK

21

Alaçatı Ot Festivali

22-23

KONSERLER

24

3. ATIF YILMAZ KISA FİLM YARIŞMASI

31

HAVVA ÖZDEMİR

34

DEVLET TİYATROLARI

36-37

Dünya Ebeler Haftası

39

Temiz Enerji Günleri’14

40

Devlet Opera ve Balesi Kısa Film Yarışması

42-44 45

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,

46-47

DÜNYA KİTAP GÜNÜ VE KÜTÜPHANELER HAFTASI

48-49

YAYIN İDARE MERKEZİ YAYLA SOKAK NO : 4/ 23 MALTEPE / ANKARA e-mail : festivaldeyizdergisi@gmail.com blokspot : festivaldeyizdergisi.blokspot.com www.facebook.com/festivaldeyiz YAYIN TARİHİ 01-04-2014 ISSN 2148-4244

Yayınlarımızın tüm hakları saklıdır.Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Yazıların sorumluluğu yazarlarına , ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.Yayınlamak üzere gönderilen yazılar iadeedilmez.Dergimizin yayın dayanışma kurulu üyeleri fahri olarak görev yapmaktadır.

F

ESTİVALDEYİZ 03


Datça Uluslararası Kısa Film Festivali Datça Uluslararası Kısa Film Festivali Datça Yarımadası’nda, 15 - 27 Nisan 2014 tarihleri arasında, sinema tutkusuyla bir araya gelen katılımcıların, izleyicilerin kısa film dünyasının perde önü ve arkasında buluşacakları bir etkinliktir. Festival boyunca film gösterimlerinin yanı sıra çeşitli kültürel ve sanatsal etkinlikler Datça Yarımada‘sının çeşitli bölgelerinde eş zamanlı olarak yürütülecek. Bu etkinlikler arasında video atölyeleri, video mapping, konserler, partiler, fotoğraf ve resim sergileri yer alacak. Festival, 10 gün boyunca Muğla bölgesinin önemli kültür ve sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapan Datça Yarımadasını kapsayacak. İlkokul çocuklarından, ev kadınlarına, Alman ve Türk gençlerine dek farklı izleyicileri/katılımcıları, açık-kapalı film gösterim mekanları, evler, köy kahvelerini, meydanları, yerel halkın profesyonel sanatçılarla birlikte çalışmalarını içeren uluslararası bir etkinliktir. Datça Uluslararası Kısa Film Festivali bünyesinde bir çok yönetmenin de katılımıyla, tüm dünyadan 3oo’ü aşkın kısa film gösterimi yapılacak. Şehrin sokakları da dahil pek çok alanda seyirci sinemayla buluşacak. Katılımcılar, Datça Uluslararası Kısa Film Festivali’nde filmler izleyecek ve filmlerin yönetmenleriyle tanışma imkânı bulacak. Film gösterimleri dışında konuyla ilgili gösteriler, deneyimli Türk- Alman yönetmenler, oyuncular ve uzmanlar eşliğinde gerçekleşecek söyleşilere katılacaklar. Datça Kısa Film Festival boyunca filmlerin gösterimlerinin yanı sıra çeşitli kültürel ve sanatsal etkinlikler Datça Yarımada‘sının çeşitli bölgelerinde eş zamanlı olarak yürütülecek. Bu etkinlikler arasında video işlikleri, video mapping, konserler, partiler, fotoğraf ve resim sergileri yer almakta. Yurtdışından ve içinden çeşitli festivallerden, kurum ve kuruluşlardan gelen yetkili ve etkili isimler festivale eşlik edecekler. Festival çerçevesinde, Datça‘da 15 - 27 Nisan 2014 tarihleri arasında 64 Türk ve Alman gencin katılımıyla; ‘‘Kafandakini Çek! - Get Your Own Picture‘‘ başlığıyla bir buluşma gerçekleşecek. “Kafandakini Çek!/Get Your Own Picture Datça 2014 Sinema Atölyesi, Avrupa Birliği Gençlik Buluşması” bölümü, Avrupa Birliği “Youth in Action” fonu Tarafından desteklenmektedir. Bu atölyede 32 Alman ve 32 Türk genç kendi senaryo ve fikirlerini üretip, “Avrupalı olmak” temalı, maksimum süresi 5 dakika olan filmleri çekerek festival sonunda gerçekleştirilecek gösterimde izleyicilerin begenisine sunacaklar. Film atölyesinde, usta yönetmenler eşliğinde deneyimli, deneyimsiz, Türk ve Alman karma gruplar oluşturularak, pedagojik bir eğitim sürecinde gençlerin tanışıp kaynaşmaları sağlanacak. Teorik atölyeleri takiben gençler, Datça sokaklarında birlikte çekecekleri filmleri yine birlikte kurgulayacaklar. Hazırlanan kısa filmler festivalin son gününde izleyiciyle buluşacak. Atölye süresince birlikte çalışıp, birlikte öğrenip, birlikte üretecek gençler, AB üyesi ülkelerden gelen arkadaşlarına, ev sahibi olarak ülkemizi ve kültürümüzü tanıtma fırsatı bulacaklar. Atölye iki ülke arasında kültürel etkileşimin yanısıra bilgi ve birikim paylaşımını da mümkün kılacak. ‘Kafandakini Çek‘ sinema atölyesi yanı sıra ‘Dancehall Dans‘ ya da ‘Dubstep‘ workshoplarına katılabilecek ülkemiz gençleri, farklı ülkelerin sinema anlayışlarını tanıyıp kendi projelerini sergilemeleri olanağı bulacaklardır. Atölyede üretilen filmler, Almanya’da düzenlenen Uluslararası Detmold Kısa Film Festivali’nde izleyici karşına çıkacak ve sonrasında dünyanın birçok ülkesindeki festivallere, yarışmalara da gönderilecek. Ayrıca çeşitli üniversitelerde gerçekleştirilecek etkinliklerde de gösterim yapılacaktır. “Kafandakini Çek. Get Your Own Picture” projesi Aktif Vatandaşlığı desteklemek amacıyla bu konudaki duyarlılıkları geliştirmeyi hedeflemektedir. Gençleri bir araya getirecek olan sinema tutkusu, onların farklı yaklaşım, bakış açıları ve kültürlere mensup olmalarına rağmen, aralarında bir çok ortak noktalar olduğunu öğretecek ve kültürler arası diyalogu arttıracaktır. Bu süreç içerisinde farklı kültürlerden gelen gençler aradaki farklılıkların birlikte yaşamaya engel olmadığını deneyimleyecekler. Son on yıldır, “Kültür ve Sanat İnisiyatifi, Detmold“ tarafından hem Avrupa hem de Türkiye’de organize edilen , ‘Kafandakini Çek‘ Avrupa Birliği Gençlik Buluşması Avrupa Birliği “Youth in Action” fonu tarafından desteklenmektedir. “Datça Kısa Film Festivali” ve “Kafandakini Çek! – Gençlik Buluşması” hakkında ayrıntılı bilgi için: https://www.facebook.com/groups/1422051661351019/ www.isffdatca.org

04

F

ESTİVALDEYİZ


Kanserle Savaş

Kanser bir hücre hastalığıdır. Hücre, canlıların yapı taşıdır. Yapıları ve işlevleri birbirine benzeyen hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular birleşerek organları ve sistemleri oluştururlar. Hücrenin ana özelliği bölünüp çoğalmasıdır. Bölünüp çoğalan hücreler vücuttan atılır.

Kanser, hücrenin olağandışı bölünüp çoğalmasıdır. Kanserli hastalarda hücre, canlının zararına çoğalır. Organların işlevlerini yapmalarını engeller. Halk sağlığı yönünden kanserin önemi; hastalığın öldürücü olması ve sık görülmesidir. Bu açıdan bakıldığında kanser hastalığı dünyanın en önemli sağlık sorunudur. Kanserle savaşabilmek, zararlarını azaltabilmek için halka hastalığın önemini ve kanserle savaş yollarını anlatmak gerekir. Tıp biliminin gelişmesi, insanların eskiye göre daha bilinçli yardım istemeleri, pek çok insanı kanserden kurtarıyor. Gün geçtikçe, kanserden kurtulanların oranı daha da artacaktır. Kanser konusunda hastaya yardımcı olmak, hastalıkla ilgili araştırmaları desteklemek, doktorların eğitimine yardımcı olmak için 1947 yılında Ankara'da Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu adı ile bir dernek kuruldu. Dernek kuruluşundan bu yana yurttaşları kanserin erken tanımı ve iyileştirme konularında uyarıyor. Kanser hakkında bilgili olmamız için çalışmalar yapıyor. Bu kuruluş 1952 yılından beri Türk Kanser Haberleri adlı bir dergi çıkarmakta, isteyenlere dergiyi parasız göndermektedir. 1956 yılında Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun önerisi ile Nisan ayının ilk haftası ülkemizde Kanser Savaş Haftası olarak kabul edildi. Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu'nun çabaları ile yurdumuzda ilk kanser hastanesi, 1956 yılında Ankara'da açıldı. Kanser hastalığının gerçek nedeni tam olarak bilinmiyor. Ancak çok alkol ve sigara içenlerde, boya işlerinde çalışanlarda, kimyasal maddelerle uğraşanlarda, güneş ve röntgen ışınları altında uzun süre kalanlarda hastalık daha çok görülmektedir. Kanser Sloganları - Kanserle Savaş Haftası ile ilgili sloganlar - Sloganlar • “Kansersiz Yaşam Elinizde”, • “Kanserden Korunabilirsiniz”, • “Kansersiz Yaşama Doğru”, • “Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarabilir”, • “Meme Kanserinden Korunabilirsiniz”, • “Kendi Kendine Meme Muayenesi Hayatınızı Kurtarabilir”, • “Kendinize Bir “Şans Verin, Kendi Kendine Meme Muayenesi Yapın”, • “20 Yaş Üstü Bayanlar Her Ay Kendi Kendine Meme Muayenesi Yapıyor musunuz?”, • “Bayanlar Sağlığınız Parmaklarınızın Ucunda, Kendi Kendine Meme Muayenesi Yapınız”, “ • “Personeli ve Halk Elele, Kanser Sana Güle Güle”, • “Sağlıklı Beslenmek Kanseri Önler”, • “Sigarasız Hayat, Oh Ne Rahat!”, • “Çocukları Koruyun, Onlara Dumanı Solutmayın”, • “Sigara Erken Yaşlandırır”

F

ESTİVALDEYİZ 05


TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ÇİÇEK FESTİVALİ 25-26-27 NİSAN 2014 TARİHİNDE YAPILACAK

Türkiye’nin çiçekçilikte marka şehri İzmir’in Bayındır ilçesi,17.Uluslar arası Bayındır Çiçek Festivalini 25-26-27 Nisan 2014 tarihlerinde kutlayacak. ‘Çiçeğin Kenti Bayındır’ ismiyle marka olan Bayındır’da Uluslar arası Bayındır Çiçek Festivali her yıl Nisan ayının son hafta sonu yapma geleneği bu yılda aynen devam ediyor.25-26-27 Nisan 2014 tarihleri arasında 17.kez dünyaya kapılarını açacak olan Bayındır’da hazırlıklar şimdiden başladı. Bakanlar olmak üzere her yıl önemli konukların katılımıyla açılan festivalin 2013 yılı resmi ziyaretçisi 1.000.000 kişi oldu.

Bayındır Çiçekçiliğin Merkezi Çiçek üretiminde temellerini Osmanlı döneminde atan Bayındır,1950 yıllarına kadar üretim konusunda yavaşlasa da, bu yılda Bayındır’da Çiçeğin annesi olarak hitap edilen Zeynep Çakır’ın öncülüğü ile üretimini tekrar yukarılara çıkardı.2009 yılından itibaren yurtdışı ve yurt içi olmak üzere yoğun tanıtım ve pazarlama çalışmaları sonrasında çiçekçilik şaha kalktı. Bayındır şu an 3000 kişinin çalıştığı,250’nin üzerinde işletme ve 400’e yaklaşan çiçek ve çalı gurubu bitki çeşitinin üretildiği Türkiye’nin çiçekçilik merkezi haline geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yaptığı alım garantili sözleşmeli çiçek alımları sayesinde çiçekçilik ivme kazandı. Çiçeğin Kenti Bayındır İzmir,Ankara,Samsun, Bursa başta olmak üzere Büyükşehir Belediyelerinin en önemli çiçek tedarikçisi oldu.

Türkiye’nin En Büyük Açık Hava Festivali

1998 yılında ilk kez yapılan çiçek festivali yıllar içerisinde

06

F

ESTİVALDEYİZ


ilerleme kaydetse de en önemli patlamasını 2009 yılında yaptı. Naylon ve tahtadan yapılan baraka şeklindeki stantların yerini 2009 yılında modern stantlar aldı. Festivalin yurtdışına açılmasını sağlayan en önemli olay ise Uluslar arası boyuta taşınması oldu. Hollanda, Almanya ve diğer avrupa ülkelerinden çiçek üretimi konusunda üretim yapan çevrelerin festival’de konuk edilmesi festivalin yurtdışında tanınırlığını arttırdı. Festival’de birbirinden farklı gündüz etkinlikleri ve gece halk konserleri ziyaretçilere unutulmaz zamanlar yaşatılıyor.2013 yılında 3 günlük süre içinde 1.000.000 ziyaretçi sayısı ile Bayındır Çiçek Festivali’nde rekor kırıldı. Festival, açık hava festivali alanında İzmir ve bir çok büyükşehir’i geride bırakarak Türkiye’nin en önemli açık hava festivalleri arasına girdi.

Çiçekçilikte Küçük Hollanda Olacağız

Türkiye’de nereye giderseniz gidin çiçek denilince ‘Bayındır’ isminin akla geldiğinin altını çizen Bayındır Belediye Başkanı Mehmet Kertiş,Bayındır’ın çiçekçilikte markalaşmasıyla Türkiye’de tanınırlığının arttığını ve bu şekilde kabuğunu kırdığını belirtti. Bayındır çiçekçiliğinin Uluslar arası boyuta taşınan Çiçek Festivaliyle adeta yükselişe geçtiğini söyleyen Belediye Başkanı Mehmet Kertiş açıklamasına şu sözlerle devam etti;’’ Bayındır’da Çiçekçiliğinin temellerini başta begonyaların annesi Zeynep Ninemiz ve bir avuç Bayındır’lı Çiçekçimiz atmıştır.2013 yılında vefat eden Zeynep Ninemizi bir kez daha rahmetle anıyorum. Bayındır mikroklima özelliği nedeniyle çiçekçilikte yakaladığı başarısını her yıl üst sıralara çıkarmaktadır. Bizler yerel yönetim olarak, çiçekçilerimize göreve geldiğimizde ‘CEO’luk yapacağımızı söylemiştik. Fuarlara katılarak ve Belediyelerle ikili görüşmeler yaparak yeni pazarların bulunmasına yardımcı olduk. Tanıtım konusunda yaptığımız çalışmalarla Çiçekçiliğimizin Türkiye’nin her yerinde tanınmasını sağladık. Hedefimiz ve vizyonumuz Bayındır’ın çiçekçilikte küçük Hollanda olmasını sağlamaktır’’ dedi.

F

ESTİVALDEYİZ 07


türk polis teşkilatının haftası

eğitimi almış olanlar 6 aylık mesleki eğitim ile polis memuru olarak göreve başlarlar. Polis Meslek Yüksek Okullarında ise eğitim 2 yıllık önlisans seviyesinde olup mezunlar polis memuru rütbesiyle göreve başlamaktadırlar. İnsanların hak ve özgürlüklerinin güven altında bulundurulması gereklidir. Günümüzde devletler, toplumda huzuru ve düzeni sağlama, insanların can ve mal güvenliğini koruma, yasa hakimiyetini sağlamak istemektedirler. Bunun için yasalara ve yasaları uygulayacak bir kuvvete gerek vardır. Türkiye sınırları içerisinde bu görevi yürüten teşkilatlardan biri, Polis Teşkilatıdır. Tarihi

Rütbeleri polis memurluğundan başlayıp emniyet genel müdürlüğüne kadar uzanan, tüm il ve ilçelerde örgütlenmiş, kırsalda görevini askeri polis olan jandarmaya bırakmış, kentte ise görevi kendisi yöneten iç güvenlikten sorumlu devlet teşkilatıdır. 10 Nisan 1845 tarihinde temeli atılmıştır. Merkez teşkilatı bünyesinde Ana Komuta Kontrol, Strateji Geliştirme, Arşiv, Asayiş, Bilgi İşlem, Dış İlişkiler, Eğitim, Güvenlik, Haberleşme, Havacılık, İdari ve Mali işler, İkmal-Bakım, İnşaat-Emlak, İnterpol, İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize suçlarla mücadele, Koruma, Kriminal, Özel Harekat, Personel, Sağlık İşleri, Sivil Savunma, Sosyal Hizmetler, Teftiş Kurulu, Terörle Mücadele Harekat, Trafik Eğitim ve Araştırma, Trafik ve Denetleme, Yabancılar Hudut İltica Daireleri vardır. Taşra teşkilatını ise, il emniyet müdürlükleri ve ilçe emniyet amirlikleri oluşturur. Genel müdürlük, üst kurum ve yönetim bakımından İçişleri Bakanlığı’na bağlıdır. Kurumun yapılanması iki şekilde olmuştur. Birincisi Merkez Teşkilatı ve ikincisi ise Taşra Teşkilatı’dır.Merkez Teşkilatı,Daire Başkanlıkları şeklinde yapılanmıştır.Taşra Teşkilatı ise 81 ilde İl Emniyet Müdürlükleri olarak faaliyet yürütmektedir. Merkez Teşkilatı’ndaki daire başkanlıklarının bazıları direkt olarak emniyet genel müdürüne bağlı olmak ile birlikte diğerleri ise 5 adet emniyet genel müdür yardımcısına bağlı olarak hizmet vermektedir. Taşra teşkilatında ise illerin başında il emniyet müdürü bulunmakta ve ildeki bütün birimler il emniyet müdürüne bağlı olmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, belediye teşkilatlanması tamamlanmış olan il, ilçe ve beldelerde güvenlik, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından sağlanmakta; daha küçük birimlerin ve yapılaşmaya açılmamış alanların güvenliği ise Jandarma Genel Komutanlığı tarafından sağlanmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez ve 81 ilde teşkilatlanmış olup konularına göre uzmanlaşmış alt birimlere ayrılmıştır. Suç türlerinin değişken olması neticesi polis teşkilatında da bu değişen suç ile mücadele edebilmek için her geçen gün yeni uzmanlık birimleri oluşturulmaktadır. Türk Polisinin Hizmetiçi Eğitimleri Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından, Hizmetöncesi eğitimi ise Polis Koleji, Polis Akademisi, Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksek Okulları tarafından verilmektedir. Polis Akademisinde eğitim lisans seviyesinde olup mezunlar komiser yardımcısı rütbesi ile göreve başlar. Polis Koleji ise lise seviyesinde bir eğitim kurumu olup, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi’ne öğrenci yetiştirmekten mesuldür. Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde çeşitli alanlarda lisans 08

F

ESTİVALDEYİZ

Kulluk Neferi Karakol Bekleyen Yeniçeri Keçeli Yeniçeri Neferi Odabaşı Yeniçeri Kışlası Amiri Kulluk Bayrakdarı Emniyet Amiri

Baş Falakacı Sadaret Ceza Amiri Vezir Baş Tebdili Sarıazamın Hususi Ziyaretlerinde Maiyet Amiri Kuloğlu Baş Cuhadarı Belediye Tahsildarları Amiri Baş Kılavuz Alaylarda Yol Açan Çavuşların Amiri

Cellât İdam Hükümlerini İnfaza Memur Cellât başı Cellâtların Amiri


Subaşı Şehrin İnzibat Amiri Asesbaşı Yeniçeri Ocağı İnzibat Amiri Böcek Başı Gizli Polis Amiri Polis tarihi Türk tarihi ile başlamıştır. Tarih boyunca çeşitli devlet kurmuş olan Türkler kamu düzeni ve güvenliğini ulusal savunma ile birlikte yürütmüşlerdir. Eski Türklerde Polis Eski Türkler’de kamu düzen ve güvenliği işleri Subaşı’lar tarafından belli yasalara uygun olarak yürütülmüştür. Oğuz Han’ın Oğuz Türesi, Cengiz Han’ın Uluğ Yasası, Timur’un Tüzükkatı o devirlerin belli başlı hukuk kuralları örnek olarak gösterilebilir. Bu yasalarda, suçların önlenmesi kadar işlenen suçlarda suçluların yakalanmasına da önem verilmiştir. Eski Türklerde Polis Teşkilatı bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere askeri teşkilat içinde yer almış ve Askeri özellikler göstermiştir. Osmanlıda Polis 1299-1453 Dönemi Osman Bey Karahisarı ele geçirdiği zaman, kentin yönetimini oğlu Orhan Bey’e vermiş ve onun yanına arkadaşı olan Gündüz Alp’i de Subaşı olarak tayin etmiştir. Bu kişi bugünkü anlamda ilk Polis Amiridir. Subaşılar barış döneminde savaş için gerekli olan askerleri disipline etmek ve eğitmekle birlikte, kentin dirlik ve düzenini de sağlamışlardır. Savaş zamanında ise yetiştirdikleri kıtalara komuta etmişlerdir. Osmanlı’da Polis Teşkilatı, Askeri Teşkilat kadrosu içinde yer almış, askeri amirler aynı zamanda Polis Amiri olarak da görev yapmışlardır. Devlet ve ordu teşkilatı zamanla büyümüş Padişahlar bütün yönetsel, askeri ve bunlarla birlikte ülkede kamu düzen ve güvenliğinin sağlanması işlerini, devlet ricali ve halk karşısında kendilerini temsil eden sadrazamlar vasıtasıyla yürütmüşlerdir. Bu nedenle sadrazamlar, bu görevler için özel memurlar, tebdil çuhadarlar kullanmışlardır. 1453-1826 Dönemi Emniyet makamları; Sadrazam, Yeniçeri ağası, Falakacı, Cebecibaşı ve Cebeciler, Kaptanpaşa, Topçubaşı ve Topçular, Bostancıbaşılar, Kadı ve Böcekcibaşından oluşmuştur. En büyük sorumlu olan Yeniçeri Ağası, suç işleyenleri Falakacılara dövdürmüş ve hapsettirmiştir. Falakacılar, Yeniçeri Ağasının emri altında, falaka taşıyan acemi oğlanlardan oluşmuştur. Cebecibaşı ve Cebeciler; Ayasofya, Kocapaşa ve Ahırkapı taraflarının, Kaptanpaşa; Kasımpaşa ve Galata semtinin, Topçubaşı ve Topçular; Tophane semti ile Beyoğlu’nun, Bostancıbaşı ve Bostancılar; Üsküdür, Eyüp, Kağıthane, Boğaziçi, Kadıköy, Adalar ve Kağıthane, Boğaziçi, Kadıköy, Adalar ve Ayastebanos’un, kamu düzen ve güvenliğini sağlamışlardır. Böcekçibaşılar ise, suçluları izleme ve yakalama işleriyle uğraşmışlardır. Ayrıca Başkent’de sadrazamın, illerde de valilerin emrinde “Baştebdil” adı verilen İstihbarat Şefi çalışmıştır. Bu dönemde “Kadı”lar da polis görevi yapmaya devam etmiş, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası’ndan sonra, Adli, İdari ve Yerel Yönetim işleri yanında, İstanbul, Galata, Üsküdar ve Eyüp Kadılıkları, polisiyle işleri, özellikle ahlak zabıtasına ait işlerin yürütülmesinde polis amiri olarak görev yapmışlardır. Taşrada ise, Kapıkulu ve Eyalet Askerleri iç düzen ve güvenliğin

sağlanmasından sorumlu tutulmuş, şehir ve kasabalarda Kollukçular, Yasakçılar, Bekçiler, Edirne Şehri ve çevresinde Bostancı Ocağı, Halep ve çevresinde Çöl Beyleri polis hizmeti görmüşlerdir. 1908 - 1918 Dönemi İkinci Meşrutiyet ilanı ile 1908 yılında Fransız ve Alman Polis Teşkilatları esas alınarak Polis Teşkilatının yeniden organize edilmesi kararlaştırılmış ve 22 Temmuz 1909 yılında çıkarılan «İstanbul Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına Dair Kanun” ile 31 Mart İsyanından sonra artık yaşaması imkânsız olan Zaptiye Nezareti kaldırılarak, yerine Dahiliye Nezaretine bağlı ve memlekete şamil polis işlerinin yürütülmesiyle görevli “Emniyet Umumiye Müdürlüğü” ve İstanbul Vilayetine bağlı bir polis müdüriyeti kurulmuştur. General Ali Galip Pasiner, Emniyet Umumiye Müdürlüğü’ne 12 Ağustos 1909 tarihinde tayin edilmiştir. Aynı yıl içinde Avrupa memleketlerinin polis işlerine dair bir inceleme seyahati yapmış ve polisin teşkilatının bu günkü esasını oluşturmuştur 21 Mayıs 1913 tarihli Polis Nizamnamesi, İkinci Meşrutiyet devrinin koşullarına ve zamanın ihtiyaçlarına göre hazırlanmış ve bu Nizamname ile polisin örgütlenmesi, görev ve yetkileri, personelin dereceleri, sınıfları, mesleğe giriş, yükselme ve diğer tüm özlük işleri, soruşturma, yargılama, istifa, tayin, izin cezalandırma işleri, levazım işleri, polis karakolları ve görevleri, polisin kıyafeti ve davranış biçimleri yeniden düzenlenmiştir. Kurtuluş Savaşında Polis Mondros Mütarekesi’nin yapıldığı 1918 tarihinden, Mili Polis Teşkilatının kurulduğu 24 Haziran 1920 tarihine kadar, bütün yurtta Osmanlı Devletinin Polisi olarak hizmet etmiştir. 24 Haziran 1920 tarihinden, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi’nin kaldırıldığı 24 şubat 1923 tarihine kadar geçen sürede ise polis teşkilatı ikilemiş, birisi merkezi İstanbul’da ve Osmanlı Devletine tabi olarak Kurtuluş Savaşı boyunca ve gittikçe daralmışolan bir bölgede ve yalnızca İstanbul’da, diğeri ise, merkezi Ankara’da hızla genişlemiş olan bir bölgede, İstanbul hariç Misak-ı Milli ile çizilen sınırlar içinde faaliyet göstermiştir. 24 Haziran 1920 de Milli Hükümetin Emniyeti Umumiye Müdürlüğü kurulmuş, 1 genel müdür, 1 genel müdür yardımcısı ile emniyet, seyrisefer, memurin şubelerinden ve 6 kişilik Teftiş Kurulundan oluşan küçük bir kadro ile çalışmaya başlamıştır. Ankara’da Milli Hükümetin Emniye-i Umumiyesi Erzurum Milletvekili Durak Bey tarafından 1920 de teşkilatlandırılmaya başlanmış, aynı yıl içinde A. Naci Bey, 1923 yılında Halit Bey Emniyet Genel Müdürü olarak görev almışlardır.

F

ESTİVALDEYİZ 09


ŞEHİTLER HAFTASI (14 Nisan) İnandığı idealler ,kutsal değerler ve vatanı uğruna düşmanla gözünü kırpmadan göğüs göğüse çarpışırken yaralanıp ölenlere şehit denir. Vatanımızın bağımsızlığı ve kurtuluşu için cephelerde düşmanla çarpışarak binlerce vatan evladı şehit düşmüş ve bizler onların şahadeti sayesinde bugün vatanımızda hür ve bağımsız olarak dilediğimiz gibi yaşam hakkını kazanmış bulunuyoruz. Çevremizdeki ülkelere ve insanların yaşamlarına baktığımız vakit özgürlük ve bağımsızlığın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamaktayız. Ama en önemlisi bağımsızlığın nasıl zorluk ve fedakârlıklarla kazanıldığını daha iyi anlamaktayız. Milletin namusunun düşman çizmeleri altına gitmemesi,ezanların hür ve gönlünce minarelerde okunması bayrağın İstiklal Marşı ile gür bir sesle göndere çekilmesi kendi inanç ve idealle-

10

F

ESTİVALDEYİZ

rimizin istediğimiz gibi yaşatılması hepsi bu vatan uğruna şehit olanların sayesindedir. İşte bu idealler uğruna hayatını feda eden insanların en azından yılda bir kez olsun hatırlanması ve bağımsızlığın hiçte kolay kazanılmadığının öğrenilmesi bu yurdun her karış toprağının şehit kanıyla yoğrulduğunun bilinmesi amacıyla 14 Nisan günü şehitler günü olarak anılması amaçlanmıştır. Türk gençliği olarak bizlere bu günleri sağlayan ve bu uğurda hayatını feda eden şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anıyoruz ve onlara kendi hayatlarını feda ettikleri değerler uğrunda gerektiği her urumda bizlerinde hayatımızı seve seve feda edeceğimiz konusunda söz veriyoruz.


Çannakkale şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnettarlık, sevgi ve saygıyla anıyoruz! Çanakkale Savaşı, Türk askerinin gerektiğinde yurdunun ve ulusunun özgürlüğü için canını seve seve verebileceğinin en bü¬yük kanıtıdır. Çanakkale Savaşı, bir ulusu yok etme planının ilk aşamasıydı. Ancak, Mustafa Kemal, askerlerine “Ben size hücum etmeyi değil, ölmeyi emrediyorum” diyerek kendisi de en ön saf-larda savaştı. Kazanılan zaferle bir ulus yok olmaktan kurtuluyor¬du, Bu bakımdan Çanakkale Savaşı tarihimizin en önemli savaşla¬rından biridir. Bu savaşın önemini ulusça bilerek gelecek nesillere aktarmalıyız.

Gazi Ahmet SOLMAZ

İngiltere ve Fransa, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına sahip olup müttefikleri Rusya’ya yardım etmek istiyorlardı, Eğer boğaz¬ları ele geçirecek olurlarsa, Osmanlıyı tek taraflı bir barış antlaş¬masına razı edeceklerdi, istanbul’un ele geçirilmesi Osmanlı ve Avrupa’daki tarafsız devletler için manevi bir baskı ve yıkım ola- çaktı. Tarafsız ülkeler, bu başarı karşısında İngilizlerin ve Fransızların yanında yer alacaklardı.

“Denizlere hâkim olan, dünyaya hâkim olur.” düNusret adlı mayın gemimizin Çanakkale Boğazı’na döşediği şüncesiyle hareket eden İngilizler, ellerindeki donanmanın mayınlara çarpan İngiliz ve Fransız savaş gemileri battı. Bir boğazları ele ge¬çirmek için yeterli olacağına inanıyorlardı. bölü¬mü de Turk topçusunun isabetli atışlarına hedef olarak Tarihinde hiçbir yenil¬gi almamış olan İngiliz donanması, battı Ak¬şama doğru düşmanlar, gemilerinin çoğunu kaybetmiş Fransa’nın da desteğini alarak silah ve teknoloji bakımından ve yenil¬miş olarak geriye çekildiler, eşsiz bir güc hâline gelmişti Bu do-nanmayı durdurabilecek bir Türk askeri, denizdeki savaşı kazanmış, tarihe güç düşünülemezdi. Özellikle yıp¬ranmış, teknolojisi zayıf, Türk’ün inanıl¬maz azmini ve zaferini yazdırmıştı. silahlan yetersiz, parçalanmakta olan Os¬manlının bu deniz Bu savaşların sonunda denizden boğazları geçemeyeceğini angücüyle baş etmesi olanaksızdı. Eğer savaşı ka¬zanıp boğazları layan düşman kuvvetleri, bu defa karadan boğazı geçmek için ele geçirebilirlerse, sömürgeleri olan diğer devlet¬ler hiçbir saldırı hazırlıklarına başladı, zaman ingiltere’yi rahatsız edemeyecekti. İtilaf kuvvetlerinin 25 Nisan 1915 tarihinde Avustral Bu düşüncelerle İngiltere, 28 Ocak 1915 tarihinde Os- ya, Yeni Ze¬landa, Hindistan, Kanada gibi sömürge ülkelerinmanlı Devleti’ne karşı savaşmaya karar verdi. Bu karara Fransa den getirdikleri binlerce asker, Türk askerine karşı savaştı, da ka¬tıldı. Düşman birlikleri, tamamen emperyalist duygularla saldırı¬ İngiliz donanması, 19 Şubat 1915′te deniz harekatına yor, Türk ordusu ise var gücüyle ülkesini korumak için meşru başladı 13 Mart 1915′e kadar düşman gemileri Türk siperlerini sa¬vunmasını yapıyordu, Çanakkale’de tarihin en kanlı savaşbombaladı Ancak Turk askerinin kahramanca karşı koyması, ların¬dan biri yapılıyordu. boğazları geç¬menin kolay olmayacağını gösteriyordu. Savaşın en zorlu anında Atatürk, askerlere “Ben, size 18 Mart sabahı düşman gemileri Çanakkale Boğazı’nda gö¬rül- taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye dü, Rumeli Mecidiye Tabyası, Namazgâh Tabyası ve Hamidikadar geçe¬cek zamanda yerimize başka kuvvetler, başka ye Tabyası, düşman gemileri tarafından yoğun topçu ateşine kumandanlar ge¬çebilir,” Oiyerek savaşın kazanılmasının Türk tu¬tulmuştu. ulusu için ne kadar önemli olduğunu belirtiyordu. Bu emri Rumeli merkez tabyaları çok yoğun topçu ateşi duyan Türk askeri, canıyla, kanıyla, etiyle, kemiğiyle düşmanın altındaydı Top mermilerinin pek çoğu tabyaların içine düşmüş, üzerine atılıp gövdesini siper etmiş, yine de yurdunu düşmana yangınlar çiğnetmemiştir. çıkmış, telefon hatları bozulmuş ve askerlerimiz şehit olmuştu. 250 000 şehidimizin yattığı Çanakkale’de binlerce düşman askeri, Türk askeri ile yan yana yatmaktadır. Atatürk, düşmanı da olsa Türk’ün asil ruhu ile haksız yere yurdumuza saldıran ve ölen düşman askerlerine ve ailelerine şöyle seslenmiştir: “Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız, huzur içinde uyuyu¬nuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, göz yaşlarınızı siliniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur İçindedirler. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra. Artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” Harp tarihimizde özel bir yeri olan Çanakkale Savaşı aynı za¬manda Atatürk gibi bir komutanı hem bizim hem de dünyanın ta¬nımasına sebep olmuştur. Yok edilmek istenen bir ulusun Atatürk’ün komutasında şahla¬narak düşmanlarına karşı koyması bakımından Türk ulusu için bü¬yük öneme sahip olan bu savaşı çocuklarımıza anlatmalıyız Ça¬nakkale Savaşları’nın ilki olan Çanakkale Deniz Zaferi 18 Mart 1915′te kazanılmıştır. Bizler de her yıl 18 Mart günü bu zaferi kut¬lar, bu ulus ve vatan için canlarını veren şehitlerimizi hatırlar onla¬ra layık birer Türk olmak için çalışacağımıza ant içerek onları min¬net ve şükranla anarız.

Gazi Deniz UYGUN

F

ESTİVALDEYİZ 11


2014 YILI KUTLU DOĞUM HAFTASI SEMPOZYUMU “HZ. PEYGAMBER VE İNSAN YETİŞTİRME DÜZENİMİZ” DÜZENLEYEN Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

SEMPOZYUMUN GEREKÇESİ Yüce Allah, tekamül ve gelişime açık olarak yarattığı insanın ihtiyacına binaen eğitim sürecini ilk insan Hz. Adem ile başlatmıştır. Eşyanın isimlerini ve hakikatini öğretmek suretiyle onu eğitime tabi tutmuştur. İnsanlığın var oluşundan itibaren ortaya çıkan bütün sistemler de, insanı kendi değerleri ve gayeleri doğrultusunda eğitmeyi/yetiştirmeyi hedeflemiş ve bu yolda gayret sarf etmiştir. Bu çerçevede yüce dinimiz İslam insanın kendisiyle, çevresiyle ve Yaratıcıyla barışık halde yaşamasını ve onun iki alemde de huzur ve mutluluğa ulaşmasını sağlayacak evrensel ilkeler getirmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s) de bu ilkeleri bizzat hayatında uygulayarak insanlığa öğretmiştir. Rahmet Peygamberi, kızgın çölün bereketsiz topraklarında bedevî insanlardan oluşan bir toplumdan İslâm medeniyetinin nüvesini teşkil eden medenî bir toplumu hem de çok kısa bir zaman diliminde inşa etmiş, aşağıların aşağısına yuvarlanmış insanlığı yüksek değerlere, bir başka ifadeyle “Ahsen-i Takvim” mertebesine kavuşturmuştur. Hz. Peygamberin, çok kısa bir sürede kin, nefret ve intikam toplumunu sevgi, muhabbet ve rahmet toplumuna dönüştürmüş olması bugün bütün yönleriyle araştırılmaya değer bir husustur. Şu kadar var ki Hz. Peygamber’in insanlığa takdim ettiği bu ulvi değer ve öğretiler, süreç içerisinde zaman zaman bilinçli-bilinçsiz sergilenen yanlış algı ve uygulamalara kurban edilmiştir. Bugün küresel ölçekte yaşanan gerilim ve çekişmeler, İslâm dünyasında yaşanan şiddet ve çatışmalar, biz Müslümanların topyekûn insan yetiştirme düzeneklerimizi, bilgi ve bilinç üreten mekanizmalarımızı yeniden gözden geçirmemizi zorunlu hale getirmektedir. Bu çerçevede ailelerin, örgün ve yaygın öğretim/eğitim kurumlarının, STK’ların, kitle iletişim araçlarının, yazılı ve görsel basının, sosyal medyanın insan yetiştirme sürecindeki etkilerinin yeniden ele alınması gerekmektedir. Bu 12

F

ESTİVALDEYİZ

meselenin, her şeyden önce gelecek nesillerimizin İslâm Dini hakkında yanlış kanaat edinmemeleri ve çevresiyle uyumlu, barışık, sosyal, üretken, insanlığa faydalı ideal insan profiline uygun olarak yetişmeleri/yetiştirilmeleri için de son derece önemli olduğu açıktır. Artık ülkemizde önemli bir dini, sosyal ve kültürel gelenek haline gelmiş olan Kutlu Doğum Haftası’nın 2014 yılı teması “Hz. Peygamber ve İnsan Yetiştirme Düzenimiz” olarak belirlenmiştir. Söz konusu hafta münasebetiyle gerçekleştirilecek sempozyumda insan yetiştirme düzenimiz, Hz. Peygamber’in ortaya koyduğu örneklik çerçevesinde yeniden ele alınacaktır.

SEMPOZYUMUN AMACI Sempozyumun amacı Hz. Peygamber örnekliğinde insan yetiştirme düzenimizi yeniden ele alarak, günümüz şartlarında diğer insanların ve Allah’ın kendisinden razı olacağı bir insanın nasıl tekamül edeceği konusunda toplumumuza somut öneriler getirmektir.

KATILIM ŞARTLARI 1) Tebliğler bilimsel ve özgün olmalıdır. 2) Tebliğ özetleri konuyu ana hatlarıyla açıklamalı ve 200 ile 300 kelime arası olmalıdır. Özetler, katılım formu kullanılarak e-mail, faks veya posta ile gönderilebilir. 3) Tebliğ metinleri 10 ile 20 sayfa arası olmalıdır. 4) Oturumlarda tebliğ sunumu 15 dakika ile sınırlı tutulacaktır. 5) Tebliğ sahiplerinin yol, konaklama ve ağırlama giderleri tarafımızdan karşılanacaktır.


ÖNEMLİ TARİHLER Sempozyum Tarihi

: 18-20 Nisan 2014

Tebliğ Özetlerinin Son Gönderilme Tarihi

: 17 Şubat 2014

Kabul Edilen Tebliğ Özetlerinin Geri Bildirimi

: 24 Şubat 2014

Tebliğ Metinlerinin Son Teslim Tarihi

: 31 Mart 2014

Sempozyum Programının İlanı

: 07 Nisan 2014

Sempozyum Metinlerinin Basılması

: 2015

SEMPOZYUMUN DÜZENLENECEĞİ YER Erzurum SEMPOZYUM YAZIŞMA ADRESİ Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü Üniversiteler Mahallesi Dumlupınar Bulvarı No:147/A 06800 Çankaya/ANKARA Telefon

: 0312 295 7329-7330-7343

e-posta : kutludogumhaftasi@diyanet.gov.tr web

: http://www.diyanet.gov.tr

B İL İM KURULU Prof. Dr. H. Kâmil YILMAZ Prof. Dr. Mehmet Emin ÖZAFŞAR Prof. Dr. Raşit KÜÇÜK Prof. Dr. Bünyamin ERUL Prof. Dr. Ali ERBAŞ Dr. Yaşar YİĞİT Dr. Necdet SUBAŞI Dr. Yüksel SALMAN Dr. Dursun AYGÜN

: Başkan Yardımcısı : Başkan yardımcısı : Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı : Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi : Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü : Din Hizmetleri Genel Müdürü : Strateji Geliştirme Başkanı : Dini Yayınlar Genel Müdürü : İrşat Hizmetleri Daire Başkanı

S E MPOZ YUM D ÜZE NLE ME KURULU Prof. Dr. H. Kâmil YILMAZ Dr. Yaşar YİĞİT Dr. Dursun AYGÜN Doç. Dr. Huriye MARTI Dr. Ahmet ÇEKİN Ahmet SÜNETCİ

: Başkan Yardımcısı : Din Hizmetleri Genel Müdürü : İrşat Hizmetleri Daire Başkanı : Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanı : Diyanet İşleri Uzmanı : Diyanet İşleri Uzman Yardımcısı

F

ESTİVALDEYİZ 13


SEMPOZYUM KONU BAŞLIKLARI 1) İnsanın Eğitim-Yetiştirilme İhtiyacı 2) Sosyo-Politik Sistemler ve İnsan Tasavvurları - Felsefî Sistemler - İdeolojiler

- Dergah ve Tekke Geleneğinde İnsan Eğitimi - Fütüvvet Teşkilatı, Ahi Birlikleri ve Loncalarda İnsan Yetiştirme Düzeni

3) Dinî-Manevî Sistemler ve İnsan Tasavvurları - Din - Ahlâk - Mistisizm

9) Ekonomik Sistemlerin İnsan Yetiştirmedeki Rolleri

4) İslam’da İnsan Yetiştirme Tasavvuru - Kur’an Bağlamında - Hadisler Bağlamında

10) Örgün-Yaygın Öğretim Süreçlerinin İnsan Yetiştirmedeki Rolü

5) Hz. Peygamber’in İnsan Yetiştirme Uygulamaları - Dârü’l-Erkam Örneği - Ashâb-ı Suffe Örneği

11) İnsan Yetiştirme Sürecinde Medyanın Rolü - İnsan Yetiştirme Bağlamında Medya Okur-Yazarlığı

- Sohbet ve Tebliğ Faaliyetleri

7) İslam Dünyasındaki Dinî-Sosyal Yapılar ve İnsan Yetiştirmedeki Rolleri

12) İnsan Yetiştirme Süreçlerini Etkileyen Faktörler - Aile - Rol Modeller - Popüler Kültür - Fizikî ve Sosyal Çevre - Göç, Şehirleşme, Hızlı Sosyal Dönüşüm - Gelenek ve Kültür

8) Tasavvufî Düşüncede İnsan Yetiştirme ve Yöntemleri - Tasavvuf Düşüncesi ve İnsan-ı Kâmil İdeali

13) Modern Zamanlarda İnsan Yetiştirme Düzenimiz - Modernitenin İnsan Tasavvuru - Teknoloji kıskacında İnsan Yetiştirme

6) Hz. Peygamber’in Yetiştirdiği Model Şahsiyetler

14

F

ESTİVALDEYİZ


T.C. BAŞBAKANLIK DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI 2014 Yılı Kutlu Doğum Sempozyumu “Hz. Peygamber ve İnsan Yetiştirme Düzenimiz” 18-20 Nisan 2014 Erzurum KATILIM FORMU

Unvanı, Adı Soyadı

: ..............................................................................................................................................

Kurumu

:...............................................................................................................................................

Adresi

: ...............................................................................................................................................

Telefon

: ................................................................................................................................................

Fax

: ...............................................................................................................................................

e-posta

:................................................................................................................................................

Bildiri Başlığı: ...........................................................................................................................................

Tarih....................................

İmza.....................................

F

ESTİVALDEYİZ 15


38. TURİZM HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI (15-22 Nisan 2014) HAFTANIN TARİHÇESİ

“Turizm Haftası” Etkinlik Programı 26.07.1976 tarih ve 1893 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinde yayımlanarak yürürlüğe girmiş, 1977 yılından itibaren Mart ayının ikinci Pazartesi günü olarak kutlanmıştır. 1983 yılından itibaren olumsuz hava şartları ve turizm sezonunun açılışı gerekçesiyle 15-22 Nisan tarihleri arasında kutlanmasına karar verilmiştir. Ancak; Önceleri turizm sezonunun açılışı olarak kutlanılan hafta, günümüzde anlamını da değiştirmiştir. Turizmin bütün bir yıla yaygınlaştırılması, alternatif turizm türleri ile bu konuda Bakanlık ve turizm sektörü tarafından yapılan çalışmalar, projeler hafta boyunca çeşitli etkinliklerle gençlere ve halka anlatılmakta, turizmden en yüksek geliri sağlamada yapılması gerekenler ve elimizdeki değerlere sahip çıkma konusunda halkımız bilinçlendirilmektedir.

AMAÇ

Turizm Haftası; Toplumumuzda turizm bilincini geliştirmek, iç turizmi canlandırmak ve halkın turizm hareketlerine katılımını sağlamak amacıyla, her yıl 15-22 Nisan tarihleri arasında ülke çapında çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Hafta içerisinde halka ve özellikle gençlere yönelik çeşitli konferans, seminer, sempozyum, panel, haftanın önemini vurgulayan çeşitli yarışmalar, defileler ve çevre gezileri düzenlenmektedir. Dolayısıyla, hafta içerisinde turizmin sürekli gündemde kalması sağlanmaktadır.

16

F

ESTİVALDEYİZ


38. TURİZM HAFTASI KUTLAMA PROGRAMI (15-22 Nisan 2014) 15 Nisan 2014 Salı Açılış Programı Saat : 14.00 Yer : Şarkikaraağaç Kızıldağ Milli Parkı - Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı - Protokol Konuşmaları - Müzik Dinletisive Halk Oyunları Gösterisi - İkram 16 Nisan 2014 Çarşamba “Isparta’nın Kültür ve Turizm Değerleri” Konulu Fotoğraf, Afiş ve Resim Eserlerinden Oluşan Karma Sergisi Açılışı Saat: 11.00 Yer : İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Sergi Salonu “Ispartamı Seviyorum” Bisiklet Turu Çıkış Saati ve Yeri: 14.00 IYAŞ Park AVM Varış Saati ve Yeri: 14.30 Isparta Valiliği Önü Müzik Dinletisi ve Halk Oyunları Gösterileri Saat: 15.00 Yer : Isparta Valiliği Arkası 17 Nisan 2014 Perşembe “Kırsal Turizm Destekleri” Konulu Konferans Saat : 14.00 Ali TOKER Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme İl Koordinatör V. Yer : İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu 18 Nisan 2014 Cuma 1. Gösteri : 10.30 2. Gösteri : 14.00 Yer :

Hacivat ve Karagöz Oyunu Gösterisi İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu

19 Nisan 2014 Cumartesi Aksu Zindan Mağarasına Gezi Saat : 09.30 Otobüs Kalkış Yeri: İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Önü Hafta Boyunca 16-22 Nisan 2014 Saat : 09.00-17.00 “Isparta’nın Kültür ve Turizm Değerleri” Konulu Fotoğraf , Afiş ve Resim Eserlerinden Oluşan Karma Sergisi Yer : İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Sergi Salonu 15-22 Nisan 2014 Isparta İlköğretim ve Orta Öğretim Öğrencilerinin Müze Ziyaretleri Saat :10.00-17.00 Yer : Isparta Müzesi 15-22 Nisan 2014 Kanal 32 TV’de Isparta Tanıtım Filminin Hafta Boyunca Yayınlanması 15-22 Nisan 2014 Isparta Şehirlerarası Otobüs Firmalarında Isparta Tanıtım Filminin Hafta Boyunca Gösterilmesi 15-22 Nisan 2014 PTT gişelerinde “Gül Kokulu Isparta”

F

ESTİVALDEYİZ 17


DOĞA KOLEJİ KİTAPTAN KARDEŞLİK KÖPRÜLERİ Prof. Dr. Bülent Yılmaz 50.Kütüphane Haftası-Eşzamanlı Okuma Etkinliği ile ilgili bir duyuru yayınladı; duyurunun içeriği aşağıdadır: “50. Kütüphane Haftası Kutlama Programının geç duyurulması olasılığına karşın, özellikle iller ve bu etkinliği kütüphaneleri düzeyinde (kurumsal) gerçekleştirecek arkadaşlarımızın Kütüphane Haftası Kutlama Programlarına koyabilmeleri açısından “Türkiye Okuyor!” ya da iller düzeyinde, örneğin; “Kayseri okuyor!” sloganları ile gelenekselleştirmeye çalıştığımız Türkiye çapında bu yılki toplu ve eşzamanlı okuma etkinliği 02 Nisan 2014 Çarşamba 12.30-13.00‘de gerçekleştirilecektir. Geçmiş yıılardaki gibi etkili ve 50. Yıla yakı-

Prof. Dr. Bülent Yılmaz

DOĞA KOLEJİ KİTAPTAN KARDEŞLİK KÖPRÜLERİ 18

F

ESTİVALDEYİZ

şır biçimde başarılacağına inandığımız bu etkinlik için hazırlıkların bu zaman dilimine göre yapılması önemli görünmektedir. İllerin okuma etkinlikleri için belirledikleri meydanları (yerleri) kamuoyları ile zamanında paylaşmaları/duyurmaları ve gerekiyorsa resmi izin işlemlerini halletmeleri iyi olur. Etkinliği gerçekleştirecek her il ya da kurum duyuru afişlerini sanırım daha önceki yıllarda tasarlananlardan yararlanarak hazırlayabilirler. Elbette yerel ve genel medyanın zamanında bilgilendirilerek, bu etkinlikle ilgili olarak ilgisini çekmek de son derece önemli. Bu arada her il ve kurum bu etkinliğin fotoğraflarını çekip, sosyal paylaşım ortamlarında yayımlayabilirse kalıcı bir görüntü yaratılmış olur.” Katkı verecek herkese kolay gelsin ve teşekkürler.


ANKOSLink 2014 Konferansı 18-20 Nisan 2014,Antalya 18-20 Nisan 2014 tarihleri arasında Antalya Maritim Kongre Merkezi’nde ANKOSLink 2014 Konferansı gerçekleştirilecektir. Açık erişim, koleksiyon paylaşımı, büyük ölçekli veriler, mekan ve depo paylaşımı, yanlış dijitalleştirme, Google Scholar gibi başlıkların öne çıkacağı ANKOSLink 2014’te; paneller, seminerler, firma sunumlarının yer alacağı zengin içerikli bir program sunulması hedefleniyor.

ANKOS Başkanı Ertuğrul Çimen’in Mesajı:

2012 yılının son çeyreğinde bir sonraki yıl gerçekleşecek ANKOS yıllık toplantısı için hazırlıklara başladığımızda tüm Yönetim Kurulu üyesi arkadaşlarımla, yaşanan küresel gelişmeleri fırsata dönüştürebileceğimiz yeni bir kurgu ve yeni bir format üzerinde çalışılması konusunda hemfikir olduk. Alınan bu karar, bir idealin peşinden koşmak, çok çalışmak anlamına gelmekle birlikte pek çok riski de üstlenmemizi zorunlu kılıyordu. Bu süreçte, üyelerimizden ve diğer paydaşlarımızdan gelen talepler, atacağımız adımda yanımızda olacaklarını ifade ederek bizleri teşvik eden yayınevleri ve aracı firmalar en önemli itici gücümüz oldular. Uzun soluklu bir çalışmanın yapıldığı, yüzlerce saatlik mesainin harcandığı, binlerce elektronik posta mesajının gönderildiği bu sürecin ardından yeni adıyla ve formatıyla gerçekleştirilen ANKOSLink 2013 Konferansı sonrasında aldığımız geribildirimler atılan bu ilk adımda bazı eksiklerine rağmen hedeflediğimiz amaca önemli ölçüde ulaştığımızı ortaya koymuştur. Elbette bu yola çıktığımızda var olanın değiştirilmesinin zor olduğunu bildiğimiz kadar yeni yapılanın sürdürülebilir olmasının öneminin de farkındaydık. ANKOSLink 2013 Konferansı ile ilk adımı attık, bundan sonra başarılı olunan bu formatın kalıcı ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak adımları atacağız. Bu bağlamda, 18 – 20 Nisan 2014 tarihlerinde Maritim Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan ANKOSLink 2014 Konferansı’nın hazırlık çalışmalarına Temmuz 2013’te başladık. 2013 yılında edindiğimiz tecrübe ışığında web ara yüzünde, konferans programında, sunumların yapılacağı alanlarda gerçekleştireceğimiz iyileştirmeler için ilgili arkadaşlarım yoğun bir çalışma yürütüyorlar. Geçtiğimiz yıl deklere ettiğimiz üzere ANKOSLink konferanslarının bölgesel – uluslararası ölçekli bir yapıya kavuşması için de yoğun tanıtım – iletişim faaliyetleri devam ediyor, 2014 yılında gerçekleşecek olan konferansa bölge ülkelerindeki meslektaşlarımızın çok daha fazla katılım sağlayacaklarını tahmin ediyorum. ANKOSLink 2014 Konferansı’nın akademik içeriğinde tüm katılımcıların ilgisini çekecek başlıklar olacak. Açık erişim, paylaşılan koleksiyonlar, büyük ölçekli veriler, paylaşılan mekanlar ve depolar, yanlış dijitalleştirme, Google Scholar ANKOSLink 2014 Konferansı’nda ele alınacak konu başlıklarından bazıları. ANKOSLink 2014 konferansında yukarıda yer alan konuları yine Türkiye’den ve diğer ülkelerden gelecek davetli konuşmacılar ve konu uzmanları ile değerlendirecek ve tüm yönleri ile tartışacağız. ANKOSLink 2014 konferansının tüm katılımcılar için verimli olmasını diliyor, bu organizasyonun gerçekleşmesi için emek veren, birlikte çalışmaktan onur duyduğum başta Yönetim Kurulu üyeleri olmak üzere tüm ANKOS gönüllülerine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Saygılarımla, ErtuğrulÇimen ANKOS Başkanı

F

ESTİVALDEYİZ 19


I.Uluslararası Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğrenci Kongresi 25-27 Nisan 2014 Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Marmara Üniversitesi Bilgi Yönetimi Kulübü, Kültür Paylaşım Platformu’nun gerçekleştireceği I. Uluslararası Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğrenci Kongresi “Bilgi ve Belge Yönetiminde Vizyoner Devrim” ana teması ile 25-27 Nisan 2014 tarihleri arasında İstanbul’da (Cemal Reşit Rey Kongre Salonu) yapılacaktır. Kongre temel olarak; Türkiye’de ve yurtdışında Bilgi ve Belge Yönetimi alanında eğitim ve öğretim veren üniversitelerin; lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerini bir araya getirip, bilgi ve tecrübelerini paylaşacakları, karşılıklı bilgi alışverişinde bulunacakları ve geleceğin bilgi profesyonelleri olarak, alana katma değer yaratabilecekleri bir akademik düzeyde platform oluşturmayı hedeflemektedir. Kongrenin en önemli misyonu; gerek Türkiye, gerekse yurt dışından pek çok üniversite öğrencisinin katılacağı ‘’Dünya Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğrenci Buluşması’’ gibi çok önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak olmasıdır. “Uluslararası Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğrenci Kongresi” kapsamında; Üniversite öğrencilerinin gözüyle, mesleki eğitimde karşılaşılan sorunların ve değerlendirmelerin tüm boyutlarıyla ele alınması öngörülmektedir. Bu bağlamda; üniversite öğrencilerinden gelen Bilgi ve Belge Yönetimi alanıyla ilgili bildiriler, poster sunumları, akademisyenlerden oluşan Bilim Komitesi tarafından yapılacak değerlendirme aşamasından sonra, kongre oturumlarında tartışmaya sunulacaktır. Ayrıca, alanla ilgili öğrencilerin katkıda bulunacağı fotoğraf, resim, el sanatları atölyeleri ve koro çalışmaları kongre boyunca sergilenecektir. Bununla beraber kongrede sunulacak bildiriler, hazırlanacak Kongre Bildiri Kitapçığında da yayımlanacaktır. Kongrenin heyecan verici aşamalarından birisi de; ilgili alanda yılın projesi, kütüphanesi, kütüphanecisi, kullanıcısı ve yazarı gibi kategorilerde motivasyon sağlamak amacıyla, ödüllerin verileceği bir ödül töreni gerçekleştirmektir.

Önemli Tarihler 3Şubat2014BildiriGönderimBaşlangıç 21Mart2014BildiriGönderimBitiş 7-12Nisan2014 Bildiri Kabul/Red Sonuçları 20 Nisan 2014 Kongre Programı İnternet üzerinden ilanı 25-26 Nisan 2014, Bildirilerin sunulması 25 Nisan 2014, Gala Yemeği 27 Nisan 2014, Boğaz Turu (Sosyal Etkinlik) Düzenleyenler Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Marmara Üniversitesi Bilgi Yönetimi Kulübü Kültür Paylaşım Platformu İletişim: bbykongre2014@marmara.edu.tr

20

F

ESTİVALDEYİZ


YENİDEN SİNEMATEK 2014 - METROPOLİS Metropolis Metropolis, sadece döneminin değil, tüm zamanların en üstün bilim kurgu yapıtlarından biridir. Endüstrileşme çağının etkisini hissettirdiği bir dönemde, Lang’ın gelecek tasarımı da bundan payını alır. İnsanlar ikiye ayrılmıştır.

Yeraltında makinelerle birlikte yaşayan sınıf ve yukarıda daha konforlu bir yaşam süren yönetici sınıf. Lang, bölünmüş toplumsal yapıyı, insani bir aşktan yola çıkarak, uzlaştırmaya çalışır. Filmde dönemine göre mükemmel sayılabilecek bir şehir tasarımı vardır ve kendisinden sonra gelen bütün bilim kurgu filmlerini etkilemiştir.

Yönetmen: Fritz Lang Kitap: Thea von Harbou Senaryo: Fritz Lang Oyuncular: Brigitte Helm, Alfred Abel, Gustav Fröhlich Müzik: Gottfried Huppertz Yapım: 1927 ~ Almanya Tür: Dram, Bilim Kurgu Süre: 153 dakika Dil: Almanca; Türkçe altyazılı

F

ESTİVALDEYİZ 21


Alaçatı Ot Festivali 4 gün sürecek. 10 Nisan Perşembe günü yemek atölyeleri, otları tanıma ve doğa yürüyüşleri, Cuma atölyeler basın toplantısı , Cumartesi Sergi açılışları festival korteji Pazar günü ise ödüllü yarışma diğer etkinliklere daha uzun

Alaçatı Ot Festivali Bu Yıl 4 Gün Sürecek. 10-13 Nisan 2014 Pazar gününü sonunda Yemek yarışmalarının ödül töreni yapılacak. ALAÇATISİTESİ.COM 23-02-2014 Çevrenin ve doğal beslenmenin öneminin her geçen gün daha iyi anlaşılmaya başlandığı günümüzde Alaçatı, Alaçatılıların yüzyıllardır yaşattığı bir özelliğini, kültürünü, birikimini ülkemize ve dünyaya tanıtmaya karar verdi. Bu nedenle Alaçatı doğasının zenginliğini, otlarının çeşitliliğini tanıtmak ve bu otlarla pişirilen geleneksel yemeklerinin kaybolmasını önlemek amacıyla her 22

F

ESTİVALDEYİZ

sene ‘Alaçatı OT Festivali’ düzenleniyor. İlki 2010 yılı Nisan ayında düzenlenen “ALAÇATI OT FESTİVALİ”nin her sene daha fazla katılımla, misafirlerini ağırlıyor. Bu yılki Festival 4 gün sürecek. 10 Nisan Perşembe günü açılış ve kortej, Cumartesi Pazar günleri ise yarışma diğer etkinliklere daha uzun süre ayrılmış olacak. Pazar gününü sonunda Yemek yarışmalarının ödül töreni yapılacak. Alaçatı’yı bahar tazeliğinde yaşayabilmek bir ayrıcalık! Bu nedenle her bahar, doğanın uyandığı, bin bir çeşit otun çevremizi bezediği bir dönemde bu festival yapılıyor.


ALAÇATI OT FETİVALİ 2014 PROGRAMI 10 Nisan 2014 Perşembe Sabah: Yemek atölyeleri Otları tanıma ve toplama gezileri (doğa yürüyüşleri) Öğleden sonra: Yemek atölyeleri Saat 15.00 Seminer Prf. Gülden Köksal – Fitoterapi (bitkilerle beslenme) 11.04.2014 Cuma Sabah: Yemek atölyeleri Öğleden sonra: Yemek Atölyeleri Saat: 15.00 Seminer: Dr. Ayşegül Çoruhlu - Alkali beslenme Saat 17:30 Sergi açılışları 19.00 Basın toplantısı Gala yemeği 12.04.2014 Cumartesi

10.00 Amatör üreticilerin otlu ürün stand açılışları 11.00 Uygulama bahçesi tanıtım ziyareti 12.00 Önceki festivallerde yarışan yemeklerin stant açılışları 13.00 Alaçatı Ot festivali korteji 18.00 Ayhan SİCİMOĞLU açık hava konseri 13.04.2014 Pazar 10.00 Ot ve otlu ürün standlarının açılışları 11.00 Altın ödüllü yarışmaların başlatılması “En güzel otlu yemeği kim pişirmiş?” “En fazla ot çeşidini kim toplamış?” 16.00 Ödül seremonisi Gün boyu devam edecek aktiviteler: -Kitap dağıtımı (2013 yarışan yemeklerin kitabı) -Sponsor stantlarında çeşitli etkinlikler -Çoçuk aktiviteleri (ot festivali temalı)

F

ESTİVALDEYİZ 23


KONSERLER KHEOPS ENSEMBLE

Her biri çalgılarında uluslararası üne sahip sanatçılardan olu?an bir oda müziği grubu olan Kheops Ensemble, kurulduğu 2006 yılından bu yana değişken geometrisi ile ikili eserlerden yedililere kadar çeşitli oluşumlarla, klasik müziğin nadide örneklerinden çağdaş müziğin en çarpıcı yapıtlarına kadar geniş bir yelpazede projeler gerçekleştirmiş ve her defasında çok olumlu kritikler almış, çaldıkları bir çok festivale hemen tekrar davet edilmişlerdir. Bu festivallerin arasında Bonn’daki Beethoven Fest, Belçika’daki Festival de Wallonie, Fransa’daki Festival Juventus ve Féstival des forets Compiègne’i sayabiliriz. Solistler: Graf Mourja - Keman Marie Hallynck - Viyolonsel Muhiddin Dürrüoğlu - Piyano Ronald van Spaendonck - Klarinet

Solistler:

Bilet Fiyatları:

Burhan Öçal - Perküsyon Alexey Botvinov - Piyano

Tam: 5.00 TL Öğrenci: 3.00 TL

Bilet fiyatları: Tam: 10.00 TL Öğrenci: 5.00 TL Gişeler: Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi: 0 232 293 38 31 İsmet İnönü Sanat Merkezi: 0 232 293 46 04 İzmir Sanat: 0 232 293 40 49 http://www.izmir.bel.tr/Kultursanat/Etkinlikler/Tur/Konser http://aassm.org.tr İrtibat için AASSM Halkla İlişkiler: 0 232 293 38 18 - 19 - 20 Konserin bilet satışı 1 Nisan 2014, Salı günü saat 10:00 itibariyle başlayacaktır.

24

F

ESTİVALDEYİZ

Gişeler: Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi: 0 232 293 38 31 İsmet İnönü Sanat Merkezi: 0 232 293 46 04 İzmir Sanat: 0 232 293 40 49 http://www.izmir.bel.tr/Kultursanat/Etkinlikler/Tur/Konser http://aassm.org.tr/ İrtibat için AASSM Halkla İlişkiler: 0 232 293 38 18 - 19 - 20

TRİO ANKA AKDENİZ ESİNTİLERİ Solistler: Kağan Korad - Gitar Ayhan Uştuk - Tenor Demet Kıyıcı - Çello Bilet fiyatları: Tam: 5.00 TL Öğrenci: 3.00 TL Gişeler: Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi: 0 232 293 38 31 İsmet İnönü Sanat Merkezi: 0 232 293 46 04 İzmir Sanat: 0 232 293 40 49 ttp://www.izmir.bel.tr/Kultursanat/ Etkinlikler/Tur/Konser http://aassm.org.tr İrtibat için AASSM Halkla İlişkiler: 0 232 293 38 18 - 19 - 20


Ağrı Dağı 15 Nisan Kurtuluş Şenlikleri

yor.

Ağrı Belediyesinin kutlamaları geleneksel hale geldiği Kurtuluş Şenlikleri her yıl 4-15 Nisan tarihleri arasında düzenleni-

Ağrı Dağı Kültür, Sanat ve Spor Şenliklerinde Ulusal ve Yerel Tiyatro ekipleri, Stendup Gösterisi, İlizyonistler, Sıra Gecesi, Aşıklar Şenliği ,Türkü Yarışması ve Konser gibi kültürel ve sanatsal etkinlikler yer alıyor. Ayrıca şenlikler boyunca bir çok sportif aktiviteler de yer alıyor. Ağrı’nın düşman işgalinden kurtulduğu 15 Nisan 1918 yılını hatırlamak üzere her yıl 15 Nisan günü İlin düşman işgalinden kurtuluşunun şenlikleri yapılmaktadır.

Ayrıntılı bilgiye http://www.agri.bel.tr internet sitesinden ulaşabilirsiniz.

F

ESTİVALDEYİZ 25


2.ULUSLARARASI ALTIN ÇINAR FİLM FESTİVALİ Geçtiğimiz yıl Talas Belediyesi ve Yücel Çakmaklı Film Atölyesi iş birliği ile Talas Kültür ve Sanat Festivali adıyla ilki gerçekleşirilen festivalimiz bu yıl uluslararası boyut kazanarak yolculuğuna devam etmektedir. 9-11 Mayıs 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen festivalimize Türkiye genelinden 82 belgesel film başvuru yapmıştır. Değerlendirmeler sonucunda beş belgesel film ödüle layık görülmüştür. Festival kapsamında uzun metraj film gösterimleri, seminerler, atölye çalışmaları, tarihi geziler, konser ve müzik dinletileri yapılmıştır. Festivalimize sinema sanatçıları, yönetmenler, yazarlar, akademisyenler, basın mensupları katılmış ve festival bu katılım sayesinde şenlik havasında geçmiştir. NEDEN ALTIN ÇINAR ? Sinemada çınar ağacı çok kültürlülüğü, kadimliliği, köklü bir geçmişi simgeler ve ifade eder. 5000 yıllık bir geçmişe sahip olan Kayseri bu tarih içerisinde bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu medeniyetlerin izlerini taşıyan Kayseri, günümüzde sanayi ve ticaret şehri olarak bilinmektedir. Bu festival ile birlikte Kayseri’nin sahip olduğu kültür mozaiği ön plana çıkartılarak şehrin sosyo kültürel hayatına katkıda bulunulması amaçlanmaktadır. Bu yıl 2.sini düzenleyeceğimiz TALAS KÜLTÜR ve SANAT FESTİVALİ, yürütme ve danışma kurulu kararıyla 26

F

ESTİVALDEYİZ ESTİVALDEYİZ

ULUSLARARASI ALTIN ÇINAR FİLM FESTİVALİ olarak isim değişikliğine gitmiştir. Geçtiğimiz yıl festival heykelciği olarak kullanılan lale yerine ise tasarım aşamasında olan çınar ağacı kullanılacaktır. Özelde Talas’a genelde ise Kayseri’ ye ait olan festival ile birlikte; 1- Sinema sanatını tanıtmak ve sevdirmek. 2- Toplumun estetik beğeni düzeyini sinema sanatıyla yükseltmek. 3- Seminer ve atölye çalışmaları ile sinema sanatındaki üretim kalitesini arttırmak. 4- Sanatın taşıyıcısı ve destekleyicisi olması beklenen kurumların katkısını organize etmek. 5- Basının ve kamuoyunun desteğiyle bu etkinlikleri ülke çapında özendirmek. 6- Farklı ulusların sinema anlayışlarını ve sinema sanatı üzerindeki deneyimlerini topluma ve sinema sanaçılarına yapımcılarına aktarmak. 7- Toplumla sinema sanatı arasındaki bağı güçlendirmek. 8- Alternatif sinema anlayışlarını tanıtmak ve geliştirmek. Web:http://www.altincinarfestivali.org Başvuru Formları : http://www.altincinarfestivali.org/yonerge.php


Trieste’li genç öğrenci Matteo Caenazzo’ya adanan Uluslararası MATTADOR Senaryo yarışmasına başvurular başladı. Yarışma 16-30 yaş arası İtalyan yada yabancı senaristlere yönelik olup, en iyi uzun metraj film senaryosu ödülü 500 euro dur. Yarışma şartnamesi http://www.premiomattador.it/home_eng.html Senaryoların 15/04/2014 adresine kadar ulaştırılması gerekmektedir. Ödül töreni 17.07.2014 Venedik’te gerçekleşecektir. Associazione Culturale MATTADOR - Via del Vignola 4, Trieste – Italia Tel: + 39 329 2153114 - info@premiomattador.it

Sanatçıları, sosyal aktivistleri ve eleştirel düşünen herkesi Avrupa ve ‘Radikal Demokrasi’ kavramı hakkındaki görüşlerini video aracılığıyla paylaşmaya davet ediyoruz. Doc Next Network olarak sizi hakim demokrasi ve temsil algılarını sorgulamaya, çeşitli alternatifler geliştirmeye ve açık bir toplum yaratmaya çağırıyoruz. Başvurular her türde, tarzda ve formatta hazırlanmış medya yapıtları olabilir. Videoların uzunluğu 5 dakikayı geçmemelidir – unutmayın, kısa iyidir! Başvuru videoları son 2 sene içerisinde üretilmiş olmalıdır. Sizi, özellikle bu yarışma için yeni videolar üretmeye davet ediyoruz! Seyirci oylarıyla ve profesyonel bir jürinin katılımıyla seçilecek videolar 2500€ ödül kazanacaktır. Son katılım tarihi: 13 Nisan, 2014 Başvuru kuralları ve proje detayları için: http://challenge.docnextnetwork.org

F

ESTİVALDEYİZ 27


28

F

ESTİVALDEYİZ


CEBA GRUP DANIŞMANLIK

ÖZEL AĞAÇLANDIRMA YAPMAK İSTEYENLERE DAVET !! ARAZİ SİZDEN !! PROJELERİ CEBA GRUP DANIŞMANLIKTAN !! DESTEK DEVLETTEN !! 20 DÖNÜM ÜZERİ ARAZİLERİNİZE !! ORTAK KURALIM !!! ARAYIN GÖRÜŞELİM !! TEL : 0541 625 06 40

E-POSTA : cebagrup@gmail.com

www.facebook.com/ce-ba grup danışmanlık

F

ESTİVALDEYİZ 29


30

F

ESTİVALDEYİZ


Ödül almaya hak kazanan filmler, 10 Mayıs tarihinde Forum Mersin Atıf Yılmaz Meydanı’nda düzenlenecek gala gecesinde açıklanacak. Yarışmada dereceye giren eserlere para ödülü verilecek. Buna göre yarışmanın birincisi 6 bin, ikincisi 3 bin, üçüncüsü de 2 bin TL ödül kazanacak. 21 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek facebook oylamasında en fazla beğeniyi alan filmin sahibi ise 2 bin TL değerinde ‘Forum AVM’ler Özel Ödülü’nün sahibi olacak. Ayrıca, çevre temalı filmler ‘Forum Mersin AVM Çevre Özel Ödülü’ için de yarışacak. Jüri üyelerinin ilk üç için belirlediği eser dışında, teması çevre olan filmler arasından seçilen bir film 2 bin TL değerinde ‘Forum Mersin AVM Çevre Özel Ödülü’nü kazanacak. İlki 2012 yılında gerçekleştirilen Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması, her geçen yıl sinemaseverlerin büyüyen ilgisiyle karşılaşıyor. 2012 yılında 142 sinemacının 158 filmle katıldığı yarışmada Rezan Yeşilbaş’ın Sessiz (Be Deng) filmi birinci olurken, sinemacı aynı eserle Cannes Film Festivali’nde En İyi Kısa Film ödülünün de sahibi oldu. 2013 yılında ise Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması’nda 166 film yarışırken büyük ödül Yüksük filmi ile Enes Yurdaün’ün oldu.

3. ATIF YILMAZ KISA FİLM YARIŞMASI

http://www.atifyilmazkisafilm.com/main/

Mersin’de bu yıl 3.’sü gerçekleştirilecek Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması’na aşvurular başladı. Amatör ve profesyonel olarak sinemayla ilgilenen herkesin katılabileceği ödüllü yarışmanın son başvuru tarihi 14 Nisan 2014. Forum Mersin Alışveriş Merkezi’nin Mersin Üniversitesi işbirliğiyle Türk sinemasının usta yönetmeni Atıf Yılmaz anısına düzenlediği 3. Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması’nda tema kısıtlaması olmaksızın kurmaca türünde kısa filmler yarışacak. Amatör ve profesyonel olarak sinema ile ilgilenen herkese açık olan yarışmaya katılmak isteyenlerin eserlerini 14 Nisan Pazartesi günü saat 22.00’ye kadar Forum Mersin AVM Danışma Ofisi’ne elden teslim etmeleri ya da Güvenevler Mahallesi 1. Cadde No: 120-133 Yenişehir Mersin adresine gönderici ödemeli posta/kargo yolu ile ulaştırmaları gerekiyor. Filmler, Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gürhan Topçu, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ufuk Küçükcan ve Forum Mersin AVM Halkla İlişkiler Müdürü Murat Telli’den oluşan ön jürinin değerlendirmesinden geçtikten sonra finale kalmaya hak kazanacak. Ön jüri tarafından seçilen eserler daha sonra Atıf Yılmaz’ın eşi oyuncu Deniz Türkali, Yönetmen Seren Yüce, Görüntü Yönetmeni Mehmet Aksın, Kurgucu Thomas Balkenhol ve Radikal Gazetesi Sinema Yazarı Erman Ata Uncu’nun jürisinde yer aldığı finalde en iyi olabilmek için yarışacak.

F

ESTİVALDEYİZ 31


3.ULUSLARARASI ÇOCUK HAKLARI FİLM FESTİVALİ Çocuk Hakları Kültür Sanat Derneği’nin çocuk hakları konusunda farkındalığı artırmak amacıyla düzenlediği ve bu yıl 23-28 Mayıs 2014 tarihlerinde üçüncüsü gerçekleşecek olan Uluslararası Çocuk Hakları Film Festivaline “Çocuk Hakları” konulu filmlerinizi bekliyoruz. Katılım Koşulları: Festivalin “Çocuk Yönetmenler” bölümüne 18 yaşından küçük yönetmenlerin her format, tür ve konudaki filmleri, “Yetişkinlerden Çocuk Hakları” bölümüne 18 yaş üstündeki yönetmenlerin çocuk hakları konulu filmleri katılabilir. Festivale her format ve türdeki filmlerinizi en geç 18 Nisan 2014 tarihine kadar bekliyoruz. Bu tarihten sonra yapılan başvurular geçersiz sayılacaktır. İngilizce altyazılı filmlerinizin DVD kopyalarıyla, varsa Blu-Ray Disc kopyalarıyla birlikte: - Katılım koşullarının yer aldığı Film Başvuru Formu - Katılım Formu (ekte ve web sitemizde) - Filmin yönetmeni/yönetmenlerinin fotoğrafı ve özgeçmişi - Filmden iki fotoğraf (yüksek çözünürlükte) - Varsa filmin basın dosyası - Filmin kısa özeti ve künyesini elektronik ortamda aşağıdaki adrese iletebilirsiniz. Çocuk kategorisinde seçilen 10 eser sahibi festival kapsamında, 23-27 Mayıs 2014 tarihleri arasında Bursa’ya davet edilecek olup, Anadolu Üniversitesi tarafından yönetilecek olan film atölyesine katılma hakkı kazanacaktır. Yetişkin kategorisinde ise herhangi bir ödül verilmeyecektir. Festivale katılacak filmler en geç 30 Nisan 2014 tarihinde başvuru sahiplerine bildirilecektir. Filmler, festivalde Betacam, SP, HDV, HD ya da DVCAM formatlarında ve PAL standardında gösterilecektir. Festivale katılan filmlerin gösterim kopyalarının İngilizce altyazılı ve Türkçe dışında bir dil varsa Türkçe altyazılı olarak, en geç 10 Mayıs 2014 tarihine kadar festival ofisine ulaştırılması gerekmektedir. Yönetmen ya da başvuru sahipleri, festival programı kamuya duyurulduktan sonra filmlerini festivalden geri çekemezler. Festivalin yürütme kurulu, katılan filmlerin gösterim gün ve saatlerini belirlemekte serbesttir. Başvuru sahipleri, Festival’in filmlerinden parçaları, her filmden en çok üç dakika olmak üzere, filmleri ve festivali tanıtma amaçlı kullanabileceğini kabul eder. Festivale yollanan filmlerin DVD veya Blu-ray Disc kopyaları Çocuk Hakları Kültür Sanat Derneği arşivine alınacaktır. Başvuru sahipleri filmlerinin, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde, yönetmenine haber verilmesi koşulu ile ticari olmayan ya da eğitim amaçlı etkinlikler kapsamında gösterilebileceğini kabul eder. Seçici Kurul: 1. Prof. Dr. Nezih ORHON (Anadolu Üniversitesi) 2. Prof. Dr. 32

F

ESTİVALDEYİZ

Suna TANELİ (Çocuk Hakları Kültür Sanat Derneği Kurucu Üye) 3. Doç. Dr. Rasime Ayhan YILMAZ (Anadolu Üniversitesi) 4. Dr. Elvan Şahin Zeteroğlu (Uludağ Üniversitesi) 5 Barış Deyirmenci (UNICEF) 6. Suat ŞENOCAK (İnsanat Sinema Derneği Kurucu Üye) 8. Yasemin Temizarabacı (Filmmor / Yönetmen) Ekteki katılım formu ve katılım koşullarının yer aldığı bu belge (Film Başvuru Formu) eksiksiz doldurup imzalayarak bu festivale katılanlar tüm katılım şartlarını kabul etmiş sayılacaktır. Katılım formu ve film başvuru formu basvuru@cocukhaklarifilmfestivali.org adresine ile dernek adresine filmin kopyasının yanında posta yoluyla gönderilecektir. İletişim: Çocuk Hakları Kültür Sanat Derneği Dernekler Yerleşkesi Konak Mah. Seçkin Sok. No: 23/1 PK.16110 Nilüfer BURSA Tel: 0 224 4519920 – 4519960 – 4519980 / 111 İrtibat: Okan Temizarabacı E-posta Adresi:info@cocukhaklarifilmfestivali.org Tel: 0534 228 24 08 www.cocukhaklarifilmfestivali.org


İstanbul Carbon Summit / İstanbul Karbon Zirvesi Değerli Meslektaşlarım ve Sektör Temsilcileri, Sizleri, Organizasyon Komitesi adına 3-5 Nisan 2014’de Türkiye’de ilk defa düzenlenecek olan İstanbul Karbon Zirvesine davet etmekten mutlululuk duyuyorum. Sizlerin de bildiği gibi; Dünya’da küresel karbon piyasaları son yıllarda gelişmekte ve büyümeye devam etmektedir. İklim değişikliği ve etkileri konusunda artan kamuoyu bilinci sayesinde sürdürülebilir karbon yönetimi, emisyon ticareti ve temiz teknolojilerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar seragazı azaltımı için önemli önlem stratejileri olduğu gerçeğinin kabul görmesini sağlamıştır. Son IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) Raporu’nda; iklim değişikliğinin ciddi tehdit oluşturmaya başladığı ve bu nedenle hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde sera

gazı emisyonlarının azaltılması önemle vurgulanmıştır. Ülkemizde sera gazının azaltılmasına yönelik önlemler Hükümetimizin gündeminde olması sebebiyle yakın gelecekte karbon piyasasının geliştirilmesi ve emisyon ticareti sistemi olgusu Enerji-yoğun işletmeleri yakından ilgilendirecektir. Bu bağlamdan hareketle, uluslararası düzeyde ülkelerin alacağı yükümlülükler, karbon piyasalarına etkileri, enerji kullanımının ilgili sektörlere etkileri ve bu bağlamdan hareketle en düşük maliyetli sera gazı azaltım sistemlerinin tartışılacağı Zirvemize Enerji ve Tabii Kaynaklar, Ekonomi, Cevre ve Şehircilik, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Orman ve Su işleri Bakanlıklarımız ile EPDK ve SPK’nın destekleri alınmıştır. Bunlara ek olarak; İTÜ, İstanbul Sanayi Odası, EÜAŞ, TÜBİTAK MAM, Marmara Belediyeler Birliği, ODTÜ Petrol Araştırma Merkezi, Enerji Verimliliği Derneği, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi, Enerji Ekonomisi Derneği, Lisansız Elektrik Üreticileri Derneği,

Enerji ve İklim Değişikliği Vakfı, Enerji Ticareti Derneği, Nükleer Mühendisler Derneği, Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği, Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği, Petrol Sanayi Derneği, Hazır Beton Birliği, Plastik Sanayicileri Derneği gibi sektörlerinde lider pozisyonda olan Derneklerin bu Zirve bünyesinde aktif olarak yer alması ve Avrupa Komisyonu ile Avustralya Büyükelçiliği Ticaret Komisyonu gibi paydaşların da Zirvenin duyurulmasına ve bilimsel yönüne vermiş oldukları destekler konu ile ilgili önemli kazanımlara neden olacaktır. Tüm bu hazırlıklar ve en iyi konuşmacıların davet edilmesi daha bilimsel ve tüm paydaşlar için doyurucu bir Zirve yapma arzusundan doğmaktadır. Dünyanın ve Avrupa’nın en mistik ve fantastik kentlerinden biri olan İstanbul’da sizleri aramızda görmeyi diliyorum.

F

ESTİVALDEYİZ 33


İHTİYACIM VAR...MOLA KİTAP HAVA ÖZDEMİR ’’’ADINI SEN KOYSAN’’’ŞİİR KİTABIMDAN “ADINI SEN KOYSAN “ ADLI ŞİİR KİTABI ÇIKTI…

HAVVA ÖZDEMİR Değerli arkadaşınız, Hava Özdemir’in kaleme aldığı , “Adını Sen Koysan “ 120 sayfalık ilk şiir kitabını çıktı. Duyguları yansıttığı şiir kitabı “Adını Sen Koysan “çıkmıştır. Özlemlerini,duygularımı ve yüreğimden gelen sözleri kitap haline getirip kaleme aldığı ilk şiir kitabıdır.Hava ÖZDEMİR’e sanat hayatında, festivaldeyiz dergisi olarak başarılar dileriz.İlk kitabını çıkarmak için çok düşünen Havva Özdemir;sonunda arkadaşların tavsiyesi ile şiir kitabını hayata geçirmiştir. Bu çalışmamın ortaya çıkmasında bana destek olan tüm dostlarıma teşekkürü borç bilirim. Çok başarı bir çalışma olan şiir kitabının dan bazı şiirleri sizlerle paylaşmak istedik.

34

F

ESTİVALDEYİZ


Yazılım Maratonu ‘14 İTÜ IEEE Öğrenci Kolu tarafından düzenlenen İTÜ Yazılım Maratonu, 26 Nisan tarihinde İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nde gerçekleşecek. Bu sene ikincisi gerçekleşecek olan etkinlikte yazılım meraklıları yine bir araya gelecek. 2 etaptan oluşacak maratonun öncelikli amacı, yazılım şirketlerini yetenekli yazılımcılarla buluşturacak akademik bir platform meydana

getirmek ve üniversite öğrencilerini bilgisayar bilimlerine teşvik etmek. Programlama yarışması niteliğindeki bu etkinliğin ilk bölümünde, internetten online olarak, C/C++ ve Java dillerinde bir öneleme yapılacak. İTÜ laboratuvarlarında gerçekleşecek, öneleme sonucu seçilen 10 finalist takımın katılacağı final etabında ise, 2 veya 3 kişiden oluşan takımlardan Linux işletim sistemi kurulu bilgisa-

yarlarda verilecek olan problemlere algoritmalar üretmeleri istenecek. Zamana karşı da yarışılacak olan final etabının ardından yazılım sektörünün öncü isimlerinin katılacağı seminerler yapılacak. Aynı gün yapılacak ödül töreninde, dereceye giren ilk 3 takıma ödülleri takdim edilecek. Yazılım teknolojileriyle aynı havayı soluyacağınız bu maratonda siz de koşmaya hazırlanın!

F

ESTİVALDEYİZ 35


KELOĞLAN KELEŞOĞLAN | ANKARA DT

2 perde | 1 saat 25 dakika Yazan : ULVİYE KARACA | | Yöneten : ULVİYE KARACA Tür : Çocuk Oyunu KONU Sıradan bir hayatın içinden çıkıp birden sıra dışı olaylar yaşamaya başlayan Keloğlan’ın hayata ve olaylara bakışı değişir, kendi içindeki dinamikleri fark eder. Artık o eski tembel Keloğlan gitmiş ; yerine kendine güvenen, aklını kullanan ve insanları olumlu yönde etkileyen bambaşka bir Keloğlan gelmiştir. Not: "Kukla çocuk oyunu, 7 yaş ve üstü izleyicilerimiz için tavsiye edilir." Bu oyunun telif geliri "Serebral Palsili Çocuklar Derneği"ne bağışlanmıştır.

VANYA DAYI | ANKARA DT 2 perde | 2 saat Yazan : ANTON ÇEHOV | Çeviren : ATAOL BEHRAMOĞLU | Rejisör : ERHAN GÖKGÜCÜ 8 yaş üstü seyircilerimizin izlemesi tavsiye edilir. KONU 1890’ların Rusya’sı. Çarlık çökmekte. Tarım, eğitim politikaları iflas etmiş. Yoksulluk, salgınlar almış yürümüş. Doğa insafsızca, bilinçsizce tüketiliyor ve sanayi son kerte zayıf. Bu karanlık tabloda, oranı oldukça düşük olan aydınlar, yarı aydınlar tam bir aymazlık içinde küçük kişisel sorunlarıyla boğuşup, umutsuzluklarını sürdürüyorlar. Küçük hikayede ve gerçekçi dramda bir ekol yaratan büyük usta Çekov, çiftlikte yaşayan bir ailenin güncel ve önemsiz olaylarla boğuşurken yaşadıkları bunalımları, içine düştükleri komik durumları yansıtarak özelden genele göndermeler yapıp, bu dönemin panoramasını çiziyor. YALANCI | ANTALYA DT 2 perde | 2 saat Yazan : CARLO GOLDONI | Çeviren : HALDUN MARLALI - CEM MARLALI | Yöneten : AHMET AÇIKGÖZ 8 yaş üstü seyircilerimizin izlemesi tavsiye edilir. KONU Lelio, 20 yıl önce Venedik’ten ayrılmış amcasının yanına gitmiş orada büyümüştür. 20 yıl sonra Venedik’e döndüğünde yanında yalanlarını da birlikte getirmiştir. Yalanlarıyla Venedik’i altüst edip karıştırmaya başlar. Lelio için yalan söylemek; “Bir oyun bir şakadan ibarettir. Hayat ise düş kurma uydurma yeteneğidir.” Sözde aşık olduğu iki kız kardeşe kendini altın şato markisi olarak tanıtır. Ona kalsa iki kızkardeşten birini tercih edecektir ama olay hiç de umduğu gibi gelişmez.

36

F

ESTİVALDEYİZ


SİNAN SÜLEYMANİYE’DE | İSTANBUL DT 1 perde | 1 saat 15 dakika Yazan : CEM GÜNEN | | Yöneten : MAHMUT GÖKGÖZ 8 yaş üstü seyircilerimizin izlemesi tavsiye edilir. KONU Olmaz denen her işi oldurmuş bir Mimar, Mimar Sinan. Ustalık dönemini taçlandıracak olan “Süleymaniye” üzerinde çalışmalar devam ederken, teftişe gelen Sultan Süleyman’a iki ay içinde her şeyin biteceği sözünü verir. Artık önünde hayatının en zor sınavlarından biri durmaktadır. Ve aşmak zorunda olduğu engeller yalnızca bir yapının tuğlalarıyla harcı değil aynı zamanda her fırsatta karşısına dikilen bazı yöneticiler ve başarısını kabullenmek istemeyen güç odaklarıdır. 39 BASAMAK | KONYA DT 2 perde | 2 saat Yazan : JOHN BUCHAN - ALFRED HITCHCOCK | Çeviren : MEHMET ERGEN Oyunlaştıran : PATRICK BARLOW | Yöneten : NAFİZ SAMİ GÜRCÜALİ 8 yaş üstü seyircilerimizin izlemesi tavsiye edilir. KONU 1935 Ağustosu, Richard Hannay, can sıkıntısını dağıtmak üzere bir tiyatro oyununa gitmeye karar verir. Hannay, o gece tiyatroda gizemli güzel Annabella’yla tanışır. Kadının bir gizli ajan olduğunu ve çok gizli bir görev için İskoçya’ya ulaşması gerektiğini öğrenir. Ancak kadının peşinde olan iki adam buna izin vermeyecektir. Böylelikle kahramanımız Richard istemeden de olsa kendisini 39 basamak isimli gizli görevin içinde bulur. Ve kovalamaca başlar. Not: “Oyunumuzda 3 kez ateşli silah kullanılmaktadır.”

KIZILIRMAK | İSTANBUL DT 1 perde | 1 saat 30 dakika Yazan : TUNCER CÜCENOĞLU | | Yöneten : GALİP ERDAL 8 yaş üstü seyircilerimizin izlemesi tavsiye edilir. KONU Hüseyin Ağa’nın genç ve güzel karısı Zehra, aklını sürünün çobanı olan Selim’e takmıştır. Ağanın kızı Hatice ise Selim’in tek aşkı ve gözünün tek gördüğüdür. Aynı şekilde Hatice de Selim’e aşıktır. Hüseyin Ağa’nın borçlarını erteleyen Ali Ağa, oğlu Mehmet’le birlikte yemeğe gelir. Amacı Hatice’yi oğlu Mehmet’e istemektir. Ağalık adına Selim’e hayır diyemeyen Hüseyin, tüm sürüye bir gün boyunca tuz yedirdikten sonra Kızılırmak üzerinden su içirmeden geçirme hünerini, kızıyla evlenmesi için Selim’ şart koşar. Bu gerçekleşmesi imkânsız görünen istek, Selim’in ve Hatice’nin, aynı zamanda aşkın kaderine koyulmuş bir şerhtir. Gerçekleşmesi ise Selim’in hünerine kalmıştır. Ancak iş, bu isteğin gerçekleşmesiyle elbette ki bitmeyecektir.

F

ESTİVALDEYİZ 37


31. Uluslararası Ankara Müzik Festivali

Her yıl bahar ayında düzenlenen ve şehri renklendiren Uluslararası Ankara Müzik Festivali, bu sene 31.si ile 4 – 30 Nisan tarihleri arasında. Venezuela’dan Rusya’ya, İspanya’dan Japonya’ya kadar uzanan geniş coğrafyadan seçkin solistler ve topluluklar, festival programını oldukça zenginleştirirken Türkiye’nin yetiştirdiği başarılı sanatçı ve topluluklar da festival programında yer alacak. Festivalin açılışı Fazıl Orhun Orhon yönetimindeki Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası ile 4 Nisan’da MEB Şura Salonu’nda yapılacak festivalin biletleri 7 Martta satışa sunulacak. Festivalin sokaktaki insana sürprizi ise, 5-9 Nisan arasında beş gün süreyle her akşam 19.30-21.30 arasında Kuğulu Park’ta düzenlenecek olan Alman sanatçıların Işık Gösterisi olacak. Detaylı bilgi ve festival programı için: http://www.ankarafestival.com/

ALTIN DİŞ FİLM FESTİVALİ Türkiye’nin en köklü diş hekimliği fakültesinin sinema kulübü iki senedir düzenlemiş olduğu Altın Diş Film Festivali’nin üçüncüsünü bu sene 28 Nisan - 2 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriyor. Yıllar geçtikçe gelenekselleşmesi ve büyümesi amaçlanan festivalimiz Türkiye’deki bütün üniversitelerin öğrencileriyle buluşuyor. Konu sınırlamasının bulunmadığı yarışma, üniversite öğrencilerinin yaratıcılıklarını sonuna kadar kullanmalarını amaçlıyor. 2 Mayıs tarihinde Taksim Point Hotel’de ödül töreni yapılacak olan yarışmada 28,29,30 Nisan ve 2 Mayıs günlerinde yarışmaya katılan bütün filmler program dahilinde yayınlanacaktır. Ayrıca bu günler içerisinde katılımcı yönetmenlerle söyleşiler gerçekleştirilecektir. Böyle bir organizasyona üçüncü kez ev sahipliği yapacak olan Diş Hekimliği Fakültesi tüm sinemaseverler ve kısa film yönetmenlerini festivale davet ediyor. 38

F

ESTİVALDEYİZ

Bu sene yarışma Kurmaca ve Belgesel olmak üzere iki ayrı kategoride yapılacaktır. Kısa Film Yarışması Ödülleri: Kurmaca Kategorisi 1. Filmin Yönetmenine 1000 TL 2. Filmin Yönetmenine 500 TL Belgesel Kategorisi 1. filmin yönetmenine 1000 TL 2. filmin yönetmenine 500 TL SON KATILIM TARİHİ 07 NİSAN 2014 Başvuru Formu ve Katılım Koşulları için : http://iudissinema.com/ Daha Fazla Bilgi Almak İçin : twitter.com/iudissinema www.facebook.com/iudissinema İLETİŞİM ve SORULARINIZ İÇİN : iudissinema@gmail.com Osman Ünlü : 0537 794 93 19 Hakan Şahin : 0555 477 47 85 Eren Aygün : 0543 877 87 76


21-28 Nisan Dünya Ebeler Haftası Kutlu Olsun Ana-Çocuk Sağlığı hizmetleriyle birlikte, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası dönemde anneye ve bebeklere bakım hizmetleri veren ebeler, sağlık alanında yurdumuzun her köşesinde oldukça önemli ve kutsal bir görev ifa etmektedirler. Anne ve bebek ölümleri oranındaki yüksekliğin, istihdam edilen ebe sayısının yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’de, ebelik mesleğinin önemi yeterince anlaşılmamaktadır. Ebelik, 1909 yılına kadar anadan kıza geçen, görgü ve deneyime dayanan meslek olarak görülmüştür. O dönemde eğitim gerektirecek bir uzmanlık alanı olarak görülmeyen ebelik, bugün de aynı şekilde gereken öneme sahip değildir. Oysa ebenin, birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli bir rolü vardır. Böyle olmasına rağmen, ülkemizde ebeler yeterince değerlendirilmemektedir. Özellikle Doğu bölgesindeki illerde bu sorunun daha da fazladır. Sağlık ocaklarında çalışan ebelerin nüfus oranına göre dağılımı, batıdaki illerimizden daha az orandadır. Sağlık ocaklarının sayısının arttırılması ve yeterli personel görevlendirilmesi durumunda, anne ve bebek ölüm oranlarında da büyük bir azalma gerçekleşecektir. Anne ve bebek ölüm oranının yüksek olması, istihdam edilen ebe sayısının azlığından kaynaklanmaktadır. Ebelerimizin durumlarının düzeltilmesi için acilen şu önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu önlemlerin alınması aynı zamanda hem ülkemiz çocukları hem de ülkemiz annelerini de ilgilendirmektedir. 1. Sağlık evleri uygulamasına son verilip yerlerine motorize ekipler kurulmalı, 2. Hizmet içi eğitim programlarına ağırlık verilmeli, 3. Maaşlarının yeterli düzeye yükseltilmesi, 4. Çalışma ortamlarının düzenlenmesi, 5. Görev tanımının yeniden yapılması, 6. Mesai saatlerinin düzenlenmesi, 7. Ebelik yasasının çıkartılması, Ağır fedakârlıklar içerisinde görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan ebeler, sağlık sistemimizin vazgeçilmez unsurlarından biridir.

Ebeler Haftası nedir? Ebe doğum esnasında, önce ve sonrasında anneye yardımcı olan, bebek ve anne bakımlarına yardımcı olan sağlık personelidir. Doğum yöntemlerinin çağımızda normal doğumdan ziyade (Daha çok güvenlik, korku ve vücut deformasyonunun engellenmesi etkenleriyle) ameliyata (Sezeryana) kaymasına rağmen; ebelerin gerek, önlem ve anlamları kaybolmamış, ebeler özellikle hastaneye uzak kırsal kesimlerde ev veya sağlık ocaklarında doğumlara bizzat nezaret eder hale gelmişlerdir. Ebelerin özellikle az gelişmiş bölgelerde, (kırsal kesimlerde) hemşire ve doktor gibi görev yapan sağlık personeli olmaları nedeniyle önem ve hizmetleri devam etmektedir. Ana-Çocuk Sağlığı hizmetleriyle birlikte, doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası dönemde anneye ve bebeklere bakım hizmetleri veren ebeler, sağlık alanında yurdumuzun her köşesinde oldukça önemli ve kutsal bir görev ifa etmektedirler. Anne ve bebek ölümleri oranındaki yüksekliğin, istihdam edilen ebe sayısının yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’de, ebelik mesleğinin önemi yeterince anlaşılmamaktadır. Ebelik, 1909 yılına kadar anadan kıza geçen, görgü ve deneyime dayanan meslek olarak görülmüştür. O dönemde eğitim gerektirecek bir uzmanlık alanı olarak görülmeyen ebelik, bugün de aynı şekilde gereken öneme sahip değildir. Oysa ebenin, birinci basamak sağlık hizmetlerinde önemli bir rolü vardır. Böyle olmasına rağmen, ülkemizde ebeler yeterince değerlendirilmemektedir. Özellikle Doğu bölgesindeki illerde bu sorunun daha da fazladır. Sağlık ocaklarında çalışan ebelerin nüfus oranına göre dağılımı, batıdaki illerimizden daha az orandadır. Sağlık ocaklarının sayısının arttırılması ve yeterli personel görevlendirilmesi durumunda, anne ve bebek ölüm oranlarında da büyük bir azalma gerçekleşecektir. Anne ve bebek ölüm oranının yüksek olması, istihdam edilen ebe sayısının azlığından kaynaklanmaktadır. Ağır fedakârlıklar içerisinde görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan ebeler, sağlık sistemimizin vazgeçilmez unsurlarından biridir.

F

ESTİVALDEYİZ 39


Temiz Enerji Günleri’14 İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Kulübü tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan “Temiz Enerji Günleri” etkinliği için geri sayım başladı. Her geçen gün büyüyen ve önemi artan enerji sektöründeki gelişmelerin, yeniliklerin ve yatırımların değerlendirileceği etkinlik 28-29 Nisan tarihlerinde İTÜ Ayazağa Kampüsü Süleyman Demirel Kültür Merkezinde gerçekleştirilecektir. Sektördeki öncü firmalardan CEO’ların da katılacağı etkinlikte rüzgar, güneş, jeotermal gibi enerji kaynaklarının yanı sıra enerji verimliliği, akıllı şebekeler, elektrikli araçlar konuları hakkında da sunumlar yapılacaktır. Öğrencileri, akademisyenleri ve sektörün farklı dallarından kişileri bir araya getiren etkinliğimiz herkese açık ve ücretsizdir. Etkinlik sonunda katılım belgesi verilecektir.

40

F

ESTİVALDEYİZ


CEBA GRUP DANIŞMANLIK

ÖZEL AĞAÇLANDIRMA YAPMAK İSTEYENLERE DAVET !! ARAZİ SİZDEN !! PROJELERİ CEBA GRUP DANIŞMANLIKTAN !! DESTEK DEVLETTEN !! 20 DÖNÜM ÜZERİ ARAZİLERİNİZE !! ORTAK KURALIM !!! ARAYIN GÖRÜŞELİM !! TEL : 0541 625 06 40

E-POSTA : cebagrup@gmail.com

www.facebook.com/ce-ba grup danışmanlık

F

ESTİVALDEYİZ 41


Devlet Opera ve Balesi

Nisan ayında, yurt genelinde sahnelediği eserlerin yanı sıra, 5 yeni eserle seyirci karşısında olacak. Nisan ayının başından itibaren Devlet Opera ve Balesi Müdürlüklerinde sahnelenecek yepyeni, opera, bale ve operet eserleri seyirciyle buluşturulacak. Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenecek G.Bizet’nin ölümsüz eseri “Carmen” operası, 26 Nisan’dan itibaren Ankaralı seyircinin karşısında olacak. Recep Ayyılmaz’ın sahneye koyduğu eser, büyüleyici aryaları ile ünlü. İzmir Devlet Opera ve Balesi, 19 Nisan’dan itibaren bir Türkiye prömiyeriyle seyircisi karşısında olacak. Ünlü besteciler, A. Vivaldi, N. Paganini ve J. S. Bach müzikleri üzerine hazırlanan ve 3 bölümden oluşan“Dans ve Kutlama” adlı bale eserinin koreografı T. Silvano Correa Riberio . Eser, Vivaldi’nin sevinçli ritimlerinden, Bach notalarından, jazz versiyonlara kadar sanatseverlere renkli bir yolculuk vaat ediyor. Mersin Devlet Opera ve Balesi 8 Nisan’da prömiyerini gerçekleştireceği “Karyağdı Hatun” operası ile sanatseverlerle buluşacak. Gürçil Çeliktaş tarafından sahnelenen eser, Okan Demiriş’in unutulmaz bestesi ile Anadolu Kültürü’nün önemli bir parçası olan eren kadın motifini ve Karyağdı Hatun’un hikayesini konu almakta. Aynı tarihde, Antalya Devlet Opera ve Balesi, opera ve bale sanatlarının kurumsallaşmaya başladığı yıllardan itibaren sahnelenen ve Türk klasik bale eseri haline gelen, Ferit Tüzün’ün “Çeşmebaşı” balesi ile yine bir Türk bestecimizin, Çetin Işıközlü’nün “Judith” balesinin Antalya prömiyerini gerçekleştirecek. 7 Nisan’dan itibaren Samsun Devlet Opera ve Balesi de Samsunlu seyirci, Franz Lehar’ın, eğlenceli eseri “Şen Dul” operetinin prömiyeri ile karşılayacak. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün tüm sanat sezonuna yaydığı, Türk ve dünya eserlerinden seçkin opera ve bale eserlerini seyircilerle buluşturmaya devam edecek.

42

F

ESTİVALDEYİZ


ALLEGRA ENSEMBLE “DÜNYA’NIN TÜRKÜSÜ” Ankara Devlet Opera ve Balesi “ALLEGRA ENSEBLE” ı sanatseverler ile SİVAS ve KAYSERİ ‘de buluşturuyor. Profesyonel ve akademik bir kadroyla Türk Kültürü’nün hazine değeri taşıyan müzik mirasını ve müziğin evrenselliğini de göz önünde bulunduran, dünya müzikleri, müzikaller, fadolar, klasik caz parçaları, tangolar ve halk müziği gibi birçok farklı türe ait müzik örneklerini, klasik batı müziği enstrümanları ile gerçekleştiren grup, seçkin ve farklı bir repertuvarla sahne alacak. Mehlika Karadeniz, Gülriz Tunca, İlknur Özcan Andersen, Ümmiye Özdem,Melda Sak,Müjde Kurt,Irmak Tokgöz ve Hande Ulutaş’ın oluşturduğu grup, ilk önce sivas’ta bir gün sonrada kayserine sanat severle buluşuyor. 6 Nisan 2014 Pazar günü saat 20:00 ‘de Atatürk Kültür Merkezi’nde sanat severler ile buluşacak. 7 Nisan 2014 Pazartesi günü saat 20:00 ‘de Kayseri Kültür Merkezi’nde sanat severler ile buluşacak. Bu keyifli konserde siz değerli basın mensuplarımızı da aramızda görmekten onur duyarız. Biletleri Kültür Merkezi Gişesi’nden temin edebilirsiniz. Tam: 5 TL Öğrenci:3 TL

F

ESTİVALDEYİZ 43


44

F

ESTİVALDEYİZ


Girne Amerikan Üniversitesi 8. Liselerarası Kısa Film Yarışması

Sorgun Kaymakamlığı ve Sorgun Belediyesi işbirliği ile Sorgun İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Türk Telekom Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen “1. Ulusal Kınalı Hasan Kısa Film Yarışması” amatör ve profesyonel bütün yarışmacılara açıktır. Ödüle değer filmler 1 OCAK 2013 tarihinden sonra çekilmiş olmalıdır. 1. Yarışmaya gönderilen kısa filmler; Millî Eğitim Temel Kanunu’nda ifadesini bulan Türk Millî Eğitiminin Genel Amaçları ve Türk Millî Eğitiminin Temel İlkelerine uygun olmalıdır. 2. Kısa Film, en fazla 10 dakika olmalıdır. Kısa Film konusu “Emniyet Kemeri” dir. Orijinal bir senaryoya dayanmalıdır. Video, animasyon ve/veya başka serbest bir teknik kullanılarak hazırlanmalıdır. Grafik ve animasyon kullanılabilir. 3. Yaratıcılığı ve öykü anlatımını zorlayan, insanlar ve tutkularının büyük bir beceri ile anlatıldığı filmler ve aynı zamanda daha kavramsal düşünceler, izleyicileri bir miktar zorlayacak ve onları çekecek fikirler olmalıdır. Kısa filmin amacı, gençlerle bütünleşerek onları şaşırtmaları ve heyecanlanmalarını sağlamaktır. 4. Yapılması Gerekenler: Yarışmaya katılacak olan yapımlar 4 kopya halinde hazırlanmalı ve DVD formatında ve Onaylı Başvuru Formu ile birlikte gönderilmelidir. Yarışma Seçiciler Kurulu’na sunulmak üzere gönderilen eserlerin üzerindeki etiketlerde a) Filmin Adı, b) Süresi, c)Yönetmen, Yapımcı, Senarist ve Kameraman isimleri, d) Okulun Adı, e)İl ve İlçe Adı’nın belirtilmesi

gerekmektedir. 5. Yarışmaya katılan filmlerin ticarî olmayan her türlü gösterimde kullanım hakkı Sorgun Kaymakamlığı’na aittir. Yarışma sonucunda çeşitli ödüller verilecektir. 6. Yarışmaya katılan filmler, 5 kişilik bir Ön Jüri tarafından değerlendirilerek profesyonellerden oluşturulacak Yarışma Seçiciler Kurulu(Jüri)’ye sunulacaktır. Nihaî değerlendirme Yarışma Seçiciler Kurulu(Jüri) tarafından yapılacaktır. 7. Yarışmacılar yarışma katılım formlarını eksiksiz doldurmalıdır. 8. Tüm başvurulara yönetmenin özgeçmişi, 2 adet fotoğrafı ve kimlik fotokopisi eklenmelidir. Ayrıca her film için ilgili Başvuru Formu(4 adet) eserle birlikte gönderilmelidir. 9. Yarışmaya gönderilen tüm çalışmaların Türk örf ve adetlerine uygun bulunması zorunludur. 10. Yarışmaya gönderilen çalışmalar iade edilmez. 11. Yarışmaya başvuru için son tarih, 9 Mayıs 2014 Cuma akşamı saat: 17.00’ye kadardır. Eserler aşağıda belirtilen adrese gönderilecektir. 12. Yarışma Uygulama Esaslarına ve Katılım Koşullarına uymayan filmler yarışma dışı kalacaktır. Yarışma İletişim Tel: 0 354 415 71 12 Ömer Faruk ÜNALAN 0 505 241 08 02 E-mail: kinalihasankisafilm@ gmail.com Başvuru Formu: http://sorgunturktelekomal.meb.k12.tr/ Adres: Türk Telekom Anadolu Lisesi Sorgun/ YOZGAT

Tüm Türkiye’den ve KKTC ‘ den Sinema tutkunu liseli gençlerin bekledileri Girne Amerikan Üniversitesi 8. Liselerarası Kısa Film Yarışması başvuruları başladı. Yeni Fikirleri desteklemeyi ve sinema kültürüne katkı sağlamayı amaçlayan GAU İletişim Fakültesi tarafından organize edilen Liselerarası Kısa Film Yarışması, 8’inci kez genç yönetmenleri ve sinemacıları buluşturmaya hazırlanıyor.. 30. eğitim - öğretim yılına doğru ilerleyen Girne Amerikan Üniversitesi tarafından düzenlenen “8. Liselerarası Kısa Film Yarışması” hikâyelerini beyaz perdeye taşımak isteyen genç yönetmen ve kısa filmcileri buluşturarak, hayallerini gerçekleştirmelerine ve eğitimlerine destek veriyor. Girne Amerikan Üniversitesi bu yarışma ile aynı zamanda sinema adına bir şeyler yapmak isteyen gençlere, çalışmalarını sergileyebilecekleri ciddi ve profesyonel bir platform oluşturmakta. Yarışmada dereceye girenlere Girne Amerikan Üniversitesi Canterbury Kampüsü’ nde burslu eğitim olanakları ve para ödülüne sahip oluyor. ÖDÜLLER Birincilik Ödülü: 2000 Euro ve GAÜ Canterbury Kampüsünde 1 yıl %100 Hazırlık Bursu İkincilik Ödülü: 1500 Euro ve GAÜ Canterbury Kampüsünde 1 yıl %100 Hazırlık Bursu Üçüncülük Ödülü: 1000 Euro ve GAÜ Canterbury Kampüsünde 1 yıl %100 Hazırlık Bursu SON BAŞVURU 4 NİSAN 2014 GAU Liseler Arası Film Yarışması’nın ödül töreni 11 Nisan 2013 Cuma günü gerçekleştirilecektir. Başvuru formu ve detaylı bilgilere yarışmanın resmi sitesi http://yarismalar.gau.edu.tr adresinden ulaşılabilir.

F

ESTİVALDEYİZ 45


23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmî tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından biridir.Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir. Bu bayram, TBMM’nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935’te 23 Nisan Millî Bayramı’yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 1927’de ilan ettiği ve ilki Atatürk’ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu.1980 darbesi döneminde Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını verdi. Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM’nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO’nun 1979’u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır. Günümüzde bayrama birçok ülkeden çocuklar katılmakta, çeşitli gösteriler hazırlanmakta, okullarda törenler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.Ayrıca 1933’te Atatürk’le başlayan çocukları makama kabul etme geleneği günümüzde çocukların kısa süreliğine devlet kurumlarının başındaki memurların yerine geç46

F

ESTİVALDEYİZ

mesi şeklinde devam etmektedir. TBMM’nin açılması Ana madde: TBMM 1. dönem milletvekilleri listesi 23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmış olmasıdır. Milletvekillerinin belirlenişi ve Ankara’ya gelişi çok kısa bir zamanda gerçekleşmiştir. Milletvekili seçimleri Atatürk’ün Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başlamış, yine Atatürk’ün 21 Nisan’daki genelgesiyle de meclisin açılacağı tarih duyurulmuş ve milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istenmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. O günkü ilk toplantıya daha önce belirlenen 337 milletvekilinden sadece 115’i katılabilmiştir. Bayram olması TBMM’nin açılışından 2000’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bu ulusal bayram konusunda eksik bilgilenme ve yanlış tarihlendirmeye çokça rastlanmıştır. Hatta bazı tarihçilerce böyle bir günün tarihinin genişçe araştırılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yrd. Doç. Dr. Veysi Akın 1997’de yayımlanan bir makalesiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en son da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır. Hâkimiyet-i Milliye “23 Nisan”, 1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuştur.İlk kez ortaya çıkan bu bayramda ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan

söz edilmekteydi. Zaten daha o yıllarda Osmanlı saltanatı hala kanunen hüküm sürmekteydi. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla 1 Kasım, Hakimiyet-i Milliye Bayramı (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edilmiştir. Daha sonraki yıllarda, TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlamış ve bu durum 1 Kasım’ın uzun vadede bayram olarak unutulmasına neden olmuştur. 1935’te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve “23 Nisan Millî Bayramı”nın adı “Millî Hakimiyet Bayramı” haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir. Çocuk Bayramı adı 23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM’nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır. 23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Nihayet 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti o günü Çocuk Bayramı olarak şöyle duyurmuştur:


“ Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara’da ilk teşkile günü olan Millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan veyeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakar gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder. ”

ruldu. 1979 yılının UNESCO tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak duyurulması üzerine, TRT tarafından dünyanın bütün çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlandı ve 1979 yılından itibaren TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği adıyla uygulamaya kondu. Bayramın en son şeklini alışı ise 1981’de gerçekleşmiştir. Darbe döneminde Milli Güvenlik Konseyi bayramlar ve tatillerle ilgili kanunda yaptığı değişiklikle o güne kadar kanunen adı konmamış bir şekilde kutlanan bayrama “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını vermiştir. Kutlanışı

Bu tarihten itibaren bu üç kavram, aynı gün üzerinde birleşecek ve çocuk bayramı olma konusunda bir kanunla belirlenmişlik olmaksızın kutlanmaya başlanacaktır. Cemiyeti buna iten neden ise cemiyetin yetim çocukları için gelir kaydetme anlayışıdır. Böylece çocuk bayramı ortaya çıkmıştır. Çocuk bayramı adı daha resmiyet kazanmamış olsa da, bundan sonra 23 Nisan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanacaktı. 1927’de ilk kez kez kutlanan çocuk bayramı, başta kaynak oluşturma olmak üzere, çocuklara neşeli bir gün geçirtmeyi hedeflerinde bulunduruyordu. 23 Nisan 1927’deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu’nun konser vermesini sağlamıştır. O yıl cemiyetin Ankara’daki binalarından birine Çocuk Sarayı adı verilmiş ve burada düzenlenen çocuk balosuna İsmet (İnönü) Bey’in çocukları da katılmıştır. 1929’da çocuklara ilgi daha da artmış ve o yıl ve daha sonraki yıllarda 23-30 Nisan haftası “çocuk haftası” olarak kutlanmıştır. Daha sonraları, 70’li yıllara kadar ulusal boyutta ünlenerek ve katılımı artırarak ilerleyen 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına 1975’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da katılmış ve bir hafta çocuk programları yayımlamıştır. 1978’de Meclis Başkanlığı’nın izniyle meclisteki törenlere çocukların da katılması sağlandı. 1979’da bu uygulama Ankara ilkokullarından gelen çocuklarla düzenli olarak başlatıldı, 1980’de de bütün illerden gelen çocuklarla “Çocuk Parlamentosu” oluştu-

TRT tarafından her 23 Nisan’da Türkiye geneli geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği kapsamında çocuklara yönelik bir Murat Boz konseri, Alanya 2008. 23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur. Yeni uygulamaya konulan yönetmeliğe göre, önceki yıllarda uygulanan koltuk devri uygulamasına son verildi. Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara koltuk devretme uygulaması kaldırıldı. 23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olarak kutlanışı 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde başlamış, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser vermiş ve Ankara’da çocuk balosu düzenlenmiştir. 1928’de Dr. Fuat (Umay) Bey’in teklifiyle daha geniş içerikli bir program hazırlanmış, ilanlar verilmiş, halk davet edilmiş, çocuk alayları oluşturulmuş, yarışmalar ve geziler düzenlenmiştir. 1929’daki 23 Nisan’dan önce HEC 23-30 Nisan haftasını çocuk haftası olarak duyurmuş, etkinlikler çoğaltılarak bir haftaya yayılmıştır. Asıl bayram yine 23 Nisan’da kutlanmış, çocuk balosu yine Atatürk tarafından himaye edilmiştir. Yine de HEC ve Türk Ocağı’nın bütün çabalarına rağmen ülke çapına yayılmada sorunlar yaşanmıştır. Birkaç yıl böyle gitmesi üzerine, Kırklareli milletvekili Dr. Fuat Umay’ın teklifiyle 20-30 Nisan arasında tüm telgraf ve mektuplara Himaye-i Etfal Şefkat Pulu yapıştırılması mecliste onaylandı. Yasa,

Anaokulu öğrencilerinin yer aldığı Çocuk Bayramı kutlamalardan bir sahne, 2011.

14 Nisan 1932’de yürürlüğe girdi. 1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu. 1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi. Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi. 1970’lerde artık 23 Nisan Çocuk Bayramı tüm ulustan katılım alan bir bayram halini almıştı. 1975’ten itibaren TRT de programlarıyla destek vermiş, 1979’da resmî Millî Hakimiyet Bayramı törenlerine çocukların da katılmasına karar verilmiş, 1980’de de “Çocuk Parlamentosu” oluşturulmuştur. Böylece 23 Nisan Çocuk Bayramı, Millî Hakimiyet Bayramı’yla tamamen aynı etkinliklerde kutlanmış oluyordu. Nitekim 1981’de birleştirilecekti. Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır. Önceden belirlenmiş öğrenciler kısa bir süreliğine kurumlardaki devlet memurlarının makamlarına oturur, onlarla orada sohbet edilir. Ayrıca 23 Nisan günü Türkiye’de resmî tatil günüdür. İlköğretim öğrencilerine 24 Nisan günü de tatildir. TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği Ana madde: TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği 1979 yılında düzenlenmeye başlayan TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği, 23 Nisan’ı tüm dünya çocuklarının kutladığı bir bayram haline getirmeyi amaçlayan bir şenliktir. İlkine yalnızca SSCB, Irak, İtalya, Romanya ve Bulgaristan’ın katıldığı şenlik, günümüzde yaklaşık 50 ülkenin çocuklarının katılımıyla düzenlenmektedir. 1979’dan 2000’e kadar Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenmiş, ondan sonra Türkiye’deki başka kentlerde de gerçekleştirilmiştir.

F

ESTİVALDEYİZ 47


DÜNYA KİTAP GÜNÜ VE KÜTÜPHANELER HAFTASI Dünya Kitap Günü (23 Nisan gününü içine alan hafta)

Kitabın yararlarının anlaşılması ve sayılarının çoğalması sonucu kitaplıklar oluştu. Kitaplıkların gelişmesi ile kütüphaneler meydana geldi. Herkesin yararlanması okuması, başvurması için kurulan, içinde kitaplar bulunan binaya kütüphane denir. Millî Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta¬nın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamu oyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir. Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır. Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır : İstanbul?da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara’da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüp48

F

ESTİVALDEYİZ

hanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphaneleridir. Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır. Kütüphanelerde, kitapların korunması, kitapların sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi için uzman memurlar bulunur. Bu memurlara kütüphaneci denir. Kütüphanecilik özel bir eğitimi ve öğretimi gerektiren bir meslektir. Bu amaçla üniversitelerimizde kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Bu bölümlerde öğrenimlerini tamamlayanlar kütüphanelerde görev yaparlar. Yaşadığımız yüzyıl bilgi, ilerleme dönemidir. Kitaplar bilime giden yoldur. Çağımızın buluşlarını kitap, dergi gazete gibi yayın organlarından izleriz. Okuduğumuz kitaplar, dergiler, gazeteler bilgilerimizi artırır. Bizi dünyadaki gelişmelerden, değişmelerden haberdar eder. Kitaplar sevgili dostlarımızdır. Kitaplıklar, kütüphaneler kitapların bir arada bulunduğu yerlerdir. Bulunduğumuz yerdeki kütüphanelerden yararlanalım. Kütüpha-

nelerin zenginleşmesi için kitap armağan edelim. Kitapların korunduğu, yerleştirildiği kitaplığı, kütüphaneyi temiz tutalım. Okuma salonlarında kimseyi rahatsız etmeyelim. DÜNYA ÇOCUK KİTAPLARI HAFTASI Kitap bize bilmediklerimizi öğretir. Görmediğimiz yerleri tanıtır. Kitap okunduğu zaman göze, dinlendiği zaman kulağa seslenir. Kitaplar zamanımızı değerlendiren birer sevgili arkadaştır. Kitaplarla arkadaşlık küçük yaşta başlarsa bu güzel alışkanlık büyüyünce de sürer gider. Kitaplar doğruyu, güzeli, iyiyi, yararlıyı bulmamıza yardım eder. Kitaplar yaşamı sevdirir. Dünyayı güzelleştirir. İçimizi aydınlatır. Yazarlar, kitaplar aracılığıyla binlerce, yüz binlerce insana seslenirler. Yazarın düşünceleri kitaplar aracılığıyla ülkeden ülkeye yayılır. Bilgiler en uzak yerlere ulaşır. Yazarla okuyucu arasında bir bağ kurulur, bir yakınlık sağlanır. Kitapların satıldığı yere kitapevi, konulduğu yere kitaplık denir. Herkesin yararlanması, okuması, başvurması için kurulan ve içinde kitaplar bulunan yere kütüphane denir.


Amerikan İzcileri Kitaplık Yöneticileri ilk kez 1917 yılında bir kitap haftası düzenlemeyi önerdiler. Aydınlar, yazarlar, yayıncılar önerinin benimsenmesi için çalıştılar. Bu çalışmalar sonucu Kasım ayının ikinci haftası dünyanın bir çok uygar ülkesinde Kitap Haftası olarak kabul edildi. Bu hafta daha sonra bizde de Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanmaya başladı. Kitap Haftası içinde, kitap sergileri düzenlenir. Kitap siparişleri mektuplarının nasıl yazıldığı öğretilir. Arkadaşlar birbirlerine kitap armağan ederler. Kitapsever öğrenciler hafta içinde kitaplıklarına çeki düzen verirler. Kitap sevgisini bir yazarımız şöyle anlatıyor. “Dünyada hiç bir dost, insana kitaptan daha yakın değildir. Sıkıntımızı unutmak, donuk hayatımıza biraz renk, ışık vermek, daracık dünyamızda bulamadığımız şeyleri yaşamak için tek çaremiz kitaplara sarılmaktır. Düşünüyorum da, şu dünyada kitaplar yok oluverse, yaşamak ne denli güçleşir, çekilmez bir ağırlık olur. Dünyamızı nasıl insansız düşünmezsek, insanı da kitapsız düşünemeyiz. Beyinde, düşüncenin kıvılcımının parladığı ilk andan beri, insan düşündüğü ve duyduğunu türlü şekillerle, eline ne geçirdiyse ona yazmaktan, çizmekten kendini alamamıştır. Okuyan kişi için kitaplığın yanı başından daha rahat bir yer olabileceğini sanmıyorum. Ben kendi hesabıma, kitaplarım arasında duyduğum rahatlığı hiç bir yerde duyamamışımdır. Odamdan dışarı çıktığım zamanlar, yanıma küçük bir kitap almayı hiç unutmam. Ne olacağı bilinmez ki. Kalabalık içinde insanın içine ansızın bir yalnızlık çökebilir.” KİTAP TÜRLERİ Kitapları türlerine göre çeşitli gruplara ayırabiliriz. Başvuru Kitapları: Bu gruba giren kitaplar bize deği-

şik, çeşitli yararlı bilgiler verirler. Sözlükler, ansiklopediler, yazım kılavuzları gibi. Başvuru kitaplarının konuları kısa sürede bulunabilsin diye çoklukla harf sırasına göre hazırlanır. Bilgi Kitapları: Bunlar öğretici kitaplardır. Bize bilmediğimiz konularda yeni bilgiler verirler. Yeni bilgiler, düşünce ufkumuzu genişletir. Bilgili insanlar daha doğru kararlar verirler. Ders kitaplarımız bilgi kitaplarıdır. Doğru bilgi kitaplarını dikkatle okumalıyız. Meslek Kitapları: Belirli meslekler için hazırlanmış kitaplardır. Mesleğinde daha başarılı olmak isteyenler bu tür kitaplardan yararlanırlar. Meslek kitaplarından oluşan kütüphaneler de vardır. Edebi Kitaplar: Romanlar, öyküler, masallar, gezi ve şiir kitapları, anılar bu gruba girer. Bu kitaplar kolay okunur. Okuyanı dinlendirir, düşündürür, duygulandırır. Çocuk Kitapları: Çocuklar için yazılan yapıtlara çocuk kitabı denir. Çocuk kitapları çocuklara bilgi verir. Çocukların duygu, düşünce dünyasını geliştirir. Her Kitaba Bir Gül-23 Nisan Dünya Kitap Günü Unesco’nun 8 yıldır kutladığı bu günün amacı; kitapları, yaratıcı, endüstriyel, standartların oluşumu, siyasi, ulusal ve uluslararası yönleriyle gündeme getirmek. kitapların değerli, bilgilere, estetik duygulara ve insanlığın hayal gücü bilgilerine ulaşmanın temel araçları olduğunu biliyoruz.kitaplar aynı zamanda; yaratıcılığın, enformasyon ve eğitimin taşıyıcısı olarak, her kültürün temel özelliklerinin yayımlanmasını ve onların kendine özgülüğünü görmemizi sağlıyor.

sanın katılımıyla Dünya Kitap ve Telif Hakları Günü’nü kutluyor. okuma ve yazmanın geliştirilmesinin yanı sıra, konuyla yakın ilişkisi olan telif haklarına da ayrılan bu günün amacı, kitapları; yaratıcı, endüstriyel, standartların oluşumu, siyasi, ulusal ve uluslararası yönleriyle gündeme getirmek. Dünya Kitap Günü’nün Doğuşu ve Neden Dünya Kitap Günü? İspanya’nın Katalonya bölgesinde yıllardır kutlanan özel bir gün var: “Her Kitaba Bir Gül”.her 23 Nisan’da kitap alan herkese kitabın yanında bir de gül armağan eden ve türlü sokak eğlenceleri düzenleyen Katalanlar, ‘kitap günü’ için tarih belirlemeye çalışan Unesco’ya da ilham perisi oldu. 23 Nisan, aynı zamanda Shakespeare’in hem doğum hem ölüm günü, Nabokov, Laxness, Markham, Marsh (Dedektif Roderick Alleyn’in yaratıcısı) ve Vallejo’nun doğum, Cervantes, De la Vega ve Josep Pla’nın da ölüm yıldönümü. İşte, bütün bu edebi yönlendirmeler sonucunda, Unesco, 23 Nisan’ın Dünya Kitap Günü için ideal tarih olduğuna karar verdi ve 1995’te alınan kararla tüm dünyaya duyuruldu.pek çok dünya ülkesi tarafından kabul edilen Dünya Kitap Günü, Türkiye’de de 2001 yılından beri kutlanıyor.bu özel günde, dünyanın hemen her köşesinde kitap fuarları kuruluyor; dinleti, okuma ve anma günleri, indirimli kitap kampanyaları düzenleniyor; hastane, hapishane, bakımevleri, okul ve köy kütüphanelerine kitap yardımları yapılıyor.aynı zamanda Dünya Telif Hakları Günü olarak da kutlanan günde, kitap dünyasına ağır darbeler indiren korsan yayıncılığı protesto etmek amacıyla pek çok söyleşi ve etkinlik de düzenleniyor.

GÜZEL SÖZ; -Kitaplarım bana yetecek kadar Unesco 1996’dan bu yana 23 Ni- büyük bir krallıktır.(Shakespeare) san’da 100 ülkede milyonlarca in-

F

ESTİVALDEYİZ 49


CEBA GRUP DANIŞMANLIK

ÖZEL AĞAÇLANDIRMA YAPMAK İSTEYENLERE DAVET !! ARAZİ SİZDEN !! PROJELERİ CEBA GRUP DANIŞMANLIKTAN !! DESTEK DEVLETTEN !! 20 DÖNÜM ÜZERİ ARAZİLERİNİZE !! ORTAK KURALIM !!! ARAYIN GÖRÜŞELİM !! TEL : 0541 625 06 40

E-POSTA : cebagrup@gmail.com

www.facebook.com/ce-ba grup danışmanlık


FESTİVALDEYİZ DERGİSİ 33 NİSAN SAYISI