Page 1

harçları kaldır parasız eğitim haktır Gençler Meydana İnisiyatifi Parasız Eğitim Dosyası 1


İçindekiler: Giriş: Harçları Kaldır, Parasız Eğitim Haktır Sf: 2 – Eğitim nasıl paralı hale geldi? Sf:3 – Parasız eğitim, ulaşımın, barınmanın, beslenmenin, eğitim giderlerinin parasız olmasıyla gerçekleşir Sf:5 – Sermayenin üniversite ile bağı kesilmelidir Sf:6 - Parasız eğitimin mümkünlüğü devlet bütçesi ile kanıtlanabilir Sonuç: Gerçek parasız eğitim için taleplerimiz


HARÇLARI KALDIR PARASIZ EĞİTİM HAKTIR Gedik Üniversitesi’nin binasında hem rektörlük hem de Gedik Yatırım bulunuyor. Nouriel Roubini Ekonomist Birçok gelişmiş ülkede, 2011’in ilk yarısında, büyüme yavaşladı. Duruma iyimser yaklaşanlar, ilerleyen bunun geçiciDosyanın bir süreç olduğunu bölümlerinde açıklanacağı düşündü. Ancak bu iyimserlik üzere devlet, eğitimin şimdi dağılmış gibi görünüyor.

parasız olmasını

2010’da açıklanan 600 milyar sağlayabilecek düzeyde dolarlık ikinci parasal gevşeme maddi güce sahiptir.1 trilyon Fakat paketi ve yaklaşık günümüzde bunlar ancak dolarlık vergi kesintileri ve borç devlet tarafından takasları ekonomik büyümeye uygulanacak bir yalnızca yüzde 3’lük bir katkı sağlayabildi. da sadece bir planlamaylaOkarşılanabilir. çeyrek için. çeyrekte BuÜçüncü planlamada da ABD ekonomisi yinemütevelli küçüldü. kesinlikle

heyetlerine yer yoktur. Bu Peki, bütün bunlara rağmen, vakıf yeni veplanlamayla ciddi bir resesyonu önleyebilmemiz mümkün mü? üniversitelerine hibe edilen Bu seferki görevimiz gerçekten para kesilmelidir, imkansızı başarmak olacak özel üniversiteler mantığı ortadan kaldırılmalıdır.

27 Ağustos’ ta Bület Arınç harçların kaldırıldığına dair Bakanlar Kurulu kararını açıkladı. Örgütlü gençlik hareketinin yıllardır verdiği mücadele en sonunda sonuç verdi. 1 öğretimin ve açık öğretimin harçları resmen kaldırıldı. Ancak parasız eğitim mücadelemiz sona ermedi. En başta 2. öğretim öğrencilerinden “ öğrenim ve öğretim” adıyla alınan para kaldırılmadan parasız eğitimden söz edemeyiz. Parasız eğitim, öğrencilerin ulaşım masrafları, beslenme, barınma ihtiyaçları, kitap masrafları karşılanırsa mümkündür. 90ların, 68’lerin örgütlü gençlik hareketi sadece harçların kaldırılması için değil eğitimin parasız olması için de mücadele ettiler. Dosyanın ilerleyen bölümlerinde açıklanacağı üzere devlet, eğitimin parasız olmasını sağlayabilecek düzeyde maddi güce sahiptir. Fakat günümüzde bunlar ancak devlet tarafından uygulanacak bir planlamayla karşılanabilir. Görüyoruz ki harçların kaldırılması için yapılan planlama bir günde tamamlanabiliyormuş. Demek ki planlama ile eğitim parasız olabilirmiş. Ancak yapılan planlamalarda da kesinlikle mütevelli heyetlerine yer yoktur. Bu planlamayı yapmayan devlet yetkilileri cami her üniversiteye fakülte kadar gereklidir diye açıklama yapıyor. Vakıf üniversitelerine hibe edilen para kesilmeli, özel üniversiteler kaldırılmalıdır. Daha önce de dile getirilen bu taleplerin sebebi, öğrencilerin toplum yararına eğitim isteyen ideolojileridir. Suçlamalara sebep olan bu ideoloji herkesin eşit eğitim hakkına sahip olduğu görüşünden yola çıkıyor. Günümüzdeki uygulamalar sadece bedelini ödeyenin bilgiye ulaşabilmesine sebep oluyor. Aynı zamanda bilgiye bedel biçerek

3


Başbakan, Maliye Bakanı ve YÖK Başkanı’nın bir araya gelerek aldıkları kararın öğrencilerin taleplerini karşılayabileceği hiçbir somut koşul yoktur.

onu bir meta haline getiriyor. Bilginin meta haline gelmemesi içinse yapılması gereken toplumun, kendi ürettiği bilgiye ulaşmasının önündeki engelleri kaldırmaktan geçer. Bu engeller ise çok uzakta değiller; özel üniversiteler, yaz okulları, mütevelli heyetleridir. Bu engeller derhal ortadan kaldırılmalıdır.

Bu yüzden yapılması gereken yıllarca parasız eğitim için mücadele etmiş gençlere söz hakkı tanımaktır.

Öğrencilerin parasız eğitim talepleri günümüze kadar görmezden gelinmiştir. Ancak 1. öğretim ve açıköğretim harçlarının kaldırılması yıllar süren bir mücadele sonucu kazanılmıştır. Hükümet öğrencilerin taleplerini görmezden gelerek kendi fikirlerini açıklamaya devam etse de öğrencilerin taleplerini dinlemek zorundadır. Başbakan, Maliye Bakanı ve YÖK Başkanı’nın bir araya gelerek aldıkları kararın öğrencilerin taleplerini karşılayabileceği hiçbir somut koşul yoktur. Bu yüzden yapılması gereken yıllarca parasız eğitim için mücadele etmiş gençlere söz hakkı tanımaktır. B irinci dereceden muhataplar olarak ancak onların dile getirecekleri doğrudan taleplerin karşılanması parasız eğitim gündemini eylemlere konu olmaktan çıkarabilir. Biz parasız eğitim için mücadele etmeyi sürdürüyoruz. Gençler Meydana İnisiyatifi olarak hazırladığımız bu dosyayla yürüttüğümüz mücadele sonucu sahip olduğumuz söz hakkımızı kullanarak öğrencilerle ilgili kararlar verilirken taleplerimizi dile getiriyoruz.

Hakan Öztürk Daima Yazarı Dünyada nasıl bir satamamaüretememe sorunu varsa Türkiye’de de var. Dünya, serbest piyasacı da Türkiye mi değil? Dünya, özelleştirmeci, borsacı, sıcak paracı, IMF’ci, dış borç bağımlısı da; Türkiye mi değil? Türkiye’nin herhangi bir sıradan kapitalist ülkeden ne farkı olabilir? Farklı bir kapitalizmi bizimkiler mi icat ediyor? Bizim sistemimizin hangi muhteşem yönünden ötürü kriz bizi teğet geçecek. 1970’lerde %2 civarında olan işsizliğin dünya çapında 2000’lerde %10’un üstüne çıkmıştır.

4

Hazırladığımız dosya ile parasız eğitimin imkansız olmadığını, gerekli düzenlemelerin hükümet tarafından kolayca yapılabileceğini anlatıyor, parasız eğitimi eylemlere konu eden gençler olarak çözümün ancak belirteceğimiz taleplerin yerine getirilmesiyle mümkün olabileceğini tekrar hatırlatıyoruz.

EĞİTİM NASIL PARALI HALE GELDİ? • 6 Kasım 1981: YÖK kuruluyor. Anayasanın 131. maddesi YÖK’ü geniş yetkilerle donatıyor. • 1983: Türkiye’nin birçok yerine tabela üniversiteleri kuruluyor. Eğitim yönünden yetersiz, bilimsellikten uzak üniversiteler. • 1984: Devlet bütçeden eğitime %2’lik bir pay ayırıyor. Okulların ihtiyacı karşılanamıyor ve bu yüzden ‘katkı payı’ zorunluluğu getiriliyor. • 1990 Ocak: Üniversitelere ‘mali özerklik’ veriliyor. Eğitim tümden paralı hale geliyor. ANAP 418 sayılı kanunla paralı eğitime geçişi hızlandırıyor. Bu gelişmelerin ardından harçlara %1000’e yakın zam yapılıyor.


Bu süreci takip eden zaman içerisinde yurt aylıklarına, okul kantinlerindeki fiyatlara %300 oranında zam yapılıyor. 12 Eylül Anayasası ile 61 yasasının aksine özel üniversitelerin kurulmasına izin veriliyor. • 4 Nisan 1991: Tek tip yükseköğretim yerine, çok tipli yükseköğretime geçiliyor. Özel üniversiteler kurulmaya başlanıyor. Yine 1991 yılında, özel üniversitelerin bütçelerinin %45’i devlet tarafından karşılanıyor. 1999 yılında devletin özel üniversitelere yaptığı yardım 5 trilyon 121 milyon lirayı buluyor. Kurulan bunca özel üniversiteye rağmen, özel üniversitelerde okuyan öğrenci : %1.8 • 1992: Öğrencilere mediko-sosyal sağlık hizmetleri ücretli hale getiriliyor. Gece üniversiteleri hizmete sokuluyor. Harçlar arttırılıyor. • 13 Ağustos 1993: Tansu Çiller, açıkta kalan 440 bin öğrencinin üniversiteli olacağını söylüyor. Bu öğrenciler üzerinden 200 milyar lira gelmesi bekleniyor. • 1992-1993 yılları arası: Süper liseler devreye giriyor. 15 bin öğrencinin başvurması bekleniyor., • 1995: Harçlara %300-350 oranında zam yapılıyor. Örgütlü öğrenci hareketi, üniversitelerde, aylarca süren eylemlilikleriyle zamlara karşı çıkıyor. •

1998-1999: Harçalara %60 zam yapılıyor.

• 2009: Harçlara bir kez daha %500 oranında zam yapılacağı açıklanıyor. Örgütlü öğrenci hareketi verdiği sürekli mücadele sonucu harç zammını geri çektiriyor. • 2009-2010: Eğitim yılı için harçlara %8 oranında zam yapılması kararlaştırıldı. Ancak yine örgütlü öğrenci hareketi, YÖK Başkanı’na “harçlara zam yapmayacağız” dedirtti. • 2012: Bu içerisinde YÖK’e bağlı 165 Üniversitenin 62’si Özel Üniversite. Örgütlü öğrenci hareketinin sonucu olarak bugün artık harçların kaldırılması söz konusu olabildi.

5


Öğrenciler harçların onlarca katını eğitimini karşılayabilmek için veriyor. Başta eğitim, barınma, ulaşım, beslenme giderleri olmak üzere yüklüce para harcıyorlar.

PARASIZ EĞİTİM, ULAŞIMIN, BARINMANIN, BESLENMENİN VE EĞİTİM GİDERLERİNİN PARASIZ OLMASIYLA GERÇEKLEŞİR Başbakan parasız eğitimi sağlayacaklarını, harçları kaldıracaklarını söylüyor. Ancak demokratik haklarını kullanıp parasız eğitim, üniversite harçlarının kaldırılması için mücadele eden 2824 öğrenci tutuklandı. Başbakan eğitimin parasız olmasını isteseydi bu öğrencileri “terör örgütü üyesi” diyerek suçlamazdı.

Öğrencilerin okudukları bölüme göre değişen aylık 200 ile 900 lira arası masrafı oluyor. Bu masraflar öğrencilerin maddi durumlarına göre bölüm tercih etmesine sebep olabiliyor.

Harçların kaldırılmasının gündem olması öğrenciler için büyük bir kazanımdır. Ancak harçların kaldırılması eğitimin parasız olacağı anlamına gelmiyor. Öğrenciler harçların onlarca katını eğitimini karşılayabilmek için veriyor. Başta eğitim, barınma, ulaşım, beslenme giderleri olmak üzere yüklüce para harcıyorlar.

Devlet ve Üniversite Yurtları Dahi Parayla Çoğu öğrenci eğitimi için şehir değiştiriyor. Öğrenciler barınabilmek için yüklüce para vermek zorunda kalıyor. Devlet ve üniversite yurtlarının kısıtlı kontenjanı olduğu için öğrenciler bundan faydalanamıyor. Ancak bu dahi aylık 100 liradan fazla ödeme gerektiriyor. Öğrencilerin çoğu ise özel yurt ya da evde kalıyor. Devlet yurtlarına yerleşebilen öğrencilerin durumu pek iç açıcı olmuyor; 8 kişilik odalarda ranza sistemi olmasına rağmen 14 kişi kalıyor, koridorlarda kedilerin, köpeklerin, farelerin gezdiği görülüyor. Devlet yurtlarının koşulları sağlıklı bir yaşam için elverişli değil.

Devlet ya da üniversite yurtlarından faydalanamayan öğrenciler aylık en az 400 lira veriyor, harcama 1250 liraya kadar çıkıyor. giderleri olmak üzere yüklüce para harcıyorlar.

Özel yurtlara ise yerleşebilmek için servet harcamak gerekiyor. Kimi öğrenciler masrafları denk düştüğü için arkadaşları ile eve çıkıyor. Fakat öğrenci olarak eve çıkmak beraberinde ev sahibinin sizi istediği gibi kandırmak istediği gerçeğini getiriyor. Faturalar ise öğrencinin belini büküyor. Devlet ya da üniversite yurtlarından faydalanamayan öğrenciler aylık en az 400 lira veriyor, harcama 1250 liraya kadar çıkıyor. Barınma sorunu ailelerin tercih yapacak çocukları üzerinde bir baskı unsurudur. Aileler il dışında okuyup masrafı artacağına yanımızda okur barınma sorunu olmaz diye düşünüp öğrencinin iradesi ve tercihi dışında bir baskı oluşturuyor. Öğrencilerin ailelerinden ayrı da yaşabilmeleri mümkün olmalı bu kişinin iradesine bağlı olmalıdır.

Öğrenciler eğitimini karşılayabilmek için beslenmesinden kısmak zorunda kalıyor. Bu durumda en fazla aylık 60 liraya6 düşürebildiğini söyleyen öğrenciler var.


Aylık 70 Liran Yoksa Ulaşım “Hak”kını Kullanamazsın Öğrenciler sadece üniversiteye gidip gelebilmek için şehirlerine göre değişen para ayırmak zorunda. Üniversitelerin kendi tahsis ettiği servisler dahi para karşılığı çalışıyor. Ulaşım için gerekli para aylık en az 70 lirayı bulurken bazı öğrenciler için 300 liraya kadar çıkıyor. Geçtiğimiz yıllarda İstanbul ilinde ulaşıma yapılan zam karşısında öğrencilerin örgütlü hareketi basında ve kamuoyunda gelişen tepkiyi yansıtarak bir baskı oluşturup zamların geri çekilmesini sağladı. Bu demek oluyor ki ulaşım ücretlerinde öğrencilerin lehine bir düzenleme yapmak mümkündür.

Beslenmeden Kısmak Zorunda Kalıyoruz İnsanların yaşayabilmesi için en temel ihtiyacı olan beslenme öğrenciler için bir yük haline geliyor. Üniversite okuyan öğrencilere sorduğumuzda günlük beslenme ihtiyacını en az 10 lira ile karşılayabildiklerini söylüyorlar. Öğrenciler eğitimini karşılayabilmek için beslenmesinden kısmak zorunda kalıyor. Bu durumda en fazla aylık 60 liraya düşürebildiğini söyleyen öğrenciler var. Üniversite yemekhanelerinin özelleşmesiyle birlikte yemek fiyatlarında artış gözlemlenmiştir. Fakat İstanbul Üniversitesinde örgütlü gençlik yemeklere yapılan zammı boykot ederek zamların geri çekilmesini sağlamış hatta çok uygun fiyatlarla yemek yenilmesini sağlamıştır. Ve her yapılan zam hamlesinde Üniversite Yönetimi gençliğin birleşik tepkisiyle karşılaştığı için bunu gerçekleştiremiyor. Hatta İstanbul Üniversitesinde 1 liraya yemeğin mümkün olabilmesi diğer üniversitelere de örnek olmuş Hacettepe üniversitesinde de yemekhane ücretleri düşürülmüştür. Bu gerçek te bize en temel beslenme hakkımız için öğrencil ere yönelik düzenlemelerin yapılabildiğini ve buradan gelmeyen gelirle üniversitenin bir şey kaybettiği görülmüştür.

Eğitim Giderleri Asgari Ücreti Aşıyor Öğrenciler yaşamak için gerekli masrafları zorla karşılıyorlar. Ancak eğitimi için gerekli olan materyalleri almak en zoru haline geliyor. Çoğu üniversitede öğrencisinin kitapların fotokopisini çektirmesine, ikinci elini bulmasına dahi izin verilmiyor. Hatta özellikle hazırlık İstanbul Üni., Yıldız Teknik, Osmangazi’de kopya kitap alınmaması için her orijinal kitapta şifre veriliyor. Sistem paralı eğitimi hayatımıza nasıl soktuğuna baktığımızda her yerde gördüğümüz ve yaygınlaştırılan Özel Üniversiteleri görüyoruz; Açıköğretim fakülteleri ve uzaktan eğitim merkezlerini görüyoruz; devlet üniversitelerinde de birçok uygulama 7


( Geçtiğimiz dönem, Süleyman Demirel Üniversitesi rektörü, Çalık Grubu patonunun elini öpmüştü.)

SERMAYENİN ÜNİVERSİTE İLE BAĞI KESİLMELİDİR ile eğitim daha da paralı hale gelerek niteliği ve bilimselliği sorgulanır hale gelirken eğitime erişim zorlaştırılmaktadır.

Özel Üniversiteler Nasıl İşler? Sosyal devletin her yurttaşına tanımakla yükümlü olduğu ücretsiz eğitimin giderek piyasanın tekeline bırakılması süreci özellikle hükümetlerin yeni liberal politikalar doğrultusunda hareket etmeye başlamalarıyla birlikte başlamıştır. Bu doğrultuda üniversiteler toplum için bilim ve hizmet üretme niteliğinden sapmaya başlamıştır.

Son günlerde gündemde olan özel müteşebbislerin üniversite açmalarında vakıf olma şartının kalkacağı, yapılacak YÖK değişikliğinde ele alınacak. Bu durum Özel Üniversitelerin açılmasının önündeki engelleri kaldırmak için hükümetin çabasını ortaya sermektedir. Ayrıca reklam panolarının tercihler süresince özel üniversite reklamları ile donatılması Özel Üniversitelerin nasıl bir Pazar yeri olduğunun göstergesidir.

Son günlerde Üniversitelerin rektörlerinin Büyük İşadamlarının elini öpmeleri, kol kola poz vermeleri bu durumun ilerlediğinin göstergesidir. 1990’ların başında vakıf adı altında özel üniversiteler kurulmaya başlandı. İlk kurulan özel üniversiteler den olan Bilkent’in kurucusu, aynı zamanda YÖK eski başkanı İhsan Doğramacı idi. Mütevelli heyetiyle, bir vakıfa bağlı olarak yarı özel formda açılan bu üniversiteler açılışlarında devlete yük olmamakta lakin yıllık bütçelerinin %50’lik bölümünün karşılanması, vergi ödemelerinde kolaylıklar ya da vergi indirimleri vb. sunulan başlıca imkanlar sayesinde sermayenin yeni pazarı haline gelmekte idi. Günümüzde ise Vakıf üniversitelerine ayrılan pay, devlet üniversitelerine ayrılan paydan daha fazla. Toplumun dinamik ve dönüştürücü kesimi olan öğrencileri; patronların 4 yıl sonraki ücretli kölelerine veya genç işsizlerine dönüştürme mekanizması halini alan özel üniversiteler, parası olana “görece” nitelikli eğitim mantığı ile eğitimde zaten olmayan fırsat eşitsizliğini daha da perçinlemekten başka bir katkı sunmamaktadır.

8

Son günlerde gündemde olan özel müteşebbislerin üniversite açmalarında vakıf olma şartının kalkacağı, yapılacak YÖK değişikliğinde ele alınacakmış. Bu durum Özel Üniversitelerin açılmasının önündeki engelleri kaldırmak için hükümetin çabasını ortaya sermektedir. Ayrıca reklam panolarının tercihler süresince özel üniversite reklamları ile donatılması


Özel Üniversitelerin nasıl bir Pazar yeri olduğunun göstergesidir.

Paralı Eğitim Ek Gelir Yardımcısı Açıköğretim Devlet üniversiteleri ve özel üniversiteler nasıl bir para makinesi haline geldiyse açık öğretim de daha fazla gelir elde etme aracı olarak ortaya konmuştur. Günümüzde dayatılan açık öğretim; gençlere hem çalışıp hem de okuyabileceğini düşündürtmüştür ve sanki para alınmadan daha kolay bir eğitim imkanıymiş izlenimi verir. Üniversitelerin amacı Açık öğretim fakülteleriyle daha az dikkat çekip daha çok para kazanmaktır. En basite indirgenmiş şekilde devlet ve özel üniversitelerden farkı sadece öğrencilerin daha rahat haklarının ve paralarının elden alınabilmesidir. 2011-2012 yılı yani günümüzde açık öğretimdeki harç paraları örgün eğitimle nerdeyse eşdeğerde olup üstüne artı olarak alınan kayıt dışı paralar öğrencileri daha çok zor durumda bırakmaktadır. Üniversite harçlarını düşündüğümüzde en yüksek ücret AÖF Bilgi Yönetim Ön Lisans programında alınan ilk taksit 850.00 TL buna katılan ek ücretleri düşünün haddi hesabı olmayan fiyatlar çıkıyor ortaya. Bunların yanında aldırılan ücretli ve zorunlu listesinde olan kitaplar var daha.

YÖK başkanı Gökhan Çetinsaya Katıldığı programlarda yaptığı açıklamalar doğrultusunda Üniversitelerde şirketler kendi projelerini hayata geçirebilecek ve Yönetimdeki mali sorumluluğu paylaşacağını söylüyor. Aynı şekilde cumhurbaşkanı Abdullah Gül’de yaptığı bir açıklamada üniversiteleri başarılı şirketler gibi yöneteceğiz diyerek planını söylüyor.

Son 2 yıl içerisinde Açık öğretim ve uzaktan eğitimin yaygınlaştığını görüyoruz. Önceden sadece Anadolu Üniversitesinin açık öğretimi mevcutken şimdi birçok üniversitede uzaktan eğitim merkezleri kuruldu. Üniversite yönetimlerinin tercihleri de bilimin karşısında uzaktan eğitim merkezleri açmak oldu. Hatta buna çok somut bir örnek teşkil eden İstanbul Üniversitesidir; Öğrenci Kültür Merkezini kapatıp öğrencilerin ücretsiz kurslar verdiği, kültür sanat faaliyetlerinde bulunduğu merkez kapatılıp uzaktan eğitim merkezi haline getirilmiştir.

Devlet Üniversiteleri Paralı olabilir mi? Mütevelli heyet, Kampüskart, Formasyon ve Yaz okullarıyla olur Devlet Üniversitelerinde de birçok paralı eğitimin işletilme yöntemleriyle karşılaşmaktayız. Devlet Üniversitelerine yerleşen öğrenciler özel üniversitenin para karşılığı eğitim almalarından sıyrılmış olduklarını düşünürken yazokulları, Kampüskart projeleri, mütevelli heyet sistemleri ile üniversitelerin sermaye ile olan ilişkileri ile karşılaşıyorlar.

9

Üniversitelerde ders geçme sistemlerine bakacak olursak üniversitelerde özelleştirme politikalarını hayata geçirmek için yaz okullarını kullandığını görürüz. Bir dersten başarısız olan bir öğrenci için bütünleme sınavı yerine yaz okulu açılır. Şartlı geçen öğrencilerin de tekrar yaz okuluna gidip notunu yükseltme imkanı olduğu gibi derslerde başarısız olanlar da parasını verdiği takdirde yaz okuluna giderler. Kaldığınız dersi tekrar verebilmeniz için ekstradan para ödemeniz beklenir sizden. Bu sene gündeme gelen bütünleme sisteminin şimdi getirilmesi


geçmişte yaşanmış maduriyetleri ve hak gasplarını geri getirmeyecektir. Ayrıca hala bazı Üniversitelerde bütünleme sistemi gelmesine rağmen Üniversite gelir kapısı yaz okullarından vazgeçmeyip her ikisini de hala uyguluyor. Bu konuda son kararı verecek olan öğrencilerdir. Üniversitelerde son yıllarda yaygınlık kazanan Kampüskart projesi ile her yıl ortalama bir üniversiteden 70 bin öğrenci, akademisyen ve personel zorunlu olarak üniversiteye kayıt olduğu anda bir banka müşterisi haline geliyor, hemen bir hesabı tanımlanıyor. Banka ve Üniversitelerin işbirliği ile yapılan bu projede her iki taraf da büyük bir memnuniyetle çalışmalara başlıyorlar.

Üniversitelerde son yıllarda yaygınlık kazanan Kampüskart projesi ile her yıl ortalama bir üniversiteden 70 bin öğrenci, akademisyen ve personel zorunlu olarak üniversiteye kayıt olduğu anda bir banka müşterisi haline geliyor, hemen bir hesabı tanımlanıyor. Banka ve Üniversitelerin işbirliği ile yapılan bu projede her iki taraf da büyük bir memnuniyetle çalışmalara başlıyorlar. Fakat sorulması gereken şudur ki: bu memnuniyet zemini nedir?

Fakat sorulması gereken şudur ki: bu memnuniyet zemini nedir? Bilim üretim merkezleri olması gereken üniversitelerde bilimsel araştırmalar yapılmazken üniversitelerin daha fazla kazanç sağlamak ve sağlatmak için bir işbirliğine imza atması öğrencileri zorunlu olarak borçlandırmaktadır. Öğrenciler kendi iradeleri olmadan zorunlu olarak banka müşterisi yapılamaz, borçlandırılamaz! Özel üniversitelerde olan mütevelli heyet sistemi üniversite yönetimlerinde vakıfın söz hakkını kullanacak kişilerin de yer alacağı bir sistemi şimdi de devlet üniversiteleri için uygulamayı düşünüyorlar. YÖK başkanı Gökhan Çetinsaya Katıldığı programlarda yaptığı açıklamalar doğrultusunda Üniversitelerde şirketler kendi projelerini hayata geçirebilecek ve Yönetimdeki mali sorumluluğu paylaşacağını söylüyor. Aynı şekilde cumhurbaşkanı Abdullah Gül’de yaptığı bir açıklamada üniversiteleri başarılı şirketler gibi yöneteceğiz diyerek planını söylüyor. Bizler Üniversitelerde yaşamının büyük kısmını ve en üretken evresini geçirdiği öğrenciler olarak şirketleri de şirket gibi yönetilecek üniversiteleri de istemiyoruz. Üniversiteler bilim üretilecek yerlerdir fakat bu uygulamalar ile mali özerklik adı altında sermayedarlar hem yatırım yapıp üniversiteyi kalkındıracağım diyerek meşru zeminini oluşturacak hem de yapılan üretim söz hakkı olan şirketlere yönelik yapılacak.

10

Sermaye ve üniversitelerin kurduğu ilişkiyi her ne kadar hayatı maddi açıdan kolaylaştırıcı göstermeye çalışsalar da bir yere bağımlı kılınan bir üretim daha fazla baskılanır ve öğrenciler sadece müşteri ya da ucuz işgücü konumuna sokulur.


Son yıllarda savaş politikalarını ve muhafazakâr fikirlerini uygulamaya koyan AKP hükümeti, Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Bakanlığı gibi kurum ve bakanlıklaraysa nerdeyse bir Eğitim Bakanlığı’nın bütçesine denk bir oranla ödenek ayırmış.

Parasız eğitimin mümkünlüğü devlet bütçesi ile kanıtlanabilir Parasız eğitimin öğrenciler için bir hak olduğunu düşünen biz gençler, hükümetin eğitime ve diğer kurum ve bakanlıklara 2012 yılında ayırdığı ödenekleri inceledik. Bu grafiklerden de açıkça görüyoruz ki toplumun temel ihtiyaçları olan sağlık, eğitim, ulaştırma alanlarına diğer bakanlık ve kuruluşlara göre daha az bir ödenek ayrılıyor.

Bunun yanı sıra Milli Savunma Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Bakanlığı’na ayrılan ödeneğin 2011 yılından 2012 yılına artış oranları, toplumun ihtiyaçlarını karşılayan sağlık, eğitim ve ulaştırma alanlarına ayrılan ödeneklerin artış oranlarından daha fazla olduğunu gözlemleyebiliyoruz.

İşte bunu kanıtlayan veriler: • Milli Eğitim Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı’na ayrılan ödenek toplam % 51,3 oranında artışken ülkenin savunması ile ilgili görev yapan bakanlıklar ve Diyanet İşleri Bakanlığı’na ayrılan ödenekler toplam % 97,1 oranında arttı. • Sağlık Bakanlığı’na ayrılan bütçe % 16,7 oranında geriledi. • Diyanet İşleri Bakanlığı’nın ödeneği %22,4 oranında artarak en yüksek artış gösteren bakanlıklardan biri oldu. • Eskiden Avrupa Birliği Genel Sekreterliği 30,3 milyon TL alırken, Avrupa ile ilişkilerin neredeyse olmadığı bu dönemlerde bakanlık olan bu kuruluşun ödeneği 398,2% artışla 151,2 milyon TL oldu. • Bunun yanı sıra Gençlik ve Spor Bakanlığı’na 4,5 milyar TL ödenek ayrılıyor ancak biz öğrenciler gündelik hayatımızda bunun hiçbir yansımasını göremiyoruz.


taleplerimiz

Öncelikli olarak öğrenci indiriminden yararlanm ak için öğrenci kimlik ka ve tüm rtları tüm illerde uygulamalarda geçerli ol malıdır. Üniversiteye yerleşen ge nçlerin barınma sorunlar ının çözülebilmesi için ye donanımda yurtlar olmal terli sayıda ve ıdır. Üniversite yerleşkesinin içerisinde veya yakınlar ında öğrencilerin barınm konutlar yapılmalıdır ası için toplu Evde kalak isteyen öğre nciler için ev sahipleri da ha fazla kar etmeyi gütm öğrencilere pozitif ayrıc ektense alık sağlanmalıdır. Ulaşım sorununun çözü lmesi için Üniversitelerde n şehrin belirlenen mer ücretsiz servisler sağlan kezi yerlerine malıdır. Tüm illerde Öğrenci ulaş ım ücretleri %50 indirim li olmalıdır. Öğrencilerin beslenme sorunun giderilmesi için Üniversite yemekhanele olmalıdır. ri ücretsiz Öğrencilerin üniversite içerisinde sağlık hizmet lerinden yararlanması üc kullanılması retsiz olmalıdır, gereken ilaçlar ücretsiz olmalıdır. Patronlar için bilim üreten özel okullar kapatılmalıd ır. Üniversilerdeki öğrenci iradesi dışında banka ka rtı sahibi olmasını sağlay projesi kaldırılmalıdır. an Kampüskart Yaz okulları ücretsiz olm alıdır. Öğrenci ihtiyaçlarının ka rşılanacağı şekilde bütç e planlaması yapılmalıdır. Ders notları ve kitapların ın büyük maddi yükünd en kurtulmak için ilkokul nan yöntem larda uygulaüniversitelerde de geçe rli olmalı tablet bilgisaya rlar sağlanmalıdır. İkinci Öğretimlerin ödem ek zorunda bırakıldığı öğ renim giderleri derhal ka ldırılmalıdır.

İnisiyatif Sözcüsü Işıl Kurt Web

0539 835 66 92

: www.genclermeydana.net

E-posta : genclermeydana@gmail.com Üniversiteler Hacettepe Üniversitesi

Ayşen Ece Kavas

0554 957 74 19

İstanbul Üniversitesi

Fidan Ataselim

0506 880 20 61

Yıldız Teknik Üniversitesi

Sıla Gemicioğlu

0506 947 29 34

Anadolu Üniversitesi

Ayçe Yılmaz

0536 783 74 24

Osmangazi Üniversitesi

Rasim Araz

0507 561 66 33

Uludağ Üniversitesi

Eda Toper

0534 290 89 12

Facebook: www.facebook.com/genclermeydana Twitter: @genclermeydana

12

parasiz egitim haktir  

parasiz egitim haktir

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you