Page 1


rossi VALENTINO

22 /

AĞUSTOS07


MUCİZE ÇOCUK

VALENTINO

ROSSI Belki de tüm zamanların en iyi motosiklet yarışçısı Valentino Rossi’nin kariyeri ve özel hayatı ile ilgili yazı dizimizin ilk bölümünde yarış hayatını mercek altına alıyoruz. Yazı : Mustafa Bilgiç

AĞUSTOS07

/ 59


rossi VALENTINO

675 önden, kulaklarını yapıştırmış, hedefine atlamaya hazırlanan kedi gibi görünüyor.

Takım Yamaha padok skuteri de Yamaha Tmax.

60 /

AĞUSTOS07

Rossi’in tüm yarışlarındaki insan üstü hırsı ve yeteneği pek çok pilotun vasat görünmesine sebep oldu.


alentino Rossi. Adında bile romantizm, ihtiras, hırs bulunan bu ele avuca sığmaz çocuk son on yılda motosiklet yarışlarının tozunu attı, hala atıyor da. Bu kadar büyük başarının arkasındaki hikakeye araştırınca, izlediğimiz yarışlardaki şovu kadar hayatının da tırnakları yedirecek bir başarı öyküsü olduğunu göreceksiniz.

V

ÇOCUKLUK DÖNEMI Valentino Rossi 16 Şubat 1979’da İtalya’nın Pesaro ilinin Tavulia kasabasında doğdu. Adriyatik kıyısındaki bu küçük kasabada hiperaktif bir çocuk olan Valentino’nun babası Graziano Rossi oğlunu motor sporları ile henüz 2 yaşındayken tanıştırdı. Garaziano eski bir motosiklet yarışçısıydı. 1977’de Suzuki takımı ile 500 cc de Dünya Şampiyonası kovalamış, 1979’da ise 250cc de üç yarış kazanmıştı. Bu kariyer yeterince iyi olsa da Valentino’da eğer kendisi kadar bile yetenek olduğuna kanaat getirdiğinde her şeyini onun başarısı için seferber etmeye kararlıydı. Gelecekte göreceği gibi oğlu yetenek açısından dünyada az bulunur bir çocuktu. Valentino’nun annesi olan Stefiana, eşinin yarış hastalığını bildiği için oğlunu bu tehlikeli spora alıştırmasına izin vermedi. Baba inat edince dört tekerlekli go kartlar ile yarışmaya izin çıktı. Valentino kısa sürede toprak parkurlarda mini go-kartları delice sürmeye başlayınca Graziano, 60 cc olan kartın motorunu 100cc olan ile değiştirdi. Valentino’nun becerisi hızla gelişmeye devam etti. Oğlunu ulusal kart yarışlarına sokmak için acele eden Grazino sahte lisans ile Valentino’yu yasal yaş sınırından bir yıl önce yarıştırmaya çalıştı ama başaramadı. 1990 yılında Valentino ilk bölgesel go-kart şampiyonluğunu kazandı. Ulusal şampiyonada ilk sezonunda 5. olduktan sonra hedefleri büyüttükçe işin parasal kısmı da büyüyünce Valentino’nun ileride bir gün Formula 1 pilotu olma hayalleri de suya düştü. Oğlunun üzüntüsünü gidermek için Graziano İtalya’da o dönem salgın bir hastalık gibi yayılan bir cep motoru aldı. Bu ufak motosikletlere Valentino 1992 ve 1993’te hızla uyum sağladı. Pistte bir balık gibi süzülüp gidişi ile herkesin ağzını açık bırakıyordu. Babası artık oğlunun bu oyuncaklar yerine gerçek yarış moto-

sikletleri ile yarışmasını istiyordu. İLK ULUSAL YARIŞ 1993’te Rossi ailesi, üç-beş bir araya getirerek Valentino’ya 125cc ikinci el bir Cagiva Mito aldı. İtalya Kupası’nın ilk yarışına hevesle gittiler. Valentino’ya çılgınca güvenen Graziano oğlunu antremanlar için gururla piste gönderdi. Ancak henüz yüz metre gitmeden Valentino ilk virajda düştü. Büyük bir hayal kırıklığının peşine hemen motosiklet tamir edildi, Valentino tekrar piste çıktı. Babası bu kez ilk virajdan sağ sağlim çıktığını görünce derin bir nefes aldı. Ancak ikinci virajda Valentino yine yerdeydi. Bunun üzerine her normal insan “bu iş bana göre değilmiş” diyebilirken, Valentino babasına “bu tam benim işim, ben motosiklet yarışçısı olacağım” demişti. O gün yarışa girdi ve dokuzuncu bitirdi. Tüm sezon boyunca değişken performanslar gösteren Valentino sürekli kendini geliştiriyordu. Sezonun son yarışında pol pozisyonunu alıp yarışı da podyumda bitirince İtalyan yarış takımlarının dikkatini iyice çekti. Sonraki yıl Cagiva takımı Valentino Rossi’ye iyi bir yarış motosikleti verince Rossi ilk şampiyonluğunu kazandı. Artık önü açılmıştı. Aprilia takımı Dünya 125cc şampiyonası için son derece iddialı hazırladıkları RS125R modelini kullanacak genç ve yetenekli İtalyan sürücüler ararken karşılarında Rossi’yi buldular. Bu özel motosiklete adapte olması ve motosikletin geliştirilmesi için Valentino 1994 te İtalya, 1995 te Avrupa şampiyonasında yarıştı. bu dönem tekniğinde ve yarış disiplininde büyük gelimeler oldu. DÜNYA SAMPİYONASI 125 CC 1996 Yılında Valentino Rossi artık kurtlar sofrası olan Dünya Şampiyonasındaydı. Dünya Şampiyonasında Rossi, tüm üst klasmanlarda yaptığı gibi ilk yılı hep alışma-gelişme yılı olarak benimsedi. Ancak 125cc ye girişi biraz daha acılı oldu. 5 yarışı bitiremezken çok sık kaza yapıyordu.‰

Babası artık oğlunun bu oyuncaklar yerine gerçek yarış motosikletleri ile yarışmasını istiyordu.


rossi VALENTINO

Sadece Sezonu dokuzuncu olarak bitirmesine rağmen bazı yarışlardaki inanılmaz hızı herkesi yine de oldukça etkilemişti. 1997’ye gelince artık Rossi motosikletine, takıma ve şampiyonaya tam olarak adapte olmuştu. Artık şov zamanı gelmişti. Rossi 15 yarışın 11’ini kazandı. Genç İtalyan’ın ismini artık herkes tanımış, potansiyeline tüm takımlar hayran olmuştu. Artık daha hızlanması için 125cc yeterli olmayacaktı. 250CC Valentino’dan 1998 yılında pek çok başarı bekleniyordu. Ancak bu yıl Rossi’nin hayatındaki en zor yıllardan birisi olacaktı. Aprilia takımında çok hızlı takım arkadaşları vardı ve herkes Valentino’dan büyük beklentiler içindeyken ilk iki yarışı bitiremeyip üstüne bir de çok yakın iki arkadaşını bir trafik kazasında kaybedince Valentino için zor bir dönem başladı. Baskı altındayken her zaman akıl almaz işler başaran Valentino, bu kez de elinden geleni yaptı. Eski şampiyon ve takım arkadaşı olan Loris Capirosi’nin 3 puan arkasından sezonu ikinci bitirdi. Bu yorucu sezonda kendisini oldukça geliştirmiş ve 250cc lik motosikletini artık vücudunun bir parçası gibi kullanabilmeye başlamıştı. 1999’da 250cc’deki ikinci sezonunda fırtına gibi eserek şampiyon oldu. Artık hedef en üst basamak olan 500cc klasmanı idi. 500CC Valentino artık en üst sınıfta, hep onlar gibi olmaya özendiği pilotlar ile birlikte yarışabilme hayalini gerçekleştirmişti. Ancak 500 cc motosikletleri inanılmaz hırçın, kontrol edilmesi zor ve pilottan çok fazla yetenek isteyen motosikletlerdi. Üstelik Honda gibi iddialı, hataya tahammülü olmayan en üst sınıf bir takıma katılmış olması oldukça zorlu bir sezon geçireceğini gösteriyordu. Ancak 5 defa dünya şampiyonu olmuş Avusturalyalı pilot Mick Doohan’ın yarışmayı bırakması üzerine şef mühendisi Jeremy Burges artık Valentino’nun akıl hocası olmuştu. Bunun yanında yapılan ilk testlerde bu iki zamanlı canavar üzerinde Rossi tüm kayıt cihazlarını şaşkınlığa uğratacak bir uyum gösteriyordu. Ancak hem Rossi, hem de takım bu sezonu daha çok bir alışma yılı olarak

Gibernau, Bayliss ve Capirossi ile defalarca birbirlerini geçmelerine rağmen son metrelerde inanılmaz atağını yaparak santimlerle yarışı kazandı. görüyordu. Sezonun ortalarına kadar Rossi, Honda takımının sayamayacağı kadar çok motosiklet düşürdü. Sezonun sonlarına doğru formunu bulması hem Rossi’nin, hemtakımın cesaretini tekrar toplamaya başladı. İngiltere’de ilk 500cc birinciliğini alan Rossi kendini dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordu. Sezon sonunda Amerikalı Kenny Roberts’ın arkasından ikinci olması gelecek yıl için çok cesaret verici idi. Bu sezon ilk defa azılı rakibi Max Biaggi ile yarışması İtalya’da büyük bir magazin malzemesi oldu. Sezon boyunca aralarındaki çekişme kimi zaman gerçekten kimi zaman basının gazlamasıyla iyice hararetlendi. Sezonu Max’ın önünde bitirmesi aslında Max’ın hayatının acılar dünyasının giriş kapısı olacaktı. MOTOGP 2001 sezonu ile birlikte 500 cc iki zamanlı motorların yanında beygir delisi 990cc dört zamanı motorlar da bir arada yarışmaya başladı. Honda takımı RC211V modeli ile Rossi’ye V5 990cc bir motosiklet sağladı. Karşılığını MotoGP tarihinin ilk, Rossi’nin üçüncü şampiyonluğuna ulaşarak aldı. 2002 sezonu ile iki zamanlı 500cc motosikletler tarihin tozlu raflarına gönderildi. HRC (Honda Racing Corporation) RC211V’yi iyice geliştirirken Valentino Rossi MotoGP’nin ikinci sezonunu yine şampiyon kapattı. Bu son iki sezon kırılması çok zor rekorlara imza atan Rossi ile başarı sarhoşu olan Honda arasındaki ilişkiler gittikçe gerilmeye başlıyordu. 2003 yılının başında Rossi yorgun ve sıkılmış görünüyordu. Performansı eskisi gibi değildi. İki defa yeni yıldız Sete Gibernau’ya basit hatalarla geçildi. Sezon ortasında kendini toplayıp yine bilindik Rossi havasına renkli saçlarıyla geri döndü. Brno’da gelmiş geçmiş en iyi yarışlarından birini çıkardı. Gibernau, Bayliss ve Capirossi ile defalarca birbirlerini geçmelerine rağmen son metrelerde inanılmaz atağını yaparak santimlerle yarışı kazandı. Bundan sonra sıkıntıların yerini yine yarışmanın verdiği eğlence almıştı. Sezonu 9 yarış kazanarak üçüncü defa‰


22 /

EYLÜL07


VALENTINO

ROSSI Bu sayıda efsanevi pilotun 2007 sezonu, özel hayatı ve bilinmeyen özellikleri ile merak edilen sorulara cevap arıyoruz. 28 yıla sığdırdığı başarıların arka planını inceliyoruz. Yazı : Mustafa Bilgiç

EYLÜL07

/ 61


G

eçtiğimiz sayıda Valentino Rossi’nin bu yıla kadarki kariyerini anlatmıştık. Bu sayıda 2007 sezonu ve Rossi hakkında bilmek istediğiniz pek çok ilginç yönlerini göreceksiniz.

2007 SEZONU Rossi geçen yıl son yarışta kendi hatası ile kaybettiği şampiyonluktan sonra kış testlerinde Kral Arthur’un Excalibur kılıcı desenini taşıyan kaskını giymeye başladı. Efsaneye göre o kılıcı sadece geçek kral çıkarabilirdi. Bu elbette bir çeşit meydan okumaydı. Bu yıl gerçek kral olduğunu herkese göstermek istiyordu. 800cc de ilk şampiyon olmak büyük bir onur olacaktı. İlk yarış olan Katar’da bu yıl Ducati’ye transfer olan tıfıl Casey Stoner ezici bir düzlük hızıyla birinci oldu. Yamaha için büyük bir şok oldu bu. Düzlüklerde Ducati’ler akıl almaz şekilde hızlıydılar. Yeni gelen kurallardan biri olan 21 litreyle sınırlandırılmış benzin deposu ile bu kadar hızlı olmak demek yarışın son çeyreğinde benzinsiz kalmak anlamına geliyordu. Ancak Ducati bunu bir şekilde başarmıştı. Sonraki yarış olan İspanya Jerez oldukça virajlı ve düzlüğü az bir pistte yapıldı. Rossi 800 cc’deki ilk birinciliğini kazanarak moral topladı. Üçüncü yarış ülkemizde (son defa olmak üzere) yapıldı. Rossi İstanbul Park’ta ilk defa en önden yarışa başladı. Ancak sevinci uzun sürmedi. yarışın yarısında ikinci giderken, hızla lastikleri tutuşunu kaybetmeye başlayınca 10. sıraya kadar düştü. Sonraki yarış olan Çin Şangay pisti uzun düzlükleri ile tam Ducati için cennet idi. Beklendiği gibi Rossi virajlarda iyi olsa da

sezonun en uzun düzlüğüne sahip pistte Stoner rüzgar gibi esti. Fransa’da insanlık dışı yağmur koşulları sözkonusu olunca Rossi normalde en iyilerden birisidir. Ancak bu kez yanlış lastik seçimi yüzünden yarışı ancak altıncı bitirmesi moralini çok bozdu. Bilindiği üzere Rossi en çok bu tip hayal kırıklıklarından sonra delirmekte. Sıradaki yarış kendi ülkesindeki Mugello pistindeydi ve peşpeşe altıncı defa bu yarışı yine Rossi kazandı. Yamaha hala o kadar iyi değildi ama bu yarıştan sonra morali daha iyiydi. İspanya Katalunya’ya gelindiğinde morali yerinde bir Rossi ve hızlı Stoner tüm izleyenlere inanılmaz bir yarış seyrettirdiler. Saniyenin binde 69’u farkla yarışı Stoner kazandı. İngiltere Donington Park’ta yarış yağmurla başladı, kuruyarak bitti. Bu tip değişken koşullarda Rossi yine gerçek performansından uzaktı. Stoner beşinci zaferini kazanırken fark 26 puana çıktı. Hollanda Assen’de Yamaha’nın sponsoru Fiat’ın 500 modeli reklerinde Rossi yarışa 11. sıradan başladı. 2007 sezonu içindeki en çılgın performans şovlarından birini yaparak yarışı kazandı. Tam da her şey yoluna giriyor gibi görünürken Almanya Sachsenring’de Rossi düştü ve Stoner beşinci olarak 11 puan daha farkı açtı. Buradan sonra Rossi için her şey daha kötü gitmeye başladı. Amerika’da varlık gösteremeyip dördüncü olurken, Çek Cumhuriyetinde lastiklerinin gazabına uğrayıp yedinci bitirdiği yarışları Stoner kazandı. Kalan altı yarışta Stoner ile arasındaki 60 puanlık farkı kapatmanın tek yolu yarışları önde bitirmesi ve Stoner’in sık sık hata yapması ile gerçekleşebilir. ‰

İspanya Katalunya’ya gelindiğinde morali yerinde bir Rossi ve hızlı Stoner tüm izleyenlere inanılmaz bir yarış seyrettirdiler. Saniyenin binde 69’u farkla yarışı Stoner kazandı.


TESTKawasaki ZX6R RAKİPLERİ: MAX BIAGGI Rossi’nin en büyük rakibi elbette vatandaşı olan Max Biaggi oldu. Aslında doğasında rekabet olan bir sporda Max ile Rossi arasındaki kadar sert, kırıcı ve kavgaya varacak şekilde sinirli çatışmalar yaşanması çok sık rastlanılan bir durum değil. Rossi’nin kendi biyografisinde de yazdığı gibi bu durum aslında biraz suni gelişen bir düşmanlık oldu. Özellikle İtalyan basınının Max ve Valentino’yu kışkırtıcı çabasının bu düşmanlığın oluşmasında etkisi büyük. Bunun yanında Valentino’nun eğlenceli ve sempatik kişiliğinin karşısında Max’ın kibirli, aşırı özgüvenli ve asabi karakteri hiçbir şekilde uzlaşamamalarını açıklıyor. Özellikle 2000 yılında başlayıp 2001 sezonunda iyice alevlenen bu düşmanlığın dönüm noktası 2001 Suzuka GP’si oldu. Pistin ana düzlüğünde yaklaşık 200 km/s ile geçilirken hızlı olan Rossi, Biaggi’nin yanından geçerken Max, anlaşılmaz şekilde bir dirsek darbesi ile Rossi’yi pistten attı. Güçlükle motosikleti kontrol eden Rossi kaskından dumanlar çıkararak yarışa döndü. Birkaç ölümcül hızlı tur sonunda Biaggi’yi ilk virajda tehlikeli şekilde geçti. Geçer geçmez arkasını dönerek sol elinin orta parmağını gösterdi. Bu olaydan sonra ipler koptu. O kadar ki Barcelona’da yarış sonrası iş yumruklaşmaya kadar gitti. Yarıştan sonra olay medyadan gizlense bile düşmanlık devam etti. Sonuçta sürekli kazanan Rossi olunca işin tadı kaçtı ve düşmanlık yerini daha ılımlı bir havaya bıraktı. Rossi otobiyografisinde çocukluğunda duvarında Biaggi posteri asılı olduğunu itiraf ediyor. Ancak yarışmaya başladıktan sonra Biaggi’nin kişiliğinden hiç haz etmediğini ve sürekli medya tarafından ortalığı kızıştırmak için fırsat kollandığını, kendisinin de açık sözlü (bazen fazla açık sözlü)olduğunu, bu sebepten

64 /

EYLÜL07

Valentino’nun eğlenceli ve sempatik kişiliğinin karşısında Max’ın kibirli, aşırı özgüvenli ve asabi karakteri hiçbir şekilde uzlaşamamalarını açıklıyor. dolayı her ağzından çıkanın basın tarafından Biaggi ile arasını bozacak bir haber yapılması sonucu işleri bu duruma geldiğini anlatıyor. SETE GIBERNAU Aslında ilk zamanlar son derece iyi anlaşan ve sık sık görüşen dostlar iken bir yarışta her ikisi de ceza alınca küçük bir tartışma sonunda aralarında ipler koptu. 2004’te Katar yarışının son turunda, son viraja girerken Rossi’nin yaptığı saldırgan atak sonunda yaşadıkları çarpışmada Sete pist dışına çıktı. Rossi yarışı birinci bitirdi. Ama o andan sonra asla dost değillerdi. Basın toplantısında birbirlerinin ellerini sıksalar da Sete o günden sonra bir daha hiç yarış kazanamadı. Bunun dışında tüm yarış hayatı boyunca çetin rakipleri oldu. Ancak hiçbir zaman Max Biaggi ile olduğu kadar yumruk yumruğa kavga edecek duruma gelmediler. DOSTLARI: JEREMY BURGESS Rossi’nin kariyerinde en önemli insanlardan birisi elbette Jeremy Burgess oldu. Babasından sonra tüm teknik ve akıl hocalığı desteğini alan, her konuda konuşabildiği nadir insanlardan birisi teknik şefi olan yaşlı kurt idi. Avusturalyalı olan Burgess aslında beş defa Mick Doohan ile şampiyonluk yaşamış, yarış alemini çok iyi bilen bir teknik adam. Doohan emekli olunca çaylak ama etrafına pırıltılar saçan Rossi ile çalışmaya başladı. Bir İtalyan ile bir Avusturalyalının bu kadar iyi anlaşmasında Rossi’nin sempatik kişiliği olduğu kadar Burgess’in çocukluğunun geçtiği bölgede bol miktarda İtalyanın bulunması da etkili olmuş. Burgess’in sakin, şakacı yapısı ve inanılmaz disiplinli çalışması Rossi için her zaman‰

Sürüş Stili Rossi’nin sürüş yeteneği gerçekten etkileyici. Ancak genel kabul gören fikir, aslında Rossi’nin pist üzerinde vücudunu-kaslarını kullanmasından çok ne zaman neyi nasıl yapacağını çok isabetli şekilde bilmesinde yatıyor. Yarış içinde ne zaman nasıl atak yapacağını bilmesi, rakiplerini baskı altında tutarak hataya zorlaması, her zaman pist üstünde atak saldırgan görünmesi, hiç bir koşulda motivasyonunu kaybetmemesi en güçlü özellikleri. Rossi’nin sürüş stili ise aslında çok yalın bir stil. Uzun boyundan dolayı motosikletinin üstünde diğer pilotlara göre daha az hareket etmesinin de bu sadelikte payı var. 125 ve 250 cc de geliştirdiği üstün gaz kullanma yeteneği 500 cc’deki ilk yılında şampiyonluğu kazanmasında büyük rol oynadı. Sonraki yıllarda bunun üstüne bir de mükemmeleştirdiği frenleme kabiliyeti sayesinde geçişler ve savunma konusunda uzmanlaştı. Elbette en iyi olduğu konu viraj performansı. Genellikle geç apeks kullanan Rossi pist üzerinde virajda en erken gaz açabilen pilotlardan biri. Dolayısı ile viraja girerken belki en hızlı pilot olmayabilir, ancak viraj çıkış hızı konusunda kolay kolay kimse Rossi’nin eline su dökemez.


Rossi İstanbul’da yarışa birinci sıradan başladı. Ancak lastikleri yarışın ortasına kadar dayanınca 10. sırada bitirebildi.

Rakipleri

Rossi, Capirossi ve Biaggi yıllar boyunca çok çetin rakipler olarak yarıştılar. Kazanan hep Rossi oldu. 66 /

EYLÜL07

Yarışlar dışında şakacı ve eğlenceli görünen Rossi‘nin yarışlardaki hırsı yüzünden bazı pilotlarla ciddi sorunları oldu. Özellikle İtalyan medyasının gazı ve Rossi’nin lafını esirgemeyen tutumu yüzünden vatandaşı Max Biaggi ile yumruk yumruğa girecek kadar birbirlerine karşı bilendiler. Sete Gibernau ise önceleri son derece iyi bir dost iken rekabet iyice alevlenince bir yarışta Rossi’yi şikayet etmesi üzerine ceza almasından sonra asla affedilmedi. Şimdi Biaggi Superbike’ta yarışırken Sete emekli oldu.

Sete ve Max Rossi’nin tüm kariyeri boyunca (şimdileri parlak Stoner’de var) kök söktürdüler.


çok değerli oldu. Ancak Burgess’in Rossi’ye kattığı en önemli değer pozitif düşünmeyi öğretmesi olmuş. 8 yıldan beri birlikte yarıştıkları için problemleri çözme konusunda neredeyse telepatik olarak birbirlerini anlayabilecek kadar birbirlerini iyi tanıyorlar. Rossi Burgess’i anlatırken “Dinlemesini bilen, her zaman kazanan, her zaman kazanmak için büyük bir açlık hisseden (bazen benden bile fazla), problemler hakkında düşünmekten çok kazanmaya şartlanmış birisi” olarak bahsediyor. Bu konuda en güzel örnek ise Yamaha’ya transfer olduğu 2004 yılı hazırlıklarında aralarında geçen konuşmada görülüyor. Rossi, Burgess’a bu yıl şampiyon olmamız imkansız ama gelecek yıl olabiliriz diyor. Burgess’in yadırgayan bakışları üzerine “Motosikletin üzerinde çalışalım, belki 6-7 yarış sonra önde olanları yakalayabiliriz” diye düzeltiyor. Jeremy dinledikten sonra “Evet bu şekilde de yapabiliriz ama bence doğrudan gidelim” diyor. “Doğrudan? Yani ilk sezonda şampiyonluk mu?” diye şaşkınlıkla soruyor Rossi. Jeremy “Evet doğrudan, ben asla şampiyon olamayacağıma inandığım bir sezona başlamadım ve asla şu anda bunu düşünmek istemiyorum. 2000 yılında yaptığımız hatayı hatırlıyor musun? Bir daha asla o hatayı tekrarlayamayız, bir daha asla olamaz” diyor. 2000 yılında Rossi ilk defa 500 cc’de yarışıyordu ve sezonun başında motosiklete alışma yılı olarak kendisini şartlamıştı. Bu yüzden ilk birkaç yarışta iddialı olabilecek potansiyel varken kullanmamıştı. Sezonun sonunda bir kaç puanla şampiyonluğu kaçırdığında ilk yarışlarda yaptıkları hata çok pahalıya patlamıştı. O yıl ilk yarışı Yamaha ile kazandılar ve sezon sonunda inanılmaz şekilde Rossi Yamaha ile ilk yılında şampiyon oldu.

ÇETESİ Rossi’nin çocukluk günlerinde Tavulia kasabasında her gün bıkmadan skuter tepesinde vakit geçirdiği arkadaşları ile çok özel bir bağı var. Yarış dünyasına girmesinden sonra hiç koparmadığı bağlarını yedi defa dünya şampiyonu olduktan sonra bile tüm sıcaklığı ile devam ettirdi. Çocukluk günlerinde bir çete olarak sürekli yarışmalarına rağmen birbirlerine olan düşkünlükleri hiç bir zaman azalmadı. Bu çete ile Rossi pek çok eğlenceli yarış sonrası şovu yaptı. Bunların içinde polisin yarıştan sonra pite girerken Rossi’ye ceza yazması senaryosundan tutun da şişme kadın ile zafer turu atmaya, koruma duvarlarından atlayıp taşınabilir tuvalete girmeye kadar çok eğlenceli kutlamalar hazırladılar. Arkadaşlarına olan sevgisini kaskının vizöründe çetenin adı olan “Tribu dei Chihuahua” yapıştırmasıyla gösteriyor. KİŞİLİGİYARIŞA BAKIŞI Valentino Rossi yarış dışında renkli kişiliği ve heyecanlı yapısı ile tanınıyor. Ancak yarışa olan bakış açısı bu güne kadar gelmiş geçmiş tüm yarışçılardan daha ciddi, daha saldırgan, daha inatçı. Basın önünde gevşek, neşeli, şakacı görünen Rossi, kaskını taktığı andan itibaren tamamen bambaşka bir insan olduğunu söylüyor. Kaskının vizörünü indirdiği anda herkes av iken kendisini bir avcı olkarak düşündüğünü söylüyor. Mücadele ve elbette kazanmak onun için en büyük mutluluk kaynağı. “İkinci olan kaybedenlerin birincisidir” şeklinde düşünüyor. Yarış dışında aslında pek çok insana göre Rossi hala çocuksu yanını korumayı seven bir pilot. Hala tatillerde eski arkadaşlarıyla görüşmeyi, futbol oynamayı, uzun saatler uyumayı, dağınık düzensiz olmayı seviyor.

Dostları

Jeremy Burgess 1999’dan beri Rossi’ye göre kazanan takımın en büyük parçası.

Rossi 250 cc’den beri Capirossi ile yarışıyor. Melandri ise yeni nesil olmasına rağmen iyi bir arkadaş.

Alışkanlıkları-Batıl inançları Rossi çocukluğundan beri hiperaktif ama çok düzenli, progamlı bir insan. Yarışlarda kullandığı her şeyi itina ile düzenlemesi, karavanının akıl almaz şekilde düzenli ve temiz olması, yaptığı her şeyi belli düzen ve disiplinlere uydurması eğlenceli gamsız görünümüne biraz aykırı düşüyor. Günlük yaşamında pek düzenli veya ciddi görünmeyen Rossi için pite girdikten sonra her şey neredeyse bir ayine dönüşüyor. Yarışa hazırlanırken Rossi bazı alışkanlıklar ve ritüellere sahip. En çok bilineni motosikletine binmeden önce bacaklarını esnetip sonra çömelerek motosikletin sağ ayaklığını tutarak dua etmesidir. Bu, mücadele öncesi tamamen zihnini boşaltan bir egzersiz aslında. Bunun dışında, motosikletine bacağını önden atarak binmeyi, piste çıktığında ilk düzlükte tulumunun ağını düzeltmeyi, yağmurlu havada bile siyah vizör takmayı, kaskının elde boyanmış olmasını, her zaman 125 cc yarışlarının start anını pit duvarından izlemeyi alışkanlık edinmiş. Ama en sevdiği şey ise yarıştan önceki gece uzun saatler boyunca motosikletinin her şeyini kontrol edip tüm kendi yapıştırmaları kendi eliyle yapıştırmak. Ayrıca çocukken annesinin Rossi’ye şans getirmesi için verdiği bez Ninja Kaplumbağa oyuncağını asla yanından ayırmıyor. NİSAN07

/ 000


ROSSI HAKKINDA HER SEY  

Valentino Rossi hakkında 2Teker Dergisinde yayınlanan dosya

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you