Page 1

Dövizle Askerlik Hizmetinde 38 Yaş Sınırının Bir Önemi Kalmadı mı?

İsviçre’nin Üzerinden Kara Para Laneti Kalkmıyor

15 Aralık 2011’de değiştirilen Dövizle Askerlik yasası yurtdışında yaşayan birçok vatandaşımızı yakından ilgilendiriyor. Vatandaşlarımız aklında kabul edilen yasayla ilgili olarak, başvuru şartları, yararlanabilecek kişiler derken birçok soru işareti oluşuyor. Karşılaşılan belli başlı problemleri ve bu konularda izlenmesi gereken yolları, Zürih Başkonsolosluğu‘ndan aldığımız bilgiler doğrultusunda okurlarımızla paylaşıyoruz.

İsviçre finans kurumları ilk kez 2008 yılında banka gizliliğinin vergi kaçakçılığı için kullanıldığı şüphesi ile ABD vergi makamlarının hedefi haline gelmişti. Hükümet, en son parlamentoya bir yasa önerisi getirerek bu anlaşmazlığa bir son vermek istedi. Ancak bu öneri Haziran ayında parlamento tarafından rededildi. Herkes olacakları şaşkınlıkla izliyor.

8

10

Temmuz / Juli 2013 - Nr. 07/68

OKUMADAN BİLEMEZSİNİZ! www.pusulaonline.ch

Yurtdışındaki Türklerin Sorunları Ankara’da Konuşuldu 15

VLN Yarışlarında Rowe’ nin Davetlisiydik

Fotoğraf: Marco Sinopoli

1995 yılından bu yana motor yağı üreten Rowe firması tarafından organize edilen Almanya gezisine katılan davetliler, VLN yarışlarını izleme şansı buldular. Rowe motor yağlarını İsviçre’de pazarlayan Autoteile Wettingen şirketinin sahibi Ahmet Yılmaz tarafından davet edildiğimiz geziye, Baden ve civarında bulunan garaj sahipleri katıldı.

15 Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu ilk toplantısı, 17-18 Haziran tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıda yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı yakından ilgilendiren sorunlar ele alındı. Dövizle askerlik konusunda makul bir ücretin belirlenmesi başta olmak üzere, Türkçe ve anadil konuların-

da çalışmalar yapılması gerekliliğide gündeme geldi.Türk gençlerinin gerekli eğitimleri almasını sağlayacak Türk okullarının açılması, eğitim müşaviri olmayan ülkelere hızlı bir şekilde müşavir atanması gibi özel konular konuşululan başlıklar arasındaydı.

9

3

İsviçre’nin Turizm Giderleri Rekor Düzeyde 2012 yılında İsviçreli turistlerin yurtdışı turizm harcamaları 12.9 milyar frankla rekor düzeye tırmandı. Son on yıl içerisinde yurtdışı turizm harcamaları %50 oranında artış gösterdi. Buna karşın ülkenin turizm gelirlerinde gözle görülür bir gerileme söz konusu.

Mundialito Çocuk Futbol Şampiyonası’na ilgi büyüktü İlki 2009 yılında gerçekleştirilmiş olan Mundialito Çocuk Futbol Şampiyonası bu yıl 29-30 Haziran tarihinde Niederhasli’de gerçekleştirildi. Şampiyonaya 10 farklı ülkeden toplam 48 takım katıldı. İki gün boyunca 7000 kişinin izlediği organizasyona ilgi büyüktü.

13

Asgari Ücrette Büyük Adım Unia ve Syna sendikaları asgari ücret konusunda büyük bir gelişmeye imza attı. 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe giren Makine Elektrik ve Metal sanayi işkolu için geçerli toplu iş sözleşmesinde, ilk defa asgari ücret 3850 Frank olarak belirlendi. İşverenlerse, çalışma süresi konusunda belli bir esneklik imkanına kavuştular.

5

İsviçre’deki Türk Radyocular Biraraya Geldi Aarau Kantonu’nda yıllardır halkımıza Türkçe programlarla seslenen Radyo Ata, düzenlemiş olduğu pazar kahvaltısı ile İsviçre`de faaliyetlerini sürdüren Türk radyocuları biraraya getirdi.


2

GÜNDEM

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Turgut Karaboyun

(t.karaboyun@pusulaswiss.ch)

EDİTÖR’DEN Dövizle Askerlik Ücretinde İndirime Gidiliyor

Peki Pasaport Ücretleri Ne Olacak? Avrupa`da yaşayan ve henüz askerlik görevini yerine getirmeyen birçok vatandaşımızı yakından ilgilendiren "Dövizle Askerlik" konusunda nihayet beklenen hareketlilik yaşanıyor. En son yapılan "Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu" toplantısında da gündeme geldiği gibi; hükümetin geçtiğimiz yıllarda belirlediği 10`000 Euro`luk dövizle askerlik bedelinin yakın zamanda çıkarılacak yeni kanunla 6`000 Euro`ya indirilmesi bekleniyor. Temmuz ayı başında Türkiye basınına yansıyan bu haberlerin gerçek olmasını ümit ediyoruz. Aslında genel olarak bir değerlendirme yapacak olursak yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın tek sorunu dövizle askerlik bedeli değil. Son günlerde dövizle askerlik hizmeti için ödenecek bedelin düşürülecek olmasının yankıları sürerken, gözler pasaport ücretlerine ve diğer konsolosluk harçlarına çevrildi. Dünyanın en pahalı pasaport harcını ödeyen Türk halkının yeni beklentisi, pasaport harçlarının da tıpkı dövizle askerlikte olduğu gibi yeniden düzenlenerek daha uygun bir ücrete çekilmesi. Avrupa'da en ucuz pasaportu İspanyollar veriyor Özellikle kalabalık ailelerde büyük maddi zorluklar yaratan pasaport ücretleri, birçok vatandaşımızın tepkisini çeken konular arasında yer alıyor. Dünyada en pahalı pasaportları kullanan ülkelere baktığımızda, Türkiye maalesef en önlerde yer alıyor. Vatandaşlarımız, 10 yıl geçerli bir pasaporta sahip olmak için herşey dahil 513 lira bedel ödemek zorunda kalıyor. Diğer ülkelerle bir kıyaslama yapacak olursak, Avrupa'da en pahalı pasaportu veren Belçika'da ücretin 320 lira ve vatandaşlarına en ucuz pasaportu veren İspanya'nın 46 lira ücret aldığını görüyoruz. Dünya geneline bakacak olursak, en ucuz pasaport 7 lira ile Swaziland tarafından veriliyor. Botswana, Kenya, Gana gibi ülkeler pasaport ücreti olarak vatandaşlarından 10 lira alıyor. 5 kişilik bir ailenin konsolosluğa giderek 10 yıllık Pasaport başvurusu yapması durumunda 1'250 Frank üzerinde bir ücretin ödenmesi gerekiyor. Bu konuda da dövizle askerlikte olduğu gibi yakın zamanda bir karar alınarak harç bedellerinin aşağı çekilmesini yetkililerden bekliyoruz. Daha evvel de belirttiğim gibi zaten maddi güçlüklerle uğraşan halkımızın, böylesine yüksek harç bedellerini ödemeye mecbur tutulması, anlaşılacak bir durum değil. Tatil ve Ramazan'ı aynı anda yaşıyoruz Son yıllarda yaz aylarına rastlayan Ramazan ayı bir çoğumuzun tatil planlarını da değiştiriyor. Sıcaklar sebebiyle Türkiye'de oruç tutmanın zor olacağını düşünen birçok vatandaşımız, İsviçre'de kalarak Ramazan ayını burada geçirmeyi tercih ediyor. Bundan dolayı Ramazan ayına özel iftar programlarının geçtiğimiz yıllara göre daha özenli hazırlandığını görüyoruz. Biz de gazete olarak Ramazan ayına özel hazırladığımız sayfalarda hem beslenme hem de özel haber ve röportajlarla okurlarımızın karşısına farklı bir konseptle çıkarak sizleri bilgilendirmeye çalışacağız. Gelecek sayımızda da, düzenlenen iftar organizasyonları ve değişik Ramazan etkinliklerini takip ederek sizlere ulaştıracağız. Pusula Gazetesi olarak tüm okurlarımıza hayırlı Ramazanlar diliyoruz. İbadetlerinizin, dualarınızın, oruçlarınızın ve yapacağınız hayırların kabul olması dilekleriyle, saygılar sunuyoruz. [KTU / AID-3518]

Gazete Satışları Azalıyor Gazete bayilerinde satılmayan gazete ve dergiler giderek artıyor. Haberlerin akıllı telefonlardan veya tablet bilgisayarlardan daha çok takip edilmesi, başta gazeteler olmak üzere tüm yazılı basını oldukça zor duruma düşürüyor. İsviçre Medya Birliği tarafından yapılan araştırmaların sonucu da yazılı basının içinde bulunduğu krizin ne denli büyük olduğunun bir göstergesi. Geçen yıl bayilerin gazete ve dergi satışlarından elde ettikleri ciro %9 daha azalarak 476 Milyon Franka geriledi. Buna karşın iletişim giderlerinin geçen yıla göre %0.7 arttığı göz önüne alınırsa, bunun için harcanan yaklaşık 4 Milyardan, yazılı basının daha da az pay aldığı ortaya çıkıyor. Haberleri takip etmek için bilgisayar ve benzeri araçları kullanmak yeni bir fenomen değil. Fakat bunun için mobil araçların kullanılması son yıllarda hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor. Geçen yıl akıllı telefon ve tablet satışlarının ilk defa bilgisayar satışlarını geçmiş olması bu durumu kanıtlar nitelikte. 2012 yılında konut başına yılda 3093 Frank harcandığına dikkat çeken bu iki

araştırma, geçen yıla göre bu harcamaların bir miktar azaldığını gösterdi. 2011 yılında 3150 Frank olan bu oran, 2010 yılında 2920 Frank ile geçen yıla göre daha azdı. Bu harcamalar içinde gazete ve dergilerin payının azalması, yıllardır artarak devam eden bir durum. 2012'nin ise tam bir dönüm noktası olduğu pek çok uzman tarafından dile getiriliyor. Bu nedenle pek çok yayın organı, yazılı bası-

nın yanı sıra sanal ortamda da harekete geçmiş durumda. Yıllık cirosu 2012 yılında 14 Milyar Frank olan medya pazarında, tüketicilerin payının 11.1 Milyar Frank olduğu hesaplandı. Yayın organlarına verilen reklamlar ise geçen yıl %7.5 gerileyerek 2.0 Milyar Frank olarak belirlendi.

Verkauf am Kiosk weniger attraktiv An den Schweizer Kiosken bleiben immer mehr Zeitungen und Zeitschriften liegen. Die Leute lesen lieber elektronische Nachrichten, vorzugsweise auf Smartphone oder Tablet. Dies geht aus zwei am in Zürich präsentierten Studien des Verbands Schweizer Medien hervor.

Teşekkür : Bu yayının sizlere ulaşmasında maddi ve manevi desteklerini bizlerden esirgemeyen tüm firmalarımıza, sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

IMPRESSUM 2013

Geht an alle Pusula Mitglieder. Verlegeradresse : Pusula Zeitung / Bernstr. 90 / CH-8953 Dietikon ZH Erscheinungsweise: 12x Jährlich Abo-Preis: CHF 20.- / Jahr Chefredakteur: Turgut Karaboyun Marketingsleiter: Bahadır Candan Redaktionsleiterin: Derya Edis Werbe Agentur: Ethno Media CD/Layout: Tamer Karaoğlu Grafik-Layout: Murat Yurtman Grafik-Werbung: Mehmet Polater Praktikantin: Aybike Yurtman

[AKM / AID-3508]

Praktikantin: Mine Bardakcı Istanbul Vertreter: M. Ali Tuncer Ankara Vertreter: Mehmet Kuzu Online Redaktor: Saadet Gündüz EDV / IT: Bülent Kabacaoğlu Druckerei: Ringier Print Office / Zentrale: +41 44 576 60 50 Abodienst: +41 44 576 60 80 Anzeigen / Reklam: +41 76 342 90 91 E-Mail: info@pusulaswiss.ch

Freie Journalisten: - Hüseyin Türkkan - Mehmet Akyol - Asiye Sınıcı - Mehmet Kuzu Autoren: - Sunay Akın - Mehmet Akyol - Yücel Muslu - Hülya Rüst - Özlem Kalaça

PUSULA Gazetesi`nin tüm yayın hakları kendisine aittir. Yayınlanan reklamlardaki sorumluluk, reklamı veren firmaların kendine aittir. Hazırlanan haberlerden ve yazılardan, haberi hazırlayan kişiler ya da kaynak gösterilen kurumlar sorumludur. PUSULA’da kullanılan tüm haberlerin, fotoğrafların ve bilgilerin her hakkı PUSULA’ya aittir. İzinsiz olarak kullanılması yasaktır. Aksi durumda, cezai uygulamalar için hukuki işlemler başlatılır.


3

GÜNDEM

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

İsviçre'nin Turizm Giderleri Rekor Düzeyde 2012 yılında İsviçreli turistlerin yurtdışı turizm harcamaları 12.9 milyar frankla rekor düzeye tırmandı. Son on yıl içerisinde yurtdışı turizm harcamaları %50 oranında artış gösterdi. Buna karşın ülkenin turizm gelirlerinde gözle görülür bir gerileme söz konusu. lar. Turizm büroları aracılığıyla organize edilen tatiller, buna rağmen büyük çoğunluğu oluşturuyor. İsviçre'nin turizm gelirleri ise geçen yıl içerisinde azalmaya devam etti. 2012 yılında % 1.3 oranında gerileyen gelirler, 15 Milyar Frank'ın altına düştü.

İsviçreliler Tarihlerini Bilmiyor!

Cenevre Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, İsviçre halkı kendi ülkelerinin tarihini bilmiyor. Buna karşın diğer ülkelerdeki tarihsel olaylar hakkında daha fazla bilgiye sahipler.

En fazla tercih edilen tatil yerleri:

yanısıra diğer en çok tercih edilen tatil mekanlarıysa komşu Almanya ve Fransa. İsviçrelilerin tatil için tercih ettikleri ülkeler arasında Yunanistan, Türkiye, Kanarya Adaları da yer alıyor. Daha önceki yıllarda olduğu gibi İsviçreliler giderek artan oranlarda internet üzerinde tatil programı yapıyor-

[AKM / AID-3502]

Noch nie gaben Schweizer Touristen im Ausland so viel Geld aus 12,9 Milliarden Franken liessen Herr und Frau Schweizer 2012 bei Reisen in andere Länder liegen. Das ist Rekord. Einen Dämpfer gibt es dafür bei Reisen von ausländischen Gästen in die Schweiz. Innert zehn 10 Jahren stiegen die Ausgaben von Schweizern bei Reisen im Ausland um über 50 Prozent.

Alışveriş Bağımlılığı Hastanelik Ediyor Son günlerde internet üzerinden de yaygınlaşan alışveriş merakı bir hastalığa dönüşüyor. Hastalık özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşıyor. Bu bağımlılıktan kurtulmak isteyenler yüzünden hastanelerde yer bulmak sorun haline gelmeye başladı. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığına karşı aktif mücadele edilirken, alışveriş bağımlılığı adetâ toplum tarafından teşvik edilmekte.

mede, İsviçre'nin yakın tarihinde akıldan çıkmayacak kadar önemli olaylara pek rastlanmamasının bu sonucu ortaya çıkardığı belirtiliyor. Avrupa Birliği konusunun ise insanların günlük hayatını yakından etkilediği için unutulmadığı bilim adamlarının belirttiği diğer bir husus. Ancak araştırmacılara göre özellikle genç kuşakların, kendi ülkeleri ile ilgili hemen hemen hiç bir cevap vermemiş olmaları, oldukça düşündürücü. Diğer bir önemli saptama ise İsviçre medyasında İsviçre'ye ilişkin oldukça az haberin yer almasının bu sonucu desteklemiş olması. Dünya olayları ile ilgili olarak verilen cevaplarda, bu daha net ortaya çıkmakta. İsviçreliler kendilerine coğrafi olarak daha uzak olmasına rağmen, aylar boyu haberlerde yer alan Körfez Savaşı ile Irak'a yapılan müdehale ve Yugoslavya iç savaşını daha fazla hatırlıyor. [AKM / AID-3486]

Die Schweizer kennen ihre Geschichte nicht Schweizer können sich kaum an historische Ereignisse im eigenen Land erinnern. Dies ist das Ergebnis eines Projekts der Universität Genf. Wenn Schweizer gefragt werden, an welche Ereignisse sie sich am stärksten erinnern, nennen sie Geschehnisse im Ausland.

Hastayken çocuk parası alabiliyor muyum? Yaklaşık dört aydır hastayım ve %100 çalışamaz durumdayım. İşverenim hasta olduğumuz günler için çalışanlara istirahat parası ödenmesi için bir sigorta yaptırdı. Bu sigorta bana aylığımın %80’ini ödüyor. Fakat hastalık sigortası çocuk parası ödemiyor. Bu uygulama doğru mu?

Alışveriş bağımlılarının üçte ikisinin kadın olduğu, ancak son yıllarda erkekler arasında alışveriş bağımlılığının daha hızlı arttığı gözlemleniyor. Uzmanlar, toplumun bu bağımlılık türünü ciddiye alarak aktif tedbirler alması

gerektiğini vurguluyor. Nüfusun sadece %2'ye yakınını oluşturan kumar alışkanlığı için alınan tedbirler, buna örnek olarak gösteriliyor. [AKM / AID-3487]

Shopping-Wahn treibt Schweizer in die Klinik In Schweizer Kliniken landen immer mehr meist junge Patienten, deren Einkaufsverhalten ausgeartet ist. Die Online-Bestellservices haben das Problem deutlich verschärft. Im Gegensatz zu einer Drogen- oder Alkoholsucht, die in der Schweiz nicht gefördert oder gar bestraft wird, ist beim Kaufen das Gegenteil der Fall.

SORU

Alışveriş bağımlılığı nedeni ile tedavi görenlerin sayısı son yıllarda üç katına çıkmış durumda. 25 yıl önce alışveriş bağımlılarının nüfusa oranı %3 iken, bugün %7 civarında seyrediyor. Sayılarının 500.000 civarında olduğu tahmin edilen alışveriş bağımlıları için son yıllarda hastanelerde özel bölümler açılmaya başlandı. İlk defa Basel Üniversite Hastanesi 2009 yılında, alışveriş bağımlıları için özel bir bölüm açmıştı. Bu bölümde tedavi görenlerin sayısı ise son iki yılda tam beş katı artmış durumda. Aargau Kantonu'ndaki Gontenschwil Hastanesi ise internet üzerinden yapılan alışveriş bağımlılıkları üzerinde uzmanlaşmış. Hastanenin başhekimi, Zalando gibi alışveriş portallarının gençlere yönelik oldukça cazip satış imkanları sunmasının, bağımlılığın yaygınlaşmasını teşvik ettiği görüşünde. Başhekim, bu şekilde yapılan sanal alışverişlerde insanların ödeme güçlerini dikkate almadıklarını dile getiriyor. Alışveriş bağımlılığından kurtulmak için tedavi görenlerin alışveriş yapamadıkları zamanlarda; çarpıntı, terleme, iç huzursuzluğu ve depresyon gibi rahatsızlıklara yakalanmaları söz konusu. Yaptıkları alışverişler sonrası maddi zorluklarla karşılaşan bu insanlar, kısa bir süre içinde icra işlemleri ile uğraşmak zorunda kalıyorlar.

Ulusal Araştırma Fonu tarafından desteklenen bir proje çerçevesinde yapılan araştırma, şu cümle ile başlıyor: 'İsviçre tarihsel bilinci olmayan bir ülke.' Aralarında İsviçre'nin de bulunduğu 13 Avrupa ülkesinde yaklaşık 12.000 kişi ile yapılan anketlerde, katılımcılara kendi yaşamları sırasında dünyada ve kendi ülkelerinde meydana gelen önemli olaylar sorulmuş. Alınan cevaplar ayrıntılı biçimde analiz edilerek bu araştırma ortaya çıkmış. Diğer pek çok ülkede olduğu gibi bu soruya en fazla verilen cevap 11 Eylül 2001, Berlin Duvarının yıkılışı ve İkinci Dünya Savaşı olmuş. İsviçre ile ilgili olarak en fazla hatırlanan tarihsel bilgiyse, 1992 yılında Avrupa Birliği konusunda yapılan halk oylaması. Cenevre Üniversitesi öğretim görevlisi Stefano Cavalli ve Christian Lalive d'Epinay tarafından yapılan değerlendir-

CEVAP

Sadece 2012 yılındaki artış miktarının % 6.6 oranında olması bile İsviçrelilerin tüm ekonomik sıkıntılara rağmen yurtdışında tatil yapmaktan vazgeçmediğini kanıtlıyor. Dünyanın en fazla yurtdışı tatili yapan ülkelerinden biri olan İsviçre, aynı zamanda ülke büyüklüğü dikkate alındığında en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında yer alıyor. Yurtdışı gezilerinde İsviçreliler kaldıkları otellere 9.8 Milyar, ulaşım için de üç milyar frank harcamışlar. İtalya, tatil için en çok tercih edilen ülke olma özelliğini korumaya devam ediyor. Bunun

1. Yunan adaları 2. Güney Anadolu 3. Belaaren adaları 4. Kanarua adaları 5. Burgaz 6. Kızıldeniz 7. Londra 8. Barselona 9. Paris 10. Berlin 11. Konpenhag 12. New York

Evet bu uygulama doğru. Çalışan kişiler hastalıktan dolayı istirahatte oldukları sürede çocuk parasını alırlar ve bu ödeme istirahatın devam ettiği ilk üç ay boyunca devam eder. İstirahatin üç aydan fazla sürdüğü durumlarda çocuk parası sadece hasta olan kişinin ayda en az 585 Frank kazandığı koşullarda ödenir. Örneğin: Sigorta size aylığınızın % 80’ini ve işvereninizde aradaki % 20 farkı öderse (bu farkın en az 585 Frank olması şart) çocuk parası alma hakkına sahip olursunuz. Fakat siz sadece sigortadan para alıyorsunuz. Bu nedenle çocuk parası alma hakkına sahip değilsiniz. Önemli bir bilgi: İşvereniniz çocuk parasını da sigortalatabilir. Bu durumda istirahatli olma süreniz üç aydan fazla sürse dahi, çocuk parasını alabilirsiniz. Kaza sigortasında ve çocuk parası sigortalı olduğu için, çocuk parasında kesinti yapılmaz.

[AKM / AID-3496]


4

İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Çocuklara Tüketim Baskısı İsviçre tüketici kurumları son yıllarda çocuklara ve gençlere yönelik reklamların sonuçlarını inceleyen bir araştırma yaptı. Çocukların ve gençlerin tüketim alışkanlıklarına reklamların yaptığı etkiyi inceleyen bu araştırma ibret verici gerçekleri ortaya çıkardı. Özelikle anne ve babaların bu reklamlara karşı nasıl çaresiz kaldıklarını gösteren bu araştırma, anne ve babalara yönelik bir dizi uyarıyı da içeriyor. Çocuklara ve gençlere yönelik reklamların özellikle marka ve belli ürünleri satın alma baskısı yaratması günümüzün en önemli sosyal sorunlarından biri. Bu reklamların etkisinde kalan çocukların ve gençlerin, anne ve babalarına yönelik yaptıkları baskılar, tüketimin yönünü ve miktarını belirleyecek ölçülere ulaşmış durumda. İki ile dört yaş arasında bu reklamlardan marka ve ürünleri tanımaya başlayan çocuklar, kendilerine yararı olup olmadığını bilmeden bu marka ve ürünleri istemeye başlıyorlar. Söz konusu araştırmaya göre, çocukların altı yaşından itibaren, reklamların etkisi ile almak istedikleri ürün ve markaların yarısını anne ve babalarına aldırıyor. 16 yaşına gelen bir genç ise, isteklerinin tamamını anne ve babasına kabul ettiriyor. Öte yandan çocuk ve gençlerin ellerine verilen harçlıkların miktarı giderek artıyor. Bu şekilde çocuk ve gençler anne ve babalarına sorma ihtiyacı bile duymadan istedikleri mar-

ka ve ürünleri alacak duruma geliyor. Giderek artan çalışma stresi ve düzensiz çalışma, anne ve babaların çocuklara ayırdıkları zamanın azalmasına neden oluyor. Bunun etkisi ile çocuklara ve gençlere verilen harçlıklar kendiliğinden artıyor. Reklamların etkisi ile ne almak isteyeceğine karar verecek durumda olduğuna inanan çocuk ve gençler bu sayede kimseye sormadan istediklerini veya reklamların etkisi ile istediğini sandıkları marka ve ürünleri alıyorlar. Bu gerçekliği fark eden reklam şirketleri reklamlarını giderek çocuklara ve gençlere yönelik olarak yapıyorlar. Gerek televizyon gerekse de internet ortamındaki reklamların giderek çocuk ve gençlere yönelik olduğu görülüyor. Televizyon reklamlarının küçük çocuklara, internet reklamlarının ise gençlere yönelik olması bunun bir sonucu. 6 ile 13 yaşları arasındaki çocukların her ay yaklaşık 900 reklam spotu gördükleri, yapılan araştırmalarla ortaya çıkmış. Araştırmanın son bölümü bu reklamların nasıl bir düşünce tavrı yarattığı ve buna karşı anne babaların nasıl davranması gerektiğini özetliyor. Bu konuda anne ve babalara yapılan tavsiyeler genel olarak şu şekilde: - Anne ve babalar hiçbir zaman ço-

cuklar için en iyi örnek teşkil ettiklerini unutmamaları lazım, onların davranışları çocukları etkileyen ilk unsur olmaktadır. - Anne ve babalar çocukların daha küçük yaştan kendilerine güvenini teşvik etmeli ve “Hayır” demeyi öğretmelidir. Ayrıca her çocuğun diğer çocuklardan farklı olduğu bilinci çocuklara ve-

rilmelidir. - Çocuklar reklamların deyişlerini çabucak öğrenirler, çocuklara bu cümlelerin ne anlama geldiğini anlatmak gereklidir. - Çocuklarla birlikte çeşitli markaların ürünlerini reklamı olmayanlarla kıyaslayınız. Aradaki fiyat farkının bu markayı almaya değip değmeyeceğini

sormaya çalışın. - Çocuklara neden sürekli aynı markanın alındığını sorun, bunun reklamlarla olan bağlantısını anlatmaya çalışın. - Elbetteki çocukları ‘şımartma’ hakkınız her zaman vardır, arada sırada bunları anlatarak onların istediklerini almakta bir sakınca yoktur. 2448

Das Konsum-Dilemma Die Werbeindustrie fördert gezielt das Markenbewusstsein von Kindern und Jugendlichen. Kann man sie überhaupt noch zu vernünftigem Konsum erziehen? Unter Kindern und Jugendlichen hat sich eine zwanghafte Orientierung an Marken und Produkten entwickelt, die auch das Kaufverhalten der Eltern beeinflusst. Bereits im Alter von zwei bis vier Jahren lernen Kinder Markennamen kennen und wissen um deren Bedeutung.


Otobanlardaki Trafik Yoğunluğundan Herkes Şikayetçi Her otomobil sürücüsünün son aylarda fark ettiği otobanlarda giderek artan trafik, açıklanan resmi rakamlarla doğrulandı. Her yıl otobanlarda toplam 20.000 saat boyunca trafik kitleniyor. Ancak bu artışın devam etmeyeceği şeklindeki açıklama sürücüleri biraz rahatlattı.

Önceki yıllara göre % 4 oranında artış gösteren trafik, son yıllarda rekor seviyelere ulaştı. Bunun en önemli nedeni olarak, otoban kullanımının hızla artması, araba fazlalığı ve kazalar gösteriliyor. Federal Trafik Müsteşarlığı tarafından açıklanan rakamlar, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Ancak Müsteşarlık trafikte yaşanan yoğunluk oranlarındaki artışın, geçen yıllara göre azalma-

ya başladığını belirtti. Özellikle yol tamiratı sonucu ortaya çıkan yoğunlukta belli bir azalma söz konusu. Trafikteki kilitlenmelere tahmin edileceği gibi Zürih, Cenevre ve Basel

gibi büyük şehirlerde daha çok rastlanıyor. En fazla sorun yaşanan Gubrist tünelinde, geçen yıl içinde sadece yirmi gün trafik yoğunluğu yaşanmamış. En fazla trafik yoğunluğu ise A1 adlı otobanda görülmekte. Bu otobanın Zürih ve Bern arasındaki bölümü, kelimenin tam anlamı ile bir engelli koşu. Bu otobanda oluşan yoğunluğa son vermek için Federal Trafik Müsteşarlığı gündüz saatlerinde kamyonların birbirlerini geçmemesi gibi tedbirler almayı düşünüyor. Düşünülen diğer önlemse kaza şeritlerinin belli saatlerde trafiğe açılması. Araçların trafikte kaldıkları toplam süre 1990 yılından bu yana, tam iki misli artarak toplam 26 Milyar kilometreye ulaşmış. Başka bir deyişle, bir yılda tüm arabalar tam 80 sefer dünya ile güneş arasındaki mesafeyi kat ediyorlar. Kat edilen mesafedeki yıllık artış ise % 0.3 oranında kalmış. [AKM / AID-3488]

Auf den Nationalstrassen wirds immer enger 20'000 Stunden Stau : Der jährliche Staubericht des Bundesamt für Strassen bestätigt das Gefühl vieler Autofahrer: Sie stehen immer mehr im Stau. Allerdings gibts auch gute Nachrichten.

CHP İsviçre Birliği Büyükelçi Sümer’i Ziyaret Etti Son aylarda yaptıkları aktif çalışmalarla sık sık gündeme gelen CHP İsviçre Birliği, 5 Haziran 2013 tarihinde Bern Büyükelçisi Tanju Sümer’i makamında ziyaret etti.

[BAM / AID-3484]

Bu yıl görev süresini dolduran öğretmenler için 27 Haziran Perşembe günü Büyükelçi Sümer’in rezidansında kahvaltı programı düzenlendi. İlk kez düzenlenen organizasyona, Büyükelçi Tanju Sümer, eğitim müşaviri Sezai Güler, elçi müsteşarı Engin Aşula ve görevi biten öğretmenler katıldı. Yaklaşık iki saat süren kahvaltı, Büyükelçi Tanju Sümer ve eğitim müşaviri Sezai Güler'in açılış konuşmasıyla başladı. Eğitim müşaviri Sezai Güler, zor şartlar altında ellerinden geleni yapan ve başarılı bir sene geçiren öğretmenlere teşekkür ederek, Türkiye'deki görevlerinde başarılar diledi. Büyükelçi Sümer, görevi sona eren öğretmenlere çalışma hayatlarında başarı-

lar dileyerek, İsviçre'den bir istekleri olduğunda yardıma hazır olduklarını ifade etti. Ardından bu sene ayrılan öğretmenlere başarı belgeleri sunuldu. 2012-2013 öğretim yılında İsviçre genelinde 29 Türkçe öğretmeni görev aldı. 23 kantonda ki 172 okulda haftada 560 saat Türkçe ve Türk kültürü dersi verilirken, 2924 öğrenci bu derslere katılma şansı yakaladı.

Aarau Kantonu'nda yıllardır halkımıza Türkçe programlarla seslenen Radyo Ata, düzenlemiş olduğu pazar kahvaltısı ile İsviçre`de faaliyetlerini sürdüren Türk radyocuları biraraya getirdi.

[KTU / AID-3512]

re makamlarında karşılaşılan çeşitli sorunların dile getirildiği toplantıda, yapılacak işbirlikleriyle sorunların en aza indirilmesi planlandı. CHP İsviçre Birliği Basın Sözcüsü Ali Mutaf'ın vermiş olduğu bilgiye göre Birlik, karşılaşılan sorunların çözümünde aktif bir rol oynayarak katkı sağlamayı hedeflliyor. Ayrıca birliğin güncel çalışmalarını ilerleyen aylarda kamuoyuyla paylaşacağı da belirtildi. Büyükelçi Sümer'in, CHP İsviçre Birliği'nden beklentilerini ve temennilerini aktarmasının ardından toplantı sona erdi.

Görev Süresi Biten Öğretmenlere Veda Organizasyonu

İsviçre'deki Türk Radyocular Biraraya Geldi İsviçre' nin değişik kantonlarında faaliyetlerini sürdüren radyo çalışanları ve yöneticileri düzenlenen kahvaltı organizasyonunda biraraya geldi. Buluşmada mevcut sorunlar değerlendirilirken ileriye dönük olarak birlikte yapılabilecek ortak projeler de konuşuldu. En kısa zamanda 24 saat Türkçe yayın yapabilecek bir radyonun kurulması üzerinde duran katılımcılar, yakın bir gelecekte yeniden buluşarak gerekli altyapı çalışmalarına başlama kararı aldılar. Gelecek haftalarda yeniden bir araya gelmeyi kararlaştıran radyocular, en yakın zamanda hedeflerini gerçekleştirmek adına, bir dernek ya da vakıf çatısı altında buluşmayı planlıyorlar.

CHP İsviçre Birliği Başkanı Salman Coşkun, beraberindeki heyetle görüşmeye katıldı. Yurtdışı örgütlenme çalışmaları ve yurtdışında yaşayan yurttaşların sorunlarıyla yakından ilgilenen CHP İsviçre Birliği, güncel konularla ilgili bilgi alışverişi için Büyükelçi Sümer'i ziyaret etti. Heyet görüşme başında, CHP İsviçre Birliği'nin faaliyetleri ve çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Türkiye'deki güncel konuların değerlendirilmesinden sonra, İsviçre'de yaşayan vatandaşlarımızın sosyal sorunlarıyla ilgili de görüş alışverişinde bulunuldu. Özellikle Türk ve İsviç-

5

İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Pazar kahvaltısında buluşan radyocular ilk lar. kez tanışma ve biraraya gelme şansı buldu

sen bölgesinde yayın yayın yapan Radyo Ata çalışanları, Schaffhau Gerçekleştirilen toplantıya Aarau bölgesinde konuklar katıldı. ve radyoculuk alanında uzman olan diğer hayatın sürdüren Radyo Munot çalışanları


6

İSVİÇRE HABERLERİ

Buyrun Buradan Çalın Geçtiğimiz yıllarda tespit edilen her altı hırsızlık olayının birinde hırsızların evlere kolaylıkla girebildikleri ortaya çıktı. Soyulanların ihmâlkarlığı hırsızlara adeta davetiye çıkartıyor. Resmi açıklamalarda bu olaya 'zorla giriş ve yumuşak giriş' ayrımı yapılarak dikkate çekiliyor. 2012 yılında 'zorla giriş ve yumuşak giriş' şekillerinde adlandırılan 73.714 hırsızlık olayı meydana gelmiş. Bu hırsızlık olayları içinde konut, büro veya işyerlerine hiç bir zorlama olmadan yapılan girişlerin sayısı ise oldukça fazla. Genel olarak herkesin görebileceği veya tahmin edebileceği yerlere, posta kutusuna, halı altına, çiçek vazosu altına konan anahtarlar hırsızların işini kolaylaştırıyor. Açık bırakılan pencere veya balkon kapısı da polisin deyimi ile 'yumuşak girişle' yapılan hırsılık katagorisinde yer alıyor. Bu şekilde meydana gelen hırsızlık olaylarının sayısı ise geçen yıl 12.586, başka bir deyişle %17'ye kadar arttı. Bu ciddi artışın ardından polis ve sigorta şirketleri insanları uyarmak zorunda kaldılar. Halkı bu konuda bilinçlendirmek adına farklı kampanyaların düzenlenmesi planlanıyor. Sigorta şirketleri, 'yumuşak girişli hırsızlık' olarak adlandırdıkları bu durumlarda çalınan para ve değerli kağıtların sigorta tarafından karşılanmadığını belirterek, bu konuda daha dikkatli davranılması gerekti-

ğine dikkat çektiler. Luzern Kantonu'nda bu tür olayların diğer kantonlara göre iki kat daha çok gerçekleştiği tespit edildi. Yani her üç hırsızlık olayından birinin 'yumuşak girişle' yapıldığı belirlendi. [AKM / AID-3490]

Schweizer machen Dieben das Leben leicht Etwa bei jedem sechsten Einbruch in der Schweiz muss sich der Dieb nicht gewaltsam Zutritt verschaffen. Polizei und Versicherungen klassieren solche Fälle als Einschleichdiebstähle. Will heissen: Die Bestohlenen sind selber schuld.

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

İsviçre Artık Kiracılar Ülkesi Değil İsviçre’de yaşayanların büyük bir çoğunluğunun kiracı olduğu sık sık dile getirilen bir gerçek. Ancak son istatistiklere göre durum değişmiş görünüyor. Avrupa’nın pek çok ülkesinde olduğu gibi İsviçre’de de kendi evinin sahibi olanların sayısı hızla artıyor. Kısa bir süre öncesine kadar her üç evden ikisi kiracıyken bu durum, «Schweiz am Sonntag» gazetesinin araştırmasına göre, son yıllarda büyük bir değişim göstermiş.

Kiracıların oranı 2010 yılında, % 55.8' e kadar düşerken bu yıl içinde ilk defa kendi evinin sahibi olanların sayısının, kiracı sayısına varacağı tahmin edilmekte. 2000 - 2010 yılları arasında inşa edilen yeni konutların 243.000'inin ev sahiplerine ait olduğu paylaşılan veriler arasında. Buna karşın 140.000 civarında yeni konutun kiraya verildiği de ortaya çıkan başka bir sonuç. İpotek faizlerinin düşük miktarda seyretmesi, bu gelişimin devam etmesinin en büyük nedeni olarak gösterilmekte. Bu arada hükümet tarafından yeni

ipotekler için getirilen bazı kısıtlamaların, ev satın alma isteklerini önemli oranda etkilemeyeceği düşünülüyor. Merkez Bankası tarafından yapılan bir açıklamaya göre, alınan önlemler daha çok önleyici tedbir niteli-

ğinde. Maddi durumu ipotek faizlerini delme sınırında olanlara ipotek verilmemesi kararı, banka çevrelerinde de olumlu karşılanmakta. Bir banka tarafından yapılan araştırmaya göre, ipotek faizlerinin % 5' in üzerine çıkması halinde, yeni ipotek alanların % 40'ı ipotek fazilerini ödeyemeyecek. Bu hesaplama alınan önlemlerin haklı olduğunu doğrular nitelikte. 1992 yılında ipotek fazilerinin % 7.4 olduğu dikkate alındığında bunun imkansız bir durum olmadığı anlaşılabilir. Bu nedenle Merkez Bankası ipotek fazilerinin yükseltilerek ev satın alma arzusunu dizginleme yoluna gitmek istiyor. Ancak İsviçre Frankı'nın Euro'ya bağlı olması, ipotek faizlerinin arttırılması yönünde en önemli engel. [AKM / AID-3474]

Kein Volk von Mietern mehr Eine deutliche Mehrheit der Schweizerinnen und Schweizer mietet ihr Zuhause, so meint man. Das ist falsch, wie neue Zahlen zeigen. Fast überall in Europa gibt es viel mehr Wohneigentümer als Mieter. Mit Ausnahme der Schweiz, wo lange Zeit zwei Drittel der Bevölkerung in Mietwohnungen lebten. Doch die historisch tiefen Hypozinsen beenden nun den Sonderfall Schweiz, wie die «Schweiz am Sonntag» gestützt auf neue Zahlen berichtet.


Egzotik Dil Öğrenme Merakı Artıyor

Mehmet Akyol m.akyol@pusulaswiss.ch

İngilizce gibi klasik yabancı dillerin yanısıra İsviçre’de egzotik olarak adlandırılan Çince, Rusça, Arapça gibi dilleri öğrenme merakı her geçen gün artıyor. Ancak artan dil merakı, maalesef daha iyi bir iş bulma şansını beraberinde getirmiyor. lararası iş sahasında iddialı olmayışını bunun sebebi olarak gösteriyor. Ancak küçük firmaların da giderek dünyaya açılmasının, ilerleyen zamanlarda bu talebi arttıracağı düşüncesi yaygın. İşyerlerinde konuşulan yabancı diller arasında İngilizce %23.4 ile ilk sırada yer alıyor. Özellikle üst düzey yöneticiler arasında İngilizce yaygın. Ayrıca çalışılan alanlardaki terimleri kapsayan iş İngilizcesi bilmek de ikinci sıradaki yerini koruyor. [AKM / AID-3478]

İsviçre'de yaşayan 14 Yaş üstü insanların anadili Birden fazla resmi ana dile sahip olan İsviçre'de dil eğitiminin önemi herkes tarafından bilinir. İsviçre'de sadece anadilini bilen bir insana rastlamak neredeyse imkansızdır. Bu da bu topraklarda yaşayan insanların dil öğrenme yatkınlığını arttırmaktadır. Son yıllarda ülkede konuşulan dillere ek olarak yabancı dil öğrenme fenomeni hızla yayılıyor. Örneğin 10 yıl önce kurulan Basel Üniversitesi yabancı diller bölümü, bugün 18 ayrı dil öğretme imkanı sunuyor. Ülkenin en büyük özel okulu olan Klubschule Migros, geleneksel diller sayılan Almanca, Fransızca, İtalyanca, Reto Romence ve İngilizce'nin yanısıra, 32 ayrı dil öğrenme imkanı sunuyor. Son yıllarda bu okul tarafından öğretilmeye başlanılan diller arasında; Çince, Japonca, Rusça ve Türkçe'nin de yer alması oldukça dikkat çekici.

Artan dil öğrenme merakı ile ilgili olarak uzmanların hemfikir olduğu konu, bu tercihin genellikle iş hayatıyla ilgili olarak yapıldığı. Kişisel nedenlerle yabancı dil öğrenenlerin sayısı da oldukça fazla. Dikkat çeken diğer bir nokta ise, Çince öğrenmek isteyenlerin sayısında önemli bir artışın olmamasına rağmen Çince dil eğitimi sunan kurumların sayısının her geçen gün artması. Oysa ki sanılanın aksine, farklı dilleri konuşabilmek, iyi bir iş bulmak için henüz önemli bir etkiye sahip değil. Konuyla ilgili yapılan araştırma, İsviçre'deki şirketlerin çoğunluğunun ulus-

Almanca Fransızca İtalyanca Reto Romence İngilizce Sırpça/Hırvatça Arnavutça İspanyolca Portekizce Türkçe Tamilce Rusça

4.280.000 1.490.000 549.000 36.000 292.000 168.000 165.000 137.000 134.000 75.000 34.000 22.000

Schweizer stürzen sich auf exotische Sprachen Neben traditionellen Fremdsprachen wie Englisch wächst in der Schweiz das Interesse an "exotischen" Sprachen wie Chinesisch, Russisch und Arabisch. Auf dem Arbeitsmarkt können entsprechende Kenntnisse aber noch nicht vergoldet werden.

Hükümetten Evliliğe Teşvik CVP partisi tarafından öne sürülen, ‘Evlilik ve Aile İçin’ adı altındaki halk insiyatifine hükümet tarafından da destek geldi. Söz konusu öneriyi halk oylamasında destekleme kararı alan hükümet, bu şekilde evli çiftlerin vergi ödemelerindeki eşitsizliği ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Fakat emeklilik sigortası konusunda evli çiftlere eşit davranıldığını, bu alanda bir değişikliğe gerek olmadığını da vurguluyor.

Hükümet tarafından yapılan açıklamada, söz konusu eşitsizliğin yaygın olmadığı vurgulanıyor. Evlenmeden birlikte yaşayan çiftlere tanınan hakların yeni verildiği ve bu durumdan etkilenen çiftlerin sayısının 80.000 civarında olduğu belirtiliyor. Buna göre birlikte yaşayan ve her ikiside çalışan çiftler, daha az federal vergiye tabii tutuluyorlar. Bu konuda bazı kantonların uygulamaya başladığı ortak vergi beyannamesi ve ayrı vergi ödeme yönteminin en uygun çözüm yolu olacağı da yapılan açıklamada yer alıyor. Buna karşın CVP halk insiyatifinin talep ettiği evli çiftlere emeklilik sigortasında eşit davranılması prensibinin mevcut uygulama ile gerçekleşmiş

olduğu ileri sürüyor. Evli çiftler birlikte 3510 Frank emeklilik aylığı alırken, birlikte yaşayan çiftlerin toplam 4680 Frank emekli aylığı aldıkları bir gerçek. Ancak hükümetin açıklamasına göre, emeklilik sigortasının evli çiftlere tanıdığı diğer imkanlar dikkate alındığında bu eşitsizlik ortadan kalkıyor. Örneklerden biri dullara verilen

7

İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

emekli aylığı. Buna göre, evli ve çocuklu 45 yaşındaki kadınlar, en az beş yıl evli kalmış çiftlerin eşlerinin ölmesi halinde dulluk aylığı alma hakkına sahip. Kadınlar için bu miktar aylık 1872 Frank. Bir erkeğin eşini kaybetmesi durumunda, eğer bakıma muhtaç çocukları varsa dul aylığı alabiliyorlar. Buna ek olarak eşini kaybedenler pansiyon kasadan da dul aylığı alabiliyor. Ayrıca eşini kaybeden birinin normal emekli aylığı % 20 oranında artıyor. Eşlerden birinin çalışması durumunda, diğerinin emekli kasasına prim ödeme zorunluluğu ortadan kalkıyor. Bütün bunların sıralanması ile ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Evli eşlerin birlikte aylık almaları sonucunda emekli aylığı yılda yaklaşık 2 Milyar Frank kadar az ödeniyor. Ancak evli çiftler için yukarda belirtilen hakların maliyeti 2.8 Milyar Frank tutuyor. Başka bir deyişle emeklilik sigortası, evli çiftleri cezalandırmak bir yana onlara daha fazla ödeme yapıyor. [AKM / AID-3475]

Keine «Heiratsstrafe» bei der AHV Wer heiratet, soll vom Staat nicht bestraft werden. Dies die Forderung der CVP, die mit ihrer Volksinitiative «für Ehe und Familie» die sogenannte Heiratsstrafe für Ehepaare bei der AHV und den Steuern beseitigen will. Der Bundesrat empfiehlt die Initiative der CVP zur Annahme. Allerdings will er sich nur auf die Steuern beschränken und die Sozialversicherungen ausklammern; dort brauche es keine Anpassungen zugunsten der Ehepaare, hält die Regierung fest.

KÖŞE YAZISI

Bir Oylamanın Düşündürdükleri 9 Haziran’da yapılan halk oylamasında, 29 Eylül'de meclis tarafından kabul edilip 1 Ocak 2013'de yürürlüğe giren revize edilmiş İlticacılar Yasası, oy kullananların %78'inin evet oyu ile kesinleşti. Son 32 yılda onuncu kez halk oylamasına sunulan bu yasada, ilticacıların hakları bir kez daha kısıtlandı. Ancak konu İlticacılar ve İltica Yasası değil. İsviçre Halk Partisi (SVP) Gençlik Örgütü tarafından halk oylamasına yönelik olarak dağıtılan broşür bunun somut bir örneği. Sığınmacıları 'suistimalci' olarak gösteren broşürün kapağında, bir çarşaflı Müslüman kadınla bir Afrikalı bulunuyor. Broşürde başına İsviçre bayrağı motifli bir namaz takkesi giydirilmiş İsviçreli erkeğin sırtına binmiş çarşaflı bir kadın ile barış sembollü bir kıyafet giyen İsviçreli kadının sırtına binmiş bir Afrikalı adam resmedilmiş. Müslüman kadın ve Afrikalı adam İsviçre'nin kedilerine verdiği paraları saçarken sırtlarına bindikleri İsviçreli kadın ve adam sürünerek zorlukla bunları taşımaya çalışıyor. Broşürün üstünde "Suistimali Durdurun, Sığınmacı Yasa Değişikliğine Evet" yazıyor. Müslümanları temsil eden kurumlar ise protestolarını mektup aracılığıyla SVP'ye bildirdi. Cevap alan var mıdır bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var, bu partinin üyeleri ve partiye oy verenler arasında Türk ve Müslümanlar da var. Bu insanlar acaba ne düşünüyor veya bu broşürle ilgili ne yaptılar? Belkide bu broşürleri bizzat kendileri dağıttılar, bunu da bilemiyoruz. Sol partiler tarafından şiddetle eleştirilen yeni yasa, sığınma başvurularından İsviçre'nin dış temsilciliklerinden yapılması yolunu kapadı. Yasaya göre sığınma başvurusu sadece İsviçre topraklarına ayak bastıktan sonra gerçekleşebiliyor. Bunun yanı sıra kendi ülkelerinde askerlik yapmaktan kaçanların sığınma talepleri baştan reddediyor. Ayrıca sığınmacı adayları, sığınma işlemleri bitene kadar toplum içine çıkamıyor. Belli yerlerde kurulan kamplarda tutulmaya zorlanıyor. Dağıtılan broşürde, "Sığınma başvuruları beş günde sonuçlanmalı ve sığınmacı adayları topluma karışmadan ayrı yerlerde tutulmalı." deniliyor. İltica Yasası'nda on birinci değişiklik kuşkusuz bu talepleri içerecek. On ikinci, on üçüncü değişikliklerde olacak kuşkusuz. Ve her seferinde bu oylamalar birileri tarafından 'suistimal' edilecek. Bugün bu suistimallerin kurbanları Müslümanlar, dün İtalyanlardı, Arnavutlardı, Tamillilerdi. Sesimizi dün yeterince çıkarmadık, sıra bize geldi. Protesto mektubu gönderen Müslümanları temsil eden kurumlara teşekkür etmeliyiz. Ama bunun yetmediğinide artık görelim. [AKM / AID-3500]

Reklamlarınızı

PUSULA‘da Değerlendirin

Kazançlı Çıkın! Mobile: 076 342 90 91 info@pusulaswiss.ch


8

İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Göçmenlerin Ödedikleri Vergi 11 Milyar Frank Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yapılan bir açıklamada, göçmenlerin yaşadıkları ülkelere olan vergi katkıları ortaya konuldu. İsviçre bu konuda açık ara ile göçmenlerin vergi katkısının en yüksek olduğu ülkelerden biri. Lüksemburg’un göçmenlerden elde ettiği vergi geliri ise İsviçre’den biraz daha fazla.

Bu verilere göre İsviçre'de göçmenler en az 6.5 Milyar Frank vergi ödüyorlar. Kurumun öngördüğü gerçekçi miktar ise 11 Milyar Frank. OECD ülkeler arasında kıyaslama yaparken ödenen vergilerin o ülkenin gayrisafi milli hasılatı içindeki yerini veri olarak alıyor. Buna göre gayrisafi milli hasılatı 586 Milyar Frank olan İsviçre, göçmenlerden bu miktarın % 1.9'u civarında vergi almakta. Lüksem-

burg için bu oran % 2. Açıklamaya göre bu bulgular raslantı değil. Hem İsviçre hem de Lüksemburg OECD ülkeleri arasında aynı zamanda en

fazla göçmen alan iki ülke konumunda. Göçmenlerin gelir düzeyi genel olarak ortalamanın altında olmasına rağmen, ödedikleri vergi miktarı göçmen olmayanlar kadar. Buna göre her iki grup için yıllık ödenen vergi miktarı ortalama 15.000 Euro civarında. Son günlerde gündemden düşmeyen göçmenler konusunda ortaya çıkan bu rakamlar pek çok tartışmayı durduracak nitelikte. Göçmenlerin İsviçre'ye bir yük değil, tersine İsviçre ekonomisine önemli katkı sağladıkları ortaya çıkıyor. Özellikle göçmen kurumlarının bu durumu daha sık dile getirmesi gerekiyor.

[AKM / AID-3494]

Schweiz profitiert finanziell von der Zuwanderung Die Migranten in der Schweiz steigern die Steuereinnahmen um mindestens 6,5 Milliarden Franken. Zu diesem Ergebnis kommt die Organisation für wirtschaftliche Zusammenarbeit und Entwicklung (OECD). Die Schweiz ist zusammen mit Luxemburg das OECD-Land, das finanziell am meisten von seinen Einwanderern profitiert.

Çalışan Kadınların Yıllık Kaybı 7.7 Milyar Çalışanlar arasındaki ücret eşitsizliği konusunda İsviçre hala oldukça geri. Federal İstatistik kurumunun son verilerine göre her yıl kadın çalışanlar ücret eşitsizliği nedeni ile 7.7 Milyar Frank kayba uğramakta. Kadın çalışanlar için düşük ücretler ve ücret eşitsiziği hala sürüyor. Bunun önüne geçilmesi için asgari ücret ve ücretlerin kontrol edilmesi istendi. İsviçre Sendikalar Birliği tarafından bu yıl yapılan bir değerledirmede, hangi işkollarında kadın çalışanların ücretlerinin, erkeklerden ne kadar düşük olduğu gözler önüne serildi. En büyük ücret eşitsizliği sigorta işkolunda. Bu işkolunda kadın çalışanların ortalama ücretleri erkeklerde 4970 Frank daha az. İkinci sırada yer alan teknik hizmet işkolunda ise ücret eşitsizliği 2967 Frank. Medya ve iletişim işkolu 2507 Franklık ücret farkı ile üçüncü sırada yer almakta. En az ücret eşitliği ise 387 Frank ile düşük ücret sektörü olarak bilinen turizm sektöründe. Kadın çalışanların en az çalıştığı işkolu olan yapı

İsviçre finans kurumları ilk kez 2008 yılında banka gizliliğinin vergi kaçakçılığı için kullanıldığı şüphesi ile ABD vergi makamlarının hedefi haline gelmişti. Hükümet, en son parlamentoya bir yasa önerisi getirerek bu anlaşmazlığa bir son vermek istedi. Ancak bu öneri Haziran ayında parlamento tarafından rededildi. Herkes olacakları şaşkınlıkla izliyor. ABD'de çalışan bir UBS bankacısının 2008 yılında yaptığı itiraflar, vergi makamlarını ve mahkemeleri harekete geçirdi. UBS vergi kaçakçılığına yardımcı olmak suçundan kurtulmak için, 1 milyar dolarlık cezayı kabul etti. İsviçre hükümeti ise çifte vergilendirme anlaşmaları ile uluslararası platformda kendini aklama arayışına girdi. Ancak özellikle ABD için sorun henüz çözülmemişti. Yaklaşık 20.000 vatandaşının, İsviçre bankalarında vergilendirilmemiş milyarlık servetleri olduğu düşünülüyor. Bu nedenle İsviçre'den, tüm banka hesaplarını açıklanmasını isteniyor. Bu talep diğer ülkelerin de devreye girmesine sebep oldu. Almanya'dan sonra İtalya ve Fransa da kendi vatandaşlarının bankalardaki hesapları hakkında bilgi istemeye başladılar. Öte yandan banka gizliliği İsviçre'de yasalarla teminat altına alınmış bir hak olarak kalmaya devam etmekteydi. Hükümet defalarca bir yandan banka gizliliğini kurtarma bir yandan da uluslararası arenada vergi kaçakçılarının yardımcısı olarak damgalanmaktan kurtulma girişiminde bulundu. En son Haziran ayında parlamentoya sunduğu yasa değişikliği, bu amaca yönelikti. Ancak bu önerinin kabul görmemesi İsviçre'de tam bir şaşkınlık yarattı. Hükümetin sunduğu öneri aslında sorunu kısa süreli çözme imkanı getiriyordu. Buna göre bankalara, yaban-

cı bir ülkenin kendi vatandaşlarının banka hesapları ile ilgili bilgi istenmesi halinde, bu bilgileri verme serbestliği getiriyordu. Bu şekilde bankalar kendi aleyhlerine açılacak davalardan kurtulma imkanı elde edeceklerdi. Ancak bu önerinin rededilmesi sonucunda ABD vergi makamları, Haziran ayına kadar İsviçre'den bundan sonra neler yapmak istediklerini bildirmelerini istediler. Bu adımların neler olacağı konusunda hükümet, bankalar ve siyasi partiler henüz bir görüş bildirmediler. Sadece İsviçre Parlamentosu'nun hükümetin önerisini reddettikten sonra, soruna çözüm bulunması için çağrı yaptığı biliniyor. Bu gelişme ise tatmin edici bulunmadı. ABD vergi makamlarıysa daha şimdiden bankalar için açacakları davaları hazırlamakla meşguller. Dava açılacaklar arasında ilk sırada Credit Suisse bulunmakta. Bu bankanın ödeyeceği muhtemel ceza miktarının 1.1 Milyar dolar civarında olması bekleniyor. Yapılan açıklamalara göre yirmiye yakın banka hakkında dava açılması gündemde. Daha önce Bank Wagelin hakkında açılan dava sonucu bu bankanın iflas ettiği düşünülürse, bankaların büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğu rahatça anlaşılabilir. Banka iflasları sonucunda İsviçre ekonomisinin ne hale düşeceğini kimse tahmin bile etmek istemiyor. [AKM / AID-3504]

Credit Suisse banka bilgilerini aktarmayı kabul etti

işkolunda ise ücret eşitsizliği 613 Frank. Sendikalar tarafından yapılan araştırmada dikkat çeken başka bir konu ise kadın çalışanların düşük ücretlerin yaygın olduğu işkollarında çalışması. En düşük ücretlerin olduğu işkollarında kadınların % 15.8'i çalışırken bu işkolarında erkeklerin % 6.1'i çalışmakta.

Bu verilerden yola çıkarak sendikalar, asgari ücretlerin yasalarla zorunlu hale gelmesinin, ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için önemli bir adım olduğu görüşündeler. Ancak bunun yeterli olmayacağı, işyerlerinde zorunlu ve sistemli bir ücret kontrol sisteminin de kurulması gerektiğini talep etmekte[AKM / AID-3493] ler.

Riedstrasse 8, 8953 Dietikon

ine Waschmasch

İsviçre’nin Üzerinden Kara Para Laneti Kalkmıyor

043 500 00 55

ner Wäschetrock

2'609.-

CHF

Artikel -ID 2284, Garantie 24 Monate CHF 99.- G Kaufsignal-Garantie, Hersteller: Siemens, Statt 2'8 , Inkl. vR . MwSt. 8% ink Model: WM16Y890 i-Dos + WT48Y780 Gratis Lieferung. (inkl. Verbindungssatz für Turm)

10% RABATT

COUPON Gültig bis 31. August 2013

Credit Suisse bankası, şüpheli Amerikan müşterilerinin banka bilgilerini aktarmayı kabul etti. Credit Suisse menajeri Dougan’ın yaptığı açıklamaya göre İsviçre Federal Konseyi‘nin aldığı son kararla birlikte Amerikan vatandaşlarının hesap bilgilerinin önümüzdeki günlerde Amerika’ya aktarılmaya başlanacağı belirtildi. Fakat Amerikan vergi makamı IRS, şüpheli müşteri isimlerini henüz Credit Suisse’e iletmedi. Dougan, Credit Suisse’in Amerika’ya karşı konu hakkındaki sorumluluklarını sorunsuz bir şekilde yerine getireceğini söyledi. İlerleyen zamandaki gelişmeler merakla bekleniyor.

Steuerstreit Schweiz-USA Seit 2008 nimmt die US-Steuerbehörde IRS den Schweizer Finanzplatz ins Visier. Er geriet unter Verdacht, Beihilfe zur Steuerhinterziehung in grossem Stil zu leisten, geschützt durch das Bankgeheimnis. Der Bundesrat wollte das Gesetz zur Beilegung des Steuerstreits mit den USA dringlich verabschieden lassen, weil sonst eine Eskalation drohe. Diese jedoch gescheitert.


9

GÜNDEM

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Yurtdışındaki Türklerin Sorunları Ankara'da Konuşuldu Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu ilk toplantısı, 17-18 Haziran tarihinde Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıda yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı yakından ilgilendiren sorunlar ele alındı. Dövizle askerlik konusunda makûl bir ücretin belirlenmesi başta olmak üzere, Türkçe ve anadil konularında çalışmalar yapılması gerekliliği de gündeme geldi. Türk gençlerinin gerekli eğitimleri almasını sağlayacak Türk okullarının açılması, eğitim müşaviri olmayan ülkelere hızlı bir şekilde müşavir atanması gibi özel konular konuşululan başlıklar arasındaydı. Yurtdışında bulunan ve sayıları 5.5 milyonu aşan vatandaşlarımızın, yaşadıkları ülkelerde ekonomi, bilim, sanat, spor ve siyaset gibi farklı alanlarda giderek daha etkin ve başarılı olmaları amacıyla kurulan, Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulunun ilk toplantısına siyasilerden de büyük destek geldi. Başba-

kan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Kamu Kurumları temsilcileri ve Danışma Kurulu Üyelerinin katılımlarıyla gerçekleştirilen ilk toplantıya ilgi oldukça yoğundu. Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu üyeleri toplantının ikinci günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından da kabul edildiler. 17 Haziran günü gerçekleştirilen toplantı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Avrupa Birliği Bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı

Kemal Yurtnaç ve Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu Üyeleri adına bölgelerden birer temsilcinin açılış konuşmalarıyla start aldı. Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının ardından, YVDK üyelerinden yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yararlanacağı 'Dövizle Askerlik' hizmet bedelinde, vatandaşlarımızın istedikleri miktarlar konusunda görüşleri alındı. Görüşlerini belirten üyeler genel olarak eski bedele geri dönülmesini talep ettiler. Toplantının 1. oturumunda YVDK üyelerine Başkanlık tarafından hazırlanan komitelerle ilgili bilgiler verilip, onların komitelerle ilgili düşünceleri alındı. Daha sonra, YVDK üyeleri, çalış-

mak istedikleri alanları komiteyi belirterek, üyelik işlemlerini yaptılar. Ayrıca toplantı kapsamında, YVDK'nın çalışma usul ve esasları hakkında üyeler tarafından iletilen sorular Başkan Kemal Yurtnaç tarafından cevaplandırıldı. Başkanlık tarafından hazırlanan komiteler şu şekildedir; 1- Ekonomi, İstihdam ve Ticaret Komitesi 2- Hukuk ve İnsan Hakları Komitesi 3- İletişim, Eşit Katılım ve Örgütlenme Komitesi 4- Kadın, Aile ve Gençlik Komitesi 5- Eğitim ve Kültürel Değerler Komitesi 6- Türkiye ile İlişkiler Komitesi 7- Bilim ve Sanat Komitesi 8- Sağlık ve Sosyal Güvenlik Komitesi Toplantının 2. oturumuna ise Başbakan Yardımcısı Bekir BOZDAĞ baş-

kanlık etti. Kendisinin açılış konuşmasının ardından, toplantıya katılan Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu üyeleri tarafından, temsil ettikleri ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın durumları ve sorunları ile ilgili bilgiler verildi. Ayrıca, kurum ve kuruluşların, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik çalışmalarına ilişkin görüş ve önerileri gündeme taşındı. Katılımcılar oturumun ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Çankaya Köşkü'nde kabul edildiler. Bu ziyaretin ardından 2 gün süren YVDK toplantısı sona erdi. Oturumlarda YVDK üyeleri tarafından öne çıkarılan başlıca konular şöyledir; 1. Dövizle askerlik konusunda makul bir ücretin belirlenmesi 2. Türkçe ve anadil konuların da yeni çalışmalar yapılması 3. Eğitim Müşaviri eksikliklerinin hızla kapatılması 4. Gençlerin Türkiye'yi tanımalarına yönelik Türkiye gezilerinin tertiplenmesi 5. İslamafobi ve yabancı düşmanlığı ile mücadele stratejilerinin geliştirilmesi 6. Yunus Emre Enstitülerinin sayısının artırılması 7. Yeni Türk okullarının açılması 8. Türkoloji Enstitülerinin kurulması 9. Türk bakıcı aile sayısının artırılması gerekliliği [BAM / AID-3514]

Yurt dışını bedava arayın!

*

Yıl sonuna kadar! 3 1 0 2 . 7 . 0 2

’E

RR! DMA KZA ATIL IŞTI U

Şimdi yallo zamanı!

www.yallo.ch SIM kart ve cep telefonu satın almak için:

* 2013 sonuna kadar belirtilen ülkelerin sabit hatlarını günde 3 dakika ücretsiz arayabilirsiniz. Kampanya 20.07.2013 tarihine kadar yeni katılan müşteriler içindir ve ilk kontör yükleme sonrasında kullanıma hazırdır. Mevcut müşterilerimiz, «YALLO13» yazıp 5511'e SMS'le göndererek, CHF 9.– karşılığında bu hizmetten faydalanabilirler. Daha fazla bilgi www.yallo.ch adresinde.


10

GÜNDEM

Her Dernek Bu İmkandan Yararlanma Şansına Sahip Derneklerin en büyük problemlerinin başında maddiyat olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Birçoğu üyelerinin desteği ile ayakta kalmayı başarırken, bazıları bir süre sonra maddi yetersizlik nedeniyle çalışmalarına devam edemiyor. Gerek yurtdışında gerekse İsviçre’de sayısı her geçen gün artan dernekler, hedeflerini gerçekleştirme fırsatı bulmak için canla başla çalışıyor. Derneklerin maddi sorununa çözüm sunacak bir proje ise “Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı” tarafından destekleniyor. leştirilen projelerde teknik personelin özgeçmişine yer verilmesi gerekiyor. Başvuru rehberi ve diğer belgelerini başkanlığa ait www. ytb.gov.tr internet sitesinden temin edilmesi mümkün. Başvuru tarihi için son gün 01.11.2013 saat 18:00 olarak belirlendi.

Son sayımızda gazetemizin genel yayın yönetmeninin kendi köşesinde de bahsetmiş olduğu gibi, «Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı» projelerini gerçekleştirmek isteyen dernekler için büyük bir fırsat sunuyor. Başkanlık, «Doğrudan proje desteği 2013 mali destek programı» ile derneklerden gelecek projelere maddi destek sağlayacağını bildirdi. Proje için ayrılan bütçe oldukça geniş. Destek programı için tahsis edilen toplam kaynak tutarı 9.000.000 TL olarak açıklandı. Başvuru sahibinin sağlaması gereken maddi katkı ise, toplam proje bütçesinin en az %25' i ve projenin azami süresi 12 ay olarak belirlendi. Projenizin başvurusunda, başvuru dilekçesi, başvuru formu, ortaklık mevcut ise ortaklık beyannamesi ve hizmet alımı gerçek-

Katılım için neler gerekiyor? Kâr amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlar uygun başvuru sahibi olarak kabul ediliyor. Proje uygulama yeri, hedef kitlenin bulunduğu ülke olmak zorunda. Fakat gerekli eğitim, konferans ve benzeri etkinliklerin farklı ülkelerde gerçekleştirilmesi adına bir kısıtlama söz konusu değil. Proje başvurularının, uygulamaya geçirileceği döneminden en az 2 ay önceden yapılması tavsiye ediliyor. Örneğin projenizi 1 Aralık'ta başlatmak istiyorsanız, başvurunuzu 1 Ekim'de ulaştırmış olmanız gerekiyor. Doğrudan Proje Desteği 2013 Yılı Mali Destek Programı bazı konularla ilgili projelere öncelik sunsa da, toplumumuzu geliştirecek farklı projelere de açık olunduğu belirtiliyor. Öncelik verilen konulardan birkaçıysa, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın hayat standardlarının iyileştirilmesi, hedef gruplarda Türkçenin ve anadilin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması. Proje konularıyla ilgili ayrıntılı bilgilere internet sitesinden ulaşmanız mümkün. [BAM / AID-3461]

Bir Başörtüsü Yasağı Daha St. Gallen Kanton'u Heerbrugg kasabasında okula başörtüsü ile giden iki kız çocuğu, öğretmenleri tarafından sınıftan çıkarıldı ve başörtüsüyle sınıfa girme yasağı konuldu. Okul tarafından yapılan açıklamada ise bunun okul yönetmenliğinde yer alan bir maddeye dayanılarak yapıldığı belirtildi. Somalili bir ailenin iki kız çocuğu ilkokula sürekli olarak başörtülü olarak gittikleri için önce okul yönetimi tarafından uyarıldı. Ancak çocukların ebeveynleri, çocuklarının başörtüsü ile derse girmeleri konusunda geri adım atmayınca, çocuklar derslerden çıkarıldılar ve başörtülü olarak derse girmeleri yasaklandı. Okul yöneticileri; kanton yönetiminin derse giren çocukların başörtülerini çıkarmaları tavsiyesinde bulunulduğunu hatırlattı. Kendilerinin de bu tavsiyeye uyarak, okul yönetmenliğinde yaptıkları bir değişiklikle, başörtülü olarak derse girmeyi yasakladıklarını söylemekle yetindiler. Okul yönetim başkanı konuyla ilgili yaptığı açıklamada, söz konusu yasağı kaldırmayı düşünmediklerini belirtti. Yasak, kamuoyunda geniş tepkilere neden oldu. Temel eğitim hakkının ayaklar altına alındığına değinen öğretmen kurumları, okul yönetiminden bu yasağın kaldırılmasını talep etti. Ancak okul yönetimi bu yasağın uzun bir süredir geçerli olduğunu ve bu konuda bir sorun yaşamadıklarını belirtti.

Daha önce Kanton Thurgau’da benzer bir durum yaşanmıştı. Arnavut bir ailenin çocuklarının, başörtülü olarak derse girmeleri yasaklanmıştı. Bu karara itiraz eden aile, konuyu Anayasa Mahkemesine götürmüş, ancak bugüne kadar mahkeme bir karar alamamıştı. İsviçre'de başörtüsü konusunda genel olarak okullarda bir standart bulunmuyor. Bazı kantonlardaki okullarda, doğrudan veya dolaylı olarak başörtüsü yasağı bulunurken, diğer okullarda bu duruma bir müdahala yapılmıyor. Uzmanlar konuyla ilgili değişik görüşler öne sürerken eğitimciler, 'temel eğitimin bir insan hakkı olduğu, bunun herhangi bir nedenle kısıtlanmasının yanlış olduğunu,' belirtiyorlar. [AKM / AID-3483]

Kopftuchverbot in Heerbrugg SG Im St. Gallischen Heerbrugg wurden zwei aus Somalia stammende Mädchen vom Unterricht ausgeschlossen, weil sie ein Kopftuch tragen – und an der Schule ein entsprechendes Verbot gilt.

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Dövizle Askerlik Hizmetinde 38 Yaş Sınırının Bir Önemi Kalmadı mı? 15 Aralık 2011’de değiştirilen Dövizle Askerlik yasası yurtdışında yaşayan birçok vatandaşımızı yakından ilgilendiriyor. Vatandaşlarımız aklında kabul edilen yasayla ilgili olarak, başvuru şartları, yararlanabilecek kişiler derken birçok soru işareti oluşuyor. Karşılaşılan belli başlı problemleri ve bu konularda izlenmesi gereken yolları, Zürih Başkonsolosluğu‘ndan aldığımız bilgiler doğrultusunda okurlarımızla paylaşıyoruz. 15 Aralık 2011'de kabul edilen dövizle askerlik yasa tasarısı ile nasıl bir kanun değişikliğine gidildi? Eski yasaya göre, 5.112 Euro karşılığı İsviçre Frangı yatırılarak 3 hafta askere gidiliyordu. Yeni yasa gereği ise 10.000 Euro karşılığı İsviçre Frangı ödendikten sonra askere gidilmiyor. Bu yasadan yararlanabilmek için ise belli şartlar söz konusu. Yurtdışında geçerli ikamet ve çalışma izninin bulunması ve en az 3 sene (1095 gün) yurtdışında çalışılmış olması gerekiyor. Bu şartlar yerine getirildiği takdirde dövizle askerlik yasasından yararlanmak mümkün. Yararlanmak isteyen vatandaşlarımız başvurularını nasıl yapabilirler? İnternet sitesinde, temin edilmesi gereken belgeler ve detaylı bilgiler mevcut. (http://zurich.cg.mfa.gov.tr) İşlemler Zürih, Cenevre ve Bern'de bulunan Türk konsoloslukları üzerinden yapılıyor. Toplam ücret 10.000 Euro'nun tamamı bir kerede mi ödeniyor yoksa taksitlendirmek mümkün mü? Bu ücret isteğe göre taksitlendirilip, 4 eşit taksite bölünebiliyor. Müracaat esnasında en az ilk taksit yatırılıyor. Diğer kalan 3 taksitin 38 yaşının sonuna kadar yatırılması gerekiyor. 38 yaşında başvuranlarsa 10.000 Euro'yu peşin yatırmak zorundalar. Taksitlerin aralığı hakkında belirlenmiş bir süre yok. Önemli olan 38 yaşını doldurana kadar yatırılmış olması. İsviçre'de sağlık sorunları nedeniyle askerlikten muaf tutulmuş vatandaşlarımızın izlemesi gereken yol nedir? Malulen emekli ve İsviçre'de askerlik yapabilecek durumda olmayan vatandaşlarımız için Türkiye'de izlenmesi gereken yolla ilgili bilgiler şu şekildedir: İzlenebilecek en sağlıklı ve hızlı yol, İsviçre'de askerliğe elverişli olunmadığı takdir-

de, Türkiye'de de bunun kanıtlamasıdır. Türkiye'ye gidip askeri hastanede muayene olunmalıdır. İkinci yol ise, belgeler ile konsolosluğa başvurmaktır. Sağlık raporları Konsolosluğa bağlı yeminli tercümanlarda tercüme ettirilerek Türk konsolosluğuna ulaştırılır. Belgeler kontrol edildikten sonra Savunma Bakanlığı Sağlık Daire Başkanlığı'na gönderilir. Kişinin askerliğe elverişli olup olmadığına, Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Dairesi Başkanlığı karar verir. Eğer Türkiye'de, askerliğe elverişli değildir kararı çıkarsa, para ödenmesi ve askere gidilmesi gerekmez. Çifte vatandaşlar için özel durumlar var mı? Çifte Vatandaşlık Sahiplerinin Askerlik Muafiyet İşlemleri: Çifte vatandaşlarımızdan, İsviçre'de doğmuş veya 18 yaşından önce İsviçre'ye gelmiş ve halen İsviçre'de ikamet etmekte olanlar askerlik yapmakla yükümlüdür. Çifte vatandaşlık yasasından istifade ederek, fiili askerlik hizmetini veya sivil savunma hizmetini İsviçre'de yapanların, İsviçre'de askerlikten terhis olmaları koşuluyla, gerekli belgeler hazırlanarak askerlik şubesine gönderilerek Türkiye'deki askerlik hizmetinden muaf olabilmeleri mümkündür. Bu işlemden önce İsviçre vatandaşlığının da Türkiye'de nüfusa kayıt edil-

miş olması gerekmektedir. Çifte Vatandaşlık Sahiplerinin Askerlik Ertelemesi: Çifte vatandaşlık yasasından istifade ederek fiili askerlik hizmetini veya sivil savunma hizmetini İsviçre'de yapanların, Türkiye'deki askerlik işlemlerini 42 yaşın sonuna kadar ertelemesi mümkündür. Eğer İsviçre'de henüz askerliğe veya sivil hizmete başlanmamışsa erteleme 40 yaşına kadar yapılır. Başvuru süresini geçiren kişiler hakkında ne gibi işlemler yapılır? Türkiye'ye gidiş dönüşlerde sorun yaşanır mı? Türkiye'de zorunlu askerliğe tabii tutulabilirler mi? 38 yaşına kadar dövizle askerlik müracaatı yapılmalıdır. Yeni kanunla birlikte 38 yaşından sonra yine müracaat etmek mümkündür. Yani yeni kanuna göre zaman ve yaş problemi ortadan kalkmıştır. Fakat 38 yaşını geçmiş ve bu müracaatı yapmamış kişiler Türkiye'de bağlı bulundukları askerlik hizmetine tabii tutulabilirler. Dövizle askerlik ücretinin indirilmesi konusunda ne gibi gelişmeler var? Dövizle askerlik ücretinin indirilmesi konusunda ise, konsolosluk tarafından, ellerine geçen herhangi bir bilginin olmadığını belirtildi. Böyle bir gelişme olması durumundaysa konsolosluk web sayfasından duyuru yapılacağı söylendi. [BAM / AID-3470]

Dövizle askerlik 6 bin euroya mı düşüyor? Hükümet, yurtdışında yaşayan vatandaşların yararlanabildiği dövizle askerlik bedelinde indirime gidilmesi için çalışmalara devam ediyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı Yurtdışı Türkler Dayanışma Kurulu toplantısında tartışılan dövizle askerlik hizmeti için ödenmesi gereken bedelin indirilmesine ilişkin çalışmalar sürerken, Başbakan Yar-

dımcısı Bozdağ, Milli Savunma Bakanlığı'nın da görüşünü alarak bir öneri hazırlayarak Başbakanlığa sundu. Bozdağ'ın dövizle askerlik için ödenecek paraya 6 bin euro olarak önerdiği bildirildi. Alınan indirim kararının ilk bakanlar kurulu toplantısında yürürlüğe girmesi bekleniyor. [BAM / AID-3516]


Victorinox 125. Yaşını Kutluyor

Her Yedi Çalışandan Biri Depresyonda

Ünlü Victorinox İsviçre Çakısı | Fotoğraf: www.myswitzerland.com

NASA astronotlarının beraberinde uzaya giden, hatta New York’taki bir sanat müzesinde sergilenmeye layık görülen ünlü İsviçre çakısı 125 yaşını kutluyor. 900 işçinin çalıştığı Victorinox fabrikası sadece bulunduğu Ibach kasabasında değil aynı zamanda İsviçre'de önemli bir yere sahip. Kurulduğu günden bu yana aynı aile tarafından yönetilen bu fabrika, Kanton Schwyz’in en büyük işyeri olma özelliğine de sahip.

Victorinox Victorinox, merkezi Schwyz İsviçre'de bulunan bir bıçak üreticisidir. Rakip firma Wenger'ın 2005 yılında piyasadan çekilmesinden sonra İsviçre Ordu Çakıları'nın tek üreticisi durumuna geldi. Şirket 1884 yılında kurulduktan sonra, 1891 yılına kadar İsviçre Ordusu için çakı üretti. Ünlü simgeleri — haç ve kalkan — Victorinox tarafından 1909'dan beri kullanılmakta. O yıl, şirketin kurucusu olan Karl Elsener'ın annesi vefat etmiştir ve onun onuruna şirket adı "Victoria" olarak değiştirilmiştir. 1921'de, "inox" ekinin ürünlerine eklenmesi ile (stainless steel, paslanmaz çelik, Fransızca karşılığı acier inoxydable), şuanki şirket markası ve adı olan "Victorinox" ("Victoria"+"Inox") meydana gelmiştir. 26 Nisan 2005'de Victorinox, diğer resmi İsviçre Ordu Çakısı Wenger'ı satın aldı. Victorinox, şimdilik her iki markayı da muhafaza edeceğini duyurdu. İsviçre Ordu Çakıları İsviçre Ordu Çakısı, Victorinox'un kalbi olan üründür. 1908'de Wenger ile kontrat yapılmasından beri tek üreticidir. Her iki firma arasındaki bir uzlaşma Victorinox'a, Orijinal İsviçre Ordu Çakısı isim hakkını verirken, Wenger Gerçek İsviçre Ordu Çakısı ünvanında hak iddia eder. Victorinox'un Wenger'ı satın almasından beri her iki marka da bozulmamış olarak kaldı. İsviçre Ordu Çakıları ordu dışında da birçok alanda kullanılır. Yararlı çok fonksiyonlu aletler olarak günlük hayatın vazgeçilmezlerinden olup geniş bo-

yut ve fonksiyon kombinasyonlarına sahiptirler. NASA astronotları standart ekipman olarak Victorinox çakılarından bulundururlar. Victorinox çakıları Everest Dağına ve Kuzey Kutbu da götürülmüştür. SwissChamp, Victorinox'un amiral gemisi, New York'da Museum of Modern Art'da Permanent Design Collection'da yer alıyor.

Depresyonun kadın ve erkek çalışanlar arasındaki yaygınlığında önemli bir fark bulunuyor. Her altı çalışan kadından biri depresyona girerken, her on erkekten biri hastalığa yakalanıyor. Bir sağlık kurumunun Avrupa'da başka ülkelerdeki kuruluşlarla paralel olarak yürüttüğü araştırma, depresyonun diğer ülkelerde de yaygın olduğunu gösteriyor. Özellikle çalışan çocuk sahibi kadınlar arasında depresyonun daha yaygın olması, şaşırtıcı bir sonuç olarak görülmüyor. Ancak bu denli yaygın olması, pek çok sağlık uzmanı için beklenmeyen bir gelişme. Buna ek olarak gelir düzeyi düşük olan her üç kadından birinin depresyon yaşamış olması, ilginç bir saptama. Daha önce yapılan araştırmalar ise depresyonun ekono-

miye oldukça büyük bir yük getirdiğini göstermişti. Son on yıl içinde çalışma hayatında giderek artan temponun, çalışanlar üzerinde bu tür etkilere sebep olduğu yapılan araştırma ile bir kez daha doğrulanmış oldu. Buna rağmen gerek İsviçre'de gerekse diğer Avrupa ülkelerinde depresyonun bu kadar yaygın olduğu daha önceden de tahmin edilmiyordu. Depresyona girenlerin yaklaşık üçte birinin, bunun çalışma koşullarından ortaya çıktığın söylemesi şaşırtıcı değil. Ancak hastalık sırasında tedavi yerine çalışmaya devam edenlerin oranının %47 olması, hastalığın başka bir boyutunu gözler önüne seriyor. Özellikle kadın çalışanların %55'nin depresyon yaşadıkları süre içinde çalışmaya devam ettikleri belirtiliyor. [AKM / AID-3485]

Jede siebte arbeitstätige Person erkrankt an einer Depression In der Schweiz sind Depressionen unter Arbeitstätigen weit verbreitet. Eine Studie liefert Zahlen und zeigt, wer am meisten davon betroffen ist. Jede siebte arbeitstätige Person in der Schweiz ist bereits einmal an einer Depression erkrankt.

SwissCard Cep çakılarının son yıllarda kullanımındaki düşüşe uyum sağlamak için Victorinox SwissCard gibi, bir kredi kartının yerini almak için dizayn edilen çok fonksiyonlu aletlerin farklı formlarına uyum sağlamaya çalışmıştır. SwissTool SwissTool Victorinox'un Leatherman stili çoklu aletleri versiyonundadır. Saatler İsviçre Ordu markası bir grup cep ve kol saatleri de üretmekte. Kapaklı saatlerden, klasik sade saatlere kadar farklı ürün içeriğine sahiptir. Mutfak Bıçakları Farklı çeşitlerde fonksiyonel sofra ve mutfak bıçakları Victorinox tarafından üzerlerinde diğer ürünlerde bulunan İsviçre Ordusu logosu olmadan satılmıştır. Buna ek olarak, Victorinox Forschner markası ile mutfak bıçakları da piyasaya sürmüştür. Marka Açılımları Bugünlerde, Victorinox markası bıçaklardan daha öteye, saatlere, yazı gereçlerine, valizlere ve hatta süs eşyalarına kadar yayılmıştır. Bu ürünler, firma tarafından üretilmekten ziyade, İsviçre Ordu Kalkanı logosunun lisansının kullanımını kapsamaktadır.

[AKM / AID-3477]

125 Jahre Viktorinox Eine Fabrik, die seit über 125 Jahren nicht nur für Ibach selbst, sondern für die ganze Schweiz von grosser Bedeutung ist: die Victorinox – seit ihrer Gründung in Familienhand und heute mit 900 Angestellten die grösste industrielle Arbeitgeberin im Kanton Schwyz.

İşverenim, referans isteğimi geri çevirebilir mi? Şefim temmuz ayında emekli olacak. Emekli olmadan önce bana referans yazmasını istedim. Kendisi beni görüşmeye çağırdı ve benden neden referans istediğimi öğrenmek istedi. Şefiminin bana böyle davranmaya hakkı var mı?

SORU

larca kişi için vazgeçilmez bir kurtarıcı. Öyle ki, Everest dağına tırmanan dağcılar da, uzay yolculuğuna çıkan astronotlar da yanlarınca İsviçre ordu çakısı taşıyor.

Bir araştırma kurumu tarafından açıklanan sağlık raporu, İsviçre’de çalışanların depresyon sorununu gözler önüne serdi. Araştırmaya göre depresyon, çalışanların en çok yakalandıkları hastalıklardan biri. Her yedi çalışandan biri, çalıştığı süre içinde en az bir kez depresyona girmiş.

CEVAP

İlk kez 1884 yılında, Ibach adlı İsviçre köyünde üretilen çakının oldukça ilginç bir öyküsü var. Bugün Victorinox şirketinin başındaki isim Carl Elsener, büyük dedesi Karl Elsener'in dâhiyane fikri nasıl geliştirdiğini şöyle anlatıyor: «Büyükdedem köylüler için mutfak bıçakları, çocuklar için çakılar üretirmiş. Bir gün İsviçre ordusunun askerler için çakı almayı kararlaştırdığını öğrenmiş ve ilk tasarımı böyle yapmış.» Elsener'in İsviçre ordusu için tasarladığı ilk çakının dışı siyah ahşaptandı. Keskin bir bıçak, silah temizliğinde kullanmak için küçük bir tornavida ucu ve konserve açacağından oluşuyordu. Cepte taşınması çok kolay olmayan bu bıçağın kaba ve ağır olması Elsener'i daha hafif ve şık bir model tasarlamaya itti. Bu yeni modelde tirbuşona da yer verdi. Çakıya, İsviçre Askeri Çakısı anlamına gelen 'Schweizer Offizier Messer' adı verildi. 1891 yılında İsviçre ordusunun resmi bıçağı olarak kabul edildi. Sürekli bir ordusu bulunmayan, ama acil durumlarda eğitimli sivil halkın toplanması ile meydana gelen İsviçre ordusu için bu 'silah' oldukça önemliydi. Çünkü arazi yapısının dağlık olması, göl, kar ve ormanların yapısı, lojistik olarak çok malzeme taşınmasına uygun değildi. Bu yüzden çok işlevli malzemeler ile az yer kaplayıp, çok iş yapma amacı taşınıyordu. Taşınan bu bıçağın aynı zamanda kaşık, çatal, testere, mercek, makas gibi işlevlere sahip olması 'çok iş az ağırlık' sistemi ile oluyordu. Karl Elsener'in torunu, çakının dünya çapında ün kazanmasını ise şöyle anlatıyor: «İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında Avrupa'daki Amerikan askerleri, ülkelerine dönerken hediye olarak bu çakılardan başladı. Orijinal ismini söylemekte zorlandıkları için de buna İsviçre ordu çakısı adı verdiler. Böylece tüm dünyada bu isimle tanındı.» İsviçre ordu çakısı zaman içinde birçok şık ve kullanışlı model ile erkekler için değerli bir aksesuar haline geldi. Teknolojik gelişmelere de ayak uyduran çakının son modellerinde bıçak, kalem, makas, tırnak törpüsü ve tornavidanın yanı sıra, 8 GB flash bellek de bulunuyor. İsviçre çakısı bugün milyon-

11

İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Hayır. Hem çalışırken hem de işten çıkarken şefinizden referans talep edebilirsiniz. Şefinize bunun nedenini açıklamak zorunda değilsiniz. Ayrıca şefinizin değiştiği durumlarda referans istemenizi size özellikle öneriyoruz. Çünkü hangi işi yaptığınızı en iyi şefiniz bilir ve sahip olduğunuz yetenekleri değerlendirebilir. Eğer şefiniz işten ayrıldıktan sonra size çıkış verilirse ya da siz kendiniz çıkmak isterseniz, yeni şefinizin yazdığı referans fazla inandırıcı olmaz. Çünkü kendisi birlikte çalıştığınız kısa içinde sizin yaptığınız iş hakkında bilgiye sahip olamayacaktır. Çalışırken ve işten çıkarken aldığınız referansın içeriği ve biçimi aynıdır. [AKM / AID-3496]


12

İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Bu Sefer de Patates Kıtlığı Başlayacak! İlkbaharda sıcaklığın geç yükselmesi, bazı sebzelerin üretimininde gecikmelere neden oldu. Ekimine normal zamanından haftalar sonra başlanabilen patates, bundan en fazla etkilenen sebze. Patates Üreticileri Birliği tarafından yapılan açıklamaya göre, durum oldukça ciddi boyutlarda. Günlük gıda tüketiminde ilk sıralarda yer alan cips ve patates kızartması ihtiyacını karşılamak için bu yıl ilk defa patates ithalinin gündeme geleceğine dikkat çekildi. Birlik, iyi bir sonbahar havasının durumu biraz da olsa düzelteceği umudunda olduklarını belirtti. Yıllık 150.000 ton civarında olan patates tüketimini karşılamak için hükümet daha şimdiden 12.500 ton patates ithali izni çıkardı. Hollanda, Fransa ve İsrail'den ithal edilmesi öngörülen patateslerin fiyatları ise yerli patateslerden daha fazla. İsviç-

re gibi diğer ülkelerde de mevsim normallerinin dışında seyreden hava koşulları düşünüldüğünde, patates fiyatlarında önemli bir artış bekleniyor. Patates satışları içinde önemli paya sahip olan Migros ve Coop ise fiyatlar konusunda gazetecilerin sorularını cevaplamaktan kaçındılar. Cips üretiminde tekel durumunda olan Zweifel firması ise konu hakkında

gerekli takipleri sürdürdüğünü bildirdi. Patates kıtlığının mevcut stoklar nedeniyle sonbahar aylarında ortaya çıkacağını belirten firma yetkililerine göre, şimdilik cips fiyatlarında herhangi bir artış olması söz konusu değil. Ancak yaz aylarının az yağışlı geçme ihtimali, bu durumu daha da ciddileştirecek ve İsviçre'yi daha fazla patates ithal etmek zorunda bırakacak. [AKM / AID-3489]

Schweizer Kartoffeln werden knapp Der miese Frühling hat den Kartoffel-Anbau um Wochen verzögert. Schon jetzt sprechen Produzenten von einer kritischen Lage. Im Herbst droht ein Kartoffel-Engpass. Gemäss Vereinigung der Schweizer Kartoffelproduzenten (VSKP), ist die Lage in der Schweiz kritisch.

Ev İşçilerine Daha Fazla Hak! Ev işçileri, evde hizmet vererek insanların yaşam kalitesinin ve refahının artmasına katkıda bulunuyor. Bu sektörde çalışanların çoğunluğunu göçmenler ve kağıtsızlar yani çalışma izni olmayanlar oluşturuyor. Onlar sayesinde insanlar, çalışmayı, mesleklerine devam etmeyi ve çocuk bakımını bir arada yürüterek kendilerine zaman ayırabiliyor. Böylesine önemli bir görevi üstlenen ev işçilerinin hakları çok kısıtlı ve bir çok alanda haksızlığa uğruyorlar. Bu durumu değiştirmek, ev işçilerinin sorunlarını çözmek ve onlara oturma izni verilmesini sağlamak amacıyla Unia’nın da içinde yer aldığı bir ittifak oluşturuldu. Çalışan kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Ev işlerinin aile içinde eşit paylaşılmaması, kadınların çocuk bakımını ev işlerini üstlemek zorunda kalması ve çocuk bakım yerlerinin yetersiz olması kadınların çalışmasını engelliyor. Temizlik, çocuk bakımı yada yaşlı kişilerin bakımı gibi her türlü işi üstlenen ev işçilerine duyulan ihtiyaç, gün geçtikçe artıyor. Bir çok kadın ancak ev işçileri sayesinde çalışabilme imkanına sahip olabiliyor. Hizmet sektöründe büyük bir artış yaşanırken, bu sektörde çalışanların durumu da her geçen gün kötüleşiyor. Polonyalı bir işçi Tesin'de oldukça zor koşullarda çalışmak zorunda kalıyor. Üçüncü dünya ülkeleri diye adlandırılan ülkelerden gelen göçmenler, sigortasız çalıştırılıyor ve her gün ülkelerine geri

gönderilme korkusuyla yaşıyorlar. Bu gerçekler, 'İsviçre ekonomisinin sadece Avrupa Birliğinden gelen nitelikli işçilere ihtiyacı var' sözünün doğru olmadığını bir kez daha ortaya koyuyor. Ev işlerinde çalışanların çoğunluğunu çalışma izni olmayan kadınlar oluşturuyor. Tahminlere göre, 40.000 ev işçisi kağıtsız ve bunların %90'ı kadın işçi. Ev işçileri genellikle bir kaç işverenle çalışıyor. Buna rağmen aldıkları ücret, geçimlerini sağlamak için yeterli olmuyor. Eğer bir ev işçisi sadece bir aile için çalışıyorsa, çalıstığı ailenin evinde oturuyor. Böyle bir durumda tamamen işverenine bağımlı hale geliyor. Ev işçilerinin çoğu sosyal sigortada kayıtlı olmadığı için, hastalık, kaza vb. durumda masraflarını kendileri üstelenmek zorunda kalıyor ve hakkını arayamıyor. Unia'nın da içinde yer aldığı geniş ittifak, bir kampanya başlattı. Bu Kampanya çerçevesinde imza toplanarak, yasal oturma müsadesi olmayan ev işçilerine daha fazla hak verilmesi talep ediliyor. Diğer talepler: Oturma izni olmayan ev işçilerinin yasal statülerinin düzenlenmesi, yurtdışına gönderilme tehlikesi olmadan, ev işçilerinin sosyal koruma ve iş mahkemesine başvuru hakkına sahip olması.

Kampanya hakkında geniş bilgiye internet sayfasından ulaşmak mümkün. Ayrıca internet üzerinden imza kampanyasına da destek verebilirsiniz. www.khii.ch (almanca), www.aemni.ch (fransızca) ve www.ncdei.ch (italyanca). Aurora Garcia Ev işlerinde çalışanlar sözleşmesi 2011 yılında hükümet, işverenler ve sendikaların katıldığı yıllık Uluslararası Çalışma Konferansı'nda (ILO) yapılan oylamada, ev işlerinde çalışanlar sözleşmesi 16'ya karşı, 396 oyla kabul edildi. 63 üye ise çekimser kaldı. Sözleşmeyle dünyada sayılarının on milyonu bulduğu bildirilen hizmetçi, dadı ve aşçı gibi işçilerin çalışma hakları korunacak. Sözleşmenin kabul edilmesi için çaba gösteren gruplar, dünya genelinde yaklaşık 100 milyon kişi olduğu tahmin edilen ev çalışanlarının aşı olma, doğum izni kullanma, sağlık sigortası gibi birçok işçi hakkını ilk kez elde edeceklerini belirtiyor. Sözleşmenin yürürlüğe girmesi için hükümetlerin onayından geçmesi gerekiyor. [AKM / AID-3497]


İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Geçici İşlerde Çalışanlar Rekor Düzeyde

Özlem Kalaça Yurdakul İnsan Kaynakları Eğitim ve Gelişim Danışmanı / Sosyolog ozlem.kalacayurdakul@gmail.com

Geçici işlerde çalışanların sayısı geçtiğimiz yıl da artış göstererek 300.000'e dayandı. 2003 yılından bu yana yılda %8.7 oranında artan işçi sayısının daha da artması bekleniyor. Aynı süre içinde yıllık büyüme hızı ise ortalama %2.9 oranında gerçekleşti.

2012 yılında toplam 142 milyon saat çalışan geçici işçilerin aldıkları toplam ücret, 4.4 Milyar Frank civarında. Geçici işlerde çalışanların % 74'ü erkek, % 26'sı ise kadın. Geçici işler, göçmenler arasında oldukça yaygın. Her üç geçici işçiden ikisinin göçmen olması dikkat çekiyor. Geçen yıl bu oran daha da artış göstererek % 62'ye ulaştı.

Geçici işçiler arasında, uzman işçi sayısındaki artışsa İsviçre için yeni bir gelişme. Ekonominin uzman işçi-

lere duyduğu ihtiyacın artması, bu gelişmenin nedeni olarak gösteriliyor. Geçici işçilerin çalıştıkları iş sahaları arasında ilaç, kimya, gıda, taşımacılık ve yapı bulunuyor. Ekonomik durumdaki belirsizliğinin sürmesi nedeniyle işyerleri, işçi ihtiyaçlarını geçici işçilerle gidermeye yolunu tercih ediyor. İsviçre'de bulamadıkları iş gücünü dışarıdan ve kısa süreli olarak giderme eğilimi yaygınlaşıyor. İsviçrelilerin çalışmak istemedikleri işlerin, bu şekilde yaptırılması göçmen politikası açısından oldukça düşündürücü. İsviçrelilerin göçmenler konusunda her geçen artan olumsuz yaklaşımlarının yanısıra, özellikle Avrupa Birliği ile olan serbest dolaşım konusu da eskiden olduğu kadar pozitif değerlendirilmiyor. Geçici işlerde çalışan göçmenlerin sayısının artması, bu durumu daha net ortaya koyuyor. Her ne kadar yapılan araştırmalar tersini ortaya koysa da, İsviçreliler AB den gelen göçmenleri kendilerine birer rakip olarak görmeye devam ediyor. [AKM / AID-3495]

Rekordjahr für die Temporärbranche Knapp 300'000 Personen arbeiteten 2012 temporär. Im Schnitt ist die Temporärbranche seit 2003 jährlich um 8,7 Prozent gewachsen. Das Bruttoinlandprodukt verzeichnete im gleichen Zeitraum ein durchschnittliches Jahreswachstum von 2,9 Prozent.

Asgari Ücrette Büyük Adım Unia ve Syna sendikaları asgari ücret konusunda büyük bir gelişmeye imza attı. 1 Temmuz 2013 tarihinde yürürlüğe giren Makine Elektrik ve Metal sanayi işkolu için geçerli toplu iş sözleşmesinde, ilk defa asgari ücret 3850 Frank olarak belirlendi. İşverenlerse, çalışma süresi konusunda belli bir esneklik imkanına kavuştular. İlk defa 1937 yılında imzalanan bir 'barış anlaşması' ile yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi, bu yıl sendikalarla işverenler arasında yapılan görüşmeler sonunda beş yıllığına yenilendi. Aradan geçen 76 yıl boyunca sendikalar sürekli olarak asgari ücretlerin toplu iş sözleşmesi çerçevesinde belirlenmesini talep etmişlerdi. Ancak işverenler bu talebi sürekli olarak reddetmişti. Yeni sözleşmeye göre, asgari ücret uygulaması çeşitli coğrafi çevrelerde farklılıklar gösteriyor. Buna göre Zürih ve civarındaki kantonlarda asgari ücret 3850 Frank olarak tespit edildi. Orta ve Doğu İsviçre kantonlarında ise asgari ücret 3600 Frank. En düşük asgari ücret 3300 Frank ile Tessin, Jura ve Neuenburg kantonlarında. Ancak belirlenen asgari ücretlerden daha az kazanan işçilerin ücretleri 3 yıllık süre içinde aşamalı olarak bu miktarlara yükseltilecek. Sözleşme kapsamında olan 560 firmada, söz konusu asgari ücretin altında maaş alan işçilerin bulunduğu, işverenler itarafından açıklanmıştı. Bilindiği gibi sendikalar geçen yıl asgari ücretlerin bir yasa ile belirlenmesi için öneri getirmişler ve bunun halk oylamasına sunulması için imza toplamaya başlamışlardı. Sendikala-

rın bu önerisine karşı çıkan işverenler ise asgari ücretin bir yasa ile belirlenmesi yerine toplu iş sözleşmeleri çerçevesinde belirlenmesinin daha iyi olacağını savunuyorlar. Sendikalar, işverenlerin konuyla ilgili tutumuna dikkat çekmeye çalıştı. Makine Elektrik ve Metal sanayi işkolu için geçerli toplu iş sözleşme-

13

sinin yenilenmesi adına başlattıkları görüşmelerde, yeniden asgari ücret sorununu gündeme getirdiler. Sonuçta bu girişimlerinde başarılı oldular. Yaklaşık 100.000 çalışan için geçerli olan toplu iş sözleşmesi, İsviçre'de geçerli en önemli sözleşmeler arasında yer alıyor. [AKM / AID-3492]

Durchbruch für die Mindestlöhne Unia und Syna haben es geschafft: Ab 1. Juli gelten für Ungelernte in der Maschinenindustrie regional abgestufte Minimallöhne bis zu 3850 Franken. Die Firmen erhalten dafür mehr Arbeitszeitflexibilität.

KÖŞE YAZISI

Emek kadar önemli

Derler ki bir çok öğrencinin girmek için sınavlarda kırk takla attığı tıp fakültelerinden birinde geçmiş bu olay.

O üniversitenin oldukça zorlayıcı, perspektif değiştiren ve aynı zamanda da eğlenceli derslerini veren saygın bir öğretim üyesinin sınıfında. Hoca oldukça zorlu vakalarla ilgili araştırmalar yaparmış öğrencileriyle. Öğrencileri de bu vaka çalışmalarına katılmak için yarışırlarmış. Şehir efsanesi bu ya, hocaya bir şeyler olmuş sonra. O zıpkın gibi hoca, ya uykusuz kediler gibi rehavet içinde dolanmanaya ya da asabi asabi davranmaya başlamış sınıfta. Sabahlara kadar uğraştığı bir vakası nedeniyle böyle olduğu ve acilen bir asistan bulması gerektiği söylentisi yayılmış etrafa. Öğrenciler yarışa durmuşlar hocayla vakada çalışabilmek için. Hocanın etrafında geziniyorlar, sorsun diye bekliyorlarmış. Ertesi hafta hoca sınıfına geç girmiş. Yine dağınık, yine yorgun. Sonra konuşmaya başlamış. Ağır ağır tane tane. «Arkadaşlar» demiş. «Acilen bir yardımcıya ihtiyacım var. Bir gönüllüye. Gönüllü olması çok çok önemli çünkü bu kez epey zorlu bir iş açıkcası». Sınıftaki bütün öğrencilerin parmakları havadaymış nerdeyse. Hepsinde bir istek bir heves. «Duruuuuun» demiş hoca. «Biraz işi anlatayım size». «Fiziksel ve psikolojik olarak yoğun düzeyde muhtaç iki kişiyle nerdeyse yirmidört saat ilgilenilmesi gerekiyor. Bakımlarını acilen bir düzene sokmamız gerekiyor ve gösterdikleri gelişimleri not etmemiz gerekiyor. İkisinin de beslenmekte zorlukları var. Yutkunamıyorlar. Bu nedenle sadece ağızdan ve özenle hazırladığımız bir sıvıyla besliyoruz. Tümüyle steril ve uygun maddelerle beslememize rağmen ciddi düzeydeki karın ağrılarını dindiremiyoruz. Nedenini tam anlayamadığımız kasılmalar ve sancılarla karşılıyoruz. Ayrıca ne yazık ki konuşma güçlükleri var. Konuşmak istediklerinde anlamsız sesler çıkartıyorlar, dertlerini anlamak neredeyse imkansızlaşıyor». Hoca konuşurken sınıfta daha önce hevesle kalkan parmakların bir bölümü aşağı inmiş. Ama bir an bile duraksamadan devam etmiş bilgi vermeye efsanevi tıp hocamız. «Arkadaşlar, rahat beslenememe ve derdini istediği gibi anlatamanın verdiği sıkıntı anlamsız ağlamalara ve nedeni belli olmayan çığlıklara dönüşüyor. Özellikle geceleri daha da artıyor bu durum. Uykusuzlukla birleşen sancılar, açlıkla aynı döneme geldiğinde iyice zorlanıyorlar.» Hoca bunları anlatırken, havadaki parmaklardan sadece beş tanesi kalmış sınıfta. Gerisi önündeki kağıda karalama yapmak, hoca ile göz göze gelmemek için kapının kenarındaki çentiklere bakmakla meşgulmüş. Hoca devam etmiş. «Aklıma gelmişken, ne yazık ki her ikisine de düzenli olarak alt temizliği yapılması gerekiyor.

Dışkıları aldıkları besinler nedeniyle kokulu ve cıvık. Bu durum sizler gibi birer tıp öğrencisi için zorlayıcı olabilir. İşi hastabakıcılara bırakmak isteyebilirsiniz ama ne yazık ki onlardan sadece belli saatlerde destek alabiliriz». Bu vurucu darbeden sonra sınıfta kalan tek parmak arka sıralardaki kıvırcık saçlı, fındık burunlu, sıradan yüzlü bir öğrencininkiymiş. «Hayırdır» demiş hoca. «Seni kaçıramadım mı?» Emin misin bu vakada benimle çalışmak istediğine? Pırıltılı gözlü öğrenci sormuş, «Yanlış anlamazsanız, bir sorum var hocam? Bu bakım karşılığında bir şey alacak mıyız?» «Elbette evet» demiş hoca. «Elbette bir karşılığı var bu emeğin». Sınıfa bakmış. Kalkan yeni bir parmak yok. Hala tavana, kapıya bakmakta öğrenciler.... «Tamam» demiş kıvırcık saç. «Ben daha önce de kardeşime baktım. Varsın ikiz bebek olsun. Bakarım elbet. Zor mor ama boyunları süt kokar onların, bir agu dediler mi biter yorgunluk» Gülmüş hoca. «Tamam» demiş sen işe alındın. Sınıfta deriiin ve şaşkın bir sessizlik.... Çok severim bu hikayeyi. Gece gündüz altına yapan, konuşamayan, kendi kendine yürüyemeyen, yiyemeyen, uyuyamayan, çığlık çığlığa ağlayan, gelişim yolculuğundaki arayışlarını, savrulmalarını bize yansıtan, bizi zorlayan bir varlığı sevmeye, yetiştirmeye muktedir ve istekli bir varlığız aslında. Huysuz ve sevgi duymadığımız bir yaşlıya kısıtlı bir süre bile olsa bakmakla, 3 aylık bebeğe bir ömür bakmak arasındaki fark ne kadar büyük değil mi? Harcadığımız emeğe alacağımız bedel aynı hatta daha fazla olsa dahi istekliliğimiz ne kadar farklı değil mi? Çünkü emek kadar önemli, emek verdiğimiz şey ile aramızda kurduğumuz bağ... O bağın saflığı, güven ve gönüllülüğe dayanması... Çünkü emek kadar önemli, emek verdiğimiz şeye olan sevgimiz, inancımız, katkımızla duyduğumuz gurur... Emek kadar önemli, emek verdiğimiz şeyin de bize büyüyüp güçlenirken dahi «biz olmasak O da olamazmış, bizsiz yapamazmış» gibi hissettirmesi... Emek kadar önemli, emek verdiğimiz şeyin de bizimle özel ve kopmaz bağla bağlıymış gibi davranabilmesi... İşte o yüzden şirketler, devletler bağ kurabilmek, o bağı sağlamlaştırabilmek için bunca çaba gösteriyorlar onu var eden insanlarla. Bunca bütçe ayırıyorlar, bunca çabalıyorlar. İşte bu yüzden o bağı kurmak için daha da fazla çaba göstermeliler... İkizlere bakar gibi. Asla birini diğerinden ayırmadan...


14

İSVİÇRE HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

İsviçre’de Kira Giderleri 1475 Frank’a Yükseldi

Federal İstatistik Kurumu tarafından açıklanan son rakamlara göre geçtiğimiz yıl içinde İsviçre’de yaşayanların gelir ve servetleri bir kez daha artış gösterdi. Buna göre ortalama ev bütçeleri 2011 yılında aylık 6750 Frank iken, en son 2006 yılında yapılan hesaplamalara göre aylık gelir 650 Frank civarında artış gösterdi. Ailenin bütçe giderleri arasında, konut giderleri 1475 Frank ile en yüksek gider olmaya devam ediyor.

Bütçe gelirleri arasında en büyük pay ise % 75.7 ile alınan ücretler. Emekli aylıkları ve diğer sosyal gelirler ise bütçenin % 19.3'ünü oluşturuyor. Bunun yanısıra servet gelirleri % 3.6 gibi oldukça düşük düzeyde seyrediyor. Diğer aile bütçelerinden nafaka gibi başka aile bütçelerine yapılan transfer miktarı ise % 1.4 oranında kaldı. Bütçe giderleri arasında konut giderlerini (% 15.4) vergiler takip ediyor. Aylık 1145 Frank ile vergiler toplam giderlerin % 11.9'una denk düşüyor. Üçüncü sırada ise % 10'luk payı ile sosyal sigorta primleri (Emekli sigorta ve Pansiyon Kasa) bulunuyor. Transport giderleri % 8 ile dördüncü ve eğlence giderleri % 6.8 ile beşinci sırada yer alıyorlar. Hastalık sigortası primlerinin bütçe içindeki payları ise % 3.5 oranına yükselmiş durumda. 2006 yılı ile kıyaslandığında aile bütçelerindeki artış miktarı % 10.6 oranında gerçekleşti. Bu süre içerisinde pahalılığın % 3.6 oranında olduğu dikkate alındığında, aile bütçelerinin satın alma gücünün önemli oranda arttığı görülüyor. En düşük gelire sahip çocuklu ailelerin ortalama aylık gelirleri bile söz konusu süre içerisinde % 9 oranında arttı.

Bütün bu giderlerden sonra aile bütçelerinin yaklaşık % 12.6'sına denk düşen 1210 Franklık bölümü tasarruf edilmek üzere bir kenara ayrılıyor. Ancak en düşük gelire sahip aile bütçelerinde, yani 4900 Frank'dan az geliri olan ailelerin, geriye tasarruf edecek

kadar parası kalmıyor. Bu aileler genel olarak gelirlerinden daha fazla harcamak zorunda kaldıkları için sürekli borçlanıyorlar. Bu gelir grubu içerisinde emekliler % 64 gibi oldukça yüksek bir paya sahipler. [AKM / AID-3476]

Futbol İsviçre’de de Krize Direniyor Yıllardır süren Avrupa’daki ekonomik krizden etkilenmeyen tek alan futbol gelirleri, rekor düzeyde. 2011/12 sezonunda Avrupa Liglerindeki takımların toplam gelirleri, %11 daha artarak 19.4 Milyar Euro’ya yükseldi. İsviçre takımlarının futbol gelirleri ise bu rakamla kıyaslandığında oldukça mütevazi düzeyde. Avrupa futbol liglerinde geliri en fazla olan açık farkla İngiliz Premiyer Ligi. Bu ligde yer alan takımların yıllık gelirleri toplam 2.9 Milyar Euro. İkinci sırada yer alan Alman Bundeslige takımları ise 1.9 Milyar Euro gelir elde etmişler. İlk beş sırada yer alan İngiliz, Alman, İspanya, İtalya ve Fransa liglerinde yer alan takımlar ise toplam gelirlerin yarıya yakınını, yaklaşık 9.4 Milyar Euro elde etmişler. İsviçre Süper Ligi ise bu takımlarla kıyaslandığında oldukça geri kalmış durumda. Süper Lig'de yer alan 10 takımın geçen sezon toplam gelirleri 180 Milyon Frank. Buna rağmen bu takımla-

rın bir önceki sezona göre gelirleri % 20 oranında artış göstermiş. Başka bir deyişle İsviçre futbol gelirleri, ortalamanın çok üstünde bir artış kaydetmiş. Buna rağmen komşu Almanya Ligi'nin takımlarının neredeyse onda biri kadar gelire sahipler. Bunun en büyük nedeni ise televizyonda canlı olarak yayınlanan maçlardan elde edilen gelirler. Yukarıda belirtilen beş büyük ligde gelirlerin neredeyse yarısı bu yayınlardan elde edilirken, İsviçre takımları bu yayınlardan dikkate alınacak bir gelir elde edememekteler. Nedeni ise pazarın oldukça küçük ve çekici olmaması. [AKM / AID-3480]

Schweizer werfen 1475 Franken für die Miete auf

Der Schweizer Fussball trotzt Krise

Das Einkommen und Vermögen bei Herr und Frau Schweizer ist vergangenes Jahr markant gestiegen. So lag das mittlere verfügbare Einkommen der Schweizer Privathaushalte 2011 bei 6'750 Franken pro Monat, was im Mehrjahresvergleich seit 2006 ein Zuwachs von 650 Franken bedeutet. Mit 1'475 Franken bildeten die Ausgaben für Wohnen und Energie den wichtigsten Posten im Haushaltsbudget.

Von der trüben Wirtschaftslage unbeeindruckt treiben die Fussballclubs in Europa ihre Einnahmen auf Rekordhöhe. In der Saison 2011/12 wuchs der Fussballmarkt um 11 Prozent auf 19,4 Mrd. Euro. Im Vergleich zu diesen Zahlen nehmen sich die Einnahmen der Schweizer Fussballclubs äusserst bescheiden an.

Milyarder Schmidheiny`e 18 Yıl Hapis Cezası

İtalya'da amyant kullanımı nedeniyle 3 bin işçinin ölümüne sebep olmak ve çevreye kalıcı zarar vermek suçlarından geçen yıl 16 yıl hapis cezasına çarptırılan Stephan Schmidheiny'in temyiz davası sonuçlandı. Mahkeme, milyarder işadamının cezasını iki yıl daha arttırılarak, 18 yıla çıkardı. İflas eden şirketin sahibi Schmidheiny, kansere neden olan amyant fabrikalarının bulunduğu iki bölgeye de yaklaşık 51 milyon Euro tazminat ödemeye mahkum edildi. Yaşamını yitiren şirketin ana ortaklarından Belçikalı Baron Jean-Louis Marie Ghislain de Cartier de Marchienne hakkındaki suçlamalar ise düştü. İsviçre'nin Bill Gates'i olarak bilinen işadamının yeniden temyize başvurma hakkı bulunuyor. Ülkede 5 yıl süren soruşturmanın ardından 2009 yılında dava açılmış ve iki yıl sonra sonuçlanmıştı. Torino Adliyesi'nde görülen, 6 bin müdafinin bulunduğu davanın son duruşmasını, hayatını kaybedenlerin yakınlarından oluşan yüzlerce kişi izledi. İddianamede yöneticiler, İtalya'da Cavagnolo (Torino), Casale Monferrato (Alessandria), Rubiera (Reggio Emilia) ve Bagnoli'de (Napoli) kurulu fabrikalarında üretimde amyant kullanımına izin vererek, işçilerin kansere yakalanmasından ve ölümlerine neden olmaktan sorumlu tutulmuş, haklarında yirmişer yıl hapis cezası istenmişti.

Mahkemenin bu tarihi kararı üzerine bir açıklama yapan İtalya Sağlık Bakanı Renato Balduzzi, «Tarihi bir karar. Ancak aspeste karşı savaş, sadece bu kararla sınırlı kalmasın» dedi. Çevre Bakanı Corrado Clini ise «Eternit'in cezalandırılması adil ve kaçınılmazdı,» diye görüş bildirdi. Ayrıca bir problemin daha altını çizdi: «Ne yazık ki aspestin etkilediği alanın ne kadar olduğunu bilmiyoruz.» Belçikalı baron Jean-Louis Marie Ghislain'in avukatı kararı temyiz edeceklerini söylerken Stephan Schmidheiny'nin avukatı Astolfo Di Amato, «Müvekkilim 1976 yılında yönetimde bulunduğu dönemde İtalyan şirketinden hiçbir kar elde etmedi. Aksine fabrikaların güvenliği konusunda o zaman için çok önemli bir meblağ olan 72 milyar Liret yatırım yaptı.» diye konuştu. En fazla ölüm vakası, Eternit'in ülkedeki en büyük tesisinin bulunduğu Casale Monferrato'da görülmüştü. Avrupa'nın en büyük asbestli çimento fabrikası, 1906-1986 yılları arasında Torino yakınlarındaki Casale Monferrato şehrinde faaliyet gösterdi. 1947'den beri fabrikada çalışarak aspeste birebir maruz kalan ya da çevrede yaşayan 1800 kişi bir akciğer kanseri olan Plevral Mezotelyoma'dan hayatını kaybetti. Aspestin, fabrikanın atıklarıyla ulaştığı kilometrelerce ötedeki kasabaları da etkisi altına aldığı korkunç bir gerçek. Böl-

gede halen ortalama her yıl 50 kişi hastalıktan yaşamını yitiriyor. Bu nedenle bu davanın diğer ülkelerde açılan benzer soruşturmalara da örnek teşkil etmesi bekleniyor. Avrupa'da gelecek yirmi yıl içinde neden olduğu ölümlerin 200 bini aşacağı öngörülen amyantin İtalya'daki üreticisi, uluslararası Eternit şirketinin üst düzey yöneticileri hakkında açılan dava 10 aralık 2009 tarihinde başlamıştı. Türkiye'de yaygın kullanılıyor İtalyan mahkemesinin kararının benzer davalar için emsal oluşturması beklenirken kansorejen maddeler içeren Eternit Türkiye'de yıllardır serbestçe satılıyor. Özellikle çatı ve dış cephe kaplaması olarak kullanılan Eternit, saksı ve su borusu olarak da üretiliyor. İtalya'daki karar Avrupa'daki pek çok davada örnek olacak. 1997'den beri Fransa'da yasak olan asbest, inşaat sektörünün birçok alanında ucuz fiyatından dolayı sıkça kullanılmıştı. Asbeste maruz kalan Fransız işçilerin şikayet başvuruları 1996'dan beri yoğun şekilde gelse de hiçbir ceza davasının açılması sağlanamamıştı. Avrupa'da bunlar yaşanırken Türkiye'de eternit ve zararlarıyla ilgili hiçbir istastik tutulmadı. Hiçbir hukuksal girişim de başlamadı. Oysa Türkiye'de Eternit şirket olarak yıllarca faaliyet göstermişti. Yalova'daki Eternit fabrikası yıl-

larca oluklu çatı kaplaması, düz duvar bölmesi levhası, parklar, bahçeler için büyük boy saksılar, hatta içme suyu boruları da üretmişti. Yalova'daki fabrika kapandı. Ancak Türkiye'de Eternit ürünleri yaygın olarak satılıyor. Türkiye'de eternitin zararlarıyla ilgili ciddi bir araştırma yapılmadı. Yalnızca Fransa'da ve İtalya'da Eternit fabrikalarında çalışan işçilerin çeşitli sağlık şikâyetleri istatistiklere dahil edildi. Eternit içinde yer alan amyant elyafı içeren toza maruz kalan işçiler ciddi biçimde zarar görüyor. Bugün hâlâ ateşin etkisine dayanıklı ipliksi liflerden meydana gelmiş bir çeşit beyaz asbest olan amyantlı malzemeler yaygın bir biçimde satışta. Çatı ve bahçe malzemelerinin dışında Eternit tencere gibi mutfak ürünlerinde de kullanılıyor. Türkiye'de asbest üretimi 2010 yılında yasaklandı. 1975'de 32 bin, 1985'de 55 bin, 1997'de 34 bin, 2004'de 11 bin, 2006'da 5 bin ton asbest tüketilmiş. Asbestin neden olduğu hastalıkların ortaya çıkması için 20 ile 40 yıl arası zaman geçmesi gerekiyor. Asbest nedeniyle her yıl İngiltere'de 3 bin 500, ABD'de ise 10 bin

kişi hayatını kaybediyor. İsveç'te 30 yıl önce asbestin kullanımı yasaklanmış olmasına rağmen, asbestten kaynaklanan ölümler normal iş kazalarındaki ölümlerin üç misli. Bugün Türkiye'de yılda en az 500 kişide akciğer zarı kanseri (mezotelyoma) görülüyor.Türkiye'de çatılarımız eternit, inşaatlar, gemiler asbest dolu. Mahkemelerimiz ise, işverenlerin iş kazası ve işe veya üretime bağlı meslek hastalıklarından dolayı birinci dereceden sorumlu tutulmaları için açılmış davaların dosyalarıyla dolu. [AKM / AID-3479]

Fotoğraf: www.leggo.it

İtalya’da üç bin kişinin ölümüne sebep olmakla suçlanan Eternit şirketinin eski sahibi İsviçreli milyarder Stephan Schmidheiny’in açtığı temyiz davasında, cezası arttırıldı. Milyarder işadamının 16 yıl olan hapis cezası 18’e çıkarılarak, milyonlarca Euro tazminat ödemeye mahkum edildi.

18 Jahre Knast für Stephan Schmidheiny Im Asbest-Prozess hat ein italienisches Berufungsgericht das Strafmass gegen den früheren Eternit-Miteigentümer Stephan Schmidheiny erhöht: Der Schweizer Unternehmer muss laut dem am Montag vom Gericht in Turin gefällten Urteil für 18 Jahre ins Gefängnis. In erster Instanz war Schmidheiny vor einem Jahr zu 16 Jahren Haft verurteilt worden. Er will das Urteil nun anfechten und an den Kassationshof in Rom, die höchste Instanz Italiens, weiterziehen.


15

SPOR HABERLERİ

Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

Mundialito Çocuk Futbol Şampiyonası’nda Türkiye iki Fair-Play ödülüne layık görüldü

1995 yılından bu yana motor yağı üreten Rowe firması tarafından organize edilen Almanya gezisine katılan davetliler, VLN yarışlarını izleme şansı buldular.

Rowe motor yağlarını İsviçre'de pazarlayan Autoteile Wettingen şirketinin sahibi Ahmet Yılmaz tarafından davet edildiğimiz geziye, Baden ve civarında bulunan garaj sahipleri katıldı. Yarışmayı izlemeye giden kafileyle birlikte sabahın erken saatlerinde başlayan otobüs yolculuğumuz yaklaşık 5 buçuk saat sürdü. Yolculuk esnasında Rowe şirketinin İsviçre sorumlusu olan Bay Staufacher tarafından Rowe motor yağları hakkında katılımcılara bilgi verildi. Oldukça uzun süren yolculuk esnasında konuklara çeşitli yiyecek ve içecek ikramları yapıldı. Almanya'da VLN ve Formula 1 gibi büyük otomobil yarışlarının yapıldığı Nurburgring kasabasına saat 11:00 sularında ulaştık. Dünyanın en ünlü otomobil markalarının yarıştığı organizasyona ilk kez katılma şansımız oldu. VIP biletlerle giriş yaptığımız otomobil yarışlarında, nerdeyse her bölüme girip, her markayı ziyaret etme şansına sahiptik. Etrafımızda bulunan birbirinden değerli ve iddialı otomobillerin bol bol resimlerini çekip, inceleme şansı yakaladık. VLN yarışlarında yarışan Rowe'ye ait olan Mercedes araçların içlerine oturup, yarışmacıların hangi ortamlarda ne

gibi zorluklarla mücadele ettiklerine şahit olduk. Saat 12:30 gibi tribünlerde bizim için ayrılan bölüme geçerek start verilen yarışı izlemeye başladık. İlk kez izlediğimiz yarışların vermiş olduğu heyecanı anlatmak gerçekten çok zor. İnanılmaz bir hızla ilerleyen araçların çıkardıkları sesler adrenalin seviyemizi oldukça üst seviyeye taşıyordu. Yaklaşık 1 saat boyunca tribünlerden seyrettiğimiz yarışları sonraki aşamada yarış pistinin hemen yanında yer alan binada bulunan Rowe şirketinin VIP bölümünden izledik. VIP bölümüne yerleştirilen koltuklar direkt olarak yarış pistine bakıyordu. Ayrıca bu bölümde bulunan tüm konuklara sınırsız yemek ve içecek ikramları sunuluyordu. Birşeyler atıştırıp yarışları izledikten sonra yeniden aşağıya inerek yarış araçlarının hazırlandığı bölümleri ziyaret ettik. Her markanın kendine ait bir garajı var ve garajlar piste açılıyor. Lastik değişimleri ve benzin gibi acil ihtiyaçlarda bu garajların hemen yanında yapılıyor. Gezinin en ilginç noktalarından biri de, belkide hiç takip etmediğimiz bir yarışmada birdenbire Rowe takımını tutuyor olmamızdı. Sürekli olarak Rowe

için yarışan otomobilleri takip ederek yarışma içindeki sıralamalarını merak ediyorduk. Acaba bizim takım kaçıncı? Araçlarda bir sorun var mı? diye sorularla yarışmadan kopmamanın mücadelesini verdik. Wolf Silvester VLN yarışı sırasında öldü Merakla takip ettiğimiz yarışta birdenbire kırmızı bayrak gösterildiği haberini aldık. Tüm araçlar kenara çekilmiş ve seyirciler arasında meraklı bir bekleyiş başlamıştı. Kırmızı bayrağın neden gösterildiğini dakikalar sonra öğrenip büyük bir üzüntü yaşadık. Aldığımız haber Wolf Silvester'ın ölüm haberiydi. Uzun mesafeli VLN yarışlarında iki sefer şampiyon olan Wolf Silvester 55 yasındaydı. Yarış sırasındaki ölüm nedeninin ise sağlık sorunları olduğu tahmin edilmekte. 2005 yılından bu yana VLN yarışlarına katılan Silvester, 2006 ve 2010 yıllarında Bonk Motorsport takımı ile şampiyon olmuş. 2011 yılında Callaway Competitionve ADAC GT Masters yarışlarına da katılmış. VLN yarışlarında pek çok derece alan Wolf Silvester, Nurburgring'de yapılan 24 saatlik yarışlarda yer almış olan başarılı bir pilotmuş. Normal süresi 4 saat olan ancak Wolf Silvester`in ölümüyle iptal edilen yarışma toplam 2 buçuk saat sürdü. Yarışmanın ardından tüm kafileyle birlikte Rowe garajına geçerek yarış otomobilleriyle hatıra fotoğrafları çektirdik. Artık eve dönüş zamanı gelmişti. Pusula Gazetesi olarak böylesine önemli bir organizasyona bizleri de davet eden Rowe motor yağları İsviçre sorumlusu Bay Staufacher ve Autoteile Wettingen şirketinin sahibi sayın Ahmet Yılmaz`a teşekkür ediyoruz. [KTU / AID-3513]

Türkiye Erkek Minikler Takımı

Fotoğraf: Marco Sinopoli

VLN Yarışlarında Rowe' nin Davetlisiydik

Fotoğraf: Marco Sinopoli

İlki 2009 yılında gerçekleştirilmiş olan Mundialito Çocuk Futbol Şampiyonası bu yıl 29-30 Haziran tarihinde Niederhasli’de gerçekleştirildi. Şampiyonaya 10 farklı ülkeden toplam 48 takım katıldı. İki gün boyunca 7000 kişinin izlediği organizasyona ilgi büyüktü.

Türkiye Kızlar Çocuk Takımı

2009 yılında organizatörler Marco Zegarelli ve Francesco Nucera tarafından Mundialito Çocuk Futbol Şampiyonasının ilki düzenlendi. Şampiyonanın ilk üç yılında sadece erkek çocuklar arasında maçlar düzenlenirken, 2012 yılın-

Türk takımlarının dereceleri: Kategoriler Sıralama Erkek gençler kategorisi 7. Erkek çocuk kategorisi 6. Erkek minikler kategorisi 7. Kızlar gençler kategorisi 2. Kızlar çocuk kategorisi 6.

Sona eren yarışların ardından Rowe adına yarışan otomobilin yanında tüm ekiple birlikte hatıra fotoğrafı çekildi.

dan itibaren kız çocuklar için takımlar da yarışmaya katılmaya başladı.Şampiyonanın amacı farklı kültürlere sahip çocukların diğer yaşıtlarını futbol aracılığıyla daha yakından tanıması. Böylece çocuklar uluslararası bir ortama daha kolay entegre olarak, belki de en sevdikleri spor olan futbol ile birlikte farklı kökene ve kültüre sahip yaşıtlarını daha yakından tanıma fırsatı buluyorlar. Şampiyona boyunca elde edilen gelir ise, Zürih Çocuk Hastanesi'ndeki kanser araştırma bölümüne bağışlanıyor. [BAM / AID-3515]

2013 yılındaki takımların dereceleriyse şu şekilde: Kategoriler Dünya Şampiyonu Erkek gençler kategorisi Sırbistan Erkek çocuk kategorisi Bosnahersek Erkek minikler kategorisi Kosova Kızlar gençler kategorisi İsviçre Kızlar çocuk kategorisi İsviçre

Fair Play Şampiyonu Latin Amerika Makedonya Türkiye İtalya Türkiye


SAYFA 16 | PUSULAHABER | Temmuz / Juli 2013 | Nr. 07/68 | www.pusulaonline.ch

130630 nr68 pusulahaber 001000 4 01 web  

Pusula Haber Nr. 68

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you