Issuu on Google+

5

Kadınlar Günü’ne yakışan muhteşem konser hayranlıkla izlendi

Suat Şahin: «Türk toplumu helal et konusunda yeterince hassas değil»

Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Zürich Başkonsolosluğu ve Kültür ve Turizm Ataşeliği tarafından ortaklaşa düzenenlen konser Volkshaus’ta gerçekleştirildi. 10 Mart Pazar akşamı gerçekleştirilen organizasyona yaklaşık 200 civarında davetli katıldı. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Klasik Türk Müziği Topluluğu Sanatçıları, izleyicilere unutamayacakları bir konser ziyafeti çektiler.

Geçtiğimiz ay gündemi en çok meşgul eden konulardan biri de Döner içinde Domuz etinin bulunması haberiydi. Başta İsviçre’de yaşayan Türk toplumu olmak üzere büyük bir kesimde şok etkisi yaratan bu gelişmenin ardından, konuyla ilgili olarak sektörden iş adamlarıyla yaptığımız görüşmeleri okurlarımıza duyurmaya devam ediyoruz. Bu sayımızda Sıla AG şirketinin yöneticisi Suat Şahin’i ziyaret ederek hem konuyla ilgili olarak hem de İsviçre’de helal et üretimi ve tüketimi hususlarında görüşlerini aldık.

Nisan / April 2013 - Nr. 04/65

OKUMADAN BİLEMEZSİNİZ!

10

www.pusulaonline.ch

İsviçre’de İstiklal Marşı coşkusu 4

SunExpress’in acenta toplantısı yapıldı SunExpress havayolları İsviçre`deki çalışmalarını yoğun bir şekilde devam ettiriyor. İsviçre genelinde SunExpress bileti satan seyehat acentalarından oluşan davetliler, Zürih Havalimanı’nda biraraya geldiler.

8

3 Bern Büyükelçiliği’ne bağlı Eğitim ve Basın Müşavirliği’nin birlikte organize ettikleri, İstiklal Marşını Güzel Okuma Yarışması’na halkımızın ilgisi yoğun oldu. 17 Mart Pazar günü Aarburg’ta gerçekleştirilen yarışma kap-

6

samında düzenlenen Fotoğraf sergisi büyük beğeni topladı. Etkinlik kapsamında TRT Türk Halk Müziği sanatçısı Emel Taşçıoğlu’nun seslendirdiği türküler büyük alkış topladı.

12

UETD’den Metin Külünk’lü ikinci toplantı

Zürih Hayvanat Bahçesi’nde keyifli saatler

UETD İsviçre Teşkilatı geçtiğimiz 2 Mart 2013 Cumartesi günü Hilton otelinde Türk Basını ve STK’lar buluşmasının ikinci tolantısını gerçekleştirdi. İstanbul Milletvekili Metin Külünk de bir önceki toplantında söz verdiği gibi hazır bulundu. Toplantıya geniş çaplı katılım gözlemlendi.

Ailenizle birlikte güzel bir gün geçirmek, çocuklarınıza keyifli saatler yaşatmak istiyorsanız mutlaka Zürih Hayvanat Bahçesi’ne gitmenizi tavsiye ediyoruz. Güzel bir ortamda gezinti yapıp, birbirinden güzel hayvanları izlerken hoş vakit geçirebileceğiniz, harika bir ortam yaratılmış. 1929’da kurulan hayvanat bahçesinde 300 türden fazla 2’200 hayvan bulunmaktaymış.

Bilgen: «Türkiye-İsviçre maçı yaralar açtı» Göreve başladığı günden bu yana ülkemizin doğal, kültürel, sanatsal ve tarihî zenginliklerini İsviçrelilere tanıtmak için faaliyet gösteren Kültür ve Tanıtım Ataşemiz Pınar Bilgen ile söyleşi.

İTT çatı kuruluşu olarak faaliyet raporunu açıkladı

4

2000 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren İTT, Zürih Başkonsolosluğu Atatürk salonunda gerçekleştirilen toplantıda faaliyet raporunu açıkladı. Düzenlenen toplantıya T.C. Bern Büyükelçisi Tanju Sümer başta olmak üzere, T.C. Zürih Başkonsolosu Aslı Oral ve İTT üyesi olan bazı derneklerin temsilcileri hazır bulundular.


2

GÜNDEM

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

Cenevre fuarına Lamborghini damgası Avrupa’da krizin etkileri devam ederken, otomotiv sektörü için Cenevre yine büyük umutlar beslenen fuar oldu. 130 yeni modelin sergilendiği fuarda, bir tarafta fiyatı 3 milyon Euro olan Lamborghini’nin ‘Venona’ modeli sergilenirken, krize çare olarak geliştirilen ekonomik araçlar da dikkat çeken modeller oldu. Fuarın Lamborghini’den sonra en çok konuşulan diğer bir lüks otomobili ise Ferrari LaFerrari oldu. Toplam 500 adet üretilecek araçtan Türkiye’ye iki kontenjan ayrıldı. İki şanslı Türkün satın alması beklenen aracın Türkiye’deki fiyatı vergiler dahil 2.7 milyon Euro. 6.3 litre V12 motorlu araç 160 beygirlik elektrik motoru dahil toplamda 950 beygir gücünde. Araç 0-100 km/s hızlanmasını 3 saniyenin altında tamamlıyor.

Lamborghini‘den „Venona“ modeli

PHM - Bu yıl 83’üncüsü düzenlenen Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’nda adeta birbirinden iddialı modellerin savaşı yaşandı. Bir tarafta en pahalı otomobiller sanki Avrupa’da kriz yokmuş havası yaratırken, diğer taraftan 100 km.’de 0.9 litre tüketime kadar düşen küçük motorlu ekonomik araçlar boy gösterdi. 50’nci yıla özel Fuarın kuşkusuz en dikkat çeken modellerinin başında İtalyan otomobil markası Lamborghini’nin kuruluşunun 50’inci yıl dönümü için özel olarak tasarladığı Veneno geliyor. 4 milyon Dolar’lık fiyat etiketine sahip araç, Bugatti Veyron’dan dünyanın en pahalı otomobili ünvanını almış oldu. Sadece 3 adet üretilen Lamborghini Venona’nın rengi de çok özel. Otomobil, İtalyan bayrağının renkleri olan kırmızı, beyaz ve yeşil olarak üretildi. 740 beygir gücüne sahip araç, saatte 350 kilometre hıza çıkabiliyor. Veneno’nun monokok şasesi karbon fiberden üretildi. 6.5 litrelik motor hacmine sahip Veneno, 7 ileri triptonik vites ile donatıldı. 2 Türk’e özel Ferrari

Cenevre’nin ticari araçta yıldızı Gölcüklü Courier FORD Otosan’ın Gölcük’te inşaasına başlanan yeni fabrikasında üreteceği yeni küçük hafif ticari araç modeli Courier, dünyaya ilk kez Cenevre’den merhaba dedi. Ford standının ve Cenevre fuarının hafif ticari araç yıldızı olan yeni Courier 2014 yılında satışa sunulacak.

ka, Chevrolet Trax’e karşı büyük rakip olmaya hazırlanıyorlar. McLaren P1 İngiliz spor otomobil üreticisi McLaren’ın yeni modeli McLaren P1, 3.8 lt.’lik V8 turbo benzinli motorla donatılmış. 903 beygir güç ve 900 Nm tork üreten araç, maksimum hızı 350 km/s hıza ulaşabiliyor. Mclaren P1, 0-100 km/s hızlanmasını 3, 0- 200 km/s hızlanmasını 7 ve 0-300 km/s hızlanmasını ise 17 saniyenin altında tamamlıyor. Yılın otomobili VW Golf Avrupa’da 2013 yılının otomobili Volkswagen Golf oldu. Car of the Year jürisi tarafından yapılan değerlendirmede 8 finalist arasından 414 puanla Golf ipi göğüslerken, Subaru BRZ -Toyota GT86 ikizleri 202, Volvo V40 189 puanda kaldı. Bakan Çağlayan da oradaydı Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Cumhuriyet tarihinin en ‘cömert’ teşvik paketini anlatmak için Cenevre’deydi. Dünya otomotiv devlerinin mektupla yatırıma davet eden Bakan Çağlayan, firmaların CEO’larıyla görüşme maratonu gerçekleştirdi. Hükümetin ısrarla yatırıma davet ettiği Volkswagen’in CEO’suyla da bir görüşme yapan Zafer Çağlayan’a, Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk de eşlik etti. Çağlayan, ayrıca Hyundai, Ford, Fiat ve Toyota’nın CEO’larıyla da bir araya geldi. [CAA / AID-3310]

Moda minik SUV 130 yeni modelin sergilendiği fuarı bu yıl 690 bin kişinin ziyaret ettiği açıklandı. Cenevre Fuarı’nda bir taraftan dünyanın en pahalı otomobilleri sergilenirken, diğer taraftan 2013 yılına da satışlarda düşüşle giren Avrupa otomotiv sektörüne umut olacak ekonomik araçlar boy gösterdi. Özellikle B sınıfı küçük SUV modelleri, firmaların kriz döneminde en büyük silahı olmaya aday olarak görülüyor. Renault Capture ve Peugeot 2008 Cenevre’nin yenileri olarak Nissan Juke, Opel Mok-

Petrolü tahtından edecek gelişme! Shell, 2100 yılına kadar piyasaların nasıl şekilleneceğine yönelik “senaryo” raporunu paylaştı. Raporda, analistlerin farklı varsayımlara göre hazırladığı iki temel senaryonun buluştuğu ortak nokta, petrolün bugünkü tahtına ileride başka enerji kaynaklarının oturacağı. PHM - Alternatif senaryoya göre, dünyada enerji kaynakları sıralamasında bugün 13. sırada yer alan güneş, 2070’e doğru ilk sıraya oturuyor. Shell’e göre, 2100 yılında dünyadaki enerjinin yüzde 37’si güneşten sağlanırken, petrolün payı sadece yüzde 10’da kalacak. Hürriyet’te yer alan rapordaki ilk senaryoda ise doğalgaz, 2030 yılına kadar küresel çapta en çok kullanılan enerji kaynağı haline gelerek, petrolün 70 yıllık saltanatını sonlandırıyor. Dağlar (Klasik senaryo) - Kaya gazı ve kömür yatağı metanı geniş çapta yayılarak, küresel enerji sisteminde bir “doğalgaz omurgası” oluşmasına vesile olacak. Kaya gazının yaygınlaşmasıyla, doğalgaz fiyatları dünya çapında daha düşük seviyelerde buluşacak. - 2030’lu yıllarda doğalgaz, dünyanın ana enerji kaynağı olacak ve petrolün 70 yıllık saltanatına son verecek. Petrolden önce bu tahtta oturan kömürün saltanatı, yaklaşık 50 yıl sürmüştü (1910-1960). - Hidrolik kırılma yani “fracking” yöntemi, bugüne kadar dünyanın tükettiğinden daha fazla, devasa miktarlarda petrol ve doğalgazı ortaya çıkar-

ma potansiyeline sahip. - Yükselen ekonomilerde, doğalgazla çalışan CNG’li araçların filolardaki oranı giderek artacak. - ABD, 2030’a kadar enerjide kendi kendine yeterli hale gelebilecek. - 2080 yılına kadar, binek arabalarda artık akaryakıt kullanmayacak. Okyanuslar (Alternatif senaryo) - Güneş enerjisi, bugün enerji kaynakları sıralamasında 13. sırada yer alırken, dünyanın ana enerji kaynağı haline gelecek. Güneş enerjisi 2040 yılında petrol, doğalgaz ve kömürün ardından dördüncü sırada yer alırken, 2070’e kadar liderliği kapacak. - 2100’de enerji talebinin yüzde 38’i güneş enerjisinden karşılanırken, yalnızca yüzde 10’unu petrol karşılayacak. Diğer enerji türlerinin payları ise şöyle olacak: Biyoyakıtlar %9.5, rüzgar %8.4, doğalgaz %7.5, nükleer %6.3, kömür %3.9 - 2060’a kadar OECD içinde de dışında da elektriğin yaklaşık yüzde 40’ı fotovoltaik güneş enerjisinden sağlanacak. - 2065 yılına kadar Hindistan, dünyanın en büyük enerji tüketicisi olacak. [CAA / AID-3308]

Depresyon, Korku, Kilo Sorunları, Psikolojik Travma – Araştırma – İlaç tedavisi – Danışma, Konsültasyon – Nöropsikolojik testler – Öğrenim desteği Bütün bu konularda hiç çekinmeden bize danışın. Size memnuniyetle ayrıntılı bilgi veririz. Devamlı ve profesyonel tedavi programlarımıza sizi de bekliyoruz. Zentrum Geisberg und Löwenstrasse ● Interdisziplinäre Praxisgemeinschaft Dres. ● Dolezal, Djahanschahi, Flick, Falk, Ulugöl Löwenstrasse 12 8001 Zürich Tel. 044 228 70 80 Haldenstrasse 64 8302 Kloten Tel. 044 804 70 80 Bahnhofplatz 5a 8400 Winterthur Tel. 043 305 27 00 info@mzg.ch

www.mzg.ch


3

GÜNDEM

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

İsviçre’de İstiklal Marşı coşkusu

MüşaDüzenlenen fotoğraf sergisinde Basın Müşaviri H. Mehmet Gani, Zürih Başkonlosu Aslı Oral, Eğitim viri Sezai Güler, T.C. Bern Büyükelçisi Tanju Sümer ve İTT Başkanı Kahraman Tunaboylu hazır bulundular.

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne ve Genel Müdür Murat Karakaya’ya, Basın Müşaviri H. Mehmet Gani’ye ve Eğitim Müşaviri Sezai Güler’e teşekkür etti. Büyükelçi Tanju Sümer’in ardından söz alan Eğitim Müşaviri Sezai Güler ve Basın Müşaviri Hacı Mehmet Gani programı destekleyen kurumlar başta olmak üzere, yarışmanın gerçekleşmesinde büyük rol oynayan öğretmen ve öğrencilere teşekkür ettiler. Protokol konuşmalarından sonra yarışmaya geçildi. İsviçre Kantonlarından finale kalarak yarışmaya hak kazanan 14 öğrenci sırayla sahneye gelerek ezberden İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını coşkuyla okudular. İstiklal Marşı’nın her kıtasını muhteşem bir coşkuyla okuyan yarışmacılar salondan büyük alkış alırken, yer yer duygusal anlar da yaşandı. Bir çok katılımcı göz yaşına hakim olamadı.

PHM - Bern Büyükelçiliği’ne bağlı Eğitim ve Basın Müşavirliği’nin birlikte organize ettikleri, İstiklal Marşını Güzel Okuma Yarışması’na halkımızın ilgisi yoğun oldu. 17 Mart Pazar günü Aarburg’ta gerçekleştirilen yarışma kapsamında düzenlenen Fotoğraf sergisi büyük beğeni topladı. Etkinlik kapsamında TRT Türk Halk Müziği sanatçısı Emel Taşçıoğlu’nun seslendirdiği türküler büyük alkış topladı. Organizasyon saat 13:00’de Bern Büyükelçisi Tanju Sümer, Basın Müşaviri Hacı Mehmet Gani ve Eğitim Müşaviri Sezai Güler’in fotoğraf sergisi açılışı ile başladı. Gelen bütün misafirler, et-

kinliklerle ilgili fotoğrafları büyük bir dikkatle incelediler. Fotoğraf sergisinde Çanakkale Savaşı, Mehmet Akif ve İstiklal Marşı’nın TBMM’de kabulü ve M. K. Atatürk’le ilgili toplam 82 fotoğraf sergilendi. Büyükelçi Tanju Sümer ve misafirler, fotoğrafların çoğunu hayatlarında ilk defa gördüklerini belirttiler. Serginin ardından büyük salona geçilerek diğer etkinliklere start verildi. Program Büyükelçi Tanju Sümer’in günün anlam ve önemini belirttiği konuşmasıyla başladı. Yeni nesillere kültürümüzün iyi aktarılması gerektiğini belirten Büyükelçi, organizasyonun gerçekleşmesine katkı sağlayan Başbakanlık

giren öğrencilerin isimleri şu şekilde: 1. ve 5. sınıf öğrencileri arasında yapılan 1. Kategori yarışmasında dereceye giren öğrenciler; 1. Ceyda Kılıçkaya / Aarburg 2. Zeynep Oymak / Unterkulm Türk Okulu 3. Mehmet Ali Ukis / Roshah 6. ve 9. sınıf öğrencileri arasında yapılan 2. Kategori yarışmasında dereceye giren öğrenciler; 1. Fatih Furkan Yağan / Luzern 2. Beyza Okutan / Aarau 3. Berna Dedeler / Milchbuck Dereceye giren her iki kategori-

nin yarışmacılarına, dizüstü bilgisayar, Samsung Galaxy S3 ve tablet bilgisayarlar hediye edilirken, diğer tüm yarışmacılara Spor Bakanlığı’ndan gönderilen Türkiye Milli Takım formaları, İstanbul Esenler Belediyesi tarafından yollanan Mehmet Akif Ersoy’un Safahat kitabından oluşan hediyeler verildi. İsviçre’de yaşayan vatandaşlarımızın birlik ve beraberlik görüntüsü verdiği ve ilk kez organize edilen bu güzel program, Büyükelçi Tanju Sümer, Eğitim Müşaviri Sezai Güler ve Basın Müşaviri Hacı Mehmet Gani’nin teşekkür konuşmalarının ardından saat 18:00 civarında sona erdi. [CAA / AID-3334]

Yarışmacıların performanslarının ardından Jüri üyleri değerlendirmeye geçerken, TRT Türk Halk Müziği sanatçısı Emel Taşçıoğlu ve saz ekibinin icra ettiği konser muhteşemdi. Yaklaşık bir saat süren konserde sanatçı birbirinden güzel kahramanlık türkülerini seslendirdi. Konserin son kısmında seslendirilen hareketli Anadolu türküleri ile coşku doruğa çıktı. TRT sanatçısı Emel Taşçıoğlu, İsviçre’ye ilk defa geldiğini ve bu ülkeyi çok sevdiğini belirterek en yakın zamanda tekrar gelmeyi arzu ettiğini belirtti. Konserin ardından yarışmaya katılan ve dereceye giren çocuklara ödül töreni düzenlendi. Final yarışmasında 12 Jüri üyesinin puanları neticesinde dereceye

Autotraum AG’nin yeni şubesi Neuendorf’ta hizmete girdi Geçtiğimiz yıllarda Otelfingen’de müşterilerine hizmet vermeye başlayan Autotraum AG, Mart ayı içinde yaptığı yeni açılış ile Neuendorf’ta satışlara başladı. Açılışa çok sayıda iş adamı, dernek temsilcisi ve özel davetliler de katılarak destek verdi.

PHM - „Hayal kurmaktan vazgeçin, hayalinizdeki aracı kullanın“ sloganıyla açılışı yapılan yeni şubede, her kesimin isteğine cevap verebilecek kalitede ve fiyatta araçlar bulunuyor. «Aradığınız marka ne olursa olsun, Autotraum AG`yi aramanız yeterli» diyen yeni şu-

benin sahibi Şükrü Şahin, müşterilerinin her türlü isteklerine cevap verebilecek altyapıya sahip olduklarını söyledi. Autotraum AG’de hem kullanılmış hem de sıfır kilometrede araçları bulabilir, bunun yanı sıra servis ve tamir işlemlerini de uygun fiyatlara yap-

tırabilirsiniz. Yeni açılışı yapılan Neuendorf şubesi, tüm servis ve tamir işlerini kapsayan profesyonel bir garaj organizasyonuna sahip. Özel fiyatlar ve kampanyalar ile bütün müşterilerine cazip avantajlar sunan Autotraum AG, uzman kadrosuyla yeni müşterilerini bekliyor. AUTOTRAUM AG Dorfstrasse 176, 4623 Neuendorf Tel: 062 394 34 34 Fax: 062 394 34 35

Hafta içi gerçekleştirilen açılış törenine işadamlarının ilgisi büyük oldu. Davetliler akşam boyunca hem birbirleriyle sohbet edip hem de garajda bulunan araçları incelediler.

AUTOTRAUM AG Dammstrasse 2, 8112 Otelfingen Tel: 043 243 34 34 Fax: 043 243 34 33 CAA / AID-3149]


4

GÜNDEM

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

İTT faaliyet raporunu açıkladı 2000 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren İTT, Zürih Başkonsolosluğu Atatürk salonunda gerçekleştirilen toplantıda faaliyet raporunu açıkladı. Düzenlenen toplantıya T.C. Bern Büyükelçisi Tanju Sümer başta olmak üzere, T.C. Zürih Başkonsolosu Aslı Oral ve İTT üyesi olan bazı derneklerin temsilcileri hazır bulundular. PHM - Açılış konuşmasını yapan T.C. Bern Büyükelçisi Tanju Sümer «İsviçre’de bizler için faaliyet gösteren tüm fert ve derneklerimiz, bizim için çok önemlidir. Birlik olmanın çok önemli olduğu bu zamanlarda yapılan çalışmaları ve faaliyetleri görmezlikten gelemeyiz. Vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenebilmek için güçlü bir birliğe ihtiyaç vardır. Bu sebeple İTT’nin bizler için ne kadar önemli bir kurum olduğunun farkındayız. Büyükelçilik olarak İTT`nin tüm çalışmalarına destek verip ortaya çıkarılmak istenilen güçlü birliğe biz de katkı sağlamak istiyoruz. İsviçre ile olan diyalog çalışmalarımızın en önemli duraklarından birisi olan İTT’ye şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonraki dönemlerde de gereken desteği sunma-

ya hazırız» dedi. T.C. Zürih Başkonsolosu Aslı Oral ise konuşmasında «İTT Çatı Kuruluşumuz bundan 13 yıl önce, şu anki toplantı yaptığımız bu salonda hararetli tartışmalar ile kurulmuştu. Ben de o dönemde Zürih Başkonsolosluğu’nda görevliydim ve bu tarihi ana ben de şahit olmuştum. Bu zaman içinde İTT’nin kendini ne kadar geliştirdiğini gördüm ve oldukça gururlandım. Bu gelişimin ardında olan ve çalışmalarda emeği geçen herkese buradan teşekkür ediyorum. İTT’nin çalışmalarında daha geniş bir kesime hitap edebilmesi için neler yapabiliriz? Bunları birlikte düşünüp, yenilikler getirmemiz gerektiğine inanıyorum. Türk toplumunu İsviçre’de hakettiği yere taşıyabilmemiz için İTT ile birlik

Toplantı öncesinde saygı duruşu yapılıp İstiklal Marşı okundu.

Açılış konuşmasını yapan T.C Bern Büyükelçisi Tanju Sümer.

olup, daha çok çalışmalıyız» açıklamasında bulundu. Büyükelçi Tanju Sümer ve Başkonsolos Aslı Oral’ın yapmış oldukları açılış konuşmalarının ardından İTT Başkanı Kahraman Tunaboylu söz aldı. Tunaboylu şunları söyledi: «Bugünkü toplantımızda bizleri yanlız bırakmadığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün sizlere geçtiğimiz 13 yıl boyunca İTT olarak ne gibi faaliyetlerde bulunduğumuzu anlatmak ve bundan sonraki dönemlerde yapacağımız çalışmalarda bizlere yardımcı olacak önemli öneri ve fikirlerinizi dinlemek istiyoruz. Bu sayede çalışmalarımızı daha iyi yönlendirip, daha büyük başarılara imza atabiliriz.» İTT Başkanı Kahraman Tunaboylu konuşmasının devamında, geçmiş dönemde yapılan çalışmalar ve mevcut planlarla ilgili olarak bilgiler verdi. Barkovizyon eşliğinde sunumu yapılan faaliyet raporunda, tek tek tüm detaylar anlatılarak davetli ve üyelere bilgiler aktarıldı. Toplantıya verilen arada davetlilere çeşitli ikramlarda bulunuldu. Programın 2. bölümünde karşılıklı fikirler alınıp, bundan sonraki dönemde neler yapılabileceği üzerine görüşmeler yapıldı. [CAA / AID-3314]

ITT Başkanı Kahraman Tunaboylu katılımcılara, geçmiş yıllardaki yapmış oldukları çalışmalar ve faaliyetler konusunda bilgiler verdi.

Toplantıya Eğitim Müşaviri Sezai Güler, İTDV Genel Sekreteri Zafer Terkeşli ve Basın Müşavirimiz Hacı Mehmet Gani de katılarak destek verdiler.

Hülya Rüst Stil & İmaj Danışmanlığı, Knigge Koçluğu www.hulyarust.ch

KÖŞE YAZISI Knigge, modern görgü ve davranış kuralları PHM - Toplumsal yaşamda insanlar, karşılıklı ilişkileri kolaylaştırmak için zamanla görgü kurallarını oluşturmuşlardır. Görgü kurallarını uygulamaktaki amaç, davranışlarımızı kısıtlamak değildir. Bu kurallara uymak kişinin hem kendisine hem de çevresine duyduğu saygının bir ifadesidir. İş ve özel hayatımızda çeşitli sebeplerle, değişik insanlarla karşılaşıyoruz. Bulunduğumuz ortama göre, bu kişilere bazen kendimizi tanıtıyor, veya ortak tanıdıklarımız tarafindan tanıştırılıyoruz. Tanışma, kısa bir süre içinde, isim, iş, ünvan veya görevler hakkında bilgi edinme ortamıdır. Tanışma esnasında ayağa kalkmak saygı icabıdır. Takdim ve tanıştırmanın, uyulması gereken belirli görgü kuralları vardır. Protokolde ve iş hayatında hiyerarşinin bulunduğu yerde takdim edilir, dostlar arasında kişiler birbirine tanıştırılır. Tanıştırmada öncelik önemlidir. Kimin kime, niçin önce tanıştırılması gerektiği konusunda bir takım prensipler belirlenmiştir. Bu duruma göre, • Gençler, yaşlılara, • Alt düzeyde olanlar, üst düzeyde olanlara, • Kadın, erkeğe (İş hayatında hiyerarşi geçerlidir), • Yeni gelenler, o anda orada bulunan kişilere tanıştırılır. Akademik ünvanı olan kişileri tanıştırırken isimleriyle beraber ünvanlarını da söylemek gerekir. Kendimizi tanıtırken ünvanımızı söylemeyiz. Sadece adımızı ve so-

yadımızı söyleriz. Akademik ünvan • Akademik ünvan sahibine, kişinin arzusu üzerine, ünvanlı veya ünvansız hitap edilir. • Profesör ünvanı olan kişi, genelde doktor ünvanına da sahip olduğundan, sadece profesör ünvanı ile hitap etmek yeterlidir. • İsim söylemeden „doktor“ diye hitap etmek, sadece tıp doktorları için geçerlidir. Kartvizitler Kartvizitler, yeni tanıştığımız kişiler hakkında bize çeşitli bilgiler verirler ve onların isimlerini, mesleklerini, ünvanlarını kolayca aklımızda tutmaya yararlar. Kartvizitler sadece kişiyi değil, aynı zamanda çalıştıkları şirketleri de temsil ederler. Kartvizit verirken kartların temiz, köşelerinin kırık ve üstleri yazılmamış olmasına dikkat etmemiz gerekir. Kartvizitler önce en üst düzeydeki kişiye, sonra hiyerarşiye göre diğerlerine verilir. Bize sunulan kartı hemen okuyarak, ilgimizi belirtmeliyiz. Kişinin çalıştıği şirket veya mesleği ile ilgili bir iki kelime söylemek kibar bir davranış olur. Çin ve Japonya gibi ülkelerde, kartvizitler çok önemlidir. İş hayatında ve özel hayatta, kadın veya erkek hemen hemen herkesin bir kartviziti vardır. Bu ülkelerin insanları ile temasa girilecekse, önceden onların kartvizit sunma adetleriyle ilgili bilgi edinmek, bazı yanlış davranışları önleyecektir. Hülya Rüst [CAA / AID-3329]

SunExpress’in acenta toplantısı, Zürih Havalimanı’nda yapıldı SunExpress havayolları İsviçre`deki çalışmalarını yoğun bir şekilde devam ettiriyor. İsviçre genelinde SunExpress bileti satan seyehat acentalarından oluşan davetliler, Zürih Havalimanı’nda düzenlenen toplantıda biraraya geldiler. Düzenlenen bilgilendirme toplantısında SunExpress şirketinin yenilikleri hakkında acentalara bilgiler verildi. PHM - SunExpress İsviçre sorumlusu Ender Turgut, Etnik Pazar Müdürü Ali Çilioğlu ve Ticaret Müdürü Michael Buck`un hazır bulunduğu toplantı yaklaşık 2 saat sürdü. Oldukça sıcak bir atmosferde gerçekleşen toplantıda SunExpress havayollarının 2013 hedefleri ve yenilikler hakkında katılımcılara bilgiler verildi. Uçuşlar ve eksiklikler konusunda acentaların eleştirileri dinlenerek sorunların çözümü konusunda ortak fikirler geliştirildi. Toplantının sona ermesinin ardından, katılımcılara apéro da verildi. PUSULA gazetesi olarak takip ettiğimiz acenta toplantısının sonra, SunExpress şirketinin İsviçre sorumlusu Ender Turgut ile küçük bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ender bey bugünkü organizasyonun amacı neydi? Acentelarla yaptığınız görüşmelerden bize biraz bahsedebilir misiniz? Acentalarla hem 2012 yılını değerlendirmek, hem de 2013 yaz sezonu öncesi eksikleri ve yapılabilecek değişiklikleri konuşmak amacıyla bu günkü organizasyonu düzenledik. Oldukça verimli va karşılıklı düşüncelerin açık olarak konuşulduğu, iyi bir toplantı olduğuna inanıyorum. Önümüzdeki dönemde ne gibi yenilikler ve değişiklikler olacak ve 2013 yılından beklentileriniz nelerdir? Bu yıl İzmir`e olan uçuş sayılarımızı arttırdık ve uçuş saatlerinde daha

akılcı değişikler yaptık. Ayrıca İzmir’e uçan yolcularımızın bagaj haklarını da 30 kiloya çıkardık. Bunun yanı sıra bizimle uçan yolcularımıza ekstra yük hakkı satın alabilmeleri için değişik opsiyonlarımız var. 5-10 ve 15 kg. ek bagaj hakkını kilo başına 4 Frank ödeyerek satın alabiliyorlar. Bu konuda bilet aldıkları acentalardan ayrıntılı bilgileri alabilirler. Diğer yandan uçakta vermiş olduğumuz servislerde yenilikler yapıyoruz. Bundan sonraki uçuşlar için yiyecek ve ikramlar konusunda farklı bir konsept arayışı içindeyiz. Yolcularımızın her konuda memnun kalabilmeleri için bu konuda araştırmalarımıza yoğun bir şekilde devam ediyoruz. 2012’de 7.65 milyon yolcu taşıyan SunExpress, gelirini 770 milyon Euro’ya çıkarak, önceki yıla göre yüzde 15 arttırdı. Doluluk oranı ise yüzde 1.3’lük artış ile yüzde 81.4 olarak gerçekleşti. 2013 yılında hem ciro, hem de yolcu sayısı olarak %15 ile %20 arasında bir artış bekliyoruz. Umarım hedeflerimizi gerçekleştirebiliriz. [CAA / AID-3291]

Toplantı sona ermesinin ardından, hep birlikte hatıra fotoğrafı çektirildi.

SunExpress Etnik Pazar Müdürü Ali Çilioğlu, Ticaret Müdürü Michael Buck ve İsviçre sorumlusu Ender Turgut bir arada.

SunExpress İsviçre sorumlusu Ender Turgut, 2012 yılında en çok bilet satışı yapan Vatan Reisen ekibine bir teşekkür plaketi taktim etti.


5

GÜNDEM

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Klasik Türk Müziği Topluluğu sanatçıları izleyicilere unutamayacakları bir konser ziyafeti çektiler.

Konser sonrasında sanatçılar ve izleyiciler biraraya gelerek hatıra fotoğrafı çektirdiler.

Kadınlar Günü’ne yakışan muhteşem konser hayranlıkla izlendi Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Zürich Başkonsolosluğu ve Kültür ve Turizm Ataşeliği tarafından ortaklaşa düzenenlen konser Volkshaus’ta gerçekleştirildi. 10 Mart Pazar akşamı gerçekleştirilen organizasyona yaklaşık 200 civarında davetli katıldı. PHM - Konser akşamına Zürih Başkonsolosu Aslı Oral, Kültür ve Turizm Tanıtma Ataşesi Pınar Bilgen, İTT Başkanı Kahraman Tunaboylu’nun yanı sıra T.C. Bern Büyükelçiliği’nden bürokratlar, dernek temsilcileri ve iş adamlarımız da katılarak destek verdiler. Zürih Başkonsolosu Aslı Oral konserden evvel bir açılış konuşması yaparak, böylesine özel bir günde kendilerini yalnız bırakma-

dıkları için tüm katılımcılara teşekkür etti. Başkonsolos’un konuşmasının hemen ardından sahne alan Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Klasik Türk Müziği Topluluğu Sanatçıları, izleyicilere unutamayacakları bir konser ziyafeti çektiler. Dünya Kadınlar Günü sebebiyle sahne alan sanatçılar, Türk Sanat Müziğine damgasını vuran kadın sanatçılarımızın eserlerinden oluşan bir repertuar ile izleyici karşısına çık-

tılar. Konser boyunca şarkılara sık sık eşlik eden seyircinin keyfi görülmeye değerdi. Konserin ilk bölümünden sonra verilen arada davetlilere çeşitli yiyecek ve içecek ikramında da bulunuldu. Verilen arada biraraya gelen seyirciler bol bol sohbet edip, konseri ne kadar beğendiklerini anlattılar. Seyircilerin ortak arzusu bu tür organizasyonların bundan sonraki dönemde de devam etmesi gerektiği şeklindeydi. Konserin hemen ardından Başkonsolos Aslı Oral tarafından sanatçılara birer çiçek buketi armağan edildi. Seyircinin bitmeyen alkış yağmuru, programın uzamasına sebep oldu. Gösterilen yoğun ilgiden oldukça memnun kalan

SolKonserin düzenlenmesinde büyük emeği geçen Başkonsolosluk ve Turizm Ataşesi çalışanları birarada. Başkondan: Başkonsolos Asistanı Güldal Kaya, Kültür ve Turizm Ataşeliği çalışanı Nuriye Osmanlar, Zürih Burmacı. solosu Aslı Oral, Kültür ve Turizm Ataşesi Pınar Bilgen ve Kültür ve Turizm Ataşeliği çalışanı Pınar

sanatçılar da bu alkışlara cevaben sevilen Türk Sanat Müziği parçalarıyla konseri yaklaşık 20 dakika daha devam ettirdiler. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Klasik Türk Müziği Topluluğu Sanatçıları: Gül Güldaş

Kanun

Pekin Değirmenci Tambur Mahinur Sezener

Klasik Kemençe

Tuba Akyol

Ses Sanatçısı

Güfte ve Beste: Neveser Kökdes Hicazkâr Şarkı „Yüce dağlar yüce olur…“ Güfte: (Anonim) Beste: Mefharet Yıldırım Hicazkâr Şarkı „Gül dalında öten bülbülün olsam…“ Güfte ve Beste: Neveser Kökdes Evcârâ Saz Semâisi Beste: Dilhayat Kalfa

Konserde seslendirilen eserler:

Hüzzam Şarkı „Dün gece mehtaba dalıp hep seni andım…“ Güfte: Mahmut Nedim Güntel Beste: Semahat Özdenses

Hicaz Şarkı „Ben gamlı hazan sense bahar dinle de vazgeç…“ Güfte: Sıtkı Angınbaş Beste: Melâhat Pars

Hüzzam Şarkı „Başka bir alem gerektir gönlümü seyran için…“ Güfte: Abdülaziz Efendi (Hekimbaşı) Beste: Gevheri Osmanoğlu

Hicaz Şarkı „Esirindir benim gönlüm…“ Güfte: Müftüoğlu Ahmed Hikmet Beste: Leylâ Saz

Segâh Şarkı „Kuş olup uçsam sevgilimin diyarına…“ Güfte: Neveser Kökdeş Beste: Neveser Kökdeş

Şehnaz-Bûşelik Şarkı „Ateş gibi bir nehr akıyordu…“ Güfte: Ahmet Hâsim Bey Beste: Câvide Hayre Hanım

Uşşak Şarkı „Akşam oldu hüzünlendim ben yine…“ Güfte: Ahmet Cengizoğlu Beste: Semahat Özdenses

Nihavend Şarkı „Kaçsam bırakıp senden uzak yollara gitsem…“ Güfte: (Anonim) Beste: Mehveş Hanım Nihavend Şarkı “Hüsranla gönül hep inler…“

Uşşak Şarkı „Gönül şarkıları…“ Güfte: Ramazan Gökalp Arkın Beste: Safiye Ayla

[CAA / AID-3312]


6

GÜndem

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

UETD’den Metin Külünk’lü ikinci toplantı UETD İsviçre Teşkilatı 2 Mart 2013 Cumartesi günü Hilton otelinde Türk Basını ve STK’lar buluşmasının ikinci toplantısını gerçekleştirdi. AK Parti Dış İlişkiler Bşk. Yrd. & İstanbul Milletvekili Metin Külünk de bir önceki toplantında söz verdiği gibi hazır bulundu. Toplantıya geniş çaplı katılım gözlemlendi. PHM - UETD İsviçre Teşkilatı 2 Mart 2013 Cumartesi günü Hilton Oteli’nde Türk Basını ve STK‘lar buluşmasının ikinci tolantısını gerçekleştirdi. İstanbul Milletvekili Metin Külünk de bir önceki toplantında söz verdiği gibi hazır bulundu. Toplantıya geniş çaplı katılım ve yoğun bir ilgi gözlemlendi. UETD İsviçre Teşkilatı ikincisini vaadettiği buluşturmayı gerçekleştirdi. Geçtiğimiz Şubat ayında Köln’de yapılan UETD Kongresi’nin yeni yönetim kurulundan MKYK üyesi Uğur Demir, Genel Başkan Yardımcısı Ziya Işık, Teşkilat Kurucularından Teşkilat Başkanı Yardımcısı Köksal Kuş ve Genel Başkan Süleyman Çelik, çok sayıda STK Yönetim Kurulu temsilcisi ve İsviçre’deki Türk basını bu buluşmada yer aldı. UETD İsviçre Teşkilatı Başkan Yardımcısı Hakan Akbürü’nun giriş konuşmasının ardından söz alan UETD İsviçre Teşkilatı Başkanı Emre Hasan Yılmaz tüm gelenleri içtenlikle selamladı. 2012 yılında 500 kişi üzeride yapılan ve İsviçre’nin Sivil Toplum Kuruluşları ile kuzey, güney, doğu ve batı İsviçre’de uygulanan “İsviçre’de Yaşayan Türklerin Aile Yapısı ve Sorunları” başlıklı anketin sonuçlarını açıkladı. Bu anketin ilk aile ile ilgili kısmı Fatma Şahin Konferansında açıklanmıştı. Sosyal ve kültürel sorunları kısmı ise yeni paylaşıldı. Anketin konu başlıkları: İsviçre vatandaşlığına geçmek, İsviçre vatandaşı olma isteği, Türklerin kendi arasındaki ilişkiler, Türklerin İsviçreliler ile ilşkilerinin değerlendirilmesi, Yabancı düşmanlığı, Türkiye’ye dönme isteği, İsviçre ve Türk makamlarıyla ilişkiler, Sorunları İsviçre’deki ve Türkiye’deki makamlara ulaştırmadaki sıkıntılar ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt dışında, Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza yönelik çalışmalarının değerlendirilmesi sonuçları idi. Mail yoluyla da bu STK’larla bu paylaşımın yapılacağını söyleyen Emre Hasan Yılmaz’ın yapmış olduğu anket çalışmasına www.uetd.ch adresinden bakabilirsiniz.

Söz alan UETD Genel Bsk. Süleyman Çelik «Bizler çoğulcu demokrasilerin hakim olduğu bir kitada yaşamaktayız. Çoğulcu demokrasilerin olmazsa olmazı bir taraftan Sivil Toplum Kuruluşları diğer taraftan ise kamuoyu adına soran, sorgulayan, haber peşinde koşan ve bilgilendirme vazifesini icra eden basındır. Bu sebeple Uetd İsviçre teşkilatımızı böyle bir programın icrasını tertip etmiş olduğu için tebrik ediyorum. Bundan sonra da sorunların tespitine ve çözümüne dönük programların aynı sorumluluk anlayışı ile devam edeceğine olan inancım sonsuzdur. Yaşanabilir, demokratik, huzurlu sosyal ve fiziki ortamlar inşa etme tüm insanlığın ortak beklentisi olarak daha fazla çalışma ve çabayı gerektiriyor. Avrupalı Türk Demokratlar Birliği de sorunların çözüm adresi ve “insan odaklı” çalışmaların bir merkezi olarak bu beklentilere karşılık bulmaya çalışıyor. Dahası, kuruluşundan bugüne Avrupa’daki Türk nüfusa, soydaş ve akrabalarına rehberlik etme gayesiyle çalışan kuruluşumuz, yakın zamanda almış olduğu taze kan ile bu vazifesini daha ileriye taşıma gayreti içerisine girmiştir. Sevgi, adalet ve kardeşliğin temsilcileri olarak burada bulunduğumuza ve bizlerin hem birer birey olarak, hem de birlikte varolduğumuz ortamlara eklemlenme ve yine birbirimize değer katma gayreti ile toplanmış bulunduğumuza inanarak konuşuyorum. Dün olduğu gibi bugün ve yarın da; insan merkezli, adalet ve merhamet medeniyetinin temsilcileri olarak faaliyetlerimizi sürdüreceğiz» dedi. Külünk: «Arkanızda güçlü bir irade olduğunu unutmayın!» Süleyman Çelik’in ardından söz alan Metin Külünk / AK Parti Dış İlişkiler Bsk. Yrd. & İstanbul Milletvekili, Cezaevi ziyaretine değindi. Aladdin Dursun’a cezaevinde yıllardan beri yapmış olduğu ziyaretler ve verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti ve «En büyük

sosyal problemlerimizden biriyle ilgilenmesi, büyüklüktür» dedi ve konuşmasına şöyle devam etti: «Cezaevine Konsolos olmadan girilebildi, Cuma namazı kılındı mahkum kardeşler ile, 15 tane mahkum kardeş tek tek dinlenildi. Ağlanıldı, sevinildi. Gurbette 14 sene mahkum olmak kimse tarif edemez. Şunun için gidildi: “Sahipsiz değilsiniz!

UETD İsviçre Teşkilatı Başkanı Emre Hasan Yılmaz yaptıkları anketin sonuçlarını paylaşırken.

Eğer buradaki vatandaşlar dostluk, sevgi, kardeşlik birlik üretemezse, başarmamız mümkün mü? Hiç birimiz birbirimize benzemek zorunda değiliz. Farklılıkların bir kerameti vardır, kainat farklılarla üretilmiş bir birlikte yaratılmıştır. Kat edilecek daha çok mesafe var, bağların güçlendirilmesi gerekiyor. Bu topluluklarda artık İsviçreli vatandaşlar da olmalı! Onlar da bu güzelliklerden istifade etmeli. Yurt dışındaki vatandaşlarımız hangi düşüncede olurlarsa olsunlar, hepsi bizler için çok değerlidir. Birbirimize benzetmeye çalışmadan bu muhabbeti sürdürmeliyiz, kendimiz gibi düşünmeye zorlamadan muhabbetimizi şürdürmeliyiz. En büyük dedikodu, en büyük sevgisizlik bizim toplumlarımızda. Biz büyük düşünmüyoruz, büyük düşünmeliyiz, İsviçre’deki 8 milyon insanın da sizin muhabbetinize, isyan boyutunuza ihtiyaçları var. Öncelikle biz birbirimize yüregimizi açacağız, daha sonra dışarıda bu sevgiyi taşıyacağız.» Uzun alkışlar alan alan Metin Külünk’ün konuşmasından sonra soru cevap bölümüne gidildi ve ortak sorunlar, olası çözümler paylaşıldı. Bir katılımcının «Hepimiz “Biz birleşemedik” diyoruz ama farkındaysanız UETD bizleri burada zaten çoktan birleştirdi» sözleri hemen hemen tüm katılımcıların bu toplantıyla ilgili ortak düşüncesinin anafikrini oluşturdu. [CAA / AID-3343]

Katılımcılar destek veya yardım istedikleri her sorunu doya doya dile getirme fırsatı buldu.


SAYFA 7 | PUSULAHAYAT | Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch


8

SOHBET KÖŞESİ

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

Pınar Bilgen: «Türkiye-İsviçre maçının açtığı yaraları daha yeni sarabiliyoruz» giderken resmi kıyafetlerle gidersiniz ve oldukça ciddi durursunuz. İsviçre’de bu tarz bir çalışma hayatı yok. Kişilerin kıyafetleri ve görüntülerine çok önem verilmiyor. Her yerde ortaya koyduğunuz iş ve projelerinize bakılıyor. Burada insanlar bir araya geldiğimiz zaman “Ne yapabiliriz?”, “Birşeyler üretebilir miyiz?” ona bakıyorlar. Çalışma kültürü burada çok farklı. Oldukça sabırlı olup çalışmalarınızda politik olmanız gerekiyor. Ben de bu konularda İsviçre’de kendimi geliştirme şansı buldum. Sayın Bilgen, eğer bir kıyaslama yapacak olursak; göreve ilk başladığınız günden bu zamana kadar Türk turizminde ne gibi gelişmeler oldu? Biz göreve geldiğimiz andan itibaren hem yeni projeler üretmek, hem de bizden evvel çalışan ve görev yapan kişilerin çalışmalarını geliştirmekle yükümlüyüz. Fakat şunu da açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki, 2005 yılında Türkiye ile İsviçre arasında oynanan ve iki ülke arasında krize sebep olan maçın turizm çalışmalarında açtığı yaraları daha yeni yeni sarabiliyoruz. 2005 yılında yaklaşık 300 bin civarında İsviçre’den turist alırken, maçtan sonraki yıl bu rakam direk yarı yarıya azalmış. O günden bu yana 8 yıl içinde yapmış olduğumuz tanıtım faaliyetleri ile bu rakamı daha yeni 360 bine çıkarabildik. İsviçreli turistin ülkemize katkısı oluyor mu? İsviçre’den ülkemize ziyarete gelen turistlerin ülkemiz ekonomisine katkısı oldukça büyük. Başka ülkelerden gelen turistlerle kıyaslandığı zaman İsviçreli turistin 3-4 kat daha fazla ekonomimize katkı yaptığını görmekteyiz. İsviçreli turistlerin Türkiye’de ilgi gösterdikleri bölgeler hangileri?

Göreve başladığı günden bu yana ülkemizin doğal, kültürel, sanatsal ve tarihî zenginliklerini İsviçrelilere tanıtmak için faaliyet gösteren Kültür ve Tanıtım Ataşemiz Pınar Bilgen’i ofisinde ziyaret ederek, çalışmaları hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Röportaj: Turgut Karaboyun PHM - Sayın Pınar Bilgen, yaklaşık 3 buçuk yıldır İsviçre’de Kültür ve Tanıtım Ataşemiz olarak görev yapmaktasınız. İsviçre’ye gelmeden evvel hangi görevde bulunuyordunuz? Buraya geliş hikayenizi bizlerle paylaşır mısınız? Ben Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldum. Sonrasında Turizm Bakanlığı’nda Uzman Yardımcısı olarak ise başladım. Bu sırada Siyasal Bilgiler fakültesinde Master yaparak eğitim hayatımı devam ettirdim. Master tezimi „Turizm yönetiminin yeniden yapılandırılması“ üzerine yapmıştım. Bir yandan Master yaparken diğer yandan da Turizm Bakanlığı’nda uzman olabilmek için sınavlara girdim ve başarılı oldum. Uzman sıfatıyla çalıştığım dönemlerde benden Avusturya’da yapılan faaliyetleri takip etmem istendi. Bu arada Almanya ofislerinin de özel projelerinde görev aldım. Sonrasında 2009 yılında yurt dışına atanabilmek için sözlü ve yazılı sınavlara girdim. Sı-

navların ardından İsviçre’ye atandım. 9 Ekim 2009 tarihinde de resmi olarak İsviçre’deki görevime başladım. Yaklaşık 5 ay evvel İsviçre’deki 3 yıllık görev sürem sona erdi. Benden sonraki Kültür ve Turizm Ataşesi’nin ataması belirlenmemiş olduğu için, geçici olarak buradaki görevimin başındayım. Sizce 3 yıllık görev süresi yeterli mi? Aslında yeterli değil. İlk yılı bulunduğunuz ülkeyi ve çevreyi tanımakla geçiriyorsunuz. 2. yılda bir şeyler üretmeye ve aklınızdan geçirdiğiniz projeleri uygulamaya çalışıyorsunuz. 3. yılda gittiğiniz ülkeye alışıp, aklınızdaki projeleri uygulamaya başlıyorsunuz ki görev süreniz sona eriyor. İsviçre’de uygulamayı düşündüğünüz projeler için hep geniş bir zamana ihtiyaç oluyor. Kısa sürede büyük projeler gerçekleştirmeniz kolay değil. Bu sebeble 3 yıllık görev süresi bana göre uygulamayı düşündüğünüz çalışmalar için yeterli olmuyor. İsviçre’ye ilk geldiğiniz zamanla-

ra dönecek olursak, ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Yeni bir ülkeye uyum sağlamak kolay oldu mu? Türkiye’den gelirken bambaşka bir İsviçre bekliyorsunuz. Benim ailem Almanya’da uzun yıllar yaşadığı için başlangıçta zorlanacağımı hiç düşünmemiştim. Fakat İsviçre’ye geldiğimde herşeyin çok farklı olduğunu gördüm. Başlangıçta Türkiye’deki bürokrasi mantığıyla çalışmalarıma yön vermeye çalışmıştım, hatta istediğim sonucu alamadığımda çok kızdığım olmuştur. Şimdi sisteme ve ülkeye oldukça alıştım. Bir iş olmuyorsa ya da sorun yaşıyorsam ‘olmuyor çünkü burası İsviçre’ diyebiliyorum. Farklı bir iklimde, güneşi az gördüğünüz bir ülkede çalışmak ve buraya uyum sağlamak gerçekten zor oldu. Peki İsviçre’nin size kazandırdıkları oldu mu? Kesinlikle oldu. Bir kere bizim kültürümüzde çok fazla bulamadığınız özellikler var. Dakiklik gibi. Ön planda olmamak gibi. Türkiye’de bir toplantıya

İsviçre’den gelen turistler artık sadece Antalya, Bodrum ve Dalaman’a ilgi göstermiyor. Son yıllarda başta İstanbul olmak üzere Kapadokya bölgesi oldukça rağbet görüyor. İsviçreli turistin özellikle kültür turizmine ilgisinin arttığını görmekteyiz. Bu konuda da Türkiye onlar için oldukça öenmli bir tatil ülkesi haline geldi. Sizce turizm sektöründe istediğimiz aşamaya geldik mi? ‘Türkiye turizmi sorunsuz’ diyebilir miyiz? Halen belli sıkıntılardan kurtulabilmiş değiliz. İnsan odaklı bir sektörde biz halen çalışma şartlarını düzenleyebilmiş değiliz. Kalifiye eleman yetersizliği, çalışanların aldıkları ücretlerin yeterli olmaması gibi problemler devam ediyor. Şehirlerle örnek verecek olursak, Antalya Bölgesi kendini turizm sektöründe oldukça ilerletti ancak Ege Bölgesi halen belli sıkıntı ve organizasyon eksikliklerini giderebilmiş değil. Bunun yanı sıra İstanbul özellikle kongre turizminde altın çağını yaşıyor. Kendi özümüze dönüp, Türk misafirperverliğini ön plana çıkarabilirsek, inanılmaz başarılara imza atabiliriz diye düşünüyorum. Göreve geldiğinizde turist sayısını artırabilmek için nasıl bir strateji geliştirdiniz? Bizim buradaki görevimiz durumu inceleyip, yeni bir strateji geliştirmek üzerine kurulu. Ben göreve ilk geldiğimde şunu farkettim; aslında ülkemiz bir tatil ülkesi olarak güvenilir bir ülke konumunda, ancak halen İsviçre’de bir

imaj sorunumuz var. Tüm bu problemleri ortadan kaldırabilmek için tanıtım konusunda yeni stratejiler geliştirdik. Gazete ve dergilerin en çok okunan kültür sayfalarına reklamlar vererek, okuyucuların daha çok dikkatini çekecek çalışmalar yaptık. Bunun yanı sıra İsviçrelilerin organize ettikleri büyük festival ve kültürel etkinliklere katılarak tanıtım faaliyetlerinde bulunduk. Bu yıl hem Zürih, hem de Winterthur şehirlerinde organize edilecek olan şehir festivallerine katılmak için çalışmalarımız devam ediyor. Klasik turizm tanıtımı yerine, yenilikler üzerinden çalışarak alternatif etkinlikler yaratmaya ve insanlara Türkiye’nin bambaşka bir yüzü olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Özellikle ilk yıllarda oldukça zorlandığımı söyleyebilirim. Tanıtım faaliyetlerimizi daha da güçlendirebilmek için Zürih Turizm Müdürlüğü ile kontağa geçtik. Bizim Zürih’te belli meydanlarda faaliyetler yapmak istediğimizi, onların da aynı şekilde İstanbul’da belirlenecek değişik meydanlarda tanıtım faaliyetleri yapabileceklerini belirttik. Başlangıçta kapılar yüzümüze kapatıldı, istediğimiz çalışmaları yapamadık. Fakat son yıllarda ülkemizin ekonomik olarak büyümesi, bizim için büyük bir avantaj oldu. Şimdi duyduğum kadarıyla İsviçre Turizm Bakanlığı, Türkiye için özel tanıtım faaliyetlerini başlatmak istiyormuş. Turizm hiç bir zaman bir ülkenin ekonomik ve politik yapısından bağımsız değildir. Ülke olarak gelişmiş bir ekonomiye ve iyi bir refah düzeyine ulaşmış olmanız, bu sektörde güçlü olmanızı sağlıyor. Önceki yıllara göre farklı ne gibi stratejiler belirlediniz? Ne gibi hedefleriniz var? Her yıl yeni strateji üretmeniz çok zor. Biz özellikle Alternatif Turizmi İsviçre’de ön plana çıkarmanın hesaplarını yapmıştık ve stratejimiz bu yönde devam edecek. Ülkemiz zaten Deniz Turizmi konusunda belli bir tanınırlığı yakalamış durumda. Bundan sonraki dönemlerde de Alternatif ve Kültür Turizmini ön plana çıkararak, ülkemize daha çok turist çekmeyi hedefliyoruz. Bu bağlamda 2015 yılında Cenevre ve 2016 yılında Zürih Şehir Festivalleri’nde konuk ülke olmak için çalışmalar yapıyoruz. Son olarak size İsviçre’de yaşayan Türk toplumunu sormak istiyoruz. Görev süresi boyunca nasıl bir Türk toplumu gördünüz? Sizce kendi içimizde eksikliklerimiz var mı? Zor bir soru ama dürüstlükle cevap vermek istiyorum: Çok kopuk bir toplumuz var! Birçok dernek çalışma yapıyor, fakat bir araya gelip ortak hareket edemiyorlar. Kurum olarak derneklerimizle birlik olup, faaliyet yapma şansı yakalayamadık. Umarım benden sonra göreve gelecek olan arkadaşım, çeşitli derneklerle ortak faaliyetler yapabilir. Diğer taraftan yakın zamanda derneklerin faaliyetlerini daha da artırdıklarını görüyorum. Kurum olarak biz de faaliyetlere katılmak ve etkinliklerden haberdar olmak istiyoruz. Belki isviçrelilere yönelik ortak faaliyetler yaparak, ülkemizin tanıtımına katkı sağlayabiliriz. Bu konuda derneklerimizin bizimle iletişim halinde olmalarını ve çalışmalarından bizleri haberdar etmelerini arzu ediyoruz. [CAA / AID-3332]


9

SOHBET KÖŞESİ

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

DOKTOR

KÖŞE YAZISI

(s.akin@pusulaswiss.ch)

Sunay AKIN

MADALYASI!.. PHM - Sedyeciler hiç durmadan cepheden yaralı taşımaktadır. Doktorlar, yaşama şansı olan askerlerle ilgilenebilmekte, son derece az olan ağrı kesici iğnelerden yapabilmektedir. Her askerin başında saatlerce durmayı, yaralarını en büyüğünden en küçüğüne kadar tek tek elden geçirmeyi hepsi de gönülden arzulamaktadır ama buna olanak yoktur. Bir doktor, ayağı kopmak üzere olan ve bağırsakları dışarı taşmış bir halde sedyeyle önüne getirilen askeri görünce, taşıyıcılara seslenir: Bunu kaldırın”… Bu sözü, savaşın her günü kimbilir kaç kez söylemektedir:”Bunu kaldırın”… O an, can çekişmekte olan asker inilti halinde seslenir:”Baba”… Tanık olduğu bu olayı anılarında anlatacak olan Salih Dörtbudak ve öteki doktorlar, duydukları bu ses karşısında taş kesilmişcesine duran arkadaşlarına bakarlar. Doktor, çaresizlik içinde oğlunun kanlı yüzünü siler ve sedyecilere şunu söyler:”Bunu gölge bir yere kaldırın!” Her gün onlarca defa söylediği sözde, oğlu için istediği tek ayrıcalık “gölge bir yer”dir! Amiral Guepratte’ın öz oğlunu gemisinin direğine astırdığı

Çanakkale Savaşı’nın kazanıldığı anlardan biri de, dönemin Karasi gazetesinde de yayınlanan doktor ve oğlu arasında yaşanılan bu son bakış ve son sözdür. Hava ısınmaya başladığı için, iki siper arasında cansız yatan insanların cesetlerinden ağır kokular yükselmektedir. Her iki tarafta ölülerini gömmek ve inleyen yaralılarını toplamak için ateşkes ilan ederler… Sabah, saat 08.00’de Anzak askerleri ve Türkler beyaz bayraklarla siperlerinden çıkarak cesetleri toplamaya başlar. Anlaşmaya göre, her iki ordu kendi tarafında kalan düşman askerini orta çizgiye kadar taşıyacaktır. Takvim yaprakları 24 Mayıs 1915’i göstermektedir… Ve o gün, Tıp tarihinin en çarpıcı doktor öykülerinden biri günışığına çıkacaktır! Çanakkale Savaşı’nda her iki tarafından birbirine en çok yaklaştığı, tanıştığı, sigara ve yiyecek ikramı yapıldığı o gün, Türk doktorlar ve sıhhiye erleri gözlerini Altmış yaşını geçmiş bir Avustralyalı doktorun üzerinden ayıramazlar. Türk şehitler arasında dolaşan, yaralılara yardım etmeye çalışan bu doktorun göğsünde “Mecidi” ve “Osmanlı” nişanlarının yanı sıra bir de Osmanlı madalyası takılıdır!!!

Türk doktorlar, şehit ve yaralıların eşyalarını çalan bu adamdan adeta tiksinirler… Hele, ölü soygunculuğu yapan ve çaldıklarını hiç utanmadan göğsüne takan adamın doktor olması, gördüklerinin daha da utanç verici bir hale gelmesine neden olur. Bizimkiler kendi aralarında Avustralyalı doktorun ayıbını konuşurlarken, duydukları ses karşısında iyice şaşırırlar:”Ben hiç kimseden çalmadım madalyaları. Plevne savunmasında Gazi Osman Paşa’nın anda savaştığım için takıldı onlar göğsüme!..” Ölü soyucusu sanılan doktorun Türkçe konuşması ölüm sessizliğinin üstüne daha da büyük bir sessizlik katar… Çanakkale Savaşı’nda, yerde yatan binlerce ceset arasında karşılıklı birbirine bakan Türk doktorlar ve bir Avustralyalı doktor!.. Bir Bahar sabahının güneş ışığı Avustralyalı doktorun göğsüne takılı Türk madalyalarında parlamaktadır!!!.. Melbourne’da başladığı Tıp eğitimini Edinburgh’da tamamlayan Doktor Charles Snodgrass Ryan, Roma’da bulunduğu sıra-

da “London Times” gazetesinde bir ilan görür. İlanda, Türklerin askeri cerrah aradığı yazılıdır. 1876’da İstanbul’a gelen Doktor Ryan’ı Rus Harbi’nde Plevne savunmasında görürüz. Savaş yıllarında Anadolu’nun doğusuna, Erzurum cephesine de giden Avustralyalı doktor, burada da Tıp sanatının ışığını insanlara taşıdıktan sonra, 1878’de Avustalya’ya döner. Charles Snodgrass Ryan, yirmi yıl sonra anılarını “Kızılay Altında” adlı kitapta yayınlar. Doktor Ryan bu kitabında, Plevne’de dört süngünün ucuna takılı mumların ışığı altında yaptığı ameliyatları, bir caminin içini dolduran cesetler arasında nasıl yaralı aradığını ve ateş hattında atıyla yaralı askerleri nasıl taşıdığını ve de daha nice ilginç doktor öyküleri anlatır. Bir bölüm okuyoruz:”Geriye doğru yürürken Rus top mermilerinin başımın üstünden çığlıklarla

geçtiğini duyuyordum. Bu yürüyüşümüz tabii pek yavaş oluyordu. Çünkü yürürken hem atı idare ediyor, hem de yaralıları attan düşürmemeye çalışıyordum.” Kırk yıl önce hayatlarını kurtarmak için kendi hayatını feda ettiği Türk askerlerinin cesetleri arasında Plevne’yi anlatan Doktor Ryan’ın gözleri dolar… Türk subaylar ve doktorlar öpmek için Doktor Ryan’ın ellerine yapışırlar!.. Sonra… Sonra herkes birbirine yeniden ateş etmek için yeniden siperlerine doğru yürürler… Türkler bir ara dönüp geriye bakarlar… Doktor Rayn, göğsünde bir zamanlar hayatlarını kurtardığı insanlar için takılan madalyaların, yüreğinde ise yine aynı insanların cansız bedenleri arasında yürümenin ağırlığıyla iki büklümdür! [ CAA / AID-3335]

Zürih/Basel − Anadolu

126 İzmir ve Anadolu uçuşlarında 30kg bagaj hakkı veriyoruz.

96 €


10

SOHBET KÖŞESİ

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

Suat Şahin: «Türk toplumu ‘helal et’ konusunda yeterince hassas değil» Geçtiğimiz ay gündemi en çok meşgul eden konulardan biri de Döner içinde Domuz etinin bulunması haberiydi. Başta İsviçre’de yaşayan Türk toplumu olmak üzere büyük bir kesimde şok etkisi yaratan bu gelişmenin ardından, konuyla ilgili olarak sektörden iş adamlarıyla yaptığımız görüşmeleri okurlarımıza duyurmaya devam ediyoruz. Bu sayımızda Sıla AG şirketinin yöneticisi Suat Şahin’i ziyaret ederek hem konuyla ilgili olarak hem de İsviçre’de helal et üretimi ve tüketimi hususlarında görüşlerini aldık. Röportaj: Turgut Karaboyun PHM - Suat bey, önecelikli olarak geçtiğimiz ay gündemi meşgul eden konu hakkında görüşlerinizi almak istiyorum. “Döner içinde Domuz etine rastlandı” haberi sizi nasıl etkiledi? Çıkan haberler şirketimizi hiç bir şekilde negatif anlamda etkilemedi. Aksine bize ve ürünlerimize olan güvenin, itimatın daha da artmasını sağladı. Fakat şunu da mutlaka ifade etmeliyim: Bu numuler neden alındı? Kime hizmet ediliyor? Çok merak ediyorum. Siz kendi rakipleriniz arasında döner içinde domuz eti kullanan bir şirketin olduğunu düşünüyor musunuz? Ben böyle bir ihtimali düşünmüyorum. Bilerek böyle bir işi yapacak döner üreticisi olduğuna da inanmıyorum. Öyle bir üretici olsa, bu en başta bizim işimize yarar. Bana göre alınan döner numulerinde domuz etine rastlandığı iddia edilen şirketlerin acilen açıklanması gerekiyor. Bir çok döner üretimi yapan şirket var, kimsenin yok yere başkasını zan altında bırakmaya hakkı yok. Size göre İsviçre’de döner üretimi sağlıklı koşullarda mı yapılıyor? Maalesef bu konuda üretim yapan şirketlerin çoğunda sıkıntı var. Üreticilerin büyük bir kısmı ‘merdiven altı’ diye tabir ettiğimiz uygunsuz koşullarda üretim yapıyorlar. Yeterli hijyenik kontrolleri yapmayı bırakın, döner içinde kullandıkları etlere varıncaya kadar şaibeli üretimler yapılıyor. Biz Sıla AG olarak hem hijyene hem de kullandığımız etin kalitesine ve helal olması-

na çok önem veriyoruz. Etlerimizi sürekli laboratuvar testlerine tabi tutarak, sağlıklı üretim yapabilmenin mücadelesini veriyoruz. Sonuçta ürünlerimiz büyük bir kitle tarafından tüketiliyor, kimsenin halkın sağlığıyla ve dini duygularıyla oynamaya hakkı yoktur. Suat bey, sizin de oldukça hassas olduğunuz ‘Helal et’ konusuna gelmek istiyorum. Sizce İsviçre’de yaşayan Müslüman topluluğu, bu konuya yeterince hassasiyet gösteriyor mu? Bana göre gösterilen hassasiyet kesinlikle yeterli değil. Biz fabrikamızda helal kesim yapıyoruz. İsviçre’de böylesine bir fabrikanın olması bana göre veli nimettir. Ancak müslüman halkın bu konuda yeterince hassas olmaması ve bize gereken önemi göstermesi oldukça rahatsız edici bir durum. Açıkçası bu konuda duyarsız vatandaşlarımızdan çok şikayetçiyim. Bir insan yediği bir etin nereden gelip, nasıl koşullarda üretildiğini araştırıp sormaz mı? Geldiğimiz noktada vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun et tüketimi konusunda dikkatli olmadığını söyleyebilirim. Sizin aracılığınız ile vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Alışveriş yaptıkları yerlerde mutlaka etin nereden temin edildiğini sorsunlar, emin olmadıkları güvenmedikleri yerlerden alışveriş yapmasınlar. Suat bey, helal et konusuyla ilgili olarak çalışmalar ya da kontroller yapan bir kurum olsa iyi olmaz mıydı? Sizce bu konuda ne yapılabilir? İnsanlarımızın gönül rahatlığı içinde helal et tüketebilmeleri için düzenli olarak bir kurumun kontrolleri eline alması gerekiyor. Bana göre bu konuda en

Sıla AG şirketinin yöneticisi Suat Şahin

iyi çalışmayı yapacak kurumların başında Diyanet İşleri Müşavirliği geliyor. Diyanet’in bu konuyu ele alıp, üretim ve satış yapan iş yerlerini denetim altına alması gerekiyor. Biz Sıla AG olarak 5 yıldır üretim yapıyoruz, daha Diyanet’ten bir kişi gelipte bizi ziyaret etmiş değil. Türkiye’den gelip burada oturmakla olmuyor. Kurumun bu konuda çalışma yapıp vatandaşlarımızı doğru şekilde biliçlendirmeleri ve yönlendirmeleri arzusundayız. Sıla AG haricinde İsviçre’de helal et üretimi yapan başka bir şirket var mı? Ben diyorum ki, isviçre’de Müslümanlara ve Türklere ait olan tek kesimhane biziz. Bunun haricinde Avrupa’nın diğer ülkerinden ‘Helal et’ ithalatı yapan şirketlerin listesine bakarsanız, orada da sadece bizim adımızı görürsünüz. Size verdiğim listede hem şirketlerin adı hem de yaptıkları ithalatın ne kadar olduğu tek tek yazıyor. Burada kimseyi karalamak, başkasını zan altında bırakmak gibi bir niyetim yok. Ama açıkça bir kez daha söylüyorum: Bu konuda çalışma yapan tek şirket biziz! Sıla AG’ye ait kamyonların bazı İsviçreli et üretimi yapan firmaların önünde görüldüğü söyleniyor. İsviçre’li şirketlerden helal olmayan et alıyor musunuz? Daha evvel de söylemiş olduğum gibi, biz ‘%100 Helal et’ üretimi yapan bir şirketiz. Bazı İsviçreli firmalara da ürünlerimizin satışını yapmaktayız. Başkalarının düşündüğü gibi kamyonlarımız et almak için değil, aksine kendi üretimimiz olan et ürünlerini onlara ulaştırmak için orada bulunuyorlar.

Suat bey biraz da şirketiniz hakkında bilgiler almak istiyorum. Bundan 5 yıl önce şirketinizi kurup yola çıkmıştınız. Bugün Sıla AG nerlere geldi, ne gibi çalışmalarınız var? İşe ilk başladığımız yıllarda bu kadar hızlı gelişip markalaşacağımızı düşünmemiştik. Sevabıyla günahıyla kendimize ait 3 market şubemiz bulunuyor. Bunun yanı sıra bizim adımızla çalışan ancak başkasına ait olan 2 market ile vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Diğer yandan şu an içinde bulunduğumuz Hünkar Ocakbaşı restoranı da vatandaşlarımıza hizmet verdiğimiz önemli iş yerlerimizden bir tanesi. Toplamda ortalama 60 kişilik bir ekiple çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Geçtiğimiz yıl 22 milyon Frank ciro yaptık. Bu yılki hedefimiz elbette daha yüksek olacak. Suat bey, piyasada şirketinizin İsviçrelilere ait olduğu ve sizin ön planda tutulduğunuz şeklinde söylemler var. Bu doğru mu? Öncelikle şunu mutlaka belirtmek istiyorum: Mevcut fabrika binasında kiradayız. Mülkiyet sahibi olan kişilerle ticari ilişkilerimiz oldukça iyi. Kendilerinin çiftlikleri var, biz aynı zamanda bu çiftliği de kiraladık, fabrikamız için canlı hayvanları burada yetiştiriyoruz. Öte yandan biz şirketi kurduğumuz zaman AG yapılı şirketlerde İsviçreli hissedar şartı aranıyordu. Bu sebebten dolayı fabrikamızın mülkiyet sahibi olan İsviçreli şirketi, kendi şirketimizin Yönetim Kurulu’na aldık. Yönetim Kurulu’nda toplam 4 kişiyiz. Ben kardeşimle Yönetim Kurulu’ndayım, yanı sıra İsviçreli partnerlerimiz var. Şirket hisselerinin büyük kısmı bizim elimizdedir. Dışarıda insanlarımızın konuştuğu gibi

biz onların yönetiminde çalışmıyoruz. Aksine çok iyi insanlarla iş birliği yaparak, ticari faaliyetlerimizi sürüdürüyoruz. İsviçreli partnerlerimizle aramızda inanılmaz samimi bir ilişki var. Onlarla çalışmaktan ve bir arada olmaktan oldukça memnunuz. Öte yandan ticareti bu kadar iyi bilen ve tecrübe sahibi olan bu partnerlerimiz olmasa, sanırım helal kesim konusunda bu kadar rahat çalışamazdık. Bundan sonraki dönemlerde ne gibi projeleriniz var? Markalaşma adına belirlediğimiz temel gıda ürünleri konusunda çalışmalarımız var. Marketlerde Sıla markasıyla satışını yapmak istediğimiz gıda ürünleri olacak. Bu ürünler üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yakın bir zamanda yeni ürünler ile halkımızın karşısında olacağız. Sayın Şahin, son olarak okurlarımıza ne gibi mesajlar vermek istersiniz? PUSULA okurlarına vermek istediğim en önemli mesaj şudur: Lütfen aldıkları ürünleri sorgulasınlar! Hangi üründe ne kullanılmış, ürün nereden gelmiş bunları iyi incelesinler. Bizim tüm ürünlerimizde detaylı olarak bu bilgiler verilmektedir. Biz vatandaşlarımızın desteği sayesinde buralara geldik. Bizleri destekleyen halkımıza buradan sizin aracılığınız ile teşekkür etmek istiyorum. Akıllarında bizimle ilgili olan tüm sorular için bizimle kontağa geçsinler. Gelip bizleri ziyaret edip, hem üretimimiz hem de bizimle ilgili olarak detaylı bilgilere sahip olabilirler. [CAA / AID-3333]


GEZELİM & GÖrelİm

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

11

Doğan güneşin ülkesi Japonya’nın asla uyumayan kenti: Tokyo Tokyo, görkemli gökdelenleri ve tarihi tapınakları ile, giyimden yaşam tarzına, el sanatlarından teknolojiye kadar her şeyin geleneksellik ve çağdaşlıkla birarada olduğu, kontrast dolu, çarpıcı bir mega kent. Haber: Hülya Rüst/Tokyo (Japonya)

natıs gibi çekiyor.

PHM - Tokyo’ya vardığımızda, masmavi bir gökyüzü ve güneşli bir havayla karşılaşıyoruz. Rainbow köprüsünü geçerken, Tokyo körfezini seyrediyorum. Son yıllarda ne kadar değişti buraları. Denizden doldurulmuş bir alan üzerine kurulmuş Odaiba gibi yeni semtler, bu kentin manzarasını eşsiz kılıyor. Çeşitli mimaride yapılmış yüksek residansları, alışveriş merkezleri, eğlence yerleri, büyük otelleri ve surf yapılan yapay kumsal köyü ile, Odaiba tam bir sayfiye yeri olmuş. Sağ tarafta, kalabalık kentin gökdelenleri arasında yükselen, dünyanın en yüksek televizyon anteni, Sky Tree kulesi görünüyor.

Roppongi, Tokyo’nun bir çok merkez semtlerinden sadece bir tanesi. Pahalı mağazaların bulunduğu meşhur alışveriş caddesi Ginza, daha çok gençlerin takıldığı Shibuya, günde dört milyona yakın yolcunun kullandığı istasyonu ile tanınan Shinjuku veya elektronik aletlerin cenneti Akıhabara diğer merkezlerden bir kaç tanesi. Japonların çoğu boş vakitlerini alışveriş merkezlerinde, eğlence yerlerinde veya oyun salonlarında geçirdiği için, bu merkez semtler gündüz ve gece insanlarla dolu. Tokyo, asla uyumayan bir şehir.

Tokyo’da doğup büyüyen kızım, son on senedir buraya gelmediği için çok büyük bir heyecan duyuyor yol boyunca. Şehir merkezine varmak için sabırsızlanıyor. Roppongi’deki otelimize giriş yaptıktan hemen sonra Roppongi’de dolaşmaya çıkıyoruz. Roppongi, Mega City Tokyo’nun, eğlence ve gece hayatı bakımından en ünlü semti. Ana caddenin üzerinde ve yan sokaklara dağılmış binlerce restoran, café’ler, eğlence yerleri, mağazalar bulunuyor. Çok zarif görünüşlü yeni alışveriz merkezi Midtown, çevresinde ve içinde sinemalar, müzeler, ünlü markaların satıldığı mağazalar, café’ler ve restoranlar barındıran Roppongi Hills ve Mori Tower, binlerce Japon ve yabancıyı bu semte mık-

Havanın güzel olmasından faydalanarak, ertesi gün trenle bir saat uzaklıkta bulunan tarihi şehir Kamakura’ya gidiyoruz. Shoğunat zamanında uzun zaman başşehir olan Kamakura, o dönemden kalan tapınaklarıyla, hatıralık eşya satan tipik geleneksel dükkanların bulunduğu dar sokakları ile tarihi otantik görünümünü halen koruyor. Zen tapınağı Kencho Ji, Tsurugaoka Hachimangu tapınağını ve tunçtan yapılmış, dünyanın en büyük budalarından biri sayılan Büyük Buda Daibutsu gezdiğimiz tarihsel yapıların arasında bulunuyor. Pasifik okyanusu kıyısında bulunan Kamakura’nın civarı, doğa güzelliği bakımından da çok çekici. Harajuku, daha çok gençlerin takıldığı Tokyo’nun en çılgın semti. Bu semt, en son moda ve trend kıyafet-

lerin, aksesuarların uygun fiyatta satıldığı mağaza ve küçük dükkanlarla dolu. Ayrıca, özgürlüklerinin ifadesi olarak, bir grup genç, daha çok kızlar kendi trendlerini yaratıyorlar ve kendilerine özgü, Manga ve Anime’den esenlenmiş tiyatral kostümler taşıyorlar. Cosplay (Costum-play) trendi oldukça popüler. Bu semtte dolaşırken kendimi zaman zaman tiyatroda zannediyorum. Bir kaç yüz metre ileride, Omote-Sando bulvarında, Harajuku’nun tam tersi çok pahalı, dünyaca ünlü Avrupa markaların mağazaları bulunuyor. Bu mağazaların binaları, cam ve çelikten yapılmış mimarisi ile birbiriyle yarışır derecede çok iddialı. Hepsi ayrı bir sanat eseri. Bu çevrenin müşterisi de çok bakımlı ve şık giyimli. Sky Tree kulesine çıkma şansımız çok düşük olmasına rağmen, kuleyi yakından görürüz düşüncesiyle Oshiage semtine uğruyoruz. Yeni açılan kule, günde on bin kişiden fazla ziyaretçi kabul etmiyor. Bilet almak için bekleme süresinin 5-6 saat olduğu söylenen, 634 metre yükseklikteki, dünyanın ikinci yüksek kulesine biz sadece kırk dakika bekleyerek bilet alıyoruz. Hızlı asansörle bir dakika kadar kısa bir zamanda 350 metreye ulaşıyoruz. Bu kısımdan Tokyo’yu kuşbakışı seyretmek çok heyecan verici. İyi hava şartlarında 70 kilometre uzaklık görülebiliyor. Bu kalabalık kentin, alan olarak enine genişleme-

si artık kısıtlı olduğundan, dikey büyüyor. İçinde binlerce kişiyi barındıran gökdelenler kümeler halinde bu yükseklikten şimdi daha iyi görülüyor. Bir kat daha yukarı çıkmak için tekrar bilet alıp, 450 metre yüksekliğe varıyoruz. Şehir buradan, iç içe Lego’dan yapılmış gibi görünüyor şimdi. Yükseklik korkusu olanlar için değil burası kesin. Bu yükseklikte kulenin bir ileri bir geri hafif sallantısı artık iyice farkediliyor. Etrafı dolaşırken, gökyüzünde yürüyormuşum hissine kapılıyorum. Akşama doğru, bir semt ileride bulunan Asakusa’ya gidip Kannon tapınağını geziyoruz. Kannon Tempel, Tokyo’nun en güzel ve renkli tapınaklarından bir tanesi. Tapınağı çevreliyen Asakusa semti de otantik Japonya’yı yansıtıyor. Tapınağa giden alışveriş sokağında bir kaç hatıra eşya alıyoruz. Bu arada karnımız açıktığından yandaki kapalı çarşıda, bir Japon restoranına giriyoruz. Açık renk ahşap masalarla sade ve zevkli döşenmiş restoranda, Oyako-donburi (pirinç pilavı üzerine tavuklu ve sebzeli yumurta) ısmarlıyoruz. Yemeğin lezzeti yanında, zevkle süslenmiş sunuş şekli de göz zevkine hitap ediyor. Çeşitli lezzetlerdeki yemekleri ile Japon mutfağı çok zengin. Sushi, Ramen, Tempura, Tempanyaki ve çok özen isteyen Kaiseki yemekleri bunlardan en çok tanınanları. Japon yemeklerinin tadlarını sevmeyenler için

diğer ülkelerin yemeklerini sunan sayısız restoranlar da mevcut. Sadece Roppongi’de yanyana sıralanmış bir kaç Türk restoranı ve döner köşesi bulunuyor. Biz bu gezimizde, çok kaliteli ve lezzetli Türk yemekleri sunan Elif hanımın sahibi olduğu İzmir restorana da uğramadan yapamıyoruz. Toplu taşıtlarla bir yerden bir yere gitmek çok kolay. Tren ve metro ağları çok geniş. Metrolara binmek için bazen seksen metre yerin altına inmek veya yer altında bir kilometreden fazla yürümek gerekiyor. Yer üstünde olduğu gibi, yer altında da milyonlarca insan – karıncalar gibi - hareket halindeler. Tokyo ile ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki bunları kısa bir yazıda özetlemek imkansız. Japon kültürü kendine özgün ve çok zengin. Tokyo, çeşitli geleneksel el sanatları yanında, Kabuki, Noh gibi geleneksel sahne sanatları bakımından da zengin. Ayrıca geleneksel festivaller Japon kültürünü oluşturan önemli özelliklerden biri. Japonlar batı kültürüne ve müziğine de çok ilgi duyuyorlar. Batı sanatını sergiliyen sayısız müze ve konser salonları da var. Tokyo, çok çeşitli yönleriyle gezmeye, görülmeye değer bir kent! [CAA / AID-3242]


12

GEZELİM & GÖrelİm

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

Zürih Hayvanat Bahçesi’nde keyifli saatler Ailenizle birlikte güzel bir gün geçirmek, çocuklarınıza keyifli saatler yaşatmak istiyorsanız mutlaka Zürih Hayvanat Bahçesi’ne gitmenizi tavsiye ediyoruz. Güzel bir ortamda gezinti yapıp, birbirinden güzel hayvanları izlerken hoş vakit geçirebileceğiniz, harika bir ortam yaratılmış. 1929’da kurulan hayvanat bahçesinde 300 türden fazla 2’200 hayvan bulunmaktaymış. Masoala Rainforest denilen bölüm Madagaskar iklimi, bitki örtüsü ve hayvan çeşitleri baz alınarak hazırlanmış ve toplanan bağışlar Madagaskar yağmur ormanlarının korunması için kullanılıyor. Okurlarımız için bir hafta sonu Zürih Hayvanat Bahçesi’ne gidip harika bir vakit geçirdik. PHM - Zürih Hayvanat Bahçesi o kadar büyük bir alanda kurulmuş ki, her yeri rahatlıkla bulabilmeniz için size girişte bir harita veriyorlar. Haritayı kıtalara göre ayırmışlar. Afrika, Asya, Güney Amerika gibi. Bu hayvanat bahçesinin bir başka güzelliği de bazı yerlere özellikle çocuklar için eğitici bilgiler yerleştirilmiş olması. Bazı hayvanların derilerini, bazılarının boynuzlarını ya da tüylerini anlayabilmemiz için dokunabileceğiniz materyaller konulmuş. Örneğin bir gergedanın boynuzu veya bir su aygırının deri yapısı... Hatta hayvanların beden dili hakkında bilgiler görebiliyorsunuz. Yuvalarında bir köşeye saklanan vahşi hayvanların dikkatini çekip rahatça izleyebilmemiz için bir takım küçük aletler yapılmış. Dışardan bir kol ile yönetebileceğiniz bir çalı parçası, içerde bir kayanın içerisinde yerleştirilmiş. Siz kolu çevirdikçe içerdeki parça hareket ediyor ve hayvanın dikkatini çekiyor. Rahatça izleyebileceğiniz yakınlığa geliyor. Zürih Hayvanat Bahçesi’nde görmeniz gereken o kadar çok hayvan çeşidi var ki, en azından 5-6 saati hesaplayıp, gününüzü ona göre planlamalısınız. Timsahlar, yılanlar, maymunlar, arslanlar, gergedanlar, penguenler ve daha adını sayamadığımız birbirinden ilginç hayvanlardan oluşan muhteşem bir gezinti sizleri bekliyor. Tüm hayvanların beslenme, fillerin yıkanma, penguenlerin dışarıya gezintiye çıkma ve onlarla ilgili detaylı bilgilerin verildiği tanıtım saatlerini hem kafeslerin yanlarındaki tabelalardan, hem de size girişte verilen haritalardan öğrenebiliyorsunuz. Gelelim Zürih Hayvanat Bahçesi’yle alakalı diğer detaylara: İçeride ziyaretçiler için özenle hazırlanmış 4 tane restoran, 2 tane büfe, 1 kestaneci; ayrıca hayvanat bahçesine has hediyelik eşya satan 2 tane dükkan, çocuklar için 6 fark-

lı yerde oyun parkı, 4 ayrı yerde piknik alanı, 2 tane ilk yardım merkezi, 1 kütüphane, her an rahatlıkla ulaşabileceğiniz bebek bakım bölümleri, tuvaletler ve telefon kulübelerini bulunuyor. Zürih Hayvanat Bahçesi’nde vakit geçirirken, size gerekli olan herşey tüm detaylarıyla düşünülmüş. Yapmanız gereken, güneşli bir havada yanınıza çocuklarınızı alıp

hayvanat bahçesine gitmek. Hayvanat bahçesi Zürih şehrine hakim olan Zürichbergstrasse’de bulunuyor ve 6 numaralı tramvayın son durağında. Ulaşım oldukça kolay. Zürih Merkezde bulunan duraklardan Zoo yazan tramvaylara biniyorsunuz o kadar. Sizi hayvanat bahçesine kadar götürüyor. Kendi

araçlarıyla hayvanat bahçesine gitmek isteyenlere tavsiyemiz biraz vakitlice yola çıkmaları olacak. Hayvanat bahçesinin çevresinde bulunan park yerleri özellikle hafta sonları yetersiz olabiliyor. Gelelim giriş ücretlerine. Her şeyin aşırı pahalı olduğu İsviçre’de hayvanat bahçesine giriş ücretleri de maale-

sef yüksek. Yetişkinler 22.- Frank, 16-25 yaş arası gençler 16.- Frank, 6-16 yaşları arasındaki çocuklar ise 11.- Frank ödüyor. 6 yaşına kadar olan küçük çocuklardan ücret alınmıyor. Grup halinde gezintide özel indirimler sunuluyor. Hayvanat bahçesi 365 gün ziyaretçilere açık. Detaylı bilgi icin www.zoo.ch adlı web sitesini ziyaret edebilirsiniz. [CAA / AID-3315]

Tavuskuşunun canlı renkleri, gözlerimizi kamaştırdı.

Hayvanat bahçesinin en ilginç ziyaret yerlerinden biri de gergedanların bulunduğu bölüm olsa gerek.

Zürih Hayvanat Bahçesi‘nde ziyaretçiler için herşey düşünülmüş. Evinizden getireceğiniz piknik sepetiyle oluşturulan piknik alanlarında keyifli saatler geçirebilirsiniz.

Zürih Hayvanat Bahçesi günün değişik saatlerinde penguenlerle birlikte gezintiye çıkma imkanı da sağlıyor.

Çocuklar için hazırlanan değişik oyun alanları, onların eğlenceli dakikalar geçirmelerini sağlıyor.

Ziyaret ettiğimiz kaplan bölümünde onları yemek başında yakaladık.


KADIN DüNYASI

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

13

Uzun ve mutlu bir evlilik hayal mi? Kimse boşanmayı düşünerek evlenmiyor. Uzun yıllar evli kalmayı hayal ediyor ama birçok çift birkaç yıl sonra; evliliğim sıradanlaştı, aşk bitti, ilk günlerin heyecanı kalmadı, aslında birbirimizi seviyoruz ama eski muhabbetimiz yok, birbirimizi sürekli eleştiriyoruz, cok sık tartışıyoruz, birbirimize karşı daha gergin ve daha az toleranslıyız ve evliliği beceremiyoruz gibi şikâyetlere başlıyor. Etrafınızda onlarca kişi boşanırken, siz anne ve babalarınız gibi uzun ve mutlu bir evlilik yapabilecek misiniz, yoksa bir hayalin peşinde mi koşuyorsunuz? Klinik Psikolog Dr. Başak Demiriz’e kulak vermekte yarar var. PHM - Neden zamanla eşler birbirinden uzaklaşabiliyor? Ayrı hayatlar sürdürmek evliliklerin bozulmasının en önemli nedenlerinden biri. Aynı evin içinde erkek ayrı, kadın ayrı bir hayat yaşamaya başlıyor. Biri bir odada, diğeri başka odada TV seyrediyor. Her ikisi de kendi arkadaşlarıyla eğleniyor. Ayrı yataklarda, hatta ayrı odalarda yatanlar bile var. Bu durum, birbirlerinden sadece fiziksel değil, duygusal olarak da uzaklaşmalarına yol açıyor. Eşlerin zamanla hayranlıkları da mı bitiyor? Kişilerin birbirine hayranlığının azalması önemli problemlerden biri. Hayranlık bir ilişkinin devamı için gerekli olan en önemli element. Uzun evliliklerde eşler hâlâ birbirine hayran. Sevdiğiniz kişinin sadece görünüşüne, davranışlarına değil, onun hayatını nasıl yaşadığına hayran olduğunuzda ona karşı sevginiz hiç bir zaman bitmez. Tanıştığınız ilk günleri hatırlayın; birbirinize söylediğiniz o güzel sözleri, iltifatları. Eğer karşınızdaki kişiye tümüyle, insan olarak hayran değilseniz, ilişkiyi sürdürmek çok zorlaşır. Ona hayran olmadığınızda birlikte olmak acı vermeye başlar. Karşınızdaki de bunu hisseder. Size sıradan biriymiş gibi davranan, hiç ilgi göstermeyen bir kişinin yanında olmayı mı tercih edersiniz yoksa size hayran olan, güzel sözleriyle sizi şımartan kişinin yanında mı? Sizi beğenen kişinin yanında olmak sizi daha mutlu etmez mi? Hatta kendinizi daha da fazla beğendirmek, karşınızdaki kişinin size olan hayranlığını sürdürebilmek için çaba gösterirsiniz, motivasyonunuz, hayat enerjiniz artar. HAYRANLIK BİTİNCE, BİTER Kaçamakların nedeni bu mu? Çoğu kaçamaklardan, aldatmalardan alınan heyecanının nedeni de budur; şımartılmak, güzel, yakışıklı hissetmek ve beğenilmek. Kişiler kendilerine sormalı; hayranlığınız tamamıyla bitti mi, yoksa hâlâ hayran olduğunuz birkaç şey sayabilir misiniz? Beğenmediğiniz özellikleri neler? Resmin bütününe baktığınızda bu beğenmediğiniz özellikleri ile onu olduğu gibi kabul edebiliyor musunuz? Çünkü onu olduğu gibi, tümüyle kabul edemezseniz, onu hep değiştirmeye çalışırsınız, bu da gerginliklerin artmasına neden olur. İlişkilerde sorunların ortaya çıkma nedeni çoğunlukla ‘heyecanın kalmaması’ değil, hayranlığın, birbirini olduğu gibi kabulün, saygının kalmaması. İletişim problemi yaşanıyorsa ne yapmalı? İletişim problemleri, evliklerin uzun sürmesini engelleyen en önemli faktörlerden biri. Çiftler, birbirlerini dinlerken birçok hata yapıyorlar bu da çatışmaların artmasına ve iletişim problemlerine neden oluyor. Örneğin, her hangi bir sohbet sırasında bile sürekli olarak haklı olduğunu ispatlamaya çalışıyor. İçten içe “Ben haklıyım, o haksız”

diye düşündüğünüzde, bütün enerjinizi kendi haklılığınızı ispatlamak için kullanırsınız. Bu durumda, karşınızdakinin ne söylediğine veya ne hissettiğine dikkat etmemiz çok zor olur. Diğer bir hata da karşınızdakini suçlamak. “Hepsi senin suçun” veya “senin yüzünden böyle oldu” gibi cümleler, karşımızdakini dinleyip anlama önünde önemli bir engeldir. Suçlamanın karşıtı, savunma. Bazıları da “kendimi her ne pahasına olursa olsun korumalıyım” şeklinde düşünür ve böyle bir düşünce içindeyken, söylenenleri duymak ve değişik bakış açılarını fark etmek epey zorlaşır. Kendisini savunmaya odaklanmış kişi, bazen sadece kendini korumak için tartışmayı sürdürür. BENCİLLEŞMEYİN, PAYLAŞIN Ya bencillikler? Bencillik de evliliklerin bozulmasına ciddi bir faktördür. Çoğu insan evlilik içinde zamanla bencilleşiyor. Birbirinizin ihtiyaçlarını gözetmediğinizde, kendi ihtiyaçlarınızı hep daha fazla önemsediğinizde veya kendi isteklerinizi karşınızdakine diretmeye çalıştığınızda, eşiniz kendini ihmal edilmiş hisseder. Bir süre sonra herkes kendi ihtiyaçlarını giderme telaşına düşer ve bu bir yarışa döner. Bir bakarsınız kendinizi şöyle tartışmalar içinde bulursunuz: “Sen daha fazla uyudun, ben daha az uyudum”, “sen daha çok kendine zaman ayırdın, ben ayıramadım”, “sen çocukla daha az zaman geçiriyorsun, ben daha çok” vs. Eşlerin birbirlerine olan ihtiyaçları zamanla azalıyor mu ? İhtiyaçlarının giderilmemesi kişinin bir süre sonra eşine karşı güvensizlik, hayal kırıklığı, kızgınlık, kin gibi olumsuz duyguları yaşamasına neden olur. Erkeğin ve kadının birbirine ihtiyacı olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Her ikisinin de yakınlığa, arkadaşlığa, muhabbete, cinsel beraberliğe, aile kurmaya, kendini güvende hissetmeye, destek almaya, paylaşmaya, ilgi görmeye ve sevilmeğe ihtiyacı var. Evlenmek bu ihtiyaçları karşılamayı garanti altına almanın bir yolu. Ne zaman bu ihtiyaçlar karşılanmıyorsa işte o zaman evliklerde, ilişkilerde problemler ortaya çıkmaya başlıyor. Bir çok eş şöyle şikâyet eder: “Benim iyiliğimi düşündüğüne artık inanmıyorum. Eve gelince herkes kendi derdine düşüyor, herkes kendini düşünüyor. Ne o benle ilgileniyor, ne ben onunla. İlişkimizin ilk zamanlarında birbirimizin gözünün içine bakardık, ikimiz de birbirimizi mutlu etmek için uğraşırdık, eve gelince ‘sen yorulma ben yaparım’ derdik. Şimdi ‘ben yorgunum sen yap’ diye kavga ediyoruz”. Oysa şımartılmak, ilgi, sevgi görmek en büyük ihtiyaç, insan bunun için evlenmez mi? Eşler ne ister? ► GÖZLERİNİN içine bakarak konuşmanı, ► Onu dinlemeni,

► Gün içinde hoşuna gidecek mesajlar yollamanı, ► Buluşmak, vakit geçirmek için can atmanı, ► Seksi olduğunu hissettirmeni, ► Yürürken, bir şey seyrederken elini tutmanı, ► Kucağına başını koyduğunda saçlarını okşamanı, ► Eve gelirken ufak bir hediye veya sevdiği bir tatlı almanı, ► Sık sık öpmeni, sarılmanı, ► Küçük jestler yapmanı, ► Her zaman dürüst olmanı, ► Kendine özen göstermeni, ► Ona masaj yapmanı, ► Yorgun olduğunu gördüğünde yardım önermeni, ► Onu sevdiğini söylemeni, ► Onunla gurur duymanı ve bunu dile getirmeni, ► Öğlenleri iş arasında onunla yemek yemeni, ► Hobilerini paylaşmanı, ► Ona şarkı dinletmeni, ► Onun için yemek yapmanı, ► Daha az eleştirmeni, daha fazla takdir etmeni, ► Hafta sonu onun sevdiği aktiviteler yapmayı önermeni... EVLİ ÇİFTLERE UZMANINDAN ÖNERİLER ► BERABER zaman geçirin: İlişkinizde dostluğa, arkadaşlığa, muhabbete önem verin. Ortak zaman geçirme, paylaşma çok önemli. Ama birbirinize nefes alacak alan da verin. Ne çok kopuk, ne de çok bağımlı olmak mutlu bir beraberlik için sağlıklı değil. ► İhtiyaçlarınızı dile getirin: Vericilik ve empati her türlü ilişkinin ilacı. Özlediklerinizin, ihtiyaçlarınızın listesini yapıp ona şöyle diyebilirsiniz: “Bunlar benim ihtiyaçlarım, bunların çoğunu eskiden bana yapardın ve o zamanlar ikimiz de çok daha mutluyduk. Senin ihtiyaçların neler? Sen de onların bir listesini yapıp bana verir misin?” ► Hayranlıklarınızı hatırlayın: Birbirinizi niye seçtiğinizi ve sevdiğinizi hatırlayın. Hatta bunu hem kendinize hem de eşinize hatırlatın. ► Ailelere çok da yakın durmayın: Anne, baba ve kardeşlerle geçirdiğiniz zaman, eşinize ve çocuğunuza ayırdığınız zamanlarda dengeli olun. Onlardan tamamıyla kopmanız gerekmez, sadece artık ayrı bir aileniz olduğunuzu hatırlayarak yeni ailenize odaklanın. ► Doğru iletişim kurun: Anlaşamadığınız konuları çözmeye çalışırken, konuya odaklanın. Birbirinizi eleştirmekten, alay etmekten, aşağılamaktan kaçının. Çatışmaların ve kızgınlıkların her ailede olması doğal. Önemli olan olumsuz duygularınızı ifade edebileceğiniz güvenli bir ortam sağlamaktır. Tartışmalarınızda kimin haklı olduğu veya kimin kazanacağı asıl amaç haline gelirse, ikiniz de kaybedersiniz. Problemini-

zi çözmek için seçtiğiniz yolların doğru olup olmadığını anlamaya çalışın. Evliliği bozan çatışma veya fikir ayrılığı değil, yönetme biçimidir. ► Romantizmi canlı tutun: Baş başa yemeğe çıkın, el ele yürüyüş yapın, beraber film seyredin, dans edin, birbirinize mektup yazın, çiçek alın. ► Anne-baba olduğunuzda, karı-koca olmayı da sürdürün: Bebeğin aileye girişindeki etkiyi beraber göğüslemeli ve paylaşmalısınız. Anne-baba olmanın getirdiği sorumluluklar ve rolleri yerine getirirken evlilikteki duygusal alışverişin sürmesini sağlamalısınız. Birbirinize zaman ayırmalı, çocuk dışında baş başa olabileceğiniz aktiviteler yapmalı, ilişkinizin büyüsünü korumalısınız. ► Krizleri yönetmeyi öğrenin: Her krizin, evliliği yıkma potansiyeli olduğu gibi, evliliği güçlendirme potansiyeli de var. Zorluklara, acılara beraber göğüs gererek ilişkinizi güçlendirmelisiniz. Bunun için doğru iletişim, destek, özveri, empati gerekli. ► Cinsel yaşamınızı canlı tutun ve koruyun: İş stresi, aile sorumlulukları, psikolojik veya fizyolojik problemler önce cinsel hayatı etkiler. Bunun farkında olup, dış etkenlerin cinsel hayatınızı olumsuz etkilemesine izin vermeyin. Cinsel hayatınızda problemler var ise mutlaka çözmek için girişimde bulunun, gerekirse yardım alın. Problemi görmemezlikten gelmeyin, yok saymayın. Mutlu ve uzun bir evlilik için mutlu bir cinsel hayat gereklidir. Evli çiftler anlatıyor Hatice Yılmaz: «Salih, babamın öğrencisiydi. Bizim eve gidip gelirken tanıştık. 1972’de evlenme teklifi etti. Ben liseyi bitirince nişanlandık, üniversite son sınıfa geçerken evlendik. İkimizden kaynaklanan geçimsizliğimiz hiç olmadı. Dışarıdan müdahaleler yüzünden kavgalarımız olmuştur. Baştan itibaren birbirimize karşı dürüst, açık ve net olduk. İlk evlendiğimiz yıllarda ikimiz aynı anda konuşuyorduk, kavgaya gidiyordu. Sonra aramızda anlaşma yaptık, birimiz sinirlenince diğerimiz susacak. İlk evlendiğimizde en çok rahatsız olduğum konu eve geç gelmeseydi. O zaman da bana, “Nerede kaldın diye sorma. Eve gir, otur, sonra konuşalım” diye ders verdi. Ne olursa olsun konuyu masaya yatırıp, kim suçluysa özür dilemeyi öğrendik. Özgürlüklerimizden çok da taviz vermedik. En önemli şey ‘empati’. Evlilikte kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapmayacaksın. Evlilikte en büyük bomba yalandır. Eninde sonunda ortaya çıkar. Eşini olduğu gibi kabul etmek gerekiyor, onu değiştirmeye çalışmamalı. Biz evlilik hayatımız boyunca öyle hiç uzaklaşmadık. Kırılmışsak, gücenmişsek bunu bizden başka kimse bilmedi, aileler asla bu işin içine

karıştırılmadı. Hiçbir şeyi birbirinden saklamamak gerekir. Hiç kimse içinde birşey biriktermemeli, neyse eşiyle paylaşmalı. Her insanın en çok saygı göstermesi gereken kişi eşidir, diğer herkes ikinci plandadır, en çok ona saygı gösterilmeli.» Özür dilemeyi bilin Salih Yılmaz: «Karşılıklı anlayış, saygı ile 10 yıl geçtikten sonra evlilikte bağlılık oluyor. Klişe gibi olacak ama saygı çok önemli. Ufak tefek tartışmalarda insanın kendisini frenlemesi gerekiyor. Eşi iyi seçmeli. Evlenmek iyi, ama evlilik müessesini uzun yaşatmak daha da önemli. Onun problemi olunca ortaklaşa çözmek gerekir. Eşlerin birbirine baskı kurmaması gerekir. Övmek de güzel bir şey. Samimi olacaksın. En önemlisi evine bağlı olacaksın. Eşini kendinin bir parçası olarak göreceksin. Özür dilemeyi de bilmek gerekiyor.» İlişkilerde tatmin testi Klinik Psikolog Dr. Basak Demiriz’in çiftler için kullandığı ve daha sonra eksikler üzerine çalıştığı test, Amerikalı terapist Dr. David Burns’ün geliştirdiği ve bilimsel araştırmalarda kullandığı, ilişkilerde hoşnutluğu ölçen bir çalışma. Bu testi, eşinizle ayrı ayrı doldurmanız, ilişkiniz hakkında fikir vermesi açısından faydalı olur. Bir problem ortaya çıkarsa, bunun hakkında neler yapmak istediğinizi net şekilde oturup konuşabilirsiniz. Çok zaman almayacak, 13 soruluk bir test. İlişkinizden ne kadar hoşnut olduğunuzu aşağıdaki her kategori için 0’dan 6’ya kadar (en kötü = 0, en iyi = 6) bir puan vererek değerlendirin. Sonra bu puanları toplayın. 1. İletişim ve açıklık (şeffaflık) 2. Çatışmaları ve tartışmaları çözümleyebilmek 3. Para konularını ele alış 4. Cinsel tatmin 5. Dinlenme ve hobiler için ayrılan zaman 6. Ev işlerini ve diğer sorumlulukları paylaşmak 7. Çocuk büyütmek* 8. Sevgi ve ilgi 9. Arkadaş ve akrabalarla ilişkiler 10. Duygusal yakınlık ve samimiyet 11. İlişkinizdeki rolünüzden tatmin 12. Eşinizin ilişkinizdeki rolünden tatmin 13. Genel olarak ilişkinizden tatmin * Eğer çocuğunuz yoksa bu kategoriye 13’üncü soruya verdiğiniz puanı verin. Sonuçların değerlendirilmesi: 0 – 15 Aşırı hoşnutsuz 16 – 30 Orta derecede hoşnutsuz 31 – 45 Biraz hoşnutsuz 46 – 60 Biraz hoşnut 61 – 75 Orta derecede hoşnut 76 – 78 Aşırı hoşnut [CAA / AID-3307]


14

ETKİNLİK TAKVİMİ

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

İsviçre Etkinlik Takvimi 3108 / 3127

01 Nisan 2013 „Kaufleuten“ deki organizasyonlar için bilet çekilişi „Kaufleuten“ birçok organizasyon için (konser, dans akşamları, konuşmalar, vs.) düzenli olarak bilet çekilişi yapıyor. Katılım için internetten başvurmak gerekiyor. www.kaufleuten.ch/events adresinde hangi organizasyon için çekiliş yapıldığını görebilirsiniz. Beğendiğiniz organizasyon için „Verlosung“ butonuna basın ve oradan „Ticketverlosung“ butonunu seçin. Orada e-mail adresinizi belirtip „teilnehmen“ butonuna basın. Hemen ardından başvurunuzu onaylamak için size bir link mail olarak gönderilecek. Bu linkte sizinle ilgili bilgileri doldurup başvuruyu tamamlayabilirsiniz. Eğer bir bilet kazanırsanız size email ile haber verilecek. Bol şanslar! Kaufleuten Klub | Pelikanstrasse 18 | Wunderbar 5, Sihlquai | 2/9 tramvayı ile „Sihlstrasse“ durağı. www.kaufleuten.ch

03 Nisan 2013 “3. ve 4. Bölge, Gençlik Buluşması “ Haftanın üç günü 3. ve 4. Bölgede oturan 12-18 yaş arası gençler burada boş zamanlarını geçiriyorlar. Langırt, bilardo veya masa tenisi oynuyorlar, bilgisayarları kullanabiliyor, müzik dinliyor, sohbet edip, yemek pişiriyor veya dans ediyorlar. Siz de gelin ve bir göz atın! Çarşamba saat 15-20:00, Cumartesi saat 17-21:00 | OJA Kreis 3 & 4 | Zweierstrasse 61 | S2/8/24 trenleri veya 9/14 tramvayı ile „Wiedikon“ durağı. www.oja.ch

04 Nisan 2013 „Blickfelder 2013“ - Genç Topluluk için Sanatın Festivali 2-21.04 tarihleri arasında Zürih’in çeşitli sanat enstitülerinde genç ve yetişkin sanatçılar birbirinden değişik eserlerini sunuyorlar. Çocuklara uygun tiyatro oyunları, müzik sunumları, sanat gösterimleri, filmler, konferanslar, atölye çalışmaları ile eşsiz etkinlikler dünyayı açıklamaya çalışıyor. Birçok etkinlik ücretsiz veya çok uygun bir fiyata yapılıyor. www.blickfelder.ch.

05 Nisan 2013 „Licia Chery“ ve „Sara Tavares“ Konseri Cenevreli bayan müzisyen Licia Chery gecenin açılışını caz, soul ve folk arası büyüleyici şarkıları ile yapıyor. Yumuşak afrika popu ve geleneksel ritimlerle Afrika ve Portekizli şarkıcı Sara Tavares şarkılarını sunuyor, bununla birlikte dinleyiciler de lisan bariyerlerini kaldırıyorlar. Saat 20:00’den itibaren | MAPS bürosu 4 bilet hediye ediyor. 044 415 65 89 nolu telefonu aramanız veya maps@aoz.ch adresine e-posta atmanız yeterli | ewz-Unterwerk Selnau | Selnaustrasse 25 | 2/9 t tramvayları ile „Sihlstrasse“ durağı veya S4/10 treni ile „Selnau“ durağı. www.ewzunplugged.ch Dans Bar Bu çağdaş sanat projesi genç ve Akt Dans Bar „Let’s Dance“ de DJ müziği ile 60’lı yılların havasını estiriyor. Siz de dansın ritmine kendinizi bırakın.

Saat 20:30-24:00 | Giriş ücretsiz | Quartierverein Hottingen | Gemeindestrasse 54 | 3/8 tramvayları ile „Hottingerplatz“ durağı. www.hottingen.ch

06 Nisan 2013 Çocuk Eşyaları Pazarı Aussersihl bölge merkezinde kurulan pazarda çocuk eşyaları alabilir veya satabilirsiniz: Yazlık kıyafetler (56-176 bedenlerinde), oyuncaklar ve daha pek çok şey. Pazar yağmurlu havada 1. kattaki salonda yapılacaktır. Bilgi Tel. 043 243 85 70 Saat 10-16:00 | Giriş ücretsiz | Quartierzentrum Aussersihl | Hohlstrasse 67 | 8 tramvayı ile veya 31 otobüsü ile „Bäckeranlage“ durağı. Telematik konser Altı müzisyen birlikte canlı bir konser veriyorlar. Sıra dışı olan: Dört tanesi San Diego’dan iki tanesi de Zürih’ten çalıyor. Ses ve görüntü internet üzerinden birleştirilecek ve her iki yerde de gösterilecek. Kontrabass, trombon ve flütle telematik bir konser. Cuma saat 21:00 | Giriş ücretsiz, isteyenler bağış yapabilir | Zürcher Hochschule der Künste | Kleiner Saal, Florhofgasse 6 | 3 tramvayı veya 31 otobüsü ile „Neumarkt“ durağı. www.zhdk.ch/?agenda

07 Nisan 2013 Arjantin Tangosu Tek olanlar ve çiftler, yeni başlayanlar ve ilerlemişler her pazar günü arjantin dansına davetliler. Saat 19:3020:30 arası bir öğretmen ana Tango adımlarını öğretiliyor. Saat 20:30’dan itibaren Milango dans pistinde serbest dans edilir | 30 yaşın altı için ders ve giriş ücretsiz (5.-CHF yerine) | Cuartito Azul Tango | Grubenstrasse 28 | S10 treni veya 28 otobüsü ile „Zürich, Binz” durağı. www.c-a-t.ch

08 Nisan 2013 Takas Büfesi Marktplatz Oerlikon’da olan Takas pazarında hemen hemen herşey takas edilebilir. Neyiniz varsa getirin ve takas edin. Bir çizgi roman veya bir silgi ne kadar eder? Bir paket sakız veya eski bir güneş gözlüğü ne kadar mı? Sadece 18.04’e kadar. P.tesi - Cuma saat 11-13:00, Cumartesi saat 11-15:00 | Marktplatz Oerlikon | S treni ile „Oerlikon” durağı veya 10/11/14 tramvayı ile „Sternen Oerlikon“ durağı. www.blickfelder.ch

10 Nisan 2013 İsviçreli Gençlik Film Günleri 10.-14.04 tarihleri arasında genç İsviçreli yapımcılar için yapılan en büyük festivalde 49 yeni film sunulacak, bir film soru-cevap oyunu ve 6 heyecanlı atölye çalışması yapılacak. Kulturlegi ile tek kişilik girişler 10.CHF (15.-CHF yerine). Kategori A ve B’nin yarışma gösterileri, festival açılışı ve ödül töreni ücretsiz izlenebilir | Gösteri yerleri: Theater der Künste, Stall 6 ve PH Zürich, Kino RiffRaff www.jugendfilmtage.ch

Quelle: MAPS Züri Agenda (AOZ) www.aoz.ch/maps

13 Nisan 2013

18 Nisan 2013

www.bqm.li

Bitki Pazarı ve Takas Borsası Bahçe ve balkon bitkilerinizin fidanlarını getirin ve bunları başkalarıyla değiş tokuş edin. Çiçek, sebze ve çeşitli ot fidanları da satılacak. Öğlen için atıştırma ve sürpriz bir program olacak. Saat 9.30-15:00 | Giriş ücretsiz | Zeughaushof, Labyrinthplatz | 31 otobüsü ile „Kanonengasse“ durağı. www.labyrinthplatz.ch

Doğaçlama Tiyatrosu „Impro-Leck-TuEllen“ tiyatro grubu seyircileri spontane bir tiyatro oyunuyla eğlendiriyorlar. Bu oyunda senaryo veya önceden çalışılmış sahneler yok. Aynı anda müzisyenler de hikayeye uygun melodiler çalıyorlar. Saat 20:00 | Giriş ücretsiz, isteyenler bağış yapabiliyor | Jenseits im Viadukt | Bogen 11/12, Viaduktstrasse 65 | 4/13/17 tramvayı ile„Dammweg“ durağı.

26 Nisan 2013

14 Nisan 2013 Zürih Plak ve CD Borsası Volkshaus Zürih’te yapılan bu borsada nostalji hayranı müzikseverler çok geniş plak ve CD çeşitlerini inceleyebilir, satın alabilirler. Saat 10:00’dan itibaren | Giriş ücretsiz | Volkshaus, Stauffacherstrasse 60 | 8 tramvayı ya da 32 otobüsü ile „Helvetiaplatz“ durağı. www.bluttrecords.ch

15 Nisan 2013 Zürcher Sechseläuten Geleneksel Zürih ilkbahar festivali öğleden sonra renkli bir geçiş alayıyla başlıyor. Festivalin doruk noktasında saat 18:00’de Bellevue’deki büyük alanda „Böögg“ ün (suni bir kardan adam) yakılması var. Bu gelenek kışın bittiğini sembolize ediyor. Atlarla ateşin etrafında dönülüyor ve sonunda izleyiciler yanlarında getirdikleri sosisleri, yanan ateşin üzerinde kızartabiliyorlar. Saat 15:00’de başlıyor | Güzergah: Bahnhofstrasse – Bürkliplatz – Uraniabrücke – Limmatquai – Sechseläutenplatz | 2/6/7/8/9/11/13 tramvaylar ı ile „Paradeplatz“ durağı. www.sechselaeuten.ch

16 Nisan 2013 Konferans „Hızlı Düşünmek, Yavaş düşünmek“ 2012 Ekonomi Nobeli ödülü alan Prof. Daniel Kahnemann, Zürih’teki herkese açık konferansında şu soruların peşinden gidiyor: Nasıl karar veriyoruz? Niye tereddüt etmek yaşam kurtaran bir reflekstir? Başka insanları veya şeyleri yargılarken beynimizde neler oluyor? Saat 18:30-19:45 | Giriş ücretsiz | Salon: Aula, KOL G-201 | Universität Zürich Zentrum | Rämistrasse 71 | 5/9 tramvayı ile „Kantonsschule“ durağı. www.agenda.uzh.ch www.ubscenter.uzh.ch

17 Nisan 2013 Mülteci Kadınlar İçin Aile Bahçeleri Schwamendingen ve Triemli yakınlarında kadınlar sebze, bitki, çiçek ve meyva yetiştirebilirler. Her kadına kendine ait bir bahçe veriliyor. Çocuklar da yardım edebilir. Bahçe; yeni insanlarla tanışmak, Almanca konuşmak ve bitkiler hakkında daha çok bilgi almak için ideal bir ortamdır. Katılım ücretsiz, tohum ve bitkileri kendiniz getiriyorsunuz. Bilgi ve başvuru için HEKS: Tel. 044 360 89 60 / 077 496 23 76 veya e-posta ile neuegaerten-zuerich@heks.ch

www.jenseitsimviadukt.ch

19 Nisan 2013 Sergi „Swiss Press Photo 2013“ İsviçreli basın fotoğrafçıları ziyaretçilere geçmiş yılın en iyi fotoğraflarını gösteriyorlar. Spor, portre, yurt dışı, günlük yaşam, çevre, sanat ve kültür konularındaki resimler 2012 yılının olaylarını ziyaretçilere hatırlatıyorlar. Sergi 15.07 tarihine kadar sürecek. Salı - Pazar saat 10-17:00, Perşembe saat 10-19:00 | Yetişkinler için giriş KulturLegi ile 5.-CHF (10.-CHF yerine), çocuklar ve 16 yaşına kadar gençler için ücretsiz | Landesmuseum, Museumsstrasse 2 | „Hauptbahnhof“ durağı. www.musee-suisse.ch

20 Nisan 2013 Gençler için spor gecesi 12-20 yaş arası gençler Schwamendingen’de futbol ve basktebol oynayabiliyor, spor parkurları tamamlıyorlar. Müzik ve dinlenmek için yeterince zaman var. Saat 20-23:00 | Katılım ücretsiz, başvuru gerekmiyor | Turnhalle Herzogenmühle, Herzogenmühlestrasse 60 | HIVE, Geroldstrasse 5 | 7/9 tramvayları ile veya 61/62/63/79 otobüsleri ile „Schwamendingerplatz“ durağı. www.midnight-sports.ch

23 Nisan 2013 Belgesel „Vol special“ (2011) Bu film İsviçre’nin göçmen parkurunun son etabına fokuslanıyor. Rejisor 9 ay boyunca Cenevre’deki Frambois Hapisanesi’ndeki mültecilerin ve kimliksizlerin günlük yaşamını filme çekiyor. Sadece onları ülkeyi terketmeye zorlayan memurların idari işlemleri gösterilmiyor. Aynı zamanda mahkumlar arası ve mahkumlarla hapisane çalışanları arasındaki ilişkiler de gösteriliyor. Filmden sonra yapımcı Fernand Melgar ile sohbet olacak. Saat 18:15-21:00 | Giriş ücretsiz | Salon KAA-E11 (Haus Turnegg, Kunsthaus’un karşısı) | Theologische Fakultät, Kantonsschulstrasse 1 | 3/5/8/9 tramvayları veya 31 otobüsü ile „Kunsthaus“ durağı. www.zrwp.ch

24 Nisan 2013 Açık Sahne Polyterasse’nin altındaki barda yaratıcı sanatçılara programlarıyla sahneye çıkma şansı sunuluyor. Şarkıcılar, dansçılar, müzisyenler ve komedyenler, profesyonel veya amatörler için. Katılmak ve seyretmek eğlenceli olacak. Saat 18:30 | Giriş ücretsiz | bQm, Leonhardstrasse 34 | 6/9/10 tramvayları ile „ETH/Universitätsspital“ durağı veya Polybahn teleferiği ile „Polyterrassel“ durağı.

Fawwaz Haddad’la Okuma Yazar Fawwaz Haddad „Gottes blutiger Himmel“ adlı romanından okuyor. Suriyeli bir gazeteci Bağdat’ın hastaheneleri ve morglarında oğlunu ararken kaybolur. Oğlu da el-Kaide örgütüne katılmış ve Irak’a doğru gizli bir misyon için yoldadır. Haftalar sonra baba Suriye’de bir hastahanede uyanır ve yavaş yavaş olayların gidişatını anlatmaya başlar. Yazarla söyleşi, Arapça ve Almanca çevirili olarak gerçekleştirilecek. Saat 19:30 | Giriş KulturLegi ile 9.CHF (18.-CHF yerine) | SLiteraturhaus – Museumsgesellschaft, Limmatquai 62 | 4/15 tramvayı ile „Rathaus“ durağı. www.literaturhaus.ch

27 Nisan 2013 Sergi „200 Yıldır Çocuk ve Grim Abinin Hikayeleri“ Sergi Grimm hikayelerinin tarihsel gelişimini ve toplum tarafından bu hikayelerin nasıl algılandığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda yeni medyada da yaşayabilmek için geçirdiği değişimleri ve bugün dahi nasıl var olduklarını konu alıyor. Sergi 09.06 tarihine kadar devam ediyor. Salı - Cuma saat 12-18:00, Cumartesi - Pazar saat 10-18:00 | 16 yaşından küçük çocuklara ve işsizlere ücretsiz (10.- CHF yerine). Herkese açık olan rehber eşliğinde gezi, her Cumartesi saat 16:00’da (giriş fiyatına dahil) | Museum Strauhof, Augustinergasse 9 | 6/7/11/13 tramvayları ile „Rennweg“ durağı. www.strauhof.ch

28 Nisan 2013 Botanik Bahçe’de „Bahar Festivali“ Çiçeklerin açtığı bu parkta baharın gelişi kutlanacak. Büyük ve küçükler için bahçe gezintisi, müzikal etkinlikler, renkli çiçek pazarı ve bilgi standları ile güzel vakit geçirebilirsiniz. Ziyaretçiler aynı zamanda saat 13-16:00 arasında botanik araştırmalarını ve bitki biyolojisini daha yakından tanıma fırsatı buluyorlar. Saat 10-16:00 | Giriş ücretsiz | Botanischer Garten, Zollikerstrasse 107 | 2/4 tramvayları ile „Höschgasse“ durağı veya 33/77 otobüsü ile „Botanischer Garten“ durağı. www.bguz.uzh.ch

30 Nisan 2013 Uluslararası JazzDay Festivali Bu festivalde yer alan müzik formu 100 yıldan beri özgürlüğün, bireyselliğin ve çeşitliliğin üniversal dili olmuştur. Zürih’in çeşitli bölgelerinde ve çeşitli saatlerde bu akşam son derece güzel müzikal sunumlar gerçekleşecek. „Kafi fürDich“de„ Quint Essence“ adlı grup saat 20:00’den itibaren sahne alıyor | Müzik klübü Mehrspur’da „ZHdK Big Band“ saat 21:00’den itibaren sahne alıyor | Caz klübü Moods’da „Olivier Magarotto Trio“ ise saat 23:00’den itibaren sahne alıyorlar | Giriş ücretsiz | Tüm ayrıntılı program ve adresler için girilmesi gereken link: www.jazzdayfestival.ch/locale/de/ program.pdf


15

Bulmaca & Eğlence

Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch

ÇENGEL BULMACA 32 BULMACA Serüvenci

Tu¤general (eskiden)

Üstteki aktör

Kopça

Tembih Yemin

Hayvanlara tak›lan çan

Para birimimiz

25 - 31 ARALIK 2009 ZAMAN

Jüpiter'in bir uydusu

Vazife Güç, kudret

Çok iri bir hayvan

Gösterge bilimi

Yap›lar toplulu¤u

Reflit, bali¤

Aldatma, entrika

Etraf

Solungaçl›lar›n bir s›n›f›

Yengeç

Yar›, yar›m

1

Küçük yerleflim yeri

3

Boyunba¤›

SAL‹H GÜNEY

Bir nota

Y›rt›c› bir hayvan

Radyumun simgesi

Resimli duvar ilân›

Panama plakas›

Bir yerde oturma

Yaz› Sahip

Tutu, ipotek

Bir nota

Hint prensi

Kal›n sicim

Ülkemizin bir bölümü

Dünyan›n uydusu

Satrançta bir tafl

Torun sahibi erkek

Cennetle Cehennem aras›

Temiz

Uysal, yumuflak bafll›

Gizli bir tehlikesi olan

Helyumun simgesi

Baryumun simgesi

Takma ad

S›vac› aleti

Mercanada ‹ri yaprakl› palmiye

Bir Avrupa ülkesi halk›ndan olan

Bir nota Burun iltihab›

Bar›nak Kayseri'nin bir ilçesi

Belge

Romanya plakas›

Manda yavrusu

Bursa'n›n bir ilçesi

Bebek mamas› unu

Bir ya¤›fl flekli

Kar›fl›k renkli

Tarla ‹stanbul'un eski adlar›ndan biri

“… Kavur” (yönetmen) Ortalama

Para üzerindeki kafa resmi

Yüzy›l (k›sa)

Hamam

Yar›y›l tatili

2

Bal›kesir'in bir ilçesi

Bobin Mürekkepbal› ¤›ndan ç›kan boya

Pazarlama

Temiz, namuslu

Kemalpafla (‹zm) eski ad› Demeç Do¤u Anadolu'da ›rmak

Sinirli ‹spanya Bask örgütü

Namzet

4

K›fla kadar saklanabilen üzüm

Mu¤la'n›n bir ilçesi

9

Anarfli Kötüleme

Hollanda plakas›

Temel yasa ile ilgili

Kamu ‹ktisadi Teflekkülleri (k›sa)

‹ri taneli bezelye

fiaka

Radonun simgesi Aleti harekete geçiren düzenek

Ortadaki dizi Sermaye Ülkemizin güneyinde da¤ s›ras›

Dingil Sanayi

Pamuk kozas›

KURTLAR VAD‹S‹

Akci¤erin patolojik sesi

Canl›lar›n vücut yap›s› Lezzet

Mahkeme karar› belgesi

Ulusal

Tuzak

Saha

fiaflma ünlemi

Demir yolu

Derne¤e ödenen para

Bir organ›m›z

‹lâve

Onbafl›lar, çavufllar

Ev önündeki küçük bahçe

M›s›r'›n plaka iflareti

Taht (eski dil)

Çocuk sahibi kad›n

Süreç

Yank›

Avrupa'da bir ülke

Kiflinin öz benli¤i

‹ç organlar›m›zdan biri

Tarla s›n›r›

Bulmaya çal›flmak

10

Burçlardan biri

Küme, grup

Alttaki aktris

Antalya'n›n bir ilçesi

Saz, kam›fl Yi¤it Su

S‹BEL TURNAGÖL

Hitit Baston

fiart edat›

Ak›l

‹yi, güzel Birdenbire Yuvarlak sar›lm›fl yün

Bir tür yar›fl kay›¤›

Bir ba¤laç Y›l›n on iki bölümünden biri

Adana'n›n bir ilçesi

Titan›n simgesi

Bir tür delikli kumafl

11

10

9

8

7

3

2

1

fi‹FRE KEL‹ME

Bir meyve

6

M›zrap

5

Türk müzi¤i makam›

Tantal›n simgesi

4

7

‹drardaki azotlu madde

6

Müzikli jimnastik

Zaman bildiren alet Düfl

Kiloamper (k›sa)

Büyük karides

Bir kimsenin çocu¤u

Bayramlarda kurulan süslü kemer

Afrika'da ›rmak

Hayat arkadafl›

Yapay reçine

Y›k›nt›, çöküntü

Oyunda cezal› çocuk

Kâfi gelmeyen

Yuvarlak flapka

Güzel kokulu bir çiçek

Mehil

Güney Amerika'da ›rmak

5

Acele

11

Anadolu Ajans› (k›sa)

Sergen Sinir uçlar› iltihab›

Enerji

Harekete haz›r, tetikte Hareketlilik, canl›l›k

Nota durak iflareti

Kalsiyumun simgesi

Bir tür savafl silâh›

‹lan etme, aç›klama bildirisi

Uyarlanm›fl

Ünlem

Satrançta yenilgi

Soru sözü

Temel, as›l, esas Kefiye üzerine sar›lan ba¤

Bir tür jelâtin

Özel gezinti gemisi

8

‹nce softan eski dar üstlük (eski)


SAYFA 16 | PUSULAHAYAT | Nisan / April 2013 | Nr. 04/65 | www.pusulaonline.ch


PUSULA HAYAT