Issuu on Google+

Mart/März 2010 - Gerçek haberin adresi - www.pusulaswiss.ch ‘UN KATKILARIYLA AZB - 8953 Dietikon 2

Kiliselerde Yapılan Cinsel Tacizler

İsviçre Bischof Konferansı son altı yılın kilise çevrelerinde yapılan cinsel taciz olaylarını açıkladı. Cinsel tacizcilerin sekizi rahip birisi de bir kadın öğretmen. Geçtiğimiz ay, bir rahibe karşı Graubünden Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Devamı s.4

Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Hakkı

SVP dışındaki bütün büyük partiler, üçüncü nesil yabancıların vatandaşlığa alınmasının kolaylaştıtılmasını onaylıyorlar. Tasarıyı onaylayanlar ise yabancılara vatandaşlık verilmesinin, uyumun çok daha iyi gerçekleştirilmesindeki... Devamı s.9

Minare Şikayetleri Bıktırdı...

Anayasa Mahkemesi’nin Minare İnisiyatifine karşı bir şikayeti daha işleme koymadığı ortaya çıktı. Şikayetçi kişi inisiyatif propagandalarının ve hazırlıklarının yapıldığı dönemde bu eylemlerin “...devleti tehlikeye sokan bir propaganda” olduğu... Devamı s.29

325 Kendi Kendilerini İhbar Ettiler!

Sadece Alman vergi kaçakçıları değil, İsviçreli vergi kaçakçıları da milyarlarca franklık vergi kaçırmış. Bu yılın başından itibaren, devletten vergi kaçırmış olan kişiler kendi kendilerini ihbar ederek, ceza almadan sadece borçlu oldukları vergileri ödüyorlar. s.17

Almanya İle CD Krizi İsviçreli Polikacıdan Alman Politikacılara Tehdit

Dünya Devleri Arasında 3 Türk Şirketi

Yabancılar Hapis Cezalarını Ülkelerinde Çekecekler

2004 yılında Avrupa Konseyi ile imzalanan ek bir protokole göre, yabancı suçluların hapis cezalarını kendi ülkelerinde çekmeleri gerekiyor. Bu model tıka basa dolu olan İsviçre ceza evlerinin yükünü azaltacak, ne var ki; 2004 yılından beri ancak dört suçlu yabancı... Devamı s.5

İsviçre, bankacılık ve vergi kaçakçılığı krizi nedeniyle tüm komşularının, Amerika’nın, Kanada’nın hatta Türkiye’nin baskısı ile adeta bir karabasan dönemi yaşıyor. İsviçre

PHOTO © KTD

Deloitte’un 250 tüketici ürünü şirketinin halka açık şirket bilgilerine dayanarak yaptığı araştırmada, Arçelik, Vestel ve Anadolu Efes dünyanın en büyük şirketleri sıralamasında yer aldı. Devamı s.14

bankalarının müşteri hesaplarını delik deşik eden köstebekler, CD’lere yüklenmiş müşteri listelerini satarak kısa yoldan milyoner olmak hayalinin peşine düştüler. Devamı s.16


2

EDİTÖR

İçindekiler

İsviçre Haberlerİ.............................. 4-11, 16, 17 Ekonomi..................................................... 13-14 Dernek Haberleri............................................. 18 Hukuk Köşesi.................................................. 20 Dünyadan........................................................ 26 Sinema Haberleri............................................ 27 Kültür ve Sanat..................18, 22, 23, 28, 36-37 UNİA-Haberleri...........................................30-31 Bilim-Teknoloji................................................ 33 Köşe Yazarları.................................................34 Yaşadığımız Dünya......................................... 35 İsviçre Tarihi....................................................38 Ne Pişirelim.....................................................40 Kadın & Aile Yaşamı....................................... 41 Kitap Köşesi.................................................... 42 Cocuk köşesi..................................................43 Gülelim Eğlenelim/Bulmaca....................45, 46 REKLAM VE İLANLARINIZ İÇİN: 076 342 90 91 veya 043 322 90 82 ABONE OLMAK İÇİN: 043 322 90 85

PUSULA IMPRESSUM / 2010 Geht an alle Pusula Mitglieder. Verlegeradresse : Pusula Zeitung Bernstrasse 88 / 8953 Dietikon ZH

Erscheinungweise: 12 Mal Jährlich Abonementpreis: CHF 25.- / Jahr Inhaber: Turgut Karaboyun QM: Uluç Vatansever Rechtsberater/in: Yetkin Geçer, Mehmet Akyol Gestaltung: DESCOM-M.COM / TK Autoren: Prof. Dr. Rıdvan Karalar Sunay Akın Gülter Locher

Fotoredaktion: Grafiker: Druckerei: Adressierung: Anzeigen :

Tamer Karaoğlu Mehmet Polater Sun Print Beorda 043 322 90 82 076 342 90 91

Freie Journalisten: Gülter Locher, Bülent Atalay, Atilla Alpullu, Hüseyin Türkkan, Müjgan Olguner, Nermin Dingiloğlu, Yeter Tanrıkulu, Gülay Zengin, Tamer Karaoglu, Nuray Uçar, Pervin Tekin, Mehmet Akyol.

Teşekkür : Bu yayının sizlere ulaşmasında maddi-manevi desteklerini bizlerden esirgemeyen, tüm firmalarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Pusula Gazetesi`nin tüm yayın hakları kendisine aittir. Yayınlanan reklamlarda ki sorumluluk, reklamı veren firmaların kendine aittir. Hazırlanan haberlerden ve yazılardan haberi hazırlayan kişiler ya da kaynak gösterilen kurumlar sorumludur. Pusula`da kullanılan tüm Haberlerin, Fotoğrafların ve bilgilerin her hakkı Pusula`ya aittir. İzinsiz olarak kullanılması yasaktır, aksi durumda cezai uygulamalar için hukuki işlemler başlatılır.

www.pusulaswiss.ch

Pusula Zeitung Bernstrasse 88 CH - 8953 Dietikon / ZH Tel.: +41 43 322 90 82 Fax: +41 43 322 90 89 www.pusulaswiss.ch reklam@pusulaswiss.ch

Turgut Karaboyun (t.karaboyun@pusulaswiss.ch)

Abone kampanyamız başlıyor! Değerli Okurlar... Bu ay Pusula gazetesinin ulaştığı her adrese abonelik için ödeme makbuzu yolluyoruz. İkinci kez okurlarımızdan gazetemize destek vermelerini ve abone olmaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Keşke sizlerden hiçbir maddi karşılık beklemeden büyük zevk alarak yaptığımız hizmetlerimizi devam ettirebilme şansımız olsaydı... Malesef Avrupa`nın en pahalı ülkelerinden birisi olan İsviçre`de bedava gazete çıkarabilmek oldukça zor. Yine de yaklaşık 3 yıldır sizleri her konuda bilgilendirebilmek için tüm ekibimizle birlikte büyük çaba sarfettik. Bu zaman zarfı içinde yaklaşık 1 yıldır, İsviçre`nin ilk gazete merkezini de kurarak çalışmalarımızı daha profesyonel bir hale getirdik. Pusula gazetesi yola çıktığı ilk günden bu yana vatandaşlarımızı özellikle de İsviçre gündemi, siyaseti, tarihi, kültürü gibi yabancı bir ülkeye uyumu hızlandıran konularda bilgilendirererek; vatandaşlarımızın hukuki sorunları dahil her türlü sorununa yakın ilgi göstererek; her yıl kültürel organizaszonlar düzenleyerek çok değerli çalışmalar yapmıştır. Maddiyat hep geri planda yer alırken ilk hedefimiz toplumumuza hizmet olmuştur. Tüm okurlarımızın da bildiği gibi gazetemiz sıradan haberleri değil, aksine gündemdeki en ciddi ve gerçekten bilmemiz gereken haberleri konu almıştır. Başarımızın önemli bir diğer nedeni de sürekli olarak araştırmalar yapmamız, kendimizi geliştirmek adına her türlü düşünceye

ve eleştiriye açık olmamız ve her türlü düşünce ve eleştiri üzerinde durarak gerekirse bunları yarar olarak değerlendirmemizdir.

desteği ile Pusula`yı çok daha iyi yerlere taşıyacak ve çok kısa bir zaman içinde hizmet kalitesinin ne denli değiştiğini göreceksiniz.

İsviçre`de ilk kez verilen birçok hizmetin altında Pusula imzası var. En fazla İsviçre haberi yapan, okurlarına hukuk danışmanlığı hizmeti veren, tüm derneklerin faaliyetlerini her ay düzenli bir şekilde sayfalarına taşıyan, Unia Sendikası’ndan düzenli haber veren, İsviçre tarihini Türkçe yazı dizisiyle aktaran gazetemiz kısa sürede haberin merkezi haline geldi. Sunay Akın, Prof. Rıdvan Karalar ve Prof. Dr. Üstün Dökmen gibi ülkemizin aydın isimleri de, gazetemizin, ülkesinden uzaklarda yaşayan vatandaşaları için yaptığı güzel çalışmalarını ve hedeflerini saygıyla karşılamışlar ve hedefimizde bizlere severek destek vermişlerdir.

İlk hedefimiz her iki haftada bir gazetemizi Posta kutularına ulaştırmak olacak. Tüm vatandaşlarımızdan rica ediyorum, kaliteli iş yapan, topluma hizmet veren kim olursa olsun destekleyelim. Daha çok okuyan, her konuda bilgi sahibi olan bir toplum yaratabilmek için kendi yerel medyamızı ayakta tutmamız gerekiyor. Bize gelen destek büyüdükçe, en büyük hedefimiz olan haftalık gazete çıkarma hedefimize daha çok yaklaşmış olacağız.

Pusula sadece gazete yayınlarıyla hizmet vermiyor; her yıl düzenli olarak organize ettiğimiz etkinliklere Türkiye`den aydın isimler davet ederek farklı konularda konferanslar düzenliyoruz. Bu yılın ilk organizasyonu 17 Nisan tarihinde Swissotel Zürich`te gerçekleştireceğimiz ‘’Edebiyat Akşamı’’ olacak. Düzenleyeceğimiz yeni ‘’Edebiyat Akşamının’’ konuğu Sunay Akın olacak. Organizasyonla ilgili tüm detayları gazetemizi bu ayki sayısında bulabilirsiniz. Değerli okuyucularımız, şu ana kadar yazımda çalışmalarımız hakkında sizlere detaylı bilgiler verdim. Bu işe nasıl başladık ve çalışmalarımız hangi boyutta devam ediyor, biraz ayrıntı vermeye çalıştım. Bundan sonra da yapmak istediklerimiz İsviçre`de yaşayan tüm vatandaşlarımızı yakından ilgilendiriyor: Bizler burada toplumumuzun sesi ve nefesi olmayı, her türlü konuda insanlarımıza yardımcı olacak ve yol gösterecek bir gazete olabilmeyi sürdürmek istiyoruz. İşte tüm bu çalışmaları ve hedefleri gerçekleştirebilmemiz için sizin desteğiniz bizim için oldukça önemli. Bize vereceginiz bir abonelik

Düşünsenize her hafta içinde gündemin en önemli konularının yer aldığı Türkçe bir gazete Posta kutunuza gelecek. Bu hedefi gerçekleştirebilmek için elimizden gelen herşeyi yapacağız. Gazetemize abone olan okurlarımıza mayıs ayından itibaren Pusulacard dağıtımı yapacağız. Uzun yıllardır yapmak isteyip de gerçekleştiremediğimiz bu projeyi 2010 yılında gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sadece abonelerimizin yararlanacağı bu kart ile farklı işyerlerinden indirimli alışveriş yapabilme imkanı veriyoruz. Hemen hemen her sektörden anlaşma yapmış olduğumuz şirketlerin listesi ve yapacakaları indirimler, önümüzdeki aylarda gazetemizden detaylı olarak verilecek. Pusulacard hayata geçer geçmez anlaşmalı olduğumuz tüm şirketlerin sadece abonelerimiz için yapacakları çok özel indirimler gazetemizin her sayısında orta sayfadan okurlarımıza duyurulacak. İkincisini düzenlediğimiz yeni abone kampanyamıza tüm okurlarımızın destek vermelerini istiyoruz. Biraz önce de yazdığım gibi bize vermiş olduğunuz destek ile gazetemizin kısa sürede ne kadar değiştiğini farkedeceksiniz. Unutmayın! Gazetemiz bundan sonraki aylarda sadece abone olan okurlarımıza ulaştırılacaktır. Saygılar... 1366

Pusula Gazetesine Reklam Verin, Kazançlı Çıkın! Müşterilerinize kendinizi daha iyi tanıtmak, işletmenizin saygınlığını ve imajını artırmak İSTİYORSANIZ…

Yeni ürünlerinizin tanıtımını yapmak, tüketimini hızlandırmak ve hizmetleriniz hakkında herkesi bilgilendirmek İSTİYORSANIZ…

Yani; Siz de kazanmak İSTİYORSANIZ hemen bizi arayın! Pusula gazetesi, işletmecilerimizle müşterileri arasında bir köprüdür! Siz reklama karar verin A’dan Z’ye tüm çalışmaları biz yapalım. Profesyonel reklamcılık, bizim işimiz…

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


5

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

5 5 5 5 5 5 5 5 5 5


4

İSVİÇRE HABERLERİ

Toplu Taşımacılıkta İsviçreliler Önde Avusturya Trafik Klubü (VCÖ)’nün açıkladığı bir araştırma sonuçlarına göre, 2009 yılında her İsviçreli kamu toplu taşıma araçları ile ortalama en az 3320 kilometreyi geride bırakmış. İsviçre, her kişinin yıllık ortalama 2910 kilometre kamu taşıma araçlarıyla seyahat ettiği Çeçenistan’ın da önüne geçti. Listenin üçüncü sırasında, Çeçenistan halkından 20 kilometre daha az kamu taşımacılığını kullanmış

olan Avusturya halkı var. VCÖ, İsviçre’nin en üst sırada olmasının başlıca nedeni olarak çok yoğun bir tren yolları ağına sahip olmasının yanında, tren saatlerinin hiç aksamadığını gösterdi. Listenin daha altlarında 1280 kilometreyle Malta, 1230 kilometreyle Romanya ve 1140 kilometreyle Lettland geliyor.

1336

Deutsche Zusammenfassung. Schweizerinnen und Schweizer legen im Europa- Vergleich am meisten Kilometer mit dem öffentlichen Verkehr zurück. Jede Person in der Schweiz fährt jedes Jahr mit Bahn, Bus oder Tram eine Strecke, die länger ist als elf Mal Basel-Chiasso.

Bakanlık, Eritre’ye silah ihracatını yasakladı

İsviçreliler Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında kamu taşımacılığında en fazla kilometreye sahipler. Her İsviçreli yılda pek çok kez tren, otobüs ve tramvay gibi toplu taşımacılık araçlarından yararlanıyor.

Kiliselerde Din Adamları Tarafından Yapılan Cinsel Tacizler davadan vazgeçtiğini açıkladı. Psikolog Regula Müller, insanların kiliselerde cinsel tacize uğramalarının bu kişilerde ağır ruhsal sorunlara neden olduğunu söyledi.

Bakanlar Kurulu Eritre’ye silah ihracatı yapılmasını derhal yasakladı. Silah ve her türlü askeri malzemenin yanında bunların finansmanı ve ülkedeki askeri faaliyetlere yardım edilmesi yasaklandı. Derhal yürülüğe giren yasağın nedeni olarak Eritre’nin Somali’deki silahli isyancıları destekleyerek, bölgenin barış güvenliği için gösterilen çabaları tehlikeye sokması belirtildi. 1319

İsviçre OECD Standartlarına Uyacak Bern, 25.02.2010 - Federal Hükümet , 24.02.2010 Çarşamba günü yapmış olduğu oturumda mali piyasa stratejisinde değişiklikler yaptığını ve yeni önlemler aldığını bildirdi. Aralik 2009’da, dış ülkelerden gelen vergilendirilmemiş paraların artık İsviçre’ye sokulmamasına karar verilmişti. Hükümet bu nedenle OECD’nin vergi konusundaki standartlarına derhal uymak ve vergi kaçakçılığı ile diğer vergi suçlarını önlemek savaşında işbirliği kararı aldı. Otomatik bilgi alış-verişini reddeden hükümet, bundan böyle vergi suçları ile savaşta kooperatif olacağını basına açıkladı.

Cinsel tacizle ilgili uzman kurumların açıklamaları şok edici: İsviçre’de son 15 yılda Katolik Kilisesi rahipleri ya da diğer kilise çalışanları tarafından en az 60 cinsel taciz olayı incelemeye alındı. Bunlardan sadece Lugano Piskoposluğu, beş olaydan dördünün doğruluğunu tasdiklemişti. İsviçre Bischof Konferansı son altı yılın kilise çevrelerinde yapılan cinsel taciz olaylarını açıkladı. Cinsel tacizcilerin sekizi rahip birisi de bir kadın öğretmen. Geçtiğimiz ay, bir rahibe karşı Graubünden Savcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Chur Piskoposluğundan Christoph Casetti, Sonntag gazetesine, Katolik kilisesi çalışanlarından birisinin bir kadına karşı yaptığı cinsel taciz iddiasıyla savcılığa ihbarda bulunulduğunu doğruladı. Şu anda Graubünden Savcılığı şikayeti incelemekle mesgul. İrlanda ve Almanya kiliselerinde rahipler tarafından gerçekleştirilen cinsel taciz skandallarının ortaya çıkmasından sonra İsviçre kiliselerinin rahiplerinin de günahsız olmadıkları ortaya çıktı. Chur’daki son taciz olayı 2003 yılından beri kiliselerde din adamlarınca işlenen onuncu cinsel suç (en azından ortaya çıkan) oldu. İsviçre Bischof Konferansı (SBK) tarafından açıklanan listeye göre, son altı yılın din çevrelerinde cinsel tacize uğramış kurbanları arasında 3

küçük kız çocuğu, 2 büyüme çağındaki kız, 2 yetişkin yaşta kadın, 1 erkek öğrenci çocuk, 1 büyüme çağındaki erkek çocuk bulunuyor. SBK’nin açıklamasına göre bu cinsel tacizlerin sekizini rahipler işlerken, bir de bir kadın öğretmen bir erkek öğrenci çocuğa cinsel tacizde bulundu. Ayrıca bir rahibin de internetten çocuk pornosu indirdiği ortaya çıktı. Aynı zamanda SBK’da prezident olan serbest Jurist (Adalet Adamı) Wetzikon’lu Adrian von Kaelin, dini kurum-

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

lardaki cinsel tacizlere savaş açmış durumda. Kiliselerdeki cinsel taciz olaylarının gizli kalmamalarını ve ortaya çıkarılıp bunları yapanların cezalandırılmasını isteyen Kaelin, savcılığın dokuz olaydan üçü üzerinde çalıştığını, üç kurbanın ise şikayetini geri alarak

SBK Uzman Grubu Prezidenti Adrian von Kaelin, “gelecekte bu cinsel taciz olaylarının üzerine gidebilmek için sınır ötesi bilgi akışına da önem vermemiz gerekiyor.” diyor. Kaelin’e göre bu şekilde şüpheli rahip ve diğer din adamlarının İsviçre’ye gelmeleri önlenebilir ya da sınır dışı edilebilirler. Ne var ki buna SBK’nin karar verme yetkisi yok. Bu kararlar Roma Kilisesi tarafından alınıyor. 1338

Deutsche Zusammenfassung. Die Schweizer Bischofskonferanz wurden in den letzten sechs jahren neuen Missbrauchsfälle gemeldet. Täter waren acht Prister und eine Lehrerin. Die Opfer sind, 3 Mädchen, 2 heranwachsende Frauen, 2 erwachsene Frauen, 1 Schüler, 1 heranwachsender Junge. Die Täter sind in acht Fälle Prister und ein Mal eine Lehrerin verging sich an einem Schüler.


5

İSVİÇRE HABERLERİ

Yabancılar Hapis Cezalarını Çekmek İçin Ülkelerine Sevkedilecek obachter dergisine yaptığı açıklamaya göre, 2004 yılından beri dokuz suçlu için ülkesine sevk tasarısı hazırlandı; bunlardan üçü için hükümsüzlük kararı alınırken, ikisi henüz karara bağlanamadı. Sadece geri kalan dört suçlu hapis cezalarını çekmek üzere -kendi isteklerinin dışında- ülkelerine gönderildiler. Galli’nin açıklamalarına göre, Avrupa Konseyi’nin söz konusu ek protokolünü bugüne kadar 35 ülke tasdikledi. Ne var ki tam da vatandaşlarının 2004 yılında Avrupa Konseyi ile imzalanan ek bir protokole göre, arasında suç işleme yabancı suçluların hapis cezalarını kendi ülkelerinde çekmeleri oranı yüksek olan gerekiyor. Bu model tıka basa dolu olan İsviçre ceza evlerinin yüİtalya, Kosova, Porkünü azaltacak, ne var ki; 2004 yılından beri ancak dört suçlu yatekiz, Arnavutluk ve bancı kendi isteği dışında ülkesine gönderilebildi. Türkiye gibi ülkeler bu protokolü kabul İsviçre, Avrupa Konseyi ile ya- imkan veren ek bir protokolü tasedenler arasında değiller. bancı suçluların hapis cezaları- diklemişti. Devlet Adalet Memurnı kendi ülkelerinde çekmelerine luğu Sözcüsü Folco Galli’nin Be- Sistemin yavaş ilerlemesinin bir

diğer nedeni de sürecin uzun sürmesi; yabancı bir suçlunun ülkesine sevk edilebilmesi için İsviçre’deki oturum izninin de yasal yollardan geri çekilmesi gerekiyor. Bu da çok uzun yıllar sürebilir, çünkü söz konusu kişi olayı Anayasa Mahkmesi’ne kadar götürebilir. Galli’yi düşündüren bir diğer sorun da suçlunun ülkesine sevki için kendi isteği göz önüne alınmak zorunda değil lakin sevkin yapılacağı ülkenin itirazı olduğunda sevk yapılamayacak. Zani bir ülke suçlu bir yabancıyı suçunu çekmek üzere kendi ülkesine sevketmeye kara verebilir; fakat sev-

kin yapılacağı ülke bu karara uymak zorunda değil. İsviçre’deki 6000 tutuklunun %70’i yabancı. Her tutuklunun devlete günlük masrafı 300 frank. İsviçre 2004 yılında bu ek protokolü imzalarken oldukça büyük beklentileri vardı. Oysa beklentiler gerçekleşmediğinden, devlet suçlu sevk işlemlerinin mümkün olabildiğince çabuk olabilmesi için özel bir çalışma grubu kurmak zorunda da kaldı. Galli, ‘’Olanaklar var fakat yeterince kullanılamıyor...’’ şeklinde yakınıyor. 1320

Deutsche Zusammenfassung Ausländische Straftäter sollen ihre Strafe im Ausland absitzen. Dieses Modell, das Einsparungen im Strafvollzug und eine Entlastung der überfüllten Gefängnisse versprach, ist bisher kein Erfolg: Seit 2004 wurden erst vier Straftäter gegen ihren Willen ins Ausland überstellt. Damals hat die Schweiz das Zusatzprotokoll zum Europarats-Abkommen ratifiziert, welches den Strafvollzug im Ausland gegen den Willen des Täters erlaubt. Rund 70 Prozent der etwa 6000 Strafgefangenen in der Schweiz stammen aus dem Ausland. Und jeder Vollzugsplatz kostet bis zu 300 Franken am Tag. Entsprechend gross waren die Erwartungen, als die Schweiz das Zusatzprotokoll 2004 unterzeichnete.

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


6

İSVİÇRE HABERLERİ

Dış Ülkelere Göç Eden İsviçreliler Artıyor... 2009 yılında 8800 İsviçreli dış ülkelere göç etmiş. Bu rakam bir önceki yıla nazaran %1,3 oranında artmış. Dış İşleri Departmanı’nın basına yaptığı açıklamaya göre halen 685.000 İsviçreli’nin ikamet adresi artık İsviçre değil. Bundan dokuz yıl önce yapılan araştırmalar, o zamandan bu zamana göçmen İsviçrelilerin sayısının, -yuvarlak rakamla- 100.000 kişilik bir artış gösterdiğini ortaya çıkarıyor. Göçmen İsviçrelilerin sayıları öncelikli olarak Avrupa’da (+4946), Asya’da (+1790) ve Amerika’da (+1461) artış kaydetti. Göçmen İsviçrelilerin ülkelere öncelik sırasına göre dağılışları ise şöyle: Fransa (1508), Almanya (1126), Kanada (666), İsrail (585), İtalya (491), Tayland (459) ve Büyük Britanya (423). İsviçreli göçmen sayısının en hissedilir şekilde geriye gittiği ülkeler ise Japonya (-51) ile Hindistan (-39) olarak açıklandı.

ğılışına yüzde olarak bakıldığında, Asya %4,7 olarak liste başına geçiyor. Asya’yı %1,5 ile okyanus ülkeleri takip ediyor. İsviçreli göçmenlerin sonraki tercihleri ise %1,2 ile Avrupa, %0,8 ile Amerika ve yine %0,8 ile Afrika ülkeleri. En çok İsviçrelinin yaşadığı ülkeler ise sırasıyla şöyle: Fransa : 179.106 Almanya : 76.565 USA : 74.966 İtalya : 48.638 Kanada : 38.866 Büyük Britanya : 28.861 İspanya : 23.802 Avusturalya : 22.757 Arjantin : 15.624 Brezilya : 14.653 İsrail : 14.251 Avusturya : 14.194 Dış ülkelerde yaşayan İsviçrelilerin 130.017’si ülkelerindeki politikayı izliyorlar ve haklarını kullanmak üzere İsviçre’deki belediyelerden birinin seçmen listesine kayıtlı durumdalar. 1331

İsviçrelilerin yer küredeki da-

Yabancı göçmen sorunu yalnızca İsviçre’nin sorunu değil; gittikleri ülkelerde sorun olup olmadıklarını bilemeyiz ama şu anda yaklaşık 685.000 İsviçreli çeşitli ülkelere göç etmiş durumda. Bu rakam yedi milyonluk bir ulus için hiç de az sayılmaz.

Deutsche Zusammenfassung. Fast 8800 Schweizer verlegten 2009 ihren Wohnsitz ins Ausland. Das sind gegenüber dem Vorjahr 1,3 Prozent mehr, wie das Eidgenössisches Departement für auswärtige Angelegenheiten (EDA) am Mittwoch bekanntgab. Damit wohnen derzeit rund 685 000 Schweizer nicht in ihrem Heimatland. Vor neun Jahren waren es noch rund 100 000 weniger gewesen.

Uyanık İş Adamları: Hem Çocuk Sahibi Oluyorlar, Hem de Aylık Gelirlerini Yükseltiyorlar Hamile kadınlar, hamilelikleri sonuçlandıktan sonra 14 hafta boyunca devletten annelik parası alıyorlar. Firma sahipleri de bu hakkı sık sık istismar ediyorlar. Mesela karısı hamile kalan bir firma sahibi, doğumdan önce karısını işe alıyor veya yanında çalışan karısının maaşını yükseltiyor. Bu taktiğı daha çok köylüler, küçük firma sahipleri ve aile şirketleri uyguluyorlar. Kanton Bern AHV Müdür Yardımcısı Robert Gygax’ın Tages Anzeiger gazetesine yaptığı açıklamaya göre, özellikle köylülerde bu şekilde istismarın patlama yaptığı belirtildi. Gygax’ın

tahminlerine göre her 3000 hamilelik ödeneğinden en az 50 - 60 tanesi bu taktikle istismar edilmiş durumda. Bu taktik Zürich’te de çok gözde; Zürich’teki istismar, daha çok hamile kalan eşin doğumdan önce maaşının yükseltilmesi şeklinde oluyor. Maaş zammı 3000 frank gibi çok yüksek rakamlarla yapılıyor. Kanton Zürich bu istismar olaylarına çare olarak, hamilelik parasını, doğumdan önceki son 12 ayın ortalama kazancı üzerinden hesaplamayı planlıyor. Şimdiye kadar bu istismarlara

Deutsche Zusammenfassung. Bauern und Gewerbler wissen, wie man dem Staat ein Schnippchen schlägt, wenn der Nachwuchs vor der Tür steht. Möglich machts ein Trick mit dem Mutterschaftsgeld. Schwangere bekommen nach der Niederkunft bekanntlich 14 Wochen Mutterschaftsgeld. Der Trick ist, dass der Firmeninhaber die eigene Ehefrau vor der Geburt des Kindes anstellt - oder ihr den Lohn erhöht. So kommen während der 14 Wochen maximal 19 000 Franken zusammen. In Versuchung kommen könnten vor allem Bauern und Inhaber von Kleinst- und Familienbetrieben.

Doğumdan sonra 14 ay boyunca aylık kazanç nasıl yükseltilir? Köylüler ve firma sahipleri bu konuda bir hayli uzmanlaşmış durumdalar. Bakın değerli okuyucularımız, köylüler, küçük firma sahipleri ve aile şirketleri çocuk sahibi olmanın mutluluğunu, 14 ay boyunca aylık gelirlerini de artırarak nasıl perçinliyorlar? ilişkin olarak sadece dört olayın mahkemeye yansıdığı belirtildi. Mahkeme sonuçlarında

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

kazanan taraf ise her zaman kanton oldu. 1329


Ûzmir

90

*

CHF ’dan itibaren

Basel ve Zürih’ten Antalya’ya 120* CHF’dan itibaren

* Tek yön fiyatı, tüm servis ücreti, uçak yakıt ücreti, vergiler ve harçlar dahildir. Kontenjanlar sınırlıdır.

Tel.: 0900 444 797 (0,36 CHF/dk. İsviçre sabit hatlarından.)

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

İşte SunExpress: Şimdi Zürih’ten haftada 2 uçuşla İzmir’e.


8

İSVİÇRE HABERLERİ

İsviçre Kızıl Haçı, Bağışlanan Kanları Yurt Dışına Satıyor! Kızıl Haç’ın doğum yeri olan İsviçre’de halk için kan bağışlamak kutsal bir davranış. İsviçre halkı yılda yaklaşık 380.000 kez damarlarındaki kanını ülkesinin hasta vatandaşlarına bağışlıyor. Yine de İsviçre’de kan rezervelerinin yetersiz olduğu gerekçesiyle Kızıl Haç tarafından halk sık sık acil kan bağışına davet ediliyor. Resmi ağızlar, halka ve potensiyel kan bağışçılarına, düzenli bir şekilde kan verilmediği takdirde hastanelerde ameliyatların yapılamayacağı ilanını sık sık yineliyorlar. Gerçekte de kan rezerveleri son on yılda 5,1 oranında azalmış görünüyor. Ülkedeki kan ihtiyacı ise durmadan yükseliyor. Bunun nedeni sorulduğunda, cerrahi alanındaki gelişmeler ve kan vericilerin sayısındaki düşüş neden olarak açıklanıyor. Ülkedeki bağış kan rezervelerinin çok azalmasına rağmen, İsviçre, kan ürünlerini başta Yunanistan olmak üzere dış ülkelere satıyor. Üstelik de çok büyük miktarlarda: Yaklaşık 30.000 birim kan ürünü ya da diğer bir tabirle, her yıl bağışlanmış kanların %8’i dış ülkelere ihraç ediliyor.

Hedef, yılda altı milyon frank kazanç elde etmek Kızıl Haç’ın (SRK) Kan Bağışı Hizmetleri Müdürü Rudolf Schwabe’nin açıklamalarına göre, İsviçre’de tehlikeli şekilde yükselen kan sıkıntısına rağmen, İsviçre halkının bağışlarıyla elde edilen kan ürünleri ihracatı yıllardan beri devam eden bir gerçek. Müdür Schawabe bunu insani nedenlere dayandırmaya çalışıyor; Akdeniz bölgelerinde yaşayan çocukların çoğu kan hastası olduğu gibi kan ürünlerinin dayanma süresi çok kısa. Bu nedenle de Schwabe, bu ürünlerin ihtiyaç olan en yakın ülkelere ihracatının çok mantıklı olduğunu iddia ediyor. İnsani (!) ihracat bedava değil Yunanlı kan alıcıları, her İsviçre-

li kanıyla dolu torba için 200 frank ödemek zorunda (İsviçreli alıcılar 233.90 frank ödüyorlar). Kan Bağışı Hizmetleri’nin hedefi, halkın bağış kanıyla yaptıkları ihracattan yaklaşık olarak yılda altı milyon frank kazanç elde etmek. İsviçre Kızıl Haçının bu satış politikasını tenkit edenler de var; Zürich Kan Bağışı Hizmetleri Müdürü Heinrich Hofacker, İsviçre’deki bağış kanların ihtiyaca göre daha iyi yönetilmesi durumunda İsviçre’nin kan rezervelerinin yetmemesi tehlikesi olmayacak. Halka sık sık acil kan alarmı yapılmasına ve kan ürünlerinin son kullanım tarihlerinin geçmemesi için dışarıya ihraç edilmesine gerek kalmayacak. SRK’nin İsviçre’deki 13 kan bağışı bölge hizmetleri merkezi, ulusal kan ürünleri deposunun maddi giderlerinin karşılanmasına da katılmalılar. Schwabe’nin bu konudaki tartışmaların yapılacağını söylemesine rağmen, yakın gelecekte bir çözüm görülmediği de bir gerçek. Kan Bağışı Zürich Vakfı Yöneticisi Hofacker, Zürich modelinin daha

Deutsche Zusammenfassung.

der regelmässig zum Spenden aufgefordert. Wenn nicht umgehend gespendet werde, so lautet die Das Rote Kreuz verkauft grosse Mengen des in der Botschaft, könnten in den Spitälern gewisse OperaSchweiz knappen Spenderbluts nach Griechen- tionen nicht mehr durchgeführt werden. Tatsächlich land. Die Blutspender sollten davon nichts erfahren. scheint Spenderblut knapper zu werden: Die SumDas Blutspenden ist in der Schweiz, dem Heimat- me der Spenden ist in den letzten zehn Jahren um land des Roten Kreuzes, so etwas wie eine vater- ein Fünftel zurückgegangen. Gleichzeitig steigt der ländische Tugend. Rund 380 000 Mal lassen sich Bedarf. Das liegt an der Entwicklung der Chirurgie Bewohnerinnen und Bewohner des Landes jährlich und daran, dass der Anteil der Spender in der Befür einen Aderlass zugunsten von Mitmenschen ste- völkerung sinkt, weil tendenziell ältere Leute Blut chen. Im Bewusstsein der Bevölkerung ist Spender- spenden. 12. Altersjahr in die Schweiz gekommen blut jedoch ein Gut, das immer wieder knapp ist. In sein. Das Kind muss in der Schweiz geboren sein eindringlichen Appellen werden potenzielle Spen- und ein Aufenthaltsrecht besitzen.

mantıklı olduğu görüşünde; ihtiyaç duyulduğunda kan vericiler telefonla kan vermeye çağırılıyorlar. Vericiler bu doğrudan çağrılara çok iyi reaksiyon gösteriyorlar. Kan, ihtiyaca göre toplandığından kan ürünü rezeervelerinin son kulanım süreleri de geçmiyor. Kan bağışlayıcıları kanlarının satıldığından habersiz... Peki kan bağışı kanlarından gelir elde edildiğinden haberdarlar mı?

Hayır, çoğu bağışladıkları kanlarının fazlalık yüzünden dış ülkelere satıldığından habersizler. Eğer bu durum bilinseydi belki de kan bağışı yapanların sayısı çok azalacaktı. SRK bu konudaki saydamlıktan çekiniyor olmalı ki, vakfın web sitelerinde yıl sonu kazanç açıklamalarına, hele kan ihracatı ile ilgili bilgilere hiç rastlanmıyor. Schawabe, “sorulduğunda bilgi veriyoruz” demekle yetiniyor. 1327

Ünlü doktor, kitap sevdası Sigara Yasağı İçin Referandum Hazırlığı yüzünden hapse girecek... toplanıp da referandum isteğiyLozan Üniversite Hastanesi Nöroloji Bölümü eski şef doktoru hapis cezasına çarptırılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Savcılık, doktor hakkında üç yılı gözaltında olmak üzere beş yıllık hapis cezası ile günlüğü 1000 frank olan 180 günlük dava masraflarını ödeme cezası istedi. Savcı, doktorun onlarca hastane çalışanının güvenini istismar ettiğini söyledi. Doktorun suçu-

le hükümete iletilmesi için gereken süre kasım sonunda doluyor. Planlara göre yaz tatilinden önce gereken en az 100.000 imza hükümete ulaştırılmış olacak.

nun çok ağır olduğunu ve hukuki açıdan özel muameleyi haketmediğini belirten savcı, doktorun dolandırıcılık suçu işlediğini iddia etti. Nöroloji bölümü eski şefi olan profesör, çalıştığı hastanenin 5,3 milyon frank’ını kendi cebine attı. Doktoru, vazgeçemediği eski ve antik kitap düşkünlüğünün suça ittiği belirtildi. 1319

İnisiyatif, halka açık tüm kapalı alanlarda ve işyeri olarak kullanılan her yerde, restoranlarda ve hotellerde sigaranın yasaklanmasını talep ediyor. Lungenliga (Ciğer Ligası), tüm İsviçre’de aynı kuralların uygulanmasını istiyor. Servis yapılmaması şartıyla, sigara içilen özel oda ve salonlara izin verilebilir.

Şiddete yönelimli gençler, askeri eğitim sırasında belirlenecek Askeriyenin saldırgan gençleri askeri eğitimleri sırasında belirlemesi isteniyor. Millet Meclisi’nin Güvenlik Politikası Komisyonu’nun ortak aldığı kararla Askeri Yasalar’da yapılan değişikliğe göre, ağır şiddet suçu işleyen gençlerin hepsi -hapis cezası almamış olanlar da dahil- ceza kayıtlarına geçirilecek. Komisyonun

Ständerat’a verdiği diğer bir değişiklik talimatı da doktorların ve psikologların tehlikeli olabilecek hastaları hakkında bilgi verme zorunluluğunun uygulanması. Böylece uzman kişiler, hastalarının askeri silahları şiddete yönelik kullanabileceklarini Savunma Departmanı’na, bildirmek zorunda olacaklar. 1319

1323

Lungenliga halka açık tüm kapalı yerlerde sigaranın yasaklanması için referanduma hazırlanıyor. Şu anda 100.000 imza toplanmış durumda. Liga mart sonuna kadar 120.000 imza toplamayı hedefliyor. Lungenliga’nın konuşmacısı Simon Küffer, şu anda, toplanan imzaların geçerliliğinin belediyeler tarafından incelendiğini söyledi. Şimdilik 100.000 imzanın kaç

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

tanesinin geçerli olduğu bilinmiyor. Lakin Lungenliga’nın geçerli imza toplamak için daha yeteri kadar zamanı var : İmzaların

Deutsche Zusammenfassung. Die nationale Volksinitiative der Lungenliga für ein Rauchverbot in öffentlichen Räumen ist auf gutem Weg. Die Organisation hat bereits 1Bis Ende März will sie 120 000 Unterschriften beisammen haben.


9

İSVİÇRE HABERLERİ

Üçüncü Nesil Yabancılara Kolaylaştırılmış Vatandaşlık Hakkı

Bir çocuğun üçüncü nesil yabancı sayılmasının şartları Bir çocuğun üçüncü nesil yabancılardan sayılması için en azından bir büyük ebeveynin (nine ya da dede) İsviçre’de oturum hakkına sahip olmuş olması ve en azından bir ebeveynin (anne ya da baba) 12. yaşını doldurmadan İsviçre’ye gelmiş olması gerekiyor. Çocuğun ise İsviçre’de doğması ve oturum hakkına sahip olması şart. Tüm bu şartlara sahip olan üçüncü nesil kişinin ebeveynlerinden birisi ya da kendisi vatandaşlık isteği için müracaat ettiğinde, kolaylaştırılmış vatandaşlık işlemleri başlayacak.

CVP ve FDP bu tasarıyı kuralların içinde “otomatikman vatandaşlık hakkı...” maddesinin olmaması nedeniyle destekliyorlar. Çünkü 2004 yılındaki tespitlere göre, “otomatikman vatandaşlık hakkı...” halkı tasarıya karşı güvensizliğe sevkediyor. 2004 yılındaki benzer tasarının halk oylamasında, %51,6’lık “hayır” oyu ile reddedilmesinden, “otomatikman...” maddesi sorumlu tutuluyor. SVP eski tasarı ile yenisi arasında bir fark görmüyor... SVP ise, “müracaat ederek...” ya da “otomatikman vatandaş olmak” arasında bir fark olmadığını iddia ederek tasarıya karşı tavır alıyor. Onlara göre vatandaş

olabilmek için uyumluluk şartı en önemli şart olarak kalmalı. Tasarıyı onaylayanlar ise yabancılara vatandaşlık verilmesinin, uyumun çok daha iyi gerçekleştirilmesindeki en emin çare olduğunu savunuyorlar. CVP’nin tasarıya verdiği yazılı savunmaya göre, İsviçre vatandaşlığına alınan bir yabancı, İsviçre’ye bağlanıp, kendisini İsviçreli hissetmeye başlayacağından integrasyonu da daha kolay olacaktır. Sosyalist partililer ise, üçüncü nesil yabancıların İsviçre toplumunun bir parçası olmasınının önündeki tüm engellerin yok edilmesini istiyorlar. Bu nedenle de çoktan beri gereken kolaylaştırılmış vatandaşlık hakkının bir an

SVP dışındaki bütün büyük partiler, üçüncü nesil yabancıların vatandaşlığa alınmasının kolaylaştıtılmasını onaylıyorlar.

önce yasallaştırılması gerektiği

görüşündeler. 1328

Deutsche Zusammenfassung.

nicht automatisch den Schweizer Pass erhalten. Sie oder ihre Eltern müssten dafür einen Antrag stellen. Das sieht eine parlamenMit Ausnahme der SVP befürworten die grossen Parteien das Pro- tarische Initiative der SP vor, zu der die Staatspolitischen Kommisjekt, Ausländer der dritten Generation per Antrag einzubürgern. Ein sionen eine Anhörung durchführten. neuer SP-Anlauf zur erleichterten Einbürgerung von Ausländern der dritten Generation erntet Zustimmung. Mit Ausnahme der SVP Damit ein Kind zur dritten Ausländergeneration zählt, muss ein befürworten die grossen Parteien das Projekt. In der gleichen Kon- Grosselternteil ein Aufenthaltsrecht in der Schweiz besessen hastellation scheiterte 2004 ein ähnliches Vorhaben vor dem Volk. ben. Mindestens ein Elternteil muss zudem vor dem vollendeten Anders als noch bei der damaligen Vorlage würden in der Schweiz 12. Altersjahr in die Schweiz gekommen sein. Das Kind muss in der geborene Kinder, deren Grosseltern schon in der Schweiz lebten, Schweiz geboren sein und ein Aufenthaltsrecht besitzen.

Sınırsız uygun fiyatlarla cep telefonu görüs ¸meleri . Isviçre’de ve yurtdıs¸ına*

www.yallo.ch

SP’nin üçüncü nesil yabancılara kolaylaştırılmış vatandaşlık verilmesi tasarısına büyük partiler oy birligiyle onay veriyorlar. SVP ise yabancıların lehine olan tüm projelere olduğu gibi buna da engel olma politikasını sürdürecek. 2004 yılında buna benzer bir tasarı halk önünde başarısızlığa uğramıştı. O zamanki tasarıda İsviçre’de doğmuş ve büyük anne ve babaları İsviçre’de yaşamış olan çocukların otomatik olarak İsviçre vatandaşı olmaları isteniyordu.

–.25

Abonesiz

. SIM kartları ve cep telefonları as ¸ agˇıdaki yallo ortaklarında mevcuttur:

. . * Isviçre’den. Türkiye, ABD, Almanya, Brezilya, Fransa, Italya, Avusturya, Bosna-Hersek, Kosova, Hırvatistan, Makedonya, Karadagˇ, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Ispanya ve Ukrayna’ya telefon görüs¸melerinin dakikası 0,25 .CHF. . Isviçre’de yallo’dan yallo’ya . telefon görüs¸melerinin dakikası 0,05 CHF. Isviçre sabit ¸sebekesine ve digˇer sunuculara dakikası 0,35 CHF. Bilgi için www.yallo.ch Tüm digˇer fiyatlar için Internetten www.yallo.ch adresine bakınız. yallo s¸imdi abonman olarak da mevcut!

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


10

İSVİÇRE HABERLERİ Çapkınlık Geni Bulundu: Artk Boşanma Tarihe Karışacak! Boşanma tarih olacak! Ömrünü tek bir kişiye adamış biriyle, ilişkilerde bir türlü aradığını bulamamaktan yakınanlar arasındaki temel fark bulundu.

Anayasa Mahkemesi Minare Yasağı Şikayetlerinden Bıktı Anayasa Mahkemesi’nin Minare İnisiyatifine karşı bir şikayeti daha işleme koymadığı ortaya çıktı. Şikayetçi kişi inisiyatif propagandalarının ve hazırlıklarının yapıldığı dönemde bu eylemlerin “...devleti tehlikeye sokan bir propaganda” olduğu gerekçesiyle mahkemeye şikayette bulunmuştu.

ABD’nin Atlanta kentindeki Emory Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zoe Donaldson ve ekibi tek eşli beş memeli türünü araştırdı.

yapılan propagandalar devletin güvenliğini tehlikeye düşüren bir propagandadır.

kırı olması” ve “ayrımcılığa neden olması” gerekçeleriyle referandumun iptal edilmesi isteniyordu.

Lozanlı hakimin geçtiğimiz haftalarda basına açıklanan kararına göre bu şikayetin gerekçesi yetersiz olarak sınıflandırıldı ve hiçbir işlemde de bulunulmadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan şikayetler için verilecek karar ise şimdilik merak konusu. Şu ana kadar Minare Yasağı İnisiyatifine karşı altı dava açılmış olan Strassburg da aynı nedenlerle bu şikayetleri geri çevirecek mi? Bunu öğrenmek için bir süre daha sabredilmesi gerekiyor. 1322

Anayasa Mahkemesi aralık ayındaki minare yasağı şikayetleriyle de aynı gerekçelerle ilgilenmedi : Aralık ayında Almanya’dan ve Fransız kantonlarından yapılan bu şikayetlerle, “yasalara ay-

Tek eşlilik ve çok eşlilikle ilgili farklılıkların Vassopressin hormonu ve proteiniyle alakalı olduğu belirlendi.

Deutsche Zusammenfassung.

Tek eşlilerde Vassopressin seviyeleri yüksek çıkarken, hormon çok eşli tarla farelerine verildi.

Das Bundesgericht ist auf eine weitere Beschwerde gegen die Anti-Minarett-Initiative nicht eingetreten. Der Beschwerdeführer hatte «staatsgefährdende Propaganda» geltend gemacht.

Genetiğiyle oynanan fareler tek eşli olurken, yöntemin insanlar üzerinde denenmesi düşünülüyor.

Der Beschwerdeführer war am 19. Januar 2010 ans Bundesgericht gelangt. Er argumentierte, der Abstimmungskampf vor dem Urnengang vom 29. November 2009 sei durch die Verbreitung «staatsgefährdender Propaganda» im Sinne von Artikel 275bis des Strafgesetzbuchs möglicherweise verzerrt worden.

‘Biology of Reproduction’ adlı uluslararası tıp dergisinin aralık sayısında, yayımlanan araştırma ‘Boşanma tarih olacak’ başlıklarıyla duyuruldu. 1315

Davacı kişi 19 Ocak 2010 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne şikayette bulunmuştu. Şikayetçiye

göre 29. Kasım 2009 tarihindeki referandum öncesi minare yasağının kabul edilmesi amacıyla

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Die Lausanner Richter haben die Beschwerde als unzulässig eingestuft und sind gar nicht erst darauf eingetreten, wie sie in ihrem am Freitag publizierten Urteil festhalten.


11

İSVİÇRE HABERLERİ

Üç Saldırgan İsviçreli Gencin Mahkemeleri 8 Mart’ta Başlıyor

Sadece 105 Asker Silah Geri Teslim Edildi

Mart’ta başlayıp, 11 Mart 2010 tarihine kadar devam edecek. Daha sonraki mahkeme tarihleri aynı mahkeme tarafından belirlenecek. Mahkeme oturumları, sanıklar, olayın işlendiği tarihlerde 18 yaşından küçük olduklarından, Gençlik Mahkemeleri Yasaları gereğince, halka kapalı olarak yapılacak. Gençlik ceza kanunlarına göre, gençlerin en yüksek ceza olan 10 yıl hapise çarptırılmaları mümkün. 1299

30 Haziran 2009 tarihinde Münich’te önlerine çıkanı döven üç Zürichli öğrenciye, Münich yerel mahkemesinin 1. Gençlik Odası tarafından, öldürmeye teşebbüs ve tehlikeli yaralama suçlamalarında bulunuldu. Bu olayın mahkemesi 8 Mart tarihinde Münich’te başlıyor. Geçtiğimiz yıl 30 Haziran’da, Zürichli üç öğrenci, sınıfları ile birlikte yaptıkları Münich gezileri sırasında, Münich’te önlerine çıkana saldırmışlar hatta savcılıktan yapılan açıklamaya göre, kurbanlardan bi-

risi hastanelik olmuş, ölümden dönmüştü. Gençlik mahkemesi, savcılığın 17 yaşındaki gençlere karşı yaptığı suçlamayı değiştirmeyip, olduğu gibi kabul etti. İlk dört mahkeme oturumu 8

Deutsche Zusammenfassung. Die 1. Jugendkammer des Münchner Landgerichts hat die Anklage gegen drei Zürcher Jugendliche wegen gemeinschaftlichen versuchten Mordes und gefährlicher Körperverletzung zur Hauptverhandlung zugelassen. Der Prozess findet ab 8. März - unter Ausschluss der Öffentlichkeit in München statt.

Askeri silahların gönüllü olarak askeri depolara geri teslim edilmesine pek rağbet edilmedi. Askeri silahların gönüllü olarak geri verilmesi düşüncesinin faaliyete geçirildiği ilk ay, askeri depolara sadece 105 adet silah teslim edildi. Askeriye sözcüsü Christoph Brunner tarafından, sadece askeri silahların değil, cephanelerin ve silahla birlikte kullanılan diğer mühimmatın da beklenenden çok daha azının geri getirildiği basına açıklandı. Yeni uygulamaya göre askeriyeye ait silahlar, teslim etme nedeninin belirtilmesi zorunluluğu olmadan, askeriyenin mühimmat depolarına ücretsiz olarak depolanabilecek. Yeni uygulama geçtiğimiz yılın kasım ayında, hükümet tarafından askeriye mensuplarına bildirilmişti. Askerler teslim ettikleri silahlarını zorunluluk durumlarında ve WK (Wiederholungskurse / tekrarlama kurslari) nedeniyle yılda iki kez olmak

şartıyla askeri depodan tekrar alabilecekler. Hizmet kitapçıklarının kontrolü Geçen yılın sonuna kadar verilmiş olan 257.000 askeriye demirbaşının sadece 199.937’si geri verildi. Buna rağmen Brunner’e göre zorunlu bur uygulama için henüz erken. Ocak ayının son haftalarında yaklaşık 100.000 hizmet kitapçığı kontrol edildi. Elektronik evrak arşivlerinden, cep kurşunlarının gerçekten geri verilip verilmediği emin bir şekilde kontrol edilemiyor; bu nedenle de çift taraflı kontrol şart görülüyor. 1301

Deutsche Zusammenfassung. Die freiwillige Hinterlegung von Armeewaffen in Zeughäusern ist im ersten Monat auf wenig Echo gestossen. Seit Anfang Jahr wurden nur gerade 105 Waffen hinterlegt.

Beş yaşındaki kızın yalnız başına şehir gezisi Basel bölgesinde bir trende yalnız başına seyahat eden küçük bir kız çocuğu yolcuların dikkatini çekti. Beş yaşındaki kız çocuğunun yalnız olduğunu anlayan yolcular polise haber verdiler. İsmini ve trene bindiği istasyonu söyleyebilen küçük kızı polisler, trene bindiğini söylediği Dornach

(SO) tren istasyonuna getirdiler. Dornach’a gelince çocuğa evini göstermesini isteyen polisler, yolda kızlarını arayan anne ve babayla karşılaştılar. Küçük kızlarına sağ salim kavuşan ebeveynler mutluluklarından gözyaşlarını tutamadılar. 1319

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Pusula2 yaz, boşluk bırak, Volkan yazıp, 919'a gönder,


13

EKONOMİ

İsviçre‘ deki Kitapçınız Trend Kitabevi ‘’Neler yapıyorsunuz?’’ diye sorduk... Sözü kurumun sorumlusu Kadir İldem’e bıraktık: ‘’...Bize zaman ve gazetenizde yer ayırdığınız için teşekkür ederiz. İki yıl önce mütevazi bir internet sitesiyle başladık. Gelen talepler doğrultusunda sitemizi yeniden yapılandırdık Türkiye’de bu konuda uzman firmalara sitemizi dizayn ettirdik. Daha önce sadece 600 ürünün yeraldığı sitemizde şu an toplam 175 ya-

yın evinin eserlerinden oluşan 29.000 ürün var. Bu yayın evlerine örnek olarak İnkilap, Doğan ve Kaynak grubu verilebilir. Mümkün olduğunca İsviçre’de yaşayan insanımızın hepsine hitap edelim istedik. Bizi sadece dini yayın satan bir kurum olarak tanıyanlar olabilir. Kitap fikir demektir. Fikir özgürlük gerektirir. Herkes istediği kitabı almalı ve okumalıdır. Bu nedenle elimizden geldiği kadar fazla kitabı sitemize aldık. Kitap sipariş etmek isteyen okurlar, sadece sitemize üye

olacaklar. Bu üyeliğin hiçbir maddi manevi bağlayıcılığı yok. Tüm alış-veriş sitelerinde bu özellik mevcut. Daha sonra istedikleri kitapları seçip sipariş edecekler. Kitapları kendilerine siparişten sonra 7 -9 iş günü arasında teslim ediyoruz. Tüm vatandaşlarımızı sitemizi ziyaret etmeğe davet ediyoruz.’’ Daha geniş bilgi için: www.trendkitabevi.ch Info@trendkitabevi.ch 1351

İki yıldır İsviçre’de faaliyet gösteren Trend Kitabevi’nin bizlere getirdiği yenilikleri görmek ve siz okuyucularımızla paylaşmak için kendilerini ziyaret ettik. Trend Kitabevi, Zürih/ Regensdorf’ta, herkesin rahatlıkla bulabileceği bir mekanda hizmet veriyor.

Motorlu Taşıt Piyasaları Ekonomik Krizden Çok Etkilendi ‘Devlet

İstatistik Dairesi’nin (BfS) açıkladığına göre geçtiğimiz yıl 346.829 taşıt trafiğe katıldı. 376.596 yeni taşıtın trafiğe katıldığı bir önceki yıla nazaran 2009 yılındaki geri gidiş özellikle ağır vasıtalarda yüksek orandaydı (%13). 2009 yılında özel otomobillerin trafiğe katılım sayısında %7,5’luk bir gerileme oldu.

BfS’in tahminine göre bu gerilemenin nedeni finans ve ekonomi piyasalarındaki kriz. İsviçre trafiğindeki taşıtların ortalama yaşı 8,1 yıl. %83’ü benzin motoruna sahip ve %77’si de otomatik değil. Trafiğe çıkmasına izin verilen özellikle de küçük özel otomobiller 1400 kubik/santimin al-

tında motor hacmine sahip. Bu otomobillerin % 68’i benzin, %30’u dizel yakıyor. Bu dizel yakan otomobillerin %92’si Partikel Filter donanımlı. Elektrikli otomobillerin (Hybrid) çoğalmalarına karşın, bu güne kadar henüz %2’sine trafiğe çıkış izni verildi. 1325

Deutsche Zusammenfassung.

Transportfahrzeuge für Güter mit einer Abnahme von 13 Prozent und die Personenwagen mit Der Fahrzeugmarkt hat die Finanz- und Wirt- 7,5 Prozent. schaftskrise deutlich zu spüren bekommen. 2009 wurden 7,5 Prozent weniger Autos und 13 Gleichwohl waren am 30. September 2009 erstProzent weniger Transportfahrzeuge in Verkehr mals über 4 Millionen Personenwagen in der Schweiz zugelassen – dies bei insgesamt 5,27 gesetzt als im Vorjahr. Millionen Strassenmotorfahrzeugen. Die ZuInsgesamt wurden im letzten Jahr 346‘829 neue wachsrate gegenüber dem Vorjahr beträgt jeMotorfahrzeuge in Verkehr gesetzt, wie das doch nur 0,5 Prozent und ist damit die tiefste seit Bundesamt für Statistik (BfS) am Freitag mitteil- 1990. Das BfS führt den Einbruch im Markt auf te. Im Vorjahr waren es noch 376‘596 gewesen. die Finanz- und Wirtschaftskrise zurück. Besonders vom Rückgang betroffen waren die

Motorlu taşıt piyasaları, dünyadaki finans ve ekonomik kriz dönemini çok güçlü bir şekilde hissetti. 2009 yılında, bir önceki yıla oranla, trafiğe yeni çıkan özel otomobil sayısında %7,5 oranında, ağır vasıta sayısında ise %13 oranında bir gerileme oldu.

Türk Hava Yolları’ndan Ailelere Yaz Müjdesi! Türk Hava Yolları yaz indirimleriyle İsviçre’de yaşayan Türk ailelere yine büyük kolaylık sağlıyor. 2010 yaz döneminde İsviçre çıkışlı biletlerde en az üç kişiden oluşacak aileler için 15 Şubat - 14 Mart 2010 arasında alınacak biletlere %20 indirim, 15 Mart - 15 Nisan döneminde alınacak biletlerde ise %15 indirim uygulanacaktır. İndirimli biletler 1 Nisan - 31 Ekim tarihleri arasında kullanılabilecektir. Bu biletlerde aranan tek koşul, aile üyelerinin İsviçre’den çıkışta birlikte seyahat etmeleri. Skytrax tarafından 4 yıldıza layık görüldü... Türk Hava Yolları aile indirimiyle, kalitesinin yanında uygun ücretleriyle herkesin tercih edebileceği bir havayolu olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. 2007 senesinde Skytrax tarafından 4 yıldıza layık görülen Türk Hava Yolları, genç filosu, uçuş güvenliği, eğitimli ekibi ve benzersiz kabin içi hizmetleriyle son yıllarda uluslararası platformda adından sıkça söz ettirmeyi başarıyor. Gerçekleştirdiği büyüme rakamlarıyla dünyanın önemli havayo-

lu şirketleri arasına giren Türk Hava Yolları, son haftalarda yine önemli kararlara imza attı. Filoya yeni uçaklar girecek... Son kararla birlikte 64’ü kesin 25’i opsiyonlu olmak üzere toplam 89 uçak için karar verilmiş oldu. 2010 - 2015 yılları arasında alınacak bu uçaklar ve kira süresi sonunda çıkacak uçaklarla Türk Hava Yolları filosunda, tek koridorlu uçak sayısı 155 ve çift koridorlu uçak sayısı 36 olmak üzere, 2015 yılı sonunda 5 kargo uçağı da dahil, toplam 196 uçak olacak.

Bütün bu gelişmelerin yanında Türk Hava Yolları her zaman olduğu gibi vatandaşlarımıza çok uygun bilet ücretleriyle Türkiye’ye gitme imkanını sunmaya devam ediyor. Sanılanın aksine Türk Hava Yolları’yla uçmak pahalı değil, tam tersine bilet fiyatları her bütçeye hitap ediyor. Uygulanan dönemsel indirimler ve aile indirimleriyle Türkiye’deki sevdiklerinize kavuşmanız artık çok kolay. Biletlerinizi Türk Hava Yolları yetkili acentelerinden satın alabilirsiniz. 1362

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


14

EKONOMİ

Yunanistan Krizinin Domino Etkisinden Korkuluyor ‘Kısa adı BaFin olan Bundesanstalt für Finansdinstleistungsaufsicht (Federal Finanz Kontrol Dairesi), Alman finans sektörü için en yüksek rizikonun, PIIGS - ülkelerinin (Portekiz, İrlanda, İtalya Yunanistan ve İspanya) kollektif zorluklarından kaynaklandığı açıklandı.

kildi. Alman Bankalarının PIIGS - ülkelerine ait 522,4 milyar euro değerli kağıda sahip olduğu, tüm dış alacaklarının %20’sinin PIIGS ülkelerine ait olduğu açıklandı. Alman Bankaları, İspanya ve İrlanda’nın da baş alacaklısı durumunda. İkinci önemli alacaklı olduğu ülke ise İtalya.

BaFin açıklamasında, PIIGS ülkelerinden Yunanistan’ın finans sektöründeki zorlukların tetikleyicisi olacağı ihtimaline dikkat çe-

Alman Bankalarının şu anda Yunanistan portföylerinde mali krizdeki Yunan bankalarına ait çok yüksek miktarda değerli kağıtları

Deutsche Zusammenfassung. «Das Hauptrisiko für den deutschen Finanzsektor besteht in kollektiven Schwierigkeiten der PIIGS-Staaten», heisst es nach einem «Spiegel»-Vorabbericht in einem internen Vermerk der Bundesanstalt für Finanzdienstleistungsaufsicht (BaFin). Unter den PIIGS-Staaten versteht man an den Finanzmärkten Portugal, Irland, Italien, Griechenland und Spanien. Griechenland könne für solche Schwierigkeiten «möglicherweise der Auslöser sein», schreibt das Blatt unter Berufung auf den Vermerk weiter. Deutsche Banken sollen demnach Papiere dieser Staaten im Wert von 522,4 Milliarden Euro halten, was rund 20 Prozent der gesamten Auslandsforderungen deutscher Banken entspreche. Sie seien «Hauptgläubiger in Spanien und Irland und zweitwichtigster Gläubiger in Italien». Als Verursacher der gegenwärtigen Turbulenzen haben die BaFin-Fachleute laut «Spiegel» Spekulanten ausgemacht: «Insbesondere unter Hedgefonds finden sich Vertreter, die auf eine Zahlungsunfähigkeit Griechenlands und ein Auseinanderbrechen des Euro-Raums setzen.»

var. BaFin’in açıklamasına göre, Alman bankalarının Yunanistan portföyündeki en fazla değerli kağıdı olan Yunan bankası, 9,1 milyar euro’luk değerli kağıdı ile Hypo Real Estate (HRE). Büyük Alman bankalarından Commerzbank da Federal Hükümete Yunan bankalarına ait 4,6 milyar euro volüme sahip değerli kağıdı olduğunu açıkladı. Ayrıca küçük bankalar da Yunan bankalarından bol miktarda değerli kağıt satın almış olduklarını belirttiler (LBBW 2,7 milyar euro, die BayernLB 1,5 milyar euro). Dünya yeni bir resesyon içine düşebilir! Münich ifo Enstitüsü prezidenti Hans-Werner Sinn son derece ürkütücü ön görülerini şu şekilde açıkladı: “Domino etkisiyle diğer ülkeler de borçlarını ödeyemeyecek hale gelebilirler. Hatta tüm dünya ekonomisi yeni bir resesyon içine düşebilir. Eğer Avrupa Birliği Yunanistan’ı düşmeye bırakırsa, diğer ekonomik açıdan emin olmayan ülkelere karşı da çok kötü bir işaret olacak. İrlanda ödemelerini yapamayacak duruma gelirse onu Portekiz, İtalya ve İspanya takip edecektir.

Yunanistan’daki mali kriz, uzmanları endişelendiriyor; sorun Avrupa’nın mali bakımdan güçlü olmayan diğer ülkelerine de bir domino etkisi göstererek yayılabilir ve bu ülkeler borçlarını ödeme sorunlarıyla karşılaşarak özellikle de bankaları tehlikeye düşürebilirler. Sonuç olarak para birliği de sona erecektir.” Sinn ayrıca BaFin’in açıklamalarına dayanarak, Yunanistan’ın masif bir şekilde tasarruf etmesinin ve Uluslararası Para Fonu’nun (IWF) Avrupa Birliği’nin bazı ülklelerine yardım etmesinin önemi üzerinde durdu. Yunanistan alamıyor

rüşvetin

önünü

pandreou ülkesinin durumu ile ilgili olarak şu şekilde konuştu: “Biz Yunanistan olarak problemle karşı karşıyayız ve bu problemin oluşmasında biz Yunanlılar suçluyuz. Bizim devlet dairelerimizdeki memurlarımız arasında rüşvet çok yaygın. Politik sistemimiz parayı yok ediyor.” Kaynak: “Stern” Dergisi 1337

Yunan Başbakanı Georgios Pa-

Dünya Devleri Arasında 3 Türk Şirketi Açıklamada, 2008 mali yılı konsolide, halka açık şirket bilgilerine dayanılarak hazırlanan “Tüketici Ürünleri Endüstrisinin Küresel Güçleri 2010” raporunun, dünyanın en büyük 250 tüketici ürünleri markasının pazar performansından hareketle pazardaki gelişmeleri ve tüketici eğilimlerindeki yeni yönelimleri yansıttığı vurgulandı. 2007 yılında 3 trilyon dolar toplam geliri olan 250 markanın 2008 yılında toplam 3,2 trilyon dolar ciroya ulaştığı, sektörün büyümesinin tüketici harcamalarında ılımlı bir artışa işaret ederken, bu gelişmede yerel para birimleri karşısında zayıf düşen doların da etkisi olduğunun tahmin edildiği belirtildi. Deloitte’un 250 tüketici ürünü şirketinin halka açık şirket bilgilerine dayanarak yaptığı araştırmada, Arçelik, Vestel ve Anadolu Efes dünyanın en büyük şirketleri sıralamasında yer aldı. Deloitte’dan yapılan yazılı açıklamada, Arçelik’in listede 136’ncı, Vestel’in 195’inci, Anadolu Efes Biracılık ve Malt Sanayi A.Ş’nin 245’inci sıra-

da yer aldığı, ayrıca Anadolu Efes’in “En Hızlı Büyüyen 50 Şirket” listesine 30’uncu sıradan girdiği bildirildi.

Açıklamada, Arçelik’in 2008 yılı satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 2,3 artırarak 5 milyar 265 milyon dolar’a, Vestel’in yüzde 1,4 artışla 3 milyar 647 milyon dolar’a ve Anadolu Efes’in yüzde 21,1 artışla 2 milyar 851 milyon dolar’a yükselttiği; bu üç şirketin aynı zamanda EMEA (Av-

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

rupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi) şirketleri raporunda da gelirlerini en hızlı artıran dört şirket sıralamasında da yer aldığı bildirildi. İlk sırada Hewlett.Packard yer alıyor * 2008 itibarıyla birçok şirketin geliri veya karında azalma görüldüğüne işaret edilen rapora göre elde edilen tespitler: * 250 tüketici ürünü şirketinin yaklaşık üçte birinin (88 kuruluş) satışları düştü. * 2007 ile karşılaştırılınca performansı azalan sirket sayısı ikiye katlandı. * Şirketlerin karlılık durumları bir önceki yıla göre önemli düşüşler kaydetti: Hesaplarını açıklayan 222 şirketin 482i zarar etti (2007 yılında ise bnların arasındaki 13 şirket zarar etmişti). * 250 tüketici ürünü şirketinin üçte ikisinin satışlarında ciddi azalma oldu. * Dünyanın önde gelen 250 şirketinin, 2007 yılında %7,6 olan kar marjı bir yıl sonra

%4,8’ kadar geriledi. Döviz kurlarının etkisi giderildikten sonra ise sektörün en büyük 250 şirketinin cırosu 2007 yılında %7,2 artarken, bu artış 2008 yılında ancak %4,8 kadar ulaşabildi. * Rapordaki sıralamanın ilk 10’u ağrılıklı olarak yiyecekiçecek ve elektronik ürünler pazarındaki markalar oluşturuyor. Sıralamanın en üstüne, 118,3 milyar dolar cirosuyla kurulan Hewlett-Packard’ın ardından gelen Samsung’un cirosu ise 112,8 milyar dolar. İsvicre şirketi Nestle üçüncü (101,8 milyar dolar ciro), Procter & Gamble dördüncü (79 milyar dolar ciro) ve Panasonic (77,6 milyar dolar ciro) beşinci sıralardalar. Sırasıyla Nokia, Sony, Japon Tabacco, Toschiba ve Philipp Morris şirketleri de ilk 10 içinde sıra kapmayı başardılar. 1321


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


16

İSVİÇRE HABERLERİ

Almanya İle CD Krizi : İsviçreli Polikacıdan Alman Politikacılara Tehdit Almanya hırsızla iş birliği yapacak mı?

liğinin de başkanı olarak sözü geçen bir politikacı. Heer, İsviçre ve Lichtenstein bankalarında pek çok politikacının ve hakimin kontoları olduğundan haberdar edildiğini söyledi. İlk bilgilerin kendilerine verilmesi teklifini aldıklarını da ayrıca sözlerine ekledi.

Son olarak bunlardan birisi İsviçre bankalarında hesabı olan Alman müşterilerin hesap listelerinin yüklenmiş olduğu bir CD’yi Alman hükümetine satmayı teklif etti. Alman hükümeti ise kendilerinden 2,5 milyon euro isteyen bu kriminal kişiden CD’yi alıp almayacağına henüz karar veremedi.

Bunun üzerine Alman Dış İşleri Bakanı Westerwelle vergi kaçakçılığı tartışmalarına son verilmesi, her iki ülkenin de kooperetif şekilde çalışması çağrısını yaptı.

İsviçre hükümeti, bankalarında gizli hesapları bulunan Almanların listesini içeren bu CD’yi 2,5 milyon euroya satın almayı planlayan Alman hükümetini sert ifadelerle eleştirdi.

Haber üzerine derhal tepki veren politikacılardan ilki olan Alman Dış İşleri Bakanı iki ülke arasındaki tartışmaların yumuşatılmasını istedi. Bakan Alman gazetesi “Rheinpfalz am Sonntag” gazetesine verdiği demecinde, iki dost ülke olan İsviçre ve Almanya’nın şimdiye kadar olduğu gibi yine birlikte çalışabileceklerini söyledi.

Maliye Bakanı Hans-Rudolf Merz, İsviçre bankalarından çalınan bilgiler üzerinden, hiçbir ülke ile işbirliği yapmayacaklarını, açılacak vergi kaçakçılığı soruşturmalarına da yardımcı olmayacaklarını vurguladı. Öte yandan İsviçre hükümeti, ipleri koparmak istemedigi Almanya hükümeti ile yeni bir ‘çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması’ üzerindeki müzakerelerin devam edecegini bildirdi. Anlaşmaya göre İsviçre’nin banka gizliliği ilkesi yumuşatılacak ve gelecekteki vergi kaçakçılığı vakalarında Alman resmi makamlarına yardımcı olunacak. Reform tartışmaları Bir vergi cenneti ve kara para merkezi olduğu şeklinde adı çıkan İsviçre’nin, Almanya’nın yanı sıra diğer Avrupa ülkeleri ve ABD ile yaşadığı sorunlardan kaynaklanan baskıların ağırlığı, bankacılık sisteminde reform tartışmalarını başlattı. Aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) dışındaki partilerin hemen hepsi, mevcut sistemin artık sürdürülemeyeceği

İsviçre, bankacılık ve vergi kaçakçılığı krizi nedeniyle tüm komşularının, Amerika’nın, Kanada’nın hatta Türkiye’nin baskısı ile adeta bir karabasan dönemi yaşıyor. İsviçre bankalarının müşteri hesaplarını delik deşik eden köstebekler, CD’lere yüklenmiş müşteri listelerini satarak kısa yoldan milyoner olmak hayalinin peşine düştüler. düşüncesinde. Ulusal Konsey Üyesi Werner Messmer’in konuya ilişkin sözleri şöyle: “Bakış açımızı değiştirmemiz yönündeki uluslararası baskı giderek artıyor. Aslında da ülkemiz, vergi kaçakçılarının parasıyla zengin olmamalı. Bu, İsviçre’nin geleceği olamaz.” İsviçre’deki banka hesaplarında yabancıların yüzlerce milyar euroluk mevduat hesabı olduğu sanılıyor, ancak net rakamları hiç kimse bilmiyor. Bunun büyük bölümünün ise kara para olduğu öne sürülüyor. Sadece Alman vatandaş-

Deutsche Zusammenfassung. Wenn Deutschland gestohlene Bankdaten kauft, werden Konten deutscher Politiker und Amtsträger in dem Land enttarnt - damit droht jetzt der Schweizer Steuerzahlerbund-Chef Alfred Heer. Der deutsche Aussenminister Guido Westerwelle ruft dagegen zur Mäßigung im Steuerfluchtstreit auf: Beide Länder müssten kooperieren. Alfred Heer ist Chef der einflussreichen konservativen SVP im Kanton Zürich und Präsident des Bundes der Steuerzahler Schweiz. Er sagte dem Bericht zufolge, es gebe Hinweise, dass zahlreiche deutsche Politiker und Richter in Liechtenstein und der Schweiz Konten oder Stiftungen unterhielten. „Die ersten Informationen darüber werden uns schon angeboten“, wird Heer zitiert.

larının İsviçre bankalarında yüz milyar euro tutarında parası olduğu tahmin ediliyor. Yeni sistem talebi Ükenin yeni bir bankacılık sistemine geçmesi gerektiği düşüncesindeki İsviçre Parlamentosu Ulusal Konsey kanadından Hrıstiyan Demokrat Grup Başkanı Urs Schwaller, “Biz bankacılık merkezi olarak anılmak istiyoruz, ancak yurtdışında İsviçre denilince akla gelen ilk şey vergi kaçakçılarının cenneti ve kara para aklama ülkesi şeklinde olmamalı.” dedi. Sosyal Demokratların Parlamento Grup Başkanı Ursula Wyss de hükümetten yeni bir strateji belirlemesini talep ediyor: “İsviçre’nin bir girişime ihtiyacı var. Uluslararası alanda yanlış anlaşılmaya yer vermemeli ve şunu söylemeliyiz: ‘’Vergi kaçakçılığına İsviçre’de yer yok. Ancak bundan sonra hem finans dünyasının hem de İsviçre ekonomisinin yeni bir perspektifi olabilir.”

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi’nin Genel Başkanı Toni Brunner’e göre ise bu bir saçmalık. Brunner, “Otomatik bir bilgi değişimi söz konusu olamayacak. Biz buna karşı savunmaya geçeceğiz. İsviçre’nin banka hesaplarına ilişkin bilgilerin gizli tutulmasından doğan avantajının kaybedilmemesi için elimizden geleni yapacağız.” diyor. Konuya ilişkin diğer haberler: SVP’nin en sert politikacılarından olan Alfred Heer Alman Politikacıları tehdit etti... Aynı zamanda Vergi Mükellefleri Birliği Şefi olan SVP’li Alfred Heer, eğer Almanya çalınan banka bilgilerini satın alacak olursa, Alman politikacı ve memurlarının da İsviçre bankalarındaki hesaplarının açıklanacağını söyleyerek, Alman politikacıları açıkca tehdit etti. Alfred Heer aşırı sağcı parti SVP’nin Zürich Kantonu Başkanı olup aynı zamanda da Federal Vergi Mükellefleri Bir-

İsviçreli polikacı Heer’in Bild gazetesine yapmış olduğu açıklamadan sonra, Almanya Cumhurbaşkan yardımcısı da CD’nin satın alınması düşüncesine kritik getirdi: Vergi kaçırmanın olduğu gibi, bilgilerin çalınmasının da yasalarda bir suç olduğunu belirtti ve her iki eylemin de cezalandırılması gerektiğini söyledi. Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble ise CD’nin satın alınması düşüncesini kastederek, “Aslında bu CD’nin satın alınması hiç kimsenin içine iyi duygular vermiyor ama bizim de yasaları uygulamak zorunluluğumuz ve devletimizin adaletine ve dürüstlüğüne ilişkin insanların güvenlerine sadık olmak sorumluluğumuz var”dedi. Bayern Adalet Bakanı Beate Merk’de, Maliye Bakanı gibi Schäuble gibi, CD’nin satın alınmasında sakınca görmeyenlerden; misafir yazar olarak “Münchner Merkür” gazetesine yazdığı yazısında, CD’nin satın alınması nedeniyle devletin örnek olma fonksiyonunu kaybetmeyeceğini, tam tersine vergilerini dürüstçe ödeyen vatandaşlarına adil bir devlet olduğu sinyalini açıkça göndermiş olacağını iddia etti. 1335


17

İSVİÇRE HABERLERİ

325 Vergi Kaçakçısı Kendi Kendini İhbar Etti

Sadece Alman vergi kaçakçıları değil, İsviçreli vergi kaçakçıları da milyarlarca franklık vergi kaçırmış. Bu yılın başından itibaren, devletten vergi kaçırmış olan kişiler kendi kendilerini ihbar ederek, ceza almadan sadece borçlu oldukları vergileri ödüyorlar. Bu aftan yararlanan kişilerin sayısı şimdiden 325’e ulaştı. 2010 yılının başlarındayız... bu haberi yazdığımız sırada yılbaşını kutladığımız henüz yedi hafta olmuştu ki, 325 kişi kaçırdıkları vergileri beyan ettiler bile. Ülkelerine yapılan banka sırları ile ilgili baskının İsviçrelileri derinden etkilediği, bu nedenle de devletlerine karşı açık yürekli oldukları düşünülüyor. Elbette ki kendi ken-

dini ihbar edenlerin cezalandırılmayacak olmaları, İsviçreli vergi kaçakçılarının kendilerini açıklamalarını sağlayan en önemli etken. Bu ihbarcıların çoğu özel kişiler. Hatta Solothurn kantonundaki 20 itirafçının 20’si de özel kişi. Henüz yılın ilk dörtte birini bile aşmadan, geçtiğimiz yıl kendini ihbar edenlerin toplam sayı-

sının dörtte birine ulaşılmış durumda. Hatta Bern, Solothurn ve Appenzell Ausserrhoden kantonları geçtiğimiz yılın tam sayısını geçtiklerini belirttiler. Kanton Wallis’te ise şimdilik bir hareket yok.

kişiydi. Ödemesi gereken miktarı göstermeyerek daha az vergi ödedikleri için haklarında kanuni işlem yapılan olay sayısı 9110’du. Vergi dolandırıcılığından dava açılan olay sayısı ise 78 olarak 2009 yılının kayıtlarına geçti..

Uzmanların düşüncelerine göre, yılda ödenen vergilerin toplamının en az %5 ile %10’u arasındaki bir meblağın daha vergi olarak ödenmesi gerektiği halde, bunun devletten gizlendiği tahmin ediliyor. Bu rakam, her yıl devletten vergi olarak kaçırılan 5 ile 10 milyar frank arasında bir para demektir. Kantonlar Vergi Cezaları Affı (Steueramnestie) sayesinde bu paranın bir kısmının geri alınacağını umuyorlar.

Haklarında kanuni işlem yapılan olaylardan 54 milyon frank elde edildi. Bu rakamın 40 milyon frank’ı 442 vergi kaçakçısı ile Tessin kantonundan alınmıştı.

Şimdiye kadar kendi kendisini ihbar eden 328 vergi kaçakçısının en yüksek rakama ulaştığı kanton 75 kişi ile Zürich, onu 40 kişi ile Bern ve 38 kişi ile her iki Basel kantonlari izliyor. Henüz hiçbir kayıtın yapılmadığı kantonlar ise Friborug ve Wallis. 2009 yılının rekoru Tessin’de 2009 yılında kendi kendisini ihbar edenlerin sayısı tüm ülkede 1197

2010 yılının büyük balıkları henüz sessiz kalmayı tercih ediyorlar... Bu yılın ihbarcıları arasında henüz büyük balıklar çok az; Zug kantonunda şimdiye kadar bir adet büyük ihbarcı vardı. Luzern’de iki büyük olay, Bern’de ise üç büyük olay kaydedildi.

yük balık sayısı ise beş olarak bildirildi. Bu ihbarcıların ödemeleri gerektiği halde gizledikleri vergi miktarları kişi başına bir milyon frank’ın üzerinde olan rakamlar. Vergi kaçırma affı her ne kadar bu kişileri saklandıkları deliklerden çıkarsa da, vergi daireleri yine de kontrollerini dikkatlice yapmaya devam ediyorlar. 2010 yılının başından itibaren kaçırdıkları vergileri itiraf edenler, sadece devlete ödemekle yükümlü oldukları vergilerini ödeyecekler, hiçbir cezai işleme uğramayacaklar. İsviçreli vergi günahkarlarına (?!) devletleri tarafından bu sanş yaşamları süresince bir daha da verilmeyecek. 1341

St. Gallen’dan oltaya takılan bü-

Deutsche Zusammenfassung. Das Jahr 2010 ist erst angefangen und schon haben sich 325 Steuersünder selbst angezeigt. Experten schätzen, dass in der Schweiz jjährlich fünf bis zehn Prozent aller Stuerannahmen hinterzogen werden. Dies entspricht fünf bis zehn Milliarden Franken pro Jahr. Die Kantone hoffen nun, dass mit der Schweizer „Steueramnestie“ Teile davon deklariert werden.

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


18

DERNEK HABERLERİ

Abdullah Şahin ile Avrupa Türk Spor Birliği Üzerine... Haber: Nermin Dingiloğlu ‘Avrupa genelinde 8 ayrı ülkede bulunan şubeleri içinde, çalışmalarına 1995 yılında başlayan İsviçre şubesinin, 2002 yılında merkez konumuna getirilmesini, Başkan Abdullah Şahin kendileri için büyük bir onur olarak değerlendiriyor ve böyle bir sorumluluğun kendilerine verilmiş olmasından büyük kıvanç duyduklarını ifade ediyor. Birliğin kuruluş amacı, sporun içinden gelen eğitimci ve spor yöneticileri ile Avrupa Spor bünyesinde bir birlik oluşturarak Avrupa‘da spora gönül veren herkesi desteklemek, Türk spor ve sporcularına yön vermek, Türk gençlerini spora teşvik etmektir. Türkiye‘de yaşayan sporcu sayısının iki katını teşkil eden, bütün spor dallarında başarılı bir şekilde aktif olarak spor yapan yurt dışındaki Türk sporcu potansiyelini Türkiye‘ye kazandırmak ve Türk sporu için büyük bir alt yapı teşkil eden bu sporcuların katkılarıyla Türk sporunu başarıya götürebilmektir. Gençleri şiddetten ve bağımlılıklardan (kötü alışkanlıklardan) kurtaracak sporun önemini anlatmak ve onları spora yönlendirmek için sporu cazip hale getirmek, yetenekli, gelecek vaat eden sporcuları zamanında keşfedip onların başarılı, uluslar arası yıldız sporcular haline gelmesini teşvik, desteklemek de birliğin hedefleri arasındadır. Bu amaçla çeşitli spor aktiviteleri ve konferanslar düzenliyorlar. 1996 yılında milli takım aday kadrosu oluşturarak Türkiye‘de katıldıkları seçmeler-turnuvalar, Almanya‘nın Frankfurt kentinde düzenledikleri (uyuşturucuya karşı) spor konusunu işledikleri konferans, 31 Mayis 1999 yılında Ata Spor Birliği ve Avrupa Spor Birliği ile ortaklaşa düzenledikleri, dünya spor

bültenlerine kapak olan, çok sayıda pehlivanın ve yaklaşık 1500 kişinin katılımı ile gerçekleştirdikleri Salonda Yağlı Güreş Turnuvası da birliğin başarı ile gerçekleştirdigi organizasyonlardan. Düzenledikleri bu organizasyonlar sonunda Avrupa Birligi’nden aldıkları ödülleri bulunuyor. Bunların yanı sıra çoğunluğunu Türk gençlerinin oluşturduğu Avrupa‘daki Uzakdoğu sporcularının içindeki başarılı gençlerimiz de Türk takımlarına kazandırıldı. Birliğin, Avrupa genelinde yaklaşık 300 civarında destekçisi bulunuyor. Özellikle aileler, sporla uğraşan, başarılı ve bir yerlere gelme konusunda istekli olan çocuklarını desteklenmelerini kendileri için önemli ve sevindirici olarak değerlendiriyor. Ailelerin, uzak yerlerden çocukları ile birlikte gelip düzenlenen organizasyonlara katılmaları, çocuklarının okul yaşantısı yanında spora da önem verdiklerini gösteriyor. Düzenledikleri bu organizasyonlardan başka önlerinde hayata geçirmek üzere hazırladıkları, Türkiye‘de devrim yapacak diye nitelendirdikleri bir projeleri bulunuyor. Büyük bir performans ve 2020 Olimpiyatlarını almak için bir referans merkezi olacağını belirttikleri bu proje Balkanların ve Uzakdoğu‘nun en büyük spor merkezi olacak. Ulusal düzeyde spor eğitimcilerinin, antrenör, spor yöneticilerinin ve elit sporcuların eğitimi ve performans gelişimi gerçekleştirilecek bu merkezin, başta Düzce-Gölyaka olmak üzere Türkiye‘de toplam 6 bölgede yapılması planlanıyor. Şahin, bölgenin kalkınmasına katkısı olacağını düşündükleri bu projenin gerçekleşmesi için ‘’Türkiye‘deki motoru işletecek olan da Avrupa Türk Spor Birliği’dir’’ diyor. Bu amaçla İsviçre‘de spor alanında uzman kişi ve kuruluşlar-

ATSB Başkanı Abdullah Şahin Gölyaka’da yapılması düşünülen Türkiye’de Sporun Gelişimi ve Spor Uzmanlık ve Referans Merkezi Projesi ile ilgili Gölyaka’da bulunan araziyi Başbakanlık Başdanışmanı ve Uluslararası Spor Organizasyonları Başkoordinatörü Mehmet Atalay‘a tanıtırken. 1992 yılında Almanya‘da kurulan Avrupa Türk Spor Birliği, kuruluşundan günümüze kadar geçen süre içinde Almanya merkez olmak üzere Avrupa çapında birçok ülkede örgütlenerek çeşitli faaliyetler gerçekleştirdi. 2002 yılında birliğin merkezi Almanya‘dan İsviçre‘ye taşındı. la işbirliği içindeler. Spor alanında dünya çapında bir yere sahip olan bu küçük ülkenin başarılı deneyimlerini ülkemize aktarmak niyetindeler. Ayrıca ülkemiz yöneticilerinin bu konuda onayı olduğu taktirde, bu işbirliğini somut hale gelebilmesi açısından İsviçre Magglingen Federal Spor Merkezi yetkilileri ve uzmanlarından bilgi ve deneyimlerini aktarabilmeleri için söz almış bulunuyorlar. Abdullah Şahin, bundan sonraki çalışmalarında Türkiye‘nin talepleri doğrultusunda devam edeceklerini belirtti.

Abdullah Bey görevini büyük bir sorumluluk olarak değerlendiriyor ve ekliyor, ‘’bu görev bana mutluluk veriyor, bundan dolayı da çalışmalarım sürekli oluyor’’ diye sürdürüyor sözlerini.

Sporun içinden gelen, sporun kendisine sağlık verdiğini söyleyen Avrupa Türk Spor Birliği başkanına görevinin kendisi için ne ifade ettiğini soruyoruz;

‘’Avrupa Birliği ve Olimpiyatlarda yer almak istiyorsak bunun için lobi oluşturmamız gerekiyor’’ diyen Abdullah Şahin, insanlarla

Konuştukları dili spor dili olarak görüyor ve sporun siyaset üstü bir kuruluş olduğunu vurguluyor. Halkımızdan beklentilerini sorduğumuzda ise her zaman olduğu gibi kendilerine destek olmalarını, gerçekleştirdikleri organizasyonlara sahip çıkmalarını istediklerini belirtiyor.

iyi iletişimin çok önemli olduğunu bilmemiz ve yaşamımızda spora her zaman yer vermemiz, sporun diğer toplumlarla sağlıklı bir iletişim kurma aracı olduğunun bilincine varmamız ve bu çerçeve içinde her türlü organizasyonlara sürekli katılımcı olmamız gerektiğini söylüyor. Böylece Türk toplumu olarak kendimizi daha iyi anlatma şansımızın olacağını söylerine ekleyen başkan, Türk toplumunu, sporu alternatif olarak sunmak yoluyla kalkındırma amacında olduklarını da belirtti. Pusula Gazetesi olarak bize ayırdıkları zaman için kendilerine teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışmalarında kolaylıklar ve sporda başarılar diliyoruz. 1330

Dünyadaki Tek John Lehnon Müzesi Kapanıyor Efsanevi müzik grubu The Beatles’ın üyesi John Lennon’ın 60. doğum günü olan 9 Eylül 2000’de eşi Yoko Ono’nun onayıyla açılan John Lennon Müzesi 30 Eylül 2010’da kapanacak. Japonya’nın başkenti Tokyo’da bulunan John Lennon Müze binasının sahibi ziyaretçi azlığı sebebiyle bu kararı verdiğini açıkladı. Açıldığı yıl 124 bin kişi tarafından ziyaret edilen müze, son yıllarda cazibesini kaybetti ve yıllık sadece yaklaşık 30 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor. PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Dünyadaki tek John Lennon Müzesi’nin kapatılmaması için imza toplayan binlerce Lennon hayranına Yoko Ono “10 yıldan sonra John’un anısı yeniden bir yolculuğa hazırlanıyor. Müzeye gösterdiğiniz ilgi ve sevgiye teşekkürler. Bir 5 yıl açık kalır diye düşünmüştük, 10 yıl oldu bile” sözleriyle teşekkür etti. Müzede John Lennon’a ait gitarlar, sahne kıyafetleri, gözlükler ve el yazması partisyonların yer aldığı 130 kadar eşya bulunuyor. 1313


Özel fiyatlara özel lezzetler. Pınar Kashkaval peynir 400 gr.

4.95

Pide

380 gr.

2.45

Böreklik peyniri

kutuda, yag˘ oranı % 45, 800 gr.

Danica dana kus¸ bas¸ ı

6.95 Vitaminka Ajvar sebze karıs¸ ımı • Acısız • Acılı 690 gr.

2.95

5.45 Strumka armut suyu PET, 1,5 litre

Siyah zeytin

çekirdekli, 400 gr.

4.75 Tüm ürünler Denner s¸ubelerinde mevcut olmayabilir. Stoklar tükeninceye kadar. www.denner.ch

1.45 ˙I svic¸ re’nin Discount Marketi

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

400 gr.


20

HUKUK KÖŞESİ

PROBLEMLERİNİZİ BİZE YAZIN!

Sorularınız ve Yanıtları SORU 1:

Yaklaşık 2 yıl önce, yaya geçitinden karşıya geçmek isteyen oğluma bir araba çarptı. O günden bu yana oğlum okuluna gidemiyor ve halen tedavisi sürüyor. Şimdiye kadar 4 ayrı ameliyat geçirdi. Onun sağlığına kavuşması için seferber olmuş durumdayız. Çarpan kişi dikkatsizliğinden dolayı cezaya çarptırıldı. Yaşamını farklı koşullarda sürdürmekte olan oğlumuz için ne yapabiliriz, suçlu olan şöföre tazminat davası açabilir miyiz?

Cevap 1:

İsviçre Karayolları Trafik Kanunu (Strassenverkehrsgesetz SVG/Loi sur la circulation routière LCR) Mad. 63’e göre trafiğe katılan bütün araçlar için mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu ön görülmüştür. Karayolları trafik kanununa dayanan Karayolları mali sorumluluk sigortasında tarife hakkında, Federal Hükümet yönetmeliğine göre bu tür sigortaların teminat bedelinin an azından 5 milyon İsviçre frank’ı tutması gerekiyor. Trafik kazalarında mali sorumluluk borçlar hukuk kurallarına göre tespit edilir. Yani oğlunuz için maddi ve manevi tazminat talep edebilirsiniz. Ancak bu taleplerinizi başta arabayı kullanandan değil, onun mali sorumluluk sigortasından isteyeceksiniz. Bu konuda her sigorta ne kadar kanunlara bağlı olsa da, sigorta şirketlerinin arasında vakadan

vakaya büyük farklılıklar görünmekte. Bazıları hızlı çalışır az öder, diğeri çok bahanelerle kanunların şartlarının yerine getirilmesine büyük özenle dikkat eder. Bu konuda çarpan kişiye karşı alınmış ceza kararıyla beraber, size sigorta uzmanı ve bağımsız danışmanlık hizmeti veren bilir kişiye müracaat etmenizi önemle tavsiye ederim ki, evladınızın kalıcı bir hastalığı veya özürlülüğ�� söz konusu olursa, sigortanın kararı çocuğunuz için hayat belirleyici olabilir.

SORU 2:

Bern`de satın aldığım yeni bir marketi işletmekteyim. Marketin daha önceki sahibiyle aramızda anlaşmalar yaparak işlemleri sona erdirmiştik. Fakat bu şahıs anlaşmanın üzerinde bulunan imzaların kendisine ait olmadığını iddia ediyor. Tüm işlemleri bitmiş ve çalıştırmakta olduğum marketi geri almakla tehdit eden bu kişiye karşı ne yapabilirim?

Cevap 2:

Sizde anladığım kadarıyla dükkan devir sözleşmesi bulunmakta. Sözleşmenin geçerli olmadığını iddia eden kişi Roma Hukuku’na kadar dayanan “ahde vefa” ilkesini ihlal etmektedir. Antlaşmalar hukuku kuralıdır. Bu kuralın bağlayıcı niteliği, iyi niyet ilkesine dayanmaktadır. Ahde vefa ilkesi, tarafların imzaladıkları antlaşmaların kurallarını kendi iradeleri ile kabul etmiş olma-

ları gerçeğine dayanmaktadır. Bu ilkeye sözleşmenin “bağlayıcılık” sorununun çözülmesinde katkısı vardır. İmzaların gerçekten kendisine ait olmadığı iddia eden kişi bunun gerçekten böyle olduğunu ispatlamakla hükümlü olduğu için, bunun belgelenmesini arz etmeniz gerekiyor.

SORU 3:

Eve almış olduğum yeni bir müzik setini satın aldığım şirkete 1 ay sonra götürerek geri vermek istediğimi bildirdim. Ancak kendileri bana ödeme yapamayacaklarını ve ödemiş olduğum ücretin karşılığında bir çek

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

verebileceklerini belirttiler. 850.- Fr. ödeyerek satın aldığım bu ürünün parasını nasıl geriye alabilirim. Ürünler arasında fark var mıdır? Böyle durumlarda kime başvurmam gerekiyor.

Cevap 3:

Müzik setini aldığınızda bir menkul satış sözleşmesi akdedildi. Kanunen ve temel olarak siz müzik setinin fiyatını ödemekle yükümlü olursunuz. İsviçre Borçlar Kanunu (OR/CO) mad. 197’ye göre bir satıcı size müzik setini maddi ve hukuki kusuru olmadan ve size vaat ettiği gibi teslim etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde sizin kusuru ihbar etme-

niz gerekiyor. Siz müzik seti iade etmekle satışın feshedilmesini gerçekleştirdiniz. Müzik setini sadece bir ay kullandığınız için, mad. 208’e göre satıcı sizden istihsal ettiğiniz menfaatleri iade talebinde bulunsa bile, meblağı yüksek olmaması gerekiyor. Kanaatimce size satıcı çek vererek değil, dolaysız olarak satışı tediye vasıtasına göre iade etmekle yükümlü. İhtilaf rakamı çok küçük olduğundan, size en yakın tüketici derneğine (Konsumentschutz/ Fédération des Consommateurs) müracaat etmenizi faydalı buluyorum. 1364


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


22

KÜLTÜR VE SANAT

‘’Yeni Türkü’’nün İsviçre’deki İlk Konseri Unutulmayacak! 13 Şubat Cumartesi akşamı Zürich`te gerçekleştirilen Yeni Türkü konseri tek kelimeyle muhteşemdi. 1977 yılında kurulan Yeni Türkü grubu ilk kez İsviçre`de bir konser verdi. Konseri izleyen yaklaşık 300 kişi belki hayatları boyunca görebilecekleri en iyi sahne performansına şahit oldular. Yeni Türkü grubunun solisti Derya Köroğlu ve orkestra arkadaşları yaklaşık iki saat boyunca sahnede kalarak, grubun en sevilen şarkılarını seyircilerle birlikte söylediler. Grubun tanınmış eserlerinden biri olan “Yedikule” eseri çalınmaya başladığında salondaki coşku görülmeye değerdi.

nun ayrılmasının çok sevindirici olduğunu ifade eden Organizatör Cambel, muhteşem bir performans sergileyen Yeni Türkü grubunu ilk fırsatta yeniden İsviçre`ye getirerek daha büyük kitlelere izletmek istediğini ve belki böylelikle şimdiye kadar tanıma olanağı bulamamış bir kesime de, öz kültürümüzü yansıtan Yeni Türkü grubunu tanıtmayı başaracabileceğini ekledi sözlerine.

Konsere katılan seyirciler hem konserden hem de düzenlenen organizasyondan çok memnun kaldılar. Kullanılan ses tesisati başta olmak üzere, güvenlik, bilet satışları, verilen mola ve konserin başlangıç saati gibi önemli ayrıntılar son derece profesyonelce ayarlanmıştı.

1979 yılında ilk albümünü çıkaran grubumuz hiç birşeye bağımlı kalmayan, şartlanmayan, ve çıkar hesabı yapmayan müzisyenlerin biraraya gelmesiyle kuruldu. Buna bağlı olarak insanlara sözlerimizle, şairlerin dizeleriyle ve insanlık özlemiyle ulaştık... bu yüzden halen şarkılarımız yaşıyor ve insanlar bizi seviyorlar.

Konserin organizatörü Süreyya Cambel, bu işe başlarken çok büyük kar benklentisi içinde olmamalarına rağmen kaliteli bir konser gerçekleştirebilmek için hiçbir şeyden kaçınmadıklarını; İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun küçük bir kısmına hitap ettiklerinin bilincinde olarak bu organizasyona kalkıştığını söyledi. Konserden büyük zevk alan seyircinin konserden mem-

Düzenlenen konserin hemen ardından, grubun solisti Derya Köroğlu ile kuliste küçük bir söyleşi gerçekleştirdik: Pusula: ‘Yeni Türkü’ nasıl kuruldu?

Pusula: Sizce ‘Yeni Türkü’ hakettiği yerde mi? Hakettiği tanımını yaparken dikkat etmek gerekiyor. Tabi ki çok önemli bir konu. Biz hiçbir zaman maddi anlamda hakettiğimiz yerde olduğumuzu düşünmüyoruz. Grubumuz 70`lerin sonunda, telif haklarının adının bile geçmediği bir zamanda kuruldu. Mü-

ziği seven kişiler olarak, maddi konulara hiçbir zaman takılı kalmadık. Bu sebebten dolayı 2000 yılına gelinceye kadar çalışmalarımızda parasal bir karlılık da göremedik. Tüm bunların yanısıra insanların gönlünde şarkılarımızın yer bulması bizim en büyük tesellimiz. Pusula: Uzun zamandır herhangi bir albüm çalışmanız olmadı. Yeni albüm çalışmanızı ne zaman yapacaksınız?

Yeni Türkü Grubu verdikleri konserle çok beğenildi...

Çok yakın bir zamanda yeni albüm çalışmamızı yapacağız. Şu an birkaç şarkı eksiğimiz var. Onu da tamamlayıp stüdyoya gireceğiz. Hayranlarımızın çok beğeneceğini umduğumuz yeni albümümüz oldukça ses getirecek diye düşünüyoruz. Pusula: ‘Yeni Türkü’ kurulduğu yıldan bu yana İsviçre`ye ilk kez geliyor. Bu gecikmenin sebebi nedir? Birçok Avrupa ülkesi başta olmak üzere, son zamanlarda genellikle Amerika konserlerimiz oluyor. Gerçekten çok tuhaf... fakat İsviçre`ye ilk defa geliyoruz. Türkler’in buradaki yapısına bakmak gerektiğini düşünüyorum. Demek ki şu ana kadar bizimle çalışmayı düşünen kişiler ortaya çıkmamış. Bu konserle birlikte ilk açılışı yaptığımıza göre bundan sonra daha çok konserler vereceğimizi düşünüyorum. 1332

Chopin 200 Yaşında:171 Saatlik Doğum Gününe 171 Saat Müzik Polonya’nın ölümsüz piyano virtüözü Frederic Chopin’in 200. doğum yıl dönümü nedeniyle, anavatanı Polonya’nın başkenti Varşova’da 8 gün boyunca toplam 171 saatlik konserlerle anıldı. Chopin’in Polonyalı anne, Fransız babadan 22 Şubat veya 1 Mart 1810’da doğduğu düşünüldüğünden iki tarih arasindaki 171 saat boyunca süren konserler dizisi düzenlendi. Polonyalı Fryderyk Franciszek Chopin, Romantik dönemin önde gelen piyanist ve bestecilerinden. Babası Fransız, annesi Polonyalı olup ömrünün büyük kısmını şöhretini kazandığı Paris’te geçirmesine ve klasik müzik literatüründe Fransız ismiyle anılmasına rağmen gönlü her zaman o dönem Rus işgali altındaki vatanı Polonya’da olmuştur. Chopin, tam anlamıyla romantik bir sanatkar, fakat yine yaratılış bakımından bambaşka bir şahsiyetti. Besteciliği bunu en açık şekilde gösterir. Piyanodan kendini gösteren yeni tınlama

imkânları çıkarmış, ayrıca devrinin henüz ulaşamadığı tınıları bile keşfetmiştir. Bununla birlikte armonilerinin geniş ve zengin ifade sahası, çok farklı üstünlüğünü, bu melodiler ve onların ortaya konuşunda beliren ritimlerin özel bir serbestlikle düzenlenişi ve sonunda lirik şiire has bir tattan gelişerek yükselen ifade yeteneği gibi nitelikleriyle Chopin’in müziğinde, Fransız müziğinin ancak çok daha sonra varabildiği özelliklerin ilk hatlarını tespit etmek mümkündür.

di. Orada piyanist olarak ünlendi ve adı Avrupa’nın her tarafına yayıldı. Besteciliği de orada gelişti ve yükseldi. 18371847 arasında Fransız yazar George Sand (Barones Dudevant) ile inişli çıkışlı bir ilişki yaşadı. Ömrü boyunca kırılgan ve zayıf olan bedeni 1849’da tüberküloza yenik düştü. Cenazesinde kendi bestelediği Marche Funébre-Cenaze Marşının (2.Piyano Sonatı-3.Bölüm) değil, Mozart’ın Requiem’inin çalınmasını istedi. Paris’te Pére-Lachaise mezarlığında gömülüdür.

Ne kadar uzakta yaşasa da derin bir hisle vatanına daima bağlı kalmıştır. Kendisinden önce konser salonlarında görülen Mazurka ve Polonezleri folklör statüsünden çıkarıp sanat seviyesine yükselten odur. Gerçekte, yeteneği küçük yaşta beliren ve genç yaşta olgunlaşan bu müzisyen de, çalışma yolunu tutmak zorunda kaldı. Beethoven’in öldüğü sene Joseph Elsner’in öğrencisi olarak Varşova’da genel dikkat ve ilgiyi üzerine çekti. Viyana’da kaldıktan sonra Temmuz Devrimi sırasında Paris’e gel-

Frederic Chopin’in 200. doğum yıl dönümü için düzenlenen etkinlik çerçevesinde eski kent merkezindeki neoklasik konser salonunda, 250 müzisyen Chopin’in eserlerini çaldılar.

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Etkinliklere katılan mucizevi yetenekler arasında Çin’den Lang Lang (28), Japonya’dan Ai Kayukava (25), İsrail’den Daniel Barenboim (67), Polonya’dan Rafal Blechacz (24) ve Amerikalı Garrick Ohlsson (61) bulunuyordu. 1361


23

KÜLTÜR VE SANAT

Birinci Sinema Günü Oldukça Başarılı Geçti... İsviçre Türk Kadınları Derneği tarafından 14 Şubat Pazar günü ilki düzenlenen Sinema Günü’nde “Ejder Kapanı” adlı filmin gösterimi yapıldı. Yaklaşık 100 kişinin katıldığı Sinema Günü’nde, misafirlere Türk mutfağının seçkin lezzetlerinden ikramlarda bulunuldu. Pazar günü saat 11:00 başlayan programda konuklar birbirleriyle bol bol sohbet etme şansı buldular. Filmin gösterimi saat 13:00`te başladı. Yaklaşık iki saat boyunca devam eden film sırasında çocuklar kendileri için hazırlanan özel bölümde vakit geçirdiler. Freinenstein`da gerçekleştirilen Sinema Günü’nde dernek başkanı Hacer Doğan bize hem sinema günü hem de bu yılki faaliyetler üzerine bilgiler verdi. Hacer Doğan ilkini gerçekleştirdikleri Sinema Günü’nün Sevgililer Günü’ne rastlaması nedeniyle günün anlamına uygun bir aşk filmi aradıklarını, fakat istedikleri gibi bir

Picasso’nun Tablosu Açık Artırmada 13,7 Milyon Frank’a Satıldı

Derneğin yönetim kurulu çalışanları bir arada Emine Yegin, Hacer Doğan, Nevin Meister, Zuhal Tetikaşar

film bulamayınca vizyona yeni giren Ejder Kapanı filmini getirmeye karar verdiklerini söyledi. Dernek Başkanı Hacer Doğan, geçen yıl nisan ayında yeni Yönetim Kurulu’nun çalışmaya başladığını ve yoğun çalışmalar sonucunda her geçen gün üye sayılarının arttığını söyledi. Şu andaki üye sayısı 180`e ulaşmış durumda. Entegrasyon konusundaki çalışmaların yanısıra Dietikon ve Winterthur şehirlerinde kreş çalışmaları, dil sorunu yaşayan annelere Almanca kursları ve fakir öğrencilere eğitim desteği gibi

farklı alanlarda çalışmalar da yaptıklarını ifade etti. Bu yıl içinde yapılacak faaliyetlere de değinen Hacer Doğan, nisan ayı içinde gerçekleştirilecek olan 23 Nisan kutlamasına katılacaklarını, hemen ardından mayıs ayı içinde Anneler Günü’yle ilgili bir program düzenleyeceklerini, haziran ve ağustos aylarında da yeniden Sinema Günleri düzenleyeceklerini ve kasım ayında derneğin geleneksel hale gelen balosunun yapılacağını belirtti. Hacer Doğan tüm bu çalışmalar yapılırken, yapılmak istenilen özel çalışmalarda insan kaynakları ve maddi problemlerle uğraşmanın oldukça zor olduğunu, topluma faydalı olmak isteyen her bireyin dernek çalışmalarına katkıda bulunması gerektiğini de söyledi. İsviçre Türk kadınları yardımlaşma ve dayanışma derneğine üye olmak isteyen tüm okurlarımız, derneğin internet sayfasına girerek gerekli bilgileri alabilirler. Derneğin yıllık aidati sadece 50 frank. Ayrıntılı bilgiler için internet adresi: www.turk-frauenverein.ch 1333

Londra’daki bir açık artırma salonunda, Picasso’nun “Tête de Femme (Jacqueline)” isimli tablosu açık artırmayla 13,7 milyon frank’a satıldı. Bu rakam tablonun katalog fiyatının iki katından fazla. Açık artırmanın yapıldığı Auktionshaus Christie’s’in o günkü toplam geliri 130 milyon frank’tı. Picasso’nun satılan tablosu 40 yıldan fazla bir zamandır sergilenmemişti. Bu nedenle Auktionshaus Christie’s tablonun fiyatını 5 ile 6 milyon frank olarak belirlemişti. Açık artırma evinin bildirdiğine göre tabloyu satın alan kişinin kimliği belli değil. Tablonun modeli 1973 yılındaki ölümüne kadar Picasso’nun yanında yaşamış olan ikinci karısı Jacquelin Roque. Tablo, Christie’s’e, Auguste Renoir’en bir dizi eseri ve Henri Matisse’nin “Hammer”’ı ile birlikte gelmişti. Tüm açık artırma satışlardan toplam olarak 130 milyon Frank gelir edildi. 1302

Aradığınız her çeşit takılar bulunur veya istediğiniz model 10 gün içinde getirilir. Bijouterie

14, 18, 22 ayar bilezik, takım, yüzük, küpe, kolye, künye, çeyrek, yarım veya tam altın bulunur. Hediyelik, nişan, düğün ve sünnet için zengin takı çeşitlerimiz her zaman mevcuttur. Eski altınlarınız uygun fiyata alınır. Telefonla bilgi alabilirsiniz.

Elmas GmbH / İbrahim Şahin - Langstr. 211 / 8005 Zürich - Tel.: 044 272 18 56 Fax: 044 272 18 57- www.elmasgold.ch PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


26

DÜNYADAN

Dünyanın En Pahalı Otomobili Kanadalı açık artırma salonu RM Auctions’un özel bir satış programında sunacağı özel yapım otomobilin fiyatı, Ferrari meraklılarının tahminine göre 20 milyona kadar çıkabilecek. Açık artırma salonu RM Auctions’dan Max Girado, bu otomobilin çok değerli bir yatırım

olacağını söylüyor. Yıllarla birlikte değerinin dört katına kadar artacağı belirtilen Ferrari, şu anda Japon bir koleksiyoncuya ait. Japon koleksiyoncu, 1996 yılında sahip olduğu değerli otomobilini sadece Kaliforniya ve Fransa’da çok özel ve çok seçkin ortamlar için kullanmıştı. 1314

Yapım yılı 1963 olan Ferrari 250 GTO’dan sadece 36 adet var. Şimdi bunlardan bir tanesi Kanadalı bir açık artırma salonu tarafından satışa çıkarılacak.

Deutsche Zusammenfassung. Der Ferrari 250 GTO, Baujahr 1963, genau 36 Stück haben die Fertigung verlassen. Jetzt steht einer davon zum Verkauf, und wieder ist es das kanadische Auktionshaus RM Auctions, das den Wagen in der seltenen Karosserieform der Serie II anbietet. Allerdings in einem geheimen Privatverkauf. Liebhaber schätzen, der Wagen könnte bis zu 20 Millionen Dollar bringen. Weltrekord. Max Girado von RM sagt, diese Autos seien wertvolle Anlagen. Besonders in diesem Fall habe sich der Preis über die Jahre zunächst verdoppelt, dann verdreifacht, vervierfacht und dann sei er ins Unermessliche gestiegen. Derzeit gehört der Ferrari einem japanischen Sammler, der ihn im Jahr 1996 erworben hatte. Er war zuletzt bei den äußerst elitären und privaten Ausfahrten des GTO in Frankreich und Kalifornien aufgetreten.

Yunanistan Kemerleri Sıkmak Zorunda Avrupa Birliği Komisyonu’nun aldığı karara göre, borçları gırtlağını aşmış olan Yunanistan’ın, 2012 yılına kadar durumunu kontrol altına alması gerekiyor. Yani Brüksel, Yunanistan’la önceden yapılan anlaşmaya iki yıl daha süre ekledi. Mali açığın, Yunanistan’ın gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 12.7’sinden yüzde 8.7’sine denk düşene kadar indirilmesi isteniyor. 2012 yılına gelindiğinde ise bu oranın % 2,8’e kadar düşürülmüş olması gerekiyor. Bu şekilde Avrupa Birliği’nin “istikrar ve büyüme” anlaşmasına uyacak olan Yunan Hükümeti, bundan böyle her iki ayda bir tasarruf sonuçlarını Brüksel’e rapor halinde bildirmek zorunda. Avrupa Birliği Ekonomik ve Mali İşler Komiseri Joaqin Almunia ilk kez böylesine süreklilik içeren bir kontrol sistemi kullanıldığını belirterek, bu kontrollerin çok önemli olduğuna dikkat çekti. Bir televizyyon kanalına konuşan Yunan Başbakanı Giorgos Papandreou ülkesinin mali krizden kurtarılması için gereken herşeyin yapılacağı garantisi verdi. Papandreou kamu hizmetlerindeki maaşların durdurulma planını genişletmek ve yakıt vergilerini yükseltmek istediğini söyledi. Atina, yıllarca Brüksel’e mali açıklarını yanlış rakamlarla bildirmişti. Yeni sosyalist hükümet ise,

Kızılderililer Petrol Buldu! Kuzey Dakota’daki yerli kabilelerinin bir milyon dönümlük (1000 kilometrekarelik) araziyi petrol kuyuları kaplamaya başladı. Üç kabilenin yerleştirildiği bölgede yaşan Kızılderililer, hükümetin, kendilerine 1800’lü yıllarda hibe ettiği arazinin petrol zengini olduğunun sonradan anlaşıldığını belirtirken, Federal Hükümet için “eğer onlar burada milyarlarca varil petrol bulunduğunu bilselerdi bizi buraya yerleştirmezlerdi” ifadesini kullanıyorlar.

yanlış bildirilen borç rakamlarını geçtiğimiz yıl ekim ayında yukarıya doğru düzeltmek zorunda kaldı. 1303

Deutsche Zusammenfassung. Das hoch verschuldete Griechenland muss bis 2012 sein Defizit in den Griff bekommen. Das entschied die EU-Kommission in Brüssel im laufenden Defizitstrafverfahren. Athen bekommt damit zwei Jahre mehr Zeit als bisher vereinbart, wie es in Brüssel hiess. Die EU verschärft damit das Strafverfahren wegen eines übermässigen Defizits gegen Griechenland, nachdem die konservative Vorgängerregierung frühere Konsolidierungszusagen nicht eingehalten hat. Die Regierung muss jetzt alle zwei bis drei Monate in Brüssel über ihre Sparerfolge Bericht erstatten.

Petrol zengini bölgede faaliyette bulunan petrol şirketleri, Kızılderililere, şimdiye kadar 179 milyon dolarlık kira ödediler. Hükümetten de yıllık 60-70 milyon dolar para alan Kızılderililerin, eğlence işletmelerine para yatırma yerine, bundan sonra daha akıllı altyapı yatırımlarına yönelmeleri bekleniyor. 1354

ABD Hükümeti tarafından kendilerine hibe edilen arazide petrol çıkan Kızılderililer, önemli düzeyde petrol geliri elde etmeye başladı.

65 Bin Yıllık Dili Bilen Tek Kadın Öldü Merkezi Londra’da bulunan, yerli haklarının savunucusu Survival International adlı örgütten yapılan açıklamada, geçen hafta 85 yaşındaki Boa Sr’nin öldüğü, bu kişinin “Bo” dilini bilen ve konuşan son kişi olduğu kaydedildi. “Bo”ların 65 bin yıldır Andaman Adalarında yaşadığı sanılıyor. Britanya’nın 1858’deki sömürgeleştirmesinden önce aralarında “Bo”ların da bulunduğu 10 farklı kabilenin nüfusunun 5 bin olduğu ve çoğunun sömürgeciler tarafından öldürüldüğü ya da sömürgecilerin getirdiği hastalıklar yüzünden öldüğü düşünülüyor. Aralık 2004’teki büyük deprem

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

ve tsunami felaketinden kurtulan Boa Sr, bugün sadece 52 kişi kalan kabilenin en yaşlısıydı. Survival International’ın müdürü Stephen Cory, yazılı açıklamasında, “Boa Sr’nin ölümü ve Bo dilinin kaybolması, bir toplumun hatırası kalmadığı anlamına geliyor” ifadesini kullandı. Andaman Adaları sakinleri, yaşamlarını sürdürebilmek için büyük ölçüde Hint hükümetinin yardımına muhtaç. 1318

Hint Okyanusu’ndaki Andaman Adaları’nda varlığını sürdüren dünyanın en eski kabilelerinden birinin dili, son üyesinin ölümüyle tarih oldu.


27

SİNEMA HABERLERİ

‘Altın Ayı ‘’Bal’’a Gitti : Türk Fimi En İyi Film Ödülünü Aldı önemli film festivallerine katıldığına ve ödüller aldığına dikkat ceken Kaplanoğlu, Fatih Akın’ın 2004’te ‘’Duvara Karşı’’ filminden sonra, son yıllarda Berlinale’de bir Türk yönetmenin yeniden ödül aldığını hatırlattı. Kaplanoğlu bu ödüllerin Türk sinemasına katkısı olacağına inaniyor.

BERLİN - Festivale katılan filmlerin arasında Semih Kaplanoglu’nun “Bal” isimli filmi en iyi film seçilerek “Altin Ayi” ödülüne layık görüldü. Isviçre’de halen ev hapsinde tutulan star rejisör Roman Polanski’nin (kücük bir kız çocuğuna tecavüz etmekten dolayı tutuklanmıştı) politik triller filmi “Der Ghostwriter” ise “Gümüs Ayı”yı aldı. Roman Polanski’nin ödülünü Polanski adına filmin prodüktörü aldı. Polanski fiilmine verilen ödülle ilgili olarak, “Berlin’e ödülümü almak üzere gelmek olanağım olsa dahi gelmeyecektim. Ödülümü almak üzere son gittiğim festivalde hapise atıldım” dedi. 3sat televizyonu naklen verdi... Kaplanoğlu ödül törenini naklen veren ‘’3sat’’ televizyonunun sorularını yanıtladı. Maneviyatı olan filmler yapmak istediğini belirten ödüllü yönetmen, ‘’Bal’’ filminde de baba-oğul ve her ikisinin doğayla olan ilişkisinin filmin ko-

nusu için çok önemli olduğunu söyledi. Kaplanoğlu, ödül almanın tüm film ekibi için çok etkileyici olduğunu, kendilerini yeniden doğmuş gibi hissettiklerini ifade etti. Semih Kaplanoğlu, filmde bir babayla oğulun doğaya olan saygısını yansıttığını ve daha önce kekeme çocukların ya-

vaş konuştukları zaman kekelemediklerini farkettiğinden bu konuyu da filmde işlediğini belirtti. Kaplanoğlu’nun, rüyasında görse bile inanamayacağını söylemekten çekinmediği ödülü için duyduğu mutluluk ve heyecan çok büyüktü. Türk filmlerinin son on yılda Venedik ve Cannes gibi

Ayın Türk Filmi -VEDA

Küçük oyuncu Bora Altaş’ı nasıl keşfettiği sorulunca, ‘’Bu tanrının bir lütfu’’ dedi ve küçük Bora’yı film çekimlerine 3 ay kala bisikleti ile film ekibinin çevresinde oynarken gördüğünü ve kendisi ile konuşur konuşmaz Bora’nın bu film için uygun olduğunu anladığını belirtti. Kaplanoğlu, Bora’nın mutlu bir yaşantısı ve çok iyi bir babası olduğunu, ona zarar verecek bir şey yapmamaya ve onu doğal yaşantısından koparmamaya çalıştığını sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı’ndan kutlama Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Gül, ‘’Bal’’ filminin yönetmeni

Semih Kaplanoğlu’na bir tebrik telgrafı gönderdi. Gül telgrafında, Türk sinemasının ulaştığı düzeyi ortaya koyan bu başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve ödülle Türk milletine büyük gurur ve mutluluk yaşatan Kaplanoğlu’nu, oyuncuları ve tüm ekibini tebrik etti. Diger ödüller söyle dagitildi: En iyi rejisör dalında Gümüş Ayı ödülünü Roman Polanski, En iyi senaryo dalında “Tuan Yuan” isimli Çin filmi, En iyi kadın oyuncu dalında ‘’Caterpillar’’ filmindeki rolü ile Japon oyuncu Shinobu Terajima, En iyi kamera dalında ‘’How I Ended This Summer’’ adlı Rus filmindeki çekimlerden dolayı Pavel Kostomarov aldılar. En iyi erkek oyuncu ödülünü, ‘’How I Ended This Summer’’ filminde oynayan Grigori Dobrygin ile Sergei Puskepalis paylaştılar. 1334

Eyvah Eyvah

likte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar süren kardeşliğe dönüştü. Aralarındaki dostluk o kadar büyüktü ki biri öldüğünde diğeri de hayata veda etmek istedi… Veda, ölüme meydan okuyan bir kuşağın hikayesi. Filmde sadece Atatürk’ün hayatı anlatılmıyor, aynı zamanda bir döneme ışık tutuluyor, filmde dostluk, savaş, aşk, sevgi gibi konular ‘insan olmak’ çerçevesinde tekrar ele alınıyor. “Veda” Salih Bozok’un anlatımıyla, bu dostluğun, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesi… Veda’nın amacı, Atatürk’ü sadece Türkiye’ye anlatmak değil, aynı zamanda tüm dünyada Atatürk’ün tanınmasını sağlamak. Senaryosunu Zülfü Livaneli’nin yazdığı ve yönettiği filmin görüntü yönetmenliğini Peter Steguer yaptı. Müzikler yine Zülfü Livaneli’ye ait. Çekimlerine 27 Ekim’de başlanan filmin senaryo çalışması 3 yıl sürdü ve çekimler 7 haftada tamamlandı.

Yönetmen: Zülfü Livaneli Senaryo: Zülfü Livaneli Oyuncular: Sinan Tuzcu, Serhat Mustafa Kılıç, Dolunay Soysert, Özge Özpirinçci, Ezgi Mola, Burhan Güven Tür: Dram - Tarihsel Selanik’te çocukluktan başlayan arkadaşlık, önce silah arkadaşlığına sonrasında cumhuriyetle bir-

Tamamı yerli sermaye ile hazırlanan projede, 13 kişilik İtalyan ve Alman teknik ekip görev aldı. Türkiye’de ilk defa bir prodüksiyon için 12.000 parça kostüm ve aksesuar Baran Uğurlu tarafından hazırlandı. Kostümler en ufak ayrıntısına kadar gerçeği yansıtabilsin diye dönemine uygun olarak eskitildi, renklendirildi, işlendi. Devamlı çalışan 29 araç, 98 kişilik ekip ve 2000 kişilik figurasyonla Türkiye’nin en kalabalık prodüksiyonu gerçekleştirildi. “Veda” çekimleri, Ayvalık, İzmir ve Antalya’da gerçekleşti. Savaş sahneleri doğal plato olan Seferihisar’da çekildi. Uşakizade Köşkü gibi gerçek mekanların yanısıra Atatürk’ün arabası ve vagonu da çekimlerde kullanıldı. 1359

Yönetmen: Hakan Algül Senaryo: Ata Demirer Oyuncular: Ata Demirer, Demet Akbağ, Salih Kalyon, Bülent Şakrak, Özge Borak, Tanju Tuncel, Bican Günalan, Hande Dane, Şehsuvar Aktaş, Meray Ülgen Tür: Komedi, Aksiyon Hüseyin ( Ata Demirer), Çanakkale’nin Geyikli Beldesi’nde ninesi (Tanju Tuncel) ve dedesiyle (Salih Kalyon) yaşayan bir delikanlıdır. Hayatını müzisyenlik yaparak kazanan Hüseyin’in iki büyük aşkı vardır: Biri klarneti, diğeri de sağlık ocağında görevli hemşire Müjgan! Tam hayatı Müjgan’la da, müzikle de mutlu devam ederken, hiç beklemediği bir nedenle bir yolculuğa çıkması gerekir. Bu yolculuk başta Hüseyin olmak üzere etrafındaki bütün insanların hayatını değiştirecektir. Hatta İstanbul’da şarkıcılık yapan Firuzan (Demet Akbağ)’ın bile! 1360

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


28

KÜLTÜR VE SANAT

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü Hazırlayan : Pervin Tekin Çanakkale Deniz Zaferi’nin 95. yıldönümü ve Şehitleri Anma Günü münasebetiyle, vatan uğrunda şehit olan kahraman Türk askerlerini saygıyla anıyoruz. Türk milleti, tarihinin hiçbir döneminde bağımsızlık ve özgürlüğünden taviz vermemiştir. 18 Mart 1915’te tek vücut haline gelmiş bir milletin, bağımsızlığını, onurun u, vatanını ve bayrağını korumak için neler yapabileceğini bütün dünyaya göstermiş ve tarihe unutulmayacak bir destan yazmıştır.Dünya tarihi, metre kareye altı bin merminin düştüğü böylesi bir savaşı ne görmüş, ne de tanımıştır. İki taraftan tam yarım milyon insanın hayatına mal olan büyük bir savaştır, ÇANAKKALE. Çehreleri, renkleri, dilleri ve ırkları değişik, çeşitli milletlerden oluşan, insan selini andıran ordular, milletimizin üstüne yürümüş, Mehmetçiğin göğsüne bomba ve mermi yağdırmıştır. Gökler ölüm indirmiş, yerler ölü püskürmüştür. Düşmanın gülleleri, mermileri, aslan neferlerimizin göğsünde sönmüş, düğüne gider gibi ölüme yürümüş, Çanakkale Boğazı düşmanlarımıza mezar olmuştur. Çanakkale’de kazanılan zafer, savaşın ve tarihin akışını değiştirmiştir. Çanakkale’de, donanım ve maddi imkân bakımından kendisinden güçlü ordulara karşı, inanılmaz bir direniş gösterilmiş, üstün cesaret ve özveriyle, “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” dedirtmiş. Kanının rengini bayrağımıza vermiş, aziz canını vatanımız uğruna feda etmiş olan şehitlerimiz; bu yüce değerlerimizin korunmasını, savunulmasını ve ilelebet yaşatılmasını bizlere emanet etmişlerdir. Bu itibarla onları gönüllerimizde yaşatarak, emanetlerine ne olursa olsun sadık kalmalıyız. Bu vesile ile başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale Savaşı’na katılan bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Kınalı Hasan

“Tokat, Zile’denim.” diye cevaplar Sırrı Bey: “Peki evlâdım bu kafanın hâli ne?” diye sorar. Hasan: -Komutanım, buraya geleceğim vakit anam yaktı bu kınayı. Ben de niye diye sormadım. Sırrı Bey: -Öyleyse bir mektup yaz da sor bakalım, biz de öğrenmiş olalım. Hasan: -Ben yazı yazmasını bilmem ki komutanım.

Çanakkale Savaşları sırasında cepheye,13-14 yaşlarında, pırıl pırıl insanlar yağmıştır. Bu gencecik çocuklar, savaşa gitmeden evvel kısa bir eğitimden geçer ve sonra cepheye giderlermiş.İşte Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen Kınalı Hasan’ın hikayesini sizlerle paylaşmak istedik.

Sırrı Bey:

Yeni erleri denetleyen komutan Sırrı Bey genç er Hasan’ın saçındaki kınayı görüp ona seslenmiştir:

Hasan söyler katip yazar ve mektup köye ulaşır.Mektubu alan Hasan ‘ın annesi köyün katibine mektubu okutur.

“Adın ne senin evlâdım?” der.

“Sevgili Anne ve Babacığım; ellerinizden öperim. Ben burada çok iyiyim. Beni merak etmeyin.” diye başlar

Çocuk: “Hasan” diye cevap verir. Sırrı Bey: - “Nerelisin?” der. Hasan:

-Öyleyse sen söyle bölük yazıcısı yazsın köyüne, bakalım ne cevap gelecek? Hasan: -Baş üstüne komutanım

Anacığım, kumandanım saçımdaki kınayı sordu, ben bilemedim. Kınanın bir mânâsı varsa, bildir de kumandanıma söyleyeyim.

Hürmetle ellerinizden öperim. Oğlun Hasan” Anasının cevabı ise çok duygusaldır Anne: Yavrum, Hasanım, Kınalı Kuzum Mektubun geldi, sanki dünyalar benim oldu. Köy katibi okudu, ben ağladım. Kumandanın saçındaki kınayı sormuş. Oğlum, aslanım sen bu yaşa gelene kadar bu vatanın ekmeğini yedin, suyunu içtin artık bu vatana borcunu ödeme vaktin geldi. Sen, babanın, benim, kardeşinin bu vatana bir kurbanısın.

BİR YOLCUYA Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın Bir vatan kalbinin attığı yerdir. Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda Gördüğün bu tümsek, Anadolu’nda İstiklal uğrunda, namus yolunda Can veren Mehmet’in yattığı yerdir. Bu tümsek, koparken büyük zelzele, Son vatan parçası geçerken ele, Mehmed’in düşmanı boğduğu sele Mübarek kanının akıttığı yerdir. Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti

Oğlum söyle kumandanına biYaptığı bu tümsek, amansız çetin zim buralarda üç şeye kına yaBir harbin sonunda bütün milletin karlar: Birincisi gelinlik kıza, Hürriyet zevkini tattığı yerdir. gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye . İkincisi Necmettin Halil ONAN kurbanlık koça, Allah’a kurban olsun diye. Üçüncüsü askere giden yiğitlerimize , vaKatip, Hasan’ın mektubunu komutana tana kurban olsun diye. Ben de seni ev- verir. Komutan mektubu okur. Ve.... latlarımın arasında vatana kurban adaKomutan: dım, onun için saçını kınaladım. Gözlerinden öper, selam ederim. Allah’a Bilmeliydim, bilmeliydim. Kurbanların kınalı olması gerektiğini …... emanet olun. Ne yazık ki Kınalı Hasan, mektubu kumandanına okuyamadan girdiği çatışmada yaralanmış ve kurtulamamıştır.

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

1317


3

1 MAJESTIC Yatak odası (değişik renk ve modeller mevcuttur)

Direk Fabrikadan Evinize!

2 Vitrin

650.- CHF

4

Koltuk takımı

1‘990.- CHF

5

SIMONA Yatak Odası

1'890.- CHF

Satın aldığınız ürünler en geç 1 ay içerisinde teslim edilir. www.moebel-thema.ch - info@moebel-thema.ch

Yatak odası

1‘990.- CHF

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Hem Kaliteli, Hem Ucuz!


30

UNİA HABERLERİ

1 Ocak 2010’da Yürürlüğe Giren Sosyal Sigorta Değişiklikleri Sosyal Sigortalar Yasası’na göre, emekli aylıkları her iki yılda bir ekonomik gelişme ve pahalılığa göre arttırılmaktadır. 1 Ocak 2009 yılında bu yönde değişiklikler yapılmıştı, bu nedenle bu yılın başında emekli aylıklarında bir değişme olmamıştır. Emeklilik Sigortası (AHV)

Emeklilik yaşı, erkekler 65 kadınlar 64 Emekli aylıkları asgari: 13 680 Frank (1.140 X 12 ay) azami: 27 360 Frank (2.280 X 12 ay) Evli çiftler için azami: (iki aylık), 41 040 frank (3.420 X 12 ay)

Tamamlama yardımları Genel olarak yaşam ihtiyaçlarına göre yıllık olarak Yalnız yaşayanlar için: 18’720 frank Evli çiftler için: 28’080 frank Yetimler için: 9’780 franken

Pansiyon Kasa (BVG):

Pansiyon kasalar tarafından ödenen maluliyet ve dul aylıkları 1 Ocak 2010’dan itibaren ilk defa olarak pahalılığa bağlı olarak arttırıldı. Bu artış sadece son 3 yıl içinde emekli aylığı alanlar için geçerli. 2006 yılından bu yana emekli aylıkları alanlara yapılan bu zam %2.7 oranında. Ayrıca hükümet pansiyon kasalarda biriken primlere verilen asgari faiz oranının geçtiğimiz yıl olduğu gibi %2 oranında ve emekli aylıklarının hesabında kullanılan dönüşüm oranınında %7 olarak kalmasını kararlaştırdı. Size gönderilen poliçelerde

bunları kontrol etmeniz gereklidir. Asgari kazanç yıllık olarak: 20 520 Koordinasyon kesintısı: 23 940 Emeki aylığı için hesap edilecek olan azami ücret: 82’080 frank Sigorta edilmesi gereken asgari yıllık kazanç: 3 420 Sigorta edilmesi gereken azami yıllık kazanç: 58 140

Hastalık Sigortası (KVG)

Hastalık sigortaları, bu yılın başında normal hastalık sigortası için primleri ortalama %8.7 oranında arttırdı. Bu artış kantonlara göre %3.6 ila %14.6 arasında değişmekte. Örneğin Basel kantonunda bu oran %3.6 ila %7.7 oranında, Baselland kantonunda ise artış belirtilen ortalama artışın üstünde.

Aile-Çocuk Parası

Asgari çocuk parası en az 200 frank, eğitim gören çocuklar içinse 250 frank. Ayrıca 13 kanton kendi içinde çalışanlar için de çocuk parası vermektedir.

Doğum Parası

Çalışama desteği yardımı adı altında, askerlik yapanlara verilen ücretler, 2005 yılından bu yana çocuk doğuran kadın çalışanlara da verilmeye başlamıştı. Doğumu takip eden 98 gün, yani 14 hafta için verilen bu para, doğumdan önce kazanılan ücretin %80’i kadar, ancak azami olarak günde 196 frank olarak tesbit edilmiş durumda.

Kaza ve İşsizlik Sigortası

Bu sigortalar için hesaba katılan yıllık asgari kazanç ise en fazla 126.000 Fr. olarak tesbit edildi. 1349

Meslek Eğitimi İle Daha Fazla Ücret Bu işkolunda çalışan işçilerin meslek eğitiminin önemine her zaman dikkat çeken Unia Sendikası’nın çabaları sonunda, yeni toplu iş sözleşmesine bu iş kolunda çalışanlar için yeni imkanlar getiren haklar kazanıldı. Her şeyden önce meslek eğitimi sırasında çalışılamayan sürelerin ödenmesi önemli bir adım. Bu meslek kurslarının paraları da işveren tarafından karşılanmaktadır.

Progresso kursları kimler için? Her şeyden önce bu meslek dalında hiç meslek eğitimi yapmamış işçiler için bu çerçevede kurslar düzenlenecektir. Bu iş kolunda fiili olarak çalışan ve kurslara katılabilmek için yeterli dil bilgisi olan herkes bu kurslara katılma imkanına sahiptir. Özellikle Unia Sendikası çalışanları için

kursları tamamı ücretsizdir. Haftada 5 gün yapılan bu kurslar, 5 hafta sürmektedir. Eğitim için gerekli tüm giderler, toplu iş sözleşmesi fonundan karşılanmaktadır. Kursa katılanlara her hafta için haftada 500 Fr. net ücret ödemesi yapılır. Kursa katılma ücreti ise 400 Fr. olup bu miktarı Unia Sendikası kendi üyeleri için ödemektedir.

Daha fazla ücret Yeni sözleşmede tesbit edilen ve 2012’den itibaren geçerli olacak asgari ücretler ise bu meslek eğitimini yapma durumuna göre belirlenmiştir. Söz konusu 5 haftalık Progresso kurslarına katılan, ancak başka mesleği olmayan işçilerin asgari ücreti bu tarihten itibaren 3600 Fr. olacaktır. Benzer şekilde resmi makamlar tarafından yapılan meslek kursla-

‘’Hasta Olduğum İçin Tatil Hakkı Kısaltılabilir mi?’’ Soru : 1 Ekim 2008’ den bu yana küçük bir satış işyerinde çalışmaktayım. 15 Temmuz 2009 tarihinde bir kaza geçirdim ve 10 Aralık tarihine kadar bu nedenle çalışamadım. Hastalığım nedeniyle tatil hakkımı kullanma imkanım da olmadı. Yaptığım iş sözleşmesine göre her yıl 5 hafta ücretli tatil iznim var. Ancak işyeri bana 2009 yılı için toplam 6.24 tatil günümü keseceklerini bildirdi. Bu doğru mudur? Cevap : Evet, İsviçre Borçlar Kanunu 329b Maddesi, bir işçinin hastalık veya kaza sonucu çalışamaması halinde, tatil hakkının kesilmeini öngörmektedir. Çalışamama durumunun 1 aydan az sürmesi halinde tatil hakkı kısılamaz. Ancak çalışamama halinin bir aydan fazla süremsi durumunda, her çalışılamayan ay için tatil hakkının on ikide bir oranında kesilmesi söz konusudur. Yasaya göre ilk çalışılmayan ay için bir kısılma yapılamayacağı için, 15 Ağustos tarihinden 10 Aralık tarihine kadar olan süre için tatil hakkının kesilmesi sözkonusudur. Ancak 1 Ekim 2009 tarihinden itibaren ikinci çalışma yılına girdiğinizin de dikkate alınması gereklidir. Bu durumda hesap yapılması biraz karışmaktadır. 15 Temmuz ila 14 Ağustos tarihleri arasında bie kesinti yapılmayacağından, 10 Aralık’a kadar olan 3 ay için 3/12 oranında bir kesinti yapılır. Ancak 1 Ekim 2009 tarihinde ikinci çalışma yılına girdiğiniz için, 15 Ağustos 2009 dan 14 Eylül 2009 tarihine ka-

dar 1/12 oranında bir kesinti yapılır. 15 Eylül ile 30 Eylül arası bir aydan az olduğu için bu süre için bir kesinti söz konusu olamaz. Ekim 2009 ayı ise, kesinti yapılmayacak olan ilk ay olarak kabul edilir ve bu süre için kesinti yapılmaz. 1 Kasım 2009’dan10 Aralık 2009’a kadar olan süre ise bir ay ve on gündür, yani iki aydan daha az. Bu anlamda bu süre için bir aya denk düşen kesinti hesaplanmalıdır. Bu durumda yapılması gereken kesinti 2/12 kadar olmalıdır. 5 hafta veya 25 iş günü tatil hakkınız olduğuna göre, yapılması gereken kesinti 4.14 işgünü kadar olmalıdır. İşyerinin yaptığı 6.24 iş günü tatil kesintisi bu anlamda yanlıştır ve düzeltilmelidir. İşyerini bu konuda uyarıp tatil kesinitisinin, yasalara göre yukarda yapıldığı gibi yapılması gerektiğine dikkat çekmelisiniz. 1345

Otel ve Lokanta işkolunda 1 Ocak’tan itibaren yürürlüğe giren yeni Toplu İş Sözleşmesi, meslek eğitimi olmayan çalışanlara, bu eğitimlerini yapmaları için yeni olanaklar getirmekte. Bunlardan bir tanesi ise Progresso adı altında yapılan eğitim programları. Bu eğitimi yapan işçiler, toplu iş sözleşmesinde belirtilen yeni ücret kategorilerine göre daha fazla ücre alma hakkına sahip oluyorlar. rı, Progresso’da alınan dersler dikkate alınarak yeniden düzenlenecektir. Başka bir deyişle bu kurslara katılan çalışanlar kolayca resmi meslek diploması alabileceklerdir. Bu kurslarla ilgili gerekli bilgileri Unia Sendikası’ndan veya www.progresso-

lehrgang.ch adlı siteden elde edebilirsiniz. Mart 2010 tarihinden itibaren başlayacak olan bu kurslara bir an önce müracaat etmeniz gereklidir. Unia Sendikası buna ek olarak sendika bünyesinde, çeşitli dillerde de melseki kurslar düzenlemektedir. 1348

İşsizlik Sigortası Yasası Değişikliğine Gençler Karşı Çıkıyor Hükümet tarafından İşsizlik Sigortası Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikler öncelikle gençleri ve uzun süre işsiz kalanlanların haklarını önemli ölçüde kısıtılayacak. Hükümete göre amaç, işsizleri en kısa zamanda iş bulmaya teşvik etmek, ama aynı zamanda, işsizlik sigortası kasalarındaki açıkları kapatmak. Parlementoda bu yasa görüşülürken, gençler arasındaki işsizlik oranının %5.4 gibi rekor bir düzeye çıkması da ilginç bir raslantı. İsviçre’de 15 ila 24 yaşları arasındaki 30.000 gencin işsiz olduğu biliniyor. Bunun nedeni özellikle son ekonomik kriz, buna bağlı olarak daha az genç insan iş imkanı bulabiliyor. Buna karşın hükümet işsizliğe çare bulmak yerine işsizlerle uğraşmaya öncelik vermektedir. Mart ayında parlementoda görüşülecek olan İşsizlik Sigortası Yasası değişikliğinin amacı da, işsizlik sigortasının giderlerini azaltmak! Buna göre genç işsizlerin aldıkları işsizlik parası hemen hemen yarıya indirilmek isteniyor. Buna ek olarak genç işsizlerden, eğitim düzeyleri ne olursa olsun herhangi bir işi kabul etme zorunuluğu getirilmek isteniyor.

rin belli olmasından sonra pek çok gençlik kuruluşu yasaya karşı bir direniş başlatma kararı aldılar. ‘’Bugün bana, yarın sana’’ parolası ile Parlemento önünde bir uyarı nöbeti başlattılar, parlementerlere durumlarını anlatan mesajlar gönderdiler, ayrıca sanal ortamda seslerini duyurmaya çalıştılar. Her zaman olduğu gibi genç kuşak kendine has yöntemlerle bu yasa değişikliğine karşı eylemeler düzenledi. Örneğin 8 Şubat akşamı değişik protesto eylemleri yapıldı. İşşizliğin gençler arasında yoğun olduğu Basel, Winterthur Bern gibi şehirlerde, Smart-Mobs adı altında gösteriler yapıldı. Kısa süreli bu eylemlerle konu kamuoyuna taşınmaya çalışıldı, yerel yönetim binalarının önünde sembolik eylemler yapıldı. Referandum isteniyor

Gençlerin direnişi

Söz konusu yasa değişikliği mart ayında Parlemto’da görüşülecek. Parlemento’nun gençlere yönelik bu kısıtlamalarda ısrarlı olması halinde, yasa değişikliği konusunda referandum yapılması için gerekli imzaların toplanamasına başlanılacak. Halkoylaması öncesinde, gençlerin bu konuda değişik eylemlerinin gündeme gelmesi de şimdiden belli.

Yasada yapılması istenen değişiklikle-

Haber: Elena Obreschkow 1347

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


31

UNİA HABERLERİ

İşsizlik En Yüksek Seviyeye Ulaştı! En son açıklanan rakamlar işsizliğin 1998’den beri en yüksek düzeye ulaştığını gösteriyor. Ocak ayı sonu itibarı ile işsizlik parası alanların oranı %4.5 arttı. Ayrıca iş arayanların sayısınında artmaya devam ederek 236.317 ye yükseldiği görüldü. Bazı ekonomi kurumlarının geçtiğimiz günlerde, ekonomik krizin sona erdiğini açıklamalarının ardından bu gelişmenin yaşanması oldukça düşündürücü bulunuyor. Öte yandan kısa çalışmanın, daha önceki kriz yıllarına göre üç katına çıkmış olması ve kısa çalışma süresininde 12 aydan 18 aya kadar uzatılmış olması, aslında işsizliğin daha da yaygınlaşmaya devam edeceğini göstermekte. Unia Sendikası bu nedenle kısa çalışma süresinin 24 aya çıkarılmasını, bununla işsizliğin yaygınlaşmasının az da olsa engellenmesini talep etmektedir. Ancak Parlamento işsizliğe karşı etkin önlemler almak yerine, işsizlerle uğraşmayı tercih etmektedir. Önümüzdeki aylarda meclisin gündeminde, işsizlik sigortasında bir dizi kısıtlamaları öngören değişikilik önergeleri olacak.

Satış işkolunda asgari ücret Geçen yılın nisan ayında Unia Sendikası tarafından yapılan tesbit, resmi makamlar tarafından onaylandı: Bern kantonununda satış işyerlerinde çalışan işçilerin ücretleri, insanca yaşam için gerekli asgari miktarın daha da altında. Unia Sendikası’nın talepleri karşısında bu konuda bir araştır-

ma yapan Bern Kanton Yönetimi, sendikanın bu konudaki tesbitlerinin doğru olduğunu ve Bern Kanton Yönetimi’nin bu konuda girişimlerde bulunması gerektiğini ortaya çıkatdı. Bern Kanton Yönetimi tarafından yapılan araştırma, üç yıllık meslek eğitimine sahip bir satış elemanının 2800 Fr. ücretle çalışmakta olduğunu tesbit etti. Kanton sınırları içinde bulunan yaklaşık 6000 satış yerinden sadece 155’inde yapılan araştırma, elbette durumun sadece bir kısmını açığa çıkardı. Bu nedenle Unia Sendikası bu alanda sürdürdüğü çalışmalara hız vererek, önümüzdeki aylarda daha fazla işyerinde ücret tesbitlerinde bulunmayı planlamaktadır.

Aspest

Unia Sendikası satış işkolu için kanton yönetimi tarafından tesbit edilen asgari ücretlerin bağlayıcı olmasını istemektedir. Sadece tavsiye niteliğindeki bu tesbitin, işyerlerinin büyük bir çoğunluğu tarafından uygulanmaması nedeniyle de, kanton yönetiminin, zorunlu bir asgari ücret tesbit etmesinin gerekliliğine işaret eden sendika

Çalışanların sağlığını etkin bir şekilde etkilediği gerekçesi ile inşaatlarda aspest maddesinin yasaklanmasından önce, aspest kullanılan işyerlerinde çalışanlara yönelik bir bilgilendirme kampanyası, Unia Sendikası’nın öncülüğünde başlatıldı. Büyük bir çoğunluğu, sağlıkları bozulduğu için kendi ülkeleri olan İtalya’ya dönmüş

bunu talep etmektedir.

olan yapı işçilerine, İtalyanca olarak basılan broşürlerle, bu konuda ne gibi hakları olduğu anlatılmak istenmektedir. Bu güne kadar 1141 çalışanın aspest nedeni ile öldüğü, aspest yasağının 1984 yılında yürürlüğe girmesi ile bu durumun meslek hastalığı olarak akbul edilmesi sonucu, kaza sigortası tarafından bu güne kadar yaklaşık 400 milyon frank ödeme yapıldığı açıklandı. 1344

DELUXE Hem çok kaliteli hem çok hesaplı! Ev tanıtımları için bizi aramanız yeterlidir!

K FRAN... IYLA N A K

. 0 5 2 İMDİ İM

Ş

T

İ TAKS

!

Ev hanımlarının vazgeçemediği, su ile çalışan bu temizlik robotuna siz de sahip olun. Hepimizin sağlığı için temizlik çok önemli

Robo-Clean daha temiz ve Hijyenik evler için en mükemmel çözüm. Halınızı yıkar Yatak ve Halıda ki bakterileri temizler. Tıkanan lavobalarınızı açar Yastık ve Yorganlarınızı vakumlar Şişirme işleri yapar Evinizin havasını sudan geçirip temizler Astım, bronşit ve alerji etkilerini yok eder

Robo-Clean süpürgesini evinize kadar getirip, tanıtım yapıyoruz.

Roboclean ile temizlik çok daha kolay

Roboclean ve Aura marka temizlik robotları`nın servis ve tamiri yapılır.

Yıkama makinası

Haushaltartikel

Vakum torbası

İsa Macit - Sandgasse 11 - 5734 Reinach - Mobile: 078 766 73 46 PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


33

BİLİM-TEKNOLOJİ

Samsung’un R Serisi Dizüstü Bilgisayarları Taşınabilir bilgisayar sektöründe de son birkaç yıldır ciddi atağa kalkan Samsung, tasarıma da en az donanım kadar önem verdiği yeni R780, R580 ve R480 modellerini tanıttı. Güzel olduğu kadar hızlı da olan yeni makinelerde Intel® Core i5 işlemci bulunuyor. Yani HD bir video işlerken, dijital müzik yazılımı kullanırken, fotoğrafları düzenlerken ya da PC oyunu oynarken R780, R580 ve R480’nin hiç zorlanmayacağını söyleyebiliriz. Dahası, firma tanıtım bülteninde bu görevlerin birkaçını aynı anda başarıyla yerine getirdiği de belirtiliyor.

salar oldukça dayanıklı görünüyor ve yüzey parmak izi gibi lekeleri tutmuyor.

Yeni modellerin tümü Samsung’un Touch of Color kristal tasarımı, LED aydınlatmalı touchpad, özel tasarımlı klavye ve R780 ve R580’de mevcut olan sayısal tuş takımı hoşumuza giden özelliklerden. Özel kaplamalı ‘tasarım’ ürünlerin çoğunda atlanan parmak izi tutma meselesine de bu seride dikkat edilmiş. Ka-

Makinelerdeki HD LED ekranlar, R780’de 17.3 inç, R580’de 15.6 inç, R480’de de 14.0 inç olarak sıralanıyor. Elbette hepsi 16:9 oranına sahip ve canlı renklerle en keyifli film izleme, oyun oynama deneyimi için tasarlanmış. NVIDIA GeForce GT 330M grafik kartı görevini başarıyla yerine getiriyor.

Serinin diğer özellikleri arasında şunlar da var: Taşınabilir cihazların laptop kapalıyken dahi şarj edilebilmesini sağlayan ‘uykuda şarj USB portu’, bilgisayarın evdeki ya da ofisteki PC’lere güvenli bağlantıyı tek tıkla mümkün kılan AnyPC uzaktan erişim uygulaması, R580 ve R480’de çalınma halinde cihazı izlemeyi, değerli verileri şifreleyip yönetmeyi ve silmeyi sağlayan Phoenix FailSafe yazılımı sayılabilir. 1358

Global Game Jam 2010’da ODTÜ 4. Oldu

Global Game Jam 2010’da (Yenilikçi Oyun Geliştirme Dünya Maratonu), Oyun Geliştirme Türk Milli Takımı uykusuz geçen 48 saatin sonunda ‘’Aldatma’’ temalı 19 oyun geliştirerek dünyadaki 138 merkez arasında dördüncü oldu.

Kuantum Artık Ceplerde

Etkinlikte, 48 saat gibi kısa bir zaman dilimi içinde dünya genelindeki 4 binden fazla katılımcı 900’ün üzerinde oyun geliştirdi.

Kuantum (parçacık) fiziğinden faydalanılarak geliştirilen bir teknolojiyle elektronik cihazların dokunmatik ekranları ve tuşlar, parmak basıncının şiddetine bağlı olarak farklı işlemler gerçekleştirebilecek.

Maratona geçtiğimiz yıl ilk kez katılmasına rağmen 53 merkez arasında üçüncü olan METUTECHATOM, bu yıl 62 katılımcıyla 19 oyun geliştirerek dünya genelinde 48 saatte en fazla oyun geliştiren dördüncü merkez oldu.

Bir İngiliz firması tarafından geliştirilen ve “Quantum Tunnelling composite” olarak tescil edilen teknolojiyle, örneğin, uzun bir liste veya web sayfası aşağı hızla indirilmek istendiğinde dokunmatik ekrana ya da dokunmatik klavyeye daha sert basmak yeterli olacak.

TEMA ‘’ALDATMA’’

Yeni teknolojinin, elde taşınan cep telefonu gibi cihazlardan oyun konsollarına veya GPS cihazlarına kadar uygulaması olabilecek. Teknolojide, polimerlerin içinde homojen olarak dağılmış bulunan ve birbirine değmeyen gürz

Yenilikçi Oyun Geliştirme Dünya Maratonu’nun bu yılki teması ‘’Aldatma’’ olarak belirlendi. Temanın açıklanmasında sonra 48 saatlik etkinlik diğer merkezler gibi Türkiye için de başlamış oldu. şeklindeki nanometrik ebatta iletken parçacıkların, ‘parçacık fiziği’ tarafından tanımlanmış olan etkileşim özellikleri kullanılıyor. En basit ifadesiyle, bu parçacıklar birbirine, örneğin parmak basıncı sonucu sıkışarak, ne kadar yakınlaşırsa iletkenlik ve diğer etkileşim özellikleri uygulanan şiddete paralel olarak artıyor.

Dokunma hissi yaratan yeni teknoloji sayfa kaydırma dışında, ekranda “3. boyut” da oluşturabilecek. Şu anki “2 boyutlu” sayfa uygulamalarının aksine, yeni teknolojiyle parmak dokunmasının şiddetiyle tek bir sayfadaki uygulamalar tiplerine göre gruplandırılabilecek ve istenen uygulama seçilebilecek. 1357

Dünyada ikinci kez global olarak düzenlenen etkinlikte 48 saat sonunda ortaya çıkan 19 oyunu oynayıp sunumları izleyen jüri, genel ve mobil kategoride Türkiye finalisti olan oyunları belirledi. Mobil Kategoride ‘’Xanka’’ grubu ‘’Abidino’’ adli oyunla genel kategoride ise ‘Tirt’’ grubu ‘’Swaps N’Traps’’ adlı oyunla birincilik ka-

zandı. Ekipler, Intel ‘’New Core i5’’ işlemcileri ile ödüllendirildi. Genel kategoride, ikinciliği ‘’Wireland’’ üçüncülüğü de yine ‘’Abidino’’ oyunları kazandı. 138 merkez arasında ilk beşe giren ülkeler, sırasıyla Danimarka, Hollanda, İsrail, Türkiye ve Norveç oldu. GLOBAL GAME JAM Pek çok ülkede yerel oyun geliştirme etkinlikleri yıllardır yapılıyor. Bu etkinliklerde birbirini tanıyan ya da tanımayan oyun geliştiricileri, bir araya gelerek belirlenen süreler içinde oyun geliştirmeye çalışıyor. Bu tür ‘’Game Jam’’, yani toplu oyun geliştirme etkinlikleri, hem kişisel olarak oyun geliştiricilerin bilgi ve deneyimlerini farklı boyutlara taşıyor hem de yerel oyun sektörlerinin yenilikçi fikirlerle zenginleşmesini sağlıyor. Global Game Jam, IGDA (Uluslararası Oyun Geliştiricileri Derneği) Eğitim Odak Grubu’nun yönlendirmesiyle ortaya çıkan bu etkinliğin ana hedefi, katılımcıların 48 saatlik kısa bir zaman diliminde yaratıcılıklarını ve pratik zekalarını kullanarak, en eğlenceli ve oynanabilir oyunu hiç tanımadıkları kişiler ile birlikte geliştirebilmeleri olarak tanımlanıyor. 1355

SETI Elindeki Belgeleri Kamuoyuyla Paylaşacak Dünya dışı yaşam formları araştırma merkezi SETI, internet sitesi aracılığıyla elindeki bilgileri kamuoyuyla paylaşacağını duyurdu. Yapılan açıklamaya göre, sitede SETI’nin bugüne kadar elde ettiği tüm veriler ve uzayda yaşam formu aramak için kullanılan algoritma kamuoyuyla paylaşılacak. Kurum böylece amatör astronomların da dünya dışı zeki yaşam formu arama çalışmalarına destek olmasını kolaylaştıracak. Öneri, paylaşmaya değer fikir-

lere yer veren TED (Technology Entertainment Design) vakfından geçen yıl ödül kazanan SETI astronomu Jill Tarter’dan geldi. Tarter geçen yıl ödülü aldığı konferansta ‘tüm dünyalıların kozmik arayışa katılması’ çağrısında bulunmuştu. Tarter’ın fikri bir yıl sonra gerçek oluyor. Enstitü tarafından açılan www.SETIquest.org adresli internet sitesine giren herkes, şu ana kadar yapılmış tüm araştırmalara ve elde edilen verilere ulaşabilecek. Ayrıca eklenen uygulamayla yeni bulgulara ulaşan

amatör astronomlar sitede açılan bölüme ulaşarak fikirlerini ve bilgilerini uzman astronomlarla paylaşabilecekler. SETI enstitüsü elektromanyetik yayılımı bilimsel methodlarla analiz edip uzayda zeki yaşam formu bulmaya amaçlayan bir kurum olarak çalışıyor. Evrende gelişmiş uygarlıklar arayan kurum, oldukça gelişmiş sinyal alıcılar ve Berkeley VE M.I.T tarafından destekleniyor. 1356

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


34

2010 Avrupa Kültür Başkenti’ne Armağan kurum kültüründen gelen ‘işbirliği, birlikte hareket etme ve takım çalışması’ gibi değerleri bire bir yansıtıyor. Türk havacılık sektöründe bir ilk olan tematik uçağımızın, İstanbul’u, Avrupa’nın dört bir yanında yüzmilyonlarca kişiye başarıyla tanıtacağına inanıyoruz.” dedi.

SunExpress, “2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul”a çok özel bir armağan hazırladı. SunExpress’in, İstanbul’un tanıtımına katkıda bulunmak amacıyla Türk ve Alman sanatçıların özgün tasarımlarıyla boyanan Boeing 737-800 uçağı, 27 Şubat 2010 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle, şirketin İstanbul Sabiha Gökçen merkezli uçuşlarında kullanılacak. Türkiye’de ilk olarak, turkuvaza boyalı gövdesi kırmızı İstanbul simgeleriyle süslenen uçak, Avrupa’daki birçok ülkeye uçarak gönüllü turizm elçiliği yapacak ve milyonlarca kişiye “İstanbul”u tanıtacak. SunExpress, “İstanbul” motifli uçağıyla, gönüllü turizm elçiliği yapıyor. Projeyle ilgili bilgi veren SunExpress Genel Müdürü Paul Schwaiger, “İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olduğu 2010’da, biz de

sektördeki 20. yılımızı kutluyoruz. Bu güzel rastlantıdan hareketle, 2 yıldır uçuşları başarıyla sürdürdüğümüz İstanbul’a, kendimize özel bir yöntemle teşekkür etmek, şehrin tanıtımına katkıda bulunmak istedik. Şirketi-

mizde olduğu gibi, bu projemizde de Türk-Alman ortaklığını gerçekleştirerek, İstanbullu ve Hamburglu sanatçıları buluşturup birlikte çalışmalarını sağladık. Proje bu yönüyle, Türk ve Alman ortaklığında kurulan SunExpress’in

Proje kapsamında, Türkiye’nin önde gelen çağdaş sanatçılarından, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. İnci Eviner ile Almanya’nın başarılı reklam tasarımcılarından, Hamburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Wolfgang Schönholz liderliğinde, lisans ve yüksek lisans öğrencilerinden oluşan bir ekip kuruldu. Türkiye ve Almanya’da Kasım ayında yapılan atölye çalışmalarının sonunda, sanatçıların hazırladığı tasarımlar SunExpress’in üst yönetimine sunuldu. Değerlendirme sonucunda, MarcelFelix Krüger liderliğinde tüm ekip tarafından ortaklaşa tasarlanan, turkuvaz zemin üzerinde İstanbul’u simgeleyen kırmızı siluetlerden oluşan “Boyama Kitabı” adlı çalışma seçildi. Tasarım, uçağın üzerine boyama alanında dünyanın en uzman şirketlerinden Lufthansa Technik tarafın-

dan Hamburg’da uygulandı.

Projede görev alanlar: Prof. Wolfgang Schönholz Hamburg Üniversitesi Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. İnci Eviner Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Marcel-Felix Krüger Hamburg Üniversitesi Louisa Jessen Hamburg Üniversitesi Sebastian Bulas Hamburg Üniversitesi Sibel Horada Yıldız Teknik Üniversitesi Ozan Özkulaksız Yıldız Teknik Üniversitesi Seda Hepsev Yıldız Teknik Üniversitesi Dr. Matthias Panten Lufthansa Teknik Uçak Boyama Birim Müdürü Doç. Tevfik Göktepe Göktepe Grafik Tasarım Metin Çavuş Yıldız Teknik Üniversitesi 1353

ATLAR UNUTMAZLAR!.. Sunay AKIN Birisi karşınıza çıkar da, “Atın kim?” diye sorarsa sakın şaşırmayın. Bilin ki, o bir Kırgız’dır ve sizden adınızı söylemenizi istemektedir. Ad sözcüğü yalnızca bizim dilimizde ve Azerbaycan Türkçesinde kullanılmaktadır. Özbek, Tatar, Kırgız, Uygur ve Kazak gibi Türkçe konuşan öteki tüm halklarda ad sözcüğü ile at sözcüğü aynı anlamdadır. Bunun nedeni, yüzyıllar öncesinde bir Türk’ün atıyla birlikte anılıyor olmasıdır. Tarihi bir kişilikten “Ata” diye her söz edişimizde, atını anıyoruz aslında! “Ata”lardan söz edince, Yavuz Sultan Selim için anlatılan şu öyküyü anlatmadan olmaz: Yavuz Sultan Selim, çok sevdiği biratını bakıcılara verirken şu uyarıda bulunmayı da ihmal etmez:”Bu atıma iyi bakın. Her kim ki, atımın öldüğünü bana söyler, bilsin ki ben de onu öldürürüm!..” Padişahın atı özenle bakılmış olsa da, bir gün hastalanır ve tüm çabalara rağmen kurta-

rılamayıp ölür! Yavuz’un emir kullarından biri, yani bir İmrahor, atın ölüm haberini saraya iletmek için zekice bir plan yapar. Padişahın huzuruna çıktıklarında söze İmrahor başlar:”Padişahım, sizin at dünden beri hiç yem yemiyor”… İmrahorun yardımcılarından biri atılır:”Padişahım, sizin at dünden beri hiç su da içmiyor”… Bir başkası:”Padişahım, siz at dünden beri hiç yerinden kalmıyor”… Yavuz, tahtıntan hiddetli bir ses tonuyla “Neee!.. Yoksa benim atım öldü mü?” diye kalktığında, İmrahor yere kapaklanarak şunu söyler:”Evet sultanım ama, atın öldüğünü bizden önce siz söylediniz!..” Her at öyküsü insanın yüzünü yukardaki gibi güldürmüyor ne yazık ki!.. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, 1683 yılının Eylül ayında Viyana’da bozguna uğrar. Osmanlı ordusunda pek çok silahın yanısıra, güçlü, kuvvetli at da karşı tarafın eline geçer. Atların güzelliği Avrupa’da dilden dile yayılır kısa sürede. Öyle ki, dört tanesi İngiltere’ye götürülmek üzere yola çıkarılır…

Viyana’dan öteye gidemediğimiz söylenir… Bu doğru değildir! Tarihin yalnızca savaş meydanlarında yazıldığını sananlar kültürlerinin zenginliğini bilemedikleri gibi atının, yani adının Viyana’dan öteye yaptığı yolculuğu elbette bilemezler! İngiliz tarihçi, yazar John Evelyn’e kulak veriyoruz:”17 Ekim 1683’te, sabahın erken saatlerinde St. James Parkı’ndaydım. Orada, yeni getirilmiş üç Türk atı hükümdarımıza ilk kez gösteriliyordu.” Viyana’dan İngiltere’ye gitmek üzere dört atın yola koyulduğunu yazmıştık… John Evelyn ise üç attan söz ediyor… Dördüncü at, yol üstündeki bir kentte mi kaldı yoksa?.. Bu sorunun yanıtını yine İngiliz yazardan öğreniyoruz:”Dört taneymişler, biri yolda ölmüş”… Dördüncü at nerede, neden öldü?.. Bu soruların yanıtı ise tarihin derinliklerinde saklı. Tıpkı, ölen atın binicisinin, Viyana kuşatması sırasında atıyla anı kaderi paylaşıp paylaşmadığının bilinmeyişi gibi!.. John Evelyn, bize atlarımızı anlatmayı sürdürüyor:”

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Hanburg’tan buraya üç haftada gelmişler. Viyana kuşatmasında Bashaw’da ele geçirilmişler. Hele biri vardı ki, ömrümde böyle güzel bir hayvan görmemiştim; parlak doru bir attı, iki ayağı beyaz , alnı akıtmalı, o baş, o gözler, kulaklar, çene, göğüs, karın, bel ayaklar, bukağılık, her yönüyle çok çevik, duruşu ve dönüşü hızlı, hareketli, hayran olmamak elde değil. Alman tüccarlar birinciye beş yüz, ikinciye üç yüz, üçüncüye iki yüz guineas istediler. Kral, prens ve York Dükü, sarayın ileri gelen soyluları ömürlerinde böyle atlar görmediklerini söylediler.” İngilizler, atlarını bu üç aygırımızla ıslah ederler ve böylelikle “İngiliz Atı” tarihteki yerini almış olur. 2002 yılının son günlerinde kaybettik Melih Cevdet Anday’ı… Bir ülkenin ses bayrağı dilidir. Türkçeye emek veren, yaşamını Türkçeyi güzelleştirmeye adayan tüm şair, yazarlar Bağımsızlık bayrağımızı yüceltmişlerdir. Melih Cevdet Anday da, o güzel insanlardan biridir…

Anday’ın, cansız bedenini taşıyan motor, Büyük Ada’ya yanaştığında, onu kıyıda karşılayanlardan biri de bendim. Şairi, adanın yüksek yerlerinden birinde bulunan mezarlığa taşıyıp, defnettikten sonra kalabalık dağılmaya başlamıştı… Şairin kitaplarından şiir okumak için mezarlıkta kalan bir avuç insan, başlarını aynı anda sesin geldiği yöne doğru çevirir… Atlar!.. Evet, Büyük Ada’nın atlarından bir gurup, dört nala koşarak geçerler şairin mezarının yanından… Melih Cevdet Anday’in çok sevilen bir şiirinin adı da şudur:”Troya önünde atlar”… Cumhuriyetimizden daha yaşlı olan Melih Cevdet Anday ölünce ülkede genel yas ilan edilmez, televizyonlarda eğlence programları devam eder… Ama, atlar!.. Evet, onlar unutmazlar Anday’ı ve mezarının yanından dört nala geçerek, kendilerini en güzel anlatan şiiri yazmış olan şairi saygıyla selamlarlar! 367


35

YAŞADIĞIMZ DÜNYA

Milyarder olmanın 3 Altın Kuralı Forbes dergisinde yayımlanan bir yazıda -araştırmaya katılanların incelenmesinden sonra-, çoğunlukla şans ve zamanlamanın milyarder olmak için önemli faktörler olduğunun ortaya çıktığına dikkat çekildi. Bir diğer önenmli noktanın da seçilen eş: Kaybetmekten korkmayan, yaratıcı ve doğru kişilerle evlenenlerin milyarder sıfatını diğerlerine göre daha kolay aldığı belirtildi. Zengin olmanın ilk sırrı, kaybetmekten korkmamak... China Market Research Group tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre zenginliğin ilk sırrı, kaybetmekten korkmamak. Araştırmacılar görüştükleri kişilerin genelde garanti ve kolay yolda devam etmekle, risk alıp durumlarını değiştirme seçeneği arasında kaldıklarında, riskli olanı

tercih ettiklerini belirtiyor. Milyarderler tercihlerinde yanılsalar bile, hatalarından ders alıp yollarına devam ettiklerini ifade ediyorlar. Bu insanlar kötü deneyimlerin geleceğe yönelik iyimserliklerini etkilemesine de izin vermiyorlar. Araştırmada görüşülen eski bir internet şirketi yöneticisi, teknoloji hisseleri balonu patlamadan önce ismini vermek istemediği şirketinin değerinin 1 milyar dolar üzerinde olduğunu ancak balonun patlamasıyla birlikte şirketin battığını belirtti. Başarısızl��ğı kabul edip, köşesine çekilmekten ziyade, yeni girişimlerde bulunan yönetici şu anda başarılı yeni bir şirketin başında. Yaratıcılık... Forbes’teki yazıya göre zenginli-

ğin ikinci büyük gereği, yeni gelir kaynakları elde etmek için sorunlara yaratıcı bir şekilde yaklaşmak. Araştırmaya katılanlar, karşılaştıkları sorunlara diğerlerinden farklı açılardan baktıklarını ve sıkıntının hayatlarını mahvetmesine izin vermektense, sorunun üzerine gitmeyi tercih ettiklerini belirttiler. Araştırmada görüşlerine yer verilen bir petrol şirketi yöneticisi, yıllar önce sahip olduğu benzin istasyonlarını daha iyi nasıl kullanacakları üzerine kafa yorduklarını anlattı. İnsanların hem benzinlerini doldurup, hem de alışveriş yapabilecekleri yerler tasarlayan yöneticinin bu fikri ilk başlarda gereksiz bulundu. Ancak şimdi alışveriş yapılmayan benzin istasyonu sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Çinli bir araştırma şirketinin beş yıllık bir süreçte Çin, ABD, Hindistan ve Avrupa’daki zengin insanlarla görüşerek hazırladığı bir araştırma, milyarderleri diğer insanlardan ayıran üç temel özellikleri olduğunu ortaya çıkardı. Doğru evlilikler...

yükselmeleri.

Kulağa biraz garip gelse de milyarderlerin dikkat çeken üçüncü özellikleri, doğru evlilikler yapmaları. Yani riskli girişimlerinde eşlerinden istedikleri desteği alarak

Dünya çapındaki bütün zenginlerin, eşlerinden destek alıp, sıfırdan kurdukları şirketlerini para makinesine çevirdikleri belirtiliyor. 1340

dan daha fazla kilo bile alabilir. Couvade Sendromu’nun psikolojik belirtileri ise anksiyete, depresyon, stres, sinirlilik, ruhsal çalkalanma, vücut bütünlüğü ile ilgili endişe ve vücudun algılanmasındaki değişikliklerdir.

Türkiye’de 2002 yılında 150 çift üzerinde yapılan araştırmalarda ise, eşlerinin gebelikleri sırasında baba adaylarının yarısından fazlasının endişe hali yaşadıkları, yaklaşık üçte birinin kendisini normalden daha iyi hissettikleri, %26’sının diş ya da diş eti ağrısı çektikleri, %23’ünün sık idrara çıktıkları ve normalden daha az aktif oldukları saptandı.

Erkeklerde Hamilelik Belirtileri azalan cinsellik gibi sorunlar bu sendromun nedenleri olarak gösteriliyor. Couvade sendromu, ilk olarak 17.yy’da French Basque tarafından tanımlanmış ve Fransızca “couver” kelimesinden türetilmiştir. Kelime “yumurtadan civciv çıkarmak” ya da “kuluçkaya yatmak” anlamına gelmektedir. Gebeliğin bu semptomları, Trethowan ve Conlon (1965) tarafından Couvade Sendromu olarak isimlendirilmiştir.

Couvade Sendromu’na yakalanan erkekler, eşleri hamile kaldıktan kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşamaya başlıyorlar. Eşleri gebe kalan erkeklerin kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşaması anlamına gelen bu sendrom, baba adayının hamileliğe hissi olarak katılmaya, önceki çocuk sayısına, dini inancına, yaşadıkları strese ve hamilelik döneminden önceki sağlık durumlarına bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hamilelikte eşle özdeşleşme (bir olma) arzusu, kıskançlık, dünya-

ya yeni gelecek bebeğin korkusu, kaygı ya da farklılaşan hatta

Belirtileri nelerdir? Gebe eşle aynı zamanda gelişen duygusal değişimler; midebağırsak sistemi rahatsızlıkları, uyku yakınmaları, diş ağrısı, deride isilik, bayılma, karın büyümesi, iştahta değişme, kokuya hassasiyet, sırt ağrıları, yorgunluk, baş ağrısı, bel ağrısı, bacaklarda kramplar, mide bulantısı, baş dönmesi ve aşerme şeklinde gerçekleşir. Bu sendromu yaşayan baba adayı, anne adayın-

10 erkekten 2’si yaşıyor! Hamileliğin ilk 3 ayının sonunda başlayan belirtiler, ikinci 3 ayında artar ve doğuma kadar sürer. 267 çift üzerinde yapılan bir çalışmada, araştırmaya katılan erkeklerin 5’inin Couvade Sendromunu yaşadıkları ortaya çıktı. Ayrıca, Couvade Sendromu yaşayan ve yaşamayan erkekler arasında davranışsal olarak anlamlı farklar dikkat çekti : Gebelik öncesi, gebelik esnası ve sonrasında yapılan ziyaretlerde, sendromu yaşamayan erkeklerde sendrom belirtileri sabit bir düzeyde bulunmasına rağmen, sendromu yaşayan erkeklere araştırmacılar tarafından yapılan her ziyarette, semptomların iki kat arttığı gözlendi.

Nasıl başa çıkılır? Couvade Sendromu yaşayan baba adaylarına yaşadıkları bu semptomların hastalıktan olmadığının, ebeveynlik konusundaki yetersiz bilgilerinden kaynaklandığının açıklanması gerekiyor. Uzmanlar, bu sendromu yaşayan baba adayının kaygıları ile başa çıkamaması durumunda, destekleyici psikoterapi tedavisi görmelarinin yararlı olacağı belirtiliyor. 1316

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


36

İstiklâl Marşı’nın Kabulü (12 Mart 1921) Yurdumuzun düşman işgaline uğradığı yıllarda, vatan sevgisini ve inancını ayakta tutmak için Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan, “İstiklal Marşı’nın“ Milli Marş olarak kabul edilişinin 89. yıldönümündeyiz. Mehmet Akif Ersoy, ülkenin düşman işgali altında inlemesinden, çekilen sıkıntılardan, yokluklardan ve koskoca bir devletin düştüğü durumdan esinlenerek yazdığı marşın yazılış öyküsünü ve her bir satırında yüce Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini anlattığı bu şiiri sizler için kıta kıta açıkladık. İstiklâl Marşı’nın yazıldığı tarihte Anadolu’nun birçok şehri işgal altındaydı. Muazzam bir imparatorluğu dört yıl gibi kısa bir sürede kaybeden Türk milletinin bağımsızlığı ise tehlikedeydi. Bu dönem manevi desteğe ihtiyaç duyduğumuz en önemli zamanlardı. İşgale uğradığımız o felaket günlerinde yeniden dirilmek şart olmuştu. Düşmana karşı Anadolu’da tutuşan heyecanı koruyacak; cephedeki askerlerimizi coşturacak ve onların morallerini yüksek tutacak bir marşa ihtiyaç duyuldu. Bu düşünce, ilk olarak İsmet İnönü tarafından ortaya atıldı. Bu fikir üzerine, TBMM tarafından “Milli Marş” yazılması için zamanın Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver başkanlığında bir heyet kuruldu ve yarışma açıldı. Yarışma ödüllü olacak ve en güzel şiiri yazana beş yüz lira ödül verilecekti. Yarışma için 724 şiir gönderildi; ama hiçbiri beğenilmedi. Çünkü bu marş, Türk’ün vatanına olan sevgisini ve mücadeleci gücünü anlatacak nitelikte olmalıydı.

sun? İçinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun?

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Hasan Basri:

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.”

- Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de herhangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı, bana güvence verdi. Mehmet Akif: - “Ya, o halde yazalım“ dedi. Böylelikle Hasan Basri Bey, para meselesinin kaldırıldığını söyleyerek,

Sonra aldı kalemi eline ve kalbindeki vatan aşkını, özgürlük ve insan sevgisini var gücüyle akıttı kâğıda. Duyguları o kadar güçlüydü ki sadece iki günde yaratmıştı bu sanat abidesini. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, 12 Mart 1921 tarihli toplantıda Hamdullah Suphi Bey’in ağzından dinledikleri bu şiiri resmen “Milli Marş” olarak

Akif’in yarışmaya katılmasını sağladı. İstiklal Marşı’nı yazmaya başlayan şairi uyku tutmadı. İçindeki inanç ve ümit hızla büyüyordu. Bu duygu yoğunluğuna dayanamayan şair, eline geçirdiği bir çiviyle aklına gelen ilk mısraları duvara kazımaya başladı:

kabul ettiler. Şiir, ayakta ve alkışlar arasında okundu. Milletvekilleri: ”Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.” dizesiyle daha ilk mısrada coştular.

Mehmet Akif:

”Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

- Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor mu-

”Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!” dizesiyle dini duyguları canlandı, durmadan alkışladılar.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

”Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

- Marş…İstiklal Marşı yazıyorum.

Akif’in marşının oya sunulması kararlaştırıldı ve “Oy birliği ile kabul edildi.” Marş teklif üzerine en son ayakta dinlendi. Kahraman orduya ithaf edilen marş, “İstiklal Marşı” olarak kabul edildi.

Hayatının sonlarında milli mücadele ile ilgili bir sohbette söz İstiklal Marşı’na geldiğinde büyük şair şunları söylemiştir: “İstiklal Marşı... o günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir facialar karşısında bunalan ruhların, ızdıraplar içinde kurtuluş dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir, bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam, Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur.”

Hasan Basri Bey, bundan sonrasını şöyle anlatıyor:

Hasan Basri:

Marşın kabul edilmesi, 12 Mart 1921 tarihindeki toplantının öğleden sonraki oturumunda ele alındı.

Mehmet Akif Ersoy, millete adadığı bu şiirin şairi olarak artık kendini görmez ve İstiklal Marşı’nı, “Safahat” adlı kitabına da almaz. Kendisine niçin böyle yaptığı sorulduğunda “Çünkü onu milletimin kalbine gömdüm” der.

Bu durum karşısında Hamdullah Suphi, şairin yarışmaya katılması için, Meclis’teki sıra arkadaşı Hasan Basri Bey’den yardım istedi.

- Ne yazıyorsun?

Meclis, bu şiiri heyecan, gözyaşı ve alkışlar arasında dinlerken Mehmet Akif Bey bir köşede sessizce onları izledi. Marşın okunması bitince topluca dua edildi.

Zaten şiirinde başka ülke marşlarında olduğu gibi zamanın başkanlarına, krallarına övgüler yağdırmamış; milli ve manevi değerlerimizi yücelterek, birgün hak ettiğimiz güzel günlere kavuşacağımızı müjdelemişti.

Ne var ki Mehmet Akif Ersoy , para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmak istememişti. Oysa, şiirlerin en güzelini yazacak ve Türk milletinin ruhunu şahlandıracak en güçlü kalem ondaydı; fakat o en yüce duygularını para karşılığı satamazdı.

Mehmet Akif:

Kim bilir, belki yarın, belki yarın da yakın.” dizelerinde ise kurtuluş ümidini yaşadılar.

Mehmet Akif Ersoy, zengin birisi değildi, hatta giyecek paltosu bile olmadığı rivayet edilir. Ama o, bu “İstiklâl Abidesini” ülkesine hediye etmenin gururunu, her değerin üstünde tutacak kadar asildi.

Bunun üzerine o dönemin Maarif Vekili -Milli Eğitim Bakanı- Hamdullah Suphi Tanrıöver , Mehmet Akif Ersoy’u yarışmaya katılması için davet etti.

‘‘Akif Bey’in yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak, onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım.“

Hazırlayan: Pervin Tekin

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Kendisine, hasta yatağında, İstiklâl Marşı’nı çok kısa bir sürede yazdığı hatırlatılıp ”Yeniden yazılsa, daha iyi olmaz mı?” diye sorulduğunda ise Mehmet Akif Ersoy, “Allah, bir daha bu millete bir İstiklâl Marşı yazdırmasın.” dileğinde bulunmuştu. Mehmet Akif Ersoy, 27 Aralık 1936 tarihinde siroz hastalığına yenik düşerek vefat etti. Milli şairimizi ve bağımsızlık savaşında yaşamını yitiren tüm şehitlerimizi Pusula gazetesi olarak saygıyla anıyoruz. 1305


37

İstiklal Marşı’nın Açıklaması Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Mehmet Akif , Türk milletine cesaret ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine “Korkma“ sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi Türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair, ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden Türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz. Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal… Hakkıdır, Hak’ka tapan milletimin istiklal! Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zamanki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş, ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman Türk milletini üzmektedir. Türk’ün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır. Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milleti de özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü Türk milleti bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüştür. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Şair “ben” diyor. (Ancak kast ettiği mana aslında biz-dir, Türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti, ezelden beri hür yaşamıştır, hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen; ancak çıldırmış olmalı, zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp, denizleri taşıracak güçtedir.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusum, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, “Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar? Bu kıtada şair, vatanımızı istila eden Avrupalılara karşı meydan okuyor. 20. asrın başında Avrupa medeniyeti 19. yüzyıldaki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair, Batı’yı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak Avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken, mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın… Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Şair, kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurduna alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler, düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif, düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-ı Kerim’de vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.

sevdiğim şeyleri, bütün varımı yoğumu alsın; yeter ki beni vatanımdan ayrı ve uzak bırakmasın.”

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli. Bu kıtada Allah’a yakarış vardır. Şair Allah’a hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar, sonsuza kadar Türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı: Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım, Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Bu kıtada kutsal vatan ve vatan toprağı ele alınmaktadır, Mehmet Akif gençlere, üzerinde yaşadıkları toprakların değerini ve özelliğini iyi bilmeleri gerektiğini anlatmaktadır. Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme! Geçmişi iyi öğren! Çünkü bu vatan, toprakları uğruna şehit düşenlerin kefensiz olarak gömüldükleri, her karışında bir şehit kanı olan kutsal topraklardır. Sen ki; dini, vatanı uğruna canını alan şehitlik mertebesine ulaşmış bir babanın oğlusun. Vatanına gereken değeri vermez, onu atalarının koruduğu gibi korumazsan ataların incinir, üzülür. Bu cennet vatanı her ne pahasına olursa olsun korumalı, dünyaları da alsan bu yurdun bir karış toprağını bile vermemelisin.

Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe, şehitlerimizin de ruhları şaad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden, yüce bir anlam taşımaktadır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.

Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda? Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Mehmet Akif, vatan sevgisini,vatan toprağının özelliğini ve Türk vatanının yüceliğini, şöyle anlatmaktadır: Bu vatan uğruna canını feda etmeyecek Türk yoktur. Bir karış toprakta bile binlerce şehit vardır. Toprağı sıksan belki şehit kanları fışkıracaktır. Ben de bu kadar güzel ve değerli bir vatandan ayrı kalmamak için canımı, sevdiklerimi ve bütün varlığımı vermeye hazırım. Yeter ki Hüda vatanımdan ayrı bırakmasın. Allah, canımı, canım kadar

Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal! Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti, yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Artık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitlerimizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık, Allah’a tapan ve doğruluktan ayrılmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır. İstiklal Marşı’nın son kıtası hariç diğer kıtaları işgal dönemini anlatır. Bu nedenle bu kıtalarda; ümit, teşvik, öğüt gibi milli hisleri güçlendirecek unsurlar vardır. Son kıtada, işgalden kurtuluş ve zafere ulaşmış olmanın verdiği coşku ve gurur aktarılır. 1311

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


38

İSVİÇRE TARİHİ

İsviçre Tarihi 22. Bölüm Eugen Huber ve İsviçre Medeni Kanunu’nun 3. Bölümü

‘’Buna rağmen kanun, zaruri olan yeniliklere karşı bigâne kalmayacaktı. Çünkü onun kanton hukukları arasındaki ayrılıklara bir son vermesi kâfi değildi. Onun aynı zamanda eski hukuka karşı üç bakımdan ahlâki, iktisadî ve siyasi bakımdan bir ilerleme kaydetmesi lâzımdı. İşte bunun içindir ki kanun tamamiyle millî zekânın orijinal icatları olan ve tamamiyle İsviçreli bulunan bir çok müesseseleri bilhassa mal rejimleri, ab intestat tevarüs, gayrimenkul rehini gibi müesseseleri içine almış, lâkin onları modern zaruretlere de uydurmuştur.’’ Hassaten İsviçreli olan müesseselere karşı Huber’in bağlılığı kendisine millî kibir (vanite national) tarafından değil, lâkin hakiki bir zenginliği muhafaza etmek arzusu ve İsviçre Hukukunun Alman Hukuku içine sürüklemesine mani olmak endişesi tarafından telkin edilmişti. XIX. yüz yılın bütün Alemanik (alemanique) hukukçuları manevi gıdalarını (nouriture sprituelle) alman pandekcilerinin iliminden aldılar. Bu; kuvvet verici, saf bir kaynaktı. Çünkü Almanya bir medeni kanuna malik olmadığından bu ilim sadece Roma Hukuku üzerine kurulmuştu ve müstakil ve cihanşümul bir mahiyeti haizdi. Lâkin Birleşik Reich Medeni Kanununun 1900’de yürürlüğe girmesinden sonra, yerini münhasıran Alman telâkkileri ve menfaatları tarafından ilham edilmiş ekzajez (exagese) bir kanuna terketmesi için bu kaynağın kuruması icabettiği zannediliyordu. Hukuk ilminin en sağlam mesnedini bulduğu asırlık büyük ilmî hareketin gözden kaybolmak üzere bulunduğu bir anda, İsviçre, ilmî nüfuzunun tesirlerinin bütün parlaklığiyle ışıldamakta olan Alman Medeni Kanunu tarafından massolunmağa sürüklenmek tehlikesi karşısında, kendisine yeni bir kanun yapmak zorunda idi. İşte bunun içindir ki İsviçre Medeni Kanunu Alman Medeni Kanunundan pek az iktibaslar yapmış ve onun yazarları tarafından takibedilen metottan uzaklaşmıştır. Huber’in bu şekilde hareket etmekte haklı olduğunu anlamak için pek de uzak olmayan ‘Nasyonal Sosyalizm Devresi’ ile konfederasyonunun manevî varlığını (patremoine sprituel) müdafaa mecburiyetinde kaldığı devre hatırlansın ve eğer İsviçre Hususi Hukuku Alman Hukukunun tekâmül seyri içine sürüklenmiş bir Alman

Hazırlayan: Hüseyin Türkkan

Vilâyet Hukuku haline girmiş olsaydı, İsviçre’nin içine düşeceği durum göz önüne getirilsin. İsviçre, medeni kanun sayesindedir ki manevi muhtariyetinin bir kısmını teşkil eden hukuki muhtariyetini elde etmiş ve onu muhafaza etmiştir. Zaten Huber, kendisini partikularist (particulariste) bir kanun yapmaktan men edecek derecede geniş bir zihniyete ve Avrupa memleketleri arasındaki hukuki birlik (Communaute juridique) hakkında derin bir görüşe malikti. Medeni kanun, bir folklor âbidesi değildir, o diğer memleketlere de şimdiden örnek vazifesini görmüş insanî bir kanundur. Eugene Huber yardımcıları ile birlikte memleketin bütün partilerinin ve iktisadî gruplarının kanaatlarını dinledikten sonra kanunî bir eser inşa etti. Bu eser tabiîdir ki kusurdan ârî değildir. Lâkin bununla beraber o ahenkli, canlı, sıhhatli hem idealizm ve hem de pratik duygularla meşbudur. Ve denilebilir ki kırk seneden beri hemen de eski kıymetini hiç gaip etmeden kendisi için yapılmış olan halka lâyık kalmakta devam etmiştir. Huber’in vazifesi daha bitmemişti. Borçlar Kanununun gözden geçirilmesine riyaset etti ve sonra da Bern’de büyük bir talebe grubu tarafından fevkalâde bir takdirle karşılanan tedrisatına devam etmekle beraber (1921’de) Recht und Rechtsvertwirkuchung adlı bir hukuk felsefesi eseri neşretti. Hayatının sonunda benliğinin ve şahsiyetinin vahdetini kendi içinde takviye için, yapmış olduğu tercübelerin ve iktisap etmiş olduğu bilgilerin bir icmalini yapmak ihtiyacını hissetti . Bu eser içinde iyice ve doğruya müteveccih akıl ve şuur meşalesinin parladığı Neo - Kantien temayüllü derin bir eserdir. Şimdiye kadar Huber’in yeni medenî kanununun eski hukuk ve yabancı hukukla olan münasebetini ne şekilde anladığını göstermeye çalıştım. Bundan sonrada medeni kanunun muhtevasını tayin etmeye ve Huber’in onun hangi ideale cevap vermesini istediğini göstermeye uğraşacağım. Gerekçeden mülhem olarak İsviçre Medeni Kanununun prensiplerini üçe irca ediyor ve bunlara umumilik (universalite) hürriyet ve ahlake uygunluk (moralite) prensipleri diyorum. Umumilik prensibi (universalite) evvelâ hususî hukukun içtimai hayatın bütününü tanzim edip, umumî (universal) bir hattı hareket örneği modeli olduğunu ifade eder. Her fiil yapılmasını emreden, yasak eden veya yapılmasına müsaade eden bir kaideye

maliktir. Her münazaalı mesele bir hal çaresine mazhar olur. Şüphesizdir ki yazılı kanunun içinde de (loi erite) boşluklar vardır, İsviçre Medeni Kanunu kendi içindeki boşlukları açık olarak kabul eder. Hiçbir zekâ (esprit) namütenahi hayat tezahürlerinin meydana getirilebileceği türlü vaziyetleri evvelden keşfederek bunları kesin bir kanun ile tanzim edemez, işte bunun içindir ki birinci madde; “Kanun hükümlerinin lafziyle veya ruhu ile temas ettiği bütün meseleleri tanzim eder. Kanunî bir hükmün ademi mevcudiyeti halinde hâkim örf ve âdete göre ve bir âdetin bulunmaması halinde de kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kaide vazedecek idiyse ona göre hükmedeceğini” beyan eder. Yazılı kanunun (loi ecrite) üstünlüğünü diğer bütün hukuk kaynaklan üzerine tesis eden bu meşhur madde aynı zamanda müesses bir hükmün ademi mevcudiyeti halinde hakim tatbik edeceği kaideyi bizzat kendisi bulur demek suretiyle bu kanunun nüfuzuna (pouvoir) bir sınır da çizer. Hukuk devamlı bir oluştur, (creation) yargıç bu oluşa iştirak eder. Kanun eksiktir, boşlukları var-

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

dır, lâkin hukuk eksiksizdir, “boşlukları yoktur. Çünkü hukuk fıkralardan mürekkep kanunî metinler içinde donmuş değildir. Bilâkis o içtimai hayatın kalbini dinlemek mevkiinde bulunan yargıçların yaratıcı faaliyetleri ile durmadan yenileşir ve inkişaf eder.’’ Hukukun umumiliği prensibi (universalite) hukuk kaidelerinin sadece kendilerine arzedilen ihtilâfların hal tarzlarını tayin etmek için mahkemelere değil, lâkin aynı zamanda takibetmeleri lâzım gelen hareket tarzını göstermek için doğrudan doğruya fertlere de hitabettiğini ifade eder. “Kanun kendi nüfuzu altına konmuş olan herkese hitap eder.,, Bunun için o mümkün olduğu kadar sade, ve halkçı bir lisanla yazılmış olmalıdır ki hukukla alâkası olmayan kimseler (profane) tarafından bile anlaşılabilir olsun. Hukukun umumiliği (universalite) meşr’u olan bütün menfaatlerin himaye edilmesi lâzım geldiğini de ifade eder . Medeni kanun fertlere himayesini başka mevzuatın böyle bir himayeyi tanımadığı hallerde bile bahşeder. 1350


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


40

NE PİŞİRELİM

Mutfakta Hayatınızı Kolaylaştıracak Püf Noktaları Balık kızarttıktan sonra mutfağa sinen kokuyu gidermek için bir kapta: 1 çay bardağı su ve 2 çorba kaşığı sirkeyi kaynatınız. Balık pişirirken evin içini hiç hoş olmayan bir koku kaplar, bunu önlemek için kabın içinde veya tavanın içine birkaç defne yaprağı atmayı deneyin. Ayrıca kokuyu önlemek için kızartma tavasının içine işi bitinceye kadar birkaç sap maydanoz koymayı da deneyebilirsiniz. Balık kokan tavayı limonla bir güzel ovalayıp yıkarsanız kokudan kurtulursunuz. Balık kokusunu çıkarmak için yıkama suyunun içine bolca kahve telvesi atın. Sonra da bolca durulayın. Balığı seçerken son derece dikkatli olmak gerekiyor: Gözleri pırıl pırıl parlak, solungaçları ise pembe ya da kırmızı renkte olanları seçiniz.

kesildiklerini göreceksiniz. Ekmeklerin uzun süre dayanması için bir torbaya koyup hava almasını engelleyin. Böylece 5-6 gün bayatlamadan dayanmasını sağlamış olursunuz. Ekmeklerinizi ekmek kutusunda muhafaza etmeyi düşünüyorsanız küçük bir kabın içine bir miktar tuz koyup ekmek kabınızın bir köşesine yerleştirin. Ekmekleriniz daha geç bayatlayacaklardır. Ekmekler bayatladığı zaman robotta çekip galeta unu (Paniermehl) haline getirin. Dondurucuya atıp ihtiyacınız olunca kullanabilirsiniz. Limon kabuklarını güneşli bir yere koyup kurutursanız, özelikle isli ve yağlı mutfak eşyalarınızı ovarken şaşırtıcı sonuçlar alabilirsiniz. Ayrıca suyunu sıktığınız limon kabuklarını atmayın; çelik eşyaların, bıçakların parlatılmasın-

tubetsiz yerde saklamıyorsunuz demektir. Ayrıca tuzluklarınızın içine 15-20 adet pirinç atarsanız rutubet olmaz.

bir kapta tutun. Sonra buzdolabına açık kısmı aşağı gelecek şekilde yerleştirin.bu şekilde on gün saklayabilirsiniz.

Yemeğinizin tuzunu fazla kaçırınca hiç üzülmeyin, çaresi cok kolay : Tencereye birkaç parça çiğ patates atın. Fazla tuzu çekecektir.

Marulunuzun yaprakları pörsümüşse atmayın. Biraz sıcak suda bırakın. Sonra soğuk suyla yıkayın, marulunuz tazelenecektir.

Soğan soyarken gözlerinizin yaşarmaması için soğanı içi su dolu bir tasın içinde soyun.

Patlıcan : Kızartmadan önce tuzlu suda 7-8 dakika bekletin. Rengi kararmaz ve yağlı olmaz.Bu arada kızartmalarda kullandığınız yağı tekrar kullanmak için ince bir süzgeçten geçirmeniz doğru olur.

Soğan kokusunu ellerinizden çıkarmak için, önceden haşladığınız patatesi soğanlarla işiniz bitince elinize sürerek ovuşturunuz. Bu işleme beş dakika kadar devam ediniz. Ellerinizdeki kokuları alıp götürecektir. Ya da soğan soymaya başlamadan önce parmaklarınızı sirkeye batırırsanız, soğan kokusunun elinize sinmediğini göreceksiniz. Patates kızartması : Patatesler kızarırken fazlasıyla yağ

Kaşar peyniri : Kaşar peynirinin kurumasından şikayetçiyseniz ağzı kapalı bir kavanoz içinde muhafaza edin. Kuru baklagilleri bir gece önceden ılık suya koyun ve haşlarken içine biraz karbonat ilave edin. Kuru fasulye, kuru barbunya ve nohut gibi bakliyatın iyi pişmesi ve ga-

Fırında balık pişirdikten sonra uzun süre kokusu gitmeyebilir. Bu rahatsız edici kokudan kurtulabilmek için oldukça pratik bir yöntem var: Fırın tepsisine alüminyum folyoyu yayıp, üzerine bir miktar tarçın serpin. 15 dakika orta dereceli ısıda fırını çalıştırın. Hem mutfağınız hem de fırınınız mis gibi kokacaktır.

Domatesin kabuğunu kolay soymak için, kaynar suya daldırıp, bıçağın tersini domatesin yüzünde ağır ağır gezdirin. Domatesler pörsümüş ise yarım saat boyunca tuzlu su dolu bir kabın içinde buzdolabında bekletitiğiniz takdirde çok daha güzel görüneceklerdir. Ekmekleri düzgün kesmek için bazen zorlanıyorsanız, özellikle de taze ekmekleri keserken hemen hamur olduklarından şikayetçiyseniz, bıçağımızın ucunu biraz ateşe tutun, ekmeklerin daha kolay

Çayı demledikten sonra en fazla 10 dakika daha kısık ateşte bırakın. Çünkü demlenen çay uzun süre kaynarsa içindeki bazı maddelerin oranı değişir ve çayın tadı bozulur Mutfakta tıkalı lavaboların açmak için lastik pompalarla dakikalarca uğraşmayın. Kaynar sodalı su, tıkalı delikten dökülürse, tıkalı yer hemen açılacaktır. Etin buzunu çözmek için üzerine tuz dökün. Bu şekilde birkaç dakika sonra buzların çözüldüğünü ve etin yumuşadığını görürsünüz. Yeni aldığınız güveç ve toprak kapları kullanmadan önce içini sirkeli suyla doldurun. Bir gece beklettikten sonra sirkeli suyu döküp, iyice yıkayıp durulayın. Böylece çatlaklara karşı önlem almış olursunuz. Kristal avizeler ya da ev aksesuarları zamanla ışıltısını yitirebilir. Parlaklık kazandırmak için yarım kova ılık suyun içine üç adet limon suyunu ekleyin. Kristallerinizi limonlu suyla silin . İlk denemede farkı göreceksiniz.

Balıkları temizlemeden yarım saat kadar dondurucuda bekletirseniz, temizleme işlemi sizi daha az yorar.

Domateslerin daha uzun dayanması için buzdolabına yerleştirmeden önce saplarını çıkartın ve sap yerleri altta kalacak şekilde birbirine değdirmeden yerleştirin. Bu ufak ayrıntılara dikkat ettiğiniz takdirde domateslerin uzun süre dayandıklarını göreceksiniz.

etkili ve çabuk temizler.

Bakır kaplarınızı parlatmak için bir bezi sirke ile hafifçe ıslatıp, ovun. Kaplarınız pırıl pırıl olur. Yarım bardak üzüm sirkesine bir yemek kaşığı tuz ekleyip karıştırın. Bulaşık süngerini karışıma batırıp, çaydanlığınızın dış yüzeyini yıkayın. Kireç tabakasını temizlemek için patates kabuklarını çaydanlığın içine koyun, üzerine su ekleyip bir süre kaynatın. Farkı göreceksiniz. Mutfağa sinmiş balık kokusu, tıkanmış lavabolar ve daha fazlası için hayatınızı kolaylaştıracak püf noktalarını sizler için araştırdık. da kullanabilirsiniz . Kahve nemliyse kahve dolu kavonozun içine 1-2 tane kesme şeker koyun. Kahvenin tadı bozuluyorsa: Kahvenin zamanla tadı bozulur. Bayat bir kahve ikram sırasında sizi zor durumda bile bırakabilir. Kahveyi bir kutunun içine doldurup, buzdolabında yada buzlukta saklarsanız aromasını korumuş olursunuz. Tabii en iyi yöntem kahveyi tane olarak almak ve evde öğütmektir. Tuzluklarınz tıkanıyorsa ru-

çekerler. Bunu önlemek için patates dilimlerini kızgın tavaya atmadan önce, süt dolu bir kabın içine koyun. Böylece fazla yağ emmez, hem de daha lezzetli olur. Patatesi pişirirken suyuna bir kaşık sirke koyun. Hem rengi sapsarı kalır, hem daha lezzetli olur. Patateslerin filizlenmesini önlemek için patates torbasının içine birkaç adet yeşil elma atın. Marulların uzun süre taze kalması için bir saat su dolu

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

zının çıkması için pişirmeden bir gece önce ılık su ile ıslatıp bekletin. Ertesi gün suyunu değiştirip 1 çay kaşığı kimyon ilave edip haşlayın Pirinç ve bakliyatların saklanması için cam kavanozları tercih edin. Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız, üzerini düzleyerek biraz zeytinyağı ilave edip saklayabilirsiniz. Sebzeleri tuzlu suda yıkamayı alışkanlık haline getirin. Tuzlu su sebzeleri daha

Ne kadar zordur sıkışmış kapakları açmak... Oysa kapağı biraz ocak ateşine tutarsanız, kolayca açılır. Veya kaynar su dolu bir kaba, kavanozu ters çevirip, kapağını sokarak da aynı sonucu alırsınız. Bir de kavanozun altından kuvvetlice elimizle vurarak da sıkışan kapaktan kurtulabiliriz. Buzdolapsız soğutma : Buzdolabınız bozuldu, ya da artık boş yer yok. Temiz bir kovayı musluk suyu ile doldurun. İçine bir çorba kaşığı sofra tuzu atın. Şişeleri daldırın. Yeterince soğuyacaklardır. Hazırlayan : Pervin Tekin 1306


41

KADIN VE AİLE YAŞAMI

Cilt Düşmanları Şeker: Şeker hücrelerin gereksinim duyduğu besinleri çalan bir maddedir. Basit şekerler, ciltte renk dengesizliklerine sebep olur. Yüzdeki kızarıkların, kahverengi lekelerin başlıca sebebi de şekerdir. Kalsiyum ve diğer minerallerin basit şeker yüzünden tükenmesi vücudunuzda doku kaybına, bunun sonucu olarak da sarkık, gevşek bir cilde sahip olmanıza sebep olur.

rünümü yakalamak istiyorsanız, kaş renginize yakın tonlarda renkler tercih edin. Özellikle beyaz tenli kadınlar, siyah yerine kahverengi tonları tercih etmelidir. İnce uzun yüzler : Eğer uzun bir yüze sahipseniz, makyaj yaparken allık kullanımında dikkatli olmanız gerekiyor. Yanaklarınızın kenarlarına doğru allık sürerseniz yüzünüz daha uzun görünecektir. Bu nedenle allığı yüzünüzün tamamına değil sadece elmacık kemiklerinizin üzerine sürmelisiniz. En doğru allık sürme yöntemi için gülümseyin ve çıkık duran elmacık kemiklerinizin üzerine uygulayın.

Yağlar: Bilim adamlarına göre yaşlanmanın en büyük sebebi insan vucudundaki yağların oksidasyonudur. Kötü yağlardan uzak durmak cilt sağlığı için gereklidir (Kırmızı et, mayonez, çikolata, patates cipsi, fıstık ezmesi, margarin, fast food gibi ürünlerdeki yağlar). Ancak beslenme programımızdan yağları tamamen çıkartmak da cildimiz için yapılacak en büyük kötülüklerden biridir. Cildin kaliteli ve iyi yağlara da ihtiyacı vardır. Bu yağlar şunlardır: Zeytinyağı, soya yağı, fındık, balık gibi... Sigara: Sigara cildin oksijenlenmesini %30 azaltır ve cildi olması gerekenden %40 daha inceltir. Tüm bunlar cildin sarkmasına, kırışmasına ve gevşemesine neden olur. Alkol : Alkol vucudu susuz bırakır ve B vitaminlerini çalar. B vitamini saç ve tırnakları güçlendiren, cildin ışıltılı ve temiz olmasını sağlayan bir vitamindir. Kafein : Cildi susuz bırakarak ve stres hormonlarının salgılanmasını arttırarak, cildin kurumasına ve erken yaşlanmasına neden olur. Besin maddelerinin dışında güneş, uyku pozisyonu, stres ve diyetlerin de cildimiz üzerinde olumsuz etkileri vardır. Güneş : Güneşin UV ışınları cildin üst tabakasına temas ettiğinde, yaşlanmadan sorumlu olan serbest radikallerin üretimi artarak, yeni hücre üreti-

Köşeli yüzler : Köşeli yüze sahipseniz yüzün ifadesini yumuşatmak için doğru renk tonunda allığa ve doğru noktalara vurgu yapmaya ihtiyacınız var. Allığı elmacık kemiklerinize ve şakaklarınıza uygulayarak köşeli yüz görümünü hafifletebilirsiniz.

Genç ve güzel bir cilde sahip olmamızda, beslenmenin çok önemli rolü vardır. Bazı besinler cildimiz ve vucudumuz için oldukça zararlıdır. Güzel ve sağlıklı bir cilt için aşağıdaki besinlere dikkat etmeliyiz. mi ve vücuttaki C vitamini stoku azalır. Bunun sonucu olarak ciltte lekeler, kırışıklıklar, pürüzlenmeler ve kılcal damar hassaslaşması görülür. Diyetler : Hızlı kilo verdiren diyetler, cildin en büyük düşmanlarından biridir. Kilo alındığında cilt gerilir, verildiğinde ise eski haline dönmez ve sarkar. Uyku pozisyonu : Yüzü koyun uyuma ciltte sarkma, kırışıklık, ve torbalanmalara neden olur. Stres : Aşırı stres durumunda kortizol denilen hormon, yüksek düzeyde salgılanırlar. Kortizol erken yaşlanma hormonu olarak bilinmektedir.

Sihirli makyaj tüyoları Yüzünüzü olduğundan ince göstermek, burnunuzu daha küçük göstermek, elmacık kemiklerinizi daha çıkık, dudaklarınızı daha belirgin göstermek için küçük hilelere başvurabilirsiniz. Yuvarlak yüzler : Kavisli kaşlar yüzünüzün daha az yuvarlak görünmesini sağlar. Kaş yapınızı destekliyorsa mutlaka kavisli şekli tercih edin. Yuvarlak ya da çok ince alınan kaşlar yüzünüzün daha yuvarlak ve geniş görünmesine neden olacaktır. Kaşlarınıza kavisli şekil vermek için kaş boyama kalemlerinden ya da göz farlarından yararlanabilirsiniz. En doğal gö-

Büyük burun : Burnunuzun istediğiniz kadar küçük değilse, üzerine ince bir çizgi halinde allık sürün. Kenarlarına allık sürmek burnunuzun daha büyük görünmesine neden olacaktır. Aşırı belirgin elmacık kemikleri : Özellikle zayıf kadınlarda elmacık kemikleri aşırı çıkık görünebilir. Elmacık kemiklerinizin görüntüsünü yumuşatmak için allığı önce yukarıya sonra kulaklarınıza doğru sürün. Yukarı aşağı hareketlerle allığı iyice yayın. Geniş alın : Alnınızı daha dar göstermek istiyorsanız, mat görünümlü pudra ya da fondöteni saç çizginiz boyunca sürün. Üzerinden cilt renginizden bir ton koyu bir allıkla hafifçe geçin. Ellerinizle saçlarınıza doğru dağıtarak doğal bir görünüm kazandırın. Hazırlayan: Pervin Tekin 1304

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


42

KİTAP KÖŞESİ

Kitapların Dünyasından Ayın Seçkileri

1307

Günümüz Türk Kadınlarından Başarı Öyküleri Gönül Bakay / Remzi kitabevi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne bir armağan! Bilimden sanata, spordan siyasete toplumsal yaşamın farklı alanlarında uğraş veren Türk kadınlarından 57 başarı öyküsü… Bu öykülerin ortak özelliği, günümüz Türk kadınlarının kişisel başarılarının, görevlerinde ilk kadın olmalarının yanı sıra, Cumhuriyet’in temel değerlerine ve çağdaşlaşma atılımlarına bağlı bir çizgi izlemeye çalış-

mış olmalarıdır.Gönül Bakay’ın 57 başarılı kadının yazı ve söyleşilerinden oluşturduğu bu yapıt, geleceğe umutla bakmayı dileyen, toplumda kadın olmanın onurunu taşıyan anlamlı bir ses olma niteliğini taşıyor. Kitapta öyküleri olan başarılı kadınlardan bazıları şunlar : Ajda Pekkan, Ayşe Kulin, Betûl Mardin, Çiğdem Kağıtçıbaşı, Erendiz Atasü, Evin İlyasoğlu, Gencay Gürün, Güler Sabancı,

Gülsün Sağlamer, Hülya Koçyiğit, İdil Biret, Jale Yılmabaşar, Lâle Aytaman, Meriç Velidedeoğlu, Necla Arat, Nur Serter, Pınar Kür, Semahat Arsel, Sertab Erener, Suna Kan, Türkan Saylan, Türkel Minibaş, Yıldız Kenter, Zeynep Oral, Zuhal Baltaş…

binasına bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon’ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon’ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antik çağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için

kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?...

Kayıp Sembol Dan Brown / Altın Kitaplar Da Vinci Şifresi ve Melekler ve Şeytanlar’dan sonra Kayıp Sembol’de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde... Harvard Simge Bilim Profesörü Robert Langdon, Kongre binasında konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington’a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre

Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk İskender Pala Usta kalem İskender Pala’dan Bağdat-İstanbul hattında aşkı ateş ateşe; macerası nefes nefese bir roman. Bin bir gece masallarının rüya kenti Bağdat!.. Sokaklarında ilk yeniçerinin ayak izlerini bıraktığı çağda başlayan ilk aşk ve Fuzulî’nin şair yüreğine yansıyan lirizm.

Küçük Arı Chiris Cleave

/ L&M Yayınları

Bir kitap doğuyor mehtaplı Dicle yamaçlarında ve şiir ile heyecan dize dize, beyit beyit işleniyor kitabın içine. Babil hazinelerinin kapılarını açacak sırlar ile Leyla’nın çılgını bir âşıkın buluşması... Bir kabukta çifte badem, iki gözde bir damla yaş, iki tende çarpan tek yürek. Zaman akar-

/ Pegasus yayınları

Nalan Çeper’in çevirisi olan bu kitapta ne olduğunu anlatmak istemiyoruz; çünkü gerçekten çok özel bir hikâye... Yine de bu kitabı almanıza yetecek kadar bilmeniz gerektiğinden, sadece şu kadarını söyleyelim: Bu, yaşamları kaçınılmaz bir şekilde çarpışan iki kadının hikâyesidir. Ve biri korkunç bir seçim yapmak zorundadır. İki yıl sonra tekrar karşılaşırlar ve hikâye burada başlar... Bu kitabı okuduğunuzda herkese anlatmak isteyeceksiniz. Bunu yaptığınızda, lütfen, neler olduğunu anlatmayın; çünkü bütün büyü, olayların akışında...

Kayıp Gül Serdar Özkan

/ Timaş Yayınları

Genç Türk Romancı Serdar Özkan’ın ilk romanı Kayıp Gül bugüne kadar 29 dile çevrildi, 40’tan fazla ülkede basıldı. Kanada’dan Japonya’ya, Brezilya’dan Endonezya’ya, dünyanın dört bir yanında okurların büyük ilgi ve beğenisini kazanan Kayıp Gül, birçok ülkede haftalarca bestseller listelerinde yer aldı. Tüm zamanların en çok okunan ve sevilen kitaplarından St. Exupéry’nin Küçük Prens’i, Richard Bach’ın Martı’sı, Hesse’nin Siddarta’sı ve Paulo Coelho’nun Simyacı’sına denk tutulan Kayıp Gül, özgün bir ‘kendini keşfetme’ romanı. Değişik kültür ve felsefeleri günümüzün modern yaşantısıyla iç içe sunan Kayıp Gül, Doğu’yla Batı arasında bir köprü eser niteliğinde. Sanki bu yönüyle, hem tarihsel hem de coğrafi anlamda Doğu ile Batı arasında bir köprü olan kültürümüzün çağdaş edebiyata akseden bir yansıması. Kayıp Gül’ün kahramanı Diana’nın peşine takılan okur, başta Türk kültürüne olmak üzere, Yunan mitolojisinden Yunus Emre’ye; William Blake’ten Sokrates’e; doğu mistisizminden Küçük Prens’e; Meryem Ana’dan Nasrettin Hoca’ya; modern yaşantıdan metafiziğe; gerçek dünyadan düşlerin dünyasına ve San Francisco’dan İstanbul’a uzanan bir yolculuğa çıkıyor. PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

ken büyüyor macera da, aşk da... Bağdat’tan İstanbul’a bir kovalamaca... Önce her şeyi tarihten almış İskender Pala. Sonra onlara kendi kurgusunu aşklarını ve heyecanını giydirip olağanüstü bir roman ortaya koymuş.


43

ÇOCUK KÖŞESİ

Kafacan ikizlerden birinin daima yalan söylediğini bilmektedir, diğerinin yalancı mı, doğrucu mu olduğu bilinmemektedir.

ikisi dışında hepsi uskumru” diyor . Bay X kaç tane balık tutmuştur?

Kafacan ikizlerden sarı kazaklı olana sorar:

Kat kat açılır, kokusundan kaçılır.

(sarımsak)

Yapan satar, satın alan kullanmaz, kullanan göremez.

(tabut)

Dışı var içi yok, dayak yer suçu yok.

Cevap: 3 balık (1 lüfer , 1 kefal, 1 uskumru) (top)

Baldan şirin, zehirden acı, iyilik yapana duacı

Ali Kafacan’a Ali’yi yakalama görevi verilmiştir. Ne var ki Ali ikiz kar-

“Adınız Ali mi?” Sarı kazaklı “Evet” der. Kafacan daha sonra aynı soruyu kırmızı kazaklıya sorar, kırmızı kazaklının ne yanıt verdiğini biz duyamıyoruz. Fakat Kafacan kırmızı kazaklının yanıtını duymuştur, bu nedenle Kafacan

Kafacan bu sözü kırmızı kazaklıya mı sarı kazaklıya mı söylemiştir?

Cevap: Eğer kırmızı kazaklı da evet demiş olsaydı kimin yalan söylediğini anlamak mümkün olmayacaktı.

Bay X balık avından döndüğünde “tuttuğum balıklardan ikisi dışında hepsi lüfer,ikisi dışında hepsi kefal,

Kafacan kimin Ali olduğunu anladığına göre kırmızı kazaklı hayır demiş olmalıdır.

Bay X

“Pekala Ali, şimdi seni yakalamılıyım” der.

Sarı kazaklı Ali olamaz, çünkü o zaman hem sarı, hem kırmızı kazaklı doğru söylemiş olurdu(sarı [Ali] evet, kırmızı hayır dediği için),

Ateş olmayan yerde ne olmaz?

deşi Veli ile aynı evde oturmaktadır ve bu ikizleri birbirinden ayırtetmek olası değildir.

oysa en az birinin yalancı olması gerekiyor. Sarı kazaklı Ali değilse kırmızı kazaklı Ali’dir, her ikisi de yalan söylemektedir.

Zeka Soruları (itfaiye)

BILMECE

Bilmece

(dil)

BOYAMA KÖŞESİ

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


45

GÜLELİM-EĞLENELİM - Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın

İki Simge Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı. - “Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat.” - “Neyin simgesi” diye sordu çocuk. - “İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.

üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! Deyivermiş. Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak: - Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? diye sormuş. Köle söyle cevap vermiş: - Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem! Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini

-”Peki” dedi, “sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?” Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış.

Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için

ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş.

Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi

SİSAM KRALI

Paul Valery

Başarının sırrını bilmiyorum ama başarızılığın yolu herkesi memnun etmeye çalışmaktan geçer.

azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.

Bir araya gelmek bir başlangıçtır, beraberliği sürdürmek bir ilerleme... Beraber çalışmaksa gerçek başarıdır Henry Ford

Akıllı adamlar söyleyecek sözleri olduğu için, aptallar illa konuşmak zorunda oldukları için konuşurlar.

Adam eve döner. Karısı mutfakta yemekle uğraşmaktadır. Adam mutfağın kapısında durur ve normal bir sesle:

Plato

Politika politikacılara bırakılmayacak kadar önemli bir konudur.

“Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?” diye sorar.

Charles De Gaulle

Oyun bittiğinde Şah ve piyon aynı kutuya girer.

Karısı cevap vermez. Adam bir iki adım atar ve bir kez daha sorar:

İtalyan atasözü

İyi olduğunuz için herkesin size adil davranmasını beklemek, vejetaryan olduğunuz için boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer.

“Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?” Karısı yine cevap vermez. Adam kadının dibine kadar gelir ve tekrarlar: “Hayatım, ne yiyoruz bu akşam?”

Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır.

Karısı öfkeyle dönerek cevap verir:

Peyami Safa

“Üçtür köfte diyorum ya!”

Tecrübe çok acımasız bir öğretmen; önce sınavı yapıyor, dersi sonra öğretiyor.

Zar yöntemi

Vernon Law

Temel, sınavda soruları yanıtlamak için zar atıyormuş. 1 gelirse A, 2 gelirse B,3 gelirse C, 4 gelirse D,

Teknoloji sayesinde insanlar, teknolojinin kendisi hariç her şeyi kontrol edebilecek güce sahip oldular. John Tudor

5 gelirse E ve 6 geldigi zaman ise tekrar zar atıyormuş. Bir atmış 6 gelmis, bir daha atmış yine 6 gelmiş, bir kaç kere daha atmış yine 6 gelince dayanamamış:

Kral bostanda, bardak masada kalmış.. Su söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor: “Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den, Nasip değil ise ne gelir elden?”

Çengel Bulmacayı çözüp bize yollayan 1 okuyucumuz Rüya Halı’dan 160x230cm büyüklüğünde bir halı kazanacak.

“Bu soru çok zormuş, ben en iyisi bir sonraki soruya geçeyim.”

7 1

Pusula5 yazın boşluk bırakın Anahtar kelimeyi yazıp 919’a gönderin, 160x230 ebatlarında Halı kazanın! SMS 1.50 CHF. win.wap.919.ch/pusula5 (ücretsiz katılım adresi) Kazanan kişiye SMS’le bildirilecektir.

02.2010

Doktor : “Eve gittiğiniz zaman, karınızın arkasında, biraz uzakta durun. Normal bir sesle ona soru sorun. Eğer sizi duymazsa biraz daha yaklaşın ve sorunuzu tekrarlayın. Hangi mesafede duyduğunu tespit edelim, ona göre bir tedavi uygularız.”

Bill Cosby

8

SUDOKU VE BULMACA ÇÖZÜMLERİ

Duyma bozukluğu Adam doktora gider : “Doktor bey, galiba karımda işitme kaybı başladı. Ne yapabiliriz?”

Herkes tarafından doğru kabul edilen şeyler büyük olasılıkla yanlıştır.

SUDOKU

GEÇEN AYIN

FIKRA

Dennis Wholey

Çocuk, sözün burasında; “Mücadele varsa, kazananı da olmalı.” diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

-”Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!”

GÜZEL SÖZLER

1 7

5 4

2

7

6

2

3

3

5 9

1 1

7 3

8

3

9

1

9

4 8

1

6

2

8

5

7

5 2

8 3

5

8

9 7

6

4

2 9

4

6

6 ZOR

dayanamaz ve zalim krala:

KOLAY

HİKAYE

7 5

1 2

3

İki sudoku bulmacamızdaki her satır, her sütun ve 3x3’lük her kutuya, 1’den 9’a kadar rakamlar yerleştirilecektir. Her satır, her sütun ve 3x3’lük kutu bölümlerinde 1’den 9’a kadar sayılar bir kez kullanılacaktır.

Bu sayfada yayınlanmasını istediğiniz Fıkra ve diğer yazılarınızı bize yollayabilirsiniz.

E-Mail: haber@pusulaswiss.ch PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

Rusya'da ırmak

Bir spor dalı

İthal edilecek mal listesi

ANAHTAR KELİME

Deri kalınlaşması

1

Kriptonun simgesi

İcar

2

Safi

Kur'an'da bir sure

Jüpiter'in bir diğer adı

Limonluk

Mercek

Hafif sis

Ordu'nun ilçesi

Toprak Mahsulleri Ofisi (kısa) Buruşukluk giderici kızgın demir araç

Yüce

2

3

fiöhret

Gebre otu

Tabaklanmış ceylân derisi

4

Yürek

Merasim

Peru plakası

Çok konuşan

Alttaki şairimiz

Terazi gözü Kur'an'da bir sure

Avcı kulübesi

Küçük mağara

“… vermek (Müslümanlık şartı)

Diğer, öteki

Avuç içi

Bir bağlaç

Rütbesiz asker

Bir gösterme sıfatı

Azık

Sarımsağın antibiyotik maddesi

3

Yarar, fayda

Adak

Radyumun simgesi

İçinden kan geçen yol,

Sindirim organlarımız dan biri

Bir av kuşu

Namzet

Kastamonu ilçesi

En fazla

fian, nam

FUZULİ

Dost, arkadaş

Kalın sicim

İridyumun simgesi

Bayağı

“Michael …” (UEFA başkanı)

Bayağı

Çiçek tozu

At üzerindeki oturmalık

Pusula5 yazın boşluk bırakın Anahtar kelimeyi yazıp 919’a gönderin, 160x230 ebatlarında Halı kazanın! SMS 1.50 CHF. win.wap.919.ch/pusula5 (ücretsiz katılım adresi) Kazanan kişiye SMS’le bildirilecektir.

Başlangıçta yer alan

Zirkonyumun simgesi

Ortadoğu'da bir göl

Voleybolda vuruş biçimi

Üst karşıtı

İsyan eden

İlkel ırmak taşıtı

Birdenbire

Yüzyıl

Gelişmemiş hayvan yavrusu

Evrenpulu

Maden parlaklığında deri

Kayınbirader

Soğurma, emme

Kral karısı, kraliçe

İspanyol sevinç ünlemi

Yad etme

Peşinat

Çalgıcıların topladığı para

Söz verme

Letonya para birimi

Ticaret eşyası

Sarma tekniğiyle yapılan işleme

Çok zayıflamak (mecaz)

Su

Karşılaşma, müsabaka

Ruh

Yana düşen

Hayvan yiyeceği

Tavşan avı köpeği

4

“… Buruk” (futbolcu)

Kirlilik izi

İşaret sözü

Düşünmez duruma getirme

Judoda derecelere verilen san

Kırmızı renkli toprak Tokat ilçesi

Masal kuşu

Medeniyet

Birim

Donanmış askeri birlik

Kimyasal bir madde

Açık deniz

Bir hanım giyeceği

Nakış ustası

Kiloamper (kısa)

Meşe çalısı

Bir tür ortaklık

Havva'nın batıdaki adı

Bir hamur tatlısı

Çağrı

Baston

Sakat, hastalıklı

Derneğe ödenen para

Parlak bir kumaş

Değerini kaybetmiş mal

Aşırı davranma

Ayırıcı özellik

Badem

fiifalı sularla tedavi yöntemi

Dahil

Enenmiş hayvan

Kart dişi hayvan

Ateşte kızarmış buğday

Politik

Tanzimattan Dağ tavuğu önce giyilen Ege'de bir bir erkek Yunan adası ceketi

FALİH RIFKI ATAY

Sonuçsuz, başarısız

Güney Asya'da ülke

Tarihi harabelik

Gizler, sırlar

1

Lanetlenmiş

Meclisin toplanması

Sıcak, yakıcı

Üstteki edebiyatçı

Çıkış yeri

Çengel Bulmaca

46

BULMACA


1 25.02.2010

PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch

basel son_25x35 17:34

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


PUSULA MEDIACOM DURMUS AG’ NİN KATKILARIYLA HAZIRLANMIŞTIR - Mart/März 2010 - www.pusulaswiss.ch


Nr.028 - 03.2010 Pusula Zeitung