Issuu on Google+

TEMMUZ 2013

NO:06

ÜCRETSİZDİR

www.postkolik.com

GEZİ PARKI

Her biri ince bir mizah ve görkemli bir zekanın ürünü... Hafızalarımıza kazınan enfes duvar yazılarını bir araya getirdik.

facebook.com/postkolik

ALIŞVERİŞ

Penguenleri çok seviyoruz. Bu sempatik arkadaşlarla daha fazla zaman geçirmek için en güzel penguen tişörtlerini alışveriş listemize ekledik.

MÜZİK

Daft Punk sayesinde bir kez daha keşfettiğimiz elektronik müziğin babası Giovanni Giorgio Moroder’ı sayfalarımıza taşıdık.

twitter.com/postkolik

MODA

Ünlü markaların en yeni koleksiyonlarına göz atarken, bugün bile moda dünyasında etkisi hissedilen çiçek çocukları mercek altına aldık.

KEYİF

instagram.com/postkolik

E yaz geldi, bizce tam zamanı… Bisiklet aşkınızı alevlendirecek, hemen alıp dolaşmak isteyeceğiniz en tarz bisikletleri sizler için bulduk.

EĞLENCE

Yaşın hiç önemi yok. Söz konusu Lego ise akan sular durur. Lego dünyasındaki gelişmelere şöyle bir göz atalım dedik.


TEMMUZ 2013

03

İ Ç İ N D E K İ l E R

08GEZİ

10ALIŞVERİŞ

14KEYİF

16MODA

24MÜZİK

28EĞLNECE

Herbiri zeka ürünü olan ve asla unutulmayacak enfes duvar yazılarını bir araya getirdik.

Bisiklet aşkınızı alevlendirecek, hemen alıp dolaşmak isteyeceğiniz en tarz bisikletleri seçtik.

Daft Punk sayesinde bir kez daha keşfettiğimiz Giovanni Giorgio Moroder’ı sayfalarımıza taşıdık.

Penguenleri çok seviyoruz. En güzel penguen tişörtlerini sizler için bulduk.

Ünlü markaların en yeni koleksiyonlarına göz atarken, çiçek çocukları inceledik.

Yaşın önemi yok. Söz konusu Lego ise akan sular durur. Lego dünyasındaki gelişmelere şöyle bir göz attık.

KÜNYE HaZıRlayaNlaR Elif Sarıoğlu, Enis Hazan, Ece Budayıcıoğlu, Emrah Gürkan, Mehmet Erdoğan, Ersay Uçak, Orhan Meriç, Sinan Demirer, Canan Bozkurt, Hande Demirel, Bilgehan Aksoy, Nur Adıgüzel (Moda) Fotoğraf: Sinan Demirer

REKlaM NYX Medya Hizmetleri ve PR Betül Özdemir 0534 614 70 77 betul@nyxmedya.com

Paprika İletişim www.paprikailetisim.com

ıPaD REKlaM MEDYANET Emre Türegün 0212 304 21 01 mobia@medyanet.com.tr

Altın Kitaplar Yayınevi Tic. AŞ. Göztepe Mahallesi, Kazım Karabekir Caddesi, No: 32 Bağcılar-İstanbul Tel: 0212 446 38 88

• Postkolik’te kullanılan tüm yazılar kaynak gösterilerek yayınlanır. • Postkolik 15 bin adet basılıyor. Postkolik’in dağıtıldığı yerleri görmek için www.postkolik.com/nerdeyiz adresini ziyaret edebilirsiniz. • Postkolik’i e-dergi olarak www.postkolik.com adresinden okuyabilirsiniz.

QR Kod Nasıl Kullanılır? Akıllı telefonunuza bir QR Kod tarama uygulaması yükleyin. Cep telefonunuzda QR Kod okuyucu uygulamasını başlatın.

Cep telefonunuzun kamera görüntüsü ekranda belirecek.

PR vE TaNıTıM:

BaSıM

İlETİşİM Kağıthane Cd. No:72 Çağlayan 34403 İstanbul Tel: 0212 220 30 10 www.postkolik.com info@postkolik.com

QR Kod’u ekranda ortalayarak fotoğrafını çekin. QR Kod’un en iyi şekilde okunabilmesi için çekim sırasında hareketsiz kalmaya özen gösterin. QR Kod çözüldükten sonra ilgili içeriğe hızla ulaşacaksınız.


TEMMUZ 2013

03

İ Ç İ N D E K İ l E R

08GEZİ

10ALIŞVERİŞ

14KEYİF

16MODA

24MÜZİK

28EĞLNECE

Herbiri zeka ürünü olan ve asla unutulmayacak enfes duvar yazılarını bir araya getirdik.

Bisiklet aşkınızı alevlendirecek, hemen alıp dolaşmak isteyeceğiniz en tarz bisikletleri seçtik.

Daft Punk sayesinde bir kez daha keşfettiğimiz Giovanni Giorgio Moroder’ı sayfalarımıza taşıdık.

Penguenleri çok seviyoruz. En güzel penguen tişörtlerini sizler için bulduk.

Ünlü markaların en yeni koleksiyonlarına göz atarken, çiçek çocukları inceledik.

Yaşın önemi yok. Söz konusu Lego ise akan sular durur. Lego dünyasındaki gelişmelere şöyle bir göz attık.

KÜNYE HaZıRlayaNlaR Elif Sarıoğlu, Enis Hazan, Ece Budayıcıoğlu, Emrah Gürkan, Mehmet Erdoğan, Ersay Uçak, Orhan Meriç, Sinan Demirer, Canan Bozkurt, Hande Demirel, Bilgehan Aksoy, Nur Adıgüzel (Moda) Fotoğraf: Sinan Demirer

REKlaM NYX Medya Hizmetleri ve PR Betül Özdemir 0534 614 70 77 betul@nyxmedya.com

Paprika İletişim www.paprikailetisim.com

ıPaD REKlaM MEDYANET Emre Türegün 0212 304 21 01 mobia@medyanet.com.tr

Altın Kitaplar Yayınevi Tic. AŞ. Göztepe Mahallesi, Kazım Karabekir Caddesi, No: 32 Bağcılar-İstanbul Tel: 0212 446 38 88

• Postkolik’te kullanılan tüm yazılar kaynak gösterilerek yayınlanır. • Postkolik 15 bin adet basılıyor. Postkolik’in dağıtıldığı yerleri görmek için www.postkolik.com/nerdeyiz adresini ziyaret edebilirsiniz. • Postkolik’i e-dergi olarak www.postkolik.com adresinden okuyabilirsiniz.

QR Kod Nasıl Kullanılır? Akıllı telefonunuza bir QR Kod tarama uygulaması yükleyin. Cep telefonunuzda QR Kod okuyucu uygulamasını başlatın.

Cep telefonunuzun kamera görüntüsü ekranda belirecek.

PR vE TaNıTıM:

BaSıM

İlETİşİM Kağıthane Cd. No:72 Çağlayan 34403 İstanbul Tel: 0212 220 30 10 www.postkolik.com info@postkolik.com

QR Kod’u ekranda ortalayarak fotoğrafını çekin. QR Kod’un en iyi şekilde okunabilmesi için çekim sırasında hareketsiz kalmaya özen gösterin. QR Kod çözüldükten sonra ilgili içeriğe hızla ulaşacaksınız.


04

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

05

EN GÜZEL GERİ DÖNÜŞÜM geri dönüşümde yakın zamanda gördüğümüz en güzel örneklerden birine imza atan Studio Swine, São Paulo Koleksiyonu’yla iyi bir alkışı hak ediyor. Studio Swine ne mi yapmış? Önce atık şişeleri eritmiş, ardından her birini farklı farklı şekillerde lambalara dönüştürmüş. Üzerinde pek çok kol bulunan ağaç gövdeyle birleştirdiğinde ise kaktüs görünümlü bir aydınlatma objesi ortaya çıkarmış. Geri dönüşümle tasarlanan bir ürünün elektrik tüketimi için kullanılması ilk başta çelişkili gibi görünebilir. Ama São Paulo Koleksiyonu’ndaki bu aydınlatma objeleri kaynakların tasarruflu kullanılması gerektiğini her kullanımda hatırlatacaktır http://goo.gl/2DbM5 mutlaka. H www.studioswine.com H

LONDRALILAR ÇOK ŞANSLI LonDraLıLar çok şanslı çünkü şehrin merkezinde, şık bir roof’ta sıcak su dolu şişme havuzlar içinde açıkhava sineması izlemek gibi bir ayrıcalığa sahipler. Nasıl mı? Hot Tub Cinema denen etkinlik servisi, şehrin farklı mekanlarında şişme havuzlar içinde sıcak suda rahatlaya rahatlaya film izlemenize imkan sağlıyor. İsteyenler arkadaşlarıyla toplu olarak alıyor ya da bilet alan diğer kişilerle ortak bir şişme küveti

kullanıyorlar. İlk kez geçen yıl Temmuz ayında açıkhavada uygulanmaya başlanan etkinlik, sonbahar ve kış aylarında kapalı alanda devam ettirilmiş. Şimdi ise yeniden açık havada, yıldızların altında! Bilet fiyatı mı? 30 Sterlin kişi başı, 8 kişilik havuzun bedeli ise 240 Sterlin. H www.hottubcinema.com H

“KİRLENMİŞ” İÇKİ BARDAKLARI Daha önce de sıradışı işlere imza atmış olan tasarım şirketi Fred&Friends kült olabilecek yeni bir işe daha imza atıp ilginç bir bardak seti üretti. İkili set halinde satılan ve yüksek kaliteli Borosilikat camdan üretilmiş olan bulaşıcı atık madde fıçısı şeklinde üretilmiş bu tasarım

harikalarına bayıldık. Çatlak bilimkurgu filmlerinin setinden fırlamış gibi görünen bardaklar stüdyonun ürettiği pek çok cam eşya gibi elde yıkanmak zorunda. Olur da Amazon’dan alırsanız sakın bulaşık makinasına atıp bu harikaları çizdirmeyin. H www.amazon.com H

SICAKLAR BENİ ETKİLEMEZ!

H www.amazon.com H

http://goo.gl/bgnbG

yaz geldi ve sıcaklar bir anda bastırdı. Sıcaklar nedeniyle geceleri uyumakta zorlanıyorsanız, sizlere bu soruna çözüm getiren bir üründen bahsedelim. Bed Fan, normal vantilatörler gibi sizden uzakta değil, tam tersine yatağınızın hemen başında çalışıyor. Ayak ucu tarafına yerleştirilen ve büyük kumanda butonu ile çalıştırılan Bed Fan, siz uyurken örtünün altından tatlı bir serinlik sunuyor. Ne dersiniz, hiç de fena olmaz değil mi? http://goo.gl/Fsyuf

DOĞA TATİLİ Mİ DEMİŞTİNİZ?

BUZ GİBİ KOTDOLABI “ne Diyorsun birader şifreli konuşmasana!” dediğinizi duyar gibiyiz. Böyle bir kelime oyunu yakışıklı geldi bize ne yalan söyleyelim. SMEG firması yaşam felsefesini kot ve türevleri üzerine kuran die hard kot fanları için bu “sınırlı üretim” harika buzdolabını üretmiş. Sağ ve sol tarafa açılma alternatifleri olan dolap, bildiğiniz bir buzdolabının tüm özelliklerine ve

fazlasına sahip. 151 cm yüksekliğe, 60 cm genişliğe ve 72 cm derinliğe sahip A++ enerji tasarrufuna sahip bu arzu nesnesini elde etmenin maliyeti 2000 Euro. Türkiye’ye gönderim ve gümrük maliyetleri de cabası… H www.smeg.com H

http://goo.gl/ThqHW

http://goo.gl/5OPKm

Doğa tatili diye ormanın ortasında lüks bir otele gitmeyi anlamsız buluyorsanız çok haklısınız. Doğa tatili demek teknolojinin tüm nimetlerinden uzakta, doğayla iç içe sakin ve dingin bir tatil demektir. İsveç’te bulunan STF Colarbyn Ecolodge’da hiçbir teknolojik öğeye yer yok. İki yataktan oluşan ve kendi kestiğiniz odunları yaktığınız şöminesiyle ısınan tek bir odadan oluşan bu 12 “oda”lı hostel, ormanın tam ortasında ve ormanla bir bütün halinde tasarlanmış. Şöminenin sıcaklığıyla uykuya dalarken sabah kuş cıvıltılarıyla uyanabilir hatta odanızın hemen yanındaki ağaçlardan meyve bile toplayabilirsiniz. Bu hostelden elde edilen gelirin bir kısmı da civardaki doğal hayatı korumak için kullanılıyor. Şehrin pisliği ve gürültüsünden uzakta huzur, dinginlik ve doğallığın en üst seviyesinde bir tatil için doğru adres burası olsa gerek. http://goo.gl/TfKOA

KARTON LANGIRT Langırt yani diğer adıyla masa futbolu bir dönemin en popüler oyunlarındandı. Halen bu oyunu keyifle oynayanlar için ilginç bir alternatif sunalım dedik. Kartoni, karton langırt masası. Hazır oyuncuları, kolay kurulan karton yapısıyla her an her yerde oynayabileceğiniz bu masa, langırtın vazgeçilmezi olan “döner yapma” hareketine dayanır mı bilmiyoruz ama o aşamaya H www.smeg.com H kadar eğlendireceği kesin.

H

http://goo.gl/cbvNB

www.travelpod.com H


04

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

05

EN GÜZEL GERİ DÖNÜŞÜM geri dönüşümde yakın zamanda gördüğümüz en güzel örneklerden birine imza atan Studio Swine, São Paulo Koleksiyonu’yla iyi bir alkışı hak ediyor. Studio Swine ne mi yapmış? Önce atık şişeleri eritmiş, ardından her birini farklı farklı şekillerde lambalara dönüştürmüş. Üzerinde pek çok kol bulunan ağaç gövdeyle birleştirdiğinde ise kaktüs görünümlü bir aydınlatma objesi ortaya çıkarmış. Geri dönüşümle tasarlanan bir ürünün elektrik tüketimi için kullanılması ilk başta çelişkili gibi görünebilir. Ama São Paulo Koleksiyonu’ndaki bu aydınlatma objeleri kaynakların tasarruflu kullanılması gerektiğini her kullanımda hatırlatacaktır http://goo.gl/2DbM5 mutlaka. H www.studioswine.com H

LONDRALILAR ÇOK ŞANSLI LonDraLıLar çok şanslı çünkü şehrin merkezinde, şık bir roof’ta sıcak su dolu şişme havuzlar içinde açıkhava sineması izlemek gibi bir ayrıcalığa sahipler. Nasıl mı? Hot Tub Cinema denen etkinlik servisi, şehrin farklı mekanlarında şişme havuzlar içinde sıcak suda rahatlaya rahatlaya film izlemenize imkan sağlıyor. İsteyenler arkadaşlarıyla toplu olarak alıyor ya da bilet alan diğer kişilerle ortak bir şişme küveti

kullanıyorlar. İlk kez geçen yıl Temmuz ayında açıkhavada uygulanmaya başlanan etkinlik, sonbahar ve kış aylarında kapalı alanda devam ettirilmiş. Şimdi ise yeniden açık havada, yıldızların altında! Bilet fiyatı mı? 30 Sterlin kişi başı, 8 kişilik havuzun bedeli ise 240 Sterlin. H www.hottubcinema.com H

“KİRLENMİŞ” İÇKİ BARDAKLARI Daha önce de sıradışı işlere imza atmış olan tasarım şirketi Fred&Friends kült olabilecek yeni bir işe daha imza atıp ilginç bir bardak seti üretti. İkili set halinde satılan ve yüksek kaliteli Borosilikat camdan üretilmiş olan bulaşıcı atık madde fıçısı şeklinde üretilmiş bu tasarım

harikalarına bayıldık. Çatlak bilimkurgu filmlerinin setinden fırlamış gibi görünen bardaklar stüdyonun ürettiği pek çok cam eşya gibi elde yıkanmak zorunda. Olur da Amazon’dan alırsanız sakın bulaşık makinasına atıp bu harikaları çizdirmeyin. H www.amazon.com H

SICAKLAR BENİ ETKİLEMEZ!

H www.amazon.com H

http://goo.gl/bgnbG

yaz geldi ve sıcaklar bir anda bastırdı. Sıcaklar nedeniyle geceleri uyumakta zorlanıyorsanız, sizlere bu soruna çözüm getiren bir üründen bahsedelim. Bed Fan, normal vantilatörler gibi sizden uzakta değil, tam tersine yatağınızın hemen başında çalışıyor. Ayak ucu tarafına yerleştirilen ve büyük kumanda butonu ile çalıştırılan Bed Fan, siz uyurken örtünün altından tatlı bir serinlik sunuyor. Ne dersiniz, hiç de fena olmaz değil mi? http://goo.gl/Fsyuf

DOĞA TATİLİ Mİ DEMİŞTİNİZ?

BUZ GİBİ KOTDOLABI “ne Diyorsun birader şifreli konuşmasana!” dediğinizi duyar gibiyiz. Böyle bir kelime oyunu yakışıklı geldi bize ne yalan söyleyelim. SMEG firması yaşam felsefesini kot ve türevleri üzerine kuran die hard kot fanları için bu “sınırlı üretim” harika buzdolabını üretmiş. Sağ ve sol tarafa açılma alternatifleri olan dolap, bildiğiniz bir buzdolabının tüm özelliklerine ve

fazlasına sahip. 151 cm yüksekliğe, 60 cm genişliğe ve 72 cm derinliğe sahip A++ enerji tasarrufuna sahip bu arzu nesnesini elde etmenin maliyeti 2000 Euro. Türkiye’ye gönderim ve gümrük maliyetleri de cabası… H www.smeg.com H

http://goo.gl/ThqHW

http://goo.gl/5OPKm

Doğa tatili diye ormanın ortasında lüks bir otele gitmeyi anlamsız buluyorsanız çok haklısınız. Doğa tatili demek teknolojinin tüm nimetlerinden uzakta, doğayla iç içe sakin ve dingin bir tatil demektir. İsveç’te bulunan STF Colarbyn Ecolodge’da hiçbir teknolojik öğeye yer yok. İki yataktan oluşan ve kendi kestiğiniz odunları yaktığınız şöminesiyle ısınan tek bir odadan oluşan bu 12 “oda”lı hostel, ormanın tam ortasında ve ormanla bir bütün halinde tasarlanmış. Şöminenin sıcaklığıyla uykuya dalarken sabah kuş cıvıltılarıyla uyanabilir hatta odanızın hemen yanındaki ağaçlardan meyve bile toplayabilirsiniz. Bu hostelden elde edilen gelirin bir kısmı da civardaki doğal hayatı korumak için kullanılıyor. Şehrin pisliği ve gürültüsünden uzakta huzur, dinginlik ve doğallığın en üst seviyesinde bir tatil için doğru adres burası olsa gerek. http://goo.gl/TfKOA

KARTON LANGIRT Langırt yani diğer adıyla masa futbolu bir dönemin en popüler oyunlarındandı. Halen bu oyunu keyifle oynayanlar için ilginç bir alternatif sunalım dedik. Kartoni, karton langırt masası. Hazır oyuncuları, kolay kurulan karton yapısıyla her an her yerde oynayabileceğiniz bu masa, langırtın vazgeçilmezi olan “döner yapma” hareketine dayanır mı bilmiyoruz ama o aşamaya H www.smeg.com H kadar eğlendireceği kesin.

H

http://goo.gl/cbvNB

www.travelpod.com H


06

TEMMUZ 2013

ÖNCE TASARLA, SONRA ÇEK Lomography’nin yarattığı son analog fotoğraf makinesi, senin tarafından yaratılacak! Konstruktor kendin inşa edip fotoğraf çekeceğin dünyanın ilk 35mm plastik SLR fotoğraf makinesi olma özelliğine sahip. Fotoğraf makineni monte ettikten sonra, paketten çıkan etiketlerle onu istediğin

gibi tasarlayarak kendine özgü fotoğraf makineni yaratabiliyorsun. Konstruktor, üstten bakılan ve odaklaması kolay vizör, çoklu pozlama opsiyonu, uzun pozlamalar için “Bulb” modu ve çıkartılabilir 50mm f/10 Lens gibi çok zeki analog özellikleri de beraberinde getiriyor.

SIKICI DUVARLARA SON soğuK iç mekanlarınızı aydınlatıp hayat verecek bir tasarım ve baskı stüdyosu denebilir Pixersize için. Şirket, Avrupa’nın soğuk Kuzey ülkelerinde hayat bulmuş oldukça sıcak bir girişim. Kendi şirket profili yazıları çok komik, üç aşağı beş yukarı şöyle bir şey: “Bundan çok da uzun olmayan bir zaman önce, ortalama sıcaklığın kutup ayılarına uygun olduğu, yiyeceklerin eriyen buzullarla yıkandığı ve insanların yüzünde daima alaycı bir gülüşün olduğu bir yerde iki adam vardı. Gerçekliğe farklı bir yerden bakma özelliğine sahip olan… Kasvetli bir Aralık

akşamında adamlardan biri Bay Jack Daniels’in arkadaşlığı eşliğinde etrafını çevreleyen duvarların ne kadar çirkin olduğunu fark etti. Daha sonra ikili sadece evlerinin değil, ülkedeki her yerin duvarlarının ne kadar zavallı olduğunun farkına vardılar! Bir tanesi diğerine dönüp bir tane daha Mona Lisa’ya tahammül edemeyeceğim dediğinde bu kez Bay Johnnie Walker kendilerine eşlik ediyordu. Ertesi gün Pixersize doğdu ve dünya farklı bir yere http://goo.gl/LpW2W dönüştü!” H www.pixersize.com H

EN SEVDİĞİMİZ OTOMOBİLLER KanaDaLı grafik tasarımcısı Scott Park, defalarca izlediğimiz ve adeta çocukluğumuza damga vurmuş o eşsiz filmlerdeki arabaları, enfes bir çalışmayla bir araya getirerek, kalbimizi fena halde çalmayı başardı. Neler yok ki bu çalışmada? Hayalet Avcıları’ndan A Takımı’na, Batman’dan Beşinci Element’e kadar onlarca efsane filmde ve dizide gördüğümüz her araba… Scott Park, Postkolik’e yaptığı açıklamada, her şeyin sıkıcı bir

toplantı esnasında çizdiği Hayalet Avcıları arabasıyla başladığını söylüyor. Derken aklına böyle bir çalışma yapmak gelmiş ve arabayla özdeşleşen film ve dizileri listelemiş. Biraz da Google yardımı alarak, 77 efsane arabayı bir araya toplamayı başarmış. Park, çalışmasına gösterilen ilgiden bir hayli memnun. Çok olumlu tepkiler aldığını söylüyor. Zaten Society 6 üzerinden başta poster olmak üzere, canvas, iPhone/iPad kabı satışı da devam ediyor.

GÖZLÜKTE AHŞAP ŞIKLIĞI stanDartLarDan sıyrılıp farklı olanı takmak isterseniz son dönemin modası olan ahşap gözlük çerçeveleri tam da size göre. Shwood tarafından üretilen bu gözlükler aslında amatör bir heyecanla yapılıyor. Madrone ağacı, standart dolap menteşesi ve köşedeki dükkandan alınan gözlük camlarının bir araya gelmesiyle http://goo.gl/cjp6T oluşuyor. Ama gördüğünüz üzere H www.shwoodshop.com H bu şıklığına kesinlikle engel değil.

Burger King®’den siparis vermek için artık para ya da kredi kartına gerek duymadan cep telefonunuz ile ödeme yapabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için: www.burgerking.com.tr/tiklagelsin


06

TEMMUZ 2013

ÖNCE TASARLA, SONRA ÇEK Lomography’nin yarattığı son analog fotoğraf makinesi, senin tarafından yaratılacak! Konstruktor kendin inşa edip fotoğraf çekeceğin dünyanın ilk 35mm plastik SLR fotoğraf makinesi olma özelliğine sahip. Fotoğraf makineni monte ettikten sonra, paketten çıkan etiketlerle onu istediğin

gibi tasarlayarak kendine özgü fotoğraf makineni yaratabiliyorsun. Konstruktor, üstten bakılan ve odaklaması kolay vizör, çoklu pozlama opsiyonu, uzun pozlamalar için “Bulb” modu ve çıkartılabilir 50mm f/10 Lens gibi çok zeki analog özellikleri de beraberinde getiriyor.

SIKICI DUVARLARA SON soğuK iç mekanlarınızı aydınlatıp hayat verecek bir tasarım ve baskı stüdyosu denebilir Pixersize için. Şirket, Avrupa’nın soğuk Kuzey ülkelerinde hayat bulmuş oldukça sıcak bir girişim. Kendi şirket profili yazıları çok komik, üç aşağı beş yukarı şöyle bir şey: “Bundan çok da uzun olmayan bir zaman önce, ortalama sıcaklığın kutup ayılarına uygun olduğu, yiyeceklerin eriyen buzullarla yıkandığı ve insanların yüzünde daima alaycı bir gülüşün olduğu bir yerde iki adam vardı. Gerçekliğe farklı bir yerden bakma özelliğine sahip olan… Kasvetli bir Aralık

akşamında adamlardan biri Bay Jack Daniels’in arkadaşlığı eşliğinde etrafını çevreleyen duvarların ne kadar çirkin olduğunu fark etti. Daha sonra ikili sadece evlerinin değil, ülkedeki her yerin duvarlarının ne kadar zavallı olduğunun farkına vardılar! Bir tanesi diğerine dönüp bir tane daha Mona Lisa’ya tahammül edemeyeceğim dediğinde bu kez Bay Johnnie Walker kendilerine eşlik ediyordu. Ertesi gün Pixersize doğdu ve dünya farklı bir yere http://goo.gl/LpW2W dönüştü!” H www.pixersize.com H

EN SEVDİĞİMİZ OTOMOBİLLER KanaDaLı grafik tasarımcısı Scott Park, defalarca izlediğimiz ve adeta çocukluğumuza damga vurmuş o eşsiz filmlerdeki arabaları, enfes bir çalışmayla bir araya getirerek, kalbimizi fena halde çalmayı başardı. Neler yok ki bu çalışmada? Hayalet Avcıları’ndan A Takımı’na, Batman’dan Beşinci Element’e kadar onlarca efsane filmde ve dizide gördüğümüz her araba… Scott Park, Postkolik’e yaptığı açıklamada, her şeyin sıkıcı bir

toplantı esnasında çizdiği Hayalet Avcıları arabasıyla başladığını söylüyor. Derken aklına böyle bir çalışma yapmak gelmiş ve arabayla özdeşleşen film ve dizileri listelemiş. Biraz da Google yardımı alarak, 77 efsane arabayı bir araya toplamayı başarmış. Park, çalışmasına gösterilen ilgiden bir hayli memnun. Çok olumlu tepkiler aldığını söylüyor. Zaten Society 6 üzerinden başta poster olmak üzere, canvas, iPhone/iPad kabı satışı da devam ediyor.

GÖZLÜKTE AHŞAP ŞIKLIĞI stanDartLarDan sıyrılıp farklı olanı takmak isterseniz son dönemin modası olan ahşap gözlük çerçeveleri tam da size göre. Shwood tarafından üretilen bu gözlükler aslında amatör bir heyecanla yapılıyor. Madrone ağacı, standart dolap menteşesi ve köşedeki dükkandan alınan gözlük camlarının bir araya gelmesiyle http://goo.gl/cjp6T oluşuyor. Ama gördüğünüz üzere H www.shwoodshop.com H bu şıklığına kesinlikle engel değil.

Burger King®’den siparis vermek için artık para ya da kredi kartına gerek duymadan cep telefonunuz ile ödeme yapabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için: www.burgerking.com.tr/tiklagelsin


08

TEMMUZ 2013

ZEKA FIŞKIRMASI her şey birkaç ağaç uğruna başladı... Taksim’in simgelerinden Gezi Parkı yıkılacak, yerine AVM yapılacaktı. Semt başına neredeyse beş AVM’nin düştüğü İstanbul’da bir yenisini daha inşa etmek için az sayıdaki simge parklardan birini yok etmek şart mıydı? Projeye itiraz, önce çevreci sağduyuyla geldi. Yapılanların hukuksuzluğunu anlattılar, “Yıktırmayacağız” diyerek günlerce ağaçların nöbetini tuttular, baskılara direndiler. Taa ki, o malum “kırmızılı kadın” fotoğrafına kadar… Sonra yaşananları zaten biliyorsunuz. 31 Mayıs gecesi başlayan ve Haziran ayının ortalarına kadar yoğun bir şekilde devam eden biber gazı kokulu günler, öyle ya da böyle, hayatımızın dönüm noktası oldu. Evet, dehşete kapıldık, çok üzüldük, gördüklerimize inanamadık… Ama durum bununla sınırlı değil. İyi ki de değil. Bir nesil hoşgörüyü deneyimledi, sindirdi. Bir araya gelemeyecek insanlar, omuz omuza verdi; ayırımcılığa “dur” dedi. Hareketin ruhu böyle olunca, dili de kapsayıcı oldu. Biberden yanan gözlere bir darbe de yaratıcı mizah vurdu! Gülmekten ağlıyorduk! Duvar yazıları, parkartlar, illüstrasyonlar hafızalarımıza kazındı. Yaratıcılığı, hele ki özgür ve özgün yaratıcılığı seven Postkolik olarak, Gezi Parkı direnişinin unutulmazlığına bir sayfa da biz eklemek istedik...

TEMMUZ 2013

09


08

TEMMUZ 2013

ZEKA FIŞKIRMASI her şey birkaç ağaç uğruna başladı... Taksim’in simgelerinden Gezi Parkı yıkılacak, yerine AVM yapılacaktı. Semt başına neredeyse beş AVM’nin düştüğü İstanbul’da bir yenisini daha inşa etmek için az sayıdaki simge parklardan birini yok etmek şart mıydı? Projeye itiraz, önce çevreci sağduyuyla geldi. Yapılanların hukuksuzluğunu anlattılar, “Yıktırmayacağız” diyerek günlerce ağaçların nöbetini tuttular, baskılara direndiler. Taa ki, o malum “kırmızılı kadın” fotoğrafına kadar… Sonra yaşananları zaten biliyorsunuz. 31 Mayıs gecesi başlayan ve Haziran ayının ortalarına kadar yoğun bir şekilde devam eden biber gazı kokulu günler, öyle ya da böyle, hayatımızın dönüm noktası oldu. Evet, dehşete kapıldık, çok üzüldük, gördüklerimize inanamadık… Ama durum bununla sınırlı değil. İyi ki de değil. Bir nesil hoşgörüyü deneyimledi, sindirdi. Bir araya gelemeyecek insanlar, omuz omuza verdi; ayırımcılığa “dur” dedi. Hareketin ruhu böyle olunca, dili de kapsayıcı oldu. Biberden yanan gözlere bir darbe de yaratıcı mizah vurdu! Gülmekten ağlıyorduk! Duvar yazıları, parkartlar, illüstrasyonlar hafızalarımıza kazındı. Yaratıcılığı, hele ki özgür ve özgün yaratıcılığı seven Postkolik olarak, Gezi Parkı direnişinin unutulmazlığına bir sayfa da biz eklemek istedik...

TEMMUZ 2013

09


i20 21_32_postkolik.pdf

10

1

5/22/13

5:18 PM

TEMMUZ 2013

PENGUENLER AŞKINA! penguenLeri çok severiz. Ne zaman bir filmde, bir belgeselde görsek, dünyayı unutup ekrana kilitleniriz! Baktıkça derdimizden, tasamızdan uzaklaşırız. Dışarıda dünya yıkılsa umurumuzda olmaz. Mesela geçtiğimiz ay oyuncu Sermiyan Midyat’ın bir televizyon yayınında giydiği penguen baskılı t-shirt’ü gördük. Önce bayıldık, ardından ne yalan söyleyelim biraz kıskandık. Bizim niye yok diye hafiften hayıflandık ve durmadık hemen penguenli t-shirt avına çıktık. Tabii ki Postkolik okurlarıyla paylaşmadan olmaz. Yılın trendi penguenli t-shirt seçkimizi iftiharla sunarız :)

E eğlenmek onlarında hakkı!

Yağmur sensörü

Işığa d uyarlı

oto m a

f tik

arl

ar

tajlı periyo Avan dik

b ım ak

“Party animals” dedikleri bunlar olmalı.

Bu ifade, bu bakışlar... Seçkimizin gözbebeği diyebiliriz.

Arka park sensörleri

MIC

C

AUX iPod USB

M

YIL VEYA 100.000 km

Y SEEK

ULTRA GARANTİLİ SERVİS

CM

MY

Türkiye navigasyon paketi

CY

Bluetooth

CMY

K

z

Yenilenen Hyundai i20 Sense.

Penguenler aleminin en “cool” üyesi bu olsa gerek.

Önce eğlence diyen penguenler.

sa

b itl e y i ci

Elektronik fren güç dağılımı

i

ımlı jant aş

ed

Bir otomobil sizi ancak bu kadar düşünebilir.

The age of the Penguins has come!

15” a l

İşte favorimiz.

H y u n d ai K

r

Hyundai i20’nin ortalama yakıt tüketimi 4,3-6,0 lt/100 km ve CO2 salınımı 114-140 g/km arasında değişmektedir. AT/715/2007/, AT /566/2011.

hyundai.com.tr

Hipster imajı almış başını gitmiş, tüm dünyayı sarmış. Penguenler eksik kalır mı hiç?

ervis hizmetl eri ve s

Bu penguen biraz kızmış, isyan eder gibi bir hali var.

Elektrik kumandalı, ısıtmalı katlanabilir dikiz aynaları

facebook.com/hyundaiturkiye

twitter.com/hyundaiturkiye


i20 21_32_postkolik.pdf

10

1

5/22/13

5:18 PM

TEMMUZ 2013

PENGUENLER AŞKINA! penguenLeri çok severiz. Ne zaman bir filmde, bir belgeselde görsek, dünyayı unutup ekrana kilitleniriz! Baktıkça derdimizden, tasamızdan uzaklaşırız. Dışarıda dünya yıkılsa umurumuzda olmaz. Mesela geçtiğimiz ay oyuncu Sermiyan Midyat’ın bir televizyon yayınında giydiği penguen baskılı t-shirt’ü gördük. Önce bayıldık, ardından ne yalan söyleyelim biraz kıskandık. Bizim niye yok diye hafiften hayıflandık ve durmadık hemen penguenli t-shirt avına çıktık. Tabii ki Postkolik okurlarıyla paylaşmadan olmaz. Yılın trendi penguenli t-shirt seçkimizi iftiharla sunarız :)

E eğlenmek onlarında hakkı!

Yağmur sensörü

Işığa d uyarlı

oto m a

f tik

arl

ar

tajlı periyo Avan dik

b ım ak

“Party animals” dedikleri bunlar olmalı.

Bu ifade, bu bakışlar... Seçkimizin gözbebeği diyebiliriz.

Arka park sensörleri

MIC

C

AUX iPod USB

M

YIL VEYA 100.000 km

Y SEEK

ULTRA GARANTİLİ SERVİS

CM

MY

Türkiye navigasyon paketi

CY

Bluetooth

CMY

K

z

Yenilenen Hyundai i20 Sense.

Penguenler aleminin en “cool” üyesi bu olsa gerek.

Önce eğlence diyen penguenler.

sa

b itl e y i ci

Elektronik fren güç dağılımı

i

ımlı jant aş

ed

Bir otomobil sizi ancak bu kadar düşünebilir.

The age of the Penguins has come!

15” a l

İşte favorimiz.

H y u n d ai K

r

Hyundai i20’nin ortalama yakıt tüketimi 4,3-6,0 lt/100 km ve CO2 salınımı 114-140 g/km arasında değişmektedir. AT/715/2007/, AT /566/2011.

hyundai.com.tr

Hipster imajı almış başını gitmiş, tüm dünyayı sarmış. Penguenler eksik kalır mı hiç?

ervis hizmetl eri ve s

Bu penguen biraz kızmış, isyan eder gibi bir hali var.

Elektrik kumandalı, ısıtmalı katlanabilir dikiz aynaları

facebook.com/hyundaiturkiye

twitter.com/hyundaiturkiye


12

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

13

LONDRA’YI SEVMEK İÇİN 10 NEDEN... LonDra’yı bilmeyen pek sevmez. Londra için havası kötü; hep gri, hep yağmurlu denir. Sonra pahalı olduğu söylenir. Doğrudur, dünyada en pahalı şehirlerden biridir Londra. Fakat tüm bunlara rağmen Londra dünyanın en güzel şehirlerinden biridir. Yabancı şehirleri, özellikle de Londra gibilerini anlamanın yolu o şehirde yaşamaktan geçer. İki yıldır Londra’da yaşayan Postkolik yazarı Hande Demirel, “Niçin Londra?” sorusunu 10 maddede şöyle sıralıyor: FestiVaLLer Var Londra, dünyada festival kültürünün hakkını veren şehirlerin başında gelir. Yılın her ayı ayrı bir festival zamanıdır. Örneğin Thames nehrinin kıyısındaki kültür merkezi Southbank, 1993’ten bu yana, ünlü müzisyenlerin yönettiği şahane bir festivale ev sahipliği yapıyor. Her yıl bir sanatçının yönetmenliğinde gerçekleşen Meltdown’un bu yılki organizatörü Yoko Ono’ydu. 14-23 Haziran’da gerçekleşen festivalde Yoko’nun konukları arasında Lady Gaga, David Byrne, Patti Smith, Eric Clapton, Paul Simon, Cat Power gibi isimler vardı. Ağustos’ta Londra Notthing Hill karnavalı var. 25-26 Ağustos tarihlerinde gerçekleşen bu karnaval, bir dans ve müzik festivali ve Brezilya’nın meşhur Rio Karnavalı’nı aratmayan karelere sahne oluyor. Her yıl Eylül ayında Thames Festivali yapılıyor. 14-15 Eylül’deki festival boyunca Thames kıyısı panayır yerine dönüyor. Festival haftasonunda bir dolu ücretsiz etkinlik oluyor. Müzik, dans, tiyatro, çocuklar için türlü türlü aktiviteler, yeme içme… İşte aklınıza ne gelirse. Ekim’de sanat festivali (Frieze), Kasım’da caz festivali de var.

şahane KonserLer Var Londra konser şehri. Muhteşem konser mekanları var ve aklınıza kim gelirse, herkesin yolu önce buradan geçiyor. Bu yaz program yine dopdolu. Yıllardır Hyde Park’ta yapılan, bu yıl Olimpiyat Parkı’na taşınacak olan Hard Rock Calling’de Bruce Springsteen, Paul Weller, Kasabian, Miles Kane, Alabama Shakes var mesela. 22 Haziran’da The Killer Wembley stadyumundaydı. 5 Temmuz’da Hyde Park’ta İngiliz yazı kutlanıyor. Bon Jovi, Kaiser Chiefs, Bush, Rival Sons line-up’taki isimler arasında. Justin Timberlake, Jay Z, Snoop Dogg ve daha pekçokları Wireless festivali için Temmuz ayında Londra’da. Eylül’de Soundgarden var. Onlarca sahnede boy gösterecek yüzlerce Indie grup var.

BeDaVaya sanat Var Londra’da müthiş müzeler var. Ve hepsi bedava! Tate Modern var mesela. Avrupa’nın en önemli çağdaş sanat müzelerinden biri. Koleksiyonu, 1900’lerden günümüze kusursuz bir çağdaş sanat yolculuğu sunuyor. Ayrıca kaçırılmayacak sergilere ev sahipliği yapıyor. Bu yaz Ellen Gallagher var. 1500’lerden günümüze Britanya sanatına dair müthiş bir koleksiyona sahip diğer Tate; Tate Britain’de Gray Hume ve Lowry var. British Museum’un etnografya koleksiyonu meraklısına çok şey vaat ediyor. National Portrait Museum favorilerimden. Sürekli koleksiyonu popüler Brit isimlerin portrelerinden oluşuyor. Kraliyet ailesi de var David Bowie de! Ayrıca burada da şahane sergiler oluyor. BP Portrait Award sergisi çok ses getirenlerden. Genç portre sanatçılarının eserlerinin yer aldığı sergi, 21 Haziran’da başladı ve Eylül sonuna kadar devam edecek.

National Science Museum ilim irfan meraklılarına. V&A, Royal Academy of Arts’da David Bowie, yılın kaçırılmayacaklarından. Ayrıca yüzlerce galeri var. Hayward Gallery, Saatchi ve Hauser&Wirth mutlaka uğranılacaklar listesinde… Ve bence en şahanesi Londra’da bol bol street art var. Efsane Banksy başta olmak üzere dünyaca ünlü grafiti sanatçılarının şaheserleri, şehrin sokaklarını müzeye çevirmiş durumda.

yıLDızLarın aLtınDa tiyatro Var Picasso’nun Olga’sını bulduğu sahneler, Londra’yı Londra yapan unsurların başında geliyor. Londra deyince müzikallerden, tiyatrodan, operadan, danstan; sahne sanatlarının her türlüsünden söz etmek şart! Bu yaz yine şahane şovlar var. Müzikaller tarafında Lion King, Singing in The Rain gibi klasikler devam ediyor. Tiyatro sahnelerinde 2013’ün öne çıkanları arasında West End’de Jude Law’un başrolünü oynadığı Henry V var. En güzeli Londra’da açık havada tiyatro var!

Bu şahane aktivitenin en kıymetli adresiyse Globe. Globe, orijinal Shakespeare tiyatrosunun bir zamanlar bulunduğu yerde, Thames’in hemen kıyısında London Bridge’de, aslına sadık kalınarak yapılmış. Orijinal tiyatro 1613 yılında yanmış. Bugünkü Globe ise aktör ve yönetmen Sam Wanamaker tarafından 1997 yılında inşa edilmiş ve Londra ahalisinin yeniden hizmetine sunulmuş. Globe’da yaz gecelerinde Shakespeare oyunları izleniyor. Açık havada yıldızların altında tiyatro, paha biçilmez! Sezon 7 Haziran’da açıldı.

eFsaneLer Var Jack the Ripper! Nam-ı değer Karındeşen Jack, Londra’nın en ünlü efsanelerinden. 1888 yılının ikinci yarısında, o zamanlar Londra’nın izbe semtlerinden biri olan Whitechapel’da vahşi cinayetler işleyen seri katilin haltları, bugün bile İngiliz dedektiflerini ve bilim insanlarını meşgul ediyor. Jack the Ripper en çok cinayet yöntemiyle meşhur. Kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz hale getiriyor daha sonra da boğazlarını kulaklarına kadar kesiyor. Ufak tefek değişikliklerle beraber kurbanların tamamına yakınının karnı ve cinsel organları deşilmiş, bazı organları çalınmış, bazen de burun ve/veya kulakları kesilmiş bulunuyor. Jack the Ripper’ın dolaştığı sokaklar günümüzde artık pek izbe değil ama gece karanlık çökünce hala pek tekin değil ve Viktoryan 18. yy taş binalar arasında Jack’in hayaletine rastlanabileceği söyleniyor. Hayaletin peşine düşmek isteyenler için özel turlar da var. Bu turlardan en popüleriyle ilgili detaylı bilgiyi www.jack-the-ripper-walk.co.uk’de bulabilirsiniz.

hiÇ Bitmeyen sonBahar Var Elif Şafak bir söyleşisinde Londra hakkında konuşuyor, “Londra’ya gidecek olanlara neler tavsiye edersiniz?” sorusuna şu cevabı veriyordu: “Şehrin parklarında ve meydanlarında oturup hiçbir şey yapmadan durmalarını. Londra çok yeşil bir yer, şehir düzenlemesi çok özenle yapılmış. Parklar, yürüyüş alanları, göller… Hani hep koşturuyoruz ya, hani hep acelemiz var ya, bir yerlere yetişme mecburiyeti… Sadece durmak iyi gelir bazen.” Londra’da gerçekten şahane parklar var. Durmadan yağmur yağdığı için bu parklar hep yemyeşil. Bilinen büyük parklar kraliyet himayesinde. En ünlüsü Hyde Park, en büyüğü adı park olmasına rağmen kendisi bildiğiniz orman olan Richmond Park. Kensington Gardens tropik çiçekleriyle ünlü. Regent’s Park Londra’ya tepeden bakan ve etrafında Gwen Stefani, Gwyneth Paltrow gibi ünlülerin oturduğu Primrose Hill’iyle biliniyor. Greenwich Park benim en sevdiğim. Bir zamanlar Kral VIII. Henry’nin en sevdiği sarayının bahçesi olan bu parkta bir rasathane yer alıyor, ayrıca bir saat müzesi var. 0 noktası buradan geçiyor. Bizim algıladığımız zamanın başlangıcı burası. Ve melankoli sevenler bilir, sonbaharda durmak iyidir. Londra’da da her mevsim sonbahar!

Borıs’ın BisiKLetLeri Var Çocukken yazları en büyük eğlencemiz bisikletlerimize atlayıp maceralı yolculuklara çıkmaktı. İlk bisikletim kardeşimle ortak kullandığımız sarı kırmızı bir BMX’di. Sonra o büyüyüp bisiklete adamakıllı el koyunca bana yenisi alındı. Beldesan Kuğu! 80’lerde kız çocuklarının rüyalarını süsleyen bisiklet. Havalı lise yıllarında bisikletle arama mesafe girdi. Artık yazlık eve pek gitmiyorduk, bisiklete binmek yerine başka şeylerin peşinde koşuyordum. Üniversite yıllarımda Büyükada yeniden bisikletle aramızı yaptı. Londra’ya geldikten sonraysa artık bisiklete binmek için uzun yolculuklar yapmama gerek kalmadı. Bisiklet hayatımın bir parçası oldu. Boris sayesinde. Boris Johnson, Londra’nın belediye başkanı. Hali hazırda İngiltere’nin politik arenasında en renkli simalardan biri. Sadece kızıl dağınık saçları, heyecanlı konuşmaları nedeniyle değil cin fikirli projeleriyle de hayli dikkat çekici bir şahsiyet. Ve son cin fikri tartışmasız iyi fikir! Boris Ingiltere’nin en büyük bankalarından Barclays’i arkasına alıp bir şehir bisikleti projesi inşa etti. Şehrin her yerine bisiklet istasyonları kurdu. Bu istasyonlardan bisiklet kiralayıp şehirde nereye gitmek isterseniz gidiyorsunuz. Bisiklet için günlük 1 pound deposit ödeniyor. Sonra saat başı ücret tarifesi var. Çok pahalı da sayılmaz.

KitapÇıLar, pLaKÇıLar, marKetLer Var Londra’da sokak pazarları ikoniktir. Her semtte her gün bir tanesine rastlarsınız. Market adı verilen bu pazarların tezgahlarında türlü türlü şeyler satılır. Mesela London Bridge’deki Borough Market’ta gurme lezzetler var. Ev yapımı zeytinyağları, çeşit çeşit reçeller, peynirler, şaraplar, aklınıza ne gelirse… Brixton Electric Avenue’daki market pek etnik. Bölgede ağırlıklı Afrika ve Karayip kökenliler yaşıyor ve bu markette de daha çok Afrika ve Karayipler’den yerel sebze meyvelerle ucuza eşyalar satılıyor. Spitalfields Market şehir merkezinin en havalı marketlerinden. Hackney’deki Broadway Market en sevdiklerimden. London Fields’den Regent’s Canal’a uzanan küçük bir caddede kuruluyor. Eski zamanlarda burada sadece meyve sebze pazarı kurulurmuş. Şimdilerdeyse tezgahlarında sadece meyve sebze değil çiçekler, ekmekler, kitaplar, plaklar da bulmak mümkün. Bir de Columbia Road Flower Market. Sadece pazar günleri kurulan bu çiçek pazarı Londra’nın en şahane sırlarından biri. Londra’da şahane kitapçılar var. Marketlerde eski kitapları bulabiliyorsunuz, bağımsız kitapçılarda aradığınız her şeyi. Ayrıca Waterstones, Foyles gibi zincirler de pek güzel. Ve tabi plakçılar… Şu sıralar plak olayı yeniden moda oldu. Meraklısı için özetle söyleyebileceğim şu: Londra aradığınız cevher!

her miLLetten insan Var Bir Londralının en iyi tarifi etraftaki insanlardır. Metro trenlerine doluşan insanlar, Tesco’nun kasa kuyruklarında bekleyen insanlar, ücretsiz akşam gazetesini kapışan insanlar, parklarda oturan insanlar, nedenleri ve nereden geldikleri önemli olmaksızın gülen, merdivenin sol tarafından inen, yürüyen, koşan, cep telefonlarıyla konuşan insanlar… Londra’da her dilden her dinden her milletten insana rastlarsınız. O kadar kozmopolit ki kendinizi asla yabancı hissetmezsiniz.

uCuza yeni seFerLer Var İstanbul’dan Londra’ya uçuş yaklaşık 3 buçuk saat sürüyor. Atatürk Havalimanı’ndan uçuyorsanız bu süre şu sıralar rötarlar nedeniyle bir miktar uzamış durumda. Easyjet Londra uçuşlarının favorisi. Fiyat esnekliği pek cazip. Tek sorun sadece Sabiha Gökçen’den uçuyor. Luton ya da Gatwich havalimanlarına iniyor. Şu sıralar THY de Easyjet’in fiyatlarıyla yarışır durumda.

Yeni seferler koydular. THY uçakları genellikle Heathrow’a iniyor. Atlasjet bir diğer seçenek. Onlar da genellikle Stansted’e iniyor. British Airways’e de mutlaka bakın derim. Gatwich’den şehir merkezine ulaşım trenle yaklaşık yarım saat. Heathrow’dan metro var. Son tren 23:50 dolaylarında. Stansted’den ise şehir merkezine en kolay ulaşım otobüsle. Taksi biraz tuzlu ama vaktim az, param var diyorsanız Londra’nın meşhur “black cab”leri her havalimanında emrinize amade.


12

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

13

LONDRA’YI SEVMEK İÇİN 10 NEDEN... LonDra’yı bilmeyen pek sevmez. Londra için havası kötü; hep gri, hep yağmurlu denir. Sonra pahalı olduğu söylenir. Doğrudur, dünyada en pahalı şehirlerden biridir Londra. Fakat tüm bunlara rağmen Londra dünyanın en güzel şehirlerinden biridir. Yabancı şehirleri, özellikle de Londra gibilerini anlamanın yolu o şehirde yaşamaktan geçer. İki yıldır Londra’da yaşayan Postkolik yazarı Hande Demirel, “Niçin Londra?” sorusunu 10 maddede şöyle sıralıyor: FestiVaLLer Var Londra, dünyada festival kültürünün hakkını veren şehirlerin başında gelir. Yılın her ayı ayrı bir festival zamanıdır. Örneğin Thames nehrinin kıyısındaki kültür merkezi Southbank, 1993’ten bu yana, ünlü müzisyenlerin yönettiği şahane bir festivale ev sahipliği yapıyor. Her yıl bir sanatçının yönetmenliğinde gerçekleşen Meltdown’un bu yılki organizatörü Yoko Ono’ydu. 14-23 Haziran’da gerçekleşen festivalde Yoko’nun konukları arasında Lady Gaga, David Byrne, Patti Smith, Eric Clapton, Paul Simon, Cat Power gibi isimler vardı. Ağustos’ta Londra Notthing Hill karnavalı var. 25-26 Ağustos tarihlerinde gerçekleşen bu karnaval, bir dans ve müzik festivali ve Brezilya’nın meşhur Rio Karnavalı’nı aratmayan karelere sahne oluyor. Her yıl Eylül ayında Thames Festivali yapılıyor. 14-15 Eylül’deki festival boyunca Thames kıyısı panayır yerine dönüyor. Festival haftasonunda bir dolu ücretsiz etkinlik oluyor. Müzik, dans, tiyatro, çocuklar için türlü türlü aktiviteler, yeme içme… İşte aklınıza ne gelirse. Ekim’de sanat festivali (Frieze), Kasım’da caz festivali de var.

şahane KonserLer Var Londra konser şehri. Muhteşem konser mekanları var ve aklınıza kim gelirse, herkesin yolu önce buradan geçiyor. Bu yaz program yine dopdolu. Yıllardır Hyde Park’ta yapılan, bu yıl Olimpiyat Parkı’na taşınacak olan Hard Rock Calling’de Bruce Springsteen, Paul Weller, Kasabian, Miles Kane, Alabama Shakes var mesela. 22 Haziran’da The Killer Wembley stadyumundaydı. 5 Temmuz’da Hyde Park’ta İngiliz yazı kutlanıyor. Bon Jovi, Kaiser Chiefs, Bush, Rival Sons line-up’taki isimler arasında. Justin Timberlake, Jay Z, Snoop Dogg ve daha pekçokları Wireless festivali için Temmuz ayında Londra’da. Eylül’de Soundgarden var. Onlarca sahnede boy gösterecek yüzlerce Indie grup var.

BeDaVaya sanat Var Londra’da müthiş müzeler var. Ve hepsi bedava! Tate Modern var mesela. Avrupa’nın en önemli çağdaş sanat müzelerinden biri. Koleksiyonu, 1900’lerden günümüze kusursuz bir çağdaş sanat yolculuğu sunuyor. Ayrıca kaçırılmayacak sergilere ev sahipliği yapıyor. Bu yaz Ellen Gallagher var. 1500’lerden günümüze Britanya sanatına dair müthiş bir koleksiyona sahip diğer Tate; Tate Britain’de Gray Hume ve Lowry var. British Museum’un etnografya koleksiyonu meraklısına çok şey vaat ediyor. National Portrait Museum favorilerimden. Sürekli koleksiyonu popüler Brit isimlerin portrelerinden oluşuyor. Kraliyet ailesi de var David Bowie de! Ayrıca burada da şahane sergiler oluyor. BP Portrait Award sergisi çok ses getirenlerden. Genç portre sanatçılarının eserlerinin yer aldığı sergi, 21 Haziran’da başladı ve Eylül sonuna kadar devam edecek.

National Science Museum ilim irfan meraklılarına. V&A, Royal Academy of Arts’da David Bowie, yılın kaçırılmayacaklarından. Ayrıca yüzlerce galeri var. Hayward Gallery, Saatchi ve Hauser&Wirth mutlaka uğranılacaklar listesinde… Ve bence en şahanesi Londra’da bol bol street art var. Efsane Banksy başta olmak üzere dünyaca ünlü grafiti sanatçılarının şaheserleri, şehrin sokaklarını müzeye çevirmiş durumda.

yıLDızLarın aLtınDa tiyatro Var Picasso’nun Olga’sını bulduğu sahneler, Londra’yı Londra yapan unsurların başında geliyor. Londra deyince müzikallerden, tiyatrodan, operadan, danstan; sahne sanatlarının her türlüsünden söz etmek şart! Bu yaz yine şahane şovlar var. Müzikaller tarafında Lion King, Singing in The Rain gibi klasikler devam ediyor. Tiyatro sahnelerinde 2013’ün öne çıkanları arasında West End’de Jude Law’un başrolünü oynadığı Henry V var. En güzeli Londra’da açık havada tiyatro var!

Bu şahane aktivitenin en kıymetli adresiyse Globe. Globe, orijinal Shakespeare tiyatrosunun bir zamanlar bulunduğu yerde, Thames’in hemen kıyısında London Bridge’de, aslına sadık kalınarak yapılmış. Orijinal tiyatro 1613 yılında yanmış. Bugünkü Globe ise aktör ve yönetmen Sam Wanamaker tarafından 1997 yılında inşa edilmiş ve Londra ahalisinin yeniden hizmetine sunulmuş. Globe’da yaz gecelerinde Shakespeare oyunları izleniyor. Açık havada yıldızların altında tiyatro, paha biçilmez! Sezon 7 Haziran’da açıldı.

eFsaneLer Var Jack the Ripper! Nam-ı değer Karındeşen Jack, Londra’nın en ünlü efsanelerinden. 1888 yılının ikinci yarısında, o zamanlar Londra’nın izbe semtlerinden biri olan Whitechapel’da vahşi cinayetler işleyen seri katilin haltları, bugün bile İngiliz dedektiflerini ve bilim insanlarını meşgul ediyor. Jack the Ripper en çok cinayet yöntemiyle meşhur. Kurbanlarını önce boğazlayarak etkisiz hale getiriyor daha sonra da boğazlarını kulaklarına kadar kesiyor. Ufak tefek değişikliklerle beraber kurbanların tamamına yakınının karnı ve cinsel organları deşilmiş, bazı organları çalınmış, bazen de burun ve/veya kulakları kesilmiş bulunuyor. Jack the Ripper’ın dolaştığı sokaklar günümüzde artık pek izbe değil ama gece karanlık çökünce hala pek tekin değil ve Viktoryan 18. yy taş binalar arasında Jack’in hayaletine rastlanabileceği söyleniyor. Hayaletin peşine düşmek isteyenler için özel turlar da var. Bu turlardan en popüleriyle ilgili detaylı bilgiyi www.jack-the-ripper-walk.co.uk’de bulabilirsiniz.

hiÇ Bitmeyen sonBahar Var Elif Şafak bir söyleşisinde Londra hakkında konuşuyor, “Londra’ya gidecek olanlara neler tavsiye edersiniz?” sorusuna şu cevabı veriyordu: “Şehrin parklarında ve meydanlarında oturup hiçbir şey yapmadan durmalarını. Londra çok yeşil bir yer, şehir düzenlemesi çok özenle yapılmış. Parklar, yürüyüş alanları, göller… Hani hep koşturuyoruz ya, hani hep acelemiz var ya, bir yerlere yetişme mecburiyeti… Sadece durmak iyi gelir bazen.” Londra’da gerçekten şahane parklar var. Durmadan yağmur yağdığı için bu parklar hep yemyeşil. Bilinen büyük parklar kraliyet himayesinde. En ünlüsü Hyde Park, en büyüğü adı park olmasına rağmen kendisi bildiğiniz orman olan Richmond Park. Kensington Gardens tropik çiçekleriyle ünlü. Regent’s Park Londra’ya tepeden bakan ve etrafında Gwen Stefani, Gwyneth Paltrow gibi ünlülerin oturduğu Primrose Hill’iyle biliniyor. Greenwich Park benim en sevdiğim. Bir zamanlar Kral VIII. Henry’nin en sevdiği sarayının bahçesi olan bu parkta bir rasathane yer alıyor, ayrıca bir saat müzesi var. 0 noktası buradan geçiyor. Bizim algıladığımız zamanın başlangıcı burası. Ve melankoli sevenler bilir, sonbaharda durmak iyidir. Londra’da da her mevsim sonbahar!

Borıs’ın BisiKLetLeri Var Çocukken yazları en büyük eğlencemiz bisikletlerimize atlayıp maceralı yolculuklara çıkmaktı. İlk bisikletim kardeşimle ortak kullandığımız sarı kırmızı bir BMX’di. Sonra o büyüyüp bisiklete adamakıllı el koyunca bana yenisi alındı. Beldesan Kuğu! 80’lerde kız çocuklarının rüyalarını süsleyen bisiklet. Havalı lise yıllarında bisikletle arama mesafe girdi. Artık yazlık eve pek gitmiyorduk, bisiklete binmek yerine başka şeylerin peşinde koşuyordum. Üniversite yıllarımda Büyükada yeniden bisikletle aramızı yaptı. Londra’ya geldikten sonraysa artık bisiklete binmek için uzun yolculuklar yapmama gerek kalmadı. Bisiklet hayatımın bir parçası oldu. Boris sayesinde. Boris Johnson, Londra’nın belediye başkanı. Hali hazırda İngiltere’nin politik arenasında en renkli simalardan biri. Sadece kızıl dağınık saçları, heyecanlı konuşmaları nedeniyle değil cin fikirli projeleriyle de hayli dikkat çekici bir şahsiyet. Ve son cin fikri tartışmasız iyi fikir! Boris Ingiltere’nin en büyük bankalarından Barclays’i arkasına alıp bir şehir bisikleti projesi inşa etti. Şehrin her yerine bisiklet istasyonları kurdu. Bu istasyonlardan bisiklet kiralayıp şehirde nereye gitmek isterseniz gidiyorsunuz. Bisiklet için günlük 1 pound deposit ödeniyor. Sonra saat başı ücret tarifesi var. Çok pahalı da sayılmaz.

KitapÇıLar, pLaKÇıLar, marKetLer Var Londra’da sokak pazarları ikoniktir. Her semtte her gün bir tanesine rastlarsınız. Market adı verilen bu pazarların tezgahlarında türlü türlü şeyler satılır. Mesela London Bridge’deki Borough Market’ta gurme lezzetler var. Ev yapımı zeytinyağları, çeşit çeşit reçeller, peynirler, şaraplar, aklınıza ne gelirse… Brixton Electric Avenue’daki market pek etnik. Bölgede ağırlıklı Afrika ve Karayip kökenliler yaşıyor ve bu markette de daha çok Afrika ve Karayipler’den yerel sebze meyvelerle ucuza eşyalar satılıyor. Spitalfields Market şehir merkezinin en havalı marketlerinden. Hackney’deki Broadway Market en sevdiklerimden. London Fields’den Regent’s Canal’a uzanan küçük bir caddede kuruluyor. Eski zamanlarda burada sadece meyve sebze pazarı kurulurmuş. Şimdilerdeyse tezgahlarında sadece meyve sebze değil çiçekler, ekmekler, kitaplar, plaklar da bulmak mümkün. Bir de Columbia Road Flower Market. Sadece pazar günleri kurulan bu çiçek pazarı Londra’nın en şahane sırlarından biri. Londra’da şahane kitapçılar var. Marketlerde eski kitapları bulabiliyorsunuz, bağımsız kitapçılarda aradığınız her şeyi. Ayrıca Waterstones, Foyles gibi zincirler de pek güzel. Ve tabi plakçılar… Şu sıralar plak olayı yeniden moda oldu. Meraklısı için özetle söyleyebileceğim şu: Londra aradığınız cevher!

her miLLetten insan Var Bir Londralının en iyi tarifi etraftaki insanlardır. Metro trenlerine doluşan insanlar, Tesco’nun kasa kuyruklarında bekleyen insanlar, ücretsiz akşam gazetesini kapışan insanlar, parklarda oturan insanlar, nedenleri ve nereden geldikleri önemli olmaksızın gülen, merdivenin sol tarafından inen, yürüyen, koşan, cep telefonlarıyla konuşan insanlar… Londra’da her dilden her dinden her milletten insana rastlarsınız. O kadar kozmopolit ki kendinizi asla yabancı hissetmezsiniz.

uCuza yeni seFerLer Var İstanbul’dan Londra’ya uçuş yaklaşık 3 buçuk saat sürüyor. Atatürk Havalimanı’ndan uçuyorsanız bu süre şu sıralar rötarlar nedeniyle bir miktar uzamış durumda. Easyjet Londra uçuşlarının favorisi. Fiyat esnekliği pek cazip. Tek sorun sadece Sabiha Gökçen’den uçuyor. Luton ya da Gatwich havalimanlarına iniyor. Şu sıralar THY de Easyjet’in fiyatlarıyla yarışır durumda.

Yeni seferler koydular. THY uçakları genellikle Heathrow’a iniyor. Atlasjet bir diğer seçenek. Onlar da genellikle Stansted’e iniyor. British Airways’e de mutlaka bakın derim. Gatwich’den şehir merkezine ulaşım trenle yaklaşık yarım saat. Heathrow’dan metro var. Son tren 23:50 dolaylarında. Stansted’den ise şehir merkezine en kolay ulaşım otobüsle. Taksi biraz tuzlu ama vaktim az, param var diyorsanız Londra’nın meşhur “black cab”leri her havalimanında emrinize amade.


14

TEMMUZ 2013

PEDALA KUVVET BisiKLet bizde ne yazık ki genellikle küçüklük yıllarımıza dair bir oyuncaktan ibarettir. Yaş ilerledikçe ayaklarımız pedala gitmez olur, gitmek istese bile Türkiye’de, hele ki İstanbul’da ulaşımı bisikletle sağlamak, hem çok zor hem de gerçek bir sabır işi. İstikrarlı bir şekilde, trafiğe inat ulaşımını bisikletle sağlayanlar yok değil elbette. Hepsini kutluyor, imreniyor ve hızla çoğalmalarını istiyoruz. Bu isimlerden biri de Postkolik ve BirinciBlog yazarı Aziz Alparaslan. Tam bir bisiklet tutkunu olan Aziz, yıllardır üzerinde çalıştığı Avrupa turu projesini tamamlayacak. Aziz’in yaklaşık iki hafta sürecek son rotası ise Marsilyaİstanbul olacak. Aziz’in bu keyifli yolculuğunun tüm detaylarını ilerleyen sayılarımızda okuyabileceksiniz. Fakat öncesinde, bisiklete binmeye hevesi ve niyeti olan, ama sürekli erteleyenleri harekete geçirecek bir haberimiz var. Öyle bisikletler bulduk ki, eminizki, elinizin altında olsalar bir daha asla başka birşey kullanmak istemeyeceksiniz. Hadi şöyle bi göz atalım.

TEMMUZ 2013

15

Biraz ginger, biraz scooter, hafiften atv... Ama bütünüyle gerçek bir bisiklet. ThisWay, tasarımcı Torkel Dohmers’ın yağmurlu havalarda bile kullanılması için dizayn ettiği bir bisiklet. Görünüm itibariyle kompleks bir yapısı var. İşleyişi ise bilindik bir bisiklet gibi, tabii oturma pozisyonu itibariyle çok daha rahat.

http://goo.gl/fRuZg

H www.wootbikes.com H

Ne dersiniz Hollandalı şirket Wood Bike’ın tasarladığı bu bisiklet, son derece güzel değil mi? Müşteriye özel olarak tasarlanmış deri selesi ve ağaçtan gidonuyla dikkat çeken bisiklet bir hayli de hafif. http://goo.gl/qU74T

İşte son derece şık bir şehir bisikleti. Tasarım Hollandalı Van Hulsteijn’e ait.

H www.redtop.se H

http://goo.gl/SUy3V

H www.vanhulsteijn.com H

H www.reidcycles.com.au H

Vintage sevğimizi bulduğumuz her fırsatta belirtmeden geçemiyoruz. Bazılarımız için fonksiyonelliğin, mekaniğin ya da metaryellerin pek bir önemi yok. Yeter ki vintage olsun! Fully Customised’ın bu bisikleti de tam olarak bunu savunuyor. Sepetinin şirinliği de cabası.

İstanbul gibi bisikletler için park alanı bile olmayan şehirler için bundan daha iyi bir model olamaz diye düşünüyoruz. The Bergmönch’ın katlanabilen ve kolaylıkla sırtta taşınabilen bu bisikleti her ne kadar dağ bisikleti olsa da, şehiriçinde de görmeyi çok istiyoruz.

http://goo.gl/qU74T

Jopo, Finlandiya tasarımının en cool örneklerinden birisi. Helkama tarafından dizayn edilen bu bisikletin belki de en güzel tarafı yaş, cinsiyet, kilo farkı gözetmeksizin herkesin kullanımına uygun olarak tasarlanmış olması. İlk kez 1963’te satışa sunulan bu model, Finlandiya’da en sevilen bisiklet tasarımlarının başında geliyor.

Akşamları da bisiklete binmeyi sevenlerdenseniz, Pure Fix Cyles tarafından tasarlanan bu model tam size göre. Karanlık çöktüğünde fosforlu gövdesi sayesinde rahatlıkla görülebileceğiniz bu bisikletin farklı renk seçenekleri de mevcut.

http://goo.gl/DNVFp

H www.bergmoench.com H

http://goo.gl/8x35K

H www.jopobikes.com H

H www.purefixcycles.com H

http://goo.gl/i5t4O


14

TEMMUZ 2013

PEDALA KUVVET BisiKLet bizde ne yazık ki genellikle küçüklük yıllarımıza dair bir oyuncaktan ibarettir. Yaş ilerledikçe ayaklarımız pedala gitmez olur, gitmek istese bile Türkiye’de, hele ki İstanbul’da ulaşımı bisikletle sağlamak, hem çok zor hem de gerçek bir sabır işi. İstikrarlı bir şekilde, trafiğe inat ulaşımını bisikletle sağlayanlar yok değil elbette. Hepsini kutluyor, imreniyor ve hızla çoğalmalarını istiyoruz. Bu isimlerden biri de Postkolik ve BirinciBlog yazarı Aziz Alparaslan. Tam bir bisiklet tutkunu olan Aziz, yıllardır üzerinde çalıştığı Avrupa turu projesini tamamlayacak. Aziz’in yaklaşık iki hafta sürecek son rotası ise Marsilyaİstanbul olacak. Aziz’in bu keyifli yolculuğunun tüm detaylarını ilerleyen sayılarımızda okuyabileceksiniz. Fakat öncesinde, bisiklete binmeye hevesi ve niyeti olan, ama sürekli erteleyenleri harekete geçirecek bir haberimiz var. Öyle bisikletler bulduk ki, eminizki, elinizin altında olsalar bir daha asla başka birşey kullanmak istemeyeceksiniz. Hadi şöyle bi göz atalım.

TEMMUZ 2013

15

Biraz ginger, biraz scooter, hafiften atv... Ama bütünüyle gerçek bir bisiklet. ThisWay, tasarımcı Torkel Dohmers’ın yağmurlu havalarda bile kullanılması için dizayn ettiği bir bisiklet. Görünüm itibariyle kompleks bir yapısı var. İşleyişi ise bilindik bir bisiklet gibi, tabii oturma pozisyonu itibariyle çok daha rahat.

http://goo.gl/fRuZg

H www.wootbikes.com H

Ne dersiniz Hollandalı şirket Wood Bike’ın tasarladığı bu bisiklet, son derece güzel değil mi? Müşteriye özel olarak tasarlanmış deri selesi ve ağaçtan gidonuyla dikkat çeken bisiklet bir hayli de hafif. http://goo.gl/qU74T

İşte son derece şık bir şehir bisikleti. Tasarım Hollandalı Van Hulsteijn’e ait.

H www.redtop.se H

http://goo.gl/SUy3V

H www.vanhulsteijn.com H

H www.reidcycles.com.au H

Vintage sevğimizi bulduğumuz her fırsatta belirtmeden geçemiyoruz. Bazılarımız için fonksiyonelliğin, mekaniğin ya da metaryellerin pek bir önemi yok. Yeter ki vintage olsun! Fully Customised’ın bu bisikleti de tam olarak bunu savunuyor. Sepetinin şirinliği de cabası.

İstanbul gibi bisikletler için park alanı bile olmayan şehirler için bundan daha iyi bir model olamaz diye düşünüyoruz. The Bergmönch’ın katlanabilen ve kolaylıkla sırtta taşınabilen bu bisikleti her ne kadar dağ bisikleti olsa da, şehiriçinde de görmeyi çok istiyoruz.

http://goo.gl/qU74T

Jopo, Finlandiya tasarımının en cool örneklerinden birisi. Helkama tarafından dizayn edilen bu bisikletin belki de en güzel tarafı yaş, cinsiyet, kilo farkı gözetmeksizin herkesin kullanımına uygun olarak tasarlanmış olması. İlk kez 1963’te satışa sunulan bu model, Finlandiya’da en sevilen bisiklet tasarımlarının başında geliyor.

Akşamları da bisiklete binmeyi sevenlerdenseniz, Pure Fix Cyles tarafından tasarlanan bu model tam size göre. Karanlık çöktüğünde fosforlu gövdesi sayesinde rahatlıkla görülebileceğiniz bu bisikletin farklı renk seçenekleri de mevcut.

http://goo.gl/DNVFp

H www.bergmoench.com H

http://goo.gl/8x35K

H www.jopobikes.com H

H www.purefixcycles.com H

http://goo.gl/i5t4O


16

TEMMUZ 2013

OLMAZSA OLMAZ POSTERLER

MODA T

M

M

U

Z

2

0

1

3

TISCI’NİN SADIK ÇİNGENELERİ

FurKan şener

Seks, insülin, tuvalet kağıdı, eş, kedi, bıyık, çay, Atatürk… İnsanların hayatındaki en önemli kavramların posterlerini yapma fikriyle ortaya çıkan ‘Bu Proje Olmazsa Olmaz’, Furkan Şener’in ikinci dikkat çeken çalışması. Mutlaka göz atın.

FurKan şener 29 yaşında bir grafik sanatçısı. İnternet üzerinden yürüttüğü son derece keyifli bir projesi var. Aslında proje, insanların hayatındaki en önemli kavramların posterlerini yapma fikriyle başlamış. Fakat bir süre sonra tıkanmış ve ilerleyememiş. Şener, ardından yeni bir yol denemiş ve doğrudan insanlara sormaya karar vermiş. Kısıtlama getirmeden, ucu bucağı olmadan sormuş sorusunu. İlk akla gelen klişe cevapları direk elemiş. Mesela ‘’kedi’’ cevabını veren çok olmuş ama cevaplardan sadece biri Şener’i etkilemiş. Tahmin edileceği gibi aşk, seks ya da alkol cevaplarında da benzer durumlar olmuş. “Olmazsa olmaz” gibi bir projenin de olmazsa olmazları oluşmuş zamanla. Bunun yanı sıra karabiber ya da leblebi gibi aklının ucundan bile geçmeyen cevaplarla da

E

markaların sonbahar-kış koleksiyonlarını dair haberler arka arkaya gelmeye devam ediyor… givenchy’nin sonbahar kampanyasında, kreatif direktör riccardo tisci’nin sihirli dokunuşlarıyla amanda seyfried karşınızda…

karşılaşmış ve onları da dahil etmiş projesine. Şener, çalışmalarında çoğunlukla Rus konstrüktivist akımındaki gibi grafiksel tarz yakalamayı amaçlamış. Bu yüzden de tuvalet kağıdı gibi eğlenceli bir “olmazsa olmaz”ı, propaganda posteriyle anlatmış. Zaten Şener’in çalışmalarının büyük bir kısmı aynen o Rus konstrüktivizmindeki yapısalcı grafik dili gibi sert ve köşeli olmuş. Furkan Şener’in 100 posteri de hazır. İnternet sitesi üzerinden her gün bir yenisini takipçileriyle paylaşıyor. Bu arada unutmadan belirtelim, bu Furkan Şener’in ikinci önemli projesi. 2011’de “Dinle-Bir Mevlana Tasarımı” ismiyle çıkardığı bir grafik tasarım kitabı var. Türkiye’de bir ilk olan bu kitap, Mevlana’nın 100 sözünün tipografik olarak görselleştirildiği 100 farklı tasarımı içeriyor. Çalışmalarında temel hedefinin insanlara ulaşmak ve daha çok insan tanımak olduğunu söyleyen Şener, “Önceki kitap projemde de bunu yapmak istemiştim ama sanırım konu biraz niş kaldı ve herkese ulaşamamıştım. Fakat bu projeyle tam da hedeflediğimi aldım” yorumunda bulunuyor. Bu arada meraklıları için Furkan Şener’in kitabının Destek Yayınları’ndan çıktığını belirtelim. http://goo.gl/Cbto5 H www.buprojeolmazsaolmaz.com H

Givenchy’nin ana teması çingeneler olan sonbahar koleksiyonu karelerinde, Amerikalı aktris Amanda Seyfried, İspanyol aktör Quim Gutierrez ve birlikte poz veren Carine Roitfeld ve kızı Julia Restoin yer alıyor. Givenchy’nin 2013-14 sonbahar-kış koleksiyon çekiminin kreatif direktörü Riccardo Tisci, yarattığı modern ve seksi çingeneler için “Çalıştığımız herkes, modeller de dahil olmak üzere, kendi hayatı içinde gerçek birer çingene. Asla tek bir yere ait değiller, dünyayı dolaşıyorlar. Bu gerçek bir ilişki. Sadece fiziksel olarak değil, uzak olduğumuzda da…” diyor. Koleksiyonun merkezine aile değerleri ve sevgiyi alan ve “Set ve set dışındaki ailemle, Mert ve Marcus, Luigi, Lucia, Carine ve Kathy ile hikaye devam ediyor” diyen Tisci, sadakat ve sevginin yapmak istediği işlerdeki en hayranlık uyandırıcı şeyler olduğunu düşünüyor.

MODA BAŞUCU KİTABIMDIR… moDa tutkunları için ilham verici olan Olympia Le-Tan’in kitap şeklindeki portföy çantaları, popülerliğini gitgide artırıyor… Pek çok ünlü isim için vazgeçilmez olan ve yeni modelleri her sezon heyecanla beklenen bu çantalar, kırmızı halının da gözdesi durumunda... Modayı başucu kitabınız gibi görüyorsanız, siz de bu renkli tasarımlardan edinebilirsiniz. Kitabın içini doldurmak size kalmış :)


16

TEMMUZ 2013

OLMAZSA OLMAZ POSTERLER

MODA T

M

M

U

Z

2

0

1

3

TISCI’NİN SADIK ÇİNGENELERİ

FurKan şener

Seks, insülin, tuvalet kağıdı, eş, kedi, bıyık, çay, Atatürk… İnsanların hayatındaki en önemli kavramların posterlerini yapma fikriyle ortaya çıkan ‘Bu Proje Olmazsa Olmaz’, Furkan Şener’in ikinci dikkat çeken çalışması. Mutlaka göz atın.

FurKan şener 29 yaşında bir grafik sanatçısı. İnternet üzerinden yürüttüğü son derece keyifli bir projesi var. Aslında proje, insanların hayatındaki en önemli kavramların posterlerini yapma fikriyle başlamış. Fakat bir süre sonra tıkanmış ve ilerleyememiş. Şener, ardından yeni bir yol denemiş ve doğrudan insanlara sormaya karar vermiş. Kısıtlama getirmeden, ucu bucağı olmadan sormuş sorusunu. İlk akla gelen klişe cevapları direk elemiş. Mesela ‘’kedi’’ cevabını veren çok olmuş ama cevaplardan sadece biri Şener’i etkilemiş. Tahmin edileceği gibi aşk, seks ya da alkol cevaplarında da benzer durumlar olmuş. “Olmazsa olmaz” gibi bir projenin de olmazsa olmazları oluşmuş zamanla. Bunun yanı sıra karabiber ya da leblebi gibi aklının ucundan bile geçmeyen cevaplarla da

E

markaların sonbahar-kış koleksiyonlarını dair haberler arka arkaya gelmeye devam ediyor… givenchy’nin sonbahar kampanyasında, kreatif direktör riccardo tisci’nin sihirli dokunuşlarıyla amanda seyfried karşınızda…

karşılaşmış ve onları da dahil etmiş projesine. Şener, çalışmalarında çoğunlukla Rus konstrüktivist akımındaki gibi grafiksel tarz yakalamayı amaçlamış. Bu yüzden de tuvalet kağıdı gibi eğlenceli bir “olmazsa olmaz”ı, propaganda posteriyle anlatmış. Zaten Şener’in çalışmalarının büyük bir kısmı aynen o Rus konstrüktivizmindeki yapısalcı grafik dili gibi sert ve köşeli olmuş. Furkan Şener’in 100 posteri de hazır. İnternet sitesi üzerinden her gün bir yenisini takipçileriyle paylaşıyor. Bu arada unutmadan belirtelim, bu Furkan Şener’in ikinci önemli projesi. 2011’de “Dinle-Bir Mevlana Tasarımı” ismiyle çıkardığı bir grafik tasarım kitabı var. Türkiye’de bir ilk olan bu kitap, Mevlana’nın 100 sözünün tipografik olarak görselleştirildiği 100 farklı tasarımı içeriyor. Çalışmalarında temel hedefinin insanlara ulaşmak ve daha çok insan tanımak olduğunu söyleyen Şener, “Önceki kitap projemde de bunu yapmak istemiştim ama sanırım konu biraz niş kaldı ve herkese ulaşamamıştım. Fakat bu projeyle tam da hedeflediğimi aldım” yorumunda bulunuyor. Bu arada meraklıları için Furkan Şener’in kitabının Destek Yayınları’ndan çıktığını belirtelim. http://goo.gl/Cbto5 H www.buprojeolmazsaolmaz.com H

Givenchy’nin ana teması çingeneler olan sonbahar koleksiyonu karelerinde, Amerikalı aktris Amanda Seyfried, İspanyol aktör Quim Gutierrez ve birlikte poz veren Carine Roitfeld ve kızı Julia Restoin yer alıyor. Givenchy’nin 2013-14 sonbahar-kış koleksiyon çekiminin kreatif direktörü Riccardo Tisci, yarattığı modern ve seksi çingeneler için “Çalıştığımız herkes, modeller de dahil olmak üzere, kendi hayatı içinde gerçek birer çingene. Asla tek bir yere ait değiller, dünyayı dolaşıyorlar. Bu gerçek bir ilişki. Sadece fiziksel olarak değil, uzak olduğumuzda da…” diyor. Koleksiyonun merkezine aile değerleri ve sevgiyi alan ve “Set ve set dışındaki ailemle, Mert ve Marcus, Luigi, Lucia, Carine ve Kathy ile hikaye devam ediyor” diyen Tisci, sadakat ve sevginin yapmak istediği işlerdeki en hayranlık uyandırıcı şeyler olduğunu düşünüyor.

MODA BAŞUCU KİTABIMDIR… moDa tutkunları için ilham verici olan Olympia Le-Tan’in kitap şeklindeki portföy çantaları, popülerliğini gitgide artırıyor… Pek çok ünlü isim için vazgeçilmez olan ve yeni modelleri her sezon heyecanla beklenen bu çantalar, kırmızı halının da gözdesi durumunda... Modayı başucu kitabınız gibi görüyorsanız, siz de bu renkli tasarımlardan edinebilirsiniz. Kitabın içini doldurmak size kalmış :)


18

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

HİPPİ&COOL BİR STİL İÇİN ÖNERİLER

19

KORKUTUCU AMA GÜZEL

Düşüncede başlayan ve aslında felsefi bir hareket olan hippilik, kısa sürede yüz binlerce insanın benimsediği bir yaşam tarzına dönüştü. Dünyanın, üzerinde yaşayan bitkilere, hayvanlara ve insanlara ait olduğunu savunan özgürlükçü, dışa dönük, insan ile barışık çiçek çocuklarıydı onlar. Kendilerine özgü, rahat ve ucuz elbiseleri vardı. Önceleri yadırgandılar ama kısa sürede öylesine sevildiler ki, bugün dahi modayı ciddi anlamda etkisi altına alan bir akımın öncüsü olmayı başardılar. Hippi giyim nasıl olur diyorsanız, 10 maddede şöyle anlatalım:

Anahtar kelimeleriniz: Çabasız görünen özgür ve seksi bir saç, makyaj ve giyim tarzı…

Çiçekler her yerde... Saç bantlarından başlayarak tüm kıyafetlerinizde çiçekli, renkli ve salaş bir görünüm elde etmeye çalışın.

Saçak saçak… Yelek, ceket, pantolon, gömlek her şey saçaklı olabilir…

Uzun etek ve elbiselerin yanı sıra mini şortlarınızı bilekte salaş botlarla tamamlayabilirsiniz. Uzun ve üst üste kolyeler, bilezikler de bu stili tamamlamak için ideal.

sex and the City’den Carrie Bradshaw’un ayakkabı tutkusuna dair bir kare anımsayalım: Caddede yürürken yolunu kesen bir hırsız parasını, her şeyini alır. En son Manolo’ları da istiyorum diyen hırsıza, ayakkabıları vermek istemez ve hırsız vazgeçmeyince, artık New York’ta hırsızlar da tasarımdan anlıyor diyerek ayakkabılarını üzülerek vermek zorunda kalır... Sarah Jessica Parker, canlandırdığı Carrie Bradshaw’un ayakkabı tutkusunu hazırladığı koleksiyonla gerçek hayata taşıyor. Farklı stiliyle beğeni kazanan ve takip edilen Parker, Manolo Blahnik’in CEO’su ile birlikte çalışarak, kendi ayakkabı ve çanta koleksiyonu ile takipçilerini heyecanlandırmaya hazırlanıyor. Ünlü oyuncu, herkesin kullanmaktan çekindiği yepyeni renkleri bir araya getirerek dolaplarında olmasını istedikleri tasarımları hayata geçirmek istediğini ifade ediyor.

ızıma Kaoru isimli moda fotoğrafçısının sergisine göz atıyoruz. Onu farklı kılan ölü modeller kullanıyor olması. Modellerin hiç biri gerçekten ölü değil tabii ki ama bir ölü gibi mimiksiz, ifadesiz, hareketsiz yerde yatıyorlar. Üstelik bu çekimleri yaparken modelleri de özgür bırakıyor, istedikleri ölüm şeklini seçiyorlar. Fotoğrafçı marka seçimi konusunda da titiz… 1995’ten beri bu moda çekimlerinde Prada, Yves Saint Laurent, Gucci gibi markaların kostümlerini tercih ediyor.

Saç bantları… Muhakkak bir saç bandınız olmalı ve salaş şıklığınızı tamamlamalı…

Çiçekli giyinmeyi sevmeyenler, Western, Indian ya da African bir stil benimseyebilirler.

Urban stili tarz yırtık, eskitilmiş, düşük bel ya da bol jean ve cargo pantolonlar erkeklerin vazgeçilmezleri arasında yer alırken, dar gömlek ve ceketler ile birlikte stil sahibi şapkalar görünüme şıklık katıyor…

Barış sembolü… Her hippinin muhakkak ya kolyesinde ya dövmesinde ya da kıyafetinin bir yerinde muhakkak bir barış sembolü vardır.

SEX AND THE SHOES

Etnik, gösterişli, renkli aksesuarlar bol bol kullanmak içindir… Gözler konuşsun… Göz makyajının ön planda dudak rengininse nude tonlarında olduğu bir makyaj stiliyle 60’ların büyüsünü bugüne taşıyabilirsiniz. Siyah kalem ya da eyeliner ile gözlerinizi irileştirin, kaleminizin akmasına izin verin bu size daha dağınık ve feminen bir görünüm kazandıracaktır. Göz kapaklarınızın üzerine siyah ya da gri tonlarında bir far da uygulayabilirsiniz.

GOLDEN GATE’E GÖTÜRÜYOR LAGERFELD ŞİRİN BABA OLURSA… itaLyan artist Alexsandro Palombo, moda tarihine damga vuran tasarımcıları Şirinler olarak hayal edince ortaya renkli kareler çıktı. Palombo’nun hayalgücüne dayanarak yarattığı bu köyde Şirin Baba Karl Lagerfeld, Aksi Şirin John Galliano olurken, Marc Jacobs ve Coco Chanel öne çıkan şirinler arasında.

BeneFit, yeni makyaj serisi Core Collection ile hepimizi koleksiyonun yaratım aşamasında ilham aldığı San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü’ne götürüyor. Sephora’larda satışa sunulan ve yaz aylarında taze ve doğal görünümden yana olanların çok seveceği koleksiyonda, canlı renklerin yanı sıra nude tonlar da yer alıyor. Ambalaj tasarımlarıyla her zamanki gibi fark yaratan Benefit, Core Color makyaj koleksiyonunda far, gloss ve rujlar için farklı alternatifler sunuyor.


18

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

HİPPİ&COOL BİR STİL İÇİN ÖNERİLER

19

KORKUTUCU AMA GÜZEL

Düşüncede başlayan ve aslında felsefi bir hareket olan hippilik, kısa sürede yüz binlerce insanın benimsediği bir yaşam tarzına dönüştü. Dünyanın, üzerinde yaşayan bitkilere, hayvanlara ve insanlara ait olduğunu savunan özgürlükçü, dışa dönük, insan ile barışık çiçek çocuklarıydı onlar. Kendilerine özgü, rahat ve ucuz elbiseleri vardı. Önceleri yadırgandılar ama kısa sürede öylesine sevildiler ki, bugün dahi modayı ciddi anlamda etkisi altına alan bir akımın öncüsü olmayı başardılar. Hippi giyim nasıl olur diyorsanız, 10 maddede şöyle anlatalım:

Anahtar kelimeleriniz: Çabasız görünen özgür ve seksi bir saç, makyaj ve giyim tarzı…

Çiçekler her yerde... Saç bantlarından başlayarak tüm kıyafetlerinizde çiçekli, renkli ve salaş bir görünüm elde etmeye çalışın.

Saçak saçak… Yelek, ceket, pantolon, gömlek her şey saçaklı olabilir…

Uzun etek ve elbiselerin yanı sıra mini şortlarınızı bilekte salaş botlarla tamamlayabilirsiniz. Uzun ve üst üste kolyeler, bilezikler de bu stili tamamlamak için ideal.

sex and the City’den Carrie Bradshaw’un ayakkabı tutkusuna dair bir kare anımsayalım: Caddede yürürken yolunu kesen bir hırsız parasını, her şeyini alır. En son Manolo’ları da istiyorum diyen hırsıza, ayakkabıları vermek istemez ve hırsız vazgeçmeyince, artık New York’ta hırsızlar da tasarımdan anlıyor diyerek ayakkabılarını üzülerek vermek zorunda kalır... Sarah Jessica Parker, canlandırdığı Carrie Bradshaw’un ayakkabı tutkusunu hazırladığı koleksiyonla gerçek hayata taşıyor. Farklı stiliyle beğeni kazanan ve takip edilen Parker, Manolo Blahnik’in CEO’su ile birlikte çalışarak, kendi ayakkabı ve çanta koleksiyonu ile takipçilerini heyecanlandırmaya hazırlanıyor. Ünlü oyuncu, herkesin kullanmaktan çekindiği yepyeni renkleri bir araya getirerek dolaplarında olmasını istedikleri tasarımları hayata geçirmek istediğini ifade ediyor.

ızıma Kaoru isimli moda fotoğrafçısının sergisine göz atıyoruz. Onu farklı kılan ölü modeller kullanıyor olması. Modellerin hiç biri gerçekten ölü değil tabii ki ama bir ölü gibi mimiksiz, ifadesiz, hareketsiz yerde yatıyorlar. Üstelik bu çekimleri yaparken modelleri de özgür bırakıyor, istedikleri ölüm şeklini seçiyorlar. Fotoğrafçı marka seçimi konusunda da titiz… 1995’ten beri bu moda çekimlerinde Prada, Yves Saint Laurent, Gucci gibi markaların kostümlerini tercih ediyor.

Saç bantları… Muhakkak bir saç bandınız olmalı ve salaş şıklığınızı tamamlamalı…

Çiçekli giyinmeyi sevmeyenler, Western, Indian ya da African bir stil benimseyebilirler.

Urban stili tarz yırtık, eskitilmiş, düşük bel ya da bol jean ve cargo pantolonlar erkeklerin vazgeçilmezleri arasında yer alırken, dar gömlek ve ceketler ile birlikte stil sahibi şapkalar görünüme şıklık katıyor…

Barış sembolü… Her hippinin muhakkak ya kolyesinde ya dövmesinde ya da kıyafetinin bir yerinde muhakkak bir barış sembolü vardır.

SEX AND THE SHOES

Etnik, gösterişli, renkli aksesuarlar bol bol kullanmak içindir… Gözler konuşsun… Göz makyajının ön planda dudak rengininse nude tonlarında olduğu bir makyaj stiliyle 60’ların büyüsünü bugüne taşıyabilirsiniz. Siyah kalem ya da eyeliner ile gözlerinizi irileştirin, kaleminizin akmasına izin verin bu size daha dağınık ve feminen bir görünüm kazandıracaktır. Göz kapaklarınızın üzerine siyah ya da gri tonlarında bir far da uygulayabilirsiniz.

GOLDEN GATE’E GÖTÜRÜYOR LAGERFELD ŞİRİN BABA OLURSA… itaLyan artist Alexsandro Palombo, moda tarihine damga vuran tasarımcıları Şirinler olarak hayal edince ortaya renkli kareler çıktı. Palombo’nun hayalgücüne dayanarak yarattığı bu köyde Şirin Baba Karl Lagerfeld, Aksi Şirin John Galliano olurken, Marc Jacobs ve Coco Chanel öne çıkan şirinler arasında.

BeneFit, yeni makyaj serisi Core Collection ile hepimizi koleksiyonun yaratım aşamasında ilham aldığı San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü’ne götürüyor. Sephora’larda satışa sunulan ve yaz aylarında taze ve doğal görünümden yana olanların çok seveceği koleksiyonda, canlı renklerin yanı sıra nude tonlar da yer alıyor. Ambalaj tasarımlarıyla her zamanki gibi fark yaratan Benefit, Core Color makyaj koleksiyonunda far, gloss ve rujlar için farklı alternatifler sunuyor.


Š 2013 Vans, Inc. Photo: Anthony Acosta


Š 2013 Vans, Inc. Photo: Anthony Acosta


22

TEMMUZ 2013

T

MÜZİK E

M

M

U

Z

2

0

1

3

YEEZY VS YEEZUS

USLANMAZ BİR SOKAK SANATÇISI:

BANKSY BanKsy gönlünü sokaklara vermiş “anarşist ruhlu” bir grafiti sanatçısı. Şablon üzerinden yapılan desen çizimi olarak tanımlanan sitiliyle klasik grafiticilerden ayrılıyor. Yaptığı muhalif tarzdaki duvar resimleri ile ünlenen Banksy, ününe ve yaptığı resimlerin milyon dolarlara satılmasına karşın, inatla kimliğini saklayan, kendi ifadesiyle “gerilla” bir sanatçı. Banksy, 15 seneye yakın bir süredir başta doğduğu ülke İngiltere olmak üzere dünyanın dört bir yanına ironik ve anlamlı eserler bırakıyor. Özellikle bir dönem Batı Şeria’da utanç duvarına yapmış olduğu resimler büyük yankı uyandırmıştı. Kimi insanlar onun gizli bir şovmen olduğunu düşünüyor olsa da, o bir sokak kahramanı. Zaten Banksy’nin yapmış olduğu resimler incelendiğinde vermek istediği temel mesajın, tüketim toplumu çılgınlığına bir tepki ve savaş karşıtlığı olduğu görülebilir. Ayrıca bir dönem kendisiyle çalışmak isteyen Nike firmasına vermiş olduğu hayır cevabı, Banksy’nin anarşist ruhu konusunda ne kadar samimi olduğunun bir göstergesi. 1974 yılında İngiltere’nin Bristol şehrinde doğan Banksy, 14 yaşında sokak sanatçısı olmayı seçti. 2008 yılında, İngiliz Mail On Sunday gazetesi, Banksy’i yakaladıklarını açıklayarak, gerçek kimliğinin Robin Gunningham olduğunu duyurdu. Elbette bu iddia doğru mu, yanlış mı onu bilemiyoruz. Çünkü Banksy hala medyanın karşısına kar maskesiyle çıkıyor. Sanatçı hakkında çıkan en ilginç olaylardan biri bu senenin başlarında yaşandı. Banksy son eserlerinden birini, Kuzey Londra’nın fakir semtlerinden birine yapıyor. Bu eserde 7 yaşındaki Uzakdoğulu bir çocuk işçi, dikiş makinasıyla İngiliz bayrağı dikiyordu. Kısaca 2010 yılında İngiltere’de çok tartışılan, çocuk işçi çalıştırıp fason üretim yapılan skandala

Will Ellsworth-Jones tarafından kısa bir süre önce kaleme alınan “Banksy: The Man Behind the Wall” isimli kitap, Banksy’nin hayatı hakkında önemli ipuçları veriyor.

görkemli bir göndermeydi. Buraya kadar her şey normal. Asıl hikaye bundan sonra başlıyordu. Bu eser bir gece ansızın duvardan çalındı. Duvarla birlikte kırılarak söküldü. Ve o eser daha sonra, Miami’de bir galerinin internet sitesinde ortaya çıktı. Üstelik çok yüksek bir satış rakamıyla. Bütün bunlara tuz biber olarak galeri sahibi, satıcının çok güvenilir bir kolleksiyoner olduğunu söylüyordu. Bu durum elbette mahalle sakinlerini rahatsız etti. Ortak görüş “Bankys bizim mahallemize bedava bir sanat eseri hediye etti, bunu ne hakla çalıp satabilirler” şeklindeydi. Bu tepkiler, öfkeli e-mailler ve telefonlar sonucu “Slave Labor” (Köle İşçi) çiziminin son dakikada satıştan kaldırıldığı açıklandı. Müzayede evi bu durumla ilgili bir açıklama yapmadı. Bu gerilla ruhlu sanatçının hayatını daha iyi anlamak istiyorsanız, 2010 yılında prömiyeri Sundance Film Festivali’nde yapılan “Exit Through The Gift Shop” filmini mutlaka izlemelisiniz. Tahmin edileceği gibi Banksy filmin gösterimine gelmedi. Sadece bir mesaj gönderdi. Gönderdiği mesaj salonda yüksek sesle okundu. Mesajda şunlar yazıyordu: “Bayanlar, baylar ve yayıncılar. Sanatın saf heyecanı ve ruhunu aktaran bir film yapmaya çalışmak zor bir iştir. Bu yüzden hiç zahmete girmedik. Bu basitçe gündelik hayatın bildiğimiz hikayesidir. İzlemek üzere olduğunuz şey gerçektir, özellikle de yalan söylediğimiz kısımları…” Bir yanda emekçi bir çocuğun nasıl sömürüldüğünü anlatan bir sanat eseri, diğer yanda bunu çalıp satmaktan utanmayan para tüccarları. İşin en acı yanı ise bu çalıntı esere talip olan para babası alıcıların bulunmasıydı. Anlayacağınız, “nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça!” (Mehmet Erdoğan)

Kanye West, 2010 tarihli nihilist başyapıtı My Beautiful Dark Twisted Fantasy’i takiben, kankası Jay Z ile “Watch The Throne” ve kendi plak şirketi G.O.O.D. Music’e bağlı sanatçılar ile “Cruel Summer” adlı albümleri yayınladıktan sonra, 18 Haziran’da “Yeezus” ile solo kariyerine geri dönüş yaptı. Mayıs ayının ortalarından itibaren başlayan albüm tanıtımı, Daft Punk’ın albümü Random Access Memories’in akıllara zarar promosyonu ile şu ana dek yılın en çok ses getiren müzik olayı haline geldi. Albümün prodüktörlerinin arasında Daft Punk’ın da yer alması ne kadar tesadüfi olabilir onun kararını da size bırakalım. Amerika’nın çeşitli eyalet ve şehirlerinin işlek caddelerinde binaların dış cephelerine gerilla-vari bir usül ile yansıtılan albümün çıkış şarkısı “New Slaves”in videosu tüm dünyada ciddi anlamda ses getirdi. Prada ve Louis Vuitton gibi markaların dükkanlarının üzerine “NOT FOR SALE” yazısı ile birlikte gelen ve sadece West’in şarkıyı söyleyen yüzünü içeren video, bazı şehirlerde polis engeliyle bile karşılaştı. Bu durum tabii ki Yeezus’la ilgili heyecan kat sayısını ikiye katladı. Albümde, Daft Punk ve ilah prodüktör Rick Rubin ile birlikte, Hudson Mohawke, Arca, Travis Scott, Young Chop gibi daha underground ve yeni jenerasyondan müzisyenlerle

işbirliğine giden West, ana akım hip-hop’tan kilometrelerce uzakta bir işe imza atmış. Standart bir R&B dinleyicisine kesinlikle uzak durmasını tavsiye edeceğimiz Yeezus’da, dark-electro, acid house, industrial ve hatta dubstep janrlarının öğeleri eklektik ve minimalist bir anlayışla bir araya getirilmiş. Prodüksiyon anlamında purist bir elektronik altyapıya sahip olan albüm, Kanye’nin sözleri ve vokal efektleriyle extremist bir tonda seyrediyor. Gerçek anlamda radio-friendly tek bir parça barındırmayan ve mainstream popüler müzikten uzak bir anlayışın ürünü olan Yeezus şimdiden, müzik çevreleri tarafından 2010’lu yılların mihenk taşı işlerinden birisi olarak kabul edildi. New Slaves, I’m A God ve Blood On The Leaves adlı parçalara özellikle dikkat... (Ersay Uçak)

LİSTELERE HIZLI GİRİŞ YAPTI 2007 yılında kurulan İngiliz alternatif grup Everything Everything, 2010 yılında yayınladıkları başarılı Man Alive‘ın ardından yeni albümü “Arc” ile İngiliz albüm listelerine 5 numaradan giriş yaptı. Albüm iddialı alternatif şarkıların yanı sıra Elbow ve Coldplay’in slow hitlerine rakip olacak şarkılarla dikkat çekiyor. Kullandıkları farklı müzik enstrümanları ve

kendilerine has üslupları dolayısıyla bir müzik dergisi tarafından “Popun Picasso’ları” olarak adlandırılan grubun “Arc” isimli yeni albümünün çıkış parçası, İngiliz NME Dergisi tarafından “2012’nin En İyi 50 Şarkısı” listesinde de yer alan “Cough Cough” oldu. Albümde öne çıkan diğer parçalar ise “Kemosable”, “Duet” ve klibi geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Don’t Try”.


22

TEMMUZ 2013

T

MÜZİK E

M

M

U

Z

2

0

1

3

YEEZY VS YEEZUS

USLANMAZ BİR SOKAK SANATÇISI:

BANKSY BanKsy gönlünü sokaklara vermiş “anarşist ruhlu” bir grafiti sanatçısı. Şablon üzerinden yapılan desen çizimi olarak tanımlanan sitiliyle klasik grafiticilerden ayrılıyor. Yaptığı muhalif tarzdaki duvar resimleri ile ünlenen Banksy, ününe ve yaptığı resimlerin milyon dolarlara satılmasına karşın, inatla kimliğini saklayan, kendi ifadesiyle “gerilla” bir sanatçı. Banksy, 15 seneye yakın bir süredir başta doğduğu ülke İngiltere olmak üzere dünyanın dört bir yanına ironik ve anlamlı eserler bırakıyor. Özellikle bir dönem Batı Şeria’da utanç duvarına yapmış olduğu resimler büyük yankı uyandırmıştı. Kimi insanlar onun gizli bir şovmen olduğunu düşünüyor olsa da, o bir sokak kahramanı. Zaten Banksy’nin yapmış olduğu resimler incelendiğinde vermek istediği temel mesajın, tüketim toplumu çılgınlığına bir tepki ve savaş karşıtlığı olduğu görülebilir. Ayrıca bir dönem kendisiyle çalışmak isteyen Nike firmasına vermiş olduğu hayır cevabı, Banksy’nin anarşist ruhu konusunda ne kadar samimi olduğunun bir göstergesi. 1974 yılında İngiltere’nin Bristol şehrinde doğan Banksy, 14 yaşında sokak sanatçısı olmayı seçti. 2008 yılında, İngiliz Mail On Sunday gazetesi, Banksy’i yakaladıklarını açıklayarak, gerçek kimliğinin Robin Gunningham olduğunu duyurdu. Elbette bu iddia doğru mu, yanlış mı onu bilemiyoruz. Çünkü Banksy hala medyanın karşısına kar maskesiyle çıkıyor. Sanatçı hakkında çıkan en ilginç olaylardan biri bu senenin başlarında yaşandı. Banksy son eserlerinden birini, Kuzey Londra’nın fakir semtlerinden birine yapıyor. Bu eserde 7 yaşındaki Uzakdoğulu bir çocuk işçi, dikiş makinasıyla İngiliz bayrağı dikiyordu. Kısaca 2010 yılında İngiltere’de çok tartışılan, çocuk işçi çalıştırıp fason üretim yapılan skandala

Will Ellsworth-Jones tarafından kısa bir süre önce kaleme alınan “Banksy: The Man Behind the Wall” isimli kitap, Banksy’nin hayatı hakkında önemli ipuçları veriyor.

görkemli bir göndermeydi. Buraya kadar her şey normal. Asıl hikaye bundan sonra başlıyordu. Bu eser bir gece ansızın duvardan çalındı. Duvarla birlikte kırılarak söküldü. Ve o eser daha sonra, Miami’de bir galerinin internet sitesinde ortaya çıktı. Üstelik çok yüksek bir satış rakamıyla. Bütün bunlara tuz biber olarak galeri sahibi, satıcının çok güvenilir bir kolleksiyoner olduğunu söylüyordu. Bu durum elbette mahalle sakinlerini rahatsız etti. Ortak görüş “Bankys bizim mahallemize bedava bir sanat eseri hediye etti, bunu ne hakla çalıp satabilirler” şeklindeydi. Bu tepkiler, öfkeli e-mailler ve telefonlar sonucu “Slave Labor” (Köle İşçi) çiziminin son dakikada satıştan kaldırıldığı açıklandı. Müzayede evi bu durumla ilgili bir açıklama yapmadı. Bu gerilla ruhlu sanatçının hayatını daha iyi anlamak istiyorsanız, 2010 yılında prömiyeri Sundance Film Festivali’nde yapılan “Exit Through The Gift Shop” filmini mutlaka izlemelisiniz. Tahmin edileceği gibi Banksy filmin gösterimine gelmedi. Sadece bir mesaj gönderdi. Gönderdiği mesaj salonda yüksek sesle okundu. Mesajda şunlar yazıyordu: “Bayanlar, baylar ve yayıncılar. Sanatın saf heyecanı ve ruhunu aktaran bir film yapmaya çalışmak zor bir iştir. Bu yüzden hiç zahmete girmedik. Bu basitçe gündelik hayatın bildiğimiz hikayesidir. İzlemek üzere olduğunuz şey gerçektir, özellikle de yalan söylediğimiz kısımları…” Bir yanda emekçi bir çocuğun nasıl sömürüldüğünü anlatan bir sanat eseri, diğer yanda bunu çalıp satmaktan utanmayan para tüccarları. İşin en acı yanı ise bu çalıntı esere talip olan para babası alıcıların bulunmasıydı. Anlayacağınız, “nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça!” (Mehmet Erdoğan)

Kanye West, 2010 tarihli nihilist başyapıtı My Beautiful Dark Twisted Fantasy’i takiben, kankası Jay Z ile “Watch The Throne” ve kendi plak şirketi G.O.O.D. Music’e bağlı sanatçılar ile “Cruel Summer” adlı albümleri yayınladıktan sonra, 18 Haziran’da “Yeezus” ile solo kariyerine geri dönüş yaptı. Mayıs ayının ortalarından itibaren başlayan albüm tanıtımı, Daft Punk’ın albümü Random Access Memories’in akıllara zarar promosyonu ile şu ana dek yılın en çok ses getiren müzik olayı haline geldi. Albümün prodüktörlerinin arasında Daft Punk’ın da yer alması ne kadar tesadüfi olabilir onun kararını da size bırakalım. Amerika’nın çeşitli eyalet ve şehirlerinin işlek caddelerinde binaların dış cephelerine gerilla-vari bir usül ile yansıtılan albümün çıkış şarkısı “New Slaves”in videosu tüm dünyada ciddi anlamda ses getirdi. Prada ve Louis Vuitton gibi markaların dükkanlarının üzerine “NOT FOR SALE” yazısı ile birlikte gelen ve sadece West’in şarkıyı söyleyen yüzünü içeren video, bazı şehirlerde polis engeliyle bile karşılaştı. Bu durum tabii ki Yeezus’la ilgili heyecan kat sayısını ikiye katladı. Albümde, Daft Punk ve ilah prodüktör Rick Rubin ile birlikte, Hudson Mohawke, Arca, Travis Scott, Young Chop gibi daha underground ve yeni jenerasyondan müzisyenlerle

işbirliğine giden West, ana akım hip-hop’tan kilometrelerce uzakta bir işe imza atmış. Standart bir R&B dinleyicisine kesinlikle uzak durmasını tavsiye edeceğimiz Yeezus’da, dark-electro, acid house, industrial ve hatta dubstep janrlarının öğeleri eklektik ve minimalist bir anlayışla bir araya getirilmiş. Prodüksiyon anlamında purist bir elektronik altyapıya sahip olan albüm, Kanye’nin sözleri ve vokal efektleriyle extremist bir tonda seyrediyor. Gerçek anlamda radio-friendly tek bir parça barındırmayan ve mainstream popüler müzikten uzak bir anlayışın ürünü olan Yeezus şimdiden, müzik çevreleri tarafından 2010’lu yılların mihenk taşı işlerinden birisi olarak kabul edildi. New Slaves, I’m A God ve Blood On The Leaves adlı parçalara özellikle dikkat... (Ersay Uçak)

LİSTELERE HIZLI GİRİŞ YAPTI 2007 yılında kurulan İngiliz alternatif grup Everything Everything, 2010 yılında yayınladıkları başarılı Man Alive‘ın ardından yeni albümü “Arc” ile İngiliz albüm listelerine 5 numaradan giriş yaptı. Albüm iddialı alternatif şarkıların yanı sıra Elbow ve Coldplay’in slow hitlerine rakip olacak şarkılarla dikkat çekiyor. Kullandıkları farklı müzik enstrümanları ve

kendilerine has üslupları dolayısıyla bir müzik dergisi tarafından “Popun Picasso’ları” olarak adlandırılan grubun “Arc” isimli yeni albümünün çıkış parçası, İngiliz NME Dergisi tarafından “2012’nin En İyi 50 Şarkısı” listesinde de yer alan “Cough Cough” oldu. Albümde öne çıkan diğer parçalar ise “Kemosable”, “Duet” ve klibi geçtiğimiz günlerde yayınlanan “Don’t Try”.


24

TEMMUZ 2013

KRAL’IN DÖNÜŞÜ Elekronik müziğin babası, yeniden aramızda. Daft Punk’ın son albümüyle efsanevi bir dönüş yapan kralı bu yazıyla selamlamak istedik.

TEMMUZ 2013 tanrıları arasına yazdırmış bir sanatçı. Daft Punk’la birlikte günümüzde daha sayısız ismin en büyük ilham kaynağı olan Giorgio, müzikal kariyerinin startını, 1960’lı yılların ortasında Almanya’da verdi. 70’li yılların başında disco janrının oluşumunda başrol oynayan ve süper star prodüktörlerinden birine dönüşen müzisyen, dönem boyunca, Donna Summer, Blondie, David Bowie gibi isimlerle çalıştı. Özellikle Donna Summer için bestelediği I Feel Love isimli şarkı 70’lerin en büyük disko hitlerinden oldu. I Feel Love Madonna ve Beyoncé başta olmak üzere daha bir çok isim tarafından cover’landı, defalarca sample olarak kullanıldı. Moroder 1978 yılında, ülkemizde haklı olarak Hollywood’un yüz karası olarak anılan Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi) filminin müziğiyle ilk Oscar’ını kazandı. Aynı başarıyı dönemin jenerasyonu için elmas değeri taşıyan iki film Flashdance (What A Feeling, 1983) ve Top Gun (Take My Breath Away, 1986) ile tekrarladı ve 80’li yıllara gerçek anlamda bayrak dikti. 2000’li yılların başında DVD teknolojisinin çıkışından sonra adeta tekrar keşfedilen, Al Pacino klasiği efsane-ötesi Scarface’in (1983) de müziklerine imza atan müzisyen, 1984 yılında Philip Oakley ile birlikte kariyerinin mihenk taşı işlerinden olan Together In Electric Dreams’i yayınladı. Yine aynı yıl Fritz Lang’in sessiz bilimkurgu klasiği Metropolis (1927) için yapılan restorasyon çalışmasında görev alarak film için baştan aşağı, modern bir orkestrasyon düzenledi. Freddie Mercury ve Bonnie Tyler da filmin soundtrack’inde yer aldılar ve Moroder’in bestelerini seslendirdiler. 1979 yılında yayınladığı E=MC2 ile dijital kayıt prodüksiyonuna ilk kez imza atan müzisyenlerden olan Moroder, kariyeri boyunca her zaman yenilikçi bir anlayışa sahip oldu.

MÜZİĞE GERİ DÖNDÜ Müziğe ara verdiği 1992 yılına kadar irili ufaklı birçok projede yer alan Moroder, bugün tam 73 yaşında. Mayıs ayında Postkolik sayfalarında da kendine yer bulan, 2013’ün tartışmasız en büyük müzik olayı Random

KRAL, GIORGIO BY MORODER’DA KENDİNİ ŞÖYLE ANLATIYOR: When I was fifteen, sixteen, when I started really to play the guitar. I definitely wanted to become a musician. It was almost impossible because it was, because the dream was so big. I didn’t see any chance because I was living in a little town. I was starting and when I finally broke away from school and became musician. I thought “Well, I may have a bit of a chance.” Because all I ever wanted to do is music but not only play music but compose music. At that time, in Germany, in 1969-70, they already had discotheques So I would take my car and go to a discotheque, sing maybe thirty minutes I think I had about 7-8 songs. I would partially sleep in the car because I didn’t want to drive home and that helped me for about almost two years to survive. In the beginning, I wanted to do an album with the sounds of the 50s, the sounds of the 60s, of the 70s, and then have a sound of the future. I know the synthesizer, “Why don’t I use the synthesizer?”, which is the sound of the future. And I didn’t have any idea what to do but I knew I needed a click so we put a click on the 24 track which was then synced to the moog modular. I knew that it could be a sound of the future but I didn’t realize how much impact it would be. My name is Giovanni Giorgio, but everyone’s calling me Giorgio.

60’Lar… Savaş sonrası bir neslin elindeki tek oyuncağın sanat olduğu, Rock’n Roll ile eğlendiği, hayatın güzel göründüğü, daha fazla özgürlüğün peşine düşüldüğü yıllar… Sanatta farklılığın, özgünlüğün ivme kazandığı bu dönem, hala kendi tahtlarının kralı/kraliçesi olan pek çok isim kazandırdı bizlere…60’ların ortasında Berlin’de yaşan İtalyan asıllı bir genç misal. Ama o sadece kendi adına bir taht yaratmadı, bir döneme damgasını vuran, günümüz elektronik müziğinin de miladı olan yepyeni bir janrı da var etti. Giovanni Giorgio Moroder ya da herkesin dediği gibi Giorgio... Elektronik kelimesiyle eş anlama sahip olan özel isim... 1965 yılından beri sanatını icra eden, synthesizer enstrümanının yaradanlarından olan ilahi İtalyan müzisyen Giorgio Moroder, Daft Punk’ın yeni albümü Random Access Memories ile 2013 yılında tekrar müzik dünyasının gündeminde. Albümü henüz dinlememiş olanlar için hemen söyleyelim, yanda kutu içine aldığımız sözler, Random Access Memories albümünün üçüncü şarkısı Giorgio by Moroder’da geçiyor. Kral, dokuz dakikalık efsane şarkının ilk 1,5 dakikasında kendisini bu sözlerle anlatıyor.

ÜÇ OSCAR SAHİBİ Toplamda 13 stüdyo albümü, 3’ü Oscar ödüllü 10 soundtrack ve 100’ü aşkın single’ı kariyerine sığdıran Moroder, ismini hayatta iken müzik

24

Access Memories’te yer alan, yukarıda da bahsettiğimiz, Giorgio by Moroder adlı Daft Punk şarkısı ile, kendisinden haberdar olmayan genç yaştaki müzikseverlere “Kim bu Giorgio?” dedirten sanatçı, geçtiğimiz ay kariyerindeki ilk canlı DJ performansını sergileyerek müziğe geri dönüş yaptı. Random Access Memories için Daft Punk ile birlikte ortak bir röportaj da veren Moroder, Daft Punk’a inanılmaz saygı duyduğundan ve One More Time’ı dinlediği günden beri ikilinin tüm işlerini takip ettiğinden bahsediyor. Günümüzde teknolojinin gelişmesine paralel olarak müziğin

de evrim geçirdiğindi söyleyen usta prodüktör, insanların teknoloji yüzünden tembelleştiğinden dem vuruyor. Son dönemde en çok beğendiği soundtrack’lerin Drive (2011) ve The Social Network (2010) olduğunu belirten Giorgio, özellikle Drive’ın müziklerinin American Gigolo’yu (1980) inanılmaz andırdığını söylüyor. Yeni jenerasyon müzisyenlerden Skrillex’in müziğinin gayet ilerlemeci bir anlayışa sahip olduğundan bahsederek, kendisi için “genius” kelimesini kullanıyor. David Guetta’nın da çok sevdiği bir diğer müzisyen olduğunu sözlerine ekliyor. Bu arada hemen belirtelim bu keyifli röportajı dergimizin iPad uygulamasından izleyebilirsiniz. Moroder geçtiğimiz Mayıs ayı içerisinde, yeni bir albümün habercisi olan, Racer isimli bir single da yayınladı. Biz de Postkolik olarak Kral’ın dönüşü şerefine kariyer özeti tadında bir yazı kaleme alarak Moroder’i selamlayalım istedik... Hoş geldin, çok özlemiştik! (Ersay Uçak) Kralın, Donna Summer ile verdiği bu pozun fena halde hastasıyız. Saçlar, bıyık ve gözlük efsane : )


24

TEMMUZ 2013

KRAL’IN DÖNÜŞÜ Elekronik müziğin babası, yeniden aramızda. Daft Punk’ın son albümüyle efsanevi bir dönüş yapan kralı bu yazıyla selamlamak istedik.

TEMMUZ 2013 tanrıları arasına yazdırmış bir sanatçı. Daft Punk’la birlikte günümüzde daha sayısız ismin en büyük ilham kaynağı olan Giorgio, müzikal kariyerinin startını, 1960’lı yılların ortasında Almanya’da verdi. 70’li yılların başında disco janrının oluşumunda başrol oynayan ve süper star prodüktörlerinden birine dönüşen müzisyen, dönem boyunca, Donna Summer, Blondie, David Bowie gibi isimlerle çalıştı. Özellikle Donna Summer için bestelediği I Feel Love isimli şarkı 70’lerin en büyük disko hitlerinden oldu. I Feel Love Madonna ve Beyoncé başta olmak üzere daha bir çok isim tarafından cover’landı, defalarca sample olarak kullanıldı. Moroder 1978 yılında, ülkemizde haklı olarak Hollywood’un yüz karası olarak anılan Midnight Express (Geceyarısı Ekspresi) filminin müziğiyle ilk Oscar’ını kazandı. Aynı başarıyı dönemin jenerasyonu için elmas değeri taşıyan iki film Flashdance (What A Feeling, 1983) ve Top Gun (Take My Breath Away, 1986) ile tekrarladı ve 80’li yıllara gerçek anlamda bayrak dikti. 2000’li yılların başında DVD teknolojisinin çıkışından sonra adeta tekrar keşfedilen, Al Pacino klasiği efsane-ötesi Scarface’in (1983) de müziklerine imza atan müzisyen, 1984 yılında Philip Oakley ile birlikte kariyerinin mihenk taşı işlerinden olan Together In Electric Dreams’i yayınladı. Yine aynı yıl Fritz Lang’in sessiz bilimkurgu klasiği Metropolis (1927) için yapılan restorasyon çalışmasında görev alarak film için baştan aşağı, modern bir orkestrasyon düzenledi. Freddie Mercury ve Bonnie Tyler da filmin soundtrack’inde yer aldılar ve Moroder’in bestelerini seslendirdiler. 1979 yılında yayınladığı E=MC2 ile dijital kayıt prodüksiyonuna ilk kez imza atan müzisyenlerden olan Moroder, kariyeri boyunca her zaman yenilikçi bir anlayışa sahip oldu.

MÜZİĞE GERİ DÖNDÜ Müziğe ara verdiği 1992 yılına kadar irili ufaklı birçok projede yer alan Moroder, bugün tam 73 yaşında. Mayıs ayında Postkolik sayfalarında da kendine yer bulan, 2013’ün tartışmasız en büyük müzik olayı Random

KRAL, GIORGIO BY MORODER’DA KENDİNİ ŞÖYLE ANLATIYOR: When I was fifteen, sixteen, when I started really to play the guitar. I definitely wanted to become a musician. It was almost impossible because it was, because the dream was so big. I didn’t see any chance because I was living in a little town. I was starting and when I finally broke away from school and became musician. I thought “Well, I may have a bit of a chance.” Because all I ever wanted to do is music but not only play music but compose music. At that time, in Germany, in 1969-70, they already had discotheques So I would take my car and go to a discotheque, sing maybe thirty minutes I think I had about 7-8 songs. I would partially sleep in the car because I didn’t want to drive home and that helped me for about almost two years to survive. In the beginning, I wanted to do an album with the sounds of the 50s, the sounds of the 60s, of the 70s, and then have a sound of the future. I know the synthesizer, “Why don’t I use the synthesizer?”, which is the sound of the future. And I didn’t have any idea what to do but I knew I needed a click so we put a click on the 24 track which was then synced to the moog modular. I knew that it could be a sound of the future but I didn’t realize how much impact it would be. My name is Giovanni Giorgio, but everyone’s calling me Giorgio.

60’Lar… Savaş sonrası bir neslin elindeki tek oyuncağın sanat olduğu, Rock’n Roll ile eğlendiği, hayatın güzel göründüğü, daha fazla özgürlüğün peşine düşüldüğü yıllar… Sanatta farklılığın, özgünlüğün ivme kazandığı bu dönem, hala kendi tahtlarının kralı/kraliçesi olan pek çok isim kazandırdı bizlere…60’ların ortasında Berlin’de yaşan İtalyan asıllı bir genç misal. Ama o sadece kendi adına bir taht yaratmadı, bir döneme damgasını vuran, günümüz elektronik müziğinin de miladı olan yepyeni bir janrı da var etti. Giovanni Giorgio Moroder ya da herkesin dediği gibi Giorgio... Elektronik kelimesiyle eş anlama sahip olan özel isim... 1965 yılından beri sanatını icra eden, synthesizer enstrümanının yaradanlarından olan ilahi İtalyan müzisyen Giorgio Moroder, Daft Punk’ın yeni albümü Random Access Memories ile 2013 yılında tekrar müzik dünyasının gündeminde. Albümü henüz dinlememiş olanlar için hemen söyleyelim, yanda kutu içine aldığımız sözler, Random Access Memories albümünün üçüncü şarkısı Giorgio by Moroder’da geçiyor. Kral, dokuz dakikalık efsane şarkının ilk 1,5 dakikasında kendisini bu sözlerle anlatıyor.

ÜÇ OSCAR SAHİBİ Toplamda 13 stüdyo albümü, 3’ü Oscar ödüllü 10 soundtrack ve 100’ü aşkın single’ı kariyerine sığdıran Moroder, ismini hayatta iken müzik

24

Access Memories’te yer alan, yukarıda da bahsettiğimiz, Giorgio by Moroder adlı Daft Punk şarkısı ile, kendisinden haberdar olmayan genç yaştaki müzikseverlere “Kim bu Giorgio?” dedirten sanatçı, geçtiğimiz ay kariyerindeki ilk canlı DJ performansını sergileyerek müziğe geri dönüş yaptı. Random Access Memories için Daft Punk ile birlikte ortak bir röportaj da veren Moroder, Daft Punk’a inanılmaz saygı duyduğundan ve One More Time’ı dinlediği günden beri ikilinin tüm işlerini takip ettiğinden bahsediyor. Günümüzde teknolojinin gelişmesine paralel olarak müziğin

de evrim geçirdiğindi söyleyen usta prodüktör, insanların teknoloji yüzünden tembelleştiğinden dem vuruyor. Son dönemde en çok beğendiği soundtrack’lerin Drive (2011) ve The Social Network (2010) olduğunu belirten Giorgio, özellikle Drive’ın müziklerinin American Gigolo’yu (1980) inanılmaz andırdığını söylüyor. Yeni jenerasyon müzisyenlerden Skrillex’in müziğinin gayet ilerlemeci bir anlayışa sahip olduğundan bahsederek, kendisi için “genius” kelimesini kullanıyor. David Guetta’nın da çok sevdiği bir diğer müzisyen olduğunu sözlerine ekliyor. Bu arada hemen belirtelim bu keyifli röportajı dergimizin iPad uygulamasından izleyebilirsiniz. Moroder geçtiğimiz Mayıs ayı içerisinde, yeni bir albümün habercisi olan, Racer isimli bir single da yayınladı. Biz de Postkolik olarak Kral’ın dönüşü şerefine kariyer özeti tadında bir yazı kaleme alarak Moroder’i selamlayalım istedik... Hoş geldin, çok özlemiştik! (Ersay Uçak) Kralın, Donna Summer ile verdiği bu pozun fena halde hastasıyız. Saçlar, bıyık ve gözlük efsane : )


26

TEMMUZ 2013

VİKİNG SALDIRISI! isVeÇLi Death Metal grubu Amon Amarth, merakla beklenen yeni albümü Deceiver Of The Gods’ı geçtiğimiz ay yayınladı. Metal Blade Records etiketiyle yayınlanan yeni albüm için genelde olumlu tepkiler aldı diyebiliriz. Aslında albümü herhangi bir grubun albümü olarak dinlesek, eminiz ki, hastası olacaktık. Fakat söz konusu Amon Amarth olunca işler ister istemez değişiyor. Grup, Fate of Norns (2004), With Oden

on Our Side (2006) ve Twilight of the Thunder God (2008) albümlerinde çıtayı öylesine yukarı çekti ki, doğal olarak her yeni albümü bunlarla kıyaslamak zorunda kalıyoruz. Her neyse, biz albümü sevdik. 2011 çıkışlı Surtur Rising’den daha iyi bir albüm olduğunu düşünüyoruz. Her dinleyişte daha çok ısındığımız albümün dikkat çeken şarkıları ise Warriors of the North, We Shall Destroy, Deceiver of the Gods ve As Loke Falls…

UNUTULMAZ BİR KONSER BU KADAR BEKLEMEYE DEĞECEK! 150 miLyon albüm satışı ile gelmiş geçmiş en fazla albüm satan Amerikalı Rock grubu olan Aerosmith, dokuz yıl aradan sonra, 23 Temmuz’da “Rock For The Rising Sun” ismiyle yeni bir DVD yayınlayacak. Hayranların uzun zamandır sabırsızlıkla beklediği bu yeni DVD, 2011’de Tokyo’daki deprem ve tusunami felaketinden sadece altı ay sonra Hiroshima Green Garden Arena’da çekildi. Aerosmith’in Japon halkına destek vermek için Back on the Road turnesi kapsamında gerçekleştirdiği konser, birçok kişiye göre, yaşanan duygusal anların da etkisiyle grubun en iyi konser performanslarından biriyle sonuçlanmış. Heyecanla bekliyoruz!

gözLerinizi kapatın ve bir an Detroit’teki Orion Music + More festivalinde olduğunuzu düşünün. Festivalin iki büyük headliner’ı var. Biri ilk gece sahne alacak Red Hot Chili Peppers, diğeri ise ikinci gecenin ağır toplu Metallica. Öğle saatlerinde başlayan festivalde doğal olarak birçok irili ufaklı grupta sahne alıyor. Bunlardan biri ilk gün 14.1516.30 arasında sahne alacak Dehaan. İyi de kim bu Dehaan? Kimsenin hakkında bilgi sahibi olmadığı yeni bir yerel grup olmalı herhalde. Böyle düşünüldüğü için de o sıcak havada festivale çok az kişi gidiyor. Ama o da ne? Sahneye birden Metallica’dan James Hetfield çıkıyor. Kimse ne olduğunu anlamıyor. Tam bir şaşkınlık yaşanırken, James “Huzurlarınızda Dehaan” diyor ve Metallica sahnede beliriveriyor… Sonrası mı? Orada bulunanların herhalde torunlarına bile anlatacakları unutulmaz bir 45 dakika... Metallica, ilk albümü Kill’m All’un 30. yıl şerefine, Kill’m All’u o küçücük sahnede, tıpkı eski günlerde olduğu gibi, baştan sona çalıyor. İnanılmaz değil mi? Detaylar ve konserin tamamı iPad dergimizde!

BİZ DE SENİ BEKLİYORDUK the Qemısts’i bilir misiniz? Cevabınız hayır ise hemen öğrenmelisiniz. Hadi bunun için aracı biz olalım ve biraz The Qemists’i anlatalım... The Qemists İngiltere Brighton çıkışlı, drum&bass yapan, kabına sığmayan, dinleyene enerji pompalamaktan geri durmayan bir grup. D&B severlerin gönlündeki yeri ayrıdır, hatta D&B’ye pek çok mensup kazandırdığı bile doğrudur. Daha önce iki kez İstanbul’da performans sergilemiş olan The Qemists’in iki stüdyo albümü bulunuyor. Son albümleri Spirit in the System’ı 2010 yılında çıkardıkları gerçeği göz önüne alınırsa, hayranlarının artık sabırsızlandığını tahmin etmek hiç de güç değil. Gruptan şimdilik yeni bir albüm haberi yok, ama

hayranlarının gazını alacak ya da tam tersine hayranlarına gaz verecek bir single yayınladılar geçtiğimiz ay. Change The Way I Feel, tam da alıştığımız türden bir The Qemists parçası. Spor salonunda birinci dereceden motive edeceği kesin. Ev partilerinde ortalığı birbirine katmamıza sebebiyet vereceği de. Üstelik grup, Change The Way I Feel’i ücretsiz sunuyor. İsteyen herkes hiçbir ücret ödemeden The Qemists’in Facebook ve Soundcloud sayfaları üzerinden indirebilecek. Parçayla ilgili küçük bir önerimiz var: Ne kadar iyi ses sistemi, o kadar yüksek enerji!


26

TEMMUZ 2013

VİKİNG SALDIRISI! isVeÇLi Death Metal grubu Amon Amarth, merakla beklenen yeni albümü Deceiver Of The Gods’ı geçtiğimiz ay yayınladı. Metal Blade Records etiketiyle yayınlanan yeni albüm için genelde olumlu tepkiler aldı diyebiliriz. Aslında albümü herhangi bir grubun albümü olarak dinlesek, eminiz ki, hastası olacaktık. Fakat söz konusu Amon Amarth olunca işler ister istemez değişiyor. Grup, Fate of Norns (2004), With Oden

on Our Side (2006) ve Twilight of the Thunder God (2008) albümlerinde çıtayı öylesine yukarı çekti ki, doğal olarak her yeni albümü bunlarla kıyaslamak zorunda kalıyoruz. Her neyse, biz albümü sevdik. 2011 çıkışlı Surtur Rising’den daha iyi bir albüm olduğunu düşünüyoruz. Her dinleyişte daha çok ısındığımız albümün dikkat çeken şarkıları ise Warriors of the North, We Shall Destroy, Deceiver of the Gods ve As Loke Falls…

UNUTULMAZ BİR KONSER BU KADAR BEKLEMEYE DEĞECEK! 150 miLyon albüm satışı ile gelmiş geçmiş en fazla albüm satan Amerikalı Rock grubu olan Aerosmith, dokuz yıl aradan sonra, 23 Temmuz’da “Rock For The Rising Sun” ismiyle yeni bir DVD yayınlayacak. Hayranların uzun zamandır sabırsızlıkla beklediği bu yeni DVD, 2011’de Tokyo’daki deprem ve tusunami felaketinden sadece altı ay sonra Hiroshima Green Garden Arena’da çekildi. Aerosmith’in Japon halkına destek vermek için Back on the Road turnesi kapsamında gerçekleştirdiği konser, birçok kişiye göre, yaşanan duygusal anların da etkisiyle grubun en iyi konser performanslarından biriyle sonuçlanmış. Heyecanla bekliyoruz!

gözLerinizi kapatın ve bir an Detroit’teki Orion Music + More festivalinde olduğunuzu düşünün. Festivalin iki büyük headliner’ı var. Biri ilk gece sahne alacak Red Hot Chili Peppers, diğeri ise ikinci gecenin ağır toplu Metallica. Öğle saatlerinde başlayan festivalde doğal olarak birçok irili ufaklı grupta sahne alıyor. Bunlardan biri ilk gün 14.1516.30 arasında sahne alacak Dehaan. İyi de kim bu Dehaan? Kimsenin hakkında bilgi sahibi olmadığı yeni bir yerel grup olmalı herhalde. Böyle düşünüldüğü için de o sıcak havada festivale çok az kişi gidiyor. Ama o da ne? Sahneye birden Metallica’dan James Hetfield çıkıyor. Kimse ne olduğunu anlamıyor. Tam bir şaşkınlık yaşanırken, James “Huzurlarınızda Dehaan” diyor ve Metallica sahnede beliriveriyor… Sonrası mı? Orada bulunanların herhalde torunlarına bile anlatacakları unutulmaz bir 45 dakika... Metallica, ilk albümü Kill’m All’un 30. yıl şerefine, Kill’m All’u o küçücük sahnede, tıpkı eski günlerde olduğu gibi, baştan sona çalıyor. İnanılmaz değil mi? Detaylar ve konserin tamamı iPad dergimizde!

BİZ DE SENİ BEKLİYORDUK the Qemısts’i bilir misiniz? Cevabınız hayır ise hemen öğrenmelisiniz. Hadi bunun için aracı biz olalım ve biraz The Qemists’i anlatalım... The Qemists İngiltere Brighton çıkışlı, drum&bass yapan, kabına sığmayan, dinleyene enerji pompalamaktan geri durmayan bir grup. D&B severlerin gönlündeki yeri ayrıdır, hatta D&B’ye pek çok mensup kazandırdığı bile doğrudur. Daha önce iki kez İstanbul’da performans sergilemiş olan The Qemists’in iki stüdyo albümü bulunuyor. Son albümleri Spirit in the System’ı 2010 yılında çıkardıkları gerçeği göz önüne alınırsa, hayranlarının artık sabırsızlandığını tahmin etmek hiç de güç değil. Gruptan şimdilik yeni bir albüm haberi yok, ama

hayranlarının gazını alacak ya da tam tersine hayranlarına gaz verecek bir single yayınladılar geçtiğimiz ay. Change The Way I Feel, tam da alıştığımız türden bir The Qemists parçası. Spor salonunda birinci dereceden motive edeceği kesin. Ev partilerinde ortalığı birbirine katmamıza sebebiyet vereceği de. Üstelik grup, Change The Way I Feel’i ücretsiz sunuyor. İsteyen herkes hiçbir ücret ödemeden The Qemists’in Facebook ve Soundcloud sayfaları üzerinden indirebilecek. Parçayla ilgili küçük bir önerimiz var: Ne kadar iyi ses sistemi, o kadar yüksek enerji!


28

TEMMUZ 2013

LEGOCUYUZ EZELDEN yaşın hiç önemi yok. Söz konusu Lego ise akan sular durur. Bu eşsiz oyuncak, mini mini bebeler için Winnie-the-Poo, Cars, Toy Story, daha bir büyüklere Bratz, yeni yetmelere Transformers, Bakugan üretir. Bu işin son aşamasında ise Star Wars, Karayip Korsanları ve The Lord of the Rings gibi hiç büyümeyen aslında büyümek istemeyen yaramazlara hitap eder… Yani herkes için bir Lego muhakkak vardır. Postkolik olarak Lego dünyasındaki gelişmelere ve başarılı çalışmalara yer vermekten her zaman keyif alıyoruz. İşte geçen ay gözümüze takılanlar.

TAM 8000 PARÇA

HEMEN ALMALI! Lego-star Wars işbirliklerinden her zaman güzel sonuçlar çıkmıştır. Tıpkı bu Ewok köyü gibi. Küçük sevimli yaratıklar Ewoklar’ın Endor gezegenindeki ağaçların üzerinde yaşadıkları köyün tüm detayları bu sette. Scout Trooper ve speeder’ları, Han Solo’nun kurban edilmesi, C-3PO’nun büyük itibar gördüğü ahşap koltuğu ve daha birçok Endor klasiği bu sette. Hemen edinilmeli, keyifle http://goo.gl/JS1rt oynanmalı. KüÇüKLüğümüzDen beri keyifle oynadığımız ve neredeyse yapılacak şeylerin limitinin olmadığı Lego, geek ruhuna sahip olanların yaratıcılıklarını tetiklemeye devam ediyor. İşte karşınızda Tobias Tostesen tarafından Milano Dizayn Haftası için tasarlanmış ve yapılmış şeffaf avize. Ne özelliği var derseniz, bu avize tam tamına sekiz bin şeffaf Lego parçasından oluşuyor ve yerden tavana kadar uzanan bir yüksekliğe sahip. Tobias parçaların tamamını elle ve kendi başına yerleştirmiş ve de ışığı doğru ve etkili yayması için de özel parçalar seçmiş. Yaşasın geek ruhu.

http://goo.gl/RzQRo

H www.bitrebels.com H

H shop.lego.com H

80’LERİ SEVİYORUZ 80’Lerin unutulmaz dizileri ve filmlerinden hangilerini hatırlıyorsunuz? Hayalet Avcıları? Dukes Of Hazzard? A Takımı? Kara Şimşek? Bunları unutmak ne mümkün. Ralph S. isimli bir geek arkadaşımız bütün bu dizi ve filmlerdeki karakterleri ve onların meşhur arabalarını ECTO-1, KITT, B.A.Baracus’un vanı ve kuzenlerin Dodge Challenger’ını lego parçalarından birebir yapmış. Kendisinin gözlerinden öperiz.

H www.flickr.com H

http://goo.gl/KoPBc

ARTIK OKULU DA VAR

H http://gizmodo.com H

siz De bizim gibi iflah olmaz bir Lego tutkunuysanız, size güzel bir haberimiz var. Lego tarafından finanse edilen ve inşa edilen bir okul açılıyor. Evet, yanlış okumadınız. Okul, önünüzdeki ay Lego’nun üretildiği yer olan Danimarka Billund’da açılacak. Aslında bir anlamda Lego, bu efsane oyuncaktan elde ettiği muazzam kazancın bir kısmıyla kuracakları bu okul ile ülkesine teşekkür etmiş olacak. Öğrenmenin ve yaratıcılığın üzerine odaklanacak olan Lego okulu, aslen normal bir okulun programına sahip olacak. Bu yaz 3-7 yaş arası yerel ve uluslararası başvuruları kabul edecek olan okul, 2015 yılından itibaren 16 yaş üzeri öğrencileri de kabul edecekmiş. Bu arada okulun çok acayip http://goo.gl/4spqA bir Lego koleksiyonu da olacağı kesin.

facebook.com/radioadidasoriginals twitter.com/radioadidas


28

TEMMUZ 2013

LEGOCUYUZ EZELDEN yaşın hiç önemi yok. Söz konusu Lego ise akan sular durur. Bu eşsiz oyuncak, mini mini bebeler için Winnie-the-Poo, Cars, Toy Story, daha bir büyüklere Bratz, yeni yetmelere Transformers, Bakugan üretir. Bu işin son aşamasında ise Star Wars, Karayip Korsanları ve The Lord of the Rings gibi hiç büyümeyen aslında büyümek istemeyen yaramazlara hitap eder… Yani herkes için bir Lego muhakkak vardır. Postkolik olarak Lego dünyasındaki gelişmelere ve başarılı çalışmalara yer vermekten her zaman keyif alıyoruz. İşte geçen ay gözümüze takılanlar.

TAM 8000 PARÇA

HEMEN ALMALI! Lego-star Wars işbirliklerinden her zaman güzel sonuçlar çıkmıştır. Tıpkı bu Ewok köyü gibi. Küçük sevimli yaratıklar Ewoklar’ın Endor gezegenindeki ağaçların üzerinde yaşadıkları köyün tüm detayları bu sette. Scout Trooper ve speeder’ları, Han Solo’nun kurban edilmesi, C-3PO’nun büyük itibar gördüğü ahşap koltuğu ve daha birçok Endor klasiği bu sette. Hemen edinilmeli, keyifle http://goo.gl/JS1rt oynanmalı. KüÇüKLüğümüzDen beri keyifle oynadığımız ve neredeyse yapılacak şeylerin limitinin olmadığı Lego, geek ruhuna sahip olanların yaratıcılıklarını tetiklemeye devam ediyor. İşte karşınızda Tobias Tostesen tarafından Milano Dizayn Haftası için tasarlanmış ve yapılmış şeffaf avize. Ne özelliği var derseniz, bu avize tam tamına sekiz bin şeffaf Lego parçasından oluşuyor ve yerden tavana kadar uzanan bir yüksekliğe sahip. Tobias parçaların tamamını elle ve kendi başına yerleştirmiş ve de ışığı doğru ve etkili yayması için de özel parçalar seçmiş. Yaşasın geek ruhu.

http://goo.gl/RzQRo

H www.bitrebels.com H

H shop.lego.com H

80’LERİ SEVİYORUZ 80’Lerin unutulmaz dizileri ve filmlerinden hangilerini hatırlıyorsunuz? Hayalet Avcıları? Dukes Of Hazzard? A Takımı? Kara Şimşek? Bunları unutmak ne mümkün. Ralph S. isimli bir geek arkadaşımız bütün bu dizi ve filmlerdeki karakterleri ve onların meşhur arabalarını ECTO-1, KITT, B.A.Baracus’un vanı ve kuzenlerin Dodge Challenger’ını lego parçalarından birebir yapmış. Kendisinin gözlerinden öperiz.

H www.flickr.com H

http://goo.gl/KoPBc

ARTIK OKULU DA VAR

H http://gizmodo.com H

siz De bizim gibi iflah olmaz bir Lego tutkunuysanız, size güzel bir haberimiz var. Lego tarafından finanse edilen ve inşa edilen bir okul açılıyor. Evet, yanlış okumadınız. Okul, önünüzdeki ay Lego’nun üretildiği yer olan Danimarka Billund’da açılacak. Aslında bir anlamda Lego, bu efsane oyuncaktan elde ettiği muazzam kazancın bir kısmıyla kuracakları bu okul ile ülkesine teşekkür etmiş olacak. Öğrenmenin ve yaratıcılığın üzerine odaklanacak olan Lego okulu, aslen normal bir okulun programına sahip olacak. Bu yaz 3-7 yaş arası yerel ve uluslararası başvuruları kabul edecek olan okul, 2015 yılından itibaren 16 yaş üzeri öğrencileri de kabul edecekmiş. Bu arada okulun çok acayip http://goo.gl/4spqA bir Lego koleksiyonu da olacağı kesin.

facebook.com/radioadidasoriginals twitter.com/radioadidas


30

TEMMUZ 2013

EN YARATICI KARTVİZİTLER

T

tasarım olarak dikkat çeken ya da zekice hazırlanmış bir kartvizit, kişi ya da kurumu her zaman bir adım öne çıkarır. Hayatınız boyunca kaç tane ilginç kartvizit tasarımı gördünüz bilmiyoruz ama az sonra göreceklerinizden sonra kendinizin ya da şirketinizin kartvizitlerinden memnun kalmayacağınızdan kesinlikle eminiz. Bakın farklı meslek dallarından birkaç sivri zekalı arkadaşımız neler http://goo.gl/04JSO yapmış?

Clark&Kent ismiyle telefon kulübesi inşa eden bir şirket, kartvizitleriyle Süpermen filmine adeta gönderme yapıyor. Biraz uğraşıldığında telefon kulübesi şekli alan kartvizitler için söylenebilecek pek de bir şey yok.

H coolmaterial.com H

Bir yoga merkezi için hazırlanan bu kartvizit, yoganın en temel materyallerinden biri olan mat formunda tasarlanmış. Tenis sever misiniz? Bir tenis kursunun kort şeklinde tasarlanmış kartvizitini son derece yaratıcı bulduk.

Gitar dersi veren bir arkadaşın kendisi için gitar perdesi şeklinde tasarladığı kartvizit son derece cool duruyor. Elinize aldığınızda ısıya bağlı olarak üzerindeki görselin değiştiği bu kartvizitin hangi iş kolu için tasarlandığı bilemesek de çok beğendiğimizi itiraf edelim.

Bir restoran tarafından peynir rendesi şeklinde tasarlanan ve özel bir materyalden üretilen bu kartvizit ile isterseniz evinizde peynir rendeleyebiliyorsunuz.

TEKNOLOJİ

Beton işiyle uğraşan bir şirketin hazırladığı bu kartvizit, bir inşaat alanında duran beton parçalarını andırarak çok derece yaratıcı olmuş.

E

M

M

U

Z

2

0

1

3

EMPEROR ÇALIŞMA İSTASYONU uzmanLar der ki “uzun oturmak sizi öldürür!” Bu bilgi üç aşağı beş yukarı doğrudur. Zira 21.yüzyıl insanı olarak günün her saati işte ve evde bilgisayar, tablet, televizyon başında ömür tüketiyoruz. Bu yüzden geçen yıllar boyunca tasarım ve teknoloji uzmanları bu problemi çözmek için uzun mesailer harcayıp kafa patlattılar. Amaç en konforlu, kullanışlı, yaratıcılığı artıran çalışma istasyonlarını üretilebilmekti. Görünen o ki istedikleri gibi bir ürün geliştirmişler. Emperor 1510 LX çalışma istasyonu ile tanışın… Nasıl? Diliniz tutuldu değil mi? Daha çok büyümeyen büyümek istemeyen erkeklere hitap ediyor gibi görünse de, teknoloji tutkunu kadınlar da eminim çok beğenecektir bu ultra cool ürünü. Nasıl beğenmeyelim ki? 3 adet LCD ekran (5’e kadar yolu var!) ile gelen ürün BOSE müzik sistemine sahip, döner tabanı sayesinde her yöne hakimiyetimiz var; laptop, klavye ve mouse standları, kahve kupası desteği, tabletler için stand ve ıvır zıvırlarınızı koymak için envai çeşit uzuv bulunuyor bu

H www.bitrebels.com H

göz kamaştırıcı tasarımda. Bilim-kurgu filmlerine taş çıkartan bu tasarım ile evinizin en gözde odasının Yıldız Savaşları’ndaki uzay gemilerine dönmesi işten bile değil. Bu bebeğin her şeyi iyi hoş da, fiyat etiketi biraz tuzlu: 21 bin dolarcık! En üst modeli

ise dudak uçuklatıyor: Tam 49 bin dolar! Sözün özü, bu kötü çocuğa sahip olmak istiyorsanız emin olun her gün kavanoza 1 lira atmak yetmeyecek, ceplerinizi, cüzdanlarınızı şöyle iyice bir silkelemeniz gerek! http://goo.gl/LBWfe

EL FENERİNDE YENİ BOYUT PHILIPS’TEN YENİ SERİ İsviçreli bir peynir üreticisine ait ve İsviçre peyniri görüntüsü verilmiş bu delikli kartvizit, hem ülkeye hem de peynire gönderme yapıyor adeta.

Müzik işindeyseniz, equalizer’i andıran bu kartvizit tam da size göre olabilir.

phıLıps’in, O’Neill ile işbirliği sonucu ortaya çıkan Philips O’Neill serisi, müzikseverlere keyifli seçenekler sunuyor. 109 liradan satışına sunulan The Snug, dinamik 40mm’lik sürücüleriyle iyi bir bas performansına imza atarken, 89 liradan satılan The Cruz ise, daha çok farklı dış görünüşüyle ilgi çekiyor.

Bir eL fenerinden beklediğimiz basit olarak ışık vermesidir değil mi? NiteCore Tiny Monster’dan biraz daha fazlasını beklemek gerekiyor. Adından anlaşılacağı üzere bu küçük canavar boyundan büyük ışık sağlıyor. 3500 lumen ışık verebilen bu LED el feneri, tam olarak doğa tutkunları için tasarlanmış. Havacılık sektöründe kullanılan alüminyum alaşım gövdesi, ayarlanabilir sekiz ayrı ışık seviyesi ve iki metreye kadar su geçirmez özelliğiyle el fenerinden çok öte bir kamp aleti. H www.thinkgeek.com H

http://goo.gl/XW84y


30

TEMMUZ 2013

EN YARATICI KARTVİZİTLER

T

tasarım olarak dikkat çeken ya da zekice hazırlanmış bir kartvizit, kişi ya da kurumu her zaman bir adım öne çıkarır. Hayatınız boyunca kaç tane ilginç kartvizit tasarımı gördünüz bilmiyoruz ama az sonra göreceklerinizden sonra kendinizin ya da şirketinizin kartvizitlerinden memnun kalmayacağınızdan kesinlikle eminiz. Bakın farklı meslek dallarından birkaç sivri zekalı arkadaşımız neler http://goo.gl/04JSO yapmış?

Clark&Kent ismiyle telefon kulübesi inşa eden bir şirket, kartvizitleriyle Süpermen filmine adeta gönderme yapıyor. Biraz uğraşıldığında telefon kulübesi şekli alan kartvizitler için söylenebilecek pek de bir şey yok.

H coolmaterial.com H

Bir yoga merkezi için hazırlanan bu kartvizit, yoganın en temel materyallerinden biri olan mat formunda tasarlanmış. Tenis sever misiniz? Bir tenis kursunun kort şeklinde tasarlanmış kartvizitini son derece yaratıcı bulduk.

Gitar dersi veren bir arkadaşın kendisi için gitar perdesi şeklinde tasarladığı kartvizit son derece cool duruyor. Elinize aldığınızda ısıya bağlı olarak üzerindeki görselin değiştiği bu kartvizitin hangi iş kolu için tasarlandığı bilemesek de çok beğendiğimizi itiraf edelim.

Bir restoran tarafından peynir rendesi şeklinde tasarlanan ve özel bir materyalden üretilen bu kartvizit ile isterseniz evinizde peynir rendeleyebiliyorsunuz.

TEKNOLOJİ

Beton işiyle uğraşan bir şirketin hazırladığı bu kartvizit, bir inşaat alanında duran beton parçalarını andırarak çok derece yaratıcı olmuş.

E

M

M

U

Z

2

0

1

3

EMPEROR ÇALIŞMA İSTASYONU uzmanLar der ki “uzun oturmak sizi öldürür!” Bu bilgi üç aşağı beş yukarı doğrudur. Zira 21.yüzyıl insanı olarak günün her saati işte ve evde bilgisayar, tablet, televizyon başında ömür tüketiyoruz. Bu yüzden geçen yıllar boyunca tasarım ve teknoloji uzmanları bu problemi çözmek için uzun mesailer harcayıp kafa patlattılar. Amaç en konforlu, kullanışlı, yaratıcılığı artıran çalışma istasyonlarını üretilebilmekti. Görünen o ki istedikleri gibi bir ürün geliştirmişler. Emperor 1510 LX çalışma istasyonu ile tanışın… Nasıl? Diliniz tutuldu değil mi? Daha çok büyümeyen büyümek istemeyen erkeklere hitap ediyor gibi görünse de, teknoloji tutkunu kadınlar da eminim çok beğenecektir bu ultra cool ürünü. Nasıl beğenmeyelim ki? 3 adet LCD ekran (5’e kadar yolu var!) ile gelen ürün BOSE müzik sistemine sahip, döner tabanı sayesinde her yöne hakimiyetimiz var; laptop, klavye ve mouse standları, kahve kupası desteği, tabletler için stand ve ıvır zıvırlarınızı koymak için envai çeşit uzuv bulunuyor bu

H www.bitrebels.com H

göz kamaştırıcı tasarımda. Bilim-kurgu filmlerine taş çıkartan bu tasarım ile evinizin en gözde odasının Yıldız Savaşları’ndaki uzay gemilerine dönmesi işten bile değil. Bu bebeğin her şeyi iyi hoş da, fiyat etiketi biraz tuzlu: 21 bin dolarcık! En üst modeli

ise dudak uçuklatıyor: Tam 49 bin dolar! Sözün özü, bu kötü çocuğa sahip olmak istiyorsanız emin olun her gün kavanoza 1 lira atmak yetmeyecek, ceplerinizi, cüzdanlarınızı şöyle iyice bir silkelemeniz gerek! http://goo.gl/LBWfe

EL FENERİNDE YENİ BOYUT PHILIPS’TEN YENİ SERİ İsviçreli bir peynir üreticisine ait ve İsviçre peyniri görüntüsü verilmiş bu delikli kartvizit, hem ülkeye hem de peynire gönderme yapıyor adeta.

Müzik işindeyseniz, equalizer’i andıran bu kartvizit tam da size göre olabilir.

phıLıps’in, O’Neill ile işbirliği sonucu ortaya çıkan Philips O’Neill serisi, müzikseverlere keyifli seçenekler sunuyor. 109 liradan satışına sunulan The Snug, dinamik 40mm’lik sürücüleriyle iyi bir bas performansına imza atarken, 89 liradan satılan The Cruz ise, daha çok farklı dış görünüşüyle ilgi çekiyor.

Bir eL fenerinden beklediğimiz basit olarak ışık vermesidir değil mi? NiteCore Tiny Monster’dan biraz daha fazlasını beklemek gerekiyor. Adından anlaşılacağı üzere bu küçük canavar boyundan büyük ışık sağlıyor. 3500 lumen ışık verebilen bu LED el feneri, tam olarak doğa tutkunları için tasarlanmış. Havacılık sektöründe kullanılan alüminyum alaşım gövdesi, ayarlanabilir sekiz ayrı ışık seviyesi ve iki metreye kadar su geçirmez özelliğiyle el fenerinden çok öte bir kamp aleti. H www.thinkgeek.com H

http://goo.gl/XW84y


BASKI.pdf

32

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

33

HEM UÇUR HEM KAYDET son dönemde çok sık gördüğümüz, havadan çekim yapmak için kullanılan uçak ve helikopterlere SpyHawk FPV de eklendi. SpyHawk, üzerindeki 5 megapiksel kamera ile çektiği görüntüyü anında uzaktan kumanda üzerindeki LCD ekrana aktarabilme özelliğinin yanı sıra, 4 GB’lık hafıza kartı ile bu görüntüleri sevdiklerinizle paylaşmanızı da sağlıyor. Çarpma ve düşmelere dayanıklı köpük gövdesi ile kumandalı uçaklara yeni başlayanlar için üretilen SpyHawk FPV’nin otomatik pilot ve uçuş stabilizasyon özellikleri de http://goo.gl/XrfgV bulunuyor.

H www.amazon.com H

MESAJLARI ANINDA GÖR

IPHONE KULLANICILARI BAYILACAK

iphone için koruyucu kılıflar üreten Japon Gizmon, yok artık daha neler dedirtecek yeni bir ürün çıkarmış. Ne mi? iPhone’u retro görünümlü eski bir Leica fotoğraf makinesine dönüştüren bir kılıf. Hem de kamera fonksiyonları ilavesi opsiyonuyla! Bu süper buluşun siyah, kamuflaj desenli ordu modeli, kırmızı, pembe, mavi gibi pek çok da varyasyonu var. Tüm modellerin paketinden tripod ayak ve iki objektif alternatifi çıkıyor. Objektiflerden biri daha ince tasarlanmış, böylece kılıf cebe daha kolay girebiliyor. Kılıflar koruyuculuk fonksiyonu olarak çok fazla bir yenilik getirmiyor ama telefonunuza çok havalı bazı özelikler ekliyor. Örneğin sesi açma düğmesine monte edilmiş bir düzenekle

deklanşör işlevi çalışır hale getirilmiş. Kılıflara Gizmon’un işlevsel objektifleri de monte edilebiliyor. Yansımaları engelleyen polarize objektif, bulutlardaki detayları derinleştiren, balıkgözü geniş açı çekim imkanı veren objektif ve kaleydeskop efekti ile çektiğiniz nesnenin üçlü imajlarını yakalamanızı sağlayan objektif bunlardan birkaçı. Kılıf tasarımının en güzel taraflarından biri ise şarj, kulaklık, mikrofon ve hoparlör giriş çıkışlarının hiçbirini engellememesi. Kılıfların fiyatları 55 ila 65 dolar arasında değişiyor. Objektifler ise 25-35 dolar aralığında... H www.gizmon.com H

eyLüL ayında 69 dolardan satışa sunulacak olan Embrace+ için ön sipariş başladı… Bu bileklik, akıllı telefona indirilen bir uygulama ile sürekli bağlantıda kalıyor. Telefonunuza her bildirim geldiğinde bileklik yanıp sönüyor. Gelen çağrılar, mesajlar ve e-postalar dışında Facebook, Twitter gibi uygulamalara bildirim gelmesi ve şarjın azalması halinde de bileklik tarafından uyarılabiliyorsunuz. Bilekliğin hangi bildirimlerde ve ne sıklıkta uyarı yapma kararı ise tamamıyla size ait. http://goo.gl/1WGnR

C

KAFATASINA İŞLEYEN MÜZİK suaLtınDa müzik dinlemek mümkün mü? Son yıllarda teknoloji karşımıza su geçirmez kulaklıkları çıkarmış olsa da, hava ile iletilen ses dalgaları suyun altında hava olmadığı için yüzde 100 bir performans gösteremiyor. FINIS Neptune ise bambaşka bir yaklaşımla bu ürünü yapmış. Elmacık kemiklerinde duran kulaklıkları, sesin kemiklerden direkt olarak beyine iletilmesini sağlıyor. Bu tür ses duyma prensibinin birçok deniz memelisinde de bulunduğunu belirtelim. Kulaklıksız sualtında müzik dinleme deneyimi gerçekten çok ilginç olacağa benziyor.

M

Y

CM

MY

CY

CMY

http://goo.gl/nRMqA K

H www.finisinc.com H

H www.trycelery.com H

http://goo.gl/cRZs9

3G DESTEKLİ İLK FOTOĞRAF MAKİNESİ samsung, 3G/4G LTE bağlantılı kompakt sistem fotoğraf makinesi (CSC) ile bir ilk olan GALAXY NX’in tanıtımını yaptı. GALAXY NX, sınıfının en iyi optik performansıyla en son teknoloji ürünü olan bağlantı özelliği ve Android eko-sistem tabanlı uygulamalarını tek cihazda bir araya getiriyor. Galaxy NX sayesinde kullanıcılar, deneyimlerini anında paylaşabilecekleri bir hikayeye dönüştürme fırsatını elde ediyor ve fotoğraflarını istedikleri kişiyle paylaşabiliyorlar.

UYAN VE HEDEFİ VUR saBah çalan alarm sesinin acısı çok az şeyde vardır. 5 dakika daha fazla uyumak için neler yapmayız ki? TG Review’ün bu yaratıcı ürünüyle tek yapmanız gereken hedefi tam 12’den vurmak ve 5 dakika daha kazanmak. Sabah uyanır uyanmaz bu eğlenceyi kaldırabilenler için son derece değişik bir alarm saati olduğu kesin. http://goo.gl/15t3O H www.gameseq.com H

2

22.04.2013

17:45


BASKI.pdf

32

TEMMUZ 2013

TEMMUZ 2013

33

HEM UÇUR HEM KAYDET son dönemde çok sık gördüğümüz, havadan çekim yapmak için kullanılan uçak ve helikopterlere SpyHawk FPV de eklendi. SpyHawk, üzerindeki 5 megapiksel kamera ile çektiği görüntüyü anında uzaktan kumanda üzerindeki LCD ekrana aktarabilme özelliğinin yanı sıra, 4 GB’lık hafıza kartı ile bu görüntüleri sevdiklerinizle paylaşmanızı da sağlıyor. Çarpma ve düşmelere dayanıklı köpük gövdesi ile kumandalı uçaklara yeni başlayanlar için üretilen SpyHawk FPV’nin otomatik pilot ve uçuş stabilizasyon özellikleri de http://goo.gl/XrfgV bulunuyor.

H www.amazon.com H

MESAJLARI ANINDA GÖR

iphone için koruyucu kılıflar üreten Japon Gizmon, yok artık daha neler dedirtecek yeni bir ürün çıkarmış. Ne mi? iPhone’u retro görünümlü eski bir Leica fotoğraf makinesine dönüştüren bir kılıf. Hem de kamera fonksiyonları ilavesi opsiyonuyla! Bu süper buluşun siyah, kamuflaj desenli ordu modeli, kırmızı, pembe, mavi gibi pek çok da varyasyonu var. Tüm modellerin paketinden tripod ayak ve iki objektif alternatifi çıkıyor. Objektiflerden biri daha ince tasarlanmış, böylece kılıf cebe daha kolay girebiliyor. Kılıflar koruyuculuk fonksiyonu olarak çok fazla bir yenilik getirmiyor ama telefonunuza çok havalı bazı özelikler ekliyor. Örneğin sesi açma düğmesine monte edilmiş bir düzenekle

deklanşör işlevi çalışır hale getirilmiş. Kılıflara Gizmon’un işlevsel objektifleri de monte edilebiliyor. Yansımaları engelleyen polarize objektif, bulutlardaki detayları derinleştiren, balıkgözü geniş açı çekim imkanı veren objektif ve kaleydeskop efekti ile çektiğiniz nesnenin üçlü imajlarını yakalamanızı sağlayan objektif bunlardan birkaçı. Kılıf tasarımının en güzel taraflarından biri ise şarj, kulaklık, mikrofon ve hoparlör giriş çıkışlarının hiçbirini engellememesi. Kılıfların fiyatları 55 ila 65 dolar arasında değişiyor. Objektifler ise 25-35 dolar aralığında... H www.gizmon.com H

eyLüL ayında 69 dolardan satışa sunulacak olan Embrace+ için ön sipariş başladı… Bu bileklik, akıllı telefona indirilen bir uygulama ile sürekli bağlantıda kalıyor. Telefonunuza her bildirim geldiğinde bileklik yanıp sönüyor. Gelen çağrılar, mesajlar ve e-postalar dışında Facebook, Twitter gibi uygulamalara bildirim gelmesi ve şarjın azalması halinde de bileklik tarafından uyarılabiliyorsunuz. Bilekliğin hangi bildirimlerde ve ne sıklıkta uyarı yapma kararı ise tamamıyla size ait. http://goo.gl/1WGnR

C

KAFATASINA İŞLEYEN MÜZİK suaLtınDa müzik dinlemek mümkün mü? Son yıllarda teknoloji karşımıza su geçirmez kulaklıkları çıkarmış olsa da, hava ile iletilen ses dalgaları suyun altında hava olmadığı için yüzde 100 bir performans gösteremiyor. FINIS Neptune ise bambaşka bir yaklaşımla bu ürünü yapmış. Elmacık kemiklerinde duran kulaklıkları, sesin kemiklerden direkt olarak beyine iletilmesini sağlıyor. Bu tür ses duyma prensibinin birçok deniz memelisinde de bulunduğunu belirtelim. Kulaklıksız sualtında müzik dinleme deneyimi gerçekten çok ilginç olacağa benziyor.

M

Y

CM

MY

CY

CMY

http://goo.gl/nRMqA K

H www.finisinc.com H

H www.trycelery.com H

http://goo.gl/cRZs9

3G DESTEKLİ İLK FOTOĞRAF MAKİNESİ samsung, 3G/4G LTE bağlantılı kompakt sistem fotoğraf makinesi (CSC) ile bir ilk olan GALAXY NX’in tanıtımını yaptı. GALAXY NX, sınıfının en iyi optik performansıyla en son teknoloji ürünü olan bağlantı özelliği ve Android eko-sistem tabanlı uygulamalarını tek cihazda bir araya getiriyor. Galaxy NX sayesinde kullanıcılar, deneyimlerini anında paylaşabilecekleri bir hikayeye dönüştürme fırsatını elde ediyor ve fotoğraflarını istedikleri kişiyle paylaşabiliyorlar.

UYAN VE HEDEFİ VUR saBah çalan alarm sesinin acısı çok az şeyde vardır. 5 dakika daha fazla uyumak için neler yapmayız ki? TG Review’ün bu yaratıcı ürünüyle tek yapmanız gereken hedefi tam 12’den vurmak ve 5 dakika daha kazanmak. Sabah uyanır uyanmaz bu eğlenceyi kaldırabilenler için son derece değişik bir alarm saati olduğu kesin. http://goo.gl/15t3O H www.gameseq.com H

2

22.04.2013

17:45


34

TEMMUZ 2013

ÇİZGİ MARVEL’İN EN RİSKLİ PROJESİ

İSTANBUL T

aVengers 2’Den bir önceki Marvel Studios filmi olacak bilimkurgu türündeki Guardians of the Galaxy’nin kadrosu büyümeye devam ediyor. Zoe Saldana, Chris Pratt, Dave Bautista ve Michael Rooker’ın ardından bu ay kadroya Nova Corps, liderleri rollerinde Glenn Close ve John C. Reilly, filmin henüz isimleri bilinmeyen düşmanları rollerinde ise Lee Pace, Karen Gillian ve Benicio del Toro’nun dahil olduğu duyuruldu. Del Toro gelecekteki Marvel filmlerini de kapsayan uzun vadeli bir anlaşma imzaladığından Avengers’ın sonunda gördüğümüz Thanos olabileceği düşünülüyor. Guardians of the Galaxy çizgi roman okurları tarafından çok sevilse de Marvel’in şimdiye kadarki en riskli film projesi olarak görülüyor. Bekleyip göreceğiz. http://goo.gl/HeaNi

E

M

M

U

Z

0

1

3

26 TEMMUZ

İşte Postkolik ekibi olarak bu ay en çok beklediğimiz film. Jean Grey’in ölümünün ardından büyük bir depresyona sürüklenen ve kimliğinden kurtulmak isteyen Wolverine, yıllar önce hayatını kurtarmış olan bir arkadaşının ortaya çıkıp kendisinden yardım istemesi sonucu Japonya’ya gidip onu görmeye karar verir. Burada kendisine sunulan öneriyi kabul eden Wolverine, bu sayede ölümsüzlük yetisinden kurtulup ölümlü bir canlıya dönüşecektir. Ancak bu etapta Silver Samurai isimli ölümcül bir düşman edindiğinin farkında değildir. Bu düşmana acımasız Viper’ın da eklenmesiyle, tarihi bir savaş başlar. Başrollerini Hugh Jackman, Will Yun Lee ve Tao Okamoto’nun canlandırdığı filmin yönetmenliğini James Mangold üstleniyor. Yönetmen: James Mangold Oyuncular: Hugh Jackman, Brian Tee, Will Yun Tür: Aksiyon, Fantastik Süre: 2s 16dk

H www.comingsoon.net H

JUSTICE LEAGUE 3000 NASIL OLACAK? DC, Justice League ekibinin 30. yüzyıldaki maceralarını konu alacak Justice League 3000 serisini duyurdu. Howard Porter’in dizaynını yaptığı Superman, Batman, Wonder Woman, Flash ve Green Lantern’in 3000 versiyonlarının resimleri internete yayıldı. Daha önce de Justice League üzerinde çalışmış olan Keith Giffen, J. M. DeMatteis ve Kevin Maguire üçlüsü karakterlerin gelecekteki versiyonlarının gerçek kimliklerini sır gibi saklıyor ve hikayede de bu konuda bir sürü yanıltmaca olacağının ipucunu veriyor. İşin ilginci, Justice League 3000 alternatif bir evrende geçmiyor, bildiğimiz DC evreniyle bağlantılı. Yani karakterlerin gelecekleri

hakkında ipuçları alabilmemiz mümkün. Seriyi anlamak için başka DC hikayelerini takip etmek gerekmeyecek.

http://goo.gl/wIqyf

BATMAN BLACK AND WHITE DÖNÜYOR

2

H www.comicvine.com H

HARİKA OLACAKLAR!

DC ComıCs, endüstrideki en ünlü yazar ve çizerlerin sekiz sayfalık kısa siyah-beyaz hikayelerinden oluşan efsane Batman Black and White antoloji serisini geri getiriyor. Eylül’de başlayacak seri altı sayıdan oluşacak ve normal çizgi roman sayılarından daha kalın olacak. İlk sayıda yer alacağı kesinleşen yazarlar Chip Kidd, Neil Adams, Joe Quinones, Maris Wickis, John Arcudi ve Howard Machie, çizerler ise Michael Cho, Sean Murphy ve Chris Samnee. Antolojinin orijinal hikayelerinin bir kısmı animasyonlu çizgi roman formatında çıkarılmış ve her çizerin kendine tarzında http://goo.gl/c37jl Batman heykelleri yapılmıştı. H robot6.comicbookresources.com H

H www.comicbookresources.com H

Lego’nun Marvel ile olan ortaklığı, video oyunu ve figürlerden sonra çizgi romanlarda da kendini gösteriyor. Yıl sonunda piyasaya çıkacak Lego Marvel Superheroes oyununun şerefine Marvel, Eylül ayında sekiz çizgi roman sayısının kapağını Lego versiyonlarıyla basacak. Lego sanatçıları Leo Castellani, Christopher Jones ve Adam Kracker’in çizdiği kapaklar karakterlerin eski ünlü kapaklarına saygı http://goo.gl/OMESb duruşu niteliğinde.

KONSER

26 TEMMUZ IRON MAIDEN 33 yıLLıK kariyerleri boyunca toplamda 90 milyon albüm satışı, 58 ülkede 2000’den fazla konser, 10 milyonlarca fan ve 15 stüdyo albümü ile gelmiş geçmiş en başarılı rock gruplarından biri olarak tarihe geçen Iron Maiden, bir kez daha İstanbul’a geliyor. 26 Temmuz akşamı İnönü Stadyumu’nda gerçekleşecek olan bu konserde Iron Maiden’a Trash Metal’in köklü gruplarından Anthrax eşlik edecek. Mekan: İnönü Stadyumu Fiyat: 110-320 lira


34

TEMMUZ 2013

ÇİZGİ MARVEL’İN EN RİSKLİ PROJESİ

İSTANBUL T

aVengers 2’Den bir önceki Marvel Studios filmi olacak bilimkurgu türündeki Guardians of the Galaxy’nin kadrosu büyümeye devam ediyor. Zoe Saldana, Chris Pratt, Dave Bautista ve Michael Rooker’ın ardından bu ay kadroya Nova Corps, liderleri rollerinde Glenn Close ve John C. Reilly, filmin henüz isimleri bilinmeyen düşmanları rollerinde ise Lee Pace, Karen Gillian ve Benicio del Toro’nun dahil olduğu duyuruldu. Del Toro gelecekteki Marvel filmlerini de kapsayan uzun vadeli bir anlaşma imzaladığından Avengers’ın sonunda gördüğümüz Thanos olabileceği düşünülüyor. Guardians of the Galaxy çizgi roman okurları tarafından çok sevilse de Marvel’in şimdiye kadarki en riskli film projesi olarak görülüyor. Bekleyip göreceğiz. http://goo.gl/HeaNi

E

M

M

U

Z

0

1

3

26 TEMMUZ

İşte Postkolik ekibi olarak bu ay en çok beklediğimiz film. Jean Grey’in ölümünün ardından büyük bir depresyona sürüklenen ve kimliğinden kurtulmak isteyen Wolverine, yıllar önce hayatını kurtarmış olan bir arkadaşının ortaya çıkıp kendisinden yardım istemesi sonucu Japonya’ya gidip onu görmeye karar verir. Burada kendisine sunulan öneriyi kabul eden Wolverine, bu sayede ölümsüzlük yetisinden kurtulup ölümlü bir canlıya dönüşecektir. Ancak bu etapta Silver Samurai isimli ölümcül bir düşman edindiğinin farkında değildir. Bu düşmana acımasız Viper’ın da eklenmesiyle, tarihi bir savaş başlar. Başrollerini Hugh Jackman, Will Yun Lee ve Tao Okamoto’nun canlandırdığı filmin yönetmenliğini James Mangold üstleniyor. Yönetmen: James Mangold Oyuncular: Hugh Jackman, Brian Tee, Will Yun Tür: Aksiyon, Fantastik Süre: 2s 16dk

H www.comingsoon.net H

JUSTICE LEAGUE 3000 NASIL OLACAK? DC, Justice League ekibinin 30. yüzyıldaki maceralarını konu alacak Justice League 3000 serisini duyurdu. Howard Porter’in dizaynını yaptığı Superman, Batman, Wonder Woman, Flash ve Green Lantern’in 3000 versiyonlarının resimleri internete yayıldı. Daha önce de Justice League üzerinde çalışmış olan Keith Giffen, J. M. DeMatteis ve Kevin Maguire üçlüsü karakterlerin gelecekteki versiyonlarının gerçek kimliklerini sır gibi saklıyor ve hikayede de bu konuda bir sürü yanıltmaca olacağının ipucunu veriyor. İşin ilginci, Justice League 3000 alternatif bir evrende geçmiyor, bildiğimiz DC evreniyle bağlantılı. Yani karakterlerin gelecekleri

hakkında ipuçları alabilmemiz mümkün. Seriyi anlamak için başka DC hikayelerini takip etmek gerekmeyecek.

http://goo.gl/wIqyf

BATMAN BLACK AND WHITE DÖNÜYOR

2

H www.comicvine.com H

HARİKA OLACAKLAR!

DC ComıCs, endüstrideki en ünlü yazar ve çizerlerin sekiz sayfalık kısa siyah-beyaz hikayelerinden oluşan efsane Batman Black and White antoloji serisini geri getiriyor. Eylül’de başlayacak seri altı sayıdan oluşacak ve normal çizgi roman sayılarından daha kalın olacak. İlk sayıda yer alacağı kesinleşen yazarlar Chip Kidd, Neil Adams, Joe Quinones, Maris Wickis, John Arcudi ve Howard Machie, çizerler ise Michael Cho, Sean Murphy ve Chris Samnee. Antolojinin orijinal hikayelerinin bir kısmı animasyonlu çizgi roman formatında çıkarılmış ve her çizerin kendine tarzında http://goo.gl/c37jl Batman heykelleri yapılmıştı. H robot6.comicbookresources.com H

H www.comicbookresources.com H

Lego’nun Marvel ile olan ortaklığı, video oyunu ve figürlerden sonra çizgi romanlarda da kendini gösteriyor. Yıl sonunda piyasaya çıkacak Lego Marvel Superheroes oyununun şerefine Marvel, Eylül ayında sekiz çizgi roman sayısının kapağını Lego versiyonlarıyla basacak. Lego sanatçıları Leo Castellani, Christopher Jones ve Adam Kracker’in çizdiği kapaklar karakterlerin eski ünlü kapaklarına saygı http://goo.gl/OMESb duruşu niteliğinde.

KONSER

26 TEMMUZ IRON MAIDEN 33 yıLLıK kariyerleri boyunca toplamda 90 milyon albüm satışı, 58 ülkede 2000’den fazla konser, 10 milyonlarca fan ve 15 stüdyo albümü ile gelmiş geçmiş en başarılı rock gruplarından biri olarak tarihe geçen Iron Maiden, bir kez daha İstanbul’a geliyor. 26 Temmuz akşamı İnönü Stadyumu’nda gerçekleşecek olan bu konserde Iron Maiden’a Trash Metal’in köklü gruplarından Anthrax eşlik edecek. Mekan: İnönü Stadyumu Fiyat: 110-320 lira


36

TEMMUZ 2013

N E

TEMMUZ 2013

37

İ Z l E S E K ?

5 TEMMUZ ACİL ARAMA

ZOR KAZANÇ

Televizyondaki gerilim türündeki işleriyle tanıdığımız Brad Anderson’ın yönetmenliğini üstlendiği filmin başrolünde Oscar ödüllü oyuncu Halle Berry yer alıyor. Jordan, 911 Acil yardım hattında santral görevlisi olarak çalışan bir kadındır. Bir gün merkezi arayan genç bir kız sesi, evine zorla giren biri olduğunu ve hayatının tehlikede olduğunu söyler. Jordan, ekipler evi tespit edip kızı kurtarmaya gidene dek telefonda katili oyalamaya karar verir. Tüm çabalarına rağmen Jordan başarısız olur ve genç kız hayatını kaybeder. Ancak olayın arka planı daha karmaşıktır. Yönetmen: Brad Anderson Oyuncular: Halle Berry, Abigail Breslin, Morris Chestnut Tür: Gerilim, Aksiyon Süre: 1s 35 dk

12 TEMMUZ

Yönetmenliğini Michael Bay’in üstlendiği filmin başrollerini Mark Wahlberg, Anthony Mackie’nin ve Dwayne Johnson paylaşıyor. Kadrosunda Rebel Wilson, Ed Harris ve Rob Corddry gibi isimleri de barındıran kara komedi-aksiyon türündeki film, gerçek bir hikayeden uyarlandı. Daniel Lugo ve en yakın arkadaşı Adrian Doorbal Florida’da yaşamakta ve vücut geliştirme salonunda antrenör olarak çalışmaktadır. Her gün bir diğerinin aynı olan bir hayat süren ikili, spor salonundaki sinir bozucu düzenden ve düşük maaşlarından usanmıştır. Kendi Amerikan Rüyaları’nın peşinden gitmeye karar veren ekip, hali hazırda suçlu olduklarına inandıkları zengin bir müşterilerini kaçırıp, işleri de kılıfına uydurarak zengin olmanın planını kurarlar. Yönetmen: Michael Bay Oyuncular: Mark Wahlberg, Dwayne Johnson, Anthony Mackie Tür: Komedi , Aksiyon , Dram Süre: 2s 10dk

12 TEMMUZ

12 TEMMUZ

GE(N)Ç ÇIRAKLAR

BEYAZ SARAY DÜŞTÜ

Billy ve Nick bir şirketin pazarlama departmanında çalışan ve dijital dünyanın yeniliklerine ayak uydurmakta zorlanan iki pazarlama elemanıdır. Nihayetinde beklenen olur ve işlerinden kovulurlar. İşsizlik sorunuyla baş etmeye çalışan ikili, bir plan yaparak medya devi Google’ın stajyerlik pozisyonlarına başvuruda bulunurlar. Komedi türündeki filmin başrollerini Owen Wilson ve Vince Vaughn paylaşırken, yönetmenliğini en son Çelik Yumruklar’a imza atmış olan Shawn Levy üstleniyor. Yönetmen: Shawn Levy Oyuncular: Vince Vaughn, Owen Wilson, Rose Byrne Tür: Komedi Süre: 1s 59dk

Independence Day, The Day After Tomorrow ve 2012 gibi yüksek bütçeli filmlere imza atan Alman yönetmen Roland Emmerich’in yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu James Vanderbilt’e emanet. Başrollerinde ise son dönemin parlayan yeteneklerinden Channing Tatum, Jamie Foxx ve Maggie Gyllenhaal bulunuyor. Büyük ölçüde kızını etkilemek amacıyla gizli servise dahil olabileceği bir görevde çalışmayı isteyen John Cale, Başkan James Sawyer’ın korumalarından biri olabilmek için başvuruda bulunur. Ancak aldığı yanıt olumsuz olur. Olumsuz haberi kızına vermekte zorlanan genç adam, kızını Beyaz Saray’a gidecekleri bir gezintiye çıkarır. Burada haberi vermeye hazırlanırken ortalık bir anda karışır. Yönetmen: Roland Emmerich Oyuncular: Channing Tatum, Jamie Foxx, Maggie Gyllenhaal Tür: Aksiyon, Dram, Gerilim Süre: 2s 17dk

19 TEMMUZ

PASİFİK SAVAŞI

5 TEMMUZ MASKELİ SÜVARİ Yapımcılığını Jerry Bruckheimer’ın üstlendiği, yönetmenliğini ise Karayip Korsanları serisinden tanıdığımız Gore Verbinski’nin yaptığı filmin başrollerini Johnny Depp, Armie Hammer ve Tom Wilkinson paylaşıyor. Heyecan verici, neşeli ve aksiyon dolu bir macera filmi olan “Maskeli Süvari” ile birlikte ünlü maskeli kahraman, taze bir yorumla yeniden izleyici karşısına çıkıyor. Kızılderili ruhani savaşçı Tonto ve hukuk adamı John Reid birbirlerine zıt iki karakterdir, fakat yolsuzluk ve açgözlülükle savaşmak için bir araya gelmek durumunda kalmışlardır. Tonto, John Reid’in bir kanun adamından, adalet sağlayan bir efsaneye dönüşmesini sağlayan hikayeleri yeniden saymaktadır. Yönetmen: Gore Verbinski Oyuncular: Johnny Depp, Armie Hammer, Ruth Wilson Tür: Aksiyon, Macera, Western Süre: 2s 29dk

5 TEMMUZ SADECE TANRI AFFEDER Nicolas Winding Refn ve Ryan Gosling’in Drive filminden sonraki yeni projeleri olan Only God Forgives, aksiyon ve şiddet dolu bir intikam hikayesi olarak nitelendiriliyor. On yıl önce bir cinayet işleyen Julian, şimdilerde sürgündedir ve Bangkok’ta yaşamaktadır. Burada görünürde kardeşi Billy ile birlikte bir boks kulübü işletmekte olan Julian, esas gelirini buradan yürüttüğü uyuşturucu ağından kazanmaktadır. Güzel zamanlar, Billy’nin genç bir kızı öldürmesiyle sona erer. Zira Billy de kendini Bangkok sokaklarını temizlemeye adayan gizemli intikam meleği Chang tarafından öldürülmüştür. Yönetmen: Nicolas Winding Refn Oyuncular: Ryan Gosling, Tom Burke Tür: Gerilim, Dram Süre: 1s 30dk

12 TEMMUZ BİR KADININ GÖZYAŞLARI Oldukça varlıklı bir aileden gelen Thérèse Desqueyroux, henüz çocukken evlenmeye karar verdiği Bernard ile evlenmiştir. Bernard dürüst ve iyi huylu bir adamdır fakat hayatta sadece ava çıkmaktan zevk alan ve ileri derecede hipokondriyak olan birine dönüşmüştür. Thérèse’in taşrada sürdüğü bu yaşam ve evlilik, Bernard’ın günden güne daha agresif birine dönüşmesiyle çileye dönüşür. Filmin yönetmen koltuğunda ünlü Fransız yönetmen Claude Miller otururken, başrolünde Amélie filmindeki performansıyla tüm dünya tarafından tanınan Audrey Tautou bulunuyor. Yönetmen: Claude Miller Oyuncular: Audrey Tautou, Gilles Lellouche, Anaïs Demoustier Tür: Dram Süre: 1s 50dk

Denizden Kaiju adı verilen yaratıklar yükselmeye başlayınca, milyonlarca insanın canına mal olacak ve insan kaynaklarını tüketen bir savaş başlar. Bu devasa Kaijular ile savaşabilmek için özel bir silah üretilir. Jaeger adı verilen büyük robotlar akılları nöral bir köprüde kitlenmiş iki pilot tarafından beyin gücüyle yönetilir. Ama Jaegerlar bile acımasız Kaijuların yanında savunmasız kalırlar. Yenilmenin eşiğindeki insanlığın son çaresi eski pilot (Charlie Hunnam) ve deneyimsiz stajyer (Rinko Kikuchi)’dir. Birlikte, kıyamete karşı insanlığın son umudu olacaklardır Yönetmen: Guillermo del Toro Oyuncular: Charlie Hunnam, Idris Elba, Rinko Kikuchi Tür: Aksiyon, Macera, Bilimkurgu Süre: 1s 52dk

19 TEMMUZ ARINMA GECESİ Amerikan hükümetinin başı suçlular ve hapishanelerle derttedir. Cezaya çarptırılan suçluların sayısı kontrol altına alınamamakta, bu nedenle de hapishaneler kapasitelerinin bir hayli üzerinde sayıda suçluyu barındırmaktadır. Bu soruna çözüm olabilecek son çare ise son derece ilginçtir. Bir suç işlendikten sonraki 12 saat boyunca suçlu ne yakalanacak ne de cezalandırılacaktır. Polise başvurulmayacak, hastanelerden de yardım istenmeyecektir. Bu 12 saat boyunca suçlular, bir şekilde suçtan etkilenen insanlar ya da sıradan vatandaşlar tarafından cezalandırılacaktır. Yönetmen: James DeMonaco Oyuncular: Ethan Hawke, Lena Headey, Adelaide Kane Tür: Bilimkurgu, Gerilim, Korku Süre: 1s 25dk


36

TEMMUZ 2013

N E

TEMMUZ 2013

37

İ Z l E S E K ?

5 TEMMUZ ACİL ARAMA

ZOR KAZANÇ

Televizyondaki gerilim türündeki işleriyle tanıdığımız Brad Anderson’ın yönetmenliğini üstlendiği filmin başrolünde Oscar ödüllü oyuncu Halle Berry yer alıyor. Jordan, 911 Acil yardım hattında santral görevlisi olarak çalışan bir kadındır. Bir gün merkezi arayan genç bir kız sesi, evine zorla giren biri olduğunu ve hayatının tehlikede olduğunu söyler. Jordan, ekipler evi tespit edip kızı kurtarmaya gidene dek telefonda katili oyalamaya karar verir. Tüm çabalarına rağmen Jordan başarısız olur ve genç kız hayatını kaybeder. Ancak olayın arka planı daha karmaşıktır. Yönetmen: Brad Anderson Oyuncular: Halle Berry, Abigail Breslin, Morris Chestnut Tür: Gerilim, Aksiyon Süre: 1s 35 dk

12 TEMMUZ

Yönetmenliğini Michael Bay’in üstlendiği filmin başrollerini Mark Wahlberg, Anthony Mackie’nin ve Dwayne Johnson paylaşıyor. Kadrosunda Rebel Wilson, Ed Harris ve Rob Corddry gibi isimleri de barındıran kara komedi-aksiyon türündeki film, gerçek bir hikayeden uyarlandı. Daniel Lugo ve en yakın arkadaşı Adrian Doorbal Florida’da yaşamakta ve vücut geliştirme salonunda antrenör olarak çalışmaktadır. Her gün bir diğerinin aynı olan bir hayat süren ikili, spor salonundaki sinir bozucu düzenden ve düşük maaşlarından usanmıştır. Kendi Amerikan Rüyaları’nın peşinden gitmeye karar veren ekip, hali hazırda suçlu olduklarına inandıkları zengin bir müşterilerini kaçırıp, işleri de kılıfına uydurarak zengin olmanın planını kurarlar. Yönetmen: Michael Bay Oyuncular: Mark Wahlberg, Dwayne Johnson, Anthony Mackie Tür: Komedi , Aksiyon , Dram Süre: 2s 10dk

12 TEMMUZ

12 TEMMUZ

GE(N)Ç ÇIRAKLAR

BEYAZ SARAY DÜŞTÜ

Billy ve Nick bir şirketin pazarlama departmanında çalışan ve dijital dünyanın yeniliklerine ayak uydurmakta zorlanan iki pazarlama elemanıdır. Nihayetinde beklenen olur ve işlerinden kovulurlar. İşsizlik sorunuyla baş etmeye çalışan ikili, bir plan yaparak medya devi Google’ın stajyerlik pozisyonlarına başvuruda bulunurlar. Komedi türündeki filmin başrollerini Owen Wilson ve Vince Vaughn paylaşırken, yönetmenliğini en son Çelik Yumruklar’a imza atmış olan Shawn Levy üstleniyor. Yönetmen: Shawn Levy Oyuncular: Vince Vaughn, Owen Wilson, Rose Byrne Tür: Komedi Süre: 1s 59dk

Independence Day, The Day After Tomorrow ve 2012 gibi yüksek bütçeli filmlere imza atan Alman yönetmen Roland Emmerich’in yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu James Vanderbilt’e emanet. Başrollerinde ise son dönemin parlayan yeteneklerinden Channing Tatum, Jamie Foxx ve Maggie Gyllenhaal bulunuyor. Büyük ölçüde kızını etkilemek amacıyla gizli servise dahil olabileceği bir görevde çalışmayı isteyen John Cale, Başkan James Sawyer’ın korumalarından biri olabilmek için başvuruda bulunur. Ancak aldığı yanıt olumsuz olur. Olumsuz haberi kızına vermekte zorlanan genç adam, kızını Beyaz Saray’a gidecekleri bir gezintiye çıkarır. Burada haberi vermeye hazırlanırken ortalık bir anda karışır. Yönetmen: Roland Emmerich Oyuncular: Channing Tatum, Jamie Foxx, Maggie Gyllenhaal Tür: Aksiyon, Dram, Gerilim Süre: 2s 17dk

19 TEMMUZ

PASİFİK SAVAŞI

5 TEMMUZ MASKELİ SÜVARİ Yapımcılığını Jerry Bruckheimer’ın üstlendiği, yönetmenliğini ise Karayip Korsanları serisinden tanıdığımız Gore Verbinski’nin yaptığı filmin başrollerini Johnny Depp, Armie Hammer ve Tom Wilkinson paylaşıyor. Heyecan verici, neşeli ve aksiyon dolu bir macera filmi olan “Maskeli Süvari” ile birlikte ünlü maskeli kahraman, taze bir yorumla yeniden izleyici karşısına çıkıyor. Kızılderili ruhani savaşçı Tonto ve hukuk adamı John Reid birbirlerine zıt iki karakterdir, fakat yolsuzluk ve açgözlülükle savaşmak için bir araya gelmek durumunda kalmışlardır. Tonto, John Reid’in bir kanun adamından, adalet sağlayan bir efsaneye dönüşmesini sağlayan hikayeleri yeniden saymaktadır. Yönetmen: Gore Verbinski Oyuncular: Johnny Depp, Armie Hammer, Ruth Wilson Tür: Aksiyon, Macera, Western Süre: 2s 29dk

5 TEMMUZ SADECE TANRI AFFEDER Nicolas Winding Refn ve Ryan Gosling’in Drive filminden sonraki yeni projeleri olan Only God Forgives, aksiyon ve şiddet dolu bir intikam hikayesi olarak nitelendiriliyor. On yıl önce bir cinayet işleyen Julian, şimdilerde sürgündedir ve Bangkok’ta yaşamaktadır. Burada görünürde kardeşi Billy ile birlikte bir boks kulübü işletmekte olan Julian, esas gelirini buradan yürüttüğü uyuşturucu ağından kazanmaktadır. Güzel zamanlar, Billy’nin genç bir kızı öldürmesiyle sona erer. Zira Billy de kendini Bangkok sokaklarını temizlemeye adayan gizemli intikam meleği Chang tarafından öldürülmüştür. Yönetmen: Nicolas Winding Refn Oyuncular: Ryan Gosling, Tom Burke Tür: Gerilim, Dram Süre: 1s 30dk

12 TEMMUZ BİR KADININ GÖZYAŞLARI Oldukça varlıklı bir aileden gelen Thérèse Desqueyroux, henüz çocukken evlenmeye karar verdiği Bernard ile evlenmiştir. Bernard dürüst ve iyi huylu bir adamdır fakat hayatta sadece ava çıkmaktan zevk alan ve ileri derecede hipokondriyak olan birine dönüşmüştür. Thérèse’in taşrada sürdüğü bu yaşam ve evlilik, Bernard’ın günden güne daha agresif birine dönüşmesiyle çileye dönüşür. Filmin yönetmen koltuğunda ünlü Fransız yönetmen Claude Miller otururken, başrolünde Amélie filmindeki performansıyla tüm dünya tarafından tanınan Audrey Tautou bulunuyor. Yönetmen: Claude Miller Oyuncular: Audrey Tautou, Gilles Lellouche, Anaïs Demoustier Tür: Dram Süre: 1s 50dk

Denizden Kaiju adı verilen yaratıklar yükselmeye başlayınca, milyonlarca insanın canına mal olacak ve insan kaynaklarını tüketen bir savaş başlar. Bu devasa Kaijular ile savaşabilmek için özel bir silah üretilir. Jaeger adı verilen büyük robotlar akılları nöral bir köprüde kitlenmiş iki pilot tarafından beyin gücüyle yönetilir. Ama Jaegerlar bile acımasız Kaijuların yanında savunmasız kalırlar. Yenilmenin eşiğindeki insanlığın son çaresi eski pilot (Charlie Hunnam) ve deneyimsiz stajyer (Rinko Kikuchi)’dir. Birlikte, kıyamete karşı insanlığın son umudu olacaklardır Yönetmen: Guillermo del Toro Oyuncular: Charlie Hunnam, Idris Elba, Rinko Kikuchi Tür: Aksiyon, Macera, Bilimkurgu Süre: 1s 52dk

19 TEMMUZ ARINMA GECESİ Amerikan hükümetinin başı suçlular ve hapishanelerle derttedir. Cezaya çarptırılan suçluların sayısı kontrol altına alınamamakta, bu nedenle de hapishaneler kapasitelerinin bir hayli üzerinde sayıda suçluyu barındırmaktadır. Bu soruna çözüm olabilecek son çare ise son derece ilginçtir. Bir suç işlendikten sonraki 12 saat boyunca suçlu ne yakalanacak ne de cezalandırılacaktır. Polise başvurulmayacak, hastanelerden de yardım istenmeyecektir. Bu 12 saat boyunca suçlular, bir şekilde suçtan etkilenen insanlar ya da sıradan vatandaşlar tarafından cezalandırılacaktır. Yönetmen: James DeMonaco Oyuncular: Ethan Hawke, Lena Headey, Adelaide Kane Tür: Bilimkurgu, Gerilim, Korku Süre: 1s 25dk


38

TEMMUZ 2013

H a N G İ

K O N S E R E

G İ T S E K ? 19 TEMMUZ

2-18 TEMMUZ

JASON MRAZ

İSTANBUL CAZ FESTİVALİ

İstanbul Caz Festivali, bu yıl 20. yaşını kutluyor. Festival, 14 farklı mekânda 400’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçının katılımıyla gerçekleştirilecek 40’ı aşkın konserle, İstanbullulara keyifli bir Temmuz yaşayacak. İstanbul Caz Festivali’nın 20. Yılındaki ağır topu ise, R&B ve soul müziğin dünyaca ünlü sesi Alicia Keys. 14 Grammy ödüllü Amerikalı şarkıcı, söz yazarı ve besteci Alicia Keys, Garanti Bankası sponsorluğunda 2 Temmuz Salı akşamı saat 21.00’de KüçükÇiftlik Park’ta Türkiye’deki ilk konserini verecek. Festivalde öne çıkacak bazı konserler ise şöyle: 3 Temmuz ....................................Lopez -Nussa Family Project 4 Temmuz ....................................Anthony Strong 4 Temmuz ....................................Uraz Kıvaner Quintet feat. Marco Tamburini 5 Temmuz ....................................Melody Gardot 8 Temmuz ....................................Bryan Ferry 10 Temmuz ..................................E.S.T Symphony 11 Temmuz ..................................Ozan Musluoğlu 13 Temmuz ..................................China Moses

New- jazz, akustik pop ve birbirinden güzel pop soul şarkılarıyla tüm dünyada 21 milyonluk satışa ulaşan son yılların en ünlü şarkıcı ve şarkı yazarlarından Jason Mraz, Life Park’ta 19 Temmuz gecesi hayranıyla buluşacak. Billboard Hot 100 listesinde tam 76 hafta en çok satanlardan biri olmayı başaran ve daha önce 69 haftayla Leann Rimes’a ait rekoru da kıran şarkısıyla Jason Mraz, Amerika’da müzik yapımcıları tarafından ASCAP 2010 “Yılın Şarkısı” ödülünü de kucaklamıştı. 2010 yılında Grammy’lerde “Make It Mine” şarkısıyla “En İyi Erkek Pop Şarkıcısı” ve Colbie Caillat düeti “Lucky” ile de “En İyi Pop Vokal İşbirliği” ödüllerini alan, Virginia doğumlu Jason Mraz zirvedekiler arasına yerleşti bile. Mekan: Life Park Fiyat: 39-265 lira

21 TEMMUZ KESHA

KESHA

BULUTSUZLUK ÖZLEMİ

İlk single’ı “Tik Tok” ile çok hızlı bir çıkış yakalayan 1987 Los Angeles doğumlu enerjik ve çılgın pop yıldızı Kesha, ilk albümü Animal’ı 2010’da yayımlamış ve Amerika, Kanada ve Yunanistan’da müzik listelerine bir numaradan giriş yapmıştı. Eylül 2010 tarihine kadar Kesha toplamda 2 milyon albüm sattı ve bu albümlerden üç single’ı listelerde ilk 10’da kalmayı uzun süre başardı. Garbage-chic olarak adlandırdığı farklı tarzıyla genç hayranlarını peşinden sürüklemeyi başaran Kesha, Türk hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatmaya geliyor. Mekan: Parkorman Fiyat: 110-250 lira

JASON MRAZ

16 TEMMUZ

BULUTSUZLUK ÖZLEMİ

Bugüne kadar kaydettikleri albümler ve verdiği sayısız konserlerle hemen herkesin hayatında bir yer edinen Bulutsuzluk Özlemi, 16 Temmuz gecesi hayranlarının karşısına Nejat Yavaşoğulları, Sina Koloğlu, Sunay Özgür, Deniz Demiröz ve Gencay Kıymaz kadrosuyla çıkacak. Mekan: Beyoğlu Hayal Kahvesi Fiyat: 28 lira

fiesta.ilan.21x32cm.indd 1

20.06.2013 16:20


38

TEMMUZ 2013

H a N G İ

K O N S E R E

G İ T S E K ? 19 TEMMUZ

2-18 TEMMUZ

JASON MRAZ

İSTANBUL CAZ FESTİVALİ

İstanbul Caz Festivali, bu yıl 20. yaşını kutluyor. Festival, 14 farklı mekânda 400’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçının katılımıyla gerçekleştirilecek 40’ı aşkın konserle, İstanbullulara keyifli bir Temmuz yaşayacak. İstanbul Caz Festivali’nın 20. Yılındaki ağır topu ise, R&B ve soul müziğin dünyaca ünlü sesi Alicia Keys. 14 Grammy ödüllü Amerikalı şarkıcı, söz yazarı ve besteci Alicia Keys, Garanti Bankası sponsorluğunda 2 Temmuz Salı akşamı saat 21.00’de KüçükÇiftlik Park’ta Türkiye’deki ilk konserini verecek. Festivalde öne çıkacak bazı konserler ise şöyle: 3 Temmuz ....................................Lopez -Nussa Family Project 4 Temmuz ....................................Anthony Strong 4 Temmuz ....................................Uraz Kıvaner Quintet feat. Marco Tamburini 5 Temmuz ....................................Melody Gardot 8 Temmuz ....................................Bryan Ferry 10 Temmuz ..................................E.S.T Symphony 11 Temmuz ..................................Ozan Musluoğlu 13 Temmuz ..................................China Moses

New- jazz, akustik pop ve birbirinden güzel pop soul şarkılarıyla tüm dünyada 21 milyonluk satışa ulaşan son yılların en ünlü şarkıcı ve şarkı yazarlarından Jason Mraz, Life Park’ta 19 Temmuz gecesi hayranıyla buluşacak. Billboard Hot 100 listesinde tam 76 hafta en çok satanlardan biri olmayı başaran ve daha önce 69 haftayla Leann Rimes’a ait rekoru da kıran şarkısıyla Jason Mraz, Amerika’da müzik yapımcıları tarafından ASCAP 2010 “Yılın Şarkısı” ödülünü de kucaklamıştı. 2010 yılında Grammy’lerde “Make It Mine” şarkısıyla “En İyi Erkek Pop Şarkıcısı” ve Colbie Caillat düeti “Lucky” ile de “En İyi Pop Vokal İşbirliği” ödüllerini alan, Virginia doğumlu Jason Mraz zirvedekiler arasına yerleşti bile. Mekan: Life Park Fiyat: 39-265 lira

21 TEMMUZ KESHA

KESHA

BULUTSUZLUK ÖZLEMİ

İlk single’ı “Tik Tok” ile çok hızlı bir çıkış yakalayan 1987 Los Angeles doğumlu enerjik ve çılgın pop yıldızı Kesha, ilk albümü Animal’ı 2010’da yayımlamış ve Amerika, Kanada ve Yunanistan’da müzik listelerine bir numaradan giriş yapmıştı. Eylül 2010 tarihine kadar Kesha toplamda 2 milyon albüm sattı ve bu albümlerden üç single’ı listelerde ilk 10’da kalmayı uzun süre başardı. Garbage-chic olarak adlandırdığı farklı tarzıyla genç hayranlarını peşinden sürüklemeyi başaran Kesha, Türk hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatmaya geliyor. Mekan: Parkorman Fiyat: 110-250 lira

JASON MRAZ

16 TEMMUZ

BULUTSUZLUK ÖZLEMİ

Bugüne kadar kaydettikleri albümler ve verdiği sayısız konserlerle hemen herkesin hayatında bir yer edinen Bulutsuzluk Özlemi, 16 Temmuz gecesi hayranlarının karşısına Nejat Yavaşoğulları, Sina Koloğlu, Sunay Özgür, Deniz Demiröz ve Gencay Kıymaz kadrosuyla çıkacak. Mekan: Beyoğlu Hayal Kahvesi Fiyat: 28 lira

fiesta.ilan.21x32cm.indd 1

20.06.2013 16:20



Postkolik Sayı: 06