Page 1

TÜRK SANATÇI TEMİ HASON ‘GÖÇMENLER ON MİSLİ ÇALIŞMALI’

PUROYU BIRAKTI MEKAN AÇTI ■ Tennessee’de kurdukları CAO puro markasını 2007’de Hollandalılara satan Özgener ailesi, yeni sektörünü belirledi. CAO’nun merkezi, OZ Venue adıyla tanıtımların gözde mekanı oldu. » 16’DA

■ Amerika’da herkesin bir yarış içinde olduğuna dikkat çeken Türk müzisyen Temi Hason, “Bu ülkede ayakta kalmak için bir Amerikalıdan 10 kat daha fazla çalışmak gerek” diyor. » 15’TE

9 Ekim 2013 Çarşamba YIL 1 • SAYI 21

HAFTALIK ÜCRETSİZ

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

Cumhuriyet Bayramı ABD’de dolu dizgin geçecek

GAZETESİ

www.posta212.com

KRİZ BEYAZ SARAYI ÇOK KÖTÜ VURDU Hükümetin kepenkleri indirmesi Beyaz Saray’ı da vurdu. Eskiden 1700 kişinin çalıştığı Beyaz Saray’ın o ihtişamı yok artık. Sekreterinden aşçısına kadar yüzlerce kişinin evine gönderildiği Obama’nın sarayında, artık telefonlara üst düzey bürokratlar bakarken, en revaçta yemek fındık ezmesi ve reçelli ekmek sandviçleri. » 8’DE

■ Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. kuruluş yıldönümü ABD’nin dört bir yanında çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Yaklaşık 500 bin Türk’ün yaşadığı ABD’de hazırlıklar başladı bile. » 15’TE

Öztürk, Amerikan polis şeflerine terör dersi verdi ■ Bahçeşehir Üniversitesi Özel Güvenlik Meslek Yüksek Okulu koordinatörü olan eski Emniyet Müdürü Osman Öztürk, John John Jay Criminal Justice College’de Amerikalı polis şeflerine terör dersi verdi. » 14’TE

Siyasetçilere güven azaldı ■ Kongre’de Demokratlar ile Cumhuriyetçiler hala tartışadursun halkın siyasetçilere güveni dibe vurdu. » 9’DA

Turistler de nasibini aldı ■ Başta Özgürlük Anıtı olmak üzere müzeler, parklar kapandı. ABD’yi ziyaret eden turistler de buraları uzaktan izlemek zorunda kaldı. » 8’DE

AMERİKA’DA YENİ KRİZ KAPIDA...

KANSERLE DANS

NEW YORK Enver Yücel’den LİMAN KENTİ eğitimcilere ‘birleşelim’ çağrısı OLUYOR ■ Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, New York İl Eğitim Müdürü Dennis M. Walcott ile bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulundu ve tüm eğitimcilere çağrıda bulundu. » 14’TE

■ Esra Ürkmez Bayraklı ve Ebru Tontaş’ın bir buçuk yıl önce kurdukları blog, artık kanserle mücadeleyi dansa dönüştüren kocaman bir aile oldu. » 3’TE

■ Sel felaketlerini önlemek için Doğu Nehri üzerine yapılacak su seti inşaatı, liman kentine çevriliyor. Proje gerçekleşirse New York Amsterdam’a benzeyecek. » 16’DA

Çay Partisi ABD’Yİ uçuruma götürüyor Ali Çınar: Yeni seçilecek başkan çok şanslı ■ Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) Başkanı Ali Çınar, ocak ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olmayacağını ve taşıdıkları bayrağı gururla teslim edeceklerini açıkladı. » 2’DE

» 8’DE

■ Federal hükümeti kapanma noktasına, bütün dünyayı da ekonomik krizin eşiğine getiren olayların perde arkasında Çay Partisi’nin adı geçiyor. Peki ama Çay Partisi ne? Kimlerden oluşuyor, kimlerden destek alıyor? » 9’DA

GIDA İHRACATÇILARI ABD’NİN BATI YAKASINI FETHEDECEK

» 5’TE

TÜRK İŞ DÜNYASI OBAMA’YA GÜVENİYOR » 5’TE

ONBİNLER GÖÇMENLİK REFORMU İÇİN SOKAĞA DÖKÜLDÜ » 12’DE


2

Toplum Yaşam

9 Ekim 2013 Çarşamba

Mehveş Koçak mehveskocak@posta212.com

ÜNLÜLERİN TÜRKİYE ZİYARETİ ESKİDEN hepimizi şaşırtan ve sevindiren, haftalarca manşetlere taşınan bir haber artık değerini yitiriyor. Dünyaca ünlülerin Türkiye ziyaretleri kamuoyunda eskisi gibi önemsenmiyor. Şarkıcı, oyuncu, yazar, işadamı dünyaca ne kadar ünlü varsa bir çoğu Türkiye’ye geldi. Hatta gelmekle kalmadı. Akdeniz, Ege sahillerini tatil meskeni haline getirdi. Falanca ünlü havalimanından Türkiye’ye giriş yapmış ya da şuraya gitmiş durumları pek ilgi görmüyor ya da küçük bir haberi yapılıyor. Ancak ünlü ilginç bir şey yapacak, dönsöz ile göbek atacak, mayolu yakalanacak o zaman haber biraz daha fazla değer görüyor. Bundan 5-10 yıl önce öyle miydi ? Sanatçının Türkiye’de adığı nefes günlerce konuşulurdu. Daha Turkiye’ye girmeden kalacağı otelden, geçeceği yerlere kadar herşey adım adım haber yapılırdı. Şimdi ise gelen ünlülerin nerede ne yaptıklarını takip etmekte zorlanıyoruz. Örneğin geçtiğimiz günlerde dış basında İngiliz müzisyen Sting’in bir röportajını okudum. Sting, en çok sevdiği yerlerden birinin Türkiye sahilleri olduğunu söylemiş. Bodrum, Göcek’in eşsiz güzelliklerinden bahsetmiş. Üstelik bunu dış basına açıklamış. Şöyle bir düşünüyorum da Türkiye’ye kimler gelip gitmedi ki? Amerikalı aktör Tom Hanks ile Oscarlı ünlü yönetmen Steven Spielberg ailesiyle Ege’de mavi tura çıktı. U2’nin solisti Bono da ailesiyle birlikte tekne turu yaptı, Efes ve Meryem Ana Evini de ziyaret etti. Microsoft’un patronu Bill Gates eşi ile birlikte Türkiye’de tatil yaptı. Real Madrid’in ünlü futbolcusu Cristiano Ronaldo ve kız arkadaşı Rus model İrina Şhayk önce İstanbul’a geldi sonra tatil için Bodrum’u seçti. Michael Douglas, eşi Catherine Zeta Jones, çocukları ve arkadaşlarıyla birlikte çıktıkları 2 haftalık Ege ve Akdeniz turunda Türkiye sahillerinde günlerce vakit geçirdi. Ralph Fiennes, kentin tarihi ve turistik yerlerini gezmek amacıyla İstanbul’a geldi. Geçtiğimiz yıllarda bir şekilde tanışıp uzun uzun sohbet etme şansını yakaladığım efsane sanatçı Nat King Cole’ün kızı Natalie Cole da Türkiye’yi bir çok kez ziyaret etmiş. Türkiye’de ne yenir, nereye gidilir, çok iyi bilen şarkıcı, her seferinde çok iyi vakit geçirdiğini söyledi. Daha ismini saymadığım Turkiye’yi gezen, tatil yapan o kadar çok ünlü var ki, geldiklerini hatırlamıyoruz, görmüyoruz veya duymuyoruz. Böyle bir duruma alıştıysak ve artık önem verilmiyorsa buna ancak sevinilir.

YENİ YÖNETİM ÇOK ŞANSLI Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Çınar, ocak ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olmayacağını ve bayrağı gururla teslim edeceklerini açıkladı (NEW YORK - POSTA 212) Ocak ayında yapılacak olan Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) Başkanlık Seçimi’ne aday olmayacağını söyleyen Ali Çınar, başkanlığı süresince bir çok konuda ilerleme kaydedildiğini, bu nedenle bir sonraki göreve gelecek olan yönetimin çok şanslı olduğunu söyledi.

KOLTUKLAR GEÇİCİDİR TADF’nin 2 yıldır başkanlığını yürüten Ali Çınar, koltukların geçici, hizmetlerin kalıcı bilinciyle görevini gururla teslim edeceğine inandığını söyledi. “Ekibimdeki çalışma arkadaşlarıyla birlikte, geçitiğmiz iki yıl içinde çok ciddi yapılanma ve hizmetlerin gerçekleşmesi için gecemizi gündüzümüze katarak gönüllülük ilkesinde çalıştık” diye belirten Çınar, bir sonraki dönemde başkan adayı olmayacağını ifade ederek “Kimsenin koltuklara yapışmaması ve herkesin zamanı gelince bayrağını teslim etmesi gerektiğine inanan bir insanım. Bulunduğum konum itibarı ile,

bir çok kuruluşta farklı pozisyonum olduğu ve artık zamanı geldiği için bırakıyorum” dedi.

“YÖNETİMİ ARTIDA BIRAKIYORUZ” TADF Başkanı Ali Çınar, yeni göreve gelecek yönetimin çok şanslı olduğunu söyledi. TADF’de bir çok konuda ilerleme kaydedildiğini ve sağlam bir sistemin kurulmuş olduğunu belirterek, “Uzun zaman sonra, ilk defa TADF’yi artıda bırakacak bir yönetim olduk. Bu nedenle yeni gelecek yönetim şanslı diyebilirim” diye konuştu. Çınar, Posta 212 muhabirinin “Bir sonraki başkan adayına ne gibi uyarılarda bulunmak istersiniz?” sorusunu ise: “Her dönemin adamı’ olarak adlandırdığımız kişilerden uzak durmaları çok önemli. Ayrıca, 2015 yılında Ermeni meselesi daha da çok başımızı ağrıtacak, dolayısıyla 2014 yılında yapılacak çalışmalar çok önemli. Bu konuda, TADF’nin başkanı ve yönetimin üzerinde durması gereken

çok fazla konular olacak” diye yanıtladı.

“BİRLİK VE BERABERLİK” Kendisinden yeni seçilecek başkan adayına bir mesaj göndermesi istenen Çınar, kendisinin en önemli mesajının birlik ve beraberlik çerçevesinde olduğunu, kimsenin kimseyi sevmek zorunda olmadığını, fakat bayrağımız ve ülkemiz için herkesin bir olmak zorunda olduğunu belirtti. “Yeni seçilecek başkanın herkesi kucaklayıcı ve hoşgörülü olması çok önemli” diye kaydetti. Ali Çınar 2012 yılının Ocak ayında yapılan seçimi kazanıp TADF Başkanı olarak 2 yıllığına göreve gelmişti.

OHIO TÜRKLERİ PİKNİKTE BULUŞTU (OHIO- POSTA 212) Central Ohio Türk Amerikan Derneği’nin (TAACO) geçtiğimiz günlerde düzenlediği pikniğe TürkAmerikan toplumundan yoğun bir katılım oldu. Ohio şehrinde, Columbusluların cok ilgi gösterdiği bir kamp alanı olan Hocking Hills Park’ta gerçekleşen pikniğe Ohio Devlet Üniversitesi’nde okuyan Türk öğrenci dernekleri de yoğun ilgi gösterir-

ken, güzel havanın ve lezzetli yiyeceklerin keyfini çıkaran Ohiolu Türkler, öğrencilerle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşayarak güzel bir gün geçirdiler. Bu tarz etkinliklerle aileleri ve öğrencileri bir araya getirmeye çalıştıklarını belirten TAACO Başkanı Uğur Özer, bu nedenle bir çok aktivitelerine öğrencileri de dahil etmeye özen gösterdiklerini söyledi.

ATKB Ayşe Kulin’i ağırlayacak... Amerika Türk Kadınlar Birliği (ATKB), Türk edebiyatının önemli isimlerinden gazeteci-yazar Ayşe Kulin’i New York’ta ağırlayacak (NEW YORK - POSTA 212) İngilizceye ‘Last Train to Istanbul’ ismiyle çevrilen ‘Nefes Nefese’ adlı son romanı ile gündemde olan Ayşe Kulin, 14 Ekim Pazartesi günü New York’taki imza gününde okuyucularıyla buluşacak. Manhattan’daki dünyaca ünlü kitabevi Strand’de gerçekleşecek imza gününde, Ayşe Kulin New York’taki okuyucularıyla bir araya gelerek kitabını imzalayacak.

DEVE GÜREŞLERİ ABD’YE FOTOĞRAFLARLA GİRDİ (NEW JERSEY- POSTA 212) Ünlü fotoğraf sanatçısı Haşmet Demirbil’in New Jersey’de açtığı “Deve Güreşi Fotoğrafları” sergisi büyük ilgi gördü. Fotoğrafa olan merakı ve sevgisi ortaokul yıllarında başlayan ve Alberto Modiano, Ara Güler, İzet Keribar gibi tanınmış fotoğrafçılardan ders alan fotoğraf sanatçısı Haşmet Demirbil, New Jersey’in Clifton şehrindeki Allwood Branch Kütüphanesi’nde açtığı sergisinde “deve güreşi” konseptli fotoğraflarını sanatseverlerin beğenisine sundu. Haşmet Demirbil’in “Deve Güreşi Fotoğrafları” sergisini görmek isteyenler 31 Ekim’e kadar Allwood Branch Kütüphanesi’ni ziyaret edebilirler.

ATS’DEN AMERİKALI ÖĞRETMENLERE TÜRKİYE BURSU (NEW YORK - POSTA 212) Türk Amerikan Cemiyeti’nin (ATS) Eğitim Programı, ABD’deki ilkokul ve ortaokul öğretmenlerine, Türkiye hakkında yenilikçi eğitim programı ve projeler geliştirmeleri için burs veriyor. Türkiye’deki Sağlık ve Eğitim Vakfı’nın (SEV) katkıları sayesinde gerçekleşen bu program çerçevesinde, sonbahar 2013 dönemi için burs almaya hak kazanan öğretmenler Türkiye’de SEV’e bağlı okulları ziyaret ederek, Türk öğretmenlerle ders müfredatları ile ilgili görüş alışverişinde bulunacak. SEV’in yapacağı bağışlar çerçevesinde bu program 2014 yılına kadar uzatılabilecek.

THY MÜDÜRÜNÜN ANNESİ VEFAT ETTİ (NEW YORK - POSTA 212) Türk Hava Yolları Batı Yakası Müdürü Fatma Yüceler’in annesi Saime Erdoğan vefat etti. Geçtiğimiz çarşamba günü hayatını kaybeden Saime Erdoğan için perşembe günü Culver City Center B47’de Mevlidi şerif ve Kuran okundu. Türkiye’ye defnedilecek Saime Erdoğan, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Posta 212 ailesi olarak, Fatma Yüceler başta olmak üzere, Saime Erdoğan’ın ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.


Güncel Toplum

KANSERLE DANS Kanser hastalarına bilgi ve destek vermek için Esra Ürkmez Bayraklı ve Ebru Tontaş’ın bir buçuk yıl önce kurdukları bir blog, artık kanserle mücadeleyi dansa dönüştüren kocaman bir aile ESİN EŞKİNAT / (NEW YORK – POSTA 212) Amerika’da yaşayan iki Türk olan Esra Ürkmez Bayraklı ve Ebru Tontaş birkaç yıldır çok yoğunlar. Çünkü kanser hastalarına ve yakınlarına gerekli bilgileri sunabilmek için küçük bir girişim olarak 2012 yılının Nisan ayında başladıkları Kanserle Dans isimli blog projeleri çok kısa bir süre içinde bugün Amerika’dan Türkiye’ye uzanan, kalabalık ve ses getiren bir derneğe dönüştü. Proje kısa sürede o kadar ilgi gördü ki, bugün 17 bin takipçiyle dev bir aileye dönüştüler. İkisi de kanser gerçeğiyle yakınlarının hastalıkları nedeniyle tanışmış. Esra Ürkmez Bayraklı, babasına 2011 yılının Eylül ayında pankreas kanseri teşhisi Konduğunu belirterek, “Bana Amerika’da olduğum için söylemediler, ben ameliyat olduğunu ekim 2011’de öğrendim. Bunun üzerine Türkiye’ye gittim ve bir yandan da ona doğru bilgi vermek için neler yemesi, nelere dikkat etmesi gerektiğini araştırmaya başladım. Fakat bir süre sonra çok ciddi bir bilgi kirliliği olduğunu fark ettim” diyor. Kanserli hastaların ya da hasta yakınlarının, içinde bulundukları psikolojiden dolayı bu bilgileri ayırt etmekte zorlandıklarını söylüyor. Bayraklı, “Bir gün ‘kanserin çözümü bulundu’ diye tanıtılan bir ilaç buldum. Neredeyse ilacı alacak haldeyken kendi kendine Amerika’da yaşadığını, böyle bir çare olsa önce kendisinin haberi olacağını hatırlatmış. “O zaman, İngilizce yayınları Türkçe’ye tercüme et-

kanserlilerin çok ihtiyaç duyduğu, ama ulaşmakta zorlandığı, tamamen bilimsel verilere dayalı ve güvenilir yazılar yayınlanıyor. Kanserle Dans kısa sürede büyüyerek bir derneğe dönüştüğü için çeviriler artık gönüllülere emanet. Geçtiğimiz ocak ayında New York’ta, mayısta ise İstanbul’da kurulan derneğin Ebru Tontaş proje menajerliğini, Esra Ürkmez Bayraklı pazarlama/halka ilişkilerini yürütüyor.

» ETKİNLİKLER ARTIYOR

meye karar verdim” diyor. Bayraklı, ne yazık ki babasını Ocak 2012’de kaybetmiş. “Dame de Sion’dan arkadaşım Ebru bana bu süreç boyunca hep destek olmuştu. Çok enteresan ki onun da babasına şubat ayında prostat kanseri teşhisi koyuldu. O zaman kendi babam için yaptığım araştırma ve çevirileri ona gönderebileceğimi söyledim. O da aynısını yapmaya başladığını söyleyince Blog fikri o sırada doğdu” diyor.

» BLOGDAN DERNEĞE

22 Nisan 2012’de, haftada bir yazı yayınlama niyetiyle başlayan blogda o günden beri her gün

» TÜRKÇE HAZIRLIK SINIFI

Posta 212’ye demeç veren Atatürk Okulu Müdürü Tülay Taşkent, bu yıl bir ilke imza atarak, derslere katılmak için Türkçesi yeterli olmayan öğrenciler için bir Türkçe hazırlık sınıfı açacaklarını bildirdi. Öğrenci velilerinden önceki

Nilhan Özpağada Berlin Maratonu’nda koşmuş. “Ben de Avrasya Maratonu’nda Kanserle Dans ailesi adına (hastalarımız, tedavisi bitenler, hasta yakınları, doktorlarımız ve basın ile beraber) koşmak için o hafta sonu İstanbul’a gidiyorum” diyor Bayraklı.

»JINGLE YAZIRLANIYOR

“ Bizim adımız Kanserle Dans ve hep bir müziğimiz, bir dansımız olsun, insanları umuda, sevgiye yönlendiren istemiştim” diyen Bayraklı, bu konuda Ekmel Anda’dan yardım istediğini anlatıyor. “Sağolsun, yol göstermekle kalmayıp işi bitirdi. Demet

Sağıroğlu ve ünlü Aranjör Cihan Sezer önümüzdeki hafta çalışmalara başlayacak. Artık Kanserle Dans Ailesinin de bir jingle’ı olacak dillerimizden düşmeyen, bize umut veren, birliğimizi sevgimizi gösteren,” diye konuşuyor.

»SUYA DÜŞEN DAMLALAR

Ama Kanserle Dans bu kadar büyüse de, Esra Ürkmez Bayraklı ve Ebru Tontaş hala özelden gelen tüm mesajlara tek tek yanıt veriyorlar. Bayraklı “Psikolojik destek isteyenlere zaten bir anda yüzlerce destek geliyor. Gerçekten bir aile gibiyiz. Ama medikal soruları olanları doktorlarımıza yönlendiriyoruz, gerekirse patoloji raporlarını alıyoruz,” diyor. Bayraklı, yaptıkları bu işi, suya düşen bir damlanın dalgalar oluşturması gibi görüyor: “Ebru’yla biz birer damlayız aslında. Çok büyük halkalar, çok büyük bir aile ortamı oluştu.”

MINNESOTA’DA

ATATÜRK OKULU’NDA BİR İLK (NEW YORK - POSTA 212)- Bu yıl 43’üncü eğitim yılına başlayacak Atatürk Okulu, 19 Ekim Cumartesi günü açılıyor. Derslere katılmak için Türkçesi yeterli olmayan öğrenciler için bu yıl ilk kez Türkçe hazırlık sınıfı da açılıyor. Türkçeyi, Türk kültürünü ve geleneklerimizi, resmi ve dini bayramlarımızı, tarihimizi, müziğimizi ve halk danslarını genç kuşaklara öğretmek amacıyla, Amerikalı Türk Kadınlar Birliği (ATKB) tarafından kurularak finanse edilen ve Manhattan’ın 33’üncü Sokağı’ndaki P.S 11 Okulu binasında hizmet veren Atatürk Okulu, 19 Ekim Cumartesi günü saat 11:00’de yapılacak bir törenle açılıyor.

Kanserle Dans, gerçekten de kanser hastalarının ve yakınlarının hayatında, bu hastalığı tanımayanların göremeyeceği çok önemli açıkları gideriyor. Derneğin YouTube’da iki videosu bulunuyor. Bunlardan birinde, kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağı gösteriliyor. Dernek ayrıca duştayken kullanmak üzere asılabilir bir meme muayenesi yönergesi hazırlıyor. Yine derneğin gönüllü çalışmalarla tamamladığı “Annedeki Kitle” adlı kitap, çocuklara kanseri anlatıyor. Hayata Renk Ver Derneği ile ortaklaşa hazırlanan “Sevim’in Boya Kitabı” ise arkadaşında olan kanseri çocuğa anlatan bir boyama kitabı. Kanser Savaşçıları Derneği ile birlikte hazırlanan “Can ve Canavar” DVD’sinin yanı sıra, “Kök Hücrem ve Ben” kitapçığı, Kolon Kanseri ve Kolonoskopi broşürü, meme kanseri belgeseli devam eden çalışmalardan bazıları. Ünlü ressam ve tasarımcı Emre Ertürk, Kanserle Dans için bir çocuk tişörtü hazırlıyor. Kanserle Dans adına

yıllarda aldıkları öneriler ışığında böyle bir uygulamayı başlatmaya karar verdiklerini ifade eden Taşkent, “Öğrencilerimiz okullarında İngilizce eğitim gördükleri için Türkçe derslerde hafifçe bocalıyor. Bazı kavramları bilmeyen çocuklar, bu tarz çalışmalara girdiklerinde biraz yabancılık çekiyor. Bizim amacımız çocuklarımızın Türkçe okuyup yazabilmesini sağlamak. Bu nedenle, aldığımız izlenimler ışığında, bir Türkçe hazırlık sınıfının öğrencilerimiz için çok faydalı olacağını düşündük” diye kaydetti.

» İNTERNETTEN KAYIT

Atatürk Okulu’na kayıt yaptırmak isteyen öğrenciler, velileriyle birlikte Atatürk Okulu’nun ( HYPERLINK “http://www. ataturkschool.org/” http://www. ataturkschool.org/) ve ATKB’nin (http://www.atkb.org/) internet sitesindeki kayıt formunu doldurabilirler.

TÜRK OKULU AÇILDI

Minnesota Türk Amerikan Derneği’ne (TAAM) bağlı Türkçe Dil ve Kültür Okulu (TLC School) ilk eğitim ve öğretim hayatına başladı. (MINNESOTA - POSTA 212)Türk Amerikan toplumunun genç üyelerinin Türk kimliklerini güçlendirme amacıyla, öğrencilere; Türkçe başta olmak üzere, coğrafya, tarih, kültür, edebiyat, müzik ve halk dansları alanında eğitim veren TAAM Okulu geçtiğimiz cumartesi günü açıldı. Derslerin her hafta pazar

günü 10:00 ile 12:00 arasında işleneceğeni bildiren TAAM temsilcileri, okulun, 3 ile 6 yaş arası öğrencilerin katıldığı “Minikler” ve “7 ile 16 yaş arası öğrencilerin katıldığı “Gençler” sınıfından oluştuğunu, bu sınıflarda eğitim gören öğrencilerin ileride Türkçe seviyelerine göre daha küçük gruplara ayrılacağını bildirdi.

Şu anda 34 öğrencinin kayıtlı olduğu TAAM Türkçe Dil ve Kültür Okulu, bu yılın bahar döneminde açılmıştı. TAAM Başkan Yardımcısı ve Türkçe Dil ve Kültür Okulu Müdürü Esra Riggs, 6 Ekim’de başlayan eğitim yılının nisan ayının sonuna kadar devam edeceğini belirterek, okul kayıtlarının halen devam ettiğini söyledi.

9 Ekim 2013 Çarşamba

3

Doğan Uluç doganuluc@aol.com

Çocuk kadınlar BİRİ derginin sağ, diğeri sol sayfasında iki resim. İki modelin kömür siyahı gözleri kameralarda odaklanmış. Resimler kusursuz. İncecik bacaklar, mükemmel makyaj, son moda stiletto iskarpinler. Her şey uyum içinde. Gene de bir yerde yanlışlık var. Önümdeki bir Fransız moda dergisi. Giyim, kıyafet, takı, aksesuar sunumu yapanlar ise Fransız senatosunun modelliğini yasakladığı ‘‘Çocuk Kadınlar.’’ Modaevleri konunun ciddiyetini anlamışa benzemiyor. Bir ajans 16 yaş altındaki kızlara podyum yasağı getirildiğini bildiriyor. Aralarında 9-10 yaşında olanlar da varmış. Okul yaşına henüz girmiş model kızların ‘’Ekleme saçlar, takma mine dişler, vatkalı sütyenler, uzun süren makyajları takiben derileri bronza boyandıktan sonra stilettolarla podyuma çıktıklarını söylüyor. Bir İngiliz gazetesinin ‘’Fransız Lolitaları’’ diye isimlendirdiği çocuk kadınlar cinsel konularda epey geniş yürekli olan Fransızları haylice öfkelendirdi. Dergilerde iç gıdıklayan resimleri görenler ‘’Çocuk yaşta model kızlarımızın cinselliği dışında pazarlanacak başka bir şeyimiz yok mu?’ ’diye modacılara çıkıştılar. Vogue, 10 yaşında bir modele aşırı makyaj ve seksi kıyafet içinde dergide yer verince okurlarından tepki gördü. Senato çok geçmeden Fransa’da 16 yaş altındaki kızların güzellik yarışmalarına da girmesini yasakladı. Sıra Amerika’ya geldi. Çocuk güzellik yarışmaları birincisi JonBenet Ramsey 1996’da zemin katında ölü bulundu. Altı yaşındaki JonBenet’in ağzı burnu yapışkan bantla kapatılmış, kafatası kırılmış, telefon kordonuyla boğulmuştu. Saatler sonra annesi Patsy ‘’Kızım kayıp’’ diye polise telefon etti. Eve zorla giriş yoktu. Patsy 118 bin dolar istenen fidye notunu buldu. Meblağ, melek yüzlü kız çocuğunun babası John Ramsey’in aynı yıl aldığı iş ikramiyesine eşit idi. Fidye notu cinayetten sekiz saat önce evdeki kağıtlardan alınan 2,5 sayfaya yazılmıştı. Katil JonBenet’in öldüğünü biliyordu. Fidye konusu kapandı. JonBenet davası hâlâ devam ediyor. Şüpheler, annesi Patsy, kısmen babası John’da. Colorado savcısı karı-koca Ramsey’leri günlerce soruşturmaya tabi tuttu. JonBenet’in üç yaş büyük erkek kardeşi Burke de jüri karşısında ifade verdi. Altı el yazısı uzmanı fidye notu için ‘’Patsy’nin yazısına benziyor’’ diye görüş sundular. Patsy’nin yatağını ıslattığı için kızını öldürdüğü şayiası yayıldı. Ramsey’ler Colorado polisine 80 milyon dolarlık iftira davası açtı. Dava mahkeme dışında kapatıldı. 2003’te DNA testleri Ramsey ailesini kısmen temize çıkardı. 2006’da Patsy kansere yenik düştü. Aynı yıl ‘’JonBenet’i ben öldürdüm’’ diyen bir öğretmeni FBI ajanları Bangkok’ta yakaladı. Gen türü tutmayınca serbest bıraktılar. Polis cinayet tarihinde Ramsey’lerin muhitinde yaptığı soruşturmada ev hırsızları, pedofilleri tespit etti, aralarında JonBenet cinayetine uygun suçlu bulamadı. Jürinin ‘’Yeterli delil yok’’ kanısıyla dava kapandı. 2008’de Colorado’nun yeni savcısı John Ramsey’e ‘’Epey acı çektiniz, Ramsey ailesinin hiçbir ferdi benim için sanık değildir’’şeklinde mesaj gönderdi. J. Ramsey Las Vegas’lı bir dulla evlendi, ‘’JonBenet’in babası’’ başlıklı kitabını yayımlattı. 2010’da polis yeniden dava açılması ve cinayet tarihinde 9 yaşında olan Burke’ün yeniden ifade vermesini istedi. 2013’de bir yerel gazeteciyle toplum savunucu örgütü geçenlerde Ramsey’leri suçlayan raporları jüriye vermediği gerekçesiyle savcılar aleyhinde dava açtılar. CNN’den Larry King şüpheli kişilerle düzineyi aşkın mülakat yaptı. Yüzlerce ödül sahibi minik güzellik kraliçesi cinayetinde sır perdesi hâlâ süregeliyor. JonBenet’i kim öldürdü?

SAN FRANSISCO’DA “TURKEY AT 90” PANELİ (SAN FRANSISCO - POSTA 212) -Cumhuriyet’in 90’ıncı yaşı nedeniyle, Kuzey Kaliforniya merkezli eğitim kurumu “The Commonwealth of California” tarafından organize edilen panelde Türkiye’deki siyasi ve ekonomik gelişmeler, yargı sistemi, hapisteki gazeteciler ve Türkiye’nin Orta Doğu’daki krize nasıl tepki verdiği gibi konular tartışılacak. 25 Ekim’de San Francisco Commonwealth Club’ta gerçekleşecek etkinliğin panelistleri arasında San Francisco Fahri Başkonsolosumuz Bonnie Joy Kaslan, Beyaz Saray Türkiye Direktörü Jeffrey Collins, Türk-Amerikan Adalet Birliği (TAAF) başkanı Kaya Boztepe gibi isimler yer alırken, Stanford Üniversitesi gazetecilik bölümü profesörlerinden Joel Brinkley ise panelin moderatörlüğünü üstlenecek. Commonwealth organizasyonunun üyeleri için panele katılım ücreti 7 dolar olarak belirlenirken, üye olmayan katılımcıların 20 dolar ödemesi gerekiyor. Program ile ilgili daha detaylı bilgi almak isteyenler, http://www.commonwealthclub. org/events/2013-10-25/turkey-90#sthash. oP8Ak8oL.dpuf adresini ziyaret edebilirler.

HABER OLMAK İÇİN...

haber@posta212.com


4

Gündem

9 Ekim 2013 Çarşamba

Osman Öztürk NEW YORK’TAN TERÖRİZME BAKIŞ NEW York John Jay College Suç ve Adalet Akademisi’nde Terör Deneyimleri konulu konferans verdim. NYPD’nın terör departmanında görev yapan polis ve şeflerinin katıldığı toplantıda sunumum ilgiyle dinlendi. Uluslararası terörle mücadelede stratejik işbirliği yapan Türkiye ve ABD bölgesel çatışmaların sürdüğü Ortadoğu coğrafyasında bölge ülkelerinde baş gösteren karışıklıkların ve çatışmaların sona erdirilmesi için yoğun çaba gösteriyorlar. Suriye’de devam eden iç savaş özellikle 822 kİlometrelik bir sınır boyunca güvenlik riski oluşturuyor. Sınır bölgelerinde muhalif güçler arasında zaman zaman oluşan gerilim ve çatışma belirtileri de mevcut güvenlik riskini daha da fazlalaştırıyor. Suriyedeki iç savaşın bitirilmesi yönünde Avrupa ülkelerinin etkin olamayışında Almanya ve İngilterenin isteksizliği de etkili oluyor. Türkiye  başta olmak üzere Suriye’ye komşu sınırlarda milyonlarca mülteci zor koşullarda yaşama savaşı veriyor. Sosyal, kültürel, sağlık ve en önemlisi eğitim ihtiyaçları konusunda yapılanlar yeterli olamıyor. İlerki yıllarda savaş mağduru çoçukların yaşadıkları travma ve şiddet algısı psikolojik olarak yaşamlarını olumsuz etkileyerek sorunlu bir kuşak yaratacaktır. Suriye’deki El Kaide yapısı ABD’nin güvenlik değerlendirmelerinde başı çektiği görülmekte. Bazı köşe yazarlarının belirttiği gibi muhalif güçlerin Suriye’de 11 islamcı muhalif grubun bir açıklama yayınlayarak ülkedeki tüm islamcı grupların bir çatı altında birleştirilmesini istemeleri dikkat çekiçi bir girişim olarak kaydedildi. Anadolu Ajansı’nın haberine göre Suriye muhalefetinde yeralan demokrasi yanlısı gruplar Suriye Demokratlar Birliği çatısı altında bir araya gelerek güçlerini arttırmayı hedefllediklerini deklare ettiler.. Böylelikle ÖSO’ya bağlı birliklerin tek çatı altında toplanması birliğin bölgesel sorunların çözümünde özgürlük, demokratik adalet, sivil devlet çoğulculuk, eşit vatandaşlık kavramlarının gündemde olacağını belirtmeleri ve buna karşı gelenlerle de mücadele edeceklerini ortaya koymaları Suriye’de yeni oluşumların kaygan bir zeminde yollarına devam edeceklerinin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Türkiye’de spor ve stadyum güvenliği alanında yaşanan şiddet olayları yeni kararların ve düzenlemelerin alınmasına neden olacağa benziyor. Bahçeşehir Üniversitesi ile CSG Cty Securty Group işbirliğyle yapılan kamuoyu araştırması stadyumlardaki güvenlik endişesini ortaya koyması açısından büyük ilgi çekti. Stadyum Güvenliği konulu konferansın ardından Olimpiyat Stadı’nda yaşanan olaylar bu konferansın ne kadarda önemli bir sorunu işlediğini ve kamuoyunun bilinçlendirilmesine katkı sağladığını gösterdi. New York’ta Kampüs Güvenliği ve Siber Güvenlik konularında değişik üniversitelerle görüşmelerde bulunacağım. Bu konuda güvenlik şirketleriyle de görüşmelerim olacak güvenlik endüstrisinde özel güvenlik algısı artık değişmelidir. Akademişi güvenlik ve Okul ve Stadyum Güvenliği gibi toplumun güvenlik endişesini oluşturan sorunlu alanlarda , uzmanlaşmış özel güvenlik elemanları görev almalıdır. Futbolda ve Okulda  şiddetin önlenmesi için İlgili paydaşların eğitimi ve bilinçlendirilmeleri önem kazanmaktadır. New York uluslararası bilginin merkezlerinden biri ve en iyisi burada bulunuyor. Ülkemiz insanlarının, özellikle öğrencilerimizin güvenliği için daha çok çalışma yapılması gerekiyor . Okullarımız ve kampüsler güven , barış ve kardeşliğin yaşadığı bir iklimselliğe kavuşturulması yarınlarımızın güvenceleri gençlerimizin geleceği  için çok önemli, daha güvenli okullarda eğitim almaları sağlanmalıdır. Hoşçakalın.

CIA, Bosna savaşının gizli belgelerini açıkladı (NEW YORK – POSTA 212) CIA’in resmi internet sitesinden ulaşılabilen belgeler, çoğunlukla 1992 1995 yılları arasında istihbarat ve devlet başkanlığı düzeyinde karar verme mekanizması gibi konuları kapsıyor. Belgelerde, savaş zamanında barışın sağlanması için Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin referandumla Bosna Hersek’ten ayrılması ve Sırbistan ile konfederasyon çerçevesinde birleşme olasılığının gözden geçirildiği yer alıyor. Savaş zamanında Bosnalı Sırpların siyasi lideri Radovan Karaciç’in, Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin Sırbistan ile konfederasyon çerçevesinde birleşmesi olasılığına, ‘’gücünü kaybetmekten korktuğu’’ için karşı çıktığı belirtiliyor Srebrenitsa soykırımından sonra eski Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın eski ABD Başkanı Bill Clinton ile telefonda görüşmesine ve detaylarına da belgelerde yer veriliyor.

NEW YORK’TA POLİSLER MÜSLÜMANLARI DİNLİYOR New York polisi, geçtiğimiz üç yıl boyunca 207 Müslüman’ın konuşmasını kaydetti. New York Belediyesi ise bu tür dinlemelerin sınırlı olduğunu savunuyor (NEW YORK - POSTA 212) New York Belediyesi, New York polisinin Müslümanlar arasında geçen konuşmaları kaydetme hakkının elinden alınıp alınmaması ile ilgili bir oturum düzenledi. Amerika’daki Müslümanlar arasındaki şiddet içermeyen konuşmaların bile terörizmle ilişkili olabileceğinden dolayı kaydedildiğinin söylendiği oturumda, New York Belediyesi bu tür uygulamaların sınırlı olduğunu savundu. Oturuma katılan New York Majlis AshShura cemaatinin imamı Al-Hajj Talib AbdurRaşid, bu hakkın New York polisinin elinden alınması gerektiğini savunurken, New York Hukuk Departmanı’nın kıdemli danışmanlarından Peter Farrel, New York polisinin, 2005 yılında Hazreti Muhammed’in karikatürünü çizen Danimarkalı karikatüristin protesto

edildiği gösterilerde de Müslümanlar arasında gerçekleşen konuşmaların kaydedildiğini söyledi. “Bu durum şiddeti tetiklesin veya

tetiklemesin, yine de kanunsuz aktivitelerin gerçekleşme ihtimali söz konusuydu. Bu durumda NYPD’nin, barışçıl bile olsa, Müslü-

manların söylediği her şeyi kaydetme hakkı vardır. Çünkü NYPD sağlıklı bir değerlendirme yapmak için her iki taraftan da bilgi almak zorundadır” diye konuştu. Oturumda, Peter Farrel terörle mücadele kapsamında oluşturulan Bölge Değerlendirme Birimi’nin (Zone Assessment Unit) geçtiğimiz üç yıl içinde ABD’ye gelen 4 bin 247 Müslüman arasından sadece 207’sinin konuşmasının kaydettiğine dikkat çekti. New York Belediyesi de Müslümanların konuşmalarının kaydetme uygulamasının sınırlı olduğunu iddia ederken, insan hakları savunucuları bu uygulamanın çok daha geniş kapsamlı yapıldığını ve ABD’deki her Müslümanın takip edilme paranoyası yaşamasına sebep olduğunu savundu.

Uyuşturucu ile savaş çöktü Uluslararası Bilimsel Uyuşturucu Politikaları Merkezi, küresel düzeyde uyuşturucuyla mücadelenin başarısızlığa uğradığını açıkladı

(NEW YORK – POSTA 212) British Medical Journal Open'da yayımlanan raporda, "Son 20 yıllık süreye bakıldığında, yasa dışı uyuşturucular, küresel düzeyde en ucuz ve en saf halde" deniyor. Hükümetlerin desteklediği 7 uluslararası uyuşturucu izleme sisteminden alınan verilerle hazırlanan raporda, uyuşturucu maddelerin artık bir suç konusu olmaktan çıkarılıp halk sağlığı sorunu olarak görülmesi gerektiği belirtiliyor.

» UYUŞTURUCU FİYATI DÜŞTÜ

Araştırmada, 7 uyuşturucu izleme sistemince, esrar, kokain ve eroin gibi uyuşturucuların fiyatları ve saflığı konusunda en az 10 yıldır derlenen veri-

ler esas alındı. Raporda uyuşturucuların piyasadaki fiyatlarının 1990-2010 yılları arasında düşüş kaydettiği ve bu arada saflık ve etki derecesinin arttığı belirtildi. Örneğin Avrupa'da, opiatlarla kokainin ortalama fiyatı, enflasyon ve saflık derecesi hesaba katıldığında, 1990-2010 yılları arasında yüzde 74 ile yüzde 51 arasında düşüş kaydetti. Vancouver'da bulunan Uluslararası Bilimsel Uyuşturucu Politikaları Merkezi, 1990'dan bu yana dünyanın birçok yerinde güvenlik birimlerince ele geçirilen kokain, eroin ve esrar miktarında büyük artış olduğunu belirtti. Raporu hazırlayanlardan, merkezin bilim bölümü başkanı Dr. Evan Wood, "Toplumsal sağlık ve güvenliği ön plana çıkaracak politikaların nasıl uygulamaya sokulabileceğini araştırmamız gerek. Uyuşturucu teminini azaltma çabalarının başarılı olmayacağı anlaşıldığı için, artık, bağımlılık tedavilerinin artırılmasına ve uyuşturucuyla ilişkili zararı düşürecek diğer stratejilere ihtiyaç var." dedi. (BBC Türkçe)


Ekonomi Ticaret

9 Ekim 2013 Çarşamba

Türk iş dünyası Obama’ya güveniyor

5

MİGROS’A ABD’DEN 7 FARKLI ÖDÜL

TÜSİAD Başkan Yardımcısı ve DEİK Türk Amerikan İş Konseyi Başkanı Haluk Dinçer, Türkiye ve ABD arasında görüşmeleri süren STA Anlaşması konusunda ABD Başkanı Obama’nın destek vereceğine inandığını söyledi DİLEK ESKİ BEZİRKAN (İSTANBUL / NEW YORK – POSTA 212) Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkan Yardımcısı ve DEİK Türk Amerikan İş Konseyi Başkanı Haluk Dinçer, ABD ile yapılacak Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) dış ticaret ve doğrudan yatırımları hızla yukarı çekeceğini belirterek, “Türkiye’den model ülke olarak söz eden ABD Başkanı Obama’nın ülkeye bu desteği vereceğine inanıyorum” dedi. ABD ile AB arasında yaz ortasında başlayan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTİP) ile ilgili sürecin dışında kalmak istemeyen Türkiye, paralel bir anlaşmayı devreye sokmak için uzun bir zamandır çaba gösteriyor. Başbakan Erdoğan’ın mayıs ayında ABD Başkanı Obama ile görüşmesinde konu gündeme gelmiş, ABD tarafı masaya oturmayı kabul etmişti. Görüşmede komite kurulma-

sı kararlaştırılırken, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da geçtiğimiz günlerde ABD Ticaret Bakanı Penny Pritzker ve Ticaret Temsilcisi Michael Froman ile bir araya gelmiş ve ABD-Türkiye Yüksek Düzeyli Komite’nin çalışmaları başlatılmıştı. ABD ile söz konusu süreç devam ederken, iş dünyası da bu girişimlerden umutlu.

rımları hızla yukarı çekmesi beklenir” dedi. AB ile 1996’da yapılan gümrük birliği anlaşmasının Türkiye’nin bölgeye ihracatını birkaç milyar dolardan bugün 50 milyar doların üstüne çıkardığını kaydeden Dinçer, “ABD ile yapılacak bir STA anlaşmasının olumlu etkileri de benzer seviyelerde olacaktır” diye konuştu. Böyle bir anlaşmanın önündeki en önemli engeli bugüne ka» OBAMA DESTEĞİ dar AB ile olan gümrük birliği anlaşmamız ABD ile Türkiye arasındaki siyasi ilişkioluşturduğunu kaydeden Dinçer, şöyle delerin özellikle son dönemde altın çağını yavam etti: şasa da ekonomik ilişkilerde istenen nok“Şimdi gündemde olan AB taya gelinemediğini ile ABD arasında yapılacak bir savunan Dinçer, yılSTA ise Türkiye’nin önüne sıda 2 trilyon dolar ithanırsız fırsatlar sunar. Türkilat hacmi olan ABD’ye ye’nin yapması gereken AB’ye Türkiye’nin sadece 5 paralel şekilde STA müzakeremilyar dolar ihracat Arnavutluk, Bosna ve Hersek, lerini yürütmek ve eş zamanlı yapmasının kabul ediEFTA, Fas, Filistin, Gürcistan, olarak tamamlamaktır. Türkilebilir olmadığını söyİsrail, Karadağ, Makedonya, ye’den model ortak olarak söz ledi. Dinçer, “ABD ile Mısır, Sırbistan, Suriye, Şili, eden ABD Başkanı Obama’nın yapılabilecek bir STA Tunus, Ürdün, Güney Kore, Türkiye’ye bu desteği vereceğianlaşmasının dış ticaMorityus ne inanıyorum.” ret ve doğrudan yatı-

Yürürlükte bulunan STA’lar

MÜZAKERE SÜRECİ DEVAM EDEN STA’LAR 13 ülke/ülke grubu (Ukrayna, Kolombiya, Ekvator, Malezya, Moldova, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Gana, Kamerun, Şeyseller, Körfez İşbirliği Konseyi, Libya, MERCOSUR ve Faroe Adaları) ile STA müzakereleri devam etmekte olup, 12 ülke/ülke grubu (ABD, Kanada, Japonya, Hindistan, Endonezya, Vietnam, Peru, Orta Amerika Topluluğu, diğer Afrika Karayıp Pasifik Ülkeleri, Cezayir, Meksika ve Güney Afrika Cumhuriyeti) nezdinde de STA müzakerelerine başlama girişiminde bulunulmuştur. (Kaynak: Ekonomi Bakanlığı)

(İSTANBUL – POSTA 212) Migros Grubu Perakende Akademisi, ABD’de yedi farklı ödül kazandı. Migros, dünyanın en büyük eğitim organizasyonu olan ASTD (American Society for Training and Development)  tarafından verilen ve Eğitim ve Gelişim konusunda dünyanın en prestijli ödüllerinden birisi olarak kabul edilen ASTD Best 2013 Ödülü’ne layık görüldü.  Grup, Brandon Hall Group Mükemmellik Ödülleri’nde 3 farklı kategoride 6 ödül daha alarak bu dalda yurt dışından aldığı ödül sayısını 7’ye çıkarttı. Migros bu ödülleri, perakende alanında ülkemize kazandıran ilk kuruluş oldu.

Gıda ihracatçıları, Batı’yı fethedecek

(DİLEK ESKİ BEZİRKAN – NEW YORK POSTA 212) Türk gıda ihracatçılarının ABD pazarından daha fazla pay alması için Kuzey Amerika’nın en büyük gıda fuarı olan Summer Fancy Food Fuarı’na 15 yıldır aralıksız olarak Milli Katılım Organizasyonu düzenleyen Ege İhracat Birlikleri, şimdi de Türk ihracatçılarla Amerika’nın batı yakasını fethetmeye gidiyor. Ege İhracatçı Birlikleri, 19-21 Ocak 2014 tarihleri arasında Amerika’nın San Francisco kentinde Moscone Center’da düzenlenecek olan Winter Fancy Food Show Fuarı’na Türk gıda ihracatçılarının katılımı için Milli Katılım Organizasyonu düzenliyor. ABD’nin yıllık 110 milyar doları aşan gıda ürünleri ithalatı yaptığına dikkati çeken Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, ABD’nin gıda ithalat pastasından Türk gıda sektörünün daha fazla pay alması için ABD’de düzenledikleri fuar sayısını 2014 yılında ikiye çıkarma kararı aldıklarını söyledi. Türkiye’nin ABD’ye gerçekleştirdiği gıda ürünleri ihracatının 370 milyon dolar seviyesinde olduğuna dikkati çeken Türkmenoğlu, “ABD’nin gıda ürünleri ithalatında binde 3 seviyesinde olan payımızı yüzde 1 seviyesine yükseltmek istiyoruz. Bu hedefe ulaşmak için ABD’nin batı yakasında düzenlenen Winter Fancy Food Show Fuarı’nı Türk ihracatçılarının önemli bir fırsat olarak göreceklerine inanıyoruz” diye konuştu.

» 180 BİN ÜRÜN SERGİLENECEK

2014 yılında 39. kez düzenlenecek olan Winter’14 Food Show – “ Kış ” fuarında yaklaşık 180 bin ürünün sergilenmesi, dünya genelinden 2 bin 400 gıda imalatçısı, ithalatçısı ve distribütörünün iştirakçi olarak fuara katılması, yaklaşık 20 bin profesyonel ziyaretçinin fuarı ziyaret etmesi bekleniyor. ABD pazarında Türk ihracatçılarının iddialı olabileceği ürünler ise “Zeytin ve zeytinyağı, meyve suları, içme suyu, baharat ve bakliyat, konserve meyve, sebzeler, bitkisel yağlar, şirkeler, turşular, domates ürünleri, kuru meyve ve sebzeler, organik gıdalar, bisküvi, kraker ve kekler, lokum, helva, hububat ve bakliyat, hazır yemekler, sirke ve soslar, bal ve reçel, şarap ve süt ürünleri” olarak sıralanıyor.

TÜRK-AMERİKALI İŞ ADAMLARI SİLİKON VADİSİ’NDE

Ekonominin nabzını kur ve bütçe krizi hızlandırdı

Medya Takip Merkezi eylülde Türk basınında en çok ele alınan ekonomi konu ve başlıklarını araştırdı

(ANKARA - ANKA) Medya Takip Merkezi’nin (MTM), ekonomi dergileriyle gazetelerin ekonomi sayfalarını kapsayan raporuna göre, basının en fazla değindiği başlıklar, ihracat, büyüme ve vergi oldu. Kur dalgalanmaları ekonominin nabzını bir hızlandırıp bir yavaşlatmayı sürdürürken, ABD’de yaşanan bütçe krizi ve borç tavanı ise ekonomi basınını en çok meşgul eden konular arasında yer aldı. MTM, Eylül ayında ekonomi dünyasında, basının en fazla ele aldığı konu ve başlıkları açıkladı. Araştırmaya göre, Eylül ayı boyunca basında en fazla değinilen ekonomi başlığı, ihracat oldu. Ağustos ayında ihracatın bir önceki yıla oranla yüzde 1.4 artarak 10.6 milyon dolara ulaştığı belirtildi. Suriye’ye yönelik ihracatın Ağustos ayında 2012’nin aynı dönemine göre yüzde 132.3 artarak 62.5 milyon dolara yükselmiş olması basında dikkat çekerken, ihracat ekonomi sayfalarında 480 kez konu edildi.  Ekonomik büyüme, ay boyunca basında en fazla ele alınan ikinci başlık oldu. Yılın ikinci çeyreğinde Türkiye’nin ekonomik büyümesi yüzde 4.4 oranında gerçekleşirken, 15 çeyrektir kesintisiz büyüme yakalandığı basında yer alan haberler arasındaydı. İkinci çey-

rekte gerçekleşen büyüme oranını, yurtiçi tüketimin 3.4 puan, stok değişimlerinin 2.3 puan, devletin yatırım harcamalarının 1.4 puan ve devletin nihai tüketim harcamalarının 0.8 puan yukarı çektiği belirtildi. Büyüme, toplamda 397 haber ve yazıda ele alındı. Ekonomi basınında en çok adı geçen diğer başlık vergi oldu. Toplam 12 bin 914 kişi ve kuruluşun devlete vergi borcu bulunduğunun bildirilmesi ve borcu olanların teşhir edilmesi konusu, vergi ile ilgili Eylül ayında öne çıkan haberler arasındaydı. 30 Haziran 2013 itibariyle, toplam vergi borcunun 1 milyon lirayı aştığı belirtilirken, belediyelerin listenin üst sıralarında yer alması ise dikkat çekti. Vergi ile ilgili haberler, ekonomi dergileri ve gazetelerin ekonomi sayfalarında 265 haber ve yazıda yer aldı.  Ay boyunca,

ekonomi basınında geniş yer bulan diğer konular ise ABD’de yaşanan bütçe krizi ve borç tavanı ile kur dalgalanmaları oldu. ABD’de kamunun borçlanma limitine ulaşılırken, Ekim ortalarından itibaren öde-

melerin yapılamayacağı öngörüldü. Bu durum, ekonomi sayfalarında yeni bir krizin oluşabileceği ve piyasalarda dalgalanma yaratabileceği şeklinde yorumlandı.

(KALIFORNİYA - POSTA 212) Türk-Amerikalı her daldan iş adamı, iş kadını, girişimciler ve profesyoneller için şahsi tanışma ve profesyonel bilgilendirme toplantılarını düzenleyerek menfaatleri için çalışan Kaliforniya merkezli Türk Amerikan İş Birliği’nin (TABC) düzenlediği “Last Thusrday and Impact Lab (Son Perşembe Tanışma Etkinliği)” oldukça renkli geçti. TACB tarafından her ayın son Perşembe günü düzenlenen Son Perşembe Tanışma Etkinliği’nin bu haftaki özel konuğu Netaş Yönetim Kurulu üyesi ve Bilgi ve İletişim Teknolojisi Başkanı Öner Tekin’di. Tekin’in iş hayatında başarılı olmak isteyenler için kendi tecrübelerini paylaştığı ve onlara tavsiyelerde bulunduğu etkinliğe Türk Tanıtım Ataşeliği San Francisco Ofisi’nden Ebru Gülsoy Rojas Atencio ve ODTÜ Teknokent’ten bir takım girişimciler de katıldı. “Türkiye’nin Silikon Vadisi’ne açıldığı nokta” sloganıyla 2004 yılından itibaren hizmet veren TACB’nin bir sonraki iş ağını gerçekleştirme etkinliği Ekim ayının son Perşembe günü gerçekleşecek.


6

Ekonomi Para

9 Ekim 2013 Çarşamba

Ricciardone ‘paketi’ övdü (ANKARA) Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı demokratikleşme paketi dolayısıyla Türkiye açısından umutlu olduğunu ifade etti. Ricciardone, “Demokrasinizi ileriye götürme konusundaki çabalarınızı takdir ediyoruz” dedi. Ricciardone, ‘demokratikleşme paketi ile ilgili şunları söyledi: “Ne yapacağınız konusu siz Türklerin karar vereceği bir husus. Biliniz ki dünyadaki bütün dostlarınız Amerikalılar ve Avrupalılar da dahil, tartışmalarınızı büyük ilgi ve saygıyla takip ediyoruz. Demokrasinizi ileriye götürme konusundaki çabalarınızı takdir ediyoruz. Siz bunu başaracaksınız.” (Yıldız Yazıcıoğlu – VOA)

Türkiye çalışkan ülkeler sıralamasında ilk 10’a girdi Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, ülkelerin mesai saatlerine göre bir sıralama yaptı. En uzun mesai saatlerine sahip ülkeler sıralamasında Türkiye dokuzuncu oldu (NEW YORK - POSTA 212) OECD’nin, ülkelerin mesai saatleri ile çalışma verimlilikleri arasındaki ilişkiyi analiz etme amacıyla hazırladığı listenin en ilgi çekici kısmı en uzun mesai saatlerine sahip olan ülkeler oldu. Türkiye’nin dokuzuncu sırada yer aldığı listede Güney Kore birinci, Şili ikinci ve Yunanistan üçüncü oldu. İşte dünyanın en uzun mesai saatlerine sahip 10 ülkesi: 1) Güney Kore: Yılda 2193 Saat 2) Şili: Yılda 2068 Saat 3) Yunanistan: Yılda 2017 Saat 4) Rusya: Yılda 1973 Saat 5) Macaristan: Yılda 1956 Saat 6) Polonya: Yılda 1939 Saat 7) İsrail: Yılda 1929 Saat 8) Estonya: Yılda 1880 Saat 9) Türkiye: Yılda 1877 Saat 10) Meksika: Yılda 1866 Saat

WSJ: İran ambargo delmeye çalışıyor (NEW YORK - ANKA) Tahran’ın, BM’nin İran’ın nükleer programı nedeniyle uyguladığı yaptırımların etkilerinden kurtulmak için yaptığı çabaların, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin “diplomatik açılımları”na tezat oluşturduğu savunulurken İran’ın Türkiye ve Irak’taki faaliyetlerinin büyüteç altına alındığı belirtiliyor. Wall Street Journal tarafından yayımlanan bir makalede Ruhani’nin “diplomatik bir yakınlaşmayı” aradığı konusunda Batılı liderleri iknaya çalışırken İran’ın BM yaptırımların üstesinden gelme çabalarını sürdürmesi eleştiriliyor. İngiliz Telegraph gazetesinin savunma editörü Con Coughlin imzasını taşıyan makalede BM tarafından uygulanan yaptırımların İran rejimi için “ciddi ekonomik ve siyasi sorunlar” yarattığı belirtiliyor.

AMERİKA TİCARET ODASI’NIN GÜNDEMİ TÜRKİYE’YE YATIRIM

ABD Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Myran Brilliant’ın başkanlığındaki heyet Türkiye’ye geldi ve TOBB Yönetim Kurulu üyeleriyle toplantılar yaptı. Amaç; öncelikle ABD ve Türkiye arasındaki ticareti geliştirmek daha sonra da iki ülke arasında serbest ticareti sağlamak (İSTANBUL – POSTA 212) ABD Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Myran Brilliant’ın başkanlığındaki heyet, TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz’un katılımıyla TOBB Birlik Merkezi’nde yapılan toplantıda Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ile bir araya geldi. TOBB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Faik Yavuz toplantıda yaptığı konuşmada ABD ile Türkiye arasındaki işbirliği ve yatırım imkânlarının geliştirilmesinin önemine değindi. Ürdün, Filistin, Mısır, ABD ve Türkiye iş çevreleri olarak görüş alışverişinde bulunduklarını anlatan Yavuz, “Pazara giriş, malların dolaşımı ve özel ekonomik bölgeler konularında işbirliği imkânlarını görüşüyoruz” diye konuştu. Yavuz, Kurban Bayramı sonrasında ABD’de ‘Türkiye’de Yatırım Haftası’nın ikinci tur etkinliklerini yapacaklarını hatırlatarak, ABD iş çevreleriyle bir araya geleceklerini söyledi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı da Türkiye-ABD ilişkilerinin geçmişinin uzun yıllara dayandığını belirterek, iş dünyasının yatırıma uygun ortamlar arayacağından bahsetti.

» İŞBİRLİĞİ ALANLARI

Yazıcı yapılan anlaşmalarla ilgili bilgi verdi. Özellikle gümrük akademilerindeki eğitim, fikri mülkiyet, sahte belgelerin tespitine yönelik işbirliği, bütünleştirilmiş sınır güvenliği konularında tecrübelerin paylaşımı ve yolcu güvenliği alanlarında işbirliğine gittiklerini kaydetti. Türkiye ve ABD arasında müzakereleri süren serbest ticaret anlaşmasına da değinen Yazıcı, ABD’nin AB ile de serbest ticaret

anlaşmasının gündemde olduğunu hatırlatarak, ikisinin eş zamanlı neticelenmesinin önemine işaret etti. Gümrük Birliği anlaşmasında Türkiye olarak yaşadıkları dezavantajlı durumları dile getiren Yazıcı, bu uygulamaların rekabeti olumsuz etkilediğini belirtti. ABD Ticaret Odası Başkan Yardımcısı My-

ran Brilliant ise konuşmasında TOBB ile 20 yılı aşkın süredir çalıştıklarını belirterek, teşekkür etti. ABD Ticaret Odası hakkında bilgi veren Brilliant, beraber geldikleri heyette hem uzun süredir Türkiye’de yatırımları olan hem de burada yatırım imkanlarını araştıran işadamlarının bulunduğunu anlattı.

İkili ilişkilerin gelişmesinde şirketlerin de önemli bir paya sahip olduğunu bildiren ABD Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Myran Brilliant, malların ve hizmetlerin sınır ötesi dolaşımına verdikleri önem üzerinde durdu. Brilliant ayrıca, heyetteki tüm işadamlarını Bakan Yazıcı ile tek tek tanıştırdı.

CHP, ALTIN TİCARETİNDEKİ İRAN KUŞKUŞUNA DİKKAT ÇEKTİ: TÜRKİYE’NİN BAŞI AĞRIYABİLİR

Altın ticaretinde İran kuşkusu

CHP, Türkiye’nin bu yıl altın ithalatında rekora koştuğuna dikkat çekerek, altındaki “İran kuşkusuna” işaret etti ve dikkatli olunmasını istedi (ANKARA - ANKA) CHP’nin Ekonomik Görünüm Raporu’nda, geçen yıl “altın ihracatında” rekor kıran Türkiye’nin bu yıl altın ithalatında rekora koştuğuna dikkat çekilerek, altın ticaretindeki bu “anlaşılması zor” değişimin altındaki “İran kuşkusuna” işaret edildi. Altın ihracatındaki artışa hükümetin açıklama getirmesi gerektiğinin belirtildiği raporda, artışın altından Finansal Eylem Görev Gücü’nün (FATF) kara listesindeki İran’ın çıkması durumunda, “Türkiye’nin başının ağrıyabileceği” uyarısında bulunuldu.

döneminde 11.2 milyar dolarla “tüm zamanların altın ihracatı rekorunun” kırılırken, bu yılın ilk 8 ayında ise 12.4 milyar do-

larla “tüm zamanların altın ithalatı rekoru” kırıldı. Raporda, “Yılın ilk sekiz ayındaki bu ‘olağanüstü altın ihtiyacının’ nereden kaynaklandığını anlamak mümkün değil” denildi.

» OLAĞAN ŞÜPHELİ: İRAN

Geçmiş yıllarda görülmeyen olağanüstü büyüklükteki altın ithalatının kuşkuları İran üzerine çevirdiğinin belirtildiği raporda, “İran’ın doğal gaz bedeli karşılığını kamu bankalarındaki mevduatlarda tuttuğu artık bir sır değil. Bu paraların Türkiye’de yerleşik İranlı şirketler tarafından altın ithalatı için kullanılması pekala mümkün. Dolayısıyla altın ithalatındaki ilk olağan şüpheli İran görünüyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

» İTHALATI REKORU KIRIYOR

Rapora göre, 2012 yılında İran’dan alınan doğalgazın ödemeleri için gönderilen altınların, “ihracat” gösterilmesiyle Nisan-Kasım

» TÜRKİYE’NİN BAŞI AĞRIR Raporda, Türkiye’nin de Şubat 2013’de Mecliste kabul edilen yasa ile FATF’ın yaptırımından kıl payı kurtulduğu hatırlatılarak, AKP hükümetinin rekor kıran altın ithalatı konusunda doyurucu bir açıklama yapmaması durumunda “Türkiye’nin başının ağrıyabileceği” kaydedildi. İran ve Kuzey Kore, halen OECD’nin FATF'ın kara listesinde bulunuyor.

» DIŞ TİCARET AÇIĞINI ALTIN ŞAŞIRTIYOR Raporda, 12 aylık altın dahil ve altın hariç dış ticaret açığı arasındaki büyük eğilim farklılıkları da mercek altına alınarak, “Altın hariç dış ticaret açığı 2012’nin Temmuz ayından bu yana ılımlı bir düşüş sergilerken; altın dahil dış ticaret açığı özellikle bu yılın Mart ayından itibaren hızlı bir artış gösteriyor” tespiti yapıldı.

TARIMDA 7’NCİ BÜYÜK ÜLKEYİZ Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, Türk tarımının dünyanın 7. büyük ekonomisi olduğunu açıkladı. Örgüt, tarımsal destek miktarının da oldukça iyi olduğuna vurgu yaptı

» İRAN’A GÖNDERİLEN ALTINLAR

Bu durumun karşısında İran hükümetinin yaptırımları by pas etmek için “Türkiye, Irak ve BAE” gibi komşuları ile ticaret bağlarını geliştirmeye çabaladığı savunulurken “İranlı bankacılar, Türkiye’den İran Merkez Bankası’na milyarlarca dolar değerindeki altın kanalize etmek için BM yaptırımlarındaki (yasal) boşlukları başarılı bir biçimde istismar ediyorlar” görüşü öne sürülüyor. Ancak İran’ın bu faaliyetlerinin gözlerden kaçmadığını belirten Coughlin şöyle devam etti: “Geçen hafta ABD Hazine Bakanlığı, BM yaptırımlarından kurtulmak amacıyla İran’a yardım ettiklerini öne sürdüğü altı kişi ve dört şirketin kimliklerini belirledi. Bu arada, yaptırımları güçlendirmek için önlemlerin alınıp alınamayacağını görmek üzere İran’ın Türkiye ve Irak’taki faaliyetleri de büyüteç altına alındı.”

(ANKARA - ANKA) Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), “Tarımsal Politikalar: İzleme ve Değerlendirme 2013 raporu yayınlandı. Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde Türk tarımının dünyanın 7. büyük ekonomisi olduğu bir kez daha vurgulandı. Böylece daha önce Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve OECD’nin raporlarına giren Türk tarımının elde ettiği bu başarı yeni yayınlanan raporla bir kez daha tescillenmiş oldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, OECD'nin, “Tarımsal Politikalar: İzleme ve Değerlendirme 2013” raporuna yer verildi. Açıklamaya göre raporda, Türkiye’nin küresel olarak

önemli bir tarım ürünleri ihracatçısı ve dünyanın 7. büyük tarım ürünleri üreticisi olduğu belirtildi. OECD tarafından yayınlanan raporun 22. bölümünde Türkiye’nin tarımsal politikalarına yer verildi. Türkiye’nin ana ticaret ortaklarının AB, ABD ve Orta Doğu olduğu belirtilirken 2012 yılında üreticilere verdiği tarımsal destek miktarının OECD ortalamasının 5 puan üzerinde olduğuna da vurgu yapıldı. Her yıl yayınlanan raporla, Türkiye’nin de dahil olduğu OECD üye ülkeleri ile Brezilya, Çin, Kazakistan, Rusya, Güney Afrika ve Ukrayna’nın tarım politikaları takip

ediliyor ve değerlendiriliyor. Raporda değerlendirilen 47 ülke, küresel tarımsal katma değerin neredeyse yüzde 80’ini oluşturuyor.

» OECD’DEN TAM PUAN

Raporun ana politika araçları başlığı altında ise, Türkiye’nin tarımsal politikaları oluştururken gözetilen stratejik hedefleri sıralandı. Buna göre, gıda güvenliği ve gıda güvenilirliğinin sağlanması ve AB’nin tarımsal yapısı ile ülke tarımsal yapısının uyumlaştırılması konuları ele alınıyor. Ayrıca, raporda 2013-2017 yıllarını kapsayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Stratejik Planı'nda da, tarım sektörüne yö-

nelik tarımsal üretim ve arz güvenliği, gıda güvenilirliği, bitki ve hayvan sağlığı, tarımsal altyapı ve kırsal kalkınma ile kurumsal kapasitenin geliştirilmesi konularının yer aldığına vurgu yapılıyor. Raporda ayrıca, Türkiye’nin havza bazlı destek programı, tarım sigortaları, indirimli krediler ve kırsal kalkınma alanında yaptığı çalışmalar değerlendiriliyor. Böylece OECD’nin yayınladığı bu son raporla birlikte Türkiye’nin, 2011 yılından beri tarımsal hasıla bakımından dünyanın 7. büyük ekonomisi olduğu bir kez daha belgelenmiş oldu.


Finans

9 Ekim 2013 Çarşamba

7

ABD, global piyasaları kaosa itecek mi? Hükümetin kepenkleri kısmen de olsa kapatması ABD ve tüm dünyada tedirginliğin doğmasına neden oldu. Şimdi herkes ‘ne olacak’ beklentisinde ABD’de hükümetin kepenkleri kısmı bir şekilde de olsa kapatması, binlerce konut kredisinin işleme koyulmasını yavaşlattığı için hem konut konut sektörünü hemde ekonominin bütünü için açık bir tehdit oluşturmaya başladı. Bu satırların yazıldığı sırada bütçe krizinin içinden ne zaman ve nasıl çıkılacağı hala bilinmediği için verdiği zararları ileriki günlerde, haftalarda anlayabileceğiz. Partizan çatışmalar bir kenara itilir ve anlaşma sağlansa dahi bu türlü krizlerin bir daha yaşanmayacağı garanti değil. Bu hem iş sektörünü yeni yatırımlardan alıkoymakta hem de tüketicilerin ne olur ne olmaz diyerek harcamalarını daha kontrollü yapmalarına yol açmakta. İş dünyasının bu türlü bir düşünce tarzının içine itilmesi onarılması zaman alacak güven aşımına neden olmakta. Tüketici harcamalarının ABD ekonomisinin yüzde 70’ini oluşturduğunu düşünürsek tüketici güveni ve beklentilerinde herhangi bir gerileme ekonomik toparlanmayı kuşkusuz çok olumsuz etkileyecek. Ancak yalnız ABD’yi değil tüm dünyayı etkileyecek olan ABD kongresinin borçlanma üst sınırını 17 ekim’e kadar yükseltmemesi olacaktır. Borçlarını ödemede herhangi bir sorunu olmayan ABD’nin, kongredeki çatışma yüzünden global piyasaları daha önce görülmemiş bir kaosun içine atması çok zayıf bir ihtimal gibi görünsede imkansız değil. Bütçeyi kongreden geçmesine en olarak şov yapan Cumhuriyetçiler aynı sorumsuzluğu tekrarlayacaklar mı? Para piyasalarının donmasına, doların büyük darbe almasına, faizlerin yükselmesine ve dolayısıyla ABD borç yükünün gelecek nesillerin altından kalkamayacağı seviyelere gelmesine izin verilecek mi? Bu katasrofik sonuçlar ekonomiyi 2008’deki krizden çok daha derin krize atacağından kimsenin şüphesi olmasın. ABD’de siyasi hayat sıradan günlerini yaşamıyor ve Cumhuriyetçilerin içindeki küçük bir oluşum her türlü riski göze alacak kadar radikal bir politika izlemekte ki geleneksel politika anlayışına uymayan bir tavır

sergilemekteler. Sonuçta ABD politikasında hoşgörü esas alınır ve anlaşmazlıklar karşılıklı fedakarlıklarla çözülür. ABD şüphesizki dünyada ekonomi, finans ve ticaretin merkezinde olan bir ülke. Bu merkezde olacak her türlü olumsuzluk tüm global ticareti, piyasaları alt üst edecektir. Bu bakımESEN dan bu radikal oluşum ateşÜNAL le oynamaktadır. Partinin liesenun@gmail.com derleri bu sorumsuzluğa onay verecekmi ilerideki günlerde göreceğiz. Kendi kendine suni bir şekilde yaratılan bu türlü sorunlar ülkenin kredibilitesine gölge düşürürken, global lider imajı da etkilenmektedir. Nitekim sorunların kontrolden çıkmasından çekinen ABD başkanı cumartesi başlaması gereken ve 4 ülkeyi kapsayacak olan Asya gezisini iptal etmek zorunda kaldı. Olayların gidişinden tedirgin olan IMF başkanı Christine Lagarde ABD hükümetinin bazı bölümlerinin kepenk indirmesinin zaten kötü olduğunu,

rek imalat sektörünün canlılığı konusunda soru işaretleri yarattı. 50 rakamı aktivitelerde büyüme ile küçülme arasındaki sınırı oluşturmaktadır. 50. 2 analistlerde hayal kırıklığı yaratmış olsada ülkede ekonomik aktivitelerin hala bir denge bulmaya çalıştığını göstermekle birlikte yavaşlamanın hızının azaldığını işaret etmekte.

Japonya reformlarlarda ciddi adımlar atıyor

WALL STREET RAPORU

borç limitinin yükseltilmemesinin ise çok daha kötü olacağı uyarısını yapmak zorunda kaldı.

Gelecek Haftanın Önemli Ekonomik Takvimi Tarih 7/Ekim/2013 8/Ekim/2013 9/Ekim/2013 10/Ekim/2013 11/Ekim/2013 12/Ekim/2013

Ülke ABD Çin ABD Türkiye Euro ABD ABD ABD Japonya İngiltere Euro ABD Japonya Euro Euro İngiltere ABD ABD ABD Euro Euro Çin Çin

Konu Tüketici kredileri İşsizlik oranı Uluslararası Ticaret Dengesi Sanayi üretimi Almanya fabrika siparişleri Son FOMC toplantısı içeriği Toptan ticaret Petrol stokları raporu Makine siparişleri Sanayi üretimi Almanya sanayi üretimi İşsizlik Başvuruları Üretici fiyat endeksi Fransa sanayi üretimi İtalya sanayi üretimi Merkez bankası faiz oranı beyanı Perakende satışlar (aylık) Üretici fiyat endeksi (aylık) Tüketici beklentileri Almanya tüketici fiyat endeksi (Yıllık) İtalya tüketici fiyat endeksi Üretici fiyat endeksi (Yıllık) Tüketici fiyat endeksi (Yıllık)

Beklenti % 12.9B 3.2% 0.7% 0.40% -0.60% 1.00% 310000 0.50% -4.30% 0.50% 0.00% 0.2% 75 1.4%

Önceki % 10.4B 3.2% -2.3% 4.60%

Çin’de imalat sanayinin büyümesi yavaşladı Çin’de küçük boyutlu işletmelerdeki imalatın nabzını ölçen HSBC PMI endeksi eylül ayındaki son okumasında beklenenden daha az bir artış gösterdi. İlk okuması 51. 2 olarak gerçekleşen endeksin son okuması 50. 2 olarak gerçekleşe-

0.10% -1.60% -1.70% 308000 -0.60% -4.30% 0.50% 0.20% 0.3% 77.5 1.4%

Gelişmiş ülkeler arasında ekonomisinin büyüklüğüne göre borcu en yüksek olan Japonya 1997’den beri yapılmayan hatta yapılması düşünülmeyen bir politika değişikliğine gidiyor. Japonlar bundan böyle alışverişlerde daha yüksek bir vergi yüküyle karşı karşıya. Halen yüzde 5 olan tüketim vergisi yüzde 8’e çıkarılıyor. Bu yolla senede yaklaşık 80 milyar dolarlık ek bir gelir elde etmeyi hedefleyen hükümet kontrolden çıkmış borçlarını ve bütçesini bir düzene sokmanın çabası içinde. En son 1997’de artırılan tüketim vergisi Japonya’yı derin bir ekonomik durgunluğun içine itmiş ve hemen arkasından gelen bankacılık krizi ülke ekonomisini depresyona itmişti. Oldukça popüler olan başbakan Abe bu avantajını kullanarak ekonomiyi daha sağlam temellere oturtacak adımları atmaktan çekinmiyor. Yüksek vergi gelirlerine yol açacak ekonomik büyümeyi sağlayacak yapısal reformları hayata sokmak için hükümetin önünde herhangi bir engel görünmüyor. Japonya şu anda 10 trilyon dolardan fazla bir borç servisine sahip. Tüketim vergisini artırmak bu sorunu çözmek için yeterli olmasa bile kamu açıklarını dizginlemek için önemli bir adım. Elbetteki hükümetin ekonomi için planlarının aşamalarından biri. Başbakan işe, geçtiğimiz aylarda piyasaya yüksek miktarlarda para sürerek oldukça agresif bir parasal genişleme programı ile başladı. İkinci aşamasının tüketim vergisinde artış olduğu anlaşılan programın başarısı yapılacak ve kalıcı olacak reformlara bağlı. Dünyanın en büyük üçüncü ekonomisine sahip Japonya zoru başarma konusunda kararlı ve iyimser. Nitekim geçtiğimiz hafta açıklanan ve büyük işletmelerin ekonomik beklentilerini ölçen “Tankan” anketi beklentilerin çok üstündeydi. ABD servis sektörünün büyümesi eylül ayında yavaşladı. Geçen ay son 8 yılın en yüksek seviyesine kadar gelen servis sektörü endeksi, yeni siparişlerin ve eleman alımlarının yavaşlamasının etkisiyle eylül ayında 54. 4 seviyesine geriledi. Endeks ağustos ayında 58. 6’ya kadar çıkmıştı.

PİYASA ÖZETİ BIST 100 DOW JONES S&P 500 NASDAQ ALTIN (TL/GR) ALTIN (ONS/$) DOLAR/TL EURO/TL BRENT PETROL LIGHT CRUDE WTI

Cuma Günlük Haftalık Haftalık Yılbaşından Kapanış Değişim Değişim Değişim % Bugüne % 76,207 -63 1720 2.31 -14 15,072 76.1 -185 -1.21 15 1690.5 11.84 -1.23 -0.06 18.53 3808 33.41 26 0.7 26.1 83.96 -0.1868 -3.5 -4 -19 1310 -7.7 -29.3 -2.11 -22.31 1.99 -0.003 -0.0413 -2.04 9.5 2.7 -0.013 -0.056 -2 15.08 109.46 0.46 0.83 0.77 4.01 103.84 0.53 0.97 0.97 11.08


8

Güncel

9 Ekim 2013 Çarşamba

Sekreterinden aşçısına kadar yüzlerce kişinin evine gönderildiği Obama’nın sarayında artık telefonlara üst düzey bürokratlar bakıyor

n’OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ AMCA

Beyaz Saray’ın mutfağı da acınak bir halde. Kafeteryada ise en revaçta yemek fındık ezmesi ve reçelli ekmek.

OBAMA’NIN BEYAZ SARAY’INDA ÇALIŞACAK KİMSE KALMADI Hükümetin İLHAN TANIR kapanması (WASHINGTON – POSTA 212) Amerikan Beyaz Saray’ı hükümetinin kapanışının ikinci haftasına girilirken, ‘gerekli’ olmayan çalışanların kesintisi, fena vurdu. bizzat Beyaz Saray’da kendini gösteriyor. Normal zamanlarda 1700 kişinin çalıştığı Eskiden Beyaz Saray ve ona bağlı olan diğer bölümler Eisenhower binasındaki Milli Güvenlik 1700 kişinin olan Kurulu ve Başkan Yardımcısı ofisinde şimdilerde sadece 440 kişi çalışıyor. çalıştığı Bunların arasında, daha önce sadece Beyaz Saray başkanlık ofisinde 440 kişi çalışırken, bu sayı şimdi 130 kişiye indi. Başkan yardımcısı Beyaz Biden’in ofisinde de eskiden 24 kişi çalışırken, şimdi bu sayı 12’ye inmiş durumda. Saray’da Beyaz Saray’ın Ekonomik Danışmanlar Konseyi 24 personelden, sadece 4’e inerken, şimdilerde Milli Narkotik Politika Ofisi de hükümet kapanmadan önce 88 kişi ile çalışırken, bu günneredeyse lerde sadece 8 çalışana inmiş durumda. ‘in cin top »TELEFONLARINA KENDİLERİ BAKIYOR Beyaz Saray basın ofisinden ayrılan sekreteroynuyor’ ler ve yardımcılar nedeniyle, basın sözcüsü WASHINGTON

Jay Carney ve yardımcısı Joshua Earnest’in

kendileri telefonları açıyor, randevularını ayarlıyor veya günlük programları hazırlayıp, açıklamaları yazıp, emailleri de gönderiyorlar. Beyaz Saray’a farklı görüşmeler için giden ziyaretçileri karşılamak da, yine bu üst düzey Beyaz Saray çalışanlarına kalıyor.

» OBAMA’NIN AŞÇILARI DA ÇALIŞMIYOR

Obama’nın rezidansında çalışan personel sayısı ise 90’dan 15’e inmiş durumda. Beyaz Saray’ın mutfağındaki aşçı ve diğer çalışanlar da bundan etkilenmiş durumda. Obama fazlaca uzağa da gidemiyor. Beyaz Saray’daki personel sayısının azalmasından dolayı, uzak yerleri ziyaretten mümkün olduğunca kaçınılıyor.Herşeye rağmen, West Wing tümüyle çürüyor veya unutuluyor değil! Beyaz Saray’ın çöpleri halen alınıyor, tuvalet ve banyoları temizleniyor.

»SANDVİÇE TALİM

Ama yiyecek açısından daha mütevazi hale gelmiş durumda, daha az opsiyonlara sahip. Onun gibi, Beyaz Saray kafetaryasında da çeşitler azaltılmış durumda. Fındık ezmesi ve reçelli ekmek sandviçleri, Beyaz Saray’da uzun saat çalışan personel için en popüler yemek haline gelmiş.

ZORUNLU İZNE AYRILANLARA MAAŞ MÜJDESİ (WASHINGTON - POSTA 212 ) ABD’de hükümet çalışanları derin bir nefes aldı. Amerikan hükümetinin kapalı olduğu geçtiğimiz hafta krizin 5’inci gününde krize yönelik ilk adım atıldı. Temsilciler Meclisi, mecburi izne çıkarılan kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için onay verdi. ABD Temsilciler Meclisi kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için karar aldı. Karar, 407 milletvekilinin evet oyu ile alındı.

HYUNDAI’DEN ÇALIŞANLARA DESTEK (DENİZ AVŞAR/NEW YORK – POSTA 212) Kongre’nin yeni bütçe üzerinde anlaşamamasından sonra ABD’de 800 binden fazla insanın ücretsiz izin yapmak durumunda kalması nedeniyle Hyundai, zor durumdaki müşterilerine yardım etme kararı aldı. Şirket, araçlarına sahip olup bu durumdan etkilenen ABD’lilerin çalışmadıkları sürece taksitlerinin erteleneceğini açıkladı. Yeni Hyundai araç alacak olanlar da 90 gün sonra ödemeye başlayacaklar.

ANNELER PANİĞE KAPILDI (DENİZ AVŞAR - NEW YORK – POSTA 212)Federal devletin çalışmaması ulusal parkların kapanmasına ve federal çalışanların zorunlu iznine çıkartılmasına neden oldu. Ancak asıl zorluklar çok yakında düşük gelirli anneler ve bebekleri tarafından hissedilecek. Hükümet geçtiğimiz hafta ‘Kadınlar, Bebekler ve Çocuklar Programı’ olarak bilinen WIC (Women, Infants, and Children) özel ek beslenme programına fon aktarmayı kesti. 8.9 milyondan fazla, yoksulluk sınırı veya altında yaşayan anne ve beş yaşın altındaki çocuk, emzirmeye destek besin, bebek maması ve diğer gerekli gıda maddelerinin ülke çapında kliniklerde dağıtılmasını sağlayan bu programa güveniyor.

» MARKET KUPONLARI DA SORUN

Birleşik Devletler Tarım Bakanlığı’nın (USDA) tahminleri, eyaletlerin WIC programını kendi bütçelerinden bir hafta veya daha da uzun bir süre devam ettirebileceği yönünde. Bakanlığın Gıda ve Beslenme Hizmeti 7 milyar dolarlık yıllık bütçesinden sadece 125 milyon dolarlık bir miktarın kaldığını belirtti. Kar amacı gütmeyen Ulusal WIC Derne-

Program konusundaki kafa karışıklığı sadece anneler ve çocuklarıyla da sınırlı değil. Bakanlık telefonları market sahiplerinin WIC kuponlarını kabul edip etmemeleri yönündeki sorularıyla da tıkanmış durumda. USDA halkla ilişkiler sorumlusu Bruce Alexander, Forbes’a yaptığı açıklamada bakanlığın yerel yönetimlerle beraber fonları tükenene kadar WIC programının devam edeceğini belirtti.

» BESLENME HİZMETİ ÇÖKÜYOR

ği’nin başkanı Douglas Greenaway’e göre en kötü durum Utah ve Arkansas’ta yaşanıyor. Utah’ta halihazırda 65 bin anne ve çocuğuna hizmet sunan WIC programı yeni üye kabulünü durdurduğunu açıkladı. TELEFON HATLARI KİLİTLENDİ Salı akşamı ülke çapındaki WIC ofislerinin yöneticileri halen çalışır durumda olduklarıyla ilgili açıklamalar yaptı. Chicago ve Cook County çevresi WIC programıyla ilgilenen Margaret Saunders telefon hatlarının panikleyen kadınların aramalarıyla kilitlendiğini söyledi. Saunders Forbes’a yaptığı açıklamada “Amerika, bu ülkede ne kadar düşük gelirli hamile ve çocuklu kadının olduğu konusunu kavrayamıyor” dedi.

ÖZGÜRLÜK ANITI VE MÜZELER KAPANDI ABD’de federal hükümetin Kongre’den ek bütçe alamaması üzerine başta Özgürlük Anıtı olmak üzere, müzeler, parklar hatta hayvanat bahçeleri kapılarına kilit vurdu. ABD’yi ziyaret eden turistler de çoğu yeri uzaktan izlemek zorunda kaldı WASHINGTON, DC — Amerika’da federal hükümetin kapısına geçen hafta pazartesiyi salıya bağlayan gece kilit vuruldu. Kongre, geçici bütçe üzerinde anlaşamayınca federal hükümetin faaliyetleri kısmen durduruldu. Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi Partili üyeleri, bütçeyi onaylamak için Başkan Barack Obama’nın çıkardığı Sağlık Reformu’nun ya yürürlüğe girmesini ertelemek ya da kaynaklarını kesmek istiyordu ancak yasa yürürlüğe girdi. Birçok federal daire, tamamen ya da kısmen faaliyetlerini durdurdu, acil olmayan personelini zorunlu ücretsiz izne gönderdi.

» ZORUNLU ÜCRETSİZ İZİN

Kamu çalışanları, 17 yıl sonra ilk kez federal hükümetin kapatıldığı haberiyle uyandı. Acil nitelikli personel çalışmaya devam ediyor. Ama devlet çalışanlarının acil sa-

yılmayan beşte ikisi zorunlu ücretsiz izne gönderildi. Açıklaması zor değil. Acil olmayan personel sabah işe gitti, masasını temizledi, toplantılarını iptal edip evine döndü. Kapanma sırasında hiçbir bir iş yapmalarına izin yok. İşyeri elektronik postalarına bile bakmaları yasak. Zorunlu izne gönderilen Martha, “En azından ofise gidip eşyalarımı toplamak istiyorum” diyor. Bir başka federal çalışanı olan ve zorunlu izne çıkarılan Sharika Hood, 2 küçük kızı olduğunu belirterek, “Bu ay belki de maaş alamayacağım. İnanması çok zor. Düşünmek zorunda olduğum çok şey var. Çok üzgünüm. Zor durumda kaldık” diyor. Federal dairelerin kapanması özel sektörü de etkiliyor. Martin Setiantoko, Kongre binasının çok yakınındaki seyyar lokantasında Endonezya Sate yemekleri yapıp satıyor. Müşterilerinin çoğu çevrede çalışan memurlar. Pazartesi iyi satış yaptığını anlatan Setiantoko, “Dün işler birden durdu. Çok şaşırtıcı. Yeni bir minibüs almayı düşünürken, planlarımı ertelemek zorunda kalacağım” diye konuştu. Yandaki minibüste Parvinder Kumar Manan da Hint yemekleri sa-

tıyor. Manan, “İşler bıçak kibi kesildi” diyor. Durum birkaç kişiyle sınırlı değil. Josh Bivens Ekonomi Politikaları Enstitüsü uzmanı. Bivens, “Amerika’da Kongre bütçe geçiremezken, eski bütçeyi aynen devam ettirecek geçici harcama yetkisini bile geçiremez hale geldi. Zaten yeterince komik duruma düştük. Dünyanın bizimle alay etmesine hiç şaşmam” diye konuşuyor.

» ELLIS ADASI TURİSTLERE KAPANDI

Kapanmadan turizm sektörü de nasibini aldı. Ulusal anıtlar ve Smithsonian müzeleri kapandı. Sokak çeşmelerinin bile suyu kesildi. New York’taki Ellis Adası turistlere kapalı. Artık turistler Özgürlük Anıtı’nı da gezemiyor. Washington Ulusal Hayvanat Bahçesi de kapalı. Hayvanseverler Ağustos ayından bu yana yeni doğan yavru pandanın büyümesini hayvanat bahçesinin kamerasından izleyebiliyordu. Şimdi kamera da kapatıldı. Kimse kapanmanın ne kadar süreceğini, ya da pandanın ne kadar hızlı büyüdüğünü bilmiyor. Belki federal hükümet işbaşı yaptığında yavru panda da büyümüş olacak.


A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

Güncel

GAZETESİ

9 Ekim 2013 Çarşamba

ABD’yi bekleyen yeni kriz

Başkan Obama, Kongre’nin ekim ayı ortasında borçlanma tavanını yükselteceğine inandığını açıkladı. Ancak Kongre bütçe krizini aşamaz ise ABD’yi hatta dünyayı yeni bir kriz bekliyor Bütçe yetkisi alamayan Amerikan hükümeti beş gündür kapalı tutuluyor. Ancak ülkeyi yeni bir kriz bekliyor. Kongre eğer Amerikan hükümetinin borçlanma limitini 17 Ekim tarihine kadar yükseltmezse, Washington borçlarını kapatamaz duruma gelecek. Buna Çin, Japonya ve diğer ülkeler tarafından tutulan devlet tahvillerinin faizleri de dahil.

» OBAMA İYİMSER… Associated Press Haber Ajansı’na özel demeç veren Başkan Obama, Kongre’nin 16 trilyon 700 milyar dolarlık borçlanma tavanını yükseltmesini beklediğini söyledi. Obama, Demokrat Partili Başkan olarak beşinci yılını tamamlamak üzere. Ancak yönetim, federal hükümetin bütçe politikaları, çıkarılmasına öncülük ettiği bazı yasalar ve sağlık sistemindeki değişiklikleri yüzünden Cumhuriyetçi Parti’nin kontrolündeki Kongre’yle ciddi anlaşmazlıklar yaşıyor. Başkan, Cumhuriyetçiler’le her konuda görüşmeye hazır olduğunu söylemekle birlikte, bu görüşmelerin hükümetin kapalı tutulduğu bir ortamda ve borçlanma tavanı yükseltilmeden gerçekleşmeyeceğini söylüyor. Cumhuriyetçiler, sağlık sisteminde yapılan reformlardan rahatsız ve Obamacare adıyla da bilinen yeni sağlık reformuna kaynak ayırmak istemiyor. Cumhuriyetçi Partililer, hükümet yeniden açılmadan Sağlık Reformu konusunda pazarlık başlat-

mak istiyor. Ancak hükümetin faaliyetlerine kısmen son vermesi yüzünden Amerika’da kamu sektöründe çalışan 2 milyon kişiden 800 bini, zorunlu ücretsiz izne çıkarıldı. Ancak hava trafik kontrol görevlileri, sınır güvenliğinden sorumlu birimler ve bazı gıda sağlığı denetçileri acil personel sayılmalarından dolayı görevlerine devam ediyor. Kısmi olarak bazı personelini zorunlu ücretsiz izne gönderen Amerika’nın Sesi de kapanma sırasında yayınlarını kesmedi. Dünyanın en büyük ekonomisi olan Amerika daha önce hiçbir zaman borçlarını ödeyemez duruma gelmedi. Birçok uzman, Washington’un 17 Ekim sınırını da sorunsuz aşmasını bekliyor. 2011 yılında Kongre’de yine borçlanma tavanını yükseltme konusunda yaşanan tartışmalar, uluslararası mali piyasaları hareketlendirmiş ve Amerika’nın ekonomik toparlanma sürecini yavaşlatmıştı. Uzmanlar, benzer sorunların önümüzdeki iki hafta içinde yaşanmasından kaygı duyuyor.

» ABD’NİN KÜRESEL GÜCÜ ZAYIFLAR Öte yandan Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry, krizin uzamasının Amerika’nın küresel gücünü zayıflatacağı uyarısında bulundu, ama böyle bir şey beklemediğini belirtti. Kerry, hükümetin uzun süre kapalı kalması durumunda kamuoyunun Amerikan politikalarının istikrarını sorgulamaya

Demokrat Partililer’in kontrolündeki Senato parça bütçe geçirmeyeceğinin altını çizerek, Temsilciler Meclisi’nden gelecek bütçe tasarısının tüm kesimleri kapsaması gerektiğinde ısrar ediyor. Başkan Obama, dün Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’a yaptığı çağrıda, bütçe yasasını Sağlık Reformu ön koşulu olmadan doğrudan genel kurul oyuna sunması çağrısını yineledi. Obama, Boehner’ı, Cumhuriyetçi Partisi içindeki muhafazakar bir grup olan ‘Çay Partisi’ hareketine iyi görünmeye çalışmakla suçluyor. Temsilciler Meclisi’ndeki Demokrat Partililer, azınlıkta olmalarına rağmen, böyle bir oylama sırasında Cumhuriyetçi üyelerden bazılarının desteğini alabileceklerini umuyor.

» MAAŞLAR GERİ ÖDENECEK

başlayabileceğini söyledi. Bali’deki AsyaPasifik Ekonomik İşbirliği toplantılarında konuşan Kerry, krizin geçici olduğuna inandığını kaydetti. Öte yandan Washington’da Cumhuriyetçi Partililer’in kontrolündeki Temsilciler Meclisi, bazı devlet dairelerine parça parça ödenek çıkarmak için uğraşıyor. Ancak

Bu arada Temsilciler Meclisi, zorunlu izne çıkarılan devlet personelinin çalışmadığı günlerdeki maaşlarının geri ödenmesini sağlayan bir tasarıyı onayladı. Beyaz Saray, Başkan Obama’nın bu yasayı onaylayacağını duyurmuştu. Ancak yasanın Başkan’ın imzasına sunulmadan önce Senato tarafından da onaylanması gerekiyor. Bu arada Savunma Bakanı Chuck Hagel, bakanlığın zorunlu izne çıkarılan sivil elemanlarının önemli bir kısmının hafta içinde işbaşına dönmeye çağrılacağını açıkladı. ( WASHINGTON – VOA)

9

KİMLER MAAŞ ALMAYA DEVAM EDİYOR? (DENİZ AVŞAR / WASHINGTON - POSTA 212) Herhangi bir kapanma durumunda federal devlette çalışmaya devam ediyorsanız, para almak zorundasınız. Buna gerekçe olarak ise kanunda özellikle belirtilmedikçe kimsenin gönüllü olarak federal bir devlet ünitesinde çalışamayacak olması gösteriliyor. Eğer kapanma halinde federal devlete çalışıyorsanız, maaş ödemelerinizle ilgili karşılaşabileceğiniz tek pürüz maaş çekinizin Kongre’nin devlet işlerini yürütecek bütçeyi ayarlamasına kadar ertelemesi olabilir. Ancak kapanma durumunda izne gönderildiyseniz, bu izin aslında ücretsiz olabilir. Ancak Kongre bu kez bütçe onaylandıktan sonra, izne gitmiş olan çalışanlara geriye dönük ödeme yapma kararını aldı. Hangi Federal çalışanlar maaş almaya devam edecek? l Başkan Obama: Başkanın anayasal görevleri var ve kapanma durumunda görevine aynen devam ediyor. Maaşı, devlet bütçesi tartışmalarından etkilenmiyor. Kısaca Başkan maaşını normal bir şekilde almaya devam edecek. l Kongre Üyeleri: Kapanmaya neden olan Kongre üyelerinin de aynen başkan gibi anayasal görevleri var ve kapanma süresince paralarını zamanında almaya devam edecekler. l Kongre Çalışanları: Üyeler dışında kongrede çalışanlar kapanma sona erene kadar paralarını alamayacaklar. l Yargıtay Hakimleri: Kongre Araştırma Servisi raporuna göre, anayasanın 3. fıkrasında açık olarak yargıçların ödemelerinin azaltılmasının yasaklandığı görülüyor. Yani Başkan Obama ve Kongre Üyeleri gibi ödemelerini almaya aynen devam edecekler.

Çay partisi ABD’yi uçuruma sürüklüyor İLHAN TANIR WASHINGTON

(POSTA 212) Amerika’da bütçe krizinin çözümü adına tünelin sonunda herhangi bir ışık görünmüyor. Mali yılın bitimiyle Kongre’nin bir sonraki yıl için Beyaz Saray’a vermesi gereken bütçe yetkisi, Cumhuriyetçiler tarafından, Obama yönetiminin Sağlık Sigortasını bir yıl erteleme şartına bağlandı. Temsilciler Meclisi kanadında çoğunluğa sahip olan Cumhuriyetçilerin, Amerikan hükümetini kapatmayı göze almaları ve bunu, daha önce Kongre’nin her iki kanadından da geçmiş, Anayasa Mahkemesi’nce uygun görülmüş sağlık sigortası yasasını durdurma adına yapmaları, Amerikan halkından tepki çekmeye devam ediyor. Quinnipiac’in yaptığı ankete göre, Amerikan halkının yüzde 72’si hükümetin kapatılmasına karşı çıkarken, yine halkın çoğunluğu Cumhuriyetçi Parti’yi hükümetin çalışmasını durdurmasından sorumlu görüyor. Hükümetin kapalı kalması uzadıkça, Amerikan halkının tepkisi de artmakta.

»ÇAY PARTİCİLER KİMDİR, NE İSTİYOR?

Bütün bu tartışmalar arasında, ismi en çok duyulan kanatlardan biri ise Çay Parti Hareketi. Meclis’de bu hareketin mensubu olan 40 civarında milletvekili varken, Senato’da ise 5 Senatör var. Bu hareketin ne olduğunu ve şu anki hükümet kilitlenmesinde nasıl bir rol oynadığı üzerine kısa bir araştırma yaptık. Çay Partisi Hareketi, adını 18’inci yüzyılda yaşanmış olan bir başkaldırı eyleminden alıyor aslında. 16 Aralık 1773 tarihinde, İngiliz kolonisi olan Boston kenti Londra hükümetinin Çay Yasası’nı ve bununla gelen ek vergileri protesto etmek için İngiltere’ye gidecek çay yükünü denize dökmesiyle bu hareket doğdu. Ve bir anlamda Amerika’nın bağımsızlığı adına kıvılcımı yakan devrime de ön ayak oldu.

» SOSYAL DEVLET İSTEMİYORLAR

Günümüzdeki Çay Partisi Hareketi ise, Obama’nın 2008’de seçilmesinden sonra ortaya çıktı ve Obama yönetiminin politikalarına karşı rahatsız olanlardan oluşuyor. Hareket gücünü özellikle Obama ve Demokratların sosyal devlet temelli reformlarına, yüksek vergi oranlarına, özellikle sağlık reformuna ve yasadışı göçmenlere yönelik ılımlı yasalara tepki göstermesinden alıyor. 2010 Ara Seçimleri ve sonrasında protestolar düzenleyen ÇayPartisi Hareketi, çoğunlukla milliyetçi, sağcı ve beyaz Amerikalılar’dan oluşuyor. Dış politikada ise bu hareketin mensubu olan Kongre üyeleri izolasyonu destekleyen, yabancı ülkelere yardıma karşı çıkan ve askeri olarak da herhangi bir müdahale yapılmasını istemeyen bir yaklaşım sergiliyor. Bir anlamda ortaya çıkışını Obama’nın sağlık sigortasına borçlu olan Çay Parti Hareketi, bu sistemin hizmete sunulacağı tarih olan 1 Ekim

Amerika’da Kongre, bir sonraki yıl için Beyaz Saray’a vermesi gereken bütçeyi onamadı. Federal hükümet kapanma noktasına geldi. ABD’liler, ekonomik krize doğru olan bu gidişe karşı sert tepki gösteriyor

ABD’DE SİYASETÇİLERE GÜVEN REKOR DÜŞÜŞTE

2013’den önce, sistemi durdurma adına bütçe kozunu oynamaya karar verdi. ‘Ya sağlık sigortasını bir yıl ertelersin ya da hükümeti kapatırım’ restini çeken Cumhuriyetçi Parti üyelerine karşılık ise Obama yönetimi, geri adım atmamakta direnmeye devam ediyor. Senato’da Çay Partisi Hareketi’nin beş üyesinden biri durumundaki Ted Cruz’un geçtiğimiz haftalarda ‘filibuster’ ismiyle anılan etkinlik olan, Senato’nun kürsüsünü işgal ederek, kesintisiz konuşma yaparak, Amerika çapında kendi davalarına destek bulmaya çalışması dikkatleri üzerine çekmişti.

yaptırmamayı göze aldıkları görülmektedir. Çay Partisi Cumhuriyetçilerinin, kendilerini modern zamanların ‘cesur devrimcileri’ olarak adlandırmaları ve bunun adına “devletin herkese sağlık sigortası aldırmak gibi ‘ceberut’ baskılarına ‘kahramanca’ karşı koyma adına isyana kalktıklarını iddia etmektedirler. Çay Partisi hareketi önderliğindeki Cumhuriyetçiler, bu şekilde, her iki Kongre kanadında yeterli çoğunluğa sahip olmadıkları için sağlık sigortasını yasal yollardan durdurmak yerine, Temsilciler kanadında bütçe yapma yetkisini kullanarak, ABD hükümetini durdurma yoluna gittiler.

» FREN BALANS SİSTEMİ

» KIYAMET SENARYOLARI

Amerika’nın hükümet sisteminin en imrenilen taraflarından birİ onun fren ve denge sistemi olarak bilinen, devlet organlarının birbirlerinden bağımsız çalışmasıdır. Yürütme, yasama ve yargının kendi görevleri hususundaki kıskançlıklarının ve birbirlerinin kararlarının denetlemesinin, ABD’de bir diktatörlüğün oluşmasına veya büyük çapta yolsuzlukların önüne geçeceği varsayılmıştır. Günümüzde ise bu denge sisteminin sadece frene dönüşmüş olmasından kaygı duyuluyor. Çay Partisi Hareketi’nden gelen milletvekili ve senatörlerin kendi seçim bölgelerinden gelen büyük destek yüzünden, bu üyelerin sağlık sigortası adına bütün hükümeti kapatma noktasında herhangi bir kararsızlık göstermedikleri görülmekte. Kendi bölgelerinde devletin çapının küçültülmesi, sosyal devlet reformlarını durdurma adına büyük bir desteğe sahip olan bu milletvekilleri, ABD’nin geri kalan bölgelerinde büyük tepkilere maruz kalsalar da, bir dahaki seçimleri kazanmayı bir anlamda garanti altına almaktalar.

» CESUR DEVRİMCİLER!

Kendi milletvekilleri ile ters düşmek istemeyen Kongre’deki diğer Cumhuriyetçi liderler de, bu birkaç düzine senatör ve milletvekilinin açtıkları yoldan giderek, ABD’nin imajına büyük bir darbe indirme pahasına ABD’nin en temel işlevlerini

ABD hükümeti kapalı olmasına rağmen, anayasanın verdiği yetki dairesinde, devletin ‘temel’ görevlerini yapan çalışanların işlerine devam etmeleri öngörülmektedir. ABD hükümetinin yaklaşık bir haftalık kapanma süresinde, borsa ve dolarda çok ciddi düşüşlerin yaşanmaması da, bu krizin çok büyük bir negatif etkiye sahip olmadığını göstermektedir. Diğer taraftan, 17 Ekim’de ABD’nin borç tavanına ulaşması beklenmektedir. Bu tarihe kadar ABD’nin, ödemesi gereken borçları için, borçlanma yetkisi alamaması durumunda ise, yurtiçi ve dışındaki borçlanmalarını ödeyemez hale düşecek, bir anlamda iflasını ilan edecektir. Daha önce, ABD hükümeti defalarca kapatılmasına rağmen, 17 Ekim’deki gibi borçlarını ödeyemez hale tarihte hiç gelmemiştir. Borç tavanı yükseltilmediği takdirde, bunun dünya çapında global bir finansal panik ve depresyonu tetikleyeceği hakkında spekülasyonlar yapılmaktadır. Washington’daki birçok politik analiste göre, şu anki bütçelendirme ve ABD hükümetinin kapanması tartışmaları, önümüzdeki haftaya taşınarak, borçlanma tavanı ile birlikte ‘grand bargain’ denilen, büyük bir pazarlık ile çözülmeye çalışılacak.Herşeye rağmen, hangi tarafın ne şekilde tavizler vereceği ve ABD’nin ne şekilde bu krizden çıkabileceği bilinmiyor. Ekim ayı, ABD ve dünya adına tarihi bir dönüm noktası olabilir.

(WASHINGTON) Amerika’da hükümetin kapanmasına neden olan anlaşmazlıklara henüz bir çözüm bulunamadı. Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçiler birbirini suçlamaya devam ederken Amerikan halkı da durumdan siyasetçileri sorumlu tutuyor. İki parti arasındaki çekişme nedeniyle ticaret anlaşmalarından tıbbi araştırmalara, birçok alanda çalışmalar durduruldu. Amerikan halkı, seçimle işbaşına getirdiği siyasetçilere güvenini yitirmiş durumda. Sorunun kaynağı, sağlık sigortası olmayan milyonlarca Amerikalı’ya sigorta imkanı sunan sağlık reformu yasası. Kongre’deki Cumhuriyetçiler, yeni bütçeyi onaylamak için yasanın iptal edilmesini ya da yürürlüğe girmesinin ertelenmesini istedi. Başkan Obama ise Cumhuriyetçilerin fidye taleplerine teslim olmamaya kararlı. 1 Ekim’de yürürlüğe giren yasanın Kongre’den geçtiğini kaydeden Obama, konunun bütçeyle ilgisi olmadığını belirterek, kimsenin sonuçlanmış bir tercihi yeniden gündeme getirmek ya da ideolojik taleplerde bulunmak için Amerika’nın adını yerlerde süründürmesine izin vermeyeceğini söyledi. Partisinin uzlaşma teklifinde bulunduğunu söyleyen Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi John Boehner ise hükümetin kapanmasından Demokratlar’ı sorumlu tutu ve ”Demokratlar sadece uzlaşma teklifimizi geri çevirmekle kalmadı, farklılıklarımızı giderme yolları aramayı da reddetti. Halbuki Anayasa, Temsilciler Meclisi ve Senato’nun anlaşmazlığa düşmesi durumunda sorunu birlikte çözmelerini öngörüyor” dedi. Uzmanlara göre hükümet kısa süre içinde açılmazsa Cumhuriyetçiler oy kaybedebilir. Rachel van Dongen, Amerikan Hükümeti’ne odaklanan yayın organı Politico’nun editörü: ”Cumhuriyetçi Partili liderler, Temsilciler Başkanı Boehner ve kurmayları, hükü-

metin kapanması durumunda

Federal hükümetin 2014’te Temsilciler Meclisi’nde kaybetmekten korkısmen kapatılması çoğunluğu kuyordu. Ancak hükümetin kapanmasına Temsilciler yüzünden Meclisi’nde azınlıktaki aşırı Kongre’deki muhafazakarlar öncülük etti. Hükümetin kapanmasında asıl Demokrat ve olanlar, Çay Partisi’nin Cumhuriyetçiler etkili yaklaşık 40 üyesi.” birbirlerini TEPKİLİ suçlamaya devam » HALK Mühendis Paul Sacker, Çevederken, Amerikan re Koruma Dairesi’nden: ”Maaşım kesildikten sonra tasarrufhalkı da durumdan larım devreye girecek. Konut siyasetçileri sorumlu kredimi, faturalarımı, üniversitede okuyan kızımın masraflatutuyor rını ödemek için tasarruflarımı kullanmak zorunda kalacağım.” Wisconsin Çalışma Bakanlığı’ndan görev yapan David Poppert’e göre, ücretsiz izne çıkarılması, özel sektör çalışanlarını da etkiledi: ”Artık dışarıda yemek yemeyeceğim. Evimdeki onarımı erteleyecek, yapı malzemeleri mağazasına uğramayacağım. Harcamadığım her bir dolar, bir iş sahibini ve elemanlarını son derece olumsuz etkileyecek.” Hükümetin kapanması nedeniyle 800 bin kamu çalışanı, belirsiz bir süre için ücretsiz izne çıkarıldı. Amerikan Hükümeti en son 1995’te kapanmış, 21 gün kapalı kalmışıtı. Bu süreç, Amerikan tarihinde hükümetin en uzun süre kapalı kaldığı dönem olmuştu.


10

Güncel

9 Ekim 2013 Çarşamba

Ahmet Buğdaycı

Barbaros Sayılgan barbarossayilgan@posta212.com

ahmetbug@gmail.com

PAPAĞANIN SORULARI

Çin Seddi’nin arkasındaki süper güç

SAYIN Başbakan, “Demokratikleşme paketine karşı çıkanlar papağan gibi” diyerek yine her zamanki gibi mecliste halkın yarısını temsil eden partilerin görüşlerini almadan kamuoyuna açıkladığı paketin doğruluğunu savunuyor.

TÜRKİYE’NİN dört milyarlık dolarlık uzun menzilli füze ve hava savunma ihalesini bir Çin şirketine vermesi NATO’yu karıştırdı. Türkiye’ye yöneltilen uyarılarda Çin hava savunma sisteminin NATO’nun sistemleri ile uyumlu olmayacağı, dolayısıyla olası bir saldırıda NATO’nun Türkiye’yi korumayacağı açık bir dille belirtiliyor. Türkiye’nin bu kararı ABD içinde derin tartışmaları başlatacak denli kaygılara neden oldu. Diğer yandan, ABD ve NATO, en sadık müttefiklerinden Türkiye’nin bu stratejik hamlesiyle Avrupa’nın arka, Asya’nın ön kapısı saydıkları bölgede Çin askeri etkinliğinin artmasından da endişeleniyorlar. Diğer yandan da, 2012 yılında Başbakan Erdoğan’ın “Şanghay Beşlisi’ne girersek AB’ye elveda deriz. Şanghay Beşlisi çok daha güçlü” şeklindeki sözleri akıllardan çıkmıyor. Obama’nın ilk dönem başkanlığı sırasında dış ilişkiler departmanında görev yapan Vali Nasr ve pek çok ABD’li analist Çin’in Türkiye ile yakın ilişkiler kurmasından duydukları kaygıları dile getiriyorlar.  Nasr, yakın zamana kadar Türkiye ve Çin arasındaki en büyük problem olan Uygur Türkleri’ne Türkiye’nin verdiği destekten vazgeçmesiyle bu sorunun aşıldığını ve her iki ülke arasındaki bağların giderek kuvvetlendiğini belirtiyor. Şimdi Batı’da Türkiye’nin Batı’dan bağımsızlaşarak, daha çok otoriter Çin ile uyumlu bir yörüngeye girme olasılığı üzerine tartışmalar başladı. Çin’in İran’la yakın askeri ilişkileri, teknoloji aktarmadaki cömertliği, uzun süredir ABD’nin baş ağrılarından biri iken, Türkiye’nin Çin’le askeri alandaki stratejik ortaklığı, dikkatleri Çin’in Orta Doğu’daki etkinliğine yöneltiyor.  Aslında askeri alandaki gelişmelerin arkasında Çin’in ekonomik olarak süper bir güç haline gelmesi yatıyor. Ucuz işgücünün yarattığı maliyet avantajları Çin’i dünyanın üretim merkezi haline getirirken, hiçbir sosyal güvenceye dayanmayan, tamamen sert, hatta vahşi sayılabilecek kapitalist rekabet sistemi, otoriter yönetim tarzıyla Çin’in son 10 yılda süper güç haline gelmesini sağladı.

Karşı çıkanlara da dönüp diyor ki “Benim başörtülü kardeşlerim kamuda daha rahat çalışacak diye mi karşı çıkıyorsun?” Sayın Başbakan’ın amacı ‘başörtüsü’ üzerinden polemik başlatarak ‘Tayyip Erdoğan’ paketinin eksiklerini gösterenlere ‘başörtüsü karşıtı’ damgası yapıştırmak. Senelerdir ülkedeki her gelişmeyi başörtüsüne bağlayabilmek gibi müthiş bir yeteneği var Başbakan’ın. Demokratikleşme paketini hazırlarken bu ülkede kendisine oy vermeyenlerin de görüşleri alındı mı diye sormak gerekiyor Sayın Başbakan’a. Cevabını ben söyleyeyim: Hayır alınmadı. Paket kamuoyundan sır gibi saklanırken, kimden görüş alınmış olabilir? Peki 70 milyon insanı ilgilendiren bir paketi AK Parti, daha doğrusu Başbakan kendi kafasına göre hazırlayıp sunabilir mi? Eğer Tayyip Erdoğan’dan söz ediyorsak, evet sunabilir. Onun dediği dedik bildiği bildiktir. Dolayısıyla biz ne dersek diyelim o bize ‘papağan’ der. Sanırım penguen belgesellerinden çok etkilendi Sayın Başbakan. Gelelim pakete. Ne var bu pakette bizim öpüp başımıza kayacağımız? Başörtülü vatandaşlarımızın kılık kıyafetine karışılmaması ve onların da kamuda başörtüleriyle çalışmaları. Eyvallah! Başka ne var? Q, X, W harflerinin kullanılmamasının artık suç sayılmaması. Harfin yasaklandığı tek ülke bizdik herhalde. Peki Aleviler için ne var? Nevşehir Üniversitesi’nin ismini Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi olarak değiştirecekmiş Başbakan. Alevilere bu yeter de artar bile! İş bitti, artık Aleviler kendi ibadetlerini, kendi ibadethanelerinde yapar hale geldiler. Çok konuşmasınlar diyor. İlahi komedya! Başbakan Mor Gabriel Manastırı arazisi, manastır vakfına iade etmiş, o da tamam. Düşünsenize zaten adamlara ait bir araziye devlet el koymuş şimdi de iade ederek lütuf ediyor. Siz de konuşmayın Süryani vatandaşlar! Kendi belirlediğimiz şekilde farklı dilde propaganda da yaptıracağız artık. 11 yıl önce sözünü verdiğimiz seçim barajını kaldırmak konusundaki karmaşık önerilerin hepsinin bizim partimize yarayacağını görmezden geliniz. Çünkü köylerinde bizden öncekilerin zorla değiştirdikleri isimlerini geri veriyoruz ya, zaten artık hepiniz bize oy verirsiniz. Ha bu arada insanlar “parasız eğitim” diye bas bas bağırırken “Eh, Kürt kardeşlerim siz de kendi dilinizde eğitim istiyorsanız, yiyecek yemeğiniz yok ama çocuklarınızı özel okula gönderin dil öğrensinler.” Ama orada öğretmen var mı, bu insanlar neden kendi dillerini öğrenmek için para versinler, düşünen yok. Düşünürsen papağansın. Ve neticede 11 yılın sonunda şahane, öpüp başımıza koyacağımız, memleketi aydınlatacak, fevkaladenin fevkinde bomba gibi bir demokratikleşme paketi. Her zamanki gibi, ne ilk ne de son, diyor Başbakan. Yola devam…

Young Turks Derneği toplantıya katılan BDP’lileri protesto etti

NEW YORK’TA GEZİ KONUŞULDU

'Gezi'den Bu Yana Hayatı Yeniden Düşünme' konferansı 4-5 Ekim tarihlerinde New York’taki The New School Üniversitesi'nde düzenlendi. Konferansta Gezi eylemlerinin sosyal, politik, ekonomik ve sanatsal sonuçları konuşuldu (NEW YORK - POSTA 212 ) 'Gezi'den Bu Yana Hayatı Yeniden Düşünme' konferansı 4-5 Ekim tarihlerinde New York’taki The New School Üniversitesi'nde düzenlendi. Konferansta Gezi eylemleri, eylemlerin Türkiye ve yurt dışındaki yansımaları, neden başladığı konuşuldu ve bu gösterilerin sosyal, politik, ekonomik ve sanatsal sonuçları ele alındı. Konferans, New School Toplumsal araştırmalar Dekanı William Milberg’in ve tarih bölümü öğretim üyesi John VanderLippe’in açılış konuşmalarıyla başladı. Moderatörlüğünü Dartmouth College'da Öğretim Görevlisi olan Zeynep Türkyılmaz'ın yaptığı konferansın açılış paneline, sinevizyon aracılığıyla BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Diyarbakır'ın Sur İlçesi Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, BDP Washington Temsilcisi Mehmet Yüksel konuşmacı olarak katıldı.

» “BDP OLSA, GEZİ GENİŞ ÇAPLI OLAMAZDI”

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Gezi Parkı olaylarının nasıl başladığına, ardından nasıl direnişe döndüğüne ilişkin bilgiler verdi. Önder, olaylarda BDP’nin neden varlık göstermediği sorusuna “Eğer Kürt Hareketi, Gezi olaylarının içinde başından beri varlığını gösterseydi, olaylar bu kadar geniş çaplı olmazdı” diye yanıt verdi. Ayrıca 1992 Nevruz’unda 57

» 2025’TE ABD’Yİ GEÇECEK

kişinin güvenlik güçlerinin ateş açması nedeniyle öldüğünü, ölenlerin arasında Sabah gazetesi muhabirinin de olduğunu hatırlatan Önder “Türkler bir çiçek alıp Nevruz’da Kürtlerin yanına gittiler mi? Şimdi ilk kez canları yandı, Kürtler neredeydi diyorlar” diye konuşması salonda alkış aldı. İlk oturumun ardından gelen oturumlarda ‘Gezi Olayları Sırasında İnsan Hakları İhlalleri’ ve ‘Sanat, Sanatçılar, Kültürel Üretim ve Gezi’ başlıkları ele alındı. İkinci gün düzenlenen “Gezi’yi

Feminist ve LGBT Perspektifinden Yeniden Düşünmek” başlıklı panelin konuğu BDP Milletvekili Sabahat Tuncel’di. Ardından başlayan “Gezi’den Bu Yana Gazetecilik” panelinde gazeteci Ahmet Şık yer alıyordu.

» ‘‘GEZİ OLAYLARINI PKK ŞOVUNA DÖNÜŞTÜRDÜLER’’

Konferansın ilk gününde Young Turks Derneği üyelerinden oluşan küçük bir grup, içeri alınmadıkları gerekçesiyle konferansı protesto etti. Young Turks Derneği Başkanı Tulga Tekman “Gezi olaylarını PKK şovuna dönüştürdüler, bunu protesto ediyoruz” diye konuştu.

“POLİS ŞİDDETİ CEZASIZ KALDI”

Uluslararası Af Örgütü, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili bir rapor yayımladı. Raporda polisin orantısız güç kullandığı ve bu hukuk dışı davranışların da cezasız kaldığı savunuldu (NEW YORK – POSTA 212) Örgüt, Türk hükümetinin iktidardaki 10. yılında temel insan haklarına hâlâ saygı göstermediğini söyledi. Polisin şiddetini orantısız ve "gereksiz" olarak niteleyen Af Örgütü, sokaktaki insanların barışçıl gösteri yaptığını belirterek bir tehdit oluşturmadıklarını savundu. “Türkiye’de toplanma özgürlüğü hakkı şiddet kullanılarak engelleniyor” alt başlığıyla yayımlanan raporda, Gezi eylemleri sırasında yaralanan, gözaltına alınan ve polis şiddetine maruz kalanların tanıklıkları da yer alıyor. Raporda, "yetkililerin genellikle, göstericilerin işlediği iddia edilen şiddet içeren fiillere dikkat çektiği ve önceden bildirimde bulunulmamasını eylemlerin dağıtılmasına bir neden olarak gösterdiği” söyleniyor. Ancak ileri sürülen gerekçelerin uluslararası insan hakları hukuku uyarınca toplanma hakkının engellenmesi için yeterli olmadığı belirtiliyor.

» POLİSLERİ YARGILAMAZLAR

“Polisin ihlallerine karşı cezasızlık” raporun öne çıkan başlıklarından biri. Af Örgütü, her ne kadar ihlaller belgelenmiş olsa da “sorumlu kişilerin adalet önüne çıkarılmasının düşük bir ihtimal olduğunu” söylüyor. Ağustos ayı sonu itibariyla raporda belgelenen polis ihmalleri vakalarında mağdur olan ve şikayette bulunan kişilerden

yalnızca birinin savcılık tarafından ifade vermeye çağrıldığı vurgulanıyor. İstanbul'da, 11 Haziran'da polis şiddetine yönelik resmi bir soruşturma başlatıldığı açıklamasına rağmen soruşturmanın ilerlediğine dair herhangi bir işaret ya da polislerin ifade vermek üzere çağrıldıklarına dair bir bilgi bulunmadığı belirtiliyor.

» CENAZEYE KATILDIN DAVASI!

Bunun yanında sivil polislerin yanı sıra, “sivillerin de göstericilere yönelik şiddete katıldıkları, bunu yaparken polis tarafından engellenmedikleri ve bazen de polis memurlarıyla birlikte hareket ettikleri

görülmüştür” deniliyor. Bununla birlikte şiddete başvurdukları kanıtlanmayan eylemcilere yönelik açılan davaların varlığına işaret eden raporda, örnek olarak eylemler sırasında ölen Ethem Sarısülük’ün cenazesine katıldıkları için 73 kişi hakkında dava açıldığı belirtiliyor. Uluslararası Af Örgütü, 13 Eylül’de yaptığıtıklayın "Türkiye'ye biber gazı satmayın" çağrısını bu raporunda da yineliyor ve toplumsal olaylara müdahale teçhizatı sağlayan ülkelerden satışları durdurmasını talep ediyor. Af Örgütü, bu yasağın “Türkiye yetkilileri polisin hak ihlallerine yol açan ya da keyfi güç kullanımına yönelik derhal,

bağımsız ve tarafsız soruşturma başlatıncaya ve toplumsal olaylara müdahale araçlarının uluslararası standartlara uygun bir şekilde kullanılmasını sağlayıncaya kadar” devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Gezi Parkı eylemlerine hükümetin “aşırı tepkisinin” şaşkınlık yarattığını ve “sorumluluk sahibi ve insan haklarına saygılı bir hükümet olma iddialarını zayıflattığını söyleyen örgüt, bir dizi çağrıda bulunuyor. Bunların bir kısmı şöyle: ● Terörle mücadele yasaları da dahil diğer yasaların barışçıl gösteri düzenleme ya da barışçıl gösterilere katılım haklarını kullanan kişilere karşı kullanılmaması sağlanmalı. ● Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda, ihtar üzerine dağılmamak gibi (32. Madde) barışçıl bir gösteriye katılımı suç sayan maddeler kaldırılmalı. ● Polis, güç kullanmadan önce çatışmayı önlemek için arabuluculuk ve müzakere yollarını kullanmalı. ● Gösterinin dağıtılması amacıyla kullanılan araçlar dikkatli seçilmeli ve sadece gerekli, orantılı ve hesap verilebilir bir şekilde kullanılmalı. Tüm gözaltı merkezlerine düzenli, önceden planlanmayan ve habersiz ziyaretler gerçekleştiren bağımsız bir izleme mekanizması oluşturularak 'İşkenceye Karşı Ek İhtiyari Protokol’ uygulanmalı.

Şu anda ABD ekonomisinin yarısı büyüklükte olan Çin’in mevcut büyüme hızıyla 2025-30 yılları arasında dünyanın en büyük ekonomisi haline geleceği öngörülüyor. Diğer yandan teknolojik düzey ve yaşama standartları açısından Çin Batı’nın çok gerisinde. Dolayısıyla Çin’in süper güç olması konuşulurken bugünden çok geleceğin baz alınması gerekiyor. Zira Çin, şaşırtıcı derece yüksek hızda büyümesine karşın, ABD ile karşılaştırıldığında hala göreceli olarak yoksul bir ülke. ABD’nin kişi başına geliri 49 bin dolar iken Çin’de bu rakam 9,100 dolar civarında. Çin ekonomisi büyük ölçüde ihracata dayanıyor. Ülke 2.021 trilyon dolarlık mal ihraç ediyor. Bu rakam AB’nin 2.17 trilyon dolarlık ihracatından sonra Çin’i ikinci büyük ihracatçı konumuna getiriyor. ABD’nin ihracatı ise 1.612 trilyon dolar. Çin ihracatının yüzde 17’lik kısmını ABD’ye yapıyor. Bu rakam da ABD ile ticaretinde 315 milyar dolarlık bir fazla vermesine yol açıyor. Çin, bu fazlayı ABD Hazine bonoları ve diğer finansal enstrümanları satın almada kullanıyor. Ocak 2013 itibarıyla Çin 1.264 trilyon dolar değerinde Amerikan Hazine kağıtlarına sahip. Bir diğer deyişle ABD’nin borç açıklarını ve büyümesini Çin finanse ediyor. Çin’in Amerika’nın en büyük bankeri olmasının asıl nedeni ise Amerikan dolarının değerini desteklemek.  Böylece, Çin kendi parası Yuan’ın değerini dolardan daha düşük seviyede tutabiliyor ve ihracattaki avantajını koruyabiliyor.

» BENZERSİZ BİR KÜLTÜR

Çin’in Pasifik’teki askeri manevraları, Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerle askeri işbirlikleri ve son zamanlarda Afrika ülkeleriyle yoğun ticari ilişikleri bazı çevrelerde “yeni kolonyalizm” olarak adlandırılıyor. Ancak Çin o kadar kendine özgü bir kültür ki, bu ülkeyi Batılı normlara ve kavramlara göre tanımlamaya çalışmak, Çin gerçeğinin anlaşılamamasına neden oluyor. Örneğin Çin tarih boyunca hiç bir zaman, gücü olmasına karşı çevresindeki küçük ülkeleri kolonize etme yolunu seçmedi. Çin, o kadar büyüktü ki, zaten komşu ülkeler onun üstünlüğünü kabul etme anlamına gelen bir tür bağış  veriyordu. Bu da binlerce yıllık bu devasa kültürün temsilcilerine yeterli oluyordu. Diğer bir farklılık da Çin’in ulusal kimliğinde yatıyor. Çin ırk faktörüne dayalı, güçlü, homojen bir kimlik duygusunun avantajına sahip. Ulusal kimlikleri ayrıca kendi kültürlerinin her zaman diğer kültürlerden üstün olduğuna dayalı.  Dolayısıyla Çin’in tarihi bugünün süper gücü hakkında çok şey söylüyor. Her zaman yayılmacı, agresif,  diğer kültürleri sömürmeye dayalı Batı’nın tersine Çin her zaman kendi muazzam sınırları içinde kalmayı tercih etti. Kendi inancını diğer uluslara bir kurtuluş olarak empoze eden Hristiyanlık ile kendi içine yönelik  bilgeliğin peşindeki Konfüçyüsçülük arasındaki farktan da bu görülebilir. O yüzden Çin’in gelecek yıllardaki gücünün askeri olmaktan çok ekonomik ve kültürel alanda belirgin olacağını söylemek kehanet olmaz.

» ORTA DOĞU ÇİN’İN HAYAT DAMARI

Çin, İran ve Türkiye ile işbirliğini geliştirirken Suriye’deki iç savaş ve Orta Doğu’daki karışıklar konusunda sessiz kalmaya devam ediyor. Bu sessizliğin en önemli nedeni de mevcut kaos ortamından en çok zarar görecek ülkenin Çin olması. Halihazırda Orta Doğu Çin’in en büyük ham petrol kaynağı. Orta Doğu’dan petrol akışının kesilmesi de Çin ekonomisinin stop etmesi anlamına geliyor. Suriye, çıkarları açısından bire bir, çok önemli bir ülke değil. Ama Orta Doğu’da istikrarı korumanın her şeyden daha önemli olacağına inandığı için Suriye’ye yapılacak ABD askeri müdahalesini BM’de veto ediyor.  Diğer taraftan Çin’in askeri açıdan ABD’nin ekipman ve teçhizat açısından çok gerisinde olması, tüm stratejisini bölgede istikrar üzerine kurmasına neden oluyor. Çin’in 2012 itibarıyla askeri bütçesi 106.4 milyar dolar. ABD’nin 525 milyar dolarlık savunma bütçesi ile karşılaştırıldığında, Çin hala çok gerilerde. Ancak Çin’in her yıl yüzde 10’lara yaklaşan bir oranda savunma bütçesini arttırdığı, ABD’nin ise hafifçe azalttığını da unutmamalı. Yakın geleceğin en önemli oyuncusu olmaya aday Çin, Türkiye’nin gündemine yeni yeni giriyor. Ama üzerinde daha çok konuşulması analiz edilmesi gereken bir ülke. Ekonomik gücünün diğer cephesinde ise Batı’nın liberal demokrasisinin tam tersi koyu bir otoriterliğin yattığı da ayrı bir analiz konusu.


Güncel

9 Ekim 2013 Çarşamba

11

212’NİN İKİ YAKASI

Haldun Armağan info@haldunarmagan.com

Televizyon yayınları denetiminde aşılmaz uçurumlar

Paket en çok Amerikalılar ve Konyalıların ilgisini çekti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Demokratikleşme Paketi’yle Türkiye’de en çok Konyalıların dünyada ise Amerikalıların ilgilendiği ortaya çıktı

ECONOMIST’TEN PAKET’E DESTEK Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Demokratikleşme Paketi”nin yankıları sürerken İngiliz Dergisi Economist, “Büyük reformcu geri mi döndü?” sözlerini kullandı (LONDRA - ANKA) İngiliz haftalık dergisi Economist, son sayısında “Demokratikleşme Paketi”ni değerlendirdiği analizine “Büyük reformcu geri mi döndü? Kime sorduğunuza bağlı” sözleriyle girdi. Bu soruya Süryani azınlıktan birçok kişi internetten “evet” karşılığını verirken “ülkenin en büyük etnik azınlığı” olarak nitelediği Kürtlerden ise farklı bir yanıt alınabileceğini yazdı. BDP’nin paketin beklentilerini karşılamadığını söylediğine dikkat çeken Economist, analizinde “Türkiye’nin dünyanın en çok gazeteciyi cezaevine gönderen ülkesi unvanını koruduğuna” dikkat çekildikten sonra Ruhban Okulu’nun açılacağı yönünde tekrarlanan sözlere rağmen kapalı olmayı sürdürdüğüne işaret etti.

» “ALEVİLER GÖRMEZLİKTEN GELİNDİ”-

Economist, paketten muhtemelen en büyük memnuniyetsizliği Alevilerin hissettiğini belirttiği analizinde “Sayın Erdoğan’ın Sünni yanlısı dış politikası, ayrımcılık hissini keskinleştirirken Alevilerin Cemevleri’nin resmen ibadet yeri olarak tanınması talepleri yine görmezlikten gelindi” yorumunu da yaptı. Ancak “Tüm bu yakınmalara rağmen reformlar, doğru yönde kayda değer bir adım” diyen Economist, “hükümetin haziran ayındaki kitlesel protestolara verdiği zalimce yanıttan sonra ülkeyi saran kasveti kaldırmaya yardımcı oldu” görüşünü dile getirdi. İngiliz dergisi, Abdullah Öcalan’ın muhtemelen “Sahadaki komutanlarına reformların şimdilik yeterince iyi olduğunu, ateşkese uymayı sürdürmeleri gerektiğini söyleyeceğini” de düşünüyor. PYD’nin Suriye’de El Kaide dahil bazı muhalif gruplarla çatışma içinde iken PKK’nın Türkiye’de yeniden savaşmayı göze alamayacağını savunan dergi şu savları da dile getirdi: “Kürtler, protestocularla el ele vererek yeni bir çalkantı dalgasını tetikleyebilir. Ancak, Sayın Öcalan ile barış sürecinin raydan çıkarılması açısından en büyük risk, Türkiye’nin PYD ile savaşan gruplara devam eden desteğidir. Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere karşı başka grupların üzerinden yürüttüğü savaşın amacının, onların ayrılıkçı dürtülerini yok etmek ise, tarih bunun tam tersi bir etki yapması olasılığının daha fazla olduğunu göstermişti”.

(ANKARA - ANKA) Türkiye’nin Dijital Haber Bankası habermetre.com’un verilerine göre, son 24 saatte Demokratikleşme Paketi’yle ilgili Türkiye’de 19 bin 966 adet Türkçe, dünyada ise 529 adet İngilizce haber yapıldı. Demokratikleşme Paketi’nin konu olduğu 762 haberle Konya birinci, 496 haberle Bursa ikinci, 348 haberle İzmir üçüncü, 330 haberle İstanbul dördüncü oldu.

» DOĞU VE BATI’DAN YOĞUN İLGİ

Bin 818 haberin yayınlandığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeri ise rekor kırdı. Paket son 24 saattir Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ege bölgesindeki illerden yayın yapan internet sitelerinde en çok tıklanan konuların başında geliyor. Pakete İç Anadolu’dan Konya’nın rekor düzeyde ilgi gösterdiğini belirten Yeni Medya İnternet Yayıncılığı İş Geliştirme Müdürü Ömer Sel, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Demokratikleşme Paketi’ni açıkladığı sırada Doğu ve Güneydoğu’da vatandaşların kahveleri doldurduğunu, Ege’de plajların boş kaldığını gösteren fotoğraflar doğru çıktı. Paket’e en büyük ilgi Doğu-Güneydoğu ve Ege’den geldi” dedi.

» 41 ÜLKEDE YAYINLANDI

Habermetre verilerine göre, yurtdışından en büyük ilgi Amerika Birleşik Devlet-

leri’nden (ABD) geldi. Demokratikleşme Paketi ABD’de 132, İngiltere’de 19 internet haber sitesine konu oldu. ABD ve İngiltere’deki haber sitelerinin takipçi sayısının Türkiye’deki gibi on bin-

ler ya da yüz binlerce değil milyonlarca takipçisi bulunduğuna dikkati çeken Ömer Sel, Demokratikleşme Paketi’nin dünya genelinde 41 ülkeden ilgi gördüğünü söyledi.

HALKI YETMEZ AMA EVET’E ALIŞTIRDILAR Anayasa profesörü Süheyl Batum, Türkiye’de açıklanan Demokratik Paket’i POSTA 212 için yorumladı. Batum, açıklanan demokratik paketin hiçbir derinlik taşımadığı ve gerçek çözüm üretmediğini savunuyor (BARBAROS SAYILGAN/ POSTA 212) Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan tarafından açıklanan demokratikleşme paketini hakkında Posta212’ye değerlendirmede bulunan Anayasa profesörü ve CHP Eskişehir Milletvekili Süheyl Batum açıklanan demokratik paketin hiçbir derinlik taşımadığı ve gerçek çözüm üretmediği görüşünde. Batum, AK Parti iktidarının halkı “yetmez ama evet anlayışına alıştırdığını” söylüyor. Türkiye’nin en önemli sorunlarının anadilde eğitim, seçim barajı ve Alevilerin durumu olduğunu söyleyen Batum, dil sorununun özel okulla çözülmesinin zaten anayasanın 42. maddesine aykırı olduğunu, AK Parti hukukçularının da bunu bildiğini ifade ediyor. Batum “Eğer Başbakan çözüm üretmek isteseydi, Meclis açılır açılmaz 42. madde eğitim

dilinin değişmesi için teklif verirdi” diyor.

» AMAÇ İŞİNE GELENİ YAPMAK

Süheyl Batum Başbakan’ın seçim barajı konusundaki açıklamasını ise “İlk önce barajın kötü olduğunu demokrasiye uygun olmadığını anlatıyor, ardından da yüzde on barajını aynen bırakabiliriz seçeneğini birinci seçenek olarak sunuyor. Peki ama barajın kötü olduğu ve kaldırılması gerektiği konuşulurken, bunun çözüm olarak bu pakette sunulması ne kadar mantıklıdır?” diye yorumluyor ve ekiliyor “Başbakan’ın amacı barajı düşürmemek değil, işine hangisi gelirse onu yapmak.” “Zorunlu din dersi, Cemevleri’nin statüsü, devletin dini hizmetlere destek verdiği takdirde bütün din ve mezheplere, inanç gruplarına vermesi; din dersinin eleştirel, objektif ve çoğulcu olması, peki bunlara bir çözüm var mı?” di-

yen Süheyl Batum, “Biz 8 aydır anayasada bunun gelmesi için uğraşıyoruz? Başbakan aleviler sorununa da çözüm üretmiş! Nevşehir Üniversitesi’nin adını Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi yapacağız” diye konuştu.

» 3000 YIL YAPSA NE OLUR

Nefret suçlarına ağır ceza getirilmesini de yorumlayan Süheyl Batum, “’Reyhanlı’da 34 Sünni vatandaşımı öldürdüler benim’ ve ‘Bu ana muhalefet partisi de Alevi olduğu için bunlara sahip çıkıyor’ diyen Başbakan nefret suçunu 3000 yıl yapsa ne olur” diye konuştu. Süheyl Batum şöyle dedi: “Efendim ama hiç mi iyi bir tarafı yok yani? Bozuk saat bile günde iki sefer doğru zamanı gösterir gibi; bizi hep yetmez ama evetlere alıştırdılar, bu çok yanlış bir şey.”

SIRADAN bir Amerikalının hayatında radyo ve televizyon yayınlarının sürekli olarak nasıl ve ne şekilde denetlendiği herhangi bir önem taşımaz. Yalnızca yayıncı kuruluşların yakından tanıdığı, ancak kamuoyu önünde pek fazla bilinmeyen FCC (Federal Communications Commission) Amerika ölçeğinde sayıları binlerle ifade edilebilecek boyuttaki radyo ve televizyon yayınlarını denetler. FCC federal hükümetten aldığı yetkiye dayanarak, kurallara uymayan veya temel prensiplere aykırı yayıncılık yapanların lisansını iptal etmeye varacak ölçüde kademe kademe ilerleyen yaptırımları uygulayabilir. FCC üyelerinin pek çoğu Amerikan Başkanı tarafından göreve atanır. Ancak FCC kurulumunun çalışma şekil ve kuralları kuruluş yasasında tanımlanmış ve zaman içinde güncellenmiş olmakla beraber, esas ruhundan bir şey kaybetmemiştir. Burada FCC kurumunun Türkiye’deki karşılığı nedir diye sorsam, herhalde cevap hiç tereddütsüz Radyo Televizyon Üst Kurulu, RTÜK olurdu. O halde gelin hem FCC hem de RTÜK nasıl çalışıyor ve neler yapıyor bir göz atalım. Bu karşılaştırmayı özellikle yapmamın nedeni, RTÜK’ün kuruluşu ve hemen sonrasında Türkiye’den pek çok heyetin Amerika’ya gelerek FCC yetkililerini ziyaret etmesi ve deyim yerindeyse bu konuda Amerikan modelinin örnek alınmış olmasındandır. Amerikan kurumu FCC tamamen yayıncılık alanında kabul edilmiş evrensel kurallar ve prensipler üzerinden hareket eder. Dolayısıyla Başkanlık koltuğunda şu ya da bu parti liderinin olması temel ilkelerin uygulanması bağlamında bariz bir farklılık göstermez. Bir yayın denetleme kurumu olarak FCC beş temel hedefi gözetir; zaten web sayfasında bunlar açıkça ilan edilmiştir: Bunlar da bütün Amerikalıların düzgün, tarafsız, rekabet koşullarını ihlal etmeyen, teknolojik yeterliliği sağlayan ve geniş içerikli bir yayıncılığa sahip olunması için gerekli koşulların yaratılması, izlenmesi ve denetimi şeklinde özetlenebilir. Kurumun özel hassasiyet gösterdiği alanlar elbette vardır. Ulusal güvenliği ilgilendiren konular ve halk sağlığını tehlikeye atabilecek tarzdaki yayınlar karşısında FCC daha bir şahin kesilir. RTÜK kurumuna geçersek, yukarda saydığımız ilkelerin birebir uygulandığını söylemek herhalde hayal kurmakla eşanlamlı olacaktır. Maalesef bizde yayın denetimi ilkeler üzerinden değil, belli bir ideolojik bakışın hayatı algılama şekli üzerinden yürümektedir. Hatta öyle ki, kurumun bazı üyeleri neredeyse durumdan vazife çıkarmakta ve hükümete muhalif olduğu iddia edilen belli kanallara, ne yaparsa yapsın ceza makbuzu elinde beklemektedir. Usta yazar Hıncal Uluç geçenlerde televizyonda bir sinema klasiğini bile doğru düzgün izleyememekten bunalmış bir halde, kurumu okurlarına şöyle şikayet ediyordu: “Bu ülkede ne işe yaradığını anlamakta gerçekten güçlük çektiğim bir kurum var. RTÜK! Pardon, inkar etmeyelim bir işleri var. Casablanca filmini yayınlarken, Humprey Bogart’ın simgesi sigarayı mozaiklemek. İçki mozaik, arkadaki dükkanın adı mozaik, masadaki kola mozaik. İşleri film seyretme zevkinin içine tükürmekse, onu fevkalade başarıyla yapıyorlar. Ama işleri eğer bu milletin adam gibi televizyon izlemesini sağlamaksa, orada ilkeleri erkekliğin onda dokuzu kaçmak, onda biri hiç görünmemek. “ Örnekler saymakla bitmeyecek kadar çok; yalnızca en son gelen bir haberi vereyim. Buna göre Türk televizyonları için “Charlie’nin Melekleri” bile sakıncalı: “Ünlü TV dizisi ve sinema filmi ‘Charlie’nin Melekleri’ oryantal dans müziği ve ezan sesi eşliğinde göbek dansı yapınca, RTÜK’ten ceza geldi. RTÜK toplantısında Star’da yayınlanan Charlie’nin Melekleri adlı film ele alındı. Hazırlanan raporda, ‘Filmdeki bir sahnede, oryantal dans gösterisi sırasında ezan sesi duyulmaktadır. Charlie’nin melekleri dansöz kıyafetleriyle bir kişinin önünde oryantal dans gösterisi yapmakta, bu sırada onları izleyen kişi de içki içmektedir’ denildi. “ Şaşırdınız mı? Acele etmeyin, çünkü sinemayla bağlantılı bir haberimiz daha var: “RTÜK, 30 yıl önce çevrilen Cüneyt Arkın’ın ‘’En Büyük Yumruk’’ adlı filmindeki sevişme sahneleri için, ‘Duygusal değil’ diyerek ceza verdi. Başrollerini Cüneyt Arkın ve Meral Orhonsay’ın paylaştığı 1983 yapımı ‘’En Büyük Yumruk’’ adlı filmdeki sevişme sahneleri ceza getirdi. RTÜK ‘’Duygusal boyutundan arındırılmış’’ yorumu yaptığı sevişme sahneleri nedeniyle, filmi yayınlayan Olay TV’ye uyarı cezası verdi.” RTÜK üyeleri de, ‘Ezan; oryantal dans müziğinin bir parçası haline getirilerek müzikle bütünleştirilmiş, Müslümanlarca kutsal olan ezan bir dans çeşidi ile iç içe kullanılarak, insanların inandığı değerler incitilmiştir’ görüşünde birleşti. Yasada yer alan, ‘Toplumun millî ve manevî değerlerine aykırılık’ gerekçesiyle, Star TV’ye uyarı cezası verdi. İhlalin tekrarı halinde para cezası uygulanacağı da bildirildi. Herhalde RTÜK üyeleri kendilerini ahlak ve din polisi olarak konumlandırmışlar. Neticede ortada ne prensip ne kural var, olsa olsa belli bir anlayışın yayıncılığa düşen gölgesinden söz edebiliriz. FCC üyelerindeki yaklaşımın tam tersine RTÜK kurumu televizyonlardaki sigaraya, öpüşmeye ifrat derecesinde takıntılı davranıyor. Bu da bize özgü denetim deyip geçelim diyeceğim, ancak konu o kadar basit değil. Çünkü aynı RTÜK, bizzat kendisi tarafından hazırlanan televizyonda reklam yönetmeliğini n her an her saniye ihlal edilmesine göz yumabiliyor. Reklamların belli bir oranı otomatik olarak kesilip RTÜK’e gittiği için olabilir mi acaba? RTÜK kurallarına göre en uzun reklam arası 6 dakika; ancak uygulamada bu sürenin en az 15 dakika sürdüğünü sağır sultan bile duyuyor; RTÜK hariç. Aradaki fark da işte burada çıplak gerçek gibi ortaya çıkıyor: Amerika’da, yasal süreyi 1 saniye geçir en bir kuruluş olsa, yayıncılık lisansına varana dek gereken her türlü yaptırım uygulanır. Kurallar uygulanmak içindir, ilkeler titizlikle korumak için. Siyasi havalara göre esen rüzgarlar ise kurumların itibarını her an her saniye yıpratmaktadır.


12 2

Güncel ????

10 Haziran 9 Ekim 2013 Çarşamba Pazartesi

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

GAZETESİ

Göçmenlik işlemleri devam ediyor mu? Göçmenlikle ilgilenen federal kurumlar hükümetin kapanmasından etkileniyor. Ancak bu durum, hükümetin göçmenlikle ilgili işlerini, evrak işlerinden tutuklamalara, durduracağı anlamına gelmiyor (NEW YORK – POSTA 212) Amerika’da federal devletin kapanması, göçmenlik bürosuyla bağlantısı olanların endişelenmesine neden oldu. Avukat Cahit J. Akbulut, “Immigration çalışanları ‘gerekli’ ve ‘önemli’ sayıldığından USCIS bu kapatılmalardan –çok küçük bir kısım hariç- etkilenmedi” diyor.

Avukat Akbulut’un göçmenlere önerileri şöyle: “Ayrıca göçmenlik bürosu tahsil ettiği başvuru ücretlerinden kendi masraflarının yüzde 95’ini sağladığından, devlet desteğine çok az ihtiyacı vardır. Bunun için vatandaşlarımızın randevularına ve görüşmelerine gitmelerini, ayrıca başvurularını da yine zamanında yapmaları gerekir.” USCIS haricinde ABD Konsoloslukları ve Pasaport Daireleri de hizmet vermeye devam ediyor.

» E-DOĞRULAMA KAPALI

Ancak kapanma, bazı işlemlerde yavaşlamaya neden olacak. USCIS’in döner sermayeyle çalıştığını doğrulayan Avukat Ayhan Öğmen, “Yeşil kart başvuruları işleme alınmaya devam ediyor. Ancak, işletmelerin, potansiyel çalışanlarının yasal statülerini doğrulamalarını sağlayan internet tabanlı E-Doğrulama (E-Verify) hizmeti kapanacak ve 400 bini aşkın işveren bu hizmeti kullanıyor” diyor. Kurumun sözcülerini içeren Halkla İlişkiler Ofisi’nin kapalı durumda bulunduğunu söyleyen Avukat Öğmen, ICE yetkililerinin hâlihazırda göçmenleri gözaltına almaya, tutuklamaya ve sınır dışı etmeye devam ettiğini ifade ediyor.

ONBİNLER REFORM İÇİN YÜRÜDÜ ABD’de 150 şehirde düzenlenen gösteri ve yürüyüşlerde, Kongre’ye takılan Göçmenlik Reformu konusunda harekete geçilmesi çağrısı yapıldı (NEW YORK – POSTA 212) Geçtiğimiz hafta sonu Kongre’ye göçmenlik reformuna odaklanması için çağrıda bulunan çok geniş çaplı gösteriler düzenlendi. ABD’nin 40 eyaletindeki 150 noktada gerçekleşen gösterilere ülke kapında 50 binden fazla kişi katıldı. New York’ta Brooklyn Cadman Plaza’daki parkta toplanan binlerce New Yorkluya

siyasi ve sivil toplum liderleri, ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Parti milletvekili Nydia Velazquez ve New York belediye başkanı adayı Bill de Blasio ile bağımsız aday Adolfo Carrion da destek verdi.

» YILIN GÜÇ GÖSTERİSİ

Organizatörler “Göçmenler Onur ve Saygı Günü” adıyla düzenledikleri bu gösterileri

bu yıl yaptıkları en büyük güç gösterisi olarak nitelendirdiler. Ancak başkentte sağlık yasası, bütçe ve borç tavanı konusunda büyük bir kriz yaşanırken gösteriler, başkentte çok az kişinin göçmenlik reformunu düşündüğü bir döneme denk geldi. Göçmenlik eylemcileri iş, din ve hukuk dünyasından giderek artan bir

destek görseler de, Kongre’nin bu yıl içinde harekete geçme olasılığının giderek azaldığını itiraf ediyorlar. Geçen temmuz ayında Senato’dan geçen Göçmenlik Yasası’nı, Temsilciler Meclisi Başkanı John Boehner’in oylamaya sunmaması, 12 milyona yakın yasa dışı göçmeni belirsizlik içinde bıraktı.

» DAVALAR AKSAYACAK

Gümrük ve Sınır Muhafaza (CBP) , Ulaştırma Güvenliği Dairesi (TSA) ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) gibi kurumların da işlemlerine devam ettiğini söyleyen Ayhan Öğmen, federal mahkemelerin 10 gün daha faaliyet gösterecek fona sahip olduğunu, ancak göçmenlik mahkemelerinin kapandığını söylüyor. Öğmen, “Örneğin, New York eyaletinde, bir dosya aksadığı zaman, göçmenlik davalarına bakan yargıçların takvimine göre 2-3 sene daha ertelenebiliyor. New York eyaletindeki göçmenlik mahkemelerinde 50 bini aşkın dosya hâlihazırda inceleme surecinde bekliyor” diyor. Göçmenlik mahkemelerini denetlemekle görevli Adalet Bakanlığı, şu anda sadece alıkonulmuş göçmenlerin davalarını görüyor” diyen Öğmen, göçmenlik davalarının ciddi sürelerle ertelenebileceğini vurguluyor.

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

GAZETESİ

YIL: 1 SAYI: 21

9 Ekim 2013 Çarşamba

SAHİBİ POSTA 212 PUPLISHING LLC ADINA

EKMEL ANDA

MEDYA GRUP BAŞKANI

CAN KAMİLOĞLU GENEL YAYIN YÖNETMENİ

YILMAZ SOYTÜRK YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

AHMET RAVALI

YAYIN DANIŞMANI

HABER KOORDİNATÖRÜ

AHMET BUĞDAYCI

HALDUN ARMAĞAN

EDİTÖRLER ESİN EŞKİNAT – MEHVEŞ KOÇAK – ADNAN ONARAN ESEN ÜNAL – DİLEK ESKİ BEZİRKAN – EMRE EMİRGİL (WEB) WASHINGTON TEMSİLCİSİ İLHAN TANIR AVRUPA KOORDİNATÖRÜ DÜNDAR KEŞAPLI Largo Chigi N.5 00187 / Roma / İtalya OFİS TEL + 39 064 5449 780 CEP TEL + 39 338 5608 792 e-posta: dundarkesapli@posta212.com SAYFA TASARIM ERDAL ÖZBEK – TUNCAY TAPAR - SERHAN AYDEMİR - ERTAN BEZEN İDARİ MÜDÜR

REKLAM GRUP DİREKTÖRÜ

REKLAM MÜDÜRÜ

MEHVEŞ SÖNMEZ

DİLEK BİTNEL

DUYGU CANİKLİGİL

ADRES 31 – 00 47th Ave. Long Island City, NY 11101 TELEFON 718 732 08 57 – 347 730 42 36 ABONE SERVİSİ REKLAM SERVİSİ SERİ İLAN HABER MERKEZİ DAĞITIM

abone@posta212.com reklam@posta212.com seriilan@posta212.com haber@posta212.com dagitim@posta212.com

POSTA 212 GAZETESİ ANKA HABER AJANSI ABONESİDİR

ERTELEME HAREKETİNİN BİR YILI Brookings Institute, Başkan Obama’nın çocukluk çağında ABD’ye giriş yapan göçmenlerin sınır dışı edilmemesi için başlattığı Erteleme Hareketi Programı’na başvuruların profilini çıkarttı (DENİZ AVŞAR / NEW YORK – POSTA 212) Çocukluk Çağı Gelişleri İçin Erteleme Hareketi (DACA) kapsamında başvuru yapıp 2 yıl geçici çalışma izni alan ve sınır dışı edilmekten kurtulan belgesiz göçmenlerle ilgili bir araştırma yayınlandı. 2 Ekim Çarşamba günü Brookings Institute tarafından açıklanan araştırma, tahminen ülkede 936 bin kişinin programa uygun olduğunu ve 30 Haziran 2013 itibariyle 557 bin kişinin başvuru yaptığını gösteriyor. Bu durum programa uygun niteliklere sahip olanların yarısından fazlasının programa başvuru yaptığına işaret ediyor. USCIS (Birleşik Devletler Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri) 15 Ağustos 2012’den bu yana başvuruları kabul ediyor. 30 Haziran 2013’a kadar yapılan neredeyse yüzde 75’i onaylandı. Başvuruların sa-

dece yüzde 1’i reddedildi. Yüzde 25’i ise hala değerlendirme altında. Erteleme Hareketi başvuruları sürekli ve herhangi bir bitiş tarihi olmaksızın devam ediyor. Bu nedenle sunulan istatistikler nihai değil. USCIS tarafından duyurulan aylık verileri kullanan Brookings Institute’un çalışması ayrıca başvuru sayısının programın ilk aylarında daha yoğun olduğunu ve giderek düştüğünü gösteriyor.

» BAŞVURU ÜCRETİ YÜKSEK

Çalışmaya göre bu düşüşün nedeni, bazı genç göçmenlerin, ABD dışına çıkmadıklarını kanıtlamakta ve 465 dolarlık başvuru ücretlerini ödemekte zor-

lanmaları. Programa başvuran gençlerin yarısından fazlası 21 yaşın altında. 24 yaşından büyük olanlar ise toplam başvuruların yüzde 24’ünü oluşturuyor. Sonuçlar aynı zamanda başvuranların ABD’ye genç bir yaşta geldiklerini ortaya koyuyor. Başvuranların yaklaşık üçte biri ABD’ye 5 yaşından,

üçte ikisi ise on yaşından küçükken giriş yapmış.

» BÜYÜK ÇOĞUNLUK MEKSİKALI Başvuranların geldikleri ülkelere göre dağılımı ise şöyle: Meksika, yüzde 75; El Salvador, yüzde 4; Honduras, yüzde 2,7; Guatemala, yüzde 2,5; Güney Kore, yüzde 1,5; Peru, yüzde 1.4; Brezilya, yüzde 1.2; Kolombiya, yüzde 1.1; Ekvador, yüzde 1 ve Filipinler, yüzde 0,7. En çok başvurunun yapıldığı eyaletler sırasıyla Kaliforniya, Teksas, New York, Illinois ve Florida. Bu eyaletler aynı zamanda ülke dışında doğan insan nüfusu bakımından da en kalabalık olanlar.


Göçmenlik

9 Ekim 2013 Çarşamba

13

GÖÇMENLER İŞLERİNDEN HİÇ MEMNUN DEĞİL…

Yeni yapılan bir araştırma, dünyada göçmenlerin işsiz kalma olasılıklarının yüksek, çalışma saatlerinin ve iş tatminlerininse düşük olduğunu bir kez daha gösterdi

Göçmenlik ve Obamacare ABD’de yeni sağlık yasasının devreye girmesiyle, sağlık sigortası yaptırmak zorunlu hale geldi. Göçmenlerin durumuysa soru işaretleri doğuruyor (NEW YORK – POSTA 212) ABD’de geçtiğimiz hafta devreye giren Düşük Maliyetli Sağlık Yasası ile sağlık sigortası yaptırmak zorunlu hale geldi. Bundan böyle sigortasız kişileri para cezası bekliyor. Obamacare’den hangi göçmenlerin yararlanabileceği, kimlerin sigorta zorunluluğunun bulunduğu ise akılları karıştırıyor. Öncelikle Obamacare olarak bilinen yasada “Erişim kanuni oturma hakkı olanlarla sınırlıdır. ABD vatandaşı olmayan veya eğer yabancıysa ülkede yasal yollarla bulunmayan bir kişi sistemden yararlanamaz” ibaresi bulunuyor.

(WASHINGTON, D.C. – POSTA 212) Dünyada göçmenlerin büyük bölümü yerleştikleri ülkelerde işgücünün bir parçası olsalar da, işsiz kalma ya da geçici olarak çalıştırılma ihtimalleri daha yüksek. Göçmenlik Örgütü’nün yayınladığı ‘Dünya Göç Raporu 2013’, yüksek gelirli ülkelerde yaşayan göçmenlerin, az çalıştırılma ihtimallerinin özellikle yüksek olduğunu gösteriyor. Bu göçmenlerin çalışma oranı, bulundukları ülkede doğanlardan biraz daha yüksek olsa da, bir işveren için tam zamanlı çalışma olasılıkları daha düşük. Öte yandan orta ve az gelirli ülkelerde göçmenlerin işgücünün parçası olma ihtimali, aynı ülkede doğanlardan daha düşük. Ancak onlarınsa bir işveren için tam zamanlı olarak çalışma ihtimalleri daha yüksek, işsiz kalma ihtimalleri ise aynı çıkıyor. Genellikle gittikleri ülkelerde işsiz kalan göçmenler, daha az deneyim gerektiren veya tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Buna göre bir gelişmiş ekonomiden diğerine giden göçmenler işlerinden yerli halka göre daha az tatmin olurken (yüzde 75’e 84), orta veya düşük gelirli bir ekonomiden gelişmiş bir ekonomiye gidenlerin iş tatmini, göçmen olmayanlarla aynı çıkıyor.

» ‘DREAMERS’ KAPSAM DIŞI

Uzmanlara göre, “yasal yollarla ülkede bulunmak” ibaresi Dreamers olarak bilinen ve DACA yasasından yararlanan genç göçmenleri kapsamıyor. Ayrıca, 1 Ekim 2013 itibariyle yasadan yararlanma hakkı bulunmayanlar, bu statüde kalacaklar. Buna göre yasadışı göçmenler Obamacare’den yararlanamadıkları gibi, sağlık sigortaları olmadığı için bir ceza ödemekle yükümlü de değiller. Ancak bu göçmenler yine de federal yasalara göre acil servislerden yararlanabiliyorlar.

» YEŞİL KARTA BEŞ YIL LİMİTİ

ABD vatandaşları, yasal kalıcı oturma izni olanlar veya ülkede en az beş yıldır yaşayan yeşil kart sahipleri, sigortanın kapsamı konusunda ABD doğumlu vatandaşlarla aynı haklara sahipler. Eğer gelirleri çok düşükse, program dahilinde çerçevesi genişleyen Medicaid sistemine başvuru yapabiliyorlar. Gelirleri federal fakirlik seviyesinin yüzde 138’ine kadar olan, yani en fazla 15 bin 856 dolar olanlar yeni kurallara göre Medicaid’e başvurabiliyorlar. Mültecilere, sığınmacılara, Irak ve Afganistan’dan gelen özel göçmenlere, kaçakçılık kurbanlarına ve silahlı kuvvetlerde hizmet vermiş göçmenlere, ülkede kaç yıldır bulunduklarına bakılmaksızın düşük maliyetli sağlık sigortasından yararlanma hak-

KALİFORNİYA’DAN GÖÇMEN DOSTU ADIMLAR kı verildi. Göçmenlerin Obamacare’den nasıl yararlanacakları, primleri ve sigorta kapsamları ise gelirlerine, göçmenlik statülerine, ülkede ne kadar zamandır yaşadıklarına, hatta zaman zaman geldikleri ülkelere göre değişiyor.

» ÜÇTE BİR MEDICAID’E

Sistemden yararlanabilenlerin yaklaşık üçte birini oluşturan en düşük gelirli grup, neredeyse bedava olan ve Obamacare altında kapsamı genişletilen Medicaid’den yararlanacak. Bu arada, diğer yasal göçmenler, yani geliri daha yüksek olanlar, ülkede beş yıldan kısa süredir yaşayanlar, geçici oturma

izni olanlar (öğrenciler ve çalışma vizesi sahipleri) Medicaid’den yararlanamayacaklar. Ancak bu kişiler kendi başlarına Washington Healthplanfinder’dan bir sağlık sigortası satın alabilirler.

» ÇOCUKLAR SİGORTALI

Federal yoksulluk sınırının yüzde 139’u ila 400’ü arasında olanlarsa (kişi başına 45 bin 960 dolar) sigorta primlerini ödemek için sübvansiyonlardan ve vergi kredilerinden faydalanabiliyorlar. Ayrıca, göçmenlik statüleri ne olursa olsun, düşük gelirli tüm çocuklar, federal ve eyalet sağlık programları tarafından kapsam dahilinde tutuluyorlar.

(KALİFORNİYA – POSTA 212) Geçtiğimiz yıl, Los Angeles emniyeti, göçmenlik ve göç konularını daha gizli biçimde ele alma politikasını benimsemişlerdi. Ancak Kaliforniya Valisi Jerry Brown, ellerinden bu yetkiyi aldı. Eyalette, emniyet görevlilerinin göz altına alınan göçmenlerin hangi zamanlara tutuklanabilecekleri konusunu belirli kurallara bağlayan bir yasa imzaladı. Yasaya göre federal yetkililer yasadışı göçmenleri teslim alabilecek, ancak ciddi suçlar işlemedikleri sürece yasanın öngördüğü sürelerde salıverilecekler. Brown ayrıca yasadışı göçmenlerin Kaliforniya’da avukatlık lisansı almalarına izin veren bir kanunu da kabul etti. Vali Brown, bu yasaları imzalarken “Washington göç konusunda yerine sayarken, Kaliforniya yoluna devam ediyor… Onları beklemeyeceğim” dedi. Kaliforniya eyaleti geçtiğimiz haftalarda yasadışı göçmenlere ehliyet alma hakkı tanımıştı.


14

Eğitim

9 Ekim 2013 Çarşamba

Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel New York İl Eğitim Müdürü Dennis M. Walcott ile bir araya gelerek bilgi alışverişinde bulundu. Yücel, değişik ülkelere gidip eğitimcilerle görüştüğünü belirterek, dünyadaki tüm eğitimcilere ‘Birleşin’ diye çağrı yaptı

‘DÜNYA EĞİTİMCİLERİ BİRLEŞİN’ (NEW YORK – POSTA 212) Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, New York’taki eğitim ziyaretleri kapsamında New York İl Eğitim Müdürü Dennis M. Walcott ile bir araya geldi. Görüşme City Hall’daki Eğitim Müdürlüğü’nde yapıldı. Görüşmede İstanbul ile New York şehirlerinin birlikte eğitim çalışmaları yapması ve karşılaştırmalı eğitim araştırmaları ele alındı. Enver Yücel, “Dünyanın her yerine gidip eğitimcilerle bir araya geliyorum. Dünya eğitimcileri birleşsin istiyorum” dedi. Dünyada eğitim açısından daha fazla or-

tak çalışma yapılması gerektiği söyleyen Enver Yücel, böylece iyi örneklerin paylaşılmasının ve Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile birlikte eğitim araştırmaları yapılmasının önemine değindi. İstanbul ve Türkiye’deki eğitim alanındaki gelişmelerin ele alındığı toplantıda, özellikle New York şehrindeki eğitimle ilgili bilgi alındı. New York’ta 1800 okul ve 1.1 milyon öğrenci ve 135 bin çalışan olduğunu söyleyen Dennis Walcott, 26 milyar dolar bütçeleri olduğunu söyledi ve büyük şehrin eğitim zorluklarına değindi. Bunun üzerine Enver Yücel, İstanbul’da daha çok okul ve öğrenci olduğunu, ancak eğitim bütçesinin bu kadar yüksek olmadığını dile getirdi.

nın okullar arasındaki seviye farkını gidermek olduğunu söyledi. Walcott, New York’ta seçkin okullara sınavla seçim yapıldığını, bölgede böyle sekiz okul olduğunu ifade etti. Walcott, New York’ta bulunan sekiz elitist okulun yanı sıra üstün yetenekli öğrencilerin 4 ve 5 yaşında özel sınavla seçildikleri okullar bulunduğunu dile getirdi. Walcott eyalet çapında yapılan diğer sı-

navların sonuçlarının öğretmen ve okul performanslarının değerlendirilmesinde etkili olduğunu vurguladı. Walcott, dünyanın her ülkesinde, her yerinde özel eğitim veren elitist okullar olduğunu, bu okullara öğrenci seçmek için sınavdan başka bir çarenin olmadığını söyledi. Enver Yücel ile tanışmaktan memnuniyetini dile getiren Walcott, en yakın zamanda Bahçeşehir Üniversitesi ve İstanbul’u ziyaret etmekten memnuniyet duyacağını belirtti.

“DÜNYA EĞİTİMCİLERİ BİRLEŞSİN” New York’taki okullarda 180 farklı dilde eğitim verildiğine değinen Walcott, en büyük arzuları-

ÖDENEMEYEN ÖĞRENCİ KREDİLERİ ARTIYOR (NEW YORK – POSTA 212) ABD Eğitim Bakanlığı 2011 mali yılı ödemenin ikinci yılında ve 2010 mali yılı ödemenin üçüncü yılda gecikmeye giren öğrenim borcu oranlarını açıkladı. Ülke çapında gecikme faiz oranı 2010’da yüzde 9,1’ken, 2011’de yüzde 10’a yükseldi. Faizler yükseldiği için öğrenci mezun olduktan 2-3 yıl sonra kredi borçlarını ödeyemez duruma düşüyor. Yapılan araştırmalar, kredi borçlarını gecikme faizlerinin yüksekliği nedeniyle ödeyemeyen öğrencilerin her yıl çığ gibi büyüdüğünü gösteriyor. “Federal öğrenim borçlarını ödeyemeyen öğrencilerin sayısının giderek artması endişe verici” diyen Eğitim Bakanı Arne Duncan, borçların ödenmesini kolaylaştırmak için çalışmaya devam edeceklerini açıkladı. Duncan, bunun için yerel yönetimlerle de ortaklaşa çalışmalar yürüteceklerini söylerken, öğrencileri ödeme kolaylıkları konusunda bilinçlendirme çalışmaları yapmayı planladıklarını da belirtti.

Osman Öztürk’ten ABD polisine terör dersi Eski Emniyet Müdürü

Eski Emniyet Müdürü Osman Öztürk, geçen hafta ders vermek için Amerika’ya geldi. Öztürk, New York Üniversitesi’ne bağlı John Jay Criminal Justice College’de Amerikalı polis şeflerine terör dersi verdi (NEW YORK – POSTA 212) Eski Emniyet Müdürü ve CSG- City Security Group başkanı Osman Öztürk, New York Üniversitesi’ne bağlı John Jay Criminal Justice College’da ders verdi. Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) bünyesinde yeralan Özel Güvenlik Meslek Yüksek Okulu koordinatörü ve kurucusu olan, Posta 212 Gazetesi Yazarı Öztürk’ün dersi büyük ilgi gördü. John Jay Koleji’nde master yapan polis şeflerine ve emniyet müdürlerine verdiği derste terörün tanımını, Türkiye’nin 1960’lı yıllardan bu yana terörle verdiği mücadeleyi, Ortadoğu coğrafyasından yaşanan sorunları, Türkiye’de faaliyette olan terör örgütlerini, 11 Eylül terör saldırısının ardından dünyada değişen terör tanımını ve terör örgütlerinin 11 Eylül’den sonra değişen yapılarını anlattı.

11 EYLÜL TERÖR ALGISINI DEĞİŞTİRDİ 11 Eylül olayı yaşandığı sırada Rize Emniyet Müdürü olduğunu ve olayı televizyondan izlediğini anlatan Öztürk, bu olaydan sonra dünyada teröre bakışın değişirken, birçok terör örgütünün de bu saldırıyı örnek aldığını, intihar eylemleri toplumlarda büyük bir korku yaratırken, birçok ülkede El Kaide benzeri, gevşek ve dağınık örgütler oluş-

tuğunu söyledi. Öztürk, 11 Eylül’de yakınlarını kaybeden herkese başsağlığı diledi. Öztürk, konuşmasına Türkiye’nin jeopolitik öneminden ve

60’larda beri terörle mücadele ettiğini söyledi. 1984 yılında eylemlerine başlayan PKK ile savaşında Türkiye’nin 35 bine yakın insanını kaybettiğini anlatan Öztürk, PKK’nın terör örgütü olarak niteliklerinden bahsetti ve Taksim Meydanı’nda gerçekleştirdiği intihar eylemini anlattı.


15 GÖÇMENLER 10 KAT FAZLA ÇALIŞMALI Güncel

9 Ekim 2013 Çarşamba

Türk müzisyen Temi Hason, bu ülkede ayakta kalmak ve tutunabilmek için bir Amerikalıdan 10 kat fazla çalışmak gerektiğini söylüyor. Hason, Amerika’da herkesin bir yarış içinde olduğuna dikkat çekiyor (NEW YORK – POSTA 212) Türk müzisyen Temi Hason çalışmalarını 3 buçuk yıldır New York’ta sürdürüyor. Off Broadway gösterilerine çıkan Hason aynı zamanda bebeklere müzik eğitimi de veriyor. “Burada hayat 10 kat daha zor çünkü normal bir Amerikalıdan 10 kat daha fazla çalışmanız gerekiyor” diyor. n Müziğe nasıl başladınız? Aslında müzik hayatıma 8 yaşında ağabeyimin 13’üncü yaş gününde yaklaşık 300 kişinin önünde ona yazdığımız bir şarkıyı söyleyerek başladım. Bunun benim için bir yaşam biçimine dönüşeceğini hiç bilmiyordum. O an da çok mutlu olduğumu ve defalarca bana aynı şarkıyı söylediklerini hatırlıyorum. Yıllar ilerledikçe bir türlü bastıramadığım müzik sevgim konservatuarı kazanmamla birlikte akademik bir sürece dönüştü. Lisede burslu okudum ve çello bölümünü bitirdim. Daha sonra Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği ve İstanbul Devlet Konservatuarı’nda müzikal tiyatro bölümlerinde okudum. n ABD’ye gelmeye nasıl karar verdiniz? Türkiye’de yaptığım performans-

ten çok zor. Çok büyük bir yarışın içerisindesiniz. Burada doğmamanın ve bu kültürde yetişmemiş olmanın artı ve eksi tarafları var. Ama kariyerime burada devam etmeyi seçmiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki; hayat 10 kat daha zorlaşıyor çünkü normal bir Amerikalıdan 10 kat daha fazla çalışmanız gerekiyor. Çok çalıştığımız sürece burada benim gibi olanların ve de olmak isteyenlerin yolunun açık olduğunu düşünüyorum. ABD’de çok sayıda yetenekli Türk var. Bunlar hem burada hem de diğer ülkelerde bizi temsil eden ve ayakta alkışlanması gereken insanlar.

ları kariyerim için yeterli bulmayıp New York Film Akademisi’nden burs alarak Müzikal Tiyatro okumak için 3,5 sene önce New York’a geldim. New York Film Akademisi’ndeki eğitimimi tamamladıktan sonra buradaki seçmelere girdim. Zaman içerisinde farklı farklı performanslar sergiledim. Off Broadway’deki Cabaret Showlarda performanslarda yer aldım. Spring’s Awakening, New York Children’s Musical Theatre Festivali’nde başrolünü canlandırdığım ‘Scheme Of The Super Bullies’ isimli oyun, Messiah Rocks projeleri canlandırdığım performanslardan bir kaçı. Aynı zamanda burada özel dersler veriyorum ve bunlara ek olarak da 4 ay-4 yaş arası bebeklere müzik eğitimi ve yuva-ilkokul seviyesinde Müzikal Tiyatro eğitmenliği yapıyorum.

» TÜRKİYE DE GELİŞECEK

» AYAKTA KALMAK ÇOK ZOR

n Off Broadway’de sahneye çıkmak nasıl bir duygu? Off Broadway’de olmak, her şeyin ötesinde sahnede olmak bambaşka bir duygu. New York özellikle müzikal performans anlamında çok zor bir yer. Zaman zaman kendime neden bu

na ve bu endüstrinin çok gelişeceğine inanıyorum. n İleriye dönük projeleriniz neler? Yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğüm, bana çok heyecan veren projelerim var. Kendi yazdığım tek kişilik ‘My Life And My Songs’ isimli kabare şovumun performanslarını gerçekleştireceğim. Onun dışında Türkiye’de bir sinema filminde yer almak istiyorum.

kadar eziyet ediyorum diye aklımdan geçirsem de sahneye çıkacağımı düşünüyor olmak üzerimdeki kara bulutları dağıtıyor. Çok ama çok çalışmanız gerekiyor ve hiç boş vaktiniz olmuyor.

Arta kalan zamanda da mesleğiniz hayat biçimine dönüştüğü için yine bununla ilgili çalışmalar içinde oluyorsunuz. Burada olmak, yaşamak ve bir şekilde ayakta durabilmek gerçek-

n Türkiye ile ABD arasında müzikal anlamda ne tür farklılıklar var? Türkiye’deki en büyük eksiklerden biri bu kadar çok ve geniş açılı alternatiflerinizin olamaması. Müzikal tiyatronun henüz Türkiye’de tam olarak kabul görmemesi ve insanların bunu anlamaması maalesef bu endüstrinin gelişmesini engelliyor. Ancak çok sayıda yetenekli arkadaşım ve meslektaşım var. İleride Türkiye’de de çok muhteşem şeylerin yapılacağı-

CUMHURİYET BAYRAMI ABD’DE DOLU DİZGİN GEÇECEK WALL STREET’DE CUMHURİYET BAYRAMI COŞKUSU

(NEW YORK – POSTA 212) Ay yıldızlı Bayrağımız, Cumhuriyetimizin 90. kuruluş yıldönümü kutlamaların çerçevesinde 29 Ekim’de New York’ta borsanın da bulunduğu Wall Street’teki Bowling

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. kuruluş yıldönümü ABD’nin dört bir yanında çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Yaklaşık olarak 500 bin Türk’ün yaşadığı ABD’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için birçok etkinlik yapılacak

Green Park’ta ünlü boğa heykelinin de bulunduğu parkta düzenlenecek törenle ayyıldızlı bayrağımız göndere çekilecek.Tören, Genç Türkler (Young Turks) Derneği tarafından düzenleniyor.

Amerikan yerlilerinden 29 Ekim mesajı (NEW YORK – POSTA 212) Ulusal Amerikan Yerlileri Konseyi (NAIHC), Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. kuruluş yıldönümü nedeniyle Türk halkını kutladı. Başbakan Erdoğan’a gönderilen mektupta, Türkiye’nin ve Amerika’da yaşayan Türk toplumunun Amerikan yerlileriyle ilişki kurma çabaları övülürken, özellikle de Türk Amerikan Koalisyonu’nun (TACA) emeklerinden söz edildi.

Mektupta işbirliklerinden övgüyle söz edilen diğer kuruluşlar şunlar: Türk Amerikan İş Birliği (TABA), Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB), Türk Amerikan Ticaret ve Endüstri Odası (TACCI), Türk Amerikan Birliği Washington DC, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TIKA), TC Ekonomi Bakanlığı, TC Dışişleri Bakanlığı, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Bahçeşehir Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi.

n New York’ta resepsiyon New York Başkonsolosluğu Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir resepsiyon tertipliyor. Tarih: 29 Ekim 2013 Yer: Waldorf Astoria Adres: 301 Park Ave, New York, NY 10022 n Wall Street’te Bayrak Çekme Merasimi Genç Türkler (Young Turks) tarafından organize edilen Bayrak Çekme Merasimi kapsamında Türk bayrağı Wall Street’teki Bowling Green Park’ta göndere çekilecek.. Tarih: 29 Ekim 2013 Saat: 11:30 AM İletişim: Tulga Tekman: 203 331 5415 / Cenk Coktosun: 347 884 4500 Adres: 26 Broadway NY, NY 10006 - Bowling Green Park n ATA-DC Cumhuriyet Bayramı Balosu Washington Türk Amerikan Derneği (ATA-DC) 25 Ekim tarihinde bir Cumhuriyet Bayramı Balosu düzenleyecek. Tarih: 25 Ekim 2013, Cuma Saat: 7:00pm Mekan: Mayflower Hotel Adres: 1127 Connecticut Ave NW Washington, DC 20036 n ATASC Cumhuriyet Bayramı Balosu Southern California Türk Amerikan Derneği (ATA-SC), 26 Ekim tarihinde bir Cumhuriyet Bayramı Balosu düzenleyecek. Tarih: 26 Ekim 2013 Saat: 18:30

Adres: Hilton Orange County/Costa Mesa, 3050 Bristol St, Costa Mesa, California 92626 n ATA Houston Cumhuriyet Bayramı Balosu Houston Amerikan Türk Derneği (ATA-Houston), Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle 26 Ekim tarihinde bir balo tertipliyor. Tarih: 26 Ekim 2013 Saat: 18:30 Adres: Hilton at West Chase, 9999 Westheimer Road, Houston, TX 77042 n Florida’da Cumhuriyet Bayramı Balosu Florida Türk Amerikan Derneği (FTAA), 26 Ekim tarihinde bir Cumhuriyet Bayramı Balosu düzenleniyor. Tarih: 26 Ekim 2013, Cumartesi Saat: 7:00pm – 12:00am ET Adres: 3020 NE 32nd Ave. 123 Fort Lauderdale, FL 33308 n TURANT 29 Ekim Cumhuriyet Balosu Northern Texas Türk Amerikan Derneği (TURANT), 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle 26 Ekim tarihinde bir balo tertipliyor. Tarih: 26 Ekim 2013 Saat: 7:00 PM – 12:00 AM Adres: Hilton Garden Inn Dallas, 2325 N Stemmons Fwy, Dallas, TX 75207 n TAA-AZ Cumhuriyet Bayramı Gala Yemeği Arizona Türk Amerikan Derneği (Turkish American Association of Arizona - TAA-AZ), 26 Ekim tarihinde Cumhuriyet Bayramı Gala Yemeği etkinliğini gerçekleştirecek.

Tarih: 26 Ekim 2013 Saat: Kokteyl saati – 6:00pm – 7:00pm Mekan: Hilton Chandler n SNETACA Cumhuriyet Bayramı Balosu Güney New England Türk Amerikan Kültür Derneği: 2 Kasım tarihinde bir balo tertipliyor. Tarih: 2 Kasım 2013 Saat: 6:30 PM Adres: Villa Capri, 906 North Colony Rd., Wallingford, Connecticut 06492 n TACAM Cumhuriyet Bayramı Kutlaması Michigan Türk Amerikan Kültür Derneği (TACAM), 9 Kasım tarihinde “Cumhuriyet Balosu 2013” başlıklı bir kutlama programı düzenliyor. Tarih: 9 Kasım 2013 Saat: 6:00 PM – 12:00 AM Adres: Lyon Oaks, 52251 W Pontiac Trail, Wixom, MI 48393 n TACA Cumhuriyet Bayramı Balosu Chicago Türk Amerikan Kültür Birliği (TACA), Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle 9 Kasım tarihinde bir balo tertipliyor. Tarih: 9 Kasım 2013 Saat: 6:00 PM Adres: Ritz Chateau, 9100 Milwau-

kee Ave. Niles, Il 60714 n TAAM Cumhuriyet Bayramı Kutlaması Minnesota Türk Amerikan Derneği (TAAM), 26 Ekim tarihinde bir yemekli bir kutlama programı tertipliyor. Tarih: 26 Ekim 2013 Saat: 6:00 PM Adres: Crowne Plaza St. Paul-Riverfront n TAACO Cumhuriyet Bayramı Balosu Central Ohio Türk Amerikan Derneği (TAACO), 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bir balo düzenliyor. Tarih: 26 Ekim 2013, Cumartesi Saat: 18:00 Adres: Bridgewater Banquet and Conference Center, 10561 Sawmill Parkway, Powell, OH 43065 n Purdue Üniversitesi Türk Öğrenci Derneği 29 Ekim Resepsiyonu Purdue Üniversitesi Türk Öğrenci Derneği (TSO), 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle 27 Ekim’de bir resepsiyon düzenliyor. Tarih: 27 Ekim 2013 Saat: 19:00 Adres: PMU North Ballroom, 610 Purdue Mall  West Lafayette, IN 47907


TÜRK GİRİŞİMCİ ÖZGENER AİLESİ ABD’NİN EN GÖZDE MEKANLARINDAN BİRİNİ YARATTI

Puro markasını sattı, şirket merkezini mekan yaptı CEMİL ÖZYURT

(NEW YORK) Tennessee’nin Nashville şehrinde kurdukları CAO puro markası ile ABD’de kısa sürede büyük üne kavuşan ve 2007 yılında şirketi Hollanda merkezli Henri Wintermans’a satan Özgener Ailesi yeni sektörünü belirledi. Cano Özgener tarafından kurulan ve oğlu Murat Özgener tarafından büyütülen TÜRK AVENUE CAO’nun genel merkezi olarak inşaa ettirdikleri 1100 metrekare alana kurulu mekanı OZ Venue adıyla Nashville’de hizmete açtı. CAO purolarını dünyanın en büyük puro firması ST Cigar Group Holdings’e bağlı Henri Wintermans Cigars’a sattığında beş yıl aynı sektörde iş yapmamak üzere sözleşme imzalayan Cano

Özgener ve oğlu Murat Özgener, tekrar puro işine girmemeye karar verdi.

» EN BÜYÜK SAKLAMA ALANI

Düğün, ürün lansmanları, konferanslar ve toplantılara ev sahipliği yapan Oz Venue, aynı zamanda dünyanın en büyük

puro saklama alanlarından (humidor) birine sahip. Nasville Belediye Başkanı Karl Dean tarafından şehrin gizli cevheri diye tanıtılan ve NFocus dergisi tarafından yeni açılan en iyi mekan seçilen Oz Venue, MoMA, Metropolitan gibi Amerika’nın seçkin müzeleri ile de yaptığı anlaşmalar sayesinde modern sanat eserlerinin de sergilerine ev sahipliğine hazırlanıyor. Cano Özgener, Nasville’de sanat dünyasının seçkin mekanlarından birini oluşturmak istediklerini bunun için de ABD’de işini iyi yapan profesyonellerle anlaştıklarını söyledi. Geçtiğimiz aylarda Lexus araba markasının 2013 modelinin tanıtımına ev sahip-

liği yapan Oz Venue, 1800’ün üzerinde konuk ağırladı.

» SOPRANO DİZİSİ İÇİN ÖZEL PURO

NFL Super Bowl partilerinin puro sponsoru olan ve TV dizisi Soprano için özel puro üretimi yapan C.A.O., Nikaragua, Honduras ve Dominik Cumhuriyeti’ndeki fabrikalarında puro üretiyordu. Halen aynı markalarla pazarda satışı devam eden CAO, satılmadan önce 2006 yılında 12 milyon adet puro satıyordu.

9 Ekim 2013 Çarşamba YIL 1 • SAYI 21

HAFTALIK ÜCRETSİZ

ALBUQUERQUE’DE BALON ŞENLİĞİ

NEW YORK LİMAN KENTİNE DÖNECEK New York’ta sel felaketlerini önlemek için Doğu Nehri üzerine yapılacak olan su seti inşaatı, liman kentine çevriliyor. Proje gerçekleşirse New York’ta Amsterdam benzeri yeni bir kent doğacak (NEW YORK - POSTA 212) New York Belediye Başkanı Bloomberg, bir sonraki sel felaketinde nehir taşmasını engellemek amacıyla Doğu Nehri üzerine bir su seti inşa etmeyi planlıyor. “Seaport City” (Liman Kenti) projesi kapsamında araştırmalarına başlayan New York Belediyesi, Amsterdam merkezli Arkadis isimli bir inşaat şirketi ile anlaştığını söyledi. Belediye Başkanı Bloomberg, ilk kez geçtiğimiz mayıs ayında söz konusu projeden bahsetmiş, Brooklyn Köprüsü’nün

güney ayağından Battery Park’a kadar olan alana nehir taşmalarını engelleyen bir su setinin inşa edileceğini açıklamıştı. Arcadis mühendisleri ve diğer uzmanlar, “Seaport City” projesinin Battery Park’ın doğu kısmında teknik, finansal ve ekolojik açıdan uygulanabilir olup olmadığına karar vermek için araştırmalar yaparken, Belediye’ye bağlı İnşaat Dayanıklılık Müdürü Daniel Zarilli projenin çok riskli olduğunu söyledi. Seaport City’nin benzer bölgelerdeki projelere oranla çok büyük bir yatırım gerektirdiğini belirten Zarilli, “Aşağı Manhattan” bölgesinde, diğer kasırga tehdidiyle karşı karşı olan bölgelere oranla daha çok kişinin yaşadığını, daha çok metro geçtiğini ve iş yerinin olduğunun altını çizdi. Projeyle ilgili fikri alınan Hudson Nehri Müdürü Philip Musegaas, Bloomberg’in bu tür dev projeleri her zaman desteklediğini ve bunun servetini artırmak için yeni bir fırsat olarak gördüğünü söyledi.

(ALBUQUERQUE - POSTA 212) New Mexico’daki Albuquerque Balon Festivali’nde sıcak hava balonları tüm dünyadan balon meraklılarını topluyor. 1972 yılından beri devam eden etkinliğe bu yıl 500 bin kişi katılıyor. 18 ülkeden 90’ı özel biçimli 550 balonun katıldığı etkinlik, Amerika’nın en çok fotoğraflanan olaylarından birisi. Geçtiğimiz hafta sonu başlayan festival, 13 Ekim’e kadar sürecek.

POSTA212 - SAYI 21  

7 Ekim 2013, Pazartesi

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you