Issuu on Google+

RÜŞVET VE YO SUZ UK OPERASYONUNU POSTA212 YAZAR ARI DE ER ENDİRDİ MEHVEŞ KO AK AÇIKLAYIN ŞEYTANA DAİR NEVARSA

AHMET BU DAYCI

İ HAN TANIR

sayfa

2

WASHINGTON GÜLEN-ERDOĞAN KAVGASININ NERESINDE

sayfa

8

YOLSUZLUK, AKP, KOMPLO TEORİLERİ VE İŞİN ÖZÜ

YI MAZ PO AT

AYDO AN VATANDAŞ GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK!

sayfa

9

sayfa

11

ÇAĞLAYAN, GÜLEN’LE NE KONUŞTU?

CENK SİDAR sayfa

12

GEZI VE 17 ARALIK: YENI SIYASETIN YENI KODLARI

sayfa

15

HAFTALIK ÜCRETSİZ

OPERASYONA OPERASYON A M E R İ K A’ D A K İ T Ü R K L E R İ N G A Z E T E S İ

www.posta212.com • YIL 1 • SAYI 32

ORTA IK TOZ DUMAN

sayfa

8-9

PO İS DA I DI

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonun 8-9 en büyük faturası polis teşkilatına kesildi. örevden almalar sürüyor.

Her şey 1 Aralık’taki üç bakan oğlu, ünlü işadamları, üst düzey yöneticilerin alınmasıyla başladı.

sayfa

HÜKÜMET: KOMP O sayfa

8-9

BÜYÜKE

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: “Bunun arkasında uluslararası güçler var. Komplo ile karşı karşıyayız”.

sayfa

8-9

“İSTİFA EDİN” sayfa

8-9

Operasyonun yankıları sürerken muhalefetten de sert tepkiler geldi. Ortak görüş hükümetin istifa etmesi

CEMAAT SU sayfa

8-9

ANDI

Operasyonun faturası kendilerine kesilince Fethullah ülen hükümete beddua etti.

25 Aralık 2013 Çarşamba

c

e

Bab

ey l ü S n aa K h i

Sal

nasıl etkileyeceğini tartışıyor.

B an

deg

a

ads

m ham

a hR

Um

Mo

TWITTER DA AŞI

a ni ta ust ayrak h Habba

M tB u

lla

du Ab

Uzmanlar, yolsuzluk ve rüşvet

11 operasyonlarının AKP’nin oylarını

ler

ab ar r r a Bay nach ay Z ağl a a z n arh e a g h R Rüç Shishe emir İ ziş stgar fa D r

OKMurat

TAhmet

sayfa

an ş ü l s n A arı

ma

Başbakan Erdoğan’ın Dış güçler’ diye hedef gösterdiği ABD büyükelçisi suçlamaları reddetti.

AK PARTİ OY ARI

ani

eb kZ

İ ZORDA

sayfa

14

Ak Parti ile Cemaat arasındaki operasyon tartışması sosyal medyayı savaş alanına çevirdi.

sayfa

sayfa

İŞTE TÜRKİYE’NİN YO SUZ UK KARNESİ 12

sayfa

ABD TÜRKİYE’Yİ UYARMIŞTI 10 ERDO AN ABD’YE TEŞEKKÜR ETME İ 10

Kelly’den Türklere veda n New York Bölgesindeki

Ahıskalı Türkler kırgın n Dünya Ahıska Türkleri Birliği Genel Başkan Yardımcısı Burhan Özkoşar’dan ABD’deki 16 bin Ahıs-

ka Türk’üne mesaj var: “Suriyeliler kadar ilgi görmüyoruz. Türkiye’den ‘pozitif ayrımcılık’ bekliyoruz”

sayfa

5

Müslüman sivil toplum kuruluşlarının liderleri, ocak ayında görevinden ayrılacak olan New York Emniyet Müdürü Raymond Kelly için bir gece düzenledi. Geceye, NYPD Müslüman Polis Dernek Başkanı ve sayfa temsilcileri de katıldı.

2

Göçmenlerin bitmeyen kabusu 13 sayfa

Bayrak’tan TC tepkisi n Türk Amerikan Arkan-

sas Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Bayrak, gündemdeki ‘Türk benli- sayfa ği’ üzerine konuştu.

4

sayfa

15

Wall Street’de Celal Bayar’ın izleri

n 1955’de Amerika’yı ziyaret eden ilk Türk Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar’ın izleri hala Wall Street’te bir kaldırıma yazılan plaka ile yaşatılıyor.

Amerika’da Van’ı unutmadı n Amerika’daki çalışmalarını yürüten Uzman Doktor Bahar Uslu, zorunlu hizmetini yaptığı kenti unutmadı ve depremde büyük zarar gören Van’a mahalle kurulması için düzenlenen kampanya için seferber oldu.

sayfa

3

ABD polisi bu Türk’ün peşinde n ABD polisi, “Dünyaca ünlü Türk asıllı bir fotoğrafçı” olarak kendini tanıtan ve Türkiye’de pek çok kişiyi dolandırıp soluğu NewYork’ta aldıktan sonra kayıplara karışan Sezer Gök (40) sayfa adlı kişinin peşine düştü.

2


Toplum Yaşam

25 Aralık 2013 Çarşamba

Mehveş Koçak mehveskocak@posta212.com

AÇIKLAYIN ŞEYTANA DAİR NE VARSA ÜZERİNİZE bir defa suçlu damgası gelmişse bunu temizlemek gerçekten zor iştir....Kanıtları, söylentileri birer birer kendi yöntemlerinizle yok etseniz bile sonuç ne olursa olsun, o kara lekeyi silemezsiniz üzerinizden... Artık çevrenizdeki o gözler size masum bakmayacaktır... O dost eller, sizin elinizi sıkarken arkasını kollayacaktır, sahte davranacaktır....Arka odalarda fısıl fısıl edepsizce konuşulacaksınız... Şüpheyle gelip şüpheyle gideceksiniz her ortamdan... Eğer şeytanı bir kere davet ettiyseniz, zor göndereceksiniz bu kirli sofradan; elinizi yıkayamacaksınız temiz sularda, bal çaldığınız parmaklar ömür boyu yapış yapış kalacak, mideniz yanacak, hazmedemeyeceksiniz yediklerinizi... Bir insan evladı bu işkenceye gelemez...İnsan olan bu şüpheyle yaşayamaz... Bu millet de bunu yutmaz Onun için açıklamak zorundasınız ne varsa size dair... Mal, mülk , iş-güç dökün ortaya bütün gelirlerinizi... Eşleriniz, çocuklarınız, kardeşleriniz, yeğenleriniz, ortaklaklarınız, korumlarınız, şoförleriniz ve hatta onların eşlerine kadar neyiniz varsa kaynaklarıyla koyun ortaya... Yazın hangi akrabanız devlette nerde çalıyor, nasıl işe alındı... Açıklayın tek tek hangi vakıfları kurdunuz, vakfın gelirleri nerden geliyor... Cemaate ne kadar para yardımında bulundunuz, hangi devlet fonundan hangi etkinlikler için para aktardınız, onlardan kimleri göreve aldınız... Uluslararası ticarette, sınavlarda, atamalarda, soruşturmalarda, yargıda, emniyette yapılan usulsüzlüklere nasıl kimin için “Eyvallah” dediniz... Eğer gerçekten masumsanız milletin önüne koyun Ak listeyi, AK’lanın Türkiye’nin en büyük yolsuzluk ve çete davasından... Hadi anlatın “Çete” dediğiniz güçlerin Balyoz, Ergenekon, Odatv, Poyrazköy, Amirallere Suikast, Gölcük, Eskişehir ve Şike davalarıyla nasıl milleti kandırdığını... Hadi anlatın onca masum gazetecilerin, sivil ve askerin Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak ve Şirinyer cezaevlerine nasıl, kimler tarafından tıkıldığını... Eğer gerçekten masumsanız, ispat edin bu çetenin bu millete neler yaptığını... Hadi itiraf edin şeytanla nasıl işbirliği yaptığınızı...

TÜRK RENCİ HALA KAYIP (FLORIDA-POSTA212) Yaklaşık iki hafta önce kaybolan Florida Devlet Üniversitesi öğrencisi Selcan Aksoy’dan hala haber alınamıyor. Florida Devlet Üniversitesi’nde matematik alanında yüksek lisans eğitimi alan Selcan Aksoy yaklaşık iki haftadır kayıp. Ailesi kızlarına ulaşamıyor. Selcan Aksoy’u yakın zamanda görenler veya kendisinden haber alanların 1- 0- 9-2 77’den Giray Ökten’i veya 90- 0 -6 6-6 1’den Süleyman Aksoy’u aramaları istendi.

AMERİKAN POLİSİ O TÜRK’ÜN PEŞİNDE ABD polisi, Türkiye’de yaptığı dolandırıcılıkların ardından New York’a kaçan ve kayıplara karışan Sezer ök adlı kişinin peşine düştü RAZİ CANİKLİGİL NEW YORK - HÜRRİYET

G

eçen yıl “Dünyaca ünlü Türk asıllı bir fotoğrafçı” olduğunu öne sürerek Türk medyasını kandıran Gök’ün, llinois eyaletinin Bloomington şehrindeki bir alışveriş merkezinde çalışırken tanıştığı Ti any Snook (17) ile birlikte kaçtığı sanılıyor. 40 GÜNDÜR KAYIPLAR Bloomington polis departmanından dedektif Tom Rena, Hürriyet’e yaptığı açıklamada ikiliden 12 Kasım’dan beri haber alınamadığını söyledi. Rena, “En son Pittsburgh şehrinde olduklarını tespit ettik. Kanada’ya geçmeye çalışıyor olabilirler” diye konuştu.

HERKESİ KANDIRDI Sezer Gök, çok sayıda kişiyi dolandırdıktan sonra kaçtığı New York’ta kendisini dünyaca ünlü fotoğrafçı David Natu

olarak tanıtıp dolandırıcılığa devam etmişti. Peşindekilerden kurtulmak için de “Kazada öldü” süsü verip medyada haber olmuştu.

NYPD Müdürü’ne anlamlı veda NEW YORK POS TA212) New York Bölgesindeki Müslüman Sivil Toplum Kuruluş iderleri Ocak döneminde görevinden ayrılacak olan New York Emniyet Müdürü Raymond Kelly ile bir araya geldi. Programı organize eden Türk toplumunun sevilen ismi NYPD temsilcilerinden Erhan Yıldırım yaptığı duygulu açılış konuşmasında Müslüman Topluluklarına yaptığı katkılardan dolayı Raymonda teşekkür etti.TADF Başkanı Ali Çınar, TADF Denetleme Kurulu Başkanı İbrahim Kurtuluş, Amerika Müslümanlar Birliği Temsilcisi Mehmet Kalkan, İstanbul Restoran sahibi Rıza Ataş ve programa ev sahipliği yapan Ali Rıza Doğan’da katıldı. Türk toplumunun güçlü temsil edildiği programa NYPD Müslüman Polis Dernek Başkanı ve temsilcileri de katıldı.


Güncel &Toplum

Amerika’daki Türkler’den

VAN’A MAHALLE Depremde büyük zarar gören Van’a mahalle kurulması için düzenlenen kampanyanın Amerika’daki çalışmalarını yürüten Uzman Doktor Bahar Uslu, zorunlu hizmetini yaptığı kenti unutmadı DİLEK ESKİ BEZİRKAN NEW YORK - POSTA212

B

undan 2 yıl önce gerçekleşen deprem nedeniyle büyük zarar gören Van için yaraların sarılmasına yönelik birbiri ardına kampanyalar düzenleniyor. Giysi ve yiyecek yardımının ardından Van’ın yeniden inşa edilmesi için mahalleler kurulmasına yönelik kampanyalar da dikkat çekiyor. VAN’DA GÖREV YAPTI Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi Tüp Bebek ve Yapay Organ aboratuvarı’nda görevli zman Doktor Bahar slu da, zorunlu hizmetini yaptığı Van’ı unutmadı. Türkiye’de bir grup gencin başlattığı kampanyayı Amerika’ya taşıyan slu, “Katılacak kişilerin çorbada tuzu bulunsun niyetine bir tuğlada sen köy şeklinde hissetmesi bizim için yeterli” dedi. BAĞINI HİÇ KOPARMADI Türkiye’de zorunlu hizmet yaptığı Van’a ilk gittiğinde laboratuvar ve personel dahi olmadığını kaydeden slu, büyük uğraşlar sonunda kentin ilk erkek infertilitesi laboratuvarını kurmayı başardığını anlattı. orunlu hizmeti bittikten sonra döndüğü İstanbul’da,

sözedince konuya dahil oldum” diye konuştu.

Uzman Doktor Bahar Uslu

kendi elleriyle kurduğu ve depremde yerle bir olan laboratuvarda haberi sunan spikeri televizyonda ağlayarak izlediğini kaydeden slu, “ Deprem nedeniyle buradaki arkadaşlarım İstanbul’a bize taşındı ve onları misafir ettim. Amerika’daykende bağımı hiç koparmadım. Sonra Türkiye’deki genç ve mali gücü olmayan bir grup arkadaşım mahalle kurulması ihtiyacından

‘BİR TUĞLA DA SEN KOY’ Van için bugüne kadar çok sayıda kampanya düzenlendiğini kaydeden slu, çalışmalarını yürüttüğü kampanya kapsamında sadece para toplanacağını dile getirdi. Söz konusu kampanyanın Türkiye’deki kurucu yönetim kurulunda Serhat Baş, Tamer Serkan Subaşı, Onur Encür, Alper Günay, Gülistan Naycı, Kutlu Esendemir ve Oya Güler Gözlügol’un yer aldığını kaydeden slu, şu bilgileri verdi: ÇORBADA TUZUNUZ OLSUN “Ayrıca dostum Mithat Ali Kabaalı, Yale Üniversitesi’ndeki dostlarım ve öğrenci birliği de destek sözü verdi. Posta212’nin de desteğini görüyorum.

BAŞKAN OBAMA’YA YAKIN KONGRE ÜYELERİNDEN PAYNE:

BU BİR BAŞ AN I ’

Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali ınar, Denetleme Kurulu Başkan Yardımcı sı İbrahim Kurtuluş, Türk Dünyası Başkan Yardımcısı ve ASA Başkanı Tomris Azeri, Hukuktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Ayhan ğmen ile 2 saate yakın görüşme yapan Kongre Üyesi Do nald Payne, Türk toplumu ile çok yakın ilişkide bulunma ve destek verme sözünde bulundu

NEW YORK - POSTA212

T

ADF Başkanı Ali Çınar, TürkAmerikan toplumunun yapısı ve organizasyonu hakkında Payne’e bilgi verirken, TADF Denetleme Kurulu Başkanı İbrahim Kurtuluş ‘Türk toplumunun Afrikan-Amerikalı toplum üyelerine daha 19 0 yıllardan itibaren sahip çıktığını ve rahmetli Washington DC Büyükelçilerinden Münir Ertegün sayesinde başlatılan bu samimi desteğin günümüzde de devam ettiğini’ vurguladı. Çınar ve Kurtuluş, sözde Ermeni soykırımı ve Kıbrıs konularında çok detaylı bilgileri Kongre Üyesi Payne ile paylaşırken, Donald Payne de Ermeni konusunda Türkiye ile ilişkilerin zedelenmemesi gerektiğini bildiğini belirtti. New ersey’deki Türk nüfusunun ciddi artış içinde olduğunu belirten Çınar, ‘sizlerle yakın çalışmayı arzuluyoruz’ mesajını verdi. Kıbrıs konusunda Türk askerinin adaya girme nedeni ve Annan Planını anlatan Kurtuluş, Rum ke-

siminin olumsuz tavırları nedeni ile adanın bütünlüğünün sağlanamadığını da vurguladı. Kongre Üyesi Payne geçen ay Azerbaycan’da olduğunu ve Ermenistan konusunda ciddi şekilde bilgisinin arttığını söyledi. Amerika ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin de gelişmesini istediğini söyleyen Payne, Rusya’nın Ermenistan’ı silah ile beslediğini ve Ermeni lobisinin baskısı ile gelen ‘907’ adlı tasarıya karşı olduğunu açıkça vurguladı. TADF Türk Dünyasından Sorumlu Başkan Yardımcısı ve Azerbaycan Amerika Cemiyeti Başkanı Tomris Azeri, Azerbaycan ve Amerika arasındaki geçmişi kısaca anlatarak derneklerinin 19 7’de kurulmuş en eski dernekler arasına olduğunu belirtti. Ayrıca kendi bölgesinde yer alan Newark şehrinin, Azerbaycan’ın ikinci en büyük şehri ile kardeş olduğunu hatırlattı. TADF Hukuk işlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ayhan Öğmen de Türk toplumunun göç-

menlik konusundaki sıkıntılarını Payne’e aktarırken, Göçmenlik Reformu’na verdiği desteklerden dolayı da ayrıca teşekkür etti. Kongre Üyesi Payne, göçmenlik paketini desteklediğini ancak usulen hataların olduğunu dile getirdi. Örnek olarak Diversity Program (Greencard oto Çekilişi’nin) kaldırılmasının yanlış olduğunu ve bunun tekrar gözden geçirilmesinin doğru olacağını belirtti. 11 Milyon göçmene yasal hakkın da tamamı ile desteklediğini dile getiren Payne, kendi bölgesindeki etnik gruplara göçmenlik sorunları konusunda yardımcı olmaya çalıştıklarını belirtti. Kongre Üyesi Payne, TADF temsilcilerine ofisini de gezdirirken, Newark’ta yapacakları luslararası Festival’e Türk toplumunun da aktif olarak katılmalarını istedi. Donald Payne, ‘Birçok etnik gruptan oluşturulacak festival hazırlıklarında Türk ve Azeri temsilcilerinin de olmasını istiyoruz’ dedi. TADF Heyeti, Kongre Üyesi Donald Payne’e hayatını kaybetmiş olan babasının 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Türk Bayrağı altındaki resmini hediye etti. Kongre Üyesi Payne, Başkan Obama’ya ve Hillary Clinton’a yakın olması ile biliniyor. Bunların dışında American Homeland Security Komitesi üyesi olarak da üst düzey sorumlulukları sahip. TADF Başkanı Ali Çınar, toplantı sonunda yaptığı açıklamada toplantının çok verimli geçtiğini belirterek, bu tür ziyaretlere aralıksız ve düzenli olarak devam edeceklerini belirtti.

Yine burada yayınlanan Sultan isimli dergi de destek verecek. Kampanyaya ister duyurumuzu yayarak, isterse küçük meblağlarla bağış yaparak katılabilirsiniz. Ayrıca ismini vermek istemeyen birkaç ünlü işadamımız da kampanyaya maddi katkı sağladı. Hesap numaraları ve gerekli izinlerin alınmasının ardından yardım kutularını çeşitli bölgelere bırakacağız. Bu devamlı birşey olacak. Kısa süreli değil. İhtiyaç oldukça yararlanılacak. Yasal ve bürokratik çalışmaların ve özellikle denetleme mekanizmasının şe af ve açık olması üzerine çalışmalar yapıyoruz. Katılacak kişilerin çorbada tuzu bulunsun niyetine bir tuğlada sen köy şeklinde hissetmesi bizim için yeterli. marım bir kaç çatı yapmak imkanımız olur.”

25 Aralık 2013 Çarşamba

Doğan Uluç doganuluc@aol.com

Sağmalcılar’ı, İmralı’yı Billy Hayes’den öğren İKİSİ AK Parti, bir CHP, bir BDP milletvekilinin imzasını taşıyan Antalya cezaevi raporunun özet içeriğini Cengiz Semercioğlu’nun köşesinden öğrendim. 25 kişilik koğuşta 36 kişi, bir tuvalet, bir banyo, böcekler her yerde, mahkumlar çıplak aranıyor, merdiven boşluğunda üstüste yatıyorlar, eşcinseller ise şiddet hedefi. İnsanlığa burun kıran bir manzara. 40 yıl önce kitabıyla, filmiyle bireylerimizi, milletimizi vahşi, medeniyet dışı diye tanıtan Geceyarısı Ekspresi’nin bir kez daha hortlatılmaya çalışıldığını görüyorum. Acaba mı? Raporu hazırlayan parlamenterler canıyla, kanıyla bizden. Milletvekilleri ülkede öfke dalgalarını yatıştıracak yasal sistemi işletecek güce sahipler. Mecliste, ilgili bakanlıkta henüz bir kıpırdanma duymadım. Sanırım hazırlık yapıyorlar. Türk cezaevlerinin durumunu ilk defa bir yabancıdan dinledim, hem de Geceyarısı Ekspresi’nin kahramanı (!) Billy Hayes’den. Sağmalcılar’dan İmralı’ya kapalı- açık hapishaneleri 4 yılı Türkiye’de mahpuslukla geçen esrarkeş Billy’den daha iyi kim anlatır? İmralı’dan firarını takiben Amerika’da buluştuğum Billy, Türkiye’deki yaşamını anlatmasını istediğimde pek istekli görünmedi. Gecesi, gündüzünün mahpuslukla geçtiğini,  tüm arkadaşlarının sabıkalı takımdan olduğunu söylüyor. Cezaevindeki ilk gecesinde ranza komşusunun battaniyesini aldığı için kavgaya tutuşuyor, bir kaç yumruk yedim, diyor. Koğuş ‘baba’ları Türkçe bilmeyen Billy’ye arka çıkıyorlar: ‘’En iyi arkadaşlarım Ayı Hamdi, Kemikkıran Arif, çaycı Ziyat, gangster Mehmet Çelik idi. Beni himayelerine aldılar, kimse kılıma dokunmaya cesaret etmedi.’’ Geceyarısı Ekspres’nin aksine Billy cezaevinde dayak yemiyor. Müdürün cinsel tecavüzüne uğradığı yanlış, hapishanede tanıştığı İsveçli Arne’yle cinsel ilişkiye girdiği doğru. Kaçtığı cezaevi ise Sağmacılar’da değil İmralı adasında. Billy Hayes koğuşlarda hayatın karşılıklı saygı nedeniyle olaysız geçtiğini, Türkiye’de kendisini daha güvenli hissettiğini söylüyor. Yanlış sahneler için Geceyarısı Ekspresi rejisörü Alan Parker’i suçluyor. 1973 sonunda Suriye’den Türkiye’ye girerken bavullar dolusu esrarla yakalanan iki Amerikalı, Jo Ann McDaniel ile Robert Hubbard tutuklanarak 24 yıl hapse çarpıldılar. Amerikalılar mücrim teatisi anlaşmasıyla ülkelerine dönmeden iki gün önce Buca cezaevinde nikah kıydılar. İki suç ortakları Katy Zenz ve Harvey Ray’de dikiş-nakış karşılığı kadın mahkumlara ingilizce öğrettiklerini söyleyip ‘’Mutlu ve güven içinde yaşadık. Amerikan cezaevleri çok sert. İzin verseler cezamızı burada çekeriz’’ dediler. Amerika’da mahkum sayısı 2.4 milyon. Cezaevi kalabalığı başlıca sorun. Etibank, naylon fatura gibi davalardan hakkında gıyabi soruşturma kararı çıkarılan eski bakan Cavit Çağlar New York’ta tutuklandıktan sonra ilk duruşmasında aynı gün Türkiye’ye dönmek istediğini söyledi. Koğuş dışına her çıkışta, temizlenmede ve mahkumlerın gözü önünde çırılçıplak soyunma gibi cezaevi koşullardan şikayet eden Çağlar’ı hakim ‘’Özel uçakla geziye, yıldızlı otellere alışmışsınız, hapishane lüks yaşam yeri değil’’ yanıtıyla tersledi. Dönemin güçlü politikacısı Çağlar’ın duruşmaya el ve ayaklarının zincirlenerek getirilmesi ‘’Görmesem daha iyi olurdu’’ diyeceğim bir manzara idi. Hurriyet.com.tr’den alınmıştır


Gündem

18 Aralık 2013 Çarşamba

ON INE ASKER İK BE ESİ DUYURUSU BOSTON POSTA212 Türkiye Cumhuriyeti Boston Başkonsolosluğu ‘Askerlik Durum Belgesi’ne ilişkin bir duyuru yayınladı. Başkonsolosluk tarafından yayınlanan duyuru şu şekilde: “Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Dairesi Başkanlığı'nca yapılan düzenleme çerçevesinde, askerlikle ilişkisi olmayan vatandaşlarımız e-devlet kapısı üzerinden (www.turkiye.gov.tr) Askerlik Durum Belgesi çıktısı alabilecek ve bu belgeyi talep eden makamlara sunabilecektir. Bu kapsamda Anılan belge ilgili makamların imza ve mührünü taşıyan askerlik durum belgesi ile aynı hukuki niteliğe sahip olacak E-devlet kapısı üzerinden alınan askerlik durum belgesi ibraz eden vatandaşlardan, ayrıca yetkili makamlarca hazırlanmış askerlik durum belgesi istenmeyecek İlgili makamlar, e-devlet kapısında yer alan Askerlik Durum Belgesi Doğrulama Hizmetini kullanarak ilgili kişinin vatandaşlık numarası ile belgenin barkod numarasını eşleştirmek suretiyle, başvuruda bulunanlarca ibraz edilen ve barkod numarası taşıyan “Askerlik Durum Belgesi”ni geçerli kabul edecektir.

AMERİKA’DA HUKUK PANE İ NEW YORK POSTA 212 Ocak ayının son haftasında TADF’nin (Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu) ev sahipliğinde bir hukuk paneli yapılacak. Ocak ayının son haftasında, Yurtdışı Türkler Başkanlığı Danışma Kurulu üyelerinden Sevil Özışık önderliğindeki Amerika’daki avukatlar, büyük bir hukuk konferansı çatısı altında bir araya gelecek. TADF Hukuk işlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Avukat Ayhan Öğmen'in de aralarında bulunduğu avukatlar, iki haftada bir gerçekleştirdikleri toplantılar ile konferans hazırlıklarını sürdürüyor. TADF, hem Amerika’daki avukatların iş ağının güçlenmesi, hem de Türk toplumunun hukuki sorunları konusunda geniş çaplı bir hukuk konferansının gerçekleşmesi için destek vereceğini açıkladı.

Kırımlı Tarhan Ailesi’nin acı kaybı (NEW YORK - POSTA 212) Kırım Türkleri Amerikan Birliği Yönetim Kurulu üyelerinden Kemal Kurun ve Fahrettin Kurun'un kuzeni Nurettin Tarhan geçtiğimiz hafta vefat etti. Nurettin Tarhan’ın cenazesi 16 Aralık 2013 Pazartesi günü, öğle namazından sonra ong sland'daki Mevlana Camii’nden kaldırılarak Washington Memorial Park Mezarlığı’na defnedildi. Posta 212 gazetesi olarak Nurettin Tarhan’a Allah'tan rahmet, sevgili eşi Barbara Tarhan, oğlu Kenan Tarhan ve kardeşi Mesut Tarhan’a ile tüm sevdiklerine sabır ve başsağlığı dileriz.

“TÜRKİYE’Yİ EMLAKÇIDAN

ALMADIK!”

Türk Amerikan Arkansas Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Bayrak, son zamanlarda Türk benliği ile ilgili açıklamaların, Türkiye kamuoyunda oldukça etkili bir gündem oluşturduğunu hatırlatarak, “Bu ülke emlakçıdan alınmadı ki, üzerindeki tabelayı istediğimiz şekilde değiştirelim ” dedi. (NEW YORK-POSTA212)

T

ürk benliği ile ilgili yapılan açıklamaların özellikle yurtdışında yaşayan Türkleri derinden etkilediğini ifade eden Türk Amerikan Arkansas Derneği Başkanı Prof. Dr. Coşkun Bayrak, “Yeni kimlik araştırmaları bu toplumu böleceği gibi ülke dışında yaşayan vatandaşlara da yapılacak en büyük hainliktir. Çünkü yıllardır maneviyatını kutsal bildiği yerin kimliği değiştirilerek bağları koparılmak istenmektedir. Daha doğrusu dışlanmaktadır, zor olanı da işte bu Bu belki Türkiye sınırları içinde yaşayanlar için o kadar önemli olmayabilir. Fakat bizler gibi yıllardır yurt dışında yaşayanlar için büyük sorunlar oluşturur” diye konuştu.

‘BENLİĞİN IRKÇILIKLA İLGİSİ YOK’ Türklüğün belirli değerler üzerine oturturulmuş bir benlik olduğunun altını çizen Bayrak, “Bu kimliğin (benliğin) ırkçılıkla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Var olduğunu iddia edenler ya kördür veya bilinçli olarak görmek istemektedir. Türk benliği (kimliği) vatan, din, bayrak, kültür, millet sevgisiyle oluşmuştur. Bu parametreler değişmez ve üzerinde herhangi bir oynama yapılamaz. Yapıldığı zaman sonuçlar etkilenir. Bu değerler insana öyle bir benlik veriyor ki, renginiz beyaz veya siyahsa inancınız hıristiyan, müslüman veya musevi olsa da değişmez. Çünkü bu parametreler birleştirici özelliğe sahiptirler” dedi.

HAKARET ETTİLER Geçmişten unutamadığı ve bugünkü tartışmalara anlam kazandıracak bir olayı paylaşarak bu durumu gözler önüne sermek isteyen Prof. Bayrak, sözlerine şöyle devam etti : “Yıllar önce Amerika’nın küçük bir kasabasında lisans eğitimime devam ediyordum. Bir ilkbahar günüydü. zayan saçlarımı kestirmek için bir gün berber olan bir arkadaşın çalıştığı yere uğradım. Kendisi orada olmayınca ben de kestirmekten vazgeçtim. Geri dönerken ana cadde üzerinde ‘Barber Shop’ tabelası olan küçük bir dükkana gözüm takıldı. ‘Hazır gelmişken kestireyim gitsin’ kararlılığıyla dükkandan içeri girdim. Berber koltuğunda tıraşını bitirmek üzere olan yaşlı berbere saçımı kestirmek istediğimi söyledim. Bana tıraş olmakta olan kişinin işi bitmek üzere olduğunu ve arkasından benim tıraşımı yapabileceğini söyledi. Kısa bir süre sonra kesim başladı ve tıraşı yarıladığı bir sırada berber, daha önceki sohbetten anlamış olacak ki, bana aksanımın hangi millete ait olduğunu sordu. Ben de (Türk’üm) dedim. Bunu söyledikten sonra yaşlı adam işine döndü. Birkaç dakika şundan veya bundan konuştuktan sonra garip sorular sormaya başladı. Daha doğrusu tansiyonu yükseltecek şekilde sorular sorduğu gibi, hakaret olabilecek deyimler de kullanmaya başlayınca aklıma ilk olarak bu kişinin Türkleri sevmeyen Yunan veya Ermeni kökenli birisi olabileceği geldi. ‘En azından yaşına saygımız olsun Sesimizi çıkarmayalım. Şu yarım kalan işi bitirsinde gidelim’ derken hitap dozunu ken-

(CHICAGO-POSTA212) Türkiye Cumhuriyeti Şikago Başkonsolosluğu, Türk vatandaşlarına uygulanan vize rejimlerine ilişkin bir duyuru yayınladı. T.C. Şikago Başkonsolosluğu tarafından yayınlanan duyuru şu şekilde: “Türk toplumunun değerli üyeleri, vatandaşlarımızın, ülkemiz veya başka ülkeleri ziyaret etmek için çıktıkları seyahatlerinde, üçüncü ülkeleri transit geçiş için kullandıkları bilinmektedir. Bu tür seyahatler öncesinde, vatandaşlarımıza uyguladıkları vize rejimi hakkında (Örneğin Kanada, vatandaşlarımızdan, transit geçiş için havalimanlarında bulunacak olsalar bile, Kanada’ya girebilmeleri için önceden vize almalarını talep etmektedir) bu ülkelerin temsilciliklerinden doğrudan bilgi temin edinilmesi gerektiği dikkatlerine saygılarımızla sunulur.”

‘TÜRKLERE ORADA AŞIK OLDUM’ Kafam tamamen karışık duygular içinde, bir adama ve birde resme baktım, fakat kesinlikle en ufak bir benzerlik yok. Diğer grup halinde çekilmiş resimlere bakıyorum yine bir sonuç yok. Bir ara saz çalan askerleri görüntüleyen resimleri de görünce dayanamadım ve bu resimleri nereden aldığını sordum. Grup resimlerinden birini seçerek ve ortadaki kişiyi göstererek ‘bu benim’ dedi. ‘Ben Kore’de Türk askeriyle beraber görev yaptım. Bu resimler oradan Görev emrim Türk birliğiyle çıkınca, ağlayarak göreve gittiğim yerden sonunda da ağlayarak ayrıldım. Ben Türklere işte orada aşık oldum. Çılgınlığı da, mertliği de, insanlığı da orada Türklerle geçirdiğim günlerde gördüm. Savaş ortamında yaşadığım o kötü günler hayatımın en güzel günleriydi” derken

TCA, 2014 Washington

YAZ STAJ PROGRAMI

başvurularını alıyor The Turkish Coalition of America TCA 2 1 Washington Yaz Staj Programı için başvuruları almaya başladığını duyurdu. NEW YORK - POSTA212

Şikago Başkonsolosluğu’ndan VİZE REJİMİ’ DUYURUSU

dince doğru hedeflere yönlendirerek( ) kullanmaya başlayınca durmasını rica ederek ayağa kalktım . ‘Özür dilerim beyefendi ben buraya saç kestirmeye geldim. Hakaret dinlemeye değil’ diyerek boynumdaki önlüğü çıkardım ve o halde bir an önce oradan uzaklaşmaya çalışırken önüme geçerek oturmamı rica etti. Biraz tereddütten sonra hareketlerindeki ani nazik tavırı görünce ve özür dileyerek oturmamı rica edince ‘işkence masasına oturalım bakalım arkasından ne gelecek’ düşüncesiyle oturdum. Bu arada sigara kullanıp kullanmadığımı sordu. Ben, ‘Normal olarak kullanmıyorum Fakat şimdi bir tane alırım’ dedim. Benim sigaramı yaktıktan sonra bir tane de kendisi yaktı ve arkadaki odadan bir telefon etmesi gerektiğini söyleyerek izin istedi. Tereddütlü bir şekilde ‘tabi ki buyurun’ dedim. Bu sayede ben de biraz nefes almış olurum diye düşünmüştüm. Fakat her han herşey olabilir endişesi de vardı. Biraz sonra elinde kalın kitabı andıran klasörlerle bir yaşlı bayan geldi ve elindekileri berbere verdi. Berber makası ve tarağı bı-

raktı ve içlerinden birini bana bakmam için verdi. Kapağı açınca bir albüm olduğunu anladım ve içindeki resimlere bakmaya başladım. Resimlerin çoğu askerlik anılarını içeriyordu. Fakat neyi göreceğimi veya neyi görmem gerektiğini bilmiyordum. Türkleri sevmeyen bazı milletlere de kredili atıflar yapınca ‘kesin bir sürpriz beni bekliyor’ diye düşündüm. Bir şekilde hafızama kazıdığım yüzünü resimlerdekilerden birine benzetebilirmiyim çabalarıyla boğuşuyorken birden gözüme bir resim takıldı. Yaklaşık olarak 3 3cm lik bir yarım portre asker resmi. İlginç tarafı, resim hafif sola dönük çekildiği için, sağ omuzundaki Türk bayrağı dikkatimi çekti.

P

rogramın 2007 yılında başlamasından bu yana, 116 Amerikalı Türk, saygın kongresel ofislerde ve kar amacı gütmeyen kuruluşlarda staj yapma fırsatı buldu. Amerikalı Türk öğrencilere Washington’da yaşama ve çalışma fırsatı veren program, öğrencilerin Amerikan politika sürecine ilişkin bilgi sahibi olmalarına ve kamu işleri alanındaki kariyer fırsatlarını keşfetmelerine olanak sağlıyor. Siyasi hayatta Türk Amerikan katılımını güçlendirmek ve gelecek nesil Türk Amerikan liderlerinin kazanılması adına oluşturulmuş olan program, Haziran-Ağustos 2016 tarihleri arasın-

da olmak üzere 10 hafta kadar sürüyor. Stajyerlere kongresel ofislerde ve kar amacı gütmeyen güzide Türk Amerikan kuruluşlarında çalışma fırsatının sağlanacağı program kapsamında TCA tarafından stajyerlerin yaşamsal gereksinimleri için aylık bir ödeme yapılacak. Halihazırda okula devam eden lisans ve yüksek lisans öğrenci-

lerinin yanı sıra yeni mezunlar da programa başvuru yapabilirler. Başvuru sahiplerinin ABD vatandaşı ya da kalıcı oturum izni olan kişiler olması gerekiyor. Başvuruların 6 Ocak 201 Pazartesi gününden önce jbyrnes tc-america.org adresinden oEllen Byrnes’e atılacak bir e-posta aracılığıyla teslim edilmesi gerekiyor. Başvuruların içermesi gereken evraklar: Doldurulması tamamlanan başvuru formu CV (öz geçmiş) 2 adet pasaporta uygun fotoğraf Tamamlanan kısa kompozisyonlar İş hayatınızdan referanslarınızın iletişim bilgileri

gözleri de yaşarmıştı. Ben ‘Peki neden bana o kadar hakaret ettiğinizi anlayamadım’ deyince bana ‘Senin rengin çok açık, Türklere benzetemedim. Fakat onlarla geçirdiğim süre içinde onların değerlerini de yakından tanıdığım gibi o değerler için imkansızı yapacaklarını da bilen birisiyim. Türk’ün bayrağına, dinine, milletine, vatanına dil uzatmayacaksın. Ben de onlar üzerinden nabız ölçümü yaptım. Kusur bakma.’ Berber Henry ile dostluğumuz oradan ayrılana kadar devam etti. Çok anılarını paylaştı. Hatta kendisine verilen Türk isminin de ‘Hakkı’ olduğunu söylemişti. Henry bile Türk deyiminin bir ırkçılık olmadığını, belirli parametreler üzerine kurulmuş bir benlik öldüğünü biliyordu. Fakat gel gör ki bizim aydın( )larımız hala karanlıkta.” ‘DOST ACI SÖYLER!’ Ülkemizin birleştirici unsurlarına (ulusal kimlik, din, ulusal dil, kültür) el uzatmanın sonuçlarının ağır olacağına dikkat çeken Prof. Coşkun Bayrak, “Bu gibi konular uzmanların konusu olmalıdır, siyaset masasının değil. Bu, aynı zamanda bölünme noktasına gelen toplumda kin ve nefreti artırır. Bundan sonraki zorlamalar tehlikeli sulara iter toplumu. Dost acı söyler Biz biz olalım da, entegre olmuş parametrelerden oluşan belikle uğraşmayalım eğer sonuçların hatalı çıkmasını istemiyorsak. Yapılan yanlışlardan dolayı her ne kadar tarih tekerrür etmezse de, tarihteki olaylar tekerrür eder” diye sözlerini tamamladı.

WESTCHESTER’DA NETWORKING ETKİN İ (NEW YORK-POSTA 212) Türk Kültür Merkezi’nin Westchester kolu (Turkish Cultural Center Westchester TCCW) 16 Ocak’ta bir ‘networking’ etkinliği gerçekleştirecek. Westchester County’nin bazı önde gelen isimlerinin de davetliler arasında olduğu TCCW’nin akşam yemeği şeklinde organize edilen ‘networking’ etkinliği, 133 East Main St Elmsford NY 10 23 adresinde gerçekleşecek. Etkinlik ile ilgili detaylı bilgi almak için www.turkishculturalcenter.org networking-dinnerwestchester adresini ziyaret edebilirsiniz.

ATC’NİN BAŞKANI JAMES . JONES (WASH NGTON-POSTA212) Amerikan-Türk Konseyi (American-Turkish Council ATC) yeni başkanı ames . ones seçildi. ATC Yönetim Kurulu geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada ATC Başkanı’nın ones Group nternational isimli şirketin kurucusu ve Başkanı Emekli General ames olduğunu duyurdu. ones, emekliye ayrılan ATC Başkanı Emekli Büyükelçi Richard . Armitage’ın yerine geçecek. Armitage, ATC Yönetim Kurulu’nda Onursal Başkan olarak görev yapmaya devam edecek. General ones’un ATC Başkanlığı görevine 1 Ocak 201 tarihinde başlayacağı duyuruldu. General ones’un yeni başkan seçilmesini memnuniyetle karşılayan ATC üyeleri, ABD ile Türkiye arasındaki iş, ticaret ve yatırım ilişkilerinin ve ayrıca ulusal güvenlik ve dış siyaset ilişkilerinin güçlendirilmesi için ones ile birlikte çalışmayı dört gözle beklediklerini söylediler.


Gündem

25 Aralık 2013 Çarşamba

Sedat Aral

ABD’de 16 bin Ahıskalı’ya dayanışma çağrısı

TÜRKİYE'DEKİ AHISKALILAR:

KIRGINIZ

Dünya Ahıska Türkleri Birliği enel Başkan Yardımcısı Burhan zkoşar, POSTA212 ye yaptığı açıklamada, ABD deki 1 bin Ahıskalı ya dayanışma mesajları verirken, Türkiye de kendilerine pozitif ayrımcılık yapılmasını beklediklerini söyledi ANKARA POSTA212

D

ünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB), 2.Dünya Savaşı yıllarında Gürcistan’ın Ahıska bölgesinden göç ettirilmiş Türk toplumunu temsil etme iddiasındaki bir örgütlenme. DATÜB, bugün 10 ayrı ülkedeki Ahıska Türklerinin kurduğu sivil toplum örgütlerini bünyesinde barındırıyor. Ahıskalı Türkler, 2007 yılında Gürcistan Parlamentosu’nca kendilerine ülkeye geri dönüş hakkı tanınmış olmasına rağmen bölgede yerleşik Gürcü ve Ermeni halklarınca gösterilen tepki nedeniyle vatanlarına geri dönmekten çekiniyor. DATÜB Genel Başkan Yardımcısı Burhan Özkoşar, Fransa’da yaşayan Ahıskalı Türkler’den birisi.

Türkiye - Fransa arasında mekik dokuduğunu kaydeden Özkoşar, POSTA212’nin sorularını yanıtladı ve DATÜB olarak Ahıskalı Türkler arasındaki iletişimi kolaylaştırmayı hedeflediklerini kaydetti.

ler ise devletine, milletine bağlı bir topluluktur. Suriyeliler tanınmış haklar dahi bize verilmedi. Bizlere halen vatandaşlık hakkı için yıl yabancı statüsünde bekleme süresi uygulanıyor” dedi.

“SURİYELİLER KADAR İLGİ GÖRMÜYORUZ”

ABD’DEN FİTRE-ZEKAT

Sovyetler Birliği çatısı altında yaşamış ancak Anadolu Türkçesi’ni kullanarak, kültürünü koruyan tek topluluğun Ahıskalı Türkler olduğunu belirten Özkoşar, bu nedenle Türkiye’yi anavatan gibi gördüklerini ifade etti. Ancak Türkiye’de yaşayan 7 bin Ahıskalı Türk’ün beklediği ilgiyi göremediğini kay-

Burhan Özkoşar

deden Özkoşar, “Biz Türkiye’den pozitif ayrımcılık bekliyoruz. Ahıskalı Türkler, Türkiye’yi kendi devleti olarak kabul ediyor. Bakıyoruz Suriyeliler’e pekçok yardım yapılıyor. Türkiye kapılarını Suriyeliler’e açtı ancak yarın onlardan nasıl tepki alacağı belli değil. Ahıskalı Türk-

DATÜB Genel Başkan Yardımcısı Özkoşar, ABD’de ise 16 bin Ahıskalı Türk’ün yaşadığını açıkladı. ABD’nin farklı noktalarına yayılmış Ahıskalı Türkler’in, Türkiye’dekilerle dayanışma sergilediğini belirten Özkoşar, “Ancak maalesef dayanışma sınırlı kalıyor. ABD’den Türkiye’deki ihtiyaç sahiplerine fitre-zekat gibi yardımlar gönderiliyor. Ama Türkiye’dekiler gerçekten çok zor durumda” diye konuştu.

Ahıskalı Türkler’in kendi vatanlarına en yakın Azerbaycan’da da bulunduğunu kaydeden Özkoşar, Türkiye’de ise en yoğun Ahıskalı nüfusunun yaklaşık 3 bin kişiyle Bursa’da olduğunu söyledi. Gürcistan’ın resmi davetine karşın vatana dönüşün gerçekleşemediğini vurgulayan Özkoşar, yasal çalışma hakkı elde edememek gibi pekçok nedenle Ahıskalı Türkler’in Türkiye’de zorlu koşullarda yaşadığını anlattı. Özkoşar, “Türkiye’de Rus ile aynı statü muamele görmekten dolayı kırgınız. Bizleri Türkiye’deki durum üzüyor. Bizim insanımız öyle pek sokağa çıkmaya da alışık değildir. mut ediyoruz Türkiye’de devlet bizleri anlar, daha fazla yardımcı olur” dedi.

“DAYTON’DA TÜRK

Kültürünü ğreteceğim”

Dr. Adil Baguirov ABD’de kamu görevi üstlenen ilk Azeri Türk. Dayton Eğitim Kurulu’nun seçilmiş üyesinden biri. Baguirov yeni görevine Ocak’ta başlıyor DİLEK ESKİ BEZİRKAN NEW YORK-POSTA212

A

merika’da bir kamu görevi üstlenen ilk Azeri Türk olan Dr. Adil Baguirov, 1 6 milyon dolarlık bütçeye sahip Dayton Eğitim Kurulu’nun yeni seçilen dört üyesinden biri olarak ocak ayında koltuğuna oturmaya hazırlanırken, “Dayton’da öğrencilerin başta Türk kültürü olmak üzere dünya kültürlerini de öğrenmeleri için çalışacağım” dedi. Türkiye’nin 10 yıl boyunca Washington Büyükelçiliği görevini yapan Şükrü Elekdağ’ın da damadı olan Baguirov, Ohio’nun, Dr. Adil Baguirov kalkınmasında

önemli role sahip Ahıska Türkleri’nin yaşadığı Dayton ilçesinde eğitim kuruluna kasım ayında seçilmişti. Böyle bir göreve seçilmesinden dolayı büyük gurur duyduğunu belirten Baguirov, “Amerika genelinde Amerikalı Türk olarak seçilen beşinci, Ohio’nun tarihinde ise ilk kişiyim. Seçilmemden dolayı çok muyluyum ve görevim çok ciddi” diye konuştu.

‘AHISKALI TÜRKLER ÇALIŞTI’

Baguirov, yeni görevi için birçok Amerikalı Türk’ün yarışmasına rağmen başarılı olamadığını ve kendisinin Dayton’da doğup büyümemesine rağmen özellikle Ahıska Türkleri’nin büyük desteği sayesinde seçimi kazandığını dile getirdi. Seçilmesinde politika konusundaki sahip olduğu bilgi, birikim ve deneyimin çok etkili olduğunu kaydeden Baguirov, dünyanın sayılı üniversitelerinde politika eğitimi aldığını, 3 kitabı ile 30’dan fazla makalesi olduğunu hatırlattı. Güçlü bir seçim kampanyası hazırladığını da anlatan Baguirov, şunları söyledi: “Seçim süresince 1000 evin kapısını çalıp yüzyüze gürüşerek onları ikna ettim. Aynı zamanda Dayton’da yaşayan yaklaşık 2 bin Ahıska

Türkünden de çok büyük destek gördüm. Yaklaşık 00 Ahıska Türk’ü, oy vermek için kayıt yaptırdı. Ben de Ahıska Türkleri’ne yardım etmek için kendi işimden zaman ayırarak onların daha iyi eğitim almaları ve seçkin üniversitelerde okuyarak Amerika’da ve dünyada seçkin bir toplum olması için çalışacağım.”

156 MİLYON DOLARLIK BÜTÇE

Dayton eğitim sisteminin 300 okul, 1 bin öğrenci ve yüzlerce öğretmen ile idareciden oluştuğunu kaydeden Baguirov, “Dayton şehrinin konsolite yıllık bütçesi 00 milyon dolardır. 1 6 milyon dolar ise eğitim sisteminin sorumluluğundadır. Yani Dayton belediye başkanından harcama yetkisinden daha fazladır. Bu büyük

“ŞÜKRÜ ELEKDAĞ SEÇİLDİĞİMİ KIZI SAYESİNDE ÖĞRENDİ” ABD çapında faaliyet gösteren U.S. Türkic Network (USTN), U.S. Azeri Network (USAN) ve Karabağ Vakfı gibi özellikle Azeri-Amerikan vatandaşlarının yer aldığı örgütlerin de kurucusu da olan Dr Adil

Baguirov, 10 yıl süreyle Washington Büyükelçiliği yapan Şükrü Elekdağ’ın da damadı. Baguirov, Elekdağ’ın seçimi kazandığını kızı sayesinde öğrendiğini ve çok mutlu olduğunu dile getirdi.

bir sorumluluktur” dedi. Baguirov, yeni görevinde yapacaklarına ilişkin şu bilgileri verdi: “Seçim kampanyamda seçmenlere söz verdiklerim çok önemli 3 başlık altındaydı. İlki bütçe harcamalarında ve diğer çalışmalarda büyük saydamlık. Gerçek sorumluluk dolayısıyla daha etkili ve efektif harcama. Dayton okullarına daha faydalı olacak harcama yapılması. İkincisi öğrencilere daha çok teknolojik imkanları sunmak. Dolayısıyla Dayton”daki öğrencilere bedava tablet ve bilgisayar verilmesini sağlamak. Bununla Dayton’daki öğrencilerimizin daha iyi ve kaliteli eğitim almalarını amaçlıyorum. Üçüncüsü yerel eğitim sistemini daha da zenginleştirip yabancı lisanlara kültürlere açık hale getirmek. Örnek olarak Türk kültürü ve lisanı. Dayton’da büyüyen Ahıska Türkleri toplumu var. Birçok Amerikalı da daha çok Amerikalı öğrencinin Türkçe ve Türk kültürünü öğrenmeleri konusunda hemfikir. Tabiki bu sadece Türk kültürü ile sınırlı değil. Bütün dünya kültürlerini öğrenmelerini de amaçlıyorum. Gelecek sene bu hedeflere ulaşmak için çok yoğun çalışacağım”.

KÜRTLER NE OLACAK. Aslında bu yolsuzluk haberleri ve Cemaat ve AKP savaşı, ülke de yıllardır var olan en ciddi bir sorunu unutturdu. Ortadoğu’da son iki yıldan beri süren ve küçük bir dünya savaşı görümündeki, savaş başladığından beri, birçok şey değişti. Esad’ın halk desteği almaya başlaması ve İran’ın batıyla arasındaki diyaloğun ilerlemesi, Türkiye’yi yeni hedef tahtasına çevirdi. Gerçi uzun yıllar İran ve Suriye’nin bölünme ihtimalleri üzerinden hesaplar yapan Türk Dışişleri bir ara gözünü kendi haritasına çevirip baksaydı, bölünmeye en yakın yerin Türkiye olacağını görürdü... Suriye için izlediği politikada, Batının desteğini aldığını düşünerek savaşa entegre olan Türkiye’yi büyük bir sürpriz bekliyordu. Batı, Suriye’deki savaştan vazgeçmiş ve bu geri adıma Türkiye’yi dahil etmemişti. İran’la da arası düzelen Batılı ülkeler 1. Dünya Savaşı’ndan kalma alışkanlığa yani ‘’Kimin Kürdistanı’ oyununa geri dönmüşlerdi. Ortadoğu dengelerinde değişiklikler olmuştu. Batılı ülkeler artık Kürtler ile ilgili farklı kararlara varmışlardı. Bir tarafta Barzani ve Irak Kürtlerinin kuracağı devleti destekleyen ABD, diğer taraf da ise PKK ve BDP’nin Türkiye Kürtleriyle kuracağı Özerk Kürdistan’ı destekleyen Avrupa. Türkiye kendini olağanüstü etkileyecek bir olayda hem etkisiz hem de yetkisiz. ABD’de Demokratların ikinci seçimlerde güçlü bir şekilde gelmesi, Cumhuriyetçiler ile soğuk savaş döneminden bu yana bir şekilde ilişkisi olan Cemaat’in de hesaplarını değiştirmesine neden oldu. Tabii Cemaat bu değişen dengeleri iyi okumuş değil. NATO dengeleri içinde İslam-Türk sentezlemesi ile gelişen bu örgütün tabanı tam bir şaşkınlık içinde. Her ne kadar ABD, Cemaati oportunist bir çizgide tutmaya özen gösterdiyse de bu örgütün Türk milliyetçiliği ile ilişkisi hala ciddi bir şekilde var. Cemaat bu temayı yeniden pompalayarak PKK karşıtı bir hale gelmeye ve bu şekilde ABD’nin Irak’ta kurulacak Barzani’li Kurt devletine yakın olduğunu göstermek istiyor. Böylelikle de Türkiy’de gitgide tehlikeye düşen varlığını eskiden olduğu gibi, ABD’nin işine yarayan bir örgüt olduğunu kanıtlayarak korumaya çalışıyor. Durum aslında daha önca bir çok ülkede benzeri yaşanmış dağılma süreçlerini andırıyor. AKP ise yaptığı inanılmaz hatalar sonucu neredeyse devletin bütün kademelerindeki işleyişi sekteye uğrattığından hükümet olma yeteneğini de kaybetmiş gibi görünüyor. Devletin kolluk ve yargı birimlerinin yanı sıra sosyal hizmetler de bu karmaşadan nasibini almış durumda. Anlaşılan o ki AK Parti’ de Cemaat de yıkılan bir devletin yönetilemez bir devlet olduğunu kavrayamamış. AK Parti’nin seçim yatırımı olarak sürekli ve hoyratça kullandığı Kürt sorununu çözme işini, Cemaat de global dünyanın değişen dengelerinde yeni yer bulmak için kullanınca ortaya garip bir durum çıkıyor. Hükümetin neredeyse şifahi sözler dışında devletin ana politikalarına yerleştirilmeden başlattığı Kürt açılımını Cemaat de içine sızdığı iddia edilen polis teşkilatını kullanarak engellemeye çalışıyordu. Sorunu iç savaşa kadar götürebilecek bu formül, son derece tehlikeli. ABD’nin henüz tam olarak uygulamaya bile karar verip vermediği BOP için erken hamle yapan Cemaat ve AKP, Anadolu gibi bir coğrafyada TSK’nın nerdeyse bütün stratejik yapısını dağıtmıştı. Böylece Türkiye hareket kabiliyeti kısıtlanmış bir ordu, iki başlı yönetilen bir polis teşkilatı, mahkemeleri ve kararları şaibeli bir adalet sistemi ve aslında ayrı bir devlet kurmak isteğinden çok özerklik arayışında olan sofistike bir terör örgütüne sahip garip bir siyasi coğrafya haline gelmişti. Güneydoğu Anadolu’da yoğunluklu Kürt nüfusun yaşadığı alanlarda polis ile yaratılan şiddet sarmalı ise daha vahim sonuçlar doğuracaktır. Çünkü bir tarafta özerklik adımları atarken diğer tarafta gelişen barış sürecini örselememek için militanlarının bir kısmını ülke dışına çeken PKK, silahlı güçlerinin bir kısmını da şehirlere indirdi. Ve yakında askeri eğitim almış milisler polisin şiddetine uzun süre sessiz kalmayacaktır. Bir süredir TSK gibi sofistike, güçlü bir orduya karşı savaşan ve iyice yayvan hale gelmiş PKK’ nın, bu şiddete nasıl bir tepki göstereceği ise bence Türkiye’nin önündeki en büyük soru işareti.


Ekonomi

25 Aralık 2013 Çarşamba

twitter@SelimAtalayNY

Burası iyiye gidiyor, buradan sorun gelmez AMERİKAN Merkez Bankası FED’in çarşamba gecesi aldığı karar, 2014 boyunca piyasa dostu bir FED göreceğimizi teyid ediyor. Piyasa dostu FED demek, ABD’de çalkantıyı en azda tutacak ve sert faiz artışını dizginleyecek, kargaşaya izin vermeyecek, sıkışırsa da daha para saçacak bir FED demek. FED’in ayağını gazdan biraz çekmesi, musluğu az kısması, ABD faizinin yükseleceği anlamına gelmiyor. FED 2014’te faiz artışından uzak kalacak ve piyasanın da faiz artırmasını önleyecek. Faizin istikrarlı olması doları zıplatmaz. Dolar likiditesi sürecek. Kısıntının etkisi yılın büyük b.lümünde fark edilmeyecek. Altı ay önce mayısta FED’in kısma iması ortalığı karıştırmıştı. Şimdi ima yerine uygulama geldi, ancak kararı duyan ABD borsaları rekor tırmanışa geçti. Piyasa aylık alımlarda azalma olsa bile düşük faiz ortamının süreceğini görüyor. Hem de en az 2015 başına kadar. FED’in artık daha iyi bir ABD ekonomisi gördüğü anlaşılıyor. Daha iyi bir ABD ekonomisi demek -ABD’den dünyaya daha az sorun yayılması- anlamına gelir. Daha iyi bir ABD ekonomisi, Başkan Obama için elzem. Kasımda ara seçim var. Temsilciler Meclisi’nin tamamı, Senato’nun da üçte biri yenilenecek. Meclis, muhalif Cumhuriyetçiler’in denetiminde. Muhalefet, Demokratlar’ın çoğunlukta olduğu Senato’yu ele geçirmek istiyor. Seçim sonucu ekonomiye de bağlı. Halkın kendini iyi hissetmesi halinde Obama kazançlı çıkar. İyi his için de istihdamın artması, konut sektörünün düzelmesi gerekiyor. Diğer yan konular da var. Obama’nın herkese sağlık sigortası programı iyi başlamadı. Sigorta hem bireylere hem de işverene pahalı geliyor. Sistem karıştı... Diğer yan konu, okullarda sokaklarda güvensizlik ve silahlanma furyası. Bütün bunların üzerinde, ekonominin daha iyi gitmesi gerek. FED’in siyasi nedenlerle ekonomiyi desteklediğini ima etmiyoruz. FED iyi ekonomiyi kendi görevi gereği istiyor. Ancak iyileşmenin siyasi sonuçları var. Yani FED çalkantı istemiyor. Çalkantıyı önlemeyi amaçlıyor. Verdiği desteğin borsayı yükseltmesine bir itirazı yok. FED desteğe başladıktan bu yana borsadaki tırmanışı tanımlamak için Balon ve Köpük terimleri kullanılıyor ve yanlış kullanılıyor. Bu kelimeler, yükselişin ardından çöküş beklentisini yansıtıyor, ancak doğru değil. Balon, 2008 krizi benzeri çöküşü yaratan -büyük sorun- demek. FED ısrarla -Balon yok- diyor. Yok diyorlarsa yoktur... Köpük ise piyasalarda zaman ABD’de FED piyasaya şefkatini sürdürecek. Asya’da Japonya FED’den bile çok parasal genişleme yapıyor, daha da yapacak. Çin tam anlaşılamayan hareketler yapıyor, ancak orada da esas, istikrar. Avrupa’dan şahsen kuşkuluyuz. IMF de kuşkulu ve AB’ye FED benzeri parasal genişleme öneriyor. AB ancak ciddi krizle karşılaşınca bu genişlemeye gider. Yoksa son dakikayı bekleyeceklerdir. Bu durumda yen ve dolar likiditesi sürer. Avrupa Merkez Bankası kafayı değiştirmedikçe yen ve dolar, Euro’ya karşı zayıf kalır. Altın ise kendisine park edilen paranın borsaya gitmesi yüzünden düşüyor. Diğer neden de FED ile piyasanın iyi eçinmesi. İtişme olunca altın yükselir, ancak FED çatışma istemiyor. FED gerçek anlamda musluğu kapatmadığı için altının daha fazla değer kaybetmemesi beklenir, ancak 1.100 doları görüp, 2014 Mart’ından önce toparlanmayacağını savunan yorumlar dikkat çekici. Altının yükselmesi için ABD’de enflasyon olması lazım. FED şu an -enflasyon- duasına çıktı. Enflasyon varsa ekonomi de canlanıyor demek. Bu ortamda ABD’de kriz havası yok. FED hata yapmadı, hata yaparsa, para saçarak hatasını düzeltiyor... Bu durumda ABD’den dünyaya ve Türkiye’ye bir olumsuzluk gelmez. Asya’da durum kontrol altında. Euro Bölgesi, Almanya’nın sabrına ve gücüne bağlı olarak gittiği yere kadar gider, ancak orada zayıf halkalardan sorun çıkmasını bekliyoruz. 2014’te Türkiye’ye dış ekonomik şok gelmez, hatta iç yatırım ortamının durumuna göre para gelir. (Stargazete.com’dan alınmıştır.)

Catering şirketini MARKA YAPACAK Adını söylemedikleri için “Turkish ady’ olarak çağrılan Şükrüye Yıldırım Johnson, kurduğu catering şirketiyle bir yandan Türk yemeklerini Amerikalı lar’a tanıtırken bir yandan da markalaşma yolunda emin adımlarla ilerliyor DİLEK ESKİ BEZİRKAN NEW YORK-POSTA212

A

Türk Amerikan Toplum Merkezi (TACC) gözleme günü düzenlenmesinde ön ayak olan Şükrüye Yıldırım Johnson, her ay böyle bir etkinlik düzenlemeyi planladıklarını, bu ay mantı günü yapmayı planladıklarını dile getirdi.

(NEW YORK-POSTA212) luslararası Para Fonu’nun ( MF) Türkiye ile ilgili açıkladığı raporda ekonomik sorunların sürdürülebiler olmadığına dikkat çekildi MF, Türkiye’de kırılganlığı doğuran eğilimlerin sürdürülebilir olmadığını ve bu sorunlar düzeltilmezse Türkiye’nin er ya da geç şiddetli düzenleme yapabileceğini bildirdi. Kısmen dönemsel makroekonomik politikalara bağlı olarak ekonomik faaliyetlerin hızlandığının belirtildiği raporda daha güçlü iç taleple birlikte zaten yüksek cari işlemler açığının da arttığı ve enflasyonun hedeflerin bir hayli üzerinde olduğunu bildirildi. Raporda Türkiye'nin karşısında bulunan zorluklara ilişkin “Mevcut politikalarla Türkiye hızlı büyümeyi ancak artan dış dengesizlikler pahasına sürdürebilir. Kısa ve orta erimli politikaları dış kırılganlıkların azaltılmasına odaklanırsa Türkiye yükseliş-çöküş döngülerinden kurtulabilir” değerlendirmesi yapıldı.

KIRILGANLIKLARA DİKKAT! Yüksek faiz oranlarına karşın para politikasının, enflasyon hedefi karşısında çok gevşek devam ettiğinin bildirildiği raporun “Ana politika tavsiyeleri” bölümünde Politika çerçevesi enflasyona daha net odaklanılarak normalleştirilmeli. Harcamalar dizginlenebilir olmalı ve beklenenden yüksek gelirler tasarruf edilmelidir. 201 bütçesi GSYİH’nın binde 7’si oranında yapısal iyileşmeyle birlikte bir faiz dışı fazla hedeflemelidir.

‘TÜRK YEMEKLERİYAŞATILIYOR’

Türk yemeklerini Türkler’e hatırlatmayı ve Amerikalılar’a da tanıtmayı ve sağlıklı beslenmeyi öğretmeyi amaçladığını kaydeden ohnson özellikle çocuklar ve gençler için sağlıklı beslenmenin sağlıklı nesiller için önemli olduğunu vurguladı. Birçok vakıf, dernek ve üniversitede de sağlıklı beslenme ve Türk yemekleri üzerine ders verdiğini de belirten ohnson, şunları söyledi: “Türk yemeklerinin tanıtımı ve yaşatılması için büyük mücadele veriyorum. Ancak zaman zaman bu mücadelede yalnız kalıyorum. Türkler artık kendi yemeklerimize ilgi göstermiyorlar. Amerikalılar daha fazla ilgi gösteriyor. Müşterilerimle adeta aile olduk. Birbirimizle sürekli görüşüyoruz. Türk yemeklerini çok seviyorlar. Onlara yemeklerimizin ne kadar sağlıklı olduğunu anlatıyorum. Müşterilerim sağlıklı beslenmeyi tercih edenlerden oluşuyor, en çok da kısırı tercih ediyor. Bunun

yanı sıra nohut salatası, mercimek pilavı, yaprak sarması, kara lahana sarmasını çok seviyorlar.Ayrıca baklava, aşure, kadayıf da en çok sevdikleri tatlılar arasında yer alıyor.”

ORTAKLIK VE PROGRAM ÖNERİSİ

Bugün 300’den fazla müşterisi olduğunu ve günlük 2 dolardan 1000-1 00 dolar kazanır hale geldiğini anlatan ohnson, şirketin daha büyümesi için ortaklık yapmayı planladığını söyledi. Söz konusu ortaklık ile ilgili görüşmelerinin sürdüğünü ifade eden ohnson, şöyle devam etti: “Türk yemeklerini sadece Maryland’e değil tüm Amerika’ya pazarlamak istiyorum. Şirketimi bir marka yapmayi hedefliyorum. Bu hedefe ulaşmak için ortaklığa ihtiyaç duymaktayım. Bu görüşmelerin olumlu sonuçlanacağına da inanıyorum. 201 yılının hedeflerim açısından şans getireceğine dair umutlarım var. Ayrıca sürekli keyifle dinlediğim National Public Radio Station’a (NPR) sağlıklı beslenme ile ilgili program önerisinde bulunmayı planlıyorum. Önümüzdeki günlerde bunu yapacağım.”

Ev almayı hayal edenlerin dikkatle izlediği mortgage faizleri zir ve yaptı. Ekonomistler bu eğilimin ABD ekonomisinde istihda mın artmasıyla paralel bir gelişme olduğunu söylüyor NEW YORK POSTA212

IMF NİN TÜRKİYE RAPORU

merikalılar’ın adını söyleyemedikleri için “Turkish ady’ olarak çağırmaları üzerine catering şirketine de “Turkish ady’s Cuisine” adı verilen Şükrüye Yıldırım ohnson, Türk yemeklerini tanıtmak amacıyla yola çıktığı catering şirketini Amerika’da marka yapmayı hedefliyor. Küçük yaşlarından itibaren yemek yapmanın kendisi için bir tutku olduğunu anlatan ohnson, çocukken çamurdan yemekler yapıp arkadaşlarına ikram ettiğini ve ilk yemeğinin mercimek çorbası olduğunu anlattı. 3 yıl önce restaurant açma fikrini eski eşi ile paylaştığını, ancak restaurant işinin zor olduğunu söyleyerek eşinin kendisini bu fikirden vazgeçirdiğini ifade etti. Bunun üzerine tamamen Türk yemeklerinden oluşan catering şirketini Maryland’de kurduğunu kaydeden ohnson, “Hiç unutmuyorum manava götürüp yaptıklarımı satmak istemiştim. İlk satışımdan 2 dolar kazanmıştım. İnanamamıştım. Ama manavın 90 yaşlarındaki sahibi pes et-

memem gerektiğini söyledi. Ben de kolay vazgeçen birisi değilim. Yoluma devam ettim ve bugünlere geldim” dedi.

MORT A E FAİZ ERİ 2 1 ’ÜN ZİRVESİNDE

F

reddie Mac Araştırma Kurulu’nun verilerine göre, ev satın alımında en popüler seçenek olan 30 yıllık sabit faizli ev kredisi geçtiğimiz hafta yüzde ,29’dan yüzde , 6’ya yükseldi. 1 yıllık krediler ise 0.17 puan artarak yüzde 3, 7 oldu.

ZİRVE YAPTI

Bu faiz oranları 2013’ün zirvesini oluşturuyor. Yılbaşında mortgage faiz oranları yüzde 3,3 idi. Freddie’nin baş ekonomisti Frank Nothaft, işgücün-

deki artışların ev kredisi faiz oranlarındaki artışın en önemli nedeni olduğunu belirtiyor. Nothaft’a göre özel şirketler geçtiğimiz kasım ayında 21 bin yeni iş yarattı.

FAİZLERİ ETKİLİYOR

Mortgage bilgilendirme sitesi HSH.com’un başkan yardımcısı Keith Gumbinger de özellikle üretim sektöründe meydana gelen pozitif gelişmelerin yeni iş yaratma açısından önemli olduğunu söylüyor. Gerçekten de otomobil üreticileri bu yılki satışların

2007’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştığını belirtiyor. Keith Gumbinger, “Eğer Amerikan ekonomisi güç kazanıyorsa, mortgage faizlerinin de bu gelişmeye uygun olarak yükseldiğini söyleyebeliriz” diyor.

CHOBANI YO URT ARINA WHO E FOODS DARBESİ Amerika’nın en bü yük organik süper market zincirlerinden Whole Foods Market, 2 1 ’ten itibaren Cho bani yoğurt satmaya cağını açıkladı. Şirket, genetiği ile oynanma mış DO daha fazla ürüne raflarında yer açmak istediklerini gerekçe gösterdi

B

azı müşterileri Choten üreticileri daha fazla sebani'nin ürettiği yoçenek sunmaları konusunğurtlarda kullandığı sütda uyardıkları kaydedildi. Chobani de yaptığı açıklaleri GDO'lu yemlerle beslenen ineklerden elde mada sınırlı sayıdaki Whole Foods marketiettiği gerekçesiyle şikane dağıtım yetçi olmuştu. 19 0'de TÜRK AVENUE yaptıklaAustin, Texas'ta kurulan rını, kenve 36 lokasyonda faaliyet gösteren Whole Foods, daha dileri için önemli bir ortak oldufazla GDO'suz ve organik seçkin yoğurt markasını satacağını duyurarak müşterilerine geniş bir yelpazede yüksek kalitede yoğurt satmayı vaat etti. Yunan yoğurdu olarak bilinen yoğurt türüne gösterilen ilginin her geçen gün arttığına dikkat çekilen açıklamada, Yunan yoğurdu üre-

CEMİL ÖZYURT

Selim Atalay

ğunu, yoğurtlarında sadece doğal karışımlar kullandıklarının altını çizdi. Geçtiğimiz yaz aylarında genetiği ile oynanmış ürünlere karşı kampanyalar yürüten aktivist gruplardan GMO

nside, süt elde ettikleri ineklerin GDO'lu yemlerle beslendiği gerekçesiyle Chobani'den reklamlarında kullandığı 'doğal' ve 'gerçek' sloganlarını pazarlama yaparken kullanmamasını istemişti. Chobani Temmuz ayında, aktivist gruba verdiği cevapta, Amerika'da yetiştirilen soya ve mısırda GDO'nun genelde bulunduğunu, ancak ürettikleri ürünlerde genetiği ile oynanmış herhangi bir ürün kullanmadıklarını açıklamıştı. Beslenme ile ilgili dile getirilen sorunun 7 'ten fazla çiftlikte beslenen 7 bin inekle ilgili olduğu kaydedilmişti.(turkavenue.com)


Ekonomi

25 Aralık 2013 Çarşamba

17 Aralık Operasyonu’nun EKONOMİYE ETKİSİ

Türkiye’yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu yankılarının ekonomiye de olumsuz etkileyeceği ileri sürüldü. zellikle yabancı uzmanlar, 2 1 yılında meydana gelebilecek krizler için Türkiye’yi uyardı NEW YORK POSTA212

T

ürkiye’yi sarsan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ekonomi üzerine etkileri tartışılıyor. İş dünyası ve uzmanlar ekonominin istikrarı açısından kaygılı olduklarını dile getirirken, yabancı kurumlar ve Türkiye analistleri yolsuzluk operasyonuyla başlayan siyasi karmaşanın ülke ekonomisini olumsuz etkileyeceğini söyleyerek, 201 ’un zor geçeceği konusunda uyarıyor. Carnegie Endowment Fonu’nda çalışan eski Türk bürokratı Sinan Ülgen, Başbakan Erdoğan’ın soruşturmanın ilerlemesini engellemesi halinde şüpheleri gideremeyeceğini belirterek, “AKP’nin başarısı ya da marka imajı, Türkiye’nin yolsuzluk ve kayırmalarla dolu tarihi içinde temiz parti olmasıydı. Bu AK Parti için büyük bir tehdit” dedi.

AKP İÇİN BÜYÜK TEHDİT Goldman Sachs Varlık Yönetimi Gelişen Piyasalar ve Küresel Döviz Masası Şefi Şam Finkelstein ise “Bu politik kriz istikrarı bozucu ve hali hazırda dolaşan karabulutları artırıyor” yorumunda bulundu. Problemin bir diğer ucu da 2 yıldır faizleri yükseltmeyi reddederek unortodoks para politikaları izleyen Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Erdem Basçı tüm yıl lirayı destekleyerek, borçlanma faizlerini düşük tutmaya çalışmış bu arada da faizleri artırmayarak büyümeyi korumaya çalışmıştı. Dolar kuru, Erdem Basçı’nın yıl sonu tahmini olan 1,92’den uzaklaştıkça, Türkiye’nin en çok ihtiyacı olduğu zamanda Merkez Bankası kredibilite

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE ENDİŞELİ BEKLEYİŞ

kaybetmeye devam ediyor. Dünyanın önde gelen okullarından Princeton’da Sosyal Bilimler Profesörü olan ve kitapları arasında “Balyoz: Bir darbe kurgusunun belgeleri ve gerçekleri” de olan Dani Rodrik, yolsuzluk soruşturmasının, Gülen ve Erdoğan arasında süregelen kavgada son cephe olduğunu belirtti. Açılan soruşturmanın yabancı yatırımcılar için rahatsızlık yarattığını da belirten Rod-

Operasyondan dolayı endişeli olan inşaat sektörünün temsilcileri, operasyonun tüketici güvenini bozabileceğini ve bu nedenle işlerinin olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Soruşturma çerçevesinde genel müdürü Emniyet’e çağrılan Emlak Konut, tedirginliğin en yüksek olduğu kurumlardan biri. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Sür, “Oldukça başarılı bir halka arzdan çıktık. Şimdi piyasa değeri 1.6 milyar lira eridi. Dünden beri 10’a yakın yabancı yatırımcıyla konuştum. ‘Şirketinize milyonlarca dolar yatırdık, şimdi ne olacak ’ diye soruyorlar. Bu kadar bel altı vurulmaz” dedi. Son gelişmeleri aracı kurum analistlerine anlatacaklarını açıklayan Sur,

rik, “Erdoğan’ın tam baskısı ve zayıf muhalefet ortamında yatırımcılar siyasi istikrarı mevcut sayıyorlardı ancak şimdi bahisler kapandı ve kısa vadede istikrarsızlık ekonomi için ciddi endişe yaratıyor” diye ekledi. Analistler, Türkiye’nin 2013’te yüzde 3, civarında büyümesini beklerken , Dünya Bankası bu yıl büyümenin yüzde ,3’e ulaşacağını öngörmüştü.

siyasi sorunlar nedeniyle şirketin zarara görmemesi gerektiğini ifade etti. Sür, “Biz bu işe canımızı verdik. İyi bir halka arz yaptık. Kim kimin kuyruğuna basıyorsa gitsin çözsün” dedi. Dumankaya İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ğur Dumankaya ise ,”Bu rüzgarın dinmesini bekleyeceğiz. Tekrar müşteriye odaklanmanın yolunu arayacağız. Yurtdışı satışa yükleneceğiz. Yurtiçinde de kampanya ve fırsatları artıracağız” diye konuştu. Konut Der Başkanı Ömer Faruk Çelik de, operasyonun konut satışlarının zaten yavaşladığı bir döneme denk geldiğini, yeniden hızlanacağı Mart ayında ise bu sorunların çözülmüş olacağını umduğunu söyledi.

MICROSOFT BAŞARI I ORTAK ARINI DÜ ENDİRDİ

Microsoft Türkiye, ekosistemi içinde yer alan başarılı iş ortaklarını satış, büyüme, çözüm geliştirme, bulut bilişim ve müşteri memnuniyeti performanslarına göre 2 kategoride ödüllendirdi İSTANBU ANKA

İ

ş ortaklarının sergilediği performansın da katkısıyla 2013 mali yılında yüzde 22’lik büyümeye ve müşteri memnuniyetinde 6 puanlık artışa imza atan Microsoft Türkiye, ekosistemi içinde yer alan başarılı iş ortaklarının satış, büyüme, çözüm geliştirme, bulut bilişim ve müşteri memnuniyeti performanslarına göre ödüllendirdi.

TÜRKİYE EN İYİ ÜLKE SEÇİLDİ Microsoft Türkiye’nin ekosisteminde yer alan başarılı iş ortaklarını ödüllendirmek amacıyla her yıl düzenlediği İş Ortakları Ödül Töreni’nde, bu yıl farklı kategorilerde 23 ödül sahiplerine ulaştı. Kamu, kurumsal, KOBİ, Cihaz üreticileri ve dağıtıcılar segmentlerine göre belirlenen ödüller, Microsoft Türkiye Genel Müdür Tamer Özmen ve Genel Müdür Yardımcıları tarafından sahiplerine verildi. İş Ortakları ödül töreninde bir konuşma yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen şunları söyledi: “Microsoft Türkiye olarak 20 yıldır ülkemizin teknolojik gelişimi

için önemli adımlar attık. Ekosistemimizde yer alan 11 bine yakın iş ortağımızla birlikte kurumların kendi pazarlarında öne çıkmaları için çalıştık. Bu yıl geçtiğimiz sene de olduğu gibi Microsoft tarafından yine ‘En İyi Ülke’ seçildik.Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya gibi yüksek ekonomik büyüme oranlarına sahip ülkelerdeki Microsoft şirketlerini geride bırakarak, son dört senede bu ödüle 3 defa sahip olduk. Bu başarıda en önemli pay şüphesiz iş ortaklarımıza aittir.”

tüm başarılar aynı zamanda Türkiye’nin başarısıdır. Ülkemizde büyük şirketlerimiz, kamu kurumları ve özellikle de KOBİ’lerimiz bilişim teknolojilerine daha fazla yatırım yapmaya, bunun beraberinde getirdiği rekabet, büyüme ve eğitim gücünden çok daha fazla yararlanmaya başladılar. Bizler iş ortaklarımızla birlikte bilişimin önemini kavrayarak bu konudaki yatırımlarını artıran büyük şirketlerin ve KOBİ’lerin yanında olmaya devam edeceğiz.”

GERÇEK BAŞARI ÖYKÜSÜ 00 çalışanı ve 11 bini aşkın iş ortağıyla Microsoft Türkiye’nin gerçek bir başarı öyküsü yazdığını ifade eden Tamer Özmen, sözlerine şöyle devam etti: “Tüm çalışanlarımızla ve iş ortaklarımızla birlikte kazandığımız

GELECEK BİRLİKTE KURULACAK Microsoft Türkiye olarak iş ortaklarıyla birlikte gelecek dönemde gittikçe önem kazanacak olan mega eğilime hazırlandıklarını ifade eden Tamer Özmen, “Bulut bilişim, sosyal ağlar, mobilite ve büyük veri alanlarında Mic-

rosoft olarak çözümlerimizle hazırız. Microsoft Türkiye olarak iş ortaklarımızım bu dört mega eğilim konusunda öncü olabilmeleri için çalışıyoruz. Türkiye’de Microsoft’un kazandığı 1 dolar karşılık iş ortaklarımız 1 .7 dolar kazanıyor. Bu rakam da Microsoft Türkiye’nin ülkemize ne kadar fayda sağladığının en önemli göstergesi. Türkiye’de kurulduğumuz günden bu yana 20 yıldır iş ortaklarımız ile büyüdük, gelecek dönemde de kendileri ile önemli işlere imza atacak olmak bizi çok heyecanlandırıyor” dedi. Öte yandan, Microsoft Türkiye, 2013 mali yılında yüzde 22’lik büyümeye ve müşteri memnuniyetinde 6 puanlık artışa imza attı. Verilen bilgiye göre,Türkiye’de en hızlı büyüyen segmentler arasında yüzde 2 ile KOBİ segmenti ön plana çıkarken, servis ve danışmanlık hizmetlerinde yüzde 23, kurumsal segmentte yüzde 17’lik büyüme oranına ulaşıldı. Perakende alanında da PC pazarındaki daralmaya rağmen yüzde 2’lik büyüme gerçekleşti.

Muharrem Yılmaz

Nail Olpak

İş dünyasının istikrar kaygısı NEW YORK POSTA212

T

ürkiye’’deki rüşvet ve yolsuzluk operasyonu nedeniyle başta Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) olmak üzere Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) gibi iş dünyasının önde gelen dernekleri ekonominin güven ve istikrarı açısından tedirgin. TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, operayona ilişkin, “Bunlar tedirginlik yaratıyor ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde hızlı bir şekilde çözümlenmesini diliyorum” dedi. Ekonominin güven ve istikrar ortamıyla bağlantılı olduğunu ifade eden Yılmaz, şunları söyledi: “Kişi hak ve özgürlüklerine de zarar gelmemesini diliyorum bu süreçte. Masumiyet karinesi bozulmasın, buna dikkat edilsin istiyorum. Tabii ekonomi, güven ortamı, istikrar ortamı demek. Bu tür gelişmelerin istikrar bozacağına ilişkin kaygılarımızın olacağını ifade edebilirim.”

(MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak ise, “Gezi olaylarından başlayarak sonuçlarıyla ekonomimizi olumsuz yönde etkileyen gelişmeleri yakınen izliyoruz. Son olarak yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla ilgili başlatılan soruşturmayla oluşan ortamı da adli boyutunu ayrı tutarak ülke ekonomimize ve güven ortamına vereceği zararlar bakımından endişe ile takip ediyoruz” diye konuştu. “Nerede ve kim tarafından gündeme getirilirse getirilsin muhataplarına bakılmaksızın yolsuzluk ve rüşvet iddiaları sonuna kadar araştırılmalıdır” ifadelerini kullanan Olpak, “İddialar kapsamında masumiyet karinesinin önemine de işaret etmek isteriz. Yerel seçimler, ardından cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler sürecine girdiğimiz bu dönemlerde bu soruşturmayla birlikte ekonomimiz başta olmak üzere kamuoyunda siyasal bir çalışma olarak algılanmaktadır. Buna fırsat verilmemelidir” dedi.


Güncel

25 Aralık 2013 Çarşamba

Erdoğan ABD’ye teşekkür etmeli ABD’deki Demokrasileri Koruma Vakfı uzmanlarından Mark Dubowitz, Obama yönetiminin ambargo uygulaması olmasına karşın Türkiye’nin İran ile olan altın ticaretini uzun sure görmezlikten geldiğini savunuyor. Dubowitz, “Bu konuda Erdoğan, Beyaz Saray’a teşekkür etmeli” diyor İLHAN TANIR WASHINGTON-POSTA212

D

emokrasileri Koruma Vakfı’nda Executive Direktör olan Mark Dubowitz, terörizm, enerji, İsrail, İran ve diğer başka Ortadoğu konularında uzmanlık yapıyor. Dubowitz, İran’ın altın ticareti ve enerji konusunda, Roubini Global Economics uzmanları ile birlikte geçtiğimiz mayıs ayında yayınlandığı bir raporla, konu üzerinde en geniş araştırmayı yapmış isim olarak biliniyor.

BEYAZ SARAY GÖRMEZDEN GELDİ Dubowitz, incelemesinde Obama yönetiminin, Türkiye ile İran arasındaki ‘’enerji için altın’’ ticaretini uzun süre görmezlikten geldiğini iddia ediyor. Obama’nın 30 Temmuz 2012’de yayınladığı 13622 sayılı Başkanlık Kararnamesi olmasına rağmen, Beyaz Saray’ın Kongre harekete geçene kadar, bu Kararname’nin uygulanması noktasında pek bir şey yapmadığının üzerine basıyor. Bu kararname sonraki aylarda genişletilerek ABD Kongresi tarafından kanun haline getirilmiş ve Ocak 2013 yılında Obama tarafından imzalanmış. Buna rağmen, yine Dubowitz’e göre, Beyaz Saray yönetimi Türkiye’ye 6 aylık bir izin daha vererek, bu ticarete devam etmesine göz yumdu. Başkentte muhafazakar kanada yakınlığıyla bilinen Vakıf’da çalışmalarını

Demokrasileri Koruma Vakfı uzmanlarından Mark Dubowitz

sürdüren Dubowitz, Posta212’ye yaptığı açıklamalarda, son iki yılda Başkan Obama’nın, Halk Bankası üzerinden yapılan altın ticareti için Türkiye'yi hedefe oturmak yerine göz yumduğu için, Erdoğan hükümetinin Beyaz Saray’a saldırmak yerine teşekkür etmesi gerektiğini iddia etti. Amerikan Kongresi’nin Temmuz 2013’de geçirdiği İran ile altın ticaretine ambargosundan sonra ise, Türkiye’nin İran’a yaptığı altın ticaretinin resmi rakamlarında büyük

düşüşler gözlendiğini ifade eden Dubowitz, bunun gayri-resmi ticaretin durduğu ve azaldığı anlamına ise gelmediğini düşündüğünü söyledi. ABD, MESAFELİ KALMAYI SEÇTİ Obama yönetimi Temmuz 2012'de yayınladığı karara rağmen, bunu uygulayarak Türkiye’deki iktidarla bir kavgaya girişmek istemediğinin altını çizen Dubowitz, “Eğer Halk Bankası’nın ardından giderse, bunun

Erdoğan tarafından ciddi bir tepkiye neden olacağını düşündü. Sanıyorum ki, Amerikan yetkililer, Halk Bankası aracılığıyla yapılan büyük yolsuzluğun farkındaydılar ama mesafeli kalmayı seçtiler” dedi. Dubowitz’in konuya ilişkin görüşleri şöyle: “Başkanlık kararında, sadece İran hükümetine altın ihracı yasaklandığından, kendilerine yapılan itiraz ve hatırlatmalarda Obama yönetimi, Türkiye’den İran’a giden altınların İran rejimine değil, özel kişilere gittiğini savunarak, bunun teknik olarak ambargoları ihlal etmediğini ileri sürdüler. Ta ki ABD Kongresi Ocak 2013’de yasayı geçirmesine ve hem hükümet hem de kişilere altın ticaretini yasaklamasına kadar, buna rağmen Obama yönetiminin bu ambargoları uygulaması Temmuz 2013’de oldu. Türk hükümeti, ABD Kongresi’nin iki kanadındaki hemen bütün liderlerinin 2013 yılı başından beri bu konuyu sürekli gündemde tutmalarından dolayı da, işin ciddiyetini anladığını ve ambargoya uğramamak için daha fazla riske girmediğinin, ve bu şekilde resmi altın ticaretinde ciddi bir azalmaya gittiğini düşünüyorum. Obama yönetiminin gözmezlikten gelmesinin bir başka nedeni de, bu dönemde ABD ile İran’ın nükleer müzakere görüşmeleri idi. 2013’de altın ambargoası uygulanmayarak, İran’dan nükleer tavizler koparma umudu yaşatıldı. Bu tabi ki olmadı ve İran, Temmuz 2012 ile Temmuz 2013 arasında 6 milyar dolar değerindeki altını cebine attı.”

Dubowitz’in sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

n ABD, Yolsuzluk dosyasının neresinde? Ben Amerikalıların bu işin uzağında durduklarına inanıyorum. Buna dokunmak dahi istemiyorlar. Bu yolsuzlukların Türk hükümetinin ne yükseklikteki yetkililerine ulaşacağını da bilmiyoruz. Bununla birlikte Türk şirketlerinin uzun süredir İran’a konan ambargoları deldiğini bu işleri izleyen herkes biliyor. Halk Bankası’nın da bu iş içinde yer aldığı ve yolsuzlukların yapıldığını tahmin etmek güç değildi, ama bunun Halk Bankası içinde de hangi kimseler ve seviyece yapıldığının bilindiğini sanmam. Veya Türk basınında takip ettiğimiz kadarıyla, olayların merkezindeki İranlı bir işadamı tarafından üst

ABD TÜRKİYE’Yİ UYARMIŞTI J

onathan Schanzer, hem İran ambargoları hem de terörizm konularında uzman olarak ‘Demokrasileri Koruma Vakfı’ adlı Washington’daki muhafazakâr düşünce kuruluşunda çalışmalar yapıyor. Schanzer, geçtiğimiz yaz, Türkiye'deki bazı muhafazakar gazetelerdeki bazı kalemler tarafından Washington'da hedefe oturtulan ve AK Partiye karşı yayın yapmakla suçlanan bir isim. Kendisi bu iddialardan şaşkın ve sadece uzmanlığı olan konularda yazılar yazdığını söylüyor. Daha önce ABD Hazine Bakanlığı’nda terörizm finans analisti olarak çalışmış Schanzer, POSTA212’nin Türkiye gündemi alt üst eden yolsuzluk ve Halk Bankası iddialarıyla ilgili soruların yanında, Türkiye’nin Ortadoğu politikalarını da değerlendirdi: n Türkiye’nin gerek İran ile olsun, gerekse Hamas veya Suriye’deki yabancı cihadçılar ile ilişkileri olsun, nasıl bir imaja sahip olduğunu düşünüyorsunuz Washington’da? Öncelikle Türkiye’nin bir müttefik ve NATO üyesi olarak anıldığını, Obama ve Erdoğan’ın son beş yıl içinde yakın ilişkileri olduğunu hatırlamak lazım. İki ülke bölgesel güvenlik konularında aynı çıkarlara sahiptirler. ZOR DÖNEMDEN GEÇİLİYOR Diğer taraftan Erdoğan hükümetinin son birkaç yıldır izlediği bazı Ortadoğu politikaları, Türkiye’nin yörüngesi hakkında sorular meydana gelmesine neden oldu. ABD Kongresi de AK Parti hükümetinin bu politikaları hakkında daha duyarlı hale geldi. Hazine Bakanlığı ve nihayet yürütme (Beyaz Saray’ın) retoriğinden de bu değişim farkedilebilir. Şu an itibariyle, anladığım, Türkiye ile ittifakı geliştirmenin yolları aranırken, diğer taraftan bu bazı saydığım güç konuların çözümünü bulmak için zor bir dönemden geçiliyor. n ABD Hazine Bakanlığı’nda terörizm ve istihbarattan sorumlu David S. Cohen Türkiye’ye neden geldi? Bu son skandallar ile bu ziyaretin bağlantılı olduğunu sanmam. Hiç bir Amerikalı yetkili böyle bir skandala ve yaşanan dramaya kendi ziyaretini iliştirmek istemez. Ama şunu bilmek gerekir ki, hiçbir Hazine Bakanlığı Müsteşarı da herhangi bir ülkeye, işler ne kadar iyi gidiyor konusunu konuşmak için gitmez. Hangi noktalarda iyileşme yaşanabilir, endişe yaşanan noktaların saptanması özellikle İran portfolyosunun ağırlıklı olduğunu söylemek yanlış olmaz. n Bir taraftan ABD, İran’a karşı kendi ambargolarını hafifletirken neden Türkiye’nin İran ambargosunu ağırlaştırması üzerine çalışır?

Haklısın, ABD’nin bir taraftan bazı ambargolarını hafifletirken, geri kalan ambargoları hem kendisi hem de müttefikleri tarafından uygulanması için uğraşması güç bir durum ve bu Washington’ın koordinesiz politikasını yansıtıyor. Bu politikalardaki değişim de Türkiye dahil olmak üzere, birçok bölge ülkesini şaşırtmış olabilir. TÜRKİYE’NİN ROLÜ ÖNEMLİ Bu anlamda, İran’ın komşusu ve ABD’nin müttefiği olarak, ABD’nin bu konuda doğru bir yolda ve etkili olabilmesi için Türkiye’nin oynacağı rol önemlidir. Bunun yanısıra,

Demokrasileri Koruma Vakfı adlı düşünce kuruluşunda çalışan Jonathan Schanzer

ambargoların gevşetilmesinden de en çok Türkiye yarar sağlar. Hem İran’ın ekonomik ortamının düzelmesiyle Türkiye’nin bu ülkeye ihracının artması ihtimali, hem de petrol konularında daha çok ihtiyacını karşılama imkanı gibi nedenlerden dolayı. Türkiye’nin ABD’ye güven duyma meselesindeki sorular ise oldukça geçerli sorulardır. ABD’nin Suriye politikasında ve hatta İran’a yakınlaşma konularında özellike Türkiye’nin hayal kırıklığı anlaşılır. Bununla birlikte bu yakınlaşmanın Türkiye’ye getireceği ekonomik avantajları da unutmamak gerekir. İRAN İLE ALTIN TİCARETİ Biz bu ticareti önce bilmiyorduk. Geçen yılın sonu itibariyle ise, Türkiye’nin İran’a her yıl ortalama 1 milyar dolarlık altın gönderdiği öğrenildi. Buna rağmen, ABD, geçen yıl Türkiye’ye 6 aylık ekstra mühlet vererek, bu ticareti bitirmesini istedi. Bu ekstra mühletin de neden verildiğini anlayabilmiş değilim. Bu ticaretle İran’a toplamda 13 milyar dolarlık bir yarar sağlanmış oldu aslında. n Birçok Türk, bu yolsuzluk dosyasının ABD veya İsrail tarafından desteklendiğini, AKP’yi yıkma planı olduğuna inanıyor Kimse kimsenin hükümetini yerinden etme derdinde değil.. Halk Bankası ve altın ticareti ile ilgili haberler ilk olarak Türk basınında çıktı. ABD yetkilileri de yıllarca Türkiye’ye bir müttefik olarak, karşılıklı saygı çerçevesinde, kapalı kapılar arkasında yapılanın yanlışlığını anlattı. Onun yerine Ankara bu problemlerin giderek artmasına göz yumdu. n Türkiye’deki İranlı şirketler hakkında ne düşünüyorsunuz? 2000’den fazla İranlı şirketin olduğu biliniyor. Bunlardan bazıları illegal finans işlerinde. Bu konuda endişenin devam ettiğini söyleyebilirim. Bu şirketlerin kontrolden uzak olduğunu ve Türk makamlarınca tam olarak araştırılamadıklarını anlıyoruz. Örneğin bir Türk şirketinin İran içinde şube açtığını ve orada ambargolara aykırı olduğu çalışmaya devam ettiğini biliyoruz. Bu tür faaliyetlerin İran’ın nükleer silaha ulaşmasını kolaylaştırdığını görüyoruz ve biliyoruz ki Türkiye’nin milli politikası İran’ın nükleer silaha ulaşmasını istememekte. Bu gibi konular Türkiye’nin politika profilini dışarıdan bulutlu gösteriyor. n Bu şirketlerin neden endişe duyulmalı? Bu şirketler birçok faaliyette bulunabilirler. İllegal finanstan, nükleer programları için gerekli maddeleri bulma ve İran’a gön-

dermeye kadar. Farklı ülkelerden ilk etapta anlaşılması kolay olmayan ama sonunda nükleer programlara yarayabilen materyalleri Türkiye’ye getirerek, buradan İran’a transfer edilmesi gibi. İlk olarak bu firmaların kontrol ve teftişi için sıkı bir düzenleme yapılması gerekiyor. n AKP’nin Hamas’ı İran’ın ağından kurtarması iyi değil mi? Bir taraftan bakıldığında gerçekten de Hamas’ın Türkiye ile ilişkilerinin iyileşmesi, İran ile karşılaştırıldığında daha iyidir. Problem belki de bu ilişkinin doğası ve Hamas’ın terörizm faaliyetleri ile ilgili. AK Parti hükümetinin Hamas ile ilişkisinde oluşan algı, Türkiye’nin Hamas’ın ideoloji ve taktiklerini destekliyor gibi bir durum yaratıyor ve bu ciddi bir problem. Bir tarafta Türkiye İsrail ile Filistin arasında bir barış olmasını istiyorken, diğer taraftan Hamas gibi, elindeki bütün gücü kullanarak barış ortamını yok etmeye çalışarak gündemde kalmaya çalışan bir aktörü destekliyor havasında. Hamas’ın oynadığı bu rol, Filistin topraklarında legal bir hükümetin kurulmasına da engel olmakta. Diğer taraftan Hamas’ın bir düzine kadar üst düzey isminin Türkiye’de olduğunu ve oradan para topladığını biliyoruz. Kısacası AK Parti’nin Hamas’a desteği, Hamas’ın ABD tarafından terörist bir organizasyon olarak sınıflandırılmasına bakılmaksızın, sanki bir ortaklık gibi görülmekte. Benim kanaatim bu şekilde AK Parti’nin büyük bir risk aldığı. n Türkiye’deki üst düzey Hamas yetkileri hakkında ne biliyoruz? Biz Hamas yetkililerinin Türkiye’de olduğunu kendi sosyal medyaları ve web sayfalarından biliyoruz. Halit Şalit pazarlığında da bazılarıTürkiye’ye geldi ve bunlar hakkında, neler yaptıkları hakkında hiçbir bilgimiz yok. Ne para topluyorlar, nasıl harcıyorlar, bunlar hakkında da bir bilgimiz yok. Tüm çalışmaları gizli. Bu da şüpheleri artırıyor n Diğer tarafta İsrail’in Filistin topraklarını işgali sürüyor Türkiye İsrail’in politikaları hakkında eleştirel bir tavır takınabilir. İsrail’in yerleşkelerini ABD de AB de eleştiriyor. Bu demek değildir ki Hamas’ı kendi topraklarında ağırlayacak ve az önce anlattığım şekilde yarıdım edeceksin. n Türkiye’nin terör destekleyen ülke olma şüphesi var mı? O noktada Washington’da hiçbir iştah olduğunu sanmam. Washington’daki hava şu an için bu ikili ilişkilerin tamiratı ve düzeltilmesi için uğraşı. Bununla birlikte Türkiye’yi takip edenler, konuştuğumuz bu problemli alanlarda artan bir sıkıntı olduğunu da görmekteler. Hamas’la ilişkiler, Suriyeli cihadçılar, Çin füzeleri gibi konular sıkıntılı profili artırıyor. Bununla birlikte, bu tür bir sınıflandırma hevesinde olan hiçbir yetkili bulamazsınız. Onun yerine kapalı kapılar ardında endişeler iletilmektedir.

n Türkiye’nin Altınları Resmi Olarak Açıklaması Türkiye, İran’a yaptığı bu altın ticaretini resmi olarak bildirme yoluna gitti çünkü dış ticaret açığını bu ihracatla birlikte ciddi bir azalma gösterebiliyordu. Diğer türlü, ciddi bir ticaret açığı durumunda bunun Türk lirasına baskı yaratması, kısa dönemli paranın Türkiye’ye girmesini de negatif etkiliyordu. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye oldukça hassas ve bu tür paraya ihtiyacı var. Ayrıca gayri-resmi altın ticaretinin hacmini bilmek güç ama bunun devam ettiğini tahmin etmek güç değil.

ABD UYARININ DOZUNU ARTIRDI

Demokrasileri Koruma Vakfı adlı düşünce kuruluşunun bir diğer uzmanı olan Jonathan Schanzer ise, Türkiye’deki yolsuzluk ve rüşvet olaylarını POSTA212’ye değerlendirdi İLHAN TANIR / WASHINGTON - POSTA212

düzey bakanlara rüşvet verilmesi, paranın ortalıkla bu kadar rahat dolaşması ve başka nelere ulaşabileceğini göreceğiz.

David Cohen Hükümet, yolsuzluk operasyonunda ABD’yi hedef alan açıklamalarda bulunmuştu. 19 Aralık’ta Türkiye’ye gelen ABD Hazine Müsteşarı David Cohen, ilk açıklamasında AK Parti hükümetine, “ABD yönetiminin Türkiye’ye atadığı isimleri hedef almanız ilişkilerimizi zehirler” mesajı verdi

DUYGU GÜVENÇ ANKARA - POSTA212

H

ükümetten yolsuzluk operasyonunda ABD’yi hedef alan açıklamalara karşı Washington’ın yönetim adına peş peşe girişim yaptığı öğrenildi. 19 Aralık’ta Türkiye’ye gelen ABD Hazine Müsteşarı David Cohen için ziyaret öncesinde yapılan ilk girişimde AK Parti hükümetine, “ABD yönetiminin atadığı isimleri hedef almanız ilişkilerimizi zehirler” mesajı verildi. Bu girişim yapılırken de, “Bu yönetimin mesajıdır” notu eklendi. ABD, hükümetten gelen eleştirilere karşı rahatsızlığını, Dışişleri’nin yanı sıra üst düzeyde AK Parti hükümetine de aktaracak. ‘ÜLKEMİZDE TUTMAK ZORUNDA DEĞİLİZ’ Erdoğan’ın, ABD Büyükelçisi Francois Ricciardone’yi hedef alan sözleri nedeniyle de ABD’nin rahatsızlığının anında iletildiği öğrenildi. Erdoğan da cumartesi günü Karadeniz’in Çarşamba ilçesinde yaptığı suçlamanın ardından Fatsa ve Ünye’de yaptığı konuşmalarda Büyükelçi’yi hedef almadı, konuşmasını tekrarlamadı. Erdoğan konuşmasında Büyükelçiyi hedef alarak “Ülkemizde tutmak zorunda değiliz” demişti. ABD yönetimi adına, Washington’ın ABD Hazine Müsteşarı David Cohen’in Türkiye ziyaretinin yolsuzluk operasyonu ve Halk Bank ile ilişkilendirilmesi üzerine yapılan ilk girişimde

“Cohen ve ABD üzerinden yürütülen kampanyalardan rahatsızız. Cohen’in ziyareti önceden planlanmış bir ziyarettir. ABD’nin İran ile ticaret konusundaki tutumu bellidir. Bu şahsi bir mesaj değil, yönetimin mesajıdır. Bizi içişlerinize karıştırmayın. Bu tür açıklamalarla Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin zehirlenmesinden ciddi endişe duyuyoruz” denildi. TOPLANTI YAPILMADI! Yeni Şafak, Star, Akit ve Akşam gazetelerinin manşetinde yer alan ve ABD Büyükelçisi Ricciardone’nin 17 Aralık günü AB Büyükelçileri ile bir araya geldiği ve burada “Bir imparatorluğun çöküşünü izliyoruz” dediği öne sürülen toplantının yapılmadığı ancak gazetelerin haberin yanlış olduğunu bildikleri halde yayınladığı da ortaya çıktı. Söz konusu gazetelerin öncesinde Büyükelçilik yetkililerine haberi sorduğu ancak yine de Büyükelçiliğin görüşlerine yer vermediği belirtildi. ABD Büyükelçisi Ricciardone söz konusu toplantıyı twitter’dan, ““ABD’nin, devam eden yolsuzluk operasyonuyla hiçbir şekilde ilgisi yoktur. ABD ve Türkiye arasındaki dostluk ve işbirliği iki ülke için de hayati öneme sahiptir. Hiç kimse ABD-Türkiye ilişkilerini asılsız iddialarla tehlikeye atmamalıdır. Böyle bir toplantı yapılmadığı gibi, haberlerde ortaya atılan iddiaların tümü tamamen yalan ve iftiradır” diye duyurup yalanlamıştı.


Güncel

25 Aralık 2013 Çarşamba

212’NİN İKİ YAKASI

Haldun Armağan

Aydoğan Vatandaş

info@haldunarmagan.com

TFF’NİN AYIBI, AMERİKA’DA YANKILANDI GAZETENİN manşeti şöyle: “Başarısız ABD’li Türkiye’ye dil uzattı.” Doğal olarak “ne oldu acaba” merakıyla haberin devamını okumaya başlıyorsunuz: “ABD’nin başarısız yorumları nedeniyle hiçbir televizyon kanalında tutunamayan sunucusu Keith Olbermann, bu kez Türk Futbol Federasyonu’na dil uzattı. Olbermann’ın ABD’deki kötü şöhretinden habersiz Türkiye’deki bazı internet siteleri de bu çirkin yorumu ciddiye alıp sayfalarına taşıdı. Keith Olbermann, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören’i spor dünyasının en kötü insanı seçti. Bu seçiminde gerekçe olarak da Fethiyespor ile Galatasaraylı futbolcular Drogba ile Eboue’ye verilen cezaları gösterdi.” Milliyet gazetesi 12 Aralık 2013 tarihinde verdiği bu haberle, hem kamu hem de gazetecilik vicdanını derinden yaralamakla kalmadı; aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin asli değerlerine Futbol Federasyonu tarafından “suç aleti” muamelesi yapılması ayıbına karşı, Amerika’dan gelen mizah yüklü uyarıya pişkinlikle karşılık vererek, yanlıştan ders çıkartılmadığını herkese ilan etmiş oldu. Federasyonun tavrı “Siz alemi kör dilsiz ve sağır mı zannediyorsunuz” diyen eski bir sözü hatırlatıyor; oysa gerçekleri örtbas etmek bugünün şartlarında hiç mümkün değil. Olan biteni kısaca hatırlayalım: Ziraat Türkiye Kupası 4. tur maçında Fenerbahçe takımı ile Şükrü Saracoğlu stadında karşılaşan Fethiyesporlu 11 futbolcu maç öncesi törene göğüslerinde birer harf yazılı t-shirt ile çıktı. Bu harfler yanyana geldiğinde “Yüce Atatürk” yazısını oluşturuyordu. “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim” diyen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna duyulan saygı ve sevginin ifadesi bir sporcu tarafından bundan daha güzel nasıl anlatılabilir? Ama TFF’ye göre, bizim “güzel” dediğimiz, normalde Atatürk’e saygının ifadesi olarak görülecek bir tavır meğerse suçmuş! Sporcular disipline sevkedilirken gösterilen gerekçe şöyleydi: “Fethiyespor Kulübü’nün, Fenerbahçe ile oynadığı Ziraat Türkiye Kupası müsabakasında uluslararası futbol oyun kurallarına aykırı şekilde saha içinde hepimizin milletçe sahiplendiği değerleri, sadece kendilerine mal ederek tartışma yaratmak için kullandıkları görülmüştür.” Bundan bir adım sonrası Fethiyesporlu futbolcuların “gizli örgüt” kurmakla suçlanması olacak neredeyse! Futbolcuların “Atatürk’ü kendi menfaati için kullanmak amacıyla tartışma ortamı yaratmak” gibi mantıken tutar tarafı olmayan bir gerekçeyi kim icat ettiyse, sanırım Milliyet gazetesindeki haberin de fikir babası. Küresel iletişimin ulaştığı boyut sayesinde TFF kararı anında Amerikan spor çevrelerinin dikkatini çekti. ESPN2 TV kanalında “Olbermann” adıyla bir haber-yorum programı yapan ve her bölümde güncel spor olaylarını yorumladıktan sonra “haftanın en kötüleri listesini” açıklayan Amerikalı spor yorumcusu Keith Olbermann, Türkiye’deki olaylara değinerek TFF başkanını “en kötüler” arasında gösterdi. “TFF çıldırmış durumda” diyen Olbermann’ın programda söyledikleri, yani gerekçesi şöyleydi: “Kazananımız Yıldırım Demirören, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı. Federasyonun ülkedeki iki yabancı futbolcuya maçta formalarının altına giydikleri tişörtler nedeniyle ceza vermeye hazır olduğu bildiriliyor. Bu kişiler hayatını kaybeden Nelson Mandela’yı onurlandıran atletler. Türkiye’nin güçlü takımı Galatasaray’ın Fildişi Sahili asıllı oyuncuları Didier Drogba ve Emmanuel Eboue kendi sahalarında alınan galibiyetin ardından formalarını çıkartıp Mandela’ya saygı mesajları sergiledi. Maç sırasında değil, maç bittikten sonra. (… ) Ancak Türkiye Futbol Federasyonu çıldırmış durumda. Bu ay başlarında bu kez kendi sporcularını Kemal Atatürk’ü onurlandıran tişörtler giydikleri için cezalandırdı. Türk değilseniz ya da 20’nci yüzyıl tarihi okumadıysanız bilmeyebilirsiniz; Atatürk modern Türkiye’nin kurucusudur. Bu bizim beyzbol ya da NFL yöneticilerinin George Washington’ı onurlandıran bir tişörtü cezalandırması gibi bir şey.” Bu yoruma karşılık, TFF’nin “Başarısız ABD’li Türkiye’ye dil uzattı” şeklinde kışkırtıcı ve ayrımcı bir üslupla davranması işin vehametini arttırıyor. Konunun özünden tamamen uzaklaşıp “hiçbir televizyon kanalında barınamayan Amerikalı” boyutuna taşınması ise, olsa olsa, suçüstü yakalanan birinin yaptığından utanacağı yerde “ama sen de şişkosun” diyen pişkinliğine benziyor! Mesleki başarısızlık yorumu ve buna yapılan vurguyu anlamak da mümkün değil. Sanki Olbermann Demirören medya grubuna işbaşvurusu göndermiş ya da tüpgaz bayiliği istediği için mesleki kariyeri mercek altına alınmış! Atatürk’e saygı ifadesinde suç unsuru görüp, daha sonra “ama Disiplin Kurulu herhangi bir ceza vermedi” bahanesiyle olayı kapatmaya çalışan TFF, Atatürk saygısını “cezaya maruz kalınacak” bir konu olarak görerek, hem ülke değerlerine hem kendi saygınlığına zarar verdiğinin farkında bile değil. Oysa aynı TFF, attığı gol sevincini taraftarıyla paylaşırken Müslüman Kardeşlere selam çakanlara, Rabia işareti yapanlara, üstelik bunu oyun öncesinde veya sonrasında değil tam da maç esnasında yapanlara birşey demiyor; herkesle birlikte izlemeye devam ediyordu. Keza dinsel inançlarını sahalara yansıtan futbolcu ve hakemlere karşı herhangi bir işlem yapıldığı da görülmedi. Bu demektir ki, başka ülkelerde olduğu gibi TFF kurumu da evrensel nitelik taşıyan ilke ve kurallardan hareket ettiği için maç sırasında yaşanan pek çok sıradışı durum oyun kurallarına aykırı bulunmuyor. Tabii bütün bunlar en baştaki soruyu daha da zorunlu hale getiriyor: Maç daha başlamamışken ülkenin kurucusuna saygı ifadesi gösterilmesinin disiplin suçuyla ne alakası olabilir? Tıpkı Amerikan futbol federasyonunun George Washington’u disiplin suçu unsuru olarak görmesi ne kadar saçma ise, TFF’nin Atatürk’ü cezalandırmaya kalkışması da telafisi mümkün olmayan büyük bir ayıptır. Ne gariptir ki, bütün dünyada her eğilimden insanı birleştirici ve kaynaştırıcı işleve sahip olan futbol, bizde adeta kutuplaşma ve ayrıştırmaya odaklanmış bir mekanizmaya dönüştürülmüştür. Maalesef uluslararası bir utanç örneği yaratmayı başarmış durumdayız! Keith Olbermann başarılı programlar yapsa da, yapmasa da bu ayıptan arınmak pek kolay olmayacak…

Gerçeklerle yüzleşmek!

AK Parti oyları nasıl etkilenir?

Türkiye’de önümüzdeki mart ayın da yapılacak yerel seçimler öncesin de meydana gelen yolsuzluk ve rüş vet operasyonu nun AK Parti oyları nı nasıl etkileyeceği tartışılmaya başla dı. The Wall Street Journal’a konuşan uzmanlar, AK Par ti’nin oylarında yüzde 2 ile arasında eksilme olacağını savundu

MURAT SARI KONSENSUS ARAŞTIR MA VE DANIŞMAN IK’IN SAHİBİ : “Yerel seçimlerde oylarda adayın etkisi yüzde 6 , ekonominin etkisi yüzde 1 ’dir. Kalanını gündem ve siyaset belirler. İnsanlar daha çok günlük yaşamlarında ne hissettiklerine bakıp karar alırlar. Ama son yaşanan olayların etkisi olacaktır. AK Parti en muktedir, dediğim dedik iktidar. Ama operasyonun başlayacağından İçişleri Bakanı’nın haberi yok. Böyle şeyler güven sarsar. Bana kalırsa bu pazar seçim olsa Ak Parti’nin oyu en az puan düşmüştür. Oy kaybı farklı şehirleri farklı etkiler. Örneğin İstanbul için çok etkili olur. Ben İstanbul’da kazananın virgülden sonraki üçüncü hane ile belirleneceğine inanıyorum. Yiye yaptığımız araştırmaya göre, Türkiye’de yüz kişiden 2 ’i cemaatin hizmetlerini takdir ediyor. Gülen Cemaatini beğeniyorum diyenlerin yüzde ’i AKP’ye oy veriyor. CHP’nin oy oranı yüzde 1-2. Cemaatlerde değişim olur. Hem de tek bir mesaj ile bir gecede bir partiden diğerine geçebilir. Ama Cemaat kime oy verebilir ki CHP’ye veremez. MHP’yle de kavgalı. Bana kalırsa bu pazar seçim olsa Ak Parti’nin oy oranı en az puan düşmüştür.”

(WASHINGTON)-Kasım ayında hükümetin dershaneleri kapatacağı yönünde kararını açıklamasının ardından Gülen hareketiyle ilişkileri gerilen AK Parti’nin şimdi de yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla karşı karşıya. Mart ayında yapılacak yerel seçimler için adayların açıklandığı bir dönemde başlayan bu operasyon dikkatleri herşeyden uzaklaştırıp kendi üzerine çekti. Hem mecliste hem de hükümette tansiyon yükseldi. Henüz çok yeni olduğu için operasyonun oylara bir yansıması olup olmaya-

ADİ ÜR A ARAŞTIRMA ŞİR KETİ SAHİBİ : “Dünyanın her yerinde seçmen davranışını en çok etkileyen şey ekonomi. Son 10 yılda büyüme rakamlarını yan yana koyun. Yanına da AK Parti oy oranını koyun. Arada ilişki vardır. Toplumun 2 3’ü buna bakar. Ekonomi iyiyse, insanlar da mutluysa kaset, dava oy oranlarını etkilemez. Türkiye’de Gezi olayları da Cemaat gerilimi de AKP oylarını bir parça etkiledi. Ama siyasi partilerin oy oranları arasında ciddi farklılıklar var. Olaylar Ak Parti oylarında göreceli düşüşe neden olabilir. Ama bu yerel seçimde so-

HAKAN BAYRAK I Sonar Araştır ma Şirketi YKB : “Tüm bu yaşananlar oy oranını etkileyecektir. Semra Özal’ın Hasbahçe görüntüleri nedeniyle Turgut Özal’ın 19 0 sonlarına doğru aniden oyu düştü. Bu operasyon insanlara ‘Acaba mı ’ dedirtir. Evlerde yüksek miktarda para, ya da para sayma makineleri bulunduğu anlaşılırsa, açlık çekenin bundan etkilenmemesi mümkün mü Olayların ardından emniyet müdürlerinin görevden alınması da ya da herhangi bir müdaha-

cağı konusunda yapılmış ve açıklanmış bir araştırma yok. Ancak The Wall Street ournal’a konuşan araştırma şirketleri yöneticilerinin öngörülerine göre yaşananların AK Parti’nin oy oranlarına etkisi en az 2 en çok puan olacak. Yaşanan bu gelişmelerin ekonomiye de olumsuz yansıması durumunda ise oylara etki daha keskin bir şekilde ortaya çıkacak The Wall Street ournal Türkiye’ye konuşan 3 farklı Araştırma Şirketi yöneticisinin cemaat- AK Parti gerilimi ve rüşvet operasyonunun oylara etkisi konusundaki görüşleri şöyle:

nuçları etkilemez. Türkiye son yıllarda çok kutuplaştı. Polarizasyon az. Partiler için “Ağzıyla kuş tutsa oy vermem” diyen kitle arttı. Bugünden tahmin etmek zor olsa da bu olay nedeniyle Ak Parti’ye oy vermekten vazgeçenler olabileceğine ama bunun yerel seçimlerde sonucu etkilemeyeceğine inanıyorum. Ben AK Parti’nin bu pazar seçim olsa yüzde ’in üzerinde oy alırsa başarılı, yüzde ’in altında oy alırsa başarısız olacağını düşünüyorum. Ak Parti’ye oy vermekten vazgeçenler olabilir. Ama bu yerel seçimlerde sonucu etkilemeyecektir.”

le algısı da oyların düşmesine neden olacaktır. Çünkü zaten deşifre olan oldu. Bu saatten sonra ne kadar önlenirse önlensin bu algı oluştu. Bir de Türkiye’de iktidarını muktedir kullanan bir iktidar var. Ancak şimdi o iktidarda çok önemli isimler, hatta 3 bakanın çocuğu gözaltına alınmışken bu olayın etkisi olacaktır. Bence o etki AK Parti oylarına en az yüzde 2-3 oranında en çok da yüzde oranında yansıyacaktır.” (AYŞEGÜ AKYAR GÜVENThe Wall Street ournal )

TÜRKÇEMİZDE, Külhanbeyi ağzında kullanılan”Ali kıran baş kesen” diye bir deyim vardır. Bıçkın ve acımasız insanlar için kullanılan ve aslında “Dal kıran baş keser” atasözünden gelen bir deyimdir bu. Atalarımız insanları bir taraftan ağaç ve bitki sevgisine teşvik için dal kıranın baş kesmiş kadar suçlu olduğunu ama aynı zamanda bir gönlü kıranın da baş kesmek gibi olduğunu anlatmak için kullanmışlardır bu deyimi. Şimdi, kullanageldiği dili incelediğiniz zaman neredeyse herkesin hemfikir olduğu konu Erdoğan’ın ayrıştırıcı bir dil ve usluba sahip olduğu ve aslında bu dili siyasetinin merkezine oturttuğu gerçeğidir. Gerek iç politikada gerekse dış politikada acı ama gerçek şu; Erdoğan düşmanlıktan besleniyor. Karizmatik lider, eğer insanları birleştirmiyor, ayrıştırıyorsa, bu retorik ve uslubun aslında onun besin kaynağı olduğunu ve bu tür liderlerin er ya da geç hem kendilerine hem de ülkelerine yıkım getirdiklerini tarih söylüyor. Otoriter karizmatik liderler, kendilerine bağlı bir istihbarat örgütü, kolayca manipüle edecekleri bir medya ve aydınlar topluluğuyla, bazen iç bazen dış düşmanlar yaratarak ve bu gerçek ya da hayali düşmanla savaştan bir kahraman edasıyla yükselerek bir yarı Tanrı lider olarak tarihe geçmek isterler. Motivasyonlarının temelinde bu olduğu için daha büyük güçler tarafından kolaylıkla kimi politikalara yönlendirilebilirler. Bir gün bir kahraman edasıyla Suriye’ye sallarsınız kılıcınızı, bir gün Mısır’a, bir başka gün, İsrail’e, Amerika’ya. Bu tür liderlerin oluşturduğu kültün peşine takılanlar liderin içinde bulunduğu çelişkileri açıklayamazlar. Örneğin, bir tarafta Suriye’de İran ile savaşırken, üstelik aynı zaman diliminde, bir taraftan İran’in parasını aklamanın açıklaması yoktur. Bir taraftan İsrail karşıtlığı üzerinden siyaset yapıp, diğer taraftan İsrail’in başdüşmanı Hizbullahla savaşmanın bir çelişki olduğunu bu insanlara anlatamazsınız. Daha düne kadar Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eş Başkanlığı iddiasında bulunup, Arap Baharı’nda ABD ve NATO’yla ortak operasyonlar yapıp, düşman gördüklerinizi ABD ve İsrail yandaşlığı üzerinden şeytanlaştırmanın ne denli büyük bir çelişki olduğunu bu insanlar anlayamazlar. Erdoğan’ın 1 Eylül 2012 tarihinde Kanal Türk Televizyonu’nda sarfettiği şu sözleri nereye koyacaklar o arkadaşlar? ‘Ben mesela 1 Mart tezkeresinin çok talihsiz bir netice olduğunu savunanlardanım. Çünkü ben 1 Mart tezkeresinin tam aksini savunuyordum. Yani biz Irak’a Türkiye olarak girmeliydik. Ama maalesef parlamentoda yeterli oy alınmayınca o olmadı.’ Maalesef Erdoğan’ın takipçileri bu çelişkileri anlayabilecek ve Erdoğan’ın Türkiye’de ve Ortadoğu’da aslında ABD’yle işbirliği içinde hareket ettiğini görecek durumda da değiller. Çünkü Erdoğan, kendisini tüm dünya müslümanlarının halifesi, ‘100 yılda bir gelecek lider’ gibi gören yazarların da katkısıyla kendi lider kültünü oluşturdu. Bu tür liderlerin ‘seçilmiş’ olduklarına kesin bir inançları olduğu bilinen bir gerçektir. Napolyon, Stalin, Hitler, Mao, Kim II Sung gibi liderler, akla gelen ilk lider kültleridir. Zafer Arapkirli, 28/05/2012 tarihli Gazeteport’ta yayınlanan yazısında şunları söylüyor: ‘Partisini bile kendisiyle birlikte belli ölçülerde bir “kült”e dönüştüren R.T.Erdoğan’ın bu denli büyük bir “kült”e dönüşmesi, tabii ki iktidarda bulundukları sürece çok önemli bir güç anlamına gelebilir. Ama, böylesi “kült”lerin demokratik rejimlerden çok “totaliter” anlayışla yönetilen parti, hükümet ve ülkelere mahsus olduğu da hiç akıldan çıkarılmamalı.’ Erdoğan’ın Türkiye’ye biçtiği kumaş maalesef artık Türkiye’nin gerçekleriyle uyuşmuyor. Erdoğan’ın bilinçaltında kurguladığı gelecek tasavvuru her geçen gün biraz daha yıkılıyor. Erdoğan’ın saldırganlığının temelinde işte bu gerçeklikle yüzleşme yatıyor. Erdoğan, 18 Aralık 2013 tarihli konuşmasında şöyle dedi: ‘Bizim abdestimizden şüphemiz yok, dolayısıyla namazımızdan eminiz.’ Yani, yolsuzluk iddialarıyla ilgili kendimizden eminiz diyor Erdoğan. Oysa, kamuoyu maalesef öyle düşünmüyor. Rüşvet iddialarının temelindeki İran’lı işadamının Erdoğan’a neredeyse aile fotoğrafına girecek kadar yaklaşmış olması gözlerden kaçmıyor. Erdoğan’ın ve yolsuzluk iddialarına muhatap olan bakanların söz konusu iddialardan aklanmalarının tek yolu, yargıya müdahale etmemekti. Gerek yargıya gerekse yargının emrinde çalışan kolluk güçlerine Erdoğan’ın müdahalesi adeta yangından mal kaçırırcasına oldu. Bu apaçık bir güç göstergesi olarak okunsa da, aslında çok belirgin bir korkunun ifadesidir. Geçen yıl ‘Siyasal İslamclığa ne oldu’ başlıklı yazımı şöyle bitirmiştim: ‘Başbakan Erdoğan’ın Türk siyasetinde Müslüman bir özne olarak bulunduğu ve bir mümin olduğu da gerçektir. Bu anlamda, Başbakan’ın ne kadar dindar olduğu, namazlarını ne denli dikkatli kıldığı kendisi ile Allah arasındadır. İnsanlar, Başbakan’ın ya da genel olarak AK Parti’nin İslamla olan ilişkisine bakarken, ‘Adalet’ duygusuna ve devletin imkanlarını ve halkın parasını, adil bir şekilde kullanıp kullanmadıklarına bakarak anlamalılar. Adaletli yönetim, Müslüman yönetici için bir vazife olduğu kadar ibadettir aynı zamanda. Müslüman yönetici, adaletin mülkün temeli olduğunu, adaleti sağlayamadığı zaman da zail olacağını ve zulüm ile âbâd olanın âhirinin de berbat olacağını bilerek ve inanarak hareket eder.’ Gerginliğin azalması hepimizin arzusu. Ama önce gerçeklerle yüzleşerek… Samanyolu Haber’den alınmıştır.


ABD Güncel

25 Aralık 2013 Çarşamba

Yılmaz Polat ÇAĞLAYAN, GÜLEN’LE NE KONUŞTU? KABİNEDE Fethullah Gülen’le Pensilvanya’da yüz yüze son olarak Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan konuştu.  Çağlayan eylül ayı sonunda bir toplantı için geldiği Washington’dan Pensilvanya’ya geçip Gülen’i ziyaret etti, akşam yemeği yediler.   Çağlayan yemekten sonra Washington’a döndü. Keyifli görünüyordu. Belli ki yemek kendi açısından iyi geçmişti. Kısa sohbetimizde Mersin’den belediye başkanı adayı gösterilmek istendiğini ancak kabul etmeyeceğini söyledi. Siyaseti bırakıp iş hayatına dönmeyi düşündüğünü anlattı.   AKP Hükümeti’nin Gezi Olayları nedeniyle Washington’da itibar kaybettiğini gördüğünü söyledi. Çağlayan, Gülen’le yaptığı görüşmenin içeriğine değinmedi.   Çağlayan birçok kez ABD’ye gitmesine rağmen Gülen’i hiç aramamıştı.   Türkiye’ye dönmesinin ardından, Gülen’i 14 yıl sonra ziyaret etme gerekçesini, “Ben hiçbir tarafa bağlı değilim ama sayın Gülen’e çok büyük saygım vardır” diye açıkladı.   Belli ki Erdoğan’ın gazabından çekindi. Son anda saf değiştirmek istedi ama anlaşılan işe yaramadı, geç kaldı.   Erdoğan, kabinede ‘Okyanus Ötesi’yle görüşme vekaletini Bülent Arınç’a verdi. Arınç Nisan 2011 ve Mayıs 2013’te Pensilvanya misyonunu iki kez yerine getirdi. Ancak başarılı olamadı.   Erdoğan Gülen’in Ekim ayındaki kalp rahatsızlığını fırsat bilip geçmiş olsun telefonu açtı. Birkaç dakikalık konuşma aradaki buzları eritmedi.   Arınç geçen ay New York ve Washington’da bir haftaya yakın kalmasına rağmen Gülen’le görüşemedi. Gülen, Arınç’a da kırmızı kart gösterdi. Böylece kabinede Gülen taşeronluğu görevi lağvedildi.   Gülen ile Erdoğan arasındaki psikolojik harp Washington’da da konuşuluyor. Cemaat’e yakın çevreler ne olduğunu söylemiyor ama önümüzdeki günlerde Erdoğan’a bir sürprizden söz ediyor.   Öte yandan, soruşturmanın Türk ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri de konuşuluyor.   Siyasi çevreler rüşvet iddialarına adı karışan bakanların muhataplarıyla görüşmeler yaparken zorlanacağına dikkat çekiyor.   Ekonomi Bakanı Çağlayan, ABD Ticaret Bakanı Penny Pritzker ile, Erdoğan’ın mayısta ABD ziyareti sırasında Başkan Barack Obama ile sağlanan mutabakat çerçevesinde komite oluşturup ticaret hacmini artırmak için görüşmeler yapıyor.   Bu arada, soruşturmaya adı karışan AB Bakanı Eğemen Bağış’ın da görüşmelerde zorlanacağı belirtiliyor.

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

GAZETESİ

YIL: 1 SAYI: 32

25 Aralık 2013 Çarşamba

SAHİBİ POSTA 212 PUBLISHING LLC ADINA

EKMEL ANDA

MEDYA GRUP BAŞKANI

CAN KAMİLOĞLU GENEL YAYIN YÖNETMENİ

YILMAZ SOYTÜRK YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

AHMET RAVALI

YAYIN DANIŞMANI

HABER KOORDİNATÖRÜ

AHMET BUĞDAYCI

HALDUN ARMAĞAN

EDİTÖRLER MEHVEŞ KOÇAK – ADNAN ONARAN - DİLEK ESKİ BEZİRKAN AYSEL TAPAN - DEMET DEMİRKAYA - EMRE EMİRGİL (WEB) WASHINGTON TEMSİLCİLİĞİ İLHAN TANIR ANKARA TEMSİLCİLİĞİ YILDIZ YAZICIOĞLU - DUYGU GÜVENÇ SAYFA TASARIM ERDAL ÖZBEK – TUNCAY TAPAR - SERHAN AYDEMİR - ERTAN BEZEN İDARİ MÜDÜR

MEHVEŞ SÖNMEZ ADRES 31 – 00 47th Ave. Long Island City, NY 11101 TELEFON 718 732 08 57 – 347 730 42 36 ABONE SERVİSİ REKLAM SERVİSİ SERİ İLAN HABER MERKEZİ DAĞITIM

abone@posta212.com reklam@posta212.com seriilan@posta212.com haber@posta212.com dagitim@posta212.com

TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ ADRES: Hacı İzzet Paşa Yokuşu Rota 2 Apt. 15/2 34427 Kabataş/Beyoğlu-İstanbul TELEFON +90 212 244 35 35 Fax: + 90 212 244 35 38 e-mail: nese@sria.com.tr POSTA 212 GAZETESİ ANKA HABER AJANSI ABONESİDİR

İŞTE TÜRKİYE’NİN YOLSUZLUK KARNESİ Türkiye rüşvet skandalı ile sarsılıyor. Ama pek çok uluslararası kuruluşun son iki yıldır yayınladığı raporlar yolsuzluğun Türkiye’de aslında ne denli yaygınlaştığını ortaya koyuyor NEW YORK POSTA212

T

ürkiye’yi sarsan rüşvet operasyonu tüm dünyada büyük gürültü kopardı. Şimdi herkes yolsuzluğun boyutunu sorgulamakla meşgul. Aslında AK Parti’yi 2002’de iktidara getiren de halkın önceki iktidarların yolsuzluklarına olan tepkisiydi.

MASAK KURULDU

İktidara gelir gelmez de özellikle kamu sektöründeki personel eğitime tabi tutularak yolsuzluğa ve kara para aklamaya karşı adımlar atıldı. Buna ilave olarak da Maliye Bakanlığı bünyesinde Mali Suçları araştırmaya yönelik olarak MASAK kuruldu. 2010 yılına kadar bu çerçevede 7 bin kamu görevlisi yolsuzluklara karşı özel olarak eğitildi.

YOLSUZLUK YAYGINLAŞTI

Tüm bu önlemlere karşın uluslararası kuruluşların raporları son 10 yılda yolsuzluğun yaygınlığını ortaya koyuyor. Bertelsman Foundation’in 2010’daki raporu, görevlilerin çok geniş bir alana yayılmış yolsuzluğu önleme mücadelesinin çok zayıf olduğunu söylüyor.

YABANCILAR ŞİKAYETÇİ

Hükümet iktidara geldiğinden bu yana yabancı yatırımları ülkeye çekmeye çok büyük bir önem verdi. İzlediği politikalar sonucunda Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın 2012’de hazırladığı bir rapora göre OECD ülkeleri arasında yabancı yatırımları çekme açısından Türkiye en liberal ülkelerden biri haline geldi. Ancak aynı rapor, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların en büyük sorununun yolsuzluk olduğunu ve bunun yabancı yatırımcıların motivasyonlarını düşürdüğünü belirtiyor.

KAYIT DIŞI YOLSUZLUK

Bertelsmann Foundation 2012 raporuna göre, ülkedeki yolsuzluk ortamında ekonominin yarısından daha fazlası (yüzde 60) anlamına gelen kayıt dışı ekonominin de payı büyük. Rapora göre kayıt dışı ekonominin bu denli yaygın olması resmi yetkililerle birtakım yolsuzluk bağlantılarını zorunlu kılıyor. Yabancı yatırımcıların dışında Türk şirketleri açısından da işlerini yürütmede yolsuzluk büyük bir problem. EBRD World Bank BEEPS raporuna göre Türkiye’de faaliyet gösteren firmaların yüzde ’i rüşvet gibi yolsuzlukların karşılarına dikildiğinden şikayet ediyor.

DOKUNULMAZLIK BÜYÜK SORUN

2011 yılında yayınlanan ABD Dışişleri Bakanlığı raporu da yolsuzluk sözkonusu olduğunda resmi yetkililerin dokunulmazlığının büyük bir sorun olduğunu, ayrıca siyasi partilerin finansmanının şe af olmadığını belirtiyor. Diğer bir uluslararası kuruluş Global ntegrity de, Başbakan’ın iktidara gelir gelmez kendi belediye başkanlığı dönemindeki yolsuzluk iddialarının dokunulmazlık zırhı nedeniyle soruşturulamadığını belirtirken bunun yolsuzlukla mücadelede Türkiye’nin en büyük sorunu olduğunu vurguluyor. Aynı tema üzerinde duran Freedom House’ın “Countries at Crossroads 2011” raporunda da Türkiye’de yolsuzluk iddialarına karışan politikacılarının dokunulmazlıklarının kaldırılarak soruşturulabilmelerini ve gerekirse mahkum edilebilmelerini en önemli yolsuzluk tedbiri vurguluyor.

DEVLETİN TÜM KADEMELERİNDE luslararası yolsuzlukla mücadele kuruluşları yolsuzluğun devletin tüm kademelerine nüfuz ettiğini söylüyor. Bu kuruluşlardan Global Corruption Barometer Türkiye’deki

hane halkları üzerinde yaptığı bir araştırmada, hane halkının yüzde 7’sinin resmi yetkilileri “aşırı derece çalan, çırpan” insanlar olarak tanımladığını belirtiyor. Yine AB ve OECD’nin değerlendirmelerini yansıtan Assesment of Turkey 2011, kamu idaresindeki bürokrasinin ve şe aflıktan uzak olmanın yolsuzluğu körüklediği vurgulanıyor.

YÜZDE 33’Ü RÜŞVET VERMİŞ

Trancparency nternational’s Global Corruption Barometer’in 2010-11 yılları arasında tüm Türkiye genelinde hanehalkları ile yaptığı bir araştırma, hanehalkının yüzde 33’ünün bir önceki yıl devlet görevlilerine şu veya bu şekilde “rüşvet” ödediğini ortaya çıkarmış.

Kuruluşun 2012’de çıkardığı bir başka rapor da, yolsuzlukları soruşturmak için bağımsız bir organizasyon oluşturulmasının acil bir önem arz ettiğini belirtiyor. Bertelsmann Foundation’un 2012 raporu bakanlara kadar uzanan rüşvet operasyonları ile ilgili önemli bir uyarıyı içeriyor: “AKP ikinci döneminde yolsuzluk ve nepotizm (yakın çevrelere çıkar sağlama) eğilimleri göstermeye başladı.” Aynı rapora göre bu dönemde iktidar partisi medya üzerindeki baskısını artırdıkça yolsuzluğa karşı savaşını gevşettiğini söylüyor.

İHALELERDE YOLSUZLUK

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2012 raporu, yabancı firmaların Türkiye’de yolsuzluğun özellikle ihale ile dağıtılan iş kollarında yoğunlaştığı gözlemlerine yer veriyor. Yabancı firmalar, ihalelerde yüksek düzey siyasetçilerin kararlarda etkili olduğunu, siyasetçilerin yakın çevresine ve akrabalarına ihalelerde öncelik tanıdığını belirtiyor. Global ntegrity raporu da ihalelerden beslenen işdünyası ile partinin içiçe geçmesine işaret ediyor ve hükümetin ihalelerle ödüllendirdiği şirketler tarafından desteklendiğine işaret ediyor.

CHP MİLLETVEKİLİ ERDOĞDU POSTA212’YE KONUŞTU

BU YO SUZ UK AR SADECE YÜZDE BİR’ ERDOĞDU KİMDİR?

YILDIZ YAZICIOĞLU ANKARA-POSTA212

T

ürkiye gündemindeki rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasındaki gelişmeleri yakından takip etmek üzere ana muhalefet partisi CHP’de kriz masası oluşturuldu. CHP adına soruşturmayı mercek altına alan isimlerden İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, POSTA212’ye yaptığı açıklamada, “Soruşturmadaki mevzu bahis yolsuzluklar sadece sular altındaki buzdağından yüzeye çıkmış yüzde 1’lik bölüm” dedi. Türkiye'de tartışma yaratan yolsuzluk iddiasını para miktarı itibariyle dünyada eşi benzeri yok diye niteleyen CHP'li Erdoğdu, bunu Türkiye tarihindeki yolsuzluklarını yakından incelemiş bir isim olarak söylediğini ifade etti. Osmanlı idaresinden itibaren demiryollarındaki Baron skandalından itibaren Türkiye tarihini incelediklerini kaydeden Erdoğdu, Türkiye'deki banker skandalları gibi pek çok yolsuzluğuna da baktıklarında bu dönemki tabloyu dünyadaki yolsuzluklar açısından da benzersiz görüyoruz dedi. AKP Hükümeti'nin içerisinde yer aldığı bu yolsuzluk tablosunda ortaya diplomatik kriz de yaratacak zincirleme skandallar yaşanacağına da belirten Erdoğdu, bu soruşturma kapsamındaki ihalelere ve isimlere bakıldığında bunun uluslararası nitelik

Aykut Erdoğdu, 28 Ağustos 1972’de Kars Sarıkamış’ta doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldu. ABD’de Carnegie Mellon University’de “Kamu Politikaları ve Yönetimi” konulu yüksek lisansını yaptı. 1995 yılında Hazine Müsteşarlığında stajyer hazine kontrolörlüğüne atandı ve daha sonra baş kontrolör oldu. 2004’te ABD’de “Uluslararası Muhasebe ve Denetim Standartları” konusunda çalışmalarda bulundu. Uluslararası geçerliliği olan Sertifikalı İç Denetçi (Certified Internal Auditor-CIA) belgesi sahibi.

taşıdığını da söyledi. Bu soruşturma öyle görünüyor ki İran, Rusya, Çin, Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkeleri de etkileyecektir diyen Erdoğdu, Türkiye'nin neredeyse uluslararası para trafiğinde kilit rol oynadığını gördüklerini ve bu soruşturmayla diğer ülkelerle bağlantılı para akışına ilişkin veriler ortaya çıkmasını beklediklerini söyledi. Eğer soruşturmadaki hayali ihracat rakamları doğru ise Türkiye'nin tüm ekonomik verilerini de sil baştan değiştirmek gerektiğini belirten Erdoğdu, bunun ise Türkiye ekonomisinde var olduğu iddia edilen istikrarı ortadan kaldıracağını dile getirdi.

Erdoğdu, Hayali ihracat söz konusu ise bunun anlamı, Türkiye'nin cari açığı da resmi kayıtlardaki veriden çok daha fazla demektir. Bu da malesef ekonomik krize zemin hazırlayacak endişesi taşıyoruz. Bu nedenle de CHP'de kriz masası oluşturuldu. Şimdi Türkiye'nin bu kriz senaryosuna nasıl hazır olabileceğini ve halkın bundan nasıl en az etkilenmesinin mümkün olabileceğini tartışıyoruz diye konuştu.

HÜKÜMETTEN YARGIYA DARBE

İstanbul Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, hükümet baskısı olmadan yolsuzluklar üzerine yargı

eliyle gidilmesine olanak sağlanması gerektiğini kaydeden Erdoğdu, Ancak hükümet Cuma günü üst düzey bütün emniyet amirlerini görevden alarak tam tersi hareket etmeyi de sürdürüyor. Yargıya bağlı çalışmakla görevli emniyet mensupları böyle bir kritik zamanlama ile uzaklaştırılarak yargıya fiilen darbe yapıldığını düşünüyoruz dedi.

YOLSUZLUK ÖRGÜTÜ KURULMUŞ

Son dönemdeki 'devlet içinde devlet' tartışmalarına da göndermede bulunan Erdoğdu, Soruşturmada eğer gerileme yaşanmazsa çete suçlmasıyla da kapsamlı tutukla-

malar bekliyoruz aslında. Öyle görünüyor ki enerji, ulaştırma, kamu bankaları, alt yapı yatırımları imar izinleri ve Hükümet'in mega projeleri tümüyle bu yolsuzluklardan nasibini almış. Dolayısıyla ortada AKP'nin en üst düzey yöneticileri ve siyasetçileriyle örgütlü bir yolsuzluk var. Meğerse devlet içinde yolsuzluk örgütü kurulmuş diye konuştu.

‘FİLİSTİN'E PARA GİDİYORMUŞ!’

Şu anda AKP'nin Meclis çoğunluğuyla devlet gücünü halka karşı kullandığını kaydeden Erdoğdu, bir an önce halkın talebi olarak yolsuzlukların aydınlatılmasına izin verilmesini istediklerini de belirtti. Ancak halkın soruşturmadan gereğince bilgi alamadığını da belirten Erdoğdu, malesef AKP'nin medya patronlarını da bu yolsuzluk örgütüne ortak etmiş olması nedeniyle soruşturmaya yaygın medyada kısıtlı yer verildiğini söyledi. En önemlisi de kırsal kesimdeki halkın sosyal medya olanağı da yok denecek kadar az olduğu için yolsuzluklardan habersiz tutulduğunu kaydeden Erdoğdu, Özellikle kırsaldaki dindar insanlara AKP cephesinden 'Biz bu parayı Filistin'e gönderiyoruz. İslamcı mücahitlere gönderiyoruz gibi açıklamalar yapılıyormuş. muyoruz insanlarımız bu kandırmacaya gelmez dedi.


Göçmenlik

25 Aralık 2013 Çarşamba

Her yıl yüzbinlerce göçmen sınırdışı ediliyor Her yıl Amerika’dan yüzbinlerce yasadışı göçmen sınırdışı ediliyor. 2 1 itibarıyla ülkedeki kaçak göçmen sayısı 2 bin olarak kaydedilirken, son yıllarda geçmişe göre sınırdışı etmenin yavaşladığı belirtiliyor Araştırmaya göre sınırdışı edilmelerin çerçevesi şöyle:

(NEW YORK –POSTA 212)

I

mmigration and Customs Enforcoment ( CE) geçen yıl itibarıyla 10 bin yasadışı göçmenin sınırdışı edildiğini açıkladı. Obama yönetimi dahil Amerikan kamuoyu bu haberi sınır güvenliğinin sağlandığına dair bir işaret olarak yorumladı. SINIRDIŞI YAVAŞLIYOR Cumhuriyetçilere yakınlığıyla bilinen Center

for mmigration Studies adlı göçmenlik üzerine araştırmalar yapan bir kuruluşun CE ve nternal Department of Homeland (DHS) kaynaklarına dayalı olarak hazırladığı rapora göre, CE beş yıl öncesine göre iddia edilenin aksine sınırdışı edilmeler azalıyor. Rapor aynı zamanda CE’nin kararlarına rağmen çok sayıda göçmenin ülkede yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Sınırdışı edilen göçmenlerin sayısı 2012’de bir önceki yıla göre yüzde 19 azaldı. Henüz açıklanmayan 2013 raporunda , bu trend devam ederse azalma 2012’ye kıyasla yüzde 22’yi bulacak. 2012 yılında sınır devriyeleri tarafından tutuklanan ve sınırdışı edilenler toplam yasadışı göçmenlerin yarısını oluşturuyordu. 200 ’de Bush yönetimi altında, sınır devriyelerinin tutuklamaları ülkede bulunan yasa dışı göçmenlerin üçte birini oluşturuyordu. 2011’de toplam sınırdışı edilenlerin sayısı 71 , 9 idi. Bu da 1973’ten bu yana en düşük rakamı gösteriyor. En yüksek sınırdışı edilme rakamına, 1, 6 ,3 3 ile Clinton döneminde erişildi. CE’nin yan kolu Homeland Security nvestigations (H S), 2013’te CE’nin sınırdışı etme miktarının sadece yüzde ’ünden sorumlu oldu. Bir başka deyişle, ülkede kalma süresini izinsiz uzatanlar, kaçakçılık kimlik tahrifatları, uyuşturucu ticareti gibi yasa dışı faaliyetlerden ülke içi alanlardan yakalanıp da sınırdışı edilenler, sınırda direkt olarak yakalanıp sınırdışı edilenlere göre azınlıkta kaldı. CE’nin rakamlarına sınır dışı edilmelerde en büyük azalma Atlanta, Salt ake City, Washington DC Virginia ve Houston’da yaşandı. 2013’ten 2012’ye suç amaçlı göçmen tutuklamalarında yüzde 11’lik bir azalma kaydedildi. 2013’ün ortasına kadar ülkede kaydedilen yasadışı göçmen sayısı 72 bindi.

öçmenler sağlık hizmetinden korkuyor Sağlık Sigortası Programı Obamacare göçmenleri ikilemde bıraktı. Bir yanda sağlık hizmetinden faydalanabilme, diğer tarafta kişisel bilgilerinin göçmenlik yetkililerince paylaşılma korkusu var (NEW YORK –POSTA 212)

S

on aylarda hükümetin finanse ettiği sağlık sigortasına başvuran yüzbinlerce Amerikalı arasında göçmenler de var. Ancak göçmenlerin yeni sağlık sistemine başvurmak konusunda kafası oldukça karışık. Göçmenlik Reformu’nu bekleyen milyonlarca kaçak göçmen aile için bu sağlık hizmetinden faydalanmak hiçbir güvenceye sahip olmadıkları için hayati derecede önem taşıyor. Fakat başvuru yaptıkları taktirde dolduracakları formda belirtecekleri kişisel bilgilerin bir şekilde göçmenlik otoritelerinin dikkatini çekeceğini düşünmeleri onları büyük bir ikilemde bırakıyor

GÖÇMENLERİN ÇOĞU BAŞVURMUYOR Sağlık hizmetine acil ihtiyaç duyan bazı aileler her şeyi göze alıp formları doldursa da, büyük bir çoğunluk kişisel bilgilerinin göçmenlik yetkililerinin eline geçebileceği ve bu yüzden sınırdışı edilebilecekleri korkusuyla sigortaya başvurmamayı tercih ediyor. Mevcut yasalara göre ABD’de yasa dışı bir şekilde kalan kaçak göçmenler sisteme başvuramıyor. Ama bu kişilerin aile üyelerinden pek çoğu yasal statüye sahip. Dolayısıyla yasal statüye geçici de olsa sahip bir aile üyesi başvuru yaptığı zaman kaçak babası veya kardeşiyle ilgili bilgileri de vermek zorunda. Başvurunun online olarak yapılması ise göçmenlerin isteksizliğinde başka bir neden.

Pek çok göçmen kağıt kalemle yapılan başvuruları dah güvenli buluyor. HÜKÜMET İKNA ETMEYE ÇALIŞIYOR Hizmetin başladığı Ekim ayından bu yana göçmenleri savunan gruplar ve federal hükümet, bu durumdaki aileleri kişisel bilgilerinin söz konusu göçmenlik yetkilileriyle paylaşılmayacağı konusunda ikna etmeye çalışıyorlar. Hatta, sağlık sigortası web sitesinde bir değişikliğe gidilerek, siteye göçmenlik yetkililerinden alınan bir not eklendi. Bu notta sigorta ile ilgili belgelerin soruşturulmayacağı bilgisi yer alıyor. ABD’de yaşayan ancak başka bir ülkede doğmuş 0 milyon kişinin yaklaşık üçte biri sağlık sigortasına sahip değil.

NEW YORK’TA GÖÇMEN SAYISI Mİ YONU E Tİ (NEW YORK-POSTA212)- Son 10 yılda Meksika ve Çin asıllı göçmen nüfusun hızlı bir şekilde artmasıyla New York’ta yaşayan göçmenlerin sayısı 3 milyonu aştı. New York şehir Planlama Müdürlüğü tarafından yayınlanan son verilere göre, şehirdeki göçmenlerin üçte birinden fazlasını, 2000 yılından bu yana New York’a gelen göçmenler oluşturuyor. Her 10 New Yorklu’dan 6’sı göçmen ya da göçmen çocuğu. Son 10 yıl içinde New York’a taşınan kişilerin üçte ikisinden fazlası ABD’nin diğer bölgelerinden geldi.

EN BÜYÜK GÖÇMEN GRUBU DOMİNİKLİLER New York’taki yabancı nüfus sayısının yüzde 16’sı Avrupalı ve bu oran 1970 yılı ile kıyaslandığında yüzde 6 oranında daha az. Şehrin en büyük göçmen grubunu Dominik Cumhuriyeti’nden gelenler oluşturuyor. Dominikliler’in sayısı ise 2000 yılından bu yana yüzde 3 artarak 3 0.200’e ulaştı.

VATANDAŞ GÖÇMENLERİN ORANI YÜZDE 52 Buna karşılık Meksikalıların nüfusunda yüzde 2, Çinlilerin nüfusunda ise yüzde 33.9 oranında büyük bir artış gözlemlendi. New York’ta yaşayan Çinli sayısı 3 0.200 olarak kaydedildi. Yaklaşık 17.000 Çinlinin neredeyse yüzde 6’sı 2002-2011 tarihlerinde New York’a geldi. Meksikalılar ise 1 6.300 kişi ile şehrin en kalabalık göçmen grupları arasında yer alıyor. Ayrıca, New York’ta göçmenlerin vatandaş olma sayısında da büyük bir artış yaşanıyor. Yetkililer vatandaşlığa geçme oranını yüzde . ’ten yüzde 2.1’e yükseldiğini belirtiyor.


Güncel

25 Aralık 2013 Çarşamba

AK PARTİ VE CEMAAT ARASINDAKİ GERİLİM SOSYAL MEDYADA SÜRÜYOR

TWIT SAVAŞI AK Parti Hükümeti ile Cemaat arasındaki savaş aslında1 Aralık’taki yolsuzluk ve rüşvet operasyonun çok öncelerine dayanıyor. Savaşın taraflarının Cenk Meydanı’ ise her zamanki gibi sosyal paylaşım siteleri ANKARA POSTA212

T

ürkiye gündeminde AK Parti hükümetinin dershaneleri kapatma girişimiyle başlayan hükümet-cemaat çatışması, sosyal paylaşım sitesi Twitter’ı da savaş alanına çevirdi. POSTA212, Twitter’da 20 Kasım’dan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu başlatılan 17 Aralık’a değin yaşanan mesaj savaşını irdeledi ve açıkça ortaya çıktı ki Türkiye’de gün içerisinde taraflar arasındaki rekabet dünya listesine yansıdı.

Türkiye’de Twitter mecrasına yoğun ilgi gösterilmesi, ünlü isimlerden sıradan vatandaşa neredeyse her olayın sosyal medyadan izlenmesi ve paylaşılması gerçeği tartışılıyor. Ancak en dikkat çekici Twitter kullanımı, 31 Mayıs’ta İstanbul-Taksim’deki Gezi Parkı’na polis müdahalesiyle başlayan ve yaz boyunca devam eden eylemler ardından Kasım ayında kendini gösterdi. Gezi eylemleri döneminde yazılı ve görsel medyada sesleri duyurulmadığı için sosyal medya üzerinden haberleşen muhalif kesimlerden son-

Cemaat Dünyada TREND oldu AK Parti cephesi, ÖzgürlüklerinTeminatıAKparti başlığıyla 26 tweet ve 123 kullanımı katılımıyla sahaya çıktı. Bu başlık Twitter’ın Türkiye listesine girmeyi başardı. Ancak buna arşamba karşılık DershanelerHizmeteDevamEtmeli başlığı 0 7 tweet ve 69 kullanıcıyla önce Türkiye listesine ardından da 2’nci sıradan dünyada trend oldu. Bunun üzerine AK Parti cephesinden Büyük staCanlıYayında başlığıyla Başbakan Erdoğan’a destek mesajları olarak 1631 kullanıcı ile 01 tweet atılmasını sağlandı. Cemaatten karşı hamle ise, Büyük staVazoyuKırma başlığıyla geldi ve 307 kullanıcı ile 01 tweet altıldı.

20 KASIM

21 KASIM

AK Parti’’den istifasını açıklaması arifesinde İdris Bal, gün boyunca trend oldu. Bu durum, hem Bal’ı eleştirenler hem de Bal’ı destekleyenPerşembe lerce adını kullanarak atılan tweet’ler ile gerçekleşti. Bu arada Milliyetçi Haraket Partisi destekçileri de kendi seslerini Twitter’da duyurarak, DershanelerKapatılsadaÜlküOcaklarıAçıktır başlığını dünya gündemine taşıdı.

Cemaat cephesi, DershaneHakkıGelecekHakkı başlığını gündemde tutarak, 006 tweet ve 1 kullanıcıyla dünya listesine taşıdı. Buna karşılık AKYüreklerTakipte başlığıyla 1077 tweet ve 2 1 kullanıcı gece yarısına doğru Türkiye listesine girdi.

24 25 KASIM

Pazar

KASIM

AKP cephesi, sabah saatlerine dek ErdoğanDünya ideridirÇünkü başlığını 16 0 tweet ve 6 0 kullanıcıyla gündeme taşırken öğleyin 3 kullanıcı AKPartiSevdalılarıTakipleşiyor başlığını 36 kez tweetledi. 284 tweet ve 20 kullanıcıyla DershaneGerçeği başlığı gündeme getirildikten sonra ErdoğanDünya ideridirÇünkü başlığı dünya listesine taşındı.

2 2 KASIM

arşamba Perşembe

Cemaat, EğitimdeHakArayışınıKaralama başlığıyla 007 tweet ve 193 kullanıcıyla dünya gündeminde yer aldı. Cemaat, HürTeşebbüseDarbe başlığını 00 tweet ve 99 kullanıcıyla dünya listesinde ses getirdi.

Cemaat, MilletinEseriKapatılamaz başlığını 60 kullanıcı ile 73 tweet ile Türkiye ve dünya listesine soktu.

29 KASIM

Dershane tartışmasında seslerine kulak verilmediğini kaydeden Cemaat eliyle başlatılan MilletinSesiAzizdir ifadesi ile 12 3 kullanıcı tarafından 12 bin 2 tweet atılması dikkat çekti. Aynı gün, AK Parti cephesinden yükselen muhafazakar kesimlerde “fitne” yaratıldığı iddiasına karşılık ise HakArayışıFitneDeğildir başlığı 19 bin 1 kullanıcıyla 19 bin 2 tweet geldi.

Cuma

2

ARA IK

Pazartesi

Pazartesi

Fişleme TREND oldu Taraf Gazetesi’nde kamu kurum ve kuruluşlarda görev yapan Cemaat mensuplarıyla ilgili Başbakanlık tarafından fişleme yapıldığı iddiasının gündeme taşınması Twitter’a da yansıdı. FişlemeKabulEdilemez Salı başlığı 76 kullanıcı ve 777 tweet ile trend yapıldı. Buna karşı 11 7 kullanıcı ve 11 9 tweet ile AKPartiyleHerSeyYolunda başlığı trend oldu.

3

ARA IK

Aralık: MilletinSesiAzizdir başlığıyla Başbakan’a yönelik mesajlar yazıldığı görüldü.

4

ARA IK

arşamba

Başbakan Erdoğan’ın cemaat kesimiyle yakın bağları olan medya kuruluşlarını hedef alması ardından Twitter’da 11 29 kullanıcı ve 11 39 tweet ile HürBasınGerçekDemokrasi başlığı paylaşılmaya başlandı. Buna karşı HalkınSesiAKPartiYüreğiErdoğandır baş-

lığı 137 kullanıcı ve 1 63 tweet ile desteklendi. Gün boyunca 16 6 kullanıcı ve 1 9 tweet ile MilletİradesineVesayetKurulamaz başlığı, 312 kullanıcı ve 21 6 tweet ile TürkiyeninPartisiAKP başlığı ve 2 9 kullanıcı ve 26 1 tweet ile Bir mut şığıdırAKParti başlığı Twitter’daydı. Ancak buna karşılık 13 71 kullanıcı ve 13 2 tweet ile FişlemeSuçturSavunulamaz başlığı gündemdeydi. ARA IK

Cuma

Dershaneleri kapatma kararı ve fişleme skandalı nedeniyle TürkiyeBuAyıbıHakEtmiyor başlığı 1 3 kullanıcı ve 1 73 twett ile Türkiye listesinde birinci sıradaydı. AKP, BaşbakanaGüvenGerisiniMerakEtmeSen başlığıyla 1909 kullanıcı ve 203 tweet ile boy gösterdi.

Bugün gündemde ise AK Parti’den istifasıyla dikkatlerini üzerine çeken Milletvekili Hakan Şükür vardı. Pazartesi Cemaatten 9 6 kullanıcı ve 96 tweet ile MilletinVekiliHakanŞükür ve 7660 kullanıcı ve 7700 tweet ile AdamGibiAdamHakanŞükür başlıklarıyla bu istifa kararına sahip çıkıldığı görüldü. Bu arada Taraf Gazetesi’nin gündeme taşıdığı ‘fişleme’ tartışması da devam ederken 1 676 kullanıcı ve 1 6 2 tweet ile YeterArtıkFişleme başlığı destek buldu. AK Parti destekçileri ise, 7 kullanıcı ve 29 tweet ile YürüBaşbakanımİnanlarSeninle, 12 6 kullanıcı ve 1363 tweet ile HakanŞükürVekaleteİhanetEtti ve 311 kullanıcı ve 36 tweet ile CemaatePartiİsmiBul başlıklarını gündeme getirdi.

1 AK Parti hükümetince Milli Eğitim Bakanlığı’nda dershane sahipleriyle toplantı yapılmasını protesto etmeyi amaçlayan İknaOdalarınaHayır başlığı ise 00 tweet ve 0 kullanıcıyla önce Türkiye sonra dünya listesine girdi.

Cuma - Cumartesi

eri planda kaldı

10 - 1 Aralık günlerinde nispeten siyasi mücadele Twitter’da oldukça geri planda kaldı. 1 1 kullanıcı ve 1 96 tweet ARA IK ile AKSanalTimİleAKHesaplarTakipte başlığı paylaşıldı. AK Parti’liler birbirlerini takip Pazar etmeye çağırdı.

ARA IK

AK Parti cephesi, 2 0 tweet ile DershanelerOkulOlmalı Türkiye listesinde ve Hizmetin ideriTayyipErdoğan başlıklarıyla dünya listesinde yer aldı. Cemaat ise, HiçDurmadanHizmeteDevam başlığıyla 36 kullanıcı ve 00 tweet yanıt verdi.

22-23

11

Hakan Şükür’ün istifası

İkna odaları rekoru

Bugün MilletErdoğanıSeviyorÇünkü başlığı dünya gündemine girdi.

1 92 kullanıcı ve 1 912 tweet Bamteli başlığıyla çağrılar yapıldığı görülürken, AK Parti cephesi, 2 kullanıcı ve 1 12 arşamba tweet ile Erdoğan Sevdalıları Takipleşiyor başlığını açtı.

ARA IK

1

ra kasım ayında başlayan süreçte, AK Parti hükümeti destekçileri ile Cemaat kesimi Twitter’ı ağırlıklı olarak kullandı. Önümüzdeki günlerde de devam edeceği gözlemlenen Twitter’da adeta savaşa dönüşen tabloyu, POSTA212 masaya yatırdı. Türkiye’deki Twitter’da “trend” olan başlıklar hakkındaki bilgileri paylaşan trendinaliaTR ve TurkeyTrender’daki tespitleri incelediğinde, AKP hükümeti ile Cemaat arasındaki sosyal medya savaşındaki tablo şöyle:

AKP Dünya istesinde

KASIM

Bamteli başlığı

ARA IK

Cumartesi

8 9

ARA IK

Pazar

Twitter’da 6 kullanıcı ve 1 3 tweet ile AKyüreklerhaftsonutakibinde ve 6 6 kullanıcı ve 3 tweet ile BaşbakanımızaİhanetVatanaİhanettir başlığı vardı., ün boyunca staileSüperGüçHedef2023 başlığı trend oldu. Cemaat cephesi, 662 kullanıcı ve 716 tweet ile Başbakanımızbakanınformülünehayırçözümeevet başlığını attı.

Başbakanımızbakanınformülünehayırçözümeevet başlığı gündemde. AK parti oldukça etkili, 19 0 kullanıcı ve 201 tweet ile KimseAKpartiyeDizÇöktürümez ve ayrıca 69 kullanıcı ve 1717 tweet ile AKPazartesi Gençlikseninlebaşbakanım başlıkları vardı. Buna karşı DevletMilleteHizmetİçindir başlığı açıldığı görüldü.

ARA IK

Şarbak: Twitter Türkiye’de yanlış kullanılıyor Sosyal medya uzmanı Alper Şarbak da, POSTA212’ye Twitter’daki bu savaşı değerlendirdi. Türkiye’de en çok kullanılan sosyal ağın Twitter olduğunu belirten Şarbak, “Karşıt görüş nedeniyle ortaya çok sayıda tweet çıkabiliyor. Yani bir başlıkla ilgili tüm tweetlerde o başlık kapsamındaki mesajlar bulunmuyor. Trend olunması ise tamamiyle hangi saatte kaç tweet atıldığıyla değişiyor. Gece 2 .00 ile sabah 0 .00 arasında az kullanılıyor mesela bu saat dilimde sadece 100 tweet ile trend olunması mümkün” dedi. Ancak Türkiye’de Twitter’daki bu siyasi savaştan pekçok kullanıcının da sıkıldığını kaydeden Şarbak, Twitter kullanıcılarının samimiyet aradığını ve kişisel paylaşımlar görmek istediğini belirtti. Şarbak, “Türkiye’de Twitter bu açıdan yanlış kullanılıyor. Ücret karşılığında takipçi alımı, retweet edilmesi söz konusu” diye konuştu.

Adaylar belirlendi AK Parti ve CHP’nin büyükşehir belediye başkan adayla rı büyük çoğunlukla belirlendi. Hem CHP hem de AK Parti büyük çoğunlukla mevcut başkanları tekrar aday gösterdi

İSTANBU Mustafa Sarıgül

NEW YORK POSTA212

Kadir Topbaş

A

İzmirden acı haber

İzmir Karşıyaka Alaybey’deki Askeri Tersane’de meydana gelen römörk kazasında, 1 asker şehit oldu. 1 askeri personel de yaralandı NEW YORK POSTA212

G

enelkurmay Başkanlığı, İzmir’in Karşıyaka ilçesi Alaybey Mahallesi’ndeki Askeri Tersane’de meydana gelen römörk kazasında 10 askerin şehit olduğunu, 17 personelin de yaralandığını açıkladı. Tersanede bakımda olan TCG De-

ğirmendere Römörkörü’nün havuzda dalış sırasında henüz bilinmeyen bir nedenle sağ tarafa yan yatmak suretiyle alabora olduğu açıklandı. Bu alabora olma sırasında ağır metal yığının altında kalan 10 asker şehit oldu. 17 personel de yaralandı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu açıklandı.

KP ve CHP’nin 30 Mart 201 ’te yapılacak yerel seçimlerde yapılacak belediye başkan adaylarının büyük bir çoğunluğu belli oldu. AK Parti bugüne kadar açıkladığı adaylar arasında, 10’u büyükşehir 23 ilde mevcut belediye başkanı ile yerel seçim yarışına girerken, 19 ildeki partili belediye başkanlarını da değiştirme yoluna gitti. İZMİR

AK PARTİ MEVCUTLARI KORUDU Yeniden aday gösterilen mevcut büyükşehir belediye başkanlarından bazıları şöyle: “Ankara, Melih Gökçek, Bursa, Recep Altepe, İstanbul Kadir Topbaş, İzmir Binali Yıldırım, Kayseri, Mehmet Özhaseki. İSTANBUL ADAYI SARIGÜL Ana muhalefet partisi CHP de adaylarının büyükşehir ve il başkanları adaylarının 7 6’sını belirledi. Buna göre Mustafa Sarıgül İstanbul’dan, Mansur Yavaş Ankara’dan, Aziz Kocaoğlu İzmir’den,

ANKARA

Melih Gökçek

Mansur Yavaş

Aziz Kocaoğlu

Binali Yıldırm


Toplum

25 Aralık 2013 Çarşamba

CELAL BAYAR’IN ANISI

WALL STREET’TE YAŞIYOR Celal Bayar Amerika’yı ziyaret eden ilk Türkiye Cumhurbaş kanıydı. Ziyaret, 19 yılında ya pılmış ve bir ay sürmüştü. Ziya retin anısı hala New York’un Wall Street bölge sinde bir kaldırı ma yazılan plaka ile yaşatılıyor

Afrika'daki safariden dönen ABD Başkanı Theodore Roosevelt, İngiliz Kanalı'nı yüzere gene Gertrude Ederle, Atlantik Okyanusu'nu tek kişilik uçakla geçen Charles indbergh adına tören düzenlenen isimlerden bazıları. 1 99'da Manila Bay savaşının kahramanı olan Amiral George Dewey ise adına tören düzenlenen ilk kişi.

BAYAR GEMİ İLE GELDİ

T

tan artan kağıtürkiye Cumhuriyeti'nden ABD'yi TURK ları fırlatması bir oldu. Bu ziyaret eden ilk AVENUE gelenek Amerika'ya özgü Cumhurbaşkanı Cegörsel şovun adı lal Bayar'dı. iyada ''Ticker Tape ret, Amerika Başkanı Parade'' (Kağıt Dwight Eisenhower’ın Şeridi Geçiti) oladavetiyle 28 Ocak-27 rak kaldı. Şubat 19 tarihleri arasında bir ay sürdü. ADI 60 yıl önceki ziyaretin CADDEDEKİ anısı bugün hala New YERİNİ ALDI York'un Wall Street Haziran bölgesinde bir kaldırı2010'da Manma yazılan plaka ile ya@cmlzyrtcemil@turkofamerica.com hattan'ın güşatılıyor. ney yakasının Peki Türkiye Cumgelişimi için çaba harcayan Downhuriyeti'nin 3. Cumhurbaştown Alliance, 1 6 yılından beri kanı'nın ismi neden Wall Sreet'te Broadway'den geçen ünlülerin adıbir kaldırımda yer alıyor Hikayenı caddedeki kaldırımlara yazmaya si 1 6 yılına kadar gidiyor. Özgürkarar verdi. Tam 20 farklı geçit tölük Anıtı'nın ( ady iberty) açıldığı reni tek tek kaldırımlara işlendi. 1 tarih olan 2 Ekim 1 6'da BroaŞubat 19 tarihinde Amerika ziyadway'i çevreleyen ofis katlarından retinde Broadway'de ''Ticker Tape atılan kağıt parçaları sokakta bir geleneğin başlamasına vesile oldu. Parade''e katılan Celal Bayar'ın adını da caddede yerini aldı. O tarihten itibaren sıra dışı başaElektronikleşme sonucu çevrerılara imza atan devlet adamları, deki ofislerde 'kağıt şerit' azaldığı savaştan dönen gaziler, New York bölgesinde kendi liginde şampiyon için geçişler sırasında atılan konfetiler New York City Belediyesi taolan takımlar, New York'u ziyaret rafından karşılanır oldu. Kennedy eden yabancı devlet adamları Brosuikastından sonra devlet başkanadway üzerinde geçit töreni yaptı. larının geçişi az rastlanır bir olay Tören yapılan bölge Kahramanlar haline gelirken, 1970 ve 19 0'lerde Kanyonu olarak da anıldı. bir kaç kez geçiş töreni yapılan caddede, 1990'larda yeniden bir canKAĞIT ŞERİDİ GEÇİTİ lanma oldu. Yol kenarındakiler geçen ünlü199 'de uzaya yolculuk yapan yü görmek için birbiri ile yarışıren yaşlı insan ohn Glenn (77) için ken, Wall Street şirketlerinin borsa bir geçit töreni yapıldı. Glenn'e 36 fiyatlarını şeride kaydeden aygıt-

Cemil Özyurt

yn Byrd (1 19 7) oldu. Byrd'ü New Yorklular 3 kez selamladı. (13 Ağustos 1969'da Ay'a giden Apollo 11 ekibinden Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Michael Collins için yapılan geçit töreni.)

SPOR TAKIMLARI İÇİN YAPILDI

yıl önce de ilk yolculuğunu kutlamak için de tören yapılmıştı. Amelia Earhart, Dwight Eisenhower ve Charles de Gaulle gibi Glenn de, adına birden fazla geçit töreni yapılan nadir isimlerden biri oldu. Adına en fazla geçit töreni düzenlenen isim ise Amiral Richard Evel-

O UNU VE KENDİNİ 2’NCİ KATTAN ATTI

CHRISTMAS KAZA ARI NEW YORK - POSTA212

C

hristmas’da evler, işyerleri, kamu alanlarının dekorasyonu sırasında binlerce kaza oluyor. Çeçen yıl Christmas kazalarında 1 bin kişi yaralanmıştı. Amerika’nın çeşitli yerlerinden gelen haberlere göre bu yıl da pek çok kaza yaşanıyor.

HER YIL KAZA SAYISI ARTIYOR

İstatistiklere göre son bir kaç yıldır kaza ve yaralı sayısı artıyor. 2011’de de 12 bin kişi Thanksgiving ve Christmas tatillerinde dekokrasyonla ilgili kazalar yüzünden hastanelerin acil servislerinde

tedavi görmüştü.

NOEL AĞAÇLARI ATEŞ ALIYOR

Yerel yetkililer kazalarda ilk sırayı Christmas ağacının çok kuru olması nedeniyle ateş almasını gösteriyor. Ağaçların önceden ıslatılma uyarılarına dikkat etmeyen aileler, genellikle evin her tarafına konulan mumların yarattığı yangın tehlikesiyle yüz yüze geliyorlar. Yetklilere göre merdivenlerden düşmek, ya da kırık bir ahşap dekorasyon malzemesinin üstüne basmak gibi basit kazalar bu yıl da binlerce kişinin acil servisleri ziyaret etmesine sebep oldu.

2000 yılından beri yapılan son dört geçiş töreni ise spor takımları için yapıldı. 2000 ve 2009'da şampiyon olan New York Yankees, 200 ve 2012'de Super Bowl'u kazanan New York Giants için tören yapıldı. Son geçit töreni Şubat 2012'de Amerikan futbol takımı Giants için yapıldı. Bugüne dek spor takımlarından New York Yankees 9, New York Mets 3, New York Giants 2, New York Giants (beyzbol) 1, New York Rangers 1 kez hayranları ile törende buluştu.

İngiltere’den Mauritania isimli transatlantikle yola çıkan ve uzun bir yolculuktan sonra Amerika’ya gelen Bayar, New York, Princeton, San Francisco, os Angeles, as Vegas ve Dallas'ı ziyaret etti. 19 Ocak'ta Türkiye'den ayrılan Bayar geziden 10 Mart 19 'te Türkiye'ye döndü. Cumhurbaşkanı Bayar ziyaretin gemi ile gerçekleştirilmesi nedeniyle Türkiye'den 0 gün ayrı kaldı. Araştırmacı Rifat Bali'nin Toplumsal Tarih Dergisi'nin 200 yılında çıkan bir sayısında ''Celal Bayar’ın Amerika iyareti'' başlığı altında detaylıca anlattığı ziyarette, Amerika Yahudi Komitesi (A C) Bayar'ı 31 Ocak 19 günü saat 16.30’da New York, SavoyPlaza Oteli’nin Gold Suite Salonu’nda ağırladı. Yahudilerin yanı sıra Rum, Yunan ve Ermeni asıllı Amerikalılar da Bayar’a büyük ilgi gösterdi. Kuzey ve Güney Amerika Ortodoks Kilisesi başmetropolotlerinin katıldığı ağırlama davetinde Rum ve Yunan asıllı Amerikalılar Bayar’ı çok sıcak bir şekilde karşıladı. Amerikan-Ermeni toplumu da Bayar onuruna özel bir davet verdi. Bayar 29 Ocak'ta, Amerikan Kongresi’nde bir konuşma yaptı. 1 Şubat'ta Amerikan Türk Derneği'nin davetlisi oldu. 17 Şubat'ta Texas'ta Dallas'ta bir davete katıldı. Konuşmasına ''Aziz Teksaslılar'' diye başlaması basın tarafından da uzun süre konu edildi. 1 Şubat'ta Duke Üniversitesi'nde, 26 Şubat'ta New York'ta Columbia Üniversitesi'nde bir konferansa katıldı. Bir ay süren ziyarette New York, Washington,DC, Dallas, os Angeles, as Vegas gibi pek çok şehir ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Amerikan Kongre üyelerine seslenirken. Arkasında Başkan Yardımcısı Nixon ve Kongre Sözcüsü Sam Rayburn yer alıyor. (The S National Archives)

GÖKDELENDE DEHŞET

Karısıyla bo şanmak üze re olan ve ya şındaki çocuğu kimin alacağı na ilişkin vela yet davası sü ren Dmitriy Kanarikov, bu nalıma girdi. Kanarikov, ge çen pazar günü Manhattan’da bir gökdelenin 2’nci katın dan önce oğlu nu attı, sonra da kendisi atladı

NEW YORK - POSTA212

A

yrı yaşadığı karısıyla bir velayet savaşının ortasında kalan Dmitriy Kanarikov (3 ), Manhattan’nın Batı Yakası’ndaki bir gökdeleninin 2. katından önce 3 yaşındaki oğlunu attı sonra da kendisi atlayarak hayatına son verdi. Dmitriy Kanarikov, geçen pazar günü saat 12.0 ’te incoln S uare Kulesi’nden atlar atlamaz yaşamını yitirirken 3 yaşındaki kızıl saçlı, Christmas pijaması giyen oğlu Kirill, St. uke’s Roosevelt Hastanesi’ne kaldırıldıktan dakikalar sonra can verdi. ABD’ye krayna’dan gelen Kana-

rikov, dehşete düşüren trajediden sadece 3 ay önce Facebook sayfasına mükemmel bir ebeveyn ve eş olmayı çok istediğini yazmıştı. Kanarikov, “Çok iyi bir baba ve eş olmak istiyorum. Şu an benim için bundan daha önemli bir şey yok” demişti. Ayrıldığı karısı Svetlana Bukharina ise, “Dünyanın en iyi eşine ve çocuğuna sahibim” yazmıştı. Ama görünen o ki son zamanlarda evlilik hayatları iyi gitmiyordu. Polis, kiraların 3 bin 300 ile 6 bin 3 0 dolar olduğu olayın meydana geldiği gökdelenle Kanarikov’un tek bağının, burada daha önce çalışan bir arkadaşı olduğunu söyledi.

Cenk Sidar www.cenksidar.com • www.twitter.com/cenksidar

Gezi ve 17 Aralık: Yeni Siyasetin Yeni Kodları “YENİ” Türkiye`de en çok eskitilen sözlerden birisi. Yeni olma iddiasıyla eskinin kötü bir replikası olan sanatçılar, entelektüeller, siyasetçiler ve ürünler sürekli piyasaya sürülmekte. Buna rağmen yenilenme ihtiyacı değişimin ana unsur olduğu siyaset kurumunda her zaman en çok ihtiyaç duyulan faktörlerin başında gelmeye devam ediyor. 2013 senesi Türkiye için siyasette yenilenmenin ülkenin refah ve istikrarı için ne denli kritik olduğunu gözler önüne serdi. Mayıs ve Haziran aylarında yaşanan Gezi Parkı olayları 2013 senesinin “olağandışı” bir sene olduğunun asli göstergesiydi. Tam yaz rehavetine giriliyor ve mevcut iktidarın sürdürülemez ekonomi, sorumsuz dış politika ve iç siyasetteki mutlakiyetçiliği toplum tarafından içselleştirilmiş eleştirileri yoğunlaşırken ortaya çıkan toplumsal dinamizm siyasetin her zaman sürprizlere gebe olduğunu açığa çıkardı. Gezi direnişi ülkedeki iktidarın “tek-adam mutlakiyetçiliği ve ben dedim olducu” üslubuna indirilen bir halk darbesiydi. Geziyle ülkenin ihtiyaç duyduğu yeni siyasetin özgürlükçü, demokrat ve katılımcı kodları yeniden yazıldı. Bu ihtiyacı kim iyi idrak edebildi sorusu meşru bir tartışma konusu ama bu değişimi kimin idrak edemediğini Başbakan Erdoğan`ın Gezi sürecinde ve hemen akabinde olayları “dış mihrak işi” olarak nitelendirmesinden öne sürmek gayet mümkün. Mayıs ve Haziran`da yaşananlar Türkiye`de AKP için “sonun başlangıcıydı” ama bu safhanın ne kadar süreceğini belirleyen birçok parametre mevcuttu. Bu parametreleri küresel ekonomik konjonktür (FED parasal genişlemenin sonlanma kararı, Avro krizi, Petrol fiyatları), bölgemizdeki siyasi krizlerin geleceği (Suriye, İran ve Irak) ve en önemlisi ülkedeki muhalefetin kendi içerisindeki reform süreci olarak sıralayabiliriz. Hakkaniyeti elden bırakmadan meseleye yaklaşırsak; AKP iktidarının Gezi sonrasında ivedi şekilde çökeceği tezi yanlış, partiye yapılan istifa çağrıları meşruiyet zemininden uzaktı. Buna rağmen Gezi direnişi bir sonraki seçime kadar ülke muhalefetine gerekli reformları yapıp bağdaşık bir siyasal ideoloji ve etkili/çağdaş/pozitif bir siyasal kampanya aracılığıyla AKP iktidarından ülkeyi kurtarma fırsat penceresini araladı. Son yaşadığımız 17 Aralık süreciyse 2013 yılında geleceğin kazanacak siyasetinin kodlarının yeniden yazılma sürecinin önemli bir ayağını oluşturdu. Gezi`nin yeni siyasette özgürlük, demokrasi ve katılımcılığın ana unsur olduğunu göstermenin üstüne siyasette ahlak, namus ve temizlik kodlarını “17 Aralık Yolsuzluk Soruşturması” ekledi. Bu süreçte hükümete ve bakanlara yapılan istifa çağrısıysa gayet meşru idi. Keza suçların hukuki olarak ispatlanmamasına rağmen kamuoyunda dolaşan doküman ve belgeler iddialara inandırıcılık sağlıyor ve hükümetin ülkeyi yönetmesini olumsuz yönde etkiliyor. Özetlemek gerekirse; 2013 senesi Türkiye siyaseti için “Gezi” ile demokrasi, katılımcılık ve özgürlük, “17 Aralık” ile de temizlik ve ahlak ihtiyacını gösterdi. Peki ortaya konan bu kodlar ülkeyi yeni bir siyasal iktidara taşıma konusunda yeterli mi? Hayır, değil! Yeni siyaset demokrat ve namuslu olması gerektiği gibi aynı zamanda tutarlı bir ideoloji, birikimli kadrolar ve verimli örgütlenme modelini gerektiriyor. Hiç kuşkusuz siyasetin kodlarının yeniden yazılması 2014 ve 2015 seçim süreçlerinde belirleyici ana unsur olacak. Demokrasi, dürüstlük ve icraatçılık seçim kampanyalarına ve mesajlara damga vuracak. Seçim kazanmak isteyen partilerin bu üç ayaktan hiçbirinden fedakarlık yapmaması ve bu üç unsuru bağdaşık bir şekilde birbiriyle harmanlaması gerekiyor. Erdoğan ve AKP için bu üç ayakta çökmüş durumda; Türkiye ekonomisi gelişmekte olan piyasalar içinde en kırılgan ekonomilerin başında geliyor. AKP dış politikası bölgedeki öngörüsüzlüğü ve tutarsızlıklarıyla küresel siyasette mizah konusu haline geldi. İçeride ise durum daha kötü. Rahatlıkla Erdoğan`a kadar uzanabilecek bir yolsuzluk soruşturması hükümetin attığı yasal adımlar ve savcı-polis yer değiştirmeleriyle şimdilik yarıda kaldı ama kısa dönemli geleceğin ne göstereceği hiç belli değil. Kısacası Türkiye siyasetine önemli bir değişim dalgası güçlenerek geliyor. Gezi partiler üstü bir meseleydi ve muhalefet açısından yapılacak çok şey yoktu. Ama muhalefet bu sefer denizden gelen bu dalga gelmeden bir noktadan diğerine içerisine su almadan gidebilecek bir gemi inşa edip kullanabilirse hiç kuşkusuz iktidara tek başına yahut bir koalisyon hükümetiyle gelecek ve ülke derin bir nefes alacaktır. Pragmatizm her zaman sonuç getirmez. İdeolojik tutarlılık siyasette uzun soluklu bir başarı için en temel gereksinimdir. Önümüzdeki iki senelik süreçte partilerin siyasal sloganlarının bu eksende ortaya çıkması ama partilerin vizyonundaki aday ve liderlerin bu mesajla çelişmeyen kişilerden oluşması gerekiyor. Bu gemi inşa edilmez yahut hatalı inşa edilirse bu dalga hükümetle beraber ülkedeki bütün siyaset kurumunu da altına alabilir. Türkiye`nin ekonomik ve siyasi istikrarı için risklerle dolu bir döneme giriyoruz. Meseleye olumlu tarafından bakarsak bu süreç Türkiye`nin uzun vadeli bir yenilenme ve kalkınma sürecini başlatabilir. Bir Çin atasözü “ilginç zamanlarda yaşayın” der. Hiç kuşkusuz Türkiye`de ilginç zamanlarda yaşıyoruz.


KA AŞNİKOF

NEW YORK’TA

MOSKOVA POSTA212 Artık bir efsane haline gelmiş adıyla anılan AK- 7 adlı tüfeğin mucidi Mikhail Kalaşnikof Rus TAR-TASS ajansının haberine göre 9 yaşındaki hayatını kaybetti. Mikhail Kalaşnikof Rusya’da milli kahraman olarak ödüllendirilmişti ve Rus askeri tarihinin de gurur sembolü olarak görülüyordu. Kalaşnikof, mayıs ayında dmurtia bölgesindeki bir kardiyoloji kliniğinde 2 haf-

İKİ MEVSİM

ta boyunca tedavi görmüş, daha sonra Moskova’ya nakledilmişti. Mihail Kalaşnikof geçtiğimiz günlerde tekrar hastaneye kaldırılmıştı. Mihail Kalaşnikof’un tasarladığı AK- 7 tüfek, dünyanın en popüler silahlarından biri kabul ediliyor. Dünya genelinde 100 milyon Kalaşnikof tüfek bulunduğu sanılıyor. Tüfek, ‘Avtomat Kalashnikova’ (Kalaşnikof’un Otomatiği) ifadesinden ve silahın üretilmeye başladığı 19 7 yılından üretilen AK- 7 kısaltması ile de biliniyor.

25 Aralık 2013 Çarşamba YIL 1 • SAYI 32

HAFTALIK ÜCRETSİZ

New York’un değişik bölgelerinde ge çen hafta hem bahar havası hem de kara kış yaşandı. Central Park’ta sıcak lık 19 dereceye kadar çıkarken, eyale tin kuzey bölgelerinde ise kar ve fırtına hayatı olumsuz etkiledi NEW YORK POSTA212

N

ew York, Philadelphia ve Atlantic City, hafta sonu mevsim normallerine göre tarihinin en sıcak günlerini yaşadı. lık hava dalgasının aralık ayı boyunca etkisini sürdürmesi bekleniyor. Ancak Vermont’un kuzey bölgesinde ise karakış etkisini sürdürüyor.

CENTRAL PARKA BAHAR GELDİ Ulusal Hava Durumu Servisi ölçümlerine göre Central Park’ta sıcaklık rekor kırarak cumartesi günü 65 derece (18 C ), pazar günü ise 66 derece (19 C) olarak kaydedildi. Bugüne kadar aralık ayında kaydedilen en yüksek hava sıcaklığı, 2011 ve 1923 yıllarında 62 derece (17C) olarak ölçülmüştü. Cumartesi günü hava sıcaklığı Philadelphia ve Atlantic City’de 67 dereceye (19) ulaştı. Pazar günü ise Atlantic City’de hava sıcaklığı 7 dereceye (1 ) düşerken, Philadelphia’da 66 derece (19) olarak kaydedildi. Daha önce Atlantic City’de, Aralık 2011 tarihinde en yüksek sıcaklık 63 derece (17) olarak kaydedilmişti. Philadelphia’nın en sıcak günü ise 1 9 yılında 66 derece (19) olarak ölçülmüştü. FIRTINA VE BUZLANMA Öte yandan New York’un ve Vermont’un kuzey bölgelerinde yaşanan kış fırtınası nedeniyle binlerce kişi pazar sabahı elektriksiz uyandı. Sert hava koşulları nedeniyle ülke genelinde elektrik kesintileri, uçuş iptalleri, trafik kazaları, ölümler ve yaralanmalar meydana geldi.

si sabahına kadar Michigan, New York ve kuzey New England’da 0 bin ev ve iş yeri elektriksiz kaldı. Fırtına aynı zamanda doğu Kanada’da 00 binden fazla kişinin elektriğinin kesilmesine neden oldu. New York St. awrence Country bölgesinde 2 inche ( cm) ulaşan buz kalınlığı ağaç dallarını ve elektrik hatlarını kapladı. lusal Elektrik Şebekesi, pazar sabahı 17 binden fazla kişinin elektriğinin kesildiğini bildirdi.

UÇUŞLAR YAPILAMADI Minwaukee ve Manitowoc’ta buz kalınlığı 9 ve 7 inches (23 cm-17 cm) olarak ölçüldü. Oklahoma’da yoğun kar nedeniyle kayganlaşan yollarda ölümlerin yaşandığı 3 trafik kazası meydana geldi. FlightAware.com verilerine göre pazar gecesi ülke genelinde yaklaşık 700 uçuş iptal edildi ve yaklaşık 7 bin 200 rötar yaşandı. Ancak, uçuşlar pazartesi sabahı normale döndü. YAĞMUR DONDU Maine’de yağan yağmurun donması büyük bir şaşkınlık yarattı. Bazı alışveriş çılgınları, Christmas’dan önceki son hafta sonunda kazaları göze alarak Kittey’deki outlet alışveriş merkezine gitmeye devam etti. Yetkililer, 199 yılında Maine’de 6 kişinin hayatını kaybetmesine ve milyonlarca dolarlık zarara neden olan fırtına gibi bir olayın yaşanmayacağı konusunda iyimser.

BİNLERCE KİŞİ ELEKTRİKSİZ Grand Rapids’deki Ulusal Hava Durumu Servisi, Grand Rapids ve Michigan arasındaki bazı eyaletlerde yaşanan elektrik kesintisinin perşembe hatta cumartesi gününe kadar sürebileceği uyarısında bulundu. Pazar gecesinden pazarte-

2. TA T

üm Amerika, Mega Millions’da büyük ikramiyeyi kazanan ikinci şanslı kişinin ortaya çıkmasını bekliyor. Ülkenin en çok konuşulan piyangosu Mega Millions’un 6 milyon dolara erişen ikramiyesinin yarısını kazandığı belirtilen şanslı kişinin henüz ortaya çıkmadığı belirtiliyor.

BİLETLER GEORGIA VE KALİFORNİYA’DAN Büyük ikramiyeyi kazanan iki biletten birinin San ose, Kaliforniya’da, diğerinin de Georgia’da satıldığı belirtiliyor. Georgia’da şanslı bileti satan kişi kimliğini açıklamıştı. Mega Millions yetkilileri, şanslı kişilerin ikramiyeyi kazandıklarını öğrenir öğrenmez bu yeni servetleri-

AVINA ÇIKTI

Türkiye’yi sarsan rüşvet ve yolsuzluk operasyonundan sonra böcek ve dinleme cihazı bulmakla ünlenmiş şirketlere yönelen talep yüzde 1 arttı İSTANBU

POSTA212

G

eçen hafta başlayan rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından peş peşe gündeme gelen kaset ve tape iddiaları Türkiye'de Dinleniyor muyum şüphesini artırdı Böcek ve dinleme cihazı arama şirketlerine giden hizmet alım başvuruları son birkaç günde yüzde 100 artış gösterdi. Gerçekleşen ortam aramalarının yüzde 20'sinde gerçekten bir cihaz bulduklarını ifade eden AG3 Elektronik Güvenlik Sistemleri'nin yöneticisi Ömer Bayrakçı Kurumsal şirketlerden talep var. Ama arayan ev hanımları da oluyor diyor.

TALEP ZİRVE YAPTI Sektördeki şirketlerin verdiği bilgilere göre gündeme bağlı olarak inişli çıkışlı seyir izleyen ortamda detektör ile böcek aratma talebi yine zirve yaptı. Küçük ölçekli firmalarda ve yüzeysel şüphelerde insanların fiyata takılabildiğini ifade eden sektör temsilcileri V P kişiler ve büyük kurumlar için rakamın hiç önemli olmadığını belirtiyor. Macro 3 adlı şirketin temsilcisi rüşvet ve yolsuzluk araştırmasının ardından talebin arttığını ifade ederek, Yüzde 100 gibi bir talep artışı hissettik derken Ankara merkezli bir şirketin yönetici de bu talep artışını doğruluyor ve Sadece sormakla kalmıyorlar. Taleplerini hizmet alımına da dönüştürüyorlar diye konuştu. ARAMA 4 BİN LİRA Ömer Bayrakçı'nın verdiği bilgilere göre böcek aramasında çok göreceli yöntemler var. Aramada her gizli kamera ya da dinleme cihazı uygulaması olasılığına karşı farklı dedektörler kullanılıyor.

İH İ KAYIP

Amerika, Mega Millions ikramiyesinde 2 milyon dolar kazanan ikinci talihlinin kimliğini açıklamasını merakla bekliyor NEW YORK POSTA212

Türkiye böcek

ni nasıl değerlendirecekleri konusunda arayışlara girdiklerini, dolayısıyla hemen ortaya çıkmamalarının alışıldık bir durum olduğunu söylüyor.

PARAYI BİR YIL İÇİNDE ALABİLECEK Bu arada Kaliforniya piyango yetkilisi Alex Traverso, ikinci şanslı-

www.posta212.com

nın parayı bir yıl içinde alabileceği açıklamasını yaptı. Şanslı bilet sahipleri kişi başına toplam olarak 32 milyon dolar alacak. Eğer parayı bir kerede toptan almak isterlerse vergilerden sonra ellerine 12O milyon dolar geçecek. Traverso, ikramiyenin kendi biletine vurduğundan haberi olmayan veya bileti kaybedenlerle de sıkça karşılaştıklarını, bu yüzden eğer aylar geçip de kimse parayı almak için başvurmazsa, yetkililerin biletin satın alındığı tarihi tespit edip kamera kayıtlarından söz konusu kişinin görüntüsünü kamuya duyurduklarını ekliyor. Traverson, en son Bakersfield kentinde biletine 23 milyon dolar isabet eden, ama bundan haberi olmayan bir kişinin kendi resmini yerel gazetelerde görerek ikramiyeyi almaya geldiğini söylüyor.

Panzehir geliştirirken zehrin örneği olması lazım diyen Bayrakçı 100 metrekarelik bir alan için birinci derece aramanın 1000-1200 T karşılığında, ortamdaki tüm eşyaların röntgeninin çekildiği üst düzey aramanın ise 3- bin T bedel ile yapıldığını söylüyor.

İKİ DİNLEME SİSTEMİ VAR Ortam dinleme cihazları frekans yayan ve yaymayan olarak iki farklı şekilde hizmet veriyor. Kablosuz cihazlar sinyal arayan dedektörler ile bulunabiliyor. Ancak sinyal yaymayan, kendi içine kayıt yapan ve sonra gelinip fiziksel olarak

oradan alınmasını gereken cihazlar da var. Sektöre göre kablosuz cihazların ağırlığı biraz daha yüksek olsa da iki sistem de oldukça yaygın kullanılıyor.

KAMERLAR ÜST ÜSTE Ömer Bayrakçı kablosuz cihazların bulunması durumunda sahibine ulaşmanın emniyet aracılığıyla sağlanabildiğini ifade ediyor. Bayrakçı, Sim kartla bağlanabilen bir görüntüleme ya da dinleme cihazıysa o cihazın sim numarası, o simi arayıp dinleyen numaranın sahibi açığa çıkartılarak

dinleyen bulunabiliyor diyor.

AMATÖR DİNLEME CİHAZLARI DA VAR Gizli kameralar ya da dinleme cihazları artık her yerde ve her şekilde karşımıza çıkabiliyor. Çakmak, alarm saat, araba anahtarı, gülen yüz biblo, Flash bellek ya da kol saati gibi değişik objelerin içine yerleştirilen bu kameraların amatör olanlarında fiyat 20 T 'den başlayıp 00 T 'ye kadar çıkıyor. Sırf buna benzer böcek ürünlerin satışını yapmak için kurulmuş çok sayıda web sitesi var. Ancak bu ürünler sadece siyasileri ya da iş adamlarını izlemek için kullanılmıyor. (The Wall Street ournal)


POSTA212 - SAYI 32