Issuu on Google+

Türkiye’nin mavi sularına

PHELPS KULVARLARA

DALMAK İSTERMİSİNİZ?

GERİ Mİ DÖNECEK?

n Usta balıkadamlar Türkiye’nin en iyi 10 dalış bölgesini ve bu bölgelerde faaliyet gösteren sertifikalı dalış merkezlerini POSTA212 için belirledi... »8-9 ’DA

»12’DE

HAFTALIK ÜCRETSİZ

A M E R İ K A’ D A K İ

ŞEKER CENNETİNDE KÖMÜRDE BİR TAT:

MARSHMALLOW n Port Jefferson, Long Island NY’ta küçük bir sahil kasabası. Aynı zamanda bir şeker cenneti olan bu kasabanın en favori şekerlemesi hiç kuşkusuz.Marshmallow »15 ’TE

TÜRKLERİN

GAZETESİ

www.posta212.com • • YIL 1 • SAYI 28

27 Kasım 2013 Çarşamba

COCUKLARIN , ACI TABLOSU 20 Kasım ‘Dünya Çocuk Hakları Günü’... Ama, her gün milyonlarca çocuk evde, okulda ya da iş yerlerinde şiddete maruz kalıyor. Ve bu şiddet her yıl daha da artıyor

NURDAN YÜZBAŞIOĞLU İLE

LIFE AND STYLE

n Atlantik Okyanusu’nda, Hint ve Fransız kültürlerinin karışımı ‘şehvetli’ bir adalar grubu: Guadelope... »15’TE

» 5’TE

BÜYÜLEYEN

haldun armağan ile

VİZYON

OTOMOBİLLER

n Hollywood her yıl olduğu gibi, bu sefer de gişede iddialı olan yapımları Noel dönemine saklıyor. »14’TE

n Dünyanın en önemli ‘motor show’larından LA Auto Show bu yıl da hem büyüledi hem de nefesleri kesti. » 16’DA

n Sosyal medya dating aplikasyonu Hinge, hangi kullanıcıların “en çok arzu edilen” kişiler olduğunu belirleyebilmek için 18 bin kişilik profil listesini inceledi. »6’DA

TÜKETİM ENDÜTRİSİNİN YENİ HEDEFİ

» 7’DE

NEW YORK’UN EN SEKSİLERİ NEREDE ÇALIŞIYOR?

Maria Sharapova

NEW YORK’UN EN İYİLERİ » 7’DE POPÜLER SEMT ASTORIA’DA EV KİRALAMA » 13’TE

KANSERİ YENEBİLİRSİNİZ AYHAN

ŞAHİN’İN YENİ ALBÜMÜ YOLDA

n Günümüzün en çok korkulan hastalığı kanserden erken teşhisle korunmak mümkün. Dr. Berrin Monteleone anlattı. »11’DE n Başarılı müzik prodüktörü Bianca Marroquin’in ilk albümünü yayınlamaya hazırlanıyor. »6’DA

PSİKOLOG GÜLHAN AKŞİT ŞENER YAZDI

KENDİNİ NEDEN KÖTÜ HİSSEDİYORSUN n Haydi bir soru soralım kendimize ve sevdiklerimize: “Neden kendini kötü hissediyorsun?’ »11’DE

ARZU KAYA URANLI YAZDI

SONBAHAR KOKULARI

» 4’TE


Toplum Yaşam

27 Kasım 2013 Çarşamba

Giresunlular şölene hazırlanıyor! Türk Amerikan Giresunlular Derneği her yıl Geleneksel Müzik ve Kültür Şöleni düzenliyor. Büyük katılımın olacağı bu yılki 6’ncı etkinlik, müzik şölenine dönüşecek (NEW JERSEY-POSTA212) Türk Amerikan Giresunlular Derneği (TAGD) Elifçe, Gamze Ordulu, Ali Bulut, Adem Kodalak ve Bülent Çakaroğlu’nun sahne alacağı “6. Geleneksel Müzik ve Kültür Şöleni” başlıklı bir program düzenliyor.

YOĞUN KATILIM BEKLENİYOR Posta 212’ye demeç veren TAGD başkan yardımcısı Öztürk Yılmaz, daha önceki senelerde Pennsylvania ve New Jersey gibi bir kaç yerde gerçekleştirilen Giresunlular Derneği Şöleni’nin bu sene tek bir yerde yapılacağını söyledi. Gecenin 7 Aralık Cumartesi günü Saint Charles River Boat 401 Riverview Drive Perth Amboy, New Jersey 08861 adresinde düzenleneceğini belirten Yılmaz, yaklaşık 400 kişilik bir katılım olacağını duyurdu.

“KAPIMIZ HERKESE AÇIK!” Gecede sahne alacak sanatçıların çoğunun Türkiye’den getirildiğinin altını çizen Yılmaz, “Derneğimizin adı Giresunlular Derneği olabilir, ama kapımız herkese açık. Amaç ABD’deki Türk toplumunu bir araya getirmek. Çoğumuzun Amerikalı arkadaşlarından da geceye katılanlar olacak. Bu sayede Türkiye’nin de tanıtımını yapmış olacağız” diye konuştu.

Florida Türk Festivali için geri sayım başladı (FLORIDA-POSTA212) Geleneksel Florida Türk Festivali’nin 12’ncisi, 7 Aralık’ta Pompano Beach Civic Center’da ve 8 Aralık’ta Türk Evi’nde yapılacak. Florida Türk Amerikan Derneği (FTAA) tarafından, Türkiye ve zengin kültürünün tanıtımı amacıyla düzenlenen festivalin ziyaretçileri, Türk misafirperverliği ve kültürünü tanıma ve Türk mutfağını deneme fırsatı yakalayacaklar.

Tarsuslu yazar çocukluk anılarını bir kitapta topladı K

üçük bir Akdeniz kasabasından Ankara’ya kadar geçen çocukluk anılarını, ABD’ye geldikten sonra bir süre Buffalo’da yaşadığı sıkıntıları ve sonrasında mutluluğunu bulduğu New Jersey günlerini Pomegranates and Grapes’te paylaşan Akın, Posta212’ye konuştu.

Yaklaşık 30 yıl önce doktora yapmak için Amerika’ya gelen Nuray Akın’ın İngilizce olarak kaleme aldığı “Pomegranates and Grapes: Landscapes From My Chilhood” isimli kitabı Türk okuyucuların yanı sıra, Amerikalı kitapseverlerin de büyük beğenisini topladı inanılmaz manzaraları, harika yemekleri, ağaçtan koparıp yemek zevki. Ve sonra, tamamiyle değişik bir kültüre girmek. Her türlü açıdan. Hem de neredeyse yalnız olarak. Ve buna nasıl adapte edişim. Çok sıkıntılar çektim. Ama çok ta renkli bir yaşantım oldu. Şimdiye kadar hiç sıkıldım dediğimi hatırlamıyorum.

n Bize kendinizi tanıtır mısınız? Kimdir Nuray Akın? 1957’de Tarsus’ta doğdum. Ben çok küçükken Silifke’ye taşındık. Yedi yaşıma girdiğimde de Ankara’ya geldik. Her yaz dedemlerin yanına, Taşucu’na gittim. O yüzden Akdeniz’i çok severim. İlkokul 1’den başlayıp masterı bitirene kadar Ankara’daydım. Sonra da Amerika yolu çıktı. n Amerika’ya geliş hikayenizden bahseder misiniz? ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 1979 yılında mezun oldum. 1980’de evlendim. 1981’de Operations Research bölümünde masterımı bitirdim. Eylül 1981’de Amerika’ya Buffalo şehrine geldim: State University of New York at Buffalo’da Endüstri Mühendisliği’nin Human Factors Engineering (İnsan Faktörü Mühendisliği) branşında doktoramı yapmak üzere. Ocak 1982’de doktorama başladım. Nisan 1984’de doktoramı bitirdim. Önce Alfred University, New York’ta 4 yıllık hocalık yaptım: yardımcı profesör olarak. Bu arada 1988’de oğlum doğdu. Sonra, George Washington Üniversitesi’nde 1 yıl ‘Associate Professor’lük yaptım. O zamanki eşim New Jersey’de iş bulduğu için, 1989’da New Jersey’e taşındık. O zamandan beri New Jersey’deyim. n Uzun yıllar boyunca öğretim

görevlisi, danışman ve yönetici olarak çalıştıktan sonra yemek yapma, yazı yazma ve seyahat gibi alanlanlara yoğunlaştınız. Bu durumun sebebi ne idi? 2008 Haziran’ın da işimden istifa ettim. O kadar yıl hocalık, mühendislik, müdürlük yapmaktan yorulmuştum. Yeteri kadar da birikmiş paramız vardı. Benim hayal ettiğim konulara dalmak için ayrılmam gerektiğini düşündüm. Şimdi o hayallerin peşinde koşuyorum: yemek yapma, yazı yazma ve seyahat gibi konuları içine alan işler peşindeyim. n “Pomegranates and Grapes: Landscapes from My Childhood” adli kitabınızın çıkış noktası ne oldu? 2004 yılında New York’taki New School’da Director of Special Projects olarak ise başladım. İşe

3 BİN KİŞİYE ULAŞMASI BEKLENİYOR Florida Türk Amerikan Derneği’nin (FTAA) önceki dönem başkanlarından Fuat Ornarlı, bu yıl festival komitesinde yer alanlardan. 40 yıllık bir dernek olan FTAA’nın, son 12 yıldır düzenlediği Geleneksel Türk Festivali’nin önceki yıllarda sadece 23 Nisan’da gerçekleştiğini söyleyen Ornarlı,”Son 5 yıldır Türk festivalini 23 Nisan’dan ayrı bir şekilde kutluyoruz. Çünkü bu festivalde daha çok Türk kültürünün tanıtılması ön plana çıkıyor” dedi. Bu yıl 7 ve 8 Aralıkta gerçeklesek festivalin yaklaşık 3 bin kişiye ulaşmasını beklediklerini söyleyen Ornarlı, “ Derneğimizin gönüllü hanımları ve beyleri olarak var gücümüzle çalışıyoruz. Yeter ki Türkiye’ye tanıtalım” diye konuştu.

TÜRK DOSTLUK GRUBU’NUN SAYISI ARTIYOR Geleneksel olarak düzenenen Florida Türk Festivali’ne her yıl Amerikalı politikacıları davet ettiklerini de belirten Ornarlı, “Burada olanların çoğu ilgi gösteriyor. Onlarla dost olduğumuz zaman, başka konularda; örneğin sözde Ermeni tasarısı gündeme geldiğinde, eskiden bu konuyu bilmeyen milletvekilleri, sonradan Türk Dostluk Grubu’na katılıyorlar. North Karolina Kongre Üyelerinden Virgina Foxx bu durumun en güzel örneği” diye belirtti, 12’inci Geleneksel Florida Türk Festivali hakkında detaylı bilgi almak isteyenler, ww.turkishfestival.org sitesini ziyaret edebilirler.

n Bu kitapla okuyucularınıza sizden neler sunuyorsunuz? Benim hatıralarım. Ama sadece şu oldu, şu bitti değil. İnsanların güzelliği, derinliği, kültürümüzün zenginliği, ülkemizin

Oğlumu da Türkiye’ye çok götürdüm. Ama o benim gibi doya doya yaşayamadı Türkiye’nin ve insanlarının güzelliğini. Ona bu hissi bırakmak istedim. O da aynı coşkuyla bu kitabı kendi çocuklarına okusun diye. Türkiye’yi unutmasınlar diye. Benim arkamda bıraktığım bir hediyem olsun istedim. Türkiyedeki ailem ve oradaki çocukluğum ve gençliğimin bir parçası beni Nuray yapan en derin faktörlerdendi. Ve bu Nuray’ın sonra da Amerika’ya gelip aynı heyecanını sürdürmesinin öyküsünü anlatmak

n Kitabınızı kısmen tamamladığınızda üniversiteye başlamak üzere olan oğlunuza verdiğinizi yazmışsınız. Neden böyle bir şey yaptınız? Ben oğlum Bora’yla çok yakınım. Onun üniversiteyi, hele Cornell gibi bir yeri kazanmasına çok sevindim. Ve, evden onu götürmek üzere arabaya bindiğimizde yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu ikimiz de biliyorduk. O sırada da kitabın ana hatları hemen hemen bitmişti. Kitabın sonunu değiştirmeye ondan ayrıldıktan sonra karar verdim. Benim için de onun için de bir ayrılık hediyesi olsun diye. Bora’ya kitabın kısımlarını fiziksel olarak vermedim. Zaten çok fazla değişiklik geçiriyordu. Bir de ben kafasını geçmiş hikayelerle karıştırmıyayım dedim. Kitabı ona sonra vermeye karar vererek, sembolik olarak kitabın sonunda ayrıldığımız günü anla-

tıp bitirdim. n Bir sonraki kitabınız ne hakkında olacak? Henüz karar vermiş değilim. Bir iki alternatif var kafamda. Birkaç kısa hikaye yazdım. Henüz hangisi kitaba dönüşür bilemiyorum. n Kitabınıza nerelerden ulaşabiliriz? Amazon.com, barnesandnoble.com, goodreads.com, tulumba. com, iuniverse, ve daha birçok internet kitap satıcılarından ulaşabilirsiniz.

Houston’a Yedi Kocalı Hürmüz geldi (HOUSTON-POSTA212) Sadık Şendil’in Yedi Kocalı Hürmüz adlı tiyatro oyunundan sinemaya uyarlanan ve Ezel Akay’ın yönettiği 2009 yapımı Türk filmi “7 Kocalı Hürmüz” filmi Houston’da izleyicilerle buluştu. Başarılı oyuncu Nurgül Yeşilay’ın başrolünü oynadığı, Haluk Bilginer, Erkan Can ve Gürlse Birsel gibi ünlü oyuncuların yer aldığı “7 Kocalı Hürmüz”, Türk ve Amerikalı izleyicilerden tam not aldı. Houston’daki Alief Amity Park’taki açık hava sinemasında ücretsiz olarak seyircinin karşısına çıkan “7 Kocalı Hürmüz” filmi, Amerikalı izleyiciler için İngilizce altyazılı olarak gösterildi.

40 GÖNÜLLÜ ÇALIŞACAK Festival’in Halka İlişkiler Sorumlusu Aynur Heller, Posta212’ye yaptığı açıklamada, bu yılki festivalde yaklaşık 40 kişinin gönüllü olarak çalışacağını, çoğunluğu Türklerden oluşan gönüllülerin arasında Amerikalıların da olacağını söyledi. Her yıl olduğu gibi bu seneki festivalde de çocuklara yönelik bir çok etkinliğin gerçekleştirileceğini söyleyen Heller, en çok ilgi çekenlerin çocuk korosu ve yüz boyama etkinliğin olacağını tahmnin ettiklerini söyledi.

trenle gidip geliyordum. İlk aylarda trende çok kitap okudum. Bir gün trenden dışarısını seyrederken okyanusun görünüşü bana Taşucunu ve sevgili dedemi hatırlattı. Çok duygulandım. Ağlamamak için çantamdan defterimi çıkarıp deftere içimi döktüm. Dedemle beraber geçirdiğimiz günleri yazdım, yazdım, yazdım. Sonra düşündüm ben oğluma bazı hatıralarımı anlatmışın ama hepsi detaylı olmamış. En güzeli bunu kağıda dökmek diye düşündüm. Ve sıfır’dan başladım: Benim doğuşumla. Ve iki yıl trende gelip giderken kitabı yazdım.

n Uzun yıllardır ABD’de yaşayan biri olarak, Türkiye’deki anılarınızı kaleme almanızın sebebi ne olabilir? Türkiye’mi öyle özlemişim ki. Dedemle yazmaya başladığım anılar, büyüdükçe büyüdü. Bütün detaylar film gibi kafamda oluşmaya başladı. Bunları oğluma ve sonraki nesillere aktarmadan gitmek haksızlık olurdu.

istedim.

Güneştekin’in eserleri ChIcago’da ‘İstanbul esintisi’ Marlborough Gallery’de

(CHICAGO - POSTA 212) Kasım ayının ilk haftasında, Türk sanatçılarının da katılımıyla gerçekleşen SOFA fuarı sonrasında, Türk modern sanat eserleri, bu kez de Chicago’daki Hilton Asmus Contemporary Gallery’de sergileniyor. 22 Kasım’da açılışı yapılan ve 24 Ocak tarihine kadar devam edecek olan “İstanbul Breeze (İstanbul Esintisi)” isimli sergide Aslı Kutluay, Ayşegül Kırmızı, Gamze Araz Eskinazi,

Yasemin Sayınsoy, Dilek Aydıncıoğlu, Dinçer Güngörür, Derya Özparlak, Meral Değer, Nadia Arditti, Pembe Tüzüner, Semra Özümerzifon gibi sanatçıların eserleri bir kez daha Amerikalı sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Chicago’daki Hilton Asmus Contemporary Gallery’de devam eden ““İstanbul Breeze” sergisi ile ilgili detaylı bilgi almak için www.hilton-asmus.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

(NEW YORK- POSTA212) Çağdaş sanat dünyasında sürekli yükselen bir grafik çizen Ahmet Güneştekin, dünyanın en iyi 5 galerisi arasında gösterilen New York’taki Marlborough Gallery’de gerçekleşecek olan özel bir sergiye imza atmaya hazırlanıyor. Sanat hayatındaki başarısı sayesinde, Türkiye’nin yanı sıra, uluslararası arenada da tanınan bir ressam olan Güneştekin’in 26 Kasım’da Marlborough Gallery’de açılışı gerçekleşecek sergisine New York Kültür Ateşesi Emin Kaya katılımının yanı sıra, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de katılması bekleniyor. Manhattan’daki Marlborough Gallery’de büyük bir katılımla açılışı gerçekleşmesi beklenen Ressam Ahmet Güneştekin’in sergisi 4 Ocak tarihine kadar devam edecek.


Toplum Yaşam

27 Kasım 2013 Çarşamba

New York’ta modern ‘Balkan Sound’u New York Üniversitesi Başkemancısı A. Gökçe Erem, POSTA212 için New York müzik sahnesini araştırıyor. Erem, ilk olarak modern Balkan soundu yapan NY Gypsy All Stars’tan Engin Kaan Günaydın ile konuştu A.GÖKÇE EREM NEW YORK - POSTA212

B

u hafta New York Gypsy All Stars grup üyelerinden Engin Kaan Günaydın’la Amerika’da müzisyen olarak yaşamanın avantaj ve dezavantajlarını konuştuk.

ÇİNGENE FESTİVALİ’NDE DOĞDU New York Çingene Festivali’nde doğan NY Gypsy All Stars, geleneksel Balkan Çingene ve Anadolu ezgilerini caz, funk tadında yorumluyor.  Makedonya, Yunanistan, Türkiye ve Amerika’dan üyeleriyle  New York’u temsil eden grup, müziklerini geleneksel olmayan yerlerde yeni dinleyicilerle buluşturmak için her fırsatı değerlendiriyor.  New York Gypsy All Stars İsmail Lumanovski (klarnet), Tamer Pınarbaşı (kanun), Panagiotis Andreou (bas gitar), Engin Kaan Günaydın’dan (davul) oluşuyor. n New York’ta ne kadar zamandır yaşıyorsun? Dört yıl önce Bilkent Üniversitesi Müzik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra hayallerimin peşinden Amerika’ya geldim ve burada Boston şehrinde Berklee Müzik Okulu’na burslu olarak kabul edildim. Daha sonra New York’a yerleştim. n New York deyince aklına gelen ilk 3 kelime nedir? Times Square, Broadway Müzikalleri, kültür çeşitliliği.

n Amerika’da hayallerini süsleyen müzisyenlerle çalışma fırsatı bulmak sana neler öğretiyor? Disiplin, müzikalite, ve saygı en önemli unsurlar. “Kimse kimseden üstün değildir” kavramı burada çok geçerli. Müzik sonsuz bir okyanustur ve herşeyde olduğu gibi öğrenmenin de sonu yoktur. Dolayısıyla burada hiç bir şekilde sınıflandırma yok. Buradaki sanatçıların çoğu işlerini manevi tatmin için yapıyorlar. Maddiyat ikinci planda. Sanatla çok fazla para kazanılamadığı için herkesin genelde ikinci bir mesleği daha var. Bunun sonucunda daha çok sanat eseri ve sanatçı ortaya çıkıyor.Üreten insan sanatçıdır. Sanatın en özgür olduğu ve desteklendiği şehir de New York’tur. n NY’da hiç ekonomik sıkıntı yaşıyor musun? Yani para kazanarak mı istediğinizi yaptın, yoksa istediğini yaparak mı para kazandın? Buraya yeni gelmiş çoğu müzisyen gibi benim de adaptasyon dönemini geçirene kadar maddi açıdan sıkıntılı anlarım oldu tabii. Özellikle ilk taşındığım sene, 2008’de Amerika’da ekonomik kriz patlak vermişti ve bir çok insan işinden olmuştu. Müzik yapmak artık gittikçe zorlaşıyor. İnsanlar kolay para kazanmak için ticari, ucuz maliyetli, emek harcanmamış albümler, projeler ya da etkinlikler yapıyorlar. Bana göre her sanatçı idealist olmak, hayalini kurduğu müzik ile yaşamını kazanmak

ister ama bu neredeyse imkansız. Hiç sevmeyerek yaptığım işler çok nadirdir. Sadece para için sevmediğim işi yapmam, çünkü işin hakkını veremem, bu da benimle çalışmak isteyenlere saygısızlık olur. n Türkiye ve Amerika’daki iş-çalışma imkanlarını biraz karşılaştırabilir misiniz? Türkiye’de çalışma imkanları buraya göre daha fazla ve rahat; çünkü rekabet aynı seviyede değil ve müzisyen sayısı çok daha az. Bir davulcu olarak karşılaştırmak için verebileceğim en önemli örnek Türkiye’de her grubun bir rodiyle çalışıyor olması. Bu da müzisyenler için çok büyük bir rahatlıktır. Rodi ses düzenini kuran, müzisyenlerin enstrümanlarını ve ekipmanlarını kuran kişi ya da kişilerdir. Burada ise du-

Los Angelesli Kutsal’dan beşinci albüm geliyor Los Angeles’ta yaşayan Türk müzisyen Kutsal Koçer, 5’inci albümünü çıkarmak için çalışıyor. Boğazici Üniversitesi mezunu olan ve Piyangodan Green Card kazanan Koçer, en büyük hayalinin prodüktörlük olduğunu söylüyor (LOS ANGELES –POSTA 212)

L

os Angeles’ta 2004 yılından bu yana yaşayan Türk müzisyen Kutsal Koçer, beşinci albümünün beşte çalışmalarını sürdürüyor. Gelecekteki hedefleri arasında iyi bir söz yaza-

rı ve beste yazarı olarak anılmak olan başarılı şarkıcı, yeni yetişen müzisyenlere danışmanlık ve prodüktörlük yapmak istiyor. BOĞAZİÇİ MEZUNU Müzik hayatına çok erken yaşlarda başladığını söyleyen Kutsal Koçer, “Daha bebek yaşlarda şarkı söylemeye başlamışım. İlkokuldan başlayarak tüm eğitim hayatım boyunca çeşitli grup ve korolarda yer aldım. Ayrıca her zaman dans ve bando gibi faaliyetlerin de içindeydim” diye anlatıyor. Boğaziçi Üniversitesi’ nin psikoloji bölümünde eğitim gördüğü yıllarda ilk önce rock / blues korolarında yer alarak, daha sonra da kendi gruplarını kurarak müziğe devam eden Kutsal, “Bu gruplardan en önemlileri Türkiye’nin ilk kiz gruplarından biri olan “Ain’t Blonde” ve farklı şehirlerdeki en önemli rock mekanlarında çalmış cover grubum “Kutsal Hazine Avcıları” dır diyor. Kutsal, 2001 yılında yayınlanan ilk albümü “Susuluğun Geçti mi?” den “Bırak Kırılsınlar”, “Gözlerim Ağlıyor” ve “Rüya” isimli şarkılar ile adını duyurduktan sonra , 2004 yılında Amerika’ya taşınmaya karar verdi. İkinci albümü “ÇırılÇıplak” ve “Naked”ı prodüktörleri Alper Cak ve Jimmy Waldo ile LA’de kaydeden şarkıcı, bu albümde rock müziğinde uluslarası başarılara imza atmış Pat Torpey, Matt Bissonette, Michael C. Ross gibi ünlü isimlerle birlikte çalışma fırsatını yakaladı. “KADER BENİ AMERİKA’YA ATTI” Kaderinin kendisini Amerika’ya attığını düşünen şarkıcı “ O zamanki eşim buraya taşınmak istemişti ve Green Card’a başvurdu, fakat piyango bir tek bana çıktı. Daha sonra beraber buraya taşındık ve herşey yolunda gittiği için burada kalmaya

karar verdik. Elbette bir gün geri dönme ümidi her vardı” diyor. 60’ların ve 70’lerin rock müziğinden esinlenmiş ama günümüzün modern “sound”larını yakalamış “melodic rock” olarak kendi müzik tarzını tanımlayan tecrübeli sanatçı, uzun zamandır ABD’de yaşadığı için, tüm albüm kayıtlarımı Los Angeles’da gerçekleştiriyor. Albümü çıktıktan sonra ise, hem Türkiye’de, hem de Amerika’da konserler ve promosyon çalışmalarını sürdürüyor. “EN BÜYÜK HAYALİM... ” Şu an beşinci albümü için beste çalışmaları içinde olan Kutsal, aynı zamanda Los Angeles’ta konserler vermeye devam ediyor. Gelecekteki hedeflerinin ne olduğu sorusunu ise, “ İyi bir söz ve beste yazarı olarak anılmak isterim. Ayrıca, yeni yetişen müzisyenlere danışmanlık ve prodüktörlük yapmak da hayallerimden biri” şeklinde yanıtlıyor.

rum farklı. Lokal konserlerde ve çok büyük prodüksiyonlar haricinde müzisyenler kendi enstrümanlarını, ses düzenlerini ve mikrofonlarını taşırlar. Amerika’da müzisyen sayısının çok olması ve rekabetin üst düzey olması piyasayı da çok etkiliyor haliyle. n Müzik denince New York hiç bir kentle kıyaslanamaz denir. Sence neden? Bence de kıyaslanamaz çünkü burada insanlar çok daha açık görüşlü ve sanatı bir kalıba sığdırmıyorlar. O yüzden de yeni akımlar, yeni sesler ve üretkenlik ortaya çıkıyor. Buradaki müzisyenlerin çok üst düzey olmaları bu ortamı sağlıyor bize. NY Gypsy All Stars ‘da yaptığımız müzik bu konuya uygun bir örnek. Bu şehirde o kadar çok farklı

müzik türünden etkilendik ki sonunda değişik dünya müzikleri ile harmanlanmış modern Balkan soundunu elde etmiş olduk. n Kaliteli müziğin peşindekiler New York’da nerelere gidebilirler? Nereleri önerirsin? Zinc Bar, Rockwood Music Hall, Smalls, The Bitter End, Fat Cat, Blue Note, Village Underground, Guantanamera, Drom, SOB’s ve Joe’s Pub şiddetle tavsiye ettiğim klüpler. n New York’ta en beğendiğin müzisyenler ve müzik tarzları? En beğendiğim müzisyenler Pedrito Martinez, Jason Lindner, Jojo Mayer ve Mark Guilliana. Son dönemlerde Beat Music ve Electronica New York’ta oldukça popüler.

n Türkiye’deki favorin müzisyenleri soracak olsam Erkan Oğur derim.. n Müzik alanındaki hedefin ve yeni projelerin nedir? Bestelerimi topladığım solo, enstrümantal bir albüm yapmak istiyorum. Tarzım ve stilimle müzik dünyasında kalıcı bir yer edinmek ve öğrencilerimle daha rahat ve verimli çalışabileceğim bir davul okulu açmak istiyorum. Balkan ve Orta Doğu ritimlerinin davula (bateri) uyarlandığı, açıklayıcı ve aydınlatıcı bir kitapmetod yazıyorum. Amaç bu zengin ritimleri yabancılara daha fazla tanıtmak ve sevdirmek. Onun dışında NY Gypsy All Stars için yazdığım 2-3 beste üzerinde çalışıyorum. Çalıştığım projeler ve güncel konser tarihleri websitemde de bulunabilir (www.enginkaangunaydin.com )


Toplum Yaşam

27 Kasım 2013 Çarşamba

Arzu Kaya

Utanç tablosu...

Uranlı twitter@arzukayauranli

SONBAHAR KOKULARI Sonbahar mevsiminde ortalığa yayılan tarçınlı, zencefilli, bilmediğim çeşit çeşit baharatlı, elmalı, kabaklı yoğun aromaya bayılıyorum.  İpeksi patates püresinin yanı başında tüm çekiciliğiyle uzanan nar gibi kızarmış hindiyi karşı konulmaz buluyorum.  Kızılcık sosunun kekremsini tadıyla eşlik ettiği mantar, kereviz, havuç, soğan gibi sebzelerle zenginleştirilmiş ‘stuffing’i çok seviyorum. Vanilyalı dondurma ile zenginleştirilmiş kabaklı turtanın, dumanı üstünde bir fincan kahvenin yanında nazlı nazlı kırıtmasına bitiyorum.  Evet, anladınız: Şükran gününü çok seviyorum. Hayat çok kısa ve ileri geri sarıp ona bir bakma şansına sahip değiliz . O yüzden, mutluluğu bir tabak yemek ve bir bardak içecekle kazanabilmek lazım” diyor Fransız entellektüel Grimod de la Reynière. Haksız sayılmaz, değil mi? Bence, şükran günü, en lezzetli Amerikan bayramı. Ama, ben, bu bayramı sadece çok iştah açıcı olduğu için değil; aileleri biraraya getirdiği için seviyorum. Bu yönüyle bizim Kurban bayramına da benzemiyor mu? Et yerine hindi yeniyor. Aileler, özenle hazırlanmış sofra başında biraraya gelip sahip oldukları için minnettarlığını dile getiriyor. Güzel yemek ve aile; şükretmek için daha neye ihtiyaç var ki? Gerçi bu yıl ekonomik durgunluk sebebiyle Amerikalılar biraz tedirgindi. Zayıf eknominin şükran gününü nasıl etkileyeceği yönünde endişeleri vardı. Ama yine de haberler, Amerikalıların para biriktirmek yerine bayramda aileleri ile birlikte olmayı tercih ettiklerini gösterdi. Reuters’e göre 44 milyon Amerikalı bu hafta sonu aileleriyle olabilmek için yolculuk ediyor. Ekonomik olarak endişeleri olsa da, insanlar aileleri ile biraraya gelip unutulmaz aile hatıraları üretmeye kararlı bu bayramda. Kötü ekonomi aile bağlarını güçlendiriyor mu ne!  Öte yandan, ekonominin çok da yolunda gitmemesi bayram geleneklerini değiştiyor. Geçen şükran gününde mağazaların erken açılması ile “siyah cuma*”, “siyah perşembe” ye dönüyor Bazı müşteriler ve mağaza çalışanları bu durumdan hiç de hoşnut değil. Açıkçası, ben de bunun ne kadar yerinde bir karar olduğundan emin değilim! İlk duyduğumda, ‘hadi canım, kim aile üyeleri ile dolu mükellef bir ziyafeti ardında bırakır da alışverişe gidebilir ki?’ diye düşünmüştüm. Zira, iki tur yenilen bol çeşitli yemeğin ardından, kabaklı turtamı ve kahvemi keyifle sonuna kadar yudumlamadan hiç kimse beni alışverişe gönderemez! Sadece ben böyle düşünmüyorum. Bir çok insan,“siyah cuma, şükran gününü gölgesinde mi bırakıyor?” diye sorgular oldu. Bir çokları, siyah cumanın şükran gününün bayrama has karakteristiklerini ortadan kaldırdığını ve başlı başına bir bayrama dönüştüğünü söylüyor. Bir çok mağaza, açılış saatlerinin perşembe akşamı olacağını duyurdu. Mağaza çalışanları yemeklerini kısa kesip ailelerine ayırdıkları vakitten çalarak işe dönmek zorunda olacakları için üzgün. Peki, ya müşteriler ne kadar mutlu?  Bana göre bu ironik bir durum. İnsanlar, hediye alabilmek için sevdiklerini masa başında bırakıp mağazalara koşacak. Ne daha önemli? Sevdiğine zaman ayırmak mı hediye vermek mi? ‘Alışveriş yapacağız’ diye senenin en lezzetli yemeğini boğazımıza dizmenin lüzumu var mı? Bence şükran gününde alışverişe gideceğimize şükretmek için nelere sahip olduğumuzu anımsamak lazım.Şükredecek ne çok sebebimiz olduğunun bilincine varabildiğimiz nefis bir şükran günü dilerim. Bugün ve hergün…

DFH ‘Müşterilerimize geri döneceğiz’ (DİLEK ESKİ BEZİRKAN – NEW YORK POSTA 212) Digitürk ile Lig TV sözleşmesinin yenilenmemesinin ardından çeşitli iddialarla karşı karşıya kalan DFH’in son olarak kapandığı şeklindeki iddialara yanıt DFH Network Başkan Yardımcısı Burak Cerrahoğlu’ndan geldi. Cerrahoğlu, “Biz buradayız. Uydu ile ilgili çok ciddi bir sorun yaşadık. En kısa sürede hizmete devam edeceğiz” dedi. Amerika’da 15 yıldır uydu, 5 yıldır da IPTV üzerinden Türk televizyonlarının yayınlarını yaptıkları belirten Cerrahoğlu, bu süreçte bu tür iddiaların zaman zaman gündeme geldiğini ifade etti. Cerrahoğlu, ‘kapandıkları’ iddiasının Lig TV’den kaynaklanan sorun nedeniyle gündeme gelmiş olabileceğini savundu.

İLK BÜYÜK SORUN Müşterilerin bu tür iddialara inanmamaları uyarısında da bulunan Cerrahoğlu, şöyle devam etti: “15 yıllık hizmet sürecimizde zaman zaman teknik sorunlar yaşadık. Hiç bu kadar büyük bir sorunla karşılaşmamıştık. Uydu ile sorunumumuz var. Uplink sistemimizde bir sorun vardı. Bu arızadan kaynaklanan değişimi yapıyoruz. Bu çok sık karşılaştığımız bir durum değil. Kanalların bir kısmını geri yükledik. Yakın bir zamanda diğer kanallarımızı da geri yükleyeceğimiz. Bu yöndeki çalışmalarımızı da yoğun olarak sürdürüyoruz.”

Tüm dünya, her 20 Kasım’da çocuklar için bir araya geliyor ve “Dünya Çocuk Hakları Günü” nü kutluyor. Her kurum çocuklarla ilgili farklı bir etkinlik düzenliyor, standlar açıyor. Siyasetçiler ve sivil toplum örgütleri açıklamalar AYSEL TAPAN POSTA212

B

irleşmiş Milletler, 20 Kasım 1989’da kabul ettiği “Çocuk Hakları Sözleşmesi” sonrasında kutlanmaya başlanan “Dünya Çocuk Hakları Günü” dolayısıyla yayınladığı mesajında, önümüzdeki 10 yılda küresel gelişimin gündeminde önceliğin çocukları korumak olduğunu vurgulayarak hükümetlere acil önlem alma çağrısı yaptı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Direktörü Anthony Lake, “Çocuklara yönelik şiddet sadece bireysel olarak çocuklara zarar vermiyor. Bu aynı zamanda toplumun dokusuna zarar veriyor. Verimliliği, sağlığı ve refahı etkiliyor. Hiçbir toplum çocuklara yönelik şiddeti görmezden gelemez” dedi. BM yetkilileri, her yıl bu çağrıları yapsa da çocuklara yönelik uygulanan fiziksel, cinsel ve duygusal şiddet, gelişmiş ya da geri

kalmış her ülkede insanlığın yüz karası olmaya devam ediyor. Sessiz çocukların çığlıkları duyulamadığı için çocuklara uygulanan fiziksel, cinsel ve duygusal şiddet verilerinin gerçeği yansıtmadığı herkes tarafından kabul edi-

yapıyor, “çocuklarımızı koruyalım” çağrısında bulunuyor. Veriler ise her gün milyonlarca çocuğun evde, okulda ya da çalıştıkları yerlerde şiddete maruz kaldığını ve bu şiddetin her geçen yıl daha da arttığını gösteriyor

len bir gerçek. Fakat resmi veriler bile insanın kanını dondurmaya yetiyor.

ABD’NİN KARANLIK YÜZÜ Child Help verilerine göre, ABD’de her yıl 3 milyondan faz-

la çocuk istismarı bildiriliyor. Raporlar bazen birden fazla çocuğu içerdiği için istismara maruz kalan çocuk sayısı 6 milyondan fazla. Sanayileşmiş ülkeler arasında çocuk istismarı konusunda en kötü durumda olan ülke ABD’dir.

Her gün yaklaşık 4 ya da 7 çocuk ya cinsel tacize uğruyor ya da ihmal ediliyor. Her 10 saniyede bir çocuk istismarı ihbarı yapılıyor. Her gün 4’ten fazla çocuk, istismar yüzünden ölüyor. Şiddete maruz kalan 4 yaşının altındaki çocukların yaklaşık yüzde 80’i yaşamını yitiriyor. Her gün 10-24 yaş arasında 13 çocuk ve genç cinayet kurbanı oluyor. ABD hapishanelerindeki erkeklerin yüzde 14’ü, kadınların ise yüzde 36’sı çocuk istismarından ceza almış.

TÜRKİYE’NİN UTANÇ TABLOSU Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, çocuklara karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçları ile ilgili davaların sayısı, 2008’de 7.500, 2009’da 13.812, 2010’da 17.241 ve 2011’de ise 18.334, 2012’de 33.992. UNICEF’ın Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) Genel Müdürlüğü ile birlikte yaptığı çocuğa karşı şiddet konusundaki araştırma, 7 ila 18 yaş arasındaki çocukların en az yüzde 10’unun bir tür cinsel istismara tanık olduğunu gösteriyor. Türkiye’de her 100 çocuktan 80’i ailelerinden şiddet görüyor.

Kadına şiddete karşı ‘Turuncu’ giyin Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin sadece bireyleri etkilemekle kalmadığını, tüm insanlığa zarar verdiğini söyledi (ANKARA –ANKA)

B

u küresel sorunla başa çıkabilmek için 2008 yılında kadına karşı şiddetle mücadele amacıyla UNiTE isimli bir kampanya başlattığını hatırlatan Ban, “O tarihten bu yana dünyanın dört bir yanındaki ortaklarımız, şiddetten uzak bir yaşam sürebilmeleri için kadınların ve kız çocuklarının insan haklarını korumak amacıyla kampanyamıza katıldı” dedi. Ban, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında, “Her üç kadından birinin yaşamının en az bir döneminde karşı kaşıya kaldığı şiddetin önlenmesi için insanların seslerini yükseltmelerini memnuniyetle karşılıyorum. İlgili yasaları çıkaran ve uygulanmaları için baskı yapan, insanların zihniyetlerini değiştirmek için çalışan liderleri al-

kışlıyorum. Ayrıca, şiddet mağdurlarının yaralarını sarmak ve onların, değişimin ana aktörü olmalarını sağlamak için dünyanın dört bir yanında faaliyetlerde bulunan kahramanları da saygıyla selamlıyorum” dedi. Genel Sekreter geçen ay, Birleşmiş Milletler Gününde, söz konusu kahramanlardan biri ve kadınların korkunç saldırılara maruz kaldığı Demokratik Kongo Cumhuriyetinde Panzi isimli Hastanenin kurucusu olan olan Dr. Denis Mukwege ile yeniden görüşme şansı yakaladığını belirtti. Genel Sekteter, Dr. Mukwege’nin, “Bir çok kez gözyaşlarımıza hakim olamadık. Her şey derinlemesine zarar gördü. Ancak, biz çalışmalarımızı sürdürdük. Faal olmaya devam ettik. Elimizden geldiğince yaraları sarmaya çalıştık. Bu kadarı bile çok büyük anlam taşıyor” dediğini söyledi. Ban, Dr. Mukwege’nin tedavi ettiği kadınların büyük bir cesaret örneği göster-

diğini ve bu kadınların birçoğunun daha sonra kendileri gibi kurbanlara yardım eli uzattığını ifade etti. Ban, “Dr. Mukwege silahlı çatışma ortamında kadına yönelik şiddet ile başa çıkmaya çalışıyor. Ancak onun gösterdiği bu cesaret hepimize rehber olmalı ve sadece savaşlarda değil evlerinde, okulda ve diğer gündelik yaşam alanlarında dünyanın dört bir yanında, her ülkede ve toplumda ortaya çıkan bu soruna çözüm bulunması için çabalamamız gerekiyor” dedi.

‘TURUNCU’ ÇAĞRISI

Bir gelenek haline dönüştüğü üzere, bugün 16 günlük, yani 10 Aralık İnsan Hakları Gününe kadar devam eden savunuculuk faaliyetinin başlangıcını teşkil ettiğini söyleyen Ban, bu dönemde, insan haklarının rezil bir şekilde ihlali anlamına gelen kadına karşı şiddet ile mücadele konusunda özel bir çaba harcadıklarını ve bu yıl bu mücadeleye destek vermek isteyenleri turuncu renkte kıyafetler giymeye çağırdıklarını belirtti. “Bu çabalara destek sağlama-

nın bir diğer yolu da BM Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Fonuna katkı sağlamaktan geçiyor” diyen Ban, son iki yılda söz konusu fon tarafından verilen hibelere talebin iki kat arttığını ancak, başvuruların sadece yüzde 60’ına olumlu yanıt verilebildiğini söyledi. Ban, “Ortaklarımızı, kadına ve kız çocuklarına karşı şiddetin önlenebilmesi için yürütülen çabalar için ihtiyaç duyulan bu büyük mali açığı kapamada bizlere yardımcı olmaya davet ediyorum” dedi. Ban, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü herkesin kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve durdurulması için çalışacağına dair verdiği sözü yenilemesine imkan tanıyor” diyerek mesajına son verdi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Kimoon


Toplum Yaşam

27 Kasım 2013 Çarşamba

Emeklilik için 80’li yaşlar 60 oldu NEW YORK - POSTA212

A

merika’nın yeni kabusu, emeklilik yıllarında parasız kalma korusuyla insanların emekli olmak istememesi. Emeklilikte parasız kalmak çok fazla yaşlı işçiyi korkutuyor ve bu endişe bu kişileri çalışmaya devam etmeye zorluyor. Yaşlı çalışanların hemen hemen yarısı planladıklarından daha uzun bir süre çalışmaya devam ediyor. İşini bırakan birçok yaşlı işçi, emeklilik dönemindeki finansal ihtiyaçlarını hafife

Amerika’da yıllar önce emeklilik düşünme yaşı 80 iken, bugün bu durumun 60 yaşlara kadar gerilediği ortaya çıktı. Ancak emeklilikte parasız kalmak da korkuların en büyüğü…

alsa da finansal felaketler konusundaki endişeler artıyor. Tanglewood Wealth Management’de mali planlayıcısı ve yöneticisi Jeff Speight, “Bir çok müşteri 60’ına geldiğinde ya da 60’ından hemen sonra emekliliğe hazırlanıyor. Bu kişilerin temel endişeleri : Emeklilikte yaşamak için yeterli paraları olacak mı?” diyor. İşsizlik seviyesinin yüksek olmasının en büyük sebebi, 1955-1960 yıllarında doğan “baby boomer” ların emekliliği ertelemeleri olarak görülüyor. ABD Çalışma Bakanlığı İşgücü İstatistikleri Bürosu’nun son verilerine göre, 20-25 yaş arasındaki kişilerin işsizlik oranı yüzde 12.5 iken 25 ve üzeri yaşlardaki kişilerin işsizlik oranı bunun iki katıdır. İsveçli UBS’nin Varlık Yönetimi Departmanı verilerine göre, varlıklı yatırımcıların çoğu 80 yaşına gelene kadar kendilerini “yaşlı” hissetmiyor. Bu kişilerden bir önceki nesil için ise “yaşlı” demek yaklaşık 60 yaşında olmak anlamına geliyordu. Wells Fargo Bank verileri ise, yaşlı orta sınıf Amerikalılar için emeklilik için para biriktirmenin çok önemli olduğunu gösteriyor. Emeklilik için aylık ödemelerini yapanların oranı geçen yıla göre yüzde 52’den yüzde 59’a yükseldi. Yaşlı yetişkinler şuan ABD iş gücünde en hızlı büyüyen paya sahip. 2020’de 55 ve üzeri olan kişiler, iş gücünün yüzde 25’ini karşılayacak. Brookings Enstütüsü’ne göre, 1985’te 60 ve üzeri yaşlardaki kişiler iş gücünün sadece yüzde 6.5’ini oluşturuyordu.

Türk prodüktör Ayhan Şahin’den yeni albüm

YENİ TAKVİM

ARŞİVDEN ÇIKTI Pirelli takviminin her yıl ortaya çıkışı bir sansasyon yaratır. Her yıl dünyanın en ünlü modellerini, moda fotağrafçılarını bir araya getirerek Pirelli takvimini lanse eden Pirelli’nin 2014 yılı takvimi merakla bekleniyor. Tüm sektör Pirelli’nin bu sefer yeni ne yapacağını merakla beklerken, Pirelli’den gelen bir açıklama bomba etkisi yarattı. Pirelli yeni takviminin esanevi moda fotoğrafçısı Helmon Newton’un daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış 1986 yılında çektiği fotoğraflardan oluşacağını açıkladı. 1986 yılında Pirelli için çekimlere başlayan Newton, kişisel nedenlerle çekimleri tamamlayamamıştı. Newton’un çektiği siyah beyaz fotoğraflar Pirelli arşivinde saklanıyordu.

Broadway’in Meksikalı tanınmış kadın oyuncusu Bianca Marroquin, ‘Rock chick’ tarzı ilk albüm çalışmasını Türk müzik prodüktörü Ayhan Şahin ile yapıyor NEW YORK - POSTA 212)

N

ew York'ta yaşayan başarılı müzik prodüktörü Ayhan Şahin, kendi plak şirketi "Young Pals Music” ile Broadway oyuncusu Bianca Marroquin’in ilk albümünü yayınlamaya hazırlanıyor. Meksikalı aktris Bianca Marroquin, New York’ta sahnelenen Broadway şovlarından Chicago’nun şu anki başrol oyuncusu. Daha önceden “Beauty and the Beast,” “Rent,” “Mary Poppins,” “The Vagina Monologues” ve “The Phantom of the Opera” gibi Broadway şovlarının Meksika versiyonlarında da yer alan ünlü aktris, aynı zamanda milyonlar tarafından takip edilen “Dancing With The Stars" realite şovunun latin çevirimi “Mira Quien Baıla" da jüri üyeliği yapıyor. TARZLAR BİRBİRİNİ TAMAMLADI Bianca Marroquin ile ortak bir dostu olan Tom Gallaher sayesinde tanıştıklarını anlatan Ayhan Şahin, “Broadway’deki Chicago müzikalinde piyanist olan Tom, Bianca o oyunda başrolü oynarken, albümü için bir müzik prodüktörüne ihtiyacı olduğunu söylemiş, Tom'un aklına ben geldim ve ben-

den bahsetmiş. Bianca benim müziklerime gözattıktan sonra, birlikte bir yemek düzenlendi. Tarzlar, zevkler, müzikte arayışlar birbirini tamamladığında beraber çalışmaya karar verildi. Böylece, Bianca'nın albümünü plak şirketim Young Pals Music adı altında hazırlamaya karar verdik” diye konuştu. BIANCA’NIN TARZI “ROCK CHICK” Albüm çalışmalarına bir ay kadar önce başladıklarını belirten Türk yapımcı, “Bu Bianca’nın ilk albümü olacak. Latin Amerika ülkelerinde, başrolünü oynadığı soap opera tv şovları, ve dört sezondur jüri olarak her hafta izleyiciler karşısına çıktığı "Dancing With The Stars" realite şovunun latin çevirimi “Mira Quien Baila" sayesinde Bianca’nın latin bazlı bir çok hayranı var. Albüm bu dinleyici kitlesi için planlanıyor. Albüm için , hem İngilizce hem de İspanyolca olarak bize ait eserler kaydediyoruz” diye anlattı. Bianca’nın kendini bir "rock chick" olarak tanımladığına değinen şahin, “Tabii bunun yanında, Biana Marroquin Broadway çevresinde de oldukça yaygın bir üne sahip, bu yüzden müzikal tiyatro ağırlık-

lı bir iki şarkıya da yer vermeyi düşünüyoruz.”diye ekledi. “BİR ÇOK İSİMLE ÇALIŞTIK” Şahin, Bianca Marroquin’in albümünün 6 aylık bir süre içinde tamamlanmasını planladıklarını söyledi. Albümde Tom Gallaher’in yanı sıra, uzun süredir beraber çalıştığı Billy Joel orkestrası üyelerinden gitarist Dennis DelGaudio gibi isimlerle tekrar çalıştığını belirten Şahin, Broadway bazlı bir çok müzisyenin stüdyolarında albüm için kayıtı için yer alacağını ekledi. ŞAHİN’İN GÖZÜNDEN BIANCA Şahin, çok yakında ilk albümü çıkacak Bianca Marroquin’i şu şekilde anlattı: “Bianca oldukça samimi ve üstün bir yetenek. Senelerdir Broadway sahnelerinde yer almasının bir göstergesi olarak, sesi ve duygularını doğru yönde kontrol edebilme yeteneğine sahip bir sanatçı. Bunun yanında, inanılmaz bir enerjiye sahip. Her gece Chicago oyununda başrol oynuyor, bunun yanında her Pazar günü "Mira Quien Baıla" çekimleri için Miami’ye uçup, akşam geri dönüyor. Bunun yanında, Ocak ayının sonuna kadar, her Cuma bizim kayıt çalışıl-

maları için rezerve edilmiş durumda.” “GÜZEL TEPKİLER ALIYORUZ” Bianca kendi ülkesi Meksika ve Latin Amerika ülkelerinde oldukça yaygın bir üne sahip oldu-

ğu için, albüm yapma kararının oldukça güzel tepkiler aldığını da belirten Şahin, “Önümüzdeki yıl, kendi realite şovunun çekimlerine başlanması planlanıyor, sanırım albüm çalışmaları da bu dizide gösterilecek” diye ekledi.

San Antonio,Türkiye’den kardeş şehir arıyor San Antonio Türk-Amerikan Derneği, Kurucu Başkanı Prof. Dr. Murat Taş, Türkiye ile bir kardeş şehir projesi üzerinde çalıştıklarını açıkladı

SAN ANTONIA - POSTA 212)

S

an Antonio Türk-Amerikan Derneği (ATA-SA) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Murat Taş POSTA212’ye konuştu. San Antonio’daki Türklerin son zamanlarda daha çok birlik ve beraberlik içinde olduğunu söyleyen Taş, şu an Türkiye ile bir “Kardeş Şehir” projesi üzerinde çalıştıklarını belirtti.

YAKINLIK İSTİYORLAR San Antonio’daki University of the Incarnate Word’de Uluslararası Programlar’ın Başkanlığını

yapan, Prof. Dr. Murat Taş, “Türkiye’yi San Antonio şehrine daha fazla yaklaştırmak istiyoruz” dedi. San Antonio’nun Amerika’nın en büyük yedinci, en fazla ziyaret edilen üçüncü ve en fazla gelişen 10 şehri arasında olduğunu altını çizerek, “Burada Türkiye’ye aşırı bir sevgi var” diye ekledi.

“İLGİ GİDEREK ARTIYOR” ATA-SA’nın organi-

ze ettiği etkinliklere ve faaliyetlere Türklerin özellikle son zamanlarda yoğun bir ilgi gösterdiğine dikkat çeken Murat Taş, “Yıllar önce 2030 kişinin katıldığı bir etkinliğe bugün en az 300 kişi katlıyor” dedi. Türkiye’nin son yıllarda izlediği politikaların bu duruma bir etkisi olup olmadığı sorusunu ise, “ Türkiye’nin izlediği politikalara fazla karışmamaya çalışıyoruz, ama tabii ki bir yerde etkisi vardır” diye yanıtladı.

“YARDIMLAR BÜYÜK ŞEHİRLERE GİDİYOR” San Antonio’daki Türklerin en büyük sıkıntısının Türkiye’den kendilerine gelen desteğin yeterli olmaması olduğunu belirten Taş, “Biz bir yerlere kadar bir şeyler yapabiliyoruz, fakat, bir süre sonra tıkanıyoruz. Bunun nedeni büyük yardımların çoğunun ABD’deki New York veya Washington gibi büyük şehirlere yapılıyor olması. Çoğu ziyaretler de bu şehirlere oluyor”diye konuştu.

ATA-DC’DEN KİTAP ETKİNLİĞİ (WASHINGTON DC – POSTA 212) Washington DC Amerikan Türk Derneği’nin (Turkish American Association of Washington, DC– ATADC) kitap kulübü etkinliği kapsamında, bu ay Dr. Engin İnel Holmstrom’un “Loveswept” isimli ilk romanına yer verildi. Etkinliğe, kitabın yazarı ATA-DC eski başkanı ve ATAA Mütevellisi Dr. Engin İnel Holmstrom’in yanı sıra, ATA-DC Başkanı Gizem Salçığıl White ve eski başkanı Demet Cabbar’da katıldı. Holmstrom’un, 1950’li yılların Türkiye’sinde geçen kültürlerarası bir aşk hikayesini anlatan Loveswept isimli kitabı, ilk kez 2011 yılının Kasım ayında ABD’de yayınlandı.


Toplum Yaşam

27 Kasım 2013 Çarşamba

Haftalık Burcunuz Koç: Parasal konulardaki gelişmeler, teklif ve öneriler bu hafta sizin için önemli olabilir, fırsatları değerlendirmeye odaklı kalabilirsiniz. İşiniz ile özel hayatınız ortak bir noktada kesişebilir. Alacağınız kararlar şans etkisi altında gelişebilir. Anlaşmalara, insanlara kendinizi adayabilirsiniz. Bu hafta size güzel bir fırsat, kazanç sunabilir maddi bakımdan. Boğa: Değişmeyen tek şey değişimin kendisi olabilir. Bu hafta kendi seçimlerinizin ve tercihlerinizin farklılık kazandığını daha net gözlemleyebilirsiniz, tüm bunlar sizi heyecanlı tutabilir. Özel bir insana, ilişkiye odaklı hareket edebilirsiniz, iyi anlaşmak sizin hayallerinizi besleyebilir. Duygularınızı harekete geçirecek önemli bir konuşma yapabilirsiniz. İkizler: Rahatlık ve iyimserlik kazanabilirsiniz bu hafta. Hayalleriniz canlanabilir, geçmişi değerlendirebilirsiniz aklınızda, tüm bunlar sizi iç dünyanızda canlı tutabilir. Parasal açıdan özel bir fırsat karşınıza çıkabilir. Bazı işleri gizlilik içersinde yürütebilirsiniz. Sevdiğiniz insana, aşka düşkünlüğünüz artabilir. Verimli olmaya özen gösterebilirsiniz. Yengeç: Sosyal hayatınız canlanabilir, insanlarla bir araya gelebilir, sevdiğiniz şeylere zaman ayırabilirsiniz bu hafta. Size şans getirecek bazı konuşmalar yapabilir, haberler alabilirsiniz. Duygusal konulara mantıklı yaklaşmanız yaraları iyileştirebilir. Bu nedenle bu hafta kendinizi özgür hissedebilirsiniz. Ev ve aile içindeki gelişmeler bağlılıkları güçlendirebilir.

BEDAVA İZLEMEYİ SEVİYORUZ

“Türk izleyicisi sinema ve tiyatroya para vermeyi sevmiyor. Başta Avrupa olmak üzere Amerika ve diğer ülkelerde yaşayan Türkler’in büyük çoğunluğu da sinema ve tiyatroya para vermek yerine oyunları TV’den bedava izlemeyi tercih ediyor” (İZMİR –POSTA 212)

T

ürk izleyici dünyanın neresinde olursa olsun görmek istediği bir filmi veya tiyatro oyununu TV’den bedava izlemeyi tercih ediyor. Türkler eğlence sektöründe en çok parayı konserlere ve yemeğe çıkmaya harcıyor. İzmir Üniversitesi’ne konuk olan sevilen dizi Çocuklar Duymasın’ın başrol oyuncusu Tamer Karadağlı, Türk sinema ve televizyon izleyicisi ile ilgili önemli saptama ve eleştirilerde bulundu. Karadağlı, “70 milyonluk bir ülkede rekor izleyici sayısı 6.5 milyon, yani toplam nüfusun an-

cak onda biri. Oysa televizyonda bir diziyi, bir günde 12 milyon kişi izliyor” dedi.

YUNANİSTAN BİZDEN İYİ Avrupa ve Amerika’da bile Türk izleyiciler sinema ve tiyatroya gitmeyi sevmediğini hatırlatan Karadağlı, “Türkler film ve tiyatroyu TV’lerde bedava izlemeyi seviyor. Yunanistan’da yıllar önce Bir Tutam Baharat diye bir film çekmiştim hatta Yunanistan adına Oscar aday adayı olmuştu. 11 milyonluk Yunanistan’da 5 milyon insan seyretti o filmi. Ülkenin yarısı. Bizim ülkemizde iyi bir filmi bu hesaba göre 35 milyon kişi-

nin seyretmesi gerekiyor” diye konuştu. Karadağlı, Hollywood filmlerinde Türkiye’ye yer verilmemesi noktasında da bu durumun etkili olduğunu savundu ve “Slumdag Millionaire’i çeken Hollywood, Hintli oyuncular oynadığı ve Hindistan’daki yaşama yer verdiği için filmi 1.3 milyar Hintlinin izlemesini garanti altına alarak çekti ama Türkiye için bu durum söz konusu olamaz bile” dedi.

ABD’DE BANKA KREDİSİ VAR Sinemanın, son teknolojiyi en yoğun olarak kullanan sanat dalı olduğuna dikkat çeken, Çocuk-

lar Duymasın dizisi oyuncularından ve üniversitenin öğretim görevlilerinden Volkan Severcan, “Teknolojiyi kullanabilmeniz için paranızın olması gerekiyor. Amerika’da film yapımı için bankalar krediler kullandırıyor ancak Türkiye’de bu söz konusu değil. Türkiye’de bir oyuncunun sadece tiyatrodan kazandığı parayla istediği sinema filmini hayata geçirmesi mümkün değil. Mutlaka, seslendirme, sunuculuk, dizi oyunculuğu gibi yan dallar devreye girmek zorunda” dedi.

ZENGİNLER DAHA MUTSUZ

Aslan: İş hayatınız bu hafta hareketlenebilir, pek çok görüşme yapabilir, işi takip edebilirsiniz. Azim ve çaba gösterdiğiniz parasal amaçlarda ise gizli bazı şanslar doğabilir, hayallerinizden ilham alabilirsiniz. Ev ve aile içinde yardımlaşmalar size rahatlık kazandırabilir. Konuşmalara ve yazışmalara ayrı bir önem verebilirsiniz bu hafta hayatınızda. Başak: Parasal konulardaki gelişmeler, teklif ve öneriler bu hafta sizin için önemli olabilir, fırsatları değerlendirmeye odaklı kalabilirsiniz. İşiniz ile özel hayatınız ortak bir noktada kesişebilir. Alacağınız kararlar şans etkisi altında gelişebilir. Anlaşmalara, insanlara kendinizi adayabilirsiniz. Bu hafta size güzel bir fırsat, kazanç sunabilir maddi bakımdan. Terazi: Parasal konularda bazı düzenlemeler yapabilirsiniz bu hafta, ortaklaşa yürütülen işlerle ilgilenebilirsiniz. Kişisel açıdan kararlarınıza daha bir önem ve özen gösterebilirsiniz. Geleceğe yönelik fırsatlar açığa çıkabilir, tüm bunlar zihninizi meşgul edebilir, hayallerinizin etkisinde kalabilirsiniz. Verimli olmak sağlığınızı olumlu etkileyebilir. Akrep: Özel bir insanla ilişkinizdeki gelişmeler hayatınıza yeni bir yön veya açılım getirebilir, geçmişi arkanızda bırakabilirsiniz. Planladığınız bazı şeyleri bu hafta şans etkisi altında gerçekleştirebilirsiniz. Gizlilik ağır basabilir insanlarla iletişiminizde. Aşk hayatınızda ise kararlarınız yapıcı bir güce kavuşabilir, duygularınızı daha iyi bir biçimde yaşayabilirsiniz. Yay: Bu hafta çok fazla iş, hareket, yapılması gereken sizi sarabilir. Ayrıntılar önem kazanabilir. Yardımlaşmalar iş hayatınıza hareket ve ilerleyiş sağlayabilir. Enerjiniz çok fazla gelebilir size, ordan oraya koşturabilirsiniz. Gizli kararlar veya haberler bir takım iyileşmelere yol açabilir. Parasal konulardaki gelişmeler sizin içsel gücünüze, istek ve arzularınıza bağlı olabilir. Oğlak: Herkese mavi boncuk veriyorsunuz. Çapkınlıktan vazgeçip daha kalıcı ilişkilere yönelin. Her an çok iyi anlaşabileceğiniz bir kişiye rastlayabilirsiniz. İşinizle ilgili karar verirken iş arkadaşlarınız konusunda dikkatli davranmanız gerekiyor. Gereksiz harcamalarda ipin ucunu kaçırdınız gibi. Kova: Özel hayatınızda fırtınalı bir dönemden geçiyorsunuz. Sevgilinizle tartışmalardan uzak durun, ve sorunların üzerine gitmeyin. Problemi, vakti gelmeden çözmeye çalışmak hata olur ve incinmenize yol açar. Dürüst ve açık davranmanız sorunları çözebilir. İşlerinizle ilgili konularda oldukça seçicisiniz. Balık: Yakın akrabalarınızla ilişkileriniz ve iletişim trafiğiniz bu hafta hareketlenebilir. Açığa çıkan durumlar aşkta sizi şanslı kılabilir. Duygularınızın güçlendiğini hissedebilirsiniz. Yapıcı ve olumlu yaklaşımlar geliştirebilirsiniz kendi kendinize. Hedefleriniz ve amaçlarınızla ilişkili gizli bazı çalışmalar yürütebilirsiniz.

Gelişmiş ülkelerde antideprasan ilaç kullanımı son 10 yıl içinde hızla arttı. En küçük insani bir tepki karşısında hemen antideprasana sarılmak da moda oldu. (NEW YORK –POSTA 212)

G

New York’un en seksi çalışanları medyada? Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre; ‘en çekici erkekler’ Facebook’ta, ‘en çok arzulanan kadınlar’ ise dijital iletişim firması MediaVest USA’de çalışıyor (NEW YORK –POSTA 212)

E

n seksi New Yorklu kadın ve erkekler dijital iletişim sektöründe çalışıyor. Sosyal medya dating aplikasyonu Hinge, hangi kullanıcıların “en çok arzu edilen” kişiler olduğunu belirleyebilmek için 18 bin kişilik profil listesini inceledi. Buna göre diğer kullanıcıların en çok “beğendiği” veya “hot” bulduğu kişiler belirlenerek bu kişilerin çalıştığı şirketler listelendi. Kullanıcıların en çok “beğendiği” ya da Hinge’in verilerine göre, “en çekici” bulduğu erkekler Facebook için çalışıyor. Listenin ikinci sırasında, finans şirketi Brown Brothers

Harriman yer alırken MTV üçüncü sırada bulunuyor. Kadınlarda da durum yine değişmiyor. Dijital iletişim firması MediaVest USA için çalışan kadınlar, “en çok arzulananlar” listesinin ilk sırasında yer alıyor. Halkla ilişkiler firması Weber Shandwick’ta çalışan kadınlar ikinci sırada, dünyaca ünlü iç çamaşırı firması Victoria’s Secret için çalışan kadınlar ise üçüncü sırada geliyor. Hinge sözcüsü, “Bu verilerin temelinde yatan düşünce, çekici insanların mı bu şirketler tarafından işe alındığı, yoksa işe alınan insanların bu şirketlerde çalıştığı için mi çekici göründüğüdür. Bizce her ikisi de geçerli” diyor.

Erkek:

1) Facebook 2) Brown Brothers Harriman 3) MTV networks 4) JP Morgan Chase 5) Digitas 6) ESPN 7) Paul Weiss 8) Apple Inc 9) Lenox Hill Hospital 10) McKinsey and Company

Kadın:

1) 2) 3) 4) 4) 5) 6) 7) 8) 9) 1 0)

MediaVest USA Weber Shandwick Victoria’s Secret Chanel Tory Burch Bloomingdales Ralph Lauren Saks Fifth Avenue Bergdorf Goodman Facebook Bloomberg LP

elişmiş ülkelerde antidepresan kullanımı son 10 yıldan beri hızla artarken psikiyatristler, aşırı dozda ilaç kullanımı konusunda endişeleniyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre, bazı gelişmiş ülkelerde her 10 kişiden 1’i antidepresan ilaç kullanıyor.

ÇİN’DE YÜZDE 20 BÜYÜDÜ İzlanda, Avustralya, Kanada ve diğer İskandinav ülkeleri antidepresan kullanımının en yaygın olduğu ülkeler. ABD’de yetişkinlerin yüzde 10’undan fazlası antidepresan ilaç kullanıyor. Çin’de ise antidepresan ilaç piyasası son 3 yılda yüzde 20 büyüdü. OECD, artan antideprasan ilaç kullanımını hafif vakaların terapi yerine antideprasan kullanımına yönelmeleriyle açıklıyor. Ayrı-

ca, ekonomik krizin de önemli bir faktör olabileceğini belirtiyor. İspanya ve Portekiz’de antidepresan kullanımı ekonomik krizle birlikte yüzde 20 artış gösterdi.

KÜRESEL DEPRESYON YOK Öte yandan, bazı ülkelerde daha fazla insana teşhis konulmasına rağmen küresel depresyon seviyesinde artış görülmediği belirtiliyor. Profesör Tim Cantopher, “İnsanlar mutsuzluktan kurtulmak için antidepresan kullanımına yöneliyor. Fakat insanların yapısı buna

uygun değil. Mutsuzluk insani bir durumdur. Fakat, gerçek klinik vakalar antidepresanla tedavi edilebilirler” diyor.

Posta212 Bulmaca Soldan Sağa: 1) Yabancı - Kilidin mucidi 2) Kısaca otomobil - Bir uyuşturucu 3) Bir soyadı - Tehlike işareti 4) Kısaca gram - Eski bir silah 5) Bir nota - Aya gönder anlamında bir emir 6) Bir erkek ismi - Bir çoğul eki 7) Bir bağlaç - Boğaziçi konağı Derince kap 8) Ucu olan - Vurma veya yaralama 9) Bir hayret sözü - Milli ajansımızın simgesi - Bir tahıl ölçeği - Eski dilde su 10) Aza - Bir araç ve motor markası - Erzurum oyun havası 11) Bir harfin okunuşu - Üstünlük belirtisi iz veya işaret 12) Bir aydınlatma gereci - Kısaca Kara Kuvvetleri - Bir nota 13) Bir erkek ismi - Su ortasında kara parçası 14) Bir bayan adı - Ortaasya’da bir ırmak adı - Bir deterjan adı. Yukarıdan Aşağıya: 1) Yüzme başlığı - Riyakar 2) Bir kilit Markası - Kısaca Devlet Liman idaresi - Bir zaman birimi 3) Yalaka övgüsü - Cam keser 4) Utanı - Bir bayan adı - Bir bezeme sanatı 5) Eski dilde ekmek - Parazit geçinen - İsim 6) F harfinin Batı dillerindeki okunuşu Rey - Bir takı - Meşgale veya meslek - Tok olmayan 7) Yakası olan - Merak veya endişe 8) Her zaman gideni veya geleni olan şey - Bir harfin okunuşu - İsmin bir hali - Eski bir medeniyet 9) Gelibolu’da bir mevki - Brom elementinin imi - Bir nota 10) Ongun - Arap alfabesinde bir harf 11) Bir meyve - Bir ilimiz.


Food & Dining

27 Kasım 2013 Çarşamba

NEW YORK’UN TÜKETİM ENDÜSTRİSİ

ÇOCUKLARI HEDEF ALIYOR

H

alihazırda ilkokul öncesi eğitimi gören çocukların yaklaşık yüzde 20’si aşırı kilolu. Çocuklar artık evden daha çok okulda zaman geçirdiği için özellikle Amerika’da sorun çok büyük. Allahtan Türkiye’de henüz bu denli çıldırmadık, ama bizde de tehlike büyüyor. Ağırlıklı endüstriyel atıştırmalarla beslenen yeni kuşakların bu alışkanlıklarını okul kantinleri besliyor.

kabul ediliyor. Tüketim endüstrisi tüm silahlarını çocuklara yöneltiyor”. Dolayısıyla şirketler, çocukları tek yönlü tatlara alışkın, şekerin esiri yapacak pazarlama, iletişim programlarını devreye sokuyorlar. TV reklamları tüm dünyada oturma odalarına giriyor, bebeklerden her yaştaki çocuğu çekici, “cool” imajlarla beyinlerinden yakalayarak aslında vitamin değeri hemen hiç olmayan “çöp” gıdalara talep yaratıyor. Değilmi ki nerdeyse tüm çocuklar süpermarketten alınan snack’leri, meyve, sebze ve kuru yemiş gibi sağlıklı snack’lere tercih ediyor.

KANTİNLERE DİKKAT! Özel işletmeciler tarafından işletilen kantinler, anaokullarında devreye girmeye başlıyorlar. ÇOCUKLAR İMAJ BOMBARDIMANI En son araştırmalara göre, AmeriALTINDA ka’da ilkokul öncesi eğitim gören Gerçekten de Amerika’da 9-10 yaş gruçocukların yarısı “junk food” diye bundaki çocuklar üzerinde yapılan bir tanımlanan çöp gıdaları öğlen araştırmaya göre, çocuklar endüstrinin om yemeklerinde kantinlerden satın pazarladığı snack’lerden günde 300 kalol.c ai gm dilaraerbay@ alıyor. Kantinde satılmıyorsa no ri alırken, meyve ve sebzelerden sadece problem: Cookiler, kekler, colalar, 45 kalori alıyor. Çocukların şekerlemelekantinlerdeki makinelerden biri, cipsleri, gofretleri, çikolataları tercih etraz bozuk paraya rahatça elde ediliyor. Çocuk obesitemesinde şaşacak bir şey yok. Yüksek bütçeli pazarlama sine karşı hareket eden sayısız kuruluş, okul kantinlebütçeleri, çok tuzlu, aşırı yağlı, yüksek şekerli ürünleri rinin menüsüne daha çok sebze, meyve, tam tahıılar ve çocuklara heyecanlı, çekici görsel imgelerle servis edidüşük yağ oranlı süt ürünleri eklenmesi için büyük bir yor. Amerika’da çocuklar her gün 15 yemek reklamı izmücadele veriyorlar. liyorlar, bu da yılda 5,500 imaj bombardımanı ediyor. Bu reklamların nerdeyse tamamı, yüzde 98’i, yüksek TEK TAT BAĞIMLILIĞI düzeyde tuz, yağ ve şeker içeren sağlıksız gıda reklamları. Yale University’nin yaptığı başka bir araştırmada Yeni gelişen bedenleri katkı maddeleri ile, aşrı yağsnack reklamlarının bu ürünlerin tüketimi direkt arttırlı, tuzlu, beyaz şekerli, beyaz unlu paket gıdalarla dodığı ve obeziteye katkısı kanıtlanmış. Araşğal gelişim çizgisinden çıkarıp onlatırmada 7-11 yaştaki çocuklarda cips, rı aşırı kilolu, her türlü yetişkin kraker gibi snack reklamlarına mahastalığının tohumlarıruz kalan çocuklar bu reklamları nı çok erkenden eken izlemeyen çocuklara göre yüzbu gıdaların arkasında de 45 daha fazla snack tüketimi çok güçlü bir pazarlama yapmış. Hiç şaşırtıcı değil benve iletişim sektörü var. ce. Ama iş sadece TV ile bitmiAmerika’dan bu daha yor; şimdi de dijital teknojilerle net gözüküyor. devreye giriyor. PazarlamaDoğal Beslenme cıların en son numarası ise kitabımda şunlaakıllı telefonlara yüklenen rı yazmıştım: “TV snack reklamlarıyla dolu reklamlarının, çizgi aplikasyonlar. filmlerin, tüm ileTürkiye’de özellikle tişim endüstrisinin bu işte payı büyük kentlerdeki çocukçok büyük. Çoların durumu pek farklı cuklar artık değil. Yemek karın do‘en büyük yurmanın yanı sıra bir pazar’ kültürdür, bizi sadece protein, vitamin, mineral olarak değil deneyimlerle de zenginleştirir. Doğanın bize sunduğu nimetlere yüz çevirip, endüstrinin damak tadımızı belirlediği yetişkinler haline gelmelerindeki tehlikenin farkına varalım. Ne yiyorsak O’yuz, değil mi?

Dilara Erbay

EN İYİLERİ EN İYİ YENİ RESTAURANT: NOMAD

EN İYİ YENİ MEKSİKALI: GRAN ELECTRICA

Bu yıl da ödüllere aday restaurantlar, New York’un çeşitliliğini yansıtıyordu: Bir tarafta “Chinese Mission” ve Pok Pok Ny gibi uzakdoğu esintileri, diğer uçta Blanca ve NoMad gibi kenin en zarif yemeklerinin sunulduğu mekanlar arasından ödül The Nomad’a gitti. 1170 Broadway, 28th St.

Brooklny’li Meksika yemekleri tutkunları bu yıl iddialı bir alternatifle tanıştılar. Brooklyn Bridge Park civarındaki bu yeni Meksikalı restaurant büyük beğeni topladı. 5 Front St, Dock ve Old St arasında.

NOMAD

EN İYİ YENİ BİRACI: ALPHABET CITY BEER CO.

NEW YORK’TA YILIN ŞEFİ

EN İYİ YENİ İTALYAN RESTAURANTI: PERLA Gerçek İtalyan makarnasının turkunları için Perla bu yıl gerçek bir ağız tadıydı. 24 Minetta Ln, West Village, Sixth Ave ve Macdougal St arasında.

PERLA

Müthiş rahat keyifli bir atmosfer, zevkli, sıcak bir dekorasyon. Aklınıza gelebilecek her çeşit birayı bulmanız mümkün, hem de makul fiyatlara. 96 Ave C, 6th ve 7th st arasında.

New York sadece restaurant’larıyla değil dünyanın en ünlü şeflerinin de birbiriyle yarıştığı bir yemek cenneti. Yeme içmenin etrafında dergilerle, internet siteleriyle, ödüllerle bir sektör yaratılmış. Bu yılın sonuna yaklaşılırken ödüller de belli olmaya başladı. TimeOut dergisi 2013’ün en iyi şefi olarak Daniel Humm’u seçti. Yıl içinde başka bir prestjli ödül olan James Beard Ödülünü alan İsveçli şef, pek çok derginin de gözdesiydi. Sayısız hayranı olan Humm, yine 2013’ün en çok konuşulan restaurant’larından NoMad’ın şefi olarak çok yaratıcı yemeklere imza attı. Yılın şefi ödülünde diğer adaylar, Danny Bowien, Calo Mirarchi, Michael TimeOut’in diğer ödülleri şu şekilde sıralandı:

ŞÜKRAN GÜNÜ’NDE ZİYAFET SOFRASI Şükran gününde bizdekine benzer bir bayram sofrası kurulur, aileler bir araya toplanır. Geçen hafta bu özel günün vazgeçilmez ana yemeği olan Hindi dolması tarifini verdik, bu hafta da bu ziyafet sofrasına biraz katkıda bulunalım istedik, bu şekilde hem Amerikalı konuklarınızı şaşırtabilir, hem de gurbette kendi tatlarımızla oyunlar oynayabilirsiniz.

MAŞ PİYAZI MALZEMELER: ● 1 bardak maş ● 1 demet maydanoz ● 3 tane taze soğan ● 1 albiber (kırmızı sivri biber) ● 1 çay bardağı kıyılmış ceviz ● 1 çay kaşığı kırmızı biber ● Biraz tuz, kavrulmuş kimyon Süslemek için şerit kesilmiş havuç, julien kesilmiş salatalık, taze nane yaprakları Hazırlanışı: Maş haşlanıp suyu süzülür, ince kıyılmış soğan, maydanoz, albiber ve ceviz, kimyon iyice karıştırılır.

HİNDİ CİĞERİ PATE MALZEMELER: ● 200 gr hindi ciğeri ● 1 cup krema ● 5 arpacık soğanı ● 2 diş sarımsak ● 1 dal biberiye ● ½ cup kırmızı şarap ● ¼ cup konyak ● bir tutam deniz tuzu ● 1 çay kaşığı tane karabiber ● 1 çorba kaşığı tereyağ Hazırlanışı: Tereyağında arpacık soğanlarını, sarımsağı, tane karabiberi soteleriz, soğanlar yumuşayınca ciğerleri biraz küçültüp ekleriz, fazla pişirmeyiz, içinin kanlı kalmasını severiz. Tava böylece sımsıcakken konyakla flambe ederiz, biberiyesini , tuzunu kremasını veririz, biraz çektirip, elle çekme aletiyle püre haline getiririz, soğur, servis ederiz...


10

Seri İlanlar

27 Kasım 2013 Çarşamba

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

DETAYLI BİLGİ İÇİN İLAN DANIŞMA HATTINI ARAYINIZ: 347 730 42 36 ELEMAN ARANIYOR

İngilizce’yi iyi bilen, çalışma izni olan bay ya da bayan eleman aranıyor. Başvurularınızı nyeleman2013@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

$50

Satış Elemanı Aranıyor

Devren kiralık studyo daire

Telefon: 212 252 0030

İlanınız Burada Yayınlansın

Butikte çalışacak bayan arkadaşlar arıyoruz

$40

İngilizce’si iyi düzeyde, sorumluluk sahibi, showroomda satış yapabilecek, genç, dinamik, New York ehliyetli, full time bay eleman aranmaktadır.

Telefon: 201 394 2429 İki odalı evimin 1 odası titizliğe önem veren bayan için kiralıktır. Telefon: 201 668 4872

Yılbaşında Türkiye’ye kesin dönüş yapacağımdan evimi tüm eşyaları ile devretmek istiyorum. Mecbur olmasam evimi burakmak istemem. Çok nezih bir bölge, temiz güvenli, Kings Highway’e, Sheepshead Bay’e, Türk restaurantları ve marketlerine yakın. Tren iki blok uzaklıkta. Cadde üzeri, birinci kat, harika bir yer (stüdyo) iki kişi de kalabilir. İlgilenenler designernewyork@hotmail.com ya da 347 444 99 63 numaralı telefondan bilgi alabilir.

İlanınız Burada Yayınlansın

Telefon: 646 399 3709

Manhattan, Upper East Side’da bulunan bayan giyim mağazamıza part time çalışacak bayan arkadaşlar arıyoruz.

Toptan ve online satış yapan şirketimizde bay, bayan arkadaşlara ihtiyacımız vardır. Ücret yüz yüze görüşülüp karar verilecektir. İşimiz ağır değildir. Esnek çalışma imkanımız da vardır. Telefon: 913 355 1085

Manhattan’daki hediyelik eşya dükkanımızda part time veya full time çalışabilecek bay/bayan eleman aranıyor.

Butikte çalışacak bayan arkadaşlar arıyoruz

POSTA212 Seri İlan Sayfaları USAilan.com ile ortak hazırlanmaktadır...

Toptan ve online satış yapan şirketimize eleman aranıyor

İlanınız Burada Yayınlansın

New York’ta turizm firmasına

$20

ELEMAN ARANIYOR

Philadelphia havaalanında çalışacak

ELEMANLAR ARANIYOR

Part time & full time çalışabilecek, enerjik, satış kabiliyeti yüksek, İngilizce’ye hakim arkadaşlar arıyoruz. Çalışacak arkadaşlar tüm yıl boyu, uzun süreli çalışabilirler. İlgilenen arkadaşlar 201 540 9366’dan detaylı bilgi alabilir.

Seri İlanlar Kazandırır! SERİ İLAN Emlak, Eleman, Vasıta, Alım/Satım, Çeşitli İlanlar

Warehouse’ta görevlendirilmek üzere, daha önce shipping/receiving tecrübesi olan, dikkatli, düzenli ve ayrıntılara önem veren takım arkadaşları alınacaktır. Başvurularınızı cem@cibovita.com adresine gönderebilirsiniz.

Çocuk Bakıcısı Arıyoruz 2 yaşındaki kızımıza bakacak, hafif ev işleri ve yemek konusunda yardımcı olabilecek, kötü alışkanlıkları olmayan, 40 ile 50 yaş arası yatılı bir bayan arıyoruz.

Telefon: (347) 730 4236 E-mail: seriilan@posta212.com

TİCARİ İLAN Ürün Tanıtımı, Kurul, Bilanço İlanları

6 ay veya daha kısa süreliğine kiralık ev 4 yatak odalı, 2 banyolu, geniş bahçeli evimiz en fazla 6 ay olmak üzere eşyalı olarak kiralıktır. Bulaşık ve çamaşır makinesi, kurutma makinesi mevcut. Park yeri mevcut. Manhattan Times Square 25 dakika messafede. otobüs evden yürüme mesafesinde. İlgilenenler e-mail atabilirler. New Jersey, $1,800 E-mail: asliambrosio@gmail.com

İNŞAATTA ÇALIŞACAK ELEMAN ARANIYOR

Mahwah’da bulunan gas station için eleman aranmaktadır. Telefon: 201 512 9131

Bayan Eleman Aranıyor Marketimizde, 8:00 am - 4:00 pm aralığında, çalışma izni olan bayan eleman ihtiyacımız vardır. 718 213 8652 numaralı telefondan Murat Bey’den randevu alarak görüşmeye gelebilirsiniz. Astoria, New York 2 yaşındaki çocuğumuz için haftanın 5 günü full time çalışacak, tecrübeli, Amerika’da oturma izni olan bakıcı arıyoruz. New York. E-mail: bebekbakimi@hotmail.com

Maryland şubemizde çalışacak eleman aranıyor. İşimiz yağmur oluklarının kesim ve montaj edilmesi üzerine.

İtalyan restaurant için ORTAK ARANIYOR

İlgilenenler ve daha detaylı bilgi almak isteyenler bana e-mail yoluyla ulaşabilirler. Kalacak yer konusunda yardımcı olurum.

Newton, New Jersey’de işlek bir cadde üzerinde bulunan, ciddi gelir potansiyeline sahip bir İtalyan restaurant için; güvenilir, iş ahlakına sahip ortak aranıyor.

Çalışma bölgemiz; DC-Maryland civarlarında oluyor.

Ciddi düşünen yatırımcıların Ahmet Bey ile görüşmesi rica olunur.

E-mail: lokman_1980@hotmail.com

Telefon: 862 222 0003

RESTORAN ELEMANLARI ARANIYOR

Çocuk Bakıcısı Aranıyor

Manhattan, Upper West Side bulunan Pasha Restaurant’ta çalışacak; bartender, garson ve busboylar aranmaktadır.

Devren satılık Türk restaurantı

Sheepshead Bay’de Kiralık Oda

Binghamton, New York’ta bulunan, 3 yıllık çalışan Turkish restaurant uygun fiyata satılıktır. Telefon: 570 582 5208

Manhattan, Upper East Side’da KİRALIK ODA

Manhattan’daki 3 odalı evimin bir odası kiralıktır. Temiz, sigara kullanmayan kişiler tercihimdir. Telefon: 646 831 8980

3.5 yaşındaki oğluma hafta içleri 8 AM – 7 PM arası bakabilecek, mümkünse yatılı, sigara kullanmayan ve çocuk bakımı konusununda deneyimli bayan çocuk bakıcısı arıyorum. İlgilenenler, kendileri ve talep ettikleri ücret hakkında bilgi veren bi e-mail ile bana koseokur@gmail.com adresinden ulaşabilirler.

Müracaat: Kemal Binici Telefon: 917 902 1385

Fair Lawn, New Jersey

Evimiz, kalacak bayan için uygun olup kendisine ait oda, tuvalet ve banyosu olacaktır. Evimizde internet, televizyon ve telefon servislerimiz mevcuttur. İlgilenenler 973 769 8766’dan ulaşabilirler. Morris County, New Jersey

SOSYAL İLAN Kutlama, Anma, Teşekkür, Doğum, Vefat İlanları

GAZETESİ

Türk cafe, bakkal ve restauranların yakınında bulunan 2 oda 1 salon, yeni yapılmış evimin bir odasına oda arkadaşı arıyorum. Q ve B trenine yakın olup Manhattan’a 45 dakika uzaklıktadır. Odada queens boy double yatak ve gardrop mevcut olup kiraya elektrik, gaz, internet, kablo dahildir. Ev tamamen modern mobilyalı ve Amerikan mutfaklıdır. Kira $850. Ali Bora 718 753 7313

GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NDEKİ BAŞKONSOLOSLUKLAR T.C. ATLANTA FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (404) 848-9600 +1 404 848 9600 mdiamond@honturkishconsulga.org Chairperson, The American Turkish Friendship Council 1266 West Paces Ferry Rd. NW Suite 257 Atlanta, GA 30327 Web sitesi www.honturkishconsulga.org T.C. BALTIMORE FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (410) 889-0697 +1 (410) 889-0697 czkiratli@bcpl.net 313 Wendover Road, Baltimore, MD 21218

T.C. BOSTON BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon e-Posta Adres

+1 857 250 47 00 consulate.boston@mfa.gov.tr 31 Saint James Avenue,Suite #840, Boston, MA 02116 Web sitesi boston.bk.mfa.gov.tr T.C. DETROIT FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (248) 701-1050 +1 (248) 626-8279 nurten@turkishconsulategeneral.us P.O. Box 986, Farmington, MI 48332-0986

T.C. FLOWOOD FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (601) 936-3666 x128 +1 (601) 939-5685 ejones@mmiemail.com 1000 Red Fern Place, Flowood, MS 39232

T.C. HOUSTON BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 713-622 58 49 +1 713-622 03 24 +1 713-622 32 05 +1 713-622 32 76 Faks +1 713-623 66 39 e-Posta consulate.houston@mfa.gov.tr Adres 1990 Post Oak Boulevard Suite 1300, Houston, Texas 77056-3813 U.S.A Web sitesi http://houston.bk.mfa.gov.tr

T.C.KANSAS FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (816) 415-8325 +1 (816) 415-8325 emruerten@gmail.com 812 N. Woodridge Lane, Liberty. MO 64068

T.C.LOS ANGELES BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 (323) 655-8832 +1 (323) 655-8039 +1 (323) 655-8056 +1 (323) 655-8329 Faks +1 (323) 655-8681 e-Posta consulate.losangeles@mfa.gov.tr Adres 6300 Wilshire Blvd.,Suite 2010, Los Angeles, CA 90048 Web sitesi losangeles.bk.mfa.gov.tr T.C.NEW YORK BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 (646) 430-6560 +1 (646) 430-6590 (Konsolosluk Çağrı Merkezine 1-888-566-76-56 numaralı telefondan 7 gün 24 saat ulaşılabilmektedir) Acil Sağlık konuları için: Prof.Dr.Adnan Çinal E-mail:acinal@gmail.com Faks +1 (212) 983-1293 e-Posta consulate.newyork@mfa.gov.tr Adres 825 3rd Avenue, 28th Floor, New York, NY 10022 Web sitesi newyork.bk.mfa.gov.tr T.C.SAN FRANCISCO FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (707) 939-1437 +1 (707) 939-1433 bonnie@kaslan.com 1281 Oak Creek Drive, Suite A, Sonoma, CA 95476

T.C.SEATTLE FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (206) 662-8234 +1 (425) 739-6722 john.gokcen@boeing.com 12328 NE 97th Street, Kirkland, WA 98033

TC WASHINGTON BÜYÜKELÇİLİĞİ Telefon Adres

+1 (202) 612-6700 2525 Massachusetts Ave NW Washington, DC 20008

T.C.ŞİKAGO BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 312 263 06 44 +1 312 263 12 95 Faks +1 312 263 14 49 e-Posta consulate.chicago@mfa.gov.tr Adres 455 N. Cityfront Plaza Dr., (NBC Tower), Suite:2900, Chicago, IL 60611 - USA Web sitesi sikago.bk.mfa.gov.tr BAĞLI BİRİMLER BASIN MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6807 Faks (202) 319.1087 e-Posta trpressoffice@verizon.net DİN HİZMETLERİ MÜŞAVİRLİĞİ Telefon 202-612-6816 Faks 202-332-1841 EĞİTİM MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612-6810 Faks (202) 319-1538 e-Posta education@turkishembassy.org egitim@turkishembassy.org EKONOMİ MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6790 Faks (202) 238.0627 e-Posta washingtoneco@verizon.net EMNİYET MÜŞAVİRLİĞİ Telefon 202-612-6809 e-Posta washington@egm.gov.tr GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ Telefon 202 612 6794 Faks 202 518 4116 e-Posta gtbusa@gtb.gov.tr KÜLTÜR TANITMA MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6800 Toll free: (877) FOR TURKEY Faks (202) 319.7446 e-Posta dc@tourismturkey.org SİLAHLI KUVVETLER ATAŞELİĞİ Telefon (202) 612.6770 Faks (202) 238.0623 e-Posta adminattache@wtska.com defensesec@wtska.com wska@wtska.com milattache@wtska.com navalattache@wtska.com TİCARET MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6780 Faks (202) 238.0629 e-Posta vasington@dtm.gov.tr dtvas@verizon.ne

HAVAYOLLARI TÜRK HAVA YOLLARI Telefon 1-800-874 8875 Web sitesi www.turkishairlines.com DELTA HAVAYOLLARI Telefon 800-221-1212 Web Sitesi http://www.delta.com UNITED AIRLINES Telefon 1-800-864-8331 Web Sitesi http://www.united.com

ACİL TELEFON VE YARDIM HATLARI Yangın İhbar Polis İmdat Ambulans Zehirlenme Kontrol Merkezi Tecavüz Kriz Merkezi Adsız Narkotikler Adsız Alkolikler Aile İçi Şiddet Yardım Hattı Kriz Hattı Kayıp Ve İstismar Edilen Çocuklar Ulusal Merkezi

911

(212) 7647667 (212) 267-7273 (212) 929-7117 (212) 647-1680 (800) 621-4673 (212) 219-5599 (800) 843-5678

DEVLET KURUMLARI ABD Vergi İdaresi (IRS) Sosyal Güvenlik İdaresi (SSA) Federal Soruşturma Bürosu (FBI)

(800) 829-1040 (800) 772-1213 (212) 384-1000

ULAŞIM REHBERİ Amtrak Demiryolu New York La Guardia Havaalanı Uluslararası Newark Havaalanı Uluslararası New York J.F.K. Havaalanı (JFK) Metropolitan Ulaşım İdaresi (MTA) Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu

GEREKLİ TELEFON NUMARALARI

(800) 872-7245 (718) 533-3400 (973) 961-6000 (718) 244-4444 (866) 743-3682 (888) 352-9886 (888) 352-9886


Yaşam

27 Kasım 2013 Çarşamba

ÖMRÜNÜZE ÖMÜR KATMANIN KOLAY YOLLARI Her günü son gününüz gibi yaşamak elbette güzel fakat daha fazla güzel gün yaşamak için ömrünüzün uzamasını istemez misiniz?

POSTA212

E

ğer bazı şeyleri düzenli bir şekilde hayatınıza adapte edebilirseniz zamanı geriye çevirebilirsiniz. İşte size ömrünüze ömür katacak yedi formül:

Yaban mersini toplamak için doğaya çıkın:

Kendinize bir kadeh şarap doldurun: Yoğun bir iş gününün ardından içilen bir kadeh şarapla stresiniz azalabilir. Araştırmalar, günde bir kadeh şarabın insan ömrünü 5 yıl uzattığını kanıtlıyor. Almanlar tarafından yapılan bir araştırmaya göre de, bira gibi düşük alkol seviyeleri olan içkileri tüketen kişilerin yaşamları 2.5 yıl uzuyor.

“Süper besin” olarak anılan yaban mersini, kalbinizi koruyan antioksidanla dolu. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, bu mucize gıdanın her gün iki kase tüketilmesinin; diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi kronik hastalıkları önlemeye yardımcı olduğunu gösteriyor. Özellikle yetişkinlerinde hafıza gerilemesi ve depresyonu önlemek için yaban mersini suyu öneriliyor.

Seks yapın: Araştırmalar seks yapan ve orgazm olan kişilerin 2 yıl daha fazla yaşadığını gösteriyor. Seks yapmak aynı zamanda dakikada 5 kalori yakmanızı, stresi azaltmayı, iyi bir uyku uyumanızı ve hatta baş ağrısı gibi ağrılarınızın azalmasını sağlıyor.

Daha fazla kuru yemiş tüketin: Ceviz, badem ve fındık gibi kuru yemişleri haftanın beş günü tüketerek ömrünüzü yaklaşık 7 yıl uzatabilirsiniz. Bu kuru yemişler, ABD’deki kadın ve erkeklerin ölüm nedenlerinin başında gelen kalp hastalıklarını önlüyor. Bu gıdalar yüksek oranda e vitamini içeriyor. E vitamininin; kardiyovasküler hastalıkların, bazı kanserlerin ve öteki kronik hastalıkların riskini azalttığı belirtiliyor.

Masanızdan uzak durun:

Masa başında 8 saatten fazla oturmak, vücudunuzun duruşunuzu ve gözlerinizin sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Araştırmalar, günde 3 saatten fazla oturmanın spor yapsanız bile ömrü kısalttığını gösteriyor. Bir dakikalığına da olsa her saat başı kalkıp hareket etmek ömrünüzü iki yıl uzatabilir.

Sosyal bağları güçlü olan insanlar depresyon gibi zihinsel sağlık problemlerine karşı daha güçlü olabiliyorlar. Bazı araştırmalar, sosyal iletişimin ve sağlıklı ilişkilerin sigarayı bırakmak kadar iyi olabileceğini gösteriyor.

PSİKOLOG

Gülhan Akşit Şener glhan07@hotmail.com

Neden kendini kötü hissediyorsun? HAYDİ bir soru soralım  kendimize ve sevdiklerimize. “Neden kendini kötü hissediyorsun?’’  Biliyor musunuz alacağınız yanıtların çoğunluğunu tahmin edebilirsiniz. -Duygularım incindi -Hiç şanslı birisi değilim -Anne-babam bana kötü davranıyor -Işlerim iyi gitmiyor. 

 NEDEN ÇOK MUTLUSUN?

AYSEL TAPAN

Sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın:

Daha fazla tatile çıkın: Emeklilik yılları için birçok insan para biriktirmeye çalışıyor ve bu nedenle yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Fakat araştırmalar, daha fazla tatil yapan kişilerin daha uzun yaşadığını gösteriyor. Yılda en az bir defa tatile çıkan erkekler ölüm riskini yüzde 20 oranında, kalp hastalığı riskini ise yüzde 30 oranında düşürebilir.

Soruyu hemen değiştiriyoruz: “Neden cok mutlusun?” Enteresandır, yine benzer yanıtlarla karşılaşacaksınız. -Şansım döndü -İşlerim bu aralar çok iyi -Kimse başımı ağrıtmıyor - Eşim, sevgilim, ailem bana iyi davranıyor. Milyarlarca insan nasıl olur da benzer cevapları  verebiliyor, bunu hep çok şaşırtıcı bulurum. Hangi ilaçları içeceğimizi belirleyen FDA’nın yaptığı bir araştırma geçen 10 yılda en çok  satılan ilaçların antidepresanlar olduğunu ortaya çıkardı. İnsanlığın ruh sağlığının giderek bozulmasıyla paralel giden bu çılgın antidepresan tüketimi herkesi kaygılandırıyor. Bu gidişle maalesef gelecek 10 yılda da şampiyonluk antidepresanların olacak. Diğer yandan antidepresanlar hem çok kullanılıyor hem de ruhsal sıkıntıları iyileştirme oranları çok düşük. Pek, burada bir terslik olduğu açık değil mi… Bir başka deyişle çocuklardan, gençlere, yaşlılara her yaş grubunun leblebi gibi kullandığı antidepresanlar kalıcı bir iyileşmeye yol açmıyor, derda deva olmuyor. Geçenlerde gelen bir danışanım bu “tersliğe” mükemmel bir örnek oldu. Bu kişinin en büyük şikayeti şişmanlık, ama bir dizi küçük sorunu da var tabii. Kilo sorunu hakkında konuşmaya başladığımızda, aşırı kilolu olmasının nedeninin metabolizmasının az çalışmasından ve küçükken annesinin onu yemek yemeye zorlamasından kaynaklandığını söyledi. Dediğine göre aşırı yeme alışkanlığı hep devam etmiş, ayrıca evlendikten sonra kocası onu ihmal ediyor, üstüne de çocukları da saygısızlık yapıyorlarmış. Bu arada herşeyi denemişti, diyet hapları, bir dizi diyet, hatta astroloji bile vardı listesinde. Son umudu da terapiydi.  Tanıdığınız bir şişman varsa çevrenizde, konuşun onlarla, eminim bu danışanım gibi cümleler kurar ve üstelik sizi de ikna etmeye çalışırlar. Yıldızlar dahil hep birileri suçludur.  “Tersliğin” olduğu yer burada gizli işte. İnsanlığın yüzde 75’ini “dışsal” yönlendiriciler yönlendiriyor ve bu yüzden sorular ve cevaplar da aynı oluyor. İnsanlar sorunlarının çözümleri için “dış”a bakıyor, dışardan bir yerden gelecek mucizevi çözümlere bel bağlıyor. Bu mucizeler hiç gerçekleşmediği için de sürekli bir “suçlama” kısır döngüsüne giriyorlar. Gerçek olan şu ki, başkalarını suçlama, bizim bir sorumluluğu almak istemediğimizde kullandığımız küçük, şirin sığınağımız. Ama asıl sorunu bulmada içimize dönmediğimiz sürece, bu sadece bolca zaman kaybı anlamına geliyor ve de boş bir davranış olmaktan ileriye gitmiyor.  Yaşamımızdaki her kötü giden olay ve davranış için birilerini ve olayları suçlamaya devam ettikçe gelecek 100 yılın ilacı hala antidepresan olacak. İlaç içip çevremizi ve geçmişi suçlayarak, kendimizi hiç tanımadan barışmadan, sevmeden bir ömrü tüketeceğiz. Haydi bir kere de kendinize sorun “ben neden mutsuzum?” diye ve yanıtınızı içinizde arayın. Ama korkmadan, gizlenmeden. İnanın tüm cevaplar içinizde....

‘A vitamini eksikliği çocukların ölümüne neden oluyor’ (WASHINGTON) Dünya Sağlık Örgütü, A vitamininin eksikliğinin özellikle sebze ve meyveleri az tüketen yoksul çocukları arasında yaygın olduğuna dikkat çekti. Örgüt, A vitaminin bağışıklık sisteminin enfeksiyonlarla mücadele etmesini sağladığını, görme duyusunun geliştirdiğini hatırlatarak, her yıl 250 bin çocuğun bu vitaminin eksikliğinden öldüğünü açıkladı. (VOA)

Kanserden eskisi kadar korkmayın DEMET DEMİRKAYA NEW YORK - POSTA212

G

ünümüzün en çok korkulan kanserde erken teşhisle korunmak mümkün. Kanser alanında deneyimli bir uzman olan Dr. Berrin Monteleone, sorularımızı şöyle cevapladı: ■ Kalıtsal kanser hastalıkları nedir? Kalıtsal kanser hastalıkları, doğuştan genetik şifrede meydana gelen ve nesilden nesile gecen mutasyon adı verilen değişiklik sonucu kişinin veya o aile fertlerinin kansere yakalanma riskinin ciddi oranda artmasına yol açan hastalıklardır. ■ Hangi hastalar yüksek risk grubundadır? Özellikle genç yaşta meme, yumurtalık, bağırsak, veya rahim kanseri tanısı almış hastaların, ailesinde hiç kanser geçmişi yoksa bile riskle-

11

‘Kanser’ bilimsel alanda yapılan araştırma ve yeni metodlarla eski bilinmezliğini, korkutuculuğunu kaybediyor. Kanserden erken teşhis ile korunmak mümkün ri vardır. Bunun yanında, birden fazla yakınında aynı ya da farklı tip kanser öyküsü olan kişiler risk altındadır. Ailede genç yaşta kanser tanısı almış yakın akrabanın varlığı ya da bir erkek yakınında meme kanserinin görülmesi gibi faktörler de kişinin riskini artırmaktadır. ■ Hangi kanserlere karşı kişinin riski artmakta? Şu anda genetik nedeni bilinen ve en sık görülen iki tip hastalık mevcuttur. Birincisi meme ve yumurtalık kanseri hastalığıdır. BRCA1 veya BRCA2 genlerinden birinde mutasyonu (gen değişikliği) olan kişilerin özellikle meme ve yumurtalık kanseri riskleri cok ciddi bir oranda artmaktadır.

Diğer hastalıkta ise (Lynch syndrome) kişinin bağırsak, rahim ve yumurtalık kanseri başta olmak üzere birçok tip kanser riskleri artmaktadır. ■ Bu kişilere risklerini öğrenmek ve genetik test yaptırmak için nereye başvurmalarını önerirsiniz? Bir kanser genetiği kliniğine başvurmalarını öneririm. ■ Genetik testi sigortalar karşılıyor mu? ABD’de birçok sigorta sirketi bu testleri kendilerinin belirledikleri kriterler cerçevesinde ödemektedir. Her sigorta şirketinin kriterleri biraz farklı olmakla birlikte kişinin riski artıkça bu testlerin ödenme olasılığı da artmaktadir. Ayrıntılı bilgiyi hasta, bağlı olduğu

sigorta şirketini arıyarak öğrenebileceği gibi bu konuda deneyimli kanser genetik merkezlerine başvurarak da gerekli bilgiyi alabilir. ■ Hastahanede en çok hangi tip kanser hastalarıyla karsılaşıyorsunuz? Meme, kolon, bağırsak, yumurtalık ve rahim kanserleri en sık rastlanan kanser türleri. ■ Ana karnında bebeğin gelişmesi sırasında yapılabilecek kanser testleri var mı? Varsa bebeğe zararı ya da sağlık riski var mıdır? Varsa nelerdir? Mesela amniocentesis bu konuda faydalı mıdır? Anne ve babada varsa kanser yüzde 50 gibi bir ihtimal cocukta da olma riski vardir ve bu kadın doğum uzmanının talebiyle bizlere iletilir ve Preimplantasyon genetic tanı (PGD) önerilir tarafımızca. Bunun bebeğe bir zararı yoktur.

Uzman Dr. Berrin Kimdir? Monteleone Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1993 yılında mezun oldu. Ankara’da Radyasyon Onkolojisi Uzmanlık eğitimini tamamlayıp, ABD’de buna yönelik üst ihtisasını yaptı. Daha sonra, yine ABD’de Genetik Uzmanlık eğitimini 2007 yılında tamamlayıp, Amerikan Tibbi Genetik Board Sertifikasını aldı. Yaklaşık beş senedir calismalarına Stony Brook Üniversitesi tıp merkezi, genetik bölümünde öğretim üyesi olarak ve kanser genetik kliniğinin direktörü olarak devam ediyor.


Spor

27 Kasım 2013 Çarşamba

Phelps’den dönüş sinyali Ne ‘Çek’tin be Sırbistan! Davis Kupası’nda şampiyon Çek Cumhuriyeti oldu... Finalde Sırbistan’ı 3-2 yenen Çekler, üst üste ikinci kez mutlu sona ulaştı (NEW YORK – POSTA212) Erkekler tenisinin en önemli takım mücadelesi olarak kabul edilen Davis Kupası finalinde, Sırbistan ile Çek Cumhuriyeti karşı karşıya geldi. Davis Kupası’nda ilk iki gün Çekler’in 2-1’lik üstünlüğüyle geçildi. Finalin üçüncü gününde ilk maç Novak Djokoviç ile Tomas Berdych arasında oynandı. Sırbistan’da düzenlenen turnuvada ev sahibi olan Djokoviç, maçı 6-4, 7-6 ve 6-2’lik setler sonunda 3-0 kazandı. Sırbistan, Çek Cumhuriyeti karşısında skoru 2-2’ye getirdi. Günün şampiyonu belirleyecek ikinci maçında ise Sırp Dusan Lajovic ile Çek Radek Stepanek karşılaştı. 6-3, 6-1 ve 6-1’lik setlerle maçı 3-0 kazanan Stepanek, Çek Cumhuriyeti’ne Davis Kupası şampiyonluğunu getirdi. Çekler böylece Davis Kupası’nda üst üste 2. kez mutlu sona ulaşmış oldu.

Fenerbahçe Ülker Avrupa’nın zirvesinde Eurolig’de sezonun 6. haftası geride kalırken, Avrupa’nın en iyi 24 takımı arasından geriye sadece 3 namağlup takım kaldı, biri Fenerbahçe Ülker... (NEW YORK – POSTA212) Sarı-lacivertliler bu sezon oynadığı 6. grup maçını da kazanarak hem ‘top 16’yi garantiledi hem de geçtiğimiz sezon 24 maçta ulaştığı galibiyet sayısına sadece 1 adim kaldiı oldu. Fenerbahçe Ülker, İstanbul’da Budivelnik Kiev’i konuk etti. Zeljko Obraovic yönetimindeki temsilcimiz mücadeleyi 84-68 kazanıp liderliğini sürdürdü. Sarı-lacivertliler bu hafta Barcelona deplasmanına konuk olacak. Eurolig’deki diğer temsilcilerimiz ile bu hafta oldukça çekişmeli mücadeleler ortaya koydular. Galatasaray Liv Hospital sahasında İtalyan Montepaschi Siena takımını 54-52 yenip grupta Olimpiakos’un ardında 2.’likteki yerini korurken, Anadolu Efes ise deplasmanda Emporio Armani’ye 77-73 kaybetti. Maçın son anlarında sorumsuzca hatalar yapan Efes, gruptaki 3. mağlubiyetini alarak kendini ateş çemberine attı. Grupta Real Madrid 6’da 6 ile yoluna devam ederken geride kalan 5 takımdan 4’u hala ‘top 16’ yarısı içerisinde. Efes bu hafta Fransız ekibi Strasbourg’u konuk edecek. Galatasaray ise grubunun yenilmez armadaki takımı Olimpiakos’la karşılaşmak üzere Yunanistan’a gidecek.

Michael Phelps havuzdan çıkamadı... Kazandığı 19 altın madalya ile Olimpiyatlar tarihinin en çok madalya alan sporcusu olan Phelps, Rio 2016 için dönüş sinyalleri verdi

A

(NEW YORK –POSTA 212)

merika Anti-Doping Ajansı’ndan yapılan açıklamada, Michael Phelps’in 30 Eylül’de sona eren dönemde doping testleri yapılan sporcular arasında yer aldığı bildirildi.

Açıklamalar üzerine ‘Phelps’i Phelps yapan adam’ olarak bilinen, uzun süredir antrenörü ve yakın arkadaşı olan ayrıca da Türkiye Yüzme Federasyonu başdanışmanı Bob Bowman, ‘Phelps aslinda ikinci çeyrek sonunda doping programına yeniden katılmış ama teste girmemişti ve bu

nedenle o USADA raporunda yer almamıştı’ diye konuştu. Bowman, Phelps için “Mart ayında tekrar rekabete uygun olacaktır, bunu yapacak güçte ve formunu geliştiriyor. Onun dönüşü para için olmaz.” Ortaya atılan iddialar üzerineyse ünlü

atlet şu yanıtları verdi: “Heyecanımı hala koruyorum hatta bazı şeyler beni motive ediyor. Ancak 20 yıldır yüzüyorum ve bazı diğer faktörler de beni zorluyor.” Phelps’in en geç 2014 yılının ortası gibi havuzlara dönmesi bekleniyor.

Atletizmde ‘anabolik steroid’ dönemi! Atletizm, doping konusunda haber gündeminin kara yüzünde bisikleti geride bırakacak gibi.

(NEW YORK –POSTA 212)

B

ilindiği gibi 90’lı yılların başından itibaren ‘doping piyasası’nın 1 numaralı müşterileri bisiklet branşındaki sporculardı. Ancak son yıllar bisiklet kendini giderek temizlerken bu furya atletizme sıçradı. Doping teknolojileri gelişirken bunu kontrol eden mekanizma da kendini yeniliyor. Hatta bazen kontrol konusundaki ilerlemeler doping tekniklerinin önüne geçiyor. İşte şu anda tam da o zaman aralığındayız. Yaşanan tüm bu doping furyasının, dopingli çıkan atlet zincirinin de başlıca sebeplerinden biri bu. Doping teknikleri, kontrol araçları karşısında ‘mazlum’ durumda. Son gelişmeler de bunu kanıtlar cinsten. WADA tarafından Köln ve Moskova’da yapılan incelemeler sonucunda yüzlerce atlet-

te anabolik steroid tespit edildiği açıklandı. Konuyla ilgili açıklama yapan Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Sağlık Komisyonu Başkanı Arne Ljungqvist, sonuçlara çok şaşırdığını söyleyerek, şu ifadeleri kullandı: “Sonuçlar, Olimpiyatlar’da mücadele eden sporcuların kan ve idrarlarını tekrar kontrol etmemiz gerekliliğini gösterdi.” IOC gibi Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA) da atletlerin yeniden incelenmesi gerektiğini savunuyor. Kurumun başındaki David Howman, “Bu konuda IOC’ye tavsiyelerde bulunmuştuk. Bunları ders verir gibi yapmadık ama ortaya çıkan bu iddiaların IOC ile paylaşılması gerektiğini inanmaktayız” dedi. Moskova’daki laboratuvarının başkanı Grigory Rodchenko ise inceleme yaptıkları yöntemler daha önce negatif çıkan 100’den fazla testi pozitif olarak değerlendirdiklerini açıkladı.

Hırvatistan’ın başında Türk bisiklet tarihinde bir ilk ‘NAZİ’ BELASI

İtalya’nın Floransa kentinde yapılan Uluslararası Bisiklet Federasyonu (UCI) Başkanlığı seçiminde, 24 oy alan Brian Cookson, koltuğun sahibi oldu

İzlanda ile oynanan Dünya Kupası ‘play-off’ mücadelesinin ikinci ayağındaki tezahüratlar nedeniyle Hırvatistan’ın başı belada (NEW YORK –POSTA 212)

F

IFA, Hırvat taraftarların Nazi yanlısı tezahürat yaptığı iddiaları üzerine, bir Hırvat oyuncu Josip Simunic ve Hırvatistan Milli Takımı hakkında disiplin soruşturması başlattı. Maçın görüntülerinde, 2-0 galibiyetten sonra Josip Simunic bir mikrofondan taraftarlara “Vatan için!” diye bağırıyor, taraftarlar da “Hazır!” diye yanıt veriyordu. Bu tezahüratın kökeni; İkinci Dünya Sava-

şı sırasında ülkeyi yöneten Nazi yanlısı Hırvat rejim Ustasa’ya kadar gidiyor. Hırvatistan alınan galibiyetle Brezilya’da önümüzdeki yaz yapılacak Dünya Kupası’na katılma hakkı elde etmişti. Avustralya’da doğan 35 yasındaki Simunic kendisini “Yanlış bir şey yapmadım, siyasi bir amacım yoktu. Birisinin beni nefret veya şiddeti teşvikle ilişkilendirmesinin düşüncesi bile korkunç. Yurtdışında doğup büyümüş bir Hırvat olarak,

benim için vatan sevgi, sıcaklık ve pozitif mücadele demektir. O kadar duygulanmamın ve taraftarlarla girdiğim iletişimin tek nedeni budur.” diyerek savunurken Hırvatistan savcılığı milli takımın defans oyuncusu Simunic’e “ırkçı nefret yayma” suçundan 4 bin dolar para cezası verdi. FIFA disiplin soruşturması için maçın resmi raporunu bekledi. FIFA’dan yapılan açıklamada Simunic hakkındaki soruşturmanın şahsi davranışları, Hırvatistan hakkındaki soruşturmanın da taraftarın davranışları çerçevesinde açıldığı kaydedildi. Hırvatistan taraftarları tarafından bu tezahürat geçmişte Nazi selami ile birlikte yapılmış ve FİFA ile UEFA’dan disiplin cezaları alınmıştı.

(NEW YORK –POSTA 212)

B

u seçimin Türk bisikleti açısından önemi ise Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu’nun Cookson yönetimindeki kurulda görev alacak olması. Tarihte ilk kez bir Türk UCI yönetimine girerken Müftüoğlu bu alanda bir ilke imza attı. Eski başkan Pat McQuaid 18 oyda kaldı. Emin Müftüoğlu, “Bu benim değil, ülkemin başarısı.

2005 yılında bizi hiç tanımıyorlardı, şimdi listede yer alıyoruz. Şimdi artık amacımız bunu da bir adım öteye taşımak. 4 yılda bir yapılan bir genel kuruldu. Türk bisiklet tarihinde ilk kez Uluslararası Bisiklet Federasyonu’nun yönetim kurulu üyeliğine seçildik. Türk sporu ve benim için çok önemli bir gelişme. Bugün bu göreve gelmem, Türkiye’nin dünyada bisikletindeki konumu açısından da çok önemli” ifadelerini kullandı.

Emin Müftüoğlu

WTA’da yılın tenisçisi: Serena Williams Tenisin ‘şişman kadın’ı olan sezon ödülleri bir bir sahiplerini buluyor

(NEW YORK –POSTA 212)

E

rkeklerde Rafael Nadal’ın ‘Yılın Tenisçisi’ ödülünü kazanmasının ardından WTA tarafından kadın tenisinde ‘Yılın Tenisçisi’ ödülüne Serena Williams layık görüldü. Bu sezon Fransa Açık ve Amerika Açık’ı kazanarak Grand Slam zaferi sayısını toplamda 17’ye çıkaran Serena Williams sürpriz olmadan bu ödülü kazandı. Serena 2013 sezonu sonunda 18’er şampiyonluğu bulunan Chris Evert ve Martina Navratilova’nın yalnızca bir adım gerisinde. Bu ikiliyi geçtikten sonra 32 yaşındaki raketin önündeki tek engel 22 Grand Slam şampiyonluğuyla listenin en tepesinde bulunan

Steffi Graf kalacak. Sezonu yalnızca dört mağlubiyetle kapatan Serena, kazandığı ödüle rağmen hala temkinli: “Oyunuma ekleyebileceğim birçok şey var. Şu an bunlardan bahsetmek istemiyorum, ama gelecek sezon daha iyisini yapmak için çalışacağım.” Ödülü kazandıktan sonra geride kalan sezonu da değerlendiren Serena Williams, kendisi için en değerli anı da açıkladı: “En heyecan verici an Fransa Açık şampiyonluğumdu. Birkaç yıldır kazanmak için can attığım bir turnuvaydı. Sezonu toprak kortta hiç yenilmeden tamamlamak da müthişti.” Bilindiği gibi Serena, görkemli sezonunu İstanbul’da düzenlenen WTA Şampiyonası’nı kazanarak taçlandırmıştı.

Sayılarla Serena Williams’ın 2013 sezonu: ■ Williams, Yılın Oyuncusu ödülünü 5. kez kazandı. Bu ödülü daha fazla kazanan iki isim; Martina Navratilova (7) ve Steffi Graf (5). ■ 2013’ü 11 WTA turnuvası şampiyonluğuyla tamamlayan Williams, Martina Hingis’in 1997’deki 12 şampiyonluğuna en çok yaklaşan isim oldu. ■ Serena’nın bu sezon kazandığı maç sayısı 78. Sezonu daha yüksek bir galibiyet sayısıyla tamamlayan son isim Kim Clijsters’ti. (2003, 90) ■ Amerikalı tenisçinin sezon boyunca kazandığı 12,385,572 dolar para ödülü bir rekor. Serena, Victoria Azarenka’nın bir önceki sezon 7,923,920 dolar ile kırdığı rekoru geliştirdi.


Emlak

27 Kasım 2013 Çarşamba

Astoria’da ev kiralama rehberi Queens’teki Astoria bölgesi ev kirlamak isteyenler için en cazip yerlerden biri. Öncelikle tren istasyonlarına yakınlığı, deniz kenarında oluşu, evlerin büyüklüğü ve uygun kira bedelleri Astoria’yı cazip hale getiriyor

13

Yeşim Numan newyorkusatiyorum@gmail.com

“Komisyon ödemek İS-TE-Mİ-YO-RUM!” Geçen hafta ev satmanın inceliklerini anlatırken, bir emlak danışmanıyla çalışacağınızı varsayarak yazdım. Bir kaç okur e-posta göndermiş, “Emlakçı kullanmak şart mı” diye sormuş. Şart değil, ama gerekli. Anlatayım. Daha önce belirttiğim gibi, emlak alım-satımında komisyonu alıcı değil, satıcı öder. Ev alırken bu kuralı çok seven ve benimseyen alıcılar, seneler sonra evlerini satmaya karar verdiklerinde bu durumdan hiç hoşnut kalmazlar. Bazıları satış için emlakçıya gerek olmadığına karar verip, komisyon ödememek için evini kendi başına satmaya kalkabilir. Ancak istatistikler gösteriyor ki, buyuk sehirlerde sahibinden satılan evler, emlakçı aracılığıyla satılan emsallerinden hem daha ucuza, hem de daha uzun sürede satılıyor. Biliyorum, komisyon ödemek istemiyorsunuz. Kim ister ki? Ancak, sizi temin ederim ki işini iyi yapan, deneyimli bir emlakçıyla çalışmanın getirisi, ödediğiniz komisyonun değerinden çok daha fazla olacaktır.

(NEW YORK –POSTA 212)

Q

ueens bölgesindeki Astoria bugün daha çok orta sınıf New Yorkluların oturduğu bir mahalle. Ancak emlak uzmanları on yıl içinde Astoria’nın çok farklılaşacağını öne sürerek bölgenin emlak değerini vurguluyorlar. Yapımına başlanan iki büyük emlak projesi, Hallets Point ve Astoria Covet, deniz kenarına yüzlerce yeni lüks apartman dairesi getirecek, nüfus yoğunluğunu artıracak. Emlakçılar Astoria’nın bu yeni konut projeleriyle Williamsburg gibi “hit” bir mahalle olacağını söylüyor. Halihazırda bölgenin geniş ev stoğu ve farklı etnik grupları ba-

rındıran yapısı, genç profesyonelleri ve yeni sakinleri Astoria’ya çekiyor. Ancak ev fiyatlarının tüm kent genelinde artmaya başlaması göz önünde bulundurulduğunda, Astoria’nın konumundan ötürü emlak değerinin en hızlı yükseleceği yerlerden biri olacağı rahatlıkla söylenebilir. NEW YORK’TAKİ EVLERDEN BÜYÜK Astoria’da ev aramaya çıktığınızda çok çeşitli türde, boşta duran, konutlarla karşılacaksınız. Çok azı yeni yapılmış bu evlerin ortak özelliği ortalama bir New York dairesinden daha büyük bir alana sahip olmaları. Bir yatak odalı evlerin kirası, konutun eski veya yeni renove edilmiş olmasına göre 1.350

arandığında fiyatlar 3.000 dolara kadar çıkabiliyor. StreetEasy’deki en pahalı daire, arka bahçeye sahip üç odalı bir ev, fiyatı 4.500 dolar.

ile 1.900 dolar arasında değişiyor. İki odalı evler genellikle 2.000 dolardan başlıyor, StreetEasy emlak ajansında 1.700 dolara kiralıklar

bulmak mümkün. İki yatak odasının yanında, bulaşık makinesi/kurutucu veya özel açıkhava alanları gibi lüksler

Milenyum gençleri için ev almak hayal

Çıplak müşterilere çıplak emlakçı

(NEW YORK –POSTA 212)

K

olejlerden veya üniversitelerden mezun olan çok iyi eğitimli Amerikalı gençlerin ev satın alması giderek zorlaşıyor. Bunun en önemli nedeni de öğrenci kredilerinin yüksekliği ve öğrenim süresi boyunca genellikle bu ödemelerin aksaması. Kredinin ödemesi ne kadar aksarsa öğrencilerin kredi skoru o denli kötüleşiyor. Kredi skoru da direkt olarak mortgage alabilmeyi belirliyor. Emlak uzmanları, yeni

(NEW YORK-POSTA 212) Youngblood, Florida’da bulunan dünyanın en büyük nudist topluluklarından biri olan Pasco County’e danışmanlık hizmeti veriyor. Daima giyinik olarak çalışan Youngblood, yıllar içinde, yaşamak için özel yerler arayan kişilere danışman oluyor. İlk olarak 2004 yılında emlak sektöründe çalışmaya başlayan Youngblood, “Kıyafeti boş ver, yaşam tarzını giyin” sloganıyla çıplak müşterilerin emlak piyasasının en pahalı yerlerinden birinde rüya evlerini bulmalarını sağlıyor.

Emlak sayfası A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

www.emlaksohbetleri.com

işbirliğiyle hazırlanmaktadır. Sayfada yer almasını istediğiniz proje bilgilerinizi bize gönderebilirsiniz. e-mail: erdal@emlaksohbetleri.com

mezun milenyum gençlerinin mortgage ile ev satın alabilmesinin giderek zorlaşmasının konut pazarını daralttığını belirtiyor. Pew araştırma şirketinin verilerine göre yeni mezunların yüzde 36’sı anne babalarının evlerine geri dönüyor. Bu durum gençleri, harcamaları kısıp tasarrufa iterken, aynı zamanda mortgage almak için gerekli olan kredi geçmişi üretmelerini de engelliyor. Bu da 18-32 yaş grubunda ev satın alanların 2007 yılına kıyasla yüzde 34.3 azalmasına yol açıyor.

Ev fiyatlarında fiyat artışı hız kesti

GAZETESİ

emlak sohbetleri

MIDTOWN’A 15 DAKİKA M, N, Q ve R trenleri mahalleyi 15 dakikada Midtown’a bağlıyor. Astoria Park deniz kenarında yeşil alan keyfini yaşatıyor. Kültürel olarak bakıldığında, Noguchi Museum, Museum of the Moving Image ilk akla gelen yapılar. Socrates Sculpture Park’da Yunan, Hint, Bulgar, Orta Doğu, İtalyan, Çek, Bengladeş gibi pek çok etnik yemeği bulabilirsiniz. Fiyatlar genellikle makul bir seviyede, ama Astoria Boulevard’a doğru gittikçe fiyatlar artıyor.

(NEW YORK –POSTA 212)

E

v fiyatlarındaki artış yükseliş hız kesse de devam ediyor. Bu konuda en dikkate alınan ölçümü sunan S&P/ Case- Schiller ‘e göre ev fiyatları endeksi geçen yıla kıyasla yüzde 12.8 artış gösterdi. Aynı endekse göre de mortgage

oranlarının son aylarda ciddi bir şekilde yükselmesiyle ev fiyatlarındaki artış yavaşladı. Konu sektöründeki bu canlanma, birkaç yıl önceki emlak krizi sırasında evleri ipotek altında olanların sayılarındaki azalmadan ve işsizlik oranının çok az da olsa düşmesinden kaynaklanıyor.

Uzmanlar 2013’ün son çeyreğinde ev fiyatlarındaki artişın hız kesmesini, piyasanın “balon” oluşturma riskini azalttığı için sağlıklı bir gelişme olarak yorumluyor. Fiyatlardaki bu yükselişe rağmen 2006 yılı baz alındığında genel konut piyasası hâlâ yüzde 20 geride.

Ev satmak gerçekten çok zaman alan bir iştir. Gelen her telefon ve elektronik postaya cevap vermek şart. “Open House” tabir edilen herkese açık gösterimler dışında, tek tek randevu isteklerini geri çevirmemek, sorulan her soruyu zamanında ve doğru cevaplamak, beyan etmek zorunda olduğunuz bilgileri açıklarken kendinize zarar verebilecek gereksiz bilgileri vermekten kaçınmak, sürekli piyasayı takip ederek sizinkiyle aynı dönemde satışa çıkan emsal evlerin ne durumda olduğunu bilmek yapılması gereken işlerden sadece bir kaçı. Eğer satış işlemine tüm zamanınızı ayıramazsanız, evinizin uzun süre satılmaması ve fiyat düşürmek zorunda kalmak size emlakçı komisyonundan çok daha pahalıya mal olacaktır. 2009 senesinde ev almasına yardımcı olduğum bir müşterim, üç sene sonra beni arayarak evinin piyasa değeri hakkında bazı sorular sordu. Sorularını yanıtladım ve kendisi için karşılaştırmalı piyasa analizi hazırlayıp gönderdim. Bir kaç gün sonra tekrar aradığımda, komisyon ödememek için evini kendisi satmaya karar verdiğini öğrendim. Kararına elbette saygı duyacağımı, ancak bunu tavsiye etmediğimi söyledim, hatta bu konudaki araştırma ve istatistikleri yolladım, ama %6 yerine, sadece alıcının emlakçısına %3 komisyon verme fikri çok cazip gelmiş olacak ki, kararında ısrar etti. Ben de kendisine iyi şanslar diledim ve başka işlerle ilgilendim. Sekiz ay sonra aynı müşterim beni aradı. Aradan geçen sekiz ay içinde üç kez fiyat düşürmüş (toplam %10), sadece iki teklif almış, ikisini de az bulduğu için sinirlenip pazarlık bile etmeden geri çevirmiş. Bu arada aynı binada benzer dairelerden iki tanesi emlakçı aracılığıyla cok daha yüksek fiyata satılmış. Bizimki hem evi satamamış, hem de stresten dolayi birlikte yaşadığı kız arkadaşıyla sürekli kavga eder olmuş. Sonunda kız arkadaşı “Ya emlakçı bulursun, ya da ben gidiyorum,” deyince, pes edip, biraz da “Ben sana söylemiştim” dememden çekinerek beni aramış. Demedim tabii, ama içimden geçirmedim desem yalan olur. Öncelikle eskiyen listeyi piyasadan çekip tazelemeye karar verdik. Ucuz ama göze çarpan bazı değişiklikler yaptık. Açık renk boya, düz renk perdeler, bir de ufak tefek tamiratlar yapılınca evin yüzü gözü açıldı. İki ay sonra profesyonel fotoğraflarla, yeni liste olarak, orijinal fiyatın altında, ama son liste fiyatının çok üstünde tekrar piyasaya koyduk. Yedi hafta sonra kontrat imzalandı. Kıssadan hisse: Her işi uzmanına bırakmak gerek. Evinizin satışa hazırlanma aşamasından başlayarak, fiyatlandırma, doğru zamanlama, satış stratejisi gibi konularda iyi bir emlakçının profesyonel yardımını almak, şüphesiz ki size büyük yarar sağlayacaktır. Günümüzde emlak piyasasıyla ilgili pek çok bilgiye İnternet üzerinden ulaşılabildiği doğru. Ancak her konuda olduğu gibi, emlak konusunda da deneyim ve birikim açığını bilgisayarlarla kapatmak mümkün değil. Ayrıca New York’taki alıcıların %90’ından fazlası bir emlakçıyla çalışır. Alıcının profesyonel olarak temsil edildiği bir alış-verişte amatör olarak kendinizi temsil etmeniz sizin için dezavantaj olacaktır. Bütün bunlara rağmen hala kendi evinizi satmaya çalışmakta kararlıysanız, vaktiniz ve sabrınız da bolsa, deneyin tabii. Ama yine de, güvendiğiniz bir emlakçının telefon numarasını hızlı arama listenize kaydedin. Ne olur ne olmaz... Emlak ile ilgili sormak istedikleriniz için bana newyorkusatiyorum@gmail.com adresinden yazabilirsiniz.

Pierhouse Evleri 1,5 milyon dolardan başlıyor (NEW YORK-POSTA212) New York’un en güncel emlak projelerinden birisi Brooklyn Bridge Park’daki Pierhouse’de inşaat çalışmaları son sürat devam ediyor. Toll Brothers adlı grubun inşa ettiği Pierhouse’ın konut bölümünü oluşturan otel ve condo evlerin fiyatları açıklandı. Bu konutlar meditasyon stüdyosu, evcil hayvan yıkama yeri, park yerinde valeler gibi pek çok konforu içeriyor. Pierhouse, bir ile beş arasında yatak odasından oluşan 108 konut birimini içeriyor. Büyüklüğü 1.000 ile 4.900 square feet arasında olan konutların fiyatları da 1.5 milyon dolardan başlayıp 11 milyon dolara kadar gidiyor. İnşaatın 2015 yılında bitmesi bekleniyor.


Kültür Sanat & Etkinlikler

27 Kasım 2013 Çarşamba

BEYAZPERDEDE BELGESELLER HAFTASI Hollywood her yıl olduğu gibi, bu sefer de gişede iddialı olan yapımları Noel dönemine saklıyor. Önümüzdeki Christmas tatilinden itibaren Şubat ayındaki Oscar törenleri öncesini kapsayan dönem için pek çok büyük bütçeli yapım ile bağımsız stüdyoların ödül avcısı filmleri gösterim sırasını bekliyor.  Bu hafta ise gösterime giren üç yeni film, nitelikleri itibariyle sinema salonlarında tam anlamıyla bir belgesel şöleni yaşatıyor. Nel-

VİZYON

HALDU

N ARM

AĞAN

son Mandela’nın hayatından kesitler, Bikini Kill grubunun ünlü solisti Kathleen Hanna ile Bettie Page bu haftaki belgesellere konu olan isimler.

new york’ta

THE PUNK SINGER Haftanın filmleri arasında müzikseverlerin dikkatinden kaçmaması gereken bir belgesel olan “The Punk Singer” Bikini Kill isimli punk grubun solisti olan Kathleen Hanna’nın yaşamına odaklanıyor. Bikini Kill Grubu ve Le Tigre Üçlüsü ile yaptığı müzik çalışmaları kadar, feminist söylemleriyle de bir ikon haline gelen Kathleen Hanna’nın 2005 yılında birdenbire müzik piyasasından ve sosyal faaliyetlerden çekilmesinin ardında yatan nedenler irdeleniyor. Belgeselin yönetmeni Sini Anderson. VİZYON TARİHİ 29 KASIM

dolup taşan müthiş dinamik bir kent. Gidilecek, gezilecek, görülecek çok şey var. Posta212 okurlarına hafta sonu kentteki

etkinlikleri

kültür etkinliklerden bir derleme yaptık

THE GLASS MENAGERIE

MANDELA:  LONG WALK TO FREEDOM Güney Afrika’nın ırk ayrımına karşı verdiği mücadeleyle  efsaneleşen lideri Nelson Mandela’nın yaşamını kronolojik biçimde takip eden film, Mandela’nın bir taşra kasabasındaki çocukluğundan başlayıp,  Güney Afrika’nın demokratik seçimlerle işbaşına gelen ilk başkanı olmasına kadar geçen süreci  yarı belgesel tarzı bir anlatımla  beyazperdeye taşıyor. Yönetmenliğini Justin Chadwick’in üstlendiği, senaryosu  William Nicholson  tarafından yazılan film de Mandela  rolünü Idris Elba oynuyor. Filmin kadrosunda Naomie Harris, Robert Hobbs ve Mark Elderkin gibi isimler de var. VİZYON TARİHİ 29 KASIM

New York binbir türlü kültürel, sanatsal, eğlence etkinlikleriyle

(Tiyatro) Ünlü Amerikalı yazar Tennesse Williams’ın 1944’te ilk defa sahneye koyulan başyapıtı John Tiffany’nin yönetiminde Broadway’e geri dönüyor. Williams bu oyunuyla bir anda Amerika’da dikkatleri üzerine çekti ve ülkenin en ünlü oyun yazarı oldu. Başrollerini Zachary Quinto, Cherry Jones ve Celia Keenan’ın paylaştığı 2 saat 30 dakikalık oyun bu yıl ilk gösterimini Boston’da yapmıştı. The Glass Menagarie, Tenesse Williams’ın kendi hayatını en çok yansıttığı oyun olarak biliniyor. Broadway’de sahneye konan oyun çok başarılı bulunuyor. Bilet fiyatları: 77-137 dolar Mekan: Booth Theatre Adres: 222 W 45th St.

MatIlda (Çocuk müzikali) Roald Dahl’ın aynı adlı çocuk romanından müzikale uyarlanan Matilda the Musical, Dennis Kelly tarafından yazıldı, müzikleri de Tom Minchin düzenledi. Müzikal, 5 yaşında, okumayı çok seven, okulu ve ailesinin sebep olduğu zorlukların üstesinden gelen ve öğretmeninin hayata tekrar geri dönmesini sağlayan Matilda üzerine odaklanmış. Ödül rekorları kıran bu çocuk müzikalı Broadway’in yanı sıra Londra’da da gösteriliyor. Çocuklar bu oyuna bayılıyor. Bilet fiyatları: 37-137 dolar Mekan: Shubert Theatre Adress: 225 W 44th St, Midtown West

BETTIE PAGE REVEALS ALL

The HolIday Shops at Bryant Park

Bu haftanın bir diğer belgeselinde ise sayısız filme konu olan ve özellikle savaş yılları ve sonrasında Amerika’nın “seks simgesi” olarak kabul edilen Bettie Page’in hayat hikayesi anlatılıyor. Yönetmen Mark Mori, bu filmi yapmak için sadece Bettie Page’in peşinden koşmakla kalmayıp, so-

LIttle MIss SunshIne (Tiyatro) Müziklerini William Finn’in yaptığı yönetmenliğini James Lapine’in üstlendiği film, 2006’nın hit bağımsız filmi olan Litlte Miss Sunshine’dan uyarlanmış. Oyun anne- baba ve dokuz yaşındaki çocuklarından oluşan bir ailenin arabayla New Mexico’dan Kaliforniya’ya yolculuğu anlatılıyor. Büyük ilgi gören bu komedinin son iki haftası. Oyun son olarak 15 Aralık’ta gösterilecek. Bilet fiyatları: 69-84 dolar Mekan: Second Stage Theatre Adres: 305 W 43’üncü St, Midtown West

nunda amacına ulaştı. Çekimleri 10 yılı bulan süren belgesel serüveni, Bettie Page’in 2008’de ölümüne dek sürdü.  “Bettie Page Reveals All” belgeseli yalnızca New York ve Los Angeles’ta gösterime giriyor. VİZYON TARİHİ 29 KASIM

Scott Reeder, “People Call Me Scott” (Sergi) Ağırlıklı olarak sprey-art alanında çalışmalar yapan Scott Reeder ile ilgili olarak pek çok sergi düzenlenmesine rağmen, hala tanınmış bir sanatçı olduğu söylenemez. Reeder’ın daha önceki kişisel sergilerinde modern sanat, politik ideolojiler, ulusal kimlikler hep mizah konusu iken, sanatçı New York’taki 6. Sergisinde daha soyut bir “humor”u ile sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Sanatçının sergide sprey ile boyadığı aliminyum heykelleri büyük ilgi görüyor. Mekan: Lisa Cooley Adres: 107 Norfolk St, Lower East Side

Bryan Park’taki açıkhava pazarı bu yıl 12’nci yıldönümünü kutluyor. Alanda 125 satıcı tekstilden aksesuara, hediyelik eşyaya kadar pek çok objeye ulaşabilir, birbirinden lezzetli yemek, sıcak içecek seçeneklere tadabilirsiniz. Mekan: The Holiday Shops at Bryan Park Adress: Bryant Park, 42nd St, Midtown West

Brooklyn BrIdge Park

Central veya Prospect gibi kentin büyük parkları dev yeşillik alanlar üzerine kurulmuştur. Brookln Bridge Park, bu örneklerden çok farklı bir konsepte sahip. Brooklyn Bridge’in altındaki Dumbo’daki 85 hektarlık denizle buluşan bu alanın harika manzarasıyla çok keyifli bir haftasonu geçirebilirsiniz. Bir piknik alanı olmasının yanı sıra Brookyln Bridge Park içinde çok çeşitli aktiviteler, sanat alanları yer alıyor. New York’un mutlaka görülmesi gereken 50 yeri arasında. Adres: Main St, Dumbo, Brooklyn

HOLIDAY UNDER STAR New York alışveriş sezonuna giriyor. Ama Christmas alışverişine bir ara verip Manhattan’da farklı bir deneyim yaşamak isterseniz Time Warner’ın binasına girin ve “yıldızların altında tatil” yapmaya başlayın. Time Warner’ın binası 14 foot’luk LED yıldızlarıyle donatılmış. Tabii bu dev LED yıldızlar ortaya harika bir renkli dans çıkarıyor. Bir alışveriş merkezini sanatsal bir deneyim haline getirmenin en ilginç örneklerinden biri olan bina içinde yeni açılan on yeni mağazayı gezmeyi ihmal etmeyin. Mekan: Time Warner Center Adres: 10 Colombus Circle, Upper West Side


Life & Style

27 Kasım 2013 Çarşamba

Nurdan Yüzbaşıoğlu

Benim kim olduğumu biliyor musunuz? Kendini doğru ifade etmek, başarılarından veya zayıflıklarından bahsedebilmek, samimi ilişkiler gün geçtikçe daha da önem kazanıyor. Kendini doğru ifade etmek nedir, başarılardan veya zayıflıklardan o kadar da kolay bahsedebilir mi kişi? Etrafımıza bir bakacak olursak çoğu insanın kendini anlatmakta zorluk çektiğini görürüz. Bu zorluk büyük ihtimalle özgüven eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Kişi başkaları hakkında çok rahat konuşabilirken, onları çok rahat över bir o kadar da yerebilirken kendisiyle ilgili pek bir yorumda bulunmaz. Peki sizi en iyi kim tanır, en doğru değerlendirmeyi kim yapabilir? Kendiniz. O zaman kendinizden bahsetmekten korkmayın. Bu her ortamda alın sazı elinize ve sürekli kendinizi anlatın anlamına gelmiyor tabii ki. Ancak özellikle sizi yeni tanıyanlara kişisine ve ortamına göre anlatın kendinizi ve hikayenizi. Neleri başardınız? Nerelerde yenildiniz? Güçlü ve zayıf yönleriniz, kişisel zevkleriniz. Korkmayın anlatın! Anlatın ki karşınızdaki kişi iş yapacaksanız kapasitenizi doğru anlasın, arkadaş olacaksanız sınırlarını bilsin, aşk yaşayacaksanız yolunu bulabilsin. Bu samimiyetle ilişkilerin daha kolay yeşerdiğini göreceksiniz. Bu konuda rahat olabilmenin kaynağı çocuklukta yatıyor diyor uzmanlar. İlgi alanlarına göre spor ve sanat konularına yönlendirilen çocuklar bu yeteneği daha doğal ve çabuk geliştire-

biliyorlar. Büyüdükçe açılan bu kanallar sayesinde günü geldiğinde herkesle sağlıklı iletişim kurabilen kendinden rahatlıkla bahsedebilen bireylere dönüşüyoruz. Sözlü iletişimin bu kadar baskın olduğu bir ortamda kelimelerin gücünden de faydalanmak istiyorsak daha fazla okumalı ve öğrenmeliyiz. Konuşmalarımız ne kadar zengin içerikli olursa o denli ilgi çekici olur. Kendimin de bizzat deneyimlediğim bu gelişim sayesinde çevremle daha samimi, güzel ve doğru ilişkiler kurabildiğimi fark ettim. Artık iş görüşmelerinde karşı tarafa başarılarımı çok daha rahat anlatıyorum, hangi yönümü geliştirmem gerektiğinden korkmadan bahsedebiliyorum. Biliyorum ki karşımdaki de tüm iyi yönleri veya başarısızlıklarıyla benim gibi bir insan. Kimseyi gözümde fazla büyütmüyor ve hiç de küçümsemiyorum. Kafamda fazla hesap kitap yapmadan doğaçlama gelişmesine izin verdiğim ilişkilerin daha sağlıklı geliştiğini gördükçe çok zevk almaya başladım bu durumdan. Kendini ifade etmek her zaman sözlerle olacak diye bir şey yok. Bazen yerinde bir gülümseyiş, dikkatini vererek karşı tarafı dinlemek, onu onaylamak ve doğru vücut dili de bir ifade tarzı. Hepsinden önemlisi ise karşındakini gülümsetebilmek. Mizaha yatkınsanız güldürebiliyor aynı şekilde gülebiliyorsanız o zaman tüm enstrümanları doğru kullanıyorsunuz demektir. Kim tutar sizi..

‘Inspiration Mars’ projesi Guadelope ABD ‘Inspiration Mars’ Derneği, Kızıl Gezegen’e astronot göndermek için kolları sıvadı. Dernek, Ocak 2018’de yapılması planlanan yolculukla, uzay keşfinde tarihe geçecek bir ilke imza atmak istiyor. Proje kapsamında, iki astronot Mars’ın yörünge hareketi esnasında karanlık kalan yüzüne ulaşacak ve gezegeni görebilmek için gece görüş donanımı kullanacak. Space.com’un haberine göre, Mars’ın ‘yeşil görünüm altında’ keşfedilmesini öngören proje için çalışmalar çoktan başladı. NASA’nın bu ay başında düzenlediği Future In-Space Operations konferansında konuşan Applied Defense Solutions şirketinden John Carrico, “Ekibimizde yer alan isimlerden biri ordu pilotu. Bize gece görüş donanımı kullanmamızı önerdi... Nasıl bir teknoloji geliştirebileceğimizi değerlendiriyoruz” dedi. Bu proje dünyanın ilk uzay turisti multi milyoner Dennis Tito tarafından yönetilecek. Yapılacak yeni uzay gemisinde orta yaşlarda ve çift olması düşünülen seyahat edecek kişiler uzayda yaklaşık 501 gün kalacaklar. Tito yaptığı basın açıklamasında, “Eğer yeryüzünden bu kadar uzaksanız ve dünya küçük bir mavi nokta gibi görünüyorsa birisine sarılmaya ihtiyaç duyarsınız “ dedi.

Acne

Lüks giyim markası Acne 2014 yazı resort koleksiyonunu modaseverlerle stüdyosunda yaptığı bir çekimle buluşturdu. Beyazın ağırlıklı olduğu koleksiyonda mavi, bordo ve mürdümün nefis kombinasyonlarını göreceksiniz. Trendler yerine kendi çizgisinde kalmayı yeğleyen marka her sezon daha da başarılı koleksiyonlarla çıkıyor karşımıza.

Atlantik Okyanusu’nda Hint ve Fransız kültürlerinin karışımından oluşan ‘ şehvetli ‘ bir adalar grubudur.. Şeker kamışı ve tropikal ormanlardan oluşan bu bölge mükemmel plajları ve yağmur ormanları ile çekici bir tatil destinasyonudur. Porto Riko’nun güneydoğusundaki Karayipler’de bir adalar topluluğudur. subtropikal iklimin etkisindedir, yüksek nem oranı değişiklik göstermektedir. Basse-Terre iç kısımdaki dağlar arasında volkanik özellik taşıyanıdır; Grande-Terre bölümü ise alçak bir kireçtaşı oluşumudur; diğer yedi ada ise çoğunlukla volkanik özellik taşımaktadır. En alçak noktası Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası Soufriere 1484 m’dir ve aktif bir yanardağdır. Haziran-Ekim ayları arasında kasırgalar yaşanmaktadır. Nüfusun etnik dağılımı ; Siyah veya melezler yüzde 90, beyazlar yüzde 5, Doğu Hindistanlılar, Lübnanlılar, Çinliler yüzde 5 civarındalar.Ülkedeki inançlar Roma Katolikleri yüzde 95, Hindu ve Pagan Afrikalılar yüzde 4, Protestanlar yüzde 1. Ülkede konuşulan dil Fransızcadır. Ülke iç ve dış işlerinde Fransaya bağlı bir sömürgedir. Guadalup ekonomisi tarım, turizm, hafif sanayi ve hizmet sektörüne dayanır. Turizm ülkede anahtar sektördür. Gelen turistlerin çoğu ABD’li turistlerdir. Tarımda eskiden beri şekerkamışı en önemli ürünlerden olmuştur. Son dönemlerde ise şekerkamışı yerini yavaş yavaş başka ürünlere - muz, patlıcan ve çiçeklere bırakmıştır. Hafif endüstri şeker ve rom imalatı ile dikkati çekmektedir. Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir. İşsizlik daha fazla genç nesil arasında yaygındır. Hurricane kasırgaları periyodik olarak ekonomiye ciddi ölçüde zarar vermektedir.

LONG ISLAND’DA ŞEKER CENNETİ Dondurmanın 50 çeşidi... Dünyanın sayısız ülkelerinden çikolatalar... Gün boyu patlamış mısır ve illa da hediye sepetleri... Neredeyse 300 metrekarelik alanda adeta bir şekerleme cenneti..! DEMET DEMİRKAYA NEW YORK - POSTA212

P

ort Jefferson, Long Island NY’ta küçük bir sahil kasabası. Bu şirin kasabanın merkezinde restoranlar, kahve ve dondurma satan işyerleri çoğunlukta. Hem turistlerin hem de yerel sakinlerin yaz kış demeden akın ettikleri kasabanın sahilinde Port Jefferson arabalı vapuru Connecticut şehrinden de ziyaretçi götürüp getiriyor. ARABALI VAPUR KEYFİ Port Jeff Ferry denilen bu arabalı vapurun yolcularını, taze kavrulmuş fıstık kokularına karışmış çikolata kokuları yayan bir şekerleme dükkanı karşılıyor. ‘Çocuklar için vazgeçilmez bir yer, içeri girip de boş çıkabilen henüz yok’ diyor cana yakın çalışanları. ‘MARSHMALLOW’A BAYILIYOR Bu şeker cennetinin her sene özel günlerde tekrarladığı küçük partiler çok eğlenceli geçiyor. Tabii bu eğlencelerin en favori şekerlemesi hiç kuşkusuz.Marshmallow. Amerikalıların çok sevdigi bir şekerleme Marshmallow. Bir çesit bizim çokomel’in içi yumuşak ve sakızımsı olanı.. Bu şeker-

lemeyi ateşte pişirmeyi, bu şekilde de eriyik haline getirip yemeyi çok seviyorlar. Çocukların da favorisi. İşin en cazip tarafı çocukların bir sopanın ucuna Marshmallow’ları takıp onları ateşe tutarak kendilerinin pişirmesi. Tabii ki babaları eşliğinde. Port Jefferson kasabasına yolunuz düşerse, çocuk büyük demeden herkesin ortadaki ateşin etrafına toplanıp, kendilerine verilen sopalara Marshmallow’ları takıp ateşin üstünde pişirdikleri bu alanları şekerlemelerin kokusunu takip ederek bulmanız mümkün. Arkadaşlarınızı da alın yanınıza, ve Marshmallow’ları tek tek pişirmeye başlayın, bir de yanına sıcak çikolata ekleyerek kış aylarına merhaba deyin.


Porsche’un marka yüzü Sharapova Macan’ın tanıtımına, aynı zamanda Porsche marka elçisi de olan dünyaca ünlü tenisçi Maria Sharapova katıldı. Diğer bir Alman markası BMW de, yeni 4 Serisi Cabrio’nun dünya lansmanını aynı anda hem Las Vegas hem de Tokyo fuarlarında yaptı.

1907 yılından bu yana düzenlenen Los Angeles Motor Show, Japonya’daki Tokyo Motor Show ile aynı tarihlere rastladı. Bazı markalar, lansman için iki fuardan birini seçme konusunda hayli zorluk yaşadı. Porsche, yeni modeli Macan’ın dünya tanıtımı için Los Angeles’ı seçerken, diğer bir önemli modeli olan 570 HP’lik Panamera Turbo S’in dünya lansmanını Tokyo’da gerçekleştirdi.

www.posta212.com

• YIL 1 • SAYI 28

27 Kasım 2013 Çarşamba

büyülüyor

Dünyanın en önemli ‘motor show’larından LA Auto Show bu yıl da yepyeni modelleriyle otomobilseverleri büyüledi. 1907 yılında 99 araçla başlayan fuar, yıllar içinde büyüyerek, Los Angeles’in dünyaca ünlü, en başarılı aktivitelerinden biri haline geldi (LOS ANGELES –POSTA 212)

2

013 Los Angeles Auto Show her yıl olduğu gibi bu yıl da en yeni otomobil modellerinin ve konseptlerinin birbiriyle yarıştığı onbinlerce kişinin gezdiği büyük bir şölenle açıldı. Bu yıl 22 yeni otomobil konsepti Los Angeles’ın 71 bin m2’lik Convention Center’ında görücüye çıktı. Otomobil merakla beklenen modellerden 2015 model Porche Macan ve yine Porche’den 2014 model 911 Turbo Cabriolet büyük ilgi topladı. 2014 Mini Cooper, Mercedes Benz GLA-Class ve S63 AMG, Volkswagen’in e-Golf elektrikli modeli, tasarımı yeniden yapılan Jetta SportWagen, 2015

Cadillac Escalade, Subaru 2015 WRX, Nissan’ın NISMA Juke RS gibi modellerin önünde de kuyruklar oluştu. Dünyanın diğer önemli otomobil fuarı Tokyo Motor Show’la aynı tarihte açılan LA Auto Show, çok büyük bir ziyaretçi kitlesi toplamasının yanı sıra dünyanın her tarafından otomobil gazetecilerini, endüstri yöneticilerini fuara çekiyor. Fuar alanında ayrıca pek çok tasarım yarışması, çevre dostu ödülleri, ünlü yarış arabası ekiplerini görmek mümkün.

MINI’nin yeni modeli aynı anda iki fuarda birden yer aldı. Tabii bir farkla. Dünya lansmanı, fuardan iki gün önce tasarımcısı Alec Issigonis’in doğum gününde, İngiliz Başbakanı DavidCameron’ın da katılımıyla Oxford’taki fabrikada yapıldı.

Los Angeles Auto Show, onlarca modelin lansmanına sahne oldu. Partiler, kentin “doğal sakinleri”nden olan Amerikan şov dünyasının ünlüleriyle doldu. Amerika’nın en eski otomobil fuarlarından biri olan Los Angeles Auto Show, bu yıl 22’si dünya tanıtımı olmak üzere 56 yeni modelin ilk kez gösterildiği mekan oldu. Tanıtımlar için özel toplantılar düzenlenirken, bu etkinliklere Hollywood ünlüleri de davet edildi.


POSTA212 - SAYI 28 - EK