Page 65

PRATİK TASARIM KONULARI

Yüksek binaların aydınlatılması, aydınlatma tasarımcısı için heyecan verici bir görevdir. Tanıdığımız veya ziyaret ettiğimiz şehirlerin gökdelenlerinin gece görüntüleri hatırlarımızda kalır. Bazı gökdelenler gece görüntüleri ile simgesel bir konuma erişmiştir (mesela Empire State binasını veya Eyfel kulesini şöyle bir düşününüz). Başarılı projelerde, felsefi ve teknik zorlukları başarılı analizler ile ilişkilendirmek mümkün olmuştur. Bu zorluklar birbirine benzer ancak iç mekanlardaki aydınlatma projelerine de çok bağlıdır. Manhattan’deki gayrimenkullarda olduğu gibi, konum çok önemlidir. Lambaların monte edileceği uygun yerlerin bulunması için daima fazla zaman ve enerji sarf edilir. Ancak, çok önceleri Louis Kahn’ın yaptığı gibi şu sorunun sorulması ile başlanılması gerekmez mi? “Bina neyi ifade etmek istiyor?” ,”Bina gece nasıl görünmeli?” Eğer bu sorular cevaplandırılabiliyorsa, tasarım ekibi projeyi başarılı bir şekilde uygulayabilmek için, montaj, fotometrik veriler, hesaplar, spesifikasyonlar ve diğer sorular hakkında düşünmeye başlayabilir. Her aydınlatma projesinde olduğu gibi aydınlatma tasarımının hedefini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu bina neden aydınlatılacak? Bu soru sadece yüksek binaların dıştan aydınlatılması için geçerli değil. İç mekan aydınlatmasında da bu soruyu sormamız gerekiyor: Aydınlatma ne kadar ve sadece fonksiyonel olabilir? Veya belirli bir görsel efekt mi hedefleniyor? Aydınlatma tasarımcısı bu sorulara mimar ve yapı sahibi ile cevaplar bulmalıdır. Deneyimlerimize göre, yüksek binalar genelde bir ifade yaratmak için aydınlatılır. Daha kısa binalar ise, gece görüntüsü içerisinde halkı kendisine çekebilme (örneğin perakende satış mağazaları) etkisi yaratması, ayrıca da güveni güçlendirmesi (büro binaları) için aydınlatılır. Yüksek binaların aydınlatması neredeyse genellikle bunları gece gökdelenler görüntüsüne yerleştirmek için yapılır, böylece diğer evlerin üzerinden yükselirler ve halkın aydınlatılmış binalar resmine yerleşirler. Aydınlatma hedefi tespit edildikten

sonra aydınlatma tasarımcısının görevi, bununla ilgili bir kavramsal eskiz hazırlamak ve binanın gece nasıl görünmesi gerektiğini veya görünebileceğini çizmesidir. Bu çalışmayı yaparken, binanın gündüz göründüğü gibi gece de görünmesini sağlamak nadiren mümkündür. Gün ışığı, normal olarak elektrikli ışık ile sağlanamayacak iki bileşene sahiptir. Birinci bileşen, açık, güneşli veya bulutlu bir günde görülen sonsuz büyük ve geniş gökyüzünün kendisidir. Gün ışığı tüm yüzeyleri ve yapıları aynı oranda aydınlatır. Hatta aynaya benzeyen yüzeyler her noktadan eşit oranda aydınlatılır, çünkü her an gökyüzü ışığını yansıtırlar. İkinci bileşen doğrudan güneş ışınlarıdır. Bu ışığın zor taklit edilebilen birçok ilginç özelliği vardır. Bir taraftan güneşe olan mesafesi ile nokta şekilli bir kaynaktır, bu nedenle gölgeler keskindir. Diğer taraftan demetler halinde yansıyan güneş ışınlarıdır, ışık huzmeleri birbirine paraleldir. Bu iki faktör bilincimizin derinliklerinde hepimize tanıdık olan gölge örneklerini sergiler. Sonuçta güneşin konumu da değişir ve bu nedenle bina değişir ve gölgeler, gece taklit edilemeyecek animasyonlar oluşturur. Ancak bir binanın gece görüntüsü gün içerisindeki görüntüsünden farklı olmalıdır. Binanın gece mi gündüz mü daha “iyi” veya “kötü” göründüğü karşılaştırması değildir bu. İyi aydınlatılmış ve iyi inşa edilmiş bir bina gündüz ve gece farklı avantajlara sahip olmalıdır. Her bina eşsizdir ve bu nedenle her binanın aydınlatılması da ona göre yapılmalıdır. Ancak, seçime göre bir binanın farklı bölümleri, her bir alanı aydınlatmadan, sadece siluetini oluşturulacak şekilde aydınlatılabilir. Bu tür bir aydınlatma sonucu binanın derinliği ve yapısı vurgulanır ve muhtemelen gün ışığının yansıtamayacağı üçboyutlu şekli ön plana çıkar. İşlem düz bir metot ile başlayabilir, örneğin önce binanın çevre çizgisi veya özelliklerinden biri aydınlatılır. Sonra bir kalem ile hangi elemanların ve yüzeylerin ön plana çıkartılacağı ve böylece gece görüntüsünde binanın belirginleştirileceği

Yüksek Binalar›n Ayd›nlatmas›

işaretlenir. Bu ayrıntıların düşünülmesi önemlidir. Deneyimli aydınlatma tasarımcıları bu tür ışık kompozisyonlarını akıllarında hayal edebilir. Ancak hayalin, belirli bir zaman içerisinde ekip içindeki diğer aydınlatma tasarımcıları ve yapı sahipleri ile paylaşılması gerekmektedir. Sunumlar hazırlamak için farklı olanaklar bulunmaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar sunum için binanın aydınlatma proje çizimi, daha doğrusu binanın yandan görüntüsü koyu bir kağıt üzerine kopyalanıyordu. Sonra elektrikli ışığın efektleri farklı renkte kalemler veya renk noktaları ile kağıt üzerine çiziliyordu. Fikirleri hemen çizimler ile göstermek veya opsiyonlardan herhangi biri üzerinde çalışmaya devam etmeden önce farklı opsiyonları kısaca göstermek için bu metot son derece pratik. Günümüzde artık Photoshop gibi sunum programları bulunuyor. Bu program ile mevcut binaların, daha doğrusu gerçek tasarım fotoğrafları üzerinde çalışılabiliyor. Deneyimli aydınlatma tasarımcıları bu yazılımlar ile çok rahat çalışabiliyor ve tüm efektleri gerçekmiş gibi yansıtabiliyor. Diğer taraftan seçilen yapı malzemeleri (yansıma davranışları önceden hesaplanmış) ile çeşitli lambaların fotometrik performansını yansıtabilen programlar da var ve önerilen aydınlatma tasarımı ile ilgili, neredeyse gerçekçi bir sunum yaratabiliyor. Dış alanlar için hazırlanacak bir aydınlatma kavramında, tasarımın bir bölümü olarak lambaların monte edilebilme ve çıkartılma olanakları da dikkate alınmalıdır. Dış alan aydınlatmasında bu konuya iç alandan daha fazla önem verilmelidir. Lambaları asacak bir tavan yoktur! Bazen lambaların binaya belirli bir mesafede uygulanabileceği yeterli alan mevcuttur. Ancak gökdelenler birbirine çok yakın konumlandırıldıklarından, şehir içinde bulunan gökdelenlerde bu mümkün değildir. Özgürlük Anıtındaki çalışmamız örnek bir çalışmadır. Neredeyse New York limanında bulunan bir ada üzerinde

Resimde, “Ulusal Newark Binası” olarak da bilinen, ABD’nin New Jersey eyaletine bağlı Newark kentinde yer alan “744 Broad Street” görülüyor. Yirmili yıllarda inşa edilen bina Newark şehrinin en yüksek binası. Birkaç yıl önce tamamıyla yenilenen bina, şık ofis merkezine dönüştürülmüş. Bilgisayar ile yapılan tasarımlarda gerçek ışık fotometrisi Photoshop programı ile Newark kentinin gece görüntüsüne yerleştirilmiş.

63

Profile for PLD Türkiye

Sayı 6 - Yüksek Binalar - PLD Türkiye  

GÜNCEL: Stuttgard Sanat Müzesi. AYDINLATMA TASARIMI: Taipei 101 Tower, Eyfel Kulesi, Tekfen Tower, Sun Plaza. PROJELER: Marks & Spencer Mağa...

Sayı 6 - Yüksek Binalar - PLD Türkiye  

GÜNCEL: Stuttgard Sanat Müzesi. AYDINLATMA TASARIMI: Taipei 101 Tower, Eyfel Kulesi, Tekfen Tower, Sun Plaza. PROJELER: Marks & Spencer Mağa...

Advertisement