Issuu on Google+

W W W . P L AT F O R M M E D I A . N L

P

Yıl • Jaar 15 • NR: 142 • 15 APRIL-15 MEI 2012

B L u ay katkı ycamobile Platfo larıyla bü r sim k m abonel tün artı h erine ediyo ediye ruz

400 yıllık dostluk madeni parayla perçinlendi

Ödenek yolsuzluğu yapanlara ağır ceza Türk işadamlarına vize müjdesi

Danıştay, Hükümeti Eleştirdi Türk örgütleri eşcinsellerin hakları için mücadele edecekler

Sosyal Ödenek 2012’de Yasal Değişiklikle Zorlaştırıldı Gerçek aile öykülerinden dersler Davaları kazanmamıza rağmen

haklarımız verilmiyor

Kazanamadım ama Türk halkı için büyük bir adım attım

Murat Göğebakan ‘Vurgunum’la vurdu

Girişimci bir Hollanda için HOGIAF

Borç batağındaki Türk futbolu

Türkiye, sağlık turizminde 5. sırada


Paketlerde büyük indirim! İpotek Komisyonsuz ipotek çesitlerinde %1’e kadar indirimler! Araba / motorlu taşıyıcı sigortaları Şu anda gecerli olan priminizin üstüne %40 ekstra indirim! Ev, eşya ve Bina sigortaları Standart Primin üstüne %20 ekstra indirim! Emlak • Ev ve İşyeri alım ve satımlarında Full-Servis • Kiralık Ev ve İşyerlerinde Full-Sevis Sorumluluk sigortası & Yasal/Hukuk sigortası Standart Primin üstüne %20 ekstra indirim!

+31 (0)20 614 53 63

Platform

UYTAM Verzekeringen & Hypotheken & Kredieten & Makelaardij Zuiderparklaan 263 / 2574 GA ‘s- Gravenhage Tel: 070 39 22 700 • Fax: 070 34 66 300 • e-mail: info@tamdenhaag.nl • www.uytam.nl 15 Nisan 2011

4


5

Platform


COLOFON/KİMLİK Prijs € 3,50

Platform Yıl-Jaar 15 • Nr. 142 •15 April-15 Mei 2011

İÇİNDEKİLER

14

Aylık düşünce, aktüalite ve haber dergisi Platform Dergisi her ayın 15’inde yayımlanmaktadır Sahibi / Uitgever PMG

Genel Yayın Yönetmeni / Hoofdredacteur Ebubekir Turgut

Yazı İşIeri Müdürü / Eindredacteur Selim Turan

Kültür ve Sanat H. Kerim Ece

Müzik / Magazin

Sümeyye Betül Turgut

Danışma Kurulu

Fuat Aslan, Dr. Kutlay Yağmur, Orhan Selim Bayraktar, Dr. Seyfi Özgüzel, Veli Yücesan, Muzaffer Yanık, Sadık Yemni, Bekir Cebeci, Sabahattin Uçar, Prof. Dr. Özcan Hıdır, Hatice Turgut, Mesut Dişli, Dr. Gürkan Çelik, Okan Akın, Drs. Armand Sağ, Ali Osman Biçen

Haber Araştırma

Selim Turan, Enes Akın, Özlem Özyol, Münevver Esra Turgut, Tarık Akgün, Selçuk Öztürk, Muhammed Tahtalı, Mustafa Toga, Hatice Söylemez, Banu Çelik

Reklamlarınız için / Advertentie Tel.: 06-41780100 / 020-6138902

Bu sayıda katkıda bulunanlar

M. Kübra Turgut, Cezmi Doğaner, Nuray Bossink-Tuna, Mehmet Çalışkan, Kamil Kopuz, Burhanettin Carlak, Mehtap Kayaoğlu, Özlem Özyol,

Hukuk danışmanı: Av. Ejder ve Nürsel Köse,

Av. İsmet Korkmaz

Abone Ücreti : Hollanda Senelik 25,- euro Belçika 30,- euro. Diğer ülkeler 50,- euro

Dağıtım:

Hollanda geneli

Tasarım / Lay-out : P-Ajans - info@p-ajans.nl Yazışma adresi:

Postbus 69026, 1060 CA Amsterdam Tel.: 020-6138902 • Fax: 020-613 24 23 E-mail : info@platformmedia.nl

DOSYA HABER

• Flautre: Hollanda kararından sonra Türklere yönelik vize derhal kaldırılmalıdır • İşçi Partisi yeni liderini belirledi • 400 yıllık dostluk madeni parayla perçinlendi • Davaları kazanmamıza rağmen haklarımız verilmiyor • Müslümanların parti ve toplum içerisindeki rolü oylanacak • Türkiye ile Hollanda arasındaki 400. yıl Platform Dergisi kutlamaları sürüyor Şubat S ayısı Ka pağı • Muhsin Yazıcıoğlu için anma töreni düzenlendi • Mevlana'yı Hollanda daha yakından tanıyacak • Hollanda'dan Türk işadamlarına vize müjdesi • Zaman Gazetesi Hollanda bürosuna saldırı

80 80

w w w. pla t fo r mm ed i a.n l Yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlara ve reklamların içeriğinden reklam verenler sorumludur. Doğacak hukuki sorumluluk hiçbir şekilde dergimizi bağlamaz. Dergimizde yer alan yazı, resim, karikatür ismimiz belirtilmek süretiyle kullanılabilir. Reklamlar müsade alınmadan kesinlikle kullanılamaz.

ISSN: 1574-022638-4014-29 8-13

Platform Platform

15 Eylül 2011 15Haziran-Temmuz Nisan2011 2011

Kazanamadım ama Türk halkı için büyük bir adım attım

SPOR

Borç batağındaki Türk futbolu

6


Yayın Üssü’nden

Ebubekir Turgut

78

e.turgut@platformmedia.nl

Yoğun gündemin ardından,

MÜZİK

Murat Göğebakan 'Vurgunum'la vurdu

HUKUK

vize davasında danıştay'dan 39 Ticari Türk vatandaşlarını sevindiren karar!

TARIH BİLİNCİ

'Kıyamet 55 Avrupa'nın Günü Kasası'

Erkekler de bakımlı olmak zorunda

Kanserle mücadelesiyle örnek olan Murat Göğebakan özel hayatındaki kötü′ günleri de unutup yeni albümle döndü. Umre 'de yazdığı şarkının klibi ilk günden büyük ilgi gördü ve Platforma özel açıklamalarda bulundu.

EVLİLİK OKULU

60

Evlilik nasıl sevgi ve kabullenişe döner?

Davaları kazanmamıza rağmen haklarımız verilmiyor. Hollanda’da sivil toplum örgütleri isyan ediyor.Bunun yanı sıra AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş başkanı Helene Flautre Hollanda Yüksek İdare Mahkemesi'nin hizmet vermek maksadıyla ülkeye gelen Türk vatandaşlarına vize uygulanamayacağına karar vermesi üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Flautre,kararın Türklere yönelik vize taleplerinin hukuksuz olduğunu bir defa daha ispatladığına işaret ediyor.bakalım sonuç ne olacak.

SİNEMA bomba 67 Acun'dan proje!

KÜLTÜR-SANAT

68

62 AYIN RÖPORTAJI

Hollanda’da İşçi Partisi'nin (PvdA) yeni lideri Diederik Samsom oldu. İşçi Partisi’nde Job Cohen'in geçtiğimiz günlerde istifa etmesinin ardından başlayan liderlik yarışını Diederik Samsom kazandı. Samsom, yaklaşık 55 bin parti üyesinin oy kullandığı seçimde, oyların yüzde 54’ünü alırken, Albayrak ise yüzde 8 ile yarışı üçüncü sırada tamamladı.İşçi Partisi Milletvekili Nebahat Albayrak’la yaptığımız görüşmede İşçi Partisi’nin başkanlığına aday olma sürecini detaylı olarak arkadaşımıza aktardı.Halkımızdan politik icraatları nedeniyle çok ta tepki alan Albayrak’la yapılan röportajı okumanızı öneririm. Bu ayın diğer önemli röportajlarından biri ise Hollanda Genç İş Adamları Federasyonu olan’HOGIAF’ın başkanı Mehmet Kabakyer ile 2012 yılı hedeflerini ve projelerini konuştuk.

BAKIM

58

Hollanda Türkiye 400. yıl etkinliklerinin yoğun bir şekilde düzenlendiği bir sene içerisindeyiz.Dergimizin dağıtıma çıktığı şu aşama da Cumhur başkanımız sayın Abdullah Gül Hollanda’da bazı temaslarda bulunuyor olacak. 400. yılın en güzel anısı belki de Hollanda Maliye Bakanı Jan Kees deJager’ın Keukenhof'ta kurulan baskı düzeneğinin ilk kolunu döndürerek 400.yıl anısına ilk 5 Euro luk madeni paranın basımını sağlaması.

Girişimci bir Hollanda için HOGIAF

Hıristiyan Demokratlar’ (CDA) ırkçı Geert Wilders'in dışarıdan desteklediği bir hükümette yer almasına engel olamayan Müslüman üyeler, partilerinin daha kucaklayıcı olması için mücadelelerini sürdürüyor.Umarız başarılı olurlar. Kimliği meçhul kimseler tarafından Zaman Gazetesi Hollanda bürosuna saldırı düzenlendi.Bir medya mensubu olarak bunu onaylamamız mümkün değil.Hiç bir düşünce ya da görüş baskı ve silahla susturulamaz.Demokratik ortam da hangi görüş ve düşünceye mensup olunursa olunsun bütün medya çok rahat bir ortamda yayınlarını sürdüre bilmeli.Platform Media olarak bu saldırıyı yapanları kınıyor meslektaşlarımıza geçmiş olsun diliyoruz.

Gelecek sayımızda buluşmak dileğiyle… 7 7

Platform


Geçmişimiz ve tecrübemiz güvencemizdir

+31 (0)20 614 53 63

Sigorta | Konut Kredileri | Şahsi Krediler | Finansal Danışmanlık | Vergi Danışmanlığı

Müjde! Hayallerinizi gerçekleştiriyoruz, sizi Türkiye’de ev sahibi yapıyoruz. • BKR’de kırmızı kalem sorun değil • %100’e kadar finans • Cazip ödeme koşulları • Uzun vadeli ödeme koşulları • Mevcut gayrimenkulünüze nakit kredi imkanı

DHB Bank tel: 078 655 16 55 - www.yilmaz.nl


+31 (0)20 614 53 63

Her aileye, her çifte, her bütçeye göre düğün, nişan, kına organizasyonu yapılır

Hollanda’nın en güzel düğün organizasyonu sizi bekliyor! - Müzik Organizasyonu - Düğün Organizasyonu - Nişan Organizasyonu - Sünnet Gecesi - Gelin Pastası - Sünnet Pastası - Şirket Yemekleri - Confettie

- Mekan Temini - Menu Seçimi - Süsleme Dekorasyonu - Kına Gecesi - Özel Gelin Masası - Sanatçılarımızla - Foto ve Kamera - Havai Fişek Gösterileri

(+31)06-81616509 • (+31)06-14303512 • (+31)06-21657364 facebook,com/yagmur.organisatie

www.yagmurorganisatie.nl • www.gelinmasasi.nl


Ayın Panoraması

Hollanda'da bütçe açığı beklentiyi aşabilir Ekonomide durgunluk yaşayan Hollanda'da bütçe açığının öngörülenden daha yüksek olması bekleniyor. Durgunluk yaşayan Hollanda'da bütçe açığının öngörülenden daha yüksek olması bekleniyor. Merkezi Planlama Bürosu (CPB) tarafından yapılan açıklamada, daha önce önümüzdeki yıl için yüzde 4,5 olarak tahmin edilen bütçe açığının yüzde 4,6'ya çıkmasının beklendiği belirtildi. Ekonomideki durgunluğun bu yılın ikinci yarısına kadar süreceği kaydedilen açıklamada, ekonomik büyüme-

nin 2013'te yüzde 1,25, 2015'te ise 1,5 düzeyine çıkmasının öngörüldüğü ifade edildi. İstihdam açığında daha önce açıkladığı gibi yüzde 6'lık bir büyüme olacağı tahmininde bulunan CPB, toplam işsiz sayısının 2013'te 545 bine çıkmasının beklendiğini kaydetti. İktidardaki azınlık hükümetinin hazırladığı 2012 yılına ait Bütçe Kanunu Tasarısında, bütçe açığı bu yıl için yüzde 2,9 olarak hesaplanmıştı. İktidarı oluşturan Liberal Parti (VVD) ile Hristiyan Demokratlar Birliği (CDA) ve onlara dışarıdan destek veren Özgürlük Partisi-nin (PVV), ekonomik krizi aşmak için hazırlayacakları ek tasarruf tedbirlerine dönük görüşmeleri ise devam ediyor. Daha önce 9 milyarlık avroluk bir tasarruf paketi planlayan hükümet ortaklarının, son açıklanan rakamlardan sonra bunu daha da genişletmeleri bekleniyor.

Edith Schippers

Doktor seçmek isteyen daha fazla ödeyecek Kendi sigorta şirketi ile sözleşmesi olmayan bir doktor veya hastanede tedavi olmak isteyen hastalar, yakın bir gelecekte yapılacak masrafların bir kısmını bazı durumlarda da hepsini kendisi ödemek zorunda kalacak. Sağlık Bakanı Edith Schippers (VVD) Trouw gazetesine yaptığı açıklamasında, sigorta şirketlerinin anlaşmalı olmadığı hastanelerin masraflarını ödemek zorunda olmadığını belirtti. Bakan bu gün konu hakkında meclise yazılı bri rapor sunacağınıda belirtti. Şuanda yürürlükte olan kurallara göre, sigorta şirketleri anlaşmalı olmasa dahi tedavi gören her hasta için yapılan masrafların bir kısmını veya hepsini ödemek zorunda. BAkan Schippers’a göre ise bu uygulama sağlık sistemini baltalıyan bir uygulama. Bakan Schippers açıklamasında yeni uygulamanın hastanın serbest seçimini engellediğinin farkında olduğunu belirtirken “Serbest olarak bir seçim yapmak isteyen hastalar daha yüksek bir sigortayı seçmek zorundalar”dedi.

Alman Yahudi Cemaatine her yıl 10 milyon Avro Alman Federal Hükümeti, 30 Kasım 2011'de yaptığı bir antlaşmaya binaen hazırlanan kanuna göre Yahudi Cemaatine 2012'den itibaren şimdiye kadar 5 milyon Avro olarak yapılan ödemeyi iki misli artırarak 10 milyona çıkardı. Alman Yahudi Cemaati bu yıldan itibaren Federal Hükümetten şimdiye kadar aldığı yardımın iki katını alacak. Alman Devleti ile Yahudi Cemaati arasında yapılan bir antlaşmayla şimdiye kadar ödenen yıllık 5 milyon Avro, 2012'den itibaren yine her yıl ödenmek üzere 10 milyon Avroya çıkarıldı. Yahudi Cemaati ile Almanya arasında ilk antlaşma 2003 yılında imzalanmış ve o zaman tarihi bir olay olarak değerlendirilmişti. 2008'de yapılan yeni bir antlaşmayla Devletin Yahudi Cemaatine ödediği yıllık

Platform

15 Nisan 2011

yardım 5 milyon Avroya çıkarılmıştı. 30 Kasım 2011'de yapılan yeni antlaşmaya binaen Alman Federal Hükümeti yeni bir kanun tasarısı hazırlayarak, Yahudi Cemaatine yapılacak yıllık 10 milyon Avroluk yardımı hukuki olarak teminat altına aldı. Tasarı Federal Parlamento tarafından kabul edilerek kanunlaştırıldı. Hazırlanan kanun tasarısında, yapılacak ödemenin ülke ekonomisine, vatandaşlara, idari sisteme ve sosyal güvenlik sistemine ek bir yük getirmeyeceği vurgulandı.

10

Angela Merkel


Ayın Panoraması

Türk sivil toplum örgütleri eşcinsellerin hakları için mücadele edecekler

Liesbeth Spies

Çok sayıda Türk sivil toplum kuruluşu eşcinsellerin eşit haklara kavuşması yönündeki protokole imza attı
 Hollanda’da değişik alanlarda faaliyet gösteren 35 dernek ve kuruluş, eşcinsellerin eşit haklara kavuşması için çalışmalar yapacaklarını içeren bir protokol imzaladı. Leiden’de düzenlenen toplantıya, sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcilerinin yanı sıra, arasında bazı milletvekili ve yetkililerin de bulunduğu kalabalık

bir davetli grubu katıldı. Protokole imza atan kuruluş temsilcileri, yapacakları çalışmalarla, eşcinsellerin eşit haklara kavuşması, bu kesimin huzuru ve bireyin kendi geleceğini belirleme hakkına sahip çıkacaklarını kamuoyuna açıkladılar.
Toplantıda bir konuşma yapan IOT Başkanı Aydın Akkaya, IOT’ye üye federasyonların konuyla ilgili bugüne kadar yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdikten sonra, STK temsilcilerinin imzaladığı protokol metnini milletvekillerine sundu.
Toplantıya katılanlar arasında PvdA Milletvekli Ahmed Marcouch, D’66 Milletvekili Pia Dijkstra, İçişleri Bakanlığından Göç, Entegrasyon ve İltica Bakanı Gerd Leers adına, Toplum ve Entegrasyon Dairesi Müdürü Afke van Rijn de bulunuyordu.

Ödenek yolsuzluğu yapanlara ağır ceza Hollanda hükümeti, ödenek yolsuzluğu yapanların daha ağır cezalara çarptırılmalarına ilişkin yasa tasarısını Temsilciler Meclisi’ne sundu. Sosyal İşler Bakanı Henk Kamp’ın mimarı olduğu ve 1 Ocak 2013 tarihinden itibaren yürürlüğe sokulması hedeflenen yasa tasarısı, ödenek yolsuzluğu yapanların 10 misli daha ağır para cezasına çarptırılmalarını, kaçak işçi çalıştıran işverenlere verilen cezaların da yükseltilmesini öngörüyor. Tasarıda kaçak işçi çalıştırılması ya da işçilerin can güvenliğinin sağlanmaması durumunda işletmelerin kişi başına 36 bin Euro’ya kadar para cezasına çarptırılmaları yer alıyor. İşçilerinin can güvenliğini sağlayamayan işletmelerin kapatılması da verilebilecek cezalar arasında bulunuyor. Yasa tasarısına göre, ödenek yolsuzluğu yapan kişi haksız yere aldığı meblağı iade etmek zorunda olacağı gibi, aynı miktarda para cezası da ödeyecek. Suçun tekrarı halinde kişi haksız yere aldığı meblağın yüzde

150’si düzeyinde para cezasına çarptırılabilecek. Yasa tasarıyla ilgili olarak olumsuz görüş bildiren Danıştay, cezaların bu kadar yükseltilmesinin gerekliliğinin soru işareti olduğuna dikkat çekti. Henk Kamp

Hollanda Danıştayı, hükümeti eleştirdi Hollanda Danıştayı, hükümetin çifte vatandaşlığı imkansız hale getirmesi yönündeki çabasını eleştirdi. Hollanda Danıştayı, hükümetin, çifte vatandaşlığı imkansız hale getirmesi yönündeki çabasını eleştirdi. Danıştay, İçişleri Bakanı Liesbeth Spies'in çifte vatandaşlığı geçişin mümkün olduğunca kısıtlanmasını ve Hollanda vatandaşlığına başvuranlara eski vatandaşlıklarından çıkma zorunluluğu getirilmesini içeren ve bir süre önce Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilip parlamentonun alt kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi'ne gönderilen yasa tasarısının yeniden gözden geçirilmesini istedi.

UYRUK VE SADAKAT Eski vatandaşlığından ayrılan yabancının, Hollanda ile bağının daha güçlü olacağını savunan azınlık sağ hükümetinin görüşünü paylaşmadığını belirten Danıştay, geçmişte çifte vatandaşlığın uyum açısından önemli bulunduğunu anımsatarak, 'hükümetin yeni görüşüne bir açıklık getiremediğini' kaydetti. Danıştay, Hollanda vatandaşlığının yanı sıra bir başka ülkenin vatandaşlığına da sahip olunmasının, Hollanda ile bağın güçsüz olacağı anlamına gelemeyeceğinin altını çizerek, 'uyruk ve sadakat'ın birbirine bağlı olmadığını belirtti.

11

Platform


Ayın Panoraması

Hollanda’da çifte vatandaş sayısı 1,2 milyona ulaştı Hollanda;da çift uyruklu vatandaş sayısının arttığı bildirildi.

Merkezi İstatistik Bürosu (CBS) tarafından yapılan açıklamada, çifte vatandaşlığa sahip olanların sayısının geçen sene, 2010’a kıyasla 40 bin artarak 1,2 milyona ulaştığı belirtildi. CSB’in verilerine göre, birden fazla pasaporta sahip olanların yaklaşık yüzde

50'si Türk ve Faslılardan oluşuyor. Söz konusu artışta yeni doğan bebeklerin önemli rol oynadığının altı çizilen açıklamada, 2010’da doğan bebeklerin 24 binin ebeveynlerinden dolayı çifte pasaportlu olarak kaydedildiği belirtildi. Hollanda'da anne ya da babasından birisi çifte vatandaşlığa sahip olan bebekler çift uyruklu olarak kaydediliyor. CBS’in verilerine göre, 2010’da 16 bin göçmen, uyruklarını koruyarak sınavla Hollanda vatandaşı hakkı elde ederken, ülkeyi terk eden çifte vatandaş sayısı ise 7 bin oldu. Hollanda'da çifte vatandaşlığı azaltmak isteyen hükümet, yasal düzenleme üzerinde çalışıyor. İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve geçen günlerde Bakanlar Kurulu’nda onaylanan tasarıya göre, çifte vatandaşlığa geçiş zorlaştırılacak. Söz konusu tasarıyla başka ülke uyruğuna geçen Hollandalılar da vatandaşlıklarını kaybedecek.

Wilders’tan İslam karşıtı yeni kitap Özgürlükler Partisi (PVV) lideri Geert Wilders’ta İslama karşı yeni kitabı 1 mayıs tarihinde ABD’de satışa sunulacak. Hollanda siyasetinde İblama karşı söylemleri ile bilinen aşırı sağcı Özgürlükler PArtisi lideri Geert Wilders’ın, İslama karşı yeni kitabı hafta sonunda baskıya girdi. Geert Wilders

Platform

15 Nisan 2011

Kitabın Mayıs ayında satışa çıkartılacağı belirtiliyor. Wilders Twitter hesabından yayınladığı mesajında, kitabın baskıya girişinden dolayı memnun olduğunu ve 1 mayıs’ta New York’ta satışa sunulacağını belirtti. belirtti. Wilders; “İslam´ın Batı ve benle olan Savaşı” (´Marked for Death: Islam´s War Against the West and Me´) adlı piyasaya çıkacak olan yeni kitabında, ‘İslam’a ve Peygambeimize bir nevi şikayet ettiğini” belirtiyor. Wilders kitabında ayrıca İslam’ın bir din olmadığını fakat Batı’nın özgürlüğünü tehdit eden, tehlikeli bir ideoloji olduğunu savunuor. İngilizce olarak basılan kitabın önsözü ise Kanada doğumlu, muhafazakar yazar ve siyasi yorumcu Mark Steyn’e ait.

12

Marius Bauer’in eserlerinin yer aldığı sergi açıldı Türkiye ile Hollanda arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 400. yıldönümü kutlamaları çerçevesinde, 1612 yılında İstanbul’a atanan ilk Hollanda Büyükelçisi Cornelis Haga’nın memleketi Schiedam’da, Belediye ve Kent Müzesi’nin (Stedelijk Museum) katkılarıyla gerçekleştirilen projeler kapsamında, 19. yüzyılda İstanbul’da yaşamış olan Marius Bauer’in eserlerinin yer aldığı serginin açılısı gerçekleştirildi. Açılışa T.C. Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, T.C.Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, Schiedam Belediye Baskanı Joan Leemhuis – Stout, Feyenoord Belediye Başkanı Seyit Yeyden, belediye başkan yardımcıları ve belediye meclisi üyeleri, Marius Bauer Vakfı, Kent Müzesi ve Grote St. Janskerk kilisesi vakfı yetkilileri, tarihçi ve Türkolog akademisyenler, Türk sivil toplum örgütü temsilcileri ile Hollandalı ve Türk sanatseverlerden oluşan yaklaşık 300 davetli katıldı.Serginin ilk günü yaklaşık 900 ziyaretçi tarafından gezildiği belirtildi.


Ayın Panoraması

Rotterdam’da 400.yıl kutlamaları Rotterdam Belediye Başkan Yardımcıları Hamit Karakuş ve Jeannette Baljeu, Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yıl etkinlikleri Rotterdam Anakent Belediyesinde Hollanda ve Türk basınına yönelik bilgiler verdiler. Hollanda ile Türkiye arasındaki 400. Yıldır var olan ilişkilerin yaşayan girişimci Türkleri örnek gösteren Belediye Başkan Yardımcısı Baljeu “Liman şehri Rotterdam iki ülke arasında ki ticaret hacminin geliştirilmesi yönünde önemli bir misyonu eda ediyor. 400.yıl vesilesi ile bu ticaretin ikiye katlamasını ve işadamlarının karşılıklı yatırımların artmasını umuyoruz. Her iki ülkenin 400 yılı aşkın ilişkilerinin temelinde dostluğun bulunduğunu ifade eden Rotterdam Belediye Başkan Yardımcısı Hamit karakuş “Hollanda ile Türkiye arasındaki 400.yıl ilişkileri ekonomik açıdan son derece önemli. Baktığımızda Türkiye ekonomisi son yıllarda ciddi büyüme göstermektedir.Bu

durum bizi memnun ediyor.Çünkü Türkiye ekonomisi büyüdüğünde bizim liman şehri Rotterdam’a da büyük katkıda bulunacağından hiç şüphemiz yok. Rotterdam’da 66 bin Türk kökenli Rotterdam’lı inansımız yaşıyor. Bunun yanında iki ülke arasında bu uzun süreli dostluğun pekiştirilmesi yönünde kültürel aktivitelerin olması lazım. Feyenoord Belediye Başkanı Seyit Yeyden “400.yıl kutlamaları bizim için son derece önemli.Bu kutlamalar Hollanda ile

Türkiye arsında ki 400 yıllık dostluğunu daha nice 400. Yıllara taşıyacak.Burada yaşayan Hollandalı ve Türkler bu uzun süreli dostluğu doya doya yaşamalarını arzu ediyoruz. Rotterdam İstanbul ile kardeş şehir. İstanbul ile bazı projeler yapmak istiyoruz.Bu projeleri den birisi karşılıklı yüzme yarışmaları yapacağız.Yelken yarışmaları yapacağız. Bunun yanında da kültürel etkinlikler olacak.” Rotterdam Merkez Belediye Meclis Üyesi Zeki Baran “400.yıl vesilesi ile yapılacak etkinlikler bu etkinlikler Rotterdam için çok önemli.Biz sivil toplum öz örgütleri olarak 400. Yıl kutlamaları çerçevesinde göçmen anıtı projesi hayat geçirilecek. Bu arada karşılıklı olarak Rotterdam’dan İstanbul ve Kayseri başta olmak üzere işadamları seviyesinde ziyaretler olacak. Ekonomik olarak ticaret bu ziyaretler ile artacağını umuyoruz.

Alkol komasına giren kız çocuklarının sayısı ikiye katlandı Toplum ve Güvenlik Vakfı’nın yayınlamış olduğu rapora göre, 2005 yılından 2010 yılına kadar olan zaman diliminde, Hollanda’da alkol zehirlenmesinden dolayı hastanelere kaldırılan kız çocuklarının sayısı ikiye katlandı. Yapılan araştırmaya göre Hollanda’da yıllık, yaşları 10 ila 24 arasında olan 2 bin 300 çocuk ve genç, alkol zehirlenmesinden dolayı hastanelerde tedavi görüyor. Bu çocukların yarıdan fazlası (yüzde 57) 15–20 yaşlarındalar. Bu yaş grubundaki kız çocuklarında artış kor-

kutucu boyutlara ulaşmış bulunuyor. Kız çocuklarında, alkol zehirlenmesinden dolayı tedavi altına alınanların sayısında yüzde 101 artış belirlendi. Aynı yaş grubunda olan erkek çocuklarındaki artış ise yüzde 66 olarak ölçüldü. Özellikle 2005-2007 yılları arasında ciddi artışların kaydedildiği, yine raporda dikkat çekiyor. 2007’den sonraki yıllarda artışlar sabit oranlarda gerçekleşmiş. Raporda yer alan bir başka detay ise, yaşları 25’in altında olan, ortalama 24 bin genç, aşırı alkol aldıktan sonra, karıştıkları kavga veya kazadan dolayı, hastanede tedavi altına alınmış. Uzmanlar, gençlerdeki korkutucu boyutlara ulaşmış olan alkol kullanımının sebeplerini araştırıyorlar.

13

Anne babalara pasaport uyarısı Yurtdışı çıkışlarında çocuklarda dahil artık her aile ferdi için müstakil pasaport veya kimlik kartı mecburiyetinin olduğu belirtilen yazıda 'Avrupa kuralları gereğince çocukların anne veya babanın pasaportuna kayıtlı olma dönemi 26 Temmuz 2012 tarihinde sona eriyor. Bu tarihten sonra çocukların anne veya babanın üzerine kayıtlı olduğu pasaportlar geçersiz sayılacaktır. Artık yurtdışı çıkışları çocuk veya büyük fark etmeksizin sadece müstakil pasaport veya kimlik kartıyla olacaktır' denilerek yaz tatili için yurtdışına çıkmak isteyenlerin 1 Mayıs 2012 tarihinden önce bağlı bulundukları belediyelere pasaport veya kimlik kartı için başvurmaları konusunda uyardı.

Platform


Dosya

Türk kökenli PvdA Milletvekili Nebahat Albayrak

Platform

15 Nisan 2011

14


Dosya

Kazanamadım ama Türk halkı için büyük bir adım attım 14 yıldır siyasetin içindeyim ve son birkaç seçimlerde de sürekli parti içinde 2. numarada yer alıyorum. Son olarak hükümette Adalet Bakanlığı’nda Devlet Sekreteri olduktan sonra yöneticilik konusunda kendimi göstermis oldum ve bu pozisyona daha da yaklaştığımı anladım. Bu fırsat çıkınca, yapabilir miyim konusunda çok fazla düşünmedim çünkü yönetmek konusunda endişem yoktu.

H

ollanda’da İşçi Partisi'nin (PvdA) yeni lideri Diederik Samsom oldu. İşçi Partisi’nde Banu Çelik Job Cohen'in geçtiğimiz günlerde istifa etmesinin ardından başlayan liderlik yarışını Diederik Samsom kazandı. 4 hafta önce Job Cohen'in liderlik koltuğunu bıraktığını açıklamasının ardından Lutz Jacobi, Ronald Plasterk, Martijn van Dam, Diederik Samsom ve Türk kökenli milletvekili Nebahat Albayrak liderlik koltuğuna aday olmuştu. Samsom, yaklaşık 55 bin parti üyesinin oy kullandığı seçimde, oyların yüzde 54’ünü alırken, Albayrak ise yüzde 8 ile yarışı üçüncü sırada tamamladı. İşçi Partisi Milletvekili Nebahat Albayrak’la yaptığımız görüşmede İşçi Partisi’nin başkanlığına aday olma sürecini, Kadın Haklarını, Hollanda’daki ekonomik krizi ve Türkiye-Hollanda ilişkilerinin 400. yılını sorduk.

Parti Başkanınız Job Cohen’in istifasının ardından siz ve diğer 4 PvdA Milletvekili liderlik koltuğuna aday olmuştu. Job Cohen’in istifa kararını ilk duyduğunuzda neler yaşadınız? “Zamanlama benim için sürpriz oldu. Tabiki bir takım işlerin parti içinde iyi gitmediğini hepimiz görüyorduk fakat bu sadece Job Cohen’e bağlı bir durum değildi, grup çalışmalarımızda, kendi aramızda, ne kadar iyi projeler üretsekte bunu dış dünyaya yeterince yansıtamıyorduk. Job Cohen’in bu anlamda bir etkisi vardı ancak yine de İşçi Partisi’nden gitmesi benim için sürpriz oldu. Ben haberi aldığımda Dışişleri Komisyonu heyetiyle Tunus’daydım. Job Cohen beni pazartesi günü aradı ve öğlene doğru basın toplantısında istifasını açıklayacağını söyledi. Tabi ki bu açıklama karşısında şok oldum, çünkü en başta dürüst, siyasette popülist yaklaşımlardan uzak duran, kendi çizgisini seçip ona sadık kalan bir politikacının bu sebepten dolayı, bu arenada kendini muhafaza edememesi bence üzücü bir durum.

15

Öncelikle şunu söylemek istiyorum; Job Cohen çok iyi bir yöneteci ama bugünlerde özellikle mecliste durum çok farklı. Maalesef son dönemlerde kavgacı olmanız, dişlerinizi göstermeniz gerekiyor, ama Job Cohen bu olumsuz gelişmelere rağmen kimseye hiçbir zaman boyun eğip, onlardan biri olmak istemedi. Job Cohen başkanlıktan istifa etmesinin en temel sebebini bana şöyle açıkladı: “Ben siyaset yaptığımız kişiler için etkili olamıyorum kanaatına vardım. İşçi Partisi’nin yapmak ve gerçekleştirmek istediklerine öncülük yapamıyorum ve bu sebepten dolayı İşçi Partisi’nin geleceğini kısıtlıyor, önünü kesiyorum’, dedi. Bence bir parti başkanın bu açıklamayı dile getirmesi bile o kişinin ne kadar dürüst olduğunu gösterir.” Sizin İşçi Partisi’ne adaylığınızı koymanız tam bir cesaret örneği. Bu kararı nasıl aldınız? “Bundan önceki parti seçimlerinde böyle bir şans söz konusu değildi çünkü herhangi bir seçim yoktu. Bir önceki başkanımız Wouter Bos,

Platform


Dosya

Job Cohen çok iyi bir yöneteci ama bugünlerde özellikle mecliste durum çok farklı. Maalesef son dönemlerde kavgacı olmanız, dişlerinizi göstermeniz gerekiyor, ama Job Cohen bu olumsuz gelişmelere rağmen kimseye hiçbir zaman boyun eğip, onlardan biri olmak istemedi. Job Cohen’le anlaştıktan sonra Job Cohen parti liderliği için ileri sürüldü. Bu durumuda çok desteklemiştik, ben şahsen çok sevinmiştim.”

Seçimlerde kazanamadım ama yine de bu kampanya bile Hollanda’da yaşayan Türk halkı için büyük bir adım Öyle bir fırsat olsaydı yine adaylığınızı koyacak mıydınız? “Belki o zaman da adaylığımı koyacaktım çünkü 14 yıldır siyasetin içindeyim ve son birkaç seçimlerde de sürekli parti içinde 2. numarada yer alıyorum. Son olarak hükümette Adalet Bakanlığı’nda Devlet Sekreteri olduktan sonra yöneticilik konusunda kendimi göstermis oldum ve bu pozisyona daha da yaklaştığımı anladım. Bu fırsat çıkınca, yapabilir miyim konusunda çok fazla düşünmedim çünkü yönetmek konusunda endişem yoktu. Bence Hollanda’ya bu süreci yaşatmak bile çok önemli bir konu. Seçimlerde kazanamadım ama yine de bu kampanya bile Hollanda’da yaşayan Türk halkı için büyük bir adım. Bunu sadece ben şahsım adına söy-

Platform

15 Nisan 2011

lemiyorum, toplumun her seviyesinde, farklı pozisyonlarda yüksek mevkilerde yer alan insanlar var, ama siyasette de bunu göstermek, parti liderliği için bir de Hollanda’nın belkemiğini oluşturan siyasi partilerden biri olan PvdA’nın liderliğini yapabilecek durumda olup ve bunu Hollanda tarafından kabul edildiğini görmek Türk toplumu için çok şey ifade ediyor. Ben bu kararı parti çalışanlarına açıklamadan önce her ne kadar yapabileceğim konusunda endişem olmamasına rağmen, hayatımda birçok şeyi değiştirebilecek bir karar olabileceği için; çünkü diğer parti liderlerimizi uzun yıllardır yakından görüyorum ve özel hayatlarının etkilendiğini çok iyi bir şekilde görebiliyordum. Dolayısıyla bunu tek başıma alabileceğim bir karar olarak görmedim, eşimin ve ailemin görüşlerini ve desteklerini aldıktan sonra alabilece-

16

ğim bir karar olarak gördüm. Bu konuda da hiçbir şekilde ters bir tepki almadım.” İlk olarak kararınızı kime anlattınız? “Tabi ki öncelikle eşime anlattım. 3 gün boyunca eşimle sürekli bu konuyu konuştuk, olumlu olumsuz taraflarını ele aldık. Bir de işin praktik yönünüde düşündük, çocuğumuzun bakımını konuştuk. Hayatımız nasıl değişecek? Bu kararı gerçekten hissederek, yürekten mi alıyorum?


Dosya

Job Cohen başkanlıktan istifa etmesinin en temel sebebini bana şöyle açıkladı: “Ben siyaset yaptığımız kişiler için etkili olamıyorum kanaatına vardım. İşçi Partisi’nin yapmak ve gerçekleştirmek istediklerine öncülük yapamıyorum ve bu sebepten dolayı İşçi Partisi’nin geleceğini kısıtlıyor, önünü kesiyorum’

Bu tür sorulara yanıt aradık. Eşim hemen kararımı destekledi, bana ilk söylediği şuydu: “ Nebahat, sen hep bana bu dünyayı güzelleştirmek, düzeltmek istediğin için politikaya atıldığını anlatırsın, bu da bunu gerçekleştirmek için büyük bir fırsat.” Bunları eşimden duyunca daha çok cesaretlendim; çünkü hem işin yoğunluğu, hem getireceği stres, medyada benim hakkımda çıkacak olumlu, olumsuz haberlerin ailem üzerinde yapacağı etkisinide düşündüğüm için en azından arkamın çok sağlam olduğunu gördüm. Bu destek sadece eşimden değil kardeşlerimden, abilerim, ablalarımdan geldi, ailemdeki

herkes beni gönülden desteklediler.” Aile içinde bir kutlama yaptınız mı? “Kutlama yapmaya zaman kalmadı çünkü herşey çok hızlı gelişti. Anında karar aldım ve 2 buçuk hafta boyunca sürecek bir kampanya dönemi yaşandı, bırakın kutlamayı bu kampanya döneminde ailemi görecek zamanım bile yoktu” İki hafta boyunca sürekli kampanyanızla uğraştınız. Bu süreçte yaşadıklarınızı anlatır mısınız? “Bu kampanya esnasında amaç 55 bin PvdA üyesine mümkün olduğu kadar ulaşmaktı. Ben

17

daha adaylığımı koymadan ülkenin birçok bölümlerinden, güney, kuzey, doğu, batı her tarafdan e-postalar, smsler, telefonlar gelmeye başladı. Mutlaka kabul etmem ve kabul ettiğim takdirde kampanya düzenlemek için değişik belediye ve bölgelerde kampanyaya yardım

Platform


Dosya

Biz, PvdA Partisi olarak orta sınıfın konutlarına yaptıkları ödemeler karşılığında aldıkları ipotek faizi iadesini kaybetmelerini istemiyoruz. Şu an villalarda oturanlar yüzde 52 vergi ödediğinde bunu tekrar vergiden alıyor. Bizim yapmak istediğimiz yüksek gelirliler için vergi iadesini yüzde 52 den yüzde 30 a indirmek. Bunu 22 yılda, her yıl yüzde 1 düşürerek yumuşak bir sekilde uygulamak istiyoruz. edeceklerini ilettiler. Heyecan verici kampanya timleri oluştu. Ben hala büyük bir şaşkınlık içinde bunlar nereden çıktı, ne zaman oldu, websitesi oldu, film akademisini bitiren çok yetenekli belgesel yapımcıları benim için kısa bir belgesel hazırladılar. www.nebahatalbayrak.nl websitemde yapılan videoyu izleyebilirsiniz. Her gittiğim toplantıda ‘Albayrak Boys’ sloganı yazan beyaz tişört giyenler, destek veren kızlar, gençler, üniversitelililer, yaşlılar her tarafda fokur fokur kaynayan ve bu seçimi destekleyen insanlar ortaya çıktı. Bu seçimi kazanamadım, fakat artık bu seçimler sayesinde bu kişilerin varolduğunu biliyorum buda benim için çok önemli. Birçok kişinin gönüllü olarak, içten birşeyler yapmak is-

Platform

15 Nisan 2011

temesi, kampanyaya destek vermeleri beni çok duygulandırdı. Buradan tekrar sizin aracılığınızla hepsine teşekkür etmek istiyorum.”

Ben kadınların maddi anlamda da özgürlüklerini muhafaza edebilmeleri için anne olduktan sonra da çalışmalarını destekliyorum Hollanda’nın önemli partilerinden biri olan İşçi Partisi’ne başkanlık adaylığını koyan biri olarak Türk kadınlarına haklarını savunmaları için tavsiyeleriniz neler? “Hollanda Kadın Hakları konusunda çok yol katetmiş bir ülke konumunda. Ben İşçi Partisi Mil-

18

letvekili olarak parti içinde de uzun yıllardır bu konuyu takip ediyorum. Bu ülkede İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Kadın Hakları’yla ilgili verilen mücadelenin sonuçlarını görebiliyoruz. Zannediyorum Hollanda kadınlar için en kolay yaşanılabilen ülkeler arasında. Tabi bu duruma gelmek kolay olmadı, bu uzun süren mücadeleler sonunda oldu, o mücadelenin getirdiği eşit haklar konusunda Hollanda birçok ülkeden ileride sayılır ama daha hala tam hedefede ulaşmış değiliz. Hala mücadele edilecek birçok konu mevcut. Bu Hollanda’da yaşayan tüm kadınlar için geçerli. Eğer somut bir örnek vermem gerekirse, kendimden yola çıkarak bir örnek vermek istiyorum; İşçi Partisi’ne 1995 yılında ilk üye ol-


Dosya duğum dönemde Kadın Kolları’nda aktif şekilde görevler üstlendim. Gittikçe bunun gereksiminin azaldığını farkettik ancak Hollanda’ya yeni gelmiş, yabancı uyruklu, göçmen kadınların eşit hakları konusunda daha hala mücadele etmek gerekiyor. Bunlarında siyasette haklarının aranması için çalışmalar gerektiğine inanarak parti içinde hala Kadın Kollarımız aktif şekilde görev üstlenmekteler. Güzel bir çalışma grubumuz ve yerli yabancı adı altında bir ayırımımız olmaksızın birçok ırktan kadın üyelerimiz var ve çalışmalarımız çok güzel bir şekilde devam etmekte. Tabii kadınların haklarını savunabilmesi için devletede bu anlamda büyük rol düşüyor. Kadınların kendi haklarını bilmeleri gerekiyor ama Hollanda’ya yeni gelen kadınlardan bu haklarını bilmelerini bekleyemeyiz, bu gerçekçi değil. Dolayısıyla devlete ve belediyelerde bu konularla ilgilenenlerin bu konuyu sürekli güncel tutmaları ve ilgilenmeleri gerekiyor. Bence kadınlara düşen görevlerin başında katılım geliyor; ev dışında bir yerde çalışarak, çocuklarımızın ailebirliği toplantılarına katılarak ve bunları gerçekleştirebilmek için en önemlisi Hollandacayı iyi bir şekilde öğrenmek gerekiyor; çünkü bu topluma katılabilmeleri ve anlayabilmeleri için, bırakın kadın haklarınızı arayabilmek normal hayatınızı sürdürebilmeniz için en temel şart o ülkenin lisanını en iyi şekilde öğrenmekle başlıyor. Bir de annelerin çocuklarının geleceğiyle ilgilenebilmeleri, onların yaşadıkları ortamları anlayabilmeleri için bu çok onemli. Kadın haklarıyla ilgili anlatılacak çok şey var bu söylediklerim sadece önemli konulardan birkaçı. Benim kadın hakları konusunda en büyük endişem kadınların topluma katılımını destekleyen çocuk bakımı konusu. Buda yine senelerdir çalışarak elde ettiğimiz bir haktı. Bu hakla beraber anne olan bayanlar evin dışındaki işlerine devam edebilmektelerdi fakat şimdiki hükümet tarafından getirilen kısıtlamalarla birlikte yine kadınlar

Bu hükümetin Ekonomiyi düzeltmek için yaptığı tek şey kısıtlama; bence ekonominin nefes alabilmesi için yeni reformlar getirilmeli

maalesef anne olduktan sonra evde kalmayı tercih ediyorlar. Çocuk bakımı ödeneklerinin yükselmesiyle beraber, daha doğrusu bu ödenekte vergi iadesinin yani (kinderopvang toeslag) azalmasıyla beraber, veliler çocuklarını kreşe veremedikleri için bu görevi anne işini bırakıp evde çocuklara bakarak üstleniyor. Ben kadınların maddi anlamda da özgürlüklerini muhafaza edebilmeleri için anne olduktan sonra da çalışmalarını destekliyorum. Her anlamda kişinin kendini geliştirmesi, yeteneklerini ortaya çıkarabilmesi için kadınların çalışması çok önemli. Bu devirde sadece maddi durumu müsade edenler çalışabiliyor, bu bence çok saçma. Bu konuyla ilgili sürekli öneriler getiriyoruz fakat muhalefet bir parti olduğumuz için yönetim tarafından dinlenmiyoruz.”

19

Hollanda’da şu an ekonomik kriz yaşanıyor. Bu dönemde sizce kemerler sıkılmalı mı, yoksa yatırım mı yapılmalı? “Elbette her ikiside olmalı. Şimdiki hükümetin yaptığı tek şey her yerden kısmak, bunun nedenini anlıyorum çünkü Hollanda Başbakanı Mark Rutte maalesef Hristiyan Demokrat Parti'nin (CDA) lideri Maxime Verhagen ve Özgürlükler Partisi (PVV) lideri Geert Wilders’le beraber bir işe girişti ve bu sebepten dolayı yine maalesef onlara bağımlı oldu. Ekonomiyi rahata erdirmek için yaptığı tek şey kısıtlama getirmek; bence ekonominin nefes alabilmesi için yeni reformlar getirilmeli. Uzun vadeli yenilikler getirilmeli ki işsizlik azalsın, tüketiciler rahata ersin ama maalesef bu yapılmıyor. Bundan dolayı ekoniminin gelişiminin önü kesiliyor ve tüketicinin ekonomiye olan güveni azalıyor, alım gücü düşüyor ve sonuç olarak şirketler yeterli satışı yapamayınca iş gücü azalıyor, insanlar işten çıkartılıyor. Durum o kadar vahim ki her ay 18 bin kişi işsizler kervanına katılıyor. Eğer bu sekilde, bu hükümetin yaptığı gibi ekonomide sadece kemerleri sıkmaya devam edersek bu durum gittikce daha da kötü bir hal alacak. İş olanaklarının çoğalabilmesi için devletin üretimide desteklemesi gerekiyor.”

Hollanda’daki konut vergi iadesinden en çok yüksek gelirli grup yani villalarda oturanlar yararlanıyor

İşçi Partisi nerede kısıtlamalar getirilmesini istiyor, hangi alanlarda üretimin çoğalmasını destekliyorsunuz? “İşçi Partisi olarak cari açık için geniş bir alanda reform paketi hazırladık. Bu pakette hangi

Platform


Dosya

Biz, PvdA Partisi olarak orta sınıfın konutlarına yaptıkları ödemeler karşılığında aldıkları ipotek faizi iadesini kaybetmelerini istemiyoruz. Şu an villalarda oturanlar yüzde 52 vergi ödediğinde bunu tekrar vergiden alıyor. Bizim yapmak istediğimiz yüksek gelirliler için vergi iadesini yüzde 52 den yüzde 30 a indirmek. Bunu 22 yılda, her yıl yüzde 1 düşürerek yumuşak bir sekilde uygulamak istiyoruz. alanlarda, halka zarar vermeden kısıtlamalar getirilmesi gerektiğini ve hangi alanda üretimin çoğalmasını ve böylelikle uzun vadede açığın nasıl kapatılacağına dair çözümlerimiz bulunmakta. İlk başta konut piyasasında reformlar getirilmesi gerekiyor. Bilindiği üzere Hollanda’da bu piyasada son birkaç senedir kriz yaşanmakta. Bu kötü gidişat hükümetin devir vergisini indirmesine neden olmuştu. Maksat böylelikle konut satışlarını teşvik etmekti. Hollanda’daki konut vergi iadesinden en çok yüksek gelirli grup yani villalarda oturanlar yararlanıyor. Biz, PvdA Partisi olarak orta sınıfın konutlarına yaptıkları ödemeler karşılığında aldıkları ipotek faizi iadesini kaybetmelerini istemiyoruz. Şu an villalarda oturanlar yüzde 52 vergi ödediğinde bunu tekrar vergiden alıyor. Bizim yapmak istediğimiz yüksek gelirliler için vergi iadesini yüzde 52 den yüzde 30 a indirmek. Bunu 22 yılda, her yıl yüzde 1 düşürerek yumuşak bir sekilde uygulamak istiyoruz. Bu demek oluyor ki az kazananlarda değişen hiç birşey olmuyor ve yüksek

Platform

15 Nisan 2011

gelirlilerin ipotek faizi iadesini sınırlamış oluyoruz. Bir diğer ikinci önerimiz; sağlık sektörünün herkes için ödenebilir bir hale gelmesi. Bu ikisinin dışında PvdA Partisi olarak ekonomide büyüme, iş imkanı, iyi bir öğretim olmasını destekliyoruz.”

Geerts Wilders Türkiye’nin Başbakanına böyle açıklamalar yaparak büyük bir terbiyesizlik etti Bilindiği üzere PVV'nin (Özgürlük Partisi) Başkan Sözcüsü Geert Wilders Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret dolu sözler sarf etti. Bunlar hakkında neler düşünüyorsunuz? “Tabiki kendisi Türkiye’nin Başbakanına böyle açıklamalar yaparak büyük bir terbiyesizlik etti. Bu tür açıklamaları yapan birinin Hollanda Meclisinde yer alması üzücü bir durum. Wilders’in açıklamalarında sürekli korku ve tehdit mevcut. Söylediklerini dikkate almakla o kişiye değer veriyoruz imajı yaratıyor o yüzden Wilders’in yaptığı boş açıklamalarla ilgili herhangi bir yo-

20

rum yapmak çok yanlış.” Bu sene Hollanda Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. yılı bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz? “Ben bu konuyla ilgili birçok alanda etkinlikler olduğunu biliyorum ve umarım bu etkinlikler daha geniş bir alanda daha çok insana ulaşır. Bu kutlamaların Türkiye’nin tanıtımı için çok büyük bir önemi var. Son dönemlerde Türkiye, Hollanda medyasında genelde Avrupa Birliği üyeliğiyle, islami karakteriyle gündeme geliyor. Bence bu kutlamalar esnasında Hollandalılar Türkiye’yi başka yönleriyle tanıma fırsatı bulacaklar. Bu 400 yıllık geçmişimize baktığımızda her iki ülkenin karşılıklı değerleri olduğunu görüyoruz. Türkiye’de ekonomi alanında birçok olumlu gelişmeler yaşanmakta ve bu gelişmelerden dolayı Hollanda içinde pozitif bir etkisi olabiliceğini düşünüyorum. Bence gelecekte bu ülke arasında her anlamda birçok olumlu gelişmeler yaşanacaktır.”


Global, Brother, Juki yeni ve ikinci el kullanılmış sanayi dikiş makinaları, A’dan Z’ye terzi malzemeleri, YKY Fermuar, Saba dikiş iplik, Groz Beckert iğne ve değişik ürünler...

Adrese teslim posta ile, Rotterdam bölgesi posta ücreti bedava! Jan Rebelstraat 19 A - Amsterdam, 1069 CA info@bontex.nl • www.bontex.nl • Tel: 020 - 615 74 68 • Fax: 020 - 669 42 93


Haber

Flautre: Hollanda kararından sonra Türklere yönelik vize derhal kaldırılmalıdır Avrupa Parlamentosu (AP) bir çok mahkeme kararına rağmen Türk vatandaşlarına hala vize uygulamakta ısrar eden AB üyesi ülkelerin Adalet Divanı'na şikayet edilmesi çağrısı yaptı. Helene Flautre

Avrupa Parlamentosu (AP) bir çok mahkeme kararına rağmen Türk vatandaşlarına hala vize uygulamakta ısrar eden AB üyesi ülkelerin Adalet Divanı'na şikayet edilmesi çağrısı yaptı. AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre Hollanda Yüksek İdare Mahkemesi'nin hizmet vermek maksadıyla ülkeye gelen Türk vatandaşlarına vize uygulanamayacağına karar vermesi üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Flautre, kararın Türklere yönelik vize taleplerinin hukuksuz olduğunu bir defa daha ispatladığına işaret etti. Hollanda Mahkemesi tarafından alınan Cahit Yılmaz kararının vize hukuksuzluğunun sona ermesi için mühim bir adım olduğuna işaret eden Flautre, vize uygulamasında ısrar eden üye ülkelerin Avrupa Toplulukları Adalet

Platform

15 Nisan 2011

Divanı'na (ATAD) şikayet edilmesi gerektiğini vurguladı. Flautre'a göre AB üyesi ülkelerin bu karardan sonra vize uygulamasına devam etmeleri AB kurucu anlaşmaları ihlal anlamına gelecek ve bu durumda AB hukukunu korumakla yükümlü AB Komisyonu ihlalci ülkeleri ATAD'a şikayet etmek mecburiyetinde. AB'nin üyelik müzakereleri yaptığı Türkiye'ye vize uygulamasını sürdürmesinin zaten "savunulabilir" olmadığını belirten Flautre Türk vatandaşlarına karşı uygulanan vize "haksızlık ve hukuksuzluğuna" son verilmesi çağrısı yaptı. Yılmaz kararı ile ATAD'ın aynı yönde aldığı Sosyal kararının birbirini tahkim ettiğini kaydeden KPK Eşbaşkanı bu karardan etkilenen sadece 8 ülkenin değil bütün AB üyelerinin derhal vize uygulamasını nihayetledirmesi gerektiğini söyledi.

22

Diederik Samsom

İşçi Partisi yeni liderini belirledi Hollanda-da ana muhalefetteki İşçi Partisi'nde (PvdA) Job Cohen'in istifasıyla boşalan liderlik koltuğuna Diederik Samsom seçildi. Nebahat Albayrak'ın yanı sıra Lutz Jacobi, Ronald Plasterk, Diederik Samsom ve Martijn van Dam'ın da aday olduğu partide yeni lider parti üyelerinin oylarıyla belirlendi. Samsom, yaklaşık 55 bin parti üyesinin oy kullandığı seçimde, oyların yüzde 54-ünü alırken, Albayrak ise yüzde 8 ile yarışı üçüncü sırada tamamladı. Seçim sonuçlarını başkent Amsterdam-daki Rode Hoed Kongre Merkezi-nde düzenlenen basın toplantısında açıklayan PvdA başkanı Hans Spekman, tüm adayların liderlik sıfatına haiz olduklarını belirterek, demokratik bir ortamda yapılan seçimde en fazla oyu alan Samsom-un yeni lider olduğunu söyledi. Hollanda-nın en büyük ikinci partisi konumundaki PvdA-da liderlik yarışı Job Cohen-in istifasının ardından başlamıştı. 3 hafta süren kampanya döneminden sonra geçen hafta başlayan seçimde parti üyesi yaklaşık 55 bin kişi posta ya da internet yoluyla oy kullandı. Genel başkan ile liderin görevleri farklı Hollanda-daki siyasi partilerde genel başkan ile parti lideri farklı isimlerden oluşuyor. Genel başkan daha çok partinin bürokratik işlemlerini yürütürken, aynı zamanda meclis grup başkanı olan lider ise daha çok siyasi konulardan sorumlu.


Haber

Engelliler günü Nieuwe Waterweg Vakfı 20 mayıs 2012 tarihinde Rotterdam kentinde düzenlenecek olan “Engelliler Günü” tanıtım toplantısını tarihi SS Rotterdam Gemisinde yaptı. Mustafa Toga / ROTTERDAM - Nieuwe Waterweg Vakfı Başkanı Selda Mermer, Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu (DSDF) Başkanı Zeki Baran, Pameijer Vakfından Kemal Turaçtemur, Mee Vakfından Selina van Ooijen ve Demokratik Sosyal Birlik (DSB) kurumundan Feyza Albayrak’tan oluşan heyet 20 Mayıs günü gerçekleştirilecek olan organize ile alakalı olarak basın mensuplarına bilgi verdiler. “Mutluluk engel tanımaz” sloganı ile yola çıktıklarını söyleyen Nieuwe Waterweg Vakfı Başkanı Selda Mermer, “Vakfımız kısa bir süre önce kuruldu, amacımız Bedensel ve Zihinsel özürlü Türk vatandaşlarımızı topluma kazandırmaktır” dedi. Mermer; “ Engelli vatandaşlarımız için ilk etapta bu

gemide etkinlik düzenlemeye karar verdik. Rotterdam'ın gezilecek görülecek yerleri denildiğinde ilk akla gelen SS Rotterdam Gemisi oluyor. Hollanda'da bedensel ve zihinsel engelli çok sayıda vatandaşımız var. Bunlar genelde evlerinde izole olmuş,ve mutsuz bir şekilde yaşamaktadır. Biz bu insanlarımızın büyük bir kısmını 20 Mayıs tarihinde bu gemide bir araya getirerek, tanışmalarına vesile olmak istiyoruz. Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu (DSDF) Başkanı Zeki Baran, Pameijer Vakfından Kemal Turaçtemur, Mee Vakfından Selina van Ooijen ve DSB kurumundan Feyza Albayrak, 20 Mayıs günü yapılacak etkinliğe bizzat gönüllü olarak destek vereceklerini söylediler.

23

SS Rotterdam Trans Atlantik Gemisinin Genel Müdürü Mai Elmar; "Engeliler günü için Nieuwe Waterweg Vakfı bizimle kontak kurdu. Projeyi inceledik çok ilgimizi çekti ve özellikle engellilere yönelik olduğunu görünce destek vermeye karar verdik. SS Rotterdam olarak toplumsal konulara olan duyarlılığımızın da bir ifadesi olarak geminin tüm imkanları ile tam destek olmaya karar verdik. Öte yandan Türkiye - Hollanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 400.yılı sebebiyle de bu organizasyon büyük önem arz ediyor. 1959 yılında inşa edilen SS Rotterdam Gemisi şu an otel, restoran ve çeşitli etkinlikler için kullanılıyor. 500 kişilik salonumuz, 450 kişilik tiyatro salonumuzla hizmet veriyoruz." şeklinde konuştu.

Platform


Haber

400 yıllık dostluk madeni parayla perçinlendi Hollanda Maliye Bakanı Jan Kees de Jager ve Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan'ın konuşmacı olarak katıldıkları Kekukenhof'ta eşine az rastlanan farklı bir gün yaşandı.

“Ödülü tüm Türk halkı adına aldım”

Hollanda Maliye Bakanı Jan Kees de Jager, Keukenhof'ta kurulan baskı düzeneğinin ilk kolunu döndürerek 400. yıl anısına ilk 5 euroluk madeni paranın basımını gerçekleştirdi. Bakan Kees de Jager, Büyükelçi Uğur Doğan ile Hollanda ve Türk basınına ilk madeni para ile birlikte poz verdiler.

"Kalıcı dostlukların daha ileriye gitmesi"

Törende bir konuşma yapan Bakan Kees de Jager, "400. yıl kutlamaları çerçevesinde ilk madeni paranın basımını gerçekleştirdik. Bu paranın ön ve arka tarafında lale motifi olması da ayrı önem taşımaktadır. İki ülkenin bir nevi sembolü olan lale bu madeni para ile 400. yıl daha da anlamlı olacak" dedi. 160'ın üzerinde tasarımcının katıldığı yarışmada birinci olan Türk kökenli Deniz Şeyda Tunca ise, Hollanda'da Üniversite eğitimi aldığını ve yarışmaya katılarak birinci olmaktan gurur duyduğunu söyledi. Tunca, "400. yıl özel madeni paranın ön tarafında ay yıldız ve lale motifi bulunuyor. Arka tarafında ise Kraliçe

Platform

15 Nisan 2011

Beatrix'in portresi ve açılmış lale motifi yer alıyor. Bu tasarım ile iki ülkenin bir nevi ortak sembolü olan lale ön plana çıktı.

"Madeni para ülkemizin tanıtımına büyük katkı sağlayacak"

400. yıl etkinliklerinin hem Türkiye'de hem de Hollanda'da aynı anda başladığını söyleyen Türkiye'nin Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan da, yıl boyunca devam edecek programların üst düzey resmi ziyaretler, ticari ve kültürel etkinliklerle sosyal etkinliklerden oluştuğunu söyledi. Doğan, "Türkiye ile Hollanda arasındaki resmi ilişkilerin 400. yıl dönümü çerçevesinde Hollanda Ulusal Arşivi'nde geçen hafta düzenlenen "Prens ve Paşa'" adlı serginin açılışından sonra Keukenhof'ta Maliye Bakanı Sayın Kees de Jager'in katılımı ile 400. yıl hatırına madeni para basıldı. Bu paranın tasarımcısının da bir Türk olması ayrı bir gurur verdi. 400. yıl anısına basılan bu madeni para 5 euro değerinde olacak. Hollanda genelinde 250 bin adet basılacak. ve bu madeni para elden ele dolaşarak ülkemizin tanıtımına büyük katkı sağlayacak" dedi.

24

AMSTERDAM - HTIB Başkanı Mustafa Ayrancı, Amsterdam Belediyesi tarafından Frans Bannink Cocq Ödülü ile ödüllendirildi. Ayrancı, Sofitel Hotel’de düzenlenen Prinsenhof Konferansı sırasında ödülünü Amsterdam Belediye başkan Yardımcısı Andree van Es’in elinden aldı. Başkan Yardımcısı Andree van Es konuşmasında, Mustafa Ayrancı’nın ayrımcılık ve ırkçığın önlenmesi konusunda yıllardır yaptığı çalışmalara dikkat çekti. Van Es, HTIB Başkanı Ayrancı’nın Türklerin haklarının korunması konusunda da önemli çalışmalara imza attığını anlattı. Hollanda Türkiyeli İşçiler Başkanı Mustafa Ayrancı, bu ödülü kendi şahsından ziyade ödülü tüm Türk halkı adına aldığını söyledi. Ayrancı “Bu ödül 17.yüzyılda Fransa’dan bir göçmenin Hollanda’ya gelişinin ardından ve Hollanda’da belediye başkanı olmasına dayanıyor.Belediye başkanı olduktan sonra Hollandalı ressam van Gogh onun bir resmini yapmış. Ve o dönemden bu tarafa Amsterdam’a katkıları olan, şehirde ki yaşama katkıları olan kişilere bu ödül veriliyor.Benimde 1974 yılından bu tarafa yaptığım çalışmalardan dolayı Amsterdam Belediyesi bu ödülü bana layık gördüler.Bu ödülün verilmesinde birinci sebep Amsterdam’da ki ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı yaptığım çalışmalar.


25

Platform


Haber

Davaları kazanmamıza rağmen haklarımız verilmiyor Hollanda Demokratik Sosyal Dernekler Federasyonu (DSDF) bünyesinde Maassluis kentinde yeni kurulan Nieuwe Waterweg Vakfı, Koningshof Semt evinde bilgilendirme akşamı düzenledi.

Toplantıya Lahey Büyükelçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşaviri Mehmet Sevim, Hollanda Türkler İçin Danışma Kurulu (İOT) Başkanı Aydın Akkaya, Hollanda Göç Enstitüsü Uzmanı Memiş Demirci, DSDF Başkanı Zeki Baran, Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Programları Koordinatörü Dr. Ahmet Atilla Doğan, Maassluis Belediye Meclis Üyesi Turgay Yücel konuşmacı olarak katıldılar. Bizler buralıyız o bakımdan Türkçe hassasiyetimizdir diyen Anadolu Üniversitesi Batı Avrupa Programları Koordinatörü Dr. Ahmet Atilla Doğan, “Uyum için tek dil şartı olmamalıdır. Çocuklarımız, Türkçe ve Hollandacayı çok iyi kullanmalılar. Anadil çocuklarımız için önemlidir. Anadolu Üniversitesi olarak Avrupa’da 12 kentte, belirli periyotlarda, aynı anda sınavlar yapıyoruz. Biz kesinlikle başarısız olanların okulu değiliz. Diploma, hayat yolunda başarıya götüren bir araçtır. Hollanda Türkler İçin Danışma Kurulu (İOT) Başkanı Aydın Akkaya, “Hollanda’da haklar giderek kısıtlanıyor. Türkiye ve Hollan-

Platform

15 Nisan 2011

da arasındaki 1963 Ankara Anlaşması’nın 1.maddesi, Türk vatandaşları ile Hollanda vatandaşları arasında haklar açısından fark olmadığı açıkça belirtiliyor. 2 ülke vatandaşları önüne engel konulamaz. Bu anlaşma sayesinde uyum yasası kaldırıldı. Türkiye’deki mecburi uyum sınavı kaldırıldı. Çocuk paralarında da düşüşler oldu. Hollanda hükümeti kazanılan davalar sonucu elde edilen hakları vermeme konusunda direniyor. Davaları kazanmamıza rağmen haklarımız verilmiyor. Hollandalı uzmanlar, hükümetin bu konuda yanlış yaptığını ifade ediyor.” açıklamasında bulundu.

Hollanda’da artık bizler ev sahibiyiz Hollanda’nın 14 ayrı kentinde şubeleri olduğunu ifade eden DSDF Başkanı Zeki Baran, aile içi şiddet, eğitim, gençlik, sağlık, refah’ gibi konularda bilgilendirme yaptıklarını söyledi. Baran, “DSDF olarak çarpıklıkların üzerine gidiyoruz. Bu ülke bizim.

26

Haklarımız kadar sorumluluklarımızda var. Bu ülkeyi Wilders’e bırakmamalıyız.” dedi. Lahey Büyükelçiliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşaviri Mehmet Sevim ise gelişmeler hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Hollanda’da son 20 yıl içinde, kazandığımız haklar konusunda geriye gidiliyor. Devlet olarak Hollanda hükümetiyle sosyal haklar konusunda şuan bir şey yapamıyoruz. Sadece konuları yargıya taşıdık. Biz, Hollanda adaletine güveniyoruz. Özellikle sosyal hakların harçlarını mahkemeye yoluyla hallettik. Aile birleşiminde gelir şartını kaldırttık. Türkiye’den evlilik yaşı hala 21 sürüyor. Bunun içinde mahkemeye başvurduk. Özellikle uyum konusunda İOT ile ortak çalışıyoruz. Hollanda’daki haklarla mücadele konusunda diğer ülkelere göre çok ileri durumdayız. Bunun nedeni ise vatandaşlarımızın örgütlenmesi ve Hollanda ile 1963 Ankara Anlaşmasının yapılmasıdır. Türkiye’den emekli olma konusu ise kişinin özel durumuna göre değişiklik arz etmektedir.”


Ay覺n R繹portaj覺

27

Platform


Haber

Müslümanların parti ve toplum içerisindeki rolü oylanacak Rotterdam - Hollanda'da, 9 Haziran 2010 seçimlerinde Hıristiyan Demokratlar’ı (CDA) ırkçı Geert Wilders'in dışarıdan desteklediği bir hükümette yer almasına engel olamayan Müslüman üyeler, partilerinin daha kucaklayıcı olması için mücadelelerini sürdürüyor. İki yıl önce CDA parti kongresinde kabul edilen "Müslümanların parti ve toplum içerisindeki rolü ve konumlarının araştırılması" önerisi nihayet işleme konuldu. Son zamanlarda parti bünyesinde aktif rol üstlenen Müslüman ve özellikle Türk kökenli üyelerin partinin gidişatından duydukları rahatsızlıkları sebebiyle kongrede üyelerin dikkatine sunulan tasarı, yeni parti başkanı Ruth Peetoom'un seçilmesiyle birlikte işleme alındı. Kabul edilmesinden bu yana bir türlü kurulamayan ve bir araya gelemeyen çalışma grubu, parti içerisindeki Türk kökenli üyelerin etkili çalışmaları sonucunda parti üst yönetimi tarafından onaylanması ve çalışma grubu çalışmalarını hızlı bir şekilde sürdürüyorlar. Özellikle Haziran 2012 CDA Parti Kongresinde Müslümanların parti ve toplum içerisindeki rolü ve konumlarının içeren araştırmanın sonuçları kongre üyelerinin onayına sunulacak. Rotterdam - Feyenoord Semt Belediyesi Başkan Yardımcısı Turan Yazır, gelinen noktadan artık geriye dönüş olamayacağını ve CDA'nın toplumdaki bütün kesimleri içinde büründüren bir kitle partisi olmasını arzu ettiklerini söyledi. CDA Parti Başkanı olur olmaz Ruth Peetoom, hemen bir stratejik bir kurul oluşturdu.Kurulun bu hususta kendisi ile beraber düşünmesini istedi.Sadece bununla kalmadı.Malumunuz bundan bir yıl

evvel kongrede Müslümanların Parti içinde ki konumu ile ilgili bir önerge kabul edilmişti.Bu önerge ile de bir çalışma grubu şekillendirildi.Çalışma grubu hakikaten çok farklı insanlardan oluşan, farklı etnik kökenden, farklı dinlerden oluşan bir çalışma grubu.Bu çalışma grubu içerisinde bizlerde varız.Başka arkadaşlarda var.Bu önerge parti içerisinde makas buldu.Şuanda bu hususta çalışmalarda çok güzel gidiyor. Çok pozitif bir durum söz konusu.Müslüman Çalışma grubunun sonuçları da bir iki ay içinde tamamlanacak. Haziran 2012 CDA Kongresinde bu çalışma grubunun sonuçları kongreye sunulacak ve

oylanacak. Bunun sonucunda da hakikaten çok güzel sonuçlar ortaya çıkacak.” Muzaffer Çetin “Hollandalı Türklerin CDA’ya bakışı özellikle son helal kesimde dik duruşu neticesinde oldukça pozitif. Bu durum Müslümanlara, özellikle de Türklere cesaret verdi. Farklı kesimler tarafından gündeme gelecek olan sünnet meselesi olsun veyahut başörtüsü meselesi olsun, bu konuda CDA’nın tavrı açık. Bizim toplum tarafından benimsenen görüşler. Türk kökenli arkadaşların başarı elde ettiklerini söyleyen Çetin, artık CDA'nın ve diğer siyasi partilerin Müslümanları görmezlikten gelemeyeceklerini söyledi.

Imtech Marine’ya, Netuba’dan ödül Rotterdam Büyükşehir Belediyesi Meclis salonunda düzenlenen ödül törenine Lahey Büyükelçisi Uğur Doğan, Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, HOGİAF Başkanı Mehmet Kabakyer, HOTİAD Başkanı Turgut Torunoğulları, STK temsilcileri ile Hollandalı ve Türk girişimciler katıldı. Törende konuşan Lahey Büyükelçisi

Platform

15 Nisan 2011

Uğur Doğan, “Türkiye’deki istikrarlı büyüme sürmektedir. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olan Türkiye’de özellikle son 8 yılda gemicilikte çok ciddi ve olumlu gelişmeler oldu. Türkiye’de yatırım yapan yabancı sayısı hızlı artıyor. Hollanda, Türkiye’de en fazla yatırım yapan AB ülkesi. Hollandalı ve Türk işverenler ortak proje-

28

lere imza atıyorlar. Bu beraber çalışmaktan her iki ülkenin girişimcilerinin yanı sıra ülkeler da karlı çıkacaktır.” dedi.


Gentle Incasso, hem şirketten şirkete, hem de şirketten kişiye tahsilat yapan, para tahsil piyasasında uzman bir icra bürosudur. Alacaklı ve borçlu arasında iki tarafı tatmin eden bir sonuç almak için deneyimlidir. Biz, birçok icra bürolarından farklı olarak 'no-cure-no-pay' esasına göre çalışmıyoruz. Dosya masrafı olarak az bir meblağ ödeyerek, alacağınızın itinalı bir şekilde incelenmesi garantisini alırsınız. Alacağınızın, 'sulh yoluyla alınamaz' haberiyle sizi hayal kırıklığına uğratmayız. Mahkemeye giden bu uzun ve genellikle pahalı yolu, en medeni ölçüler içinde ve mantık çerçevesinde önlemek bizim işimizdir. İşletmeci olarak paranızı tahsil etmek için ne kadar uzun beklediğinizi biliyoruz. Özellikle ekonomik sıkıntının yaşandığı bu dönemde, borçluların büyük bir kısmı, ödeme süresini uzatıyor ve daha da kötüsü iptal yoluna bile gidiyor. Bu da işletmeci olarak hiç istemediğiniz bir durumdur. Bu konuda sizden de, yapılan anlaşmaları yerine getirmeniz beklenmektedir.

Hizmetlerimizden faydalanmak için ilginizi çektiğimizi umuyoruz. İlgi duyarsanız veya hizmetlerimiz hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, bizimle temasa geçiniz. Gentle Incasso Telefon: 075 771 46 36 Fax: 075 635 70 49 info@gentleincasso.nl www.gentleincasso.nl


Haber

Türkiye ile Hollanda arasındaki 400. yıl kutlamaları sürüyor

Türkiye ile Hollanda arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı Hollanda’da kutlanmaya devam ediyor.

Amsterdam ve Leiden kentlerinde düzenlenen farklı iki programda yıl boyunca yapılacak etkinlikler tanıtıldı. Her iki programa da katılan Türkiye’nin Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, Hollanda ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyi bir yolda olduğunu söyledi. Türk öğrenci derneği Biruni ile TOVER adlı işadamları derneğinin ortaklaşa Leiden Üniversitesi’nde düzenledikleri programa Başkonsolos Oral’ın yanı sıra Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği Müsteşarı Bleda Kacar, Leiden Belediye Başkan Yardımcısı Jan Jaap de Haan, işadamları ve öğrenciler katıldı. Hollanda genelinde 400. yılla ilgili düzenlenen sanatsal, kültürel ve ticari etkinliklerin iyi olan iki ülke ilişkilerini daha da ileriye götürdüğünü belirten Başkonsolos Oral, Hollanda’da ya-

Platform

15 Nisan 2011

şayan Türklerin bu konuda önemli bir rol üstelendiğine işaret etti.
 
Özellikle gençlere bu konuda büyük görev düştüğüne değinen Oral, "Gençlere tavsiyem, ’geleceğinizi kendi ellerinize alın, biz yaşlılara bırakmayın’ olacak. İki ülkenin büyüklerine baskı yapın ve bunu talep edin. İki ülke ilişkilerinin ileriye götürülmesinde bu çok önemli olacak. Çünkü parlak geleceğimiz gençlerimiz olacak" diye konuştu.
 
 Bu bağlamda Hollanda’da yaşayan çift dilli ve çift kültürlü Türk gençlerinin omuzlarında önemli bir sorumluluğun bulunduğunu da kaydeden Oral, gençleri ön plana çıkaracak etkinliklerin artmasını istedi. Başkonsolos Oral, "farklı temalarda düzenlenen kutlamaların Türkiye’nin tanıtımına da büyük katkı yaptığını" ifade etti.

30

Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Prof.Dr. Mustafa Ünver

Ötenazi, intihar ve cinayetle eşanlamlıdır Lahey Din Hizmetleri Müşaviri Prof.Dr. Mustafa Ünver, Avrupa’da yaygınlaşmaya başlayan ötenazi kasırgasının esasında bir insanlık suçu ve ayıbı olduğunu söyledi. Ünver “İslam’a göre canlı ve cansız bütün varlıklar Allah’a aittir. Hayatı veren Allah’tır, onu alma hakkının da tek sahibi yine Allah’tır. Canlarımız, bedenlerimiz ve mallarımız aslında bizim değil, sadece yaratanın vermiş olduğu emanettir. Bu bakımdan kişi başkasının canına kıyamayacağı gibi, kendi canına da kıyamaz. Çünkü tüm canların sahibi Yüce Yaratıcıdır. İyileşmesi tıbben mümkün olmayan bir hastanın, acısını gidermek amacıyla hayatına son verecek maddelerin, kendisinin veya kanunî temsilcisinin isteği üzerine kullanılması demek olan ötenazi, bir çeşit intihardır. İntihar ise dinen kesin olarak yasaklanmıştır, hatta inancımıza göre Allah'tan ölüm istenmesi bile hoş karşılanmamıştır. Bize göre hastalık gibi tüm acılar, çok değerli meyvelerdir. Çünkü hayatta çektiğimiz acılar esasında bizi daha da “insan” yapmakta, olgunlaştırmakta, sabretme ve şükretme karşılığında bedenimizi ve ruhumuzu arındırmakta, bizi çok kıymetli manevi derecelere yükseltmektedir. Sonuçta ötenazi, intihar ve cinayetle eşanlamlıdır. Bu yöntemle hayatını sona erdiren kimse günahkar olduğu gibi, böyle bir işlemi onaylayan ve hastanın yaşaması için gerekli tedaviyi uygulamayan kimseler de günahkar olurlar, cinayet işlemiş sayılırlar.” Açıklamasında bulundu.


Haber

Muhsin Yazıcıoğlu için anma töreni düzenlendi Amsterdam'da bulunan Avrupa Türk İslam Kültür Dernekleri'ne (ATB) bağlı Nizam-ı Alem Süleymaniye Camii'nde Muhsin Yazıcıoğlu'yu anma töreni düzenledi. Anma programına BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, ATB Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Çiftçi, Amsterdam Nizam-ı Alem Süleymaniye Camii Başkanı Hikmet Tikici, Hollanda'daki sivil toplum kuruluşları Gülefer Yazıcıoğlu

yöneticileri katıldı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu yapmış olduğu konuşmada bu yıl eşini kabri başında anmak yerine Amsterdam'da anmayı tercih ettiklerini söyledi. Türkiye'deki sevenlerinin onu kabri başında andığını ifade eden Yazıcıoğlu, "Muhsin Başkan davasını hiçbir zaman kendisine hizmet ettirmemiş, her zaman davasının eri olmuştur. O hep idealleri uğruna yaşamıştır." dedi. Programa katılanlardan Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, bu tür törenlerin yurt dışında yaşayan Türk toplumunun birlik ve beraberliğini canlı tuttuğunu belirtti. Muhsin Yazıcıoğlu'nun BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ise "Rahmetli Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu her zaman demokrasi demiş, hukukun üstünlüğü demiş, milli irade demiş ve bedeli ne ise

31

ödemiş. Türk milletinin bağrından çıkan bir vatan evladı idi. Muhsin Yazıcıoğlu'nun üç ana temelden oluşan bir davası vardı. Onun bir Türkiye sevdası vardı. Türkiye'nin birlik ve beraberliğini istiyordu. Biz onun bıraktığı yoldan BBP olarak aynı şekilde devam ettireceğiz." şeklinde konuştu.

Platform


Haber

Mevlana'yı Hollanda daha yakından tanıyacak

M.İsmet Furkan / Amsterdam

"Konya Kültür ve Dayanışma Vakfı" kuruldu.Tanıtım toplantısına, Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral, AK Parti Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya, MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Konya Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Ercan Uslu, Konya Özel Anıt Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Er, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Ertuğrul Uslu, işadamları ve basın mensupları katıldı. Toplantının açılış konuşmasında Başkan Ebubekir Öztüre, amaçlarının Hollanda’da yaşayan Konyalılar arasındaki kaynaşmaya da destek olacak olan vakfın yakın gelecekte topluma faydalı faaliyetler yapmayı hedefleyeceğini söyledi. Öztüre, “Konya kültürünü, mutfağını, tarihini, geleneklerini Hollanda’da yaşayan Türklerle başlayarak tüm Hollanda’da yaşayan insanlara tanıtmak vakfımızın gayeleri, arasında yer almaktadır. Görüşleri ve eserleri ile dünyaya ışık tutan Hz. Mevlana’yı ve felsefesini daha yakından tanımaya ve tanıtmaya yönelik faaliyetler yapacak ve mevcut faaliyetlere destek verecek. MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, “Konya Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın toplantısında olmaktan gurur duyduk. Konya Türk ve İslam Medeniyeti’nin rahmidir. Bu medeniyete beşiklik ve başkentlik yapmıştır. Konya bin yıl önce bu gün insanlığın 21. yüzyılın evrensel değeri ile insani değerleri Mevlana ile yaşamış dünyayı bu ışık ile aydınlatmış bir kenttir şeklinde konuştu. AK Parti Konya Milletvekili İlhan Yerlikaya, “Konya ile Hollanda’nın birbirine benzerliği oldukça fazladır. Özellikle tarım alanında Hollanda süt ürünleri, kakao ve mantar ürünlerinde dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Konya’da bu özellikleri bakımından son yıllarda ileriye gitmektedir. Hollanda’da çiçek soğanları bakımından önde giden ülkelerin başında yer almaktadır. Konya’da bu alanda da ilerleme kaydetmektedir. Özellikle bahçe bitkiciliği alanından Hollanda seracılık teknoloji alanında da önde yer alıyor. Konya’da bunu örnek alarak ilerliyor dedi. Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral,

Platform

15 Nisan 2011

“Konya Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın kuruluşunun ardından ilk toplantısında bulunmaktan mutluyum. Türk toplumu bundan 50 yıl önce Avrupa’ya Hollanda’ya geldiğinde elbette bazı ihtiyaçlar karşısında örgütlendi. Zaten örgütlenmeye hazır, yatkın ve müsait bir toplumdu. Bu ilk örgütlenmeler önceleri camii dernekleri, hemşeri dernekleri etrafında şekillendi. Ve uzun yıllar boyunca çok ciddi katkılar yaptılar. Konya Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Ercan Uslu, “Vâkıfın tüzüğü ve yapısı itibari ile çok iyi bir amaç kurulmuş olması bizi memnun etti. Biz büyükşehir Belediyesi olarak bu tür programları son

32

derece önemsiyoruz. Bu tür etkinlikleri çok destekliyoruz. Bizde belediye olarak Konya Kültür ve Dayanışma Vakfı’na her türlü kültürel desteği vermeye de hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.” dedi.


33

Platform


Platform

15 Nisan 2011

34


Güncel

Sosyal Ödenek 2012'de zorlaştırıldı

Ali Osman Biçen

1 Ocak 2012 yılından itibaren geçerli olarak kısa adi (WWB) olarak bilinen Sosyal Ödenek Yasasında yasal değişikliler oldu. Sosyal ödenek için başvuruda bulunan ve şuan halen sosyal ödenek alanlar için bu yasa değişikliği yeni kurallar getirilmektedir. Peki tam olarak neler içeriyor bu değişiklikler? Bu konuda siz okurlarım için bu ayki güncel kösemde bu konuyu araştırdım ve bu makalemde sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Birçok ülkesel, bölgesel ve yerel yönetimlerin tasarruf planlarının neticesinde birçok alanda yasal değişikliklerin yapıldığı ve şartların denetlendiği ve zorlaştırıldığı bir dönemden geçmekteyiz.Bu çerçevede 2012 yılında büyük bir miktar olan Sosyal ödenek (WWB) konusunda birçok yasal değişikler yapılarak, kolay bir şekilde ödenek hakkına sahip olmak bu değişikliklerle birlikte zorlaştırılarak kişilerin iş sahasına kazandırılmasıyla Sosyal ödenek giderlerinin aşağıya çekilmesi hedeflenmektedir. Bu değişiklikler neleri içermektedir şimdi bunları sizlerle paylaşmak istiyorum; 1. Bundan sonra 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren daha önce (WIJ) olarak bilinen 27 yaşından aşağı olan gençlere tanınan yarı eğitim ve yarı çalışma uygulaması kaldırılmış oldu. Bundan böyle bu gençler (WWB) adı altında Sosyal Ödenek Yardımı başvurusu yapmak zorunda olacaklar. 2. Sosyal Ödenek (WWB) başvurusu yapmak isteyen 18 den 27 yaşındaki gençler, yeni yasa değişikliği ile bu hakkı kolay elde edemeyecekler. Yasaya göre ödenek için UWV , Werkplein diye adlandırılan kuruma kayıt için başvurduklarından itibaren 4 hafta süre ile aktif şekilde iş bulmak için çalışmak zorunluluğu getiriliyor. Bu 4 haftalık iş arama süresinde iş aramak ve size teklif edilen işi kabul etmek zorundasınız. Bu sürede henüz Sosyal Ödenek başvurusunda bulunmanız mümkün değil. 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren eğitim görme imkanınızın olup olmadığına veya eski tamamlamadığınız eğitiminizi bitirmenizin imkanına bakılma şartı da getirilmektedir. Bu 4 haftalık süre içerisinde iş bulmanız yada bir eğitim görmeniz imkansız sonucunu belgelerle ispat ettiğiniz takdirde Sosyal Ödenek başvurusunda bulunabileceksiniz.

3. Bundan böyle Sosyal Ödenek hakkında “aile” nin toplam gelirine bakılarak, “Gezinsuitkering” Aile için Sosyal ödenek değişikliği getiriliyor. Eşiniz, çocuklarınız veya anne babanızla biriyle bir evde oturuyorsanız “aile” olarak adlandırılmaktasınız. Çocuklarınızın yaşları önemli değildir. Bir aile yalnız bir Sosyal Ödenek alabilme hakkına sahiptir. Bunun için bundan böyle bir aile olarak sosyal ödenek başvurusunda bulunmak zorundasınız. 4. Bütün “aile” için gelir araştırması gerçekleştirilecek. Bu şu demek oluyor, bir ailede bütün üyelerin gelirleri Sosyal Ödenek başvurusunda gelir olarak sayılacaktır. Böylece aile yi oluşturan kişiler tek Sosyal Ödenek almış olacak. 5. Bu yıl itibariyle her aile için tek Sosyal Ödenek hakkı tanınacak.Prensip olarak bütün aile üyeleri 2012 yılı itibariyle aile Sosyal ödeneği alacaklar. Bu ödeneğin miktarı net askeri ücretin en fazla yüzde 100’ü olacak. 1 ocak 2012 itibariyle bu rakam aylık 1.336,42 avro. 6. Bundan böyle Sosyal Ödenek alanlardan, ödenek veren kurum karşılık için karşı talepte bulunabilecek. Örneğin bir yerde parasız olarak toplum yararına çalışmaları istenebilecek. Bunların ne tür işler olacağı konusu ise Belediye tarafından belirlenebilecek. Fakat burada bazı şartlar söz konusu olacak; günde yada haftada bir kaç saat çalışma, işlerin bir kaç haftalık veya aylık olması gibi. Maaşlı normal bir iş olmaması gerekmektedir. 7. Sosyal Ödenek alanlar 2012 yılından itibaren ne kadar süreyle yurt dışında kalabilecekler? Sosyal bir ödeneğiniz var ve 65 yaşından genç iseniz; bu durumda 2012 yeni yasa değişikliğine göre en fazla yılda 4 hafta yurt dışına gidebileceksiniz. Bunun tatil yada başka amaçla olması fark etmemektedir. Ayni zamanda belediye tarafından iş arama zorunluluğunuz olsa da ol masada aynı kural geçerli

35

olacaktır. Şayet 65 yaşı ve üstünde iseniz ve ek Sosyal Ödenek alıyor iseniz yılda 13 hafta yurt dışına tatile gitme hakkınız olacak. Şayet 2012 yılı içerisinde 4 yada 13 haftalık yurtdışı hakkınızı kullandıysanız 2012 yılı içerisinde daha yurt dışına gitme hakkınız olmayacak. 8. Askeri ücretle geçinenleri destekleyen yönetmelikler sürecek, örneğin çoğu belediyeler geliri askeri olan kişilere indirim kartı ile spor ve kültürel faaliyetlere katılmasını sağlamaktadır.Belediye vergilerinden muafiyet uygulaması ile dar gelirliler korunmakta. Önemli bir değişiklik bu ve benzeri birçok destekler için gelir sınırı olarak belediyeler 2012 yılından itibaren en fazla sosyal ödeneğin yüzde %110 olarak ölçü almak zorundalar. 9. Ayrı olarak yaşayanlar (alleenstaande ouders) için iş başvurusu mecburiyeti konusunda katı kurallar getirilecek. 2012 yılında iş aramadan muafiyetiniz 6 yıldan 5 yıla indirildi. İş arama konusunda muafiyet alabilmek için bir takım şartlar getirildi; yalnız ailesiniz, en küçük çocuğunuz 5 yaşından küçük ve tam olarak bu çocuğun bakımını üstlenmiş olmalısınız. 10. Eğer Sosyal Ödeneğinizin yanında birde çalışıyorsanız ve yaşınız 27 yada üzeri ise; bu durumda Belediye gelirinizin bir kısmını serbest bırakabilir. 6 ay süreyle gelirinizin %25 kısmını Sosyal Ödeneğinizin üzerine ekleyerek koruyabilirsiniz. Bu miktar en fazla ayda 192 avro olmalıdır. Fakat ayrı yaşayan aileler için yeni bir yönetmelik getiriliyor; bunlar için Sosyal ödenek yanında part time olarak çalışıyor ise, bu durumda en fazla 30 ay arka arkaya gelirlerinin 12,5 % Sosyal Ödeneklerinin yanında alabilirler. Ayda en fazla müsaade edilen miktar 120 avro olarak belirlenmiştir. Bir sonraki güncel konumuzda sizlerle tekrar birlikte olmak umuduyla hoşcakalınız.

Platform


Haber

Hollanda'dan Türk işadamlarına vize müjdesi Danıştay, Türk vatandaşlarının Almanya'dan sonra Hollanda'ya da vizesiz girebileceği ve oturma izni olmadan 3 ay bu ülkede kalabileceği yönündeki konuyu karara bağladı. Danıştay, Türk vatandaşlarının Almanya'dan sonra Hollanda'ya da vizesiz girebileceği ve oturma izni olmadan 3 ay bu ülkede kalabileceği yönündeki konuyu karara bağladı. Karara göre Türk işadamları Hollanda'ya vizesiz giriş yapabilecek. Türk kökenli Avukat Ejder Köse, vize konusunda çıkan kararı 'Türk toplumu için mükemmel bir karar' diyerek değerlendirdi. 

Hollanda Yüksek İdare Mahkemesi (Danıştay), Hollanda Dışişleri Bakanlığı'nın Türk vatandaşlarına uygulanan vize itiraz konusunu karara bağladı. Danıştay, 14 Şubat 2011 tarihinde Hollanda'da çok heyetli Haarlem Mahkemesi'nin, Türk vatandaşlarının bu ülkeye vizesiz girebileceği ve oturma izni olmadan en fazla üç ay burada kalabileceği kararını bozarak, sadece Türk işadamlarının bu ülkeye vizesiz girebileceği yönünde değitirdi. Ayrıca Danıştay aldığı kararda, vizesiz Hollanda'ya girmek isterken Schiphol Havaalanından geri gönderilen Cahit Yılmaz'ın, işadamı olmadığı gerekçesiyle geri gönderilmesini doğru bir karar olarak değerlendirdi. Türk kökenli Avukat Ejder Köse, Danıştay'ın aldığı kararı 'Türk toplumu için mükemmel bir karar' diyerek şu şekilde

Avukat Ejder Köse

Platform

15 Nisan 2011

değerlendirdi: 

'Hollanda Danıştayı 14 Mart 2012 tarihli ve 201102803/1/V3 sayılı kararında Türk işadamı sıfatını taşıyan ve hizmet sunucularına Hollanda tarafından 1982 yılında yürürlüğe konulan vizenin 1963 Ankara Antlaşmasının eşitlik ilkesini içeren 9. maddesine ve AB-Türkiye 1970 Katma Protokolünün 41. maddesine aykırı olduğunu kesin karara bağlamıştır. Katma Protokol 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe girdiği için bu tarihten itibaren 9. madde ve Katma Protokolun 41. maddesi sonucu Türklere vize uygulamayan AB ülkeleri bu tarihten sonra da vize uygulayamazlar. Bu karar tüm Türk işadamlarına hayırlı olsun.

SİYASAL KARARI BEKLEYİN 
 Bu karar gereği hukuken Türkiye'den Hollanda'ya gelen Türk işadamları ve hizmet sunucuları pasaport, Ticaret Odası Sicil kaydı, meslek odası kayıt belgesi, Hollanda'da iş görüşmesini teyit eden bir davet mektubu gibi belgelerle beraber vizesiz girişte ısrar edebilirler. Ancak yine de vatandaşlarımızı uyarmak isterim. Kendilerine şimdilik vizesiz gelmelerini tavsiye etmiyorum. Hollanda hükümetinin siyasal kararını beklemek gerekir. Aksi takdirde sınırda sorun yaşayabilirler? 

Hollanda'da çok heyetli Haarlem Mahkemesi, vizesiz Hollanda'ya girmek isterken Schiphol Havaalanından geri gönderilen Türk İşadamı Cahit Yılmaz'ın iki sene önce açtığı davayı, 14 Şubat 2011 tarihinde görüşmüş, Türkiye ile AB arasında 1963'te imzalanan Ankara Anlaşması ve ona istinaden 1973 tarihli katma protokolün 41.maddesini kaynak göstererek Türk vatandaşlarının Hollanda'ya vizesiz girebileceği ve oturma izni olmadan bu ülkede 3 ay kalabileceği yönünde bir karar almıştı. Hollanda Göç ve Mülteciler Bakanlığı da alınan bu karara 4 Mart 2011 tarihinde itiraz etmişti. Türklere vize uygulamayan AB ülkeleri bu tarihten sonra da vize uygulayamazlar. Bu karar tüm Türk işadamlarına hayırlı olsun.

36

Nijmegen’de Nevruz şenliği Hollanda Türk Federasyon’a bağlı Nijmegen Türk Kültür Merkezi’nin tertiplemiş olduğu Nevruz Bayramı kutlaması şehrin merkezindeki Kolpinghuis salonunda gerçekleşti. Nijmegen Türk Kültür Merkezi başkanı Serkan Gedik’in yaptığı açılış konuşmasında Nevruz’un Türk tarihindeki yeri ve önemi anlatıldı. Binlerce yıldır Türk milleti tarafından kutlanan Nevruz’un hem Yeni Yılın, hemde Ergenekon çıkışının kutlamaları olduğunu ve böylece bugünün Türk milleti için çifte bayram olduğunu vurgulayan teşkilat başkanı bu vesileyle herkesin bayramını kutladı. Nijmegen Türk Kültür Merkezi’nin Nevruz programına Hollanda Türk Federasyon genel sekreteri Murat Gedik, Arnhem Hoca Ahmed Yesevi Türk Kültür Merkezi başkanı İbrahim Günay, Eindhoven Turan Vakfı başkanı Alparslan Güner ve Tilburg Türk Gençler derneği başkanı Ercan Karabulut’ Türkiye’den Kaya Kuzucu'da katıldılar.


37

Platform


Platform

15 Nisan 2011

38


Hukuk

Ticari vize davasında danıştay'dan Türk vatandaşlarını sevindiren karar! Daha önceki yazılarımızda Ticari vize davasını takip etmiştik. Hukuki süreç 19 şubat 2009 tarihinde başlamış idi. Avrupa Adalet Divanı 19 şubat 2009 tarihinde Türk iş adamları için önemli bir karar almıştı. Avrupa Adalet Divanı ise bu konudaki kararını 1973 tarihli Ankara anlaşmasının Katma Protokole dayandırdı. Avrupa Adalet Divanı Türkiye`de yerleşik bir şirket hesabına çalışıp bu şirket için Avrupa Birliği üyesi bir devletinde hizmet vermek isteyen Türk vatandaşlarına vize uygulanmasını öngörmediğine karar verdi.

Türk vatandaşları için geçerli olmamaması gerekmektedir Avrupa Adalet Divanı kararında 1 Ocak 1973 tarihli Katma Protokole göre, 1 ocak 1973 tarihinden sonra uygulanan kısıtlamalar Türk iş adamları için geçersiz olduğuna karar verdi. Hollanda 1 ocak 1973 tarihinde vize öngörmediği için, şu anda yürürlükte olan vize uygulamasının yeni bir kısıtlama olduğu için, bu uygulamanın Türk vatandaşları için geçerli olmamaması gerekmektedir. Bu kararın ardından Hollanda Dışişleri bakanlığından bir açıklamada geldi. Bu açıklamada Dışişleri bakanlığı, Adalet Divanın

Av. İsmet Özkara Tel: 026 - 351 00 04 i.ozkara@ozkaraosingaadvocaten.nl

aldığı kararın önemli olduğunu ve Hollanda hükûmetinin de Ankara Anlaşmasında imzası bulunduğunu, ancak 1 ocak 1973 tarihinde yürürlükte olan Hollanda Yabancılar Kanunun araştırılması gerektiğini belirtmişti. Bu araştırmanın sonucuna göre adımlar atılacağını ve vize uygulamasının devam edeceğini ve bir kanun değişikliği için henüz erken olduğunu belirtmişti. Bakanlıktan açıklama gecikince Hollanda'da ilk olarak Haarlem mahkemesi Hollanda'da işyeri olan kişileri de kapsadığını belirtti ve vize uygulanamayacağına karar verdi. Haarlem mahkemesinin almış olduğu kararın ardından bakanlıktan bir açıklama geldi ve Temyize gidileceğini belirtti. Daha sonra açılan emsal davalarda, Hollanda'daki diğer mahkemeler Türk vatandaşlarının lehine karar verdi. Yakın zaman içinde Roermond, Groningen ve Assen mahkemesi Türk vatandaşlarına vize uygulanamayacağını belirtti. Karara itiraz eden Hollanda Dışişleri bakanı Temyize gitti ve Danıştay Bakanın beklediği cevabı vermedi. Danıştay Hollanda'da Ticaret amaçlı bulunan Türk iş adamalarına vize uygulanamayacağını belirtti.

39

Ankara anlaşmasına aykırı olduğunu belirtti Türk iş adamlarına uygulanan vize konusu hakkında Danıştay 1 ocak 1973 tarihinde Hollanda'nın iş adamlarına vize uygulamadığını ve şu anda yürürlükte olan vize uygulamasının Ankara anlaşmasına aykırı olduğunu belirtti. Danıştay kararında Ankara antlaşmasının dokuzuncu maddesi dile getirdi 1963 yılında imzalanan anlaşmaya dayandırdı. Avrupa Adalet Divanının almış olduğu kararları emsal gösteren Danıştay, Türk vatandaşlarını A.B ülkesi vatandaşlarıyla aynı muameleyi görmesi gerektiğini ve haklarına kısıtlama getirilmesine imkan yoktur.Dolayısıyla A.B. ülkesi vatandaşlarına geçerli olmayan vize, Türk vatandaşları için geçerli değildir ve vize uygulaması 1982 yılından sonra yürürlüğe girdiği için Türk vatandaşlarının haklarını kısıtlamaktadır. Fakat Danıştay kararında kimlerin iş adamı kavramına girdiğini ve karar sadece Hollanda'da işyeri açmak isteyen ve Türkiye'deki bir firma adına Avrupa'da hizmet veren Türk vatandaşlarıyla sınırlı olup olmadığını belirtmedi. Bu konu hakkındaki soru işaretlerini net olarak cevaplamadı.

Platform


Moda

i d a d o M ueNo S

Hazırlayanlar: Esra Toprak Demir Serap Kaya Aslan

Baharın sıcaklığını gösterdiği renk renk çiçeklerin içimizi açtığı bu bahar ayında artık ayaklarımız da bot ve çizmelerden azad edilmek istiyor. Biz de ayakkabılarda neler moda yer verelim ki siz de bu sezon şık bir seçim yapın. Yazımızı dikkatlice okumadan SAKIN bahar alışverişine çıkmayın!

Platform

15 Nisan 2011

40


Moda 2012 ilkbahar, yaz sezonuna rengarenk ayakkabı modelleriyle giriyoruz. İnce topuk, dolgu topuk, çiçek desenli ve parlak renklerdeki birbirinden şık ayakkabı modelleri ile aklımızı başımızdan alacağa benziyor. Elbiselerde olduğu gibi ayakkabılar da çılgın ve cıvıl cıvıl renklerle ön plana çıkıyor; Sarılar, maviler,Koral kırmızısı ve özellikle yeşil çok moda.Ama dikkat edin renk curcunası olmasın bir yere dikkat çekin; iddialı bir renkte ayakkabı giydiyseniz sakın ola ki başka dikkat çekici ya da aynı renkle kombine etmeyin. Bu sezon renklerdeki çılgınlığın yanı sıra usta tasarımcılar catwalk için de çok ilginç ayakkabılar dizayn ettiler.Giymeye cesaret edemesek te modadan haberdar olmakta fayda var. Bu sene artık hemen hepimiz yüksek topuklara alışmış olmalıyız. Yazın kumsalın dışında genel olarak pek te topuksuz terliğe rastlamayacaksınız.Şekil olarak topuklar biraz farklılaşıp kalınlaşacak sadece. Kendi tarzını yaratan şık ve modern kadınların,giyimlerindeki tasarım ve kalitenin tamamlayıcısı olacak yepyeni ayakkabı koleksiyonlarını mağazalarda bulabilirsiniz. Sloganımızı unutmayın bayanlar; Modayı takip edin, ama vücudunuzu iyi tanıyın ve kendinize en uygun modayı siz belirleyin! Bir dahaki sayımızda yine moda haberleriyle görüşünceye dek HOŞÇAKALIN!

KONING PARTYCENTRUM FULLPAKET € 9450 -,* * Paket içeriği ve şartlar için bizi arayın

Sueno Organisatie

www.suenoorganisatie.com www.facebook.nl/suenoorganisatie Esra Toprak Demir 0641587058 & Serap Kaya 0642555606

41

Platform


Gündem

"Zaman geçip gider, diyorsun. Zaman kalır, biz gideriz, dostum."

Dr. Gürkan Çelik

Literatürde zaman dördüncü boyut olarak ta ele alınır. Üniversite kürsülerinde zamanın daha iyi kullanımı üzerinde dersler veriliyor. Şirketler, kurum ve kuruluşlar çalışanları için kurslar tertip ediyor. Zamanın daha iyi yönetimi üzerinde duruluyor. İnsanlar zamana karşı hep yarış halinde. Bu yarışın farkında olamayan insanların sayısı, maalesef pek de az değil. Kimileri de zamanı,‘vakit nakittir’ şeklinde tanımlıyor.

Z

aman elle tutulur gözle görülür bir nesne değil ve böyle de bir özelliği yoktur. Zaman canlı cansız bütün varlığın hayatında müthişe bir rolü ve etkisi olan bir faktördür. Aslında zamanın gerçek manada bir değeri yoktur. Zamanı alıp terazide veya kantarda tartsanız; şu kadar kilo eder diyemezsiniz ve karşılığını da para, altın veya elmas ile belirleyemeyiz. Zamana kıymet katan ve zamanı değerli kılan aslında insanın kendisidir. O zaman diliminde yaşayan insanların büyüklükleri ile, o cağ ve dönem değerli ve kıymetli olmuştur. Çünkü o asırda yaşayan insan ve insanlar çok değerliydi ve yaşadıkları dönemde çok kıymetli ve kayda değer işler yapmışlardı. İnsanoğlu bulunduğu asrı da değerli işlerle meşgul olarak ve değerli işler yaparak ve eserler vererek kıymetlendirebilir. Bir insanın ömrünü kıymetli kılan, o ömre sığdırdığı güzellikler, başarılı işlerdir. Zaman insanın hayatında o kadar değerli bir mevki ye sahip ki, insanın ömrü bile zaman birimiyle ölçülüyor. Şunu biliyoruz ki, bir gün gelecek zaman şuan içerisinde bulunduğumuz boyutuna noktayı koyacaktır. Herkesin hayatında zaman kendine göre kıymet ve değer kazanır. Eğer hayatın (ömrün) kıymeti ve değeri bilinirse, ona nispeten zamanın kıymeti ve değeri artacaktır. Zamanın önemini çok iyi idrak edenler, onu nasıl kullanacağını çok iyi bilirler. Ne yazık ki, kimileri vardır, hala zamanın kendi hayatlarında ne kadar büyük bir ehemmiyete sahip olduğundan haberdar bile değildirler. Zamana bir sarraf gözüyle bakıp değerini ölçenler, onu nasıl kullanacağını çok iyi bilirler. Fakat zaman ile henüz tanışamayan

bahtsızlar, zamanı bozuk para gibi harcarlar. Kimileri zamanı, kendi lehine yontmasını çok iyi bilir. Ama kimileri de vardır ki, zamanın bir keser ve balta gibi, onları yonttuğunu ruhları bile farkında değildir. Zaman’a karşı kaybeden hep insanın kendi olur. Bu nedenle: “Hayat (ömür) bizim tek sermayemizdir, onu deli dolu değil de, dolu dolu geçirmemiz lazımdır”. Hareketsiz insanlar hayatlarında hep şikâyetçi olmuşlardır. Hareket halinde olanlar ise zamanın ve ömrün nasıl geçtiğini farkında bile değildirler.

man hükmünü ortaya koyacağı ana kadar, yapılacak yorumların ve tespitlerin havada kalma ihtimali vardır. Zaman bir kısım hükümleri yorumluyor, zamanı gelince de o yorum ortaya çıkıyor. Zamanın yapacağı yorumlara ve hayatımıza getireceği yeniliklere ayak uydurmak lazım. Zamana bu şekilde yaklaşmak ta bizleri rahatlatır. Zira bilinmeyen şeylerin bir boyutu da zamandır derler: neyin, nerde ne zaman olacağı bilinmez.

Bermuda şeytan üçgeni gibi bir zaman tüneline girildiği zaman insanlar başkalaşıp çıkıyorlar. Einstain’in görecelik (relativity) teorisinde de çok hızlı hareket halinde olan bir canlı diğerine nazaran daha az yaşlanıyor ve yıpranıyor. Buradan hareketle şu ders çıkartılabilir: zaman içinde hareket etme, insanı hayatta daha genç ve dinamik kılar.

Zamanı, hayati, ömrü iyi değerlendirmede rol oynayan, belli ölçülerde etkisi ve tesiri olan bir iki hususu kısaca hatırlatıp bitirelim bu yazımızı. Gaye, hedef veya idealin olması bunların ilkidir; herkesin kendine göre gayeleri ve hedefleri vardır. Kimi okuyup iyi bir meslek sahibi olmak ister. Kimi son model araba binmek ister. Kimi evlenip çocuk sahibi olmak ister. Kimi insanlığa bir şeyler bırakmak ister. Kısaca önemli bir gayeniz, idealimiz ve hedefimiz olmalıdır. Umutsuzluk ve azimsizlik ise bir diğer önemli husus. Tıpkı hiç bir gaye ve hedefi olmayan bir insanın bu dünyada yaşamasının pek fazla bir anlamı olmadığı gibi, ümidini kaybetmiş insanın da kaybedeceği başka şeyi yoktur. Yaptıklarına güvenip yan gelip yatmak, yaptıkları ile yetinmek zamana müteallik bir başka husus. Gurur, kendiyle övünmek, başkalarını küçük ve hor görmek ve başkalarının hakkında kötü düşünmek, olumsuz manada kritik, tenkit ve eleştiri yapmak insanoğlunu zaman içerisinde kemiren hastalıklardandır.

Bazı işlerimizi zamana bırakma bizleri rahatlatır. En etkili yorumcu zamandır. Za-

Unutmayın: "Zaman geçip gider, diyorsun. Zaman kalır, biz gideriz, dostum."

Zaman her şeyle bizzat yakından alakalıdır. Zamana müteallik olmayan hiç bir şey yoktur. Her varlığın: odunun, taşın, gezegenlerin, güneşin, insanın, bitkilerin, hayvanların ve aklımıza gelebilecek bütün canlı veya cansız her şeyin zamanla ilgisi ve bağlantısı vardır. Zaman da hep ileriye gidiyor. Saatlerimizin hiç geriye gittiğini görmedik. Ancak Henry Austin Dobson’un baktığı gibi de bakabiliriz zamana: "Time goes, you say? Ah no! Alas, Time stays, we go..."

43

Platform


Haber

Zaman Gazetesi Hollanda bürosuna saldırı Merkezi Brüksel’de bulunan Zaman Benelux Hollanda Temsilciliğine saldırı düzenledi. Zaman Gazetesi'nin Hollanda’nın Rotterdam Kentinde ki bürosuna pazartesi günü (19 Mart 2012) sabah saat 02.16 sularında kimliği belirsiz maskeli 5 kişi tarafından yapılan baskında büronun dış kısmının tüm camları kırıldı. Sabah saatlerinde büro çalışanları tarafından camların kırılması fark edildikten sonra Rotterdam Semt Polisine haber verilmesi neticesinde olay yerine gelen Rotterdam Polisinden Marco Smit ve arkadaşları gerekli incelemeleri yaptıktan sonra olayla ilgili araştırmayı sürdürdüklerini ifade etti. Görüntüyü inceleyen polis yetkili Marco Smit, yapan kişileri yakalamak için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini söyledi. Zaman Benelux Hollanda Müdürü İsmail Erdem “Olay 19 Mart 2012 saat 02.16 civarında gerçekleşti.Büro çalışanları geldikten sonra camların kırıldığını gördüklerinde durumu semt polisine bildiriyorlar.Görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla adi bir saldırı değil. Planlı bir saldırı olduğunu düşünüyoruz.Bu saldırı

sadece Zaman Gazetesine yapılan bir saldırı değil. Hollanda’da resmi olarak bulunan bir kuruma saldırı.Biz bu saldırıyı yapanları bir an

Sueno Organisatie ve Witte Koets İşbirliği ile hazırlanmıştır. Sponsorluk ve stand için 0641587058 / 0642555606 / 0615000984

önce yakalanmasını arzuluyoruz dedi.Saldırı hollanda’daki birçok kurum ve kuruluş tarafından sert bir şekilde kınandı.


Realite

Gerçek aile öykülerinden dersler YUVA KURTARAN EMZİK Çalışma odamda otururken içeri moreli bozuk, yüzü asık, çekingen, sıkılgan orta boylu genç bir beyefendi girdi. Selam verdi ve bir konu hakkında bilgi almak istediğini söyledi. Kendisine yer gösterip oturmasını söyledik. Oturur oturmaz derin bir nefes aldı. Çok sıkıntılı olduğu her halinden belliydi. Biraz rahatlaması için hal ve hatırını sual edip kendisini tanımaya çalıştık. Biraz da olsa rahatladığını görünce buyurun sizi dinliyoruz, dedik. Titrek ve ürkek bir ses tonuyla söze başladı: - Aslında nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Biraz utanıyorum ama başka çarem olmadığı için size gelmek mecburiyetinmde kaldım. Eşimin beni aldattığını düşünüyorum. Kendisine, böyle bir düşünceye nerden ve nasıl sahip olduğunu sorduğumuzda ise sözüne şöyle devam etti: - Eşimin boynunda bir morartı gördüm. Bunu ben yapmadığıma göre demek ki başkası yapmıştır. Bunun için ondan ayrılmak istiyorum ama iki tane çocuğum var onlara kıyamıyorum. Bu yüzden çok zor durumdayım. Yardımınıza ihtiyacım var. Bunları söylerken gözleri doldu. Ağlamamak için kendini tutmaya çalışıyordu. Belli ki bu olaydan çok etkilenmiş. Doğrusu biz de çok etkilendik ve üzüldük. Ama dayanmak ve güçlü olmak durumundaydık. Kendisine dedik ki, olumlu bir sonuç ortaya koyabilmemiz için karşı taraf olan eşinle de görüşmemiz lazım. Bunun üzerine mümkün olabileceğini söyledi. Aynı gün akşam için bizi evine götüreceği hususunda anlaştık. Daha sonra yanlış bir şey yapmasın diye ön bir nasihatta bulunduk. Bunun üzerine yüz hatları biraz daha yumuşamış, biraz da rahatlamış oldu. Bu vaziyette müsade alıp “akşam görüşmek üzere” deyip gitti.

Sabahattin Uçar

Akşamleyin tam anlaştığımız saatte gelip bizi aldı ve evine götürdü. İçeri girdiğimizde evde derin bir sessizlik vardı. Belli ki çocuklar önceden uyutulmuş. Ancak o derin sessizlik az sonra hıçkırık sesleriyle bozuldu. Ağlayan hiç şüphesiz ki kocası tarafından bilgisizlik sebebiyle iftiraya uğrayan evin gencecik hanımefendisi idi. Ağlamalı bir ses tonuyla bana “hoş geldiniz” dedi. Kendisine hoş bulduk dediğimizde adeta içimiz parçalandı. Çünkü yaşlı gözleriyle, soluk yüzüyle, yorgun bedeniyle iftiraya uğradığı ve perişan olduğu her halinden belliydi. Ancak bu meselenin gerçek yönünün beyefendiye ispat edilmesi gerekliydi. Bu yüzden meseleyi ele alıp çok yönlü olarak tahlil etmeye çalıştık. Tahlil ederken en çok zekası ve ilmiyle ün yapmış olan İmam Azam Ebu Hanife Hazretlerinin öğrencisi olan İmam Ebu Yusuf’un Halife Harun Reşid’in hanımı hakkındaki şüphesine yönelik vermiş olduğu fetvayı çıkış kapısı olarak görmeye çalıştık. Bu çıkıştan hareketle kadına böyle bir morartının olup olmadığını sorduğumuzda “evet var” dedi. Peki bu morartının sebebinin ne olduğunu sorduğumda ise “vallahi bilmiyorum” cevabını verdi. Kadın bu cevabı verirken kendisi şaşkın olduğu gibi adamcağız da çok şaşkındı. Çünkü morartı var ama sebebi yok! Bu sebebi araştırırken aniden aklımıza çocukların yaşlarını sormak geldi. Birinin üç yaşında diğerinin ise bir kaç aylık olduğunu öğrenince, bu sefer de kadının gece bebeği emzirmek için kendi yatağına alıp almadığını sorduk. Aldığını söyleyince bu durumu bir de beyefendiye sorduk. O da bunu “evet” diyerek teyid etti. Böylece problemi çözmeye çok yaklaşmış olduk. Meğer em-

45

zik bebeğin ağzından düşünce kadının boynuyla yastık arasına sıkışmış. Böyle olunca emzik kadının boynunda bir morartı meydana getirmiş. Çünkü kadınların ruhları gibi bedenleri de çok hassastır. Sebebi bulunca iki tarafa da teyid ettirdik. Her ikisi de “vallah doğrudur olabilir” deyip makul karşıladılar. Bununla birlikte ikisinin de yüzleri güldü. Çok sevindiler. Bizim telkinimizle beyefendi kalkıp hanımından özür diledi. Sonra da helalleştiler. Böylece yuva yıkılmaktan son anda kurtulmuş oldu. Yuvayı kurtaran asıl kahraman ise emzik oldu! Ders Alalım: 1. Eşiniz de olsa başkasına iftira etmekten şiddetle sakının. Çünkü o gökyüzünden daha ağırdır. 2. İyice ve etraflıca düşünmeden konuşmayın. Bin düşünün, bir konuşun. Çünkü sözünüz sizi esir edebilir. 3. Eşinize karşı samimi olun ve ona güvenin. Çünkü aile hayatında karşılıklı güven esastır.

Platform


Kartpostal

Av Fadime Kılıç ’ı ofisinin açılışınd a arkadaşları yo ğun ilgi gösterd i.

kkale ganize ettiği Çana tim kurulunun or ne ü. yö rd i gö i eğ rn ilg n De ğu VERSAM ma töreni yo ale Şehitlerini an Zaferi ve Çanakk

Elvan Bey 35 senelik tecrüAmsterdam’da Türker Market sahibi belirtiyor. erini ettikl m besiyle çalışmalarına deva

Deventer’de 400.yıl Türk ve Hollandalıların katılımıyla yoğun bir şekilde kutlanıyor.

HDV Amsterdam Eyüp Sultan Cam ii'nin yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Başkan Mur at Türkmen, başkan yardımcısı Turan Yıldırım ve muhasip Mem iş Gökdemir. Üyeler Ali Sarıoğlu , Arif Küçükyaman, Aslan Gökdem ir, Metin Aytekin, Murat Karaca, Şaban Çalışkan. Yedek üyelikler ise Sami Üşenti ve Mesut Ergül.

ğlu ve eşi ibi Muhammed Akkano Aytaş Süpermarket sah bir zaman hiç a am luklar çektiklerini Fikriye hanım çok zor kendi iş a and şu de ice net klerini ümitlerini kayıp etmedi diyorlar. yerimize çok mutluyuz

Güçlerimizi birleştirdik!

Siz müşterilerimize daha iyi hizmet sunabilmek için tüm faaliyetlerimizi tek çatı altında topladık. Burg. van Walsumweg 362-366, 3011 MZ Rotterdam t. +31 10 476 76 73 • t. +31 10 411 00 96 f. +31 10 476 26 93 • f. +31 10 411 03 31 info@Attent.biz • www.Attent.biz

Platform

15 Nisan 2011

46


Kartpostal

ile açıldı. davetlinin katılımı ket kalabalık bir ar kili İlhan rm tve pe lle Sü Mi a ny ram Ko Me törenine AK Parti ılış ram aç Me ki , Er t’ta or cih Amersfo rdımcısı Ve Genel Başkan Ya Ayana ve iş an hm rra du Yerlikaya, HOGİAF Ab çek, hiplerinden Ali Çi Süpermarket Sa eri katıldı. ml isi len ge de ön dünyasının

Car Health çalışanları yılların tecrübesini işlerine yansıttık larını ve müşteriye hizmet etmekten gurur duyduklarını belirtiyorlar.

avında tam itim Merkezi CİTO sın Tilburg Kennisplein Eğ basi Eyup Ba ve zen So r Mustafa puan çıkarttı. Egitimcile Sozen biraradalar

Milli Futbolcu Le yla

Bağcı'dan Rotte rdam Başkonso losu'na Ziyaret

nda’ya gelen Kelkit heyeti Gümüşhane valiliğinin talimatıyla Holla FOOD VALLEY) bir araşLAND (HOL e HOLLANDA GIDA VADİSİ'nd tırma yaptı

Rotterdam Şahan Süpernarket 4. şubesinin açılışını Kur’an tilaveti ve dualarla açtı.

ÖZEL KAMPANYA İPOTEK: Yeni ipotek yaptıran müşterilerimizin, bina, ev eşyası ve sorumluluk sigortası paketinin bir yıllık primlerini biz ödüyoruz. SİGORTA: Mevcut bireysel sigortalarını bize getiren müşterilerimize yüzde 20’ye varan ekstra paket indirimi. MUHASEBE: İş yeri muhasebesini bize getiren müşterilerimize, iş yeri sigortası paketinde %20 ye varan ekstra indirim. Platform 47 EMLAK: Ev ve iş yerleri alım, satım, kiraya verme ve kiralama işlemleriniz için hizmetinizdeyiz.


Platform

15 Nisan 2011

48


Kaza Mağdurlarının Hukuksal Hakları

Başkası tarafından yaralandınız mı? Ve zarar tazminatımı almak istemektesiniz?

Ethem Emre e.emre@kazavukati.nl

Trafik kazası, iş kazası, meslek hastalığı veya tıbbi hata yoluyla başkaları tarafından sizin ya da bir yakınınızın maddi ve manevi mağduriyetinize sebep olunması durumunda, mağduriyetinize sebep olan taraftan zararlarınızın tazmin edilmesi konusunda ihtiyaç duyacağınız hukuksal yardım konusunda size ELFI Letselschade & Advies Bürosu, avukatları ile yardımcı olacaktır.

B

ilindiği gibi Hollanda da yaşayan yabancılar içerisinde çoğunluğu Türkler ve Faslılar oluşturmaktadır. Bu kişiler veya aileleri herhangi bir trafik kazası, iş kazası, meslek hastalığı veya hastanelerde tıbbi bir hata sonucu mağdur olmaları durumunda, gerek Hollanda Kurulumlarının yabancılara yönelik bilgi ve deneyim eksikliği, gerekse yabancıların mağduriyetlerini ifade ediş şeklinin farklı olması dolayısıyla, kaza/ yaralanma konusu özel bir uzmanlık gerektirmektedir. Türk ve Faslı kazazedelere kendi dillerini konuşan, profesyonel elemanlarla daha iyi ve kaliteli hizmet vermek için, kaza/ yaralanma veya iş görmemezlik konularında hukuksal yardım veren, Hollanda'da tek olan ELFI Letselschade & Advies ,15 senelik birikimi ile kazalar ve diğer ihmaller konusunda tecrübe sahibi olan ve kendi bünyesinde LSA (;letselschade avukati ) bulunan kuruluşumuz , titizlikle yukarıda saydığımız konulara ve davalara eğilmektedir.

Kazazedelerin uğradığı zararların tazmin edilmesi, prensip olarak Hollanda'da ücretsizdir. Masraflar kazaya sebep olan taraftan alınır. Trafik kazası, iş kazası, meslek hastalığı veya tıbbi hata yoluyla başkaları tarafından sizin ya da bir yakınınızın maddi ve manevi mağduriyetinize sebep olunması durumunda, mağduriyetinize sebep olan taraftan zararlarınızın tazmin edilmesi konusunda ihtiyaç duyacağınız hukuksal yardım konusunda size ELFI Letselschade & Advies Bürosu, avukatları ile yardımcı olacaktır. İşte bu zarar ve ziyanlardan dolayı, tazminat hakkı doğduğunda, masraflarınızın ve bu dosyanın,

iyi bir şekilde lehinize neticelendirilmesi ile beraber çektiğiniz acı, yaşadığınız rahatsızlık, ve gelir kaybınız için, LSA Avukatlarımız, titizlikle ve sizinle beraber kendi dilinizde ve en iyi şekilde yaralanma tazminatınızı sizinle beraber düzenleyecektir. Bu konuda Amsterdam, Roosendaal ve Rottterdam büroları bulunan tek kuruluş olarak ELFI Letselschade & Advies Bürosu aracılığı ile yapabilirsiniz. Genellikle mağdur olan kişi, bu hataya sebep olan veya kazaya yol açan kişinin sigorta Şirketi ile karşı karşıya gelir ve sigorta şirketi, zarar gördüğünüzü ve bu zararı tarafımızdan ödememiz gerektiğini ispatlayın, demektedirler. Bunu tek basınıza yapmanız kolay değildir. Biz bunu hukuksal açıdan da ele alarak, destek olarak, bu taleplerinizi düzenler, mağdurun hakkı olduğu tazminatın alınmasını sağlarız. ELFI Letselschade, zarar tazminat eksperleri, her zaman mağdurun yanındadırlar. Bizler, sadece mağdur için çalışmaktayız. Bu yüzdende sigorta şirketlerine karşı sert ve nakitsiz olarak tavır alırız. Is bilgimiz ve deneyimimiz, son 15 senedeki tecrübelerimiz ile birleştirildiğinde, hemen hemen tüm işleri dosyanın mali açıdan neticelendirilmesinde şaşırtıcı derecede iyi bir sonuca bağlamaktayız.

değildir. Ancak Hollanda da sayıları az olan LSA ( Letselschade Avukatları ) bu dosyalara bilirkişi olarak bakar ve kısa zamanda neticelendirir.Böylece zamandan ve paranızdan tasarruf etmiş olursunuz. Profesyonel ve deneyimli kaza –avukatları tarafından en süratli ve eksiksiz bir şekilde kazazedelerin zararları tazmin edilerek, hak edilen zarar meblağının tamamı size ödenir. Herhangi bir kesinti yapmamakla beraber, komisyonda almıyoruz. Ayrıca, bu süreç içerisinde kazazedelere en iyi rehberlik hizmeti verilmektedir. Bu da ücretsizdir. Zarar tazminatına hak sahibi olup olmadığınızı öğrenmek mi istiyorsunuz? O zaman, biz sizinle telefon irtibatı kurarak sizin özel durumunuz için telafi olanakları ile ilgili kişisel bilgi verelim. Bu konularda zaman aşımı Hollanda Hukukuna göre, genel olarak 5 yıldır. O yüzden haklarınızı aramakta gecikmeyiniz. Kaza sonucu durumunuzu farklı bir gözden değerlendirmek için bizi arayınız. Tavsiyemiz ise, kazazedeler için, uzayıp giden mahkemelerde haklarınızı, kendiniz veya bizimle beraber bir gözden geçirmenizdir.

Kazazedelere ücretsiz Hukuki yardımı gaye edindik. Kazazedelere ücretsiz Hukuksal yardımı gaye edindik. Yukarıda açıkladığımız gibi herhangi bir büro veya avukat, bu maddi ve manevi hasar konusunda uzman

49

Platform


Sağlık

Türkiye, sağlık turizminde 5. sırada

Türkiye Sağlık Turizmi Geliştirme Konseyi- THTDC’nin kurucu başkanı Emin Çakmak, Türkiye’nin sağlık turizmini tanıtmak için dünyanın bir çok ülkesinde çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek “Türkiye’ye sağlık için 2011 yılında gelen yarım milyon hasta ile sağlık turizminde tüm dünyada 5.sırada yer aldı. Hedefimiz ilerleyen yıllardan bu sayının milyonlara ulaşmasıdır” diyor.

Platform

15 Nisan 2011

50


Sağlık

Son 10 yıldır 94 ülkeden hastalar Türkiye'de tedavi oluyor

Yabancı hasta olarak Almanya, Hollanda ve Fransa başı çekiyor. Ayrıca Irak, Yemen ve Afganistan'dan da ciddi sayıda hasta gidiyor. Son yıllarda yapılan özel hastaneler yatırımları sayesinde ciddi bir altyapıya kavuşan Türkiye, sağlık turizminin de dünyanın gözdesi oldu. Dünya turizminde önemli bir paya sahip Türkiye'nin yıldızı, 400 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan sağlık turizminde de gittikçe aldığı pay artıyor. Son 7 yıldan beri Türkiye'ye gelen sağlık turisti sayısı düzenli olarak artmakta.

Gelen hastalar Göz, Diş, Estetik Kanser, beyin cerrahisi, ortopedi ve kardiyoloji bölümlerine geliyor

Türkiye'yi uygun fiyatı, sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesi, iklim koşullarının uygunluğu, tatil fırsatlarının çok olması, kısa bekleme süreleri gibi sebeplerle tercih ediliyor. Yeterli altyapı ve yetkin hekim kadrosu da yabancı hastaları Türkiye'ye çekiyor. Medikal turistin tercihinde hastanenin ünü ve fiyat faktörü de belirleyici. Türkiye'ye en fazla hastayı Almanya, Hollanda ve Fransa gönderiyor. Altyapı ve hekim yetersizliği nedeniyle hizmet sıkıntısı çeken Balkan ülkeleri ve Türki cumhuriyetlerinden de önemli sayıda hasta geliyor. Sağlık hizmetlerinin pahalı ve bekleme sürelerinin uzun olduğu Amerika, İngiltere, Hollanda ve Kanada gibi ülkelerden hastalar da Türkiye'deki hastanelerde tedavi oluyor. Afganistan, Yemen ve Sudan ikili anlaşmalar çerçevesinde Türkiye'ye belli sayıda hasta gönderiyor. Almanya'dan gelen sağlık turistlerinin yüzde

43'ü, Hollanda'dan gelenlerin yüzde 70'i göz operasyonu yaptırıyor. Kardiyoloji bölümüne ise Irak'tan gelen hastalar ilgi gösteriyor. Bu ülkeden gelen hastalar içinde kardiyolojiye gelenlerin oranı yüzde 35'e ulaştı. En fazla medikal turist çeken 12 ilin hastane verilerine göre, ilk üç sırayı İstanbul, İzmir ve Antalya oluşturuyor. İstanbul ulaşım ve altyapı ve nitelikli personel ve fiziki şartları sayesinde avantajlı konumda bulunurken en çok hasta çeken iller arasında Kayseri, Adana ve Gaziantep'in de yer alması dikkat çekiyor. 285 milyon nüfusuyla Batı Avrupa ülkelerinin sağlık turizminde Türkiye için önemli bir potansiyele sahip olduğu açık bir durum.

Sigortaların pahalanmasıyla sigortasız kalmayı tercih eden kişilerin 300.000 den fazla olduğu tahmin ediliyor. Konuyla alakalı HQ Medical Travel THTDC Hollanda Temsilcisi şu açıklamalarda bulunuyor.Hollanda'daki kapsamlı olan sağlık sigorta sistemi vatandaşlarına güvenilir sağlık sektörü ortam‘ı oluturmuştur.. Bu geniş sosyal düşünce yapısı ile birlikte dayanışma ile yola çıkılarak kamu ve devlet tarafından bugüne kadar ayakta tutulmuştur. Devlet ayrıca maliyetin düşük oranda tutulması için sağlık sektörüne her sene büyük bütçe ayırıyor. İşverenler ve çalışanlar bu sektörü gelirlerinden bir miktar prim ödeyerek bu hizmetten yararlanabiliyorlardı. Sağlıklı vatandaşlar hizmetlerden az faydalanmış olsa bile, aynı zamanda sağlıksız olan vatandaşlar‘ın yüksek maliyetlerini karşılanmasına katkıda bulundular. Geldiğimiz şu aşama da basın ’da da son zamanda geniş yer alan, belirli gelişmeler nedeniyle bu yapı ciddi sorunlar yaratmakta.

51

Bütçe uygulaması tedavi ’ye göre ayarlandığı için, taleb’ın büyümesiyle beraber bir sürü çarpıklık yarattı. Bekleme liste problemi giderilmiş olsa bile, finansal sorun ekonomik kriz nedeniyle yine sorun. Devlet’e bağlı olan Hollanda Sağlık Organ‘ı (Nza) senelik bütçesini buradaki hastanelerle paylaşıyor ama kriz nedeniyle bütçe büyük oranda kısıtlanmış durumda. Ayrıca diğer sebeplerin yanı sıra sigortaların pahalanmasıyla sigortasız kalmayı tercih eden kişilerin 300.000 den fazla olduğu tahmin ediliyor.

Hollanda sağlık faaliyetleri, şimdi Turkiye’deki klinik ve hastaneler’e göre daha az avantaj‘lara sahipler Kısacası, bu tıkanmış kamu sağlık sistemi, kısıtlanmış bütce ile beraber şu anda devlet tarafından nihayet özelleştirme hazırlıkları yapılıyor. Hollanda sağlık sektörüne ve hastanelere düsen bütce payı büyük oranda azalıyor demektir. Hastaneler bu nedenle bu zamana kadar bütün yaptıkları tedavi ve operasyonlar‘ıgerçekleştiremez hale geliyor. Bu durumda sağlık sigorta şirket’leri kendisine bağlı olan hastalarına uygun hastane ve uygun tedavi olanağı bulmakta daha aktif şekilde çaba göstermesi gerekiyor. Bundan dolayı hastane ve klinikler bu zamana kadar sağlık sigortaları rahatlıkla işbirliğine girmek için ikna edilseler bile, bundan sonra çok daha aktif şekilde uygun fiyat ve kalite sunma kabiliyetine sahip olması gerekiyor. Onun için eskiden imtiyazlı durum’da olan Hollanda sağlık faaliyetleri, şimdi Turkiye’deki klinik ve hastaneler’e göre daha az avantaj‘lara sahipler artık. Son dönemdeki Hollanda sağlık sigortaları ve Türkiye medikal faaliyetleri arasında imzalanan anlaşmalar bunu gösteriyor zaten. Hollanda özellestirilme’ye yönellik çalışmalar yaparken, Türkiye'nin kaç senelik özellestirilmiş sağlik sektör pozisyonu bu gelismelere dayanarak nasıl uygun hale geldiğini net şekilde ortaya koyuyor. Bütün hastanelerimiz, klinikler hariç, hic bir tıbb’i bölümü ihmal etmeden geniş çapta tedavi ve ameliyat sunmakta. Bekleme listeleri yok, ve geçmişte muşteri şikayet ve itirazlar’ı ciddi şekilde araştırıldı ve bunların tamamen giderme durumuna ulaşıldı. Ayrıca pazar hızlı gelişiyor ve bazen bizim bile şaşırdığımız tekniklerle yeni başarılar oluşuyor. Mesela şu anda Akdeniz Üniverstesi Cerrahi bölümü meme konusunda yepyeni doğal kas yöntemlerle meme oluşturuyor.

Platform


THTDC Hollanda Danışma Bürosu sizin için neler yapıyor? Bizim görevimiz geniş çapta hastane ve kliniklerden faydalanarak en uygun doktor ve tıbbi bilgileri size sunmaktır. Bu bizim temel hizmet alayışımızdır.

Refakatçi aynı indirimden faydalanıyor.

Sağlık sigortanız tarafından size sunulan ödeme meseleleri araştırılıp sağlık sigortanızdan onay alınıyor.

Extra ücret almadan danışmanlık hizmeti veriyor. Ağırlıklı olarak diş, plastik ve kozmetik cerrahi, sac ektirme, göz, IVF, ve SPA Welness üzerine çalışıyoruz.

Havaalanından otelinize ücretsiz transferinizi sağlıyor.

Uzun süre sıra beklemeden, THTDC ayrıcalığı ile sağlık hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.

Uçak biletinde ve konaklamalarda indirimler sağlıyor.

www.hqmedicaltravel.com • info@hqmedicaltravel.com • www.thtdc.org

Platform

15 Nisan 2011

52


Mijn overpeinzingen

Een waterfontein met orkest

Drs. Armand Sağ Bestuursvoorzitter ITS

(Instituut voor Turkse Studies)

www.turksestudies.org

Historicus en turkoloog www.armandsag.nl

In Londen besefte ik dat alles vrij duur was, veel duurder dan ik gewend ben in Nederland. Alles was duurder, alles behalve boeken. En daarmee concludeerde ik toch dat het niveau van ontwikkeling binnen een samenleving deels af te lezen is door de prijs van boeken in een land. Hoe meer mensen boeken kopen, hoe meer vraag er is en hoe lager de prijs van boeken wordt. Tenslotte is er dan sprake van massaproductie, veel boeken drukken tegen weinig kosten en dan voor weinig verkopen maar toch een ruime winstmarge erop maken.

O

nlangs had ik dat gevoel ook

Het zijn voorbeelden hoe een ontwikkeling

Een immense menigte kwam het spekta-

toen ik een verkiezingsuitslag in

van ‘bottom up’ doorsijpelt in een samen-

kel elke avond bewonderen, ook ik stond

Zwitserland las; in een referen-

leving. In Turkije zag ik onlangs ook een

geïnteresseerd te kijken en pakte zelfs mijn

dum hadden mensen met ruim 67% tegen

voorbeeld, maar dan één van ‘top down’

mobiel om het te filmen. Het imponeer-

een wetsvoorstel gestemd. In het voors-

oftewel hoe een politieke elite krampach-

de mij, sterker nog; ik stond te kijken van

tel zouden arbeiders voortaan zes weken

tig probeert het volk intellectueel op te

het feit dat veel mensen inmiddels ook de

vakantie krijgen in plaats van de huidige

leiden. In Antalya was door de gemeen-

achtergronden van de klassieke liederen

vier. In Zwitserland was de vakantieperio-

te een prachtig waterfontein gemaakt en

wisten. Men sprak op het plein tegenover

de al decennialang niet aangepast en de

dagelijks was er om 21:00 ’s avonds een

de fontein, waar ook een groot futuristisch

huidige werkdruk c.q. stress was volgens

speciaal waterfestijn met orkest en een

halogeenachtig beeldscherm hing met

experts zo hoog dat er meer vakantie no-

lichtshow. Op muziek van verschillende

beelden, van Mozart, Bach, Beethoven,

dig was. De vakbond riep arbeiders op om

hoogaangeschreven orkesten, uitsluitend

Wagner, Tchaikovsky, Schubert, Händel,

tegen te stemmen omdat “zo de Zwitserse

klassieke muziek spelend, werd er een

Brahms en vele anderen onder het genot

concurrentiepositie op het internationale

water- en lichtshow gegeven. Het water

van de waterfontein-orkestshow. Een in-

platform in gevaar kwam”. De arbeiders

spoot ritmisch uit de fontein op geluid van

tellectueel paradijs was het, maar waarom

gingen erin mee. Het getuigt van een sterk

het orkest en ook het licht veranderde van

dringt het maar niet door op grote schaal

intellect en de mogelijkheid om de ander-

kleur op basis van het ritme. Ook spoten

in Turkije? Of is dit nog maar het begin en

mans behoeften voor de eigen hebzucht

er ineens waterstralen uit andere kanten

zal dit binnenkort overal in Turkije het geval

te kunnen plaatsen. In dit geval plaatsen

van de fontein, ook weer volledig op ba-

zijn? Gezien de economische vooruitgang is

de arbeiders zelfs de belangen van de sta-

sis van de tonen van de klassieke muziek.

het financieel ineens mogelijk om dit soort

at, een gunstige economische concurren-

Het geluid, de muziek, de lichtstralen, het

projecten te initiëren. Zal deze ‘top down’-

tiepositie, ruim boven hun eigen belangen.

water; alles was volledig automatisch en er

ontwikkeling van het intellect wel aanslaan in

Het getuigt van een hoogontwikkelde sa-

kwam geen persoon aan te pas.

Turkije? Mijn overpeinzing van deze maand is er dan ook één van jewelste...

menleving die niet egoïstisch te werk gaat.

53

Platform


Platform

15 Nisan 2011

54


Tarih Bilinci

Avrupa'nın 'Kıyamet Günü Kasası'

Mehmet Özay

Norveç'e bağlı Svalbard takımadalarında buzların içinde adeta bir Nuh'un Gemisi meydana getirmeye çalışılıyor. 2008 yılında kurulan ve Norveç hükümetiyle ‘Kültür Bitkileri Çeşitliliği Küresel Fonu' (Global Crop Diversity Trust) ve Kuzey Genetik Kaynaklar Merkezi tarafından desteklenen depo, sürekli yeni tohum numuneleriyle zenginleştiriliyor. Depo, en son bu ay Suriye'den getirilen 25 bin adet nohut, bakla ve diğer baklagillere ait tohum numunesiyle takviye edildi. Svalbald Küresel Tohum Deposu'nda, resmi açılışının yapıldığı 2008 yılından bu yana depolanan numune sayısı 740 bini aştı. Toplamda 500'er tohum içeren 4,5 milyon numune, yani 2 milyar 250 milyon tohumun depolanması hedefleniyor.

Kriz bölgelerinde yedekleme önemli Kültür Bitkileri Çeşitliliği Küresel Yediemin Fonu Başkanı Cary Fowler, şu ana kadar depolanan 740 bin tohum numunesinin, dünyanın önde gelen tohum çeşitlerinin dörtte üçüne denk geldiğini tahmin ettiklerini belirtti. Eski bir kömür yatağının 120 metre kadar içine giren bir sığınak şeklindeki tesis, 27 metre uzunluk, on metre genişlik ve altı metre yüksekliğindeki üç ambardan oluşu-

yor. Fowler, Suriye merkezli Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Merkezi'nden gönderilen numunelerle birlikte, şimdiye kadar elde bulunan tüm numunelerin yedeklendiğini belirtti. Suriye'deki tesisin ülkedeki çatışmalarda zarar görmediğini belirten Fowler, “Suriye'de yaşanan olaylar, bir ülkenin dışında yedekleme çalışmalarının önemini açıkça gösteriyor” diye konuştu. Irak ve Afganistan'daki savaşlarda tohum ambarlarının tahrip olduğuna dikkat çeken Fowler, Mısır'da geçen yıl yaşanan halk ayaklanmasında da bir ambarın yağmalandığını belirtti.

Kıyamet günü kasası Kıyamet günü kasası diye de anılan Svalbard Küresel Tohum Deposu, küresel ısınma, deprem ve hatta nükleer saldırılara karşı dirençli bir şekilde inşa edildi. Eski bir kömür yatağının 120 metre kadar içine giren bir sı-

ğınak şeklindeki tesis, 27 metre uzunluk, on metre genişlik ve altı metre yüksekliğindeki üç ambardan oluşuyor. Şu anki deniz seviyesinin 130 metre üzerinde bulunan depoların, iklim değişikliğine bağlı olarak su seviyesinin büyük ölçüde yükselmesi durumunda bile güvende olacağı hesaplanıyor. İnşasında kullanılan malzemelerin nükleer savaş ya da uçak çarpmasına karşı da dayanıklı olduğu belirtiliyor. Özel soğutma sisteminin yer aldığı tesiste bilimsel tahminlere göre tohumların, çeşidine göre, 55 yıl (ay çiçeği tohumu) ila 10 bin yıl (bezelye tohumları) dayanabileceği öngörülüyor. Eskiyen tohumlar sürekli yenileriyle değiştiriliyor.

Gelecek yabanî tohumların Bu yıl depolanan numuneler arasında Ermenistan'daki değişik iklim bölgeleri ile Tacikistan'daki Pamir dağlarından getirtilen buğday da bulunuyor. Yabani tohumlara da çetin hava koşullarına dayanıklılıkları nedeniyle özel önem veriliyor. Yabani tohumların hayatta kalabilmek için çetin olduklarını belirten Fowler, “Kuraklığa karşı direnç ya da haşere ve hastalıklara karşı dayanma gibi karakter özellikleri var. Bu nedenle gelecekte iklime uyum gösteren çeşitler yetiştirme konusunda çok değerli olacaklarını düşünüyoruz” diye konuştu. Svalbard ambarına en büyük katkı ABD tohum bankasından geliyor. Bu yıl ABD'den, aralarında İnka ve Azteklerin besin değeri yüksek tahıllarından horozibiğinin de bulunduğu 12 bin 801 numune gönderiliyor. Projenin hedefi, pirinç, mısır, buğday, patates, elma, maniok, hindistancevizi gibi en önemli 21 bitki türünün mümkün olduğunca yediemin ilkesine bağlı şekilde muhafaza edilmesi ve tür çeşitliliğinin sağlanması. Deutsche Welle Türkçe

55

Platform


Mega indirim %30 İNDİRİM

BİR SENE PLATFORM VE KADIN DERGİSİ’NE ABONE OLACAKSINIZ. KARŞILIĞINDA SADECE 35 EURO İKİ DERGİ İÇİN ÖDEYECEKSİNİZ.

ŞİMDİ MEGA İNDİRİMDEN %30 FAYDALANA BİLİRSİNİZ! Platform ve Kadın Dergisi her ay düzenli gelecek Özel kampanyadan yararlanmış olacaksınız Her ay Haber, Müzik, Moda, Bakım, Sinema, Kültür, Sanat, Bulmaca, Röportaj, Yemek Tarifeleri ve benzeri sayfalardan oluşan 170 sayfalık dergiye sahip olacaksınız. Tek yapacağınız şey aşağıdaki abone formunu doldurup göndermeniz.

Abone formu postzegel niet nodig

Platform dergisi’ni 1 yıl boyunca elde etmek için €35,- hesap numaramdan çekilmesini kabul ediyorum. Voor een abonnement van 1 jaar op het blad Platform machtig ik hierbij PMG om eenmalig €35,- van mijn bank- of girorekening af te schrijven.

Naam.............................................................................................m/v. ................. Adres..................................................................................................................... Postcode/plaats.......................................................................................................

Platform

15 Nisan 2011

Platform Aylık düşünce, aktüalite ve haber dergisi

Telefoon.................................................................................................................. Beroep .................................................Geboorte datum. ......................................... E Mail..................................................................................................................... Datum.....................................................................................................................

Bank/gironummer:

+31 (0)20 614 53 63

* * * *

Handtekening. ......................................................................................................... 56

De Stem van de Multi-Culti Vrouw

Antwoordnummer 46079 1060 WB Amsterdam


57

Platform


Erkekler de bakımlı olmak zorunda Bakım

Etkileyici ve sağlıklı bir görüntü için atılacak ilk adımın temiz ve bakımlı bir cilt olduğunu söyleyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; modern çağın metroseksüel erkeklerine basit ama etkili bakım tüyoları verdi.

Erkeklerde cilt bakımının temeli; cilt temizliği, nemlendiriciler ve güneş koruyucu kremlerdir. Ayrıca akne izi sorunu olanlar peeling ve lazerden, derin çizgileri oluşanlar ise botoks ve dolgu gibi neştersiz yöntemlerden yararlanabilir. Yıllara meydan okuyan ve yaşlanmayı geciktirmek isteyen erkekler ise retinoik asit, vitamin C ve meyve asidi içeren kremler kullanabilir. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan; dış görünümüne önem veren, akıp giden yıllara teslim olmak istemeyen erkekler için bakım reçetesi yazdı:

ERKEKLERİN CİLDİ DAHA KALIN: Erkeklerin cilt yapısı kadınlardan farklıdır. Testesteron hormonu, cildin daha kalın, daha yağlı, gözeneklerin daha geniş olmasına neden olur. Yağ salgısının fazla olması aknenin erkeklerde daha şiddetli ve daha uzun sürmesine yol açar. Kas geliştirmek üzere veya atletik performansı arttırtmak amacıyla anabolik steroid değimiz ilaçların kullanılması da şiddetli akne formlarının or-

Platform

15 Nisan 2011

taya çıkmasına neden olur.

SİVİLCELERİNİZİ SIKMAYIN: Akne tedavisinde dıştan uygulanan ve ağızdan alınan ilaçlardan yararlanılır. Akneden kaynaklanan izlerin engellenmesi açısından tedavinin mümkün olduğunca erken başlanması ve sivilcelerin kesinlikle sıkılmaması gerekir. Akne izleri kişinin ileri yaşamında büyük bir sorun olabilir.

AKNE İZİNE PEELİNG GEREK: Akne izlerinin tedavisinde peeling (deriyi soyma), deri tıraşlama ve lazer işlemlerine başvurulur. Akne izinin şiddeti kullanılacak yöntemin çeşidini belirler. Peeling; hafif, orta ve derin şiddette derinin soyularak atılması, alttan yeni sağlıklı daha az izli bir derinin gelmesini hedefler.

58

ERKEK DAHA GEÇ YAŞLANIYOR: Kollajen salgısı erkeklerde daha fazladır. Derinin kalın, kollajenin fazla olması erkeklerde cilt yaşlanmasının daha geç başlamasını sağlar. Deride incelme, çizgilerde belirginleşme 40-50’li yaşlarda kendini belli eder. Ancak dışarıda geçirilen zamanın daha fazla olması ve güneş koruyucu kullanımına önem verilmemesi, dışsal faktör kökenli yaşlanmanın erkeklerde daha belirgin olmasına sebebiyet verir ki; bu yüzden de erkeklerde derin kırışıklar daha belirgindir.

ÇİZGİLER VARSA BOTOKS ZAMANI: Derin çizgilerin ortadan kaldırılması için botoks, dolgu enjeksiyonu ve lazer yöntemine başvurulur. Botoks ve dolgu kişinin günlük yaşamını etkilememesi ve kısa sürede yapılması açısından tercih edilmektedir.


Bak覺m

59

Platform


Evlilik okulu

Evlilik nasıl sevgi ve kabullenişe döner? Günlük hayatımızın içinde yuvarlanıp giderken rahatsız olduğumuz durumlar var. Kaymaklı bal gibi kendiliğinden uzayıp giden tatlı süreçler var. İşte bugün size bu konuda bazı hatırlatmalar yapmak istedim. Evlilik ilişkisinin 4 bileşeninden bahsedeyim... Ki sizin evlilikler de ballı kaymak gibi olsun inşallah. Mehtap Kayaoğlu (Psikolojik Danışman & Psikoterapist)

Ç

evrenizde vardır bilirsiniz; bazı insanların evlilikleri çok olağan şekilde ilerler. Ciddi kavgaları, anlaşmazlıkları yoktur. Evin içinde tatlı bir işleyiş vardır. Kişilerin hem bireysel duruşları, hem "biz" olma hali, dünyanın en güzel akarsuyu şeklinde salınıp gidiyordur. Ufak tefek hareketlilikler varsa bile, evli çiftlerin davranış alışkanlıkları hemen durumu tolere ediyordur. Bir de sürekli sorun yaşayan çiftler görürsünüz. Neyin ne olduğunu anlamazsınız bile, bir bakmışsınız ki ikisi kavgaya tutuşmuş! Ne zaman kavga ettiniz ne zaman birbirinize girdiniz? Onların yaşam şekli olmuş. Şikayet ediyorlar hallerinden ama neyin ters gittiğini ah bir anlayabilseler? İşte evliliğin tatlı bir arkadaşlığa, sevgi ve kabullenişe dönmesini sağlayacak 4 bileşeni. Bakın bakalım sizin evliliğinizde hangi maddeler var, hangileri yok.

Platform

15 Nisan 2011

60


Evlilik okulu

1. Operasyonel Bileşen: En yalın haliyle evin kullanımı şeklinde tarif edebiliriz. Eşinizle evin kullanımı konusunda aynı fikirde olmanızı temsil eden bileşendir. Evin şekli şemali, odaların kullanımı, eşyaların yerleştirilmesinden tutun, insani olarak evin içinde yaşama şeklidir. Kimsenin aklına gelmez ama çok önemli bir bileşendir. Kimi insanlar minik pratik az eşyalı evlerden hoşlanır. İster ki eşyalar evde göz yormasın. Kimisi tam tersine ağır mobilyalardan hoşlanır. Her yerde incik boncuk süs eşyaları olsun ister. Kimi koyu renkleri sever kimi cıvıl cıvıl renkleri. Birinin tercihi ona basit gelir, diğerinin tercihi ötekine banal gelir! Çiftler farkında değildir ama operasyonel bileşendeki uyumsuzluk nedeniyle o kadar çok kavga ederler ki! Hatta özellikle kadınlarda düğün alışverişinden başlayan gönül kırıklıklarının temel nedeni bu bileşendir. Kız pahalı giyecekler, pahalı mobilyalar ister. Erkek evi mobilya köleliğine çevirmeyelim, sadece bir gün giyeceğin gelinlik için servet harcamayalım ister.

2. Fiziksel Bileşen: Aynı yatakta yatma/yatmama, evin içini kullanırken çiftlerin birbirinden rahatsız olup olmama durumudur. Diyelim ki yatakta yatma şekliniz çok hareketli. Kıpır kıpır yatıyorsunuz, eşiniz tam tersine yatağın harp alanına çevrilmesinden rahatsız oluyor. Biri diyor ben böyleyim, diğeri diyor ben bu şekilde zıplayıp duran yatakta uyuyamıyorum. Bir bakıyoruz yataklar ayrılmış! Evli çiftler farklı yataklarda yatmaya başlamış! Veya sizin bir insanda görmeye tahammül edemediğiniz davranışlar var. Eşiniz tam da öyle! Diyelim ki erkeğin aşırı espri yapacağım diye cıvık hareket edenlerinden hoşlanmıyorsunuz. Ağır görünümlü erkekler daha çok hoşunuza gidiyor. Evlendiğiniz kişi sürekli espri yapıyor, her girdiğiniz ortamda insanları güldürmekten ve taklitler yapmaktan çok hoşlanıyor.

Siz utancınızdan yerin dibine giriyorsunuz! Oysa ona göre insanlar sevimli olmalı! Davranışlarını sempati olarak yorumluyor ve sizin onu anlamadığınızı düşünüyor.

3. Cinsel Bileşen: Mahrem hayata, mahremiyete bakışın aynı olmas��dır. Birisine göre doğru olan tarzın, diğeri için saçma ve sapkın algılanması ciddi risktir. Ülkemizde ve inancımız gereği evlilik öncesi anlaşılması zor bir durumdur. İnsanlar aynı evin içine girince birbirlerine uygun olup olmadıklarını anlıyorlar. Ama evlilik öncesi belirli edep sınırları içinde kişilerin kendi durumlarını karşı tarafa dile getirmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. (Çok açık yazmak istemiyorum. Nasılsa sizler anladınız. Anlamayan ve bu konuda tereddütleri olanlar varsa lütfen bizi arayarak bireysel destek alınız.)

4. Duygusal Bileşen: Eşlerin birbirlerine karşı açık olabilmeleri, birbirleriyle duygularını paylaşabilmeleri ve paylaşımlardan sonra pişmanlık yaşamamaları durumudur. Günümüzde pek çok evliliğin bu bileşen nedeniyle sorun yaşadığını görüyoruz. Maalesef pek çok kişi eşine karşı duygusal bir mesafe taşıyor! En yakınınızla

61

duygularınızı paylaşamıyorsanız veya paylaştıktan sonra çok pişmanlık yaşıyorsanız evlilik ne kadar mutlu olabilir ki! Eşle paylaşılacak şey var paylaşılmayacak şey var tabii ki. Aklınıza gelen her şey paylaşılmak isteniyor ve eşiniz kafasının şiştiğini söylüyorsa sorun! Eşinden çekinip içine biriktiren ve hep "-mış" gibi yaşayan kişiler de başka bir sorun! Evlenecek kişilerin birbiriyle paylaşma, olayları konuşma veya üzerinde yorum yapma alışkınlıklarının birbiriyle uyumlu olması gerekir. Konuşmaktan ve anlatmaktan çok hoşlanan bir hanımefendiyle, konuşmaktan ve dinlemekten hiç hoşlanmayan bir beyefendinin evliliği nasıl bir kabustur tahmin edebiliyorsunuz değil mi? Evlilik ve çift terapisi yaparken en fazla çalıştığımız bileşen bu sevgili okurlar. Aranızda duygusal mesafe, duygusal soğukluk, duygusal yabancılık hissi varsa mutlaka yardım almalısınız. Yardım almıyorsanız en fazla bu bileşen insanı deli eder haberiniz olsun. Evett... ben söyledim... sizler bir göz atın evliliklerinize. Kendiliğinden giden tatlı ilişkilerin altında yatan uyum süreci işte bu 4 madde sevgili okurlar! Yolunda gitmeyen evliliklerin eksiği de bunlardan birileridir elbet. Evli olanlar göz atıp eksiklikler için yardım alsın... evlenecekler bu unsurları göz ardı etmesin... Sevgiler...

Platform


Ayın Röportajı

Girişimci bir Hollanda için HOGIAF “Hollanda’daki Türk işadamlarına tavsiyemiz ticaret yapmaktan korkmasınlar. Malumunuz rızkın onda dokuzu ticarettedir”, diyen Hogiaf Başkanı Mehmet Kabakyer HOGIAF’ın 2012 yılı hedeflerini ve projelerini anlattı. Banu Çelik

Açılımı ‘Hollanda’lı Genç İş Adamları Federasyonu olan’HOGIAF’ın kurulma sebebi nedir? “Hogiaf’ın açılışı 2006 yılında Hollanda’nın eski Başbakanı Jan Peter Balkenende ve Türkiyeden Eski TBMM Başkanvekili ve AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Nevzat Pakdil’in katıldığı bir program ile Rotterdam Dünya Ticeret Merkezinde gerçekleşmiştir. Geçen sene sonbahar yemeğimizde de 5. yılımızı kutladık. Hollanda ekonomik ve ticari alanda dünyada söz sahibi sayılı ülkelerden bir tanesi. Şu an bünyesinde 18.000 Hollandalı Türk girişimciyi barındırmakta. Hollandalı Türk girişimcilerin ekonomik ve siyasi alanda temsiliyetleri oldukça az bir durumdaydı. Bundan 5 yıl önce acaba Hollanda’daki girişimcilerimizi nasıl bir çatı altında toplar onların sorunlarına nasıl bir çözüm bulabiliriz, onları temsil keyfiyeti olan yerlerde nasıl temsil edebiliriz, Hollanda’ya uygun lobi faaliyetleri göstererek Hollandalı Türk girişimcilerin daha iyi yerlere gelmesini nasıl sağlayabiliriz, uygun network ortamlarını oluşturularak üyelerimizin bundan maksimum fayda sağlaması ve partner kuruluşlarımız ile onların tecrübe ve bilgi birikimlerinden nasıl yararlanabiliriz düşüncesi ile Hogiaf’ı kurduk. Buna ilave olarak uluslararası arenada farklı ülkeler ile ticeretin yapılmasını teşvik ve geliştirme amacı güdülmüştür.” HOGIAF ´ın 2012 hedefleri neler? “Malumunuz 2012 yılında Hollanda Türkiye diplomati ilişkilerinin 400. yıl dönümü. Bu manada birçok alanda değişik program ve aktiviteler planlanmış durumda. Hogiaf olarak 2012’nin Hollanda’da Hogiaf yılı olmasını arzuluyoruz. Bunun için Nisan ayı içerisinde “ Medeniyetler İttifakına katkı’’ ödülleri ve medeniyetler İttifakına Hollan-

Platform

15 Nisan 2011

Biz üye profilimiz ile Hollanda’da bir mozaik olşturduk. Toplumun her kesiminden üyelerimiz var. Bunun yanında farklı milletlerden üyelerimiz bulunmakta. Yukarıda arz ettiğim uluslararası ticarete bakan yönü ile Hogiaf’ın kurmuş olduğu ağdan yaralanmak isteyen epey bir girişimci bulunmaktadır.” dalı ve Türk iş adamlarının katkısı nedir konulu bir program planladık. Bu program aynı zamanda Top 100 programımızın yerini almış olacak. 2012 içerisinde gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir çok yeniliğimiz var. Bunların hepsini yakın bir zamanda bir basın toplantısı ile duyuracağız.” HOGIAF'a kimler üye olabilir? Üye olabilmek için neler yapılmalıdır? “Hogiaf’a üye olmak için öncelikle Hogiaf’a bağlı 8 alt dernekten birine üye olmanız gerekmekte. Yönetim Hogiaf federasyon yapısına sahip olduğundan federasyona bağlı derneklerin temsilcilerinden oluşmakta. Derneklere üye olma şartlarının başında öncelikle dürüst bir ticari ahlaka sahip olma gerekmekte. İkincisi üye olacak bir girişim-

62

ciye iki üyemiz referans olmalı. Daha sonra bu müracat yönetim tarafindan değerlendirilmekte. Bunun haricinde herhangi özel bir kriterimiz bulunmamakta. Biz üye profilimiz ile Hollanda’da bir mozaik olşturduk. Toplumun her kesiminden üyelerimiz var. Bunun yanında farklı milletlerden üyelerimiz bulunmakta. Yukarıda arz ettiğim uluslararası ticarete bakan yönü ile Hogiaf’ın kurmuş olduğu ağdan yaralanmak isteyen epey bir girişimci bulunmaktadır.” Hollandalı Türk işadamları Hollanda'da nasıl sorunlar yaşıyor? “Öncelikle bugün ticaretle uğraşan bir çok girişimci çekirdekten yetişmediği için ticaretin zorlukları ile mücadelede zorlanmakta. Kalifiye eleman sorunu var. Uzun vadeli


Ayın Röportajı düşünememe problemi bulunmakta, kendini ifade zorluğu çekmekte, ticarete atılırken öz sermayesi olmamasından dolayı finans güçlüğü çekmekte, sağlam bir şirket profili oturtamamasından kaynaklanan vergi dairesi ile güçlükler yaşamaktalar. Resmi kurum ve kuruluşlar noktasında irtibat problemleri var. Alanında uzman kurumlar ile çalışmaktan maddi problemlere dayanan sebeblerden dolayı uzak durmaları ve herşeyi kendi yöntemleri ile halletmeye çalışmaları gibi sorunları sayabiliriz.” Hollanda´daki Türk işadamlarının Türkiye´de yaşadığı sorunlar neler? “Yine ticareti sonradan öğrenmenin zorluğunu yaşamaktalar. Türkiye’deki alışveriş sistemi Hollanda’ya nazaran çok daha değişik. Türkiye’de özellikle vadeli ve çek ile çalışmaya dayalı bir ticari sistem var. Hollanda’lı Türk girişimciler Türkiye’de ticaret yapmak istediklerinde alacaklarını tahsil noktasında zorluklar yaşamaktalar. Yine sermaye darlığına dayanan problemler buradada ticareti sınırlamakta. Birde işten iyi anlayan göz açık ticaret erbabı ile karşılaştıklarında bazen istenmeyen hadiseler yaşanmakta ve hayal kırıklığı olmaktadır.” Türk işadamları Hollanda’da içinde bulunduğumuz politik atmosferden etkileniyor mu? “Ekonomik atmosferden etkilendiği gibi politik atmosferden de etkilenmekteler. Medyaya çıkan haberler, sayın devlet yetki-

lilerinin açıklamaları girişimcileri etkilemekte. Yeni tasarruf tedbirleri , avrupada mali problemlerin olması bunun sıkça medyada yer alması ister istemez moralmen insanlarda bir ümitsizlik oluşturabilmekte. Ancak ben Hollanda’nın durumunun iyi olduğuna inanıyorum ancak ükelerde insanlar gibi çevrelerinden etkilenmekteler. Bir insan sağlıklı, çevresindekiler hasta olduğu takdirde kişi ister istemez onların atmosferine girerek kendisindede bir şeyler olabileceğini düşünmekte bazen bu düşüncesinin hastası olabilmekte.” Bu yılki Top-100 zirvesinde hangi konular ele alınacak? “Top 100 programını değiştirerek bu programı yapacağımız tarihi Türkiye haftası ilan edip Türkiye’den misafirleride ağırlayacağımız ve Türkiye’deki yatırım fırsatlarının değerlendirileceği bir program formatına sokmak istiyoruz. Türkiye haftası dahilinde yine farklı alanlarda öne çıkmış girişimcileri bir araya getirdiğimiz, ve Türkiye’de yatırım imkanlarını Hollanda’ya açtığımız bir program olmuş olacak.” Bu yılki ‘Medeniyetler İttifakına Hollandalı ve Türk iş adamlarının katkısı’ toplasında Türkiye´den ve Hollanda´dan hangi önemli katılımcılar olacak? “Tabiki bu soruyada önümüzdeki yıla bakan yönü ile cevap verecek olursam ödül töreni çerçevesinde çok kapsamlı bir program düşünüyoruz. Bu ödül töreni için güzide bir

jury heyeti oluştu. Bu heyette bulunan kişiler şöyle: Susanne Stolte: Jüri heyeti başkanı NCD( Hollanda Holdingleri denetleme kurulu) kurumu başkanı. Orhan Hikmet Azizoğlu: Uluslararası üniversiteler konseyi kurucu başkanı. Bernard Bot: Eski dış işleri bakanı eski Ankara büyükelçisi Clingendael enstitüsü başkanı. Annemarie Jorritsma: Eski ekonomi bakanı aynı zamanda Almere şehri belediye başkanı. Frans Weijsglas: Eski meclis başkanı. Mohamed Sini: Kraliyet nişanı sahibi islam ve toplum vakfı başkanı aynı zamanda Hollanda orta ölçekli meslek okulları genel müdürü Frans Lavooij: Milli Piyango dairesi başkanı, Eski Hollanda Ticaret odası başkanı Ella Vogelaar: Eski uyum bakanı bulunmaktalar. Daha da ilave edeceğimiz isimler var. Programa katılımcılar yönu ile yoğun bir çalışmamız var ama şu ana kadar kesinleşmiş bir şey yok. Malumunuz bu meselelerin lobisi 6 ay önceden başlar 2 ay kala sonuca ulaşırsınız.” Hollandalı Türk işadamlarına tavsiyeleriniz neler? “Ticaret yapmaktan korkmasınlar. Malumunuz rızkın onda dokuzu ticarette derler. Ticari kabiliyeti olanlar ticarete atılmadan önce kendilerini geliştirsinler. Başkası yaptı ben neden yapamayım sendromundan kurtularak sağlam bir şirket profili oluştursunlar. Profesyonel yardım almaktan kaçınmasınlar. İşin uzmanı olan danışmanlardan istifade etsinler.”

Öncelikle bugün ticaretle uğraşan bir çok girişimci çekirdekten yetişmediği için ticaretin zorlukları ile mücadelede zorlanmakta. Kalifiye eleman sorunu var. Uzun vadeli düşünememe problemi bulunmakta, kendini ifade zorluğu çekmekte, ticarete atılırken öz sermayesi olmamasından dolayı finans güçlüğü çekmekte, sağlam bir şirket profili oturtamamasından kaynaklanan vergi dairesi ile güçlükler yaşamaktalar.

Bakan Yardımcısı Henk Bleker, Mehmet Kabakyer ve Buyukelci Uğur Doğan

63

Platform


Makale

Türkiye'ye geri göç mü?

Mesut Dişli

Gitmeyi düşünmeden önce buradaki kazanımlara iyi bakmak; durumumuzu çok iyi analiz edip değerlendirmek gerekiyor. Başta burada yetişen genç nesli göz ününde bulundurarak, acele karar vermeyelim ve aklı selim ile hareket etme adına geçmişte yaşadığımız tarihi tecrübelerden de yararlanalım.

S

on zamanlarda çevremde duyduğum en önemli sözlerden biri ‘Türkiye'ye geri dönmek istiyo-

sağlık merkezleri, hayır kurumları, eğitim

lamofobi ateşine odun taşır gibi tartışılıyor.

merkezleri, medya ve daha nice sosyal

Bunda aşırı sağcı(ların)partilerin katkısı ol-

kültürel alanda faaliyet gösteren dernek

duğu gibi bunlara karşı sağlam bir politika

rum’ sözü. Bu söz bir yönüyle Hollanda’da

ve vakıflar kuruldu. Bu tamamını burada

üretemeyen diğer partilerinde katkısı var

yaşayan Türklerin yaşadıkları ülkede hu-

yazmadığım kurum ve kuruluşlar faali-

diyebiliriz. Ve tabii ki biz Müslümanlarında

zurlarının tam olmadığının bir göstergesi

yetlerine devam ediyorlar. Hollanda’da

bunda maalesef katkısı var; üslubu bozuk,

hem burada yaşayan Hollandalı Türklere

gittiği okulda, çalıştığı işyerinde, oturdu-

Huzurun olmadığı yerde ise bir arayış

hizmet veriyorlar hem de bütün Hollanda

ğu mahallede hal ve hareketlerine dikkat

başlıyor. Bu arayış kimi zaman göç etme

toplumuna. Bu gerçekten çok önemli ve

etmeyenlerin. Ve bunlara birde dünyada

düşüncesine kadar gelebiliyor. Bu dü-

üzerinde durulması gereken bir konu ben-

yaşanan ekonomik kriz eklenince hemen

şüncenin şekillenmesinde tabii ki son on

ce. Gitmeyi düşünmeden önce buradaki

‘huzurumuz yok’ diyoruz ve Türkiye'ye geri

yılda Türkiye'deki ekonomik ve demokra-

kazanımlara iyi bakmak; durumumuzu

dönmeyi düşünüyoruz. Geri dönmek hem

tik gelişmelerin payı büyük. Peki neden

çok iyi analiz edip değerlendirmek gereki-

kolaycılık olur; hem de çoğu insanımız için

huzurumuz yok? Neden yaşadığımız ve

yor. Başta burada yetişen genç nesli göz

bir çözüm olmaz. Olmaz çünkü Türkiye'de

on on beş yıl öncesinde dünyanın cenneti

ününde bulundurarak, acele karar verme-

çok değişti; olmaz çünkü huzur bulmak

diye baktığımız Hollanda’dan ayrılmayı bile

yelim ve aklı selim ile hareket etme adına

için illa da göç etmeye gerek yok. Huzuru

düşünebiliyoruz? Ayrılmayı bile düşünebi-

geçmişte yaşadığımız tarihi tecrübelerden

Hollanda’da yaşayarak; buradaki toplu-

liyoruz diyorum çünkü geçmiş son yirmi

de yararlanalım.

ma katkı sağlayarak da bulabiliriz. Önce

yılımıza baktığımızda, aslında burada kal-

güzel nazar edelim; güzel gören güzel

mak için birçok şeyler yaptığımızı tespit

Evet gelelim biraz önce sorduğum ve ce-

düşünür,güzel düşünen hayatından lezzet

ediyoruz. Mesela Hollanda’dan ev satın

vabını vermediğim neden huzurumuz yok

alır. Çevremizdeki güzellikleri görelim ve

almak, mesela bir işyeri açmak ve mese-

sorusuna. Son yıllarda dünya genelinde

bu güzellikleri çevremizde nazara verelim.

la daha önce Türkiye'den aldığı evi satıp

yaşanan olayların, 11 Eylül gibi, etkisi çok

Ve kendimizi anlatma ve İslamofobi ile mü-

Hollanda’da daha iyi bir arabaya binmeyi;

büyük. Şu anda yaşlı Avrupa kıtasında

cadele adına her vesileyi kullanalım. Me-

daha kaliteli yaşamayı istemek gibi. Aslında

çok popüler olan İslamofobi, yani İslam

sela bu bağlamda Türkiye-Hollanda diplo-

bunlardan daha fazlası da yapıldı. Mesela

ve Müslüman karşıtlığı ve korkusu özellik-

matik ilişkilerinin 400. yıl kutlamaları çok

minaresi olan büyük camiler yapıldı; hem

le Hollanda’da çok yaygın. Müslümanlar

güzel bir vesile. Bu vesile ile Türkiye'ye

de temelden. Cami mimarisine uygun ve

alenen aşağılanabiliyor ve açık bir şekilde

geri göç etmeyi düşünmek yerine, kutla-

çok amaçlı salonları olan bir nevi külliyeler.

ayrımcılığa uğrayabiliyor. Minare yasağı,

ma faaliyetlerine katkıda bulunalım ve fay-

Çeşitli işadamları derneklerinden tutun,

başörtüsü ve helal kesim gibi konular İs-

dalı bir iş yapmanın huzurunu yaşayalım.

65

Platform


m e n i c a m e n i c a m e n i c a em Bir Zamanlar Osmanlı rekor fiyata satıldı

Osmanlı İmparatorluğu'nun ihtişamı dizilere ilham kaynağı olmaya devam ediyor. İşte bunlardan biri de TRT'nin "Bir zamanlar Osmanlı Kıyam" dizisi. Dizinin ilk bölümü düzenlen bir geceyle İstanbul'da tanıtıldı. TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, "Bu diziyle ilgili söyleyeceğim en önemli şey bu dizi gösterime girmeden dizinin satışını yaptık. Sanıyorum sadece TRT'nin tarihinde değil bütün televizyonculuk tarihinde bir ilk yaşanıyor. Biz bu dizinin bölümlerini rekor fiyatla sattık. Ancak tarihi sağlıkla bakmayanlar gelecekte kendini düzgün izah edemezler. Onun için biz olabildiğince tarihi doğru düzgün gerçek anlayacağımız bir tarzda televizyon dizisi ama bir film kalitesinde gösterime giriyor" dedi. Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam adlı TRT dizisi için, Kocaeli

SEKA parka dev bir plato kuruldu. Osmanlı dönemine ait saraylar ve İstanbul'daki bazı semtler yeniden inşa edildi. Dizide sadece saray hayatı değil, şehir ve halkın yaşamından bölümler de yer alıyor. Daha önce çekilen 4 bölümü çöpe atılan, oyuncu kadrosu ve senaryosu yenilenen dizi başlamadan önce kısa bir konuşma yapan TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin "Oyunculardan çok ben heyecanlıyım. Dizinin bir önceki versiyonu Burası Osmanlı aslında izlediğimizde beğenmediğimiz tabiri caizse çöpe attığımız 4 bölümlük çekimdi. Peşinden Bir zamanlar Osmanlı'yı yönetim kurulu gündemine aldı. Üzerine çok titredik, çok titizlik gösterdik. Ama TRT olarak izleyicimize ve etki alanımızdaki olan ülkelere taşımak istiyoruz. Birkaç gün önce

Sırbıstan'daydım. İnsanlar en çok Türk dizilerini ve Muhteşem Yüzyıl konuşuluyor. O dizide Sırbistan'ın fethi söz konusu ama buna rağmen insanlar o kısmına bakmıyor. Keyifle izliyorlar. Biz de gurur duyduk" dedi.

Televizyon tarihinde ilki başardık Tüm emeği geçenlere teşekkür eden Şahin, "Ben yapımcısına, yönetmenlerine, senaryo yazarlarına, başta Türkan Hanim olmak üzere tüm oyunculara yürekten teşekkürlerimi iletiyorum. Tebrik ediyorum. Dizimiz inşallah sizlerle beraber çok izleyici kitlesi yakalar. Bu diziyi daha yayına koymadan satmayı becerdiğimiz için televizyon tarihinde bir ilki başardık. Rekor fiyatla dizinin bölümlerin yurtdışında bir televizyona sattık" dedi.


a m e n i c ma

Acun'dan bomba proje! Acun Ilıcalı yeniden seyirciyi ekrana kilitlemeye hazırlanıyor. Üç sezondur büyük bir beğeni ile izlenen yarışma programı 'Yetenek Sizsiniz Türkiye'nin 20 yetenekli ismi birbiriyle yarışacak. Yarışma üçüncü sezon finalini yaptı. Üç yılın birikimi şimdi bir başka projede hayat bulacak. ‘Yetenek Sizsiniz’ yarışmasının en yetenekli 20 ismi farklı bir gösteriye imza atacak. ‘Yetenek Sizsiniz’ kumpanyası kuruluyor. Bir nevi sirk. Değişik branşlarda başarılı olmuş bu 20 isimden oluşan bir gösteri. Şehir, şehir dolaşacaklar. Proje yaz başında hayata geçiyor. Tüm yaz boyunca bu ekip Türkiye’yi dolaşacak. Komedyenler, illüzyonistler, dansçılar, müzisyenler... Bazı isimlere (yani yapım ekibinin kesin güvendiği) bu projeden söz edilmiş bile. Gösteri metinlerini yazacak yeni senaristler de yer alacak. Bu projede örneğin bir komedyenle bir illüzyonist ortak şov da yapacak (mesela Sefa ile Aref gibi). Şov yaklaşık üç saat sürecek. Yapımcılar, “Bu bir nevi sirk gibi olacak” diyor. Tabii ses ve ışık olabildiğince görkemli bir dizayn içinde yerini alacak.

Önce hip hop vardı Bugüne kadar yaklaşık bin 500 yarışmacı geçti ‘Yetenek Sizsiniz’den. İlk yıl için “Deneme ve kendini gösterme yılı” diyor yapımcılar. ‘Hip hop’tan başka bir yetenek algısı yoktu. İkinci sezondan itibaren ‘yetenek çeşidi’ arttı. Ve son sezon için “Bu işte tavan yaptık” diyorlar. Almanya, İngiltere ve ABD’de benzer yarışmalar var. Bu işte adını en çok duyuran ülke İngiltere oldu. (Susan Boyle örneği) Başka ülkelerin gözlemcileri de bizim yarışmayı izlemek üzere gelmişler. İlk yıl için ‘zayıf’ yorumunda bulunmuşlar. Son sezon için söyledikleri “Bazı yetenekleriniz bizde bile yok” olmuş. Yarışma eylül ayına kadar izinli. Şimdi ‘Survivor’ başlıyor. Ama bu yarışmanın kalıcı bir yanı oldu; bir kumpanya doğdu. Büyük olasılıkla salonlar tıka basa dolacak. Ve bu ‘eğlence sirki’, yaşamına umarım uzun yıllar devam eder, tabii kendini geliştererek yeni yetenekleri içine alarak.

a m e n i c a m e n i c ema


Kültür Sanat

Hazirlayan: H.Kerim Ece kerimece@hotmail.com kerimece@platformmedia.nl

Değerli okuyucular! Nigârî isimli hanım şair şöyle diyor: Yâ Rab ne için zâr Nigârî şu cihânda Nâ-şâd edecek çoksa da bir şâd edecek yok” Yarabbi niçin şu dünyada Nigari inleyip duruyor? İnsanı mutlu edecek kimse yok ma mutsuz edecek kimseler çok.” Belli ki şairin canı yanmış. Ya zalim elinden, ya dert elinden ya da ağyar elinden iyi çekmiş. Dert adamı söyletir ya o da söylemiş. Derdini mısralarla dile getirmiş. Kimileri derdini saza, kimileri söze döker. Kimileri içine döker de, kimseler duymaz. Kimileri bir çağlayanın karşısına gider, haykırır, feryat eder de sesini kendisi bile duyamaz. Kimileri de dağ başına çıkar, karşı dağın yamacına derdini döker, dağ dile gelir, dertlinin sesini yankılatır, geri çevirir. Böylece dağa derdini döken, onun yankısıyla derdini yine kendisi dinler. Bu şair derdini söze dökmüş, şiire dertlenmiş, şiir onun derdini anlamış, sanki dile gelmiş de şairen içine tercüman olmuş. Şair susmuş sanki mısraları konuşuyor. Kalem durmuş ama kağıt üzerindeki satırlar konuşuyor. Çektiği dertleri, gördüğü sıkıntıları, uğradığı dayanılmaz zorlukları anlatmaya çalışıyor. Hayat acıdan mı ibaret? Hayata acı diyen şair haklı mıdır? İnsan dünyaya acı çekmek için mi geldi? Dünyaya acı çekmek için geldik diyen filozofun görüşü doğru mu? Şairler sözü, manayı, konuyu abartırlar. Bu bilinen bir şey. Ama bu, şairin çektiği sıkıntıları unutmak anlamına gelmemeli. Bu, acıya sebep olan bedbahtların varlığını ortadan kaldırmıyor. Evet, nice bedbaht kimse başkasına acı taddırır, sıkıntı verir, onu mutsuz eder. Böyleleri kendi tadamadığı mutsuzluğu başkalarından kıskanır. Onların da mutsuz olması için elinden geleni yapar. Kendi tadamadı ya, başkası da tadmasın, kendi gün yüzü görmedi ya başkasın da görmesin, kendi mutlu olmayı denemedi ya, başkası da denemesin ister. Sahi ya, insan niçin başkasını rahatsız eder? İnsan niçin başkasının mutluluğuna engel olur? İnsan niçin başkasına acı vermekten hosşanır? İnsan niçin kötü olmayı tercih eder? İnsan niçin kendi eliyle kendi kuyusnu kazar, kendi eliyle mutsuzluğu kazanır, kendi akılsızlığı yüzünden bedbaht olur? Şair, “insanı mutlu etmeye çalışanlar yok denecek kadar az, mutsuz etmeye çalışanlar çok fazla” diyor. Acaba onun yaşadığı dönemde böyle mi idi? O zaman insanlar çok mu kötüydü? Onsekizinci yüzyıl Türkiye’sindeki insanlar bugünden daha mı berbat, kötü ve zalimdiler? Bilmiyoruz. Kıyas yapma imkanımız yok. Ama bir şey var ki, şair hanım mutlu değil. Onu mutsuz etmeye çalışan birileri var. Kötü insanlar mı? Onu kıskananlar mı? Elindeki imkanlara göz dikenler mi? Köle tüccarları mı? Vefasız bir yar mi? Zalim yöneticiler mi? Belki de hiç biri değil. Belki ona göre hayat bir hüzünden ibarettir. Ona göre hayat belki de insanı arkaya acı acı baktıran bir garip pişmanlıktır. Hayat belki de ona vefası olmayan sahte bir sevgili gibi gelmişti. Bu vefasızın ihanetini, ya da kendini terketmesini sezince hüzünlenmeye başladı ve satırları döktürdü. Belki de çevresinde olup bitenlere de bakınca her şeyi bu acıyı artıran nesne gibi gördü. Öyle ya, benim sandığı her şey, dostum, ahbabım, akrabam zannettiği her şey aslında bir hayalden ibaretmiş. Acaba birileri şaire haksızlık mı yapmışlar? Acaba kara yürekliler ona kötülük mü etmişler? Onun için mi böyle yürekten konuşuyor? O zaman tekrar sormak lazım: Birileri niçin başkalarını rahatsız eder? Birileri niçin başkalarının mutsuzluğuna sebep olur. Başkalarına umut taşımak, mutluluğuna sebep olmak, iyilik eden olmak; şair gibilere acı veren davranışlardan daha güzeldir. İyi okumalar dileğiyle.

AH ANADOLUM Yükledin yükümü gurbet ellere Dur diyen olmadı ah anadolum Kor düştü yanıyor bak yüreklere Su veren kalmadı vah anadolum Dalımda bir heybe gözyaşı dolu Uzadıkça uzar gurbetin yolu İstersen ardımda çalma davulu Gidenler dönmüyor ah anadolum Dağların başına duman sis çökmüş Her geçen bu yolda gözyaşı dökmüş Bakarım yavrular boynunu bükmüş Gitmek zor geliyor ah anadolum Çekeriz çileyi çekeriz kahrı Adımız garibe çıkmıştır gayrı Anadan babadan bacıdan ayrı İçimiz kanıyor ah anadolum Kimi zevk peşinde sefaya dalmış Kimisi yokluktan derten bunalmış kimi sakat kimi arada kalmış Yoksulluk ar geliyor vah anadolum Hainler maskeyi yüzüne çekmiş Doğrunun gözleri ırmakmış selmiş Yiğitler namerde boynunu eğmiş Gücümüz yetmiyor ah anadolum. Nuri Can


YOKLUĞUNA Çevirmek çarkı Başlatmak yaşamı İçmek için aşkı, şarabı Terlemek, üretmek Eriyip ipliğe dönmek, tükenmek Ekmeği tuza banmak Yakmak için ateşi Ocağa çıra Kibritte kıvılcım olmak Her sabah Yeniden kurmak dünyayı Büyük Bereketli ırmaklar gibi akmak Aktıkça kabarmak Sel olmak Sarmak Kucaklamak bütün bir yaşamı Yaşamın kendisi olmak Bazen Düğüne gider gibi mutlu Bazen de yaslı Uykuyla uyanıklık arası Uçan hayaletler Ve çalışmayı ibadet sayan Karınca olmak Tozlu gurbet yollarında Ezilmek, un olmak Şarap olmak Ve kaybolmak

2 Toprak renkli benizlerine yansıyan İçlerinin yanmışlığı Oturaklı edaları Ve çökük avurtlarıyla Ölü yüzlü işçiler geçerdi Göğü tutacakmış gibi uzanan Köpük köpük Gümüş saçlı Bulutlara sevdalı Uzun kavak ağaçları Akasya bahçeli Evimizin önünden Yüreklerinde Ve sadece düşlerinde aklaşan Her rengi bir anlam Özlem dolu Nakış nakış çiçekler açan Hüzün yüklü Ne sevdalar taşırlardı Ne büyük Ve onulmaz dertleri vardı Bilinmez Kıran girmiş dostluklarda Kendi ölümlerini Ancak, kendileri haber verecek kadar Garip ve kimsesizdiler Kimi durgun Kimi dalgalı Yaşama DOST İKLİMİ İnadına bağlı Doludizgin sevdalı Tebessümün bana sahici geldi, Kıyısı olmayan denizlerde Sana ısmarladım dualarımı, Küreksiz bir sandaldılar Kalbime yüklendi meltemin şimdi, İşitmez kimseler yürek yâdımı, Mutluluğun yasak olduğu Zayıf, cılız bedenlerinin Gönlüme damlat hep bahar rengini, Kocaman, cehennemsi Toprağa düşmesin iffet çiçeğin, Yesir yüreklerinde Bilirim ağırdı aşkın bedeli, Acıyla, emekle yoğrulmuş Baksana ağlıyor rahmet meleğin, Renk cümbüşü duyguları vardı Hiçbir zaman çiçeğe durmadı Seninle uyansın umut yeniden, Duracağı anda Müjdeler sevginle birlikte gelsin, Hep doluya uğradı Hicranlı bakışlar gülsün elinde, Zemheri çökmüş Yorgun bakışlarım sende erisin, Kırağı çalmış Baharsız Uğrunda uçurdum ömür kuşumu, Ne yanık Adını anarım dost ikliminde, Ne dehşetli sevdaları vardı Hasretle söylerim vuslat muştumu, Bilinmez Dolunay doğuyor has yüreğimde...

Canlarına Ağır yük saydıkları Sazsı bedenlerini çeke çeke Bezgin, mecalsiz, yorgun Akşamdan hazırladıkları Savat işlemeli Ellerinde bakır sefertasları Uykusuz, kuru Gülkurusu yüzleri Ne yapsalar, etseler Hep geceye akan düşleri Kısraksı belleriyle Kerem sevdalı Aslılar Vardiyeci kızlar salınırdı Zamana meydan okuyan Köhne, sarsak evlerin İzbe sokaklarından Pos bıyıkları Kirli sular gibi bulanık gözleri Kurum bağlamış nefti yeşil dişleri Halil YILMAZ Sarı kara

Aişe Reyhan


Sanat ve Fikir Günlüğü

“Anlatacak bir şeyi olanın sanatı tiyatrodur”

Okan Akın

Hollanda’da bir tiyatrocu portresi;

Vedat Gültekin

Mütevazi bir göçmen ailesinin en küçük cocuğuydu Vedat. Kabına sığmayan, enerji dolu, haşarı mı haşarı, yaramaz mı yaramaz ve bir okadar da duyarlı bir çocuk. Duyarlılık deyince biraz düşünmek gerekiyor. Çünkü duyarlılık duygusallığın bir işaretidir. Sanatçılığın olmazsa olmaz iki erdemidir duyarlılık ve duygusallık. Duymak, hissetmek ve üretmek üçgeni sanatın ve sanatçı olabilmenin habercisidir. Bu erdemleri üzerinde barındıran ender çocuklardan biriydi Vedat Gültekin. Bir gün, daha ondördündeyken, abilerinin mütevazi etkinliklerinde tanıştı tiyatroyla. Artık herşey bir başka olacaktı onun için. Belki de bunun hiç farkında değildi ama, yine de “anlatacak bir şeyi olanın sanatı tiyatrodur” diyerek, bodoslama girdi tiyatronun, sanatın içine. O ateş artık içine atılmıştı bir kere. Sanat ateşini içinde hissedenler çok iyi bilirler; o ateş artık hiç bir zaman çıkmaz. Hayat boyu yanar yanar durur, kavurur insanı. Kavurdukça pişersin, piştikçe doyar, doyurursun. Öyle de oldu. Vedat yıllar geçtikçe ateşiyle pişirdi, üretti, üretti, üretti... Günler aylar yıllar birbirini kovaladı o hala üretiyor, canla başla… Oynuyor, oynatıyor, öğretiyor ve en önemlisi çok sevdiği insanları yazıyor. Sait Faik’in dediği gibi “ her şey insanı sevmekle başladı”. Vedat için de böyle oldu. Onların düşlerini, hayallerini, derterini, tasalarını, sevinçlerini, aşklarını, hasretlerini, yazıyor, oynuyor, oynatıyor. Sanatçı olarak, hele ki bir tiyatrocu olarak Hollanda’da yaşıyor olmanın vermiş olduğu büyük bir sorumluluk var. Vedat bunun fazlasıyla farkında. Sanatçı yaptıklarıyla iki topluma karşı da sorumlu. Bir bütünün iki parçası olmak her iki tarafı da eşit oranda dengelemekle mümkün. Bu yüzden Vedat, idealist bir sanatçı olarak, iki toplumun birbirini tanımasına yönelik unsurların mevcut olduğu sanatsal üretimlere yönelmiş. Gerçek bir tiyatrocunun görevi kavga yaratmak, kavgaya zemin hazırlamak olmamalı. Bilakis yaptığı sanatla insanları paylaşıma ve en önemlisi barış içinde özgürce bir yaşama yönlendirmek olmalı. Vedat da bunu yapıyor dilinin döndüğünce, kaleminin yazdığınca. Senelerdir kavgasını verdiği çift dilli tiyatro işte bu düşüncenin ürünü. Hollandaca tiyatronun yoğunluğu içinde yeşertmeye çalıştığı Tükçe tiyatro, şu an bir kıvılcım olabilir, ama bu kıvılcımın koca bir ateşe dönüşmesi an meselesi. Sevgiyle ve dostlukla kalınız,

Platform

15 Nisan 2011

Bu ayki söyleşimizi tiyatro oyuncusu, yönetmen ve yazar Vedat Gültekin’e ayırdık.

İlk sorum şöyle olacak; nasıl oldu da tiyatroya girdin? Ben göçmen çocuğuyum ve önemlisi ilk neslin çocuğuyum. Öyle olunca sosyal ve kültürel hayatımız belli bir çerçevede sınırlı kalmış. Babalarımız pansiyon döneminden geldiği kültürün ötesine geçememiş. Eskiden öyle cemiyetler falan yoktu. En büyük sosyalite aile ziyaretleriydi. Durum böyleyken 1980 yılında Türkiye’de çok acı bir olay yaşandı. Askeri darbeyle yönetime el konuldu. Böylece sağından solundan yaratıcı, üretken sanatçılar fikir insanları, bilim insanları başka ülkelere kaçmak veya göç etmek zorunda kaldılar. Bu aslında zorunlu bir göçtü. İşte o zamanda hemen herkesin ailesi içinde bu durumda olan bir ferdi vardı. Bizim ailede de abim vardı. Abim buraya gelince aynı kaderi paylaşan diğerleriyle beraber bir cemiyet kurdular. Türkiyeli Gençlik İşçi... şimdi tam ismini de hatırlamıyorum doğrusu. İşte o dernekte halkoyunları çalışması, koro çalışması ve tiyatro çalışması yapılıyordu. Bir anlamda dönemin rejimine sanatla tepki gösteriliyordu.

70


Sanat ve Fikir Günlüğü

var, Cahit var... Bunlar 83, 84 yıllarında girdiler, ben 87, 88’lerde girdim okula.

“Halk tiyatrodan ne anlar” yerine “halka ben ne sunuyorum”u tartışmış olsaydık belki de Hollanda’nın her şehrinde bir Türkçe tiyatro vardı.

Beni ilk etkileyen eser o dönemki askeri cuntaya karşı abimlerin oynadığı iki saatlik bir pantomimdi. Bu şekilde tiyatro ateşi içime girmiş oldu. Böylelikle 81, 82 yıllarında küçük rollerle ben de derneğin tiyatrosunda yer almaya başladım. Direkt, kafadan şunu öğrendim; anlatacak bir şeyi olanın sanatı tiyatrodur. Herhangi bir modelin var mıydı, seni tiyatroya iten ve sana rolmodel olan? Tabi ilk örnek pantomim. İkinci ciddi örnek de 14 yaşlarındayken “Elkapıları” diye bir tiyatro var Amsterdam’da. Vasıf Öngören ve Meral Taygun sesleri bize geliyor. Onlar da 12 Eylül mağdurları. Amsterdam HTİB’de gençlere Türkçe tiyatro dersleri veriyorlar. Ben gitmek istedim fakat 14 yaşında olduğum için trene binip gidememe riskinden kimse beni göndermedi. Bir de bunun bir okullu dönemi var. Biraz da ona gelelim. Bu dönem ne zaman başladı, nezaman bitti? 86 yılına kadar ben amatör tiyatro içinde kaldım. Hatta o yıllarda “Modern Komikler” diye bir de tiyatro grubu kurmuştum ama artık yetmiyordu bu amatör ruh bana. 86 yılında Peter Pan Productie adında profesyonel bir tiyatro grubuna girdim. Aşağı yukarı üç yıla kadar yedi tane yönetmenle beraber çalıştım. İşte orada birisi dedi ki “bu işin okuluna git”. Öylece başladı. 18 yaşlarındaydım...

Biraz hassas bir konuya değineceğim. Genel anlamda Hollanda’da tiyatro ne durumda, bunun içinde Türkçe tiyatronun yeri nasıl? İyi gitmiyor. Bitmiş... Hollanda tiyatrosu zaten bitmiş. Mesleğim gereği senede 15-20 oyun izlemek durumundayım. Adam gibi gidip Hollanda tiyatrosu izleyemiyorsun çünkü hepsi birbirinden kötü. Ama Hollanda’da Türkçe tiyatro diyorsan, kötü! Rezil! İğrenç bir durumda. Çünkü yok, yokları oynuyoruz. 15-16 yıldır alaylıdan İbrahim Yarar var, işte bir de ben varım. Başka Türkçe tiyatro yapan yok. Adam kalmadı. Adamlar sahiplenmedi demek ki. Ha! Seyirci sahiplendi mi! O da yok. Şimdi şu empoze edildi. Her entellektüel şunu söyledi, “Yav! Seyirci tiyatrodan ne anlar” Ey andaval! ey .....! Halk tiyatrodan anlasa biz niye tiyatro yapalım! O zaman halk çıkar kendi oynar. Halk seyircilikten anlamalı. Seyircilikten anlayabilmesi için de sen seyirlik iyi şeyler sunabilmelisin. “Halk tiyatrodan ne anlar” yerine “halka ben ne sunuyorum”u tartışmış olsaydık belki de Hollanda’nın her şehrinde bir Türkçe tiyatro vardı. Gelelim yönlendiricisi olduğun DİLDADE Türkçe tiyatro topluluğuna. Dildade’de anlattığın prensipleri çok iyi uyguluyorsun. Peki, Dildade’nin potansiyelinden memnun musun? Çok memnunum coook! Vasıf Öngören’den

Okuldan biraz bahseder misin? İki yıl Utrecht, iki yıl Arnhem, üç yıl da Amsterdam olmak izere toplam yedi yıl sürdü.

sonra, üzerine basarak söylüyorum; kuramsal Türkçe tiyatroyu açan ilk ben varım. Birçok Tiyatro kursları var, onları da takdir ediyorum, ama onlar kuramsal tiyatro değil. Buraya geliyorlar sıfırdan yetişiyorlar, bir yıl çalışıyorlar, ancak bir yıldan sonra oyunda rol alabiliyorlar. Bugün geldiğimiz noktada kalfalar, çıraklar ve acemilerin oluşturduğu bir topluluk durumundayız. 70 kişilik bir kadroyla yılda 4-5 bin kişiye oynuyoruz. Bu azımsanmayacak bir rakamdır. Çocuklar, gençler yeniden tiyatroyu keşvetti ve severek kendilerini ifade ediyorlar.

Hollanda’da Türkçe tiyatro adına birçok başarılara imza attın. Bu başarının biri de hiçkuşkusuz Dildade. Birçok kıvılcımın oluşmasına sebep oldun, yeri geldi yazılarınla oyunlarınla kıvılcımın kendisi sen oldun. Bu anlamada benim senden küçük bir ricam olacak. Yazmaya devam ediyorsun, oyun yazmaya, yeni şeyler üretmeye ve burdakini anlatmaya. Ek olarak bir şey söylemek istiyorum. Şunu artık yapmıyorum. Benim kapımı çalan kişilere artık bedava iş yapmıyorum ve fiyatımı kendim belirliyorum. Bu da sanatçının en doğal hakkı diye düşünüyorum. Bunu sormadığımız için hep sefil olduk. Her tarafta hayır çeşmelerimiz var. Dönüp bakınca hepsinin boşa gittiğini anlıyorsunuz. O noktada bütün meslekdaşlarıma da tavsiye ediyorum; hayrattan vazgeçin, emeğinizin, alınterinizin bedelini alın. Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Şeref duydum. Sevgili can dostum, o şeref bilakis bana ait. Ayrıca ben teşekkür ederim, böyle bir firsat tanıdığın için.

İlk okullulardan birisi sensin herhalde? Hayır benden önceleri var. Şaban var, Ali

71

Platform


Fıkralar Derleyen: ÖMER

MUHTAR

UZMAN

İKİ ARKADAŞ

Askerin biri bir bakışta herkesin boyunun ölçüsünü tam olarak söyleye biliyormuş. Askerler durumu komutanlarına anlatmışlar fakat komutan buna inanmamış. Erin hemen buraya getirilmesi için talimat vermiş. Asker komutanın huzuruna çıkar. Komutan Senin herkesin boyunun ölçüsünü bildiğini söylüyorlar doğrumu? Evet komutanım. Öyle ise söyle bakalım benim boyum kaç? Asker komutanı aşağıdan yukarıya iyice süzdükten sonra 1.75 komutanım demiş. Doğru hayret bunu nasıl bildin asker? Bilirim tabii komutanım ben kereste uzmanıyım.....

İki Karadenizli hemşehri gurbette konuşuyorlarmış. Önceden gelen memlekette havalar nasıl? Diğeri: Hiç bildiğin gibi değil memlekete öyle bir kar yağdıki kurtlar çakallar köye indi. Uyda bir zarar verdilermi? Sizin çilli horozu kurt kaptı Eeee karabaş nerede imiş? Eşek karabaşa tekme atmış Eşek bağda değilmiydi? Bağdan babanın tabutunu getirmişti Uy da babamdamı öldü Ananın ölümüne dayanamadı Uy da başıma gelenler anamdamı öldü? Evet sizin ev tamamen yanınca yüreğine indi. Uyy desene ocağımız söndü: Yok yok küllerinden daha duman çıkıyordu......

397

DEVİR NE DEVRİ

Temel ve Dursun Trende yolculuk yaparlarken bir sığır çiftliğinin önünden hızla geçerken Temel: - Ula Dursun burada tam 397 sığır var. Dursun : - Ula uşağım Temel, nasıl saydın bu kadar hızla tren giderken? Kolaydur ayaklarını sayıp dörde boleyrum......

Yaşı başı bir hayli ilerleyen Temel artık ahiret yurdu için çalışmak lazım geldiğine karar vererek amcaoğlu Dursuna gider: Ula emice oğlu dursun Hocam pu güne kadar tevamlı kahvehaneye kittuk-geltuk .....Şimdide kitelum bir pirun dersini alalım, istifar etup tespiat yapalum Ne dersun? Dursun: Ula uşağım Sintiki tevir tarikat tevri geğil tiyolok tevri diye cevap verir Temel : Ula atamı tinden, imandan çıkarmayın. Ne zamantan peru papazlarla oynamanın ati tiyolok oldu

KAYSERİLİ İLE ADANALI Kayserili çiftçi ile Adanalı çiftçi sohbet ediyorlarmış. Bu arada da zenginlikleriyle Övünüyorlarmış.Adanalı başlamış anlatmaya: Bizim orada sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya,akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz. Demiş Kayserili bu kadar sallamaya karşı duramaz hemen atılır: Vay bizimde vardı öyle bir eski arabamız ama geçen sattık onu yenisini aldık.....

73 73

Platform latform


Sağlık

Platform

15 Nisan 2011

74


Ayın Yemeği

Patates Çorbası MALZEMELER 5 su bardağı tavuk veya et suyu 5 su bardağı su 4 yemek kaşığı sıvıyağ 2 adet orta boy soğan 3 adet orta boy patates 2 yemek kaşığı un 1 tatlı kaşığı dolusu hindistan cevizi yeterince tuz Terbiyesi İçin: 1 su bardağına yakın süt 1 adet yumurta Süt ile yumurtayı el blenderi ile çok iyi çırparak hazırlayın.

YAPILIŞI Soğanları yemeklik doğrayıp yağ ile kavurun. Üzerine unu ekleyip kavurmaya devam edin. Kavrulan malzemeye et suyunu, suyu, küp doğranmış patatesi, hindistan cevizi ve tuzunu koyup orta hateretli ateşte patatesler yumuşayana kadar pişirin. Pişen çorbayı pürüzsüz hale gelene dek el blenderi ile çırpın. Önceden hazırladığınız terbiyeyi de ekleyip bir taşım daha kaynatarak ateşi söndürün. Yanında küp doğranmış kızarmış ekmekle servis yapabilirsiniz. Dip Not: Çorbanın yarım ölçü su, yarım ölçü et suyu ile yapılmasının sebebi süt de kullanıldığı içindir. Afiyet Olsun..

Fırında Fesleğenli Tavuk MALZEMELER 1 kg tavuk (kemiksiz kalça veya göğüs eti) 6 adet iri küpler halinde doğranmış patates 3 adet ay gibi doğranmış soğan 3 adet orta boy iri dilimlenmiş domates 10 adet iri doğranmış sivri biber 10 diş doğranmış sarımsak 2 yemek kaşığı soya sosu 4 yemek kaşığı zeytinyağ 1 yemek kaşığı tereyağ 1 yemek kaşığı kuru fesleğen 1 silme yemek kaşığı kekik 1 tatlı kaşığı pul biber 1 tatlıkaşığı dolusu kimyon 1 çay kaşığı karabiber 1 tatlı kaşığı tuz 2 adet fırın pişirme torbası

Zerde MALZEMELER 2 su bardağı aşurelik 6 su bardağı su 1,5 su bardağı toz şeker 1 çay bardağı pirinç 1 yemek kaşığı mısır nişastası 1 yemek kaşığı safran 1/2 çay bardağı kuş üzümü 2 tatlı kaşığı dolmalık fıstık Üzeri İçin: 2 tatlı kaşığı kavrulmuş dolmalık fıstık 1 adet limonu kabuğu (kesilmiş) 1 tatlı kaşığı dolusu kavrulmuş susam

YAPILIŞI Tavuk etlerini tahtanın üzerinde enlemesine inceltin.(özellikle göğüs eti ise) Tereyağı ve patates hariç tüm malzemeleri geniş bir kabın içerisinde iyice karıştırın. Üzerini örterek buzdolabında 4-5 saat dinlendirin ki etler iyice yumuşasın. Pişirme torbalarının içerisine 1′er tatlı kaşığı un serperek unun tüm torbalara iyice yayılmasını sağlayın. (yemek piştikten sonra yapışmadan alabilmek için unlamayı unutmayın) Hazırladığınız malzemeyi iki torbaya paylaştırıp, patatesleri tavukların üzerine yayarak, tereyağını küçük küpler halinde patateslerin aralarına koyun. Pişirme torbalarının ağızlarını sıkıca kapatarak, üzerilerine bıçağın ucu ile 2′şer tane delik açın. Torbaları yanyana fırın tepsisine yerleştirip 220 derece fırında kızarana kadar pişirin. Piştikten sonra servis tabağına çıkarıp sıcak sıcak servis yapabilirsiniz. (8-10 kişilik)

YAPILIŞI Verilen ölçüdeki suyu kaynatıp, içerisine safranı koyarak renginin çıkmasını sağlayın. Pirinci nişastası gidene kadar iyice yıkayıp, üzerini örtecek kadar su ilavesi ile yumuşayıncaya dek haşlayıp süzün. Safranlı suyu başka bir tencereye süzerek, içerisine şekeri katıp kaynatın. Kaynayan suya haşlanmış pirinci, kuş üzümünü, dolmalık fıstığı ve suda eritilmiş nişastayı ekleyerek koyulaşıncaya kadar karıştırarak pişirin. Ocaktan alıp kaselere boşaltarak soğumaya bırakın. Üzeri için olan malzemelerle zerdeyi süsleyerek servis yapabilirsiniz. Dip Not: Safranın sıcak suya konulunca sarı olan renginin güzel çıkması için taze olmasına dikkat etmelisiniz.

75

Platform


Bulmaca

Platform

15 Nisan 2011

76


77

Platform


Müzik

Murat Göğebakan 'Vurgunum'la vurdu

Kanserle mücadelesiyle örnek olan Murat Göğebakan özel hayatındaki kötü günleri de unutup bomba gibi albümle döndü. Umre'de yazdığı şarkının klibi ilk günden patladı...

A

nadolu Rock müziğinin güçlü seslerinden Murat Göğebakan, yeni albümü "Aşkın Gözyaşları" ile bomba gibi bir dönüş yaptı. 2009'da yakalandığı ölümcül lösemi hastalığana karşı verdiği mücadele ile örnek olan Göğebakan, sağlığına kavuştuğu günlerde

Platform

15 Nisan 2011

ailevi problemleriyle sarsılmıştı. Eşinden ayrılan ve bir dönem maddi sıkıntılar çeken Göğebakan, bu süreci müzikle ilgilenerek atlatmayı başardı. Ünlü sanatçı dün müzik piyasasını alt üst edecek bir albüme imza attı. Göğebakan, 9 parçanın yer aldığı "Aşkın Gözyaşları" isimli albümde, "Kapına kır-

78

mızı bir gül bıraktım", "Unutulan" ve Ferdi Tayfur'a ait "Ayrılacağım" gibi bir döneme damgasını vurmuş kült parçaları seslendirdi.

UMRE'DE YAZDI Göğebakan'ın ses getirecek parçası ise ilk klibini de çektiği "Vurgunum" adlı şarkı.


Müzik gamber Efendimiz'e yazdığı bilinen Göğebakan, "Vurgunum" adlı parçanın sözlerini de Umre ziyareti için gittiği kutsal topraklarda yazdı.

ÜZERİMDE ÇOK DUA VAR, TAKDİR ALLAH'IN

Vurgunum; daha ilk günden müzik kanallarında ve internette büyük beğeni topladı ve video paylaşım sitelerinde en çok tıklananlar arasına girdi. Söz ve müziği ünlü sanatçıya ait olan şarkıyla ilgili çarpıcı bir

bilgiyi ise Haber 7 ulaştı. İnançlı kişiliğiyle de bilinen Göğebakan, kanserle mücadelesinden sonra sağlığına kavuşunca soluğu Umre ziyaretinden almıştı. Yıllardır dillerden düşmeyen "Ayyüzlüm" adlı parçayı Pey-

Vurgunum'u Umre'de hangi duygularla ve kime yazdığına dair ısrarlı sorularımıza cevap vermeyen Göğebakan, albüme beklediğinin çok üstünde talep olduğunu söyledi. Ünlü sanatçı, şu süreçte tanıtım için sadece televizyon programlarına katılacağını ve bir süre konserlerde sahne almayacağını belirtti. Göğebakan, "Albüm çıkarmış olmak, 'bakın ben de buradayım' demek için yapılmış bir çalışma değil bu. Uzun zamandır üzerinde çalışıyoruz ve Allah'ın izniyle müzik piyasasını sallayacak. İlk gelen tepkiler çok iyi. Sağlığım ve çalışmalarım için bana çok dua ediliyor. Sevenlerimle böyle bir gönül bağımız oluştu. Onların önüne güzel bir şey koymak istedim. Çünkü bu albüme onların da çok katkısı var. Çok güç aldım onlardan. Takdir Allah’ın, sevenlerim de hak ettiğim notu verecektir" dedi.

Sözleri... Ben gönlümün ayak bağını, senin kapına astım da geldim.. Ben gönlümün gözyaşlarını, senin yollarına döktüm de geldim.. Ben gönlümün ateşini, senin gözlerinden aldım da geldim.. Vurgunum.. Yorgunum.. Senin yoluna ölürüm bennnnn.. Vurgunum.. Yorgunum.. Senin yoluna ölürüm...

Şiir kısmı... Ben seni geceyle gündüzün arasında sevdim ya Kaybolan yılların doğanın acımasız kanununda sevdim ben seni Kahretsin işte öyle sevdim öyle yandım ben sana ya Bilsem ki sana olan sevgiyi anlatacak bir başka kelimeyi bulsam Bıkmadan usanmadan yılmadan namerdim ki onu söyler onu yazardım ya Kahretsin ben seni geceyle gündüzün arasında sevdim ya Bedenimi almaya gelen azrailin pençesinde sevdim ben seni Kahretsin işte öyle sevdim öyle yandım ben sana ya Bazen Prometheus oldum çarmıha gerilircesine Bazen Spartacus oldum aslanlara yem olurcasına Bazen Cem Sultan ilmiği boynunda Pir Sultan oldum ya Bazen Şems-ini arayan Mevlana Bazen Mevlanayı arayan Şems Dinginlerde Yunus yokluğa kanat geren bir garip Mutlu bir yusufçuk gibi sana özgürlüğe koşarcasına geldim ya" 'Vazgeçilmiyor' ve 'Ayyüzlüm' gibi parçalarıyla sevenlerinin gönlünde taht kuran Göğebakan'ın Çınar Müzik'ten çıkan ve 9 parçadan oluşan 'Aşkın Gözyaşları' tüm müzik marketlerde.

79

Platform


Borç batağındaki Spor

Türk futbolu

Kulüpten alınan bilgiye göre, Beşiktaş 228 milyon lirası kısa vadeli, 134 milyon lirası ise uzun vadeli olmak üzere yaklaşık 363 milyon liralık borcuyla üç büyükler arasında en borçlu kulüp olurken, Karakartal'ı 264 milyon lirayla Galatasaray takip ediyor.

Ş

ike soruşturmasıyla zor günler geçiren Türk futbolu, büyük kulüplerin toplamda 1 milyar lirayı bulan borç sorunuyla da karşı karşıya. Üç büyükler arasında Beşiktaş, yaklaşık 363 milyon lirayla en borçlu kulüp olurken, Galatasaray 264, Fenerbahçe ise 235 milyon liralık borca sahip.2014-2015 sezonunda uygulanacak UEFA Finansal Fair Play kriterlerine göre kulüplere denk bütçe zorunluluğu getirilmesi, gözleri Türk takımlarının borçlarına çevirdi.

Platform

15 Nisan 2011

BORÇ 1 MİLYAR LİRAYI BULUYOR Mali şeffaflık anlamında Avrupa'nın gerisinden gelen Türk futbolunda, Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor'un borçlarının toplamı 1 milyar lirayı buluyor. Kulüpten alınan bilgiye göre, Beşiktaş 228 milyon lirası kısa vadeli, 134 milyon lirası ise uzun vadeli olmak üzere yaklaşık 363 milyon liralık borcuyla üç büyükler arasında en borçlu kulüp olurken, Karakartal'ı 264 milyon lirayla Galatasaray takip ediyor.

80

Fenerbahçe 235 milyon liralık borca sahipken, Trabzonspor'un borcu ise 90 milyon lira civarında bulunuyor.

10 QUARESMA SATILMALI Kulüp borçlarının büyük kısmını banka borçları oluştururken, Fulya Plaza'nın kira gelirlerini Futbol AŞ'nin borçları için bankalara temlik eden Beşiktaş'ta, borçların tamamının ödenmesi için yaklaşık 15 milyon euroluk bonservisiyle 10 Quaresma'nın olması gerekiyor.


Spor

12 ELMANDER Ünal Aysal'ın başkanlığa seçilmesiyle önceki dönemlerden kalan borçlarını yapılandırıp borcunu 264 milyon liraya düşüren Galatasaray'da ise borçların karşılanması için 9 milyon euroluk bonservis bedeliyle 12 Elmander olması gerekiyor.

Mali tabloyu denetleyecek yapı şart Futbol Ekonomisti Tuğrul Aksar, kulüplerin borçlarının temelinin 90'lı yıllara kadar uzandığını belirterek, borçların büyük kısmını banka borçları, diğer kısmını ise yöneticilere olan borçların oluşturduğunu söyledi. İktisat kurallarının aksine futbolda gelirler arttıkça verimlilik ve karlılık düşüp, borçlanmanın arttığını savunan Aksar, bunun da başlıca nedeninin popülist ve kontrolsüz transfer harcamaları olduğunu dile getirdi.

se edildi. Ayrıca, kulüplerimiz yanlış şirketleşme modeliyle borsaya açıldıkları için her sene ciddi temettü dağıtmak zorunda kalıyor. 5 yılda 25-30 milyon doları bulan temettüler de yine banka kredisiyle karşılanıyor.''

Üç büyükler başta olmak üzere Türk takımlarının hatalı transfere her yıl milyonlarca dolar ödediğine dikkati çeken Aksar, ''Kulüplerimizin son 5 yılda transfer açığı 227 milyon euroya ulaştı. Bu da banka kredisiyle finan-

Tuğrul Aksar, İskoçya'nın en köklü kulüplerinden Glasgow Rangers'ın vergi borçları nedeniyle kayyuma devredildiğini anımsatarak, ''Borçlar böyle devam ederse Türk futbolunu kötü günler bekliyor. UEFA'nın Finansal Fair Play kriterlerini 2014-2015 sezonunda uygulayacağı düşünüldüğünde, elimizi çabuk tutmalıyız. Söz konusu dönemde kriterlere uymayan kulüpler UEFA organizasyonlarından mahrum kalacakları gibi, çeşitli cezalar da alacak. Kulüplerin mali tabloları inceleyecek ve denetleyecek bir yapıyı mutlaka oluşturmalıyız'' dedi.

Kurumsal yönetimin egemen olmalı Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dorukhan Acar da kulüp yöneticilerinin, uzun vadeli kalıcı plan ve stratejiler yerine kısa vadeli, günü kurtarmaya yönelik kararlar aldığını ileri sürdü. ''Türk Futbol Kulüpleri Yönetim Rehberi'' araştırmasında, futbolda yaşanan sıkıntının örgütsel ve yönetsel nedenlerden kaynaklandığı sonucuna ulaştıklarını aktaran Acar, şunları kaydetti:

81

''Bugün kulüplerin finansal yapılarının bu kadar sağlıksız ve sürdürülemez olmasının nedeni örgütsel yapılarından bağımsız düşünülemez. Kulüplerde kurumsal yönetimin egemen örgüt modeli olması gerekli. Bu, hesap verebilir, denetlenebilir, şeffaf ve paydaşların çıkarını düşünen bir yönetim demek. Kulüplerimizde kongre üyeleri yönetimleri sadece sportif başarısızlık durumunda eleştiriyor. Bu nedenle de borçlar hep ibra ediliyor. Hesap sorma mekanizmasını Türk futbolunda geliştiremediğimiz sürece düzlüğe çıkmamız mümkün değil.''

Finansal Fair Play nedir Avrupa kulüp futbolunun uzun vadede kalıcılığı korumak, transfer ücretleri ve maaşlar üzerindeki baskıyı azaltmak ve enflasyonist etkiyi sınırlamak için UEFA İcra Kurulu'nca 2009'da kabul edilen Finansal Fair Play, kulüplere uyması gereken bir takım zorunluluklar getiriyor. Buna göre, ''yöneticiler kulüp için ceplerinden harcama yapamayacak, kulübün toplam borcu, toplam gelirinin yüzde 100'ünü geçemeyecek, yöneticiler borçları 2012– 13 sezonuna kadar ödemek'' durumunda kalacak. Bu kurallara uymayan kulüplere UEFA organizasyonlarına katılmamadan, para cezasına kadar birçok yaptırım uygulanacak.

Platform


Spor

Herkes top kadar delikanlı olsun Hollanda Beşiktaşlılar Derneği tarafından düzenlenen Karakartal Beşiktaşlılar Paneli Spijkenisse Atlas Otel’de büyük bir katılım ve taraftarların coşkusu ile gerçekleştirildi.

Mustafa Toga Panelde Türkiye’den dünyaca ünlü taraftar topluluklarından olan “Çarşı”nın tribün lideri Alen Markaryan, spor yazarı Turgay Demir, televizyon ve radyolarda Beşiktaş ile sesi bütünleşen sunucu, programcı Erdem Ulus Hollanda'da yaşayan Beşiktaşlılar ile buluştu. Hollanda dışında olmasına rağmen T.C. Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral’ın da panele iştirak etmesi Beşiktaşlıları ayrıca memnun etti.Oral yaptığı konuşmada, “Yurtdışındaydım bu buluşmayı kaçırmak istemedim ve Beşiktaş atkımı kaptığım gibi geldim. Yurt dışında yaşayan klüp uzantıları birlik ve beraberlik olgusuna katkıda bulunarak genç nesili bir araya getiriyorlar dedi. Tek bir hareketi ile 30 bin kişilik stadı ayağa kaldıran, coşturan Alen Markanyan, taraftarların alkışları ile karşılandı. Markanyan,“ Hollanda Beşiktaşlılar Derneği’ne büyük özveri ile zaman harcayan Aykut Torunoğulları’nı İstanbuldan takip ediyoruz. Ayrıca Başkonsolosumuzun burada göstermiş olduğu teveccüh takdire şayandır dedi. Spor camiasının ve Beşiktaşlıların severek okudukları ve yakından takip ettikleri spor yazarı Turgay Demir ise Torunoğulları için;

Platform

15 Nisan 2011

“Beşiktaşın adını kullanıp birşey yapmayan insanlar olarak önyargılı davrandığım olmuştur. Fakat Hollanda Beşiktaşlılar Derneği Başkanı Aykut farkını yaptığı işlerle hissettirdi. 109 yıllık tarihi olan Beşiktaşın gücü herşeyi halletmeye yetecektir. Son olarak Hollanda Beşiktaşlılar Derneği

82

Başkanı Aykut Torunoğulları ise, panele olan ilgi ve katılımdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek; “ Hollanda’da Beşiktaş sevgisi her geçen gün çığ gibi büyüyor. Yaptıklarımız yapcaklarımızın teminatıdır. Bizi yalnız Bırakmayan Beşiktaşlılara ve spor severlere teşekkür ediyorum dedi.


+31 (0)20 614 53 63

Mega indirim %30 İNDİRİM

BİR SENE PLATFORM VE KADIN DERGİSİ’NE ABONE OLACAKSINIZ. KARŞILIĞINDA SADECE 35 EURO İKİ DERGİ İÇİN ÖDEYECEKSİNİZ.

ŞİMDİ MEGA İNDİRİMDEN %30 FAYDALANA BİLİRSİNİZ! Platform ve Kadın Dergisi her ay düzenli gelecek Özel kampanyadan yararlanmış olacaksınız Her ay Haber, Müzik, Moda, Bakım, Sinema, Kültür, Sanat, Bulmaca, Röportaj, Yemek Tarifeleri ve benzeri sayfalardan oluşan 170 sayfalık dergiye sahip olacaksınız. Tek yapacağınız şey dergi içerisindeki abone formunu doldurup göndermeniz.

* * * *


PLATFORM 142