Page 1

JAAR 5 | NR. 40 | 15 JANUARI 2012

P 8 Av latfo. Ya rupa rm r Ş ba ışma iir şla sı dı

De Stem van de Multi-Culti Vrouw

Gelinlik seçerken

Neler dikkat etmeli? Arupa’da

sahte göğüs implantı alarmı

Kilo verdiren

Diyet listesi

Tiyatro oyuncusu Ahmet Uğurlu:

Açıklanamayan bazı şeyler, Allah vergisi yetenek Ebubekir Turgut:

Biz özgür düşünceden yanayız

Sanalın dünyan tehdidi sti: Ayın Telerinde işki İnsan il isiniz? iyi m


KADIN

YIL / JAAR: 5 SAYI / NUMMER: 40 15 JANUARI 2012 İmtiyaz Sahibi / Uitgever Algemeen Directeur Genel Yayın Yönetmeni / Hoofdredacteur Yazı İşIeri Müdürü / Eindredacteur Haber & Araştırma / Nieuws & Onderzoek

Yazarlar / Schrijvers

Reklam Satış Pazarlama / Advertentie

Bu sayıda katkıda bulunanlar Aan dit nummer werkten verder mee Sayfa Tasarımı / Lay-Out Hukuk Danışmanı / Juridisch adviseur Abone / Abonnee

Dağıtım Yazışma Adresi / Post Adres İdare Merkezi / Bezoek Adres

PMG EBUBEKİR TURGUT MÜNEVVER ESRA TURGUT ÖZLEM ÖZYOL, SEVİM HÜLYA GERİLAKAN SELİM TURAN, M. TAHTALI, HATİCE TURGUT M.KÜBRA, MUSTAFA TOGA, FUAT ASLAN EMİNE BOZKURT, FATMA KOŞER KAYA, B. MEERKERK, SADIK YEMNİ, ÖZLEM ÖZYOL, FUNDA MÜJDE, JESSICA MAAS, SELMA COŞKUNER, AV. TENZİLE ERDAL NEVİN ÖZÜTOK, NURAY BOSSINK TUNA, SEMA MARAŞLI, SABAHATTİN UÇAR, NİLÜFER ÇAKIROĞLU SELÇUK ÖZTÜRK T. 020 - 614 53 63 F. 020 - 613 24 23 BURHAN CALLAK, HAYRİYE, BÜYÜKEKEN, SELMA GECİKMEZ, TURGUT OKAN, BANU ÇELİK, KERİME SAHİN, YETER AKIN P-Ajans: info@p-ajans.nl AV. İSMET ÖZKARA HOLLANDA SENELİK 25,00 EURO (PER JAAR) BELÇİKA SENELİK 25,00 EURO (PER JAAR) DİĞER ÜLKELER 60,00 EURO HOLLANDA GENELİ POSTBUS 69026, 1060 CA AMSTERDAM DERKINDERENSTRAAT 108 B, 1061 VX AMSTERDAM T. 020 - 614 53 63 / F. 020 - 613 24 23 INFO@KADINDERGISI.NL / WWW.KADINDERGISI.NL

©2008 PMG YAYINLANAN YAZILARIN SORUMLULUĞU YAZARLARA VE REKLAMLARIN İÇERİĞİNDEN REKLAM VERENLER SORUMLUDUR. DOĞACAK HUKUKİ SORUMLULUK HİÇ BİR ŞEKİLDE DERGİMİZİ BAĞLAMAZ. DERGİMİZDE YER ALAN YAZI, RESİM, KARİKATÜR İSMİMİZ BELİRTİLMEK SURETİYLE KULLANILABİLİR. REKLAMLAR MÜSADE ALINMADAN KESİNLİKLE KULLANILAMAZ. HET IS NIET TOEGESTAAN OM, ZONDER VOORAFGAANDE TOESTEMMING VAN KADIN, DOOR KADIN GEPUBLICEERDE ARTIKELEN, ONDERZOEKEN OF GEDEELTEN DAARVAN OVER TE NEMEN, TE (DOEN) PUBLICEREN OF ANDERSZINS OPENBAAR TE MAKEN OF TE VERVEELVOUDIGEN. OP ONZE AANBIEDINGEN EN OVEREENKOMSTEN ZIJN VAN TOEPASSING ONZE ALGEMENE VOORWAARDEN, WELKE ZIJN GEDEPONEERD BIJ DE KAMER VAN KOOPHANDEL TE AMSTERDAM

10 18 26 30 38

Kadın Dergisi Aralık Sayısı Kapağı

44 || KADIN KADIN

inhoud

ISSN: 1574-022638-4014-29 8-13

DOSYA: SANAL DÜNYANIN TEHDİDİ

BAKIM: DOĞRU SANILAN GÜZELLİK YANLIŞLARI AYN RÖPORTAJI: EBUBEKİR TURGUT: BIZ ÖZGÜR DÜŞÜNCEDEN YANAYIZ EVLİLİK TERAPİSİ: KAPTAN HEM GEMİDEN HEM YOLCUDAN SORUMLUDUR AYIN TESTİ: BESLENMENİZİ TEST EDİN


40 42 46 66 68

MODA: MODA RÜYASI

MODA: ÖNEMLI OLAN ‘TAŞIMAK’! YANİ İÇINDE EMİN OLMAK, ÖZGÜVENLİ GÖRÜNMEK BAKIM VE MODANIN ADRESİ CLEOPATRA GÜZELLİK SALONU

MÜZİK: DÜNYAYI SALLAYAN İSLAM DÜNYASININ POP YILDIZLARI

SİNEMA: YENI YILDA 8 İDDİALI TÜRK FİLMİ

70 72 74 75 77

TIYATRO OYUNCUSU AHMET UĞURLU: “AÇIKLANAMAYAN BAZI ŞEYLER, ALLAH VERGİSİ YETENEK” SAĞLIK: YAĞ YAKIMINI HIZLANDIRAN BESİNLER

DİYET: KİLO VERDİREN DİYET

AYIN YEMEĞİ

BULMACA


6 | KADIN


EDİTÖRDEN

Merhaba Sevgili Okurlar, Dersimiz: Dil, Konumuz:Anadilinin önemi Bütün çocukların ilk öğrendiği dil anadilleridir. Çocuklar dili çevrelerindeki insanları model olarak öğrendikleri için, ilk öğrendikleri dilde içinde doğup büyüdüğü ailesinin dili olan anadilleridir. Dolayısı ile çocuklar, ilk konuşmalarını içinde doğup büyüdükleri aile ortamında öğrenmektedirler. Dünyadaki bütün çocukların konuştuğu dil farklı olsa da, hepsinin dil öğrenme süreçleri evrenseldir. Çocuklarda dil öğrenme doğuştan vardır ancak, her çocuk kendi çevresinde konuşulan dili, aile ortamındaki yaşantıları yoluyla doğal olarak öğrenmektedir. Çocuklar dünyaya geldiğinde onların en yakınındaki kişi annesidir ve ilk kez annesinin konuştuğu dilin sembolleri ile karşılaşır. Özellikle erken çocukluk döneminde çocuklar dili model alarak öğrendiği için anne-babanın çocukla arasındaki olumlu etkileşim onların dil öğrenme hızlarını arttırmaktadır.Başlangıçta anne babadan ve yakın akrabalardan öğrenilen anadili, zamanla çevresinde iletişim içinde olduğu kişilerden öğrenilmektedir. Böylece çocuklar kendi kültürüne ait ilk birikimlerini elde etmeye başlamaktadır. Çocuk ilk toplumsal kuralları, kültürel ve toplumsal değerleri dil aracılığı ile kazanmaktadır. Anadili, çocukların toplumsal yaşantısının ve davranışlarının şekillenmesinde, aile ve aile çevresiyle ilgili kültürel değerlerini kazanılmasında da önemlidir. Çünkü, çocukların kendilerini ifade edebilmelerinde, sosyal kültürel değerlerini kazanabilmelerinde, sosyal iletişim ihtiyaçlarını giderebilmelerinde dile ihtiyaçları vardır. Kültürel değerler kuşaktan kuşağa dil aracılığı ile aktarılmaktadır. Bu aktarım ancak sosyal bir etkileşin ortamında gerçekleşebilir. Sosyal etkileşim ortamının oluşması ve kültürel değerlerin aktarılması dil ile gerçekleşebilir. Çocuklar, içinde doğduğu kültürel uyarıcılarla sürekli etkileşim halindedir. Örneğin; her ailenin kendi kültürel birikimlerine ve değer yargılarına göre belirlediği kuralları, alışkanlıkları vardır. Bunlar evin kuralları, yemek alışkanlıkları , giyim kuşam alışkanlıkları olabilir. Çocuklar, aile ortamındaki bu sosyal etkileşimlerle kendi toplumsal değerlerini öğrenecektir ve o ailenin dolayısı ile de toplumun bir üyesi olduğunu hissedecektir. Böylece çocuklar ailede ilk sosyalleşme sürecini gerçekleştirecektir. İki dilli ve çok kültürlü ortamda yetişen çocuklar için benlik saygısının gelişimi son derece önemlidir. Çünkü kendi kültürel benliğini kazanan bireyler, yaşadıkları toplumun değerlerine de saygı duyarlar ve yaşadıkları toplumun değerleri ile uyum içinde yaşarlar.Küçük yaşlarda bile çift dilli ve çift kültürlü çocuklar, ikinci dilden başka bir dille konusmanın onları yaşadıkları toplumdaki bireylerden ayıran bir yönlerinin olduğunun farkına varırlar. Yalnızca aile içerisinde ve kendilerini güvende hissettikleri ortamda anadili ile konuşmayı tercih ederler. Her iki dilin de en iyi şekilde kazanılmasında anadil önemli bir etken olmaktadır.Temel eğitime başlangıçta çocuklara her iki dilde de dil gelişimi testleri uygulanarak, çocukların hangi dilde yetersiz oldukları tespit edilmeli ve onların düzeylerine uygun iki dilli eğitim programlarına alınması sağlanmalıdır. Yabanci kökenli ailenin çocuklarının anadil eğitimi ihtiyaçları bazı bağımsız dernek ve kuruluşlar yerine, her iki ülkenin Eğitim Kurumlari tarafindan denetimli daha resmi ve prensip sahibi çağdaş kuruluşlarca yapılmalı veya bu kuruluşlar teşvik edilmelidir. Dil eğitim programları, anadillerini çok iyi bilen uzmanlar tarafından yapılması sağlanmalıdır. Bir dil bir insan, iki dil iki insan Dillere sansür insanlığa sansürdür Sevgi ve dostlukla Sevim Hülya Gerilakan hulya@kadindergisi.nl


8 | KADIN


DOSYA

KADIN | 9


DOSYA

Sanal dünyanın tehdidi Çağımızın çocukları ve gençleri bilgisayar oyunlarıyla o kadar iç içe ki, biyolojik sınırlar sürekli zorlanmakta. Kısa süre önce saplantılı bir genç yemeden içmeden, günlerce bilgisayarın ardında oyun oynadığından dolayı ansızın düşüp ölmüş. Böyle üzücü bir olay, tehlike çanlarının çalmasına neden olmalı, insanları internetin tehlikelerine karşı savunmaya geçirmeli ve bilgilenmeye itmeli.

10 | KADIN


DOSYA Günümüz çağında teknolojinin getirdiği türlü nimetlerden yararlanmamak elde değil. Hayatımızın hızlı ve bitmek bilmez akışında elimizdeki cep telefonu ya da internet bağlantılı laptopumuz olmasa ne yapardık acaba? Her an, her saniye birbirimize ulaşabilmemin ve bağlanabilmenin bilinci, her ne kadar insanoğlunun ilerleyişini sembolize ediyor olsa da, bu dijital dünyanın bizden götürdüğü bazı değerlerimiz de var. Artık gençlerimiz sohbet odalarında ve sanal kefelerde tanışıp evlenme aşamasına kadar geliyorsa, bu demektir ki yeni trendler ve yeni bir anlayış kapımızı çoktan çalmış durumda. Günümüzde internetin faydası tartışılmaz. Mesafeler kısaldı; dijital iletişim doruk noktada. İstediğimiz an istediğimiz bilgi birikimini internetten indirmemiz, kullanmamız ve başkalarıyla paylaşmamız mümkün. Bu yenilikler, peşinden maalesef yozlaşmayı da getiriyor. Bilgisayar ekranının ardında, sanal dünyanın güvenli ortamında birçok insan kolaylıkla aldatmakta veya aldatılmakta. Nette Yalancılık ve dolandırıcılık gittikçe artmakta. E-shop dedikleri elektronik mağazalarda yapılan kredi kartı alışverişlerinde insanlar dolandırılarak, sık sık mağdur duruma düşmekteler. Bunun yanı sıra birçok genç, internet aracılığıyla çeşitli çetelerin kirli oyunlarına alet olmakta. Ayrıca Tayland gibi bazı Uzakdoğu ülkelerinin de çocuklar ve kadınlar web kamera ve internet aracılığıyla satılığa çıkartılmış durumda. Evli çiftler de internetin olumsuz yönlerinden nasibini almakta. Sohbet odalarında oluşan yanlış ilişkiler bir evliliğin yıkılmasına bile neden olabilmekte. Sadece yozlaşma değil internetin olumsuz yanı. Geçenlerde gazetenin birinde okuduğum bir haber beni oldukça düşündürdü. Çağımızın çocukları ve gençleri bilgisayar oyunlarıyla o kadar iç içe ki, biyolojik sınırlar sürekli zorlanmakta. Kısa süre önce saplantılı bir genç yemeden içmeden, günlerce bilgisayarın ardında oyun oynadığından dolayı ansızın düşüp ölmüş. Böyle üzücü bir olay, tehlike çanlarının çalmasına neden olmalı, insanları internetin tehlikelerine karşı savunmaya geçirmeli ve bilgilenmeye itmeli. Demek ki bu internet denen icadın sadece iyi ve verimli yönlerine kapılmamalıyız. Netin olumsuz, hatta tehlikeli yönlerine karşı kendimizi ve sevdiklerimizi korumalıyız. Bunun karamsar veya saplantılı olmaktan ziyade, karşı karşıya kaldığımız tehditleri ciddi almakla alakası var. Öyleyse en büyük silahımız bilgi ve en önemlisi interneti bilinçli kullanmaktır.

Yeni ve tehlikeli trend

online aşklar Online aşklar 21.yüzyılın gerçeği ve gün geçtikçe çevremizde yeni online aşklar görmeye başladık. Ama bu tür ilişkilerin tehlikeleri de yok değil.

Selçuk Öztürk

Facebook, Linkedin, eMail, ICQ, Skype, ya da MSN gibi Anında Mesajlaşma Yazılımları ya da chat odaları, hayatımıza birden başka bir boyut getirdi. Aslında yüzyılların aşk-evlilik ilişkilerinde yeni bir dönem diyebiliriz. Belki eskiden de mektuplaşma ile aşık olmak vardı diyenler olacak. Ama pek benzemiyor, ne de olsa o zaman bir mektubun gitmesi gelmesi minimum 7 gündü. Oysa şu anda birkaç saat içinde ya da anında, karşılıklı haberleşebiliyorsunuz. Üstelik dünyanın öbür ucundan bile olabiliyor bu.

Peki iyi bir şey mi bu? Evet ve hayır.. Ancak bugünkü yazıda sadece “neden hayır?”ı anlatacağız ki, dikkatli olun.. İnternet aşkları, bugüne kadar gördüğümüz aşk ilişkilerinden farklı boyutlar taşıyabilir. Özellikle de gerçekçilik bo-

yutlarının dışına taşabilir. Bu nedenle bir takım sorunlara neden olabilir.

Online Aşk Bulmak Kolaydır Herhangi bir anda online olabilir ve konuşmak için pek çok kişiyi bulabilirsiniz. Bu bir anlamda güzel bir şans ama diğer yanda, siz kendiniz için düşünmeseniz de, karşınızdaki insanın binlerce kişiyle karşılaşması ve içlerinden 1’den fazla aşk seçmesi kolay ve olasıdır. Yani dikkat!! Online aşk kalbinizi kırabilir, sizi incitebilir.

Online Aşk Bilinmezdir Karşınızdaki kişi size kendisini nasıl tanıtıyorsa, onu öyle zannetme olasılığınız yüksektir. Bir yandan sizin nelerden hoşlandığınızı tespit edip, diğer yandan bu kılığa girmesi kolaydır. Çünkü görmediğiniz fiziği, gözleri,

KADIN | 11


DOSYA

Evlilikte denklik önemlidir

elleri, yüzü, size söylediklerini doğrulayacak ya da yalanlayacak durumda değildir. Bu nedenle ilişkiye girmeyi hiçbir zaman düşünemeyeceğiniz birisiyle konuşuyor olabilirsiniz. Ve hatta evli ama kendini bekar tanıtan bir erkekle konulup vakit kaybediyor da olabilirsiniz. Yani dikkkatt!!! Online aşkınız zannettiğiniz erkek bir patates çuvalı olabilir. (daha tehlikeli erkeklerden bahsetmiyoruz bile)

Online Aşk Hızlıdır Online aşk çok hızlıdır. Çünkü birbirini görmeyen insanların incinme olasılığının zayıflığı, ilişkiyi hızlı kılar. Ancak bu hız, evinizin sıcak güvenliği içinde umduğunuzun dışına çıkabilir. Normal zamanda ancak bir şeyler içmek için buluşmayı konuşacağınız bir sürede, online ilişkide seks hayatınızın detaylarını konuşuyorken bulabilirsiniz kendinizi. Zaten belki de amacı sadece bu olanlar için online ortam daha elverişli. Yani hızla birini bul, bazı isteklerin için uygun mu test et, değilse kaç. Diyen bir erkekle karşılaşmış olabilirsiniz. Yani dikkat!! Roket hızıyla başladığınız ilişki, roket hızıyla olup bitebilir ve geriye sizin kırık kalbiniz kalabilir.

12 | KADIN

Online Aşk Gönül Çekiçidir Kendinizi bir nedenle depresyonda, yalnız ya da üzgün hissettiğiniz bir anda, online aşk size çok cazip gelebilir. Hele bir ilişkiniz yoksa ya da mevcut ilişkiniz size mutsuzluk yaratıyorsa, tam anlamıyla ilaç gibi gelebilir. Ama dikkat.. Karşınızdaki gerçekten ilişkiye girmek istediğiniz bir kişi mi? Yoksa siz bir ilaç mı arıyorsunuz?

Yani dikkat!! Online aşka kapılmak kolay ama kurtulmak zor olmasın!! Tüm bunların dışında, amaçlı olarak online olan kişiler bulunduğunu da unutmayın. Yani zengin bir kadın bulmak, yukarıda da bahsettiğimiz gibi kolay seks partneri bulmak, gönlünü eğlemek, karısından bıktığı için macera aramak gibi amaçları olanlara dikkat.

Görücü usulü tarihe karıştı, çöpçatanlar iş başında Görücü usulü tarihe karıştı, çöpçatanlar iş başında! Sektör her geçen gün biraz daha büyüyor. Eş bulmak için geleneksel yöntemlerin terk edilmeye başlandığı günümüzde, teknoloji 7 gün 24 saat insanların yalnızlıklarına çare oluyor. Özellikle internetin yaygınlaşmasıyla çöpçatanlık, artık büyük bir sektöre dö-

Eş adayları kendi örf ve âdetlerini, öğrenim derecelerini, bilgi ve kültür seviyelerini dikkate alıp kendilerine uygun eş aramalıdırlar. Sağlıklı bir yuva için kişinin üstün niteliklere sahip biriyle evlenmesi gerekmez. Kişinin kendi hususiyetlerinin farkına varıp kendine denk biriyle evlenmesi gerekmektedir. Evlenmeden önce muhakkak kendimizi tanımaya çalışalım. Böyle olmadığı takdirde hep bir yanımızı eksik bırakıp işin kolayına kaçarak kendi eksikliğimizi örtecek, kapatacak eşler ararız. Bazen gençler ideallerinde o kadar üstün özelliklere sahip eş adayları tasarlarlar ki bir türlü gerçekle yüzleşip realist değerlendirme yapmak istemezler. Ya da eş adayının gerçek niteliklerini görmezden gelip onu kendi hayal ettiği şekilde algılamaya çalışır. Oysa eş adayları birbirlerini objektif bakış açısıyla tanımaya çalışmalı. Abartı değerlendirmelerden itinayla kaçınmalıdırlar. Denklikte şu konular esas alınmalı: Dinî inanış, ahlak anlayışı, ekonomik seviye, sosyal değerler, kültür seviyesi. Bu temel konularda denkliği yakalayabilen çiftler diğer konularda farklılıkları olsa bile zamanla evlilik süreci içinde uyumu yakalayabilirler. Her konuda birebir denklikten ziyade adayların birbirine karşı tahammül ve hoşgörü içinde olmaları önemlidir. Mutluluk ancak ve ancak bu şekilde yakalanabilir. İdeal bir eş istemekten ziyade mutlu ve huzurlu bir evlilik için gerekli kişisel özelliklere sahip olma gayreti sanırım takdire şayan bir husus olsa gerek. Ayrıca denklik hususunda duygusal yakınlığı göz ardı etmeyelim. Zira ortak özellik ve duygusal yakınlık ne kadar fazlaysa evlilik o kadar sağlıklı gelişir. Evliliği zorlaştırmadan realitemizi göz önünde bulundurup doğru çıkarımlar yaparak eş adayını değerlendirmemiz gerekir. Unutmayalım ki dinimiz ideal, dört dörtlük bir evliliği değil asgari müşterekte buluşabildiğimiz, bizi hedefimize götürecek evliliği tavsiye etmiştir.


DOSYA nüştü. Hatta çöpçatanlık şirketlerine duyulan ilgi kısa bir süre önce Amerika’da, bir “Çöpçatanlık Enstitüsü” açılmasına bile neden oldu. Farklı kolları ile beraber her geçen gün büyüyen çöpçatanlık kendine sanal ortamda önemli bir yer edinmiş durumda. 2005’te Amerika’da online arkadaşlık sitelerinin oluşturduğu pazar 494 milyon dolara ulaştı. 2006’da 521 milyon dolar olan pazarın geliri ACNielsen raporlarına göre, 2010’da 842 milyon dolara ulaştı. Pazarın büyüklüğüne dair net rakamlar olmasa da sadece sanal çöpçatan pazarının yıllık 10 milyon dolar civarında bir ciroya sahip olduğu tahmin ediliyor.

Büyük oyuncular da pazarı fark etti 2002’de hizmete sundukları e-kolay.net arkadaş’ın üye sayısının 1.5 milyonu bulduğunu söyleyen yetkililer,servisi aylık düzenli olarak kullanan aktif üye sayısının ise 500 binden fazla olduğunu ifade ediyor. Yüzde 48’i 18-25, yüzde 22’si 26-30, yüzde 21’i 31-40 yaş aralığında olan e-kolay.net arkadaş üyelerinin üçte ikisi erkek. Üyelerin yüzde 60’ı üniversite ve üstü mezunu. Gönenli, geçmişte sohbet, forum gibi iletişim kanallarını kullanarak “arkadaşlık” eden internet kullanıcılarının, bugün birbirlerini davet ettiklerini, referans olduklarını, “online networking” ortamlarında zaman geçirdiklerini söylüyor. Gönenli, “İnsanlar bu ortamlarda bir gruba, bir yaşam tarzına ait olmanın verdiği ayrıcalıkla, kendilerini daha güvende, dolayısıyla daha rahat hissedebiliyorlar. Dolayısıyla, arkadaşlık

ve hızlı çoğalan ‘networking’ siteleri internetin en büyük gelir kapılarından biri konumunda. Bu alandaki sitelerin yanı sıra büyük oyuncular da sürekli büyüyen bu pazarı fark etmiş durumda” diyor.

Alternatif evlendirme merkezleri yaygınlaşıyor İnternetle arası olmayanlar ise çöpçatanlık sektörünün daha farklı bir mecrasına yönelmiş durumda: Evlendirme merkezleri. Türkiye’de henüz birkaç merkez var. Bunlardan ilki 1999 yılında kurulan Aile Yapı Merkezi. 3 bin 400 üyesi olan merkez bugüne kadar 81 çifti evlendirmiş. Merkezin en yaşlı üyesi 82 en genci ise 22 yaşında. Yüzde 67’si üniversite mezunu olan üyelerin arasında diplomat, genel müdür gibi üst düzey yöneticiler bile var. Eşleş-

tirmeler özel bir programla yapılıyor. Eğer ben bilgisayar programına güvenmiyorum katalogdan kendim seçeceğim diyorsanız belirli bir ücreti gözden çıkarmanız gerekiyor. Evlenmeyi başarabildiyseniz merkeze daha ödeme yapıyorsunuz. Merkeze başvurmak için bekar ve 18 yaşını doldurmuş olmanız yeterli. Aile Yapı Merkezi’nin sahibi, haftada 50 ile 80 üye geldiğini söylüyor. Tin, internetteki arkadaşlık siteleri işlerinizi etkiledi mi sorusuna şu şekilde yanıt veriyor: “Bizim üye sayımız sürekli artıyor. Çünkü insanlar internette geçici arkadaşlar buluyorlar. Bu yüzden bizim sistemimiz daha güvenli.” Üyelerin yüzde 60’ının İstanbul, yüzde 40’ının ise Anadolu’nun diğer şehirlerinden geldiğini ifade eden Tin, üyelerin çoğunun 45–57 yaş arasında olduğunu belirtiyor.

3 Evli kadının chat macerası İnternette tanıştıkları üç gençle buluşmak için Viyana’dan Türkiye’ye gelen evli 3 kadın 4 ay sonra bulundu. Viyana’da yaşayan ve Avusturya vatandaşı olan evli üç genç kadın, 19 Aralık’ta ailelerine “Biz Türkiye’ye tatile gidiyoruz” diyerek evlerinden ayrıldı. Ancak bir daha A.Ş., S.K. ve C.Y’den haber alamayan eşleri ve aileleri, Türkiye’deki yetkililere kayıp başvurusu yaptı. Yapılan incelemelerde kadınların

Atatürk Havalimanı’na giriş yaptıkları sırada güvenlik kamerası görüntüleri belirlendi. 3 genç kadının Türkiye’ye geldiklerinde üç erkek tarafından karşılandığı görüntülerde ortaya çıktı. Güvenlik kameralarında görünen kişileri tespit eden polis, Bayrampaşa’daki bir eve baskın düzenledi. Operasyonla gözaltına alınan üç erkek “Bu kadınlarla internette Chat yaparken tanıştık. Onlar bizimle olmak için İstanbul’a geldiler.

Kendilerine asla baskı yapmadık. Bizim bekar evine geldiler. Yakalanmamak için sık sık adres değiştirdik” dedi. Polis, 3 gencin verdiği adreste aylardır kayıp olan 3 evli kadını buldu. Adliyeye sevk edilen 3 genç serbest kalırken, kadınların ailelerine teslim edilecekleri bildirildi. Kadınların yanlarında getirdikleri 50 bin YTL civarındaki para ve ziynet eşyasıyla Bayrampaşa’da işyeri açtıkları öğrenildi. (Hürriyet Gazetesi)

KADIN | 13


DOSYA

Chat’taki kız tartışması cinayetle bitti Kız yüzünden başlayan ‘Chat tartışması’nı yüz yüze sürdürmek isteyen17 yaşındaki lise öğrencisi, 16 yaşındaki T. K’nın kurusıkıdan bozma tabancasıyla vurularak öldürüldü. (Hürriyet Gazetesi) konuşuyor: “Bu tarz sorunlar evliliğin gözden geçirilmesi için bir uyarıcı da olabilir. Eşler, kendilerine ve birbirlerine bakma fırsatı bulmuş olur. ‘Ben ne yapıyorum, evliliğim ne durumda, nasıl oldu da bu noktaya geldim?’ sorularına verilecek cevaplar ilişkiyi düzeltebilir. Ama bu karşılıklı isteğe bağlı. Güven duygusu yıkılmışsa yerine koymak çok zaman ve emek ister. Bu durum evlilik için bir travmadır. Hiçbir şey olmamış gibi yaşamak yerine acısıyla başa çıkarak yeni yöntemlerle evliliği tamir etme sürecidir.”

İnternetten chat itirafları

10 kişiden biri ziyaret ediyor Amerika’da yapılan araştırmalara göre her 10 internet kullanıcısından biri çöpçatanlık sitelerine mutlaka uğruyor. Bu siteleri ziyaret edenlerin sayısı ise aylık 40 milyon civarında. Giderek büyüyen sektördeki şirketler ve siteler psikologlarla çalışarak danışmanlık hizmeti bile veriyor.

Evli çiftlerin Chat itirafları Son yıllarda internetin hızla yaygınlaşması evli çiftlerin yaşadığı sorunların arasına bir yenisini daha ekledi: İnternette karşı cinsle Chat (sohbet) yapmak. Önce merak duygusuyla yeni insanlarla tanışıp kimliğini gizleyerek özellikle cinsel konularda sınırsızca konuşmak, sonra bunun tutku haline gelmesi, bağlanma ve eşini aldatma geliyor.. psikiyatr Dr. Rukiye Hayran’a göre, karşı cinsle Chat yapma merakının en büyük sebebi eşler arasındaki iletişimsizlik. İnsanların yakınlık kurma, ilgi, şefkat gösterme duygularını kaybettiğine dikkat çeken

14 | KADIN

Hayran, özellikle büyük şehirlerde insanların evli olsalar bile kalabalıklarda yalnızlık yaşadığını belirtiyor. Sanal alem de tanımadığı insanlarla sınırsızca her konuda konuşmak insanların merak ve macera duygularını da tahrik ediyor. Kimi zaman sigara, kumar gibi bağımlılık haline gelebiliyor bu istek. Evli çiftlerin kendilerine en çok ‘konuşamıyoruz’ şikâyetiyle geldiklerini ifade eden Hayran, “Birbirlerinin ihtiyaçlarını giderecek biçimde iletişim kuramıyorlar. İnsanlar özellikle büyük kentlerde sürekli çalışıyor ve eve posaları geliyor. İki taraf da çalışıyorsa durum daha da kötüleşiyor. Monotonlaşan yaşam içinde arayışlar başlıyor. Eşinden görmediği yakınlığı sanal bir kişiden gören kadın veya erkek artık enerjisinin çoğunu ona yönlendiriyor. Ailesini ihmal ediyor. Bu yüzden boşanan çiftler var.” diyor. Evli çiftlere, ilişki ve iletişim kurabilme konusunda birbirlerine karşı daha özenli olmalarını tavsiye eden Hayran şöyle

Cinsiyet: Kadın; yaş: 36 1,5 yıllık evliyim. Eşim, akşam 18.00’de eve geliyor, Chat’ın başına oturuyor ve yatıncaya kadar başında. Ben de çalışıyorum. Hiçbir bayanla ciddi anlamda sohbet etmediğini söylüyor ama Chat’a ayıracak zamanı her gün biraz daha artıyor. Cinsiyet: Erkek; yaş: 33 Karıcığım, hani “F” nickli biriyle iki aydır Chat’laşıp, tüm sırlarımızı ortaya döküyorsun ya, ben oyum. F’ye söylediğin bir şey beni çok üzdü: “Kocamla son zamanlarda pek konuşamıyoruz. Sen beni dinliyorsun, bu çok hoşuma gidiyor.” O an kötü hissettim kendimi. Belki de evliliğimiz için çok güzel bir fırsat elde ettim. Cinsiyet: Kadın; yaş: 27 2 senelik evliyim. Eşimle son derece mutluyum ama eşime karşı büyük bir yanlış yaptım. Bu yüzden kendimi çok kötü hissediyor, üzüntümden kahroluyorum. Cinsiyet: Erkek; yaş: 40 Karıma ilgi duyamıyorum. Bu yüzden bir yıldan beri Chat’ta tanıştığım bir kadınla duygusal anlamda konuşuyorum. Yaptığımın doğru olmadığını da bilmiyorum ama kendimi frenleyemiyorum.


DOSYA Cinsiyet: Kadın; yaş: 28 Karışık duygular içersindeyim. Evliyim, 2 yaşında bir oğlum var. Arada kalmış yalnız bir kadınım. Tek dileğim artık kocamın canıma tak diyen mutsuzluğumu fark etmesi ve bana biraz olsun ilgi göstermesi. Cinsiyet: Kadın; yaş: 32 İnternette birisiyle tanıştım. Keşke tanışmaz olaydım. Üstelik de evliyim. Lanet olsun bu chat’e. Bir daha asla Chat yapmayacağım ve onunla da konuşmayacağım. Cinsiyet: Erkek; yaş: 40 Evliyim, Chat’ta tanıştığım kişi de evli. Çoğu zaman eşimle konuşamadığımız şeyleri konuşuyoruz. Her ikimizin de çocukları var. Onlara baktıkça kendimden ve hayatımdan nefret ediyorum. İnternet yaygınlaşıyor Dünyada 900 milyonu aşkın kullanıcı, 285 milyonu aşkın internete bağlı bilgisayar, Türkiye’de ise 7 milyonu aşan kullanıcı, 250 bini aşkın internete bağlı bilgisayar bulunuyor.

aktif olarak kullanan, sürekli mesaj alıp gönderen kullanıcı sayısı 2 bin 200 civarında bulunuyor. Özellikle ‘dindar beylerle tanışmak isteyen tesettürlü hanımlar’ günde binlerce mesaj alıyorlar” diyor. Sitenin muhafazakâr kesim dışına da açık olduğunu söyleyen yetkili, dini içeriğe rağmen aradığı insanı bulamayan ateist üyelerinin de olduğunu belirtiyor. Siteye şikâyet de gelmiyor değil... Bazı kadın üyelere sapıklar dadanabiliyor. Ancak, İslami evlilik sitelerinin bir kısmı bunun önüne geçmenin de kendince bir yolunu bulmuş: Buna göre, siteye üye olmak isteyenler ‘Yüce Allah’ın ismiyle ve kutsal saydığım değerler üzerine yemin ederim ki, yukarıda vermiş olduğum bil-

gilerin tamamını ciddiyet ve özenle, doğru, eksiksiz ve tam olarak doldurdum’ şeklinde yemin etmek durumundalar. Aksi taktir de, kayıt işlemi tamamlanmıyor ve üyelik işlemi gerçekleşmiyor.

Site hayır amaçlıymış Sitenin ‘maddi kazanç’ değil, ‘hayır’ amaçlı kurulduğunu anlatan yetkili, orta ve uzun vadede marka olacaklarını söylüyor. Uzun vadede üyelik ücreti ve reklam almayı planladıklarını kaydeden yetkili, bu parayı da sitede tanışıp evlenenleri balayına ya da hacca gönderme, gelinlik, damatlık alma gibi amaçlarla değerlendireceklerini ifade ediyor.

İslami çöpçatan sitesi Muhafazakar kesimin çöpçatan sitesine üyelik yeminle mümkün Site, mutaassıp bekarların buluşma noktası oldu... (Özlem Soğukdere / CNN TÜRK) Kendini ‘helal sınırları içerisinde evlilik niyetiyle tanışmak için en uygun mekan’ olarak niteleyen İslami evlilik siteleri, amacını şöyle anlatıyor: “Amacımız, evlilik niyetinde olan inançlı insanların ilk tanışmalarına ve birbirleri hakkında ilk bilgileri edinmelerine vesile olmaktır. Bundan sonrası ise, bu kişilerin kendi tercih, gayret ve niyetlerine göre Rabbimizin takdir ettiği şekilde sonuçlanacaktır. Biz, onlar adına bir tercih ve yönlendirmede bulunacak değiliz. Sadece, bu sonucun gerçekleşmesine yönelik, helal sınırları içerisinde, en uygun bir platformu sağlamaya çalışıyoruz.”

‘Dindar beylerle tanışmak isteyen tesettürlü hanımlar’ Bugün itibariyle sitenin 4 bin 200 üyesi bulunduğunu söyleyen İslami evlilik sitelerinden birinin sahibi “ancak siteyi

KADIN | 15


DOSYA

Çöpçatan ‘sohbet dergahı’... Sitenin en çok ilgi çeken ‘çöpçatan’ bölümünde üyeler, hayallerindeki gelin ve damat adayını ‘sohbet dergâhı’nda canlı sohbetlerle ya da isterlerse özel mesajlarla bulmaya çalışıyorlar. Sitedeki ‘profillerden de ‘tesettürlü hanımlar dindar beylerle tanışmak istiyor’, ‘dindar beyler inançlı hanımlarla tanışmak istiyor’, ‘ciddi niyetli hanımlar ciddi niyetli beylerle tanışmak istiyor’ gibi bölümlere ulaşılabiliyor. Bu bölümlerde kullanıcılar üyelerin fiziksel özelliklerinden politik tercihlerine, askerlik durumundan sigara-içki alışkanlığına kadar evlilik için önem taşıyan birçok konu hakkında bilgi sahibi olabiliyorlar. Ayrıca, üyeler ‘müstakbel eşinde hiç tahammül edemeyeceği özellikler’, ‘evlendiğinde taşınma tercihi’, ‘evlenirken yaşamak istediği törenler’ gibi konulara da açıklık getiriyor. Kullanıcılar kendi özelliklerini ve karşılarındaki gelin/damat adayından beklentilerini de sıralıyorlar: • “Haktan nasipse 20–25 yaşları arasında bir bayan arkadaşla ciddi niyetle tanışmak istiyorum. Kocaeli ikametliyim, iyi niyetli düşünceli muhafazakâr biriyim. Karşımdaki kişinin de bilinçli ve düşünceli olması dileklerimle...” • “Slm (Huzeyfe) hanım seninle dostluk yolunda adım atabiliriz İslami şartlar altında ben kimya mezunuyum...” • “Esselamualeyküm. Sünneti seniyyeye uygun, Allah’ın emirlerini tam yerine getirmek isteyen ve benimle Almanya’da yaşamak isteyen, hiç evlenmemiş, en fazla 32 yaşında olan bir bayanla tanışıp evlenmek istiyorum...” Sitede ayrıca evlilik, cinsellik ve boşanmayla ilgili ayet ve hadislere de ulaşmak mümkün. Cinsel bilgiler... Sitenin en ilgi çekici bölümlerinden biri kuşkusuz ‘cinsel bilgiler’ bölümü... Bu bölümde cinsel ilişki pozisyonlarının özet ve detaylı anlatımlarından, orgazma, gerdek gecesinden kızlık zarına, cinsel ilişki için tavsiye edilen ve edilmeyen vakitlerden cinsel haramlara kadar birçok başlıktan İslami bilgilere ulaşmak mümkün. Ayrıca, cinsel fanteziler ile doyum ve son oyunlar gibi cinsel hayatın ‘renklendirilmesi’ne yönelik bilgiler de sitede yer buluyor.

16 | KADIN

İnternetten arkadaşlığa din nasıl bakıyor? Dr. Ayşe Uslu (Din hizmetleri uzmanı)

Günümüz yeniliği internet ile insanlar bilgiye kolay ve güvenilir biçimde ulaşıyorlar. İnsanların birbirlerinden bilgi alışverişinde bulunmaları ve aralarında kurulan bu amacı belli, seviyeli, saygın ilişkileri din yasaklamaz. Fakat ne yazık ki bütün internet ilişkileri bu ölçülerde değil. Bir grup ilişkiler var ki; sadece merak, heyecan, macera, ilgi ve tatminlik arayışı ile cinsiyetlik üzerine kurulup sürdürülüyor. Bu tür internet arkadaşlıkları -ki ‘sanal arkadaşlık-hayal arkadaşlık’ isimleri ile masumlaştırılmak istense de- gerek amaç boyutuyla, gerek içerik (konuşulan konular), gerek gizlilik ve halvet (tenhaya çekilme) boyutuyla ve en önemlisi kurulmuş yuvalara verdiği zararlar boyutuyla dinen caiz (uygun) değildir. Çünkü burada bilgi edinmek adına temiz bir niyet ve şeffaflık yok. Aksine cinsiyet güdüsünün, insanı kurallardan sıyırarak tatminini sağlayacağı ‘zevkleri’ amaç haline getirdiği bir ilişki var. İnsanın ahlâki kişiliği, başıboş ve sorumsuz bu ilişkiden büyük zarar görmektedir. Bu ilişki bir hastalık gibi çocukları, gençleri, yuva sahibi

eşleri sarıp-sarmalayıp içine çekiyor. Onları sahip oldukları aileden, çevreden koparıyor. Psikolojisi ve ahlâk değerleri altüst olmuş bir şekilde boşluğa fırlatıyor. Söz konusu arkadaşlıkların boyutları, gelişimleri ve sonuçları; her açıdan iyice incelendiğinde ortada, toplumun 14–34 yaş grubunu tehdit eden büyük bir cinsî ahlâk yozlaşması tespit edilecektir. Cinsî ahlâkta iffet ve namusun korunmasını esas alan İslâm dini, Müslüman için iffet ve namusun korunmasını emreder. Cinsel ihtiyaç ve arzularının tatmini için de evliliği işaret eder. Ayrıca evlilik girişimleri yapan eş adayları için; birbirlerini yakınlarının yanında (halvet olmaksızın) görmelerini, bakmalarını (şehvet olsa bile), tanımalarını, konuşmalarını, karşılıklı şartlarını belirtmelerini uygun görmektedir. Sonuç olarak; Müslüman, Yüce Allah’ın emir ve yasaklarını çiğnemesine basamak teşkil edecek, hataları davet edici davranış ve ilişkilerden kendini korumasının kulluk görevi olduğunu unutmamalıdır.


DOSYA

KADIN | 17


BAKIM

Ocak ayı, yeni yılın ilk günleri, hani derler ya

Döndü Yılmaz Güzellik uzmanı

Yıla nasıl başlarsanız öyle devam eder!

Yılbaşı kutlamaları ve yeni yıla girmenin heyecanı ve mutluluğundan dolayı yaptığımız kaçamaklar ile geçen bir yemek sonrası pişmanlıktan vicdanımızı rahatlatmak isteyebiliriz. Peki, soğuk kış gününde cildimize nasıl bakmalıyız?

18 | KADIN


BAKIM Mutlaka egzersiz yapın. Yağ yakmayı sağlamak için daha çok kardiyovasküler sistemi çalıştıran aerobik egzersizleri (yürüme, koşma, yüzme, bisiklete binme, merdiven çıkma, spinnig) yapın. Egzersiz yapmak için ev veya spor salonu yerine, açık havayı, özellikle de deniz kenarı veya ağaçlık alanlar gibi oksijenin bol olduğu ortamları tercih edin. Eğer bu ortamları sağlayamıyorsanız evinizde veya spor salonunda egzersizinizi yapın. Yağların yakılması için egzersiz en az 15–20 dakika sürmeli. Metabolizmamızı daha iyi hızlandırabilmek ve daha iyi toparlanabilmek için 45–50 dakika orta şiddette aktiviteyi tercih etmeliyiz. CİLDİNİZİN KIŞ BAKIMI: Kapalı yerlerde çok ısıtılan ortamlar derinin su kaybının artmasına, daha da kurumasına yol açar. Kış gelince iklim gibi derimiz de farklılaştığı için besleyici içeriği zengin ürünleri tercih etmelisiniz. Kışın ilk habercileri serin havalar yavaş yavaş hayatımıza yerleşiyor. Şimdiden önümüzdeki soğuk ayların cildimizde ortaya çıkarabileceği sorunlara hazırlıklı olmak için bazı önlemler almakta fayda var. “Kışın soğuk, rüzgârlı, yağışlı günlerine uygun cilt bakımı nasıl olmalı?” “Deri, vücudumuzun en büyük organı ve kendisini yenileyen hücre tabakasının yaklaşık 24–28 gün süren ömür döngüsüyle canlı, yaşayan, yenilenen çok iyi organize olmuş bir parçamız. Kışın hava soğuduğunda vücut ısısı kaybını önlemek için derinin kan dolaşımı yavaşlar, kanlanmasında azalma olur. Bunun nedeni kalp, karaciğer, böbrekler gibi hayati önem taşıyan organların dolaşımını artırarak ısı kaybını önlemek. Bu şekilde soğuk havalarda kan dolaşımı azalan deriye temel besin maddelerinin, anti-oksidanların ve yapı taşlarının ulaşmasında eksilme olur. Hava soğuduğunda iyi kanlanamayan, dolayısıyla iyi beslenemeyen deri öncelikle kurur. Kuruyan deri hassaslaşır, dış etkenlere karşı koruması azalır. Kapalı yerlerde çok ısıtılan ortamlarsa ilaveten derinin su kaybının artmasına, daha da kurumasına yol açar. Soğuk havayla yağ bezlerinin aktivitesi de azalır, bu durum derinin kurumasını daha da şiddetlendirir. Kuru deri kaşınır, kolayca zedelenir hale gelir, rengi bozulur, kızarır, dış etkenlere karşı korumasız kalır, erken yaşlanır ve hatta egzamalar başlayabilir. Bu nedenle, kış gelince iklim gibi derimiz de farklılaştığı için, yazın kullandığımız ürünlerde birtakım değişiklikler yapmak ve besleyici içeriği daha zengin ürünleri tercih etmemiz gerekir. Gelecek sayımızda bu konuya kaldığımız yerden devam edeceğiz. Sağlıklı, mutlu, bakımlı ve fazla kilolardan uzak yeni bir yıl geçirmeniz dileğiyle.

KADIN | 19


BAKIM

Doğru sanılan güzellik yanlışları Daha güzel görünmek ya daha güzel olmak için güzellikle ilgili doğru bildikleriniz acaba doğrumu? İşte doğru sanılan güzellik yanlışları: Kadınlar her zaman güzel olmayı isterler. Bu sayede hem toplum içinde saygınlıklarının artacağını düşünürler hem de güzel görünmek ve beğenilmek kadının doğasında doğuştan olan bir şey olduğundan kendilerini bu sayede daha mutlu hissederler. Kadınlar güzel olmak için birçok yol denerken bu yollardan bazıları aslında güzelliğe hiçbir katkı yapmayan uydurulmuş yollardır. Şimdi güzellik sırları için doğru bilinene yanlışlar neymiş onları inceleyelim. - Hemoroit kremleri göz şişkinliklerini dindirmez. Aksine o bölgedeki zayıf hücrelerin daha da şişmesini sağlar. - Salatalıklar göz şişkinliklerine iyi gelmez. Bu konuda hiçbir bilimsel veri yok. Sadece dolapta soğuk olarak beklemiş ilk etapta şişkinlikleri alır. Fakat bunu soğuk olan her madde yapabilir zaten - Sabun cilt için kötü değildir. Özellikle eski çağlarda duru bir cilde sahip olan kadınların hepsi hijyenini sabun ile sağlıyordu. Sabun kötü ve zararlı olsa idi eski zamanlarda tüm kadınların ciltleri de bakımsız ve kötü olurdu. - Yüze vazelin sürmek tek başına kırışıkları engellemez. Bu sadece kimyasal koruma yöntemlerinden birisidir. Cilde iyi bakılmaz ise bu kremler bir işe yaramaz.

20 | KADIN


BAKIM

Cilt maskenizi evde kendiniz yapın

Cilt bakımınız için, kullanmanız gereken birçok faydalı cilt bakım ürünlerini kozmetik ürünler satan noktalardan satın alabilirsiniz. 22 | KADIN

Cilt tipinize uygun cilt bakım maskeleri ile daha sağlıklı, daha parlak, daha canlı bir cilde kavuşabilirsiniz. Cilt tipinize uygun cilt maskelerini düzenli kullandığınızda sivilce, akne, güneş lekesi, cilt kırışıklıkları gibi sorunları yok edebilirsiniz. Lakin kozmetik sanayinin ürettiği cilt bakım ürün-

leri fiyatları size çok yüksek geliyorsa veya alabilme, bulabilme imkânınız yoksa evde kendinizde çok faydalı cilt bakım maskeleri yapabilirsiniz. Evdeki bazı malzemeleri kullanarak yapacağınız cilt bakım maskeleri, birçok cilt sorununu düzenli kullanım sonucunda yok etmeye yetecektir.


BAKIM

Salatalık maskesi: Salatalık maskesi ile cildinizin daha canlı ve daha sağlıklı görünmesini sağlayabilirsiniz. Salatalık maskesi hazırlamak için, bir kâsenin içine kabuklarını soyduğunuz yarım salatalığı püre haline gelecek şekilde mutfak robotundan çekip koyun. Üzerine bir yemek kaşığı pirinç unu, bir çay kaşığı elma sirkesi koyun ve karıştırın. Bu cilt maskesini yüzünüze ve boynunuza sürüp, yarım saat bekleyin ve ılık su ile yıkayın. Haftada bir kez yapmanızın yeterli olacağı bu salatalık maskesinin kısa sürede faydasını göreceksiniz. Bal maskesi: Bal maskesi ile yüzünüzde kırışıklıkları yok edebilirsiniz. Bir kâsenin içine bir yemek kaşığı yulaf unu, bir tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı limon suyu koyun ve karıştırın. Elde ettiğiniz ballı karışımı yüzünüze ve boynunuza sürüp 20 dakika bekleyin ve ılık su ile yıkayın. Bu karışımın içine dilerseniz bir çay kaşığı zeytin yağ koyarak cildinizin nemlenmesine de katkıda bulunabilirsiniz. Ancak zeytinyağının kıl köklerini beslediğini düşünürsek, yüzünüze bu ballı maskeyi uyguladığınızda zeytinyağının yüzünüzdeki görünmeyen ince tüycüklerin köklerini kuvvetlendirme riski olacaktır. Bu sebeple zeytinyağını ya çok az ya da hiç koymayabilir, maske sonrası yağ oranı düşük bir nemlendirici krem sürebilirsiniz. Yumurta maskesi: Yumurta maskesi ile cilt lekelerinin, güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmakla oluşan güneş lekelerinin, sivilce ve aknelerin yok olmasını sağlayabilirsiniz. Bir kâsenin içine 2 adet yumurtanın sadece akını kırın. Üzerine maske

koyuluğunu alacak şekilde pirinç unu dökün ve karıştırın. Ardından bu yumurtalı maskeyi yüzünüze ve dilerseniz ellerinizin üzerine sürerek, kuruyana kadar tutun. Kuruyan yumurtalı maskeyi ılık su ile yıkayıp, yüzünüze ve ellerinize gül suyu sürerek bırakın. Yoğurt maskesi: Yoğurt maskesi özellikle karma cilt tipine sahip kişilerde çok başarılı sonuçlar vermektedir. Bir kâsenin içine bir yemek kaşığı yulaf unu, 1 yemek kaşığı yoğurt, bir çay kaşığı zeytin yağ dökün ve karıştırıp bu yoğurtlu maskeyi, yüzünüze, boynunuza, dekoltenize sürüp kurumasınız bekleyin. Maske kuruduktan sonra ılık su ile yıkayarak

çıkarın. Yoğurtlu maske özellikle güneş lekelerini geçirmek için çok etkili bir cilt maskesidir. Havuç maskesi: Havucun suyundan yapacağınız cilt maskesi, gün içinde yorulmuş olan cildinizi tekrar canlandırmak ve daha sağlıklı görünmesini sağlamak için çok etkilidir. Bir kâsenin içine mutfak robotundan geçirerek suyunu çıkardığınız bir havucun suyunu, bir yemek kaşığı limon suyunu ve bir çay kaşığı susam yağını, bir yemek kaşığı yulaf ununu koyup karıştırın. Ardından bu maskeyi yüzünüze sürün ve yarım saat bekleyip yıkayın. Cildinizdeki bütün yorgunluk izlerinin yok olduğunu göreceksiniz.

KADIN | 23


HABER

Avrupa Parlamentosu’ndan şiddet ve istismar mağdurları için koruma kararı Avrupa Parlamentosu’nda onaylanan Avrupa Koruma Kararı sayesinde yakında şiddet ve istismar mağdurları tüm Avrupa Birliği’nde koruma altına alınacak.

Avrupa Koruma Kararı aile içi şiddet, zorla evlendirme, pedofili, insan kaçakçılığı, organize suçlar, terörizm ve kadın sünneti mağdurlarını kapsıyor ve 27 Avrupa Birliği ülkesinin birbirlerinin ulusal ceza hukuku sistemleri içerisinde çıkarttıkları koruma kararlarını tanımalarını öngörüyor. Avrupa Parlamentosu’nun Işçi Partili (PvdA) sosyal demokrat üyesi Emine Bozkurt, Avrupa Parlamentosu’nda hem sivil haklar komitesinin hem de kadın hakları komitesinin üyesi olarak şiddet mağdurlarına Avrupa çapında etkin koruma sağlanması konusunda yıllardır çalışmakta olduğunu söyleyerek Avrupa Koruma Kararı’nın AP Genel Kurulu’ndan geçmiş

24 | KADIN

olmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Bozkurt şöyle devam etti: “Avrupa Birliği’nin temelini oluşturan prensiplerden biri olan ‘kişilerin serbest dolaşımı’ndan uygulamada bugüne kadar şiddet mağdurları istifade edemiyorlardı. Çünkü, haklarında bir üye ülkede çıkartılmış olan koruma kararı, diğer üye ülkelerde geçerli sayılmıyordu. Artık başlarına gelebileceklerden endişe etmeden, devlet koruması altında olmaya devam ederek bir ülkeden diğerine geçebilecek ve kendileri ve çocukları için yeni bir yaşam kurabilecekler.” Üye devletler, kanunlarını üç sene içerisinde Avrupa Koruma Kararı’na uyumlu hale getirecekler.

Sümeyye ve Ayşe’nin ölümü herkesi üzdü Zaandam’da kanala düşen otomobilin içerisinde boğulan Trabzon’lu Sümeyye Öksüz (19) ve Aksaray’lı Ayşe Kapçı (19) son yolculuklarına uğurlandı. Ölen gençler için Zaandam Sultan Ahmet Camii’nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına, başta ölen genç kızların aileleri olmak üzere Zaandam Belediye Başkanı Geke Faber, Türkiye’nin Lahey Büyükelçiliği Müüsteşarı Bleda Kaçar, Rotterdam Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi İsmail Hilmi Bilgi, meclis üyelerinde Songül Mutluer, yerel siyasetçiler, ölen gençlerin öğretmenleri, arkadaşları ve aralarında birçok Hollandalının da bulunduğu 2 bin kişi katıldı. Aile yakınlarının ayakta durmakta zorluk çektiği cenaze törenine gözyaşı ve üzüntü hakimdi. Türk kızlarının memleketlerinde toprağa verilmesi planlanıyor. Çok samimi olan Sümeyye ve Ayşe, perşembe akşamı alışveriş sonrasında eve dönmek üzereyken, kanal kenarına park ettikleri otomobillerini çalıştırma esnasında geri vites yerine ileri vitese takmış ve ani bir şekilde kanala düşüp boğularak can vermişlerdi.


HABER

Avrupa’da sahte göğüs implantı alarmı Fransa ve İngiltere’nin ardından Avustralya, Güney Amerika ve diğer Avrupa ülkeleri de sahte göğüs implantı nedeniyle alarma geçti.

Poly Implant Prothese (PIP) adlı şirketin tıbbi kullanıma uygun olmayan silikon kullanarak ürettiği göğüs implantlarını tüm dünyaya sattığı ortaya çıktı. Göğüs implantlarında sanayi tipi silikon jel kullandığı saptandıktan sonra 2010 yılında kapatılan şirket, 300 bin sahte implantı farklı ülkelere göndermiş. Yetkililer, şirket tarafından üretilen göğüs implantlarında patlama oranının ciddi

oranda yüksek olduğunu ve kansere yol açabileceği uyarısında bulundu. PIP implantı taktıran Fransız kadınlar adına bir açıklama yapan Alexandra Blachere, şirketin sahte implantlarından tek etkilenenlerin Fransız ve İngiliz kadınlar olmadığını, dünya genelinde 300 bin hatta 400 bin kurban bulunduğunu söyledi. İtalya ve İspanya’dan kadınların kendileriyle temas kurduğunu belirten Blachere, Venezuela ve Brezilya gibi Güney Amerika ülkelerinde de PIP üretimi silikon takılmış kadınlar olduğunu tespit ettiklerini kaydetti. Fransa ve İngiltere’de yetkililer, göğüslerini büyütmek ya da kanser sonucu kaybettikleri dokularını geri kazanmak için PIP üretimi silikon taktıran yaklaşık 80 bin kadına bir an önce plastik cerrahlarına başvurmaları çağrısında bulunmuştu. 1991 yılında Fransa’nın güneyinde kurulan PIP, kapatılmadan önce dünyanın üçüncü en büyük göğüs implantı üreticisiydi. PIP, yıllık 100 bin göğüs implantı üretiminin yaklaşık yüzde 80’nini yurt dışına ihraç ediyordu. PIP’in 2001 yılından bu yana göğüs implantlarında kullandığı silikonun, mutfak eşyaları ve bilgisayar yapımı için üretildiği saptanmıştı. PIP implantı taşıyan kadınlardan 8’ine kanser teşhisi konması ve bir kadının da geçen yıl nadir görülen ve bağışıklık

sistemi hücrelerine saldıran bir kanser türü olan anaplastik büyük hücreli lenfoma nedeniyle yaşamını yitirmesi, göğüs büyültme ameliyatı geçirmiş kadınlar arasında endişeye yol açtı. Fransız hükümeti, göğüs kanseri nedeniyle göğsü alınan ve silikon taktırmak zorunda kalan kadınların masraflarını ödeyecek. Ancak bu kadınlar, implant taşıyan kadınların sadece yüzde 20’sini oluşturuyor. Estetik amaçlı ameliyat olanlar ise, masrafları kendileri karşılayacak. Özel kliniklerde silikonların çıkarılması için yapılacak cerrahi girişim, yaklaşık 8 bin avroya mal oluyor. PIP silikonları ile ilgili gelişmeler üzerine bir araya gelerek bir grup oluşturan kadınlar, Fransız devletine tüm kurbanların masraflarını ödemesi için baskı yapmaya başladı. Fransız hükümetinin, Cuma günü konuyla ilgili bir açıklama yapması bekleniyor.

KADIN | 25


RÖPORTAJ

“Biz özgür düşünceden yanayız”

Özlem Özyol

Platform, Kadın Dergisi ve Alışveriş Rehberi Genel yayın yönetmeni Ebubekir Turgut ile Platform Dergisi’ni, Kadın Dergisi’ni ve Alışveriş Rehberini konuştuk. Aslında biz herşeyi konuştuk. Beğenerek okuyacağınız bir söyleşi oldu.

P

latform Hollanda’nın Hyde Parkı vazifesini görmektedir. Türkçe yayınlanan 14 yaşında bir dergi Platform. Dergimizin kendine has bir kitlesi ve özgürlük iddiamız var. Medyadan nefret etme kendin medya ol mantığına sahip bir kaç genç arkadaşın omuz omuza vererek çıkarttığı Platform bugün farklı bir güç olabilmenin kıvancı içinde. Hiçbir ayrım yapmaksızın Hollanda da gündemi yansıtmaya çalışan ve 14 senedir

26 | KADIN


RÖPORTAJ aylık olarak aralıksız yayınlanmaktadır. Hiç kimsenin kendi özgür alanlarımızı daraltmasına müsaade etmeyeceğiz.

Platform, Kadın Dergisi ve Alışveriş Rehberi Genel Yayın Yönetmeni Ebubekir Turgut

Hollanda’nın Hyde Parkıyız Hollandalı Türklerin, bu ülkenin gündemini tutacak haber,yorum,düşünce organına ihtiyacı vardı. Bu boşluğu doldurmak amacıyla yola çıktık. Bizi bize anlatmaya, Anadolu’nun küçük bir kasabasında yaşar gibi yaşayıp, o kasabada yazar gibi yazmaya, biraz ara verip, Amsterdam’da, Hollanda’nın başkentinde yaşadığımızın farkında olduğumuzu yazılara dökelim, Hollanda’daki bizi etkileyen önemli gelişmeleri irdeleyelim, istedik. İşte bu noktada PLATFORM imdadımıza yetişti. Medyanın etkileme gücünü kabul etmek zorundayız. Düşüncelerimizi yaymak için de –ulaşabildiğimiz- her iletişim aracını kullanmalıyız. Her şeyin özgürce söylenebildiği Londra’nın ünlü Hyde Parkı’ndan esinlenerek, her düşünceden düzeyli yazılara yer veren, insanları düşünmeye iten, “Çok sesli, çok renkli, toplumu kucaklayan ve hayata gülümseyen düzeyli bir dergi”. Özgür bir tartışma platformu oluşturup, YENİ ŞEYLER SÖYLENEN ve “bağımlılık yapan bağımsız bir dergi” Evrensel değerlere saygı duyan herkese açığız Dünya görüşleri ne olursa olsun, evrensel insan haklarına saygı duyan herkese açığız. Yalnız meşru ve genel kabul görmüş ahlak kural ve değerlerine uygun yaşayanlara değil aynı zamanda düzene “aykırı” veya “marjinal” yaşam yolu seçmiş insanlara da saygılı bir kürsüyüz. Bağnaz düşünmeyen,ötekilere kucak açan, bende varım diyen herkese açığız. Burası bir buluşma noktası. Küresel köyün delileriyiz biz Küresel köyün delileriyiz biz. Sağ, sol, din, mesep, ayrımı yapmadan gördüğümüz her kuyuya taş atıyoruz. Bu hem ilgi uyandırıyor, hem de tepki çekiyor. Hollanda gündemini ve siyasetini Türkçe aktaran ve yorumlayan bir dergiyiz. Çok sesliyiz. Kendi dergimizin sahibiyiz. Bağımsızız ve kar amacı gütmüyor,

Söyleyecek sözü olan herkese sayfalarımız açık. Ama… bazı evrensel ilkeleri daha baştan kabul eden herkese… Kişilerle uğraşılmayan, yalnızca düşüncelerin ele alındığı bir dergi PLATFORM. Kimsenin özgür alanımızı daraltmasına, yok etmesine izin vermeyiz. Sosyal haklarımızın kısıtlanmaya çalışıldığı, hayat şartlarının tamamen düştüğü şu ortamda cemaatçilik, grupçuluk, sağcılık, solculuk, mezhepçilik yapmaya vaktimiz yok. Zaman birlikte hareket ederek hakkımızı korumak ve savunma zamanıdır. KADIN | 27


RÖPORTAJ

Küresel köyün delileriyiz biz. Sağ, sol, din, mesep, ayrımı yapmadan gördüğümüz her kuyuya taş atıyoruz. Bu hem ilgi uyandırıyor, hem de tepki çekiyor. Hollanda gündemini ve siyasetini Türkçe aktaran ve yorumlayan bir dergiyiz. Çok sesliyiz. Kendi dergimizin sahibiyiz. Bağımsızız ve kar amacı gütmüyor, beş para almadan yazıyor çiziyoruz. Hollanda’da aydınlık geleceğe ışık tutmaya çalışıyoruz. Toplumun geneline hitap ediyoruz.Bizi kimin göğsü yada poposu ne kadar büyük,kim nerde kiminle eğleniyor, içiyor yada eğlendiriyor fazlada ilgilendirmiyor.

beş para almadan yazıyor çiziyoruz. Hollanda’da aydınlık geleceğe ışık tutmaya çalışıyoruz. Toplumun geneline hitap ediyoruz.Bizi kimin göğsü yada poposu ne kadar büyük,kim nerde kiminle eğleniyor, içiyor yada eğlendiriyor fazlada ilgilendirmiyor. Selma Aysel ile evlenirse haber yaparız Sadece Türk’ün Türk’e haberini vermek istemiyoruz. Hollanda gündemini ve siyasetini Türkçe aktaran ve yorumlayan bir dergiyiz. Salim’in Selma ile evlenmesi fazla bir haber değeri ifade etmiyor. Ancak «Selma, Aysel ile » ya da « Salim, Mehmet ile » evlenirse biz haber yaparız. Hollanda’daki yerel Türk medyası ile bir bütün içinde farklı bir Platform’a sahibiz Hollanda’daki Türk medyasının bir kaç senelik geçmişini incelediğimiz zaman

28 | KADIN

dosya nedir doyurucu röportaj nedir göremezsiniz.Biz medyaya yayıncılık da tatlı bir rekabeti getirdiğimize inanıyorum. Bir zamanlar materyalist kafayla sex hatları yayınlayarak ailenin temeline dinamit koymaya çalışan yayınlar, şimdi cesaret edip yayınlayamazlar. Oysa Aile bir toplumun temel taşıdır.Bunu yıpratmaya kimsenin hakkı yoktur.Biz ilkeli yayıncılığın yolunu açtık.Birkaç cilt kitap olacak ve kütüphanelerimizde saklana bilecek dosyalarımız, röportajlarımız var. Söyleyecek sözü olan herkese sayfalarımız açık Söyleyecek sözü olan herkese sayfalarımız açık. Ama… bazı evrensel ilkeleri daha baştan kabul eden herkese… Kişilerle uğraşılmayan, yalnızca düşüncelerin ele alındığı bir dergi PLATFORM. Kimsenin özgür alanımızı daraltmasına, yok etmesine izin vermeyiz. Sosyal hak-

larımızın kısıtlanmaya çalışıldığı, hayat şartlarının tamamen düştüğü şu ortamda cemaatçilik, grupçuluk, sağcılık, solculuk, mezhepçilik yapmaya vaktimiz yok. Zaman birlikte hareket ederek hakkımızı korumak ve savunma zamanıdır. Hollanda’nın birikimi bizde Hollanda’da düşünen,eli kalem tutan daha doğrusu Hollanda’yı yakından tanıyan entellektüyel boyuttaki dostlar Platform’un tarafsız ve objektif yayın ilkesinden dolayı büyük özveri ile desteklemekteler. Hatta Hollanda’daki sivil toplum örgütlerinin yönetiminde bulunan çok sayıdaki yöneticisi dergimize desteklerini esirgememekteler. Eğitimi önemsemeyen toplumlar başarılı olamazlar Maalesef fazla okuyan bir toplum değiliz.Eksisi ve artısı ile Hollanda’da çok sayıda yayın bulunmakta.Bu yayınlardan


RÖPORTAJ faydalanacağımız çok şeyler var.Biz Platform olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.Eğitime özel ilgi gösteriyoruz.Eğitimle alakalı bir kaç sayımız oldu. Hollanda’da Türkçenin yaşatılması için imkanlarımız nikbetinde destek veriyoruz. Ayrıca eğitime yönelik bütün çalışmalara Platform olarak açık olduğumuzu belirtmek istiyorum. Hollanda’da küçümsenmeyecek oranda girişimcilerimiz var Hollanda’da azımsanmayacak oranda girişimcimiz var.Platform olarak sürekli girişimcilerimize açık olduk.Girişimcilerimizin sorunlarına çözümler üreten özel dosyalarımız oldu.Onların hak ve hukukunu bir medya olarak savunma, sorunlarına çözümler üretmeyi bir görev olarak görüyoruz. Her sayımızda en az iki sayfa ayırmaktayız. Kültür ve sanatı önemsiyoruz Ondört senelik yayın süremizce kültür ve sanatı önemsedik.Her sayımızda en az 2 sayfa ayırarak genç şair ve yazarlarımızın yetişmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz.Hatta her sene Avrupa çapında şiir yarışmaları organize ediyoruz.Bu sene 8. Avrupa şiir yarışmasını başlatmış bulunuyoruz. Hollanda’nın her şehrinde varız PLATFORM Hollanda’nın her şehrinde dağıtılmaktadır. İleriye yönelik elbette planlarımız var. Dergimizin ekonomik boyutunu sponsorlarımızdan aldığımız reklamlardan ve abonelerimizden karşılamaktayız. Dağıtımımızı Hollanda’nın değişik şehirlerindeki Türk işyerleri, Camiler, Dernekler vasıtasıyla sağlamaktayız.

Hollanda’da ilk defa Platform Dergisi, Türkçe Yazarlar Platformu düzenledi ve çok sayıda yazar katılımı oldu.

ARTIK KADININ ADI VAR Hollanda’da olmayan bir ilki yaptık. Kadın şimdi 5 yaşında Aylık kadınlara hitap eden düzenli bir dergi çıkarmak gerçekten çok zor.Biz bu zora talip olduk.KADIN’ı çıkartırken düşünen, magazin kültürüyle yetinmeyen, hayatı sorgulayan kadınların da bir dergisi olsun istedik.Mevcut dergilerin dışında ortalama Türk kadınına hitap eden bir dergi yoktu. Piyasadaki dergiler arasında herkesin evine rahatlıkla götürebileceği bir KADIN dergisi de bulunmuyordu. Biz Kadının diğer dergilerde çizilen portreden ibaret olmadığını anlatmak üzere KADIN’ı yayınladık.KADIN ismi hoş tevafuklarla konulmadı.`İnsanların ilk etapta dergiye önyargılarla yaklaşmaması için KADIN’ı isim olarak seçtik. KADIN,Muhatabına büyüklük taslamayan, onunla tepeden konuşmayan, akıl öğretmeye kalkmayan

5.yaşına giren bir dergi. Kimseye akıl vermiyoruz Bağımsız bir dergi olmanın zorluğunun farkında olduklarını da anlatan PLATFORM ve KADIN Dergisi genel yayın yönetmeni Ebubekir Turgut, sözlerini şöyle sürdürüyor: `Gerçekten bağımsız bir dergi olmak çok zor. Bizi finanse eden bir kurum yok. KADIN’ı hem profesyonel hem de amatör ruha sahip bir kadro yoğun bir çalışmanın ürünü olarak çıkartıyor. Dergimizi bir okul olarak görüyoruz. Yeni isimler keşfediyoruz. Ben kendi adıma bu genç yazarların ileride çok iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Şu ana kadar gelen tepkiler de doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Olumsuz bir tepki almadığımızı söyleyebilirim. KADIN, ses verdi ve cevabını aldı. Umduğumuzdan iyi tepkiler aldık. Bundan

KADIN | 29


RÖPORTAJ Şair adaylarına her yıl olduğu gibi bu sefer de çağrı yapıyoruz Şair adaylarına her yıl olduğu gibi bu sefer de çağrı yapıyoruz. Haydi arkadaşlar 8. Avrupa Şiir Yarışmasına katılmaya. Sizler bu faaliyetin tek başına bir yarışma olmadığını biliyorsunuz. Bunu her yarışma da ifade ediyoruz. Amaç daha çok okumak, daha çok yazmak, ama daha iyi yazmak, daha kalıcı eserler ortaya koymak. Dilimizin ve edebiyatımızın varlığını bu topraklarda da sürdürmek. Gelecek nesillerimizin dil ve edebiyat bağlamında değerli mirasa sahip olmalarına aracı olmak.

Organize ettiğimiz şiir yarışmalarına, Avrupa’nın değişik yerlerinden çok sayıda katılım olmakta.

sonra da yönlendirici tavsiyelere açığız. Özellikle Kadın örgütlerinin 5.yılımızda desteğini bekliyoruz. Ayrıca yazı, haber, röportaj gibi katkılarda bulunmak isteyenlere kapılarımız sonuna kadar açıktır.

çe yayınlanan bir dergi kendi imkanlarıyla Avrupa çapında her yıl şiir yarışmaları düzenliyor, sonra bunları gelecek nesillere kazandırmak üzere kitaplaştırıyor. Bu önemli ve güzel bir gelişme.

Avrupa Şiir Yarışması bir başarının adeta simgesi Avrupa’nın bir çok ülkesinden her sene büyük katılımların olduğu Avrupa Şiir Yarışması bu sene 8. kez düzenleniyor. Gelenek haline getirdiğimiz Avrupa Şiir Yarismasının sekizincisini düzenliyoruz. Büyük bir katılımın olması beklenen yarışma 28 Şubat 2012 tarihine kadar devam edecek. 8. Avrupa Şiir Yarışması ile alakalı Platform ve Kadın Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ebubekir Turgut şu açıklamalarda bulundu, Dubai’den Hollanda’ya, İngiltere’den Yunanistan’a, Bulgaristan’dan Avusturya’ya, Danimarka’dan Kazakistan’a, Azerbeycan’dan Almanya’ya kadar pek çok ülkeden, Türkçe yazan ve Türkçe okuyan şairler katılmaktadır. Bu yarışmanın amacı yarıştırmaktan çok şiire ve okumaya teşvik, Türkçenin Türkiye dışında da gelişimine katkı sağlamaktır. “Platform şimdiye kadar yapılan Avrupa şiir yarışmasın da derece alanlarla birlikte her yarışma da beğenilen on şiiri bir araya toplayıp bir şiir güldestesi yani bir antoloji yapmak istiyor” diyerek konu hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Eğer bu gerçekleşirse Avrupa’da bir ilke imza atılacak. Avrupa’da aylık Türk-

Gurbet edebiyatı gurbetçi edebiyatı Gurbet edebiyatı, gurbetçi edebiyatı alamancı edebiyatı gibi sığ değerlendirmelerden uzak, Türkiye dışında yaşayan ama ana dili Türkçe olan şairlerin, yazarların emeği, edebiyatımıza kazandırdıkları. Güzel Türkçe’mizin hoş nağmeleri, büyüleyici ifadeleri, kalıcı mesajları, ince ve hüzünlü sesleri...

30 | KADIN

Alışveriş Rehberi Hollanda’ya damgamızı vurmaya devam ediyoruz.Bütün bu çalışmalarımız yanında bu sene 3.cü yılımız olacak.Her sene güncellenen farklı bir tasarımla düzenli yayımlanan tek Türk iş yerleri adreslerinin yer aldığı Alışveriş Rehberi’dir. Elbette eksiklerimiz var.Ama ilerde bu eksikler tamamen azalacaktır.Ekonomik gelişmeleride dikkate alarak bu sene Alışveriş Rehberi fiyatlarını daha ekonomik tutmaya karar verdik.Girişimci arkadaşların bu imkandan faydalanmalarını özellikle öneririz. Ayrıca, Platform, Kadın Dergisi ve Alışveriş Rehberi’ne büyük özveri göstererek desteklerini esirgemeyen saygı değer dostlarımıza teşekkür ediyorum.


KADIN | 31


EVLİLİK TERAPİSİ

Kaptan hem gemiden hem yolcudan sorumludur Mehtap Kayaoğlu

32 32 || KADIN KADIN


EVLİLİK TERAPİSİ

Kadın ve erkek aynı geminin kaptan ve yolcusudur. Birlikte gitmeleri gereken bir istikamet vardır. Kaptan hem gemiden hem yolcudan sorumludur ve bunları bilmelidir: Kadınlar ve hataları ile ilgili yazmaya başlarken, erkeklerin hataları ve yapması gerekenlerle de ilgili yazacağım, demiştim. Bu haftadan itibaren bir sürede erkeklere kadınlarla ilgili bilgi verip, ne yapıp ne yapmamaları gerektiği ile ilgili yol göstermeye çalışacağım. Bir misal üzerinden gidersek konuyu anlatmak daha rahat olacak. Öncelikle evlilik hayatını bir gemiye benzetelim. Erkek bu geminin kaptanıdır. Kadın da kıymetli bir yolcu, değerli bir emanettir. Sermayeleri de sevgidir. Birbirlerine ihtiyaçları vardır. Birlikte gitmeleri gereken bir istikamet vardır. Kaptan hem gemiden hem yolcudan sorumludur. Geminin yönetimi ve yolcuyu korumak kaptanın en önemli görevidir. Kaptan nasıl davranırsa bu yolcu ile güzel bir yolculuk yapma ihtimali yüksek olur? Birincisi: Yolculuk öncesi yolcuyu doğru bilgilendirmek önemli. Öncelikle dürüst olun. Evlilik öncesi daha yola çıkmadan bu konuda kaptanın açık olması iyi olur. Erkeklerin en büyük hatası evlilik öncesi kendilerini çok zorlayarak istemedikleri şeyleri yapmaları ya da yapacağına dair söz vermeleridir. Evlilik hayatına geçince erkek bunları yapmayınca kadın hayal kırklığına uğruyor, eşini dürüst olmamakla, olduğu gibi görünmemekle suçluyor. Bekar gençlerden çok mektup geliyor. Mesela; nişanlı erkeklerin en büyük şikayeti nişanlılarının telefonda çok konuşması ve az konuşmak isteyince de “sen beni sevmiyorsun” suçlamalarına maruz kalmaları. Bir kadın ve erkeğin konuşma ihtiyaçları asla birbirinin aynı değildir. Kadınların beyninin her iki yanında konuşma merkezi olduğu için kadınların konuşmayı severler, ve konuşacak konu bulmakta sorun çekmezler. Erkeklerin konuşma merkezleri sadece solda olduğu için erkekler kadınlar kadar konuşamazlar. Bilimsel olarak; erkekler bir günde yaklaşık yedi bin, kadınlar bir günde yirmi bin kelime kullanıyorlar. Nişanlınız sizin yedi binlik kapasitenizi yirmi bine çıkarmanızı istiyorsa, sırf onu kırmamak için kendinizi zorlayarak uzun uzun konuşmaya çalışmayın. Fakat yedi binlik kapasitenizi onunla konuşurken en

iyi şekilde kullanın. Evlilik öncesi uğraşırsanız, çok konuşabilirsiniz; fakat evlenince o kadar konuşmak istemeyeceksiniz. Fakat nişanlınız hayalini konuşkan bir koca üzerine kurduysa, hayal kırıklığı yaşayacaktır. Ya da bunun gibi pek çok konuda; dışarıda yemek, sinemaya gitmek, çiçek almak, hatta nişanlının istediği gibi giyinmek gibi konularda erkek genellikle kendini zorluyor. Evlenince de bunları yapmayınca sorun oluyor. Bu noktada erkeklerin kendilerini olduğu gibi göstermeleri çok önemli. Dürüst olun, kendinizi başka türlü göstermeyin, sizi olduğunuz gibi seviyorsa, kabul ediyorsa sizinle evlensin. Kaptan olarak yolculuk güllük gülistanlık gidecek havası vermeyin. Yolcuya çıkabilecek fırtınalar ve tehlikelerle ilgili bilgi verin. Hazırlıklı olsun. İkincisi: Yolcu ile ilgili bilgi sahibi olmaya çalışın. Yolcu, kaptanın kendi cinsinden olmadığı için kaptanın yolcu ile ilgili araştırma yapıp bilgi edinmesi, yolculuğun selameti açısından önemlidir. Bu yüzden kadın erkek farklılıklarını her erkeğin bilmesi lâzım ki eşine doğru davranabilsin. Sonrasında da yolcunun kişilik özelliklerine dikkat edip onu tanımaya çalışırsa yolculuk daha güzel geçer. Üçüncüsü: Kaptanlık görevinizi yolcuya asla kaptırmayın. Kaptanlık zor bir görevdir, sorumluluk isteyen bir iştir; ama bırakmak gibi bir lüksünüz yok. Yolcu olmak daha rahattır; fakat o rahat kadın içindir, erkeğe yaramaz, erkeği bozar. Evlilik gemisini bekleyen en büyük tehlike budur. Günümüz kadınlarının derdi kaptan olmak. “Sen kaptansan ben de kaptanım.” Kadınerkek eşitliği yaygaraları yüzünden son yarım yüzyıldan beri kadınlar, erkeklerin elinden geminin dümenini kapmaya çalışıyorlar. Kaptan olmak kadın fıtratına uygun değildir, kadını fazlasıyla yorar yıpratır. İnsan olarak eşitiz; ama sorumluluklar ve haklar noktasında kadın ve erkek eşit olamaz. Çünkü bir gemi eşit yetkiye sahip iki kaptanla gitmez, batar. Dümeni, yolcunun isteklerini de dikkate alarak çevirin; fakat sakın dümeni yolcuya bırakıp

dinlenmeye çekilmeyin. Dördüncüsü: İyi bir kaptan iyi bir yönetici olmalıdır. Yolcu hata edebilir, sorun çıkarabilir, kaptan sorunu çözmek için en iyi yolun ne olduğunu bulmak için gayret göstermek zorundadır. Yolcu hata etti diye, yolcuya kötü davranmak ya da surat asıp bir köşede oturmak iyi bir kaptanın yapacağı işler değil. Günümüzde erkeklerin en büyük hatası, evliliklerinde sorun olduğunda düzeltmeye çalışmak yerine eşlerine soğuk davranarak cezalandırmaya çalışmalarıdır. İyi bir yöneticinin en önemli özelliği güler yüzlü olmasıdır. Asık yüzle otorite ya da saygınlık sağlamak mümkün değildir. Erkek yöneticiliğini güler yüz ve şefkatle yapmalı, kadına nasıl davranması gerektiğini bilmelidir. Beşincisi: Yolculukta yolcunun da isteklerini dikkate almak önemlidir, sevgi sermayesini batırmamak için. Erkeklere, kendinizi olduğunuz gibi gösterin derken, sadece kendi isteklerinizi yaparak bencilce davranın, demek istemiyorum elbette. Sevgi emek ister, fedakarlık ister. Yolcuyu mutlu etmek için istemediğiniz şeyleri de yapmalısınız bazen, onunla keyifli bir yolculuk yapmak istiyorsanız. Mesela; kadınlar arada bir eşi ile dışarıda yemeğe gitmek ister. Erkek zaten bütün gün dışarıda, öğlen yemeğini de dışarıda yemiştir. O da bir an önce kendimi eve atsam da karımın yaptığı yemekleri yesem, bir uzanıp dinlensem diye canı ister. Fakat kadın dışarıda yemekten mutlu oluyorsa erkekler arada bir fedakarlık yapıp, eşlerinin isteklerini yerine getirmelidir. Fakat bunu yaparken erkek suratını asıp söylenmemeli, yemek boyunca telefonla iş görüşmesi yapıp eşinin yüzüne bakmayarak ya da hesaba söylenerek eşinin burnundan getirmemelidir. O da karısı ile ilgilenmeli yemeğin keyfini çıkarmalıdır. Altıncısı: İyi bir yönetici sabırlı olmalıdır. İdare etmeyi bilmelidir. Sabırsızlıkla ve öfkeyle hareket etmemelidir. Yolcuya; güzeli, doğruyu göstermek için en iyi yolu bulmak için çalışmalıdır. Yedincisi: Kaptan yolcunun ihtiyaçlarını bilmeli ve yolcunun makul ihtiyaçlarını mutlaka karşılamalıdır. Kadınların ihtiyaçları konusuna haftaya devam edelim inşaallah.

KADIN || 33 33 KADIN


EVLİLİK TERAPİSİ

“Çocuklarınızla sanal alemde de arkadaş olun” uyarısı Rıfat Yerlikaya

Çocukların, internette uygunsuz arkadaşlıklar edinip, uygunsuz bilgi paylaşımları yaparak gelişimlerinin olumsuz yönde etkilenme riskine karşı, ailelerin sanal alemde de çocuklarıyla arkadaş olmaları ve onları sürekli denetlemeleri gerektiği bildirildi. 34 | KADIN


EVLİLİK TERAPİSİ

E

ğer kendiniz, bilgisayar kullanımına yabancı iseniz, sadece bu amaç için olsa dahi eğitimini almanızda fayda vardır. Bu mümkün değilse, yakın tanıdıklarınızın, çocuklarınızla sosyal medyada arkadaş olmasını sağlayabilirsiniz’’ Bilişim Derneği (KOBİD) Başkanı Ahmet Öztürk, yaptığı açıklamada, günümüzün en önemli toplumsal ihtiyaçlarının başında ‘’bilişimin doğru ve verimli kullanılması’’ konusunun geldiğini belirtti.

Sosyal ağlardaki gelişmelerin, güvenlik ve gizlilik endişelerini de beraberinde getirdiğini ifade eden Öztürk, ‘’Sosyal medya kullanıcılarında, başkalarının kendi adlarına hesap açmaları, sosyal medya sitelerine kaydedilen bilgilerin kar amaçlı üçüncü şahıslara pazarlanması, çocukların olumsuz arkadaşlık edinmeleri gibi endişeler mevcut. Bu endişeler kullanıcılarda her geçen gün daha da artarak devam ediyor’’ dedi.     Aileler, çocuklarıyla sosyal medyada da arkadaş olsun  Öztürk, bugün bilgisayar kullanabilen her yaştan çocuğun internete girip sosyal ağlara kaydolabildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: ‘’Sosyal ağlara kaydolan bu çocuklar, zamanlarının büyük bölümünü internet başında geçiriyor. Çocukların, internette arkadaşından ödev alış verişi yapması, bilgi paylaşması gerekli ve istenen bir durumdur ancak gereksiz zaman geçirmesi, uygunsuz arkadaşlıklar edinip, uygunsuz bilgi paylaşımları çocuklarımızın gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durumu kontrol altına alabilmek için anne ve babaların sosyal ağ üzerinde çocuklarının sanal arkadaşı olmasında fayda vardır. Eğer kendiniz, bilgisayar kullanımına yabancı iseniz eğitimini almanızda fayda vardır. Bu mümkün değilse, yakın tanıdıklarınızın, çocuklarınızla sosyal medyada arkadaş olmasını sağlayabilirsiniz.’’ Sosyal medyada kullanıcının kendisini, çocuklarını ve çevresini korumak için neler yapabileceği konularında da bilgiler veren Öztürk, internet kullanıcılarının sadece harflerden veya sayılardan oluşan zayıf parolalar yerine, harfler, sayılar ve özel işaretlerden oluşan güçlü parolalar kullanması gerektiğini bildirdi.

’’Parolanızı periyodik aralıklarla değiştirin’’ Parolaların periyodik aralıklarla değiştirilmesi gerektiğini anlatan Öztürk, ‘’Parolanızın deşifre olduğu endişesi hissettiğiniz anda değiştirin. 15-20 gün aralıklarla gizlilik ayarlarınızı kontrol edin. Doğal ortamda arkadaşlık kurmayacağınız kişilerle sanal ortamda da arkadaşlık kurmayın’’ diye konuştu. ‘’Sosyal medyayı sınırsız özgürlük alanı gibi görerek, aklımıza gelen herşeyi paylaşmak doğru bir yaklaşım değildir’’ diyen Öztürk, şöyle devam etti: ‘’Aslında

sosyal

medya

özgürlüğün

yanında kayıt altına girmeyi ve denetimi beraberinde getirmektedir. Gençliğinizde yazdığınız bir mesaj veya yayınlamış olduğunuz fotoğraf, video veya galeri, onlarca yıl sonra, tanınmış bir kişi veya önemli bir politikacı olmanızın önünde önemli bir engel haline gelebilir. Herkesle paylaşmayacağınız bilgiyi sosyal medyada da paylaşmayın, siz paylaştığınız bilgiyi sadece arkadaşlarınızla sınırlamış olsanız bile, paylaşmış olduğunuz arkadaşlarınızın, bu bilgiyi başkalarıyla paylaşmayacağını garanti edemezsiniz. Özel bir bilginizi paylaşmadan bir kaç kere düşünün. Sosyal medyada gizliliğe yer yok, şeffaflığa yer vardır.’’

KADIN | 35


BENCE

Diğer elleri de siz tutun H

er anne baba çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek ve onların her türlü ihtiyacını elinden geldiği kadar karşılamak ister ve çaba harcarlar. Ancak yaşam her zaman düşünüldüğü gibi olmayabilir. Bazı aileler zihinsel, bedensel ya da psikolojik sorunlar veya ekonomik yetersizlikler, boşanma, ölüm gibi sosyal sorunları nedeniyle ihtiyaçları gideremiyor ve çocuklarına bakamaz hale geliyor. Hollanda’da çeşitli nedenlerle öz ailesi tarafından bakılamayan çocukların kısa veya uzun süreli olarak bakımlarını üstlenen ailelerin yanında, devlet denetiminde yetiştirilmeleri olarak tanımlanan bu hizmeti veren aile ye koruyucu aile deniyor. Hollanda da yaygın olan koruyucu aile sistemi ne yazık ki Hollanda da yaşayan Türklerde yaygın değil. Öncelikle bu sistem çok fazla bilinmiyor ve evlat edinmeyle karıştırılıyor. Koruyucu aile hizmetinde amaç, çocuk için karmaşık ve sorunlu olan bir dönemde özenli davranılması çocuğun bu dönemde normal hayatını devam ettirmesini sağlamaktır. Türk toplumunda yeterli sayıda koruyucu aile olmaması nedeniyle Türk çocuklar Hollandalı ailelerin yanına yerleştiriliyor. Bunun örneklerini medya da takip ettik. Ama burada Türk topluma da iş düşüyor. Koruyucu aile olmak için çaba gösterilmeli. Yoksa çocuklar lezbiyen ailelere de, farklı kültür ve inanca sahip kişilere de verilir, ki veriliyor da. Halbuki çocuklara sahip çıkan resmi kurum-

36 | KADIN

lar, Hollanda’nın bütün eyaletlerinde koruyucu aile sistemiyle çocukların Türk ailelerin yanında da yetişmesini istiyor. Bakın şu noktanın da altını çizmek lazım. Çocukları ellerinden alınan ailelerin hepsi sorunsuz aile değil. Ama zamanla bu sorunlara eğilirse çözülür. Fakat devlet aldıktan sonra çocukları geri almak zor. Bu çok anlamlı ve toplumsal geleceğimiz açısından hayati değer olan koruyucu aile olmakla muhtaç olan çocuklarımızın aile sıcaklığını yeterince yaşayabilmelerini sağlayabilirsiniz.

Esma Küçük Sosyal Danışman

Koruyucu aile olarak hem önemli bir hizmet yapacak hem de bakım ücreti alacaksınız. Bu sözlerimle burdan çağrı yapmak istiyorum ve diyorum ki; “ ha gayret Türk toplumu diğer elleri de siz tütün “. Sağlıklı bir toplum ve mutlu yarınlar için bu çocuklarımıza sahip çıkalım! Koruyucu aile olmanın şartları hakkında bilgilenmek istiyorsanız, göçmenlere bakım ve sağlık hizmetleri veren Sensa Zorg yöneticilerinden Süleyman Göğüs’le irtibata geçebilirsiniz. Sensa Zorg bu konuyla ilgili ciddi çalışmalar yapmaktadır.


KADIN | 37


TEST

İnsan ilişkilerinde iyi misiniz? Hazırlayan: Özlem Özyol

İnsan davranışlarını çözümlemek, tecrübeyle birlikte sezgi de gerektiriyor. Acaba siz bu sezgilere sahip misiniz? Bir bakışta insanların huyunu anlar mısınız?

38 | KADIN


TEST

1- Uçakta bir erkekle kadının arasında oturuyorsunuz. Koltuğunuzun bir kolunu kadınla, diğer kolunu da erkekle paylaşmak zorundasınız. Kolu hangisi tamamen kendine alır? a. Kadın b. Erkek 2- Bir insanın konuşurken çok fazla ellerini kullanmasının anlamı nedir? a. Durduğu yerde duramıyor b. Kendisini ifade etmekte zorluk çekiyor c. Oldukça duygusal birisine benziyor 3- Birbirlerini tanımayan bir erkekle bir kadın hava alanında yan yana oturuyorlar. Aralarında bir konuşma başladığını varsayalım. Bu konuşmayı ilk kim başlatmış olabilir? a. Kadın b. Erkek 4- Karşınızdaki kişi sizinle konuşurken sürekli dudaklarını yalıyor. Bunun anlamı ne olabilir? a. Anlattıklarını kafasında resmetmek için uğraşıyor b. Sizi baştan çıkarmaya çalışıyor c. Söyledikleriniz onu başka dünyalara götürüyor 5- Omuzları çökük, hafifçe öne doğru yürüyen bir erkek gördünüz. Vücut şekli hakkında ne düşünürsünüz? a. Kendine hiç güvenmiyor b. Dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü düşünüyor c. Üzerinde çok büyük sorumluluk var 6- Bir tanıdığınız sizi çok sevimli bulduğunu söylüyor. Bunun anlamı sizce ne? a. Sizi gerçekten sempatik buluyor

b. Size şirin görünmek için düpedüz yalan söylüyor c. Sizin kafanızdaki yerini öğrenmeye çalışıyor 7- Bir insanın kaşlarını kaldırıp alnını kırıştırması sizin için ne ifade ediyor? a. Yüz kaslarını çalıştırıyor b. Sizinle dalga geçiyor c. Sorunlara çözüm arıyor

8- Karşınızdaki kişi sizinle konuşurken, kollarını göğsüne kavuşturup, dimdik duruyor. Bu vücut şekli ne anlama geliyor? a. ‘Ben de seninle aynı fikirdeyim. Ne güzel düşünmüşsün’ b. ‘Seni heyecanla dinliyorum. Bir süre düşünmem gerekiyor’ c. ‘Senin düşündüklerine hiçbir şekilde katılmıyorum. Ben tam tersini düşünüyorum’ 9- Konuştuğunuz kişi gözlerini sürekli sizden kaçırıyor, arada bir bakıp kafasını yukarı kaldırıyor. Bunun anlamı nedir? a. Sizi can kulağıyla dinliyor. Konuştuğunuz konuyla ilgili tüm detayları hatırlamaya çalışıyor b. Konudan tamamen uzakta, aklı ise karşı mağazanın vitrininde gördüğü ayakkabıda 10- Yeni taşınan komşunuzun kapısı önündeki koliler bir haftadır öylece duruyor. Ancak günler sonra çöpe atıldılar. Bu hareketin sizce anlamı nedir? a. Nasıl olsa rahatsız olan birisi kolileri çöpe atacaktır diye düşünüyor b. Muhtemelen kolilerin sizi rahatsız ettiğini düşünmüyor c. Yeni komşunuz galiba düşüncesiz egoistin biri

Puanlama 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10.

A 5 2 5 5 2 5 0 0 5 1

B 0 5 2 0 2 0 5 2 0 5

C 1 2 0 2 5 2 3 5 3 1

1-15 puan İnsan sarrafı olmanız imkansız. Çünkü insanların davranışları arkasındaki mesajları almakta zorluk çekiyorsunuz. İnsanlar hakkında çok çabuk fikir sahibi oluyor, sonra da dikkatsizliğinizden hayal kırıklığına uğruyorsunuz. İnsanların mimiklerini okumak istiyorsanız, bir aynanın karşısına geçin ve çeşitli yüz ifadeleri takının. İşe yaradığını göreceksiniz. 16-30 puan Beden dili konusunda sezgileriniz son derece kuvvetli. Ancak bazen tahminlerinizin tutmadığını da itiraf edin. Öncelikle insanlar üzerindeki etkinizden emin olmalısınız. Unutmayın ki, her insan birbirinden zor ve karmaşık bir bulmacaya benzer. Onu çözmek için bayağı zaman ve emek harcamanız gerekiyor. 31-50 puan Tebrikler! Siz tam bir insan sarrafısınız. İnsanları çok iyi tanıyorsunuz. Ya sezgileriniz çok güçlü ya da karşıdan gelen mesajı direkt alıyorsunuz. Bu kadar geniş bir sosyal çevreniz olmasına şaşırmamak gerekiyor. Ancak bu yeteneğinizin tehlikeli bir hal almamasına dikkat edin. İnsanlarla konuşurken onlara bir psikolog edasıyla yaklaşmayın.

KADIN | 39


MODA

i d a d o M ueNo S M

Moda rüya S

oda di Sueno olarak Kadın Dergisi okurlarına merhaba diyoruz öncelikle. Hatıralarla dolu 2011 yılını ardımızda bıraktığımız bu günlerde yepyeni heyecanlar, yeni umutlar ve yeni başlangıçlarla dolu yeni bir yıla: 2012’ye girdik. 2012 yılına girerken moda-partileri de hız kazandı. Ünlü markalar ve modacılar 2012 kreasyonlarının tanıtımlarını hızla gerçekleştiriyorlar. Bizde Kadın Dergisi okurları için bu gelişmeleri yakinen takip ettik. Aynı zamanda Sueno Organisatie’nin müşterilerine sunduğu hizmetlerden biri stil danışmanlığı olduğundan dolayı, bayanlardan kıyafet seçimi ve moda trendleri hakkında sürekli telefon alıyoruz. Bu nedenle dergimizin bu sayısında kıyafet seçiminde dikkat edilmesi gereken kurallara yer vermek istiyoruz. Sueno Organisatie’yi tercih edenlere organizasyon dışında’ da çeşitli hizmetler sunuyoruz. Müşterilerimize çeyizliklerden, kıyafet seçimine kadar her konuda yardımcı olabiliyoruz. Birlikte çalıştığımız gelinlikçiler ve moda evleri sayesinde geniş bir kıyafet yelpazesi sunuyor ve müşterilerimizi istek ve bütçelerine göre yönlen-

küçük bir pişmanlık yaşadıklarını dile getiriyorlar. Bu sebeple bizi arayan bayanların en önemli isteklerinden biri de kıyafet seçiminde onlara eşlik etmemiz ve yardımcı olmamızdır. Bizde Sueno Organisatie olarak onlara severek eşlik ediyoruz. Vücut yapısına, ten rengine ve boyuna en uygun abiyeyi seçmelerinde yardımcı oluyoruz. Aksesuarlarla kıyafetlerini tamamlarken, onları bir keyifle o güne hazırlıyoruz. Işte size bir kaç tüyo ve örnek: Abiye seçiminde en önemli kural vücut yapısına dikkat edilmesidir. Her vücut

direbiliyoruz. Sadece gelin ve damatları değil, ev sahiplerini ve konuk olarak gelen diğer bayan arkadaşları da unutmuyoruz. Çünkü weddingplanner’lik görevlerimizden biri de organizasyonumuzu tercih eden bayanların özel günlerinde şıklık konusunda öne çıkmalarıdır. Bir düğün veya başka bir özel gün esnasında aile ve arkadaş ortamındaki telaşe yüzünden alışverişte yalnız kaldıklarını ve kıyafet seçerken ani kararlar aldıklarını belirtiyorlar. Seçimde çok zorlandıklarını ve son an da acele karar verdikleri için

İSTANBUL GEZİSİNDE BİR İLK Uçak, Transfer, Otel, Uygun Tur Seçenekleri veeee.. SUENO'ya özel unutamıyacağınız inanılmaz bir SÜRPRİZ ORGANİZASYON... 325,-€ Daha fazla bilgi için irtibata geçin: 0641 58 70 58/ 0642 55 56 06 Facebook.com/suenoorganisatie.com

40 | KADIN

Hazırlayanlar: Esra Toprak Demir Serap Kaya Aslan


MODA veya rengi denememenizdir. Oysaki size çok yakışabilir. Denemekten çekinmemelisiniz. Hiç beklemediğiniz bir modelle çok şaşırtıcı ve güzel bir görüntü sergileyebilirsiniz. Ve son olarak ta size tavsiyemiz: daima kendinizi rahat hissedebileceğiniz ve rahat hareket edebileceğiniz bir abiye modeli seçmenizdir. Eger sizde özel bir günde Sueno Organisatie size eşlik etsin isterseniz, arayabilirsiniz bizi. Davetlerinizi unutulmaz kılalım, hem de sizi o günün en şık bayanı ilan edelim. Bir sonraki sayıda tekrar görüşmek dileğiyle.... Hoşça kalın

İnce belli modeller ise vücut hatlarınızı belirgin kılar. Bedeni saran abiye modelleri ince ve boylu bayanlar tarafından seçilmelidir. Aksi takdirde bir korse yardımıyla giyilmelidir. Balık etek abiye modelleri içinde aynısı geçerlidir. Abiye modelinin yanı sıra renk seçimi de çok önemlidir. 2011/2012 sezonunun en favori renkleri pastel tonlarıdır. Genelde genç kızlarımız tarafından tercih edilmektedir. Kişinin ten rengi bu seçimde çok önemlidir. Yeni sezonda yine moda olan ve vazgeçilmeyen diğer bir renk ise turkuazdır.

Eskimeyen ve size daima bir güzellik katan renkler de vardır. Bunlardan biri de mavi renktir. Renk seçmekte zorluk çeken bayanlar genelde siyah tercih ederler. Oysa koyu mavi ve mor renklerinde bir abiye, iddialı takılarla hem trend duracaktır hem de şıklık katacaktır size. Neredeyse her sezon moda olan dantel ve şeffaf geçişler abiyelerde önemli detaylardır. Ayrıca drape ve fırfırlar da son yıllarda vazgeçilmeyenler arasında yer alıyor. Payetler ve ışıltılı taşlar eskimeyen aksesuarlar olduğundan abiye modelinde ön plana çıkması gereken en önemli ayrıntılardan. Abiyenizin kendi aksesuarı çok ise, takı ve çanta seçimine dikkat edilmelidir. Aksi halde çok abartılı duracaktır. Bir diğer önemli nokta da dekoltedir. Abiyede dekolte aşırıya kaçmadan tercih edilirse bir şıklık sergiler. Ve kışın özel gün ve gecelerinizde giyindiğiniz abiye elbiselerin üzerinde gayet şık ve göz alıcı duran kürk şal modelleri kıyafetinizi tamamlayacaktır. Kıyafet seçiminde sıkça yapılan bir yanlışta üzerinizde durmayacağını düşündüğünüz bir abiye modelini

Yorum ve fotoğraflarınızı moda@kadindergisi.nl adresine gönderin.

Fotograflarımız CT photography tarafından çekilmiştir.

tipine uyan modeller: hafif kıvrımlarla göğüs altından bele inen ve yine hafif bir kıvrımla genişleyen modellerdir. Sizi olduğunuzdan daha uzun gösterecektir. Ayrıca vücut hatlarınız daha düzgün ve orantılı gözükecektir. Eğer beliniz ince bir yapıya sahip değilse basenleriniz varsa yüksek belli modeller tercih etmelisinizdir. Bel hizasına inmeden genişleyen bu modeller bel üstündeki kısımları ön plana çıkarır. Fakat bu modeller boyun kısmı iri ve göğüsleri yapılı bayanlara tavsiye edilmemektedir.

SueNo Organi S atie

farkıyla

300 kişilik salonda €1500’dan* başlayan fiyatlarla düğün, nişan, kına ve sünnet... *€1500 paket içeriği: Salon, foto/kamera, içecek, kuru pasta & müzik

İrtibat: Sueno Organisatie +31 641587058 & +31 642555606 www.suenoorganisatie.com www.facebook.nl/suenoorganisatie

KADIN | 41


MODA

Önemli olan ‘taşımak’! Yani içinde emin olmak,

özgüvenli görünmek

D

ünyanın en güzel kıyafetini giyseniz bile, oranızı buranızı sürekli çekiştirdiğiniz sürece şık olmanız mümkün değil! Yok yakam açıldı, eteğim sıyrıldı, bu tişört dar geldi... İster jean üzerine tişört giyin, ister küçük siyah elbise... Önemli olan ‘taşımak’! Yani

42 | KADIN

içinde emin olmak, özgüvenli görünmek, Bu nedenle giyindikten sonra kendinize aynada bakın; kıyafetinizden emin olduktan sonra da kendinizi rahat bırakın! Tarzlarla oynayın! “Sex and the City” dizisiyle birlikte farklı

tarzları birbirine karıştırmak, stil sahibi olmanın en önemli yolu oldu. İşte tarzlarla oynayabilmeniz için birkaç İpucu: Parlak bir mini elbisenin altına kaba saba botlar giyebilir, blazer ceketinizin altına kapüşonlu bir kazakla dışarı çıkabilirsiniz, pahalı markalarla ucuz parçaları birleştirebilirsiniz. An-


MODA cak tarzları karıştırırken dikkat etmeniz gereken noktalar var: Çanta, ayakkabı ve kemer üçlüsünün rengini tutturmak için çaba sarf etmeyin. Bu çaba artık ‘sıradan’ kabul ediliyor. Toprak tonlarını ya da pastel tonları kendi aralarında karıştırın. Kırmızı, sarı, yeşil ya da mor gibi güçlü renkleri ise daha sakin renklerle ya da jean’le bir araya getirin. Markaları çok ciddiye almayın! Kişisel tarzınız, bir markanın sezonluk koleksiyonuna sahip olmaktan daha önemli. Tabii ki markalar, koleksiyon hazırlarken birbirleriyle uyumlu parçalar oluşturuyor ve bu parçalar, hiç kuşkusuz vitrin mankeninin üzerinde iyi durabiliyor... Ama stil sahibi olmak istiyorsanız, bundan kaçının! Şıklık, illa ki” elbise’ demek değil! Basit parçalarla da şık olabilirsiniz. Yeter ki kendinize güvenin. Trendleri izleyin! Gelecek sezonların trendlerini izleyerek, herkesten farklı giyinebilir, kendinize has bir stil oluşturabilirsiniz. Style.com gibi web siteleri, tüm dünyadaki sokak trenlerini çok yakından takip ediyor, tasarımcıların işlerini mercek altına alıyor ve podyumdaki son trendlerden haberdar ediyor. Moda bilincinizi geliştirmek için düzenli olarak takip etmekte fayda var! Klasiklerden asla vazgeçmeyin! Dev güneş gözlükleri tek bir sezonun hitiyken, Ray Ban’ın ‘cool’ pilot gözlüğü zamansız bir ikon! Bu nedenle klasik parçalar almaktan vazgeçmeyin. Peki, bir gardırobun temel klasikleri neler olmalı? İyi kesim, vücuda oturan bir jean; klasik kesimli, kaliteli bir pantolon-etek-ceket takım, birkaç çift şık çizme ve topuklu ayakkabılar. Bu parçalarda önemli olan kalitedir. O yüzden birkaç euro daha fazla harcamayı göze alın... En sevdiğiniz yerinize vurgu yapın! Dekolteniz, imzanız haline gelebilir... Vücudunuzun en sevdiğiniz yeri hangisi? Bacaklarınız mı, göğüs dekolteniz mi, dar beliniz mi? Bir stil oluştururken, bunu göz önüne alın. Kıyafetlerinizi ona göre seçtiğiniz taktirde, kısa süre sonra bir stiliniz olacak.

Süslenmeyi abartmayın! Giyinirken de bu özlü sözü aklınızdan çıkarmayın: Azı karar, çoğu zarar! Birçok kadın, aksesuarı abartabiliyor. Oysa stil sahibi görünmek istiyorsanız; asla broş, kolye, küpe, bilezik ve yüzüğü aynı anda takmayın. Eğer gösterişli küpeler takmak İstiyorsanız, kolyeden vazgeçin. Ya da zarif bir kolyeyle, hoş bir yüzüğü tamamlayabilir veya kolyeyi bir bilezikle kullanabilirsiniz Favori tasarımcınızı tespit edin! İşte stil sahibi olmanın en kolay yolu: Bir tasarımcıyı favoriniz haline getirin. İşlerini takip edin, stilinizi ona göre belirleyin. “Ama benim tasarım kıyafetler alacak param yok” diyorsanız da, siz bizim sözümüze güvenin! Birçok marka, tasarımcıların işlerini taklit ettiğinden, çok para harcamadan da stilinizi koruyabilirsiniz. Zaten illa ki ünlü bir tasarımcıyı takip

etmeniz gerekmez. Birçok genç beceri var, onları bulmanız bile moda bilincinizin yüksek olduğunu gösterir, Makyaja ve bakıma dikkat edin! Ne kadar şık giyinirseniz giyinin, Eğer saçınız başınız dağınık, ellerinizin manikür zamanı gelmişse, her halükarda bakımsız görüneceksiniz. Bu nedenle, stil sahibi olmak için öncelikle kişisel bakımınıza önem verin. El ve ayak bakımını ihmal etmeyin, fazla tüylerinizi (kışın bile!) alın, saçlarınıza iyi bakın. Orta karar bir makyajla şık olmamanız işten bile değil! Gardırop detoksu yapın! Hep alıyor, hiç vermiyorsanız, gardırobunuzun şişmemesi mümkün değil! Senede iki kere gardırobunuzu elden geçirin. Üzerinize olmayan ve hiç elinize almadığınız giysileri bağışlayın.

KADIN | 43


MODA

Gelinlik seçerken nelere dikkat edilmeli? Gelinlik giyinmek, tasarımını en güzel şekilde yapmak kuğu gibi süzülüp göz alabildiğine güzel olmak her kadının hayali. Peki, gelinliği seçerken nelere dikkat edilmeli. Meral Yaprak

Ve en önemli gün geldiğinde bütün kadınlar melek kadar güzel olmayı hayal eder. O gün hangi gün mü? Düğün gününüz tabi ki. Bu hayatınızın en önemli günlerinden biridir ve siz özellikle gelinliğinizle muhteşem görünmek istersiniz. Bunun için ise bazı noktaları göz önünde bulundurmalısınız. Gelinliğinizi seçerken beden tipiniz çok önemlidir. Bedeninize uygun olan bir modeli tercih etmeniz muhteşem görünmenize katkıda bulunacak en önemli özelliktir. Gelinler bu konuda çoğu kez yanılırlar. Katalogda gördükleri her modeli kendileri giymek isterler. Oysaki beğendiniz her model sizin bedeninize uygun olmayabilir. Gelinliğinizi seçerken damadın beden tipi ve onun damatlığı ile uyum içinde olmasına dikkat edilmelidir. Yine gelinlik modelinizin düğünün yapılacağı mekân ile de uyum içinde olması artık hem gelin adayları hem de modacılar tarafından dikkate alınmaya başlanmıştır. Düğününüzün olduğu mevsimi de dikkat almak gerekir. soğuk havalarda daha kapalı, bahar ve yaz aylarında açık modeller tercih edilebilir. Bazı kadınlar dekolteyi sevmektedir. Bunu gelinlik modellerinde de uygulamak isterler. Fakat eğer dekolte vermeye uygun bir vücut yapınız yok ise buna kesinlikle yönelmeyiniz. Katalogda ya da her hangi başka bir yerde resmini gördüğünüz gelinliği diktirmek yerine dikilmiş modelleri giyip, deneyerek almanız tavsiye edilir. Gelinlik seçerken herkes size bir fikir vermek ister ama siz bu işin uzmanından fikir almaya önem gösterin.

44 | KADIN


MODA

KADIN | 45


SÖYLEŞİ

Bakım ve Modanın adresi için

Güzellik Salonu Cleopatra Güzellik salonu Cleopatra’nın sahibi Özlem Bulut’tan güzellik bakımı ve 2012 yılının saç ve makyaj trendlerini öğreniyoruz. Cleopatra Beauty Centerda çalışarak başlayan, ve birkaç ay sonra salonu devralan 27 yaşındaki 2 çocuk annesi Özlem Bulut salonu bu yıl itibariyle 7 yıldır işletmekte.

Banu Çelik

Bu kuponla gelen e tüm müşterilerimiz kıyafette %20 indirim yapıyoruz.

46 | KADIN


SÖYLEŞİ

Güzellik salonunuzda uyguladığınız yöntemlerden bahseder misiniz? Profesyonel kadromuzla ile vücut bakımı, cilt bakımı, tırnak bakımı, profesyonel kalıcı makyaj gibi birçok üniteye sahip geniş yelpazesi ile öncelikle sağlığınızı korumayı, daha sonra güzellik alanında size ulaştırmayı hedefliyoruz. Kampanyalarınızdan bahseder misiniz? Föhn kampanyamız 29.02.2012 tarihine kadar devam edecektir fiyatı ise sadece 12.50 euro. Saç kaynağı ve kalıcı makyajda %20 indiriim yapıyoruz. Salonunuzda en çok yapılan uygulama hangisi? Salonumuzda en çok uygulanan cilt bakımları, ağda, kas, kalıcı makyaj ve saç kaynağı. Bunların dışında Hollanda’da olmayan yöntemle saç kaynağı yapıyoruz. Pedikür bakımımız özel balıklar tarafından yapılmaktadır.

doğal gölgeler modadır. Gölgeler kendi saç renginizden bir kaç ton koyu tonlardır. Sarı saç renkleri yıllardır popülerliğini korumaktadır. 2012’nın makyajı nasıl olacak. Hangi renkler hakim olacak? Bu yıl 2011 tam tersi olacak. Bu yıl donuk, mat renkler kullanılacak. Gri, mürdüm, koyu yeşil ve koyu maviler gibi. Net belirgin çizgiler ve kırmızı dudaklar ön plana çıkacak. Son olarak ne eklemek istersiniz? Cleopatra ekibi olarak müşterilerimizin memnuniyetine ve kaliteli hizmetine önem veriyoruz. Her türlü sorularınız için bizi arayabilirsiniz 020-3892084 facebookdan da bizi takip edebilirsiniz. www. Cleopatrabeautycenter.nl

Müşterileri memnun etmenin sırrı sizce nedir? Bence müşterileri memnun etmenin sırrı hoşgörü ve güleryüzde saklı. İlerideki projeleriniz neler? Salonumuzda bakım ve güzellik uygulamaları dışında giyim alanındada artık bayanlara hizmet sunacağız. 2012 yılının saç modası ne olacak? Bu yıl kahkül modası olacak. Bu yıl sarışın ile esmer arasında olan cilt rengine

KADIN | 47


KARİYER

Emsal Yıldırım: “Yeni Jenerasyona Güzellik Bilinci Kazandırıyoruz”

Emsal’s Beauty 3. Yılını Kutluyor “Yeni jenerasyonun, daha önceki jenerasyonlarına göre, daha bir kendinden emin ve daha bir bakımlı olmaya çalıştıkları biliniyor. Ancak, çoğu kez bilinçsizce yapılan güzellik bakımı kimi zaman pratikte istenmeyen sonuçlar doğuruyor. Bu durumun önüne geçmek ve insanlarımızı güzellik bakımı konusunda bilinçlendirmek için bu işi yapmaya karar verdim. Profesyonel bir güzellik uzmanı olmak ve bir ‘Güzellik Salonu’ açabilmek için IVBO okulunda Güzellik Uzmanlığı, Özel ‘Laser Centrum’dan Lazer kullanımı ve Utrecht’te ‘Dermatolog’ (cilt bakımı) alanlarında 3-4 yıl süren kursları bitirerek tüm sertifikalarımı aldım. 2009 yılında kendi adımı taşıyan Emsal’s Beauty güzellik salonunu açtım ve güzellik bakımı alanında profesyonel olarak hizmet veriyorum’’ diyor Emsal Yıldırım (42).

Fuat Aslan / Tilburg - İş Merkezi haline getirilen Philips’e ait eski Volt Fabrikasının bir bölümünde tuttuğu küçük ama kullanılışlı bir salonda müşterilerini güler yüzle karşılayan 1969 Kayseri doğumlu Emsal Yıldırım, 3-4 yıllık bir mesleki eğitimin ardından 2009 yılında açtığı ve kendi adini taşıyan Emsal’s Beauty Güzellik Salonunda 3 yıldır müşterilerine profesyonel bir hizmet veriyor. ANBOS ve VEKTIS güzellik salonlarını denetleme ve sigorta kurumlarına bağlı olarak hizmet veren Emsal’s Beauty, Amerika’da FDA tarafından onaylanan ve dünyada en gelişmiş epilasyon yöntemi olarak kabul edilen ‘Diode Light Sheer’ sistemiyle salonunda bay/bayan müşterilerine kalıcı epilasyon yapıyor. ‘‘Özellikle kıl dönmelerinde en çözümleyici yöntemdir’’ diyen Emsal Yıldırım, bay/bayan müşterilerine, cilt bakımı, cilt soyma işlemi (Green Peeling), manikür, pedikür hizmetleri de verdiklerini belirtiyor. Lazer epilasyonu yaptırmak isteyen insanların yeterince bilgiye sahip olmadıklarını ifade eden Emsal Yıldırım, özellikle kalp hastalığı, hepatit B, AİDS, kanser gibi hastaları olanlar ve hamileler için sakıncalı olduğunu belirterek, hastalardan tedaviye başlamadan önce güzellik uzmanlarına hastalık durumlarını bildirmeleri istiyor. Yıldırım, ‘‘Zaten biz salonumuzda hastalara tedaviye başlamadan önce ‘anamnese’ (geçmişleri), ‘diagnose’ (teşhis) yaptıktan sonra bir sözleşme imzalatarak tedaviye başlıyoruz’’ diyor.

48 | KADIN

Lazer epilasyonu yaptırmak isteyen kişiye özel, derisine göre uygulanacak sistem tespit edildikten sonra, örneğin: ‘IPL’, ‘Diffuus Licht’ ışık sistemi. Burada ışın deriye temas halinde dağıtarak kıl köklerine ulaştırılıyor. ‘Diode Laser Light Sheer’, coherent (uyumlu) ışık sisteminde ise, deri üzerinde bütün ışın sadece bir yerde toplanarak kıl köküne doğrudan yoğun bir ışık inmesi sağlanıyor, tespit edilen bölgeye göre belirli seans aralıkları ile veriliyor. Genellikle bu uygulama 5 ila 8 hafta sürüyor. Lazer epilasyonda dikkat edilecek en önemli nokta ise, kişinin güneşten uzak durması, solaryuma girmemesi gerekiyor. Aksi halde deride ‘pigment’ (ben) lekeleri oluşabiliyor. Emsal’s Beauty’de güzellik bakımı yaptırmak isteyenlere aynı zamanda güzellik bilinci kazandırmaya önem verdiklerini anımsatan salonun sahibesi Emsal Yıldırım, uygun fiyatlar, güvenilir hizmet, sorunlarına kesin ve kalıcı çözüm arayan müşterilerini, yan et-

kisi olmayan ‘Light Sheer’ sistemiyle tedavi sunan ve sizinle aynı dili konuşan Emsal’s Beauty’e bekliyor ve Emsal’s Beauty’nin 3. yılını kutlama çerçevesinde başlattığı kampanyadan yararlanmaya davet ediyor. Yeni Yıl Kampanyası Bay / Bayan Alt Bacak + Bikini Bölgesi + Koltuk Altı + Dudak Üstü EUR 250. Cilt Bakımı EUR 25 - EUR 90 arası. Cilt Soyma EUR 75 - EUR 250 arası. Emsal’s Beauty Groenstraat 139/155 5021 LL Tilburg Tel: 013-5451599 Mob: 06-21804249 www.emsals-beauty.nl info@emsals-beauty.nl


HABER

Türk Halk Dansları Yarışması’nı

‘Tuğra’ grubu kazandı Geleneksel hale gelen ve bu yıl 8’incisi yapılan Türk Halk Dansları Yarışması büyük ilgi gördü. Hollanda genelinde 7 ekibin katıldığı yarışmayı, Aydın Zeybeği ile Amsterdamlı grup Tuğra kazandı. M.İsmet Furkan

Türkiye halk danslarının sergilendiği yarışmada, Amsterdam Tuğra Grubu ‘Aydın Zeybek’ oyunuyla birinci oldu.

Yarışmaya Lahey’den Diyarbakır yöresi oyunlarıyla katılan Hedef grubu ikinci oldu.

H

er yıl geleneksel olarak yapılan Türk Halk Dansları Yarışması’nı bu yıl ‘Tuğra’ adlı grup kazandı. 2011 yılının en iyi halk oyunları ekibinin belirlenmesi için düzenlenen

50 | KADIN

yarışmaya Amersfoort, Utrecht, Alblasserdam, Lahey ve Amsterdam’dan toplam 7 ekip katıldı. ‘8. Türk Halk Dansları Yarışması’sı, Utrecht kentindeki Stadsschouwburg Tiyatro Salonu’nda

yapıldı. Yarışmada dereceye girebilmek için ter döken ekipler, sergiledikleri performansla Türkiye rüzgarı estirdi. Türkiye halk danslarının sergilendiği


HABER

yarışmada, Amsterdam Tuğra Grubu ‘Aydın Zeybek’ oyunuyla birinci oldu. Yarışmaya Lahey’den Diyarbakır yöresi oyunlarıyla katılan Hedef grubu ikinci, Bitlis yöresi oyunları sergileyen Esen Grubu ise üçüncü oldu. Amersfoort’tan yarışmaya katılan Mozaik grubu ise seyirci ödülünü kazandı. Kazanmak güzel ama Türk halk kültürünü Hollanda’ya tanıtmak ve bu ülkede yaşatmak için bu tür yarışmaları düzenlediklerini belirten Altays Vakfı Kurucusu ve Başkanı Altay Demirci, 9. Türk Halk Dansları Yarışması’nın 8 Aralık 2012 tarihinde yapılacağını söyledi. Kurulalı henüz 1 yıl olmasına rağmen yarışmayı kazanan Tuğra ve grubun hocası Mustafa Turgay Yılmaz, “Kazanmak güzel ama daha önemlisi burada kendi kültürümüzü insanlara göstermekti. Bunu da başardığımıza inanıyoruz” dedi. 8. Türk Halk Dansları Yarışması, geçen yılın şampiyonu ‘Rüzgar’ grubunun sahne almasıyla başladı. Daha sonra sırasıyla sahneye çıkan Mozaik, Nazar, Esen, Kafkas, Hedef, Tuğra ve Turquaz Grupları birinci olabilmek için kıyasıya yarıştı. Jürisinde Bianca de Jong, Maurits van Geel, Şah Akkuş, Hasan Birinci ve Asuman Suar’ın olduğu yarışmada, Fas kökenli Kabare sanatçısı Amar da sahne aldı.

PvdA Türk kökenli Milletvekili Nebahat Albayrak halk danslarını sonuna kadar izleyenler arassındaydı.

KADIN | 51


HABER

12 yaşındaki Suna, Hollanda’nın en iyi aşçısı seçildi Hollanda’da özel bir televizyon kanalında yayınlanan, çocukların katıldığı ‘’Junior Masterchef’’ adlı yemek yarışmasında birinci olan 12 yaşındaki Suna Akın, Türk mutfağını dünyaya tanıtmayı hedeflediğini söyledi. AMSTERDAM - Yarışmayı kazandığı için çok mutlu olduğunu belirten Suna, yaptığı açıklamada, büyüyünce diplomalı bir aşçı olmak istediğini söyledi. Yemek yapmayı çok sevdiğini söyleyen Suna, ‘’Eğitimimi tamamladıktan sonra Hollanda’da iki çeşit restoran açmak istiyorum. Birisinde Türk ve Osmanlı yemekleri olacak, diğerinde ise Avrupa mutfağı. En büyük hedefim Türk mutfağını dünyaya duyurmak’’ dedi. Küçük Suna, Hollanda’nın çok izlenen bir özel televizyon kanalında yayınlanan ve 8-12 yaş arası çocukların hünerlerini sergilediği, iki ay süren yarışmada, rakiplerini tek tek eleyerek finale kalmıştı. Suna, finalde yaptığı mercimek çorbası, bıldırcın dolması ve yaban mersini pastasıyla birinci olmuştu. Yarışma boyunca daha çok Türk ve Osmanlı mutfağına özgü yemekler pişiren Suna, jürinin büyük beğenisini toplamıştı. Gözyaşlarına hakim olamadı Yarışma sonucu açıklandığında mutluluktan göz yaşı döken Suna, yemek merakını ailesinden almış. Babaannesi ve babasının kendisine yemek yapmayı öğrettiğini belirten Suna, yarışmaya tesadüfen katılmış. Babasının desteğiyle yarışmaya kayıt yaptırdığını ifade eden Suna, birinci olacağını önceden tah-

52 | KADIN

min edemediğini aktardı. Yaptığı Türk mutfağına özgü yemeklerin jüri tarafından çok beğenildiğini ve yaklaşık 500 çocuğun katıldığı yarışmada elde bu ettiği sonucun gurur verici olduğunu kaydeden Suna, bu yüzden yarışma sonucu açıklanırken mutluluktan göz yaşlarına hakim olamadığını ifade etti. Yemek yapmayı evde ailesinden öğrendiğini anlatan küçük Suna, ‘’Dört yaşındayken ninemin yaptığı yemeklere merakla bakardım. Mantılar, sarmalar filan yapardı. Babam da çok güzel yemek yapardı. Onlara sürekli sorardım ‘nasıl yapıyorsunuz’ diye, bana anlatırlardı. Yemek merakım ve bilgim buradan geliyor. Babam ve teyzem ilerleyen yaşlarda bana çok yardımcı oldu yemek yapmam konusunda’’ diye konuştu. ’’Büyüyünce çok iyi bir aşçı olmak istiyorum’’ 12 yaşında olmasına rağmen evde hemen hemen her gün yemek pişirdiğini dile getiren Suna, büyüyünce kesinlikle çok iyi bir aşçı olmak istediğini söyledi. ‘’Önceden İngilizce öğretmeni ile aşçı olmak arasında kararsızdım, ama şimdi tam

olarak ne olacağıma karar verdim. Kararım aşçı olmak’’ diyen Suna, çok sevdiği zengin Türk mutfağını dünyaya tanıtmak için elinden geleni yapacağını söyledi. ’’Dünya Suna’yı tanıyacak’’ Suna’nın elde ettiği başarının kendilerini çok mutlu ettiğini belirten baba Okan Akın ise, kızına hedeflerine ulaşması konusunda ellerinden gelen yardımı yapacaklarını söyledi. ‘’Suna bizi, arkadaşlarını ve özellikle de buradaki Türkleri çok mutlu etti’’ diyen Okan Akın, yaş günlerinde bile yemek kitapları hediye ettiği kızının çocukluğundan beri yemek yapmayı çok sevdiğini ve yarışmaya da bu merakından dolayı katıldığını ifade etti. Kızının Türk mutfağını dünyaya tanıtma konusundaki hedeflerini sonuna kadar desteklediğine dikkati çeken Okan Akın, ‘’Sebebi de şu, çok zengin bir mutfağımız var. Evimizde de çoğunlukla bu yemekler pişirilir, bu tadı aldı. Böyle bir ülkede, Avrupa’da yaşayıp, burada eğitim görüp evrensel bir kimlikle Türk mutfağını tanıtacağına inanıyorum. O yüzden de yüzde yüz destekliyorum. İleri de umarım çok iyi bir aşçı olacak ve dünya Suna’yı tanıyacak’’ diye konuştu.


HAYATIN İÇİNDEN

KADIN | 53


SAĞLIK

40 yaş üstü kadınlarda adet düzensizliği menopoz habercisi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Şatıroğlu: ‘’40 yaş üstü kadınlarda adet düzensizlikleri, erken dönem menopoz ya da yumurtalık yetmezliğinin göstergesi olabilir’’

54 | KADIN


SAĞLIK ‘’Kimi adet döneminde yumurtlama olmasa da bazen yumurtlama gerçekleşir ve anne gebeliğe hazır bulunur. Bu sebeple adetleri tam olarak kesilmemiş kadınlar, gebelik istekleri yoksa menopoza girene kadar modern korunma yöntemlerinden birini kullanmaya devam etmelidir’’ Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 40’lı yaşlarda kadınlarda yumurtlama kalitesinin düştüğünü ve buna bağlı olarak adet düzensizlikleri görülebileceğini söyledi. 40 yaş üstü kadınlarda adet düzensizliklerinin erken dönem menopoz ya da yumurtalık yetmezliğinin göstergesi olabileceği uyarısında bulunan Şatıroğlu, adet düzensizliği başladığında hekime başvurulması ve sürecin hekim kontrolünde geçirilmesi gerektiğini belirtti. Şatıroğlu, adet düzensizliğiyle başlayan menopoz öncesi dönemin kişiden kişiye değiştiğini, genellikle bu sürecin ortalama 4-5 yıl sürdüğünü anlattı. Bu dönemde yumurtalık içindeki yumurta hücrelerinin sayı ve kalite olarak artık azaldığını ifade eden Şatıroğlu, ‘’Yumurtanın kalite ve sayısındaki bu azalma, adet döngüsünün düzenini bozar. Adet görme giderek gecikirken, adet araları da giderek açılır. Kimi kadınlarda kanama normalden fazla ve uzun yaşanmaya başlanır’’ dedi. Şatıroğlu, kimi kadınlarda ise bu dönemde sık aralıklarla adet görme gibi belirtilerin ortaya çıktığının altını çizdi. Yumurtlama dursa da adet devam edebilir Üreme çağı boyunca düzenli bir şekilde devam eden yumurtlama ve adet döngüsünün, menopoz öncesi döneme gelindiğinde sekteye uğradığını dile getiren Şatıroğlu, 40 yaş üzeri kadınlarda yumurtlama olmaksızın, düzensiz de olsa bir zaman daha adet görülebildiğini belirtti. Şatıroğlu, ‘’Üreme çağında yumurtalık havuzunda bulunan yumurta hücrelerinin en nitelik-

lileri, kadının üremeye en elverişli yaş döneminde kullanılır ve bu da gebelik oranının yüksek olmasını sağlar. Ancak yaş ilerledikçe daha düşük nitelikli yumurtalar olgunlaştırılır ve gebelik oranları giderek düşer’’ dedi.

de etti. Şatıroğlu, miyom, polip ve çeşitli overin yapılarının adet düzensizliklerine sebep olabileceğini hatırlatarak, bu tip belirtilerin beklenmeksizin yılda 1 kez jinekolojik muayene yaptırılması gerektiğini kaydetti.

Bu sürecin yumurtalık rezervindeki yumurtalar tükenene kadar devam ettiğini anlatan Şatıroğlu, sonunda menopoz döneminin başladığını söyledi.

Menopoz Nedir? Kadın hayatının ortalama olarak üçte biri menopoz döneminde geçiyor. Menopoza gireme yaşı ortalama 45-55 civarındadır. 40 yaştan önce menopoza girmek, ‘’erken menopoz’’ olarak tanımlanıyor. Menapoz, kadın hayatının yumurtlama fonksiyonlarının sonlandıktan sonraki doğal bir aşaması olarak kabul ediliyor. Menapozda oluşan bazı değişiklikler, kadının hayatını olumsuz etkileyebiliyor, yaşam kalitesini bozabiliyor.

Menopoza girene kadar korunun Şatıroğlu, menopoza giriş döneminde yumurtlama düzeninde aksama olsa da gebelik ihtimalinin bulunduğunun altını çizerek, ‘’Kimi adet döneminde yumurtlama olmasa da bazen yumurtlama gerçekleşir ve anne gebeliğe hazır bulunur. Bu sebeple adetleri tam olarak kesilmemiş kadınlar, gebelik istekleri yoksa –ki 40 yaş üstü gebeliklerde artan bir risk söz konusudur- menopoza girene kadar modern korunma yöntemlerinden birini kullanmaya devam etmelidir’’ uyarısında bulundu. İleri yaştaki kadınlarda adet düzensizliklerinin menopoz öncesi dönemin işaretçisi olsa da, tek nedenin menopoz olmayabildiğini vurgulayan Şatıroğlu, hangi yaşta olursa olsun düzensizliğin nedeninin mutlaka hekim kontrolü ile saptanması gerektiğini ifa-

Menopozdaki temel değişiklik, kadınlık hormonu olan östrojenin yumurtlamanın durması sonucu azalması olarak ortaya çıkıyor. Böylece kadında, ateş basma, terleme, çarpıntı, uykusuzluk, sinirlilik, (ruhsal çöküntü) depresyon, unutkanlık, halsizlik, çabuk sinirlenme, bazen cinsel istekte (libido) azalma, kemik erimesi (osteoporoz), damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi, cinsel organlarda çekilme (atrofi), kuruluk, ağrılı ilişki, idrar kaçırmaya kadar varan idrar yollarında atrofi görülebiliyor.

KADIN | 55


HABER

Müslüman çocuklar

Yanlış koruyucu aileye veriliyor Avrupa İslam Üniversitesi’nde, koruyucu aile, Hollanda’da ailelerinden alınan Müslüman çocukların dramı ve bu konumdaki çocuklar için yapılabilecek girişimler üzerine konferans düzenlendi. Program sonunda Müslüman Gençlik Danışma Merkezi (Jeugdzorg) kurulması için inisiyatif grubu oluşturuldu. Çocukların bu tür koruyucu aileye veriliş sebepleri tedavi amaçlıdır. Bu ailelere yerleştirilen çocuklara örnek verecek olursak; Davranış bozukluğu, psikolojik travma geçirmiş veya uyuşturucu bağımlısı olarak doğan bebekler olarak sıralayabiliriz. Burada bulunan çocukların, kaldığı sürece anne babasıyla görüşme olanağı vardır. Tekrar anne babasının yanına dönebilmesindeki en büyük unsur, çocuğun ne kadar süreli pedagojik tedaviye ihtiyacı olduğudur. Bazı durumlarda bu tedavi ekstra destek alınarak kendi ailesinin yanında da sağlanabilir.

Mustafa Toga / ROTTERDAM: Hollanda’daki Müslümanlar, gençlik danışma merkezi (Jeugdzorg) kuruyor. İnisiyatif gurubuna Bekir Cebeci, Angela Axuc, Mehmet Sarı, Ali Baykuş, Sıddıka Çetiner, Mehmet Uzun, Adem Uzunca, Muhammet Morgül, Elif Kaçmaz, Imane Assarar ve Turan Köroğlu seçildiler. Programın açılış konuşmasını Avrupa İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Bahçekapılı yaptı. Bahçekapılı; “Yardıma muhtaç Müslüman çocukların genelde yanlış koruyucu aileye verildiğini esasında Müslüman ailelere verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Aksi taktirde çocuklarımız Hıristiyan ailelerin yanında dilini ve dinini unutacaklarını buna bağlı olarak asimile olacaklarını söyledi. Rijnmond bölgesinde gençlik danışma merkezinde (Jeugdzorg) görev yapan aynı zamanda SPIOR (Stichting Platform Islamitische Organisaties Rijnmond) yönetim kurulu üyesi Deniz Çatıkkaş koruyucu aile ve gençlik danışma merkezinin çalışmaları hakkında genel bilgi verdi. Koruyucu aile konusunda Türkler ve diğer müslüman grupların yeterli bilgiye

56 | KADIN

sahip olmadıklarını söyleye Çatıkkaş; “Koruyucu aile çeşitleri üçtür” dedi. Bunların birincisi: `Perspectief Zoekend` (kısa süreli koruyucu aile). Kriz dönemi ailelerden alınan küçük yaştaki çocuklar (012) genellikle kısa süreli koruyucu aileye verilir. Bu tür ailelerin yanına yerleştirilen çocukların perspektifleri henüz netlik kazanmadığından dolayı, geçici süre olarak (3-6 ay) boyunca burada kalır. Ailevi sorunlar çözülüp, güvenli ve pedagojik açıdan sıcak bir yuva ortamı sağlandıktan sonra, çocuğun tekrar anne/babasına verilme olanağı yüksektir. İkinci olarak `Perspectief Biedend` (uzun süreli koruyucu aile). Uzun süreli koruyucu aileye verilen çocukların burada kalma süresi 6 aydan başlayıp 18 yaşına kadar devam edebilir. Bu süre zarfında çocuğun ailesi ile görüşmesi, aile vasisi tarafından sağlanır. Bu tip koruyucu aileye yerleştirilen çocukların genellikle, anne ve babalarıyla aile vasisi tarafından periyodik görüşmesi sağlanır. Üçüncü olarak ‘Therapeutisch Pleeggezin’ (tedavi amaçlı koruyucu aile).

Koruyucu aile bekleyen çocukların % 45’i yabancı kökenli Daha sonra söz alan koruyucu ailelerden Angela Axuc iki Faslı kız çocuğuna koruyucu ailelik yaptığını ve onları İslami değerler göre yetiştirdiğini söyledi. Mehmet Sarı ise bu güne kadar 20 çocuğa koruyucu ailelik yaptığını onları kendi öz evladı gibi sevip koruduğunu dile getirdi. En büyük sorunun Müslüman koruyucu aile bulunamaması olduğuna değinen Sarı; “Çocuklar Türk bakıcı aile bulunamadığından, farklı ırka sahip ailelere evlatlık olarak veriliyor. Hollandalı bir çocuk için kolayca o çocuğun etnik durumuna uygun aile bulunmaktadır. Türk çocukları için Türk bakıcı ailelerin çok ama çok az olmasından dolayı, çoğunun yerleşiminde zorluk yaşanıyor. Şu an koruyucu aile bekleyen çocukların % 45 i yabancı kökenli. Bu konferans katılan sizlerden ricam diğerlerine örnek olarak en az bir çocuğa bakıcı aile olmanızdır” dedi. Programın sonunda, Hollanda’nın dört bir köşesinden gelip konferansa katılanlar Müslüman Gençlik Danışma Merkezi (Jeugdzorg) kurulması için inisiyatif grubu oluşturdular.


KADIN | 57


FIKRALAR Ömer Muhtar

OTELCİ Otelci Temelin kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış. -Boş odanız varmı? -Kimsunuz? -Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo. -Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok!

KAYSERİ”Lİ FIRINCI Aldığı ekmeğin içinden kravat çıkan adam, hışımla fırına girdi: -Bu ekmeğin içinden bir kravat çıktı, görüyor musunuz? Kayserili fırıncı umursamaz bir tavırla: -Ne yani 100 bin liralık ekmeğin içinden takım elbisemi çıkacaktı?

İKİ DELİ Akıl hastane’sinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce, iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi bunların ayak seslerini işitmişti. Sordu -Kim o? İçlerinden biri kedi gibi miyavladı. Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı. Bekçi geri dönüp yine seslendi: -Kim var orada? İkinci deli cevap verdi: -Bir kedi daha....

TEK ASKER ormuş. l elde tüfek yerde yatıy Manevra varmış.Teme : Komutan gelip sormuş e ne yaparsın Temel? -Düşman önden gelirs Temel cevaplamış. e tekrar an, arkadan gelirse diy -Şu yandan, bu yand sormuş komutan. plamış. temel bunları da ceva a: Komutan en sonund gelirse? deyince. en -Ya düşman teped ve: Temel dayanamamış mitanum askeri ben miyum ko -Habu memleketin tek daaa!..

SALAK ÇIRAK Bir ustanın yanında çalışan sala k bir adam varmış. Usta çırağına bir şey söyleyeceğinde, salak diye hitap edermiş. Çırak kendisine salak denmesind en iyice bıkmış. Sonunda çırak, usta sını mahkemeye vermiş, Hakim sormuş: -Sen bu adama niye salak diyorsu n? Usta: -Salakta ondan... Hakim: -İspat et... Usta: -Oğlum git dükkanda ben varmıy ım, yokmuyum öğren de gel? demiş Çırak koşarak mahkeme salonun dan ayrılmış. Usta: -Gördünüzdü Hakim bey, çok sala k işte! Elinin altında cep telefonu varken koşarak dükkana bakmaya gitt i!....

BEN DE YENİ CELDUM

58 | KADIN

Temel evin çatısında çalışırken ayağı kaya r sırt üstü yere düşer. Bunu gören komşuları hemen Temel’in başın a üşüşürler ve sorarlar: -Ula Temel ne oldu? Temel sakin sakin cevap verir : -Uşaklar ne olduğunu bilmiyrum. Ben de yeni celdum.


SOFRA


MİZAH Sadık Yemni

s.yemni@platformmedia.nl

L

eyla, Amsterdam’da doğmuş büyümüş bir genç kadındır. Bekârdır. Şirin Hollanda’ya dört yaşında gelmiştir. Evlidir ve altı yaşında bir kız çocuğu vardır. Lise yıllarından tanışan Leyla ile Şirin her ayın ilk cumartesi günü, öğle üzeri Amstel kanalı üzerindeki De Magere Brug kafesinde buluşup dertleşmeyi adet edinmişlerdir.

Yaşlı Kedi ve Elma Kabağı Zamanları Leyla sevinçle kafeden içeri girdiğinde Şirin bir dergiyi okumaya dalmıştır.

Leyla: Yolda babama telefon ettim ve haberi verdim. Çok mutlu oldu.

Leyla: Merhaba Şirin. Naber?

Şirin: Olmaz mı. Haklı..

Şirin: Merhaba, ne oldu sana kız? Yüzün gözün gülüyor.

Leyla: Hatırlıyor musun senle bir gün, on beş yıl önce falan, çocuktuk neredeyse… Babamın pastahanesindeydik. Avukatlık bir işi vardı. Bunun için bir yere telefon etmişti. ‘Ben bir au kat (oude kat) istiyorum.’ Diyordu. Avukatın sekreteri de ne istendiğini anlamıyordu. Sonra da telefonu bana vermişti de ben meseleyi izah etmiştim.

Leyla: Çok iyi bir haber aldım da. Şirin: Neymiş söyle bakalım. Leyla: Hollandaca-Türkçe Edebiyat çevirmenliği için sınava girmiştim ya, sonuçlar belli oldu. Kazanmışım. Çok zor bir sınavdı. Hemen çevirilere başlayacağım. Bugün içecek ve kekler benden. Şirin: Tebrik ederim. Harika.

60 | KADIN

Şirin: Dün gibi hatırlıyorum. Güldüğümüzü belli etmemek için çok çabalamıştık. Ama sonra…

Leyla: İçeri giren bir müşteri vitrinde duran elma tatlısının ne olduğunu sorunca en nazik tavrıyla appel gebak yerine ‘Appel Kabak’ deyince kahkahaları koyuvermiştik. Şirin: Baban çok iyi adamdı. Gülmemize hiç kızmamış müşteri gittikten sonar, ‘Kızım biz çalışmaktan dil öğrenmeye, okula gitmeye zaman mı bulduk?’ demişti. Karaman’da mı hâlâ? Leyla: Evet. Artık sürekli orada kalıyor. Şirin: Bir sonraki aradığında benim de selamlarımı söyle ve hemen çikolatalı kekleri ısmarla. Leyla: Tamamdır.


KÜLTÜR SANAT

Türk filmlerinde Anadolu kadınına bakış farkı “Türk Sinemasının Dine Bakışı, Günahıyla Sevabıyla Yeşilçam” kitabının yazarı, senarist, yönetmen Gülşah Nezaket Maraşlı, geçmişten bugüne Türk sinemasında Anadolu kadınına bakışını anlattı... Esra Altınmakas Gülşah Nezaket Maraşlı

Y

urt dışında ödül almış bazı son dönem filmlerinde Anadolu kadını asık suratlı, çocuğuna şefkatten, gülümsemekten uzak, kocasına yabancı bir tipleme olarak var oluyor. Anadolu’da yaşayan mutlu, kendine ve çevresine yetebilen insanların hayatları gösterilmiyor filmlerde. Anadolu kadını zekidir, kalabalık bir ailede yetişmenin verdiği rahatlık, sosyal olma en önemli kazançlarıdır’’ Köylük yerde hiç hakkı yokken evinin önünde ev yapmak için temel hazan Haceli ve üçkağıtçı muhtara karşı hakkını savunur, güç ve para onlarda olmasına rağmen karşılarında dimdik durur. Yenilmez irade, teslim olmayan cesaretin timsalidir Irazca Ana... Yozgat’tan ailesiyle İstanbul’a gelip tutunmaya çalışan Meryem, başına buyruk davranamayacağı telkin edilse de başını hep dik tutar kalbi delik oğlu için. Oğlu-

26 | KADIN

nun ameliyatı için para vermeyen aileye ‘’Dükkan sıtması tutmuş hepinizi, Osmanım elden gidecek, toz duman bürümüş her yanı, göz gözü görmüyor paradan başka’’ sözleriyle baş kaldırır Meryem... Kocası tarla borcunu ödeyebilmek için Almanya’ya giden Gülcan’ın başına ağanın aşkına karşılık vermediği için gelmeyen kalmaz. Kocası İbrahim ise yanındaki kadınla köye dönerken, kaza geçirip ölür. Sağ kalan çocuklarını ise Gülcan alır. Sabırlı, zorluklara göğüs geren bir Anadolu kadınıdır Gülcan... Türk sinemasında Anadolu kadınını temsil eden başarılı karakterleri bu sözlerle ifade eden ‘’Türk Sinemasının Dine Bakışı, Günahıyla Sevabıyla Yeşilçam’’ kitabının yazarı, senarist yönetmen Gülşah Maraşlı, geçmişten bugüne Türk sinemasında Anadolu kadınına bakışı anlattı. Maraşlı, Türk sinemasında kadının farklı şekillerde temsil edildiğini söyledi. Şehirdeyken ayakları üzerinde durabilen, ekonomik bağımsızlığı olan, haksızlığa uğradığında sonuna kadar mücadele edebilen, erkeğin ve ailenin etkinliğinde kalmadan hayatını sürdürebilen bir karakterin ortaya çıktığını anlatan Maraşlı, ‘’Filmlerde Anadolulu kadın ise ayakta kalmayı mücadelelerden sonra öğrenebilen, ekonomik bağımsızlığı olmayan, haksızlığa uğradığında kendini ayağa

kaldıracak desteğe ihtiyaç duyan, erkeğin ve ailenin etkisinde varlığını sürdüren bir karakter olarak karşımıza çıkar’’ dedi. Türk sinemasında, ailede, şehirde, köyde, göç etmiş ailede, eş, anne, gelin olarak Anadolu kadınının, farklı biçimlerde işlendiğini ve karakterlerin bu çerçevelerle şekillendirildiğini belirten Maraşlı, ‘’1923’te ‘Ateşten Gömlek’ filmi çevrilinceye kadar kadın oyuncular, azınlıklar ya da Beyaz Ruslar’dı. Dolayısıyla 1923’e kadar beyazperdede hem oyuncu hem de işlenen karakter olarak, Anadolu kadını, Türk kadını örneğine rastlamak mümkün değil’’ diye konuştu. ’’Türk sinemasının başlangıç filmleri kadını anlatmaktan uzak’’ Türk sinemasının başlangıç filmlerinin kadını anlatmaktan uzak olduğunu, sinemada kadının epey sonra kendine yer bulabildiğini anlatan Maraşlı, şöyle devam etti: ‘’Türk sinemasında kadın, ikiye ayrılarak yansıtılmıştır. Biri şehirli, diğeri Anadolulu kadın. 1960’ların başında yönetmenler, farklı bir dünyayı keşfetmekteydi. Bu yıllar Türk edebiyatında ve onun etkisiyle Türk sinemasında alışılmışın dışında mevzuların işlenmeye başlandığı bir dönem. Bunda, yeni kurulan köy enstitülerinin büyük payı var. Köylerden gelip enstitülerde


KÜLTÜR SANAT mekten uzak, kocasına yabancı bir tipleme olarak var olmaktadır. Bugün Türk sinemasında, ‘Yılanların Öcü’ndeki Irazca Ana’nın bakışındaki öfkeyi, ‘Gelin’deki Meryem’in gözlerinde bulut gibi gezinen umudu, ‘Dönüş’teki Gülcan’ın yüzündeki çaresizliği göremiyoruz.’’

Hülya Koçyiğit ve Aliye Rona

eğitim görenler, kendilerine has anlatım tarzlarıyla köy hayatının ağalık sistemini, toprak kavgalarını, kan davalarını, fakirlerin güç ve para altında ezilmişliklerini anlatan hikayeler yazıyorlardı. Bu hikayeler, Anadolu’nun geçit vermeyen dağlarından, yolları karla kapanmış kasabalarından, bu coğrafyada yaşayan halkın hayat biçiminden, kültüründen dahası filmlere konu olabilecek birçok yaşanmış olaydan bahsediyorlardı.’’ Bunların arasında gelenekle bağını koparmamış ama bazen o geleneğin içinde sıkışıp kalmış Anadolu kadınlarının dramlarının, en ilgi çeken filmlerden olduğunu dile getiren Maraşlı, bu alanda Fakir Baykurt’un 1958’de yazdığı, 1962’de Metin Erksan tarafından sinemaya uyarlanan ‘’Yılanların Öcü’’nün asıl çıkışı yakaladığını, bundan sonrasında uyarlamaların devamının geldiğini ve beyazperdede gerçekçi Anadolu kadınlarının görülmeye başladığını bildirdi. Maraşlı, 1972 yılında Türkan Şoray’ın hem yönetmeni hem de oyuncusu olduğu ‘’Dönüş’’ filmindeki ‘’Gülcan’’ ile 1974 yılında Lütfi Akad’ın yönetmenliğini yaptığı, Hülya Koçyiğit’in rol aldığı ‘’Gelin’’deki

‘’Meryem’’in de Anadolu kadınının başarıyla temsil edildiği filmler olduğunu söyledi. ’’Irazca Ana’dan bunalımlı kadına’’ Sinemanın seyrini toplumdaki sosyal ve siyasal olayların kaçınılmaz şekilde etkilediğini bildiren Maraşlı, ‘’70’lerde ağalık sistemini eleştirirken aşk çevresinde gelişen veya Anadolu kadınlarını şehirli versiyona çeviren olaylar, 1980’lerde yerini büyük şehre göç eden Anadolu ailelerinin hikayelerine bırakır. 90’lı yıllarda Türk sinemasında Anadolu kadını simgesine pek rastlanmaz’’ diye konuştu. Maraşlı, 2000’li yıllarda yapılan filmlerin ise Anadolu kadınını örneklemekten uzak olduğunu savunarak, şunları kaydetti: ‘’Özellikle 2000 sonrası filmlerde eğer fonda Anadolu kadını kullanılıyorsa ve Anadolu insanı, Anadolu kadını anlatılmaya çalışılıyorsa, yanlı bir açıdan ele alınır. Bu filmlerin çoğu, zaten genel itibarıyla ‘bunalım çağı’ takıntısından yola çıkarak, bunalım filmleri olarak yapılmıştır. Yurt dışında ödül almış bazı son dönem filmlerinde Anadolu kadını görülür ama asık suratlı, çocuğuna şefkatten, gülümse-

’’Ağır makyaj, bakımlı eller, gerçek Anadolu kadınını temsil etmiyor’’ Anadolu ve Türk kadınının, 2000’lerde hiç hak etmediği şekilde bunalımlı tipler olarak beyazperdede boy gösterdiğini ifade eden Maraşlı, ‘’Diğer yandan, Anadolu’da yaşayan mutlu, kendine ve çevresine yetebilen insanların hayatları gösterilmez filmlerde. Anadolu kadını zekidir, kalabalık bir ailede yetişmenin verdiği rahatlık, sosyal olma en önemli kazançlarıdır’’ diye konuştu. Türk geleneklerinde Anadolu kadınının müşfik, şefkatli, munis ve güleryüzlü olduğunu dile getiren Maraşlı, son dönem Türk sinemasında bu tarz bir Anadolu kadını tiplemesinin 2006 yapımı ‘’Dondurmam Gaymak’’ filminde ‘’Dondurmacı Ali Usta’nın karısı ile kızı’’nda görülebildiğini ifade etti. Filmlerde Anadolu kadını anlatılırken, şive, lehçe, ağız farklılıklarına uyulmadığını, çoğunda konunun geçtiği coğrafya neresi olursa olsun, İstanbul Türkçesiyle konuştuğunu anlatan Maraşlı, Anadolu kadınını canlandıran oyuncuların ağır makyajları, bakımlı ellerinin de gerçek Anadolu kadınını temsil edemediğini kaydetti.

Türkan Şoray

KADIN | 27


KİTAPLIK Selma Gecikmez

Silah Tüccarı Hugh Laurie

HOUSE dizisinin çılgın doktorundan eğlenceli ve heyecan dolu bir polisiye! Hugh Laurie polisiye türüyle muzipçe dalga geçtiği bu kitabında insanı kahkahadan kırıp geçiren komik öğeler ile şaşırtıcı olayları müthiş bir aksiyonu birleştiriyor! Thomas Lang... Kraliyet muhafızından bozma bir tetikçi, paralı asker ve aynı zamanda da süper bir adam... Soğukkanlı cinayetler ona göre değildir. Amerikalı bir işadamını öldürmesi için kendisine yığınla para önerildiğinde, Lang kurbanı uyarmayı seçer –çok geçmeden bu iyilik kötü sonuçlar doğuracaktır. Birkaç saat içinde Lang Buda heykelleriyle kafalar patlatmaya, kötü kalpli milyonerlerle zekâ yarıştırmaya ve hayatını –başka şeylerle birlikte– baştan çıkarıcı, tehlikeli kadınların eline bırakmaya başlar. Yozlaşmış CIA ajanlarına, terörist özentilerine ve yüksek teknoloji destekli cinayetler işlemek isteyen silah tüccarlarına kafa tutan Lang, âşık olduğu kadını kurtarmaya ve uluslararası bir katliamı engellemeye kararlıdır... “Silah Tüccarı alaycı, heyecanlı, esprili, sürprizlerle dolu, tuhaf ve son derece harika. Üstelik satın almak için izİn belgesine ihtiyacınız yok... Harika bir roman.”

Aşkın Gözyaşları (Ciltli) ( Tebrizli Şems ) Sinan Yağmur

Yedinci ve en tesirli bıçak darbesi ensesine gelir boynu sağa doğru bükülmüştür. Dervişler yere kapanmasını bekleye dursun. Şems Hz. Peygamberin şu hadisini sesi boğuk mırıldanır: “Allah’a kavuşmayı isteyeni Allah da sever” Dervişlerden birisi sırtına tekmeyi vurur. Yüzüstü taş zemine kapanır, dudağı patlamış, dişleri zemine dökülmüştür Siyah feracesi kanlar içinde bordoya dönmüştür. Saçlarından tutarak kafasını kaldıran dervişin niyeti Şemsin başını gövdesinden ayırmaktır Baş derviş engeller. Bırakın son nefesini versin. Sonra da en yakın bir kuyuya atın. Kıyafetine sarp atın. Avluyu yıkayın. Sabah ile yola çıkarız. Şems hala son nefesini vermemiştir. Sille taşının üzerindeki başını hafifçe göğe kaldırır ve: “Allah ne güzel sevgilidir. Rabbim sana aşığım. Ve bu canı sana hediye ediyorum.” Mevlana içeri girer, mendili koklar eli titreyerek açar. İçinden san kağıda yazılmış bir not çıkar: “Yemin ederim ki ölümümün gözlerinin önünde olmasını isterdim. Gör ki aşk için ölmek ne demekmiş.” Mevlana olduğu yere düşüp bayılmıştır. Geceden sonra doğan ve kalplerin çöllerini cennetlere çeviren bir gözyaşı bu. Çoraklaşmış ve çöle dönmüş kalpler; açın sadrınızı! Aşkın gözyaşları, serin serin, sağanak sağanak, üzerimize damlıyor; bakın gökyüzüne, nasıl da aşk yağıyor..

64 64 || KADIN KADIN

Mustafa Can Dündar

Can Dündar’ın “MUSTAFA” belgeselinin kitabı... “ Bu , bir kitap olmanın ötesinde bir hatıra defteri... bir günlük... bir hayat muhasebesi... eşsiz bir yaşamın belgesi... Ömrü yollarda , savaşlarda, kavgalarda geçmiş bir liderin evrak-ı metrukesi...” Son 15 yılda resmi – özel arşivlerden derlenen,yakınlarından edinilen,toplanıp biriktirilen ne varsa kılı kırk yararak süzüldü ve en önemlileri bu kitapta bir araya geldi.... Sayfaları çevirdikçe Atatürk’ün iç dünyasına doğru bir yolculuk yaptığınızı hissedeceksiniz. O’nun bugüne kadar gün ışığına çıkmamış fotoğraflarına bakacaksınız. Cebinden ayırmadığı not defterini karıştıracak uzun yollardan, savaş karargahlarından, otel odalarından yazdığı mektuplarını okuyacak, hasretini, yalnızlığını, unutulma kaygısını, hırslarını, ümitlerini paylaşacaksınız...

Yolda

Buket Uzuner YOLDA tamamı yollarda geçen hepsi sıradan insanlarin küçük ama sıradışı yol hikâyelerinden oluşuyor. Uzun yolculuklarda yanımızda oturan bir yabancıya bazan en büyük sırrımızı, en tuhaf hikâyelerimizi rahatça anlatırız; çünkü onu bir daha görmeyeceğimizi biliriz. Ama bazan yanımızda oturan gezgin, aslında yollardan hikâyeler toplayan bir yazar olabilir ve bir gün bambaşka bir ad ve renkte kendi hikâyemizi onun sözcükleriyle yazılmış olarak bir kitapta okuyabiliriz… Elbette edebiyatın ‘esirgeyen gökleri’ , ‘kışkırtıcı rüzgarları’ ve ‘ürperten yağmurları’ eşliğinde.

Dünyanın İlk Günü Beyazıt Akman

Beyazıt Akman’dan Osmanoğulları’nın öyküsü… Amerika’da yaşayan genç yazar, üniversite kütüphanelerindeki kaynaklarla birlikte yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceleyerek beş yılı aşkın bir araştırmanın ardından yazdığı İmparatorluk’la Epsilon yayınevi raflarında… Manisa’dan başlayıp İtalya’ya kadar uzanan Gütenberg’den Bellini’ye değin pek çok tarihi simayı bir araya getiren roman Hristiyan Müslüman ilişkilerine ve Doğu-Batı ikilemine dair pek çok şeyi yerinden sarsacak. Şövalyelerle yeniçeriler arasındaki çarpışmalar, nakkaşlarla Venedikli ressamlar arasındaki diyaloglar ve kültürlerle yürekler arasındaki gelgitlerle bezeli bu uzun soluklu aşk ve savaş romanı; çok uzun zamandır eksikliği hissedilen renkli ve görkemli bir imparatorluk panoraması sunuyor. Alexander’ın aşkını Albertini’nin hüznünü ve Mehmet’in azmini film izlercesine, bir solukta okuyacak, bir daha unutamayacaksınız.


MAKALE

İ

smet Inönü: (Mustafa Ismet Bey- 1884-

verslagen. Hoewel hij algemeen bekend bestond

1973). In 1906 afgestudeerd aan de militai-

als Ismet Paşa was hij geen echte Osmaanse paşa,

re academie. Werd lid van de vereniging voor

want de rang van generaal kreeg hij pas in dienst

eenheid en vooruitgang terwijl hij samen met Kazım

Mehmet Çalışkan (Docent geschiedenis / bachelor of arts / masterstudent geschiedenis / turkologie universiteit van leiden)

Belangrijke personen deel 2: van de nationalisten.

Karabekir in 1907 in Edirne diende. Stond dicht bij Enver Paşa. In 1916 chef-staf onder Mustafa Ke-

Adnan Menderes: (1889-1961). Zoon van een

mal aan het Oost-Anatolische front. Werkte in 1919

grootgrondbezitter uit Aydın. Vocht in de Eerste

en 1920 binnen het ministerie van Oorlog voor de

Wereldoorlog. Nam deel aan de guerilla – oor-

nationalistische ondergrondse. Ging in april 1920

log tegen de Grieken in 1919. Ging in 1930 in de

naar Ankara. Werd in 1921 benoemd tot comman-

politiek, als afdelingshoofd van Fethi Okyars Vri-

dant van het west-front. Leidde de Turkse delega-

je Republikeinse Partij. Viel op bij de leiding van

tie bij de vredesonderhandelingen in Lausanne.

de CHP en werd lid van die partij. In 1931 in de

Eerste premier van de republiek (1923-1924); later

Nationale Vergadering gekozen. Vijftien jaar lang

opnieuw premier(1925-1937). Instigator van het

CHP-afgevaardigde. Studeerde tegelijkertijd rech-

etatistische economische beleid na 1930. Volgde

ten. Meest uitgesproken vorstander van democ-

Atatürk op als president van de republiek (1938-

ratisering na 1945. Één van de oprichters van de

1950). Hield Turkije buiten de Tweede Wereldoor-

Democratische Partij. Premier van 1950 tot 1960.

log. Voerde na 1945 geleidelijk een meerpartijen-

Domineerde de DP meer en meer en ontwikkel-

democratie in. Oppositieleider van 1950 tot 1960;

de autocratische trekjes. Na de militaire coup van

daarna premier(1961-1965) en weer leider van de

1960 werd hij gearresteerd, berecht, ter door ve-

oppositie(1962-1971). Trad in 1972 uit de CHP

roordeeld en na een mislukte zelfmoordpoging op

nadat hij bij verkiezingen voor het leiderschap was

17 september 1961 opgehangen.

KADIN | 65


MÜZİK

Dünyayı sallayan İslam dünyasının pop yıldızları

İmza attıkları albümlerle ‘’ilahi mesajlar’’ veren dünyaca ünlü sanatçıların klipleri, internetteki video paylaşım sitelerinde tıklanma rekorları kırıyor. T. Okan

S

on yıllarda çıkardıkları albümler ve dünyanın dört bir yanında verdikleri konserlerle İslam ülkelerinde adlarından söz ettiren sanatçılar, video klipleriyle de sanal alemde boy gösteriyor. İslam dünyasının ‘’pop’’ yıldızları olarak milyonları bulan albüm satışları ile tanınan Sami Yusuf, Yusuf İslam, Hamza Robertson, Zain Bhinka ile hip hop tarzı bilinen Native Deen grubunun şarkıları, internetteki bir çok sitede büyük ilgi görüyor. İmza attıkları eserler ise kimilerine göre ‘’Yeşil Pop’’ olarak adlandırılırken, onlar tarzlarını batı müziğine karşı bir alternatif olarak ortaya çıkan İslami müzik tarzı ‘’Nasheed’’ olarak tanımlanıyor. En etkili 500 Müslüman arasında 1980 yılında Londra’da doğan Sami Yusuf, aslen İran Azerilerinden olan müSami Yusuf

66 | KADIN

Native Deen

zisyen bir ailenin oğlu. 18 yaşındayken dünyanın en prestijli müzik kurumları arasında gösterilen Londra Kraliyet Müzik Akademisi’nden (Royal Academy of Music in London) burs kazanan Yusuf, kısa sürede sesi ve güçlü yorumu ile başta İngiltere olmak üzere Avrupa ve Uzakdoğu’da ciddi bir dinleyici potansiyeline sahip oldu. Türkiye başta olmak üzere tüm İslam ülkelerinin yanı sıra Amerika, Avrupa ve Avustralya kıtasında da büyük bir dinleyici potansiyeline sahip olan Sami Yusuf, evrensel tınılara yer verdiği albümlerinde İngilizce, Türkçe, Arapça ve Farsça eserler seslendirdi. Dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerde hayranlarının ilgisiyle karşılaşan Yusuf, genç yaştan beri piyano ve keman gibi çeşitli enstrümanlar çalarken, söylediği eserlerin bestelerine de kendisi imza atıyor. 2003 yılındaki ilk albümü ‘’Al-Mu’allim’’ ve 2005 yılındaki ikinci albümü ‘’My Um-

mah’’ ile dünya çapında 100 binlerce albümü satılan Sami Yusuf’un bir süre önce İstanbul’da düzenlediği konseri ise 250 bin kişi izledi. Time Dergisi başta olmak üzere dünya çapındaki onlarca popüler dergide kapak olan Yusuf, sevgi, merhamet, barış ve hoşgörü mesajları içeren müziği ile özellikle gençlerin kendi kimlikleri ile gurur duymaları için mücadele ediyor. 7 milyonluk albüm satışyla görülmemiş bir başarı yakalayan Yusuf’un 2010’da çıkan ‘’Wherever You Are’’ isimli albümü de satış rekorları kırıyor. Kendine has sesi ve müziği ile özellikle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v) olan derin sevgiyi yansıtan Sami Yusuf’un video paylaşım sitelerinde milyonlarca kez tıklanan en ünlü eserleri ise şöyle: ‘’Al-Mu’allim, Hasbi Rabbi, You Came To Me, Healing, My Ummah, Eid Song, Supplication’’ Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Fas Kralı VI. Muhammed ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile 2009’da ‘’Dünyanın En Etkili 500


MÜZİK Müslüman’’ı arasında yer alan Yusuf, kimi zaman da sosyal sorumluluk projeleriyle gündeme geldi. Darfur’a yardım için düzenlenen kampanya için ‘’Muslim Live 8’’ olarak adlandırılan etkinlik için ünlü Wembley Arena’da sahne alan Sami Yusuf’un tüm konser biletleri günler önce satılmış, İngiltere Başbakanı Gordon Brown da Sami Yusuf’a çabalarından dolayı gönderdiği bir ‘’görüntülü mesaj’’ ile teşekkür ettiğini bildirmişti. Ünlü sanatçının çeşitli kaynaklar tarafından Youtube’a yüklenen yüzlerce eseri bu güne kadar milyonlarca kez izlendi. Lady D’arbanville’dan Taleal Bedru’ya Asıl adı Stephen Demetre Georgiou olan ünlü besteci ve müzisyen, müzik kariyerine Cat Stevens ismiyle başladı. 1948’de Rum baba ve İsveçli bir annenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Stevens, babası Yunan Ortodoksu olmasına rağmen Georgiou, bir Katolik okulunda eğitim gördü. 8 yaşındayken anne ve babasının boşanmasının ardından annesi ile İsveç’e giden Stephen Demetre Georgiou, 16 yaşındayken okulu bırakarak Sanat Okulu’na girdi. Bir süre sonra oradan da ayrılan Georgiou, 18 yaşında ilk hit parçası (I Love my Dog) ve albümünü çıkardı. 1966 yılında ‘’Matthew and Son’’ albümünü piyasaya süren sanatcı bu dönemde Cat Stevens ismini aldı. 1968’lerin başında tüberküloza yakalanan Stevens, aylarca hastanede yattıYusuf İslam

ğından müziğe tekrar dönmesi bir kaç yılı buldu. 1970’de yayımladığı folk müzik temeline oturtulmuş ‘’Mona Bone Jakon’’ ile tekrar hayranlarıyla buluşan Stevens’in bu albümde, o dönemki aşkı Patti D’Arbanville için yazılmış ‘’Lady D’Arbanville’’ isimli şarkısı yıllarca bir klasik olarak dillerden düşmedi. Kendine has bir tarzıyla 1971’de ‘’Teaser and the Firecat’’ albümünü çıkaran Stevens, ‘’Peace Train, Morning Has Broken ve Moonshadow’’ şarkılarıyla da müzik dünyasına adını altın harflerle yazdırdı. 1976 yılında bir kaza sonrası boğulmak üzere olan Cat Stevens, yıllar sonra o gün yaşadıklarını bir televizyon kanalında, ‘’Bir anda kendimi tuttum ve ‘Tanrım eğer beni kurtarırsan senin için çalışacağım’ dedim’’ sözleriyle anlattı. Bu olay sonrası ruh halinin değiştiğini belirten Stevens, bir süre sonra kardeşi David’in bir Kur’an-ı Kerim hediye ettiğini söyledi. Kur’an ile tanışmasının ardından İslamiyet’i seçen Stevens, 1977 yılında Müslüman olarak ‘Yusuf İslam’ adını aldı. İlerleyen yıllarda müziği bırakan ve sahnelerden uzaklaşan Yusuf İslam, müzik şirketlerinden artık albümlerinin dağıtılmaması ricasında bulundu fakat bu talebi reddedildi. Yıllar sonra ilahilerle sahneye çıkan sanatçı, Yusuf İslam adıyla 1995 yılında çıkardığı albümde milyonları hayran bırakan İngilizce ilahiler seslendirdi. Cat Stevens adıyla 14 albümü bulunan sanatçı Yusuf İslam adıyla da 5 albüm çıkardı. Evli ve 5 çocuk babası olan Yusuf İslam, yaşamını Londra’da sürdürüyor. Video paylaşım sitelerinde onlarca klibi bulunan sanatçının seslendirdiği Arapça ‘’Taleal Bedru Aleyna’’ ilahisi ile İngilizce okuduğu ‘’A Is For Allah-Allah İçindir’’ eserleri, 10 milyonun üzerindeki tıklanma sayısı ile rekorlar kırıyor. 21 yaşında İslam’ı seçen Hamza Robertson 1982 yılında İngiltere’nin Oldham kentinde doğan Hamza Robertson, 20 yaşına kadar müzik ve drama eğitimi aldı. Daha sonra klavye ve gitar çalarak çeşitli müzik gruplarında yer alan Robertson, 21 yaşında İslam ile tanışarak Müslüman oldu. ‘’Tom’’ olan asıl adını ‘’Hamza’’ olarak değiştiren Robertson, bestelediği onlarca eserde insanları İslam’a davet ediyor.

Zain Bhikha

Adı Michael Jackson’ın ölümüyle gündeme geldi Zain Bhinka, 1974 yılında Güney Afrika’nın Pretoria kentinde doğdu. 1994 yılında yerel bir radyo tarafından düzenlenen şarkı yarışmasına katılan Bhinka, sıra dışı sesiyle büyük bir başarıya imza attı. 1996’dan itibaren müzik çalışmaları yapan Bhinka, Yusuf İslam ile bir araya gelerek bir çok şarkı besteledi. Bhinka’nın bugüne kadar çıkardığı ‘’Faith-İnanç’’, ‘’Our World-Bizim Dünyamız’’, ‘’Mountains of Makkah-Mekke’nin Dağları’’, ‘’Allah Knows-Allah Bilir’’, ‘’1415 The Beginning-1415 Başlangıç’’, ‘’First We Need Love-İlk Biz Muhtacız Sevgine’’, ‘’A Way of Life-Hayat Bir Yol’’ albümleri ise İslam dünyasında yankı uyandırdı. Zain Bhinka’nın adı 2009 yılında Michael Jackson’ın ölümüyle sanal aleme bomba gibi düştü. Bhinka’nın seslendirdiği ‘’Give thanks to Allah-Allah’a Şükret’’ parçasını Michael Jackson’ın söylediği ve Müslüman olduğuna dair haberler uzun süre tartışıldı. Gerçek ortaya çıkınca Michael Jackson hayranları, söz konusu şarkıya ait videoyu Bhikha’nın kendi reklamı için yaydığını iddia ettiler. Tartışmalar karşısında bir süre sessiz kalan Bhikha, Michael Jackson’a hayran olmadığını ve sesini de hiç benzetmediğini söyledi.

KADIN | 67


SİNEMA

Yeni yılı 8 iddialı Türk filmi karşılayacak

Ocak ayında ‘’Bu Son Olsun’’, ‘’Kurtuluş Son Durak’’, ‘’Zenne’’ ve ‘’Berlin Kaplanı’’ seyirciyle buluşurken, Şubat ayında ‘’Güzel Günler Göreceğiz’’, ‘’Süper Türk’’, ‘’Fetih 1453’’ ve ‘’Sen Kimsin’’ vizyona girecek -İstanbul’un fethinin anlatıldığı ve bugüne kadar çekilmiş en yüksek bütçeli yerli sinema filmi olma özelliği taşıyan ‘’Fetih 1453’’, 17 Şubat’ta seyirciyle buluşacak -’’48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’’nde ‘’En İyi Film’’ seçilen ‘’Güzel Günler Göreceğiz’’ 3 Şubat’ta, ‘’En İyi İlk Film’’ ödülü alan ‘’Zenne’’ de 13 Ocak’ta beyaz perdede olacak -Ata Demirer’in senaryosunu yazdığı ve baş rolünü üstlendiği ‘’Berlin Kaplanı’’ 27 Ocak’ta, Tolga Çevik’in baş rolünde olduğu ‘’Sen Kimsin-’’ 24 Şubat’ta seyirciyle buluşacak Nuray Özger

S

on yıllarda büyük bütçeli Hollywood filmlerini geride bırakarak izlenme rekorları kıran Türk sineması, yeni yılın ilk aylarında da 8 iddialı yapımla seyirciyle buluşacak. Ocak ve Şubat aylarında vizyona girecek Türk filmleri belli oldu. Ocak ayında ‘’Bu Son Olsun’’, ‘’Kurtuluş Son Durak’’,

68 | KADIN

‘’Zenne’’ ve ‘’Berlin Kaplanı’’ seyirciyle buluşurken, Şubat ayında ‘’Güzel Günler Göreceğiz’’, ‘’Süper Türk’’, ‘’Fetih 1453’’ ve ‘’Sen Kimsin-’’ vizyona girecek. Yönetmenliğini Orçun Benli’nin yaptığı, senaryosunu Orçun Benli ve Şükrü Üçpınar’ın yazdığı, görüntü yönetmenliğini Vedat Özdemir’in üstlendiği ve müzikle-

rinde ise Cahit Berkay’ın imzası bulunan ‘’Bu Son Olsun’’ Ocak ayının ilk haftasında, 6 Ocak’ta vizyonda. Filmde, kendilerine Balat semtini mesken tutmuş 5 evsiz arkadaşın, yani Yaşar (Mustafa Uzunyılmaz), Apo (Orhan Ekşin), Kovboy Ali (Ferit Kaya), Cevat (Volga Sorgu) ve Ertuğrul’un (Ufuk Bay-


SİNEMA raktar) hikayesi anlatılıyor. Filmde ayrıca onlarla aynı mahallede yaşayan ve sol gruplardan birine üye olan Sinan (Engin Altan Düzyatan) ile Lale (Hazal Kaya) arasındaki aşk da işleniyor. Filmde, sokaklarda başlayan hikaye, bir dizi yanlışlıklar komedisi sonucu evsizlerin kendilerini siyasi mahkumlarla birlikte aynı cezaevinde bulmasıyla devam ediyor. Bol ödüllü ‘’Zenne’’ ‘’48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’’nde, ‘’SİYAD Ulusal En İyi Film’’, ‘’En İyi İlk Film’’, ‘’En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Tilbe Saran)’’, ‘’En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Erkan Avcı)’’ ve ‘’En İyi Görüntü Yönetmeni (Norayr Kasper)’’ ödüllerini alan ‘’Zenne’’, 13 Ocak’ta vizyona girecek.

Senaryosu 2008 yılında öldürülen Ahmet Yıldız’ın gerçek hikayesinden esinlenilerek kaleme alınan filmi, Caner Alper ve Mehmet Binay yönetti. Filmde, Kerem Can, Erkan Avcı, Giovanni Arvaneh, Rüçhan Çalışkur, Tilbe Saran rol aldı. ‘’Kurtuluş Son Durak’’ Kahramanlarının ‘’Biz her türlü şiddete karşıyız!’’ dediği ‘’Kurtuluş Son Durak’’ filmi de yine 6 Ocak’ta perde diyecek. Yönetmenliğini Yusuf Pirhasan’ın yaptığı ve senaryosunu Barış Pirhasan’ın yazdığı filmde, Demet Akbağ, Belçim Bilgin, Asuman Dabak, Nihal Yalçın, Ayten Soykök, Damla Sönmez, Mete Horozoğlu, Yavuz Bingöl, Hüseyin Soysalan, Tuncer Salman, Ahmet Mümtaz Taylan ve Tolga Karaçelik rol alıyor. Filmde, hayatını yatalak babasına adamış Vartanuş (Demet Akbağ), mafya babası sevgilisinin metresliğinden, eşi olmaya asla geçemeyeceğini anlayan Goncagül (Nihal Yalçın), çocuklarına ilişmediği sürece günlük koca dayaklarına

dikkat çekiyor. Filmde, uzaydan gelen ve bir gün kazara yetenekleri deşifre olan ve televizyon kanaları arasında mekik dokuyan süper kahramanın hikayesi seyirciyle buluşuyor.

alışmış Gülnur (Ayten Soykök) ve annesinin yediği her tokadı kendi ruhuna da yiyen kızı Tülay (Damla Sönmez), hayatı pembe görmeye çalışan kuaför Füsun (Asuman Dabak) ile mahalleye yeni taşınan psikolog Eylem’in (Belçim Bilgin) hikayesi anlatılıyor.     ‘’Berlin Kaplanı’’ Ata Demirer’in senaryosunu yazdığı ve baş rolünü üstlendiği ‘’Berlin Kaplanı’’, 27 Ocak’ta seyirciyle buluşacak. Ata Demirer’in, ‘’Ayhan Kaplan’’ isimli bir boksörü canlandırdığı filmde, Tarık Ünlüoğlu, Necati Bilgiç, Nihal Yalçın, Özlem Türkad ve Cemil Özbayer rol alıyor. Yönetmenliğini Hakan Algül’ün yaptığı filmin bir bölümü Almanya’da çekildi. Filmde, Berlin’de yaşayan, geçimini boksörlük ve bodyguardlık yaparak sağlayan Ayhan (Ata Demirer) ve antrenörü Cemal’in (Tarık Ünlüoğlu) hikayesi anlatılıyor. ‘’Güzel Günler Göreceğiz’’ ‘’48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’’nde ‘’En İyi Film’’ seçilen ‘’Güzel Günler Göreceğiz’’, 3 Şubat’ta beyaz perdede olacak. Hasan Tolga Pulat’ın yönettiği ve Uğur Polat, Nesrin Cevadzade, Buğra Gülsoy, Feride Çetin’in rol aldığı film, bir gün içinde ve İstanbul’da geçiyor. Hikaye, 5 farklı karakterin, yani Cumali, Ali, Figen, İzzet ve Anna’nın kesişen yollarını anlatıyor. ‘’Süper Türk’’ Tamer Karadağlı’nın yönettiği ve oynadığı ‘’Süper Türk’’ de 17 Şubat’ta vizyona girecek. Arzu Balkan ve Suna Keskin’in de rol aldığı filmin senaryosunu İzlen Erdem yazdı. Karadağlı’nın canlandırdığı ‘’Süper Türk’’, çengelli iğneyle tutturulmuş pelerini, yıldız arması, tespihi ve topuklarına bastığı yumurta topuk ayakkabılarıyla

İstanbul’un fethi beyaz perdede Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethini konu alan ‘’Fetih 1453’’, vizyona girecek en iddialı yerli film. Bugüne kadar çekilmiş en yüksek bütçeli yerli sinema filmi olma özelliği taşıyan ‘’Fetih 1453’’, 17 Şubat’ta sinemaseverlerle buluşacak. Yönetmenliğini Faruk Aksoy’un yaptığı filmin senaryosu Atilla Engin ve İrfan Saruhan tarafından kaleme alındı. Çekimleri yaklaşık 3 yıl süren filmin müziklerini de Fazıl Say yaptı. Fatih Sultan Mehmet’i Devrim Evin, Ulubatlı Hasan’ı İbrahim Çelikkol, Urban’ın kızı Era’yı Dilek Serbest’in canlandırdığı filmde, Recep Aktuğ, Erden Alkan, Cengiz Coşkun, Şahika Koldemir, Naci Adıgüzel, Ali Rıza Soydan, Edip Tüfekçi ve Sedat Mert de rol aldı. 1451 yılında Fatih Sultan Mehmet’in fetih planlarını yaptığı andan başlayan filmde,

3 boyutlu animasyonlar da yer alıyor. ‘’Sen Kimsin-’’ Ozan Açıktan’n yönettiği Tolga Çevik, Zeynep Özder, Köksal Engür, Toprak Sergen ve Pelin Körmükçü’nün de rol aldığı ‘’Sen Kimsin-’’, 24 Şubat’ta vizyona girecek. Filmin konusu şöyle: ‘’Dedektif Tekin (Tolga Çevik) ve trafik polisliğinden emekli İsmail (Köksal Engür), kayıp bir kız vakasının peşine düşerler. Fakat bu macera başlarına hiç beklenmedik işler açacak, bilmedikleri oyunlara ve hesaplara karışacaklardır. Olayı çözmeye çalışırken kendi bildiklerini okuyan ikili başlarına gelen işlerden paçayı sıyırmaya çalışırlar.’’

KADIN | 69


SİNEMA

“Açıklanamayan bazı şeyler,

Allah vergisi yetenek”

Tiyatro oyuncusu Ahmet Uğurlu, 1996 yılında çekilen ilk filmi Tabutta Rövaşata’daki performansıyla dikkat çekti. Hemen ardından Avcı ve Avusturya yapımı olan Gökten Düşen Hazine geldi. Sonrasında başrolünü oynadığı ikinci Avusturya yapımı filmi, Doğum Yeri Absurdistan’ı çekti. Yerli yabancı birçok yapımda yer aldı. Yıllarca devlet tiyatrosunda oynadı. Ortalarda pek gözükmeyen çok ödüllü oyuncu Ahmet Uğurlu, albümünü ve hayatını bizim için açıyor...

A

hmet Uğurlu, tiyatrocu- oyuncu... Hayatı ne tiyatro sahnesinde ne de bir film karesinde, O’nun hikâyesi, 2 Ağustos 1952 yılında Konya’da orta gelirli bir ailenin içinde başlıyor. Tiyatronun fazla bilinmediği, oyunculuğun meslek olarak kabul edilmediği yıllarda dünyaya geliyor Uğurlu. Babası memur, annesi Çorumlu bir ev hanımı. Babası küçük yaşta İstanbul’a gelmiş. Sağlık mektebini bitirdikten sonra annesiyle evlenmiş. Evliliklerinin hemen ardından tayinle aile tekrar Konya’ya dönüyor. Kardeşleri de Konya’nın çeşitli yerlerinde dünyaya geliyorlar. Ahmet Uğurlu beş kardeşin ortancası. Kardeşi Mustafa Uğurlu da kendisi gibi oyuncu. Aile Ahmet, ilkokula başlamadan önce Konya’dan ayrılarak Bursa’ya geliyor, böylece Uğurlu’nun gençliğinin büyük bir kısmı Bursa’da geçiyor. Gazi Üniversitesi Resim bölümünü kazanıyor. Ne oyunculuk, ne sahne, ne de

70 | KADIN

alkış... Bunların hiçbiri yok aklında. Ne müsamerelerde oynamış ne de taklitler yapmış. “Astronot olup uzaya gitmek benim için ne kadar uzaksa tiyatro, aktör olmakta benim için o kadar uzaktı” diyor. Çünkü o dönemde memur olmak önemli bir kriter. Baba mesleği olduğundan en önemli iş memurluk yani başka bir deyişle her ay maaşını alan kişi olmak. Babası eğitime önem veriyor ve çocuklarını okutmayı istiyor. ARKADAŞI İÇİN GİTTİ KENDİSİ OYUNCU OLDU Ancak mahalle arkadaşı tiyatroya çok meraklı. Devlet tiyatrosu kursu açınca onu da koluna takıp birlikte başvuru dilekçesi vermek için yola koyuluyorlar. Uğurlu dışarıda bekliyor, bir türlü çıkmayınca kafasını uzatıyor içeriye ne yaptıklarını görmek için. Bakıyor ki 300 kişi kızlı erkekli sırada bekleyenler var, aralarından seçip kurs ve-

recekler veya devlet tiyatrosunda figüran olarak oynatacaklar. Ortam onu bir hayli etkileyince başvuru yapıyor. Girenlerin yüzde doksan dokuzu bırakıyor. Fakat o devam ediyor ve Bursa Devlet Tiyatrosu’nda ikinci derecede rollerde oynuyor. Çok geçmeden Ankara’da Hacettepe Devlet Konservautarı’nda okuyor. Sonrasında on üç yıl boyunca devlet tiyatrosunda bir çok oyunda rol alıyor. Fakat o kadar yoğun çalışıyor ki sinemaya vakit kalmıyor. Uzunca bir zamandan sonra Atıf Yılmaz’dan bir film teklifi alıyor. İşte o zaman sinemaya adım atmış oluyor. “Sinema çok sarmadı beni. Çünkü size ait bir şey değil. Tiyatro alışkanlığınız var. Sahnede aktör veya aktris ön plandadır. Burada bir hikâye var, o hikâyenin içinde siz varsınız. İstediği gibi kırpıp montaj yapabiliyor. Tamamen yönetmenin dünyasına bağlı olduğu için benim çok da hoşuma gitmedi” diyor.


SİNEMA OTUZ YIL BOYUNCA KENDİNİ GİZLEDİ Ahmet Uğurlu döneminin en başarılı oyuncularından biri. Kendisinin yerli yabancı birçok ödülü bulunuyor. Fakat onu sadece oynadığı filmlerle veya tiyatro sahnesinde görebiliyorsunuz. Medyaya, magazine ve şöhrete uzak. Böyle bir hayatı oyunculuğun ilk yıllarında tercih etmiş. Magazinden ve şöhretin mecbur kıldığı hallerden uzak kalmak istemiş ve kalmış, yaklaşık otuz yıl ortalıklarda görünmemiş. Para ve şöhreti bir kenara bırakmış. “Kalabalık bir yere davet edildiğimde çok sıkılırım. Toplum önünde hadi bir fıkra anlatsana diyenlerden hiç hoşlanmam. Bir hafta on gün hiç dışarıya çıkmayabilirim” diyor. O oyunculuğun eğitimden ziyade kişilerin kontrolünde bir şey olduğunu düşünüyor. Hatta oyunculuğu “Açıklanamayan bazı şeyler, Allah vergisi yetenek” olarak da tanımlıyor. Uğurlu; “Bu mesleği yapıyorum fakat bu mesleğin ‘sanat dünyası’ dediğimiz çevresi benimle hiçbir şekilde örtüşmüyor” diyor. Şu anki konumundan hayli memnun. Her televizyon programına çıkmıyor, röportaj vermiyor, her oyunu oynamıyor, seçiyor, yani para ve ün için çalışmıyor... “Oyunculuğu bu kadar abartmanın bir anlamı yok. Fakat bu çok değersiz bir yerde olduğu anlamına da gelmiyor. Dünya benim etrafımda dönmüyor. Bunun çok bilincindeyim. Kimsenin beni örnek alması gibi bir çabam da yok. İnsan hayatını kurtaran bir tıp doktorundan daha üstün filan değilim. Dünya ile birlikte dönüyoruz”. “Yaptığımız kolektif bir iş. O yüzden aktörlüğü köle olarak görürüm. İyi aktör de kölelikten kurtulmuş özgürlüğüne kavuşmuştur. Yine de hiçbir zaman kölelikten kurtulmazsınız. Size bir yaşam hakkı verirler, fakat kendi alanınızda hiçbir zaman asil olamazsınız; hep kölesinizdir. Bir defa yazılı metine, yönetmene, ışıkçıya, kostüme, dekora bağımlısınız. Ancak bireysel özgürlüğünüz çok önemlidir.” Şan, şöhret, para ve ödül başarının ispatı mıdır? “Başarı dediğiniz zaman, neye göre başarı? Hedeflediğiniz yolda taraftar bulabiliyorsanız başarı odur. Ama tanınmışlık ve para sahibi olmak, ün, şan şöhret gibi şeylerin çok akıl gerektirmediğini çözdüm. Ödül aldığınızda da çok başarılı olduğunuzu düşünmeyin. Ödülü kim veriyor ve hangi koşulla veriliyor? Çok başarısız insanlar da ödül alabilir.”

“İki türlü yol vardır. Biri maddi yaşam, diğeri manevi yaşam. Maddi yaşamda karnınızı doyurursunuz. Bir de manevi doyum vardır. Bunu da ya inancınızla yaparsınız, ya felsefeyle ya da sanatla. Hepsini birlikte yapabilmek en güzelidir. Bütün bu manevi doyumu da işte o hakikat dediğimiz şeyle doyurursanız iki doyum arasında sanatsal faaliyet daha da anlam kazanır. Şimdi bunun üzerine kurduğunuz zaman hem kendi yaşamınızı hem de sanatınızı anlamlandırıyorsunuz”. Sanat kimsenin tekelinde değil “Şarkı söyleyene de oyun oynayana da sanatçı deniyor. Fakat sanatkârlık sadece oynayanlarla ve söyleyenlerle ilgili bir mesele değil. Bu sadece belli bir kesimin tekelinde olan bir şey değil. Nice doktorlardan çok önemli besteciler ve şairler çıktı. Her tiyatro, her sinema yapan da sanatkâr değil. Sanatkâr bizim göremediğimiz, hissedemediklerimizi gösteren kişidir. Mesela Bethowen kırk yaşında sağır oldu. Ancak en iyi besteleri sağır olduktan sonra yaptıklarıdır. “ Ahmet Uğurlu portresi Ahmet Uğurlu, “Karakalem yaparım, piyano çalarım, çok film izlerim, marangozluk-

tan hoşlanırım” diyor. Ailesine düşkünlüğü en belirgin özelliği... Oğlu Orhan’ın bebekliğinden beri bütün ihtiyaçları ile kendisi ilgileniyor. Evin oğlu Orhan, İtalya-Milano’da Bocconi’yi bitirdi, halen master’ını tamamlıyor. Uğurlu’nun yaptığı resimleri görenler çok beğeniyor fakat kendisi beğenmediği için kimseye göstermiyor, yalnızca çevresi tarafından biliniyor. Kendinden konuşmaktan sıkılıyor, çok az konuşuyor, inatçı ve gururlu. Güzel piyano çalıyor fakat durum klarnet ve saz için aynı değil. Yine de inatla, özellikle klarnet çalışmalarına devam ediyor. Türk halk müziğini çok seviyor. En kötü huyu, konuşmaması... Şimdiye dek hakkında çıkan hiçbir şeye cevap verdiği görülmemiş. Öğlen ve akşam aynı yemeği yemiyor, her öğün taze pişiyor. Sabahları jimnastiğini ihmal etmiyor. Oyun zamanı her sabah koşuyor. Kilo almıyor, vücuduna dikkat ediyor. Eşinin okuma gözlüklerini takıp, kenarlarını genişletiyor. Masası daima dağınık. Masanın üzerindeki yığınlardan yer açamadığı için mutfak masasında çalışıyor. Evde her işe karışıyor. Oynadığı oyunlarda bir gece mutlaka eşi için oynuyor ama ne zaman olacağını kendi haber vermek kaidesiyle. Eşi, ‘O gece Ahmet matador gibidir. Oyunu bir boğa gibi, kılıç saplamadan ve kan dökmeden dizlerine çöktürür’ diyor. Deniz kenarını çok seviyor ama denize girmiyor. Ev tamiratlarını kendi yapıyor. Eşi ile gelecek planları arasında yurt dışındaki işleri ilerletebilmek, özgün bizden tat ve dokuları olan ama evrensel işler yapmak var ise de, son yıllarda Yanık Köy’deki evlerini bitirip oraya yerleşmeyi de düşünüyorlar. Fakat ev bir türlü bitmiyor...

KADIN | 71


BESLENME

Yağ yakımını

hızlandıran besinler Sağlıklı bir şekilde beslenmek ve bu sayede kilo vermek istiyorsanız, yazımızın kalan kısmınıda dikkatli bir şekilde okumalısınız. Bu yazımızda sizlere, uzmanların yağ yakımını hızlandırdığını söyledikleri besinleri sunuyoruz. Sizlerde bu besinleri dikkatli bir şekilde tüketirseniz, yağ yakımınızı hızlandırabilir, bu sayede etkili bir şekilde zayıflayabilirsiniz.

72 | KADIN

Nuray Bussink Tuna


BESLENME

Greyfurt Araştırmalar düzenli olarakyemeklerdetüketilen yarım greyfurt veya 150 ml greyfurt suyunun 2 haftada 2 kilo verdirdiğini göstermektedir.

Protein açısından zengin besinler Protein kas gelişimi için gerekli besin maddesidir. Protein açısından zengin besinler metabolizmayı hızlandırır. Sindirim sistemimiz proteinleri sindire-

bilmek için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyar. Bu sayede proteinlerin sindirimi esnasında daha fazla enerji yakılır. Proteinler sayesinde günde 150-200 kalori daha fazla yakılır.

Greyfurt düşük glisemik endeksi sayesinde insülin ve kolesterol seviyesini düşürür Greyfurtta bulunan inositol, doğal bir yağ yakıcıdır ve greyfurttaki acı tadı sağlayan madde metabolizmayı hızlandırarak yağları kolayca parçalar. Yeşil Çay Yeşil çay kansere karşı etkisiyle bilinir. Ayrıca metabolizmayı da hızlandırarak yağların yakılmasını sağlar. Yemeklerden sonra içilen bir fincan yeşil çayın faydasını kısa sürede görebilirsiniz. Her gün içilen 5 fincan yeşil çay 70-80 kalori yakılmasını sağlar. Az Yağlı Süt ürünleri Kalsiyum kaynağı olmalarının yanı sıra bu besin maddeleri yağ hücrelerinin yakımını da hızlandırır. Günde 3-4 kez az yağlı süt ürünleri tüketen kadınların yağ yakımı yemeyenlere oranla %70 daha fazladır. Kalsiyum vücudun yağları dahahızlıyakmasını sağlar. Günlük kalsiyum ihtiyacı 1.200 mg’dır. Su Eğer yeterince su içmiyorsanız kilo vermekte kesinlikle zorlanacaksınız demektir. Sıvı eksikliği yavaş metabolizma ve kandaki glukoz seviyesinin düşmesine neden olur. Bu nedenle yorgunluk ve baş dönmesi de görülebilir. Günde 1.5 litre su içmek metabolizmayı % 30 oranında hızlandırır. Baharatlı yiyecekler Özellikle acı ve kırmızı biber metabolizmayı hızlandırır. Çünkü baharatlar adrenalin salgılanmasını hızlandırır, metabolizma hızını arttırır ve kalori yakımına destek olur.

KADIN | 73


DİYET

Kilo verdiren diyet Bazen yaklaşmakta olan özel bir gün olunca çok daha hızlı yollarla kilo vermek isteriz. Sürekli tekrar eder bir şekilde aynı diyeti uygulamanızın sağlıklı olmayacağını tartışmak yersiz olur. Bu gibi diyetler sadece bir kere acil kilo verilmesi gereken durumlarda uygulanmalıdır. Ayrıca ne olursa olsun diyet listesinin içinde sağlıklı yemekler olduğuna emin olmalısınız.Bunun dışında su tüketiminizi aksatmamalı ve tek bir öğünü bile kaçırmamalısınız. Diyetisyen Nazan Bektaş Diyet listelerinin en sağlıklı yemeği her zaman sebze yemekleridir. Bu yüzden uyguladığınız diyet listesinin içeriğinde sebze yemekleri olmasına özen göstermelisiniz. Ancak tabi ki de sürekli et ürünleri yiyerek sağlıklı bir zayıflama yaşayamacağınız gibi sadece sebze yemekleriyle de bunu başaramazsınız. Burada en önemli olan nokta her ikisini de bir dengede tutabilmektir. 10 günde 5 kilo verdiren bu diyet listesine uymaya karar verir ve uygulamaya başlarsanız, unutmamalısınız ki diyete devam ederken bazı alışkanlıklarınızdan vazgeçmeli ya da değiştirmelisiniz. Çay ve ya kahvenizi içerken şekersiz ve sütsüz olmasına özen göstermelisiniz. Dediğimiz gibi uzun bir süre tekrarlayan periyotlarla bu diyeti uygulamanız sağlığınız açısından zararlı olabilir.Bir günlük kalori değeri 700 olan bu diyette 10 günde 5 kilo verilmesi amaçlanmıştır. Ancak diyeti uygulayan kişinin bünyesi ve vücut yapısına göre verilebilen bu miktar farklılıklar gösterebilmektedir. 1.GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi, bir dilim kızarmış kepek ekmeği, çay. Öğle: Bir parça haşlanmış ya da ızgara et, söğüş domates, şekersiz çay veya kahve. Akşam: Bir dilim kızarmış kepek ekmeği, yeşil salata, bir tane meyve, çay ya da kahve. 2.GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi veya bir bardak greyfurt suyu, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği. Öğle: Haşlanmış ıspanak, domates, kereviz salatası. Akşam: Dilediğiniz kadar meyve salatası, çay ya da kahve. 3. GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim

74 | KADIN

Akşam: Yağsız ve tuzsuz beyaz peynir, haşlanmış ıspanak, 1 dilim kepek ekmeği, çay ya da kahve. 6. GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle: Çeşitli mevsim meyveleri, çay ya da kahve. Akşam: Yeşil salata, domates, bir parça yağsız peynir, mevsim meyvesi, çay veya kahve. 7.GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle: Izgara tavuk eti, domates, havuç, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve. Akşam: Yeşil salata, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve. kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle: Haşlama veya ızgara balık. Mevsim meyvesi, çay veya kahve. Akşam: Söğüş domates, yağsız ve etsiz pişirilmiş kereviz yemeği, çay veya kahve. 4. GÜN Sabah: 1adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle: 1 adet haşlanmış yumurta veya bir parça yağsız, tuzsuz peynir. Çok az yağlı fasülye yemeği. 1 dilim kepek ekmeği, çay veya kahve. Akşam: Çiğ yeşil biber (veya haşlanmış ıspanak) mevsim salatası, çay veya kahve. 5. GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği. Öğle: Izgara balık, yağsız mevsim salatası, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay ya da kahve.

8. GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve. Öğle: Haşlanmış lahana, bir tane haşlanmış yumurta, çay veya kahve. Akşam: Mevsim meyveleri, çay vaya kahve. 9. GÜN Sabah: 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve. Öğle: Izgara yağsız et, domates, haşlanmış lahana, çay veya kahve. Akşam: Haşlanmış tuzsuz karnabahar, mevsim meyveleri, çay veya kahve. 10. GÜN Sabah: 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve. Öğle: Haşlama veya ızgara yağsız balık, 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve. Akşam: Yağsız kereviz yemeği, mevsim meyveleri, domates, çay veya kahve.


SOFRA

Selda Çubuk İnanbil

PALAMUT KREP MALZEMELER:

2 adet palamut 15 adet mantar 2 adet sivri biber 1 adet defne yaprağı 2 çorba kaşığı margarin 1 çay kaşığı tuz Yarım çay bardağında az sıvıyağ SOS İÇİN: 150 gr un

200 ml süt 2 adet yumurta 3 çorba kaşığı margarin KREP İÇİN: 100 gr un 4 adet yumurta 1 çay kaşığı tuz 150 ml süt 2 çorba kaşığı sıvıyağ

HAZIRLANIŞI: Mantarları dilmleyin.Sivri biberleri küçük küçük kesin.Palamudu küp şeklinde doğrayın.Sivribiber,mantar ve palamudu 2 çorba kaşığı margarinde sote edin.Pişmesine yakın defne yaprağı ve tuzu ilave edin.Malzemeler yumusadığında bir kenara alın.Defne yaprağını çıkarın.Krep için yumurta,un,süt,yağ ve tuzu mikserle çırpın.Teflon tavaya sıvıyağ damlatın.Krep hamurunu kepçe ile tavaya alın,arkalı önlü kızartın.Tüm hamuru kullanarak krepleri hazırlayın.Kreplerin içine hazırlanmış soteyi koyun.Bohça biçiminde katlayıp,fırın tepsisine dizin.Sos için,unu yağda sarartın.İçine sütü ve yumurtayı çırparak azar azar ilave edin.Koyu kıvama geldiğinde ocaktan alın.Palamut kreplerinin üzerine dökün.Tepsiyi fırına verin.20 dakika pişirdikten sonra çıkarıp servis yapın.

MALZEMELER: 2yufka 200gr tavuk eti 150gr dana eti 100gr kuzu eti 1 yumurta 2 adet kuru soğan 1 çay kaşığı kimyon 1 çay kaşığı karabiber 1 çay kaşığı tuz 1 su bardağı çekilmiş antep fıstığı 4 dilim bayat etmek Yarım demet maydonoz

YUFKALI KÖFTE

HAZIRLANIŞI: Tavuk,dana ve kuzu etini rendelenmiş soğan,ekmek içi kıyılmış maydonoz,tuz ve baharatları ve fıstığı ekleyip iyice yoğurun.Elde etiğiniz köfte harcını rulo halıne getirip yufkayla sarın.Bu şekilde buzdolabında yarım saat dinlendirin.2-3cm genişliğinde dilimler kesip şişlere dizin.Izgarada pişirip sıcak olarak servis tabağına alın.

VİŞNELİ EKMEK TATLISI MALZEMELER: Yarım kg vişne veya konserve 3 su bardağı şeker 3 su bardağı su

1.5 paket etimek Yarım paket krem şanti Yarım su bardağı süt 1 adet muz

HAZIRLANIŞI:

HAZIRLANIŞI: Ipanakları ince ince kıyıp,üzerine tız serpiştirdikten sonra iyice Vişnelerin cekerdeklerini çıkarıp, tencereye alalım.Şeker ve su ilave edip

ovalayın.Fazla suyunu elinizle sıkarak çıkardıktan pembeleştirdiğiniz kaynatalım.Etimeklerin ilk katını tepsiyesonra,sıvıyağda dizelim.Üzerine sıcak vişne tanelerisoğanlara ilave edi yle birlikte dökelim.Diğer etimekleri üzerine dizelim.Tekrar vişne şerbetinden

dökelim.Şerbetini emene dek bekletelim.Krem şanti tozu ile sütü karştıralım. Koyulaştırdığınız krem şanti ile süsleyelim.İnce kesilmiş muz dilimlerini her bir etimek diliminin üzerine gelecek şekilde dizelim.Üzerine dövülmüş antep fıstığı serpelim.Soğuduktan sonra sevise hazır.

Afiyet olsun KADIN || 75 75 KADIN


RÜYA TABİRLERİ

RÜYA TABİRLERİ AÇLIK Rüyada açlık çekmek, maddi konularda kazanç sağlayacağını belirtir. Çocuğu, dilenciyi veya bir hayvanı doyurmak ise hayırlı bir iş yaparak, manevi kazanç sağlanacağını belirtir.

AF Birisini affettiğinizi görmek, işlediğiniz sevaplardan dolay ALLAH’IN sevgili kullarından birisi olduğunuzu size müjdeler. Af dilemek, bir haksızlığa uğrayacağınız ve bundan duyacağınız üzüntü duyacağınız anlamındadır.

BERBER Büyük uğraşlar sonucu, başarı ve şans sizinle olacak. Berberde tıraş olmak:zorlukla kazandığınız parayı olumlu işlerde kullanamayacağınıza işarettir.. Berbere gitmek bir hastalığa yakalanacağınız anlamına gelir. Eşin berberde görülmesi karınızın sizi avucuna almak istediğine işarettir.

BIÇAK Kavganın ve ayrılığın işaretidir. Bu rüya, iş hayatınızda zarar edeceğinizin habercisidir. Rüyada elinde bıçak tutmak, güç ve zenginliğin sürekli olacağına, bıçakla bir şey kesmek, eline para geçeceğine işarettir. Bıçak kaybetmek veya saklamak olası tehlikelerden kurtulacağınıza işarettir. Bıçağı kırmak işlerin yolunda gitmesi, bıçak taşımak insanlardan zarar görmemek için dikkatli olmanız gerektiğine, ölümle burunu buruna gelebileceğinize işarettir.

ÇUKUR İş yaşamınızda temkinli olmanız gerektiği anlamına gelir. Hayatın sonunun geldiğine, yaşamınıza çeki düzen vermeniz gerektiğine işarettir.

ÇUVAL Dolu çuval ise bereketi gösterir. Kaybettiğinizi sandığınız değerli bir eşyayı bulacak ve mutlu olacaksınız. Çuvalı boş görmek hanede bereket olmadığını ve bir uğursuzluk bulunduğunu belirtir.

DELİ Rüyasında deli gören kimse, yeni birisiyle tanışır. Bir delinin bir şey vermesi kısmet olarak yorumlanır. Rüyasında delirdiğini gören kimse bir konuda isabetli bir karar vererek ve çevresinde hayranlık uyandıracak.

DENİZ Deniz rüyaları iyiye yorumlanır. Masmavi engin deniz, insanın yaşamına anlam katacak olgunlaşmasını sağlayacak uzun bir yoldur. Dalgalı bir deniz mutluluğun sıkıntıların atlatılmasından sonra gerçekleşeceğini belirtir. Denizde yüzdüğünü gören kişi peş peşe yolculuklara çıkar demektir.

Not: Rüya tabirleri tamamen güvenilir kaynak eserlerden araştırılarak hazırlanmıştır.

76 | KADIN

Hazırlayan: Hatice Turgut


BULMACA

6 5 3 4

2

6 8

3

4

5

2 6

2 7

4 2 1

9

9

5

7

3

2 9

6 7

6

6

7

9 5

5

1

9

6 1

1

5 4 7

4

1

5

2

8

6 4

8

3

7

4 5

2 8

ÇOK ZOR

ZOR

2 1

7

8

3 3 9

4

7

2 5 8

9 3 6

6 7

5

3 4 6 7 1

2 5

6

5

2

4

6

5

4

7 6

1 6 4

9

ORTA

8

2 9 1 6 4 5

4 9

KOLAY

8 3 9

3

3 9 6

1 4

2 7 4

4

3

6 1 2 8

6

7

4

3 9

KADIN | 77


BULMACA

KADIN | 79


80 | KADIN


KADIN | 81


AYIN KARİKATÜRÜ

82 | KADIN


Kadın Dergisi 40  

Kadın Dergisi Sayı 40

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you