Page 1

PL A S T İ K S A N AYİ C İ L ERİ F ED ERASYONU DER G İSİ

NİSAN - HAZİRAN 2013 / 3. SAYI

Plastik sektörü geleceğini tartışıyor:

SÜRDÜRÜLEBİLİR

BÜYÜME İÇİN

HANGİ SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ?


Türkiye’nin İlk

Özel Plastik İhtisas Org. San. Bölgesi Kırklareli - Vize’de Kuruluyor.

50

%

Yatırım Teşvik Desteği*

PAGDER & ASLAN OSB, Plastik İhtisas OSB olarak yapılandırıldığı için yeni **PAGDER teşvik yasası 2 B ekinde yer alan 1 no no.’lu ’lu dipnota göre bölgesel destekler kapsamında değerlendirilecektir. Referans değer olarak verilen % 50 yatırım teşvik destek miktarı, yeni istihdam edilecek personel sayısı ve yatırım finansmanı olarak kullanılacak kredi miktarına göre değişiklik gösterir.

www.pagder.org pagder@pagder.org Tel: 0212 438 26 19

www.paosb.org paosb@paosb.org Tel: 0212 438 58 41


Mühendislik Plastikleri ¸+LȘLYSPOLYHUÛUPsPUKL¹

7ç6LAMID

7ç6(67(5

7ç6ARBON

7ç6OPLEN

7ç6$.5ç/

7ç6BLEND

7ç6$.5ç/

7ç6LAMID 6 7ç6LAMID 66

7ç6LAMID 66

7ç6OPLEN

7ç6OPLEN

7ç6(67(5 7ç6OPLEN 7ç6LAMID 66 7ç6LAMID 6 7ç6(67(5 7ç6LAMID 66

7ç6LAMID 6

7ç6OPLEN

7ç6LAMID 66

7ç6REN

7ç6BLEND

7ç6LAMID 6

TisanWVSPTLYT…OLUKPZSPRHS[`HWÛZÛUÛ]LRPT`HZHS[HZHYÛTIPSNPZPUP"…YL[PT]LZH[Û΅ZVUYHZÛKLZ[LRZ…YLsSLYPPSL VYNHUPaLLKLY;LRUVSVQPRKL͛P΅PRSLYP]PKHNLVTL[YPSLYPUL]LLRZ[Y\KLYSLYPUL`HUZÛ[ÛY[LRUPRTHSaLTLIPSNPZPPSL KVUH[ÛYHYa\SHKÛ͛ÛUÛaMHYRÛUKHSÛ͛ÛYLRHIL[PRHSP[LSP…Y…USLYPPSLZPaLZ\UHY

7ç6OPLEN (PPH) 7ç6(67(5 (PBT) 7ç6REN 36

7ç6$.5ç/ $%6

7ç6/$0ç'(PA6 / PA66) 7ç6OPLEN (PPC)

7ç6(7ç/(1(PE) 7ç6ARBON (PC) 7ç6BLEND

7LVDQ0KHQGLVOLN3ODVWLNOHUL6DQ7LF/WGèWL Mühendislik Plastikleri

(NéLRæOX0DK<DYX]6HOLP&DG6N1R $OHPGDæ,VWDQEXO7h5.ç<(7HO3E[)D[ ZZZWLVDQFRPWU(PDLOLOHWLVLP#WLVDQFRPWU

8/&HUWLĠFDWH

REACH


BAŞKANIN MESAJI

PLASFEDDERGİ

PLASFED’den Merhaba Selçuk Aksoy Başkan PLASFED Plastik Sanayicileri Federasyonu

Sizlere, dergimizin üçüncü sayısını sunmaktan dolayı kıvançlıyız. Bu sayımızda sektörümüz açısından çok kritik bulduğumuz bir konuyu; Sürdürülebilir bir plastik sanayii için adil rekabeti kapak konusu olarak seçtik. Doğal olarak bu konu açılınca ilk akla gelen unsur kayıt dışılık ve standart dışı kuralsız üretim ile bunların yarattığı değer erozyonu aklımıza geliyor. Sektörümüzün kamuoyundaki olumsuz imajı ve plastik ürünlerin maruz kaldığı eleştiriler dikkate alındığında, bu konuda biz plastik sanayicilerinin herkesten daha fazla duyarlı olması gerekiyor. Çünkü, maliyeti düşürmek ve kar marjını arttırmak adına piyasaya sürülen düşük kaliteli, standart dışı veya taklit ürünler yalnız haksız rekabet yaratmıyor, tüketici gözünde bütün sektöre değer kaybettiriyor ve sektörümüzün geleceğini ipotek altına alıyor. Diğer bir deyişle bugünü kurtarmak adına yarından oluyoruz. Tabii ki bu durum sadece bizim sektöre özgü bir durum değil. Maliye Bakanlığı’nın sıklıkla vurguladığı gibi ülkemizde kayıt dışı ekonominin boyutunun yüzde 26 seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bir hesaba göre ise yüzde 42 seviyesinde. Kayıt dışı işçilik ise TÜİK hesaplamasına göre yüzde 36 oranında. Tarım dışı imalat ve hizmetler sektörleri için birlikte yapılan analizde ise yüzde 22’nin üzerinde bulunuyor. Ancak sektörümüzün çoğunlukla küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşuyor olması bu sorunu plastik sektörü için önemli hale getiriyor. Çünkü kayıt dışılık küçük ölçekli firmalar arasında çok daha yaygın olarak görülüyor. Ölçek ekonomisini yakalayamayan firmalar ayakta kalabilmek için kayıt dışına ve haksız rekabete yöneliyor. Plastiklerin malzeme olarak rekabet ettiği kâğıt, cam ve metal sektörlerindeki işletmelerin ölçeklerinin görece olarak daha büyük olduğunu görüyoruz. Bu da bu sektörlerdeki firmaların daha iyi organize olmalarına ve özdenetim uygulamalarına imkân sağlıyor. Öte yandan geçmişte bir teşvik politikası olarak kayıt dışılığa devlet tarafından göz yumulması ve piyasa denetim mekanizmalarının aktif olarak uygulanmaması da bu konuda ortam hazırlamıştır. Federasyon olarak artık kurucu derneklerimiz ve paydaşlarımızın sesini çok daha kuvvetli olarak duyuruyor ve gerek kamu gerekse sektör nezdinde çok daha iyi temsil ediliyoruz. Şimdiye kadar yapılanları, yapılamayanları daha gerçekçi, daha derin ve daha güçlü biçimde kamuoyu gündemine taşıyor ve karar alıcılara sunuyoruz. Kısa sürede önemli, başarılı sonuçlar aldığımızı da memnuniyetle paylaşmak isterim. Şimdi gündemimize aldığımız “adil rekabet için etik kurallar ” ise bütün çabalarımızın odak noktası olan sektörümüzün sürdürülebilir büyümesi için önemli bir konudur. Plastik sanayicileri, her konuda özgüvenle özeleştiri dâhil, bütün sorunları ortaya koymaya, tartışmaya ve gerekli önlemleri almaya kararlıdır. “Plastik İşleme Endüstrisi İçin Etik Kurallar” belgesi bunun en somut örneklerinden biridir. Tartışmaya açtığımız sürdürülebilirlik konusu da bu çabaları ilerletme kararlılığımızın göstergesidir. Çağdaş bir ülkeden, güçlü bir ekonomiden söz ediyorsak adil rekabetin dayattığı gerçeklerden kaçamayız. Herkesten önce adil rekabeti bozan ve bu tip ekonomik faaliyeti amaç haline getirmiş kişilerle mücadeleden geri duramayız. Haksızlık yapana karşı durmamak, haklı olana zarar vermek anlamına gelir ki inanıyorum, sektörümüz mensupları haklının, dürüst rekabetin yanındadır. Geçtiğimiz üç ay içinde yaşadığımız önemli bir gelişme de Türkiye çapında meslek odaları komite ve meclis seçimleri oldu. Oda yönetimlerine, meclislere ve meslek komitelerine yeni seçilen meslektaşlarımızı tebrik ediyor ve kendilerinden sektörümüzün ilerlemesi için ellerinden gelen çabayı meslek odaları ve TOBB platformlarında göstermelerini bekliyoruz. Sizlere bol kazançlı, sağlıklı günler dilerim.

3


PLASFEDDERGİ

İÇİNDEKİLER

GÜNDEM / KAPAK Plastik sektörü geleceğini tartışıyor: Sürdürülebilir Büyüme için Hangi Sorunlar Çözülmeli

62

Plastik sektörü yol ayrımında: KOBİ kalmak çözüm değil

PLASFEDDERGİ Plastik Sanayicileri Federasyonu Dergisi e-dergi; www.plasfed.org.tr

14

• PLASFED Adına İmtiyaz Sahibi Selçuk Aksoy • Yayın Kurulu Hüseyin Semerci - Şenmak Makina Reha Gür - Eurotec Yavuz Eroğlu - Sem Plastik Sibel Destereci Yılmaz - Tepsan Plastik Mevlüt Çetinkaya - Petkim Ahmet Yalçınkaya – Yalçınkaya Plastik Kurt Kuruç - Farmamak Erdoğan Çiçekçi – Çipitaş Sentetik Mehmet Turhan Onur – Ravago Group Yakup Ülçer - Enplast Murat Cansever - Eurotec Talha Apak – Apak YMM Adnan Akkurt – Gazi Üniversitesi Behçet Gülenç – Gazi Üniversitesi Hüseyin Yıldırım – Yalova Üniversitesi Kerem Cankoçak – İstanbul Üniversitesi Levent Kurnaz – Boğaziçi Üniversitesi Mehmet Emin Yurci – Yıldız Teknik Üniversitesi Mehmet Sankır – TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Mustafa Öksüz – Yalova Üniversitesi Nevzat Artık – Ankara Üniversitesi Nurseli Uyanık – İstanbul Teknik Üniversitesi Yusuf Menceloğlu – Sabancı Üniversitesi

Pano : Oda ve borsa seçimleri: Plastik sektörünün temsil gücü arttı

40

24 Pano : PAGDER Güney Afrika ve Endonezya’ya yönelik UR-GE projesinde ilerliyor

36

Pano : EGEPLASDER Türkiye’nin Kalite Etiketi alan 20 küme arasında yer aldı.

42

• Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Barbaros Demirci

Pano:

• Editör Mehmet Pala

İKMİB Başkanı Murat Akyüz: EPDK tebliği sektörü olumsuz etkileyecek

• Yayın Sorumlusu Erol Türker

Pano : EGEPLASDER-İZFAŞ organizasyonu PLASTECH sektörü buluşturdu

• Editoryal Hazırlık Mediaetik İletişim Ajansı

80

• Grafik Tasarım Burak Çetiner – Pusula Basım Tel: 90 212 671 8303

84

• Reklam Koordinatörü Selçuk Bostancı • İletişim Barbaros Cad. İstanbul Ticaret Sarayı, No:294 Giyimkent – İSTANBUL Tel: 90 212 438 2619 Faks: 90 212 438 1593 www.plasfed.org.tr plasfed@plasfed.org.tr

Deneyim: Hayrullah Yelkenci: “Sektörün sivil toplum örgütleri programlarının dışına çıkmamalı”

• Baskı Ümit Matbaacılık Tel: 90 212 565 4269 Dergi T.C. yasalarına uygun yayınlanmaktadır. Dergide yayınlanan yazı, fotoğraf ve tüm grafiklerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

4

Atlas: BRICS ülkesi Güney Afrika potansiyel vaat ediyor


PLASFEDDERGİ

6-7

10

10-18

Pano: PLASFED, sektörün tanıtımı ve mevzuat çalışmalarına katkı verecek

22 Pano: PAGDER, dürüst ve adil rekabet için Etik Kurallar oluşturuyor

26

30

Pano:

Pano:

44

72

Ankara Plastik Sanayicileri Derneği’nde bayrak değişimi

Pano: Plastiğe yönelik olumsuz propaganda üç yılda Belgrad ormanı kadar ağaca maloluyor!

90 Profil: Kemal Zorlu: “Standart dışı üretim gelecek nesillere ihanettir”

Pano : EUROMAP İcra Kurulu Kasımda İstanbul’da yapılacak

PlaStk: Derneklerden Mesajlar

32 Pano:

BURPAS İhtisas OSB ve elektriğini üretimi için çalışmalarını hızlandırdı

PAGDER: Plastik ambalajdaki numaralar çevreye katkı amacıyla konuluyor

76

Başarı Öyküsü: Koray Tütek “Birbirini tamamlayan sektörlerin bir araya gelmesi gerekiyor”

INNOVA / İnovasyon Doç. Dr. Mehmet Sankır Ar-Ge’ye bilim insanı bakışı:

104

98 Endüstriden: Plastik sektörü 2013 ilk çeyrek sonuçları

From the Industry(Eng): Structural problems in plastic processing machinery industry persist.

100

108

Endüstriden: Plastik işleme makineleri gelişmeleri

Breaking News: News In English

5


PLASFEDDERGİ

PANO

PAGDER dürüst ve adil rekabet için gönüllü girişim başlattı:

Plastik İşleme Etik Kurallar PAGDER, imalat sanayii için örnek olacak bir girişim başlatarak, plastik endüstrisi için örnekleri başta Birleşmiş Milletler olmak üzere üst düzey kuruluşlarda görülen etik kurallar belirlemek için harekete geçti. Etik kurallar, insan haklarından çevreye, dürüst rekabetten çocuk haklarına kadar bir dizi kuralı içeriyor. Plastik İşleme Endüstrisi İçin Etik Kuralları” kurum ve kuruluşların gönüllü olarak kabulü şartıyla işlerlik kazanacak. PAGDER tarafından oluşturulacak bir değerlendirme ve izleme sistemiyle yönetilecek. Etik kuralları kabul eden ve değerlendirmeyi geçen şirketler özel olarak tasarlanmış logoları her türlü şirket iletişiminde kullanabilecek. bölümde kabul esasları ve etik kurallar sayılırken, son bölümde kuralları kabul ettiğini beyan edenlere yönelik izleme ve değerlendirme mekanizması oluşturuldu.

PAGDER Plastik İşleme Endüstrisi İçin Etik Kuralları’nın bölümleri, 1. Genel yönetmelikler 2. Antitröst ve rekabet yasası yönergeleri 3. Küresel yönergeler 4. Etik ve sosyal ilkeler 5. Etik kurallarının gözetilmesi olarak sıralandı. Benzer bir gönüllü girişim Birleşmiş Milletler tarafından Küresel İlkeler Sözleşmesi Global Compact programıyla devam ediyor.

Etik kurallara saygılı olduğunu ilan eden şirketler özel logoyu kullanabilecek Türkiye iş dünyasının köklü sivil toplum örgütlerinden Plastik Sanayicileri Derneği PAGDER, imalat sanayiinde örnek olacak bir girişimi hayata geçirdi. “Plastik İşleme Endüstrisi İçin Etik Kuralları” belgesini hazırlayan ve görüşe açan PAGDER, gönüllülük esasına dayanan uygulamayla, çağdaş iş yaşamına katkı vermeyi hedefliyor. PAGDER tarafından uluslararası örnekleri dikkate alınarak, Türk iş dünyasına uygun biçimde hazırlanan Etik Kuralları belgesinde,

dürüst ve adil rekabetten insan haklarına, çevreye duyarlılıktan sosyal sorumluluk ve çocuk haklarına bir dizi etik ilke kural haline getirildi. Plastik sektörü için oluşturulan etik kurallar, 5 bölüm altında toplandı. Bölümlerde, insan hakları, cinsiyet eşitliği, çocuk hakları çevre duyarlılığı, rüşvet ve tekelcilik yaklaşımları, çocuk işçiliğinin önlenmesi gibi alanlarda, şirketlere çağdaş iş yaşamının gereği olan bir dizi gönüllü uyumu öneren kurallar belirlendi. Belgenin ilk dört

6

PAGDER Plastik İşleme Endüstrisi İçin Etik Kuralları belgesini kabul etmek tamamen gönüllülük esasına dayalı olarak tasarlandı. Ancak bu belgeyi ve ilkeleri kabul ettiğini beyan eden şirket ya da kuruluş PAGDER tarafından oluşturulacak bir değerlendirme ve izleme mekanizmasından geçecek. Sonuçta, ilkelere uygun olduğu belirlenen şirket, her türlü görsel malzemesinde ve iletişim araçlarında, özel olarak tasarlanan logoyu kullanabilecek.


PANO

PLASFEDDERGİ

Endüstrisi için oluşturuluyor Plastik İşleme Endüstrisi İçin Etik Kuralları’nın yayınlanmasıyla ilgili değerlendirme yapan PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, “Etik kurallarımız, çağdaş iş yaşamının bütün unsurlarını içeriyor. PAGDER olarak bizim bu kuralları oluşturarak kabulümüz, sorumluluk duygumuzun sonucudur. Umuyorum, bu girişimimiz ve sorumlu hareketimiz takdir edilir, kabul görür” dedi.

ise dürüst çalışan, kendini sorumlu hisseden sektörümüzün takdir edilmesi, yaptığımız işin hak ettiği değeri bulmasıdır. Plastik sanayicileri haksız saldırılardan gerçekten büyük üzüntü duyuyor. Biz gönüllü olarak kendimizi sorumluluk altına sokuyoruz. Bu kuralları, ilkeleri bir kez daha hatırlamak ve en önemlisi bunu bir izleme mekanizmasına bağlayarak kendi kendimizi denetlemek için

Bu şirketler PAGDER tarafından da ilan edilecek. Etik Kuralların tanıtımıyla birlikte, kamuoyunda ve iş dünyasında logoyu taşıma hakkına sahip şirketlerin gönüllü olarak kendilerini kurallarla bağlaması prestijini taşıması hedeflendi.

PAGDER Başkanı Semerci: Dürüst çalışan, saygın şirketlerin bilinmesi, takdir ve tercih edilmesi gerekir. Kurallar, çağdaş yaşamın ana unsurlarını oluşturan kurallar ile dürüst rekabeti temel alan iş yaşamına yönelik etik davranışları içeriyor. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, yayınlanan belgeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “25 Eylül 2010 yılında Derneğimiz tarafından PETKİM Aliağa tesislerinde düzenlenen ve 100’e yakın sektör mensubunun katıldığı Özdeğerlendirme Çalıştayı’nda sektörümüzün iyileştirilmesi gereken yüzlerce sorunu dile getirildi. Bu sorunların çözümüne yönelik girişimlere hemen başladık. Hepimizin bildiği gibi büyük kısmı bizce haksız olan, sektörümüze yönelik negatif algı oluşturmaya matuf girişimler var. Bunun yanında, genel olarak imalat sanayiinde yaşanan sorunlara paralel olarak, denetimin yetersiz kaldığı durumlardan faydalanan imalatçılar, şirketler var. Hatta bunu avantaj olarak kullanmak gibi bir yanlışın içindeler. Hiç şüphe yok ki, dürüst çalışan, saygın şirketlerin bilinmesi, takdir ve tercih edilmesi gerekir. Buna uygun mekanizmaları oluşturmak, herkesi buna özendirmek iyi bir yaklaşım olacaktır. Ne yazık ki kurallara uygun, dürüst çalışmayı ödüllendiren bir mekanizma yok.

Bizim amaçlarımızdan biri de bu mekanizmayı oluşturmak” görüşünü dile getirdi.

“Plastik sanayicileri birçok sektördeki meslektaşlarından çok daha duyarlıdır” Hüseyin Semerci, etik kuralların plastik sanayicileri tarafından kendiliğinden uygulanan bir proje olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti:

gönüllü bir girişim yaptık. Plastik sanayicileri bugün nereden bakarsanız bakın yeterince takdir edilmediğini düşünüyor. Bu sektörün bir mensubu olarak rahatlıkla söylüyorum ki, kendi içindeki sorun alanlarına ilişkin plastik sanayicileri kıyaslanabilecek birçok topluluk ya da sektöre göre çok daha duyarlıdır. Bu belge de bizim bu yaklaşımımızın en büyük ispatı olacaktır. Bu kuralları titizlikle hazırladık ve herkesin sahiplenmesini, bu girişimimizi desteklemesini, takdir etmesini bekliyoruz.”

“Etik kurallarımız, çağdaş iş yaşamının bütün unsurlarını içeriyor. PAGDER olarak bizim bu kuralları oluşturarak kabulümüz, sorumluluk duygumuzun sonucudur. Umuyorum, bu girişimimiz ve sorumlu hareketimiz takdir edilir, kabul görür. Mevzuata uymak zaten bizim zorunluluğumuz ve işletmelerimizin çok büyük bir kısmı bu bilinç içinde hareket ediyor. Şimdi biz kamuoyu önünde gönüllü olarak kendimizi bir kez daha kurallı faaliyet içine sokuyoruz. Kimse bize bunu yapın demedi, gönüllü olarak bu işe giriştik. İnanıyorum çok sayıda şirketimiz ilgi gösterecek. Beklentimiz

7

Tartışmaya açılan PAGDER Plastik İşleme Endüstrisi İçin Etik Kurallar belgesi, kısa sürede son haline getirilerek, kamuoyuna açılacak ve şirketlerin ilgisine sunulacak.


PLASFEDDERGİ

PANO

PAGDER Plastik İşleme Endüstrisi için Etik Kuralları Giriş

II. Antitröst ve rekabet yasası yönergeleri

Türkiye plastik sektöründe faaliyet gösteren üretici firmaları aynı şemsiye altında toplamak amacıyla 1969 yılında kurulan Plastik Sanayicileri Derneği - PAGDER, 40 yılı aşan süre içinde üslendiği misyonunu başarı ile sürdürmektedir. Plastik Sanayicileri Derneği - PAGDER 400’e yakın üyesi ile Türkiye Plastik ve Plastik İşleme Makineleri sektörünün en etkin sivil toplum örgütüdür. Mevcut PAGDER etik kuralları (EK), üye şirketlerin rekabet ve antitröst yasasının uygulandığı yerlerdeki standartların yanı sıra, özellikle etik ve ahlaki eylemler hakkında küresel taleplerin gözetilmesini istediği gönüllü bir sözleşmedir. Bu aynı zamanda, şirketlerin kendi personelinin yanı sıra, tedarikçi ve müşterilerle ilişkilerde de adil ve sürdürülebilir standartların teşvik edilmesi anlamına gelir. Etik kurallarını tanıyan şirketler, şirket üyelerini bu etik kurallarının ahlaki amaçları ve davranış ilkelerinden düzenli olarak haberdar edecek ve aynı zamanda, yine bu yönergeleri kabul edecek tedarikçiler bulmayı amaçlayacaktır. PAGDER etik kuralları, müzakereli bir sözleşme olarak düzenlenmiştir. Katılımcı şirketlerin onay işlemleri PAGDER tarafından gerçekleştirilir.

1. Antitröst yasası Şirket, adil rekabet ilkelerine uyacaktır. Adil rekabet, özellikle de antitröst yasası ve diğer rekabet düzenleyici yasalara riayet edilir. Fiyat veya diğer koşullar, satış alanları veya müşterilere ilişkin yapılan gizli anlaşmaların yanı sıra, piyasa gücünün kötüye kullanımı, şirketin ilkelerine ters düşer. 2. Rüşvet verme, alma ve suistimal Şirket, rüşvet ve suistimale karşıdır ve bu tür davranışlara izin vermez. Çalışanlar, müşteri veya tedarikçilere karşı kişisel bağımlılık veya yükümlülüklerden kaçınmaya özen gösterecektir. Çalışanların, özellikle de belirli açılardan iş ile ilgili kararları etkileyebilecek hediyeler almasına veya vermesine izin verilmez. Hediye alıp vermenin, bir ülkenin gelenekleri gereğince uygulandığı durumlarda, bağlayıcı yükümlülükler oluşturulmaz ve yerel hukuki standartlara uygun hareket edilir. Bu hükümleri ihlal etmenin yasal sonuçları olacaktır.

I. Genel yönetmelikler 1. Geçerlilik İşbu etik kuralları sözleşmesi, şirketin tüm şubeleri ve üretim sahaları için geçerlidir. 2. Kurallar, standartlar ve etik davranışlar Şirket, faaliyet gösterdiği ülkelerde geçerli yasa ve standartlara uygun davranarak, özellikle dürüstlük, doğruluk ve insan şerefi gibi genel etik değer ve ilkelerin rehberliğinde hareket eder. 3. İş ortakları, yetkililer ve tüketiciler Şirket, genel kabul gören ticari adalet ve dürüstlük uygulamalarına göre hareket eder. Yetkililerle ilişkileri doğruluk üzerine kuruludur. Tüketiciyi koruyan standartlara uygun hareket edilir. 4. Ticaret sırları Şirketler ve ortakları, iş ortaklarının ticaret sırlarını sıkı gizlilik içerisinde kullanacaktır. Gizli bilgilerin üçüncü kişilere aktarılması veya kamuya açılması yasaktır. Yapılan iş sona erse dahi, bu esas, şirket üyeleri için geçerliliğini sürdürür.

III.Küresel Yönergeler 1. İnsan Hakları Uluslararası tanınırlığı olan insan hakları1 açıkça ve sürekli olarak desteklenmektedir. Aynı şekilde, disiplin önlemleri konusunda, tüm şirket personeline onur ve saygı çerçevesinde davranılacaktır. Bu önlemler yalnızca mevcut ulusal ve uluslararası standartlar ile uluslararası tanınırlığı olan insan haklarına uygun olarak gerçekleştirilmelidir.1 2. Çocuk İşgücü Çocuk işgücü ile çocukluk ve ergenlik döneminde olan kişilerden herhangi bir biçimde faydalanılması reddedilir. Bu konuyla ilgili yasalara uygun hareket edilir. 3. Zorla çalıştırma Hiçbir türlü zorla çalıştırma, borç esareti, köle çalıştırma, kölelik ve benzeri durumlar kabul edilmez. Şirket üyeleri, doğrudan veya dolaylı şiddet veya korkutma yoluyla çalıştırılamaz.2 4.Ücretler Tam zamanlı çalışan tüm işçilere, en azından temel ihtiyaçlarını karşılayacak adil bir maaş ödenecektir. Ücretler pratikte (nakit, çek veya banka havalesi yoluyla) ödenecek olup, bordro muhasebesinin makul bir ölçüde yerine getirilmesi gerekir.3 5. Çalışma saatleri Çalışma saatleri, yürürlükte olan ulusal yasalara, endüstri standartlarına ve ilgili ILO düzenlemelerine uygun olacaktır. Fazla me-

8

sainin gönüllülük temeli üzerinden yapılması gerekir.4 6. Sağlık ve işyerinde korunma İş sağlığı ve güvenliği konusundaki uluslararası yönetmeliklere uygun hareket edilecek olup, sağlık ve güvenlik risklerinden kaçınmak için gerekli sistemler kurulacaktır.5 7. Çevre koruma Şirket, sürdürülebilir çevre koruma hedeflerine uyacaktır. Bu bağlamda, çevre dostu üretim yöntemleri hedeflenir. Birleşmiş Milletler Rio Çevre ve Kalkınma Bildirisi’nin6 ilkeleri uyarınca, şirket doğal kaynakların kullanımı konusunda duyarlı olacaktır. IV. Etik ve sosyal ilkeler 1. Ayrımcılık yapmama Şirket, istihdam ve iş konusunda, özellikle de ırk, etnik ve ulusal köken, ten rengi, cinsiyet ile zihinsel ve fiziksel özür, yaş, inanç ve diğer kişisel özellikler üzerinden ayrımcılığa karşı çıkar.7 2. Cinsel taciz Şirket, fiziksel, psikolojik ve cinsel tacizi onaylamaz. 3. Çalışanların Düşünce Özgürlüğü Çalışanların düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı garanti altına alınmıştır. 4. Çalışanların Mahremiyeti Çalışanların mahremiyetine saygı gösterilir. V. Etik kurallarının gözetilmesi 1. Önlemler Şirket, etik kurallarını üyelerine uygun bir biçimde ve belirli aralıklarla sunar ve bu kurallara uyulmasını sağlar. 2. Onay Onaylama gereksinimi, üyelerin iki yılda bir düzenli olarak kendini ifade çerçevesinde yapılan bir tetkik çalışmasıdır. Onaylanmış şirketler, PAGDER yoluyla uygun bir biçimde ilan edilebilecektir. Katılımcı şirketler, Etik Kuralları için PAGDER logosunu kullanmaya hak kazanacaktır. Şirketlerin, onay gereksinimlerini yerine getirmemesi veya yerine getirmeyi sürdürmemesi durumunda, uygunluk teşebbüsü kapsamında üyelik geri çekilecektir.

1 İnsan Hakları Genel Bildirisi – UN-Doc. 217, BM İnsan Hakları Sözleşmesi 2 Bkz. ILO Sözleşmesi 29 ve 105. maddeler 3 Bkz. ILO Sözleşmesi 26 ve 131. maddeler 4 Bkz. ILO Sözleşmesi 1 ve 14. maddeler 5 Bkz. ILO Sözleşmesi 155. maddeler 6 Birleşmiş Milletler Rio Çevre ve Kalkınma Bildirisi’nin Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı (UNCED) tarafından belirlenen 27 ilkesi, Rio de Janeiro, 1992 7 Bkz. ILO Sözleşmesi 100, 111, 158 ve 159. maddeler


PLASFEDDERGİ

PlaSTK

PANO

PLASFED düzenleme Yunus Karakaş Ankara Plastik Sanayicileri Derneği Başkanı

Ankara’da düzenlenen Plastik Çalıştayı’nda sektöre yönelik tanıtım, koordinasyon ve mevzuata

Güçlü sanayi için güçlü birliktelik

ilişkin düzenleme faaliyetlerine

Ankara Plastik Sanayicileri Derneği olarak yeni bir döneme başladık. Bildiğiniz gibi sektörümüzün önemli kuruluşlarından biri olan Derneğimiz Genel Kurulunda ben ve arkadaşlarım, meslektaşlarımızın teveccühü ile görev üstlendik. Öncelikle, bu ilk yazımda sizleri şahsım ve çalışma arkadaşlarım, bütün dernek mensuplarımız adına selamlama fırsatı bulduğum için sevinçliyim.

cilik Bakanlığı ile Ankara Sanayi

Genel Kurulumuz, Derneğimiz ve sektörümüze yakışır bir vakar ile görevini yaptı. Herşeyden önce, Derneğimize kendi işlerinden fedakarlıklar yaparak zaman ayıran Sayın Necmi Atalay ve çalışma arkadaşlarına, bizlerden önce Derneğimize katkı veren, yönetimlerini üstlenen bütün büyüklerimize şükranlarımı sunuyorum, vefat etmiş olanlara Allah’tan Rahmet diliyorum. Genel Kurulumuzda, Sektörümüz ve Ankara’daki firmalarımızın geleceği için görüşler vurgulandı, yol gösterici öneriler dile getirildi. Elbette Derneğimizin gelecek dönem çalışmalarına yönelik çok verimli görüşmeler oldu, güzel fikirler paylaşıldı. Bunların hepsini dikkate alan bir yaklaşım sergileyeceğimizi gönülden söylüyorum. Kümelenme konusu bu önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Genel Kurul’da da belirttiğim gibi, ekonomik paydaşlarımızla birlikte kümelenme faaliyetlerini yürütmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ankara imalat sanayiinde, gerek savunma sanayii, gerekse diğer bazı teknik alanlardaki üretimler nedeniyle oldukça kritik bir aşamaya geldi. Üniversiteler ve üniversite bünyelerinde kurulan Teknokentler Ankara’nın farklılaştığı bir yapı getirdi. Ankara için yapılan bütün ekonomik planlamalarda bu unsurlar öne çıkıyor. Plastik sektörü de sadece doğrudan tüketime yönelik mamuller değil, çok sayıda imalata da ürün veren bir sektör. Kümelenme işte bu süreçte öne çıkan, gelişmeyi sağlayabilecek bir çözüm olarak karşımıza geliyor. Tedarik süreçlerinden başlayarak, bütün iş süreçlerinin verimliliğini sağlayacak bir kümelenme çalışması sadece Ankara’ya değil, Türkiye ve yakın ülkeler ölçeğinde bir etki doğurabilir.

yönelik

çalışmaları

yönetecek

“Yönlendirme Komitesi” kuruldu. PLASFED’in yer aldığı Komitenin diğer üyeleri ise Çevre ve ŞehirOdası oldu. PLASFED ve Ankara Sanayi Odası (ASO)’nun ortaklaşa girişimiyle düzenlenen “Plastik Çalıştayı” yapıldı. İş dünyası ile kamu yetkilileri, gelecek dönemde plastik sektörüne yönelik yürütülecek faaliyetleri ele aldı. Ankara’da ASO’nun ev sahipliğinde 28 Nisan günü yapılan çalıştayda, sektörü ilgilendiren önemli kararlar alındı. Toplantı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri ile daha önce varılan sektörle, karar alıcıların birlikte konuları değerlendirmeye yönelik görüş birliğine dayalı olarak gerçekleşti. Çalıştaya, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Atık Yönetimi Daire Başkanı Zeki Terzioğlu ve ASO Ankara Sanayi Odası

Ankara artık bir “memur kenti” değil. Toplamda 4 milyonu aşan yerleşik nüfus, sağlık, kamu hizmetleri, eğitim ve turizm amaçlı gelenlerle çok ciddi bir nüfus yoğunluğuna ulaştı. Yakın çevredeki bütün iller Ankara’nın art alanı olarak etkileniyor. Buna bağlı olarak çok önemli bir sanayi ve ticaret gelişti. Mevcut bütün OSB’ler ve sanayi siteleri hemen hemen tam doluluğa ulaştı. Elbette bütün bu gelişme içinde plastik sektörü de yerini almak istiyor. Bizler de bunun için çalışacağız. Sektörümüzün çok derin sorunları var ve bunların çözümü, güçlü bir sanayi için güçlü bir birliktelik şart. Bundan geri durmamız da mümkün değil. Gelecek günlerde, güçlü bir sektör için hep birlikte el ele çalışacağız ve başarılı olacağımıza da inanıyoruz. Şahsım, yönetim kurulum ve derneğimiz mensupları adına, bütün meslektaşlarımıza selamlarımı sunarım.

10

Başkanı Nurettin Özdebir, PLASFED Başkanı Selçuk Aksoy, PAGDER Başkan Yardımcısı ve EUPC İcra Kurulu Üyesi Yavuz Eroğlu, Fleksıbıl Ambalaj Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Hasan Salih Acar ve çok sayıda sanayici ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.


PANO

PLASFEDDERGİ

sektöre yönelik tanıtım ve faaliyetlerini yönlendirecek

Toplantıda, plastik sektörü ile ilgili mevzuat düzenlemeleri sonucu yaşanan sorunlar ve sektöre etkileri, biyo-plastiklerle ilgili bilimsel gelişmeler, mevzuata yönelik konular tartışıldı ve bilgi eşitlemesi gerçekleştirildi. Çalışma başlıkları olarak seçilen; sektörün tanıtımı, Ankara plastik sanayiine ilişkin durum ve gelişmeler, mevzuata dayalı sorunlar, düzenlemelerin etkileri, medyada sektöre yönelik bilgi kirliliği, haksız rekabete varan uygulamalar ve sektörün bu sorunlara karşı savunulması, biyobozunur ve bez torba uygulamaları ve Avrupa Birliği’nde yürütülen “Gıdanı Koru” projesi konularında çalışma yürütüldü.

Alınan kararlar: Yönlendirme Komitesi Kuruldu Yapılan çalışmaların ardından sektöre yönelik gelecek dönem yapılacak çalışmalar belirlendi ve bu çalışmaları koordine etmek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, PLASFED ve ASO’nün üye olduğu bir Yönlendirme Komitesi oluşturuldu. Plastik Çalıştayı’nda alınan kararlar doğrultusunda yürütülecek çalışmalar şöyle:

• Plastik sektörü ile ilgili sorunların ve çözüm önerilerinin ilgili Bakanlıklara iletilmesi, sektörle ilgili olarak yayınlanan tebliğ ve yönetmeliklerde, bakanlıklar arasında koordinasyonu sağlamak için yönlendirme komitesi kurulması, • Yönlendirme Komitesi’nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ASO Ankara Sanayi Odası ve PLASFED ile oluşturulması, • Yönlendirme Komitesi’nin her hangi bir üyesinin önereceği gündem taslağı ile davet edilmesi ve en az iki ayda bir toplanması, • Yönlendirme Komitesi’nce organizasyonu ve hazırlanacak gündem ile bu ilk çalıştayın tüm katılımcılarının davet edilerek Plastik Çalıştayı yapılması, • Tüm Bakanlıklar, Belediyeler ve Belediyeler Birliği’nin plastik ürünlerle ilgili alacağı kararlar, yasal düzenlemeler öncesinde öncelikle Yönlendirme Komitesi ile görüş alışverişinde bulunması için gerekli girişimlerde bulunulması, Eylül 2013’te yapılacak yeni Plastik Çalıştayına kadar geçecek sürede; • Yapılacak çalıştaya kadar katılımcıların bilgi, görüş ve önerilerini tüm çalıştay katılımcıları ile paylaşması, • Atıklar konusunda bakanlıklar ve belediyelerce ortak bir strateji hazırlanması, • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Federasyon tarafından plastik malzemelerin kamu algısını pozitife çevirmek için projeler geliştirilmesi.

11


PLASFEDDERGİ

PlaSTK

PANO

Ticaret plastik İlker Biliktü Bursa Plastik ve Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı

Plastik sektörü, Nisan, Mayıs ve Haziran ayları içinde bütün Türkiye’de oda ve borsa seçimleri heyecanını yaşadı. Plastik sektörü

Türkiye ve Bursa daha büyük bir plastik sektörünü hakediyor Plastik kullanımının refah düzeyi ile doğrusal bir ilişkisi var. Gelişmiş ülkelerde plastik tüketimi, bizim birkaç katımız. Türkiye plastik sanayicileri olarak, büyük bir yatırımla kapasite oluşturduk. Şu anda Dünya plastik sektörü içindeki payımız yüzde 1,6 düzeyinde. Avrupa’nın en büyük plastik sanayilerinden biriyiz. Ülkemizde her birey, yattığı yatak dahil, gününün her dakikasında plastik sanayicilerinin ürünleriyle temas içinde. Doğrudan tüketime yönelik mamullerimiz bir yana, hemen hemen bütün sektörlerde kullanılan ürünlerimiz var.

mensupları, bütün oda ve borsa seçimlerinde, komiteler yanında, yönetim organlarında da görev alarak, sektörün temsil gücünü artırdı. PLASFED Başkanı Selçuk Aksoy, seçimlerin ardından yaptığı değerlendirmede, gelecek dönemde sektörün karar alıcılar nezdinde daha güçlü girişimler ve kamuoyuna yönelik geniş bir iletişim sürecine girmesi gerekeceğini vurgulayarak, “Seçilen arkadaşlarımızın, sektör sorunlarını çözmeye yönelik olarak güçlü bir temsil yürüteceklerine inanıyorum. Bütün sektör mensupları olarak her zaman bütün gücümüzle, bilgi ve birikimimizle çalışmalara katkı vermeye hazırız, sektörümüzü geliştirmeye yönelik her adımda temsilcilerimizin emrine amadeyiz” görüşünü vurguladı.

Bursa için bakacak olursak, plastik sektöründe önemimiz her gün biraz daha artıyor. Bursa’da 38 ambalaj üreticisi, enjeksiyon üretimi yapan 115, geri dönüşüm üretimi yapan 26 ve plastik oturma grubunda 12 firma faaliyetini sürdürüyor. Toplamda 191 firmamız faaliyette. Bu firmalarımız yıllık 1.5 milyar Dolar ticaret hacmi oluşturdu. Türkiye ihracatından aldığımız pay ise 5 bin ton miktar ve 20 milyon Dolar tutar ile yaklaşık yüzde 1 dolayında. Ürünlerimizin kullanıldığı ve ihraç edilen diğer ürünler dikkate alındığında, yani dolaylı ihracata baktığımızda da 100 milyon Dolar dolayında bir seviyeyi görüyoruz. Bursa, başta otomotiv olmak üzere birçok sanayi kolunda öde gelen merkezlerden biri. Ancak ne yazık ki hem Bursamızda, hem de Türkiye’de zor bir dönemden geçiyoruz. Plastik sektörü dış ekonomik koşullardan kolayca etkilenen bir sektör. Hammaddeyi dolarla alıp, TL ile mamul olarak satan sektör, üstelik bunu çok küçük kar marjlarıyla yaptığı için en ufak dalgalanmadan bile olumsuz etkileniyor. Yüzde yüz demiyoruz ama iyi hesaplanmış bir korunma mekanizması oluşturulmak zorunda. Ancak bunun tersine sayılabilecek uygulamaların yürürlüğe girdiğini de gördük. Türkiye ve Bursa daha büyük bir plastik sektörünü hakediyor. Çünkü plastik alternatiflerine göre ucuz, refahı artıran, insanların daha üst seviye ürünler alabilmesini sağlayan bir malzemedir. Bugün otomobiller geçmişe oranla daha kolay satınalınabilir durumdaysa bunda plastiğin payı vardır. Elbiseler, ayakkabılar daha ucuzsa bu plastik teknolojilerinin sayesindedir. Gıdalarımız daha uzun süre korunuyorsa bu plastik sanayiinde elde edilen başarılarla sağlanmıştır.

Salih Esen EBSO Meclis Başkanı oldu, oda ve borsalarda sektör mensupları dikkat çekti Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yapılan oda ve borsa seçimlerinde, çok sayıda plastik sektörü mensubu üst kademelerde görevlere seçildiler. PLASFED Plastik Sanayicileri Federasyonu Başkan Yardımcısı, Menemen Plastik İhtisas OSB YK Başkanı, EBSO Plastik Boru Profil ve Plastikten Mamul Ürünler Sanayi Meslek Komitesi Meclis Üyesi Sayın Salih Esen; EBSO Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanlığı görevini üstlendi. Yine, EBSO Plastik Ambalaj Sanayi Meslek Komitesi Meclis Üyesi ve EBSO Plastik Ambalaj Sanayi Meslek Komitesi Üyesi Erdoğan Çiçekçi; EBSO YK Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği

Sorunlarımız büyük ancak biz de sektörümüzü, istihdamımızı korumak için çeşitli yollar arıyoruz. Bütün paydaşlarımızla, üst örgütlerimizle birlikte çalışıyoruz. BURPAS üyeleri olarak yeni dönemde de, sektörümüzü yakından ilgilendiren çalışmalara hız vermeyi planlıyoruz. Sektörümüze yönelik koruma önlemleri alınması için taleplerimizi sürekli yeniliyoruz. Nitelikli geri dönüşüm için gerekli olan nitelikli toplamaya yönelik çalışmalar ve doğanın korunması önemli bir husus. Bursa’da toplama depolarının iyileştirilmesine yönelik bir girişimimiz yürürlükte. Bunların yanında ihtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) çalışmalarımız ciddi bir noktaya geldi. Sektörümüz için ortak ucuz hammadde alımı, kalifiye eleman konusunda eğitim faaliyetlerimiz paydaşlarımızla devam etmekte. Sektörümüz, hem Türkiye, hem de Bursa için önemli bir fırsat kapısıdır. Umuyoruz hep birlikte daha fazla üreterek, ihraç ederek, kazanarak halkımızın refahını artırma fırsatı buluruz.

(OAİB) Başkanı, OSO Ortak Satınalma Organizasyonu

YK

Üyesi ve Türkiye İhracatçılar Meclisi

(TİM)

YK üyesi Adnan Dalgakıran İSO

Yönetim

Kurulu Başkan

14


PANO

PLASFEDDERGİ

ve Sanayi odalarında sektörünün temsil gücü arttı

Yardımcılığına, İSO 45 no’lu meslek komitesi üyesi Nahit Kemalbay İSO Yönetim Kurulu

İSO ve İTO meslek komitelerine şu isimler seçildi:

Üyeliğine getirildi.

İSO 22. Plastik Budünöz Vakum Mamulleri Sanayii Meslek Komitesi Teknik Plastik Sealed Air Ambalaj San. Tic. A.Ş. – Mustafa Aydın Özilhan Fırat Plastik Kauçuk San. Tic. A.Ş. – Nevzat Demir Sümer Plastik ve Kağıt San. Tic. A.Ş. – Alaettin Tacir Plaş Plastik Ambalaj San. Tic. A.Ş. – Osman Acun Özlider Plastik ve Metal Sanayi Ticaret A.Ş. – Serkan Güleç Göksu Plastik Ambalaj San. ve Tic. Ltd. Şti. – Veli Göksu Üstün Plastik Ambalaj San. ve Tic. A.Ş. – Şaban Gülbahar İSO 45. Plastik Enjeksiyon Mamulleri Sanayii Meslek Komitesi Chemiplastica Özbay Plastik Melamin Tic. ve San. A.Ş.- Nahit Kemalbay Mete Plastik San. ve Tic. A.Ş. – Ömer Karadeniz Akyüz Plastik San.ve Tic. A.Ş. – Mustafa Akyüz Kayaplas Kayalar Plastik San. ve Tic. A.Ş. – İslam Kaya Titiz Plastik Dış Tic. ve San. Ltd. Şti. – Oğuzhan Durmuş Aydınlar Plastik San. ve Tic. A.Ş. – Erkan Aydın Altan Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti – Celal Altan İTO 68. Plastik ve Kauçuk Meslek Komitesi Fırat Plastik Kauçuk San. Tic. A.Ş. – Hava Demir Erkan Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. – Ali Alkan Cebeci Plastik Profil San. ve Tic. Ltd. Şti. – Mustafa Cebeci Avitaş Kompozit Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. – Şekib Avdagiç Gültekin Plastik Profil San. ve Tic. Ltd. Şti. – Salih Gültekin Uzunoğlu Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. – Metin Uzun Self Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti. – Rüknet Yeşilyurt Mtn Kalıp San. Ltd. Şti. – Metin Güler Aksu Ambalaj Kuyumculuk ve Fotoğrafçılık San. Tic. A.Ş. – Yasin Aksu

Türkiye’nin en büyük ticaret odası olan İTO Meclis Başkanlığı’na, İstanbul Ticaret Odası Plastik ve Kauçuk Sanayi Meslek Komitesi Üyesi Şekib Avdagiç seçildi. HES Kablo Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak; Kayseri Sanayi Odası Başkanlığı’na seçildi.

İSO VE İTO Plastik Meslek Komiteleri belirlendi Türkiye’nin en büyük sanayi odası ve ticaret odası olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) plastik meslek komiteleri seçimlerinde hizmet yarışı heyecan yaşandı. Yapılan seçimler sonucunda, PLASFED’den yapılan açıklamada, “Federasyonumuz Yönetim Kurulu adına seçim sonuçlarının sektörümüze ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, İSO 22., iSO 45. ve İTO 68. Plastik Meslek Komitelerinde görev alan tüm değerli meslektaşlarımızı candan kutluyor, görev sürelerinde kendilerine üstün başarılar diliyoruz” denildi.

15


PLASFEDDERGİ

PlaSTK

PANO

PLASFED ve PAGDER medya faaliyetlerinde 56.9 milyon kişiye ulaştı

Erol Paksu Ege Plastik Sanayicileri Dayanışma Derneği Başkanı

Daha fazla çalışmak, işbirliği yapmak tek çözüm Ege Bölgesi ekonomisiyle, sosyal yaşamıyla Türkiye’nin hatta yakın çevresinin ilgi alanı olmuştur. Tarihi olarak bölgemizin yoğun üretim ve ticaret faaliyetine sahip köklü bir kültürü vardır. Plastik sektörü için de aynı unsurları söyleyebiliriz. Derneğimiz de bu kültüre dayalı faaliyetleriyle gelişmeye katkı verme gayreti içindedir. Üye firmalarımızın ve iş insanlarımızın, sadece işlerindeki başarılarını değil sosyal sorumluluk faaliyetleri ve cemiyet faaliyetlerini de gururla, sevinçle izliyoruz.

PLASFED ve PAGDER’in, halkla ilişkiler faaliyetleri kapsamında Eylül 2012-31 Mayıs 2013 arasını kapsayan 9 aylık dönemde, yazılı basın, internet, radyo ve televizyon olmak üzere 56 milyon 913 bin 165 kişiye mesajlarını ilettiği kaydedildi. Toplam erişimin 18 milyon 428 bin 415 kişisi yazılı basında gerçekleşti. Yapılan değerlendirmede, 9 aylık dönemde, 28’i PLASFED, 24’ü PAGDER olmak üzere 52 basın bülteni servisi yapıldığı kaydedildi. Aynı dönemde, PAGDER ve PLASFED üst yetkilileri ile 31 röportaj sağlandığı kaydedildi. Yazılı basında yayınlanan haber sayısının 762 olduğu, buna ek olarak da 709 adet de internet haber sitelerinde yayın gerçekleştiği kaydedildi. Haber bültenleri dışında, sadece sek-

Nisan ayı içinde ikinci kez düzenlediğimiz PLASTECH - “Plastik Ambalaj ve Teknolojileri Fuarı”nı gerçekleştirdik. Türkiye dışından 10 ülkeden fuarımıza firmalar katıldı. Toplamda 133 firma ürün ve hizmetlerini sergiledi. 11 ayrı ülkeden alım heyeti olarak 21 firma ikili görüşmelerine, toplamda 44 firma yurtdışından ziyaretçi olarak katıldı. Ülkemizde faaliyet gösteren 11 ayrı ildeki meslektaşlarımız bizleri yalnız bırakmadı, fuarımızda yer aldılar. Hepsine bir kez daha teşekkür ediyorum. Plastik sektörünün ilk çeyrek verilerine baktığımızda, yılın kalanı için umutlu bir manzara ortaya çıkıyor. Ülkemizin genel büyüme hızının üzerinde bir büyüme sağlayacağımızı tahmin ediyoruz. Ancak, bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de karlılıklar düşüyor. Çok büyük firmaların dahi yüzde 4-5 karlılıkla işlerini ve yatırımlarını sürdürme gayreti devam ediyor. Hammaddede dışa bağımlılığımız bizleri zorlamaya devam ediyor. Bunu tamamıyla önlemek mümkün değil ancak en azından yarı yarıya yerli üretimle karşılama yönünde bir hedef koyarsak, sanıyorum iyi bir motivasyon yakalamış oluruz. İzmir ve Ege Bölgesinin bu yatırımlar için avantajlı bir konumda olduğunu söylememe gerek yok. Burada önerimiz, hem hammadde üreticileri, hem de biz plastik sanayicileri için yatırım teşvikleri kadar işletme teşviklerinin de uygulamaya alınması. Çünkü küresel rekabette geriye düşmemek, mevcut yatırımları devam ettirebilmek için ve en önemlisi yüksek katma değerli ürünlere geçmeyi sağlayacak gerek ar-ge, gerekse fabrika yatırımları için buna ihtiyaç var. Zorluklarla gelinen ve sürdürülebilirliği için düşük karlılığa rağmen olağanüstü çaba sarfettiğimiz bu seviyeyi daha yukarı taşımayı istiyorsak buna ihtiyacımız var. Sadece mali teşviklere değil moral ve motivasyona da ihtiyacımız var. Sektörümüz, ürün bazında dış ticaret fazlası veriyor ve övgüyü hak ediyor. Sektörümüz, birçok sanayi koluna ürün veriyor ve buradaki üretici arkadaşlarımız başka ülkelere gitmeye dahi gerek duymadan, kalite ve hizmetlerimizden memnun şekilde bizimle çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa’nın en büyük üreticilerinden biriyiz. Bu başarılara yenilerini eklemek, daha ileriye gitmek için hem yeteneğimiz, hem de isteğimiz var. Gelecek dönemde sektörümüze yönelik negatif söylemlere değil, elde ettiğimiz başarıları daha ileri taşımak için başta karar vericiler olmak üzere herkesin dikkatini gelişmeye odakladığı bir sürece gireriz diye düşünüyorum. Güzel yaz mevsiminin başladığı bugünlerde sizlere başarılarınızın devamını ve bol kazanç dilerim.

16

tör mensuplarına gönderilen, ortak hareket, görüş ve bilgi aktarımı, fuar vb. etkinlik duyurularını içeren 21 adet sektör duyuru metninin yayınlandığı belirtildi. Sektör savunuculuğu amacıyla, çeşitli gelişmelere karşı hızlı yanıt verme amacıyla çok sayıda bilgilendirme elektronik postaları gönderildiği ve aralarında Ahmet Hakan, Yasemin İlan, Güran Tatlıoğlu, Hıncal Uluç, Gökhan Mamur’un da bulunduğu önde gelen isimlerle telefon görüşmeleri yapıldığı anlatıldı. Bilgi notunda, yazılı basında, yayınlanan haberlerin 332’sinin ulusal medyada yer aldığı, 129’unun bölgesel medyada, 301’inin ise yerel medyada görüldüğü kaydedildi. Geçen dönem içinde, NTV, BloombergHT ve SkyTürk360 televizyonlarında 5 ayrı programa katılım sağlandığı ve 1 radyo programında (Radyo Viva) görüşlerin aktarıldığı kaydedildi. Bütün medya faaliyetleri sonrasında elde edilen haber yayınlarının sütun/cm fiyatlarına göre reklam alanı eşdeğerinin 2 milyon 529 bin TL olarak gerçekleştiği, TV reklam (saniye) eşdeğerinin 647 bin TL, radyo reklam eşdeğerinin ise 13 bin 665 bin TL olmak üzere 3 milyon 190 bin 283 TL olduğu kaydedildi.


PLASFEDDERGİ

PlaSTK

PANO

D–8 ortak Yusuf Özkan Kayseri Plastik İşletmeciler Derneği Başkanı

PLASFED’in uluslararası işbirliği ağı genişliyor. D-8 ülkeleri petrokimya sektöründe faaliyet

Yeni ürünlere geçmenin tam zamanı

gösteren şirket ve kurumlarının katılacağı bir dernek kurulması kararı alındı. Türkiye’den PLASFED ve PAGDER’in temsil edildiği toplantıda, hazırlıkların 2014 yılı-

Kayseri, plastik sektöründe Türkiye’nin önde gelen illerinden biri. KAYPİDER çatısı altında Kayseri’de, PLASFED çatısı altında da ülkemizin tamamında sektörümüzün gelişmesi için çalışıyoruz. Kısa vadeli sorunlarımıza yönelik gündemimizi hepimiz biliyoruz. Uzun vadeli çözmemiz gereken sorunlar ya da belirlememiz gereken hedefler konusunda da şimdiden çalışmakta fayda var. Elbette bunların arasında en öncelikli konulardan biri yeni ürünlere, daha yüksek katma değerli ürünlere geçiş. Genel olarak baktığımızda, ülkemiz Avrupa’nın en büyük üretim kapasitelerinden birini oluşturdu ve küresel rekabette yer alabileceğini de ispatladı. Ancak, mevcut ürün deseninde sürekli olarak başarılı kalmak mümkün değil. Hele hele 2012’de, İran, Körfez Ülkeleri, diğer Ortadoğu ülkeleri gibi hammadde açısından sıkıntı yaşamayacak ülkelerin, hammadde ve plastik ürün üretimine yönelik yatırımlara eğilim gösterdiği yönünde gelen haberler, bizlerin yeni bir yaklaşım belirlemesini zorunlu kılmaktadır. Atılması gereken adım belli. Araştırma-geliştirme faaliyetlerini artıracağız, yüksek katma değerli ürünlere yöneleceğiz ve bunları pazarlamak için uluslar arası işbirliklerine gideceğiz. Bunun için sektör mensupları olarak hızla bir uzun vadeli planı ortaya koymamız gerekiyor. Bu süreçte de her türlü gelişmeyi hassasiyetle veri olarak almamız gerekiyor. Sorunlarımızı hafifletme yönünde önemli gelişmelerden biri hammadde ihtiyacını istikrarlı biçimde karşılayabilecek yerli yatırımlar. Ancak son dönemde beklediğimiz bazı yatırımların askıya alındığı haberleri gelmeye başladı. Umuyoruz, bu geçici bir karardır. Plastik ve plastik hammadde sektörleri açısından ülkemiz, başta Avrupa olmak üzere yakın çevremiz güçlü ve büyük bir pazar. Yatırımcılar açısından cazibe hala büyük. Bu unsuru daha da güçlendirecek adımları belirlemek, uzun vadeli planımızın ilk adımı olabilir. Yeni ürünlere geçiş, yeni ürünlerin merkezi olmak için ar-ge yatırımları gerekiyor ve bunun için bir zihniyet devrimine ihtiyacımız var. Sanayi toplumu olmak açısından ülkemizin hala “genç” olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunu bir avantaja çevirmek, sektörün “hızlı balığı” olmak da mümkün. Pazar geliştirme çalışmaları açısından bakacak olursak da hem yerleşik Avrupa pazarı, hem de gelişen Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Afrika pazarı bizim için önemli. Hiç akla gelmeyen Orta Güney Amerika’ya yönelik yakın zamanda başlayan pazarlama çalışmalarının umut verici sonuçlar doğurması, yapabileceğimiz çok şey bulunduğunu ispatladı. Birçok ülke ile sektörümüze yönelik yapılan analizler, çok sayıda ürünü satabilir durumda olduğumuzu gösteriyor. Elbette, rakiplerle sert bir rekabete girmek gerekecek. Son dönemde, sorunlar ve engellere rağmen başarıyla yürüttüğümüz dış rekabetteki performansımız, başarılı olabileceğimizin ispatı. Bu performans, bizlere umut veriyor. Umutlu olmamızı sağlayacak, bizleri daha fazla çalışmaya özendirecek bir başka unsur da sektör mensuplarımızın sivil toplum örgütlerine vereceği destektir. Bütün meslektaşlarımıza, yeni başarılar ve sağlık, mutluluk diliyorum.

18

na kadar tamamlanması kararlaştırıldı. Petrokimya alanında üretici konumda olan ülkeler OPEC benzeri bir örgütlenme oluşturmak için harekete geçti. İran’ın başkenti Tahran’da 13 – 14 Mayıs 2013 günleri arasında yapılan D-8 Ülkeleri Petrokimya toplantısında, İran Petro-kimya Sanayi Şirketi Genel Müdürü Abdul Hüseyin Beyat tarafından gelişmekte olan G - 8 üyeleri arasında “Petrokimya üreten ülkeler grubu” kurulması önerildi. Türkiye’den, PLASFED ve PAGDER Genel Sekreteri Barbaros Demirci’nin katıldığı toplantıda, Demirci tarafından, Türkiye plastik ve petrokimya sektörlerini içeren kapsamlı bir sunum yapıldı. Demirci sunumunda, Türkiye plastik sektörünün üretim kapasitesinin Dünya’da 8’inci, Avrupa Birliği üyesi ülkeler dikkate alındığında da 2’inci sırada bulunduğunu hatırlatarak, 2012’nin 11 milyar Dolarlık ihracatla tamamlandığını vurguladı. Sektörün, 2023 yılı sonu itibariyle 18 milyar dolarlık doğrudan ihracat hedeflediğini belirten Demirci, Türkiye’nin D-8 ülkeleri karşısında hammadde ithalatçısı, ürün bazında da ihracatçı pozisyonu bulunduğuna işaret etti. PLASFED ve üye dernekler hakkında da bilgi veren Barbaros Demirci, Türkiye’nin plastik üretiminin yoğun olduğu diğer illerde de dernekleşme çalışmalarının sürdürdüğünü ve bu çalışmaların tamamlanması ile PLASFED’in Türkiye plastik sektörünü temsil eden tek çatı kurumu haline geleceğini belirtti.


PANO

PLASFEDDERGİ

ülkeleri petrokimya alanında dernek kuracak PLASFED ve PAGDER’in, kurulması önerilen D–8 Petrokimya Derneği’ne destek vereceğini belirten Demirci, D-8 ülkelerindeki üreticilere aralarında PAGDER-ASLAN OSB’nin de bulunduğu Türkiye’deki OSB’ler hakkında bilgi verdi ve yatırım yapmaya çağırdı.

Hazırlıklar 2014 yılına kadar tamamlanacak Toplantıda, D–8 ülkelerinin petrokimya sektörleri arasında sınai ve ticari ilişkilerin arttırılması ve bu ilişkileri organize edecek ortak bir dernek kurulması önerisi tartışıldı ve kabul edildi. “D-8 Ülkeleri Petrokimya Sektörleri Derneği” başlığı altında başlayan çalışmaların, 2014 yılının ilk çeyreğinde İran’da yapılacak toplantıya kadar tamamlanması yönünde görüş birliğine varıldı. 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde yayımlanan “İstanbul Deklarasyonu” ile kurulmuş olan, D–8 birliğine, Türkiye,

İran, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Mısır, Nijerya ve Pakistan üye durumunda bulunuyor. Üyeleri arasında etkili iletişim sağlamak, bilgi akışını hızlandırmak ve toplantı hazırlıklarında koordinasyonu sağlamak üzere oluşturulan D-8 Sekretaryası ise İstanbul’da çalışma-

larını sürdürüyor. D-8 üyesi ülkelerin toplam nüfusu 961 milyon kişi ve toplam GSMH’sı da 2,5 trilyon doların üzerinde. D-8 üyesi ülkeler arasında tercihli ticaret anlaşması, 13 Mayıs 2006’da, Bali’de düzenlenen D-8 Beşinci Zirve Toplantısı sırasında imzalandı.

PAGDER’den plastik sanayicilerine iş sağlığı ve güvenliği hizmeti Yönetmelik seviyesinde yürütülen iş sağlığı ve iş güvenliği düzenlemelerinin yeniden yapılandırıldığı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girdi. Kanun kapsamında, işletmelerin sağlık ve güvenlik açısından incelenmesi ve sertifikalandırılması zorunluluğu getirildi. PAGDER, sektör firmalarının zarara uğramaması, örnekleri görülen fahiş fiyatlı uygulamalara karşı korunması için harekete geçti. PAGDER, plastik sanayicilerine, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile getirilen yükümlülükleri uygun maliyetlerle sağlamak için harekete geçti. Yasada işyerlerine zorunlu tutulan, “Risk Değerlendirmesi”, “İş Yeri Hekimliği”, “İş Güvenliği Uzmanı” ve “İş Sağlığı Güvenliği Temel Eğitimi” gibi yükümlülüklerde hizmet sunmak üzere organizasyonunu tamamladı. PAGDER’den yapılan açıklamada, yeni tehlike sınıflaması sistemi dahilinde plastik sektöründe az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olmak üzere bütün sınıflarda işletmeler bulunduğu hatırlatıldı. İşletmelerin, yer aldıkları tehlike sınıfına göre çeşitli yükümlülükleri bulunduğu hatırlatılan açıklamada, bu yükümlülükleri yerine getirmeyenlere yönelik ağır para cezaları öngörüldüğünü de belirtti.

PAGDER’in, üyeleri yanında, organizasyonunu tamamladığı 13 ilde sektör firmalarına hizmet sunacağı kaydedilen açıklamasında, “Derneğimiz, üye firmalarımızın ve sektör mensuplarımızın bu yükümlülükleri en iyi biçimde ve en az maliyetle yerine getirmelerini sağlamak için, 3 danışman kurumla sözleşme imzalamış olup, bu hizmetler İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Ankara, Çankırı, Kırıkkale, Konya, Eskişehir, Aksaray ve Kırşehir illerinde faaliyet gösteren ve PAGDER tarafından kendisine yönlendirilen firmalara verilecektir” bilgisi verildi. Sözleşmeyle hizmet alınan danışman firmalardan bir tanesinin yararlanıcı firmanın çıkarlarını koruma amacıyla, garanti şartı da sağlandığı hatırlatılan açıklamada, “Sözleşme imzaladığımız 3. danışman firma, sözleşme 19

kapsamındaki hizmetler sırasında danışmanlık hatalarından kaynaklanıp hizmet verilen firmaya ve personeline verilecek zararlardan (mahkeme kararı onaylı ise) sorumlu olup, bu gibi durumlarda, uluslararası faaliyet gösteren HDI Sigorta şirketi tarafından olay başına, 10.000.000 Euro, toplamda ise, 20.000.000 Avro tutarında sigorta garantisi verecektir” denildi. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde uygulanacak idari para cezalarından bazıları şöyle: • İş güvenliği uzmanı çalıştırmamak: 5.390 TL / Her ay (aykırılığın devamı halinde) • İş yeri hekimi çalıştırmamak: 5.390 TL / Her ay (aykırılığın devamı halinde) • Risk değerlendirmesi yapmamak veya yaptırmamak: 4.851 TL / Her ay (aykırılığın devamı halinde) • Çalışanlara eğitim verme yükümlülüğüne uymamak: 1.078 TL / Her ay (aykırılığın devamı halinde) (Her çalışan için)


PLASFEDDERGİ

PlaSTK

PANO

PLASFEDDERGİ K Fuarı için Özel Sayı hazırlıyor Hüseyin Semerci Plastik Sanayicileri Derneği Başkanı

Dünyanın en büyük plastik fuarı K 2013 için sektörün sesi olmayı hedefleyen PLASFEDDERGİ İngilizce olarak K 2013 Fuarı özel

Sektörde karlılıklar düşük, hata yapma lüksü yok Türkiye plastik sektörü büyük bir potansiyele sahip. Plastik sanayiinde Avrupa’nın en büyük ilk üç ülkesinden biriyiz. Pazarımız büyük, ihracatımız –şimdilik- güçlü ve ülkemizin genel büyümesinin üzerinde performans gösteriyoruz. Ancak bu kimseyi yanıltmamalı, kritik bir dönemden geçiyoruz. Hem sektör olarak bizlerin, hem de karar alıcıların hata yapma lüksü yok. Sektörün sağlıklı biçimde büyümesi, sürdürülebilir bir iş ortamına kavuşması için yapmamız gereken şeyler var. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki sadece plastik değil, bütün imalat sanayiinde görülen “komşu iyi para kazanıyor, aynı alana ben de yatırım yapayım” sorunu plastik sanayii için de geçerli. Ayrıca, sektörde faaliyet gösteren firmaların “bütün ürün çeşitlerini ben de üreteyim” anlayışı da yaygın. Bu anlayışa, plastik sanayiinde ilk yatırım maliyetinin düşük olması olgusu da eklenince (hatta öyle alanlar var ki aylık hammadde gideri, ilk yatırım maliyetinin birkaç katı) “firma enflasyonu”ndan ve kapasite fazlasından rahatlıkla söz edebiliriz.

sayısı hazırlıyor. Üçüncü sayısıyla okunurluğu yüksek, haber dergisi tarzında, sektör mensuplarının yanında, sosyal ve ekonomik paydaşların da ilgisini çekmeyi amaçlayan PLASFEDDERGİ, yayınlanacak özel sayısıyla, Türkiye plastik sektörünün en güçlü temsil platformlarından biri olan; 16- 23 Ekim 2013 tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf şehrinde gerçekleştirilecek K 2013 Fuarı’nda geniş kitlelere ulaşacak.

Özel sayı için baskı adedi artırıldı PLASFED’in, kurucu dernekleri ve sektörü bütün platformlarda tanıtmak amacı doğrultusunda planlanan özel sayı, normal baskı adedinden fazla olarak 8 bin kopya basılacak. Özel sayı, her zamanki gibi, üyesi olunan yurtdışı

Bu olgu sektörümüz için çok fazla KAYIP anlamına geliyor: Vergi kaybı, ihraç pazarlarında imaj kaybı, kar kaybı.. Bu kayıplar ortaya çıkınca da firmalarımız araştırma-geliştirme yapamıyor, dolayısıyla sürdürülebilirlik sorunları, büyüme sorunları ön sıralara tırmanıyor. Bu sürecin mutlaka kırılması gerekiyor. Bunun için çeşitli çözüm yolları mevcut. Bizim önerimiz ise mutlaka sektör mensuplarının içinde olacağı bir işleyiş oluşturmak. Sektörel envanterin oluşturulması ilk adımdır. Bunun ardından ilgili sektörün en büyük sivil toplum örgütü (dernek, federasyon, konfederasyon vb.) işe başlama aşamasında sürece dahil olması. Burada bakışımız, işyeri ruhsatı başvurusu aşamasında ilgili sivil toplum örgütüne kapasite, makine parkı vb. bilgilerin verilmesi yönünde. Burada ayrıştırılacak bilginin sonucunda kamu onay birimlerinin gerektiğinde izin vermemesiyle sonuçlanabilecek bir karar vermesi. Sektörümüzün sürdürülebilirliğine yönelik bir diğer önemli sorun da kayıtdışılık. Sektörümüzde kötü yönetimi, kayıtdışılığı iş yapma biçimi olarak benimsemiş firmalar var. Bütün sektörlerde var. Ancak plastik sektörü hem düşük kar marjları nedeniyle haksız rekabet, toplumun genel algısı nedeniyle de imaj yönünden kayıtdışılığa çok daha duyarlı. Burada devletimize çok ihtiyacımız var. Gerek sağlığa ve çevreye duyarlı üretim, gerekse sektörün sürdürülebilirliği açısından, kayıtdışılığa kesinlikle tolerans gösterilmemesini en doğal talebimiz olarak görüyoruz. Orta-uzun vadede ise sektörümüzün mutlaka yapması gereken konu, yüksek katma değerli ürünlere geçiş ve ar-ge, ürün geliştirme süreçlerine yatırım yapmasıdır. Eğer bunu başaramazsak, düşük katma değerli ürünlerde yakın çevremizdeki ülkelerde ciddi bir rekabetle karşılaşacağımız aşikar. Yakın çevremizde basit ürünlere yönelik çok fazla yatırım yapılıyor. Bunlardan bazıları hammadde avantajına sahip ülkeler. Sektörümüzün dönüşmesi konusunda sanıyorum herkes hemfikir. Artık tek yapmamız gereken, hiçbir hataya yer vermeden bu süreci yönetmek üzere hem karar alıcıların hem de bizim harekete geçmemiz.

derneklere, sektörle ilgili kurum ve kuruluşlara, karar verici düzeydeki merkezi ve yerel yönetim yöneticileri yanında bu kez K Fuarı’nda da dağıtılacak. PLASFEDDERGİ özel sayısı için özel bir reklam tarifesi de belirlendi. Dergi reklam tarifeleriyle ilgili bilgiye Selçuk Bostancı’dan (selcuk.bostanci@plasfed.org.tr) ulaşılabilir.

Bütün çalışma arkadaşlarımla birlikte sizlere güzel bir yaz diliyorum.

20


PLASFEDDERGİ

PANO

Avrupa Plastik ve Kauçuk Makine Üreticileri Birliği (EUROMAP) İcra Kurulu Kasım’da İstanbul’da toplanacak dirisinin uluslararası sektör dergilerinde yayınlandığı ve Avrupa medyasında geniş yer bulduğu belirtilmiştir. Enjeksiyon kalıplama makinelerinde kazanılan bu olumlu deneyimden sonra, yüksek kaliteli enerji ölçümü için uygulanan bu yaklaşımın ekstrüzyon, şişirme ve ısıl şekillendirme gibi diğer makine tipleri için de yapılmasına karar verilmiştir. Plastik sektöründe enerji tüketiminin çok yüksek olması ve enerji fiyatının yükselmesi nedeniyle üretici firmalar için anlaşılır ve kıyaslanabilir enerji tüketimi giderek önem kazanmaktadır. Bu nedenle enerji ölçüm standardına yönelik olan olumlu yaklaşım ve bu standardın kabul görmesi beklenmektedir. EUROMAP, enerji ölçümü standardının ülkeler bazında destek görmesi için çalışacaktır.

Avrupa Birliği Plastik ve Kauçuk Makine Üreticileri Birliği EUROMAP’in 48. İcra Komitesi, Türkiye açısından önemli gelişmelere sahne oldu. İcra Kurulu’nun Kasım ayında yapacağı toplantının İstanbul’da gerçekleşmesi kararlaştırılırken, EUROMAP’in Plast Eurasia Fuarı’na destek verememe kararı da alındı. Üyeleri arasında PAGDER’in de bulunduğu Avrupa Birliği Plastik ve Kauçuk Makine Üreticileri Birliği EUROMAP 48’inci İcra Komitesi Türkiye açısından önemli kararlara sahne oldu. PAGDER Genel Sekreteri Barbaros Demirci’nin iştirak ettiği, 5 - 6 Nisan 2013 günleri arasında Londra’da yapılan toplantıda, Kasım ayında yapılacak İcra Kurulu toplantısının İstanbul’da gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Toplantıda, Türkiye’yi ilgilendiren ikinci gündem maddesi ise fuar bölümünde tartışmaya açıldı. EUROMAP, İstanbul’da yapılan Plast Eurasia Fuarı organizatöründen, fuarın her yıl düzenlenmemesini talep etti. Ancak organizatör şirket TÜYAP, sektörün büyük çoğunluğunun mevcut uygulamadan memnun olduğu ve fuarı her yıl fuar düzenlemeye devam etmek istediklerini belirtti. Bunun üzerine İcra Kurulu, EUROMAP’ın her yıl düzenlenecek Plast Eurasia Fuarı’na destek vermeme kararını aldı. Destek tartışması yapılan bir başka fuar olan 3 yılda bir düzenlenen Swiss Plastics Fuarı’nın ise desteklenmek üzere değerlendirmeye alınması kararı verildi. Sektörün en önemli fuarı konumundaki K 2013’e ilişkin gelişmeler de toplantıda değerlendirildi. Fuara gelen şirketlerin yüzde 60 oranında Almanya dışından olduğu, toplam sergi alanının yüzde 70’inin makine imalatçıları, yüzde 22’sinin ise hammadde üreticisatıcıları tarafından alındığı belirtildi. K 2013 fuarında, “Dünyayı plastik döndürüyor” başlıklı özel gösteri ve panel tartışmaları, Çeşitli

bilimsel kuruluşların yoğunlaşacağı bir “Bilim Merkezi” kurulması, Akademisyenlerin Plastik ve Kauçuk Endüstrisindeki trendleri değerlendireceği ve katılımcıların ürün ve işlemlerini sunabileceği sempozyum ve 50’ye yakın basın toplantısı yapılacağı kaydedildi. Fuar kapsamında EUROMAP’in, 18 Ekim 2013 Cuma günü bir basın toplantısı düzenleyeceği, belirtildi.

Sektördeki teknik ve idari konulardaki gelişmeler ele alındı VDMA ve EUROMAP Genel Sekreteri Thorsten Kuehmann’ın hoşgeldiniz konuşmasıyla başlayan toplantıda, AB Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri sektöründeki gelişmeler sektörün sorunları ve EUROMAP faaliyetleri tartışıldı. Toplantıda ele alınan sektörü ilgilendiren teknik ve mevzuat düzenlemelerine ilişkin başlıklar şöyle:

Enerji Ölçümü Enerji Verimliliği AB plastik sektöründe halen tartışılan en önemli konulardan biri, plastik mamul üretiminde enerji verimliliği ve tüketilen enerjinin ölçümüdür. 2013 yılı Ocak ayında yayınlanan EUROMAP 60 Enjeksiyon Kalıplama makinesi enerji verimliliği önerisinin, makine odaklı ve ürün odaklı enerji tüketimi arasındaki farkı belirtmek için 60.1 ve 60.2 olmak üzere iki bölümle nihai olarak hazırlanıp yayınlanacağı, bu konu ile ilgili olarak hazırlanan basın bil-

22

20 Haziran 2013 tarihinde Frankfurt’ta Avrupa düzeyinde bir toplantı yapılacak ve Alman uzmanlardan oluşan grup tarafından geliştirilen ekstrüder makinelerinde enerji tüketimi için ölçme yönteminin ilk taslakları ele alınacaktır. Sonuçların K 2013 Fuarı’nın kadar kullanıma hazır olabileceği tahmin edilmektedir. EUROMAP 46 “ Şişirme Makineleri – Enerji Tüketiminin Belirlenmesi” önerisi için 29 Mayıs 2013 tarihinde Milano’da toplantı yapılacaktır. Bu toplantıda yeni önerinin konsepti ve taslakları sunulacak ve tartışılacaktır. Bir sınıflandırma oluşturmak için yürütülecek yaklaşım diğer makineler için kullanılan ile aynı olacaktır. En iyi durum senaryosunda sonuçlar K fuarına kadar veya en geç 2014’ün başlarında hazır olacaktır. Isıl şekillendirme makinelerinin enerji tüketimi için ölçme yöntemiyle ilgili ilk çalışma belgesinin 2013 yılında hazırlanması planlanmaktadır. Bu konudaki prosedürlerle ilgili ilk görüş alışverişi ASSOCOMAPLAST ve VDMA arasında gerçekleşmiştir.

Pazar Gözetimi/ ISO-Standartlaştırma Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda 20 Mart 2013 tarihinde düzenlenen bir yuvarlak masa toplantısında CECE, CECIMO, CEMA, FEM ve EUROMAP tarafından temsil edilen Avrupa makine endüstrisi kuruluşları, Avrupa Parlamentosu’nu yeni bir Pazar Gözetimi Tüzüğü için Komisyon’un önerisine tam destek vermeye ve güçlendirmeye çağırmıştır. Görüşmelerde kanun paketinin Tek Pazar’da eşit şartlar oluşturulabilmesi için önemli bir fırsat sunduğuna ve AB’nin yeniden sanayileşme hedefini destekleyecek önemli bir girişim olduğuna yönelik genel kanı oluşmuştur. Avrupa Komisyonu, Pazar Gözetiminin paylaşılması gereken bir sorumluluk olduğunu ve bu sorumluluğun üye devletler, Avrupa Komisyonu


PANO ve plastik sektörü tarafından paylaşılması gerektiği vurgulanmıştır. ISO/TC 270 “Plastik ve Kauçuk Makineleri” yapısal toplantısı Milano’daki UNI binasında 13 Aralık 2012 tarihinde düzenlenmiştir. Claudio Celata Toplantı Başkanı ve Paola Visitin ise Sekreter görevlerini üstlenmiştir. İş planına göre TC’nin çalışmaları genel olarak makine güvenliği odaklıdır ancak enerji tüketiminin ölçümü gibi diğer konular da ele alınabilecektir. İlk proje olarak, enjeksiyon kalıplama makineleri için özel standartlar oluşturulacaktır. Standart çalışması, ISO/TC 270/WG 1 “ Enjeksiyon kalıplama makinelerin güvenliği” kapsamında yapılacaktır. Toplantının organizatörü DIN olacaktır. Bernd Nötel (VDMA) Toplantı Başkanı ve Dr. Herald Weber (VDMA) Sekreter olarak atanmıştır. ISO/TC 270/WG 1’in ilk toplantısı Frankfurt’ta 14/15 Mayıs 2013 tarihlerinde düzenlenecektir. Komisyona, Avusturya, Çin, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İsviçre, Türkiye, İngiltere ve ABD’den uzman kişiler aday gösterilmiştir. Türkiye’den PAGDER Makine Sektörü Komite üyesi Burç Angan Türk Plastik İşleme Makinelerini temsilen bu komitede yer alacaktır.

Pazar İlişkileri Dünya çapında üretim 2011 yılında 28.2 Milyar Avroya ulaşmıştır. Çinli rakipler dünya

PLASFEDDERGİ

ihracatında pazardaki payını bir kez daha genişletmiş ve yüzde 30.5’e ulaşmıştır, Çini Almanya yüzde 22.0’la takip etmiş, sonra yüzde 8.8 ile İtalya, yüzde 6.5 ile ABD ve yüzde 5.5 ile Japonya takip etmiştir. Dünya çapındaki ihracat 17.1 Milyar Avroya ulaşmıştır. Almanya, yüzde 25.3 ile bir kez daha ihracat yapan ülkeler arasındaki lider konumunda yer almış, Almanya’yı yüzde 11.9 ile Japonya, yüzde 10.8 ile Çin, yüzde 9.8 ile İtalya ve yüzde 6.1 ile ABD takip etmiştir. Bunları takip eden grafikler Çin, ABD, Hindistan ve Rusya’ya yapılan teslimatları göstermektedir.

Hatta bazı ülkelerde neredeyse krizden önce ulaşılan rekor sayılara bile erişilmiştir. AB’deki istikrar göstergeleri belli seviyede pazarın mevcut durum üzerindeki baskıyı azaltmış olmakla beraber resesyon trendleri açısından manzaranın çok fazla teşvik edici olduğu söylenemez.

Ekonomik durum Avrupa ve dünya ülkeleri için farklılık göstermekle beraber, 2012 yılına ait yıllık sonuçların birçok Avrupa merkezli plastik ve kauçuk makine imalatçıları için oldukça tatmin edici olduğu görülmektedir.

Çin, Amerika ve Orta Avrupa pazarlarında büyüme beklenmektedir. Küresel rekabet, Asya’da var olan güçlü rekabetle birlikte şiddetlenmeye devam etmektedir. Buna rağmen plastik sektörü, 2013 için oldukça umutludur.

23


PLASFEDDERGİ

PANO

PAGDER Güney Afrika ve Endonezya’ya yönelik UR-GE projesinde ilerliyor faaliyet öncesinde proje katılımcısı firmalarla paylaşılması, ülke ithalatçı analizlerinin yapılması, hedef şirket havuzu listesinin oluşturulması, uygulama paydaş analizinin yapılması, uzmanlar aracılığıyla ilgili ülkede ön heyet çalışması gerçekleştirilmesi, potansiyel alıcılarla görüşülmesi işlerini yürütecek. Ayrıca, hedef ülkeye önceden gönderilen bir uzmanla, eşleştirme randevuları, eşlik, hedef ülkedeki reklam faaliyetleri, şirket ve partner kuruluşların bilgilendirilmesi, davetler, tüm toplantıların ve ticari randevuların organizasyonunu gerçekleştirecek.

Ekonomi Bakanlığı UR-GE programı ve PAGDER projesi

PAGDER tarafından Ekonomi Bakanlığı desteğiyle uygulanan UR-GE projesinde, Eylül ve Kasım aylarında iki iş ziyareti planı yapıldı. PAGDER, proje kapsamında 22-28 Eylül 2013 arasında Güney Afrika, 18-24 Kasım 2013 arasında Endonezya’ya iş gezileri planlandı. PAGDER Ekonomi Bakanlığı’nın da desteğiyle yeni pazarlara erişimde ve şirketlerin iş kapasitelerinin-rekabet güçlerinin artırılmasında, son dönemde en fazla kullanılan araçlardan olan UR-GE projelerinde ilerleme sağladı. Ekonomi Bakanlığı tarafından 2011’de onaylanarak uygulamaya başlanan “Plastik Sanayi Alt Sektörlerinin İhracat Potansiyelinin Arttırılması Projesi” projesi altında yapılan ihtiyaç analizlerine göre eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi. Proje kapsamında, “İleri Dış Ticaret Eğitimi, Müşteri Memnuniyeti Eğitimi, Değişim Yönetimi ve İnovasyon Eğitimi ve Satışçılar için Pazarlama Eğitimi” olmak üzere toplam dört eğitim tamamlandı. Projenin bir diğer ayağı olan iş gezileriyle ilgili organizasyon aşaması uygulamaya alındı. 2013 hedef ülkeler grubu içinde bulunan Güney Afrika ve Endonezya’ya yönelik olarak proje kapsamında, “Yurtdışı Pazarlama Prog-

ramları” başvurusu gerçekleştirildi. Ekonomi Bakanlığı desteğiyle yürütülecek iş gezileri için, sektörü ilgilendirecek fuar dönemleri de dikkate alındı. Bu kapsamda, Güney Afrika’ya yönelik planlanan yurtdışı pazarlama programında, 22-28 Eylül 2013 tarihleri arasında, Johannesburg, Durban ve Cape Town şehirlerinde eşleştirmeyle iş görüşmeleri planlanıyor. 18-24 Kasım 2013 tarihlerinde Endonezya’ya yönelik olarak Jakarta, Bandung ve Bali şehirlerinde ticari eşleştirme faaliyetleri için girişimler başlatıldı. İş gezisi tarihleri, 20-23 Kasım 2013 PROPAK Indonesia Fuarı (Gıda İşleme ve Paketleme Fuarı) ile de çakıştırılarak, 7 günlük programın 2 günü fuar ziyaretine ayrıldı. Proje kapsamındaki bu gezilerin, yol, konaklama, yemek, tercüman, toplantı salonu kirası, reklam ve diğer giderlerinden oluşan uygun maliyetleri yüzde 75 oranında Ekonomi Bakanlığı tarafından desteklenecek. PAGDER’den yapılan açıklamada, sektöre yönelik eğitim ve diğer faaliyetlerde deneyimli bir şirket olan İnovakademi Danışmanlık proje ortağı olarak seçildiği kaydedildi. Firma, UR-GE kapsamında yapılan ihtiyaç analizini inceleyerek, proje katılımcısı şirketlerin ihtiyaç, beklenti ve kapasitelerinin belirlenmesi, iki tam zamanlı proje koordinatörünün belirlenip proje ekibinin kurulması, hedef ülkelerde iş yapma koşulları üzerine rapor hazırlanması ve

24

Ekonomi Bakanlığı 2010’da yayınladığı ‘’Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ” ile UR-GE projelerini destek kapsamına aldı. PAGDER de geliştirdiği proje ile 2011 yılında ihracat seferberliğine başladı. PAGDER projesi kapsamında, plastik hammadde, plastik mamul ve plastik işleme makineleri sektörlerinde faaliyet gösteren 12 sanayici firma “Plastik Sanayicileri Derneği Kümesi”ni oluşturdu. Bu küme, Aksoy Plastik San. ve Tic. A.Ş., Altan Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti., Beno Plastik Ambalaj ve Kalıp San. Tic. Ltd. Şti., Emas Elektroteknik Makine Sanayi ve Ticaret A.Ş., Eurotec Mühendislik Plastikleri San. ve Tic. A.Ş., Jefleks Plastik Kauçuk San. Tic. A.Ş., Savaş Plastik San. ve Tic. A.Ş., Sem Plastik San. ve Tic. A.Ş., Şenmak Makine San. Tic. Ltd. Şti. Termopol Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.,Tisan Mühendislik Plastikleri San. ve Tic. Ltd. Şti., ve Vatan Plastik San. ve Tic. A.Ş.’den oluşuyor. Ekonomi Bakanlığı UR-GE tebliği kapsamında, firmaların eğitim, iş planı ve ihracat stratejileri, ihracat potansiyelleri, her türlü Pazar analizi, teknoloji kullanımı, ortak yol haritasının belirlenmesi konularında analizler ve eğitim faaliyetleri destekleniyor. Ayrıca, geliştirilen projelerin uygulamasına yönelik olarak, en fazla 5 adet yurt dışı pazarlama faaliyeti (ortak pazar araştırmaları, pazar ziyaretleri, küme tanıtım faaliyetleri, ticaret heyetleri, yurt dışı fuar ziyaretleri, eşleştirme vb. organizasyonlar), en fazla 2 uzman personelin istihdamı, en fazla 10 adet yurt dışındaki alıcı firmaların Türkiye’den alım yapmaları amacıyla düzenlenen alım heyeti faaliyetleri destekleniyor.


ekonomiyi seven ekoloji BASF plastiklerinden yapılan otomobil parçaları araçların daha hafif olması ve böylelikle yakıt tasarrufu imkanı sunması için metal parçalar yerine kullanılabiliyor. Bu daha düșük emisyon, daha az yakıt ve daha fazla tasarruf demek. Artık hem çevreyi hem de cebinizi koruyabilirsiniz. Çünkü BASF’de biz kimya yaratıyoruz. www.basf.com.tr


PLASFEDDERGİ

PANO

Ankara Plastik Sanayicileri Derneği’nde bayrak değişimi APSD yönetim ve denetim kurulu seçimlerinde ise tek liste hazırlandı. Seçim prosedürünün yerine getirilmesiyle de APSD organları şu şekilde oluştu:

Ankara Plastik Sanayicileri Derneği (APSD) Genel Kurulu’nda bayrak değişimi yaşandı. Yapılan

DERNEK ASİL YÖNETİM KURULU ÜYELERİ 1.Yunus KARAKAŞ - Büyük Anadolu Kauçuk 2.Mehmet GÜL – Na-me Endüstri Ürünleri 3.Aykut KONUK – Özay Plastik 4.Ahmet AĞZIYAĞLI – Koray Tıp Teknik 5.Osman ÖZ – Öztepe Plastik

Genel Kurul’da, yönetim kurulu başkanlığına Yunus Karakaş seçildi Ankara Plastik Sanayicileri Derneği Genel Kurulu 11 Mayıs günü yapıldı. Seçimli Genel Kurul’da bayrak değişimi yaşandı. Seçimler sonucunda Başkanlık görevi Yunus Karakaş tarafından üstlenildi. Başkan Necmi Atalay tarafından açılan genel kurul, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesiyle başladı. Genel Kurul Divan Başkanlığı’na Ahmet Ağzıyağlı seçilerek, gündemdeki maddelere geçildi. Genel Kurul’da söz alan APSD Başkanı Necmi Atalay, APSD üyelerine, başkanlığı döneminde verdiği desteklerden dolayı teşekkür ederek, istekleri de dikkate alarak yeni bir yönetim seçilmesi gerektiğini vurguladı ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

DERNEK YEDEK YÖNETİM KURULU ÜYELERİ 1-Oğuz SAAT – Dimsa Plastik 2-Bekir GÖNÜLAL – Gönülal Makina 3-Erhan ÖZ – Özen Plastik 4-Emin GAYIR – Gayırsan Plastik 5-Mehmet BUDAK – Buka Kalıp Söz alan Mehmet Gül, kümelenme çalışmaları hakkında bilgi vererek, önemine değindi ve devam etmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi. Aynı konuda söz alan Yunus Karakaş ise İvedik OSB ile ortak bir çalışma yürütülmesi önerisini getirerek, İvedik OSB’nin küme katılım paylarına katkı verebileceğini de vurguladı. Genel Kurul, gerekli görülen zamanlarda İvedik OSB yönetimi ile birlikte çalışma yürütülmesini kabul etti.

DERNEK ASİL DENETLEME KURULU ÜYELERİ 1-Ayhan AYKAN – Aykan Plastik 2-Fahrettin ERDOĞAN – Erdoğan Plastik 3-Aydın ERDÖNMEZ – Taşkent Plastik DERNEK YEDEK DENETLEME KURULU ÜYELERİ 1-İsmail ATASOY – Ahi Plastik 2-Hasan Hüseyin KAMÇI – Özkamçı Plastik 3-Emin İPEK – Emin İpek Kauçuk

Sigorta sorunu derinleşiyor sektör çözüm bekliyor Sigorta şirketlerinin, plastik sektörü dahil 9 sektörde tek taraflı olarak poliçeleri durdurmasının ardından başlayan sorun derinleşiyor. PLASFED ve PAGDER, diğer paydaşlarla birlikte, sorunun çözümü için girişimlerini yoğunlaştırdı. Yapılan girişimler ve başlatılan çalışmalarla sonuçlar alınmaya başlandı. Sigorta şirketleri tarafından, 2012 yılının sonunda plastik sektörü dahil 9 sektörde ilk işaretleri görülen ancak bilgilendirme yapılmadan başlanan poliçelerin durdurulması ve yenilenecek poliçelerde de çok yüksek primlerin uygulanmasının ardından başlayan sorun yeni aşamaya geldi. Sigorta şirketleri tarafından PAGDER’in çözüme yönelik girişimleri, diğer paydaşlarla birlikte kamuya taşındı. Sigorta şirketlerinin tek taraflı olarak başlattığı ve yıllardır süren müşteri ilişkisinin kesildiği süreç-

te, sigorta şirketleri uygulamaları, “merkezi yönetimin kota uygulayarak plastik sektörüne yüzde 5 sınırı koyduğu”, “reasürans şirketlerinin bazı sektörlere güvenceyi durdurduğu”, “çok yüksek riskli sektörlerin teknik zararları sürekli kıldığı” gerekçeleriyle savundu. Bunun üzerine harekete geçen PAGDER, diğer paydaşlarla birlikte Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü, TBMM ve Rekabet Kurumu kanalıyla çeşitli çalışmaları başlattı. Sigorta sorununun çözümüne yönelik arayışların devam ettiği aşamada ise Rekabet Kurulu’nun sigorta sektörüne yönelik bir inceleme başlattığı belirlendi. Sigorta şirketlerinin büyük bir kısmının eşzamanlı olarak başlayan tutumlarının rekabet kurallarına aykırılık yönünden inceleme yapılması amacıyla çok

26

sayıda STK’nın Kurula şikayette bulunduğu kaydedildi. PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Semerci yaptığı değerlendirmede, PAGDER olarak sorunların yakın takipçisi ve çözümü yönündeki girişimlerin öncülerinden biri olduklarını belirterek, “Mesele, sadece basit bir sigorta meselesi değil. Sigorta yaptıramayan şirketlerin kredi kanalları tıkanmaktadır. Müşterilerinin bakış açılarında bozulmalara neden olmaktadır. Haksızlık etmek istemiyorum ama kimse tek taraflı, keyfi denebilecek bir yaklaşımla yıllardır birlikte çalıştığı insanları yüzüstü bırakamaz; rasyonel, gerçeklere dayalı bilgiler olmadan akıl almaz fiyatları dayatamaz. Bu süreci başarıyla yönetmemiz için sektör mensuplarımızla tek ve güçlü bir ses olmamız önem taşıyor” dedi.


PLASFEDDERGİ

PANO

Ege Meslek Yüksek Okulu seri üretimin “olmazsa olmazı” kalıpçılık için yetişmiş eleman mezun ediyor Plastik sektörünün en fazla ihtiyaç duyduğu yetişmiş elemanlar arasında bulunan kalıp teknikerlerine yönelik eğitim veren yüksekokulların sayısı artıyor. Bu alanda en deneyimli eğitim kurumlarından biri olan Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Endüstriyel Kalıpçılık Programı, sanayi kuruluşlarında stajlarla desteklediği bir eğitim programı uyguluyor. PLASFEDDERGİ’ye değerlendirmelerde bulunan Ege MYO Endüstriyel Kalıpçılık Programı Koordinatörü Niyazi Gökçen, Dünyada endüstriyel kalıpçılık sektörünün 65 milyar Dolar büyüklüğe ulaştığının altını çizdi. Sanayide, seri üretimin olmazsa olmaz unsurunun kalıp olduğunu hatırlatan Gökçen, Türkiye’de bu sektörün hızla gelişme kaydettiğini vurguladı. Plastik sektörünün yüksek katma değerli üretimlerini içeren otomotiv başta olmak üzere beyaz eşya, seri imalat sanayi ve bunlara ait yardımcı sanayilerin temel ihtiyaçlarından birinin kalıplar olduğunun altını çizen Niyazi Gökçen, eğitimli, yetişmiş kalıpçılık teknikerlerinin yüksek katma değerli bu alt sektörde en önemli katkı veren çalışanların başında geldiğini vurguladı. Endüstriyel kalıpçılık bölümlerinin meslek yüksekokullarında ilgi gören ve sanayinin talep ettiği elemanları yetiştiren eğitim kurumları olarak dikkat çektiğini ve Türkiye çapında bu programa sahip meslek yüksekokulu sahibi üniversite sayısının 16’ya ulaştığını belirten

Gökçen, Ege MYO’nun bu eğitim kurumları arasında önde gelenleri arasında sayıldığını vurguladı. Öğrencilerin, teorik eğitimleri kadar pratik eğitimlerinin önem taşıdığını ve yetiştirilen gençlerin istihdam edilebileceği endüstrinin yakın çevrede bulunmasının gerekli olduğunu hatırlatan Gökçen, “Ege bölgesinde özellikle, İzmir ve Manisa illerindeki kalıp üreticilerinin yurtiçi ve yurtdışına hassas kalıp üretme kapasitelerindeki artış, nitelikli eleman ihtiyacı doğurmuştur. Bu durum sektöre ana eleman yetiştiren üniversitelere büyük sorumluluklar yüklemektedir” görüşünü dile getirdi. Dünya kalıpçılık sektörünün 65 milyar dolar büyüklüğüyle, Türkiye açısından gelişme potansiyeli sunduğunu anlatan Niyazi Gökçen, “Türkiye’nin kendi otomobilini üretmeye çalıştığı bir dönemde, otomotivde ana oyuncuların kalıp ve plastik sektörü olduğu unutulmamalıdır. Sektörün öncüleri, sektör ile ilgili kendi hedeflerini koyarken, ihtiyaç duyduğu eğitilmiş insana olan gereksinimlerini de belirlemeleri gerekir. Sonuçta üniversitelerden çıkan öğrencilerimiz sanayicilerimizin ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılar nitelikte olmalıdır. Bu yüzden eğitimimizi, bölgemizdeki kalıpçıların ihtiyaç duyduğu nitelikli Kalıp Teknikerleri yetiştirilmesi konusunda esnek dizayn ettik” dedi.

28

Öğrencilerin pratik eğitimine yönelik olarak yurt içi ve yurt dışı staj imkânları sağlandığını belirten Gökçen, ağırlıklı olarak İzmir, Manisa, Bursa, İstanbul ilerindeki sanayi kuruluşlarında staj yaptıklarını belirterek, “Sonuçta, kalıp gibi katma değeri yüksek olan ürünlerin üretimi hem nitelikli insan gücünün istihdamını artıracak, hem de ülke ekonomisine ciddi getiri sağlayacaktır. Ancak bu şekilde dünya ile rekabet edebilir duruma gelebiliriz. Son yıllarda ülkemizde slogan haline gelen “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” yaklaşımının ne kadar doğru bir tespit olduğunun göstergesidir. Bunun için Endüstriyel Kalıpçılık sektörünün önde gelenleri, bölgelerindeki eğitim kurumlarına sahip çıkmaları gerekir” görüşünü vurguladı. Bornova İzmir’de yerleşik Ege Üniversitesi kampüsü içinde eğitim faaliyetini yürüttüklerini kaydeden Niyazi Gökçen, örgün ve ikinci öğretimde 30’ar öğrenci kabul ettiklerini ve 4 dönemlik eğitim uygulandığını belirtti. “Endüstriyel Kalıpçılık Teknikeri” ünvanıyla öğrencilerin mezun olduğunu hatırlatan Gökçen, eğitim programlarının, sac metal kalıpçılığı ve hacim kalıpçılığı üzerinde yoğunlaştığını, bilgisayar destekli çizim (Solidworks), bilgisayar destekli üretim (Mastercam), malzeme bilgisi, sac ve hacim kalıpçılığı, temel imalat işlemleri, ölçme kontrol, iş kalıpları, teknik resim, makine elemanları, kalite güvence ve standartları, derslerinin verildiğini belirtti. Gökçen, Endüstriyel Kalıpçılık Programında atölyelerinde, plastik enjeksiyon presi, tel erozyon tezgahı, torna tezgahları, freze tezgahları, matkap tezgahı, taşlama tezgahları, dik işlem merkezi bulunduğunu belirtti.


PLASFEDDERGİ

PANO

BURPAS İhtisas OSB ve elektriğini üretimi için çalışmalarını hızlandırdı içeride kalması için tüm sektörlere hitap eden plastiğin desteklenmesi olmazsa olmazdır.” görüşünü vurguladı. Bölgenin sektöre daha iyi hizmet verebilmesi için elektrik üretiminin de gündemde olduğunu kaydeden Biliktü, “Bölge içerisinde elektrik üretilmesi ile ilgili fizibilite çalışmamızda da son aşamaya geliniyor. Böylece hem plastik, kauçuk, ambalaj ve yan sanayide üretim yapan firmaları bir araya getirmiş olacağız, hem de üretimimizde ana girdimiz olan elektriği kendimiz üretmiş olacağız” dedi.

Bursa’ya güçlü OSB

Bursa Plastik Ambalaj Sanayicileri Derneği (BURPAS) Başkanı ve PLASFED Başkan Yardımcısı İlker Biliktü, plastik sanayicilerini bir araya getirecek ihtisas OSB için çalışmalarının ilerlediğini, hedeflerinden birinin de bu bölgede faaliyetlerini yürütecek sanayicilere hizmet verecek bir elektrik santrali kurulması olduğunu açıkladı. Bursa Plastik ve Ambalaj Sanayicileri Derneği (BURPAS) Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı İlker Biliktü yaptığı açıklamada, Bursa’da plastik sektörünün hızla büyüdüğünü ve Bursa ekonomisine katkısının giderek arttığını belirtti. Plastik sektöründe otomotivden tarıma, gıda sektöründen sağlığa her alanda kullanılan ürünleri ürettiğini hatırlatan Biliktü, “Bu ürün-

ler yaşamımızın bir parçası ve vazgeçilmezdir” dedi. BURPAS olarak hedeflerinden önde gelenlerinden birinin İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) kurmak olduğunu belirten Biliktü, “İhtisaslaşmış sanayi bölgesi hedefimiz var. PİLKA (Plastik Kauçuk Kooperatifi) adı altındaki kooperatifimizdeki toplam 52 üyemizle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu üyelerimizden 20’sini Bursa Esnaf Odalarının Kestel’deki yerine gönderme çalışmalarımız oldu. Önümüzdeki günlerde İzmir Yolu üzerinde gösterilecek bir yere taşınmalarını sağlayacağız. Bizim asıl hedefimiz İhtisas OSB kurarak 5 bin metrekare üzerindeki işletmelerimize yatırım olanağı sağlamak. En fazla ithalatı yapılan ve cari açığın artmasında ciddi etkilere sahip olan sektörümüze hükümet nezdinde sağlanacak destekler büyük önem arz ediyor. Ülke olarak sadece ambalajda 1 milyar dolarlık bir ithalatımız var. Bunu ihracata dönüştürmemiz şart. Yine hükümetimizin en fazla üzerinde durduğu katma değeri yüksek ürünler üretmek için de ihtisaslaşmamız gerekiyor. Özellikle kauçuk ayağında özellikli ürünler üretmemiz gerekiyor. Paranın

BURPAS’tan verilen bilgilere göre, PAGDER ASLAN Özel OSB yatırımı da örnek alınarak, plastik sanayicilerine güçlü ve sağlıklı bir OSB imkanı sunulması planlanıyor. Yürütülen OSB yatırımının temel özellikleri ve sağlanan ilerlemeler şöyle: OSB arsaları, kamulaştırma çalışmalarını müteakip PİLKA kanalıyla alınacak ve PİLKA OSB tüzel kişiliğine dönüştürülecek. Arazi edinimine yönelik olarak çalışmalar ve tüzel kişilik çalışmaları 2015’e kadar tamamlanacak ve yatırımcıların 2018’de faaliyete geçmesini sağlayacak biçimde OSB yatırımları gerçekleştirilecek. Enerji üretiminde de 2018’de fabrikaların işletmeye alınmasına kadar yatırımın tamamlaması ve üretimin başlaması amaçlanıyor. Elektrik santrali kurulması için şirketlerle görüşülmesine ve ön tekliflerin alınmasına yönelik çalışma başlatıldı. Alternatif kaynaklı (rüzgar vb.) enerji santralleri konusunda da çalışma yapılıyor. Bursa’da bulunan Küçükbalıklı, Duaçınarı, Samanlı, Vakıfköy bölgelerindeki sanayi kuruluşlarının ihtiyacını karşılayacak bir OSB planlanıyor. Bu bölgelerde uygulanan kentsel dönüşüm programı nedeniyle, işletmelere yönelik çözüm üretmek gerekiyor.

BURPAS büyüyecek

Bursa plastik enjeksiyon ile üretimde Türkiye birincisi

BURPAS olarak hedeflerinin 250 üyeye ulaşmak olduğunu kaydeden İlker Biliktü, Dernek olarak üyelerinin menfaatlerini korumak için yoğun çaba harcadıklarını ve sanayinin temsili ve savunulması için her düzeyde girişimlerin sürdüğünü kaydetti. Bunlardan birinin TOBB Bünyesinde “Plastik Sektör Meclisi” kurulması olduğunu kaydeden Biliktü, bu amaçla paydaşlarıyla birlikte resmi süreçlerin içinde olduklarını kaydetti. Biliktü, plastik sektöründe faaliyet gösteren sivil toplum örgütleri ile birlikte de çalışmalar yürüttüklerini hatırlattı.

Bursa plastik sanayii hakkında da bilgi veren İlker Biliktü, plastik sektörünün enjeksiyon, ambalaj ve metal üzeri kaplama olmak üzere 3 tarz üretimde bulunduğunu, ağırlıklı olarak otomotiv yan sanayiye üretim yapan Bursa’nın enjeksiyon üretiminde Türkiye 1’incisi olduğunu kaydetti. Ambalajda ise Bursa’nın gelişmesi gerektiğini belirten Biliktü, “O nedenle ihracat konusunda önemli adımlar atılması gerektiğine inanıyorum. Bu noktada firmalarımızın bakış açılarını dışa çevirmeleri gerekiyor. Biz Dernek olarak dış pazarlara açılma noktasında firmalarımızı fuarlara götürerek destekliyoruz. Çin’den İspanya’ya Suudi Arasbistan’dan Brezilya’ya kadar çok sayıdaki ülkede yapılan fuarlara gerek katılımcı gerek ziyaretçi olarak katılmaya özen gösteriyoruz.” dedi.

30


PLASFEDDERGİ

PLASTİK SANAYİCİLERİ FEDERASYONU DERGİSİ

K Fuarı İçin n Özel Sayı Hazırlıyor..

Dünyanın plastik Düny n an nın en en büyük bü p as pl a tik fuarı fuarrı K 2013 2013 için içi ç n sektörün çi s kt se ktör örün ün sesi ses esii olmayı olma ol mayı yı hedefleyen hed edef efle eye yen n PLASFEDDERGİ PLASFEDDER PL ER RGİ Türkçe Tü ürkç kçe kç e vee İngilizce İng giliizce e K Fuarı Fuar Fu arıı özel ö ell sayısı öz say ayısı hazırlıyor. ha azı z rlıyor. Üçüncü Üç Ü çün üncü c sayısıyla cü say ayıssıyyla okunurluğu oku k nu nurlrluğ uğ ğu yüksek, yüks yü ksek ek,, haber habe ha berr dergisi be dergisi tarzında tarz rzzın ında sektör sektör tö mensupları me supla mens arı yanında, yanınd nda, a sosyal sos osya ya al ve ve ekonomik eko kono n mik paydaşların no payd daş aşla larırın la n da ilgisini ilg lgisini çekmeyi çekmey eyii amaçlayan amaç am açla la aya yan n PLASFEDDERGİ, P ASFEDD PL DD DERGİ,, yayınlanacak yayı ya y nl nlan an nacak ak özel özzel sayısıyla, 16 - 23 sa ayı y sıyl yla a, Türkiye Tür ü ki k ye e plastik pla lastik sektörünün sek ektö t rünün en güçlü güç üçlü lü ü temsil tem emsi sill platformlarından plat pl atfo form rmla larırınd ndan an biri biri irri olan; ol 3 Ekim Ek 2013 201 013 tarihleri taririrhl ta hleri arasında arasın nda K Düsseldorf’ta Düssel eldo dorf rf’t rf ’ta a geniş ge eni n ş kitlelere kitlellerre ulaşacak. u aşacak. ul Özel Ö el sayı Öz say a ı için iç n baskı bas a kı adedi ade d di artırıldı, artırrıl ıldı dı,, K Fuarı'nda Uluslararası Basın Standı'nda dı Sta tand ndı'nda a dağıtım dağıt da ıtım m hakkı hakkıı satın hakk ha satı tın alındı. alın ndı. dı PLASFED’in, PL LAS A FED’’in in, kurucu ku uru rucu u dernekleri der e ne nekl kler erri ve ve sektörü sek ektörü bütün büttün platformlarda pla latf tfor orml mlar arda da tanıtmak tanıtmak amacı am mac acı doğrultusunda doğ do ğru tu ğrul usu und nda planlanan planlan pl nan özel özzell sayı, sayı, normal n rm no mal a baskı adedinden adedi dind nden en fazla faz azla la olarak ola lara ra ak 8 bin b n kopya bi kopy ko p a basılacak. PLASFEDDERGİ PLASFED EDDE DE ERG RGİİ özel öz sayısı say ayıs ısıı için ıs iç n özel özel dağıtım da m kanalları ka a ı kanallar da açıldı. açıld dı.ı K Fuarr idaresi i ares id esii ilee yapılan ya apı p la lan n temas tema te mass neticesinde, netititice ne cesi ce sind de, ücreti ücretiti ödenerek öd den ener erek er ek Uluslararası Ulu lusl slar arar arras a ı Basın Ba ası sın n Standı'nda Stan and dı'nda a da da dağıtım d ğı da ğ tım m hakkı hakk ha k ı alındı. alındı dı.. Özel Ö el sayı, Öz say ayı,, her zamanki zam aman anki ki gibi, gib ibi,i, üyesi üye yesi olunan olu luna nan n yurtdışı yurt yu rtdı dışı şı derneklere, der ernekl kler ere, e,, sektörle sek ektö törlrle ilgili tö illgi gilili kurum um ve kuruluşlara, kuru ru ulu luşllara, a karar kar a ar ar verici ve eririci c düzeydeki ci düz üzeyde de eki k merkezi merkezi zi ve ve yerel yere el yönetim yönetiim yöneticileri yö yöne yö n titici ne c le ci eri yanında yan anın ında da a bu bu kez k z Almanya'nın ke Alma Al m nyya' a nı nın n Düsseldorf Düssel eld dorf kentinde ken ntiind nde düzenlenen dü üze enllen enen K Fuarı'nda Fuar Fu arrı'ı nd a nda dağıtılacak. dağı ğıtıtıla laca acak. PLASFEDDERGİ PL PLAS LAS ASFE FEDD DDER ERGİ ER G özel özel sayısı sa ayı yısı sı için içi ç n özel bir reklam rek ekla lam m tarifesi tarirife ta fesi si de de belirlendi. belilirlrlen be end di. Dergi reklam am tarifeleriyle tar arififeleriyle le ilgili ilg lg gililii bilgiye bilgiy bilg iye e Selçuk Selç Se lçuk lç uk Bostancı’dan Bost stan a cı an c ’d ’dan an (selcuk.bostanci@plasfed.org.tr) (se elc lcuk u .b uk bos ostanci@ @pl plas asfe sfed. d.org.tr) ulaşılabilir.

www.plasfed.org.tr ‰ plasfed@plasfed.org.tr

31


PLASFEDDERGİ

PANO

Plastik ambalajdaki numaralar çevreye katkı amacıyla konuluyor Hangi tür plastiğin, hangi tür gıdalarda

kullanılabileceği ise 10/2011 No’lu Gıda ile Temas Eden Plastik Madde ve Malzemeler Regülasyonu’nun izin verilenler listesinde belirlenmiş durumda. Gıda üreticileri, piyasaya sundukları ürünleri koydukları ambalajları bu tebliğ ve yönetmeliklere uygun olarak seçme, ambalaj üreticileri de doğru bilgi vererek, kendilerinden ambalaj satın alanlara doğru ürünleri teslim etmekle yükümlü. Avrupa Birliği de kendi geliştirdiği bir kod sistemi ile plastik ambalajları sınıflıyor.

Semerci: Avrupa Birliği gıda israfına karşı plastik ambalaj sektörü ile birlikte çalışıyor

PAGDER, plastik sektörüne yönelik yanlış bilgilere dayalı söylemlerde kullanılan “numaralandırma” sisteminin asıl amacını açıkladı. Kamuoyuna zaman zaman “sağlık için sakıncalı ürünleri numaralardan tanıyabilirsiniz” benzeri mesajlar verildiğini belirten PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, numaraların asıl amacının geri dönüşümde plastik türlerini ayırmayı kolaylaştırmak olduğunu bir kez daha anlattı. Plastik ambalajlarda kullanılan ve evrensel geri dönüşüm sembolü olan üçgen biçimli birbirini tamamlayan oklardan oluşan sembolün içindeki numaraları “sağlıklı-sağlıksız ambalajları ayırt etme yöntemi” olarak yorumlayan mesajlara uzun süredir rastlanıyor. PAGDER yaptığı açıklamada, bu numaraların aslında plastiklerin geri dönüşüm amacıyla türlerine göre toplanmasını sağlamaya yönelik olduğunu bir kez daha açıkladı. Bu numaraların, plastiklerin kalite ya da sağlıkla ilgisi olmadığını, sadece plastik türlerini gösterdiğini hatırlatarak, “Hangi tür ambalajın, hangi tür ürünlerde kullanılabileceği yönetmeliklerle belirlenmiş bir konudur. Üstelik mevzuatımız AB ile uyumludur ve bazı

noktalarda AB mevzuatından daha korumacı unsurlar içermektedir. Üstelik tebliğ türü bir yöntemle belirlendiği için gelişmeler anında yansıtılma şansına sahiptir” bilgisini verdi. Semerci, numaralandırma sisteminin birçok ülkede aynı amaçla kullanıldığını kaydetti.

PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci yaptığı açıklamada, gıda ambalajlarında kullanılan plastik

tında olduğunu ve ABD, Avrupa Birliği,

Numaraları kim belirliyor? Ne anlama geliyor?

Türkiye’de çok sayıda bilim insanının sürekli olarak ince-

PAGDER, plastik ambalajlardaki kodlara ilişkin şu bilgiyi verdi: Yaygın olarak kullanılan kodlar ilk defa ABD’de bir sivil toplum örgütü tarafından ortaya konuldu. ABD’de faaliyet gösteren bir dernek olan SPI (The Society of the Plastics Institute – Plastik Enstitüsü Derneği) tarafından 1988 yılında yapıldı. Bu kod sistemi, ABD’deki 39 eyalette zorunlu olarak uygulanıyor. Türkiye’de de zorunlu olarak ambalajlara kod konuluyor. Bu kodlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nde belirlenmiş durumda. Buna göre, 1: polietilen teraftalatı (PET), 2: yüksek yoğunluklu polietileni, 3: polivinil klorürürü (PVC) 4: alçak yoğunluklu polietileni, 5: polipropileni, 6: polistireni, 7: polikarbonu da içeren numaralandırılmamış diğer plastik ambalaj malzemelerini ifade ediyor.

32

ürünlerinin

sürekli olarak gözal-

leme yaptığını hatırlatarak, “Mevzuat, hangi ürünün nerede kullanılabileceğini düzenlerken bilimsel verilere göre hareket ediyor. Eğer, sağlığa zararlı olduğu yönünde bulgu elde edilirse zaten yasaklanır, sektör de buna canı gönülden uyar. Bunun aksini düşünmek mümkün değildir” bilgisini verdi. Semerci, PVC’nin çok bilinen pencere-kapı uygulamaları yanında, serum lastikleri, kan torbaları, medikal borular gibi sağlık maddelerinde yoğun olarak kullanıldığını hatırlattı. Ayrıca, polistirenin belirli şartlar altında FDA ve Avrupa, Asya, Amerika ülkelerinde onaylandığını hatırlattı. Semerci, plastik ürünlerin ucuzluğu, gıda korumadaki başarılı sonuçları nedeniyle, gıda güvenliği ve gıda israfını önleme yolunda en güçlü alternatif olduğunu ve Avrupa Birliği ile plastik sanayiinin birlikte israfı önlemek üzere program yürüttüğünü de belirtti.


PLASFEDDERGİ

PANO

WFO Başkanı Yavuz Eroğlu:

Lübnan’da 55 metrelik çöp dağları Doğu Akdeniz’i kirletiyor

Avrupa Plastik Mamul Üreticileri Birliği- European Plastics Converters EuPC tarafından yürütülen, denizlerin çöplerden arındırılması için yürütülen Waste Free Oceans-WFO Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Başkanı Yavuz Eroğlu, proje kapsamında Akdeniz’in öncelikli alanlardan biri olduğunu söyledi. Lübnan’da deniz kıyısındaki 55 metrelik çöp dağlarının en görünen kirliliklerden biri olduğunu belirten Eroğlu, sadece bu ülkenin değil, Akdeniz’de kıyısı bulunan ülkelerin de tehdit altında olduğunu belirtti. Avrupa Birliği’nde başlayan ve kısa sürede dünya çapındaki deniz kirliliğine dikkat çekmek amacıyla hareket alanını genişleten Waste Free Oceans-WFO (Atıksız Denizler Vakfı) Akdeniz’deki kirliliğe dikkat çekmek için çalışmalarını yoğunlaştırdı. PAGDER Başkan Yardımcısı, WFO Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Başkanı Yavuz Eroğlu, Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye’nin de kıyısı bulunan Akdeniz’de yaşanan kirliliğin en önemli unsurlarından biri olan Lübnan Sayda Limanı’ndaki çöp dağları sorununun büyüdüğünü kaydetti.

Brüksel’deki konferansta bir konuşma yapan Yavuz Eroğlu, görev alanında yer alan Sayda Limanı’nın deniz kıyısındaki vahşi atık depolama alanından tüm Akdeniz’e yayılan kirliliğe dikkat çekti. WFO olarak, Lübnan’da farkındalık çalışması yanında temizlemeye yönelik girişimlerde de bulunduklarını belirterek, özel ağlarla balıkçılarla birlikte temizlik faaliyeti, dalgıçlarla deniz altında, kumsalda ise halkla yapılacak bir temizlik girişimi oluşturduklarını kaydetti. Sorumlu olduğu bölgeye ilişkin yapılan bilimsel çalışmanın ön bilgilerini de konferansta paylaşan Eroğlu, öncelikle deniz kıyısındaki çöp dağlarını oluşturan atık alanının yeni ve modern atık yönetiminin uygulandığı merkezlere taşınması ve denizin yüzeyi ile ya-

34

tağında oluşan atıkların temizlenmesi gerektiğinin öne çıktığını kaydetti. Sayda Limanı’nın vahşi depolanmasıyla ilgili bilgi veren Eroğlu, “Avrupa Yatırım Bankası’nın fonlarıyla bu çöplüğün, yeni yapılacak modern atık merkezine taşınması yanında WFO bir Pilot Proje ile denizi temizlemeye başlıyor. Bu çalışma üç ayaktan oluşuyor. Projenin birinci ayağı dalgıçlarla deniz yatağının temizlenmesi, ikinci ayağı su yüzeyinin balıkçılar tarafından özel ağlarla temizlenmesi,


PANO üçüncü ve son ayak ise yöre halkının da katılımıyla sahilde yapılacak çöp toplama faaliyetleri.” dedi. Sayda Limanı’ndan yayılan deniz kirliliğinin başta Doğu Akdeniz ülkeleri olmak üzere Akdeniz’de kıyısı bulunan bütün ülkeleri tehdit ettiğini belirten Eroğlu, proje kapsamında temizlenen çöplerin ve mevcut vahşi depolamanın çimento fabrikalarında yakıt olarak kullanılması yönünde bir fikir geliştirilebileceğini anlattı. Eroğlu, “Projenin ilk aşamasında toplanan atıkların incelenmesi ile ikinci ve daha geniş kapsamlı adıma geçilecek. Bu kirlilik bölge halkına ve Türkiye dahil tüm Akdeniz ülkelerine zarar veriyor.

edemeyeceğini belirtti. Eroğlu, “Kalkınma uğruna, insanımızın yaşam kalitesi düşürülemez, sağlığı riske atılamaz. Bunun çözümü olarak tüm dünyada ‘sorumlu endüstri’ kavramını geliştirmemiz gerekiyor.” dedi.

Yavuz Eroğlu İTÜ Çevre Kulübü’nde konuştu Öte yandan, Nisan ayında kurucusu olduğu İTÜ Çevre Kulübü tarafından düzenlenen Sürdürülebilir Ekosistem Günleri’nde bir konuşma yapan Yavuz Eroğlu, sürdürülebilir ekonomi için çevreyle uyumlu politikalar uygulanmasının şart olduğunu söyledi. Yaşam

PLASFEDDERGİ

kalitesinin GSYH ölçümlerine girmesi gerektiğini belirten Eroğlu, “Bugün tüm dünyada maalesef kalkınma modelinin temel parametresi Gayrisafi Milli Hasıla ve bu yanlış bir algı oluşturuyor. Dünyada GSMH’si çok artmış ama yaşam kalitesi çok düşük ülkeler var. Çevre ile ilgili konuların kalkınmanın bir parçası yapılması, politikacıların ve ülkelerin bu hedeflere koşması önemli ” dedi. Eroğlu, gerçekçi bir milli gelir hesabı için geniş kapsamlı bir kavramsal tasarım yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu ölçüyü daha geniş ve gerçekçi göstergelerle desteklemek aslında o kadar da zor değil. Zaten bu istatistik değerler başka adlar altında toplanıyor. Önemli olan bunları kalkınmanın ana unsuru haline getirmek. Çevrenin de göz ardı edilmediği, insanların yaşam kalitesini ve sürdürülebilirliği gösteren bu değerleri İnsanca Yaşam İbresi adıyla belirtebilir ve kalkınmanın temel ölçütü haline getirebiliriz.” diye konuştu.

Özellikle turizm ve balıkçılık çok kötü etkileniyor. Ayrıca çevre ve halk sağlığı da büyük risk altında. Güneş ve dalgalarla daha küçük mikro parçalara bölünen çöpler balıklar tarafından yenilerek sofralarımıza kadar geliyor ve sağlığımız için tehlike yaratıyor” diye konuştu.

Sorumlu endüstri anlayışı Waste Free Oceans girişimi hakkında da bilgi veren Eroğlu, 2020 yılına kadar denizleri atıklardan temizlemeyi hedeflediklerini, halen AB fonlarıyla alınan özel ağlarla, balıkçılarla birlikte deniz yüzeyinden çöpleri topladıklarını kaydetti.

Yavuz Eroğlu, üniversite öğrencilik yıllarından bu yana çevreci hareket içinde bulunduğunu, bugün bir plastik ambalaj firmasının sahibi olarak aynı duyguları paylaştığını belirterek, endüstrinin çevre duyarlılığını göz ardı

Plastik sektörü Ankara plastik, kauçuk ve polimer teknoloji sempozyumunda buluştu Plastik, kauçuk ve polimer teknolojileri alanlarında çalışan bilim insanları ile sanayicileri bir araya getiren ve ilk kez düzenlenen “Uluslararası Plastik ve Kauçuk Teknolojileri Sempozyumu ve Ürün Sergisi” Ankara’da yapıldı.

Gazi Üniversitesi Ostim Meslek Yüksekokulu ev sahipliğinde 29 – 31 Mayıs 2013 tarihleri arasında yapılan sempozyumda plastik, kauçuk üretim teknikleri, polimerik malzemeler ve genel uygulamaları, polimerik kompozit uygulamaları, hammadde ve katkı maddeleri, kalite kontrol, mevzuat çalışmaları yanında, sektörün gelişimini yakından ilgilendiren kümelenme, kalite yönetimi, standartlar, çevre, atık giderme ve geri dönüşüm, iş sağlığı ve güvenliği ile eğitim konularında bildiriler sunuldu.

Sempozyum ve ürün sergisinin açılışı nedeniyle Gazi Üniversitesi OSTİM Meslek Yüksekokulu’nda tören düzenlendi. Törene, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Türker ve çok sayıda işadamı, akademisyen, milletvekilleri ve öğrenciler katıldı. Gazi Üniversitesi OSTİM MYO Müdürü Doç. Dr. Behçet Gülen yaptığı konuşmada, bilim adamı olarak OSTİM’in içinde bulunmanın kendilerine katkılar sağladığını vurguladı. Gazi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Türker ise “Üniversitenin sahip olduğu bilgi birikimini sanayiye, sanayinin 35

tecrübesini de üniversiteye aktarmak istiyoruz.” dedi. OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ise konuşmasında üniversite-sanayi işbirliklerinin önemine işaret etti. OSTİM olarak uluslararası platformlarda yer aldıklarını belirten Aydın, sektörlerinde dünya devi olan kuruluşların OSTİM’deki işletmelerle iş yaptıklarını hatırlattı. Türkiye’de üretilen mamullerin ihracat değerinin 1 kilogramlık malın karşılığının 1,6 Dolar olduğunu, bu rakamın Ankara’daki değerinin ise 23,5 Dolar olduğunu hatırlatan Aydın, “Ankara sanayisi diğer bölgelere göre katma değeri daha yüksek ürün üretebilmektedir. Bu noktada üniversitelerden destek alıyoruz” dedi.


PANO

PLASFEDDERGİ

EGEPLASDER Türkiye’nin Kalite Etiketi alan 20 kümesi arasında yer aldı Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) tarafından

yürütülmekte

olan

Küme Yöneticileri için Kapasite Gelişimi Projesi kapsamındaki “Küme Kıyaslama Çalışması” sonucunda katkı ve katılım sağlayan iş kümeleri içinde yer alan EGEPLASDER, Avrupa Küme Analizleri Sekretaryası (European Secretariat for Cluster Analysis-ESCA) tarafından verilen “Bronz Kalite Etiketi”yle ödüllendirildi.

EGEPLASDER küme çalışması, Avrupa küme Analizi Sekretaryası tarafından verilen Bronz Kalite Etiketi ödülünü aldı. Ödül, Ekonomi Bakanı Sayın Zafer Çağlayan’ın da katıldığı 4-5 Haziran 2013 tarihinde düzenlenen “Uluslararası Rekabetçilik ve İşbirliği konferansı” kapsamında yapılan törende Bakan Yardımcısı Mustafa Sever tarafından Türkiye’nin 20 iş kümesi temsilcileri ile birlikte EGEPLASDER’ i temsil eden Yönetim Kurulu Üyesi Erol Amado tarafından alındı. Türkiye’deki kümelenme konusunda EİB tarafından, ihracatçı birlikleri, meslek örgütleri ve küme organizasyonlarının hizmet kalitesini iyileştirmeye yönelik aktiviteler bir yıldan fazla süredir gerçekleştiriliyor. Proje kapsamında, küresel pazarda başarının rekabet öncesi işbirliğinin temeli olan etkin küme yönetim mekanizmalarının Avrupa’da benzer kurumlar ile kıyaslanması temeline dayanan “Küme Kıyaslama Çalışması” da uygulanıyor.

incelenen 350 küme kuruluşu ile kıyaslanarak gelişim alanları belirlendi. Yapılan kıyaslama çalışması sonrasında da EGEPLASDER de Bronz Kalite Etiketi almaya hak kazanan kuruluşlar arasında yer aldı. EGEPLASDER Başkanı Erol Paksu, ödüle ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu çalışmada, Dernek olarak üyelerimiz ve sektörümüze yönelik bugüne kadar yaptığımız tüm faaliyetlerimiz Avrupa’daki iyi örneklerle kıyaslanmış, yapılan değerlendirmeler sonucunda derneğimize Bronz Kalite Etiketi verilmiştir. Bu çalışmada; derneğimizin aktiviteleri, süreçleri ve iç yönetim mekanizmaları Avrupa’da toplamda incelenen 350 küme kuruluşu ile kıyaslanmış, sonrasında ise gelişim

Kıyaslama çalışması kapsamında, Türkiye’de 20 küme organizasyonu ile Türkiye’nin Avrupa Birliği tarafından akredite edilen ilk uzmanlarının gerçekleştirdiği analizlerle küme aktiviteleri, süreçleri ve iç yönetim mekanizmaları incelendi. Bu incelemelerle elde edilen bulgular Avrupa’da aynı süreçlerle

36

alanları belirlenerek küme ve hizmet mükemmeliyeti yolunda atılan bu ilk adım ile çalışma ve yönetim mekanizmaları Avrupa’daki iyi örneklerle karşılaştırılmıştır. EGEPLASDER birlik ve beraberliği her zaman olduğu gibi bu projede de kendisini göstermiş ve özverinin, dayanışmanın, inanmışlığın karşılığı bu ödül ile ilan edilmiştir. Bu güzel gelişmeyi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarız. Önümüzdeki dönemde üyelerimizin vermiş olduğu destekle çalışmalarımızın daha ileri seviyeye ulaşacağı inancıyla bugüne kadar derneğimiz çalışmalarında emeği geçen, destek veren herkese teşekkür ederiz” dedi. EGEPLASDER Avrupa Birliği projeleri kapsamında çok sayıda projeyi de hayata geçirdi. Bunlar arasında yer alan aktif istihdam tedbirleri hibe programı kapsamında, 180 kişi plastik sektörüyle ilgili beceriler kazanmak üzere eğitime alındı. AB projeleri kapsamında 120 bin Avro hibe ile desteklenen bu eğitim projesinde Mazhar Zorlu Plastik Endüstri Meslek Lisesi ile beraber faaliyet yürütüldü. Ödüle değer görülen kümelenme projesinde ise EGEPLASDER geliştirdiği özgün modeli ile dikkat çekti. EGEPLASDER’in kümelenme modeli ile iki yıl sonra yapılacak kıyaslama çalışmasında altın etiket ödülüne ulaşmayı hedeflediği kaydedildi.


PLASFEDDERGİ

37


PLASFEDDERGİ

PANO

Yurt dışındaki varlıklar düşük vergiyle Türkiye’ye getirilebilecek Hükümet, ikinci kez şirket ve kişilere ait ancak yurt dışında tutulan, kayıtlarda gösterilemeyen varlıkların düşük vergiyle Türkiye’de kayda alınmasına imkan veren yasa çıkardı. Yasaya göre 31 Temmuz 2013’e kadar bu varlıklar Türkiye’ye getirilebilecek. Varlıkların, 15 Nisan 2013 öncesinde şirket ya da şahsa ait olması gerekiyor. Varlıklara, yüzde 2 oranında vergi uygulanacak.

Hükümetin, “Varlık Barışı” olarak adlandırdığı, gerçek ve tüzel kişilere ait yurt dışında bulunan ancak Türkiye’deki kayıtlarında görünmeyen varlıkların düşük vergiyle Türkiye’ye getirilmesine yönelik yasal düzenlemeyi tamamladı. Gerçek ve tüzel kişiler, 15 Nisan 2013 itibariyle kendilerine ait para, altın, menkul kıymetleri Türkiye’ye getirebilecek, taşınmazlarını kaydettirebilecek. Taşınmazların kaydında aitlik belgesi gerekli olacak. Bu tür varlıkların Türkiye’de beyan edilerek kayda alınmasına yönelik son tarih 31 Temmuz 2013 olarak konuldu. Varlıklara uygulanacak vergi yüzde 2 olarak belirlendi.

mazlara yurt dışında sahip olunduğuna ilişkin belgenin ibraz edilmesi yeterli olacak.

Tam mükellefler için ek varlık barışı uygulaması

Gerçek ve tüzel kişilerce yurda getirilen ve vergi dairesine beyan edilen varlıklar ile banka ve aracı kurumlara bildirilen varlıkların değeri üzerinden yüzde 2 oranında vergi uygulanacak. Varlıkların vergi dairesine beyan edilmesi halinde tarh edilen vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar beyan eden tarafından tek taksitte ödenecek.

Yasayla, tam mükellefiyete tabi gerçek ve tüzel kişilere yönelik ek bir varlık barışı hakkı verildi. Buna göre, -Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları, -Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları, -Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları, 31 Ekim 2013’e kadar elde edilecek olanlar dahil olmak üzere, 31 Aralık 2013’e kadar Türkiye’ye getirilmek kaydıyla, gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulacak. Öte yandan, uygulamaya giren varlık barışı, Hükümet döneminde ikinci kez uygulanıyor. 2008 yılında yapılan 5811 sayılı kanunla benzeri bir varlık barışı uygulaması yürürlüğe konulmuştu. Bu yasa kapsamında, toplam 48 milyar 258 milyon TL vergi matrahı oluşmuştu. Bunun 27.8 milyar TL’si yurt dışı varlıklardan, 20.4 milyar TL’si de yurt içi varlıklardan gelmişti. Ödenmesi gereken vergi tutarı da 1 milyar 576 milyon TL olarak belirlenmişti. Bildirilen varlıkların yüzde 29.2’si TL, yüzde 51.5’I döviz, yüzde 6,7’si altın, yüzde 6,4’ü menkul kıymet ve yüzde 6,2’si de taşınmazlardan oluşmuştu.

Türkiye’de ikametgâhı bulunmayanlar için beyanname alımı konusunda Gelir İdaresi Başkanlığı yetkili vergi dairelerini belirleyecek. Bu kişiler ilgili vergi dairesi ile işlemlerini yürütebilecek.

Yasayla tanınan imkan Yasaya göre, yurt dışında bulunan ve gerçek veya tüzel kişi tarafından sahip olunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, Kanunun Resmi Gazete ’de yayım tarihinden itibaren 31.07.2013 tarihine kadar yurda getirilerek Türk Lirası cinsinden Türkiye’deki bankalara veya Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirilmesi veya vergi dairesine beyan edilmesi gerekecek. Bildirimler, yetkili kılınmış vekiller veya kanuni temsilciler tarafından yapılabilecek. Taşınmazlara ilişkin bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla, söz konusu taşın-

Taşınmazların ve varlıkların kişilere ait olduğunu gösterir belgeler de kanunda tanımlandı. Kanunda, “Kanaat verici belge” tanımı şöyle yapıldı: Devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ikinci kitabının üçüncü kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeler.

38


PANO

PLASFEDDERGİ

Gıda ambalajında geri dönüştürülmüş plastik kullanımına yönelik ilkeler belirlenecek PAGDER’in girişimiyle çok katlı gıda ambalajlarının ara katında geri dönüştürülmüş plastiklerin kullanılmasına izin verilmesi sonrasında süreç, yapılan 2. toplantıyla değerlendirildi. PAGDER Başkan Yardımcısı Yavuz Eroğlu’nun yönetiminde yapılan toplantıya, PLASFED Başkanı Selçuk Aksoy, PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, gıda ambalajı ve geri dönüştürülmüş plastik malzeme üreten 40’a yakın firma temsilcisi katıldı. Toplantıda süreç hakkında bilgi verildi ve çok katlı gıda ambalajlarının ara katında geri dönüştürülmüş plastik kullanan firmalara cezalar kesilmesiyle nedeniyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nezdinde yürütülen girişimler sonucunda, gerekli şartları sağlaması halinde fonksiyonel bariyerin ardında geri

dında kullanılmasına gerekli şartları sağlaması halinde sakıncalı olmadığının resmi olarak bildirildiği vurgulandı ve sektörün neler yapması gerektiği konusunda bir yol haritası oluşturulmasının mümkün olduğu ifade edildi. Firmaların uyacağı etik kuralları metninin oluşturulmasının gerekli olduğu konusunda mutabakat sağlandı ve metnin hazırlık çalışmaları başlatıldı. dönüştürülmüş plastik kullanımının serbest bırakıldığı hatırlatıldı. Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, gelecek dönemde bu sürecin iyi değerlendirilmesi için sektör tarafından oluşturulacak olan bir ilkeler dizisi görüşü benimsendi. Yürürlükteki tebliğ hükümlerince geri dönüştürülmüş plastiğin fonksiyonel bariyerin ar-

39

Tüm katılımcılar ambalaj atıklarının toplanması konusunda bulundukları bölgedeki belediyelerle işbirliği yapılmasında da görüş birliğine vararak gerekli çalışmaların başlatılması talebinde bulundular. Genel Çalışma İlkeleri“ olarak “PAGDER Plastik İşleme Endüstrisi için Etik Kuralları” metni tüm sektörümüzün onayına sunuldu.


PLASFEDDERGİ

PANO

İKMİB Başkanı Murat Akyüz:

EPDK tebliği plastik dahil kimya sektörünü olumsuz etkileyecek

İKMİB Başkanı Murat Akyüz, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından yayınlanan ve 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek tebliğin, plastik dahil kimya sektörünü olumsuz etkileyecek şartlar öngördüğünü açıkladı. Akyüz, “Sektörün kimyası bozuldu” diyerek yorumladığı tebliğin, başta mineral yağlar olmak üzere boya, kozmetik, plastik gibi kimyanın tüm alt sektörlerinde üretim ve ihracata darbe vuracak unsurlar içerdiğini belirtti. Akyüz, düzenlemelerin, sektörün ihracat hedeflerini etkileyecek boyutta olduğunu kaydetti. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) yayınladığı ve 1 Temmuz’da yürürlüğe girecek “Akaryakıt Haricinde Kalan Petrol Ürünlerinin Yurt İçi ve Yurt Dışı Kaynaklardan Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” ile, kimyanın pek çok alt sektöründe üretimde kullanılan petrokimya ürünlerinin sadece ithalatında değil yurtiçi temininde de EPDK’dan uygunluk yazısı alınması zorunlu hale getirilmesi öngörüldü. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Akyüz, düzenlemenin basit bir sonuca yol açmayacağını, 2023 itibariyle 50 milyar dolar ihracat hedefi olan kimya ve bütün alt sektörlerinin ihracat hedeflerini tehdit edecek boyutta sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. Murat Akyüz yaptığı yazılı açıklamada, tebliğin 5’inci maddesinde, sevkiyat başına net 150 kilogramı geçen akaryakıt harici petrol ürünü temininde uygunluk yazısının aranacağı ifadesi yer aldığını hatırlattı. Sektörün her sevkiyatta izin alma zorunluluğunun bürokrasiyi artıracağı bunun da ciddi bir zaman maliyeti anlamına geleceğini anlattı. Tebliğin 4’üncü maddesinde, her bir sanayicinin en fazla iki ithalatçıya yetki vererek uygunluk yazısı tale-

binde bulunabileceği düzenlemesine de itiraz ettiklerini kaydeden Akyüz, tebliğin müşteri kayıplarına yol açacağı uyarısında bulundu. Akyüz, tebliğin bir an önce yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

Taslaktan farklı unsurlar var İKMİB Başkanı Murat Akyüz yazılı açıklamasında tebliğle ilgili süreçleri ve olası etkilerini değerlendirdi. Öncelikli taleplerinin, tebliğin bir an önce ertelenerek sektörün görüşlerinin de alındığı bir yeni düzenleme yapılması olduğunu belirten Akyüz, olası etkilerin 150 milyar Dolarlık bir pazar olacağını vurguladı. EPDK Akaryakıt Haricinde Kalan Petrol Ürünlerinin Yurt İçi ve Yurt Dışı Kaynaklardan Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in 24 Nisan 2013’te Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlatan Akyüz, şaşırtıcı unsurlardan birinin sektöre görüş almak amacıyla gönderilen taslakta öngörülenden çok daha farklı düzenlemelerle çıkması olduğunu

40

belirtti. Düzenlemenin, mineral yağlar, boya, kozmetik, plastik gibi pek çok alt sektörünün üretimde kullandığı petrokimya ürünlerini ilgilendirdiğini belirten İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile EPDK nezdinde girişimlerde bulunduklarını ancak bir sonuç alamadıklarını söyledi. Akaryakıt harici ürünlerin amaç dışı kullanımının engellenmesi amacıyla yapıldığı vurgulanan çalışmaların, kimya sektörünü olumsuz etkiler bir noktaya gitmesine itiraz ettiklerini kaydeden Akyüz, petrokimya ürünlerinin ithalatı ve yurt içi temininde uygunluk yazısı aranmasının rekabet avantajlarını ellerinden alacağını vurguladı. Akyüz şu değerlendirmeyi yaptı: “Üreticilerimiz ve ihracatçılarımızın itiraz ettiği nokta, 150 kilogram sınırı getirilen tüm sevkiyatlarda uygunluk yazısının şart koşulmasının, serbest piyasa kurallarına ve rekabete aykırı bir durum ortaya çıkarması. Artan bürokrasi izin sürelerini yavaşlatacak, üreticinin, ihracatçının ise beklemeye tahümmülü yok. Emtia fiyatlarındaki değişkenliği de göz önüne alırsanız çoğu zaman anlık kararlarla iş yapmak zorundasınız, firmalarımız müşteri kaybeder, ihracat yapamaz hale gelir.”

Sektörün ihracat hedefini etkiler Kimya sektörü olarak 2023 yılında 50 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduklarını belirten Murat Akyüz, “İhracatçılarımız şimdiye kadar en az destekle kimyayı Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumuna yükseltti. Kimya sektörü, neredeyse tüm sektörlere girdi sağlıyor. Bu açıdan ekonominin de nabzını tutuyoruz. Sektörümüzün görüşü alınmadan yapılan bu tür uygulamalar, maalesef ihracatçımızın önünü tıkıyor, moralleri bozuyor. Bürokrasinin artması yabancı yatırımcıyı da Türkiye’den uzaklaştırıyor. Avrupalı iki büyük yatırımcının, anlatmakta bile zorluk yaşadığımız bu sorun nedeniyle yatırım kararlarını gözden geçirme kararı almaları hem sektörümüz hem Türkiye için üzücü bir durumdur” görüşünü vurguladı. İKMİB Başkanı Murat Akyüz ayrıca, akaryakıt harici ürünlerin amaç dışı kullanımının Ekim 2012’de Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan ÖTV Tebliği ile azalmasından dolayı, EPDK’nın hazırladığı bu tebliğin yürürlüğe alınmasına gerek kalmadığı, mevcut haliyle kimya sektörünü cezalandırmaktan öteye gitmeyeceğini vurguladı. Beklentilerini ise sektör temsilcilerinin görüşü alınarak tebliğin yeniden gözden geçirilmesi ve uygulamasının 2013 sonuna ertelenmesi olarak sıraladı.


PLASFEDDERGİ

PANO

EGEPLASDER-İZFAŞ organizasyonu PLASTECH sektörü buluşturdu

EGEPLASDER ve İZFAŞ işbirliğiyle organize edilen Plastech İzmir 2013 Fuarı’nın ikincisi tamamlandı. İzmir’de gerçekleştirilen fuara, 10 ayrı ülkeden firma katılırken, 29 farklı ülkeden ziyaretçi alındı. Fuarda yerli ve yabancı 133 firma ürün ve hizmetlerini sergilediler. İzmir Fuarcılık Hizmetleri, Kültür ve Sanat İşleri A.Ş. (İZFAŞ) ve Ege Plastik Sanayicileri Dayanışma Derneği (EGEPLASDER) işbirliğinde düzenlenen PLASTECH – Plastik, Ambalaj ve Teknolojileri Fuarı başarıyla tamamlandı. İzmir Uluslararası Fuar Alanı’nda 11 – 14 Nisan 2013 tarihlerinde 2’inci kez düzenlenen fuarda, ambalaj, plastik, kauçuk, polyester, pvc kapı-pencere profilleri, boru üretim

teknolojileri ve aksesuarları, geri dönüşüm sistemleri ve ekipmanları başta olmak üzere sektörün önde gelen firmaları İzmir’de ürün ve hizmetlerini sergilediler. Fuarda, 10’u yabancı 133 firma, 15 bin metrekare alan üzerinde faaliyet gösterdiler. EGEPLASDER’den yapılan değerlendirmede, Türkiye içinde, 39 ilden, yurtdışından ise 29 farklı ülkeden profesyonel ve son tüke-

ticinin fuara geldiği vurgulanarak, fuarın ikinci kez düzenlenmesine rağmen kendini kabul ettirme yönünde güçlü bir mesaj verdiği kaydedildi. Ziyaretçi bakamından Türkiye içinde Manisa ve İstanbul, ülkeler bazında ise Romanya en fazla ziyaretçinin geldiği iller ve ülke oldu. PLASTECH’e, ABD, Almanya, Arnavutluk, Cezayir, Çin, Fas, Fransa, Güney Afrika, Hollanda, Irak, İran, İspanya, İsviçre, İtayla, Kazakiskan, KKTC, Kosova, Libya, Lübnan, Mısır, Nijerya, Romanya, Rusya, Suriye, Suudi Arabistan, Tunus, Ukrayna, Ürdün, Yunanistan’dan ziyaretçi geldi.Fuar kapsamında düzenlenen seminerde de, geniş kapsamlı bilgi değişimi gerçekleştirildi. EGEPLASDER Başkanı Erol Paksu, fuara yönelik yaptığı değerlendirmede, Ege bölgesinin plastik sektörü için birçok yönden önemli bir merkez olduğunu kaydederek, gelecek dönemde PLASTECH’in çok daha etkin bir rol üstleneceğini kaydetti. İZFAŞ Genel Müdür V. Mehmet Şakir Örs ise başarıyla gerçekleştirilen fuarın, gelecek yıllarda da başarısını artırarak sürdürmek istediklerini kaydederek, sektörün gelişimine daha fazla katkı vermek için çalıştıklarının altını çizdi.

İnelli Plastik’ten AIRBUS ve BOEING’e üretim Otomotiv, beyaz eşya dahil önemli sektörlere yönelik yaptığı üretimlerle dikkat çeken İnelli Plastik, Airbus ve Boeing uçaklarında kullanılan yeni nesil LED aydınlatma unsurlarının plastik kutu ve kapaklarını üretti. Sektörün en deneyimli imalatçılarından olan ve 60 yılı geride bırakan İnelli Plastik, 2006’dan bu yana uyguladığı ürün çeşitlendirme programıyla, otomotiv, beyaz eşya, iklimlendirme, market ve hijyen sektörlerine yönelik imalatını havacılık sektörüne taşıdı. İnelli Plastik’ten yapılan açıklamada, Airbus ve Boeing uçaklarında kullanılan LED aydınlatma sistemlerinin plastik kutu ve kapaklarının üretimine başlandığı belirtildi. Alican İnelli, yaptığı değerlendirmede, üretimleriyle başta Almanya olmak üzere çok sayıda ülkeye ihracat yaptıklarını vurgulayarak, Almanya’da dünyanın en önemli uçak yan sanayii firmalarından biriyle işbirliği yaptıklarını, kalıp siparişi alarak üretime başlandığını ve ön onay sürecinin geçildiğini, seri üretim için hazırlıklarını sürdürdüklerini belirten İnelli, bu yılın sonuna

kadar seri üretimin de başlayacağını ifade etti. Yeni nesil uçakların LED aydınlatma kullandığını belirten İnelli, Almanya’daki yan sanayii firmasının, İnelli Plastik ürünü kutu ve kapaklara elektronik devreleri yerleştirdiğini ve aydınlatma sisteminin uçaklarda kullanılacağını belirtti. Alican İnelli, yeni LED sistemlerin, yeni nesil uçaklar yanında, bazı uçakların yenilenmesinde de kullanılacağını ifade etti.

ğunu belirten Alican İnelli, 2013’te yüzde 27 büyümeyi hedeflediklerini belirterek, ürün çeşitlendirmesini sürdüreceklerini kaydetti.

Alican İnelli, üzerinde her türlü desen, rakam, şekil yapılabilen plastik fitil makaraları, ring masuraları, konik ve silindirik bobinlerin imalatına başlayacaklarını belirterek, üretim şekli dahil bütün yeni ürünlerine yönelik patentlerini almak için başvurduklarını kaydetti. Şirketlerinin hızlı büyüme döneminde oldu-

Otomotiv sektöründe metal ve camdan üretilen bazı parçaların yenilikçi plastik ürünlerle ucuza ve sağlam olarak ürettiklerini belirten Alican İnelli, geçen yıl otomotiv yan sanayinde bir Alman devi olan Hydac ile çalışmaya başladıklarını, yeni 3 büyük şirket ile de anlaşma aşamasında olduklarını ifade etti.

42


PLASFEDDERGİ

PANO

Plastiğe yönelik olumsuz propaganda üç yılda Belgrad ormanı kadar ağaca maloluyor! Kullan at ürünlerde bilgi eksikliğiyle oluşan algılar ve bu algıya yönelik olumsuz söylemler, tüketicinin davranışlarını etkiliyor. PAGDER tarafından yapılan araştırmada, tüketicilerin büyük kısmının “kağıt bardakları” çevreci ve sağlığa uygun bulduğu için tercih ettiği ortaya çıktı. İlginç olan ise aynı tüketicilerin çok büyük bir kısmının kağıt bardakların sıvıyla temas eden yüzeylerinin plastik kaplı olduğunu bilmediği de belirlendi.

Plastik sektörü, plastik ürünlere yönelik olumsuz algı ve bunu besleyen söylemlerle mücadelesini sürdürüyor. PAGDER, GfK ile plastik algısına yönelik araştırmasını tamamladı. Araştırmada en çarpıcı sonuçlar başta plastik-kağıt bardaklar olmak üzere kullan at ya da tek kullanımlık olarak isimlendirilen ürünlerde gözlendi.

Tüketici iyi niyetli ancak… Araştırma, plastikle ilgili önyargı, yanlış bilgi ve hatta “şehir efsanelerinin” tüketici davranışlarına büyük etki ettiğini ortaya koydu. Türkiye genelinde bin 235 kişi ile gerçekleştirilen araştırmada, kağıt bardaklara ilişkin tüketici değerlendirmeleri de sorulardan biri olarak yöneltildi. Tüketiciler, “sağlık ve çevre” gerekçesiyle gerekli olduğu durumlarda kağıt bardakları tercih ettiklerini açıkladılar. Ancak, araştırmada, bu bardakların iç yüzeylerinin plastik kaplı olduğu, geri dönüşümlerinin mümkün olmadığına yönelik bilgileri sorgulandığında ise tüketicilerin büyük kısmının bu unsurlar hakkında fikirlerinin olmadığı ortaya çıktı. Tüketicilerin yüzde 16’sı “plastik” denilince ilk akla gelen ürünün bardak olduğunu belirtti. Plastik bardaklar, alternatifi olması halinde vazgeçilecek ürünler arasında da üst sıralarda yer aldı. Deneklerin büyük kısmı (yüzde 42) kağıt bardakları plastiğe göre daha “sağlıklı bulduğunu” belirtti. Tüketiciler, “kağıt bardakların iç kısmının plastik olduğunu biliyor musunuz?” sorusuna ise yüzde 56 oranında bilmedikleri yanıtını verdiler. Yüzde 22 oranında da “fikri yok” yanıtı alındı. Bu konuda tüketicilerin yüzde 78’inin bilgi sahibi olmadığı ya da eksik bilgi sahibi olduğu belirlendi.

“Görevimiz bugünkü refahımızı sağlayan plastikle ilgili gerçekleri bıkıp usanmadan anlatmak…”

Sonuçları değerlendiren PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Semerci, “Bu sonuçlar aslında doğruluğu araştırılmadan şehir efsaneleri gibi yayılan bilgilerin insanları etkilediğini ortaya koyuyor. Kağıt bardakların sıvıyla temas eden kısmı plastikle kaplıdır. Bu bakımdan, kağıt bardak ile plastik bardak arasında fark yoktur. Açıkçası, üretici olarak ilgili bütün tarafların bu konuda bilgileri net ve doğru olarak verme yükümlülüğü var.” dedi.

Üç yılda Belgrad Ormanı kadar ağaç kurtarılabilir, çevreye daha az zararla üretim yapılabilir Tüketicinin iyi niyetle geliştirdiği tüketim anlayışı aslında çevre açısından daha olumsuz bir sonuca yol açıyor. Konuya ilişkin bilgi veren “Karbon Ayakizi” konusunda Türkiye’nin ilk firmalarından Karbon Danışma firması yönetici ortaklarından Selda Cabbar “Kağıt veya plastik bardak kullanma tercihini yaparken, sadece kelimenin çağrıştırdığı anlama göre kağıdı seçmenin yanlış bir karar olduğu örnekteki araştırmada da görülmektedir. Yaşam Döngüsü 44

Değerlendirmesi(LCA) gibi kapsamlı bilimsel çalışmalarla plastiğin kağıda göre daha avantajlı olduğu alanlar belirlenebilir.” dedi. Kanadalı bilim insanı Martin Hocking’in araştırmasına göre ise, kağıt bardak üretimi ile plastik bardak üretimi sırasında petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıt kullanımı aynı seviyede… Kağıt bardak üretimi sırasında, plastik bardak üretiminden 12 kat daha fazla buhar, 36 kat daha fazla elektrik, iki kat daha fazla soğutma suyu kullanılıyor. Çevre açısından bir diğer önemli bilgi ise kağıt bardakların üretimi için hiç de azımsanamayacak miktarda ağaç kesilmesi.. Türkiye’de yılda 2 milyar adet kağıt bardak tüketiliyor. Normal şartlar altında 1 ton kağıt üretmek için ortalama 10 ile 17 arasında ağaç kesiliyor. Kağıt bardak tüketim miktarı düşünüldüğünde yıllık 500 bin ağaç, üç yılda ise 1,5 milyon ağaç, yani İstanbul Belgrad Ormanı büyüklüğünde bir ormandaki ağaç miktarı kadar yeşil alan kaybediliyor. Aynı miktarda ve iç yüzeyleri düşünüldüğünde aynı şartlara sahip plastik bardak kullanıldığında ise hiç ağaç kesilmiyor!


PANO

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Kurnaz ise konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Kullanılan enerji fosil yakıtlardan kazandığımız enerji olduğu için daha az enerji daha az sera gazı salımı, bu da iklim değişikliğine daha az zararlı katkı anlamına gelir. Ayrıca plastik bardak üretimi için petrol kullanılacağı için bu da ek olarak yakılıp atmosfere salınmayan karbondioksit demektir. Kâğıt için ağaç kesilir ki, bunun negatif etkisi yadsınamaz” görüşünü vurguluyor.

20 MUe (Milyon birim enerji) iken aynı miktarda kağıt bardak 30 MUe enerji tüketmektedir. Bu bakımdan plastik bardak “daha çevreci bir üründür”. • Kağıt bardaklar, plastik bardakların üç katı daha fazla karbon salımına neden olmaktadır. Global Corbon Clear firması analizine göre, iki bin adet plastik ve iki bin adet kağıt bardak kullanımının kıyaslanması sonucunda, bu miktar kağıt bardağın üretim ve tüketimi

sonucu, 1100 kg karbon gazı salımı olduğu, plastik bardak için ise salınan karbonun 430 kg olduğu belirlendi. • Atık olarak yeniden dönüştürülememesi bir yana, kağıt bardaklar doğada bozunurken de daha fazla kirliliğe neden olmaktadır. Bozunma sırasında yayılan metan ve karbon gazı plastik bardak için göz ardı edilebilecek miktarlardayken, kağıt bardakta 38 kg seviyelerindedir.

Plastik ve Kağıt Bardağın Üretimi için Enerji Tüketim Kıyaslaması 70

Plastik bardakların ürün olarak güçlü yönleri:

Kağıt Bardak Plastik Bardak

60 50

Kullanılan Enerji

• Sıvıyla temas edecek kağıt bardakların iç yüzeyleri plastikle kaplanır. Bu bakımdan, plastik ile kağıt bardak arasında fark yoktur. Ancak, iç yüzeyi plastik kaplı bardak bu yapısından dolayı ne kağıt endüstrisi tarafından ne de plastik endüstrisi tarafından geri dönüştürülemez ve doğrudan atık oluşturur. • Plastik bardak yapımı için ağaç kesilmez. 1 ton kağıt üretmek için 10-17 ağaç kesilir. • Karbon emisyonları konusunda uzman araştırma kuruluşu Global Carbon Clear firmasının yaptığı araştırmaya göre; plastik bardakların üretiminde kullanılan enerji, muadiline kıyasla yüzde 50 daha azdır. 75 adet bardak üretim ve kullanımı için gereken enerji

PLASFEDDERGİ

354

40 30 20

11

10 0 0

50

50

100

200

250

300

350

400

Kullanım Sayısı

Çevresel Etkiler Kağıt Bardak

Plastik Bardak

2000 Bardak için kullanılan enerji sonucu oluşan karbon emisyonu

1.1 TCO2e

0.43 TCO 2e

Çöpe atıldıktan sonra, bardak bozuşurken çıkan karbon emisyonu

38kg CO2e

Önemsiz

PAGDER ve Bulgaristan Plastik Sanayicileri Derneği BAP işbirliği anlaşması imzalandı PAGDER ile Bulgaristan Plastik Sanayicileri Derneği (Bulgarian Association PolymersBAP) arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Nisan ayında, İZFAŞ ve EGEPLASDER işbirliğiyle düzenlenen PLASTECH – 2. Plastik, Ambalaj ve Teknolojileri Fuarı’nda yapılan toplantılar sonucunda, BAP Başkanı Venelin Marinov ve PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Semerci arasında, iki ülkenin sanayi ve ticari konularında işbirliklerinin arttırılması amacını taşıyan işbirliği anlaşması imzalandı. Böylece PAGDER, İngiltere Plastik Sanayicileri Federasyonu BPF, Hindistan Plastik Sanayicileri Derneği OPPI ve İtalya Plastik ve Kauçuk Makineleri Üreticileri Birliği Assocomaplast’tan sonra yakın dönemde dördüncü sivil toplum örgütü uluslararası işbirliği anlaşmasını yapmış oldu. Yapılan açıklamada anlaşmanın temel amacının, Bulgaristan ve Türkiye plastik ve plastik işleme makineleri sektörlerinin güçlü olan yönlerinin karşılıklı olarak en yararlı biçim-

de kullanılabilmesi” olduğu kaydedildi. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci anlaşmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, tarafların ülkelerin plastik ve plastik işleme makinelerinin gelişimine yönelik olarak ortak çalışmalar sürdüreceğini, sektörlerinin güçlü yönlerinden karşılıklı olarak azami şekilde yararlanabilmeyi hedeflediklerini kaydetti.

gibi ortak aktiviteler düzenlenecek ve bu aktivitelere her iki ülkeden katılım sağlanacak.

Anlaşma çerçevesinde her iki dernek istatistiki, pazar, teknoloji ve çevre konularında bilgi paylaşımlarında bulunacak. Ayrıca, her iki ülkede düzenlenen plastikle ilgili fuarlar desteklenecek ve karşılıklı fuarlara iştirak edilmesi sağlanacak. Seminer, eğitim ve konferans

45

İki ülke arasında hammadde, mamul ve makine dış ticaretini ve karşılıklı yatırımları geliştirmek amacıyla, alım ve yatırım talepleri de üyelere iletilecek ve bu amaçla karşılıklı ziyaretler, B2B toplantıları düzenlenecek.


PANO

PLASFEDDERGİ

Plastik sanayicileri PAGDER-İKMİB işbirliğiyle Brezilya’da göz doldurdu Plastik sektörünün önemli fuarından Brezilya Feiplastic 2013 Mayıs ayında gerçekleştirildi. Sektörün uluslar arası fuarlarda en iyi sonucu alacak şekilde temsil edilmesi için işbirliği yapan PAGDER ve İKMİB, “milli katılım” olarak organize edilen Feiplastic 2013’te Türkiye plastik sektörünün en iyi temsili konusunda başarı sağladı. Plastik sektörü açısından artan refahı ve plastik tüketimiyle Türkiye’nin hedef ülkelerinden biri olan Brezilya’nın Sao Paulo şehrinde iki yılda bir düzenlenen ve Güney Amerika’nın en önemli fuarlarından biri olan

sı, 250 metrekarede ürünlerini sergiledi. Sao

şar Ağır Makine, Ekin Makine, Gema Polimer,

Feiplastic 2013 başarıyla tamamlandı. 20-24

Paulo Başkonsolosu Mehmet Özgün Arman da

İKMİB, Kuatro Plastik Makine, PAGDER, Puls

Mayıs 2013 tarihleri arasında 85 bin metre-

fuarda Türk firmaları ziyaret etti. Fuar kapsa-

Elektronik, Sarem Makine, Şenmak Makine,

karelik sergi alanında yapılan fuara Dünyanın

mında, İKMİB ve PAGDER 2 gece gala yemeği

Termopol Plastik, Üstün İş Makine, Vatan

çeşitli ülkelerinden ve Brezilya’dan 1400 firma

verdi.

Plastik katıldı. Sektör temsilcileri ikili temaslar yanında, fuar kapsamındaki seminer ve etkin-

katıldı. Türkiye’den 12 milli katılım organizasFuara Türkiye’den, Aksoy Plastik, Ba-

yonu ve 4 bireysel olmak üzere 16 Türk firma-

liklere de iştirak ettiler.

Türkiye plastik sanayicileri Çin pazarından umutlu Dünya’nın ikinci büyük fuarı olan Chinaplas 2013, Çin’in Guangzhou kentinde tamamlandı.

Türkiye’den PAGDER-İKMİB’in

organizasyonu ve KOSGEB’in desteğiyle firmaların da katıldığı, bireysel katılımlarla birlikte 150’nin üzerinde firma ve kurumla boy gösterdiği Chinaplas 2013’te, fuar etkinliklerinin yanında iş organizasyonlarına da yer verildi. Türkiye heyeti, 2012 cirosu 250 milyon Dolar olan Borche Enjeksiyon Makineleri fabrikasına düzenlenen geziye katıldı. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, Çin’in her alandaki ihracat potansiyeli yanında, büyük bir iç pazar ve it-

bir gösteri de düzenlendi. Gösteride, plastiğin

yümesi sağlandığı belirtildi. Fuara, 115 binden

halat imkanları da sunduğunu belirterek, fu-

bina ve inşaat sektöründeki en son uygulama-

fazla ilgili ziyareti gerçekleştiği vurgulandı.

ardan umut verici görüşmeler ve izlenimlerle

ları, plastik malzemenin ev tasarımı ve inşaa-

döndüklerini vurguladı.

tındaki önemi vurgulandı. Fuar kapsamında

PAGDER-İKMİB organizasyonu ile Chinap-

İKMİB ve PAGDER tarafından iki gala yemeği

las 2013’e, Akdeniz Kimya, Anadolu Mikronize,

Chinaplas 2013’e, 38 ülkeden 2900 fir-

organize edildi. Fuara, 15 ülkenin (Avusturya,

Beno Plastik Ambalaj, Cey Kimya, İKMİB, Mel-

ma, katıldı. 3200 makine sergilendi. Fuarın zi-

Kanada, Fransa, Almanya, Hong Kong, İtalya,

tem Kimya, PAGDER, Şenmak Makine, Tepe

yaretçi sayısı ise 115 bine ulaştı. Fuarda, plas-

Kore, Çin, Tayvan, Türkiye, İsviçre, Singapur,

Kimya, Termopol Plastik, Tisan Mühendislik

tiğin kullanım alanlarına yönelik tanıtım amaçlı

İngiltere ve Amerika) katıldığı ve bir önceki

Plastikleri, Yantaş Yavuzlar Plastik katıldılar.

olarak “Archi – Light“ (Mimari Işık) ev konseptli

fuara göre yüzde 22 oranında sergi alanı bü-

46


PLASFEDDERGİ

HOŞGÖR PLASTİK AMBALAJ

HOŞGÖR PLASTİK ZIRAİ SULAMA

Shrink Film Naylon Torba Hışır Poşet Hışır Torba El Geçme ( Takviyeli) Poşet Yumuşak Kulplu Poşetler Perdelik (PE - Siyah ) Film

Ziraai Sulama Boruları ve Ek Parçaları Kaytanlı Tip - Kelepçeli Tip - PVC Borular Mandallı ve Kelepçeli Politen Borular Yağmurlama Ekipmanları Karık Sulama Boruları Silaj Örtüsü ve Silaj Torbası Fide Torbası

Fabrika: Yalıntaş Cad. No:13 Tatkavaklı Mustafakemalpaşa – BURSA Tel. : 0224 618 04 24 – 0224 618 10 20 Faks : 0224 618 04 84 – 0224 613 24 50

Büro: Balıkesir Cd. No:13 Mustafakemalpaşa – BURSA Tel. : 0224 613 19 76 Faks : 0224 613 24 50 47

bilgi@hosgorplastik.com www.hosgorplastik.com


PLASFEDDERGİ

PANO

Liyakat Derneği “Emek Pişti Haydi Sofraya” projesiyle zor durumdaki kadınlara ulaşıyor

Lider Yaratıcı Katılımcılar Derneği (LİYAKAT) kadın emeğine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla başlattığı “Emek Pişti Haydi Sofraya” projesi kapsamında dezavantajlı yaşam koşullarında kalmış 15 kadına yönelik uyguladığı programda başarı sağladı. Kadınlar, plastik enjeksiyon operatörlüğü eğitimi sonrası, sektördeki firmalarda işe yerleşerek yaşamlarını idame ettirecek gelire ulaştı. LİYAKAT Derneği’nin kadın işgücü ve emeği üzerine farkındalık oluşturmak, kadın emeğinin işe dönüştürülmesini teşvik etmek, kadınların toplumdaki bireysel duruşlarını desteklemek amacını taşıyan projesi “Emek Pişti Haydi Sofraya” projesi kapsamında, dezavantajlı kadınların kendine yeter olarak hayatlarını sürdürmesi için çalışmalar yürütülüyor. Bu kapsamda, Mazhar Zorlu Teknik ve Plastik Endüstri Meslek Lisesi’nde İŞKUR katkısıyla kadınlar plastik enjeksiyon eğitimi alarak, plastik sektöründe çalışabilecek yeteneklere kavuşturuldu ve istihdam edildi. Kadın istihdamı açısından, plastik sanayiinin önemli bir rol oynayabileceği görüşünden hareket eden LİYAKAT – Lider Yaratıcı Katılımcılar Derneği, “Emek Pişti Haydi Sofraya Projesi” kapsamında sektör ile yakın işbirliği içinde çalışıyor. Güloğlu Plastik Genel Müdür

Yardımcısı Gülçin Güloğlu, kadınların anatomik yapısı itibariyle ellerinin küçük olduğunu hatırlatarak, plastik sektörü montajlama ve üretim alanlarına bu yüzden de daha yatkın olduklarına dikkat çekti. PAGDER Denetim Kurulu Üyesi ve EBSO Meclis Üyesi olan Güloğlu, Başkan Yardımcısı olduğu LİYAKAT Derneği’nin gelecek dönemde de sektör ile yakın işbirliğini devam ettirmesini istediklerini vurgulayarak, “Türkiye’de ilk olarak İzmir’de gerçekleştirilen, şiddete maruz kalmış kadınların yeniden hayata kazandırılmasını sağlayan ”Emek Pişti Haydi Sofraya Projesi” önemli bir başarıya ulaştı. Biz LİYAKAT Derneği olarak eğitimli kadınların girişimci olması yolunda bugüne kadar birçok proje tamamladık. Ancak, bu projemiz Deniz Yıldızlarımız dediğimiz kadınlarımıza can suyu verecek, onların travmalarını sonlandıracak ve hayata bağlayacak bir projedir. Ülkemizin sağlıklı bir toplum olarak yeni nesiller yetiştirme-

48

sini istiyorsak bu tip çalışmaların çoğalmasını ve ülke geneline yaygınlaştırılmasını sağlamalıyız. Kadınlarımıza bu sektörde eğitim ve iş istihdamı yarattık” dedi. ESPA Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği ve Kroma A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi olan ve uzun yıllardır plastik sektöründe faaliyet gösteren LİYAKAT Derneği Başkanı Berkay Eskinazi ise, şirketlerin desteğinin bu tip projelerde büyük önem arzettiğini belirterek, “Plastik sektörünün içinde olduğumuz ve kadınlarımızın bu işe yatkınlıklarından ötürü dezavantajlı kadınlarımızın meslek eğitimini plastik sektörüne yönlendirdik. Zor koşullar altında yaşayan kadınlarımızın meslek eğitiminin desteklenmesi için ve daha çok kadınımıza ulaşmak için sektör temsilcilerini destek olmaya çağırıyoruz. Bu projeyle 15 kadınımıza eğitim vererek 8’ini işe yerleştirmeyi başardık. Bundan sonraki projelerde yine benzer eğitimler için şirket sahiplerini göreve davet ediyoruz” dedi.

LİYAKAT Lider Yaratıcı Katılımcılar Derneği LİYAKAT Derneği 2010 Aralık ayında lider, yaratıcı ve katılımcı birey olma misyonu ile 11 girişimci kadının öncülüğünde İzmir’de kuruldu. İzmir’in ve Türkiye’nin önde gelen iş insanlarının desteğiyle çok sayıda projeyi ha-


PANO yata geçirme fırsatı bulan LİYAKAT Derneği, geliştirdiği “Emek Pişti Haydi Sofraya-Deniz Yıldızları Projesi” ile dikkatleri üzerine çekti. Bu projeyle, zor şartlar altında yaşayan kadınların mesleki eğitimleri sağlanarak kendi hayatlarını idame ettirecek gelir seviyelerine ulaşması amaçlandı. Projede, iş ve cemiyet hayatından çok sayıda ünlü isim destek verdi. Projede Mazhar Zorlu Teknik ve Plastik Endüstri Meslek Lisesi, İŞKUR ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü destek veriyor. Çeşitli yollarla ulaşılan 15 kadına, 90 saatlik ‘Plastik Enjeksiyon Operatörü’ eğitimi verildi ve 8’i hali hazırda istihdam edildi. Projenin anlatılması amacıyla “tabak” simgesi seçildi. Tabak simgesi gerekçesi, “Tabaklar bu kez ‘yemek taşımak için değil, kadın emeğinin iş dünyasına aktarılması’ için kullanıldı. Tabakların satışından elde edilen gelirle proje bugüne kadar başarıyla ulaşırken, tüm Türkiye’ye yayılması için çalışmalar sürdürülüyor.

Projeden iki simge kadın: İdil ve Ayşe Proje kapsamında yapılanları anlatmak amacıyla İdil ve Ayşe de kendi öykülerini geç-

NCE DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ.

İSTOÇ 29.Ada No:101 Bağcılar / İstanbul

tiğimiz aylarda basınla paylaştı. İdil ve Ayşe, meslek sahibi olmalarının sorunlarının çözümü yönünde büyük bir katkı verdiğini belirterek, benzer ya da aynı sıkıntıları yaşan kadınların kendilerini geliştirmeleri, meslek ve iş sahibi olmalarının önemine işaret ettiler. Her iki kadın, meslek ve iş sahibi olmalarının ardından, eğitimlerine devam etme fırsatı da bulduğunu belirterek, lise eğitimlerini sürdürdüklerini anlattılar. İdil, küçük yaşta evlendirilmesi ve eşinin çalışmayarak ardından şiddet dolu evlilik yaşamı sonrası, ailesinin engellemelerine rağmen boşanma kararı almasıyla çok zor şartlar altında yaşamak zorunda kaldı.

PLASFEDDERGİ

geçimine katkı için çalışmak zorunda kaldı ve resmi şartlar yerine getirilmeden evlendirildi. Gördüğü şiddet sonrası boşanan Ayşe de “Yaşadıklarımdan dolayı hayattan umudumu kestiğim için önce LİYAKAT Derneği’nin projesine katılmak istemedim. İşe yaramaz gibi geldi bana. Ama sonradan ikna oldum. Mazhar Zorlu Teknik ve Plastik Endüstri Meslek Lisesi’nde eğitimlere katıldım ve plastik enjeksiyon makine operatorü oldum. Sonra bizi işe de yerleştirdiler. 6 aydır çalışıyorum” dedi.

Ancak proje kapsamında aldığı plastik enjeksiyon makinesi eğitimiyle iş sahibi oldu ve ekonomik bağımsızlığını kazandı. Ayşe ise babasını kaybetmesinin ardından büyüdüğü ortamda, anne, ağabeylerinin eşleri ve çocuklarının

Paslanmaz Çelik-Galvaniz Filtre ve Tel, İthalatı-Üretimi.

Tel. : 0212 659 42 37 - 659 42 30 Faks : 0212 659 42 38 - 659 50 07

e-mail :info@fil-tel.com :www.nceltd.com.tr www.fil-tel.com

49web


PANO

PLASFEDDERGİ

AllWorld Network En Hızlı Büyüyen 100 Şirket için heyecan başladı AllWorld Network tarafından TOBB’un öncülüğünde, TEPAV’ın işbirliğiyle hayata geçirilen ve her yıl en hızlı büyüyen şirketlerin ödüllendirildiği AllWorld Network Türkiye 100’e başvurular tamamlandı. Yapılacak

değerlendirmenin

ardından en hızlı büyüyen şirketlere ödül verilecek. 2012’de AllWorld Arabia kapsamında yapılan değerlendirmede plastik sektöründen 5 şirket ödül almıştı.

Allworld Network tarafından TOBB’un öncülüğünde, Türkiye Ekonomi Politikaları

lendirmesini yaptı. AllWorld “Türkiye Hızlı Bü-

şirketler listesine girme başarısına ilave ola-

yüyen 100” kapsamında belirlenen şirketler,

rak, girişimcilik konusunda yaptığı çalışmalar

düzenlenen bir zirveyle ödüllerini alacaklar.

ve bir ilk olan Filistin’deki sanayi yatırımı nedeniyle AllWorld Network Özel Ödülü’nü almıştı.

Araştırma Vakfı TEPAV’ın işbirliğiyle ilgili 2012 yılında en hızlı büyüyen 100 şirketin ödüllendirileceği AllWorld Network Türkiye 100 değerlendirmesinde başvuru süreci tamamlandı ve geri sayım başladı. Türkiye 100’ün tanıtım yüzü olan ve daha önce iki yıl üst üste bu listede iki ayrı şirketle yer alan SEM Plastik Genel Müdürü ve PAGDER Başkan Yardımcısı Yavuz Eroğlu, bu listede yer

2012 yılında, AllWorld Arabia 500+Turkey olarak yapılan değerlendirmede PAGDER üyelerinden Pan Pen Güloğlu Plastik, genel değerlendirmede 6’ncı sırayı elde ederek büyük bir başarıya imza atmıştı. Eurotec Mühendislik Plastikleri 27’nci, Sem Plastik 38’inci sırada yer almıştı. Sektörün önde gelen diğer firmalarından Zirve Polimer 23’üncü, Credoy

AllWorld Network

Polimer 28’inci sırada yer bularak büyük bir başarıya

almanın önemli kazanım sağladığını belirterek;

imza AllWorld Network, 2007 yılında Boston’da

atılmıştı.

“Yarışma sonrasında dünya çapında başarı-

aralarında Harvard Üniversitesi’nin ünlü İş İda-

lı birçok girişimci ile tanışma imkânı buldum.

SEM Plastik

Tüm çalışanlarımızla, başarımızın böyle pres-

Müdürü

bir grup girişimci ve akademisyen tarafından

Yavuz Eroğlu da

kuruldu. AllWorld Network, gelişmekte olan

Sem Plastik ve

ülkelerdeki en hızlı büyüyen şirketleri içeren

Credoy

Genel

tijli bir ekip tarafından onaylanması ve dünyaya duyurulmasının haklı gururunu yaşadık. Yaptığımız işler, tedarikçilerimiz, müşterilerimiz, finans kuruluşları ve kamuoyu tarafından takdir topladı ve başarıyı onlarla paylaştık ve başarı gerçekten paylaştıkça büyüdü” değer-

Polimer

listeler açıklayarak, başarılı şirketlerin küresel

olarak iki şirketle,

arenadaki görünürlüğünü arttırmayı amaçlı-

iki yıl üst üste en

yor.

fazla

50

resi Profesörü Michael Porter’ın da bulunduğu

büyüyen


2006 yılından beri Özka ve Karmusan markalarıyla mobilyadan tekstile, plastikten kırtasiye sektörüne kadar farklı sektörlerde kullanılan karton roliklerin ve gri mukavvaların üretiminin yanı sıra 2011 yılı itibariyle ambalaj naylonu üretimine de başlamıştır. Rulo ve torba olarak baskılı-baskısız shrink, düz, balonlu ve sandeviç naylon üretimi yapan firmamız aylık 900 ton üretim kapasitesine sahiptir. Plastik atık ürünlerin doğaya karışmaları çok uzun zaman almaktadır. Bu sebeple plastik ürünlerin geri dönüşümünün hem ekonomi açısından hem de çevre duyarlılığı açısından ne kadar önemli olduğunu bilen Özka Ambalaj kendi geri dönüşüm tesisini de bünyesine katmıştır.

www.ozkaambalaj.com alaj.com j ÖZKA AMBALAJ KAĞIT PLASTİK SANAYİ LTD. ŞTİ Adres : 1. Organize Sanayi Bölgesi 14. Cadde No:44 38070 Kayseri/ Türkiye Telefon : +90 352 322 01 00 Fax : +90 352 322 08 51

www.ozkaambalaj.com info@ozkaambalaj.com


PLASFEDDERGİ

PANO

Türkiye plastik sektörü K Fuarı’nda 4 bin metrekare alanda ürünlerini sergileyecek

Sektörün en büyük fuarı olan K 2013 için geri sayım sürerken, geleneksel olarak yapılan ve K Preview adı verilen tanıtım toplantısında Türkiye plastik sektörü de gündeme geldi. Alman Plastik Sanayicileri Federasyonu (WVK) Başkanı Dr. Josef Ertl, toplantı kapsamında yaptığı sunumda, “Türkiye’nin adını daha çok duyacağız” dedi.

olmak üzere küresel kriz nedeniyle bazı sektörlerde yaşanan düşüşlerin, inşaat sektöründeki durgunluğun sektör üretimini doğrudan etkilediğini, artan enerji maliyetlerine bağlı olarak hammadde fiyatındaki istikrarsızlık ve Avro krizinin çeşitli kanallardan sektörü zorladığını belirtti. Avro bölgesindeki finansal sorunların görünümünü “pek iç açıcı değil” sözleriyle değer-

Almanya’nın Düsseldorf şehrinde 16-23

nuşlar yapıldı. Ayrıca, fuarda öne çıkacak olan

lendiren Ertl, küresel krizin etkilerinin bütün

Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek sek-

yenilikleri sunacak olan 13 şirket ürünlerine

sektörlerde olduğu gibi plastik sektöründe de

törün en büyük fuarı olan “K 2103” için geri

yönelik sunumlar gerçekleştirdiler.

görülmeye devam ettiğini, bütün bu süreçlere

sayım sürüyor. Fuar şirketi Messe Düsseldorf GmbH tarafından K Fuarları öncesi geleneksel olarak düzenlenen bilgilendirme toplantısı “K

Avrupa Birliği ülkelerindeki siyasi istikrar so-

Türkiye’nin adını daha çok duyacağız

runlarının eklendiğini kaydetti.

2013 Preview”, 3 Temmuz’da çok sayıda ga-

Alman Plastik Sanayicileri Federasyonu

Ertl, Avrupa dışında, küresel kriz yanında,

zeteci ve 34 farklı ülkeden 96 konuğun katı-

(WVK) Başkanı Dr. Josef Ertl toplantıda yaptığı

bankacılık krizleri, ticari korumacılık eğilimleri,

lımıyla gerçekleştirildi. Türkiye’den sektörü

sunuşta, “Türkiye’nin büyüyen plastik endüst-

iklim değişikliği konusunda endüstri üzerin-

PLASFED’in yayın organı PLASFEDDERGİ adı-

risi, ürün ve hizmetlerini daha güçlü şekilde

deki baskılar, Afrika ve Arap ülkelerindeki po-

na Selçuk Bostancı’nın temsil ettiği toplantıda,

gösteriyor. Üç yıl öncesine kıyasla sergi ala-

litik istikrasızlıkların Dünya plastik sektörünü

Türkiye plastik sanayicileri de gündeme gelen

nında 1000 m2’lik artış yaparak, toplam 4000

olumsuz etkileyen unsurlar olarak öne çıktığı-

konular arasındaydı.

m2 net sergi alanında Türkiye plastik ürünleri,

nı belirtirken, buna rağmen geleceğe yönelik

makineleri sergilenecek. Bu yıl ve önümüzde-

umut beslenilmesi gerektiğini, kriz dönemle-

ki yıllarda Türkiye plastik sektörünün ismini

rinde sektörün yaratıcı çözümlerle ortaya çık-

daha çok duyacağımızı düşünüyorum” dedi.

ma gücünü daha önce de gösterdiğini anlattı.

Toplantıda, K Fuarı’nda yaşanan gelişmeler ve teknik bilgiler yanında, küresel kriz ve Dünya plastik sektörüne etkilerine yönelik su-

Dr. Josef Ertl, Avrupa’da, başta otomotiv

52

Sektöre ilişkin son dönemdeki en dikkat


PANO çekici gelişmelerden birinin “kaya gazı” ol-

lerinin ve makine ima-

duğunu kaydeden Ertl, çok ucuz olarak elde

latçılarının fuar alanının

edilen ve ABD’nin yoğun olarak kullanmaya

yüzde 43’lük bölümünde

giriştiği “kaya (şist) gazı” yoluyla, plastik sek-

faaliyet gösterecek. Al-

töründe Avrupa’ya ciddi rakip olarak ortaya

manları, İtalyan plastik

çıkmaya başladığını belirtti. Ertl, “ABD petro-

sektörü izleyecek. ABD’li

kimyada yeni bir küresel merkez haline gel-

firmalar 5300 metrekare,

mektedir. Birçok kişi ABD’nin yeniden sanayi-

Türk firmaları da 4000

leşmesinden bahsediyor. Bu durumun plastik

metrekare alan alımı ger-

açısından da uzun süreli bir etkisi olabilir” dedi.

çekleştirdi. Son dönemde

PLASFEDDERGİ

bütün sektörlerde dikkat

K 2013 yeniliklerin sahnesi olacak

çekici

ilerleme

sağla-

yan Asya ülkelerinin bir önceki fuara göre sergi

Toplantıda verilen bilgilere göre, K

alanlarını genişlettiği, Çin, Tayvan, Hindistan,

metrekareye çıkardığı da dikkat çekici not ola-

2013’te 170 bin metrekare alanda ürün ser-

Japonya ve Güney Kore’nin sergi alanının bir

rak belirtildi.

gilenecek. Alman plastik ve kauçuk sanayici-

önceki 18,000 metrekare alandan, 25,000

K 2013’e PAGDER ile katılanlar özel otelde kalacak

PAGDER, sektörün en büyük fuarı olan ve yaklaşık 1000 metrekaresi milli katılım kapsamında olmak üzere toplam 4 bin metrekare alanla büyük katılımcı ülkeler arasında bulunan Türkiye plastik sanayicileri için geniş imkânları içeren iş gezisi planladı. PAGDER Düsseldorf’ta sadece Türkiye’den gelecek iş insanları için kapattığı otel ile katılımcılarına en iyi imkânlardan birini sunmaya hazırlanıyor. PAGDER ve İKMİB -İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği işbirliği ile 27 firmanın yaklaşık 1000 m2’lik bir alanda milli katılım organizasyonu düzenleyeceği Dünyanın en büyük plastik fuarı olan K 2013

için geri sayım devam ediyor. Üç yılda bir düzenlenen ve 16-23 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek fuar için hazırlıklar tamamlandı. PAGDER tarafından organize edilen iş gezisiyle sektör mensuplarının, plastik sanayii açısından en önemli etkinliklerinden biri olan K Fuarı’ndan en fazla faydayı sağlaması için ayrıntılı düzenlemeler yapıldı.

valtıları ve akşam yemeği menüleri ayarlandı. PAGDER’den yapılan açıklamada, otelde Türk iş insanlarının da “mini bir fuarının” gerçekleşmiş olacağı, iş insanlarının tanışma ve iş yapma ortamı bulabileceği belirtildi. Yapılan organizasyonda konaklama boyunca, lobide sıcak içecekler, Lig Tv ve Wi-Fi ücretsiz olarak alınacak. İsteğe bağlı olarak ücretli olarak Amsterdam ve Paris turları da alınabilecek.

Otel kapatıldı

PAGDER-İKMİB Milli katılım organizasyonuyla K 2013’e katılan firmalar ise şöyle: Adaçal Kimyevi Maddeler, Aksoy Plastik, Almak Ateş Makine, Apeks Makine, Başar Ağır Makine, Credoy Polimer, Dermak Makine, Devotrans Elektrik Makineleri, Ekin Makine, Eryıldız Makine, Hayat Kalıp, İnter Kauçuk, İKMİB, Karataş Makine, Kıranda Kalıp, Kuatro Plastik Makine, Opkon Optik Elektronik, Orion Isı Sanayi, PAGDER, Sa-fi Rezistans, Ser Rezistans, Şenmak Makine, Takımsan Dişli Kesici Takımları, Tayf Plastik, Ünveren Hava Sistemleri, Üstün İş Makine, Vatan Plastik.

Yapılan çalışmalarla gerek konaklamaulaşım, gerekse catering hizmetleri açısından Türk heyetinin bütün taleplerini yerine getirmek üzere, fuar alanına 25 dakika mesafede olan ve tüm fuar süresi boyunca sadece Türk ziyaretçilere ayrılan bir otelle anlaşmaya varıldı. Bu kapsamda, havaalanı-otel-havaalanı, otel-fuar alanı-otel arasında servis imkanı da sağlandı. Otel ve otel dışında organize edilen yemek etkinliklerinde, sektör mensuplarına en uygun koşullarla Türk yemeklerinden oluşan ve helal ürünlerden yapılmış sabah kah-

53

PAGDER ve İKMİB K Fuarı İş Gezisinde, 1424 Ekim, 16-19 Ekim, 19-23 Ekim (2 versiyon) olmak üzere 3 ayrı tarihli program belirlendi. PAGDER-İKMİB iş gezisinde paket ücrete dahil hizmetler şöyle: THY ile alan vergileri dahil gidiş-dönüş uçak bileti, 10 gece oda-kahvaltı konaklama, Köln havalimanında Türkçe karşılama, havaalanı-otel-havaalanı transfer, otelfuar-otel servis, rehberlik, Wi-Fi, Lig-TV dahil Türkçe tv kanalları, lobide çay-kahve.


PANO

PLASFEDDERGİ

PAGDER & ASLAN OSB’de Eylül’e kadar imar, parselasyon ve altyapı uygulamaları tamamlanacak Kırklareli’nin Vize ilçesinde kurulan Türkiye’nin ilk plastik or-

üretim alanı kuruyor olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

PAOSB’nin ihtisas OSB olarak kurulduğunu ve tamamen plastik sanayisine göre özel

PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Hüse-

bir altyapı sunduğu belirtilen bilgilendirme

ganize sanayi bölgesi (OSB) PAG-

yin Semerci de yaptığı konuşmada, metreka-

toplantısında, plastik sanayicilerinin ihtiyacına

DER & ASLAN Özel OSB’de geli-

resi 25 dolardan belirlenen PAOSB’de parsel

göre enerji, arıtma, imar ve parselasyon, hiz-

değerinin bölge değerine paralel artışını sür-

met ile destek alanlarının yanı sıra ortak kul-

dürdüğünü belirtti. Semerci,

lanım alanlarına yönelik planlamanın yapıldığı

nen aşama sektör temsilcileriyle değerlendirildi.

“OSB’ler plas-

tik mamul işleyen ile mühendislik plastikleri,

kaydedildi.

masterbatch üreticileri, makine üretiPAGDER Başkanı Hüseyin Semerci ve

cilerinin bir arada olduğu, karşılıklı ti-

PAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan Aslan’ın

cari etkileşimlerle dolu bir yaşam vaat

gelinen aşama hakkında bilgi verdiği toplantı-

ediyor. Böylece OSB’de yer alacak fir-

da, özel bir girişim olan OSB’nin yatırımcılara

malar iş kollarındaki diğer temsilciler

istedikleri zaman projeye dahil olma, haklarını

ve hammadde sağlayıcılarıyla da bir

devretme imkanı sağladığı hatırlatıldı. Fidan

arada olmaları sebebiyle maliyet avan-

Aslan, 2103 Eylül ayında imar, parselasyon

tajları elde edebiliyor ve birçok hizmeti

ve alt yapı uygulamalarının tamamlanmasının

ekonomik olarak gerçekleştirilebiliyor”

planlandığını, girişimlerin bölgede istihdamı

dedi. Üçüncü etap satışların son aşa-

da canlandıracağını belirterek, plastik sanayi-

mada olduğunu kaydeden Semerci,

cilerine teşvikli yatırım fırsatı sunuyor olmak-

kendi firmaları dahil 32 firmanın yatırım

tan, faaliyetleri sürdürebilecekleri modern bir

kararı aldıklarını hatırlattı.

BASF, Fortune anketinde “Dünyanın En Beğenilen Kimya Şirketi” seçildi en

ruma ürünlerinden petrol ve doğalgaza kadar

Dünyanın lider kimya şirketi konumun-

prestijli iş ve eko-

Dünyanın

geniş bir yelpazede hammadde üretimi gerçek-

da bulunan BASF’in hemen hemen bütün

nomi dergilerinden

leştiren BASF, Ar-Ge alanında hayata geçirdiği

endüstriyel alanlarda ürünleri kullanılıyor.

olan Fortune, yaptığı anketle kendi alanlarında

yatırımlarla da sürdürülebilirlik bilincinin yer-

BASF’ta, 2012 yılı sonu itibarıyla dünya çapın-

Dünyanın en beğenilen şirketlerini belirledi.

leşmesi ve toplumlar tarafından benimsenmesi

da 110 binin üzerinde çalışanı ve toplam satış-

Ankete katılanlar, Dünyanın En Beğenilen Kim-

için çalışıyor” denildi.

ları 72,1 milyar Avro düzeyinde bulunuyor.

ya Şirketi olarak BASF’i ortaya koydu. BASF geçen yıl yapılan ankette ikinci sıradaydı. Fortune

“Dünyanın En Beğenilen

Dergisi’nde yayınlanan anket sonuçlarına göre

Şirketleri” anketi, her yıl Fortune

BASF, bu alanda son dönemde yürüttüğü faa-

Dergisi’nin önderliğinde ve yö-

liyetleriyle de başarıya ulaşmış oldu.

netim danışmanlığı şirketi Hay Group’un iş birliğinde gerçekleşi-

Anket sonuçlarına ilişkin olarak BASF’ten

yor. Anket kapsamında; ürün ve

yapılan değerlendirmede, “Sürdürülebilir bir

hizmet kalitesi, küresel rekabet

gelecek için kimya yaratma” ilkesinin BASF fa-

gücü ve yönetim kalitesi kate-

aliyetlerinin hedefi olduğu belirtilerek, “İnsana,

gorilerine göre sektör uzmanları

doğaya ve çevreye katkı sağlayan hammadde-

tarafından incelenen 700 şirket,

ler geliştirerek kimya sektöründe fark yaratı-

performansları

yor. Yapı kimyasallarından plastiklere, bitki ko-

listedeki yerlerini alıyor.

54

doğrultusunda


PLASFEDDERGİ

55


PLASFEDDERGİ

PANO

PAGDER “Kompaund Ekstrüzyonu” kitabını tanıttı

PAGDER tarafından oluşturulan ve üyeler yanında tüm sektör temsilcilerinin kullanımına açılan PAGDER Kütüphanesi genişliyor. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, çok sayıda teknik yayın bulunan kütüphanenin ihtisas yayınları başta olmak üzere sektöre yönelik bilgi kaynaklarının geliştirilmesi için faaliyetlerin sürdüğünü vurguladı. Öte yandan, PAGDER tarafından Türkçe yayınlanan alanının en önemli yayınlarından biri olan Kompaund Ekstrüzyonu sektörün ilgisine sunuldu. Plastik sektörünün bütün mensuplarına açık olarak faaliyet gösteren PAGDER Kütüphanesi genişliyor. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, geçen yıldan itibaren kütüphanenin bütün sektör mensuplarına açıldığını hatırlatarak, amaçlarının sektörde bilgi kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması olduğunu belirtti. Sektör mensuplarından sadece bilgi kaynaklarından yararlanma değil, sektörel ve ihtisas yayınları açısından zenginleşmesi için kitap bağışında da bulunmasını beklediklerini kaydeden Semerci, “Buradan iki çağrı yapmak istiyorum. Birincisi, üyelerimizi, sektör mensuplarımızı kütüphanemizden yararlanma konusundadır. Diğeri ise siz değerli üreticilerin kütüphanemizin zenginleşmesi için kitap bağışında bulunmalarıdır. Kütüphanemizin gelişerek sektörümüze yönelik önemli bir bilgi kaynağı olması yönünde gayretimiz devam edecek” dedi.

yazarı ve Steer firmasının kurucu Genel Müdürü Babu Padmanabhan, PAGDER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Semerci, PLASFED Başkanı Selçuk Aksoy, İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fak. Kimya Müh. Bölümü’nden Doç. Dr. Tuncer Yalçınyuva, Enplast Plastik Kimya San. Tic. A.Ş.’den Yakup Ülçer ve Eurotec Mühendislik Plastikleri San. ve Tic. A.Ş.’den Murat Cansever katılarak, kompaund teknolojisinin Türkiye’deki durumunu ve sektördeki yerini vurgulayan sunum ve konuşmalar yaptılar.

PAGDER’den sektöre önemli bir bilgi kaynağı: Kompaund Ekstrüzyonu kitabı tanıtıldı

Kitabın yazarı, Steer firması kurucusu ve Genel Müdürü Dr. Babu Padmanabhan, PAGDER’e teşekkür ederek, “Medeniyetin beşiği olan İstanbul’da sizlerle olmak ayrıcalık veriyor, onur duyuyoruz. Buradayız, çünkü sürdürülebilir rekabetin ancak bilgi ve teknolojide ilerlemeyle geleceğine inanıyoruz. Teknoloji, verimliliği önemli ölçüde destekler. Maliyetlerin düşmesi ekonomik avantaj sağlayarak rekabet şansını güçlendirir. Bu kitapla endüstriye katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi.

Öte yandan, PAGDER’in katkılarıyla, Türkçe olarak da yayınlanan Hintli Steer firmasının kurucusu ve Genel Müdürü Babu Padmanabhan’ın kaleme aldığı “Kompaund Ekstrüzyonu” isimli rehber kitabı tanıtıldı. İstanbul’da yapılan tanıtım seminerine, kitabın

İlk etapta 3 bin adet bastırılan kitabı endüstri meslek liselerine ve meslek yüksek okullarının plastik bölümlerinde okuyan öğrencilere hediye ettiklerini ileten PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci ise, “Dr. Babu Pad56

manabhan dünya çapından tanınan, değerli bir bilim insanı. Bize verdiği destek için kendisine teşekkürlerimizi sunmak isterim. Türkçe’de sektörümüze yönelik teknik yayın açığını kapatmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Amacımız gelecekte sektörümüzde görev alacak gençlerimizin kişisel gelişimine destek olmak ve teknik bilgilerine yenilerini katmak. Bu konuda her türlü yayın desteğine açığız.” dedi. Semerci, PAGDER’in bir başka yayın hazırlığında olduğunu kaydederek, “Dünya Plastik Atlası’’ adını verdiğimiz bir diğer çalışmamızı da yakında sizlere sunacağımızı burada paylaşıyor olmaktan mutluyuz. Bu atlasta dünyada plastik mamulü ithal eden ülkelerin analizleri bulunacak. Sektörümüzdeki şirketler pazar analizi yapmak için o ülkeye gitmek zorunda kalmayacaklar. Araştırma maliyetlerini kısmak açısından bu yayının büyük faydalar getireceğini düşünüyoruz” dedi.

“Kompaund teknolojisindeki gelişim Türkiye’nin stratejik amaçları açısından da önemli” Seminerde konuşmacı olarak bulunan PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy da, kompaund teknolojilerinin önemine değindi: “Kompaund, Türkiye için önemli bir konu. Bu alanda kendimizi geliştirmemiz gerekli. Türkiye dünyada önemli bir plastik oyuncusu, bu alanda kaydedeceğimiz gelişimler ülkemizin stratejik amaçları açısından da önem taşıyor.” diyen Aksoy, katma değeri daha yüksek ürünler üretme gereğini vurguladı. Aksoy, “En önemli konu rekabet gücümüzü arttırmak. Verimlilik potansiyelimizi güçlendirmeliyiz. Peygamberimiz, ‘İlim Çin’de de olsa gidip alınız’ demişti. Biz de Hindistan’da bulup getirdik. Dr. Padmanabhan’a bu kitabı yazdığı ve PAGDER’e de bu kitabı sektörümüze kazandırdığı için teşekkürlerimi sunarım.” ifadesini kullandı.


PANO

PLASFEDDERGİ

Vize MYO Plastik Bölümü’ne YÖK onay verdi, görev sırası plastik sanayicilerine geldi Plastik sanayicilerinin desteğiyle hayata geçen Kırklareli Üniversitesi Vize MYO Plastik Bölümü açılması YÖK tarafından onaylandı. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, sektör mensuplarını 2013-2014 eğitim-öğretim yılında ilk öğrencilerine kabul etmeye hazırlanan Bölüm için atölye ve laboratuvar yatırımına makine-teçhizat yönünden desteklemeye çağırdı. PAGDER ASLAN OSB’nin katkılarıyla hayata geçirilen ve sektörün yetişmiş eleman ihtiyacını karşılamada önemli fonksiyon üstlenecek Kırklareli Üniversitesi Vize MYO Plastik Bölümü için YÖK onayı tamamlandı. İnşaat çalışmaları devam eden okula yönelik PAGDER de girişimlerini yoğunlaştırdı. PAGDER Eğitim Komitesi üyeleri, Vize’ye inşaat konusunda görüşlerini aktarmak üzere bir seyahat organize etti.

PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci’den destek için çağrı PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci yaptığı açıklamada, Vize MYO Plastik Bölümü’nün

hızla tamamlanmasından mutlu olduklarını belirterek, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aykaç ve , Vize MYO Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nihat Kamil Anıl’a teşekkür ederek, “Seçkin bir eğitim kurumu olacağına inandığımız ve sektörümüz açısından kritik bir konu olan yetişmiş elemanların kazanımı konusunda önemli rol oynayacağını düşündüğümüz Plastik Bölümü’nün ihtiyaçları önemli. YÖK onayı alındı ve inşaat hızla ilerliyor. Sektörümüz mensupları, üyelerimiz, OSB yönetimimiz şimdiye kadar desteklerini esirgemedi ancak görevimiz bitmedi. Onay alınmasının ardından bir kez daha görev sırası sanayicilerimize gelmiştir. Buradan bütün dostlarımıza,

eğitim gönüllülerine sesleniyorum. Plastik atölyesi, laboratuvar için makine teçhizat yatırımı yapılmalı. Bu konuda sektörümüz mensuplarının desteğini esirgemeyeceğine inanıyorum” dedi. Vize’nin, plastik sektörü için çok önemli bir merkez olacağını hatırlatan Hüseyin Semerci, 2013-2014 döneminde ilk öğrencilerini almayı hedefleyen Plastik Bölümü’nün Vize’ye yapılacak plastik yatırımlarını çok daha anlamlı hale getirdiğini belirtti. Vize MYO, Plastik Bölümü ve diğer bölümlere yapılan yatırımlar sayesinde, 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren 3 bin öğrenci kapasitesine ulaşacak.

Esen Plastik akredite laboratuvar hizmeti verecek Esen Plastik, TÜRKAK tarafından yetki belgesi alacak laboratuvar kurmak için yatırıma başladı. Esen Plastik bünyesinde kurulacak laboratuvar ile uluslar arası geçerliliği olan sertifikalar verilebilecek. Türkiye plastik sektörünün önemli kuruluşlarından Esen Plastik, TÜRKAK tarafından akredite edilecek plastik test ve deneylerinin yapılacağı laboratuvar kuracağını açıkladı. Esen Plastik’ten yapılan açıklamada, laboratuarın sektörün tamamına hizmet vereceği ve TÜRKAK tarafından akredite olduğu için uluslar arası geçerliliği olan belgelendirmelerin yapılabileceği kaydedildi. Öncelikli olarak TS EN ISO/IEC 17025 standardına uygunluk testlerinin başlayacağı kaydedilen açıklamada, sektöre önemli katkı verecek bir tesis oluşturmanın hedeflendiği kaydedildi. Esen Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen yaptığı açıklamada, akreditasyon başvurusunu TÜRKAK’a yaptılarını belirterek, en modern donanımı hayata

geçirmek istediklerini vurguladı. Esen Plastik ürünleri yanında, isteyen diğer firmaların hatta diğer ülke firmalarının ürünlerinin deney ve testlerini yapmanın mümkün olduğunu vurgulayan Salih Esen, ilk etapta TÜRKAK’a 20 deney için başvuruda bulunacak ekipman ve uzman altyapısını oluşturduklarını anlattı. Esen, “İç piyasa müşterilerinin kalite konusundaki bilgi seviyelerinin artması için biz üreticilere büyük sorumluluklar düşüyor. Uluslararası geçerliliği olan belgelere sahip olmak ürünlerin marka değerini artıran bir özellik. Esen Plastik olarak yurdumuzda ve dünyada güvenilirliğimizi kanıtlamış bir markayız. Dünya ile rekabet eden sistemler içinde gelişimi sürdürebilmek için markanıza ve ürünlerinizin kalitesine sü57

rekli yatırım yapmak zorundasınız. Bu alandaki değişimleri takip etmek ülke olarak da ihracatın önünü açmamızı sağlayacaktır” görüşünü vurguladı. Esen Plastik’ten yapılan açıklamada, laboratuvarın ayrı bir tesis olarak oluşturulduğu, polietilen, PVC, PPRC, PEX ana ham maddelerinden oluşan bu ürünlerin iç basınca karşı direncinin belirlenmesi, dış darbeye mukavemetinin tayini, karbon siyahının tayini, çekme ve kütle akış hızı gibi özelliklerinin ölçümlerinin yapılabildiği belirtildi.


PLASFEDDERGİ

PANO

PAGDER tanıtım ve ihracat için hedef ülkelerde ofis açacak PAGDER, yurt dışında tanıtım ve ihracat amaçlı ofisler açmak için harekete geçti. Ekonomi Bakanlığı destek kapsamında uygulanacak projenin hangi ülkelerde gerçekleştirileceğine yönelik anket çalışması da başlatıldı. Açılacak tanıtım ofisleri, plastik sanayicilerinin bilgi akışı, iş bağlantıları ve ürün tanıtımına katkı verecek. Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Ekonomi Bakanlığı tarafından uygulanan destek programı kapsamında yurt dışında tanıtım ofisleri açmak için çalışma başlattı. Tanıtım ofislerinin, Ekonomi Bakanlığı’nın “Hedef ve Öncelikli Ülkeler” kapsamında bulunan ülkeler öncelikli olarak açılması kararlaştırıldı. PAGDER’den yapılan açıklamada, üyelerin ve sektör mensuplarının ürettikleri mamul ve makineleri yurt dışında tanıtmak ve satışını artırmak amacının taşındığı belirtilerek, Ekonomi Bakanlığı’nın bu türden faaliyetlere yönelik destek programından yararlanılmasının planlandığı kaydedildi. Ayrıca, PAGDER çalışmaların zenginleştirilmesi ve ofis-showroom açılacak ülkelerin belirlenmesi amacıyla bir anket çalışması başlatarak sektörün görüşlerini almaya başladı. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci yaptığı değerlendirmede, “Sektörümüzün gelişimi açısından önemli bir fırsatı kullanmak istiyoruz. Projemizin temel çerçevesini belirledik ve sektör mensupları ile birlikte şimdi detaylandırmak istiyoruz. Anketimiz bu açıdan önemli. PAGDER olarak sektörün gelişimi açısından kamu desteğini de kullanarak, mensuplarımıza en az maliyetle maksimum faydayı sağlayacak bir girişim başlatmaktan dolayı son derece heyecanlıyız” dedi.

PAGDER projesi Her ülkede açılacak tanıtım birimlerinin ofis ya da showroom olarak yapılandırılabildiği hatırlatılan açıklamada, Ekonomi Bakanlığı’nın sektörü temsil niteliği bulunan kuruluşların yurt dışındaki tanıtım-pazarlama amaçlı birimlerini 2010’dan bu yana (2010/6 sayılı Tebliğ) desteklediği kaydedildi. Desteklerin, sadece ofis ve showroom ile sınırlı olmadığı, firmaların tanıtım, marka tescil giderlerinin de desteklendiği hatırlatıldı. PAGDER’den yapılan açıklamada, bu teb-

liğ kapsamında oluşturulacak tanıtım ofisleri veya showroomlara yönelik olarak sektörden görüş toplamak amacıyla çalışma başlatıldığı bildirildi. Önceliğin, daha fazla destek verilmesi sözkonusu olduğu için Ekonomi Bakanlığı tarafından ilan edilen hedef ve öncelikli ülkelere verildiği belirtilen açıklamada, sektör mensuplarına yönelik anketin de açıldığı vurgulandı. Tebliğ kapsamında belirtilen “İşbirliği Kurumu” tanımına dayalı olarak PAGDER’in uygulayıcı konumunda olduğu hatırlatılan açıklamada yurt dışı ofisler; “Hedef ülkeler kapsamında her bir ülkede (birimde) 15 sektör mensubunun katılımıyla Türkiye plastik sektörünü temsil edecek, plastik sanayicimizle hedef pazarlar arasında köprü oluşturacak ve yurt dışı ofislerin, kurulum, işletim organizasyonlarını yapacaktır” denildi. Projede, PAGDER tarafından organize edilecek her bir yurt dışı tanıtım ofisinde proje ortağı olarak yer alacak şirketlerin PAGDER’e üye olması şartı aranacak. Doğrudan rekabet içinde bulunan firmaların aynı ofis- show roomda yer alması halinde başvuru önceliği dikkate alınarak karar PAGDER tarafından verilecek. PAGDER projesinde, açılacak yurt dışı ofis veya showroom birimlerinin, sektörden gelecek talepler doğrultusunda zenginleştirilmesi-çeşitlendirilmesi planlanan taslak görevleri şöyle belirlendi: 1. Proje ortağı firmalarca üretilen mamullerin ve makinelerin yıl boyunca sahada sıcak tanıtımının yapılması, 2. Proje ortağı firmaların temsilcilerine sekreterya hizmetinin verilmesi, toplantılarının ve randevularının organizesi, ofis içinde toplantı odası tahsisi ve ofis imkanlarından faydalandrılması, 3. Proje ortağı firmaların temsilcilerine hedef ülkeyi ziyeretleri esnasında havaalanından başlayıp havaalanında sonlanan süre zarfınca

58

refakat edilmesi, 4. Proje ortağı firmaların temsilcilerine tercümanlık ve rehberlik hizmetlerinin verilmesi öncelikli görev tanımı olarak belirlendi. Ekonomi Bakanlığı, yurt dışı tanıtım, ofis ve showroom destekleri kapsamında, açılacak birimin ofis, showroom, depo veya reyon olması halinde giderlerin yüzde 60’ı oranında ve en fazla yıllık 100 bin Dolara kadar, dört yıl süreyle destek veriyor. Tanıtım faaliyetleri kapsamında ise Türk televizyonları ya da yurt dışında Türkçe yayın yapan tv ve gazeteler dışında kalan görselyazılı basına verilen reklamlar, sponsorluk, internet sitesi tasarımı ve faaliyetleri, outdoor reklamlar, katalog, broşür eşantiyon vb. tanıtım malzemeleri, yüzde 60 oranında ve yurt dışı birimin bulunduğu her bir ülke için yıllık en fazla 150 bin Dolar tutarında dört yıl süreyle destekleniyor. Yine şirketlerin yurt içi marka tescil belgesine sahip oldukları markalarının yurt dışında tescili ve korunmasına ilişkin giderlerin yüzde 50’si en fazla 50 bin Dolara kadar dört yıl süreyle destekleniyor. Açılacak Yurt Dışı Tanıtım Ofislerinin Ekonomi Bakanlığınca Belirlenen Hedef ve Öncelikli Ülkelerde olması halinde destek oranı 10 (on) baz puan yükseltilerek uygulanıyor. Ekonomi Bakanlığı tarafından belirlenen “Hedef ve Öncelikli Ülkeler” şöyle: ABD, G. Kore, Kenya, Romanya, Almanya, Gana, Kolombiya, Rusya, Angola, Güney Afrika Cum., Kuveyt, S. Arabistan, Arjantin, Hindistan, Libya, Singapur, Azerbaycan, Irak, Malezya, Slovakya, Bir. Arap Emirlikleri, İran, Meksika, Şili, Brezilya, İsveç, Mısır, Tanzanya, Cezayir, Japonya, Nijerya, Türkmenistan, Çin Halk Cumh., Kanada, Norveç, Ukrayna, Endonezya, Katar, Peru, Ürdün, Etiyopya, Kazakistan, Polonya, Vietnam.


PANO

PLASFEDDERGİ

Hakan Plastik İsviçreli Georg Fischer’e satıldı Türkiye plastik sektörünün köklü kuru-

yapı sektöründe entegre çözüm-

luşlarından Hakan Plastik, Dünyanın önde

ler sunabilme hedefini daha da

gelen boru sistemleri üreticilerinden İsviçre

ileriye taşımıştır” denildi.

kökenli Georg Fischer şirketi tarafından satın alındı. Hakan Plastik’ten yapılan açıklamada,

GF CEO’su Yves Serra satın

mevcut yönetimin görevine devam edeceği

almanın ilan edilmesinin ardından

belirtildi. Açıklamada, satın alma sonrasına

yaptığı açıklamada, “Mükemmel

ilişkin olarak, “Ortaklık süreci ile Hakan Plastik,

bir başarı grafiğine sahip olan Ha-

benimsemiş olduğu müşteri odaklı çözümler

kan Plastik’e ailemize hoşgeldin

sunma stratejisini daha güçlü ve hızlı bir şekil-

diyoruz. Hakan Plastik’in yenilik-

de pazarda uygulayabilme kabiliyetine kavu-

çi ürün gamı ve gelişmekte olan

şurken, GF ürettiği yüksek kalite standartla-

pazarlara yakınlığı nedeniyle GF

rına sahip ürünlerini hızla büyüyen Türkiye ve

Boru Sistemlerine değer kataca-

çevre ülke pazarlarını da portföyüne katarak

ğına olan inancımız tam.

aynı kalitede boru sistemleriyle tamamlama fırsatını yakalamıştır.

Bu birlikteliğin uzun vadeli stratejilerimizi

gerçekleştirme

Böylece Hakan Plastik, müşterileri için

yolunda önemli bir adım olduğunu düşünü-

“Hakan Plastik açısından önemli bir adım olan

sürdürülebilir uzun vadeli çözüm ortağı olma,

yoruz” dedi. Hakan Plastik Yönetim Kurulu

bu birliktelik, gelişme hedeflerimizi gerçekleş-

hem boru sistemlerinde hem de genel olarak

Başkanı Zafer Karadeniz ise açıklamasında

tirmemizde bizi yüreklendirmektedir” dedi.

Ege Yıldız’ın kurşunsuz içme suyu borusu kullanıma sunuldu Ege

Yıldız,

için üretimleri sırasında içeriğine stabilizatör

Türkiye’nin ilk ve

katkılar katıldığını belirterek, bu stabiliza-

tek kurşunsuz te-

törlerin içme sularına etkisinin, Gıda Kodeksi

miz su borusunun

sınırlarında olmasına rağmen tehdit olarak

üretimine başlaya-

değerlendirilebileceğini vurguladı. AB’nin bu

rak kullanıma sun-

yaklaşımla koruyucu tedbirler uygulamaya

du. İlk olarak İstan-

başladığını belirten Doğanay, kalsiyum-çinko

bul Yapı Fuarı’nda

stabilizatörlerin bünyesinde insan sağlığını

sergilenen

yeni

tehtid eden ağır metal bulundurmadığından

boru,

içeriğindeki

temiz su boru üretiminde kullanılacak en iyi

kalsiyum, çinko bi-

alternatif olarak görülen malzemelerden biri

leşenleri sayesinde çevreye duyarlı ve insan

olarak ortaya çıktığını vurguladı. Kalsiyum-çin-

sağlığına uygun bir çözüm olarak piyasaya arz

ko stabilizatörlerin çeşitli organizasyonlar ta-

edildi.

rafından önerildiğini kaydeden Doğanay, bu iki elementin insan vücudunda doğal olarak bu-

Yeni ürünleri hakkında bilgi veren Ege-

lunduğunu belirtti. Doğanay, sağlık yanında,

plast Fabrika Müdürü Ümit Doğanay, PVC ham-

teknik olarak da kalsiyum çinko stabilizatörlü

maddesi kullanılan boruların 1960’lı yıllardan

ürünlerin, yüksek UV koruması, yüksek basınç

itibaren kullanılmaya başlandığını hatırlattı.

ve darbe dayanımıyla öne çıktığını belirtti.

PVC boruların yüksek sıcaklıktan korunmaları

60


PL PL PLA PLASFEDDERGİ LAS SFE FEDDER RGİ

GÜNDEM

Plastik sektörü yol ayrımında:

KOBİ kalmak çözüm değil

T

ürkiye plastik tik sektörü Avrupa’nın üyük sektörü duruüçüncü büyük munda. Kısa vadede ikinci sıraya ar. Ancak, imalat saçıkma imkanı var. a çıkan temel sorunlar nayiinde ortaya sektörü zorlamaya başladı. Üstelik, nispeten ilk yatırım maliyetinin düşüklüğü nedeniyle bugün pazar olan çok sayıda ülke ya hammadde avantajını kullanmak ya da küçük de olsa kendi pazarının düşük katma değerli ürünlerini sağlamak amacıyla yatırıma girişti.

62 6 2

T

ürkiye plastik pla astik sektörünün, sekt özellikle yükse ek katma katma değerli değ yüksek üretim konusunda a yaşadığı yaşadığı yapısal yapısal sorunlar so ve artan uluslararası rrekabet ekabet baskısı baskısı altında altında yeni y bir yaklaşıma ihtiyacı var. var Mevcut Mevcut durumda durumda elde elde edilen 30 milyar Dolarlık üretim ve 12 milyar Dolarlık katma değerin sürdürülebilirliği konusunda endişeler yersiz değil. Artan çekincelere uzun dönemli ve etkili stratejiler geliştirilerek yanıt verilmesi sektörün en öncelikli tartışma konuları arasında. Sektör, gelecek dönemde başarının sürdürülmesi ve istikrarlı bir büyüme için bazıları mevcut yapısal sorunların çözümü kadar, gelecek planlamasını da gündemine aldı.


GÜNDEM

PLASFEDDERGİ

de, “Türkiye’deki KOBİ’lerin daha yavaş büyümesi mevcut politikaların ve düzenlemelerin bozucu etkisinin KOBİ’ler için diğer mikro veya büyük şirketler için olduğundan daha fazla olabileceğini göstermektedir. KOBİ’lerin bu politikaların etkileri ile mücadele etmede ne büyük şirketlerin kapasitesine ne de mikro şirketlerin esnekliğine sahip olduğu görülmektedir. Finansmana erişimdeki sorunlar, KOBİ’lerin büyümesi önündeki en önemli engel olarak görülmektedir. Ekonometrik analiz sonuçları, yatırımlarda yüzde bir oranında dış finansman kullanımındaki artışın istihdamı yüzde 0,3 Dünya Bankası ve Hazine Müsteşarlığı

uluslararası arenada rekabet gücünün zayıf-

oranında arttırdığını göstermektedir. Daha da

tarafından yapılan bir çalışma sunulduğunda,

laması da bir soru işareti olarak ortaya çıktı.

önemlisi, finansmana erişim sorununu des-

ekonomi dünyası içinde bulunan başta şir-

Her iki alanda da sektörün istikrarlı biçimde

tekler nitelikte, Kredi kullanımındaki artışın

ketler olmak üzere çok sayıda kişinin dikkatini

yatırım-üretimini destekleyecek bir yapı kuru-

istihdam üzerinde yüzde 33’lük bir olumlu etki

çeken bir sonuca ulaşıldı: Türkiye’deki KOBİ’ler,

lamaması, sorunun uzun dönemde de sektöre

yaptığı tahmin edilmektedir” değerlendirmesi

benzer ekonomik koşullar altındaki çoğu ülke-

etki edeceğini gösteriyor. Gelinen noktada

yapıldı.

nin KOBİ’lerinden çok daha yavaş büyüyordu.

sağlanan başarının “sürdürülebilirliği” konusu

Üstelik, Türkiye’deki KOBİ’lerin ölçeği, Avrupa

tartışmaya değer unsur olarak ortaya çıktı.

ülkeleri dâhil, yakın çevresindeki ülkelerden

Türkiye plastik sektörü gelecekte; üretimde

Plastik sektöründe herkesin yanıtını bil-

çok daha uzun süre boyunca sabit kalıyor, bir

büyümesini sürdürebilecek mi?, küresel reka-

diği bir soru var: Plastik sektörü nereye yerle-

üst basamağa bir türlü çıkamıyordu.

bet ortamında gerek dış pazarda, gerekse iç

şir? Yanıt -sektör için malum ama herkes için

pazarda büyümesini sürdürebilecek mi?

vermekte yarar var- plastik sektörü ya ham-

Plastik imalatı ne ister?

maddenin ya da pazarın olduğu yere yerleşir.

Olgunun nedenleri araştırıldığında -yaygın kanının aksine- ne yüksek işgücü maliyetleri, ne de iş ortamının uygun olmaması ana etkendi. En önemli sorun“finansmana erişim”

Plastik sektörü genel imalat sanayii sorunlarından bağımsız değil

Türkiye pazar açısından büyük firmaların faaliyetlerini sürdürecek, KOBİ’lerin de büyümesini sağlayacak büyüklüğe sahip. Üstelik bu pazar, sadece tüketime yönelik genel ürünleri değil,

ve buna neden olan “kayıtdışı” ana sorundu. Dünya Bankası-Hazine Müsteşarlığı çalış-

gelişmiş ülkelerin hayal edemediği, gelişmek-

Ankete dayalı olarak yapılan araştırmada

masında, Türkiye’deki KOBİ’lerin rakip ülkelere

te olan ülkeler içinde ise en cazip koşulları

elde edilen yeni bulgular sonbahar ayların-

kıyasla çok yavaş büyüdüğü, bununla kalma-

sunan başta inşaat olmak üzere, otomotiv,

da yayınlanacak. KOBİ’lerin büyüyememesi

yıp, mikro işletmeler ile büyük şirketlere göre

kahverengi-beyaz eşya üretiminde kullanılan

sorununun “finansmana erişim”i takip eden

de yavaş büyümesi anlamlı bir bulgu olarak

mühendislik plastikleri için de önemli bir po-

nedenleri aslında tanıdık yapısal sorunlar.

değerlendirildi. Aynı araştırmada, başta AB ol-

tansiyele sahip. Üstelik ülkedeki genç nüfu-

Araştırmaya göre ilk 5 öncelikli sorun finans-

mak üzere diğer ülkelere kıyasla Türkiye’deki

sun yarattığı demografik fırsatlar ekonominin

mana erişim (yüzde 25,9), vergi oranları (yüz-

KOBİ’lerin daha yaşlı olduğu, yani daha uzun

ve buna paralel olarak da plastik sektörünün

de 18,2), siyasi istikrarsızlık (yüzde 17,5), kayıt

süre büyüyemeyerek KOBİ kaldığı tespitine

büyüme potansiyelinin –doğru adımlar atıldığı

dışılık (yüzde 14,7), eğitimsiz işgücü (yüzde

yer verildi. Bu olguya yönelik değerlendirme-

takdirde- yüksek olduğunu gösteriyor.

9,1) olarak ölçülmüş. Finansmana erişim sorunu içinde kayıt dışılığın etkisi de dikkate alındı-

Rusya

Polonya

Ukrayna

Romanya

ECA

AB-8

AB-10

ğında ise işletmeler açısından “şapkayı önüne alıp düşünmenin zamanı” geldiği bir kez daha görülüyor. Türkiye plastik sektörü, Avrupa’nın üçüncü büyük üretim kapasitesine sahip. Gerek oldukça büyük iç pazarda, gerekse uluslararası pazarda güçlü bir yer edindi. Bütün bu olumlu

-7,6 -7,7 -8,5

-8,8

gelişmelerle beraber, üretim hacmi bazında küresel oyuncu seviyesine gelebilmiş şirket sayısının sınırlı kalması, plastik işleme makineleri ve hammadde üretimi gibi iki temel alanda

-9,8

-9,8 -10,7

-11,2

-10,8

-10,6

-11,9 -12,7 Orta (51-250)(11-50)

Küçük (11-50)

63

-11,3 -12,4


GÜNDEM

PLASFEDDERGİ

TÜRKİYE PLASTİK MAMUL ARZ-TALEP DENGESİ (2012)

ya. Yapısal sorunlar arasında bulunan, enerji,

1000 TON

hammadde, işçilik, finansmana erişim sorunla-

Milyon ABD $

rı dışında, çevre ülkelerde plastik sektöründe

2011

2012

% Artış

2011

2012

% Artış

Üretim

6.746

7.161

6,2

28.615

29.335

2,5

İthalat

483

492

1,7

2.646

2.576

-2,6

İhracat

1.158

1.368

18,1

3.485

4.038

15,9

Yurtiçi Tüketim

6.070

6.284

3,5

27.776

27.874

0,4

675

877

838

1.461

krizde yaşayabilmek için kendi ülke destekleri-

İhracat / Üretim ( % )

17

19

12

14

ni ve finansman güçlerini kullanarak çevre ül-

İthalat / Yurtiçi Tüketim ( % )

8

8

10

9

kelere uygun koşullarda makine satışı yarışına

240

278

132

157

girdiklerini hatırlatıyor. Zorlu, “Bu makineleri

Dış Ticaret Fazlası

İhracat / İthalat ( % )

başlayan yatırımlar kısa-orta vadede sektörü zorlayacak gibi görünüyor. Sektörün deneyimli isimlerinden Kemal Zorlu, son dönemde başta Avrupa ülkeleri makine üreticileri olmak üzere, çok sayıda makine üreticisinin küresel

alanlar kısa süre içinde üretim yapmaya baş-

Türkiye Plastik Alt Sektörler İtibariyle 2012 Yılı Üretimi (Bin Ton)

layacaklar. Eğer katma değerli ürünlere geçiş olmazsa, bugün ihracatı yapılan çok sayıda ürünün şans bulması zorlayacak” görüşünü vurguluyor. Elbette, Türkiye hala plastik ürün imalatında bölgenin en güçlü ülkelerinden biri. İhracat pazarlarında zorlanarak da olsa rekabet etmeyi başarıyor. Bölgenin altyapı yatırımlarına ve tüketime yönelik plastik ürün talebi devam ettiği sürece ihracat için bir potansiyel bulunuyor. Türkiye pazarının gelişmeye açık olduğu söylenebilir. Buna karşılık, Türkiye’ye yö7,2 6,7

plastikleri olmak üzere yabancı şirketlerin giri-

,HKXNM3NM

6,2 5,4

şi de olumlu bir gelişme sayılabilir. Türkiye’nin

5,7

gelecek dönemde üretim gamında yüksek kat-

5,2

4,8 4,1

nelik son dönemde başta inşaat-mühendislik

ma değerli ürün sayısını arttıramaması özellik-

4,4

le ambalaj başta olmak üzere tüketime yönelik

3,4

sektörlerin ihracat pazarlarında rekabet ettiği

3,0

yerli üreticilere karşı avantajını yitirmesine yol

2,4

açacak nitelikte gelişmeler.

1,7

Sektörü kısa-orta vadede etkileyecek bir diğer konu da hammadde açısından avantajlı 2000

2001

2002

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

Plastik sektörü için Türkiye’de “olmayan”

Türkiye plastik sektörünün gelişmesi için

ise hammadde. Üstelik hammadde sorunu

gerekli olan ve yukarıda bahsedilen “iki şart-

sektörün “yapısal sorunlarından biri” haline

tan” birinde güçlü, diğerinde ise “çok zayıf”

gelmiş durumda. Sektörün hammadde bağım-

olması sektörün doğru politikalar eşliğinde

lılığı 2012 itibariyle yüzde 87 olarak gerçekleş-

sürdürülebilir yüksek bir büyümeyi sağlaya-

ti. Birkaç puanlık oynamalar dışında son yıllar-

bileceğini, tersi durumda ise ciddi bir tehditle

da hemen hep aynı oran gerçekleşti. Üstelik

karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.

orta vadede bu bağımlılığı giderecek bir çözüm de görünmüyor. PETKİM’in STAR rafinerisi gelecek dönemde hammadde üretimine imkân

Türkiye plastik sektörü bölgede rekabet baskısı altında

verecek nafta üretimi konusunda en heyecan verici yatırım. Ancak orta vadede bu yatırımı

İmalat sanayinin geneline yayılan sürdü-

takip eden yeni üreticiler gerekiyor. Bu yönde

rebilirlik sorunu yanında, Türkiye plastik sana-

yatırım yapabileceğini ilan eden bir şirket ise

yii son dönemde gösterdiği ihracat ve üretim

henüz görünmüyor.

performansıyla bazı tehditlerle de karşı karşı-

64

birçok ülkenin kendi ülkelerinde plastik imalatını desteklemeleri. Daha önce plastik imalatında herhangi bir deneyimi olmasa da bu konuda hızlı bir ilerleme sağlama potansiyeli bulunan bu ülkelerin, Türkiye’nin aksine çok uygun maliyetli hammaddeye erişiminin kolay olmasının hem dış pazarda, hem de bu ülkelere yapılan ihracatta Türkiye’yi zorlayabileceği belirtiliyor.

Rekabette ölçek sorunu çözülmeli Türkiye plastik sektöründe en ağırlıklı sorunlardan biri de ölçek ekonomisi olarak ortaya çıkıyor. Hatta Türkiye özelinde sürdürülebilirli-


GÜNDEM

ğin temel parametreleri arasında gösteriliyor.

TÜRKİYE PLASTİK HAMMADDE ARZ-TALEP DENGESİ

Sektörde irili-ufaklı 14 bin firmanın olduğu

Üretim

2011 853

1000 TON 2012 842

İthalat

5.218

5.603

7,4

İhracat

492

579

17,6

Yurtiçi Tüketim

5.579

5.866

5,1

Dış Ticaret Açığı / Fazlası

tahmin ediliyor. Buna karşılık, İSO tarafından açıklanan ilk 500 firmada 18, ikinci 500 firma sıralamasında ise 26 plastik sektör temsilcisi bulunuyor. Avrupa’da büyüklük baz alındığında üçüncü büyük plastik sektörüne sahip olan Türkiye için bu rakamlar oldukça düşük. Şirketlerin yeterince büyük olmaması, üstelik hem doğal, hem de başta ikinci el makine ithalatı olmak üzere uygulama kaynaklı ilk yatırım maliyetindeki düşüklük nedeniyle sektöre girişler artıyor. Plastik sektöründeki kapasite kullanım oranının yüzde 72.1 ile ülke genelinin 2 puan altında kalması, sektörün potansiyelinin altında üretim yaptığı tezini doğruluyor. Sektör temsilcileri bu konuda yeni bir yaklaşım belirlenmesi gerektiği görüşünde. PAGDER Başkanı Hüseyin Semerci, sektörel sivil toplum örgütlerinin ağırlıklı olacağı bir süreç oluşturulmasını öneriyor. Semerci’ye göre, sektöre girişlerde izin ve ruhsat süreçlerinde sektörün görüşlerinin alınması ve gerekirse izin verilmemesine yönelik bir mekanizmanın ortaya konulması için temel çerçeve oluşturulmalı.

Sektörün yapısal sorunu: Hammadde Türkiye plastik sektörünün önündeki en önemli sorunlarından birini yüksek ithalat bağımlılığına bağlı olarak istikrarlı hammadde tedariği oluşturuyor. Sektörün yüzde 80-90 aralığında seyreden hammaddede dışa bağımlılığı, aynı zamanda maliyetleri kontrol etmekte zorlanması anlamına geliyor. Sektör, gerek kur, gerekse küresel piyasalardaki dalgalanmalardan kontrol edemediği biçimde etkileniyor. Sürdürülebilirlik açısından istik-

PLASFEDDERGİ

-4.726

-5.024

İhracat / Üretim ( % )

58

69

İthalat / Yurtiçi Tüketim ( % )

94

96

9

10

İhracat / İthalat ( % )

% Artış -1,3

rarlı hammadde tedarik programlarında çeşitli

mamul bazında 2012 sonunda 1.4 milyar Dolar

öneriler ortaya çıktı. Bunlardan ilki, sektörün

fazla verirken hammadde ithalatı 5.6 milyar

yerli hammadde yatırımları yapması. Ancak

Dolara ulaşmış durumda. Sektörün hammad-

oldukça pahalı olan bu yatırımlara yönelik gi-

dede dış ticaret açığı ise 2012 sonunda 5 mil-

rişim sınırlı. PETKİM’in Türkiye’nin ihtiyacının

yar 24 milyon Dolar olarak gerçekleşti. Üstelik

altında bir kapasiteyi işaret eden mevcut yatı-

yerli üreticilerin ihracatları düşülerek, üretim

rımının toplam tutarı dahi 6,6 milyar TL olarak

dışı bakıldığında yurt içi tüketimin yüzde 96’sı-

ilan edilerek teşvik belgesine bağlandı.

nın ithal ürünlerle karşılandığı bir manzara görüldü.

Plastik imalat sektörü hammadde sorununda kısa vadede ithal maliyetlerinin ucuz-

Sektör temsilcileri kısa vadede, ortak

latılmasını talep ediyor. Bunların başında,

hammadde tedarik programları ile bu soruna

sektörün gelişmesini sağlayacak biçimde ithal

çözüm geliştirme için çalışıyor. Bu kapsamda,

ürünler üzerindeki vergilerin yeniden ayarlan-

PAGDER, BURPAS ve EGEPLASDER sektör gö-

ması geliyor. Hammadde üreticileri ise Türkiye

rüşlerini toplamaya başladı. Kısa vadede bir

pazarının gereğinden fazla liberal olduğunu,

diğer çözüm önerisi ise yabancı sermayenin

bu yapının olası yerli girişimcilerin yatırım

Türkiye’ye yatırım yapmasının özendirilmesi

yapmaktan kaçınmasına yol açtığını, yabancı

yönünde. Bu yolla katma değerin bir kısmının

sermayeli mevcut üreticilerin de güçlü bir iç

ülke içinde kalması ve özellikle küresel dalga-

pazar olan Türkiye’ye yatırım yapmaktansa

lanmalara nispeten dayanıklı istikrarlı bir fiya-

bu liberal uygulamaları kullanıp ürün satmaya

tın ortaya çıkması. Sektördeki bir diğer çözüm

sevk ettiğini öne sürüyor.

önerisi ise yerli üretimin desteklenmesi için yatırım teşviki yanında, başta PETKİM olmak

Ancak sorun, sadece sektörün değil, toplam olarak Türkiye’nin sorunu niteliğine

üzere Türkiye’de üretim yapacak firmalara işletme döneminde de teşvik uygulanması.

dönüşmüş durumda. Zira, ürün bazında dış ticaret fazlası veren Türkiye, hammadde dahil sektörün tamamı dikkate alındığında ciddi bir dış ticaret açığına giriyor. Nitekim sektör

Sektörün geleceği: Yenilikçilik ve yüksek katma değerli ürünlere geçiş Plastik sektörü, bugüne kadar AR-GE ve yenilikçilik süreçlerinin hemen hemen dışında kaldı. KOBİ’lere yönelik KOSGEB ve TÜBİTAK programları dışında genel AR-GE teşvikleri sektör açısından amacına ulaşamıyor. Genel teşvikler için getirilen, AR-GE merkezlerinde en az 50 kişinin çalıştırılması şartı KOBİ’ler açısından karşılanması neredeyse imkansız bir koşul. Çevre ülkelerde pazarlara girişte yerel rekabetle karşılaşmama, en az üretim kadar önemli olan nakliyat giderleri nedeniyle Türkiye’yi büyük üretici olarak sayılabilecek

65


PLASFEDDERGİ

GÜNDEM

Uzakdoğu ülkelerinden rekabette korudu.

ta olmak üzere yeni polimer teknolojilerinin

kamuoyu algısı olarak ortaya çıkıyor. Son dö-

Ancak sektör yetkililerine göre bu rekabet

ve ürünlerin de kazanılması yönünde. Başta

nemde bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de

koşulları değişiyor.

Türkiye’nin geleneksel

otomotiv olmak üzere, havacılık, savunma

de sağlık açısından plastik ürünler hakkında

pazarı arasında yer alan ülkelerde de düşük

sanayii, elektrik-elektronik sektörlerinde kü-

olumsuz bir algı hakim duruma geldi. Ancak,

katma değerli ürünlere yönelik yatırımlar hızla

melenmeye dayalı bir yapılanma öneriliyor. Bu

üretim süreçlerinde en çevreci ürün olarak

devreye alınıyor.

konuda mevcut teknoloji ve know-how kaza-

ortaya çıkan plastiğin, tüketim sonrası vahşi

nımı yanında, AR-GE ile kendi yetkinliklerinin

depolama nedeniyle çevreyi en fazla kirleten

de artırılması gerektiği belirtiliyor.

ürün olarak algılanması, standart dışı üretim-

Sektör yetkilileri, AR-GE süreçleri ve ye-

ler nedeniyle sağlık konusunda eleştirilmesi

nilikçi ürünlerin sektörün en önemli dinamiği olduğu görüşünde. Sadece yerli olarak bu tek-

Yüksek katma değerli ürünlere geçiş ve

sektörün gelişmesi önündeki engellerden biri

nolojilere ve know-how’lara sahip olmak değil,

AR-GE süreçlerinin işletilmesinde bir diğer

olarak ortaya çıkıyor. Oysa, başta Avrupa Bir-

yüksek katma değerli ürünlerin ağırlık kazana-

gereklilik ise polimer-plastik teknolojilerinin

liği olmak üzere ekonomi yönetimlerinin ta-

cağı bir sektör yapılanması öneriliyor. Sektö-

ikame gücünün bütün dünya tarafından kabul

mamı gıda ve diğer sağlık ürünlerinde plastiği

rün 2012 sonu itibariyle ihracat birim fiyatı, kg

görmesi. Doğal kaynakların azalması nedeniy-

teşvik ediyor.

başına 2.951 Dolar olarak hesaplanıyor. Buna

le, ucuz olması, istenildiği kadar çoğaltılabil-

karşılık, ithal ürün birim fiyatı ise 5.242 Dolar

mesi, yüksek geri dönüşüm imkanı nedeniyle

olarak belirlendi. Türkiye plastik sektörünün

plastik ve diğer polimer ürünler hemen hemen

yüksek katma değerli ürünlerde ihracat hedefi

bütün sanayi ürünlerine yönelik araştırmalara

bir yana, henüz iç pazara da tam hakim olma-

konu ediliyor.

dığı gözleniyor. Sektör temsilcileri bu konuda yeni bir

İmalat sanayiinin baş belası: Kayıt dışılık Türkiye kayıt dışı ekonomisinin boyutu, son çalışmalarda yüzde 33 olarak ölçüldü.

Sektör sürdürülebilirliği için kamuoyu desteği

Maliye Bakanlığı’nın Viyana Üniversitesi’ne yaptırdığı araştırmada bu sonuca ulaşıldı. An-

sürecin başlatılması görüşünde. Sadece gele-

Sektörün sürdürülebilir gelişmeye ulaş-

cak, imalat sanayiine yönelik özel bir ölçüm

neksel plastik ürünlerde değil, kompozit baş-

ması için yönetilmesi gereken bir diğer alan da

yapılmadı. Hizmetler ve tarım sektörleri dahil ölçülen kayıt dışı ekonomi boyutunda kimi hesaplar yüzde 45’lere kadar çıkıyor. İmalat sanayiine yönelik tek veri, Dünya Bankası tarafından yapılan araştırma. Türkiye’de firmaların yüzde 30’u, “kayıt dışı çalışan işletmeler nedeniyle haksız rekabete uğradığını” belirtiyor. İlk akla gelen sonuç, “kayıtlı çalışan firmaların şikayetçi olduğu varsayımı altında” kayıt dışılığın imalat sanayiinde de çok ciddi boyutlara ulaştığı. Plastik sektörü açısından ise kayıt dışı üretim ile birlikte standart dışı üretim ciddi bir sürdürülebilirlik tehdidi olarak ortaya çıkıyor.

66


GÜNDEM

PLASFEDDERGİ

Kayıt dışı kalmak şirketleri birkaç yönden

Sektörün mevcut ihracat pazarlarını koruması

geri bırakıyor. İlk etapta işletmeler para kaza-

yanında, gelişimini sürdürebilmesi için yüksek

nıyor görünse de yatırımlarını ve pazarlama

katma değerli ürünlere geçiş süreciyle birlikte

faaliyetlerinin tamamını özkaynakla finanse

etkili bir dış ticaret stratejisinin de uygulan-

etmek zorunda kaldıkları için teknolojik ve

ması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut sanayi-

pazar gelişmelerinin tamamının dışında kalı-

leşme stratejisi dış ticaretten bağımsız olarak

yorlar. Bu da işletme sahiplerini yatırım yerine,

ortaya konuldu. Son dönemde teşvik sistemi-

gelire öncelik vermeye dolayısıyla işletmenin

nin içine alınan yüksek dış ticaret açığına-cari

büyüyememesi sorununu doğuruyor. Şirket-

açığa yol açan ürünlerde yerli üretimi artırma

ler, finans kuruluşlarının risk iştahı olduğu

amaçlı stratejik ürünler bölümü bir miktar bu

dönemde finansman sağlayabiliyor. Ancak bu-

yaklaşımı içerse de temel amacı dış ticaret açı-

rada da Türkiye’nin klasik “teminat sorunu” or-

ğını düşürme olarak ortaya çıkıyor.

taya çıkıyor. Şirketler, teminat gösterebilmek

Son dönemde özellikle çocuklara yönelik sağlıksız olduğu tespit edilerek toplatılan ürünlerin (her ne kadar büyük çoğunluğu ithal olsa da) plastik olması sektöre yönelik olumsuz algıyı güçlendiriyor. Üstelik kayıt dışı üretim sektörün “büyüyememesine neden olan unsurların” başında geliyor. Aslında, işletmeleri kayıt dışı kaldığı için “para kaybettiğine” inandırmak oldukça güç. Bu konuda ekonomik analiz, TÜSİAD, Merkez Bankası ve Dünya Bankası-Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanmış durumda. Yapılan bütün analizlerde Türkiye’deki kayıt dışılığın işletmelerin önündeki en önemli engel olduğu ortaya çıkmış durumda.

için gayrimenkul alımlarına, dolayısıyla yatırı-

Türkiye’nin gelecek dönemde ürün sat-

ma yönlendirilebilecek kaynakların atıl kalma-

tığı ülkelerde yarı mamul ve mamul üretimi ile

sına veya daha yüksek faiz yükü üstlenmeye

karşılaşmasıyla ortaya çıkacak süreci yönet-

yönlendiriyor. Kalkınma Bakanlığı tarafından

mesi gerekiyor. Sektör önerileri bu çerçevede,

yayınlanan bir uzmanlık tezinde, bankacılık

teknolojik yoğunluğu yüksek ürünlere teşvik

sektörü için uygulamaya giren ve bugünlerde

verilmesinde hemfikir. Sektörün bu alandaki

3. Kademe katılaştırma önlemleri tartışılan

diğer önerisi ise küresel ölçekte yüksek büyü-

Basel II sürecine yönelik “Basel II sisteminde

me projeksiyonuna sahip ürünlerin ön plana

KOBİ’lerin yüksek bir derecelendirme notuna

çıkartılması. Elektronik cihazlar, havacılık, sa-

sahip olmasında, kurumsal yönetişim ilkelerini

vunma sanayindeki ileri teknoloji ürünler ilk

benimsemeleri, kayıt dışı faaliyetlerinin olma-

akla gelen sektörler olarak ortaya çıkıyor.

ması, güçlü bir mali yapıya sahip olmaları ile bankalarca ve derecelendirme kuruluşlarınca talep edilen verileri zamanında ve doğru bir şekilde temin edebilmeleri gibi faktörler belir-

Eğitim ve uluslararası regülâsyonlar Plastik sanayii, imalat sanayii sorunları içinde bulunan yetişmiş eleman konusunda da

leyici olacaktır.” görüşü vurgulanıyor.

sıkıntıyı yaşıyor. Gelecek dönemde yetenekli

Sektöre yönelik kapsamlı bir dış ticaret stratejisi

ara elamanlar kadar, yetenekli mühendisler ile işletmeci ve ekonomistler de sektör açısından kritik unsurlar olarak ortaya çıkıyor. Birçok

Plastik sanayiine yönelik olarak kapsamlı

ülke polimer-plastik teknolojilerine odaklan-

bir dış ticaret stratejisi de beklentiler arasında.

mış lisans ya da lisans üstü eğitim kurumlarına

67


PLASFEDDERGİ

GÜNDEM

sahip durumda ancak Türkiye’de meslek yük-

-Sürdürülebilirlik ve sosyal-ekonomik yapı

sek okulu seviyesinde ara eleman açığı dahi henüz kapatılmış değil. Sektörde şu ana kadar

Türkiye, yatırım ortamının iyileştirilmesi için geniş kapsamlı bir program yürütüyor.

da teknokentlere yatırım yapmış, kendi AR-GE birimini kurmuş ve üniversite-sanayi işbirliği

Bunun sonucunda küresel rekabet gücü sıralamasında (Dünya Ekonomik Forumu rapo-

içinde yatırım yapmış şirket sayısı sınırlı.

ru) son dönemde sürekli iyileşme sağladı. 2010’da 61. sırada olan Türkiye, 2012-2013 raporunda 43. sıraya yükseldi. Ancak yine de kurumsal yapılanma, sağlık, ortaöğretim,

Sektörün gelecek dönemde uyum sağ-

yüksek öğretim ve iş başında eğitimde ortalama seviyelerde olduğu görüldü. Bunlar

laması gereken en önemli unsurlardan biri de

arasında işgücü piyasalarının etkin ve verimliliğini içeren bölümde ise 144 ülke arasında

uluslararası regülasyonlar olarak görünüyor.

124. sırada bulunuyor. Türkiye, küresel rekabet gücü sıralamasında, altyapıda 51., sağ-

Başta REACH olmak üzere Avrupa Birliği ve

lık ve ilköğretimde 63., yüksek öğretim ve işbaşı eğitimde 74., emtia-mal piyasalarının

sektörün diğer güçlü ülkelerinin kendi pazarla-

etkinliğinde 38., pazar büyüklüğünde 15., inovasyonda 55., işgücü piyasalarında 124.,

rını da korumayı amaçlayan regülâsyonlarına

makroekonomik ortamda 55., mali piyasaların gelişmişliğinde 44. sırada yer alıyor.

uyum sektörün en öncelikli sürdürülebilirlik Buna rağmen Türkiye’nin pazar büyüklüğü, genç nüfusu ve hızla gelişen sosyo-

unsurlarından biri olarak gösteriliyor.

ekonomik yapısı ülkeyi cazip hale getiriyor. İnsani gelişmişlik endeksine göre ise Türkiye

Sektör, ani karar değişikliklerinin etkisi altında

aslında pek iyi durumda değil. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programına İnsani Gelişme Endeksi’nde 187 ülke arasında 90. sırada bulunuyor. Kendi ülke grubumuzdaki 47 ülkenin de 42. sırasında yer alıyoruz. Başta eğitim olmak üzere gelecek kısa vadede, hatta

Bütün iş dünyası gibi, plastik sektörü-

sadece eğitim alanında orta vadede durumumuzu iyileştirmemiz zor görünüyor. Oysa,

nün de sürdürülebilirliğinde politik istikrar en

gelecek dönem için Türkiye’nin sıçrama yapmasında en fazla güvendiği unsur genç nesli

öncelikli konular arasında. Ülkenin siyasi ola-

durumunda.

rak istikrarlı dönemlerinde plastik sektörü de Mevcut durumda “geriden koşmamıza rağmen” gelecek döneme yönelik politik bazı

önemli ivme kazandı ve genel ülke büyümesinin üzerinde seyretti.

avantajlar bulunuyor. Türkiye’nin bölgesinde her ne kadar istenen seviyede olmasa ya da kırılgan olsa da, güçlü bir olumlu algıya doğru ilerlemesi, yine kırılgan olsa da çok ağır

Ancak, sektör politik-ekonomik istikrar-

sorunları demokrasi içinde çözmede umut vaat etmesi politik istikrar açısından önem ta-

dan ani karar değişiklikleri nedeniyle yeterince

şıyan unsurlar olarak görülüyor. Ancak politik yapının hala kırılgan olması da makroeko-

faydalanamadı. Bunlardan ilk akla gelen olgu,

nomik kamu dengelerinin kırılganlığına yol açıyor.

sektörün yüksek katma değerli ürünlere geçişe ihtiyacı olduğu ve kendine özgü düşük kar

Türkiye’nin gelecek döneme ilişkin değerlendirmesi gereken yeni ve az tartışılan

marjlı ürünlerde rekabet gücünü korumak için

unsurların başında ise doğal kaynakların kullanımı geliyor. Sadece enerji için değil, başta

sürekli yenileme yatırımları yapması gereken

gıda ve yaşam kalitesi olmak üzere hava ve suyun kullanımı da özellikle imalat sanayiinin

ortamda sektör yatırımlarının teşvik dışında

gelişmesinde önemli unsurlar arasında yer alıyor. Enerjide son dönemde hidroelektrik,

kalmasıyla ortaya çıktı.

güneş ve rüzgar kaynaklarının kullanılmaya başlaması, nükleer santral yatırımları yanında yerli kömür kaynaklarının kullanımı için yeni bir model önerilerek termik santral ve

Sektörün bölgesel-sektörel teşvik kapsa-

kömür sahalarının birlikte teşvikli olarak özel sektörün kullanımına açılması doğal kay-

mından çıkmasının ardından tek alternatif 6.

nak kullanımında yeni bir unsur olarak ortaya çıkıyor. Ancak, enerjide hala dışa bağımlı

bölgede yapılacak yatırımlarla organize sanayi

olmamız ve bu faturanın giderek kabaracağının bilinmesi bu alandaki kırılganlığı artırıyor.

bölgeleri olarak ortaya çıktı. Ancak 6. bölgedeki pazarın küçüklüğü, yüksek nakliyat giderleri nedeniyle 6. bölgede üretim yapılsa dahi diğer pazarlara ulaştırmada teşvik avantajının ortadan kalkması, organize sanayi bölgelerinde arsa fiyatlarının plastik sektöründe yatırımı

tişare edilmeden alınan hammaddeye ek vergi

dığı sonucunu da akla getirdi. Kimya sektörü

uygulaması sektöre yıllık 300 milyon Doların

içinde ele alınan plastik-kauçuk sektörünün

üzerinde ek yük getirdi.

TOBB nezdinde bağımsız bir meclis olarak örgütlenmesi, oda ve borsalarda daha ağırlıklı ve

uygun maliyetli kılacak bedelden daha yüksek olması sektörü zorladı. Ancak son dönemde plastik sanayicileri özellikle arsa maliyetlerini aşağı çekebilecek OSB girişimlerinde buluna-

Sürdürülebilirlik açısından son dönem-

etkin temsili için girişimlere başlandı. Ayrıca,

de yaşanan karar süreçlerinde istikrarsızlık,

sektörün karar verici organlara doğrudan lobi

sektörün karar vericilere yeterince ulaşama-

faaliyetleri konusunda ihtiyaç da yoğunlaştı.

bildiler. Kaynaklar: Türkiye Yatırım Ortamı Değerlendirmesi Krizden Özel Sektör Öncülüğünde Büyümeye (Dünya Ban-

Sektörün ani karar değişikliklerine yönelik sorunlarından biri de hammaddede ortaya çıktı. Belirli ülke gruplarına yönelik sektör ile is-

kası Mayıs 2010 Rapor No: 54123-TR) Türkiye’de büyümenin kısıtları: Bir önceliklendirme çalışması (Yayın no: TÜSİAD-T/2011/11/519) Türkiye’de KOBİ’lerin banka kredilerine erişimi Aycan Yüksel Uzmanlık Tezi Haziran 2011 (DPT yayın no: 2825) Kayıt dışı ekonomiyle mücadele stratejisi eylem planı (2011-2013)

68


PLASFEDDERGİ

69


PLASFEDDERGİ

GÖRÜŞ

Plastik ve Patates... Özay Şendir Konuk Gazeteci Yazar

Patatesin hikayesini bilir misiniz? Patates Güney Amerika’dan, Peru’dan, sömürgeciler tarafından Avrupa’ya getirilmiştir. İspanya Kralı’ndan Papa’ya, Papa’dan diğer krallara gönderilmiş, kısa sürede yayılmış ve sevilmiştir. Hikaye buraya kadar iyi de sonrası tatsız. O dönem Avrupa’da hızla yayılan cüzzam salgını insanların yüzünde yumrular oluşturunca birileri bunu patatesin üzerindeki yumrulara benzetmiş ve ardından patates neredeyse lanetli hale gelmiştir. Bu büyük nankörlüğe rağmen patates insanlara küsmemiştir. İrlanda’da yaşanan patates kıtlığı sırasında Osmanlı İmparatorluğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinden ülkeye patates yardımı yapılmıştır. *** Modern çağın çevre bilinci insanları plastik düşmanı yaptı. Haksız bir düşmanlık değil bu. Bir miting ya da piknik alanından el ayak çekildikten sonra geride kalan plastik denizi bakması kötü bir manzara. Patates ile plastiğin yolları işte tam bu noktada kesişiyor. Patates insanları çok ucuza doyurmasına rağmen boş yere lanetlendi ya, plastiğin başına gelenler de buna benziyor. Çöpü, plastik denizini bırakan insan kendisini suçlamak yerine tüm kabahati plastiğe kesiyor... *** Plastik olmasaydı tek kullanımlık şırıngalar olmayacaktı mesela... Hadi onu geçtim bir kalem, plastik en çok çevrecilerin hoşuna giden işlere yarıyor. Mesela, uçaklar ya da arabalar plastik malzemeler kullanıldığı için daha hafif, daha az yakıt tüketiyor ve bu sayede daha az karbon salınımı oluyor... Mesela rüzgardan elektrik elde etmek için kurulan rüzgar tribünlerinde de plastik kullanılıyor. Hadi bunları geçelim bir kalem, yerin altında görmediğimiz su boruları var ya, onları plastik olanlarla boş yere değiştirmiyor ilgili kurumlar. Örnekleri çoğaltmak tereciye tere satmak olacak, sonuca geleyim... *** İçinde bulunduğumuz çağda sadece yapmak yetmiyor, bir de anlatmak gerekiyor. Özel olarak araştırmayan insandan plastiğin faydalarını bilmesini beklemek büyük hata. Doğrusunu isterseniz, plastik sektörü şu kadar ihracat yaptı, ekonomiye bu kadar katkı sağladı haberleri de sokaktaki insanı hiç alakadar etmiyor. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak plastik sayesinde kaç ağacın kesilmekten kurtulduğunu ya da karbon salınımının ne kadar azaldığını duymak bilmek istiyorum. Patatesin aklanması çok uzun zaman almıştı, eğer sektör kendisini doğru anlatamaz, plastiğin hayatımıza kattıklarını insanlara öğretmezse, aklanması patatesten çok daha uzun zaman alacaktır...

70


BI˙R NUMARALI DÜNYA GALASI: K 2013 Dünya çagˇ ında en önemli is ¸ ve iletis ¸ im platformunuzu merakla bekleyin. 50’den fazla ülkeden yaklas ¸ ık 3.000 katılımcı size 168.000 m² net sergi alanı üzerinde makine ve donanım, hammadde ve yardımcı maddeler, yarı mamüller, teknik parçalar ve kuvvetlendirilmis ¸ plastik ürünler konularında yenilikleri, kalıcı çözümleri ve hayal ötesi konseptleri tanıtacak. S ¸ imdiden fuar ziyaretinizi planlayın. Sizi K 2013’e bekliyoruz!

Plastik ve kauçuk sektörleri için dünyanın 1 numaralı uluslararası fuarı

k-online.de

Ayrıntılı bilgi için: Düsseldorf Fuarları Türkiye Temsilcilig˘i tezulas¸ fuar danıs¸manlık hizmetleri ltd. s¸ti. Bag˘dat Cad. 181/6 34730 Çiftehavuzlar – Kadıköy/I˙stanbul Tel. + 90 (216)385 66 33 _ Fax + 90 (216)385 74 00 info@tezulas-fuar.com

www.tezulas-fuar.com


PLASFEDDERGİ

BAŞARI ÖYKÜSÜ

Serdar Plastik Genel Müdür Yardımcısı Koray Tütek:

Birbirini tamamlayan sektörlerin bir araya gelmesi gerekiyor Türkiye’nin “uzayda ürünü bulunan” plastik firmalarından biri olan ve özgün tasarım ürünleriyle dikkati çeken Serdar Plastik’in Genel Müdür Yardımcısı Koray Tütek, plastik sektöründe katma değerli ürünlere geçişin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Tütek, savunma sanayii, elektronik cihazlar gibi yeni ve yüksek katma değerli alanlara geçiş için yeni bir yol haritasının belirlenmesi gerektiğini, burada da birbirini tamamlayan sektörlerin bir araya gelmesinin önemli olduğunu belirtti. Büyük firmaların ürün tasarımları ve ürünler üzerindeki sahiplikler konusunda daha cömert bir tavır sergilemesi gerektiğini vurgularken, firmaların da bu ürünleri tasarlayıp müşteriye sunma konusunda “verimlilik esaslı” bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini kaydetti. Tütek, “Ar-Ge ile geliştirilen ürün müşteri için ucuz, üretici için karlı olmalı. Yeni ürüne yönelik ar-ge faaliyeti yürütürken, bunu yerine getirmek gerekir” diye konuştu. Koray Tütek, Ar-Ge konusundaki deneyimlerine ve sektörün gelişmesi için gerekli unsurlara yönelik PLASFEDDERGİ’nin sorularını yanıtladı.

-Sayın Tütek, yüksek katma değerli ürünlere geçiş konusunda sektörün tartışma süreci hızlandı. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Aslında bu konuda fikir birliği sağlandı diyebiliriz. En basitinden bir örnek vereyim, yakın zamanda 3D scanner alıyoruz. Değeri 150 bin Avro’yu buluyor ve orta boy büyüklükte bir kutuya sığıyor. Bir tır dolusu ürün satıyoruz ve değeri 30 bin Avro. Sanırım burada tartışacak bir durum yok. Elbette bu konuda en öncelikli konu Ar-Ge ile yeni ürünler geliştirmek, daha sofistike ürünleri üretebilmek ve bunların üretim bilgilerine sahip olmak. -Araştırma-Geliştirme konusunda her ne kadar desteklense de yatırımlar ve süreçler çok pahalı.. Evet ancak sağlanan fayda da önemli. Süreçlerin ve yatırımların pahalı olması nedeniyle bütün dünyada olduğu gibi üniversiteler ile birlikte hareket edilmesi önemli bir çözüm aracı. Sadece bu değil, TÜBİTAK ciddi

72


BAŞARI ÖYKÜSÜ

PLASFEDDERGİ

yorduk. Ama daha sonra, 1999’dan itibaren biz tasarım yapıp, iyileştirip müşteriye götürüyoruz, onlara uygun tasarımları burada yapıyoruz. Böyle olunca da onlar yeni teknolojiler kullanarak daha ucuz ürün sağlamış oluyor, biz de yüksek kar marjlı yeni ürünlere geçmiş oluyoruz. Ar-Ge ile ulaştığınız ürünün, teknolojik olarak üstün, müşteri için ucuz, firma için yüksek kar sağlaması lazım.

destekler veriyor, son dönemde AB fonları kaynaklı programlar katkı sağlıyor. Bizim hem üniversitelerle hem de 7. Çerçeve programı (AB) kapsamında yürüttüğümüz işler var. Bir de mutlaka her yatırımın yapılması gerekmiyor. Yönlendirici ve bilgi sağlayıcı kurumlar önemli. Mesela bir test yapmanız gerekiyor, bu testi yapabilecek bilim insanı ve ekipmana sahip bir üniversite var. Size “şurada yaptırabilirsiniz” diye bilgi verilmeli. Yani bir envanter olmalı. Bunun da yavaş yavaş yerine geldiğini görüyoruz.

“Serdar Plastik plastik esaslı mıknatıs geliştirdi” -Sektörün düşük kar marjı sorununa bir çözüm olabilecek midir sizce? Ticarette ne kadar az risk, o kadar düşük kar demektir. Bakın bir örnek vereyim. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir proje var. Plastik esaslı mıknatısı gerçekleştirdik. Kullanım alanları önümüzdeki dönemde çok daha artacaktır, şu anda belirli özellikli alanlarda kullanılan bir ürün. Öyle bir ürün ki, tasarımında plastik parçalara yakın bir özgürlüğünüz var ve istediğiniz kadar kutupu, parçanın istediğiniz yerine yerleştirebiliyorsunuz, alternatif mıknatıslara göre çok uzun ömürlü, ısıyla manyetik gücünde değişkenlik göstermiyor, korozyona uğramıyor ve sudan etkilenmiyor. Dünyada çok az örneği var bu ürünün. Patent başvurusu dahi yapmadık çünkü patent başvurusunda bazı kritik bilgileri açıklamanız gerekiyor. Ar-Ge’nin doğasında olduğu gibi 10 taş atarsınız ve 1 taşınız hedefini bulur, o ürün de size hem motivasyon hem de karlılık olarak büyük avantajlar sağlar. Pazarda yer bulmuş bir başka üründen söz edeyim, plastik yatak yayları geliştirdik ve

pazarda kullanıma sunduk. Geliştirme süreci 3 yıl sürmüştü. Bu ürün bağlamında, 100 birim harcama yaptıysak, bize getirisi 10 yılda 300 birim olacak diyebiliriz. Ancak burada önemli husus, bu ürünü kullananlar muadillerine göre daha ucuz bir ürüne kavuşmuş oldu. Esas önemli unsur burasıdır. Net biçimde söylemek lazım, teknik dokümanı alıp, ürün verirseniz, bu üreticilikte kar marjı tek basamaklıdır. Sizin geliştirdiğiniz, üretim bilgisine sahip olduğunuz bir ürününüz varsa kar marjı çift basamaklı hale gelir. Müşteri de ucuz ürün almış olur. -Bu konuyu biraz açar mısınız, Ar-Ge pahalı bir süreç ama müşteri için ucuz sonuç doğurması gerekiyor? Yüksek teknolojiyi hangi amaçla kullandığınız önemlidir. Her ileri teknoloji ucuz sonuç doğurmayabilir. Yüksek teknolojiyi verimlilik için kullanırsanız, yani siz ucuza mal edip müşterinize daha ucuza satarsanız başarı çok daha yüksek seviyeye gelecektir. Bir ürünümüzden örnek vereyim. Taşıt araçları için özellikli far üretiyoruz. Bizim sahip olduğumuz bir teknoloji var, çeşitli tip plastikleri aynı platformda birleştirebiliyoruz. Bu özel farların yerleştirildiği kılıfların yalıtımı için 3-4 parçalı bir çözüm kullanılıyordu. Biz bunu tek bir kılıfta farklı plastik türleri kullanarak ortadan kaldırdık. Yeni bir tasarım ortaya koyduk ve ürünümüzü Hindistan dâhil birçok ülkeye satıyoruz. Üstün bir ürün oldu ve kullanıcı için daha ucuz ve teknik özellikleri daha iyi bir çözüm. Burada önemli unsur, ürünün bütün bilgilerine sahip olma özelliğidir. Tasarım yeteneği tek başına çözüm olamıyor. O ürünün, bütün safhalarını bilmeniz çok önemli. Biz 74’ten bu yana bu türden ürünler üretiyoruz. Daha önce müşteri tasarımı yapıp getiriyor biz de üreti-

73

-Peki, genel olarak bu değişim sürecindeki zorluklar nelerdir, ne konuda eksiğiz? En büyük sıkıntımız, üretim teknolojilerinin tamamının elimizde olmaması. Yeni bir ürünü üretmek, yapmak istiyorsanız tasarlamanız gerekli ama o ürünün safhalarına hakim olacaksınız ki yaptığınız yeni ürün alternatif olsun, daha önce bahsettiğim gibi üretici için karlı, kullanıcı için ucuz olsun.. Plastik bazlı komponentlerde bu bağlamda zayıfız, knowhow henüz yok. Bilgi dokümanları alınarak yapılan bir üretimde her türlü bilgi size verilmiyor. Siz kendiniz üretmeye kalktığınızda tasarım ve test süreçlerini işletmeniz gerekiyor ancak o bilgiler dahi verilmiyor. Üretim kalitesi olarak plastik sanayicilerimizin çoğu ve bizim için, “ürettiğimiz ürünlerimiz herhangi bir rakipten ya daha iyidir, en kötü ihtimalde aynı seviyededir” diyebiliriz ama bunun yetmediği açık. -Kümelenme de bu alanda bir yaklaşım olarak ortaya çıktı? Evet, kümelenmeye yönelik olarak çeşitli umut verici girişimler var. Birbirini tamamlayan sektörlerin bir araya geldiği bir yapı istenilmeli. Bazı alanlarda aynı işi yapan firmaları yan yana getirmek gibi bir girişim var.


PLASFEDDERGİ

BAŞARI ÖYKÜSÜ

-Sayın Tütek, genel olarak sektöre bakarsak, yüksek katma değerli alanlara geçiş ve ar-ge yanında hangi sorun alanlarından söz edebiliriz? Hammadde önemli bir unsur. Mesela biz çok yüksek teknolojili hammadde kullanıyoruz, bazılarının üreticisi birkaç ülke. Her üründe değil elbette, fizibilitesine bakarak hammadde sorunumuzu çözmemiz, sağlıklı ve istikrarlı bir hammadde temini sağlamamız gerekiyor. Eğitimli ve yetişmiş eleman sorunu önemli bir unsur. Sadece ara eleman değil, mühendis, yönetici, destek elemanları hepsinde ihtiyaç var. Enerji maliyetlerimiz hala çok yüksek. İşgücü üzerindeki yükler de çok yüksek. Firmalarımızın büyümesi, istikrarlı bir gelire kavuşması önemli bir unsur. Burada da genel olarak endüstride birbirini tamamlayan sektörlerin bir araya gelmesi lazım. Mesela elektronik aletleri düşünün. Bu aletlerde, plastik, elektronik devreler-kartlar ve yazılım var. Kritik nokta bu: Bizim elektronik cihazları üreten firmalarla bir arada olmanın yolunu bulmamız lazım. Her şeyden önce hepimizin zihniyetinde değişim gerekiyor. Bizim Ar-Ge yatırımı yapmaya, ürün geliştirmeye başlamamız gerekiyor, büyük firmalarımızın da “her şeyin sahibi ben olayım” anlayışından vazgeçmesi gerekiyor. 2011 yılında BMW ile görüşürken, üretim yetenekleri açısından bir ürün gönderdiler ve bunu yapabilir misiniz? diye sordular. Biz de yaptık. Sonra üretmek istedik ancak başka bir firmanın tasarımı olduğunu, onların ürünü olduğunu belirttiler. Yani BMW, bir başka firmanın ürününü kullanmakta sakınca görmüyor. Oysa bizde büyük bir firma herhangi bir üründe bütün bilginin ve hakların kendisine ait olmasını ister. Avrupa’da büyük üreticilerin alt komponentlerin tasarımı ile hemen hiç uğraşmadığını söyleyebiliriz. Ayrıca, o alt komponent üreticisi 50 yıldır o firmaya iş yapıyor, bütün süreçlere de hâkim olmuş. -Ankara son dönemde teknolojik ürünlerle biraz öne çıktı. Elbette, savunma sanayii konusunu da değerlendirmenizi isteyeceğim? Endüstrinin genel eğiliminin Ankara için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. İstanbul artık finans ve hizmetlere doğru kayıyor. Ankara ise endüstride daha yoğun bir döneme girdi. 11 OSB’ var ve Ankara’da faliyet gösteren sanayi işletmelerinin 2/3’ü OSB’lerde . Türkiye’deki Ar-Ge personelinin yüzde 77’si Ankara’da, 20 üniversite, 6 teknopark var. Bunlar büyük avantajlar. İç pazar olarak bakarsak Türkiye’nin hemen her yerine eşit mesafede. Plastik açısından bakarsak, mevcut küçük firmaların gelişmesi için büyük sanayii kuruluşlarına ihtiyaç vardır. Biz 1974’te stop

lambası üretmiş ve ihraç etmiş bir firmayız ama bu işi bize veren bir büyük firma var. Bu önemli bir unsur. Savunma sanayinden örnek verelim, Ankara’da savunma sanayiinde küçük firmalar ve KOBİ’ler var çünkü onlara iş veren ASELSAN, TAİ, ROKETSAN var. Savunma sanayiindeki faaliyetlerimizi prestij olarak değerlendirebiliriz ancak gelişmeye açık bir alan. Burada önemli unsur, savunma sanayii çok özellikli ve doğal olarak güvenlik nedeniyle çok katı bir sektör. Bu sektörün gelişimine paralel olarak Ankara cazibe merkezlerinden biri. OSSA (OSTİM Savunma Sanayii Kümesi) güzel bir oluşum. Tamamlayıcı firmalar orada bir araya getirilmeye çalışılıyor. Dediğim gibi çok özellikli bir alan. Mesela bizim bir ürünümüz, TÜBİTAK tarafından inşa edilen ve şu anda uzayda olan RASAT-2 uydusunda bulunuyor. RASAT-2 bir iletişim uydusu ve anten tutucularını biz yaptık. Benzeri bir ürün önümüze geldiğimizde bir hayli deneyim sahibiyiz. Diğer yandan, uzay mekiği kabini yapmak istediğinizde iş değişiyor: Daha önce hiç bilmediğiniz bir alan, teknolojinin herhangi bir safhasına hâkim değilsiniz. -Ankara denilince sivil havacılık da akla geliyor, burada da faaliyet planınız var mı? Evet, önemli bir alan ve sivil havacılık ile ilgili üretebileceğimiz birçok parça var. Ancak sivil havacılığın liderlerinden bile bu konuda gerekli desteği göremiyoruz. Şu anda bakım için alınan birçok parçayı, ilk yatırımı karşılamak için belli bir süre mevcut alım fiyatlarıyla verelim, sonra fiyatları çok ciddi düşelim gibi avantajlı tekliflerle gitmemize rağmen 3-4 yıldır herhangi bir yol alamıyoruz. Ancak, ya teknik özelliklerin kontrolünün yapılamaması ya da yerli üreticiye güvenememeleri sebepli, yabancı ürün alma isteği ülkemizin milli politikasına ters düşmekle beraber, ülkemizin cari açığının da artmasına sebep oluyor. Ayrıca belli bir sektörde gelişme sağlayabilmek için o sektörde ki büyük küçük her ebatta

74

sanayinin gelişmesi gerekiyor, bir ürünü geliştirebilmek için öncelikle o ürünleri üretmek ve doğal olarak satabilmek lazım. Ancak Türkiye de ki ana firmalar alım yapmazsa yurtdışındakilerin almasını beklemek çok mantıklı olmaz. -Serdar Plastik’in 2013 hedeflerinden biraz söz eder misiniz? Büyümemizi sürdürmek istiyoruz. Bunun için altyapımız da sağlıklı durumda. 2013 için yüzde 10 dolayında bir büyüme tahmini yaptık. SERKO grubunda 40 HP yukarısı yeni traktör Avrupa (Doğu Avrupa ve Türkiye dahil) pazar payımız yüzde 23’ler civarında, bunu yüzde 25’lere çıkarmayı hedefliyoruz. En büyük hedeflerimizden bir tanesi de SERKO markasının Rusya ve Afrika pazar payını artırmak. Ana hedefimiz ise SERKO’yu dünya markası yapmak. Teknik ürünler konusunda oldukça deneyimli bir firmayız. Bosch’un tüm yardımcı sanayileri içinde plastik sektöründe ‘Dünyanın En İyi Yan Sanayisi’ ödülüne sahip tek yerli firma konumundayız. Beyaz eşya, otomotiv ve ısı grubu başta olmakla beraber, uzay ve havacılık sanayi de dahil olmak üzere yaklaşık 12 ayrı sektöre komponent üretiyoruz. Hali hazırda Çin ve Hindistan da dahil olmak üzere 5 kıtada ve yaklaşık 65 ülkedeki müşterilerimize doğrudan ya da dolaylı olarak ihracatımız var. 2010 yılından itibaren otomotiv güvenlik parça üretimine de başlayan firmamız özellikle test laboratuar ve plastik parçaların üretim sonrası şekillendirilmesi PVD metalizasyon (Al, Bakır, Inox), silikon hard coating, hot stamping, tampon baskı (çok renk, 360 derece), laser etching, serigrafi için üretim hattı

yatırımlarını da tamamladı. Firmamız, uzun yıllardan beri ticari projelerle beraber, ulusal ve uluslararası birçok Ar-Ge projesinin içinde bulunuyor. Firmamızın yürütmekte olduğu ArGe projeleri sonucunda 40’a yakın patenti ve tescili bulunuyor.


Welcome to world of mould...

Güllübağlar Mah. Sanayi Cad. Bağlar Sk. No:2 Pendik - İstanbul / TURKEY Tel.: +90 216 627 01 42 - 43 - 44 pbx Fax: +90 216 627 01 45 hayatkalip@hayatkalip.com.tr www.hayatkalip.com.tr


PLASFEDDERGİ

İNNOVASYON

Üniversite-sanayi hem de sanayiciler Doç. Dr. Mehmet Sankır TOBB ETÜ Öğretim Üyesi

Şirketlerin inovasyon üretilen ArGe çalışmaları yapmalarının rekabet gücü yüksek ürünler üretilmesi açısından önemini sanıyorum herkes anladı. ArGe, inovasyon, rekabetçilik, girişimcilik, üniversite sanayi işbirliği, sanayi ArGe konularında pek çok sayıda makale, kitap, söyleşi hepimizin bir yerlerde mutlak karşısına çıkmıştır. ArGe yapmanın ve inovatif ürünler üretmenin önemi anlaşılsa da maalesef bunu gerçekleştirebilen çok az sayıda firmanın olduğunu düşünmekteyim. Mesala, küresel ölçekte rekabet edebilen kaç tane firmamız var? Plastik sektörümüz de bu soruyu kendine sormalıdır. Yoğunluklu olarak sıradan poşet üreterek ne kadar rekabetçi olunabilir? Bunun önüne geçilebilmesi için yeni, rekabetçi, yüksek teknolojili ürünler üretilmelidir. Yine ülkemizde plastik sektöründe büyük yer tutan ambalaj ve özellikle poşet üretimine bakacak olursak, üretimi konusunda bazı kısıtlamalarla (kullanımın yasaklanması ya da sınırlanması gibi) karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Poşet kullanımının sınırlanması ile ilgili pekçok kampanya medyada sergilenmektedir. Bununla savaşmak yerine üreticileri proaktif davranarak ArGe’sini kendi yaptığı doğada (ya da özel kontrollü alanlarda) kendiliğinden bozunan katkı malzemeleri ya da yeniden kazanım prosesleri geliştirmenin yolları aranmalıdır. Maalesef bu ve benzeri ürünleri satan firmalarımız hammadeleri yurt dışından temin etmekte ve sattıkları ürünlerin kalitesinden veya özelliklerinden emin olamamaktadırlar. Poşet örneğinde olduğu gibi, gelişen ve değişen ihtiyaca karşılık verebilmek inovatif ArGe yapmakla birebir ilişkilidir. İnovatif ArGe yapmak ise bir süreç işidir. Yeni ürünler çıkarmak, pazarı yönlendirmek ve rekabetçi olabilmek için sürekli yapılması gerekir. İnovatif ArGe, şirketlerin birçoğunun ortak yaklaşımı olan “Cuma” ürünü geliştirip “Pazartesi” üretime geçerek para kazanılan bir araç değildir ve maalesef pahalı bir iştir.

Ancak, şirketlere çok ciddi rekabet gücü sağlarlar. Şirketler inovatif ArGe sayesinde yeni ürünler üretirler ve pazar payları artar. Öyle olmasa Samsung Apple ile savaşabilir miydi? ArGe nitelikli bir ekip ve alt yapı gerektirir. Son yıllarda ülkemizde şirketlerin ArGe merkezleri kurması önemli bir gelişmedir. Ancak buralarda doktora yapmış nitelikli insanların çalıştırılması önemlidir. ArGe merkezleri birtakım teşviklerin kullanıldığı kaçak güreşilen mekanlar olmamalıdır. Bunlara ek olarak, son yıllarda nanoteknoloji ve nanobilim alanlarında katedilen yol sayesinde yeni ve üstün özellikler gösteren seramik, metal ve polimerler ve bunların cihaz uygulamaları piyasada yeni bir rekabet alanının oluşmasına sebep olmuştur. Bu potansiyeli gören ve doğru kullanmayı başaran firmalar için bu büyük bir fırsat niteliğindedir. Gelişmiş ülkelerde bilim adamları ve araştırmacılar kimyasal ve yapısal olarak tamamen farklı ve yeni özelliklere sahip bu nanobileşenlerin üstün özelliklerini sağlayan faktörleri öğrenmek ve bu faktörleri kontrol etmek amaçlı detaylı çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmalar üretici firmalar ile paralel olarak yürütülüp, sonuçlar olgunlaştırıldığında manyetik olarak kayıt yapan, reaksiyonları normalden çok daha hızlı katalizleyen, güneş pillerinin verimini arttıran ya da akıllı ilaç salınımı yapabilen gibi pekçok ileri teknolojili ürün ticarişleştirilmiş olacaktır. Bu tür malzemeler konvansiyonel malzemelere göre çok daha pahalıdırlar, yani ticari olarak değerlidirler. Ayrıca, tah-

76

min edileceği üzere, bu malzemeleri üretmek oldukça zahmetli süreçler içerir. Elbette pahalı olan şey bu malzemelerin hammadde değerleri değil ArGe değerleridir. Unutmamak gereklidir ki, bu tür bir inovasyonun yarattığı rekabet gücüne sıradan üreticilerin karşı koyması oldukça güç olacaktır. Dolayısıyla ülkemizde de rekabet gücü yüksek yeni ürün, süreç ve metodların sektörler için geliştirilmesi hayati önem arz eder. Yukarıda bahsi geçen rekabet gücü yüksek ürünlerin üretilmesi için yapılması gereken ArGe çalışmaları mutlak şekilde üniversiteler ile birlikte olmalıdır. Hepimizin arzu ettiği ancak çok da yüksek olmayan bir verimde çalışan üniversite- sanayi işbirliği sağlanmalı, nitelikli bilgi paylaşımı gibi gerekli mekanizmalar kurulmalıdır. Belki de güzel başarı hikayelerinin sayısının artması, daha büyük çalışmaların önünü açacaktır. Bunun için atılması gereken birkaç temel adım vardır. Herşeyden önce, üniversite-sanayi işbirliği hem üniversiteler hem de sanayi-


İNNOVASYON

PLASFEDDERGİ

işbirliği hem üniversiteler tarafından içselleştirilmeli ciler tarafından içselleştirilmelidir. Yani temel pratiklerin hemen oluşturulması gereklidir. Bunun için üniversiteler tarafından oluşturulan teknoloji transfer ofisleri ya da teknokentler önemlidir. Ancak, bu platformlar çeşitli teknolojileri ürettiren ve satan, şirketlerin kurulmasına ya da geliştirilmesine sebep olan yerler olmalıdır. En önemlisi bu platformlar ArGe ticareti yapmalıdırlar. Bu şekilde bağlı oldukları üniversiteleri daha etkin biçimde fonlayabilirler. Şirketler geçmişte yurt dışından aldıkları lisanslar ile faaliyetlerine devam etmektedirler. Pek azı bu lisansların üzerine yeni teknoloji ekleyebilmişlerdir. İşte bu platformlar sayesinde şirketlerin yeni teknolojilerle rekabetçi ürünler üretmeleri mümkün olabilir. Üniversite-sanayi işbirliğinde ve inovatif ürünlerin piyasaya kazandırılması aşamalarında gerekli finansmanın elbette devlet değil çoğunukla özel sektör tarafından karşılanması gerekmektedir. Aksi takdirde devlet teşviği alabilmek için göstermelik olarak kurulan ve hiçbir ciddi ürünün çıkmadığı sanal ve yapay ArGe merkezlerinden ötesi gerçekleşmeyecektir. Pek çok gelişmiş ülke son yüz yılınının ilk çeyreğinde ya da üçte birinde devlet tarafından verilen ArGe vb. destek miktarları özel sektörden çok daha fazladır. Bu ivme ile yaklaşık 50 yıl içerisinde makas daralarak ArGe’ye harcanan pay özel sektör ve devlet arasında dengeye ulaşmıştır. Son 50 yıl içerisinde ise, özel sektörün ArGe’ye ayırdığı pay, devlet teşviklerinin çok önündedir. Bu ülkelerde şirketler, üniversite ve/veya ArGe çalışmaları yapan akademisyen şirketlerle ilişkiler kurarak bu tür yerlere proje bazında fon aktarımı gerçeleştirirler. Böylelikle ArGe ürünlerini geliştirmiş ve bu kurum/kuruşların altyapı ve yetişmiş eleman kadrolarından da yararlanmış olurlar. Gelişmiş ülkelerde devlet ya da yerel yönetimler ancak özel sektöre belirli konularda verdiği si-

pariş usulü yapılan ArGe’lerde ciddi kaynaklar aktarmaktadır. Peki Türkiye’deki durum nasıldır? Son yıllarda ArGe destekleri çeşitlendirilmiş ve belirgin konularda ihtiyaca yönelik ArGe çalışmalarını desteklemek üzere fonlamalar başlamış olsa da, büyük ölçekli firmlar ile, küçük ölçekliler ve hatta akademisyenlerin sanayi ArGe desteği alabilmeleri için aynı yarışa girmeleri beklenmektedir. Büyük firmaların piyasa lideri olmaları veya lider olarak kalabilmeleri için, zaten yapmak zorunda oldukları ve kendi kaynakları ile rahat bir şekilde yapabilecekleri ArGe çalışmaları için devlet teşviği talep etmeleri ne kadar doğrudur? Bu tür bir yarıştan ve anlayıştan şirketlerin büyümelerine imkan sağlayacak yenilikçi fikir ve ürünlerin çıkması nasıl mümkün olabilir? Üniversitelerin ekonomik büyümeye dolayısıyla iş dünyasına ciddi katkılarının olması mümkündür. Bu bir akademik yaşam biçimi olarak algılanmalıdır. Eğer böyle olmasa idi yurtdışında onlarca yıl yaşamış bilim adam-

77

larımız ve mühendislerimiz, çalıştıkları ortamlardan edindikleri iş disiplinlerini, ülkeye döndükleri en çok 5 yıl içerisinde kaybetmezlerdi. Peki aynı kişiler tekrar yurt dışına döndüklerinde havaalanından iner inmez eski çalışkanlıklarına ve alışkanlıklaına birden nasıl dönerler? Evet maalesef bu bir yaşam biçimidir. Şirketler de üniversiteler de bu yaşam biçimini içselleştirip rekabetçi ürünler üretecek şekilde evrimselliştirmelidirler. Özetle, üniversiteler teknoloji merkezleri, araştırma laboratuarları ile yeni rekabetçi ürünler üretecek bilgileri, yöntem ve süreçleri üretmeli aynı zamanda inovasyon havuzlarına nitelikli insan gücü yetişmelidirler. Sanayiciler ise ArGe’yi sadece devlet desteği ile yürütülen, kendilerinin ellerini taşın altına koymak zorunda olmadıkları ve yeni ürünlerin akşamdan sabaha para kazandırabilecekleri bir yapıdan çok, rekabetçi ürün üreten, üzerinde nitelikli elemanların çalıştığı süreçler olarak görmelidirler. Üniversiteler bu süreçte rakip değil önceden nitelikli bilgi haklarının paylaşıldığı ortaklardır.


PLASFEDDERGİ

İNNOVASYON

Poliüretanı oksijensiz ortamda çözebilen mantar keşfedildi

Doğaya terk edilen-atılan ya da

“oyuncak olmadığı” konusunda herkesi uyarı-

te Üniversitesi’nden Ming Tien “Bu mikropların

vahşi depolama alanlarına atılan

yor.

gelecekte kullanılıp kullanılamayacağı sorusu-

plastikler hala en dikkat çekici

Yeni keşfedilen mantara pestalotiop-

nıu yanıtlamanın önünde engeller var. Ancak

sis-mikrospora adı verildi. En önemli özelliği

bu buluşlar, test tüplerinden sahaya atılan

atıkların başında geliyor. Sularda

oksijensiz ortamda dahi poliüretanı çözebil-

büyük bir adımdır” görüşünü vurguladı.

yüzen pet şişeler en önemli çev-

mesi. Bu özellik hemen akla vahşi depolama

re haberlerinin önde gelen gör-

alanlarını getiriyor çünkü çöp dağlarının altın-

Yale laboratuvarlarında çalışmalar devam

da oksijen yok. Bitki içinde bulunan bu mantar

etmektedir. Yale biyokimya profesörü Scott

seli. Aslında bu sorunu çözmek

türlerinden birinin daha poliüretanı çözebildiği

Strobel’e göre bir öğrenci sünger polistiren

için çok güçlü bir araç var: Doğaya

tahmin ediliyor. Mantarlar, poliüretanı kendi

köpüğü (EPS) biyolojik olarak ayrıştıracak bir

karbon kaynağı olarak kullanıyor.

organizma bulmaya çalışmakta ve diğerleri

terk etmemek, atmamak, ayrıştı-

poliüretan yiyen mantara benzer daha çözüm

rarak geri dönüşüm zincirine sok-

Bu mantarların diğer plastik türleriyle

mak. Çünkü hemen hemen bütün

ilgili nasıl bir sonuç vereceği konusunda araş-

plastik ürünlerin geri kazanılması

bulmakla ilgilenmektedir.

tırmalar sürüyor. Buluş her ne kadar sevinçle

Her ne kadar bu araştırma gelecek vaat

karşılansa da bilim insanları çok temkinli. Bu

etse de, geri dönüşüm yakın gelecekte kul-

mümkün ve Dünyanın hemen

keşif, doğaya terkedilen plastikler sorununu

lanılmış plastik ürünler için en iyi çözüm yolu

her ülkesinde bu türden şirketler

çözmede ileriye doğru atılması gereken birçok

olarak durmaktadır. Bu mantarları uzun za-

atıkları topluyor.

adımın sadece ilki olma özelliğinde.

mandır çöplük olarak bilinen çöp sahalarından uzak tutmak bunu gerçekleştirmek için atılma-

Mantarlar kullanılarak ayrıştırma üzerine Ancak ortada bir sorun var ve diğer birçok

araştırma yapan bir bilim insanı olan Penn Sta-

sanayi mamulünde olduğu gibi plastik atıklar ya doğada ya da vahşi depolama alanlarında bulunuyor. Sorunun çözümü konusunda ise doğanın sürprizleri de bitmiyor. Yale Üniversitesi araştırma grubu Amazon ormanlarında poliüretanı oksijensiz ortamda çözebilen bir mantar keşfetti. Elbette bu mantar özelliklerinden dolayı hemen kullanılabilir durumda değil. Bilim insanları, bu türden mantarların

78

sı gereken ilk adımdır.


İNNOVASYON

PLASFEDDERGİ

Karbondioksit sorununu “Plastik”le çözmede umut ışığı Alman bilim insanları, karbondioksiti düşük maliyetli olarak ayrıştırarak poliüretan üretim süreçlerine katmak için yürüttükleri bilimsel çalışmalarda son aşamaya geldi. Ölçekli olarak yapılan deneme üretimlerinden başarılı sonuçlar alındı. 2015 yılına kadar ticari olarak , yeni ayrıştırma yöntemlerini kullanarak ürün üretilmesi gündeme alındı. Bu gelişme, en büyük kirletici unsurlardan biri olan karbondioksitin doğaya salınmadan kullanımı ve böylece kirletici özelliğinin sınırlanması yönünde umut yarattı. Dünyada, küresel ısınmaya neden olan karbondioksit miktarı arttıkça çözümüne yönelik bilimsel çalışmalar da yoğunlaştı. Bu kapsamda yapılan çalışmalardan en ilginçlerinden biri de karbondioksitin ayrıştırılarak karbon elde edilmesine yönelik girişimler oldu. Karbondioksit, halen metanol, salisilik asit ve üre gibi kimyasalların üretilmesinde hammadde olarak kullanılıyor. Yeni çalışma ise düşük maliyetle karbondioksitin ayrıştırılarak, karbon elde edilmesi ve bunun da plastik üretiminde kullanılmasına yoğunlaştı. Bilim insanı Karen Laird, “Green Matter” isimli blogunda yayınladığı bir bildiri ile beş yıldır üzerinde çalıştığı projesinde ilerleme sağladığını duyurdu. Yeni gelişmeyle, poliüretanın (PUR) üretiminde kullanılan karbondioksit bazlı poliolun, bu ayrıştırma işlemi kullanılarak üretilmesine 2015 yılına kadar başlanabileceği tahmin ediliyor. Yeni yöntem, karbondioksitin

Bayer, Alman enerji üreticisi RWE Power ve

yapıldı. Laird, poliüretan için sağlanan bu ba-

güçlü biçimde reaktif olabilmesi için gereken

RWTH Aachen Üniversitesi’nden araştırma-

şarının gelecekte yeni kapılar açacağını belir-

çok yüksek düzeyli enerjiyi azaltmayı hedef-

cılardan oluşan “Rüya Üretim Projesi” takımı,

tiyor. Bunlardan ilk akla gelen karbondioksit

liyor.

Chempark Leverkusen’de Şubat 2011 tarihin-

ayrıştırmasıyla elde edilen karbondan polikar-

de teknik ölçekli deneme tesisini oluşturdu.

bonat üretiminin mümkün olması.

Bayer MaterialScience ve RWTH Aachen Üniversitesi işbirliği içerisinde Almanya

Deneme tesisi, poliüretan esnek kö-

Çalışmanın umut verici yanı, en büyük

Aachen’de CAT Katalitik Merkezi’nde çalışma-

püğünde kulanılan poliol üretmek için Köln,

çevre kirleticisi unsurlardan olan ve küresel

lar başladı. Karbondioksitin plastik için ana

Almanya yakınlarındaki RWE kömür yakmalı

ısınmanın ana nedeni olarak görülen karbon-

madde olarak kullanılması üzere yoğunlaşan

elektrik santralinden elde edilen karbondiok-

dioksitin, dünyanın en fazla kullanılan mal-

çalışmalarda, Laird, elde edilen karbonu poliol-

siti kullandı. Yeni köpüğün geleneksel olarak

zemelerinden biri olan plastiğin üretimi için

lerde kullanabilmek için yeni kataliz teknolojisi

kullanılan köpükle karşılaştırılabilir seviyede

değerlendirilebilir hale gelmesi. Şimdilik ürün

geliştirmede ilerleme sağladı.

olduğu, alev geciktirici özelliğinin ise daha iyi

elde etme bakımından çok büyük farklar gö-

seviyede olduğu ölçüldü. Ölçekli tesiste yapı-

rülse de çevre yönünden alternatif maliyeti

Yapılan çalışmalar sonucunda labora-

lan denemelerle, 2015 yılına kadar ticari olarak

düşünüldüğünde, bu gelişmelerin tercih edile-

tuvar ortamında başarılı bir sonuca ulaşıldı.

üretilebilir bir seviyeye gelinebileceği tahmini

bilir hale getirecek gibi görünüyor.

79


PLASFEDDERGİ

DENEYİM

Sektörün “Duayen” isimlerinden Hayrullah Yelkenci:

“Sektörün sivil toplum örgütleri programlarının dışına çıkmamalı” Türkiye plastik sektörü yanında makine sanayiinin de en deneyimli isimlerinden olan Hayrullah Yelkenci sektörün hemen bütün ilgili sivil toplum kuruluşlarında çalışması yanında, bu örgütlerde yaptığı başarılı girişimlerle de biliniyor. Sektörün en büyük fuarının oluşması, eğitim yatırımları, OSB girişiminde en önemli rollerden birini oynayan Yelkenci, PAGEV, PAGDER, Makine İhracatçıları Birliği PAKOP, İTO ve İSO’da başkanlık ve diğer görevlerde bulundu. Sektörün kimliğinin oluşmasında sivil toplum örgütlerinin rolünü en etkin biçimde oynayan isimlerden olan Yelkenci ile makine imalatını ve sektörde sivil toplum örgütlerinin rolü ve deneyimleri üzerine konuştuk. -Sayın Yelkenci, makine imalatında, sektörde en deneyimli insanlardan birisiniz. Hem iş, hem de sektörün üst örgütlerindeki faaliyetlerinizi sormak istiyoruz ancak biraz kişisel sorularla başlayalım, sektörde çalışmaya ne zaman başladınız ve iş yaşamınızın gelişmesi nasıl oldu? Plastik makineleri imalatında ilk kez 1962 yılında 13 yaşında çırak olarak çalışmaya başladım. O zamanlar plastik yeni yeni gelişiyordu, plastik ürünler için 53-55’li yıllardan söz edilir. Enjeksiyon imalatı yoktu, el presleri vs. yapılıyordu. Ardından şişirme teknolojileri geldi, aşama aşama gelişti. Makine ile plastik imalatı sektörü hemen

hemen aynı dönemde başladı diyebiliriz. Bugünkü ortağımın da çalıştığı atölyede çırak olarak başladım. Makine imalatında, kalıpçılıkta çalıştım. Askerlikten döner dönmez de ortağım ile birlikte kendi işimizi kurduk.

lemli, tüylü bir miğferdi. İlk ihracatımızı da 1971’de Suriye’ye yaptık. Plastik torba üreten bir üründü. Bizim 1970’lerde yaptığımız makinelerden hala kullanılanlar var.

İlk makine imalatına, şişirme makineleri ve kalıpları ile başladık. Makine ağır basınca, kalıpçılığı bıraktık. Biz kendi işimize 22 Eylül 1969’da 21 metrekare bir atölyede başladık. Kuruluş tarihimizi hep tam olarak hatırlıyorum. Başkalarını bilmem ama bizim imkanlarımız çok kısıtlıydı, o yüzden bu tarih benim için çok önemli. Unutmam mümkün değil. İlk müşterim, Mustafa Kütük’tü. Şirketimizi faaliyete geçirmeden önce benden makine alacaklarını söylemişlerdi.

-Plastik sektörü yıllık ortalama 700 milyon Dolar seviyelerde yatırım yapsa da büyüklük dikkate alındığında hala ciddi bir potansiyel görünüyor. Bir değerlendirme yapar mısınız?

Makineyi düşünmezsek, ilk üstlendiğim iş ise bir kalıp yapımıydı. 1969 yılında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı tören miğferi için kalıp hazırladım. Plastik sektörü ile ilgisi olmayan emekli bir subay ihale ile işi almıştı. Kalıbı 3,5 günde hazırladım, birkaç günde fason bastırıp teslimi yapıldı. Miktarı azdı, 300 dolayında bir üretimdi. Özel yapım, iki yanda terekli, amb-

80

-Aslına bakarsanız, üretimde bulunan makinelerin yarısının yenilenmesi lazım ki biraz rekabetçi bir konuma gelelim. Yeni makine yatırımlarına yönelik teşvik gerekiyor. Ancak üretici teşvik beklerken, aksine zorluklarla karşılaşıyor. Yerli yatırımcılar açısından baktığımızda, leasing KDV’si yüzde 18’e çıkınca ciddi bir sorun oldu. Ayrıca yabancı rakipler 7-10 yıl vadeyle makine satarken, yerli makine üreticisi müşterisine yüzde 50 peşin şartı koşarsa ürün satamaz. Bu yüzden sektör gerileme eğiliminde. Sadece leasing değil, diğer finansman destekleri de tam verilemiyor. Leasing kısmen destek oluyordu ancak yüzde 18


DENEYİM

KDV oranı leasing desteğini ortadan kaldırmış oldu. Plastik teşvik kapsamı dışında. Bu küçük firmaların gelişmesinin önünde ciddi bir engel. -Sektördeki sivil toplum örgütlerinde görev yaptınız, hangi aşamalardan geçildi, bir değerlendirme yapabilir misiniz? PAGEV’in 1989’da kurucu üyelerindenim. Ancak ilk yönetimde yer almadım. PAGEV ilk kuruluş döneminde sıkıntılar geçiriyordu, gelire ihtiyacı vardı. Daha sonra kurulan PAKOP’un yönetiminde yer almıştım. Toplantılar yaptığımız dönemde gelir sağlama amaçlı olarak fuar organize etmemizi önerdim. Yılda 3-4 defa yurt içinde fuarlara katılıyorduk, yorucu bir hal almıştı. Fuar önerisi tartışıldı ve daha sonra görev bana verildi. “Sen bu fuarı yap, ancak paramız yok bizi de zarara sokma, yük altına da sokma..” denildi tabii. Çalışmamızı yaptık, fuarla ilgili o zamanki tanıdığımız çevrelerden iki arkadaşla konuştuk. Üç kişi yola çıktık. Projeyi oluşturup yönetime sunduk. İlk fuarımızı Mecidiyeköy’de yaptık. Çok uygun bir fuar alanı olmamasına rağmen başarılı oldu. O günlerde fuarımıza isim taktık: Küçük Milano diye.. Plastik sektörü için Milano ve Düsseldorf fuarı önemlidir. Ben, fuar düzenlemesinin de etkisiyle aday olmadığım halde ilk genel kurulda yönetime seçildim. O dönemde fuar başarılı olunca, bu kez şirketler bizim peşimizde koşmaya başladılar. En sonunda TÜYAP ile fuar anlaşması yapıldı. Bu yönetimde muhasip üye olarak görev yaptım. Fuarın, ilk dönemlerinde ambalajcılar ve hidrolik-pnömatik imalatçıları da bizim içimizdeydi. Bizim fuardan 2-3 fuar çıktı diyebiliriz. Ambalaj, ambalaj makinecileri, hidrolik-pnömatikçiler daha sonra kendi fuarlarını düzenlediler. İlk başta 1600 metrekarelerden, bugün 25 bin metrekarelere çıkıldı. Türkiye’nin en büyük fuarlarından biridir. İlk başlangıç konseptinde içimizde olan arkadaşları da düşünürseniz, 50-60 bin metrekarelik bir potansiyelimiz var. Sanıyorum yeterli fuar alanı olsa bu ayrılma olmazdı. O dönemde, fuar açısından güçlü bir konumdaydık ve TÜYAP ile görevimin sonlarına doğru 10 yıllık bir anlaşma yaptık. Brüt satışların yüzde 20’sini alıyorduk. Sanıyorum şimdi bu düzenleme biraz gevşemiş. Fuar PAGEV açısından ciddi bir çıkış sağladı. Fuar başarılı olmasaydı Vakıf yine de faaliyetlerine devam ederdi ancak bu şekilde kendini tanıtamaz, Dünyaya kabul ettiremezdi. Şu anda Dünya çapında tanınan, bilinen, Türkiye’yi temsil eden kurumlardan biri.

PLASFEDDERGİ

yönetiminde bulundum.

tık ve bir noktaya getirdik.

-O dönemde öncelikleriniz nelerdi? Sektörün dünyaya tanıtılması, sektörün gelişmesi birinci hedefimizdi. İkinci hedef sektör daha iyi mekanlarda üretim yapması ve Türkiye’nin büyük bir üretim merkezi kazanması ve tabii ki eğitime katkı. Sektörün ulaşmasını istediğimiz noktaları belirlemiştik, matematiksel olarak belirlediğimiz hedeflerdi ve şu anda gerçekleştiğini görüyoruz. İlk fuarı yaptığımızda kişi başına 10 kg plastik tüketimi vardı, Avrupa ortalaması ise 70 kg seviyesindeydi. Şu anda biz 70 kg’a geldik, Avrupa 90100 kg dolayında. Yani yakalıyoruz. Türkiye plastik sektörü ortalama yüzde 15 büyümeyi neredeyse tutturma düzeyinde.

-Eğitim yatırımlarına önem verdiğiniz, bu alanda yoğun çalıştığınız biliniyor?

-PAGDER’de de görev yaptınız… Evet, 2005’ten sonra AB müktesebatı ile birlikte Derneklerin daha çok öne çıkması gerektiğini gördük. Derneği (PAGDER) daha faal hale getirdik. Onun da başkanlığını bana verdiler. Altı yıl başkanlığını yaptım, bugünlere geldiğinde katkımız olduğuna inanıyorum. PAGDER’in kuruluş tarihi 1969, oldukça deneyimli bir dernek. 80’li yıllarda etkindi ama Vakıf kurulduktan sonra biraz daha farklı görevlere kaymıştı. Bir ekip ve takım çalışması halinde toplantılar ve çalışmalar yaptık. Derneğimizi de daha işler hale getirdik. Dernek de uluslar arası nitelik kazanmış, Türkiye’yi temsil eder duruma geldi. Bugün sektörün güncel sorunlarına eğiliyor. Gelecekte daha da iyi bir konumda olacağına inanıyorum. Bu mesleki-sosyal faaliyetlerim yalnızca Vakıf-Dernek sınırlı değil, Ticaret Odası, Sanayi Odasında da temsilciliklerim oldu. İhracatçı Birliğinde de çalışma yapıp yönetime talip olduk. Bir dönem orada da başkanlık yaptım. Sektörden birçok arkadaşımız yönetimde bulundular. Birlikte sektöre hizmet etmeye çalış-

Fuarı ve Dergimizi sektörü tanıtmak için emek verdik. PAGEV’deki görevim muhasiplikten sonra başkan yardımcılığına dönüştü ve 4 yıl sürdü. Başkanlığa da seçildim. 6 yıl başkanlık yaptım. Sonuçta 15 yıldan fazla PAGEV

81

PAGEV’in amaçlarından biri budur. Burada şunu söylemek isterim, 2010 yılı sonunda eğitime açılacak seviyede olan eğitim projemizin durması bizi çok üzdü. Bugünlerde tekrar hareketlenmiş görünüyor ama kaybedilen zaman büyük. Vakıf gelirlerinin en önemli kullanım alanlarından biri eğitime katkıydı, sektöre ara eleman yetiştirmekti. Yeni projeler geliştirmek bir yana maalesef 4 yıldan bu yana 30 derslik, 1000 öğrencilik bir okul bitirilemedi. Üstelik yüzde 80-85’ler seviyesindeyken durdu. Sadece lise düzeyinde değil, meslek yüksek okullarına, üniversitelere diğer eğitim kurumlarına yardım yapmamız gerekiyor. Mevcut projemiz de sadece bir meslek lisesi değil, 10 bin metrekarelik yerleşim içinde, Ar-Ge, ileride yüksek okulu, atölyeleri içeren güzel bir proje. Gelir açısından da hiçbir sıkıntı yok. Bu büyük bir eksikliktir.Yüzde 85’i biten bir projenin 4 yıldır bekliyor olmasının gerekçesi olarak sunulanlar da durdurmayı gerektirecek gerekçeler değil. Bu bir yana, mesleki eğitimin değerini artık anlamayan kalmadı. Var gücümüzle her sektör mensubunun ayırabildiği kaynakları birleştirip bu alana eğilmeliyiz. Bunu anlatmaya bile gerek görmüyorum. -Bu deneyimlerinizden çıkardığınız sonuçlar nelerdir? Öncelikle, sektör mensupları geçmişte bu tür faaliyetlere daha duyarlıydı. Tecrübeye inanan bir yapı vardı. Kimse görev almazdı, görev verilirdi. İnsanlar şimdi seçilmek için çok gayret sarfediyor ama görev vermek istediğinizde ara ki bulasınız. Ayrıca çekişmeler de oluyor. Bunun sektöre ve kurumlara zarar vermeye başladığını düşünüyorum. Türk plastik


PLASFEDDERGİ

DENEYİM

sektörünün Dünyaya tanıtımı için çok emek verildi. Üç yılda bir Düsseldorf ve Milano fuarı olur. Özellikle bu iki fuar ve diğer fuarlar için İngilizce dergimizi hazırlardık. O dönemlerde fuar alanında ayakta tek tek kendimiz dağıtırdık. Bu çalışmalarla sektörü tanıtmaya çalıştık ve başarılı olduk. Bu çalışmalarımız görüldükçe işbirliği talepleri geldi. Şimdi ise bakıyoruz etiket sahibi olmak öne çıkmış. Sivil toplum örgütleri “ben bilirim, her işi yaparım” denecek yerler değildir. Sivil toplum örgütlerinin varlık nedeni, ortak çalışmaya gönüllü olmaktır. Kimse kimseyi dışlamaya kalkmamalı. Sektörde faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin rolleri, görevleri ve neler yapacakları çok önceden belirlendi. Kimse, sektörün sivil toplum örgütleri yapısına kendince nizam vermeye kalkmamalı. Böyle bir tavırdan kimse yarar görmez, zararı da sektöre olur. Sektörümüzde faaliyet gösteren Derneğimizin de Vakfımızın da ne yapacağı, ne amaçla kurulduğu bellidir. Mevcut görevleri tam ve layıkıyla yerine getirmeden kendinize yeni roller biçmeye kalkarsanız hata edersiniz. Umuyorum önümüzdeki dönem daha iyi olur. Sektördeki birliktelik ve kurumlar arasındaki birliktelik devam ettiği takdirde, sektör çok daha iyi bir konumda olur. Meslektaşlarıma; kendi mesleklerine, ürettiklerine daha fazla ilgi göstermelerini öneririm. Bunu yaparken, aynı zamanda örgütsel olarak da faaliyetlerin içinde olmalarında fayda var. Bu sivil toplum örgütlerinde genç nesil arkadan gelmezse sektör bir yerde tıkanır. İnanıyorum, geriden gelenler daha ileri gideceklerdir. Çünkü onların dünya görüşü, iletişim araçlarını kullanışı, sektöre bakışı eskiye nazaran çok farklı. İşin içinde olurlarsa ve geçmişten de yararlanırlarsa sektörü daha ileri getirebilirler.

kıyasla yerli malı makineye yönelik önyargı bir hayli kırıldı. Örneğin savunma sanayiinde makinecilerimiz etkili olmaya başladı. Halen de tanıtım çalışmaları sürüyor. Makine imalatını gelişmeden diğer sektörler gelişse de çok şey değişmiyor, dışa bağımlılığınız devam ediyor. Bu açıdan makine imalatı çok önemli. Makinecilerimiz sıkıntı çekiyor. Destek yok. Eximbank destekleri son derece kısıtlı. Her şeye rağmen makine sektörü öz kaynakları ile belirli bir noktaya geldi. -PAKOP da sektör açısından önemli bir girişim. Hatta bugünlerde yoğunlaşan yeni yatırım alanı süreçlerinde ilk girişim olarak dikkat çekiyor? Plastik sektörünün büyük kısmının kuruluş yeri Tahtakale, Süleymaniye bölgesidir.

-Siz plastik işleme makinesi sektöründe faaliyet gösteriyorsunuz ve İhracatçı Birliği’nde de görev yaptınız, bu alanda biraz zorlanılıyor gibi görünüyor?

Sonradan, Bayrampaşa, Topçular, Rami vb. yerlerde yoğunlaştı. Fakat sektör her iki-üç yılda bir yer değiştirmiştir. Çünkü, hızlı gelişiyor, düşünebiliyor musunuz, Tahtakele’de 8. katta imalat yapılıyordu. İkitelli de gelişme dönemlerinde gidilen yerlerden biriydi ancak imalathaneler yine de küçüktü. Biz de dedik ki, üç-beş yılda bir taşınacağımıza 30 yıllık, 50 yıllık taşınmayı unutacak mekana sahip olalım.. Kooperatifi kurduk ve yer araştırmaya başladık. Maalesef İstanbul çevresinde alan bulamadık, Çorlu’ya kadar gittik ve 2850 dönüm arazi aldık. İyi de etmişiz. İnşallah bugünlerde bitecek. Geçmişte faaliyete geçme konusunda büyük şansızlıklar yaşadık. Yer tarım arazisi görünüyordu. Köylüler sahiplenmek istediler, bütün bu süreçler sonunda 70-80 parça tapudan 3 tapuya indirildi, E-6’ya bitişik, serbest bölgeye komşu bir yapı oluşturuldu. Sonuçta 1996 yılında yatırım programına alındı ancak bir türlü sorunlar bitmedi. Maalesef geçmiş hükümetler, sık sık değişen yönetimler zamanında bir türlü sanayiye çevrilemedi. Tarım reformu kapsamına alındı. Burada çalışma 10 yıl sürdü. Sonuçta, bugünlerde bitme aşamasında. İnşallah bitince sektör rahat bir nefes alacak. Yatırımların sağlıklı ve büyümeye müsait olması açısından yer çok önemli. Başka türlü sanayi gelişemez. Türkiye’de en pahalı şey arazi, özellikle sanayi arazisi. “Buraya sanayi gelecek” denildi mi arsa değerleri çok büyük oranda artıyor. Oysa sanayiciye ekonomik şartlarda arazi sunulmalı. Çorlu bölgesinde, bugünkü üretim kapasitesi kadar üretim büyümesi sağlanabilir. İstihdam artacak, teknolojik yatırımlar yapılacak. Rekabet gücü artacaktır. Proje gerçekleştiği zaman bölge çok daha canlı olacaktır. Tarım vs. denildi ama 20 yıldır orada hiçbir şey ekilip-biçilmiyor, yatırım da yapılamıyor. İhtisas OSB olarak örgütlenecek bir arazideyiz. Hatta ilk ihtisas OSB olacaktı ama PAGDER-ASLAN OSB bu konuda bir ilk oldu.

Ben makine ihracatçıları birliği başkanlığına seçildiğimde sektörün 3 milyar Dolar dolayında ihracatı vardı. Benim dönemimde, üç yıl içinde 8 milyar Dolara ulaştı. Makine üretiminde gelişme için çok çaba verdik. Türkiye içinde etkinliğimizi artırmak için yaptığımız faaliyetler sırasında sıklıkla “Bunu da biz yapıyor muyduk, Türkiye’de bu da yapılıyor muydu?” soruları sorulmaya başlamıştı. Bugün 10 milyar Doların üzerinde makine ihracatımız var. 100’ün üzerinde ülkeye ihracat yapılıyor. Ancak kendi ülkemizde maalesef dışarıda gördüğümüz rağbeti görmüyoruz. Sanıyorum benzer olgu, yabancı imajı, psikolojisi diğer ülkelerde de var. Geçmişte Türkiye’de “İngiliz malı”, “Alman malı” imajı vardı, halen bu psikoloji tamamen kırılmış değil. Yine de geçmişe 82


PLASFEDDERGİ

ATLAS

Afrika’nın en büyük ekonomisi BRICS ülkesi Güney Afrika potansiyel vaat ediyor Afrika kıtasının en büyük ekonomisi konumunda bulunan ve yıllık 8 milyar Dolara kadar yabancı sermaye yatırımı alan Güney Afrika Cumhuriyeti, plastik sektörü için de güçlü bir pazar vaat ediyor. Türkiye’nin hedef ülke içine aldığı Güney Afrika Cumhuriyeti, gelecek dönemde de ilgi çekmeye devam edecek. Irkçı yönetime karşı mücadelesi, bu mücadelenin sembol ismi Nelson Mandela ve son olarak 2010 Dünya Futbol Şampiyonası ile üzerindeki ilgi artan ülke, geleceğin yıldız adaylarından biri. Bugünlerde emekliliğini yaşayan Eski Goldman Sachs Varlık Yönetimi Başkanı Jim O’Neill, yaklaşık 10 yıl önce gelişen ekonomiler içinde ön sıralarda yer alacak ülkeleri tanımlamak için “BRIC” (Brezilya Rusya, Hindistan ve Çin) terimini ortaya koyduktan sonra, bu terime eklenecek diğer ülke olmak için yarış başladı. Türkiye, Güney Kore, Meksika derken “S” yani Güney Afrika-South Africa genel kabul gördü. Terimin babası Jim O’Neill her ne kadar buna itiraz edip, “Gerek yok, Güney Afrika ekonomisinin nitelikleri ve potansiyeli dikkate alınsa da hacim olarak çok küçük bir ülke” dese de 2010 yılından bu yana BRICS ismi kullanılıyor ve bu ülkeler bir araya gelerek zirveler düzenliyor. Güney Afrika Cumhuriyeti, uzun yıllar süren ırkçı yönetim, Birleşmiş Milletler’den dışlanma ve ambargodan kurtulduğu 1993’ten sonra Afrika’nın en büyük ekonomisi olmayı başardı. 2012 itibariyle 390 milyar Dolar dolayında bir GSYH büyüklüğü gerçekleşti. Türkiye’nin hedef ülkelerden biri olarak gördüğü Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika içinde Avrupa’ya yakınlık, gaz ve petrol kaynakları nedeniyle dikkatleri çeken Kuzey Afrika ülkeleri dışında Afrika’da odaklanılan en önemli ülkelerin başında geliyor. Birçok ülke, Güney Afrika’yı hem gelişme potansiyeli, hem de coğrafi konumu nedeniyle üs seçmiş durum-

da. Üstelik, zaman zaman sıkıntılı durumlar olsa da istikrarı sağlama yönünde büyük adımlar atan bir yönetime ve Afrika ölçülerine göre demokratik şartlara sahip olmayı başarmış görünüyor. Güney Afrika’nın Batı ülkeleri ile tanışması 1488 yılında Dias’ın Cape’e çıkması ve ardından Hindistan yolu olarak Vasco De Gama’nın Cape’i tanımlamasıyla başladı. Hollandalılar 1652’de ilk koloniyi kurdu. Daha sonra, İngilizlerin hakim olduğu bölgede Hollanda-İngiliz savaşları da yaşandı. 1910’da ise yine Hollandalıların patronajında bölgede kurulan bağımsız bir milletler topluluğu oluşturuldu. Ancak, beyazların ırkçı bir yönetim uyguladığı bölgede siyahların protestoları ve istikrarsızlıkla devam eden bir süreci yaşadı. Nihayet, 1961’de daha ırkçı bir yönetim işbaşına gelerek Güney Afrika’yı birlikten ayırdı. Irkçı yönetim, Dünyadan dışlandı. Ambargo ve dışlanmaya rağmen devam etti ve çeşitli aşamalardan geçen süreçte ırkçı yönetim 1994’te Nelson Mandela’nın işbaşına geldiği seçimle yıkıldı. Bütün bu süreçlerde, Dünyada ırkçılığa karşı mücadelenin sembolü olan Nelson Mandela, 1952’den itibaren mücadelenin sembolü oldu. Güney Afrika bugün 9 eyaletten oluşan bir federal yapıyla ve iki kademeli parlamentoyla yönetiliyor. Güney Afrika’nın nüfusu 50 milyon 587 bin kişiden oluşuyor ve bu nüfusun 40 milyon 206 bin kişisi Afrikalılardan, 4,5 milyonu beyazlardan ve diğer nüfus da Asyalılar, Hintliler ve melez ve diğer ırklardan oluşu-

84

yor. Ülkenin yasal başkenti Cape Town yasama organlarını barındırıyor. Yürütme Hükümet kurumları ise Pretorya şehrinde bulunuyor. En bilinen ve önemli şehirlerinin başında Johannesburg geliyor. Bunun dışında, Durban, Port Elizabeth, Bloemfontein ve East London şehirleri geliyor.

Görmeye değer bir coğrafya Güney Afrika Cumhuriyeti, 1994 yılında ırkçı yönetimin devrilmesinin ardından Mandela’nın popülerliğiyle birlikte dünyanın her yanından ziyaretçi almaya başladı. Ülke, Afrika kıtasında bugüne kadar yapılmış olan en büyük uluslararası organizasyon olan Dünya Kupası’nı 2010 yılında başarıyla tamamladı. Ülkede turizm kalkınma araçlarından biri olarak resmi belgelere girdi ve okyanus kıyılarında deniz turizmi, iç kesimlerde de doğa ve kültür turizmine yönelik büyük potansiyeller var. Afrika denilince akla ilk gelen unsur olan “safari” Güney Afrika’nın da başlıca turizm aktivitelerinden biri. Kruger Milli Parkı bu alanda en önemli destinasyon olarak görülüyor. Kruger Milli Parkı, ülkenin kuzeydoğusunda 190 bin kilometrekarelik (aşağı yukarı İsrail büyüklüğünde) bir alanda kurulu. Burada turistler için oluşturulan “5 büyüğü” yani, aslan, gergedan, afrika fili, bufalo ve gergedanı görmek mümkün. Ülkenin batı kıyısında bulunan Cape Town açıklarındaki Robben adası sıklıkla ziyaret almasıyla dikkatleri üzerinde topluyor. Cape Town ayrıca kültürel olarak beyaz ırkın oluşturduğu kentlerden biri olarak dikkat çekiyor.


ATLAS Cape Town’da şehrin güney yakasında kalan Atlas okyanusu kıyısı Victoria ve Alfred Kordonu Güney Afrika’nın en fazla turist çeken bölgesi olarak öne çıkıyor. Cape Town’un en işlek limanı, çeşitli eğlence ve alışveriş merkezlerini içinde turizm destinasyonlarından biri olarak öne çıkıyor. Dünyanın en iyileri arasında gösterilen İki Okyanus Akvaryumu (Two Oceans) bu bölgede bulunuyor. Cape Town’ın simgesi sayılan turizm mekanlardan biri olan “masa dağı” da turist çeken mekanların başında geliyor. Ülkenin güneyi ise yüzlerce kilometre sahil, Ümit Burnu, ve çok sayıda henüz yapılaşma olmamış, kirlenmemiş tamamen doğal haliyle dikkat çekiyor. Ülkenin turizmdeki bir başka unsuru ise kumar turizmi. Başkent Johannesburg ve Pretoria’ya yakın, Rustenburg kenti ile Pilanesberg milli parkı arasında bulunan Sun City, kumar amaçlı olarak geliştirilmiş bir bölge. Ülke yoğun bir kültür turizmi imkanı da sunuyor. Milli parklar ya da kırsal alanda çok sayıda farklı kabilenin köyü bulunuyor ve buralara turistik amaçlı geziler düzenleniyor. Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan ve insanlığın ilk işaretlerinin görüldüğü Sterkfontein Mağarası, Mandela’nın hapsedildiği Robben adası görülmeye değer mekanlardan.

Afrika’nın en büyük ekonomisi Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika’nın en büyük ekonomisi konumunda. Gelecek için de dünyanın en ilgi çeken ülkelerinden biri. Helikopter gibi bazı üst düzey teknolojiye sahip şirketleri olsa da sanayinin yeni geliştiği bir ülke olarak dikkat çekiyor. Afrika’ya doğru yapılacak ticaret ve üretim için önemli bir merkez olması yanında, denize açık bir konumda olması nedeniyle diğer ülkelere yönelik olarak da merkezi bir konuma sahip. Nispeten gelişmiş bir ekonomi olsa da gelir dağılımındaki bozukluk nedeniyle ülke iç pazarı açısından sıkıntılı bir görünüm arz ediyor. Ülkede geniş bir imalat sanayi üretim yelpazesi bulunuyor. Bunlar arasında gıda, tekstil ve giyim, ayakkabı imalatı, metal, kimyasallar ve kağıt gibi tüketim malları üretimi yer alıyor. Ayrıca, madencilik makineleri, ulaştırma ekipman ve araçları, elektrikli makineler, elektronik ve otomotiv sektörleri son yıllarda önemli ölçüde gelişme gösterdi. Ancak ülkenin en önemli sorunu olarak yüzde 22 düzeyindeki çok yüksek işsizlik ve zaman zaman oluşan finansal-güvenlik sorunları ortaya çıkıyor. Güney Afrika Cumhuriyeti ekonomik yapısı açık ekonomilerinden biri olarak dikkati çekiyor. Ülke, 2010-2014 yıllarını kapsayan bir ekonomik program uyguluyor. Bu kapsamda, sanayi, madencilik ve turizmi geliştirmek amacıyla yatırımlar destekleniyor. Özelleştirme nispeten önemini yitirse de altyapı yatırımlarında kamu-özel ortaklığı modellerinin kullanımı giderek artıyor.

PLASFEDDERGİ

milyon Dolar seviyesinde gerçekleşti. Ancak, 2013’ün ilk 4 ayı sonunda, geçen yıla göre hızlı bir ihracat artışı görüldü. Geçen yılın tamamında 381.8 milyon Dolarlık ihracata karşılık, bu yılın 4 ayında ihracat 255.3 milyon Dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye’nin hedef ülkesi

Dünyanın özellikle madencilik nedeniyle Güney Afrika Cumhuriyeti en fazla doğrudan yabancı sermaye yatırımı çeken ülkelerden biri olarak dikkati çekiyor. Dünya Bankası verilerine göre 2008’de kriz öncesinde yıllık 9.6 milyar Dolar yabancı sermaye çeken ülke, takip eden yıllardaki dalgalanmadan etkilendi ve doğrudan yabancı yatırımlar 2010’da 1.2 milyar Dolara kadar düştü. Son veri yılı olan 2011’de tekrar toparlanma eğilimine girerek 5.8 milyar Dolar yatırım aldı. Güney Afrika Cumhuriyeti, dış ticaret açısından GSYH’sinin yarısı büyüklüğünde bir hacme ulaşmış durumda. 2012 sonu itibariyle Economist Intelligent Unit’in verilerine göre 189 milyar Dolar dış ticaret hacmine ulaştı. İthalatı 101,7, ihracatı ise 87,5 milyar Dolar oldu ve 14,2 milyar Dolar dış ticaret açığı verdi.

Güney Afrika Cumhuriyeti, Türkiye’nin 2013’te hedef ülke ilan ettiği ülkelerden biri. Bu ülkeye gidecek işadamlarına öncelikle “dikkat ve tedbir” öneriliyor. Kişisel değerli eşyalarını belli etmemeleri tavsiye ediliyor. Güney Afrika’da en çok şikayet alan konulardan biri de “kredi kartlarının kopyalanması” olduğu için, bu ülkede mümkün olduğunca nakit alışveriş tavsiye ediliyor. Güney Afrika’da, inşaat, otomotiv, tekstil, bankacılık, yatırım düzenlemeleri, sermaye piyasası, toplu konut, enerji, gelir dağılımı, telekomünikasyon, petrokimya, demir-çelik, yol, gemi taşımacılığı, maden, tarım gibi alan-

Güney Afrika Cumhuriyeti plastik sektörü fuarları AFRIPLAST EXPO Plastik ve Plastik Ürünleri Fuarı Organizatör: ECI International Limited PRO-PLAST EXPO Plastik, Makine ve Materyalleri Fuarı Organizatör: Firma: Specialised Exhibitions (Pty) Limited Tyrexpo Africa Kauçuk ve Kauçuk Ürünleri Fuarı Organizatör:: Exhibition Ma-

Güney Afrika Cumhuriyeti, her ne kadar Afrika’da olsa da ülkenin en büyük ticaret ortakları, AB ülkeleri, ABD ve Japonya oldu. Son 10 yıllık dönemde, uygulanan politikalar sayesinde diğer Afrika ülkeleriyle ticareti yoğunlaştı ve arttı. Ülkenin ihracatının üçte ikisi imalat sanayii ürünlerinden oluşuyor. Tarım son derece sınırlı kalırken, üçte bir oranında ihracatı madencilik ürünlerinden oluşuyor. Güney Afrika Cumhuriyeti, Türkiye’nin hedef ülkelerinden biri olarak ilan edilmiş durumunda. İki ülke dış ticaretinde, Türkiye büyük miktarda dış ticaret açığı veriyor. TÜİK verilerine göre, 2012 sonu itibariyle iki ülke dış ticaretinde Türkiye açığı 907.9 milyon Dolar seviyesinde oluştu. Türkiye’nin ihracatı 381.8 milyon Dolar olurken, ithalatı 1 milyar 290

nagement Services (U.K.)

lar gelişmeye açık sektörler olarak belirleniyor. Tarım açısından, tütün, şekerli ve çikolatalı mamuller, bira, makarna, zeytinyağı, fındık önemli ürünler olarak ortaya çıkıyor. İmalat sanayiinde ise otomotiv ana ve yan sanayi, petrol yağları, inşaat makineleri aksam ve parçaları, ilaçlar, tıbbi alet ve cihazlar, kağıt ve kağıt ürünleri, elektrik jeneratörleri, transformatörleri, konvertörleri, ferro alaşımlar, demir çelikten inşaat aksamı, tv’ler, monitörler, pompalar, mobilya, tarım traktörleri, güç aktarımı ekipmanı ve aksamı, musluk ve boru malzemeleri, kablo ve teller, mutfak eşyası, ev tekstili ürünleri öne çıkıyor.

TÜRKİYE GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ DIŞ TİCARETİ (TÜİK) 2011

2012

2013 Ocak Nisan

İhracat

İthalat

İhracat

İthalat

İhracat

İthalat

Yatırım (sermaye) malları

46.623.360

134.501.993

57.600.068

138.197.515

24.125.307

52.805.866

Hammadde (aramalları)

215.381.388

1.816.817.602

181.756.142

1.146.665.183

70.175.720

377.021.176

Tüketim malları

1.077.486

248.451.705

3.266.020

142.406.831

4.938.315

160.850.929

Diğerleri

66.912

326

63.031

19.587

170.694

2.759.631

Toplam

510.523.365

1.954.585.941

381.826.072

1.289.820.600

255.322.650

433.664.159

85


PLASFEDDERGİ

ATLAS

Güney Afrika Cumhuriyeti plastik sektörü değerlendirmesi Güney Afrika Cumhuriyeti plastik sektöründe net ithalatçı konumunda bulunuyor. Plastik mamul ve hammadde ithalatı 2010 yılında 2,2 milyar ABD Doları seviyesiyle önemli bir pazar görüntüsü veriyor. Ülkenin, plastik mamul ithalatı yüzde 8,9, plastik hammadde ithalatı ise yüzde 6,4 hızla artarken plastik işleme makineleri sektöründeki ithalatın azaldığı gözleniyor. Türkiye’nin 2010 yılı verileri dikkate alındığında, pek varlık gösteremediği bu pazardan sadece yüzde 0,47 pay alması dikkat çekici veri olarak görülüyor. Pazara giriş olarak bakıldığında, toplam 1469 sektörde Güney Afrika Cumhuriyeti’ne ihracat yapan Türkiye’nin bunların içinde 134 plastik üründen sadece 62’sinde pazara girebilmesi dikkat çekiyor. Rekabetçi yayılma endeksi açısından bakıldığında ise Türkiye’nin rakiplerinin kalite yönünden Almanya, fiyat bakımından Çin olması nedeniyle zorlu bir pazarlama faaliyeti gerektiği vurgulanıyor. Türkiye’nin 2010 itibariyle 42 plastik mamul, 16 plastik hammadde ve 4 plastik işleme makineleri sektöründe ihracat yaptığı, bu ihracatların birim fiyatlarının ülkenin ortalama ithalat birim fiyatının üstünde gerçekleştiği belirlendi. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ithalatının büyük kısmını Avrupa ve Asya ülkelerinden yaptığı gözleniyor. 2005-2010 arası trend gözlendiğinde ise ağırlığın Asya ülkelerine doğru kaydığı belirlendi. Buna rağmen, ülkenin hala yüzde 41’e yakın oranda Avrupa ülkelerinden ithalat yaptığı belirtiliyor. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin plastik sektöründe en büyük ticaret partnerinin Çin olduğu görülüyor. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 2010 yılındaki toplam ithalatının yüzde 13,3’ü, plastik sektöründeki ithalatınınsa yüzde 21,5’i Çin’den karşılanıyor. İkinci ve üçüncü sıralarda Almanya ve ABD’nin olması dikkat çekiyor. Bu veriler, pazarda rekabetin hem kalite hem de fiyat açısından zor olacağı şeklinde yorumlanıyor. Türkiye’nin ülkeye en çok ihracat yaptığı plastik mamul sektörleri ile ülkenin en çok ithalat yaptığı plastik mamul sektörleri arasında bir uyumsuzluk gözleniyor. Analizlere göre, Türkiye, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 148,7 milyon ABD doları büyüklüğündeki “diğer plastik eşya” talebinin sadece 0,3 milyon Dolarını karşılıyor.

Yapılan analizlerde, ülkenin plastik mamul ithalatının yüzde 14,2’sini “plastikten diğer eşya” sektörü oluşturduğu için, “etilen polimerlerden -levha, pelikül, lamlar-takviyesiz” ve “plastikten diğer yapışkan levha, yaprak, şerit, lam vb. düz olan” öne çıkan ürünler olarak dikkat çekiyor. Potansiyel olarak ise Türkiye’nin ihraca-

tını artırabileceği bir alan öngörülüyor. Analizlere göre, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin plastik mamul talebinin sektörel dağılımı ile Türkiye’nin plastik mamul ihracatının sektörel dağılımı arasında yüksek bir pozitif ilişki gözleniyor. Plastik mamul sektörü için tamamlayıcılık endeksinin 2010 yılında yüzde 62,8 değerini alması bu durumun ispatı olarak gösteriliyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti plastik pazarında Türkiye için potansiyel arz eden sektörler Sektör kodu

Sektör adı

Ülkenin ithalatı (2010, milyon dolar)

392690

Plastikten diğer eşya

148,7

390120

özgül kütlesi > =0, 94 olan polietilen

128,2

390690

Diğer akrilik polimerler (ilk şekilde)

95,4

391990

Plastikten diğer yapışkan levha, yaprak, şerit, lam vb. düz olan

80,7

390720

Diğer polieterler (ilk şekilde)

75,4

392190

Plastikten diğer levha, yaprak, pelikül, varak ve lamlar

64,1

390319

Polisitiran; genleşemeyenleri (ilk şekilde)

62,1

392010

Etilen polimerlerden-levha, pelikül, lamlar-takviyesiz

59,6

392020

Propilen polimerlerinden-levha, pelikül, lamlar-takviyesiz

56,6

847790

Kauçuk/plastik eşya imal makinelerinin aksam-parçaları

41,7

848071

Kauçuk/plastik maddeler için enjeksiyon/basınçlı döküm kalıpları

36,9

847780

Kauçuk/plastik eşya imali için diğer makine-cihazlar

36,8

390730

Epoksi reçineler (ilk şekilde)

32,7

392062

Polietilen tetreflattan levha, yaprak, film, folyo ve şeritler

31,3

391910

Eni 20 cm yi geçmeyen rulo halinde plastik yapışkanlar

31,3

392042

Esnek vinil polimeri olan levha, yaprak, film, folyo ve şeritler (gözeneksiz)

31,2

392350

Tapalar, tıpalar, kapsül, kapak gibi plastik eşya

27,6

390210

Polipropilen (ilk şekilde)

27,6

391000

Silikonlar (ilk şekillerde)

23,2

847720

Kauçuk/plastik için ekstrüzyon makineleri

22,9

391740

Plastikten tüp, boru ve hortum bağlantı elemanları

22,5

390410

Polivinil klorür (başka maddeyle karıştırılmamış) (pvc) (ilk şekilde)

22,0

847730

Kauçuk/plastik için püskürtme döküm makineleri

17,1

392390

Plastikten eşya taşıma, ambalajlama malzemesi, benzeri eşya

16,4

391690

Diğer plastiklerden monofil, çubuk, profiller-eni > 1mm.

13,0

390610

Polimetil metakrilat (ilk şekilde)

12,0

392119

Diğer plastiklerden gözenekli levha, yaprak, pelikül, levhalar

10,7

390791

Doymamış poliesterler (ilk şekilde)

7,9

Kaynak: BACI veritabanı

86


PLASFEDDERGİ

GÖRÜŞ

2050’de nasıl bir Türkiye ve nasıl bir dünya olacak? müthiş yol alınacak. Şu an için bitki ve hayvan genetiği üzerinde gerçekleşen değişimler zamanla insana da uygulanacak. 100 yıllık yaşam, giderek gençleşen hücreler ve tedaviler, gelecekte muhtemelen tıpçılardan çok genetikçilerin ilgi alanına girecek.

na, 150 milyona rahatlıkla ev sahipliği yapar. Türkiye’nin dört bir yanını gezdiğinizde, bunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Yaşanılan yerlerden çok daha fazla, hiç el değmemiş alanlarımız var.

Siyaset ve eğitim Abbas Güçlü Milliyet Gazetesi Konuk Yazar

100 milyonluk Türkiye’ye, 100 yıllık bir yaşama ve 50 yıllık bir çalışma hayatına ne kadar hazırsınız? Gelin bugün hep birlikte geleceğe yönelik beyin jimnastiği yapalım, tahminler yürütelim. 80’li yılların sonunda, 2000’li Yılların Komutanları diye bir yazı dizisi, 2000’li Yıllar diye de bir kitap derlemiştim. 25 yıl önce, bugünün Türkiye’si, dünyası, bilim ve teknolojisi, yaşamı ve siyaseti üzerine kafa yormak, öngörüler almak oldukça heyecanlı olmuştu.

Ortalama ömür 500 yıl önce 30’lu yaşlardaymış. Şimdi 70’lerde. 50 yıl sonra 80, hatta 90’lara, hatta 100’e tırmanacaktır. 50 yıl sonranın 100 yaşındaki insanı kesinlikle bugünkü gibi çökmüş olmayacaktır.

Enerji ve bilişim Bilimin varlığını en çok hissettirdiği diğer alanlar da enerji ve bilişim olacaktır. Klasik enerji kaynaklarının yerini kesinlikle kimyasallar alacak ve minnacık bir pille arabanızı yıllarca kullanabilecek, evlerinizi yıllarca ısıtıp, soğutabileceksiniz.

Örneğin hâlâ bayramları tartışıyor olacak mıyız? Ya da siyaset hâlâ bugünkü kadar etkin olacak mı? Nasıl bir dünya ve nasıl bir Türkiye olacak? Komşularımız hâlâ aynı komşular, Amerika hâlâ tek süper güç olarak mı kalacak?

Bilim sınır tanımayacak? Bilimde, son 50 yıldaki gelişmeler, son üç bin yılınkinden çok daha fazla. Görünen o ki gelecek 50 yıldaki gelişmeler de bugünkünden çok daha hızlı olacak. Peki, nereye kadar? İşte ona sınır koymak ya da öngörüde bulunmak o kadar kolay değil. Özellikle genetikte

Çin gibi dünyanın en büyük hatta daha fazla nüfusuna sahip olacak olan Hindistan da bölgesel güç olmanın çok ötesine geçecek. Çünkü bilimde en hızlı yol kat eden ülkelerden biri de o. Peki, eğitim hâlâ dört duvar arasında okullarda mı gerçekleşecek?

Bunu, fütürizm adına meslek edinenler var. Bizimki de, sizinki de elbette o değil. Bizler gazeteci olarak, sizler de vatandaş ya da kendi meslekleriniz adına gelecekle ilgili tahminlerde bulunabilirsiniz. Ya da gelin hiç sınır koymayın, uçun uçabildiğinizce... Evet, siyasette, bilimde, tıpta, sanayide, enerjide, bilişimde, sıcak ve soğuk savaşlarda, tarımda, sağlıkta, eğitimde, yaşam süresinde, çalışma hayatında, sanatta, kültürel yozlaşmada, yaşam tarzımızda neler değişecek, neler olduğu gibi kalacak ya da hangi konularda bugünleri de arayacağız?

2050’de siyaset bu kadar güçlü olacak mı? Evet demek çok zor. Muhtemelen daha bir yerelleşecek ve sıradanlaşacak. Hemen her bölge kendi özel dünyasını kuracak. Ama dünya patronları yine hep olacak. Çünkü dün olduğu gibi geleceği de yine hep onlar kurgulayacak. Sömürgeciliğin kitabını yazan İngilizler, bugünkünden büyük de küçük de olsalar, perde arkasından yine dünyayı dizayn etmeye devam edecekler. Süper güç olarak Amerika’nın tek başına kalmayacağı da kesin.

Evet demek mümkün değil. Tıpkı çok kanallı televizyonlar gibi, oturduğumuz yerden dünyanın en iyi eğitim kurumlarına, interaktif olarak erişim olanağına sahip olacağız. Sanal sınavlarına girip diploma elde edebileceğiz.

Yaşam koşulları ve kentsel düzenin bugünkünden çok daha farklı olacağı da kesin. İnsanlar, yüz yıllarca mağaralarda ve yer altında yaşamışlar. Gelecekte, gökyüzündeki ve deniz üzerindeki kentlerde yaşarlarsa hiç şaşırmayalım. Ulaşım araçları ve konutlar da kesinlikle bugünkünden çok farklı olacaktır. Kentlere olan yoğun göç, yine aynı şekilde devam edecek mi? Sanki geri dönüş başlayacak. Ama geleceğin kırsalı yani köyleri, kesinlikle bugünkü gibi olmayacak, belki de kentlerden çok daha modern ve yaşanılır olacaktır. İşte bu çerçeveden bakıldığında ülkemiz, değil 100 milyo-

88

Peki, eğitime olan ilgi bugünkü gibi çok fazla mı olacak? Tam tersi olursa hiç şaşırtıcı olmaz. Özellikle üniversitelere olan talep dibe vurursa bunun kabahatlisi kesinlikle gençler değil, onlara istihdam olanağı sağlamayan yönetenler olacaktır. Evet, 2050’de dershanelere gerek kalmayacaktır. Okullar da zaten böyle tek tip olmayacak. Üniversiteye gitmek isteyenlere üste para verilse de çok etkili olmayacaktır... Zenginle fakir, güçlüyle güçsüz arasındaki uçurum kapanacak mı? Hiç sanmıyoruz. Din olgusu daha da güçlenecek, kutuplaşma daha da artacak... Özetin özeti: Hayal kurmanın, öngörüde bulunmanın ne bir zararı var ne de cezası. Sınırları kaldırın ve düşünmeye başlayın: Nasıl bir 2050 olur? Nasıl bir 2050 istersiniz?


TĂźrkmenistan Caddesi No: 1-3 Organize Sanayi BĂślgesi 06935 Sincan ANKARA/TĂ&#x153;RKâ&#x20AC;šYE 7HO SE[ Â&#x2021;)D[ www.serdarplastik.com - www.serko.com.tr


PLASFEDDERGİ

PROFİL

Mazhar Zorlu Holding İcra Kurulu Başkanı Kemal Zorlu:

“Standart dışı üretim gelecek nesillere ihanettir” Türkiye’nin köklü markalarından Egeplast ve Egeyıldız’ın bünyesinde bulunduğu Mazhar Zorlu Holding, plastik sektöründe yeni yatırımlara hazırlanıyor. PLASFEDDERGİ’nin sorularını yanıtlayan Mazhar Zorlu Holding İcra Kurulu Başkanı Kemal Zorlu, sektörün yakın zamanda, pazar ülkelerdeki yatırımlar nedeniyle rekabet baskısı altında kalacağını, ayrıca Türkiye’ye giren büyük firmalar nedeniyle iç pazarda da rekabetin yoğunlaşacağını belirtti. Bu sürece tepki vermenin en önemli yollarından birinin, hedef ülkelerde yatırım olduğunu belirten Zorlu, şirketlerinin bu çözüme odaklandığının altını çizdi. Türkiye içinde en öncelikli sorunlardan birinin standart dışı üretim olduğunu belirten Kemal Zorlu, sektör yönlendirilemeyen karar süreçleri ya da olgular dışında, sektör imajına zarar veren firmaların en önemli sorun yaratan unsurlardan biri haline geldiğini belirtti. rudan bir sorun çıktığı zaman çok büyük masraflarla düzeltiyor ve huzuru da bozuluyor. Bir banyonun kırılıp-yapılmasını düşünün.

-Sayın Zorlu, plastik sanayiinin köklü kuruluşlarından birini yönetiyorsunuz, öncelikle mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Açıkça söylemek gerekirse, ülkemizde plastik sanayinde faaliyet gösteren firmaları 3’e ayırmak lazım: Çok ciddi üreticiler grubumuz var. Diğeri ise plastik teknolojisini takip eden grup. Üç üncü grup ise, sadece günü kurtarma peşinde olan, yeniliklerden uzak, kopyalama ve belirli standartların dışında mallar üreterek kendisini idame ettiren bir grup var. Plastikte 54. yıla girdik. Bu kadar eskiyiz. Bizim sektörle ilgili şu andaki sıkıntımız ve üzüntümüz; Ülkemizin başta inşaatlar (plastikleri) olmak üzere çok çeşitli alanlarda sektörün kendisini ispat etmiş olmasına rağmen, tekrar olumsuzlukların ortaya çıkmasıdır. Yıllardır pik boru kullanılmayan sektörde yeniden pik boru

kullanımı görüyoruz. Neden? Çünkü kalitesiz üretimlerle plastiğe olan güveni sarsanlar var. Bir üreticinin bile standart dışı üretim yapması ve piyasaya sürmesi, ayrıca reklamlarla vs. yaygınlaşması sonucunda tüketiciyi yanıltıyor. Tüketici bu yanılgının karşılığında idame malzeme bulmaya girişiyor. Maalesef Türkiye’de çok ciddi ele alınması gereken bir konu budur. Rakiplerin zaman zaman analizini yapıyoruz, çok büyük kısmı Türk Standartlarının dışında. Belirli testlerden geçiyor ama dayanıklılık testlerinin hiçbirine cevap vermiyor. Biz üretici olarak toplumsal sorumluluk taşıyoruz. Doğalgaz, pis su atık borularını düşünün, binanın görünmeyen kısımlarında kullanılan, temiz su borularını düşünün. Bizim dezavantajımız, bizler binaların ve altyapının görülmeyen kısımlarındayız. Ancak en büyük sorun nerede yaşanıyor?.. Borularda yaşanıyor. Kalitesiz bo90

-Altyapı da bu alanda öncelikli konulardan biri, başta afet riski taşıyan bölgelere yönelik olmak üzere çok sayıda şehircilik ve konut programı yürüyor? Altyapıya gelince, burada yapılacak hataların yaratacağı kayıplar milyon Dolarlarla ölçülür. Bugün altyapıda normal standartlarda bir malzeme kullanılsa ömrü 100 yıldır. Bizim 43 yıl önce verdiğimiz Salacak-Kızkulesi polietilen boru hala kullanılıyor. Orası en fazla akıntılı, en fazla dış etkenlere açık yerlerden biridir. Bugün birçok yönetim altyapı borusu alıyor ve 5’inci-10’uncu yılında tekrar sokaklar açılıp değiştiriliyor. Altyapı için verilmiş boru açılıp bakıldığında hiçbir standarda uymadığı, bozulduğu görülüyor. Bütün bunlar sektörümüzü geriye götüren, üzüntü veren unsurlardır.

“Standart dışı mal yapıp para kazanıyorum diyenler gelecek nesillere de ihanet ediyor” Standart dışı mal yapıp, piyasaya satıp para kazanıyorum diyenler, esasında gelecek nesillere de ihanet ediyor. Hem ülke kaynaklarını heba ediyorlar, hem diğer tarafta sektör için yanlış algılamaların ortaya çıkmasına yol açıyorlar, hem de mesleklerine ihanet ediyorlar. Bir insan, işine ve kendisine saygı duymalı. Bugün sattığım miktarın 4 katına çıkabilirim, bunu iddia ediyorum. Ancak yapmam çünkü 54 yıllık sektör mensubuyum. Bize kalite olarak inanmışlar, buna ihanet edemem. Marka, insanlar üzerinde güven duygusu oluşturmak-


PROFİL

tır, insanların size güvenini, size karşı duyulan saygıyı artırmaktır. Bunu yapıyorsanız marka olursunuz. Sadece gazetelere hergün ilan vermekle marka olunmaz. Marka saygınlık ve kurumsal kimliğinizdir. -Bu olguya karşı bir süreç de işlemeye başladı, sizin düşünceniz nedir? Ülkemizde PLASFED gibi ciddi kuruluşların yaptığı çalışmalar var. Plastik için anti-propaganda olduğunda Dernek, Federasyon girişimlerde bulunuyor, doğruları anlatmak için yayınlar yapıyor. Sektör olarak yokedilebilir plastikleri, teknolojileri konuşuyoruz. Şunu söylemek isterim, plastikte harcıalem mal yerine gelişmiş hammaddelerle, gelişmiş teknolojilerle üretilen mallar öne çıkacaktır. Mühendislik plastiği önemli bir konudur. Rekabeti daha az olan konulara girmemiz lazım. Kompozitler bunun en önemli göstergesi. Dünya artık plastikte kompozit malzemeyi başta silah sanayii olmak üzere, sivil havacılıkta, inşaatta kullanmaya başlandı. Kompozit malzemelerden binalar gündemimize girdi. Türkiye’de de var. Bunu geliştirmemiz lazım. Kontrol mekanizmasının daha etkin bir şekilde tatbikat içine girmesi lazım. TSE zaman zaman ürünleri alıp kontrolleri yapıyor ama buranın ciddi müeyyidelerle desteklenmesi gerekir. Bu malzeme (plastik) o kadar dayanıklı ki, artık 50 yıldan aşağı ömrünü bitiren yok . Buna ilave olarak mühendislik plastikleriyle ortaya çıkacak yeni malzeme gruplarına yaygınlaşmalıyız. Öyle malzemeler var ki, muadillerinden çok daha fazla ülke ekonomisine katkı sağlayacak, dayanıklı.. Plastik hammaddede dışa bağımlılığımız azaltılmalı. Türkiye hammaddenin çok az bölümünü kendi kurumlarından temin ediyor. Türkiye’de 2, 3 petrokimya tesisini daha kaldırabilir düzeydedir.

“Kemal Zorlu: Yurt dışına yatırım bir çözüm olarak görülebilir”

larını satmak için pazarlara müthiş hamleler yapmaya başladı. Bizim gibi ürün üreticisi olan grupların rekabet edebilme şansı yavaş yavaş azalabilir. Buna karşı tek yol, teknoloji transferi yapabilecek seviyedeyiz, belirli bölgelerde ortak yatırımlar kurarak rekabet şansını mutlaka üst düzeyde tutacak şekilde girişimler sağlamamız gerekiyor. İhracatla ilgili bizim ihracatımızın toplam ciro içindeki payı yüzde 30 dolayında. Biz bu yüzde 30’u daha yükseltmeye çalışıyoruz. Şu gerçeği de unutmamak lazım, komşu ülkelerdeki siyasi gelişmeler bizleri negatif etkiliyor. Oralarda ciddi bir yatırım planlaması olamadığı için zorlanıyoruz. Bunun bir başka görünümü ise gelecek dönemde sorunlar çözülünce altyapıyla ilgili geniş bir pazar ortaya çıkacak. Şu anda Irak’ın altyapısının tamamen çözülmesi 20 yıl sürer. Altyapı çöktüğü anda her şey çöktüğü için çok yapılacak iş yapılması gerekiyor. Sadece temiz su, pis su borularını düşünmeyin, telekomünikasyon boruları, drenajlar vs. hepsini yapmanız gerekiyor.

“Yerel yönetimler yerli malı tercih ediyor ama en ucuzunu alıyorlar. Hammadeden ucuz ürün nasıl olur” -İç pazar açısından yerel yönetimler başta olmak üzere çok büyük hacimli programlar devreye girdi. Öncelikle, Türkiye’de üretilen ürünler tercih ediliyor mu, bu alana nasıl bakıyorsunuz? -Yerel yönetimler yerli ürünleri tercih ediyor, o konuda pozitif davranıyorlar. Ancak sorun, malın en ucuzunu alıyorlar. Bizce ise en kaliteliyi almak gerekli. En ucuz alınınca, iki dönem sonra her şey silbaştan yapılmak zorunda kalıyor ve harcanan para heba olmuş oluyor. Şunu söyledik ve söylemeye devam

-Sektör için en öncelikli konuların başında ihracat geliyor. Oysa yeni rekabet alanları sözkonusu, sizin gözlemleriniz nelerdir? Dünyada artık bir gerçek var: Plastikler, plastik borular Dünyada her yerde üretilmeye başladı. Çok az gelişmiş ülkelerde bile yavaş yavaş üretiliyor. Süreç içinde dış pazarların gittikçe daralacağı anlamına gelir. Birinci unsur budur. Boru ile birlikte hava da nakledilir. Diğer ürün gruplarına benzemez, nakliyat çok kritik bir konudur. Bizim sektörümüzde ihracattaki hedefleri toparlayabilmek için belirli ülkelerde üretim tesisleri kurmak lazım ki rekabet edebilelim. İhracatta mevcut yapı ile iddialı kalabilmek son derece zor. Dünyada plastik makine teknolojisi çok gelişti. Makineciler mal-

91

PLASFEDDERGİ

ediyoruz: Öyle ürünlerle karşılaşıyoruz ki, mamul boru fiyatı hammadde fiyatından daha ucuz! Mamulün fiyatı 10, hammadde fiyatı 9.. Bu nasıl olur?.. Üretici demek ki hammaddenin içine başka şeyler katılmış, standart değil. Şunu da duyduk: “Yerel yönetici olarak benim kaç bin metre iş yaptığımıza bakar”.. Bizim de yanıtımız, “Allah sizin de bizim de yardımcımız olsun”.. Bu işi nasıl sürdüreceğiz. Ya iş kapatılacak ya da işimizi hepimiz doğru yapacağız. Mücadele yıllardır sürüyor. Zaman zaman akıntıya kapılanlar oluyor, ayakta durmak isteniyor. Bütün kurumlar, sektörümüzü, insanları doğru yöne doğru yönlendirmek için çaba harcamak gerekiyor. Ben kendi ürünlerimle Dünyanın her yerinde her markayla mücadele edebiliyorum, hem kalite hem de pazar şartlarına göre. Demek ki benim rekabetle ilgili sorunum yok. Benim sorunum nerede başlıyor, ürünlerin evsafı ile ilgili konularda geliyor. Hammaddenin de özellikleri vardır. İçine konulan katkı malzemeleridir, bu malzemelerin standart dışı kullanımıdır.


PLASFEDDERGİ

PROFİL

kurduk, 15 yıl önce. Şimdi herkes boy boy resimler yayınlıyor. Biz ilk renkli, organik pamuğu ürettik. Yenilikçi bir anlayıştayız. Bizim geldiğimiz nokta, olgunluğumuz misyon üstlenme sorumluluğu veriyor. Türkiye’de ilk plastik endüstri meslek lisesini Mazhar Zorlu Plastik Endüstri Meslek Lisesi’ni biz kurduk. Otomasyon bölümünü kurduk. Japon hükümetinden destek sağladık. Türkiye’nin bütün otomasyon öğretmenleri bizim okulumuzda yetişiyor. Bizim için bu öncülük gurur vesilesidir. Çok fazla sektör sivil toplum örgütlerinde görünmüyoruz ancak yapan arkadaşlarımızı destekliyoruz, onlara teşekkür ediyoruz. Arkadaşlarımızın meslekle ilgili, sektörle ilgili konularda desteğe hazırız. -Egeplast ve Ege Yıldız’dan söz edelim, tabii ki dış yatırımlara ilişkin görüşlerinizi de soracağım? Ege Yıldız olarak 54 yıl önce kurulmuşuz. Ege Yıldız pazarlama firması olarak faaliyette. Egeplast üretici firmamız. Ürün çeşidimiz çok fazla. En büyük güvencemiz kalitemiz. Bayi ağımız 1400 bayiden oluşuyor. Bayilerimizin bize güvenini sağladık. Sattığımız ürünlerin hep arkasında olduk. Her üretici, üretiminin belli bir yüzdesinde hata yapabilir. Biz, herhangi bir yerde sorun çıkarsa ürünümüzün arkasından gideriz ve müşteriye karşı vecibe neyse aradan 5 yıl da geçse, 10 yıl da geçse sorunu çözeriz. Ayrıca biz bayimizle, müşterimizle vedalaşmayız. Şunu da belirteyim, bize gelen müşteri şikayetlerinin yüzde 85’inden fazlası kullanım-uygulama hatası kaynaklıdır. Müşteri hatalarında dahi biz sorunu çözme yönünde gayret içinde oluyoruz.

misafirsin. Misafirperverlik, sevgi saygı hiç bit-

Sektörümüzde hep öncü rol oynadık. Türkiye’de plastik sektöründeki 100 yeniliğin 90’ı bizim tarafımızdan gerçekleştirilmiştir. Biz polietilen boruda yıllarca tek üretici olarak kaldık. Ürün gruplarıyla ilgili çalışmalarda insanlar arkamızdan geldi. Televizyonda reklam görüyoruz, “Yenilik yaptık, şunu ürettik” diye.. Bakıyoruz 20 yıl önce biz yapıp, piyasaya sürmüşüz.

Biz Holding olarak yaptıklarımızla gurur duyuyoruz. İlk rüzgar enerjisi santralini biz

memeli ortağının. Yeni teknolojik ürünlerimiz olacak, açıklamak mümkün değil. Çünkü takdir edersiniz ki rekabet ortamındayız. -Çok hızlı bir büyüme süreci mi yaşayacaksınız? -Açıkça söylemek gerekirse, ben artık bu işten çok fazla zevk almıyorum. Çünkü, sektörde bir erozyon var. Genel bir erozyon var. Yurtdışı yatırımları gerçekleştirip bunların haricinde yeni teknolojileri de Türkiye’ye getirdikten sonra belki devam etmeyeceğiz. Babam şanslı bir insanmış, bu işleri devam ettirebilecek, kabullenen nesli varmış. Ancak ben sorunlu bir sektörde çocuklarıma sorun bırakmak istemiyorum. Ancak biz bu işin içindeyiz, işimizi sürdürüyoruz. Ben 11 yaşında plastik imalathanesinde çalışıyordum, tüp basıyordum, çapak ayıklıyordum.

Sektörümüzde büyük yenilik imkanları var, bunu karşılamak için çalışıyoruz. Yurt dışında 2 yatırım yeri seçtik. Bunu gerçekleştirme aşamasındayız. Bu yıl eylül ayına kadar ilk yatırımı anons ederiz diye düşünüyorum. Mutlaka yerel ortak gerekli. Ortaklık güzeldir ama zordur. Eşini boşarsın, ortağını boşayamazsın. Ortaklıkları doğru yapmak lazım, temelini doğru yapmak lazım. Yerli ortak, orada sahip, sen

92

-Son dönemde Türkiye’ye yabancı yatırımcılar satınalmalarla girdiler. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? -Türkiye pazarına ciddi yabancı firmalar giriyor. Dünya devi firmalar geliyor. Bu firmaların girmesi, standartların yükselmesi, doğru mala yönelme konusunda katkı yapacaktır. Sözünü ettiğim gibi, başka yerlerde biz nasıl yatırım yapmak istiyorsak, onlar da aynı şekilde Türkiye pazarına gelmek, pazara yaklaşmak istiyorlar. Plastikte nakliyenin yükü yüzde 20’lere kadar çıkabiliyor. Yüzde 20 demek bizim için karın yok olması anlamına gelebilir. Türkiye gelişen pazardır, en büyük ülkelerde İstanbul’daki kadar inşaat göremezsiniz. -Yabancılar iç pazarda yerli firmaları rekabette çok zorlar mı? Ben Altay yıldız takımında top oynarken, kaptanlık yapıyordum. Üst takımlarla maça çıkıyorduk. O zaman diyordum ki: Arkadaşlar kazanmaya çıkıyoruz. Bugün de iş hayatında hep kazanmak için sahaya çıkıyorum.


Atatürk Bulvarı Deposite İş Merkezi A-5 Blok 5.Kat No:507 İkitelli O.S.B. İstanbul - Türkiye Tel: +90 212 549 83 35 - 549 83 94 pbx. Fax: +90 212 549 86 66


PLASFEDDERGİ

GÖRÜŞ

Plastik Sektörünün Günahı Ne? Reha Gür

Dünya’nın en yeni sektörlerinden biri olan plastik sektörü, ülkemizin de en hızlı gelişen ve

PAGDER Başkan Yardımcısı

göreceli olarak Dünya sıralamasında ülkemizi temsil adına en önlerde yer alan, stratejik öneme sahip sektörlerden biri durumundadır. Bugün Türk plastik sektörünün Dünya’nın 8. büyük ve Avrupa’nın da 3. büyük plastik sektörü durumunda olduğunu bilmeyen yoktur. Bu sektör 5 Milyar USD’lik doğrudan ihracatı ve yine yaklaşık 5 Milyar USD’lik dolaylı ihracatıyla toplam 10 Milyar USD’lik ihracat gerçekleştirmekte ve ülkemiz ihracatının %6 dan fazlasına imza atmaktadır. İş devletten destek alma noktasına geldiğinde ise maalesef istatistikler bu kadar da plastik sektörü lehine çıkmamaktadır. %99 ‘dan fazlası KOBİ durumunda olan plastik sektöründe yaklaşık 14.000 firma bulunduğu TOBB verileriyle ifade olunmaktadır. Firma başına çalışan ortalamasının 18 olduğu tahmin edilen plastik sektörü, ihracatındaki büyümeyi sürdürebilmesi için, uluslar arası rekabet gücünü geliştirmek zorundadır. Rekabette öne çıkabilmesi için de günümüzün moda deyimiyle inovatif yani yenilikçi – yaratıcı ve farklılık arzeden ürünlere yönelmesi gerekmektedir. Bunun yolu ise Araştırma Geliştirme faaliyetlerine yeterli önemin verilmesi ve kaynağın ayrılmasından geçmektedir. Hepimizin malumu, 1 Nisan 2008’de yürürlüğe giren 5746 sayılı kanun ile Ar-Ge merkezleri tanımlanmış ve bu merkezleri kuran şirketlere kurumlar vergisi indirimi , gelir vergisi stopaj teşviği, sigorta prim desteği gibi devlet destekleri uygulanmaya başlanmıştır. Ar-Ge’nin ve bu sayede sürdürülebilir rekabetçiliğin desteklenmesi yolunda son derece olumlu bir adım olan uygulama, Ar-Ge’de tam zaman eşdeğer en az 50 personel çalıştırma mecburiyetini temel kıstas olarak alınca, maalesef ülkemize 30 Milyar USD’lik bir üretim desteği veren plastik sektörü bu desteğin dışında kalmıştır. T.C. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı web sayfasındaki 26 Temmuz 2012 itibariyle güncellenmiş istatistikler de bizlerin yaşamakta olduklarını teyid eder niteliktedir. Anılan tarih itibariyle Ar-Ge Merkezi desteğinden yararlanabilen toplam 129 firmanın içinde plastik sektöründen hiçbir firma bulunmamaktadır. Temel kriter olarak konmuş bulunan 50 tam zamanlı doğrudan Ar-Ge personel sınırı, plastik sektörünün de kapsam içine alınabilmesi için tek basamaklı gerçekçi ve ulaşılabilir sayılara indirilmesi zorunluluktur. Dermek olarak bu durumu takip eden ve ilgili makamlar nezdinde dillendiren olacağız. Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı teşvik sistemi olarak geçtiğimiz yıl uygulama esasları netleştirilen Yeni Teşvik sistemi de maalesef plastik sektörünü sektör olarak kavrayamamış, verilen bölgesel teşviklerin de plastik sektörünün yoğun olduğu yerlere verilmemiş olması nedeniyle, sektör adına arzu edilen destek seviyesine ulaşamamıştır. 2023 yılı için hedeflenen 500 Milyar USD’lik ihracat hedefinden plastik sektörü payına düşecek yaklaşık 17 Milyar USD’lik ihracatın birebirden ortaya çıkması mümkün olamayacağına göre, konulan hedeflere ulaşmak için gereken adımlar atılmalı, hem yatırım hem verimlilik adına plastik sektörü hak ettiği devlet desteklerine zaman kaybetmeksizin kavuşturulmalıdır.

94


GÖRÜŞ

PLASFEDDERGİ

Ali İbrahim Aydın

Anonim şirket hisseleri elden çıkarılmasının

Yeminli Mali Müşavir aaydin@prosesdenetim.com.tr

Türkiye’de kurulu şirketlerin büyük ço-

sağlanması koşuluyla, vergiye tabi olmama

Konu ile ilgili kanun hükümleri yukarı-

ğunluğu anonim ve limited şirketlerden oluş-

hükmünün uygulanabileceğine dair açıklama

daki gibi olmakla birlikte, Maliye Bakanlığı

maktadır. Bu şirketlerde hisse veya ortaklık

yapmıştır.

son dönemde verdiği muktezalarda, limited

payına sahip olan gerçek kişilerin bunları elden

Diğer taraftan, mükerrer 80. Maddenin

şirketlerinin nev’i değişikliği yoluyla anonim

çıkarmaları halinde muhatap olacakları vergi

4 numaralı fıkrasına göre, ortaklık haklarının

şirkete dönüşmesi ve dönüşülen anonim şir-

rejimleri farklılıklar göstermekte, bu farklılık-

veya hisselerinin elden çıkarılmasından do-

ket hisselerinin elden çıkarılması halinde, bu

ların göz ardı edilmesi, mükellefler açısından

ğan kazançlar, bunların elde tutulduğu süre

hisselerin elden çıkarılmasından elde edilen

önemli vergisel sonuçların ortaya çıkmasına

gözetilmeksizin değer artış kazancı olarak ta-

kazancın vergilendirilmesi hususunda farklı

sebep olabilmektedir.

nımlamıştır. Buna göre, limited şirket ortaklık

bir yaklaşım geliştirilmiştir. Bu kapsamda ve-

Bu sayıda anonim şirket hisseleri ile limited şirket ortaklık paylarının elden çıkarılmasının vergisel sonuçları mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilecektir. Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. Maddesinin 1 numaralı fıkrasında, ivazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançların değer artış kazancı olarak gelir vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu hükme göre, iki yıldan fazla elde tutulması şartıyla, anonim şirket hisse senetlerinin elden çıkarılmasından elde edilen kazançlar gelir vergisinin konusuna girmemektedir. Ancak, bu hükmün geçerli olabilmesi için

paylarının elden çıkarması halinde, bu ortaklık

rilen muktezalarda, limited şirketlerin anonim

hisse senetlerinin bastırılmış olması ve satışın

paylarının elde tutulma süresi ne olursa olsun,

şirkete dönüştürülerek hisselerinin elden çı-

hisse senedinin devredilmesi suretiyle ger-

elden çıkarma suretiyle elde edilen kazançlar

karılması halinde, iki yıllık sürenin belirlenme-

çekleştirilmiş olması gerektiğidir. Zira madde

değer artış kazancı olarak vergiye tabi olmak-

sinde ortakların şirket hisse senetlerini iktisap

hükmü, iki yıldan fazla süreyle elde tutulan

tadır.

tarihi olarak anonim şirkete dönüşme veya

hisse senetlerinin elden çıkarılması halinde

Bu arada, bir takvim yılı itibarıyla belirli bir

yeni kurulan anonim şirketin hisse senetle-

oluşacak kazancın değer artış kazancı ola-

tutarın altında kalan değer artış kazançlarının

rinin bastırıldığı tarihin değil, limited şirketin

rak dikkate alınmayacağını düzenlemektedir.

“vergilendirilmeyecek değer artış kazancı”

hisselerinin iktisap tarihinin dikkate alınaca-

Kanun koyucunun bu düzenlemedeki amacı

olarak belirlendiğini ve kazancın hesaplanma-

ğını belirtmiştir. Maliye Bakanlığı bu görüşünü

menkul kıymetler piyasasını teşvik etmek.

sında maliyet bedelinin bir kısım koşulun var

Kurumlar Vergisinin 19 ve 20. maddelerine

Maliye Bakanlığı 232 no’lu Gelir Vergisi

olması şartıyla ve belirli kurallar çerçevesinde

dayandırmıştır.

Kanunu Genel Tebliği’nde, hisse senedi yerine

fiyat endekslerindeki artış oranında artırılaca-

1 No’lu Kurumlar Vergisi Kanunu Tebliği-

bastırılan geçici ilmühaberlerin devredilme-

ğını da parantez içinde ifade etmekte fayda

nin 19.3.3. numaralı bölümünde, KVK’nın 19

si halinde de, en az iki yıl elde tutma şartının

var.

ve 20. maddeleri kapsamında gerçekleştirilen

96


GÖRÜŞ

PLASFEDDERGİ

ile limited şirket ortaklık paylarının vergisel sonuçları ve bir paradoks devir ve bölünme (kısmi bölünme dâhil) halle-

Konu her ne kadar tartışmaya açık olsa

kazanç değer artış kazancı olarak değerlen-

rinde, devir olan veya bölünen şirketin ortak-

da, İdarenin mükellef lehine vermiş olduğu

dirilmektedir. Nitekim Maliye Bakanlığı’nın bu

larına verilen hisselerin iktisap tarihi olarak, bu

bu görüşü olumlu karşılamak gerekiyor. Zira

yönde vermiş olduğu muktezalar mevcuttur.

yeni hisselerin verilmesine neden olan devo-

kanaatimize göre, nev’i değişikliği halinde,

Bu durum, maalesef bir paradoks olarak

lan veya bölünen şirketin hisselerinin iktisap

dönüşülen anonim şirketin hisselerinin iktisap

görünüyor. Zira her daim anonim şirket hisse-

edildiği tarihin esas alınması gerektiği, nev’i

tarihi olarak limited şirketin ortaklık paylarının

lerinin elde tutulmasının değer artış kazancı

değişikliklerinin de devir hükmünde olduğu,

elde edildiği tarih kabul edilebilir, ancak, bu

bakımından daha avantajlı olduğu hususu

nev’i değişikliği suretiyle elde edilen hisse se-

hükmün daha geniş bir değerlendirme ile “his-

değerlendirilmekte iken yukarıda belirtilen

netlerinde ilk iktisap tarihinin nev’i değiştiren

se senedinin elde edildiği tarih” olarak kabul

örneklerde yer alan durumlar limited şirket or-

şirket paylarının iktisap edildiği tarih olacağı

edilmesi mükellef lehine bir zorlama bir görüş

taklığını daha avantajlı bir hale getirmektedir.

belirtilmektedir.

gibi duruyor. Özetle, hisse ve hisse senedi kav-

Bu itibarla, konunun her iki yönüy-

Örneğin, 22.05.2002 tarihinde kurulan

ramlarının birbirine eş kavramlar gibi değer-

le değerlendirilmek suretiyle, hem Maliye

bir limited şirket, 11.08.2011 tarihinde anonim

lendirildiği ve bu kavramların özünde sahip ol-

Bakanlığı’nın limited şirketlerin anonim şirkete

şirkete dönüşmüş, 15.08.2011 tarihinde hisse

dukları farklılıkların ihmal edildiği söylenebilir.

dönüşmesi halinde hisse senetlerinin iktisap

senedi bastırmış olsun. Limited şirketin kurul-

Kaldı ki, yukarıdaki örneği bir anonim

tarihinin limited şirkete ortak olunan tarih ola-

duğu tarihten beri ortak olan bir gerçek kişi,

şirket için dikkate aldığımızda farklı bir sonuç

rak dikkate alınacağına dair görüşünün yasal

24.12.2011 tarihinde şirket hisse senetlerini

otraya çıkmakta. Şöyle ki; 22.05.2002 tarihin-

bir dayanağa kavuşturulması hem de hisse

elden çıkarmış ise, hisse senetlerinin iktisap

de kurulan bir anonim şirket, 15.08.2011 tari-

senedi bastırmamış anonim şirketlerin pay sa-

tarihi olarak limited şirketin kuruluş tarihi olan

hinde hisse senedi bastırmış olsun. İlk günden

hipleri için oluşan dezavantajlı durumun ber-

22.05.2002 tarihi dikkate alınmakta ve elden

itibaren bu şirketin hisselerini elinde tutan

taraf edilmesinde fayda var. Zira İdarenin bu

çıkarma tarihi itibarıyla iki yıldan fazla süre

bir gerçek kişi, bu hisseleri 24.12.2011 tari-

yorumu ile öteden beri kurulu olan limited şir-

geçtiğinden kazancın tutarı ne olursa olsun

hinde elden çıkardığında elden çıkarma tarihi

ketler ile anonim şirketlerin ortak ve hissedar-

değer artış kazancı olarak nitelendirilmemek-

itibarıyla hisse senetlerini iki yıldan fazla elde

ları arasında bir eşitsizliğe yol açtığını aşikâr.

tedir.

tutma şartı gerçekleşmediği için elde edilen

Öte yandan, yakın bir zamanda Meclise sevk edilmesi beklenen yeni Gelir Vergisi Yasa Tasarısı ile hisse senetlerinin elde tutulması ile ilgili iki yıllık sürenin kaldırılacağı ve hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının elde tutulduğu süre uzadıkça vergiye tabi tutulacak kazanç kısmının azalacağı bir sisteme geçilmesinin planlanmakta. Buna göre, hisse senetleri iktisap tarihinden itibaren iki yıl elde tutulduktan sonra elden çıkarılsa bile şayet oluşan bir kazanç varsa belirli oranlarda vergiye tabi tutulabilecek. Bu yeni düzenlemenin dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının artırılması gerektiğine yönelik görüşler çerçevesinde isabetli, vergi tekniği bakımından da daha uygulanabilir olduğunu söylemekte fayda var.

97


PLASFEDDERGİ

ENDÜSTRİDEN

Plastik sektörü ilk çeyrek sonuçları:

İhracat 1 milyar doları aştı, yıl sonu büyüme hedefi, genel hedefin 3 katına çıktı Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) sektörün tutar bazında 2013 ilk çeyreğinde 8,3 milyar Dolarlık üretim yapıldığı, ihracatın da 1 milyar doları geçtiğini açıkladı. PLASFED ve PAGDER Genel Sekreteri Barbaros Demirci tarafından yapılan değerlendirmede, 2013 yıl sonu tahminlerinin de yukarı yönlü güncellendiği kaydedildi. Değer bazında sektör büyümesi, 2013 yılında,Türkiye’nin genel büyüme oranı hedefinin 3 katına çıkarak yüzde 12,5’a ulaşabilir. Sektörün dış ticaret fazlası 2013 sonunda da sürecek.

Teşvik ve hammadde tedariğindeki sorunlara rağmen, 2012’yi büyümeyle tamamlayan plastik sektöründe yılın ilk çeyrek gerçekleşmeleri umut verdi ve 2013 yıl sonu büyüme tahmini değer bazında yüzde 12,5 olarak yukarı yönlü revize edildi. PLASFED ve PAGDER Genel Sekreteri Barbaros Demirci, yılın ilk çeyreğine ilişkin bir değerlendirme notu hazırladı. Buna göre, yılın ilk 3 ayı sonunda üretim 8.3 milyar Dolar, ihracat 1.01 milyar dolar, dış ticaret fazlası da 359 milyon Dolar oldu. Değerlendirmede, 2013 sonu tahminleri de güncellenerek, 33 milyar Dolarlık üretim, 4 milyar 53 milyon dolarlık ihracat 2,6 milyar dolar ithalat tahmini yapıldı. Böylece, sektörün plastik mamullerde 1 milyar 453 milyon dolar dış ticaret fazlası vereceği tahminine yer verildi. Sektörün dış ticaret fazlasının 2012 ile aynı seviyede kalması bekleniyor. Yılın ilk üç ayı sonu itibariyle gerçekleşmeler ve 2013 sonu tahminleri şöyle: Plastik mamullerde ilk çeyrek sonunda, miktar bazında üretim 1.94 milyon ton, ithalat 119 bin ton, ihracat 329 bin ton, yurtiçi tüketim 1,7 milyon ton ve dış ticaret fazlası 210 bin ton olarak gerçekleşti. Aynı trend devam ederse, yıl sonunda üretimin 7,75 milyon ton, ithalatın 477 bin ton, ihracatın 1.316 ton, yurtiçi tüketimin 6,9 milyon ton. dış ticaret fazlasının da 839 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Plastik mamullerde, değer bazında ise, yılın ilk üç ayı sonu itibariyle üretim 8,3 milyar dolar, sektörün yarattığı katma değer 3,3 milyar dolar, ithalat 651 milyon dolar, ihracat 1,01 milyar dolar, dış ticaret fazlası 359 milyon Dolar olarak gerçekleşti. Mevcut trend devam ederse, 2013 yılı sonu itibariyle üretimin 33

milyar dolar, ithalat 2,6 milyar dolar, ihracat 4 milyar 53 milyon dolar, yurtiçi tüketim 31,5 milyar dolar, dış ticaret fazlası 1 milyar 448 milyon dolar olarak gerçekleşecek. Sektörün, değer bazında 2013 sonunda yüzde 12,5 oranında büyümesi, ithalatın yüzde 1,1, ihracatın yüzde 0,4 oranında artması bekleniyor. Yurtiçi tüketim ise yüzde 13,2 oranında artacak. Mamul bazında, yılın ilk çeyreği gerçekleşmelerine göre plastik mamul ortalama ithal fiyatı kilogramda 5,46 dolar, ihraç fiyatı kilogramda 3,08 dolar olarak gerçekleşti. İlk çeyrek sonucunda, Türkiye, ortalama ihraç fiyatın yüzde 77 üzerinde fiyatla plastik mamul ithal etti. Plastik sanayicileri, yılın ilk 3 ayında 185 ülkeye plastik mamul ihraç etti. İhracat yapılan ilk 10 ülke, yüzde 50 ağırlık aldı. En fazla ihracat yapılan ülkeler, Irak, Almanya, Rusya Fed., İngiltere ve Fransa oldu.

Hammaddede gelişmeler Rapora göre, yılın ilk üç ayı sonunda 213 bin ton hammadde üretimi gerçekleşirken, ithalat 1 milyon 532 bin tona ulaştı. Aynı trend devam edere, yıl sonunda 850 bin ton yerli üretim, 6 milyon 129 bin ton ise ithalat yapılacak. Yine aynı trendin devam etmesi halinde hammaddede 2013 yılı sonu itibariyle üretim yüzde 1, ithalat yüzde 9,4 oranında artmış olacak. Hammadde ihracatının da etkisiyle, yerli hammadde kullanımının yüzde 12’de sınırlı kalacağı tahminine raporda yer verildi.

PLASTİK MAMULLERDE ARZ VE TALEP DENGESİ (Milyon Dolar) 2013 2013 % Artış 2012 (3 Ay) (T) (2013 / 2012) Üretim

29.335

8.250

33.000

12,5

İthalat

2.576

651

2.604

1,1

İhracat

4.038

1.013

4.053

0,4

Yurtiçi Tüketim

27.874

7.888

31.552

13,2

1.461

362

1.448

İhracat / Üretim ( % )

14

12

12

İthalat / Yurtiçi Tüketim ( % )

9

8

8

157

156

156

Dış Ticaret Açığı / Fazlası

İhracat / İthalat ( % )

98


ÇEVRE DOSTU TEKNOLOJİ…

PLASFEDDERGİ

Laboratuvar

Fırın İmalatı

Isıl İşlem

Sertlik Ölçümleri Mikroyapı Analizi Hasar Analizi Deneysel Proses Analizi

Atmosfer Kontrollü Fırınlar Vakum Temper ve Nitrasyon fırınları Özel Nitrasyon ve Oksidasyon Fırınları Özel Proses Fırınları Laboratuvar Fırınları

Vakum Sertleştirme Tavlama Ostemperleme Nitrasyon Nitrokarbürizasyon Karbonitrasyon Sementasyon Oksidasyon NITROX® Yaşlandırma Kriyojenik İşlem

ESENYURT: Doğan Araslı Cad. Fatih San. Sit. D1/A Blok No: 21-25 34510 Esenyurt / İSTANBUL Tel: (0212) 690 38 00 (Pbx) Faks: (0212) 690 68 28 GEBZE: TAYSAD,TOSB Org. San. Böl. 1. Cad. 15. Yol No:1 41420 Şekerpınar / Çayırova – KOCAELİ Tel : (0262) 658 25 30 (Pbx) Faks : (0262) 658 25 60 www.alper.com.tr 99


PLASFEDDERGİ

Barbaros DEMİRCİ PLASFED/PAGDER Genel Sekreter

ENDÜSTRİDEN

Plastik işleme makineleri sektöründe yapısal sorunlar sürüyor

Türkiye plastik işleme makineleri sektörü, 2012’yi üretim ve ihracat artışıyla kapattı. Ancak, sektörün ikinci el ve ucuz makineye yönelik ilgisi devam ediyor. Türkiye iç talebinin yüzde 70-80’i hala ithal makinelerle karşılanıyor. Türkiye, yıllık ortalama 750 milyon dolarlık makine-teçhizat yatırımı ile önde gelen pazarlardan biri. Sektörün gelişmesi için gerekli unsurlardan biri olan Türkiye’nin gerek yerli, gerekse uluslar arası makine imalatçıları için bir üs olması yönünde başta teşvik olmak üzere adımlar atılması gerekiyor.

YÖNETİCİ ÖZETİ Türkiye, plastik işleme makineleri ve aksam ve parçaları talebinin yüzde 70 – 80’ini ithalatla karşılayan, bu mamullerde net ithalatçı konumunda bulunan ve 2012 yılında birim ihraç fiyatlarının ithal fiyatlarına yaklaşmış olmasına rağmen, gelişmiş batı toplumlarına kıyasla düşük ihraç fiyatları ile yeterli katma değer sağlayamayan bir ülke konumundadır. Plastik sektörü hızla büyürken plastik işleme makineleri üretimi bu hıza paralel olarak gelişmemekte ve sektör başta Çin olmak üzere ucuz makine üreticisi ülkelerden yapılan ithalat karşısında hızla erimektedir. Plastik işleme makineleri sektörüne yönelik bir devlet stratejisinin bulunmaması, yerli üreticinin yeterince korunmaması ve plastik mamul üreticilerinin rekabet üstünlüğü sağlamak için ucuz ve ikinci el makine ithalatını tercih etmeleri, Türkiye’de plastik işleme makineleri sektöründe üretimin giderek küçülmesine neden olmaktadır.

Plastik sektörü, 2003 – 2012 yılları arasında toplam 5,7 milyar dolarlık makine ve teçhizat yatırımı yapmış olup son 3 yıldır yapılan yatırımın ortalama yıllık tutarı 750 milyon dolardır. Bunun, yüzde 24’ü enjeksiyon, yüzde 18’i ekstrüzyon, yüzde 28’i kesme yarma ve biçim verme makinelerinden oluşmuştur. Plastik işleme makineleri sektöründe 2012 yılında 311 milyon dolar üretim gerçekleşirken bunun 123 milyon doları ihraç edilmiştir. 596 milyon dolarlık ithalata karşı iç pazar satışlarının 785 milyon dolar düzeyinde olduğu görülmektedir.

2012 yılında plastik işleme makineleri üretimi 2011 yılına kıyasla yüzde 5, ihracat yüzde 20 artarken, ithalatın yüzde 14 , iç satışların da yüzde 11 gerilediği görülmektedir.

Türkiye’nin plastik ihracatında ilk 10 sıraya giren ihracat pazarlarının dünya plastik işleme makineleri toplam ithalatı içinde yüzde 13,4 payı olan ülkeler olduğu görülmektedir. Türkiye’nin plastik işleme makineleri ihracatını arttırması için, dünya plastik işleme makineleri ithalatından yüzde 86,6 pay alan diğer ülkelere yönelik tanıtım faaliyetlerini arttırması gerekmektedir.

Türkiye, ucuz ve yetişmiş insan gücü ile makine üretimindeki deneyim avantajını kullanarak global makine üreticilerini Türkiye’de yatırım yapmak için gerekli teşvik altyapısını kurabilir ve global oyuncuların Türkiye’de yapacağı plastik işleme makine yatırımlarına özel teşvikler sağlanabilir. Bu şekilde uygulanacak bir teşvik altyapısı ile en azından plastik işleme makinelerinin bazı modelleri için Türkiye üretim ve ihracat üssü haline getirilebilir. Bunun başarılması halinde diğer model makinelerinin de Türkiye’de üretilip, batının makine ihtiyacı Türkiye’den sağlanabilir. Bunun gerçekleşmesi için ana makine ve bu makinelere yönelik parça üreten firmalar arasında “ Rekabet Öncesi İşbirliği “ nin sağlanması gerekmektedir. Küresel rekabetin sürdürülebilirliği için makine ve aksam ve parçalar üreticisi ilişkilerinin karşılıklı güvene dayanan, ortak tasarımı içeren uzun vadeli bir “İş Ortaklığı” olarak ele alınması gerekmektedir. Aksi takdirde, global oyuncuların Türkiye’de yatırım yaptıktan sonra aksam ve parça ihtiyaçlarını yurt dışından karşılayıp katma değeri yurt dışına transferleri mümkün olabilir. Türkiye’nin makine üretiminde global oyuncu olması, bu sektöre yönelik aksam ve parçaların da hızla üretilip daha büyük katma değerle ihraç edilmesine olanak verecektir.

100


ENDÜSTRİDEN

PLASFEDDERGİ

Bu gün katma değer sağlayan makinelerin üretimi çok büyük AR – GE harcamaları gerektirmektedir. Tümü KOBİ düzeyinde bulunan yerli makine üreticilerinin bu ölçeklerde AR - GE harcamaları yaparak batının makineleri düzeyinde teknolojik düzeye erişmeleri mevcut finansal güçlerinin yetersizliği nedeni ile zordur. Bu nedenle Türkiye’de ana makine üretimi yerine bu makinelerin aksam ve parçalarının istenilen kalite düzeyinde üretilerek sektörümüzün küresel oyuncuların parça tedarik sistemine girmeleri ve Türkiye’nin plastik işleme makineleri aksam ve parçalarında üretim ve ihracat üssü haline getirilmesi izlenebilecek ikinci stratejiyi oluşturabilir.

TÜRK PLASTİK İŞLEME MAKİNELERİ SEKTÖRÜ 2003 yılında 53 milyon dolar olan plastik işleme makineleri üretimi, 2008 yılında 243 milyon dolara çıkmış ancak 2009 ve 2010 yıllarında küresel krizin olumsuz etkileri nedeniyle geriledikten sonra 2011 yılından itibaren tekrar artış trendine girmiştir. 2012 yılında üretim 311 milyon dolar olarak gerçekleşmiş olup 2011 yılına kıyasla yüzde 5,1 artmıştır.

Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri Üretimi (Milyon $) 311 296 243

180

179

167

164 141

83 53

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

2003 yılında 257 Milyon Dolar olan plastik işleme makineleri ile bunların aksam ve parçaları ithalatı sürekli olarak artmış ve 2008 yılında 507 milyon dolara çıktıktan sonra 2009 yılında küresel krizin olumsuz etkisi ile gerileme trendine girmiştir. İthalatın 2009 yılında 312 Milyon dolara indikten sonra 2011 yılında 692 milyon dolara çıktığı görülmektedir. 2012 yılında plastik işleme makineleri ithalatı yüzde 14 azalarak 596 milyon dolara inmiştir.

Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri İthalatı (Milyon $) 692 596

408

459

421

486

507 452 312

257

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

2012 yılında 10 ülke toplam ithalattan değer bazında yüzde 91, adet bazında da yüzde 94 pay almıştır. Almanya, Çin ve İtalya, plastik işleme makineleri ithal ettiğimiz ilk 3 ülkeyi oluşturmaktadır.

101


ENDÜSTRİDEN

PLASFEDDERGİ

Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri İthalatında İlk 10 Ülke (Milyon $) 2011 ÜLKELER Almanya Çin İtalya Avusturya Tayvan Fransa İsviçre Hollanda Japonya Kanada 10 Ülke Toplamı Diğerleri GENEL TOPLAM

Milyon $ 210 130 104 44 35 27 24 21 16 15 624 67 692

2012 Adet 1.068 5.459 2.422 143 383 88 70 104 32 32 9.801 771 10.572

ÜLKELER Almanya Çin İtalya Japonya Avusturya Tayvan A.B.D. Güney Kore Fransa İsviçre 10 Ülke Toplamı Diğerleri GENEL TOPLAM

Milyon $ 158 148 82 37 36 31 22 11 10 9 543 53 596

Adet 836 4.528 552 44 165 287 105 195 42 60 6.814 438 7.252

Kaynak : TUİK

2003 yılında 22 milyon dolar olan plastik işleme makineleri ile aksam ve parçaları ihracatı, 2008 yılında 95 milyon dolara çıktıktan sonra küresel krizin olumsuz etkisi nedeniyle 2009 ve 2010 yıllarında gerilemiştir. 2011 yılında 103 milyon dolara çıkan ihracat, 2012 yılında yüzde 20 artarak 123 milyon dolara çıkmıştır. 123

Plastik ve Kauçuk İşleme Makineleri İhracatı (Milyon$) 103 95

65

72 65

72

57 33 22

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

2012 yılında 10 ülkeye yapılan plastik işleme makineleri ihracatı toplam ihracatın dolar bazında yüzde 59’unu, adet bazında da yüzde 40’ını oluşturmuştur. 2012 yılında plastik işleme makineleri ihracatımızda ilk 3 sırayı Rusya, İran ve Almanya almıştır. Türkiye’nin plastik işleme makineleri ihracatında ilk 10’a giren ülkelerin, dünya plastik ithalatındaki toplam payları yüzde 13,4 dür.

Plastik İşleme Makineleri ve Aksam ve Parçaları İhracatında İlk 10 Ülke ÜLKELER İran Rusya Fed. Azerbeycan Bulgaristan Romanya Almanya Güney Afrika Kazakistan Özbekistan Irak 10 Ülke Toplamı Diğerleri GENEL TOPLAM

2011 Milyon $ 17,2 14,5 5,2 4,8 4,2 3,8 3,4 3,1 2,4 2,2 60,8 41,7 102,6

Adet 507 271 141 146 59 52 14 155 75 149 1.569 1.444 3.013

ÜLKELER Rusya Fed. İran Almanya Azerbeycan Irak Bulgaristan Güney Afrika Kazakistan Romanya Mısır 10 Ülke Toplamı Diğerleri GENEL TOPLAM

2012 Milyon $ 16,7 11,9 8,6 7,6 6,9 5,5 4,8 3,9 3,4 2,6 72,1 50,6 122,7

Adet 343 318 77 99 224 137 34 225 53 49 1.559 2.371 3.930

Dünya İthalatındaki Payı 3,20 1,19 5,70 0,14 0,16 0,13 1,01 0,17 0,94 0,56 13,2 86,8

Kaynak : TUİK

Plastik işleme makineleri ile bunların aksam ve parçalarının ortalama birim ithal fiyatı 2011 yılında 13,25 dolar / kg iken, 2012 yılında 12,72 dolar / kg’a gerilemiştir. Bu dönemde ortalama ithal fiyatlarında yüzde 4 gerileme yaşanmıştır. Birim ithal fiyatları, kesme, yarma ve biçim verme makineleri ile aksam ve parçalar dışındaki tüm makinelerde önemli ölçüde gerilemiştir.

102


ENDÜSTRİDEN

PLASFEDDERGİ

Plastik işleme makineleri ile bunların aksam ve parçalarının ortalama birim ihraç fiyatı 2011 yılında 11,2 dolar / kg iken 2012 yılında yüzde 7,5 artarak 12,04 dolar / kg’a çıktığı görülmektedir. 2012 yılında enjeksiyon, kesme, yarma ve biçim verme makineleri ile aksam ve parçalar dışındaki tüm kalemlerde birim ihraç fiyatının önemli ölçüde arttığı izlenmektedir. Plastik işleme makineleri birim ithal fiyatları, 2003 yılından buyana birim ihraç fiyatlarının daima üstünde seyretmektedir. Bu durum, Türkiye’nin katma değeri daha yüksek makineler ithal ettiğini ve buna karşılı katma değeri düşük makineleri üreterek ihracat yaptığını göstermektedir.

Plastik Kauçuk İşleme Makinaları Ortalama Birim Dış Ticaret Fiyatları ($/kg) 16,0 14,0 12,0 10,0 8,0 6,0 4,0 2,0 0,0

2003

2004

2005

2006

2007

2008

µSG@K%HX@SK@Q

2009

2010

2011

2012

µGQ@k%HX@SK@Q

Türkiye, plastik işleme makineleri dış ticaretinde daima dış ticaret açığı vermektedir. 2011 yılında dış ticaret açığı 589 milyon dolarla en üst düzeye çıkmıştır. 2012 yılında dış ticaret açığı yüzde 20 azalarak 474 milyon dolara inmiştir. Plastik sektörü, işleme kapasitesindeki artışa paralel olarak her yıl artan ölçüde makine ve teçhizat yatırımı yapmaktadır. Sektörün 2003 yılında 288 milyon dolar olan makine teçhizat yatırımı 2011 yılında 885 milyon dolarla en üst düzeyine çıkmıştır. Toplam makine teçhizat yatırımı 2012 yılında yüzde 11 azalarak 785 milyon dolara gerilemiştir. 885

Plastik İşleme Makineleri İç Pazar Satışları (Sektörün Makine Yatırımı) (Milyon $) 785 656 558

595 558

505 458 414 288

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

Plastik işleme makineleri ile aksam ve parçaları sektöründe 2012 yılında 311 milyon dolar üretim, 596 milyon dolar ithalat, 123 milyon dolar ihracat ve 785 milyon dolar da iç pazar satışları ( plastik sektörünün makine ve teçhizat yatırımı ) gerçekleşmiştir.

Plastik İşleme Makineleri Genel Arz – Talep Dengesi (Milyon $) 2011

2012

%Artış 2011/2012

Üretim

296

311

5

İthalat

692

596

-14

İhracat

103

123

20

İç Satış

-11

885

785

İhracat / Üretim ( % )

35

39

İthalat / İç Satış ( % )

78

76

İhracat / İthalat ( % )

15

21

2012 yılında, plastik işleme makineleri ile aksam ve parçaları sektöründe, iç satışların ( sektörün makine teçhizat yatırımının ) yüzde 76’sının ithalatla karşılandığı, toplam üretimin yüzde 39’unun ihraç edildiği, ve ihracatın ithalatı karşılama oranının da yüzde 21 olarak gerçekleştiği görülmektedir.

103


PLASFEDDERGİ

Barbaros DEMİRCİ PLASFED/PAGDER Secretary General

FROM THE INDUSTRY

Structural problems in plastic processing machinery industry persist

Turkish plastics processing machinery industry closed 2012 with an increase in production and exports. However, the industry’s interest in second hand and cheap machines continues. 70 to 80 per cent of domestic demand in Turkey is still met by imported machines. Turkey is one of the leading markets with its machinery-equipment investment worth of USD 750 million. Serious steps should be taken, such as granting incentives, to make Turkey, a crucial part for development of the industry, a centre of attraction for both domestic and international manufacturers of machinery.

EXECUTIVE SUMMARY: Turkey, is in a situation that it can meet the 70 – 80 % of the demand for plastics processing machines, accessories and parts through imports, is a net importer regarding the aforementioned manufactures and cannot provide enough added value with low export prices when compared to the developed countries despite the fact that the unit export prices came close to the import prices in 2012. While the plastics industry is developing swiftly, the production of plastics processing machines are not developing in parallel with the said manner and the industry is continuously losing its ground due to cheap plastics machines producer countries, particularly China. The gradual downsizing in the plastics processing machine industry in Turkey Plastics is caused by the fact that there is not a state strategy towards the processing machines industry, the domestic manufacturers are not protected enough and that the plastics product manufacturers prefer cheap and second hand machine imports in order to get the edge over competition. The plastics industry made an investment of USD billion 5.7 in machines and equipment between the years 2003 – 2012 and the average annual amount of the investment made in the last 3 years is around USD billion 750. 24 % of the said amount was comprised of injection, 18 % of extrusion and 28 % of shearing, splitting and forming machines. While a production of USD million 311 was made in plastics processing machines industry in 2012, USD million 123 of the said amount was exported. It is observed that the internal market sales are USD million 785 against USD million 596 of imports. It is also observed that the plastics processing machines production increased by 5 %, exports by 20 % in 2012 when compared to 2011 while the imports decreased by 14 % and domestic sales by 11 %. It can be seen that the exporting markets which fall within the first 10 spots in the exports of Turkey comprise the 13.4 % of the total world plastics processing machines total imports. In order for Turkey to increase its plastics processing machine exports, it should increase its advertising activities towards the other countries which fall within the remaining 86, 6 % of the world plastics processing machine imports. Turkey can set up the necessary incentive substructure for global machine manufacturers to invest in Turkey by using its cheap and qualified manpower and experience in machines manufacturing and special incentives can be provided to the global players for their investments on plastics processing machines in Turkey. Turkey could be turned into a production and exports base for at least some of the plastics processing machines with the incentive substructure which is to be applied in the said manner. In case of achieving the aforesaid goal, other models of the machines can be manufactured in Turkey and the machines needs of the West can be supplied from Turkey. It is necessary for “Cooperation before Competition” to be established amongst companies which manufacture the main machines and parts for these machines in order to achieve this goal. For the sustainability of the global competition, it is necessary for the relationship of the machines and accessories and parts manufacturers to be approached as a long term “Joint Venture” which consists a common design and that depends on mutual trust. In the contrary case, the global players could meet their accessory and part needs from abroad and make value added transfers to abroad after making investments in Turkey. If Turkey becomes a global player in machines manufacturing, this could enable for accessory and parts concerning this industry to be manufactured at a fast pace and exported with a higher added value.

104


FROM THE INDUSTRY

PLASFEDDERGİ

In this day and age the manufacturing of machines which provide added value requires great R&D expenditures. It is difficult for the domestic machine manufacturers, all of which are at SME level, to make such R&D expenditures and reach the technological level used by the Western countries in manufacturing due to their financial in capabilities. For that reason, rather than main machine production in Turkey, the manufacture of accessory and parts of these machines at the required quality level and entering into supply system of the global players of our industry and Turkey becoming the manufacture and exports base for plastics processing machine accessories and parts could be the second strategy to pursue.

TURKISH PLASTICS PROCESSING MACHINES INDUSTRY Plastics processing machines production, which was USD million 53 in 2003, increased to USD million 243 in 2008 and entered into an uptrend after facing a decline in 2009 and 2010 due to the negative effect of the global crisis. Production in 2012 was USD million 311 which was 5.1 % higher compared to the production in 2011.

Plastic Processing Machines Production (USD million) 311 296 243

180

179

167

164 141

83 53

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

The imports of plastics processing machines which was USD million 257 in 2003 continually increased and entered into a downtrend in 2009 due to the negative effect of the global crisis after increasing up to USD million 507 in 2008. Imports, which reached its highest level with USD million 692 in 2011. The imports of plastics processing machines declined by 14 % to USD million 596 in 2012.

Imports of Plastics Processing Machines (USD million) 692 596

408

421

486

459

507 452 312

257

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

The 10 countries received a share of 91 % on a value basis and a share of 94 % on a number basis in 2012. Germany, China and Italy are the first 3 countries from which we import plastics processing machines. The aforementioned countries are the countries with which we have conducted imports in the last two years both on a value and number basis.

105


FROM THE INDUSTRY

PLASFEDDERGİ

First 10 Countries In Plastics Processing Machines Imports (USD million) COUNTRY Germany China Italy Austria Taiwan France Switzerland Netherlands Japan Canada Total Of 10 Countries Others Grand Total

2011 USD million Units 210 1.068 130 5.459 104 2.422 44 143 35 383 27 88 24 70 21 104 16 32 15 32 624 9.801 67 771 692 10.572

2012 USD million 158 148 82 37 36 31 22 11 10 9 543 53 596

COUNTRY Germany China Italy Austria Taiwan France Switzerland Netherlands Japan Canada Total Of 10 Countries Others Grand Total

Units 836 4.528 552 44 165 287 105 195 42 60 6.814 438 7.252

Source : TURKSTAT

The plastics processing machines and accessories and parts exports, which was USD million 22 in 2003, went through a regression in 2009 and 2010 due to the negative effects of the global crisis after going up to USD million 95 in 2008. Exports, which went up to USD million 103 in 2011, increased by 20 % in 2012 and rose to USD million 123. 123

Exports of Plastics Processing Machines (USD Million) 103 95

65

72 65

72

57 33 22

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

The plastics processing machines exports made to the 10 countries in 2012 constituted the 59 % of the total exports on the dollar basis and the 40 % on the number basis. The first 3 countries to which we have conducted plastics processing machines exports in 2012 are Russia, Iran and Germany. The total share of the first 10 countries is about 13,4 % in the world plastics imports.

First 10 Countries In Plastics Processing Machines And Accessories And Parts Exports ÜLKELER Iran Russian Fed. Azerbaijan Bulgaria Romania Germany South Africa Kazakhstan Uzbekistan Iraq Total Of 10 Countries Others Grand Total

2011 Milyon $ Adet 17,2 507 14,5 271 5,2 141 4,8 146 4,2 59 3,8 52 3,4 14 3,1 155 2,4 75 2,2 149 60,8 1.569 41,7 1.444 102,6 3.013

ÜLKELER Iran Russian Fed. Azerbaijan Bulgaria Romania Germany South Africa Kazakhstan Uzbekistan Iraq Total Of 10 Countries Others Grand Total

2012 Milyon $ Adet 16,7 343 11,9 318 8,6 77 7,6 99 6,9 224 5,5 137 4,8 34 3,9 225 3,4 53 2,6 49 72,1 1.559 50,6 2.371 122,7 3.930

Dünya İthalatındaki Payı 3,20 1,19 5,70 0,14 0,16 0,13 1,01 0,17 0,94 0,56 13,2 86,8

Source : TURKSTAT

While the average unit import price for plastics processing machines and accessories and parts was 13.25 dollars/kg in 2011, it regressed to 12.72 dollars/kg in 2012. An average regression of 4 % was experienced in this period. The unit import price significantly regressed for most of the machines apart from the shearing, splitting and forming machines and accessories and parts.

106


FROM THE INDUSTRY

PLASFEDDERGİ

While the average unit export price for plastics processing machines and their accessories and parts is 11.2 dollars/kg in 2011, this number increased by 7.5 % in 2012 and rose to 12.04 dollars/kg. It can be observed that the unit export price for all of the items apart from injection, shearing, splitting and forming machines and accessories and parts increased in 2012. The unit import prices for plastics processing machines have always been higher than unit export prices since 2003. This circumstance is the proof of the fact that Turkey imports machines with higher added value and manufactures and exports machines with lower added value.

Avarage Unit Foreign Trade Prices For Plastics Processing Machines ($/kg) 16,0 14,0 12,0 10,0 8,0 6,0 4,0 2,0 0,0

2003

2004

2005

2006

2007

2008

Import Prices

2009

2010

2011

2012

Export Prices

Turkey has always had foreign trade deficit in plastics processing machines. Its foreign trade deficit peaked in 2011 with USD million 589. Then in 2012 the foreign trade deficit decreased by 20 % down to USD million 474. The plastics industry, in parallel with the increase in its processing capacity, makes investment in machine and equipment with an increasing trend every year. The machine and equipment investment of the industry, which was USD million 288 in 2003, peaked in 2011 with USD million 885. The total machine equipment investment in 2012 decreased by 11 % and went down to USD million 785. 885

Domestic Market Sales of Plastics Processing Machines (Machinery Investments of Turkish Plastics Industry) (USD Million)

785

656 558

595 558

505 458 414 288

2003

2004

2005

2006

2007

2008

2009

2010

2011

2012

The plastics industry made a total of 5.7 billion dollars of investment in machines and equipment between the years 2003 – 2012 and the average investment amount for the past three years is above USD million 750. The 24 % of the said amount was formed by injection, 18 % by extrusion and 28 % by shearing, splitting and forming machines. A manufacture of USD million 311, imports of USD million 596, exports of USD million 123 and domestic market sales of USD million 785 (machine and equipment investment of plastics industry) occurred in the plastics processing machines and their accessories and parts industry in 2012.

Supply – Demand Equilibrium In Plastics Processing Machines (USD Million) 2011

2012

% Increase 2012 / 2011

Production

296

311

5

İmports

692

596

-14

Exports

103

123

20

Domestic Sales

-11

885

785

Exports / Manufacture ( % )

35

39

İmports / Domestic sales ( % )

78

76

Exports / İmports ( % )

15

21

It can be observed that the 76 % of the domestic sales (machine equipment investment of industry) was provided with imports, that the 39 % of the total manufacture was exported and that the export coverage ratio of import was 21 % for the plastics processing machines and their accessories and parts industry in 2012.

107


PLASFEDDERGİ

BREAKING NEWS

AGENDA (COVER)

Plastics sector is on a junction:

Remaining an SME is not the solution. Turkish plastics sector is in the third place in Europe. It is possible to step up to the second place in a short time. However, the basic problems arising in the manufacturing industry have started to put pressure on the sector. Moreover, because of the relatively low costs of first investment many countries that are today’s markets have engaged in investment either to use the advantage of raw material or provide their market’s products with low added value. Turkish plastics sector needs a new approach particularly with respect to the structural problems it experiences with production with high added value and the pressure of increasing international competition. The concerns for the sustainability of 30-billion-dollar production and 12-billion-dollar added value are not groundless. A study conducted by the World Bank and the Undersecretariat of Treasury revealed that the SMEs in Turkey grow much slower than the SMEs of most countries with similar economic conditions. Moreover, the scale of SMEs in Turkey remains fixed without stepping up to the next level for longer compared to most of its neighbouring countries including European countries. According to the study based on a survey, 5 problems with top priority are access to funding (25,9 per cent), tax rates (18,2 per cent), political instability (17,5 per cent), unrecorded economy (14,7 per cent), and unqualified labour (9,1 per cent). As a market, Turkey has the capacity to sustain the operations of large companies and support the growth of SMEs. In addition, the demographic opportunities created by the young population show that the economy, and plastics sector in parallel, has a high potential of growth - provided that right steps are taken. What is “absent” in Turkey for the plastics sector is raw material. Moreover, the problem of raw material has become “one of the structural problems” of the sector. Sector’s dependence on raw material was 87 per cent by 2012. It looks like the investments in plastics sector made in neighbouring countries will challenge the sector in short- and mid-term. Kemal Zorlu, one of the experienced figures of the sector, reminds that many machinery manufacturers, primarily the European machinery manufacturers race one another to sell machinery to their neighbouring countries under favourable conditions, using the incentives and funding

powers of their own countries. Another problem in Turkish plastics sector is the size of the companies. The sector has 14 thousand companies with various sizes but only 18 of them are among the largest 500 companies of Turkey. According to Hüseyin Semerci, the Chairman of PAGDER, there must be a basic framework should be formed for a mechanism for taking the opinion of the sector in permission and licensing procedures of entering the sector, and not issuing a license when necessary.

Working harder and cooperating is the only way out With its economy and social life, the Aegean Region has been the area of interest for Turkey and even its immediate circle. Historically, our region has a rooted culture with its intensive production and commercial activities. It is possible to say that the same is true for the plastics sector. Erol PAKSU Chairman/EGEPLASDER Our association tries to Aegean Plastic Industrialcontribute to the develists Solidarity Association opment by its activities depending on this culture. We take pride and joy in social responsibility and community activities of our member companies and businessmen as well as their success in business.

A strong association for a strong industry As the Association of Ankara Plastics Industrialists, we have started to a new period. As you know, we have assumed office in the General Assembly of our Association, one of the most prominent organisations of our sector, through the courtesy Yunus KARAKAŞ Chairman / Association of of our colleagues. First Ankara Plastics Industrial- of all, I am glad to have ists (APSD) the chance to greet you on behalf of the members of our association, in this first letter of mine.

“Turkey and Bursa deserve a larger plastics sector” Usage of plastics is proportionate to the level of welfare. Consumption of plastics in developed countries is a few times as ours. As Turkish plastics industrialists, we have established capacity with a sizeable investment. Now our share in global plastics sector is around İlker BİLİKTÜ 1,6 per cent. We are one Chairman/Association of the largest plastics inof Bursa Plastics and dustries of Europe. Every Packaging Industrialists individual in our country (BURPAS)

108

is in contact with products of plastics industrialists, including the bed they sleep in. Let alone our products intended for direct consumption, we have products that are in use in nearly all sectors.

Time to switch to new products Kayseri is one of the leading provinces of Turkey in plastics industry. We are working for the development of our sector under the roof of KAYPİDER in Kayseri, of PLASFED nationwide. We are all aware of our agenda with respect to our short-term probYusuf ÖZKAN C h a i r m a n / A s s o c i a - lems. It would be better tion of Kayseri Plas- for us to work on long tics Business Owners term problems we have (KAYPİDER) to solve or on the goals we have to set. Certainly, one of the most pressing matters among these is the transition to new products or products with higher added value.

“Profitability of the sector is low, and there is no room for mistake” The plastics industry in Turkey has great potential. We are one of the three largest countries in Europe in the size of plastics industry. We have a major market, and our exports – for now – remains strong and we are displaying Hüseyin SEMERCİ a performance above Chairman /Turkish Plastics the overall growth of Industrialists’ Assocation our country. However, (PAGDER) this had better not lead anyone to wrong conclusions. We are passing through a critical phase. Neither we nor the decision makers have room for a mistake. There are things we need to accomplish in order to ensure the healthy growth of the sector and to reach a sustainable business environment. First of all I should underline that the problem “if the neighbour is making good money, I should invest in the same field” which is observed not only in the plastics industry but in all manufacturing industries applies to the plastics industry, as well.

PAGDER has started a voluntary initiative for honest and fair competition, Codes of Ethics Established for Plastics Processing Industry With an initiative that sets an example for the manufacturing industry, PAGDER has taken action to define codes of ethics resembling the top-tier organ-


BREAKING NEWS

isations such as United Nations, for plastics industry. The codes of ethics include a set of rules ranging from environment to fair competition and rights of children. “Codes of Ethics for Plastics Processing Industry” is going to function through voluntary adoption by the institutions and organisations. It will be governed by an assessment and monitoring system to be established by PAGDER. The companies which adopt the codes of ethics and pass the assessment will be entitled to use the specially-designed logos in all kinds of communications they conduct. Commenting on the publication of Codes of Ethics for Plastics Processing Industry, Hüseyin Semerci, the Chairman of PAGDER said “our codes of ethics address all aspects of modern business life. As PAGDER, our sense of responsibility has encouraged us to establish and accept these rules. I hope this initiative and our responsible actions find appreciation and acceptance”.

The Executive Board Assembly of EUROMAP, Association of European Manufacturers of Plastics and Rubber Machinery is going to be held in İstanbul in November

48th Executive Committee of EUROMAP, the Association of European Plastics yielded important developments for Turkey. While the Executive Board meeting scheduled for November was decided to be held in İstanbul, it was also decided that EUROMAP will not support PLAST EURASIA.

PLASFED takes part in the Committee that will direct the promotional and regulatory activities intended for the sector In the Plastics Workshop organised in Ankara, a “ Ste e r i n g Committee” was e s t a b lished to direct the efforts for regulatory activities related to promotion, coordination, and legislation intended for the sector. Ministry of Environment and Urban Planning and Ankara Chamber of Commerce became the other members of the Committee which PLASFED is also a member of.

The plastics sector met in the Symposium of plastics, rubber, and polymer technologies in Ankara “International Symposium of Plastics and Rubber Technologies and Exhibition of Products” which brings together the scientists and

industrialists working on the fields of plastics, rubber, polymer technologies was held in Ankara.

Plastics sector’s power of representation in the chambers of Commerce and Industry is on the increase In April and May, the plastics sector had the excitement of elections for the chambers and commodity exchanges. Members of the plastics sector have increased the representation power of the sector by taking part in management organs as well as in committees in chamber and commodity exchange elections. Commenting on the issue after the elections, Selçuk Aksoy, the Chairman of PLASFED underlined the necessity of the sector to enter a phase of stronger initiatives before the decision-makers and said “I believe that our elected friends will conduct a powerful representation for solving the sector’s problems. As all members of the sector, we are always ready to do our best to make contributions to the efforts, with our full force, knowledge and experience. We are at the service of our representatives for every step intended for the development of our sector.”

PAGDER makes progress with the project of Development of International Competitiveness (DIC) aimed at South Africa and Indonesia Within the scope of the DIC project implemented by PAGDER and the funding of the Ministry of Economy, two business visits are scheduled for September and November. Under this project, PAGDER has scheduled a business visit to South Africa from September 22 to 28 and to Indonesia from November 17 to 24, 2013. With the funding of the Ministry of Economy, PAGDER has made progress in DIC projects which have recently become one of the most common tools for access to new markets and enhancing the business capacity - competitive power of companies. Training activities were made in accordance with the needs analyses conducted under “Training and Development Needs Analysis Project for Increasing the Export Potential of the Sectors of Plastics Industrialists Association” that was approved and commissioned by the Ministry of Economy in 2011. Within the scope of the project, a total of four training sessions “Advanced Foreign Trade Training, Customer Satisfaction Training, Train-

109

PLASFEDDERGİ

ing for Transformation Management and Innovation, and Marketing Training for Salespeople” were completed. The organisation stage of business trips, which is the other step of the project has been put into practice.

Flag Taken Over in the Association of Ankara Plastics Industrialists Yunus Karakaş is elected the chairman of the General Assembly of the Association of Ankara Plastics Industrialists (APSD). New APSD board members and companies: 1.Yunus KARATAŞ (Chairman) Büyük Anadolu Kauçuk 2.Mehmet GÜL – Na-me Endüstri Ürünleri 3.Aykut KONUK – Özay Plastik 4.Ahmet AĞZIYAĞLI – Koray Tıp Teknik 5.Osman ÖZ – Öztepe Plastik

BURPAS has intensified its efforts for Specialised Organised Industrial Zone (OSB) and generation of electricity İlker Biliktü, Chairman of the Association of Bursa Plastics And Packaging Industrialists (BURPAS) and the vice-chairman of PLASFED, has stated that they have made progress in the efforts for the establishment of Specialised

OSB, and that they also aim to establish a power plant to provide service to the industrialists that will operate in this zone. In his statement, İlker Biliktü, Chairman of the Association of Bursa Plastics And Packaging Industrialists (BURPAS) and the vice-chairman of PLASFED, also said that the plastics sector of Bursa keeps growing at a great pace, thus makes an increasingly better contribution to the economy of Bursa. Reminding that products used in all kinds of areas from automotive to agriculture, food sector to healthcare are manufactured by our plastics sector, Biliktü said “these products make up an integrated part of our life”.

Yavuz Eroğlu, the Chairman of WFO: 55-meter garbage mountains pollute the East of the Mediterranean Sea in Lebanon Yavuz Eroğlu, Middle East and Africa Director of Waste Free Oceans-WFO Turkey carried out by the Association of Plastics Manufacturers in Europe - European Plastics Converters


PLASFEDDERGİ

BREAKING NEWS

EuPC for removing garbage from the seas stated that Mediterranean Sea is one of the prioritised areas within the scope of the project. Stating that the garbage mountains that reach 55 meters high in Lebanon are one of the most obvious examples of pollution, Eroğlu said that not only Turkey but all countries that have coasts on the Mediterranean Sea are under the threat.

EGEPLASDER is one of the 20 clusters that have been awarded Quality Label in Turkey. One of the contributing and p a r t i c i p at i n g business clusters in “Cluster Comparison Project” within the scope of Capacity Development Project for Cluster Directors conducted by the Associations of Aegean Exporters, EGEPLASDER has been awarded the “Bronze Quality Certificate” prepared by the European Secretariat for Cluster Analysis-ESCA.

Plastic packages are numbered for environmental contribution PA G D E R has explained the actual purpose of the “n u m b e r i n g ” system that is subject to contexts which depend on false information. Reminding that messages such as “you can recognise unhealthy products from their numbers” are sometimes conveyed to public, Hüseyin Semerci, the Chairman of PAGDER has stated again that the actual purpose of such numbers is to make distinguishing among types of plastics in recycling.

PLASFED MAGAZINE Prepares a Special Issue for the K-Fair Assuming the task of being the voice of the sector for the world’s largest plastics trade show K 2013, PLASFED MAGAZINE prepares a special issue for K 2013 both in English and in sp Turkish. Aiming to catch the attention of social and economic stakeholders as well as the members of the sector with high readability and its style of news magazine, PLASFED MAGAZINE will reach large MAGA masses in the K 2013 trade mas show to be held in Düsselsh dorf, Germany from 16 to d 23 October, 2013, which is one of the most powerful platforms of representation for Turkey.

It will be possible to bring the assets abroad to Turkey with lower taxes For the second time, the government has made a law that will allow registration of the assets which belong to the companies or persons but are kept abroad and not shown in the records in Turkey, for a lower tax. According to the law, such assets may be brought to Turkey until 31 July 2013. The assets must be in the property of the company or the person as of 15 April 2013. Such assets will be subject to a 2-per-cent tax.

Certain principles will be defined for using recycled plastics in food packaging

After the permission for the usage of recycled plastics in the middle layers of multiplelayer food packages upon PAGDER’s initiative, the progress has been evaluated in the second meeting. Selçuk Aksoy, the Chairman of PLASFED, Hüseyin Semerci, the Chairman of PAGDER, and the representatives of about 40 companies manufacturing food packages and recycled plastics attended the meeting that was directed by Yavuz Eroğlu, the Vice-Chairman of PAGDER. In the meeting, the attendants were informed about the process, and the fact that the use of recycled plastics is permitted under the functional barrier if certain conditions are fulfilled as the result of the initiatives made before the Ministry of Food, Agriculture and Livestock was reminded, as the companies that use recycled plastics in the middle layer of multiple-layered food packages were imposed penalties. The view of a set of principles to be defined by the sector for making the best use of this process in the future was adopted, and the fact that it was officially reported that the use of recycled plastics under the functional barrier is permissible as long as the necessary conditions are fulfilled in accordance with the provisions of the communique in force was underlined in the meeting. Murat Akyüz, the Chairman of İKMİB:

The EPDK communique will have adverse effects on the chemistry sector including the plastics sector Murat Akyüz, the Chairman of İKMİB has stated that the communique issued by the Energy Market Regulatory Authority (EPDK), which will enter into force on July 1 had provisions that

110

would have adverse effects on the chemistry sector including plastics. He stated that the communique, which “disrupts the chemistry of the sector” in his own words, includes items that would have an impact on manufacturing and export of all subsectors of chemistry such as mineral oils, as well as paints, cosmetics, and plastics. According to Akyüz, the size of the regulations will affect the export targets of the sector.

Hakan Plastik sold to Swiss Georg Fischer One of the world’s leading manufacturers of pipe systems, Georg Fischer company of Swiss origin purchased Hakan Plastik, a rooted company of Turkish plastics sector. Regarding the transaction, Hakan Plastik stated that its management will keep the office. It was also stated that “While Hakan Plastik have gained the ability to implement its strategy of providing customeroriented solutions faster and more powerfully through the partnership process, GF had the chance to add the markets of Turkey and neighbouring countries to its growing portfolio and complete its high quality products with the pipe systems of the same quality”.

PLASTECH, the organisation of EGEPLASDER-İZFAŞ brings the sector together

The second PLASTECH fair organised by the cooperation of EGEPLASDER and İZFAŞ has ended. While companies from 10 different countries attended the fair held in İzmir, there were visitors from 29 different countries. 133 domestic and foreign companies displayed their products in the fair.

Negative propaganda on plastics costs the number of trees equivalent to the forest Belgrade in three years! The misconceptions about single-use products due to lack of information and negative statements with regard to this misconception affect the consumer behaviour. The research


BREAKING NEWS

conducted by PAGDER revealed that the majority of consumers prefer “paper cups” for being environment-friendly and healthy. What is more interesting is that most of the consumers do not know that the surface of paper cups that contacts liquid is covered with plastics.

Cooperation agreement signed between PAGDER and BAP, the Bulgarian Association Polymers Industrialists A cooperation agreement has been signed between PAGDER and BAP, the Bulgarian Association Polymers Industrialists. After the meetings held in PLASTECH – 2, Plastics, Packaging, and Technology Fair organised by İZFAŞ and EGEPLASDER in April, a cooperation agreement that is intended to enhance the cooperation between the two countries in industrial and commercial aspects was signed between Venelin Marinov, the Chairman of BAP and Hüseyin Semerci, the Chairman of PAGDER. Therefore, PAGDER has made its fourth recent cooperation agreement with a non-governmental organisation after BPF – British Plastics Industrialists Federation, OPPI – Organisation of Indian Plastics Industrialists, and Assocomaplast – Association of Italian Plastics and Rubber Machinery Manufacturers.

The LİYAKAT Association reaches the disadvantaged women with the project “Labour is Ready. Come on to the Table” The Leader Creative Participants Association (LİYAKAT) has been successful with the programme it applied to 15 disadvantaged women within the scope of the project called “Labour is Ready. Come on to the Table”, which is intended to raise awareness for female labour. Being employed in sector’s companies after being trained as plastics injection operators, the women have reached the income that will allow them to make a living.

D–8 countries to establish a common association in the field of petrochemicals The international cooperation network of PLASFED is expanding. D-8 countries have decided to establish an association that will include the companies and organisations o p e r at i n g in petrochemicals sector only.

It was decided in the meeting where Turkey was represented by PLASFED and PAGDER that the preparations shall be complete until 2014.

Zoning, parcelling and infrastructure implementations in PAGDER & ASLAN OSB to be completed by September The progress made in PAGDER & ASLAN Private OSB the first organised industrial zone (OSB) for plastics established in Kırklareli district Vize was evaluated by the sector’s representatives. In the meeting held in the presence of Hüseyin Semerci, the Chairman of PAGDER and Fidan Arslan, the Chairman of the Board of PAOSB, it was reminded that the private OSB provided the investors with the rights to be included in the project or assign their rights whenever they want. Stating that zoning, parcelling, and infrastructure projects are planned to be completed by September 2013, Fidan Arslan stated that such initiatives would also revive employment in the region, and that he is happy to provide plastics industrialists with an opportunity for investment with incentives and establish a modern manufacturing site.

INTERVIEW: A Success Story Koray Tütek, the Vice-General Manager of Serdar Plastik: “The sectors complementing one another should unite” K o r a y Tütek, the Vice-General Manager of Serdar Plastik, one of the Turkish plastics companies “with products in space” and which catches attention with original designs said that transition to value-added products was inevitable in plastics sector. Tütek also stated that a new road map should be drawn for transition to new areas with high added value, and that it is important for the complementing sectors to come together at this point. Emphasizing that larger companies should show a more generous attitude towards ownership on product designs and products, Tütek stated that the companies should embrace an “efficiencybased” approach for designing and marketing such products.

INTERVIEW: EXPERIENCE Hayrullah Yelkenci, Former Chairman of PAGDER and one of the connoisseurs of the sector: “Half of the existing plastics processing machines have to be replaced” Former Chairman of PAGDER and one of the connoisseurs of Turkish plastics processing machinery sector, Hayrullah Yelkenci answered the

111

PLASFEDDERGİ

questions of PLASFED MAGAZINE. Expressing hope for the future, Yelkenci signals a difficult period for plastics processing machinery. Having experienced all the stages that the sector has undergone since the time he started manufacturing machinery in 1969, Hayrullah Yelkenci is of the opinion that the conducts of the members will play a role in shaping the future of the sector. Yelkenci underlines that it is important to unite in communicating the problems of the sector and the efforts made yield the results.

ATLAS: The largest African economy and BRICS country South Africa has promising potential South Africa, the largest economy of Africa, which receives a foreign capital of up to 8 billion dollars per year, promises a strong market for the plastics sector. Having been included in the target countries of Turkey, South Africa will keep attracting attention in the future. Catching increasingly more attention with its struggle against the racist government, Nelson Mandela as the symbol of this struggle, and FIFA World Cup 2010, this country has star prospects in the future.

INTERVIEW: PROFILE Kemal Zorlu, the Chief Executive Officer of Zorlu Holding: “Non-standard production is a betrayal on next generations” Incorporating the rooted brands of Turkey such as Egeplast and Egeyıldız, Mazhar Zorlu Holding prepares for new investments in the plastics sector. Answering the questions of PLASFED MAGAZINE, Kemal Zorlu, the CEO of Mazhar Zorlu Holding, stated that the sector will be under the pressure of competition due to the investments made in the market countries, and that domestic competition will become more severe due to the major companies entering the Turkish market. Stating that one of the most important ways to respond this process is investment in target countries, Zorlu underlined that his companies concentrated on this solution. Pointing to the non-standard production as one of the top priority problems inside Turkey, Kemal Zorlu stated that the companies damaging the sector’s image have become one of the most problematic issues other than decision-making processes or facts that cannot be directed.


PLASFEDDERGİ Sayı 3  

PLASFED Plastik Sanayicileri Federasyonu Dergisi Nisan - Haziran 2013 Sayısı

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you