Page 1

1


e-Bülten sayı :3 Aralık 2011 Editör: G. Banu KOCATEPE(Öğrenci ĠĢleri Müdürü) EDİTÖRDEN… E-bültenimizin üçüncü sayısına HOġ GELDĠNĠZ! Bu bülten ; daha öncede belirttiğimiz gibi , öğrencilerimize verdiğimiz önemin ve kurumsal kültür anlayıĢımızın bir sonucu olarak doğmuĢtur. E-bülten, herhangi bir süreli yayın gibi hazırlanıp PDF teknolojisiyle Piri Reis Üniversitesi web sayfasından sizlere ulaĢtırılmaya devam ediliyor. Aralık ayı e-bültenimizde, Rehberlik ve Psikolojik DanıĢmanımız Gül Ergüç konuğumuz oldu. Hepiniz için son derece faydalı olduğuna inandığımız birimimizden yaraylanacağınızı umuyoruz. Ayrıca bu sayıda Gemi ĠnĢaatı sektörü hakkında bilgi sahibi olacaksınız.Denizcilerde ilgi çekici ilkler konusununda hoĢunuza gideceğini düĢünüyoruz. Denizcilik sektöründeki geliĢmeleri izleyip her ay yayınlayacağımız e-bültenimiz ile ilginizi çekecek konuları sizlere duyurmaya devam edeceğiz , siz öğrencilerimizin desteğini bekliyoruz. Bir sonraki sayıda görüĢmek üzere… Güneş Banu KOCATEPE Öğrenci ĠĢleri Müdürü Aralık 2011

2


BÜYÜK DENİZCİLERİMİZDEN Cezayirli (Palabıyık) Gazi Hasan Paşa (?-1790) Sayılamayacak kadar büyük baĢarılara imza atan Gazi Hasan PaĢa, ülkemizde ilim ve eğitimin yayılması, donanma ve tersanede ehliyetli, çağdaĢ mühendislik bilgilerine sahip kiĢilerin çalıĢarak baĢarılı olması amacıyla,1773 senesinde, Haliç'te, Tersane-i Amirenin Darağcı semtinde, büyük maçunanın bulunduğu mahalledeki bir gözde, Tersane Hendesehanesini kurmuĢtur. Burası 1784'te Mühendishane-i Bahri Hümayun, 1795'te Mühendishane-i Berri-i Hümayun, 1883'te Hendese-i Mülkiye mektebini doğurmuĢ ve Ġstanbul Teknik Üniversitesi, Deniz Harp Okulu ve Yüksek Denizcilik Okulunun kuruluĢlarına ön ayak olmuĢtur. ÇeĢme deniz savaĢından sonra Rus donanması, Aleksis Orlof, Spiridof ve Elfinston filoları ile Ege denizine hakim olmuĢlardı. Amaçları sonunda Çanakkale boğazını ele geçirmekti. Aleksis Orlof, BaĢkomutan durumundaydı. 12 temmuz 1770 günü Elfinston, Çanakkale boğazına hücum etti. Ancak istihkamlar tahkim edildiğinden ve top atıĢları baĢarılı olduğundan Ruslar geri çekilmek zorunda kaldılar. Bunu üzerine Ruslar bölgeye hakim olan Limni adasını ele geçirmek için Limni kalesini muhasara ve bombardımana baĢladılar (20 temmuz 1770). Çanakkale boğazı muhafızı Ali PaĢa'ya muhasara haberi iletilerek acele imdat istendiği halde bir ay süreyle hiçbir yardım gönderilmemiĢ, ancak Cezayirli Hasan PaĢa Ġzmir'den Çanakkale'ye gelerek imdada koĢmaya teĢebbüs etmiĢtir. Limni kalesinde 400 Türk bulunmaktaydı. Kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlar da savunmaya yardım ediyorlar, kale bedeninden topladıkları taĢları taĢıyarak, hücum eden Rusların üzerine atıyorlardı. Ġngiliz ve Ġsveçli gönüllüler de muhasara eden Ruslara yardım ediyorlardı. Kale teslim olmaya yanaĢmayınca 4000 kiĢilik bir kuvvet kuĢatmaya katılmak için karaya çıkarılmıĢtı. Muhasara uzadıkça Limni kalesinde yiyecek, su ve cephane bütün bütün azalmaya baĢladı. Ġmdat gelmesinden ümit kesilince kaleyi teslim Ģartlarını Rus elçilerle müzakereye baĢladılar. Cezayirli Hasan PaĢa, Limni adasına yardıma gitmek üzere kendisine asker ve tekne verilmesini Ġstanbul'a iletti. Baron de Tott bu fikre karĢı çıkarak baĢarı Ģansı olmadığını söylediğinde, ricali devletten aldığı cevap Ģu oldu: "Harekat baĢarılı olursa mesele yok. Ancak muvaffak olmazlarsa birkaç bin serseriden kurtulmuĢ oluruz. " Sonunda Ġstanbul'dan bir Hattı Hümayun gelerek Limni'ye yardım edilmesi için Ali PaĢa'nın 2000 nefer, Kaptan-ı Derya Cafer PaĢa'nın 1000 nefer kalyoncu vermesi emredildi. Cezayirli Hasan PaĢa, donanmadan ayrılmıĢ olan 1070 kalyoncuyu yanına alarak Seddülbahir Kalesi'ne gitti. Kendisine verilecek olan diğer 2000 askeri 7 gün bekledikten sonra durumu Ali PaĢa'ya bildirdi. Tekrar kendisine vaatlerde bulunuldu. Sonunda vakit kalmadığını düĢünerek kalyoncuların kayıklara binmesini emretti. Birkaç çektiri ve firkate bu kayıkları himaye ediyordu. Bütün kayık ve gemi adedi 23 parça idi. 1070 kalyoncu neferi ile gece karanlığından istifade ederek 5-6 ekim arası denize açılıp yelken bastılar. Rüzgar fırtınaya çevirip, firkate kaptanları daha ileri gitmelerinin tehlikeli olacağını rapor ettiklerinde bunlara önem vermedi. 3


Böyle havalarda Rus kalyonlarının karakol görevi yapmayacağını kestirmiĢti. Limni adasının kuzeyinden geçerek YüzbaĢ Limanı'na girdi. Askeri kıyıya çıkararak kayık ve gemilere Çanakkale'ye dönmelerini emretti. Askerlerine bu teknelerin asker getirmek üzere gönderildiğini söyledi. Ayrıca geriye dönüĢ olanağını ortadan kaldırmıĢtı. Kazanmaktan baĢka çıkıĢ yolları kalmamıĢtı. Cebri yürüyüĢle Limni Kalesi'ne doğru yaklaĢtı. Yolda muhasara altında olan Türklerin kaleyi teslim teklifini kabul ettiklerini, kaleye beyaz çarĢaf çekildiğini, ancak Rusların henüz kaleye girmediğini öğrendi. Yerli Rumlara altın vererek gidip Ruslara 12.000 düzenli asker geldiğini haber vermelerini istedi. BaĢlangıçta Ruslar bu habere inanmadılarsa da gece yapılan sürpriz baskın üzerine paniğe kapılarak büyük kuvvetler karĢısında olduklarını sandılar. Bozularak gemilerine kaçtılar. Kaçamayanlar ya esir ya da telef oldular. Hasan PaĢa kaledeki beyaz çarĢafı indirip yerine kendi sancağını çektirdi. Denize dökülen Rusların Lilmni'de baĢarı Ģansları kalmadığının anlaĢılması üzerine donanmaları da çekilmek zorunda kaldı. Kale hemen onarıldı ve tahkim edildi. Ruslar bir süre sonra kaleye gelen yardımın gerçek gücünü öğrenince Limni Kalesi'nin önüne tekrar geldiler ve karaya asker çıkarmaya kalkıĢtılar. Ancak morali düzelmiĢ olan Türkler karĢısında bir kez daha baĢarısızlığa uğrayarak, geri çekildiler ve gemilerine binip uzaklaĢtılar. PadiĢah bu zafer üzerine Hasan PaĢa'ya altın bir çelenk ve murassa kılıç göndermiĢtir. Bundan böyle bütün belgelerde gazi ünvanı ile anılmıĢtır. Gençliğinde Cezayir Ocaklarına yazılmıĢ, orada yükselerek Tlemsen beyliği, daha sonra Çanakkale Boğaz Muhafız ve Seraskerliği yapmıĢtır. ÇeĢme faciasında kapudane rütbesiyle bulunmuĢ, bu yenilgi sırasında gemisiyle büyük kahramanlık göstermiĢ, üç ambarlı bir Rus gemisini batırmıĢtır. Ġnabahtı yenilgisinde baĢarılı olan Uluç Reis'e benzer durumda, baĢarılarından dolayı Kaptan-ı Deryalığa getirilmiĢtir (Ekim 1770). 27 ġubat 1774 günü azledilerek Anadolu Valiliğine ve bir süre sonra Rusçuk Seraskerliğine atanır. 1774 yılı temmuz ayı sonunda tekrar Kaptan-ı Deryalığa getirilir. 1775'te Akka kalesini geri alır. 1787'de Mısır Kölemen beylerini Kahire'den kovar. 1789'da Rus donanmasını Karadeniz'de mağlup eder. 1789'da azledilerek Tuna cephesine memur edilir. Özi Seraskeri olur. Ġsmail kalesini büyük bir baĢarı ile savunarak Rusları yener. 3 aralık 1789'da Sultan III. Selim, Cezayirli Hasan PaĢa'yı takdir ederek sadrazamlığa getirir. 77 yaĢında olan Hasan PaĢa bu önemli görevde üç ay kalır. KıĢ mevsiminde orduyu düzenlemekle uğraĢırken hastalanarak 1790 yılı martında, 29'u 30'a bağlayan gece humma-i muhrika'dan dolayı vefat etmiĢ ve ġumnu'da BektaĢi tekkesine gömülmüĢtür.

4


ATAMIZ VE BİNDİĞİ GEMİLER

Genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk CumhurbaĢkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk CumhurbaĢkanı olarak bindiği Türkiye ilk gemi Marmara Vapurudur 2 Eylül 1340 (1924) tarihinde Atatürk Marmara gemisini ziyaret eder. Gemi defterine Ģunları yazar. “ Marmara vapurunda geçirdiğim birkaç dakikanın hatırası “ 21 Eylül 1925 Atatürk, Ankara’dan trenle Ġzmit’e gelmiĢ. Söğütlü Yatı ile Yavuz zırhlısına oradan da RaĢit PaĢa vapuruna geçerek geceyi limanda vapurda geçirmiĢtir. 22 Eylül 1925 RaĢit PaĢa vapuru ile Ġzmit’ten Mudanya’ya gelmiĢlerdir. Mudanya’da Ertuğrul yatına geçerek sahile çıkmıĢlardır ReĢitpaĢa Vapurunda gördüğü hizmetten memnun kalan Atatürk seyahat sonrası gemi defterine Ģunları yazar “ ReĢitpaĢa vapurunda geçirdiğimiz saatler kıymetli hatıratım meyanında bulunacaktır. Gördüğüm intizam ve mükemmeliyet Seyr-i Sefain idaremizin muktedir ellerde bulunduğuna Ģübhe bırakmamaktadır. Bu yazılarım teĢekkürdür.” 05.06.1926 tarihinde Mudanya’da bulunduğu bir sıra da Gülcemal gemisidir gemiye gezer çok beğenir. Duygularını geminin Ģeref defterine söyle aktarır. “ Gülcemal Vapurunda gördüğüm intizam ve mükemmeliyet Ģayanı takdir’dir. Müdürü Umumi Beyefendiye, Geminin Süvarisine ve bütün mürettebatına teĢekkür ederim. “ Sonra ise kurduğu cumhuriyeti cumhuriyet sonrası oluĢan geliĢimleri dünyaya tanıtmak amacıyla hazırlanan Karadeniz gemisinin görmek için. 13 Haziran 1926 tarihinde Mudanya’dan Karadeniz vapuruna biner bu seyahati Bandırma’ya kadar sürer yapılan çalıĢmaları görür emeği geçenlere teĢekkür ederek gemiden ayrılır. Kaynak:Deniz Haber Ajansı

5


Makale: DUİM 2.Sınıf Öğrencimiz Cem Kütükoğlu Staj Deneyimlerini Anlatıyor. Denizcilik hayatım da ki üçüncü gemim olan 4200 dwt’lik kuru yük gemisinde dolu dolu bir staj süreci geçirdikten sonra tekrar okul yollarına düşmeye başladık ve neredeyse ilk dönemi yarıladık bile. Oldukça hızlı geçen staj dönemimde olabildiğince bilgi edinmek için elimden gelen gayreti sarf ettik ve tabi bu konuda zabit abilerimizin de yardımlarını, desteklerini unutmamak gerek. Staja daha önce çıkmamış kardeşlerime şunu söylemek isterim; abilerimden edindiğim bilgilere göre geminin boyutu, limanda doldurma ve boşaltma için geçirilen zamandan başka bir şeyi değiştirmiyor. Bu yüzden staj için gidilen geminin ilk etapta boyutunun değil daha ziyade firmanın, çalışan personelin, kumanyanın kalitesine ve maaşın zamanında yatırılıp-yatırılması gibi mühim faktörlere bakılması daha mantıklı olacaktır. Şirket hakkında ki bu bilgileri edinmek için internetten yapılan birkaç dakikalık araştırma firma hakkında az çok bilgi vermektedir. Bu noktada iş stajyere düşmektedir. Bu yolda kötü tecrübeleri önlemek adına, daha önce staja çıkanlar kendi firmalarını okulda iyi veya kötü diye dillendirilirse zamanla kötü firmalar elenir ve geriye seçenek olarak sadece iyi firmalar kalır. Hatta PRU öğrencilerinin çalıştığı firma detayları bir veritabanında toplanarak çok büyük bir başvuru kaynağı oluşturulabilir. Okul hayatımız boyunca birçok bilgi öğreniyoruz fakat ne yazık ki teorik bilgilerin birçoğu gemide uygulama yapmak için kesinlikle yeterli olmuyor. Gemi üzerinde geçirilen her bir saniye yani tecrübe, önceden öğrenilen teorik bilginin ete kemiğe bürünmesiyle sağlam temel oluşuyor. Dolayısıyla her iki bilgi kazanımında da üstümüze düşeni yapıp öğrenmeliyiz. Mesleğimiz de her gün yenilikler olmaktadır. Biz de bu meslekte iyi yerlere gelmek istiyorsak yenilikleri takip edip kendimizi devamlı güncel tutmalıyız. Gemide üzerinde ki yaşam biçiminden bahsetmek gerekirse, bu konu kesinlikle ‘anlatılmaz-yaşanır’ listesinde başı çeker ama ben yinede siz kardeşlerim için birkaç şey anlatmak istiyorum. Bana göre, gemide çalışma verimini etkileyen en önemli etmen gemide ki “ortamdır”. Ortamdan kastım ise çalışanların birbirine uyumu, hoşgörüsü ve saygısından ibarettir. Tabii ki gemiye gelen kumanyanın kalitesi, zamanın da yatan da maaş oldu mu o gemiden inen olmaz! Denize ilk çıktığınızda birkaç hafta büyük psikolojik sorunlar yaşayabilirsiniz. Hasret, özlem gibi hassas şeyler de buna katkıda bulunur ama bunlar genellikle birkaç hafta içerisinde geçebilecek problemlerdir. Kendinizi buna adapte etmeye çalışırsanız bunu başarabilirsiniz birçok denizci gibi. Yukarıda belirttiğim özlem ve hasret ise muhakkak altmış yaşına gelmiş bir denizcide bile bitmeyen tükenmeyen hislerdir ve denizciyi denizci yapan onu harmanlayan, yetiştirip büyüten şeylerdir bunlar!

6


Gemi ortamı büyük önem arz eder zira gelecekte ki bakış açımızı ister istemez buna göre ayarlayıp buna göre kararlar alırız ve hayatımız olumlu veya olumsuz olarak etkilenir bu kararlardan. Bunun olumlu olarak etkilenmesi ve içimizde ki meslek heyecanının ölene dek sürmesi için elimizden geldiğince iyi gemilere, firmalara çıkmalı ve kendini yetiştirip belli olgunluğa ulaşmış insanlarla çalışmaya gayret etmeliyiz. Bu tür şeylerin doğru bir şekilde olması için de daha şimdiden okulumuzda kardeşlik bağlarını güçlendirip çevremizi genişletmeliyiz. Bireyler arasında ne kadar çok sağlam bağlar olursa o kadar az sıkıntı yaşanır ileri ki denizcilik yaşamlarında! Gemi adamları, çalışma koşullarından dolayı üzerilerinde ister istemez çok fazla negatif enerji taşırlar. Bu negatif enerjiyi de ilk varılan limanda dışarıya çıkıp eğlenerek, gemide çeşitli eğlenceler düzenleyerek giderirler. Bu tür ortamlar da zabit-gemici ilişkisi neredeyse yokmuş gibi görünür. Fakat ertesi gün herkes vardiyasını aldığında dün gece artık geride kalmıştır ve artık iş ortamına geri dönülmüştür. Zabit - gemici arası dikey ve yatay hiyerarşi ortamı her zaman ki gibi sağlanır ve işler böylece yolunda yürür. Ne zaman ki bu düzen bozulur işte o zaman geminin emniyetli seyir yapıp yapmadığı konusunda şüpheler belirir. Çünkü artık kontrol-denetim mekanizması kırılmış ve gemi Allaha emanet gidiyordur. Denizcilikte bu hiyerarşik yapının önemi gerçekten çok büyüktür ve bu kişilerin bünyesine birden yerleşen bir olgu olmayıp daha okul yıllarında kazanılmalıdır. Ast ve üst sınıflarla ilişkiler tıpkı gemi ortamı gibi yürütülmelidir bana göre. Böylelikle bütün öğrenciler kendilerini farkında olmadan gemi hayatına alıştırmış olurlar. Sözlerimi Benjamin Franklinin sözleriyle bitirmek istiyorum “He that cannot obey, cannot command.” Pruvanız neta, rüzgârınız kolayına olsun! Cem KÜTÜKOĞLU Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Faküktesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği 2.sınıf öğrencisi

7


Denizcilikte İlgi Çekici İlkler 1436 Gemi mevkinin matematiksel hesaplanması için ilk defa Volta Cetveli, Andrea Biancho tarafından düzenlendi. 1490 İlk olarak” Portolano Rizo “ isimli klavuz kitabı basıldı. 1508 İlk deniz sigortası İngiltere‘de yapıldı. 1537 İlk defa Pedro Nunes “Tratado Da Sphera” küresel seyir prensibini yayınladı.Bu metot 1498 deCabot ve 1524 te Verrazano tarafından kullanılarak Büyük Daire Seyriyle America’ya gittiler. 1545 Navigasyon hakkında ilk bilimsel tez yayınlandı. 1550 Sextant isimli rasat aleti icat edildi. 1557 İtalyan piloy(kaptan) Battista Testa Rossa “Brieve Compendio Del Arte Del Navigar 1580 İngiltere ‘de Time House’ ta manyetik sapma (Varation),yapılan bir seri manyetik gözlemlerle bulundu. William Borough bu doğal sapma değerini yaklaşık olarak 11 derece 25 dakika Doğu olarak hesapladı. 1584 Hollanda‘lı pilot (kaptan) Lucas Janszoon Waghenear ; navigasyonun pirensiplerinden ve seyir talimatları isimli kitabı bastı. Bu kitap 200 yıl boyunca kullanılmıştır. L.J.Waghenear alçak enlemlerdeki ülkelerin seyir yapılabilir sularında uygulanacak talimatlar ve seyir haritaları ile 2 cilt olarakta Kuzey Baltık Denizleri isimli kitabları bastı. -Fransa’da Cordovanda Gironde nehri girişinde deniz feneri kullanıldı. 1585 İlk defa denizciler 330 kulaç su derinliğinin ölçüldüğünden söz etmişlerdi. 1588 “Waggoners” isimi ile ingilizceye Anthony Ashley tarafından tecüme edildi. 30 yıl içinde 24 defa hollanda, latinve ingiliz dillerine çevrilerek basıldı. Amerikan , İngiliz ve Fransız denizcileri bu kitabta anlatılan sularda seyir yaptıklarından çok kullanıldı. 1599 Merkator ‘un Deniz Haritası hazırlandı.

8


-Edward Wriglit tarafından “Navigasyonun Kaçınılmaz Hatalarının Bulunması Ve Düzeltilmesi”isimli kitabı yayınladı.Bu kitabta Meridyen Parçaları, Kerte Hattı Seyiri ( Merkator Seyri) konuları vardı. 1601 Sigorta ile ilgili ilk kanun yapıldı. 1608 Hollanda ‘da Teleskop icat edildi. 1612 Astronomi Profesörü olan ve Gresham Kolejinde görevliyken doğal sapma değerini 6 derece 13 dakika olarak hesapladı. 1696 “Lloyd Haberleri yayınlandı. 1700 Deniz Barometresi icat edildi. 1701 Edmond Halley çok büyük bilgilere sahip ilk doğal sapma hatlarını (isogonik hatlar) göstern haritalar yaptı. 1714 İlk buharlı makina yapıldı. 1720 İlk Deniz Sigorta Müessesesi kuruldu. 1732 İngiltere’de Thames Nehus girişinde ilk defa küçük bir fener gemisi kullanıldı. 1735 İlk Kronometre icat edildi. 1767 İlk deniz takvimi (Almanak) yayınlandı. -İlk defa Amerika Birleşik Devletlerinde Delaware Nehrinde,şamandıralar kullanıldı. 1768 Kaptan Cook ilk dünya seyahatine çıktı. 1773 İngiliz Harp Gemileri tarafından, geliştirilmiş gemi hızı ve gidilen mesafeyi hassas olarak ölçen savlolu (halatlı) Pareketa kullanıldı. 1779 Kaptan Cook vahşiler tarafından öldürüldü. 1780 Atlantic Neptüne isimli kitabta yalnızca Kuzey Amerika’ya ait 257 harita sunululmakta olup taşınması çok zordur. Haritalar çok büyük ve talimatlar lüzumsuz içeriliklerle doluydu. 1784 George Graham tarafından manyetik sapmanın yıllık değişimleri yayınlandı. 1789 “Bounty”gemisinde isyan çıktı.

9


1790 İlk defa can kurtarma filikası Güney Shield Nehrinde kullanıldı 1799 H. M. S Lutine isimli gemi battı. 1801 Bileşik Büyük Biritanya ve İrlanda Fransa ‘nın nezdinde metrik sistemi belirledi. -02 H.M.S Investigator gemisi kaptanı Matthew Flinder Avusturalya seyahati sırasında gemi manyetik alanının (Devation) pusula üstüne olan dikine etkisini keşfetti. Bunun düzeltilmesi için, bu günde kullanılan Flinder çubuklarını uyguladı. 1812 İlk buhar makinesi vapur Clde ‘de denendi. 1815 İlk buharlı gemi Thames ‘de çalışmaya başladı. 1817 İlk defa Atlantik okyanusunu bir yat ile geçti. 1818 İlk buharlı gemi Atlantik okyanusunu geçti. 1819 İlk demirden yapılmış “Vulcan” isimli gemi Clyde ‘de inşa edildi. 1820 İngiltere ilk kraliyet Astronomi Cemiyeti kuruldu. 1821 İngiltere ‘de ilk Denizciler için Hastane cemiyeti kuruldu. 1824 İngiltere ‘de ilk cankurtaran (tahlisiye)Enstitüsü kuruldu. 1825 İlk defa Buharlı gemi Hindistana ulaştı. 1827 Deniz Ticaret Bahriyesi Gemi adamlarının öksüzlerinin korunması için yetimhane kuruldu. 1829 Denizcilerin öksüz kız çocukları “öksüz kadınlar” okul ve barınma evi kuruldu. 1830 Denizcilerin Barınması için koruma evi ilk olarak London’da kuruldu.( Bu gün bütün Avrupa denizci denizci memleketlerinde ”Seaman House” isimi ile anılan oteller vardır.) 1836 Gemicilik ve Ticareti Gazetesi ilk olarak yayınlandı. 1838 İngiltere’de ilk Buharlı Harp Gemisi inşa edildi. -Bu yıl ilk defa Buharlı gemi servisi ile Atlantik okyanusu 17 günde geçildi. -Bu yıl ilk defa gemi Pervanesi kullanıldı.

10


1840 Cunard Buharlı gemisi “Britannia” Birinci yolculuğuna çıktı. 1843 İngiltere’de ilk buharlı gemi inşa edildi. 1847 “Rüzgar ve Akıntı Haritası- Kuzey atlantik” de basıldı. 1848 Kuzey batı geçidi keşfedildi. 1850 Amerika Bileşik Devletlerinde ilk şamandra renkleri hakkında kongre yapıldı. 1851 İlk denizaltıTelgraf kablosu döşendi. Kraliçe kupası yarısını America İzmir ‘li yat kazandı. 1855 İlk defa Meteoroloji ile ilgili ofis tesis edildi. -İngiliz Kraliyet Astronomu Sir George Airy manyetik pusulanın sapma değerinin düzenlenmesi için yumşak demirden yapılan mıknatıs cubuklarını geliştirdi. 1869 Amerika Birleşik Devletlerinde ilk olarak “The New American Practical Navigator” izmirli kitap basıldı. 1877 İlk telefon icat edildi. 1878 Lord Kelvin makinalı mükemmel bir derin su iskandil aletini yaptı. -Sahil Geodetik ölçme ismi verildi. 1884 İlk güçlendirilmiş Türbin makinası yapıldı. 1889 Uluslararası denizcilik konferansında şamandıralar hakkında konferans yapıldı. 1894 İlk Turbina İzmir ‘li Turbin makineli gemi denize indirildi. 1895 İlk defa Kaptan Slocum 13 tonluk Sloop tipi teknesiyle tek başına Dünya Seyahatine çıktı. 1897 Ticaret gemiciliğinde ilk pilotaj kuralları kabul edildi. 1900 Adnuralty tarafından telsiz telgraf tesis edildi. -Atlantik okyanusu yat gemisinde rekor kırıldı.13 gün 20 saat. -Amerika Birleşik Devletleri kara suları ve iç sularında yaklaşık 5000 şamandıra vardı.Bugün 20.000’den fazladır. 11


1901 Yeni Uluslararası işaret kodları kullanıldı. -Uluslararası Denizcilik Konferansı Washington’da toplandı. -Discovery isimli gemi Antartika’nın keşfi için yola çıktı. 1903 Uluslararası Telsiz Telgraf Konferansı Londra’da toplandı. -Uluslararası Telsiz Telgraf Konferansı Berlin’de tolandı. 1904 Fueloil kullanılarak ilk uzun yolculuk Nebraska isimli gemi Kaliforniya’dan Newyork’a 12.724 millik yolu 51 gün 7 saatte gitti. -Cunard Gemicilik Şirketinde Buhar Türbün makinası kullanıldı. 1910 İlk ışıklı şamandıra Amerika Birleşik Devletlerinde servise girdi. 1911 Amerika Birleşik Devletlerinde Elmen A.Sperry ve Almanya’da Anschatz- Kampte ilk Gyropusula denemelerini yaptılar Birinci Dünya Harbinde ilk olarak harp gemilerinde kullanıldı. -Alexander Behm Almanya ‘da Kiel’de ilk elektrikli denizcilik ölçme aletini(Edco Sounding) denemesini yaptı. 1918 Pierre Langevin elektrikli iskandil ile derinlik ölçtü. 1922 İlk defa America Bileşik Devletleri Donanmasında elektrikli iskandil geliştirildi. Kaynak:Kaptan Fatih TÜRKÜSTÜN

12


Başlık

13


Başlık

14


Başlık

15


Başlık

16


Başlık

17


Başlık

18


Başlık

19


Başlık

20


Aralık Ayında Yurtta ve Dünya’da Neler Olmuş ! Dünya AIDS Günü 1 Aralık Dünya Ġnsan Hakları Günü 10 Aralık Ġnsan Hakları ve Demokrasi Haftası 10 Aralık gününü içine alan hafta Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası 12 - 18 Aralık Mevlana Haftası 2 - 9 Aralık Dünya Kooperatifcilik Günü 21 Aralık Atatürk'ün Ankara'ya GeliĢi 27 Aralık Dünya Özürlüler Günü 3 Aralık Dünya Madenciler Günü 4 Aralık Kadın Hakları Günü 5 Aralık

21


SAĞLIK KÖġESĠ “ AIDS “ AIDS Nedir? Nasıl Bir Hastalıktır? AIDS bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Mikrobu HIV adı verilen virüstür. HIV girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Direnci azalan vücutta, HIV’nin etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplarda hastalıklara neden olurlar. HIV Pozitif Nedir? Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. Bu kişiler aynı zamanda kanında antikor bulunan seropozitif (Anti-HIV testi = ELISA testi pozitif ) kişilerdir. AIDS Hastalığının Belirtileri Nelerdir? HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 5-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4T hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda HIV enfeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. Kesin tanı için anti-HIV testi yapılır. HIV Nasıl Bulaşır? Cinsel ilişki, kan ve anneden bebeğine olmak üzere üç yolla bulaşır. Cinsel ilişki ile bulaşır: Korunmasız cinsel ilişki ile bulaşır. Tüm bulaşmaların %80-85’i bu yolla olmaktadır. HIV kanda bulunduğu gibi erkeğin sperm sıvısında, kadının vajina salgısında da bulunur. Cinsel ilişki sırasında vajina, penis, anüs mukozası veya ağızdaki zedelenmiş doku ve çatlaklardan vücuda girerek; erkekten kadına, kadından erkeğe, erkekten erkeğe veya kadından kadına bulaşabilir. AIDS’ten başka cinsel ilişki ile bulaşan en önemli hastalıklar; bel soğukluğu (gonore), frengi (sifiliz) ve bulaşıcı sarılık(viral hepatit)’tır.

22


Kan ile bulaşır: Tüm bulaşmaların %10-15’i bu yolla olmaktadır. AIDS hastasının ve taşıyıcısının kanında HIV bulunur. HIV’li kanla bulaşma çeşitli şekillerde olur: Kontrolsüz kan nakli ile bulaşır. Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş, şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabilir. HIV’li erkek ve kadının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise, vajinaya ve ağıza teması ile bulaşma olabilir. Damar içi uyuşturucu kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve uyuşturucu madde eritilen kaşıklar ile bulaşma olabilir. HIV’li organ, doku ve sperm nakli ile bulaşma olasılığı vardır. Anneden bebeğine bulaşır: Tüm bulaşmaların %5-10’u bu yolla olmaktadır. HIV hasta veya taşıyıcı anneden bebeğine gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilir. HIV pozifif kadının doğuracağı çocuğa HIV’nin geçme oranı %30 civarındadır. Gebe annenin tedavisi ile bu oran %7’ye düşmektedir. Sütle geçme oranı fazla olmamakta birlikte, HIV pozitif annelere emzirme önerilmez. Gebelik ve HIV ile ilgili bilgiler için AIDS Danışma Merkezi’ne başvurunuz. HIV’nin Bulaşmadığı Durumlar Nelerdir? HIV/AIDS günlük yaşamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. HIV sağlam deriden geçmez. Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı. El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, öpüşme. Yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon. Tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam. Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması, kedi, köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak HIV’nin bulaşmasına neden olmaz.

23


HIV/AIDS’ten Nasıl Korunalım? Cinsel ilişki en önemli bulaşma yoludur. HIV her türlü cinsel ilişki ile bulaşır. Güvenli yaşam kurallarına uyularak, cinsel yolla olabilecek bulaşmadan korunulur. Bu nedenle, cinsel ilişkide mutlaka koruyucu kılıf (kondom, prezervatif, kaput) kullanın. Kurduğunuz ilişkinin tehlikeli olmayacağını düşünseniz bile, prezervatif kullanmayı ihmal etmeyin. Koruyucu kılıf, cinsel hayatınızda en büyük dostunuzdur. Çoğumuz HIV’nin hayat kadınlarında, uyuşturucu kullananlarda, eşcinsellerde bulunduğunu ve kendimize bulaşmayacağını sanırız. Ancak, AIDS belirli bir sosyal grubun hastalığı değildir. Hastalığın mikrobu olan HIV, cins, ırk, renk, din, yaş farkı gözetmeden herkese bulaşabilir. HIV, kişinin ya da cinsel eşinin HIV pozitif kişilerle prezervatif kullanmadan ilişki kurması durumunda, kişiye ve eşine rahatlıkla bulaşabilir. HIV pozitif olan kişi kendisini ve cinsel eşini korumak için her türlü cinsel ilişkisinde prezervatif kullanmalıdır. Kontrolsüz kan nakline ve kan bulaşmış aletlerin kullanılmasına izin vermeyin. Kan naklinde AIDS testi yapılmamış kan asla kullanılmamalıdır. Test sonucu negatif olan kan kullanılmalıdır. Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş şırınga, iğne ve cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet ve makası kesinlikle kullanmayın, size uygulanmasına izin vermeyin. Bedeniz sizindir. ELISA testinde size uygulanacak işlemler sırasında aklınıza takılan soruları karşınızdakine sormaktan çekinmeyin. HIV pozitif kişi, test sonucunu öğrendikten sonra kesinlikle kan vermemelidir. HIV’li sperm sıvısı, genital sıvı ve kan bulaşmış alet ve eşyanın yaralı dokuya teması ile de HIV’nin bulaşabileceğini unutmayın. Yaralarınızı bantla kapayarak kendinizi koruyun. AIDS’e Karşı Güvenli Cinsel Yaşam Nasıl Olmalıdır? Cinsel Yaşamını güvence altına almak isteyenler için seçenekler: HIV taşımayan kişi ile karşılıklı sadakate dayalı ilişki kurmak. UVajinal, anal, oral (kadın veya erkek) tüm cinsel ilişkilerde prezervatif kullanmak. Cinsel birleşme yerine: okşamak, öpmek, mastürbasyon veya masaj yapmak. Cinsel Yaşamda Bilinmesi Yararlı Bilgiler: Cinsel eş sayısının fazlalığının HIV bulaşma riskini artıran bir unsur olduğu bilinmelidir. Alkol ve uyuşturucular doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabilir. Anti-HIV Testi Nedir? Ne Zaman Yapılır? Nerelerde Yaptırılabilir? HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif ) olduğunu söyleyebilmemiz için Western Blot testi denen doğrulama testininde yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuvarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinde ve özel laboratuvarlarda yaptırılabilir.

24


Danışmanlık Hizmetleri Nedir? HIV bulaşması, AIDS hastalığı, hastalıktan korunma, test yaptırma, hastaların bakım ve tedavisi hakkındaki bilgileri, kişiler yüz yüze ya da telefonla başvurarak, danışmanlardan öğrenebilirler. Danışmanlık hizmeti, test yaptırmadan önce ve sonra mutlaka alınmalıdır. HIV/AIDS’in Tedavisi var mıdır? HIV/AIDS’in tedavisinde olumlu gelişmeler vardır. Retrovirüs grubunda bulunan HIV virüsüne etkili olduklarından antiretroviral adı verilen ilaçlar elde edilmiştir. Bu ilaçlardan farklı etki mekanizmaları olanların ikisinin ya da üçünün birlikte kullanımıyla başarılı tedavi mümkündür. Tedavinin ana amacı: kandaki virüs miktarını gösteren viral yükün baskılanıp en alt düzeye indirilmesi hatta yok edilmesi, bağışıklık sisteminin korunması, HIV enfeksiyonunun etkilerinin azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, AIDS’den ölüm oranının azaltılmasıdır. Tedavi doktor kontrolünde ve kesintisiz sürdürülmelidir. Fırsatçı enfeksiyonların çoğunu tedavi etmek mümkündür. AIDS’e karşı bugüne kadar kullanılabilecek aşı bulunamadı. HIV’nin Dezenfeksiyonu Yapılabilir mi? Spermdeki ve vajina salgısındaki HIV, dış ortamda birkaç saatte, kuru ortamda ise yarım saatte ölür. HIV kurumuş kanda kısa zamanda ölür. Hastanın ya da seropozitif kişinin kanı, spermi veya vajina salgısının bulaştığı eşyadaki HIV’nin öldürülmesi: Eşyayı birkaç dakika kaynatarak ya da 60°C’de 30 dakika ısıtarak virüs öldürülür. Sulandırılmış çamaşır suyu temas ettiği HIV’i 10 dakika içinde öldürür. 10 kez sulandırılarak kullanılır. Ultraviyole ile ışınlama (mavi ışık) HIV’nin yok edilmesi için önerilmeyen bir yöntemdir. Ultraviyole ışını doğrudan temas ettiği yüzeydeki mikropları öldürür. Cisimin altında kalan mikropları öldürmez. Deri HIV’den Nasıl Arındırılır? Su ve sabunla iyice yıkama ile (en az 15 saniye) bütün mikroplar gibi HIV de deriden uzaklaĢtırılabilir. Yıkandıktan sonra derinin alkol ile temizlenmesi uygun olabilir. Yaralanma durumunda, yara yeri önce sabun ve su ile iyice yıkanmalı, ardından tentürdiyot veya betadin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir. Dökümanın orjinal versiyonu AIDS SavaĢım Derneği’nin iĢbirliğiyle hazırlanmıĢtır. AIDS’le ilgili daha fazla bilgi edinmek yada AIDS’le yaĢayan kiĢilere nasıl yardım edebileceğinizi öğrenmek için, AIDS SavaĢım Derneği web sitesini ziyaret edebilir veya e-posta yazabilirsiniz. AIDS’e Kulak Verin -- broĢürünün baskı versiyonunu indirebilirsiniz. [PDF 51KB] Gençler Arasında HIV/AIDS’i Önleme ÇalıĢmaları hakkında daha fazla bilgiyi Programlar bölümünde okuyabilirsiniz. AIDS’i Anlamak -- UNICEF Türkiye üç aylık bülteni, Evet Deyin, KıĢ 2003 sayısında okuyabilirsiniz. 25


ÜNİVERSİTEMİZİN REHBERLİK VE DANIŞMA BÖLÜMÜNDEN

Gül ERGÜÇ Psikolog 1987 yılında Istanbul Üniversitesi,Psikoloji Bölümünden mezun oldu. Çapa Tıp Fakültesi, Psikiyatri Bölümünden, Klinik Psikoloji Sertifikası alarak Psikolog ünvanını aldı. 1988 - 1989 yıllarında Prof.Dr. Kurban Özuğulu ile Grup Terapisi ve Evlilik İlişkisi üzerine çalıştı. 1990 -1994 yıllarında Doç.Dr. Nita Scherler ile Geştalt Terapi çalıştı. 1990 - 1992 arası Prof.Dr. Fusun Akkoyunlu ile Transaksiyonel Analist çalışması yaptı. 1989 yılından itibaren, eğitim alanında okul psikoloğu olarak görev yapmakta. 2007 yılında TÜDEV’de başladığı görevine Piri Reis Üniversitesin de psikolojik danışman olarak devam etmektedir. PSİKOLOJİK DANIŞMA NEDİR ? Psikolojik Danışma, kişisel,sosyal, eğitimsel ve mesleki konularda, kişilerin amaçlarını belirleme, karar verme, var olan problemlerini çözme ve benzeri konularda tarafsız, kişilik haklarına saygılı, güven ve gizliliğe önem veren bir ortamda psikolojik danışmandan yardım alarak farkındalık düzeyini arttırıp,kişilik gelişimine katkıda bulunma sürecidir. REHBERLİK ve PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK SERVİSİNDEN HANGİ KONULARDA YARARLANABİLİRSİNİZ ? Kendini tanıma ve geliştirme Aile içi sorunlar Arkadaş ilişkilerinde yaşanan sıkıntılar, problemler Çevre koşulları nedeni ile oluşan sıkıntılar Duygusal ilişkilerde yaşanan sıkıntılar Gelecek konusunda yaşanan endişeler Bir konuda verilecek karar sürecinde yaşanacak sıkıntılar Eğitim öğretim konusunda endişe Sağlık ile ilgili problemler Değer yargıları ile ilgili problemler Stresle başa çıkma Sınav kaygısı İletişim becerilerini geliştirme Gençlik Dönemi ve Kişisel gelişim hakkında bilgi almak Verimli ders çalışma alışkanlığı kazanma Bu ve buna benzer konular da Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servisinden randevu alarak görüşme yapabilirsiniz.

26


DİKKAT VE KONSANTRASYON “Konsantrasyon başarının ön koşulludur.” Günümüzde güçlü bir konsantrasyon yeteneği, giderek daha da önem kazanmaktadır. Kendilerini yaptıkları iş üzerinde yada çalıştıkları konuda gerçekten iyi konsantre edebilenler, daha kısa zamanda daha çok konuyu daha etkili bir biçimde öğrene bilmekte yada sorunu çözebilmektedir. Konsantrasyon başarıya ulaşmak isteyen herkesin asla vazgeçemeyeceği bir özelliktir. İstedikleri konuya konsantre olabilenler, dilediklerini ve istediklerini daha kolay tanımlayabilirler, onlara ulaşabilir hedeflere dönüştürebilirler ve sonunda gerçekleştirebilirler. Bu yoldaki önemli noktalar , kararlılık, hayaller ve gerçekler arasındaki denge ve zihin gücünden yaralanmaktır. Konsantrasyon ve Dikkatin Dağılması Konsantrasyonun bozulması Herhangi bir konuyu dinlerken, herhangi bir işi yaparken konuyla ilgili olmayan çeşitli görüntülerin(resimlerin)zihinden geçmesi ve o görüntülerin başka olayları hatırlatması. Yapılan işlerden zihnen uzaklaşma ve onunla ilişkili diğer konulara geçme. Okunanlar, dinlenenler yada yapılan işler arasında geçmişteki anıları hatırlama. Yukarıda sıralananlar tek tek gerçekleşebileceği gibi bir arada da gerçekleşebilir. Konsantrasyon bozukluğu “SERBEST ÇAĞRIŞIM” denen bir süreçte ,örneğin beynin futboldan felsefeye kadar her konu üzerinde düşünmesidir.Bu durumda beynin içinde kontrolsüz çağrışım fırtınaları eser. Bunun tam tersi ise “GÜDÜMLÜ ÇAĞRIŞIM” dır. Bu tür çağrışımda beyin sadece bir konu ile ilgili şeyleri düşünür, onun üzerinde yoğunlaşır. Beyin bu durumda iken yalnız bir şey ile ilgilenir. Ancak bu durum beyin için “ Olağan üstü Hal “ demektir. Beyin uzun süre bu durumda kalmaz ve birsüre sonra başka şeylerde düşünmeye başlar.(Serbest Düşünme Durumuna Geçer) Bu durumda iken beyin konudan konuya atlayarak düşünmektedir. Bu ,beynin olağan ve normal düşünme biçimidir. Beyin ilk durumdayken (serbest düşünme durumundayken) konsantre olamaz, çünkü normal düşünme biçimindedir. Konsantrasyon, gerektiği yerde görüş açısını daraltmak, zihni o anda yapılan işe verebilmek, gerektiği yerde de zaman zaman beyni serbest bırakıp öğrenilen konu yada yapılan işlerde serbest çağrışımlar yapabilmektir. Konsantrasyonda doğru zamanda doğru yerde görüş açısını daraltmak, gerektiği yerde genişletmek ve düşünceleri serbest bırakmak önemlidir.

27


Günlük yaĢamda her an her konuda bir Ģeyler düĢünmek zorunda olmak konsantrasyon sorunlarına neden olmaktadır. Zihninizi toparlayıp bir konuya veremiyorsanız, buna sizin bir takım davranıĢlarınız neden olmuĢtur. Bir konu ile ilgilenirken, sürekli dıĢardan gelen uyarılara yanıt vererek (örneğin gürültü,telefon vb.) yarı dikkatle hareket etmeyi alıĢkanlık haline getirerek (örneğin yarı dikkatle kitap okumak ,yarı dikkatle müzik dinlemek ,tv seyretmek, birini dinlemek vb.) buna neden olabilir. Konsantrasyon bozukluğunun (zihnimiz ilgilenmemiz gereken konularla değil de baĢka Ģeylerle ilgileniyorsa) bize verdiğibir mesaj vardır; Dikkatimizi doğru kullanamıyoruz, Beynimizi çalıĢma talimatına uygun kullanamıyoruz, Doğru davranıĢları doğru yerlerde gösteremiyoruzdur. Bu durumda kendimize Ģu soruları sorabiliriz: Bedensel olarak yorgun muyuz ? Gürültülü ortamlarda mı çalıĢıyoruz ? Hayallerimiz bizi meĢgul mü ediyor ? Kendi kendinize iç konuĢma halinde miyiz ? Duygusal sıkıntılarımız bizi rahatsız ediyor mu ? Stres altında ve kaygılı bir durumda mıyız ? Kendimizi monoton veya aĢırı iĢ yükü altında mı hissediyoruz ? Burada ilk adım konsantrasyonumuzun dağılmasına neden olan faktörleri tespit etmek ve onların üzerinde durmaktır. Genellikle bunların hepsi bir aradadır, ancak birisi baskın olabilir. Kendinizi gözlemleyerek ilk sebebi bulabilirsiniz. Konsantrasyon konusunda bir örnek; sporcu Bir yarıĢma yada bir madalya kazanmak isteyen bir sporcu için antremanlarına çok zaman ayırmak önemlidir. Bu nedenle antreman aralarında , olabildiğince çok dinlemeye ve düĢüncelerini önündeki hedeflere yoğunlaĢtırmaya çalıĢacaktır. Bedensel çalıĢmaları ne kadar yoğun olursa ; kendini hazırlama , gevĢeme ve dinleme aĢamalarıda o kadar önem kazanacaktır. BaĢarılı bir sporcu, kendini hem zihinsel hemde duygusal olarak baĢarıya odaklayacaktır. Örneğin , diğer baĢarılı sporcuların video kayıtlarını, yaĢamlarını inceleyerek, kendi kiĢiliğine uyan özellikleri örnek alacak, beğenmediği özellikleri uygulamaktan kaçınacaktır. Hedefine ulaĢmak için , kendini ne kadar motive edebilirse, dikkatini çalıĢmalarına yoğunlaĢtıra bilmesi de o kadar kolay olacaktır. Bununla birlikte dikkatini ve zihnini de antremenlarına yoğunlaĢtırabildiği ölçüde, antremenları ona o kadar kolay ve keyifli gelecektir.

28


Dikkati ve konsantrasyonu yönlendirecek motivasyon yaratmak bir sanattır. Sporcu , ulaĢmak istediği hedefi belirler , uygulamada doğruları bulabilmek için çeĢitli seçenekleri dener, bu süreçteki haftalık yada aylık geliĢmeleri izleyerek karĢılaĢtırmalar yapar. Bütün bu aĢamalar sırasında konsantrasyonu yüksek seviyelerde tutmaya çalıĢır. Dikkat Sorunu Olup Olmadığını Nasıl Anlayabiliriz ? Dikkatimizi ayrıntılara veremiyor , okul ödevlerinde , sınavlarda ve diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapıyorsak, Üzerimize aldığımız görevlerde dikkatinimizi sürdürmekte güçlük çekiyorsak, Biriyle konuştuğumuzda dinlemekte güçlük çekiyorsak, Yönergeleri izlemiyor, ödevleri yada ufak tefek işlerimizi tamamlayamıyorsak, Uzun süreli zihinsel uğraş gerektiren etkinliklerden zorlanıyorsak, Sık sık eşyalarımızı kabediyorsak, Dikkatimiz dış uyaranlarla kolaylıkla dağılıyorsa, Unutkanlık gösteriyorsak , Yapmasımız gereken bir faaliyete başlamakta zorlanıyorsak dikkat sorunundan söz edilebilir.

Dikkat Sorunu Yaşadığımızı Düşünüyorsak Neler Yapabiliriz ? Dikkatin dağılmasını neden olan konsantrasyon gücünü azaltan olumsuz dış etkenlerin azaltılmasını sağlayabiliriz. Bunu öncelikle çalıştığınız odada bazı düzenlemeler yaparak başlıyabilirsiniz. Özellikle sınava hazırlanma , ödev yapma , konuları tekrar etme gibi dikkat gerektiren faaliyetlere başlamadan önce hedef belirleyin. Örneğin , çalışmalarından ne elde etmek istediğiniz , ne yapacağınız ve ne kadar sürede gerçekleştirebileceğinizi düşünün. Çalışmaya başlamakta güçlük çekiyorsanız , yapacağınız çalışmalar hakkında yakın bulduğunuz kişilerle konuşun kaygılarınız , endişeleriniz azalmasına yardımcı olacaktır. Çalışmalarınız ile ilgili hedefleriniz önce kolay ve ulaşabilir küçük hedefler olsun. Zamanınızı doğru planlayın. Bilin ki belli bir alanda (örneğin bilgisayar oyunları , TV izleme ) kolayca dikkatinizi toplayabiliyor ve konsantre olabiliyorsanız , diğer alanlarda ( örneğin akademik çalışmalarda ) , istediğiniz zaman bunu başarabilirsiniz. Konsantrasyon ve dikkat sağlamada bir diğer önemli nokta , yapılan işle ilgili olumlu düşüncelere sahip olmanızdır. Konsantrasyon temeli , birden çok şeyi bir arada yapmak yerine , tek bir şeyle ilgilenmek , aynı anda tek iş yapmak , tek bir konuyla ilgilenmektir. Onun için bu yönde davranınız. Yaşa uygun puzzle tarzı etkinlikler ve bulmacalar, su doku konsantrasyonu süresini arttıran etkinliklerdir. Çevrenizle açık ve etkili iletişimler kurarak duygusal açıdan rahatlamaya çalışın. Konsantrasyon becesisi için söylenebilecek son söz konsantrasyonun bir ÖNEMLİLİK ALGISI olduğudur. Eğer bir konuya , bir işe yeteri kadar önem veriliyorsa , mutlaka ona konsantre olunur.

29


Kıssadan Hisse Yaban fillerini ehlileĢtirebilirsiniz, Ayıların ve kaplanların çenelerini bağlaya bilirsiniz, Bir aslanın sırtına binebilirsiniz, Bir kobra yılanıyla oynayabilirsiniz, Simyacılıktan hayatınızı kazanabilirsiniz, Bütün evreni dolaĢabilirsiniz, Gençliğin sırrını bulabilirsiniz, Suda batmayabilir , ateĢte yanmaya bilirsiniz, Ama bilin ki en zoru, DÜġÜNCELERĠNĠZE HAKĠM OLABĠLMEKTĠR. ( Yogananda “Bir yoginin otobiyografisi” S.441 ) Yararlanılan Kaynaklar Geisselhart.,Burkant christiane. Konsantrasyon Gücü ,MNS YayınlarıĠst.2000 Serkman Mümin,Oğuz Saygın,Adil MaviĢ,Arıtan yayınları, Ist 1999

30


BİZ HANGİSİYİZ ?

Bir babayla kızı dertleşiyormuş. Kızı babasına, hayatında çok sıkıntı yaşadığından ve bunlarla nasıl baş edeceğini bilemediğinden bahsetmiş. Problemler ardı arkasına devam ediyormuş hayatında. Babası kızını dinlemiş ve; “Gel sana bir şey göstereceğim!” diye mutfağa götürmüş. Baba, ocağın üstüne üç tane eşit büyüklükte kap yerleştirmiş. Üçüne de eşit su koymuş ve üçünün de altını aynı miktarda yakmış. Birinci kaba bir havuç, diğerine bir adet yumurta öbürüne de bir avuç çekilmemiş kahve çekirdeği koymuş. Haşlanmış havucu ve yumurtayı birer tabağa, kahveli suyu da bardağa koyup kızına sormuş: “Ne görüyorsun?” Kız; “Havuç, yumurta ve kahve görüyorum!” demiş. Kızını elinden tutup masaya yaklaştırmış ve daha yakından bakıp eliyle hissetmesini istemiş. Haşlanmış yumuşak bir havuç, içi katılaşmış bir yumurta ve bir bardak kahve. Ardından kız; “Baba bunları bana niye gösteriyorsun?” diye sormuş. “Bak” demiş baba. “Hepsi aynı sıcaklıkta ve aynı sürede pişti. Fakat hepsi bu etkiye farklı tepki verdi. Havuç ilk başta sertti, güçlüydü ama kaynatılınca yumuşadı, güçsüzleşti. Yumurta çok kırılgandı ama kaynatılınca sertleşti. Bir avuç kahve sertti ama ısıtılınca gevşedi ve suya dağıldı. Yayıldıkça suya koku ve tat verdi. Şimdi söyle bakalım; Sen hangisisin?” Peki biz hangisiyiz? Havuç gibi önce sert olup problemler yaşanınca yumuşayan ve güçsüzleşen miyiz? Yoksa yumurta gibi kırılgan ama sonradan problemler yaşanınca katılaşan mıyız? Yoksa kahve çekirdeği gibi problemler yaşanınca bile çevremize güzel koku ve tatlar veren miyiz? Elbette güzel koku ve tatlar veren olmalıyız. Bunu hepimiz başarabiliriz.

31


Ayın Kitabı

Neşe Doster NeĢe Doster Kars'ta doğdu. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Öğretmen, yönetici, danıĢman ve yayın yönetmeni olarak çalıĢtı. "Öğretmenin Günlüğü" ile "Kemalizmde ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını" adlı kitapları bulunmaktadır. Eğitim, kültür, kadın, toplumsal sorunlar, Cumhuriyet ve Atatürk konularında inceleme ve araĢtırmaları vardır. Yazıları, baĢta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere, çeĢitli gazete ve dergilerde yayınlanmaktadır. Sivil toplum örgütlerinin ve eğitim kurumlarının konferans, panel, sempozyum ve özel günlerine konuĢmacı olarak katılmaktadır. Yazarın yayınevimizce basılmış eserleri: Kadınlara Dair... Akılda Kalanlar ©2002 Diğer eserleri: Öğretmenin Günlüğü Kemalizm'de ve Kemalizm Sonrasında Türk Kadını

32


Aralık ayında doğan akademik ve idari personelimiz

Akademik personel Okutman

Stephen William HUNTER

04.12.1964

Öğr. Gör.

Hüseyin Yavuz YÜCESOY

22.12.1958

İdari Personel Santral Memuru

Serpil GÜÇLÜ

10.12.1955

Bilgi İşlem Mer. Sor.

Serdar DÜNDAR

24.12.1975

Bilgi İşlem Teknisyeni

Fatih İŞKODRA

25.12.1975

Hizmetli Kat Görevlisi

Nuray ERCAN

01.12.1973

33


Aralık doğumlu öğrencilerimiz

Öğrenci No

Adı

Soyadı

Doğum Tarihi

Fakülte

Bölüm

Sınıf

201071010

MERT

URUK

04.12.1989

DF

DUİM

1. sınıf

201071003

KORAY

GEZİCİLER

18.12.1989

DF

DUİM

2. sınıf

201071036

TUĞBERK ÇAĞLAR

REİS

16.12.1990

DF

DUİM

Hazırlık

200971033

ERAY

BAYGIN

17.12.1990

DF

DUİM

2. sınıf

200971036

ERMAN

ACAR

27.12.1990

DF

DUİM

2. sınıf

201071057

CİHAD

TOPÇU

02.12.1991

DF

DUİM

1. sınıf

201171034

NURİ

GÜNER

08.12.1991

DF

DUİM

Hazırlık

201072012

ERTUĞRUL BERK

MAYADAĞLI

22.12.1991

DF

GMİM

1. sınıf

201171011

İSMAİL ERSİN

ÖZKAPTAN

23.12.1991

DF

DUİM

Hazırlık

201072032

ALPEREN

TUNÇELİ

26.12.1991

DF

GMİM

1. sınıf

201171073

ANIL

BAHAR

01.12.1992

DF

DUİM

Hazırlık

201171123

SÜLEYMAN KAĞAN

KANDEMİR

02.12.1992

DF

DUİM

Hazırlık

201172046

MUHİTTİN CAN

ÇOBAN

02.12.1992

DF

GMİM

Hazırlık

201172041

İZZET

ÇAKAN

08.12.1992

DF

GMİM

Hazırlık

201021002

ENES

CAMBAZOĞLU

12.12.1992

MF

GM.İN.

1. sınıf

201072052

ÖMER FARUK

KOÇALİ

15.12.1992

DF

GMİM

1. sınıf

201171004

ORÇUN

FAYDALIGİL

20.12.1992

DF

DUİM

Hazırlık

201121013

KAĞAN

ŞANLI

24.12.1992

MF

GM.İN.

Hazırlık

201071055

KAAN

KIPÇAK

25.12.1992

DF

DUİM

1. sınıf

201171012

OKTAY

YAZGAN

26.12.1992

DF

DUİM

Hazırlık

201171081

MUSTAFA TOLGA

DALBUDAK

31.12.1992

DF

DUİM

Hazırlık

201172087

ATAKAN KERİM

YILMAZ

02.12.1993

DF

GMİM

Hazırlık

201121052

İLKER

YORGANCI

14.12.1993

MF

GM.İN

Hazırlık

201171001

CEM

DEMİR

25.12.1993

DF

DUİM

Hazırlık

34


Biraz da G羹lelim (Tehlikelere Herzaman Haz覺r Olmal覺y覺z)

35


(Prosed端rler Belgelendirilmelidir.)

Kaynak: e-marineeducation.com

36


Ba罌l覺k

Aralık 2011 E-Bülten  

Aralık 2011 E-Bülten Sayı:3

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you