Page 1


2

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

İçindekiler

Pine Court Hotel’e görkemli açılış

Acapulco’nun yeni turizm yatırımı olan 5 yıldızlı Pine Court Hotel görkemli bir törenle hizmete girdi. Haber 24-25

Yeni yılın renkli dünyası

‘İzolasyonlara rağmen, KKTC’yi kaliteli bir noktaya getirdik’

Sarastro Restaurant’ta yeni yıl gecesi bir başka güzellikte yaşanır.

Londra’da düzenlenen ‘4. Uluslararası Avrupa Zirvesi Kalite Zirvesi’nde konuşan KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel KKTC’ye yapılan ambargolara tepki gösterdi. Haber 4

“Hayal gücüm yüksekti” Kestane’ye görkemli tanıtım gecesi... Haber 29

“Başarmak, hayal etmekle başlar” sözlerini adeta doğruluyor işadamı Ünal Çağıner’in yaşamı. Çağıner, “Hayal gücüm yüksekti. 12-13 yaşlarından hayal etmeye başlamıştım. Hiçbir zaman kendimi memuriyete hazırlamamıştım ki, kısa sürede otelciliğe girmeyi istedim” diyor.

Bölgenin en büyük ve disiplinli okuluyuz...

Haber 7 Sahibi: North Cyprus UK Ltd Genel Yayın Yönetmeni: Zorlu Cezaroğlu Editör: Misli Kad›oğlu Haber Müdürü: Ali Kalay Dizayner: Halil Yaltırık Kapak Fotoğrafı: Raşit Özay

Haber 29

Adres: PO BOX 57894, London SE26 9AU Kıbrıs: +90 533 863 5341 Londra: +44 7958 352 411 Mail: zorlucezaroglu@yahoo.co.uk zorlu@northcyprusuk.com

Haber 42-43

recycle Gazetemizde yay›nlanan fotoğraf, haber ve reklamlar›n her hakk› mahfuzdur

Yayın Tarihi: 1 Aralık 2011


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

3


4

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Editörden

‘İzolasyonlara rağmen, KKTC’yi kaliteli bir noktaya getirdik’

Misli Kadıoğlu mislikadioglu@hotmail.com

Bende hayallerimi özgür bıraktım! ayal etmek elde etmenin yarısıdır derler. Ve bunun üzerine birçok başarı öyküsünün hayal etmekle başladığı örneğini verirler. Biz de bu sayımızda, Kuzey Kıbrıs’ın önde gelen iş adamlarından bugün binlerce kişiye ekmek kapısı yaratan Çağıner Şirketler Grubu Direktörü Ünal Çağıner’le bir söyleşi gerçekleştirdik. Bir hayalle başlayan, ancak gerçeğe dönüşen ilginç bir yaşam öyküsü paylaşıyoruz sizlerle... Diğer yandan ise, Kıbrıs tüten bir gezintiye çıkıyoruz birlikte. Bundan böyle her sayımızda bir eko-tatil mekanını birlikte keşfedecek, Kuzey Kıbrıs’a farklı bir soluk getiren, öz değerlerimizi ortaya döken, bu tatil mekanlarının yaratıcılarını sizler için tanıtacağız. Hani olur ya, belki bir gün yolunuz düşerse diye... Tıpkı bu sayımızda bizim yolumuzun Mehmetçik Köyü’nde bizleri sıcacık aile tadında sohbetleri ve içtenlikleriyle karşılayan Rozagi Guest House’a düştüğü gibi... Hayal etmek elde etmenin yarısıdır ya… Yeni yıla sayılı günler kala, gurbette yaşayan ailelerimizin, dayılarımız, teyzelerimiz, yeğenlerimizin bir an önce ülkelerine geri dönmelerini hayal ediyorum ben. Siz bana katılmazsanız katılmayın ama, gittikçe yok olan öz değerlerimizi daha fazla kaybetmemek adına, bir şekilde ailesinden, vatanından uzakta, yüreklerinde sakladıkları öz değerlerimizi de yanlarına alıp geri dönmelerini istiyorum ben onların. Sistemsizlikse sorunları, buradaki adam kayırmacılıksa dertleri, bıraksınlar gelsinler o soğuk, o yalnızlıkla dolu gurbetleri... Dayılarımız teyzelerimiz olsun arkamızda, biz omuz verelim birbirimize ve sahip çıkalım vatanımıza. Yitirmeye başladığımız aile ve ülke sevgisini kazanalım yeniden. İnsanlığımızı hatırlayalım. Benim bu yeni yılda, en büyük hayalim, eski günlerimizdeki gibi dayılarım, teyzelerim, halalarım ve yeğenlerimle, bir sofrada olmak, tıpkı eski günlerdeki gibi... Hayal etmek elde etmenin yarısıdır derler ya, belki de şimdi yola çıkanlar vardır bile. Ne dersiniz?

H

Çok sayıda konruşmacının ve davetlenin katıldığı zirveye KKTC Londra Temsilcisi Kemal Köprülü de katıldı.

ondra’da düzenlenen ‘4. Uluslararası Avrupa Zirvesi Kalite Zirvesi’nde konuşan KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel KKTC’ye yapılan ambargolara tepki gösterdi. 26 -27 Kasım tarihlerinde Hilton Metropole Otle’de düzenlenen, kalite bilincini geliştirmek, markalaşmak ve AR-GE çalışmalarının iş hayatındaki önemini anlatan zirve, Türk iş dünyasını Londra’da bir araya getirdi. Gecede bir konuşma yapan Bakan Ünal Üstel, KKTC’nin ambargolar altında olmasına rağmen çok zor şartlarda ekonomisini geliştirmeye çalıştığını belirtti. Üstel, bir ada ülkesi olarak Kuzey Kıbrıs’ın özellikle turizm ve eğitim sektörüne ağırlık verdiğini vurgulayarak, “Tüm yaşadığımız sıkıntılara rağmen, izolasyonlara rağmen , ülkemizdeki turizm ve eğitimi kaliteli bir noktaya getirdik. Bize tek destek veren ise anavatanımız Türkiye’dir” diye konuştu.

L

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu

KKTC’nin ambargolara ve uçuş sorunu olmasına rağmen bu yıl turizm sektöründe istenilen rakamlara ulaştığına dikkat çeken Üstel, “Çok mücadele ediyoruz. 14 ülkeden Kıbrıs’a charter seferlerle turist getirdik. İlk defa bu yıl, Güney Kıbrıs’tan turist çaldık” dedi. Bakan Üstel, “Güney Kıbrıs AB’nin çocuğu, biz ise öksüz çocuk durumundayız” diyerek Kuzey Kıbrıs’a yapılan haksızlıklara tepki gösterdi. Ak Parti döneminde özellikle Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan sayesinde, KKTC’nin 2011 yılında önemli bir noktaya geldiğini de sözlerine ekledi. TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu da konuşmasında Türkiye’de ki gelişmeleri anlattı. Kuzu, AB’nin Türkiye konusunda ki tutumunu eleştirerek, “İllada AB’ye girmek için yalvaracak değiliz” dedi. Zirveye davetli bir çok işadamının İngiltere’ye vize alamadığını belirten Kuzu, “Benim diplomatik pasaportum olmasına rağmen vize almak için zorlandık. Özellikle Türkiye’ye dönünce bu konuyu yakından takip edeceğim. Tamam anlıyorum güvenlik konusu ama bu dozda güvenlik olmaz. Kaymakamımıza bile vize vermediler” dedi. World Consumer Academy tarafından düzenlen 4. Uluslararası Avrupa Zirvesi Kalite Zirvesi’nde Fiyapı, Xanadu Resort Hotel, Akgün Şirketler Grubu, Avrasya Hospital, Avşar Klinik, Binbirçiçek, Biota Labaroturları, Çaykur. Derin Bilgi Sistemleri, Emay İnşaat, Eyüp Belediyesi, Full Pet, Göğüş Holding, İşbir Yatak, Kuzu Grup, Lost Eyewear, Popülist Reklam,

Sunav Dergisi Dersaneleri, Sibo, Sony, Süvari, Usia, WBR, Visci Fiber ve Karen A.S.A Danışmanlık firmaları ödül aldı. Zirveye Tüketici Akedemisi Başkanı Fahri Ustaoğlu, KKTC Londra Temsilcisi Kemal Köprülü, Usia Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Özyiğit, Eyüp Belediye Başkanı İsmail Kavuncu, TÜSİAD Uluslarası Kordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası, Prof. Dr Hasan Köni, Eurovision Haber Müdürü Mustafa Köker ve gazeteci Can Ataklı’nın aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

KKTC Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel KKTC, Londra’da düzenlenen zirvede konuştu


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

5

Haber


6

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber Dr Muhammet Yaşarata muhammet@cypruspremier.com

Lefke’de hurma tadında festival Lefke Turizm Derneği’nin Lefke Belediyesi ve Lefke Avrupa Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlediği “2. Lefke Hurma Festivali” 12-13 Kasım tarihlerinde gerçekleştirildi.

Milyar dolar turizm geliri eni bir yıla girerken turizmin önünde çok büyük bir sınav görünüyor. Avrupa ekonomisi çok kötü bir döneme yaşamaktadır. Avrupa’daki tur operatörleri piyasada rezervasyon kazanmak için reklam kampanyalarına şimdiden başladılar. Örneğin; Thomascook büyük finans ihtiyacını bulmak için zorlanırken, Thomson ilk kez reklam harcamalarını ikiye katladı. Avrupa’daki azalan turist trafiğini kazanmak için tüm tur operatörleri de görünüşe göre Thomson’un bu hareketini izleyecektir.Tüm Avrupa bu tedbirler üzerinde yoğunlaşırken; Biz tur operatörleri olarak ,devlet olarak İngiltere’den turist kazanmak için reklam kampanyalarına hemen yön vermemiz gerekmektedir.. Diğer taraftan, Avrupa’dan kötü gidecek rezervasyonları da göz önünde bulundurarak, Ortadoğu ve Rusya pazarlarına yönelik çalışmalar da başlatmalıyız. Rusya ve Ortadoğu ülkelerinde Avrupa’ya nazaran daha fazla nakit revervi olmasından dolayı bu bölgeler 2012 için oldukça önem kazanacaktır. Avrupa’da bu kriz yaklaşırken, tabii Avrupa’dan turist gelmeyecek diye bir çağrışım yapmak doğru değildir. Tam tersi gelecek yıl uygulanmakta olan uçak teşvikleri yanında, reklam harcamalarını da artırmamız şarttır. Bu yıl uçak teşviklerinde yaşanan olumsuzlukları da yaşamamız önemlidir.

Y

KKTC turizmi çok önemli bir sınavdan geçmektedir. 2011 yılında tüm ülkelerde kötü bir dönem yaşanırken, KKTC turizmi özellikle de ülke ekonomimizin ödemeler dengesine büyük katkı sağlamıştır. Dolayısyle, 2012 yılı turizm program ve hedeflerimizi bir an önce hazırlayıp açıklamamız gerekir. Dünya Turizm fuarında Sayın Bakanımız Ünal Üstelin, İngiltere programımızı ve hedeflerini açıklaması tüm turizm sektöründe olumlu karşılanmıştı. Bunların uygulamaya konulması konusunda da basın aracılığı ile tüm kesimlere de tekrar tekrar sunulması, hedefe kilitlenme açısından büyük önem arz etmektedir. Diğer önemli bir konu da, Otellerimizin müşteri memnuniyeti konusunda herşeyi yapabilmeleridir. Her türlü müşteri şikayetini olumlu hale çevirebilmek için ,tur operatörleri yerel acenteler ile daha fazla işbirliği halinde olmalıdır.. Unutulmamalıdır ki ülkemize her kazandırdığımız memnun turist 3 kat katlanarak bize geri gelecektir. Türkiye’nin 2012 hedefi 26 milyar dolardır. Bizim de 2012 hedefimiz de artık MİLYAR DOLAR hedefi olmalıdır. Bu hedefi başarmamız hiç de zor değildir. Bunu başarmak için elimizde tüm araç ve gereçler mevcuttur. Başta Devletimiz olmak üzere Hava Yollarımız, Otelcilerimiz, Acentalarımız, Tur Operatörlerimiz, Resturançılarımız ve Araba Kiralama şirketlerimiz ve diğer tedarikçilerimizin birlik içerisinde çalışması hayati önem taşımaktadır. Bu birliği sağlayacak Turizm Bakanlığımıza çok önemli görev düşmektedir. Tüm medya ve basın kuruluşlarımız da Turizm Bakanlığımıza destek verilmelidir. Gazeteler,televizyonlar ve diğer medya araçlarının Turizmin önemini devamlı bir şekilde halkımıza aktarması MİLYAR DOLAR turizm gelirlerine ulaşmakta en büyük yardımı sağlayacaktır. Hep birlikte bu hedefe ulaşmak için BİRLİK OLALIM VE KENETLENELİM..Tüm halkımıza, yeni yılın hayırlı ve mutlu bir yıl olmasını diliyorum...Sevgiyle ESEN kalın...Bu bizlere MUTLULUĞU getirecektir...

Festivalin açılışını yapan Cumhurbaşkanı Eroğlu, Lefke’nin Kıbrıs Türkü’nün vazgeçemeyeceği bir kasaba olduğunu söyledi. “Siz Lefke’ye sahip çıkmadığınız taktirde başkası sahip çıkamaz” diyen Eroğlu, öncelikle Lefkelilerin kasabalarına sahip çıkması gerektiğini ifade etti. efke Turizm Derneği’nin Lefke Belediyesi ve Lefke Avrupa Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlediği “2. Lefke Hurma Festivali” 12 Kasım’da başladı. Festivalin açılışını yapan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, burada yaptığı konuşmada, Lefke’nin Kıbrıs Türkü’nün vazgeçmeyeceği bir kasaba olduğunu belirterek, halka düşen görevin Lefke’ye sahip çıkmak olduğunu belirtti. Eroğlu, “Siz Lefke’ye sahip çıkmadığınız takdirde, başkası sahip çıkmaz. Önce Lefkeli Lefkeye sahip çıkmalı” dedi. Lefke İstiklal İlkokulu’ndan düzenlenen kortej yürüyüşüyle başlayan ve Lefke çarşısında yer alan festivalin açılışına Cumhurbaşkanı Eroğlu ile eşi Meral Eroğlu’nun yanısıra, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst, bölge milletvekilleri, üst düzey yetkililer ve vatandaşlar katıldı. 13 Kasım’da tamamlanan festivalde, hurma çeşitleri ve hurma macunu, yeni mevsim zeytin ve zeytinyağı ile ev ürünleri stantlarda satışa sunuldu. Lefke çarşısında 10.00 - 23.00 saatleri arasında yer alan festivalde, birçok kültürel ve sanatsal etkinlik yanında konserler, halk dansları ve dans gösterileri, maniler, fotoğraf sergisi, rehberli hurma ağaçları turu, hurmalı ürünler yarışması gibi etkinlikler de düzenlendi.

L

Bölgenin tanıtımı için önemli Lefke Belediyesi Kapalı Pazar binası önünde açılış töreninde konuşan Lefke Turizm Derneği Başkanı Ergun Taşkın, bölgenin tanıtılmasına katkı

sağlamak amacıyla çalıştıklarını belirterek, bölgedeki hurma ağaçlarının korunması, geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına önem verdiklerini kaydetti. LAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Bülend Göksel de, üniversite olarak bölgedeki her türlü faaliyette yer almaya çalıştıklarını ifade ederek, hurmanın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması yönünde bilimsel çalışmalar yapmaya hazır olduklarını söyledi.Lefke Belediye Başkanı Mehmet Zafer de, belediye olarak amaçları doğrultusunda hizmet verecek her türlü etkinliğe ve sivil toplum örgütüne desteğe hazır olduklarını belirterek, Kapalı Belediye Pazarı’nın çok yakında Türkiye Cumhuriyeti’nin katkılarıyla restore edileceğini ve derneklerin etkinliklerine açılabileceği vurguladı. Hurma denilince akla Lefke geliyor Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu da, hurma deyince akla Lefke kasabasının geldiğini anımsatarak, Lefke’nin gelişmesi, ismini daha uzaklara duyurması ve ziyaret edilen bir bölge olması düşüncesiyle yapılan bu tür faaliyetlerin önemine dikkat çekti. Eroğlu, Lefke’nin Kıbrıs Türkü’nün vazgeçmeyeceği ve vazgeçmeyi aklının ucundan bile geçirmeyeceği bir kasaba olduğunu belirterek, birlik beraberlik içerisinde Lefke’nin gelişmesi için çalışılması gerektiğini kaydetti. “Halka düşen görev Lefke’ye sahip çıkmak” Halka düşen görevin Lefke’ye sahip çıkmak olduğunu ifade eden Eroğlu, “Siz Lefke’ye sahip çıkmadığınız takdirde, başkası sahip çıkmaz. Önce Lefkeli Lefkeye sahip çıkmalı” diye konuştu. Kendilerinin üzerlerine düşen görevi yapmaya çalıştığını vurgulayan Eroğlu, hep beraber Lefke’nin güzelliklerini dış dünyaya pazarlamak ve bölgeye yapılabilecek yeni yatırımlarla önünü açmak için adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Konuşmaların ardından açılış yapıldı ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, eşi Meral Eroğlu ve beraberindeki heyetle standları gezerek, alışveriş yaptı. Festivalde, daha sonra Sevgi Çiçeği Eğitim Merkezi folklor ekibi, halk dansları gösterisi sundu.


7

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

“Hayal gücüm yüksekti” “Başarmak, hayal etmekle başlar” sözlerini adeta doğruluyor işadamı Ünal Çağıner’in yaşamı. Çağıner, “Hayal gücüm yüksekti. 12-13 yaşlarından hayal etmeye başlamıştım. Hiçbir zaman kendimi memuriyete hazırlamamıştım ki, kısa sürede otelciliğe girmeyi istedim” diyor. uzey Kıbrıs’ın önde gelen girişimcilerinden bugün bine yakın kişiye istihdam sağlayan Çağıner Şirketler Grub’un kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Ünal Çağıner North Cyprus UK’e konuştu. İş hayatından, özel yaşamına, ülke turizminden, ekonomiye sorularımızı yanıtlayan Çağıner’le, son günlerde açtığı yeni oteli 5 yıldızlı Pine Court Hotel’den de bahsettik. Acapulco Resort Convention Spa Hotel‘de görüştüğümüz Çağıner’le geçmişinden günümüze bir yolculuk gerçekleştirdik.

K

“Hava tahmincisiydim” 1946’da Limasol’a bağlı Malya köyünde doğan Ünal Çağıner, 19 Mayıs Lisesini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nin Maliye ve İktisadi Bilimler bölümünden 1969 yılında mezun oldu. 1974’ e kadar İngiliz Üsleri Meteoroloji dairesinde çalıştı. “Hava tahmincisiydim” diyerek matematiği ve fiziğinin o dönemlerde de çok iyi olduğunu söyleyen işadamı, Kuzeyde 9 aylık memuriyetten sonra özel sektöre geçmiş. Evdim denizine tatil köyü projesi 1976 yılında Akgünler Turizm ve Denizcilik şirketini kuran Çağıner, 1982 yılında 50 adet bungalow ile Acapulco tatil köyünü hizmete açtı. Ancak turizme merakının eskilere dayandığını söylüyor Çağıner. Otelciliğe girmeyi 1971 yılında Limasol’da bir Turizm Kooperatif’i kurarlarken de düşlemiş. “O kooperatifle Evdim denizinde tatil köyü yapma projesi vardı. Ancak Rum, inşaat izni vermiyordu. Kooperatiften de kredi alamamıştık. Savaş çıktı ve durakladık...” diyor. Akgünler Turizm

ve Denizcilik şirketinde 9 kişiyle başladığı özel sektörde bugün binlerce insana iş imkanı sağlamanın gururunu yaşıyor. “Hayal gücüm yüksekti” 1982 yılından günümüze kadar, ana faaliyet alanı konaklama, taşımacılık, restoran işletmeciliği, çiftlik ve tarım ürünleri, catering ve turizm pazarlamadan oluşan 10‘un üzerinde şirketten oluşan Çağıner Şirketler Grubu’nun kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak, tüm bunları geçmişte hayal edebiliyormuydu Çağıner? Merak edip soruyoruz. O, “Hayal gücüm yüksekti. 12-13 yaşlarından hayal etmeye başlamıştım. Hiçbir zaman kendimi memuriyete hazırlamamıştım ki, kısa sürede otelciliğe girmeyi istedim” diyor. Ailenizin, anne babanızın durumu iyi miydi? Onlardan maddi destek gördünüz mü sorumuza ise gülümsüyor. Ve şu yanıtı veriyor: “Varlıklı bir aile değildik. Ama aç da değildik. Bu başarıyı, tüm bunları görmüş olduğumuz eğitim ve aile terbiyesine borçluyuz” Yurt dışından müşteri getirmenin maliyeti fazla Sohbetimiz ülke turizmine doğru kayıyor. Bu konuda biraz karamsar konuşan Çağıner, “Kuzey Kıbrıs’ta hiçbir zaman turizm patlaması olmadı. Olmayacak” diyerek, yılların turizmcisi olarak, en fazla doluluğun 1978 yılında yaşandığını anlatıyor bizlere. “Yurt dışından müşteri getirmenin maliyeti yüksek. Kuzey Kıbrıs’ı yurt dışında reklam etmeden, uçak fiyatlarını süspansiye etmeden turist getirmek kolay değildi” diyor. Dünyada hızla ilerleyen ekonomik kriz içerisinde, önümüzdeki yıllarda

bu adaya turist getirmek için, hükümetin teşfikleri artırması gerektiğine işaret ediyor. Dev gruba bir otel daha eklendi Çağın ltd, Acapulco Resort Convention Spa Hotel, Akgünler Turizm Ltd, Akgünler Denizcilik ltd, Tarsan Ltd, Çağiş Ltd, Passport Restaurant, Cyprus Premier Holidays Ltd(İngiltere), M.T.M GmbH(Almanya), Akgünler Turizm ve Denizcilik Şti(Türkiye), Maestro DMC, Ak-Fer Deniz Taşımacılığı Ltd, B.I. Energy Ltd. gibi şirketlerin yanında, şirket bünyesine geçtiğimiz ay içerisine 5 yıldızlı Pine Court Hotel’i de ekleyen Çağıner’le yeni açılan otelinden de söz ediyoruz. Pine Court Hotel’de ağaçlar arasında huzuru bulacaksınız Acapulco Tatil köyünün olduğu arazinin inkişafına başlarken, çizilmiş bir master plan olduğunu söyleyen Çağıner, bu proje kapsamında yatırımların sürdüğünü, yeni otelin projesinin o dönemden var olduğunu belirtiyor. 400 odalı oteli, 2 yıl içerisinde hizmete açtıklarını anlatan iş adamı, ilk etapta 150 odayı, daha sonra da 250 odayı hizmete koyduklarını anlatıyor. “Bu otelin en önemli özelliği, çocuklu ailelere, balayı çiftlerine, gençlere hizmet verebilmek için her türlü altyapıya sahip olması. Spor sahaları, yüzme havuzları, çocuk parkları, geniş yürüyüş alanları ve proje tahdında dikilmiş ağaçlarla donatılmış, güzel sahili olan bir tesistir” diyor. “Keşke turizm yapmasaydım da ticaret yapsaydım” sözleriyle sonlandırıyor sözlerini İşadamı Ünal Çağıner. Bu mesleğin yorucu olduğundan bahsederken, çok da keyifli olduğunu söylüyor.


8

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Ceasars Saray Otel, törenle hizmete açıldı Kıbrıs Türkü’nün ilk modern oteli olma özelliğini taşıyan Saray Otel, “Ceasars Saray Otel” adı altında Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Başbakan İrsen Küçük’ün katıldığı törenle hizmete açıldı. 1958 yılında İngiliz Sömürge Dönemi’nde inşa edilen Otel, 36 standart, 6 suit, konferans ve 250 kişilik toplantı odasıyla birlikte Ceasars Ltd tarafından yeniden hizmet vermeye başladı. Otelin açılışı Cumhurbaşkanı Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük ve Ceasars Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gültekin tarafından yapıldı. Törene bazı bakanlar da katıldı. Açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Tarihe notlar düşmüş Saray Otel’in yeni yüzünü görüyoruz” dedi ve Ceasars Şirketi Sahibi Ömer Gültekin’e yatırımdan dolayı teşekkür etti. Otelin 5 milyon Euro karşılığında yenilendiğine işaret eden Eroğlu, işadamlarının işyerlerine yatırdıkları parayı en kısa zamanda geri alma düşüncesine olduğunu ancak Saray Otel olayında “varsın bir

sene iki senede yatırım parası çıkmasın ama Lefkoşa’ya güzel bir eser kazandırılsın” düşüncesinin görüldüğünü kaydetti. Surlar içerisinde salon bulma derdinin Saray Otel’in yenilenme amacıyla kapandıktan sonra daha da arttığını kaydeden Eroğlu, gelişen bir merkez şehir ve artan bir nüfusa sahip Lefkoşa’da yeni otellerin açılmasının önemli olduğunu belirtti. Eroğlu, “Bu tarihi mekanda yemek yeme zevki daha da olur” dedi. Küçük Başbakan İrsen Küçük de, Saray Otel’in Kıbrıs Türkü’nün ilk modern oteli olma özelliğini taşıdığını kaydetti. Saray Otel’in İngiliz Sömürge Yönetimi döneminde Vakıflar İdaresi tarafından yapılan güzel bir yatırım olduğunu kaydeden Küçük,

otelin 1958 ve 1960’lı yıllarda Lefkoşa’nın müdafaası bakımından bir kale gibi görev aldığını ifade etti. Saray otelinin inşası öncesi Lefkoşa’nın halini bilenlerden olduğunu, otelin inşası gündeme geldiğinde bazı çevrelerin Lefkoşa’nın tarihi yapısını bozacağını savunduğunu anlatan Küçük, “Lefkoşa çok küçüktü, surlar içinde hemen hemen hiç bir mahalle ve tesis yoktu. Dolayısı ile böyle bir tesisin buraya kazandırılması gerekirdi ve bu yanlış olmadı. Özellikle 1963 olayları ve sonraki Rum saldırılarında Saray Otel şehrimizi kale gibi korumuştur...” dedi.

Saray Otel’in topluma kazandırılmasından dolayı Vakıflar İdaresi ve Ceasars Ltd’e teşekkür eden Küçük, “Bu gibi işletmelerden kar etmeyeceğimizi bilenlerdeniz. Dolayısıyla özel sektöre kazandırıp bu gibi tesisleri de ülke ekonomisine kazandırma düşüncesi ile hareket eden hükümetimizin olumlu icraatlarından bir tanesidir Saray Otel” dedi. Vakıflar Yönetim Kurulu ve hükümete otelin devredilmesi aşamasında pek çok eleştiriler geldiğini hatırlatan Küçük, otelin özele devredilmesi kararının yürekli bir karar olduğunu ve sonuçta Lefkoşa’ya yeni bir otel kazandırıldığını kaydetti.

Kaya Otel müdürü Naciye Kaya da, otelin 5 milyon Euro harcanarak bir yıl zarfında odalarının tümü yenilenerek yepyeni bir konseptle hizmete açıldığını kaydetti. Kaya, otele toplantı, konferans, spor salonu ve spa merkezi de eklendiğini belirtti. Saray Otelin inşasına 1958 yılında başlandığını ve 1963 yılında hizmete açılan ilk modern Türk oteli olduğuna işaret eden Kaya, 1963 olaylarından dolayı bir dönem çalıştırılamadığını ve 2010’a kadar Vakıflar İdaresi tarafından çalıştırıldığını kaydetti.


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

9


10

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Sarastro Restaurant’ta yeni yıl gecesi bir başka güzellikte yaşanır...

Mine Çeliker mceliker@gmail.com

Dünya’yı değiştiren adam…

Yeni yılın renkli dünyası

e zaman başarılarıyla ünlü birinin öldüğünü duysam, hayatın ne kadar kısa olduğunu ve dünyanın kimseye kalmayacağını hatırlarım ve beynimde yanıt arayan sorular dönmeye başlar… Kendini bir şeylere adamış ve yaptıklarıyla tarihe yön vermiş insanlar hayatı gerçekten istedikleri gibi yaşayabilmişler miydi? Niye insanlık için bu kadar çok çaba harcıyorlar? Egoları mı çok yüksek yoksa gerçekten de hümanistler mi? Tekrar dünyaya gelmiş olsalar yine aynı hayatı yaşamak isterler miydi? Pişmanlıkları var mı? Keşkeleri var mı? Bu kadar başarıyı kısacık hayatlarına nasıl sığdırabiliyorlar? Hayatının son anına kadar çalışmayı seçen ve dünyayı değiştirmeyi başarmış Steve Jobs’un ölümü de yine bu soruları getirdi aklıma… Bir Arap olarak dünyaya gelen ve bir hafta sonra evlatlık verilen; üniversiteyi yarım bırakmış ve sıfırdan zirveye çıkmayı başarmış bu zat, yaptıklarıyla insanların hayatlarını değiştirmiş, teknoloji devrimi gerçekleştirmişti… Amacı bu muydu evinin garajında arkadaşıyla çalışmaya başladıklarında, yoksa yaptığı şeye olan tutkusu mu onu bu noktaya getirmişti? Gün gelecek hepinizin hayatını değiştireceğim diye düşünmüş müydü acaba? Kendi kurduğu ve sonrasında kovulduğu Apple’ı bir numaraya taşımış bu insan, kovulmayı “başına gelen en güzel şey” olarak tanımlarken, kendine olan güvenini ve bir şeyleri başarma azmini ortaya koyuyor esasında… Mücadeleci kişiliğiyle zaten istediğini yapacağını bilmenin vermiş olduğu özgüven var içinde… Veya olduğunu fark ediyor tek başına kurduğu Next şirketinin elde ettiği başarıların ardından… Jobs gibi insanların genlerinde başarı kodlanmış sanki... Gelinecek nokta ya da para hesabı olmadan, şu anda yaptığı işin en iyi olmasıdır onlar için esas amaç… Gerisi çorap söküğü gibi zaten...

N

Biz aynı anda birçok şey yapmaya çalışırken, ya da ne yapsam diye düşünürken ve kendimizi bir kapalı kutuya kapatmış güvenliğimizi sorgularken, ne yapacağını bilen ve bildiğini yapacak kadar çılgın olanlar ise çoktan dünyayı değiştirmiş bile… İşte Steve Jobs’un ilham veren cümleleri… =“Dünya’yı değiştirebileceğini düşünecek kadar çılgın olan insanlar ancak Dünya’yı değiştirebilecek işler yapabilir.” =“Yaptıklarımla olduğu kadar yapmadıklarımla da gurur duyuyorum” =“Mezardaki en zengin adam olmak değil, yatağa yattığımda harika işler yaptık diyebilmektir benim için önemli olan” =“Benim işim insanlara iyi davranmak değil, onları geliştirmek” =“Müşterinize ne istediğini sorup ona göre ürün çıkaramazsınız, çünkü siz onların istediğini yaparken onlar başka birşey istiyor olacaktır.” =“Hayattaki vaktiniz kısa, o yüzden işe yarar birşeyler yapmak için harcamanız çok önemli. =“Yaratıcılık, lider olmak ve takip eden olmak arasındaki farkta gizlidir” =“ Hayat kısa’, sanırım sadece öldüğümüzde anlayacağız bunu” =“Hayatlarımızla ilgili seçimler bize ait, bu yüzden en iyisi olmak için çabalamalıyız” 40 yaşındayken; “Dünya’yı değiştirdiğimizi söylüyorlar ama değişmedi ben 40 yaşına geldim ve hala değişmedi. Doğuyoruz, büyüyoruz, çocuklar getiriyoruz Dünya’ya ve ölüyoruz.”

anat dünyasının kalbinin attığı Covent Garden’da bulunan dünyaca ünlü Sarastro Restaurant yeni yıl hazırlıklarını tamamladı. 31 Aralık gecesi Sarastro Restaurant’ta düzenlenecek olan yeni yıl gecesinde Swing Motown tarzı müzikleriyle Colin Roy sahne alacak. 60 – 70 yıllarının unutulmaz şarkılarının sahneleceği gecede sanatçı günümüzün

S

sevilen eserlerine de yer verecek. Konuyla ilgili gazetemize bilgi veren Restoran direktörlerinden Murat Mağden, yeni yıl hazırlıklarını tamamladıklarını söyledi. Colin Roy’un sahne alacağı gecede piyango çekilişinin de yer alacağını söyleyen Magden, Sarastro’da yeni yıl gecesinin çok renkli geçeceğini kaydetti.

Sarastro Restaurant’ın yeni yıl gecesinde konuklarına 3 çeşit ana yemek, zengin meze çeşitleri, meyve, çay veya kahve ikram edilecek. Yeni yıl gecesinin giriş ücreti de gecen yıl olduğu 75 pound olarak belirlendi. Rezervasyonyolarınız için 020 7836 0101 nolu telefonu arayabilir veya reservations@sarastro-restaurant.com email adresinden yerlerini ayırtabilirler.


12

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber Sevden Gülercan sevdengulercan@hotmail.com

Geçmişi yok ama geleceği var... u ayki yazımda sizlere tarihi geçmişi olmayan, ama parlak bir geleceğe sahip olan bir ülkeden bahsetmek istiyorum. Birçoğunuz tahmin etmiştir herhalde. Evet bu ülke Dubai. Arap Yarımadası’ndaki yedi tane Birleşik Arap Emirlikleri emirliğinden biri. 1960’larda sadece balıkçı kenti olan Dubai, 1990’dan sonra hızla gelişmeye ve geleceğe doğru yol almaya başladı. 2000’li yıllar ile de büyük projeler ile dünyaya adını duyuran şehir, şu an bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir. Birleşik Arap Emirlikleri’nin en büyük emirliği ve en lüks, en çağdaş olanıdır. Arap ülkeleri denilince eminim birçoğunuzun aklına gelişmemiş, pis ve yobazlık gelir, ama Dubai tüm bu düşüncelerinizi çürütecek nitelikte bir şehir. Aslın da Dubai için ‘en’lerin ülkesi de diyebiliriz’. En yüksek binalar, en lüks oteller (Burj Al Arab), en büyük alışveriş merkezleri ve daha sayamayacağım birçok şey. Şehrin başında Şeyh Muhammed Raşid el Maktum bulunmaktadır. Şeyh Maktum için geleceği görebilen gözleri var, dersem sanırım yanlış olmaz ve bir de sınırsız maddi güç tabi. Şeyh Maktum birçok inanılmaz projeye imza atmıştır. Bunlardan en ilgi çekici olanları palmiye şeklindeki yapay ada ve dünya şeklini alan takım adalar olarak sayılabilir. Evet belki tarihi eserleri olmaya bilir ama ileride iz bırakacak bir mimariye sahip olacakları kesin. Tabi tüm bunların yanında Dubai’de verginin de olmaması şehri turizim açısından olumlu yönde çok etkiliyor. Dubai’de dolaşırken en çok ilgimi çeken bir başka konu da kadına olan saygı. İsterseniz oranın vatandaşı olun isterseniz olmayın, kadına saygı heryerde var. Yolda yürürken tüm trafik bir kadın için durabilir, bankada sıra beklerken öncelik hep kadınların vs. Kadınlar düşündüğnüz gibi ikinci sınıf vatandaş değil, aksine baştacı. Eğer sizin de bir gün yolunuz Dubai’ye düşerse, sakın benim gibi gözleriniz oranın yerli vatandaşını aramasın, hele gündüz vaktiyse hiç aramasın. Oranın yerlileri genelde akşam saatlerinde dışarı çıkıyorlar ve daha lüks daha elit yerlere gidiyorlar. Eğer Dünya’da gidilmesi gereken yerler diye bir liste yapsaydım, Dubai kesinlikle bu listede olurdu. Okadar hızlı gelişen bir şehir ki , hani derlerya ‘aynı nehirde iki kez yıkanamazsın’, işte Dubai’de öyle. Her yıl gitseniz bile eminim ki hep size yeni bir süprizle ‘merhaba’ diyecek. Son olarak şunu da unutmayın lütfen bizde kışken Dubai’ye gitmekte fayda var, yazken gitmenizi pek tavsiye etmiyorum.

B

Yeni filmini mezarlıkta çekecek Ali KALAY ondra’da yaşayan Kıbrıslı Türk yönetmen Kenan Hüdaverdi, ‘Necropolis’ adını verdiği yeni filmin çekimlerine1 Mart 2012’den itibaren başlayacağını söyledi. Filmin çekimleri, rahmetli Kıbrıslı Türk işadamı Ramazan Güney’e ait İngiltere’nin Surrey Brookwood kentinde bulunan Brookwood Mezarlığı’nda yapılacak. Yeni projesinde filmin senaristliğini ve yönetmenliğini yapacak olan Hüdaverdi, filmin tamamının İngilizce olacağını filmde Türk, İngiliz ve İtalyan aktörlerin rol alacağını belirtti. Filmde, günlük yaşantısından kaçıp mezarlıkta yanlız yaşamaya başlayan bir kişinin yaşadığı olaylar zincirinin konu edindiğini ifade eden Hüdaverdi,

L

“Filmin yüzde 90’nı İngiltere’de bulunan Ramazan Güney’e ait Brookwood Mezarlığı’nda çekilecek. Filmde yaşamdan kesitler ve drama iç içe olacak. Film ekibi olarak, çekim sürecinde mezarlıkta kalacağız. Çünkü, bazen çekimler gece olacak, bazen de sabahın erken saatlerinde kadar devam edecek. Bundan dolayı hep mezarlıkta kalacağız. Bize bu imkanı sağlayan Brookwood Mezarlığı yetkililerine şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Yönetmen Hüdaverdi filmin üç hafta gibi kısa bir sürede tamamlamayı düşündüklerini de belirterek, “Çalışmalar istediğimiz gibi sürer ve bir aksilik olmaz ise, filmimiz gelecek yıl Londra’da düzenlenecek olan Londra Türk Film Festivali’nde gösterimi girecek” diye konuştu. Filme kaynak ve yapımcı bulmak için Türkiye ile görüşmelerin

Kıbrıslı Türk yönetmen Kenan Hüdaverdi

sürdüğünü kaydeden Kıbrıslı Türk yönetmen, “Bize destek olacak iş adamları, ‘kenan_hudaverdi@hotmail.co.uk’ mail adresinden veya 07903221199 no’lu telefondan ulaşabilirler” diyerek destek çağrıda bulundu. Hüdaverdi, filmin oyuncu kadrosunun da önümüzdeki günlerde kesinleşeceğini ve filmin 2012’nin Aralık ayında vizyona gireceğini sözlerine ekledi.43 yıldır Londra’da yaşayan Hüdaverdi, Türkiye’ye yerleşip, film sektörü üzerine çalışmalar yapmak istediğini de sözlerine ekledi. Kenan Hüdaverdi’nin yaptığı projeler ‘Saving Lives’ (Yönetmen

Kenan Hüdaverdi–2009) ‘My Gift’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi-2007) ‘Gansters Moll’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi – 2006) ‘No Winners’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi- 2002) ‘Outcast Writer’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi – 2000) ‘Innocent Victims’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi – 1999) ‘Necropolis’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi– 1999) ‘Brookwood’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi 1999) ‘The Robbery’ (Yönetmen ve senaryo Kenan Hüdaverdi – 1999)


13

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

3 Kıbrıslı Türk’e ödül “En Başarılı Türkler Ödül Töreni”nde 3 Kıbrıslı Türk ödül aldı. Ödül alanlar arasında, Direct Traveller sahibi Ramadan Özdemir’de vardı. ngiltere ve Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak üzere hizmet veren Business Network tarafından ikincisi organize edilen “En Başarılı Türkler Ödül Töreni” Londra’daki Hilton Park Lane Hotel’de gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun konuşma yaptığı geceye ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, Londra Belediye Başkanı Boris Johnson, İngiltere Ekonomi Bakanı Vince Cable ile İngiltere ve Türkiye’den çok sayıda milletve-

İ

kili, lord ve işadamları katıldı. İngiliz Jazz müzik grubunun canlı performansı eşliğinde resepsiyon ve yemeğin ardından konuşmalara geçildi. 5 Kıbrıslı Türk katıldı 3’ü ödül aldı “En Başarılı Türkler” arasında 5 tane Kıbrıslı Türk yer aldı, 3’ü ise ödüle sahip oldu. Bu yılki ödül töreninde geçen yılda olduğu gibi aday göstermelerde her kayıt için belirli kriterlerde puan verildi ve daha sonra son elemeye kalan aday listesi panosu oluşturuldu. Her kategori için 3 en yüksek puanlı katılımcı web sitesinde duyurululdu. Bu aşamadan sonra halk oylamasına geçildi. Ödül töreninde ilgi çeken 3 Kıbrıslı Türk’e ödül verilmesiydi. Gecede Direct Traveller sahibi Ramadan Özdemir’de Kuzey Kıbrıs tatil uzmanı olarak ve başarılı çalışmaları için “Yılın Girişimcisi” ödülüne layık görüldü. Öztürk, ödülünü İngiltere Ekonomi Bakanı Dr Vince Cable verdi. “En başarılı İş Adamı” ödülüne layık görülen JJ

Fast Food sahibi Mustafa Kiamil’e ödülünü T.C Milletvekili & Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Mevlut Çavuşoğlu, “En başarılı Akademisyen” ödülüne layık görülen Prof. Mustafa Camgöz ise ödülünü İngiltere Milletvekili Simon Hughes, verdi. Ramadan Özdemir kimdir? Ramadan Özdemir, İngiltere’de, 1978’de Kıbrıs’lı Türk bir ailenin (Chakartash & Özdemir) çocuğudur. Aile aslen Binatlı köyündendir. 2010’un sonunda Direct Traveller Sunday Times ve Virgin grubu tarafından İngiltere’de en hızlı büyüyen firmalardan biri olarak ödüllendirildi. Haziran 2011’de Ramadan Kuzey Kıbrıs tatilleri ve Direct Traveller için ilk Britanya ulusal televizyon reklam kampanyasını başlattı. Kuzey Kıbrıs ilk kez Britanya halkı tarafından evlerinden ulusal televizyon kanalları (ITV ve Sky TV gibi) aracılığı ile izleniyordu. Eylül 2011’de Özdemir’in kurduğu Direct Traveller işletmesi Kıbrıs Türk Otelciler Birliği (KITOB) tarafından ödüllendirildi. Kuzey Kıbrıs turizm sektörüne olumlu bir dinamizm ve yenilik getirdiği için “Yeşil Zeytin Turizm Ödülü” de aldı.


14

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber Hazırlayan

Dty. Zaliha Kiraz zaliskiraz@hotmail.com

Hafif ve Yararlı bir tatlı: cevizli sucuk evizli sucuk, taze üzüm şırasının veya pekmezin nişasta ile kaynatılıp hazırlanan peltesine iplere... Cevizli sucuk, taze üzüm şırasının veya pekmezin nişasta ile kaynatılıp hazırlanan peltesine iplere dizilmiş iç ceviz, fındık, fıstık veya badem gibi kuruyemişlerin birkaç kez batırılıp çıkarılması ve kurutulması ile elde edilen geleneksel gıdalarımızdan birisidir. Geleneksel gıdalarımızdan biri olan cevizli sucuk besin bileşimi açısından değerlendirildiğinde enerji ve besin öğeleri yönünden zengin bir gıdadır. İçerisine giren yağlı tohumlar nedeniyle protein, yağ (özellikle doymamış yağ asitlerinden zengin) ve antioksidan özelliği olan yağda eriyen E vitamini, mineraller ve diğer vitaminler ile üzüm şırası ve pekmezin bileşiminde bulunan mineraller ve vitaminlerden dolayı besleyici değeri yüksek enerji veren bir gıdadır. Enerji gereksinimi fazla olan bireylere (zayıf olanlara, sporculara, gebelere, ağır işte çalışan işçilere) önerilebilecek besleyici değeri yüksek bir gıdadır. Sadece enerjisi yüksek, besleyici değeri olmayan ve dengesiz beslenmeye yol açan hazır ürünlere (şekerlemeler, şekerli içecekler, cipsler, bisküviler vb.) yerine tercih edilmesi önerilebilir.

C

Özgürlüğe kaçış... Doğa ve geleneksel kültürün iç içe yaşandığı Karpaz Yarımadası, dünyadaki turizm trendi Eko Turizm modeliyle farklı arayışlar peşinde olanların uğrak yeri oldu. Dünyanın birçok ülkesinden Karpaz’a gelen ziyaretçiler, eşsiz kumsallarındaki carettaları, özgürce dolaşan eşekleri seyretme imkanı bulurken, aynı zamanda geleneksel Kıbrıs kültürünü bire bir yaşama imkanı buluyorlar.

Cevizli Sucuğun Yapılışı İplere dizilen cevizler ya üzüm şırasının nişasta ile kaynatılıp hazırlanan peltesine veya pekmezin nişasta ile kaynatılıp hazırlanan peltesine daldırılarak hazırlanır. Cevizli Sucuğun Bileşimi Fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar B grubu vitaminleri, mineraller, yağ ve proteince zengindirler. Yağ içerikleri yüksek olmalarına karşın bitkisel kaynaklı oldukları için kolesterol içermezler. Fındık tekli doymamış yağ asitlerinden zengin olup, ceviz tekli doymamış yağ asitleri ile birlikte omega-3 yağ asitlerinden de zengindir. Ceviz ve fındık gibi yağlı tohumlar doymamış yağ asitleri, E vitamini içerdiği için koroner kalp hastalığı ve kanser riskini azaltırlar. Enerji değeri yüksek olan bu besinlere özellikle çocukların, sporcuların ve ağır işte çalışanların diyetinde yer verilmesi yararlıdır Ayrıca içerdiği yaklaşık %15 oranındaki protein önemli bir bitkisel protein kaynağıdır. Ceviz besin değeri yönünden oldukça zengindir. 100 gram yenilebilen iç ceviz yaklaşık olarak 14.8 gram protein, 3.5 gram nem, 64 gram yağ, 15.8 gram toplam karbonhidrat, 2.1 g posa, 1.9 g kül içerir ve 651Kal enerji verir. Ayrıca 99 mg kalsiyum, 380 mg fosfor, 3.1 mg demir, 2 mg sodyum, 450 mg potasyum, 131 mg magnezyum, , 33 mg tiamin, 9 mg niasin, 2 mg askorbik asit içermektedir. Görüldüğü gibi cevizin büyük bir kısmını yağ oluşturmaktadır. İçerdiği oleik, linoleik ve linolenik gibi yağ asitleri insan beslenmesinde oldukça önemlidir. Ceviz, üzüm şırası ve pekmez vücudun normal metabolik süreçleri için gerekli birçok minerali de yoğun olarak içermektedir. Ceviz büyüme ve cinsiyet hormonlarının gelişmesinde rol oynayan çinko için en iyi kaynaklarında birisidir. Ceviz, üzüm şırası ve pekmez kemiklerin ve dişlerin yapımı ve gelişimi, kas ve sinir sistemi ve kan pıhtılaşmasında önemli rolü olan kalsiyum kaynaklarındandır. Eksikliğinde kemik ve diş hastalıklarına neden olur. Kalsiyumun yeterli miktarının mutlaka dışarıdan alınması gereklidir. Özellikle süt ve ürünlerinin yeterince tüketilmediği ülkemizde, cevizli sucuk tüketilerek kalsiyum gereksinmesinin bir kısmı karşılanabilir. Demir büyük çoğunlukla hemoglobin yapısında bulunduğundan yetersizliğinde hücrelere oksijen taşınamamakta bu da bitkinlik ve kansızlıkla sonuçlanmaktadır. Demir yetersizliği günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli beslenme sorunlarından birisidir. Özellikle doğurganlık dönemi kadınlarda, çocuklarda, vejetaryenlerde günlük diyetteki gıdaların çoğu (bilinçli bir seçim yapılamazsa) gereksinimi karşılayamamaktadır. Bitkisel gıdalardaki demirin emilimi düşük olduğundan ekonomik nedenlerle hayvansal gıdaları yeterince tüketemeyen kişilerde kansızlık ortaya çıkabilmektedir. Cevizli sucuk gibi mineral içeriği yoğun gıdalar tüketilerek günlük demir ihtiyacının bir kısmı karşılanabilir.

arpaz, Kıbrıs adasının kuzeydoğu ucundan Anadolu’ya doğru uzanan, sivri ve uzun yarımadanın adıdır. Yüzölçümüne oranla küçük bir nüfusun yaşadığı Karpaz Yarımadası, milli park statüsünde olduğu için koruma altındadır. Tarihi ve doğal görünümüyle Kıbrıs’ın önemli bölgelerinden biri olan Karpaz Yarımadası, tarih boyunca medeniyetten kaçmak ya da inzivaya çekilmek isteyenlerin uğrak yeri olmuştur. Bu nedenle de, yarımada da çok sayıda manastır inşa edilmiştir. Bu manastırların en ünlüsü de Apostolos Andreas Manastırı’dır. Karpaz Yarımadası, birçok antik kenti, manastırları ve çeşitli uygarlıkların izlerini barındırmaktadır. Zengin bir kültüre sahip Kuzey Kıbrıs’ta geleneksel kültürü ve mutfağı sürdürülebilir kılmak amacıyla yapılan çalışmalar, ülkede son dönemde dünya turizm trendlerinden EkoAgro Turizm’in gelişmesinde önemli rol oynadı. Doğa, Çevre, yaşam ve kültürün, Eko-Agro Turizm’in başlıca ürünü olmasından hareketle, özellikle Kıbrıs’ın bozulmamış doğasının yer aldığı Karpaz Yarımadası’nda bu konuyla ilgili önemli adımlar atıldı. 2002 yılından bu yana Karpaz Yarımada’sında Eko-Turizm’i geliştirmek amacıyla yatırımlar sürüyor.

K

Dünya’nın turizm trendi Bölgede, 2007 yılında kurulan Karpaz

Eko Turizm Birliği’ne üye toplamda 9 üye tesis bulunuyor. Birliğe üye tesisler toplam 200 yatak kapasitesine sahip. 2009 yılından buyanadır birlik başkanlığını yürüten Yusuf Duman, üyelerinin pansiyon yatırımcılarından oluştuğunu belirtti. Ancak, birliklerine Eko Turizm konseptinde restoranlardan da talep olduğunun altını çizdi. Eko Turizm’in doğayla barışık bir turizm modeli olduğunu söyleyen Duman, daha çok doğayı ve özellikle kültürel değerleri ön planda çıkaran bu turizm modeline tüm dünyada yoğun ilgi olduğuna dikkat çekti. Doğayla iç içe bir yaşam Her türlü lüksü tatmış insanların farklı arayışlarda olduğunu ifade eden Yusuf Duman, böylelikle farklı bir kültürü yaşama, bozulmamış doğada zaman geçirme olanağı bulduğunu belirterek, Kuzey Kıbrıs’ta Eko Turizm’in yoğunlukla Karpaz yarım adasında yapıldığını söyledi. Eko-Turizm kapsamında, doğa yürüyüşleri, kuş gözlemciliği, bisiklet turları, dalgıçlık, balık avlama gibi aktivitelerin yapıldığını anlatan Duman, ayrıca, yılın belli zamanlarında kurulan eko pazarla özellikle Büyükkonuk’ta reçeller, peksemetler ve Kıbrıs’a özgü yiyeceklerin satıldığını anlattı. Duman, aynı zamanda bölgede düzenlenen festivallerle de o yörenin yaşam tarzı ve değerlerini ortaya çıkaran etkinlikler

yapıldığını söyledi. Böylelikle bölge halkı ve ziyaretçilerin kaynaşmasına olanak sağlandığını kaydetti.

Tesisler TATLISU Şinya Guest House Aile ve Kır Kulübü Tesis Kıbrıs’ın kuzey sahillerinde Girne şehrinin yaklaşık 30dk doğusunda Beşparmak Dağları ile Akdeniz arasındaki Küçükerenköy’de hizmet vermektedir. Tesis yaklaşık olarak Ercan Havalimanı’na ve başkent Lefkoşa’ya 40 dk, Girne Turizm Limanı’na 30dk , Gazimağusa şehrine 35 dk mesafededir. Tesiste bir adet tek yatak odalı suit ve 2 adet de iki yatak odalı suit olmak üzere toplam 3 adet tatil evi, ayrıca ev yemekleri, balık ve kebap çeşitleri yanında vejeteryan mönü de sunulan şirin bir restoran bulunmaktadır. Restoranımızın ayrıca cafe bölümü de vardır. Taştan yapılmış olan konaklama evlerinin her birinde deniz manzaralı terası, yatak odalarında klima, salonda televizyon, çekyat, oturma grubu ve mutfak köşesi ( ocak, aspiratör, buzdolabı ve istek üzerine mutfak gereçleri), tavana kadar seramik döşeli banyoda duşakabin ve banyo dolabı bulunmaktadır. Bahçe içerisinde ve güller arasında bulunan konaklama evlerimiz-


15

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

deki tüm mobilyalar ise tamamen ahşaptır. Şinya tesisinde gündüz kullanılan elektriğin tamamı ise güneş panellerinden sağlanmakta olup çevreye karşı duyarlı bir işletmecilik yapılıyor. Aktiviteler: Bisiklet: Kaliteli dağ bisikletlerinden kiralayıp küçük çevre gezileri veya doğa turları yapabilirsiniz. Doğa Yürüyüşü: Tesis aynı zamanda Küçükerenköy doğa yürüyüş parkurunun başlangıç yeridir. Yaklaşık iki veya iki buçuk saatlik parkurda güzel fotoğraflar çekebilirsiniz, ayrıca parkurun içinden geçtiği doğal bir oluşum olan yaklaşık altmış metrelik güvercin tünelinden de geçeceksiniz. Hobi Bahçeleri: Tesis bünyesinde 12 adet hobi bahçesi bulunmaktadır. Emekli olanlar veya uzun süre vakti olanlar kendi bahçelerini kiralayıp diledikleri sebzeleri kendileri yetiştirebilirler ve en taze sebzeleri tadabilirler. Kısa süreli misafirler ise mevsimine göre kendi bahçemizden sebze veya meyve toplayabilirler. Bahçe işlerine meraklı bahçede iş yapabilirler. Mevsimine göre zeytin hasadı, harnup (Keçiboynuzu) hasadı, pekmez yapımı, yabani ot ayıklama, çapa, sebze sulama, tarla hazırlama vs bahçe işleri deneyebilirsiniz. Piknik: Ailenizle veya arkadaşlarınızla kendiniz piknik partisi düzenleyebilirsiniz. Bahçemizde piknik masası ve mangal temin ediliyor. Sportif olta balıkçılığı: Balık avlamaya meraklı olanlar için köyde uygun kayalık yerler mevcuttur. Kendi tuttuğunuz balığı kendiniz pişirip yiyebilirsiniz veya restoranda sizin hazırlatabilirsiniz. Yüzme: Tesis denize yaklaşık üç yüz metre mesafede. Gerek sportif amaçlı gerekse eğlence amaçlı Akdeniz’in berrak sularından dilediğinizce yararlanabilirsiniz. Sahil kumsal olmayıp çakıllı olması nedeniyle çok sakin bir yerdir ve sanki kendi özel deniziniz gibi hissedebilirsiniz. Kumsal tercih edenler ise dilerlerse köyümüzün diğer tarafındaki küçük sahili tercih edebilirler veya dilerlerse arabayla yaklaşık 10dk mesafedeki daha kalabalık olan farklı plajlara gidebilirler. Binicilik: Tesis dahilinde henüz olmasa da atlara meraklı olan misafirlerimize yardımcı olunuyor. Araba ile yaklaşık 25 dk mesafede binicilik aktivitelerine katılabilirsiniz.

Açık alan aktivitelerimize ek olarak tavla, okey, satranç gibi iç mekan aktivitelerimiz, sevdiklerinizle birlikte hoşça vakit geçirmenize yardımcı oluyor. Rezervasyon için 0533 8634858 numaralı telefonumuzdan arayabilirsiniz. E-mail: holiday@sinyaclub.com- Web sayfası: www.sinyaclub.com BÜYÜKKONUK Galıfes Guest House Galifes konuk evleri Ercan Hava Limanının 60 km doğusunda, Karpaz Yarım adasının Büyükkonuk köyünde bulunmaktadır. Rengarenk bir çiçek bahçesi içerisinde tasarlanmış 4 ünite (8 yatak) ve müşterek biriminden oluşan tesisimizin tüm odalarında duş, tuvalet, klima ve buzdolabı yer almaktadır. Günlük yaşamın her türlü yoğunluğundan uzak, Karpaz yarım adasının eşsiz güzelliklerini keşfederek stres atacağınız tatiliniz için ideal bir ortam. Ayphodios Guest House Büyükkonuk köyünde bulunan ve kerpiçten yapılmış tesiste 4 oda 8 yatak ve bir de restoran vardır. Tel: +90 533 8606273 e-mail: gulaykomili@gmail.com Aşut Guest House Eko turizmin pilot bölgesi olarak kullanılan eko günler ve eko pazarlarıyla adını duyurmuş olan Büyükkonuk mevsim özelliklerine göre birçok meyve ve sebzeyi dalında görüp taze tüketme imkanı sunar. Zaman zaman av sezonlarıyla avcıların ilgi odağı konumunda doğayla bütünleşmiş sessiz sakin bir köy. Pansiyonda, portakal bahçesi içinde portakalçiçeği, gül, fesleğen kokuları kuş sesleri ile konuklara dinlenme imkanını evlerinden çok daha ucuza sunuyorlar. Hava limanına 1 saat mesafede denize 15 dkika mesafede Girne, Mağusa, Lefkoşa güzergahının orta yerinde bulunan mütevazi bir köy olan Büyükkonuk, tüm tatilcilerin huzur içinde tatilini geçirebileceği eşsiz yerlerden birtanesi. Odalar; 1,5 ve 2,5 kişilik yataklı (çocuk için ayrı yatak) birbirinden ayrı odalar halinde tamamen ahşapla dizaynedilmiş. Plazma tv, internet, telefon, klima, mini bar, tuvalet, banyo ve genel kullanım gereçleri. İrtibat 0533 860 48 61 _ 0392 383 21 00Fax 0392 383 2102- For english 0542 875 40 52 www.asutguesthouse.com- mail: asutguesthouse@hotmail.com KARPAZ Karpaz Arch Houses Aslına uygun restore edilip rengarenk bir

çiçek bahçesi içerisinde 2002 yılında turizmin hizmetine açılan tesis, otantik bir şekilde döşenmiş 17 oda, bir restoran ve bir kahvehaneden oluşmaktadır. Konforunuz düşünülerek tasarlanan tüm odalarında duş, tuvalet, buzdolabı ve klima cihazı bulunmaktadır. Nostalji yaşayabileceğiniz, bölgenin kendine özgü tüm özelliklerini yansıtan eşsiz bir mekan olan Karpaz Arch Houses’da konaklamak bir ayrıcalıktır. Tel: +90 392 3722009- Fax: +90 392 3722007web: www.karpazarchhouses.com- e-mail: karpazarch@gmail.com Revaklı Ev Guest House Dipkarpaz köyünde bulunan tesiste restorasyon çalışmaları devam etmektedir Karpaz Stone House Aslına uygun restore edilerek turizmin hizmetine sunulan Dipkarpaz köyündeki Karpaz Stone House, otantik tasarımı ile 4 oda 7 yatak kapasitesine sahiptir. Tüm odalarında şöminenin yanı sıra buzdolabı, klima cihazı, tavan vantilatörü, duş ve tuvalete sahip tesisin kahvaltı hizmeti, yanıbaşındaki Karpaz Arch Houses’da verilmektedir. Karpaz Stone House konuklarına unutulan huzurlu köy yaşamını hatırlatıp, yaşatan bir tesistir. Tel: +90 533 8446006, +90 392 3722289 e-mail: karpazstonehouse@hotmail.com Villa Lembos Yeşil ile mavinin huzur veren ortamında ruhunuzu dinlendirebileceğiniz Dipkarpaz köyündeki Villa Lembos 6 oda 12 yatak kapasitesine sahiptir. Kendi üretimi olan eti ve helliminin yanısıra Kıbrıs mutfağını zevkle tadacağınız bir de restorana sahip tesisin tüm odalarında tuvalet, duş, minibar ve klima cihazı ile tavan vantilatörü bulunmaktadır. Huzurlu köy ortamında her türlü gürültüden uzak, Karpaz yarımadasının büyüleyici güzelliklerini keşfetmek istiyorsanız, Villa Lembos sizin için en doğru adrestir. Tel: +90 542 8729415- Web: www.villalembos.com

Karpaz Çiftlik Pansiyon Tesis Dipkarpaz Köyünde bulunmaktadır. Telefon Numarası: +90 533 8415164 email: omercebi6@hotmail.com -e-mail: info@karpazciftlikevi.com MEHMETÇİK KÖYÜ Rosagi Guest House Rozagi Guest House ,Kıbrıs’ın eşsiz güzellikteki Karpaz yarım adasının , yayla görünümüne sahip, insan yapısıyla misafirperver, 100 yıllardır yabancılaşmamış ender köylerden olan Mehmetçik köyündedir. Köyün başlıca gelir kaynağı bağcılık, harup ve zeytinciliktir. Rozagi Guest House, köyün bu doğal yapısından beslenerek, turizme bir ivme kazandırmak, gelen misafirleri doğal yaşama ve köy aktivitelerine katarak mutlu bir tatil geçirmesini amaçlamıştır. Tertemiz kumları ile ünlü Bafra plajı, köy girişi göl manzaralı ve bağ bahçeleri arasındaki Rozagi Guest House’da el yapımı yerel ürünler , yerel yiyecekler ile misafirlere hizmet sunulmaktadır. Bünyesinde barındırdığı evcil hayvanların bakımına , at, eşek ve köpek, gelen misafirlerin de katılması kendilerinin doğal yaşama uyum sağlaması , el sanatları, yerel yiyeceklerin yapımında aktivitiveye katılmaları ile de bölge gelenek ve göreneklerinin tanınması amaçlanmaktadır. Rosagi Guest House 5 oda 10 yatak kapasitesi ve bir de restorana sahiptir. Restoranın mutfağında yöresel yemeklerin hazırlanıp pişirilmesini izleyebilir veya yöresel el işlerinin de sergilendiği restoranında bu eşsiz yiyecekleri tadabilirsiniz. Tel: +90 392 3755719, +90 533 8608268- Web: www.rozagi.com- e-mail: havva@rozagi.com KUMYALI Marisote Guest House Kumyalı köyünde bulunan tesiste restorasyon çalışmaları devam etmektedir. 2011 turizm sezonunda açılması planlanmaktadır.


16

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

İncirli Mağara’nın işletmesi Geçitkale Belediyesi’ne devredildi Işıklandırılarak turizme kazandırılan İncirli Mağara, turistlerin ziyaret merkezi haline geldi. Turizm Çevre ve Kültür Bakanlığı, Çınarlı köyünde bulunan İncirli Mağara’nın işletmesini 31 Aralık 2012 tarihine kadar Geçitkale Belediyesi’ne devretti. ncirli Mağarası’nın devriyle ilgili protokole Turizm Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel ile Geçitkale Belediye Başkanı Kıvanç Buhara imza attı.Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Turizm Çevre ve Kültür Bakanı Ünal Üstel protokole imza atarken yaptığı konuşmada, İncirli Mağara’nın adını, girişinde bulunan incir ağacından alan tipik bir damlataş mağarası olduğunu söyledi. Bir tesadüf neticesinde ortaya çıkarılan mağaranın günümüzde KKTC’nin en önemli mağarası konumunda olduğunu belirten Üstel, Cipso (kireçtaşı) kalıntılarından oluştuğu bilinen sarkıt ve dikitleriyle İncirli Mağara’nın, ziyaretçilerine farklı, egzotik görüntüler sunduğunu ve ülke turizmi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Üstel, Turizm Çevre ve Kültür

İ

Bakanlığı’na bağlı Turizm Planlama Dairesi tarafından ışıklandırılarak, turizme kazandırılan İncirli Mağara’nın tanıtıldığı broşürlerin bakanlığa bağlı Turizm Tanıtma ve Pazarlama Dairesi tarafından hazırlandığını söyledi. Turistlerin ziyaret noktası Mağaranın, turistlerin önde gelen ziyaret noktalarından biri haline geldiğinin altını çizen Üstel, Geçitkale Belediyesi’nin mağarayı ziyaret edecek turistlere en iyi şekilde hizmet vereceğine olan inancını da dile getirdi. Geçitkale Belediye Başkanı Kıvanç Buhara da, bölgelerinde bulunan mağara ve yakın çevresinin her türlü temizlik ve bakımının yapılması için sürekli bir personel bulunduracağını söyledi. Buhara, bakanlığın izni olmaksızın herhangi bir uygulama yapılmayacağını vurguladı.


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

17


18

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Döveç Construction’a 4 ödül birden Property NC tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 2011-2012 Emlak Ödülleri Gala Gecesinde Döveç Construction Ltd. dört ödülün birden sahibi olarak geceye damgasını vurdu. azimağusa ve bölgesine yenilikçi inşaatlarıyla adını duyuran Döveç Construction Ltd. Kuzey Kıbrıs’ın emlak ve inşaat dergisi Property NC tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen 2011-2012 Emlak Ödülleri Gala Gecesi’nde, ödülleri topladı. Toplam 75 firmanın 25 kategoride yarışdığı gecede, alanlarında profesyonel

G

olan juri üyeleri tarafından yapılan değerlendirmelerde Döveç Construction Ltd katılmış olduğu kategorilerden üç plantinyum ve bir de altın olmak üzere toplam dört ödülün sahibi oldu. Birbirinden önemli ödüller topladı Şirket, düzenlenen gecede, Best

Developer of the Year, (Yılın en çok gelişim gösteren firması Plantinyum), Best Marketing Campaign ,Website Design ( Yılın en iyi reklam ve intenet sayfası dizaynı Platinyum), Best Support Provider of the Year ( Yılın en iyi destek sağlayan yardımcı firması Arredo Kitchen and Furniture Platinyum), Best Apartment of the Year ( Yılın en iyi

Apartmanı(Elite Life Residence –Apt 32 ) Altın). ödüllerini aldı. “Başarımızı uzman kadro ve özverili çalışmamıza borçluyuz” Döveç Construction Ltd Direktörü Burçin Döveç müşterilerinin önerilerini ve taleplerini göz önünde tutarak yüksek kalitedeki standartları, titiz çalışmaları, uzman kadrosu ve sürekli gelişim-

lerinin sonucunda ödül almalarının gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Başarılı çalışmaları hayata geçirmek ve müşterilerine karşı güven vermeye devam etmek amacında olduklarını ifade eden Döveç, başarılarını uzman kadro ve özverili çalışmalarına borçlu olduklarını söyledi. Ailesine ve tüm çalışanlarına teşekkür etti.


19

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Northernland’dan Mağusa’ya artı bir kent daha Northernland, Mağusa’ya 2 dakika mesafede, 520 konutluk dev proje Kentplus ile yeni bir kent yaratıyor. Herkesi ev sahibi yapma düşüncesiyle yola çıkan Northernland, 29 bin sterlinden başlayan şok fiyatlarla her kesimden insana yatırım imkanı sağlıyor.

ağusa’nın 2003 yılından beridir faaliyet gösteren önde gelen inşaat şirketlerinden Northernland Construction dev bir projenin daha temellerini atıyor. Mağusa-Lefkoşa yolu üzerinde, Mağusa’ya 2 dakika uzaklıkta, 520 konutluk dev proje KentPlus ile şirket, 29 bin sterlin’den başlayan fiyatlarla herkesi ev sahibi yapmayı hedefliyor. KentPlus projesiyle binin üzerine kişiyi ev sahibi yapacak olan şirket, yeni projesinde de Northernland kalitesi ve güvencesini garantiliyor.

M

Tüm ihtiyaçlara yönelik proje Northernland, 40 dönüm arazi içerisinde, apartman bloklarından oluşacak olan Kentplus Projesi’yle alışveriş merkezi, kuaför, fitness centre, havuzlu restoran, çocuk oyun parklarının da içerisinde olduğu ayrı bir kent yaratıyor. İnsanların hem sosyal, hem kültürel, hem de sportif tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri şekilde tasarlanan bu projenin büyük ilgi görmesi bekleniyor.

29 binden başlayan fiyatlar Northernland Construction Satış Direktörü Taruz Güçlüer, çok düşük kar marjıyla, piyasanın çok altında fiyatlarla, 10 yıllık daire fiyatına satışlarını yapacakları, 2+1 konutları 29 bin sterlin, 3+1 konutları ise 39 bin sterlinden satışa sunduklarını söyledi. Güçlüer, “Fiyatlarımızda iddialıyız. Yatırım yapan müşterilerimizi her zaman kazandırmak amacındayız. Kampanya çıkış fiyatımızla, belli bir süre maliyetimize satış fiyatı belirledik” dedi. Bu fiyatlarla, asla Northernland standartları ve kalitesinden ödün vermeyeceklerini de belirten Güçlüer, her kesime hitap eden konutlarla, ev sahibi olmak isteyen tüm müşterilerinin yanında olduklarının altını çizdi. Ayda yalnızca 199 sterlin Güçlüer, ödeme kolaylıklarıyla da müşterilerini 199 sterlin ayda ev sahibi yapmayı amaçladıklarını belirterek, bu konuda da en az fiyatlar kadar iddialı olduklarını söyledi. Diğer büyük projeleri Alasya Park’ta da ilk etapta 49 bin sterlinden başlattıkları satışlarını,

68 bin sterline kapattıklarını anlatan Güçlüer, ev sahibi olmak isteyenlere bu fırsatı kaçırmamalarını tavsiye etti. Proje tesliminin 36 ay sonra gerçekleştirileceğini ve projelerini etap etap bitireceklerini açıklayan Güçlüer, KentPlus Projesi’ne 1 Aralık tarihi itibarıyla başlayacaklarına değindi. Alasya Park Projesi’nde söz verdikleri gibi teslimleri zamanında yapmanın haklı gururunu yaşadıklarına dikkat çeken Güçlüer, zamanında teslim ilkesine de sadık kaldıklarını belirtti. Hedef: Kalite ve müşteri memnuniyeti Şu anda satışları devam eden diğer projeleri hakkında da bilgi veren Taruz Güçlüer, Saklıkent Projesi’nde 1 yıl içerisinde satışların % 70’i bulduğunu söyledi. 196 ünitelik bu dev projenin 2+1 apartmanlardan, 327 metrekareye villalara kadar farklı çeşitlerde olduğunu anlatan Güçlüer, eşi benzeri bulunmayan bu projeleri ile de Northernland ismini daha da ilerilere taşıdıklarını ifade etti. Alsaya Park Projesi’nin satışlarını

tamamlamanın ve müşterilerine tapularını vermenin de mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Güçlüer, bir diğer projeleri, devlet ofislerinin olduğu bölgede 60 ünitelik, ofis ve dükkan projesi Temis Center’de de satışların % 80’e vardığını kaydetti. Gazetemize bilgi veren Taruz Güçlüer, son olarak “En büyük motivasyonumuz müşterilerimizden aldığımız

memnuniyettir. Kalite ve müşteri memnuniyeti kayıtsız şartsız hedefimizdir.” diye konuştu.

Northernland Construction Mağusa-Lefkoşa Anayolu, Ali Edip Apart. No:1 Mağusa Tel: +90 392 365 34 44 Web: www.northernlandcyprus.com)


20

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Sağlık

Osteoporoz steporoz çağımızın önemli hastalıklarından biridir . Osteoporoz kemik kütlesinin kaybı ve kemiğin ince yapısının bozulması ile kemiğin kırılmaya yatkın hale gelmesiyle karakterize bir hastalıktır. Bu hastalık halk arasında Kemik Erimesi olarak bilinmektedir. Kemik dinamik bir organdır. Kemik iliğinde kemik yapan ve yıkan hücreler vardır, kemik bir yandan yaplırken, bir yandan da yok edilir. Kemikteki bu yapım ve yıkım arasındaki denge, yeni doğan bebeklerde ve çocuklukta kemik yapımı lehindedir.Yirmili yaşlara gelindiğinde kemik yapımı doruk düzeylere ulaşmıştır. Bu yaşlardan sonra kemik yıkımı, yapımından fazla olmaya başlar. Bu nedenle kemik kütlesi giderek azalmaya başlar. Gençlikte Yüksek Doruk Kemik Kütlesine sahip olanlar, kadınlarda menopoz, hem kadın hem erkekte ise, yaşlanma ile kemik yıkımı arttığında, gençken düşük doruk kemik kütlesi olanlara göre, kemiklerini daha iyi muhafaza ederler.

O

Kemik Erimesi halk arasında daha ziyade kadınlara özgü bir hastalık olarak bilinmesine rağmen erkekler de bu hastalıktan etkilenir... Kemiğin yıkılması, kadınlarda mevcut estrojen adlı hormon tarafından önlenir. Menopoz ile bu hormonun yapımı giderek azalır ve dolaşımdan kaybolur. Dolayısıyla kemik yıkımı önlenemez. Yaşlanmayla birlikte vücutta oluşan değişiklikler durumlar da kemik yıkımından sorumludurlar. Dolayısıyla kadınlarda önce estrojen eksikliği ve yaşlanmaya ait faktörler birlikte olunca kadınlarda kemik kaybı erkeklere göre daha belirgindir. Bu nedenle hastalık halk arasında daha ziyade kadınlara özgü bir hastalık olarak bilinirse de erkekler de bu hastalıktan etkilenirler. Hastalık belirti vermeyen bir hastalıktır, kemikler kaybedilirken (ağrı vs gibi ) herhangidir rahatsızlık yaratmaz, ancak kemik kaybı sonucu kemiklerde kırık oluştuğunda ağrı yapar. Bu nedenle hastalık Sessiz Hırsız olarak tanımlanır. Kadın hastaların kendilerinde ilk farkettiği değişiklik, mutfakta üst dolaplara ulaşmada zorluk çekmeleri olabilir. Bu, osteoporoza bağlı boy kısalması nedeniyledir. 15-20 dakika gibi kısa sürede Hastalığın tanısı konur... Hastalığın tanısı,15-20 dakika gibi kısa sürede yapılan kemik yoğunluk ölçümü ile anlaşılır. Bu tetkik hastaya hiçbir sıkıntı vermez ( ağrı vs ), Bu ölçüm de alınan radyas-

yon bazı hastaları endişelendirirse de, bu endişeye gerek yoktur çünkü, alınan radyasyon çok düşüktür, hiçbir sağlık sorununa neden olmaz. Hastalığın zamanında erken tanısı yapılarak kemik kaybı önlenebilir ve idame ettirilebilir. Kaybedilen kemiğin geri kazanımı tam olarak yapılamdığından erkem tanı çok önemlidir. Hastalığın önemi omurgada, kalçada, kol bileğinde veya vücudun diğer taraflarında kolaylıkla kırıklara yol açmasıdır. Bu kırıklar hastalık ilerlemişse yatakta dönme veya oturma durumundan ayağa kalkma gibi, çok basit ve kemiği zorlayacağı düşünülmeyen hareketler sonunda bile oluşurlar. Kırıklar bireyin yaşam kalitesini bozmak yanında, ikincil birçok sağlık sorununa da yol açar. Gereksiz tetkik ve tedavilere dikkat... Omurga kırıkları ( ki en çok bel ve sırt omurlarında olur) boy kısalmasına , kaburluğa, göğüs ve karın boşluğu hacımlarının ufalmasına, bu nedenle göğüs kafesi darlığı ve dolayısyla, kalp ve akciğerlerin çalışma bozukluklarına (nefes darlığı, çarpıntı vs ), karın boşluğunun ufalması, mide barsak fonksiyonlarının bozulmasına (hazımsızlık, şişkinlik, gaz vs) neden olur. Osteoporozun bu şikayetleren sorumlu olabileceği hasta tarafından düşünülmediği gibi, hastanın başvurduğu kardiyolog, göğüs hastalıkları uzmanları veya gastroenterologlar gibi doktorların da aklına gelmeyeceğinden, gereksiz tetkikler yapılır ve hastaya yararı olmayacak ilaçlar verilir, sonuçta bu ilaçların giderleri nedeniyle de maddi kayıplar olur. Kalça kırıkları; düşme veya çarpma olmaksızın olur. Hasta ağrısı nedeniyle araştırılırken kırık farkedilebilir. Kırık tesbit edildikten sonra bile, sıklıkla osteoporoz olabileceği akla gelmediğinden, kemik yoğunluğu ölçümü yapılmamaktadır ve hasta genellikle bir yıl içinde, başka bir kırıkla tekrar doktora gitmektedir. Kalça kırıkları ameliyat gerektirdiğinden, osteoporoza bağlı kalp ve akciğerde mevcut bozuk fonksiyonlar, ameliyat öncesi, anestezi ve ameliyat süresi içinde veya ameliyat sonrası uzun süre yatağa bağımlı kalınmasından dolayı, oluşan çeşitli komplikasyonlar, hastaların büyük çoğunluğunda ölümlere neden olur. Daha sonra ise, hastaların bir çoğu tekerlekli sandalye veya bastona ihtiyaç duyarlar, ve yaşamlarını sürdürmek için başkalarının bakımına gereksinim duyarlar.

Osteoporoz, topluma ve ülke ekonomisine büyük yük getirir... Hastalığın bu sağlık boyutu yanında çok önemli başka bir boyutu, bireye, bireyin yakınlarına, topluma ve ülke ekonomisine getirdiği ekonomik yüktür. Osteoporotik hastanın yakınları eğer çalışan bireyler ise, hastasına bakmak için ya işini bırakacak ve hastaya ya kendi bakacaktır veya hastaya bakacak bir başkasına kazandığı paranın bir kısmını ödeyecektir. Hastanın ameliyat, ilaç, hastane masrafları sağlık güvencesi olmayanlarda hasta sahipleri tarafından, sağlık güvencesi olanlarda sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılanacak ve sonunda bu giderler vergi ödeyen diğer bireyler tarafından karşılanacaktır. Bahsedilen bu ekonomik yük, hemen her ülkede milyonlarca dolar tutmaktadır. Yukarda bahsedilen nedenlerle, gelişmiş ülkeler de bile, kırıklar olmadan hastalığın getirdiği ekonomik yükün azaltılması için, hasta ve sağlık personelinin osteoporoz konusunda farkındalıklarının artırılması amaçlı, medyada kampanyalar düzenlenmekte, süt ve süt ürünleri kalsiyum ve D vitamininden zenginleştirilmekte, çocukluktan itibaren bu ürünlerin kullanılması teşvik edilmektedir Süt ve süt ürünleri önemlidir... Süt ve süt ürünleri, yüksek kalsiyum içeriği nedeniyle çoçukluk çağında kemiklerin güçlenmesini sağladığı gibi, kemiğin doruk kütlesine ulaşmasında önemlidir. Ayrıca tüketilen birçok yiyecek, vücuda kalsiyum emilimini azalttığından, kalsiyum eksikliği ile hastalığa davetiye çıkarırlar .Örneğin gazlı içecekler ( kola, gazoz vs), donmuş hazır gıdalar, aşırı et ve tuz tüketimi gibi. Ayrıca sigara içilmesi ve alkol tüketilmesin de kemikler için zararlı olduğu kanıtlanmıştır. Kullanılan bazı ilaçlar (kortizon gibi) , bazı hastalıklarda kemik kaybına yol açarlar.

Egzersiz ve yürüyüş ihmal edilmemeli... Fizik egzersiz, en basitinden yürüyüş ve merdiven çıkma, yük taşıma, kemikler için uyarıcı olduğundan ihmal edilmemelidir. Modern yaşamın sonucu, çocuklar da dahil olmak üzere, hepimiz günümüzün önemli bir bölümünü, oturup TV seyretmek veya bilgisayar başında geçiriyoruz. Bu oturgan yaşam kemiklerimizin kaybedilmesine katkıda bulunmaktadır. Çocuklar açık havada, güneşli ortamlarda top oynama, spor yapma gibi egzersizler için teşvik edilmelidir. Güneş maruziyeti de çok önemlidir. Çünkü kemikler için gerekli kalsiyumun vücuda barsak yoluyla alınabilmesi için, D vitaminine gerek vardır. D vitamini derimizde aktif olmayarak bulunmaktadır ve aktive olması, belli dalga boyundaki ultraviole ışınlarının deriye direkt temasını gerektirmektedir ( pencere arkasından gelen ışının yararı yoktur). Günde en az 20 dakika, vücudumuzun % 20 sinin (kollar, bacaklar ve yüzün) güneşe maruz kalması bu aktivasyon için yeterlidir. Güneşli günlerin sayısının az, sisli havaların sık olduğu, veya endüstriyel kirliliği olan bölgelerde yaşayanlarda, geleneksel kapalı özel giyim tarzları ile derinin örtülü olduğu hallerde, güneşin gerekli dalga boyundaki ışınları deriye ulaşamaz. Yüksek rakımlı bölgelerde, kuzey veya güney kutup bölgelerine yakın ülkelerde yaşayanlarda da, güneşin gerekli ışınları,ışınların geliş açaısından dolayı deriye ulaşamaz, VD aktive olamaz, kalsiyum barsaktan emilemez ve osteoporoz kolaylıkla kendini gösterir. Hastalığın yaşla veya menopozla oluşumu kaçınılmaz olsa bile, değiştirilebilir bazı etkin faktörler kontrol edilerek hastalık geciktirilebilir veya önlenebilir.

Bu sayfa Yakın Doğu Ünüversitesi Hastanesi Katkılarıyla hazırlanmıştır....

Hastalığın önlenmesindeki önemli faktörler: =Hastalığın önlenmesinde etkin önlemler şu şekilde sıralanabilir =Çocukluktan itibaren süt ve süt ürünlerinin yeterli miktarlarda kullanımı, =Gazlı içeceklerden, hazır donmuş gıdalardan fazla et alımından kaçınma =Alkol ve sigaradan uzak durma =Bedensel egzersizleri ihmal etmeme ( yürüme, koşma , merdiven çıkma), =Güneşe yeterince maruz kalabilme Hastalığı tedavi edecek, azalmış kemik yoğunluğunu eski boyutuna getiremese de artıracak, ve olası kırıkları önlediği kanıtlanmış ilaçlar elimizde mevcutdur. D vitamini eksikliği bütün dünyada yaygın olarak bulunmaktadır Dolayısıyla bu tedavilere, VD ve kalsiyum eklenmesi sağlık açısından sakıncalı bulunmuyorsa şarttır. Hastaların, tanı ve tedavisi içi Endokrinoloji Uzmanlarına müracaat edilmeli,bu uzmanlara ulaşım sorunu varsa İçHastalıkları uzmanlarını tercih etmeleri gerekir.

Prof. Dr. Tümay Sözen İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Osteoporoz Çalışma Grubu Başkanı


21

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Gezi

Doğanın kucağında... Yeşilırmak’ta yemyeşil çam ağaçları arasında, dağ kokusu ve deniz manzarasının buluştuğu noktada meyve ağaçları arasında bulunan Erson Hoca’nın Organik Çiftliği Pladelia adlı mekan, misafirlerine huzur dağıtıyor. eşilırmak’ta hizmete giren Erson Hoca’nın Organik Çiftliği Pladelia misafir ağırlamaya başladı. Yeşilırmak – Pirgo yolu üzerinde, Pladelia olarak bilinen bölgede, tepe üzerinde, hizmete giren çiftlik, özellikle hafta sonları birçok misafir ağırlıyor. 40 dönüm arazi üzerinde kurulan ve bahçesinde kayısı, erik, şeftali, nektarin, armut, ayva, elma, yeni dünya, nar, kiraz, portakal, mandalina dahil birçok meyve bulunan çiftlik, ziyaretçilerine huzur dağıtıyor. Resmi bir açılışı henüz yapılmayan çiftlik misafir kabul etmeye başladı. Yatak-kahvaltı geceliği 60 TL

Y

olan çiftlikte, bir buçuk kilometrelik yürüyüş parkuru, kuş gözlem evi bulunuyor. Misafirler, bahçelerden dilediğince meyve toplayabiliyorlar. Bir aile işletmesi Yeşilırmaklı öğretmen ve çiftçi Erson Ekici, eşi Nursel Ekici ile birlikte en büyük hayalleri olan bu çiftliği yarattı. Ancak Erson Ekici geçtiğimiz mart ayında ani bir rahatsızlık sonucu yaşama veda ettikten sonra, Nursel Ekici görevi tek başına devraldı. İkisi öğretmen, biri bilgisayar uzmanı üç çocuklarının ve diğer aile yakınlarının da desteğiyle çiftliği çalıştırmaya başladı.


22

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Denizin Kokusu Serhat İncirli Email: serhatincirli@hotmail.com

Turizmden medet ummak! KKTC turizmi 2011 yılında gerçekten çok iyi gitti... Neden? Çünkü, KTHY battı da ondan! Aman Tanrım! Nasıl olur? Evet, KTHY battıktan sonra KKTC’ye charter sferler başladı, fiyatlar herkesin dediği gibi yükselmedi, tersine rekabet fiyatı düşürdü. Teşvikler doğru şekilde verildi. Konaklamaya destek sağlandı. Otelciler daha az kazanmayı kabul etti. Tabii ki Mısır, Tunus, Yunanistan gibi destinasyonlar da 2011’de sorunluydu. Bunlar işimize yaradı. Bol turist gördük. Çeşit çeşit üstelik. Peki 2012’de neler olacak? 2012’ye, önce müthiş bir elektrik zammıyla girdik. Otelci, dakika bir gol bir,

1-0 yenik başladı 2012 maçına... Neden? Çünkü bir odayı 10 Sterline yatak kahvaltı satan otelci, sadece elektrik için aynı odaya 4 Sterlin ödemek zorunda kalacak. Efendim, hükümet zam yapmazsa, nasıl başa çıkacak? Bu da doğru. Ama, çok daha iyi düşünmekte fayda var... Bir yandan elektriğe yüzde 30’lara varan zam yaparsanız, öte yandan da her Allahın günü foğal gaz – petrol işleri nedeniyle savaş gemilerinizin adaya doığru yöneldiğinden bahsederseniz 2012’den umut beklemek pek gerçekçi olmaz diye düşünüyorum. Haksızsam, Trafalgar Meydanı’na güvercin olayım! Yoksa kaldırıldılar mı güvercinler o meydandan?

İzolasyonlar ve ambargolarla futbol Londra Türk Toplumu Futbol Federasyonu’nun karması, KKTC Milli Takımı’nı bu yıl da yendi... KKTC’nin geldiği noktayı, bulunduğu yeri bu maç sonucu bile anlayabilirsiniz... Yönetenlere sorarsanız, anında size “izolasyonlaar – ambargolar” diye yanıt verirler. Oysa bu sadece mazaretleridir... Bakın, Kıbrıslı Türkler ilk çim futbol sahasını 1974’ten sonra ganimet buldu. Rumlar kaçarken, Akdoğan, Güzelyurt ve Girne’de 3 çim saha bırakmıştı. 1974’ten bu güne, KKTC’de çok sayıda çim saha yapıldı. Ancak bu sahaların hiç biri, Hackney Marshes’ın çim sahalarından daha iyi olamadı... Neden böyle oldu? Bu soruya yönetenlerimiz, “izolasyon ve ambargo” diye yanıt verir. Yağdan kıl çeker gibi sıyrılıp gülümser de üstelik. Peki, Türkiye’de o kadar kaliteli sahalar var, neden size ambargo ya da izolasyon uygulamayan Türkiye

yapmadı; yapamadı? Yanıt yok. Güney Kıbrıs’a bakalım... Aynı gökyüzü. Aynı toprak. Aynı su. Aynı güneş... Adamlar ve kadınlar tabii ki; süper stadyumlar inşa etti, çim zeminleri İran halısı! KKTC’de Atatürk’ün adını verdiğimiz stadyumun zemini nadas! Kıbrıslı deyişiyle, topun dümdüz cirileneceği tek bir sahamız yok... Peki neden? Bir tek nedeni var... Rumlar 1974 sonrası çalıştı. Biz ganimeti yedik. Rumlar iş yaptı. Biz çaldık. Rumlar çalıştı biz emekli olduk. Şimdi kına yakıyoruz... İzolasyon ve ambargo mu? Hepsi yalan. Hepsi mazaret... APOEL denen bir Kıbrıs takımı Şampiyonlar Ligi’nde son 16 takım arasına kalmayı başardı... KKTC mi? Londra Türk Toplumu Futbol Federasyonu’nun karması, KKTC Milli Takımı’nı bu yıl da yendi... Bilmem anlatabildim mi?

Kıbrıs’ın en ünlü görüntüsü! Eskiden Girne Kalesi, Salamis Harabeleri, Girne Limanı veya ne bileyim St. Hilarion Kalesi Kıbrıs’ın en önemli görüntüleriydi. Şimdi en önemli görüntü bu... Nedir bu? Rumların doğal gaz aradığı bölgede, bu aramayı yapan The Homer Ferrington adlı gaz arama matkabı!!!

Nüfus sayımı Belki siz bu yazıyı okurken, KKTC’de nüfus sayımı yapılıyor olacak... Evet, 4 Aralık Pazar günü, KKTC’de sokağa çıkma yasağı ilan edilecek... Görevliler tüm köyleri, kasabaları dolaşarak, kapı kapı nüfusu sayacak. Nüfusunu bilmeyen veya bilip de söyleyemeyen başka bir “coğrafya” aklınıza geliyor mu? Ben haritalara bakıyorum, atlaslar karıştırıyorum, bulamıyorum... İşte KKTC’nin dünyada tek olduğu en başta gelen konu budur... Nüfusunu bilmiyor ve ne yazık ki Pazar günkü sayımda yine bilemeyecek... Nüfus konusu çok önemli... Devletler, yönetenler nüfusa göre plan yapar. Ekonomi, sağlık, eğitim, bayındırlık, ulaştırma, tarım nüfusa göre hesaplanır. Vergiler nüfusa göre belirlenir. Hatta faiz oranlarında bile nüfusun ekonomik yapısının çok önemi vardır. KKTC’de nüfus bilinmiyor... Peki neden? Bunun birinci sebebi siyasidir. Türkiye, 1974 sonrası Ada’ya nüfus

taşımakla suçlanmaktadır. Bunun bir savaş suçu olduğu suçlaması söz konusudur ki bu gerçekten çarpıcı öneme sahip bir konudur. Ayrıca KKTC nüfusunun “vatandaş – turist – kaçak – öğrenci – asker” olarak belirlenip, bir de “baba nerede doğduydu, anne nerede doğduydu, dede nerede doğduydu?” sorularıyla ortaya çıkarılması, müzakerelerde de önem arzeder. Müzakerelerde nüfus oranının bire dört olacağı konuşulur... Bu durumda, eğer Güney Kıbrıs’ta nüfus 800 binse, KKTC’deki nüfus ya da olası bir çözüm sonrası Kıbrıslı Türk nüfusu 200 bini geçemez... Bir yığın tahminler vardır ama gerçek rakam yoktur. Peki 4 Aralık Pazar günü bu rakam belirlenecek mi? Hayır, belirlenemeyecek. Belirlense bile açıklanamayacak. Çünkü, rakam ürkütücüdür. Nasıl ürkütücüdür... Gözle görülür bir şekilde, Kıbrıslı Türk nüfusunun eridiğini ortaya çıkaracağı için ürkütücüdür. Gözle görülür bir şekilde, KKTC

vatandaşı yapılan Türkiye kökenli insanların nüfusunun çoğaldığının belirleneceği korkusu vardır. Neden korkuluyor peki? Çünkü, “adanın etnik yapısını değiştirdiniz” suçlaması, Türkiye için hoş bir suçlama değildir. Ve gözle görülür bir şekilde, KKTC vatandaşı olmamış Türkiye kökenli nüfusun sayısı da ürkütücüdür... Kıbrıs’ta çözüm peki nasıl mümkün olacak? Kıbrıs’ta çözüm, ya bulunacak doğal gaz veya petrolden Türkiye’ye pay verilmesi ya da AB’nin Türkiye’yi tam üye yapması ile “belki” mümkün olacak... Yani, mevcut gidişat, mevcut nüfus oyunları, mevcut siyasi yapı ile çözüm imkansızdır. Suçlu ve sorumlu mu? Bunun suçlusu ve sorumlusu Kıbrıs Türk toplumudur... Sadece Kıbrıs Türk toplumu... Kendi kendini yönetmekten aciz kalmış; hep bir yerlerden kurtarılmayı beklediği için... Kurtarılmak, teslim olmaktır... Kurtarılmak, kurtarıcının eline düşmekten başka bir şey değildir...


23

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Kestane’ye görkemli tanıtım gecesi... Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’de büyük çıkış yapan Babutsa, yeni albümü “Kestane” için, Nuh’un Gemisi Otel’de görkemli bir tanıtım gecesi düzenliyor. abutsa, yeni albümleri “Kestane” için görkemli bir tanıtım gecesine hazırlanıyor. 2 Aralık’ta Nuh’un Gemisi sponsorluğunda, Nuh’un Gemisi Otel’de düzenlenecek tanıtım gecesine, bir birinden ünlü isimler katılıyor. Türkiye’nin sevilen sanatçılarından Fettah Can, Fatih Ürek ve yeni dans ekibinin de katılacağı gecede, yeni albümden şarkılar seslendirilecek. Türkiye basınının da izleyeceği gecede, seçkin konuklar yer alacak. Özel davetliler arasında, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, milletvekilleri de bulunuyor.

B

Grubun Avrupa konserleri başladı European Records Direktörü, Yapımcı Acar Acarbey, “Yanayım yanayım” adlı albümle büyük çıkış yapan grubun, “Tabi güzelim” şarkısıyla da büyük beğeni topladığını söyledi. Acarbey, yeni albüm “Kestane”

içerisinde bulunan iki slow şarkının çok tutulduğuna işaret ederek, albümün, Kibariye’yle aralarında çıkan bir problemden ötürü geç çıktığını anlattı. Geçtiğimiz yıl grubun, çoğu konserlerini Avrupa’da gerçekleştiğini söyleyen Acarbey, Babutsa’nın bu yıl da Avrupa konserlerine başladığının altını çizdi. Acarbey, “Bu albümden beklentilerimiz yüksektir” dedi.


24

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

25

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Haber

Pine Court Hotel’e görkemli açılış Acapulco’nun yeni turizm yatırımı olan 5 yıldızlı Pine Court Hotel görkemli bir törenle hizmete girdi.

Türkiye’nin Kıbrıs iş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, KKTC Cumhurbaşkanı Dr Derv oşa Büyükelçisi Lefk TC ay, Atal r Beşi sı Yardımcı İşlerinden de Sorumlu Başbakan kte yaptılar. birli şını açılı l’in Hote ıner Pine Court Halil İbrahim Akça ve Ünal Çağ

Otel sahibi Ünal Çağıner, oğlu Dimağ Çağıner ve kızı İçim Çağıner Kavuklu ile birlikte konuklarını kapıda karşıladı.

404 odalı Pine Court Hotel önceki gece düzenlenen törenle, Acapulco Hotel kompleksinin bir parçası olarak hizmete açıldı. Böylece, 1981’de 50 odayla hizmete sokulan Acapulco Hotel, yeni otelin de hizmete girmesiyle birlikte, 850 odalı ve 2 bin 600 yataklı dev bir turizm kompleksine dönüştü. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, TC Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça ve Ünal Çağıner’in açılışını birlikte yaptıkları Pine Court Hotel’in 9 ayda tamamlandığı belirtildi. “Bu ülkeye yatırımlarla sahip çıkılır” Otel sahibi İşadamı Ünal Çağıner

de, gurur ve heyecan dolu bir gün yaşadığını belirterek, 1977’de otelin bulunduğu arazi üzerine Acapulco’nun inşasına başlayacağında anne ve babasının endişe duyduğunu ama kimsenin inanamayacağı bir projeyi gerçekleştirdiğini anlattı. Anne ve babasının endişelerine karşı onlara 1954’te okula Türk bayrağı çektikleri için tutuklanan öğretmen ve öğrencileri hatırlattığını kaydeden Çağıner, bugün KKTC’yle artık ikinci bayrak sahibi olduklarını belirtti. Çağıner, yatırımcılara seslenerek, Kuzey sahil şeridi yolunun yapılmasıyla bölgenin yatırımlara daha uygun hale geldiğini belirtti ve “Bu güzel ülkeye ancak yatırımlarla sahip çıkılır” dedi.

Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğulları, Cyprus Paradise Direktörü Muhammet Yaşarata ve Universal Claim Direktörü Serdar Sarı.

“Yatırımcı cesaret istiyor“ Açılışta bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Eroğlu, eskiden küçük bir bina olan yerde bugün 850 yatak kapasiteli bir turizm kompleksi yaratıldığını belirerek, yatırımın cesaret istediğini, yatırımın ülke ekonomisine büyük katkı ve KKTC’nin temeline bir harç daha koymak olduğunu söyledi. Eroğlu, ailece turizme gönül veren ve kazandıklarını ülkeye yatıran Çağınerleri kutlayarak, biraz teşvik ve destekle girişimcilerin yatırım-

1981’de 50 odayla hizmete sokulan Acapulco Hotel, yeni otelin de hizmete girmesiyle birlikte, 850 odalı ve 2 bin 600 yataklı dev bir turizm kompleksine dönüştü.

UBP Milletvekili Hasan Taçoy, eşi Azra Taçoy vey akın dostları Serdar Sarı. Açılışa ailesiyle birlikte katılan Denizalp Şirket Direktörü Kamber Denizalp, eski Maliye Bakanı Mehmet Bayram ile bir sure sohbet etti. Malpas Hotel Direktörü Reşat Altınör ve oğlu Fahri Altınör açılışta Cyprus Paradise Direktörü Muahmmet Yaşarata ile birlikte.

larını sürdüreceğini kayderek, “Turizm ve üniversiteler ülkenin itici sektörüdür. Yeni otel hayırlı ve bol müşterili olsun” dedi.

Otel sahibi Ünal Çağıner ve kızı İçim Çağıner Kavuklu Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu kapıda birlikte karşıladı.

Göstergeler 2012 için olumlu Başbakan İrsen Küçük ise ekonomik gelişmeleri ekonomiye her gün katılan eserlerle görmenin mümkün olduğunu; aylardır birçok tesisin açılışına katıldıklarını söyledi. Küçük, iki büyük sektör olan turizm ve eğitimde hükümetin hedefine ulaşmasının mutluluğunu yaşadıklarını kaydederek, turizmdeki hedeflere 9 ayda ulaştıklarını, bu yılın turizmde 1974’ten

404 odalı Pine Court Hotel önceki gece düzenlenen törenle, Acapulco Hotel kompleksinin bir parçası olarak hizmete açıldı,

beri en iyi yıl olduğunu belirtti. Turizmdeki göstergelerin 2012 için de olumlu göründüğünü kaydeden Başbakan Küçük, çabalarının meyvelerini toplamaktan mutlu olduklarını söyledi. Bundan sonra hep iyi olacak Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Cumhuriyet Bayramı’nda böyle büyük bir tesisisin açılışında bulunmanın ayrı bir mutluluk olduğunu ifade ederek, “İşte KKTC böyle güçlenecek” dedi. Atalay, Pine Court Hotel yatırımıyla 850 odalı büyük bir kompleks yaratıldığını

belirterek, işlerin hayırlı, bereketli olması dileğinde bulundu. Kuzey Kıbrıs’ta sürükleyici sektörün turizm olduğunu ve en büyük tesislerden birinin açıldığını kaydeden Atalay, eylül ayındaki ziyaretinde turizmcilerle yaptığı toplantıda, Kuzey Kıbrıs’ın turizmde iyi yıllarından birini yaşadığının söylendiğini; bundan sonra hep böyle olacağını ifade etti. Beşir Atalay, izolasyonlara rağmen 17 ülkeden charter uçak seferleri yapıldığını ve süreceğini, turizm yatırımlarının da artacağını belirterek, KKTC’nin ekonomisinin de demokrasisinin de güçlendiğini; üniversitelerinin arttığını anlattı.

KKTC Limanlar Dairesi Genel Müdürü Serdar Canaltay ve Emek İnşaat Direktörü Burhan Yetkili.


24

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

25

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Haber

Pine Court Hotel’e görkemli açılış Acapulco’nun yeni turizm yatırımı olan 5 yıldızlı Pine Court Hotel görkemli bir törenle hizmete girdi.

Türkiye’nin Kıbrıs iş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, KKTC Cumhurbaşkanı Dr Derv oşa Büyükelçisi Lefk TC ay, Atal r Beşi sı Yardımcı İşlerinden de Sorumlu Başbakan kte yaptılar. birli şını açılı l’in Hote ıner Pine Court Halil İbrahim Akça ve Ünal Çağ

Otel sahibi Ünal Çağıner, oğlu Dimağ Çağıner ve kızı İçim Çağıner Kavuklu ile birlikte konuklarını kapıda karşıladı.

404 odalı Pine Court Hotel önceki gece düzenlenen törenle, Acapulco Hotel kompleksinin bir parçası olarak hizmete açıldı. Böylece, 1981’de 50 odayla hizmete sokulan Acapulco Hotel, yeni otelin de hizmete girmesiyle birlikte, 850 odalı ve 2 bin 600 yataklı dev bir turizm kompleksine dönüştü. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, TC Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça ve Ünal Çağıner’in açılışını birlikte yaptıkları Pine Court Hotel’in 9 ayda tamamlandığı belirtildi. “Bu ülkeye yatırımlarla sahip çıkılır” Otel sahibi İşadamı Ünal Çağıner

de, gurur ve heyecan dolu bir gün yaşadığını belirterek, 1977’de otelin bulunduğu arazi üzerine Acapulco’nun inşasına başlayacağında anne ve babasının endişe duyduğunu ama kimsenin inanamayacağı bir projeyi gerçekleştirdiğini anlattı. Anne ve babasının endişelerine karşı onlara 1954’te okula Türk bayrağı çektikleri için tutuklanan öğretmen ve öğrencileri hatırlattığını kaydeden Çağıner, bugün KKTC’yle artık ikinci bayrak sahibi olduklarını belirtti. Çağıner, yatırımcılara seslenerek, Kuzey sahil şeridi yolunun yapılmasıyla bölgenin yatırımlara daha uygun hale geldiğini belirtti ve “Bu güzel ülkeye ancak yatırımlarla sahip çıkılır” dedi.

Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğulları, Cyprus Paradise Direktörü Muhammet Yaşarata ve Universal Claim Direktörü Serdar Sarı.

“Yatırımcı cesaret istiyor“ Açılışta bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Eroğlu, eskiden küçük bir bina olan yerde bugün 850 yatak kapasiteli bir turizm kompleksi yaratıldığını belirerek, yatırımın cesaret istediğini, yatırımın ülke ekonomisine büyük katkı ve KKTC’nin temeline bir harç daha koymak olduğunu söyledi. Eroğlu, ailece turizme gönül veren ve kazandıklarını ülkeye yatıran Çağınerleri kutlayarak, biraz teşvik ve destekle girişimcilerin yatırım-

1981’de 50 odayla hizmete sokulan Acapulco Hotel, yeni otelin de hizmete girmesiyle birlikte, 850 odalı ve 2 bin 600 yataklı dev bir turizm kompleksine dönüştü.

UBP Milletvekili Hasan Taçoy, eşi Azra Taçoy vey akın dostları Serdar Sarı. Açılışa ailesiyle birlikte katılan Denizalp Şirket Direktörü Kamber Denizalp, eski Maliye Bakanı Mehmet Bayram ile bir sure sohbet etti. Malpas Hotel Direktörü Reşat Altınör ve oğlu Fahri Altınör açılışta Cyprus Paradise Direktörü Muahmmet Yaşarata ile birlikte.

larını sürdüreceğini kayderek, “Turizm ve üniversiteler ülkenin itici sektörüdür. Yeni otel hayırlı ve bol müşterili olsun” dedi.

Otel sahibi Ünal Çağıner ve kızı İçim Çağıner Kavuklu Cumhurbaşkanı Eroğlu’nu kapıda birlikte karşıladı.

Göstergeler 2012 için olumlu Başbakan İrsen Küçük ise ekonomik gelişmeleri ekonomiye her gün katılan eserlerle görmenin mümkün olduğunu; aylardır birçok tesisin açılışına katıldıklarını söyledi. Küçük, iki büyük sektör olan turizm ve eğitimde hükümetin hedefine ulaşmasının mutluluğunu yaşadıklarını kaydederek, turizmdeki hedeflere 9 ayda ulaştıklarını, bu yılın turizmde 1974’ten

404 odalı Pine Court Hotel önceki gece düzenlenen törenle, Acapulco Hotel kompleksinin bir parçası olarak hizmete açıldı,

beri en iyi yıl olduğunu belirtti. Turizmdeki göstergelerin 2012 için de olumlu göründüğünü kaydeden Başbakan Küçük, çabalarının meyvelerini toplamaktan mutlu olduklarını söyledi. Bundan sonra hep iyi olacak Türkiye Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Cumhuriyet Bayramı’nda böyle büyük bir tesisisin açılışında bulunmanın ayrı bir mutluluk olduğunu ifade ederek, “İşte KKTC böyle güçlenecek” dedi. Atalay, Pine Court Hotel yatırımıyla 850 odalı büyük bir kompleks yaratıldığını

belirterek, işlerin hayırlı, bereketli olması dileğinde bulundu. Kuzey Kıbrıs’ta sürükleyici sektörün turizm olduğunu ve en büyük tesislerden birinin açıldığını kaydeden Atalay, eylül ayındaki ziyaretinde turizmcilerle yaptığı toplantıda, Kuzey Kıbrıs’ın turizmde iyi yıllarından birini yaşadığının söylendiğini; bundan sonra hep böyle olacağını ifade etti. Beşir Atalay, izolasyonlara rağmen 17 ülkeden charter uçak seferleri yapıldığını ve süreceğini, turizm yatırımlarının da artacağını belirterek, KKTC’nin ekonomisinin de demokrasisinin de güçlendiğini; üniversitelerinin arttığını anlattı.

KKTC Limanlar Dairesi Genel Müdürü Serdar Canaltay ve Emek İnşaat Direktörü Burhan Yetkili.


26

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Salamis Bay Conti Otel’den yenilik üstüne yenilik Salamis Bay Conti Otel sürekli yenilenerek, müşterilerine daha konforlu, daha eğlenceli, daha mutlu bir tatil yaşatmak için çalışıyor. Aralık ayı içerisinde mutfağında da yeniliklere girecek otel, farklı sunumlar ve tatlarla, müşterilerinin aklından çıkmayacak gibi görünüyor.

Özel Haber uzey Kıbrıs ve Mağusa’nın gözde otellerinden Salamis Bay Conti Otel, sürekli yenilenen yapısıyla, müşterilerini memnun etmek için çalışırken, “herşey dahil” sistemiyle de daha hesaplı bir tatilin garantisini veriyor. Özellikle İngiltere pazarına sunulan özel fiyatlarla adından söz ettiren Otel, Christmas’ta da misafirlerine unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor. Salamis Bay Conti Otel Satış Pazarlama Müdürü Süleyman Kansu, North Cyprus UK’e konuşarak 2011 sezonunu değerlendirdi. Aynı zamanda otelde gerçekleştirdikleri yeniliklerden de söz eden Kansu, müşterilerini en iyi hizmetle buluşturma arzusunda olduklarını ifade etti.

K

2012’de yeni mutfak ve yeni tatlar... Salamis Bay Conti Otel Satış ve Pazarlama Müdürü Süleyman Kansu, bu yıl öncelikle, müşteri portfoyunu, 5 yıldızlı bir otel konseptiyle, en iyi hizmetle buluşturmak için gerekli düzenlemeleri başlattıklarını söyledi. Kansu, “Hizmetin, öncelikli olarak önemli olduğunun farkındayız, özellikle sunum ve tat olayı için yeni bir mutfak ve yeni bir şov şeklinde düzenlemelerimizi gerçekleştireceğiz. Bu konuda gerekli girişim-

leri yaptık. Aralık ayının ortalarına doğru bu anlamda yeniliğe gireceğiz” dedi. Teknolojiyi yakalamak için çalışıyoruz Otelin, teknolojinin getirdiği rahatlık ve faydanın gerisinde kalmaması için gerekli yatırımlarının sürdüğüne de değinen Kansu, telefon santrali, kapı kilitleri ve bunun yanında villa odaların yenilenmesi gibi yatırımlara öncelik verdiklerini kaydetti. Kansu, 2011 yılı içerisinde otel lobisi ve diğer odaların yenilendiğini de hatırlatarak, yapılan yeniliklerle paralel olarak geçtiğimiz sezon, misafir memnuniyeti açısından ve doluluk oranının da göstergesiyle hedeflerine ulaştıklarını anlattı. Kansu, “Önümüzdeki yıllara daha iyi bir gözle bakıyoruz. Bununla birlikte yenilik yapmak için hiç bir masraftan kaçınmıyoruz” dedi. İstihdama önem verdik Misafirlerin otellerinden memnun olması için personel ve istihdamın

öneminin bilincinde olduklarını ifade eden Kansu, geçtiğimiz sezon, personel değerlendirme anketleriyle de çekirdek kadrolarını oluşturduklarını söyledi. Kış aylarında gerekli istihdamın üzerinde bir istihdamla önümüzdeki yaz sezonuna hazırlandıklarında değinen Kansu, “Yaz sezonunda bunun bize misafir memnuniyeti olarak geri döneceğinin farkındayız” diye konuştu. Süprizlerle dolu Christmas Bu yıl ilk defa Salamis Bay Conti Hotel olarak, Christmas ile ilgili çok geniş çapta bir program hazırladıklarını ifade eden Kansu, “Christmas’ta hiçbir masraftan kaçınmadık. Bu dönemi otelimizde geçirecek olan misafirlerimizin buradan mutlu ve memnun bir şekilde ayrılacağına ve bir şekilde hem otelimiz hem de ülkemiz tanıtımında rol oynayacağına inanıyoruz” dedi. Kansu, canlı müziklerden, tarihi yer ziyaretlerine, çeşitli oyunlardan, görsel şovlara ve bir birinden lezzetli yemeklere kadar her detayın düşünüldüğünü anlattı. “Mağusa’nın turizm şehri olmasını arzuluyoruz” North Cyprus UK’e açıklamada bulunan Kansu, “Burada insanların koskoca bir yıl içerisinde kendilerine ayırdıklarını tatil süreçlerini

”Herşey dahil” sistemiyle misafirlerine hesaplı bir tatil yapma imkanı sunan Salamis Bay Conti Otel, özellikle İngiltere pazarına sunulan özel fiyatlarıyla da dikkat çekiyor. Salamis Bay Conti Otel, aynı zamanda Christmas’ta hazırladığı özel programıyla misafirlerine unutulmaz anlar yaşatmaya hazırlanıyor.

mutlu geçirmelerini istiyoruz. Biz, misafirlerimizin bizden beklentileri olduğunu biliyoruz. Gerek personelimiz, gerekse bizler, misafirlerimize en iyiyi sunmak arzusundayız.” dedi. Ancak, yalnızca otel içerisindeki çalışmaların bunun için yeterli olmadığına da vurgu yapan Kansu, Salamis Bay Conti Otel ve çevresinin, tarihi yerler ve Mağusa’nın turizm şehri olmasını ve turizm şehrine yaraşır olmasını arzuladıklarını ifade etti. Aynı zamanda, Mağusa Surlariçi gibi tarihi bir mekanın da yaşanır ve görülebilir bir hale gelmesini istediklerini belirtti. Tarihi yapılar kullanıma açılmalı Kansu, Mağusa’nın denizle öpüşen bir şehir olmasına karşın, misafirlerin otel dışında eğlenip, yemek yiyecekleri, denize yakın mekanların yetersizliğinden bahsederek, bu konudaki çalışmaların hayata geçirilmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Kansu, özellikle tarihsel yapıların kendi haline terkedilmemesi gerektiğini işaret edip, işlevsel olarak turizme kazandırılmasının şart olduğunu söyledi.

İngiltere’ye özel “Herşey dahil” fiyatları Gazetemize konuşan ve geçtiğimiz sezon hakkında değerlendirmelerde de bulunan Kansu, “Herşey dahil” sistemiyle, bu yıl çok farklı ülkelerden turisti, otellerinde misafir etmenin gururunu yaşadıklarını ifade etti. Kansu, İran, Azerbaycan, Polonya, İtalya, Slovenya, Türkiye ve İngiltere’yle birlikte, çok çeşitli ülkelerden misafirlerini otellerinde ağırlama fırsatı bulduklarını kaydetti. “Geçtiğimiz sezon uçak fiyatlarının pahalı olması İngiltere’den gelenlerin ilgisini azalttı. Dolayısıyle hem ülkeye hem de otelimize rahat gelemediler. Biz, geçtiğimiz yıl yaşanan sıkıntılardan dolayı İngiltere pazarına çok çok uygun fiyatlara herşey dahil sistemini açtık. İngiltere’deki halkımız, oradaki tur operatörleriyle veya mail adresimizden bize ulaşarak özel fiyatları alabilirler.” dedi. Salamis Bay Conti Resort Hotel Tel: +90 392 3788201-8 - +90 392 3788209 www.salamisbayconti.com


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

27


28

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Başpınar altın ödülün sahibi oldu roperty NC Dergisi’nin organize ettiği ve bu yıl 3’üncüsünün düzenlendiği “Yılın En İyileri” ödül yarışmasında Girne’de faaliyet gösteren Başpınar Rent A Car Şirketi altın ödülün sahibi oldu. Turizm kenti Girne’de bulunan Rocks Hotel’de yapılan ödül töreninde yılın başarılı firmalarına ödül dağıtıldı. Yarışmaya “En İyi Website”si dalında aday olan Başpınar Rent A Car, juri üyelerinin değerlendirme-

P

si sonucunda Websitesi katagorisindeki altın ödülün sahibi oldu. Konuyla ilgili gazetemize bir açıklamada bulunan Başpınar Rent A Car Şirket direktörü Saffet Başpınarlı, şirketlerinin her geçen yıl büyüdüğünü ve bu doğrultuda kurumsalaşmaya yönelik yeni adımlar attıklarını söyledi. Bu bağlamda hem araç sayılarını artırmaya devam ettiklerini, hemde ellerinde bulunan eski araçları yenilediklerini kaydeden Başpınar, araç

Property NC Dergisi’nin düzenlediği “Yılın En İyileri” ödul töreninde Başpınar Rent A Car Şirketi altın ödülün sahibi aldu.

sayısının 100’ü aştığını kaydetti. Araç filosuyla birlikte Websitesi’ni de yenilediklerini kaydeden genç iş adamı, Property NC Dergisi’nin ödül töreninde yer alan juri üyele-

rine de şirketlerini bu ödüle layık gördükleri için teşekkür etti. 1993 yılından beri Girne’de faaliyet gösteren ve kiralık araba sektöründe lider konumuna yükselen

Başpınar Rent A Car direktörü Saffet Başpınarlı geçtiğimiz ay Londra’da yapılan Dünya Turizm Fauarı’na da katılarak şirketini ve ülkemizi başarıyla temsil etmişti.

Başpınar Rent A Car Şirketi bu yıl Property NC Dergisi’nin düzenlediği “ Yılın En İyiler”I yarışmasında hak ettiği ödülün de sahibi oldu.


29

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Korinuem’da yılbaşı gecesi çok özel olacak! irne’nin en gözde yerlerinden biri olan Korineum Golf Resort, yeni yıla oldukça renkli bir şekilde hazırlandı. Korineum Golf’un The Carob Island Restaurant’ında gerçekleşecek olan yeni yıl partisinde Türkiye’nin önde gelen orkestralarından “Orkestra

G

Elite” sahne alacak. Sıcak Şarap ve kestane ikramı ile başlayacak olan yeni yıl gecesinde Orkestra Elete’nin seçkin repertuarıyla sahne alacak. Opera, Napoliten, Arya, Fransızca Chansonlar, Arjantin Tango’ları Vals, Latin ve Jazz, evrensel pop müziğinin yanısıra, Tükçe

Nostaljik ve Pop Müzik, Türk Sanat Müziği, Fasıl Müzikleri çalınıp söylenecek. 5 çeşit yemeğin sunulacağı gecede oryantal dans gösterisi de sahnedeki yerini alacak. Limitsiz içki dahil olan gecenin giriş ücreti 150 TL olarak belirlenirken, konaklamanın da dahil olması durumunda bu

fiyatın 250 TL olacağı açıklandı. Korineum Golf Resort’ta gerçekleşecek olan bu özel gecede yeni yıl rezervasyonlarını yaptırmak isteyenlerin +90 (392) 600 15 00 nolu telefonu aramaları veya info@korineumgolf.com mail adresine başvurmaları gerektiğı vurgulandı.


30

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Eko Tatil

Gerçek bir köy yaşamı Mehmetçik Köyü’nün doğusunda, muhteşem yamaç manzarası eşliğinde güneşin doğuşunu izleyebileceğiniz, Kıbrıs köy hayatı ve Kıbrıs Kültürü’nü misafirperver ve sıcak bir ortamda derinden hissedeceğiniz bir mekan, Rozagi Guest House... Burası, tatilden öte, sizlerde bambaşka duygular uyandıracak. Misli KADIOĞLU aze peksemez kokularıyla karışık, buram buram Kıbrıs havası içerisinde , köy hayatının en samimi ve sıcak ortamlarından birinde buluşuyoruz bu sayımızda... Rozagi Guest House, iki yıldan beridir Avrupa Birliği (AB) ve TC Yardım Heyeti, ayrıca Turizm Bakanlığı katkılarıyla Eko Turizm kapsamında açılan ve Kıbrıs kültürünü Mehmetçik’te yansıtan misafir evlerinden bir tanesi. Havva ve Tahir Altıngüneş çifti ve onların çocuklarıyle birlikte yarattığı bu güzel mekan, hem Kıbrıs insanının sıcaklığını, misafirperverliğini, hem de unutulmuş

T

değerlerimizi içerisinde barındırıyor. Beş oda, bir mutfak ve bir de restorandan oluşan küçücük mekanda, odalardaki yataklardan, içerisinde bulunan eşyalara, bahçesindeki bitkilere kadar birçok detay bizleri geçmişten günümüze bir yolculuğa çıkarıyor. Eski doğup büyüdüğü yer... Çat kapı gittiğimiz Rozagi Guest House’da öncelikle bizleri Altıngüneş çiftinin kızları Serpil güleryüz ve ilgiyle karşılıyor. Küçük ön bahçe içerisinden geçerek restoran kısmında bulunan şöminenin başına oturuyoruz. Mekanın sahipleri Havva ve Tahir Altıngüneş’le sohbet ediyor ve

mekan hakkında daha detaylı bilgi alıyoruz. Havva Hanım’ın verdiği bilgilere göre, Rozagi Guest House’ın olduğu bina, eski günlerde Havva Hanım’ın doğup büyüdüğü yermiş. Ayrıca, mekanda bulunan mutfak kısmında ise Havva Hanım’ın annesi ve babası yaşıyormuş. Ancak artık burası, restore edilerek yerli ve yabancı halkın ziyaret ettiği ve bir birinden özel anların paylaşıldığı turistik bir mekan durumunda. Yerli halk ilgi gösteriyor Rozagi Guest House’ın müşterileri portföyunu çoğunlukla yerli halk oluşturuyor. Güzelyurt, Lefkoşa ve Girne’den gelen misafirler yanında, burası

Havva ve Tahir Altıngüneş çifti ve onların çocuklarıyle birlikte yarattığı bu güzel mekan, hem Kıbrıs insanının sıcaklığını, misafirperverliğini, hem de unutulmuş değerlerimizi içerisinde barındırıyor.

Buraya gelen ziyaretçiler tüm bu görsel şölenin yanısıra çeşitli aktivitelerle Kıbrıs kültürünü bire bir yaşama imkanı buluyorlar.

yabancıların da ilgi odağı durumunda. Ancak, çok büyük emekler ve yatırımlarla yaratılan ve geçmiş kültürümüzü bugüne taşıyan bu mekanın yaratıcıları beklentilerinin karşılığını alamamışlar... Özellikle, tanıtım konusunda yetkililerin EkoTurizm’e ve bu anlamda doğan bu işletmelere gerekli özenin gösterilmediğinden yakınıyorlar. Eskiye ait her şey Ancak biz, bu sıkıntıları da dinlerken, restoranda bulunan detaylara kendimizi kaptırmadan edemiyoruz. Duvarlarda eskiye ait fotoğraflar, asma tavan, yine duvarlarda bulunan eski zaman lambaları, kütükler burayı ayrı bir dünya haline getirmiş. Odalarda ise eski Kıbrıs evlerinin vazgeçilmezi namsiyeli yataklar dikkat çekiyor. Buraya gelen ziyaretçiler tüm bu görsel şölenin yanısıra çeşitli aktivitelerle Kıbrıs kültürünü bire bir yaşama imkanı buluyorlar. Bütün bu güzellikleri ise Havva ve Tahir çiftinin kendi elleriyle yaratması herşeye ayrı bir anlam katıyor. Fayton turları ve binicilik dersleri Rozagi Guest House’ın bahçesinde ada çayından, ıspanaka, kekikten lazmarine, çeşitli meyve, sebze ve bitkiler yetiştiriliyor. Misafirler, yiyecekleri sebzeleri dalından kendi elleriyle taze bir şekilde toplayabiliyorlar. Mekanın su ihtiyacı, yine bahçede bulunan su kuyularından karşılanıyor. Bizleri bahçede kısa bir tura çıkaran Havva Hanım, bu

kuyulardan çıkan suyu tahlil ettirdiklerini ve çeşmelerden akan sulardan daha temiz olduğunu belirtmeden geçemiyor. Fayton turları ve binicilik kursları Aynı zamanda, Rozagi Guest House’a ait çiftlikte bulunan atlar da ilgi görüyor. Fayton turları ve binicilik dersleriyle de burası misafirlerine unutulmaz anları garantiliyor. Çiftlikte de yine misafir evinde olduğu gibi aile fertleri çalışıyor. Özlenen lezzetler Havva Hanım, sıcak sohbetimizde buraya gelen misafirleriyle bir aile olduklarını anlatıyor. Aynı zamanda, burası nefis yiyeceklerle de misafirlerini özlenen lezzetlerle buluşturuyor. Örneğin Rozagi Guest House’a habersiz geldiniz. Yerli el makarnası, tatar böreği, bulgur köftesi, börek çeşitleri, peksemet, zeytinli ekmek muhakkak bulabilirsiniz. Sipariş üzerine ise fırın kebabı yapılıyor. Son olarak roportajımızı Havva Hanım’ın sözüyle bitiriyoruz. “Kıbrıs kültürünü tanımak, yaşamak ve yaşatmak istiyorsanız Rozagi’ye gelin”. North Cyptus UK ailesi olarak, bizleri samimiyetle karşılayan Rozagi Guest House ailesine bu güzel sohbet ve yarattıkları bu güzel mekan için teşekkür ediyoruz. Adres: Mehmetçik Köyü İskele / Kıbrıs Tel: +90 392 375 5719 Mobile: +90 533 860 8268 Email: havva@rozagi.com)

Duvarlarda eskiye ait fotoğraflar, asma tavan, yine duvarlarda bulunan eski zaman lambaları, kütükler burayı ayrı bir dünya haline getirmiş.


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

31


32

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Meryem neneden herkese kucaklar dolusu “sevgi”

Neşeli ve renkli kişi kuran Meryem K liğiyle gönüllerde taht ırpa bizlere araladı. İn la, evinin kapılarını sa oyunlarıyla ve ka nların mutlu anlarını hkahalarıyla şenl endiren Meryem nene, ko skoc ve hüzün dolu an a sevgi dolu yüreğini ılarını Gençlere tavsiyel bizlerle paylaştı. erde bulundu.

Erkeklerin eyiliği yok. Soğana benzerler. Bir acı bir tatlıdırlar. Yuvalar yıkılmasın. Ben çok dayandım. 63 sene… Kumar, içki çektim. Bağlıydım. Severdim. Ne isterse olsun, aileleri dağılan çocuklar boyunları bükük olur” Misli KADIOĞLU asmavi küçücük gözleri ve koskocaman sevgi dolu yüreğiyle gönüllere taht kurdu Meryem Kırpala. Gençlere taş çıkaran enerjisi ve renkli kişiliğiyle Alsancak bölgesinin sevilen isimlerinden 1929 doğumlu Meryem Nene, kendi elleriyle ektiği çiçeklerle dolu bahçe içerisinde bulunan ve şu anda birlikte yaşadığı kızının evinin kapılarını açtı bizlere. Mandirga (Yeşilova) Köyü’nde doğan 6 çocuk annesi, yaşamını, hüzün ve sevinçlerini bizlerle paylaştı.

M

Renkli ve neşeli… Sevgi dolu bir karşılamayla bizleri evine konuk eden Meryem nenenin bu koskocaman yüreği ve renkli ve neşeli kişiliğini, televizyoncular da fark etmişler. Televizyon programlarına konuk olan Meryem nene, orada da hoş sohbeti ve oyunlarıyla herkesi kendisine hayran bırakmış. Hatta geçtiğimiz günlerde bir televizyon programı için Güney Kıbrıs’taki köyüne de gitmiş. Konuşmamıza başlarken, bizimle şakalaşıyor. “Ben meşurum. Televizyonlara da çıktım” diyor. Ve başlıyor bizlere hikayesini anlatmaya. İngiltere’deki çocuklarıma sevgiler Rahmetli eşi Yakup Cemali onu bir düğünde görmüş ve daha sonra evlenmişler… Evlendiğinde

henüz 16 yaşındaymış Meryem nene. Üçüncü çocuğunu doğurduktan sonra Limasol’a yerleşmişler, Limasol’da dördüncü çocuğunu doğurmuş. 20 yılını Limasol’da geçirmiş. 63 olaylarının yaşandığı günlerde ise Lefkoşa’daymışlar… Patates tarlalarında, limon tarlalarında çalışmış. “Şimdi çocuklar büyüdü. Her biri bir yere gitti. Torunlarımı da ben besledim. Öksüz büyüttüm. Çok ezildim. İşledim. 4 senedir de eşim rahmetlik oldu” diyor. Londra’da gazetede çıkacağını söylediğimizde heyecanlanıyor Meryem nene. Orada çocukları olduğunu anlatıyor. O da seviniyor bir nebze, onu gazetede görürler diye. Bizim aracılığımızda selam gönderiyor onlara. Ve devam ediyoruz sohbetimize... “Gölgemden bile kıskanırdı” Her ne kadar da eşinden sevgiyle söz etse de evliliği de zorlu geçmiş Meryem nenenin. Eşinin kumar ve kadın merakı, bir de kıskançlığı ona çok çektirmiş. “Sohbet etmeyi, eğlenceyi çok severim. Oynayım çok severim” demesi üzerine soruyoruz Meryem neneye, gençliğinde eşi onun insanlarla sohbet etmesine ve enerjik kişiliğine nasıl tepki verirdi, kıskanır mıydı diye… “Gölgemden bile kıskanırdı” diyor. Ve devam ediyor anlatmaya: Eşim beni çok kıskanırdı. Kimseye konuşamazdım.

Sinemaya götürürdü, gezdirirdi beni. Ama başımı yerden kaldıramazdım. Neçin baktım diye eve gelince döverdi. Çok çektim. Bayramda kıyafetleri terzide kalmış Laf lafı açıyor. Hüzünlü anılar gözünde canlanıyor Meryem nenenin. Bayram için çocukları ve kendisi için kıyafet diktirmek için terziye gitmiş. Ancak eşi bütün parayı kumarda yediği için elbiseleri gidip terziden alamamışlar…O günleri hatırlarken gözleri dolu dolu oluyor. Sanki o günkü sıkıntıyı bugün hissediyormuşçasına. Bir de hasta olduğu günler aklına gelince gözleri

doluyor, ölümle burun buruna gelmiş bir dönem. “Yedi kat gavur olsa insandır” Onun yüreği insan sevgisiyle dolu. “İnsanlar beni çok severler. Bana her zaman yardım ederler. Ama bu karşılıklıdır. Ben de insanları çok severim. Aynaya asık suratlı bakarsan yüzünü asık suratlı görün. Bir de yedi kat gavur olsa insandır, ben acırım” diyor. Rengarenk çiçeklerle dolu bahçe Daha sonra gözümüz bahçesindeki rengarenk güllere ve onlarca

çeşit çiçeğe ilişiyor. Soruyoruz. “Hepsini ben kendi ellerimle ektim” diyor. Bahçede hayran hayran dolaşırken, birer birer çiçeklerinin ve ağaçlarının hikayesini anlatıyor bizlere. Sabahın 5’inde, su gelir gelmez uyandığını ve çiçeklerini suvardığını söylüyor… “Kuru dal soksam yeşerir tutar. Ben de çiçek ekmeyi, çiçekleri çok severim” diyor. Erkekler soğana benzerler bir tatlı bir acıdırlar Sohbetimizin sonuna yaklaşırken, gençlere tavsiyede bulunmadan da geçemiyor Meryem nene: Gençlere tavsiyem dikkatli ve büyüklerine karşı saygılı olsunlar. Çevredeki kötülüklere uymasınlar. Evli kadınlara da tavsiyem kocalarına bağlı olsunlar. Erkeklerin eyiliği yok. Soğana benzerler. Bir acı bir tatlıdırlar. Yuvalar yıkılmasın. Ben çok dayandım. 63 sene… Kumar, içki çektim. Bağlıydım. Severdim. Ne isterse olsun, aileleri dağılan çocuklar boyunları bükük olur. Hayat dolu kişiliğinin ardında bir dolu hüzün barındırsa da Meryem Kırpala, her daim gülümsüyor. O sevgi dolu sıcak kucağından insanlara mutluluk ve sevgi yayıyor. Ona bizlerle paylaştığı özel anıları ve tadına doyum olmaz sohbeti için teşekkür ediyoruz.


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

33


34

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Mutfak

Alıç macunu

Kıbrıs’ta kış hazırlıkları hızla sürüyor. Alıç ağacının altın sarısı meyvelerinden hazırlanan alıç macunu kavanozlara doldurulmaya başladı. Mis gibi tüten gabiraya (kızarmış ekmek) sürülerek muhteşem bir lezzet yaratan bu macunu yapmak hiç de zor değil. ıbrıs’ta doğal olarak yetişen ağaçlardan biri de alıç ağacıdır. Tüm Kıbrıs’ta yaygındır. Yaprağını döken bir ağaç olan alıcın, meyvesi çekirdekli, üslü etlidir. Olgunlaşma mevsimi Ekim-Kasım aylarıdır. Olgunlaştığı zaman rengi sarı olur. Bazı bölgelerde kırmızı olana da rastlanır. Ama kırmızı renkli olanı pek yaygın değildir. Tadı ekşimsi tatlıdır. Bu doğal meyveden yapılan macun, Kıbrıs’taki kahvaltı sofralarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Mis gibi tüten gabiraya (kızarmış ekmek) üzerine sürülerek tadına doyum olmaz bir lezzet yaratan alıç macunu bu günlerde Kıbrıslıların mutfağında yapılmaya başladı.

K

Kıvamını tutturmak önemli Tadı bir o kadar lezzetli, yapımı

kolay bu macunu yapmak hiç de zor değil. Olgunlaşan alıç, meyveleri toplanıp temizlenir. Güzelce yıkanır. Çekirdekleri ile birlikte pişene kadar kaynatılır. Süzgeçten süzülür çekirdeklerle kabuklar ayrılır.Alta süzülen alıcın suyu alınır ve bire bir şeker konup iyice karıştırılır. Altı saat bek-

letilir. Sonra kısık ateşe konur, kıvamına gelinceye kadar kaynatılır. Kıvamı, kaşığa alındığı zaman akmayacak duruma gelmesi olarak kabul edilir. Soğumaya bırakılır. Sonra cam kavanozlara konup muhafaza edilir. Misafirlere ikram edildiği gibi, sabah kahvaltılarında da kullanılır.


NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

35


46

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Köylerimiz Yazı Dizisi 29

1571’den beri intikamların, savaşların, acıların yerleşim birimi... Kendi yakın çevresinde tüm nüfusu hep Türk olan tek köy:

İnönü

avaş ne kadar kötü... Ölmek, öldürmek... Bazen insanın beyni savaşları anlamakta güçlük çekiyor... Girişi bu karamsar ifadelerle yaptık... Birazdan bu konuya döneceğiz... Sinde köyündeyiz bugün. İnönü ya da... Osmanlı - Türk köyüdür Sinde... 1571’den sonra Ada’ya gelen Osmanlı ailelerinden bir kısmı da Sinde’ye yerleşmiş... Çiftçilik asırlardır temel geçim kaynağı... Ve hayvancılık. 1974 sonrası bunlara memuriyet de ekleniyor tabii ki. 1974 öncesi memuriyet yok muydu? Bu oranda değildi. İşçilik vardı o yıllarda. Ve Sinde’den de bir grup insan Mağusa Limanı’na işçi olarak gidiyordu. İnönü, Lefkoşa’ya yaklaşık 25 mil, Mağusa’ya ise 20 mil kadar uzaklıktadır. Mesarya köyüdür. Mağusa - Lefkoşa anayolunun Güney’inde kalır ama anayoldan da bir mil kadar içeridedir. Köyün bin civarında nüfusu ve 800 kadar da seçmeni vardır. Nüfus genellikle hayvancılık ve tarımla uğraşmaktadır.

S

Mücadele tarihinde önemli bir dönüm noktası İnönü’nün en önemli özelliği nedir bilir misiniz? Hani hep deriz ya, “Erenköy Direnişi şu kıvılcımı başlattı”... Ya da “Köfünye olayla-

rı şu kıvılcımı çaktı” diye... İnönü de aynen o kıvılcımlardan birini çaktı. Çünkü EOKA’nın ilk toplu Türk öldürme olayı İnönü’lülere karşı yapıldı. 12 Temmuz 1958 tarihinde, kimisine göre Mağusa Limanı’na, kimisine göreyse Dikelya’daki İngiliz Üsleri’ne çalışmaya giden beş İnönülü EOKA’cılar tarafından öldürüldü. Kondeya Yolu ya da Kukla Yolu üzerinde, köyden bir kaç mil uzaklıkta öldürülmüştür köylüler. Otobüs taranmıştır. Yaralılar da vardır. Anıları köy meydanına dikilen bir anıtla yaşatılan o günün şehitleri şunlar: Ali Hasan (37), Ali Mustafa Yorgancı (49), Yusuf Hasan (59), Mehmet Emin İbrahim (44) ve 14 yaşındaki Ahmet Mehmet’tir. EOKA’nın ilk toplu kıyımıdır bu... İddialara göre, bu bölgede ve Gönyeli’de Türkler benzer bir kıyım gerçekleşitirmiştir; bu da onun intikamıymış... İntikamlar hiç bitmez. Zaten Kıbrıs’ta hep karşılıklıdır ölümler... Öldürmeler... 1963’te teyze çocukları Bayar Vaiz ve Hasan Taşer yoldan alınır. Kayıptır bu iki yeğen... Aynı yıl Küçük Kaymaklı’daki kayıplardan biri olan Ömer Debreli de Sindeli’dir. 1964’te Lefkoşa

İnönü son yıllardaki kuraklıktan bir hayli etkilenmiş. Köylüler, yoğun yağışların dahi bu etkiyi ortadan kaldıramayacağına inanıyor

yolunda Ata Debreli kayıplara karışır. Aynı yıl Mağusa’da Mustafa Osman Akay kayıp olan bir başka Sindeli’dir. 1974 yılında Sindeli Ali Ertuğrul, askerlik görevini yaptığı başka bir yerde şehit düşer. Köy meydanındaki anıtta tümünün adı yazılıdır... 1974’te komşu karma köy Turunçlu’dan ve başka köylerden 17 Rum esir alınır... Bu kez iddialara göre sahnede iki İnönülü vardır. Yine bazı köylülerin iddialarına göre, eskinin intikamı için 17 Rum öldürülür. Ve “Allah kimseye savaş yüzü göstermesin” der caminin yanında gördüğümüz bir kadın... “Çok

İnönü 1571’den beri hep Türk köyü... Köyde eskiyi yansıtan eve pek rastlanmıyor, yerlerine zaman içerisinde yenileri yapılmış

Köy merkezindeki İnönü Şehitler Anıtı...

İnönü ve çevresinin yeşilliğ, son yağmurlarla birlikte özlenilen güzelliğe kavuşmuş durumda...


37

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Köylerimiz

İnönü’deki merkez ilkokulu oldukça bakımlı görünüyor...

İnönü 1571’den beri hep Türk köyü... Köyde eskiyi yansıtan eve pek rastlanmıyor, yerlerine zaman içerisinde yenileri yapılmış

kötüydü o günler, keşke hiçolmasaydı” diye tasdikler bir yaşlı adam... Kuraklık köyü bitirdi Mesut Ahmet Paşa Camisi var İnönü köyünde. İsmet İnönü’nün heykeli de var köy girişinde. Camiyi, 1974 yılında Ahmet Paşa

Mustafa Mesutoğlu’nun oğlu Mesut Ahmet Paşa Mesutoğlu yaptırmış... Mustafa Sunisioğulları ile sohbet ediyoruz... “Kuraklık köyü bitirdi, yağmurlar yeterli değil” diyor... Köyün ova yollarından şikayet ediyor. Güney Kıbrıs’ta çalışanların da son zamanlarda ekonomik

krizden dolayı işlerini kaybettiklerini aktarıyor... “Herkes çok sıkıntıdadır, işsizlik çok ciddi boyuta ulaşmıştır” diye ekliyor Sunisioğulları... 50 yaşındaki Hüsnü Bullici belediyeden şikayetçi... Bir dokunuyoruz, bin ah işitiyoruz.. Birlikte dinleyelim:

“Bu köyde neredeyse 30 senedir belediye var. Hiç bir sorunumuz çözülmedi. Benim mahallemde bir tek taş konmadı. Kendi evimin önündeki kaldırımları ben yaptım. Daha ne diyeyim? Ova yolları rezalet. Her yağmurda kapanır. İlgilenen yok. Ben 23 sene Londra’da yaşadım. 2001’de köyüme geri döndüm. Londra’ya yeniden gitmeyi düşünürüm.” Gençlerin yapacak bir şeyi yok Köyde gençlere uzun zamandır arsa dağıtılmamış. Bazı köylüler

bundan da şikayetçi. Dörtyol ve Korkuteli’nin de bağlı olduğu İnönü Belediyesi’nde de 28 kişi çalışıyor. Ve gençler... 17 yaşındaki Afet Karagün, şu anda gençler için köyde tek bir faaliyetin dahi olmadığını söylüyor. Gençlik Merkezi biraz da kendi yüzlerinden kapanmış. 20 yaşındaki Mihriban Güvenateş ise folklor ekibinin bazı büyüklerin ilgisizliği nedeniyle faaliyet yapmadığından şikayet ediyor. “Gençlerin bu köyde hiç bir şeyleri yok” diyor.a


39

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

UK

Haber

Eşinizi veya çocuklarınızı AB hukuku altında kolayca getirmeniz mümkün Ali KALAY

diği konular göçmenlik hukuku ve mülkiyet alım-satımı ile ilgili. Tabii ki aile hukuku, sivil uyuşmazlık davaları, ceza hukuku davaları ve başka birçok alanda da hizmet sunmaktayız. Ancak daha çok Türkiye vatandaşlarına hitap eden bir avukatlık firması lmamız münasebetiyle, en çok göçmenlik hukuku icra ediyoruz. Müvekkillerimizin göçmenlik hukuku ile ilgili işlemleri çok geniş bir yelpaze oluşturuyor. Bunların içinde Ankara Anlaşması, evlilik ve nişanlılık vizeleri, süresiz oturum başvuruları, mahkemelere itiraz davaları, çocuk vizeleri, insan hakları üzerinden oturum başvuruları, öğrenci vize ve oturumları, Avrupa Birliği vatandaşlarının eş ve çocuklarının başvuruları ve buna benzer daha birçok alan yer alıyor.

zkutan Avukatlık Bürosu avukatlarından Yaşar Doğan, Türkiye vatandaşlarının genel olarak göçmenlik konusunda en önemli sorunlarından birinin yanlış bilgilendirmeye dayalı olduğunu söyledi. Dogan, “İnsanlarımızın göçmenlik konusunda uzman olmayan kimselerden hukuki yardım istemeleri nedeniyle kendileri için tamiri oldukça güç veya mümkün olmayan sorunlara yol açıyor” dedi. Türkiye ve Kıbrıs vatandaşlarının çoğunluğunun sahip oldukları birçok haklarınfarkında olmadığını da ifade eden Doğan, “Örneğin, KKTC vatandaşlıklarının yanında Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olan Kıbrıslı soydaşlarımız eşlerini veya çocuklarını İngiltere’ye getirirken koşulları oldukça esnek olan Avrupa Birliği hukuku altında getirebilirler” diye konuştu. Göçmenlik hukuku uzmanı Av. Doğan merak edilan sorulara yanıt vermeye çalıştı

Ö

İngiltere, göçmen akışını durdurmak için hemen her gün yeni önlemleri ve kısıtlamaları tartışıyor. Hükümet ne yapmak istiyor? Muhafazakar Parti ve Liberal Demokrat Parti’den oluşan kuvalisyon hükümeti iktidara geldiğinden beri ülkeye giriş yapan göçmen sayısını “yüz bin”li rakamlardan “on bin”li rakamlara indirmeyi hedeflediklerini her fırsatta dile getirdi. Böyle bir hedef oluşturmanın politik, sosyal ve ekonomik birçok sebebi olabilir. Örneğin olaya politik bir bakış açısıyla bakıldığında, Muhafazakar Parti’nin hitap ettiği seçmen kitlesini memnun etme çabası içerisinde böyle bir girişime gittiği öne sürülebilir. Ancak getirilmeye çalışılan değişikliklerin bir hükümet politikasından çok devlet politikası olduğu görüşünü daha gerçekçi buluyoruz. Dolayısıyla, göçmen sayısında önemli bir düşüş yaşanmasının ardında ekonomik sebepler olduğu görüşündeyiz. Nitekim İçişleri Bakanı’nın 28 Haziran 2010 tarihinde Parlemento’da yaptığı açıklamada buna işaret etmektedir. Bu açıklamada İçişleri Bakanı, göçmen işgücüne olan bağımlılığın işsizlikten muzdarip milyonlarca vasıfsız İngiliz vatandaşının durumunu iyileştirmediğini ve bu yüzden göçmen sayısının kontrolünde ciddi tedbirlere gidilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Burada asıl gözden kaçmaması gereken bir husus var. O da yakın tarihte birçok doğu Avrupa ülkesinin Avrupa Birliği’ne katılmış olması. Bunun sonucunda, başta İngiltere olmak üzere birçok batı Avrupa ülkelerinin göçmen işgücüne ihtiyaçları ciddi oranda azaldı. Bütün bunların işaret ettiği noktayı şöyle özetlemek mümkün. İngiltere artık eskisi kadar işgücüne muhtaç değil. Avrupa Birliği ülkelerinden gelen göçmen sayısını control edebileceği hiçbir mekanizması bulunmayan ve özellikle Doğu Avrupa’da yoğun göç alan İngiltere halen kontrolünde olan diğer alanlarda tedbirler alarak bir denge sağlama çabasında denebilir. Örneğin, İngiltere diğer Avrupa Birliği vatandaşlarından farklı olarak Bulgaristan ve Romanya vatandaşlarına birtakım kısıtlamalar getirebilme hakkına sahip. Bir Fransız vatandaşı İngiltere’de istediği işe girip hemen çalışabilme hakkına sahip iken, bir Bulgaristan ya da Romanya vatandaşının önce İçişleri Bakanlığı’nda çalışma müsadesi çıkarması gerekiyor. Bu uygulamanın 2011 sonunda ortadan kalkması bekleniyordu. Ancak İçişleri Bakanlığı 23 Kasım 2011’de yaptığı bir açıklamada bu uygulamanın 2013 sonuna kadar devam edeceğini belirtti. Bu örnek açıkça gösteriyor ki İngiltere kontrol edilmesi mümkün olan her

Avukat Yaşar Doğan Türkiyeli ve Kıbrıslı Türk vatandaşları uyararak “Yanlış bilgi ile yola çıkmayın” dedi.

alanda önlemleri arttırmak suretiyle, kontrol edemediği alanlar arasında bir denge kurmaya çalışıyor. İngiltere’ye vize almak kolay mı, zor mu? İngiltere’ye gelme maksadınıza bağlı olarak başvurabileceğiniz birçok vize turu var. Bu vize türlerinin kendi içlerinde yerine getirilmesi gereken bir dizi gereksinimleri var. Eğer başvurunuz bu gereksinimleri karşılamıyorsa veya doğru düzgün bir şekilde sunulmadıysa red kaçınılmaz oluyor. Başvurduğunuz vize turu İngiltere’ye yerleşmeye yönelikse, bu tür vizelerin gereksinimleri diğerlerine oranla daha ağır olabiliyor. Örneğin evlilik vizelerinin koşullarının mevcut haliyle bile oldukça ağır olduğunu söylemek mümkün. Bu vizeyi almak için İçişleri Bakanlığı’nın onayladığı bir İngilizce testini geçmiş olmak, yeterli bir gelir düzeyine sahip olmak ve uygun bir eve sahip olmak gibi oldukça ağır koşullar var. Getirilmesi planlanan “minimum gelir” koşullarıyla birlikte evlilik vizesi almak ciddi anlamda zorlaşacak. Yani İngiltere’ye vize almanın çok kolay olmadığı açık. Daha açık olan ise bu durumun daha iyiye gitmeyeceği. Hükümet her fırsatta vize ve oturum almayı zorlaştırmanın yollarını arıyor. Ancak, insanlarımızın asıl dikkat etmesi gereken husus zaten haluhazırda bu kadar engellerle doldurulmuş vize veya oturum başvuru süreçlerinde hatalar yaparak durumlarını daha büyük çıkmazlara sokmamaları gerektiğidir. Türk vatandaşları vize konusunda ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar? Türkiye vatandaşlarının genel olarak göçmenlik konusunda en önemli sorunlarından birinin yanlış bilgilendirme ile ilgili olduğu kanaatindeyiz. Tabii ki amacımız hiç kimseye çatmak veya kimse ile polemiğe girmek değil. Ancak, insanlarımızın göçmenlik konusunda uzman olmayan kimselerden hukuki yardım istemeleri nedeniyle kendileri için tamiri oldukça güç veya mümkün olmayan sorunlara yol açtığına defalarca şahit olduk. Avukatlar hata yaptığı zaman, başvuru sahipleri bu durumu maalesef mahkemede bile geçerli bir maazeret olarak kullanamıyorlar. Bu nedenle, insanlarımızın avukatlarını çok doğru seçmeleri gerekiyor.

Ankara Anlaşması ile ilgili yeni gelişmeler bekleniyor mu? Ankara Anlaşması ile ilgili 2000 yılından bu yana çok önemli gelişmeler kaydedildi. Bu ilerlemelerde emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Fakat, Ankara Anlaşması Türkiye vatandaşlarının haklarının genişletilmesi bakımından daha çok işlenmesi gereken bir alan. Şu anda bizim ilgilendiğimiz İngiltere Yüksek Mahkemesi’nde (High Court) görülen birkaç davamız mevcut. Mevcut Göçmenlik Kuralları’nın gereksinimleri ağırlaştırıldıkça, Ankara Anlaşması’nın önemi daha da artacak. Örneğin, şimdiye kadar Ankara Anlaşması hep bir oturum edinme aracı olarak kullanıldı. Ancak, ilerleyen yıllarda Türkiye vatandaşlarının British olduktan sonra bile Ankara Anlaşması altında yerine getirilmesi daha kolay şartlar altında eşlerini ve çocuklarını İngiltere’ye getirebilmeleri için argümanlar geliştirilmeye çalışılacağını öngörüyoruz. Özkutan Avukatlık Bürosu olarak bu konuda çalışmalarımızı başlatmış durumdayız. Size başvuran müvekilleriniz daha çok hangi konularda yardım istiyorlar? Müvekkillerimizin bizden en çok hizmet iste-

Türkiyeliler veya Kıbrıslılar sahip oldukları hakların farkındalar mı? Türkiye ve Kıbrıs vatandaşlarının çoğunluğu maalesef sahip oldukları birçok hakların farkında değiller. Örneğin, KKTC vatandaşlıklarının yanında Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olan Kıbrıslı soydaşlarımız eşlerini veya çocuklarını İngiltere’ye getirirken koşulları oldukça esnek olan Avrupa Birliği hukuku altında getirebilirler. Ancak, edindiğimiz izlenim o ki, insanlarımızın çoğunluğu British vatandaşlıklarını kullanarak daha ağır koşulları karşılamak zorunda kalıyorlar. Aynı şekilde Türkiyeli insanlarımız birçok göçmenlik hukuku ve sosyal güvenlik yardımları konularında sahip oldukları hakların çok farkında değiller. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi sonradan gelen insanlarımızın kendilerinden önce gelenleri hukuk otoritesi gibi görmeleridir. Bir de kulaktan kulağa yayılan gerçek dışı durumlar insanların yanlış bilgilenmesinde büyük rol oynuyor. Türkiyeli ve Kıbrıslı insanlarımız aslında kendilerine sunulan çok önemli imkanları kullanmıyorlar. Türkiyeli avukatların kurduğu avukatlık firmalarının hemen hepsi ön görüşmeler için ödeme talep etmiyor. Bu aslında toplumumuz için büyük bir şans. Ücret ödemeden hakları ile ilgili bilgi sahibi olabilecek imkanları var. Ancak bazı insanlarımız bu durumu abartılı bir şekilde kullanırken, bir kısım insanlarımız ise bu imkanı hiç kullanmıyorlar. Bunun yanında, ücretsiz hizmet sunan Çitizens Adviçe Bureau ve Law Centres olarak bilinen birçok güvenilir kurum mevcut. İnsanlarımıza önerimiz haklarını öğrenmeleri ve bu hakları kullanmalarıdır.


40

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

UK

Sazlar çaldı, kızlar oynadı...

Cyprus Meze Bar

Eğlencenin değişmez mekanı...

Kuzey Kıbrıs’ı Londra’ya bağlayan TEK gazete…

Sizin z i n e t e gaz Duyuru ve ilanlarınız için hemen bizi arayınız Email: zorlucezaroglu@yahoo.co.uk North Cyprus: 0533 863 5341 UK: +90 7958 352 411

ondra’nın en gözde mekanları arasında bulunan Cyprus Meze Bar&Restaurant geçtiğimiz hafta sonu yine dopdoluydu. Londra eğlence

L

dünyasında bir marka haline gelen Cyprus Meze, konuklarına unutulmaz bir gece daha yaşattı geçtiğimiz hafta. Restoran sanatçıları Turgay Göçen,

Eray ve Kerem’in sahne aldığı gecede dans pisti bir an olsun boş kalmadı. Oldukça renkli geçen gece sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü.


41

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Vatan Türk Müziği Korosu kuruldu...

Tolga Kaşif onur ödülü aldı ondra’da geleneksel olarak her yıl düzenlenen ve bu yil 17’ncisi yapılan Londra Türk Film Festivali 24 Kasım’da başladı. Gala gecesinde “Yaşam Boyu Başarı Ödülü (Golden Wings), Hülya Koçyiğit’e verilirken Kıbrıslı Türk müzik adamı Tolga Kaşif ise onur ödülü verildi.

L

West End’deki Leicester Square Odeon Sineması’nda perşembe akşam gerçekleşen açılış galasına İtalyan sanatçı Claudia Cardinale’nin yanı sıra Golden Wings Digiturk Digital Dağıtım Ödülü Yarışması’nın jüri üyelerinden Mehmet Aslantuğ, diğer jüri üyeleri Time Out London adlı derginin Sinema Editörü, Film Eleştirmeni Dave Calhoun, sinema ve etkinlik küratörü, yazar Gareth Evans ve British Film Institute Festival Prodüktörü Helen de Witt de katıldı. Gecenin davetlileri arasında Türkiye’nin Londra Büyüelçisi Ünal Çeviköz, eşi Emel Çeviköz, KKTC Londra Temsilcisi Kemal Köprülü, Londra Kültür ve Turizm Müşaviri Tolga Tuyluoğlu, Konsolos Yardımcısı Gülcan Ökçün ile Kıbrıslı Türk besteci ve orkestra şefi Tolga Kaşif de yer aldı. Gala gecesinde bir konuşma yapan LTFF Direktörü Vedide Kaymak, “Türk sinemasına emek veren, gönül veren tüm meslektaşlarıma teşekkür etmek istiyorum Benim çok saygıdeğer ustam, hepimizin ustası Türk sinemasının babası Lütfi Akad’ı kaybettik. ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ denilince, onurlanmamak gururlanmamak mümkün değil. Buna layık görüldüğüm ve için teşekkür ederim. Bunu bana layık görenlere de teşekkür ederim” dedi.

Hülya Koçyiğit’e ödülünü takdim eden Büyükelçi Çeviköz de gecede bir konusma yaptı. “Biz sizin gibi yıldızlar sayesinde sinemamızın, dünya sinemasının içinde özel bir yer edindiğini düşünüyorum” diyen Çevikoz, “Onun için, bu akşam benim için çok özel. Bugün 24 Kasım, Türkiye’de Öğretmenler Günü. Bu vesileyle Sayın Koçyiğit’in de vurgulamış olduğu gibi Türk sinemasının en değerli öğretmenlerinden büyük usta Ömer Lütfi Akad’ın birkaç gün önce aramızdan ayrılmış olmasınıda bu vesileyle vurgulamak ve onu yad etmek, onu anmak hepimizin vazifesi” dedi. Gecede, efsanevi İtalyan sanatçı Cardinale, yönetmen Muzaffer Özdemir ile Kültür ve Turizm Müşaviri Tuyluoğlu’na da ödüller verildi. 8 Aralık’a kadar sürecek festivalde kısa, belgesel ve uzun metraj kategorilerinde toplam 35 filmin gösterimi yapılacak. Festivalde, 8 film Golden Wings Digiturk Digital Dağıtım

Ödülü’nü kazanmak için yarışacak ve kazanan film 30.000 sterlin değerindeki İngiltere ve İrlanda genelinde dijital dağıtım desteğini alacak. Festivalde bu sene gösterilecek filmler arasında, yönetmen Derviş Zaim’in “Gölgeler ve Suretler” ve Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu”da var. Bunun yanında yeni yönetmenlerden, Selim Güneş’in ilk uzun metraj filmi “Kar Beyaz”, 2011 İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini alan Tayfun Pirselimoğlu’nun “Saç”, ilk uzun metraj çalışması ile fotoğraf sanatçısı Cemil Ağacıkoğlu’nun “Eylül”, Nuri Bilge Ceylan’ın “Uzak” filmindeki başarılı performansı ile Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Oyuncu’ ödülünü alan Muzaffer Özdemir’in ilk uzun metraj filmi “Yurt” ve uluslararası 6 genç yönetmenin gözünden İstanbul’u anlatan “Unutma Beni İstanbul’ da” gösterime girecek filmler arasında. bulunuyor.

Londra Türk Müziği Korosu ile ilişkisini kesen Türkan Nalbantoğlu, Naci Göçen ile birlikte, Türk kültürünü yaşatma ve koruma amacıyla Vatan Catering’in sponsorluğunda ‘Vatan Türk Müziği Korosu’nu kurdu. ürkan Nalbantoğlu ve Naci Göçen ile birlikte, Londra’da kurulan ‘Vatan Türk Müziği Korosu‘, Vatan Catering’in sponsorluğunda çalışmalarına başlıyor. Koro ilk tanıtım etkinliğini yeni yılın başında yapacağını duyurdu. Koro çalışmalarına katılmak ve kayıt yaptırmak isteyen kişilerin başvurularını, Ocak ayına kadar alacaklarını ifade eden Nalbantoğlu, eski korodan 4 kişinin de yeni koroya geçtiğini ve çalışmalara katılacaklarını söyledi. Koronun haftada ortalama 3 saat çalışma yapacağını kaydeden Türkan Nalbantoğlu, çalışma gününün henüz belirlenmediğini, Cumartesi ya da hafta içi bir gün seçenekleri üzerinde durduklarını söyledi.

T

Nalbantoğlu’nunyeni albümü ilkbaharda... Bayan Nalbantoğlu, “Vatan

Catering’in ana sponsorluğu yanında, gerçekleştireceğimiz etkinliklerden elde edeceğimiz gelirler ve tek tek etkinlikler için bulacağımız sponsorlar ile koroyu finanse edeceğiz” dedi. Albüm çalışmaları ile ilgili de bilgi veren Türkan Nalbantoğlu, İkinci solo albümü için çalışmalarının sürdüğü belirterek, “İlkbahar’da albümü piyasaya çıkarmayı amaçlıyoruz” diye konuştu. Nalbantoğlu, geçtiğimiz yaz, Mahir Plakçılık etiketi ile ‘Kumrular’ adlı bir solo albüm çıkarmıştı. Büyük ilgi gören ve satış gelirinin bir kısmıKanser Hastalarına Yardım Derneği’ne bağışlanmıştı. Vatan Türk Müziği Korosu’nda görev almak isteyen adayların, 07771 556 544 no’lo telefondan gerekli bilgileri alabilecekleri açıklandı.


42

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

UK

‘Bölgenin en büyük ve disiplinli okuluyuz’

ondra’da Türkçe eğitim veren Türk Dili ve Kültür Okullarını tanıtmaya devam ediyoruz. Bu haftaki konuğumuz Kuzey Londra’nın en önemli ve köklü okullarından biri olan Enfield Türk Okulu. 1994 yılında eğitim hayatına yalnızca 70 öğrenci ile başlayan Türk Okulu kısa bir süre içinde öğrenci sayısını 450’ye e çıkarır.

L

Bölgede hızla büyüyen ve örnek bir okul haline gelen Türk okulu, hafta sonu eğitiminin yanı sıra Salı akaşmları da düzenlediği aktiviteleriyle de öğrencilerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunuyor. 1996 yılından beri okulun çalışmalarına gönüllü olarak katılan Enfield Türk Okulu Başkanı Süleyman Soydağ,okul ile ilgili sorularımızı yanıtladı. Süleyman bey okulun tarihçesinden söz edermisiniz? Enfield Türk Okulu 1994 yılında

70 öğrenci ile birlikte eğitim ve öğretime başladı. Ben de bu aileye 1996 yılında katıldım. O dönem bölgede sadece iki okul vardı, yaptığımız görüşmelerin ardında iki okul birleşme kararı alındı ve o birleşme ile birlikte öğrenci sayımız 200’leri buldu. 2005 yılında öğrenci sayımız 450’lere çıktı. İngiltere genelinde Türk okullarına giden öğrenci sayısı 3 bin iken, 450 öğrencinin sadece bizde olması sevindiriciydi. Peki sayın başkan şimdi durum nedir? Son yıllarda çok sayıda okul türedi ve bölünmeler başladı. Şuan itibarıyla bölgemizde 5 tane Türk okulu var. Tabii bu okullar olur olmaz bizi etkiliyor ve öğrenci sayımızda da düşüşler meydana geliyor. Ancak yine bölgenin en büyük ve ciddi okuluyuz. Şuan itibarıyla toplam 230 öğrencimize eğitim ve öğretim veriyoruz.

Öğretmen konusunda bir sıkıntınız var mı? KKTC’den 6, Türkiye’den 3 ve ayrıca okul olarakta 3 tane ödenekli öğretmenimiz bulunmaktadır. Toplam 12 öğretmenle 20112012 Eğitim ve Öğretim yılımızı sürdürüyoruz. Okul olarak pazar günü ve salı geceleri eğitim veriyoruz. Salı akşamları daha çok kültür ve sanat alanında, pazar günleri de normal derslerimizi veriyoruz. Türkçe’nin yanı sıra İngilizce ve Matematik derslerini de önümüzdeki haftalarda programa almayı düşünüyoruz. KKTC’den öğretmen sayısı bakımında memnunuz, Türkiye’den de çok kaliteli branş öğretmenleri geliyor. Bu konuda biraz sıkıntı yaşıyoruz. Bizim gibi okullara daha çok sınıf öğretmenleri lazım. Maddi olarak neler var? Okul olarak yapacaklarımızın bir çoğunu hayata geçiremiyoruz, çünkü ekonomik olarak güçlü

değiliz, 450 öğrencimiz varken de yıllık bir öğrenciden 85 pound alıyorduk, şimdi de aynı ücreti alıyoruz. Fiyatı yükseltmedik bunu bir çok nedeni var. Okul olarak bu imkansızlıklara rağmen Anadolu Kültür Şöleni ve Kıbrıs Kültür Şöleni yaptık. Önemli günlerimiz için törenler ve anmalar düzenledik. Tüm etkinlikler için okuldan bir kuruş ücret almadık büyük bir kısmı cebimizden çıkmıştır. Yıllık 85 pound komik bir rakam değil mi? Bir öğrecinden yıllık olarak aldığımız 85 pound’la okulu idare etmemiz imkansız. Çok sağolsunlar bölgede bulunan işadamlarımız ve gönüllü olarak çalışan arkadaşlarımız büyük bir emek sarfediyorlar. Örneğin Ertan Hürer hiç bir ücret almadan okulun muhasebe işlerine bakıyor. Ne zaman başımız sıkışsa Olay Gazetesi Sahibi Nural Ezel’i arıyoruz ve maddi

yardımda bulunuyor. Okulun Yönetim Kurulunda 13 arkadaşım var ve hiç biri 5 kuruş almadıkları gibi ceplerinden aktarıyorlar. Biraz de okulun başarılarından söz eder misiniz? 11 yıllık başkanlığım döneminde okulumuz öğrencileri, şiir yarışmasında 2 tane birinciliğimiz, bilgi yarışmasında da 4 kez ilk üçe girerek elde ettiğimiz başarılar var. Futbolda da 19 Mayıs Kupasi’ni aldık. Geçen yıllara nazaran eğitimdeki kalitemiz ve başarımız her geçen gün artıyor. Türk öğrencilerinin başarısı yüzde 2 olarak gösteriliyor, inanın bu yüzde ikilik oranı da Türk okullarına giden çocuklarımız oluşturuyor. Ama bunu ailelerimiz bir türlü idrak edemiyorlar. Buradan ailelere çağrıda bulunuyorum; 3 saat çok önemlidir. Bu 3 saati küçümsemesinler. Kendi tarihini ve kültürünü öğrenen bir çocuk,


43

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Londra Türk Okulları Yazı Dizisi 3

gittiği İngiliz okulunda daha bir başarılı oluyor. Örneğin folklor kursuna giden öğrencilerimiz de gittikleri okullarda çok başarılı oluyorlar. Özgüven son derece çok önemli bir öğrenci için. Özelikle iki dili konuşan öğrencilerin, İngilizceye nazaran Türkçe düşündüklerinde konuyu daha iyi kavradıklarını görüyoruz. Bugün gururla şunu söylemek istiyorum, okulumuzda eğitim almış bir öğrencimiz, bugün aynı okluda öğretmen olarak görev yapmaktadır. Bu bizim için gurur verici bir olay. Aileler, veliler neler yapmalı? Alilelerimiz, çocuklarının geleceğini düşünerek mutlaka küçükbüyük gözetmeksizin cocuklarını Türk okullarına göndersinler ve daha duyarlı olsunlar bu konuda. Unutmasınlarki çocukları bu okullarda çok şeyler kazanacaklar. Türk okulları çok ciddi bir boşluğu dolduruyorlar. Enfiled Belediyesi 80 tane Türkçe

konuşan polis arıyordu, son iki yıl içinde 20 genç verdik. Ayrıca bizim teşvikimizle Enfield Belediyesi’ne yerleştirilen 80 işçimiz de var.


44

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

UK

‘I don’t do fashion, I am fashion’ Ali KALAY

erap Pollard London markası ile iyi bir çıkış yapan moda tasarımcısı Serap Pollard, “Hiçbir kadın çirkin olmak istemez kadınlar hoş görünmek ister. Benim işim de küçük sofistike detaylar kullanarak harika renkler ve kumaşlarla yeni, görülmemiş giysiler hazırlamaktır” dedi. 2012 İlkbahar / yaz sezonun en popüler renginin yeşil olduğunu söyleyen genç tasarımcı, “Ben sadelikten yanayım. Elimden gelse bütün kadınları sadeleştiririm” diyor. University of the Arts London’da tekstil bölümünde Master yapan Türk tasarımcı, kendi markası Serap Pollard London, çizgisi ve koleksiyonları ile ilgili içtenlikle sorularımızı yanıtladı.

S

Markanızı daha fazla kitleye ulaştırmak için neler yapıyorsunuz? Aslında Serap Pollard London markası yaklaşık 6 ay önce ilk koleksiyonunu çıkardı. Bu kısa zamana rağmen çok hızlı ilerliyo ve beğeniliyor. Tanıtımlara gazete dergiler, internet aracılığı ile tanıtım yapıyoruz. Ama sanırım benim çevrem o kadar hazırdıki benim çok fazla bişi yapmamada gerek kalmadı. Türkiye’den ve İngiltere’den çok talep var. Tanımadığım birçok butik bağlantıya geçip ürünlerime yer vermek istiyor. Bunun dışında İnsanlar bize bir şekilde ulaşıp ürünlerimizden talep ediyor. Tabiki daha fazla hizmet için çalışmalarımız devam ediyor. Pek yakında kendi web sitemizden direk satışlarımızda başlıyor. www.serappollard.com Türkiye’de iki diziden onların kostümlerini hazırlamam için teklif geldi. Bende büyük bir mutluluk ile Kabul ettim. Buda çok güzel bir tanıtım şeklidir. Çalışmalarım onlar için özel olarak hazırlanıcak. Tasarımlarınızı oluştururken hangi sanat dallarından besleniyorsunuz? Nelerden etkileniyorsunuz? Ben 1996 yılından beri hem tekstil sektöründe çalıştım hemde Sanat & Moda eğitimini aldım ve hala eğitime devam ediyorum. Suna inanıyorumki insan ömrü boyunca eğitimine bir şekilde devam etmeli en zirveye ulaştığında ise gelecek nesile bildiklerini aktarmalı, öğretmeli. Evet bu kadar sanat eğitimi aldıktan sora ve sanatın içinde bu kadar olduktan sora bir sanatçı diğer bütün diğer sanat dalından etkileniyor. Bu bazen bir heykel bazen bir tablo bazense harika görünüm sergileyen bir köylü kadın, onun

giysileri renkleri yada o kadının hayat biçimi yaşadıkları onun hikayesi bile etkileye biliyor. Ben 11 seneden beri Güney Batı Londra’da yaşıyorum. Son koleksiyonumda buradan ve doğadan etkiler göreceksiniz.

İşinizin sizi zorlayan tarafları var mı? Ben Moda için yaratılmışım diyorum. ‘I don’t do fashion.. I am fashion’ diyorum. Çok zor bir iş aslında çok fedakarlık isteyen bir iş. Bazen gece yarılarına kadar çalıştığım olur çok yorulduğum, tatilimden yada diğer zevklerden fedakarlık ettiğim olur ama eğer bu işi gönülden yapıyorsan bundan zevk alıyorsun. İşinizin en sevdiğiniz yanı nedir? Mesela bir tasarımım var diyelim onun için kumaşlar aksesuarlar seçiyorum sonra onu yapıyorum bittiğinde hemen modelimiz deniyor üzerinde değişiklikler falan.. Ensonunda o bitmiş halini görüyorum işte benim en mutlu olduğum an odur. Renkler, kumaşlar, aksesuarlar, ilham perilerim… Başka bi dünyada yaşıyorum ben diyorum… Kendi çizginizi nasıl yorumlarsınız? Hiçbir kadın çirkin olmak istemez kadınlar hoş görünmek ister. Benim işimde küçük sofistike detaylar kullanarak harika renkler ve kumaşlarla yeni, görülmemiş giysiler hazırlamak ve SERAP POLLARD LONDON markasını seçerek kadınları mutlu etmek.. Hedef kitlem genelde yaşadığım bölgedeki kadınlardır. Bunlar bizim Türk değimi ile aile kadınlarıdır, annelerdir, büyük ihtimal çocukları vardır. Rahat hareket edebilecekleri kıyafetleri tercih ederler gün içerisinde hoş ve sık görünüp aynı zamanda alışverişi seven kadınlardır. Yarından kaygıları olmayan, mutlu, zevkli, kaliteyi iyi bilen kadınlardır. Çok zamanları olmadığı için ben düşünürüm onları nasıl daha sık yapabilirim diye. Onlar Serap Pollard London’u takip ederek dünya modasını takip etme şansına sahiptirler. Ben onlar için bütün dünyada modayı ve trendleri takip ederek onlara sunan bir markayım. Tasarımlarınızı hayata geçirirken nasıl bir süreç izliyorsunuz? Senede iki sezon çalışıyorum. İlkbahar yaz ve sonbahar kış. Bunların dışında birde Xmas koleksiyonuçıkar. Önce hazırlanırım; dünya çapında bir araştırma yaparım ruhumu besleğen fuarlar, geziler, seminerler, araştırmalar yaparım. Ama aslında sanırım bu

benim hayat biçimim. Daha sora kendi renklerimi ve koleksiyonun gözde parçalarını çizerim. Daha sora kalıplar hazırlanır prototype/ numuneler hazırlanır ve memnun kalınan parçaların üretimine geçilir. Bazen yaptığım bir işe bakıyorum üstüne birşey ekliyorum o an nasıl hissettiğim ile alakalı bir durum. Yada şöyle diyebiliriz bir işin tam olarak bitmiş olduğunu hissedene kadar eklemeler ve eksiltmeler yapıyorum.. Favori renkleriniz? En sevdiğim renk YEŞİL. Yeşil renginden herşeyim vardır. Mesela yeşil deri ceket, yeşil ayakabı, yeşil lens, yeşil eldiven.. Ama bunun yanında beyaz çok kullanırım. Ev eşyalarım beyaz birçok kıyafetimde beyazdır. Beyaz uçuşan elbiselere bayılırım. 2012 İlkbahar / yaz sezonun en popüler rengi de yeşil. Benim yılım olsa gerek.. Günün her saati sık görünmek isteyen kadınlara stil önerileriniz nelerdir? Ben sadelikten yanayım. Elimden gelse bütün kadınları sadeleştiririm. Bence sadelik güzelliği ikiye katlar. Ama birşey olmalı bu belki renktir belki elbisenin kesimidir belkide elbise üzerinde kullanılan farklı bir aksesuardır. Birde kendini işi bilen kişilerin eline bırakmak bazen çözüm olabilir..

Hangi vücut tipine, hangi giyim tarzını önerirsiniz? Türk kadınlarının vücut tipleri İngiliz kadınlarının vücut tipinden farklıdır diğe düşünülür. Bizim kadınlarımız biraz basen kısmı fazladır denir. Bu genel bir düşüncedir aslında. Ama artık günümüzde buna biraz daha global bakmalıyız. Hernekadar günümüzde obesite çok ilerlemiş olsada kendine dikkat eden bakımına dikkat eden kadınların kiloları kontrol altındadır. Benim hedef kitlem bu gruba giriyor. Bakımlı ve kilolarına dikkat eden kadınlar. Tabiki aralarında örneyim bel kısmı daha fazla olan varsa onların çok belden oturtmalı giysiler giymemelerini tavsiye ederim. Bir de eğer çok kilolu iseler çok dar giymemelerini tavsiye ederim. Küçük kalçalardan yakınanlar ise bol yada klos eteklerle daha orantılı görünüme sahip olabilirler. Çok kısa boylulara dizden aşağıya giyinmelerini tavsiye etmem. Eğer boyları 160’in altında ise aşırı yüksek topuklu giymemeli..çünki Petite olmakta hoştur bunu pozitif bir görünüme çevirmek kendi ellerindedir. Hafif bir topuklu ile çok hoş görünüm elde edebilirler.

Sizin gibi başarılı olmak isteyen genç modacılara önerileriniz nelerdir? Modacı olmak isteğen gençler; tabiki önce yetenek gerekiyor daha sorada eğitim derim. Kendilerini geliştirmek için büyük modacıları takip etmeliler, bir çok fuar var moda ile alakalı onları takip etmeliler. Fashion week, var her ülkede büyük şehirlerde. Londra, Paris, İstanbul...vs bunları ziyaret etsinler. Yani bir şekilde içinde bulunsunlar. Ve çok çalışsınlar çünkü hiçbirşey kendiliğinden olmuyor. Hiçbirşeyde ulaşılamayacak kadar büyük değil. Serap kimdir Türkiye’de doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda tasarımı bölümünü dereceyle bitirdi. Öğrencilik yıllarında başarılı çalışmaları gözden kaçmıyordu, birçok yarışmada başarılar elde etti. 2000 yılında Londra’ya taşınmaya ve eği-

timine orda devam etmeye karar verdi “London College of Fashion ve Central St. Martins College” de eğitimine devam etti. Şuan niversity of the Arts London’ da Tekstil bölümünde Master yapmakta. 2003 yılında Chris Liu ile birlikte Londra‘da asistant designer olarak profesyonel anlamda Londra’daki iş hayatına sağlam bir adım attı. Londra’da 10 yıl sektörün önde gelen firmalarıyla (Laura Ashley vs.) çalıştı. Çalıştığı firmalar adına uluslararası fuarlara katılıp kolleksiyonlarını sergiledi. Dünya’nın önde gelen firmalarında çalışarak kendisini Londra’da tekstil piyasasında aranan isimler içerisine yerleştirdi. 2011 yılı itibarıyla SERAP POLLARD LONDON adı altında kendi markasını kurdu. SERAP POLLARD kadınları özel olmanın sadece bir anlık değil bütün gün ve her gün olduğunu savunur ve öyle giyinir. Sade ve küçük detaylarla tasarımlarına inanılmaz değerler katıyor.


45

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Haber

Yatak odalarınıza tutkuyu yansıtın! 2012 yılında özellikle yatak odalarının tutkulu rengi kırmızı yine tercih edilen renkler arasında. Ahşabın doğallığıyla kiremit tonları da bir birine en çok yakışan konbineler olarak karşımıza çıkıyor.

İçinizi ısıtan şömineler Evlerde şömine kullanımı son zamanlarda hem dekoratif görünümü hem de özel akşamlarda kullanmak için tercih sebebi haline geldi. irbirinden hoş ve özel tasarlanmış şömine modelleri, evinizin dekorasyonunu pozitif yönde etkileyecek. Gerçekten evinize şık bir hava katacak olan şömineler, artık çok daha pratik. Temizleme, kirlenme derdi de neredeyse yok. Evinize şömine yaptırmadan önce bir mimar yardımı almanız gerekebilir. Isıyı eşit miktarda kullanmak, renk seçimi diğer mobilya renkleri ve uzun yıllar kullanabileceğiniz renkleri tercih etmelisiniz. Genellikle şömine modelleri siyah duvar kaplamaları ile kombine edilmekte.Şömine modelinizin dış

B ırmızı iç huzuru ve uykuda huzuru getirmektedir. Ayrıca en önemli özelliği ise AŞK’ı ifade eden en güzel renk olmasıdır. Bu nedenle bizlerde kırmızı rengini yatak odasında kullanılması halinde daha doğal bir şeyin olamayacağını düşündük ve yatak odalarında kırmızı rengin uyumunu dekorasyona yansıttık ve sizlere yepyeni kıpkırmızı bir yatak odası modeli sunuyoruz. Yatak odası çiftler için büyük bir önem taşıdığı için mobilya renklerini duvar renkleri ile birlikte uyum sağlamalı ki göz zevkinize hitap etsin. Tutkulu bir yatak odası için

K

muazzam katkı sağlayacak 2012 yılı kırmızı yatak odası modeli kaşınızda. Kırmızı kadar canlı bir rengi de kullanırken uykunuzda huzursuzluğa neden olmayacak şekilde kullanmanız daha doğru olacaktır. Fazla göz alıcı kullanmak uyku sorunlarına sebep olabilir. Bu yüzden doz iyi ayarlanmalı. Yoksa neden uyuyamadığınızın sebeplerini aramak durumunda kalabilirsiniz. Kiremit tonlarıyla tutkuyu yakalamak Kiremit tonlarında bir yatak odası ise kırmızının verdiği tutkunun yanında sıcaklık ve samimiyet de

vereceğinden bu tonu da kullanabilirsiniz. Ahşabın doğallıyla kiremit tonları birbirine en çok yakışan kombinlerden biridir. Yatak odası için doğru seçimlerden biridir. Çağdaş eğilimler Çarpıcı bir yatak odası için çağdaş eğilimleri olan kırmızının yoğun kullanıldığı bir tercih de yapabilirsiniz. Aksesuarların rengini gri, beyaz ve siyahın tonlarından seçmeniz daha keskin bir dekeorasyon yaratmanıza yardımcı olacaktır. Aşkın ve tutkunun rengini yatak odasında kullanmak için tarzınızı belirlemeyi unutmayın.

çerçeve rengi olarak koyu renkleri tercih edin, duvar boyası ve duvar kaplaması olarak açık renkler kullanın, sedef, krem gibi tonlar olabilir. Küçük evlerde bile şömine şık durabilir. Şömine duvar ve çerçeve kaplamalarında basit bir malzeme kullanmak yerine granit gibi uzun yıllar hem sıcağa, hem kırılmaya dayanıklı ürünleri tercih edin. Granitin doğal görünümü sayesinde dekorasyona farklı bir açık kazandırabilirsiniz. Ancak bu yıl modern evlerin baş köşesini, camlı ve yine modern görünümlü şömineler alacak.

Cesur girişimler

Duvarı saran üniteler v dekorasyonunda yeni tarzımızın adı artık duvar üniteleri. Duvar üniteleri eskiden kullanılan vitrinlerin modernize edilmiş hali olarak anılabilir. Birbirinden farklı tarzlarda tasarlanan duvar üniteleriyle kombinlenen biblo ve dekoratif ürünler evinizi renklendirecek. Televizyonlar için son zamanlarda çok rağbet gören TV üniteleri değişen ve gelişen teknoloji ile birlikte ortaya çıkan LCD ve plazma televizyonlar için kullanılıyor. Duvarı boydan boya kaplayan modern ve şık üniteler bu yıl dekorasyon trendlerinin başında geliyor.

E

u mutfak tasarımı Amerika çizgilerini andırıyor. Mutfakta bulunan tüm objeler hemen hepsi pembe yoğunlukta tasarlanmış mutfağın geneline pembe hakim; pembe renk ile yapılmak istenen mutfağa şeker bir görüntü katmak ve farklı bir tasarım ortaya koymaktır. Hatta ekspresso maki-

B

nesinden ocağa kadar hepsi 80‘ li yılların ürünleri görüntüsü verip General Electiric buzdolabı da dahil olmak üzere çoğu cihaz pembe renge boyanmış. Genel görünüm retro ve şık bir mutfak modeli olmuştur. Eğer mutfağınızda cesursanız böyle farklı bir mutfağa sahip olmalısınız.


46

NORTH CYPRUS UK DECEMBER 2011

Hazırlayan

‹ç Hastal›klar› Uzman›

Dr Okan Dağlı dagliokan@gmail.com

Kanser riskini azaltmanın 9 etkili yolu Günlük yaşantımızda alacağımız önlemler ve yapacağımız basit şeylerle çağın hastalığı kanserden korunmak ve riski azaltmak mümkün.

1. Sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmayın Sigara ve diğer tütün ürünleri, tüm kanser ölümlerinin %30’undan sorumludur. Sigara kullananlarda akciğer kanseri gelişme oranı, kullanmayanlara göre 20 kat fazladır. Akciğer kanserlerinden ölümlerin yaklaşık yüzde 90’ı sigara ilişkilidir. Ağız içi, baş boyun bölgesi, ses telleri, idrar kesesi ve yolları kanserleri ile pankreas kanseri de tütün kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. Sigara kullananlarda meme kanseri riski de yükselir.

Hem İngiltere’de hem KKTC’de dağıtılan TEK Gazete!

“Sizin Gazeteniz” North Cyprus: 0533 863 5341 UK: +44 7958 352411 Email: zorlucezaroglu@yahoo.co.uk

2. Alkolü ölçülü tüketin Alkol doğrudan bir kanserojen olmamakla birlikte, aynı zamanda tütün ürünleri kullananlarda üst solunum yolları, ağız ve yemek borusu kanserlerine neden olabilir. Özellikle alkol derecesi yüksek sert içkiler, tütündeki kanserojenlerle birleştikleri zaman doku bozulması daha hızlı gelişir. Primer karaciğer kanseri, alkolik siroz zemininde de gelişebilir. Bırakamıyorsanız, az miktarda ve düşük alkollü bira ve şarap gibi içecekleri tercih edin. 3. Kilo almayın, hayvansal proteinleri, tütsülenmiş ve konserve yiyecekleri tüketmeyin Kilo almayın. İdeal kilonuzu korumaya çalışın. Yağlı ve yüksek kalorili gıdalardan uzak durun. Hayvansal proteinleri ve özellikle kırmızı eti az tüketin. Tuzda uzun süre bekletilerek pişirilmiş, tütsülenmiş et ürünlerini ve yüksek ısıdaki ateşte barbekü yapılarak kömürleştirilen ürünleri, nitrit koruyucu ilave edilmiş konserveleri kullanmayın. Yağ ve yüksek kalori ile hayvansal proteinler; meme, kolon, uterus ve kolon kanseri riskini artırır. Yüksek lifli gıdalar, sebze, meyve ve tahıllar ise kanser riskini azaltır. Lahana, karnabahar ve brokolide, allium bileşikleri içeren soğan ve sarımsakta yoğun olarak anti-kanserojen etki vardır. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı ve koyu kırmızı

renkteki meyvelerde, yeşil ve siyah çayda kuvvetli anti-kanserojen maddeler yer alır. Günlük 300 mg salisilik asitin kolon kanseri riskini azalttığı bilinmektedir. 4. Güneşten ve radyasyondan korunun Solar ultraviyole radyasyon; malign melanom, yassı hücreli kanser ve bazal hücreli kanser gibi deri kanserlerinin riskini arttırır. Kanserojenik etki deri hücrelerinin DNA’sına direk hasar verir. Ultraviyole ışınları gen mutasyonlarına yol açarak da kansere neden olur. Tanı ve tedavi amaçlı iyonize radyasyona maruz kalan çocuklarda lösemi riski, normal popülasyona göre daha fazladır. Günümüzde bilgisayarlı tomografilerde yeni teknolojiler kullanarak çekim süresi kısaltılmış ve radyasyona maruziyet 5-10 kat azaltılmıştır. Yine de gereksiz ve çok sık çekimlerden kaçının. Magnetik Rezonans(MR) ile ise gösterilmiş bir risk yoktur. 5. Yaşadığınız çevreyi iyi seçin ve denetleyin Yaşadığınız çevrede, toprakta ve binada asbestoz olmamasına dikkat edin. Bazı coğrafi bölgelerde topraktaki asbest nedeni ile akciğer, akciğer zarı ve karın zarında mesetelioma kanseri görülmektedir. Eski binalarda yalıtım amaçlı kullanılan asbest bir tehlike olarak varlığını sürdürmekte, binaların re-konstrüksiyonu sırasında asbeste maruziyet büyümektedir. 6. Biyolojik kanserojenlerden korunmak için aşı yaptırın Hepatit B virüsü kronik karaciğer hastalığına ve karaciğer kanserine neden olabilir. B hepatit aşısı olarak, karaciğer kanserinden tamamıyla kurtulmak mümkün. Rahim ağzı kanseri HPV adlı bir virüs tarafından oluşturulur. Cinsel yaşamın başladığı yıllardan başlayarak erken yaşta aşılanmakla bu kansere karşı da korunmuş olunur. Midede yaşayan bir bakteri olan helicobacter pilori (HP), kronik gastrite ve

mide lenfomasına neden olabilir. HP gastriti saptandığında uygun antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. 7. Hareket edin, kilo verin Obezite ve menopoz sonrası şişmanlama meme kanseri için ciddi bir risk faktörüdür. Düzenli egzersizler ve yürüyüş, hafif spor gibi fiziksel aktiviteler meme ve kolon kanseri riskini azaltır. ABD’de ilk adet yaşının giderek çok erken yaşlara kayması ve menopoz yaşının daha ileri yaşlara kalması sonucu meme kanseri vakası artmaktadır. Bu nedenle çocuklara egsersiz programları verilerek ilk adet yaşının geciktirilmesini hedefleyen ulusal programlar uygulanmaktadır. 8. Günde en az 8 saat uyuyun Bağışıklık hormonları uykuda artar. İmmün hücreler dinlenir. Kesintisiz derin bir uyku, düzenli beslenme, stresten uzak huzurlu bir aile yaşamı, iş ortamı dışında eğlenceli hobiler edinmek ve iyi bir dost çevresi, düzenli fiziksel aktivite ile desteklenirse kanserden korunmak için optimal ortam sağlanmış olur. 9. Erken tanıyı ciddiye alın Yılda en az bir kez check-up yaptırın. Doktora gitmek için mutlaka hastalanmayı ve hastalığın belirtilerini beklemeyin. Unutmayın ki hastalığa ait belirtiler başladığında ve sizi doktora başvurmaya zorladığında, birçok kanser için çok geç olmaktadır. Rahim ağzı kanseri için her yıl pap smear, meme kanseri için 40 yaş ile 50 yaş arasında 2 yılda bir daha sonra yılda bir yapılacak mammografi taramaları, 50 yaş üstü kolonoskopi ve gaitada gizli kan analizleri, sigara içenlerde akciğer bilgisayarlı tomografi taramaları ile kanserleri tedavi edilebilir erken evrelerde yakalamak mümkün olabilir. Kaynak: Milliyet Sağlık: Anadolu Sağlık Merkezi Hematolojik Onkoloji / Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent


2008 16 Ağustos PRI A C I D O PEPPIN 09 20 uz m 25 Tem

ACIAS ENRICO M 2009 1 Ağustos A PAUL ANK

2009 15 Ağustos

AYNOR GLORIA G l 2009 21 Eylü NİLÜFER

2009 30/31 Ekim

SİBEL CAN

2009 /29 Kasım

28 ERÇETİN CANDAN ıs 2010 ay M 2 /2 21 DEŞ EBRU GÜN 10 Haziran 20

27 N TV 2010 Miss FAHIO mmuz 2010 Te 17 TUGNO TOTO CU

2010 25 Temmuz WICK R A W E N DION 2010 8 Ağustos

DINCK T HUMPER ENGELBER /29 Ağustos 2010 28 RTAÇ SERDAR O

10 22 Ocak 20

DEŞ EBRU GÜN 11 13 Şubat 20

ERÇETİN CANDAN t 2011 25/26 Şuba ÖÇER G T A H R FE

2011 26 Haziran 011 2 V T ION MISS FASH mmuz 2011 9 Te

ADAMO

2011 16 Temmuz AN SAM M LE LA V ŞEV 2011 23 Temmuz

ENSON GEORGE B 2011 m 30 Tem uz GANG E H T D N KOOL A 2011 30 Agustos RAR A A D FUN

1 Eylül 2011

RAR FUNDA A

11 25 Eylül 20

FTV PARTY

11 1/2 Ekim 20

RNUVASI POKER TU 2011 HOLD’EM 7/8 Kasım DİSE A /H Lİ ERBIL MEHMET A 2011 11 Kasım

ENİZ SEKİ Lİ ERBİL/D 2011 MEHMET A 25/26 Kasım SOY ER T BÜLEN

2011   3/4 Aralık

uvası oldem Turn 2011 H 0 0 ,0 0 2 $1 9/10 Aralık Seda Sayan M.A.Erbil / Aralık 2011 31 N MY PAVYO n re E k n e C / M.A.Erbil


29  

Acapulco’nun yeni turizm yatırımı olan 5 yıldızlı Pine Court Hotel görkemli bir törenle hizmete girdi. Sarastro Restaurant’ta yeni yıl geces...

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you