__MAIN_TEXT__

Page 1

FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

PARTiZAN Kas›m-Aral›k 2006

Say›: 60

‹ki Ayl›k Siyasi Dergi

F‹YATI: 2 YTL (KDV dahil)

ISSN: 1303-0078

Güne müdahale et, Halk Savafl›’n› gelifltir!


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹

PART‹ZAN’DAN

Merhaba, Emperyalistler, ifl birlikçileri ve uflaklar›, kendileri Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. için “korku verici” olan (ve zaten itiraf ettikleri) iflgal ‹mam Murat Sok. No:14/1 ettikleri ülkelerde yaflanan direnifller karfl›s›nda tam bir Aksaray-Fatih/‹STANBUL. ç›kmaz içindedirler. Bunun yan›nda kuruldu¤u günden Tel: (0212) 521 34 30 bugüne bölge halk›na kan kusturan ‹srail Siyonizmi, FiFAKS: (0212) 621 61 33 listin halk›n› tüm dünyan›n gözü önünde katletmeye deSahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: vam etmektedir. 8 Kas›m tarihinde Beyt Hanun’da ‹sraNuman BOZER il Siyonizmi taraf›ndan, tanklardan top at›fllar› ve Apachi Bask›: Özdemir Matbaa helikopterlerinden f›rlat›lan füzelerle yap›lan sald›r› soISSN. 1303-0078 nucu ço¤unlu¤unu çocuklar›n oluflturdu¤u 18 kifli yaflaemail: umutyayimcilik@ttnet.net.tr m›n› yitirdi. Ancak tüm bu sald›r›lara ra¤men, emperyalistler aç›s›ndan sürecin daha da zorlu geçece¤i orBÜROLAR tadad›r. Çünkü onlar›n sald›r›lar› karfl›s›nda ezilenler de ➧ KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. bofl durmamakta, intikam yeminlerini tazelemektedir. NO: 4/2 KARTAL, Beyt Hanun’da katledilen Filistinli çocuklar›n cenazeleTEL: (0216) 306 16 02 Cep: 0538 299 35 52 rinde edilen yeminler, emperyalizmin ve uflaklar›n›n ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI ölüm ferman›ndan baflka birfley de¤ildir. Yine iflgal alt›nNO:11 KAT:3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA/ANKARA daki ülkelerde özellikle Irak’ta devam eden direnifller, siTEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 lahl› mücadeleler bize önemli dersler sunmaktad›r. Bu derslerin bafl›nda emperyalistlerin tüm sald›r›lar› karfl›➧ ‹ZM‹R: 856. SOKAK, NO: 48/203 KEMERALTIKONAK TEL: (0232) 446 78 07 Cep: 0 544 932 24 15 s›nda bizleri yenilmez k›lan›n kitlelerin gücü oldu¤u gelmektedir. ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, 2006 y›l›n›n son say›s› olan dergimizin bu say›s›nda BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 yer alan yaz›lardan ilki, dünyada ve ülkemizdeki geliflKAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 538 492 86 56 melerin baz›lar›na yer vererek, yorumlamaktad›r. Yukar›da bahsini etti¤imiz konulara de¤inen yaz› ayr›ca ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAHALLES‹, ÜNLÜ KKK’n›n ateflkes süreci ve bu süreçte egemenler cepheCAD, SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT:2 NO: 185 HEYKEL sinden yap›lan aç›klamalara da yer vermektedir. TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ‹kinci yaz›m›z olan “21. As›rda Emperyalizm ve Halk Savafl›” ise genel olarak dünyada ve ülkemizdeki ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ durumu özetledikten sonra, Halk Savafl›’n›n genel ilkele‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 rini açmaya çal›flmaktad›r. Yine buna paralel olarak, geçen say›m›zda ilk bölümünü yay›nlad›¤›m›z Filipinler ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. Yeni Halk Ordusu’nun oluflum sürecini anlatan yaz›n›n ÜZÜM ‹fiHANI KAT: 1 NO: 47 MERS‹N ikinci ve son bölümünü de yay›nl›yoruz. Önümüzdeki saCep: 0 537 715 18 12 y›lar›m›zda da ayn› içerikli yaz›lar›m›z yay›mlanacakt›r. ➧ ERZ‹NCAN: ORDU CAD. ORDU ‹fiHANI KAT:3 Yine Monthly Review dergisi’nde yay›nlanan Çin’de TEL: 0 446 223 67 18 Cep: 0 536 697 94 19 Emekçi S›n›flar›n Durumu bafll›kl› yaz›y› da okurlar›m›z›n be¤enisine sunuyoruz. Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Yeni bir y›lda yeni say›m›zda buluflmak dile¤iyle… Emriye Demirk›r Ziraat Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiubesi Euro Hesab›: 0751 0067 5731 0000 009 TL Hesab›: 0751 0067 5743 0000 009 ‹Ç‹NDEK‹LER ‹fl Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiub. - Güne müdahale et, Halk Savafl›’n› gelifltir . . . . . . . . .2 Euro Hesab›: 1002 1130549-TL Hesab›: 1002 - Yirmibirinci as›rda emperyalizm ve Halk Savafl› . . . .7 1180043 - Uzun süreli Halk Savafl› için elveriflli durum . . . . . . . . . .36 Vak›fbank Valide Sultan fiubesi - Çin’de emekçi s›n›flar›n durumu . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .51 Euro Hesab›: 00158 048 000 213746 - Kültür Devrimi’nin yarat›c›s› ve hedefi . . . . . . . . . . .70


2

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

Güne müdahale et, Halk Savafl›’n› Gelifltir! Türk egemen s›n›flar›, baflta Kürt meselesi ve ekonominin gidiflat› olmak üzere bir dizi sorunla bafla ç›kamaman›n acizli¤iyle bir yandan emekçi halka ve dev rimcilere sald›r›rken di¤er yandan yakla flan seçimlere yönelik planla r›n› yapman›n haz›rl›¤› içindeler.

“fiuras› aç›k ki, Irak’ta içinde bulundu¤umuz ikinci aflama yeterince iyi veya yeterince h›zl› gitmiyor.” (Rumsfeld) “Irak’taki fliddetin boyutu, gerçekten korku verici. Kötülü¤ün bu boyuta ulaflaca¤›n› tahmin edemedim.” (Perle) Emperyalistler için “korku verici” olan ve önceden “tahmin” dahi edemediklerini bu sözlerle ifade ettikleri direnifl, emperyalist iflgalciler taraf›ndan 2003’te hesaba kat›lmaya de¤meyecek bir olguydu. Ancak bugün, bu hesaba kat›lmayan direnifl sonucunda ABD, Irak’tan çekilip çekilmemeyi tart›fl›yor, neo-con (yeni muhafazakârlar) yönetiminin son Kongre seçimleriyle birlikte alt› boflal›yor, bafllang›çta s›ralanan bir dizi ülkeye askeri iflgal sald›r›s› planlar› “Irak bata¤›nda” saplan›p kal›yordu. Irak’taki direnifl sadece Ortado¤u’yu de¤il, tüm uluslararas› dengeleri, bu bölgeyle bir flekil-

de iliflkide olan tüm ülke yönetimlerini ve iç siyasetlerini etkiler boyutta ilerliyor. Öyle ki, ABD yönetimindeki flahinler Irak fiyaskosundan birbirlerini sorumlu tutma yar›fl›na giriyor. (“Al›nmas› gereken kararlar al›nmad› veya zaman›nda al›nmad›. Sürekli görüfl ayr›l›klar› tart›fl›ld›. Bu durumdan Baflkan’› sorumlu tutmak zorundas›n›z” –R. Perle) Irak’ta emperyalist iflgalin 3.5 y›ll›k bilançosu tüm taraflar taraf›ndan farkl› rakamlarla ifade edilse de herkes taraf›ndan kabul gören gerçeklik direnifl güçlerinin taban›n›n ve savaflç› gücünün h›zl› bir flekilde artt›¤› yönünde. Verili rakamlara göre 2003’ten 2006’ya bu say› 25 kat artm›fl durumda. Irak’ta iflgalin bafllang›c›ndan bugüne kadar 5 bine yak›n iflgal askeri ve 30 binin üzerinde iflbirlikçinin öldürüldü¤ü aç›klan›yor. Geçmiflte Vietnam’da oldu¤u gibi Irak sendromu nedeniyle intihar eden ABD’li asker say›s› da


3

ongre seçimle rindeki halk›n oyu Irak ve ekonomik duruma bir tepki olarak yorumlanabilecekken, di¤er yan dan ABD emperyalizmi nin iç ve d›fl politikalar›n›n de¤iflece¤ini en hafi finden ummak dahi çok ciddi bir yan›lg›d›r.

100. ‹flgal güçleri ise bu gerçekli¤i askeri gücüyle ortadan kald›ramaman›n acizli¤iyle Irak topraklar›n› üçe bölme plan›n› yaflama geçirmenin sinyallerini veriyor. Önderlikleri tutarl› bir antiemperyalist çizgide olmayan direnifl örgütlerinin (Irak’ta her biri birkaç yüz ile 15 bin aras›nda de¤iflen silahl› güce sahip 20 civar›nda direnifl örgütü oldu¤u söyleniyor) ise bu bölünmenin karfl›s›nda durmaktan baflka bir ç›kar yolu bulunmuyor. S›n›flar mücadelesi tarihi kadar eski olan böl-parçala-yönet politikalar›n›n emperyalistler taraf›ndan Irak’ta da sahneye konulmas› engellenmeksizin iflgalin ortadan kald›r›lmas› ve tüm iflgalcilerin ülke topraklar›ndan defedilmesi mümkün de¤ildir. Ancak bundan sonra uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› temelinde Irak’›n gelece¤i tart›fl›labilir olacakt›r. Bu süreç ayn› zamanda ABD’nin büyük ülküsü Geniflletilmifl Ortado¤u Projesi’nin de iflas›n›n ilan›d›r. Emperyalist iflgalci güçlerin bafl›n› çeken ABD emperyalizminin günümüz sözcüleri aç›s›ndan kendi ülkeleri

içinde de durumun iyi oldu¤undan bahsetmek mümkün de¤il. 7 Kas›m’da yap›lan ABD Kongre seçimlerinde Kongre’nin kontrolünü Demokratlara kapt›ran neo-conlar idaresindeki Cumhuriyetçilerin oy kayb›n›n en önemli nedeni Irak’tan gelen ABD askerlerinin cenazeleri ve yine bununla s›k› s›k›ya ba¤l› olarak ülkedeki ekonomik gidiflat olarak gösteriliyor. Seçim sonuçlar›na göre Demokratlar 1994’ten bu yana ilk defa hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da kontrolü ele geçirmifl bulunuyorlar. Bush’a Kongre’nin her iki kanad›n› da karfl› tarafa kapt›rmas› sonucu oluflan durumda “topal ördek” deniliyor. Çünkü ABD yönetim sisteminde Baflkan’›n birçok yetkisine karfl›n Kongre’nin de bütçe, yasama ve denetleme gibi önemli yetkileri bulunuyor. Irak’ta yukar›da bahsetti¤imiz düzlemde sürekli gerileyen, kötüleflen, yolunda gitmeyen ifller, ekonomik alandaki sorunlar› da ç›kmaz yola sokuyor. Yap›lan araflt›rmalar ABD’de gelir da¤›l›m›n›n h›zla bozulmakta oldu¤unu gösteriyor. “GSYH sürekli artarken ortalama bi-

reyin geliri azal›yor. S›radan Amerikal›lar giderek fakirlefliyor.” (Joseph Stiglitz) ABD ekonomisi, Temmuz-A¤ustos-Eylül 2006 döneminde yüzde 1.6 oran›nda büyüyerek 2.2 seviyesinde olan beklentinin de alt›nda kald›. Bu oran ayn› zamanda, son üç y›l› aflk›n sürenin en kötü ekonomik büyüme performans› olarak de¤erlendiriliyor. Ayr›ca artan cari ifllemler a盤›, ABD’nin gün geçtikçe borçland›¤› anlam›na geliyor. “Eskiden ABD d›flar›ya kredi veren bir ülke konumundayken bugün d›flar›dan büyük hacimlerle borçlanan bir ülke konumuna geldi.” Kongre seçimlerindeki halk›n oyu Irak ve ekonomik duruma bir tepki olarak yorumlanabilecekken, di¤er yandan ABD emperyalizminin iç ve d›fl politikalar›n›n de¤iflece¤ini en hafifinden ummak dahi çok ciddi bir yan›lg›d›r. Irak’›n iflgalindeki kilit isimlerden ABD D›fliflleri Bakan› Rumsfeld’in seçimlerin ard›ndan istifa etmesi/ettirilmesi, “Karanl›klar Prensi” olarak an›lan Richard Perle’nin itiraflar› vs. d›fl politikada yani sald›rganl›k ve iflgalde geri ad›m at›lmas›n›n

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

K


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

4 sinyalleri olarak de¤erlendirilse de, sadece Rumsfeld’in yerine getirilen Robert Gates’in geçmifli emperyalizmin tabiat›n› anlamayanlara/bilmeyenlere bu politikalar›n ›srarla ve h›zla sürdürülmeye devam edece¤ini göstermektedir. 1991-1993 y›llar› aras›nda CIA Baflkanl›¤› yapm›fl olan Gates, Rus Sosyal Emperyalizminin Afganistan iflgaline karfl› Afganistan’da Taliban örgütlenmesinde önemli rol oynam›fl bir flahsiyet. Bugünlerde ise ABD’nin Irak’taki ç›kmaz›n› Irak’›n üçe bölünmesiyle aflabilece¤ini savunan grubun içinde yer al›yor. K›sacas› ABD Kongre seçimlerinde Bush ve avenesinin yenilgisi ABD halk› aç›s›ndan bir tepki olsa da, bunun anlam› Irak’ta ya da hedefteki di¤er ülkelere yönelik ABD emperyalizminin politikalar›n›n de¤iflece¤i de¤ildir. Bugün Irak’ta iflgal gücü olarak bulunan 152 bin ABD askerinin ülkelerine geri dönmesi emperyalizm aç›s›ndan yenilginin tescillenmesi olaca¤› için

bafla kim geçerse geçsin mümkün de¤ildir. Ç›rp›nd›kça batmakta olan ABD için bugün en tart›fl›labilir durum, iflgal etti¤i bölgelerde infla etti¤i dev üslere ve Irak Kürdistan›’na çekilerek bölgeyi buradan kontrol etmek olacakt›r. Üçe bölünmüfl bir ülkede Irakl›lar birbirleriyle mezhepsel temelde savafl›rken, bölgedeki isteklerini gerçeklefltirebilmenin tek yolu ABD için bugün budur. ‹çinde bulundu¤umuz bölge ve göbekten ba¤›ml› oldu¤umuz emperyalizm aç›s›ndan hal böyleyken, ülkedeki durumun istikrar sa¤lamas› mümkün de¤ildir. Nitekim, Türk egemen s›n›flar›, baflta Kürt meselesi ve ekonominin gidiflat› olmak üzere bir dizi sorunla bafla ç›kamaman›n acizli¤iyle bir yandan emekçi halka ve devrimcilere sald›r›rken di¤er yandan yaklaflan seçimlere yönelik planlar›n› yapman›n haz›rl›¤› içindeler. Bilindi¤i üzere PKK önderli¤inin (A. Öcalan) 7 Eylül’de ulusal harekete dönük,

kamuoyuna aç›klanmayan ateflkes ça¤r›s› ve “Baflta ABD’nin 15 A¤ustos’ta yapt›¤› yaz›l› aç›klamas›, çeflitli uluslararas› güçler ve kurumlar ile Federal Irak Cumhuriyeti, Güney Kürdistan Bölge Hükümeti ve de¤iflik çevrelerin ateflkes veya silah b›rakma ça¤r›lar›” ve “Türkiye’de ise sorumluluk tafl›yan baz› kurumlar ile DTP baflta olmak üzere çeflitli çevreler, Bar›fl Analar›, Kürdistan Dindarlar›, ayd›n-yazar ve sanatç› kesimlerden” gelen ateflkes ça¤r›lar› sonucu 1 Ekim tarihinden itibaren PKK tek tarafl› ateflkes karar› ald›. PKK’nin ateflkes ilan›nda etkili olanlar›n bafl›nda ABD’nin olmas› oldukça dikkat çekicidir. ABD emperyalizminin özellikle Irak’ta sapland›¤› batakl›k sonucu iflgal etti¤i bölgede tek tutunabildi¤i yer Irak Kürdistan›’d›r. ‹flbirlikçi Kürt önderlerinin ABD emperyalizminin kuklalar› ve tafleronlar› olarak bölgede önemli bir


güç haline gelmesi Türkiye’deki Kürt ulusal burjuvazisinin de ifltah›n› kabartm›fl durumdad›r. Uzun süredir, çeflitli ABD’li yetkililerle yap›lan “gayri resmi” görüflmeler sonucunda Türkiye’ye PKK Koordinatörünün atanmas›n›n hemen ard›ndan ateflkesin ilan edilmesi ise kesinlikle tesadüfle aç›klanamayacak bir geliflmedir. PKK taraf›ndan “Baflta ABD olmak üzere” ile bafllayan aç›klamalar yap›lmas› da art›k ola¤an bir hale gelmifl durumda. PKK’nin, ilan etti¤i bu 5. ateflkeste kendinden gayet emin ifadeler kullanmas› da bu flekilde aç›klanabilir. Ateflkes meselesine yaklafl›mda kuflkusuz en çarp›c› yönü oluflturan Mehmet A¤ar’›n yan›t› oldu. “Da¤da silah tutacaklar›na düz ovada siyaset yaps›nlar” sözleriyle ve ard›ndan Genelkurmay’›n ç›k›fllar›na karfl› da (sonras›nda kimi rötufllara gitse de) “Benim dönemimde asker konuflmaz” ifadeleri sürecin de¤erlendirmesinde en önemli noktalar› oluflturuyordu. Zira bu sözler bir dönemin sözde terörle mücadelesinde tüm kirli yöntemleri kullanmaktan çekinmemifl, yapt›klar› bin operasyonla her f›rsatta övünen, devletçi ve flovenist kesimin önemli flahsiyetlerinden birinden gelmiflti. A¤ar’›n bu sözlerinin oy avc›l›¤› ile aç›klanmaya çal›fl›lmas› mümkün de¤ildir, zira A¤ar’›n hedef kitlesi ne Kürt Ulusal Hareketinin taban› nede demokratik-ilerici kesimdir. A¤ar gibi PKK ile savaflta en ön saflarla yer alm›fl bir flahsiyetin (Zaza olmas›na ve

kendisinin “genel olarak de¤iflti¤ini” iddia etmesine karfl›n) birden ulusal harekete sempati duymas›n›n da imkan› yoktur. Bu durumda geriye tek bir seçenek kalm›flt›r, ABD emperyalizminin bölgedeki plan ve projelerinde Kürtlerin yerine dair yapt›¤› de¤erlendirme, TC devletinden konuya iliflkin yaklafl›m›n› de¤ifltirmesini istemesi ve bunu da A¤ar gibi devleti temsil eden ve milliyetçi-flovenist kesimlerde etkili bir

Diyarbak›r’dan geçer”’ sözünün neden toplum taraf›ndan sahiplenmedi¤i” sorusuna verdi¤i yan›tta “Do¤ru zamanda, do¤ru söz, do¤ru a¤›z gerekli” ifadesiyle tam da bu konuya aç›kl›k getiriyordu asl›nda. Mehmet A¤ar’›n bu ç›k›fl›n›n ard›ndan Avni Özgürel, Ümit Akda¤ gibi faflistler de bu sözlerin üzerine atlad›. Avni Özgürel Türkiye’nin acilen Kürt meselesine bak›fl›n› de¤ifltirmesi ve

isim üzerinden gerçeklefltirmesidir. Zira böylesi sözleri ne “Atefl edilmezse ordu da durduk yerde operasyon yapmaz” diye bir ç›k›fl yapmaya çal›flan Baflbakan R.T. Erdo¤an, ne de bir baflka lider söylemeye cesaret ederdi. Bunca y›ld›r PKK karfl›tl›¤› üzerinden ve Kürt düflmanl›¤›yla politika yap›lm›fl bir ülkede ateflkese yan›t verilmesi yönünde bir söylem ancak bizzat devlet eliyle gelifltirilen flovenizmin tepkisini almayacak bir kifli taraf›ndan yap›lmal›yd›. Nitekim A¤ar da kendisine yöneltilen “Mesut Y›lmaz’›n ‘AB’nin yolu

yeni politikalar üretmesi gerekti¤ini söylerken; Ümit Özda¤ “M. A¤ar’›n ç›k›fl›n› biraz temkinli” olsa da olumlu buldu¤unu ifada ederken, bunun için biraz daha zamana ihtiyaç oldu¤unu da eklemeden edemiyor. Bu rolü oynayabilecek en iyi aktörün bulundu¤undan kimsenin flüphesi yok görünüyor. Ancak Kürt sorunuyla ilgili aç›l›mlar›n zaman› geldi¤ini belirten M. A¤ar, ABD plan›na dahil oldu¤u yönündeki de¤erlendirmeler karfl›s›nda da “Allahtan korkun” diyerek savunmaya geçmektedir. M. A¤ar, Habertürk Genel

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

5


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

6 Yay›n Yönetmeni Melih Meriç, gazeteci-yazar Avni Özgürel, ‹smail Küçükkaya ve Taki Do¤an’›n sorular›n› yan›tlarken ateflkesin seçimlerden sonra da devam etmesi gerekti¤ini ifade etti. Bu anlamda yaln›z olmad›¤›n› ve bunun bireysel bir ç›k›fl olmad›¤›n› kan›tlamak istercesine askeri ve bürokratik kesimlerin yan› s›ra eski çal›flma arkadafl›, elli kanl› bir baflka katil Korkut Eken’in de kendisine destek verdi¤ini ifade etti. (Kuflkusuz Mehmet A¤ar’› destekleyen sadece Eken de¤il, ABD’de saltanat›n› sürdüren ancak Türkiye’nin iç siyasetine oralardan müdahale eden Fetullah Gülen de A¤ar’› destekledi¤ini aç›klam›flt›.) ABD ve TC devleti PKK ve ateflkes meselesinde bu flekilde tav›r tak›nmaya çal›fl›rken, esas olarak PKK’nin tavr› üzerinde durmak gerekir. PKK’nin A¤ar’›n ç›k›fl›n› “anlaml› bir tutum”, “do¤rusunu yapm›fl” fleklinde yorumlamas› da ABD emperyalizminin imzas›n› tafl›yan bu plan› kabul etti¤ini göstermektedir. Önce Öcalan’›n da-

ha sonra Karay›lan’›n May›s ay›n› son tarih olarak vermesi A¤ar’›n “seçimlerin sonras›n› bekleyin” mesaj› ile nas›l de¤iflecek önümüzdeki süreçte görece¤iz. Kürt halk› ise önderlik olarak kabul etti¤i adrese olan güveniyle bir yandan ateflkesi desteklerken di¤er yan›yla da devlete olan tam güvensizli¤iyle bunun da bir sonuca varmayaca¤›n› görmekte ve bunu her f›rsatta dile getirmektedir. Özellikle Kürt illerini vuran sel felaketi ve devletin bu felaket karfl›s›ndaki “görmüyorum, duymuyorum, dolay›s›yla da yoktur” yaklafl›m›n› da Kürtler, bu eksende de¤erlendirmektedir. Ulusal çapta yap›lan 3. DTP Gençlik Kongresi’ne gençlerden çok kad›n, çocuk ve yafll›lar›n itibar etmesinin nedeninin bir yan›n› da bu güvensizli¤in ve son süreçteki politikalar›n oluflturdu¤unu görmek gerekmektedir. Kürt Ulusal Hareketine bugün yön veren politikalar›, çizgisi vb. karfl›s›nda bizim duruflumuz ise net olmal›d›r. Bir yan›yla ateflkesle, silahlar›n b›rak›lmas›yla Kürt ulusal

meselesinin çözümünün mümkün olmad›¤› aç›kça propaganda edilirken di¤er yan›yla Kürt hareketinin kendisini yasal ve demokratik zeminde de ifade edebilmesinin önündeki engellerin kald›r›lmas› yönündeki demokratik talep desteklenmelidir. Ancak kabul edilemez olan bir fley varsa o da, Kürt halk›n›n yaflad›¤› zulme, esarete, imha ve inkâr politikalar›na karfl› sessiz kalmakt›r. Bir süredir –özellikle de ABD’nin Irak’› iflgaliyle birlikte- uluslararas› alanda tart›fl›lan ve politika yürütülen ve Proletarya Partisi taraf›ndan da ülkedeki temel meselelerden biri olarak kabul edilen bir meselede politikalar sadece Kürt Ulusal Hareketinin bugün geldi¤i noktan›n elefltirisi üzerine kurulur ve devletin Kürt halk›na ve onun önderli¤ini kabul etti¤i harekete yönelik imha ve inkâr politikalar›na karfl› somut ve pratik bir tav›r gelifltirilmezse, tüm elefltirilerin havada kalaca¤›n› unutmamak gerekir. Türk egemen s›n›flar›n›n emperyalizmin talimatlar›n› uygulamakta zorland›¤› ve bununla ba¤lant›l› olarak da sadece devrimci ve komünistleri de¤il tüm toplumu hedef tahtas›na oturttu¤u süreçte yap›lacaklar, üzerimize düflen görevler çok daha fazlad›r. Hem güncel politikalara karfl› tav›r gelifltirmek ve hem de bu tavr›n hizmet etmesi gereken, stratejik olarak belirlenen Halk Savafl›’n› yükseltmek için kendimizi ve kitleleri örgütlemenin önemini bir kez daha vurgulamak önemlidir.


7

Girifl:

Burjuvazinin bu “bitti”, “öldü” ve “tarihin sonu” geldi saçmal›klar›, burjuvazinin tarih sahnesine ç›kmas› ve feodalizmi geri plana itmesi karfl›s›nda feodalitenin 盤l›klar›na, say›klamalar›na ne kadar da benziyordu! Ancak kazanan hiç kuflkusuz ki maddenin –ve tarihin- binlerce y›ll›k ilerleyifli oldu. Feodalizm tarih sahnesindeki egemen sürecini kaybetti. Burjuvazi tüm ihtiflam›yla yeni sürecin egemen gücü haline geldi.

21. yüzy›l›n bafllar›nda oldu¤umuz bu tarihsel süreçte, insanl›k tarihi yeni toplumsal devrimlerin öngününde bulunuyor. ‹çinden geçti¤imiz bu tarihsel kesit, 150 y›l› aflan bir süre önce Komünist Manifesto’da cüretli bir biçimde ortaya konulan; “Komünistler, kendi görüfllerini ve amaçlar›n› gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine ancak tüm mevcut toplumsal koflullar›n zorla y›k›lmas›yla ulafl›labilece¤ini aç›kça ilân ediyorlar. Vars›n egemen s›n›flar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden baflka kaybedecek bir fleyleri yok. Kazanacaklar› bir dünya var” ça¤r›s›yla hareket ederek bir dizi baflar›l› devrimlerin gerçeklefltirilmesi ve bu devrimler karfl›s›nda kelimenin gerçek anlam›yla egemen s›n›flar›n komünist bir devrim korkusuyla Türkçedeki güzel bir ifadeyle “tir tir titredikleri” bir süre-

cin ard›ndan; gerçeklefltirilen bu devrimlerde yaflanan geriye dönüfllerin sonucunda egemen s›n›flar›n rahat bir nefes ald›klar› ama asla “hakl› korkular›n›” bir kenara atamad›klar› bir sürecin bafllang›c›na denk geliyor. Evet, egemen s›n›flar aç›k ve seçik bir biçimde ilan edilen ve pratikte baflar›l› bir biçimde ortaya konulan devrimlerin geriye çekiliflleri karfl›s›nda, s›n›fsal kinleri ve hiç kuflkusuz ki korkular›n›n ürünü olan birikmifl öfkelerini abart›l› bir biçimde göstererek “devrimlerin sonu”nu ilan ettiler. S›n›flar›n ortadan kalkt›¤›n›, ideolojilerin öldü¤ünü, devrimlerin ve sosyalizmin yenildi¤ini, bu kadar s›kl›kla propaganda etmeleri bir yandan onlar›n karfl› devrimci çabalar›n›n ürünüyken, di¤er yandan da kendilerini bu yalana inand›rma amac›ndan kaynaklanmaktayd›. Durum bu özelli¤iyle yine Türkçede kullan›lan, “bir fleyi/yalan› üst üste k›rk kere söylersen gerçekleflir” deyimini an-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

Y‹RM‹B‹R‹NC‹ ASIRDA EMPERYAL‹ZM VE HALK SAVAfiI


8

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

Ekim ve Çin devrimleri gibi insanl›k tarihi aç›s›ndan muazzam önemde olan geliflmeler ve bu geliflmeler sonucunda yaflanan iktidar deneyimlerinin üzeri ve bu pratiklerin bizlere kazand›rd›¤› dersler ve deneyimler, egemen s›n›flar›n ucuz propagandalar›yla örtülemez. d›r›yordu. Burjuvazinin bu “bitti”, “öldü” ve “tarihin sonu” geldi saçmal›klar›, burjuvazinin tarih sahnesine ç›kmas› ve feodalizmi geri plana itmesi karfl›s›nda feodalitenin 盤l›klar›na, say›klamalar›na ne kadar da benziyordu! Ancak kazanan hiç kuflkusuz ki maddenin –ve tarihin- binlerce y›ll›k ilerleyifli oldu. Feodalizm tarih sahnesindeki egemen sürecini kaybetti. Burjuvazi tüm ihtiflam›yla yeni sürecin egemen gücü haline geldi. Feodalizm, burjuvazinin yan›nda ve onunla ittifak halinde eski flaflaal› günlerinden uzak ama yine de egemen güçler saf›nda kald›. Çünkü kapitalizm tüm devrimcili¤iyle eski s›n›f› yere sererken ayn› zamanda tüm ihtiflam›yla yeni bir devrimci s›n›f› yarat›yordu. Bu s›n›f proletaryayd›. Proletaryan›n tarih sahnesine ç›k›fl›, burjuvaziyi eski düflman›yla ittifaka itti. Art›k burjuvazi eski düflman›n› yeni düflman› karfl›s›nda müttefik ilan ediyor ve giderek gericilefliyordu. Üstüne üstlük 20. yüzy›lda gerçekleflen baflar›l› devrimler, burjuvazinin tüm bu korkusunu alabildi¤ince artt›r›yordu. ‹flte bu korkuyla do¤ru orant›l› bir biçimde burjuvazi, iflçi s›n›f› ve ezilen halklar

taraf›ndan gerçeklefltirilen devrimlerle kurulan iktidarlarda yaflanan geriye dönüflleri alabildi¤ine abartt›. Maddenin -ve tarihin- binlerce y›ll›k gelifliminin önüne geçebilme çabas›yla -umutsuzca- bir karfl› propaganda içine girdi. Bu karfl› propaganda, proletaryan›n ve ezilen haklar›n flanl› kalk›flmalar›n› ve iktidar deneyimlerini yok sayan, görmezden gelen bir içerik bar›nd›r›yordu. Ancak yaflananlar ve tarihsel gerçekler unutulabilir mi? Proletaryan›n ve ezilen halklar›n 20. yüzy›l›n önemli bir tarihsel kesitinde devrimler gerçeklefltirdi¤i, iktidar› ele geçirdi¤i ve üstelik –tarihsel önemi olan- belli bir yönetme prati¤i sergiledi¤i gerçe¤inin üzeri örtülebilir mi? Kuflkusuz ki Ekim ve Çin devrimleri gibi insanl›k tarihi aç›s›ndan muazzam önemde olan geliflmeler ve bu geliflmeler sonucunda yaflanan iktidar deneyimlerinin üzeri ve bu pratiklerin bizlere kazand›rd›¤› dersler ve deneyimler, egemen s›n›flar›n ucuz propagandalar›yla örtülemez. Bu deneyimler ve dersler, proletarya ve ezilen halklar›n bilinç hanesine çoktan yaz›lm›flt›r. Egemen s›n›flar vars›n bu tarihsel geçmifli yok says›nlar. ‹deolojilerin öldü¤ünü, devrim ve sosyalizm dü-

flünün bitti¤ini, s›n›flar›n ortadan kalkt›¤›n› ilan etsinler. Onlar yalanlar›yla kendilerini kand›r›yorlar. Yalanlar›n›n ecellerine faydas›n›n olmad›¤›n› 21. yüzy›lda yaflayarak görecekler. Marksist-Leninist-Maoistler ise yaflanan bu tarihsel süreci, olumluluklar› ve olumsuzluklar›yla bir bütün olarak de¤erlendirmektedir. Ne kendimizi kand›r›yoruz, ne de sonuçsuz ütopyalar peflindeyiz. Devrimci bir gerçekçilik içindeyiz. Ve bu devrimci gerçekçilik bize, proletarya ve ezilen halklar›n iktidarlar›nda yaflanan geriye dönüfller karfl›s›nda do¤ru bir hatta durmam›z› sa¤lamaktad›r. Tam da bu nedenle Komünist Manifesto’nun ilan›ndan günümüze kadar geçen süre içinde yaflananlara, (Bir insan ömrü aç›s›ndan düflünüldü¤ünde uzun say›labilir ancak dünya tarihi düflünüldü¤ünde bu süreç çok k›sad›r) proletarya ve ezilen halklar cephesinden bak›ld›¤›nda durum hiç de egemen s›n›flar›n iddia ettikleri biçimde de¤ildir. Evet, Komünist Manifesto’nun ilan›ndan sonra yeryüzünde gerçeklefltirilen devrimler sonucunda kurulan sosyalist ve demokratik halk iktidarlar› bir bir yenilmiflti. Dünya üzerinde Sosyalist ve Demokratik Halk ‹ktidar›’n› uygulayan devlet kalmam›flt›. Ama bu sosyalizmin ve devrimlerin sonunun geldi¤i, ideolojilerin öldü¤ü, s›n›flar›n ortadan kalkt›¤› anlam›na m› geliyordu? Tabii ki hay›r. Bu süreç proletarya ve ezilen halklar aç›s›ndan, devrimlerin gerçeklefltirilmesi, iktida-


r›n ele geçirilmesi ve en önemlisi de iktidar›n sürdürülmesi aç›s›ndan muazzam dersler ve deneyimlerle dolu bir süreç anlam›na geliyordu. Yaflanan bu tarihsel süreç proletaryaya, emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›n›n Marksizm’i olan Leninizm’i ve sosyalizm ve sosyalist devrimlerin sürdürülmesinde önemli bir denek tafl› olan Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni ve bu anlam›yla günümüzün Marksizm’i olan Maoizm’i kazand›rd›. Meseleye bu aç›dan bakt›¤›m›zda, yaflanan bu tarihsel süreç ayn› zamanda, proletarya ve ezilen halklar aç›s›ndan tarihsel kazan›mlar›n/iktidar deneyimlerinin oldu¤u bir süreç olarak de¤erlendirilmelidir. ‹flçi s›n›f› ve ezilen halklar, Paris Komünü’nden sonra dünya tarihinde ilk kez, Ekim Devrimi ve ard›ndan Çin Devrimi ve bir dizi devrimle birlikte tarih sahnesine kendi iktidarlar›n› ç›karm›fllard›r. Dünya tarihinde ilk kez Komünist Manifesto’da ilan edilenlerin uygulanabilir oldu¤u, iflçi s›n›f› ve ezilen halklar›n iktidarlar›n›n baflar›labilir oldu¤u sosyal pratikte gösterilmifltir. Bu tarihsel önemde bir olayd›r. MLM’ler; sosyalist iktidarlarda yaflanan geriye dönüflleri, uygulamayla ilgili, pratikle ilgili sonuçlar olarak de¤erlendirmekte ve her zaman de¤ifltirilebilir özellikleri içinde tafl›d›¤› görüflünü tafl›maktad›r. Sosyalist aflamada da “hangi yol’un, burjuva yolun mu, sosyalist yolun mu, kazanaca¤›n›n henüz belli olmad›¤›” ve tam da bu nedenle s›n›f mücadelesinin

sosyalizmde de sürmekte oldu¤u do¤ru ve yerinde bilgisine sahiptir. Ve yine tam da bu nedenden dolay›, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrimlerin süreklilefltirilmesini, yeni yeni proleter kültür devrimlerinin gerçeklefltirilmesini savunmaktad›rlar. Burada komünistler aç›s›ndan önemli ve belirleyici olan, iflçi s›n›f› ve ezilen halklara dayal› iktidarlar›n kurulabilece¤inin ve yaln›z kurulmakla kalmay›p kapitalist emperyalist sisteme alternatif bir sistem olarak sosyalizmin tüm ihtiflam› ve görkemiyle ayaklar› üzerine dikilebilece¤inin sosyal pratikte gösterilmesidir. Görülmesi ve üzerinde ›srarla durulmas› gereken mesele budur. Üstüne üstlük yaflanan bu sosyal pratikler nedeniyle (geriye dönüfller de dahil olmak üzere) bundan sonra kurulacak iflçi s›n›f› ve ezilen halk iktidarlar›n›n yaflanan sorunlara karfl› daha güçlü olmas›n›n önü aç›lm›flt›r. Komünist Manifesto’da önderlerimiz ve ö¤retmenle-

rimiz o günkü koflullarda flunlar› söylüyorlard›: “Komünistlerin vard›klar› teorik sonuçlar, hiç bir biçimde, flu ya da bu sözde dünya reformcusu taraf›ndan icat olunmufl ya da keflfedilmifl düflüncelere ya da ilkelere dayand›r›lmam›flt›r. Bunlar, yaln›zca, var olan bir s›n›f savafl›ndan, gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel bir hareketten do¤an iliflkilerin genel ifadeleridir.” Bugün ne mutlu ki bize, bu teorik sonuçlar hakk›nda daha fazla fley söyleyebiliyoruz. Komünist Manifesto’da böyle ilan edilen genel yaklafl›m›n üstüne bugün komünistler daha fazla düflüncelere, daha fazla teorik sonuçlara sahiptirler. Bugün Marks ve Engels yoldafllar›n açt›¤› yoldan yürüyen Lenin, Stalin ve Mao yoldafl›n parlak düflünce ve muazzam önemdeki pratik tecrübelerine ve ö¤retilerine sahibiz. Bu bizi düne göre daha güçlü yapmaktad›r. “S›n›f savafl›m›n›n gözlerimizin önünde cereyan eden tarihsel hareketinden”, ger-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

9


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

10 çeklefltirilen baflar›l› devrimleri ve yaflanan geriye dönüflleri içinde bar›nd›ran, insanl›k tarihi aç›s›ndan bak›ld›¤›nda oldukça k›sa denebilecek bu zaman dilimi, bazen zaferler ve bazen yenilgilerle devam eden bir süreç olarak iflçi s›n›f› ve emekçi halka, onlar›n komünist öncülerine çok fley ö¤retti. Ve en önemlisi de, bugün üzerinde yükselebilece¤imiz muazzam teorik sonuçlar ç›kartt›. Bu aç›dan kendimizi flansl› addediyoruz. Çünkü hiç kimse ve hiçbir güç yaflanan tarihsel önemdeki bu kazan›mlar› görmezden gelemez. Çünkü bunlar yaflan›lanlard›r. Çünkü bunlar gerçeklerdir. Bizler bunun bilincinde hareket ediyoruz. 20. yüzy›l iflçi s›n›f› ve ezilen halklar ve onlar›n komünist öncüleri aç›s›ndan önemli zaferlerin ve yenilgilerin ve bunlar›n getirdi¤i de¤erli birikim ve deneyimlerin üzerinden yükselmifltir. Di¤er yandan ise egemen s›n›flar aç›s›ndan da ayn› tespiti ifade etmek gerekir. Egemen s›n›flar da yaflanan bu süreci kendileri aç›s›ndan önemli dersler ve deneyimlerin edinildi¤i bir süreç olarak geçirmifllerdir. Ve bundand›r ki yaflanan bu sürecin üzerini örtmeye, proletaryan›n ve ezilen halklar›n bu muazzam önemdeki kalk›flmalar›n›, iktidar› ele geçirmelerini ve iktidar deneyimlerini yok saymaya çal›fl›yorlar. Bu “günefli balç›kla s›vama çabas›”d›r ve boflunad›r. Egemen s›n›flar bilinçli bir biçimde s›n›f savafl›m›n›n flaflmaz sonuçlar›n› ret etme çabas› içindeler. Onlar bu ça-

bayla beraber umutsuz bir biçimde, Pirus zaferi kazanm›fl komutanlar edas›yla, “s›n›f mücadelesinin bitti¤i”nden dem vuruyorlar. Proletaryan›n ve ezilen halklar›n kazand›¤› mevzilerin birer birer modern revizyonistler taraf›ndan gasp edilmesi ve kapitalizme geri dönüfllerin yaflanmas›, onlar›n bu umudunu ve ba¤r›flmalar›n› daha da artt›rd›. 20 yüzy›l›n son çeyre¤i egemen s›n›flar›n bu ba¤r›flmalar›yla ve karfl› devrimci propagandalar›yla geçti. Ve kabul etmek gerekir ki bu süreç onlara geçici bir “rahatl›k” sa¤lad›. Enternasyonal proletaryan›n ve ezilen halklar›n iktidarlar›n›n modern revizyonistler taraf›ndan ele geçirilmesi, bu ülkelerde kapitalizmin restorasyonunun sa¤lanmas› ve sosyalist maskeli bürokrat kapitalist devletlerin yüzlerindeki maskeyi atmalar› sonucunda, egemen s›n›flar kapitalizmin sosyalizm karfl›s›nda “zafer”ini ilan ettiler. 20. yüzy›l›n son dönemlerinde, büyük ve flaflaal› kampanyalarla “Yeni Dünya Düzeni”ni bafllatt›lar. Burjuvazinin enternasyonal proletaryaya ve ezilen halklara yönelik bafllatt›¤› bu sald›r›da o s›ralarda en çok kulland›¤› kavram “tarihin ve ideolojilerin sonu” oldu. Ancak burada bir düzeltme yapmam›z gerekmektedir. ‹deolojiler de¤il, asl›nda kastedilen tek bir ideolojidir. O da proletaryan›n ideolojisi Marksizm-Leninizm-Maoizm’dir. Ama heyhat! Asl›nda tarih ikinci olmasa da bu baylar taraf›ndan ilk kez sona erdi-

rilmiyor! Zira Hegel, tarihi daha 1806’da, Napolyon’un Jena’da Prusyal›lar üzerinde kazand›¤› zaferle bitirmiflti zaten! Bu zafer sonras›nda Hegel’in kavramlaflt›rd›¤› “evrensel ve türdefl bir devlet” olgusu tüm Avrupa’ya, Kuzey Amerika’ya vs. egemen olmufltu, insan›n do¤aya ve kendine yabanc›laflmas›, onun kapitalist sistemdeki etkinli¤iyle son bulmufl, kapitalizm insan›n yaratabilece¤i en üst toplumsal örgütlenmeyi yaratarak tarihin ilerleyifline noktay› koymufltu. Ama bu noktan›n konulmas› fazla uzun sürmedi, Marks söz konusu noktan›n gerçekte bir virgül oldu¤unu ve tarihin s›n›f mücadeleleriyle kapitalizmi de aflaca¤›n› mufltulad›. Ondan sonra yaflanan süreci hepimiz biliyoruz. Çok geçmeden 21. yüzy›l›n ilk ad›mlar›n› att›¤›m›z bu günlerde emperyalist burjuvazinin “rahatl›¤›”n›n yerini, gelece¤e dair önlemler alma, proletaryan›n ve ezilen haklar›n iktidar talepli mücadelelerini daha bafltan önleme çabas› içine girmesi ald›. Anlafl›lan onlar da tarihin sonunun gelmedi¤ini anlam›flt›! Çünkü dünya üzerinde devrimin geri çekilifl dönemi bitmifl, proletarya ve ezilen halklar yeniden iktidar talepli mücadelelerine bafllam›flt›. Maddenin binlerce y›ll›k hareketi, yürüyüflünü sürdürüyor, s›n›f mücadelesinin yasalar› flaflmaz bir biçimde iflliyordu. Süreçle birlikte kapitalizmin kendi do¤as›nda var olan çeliflkilerinin getirdi¤i sonuçlar birer birer ortaya ç›kmaya bafllam›flt›. Çünkü kapitalizmin ulaflt›¤› asalak ve çürü-


müfl aflama olan emperyalizm “do¤al” bunal›mlar›ndan birini yafl›yordu. Kapitalist emperyalizmin bu bunal›m›n› atlatmak ya da en az›ndan yönetebilmek için baflvurdu¤u politikalar, dünyay› özellikle proletarya ve ezilen halklar aç›s›ndan her zamankinden daha fazla yaflanmaz bir hale büründürmüfltü. Ve bu yüzden kendi iktidarlar› tehlikedeydi. Bu amaçla emperyalist merkezlerde, yeni yeni doktrinler üretilmeye baflland›. Egemenler, baflta askeri olmak üzere proletaryan›n ve ezilen dünya halklar›n›n iktidar talepli mücadelelerini daha bafltan engelleyebilmek için “önleyici vurufl” (preemptive preeminence/strike) vb. doktrinleri üretmeye bafllad›lar. S›n›f savafl›m›n›n yerini ald›¤›n› iddia ettikleri yeni yeni kavramlar ortaya att›lar. ‹flte bugünlerde revaçta olan bu kavramlar, “medeniyetler aras› savafl”, “dinler aras› savafl” ve “terörizmle mücadele” fleklinde ortaya ç›kt›. Gerek egemen s›n›flar ve gerekse de proletarya ve ezilen halklar aç›s›ndan yaflanan bu tarihsel süreci do¤ru de¤erlendirmek ve iyi analiz edebilmek için geliflmelerin arka plan›na bakmakta yarar vard›r. Bunun için kapitalist emperyalist sistemin genel özelliklerini ortaya koymak gerekiyor.

Emperyalizmin “küreselleflme” ve bilumum adland›rmalar› Marksist-Leninist-Maoistler aç›s›ndan günümüzde emperyalist kapitalist siste-

min içinde bulundu¤u durum ve yaflananlar ola¤anüstü geliflmeler ya da anlafl›lmaz olgular de¤ildir. Bugün kapitalist sermaye hareketinin yasalar› daha bafl›ndan itibaren komünistler taraf›ndan oldukça aç›k ve net bir biçimde ortaya konulmufltu. Kapitalist sermayenin bugün içinde bulundu¤u durum ve onu tan›mlayan biçimde uluslararas›laflmas›, Komünist Manifesto flöyle ifade edilmekteydi: “Ürettikleri için sürekli büyüyen pazar bulma gere¤i burjuvaziyi bütün dünyaya yayar. O her yerde yuva kurmal›, her yere yerleflmeli ve her yer ile iliflki kurmal›d›r. Burjuvazi üretim araçlar›n›n h›zl› geliflimiyle, iletiflim araçlar›n›n yaratt›¤› ola¤anüstü kolayl›klarla en barbar olanlar da dahil tüm uluslar› uygarl›¤a katar. Ürettiklerinin düflük fiyat› a¤›r top gibi Çin Sedlerini y›kar. Yabanc›lardan en çok nefret eden barbarlar›n da teslim olmas›n› sa¤lar. Bütün uluslar› yok olma sanc›lar›yla kapitalist üretim biçimini benimsemek zorunda b›rak›r; onlar› uygarl›¤› benimsemeye, yani burjuva olmaya zorlar. Tek sözcükle, o kendisi gibi görünecek bir dünya yarat›r.” Görülece¤i üzere kapitalist sermayenin di¤erleri bir yana bütün amac›, “kendisi gibi görünecek bir dünya” yaratmakt›r. Bu amaçla davranan sermaye uluslararas› bir nitelik kazand›kça yeni bir iflleve bürünür. Bunun ad› emperyalizmdir. Ve hiç kuflkusuz ki kapitalizmin en üst aflamas› emperyalizm ile sermayenin uluslararas›laflmas›

daha belirgin bir hal alm›flt›r. Kapitalist sermayenin emperyalizm ile birlikte bu noktaya gelmesi, dünya kapitalist ekonomisini kendine ba¤lamas› ve bu ekonomiye bütünüyle kendisinin yön vermesi, emperyalizmin en son noktas› olarak da karfl›m›za ç›kmas›n›n bir baflka gerçe¤i ve ifadesidir. Lenin’in belirtti¤i gibi, emperyalizm, mali sermaye olarak kapitalizmin asalak ve çürüyen bir üst aflamas›d›r. Emperyalist sistemin son yüzy›ll›k tarihi geliflimi ve bugün yaflananlar, bu gerçe¤i do¤rulam›fl, gelinen aflamada ise emperyalizm çürümüfllü¤ünün ve asalakl›¤›n›n son noktas›na ulaflm›flt›r. Ve bugün kimilerince emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u bu durumun “küreselleflme” biçiminde yeni bir fley olarak adland›r›lmas› anlams›z de¤ilse bile ucuz bir propagandad›r. Kapitalizmin emperyalizm aflamas›na dönüflmesi, ya da daha “popüler” bir ifadeyle kapitalist sermayenin küreselleflmesi, zaten bu sonucu do¤urmaktaGerek egemen s›n›flar ve gerekse de proletarya ve ezilen halklar aç›s›ndan yaflanan bu tarihsel süreci do¤ru de¤erlendirmek ve iyi analiz edebilmek için geliflmelerin arka plan›na bakmakta yarar vard›r. Bunun için kapitalist emperyalist sistemin genel özelliklerini ortaya koymak gerekiyor.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

11


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

12 d›r. Yani bugün “küreselleflme” olarak adland›r›lan geliflme, komünistlerin y›llar önce ana hatlar›yla ortaya koydu¤u, dünya kapitalist ekonomisinin emperyalist dünya ekonomisi haline dönüflmesi, sanayi sermayesinin banka sermayesi ile birleflimi ve mali sermaye haline gelmesiyle birlikte, ulusal sermayelerin uluslararas› mali sermaye taraf›ndan ele geçirilmesidir. Emperyalist tekeller aras› pazar hegemonyas› için mücadelenin keskinleflmesi, onlar› kaç›n›lmaz olarak, “ulusal” mali sermayeyi, önündeki engelleri aflmaya ve di¤er uluslardan emperyalist tekeller ile birleflmeye zorlamaktad›r. Uluslararas› üretim ve ifl bölümü de bunu tekellere dayat›r. Kuflkusuz ki, bu sürecin ekonomik temelinde, azami kâr ve hegemonya iste¤i vard›r. Bugün kapitalist sermayenin ulaflt›¤› aflamadan hareketle yaflananlar› emperyalizmin en bariz, en belirgin

özelli¤i olarak de¤il de baflka bir flekilde aç›klamaya çal›flmak ya da emperyalizmin nitelik de¤ifltirdi¤ini ileriye sürmek, flaflk›nl›k de¤ilse, kötü niyetli bir tavr›n ürünüdür. Ve bilinmektedir ki siyasal mücadelede niyetlerden hareket edilemez. Lenin yoldafl daha yüzy›l›n bafl›nda emperyalizmin bugün izledi¤i politikalar› deflifre etmifl; kapitalizmin bugün dünyan›n küresel bir köy haline dönüfltü¤ünü söyleyenlere nazire yaparcas›na, “çoktan bir dünya pazar›n› kurdu¤u”nu ifade etmiflti. (Bir baflka ifadeyle, bugün burjuva ideologlar› ve her türden gerici düflünce, Lenin’i yüzy›l arkadan takip ediyor). fiöyle diyordu Lenin yoldafl:“Kapitalistlerin tekelci birlikleri -karteller, sendikalar ve tröstler-, ilgili ülkenin üretimini az çok tamamen ele geçirerek iç pazar› aralar›nda paylafl›rlar. Fakat kapitalizmde iç pazar ayr›lmaz biçimde d›fl pazara ba¤l›d›r. Kapitalizm çoktan dünya pazar›n› kurmufltur. Ve sermaye ihrac› artt›¤› ve en büyük tekel birliklerinin yabanc› ülkeler ve sömürgelerle iliflkileri ve ‘nüfuz bölgeleri’ geniflledi¤i ölçüde ‘do¤al olarak’ aralar›nda dünya ölçüsünde daha çok anlaflma yap›lmas›, uluslararas› kartellerin oluflmas› gündeme geldi.” Bu durum yani kapitalizmin bir dünya pazar› oluflturmas›, sermaye ihrac› gerçeklefltirerek yabanc› ülkelerde nüfuz bölgeleri oluflturmas›, uluslararas› flirketlerin oluflmas› vs., emperyalizmin temel özel-

liklerinden biridir. Bunu baflka türlü adland›rmak (küreselleflme) ya da emperyalizmin de¤iflti¤ine dair çeflitli fanteziler kurmak (bar›flç›l emperyalizm, özgürlükçü emperyalizm, kolektif emperyalizm), emperyalizmin gerçek yüzünü gizlemek oldu¤u gibi, emperyalizmin bugüne kadar ortaya koydu¤u siyaseti, emperyalist savafllar›, dünyay› kana bulamas›n›, yar›-sömürge ülkeleri ili¤ine kadar sömürmesini vb. aç›klayamamaya götürür. Ya da bunlar› birkaç ç›lg›n›n, birkaç kendini bilmezin emelleri olarak kavramaya götürür. Ve daha da önemlisi bugün emperyalist kapitalizmin izledi¤i politikalar› anlamamaya, çözümleyememeye, emperyalizmi “küreselleflme ça¤›nda” “özgürlük” tafl›yan/götüren bir güç olarak görmeye götürür. Kapitalizmin emperyalist aflamaya ulaflmas›n›n do¤al bir sonucu olarak bugün, dünyada yaklafl›k 39-40 bin aras› çok uluslu tekelin oldu¤u tahmin edilmektedir. Ve bu çok uluslu tekellerin tamam› emperyalist ülkelere aittir. Ve merkezleri emperyalist ülkelerdedir. Burjuva ideologlar› ve revizyonistler, bu flirketlerin yayg›nlaflmas›n›, küreselleflme propagandalar›yla emperyalizmin “ulusötesi” bir aflamaya ulaflmas› ve art›k “savafllar›n olmayaca¤›” çünkü buna gerek kalmad›¤›, emperyalizmin bu yönelimiyle “bar›flç›” ve “yard›msever” bir kimli¤e büründü¤ü, vs. vs. biçiminde propaganda etmektedirler. Burjuva ideologlar› ve revizyonistler; emperyalizmin


büründü¤ü bu “yeni” kimlikle, uluslar› ve ulus devletleri ortadan kald›rma e¤ilimi içinde oldu¤unun, art›k s›n›rlar›n ve ulus devletlerin ortadan kalkaca¤›n›n, emperyalizmin girdi¤i ülkelere “demokrasi” ve “özgürlük” götürece¤inin, böylelikle emperyalizme karfl› savaflman›n aptalca ve gereksiz bir fley oldu¤unun propagandas›n› yap›yorlar. Hiç kuflkusuz ki bu söylemler, burjuva ideologlar›n ve revizyonistlerin ucuz birer lafazanl›¤› olarak de¤erlendirilmemelidir. Bir yandan bu propagandalar› yaparken, öte yandan kendileri aç›s›ndan güçlü devletlerin infla edilmesinden bahsetmeleri (Fukuyama), onlar›n ikiyüzlülü¤ü anlam›na gelmekle birlikte, bu söylemlerle esas olarak amaçlanan enternasyonal proletaryan›n ve ezilen halklar›n emperyalizme karfl› mücadelesinin engellenmesidir. Üstelik emperyalizmin böyle bir fley olmad›¤›n›, emperyalist tekellerin kendi aralar›ndaki ittifaklar›n tali, mücadelenin ise esas oldu¤undan bahisle, karakteristik özelliklerini Lenin yoldafl bize fazlas›yla ifade etmektedir: “Kapitalizmin en son ça¤› bize kapitalist gruplar aras›nda, dünyan›n iktisaden paylafl›lmas› temelinde belli iliflkilerin olufltu¤unu, fakat bunun yan› s›ra ve bununla ba¤lant›l› olarak, politik birlikler, devletler aras›nda dünyan›n teritoryal paylafl›m›, sömürgeler için mücadele, ‘ekonomik alan için mücadele’ temelinde, belli iliflkileri kurdu¤unu gösteriyor.” Yeterince aç›k bir tan›mlama

ancak Lenin durmuyor ve devam ediyor: “Kapitalistler dünyay› kötülüklerinden de¤il, yo¤unlaflman›n ulaflt›¤› seviye, kâr elde edebilmek için onlar› bu yola girmeye zorlad›¤› için aralar›nda paylafl›yorlar ve bu paylafl›m ‘sermayeye göre’, ‘güce göre’ gerçekleflmektedir. Meta üretimi ve kapitalizmin sisteminde baflka bir paylafl›m yöntemi olamaz.”....“Kapitalist birlikler aras›ndaki mücadelenin içeri¤i sorununun yerine, bunlar›n (bugün için

kalar ve onlar›n sonuçlar› yeterince yan›t verir durumdad›r. Bugün emperyalizme dair yap›lan bu propagandalar bize geçmiflte Lenin yoldafl›n, art›k emperyalistler aras› çeliflmenin savafl tehlikesini içermedi¤ini söyleyen ve bu düflüncesini I. Emperyalist Paylafl›m Savafl› arifesinde “ultra-emperyalizm” olarak ifade eden Kautsky’e yöneltti¤i elefltirileri hat›rlat›yor. Bugün burjuva ideologlar› ve her türden oportünist ve re-

bar›flç›l, yar›n bar›flç›l olmayan, öbür gün yine bar›flç›l olmayacak biçimleri) biçimi sorununu koymak sofizme (bilgiççilik) düflmek anlam›na gelir.” Emperyalizme ve emperyalizmim ulaflt›¤› aflamaya dair farkl› tan›mlamalar getirenlere, bugün emperyalizmin “yumuflad›¤›na”, art›k “eskisi gibi olmad›¤›na”, “emperyalistler aras›ndaki ittifak›n esas mücadelenin ise tali hale” geldi¤ine ve art›k Lenin’in emperyalizm teorisinin eskidi¤ine dair her türlü z›rval›¤a karfl› bu ifadelerin yan›t vermesi bir yana; bugün dünya üzerinde tan›k oldu¤umuz emperyalist politi-

vizyonistler Kautsky’e, “Kautsky’den daha fazla sahip ç›karak”, onun ileriye sürdü¤ü teorinin günümüz emperyalizmi için daha da geçerli oldu¤u savunmaktad›r. Emperyalist sermayenin küreselleflmesiyle birlikte, emperyalistler aras›ndaki çeliflmenin de yumuflad›¤› ve emperyalizmin geldi¤i aflamada, yani “küreselleflmesiyle” art›k nitelik de¤ifltirdi¤i ›srarla propaganda ediliyor. Ne diyelim sözü Lenin yoldafla b›rakal›m: “Baz› burjuva yazarlar (bunlar›n saf›na, örne¤in 1909’daki Marksist zihniyetine tamamen ihanet etmifl bulunan K.Kautsky de kat›lm›flt›r), sermayenin ulus-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

13


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

14 lararas›laflmas›n›n en çarp›c› ifade biçimlerinden biri olarak uluslararas› kartellerin kapitalist rejim alt›nda, halklar aras›nda bar›fl›n korunmas› umudunu do¤urdu¤unu ifade ediyorlar. Bu görüfl teorik olarak tamamen saçma, pratik olarak da sofizm, en kötü oportünizmi savunman›n alçakça bir yöntemidir.” Bugün ifade edilen baflta “emperyalizmin bar›flç›l›¤›” anlay›fl› olmak üzere, “emperyalizm art›k eski emperyalizm de¤il, iflçi s›n›f›n›n yap›s› de¤iflti, emek-sermaye çeliflkisi nitelik de¤ifltirdi, iflçi s›n›f›n›n art›k kaybedecek birçok fleyi var, devrimler tarihe kar›flt›, küresel direnifl, sivil toplum inisiyatifi, taban inisiyatifi, özgürlükçü ya da demokratik sosyalizm, sivil itaatsizlik vs. vs...” türünden düflünceler yeni de¤il, emperyalizmin ortaya ç›k›fl›yla birlikte de¤iflik söylemlerle ancak benzer içeriklerle söylenegelmifl tezlerdir. Ve bu anlay›fllar söylenegeldi¤i içindir ki MarksizmLeninizm-Maoizm bu anlay›fllarla mücadele etmifltir. ‹leri sürülen bu tezler kendisini Marksizm-LeninizmMaoizm ile oportünizm, revizyonizm aras›ndaki amans›z ve uzlaflmaz mücadelede göstermifltir. Oportünizm ve revizyonizm emperyalizme baflta ilericilik misyonu olmak üzere birçok “farkl›” kavram yüklemifl ve emperyalizmin s›n›f çeliflmelerini keskinlefltirmedi¤ini, yeni bir aflamaya yani “bar›flç›”, “uzlafl›r”, “kolektif” bir aflamaya ulaflt›¤›n› ve bu nedenle art›k emperyalizme karfl› mücade-

Revizyonizm ve her türden oportünizmin, Marksizm-Leninizm-Maoizm karfl›s›nda baflar› kazanma flans› yoktur! Çünkü bu anlay›fllar daha bafl›ndan Marksizm-Leninizm-Maoizm ilkelerinden sapt›klar›nda, ilkeleri de¤ifltirmeye ya da yumuflatmaya çal›flt›klar›nda kaybetme yoluna girmifllerdir. le yöntemlerinin de¤iflti¤ini/de¤iflmesi gerekti¤ini iddia ederken, Marksizm-Leninizm-Maoizm, oportünizm ve revizyonizmin bu iddialar›n› ve tezlerini elefltirmifl ve mahkum etmifltir. Emperyalizmin geçirdi¤i süreç ve bugün “kör gözüne parmak sokarcas›na” yaflananlar ise, oportünizm ve revizyonizmi de¤il Marksizm-LeninizmMaoizm’i do¤rulam›flt›r/do¤rulamaktad›r. Burada bir noktan›n alt›n› önemle çizmek gerekir. Revizyonizm ve her türden oportünizmin, Marksizm-Leninizm-Maoizm karfl›s›nda baflar› kazanma flans› yoktur! Çünkü bu anlay›fllar daha bafl›ndan Marksizm-LeninizmMaoizm ilkelerinden sapt›klar›nda, ilkeleri de¤ifltirmeye ya da yumuflatmaya çal›flt›klar›nda kaybetme yoluna girmifllerdir. Burada mesele esas olarak Marksizm-Leninizm-Maoizm’in ve bu bilimin ne kadar savunup savunulmad›¤›, ya da daha do¤ru ve yerinde bir ifadeyle Komünist Partilerin, MLM bilimi do¤rultusunda mücadelelerini yükseltip yükseltmemeleriyle alakal›d›r. Yani mesele esas olarak kendimizdedir. Bu yaklafl›m›m›z bilince ç›kar›ld›¤›nda Marksist-Leninist-Maoistlerin, emperya-

list ideologlar ve her türden revizyonist, reformist gerici düflünceyle mücadelesinde, maddenin binlerce y›ll›k hareketinin yan›nda yer almalar› ve diyalektik ve tarihsel materyalizmi savunmalar› yeterli de¤ildir ve yeterli görülemez. Önemli ve belirleyici olan bu bilimsel silah›n pratikte uygulanmas›d›r. Bu bilim uyguland›¤› ve genifl kitlelerle buluflturuldu¤u oranda, her türden gerici düflünce ve revizyonist reformist anlay›fllar kaybetmeye mahkumdur. Bugün yaflad›¤›m›z bu tarihsel süreç, Lenin’in mükemmel bir biçimde ortaya koydu¤u kapitalizmin asalak ve çürümüfl halini alm›fl emperyalist aflamas›n›n bütün özelliklerini sergiliyor. Denilebilir ki bugün “küreselleflme” sloganlar›yla ifade edilen süreç, Lenin’in ortaya koydu¤u emperyalizm tahlilinin, kapitalist sermayenin emperyalist aflamaya ulaflmas›yla içine girdi¤i asalakl›¤› ve çürümüfllü¤ünün adeta sa¤lamas›n› yap›yor. Emperyalizm Lenin’in ortaya koydu¤u görüfllerin do¤rulu¤unu ispatlamak için tüm “hünerlerini” sergiliyor. Ve yine Lenin’in ifadeleriyle: “Sosyalizm ça¤dafl kapitalizmin bütün pencerelerinden kendini


gösteriyor.” Emperyalist sermayenin geniflleme ihtiyac› ve bu do¤rultuda hareketinin genel seyri aç›s›ndan geçmifle göre bir fark yoktur. (E¤er bir farktan bahsedilecekse o da, iletiflimin, ulafl›m›n, teknolojinin vb. geliflimiyle do¤ru orant›l› olarak sermayenin bu hareketinin daha da h›zlanmas›, artmas›, genifllemesidir). Hatta flimdiki süreçte, emperyalist sermaye dünya üzerinde yaln›z ekonomiyi de¤il tüm sosyal yaflam› eline geçirmekte ve “sömürgelefltirmektedir.” Bugün üretimden kopan yani spekülatif bir karakter kazanan uluslararas› sermayenin, çürümüfl ve asalak tablosunu Lenin yoldafl çok önceden ana hatlar›yla ortaya koymufltu: “…. Emperyalizmin baflta gelen ekonomik temellerinden biri olan sermaye ihrac›, rantiye tabakas›n›n üretimden kopuflunu daha da artt›r›r ve deniz afl›r› baz› ülkelerin ve sömürgelerin eme¤inin sömürüsü ile yaflayan ülkenin topuna asalakl›k damgas›n› vurur. …. Rantiyelerin elde etti¤i gelir, d›fl ticaret gelirlerinden hem de dünyan›n en büyük ticaret ülkesinin d›fl ticaret gelirinden befl

kat daha fazlad›r. Emperyalizmin ve emperyalist asalakl›¤›n esas› budur iflte!...”

Emperyalizmin Afl›r› Üretim Krizi (Dünyada ekonomik ve politik durum) Bilinece¤i üzere kapitalizm emperyalist sürece evrildi¤i dönemin ard›ndan ilk ve en a¤›r bunal›m›n› 1929–1933 y›llar› aras›nda yaflad›. Ve emperyalist kapitalizm, fazla üretim ve bunun sonucunda yaflanan üretim fazlal›¤›ndan kaynakl› ortaya ç›kan krizini aflmak için çeflitli politikalar ileriye sürdü. Kapitalist-emperyalistler bu krizi aflmak için ellerinde bulundurduklar› devlet örgütlenmesiyle, bugün göklere ç›kard›klar› ve adeta tapt›klar› “serbest piyasaya” müdahale edilmesini, kredi faizlerinin düflürülmesi, iflçi ücretlerinin ve sosyal güvencenin art›r›lmas›n› içeren “sosyal devlet” ya da “refah devleti” anlay›fl›n› ortaya att›lar. Emperyalist-kapitalizmin; bu büyük krizi aflmak için ileriye sürdü¤ü bu politikalar›n özellikle II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan sonra da yo¤un olarak uyguland›¤›-

n› görmekteyiz. Bu politikalar› ortaya atan Keynes’e ithafen “Keynesyen Politikalar” olarak adland›r›lan bu uygulamalar; tarihsel olarak da iflçi s›n›f› ve ezilen dünya halklar›n›n devrim ve sosyalizm mücadelesinde önemli ad›mlar atmalar› üzerine daha da önem kazanm›flt›. Çünkü karfl›lar›nda enternasyonal proletarya ve ezilen halklar›n kurmufl olduklar› gerçek halk iktidarlar› ve bu anlam›yla gerçek sosyal devletler bulunuyordu. Bu bunal›m›n ard›ndan gelen II. Paylafl›m Savafl›’n›n yaratt›¤› sonuçlar ve y›k›m beraberinde, emperyalist kapitalizmin kendini yeniden üretece¤i ve bu anlam›yla “alt›n y›llar›” olarak adland›r›lan süreci getirdi. Bu süreç yaklafl›k 30 y›ll›k bir döneme yay›ld›. Ancak bu politikalar, hem krizlerini azaltmaya ve hem de kendilerine karfl› geliflebilecek güçlü bir iflçi s›n›f› ve emekçi halk hareketini belli bir süre engellemeye yaram›flken; sistemin yeni bir krizle karfl›laflmas›n› engelleyemedi. Ve 1973 y›l›nda emperyalist sermaye bir kez daha ciddi bir bunal›ma girdi. ‹flte o tarihten günümüze kadar, emperyalist sermayenin genel ve kronik bir çizgide; bazen fliddetlenip bazen azalarak ama sürekli bir biçimde ve genellikle de ekonominin nispeten k›sa süreli iyileflme sürecinin hemen akabinde daha uzun süreli bir bunal›mla iç içe geniflledi¤ine tan›k olmaktay›z. 1970’li y›llarda sistemin yeni bir afl›r› üretim krizine girmesi ve bu krizin önceki-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

15


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

16 lerden farkl› olarak uzun y›llar devam etmesi beraberinde, emperyalist kapitalist sermayeyi son yirmi y›l içerisindeki tüm politikalar›n› bu krizin etkilerini zay›flatmaya, krizin neden olaca¤› y›k›ma engel olmaya ve bununla birlikte toparlanma amac›na yöneltmifltir. Bugün dünya üzerinde yaflanan geliflmelerin arka plan›nda bu olgu yatmaktad›r. Sistem yaflad›¤› bu krizi aflabilmek için 1980’li y›llarda “yeni” bir politika ortaya att›. Bunda yaflanan baz› tarihsel geliflmeler de etkili oldu. Bu y›llar›n sonunda sosyalist maskeli bürokratik burjuva devletlerin yüzlerindeki sosyalist maskeyi ç›kartmalar› ve kapitalist emperyalist sisteme aç›ktan ilhak etmeleriyle birlikte; sermaye hem bu tarihsel geliflmeler, hem de içinde bulundu¤u krizi aflmak için “Keynesyen Politikalar” öncesinde uygulad›klar› politikalara yeniden yöneldi. 18. yüzy›l›n sloganlar›n› (özgürlük, bireycilik ve eflitlik) 20. yüzy›l›n sonunda yeniden keflfettiler! Bugün yaflad›klar› krize çözüm olarak ortaya att›klar› liberalizm, esas itibariyle 19. yüzy›l›n son y›llar›nda emperyalist ülkelerde (Bat› Avrupa ve ABD) hakim olan ideolojiydi. 1990’l› y›llarla birlikte uygulamaya koyduklar›, 21. yüzy›l›n bafllar›nda tüm olanaklar›yla sürdürdükleri ve yeni olarak yans›tt›klar› bu politikalar; asl›nda eski politikalar›n yeniden ancak bu kez geliflen teknoloji, iletiflim, ulafl›m ve benzeri olanaklar›n da etkisiyle daha da geliflmifl biçimde uygulan-

mas›yd›. Krize çözüm yöntemi olarak liberalizm yani “devletin piyasadan elini çekmesi”, “serbest piyasa” gibi politikalar sunuldu. ‹flte bu “kurtulufl” reçetesi neo-liberalizm ad› alt›nda yeniden piyasaya sürüldü. Bu kuflkusuz ki kapitalist-emperyalist devletlerin, “Keynesyen Politikalar›”n ve bununla ba¤lant›l› olarak “sosyal devlet” yaklafl›mlar›n›n ortadan kald›r›lmas› anlam›na geliyordu. Emperyalist kapitalizmin yaflad›¤› krize çözüm bulmak için ortaya att›¤› çözüm yine eski politikalar› oldu. Ve “neo-liberal” politikalar iki temel hedef ekseninde flekillendi. Birincisi; kapitalistemperyalist ülkelerde, proletarya ve emekçilerin kazan›lm›fl mevzilerinin tamamen geri al›nmas›, bu ülkelerdeki “sosyal devlet” uygulamas›n›n ortadan kald›r›lmas›, ücretlerin afla¤›ya çekilmesi vb. en yo¤un sömürü koflullar›n› yaratmak. ‹kincisi, yar›-sömürgelerde, art›k emperyalist sermayenin dizginsiz sömürüsünün önünde engel haline gelen “ithal ikameci model” yerine, yar›-sömürge ekonomilerini, çok uluslu flirketle-

rin, uluslararas› finans sermayesinin dolays›z egemenli¤ine sokarak, “d›fla dönük model”e geçerlilik kazand›rmak. Asl›nda bu “neo-liberal” politikalarla ortaya ç›kan durum; Lenin’in emperyalizmin kapitalizmin tekelci aflamas› oldu¤u tespitiyle uyum halindedir. Ne diyordu Lenin yoldafl: “Kapitalizmin küçük tefeci sermayesiyle bafllayan genifllemesi; dev boyutlara ulaflm›fl tefeci sermayesiyle tamamlan›yor.” Bugün dünya üzerinde yaflanan sald›rganl›¤›n, kamplaflmalar›n, çeliflkilerin, arka plan›nda emperyalist kapitalizmin krizi ve bu krize çözüm ad› alt›nda uygulanan politikalar›n arkas›nda bu gerçek yatmaktad›r. Uygulanan bu politikalar sonucunda hem emperyalist kapitalist ülkelerde kitle hareketleri, hem de yar›-sömürge ülkelerde emperyalist politikalara ve bu politikalar›n ülkede uygulay›c›lar›na karfl› çeflitli kitle hareketleri ve bununla beraber silahl›, silahs›z çeflitli hareketler geliflmeye bafllam›flt›r. Bu durum egemen s›n›flar›n proletaryan›n ve ezilen halklar›n iktidarlar›n›n birer


birer modern revizyonistler taraf›ndan gasp edilmesiyle yaflad›klar› geçici rahatl›¤› da ortadan kald›rm›flt›r. “A¤aç sükunetten hofllanabilir ancak rüzgar hiç dinmeyecektir” sözü bir kez daha kendini olanca ç›plakl›¤›yla ortaya koymufltur. Baz› flarlatanlar taraf›ndan “küreselleflme” olarak adland›r›lan ve alk›fllanan bu durumun, emperyalist sermayenin bu politikalar›n›n “en iyi” ve “en yararl›” flekilde uygulanmas› anlam›na geldi¤ini ve bu yönelimin ayn› zamanda kendi içinde “küresel bir kriz bar›nd›rd›¤›n› göremeyecek kadar körlefltiklerini ifade etmek gerekir. Öte yandan, emperyalist sermayenin dünyan›n her noktas›na an›nda ulaflabilme yetene¤i kazanmas›n›n, tekellerin dünyan›n en ücra bölgelerine dahi ürün pazarlamas›n›n, tüketimin teflvikini amaçlayan araçlar›n h›zl› gelifliminin, (internet eriflimi, iletiflimin h›zlanmas›, sermayenin ihtiyac› do¤rultusunda yap›lan “yeni” bulufllar vb.) emperyalist kapitalizmin bu kriziyle birebir ilgili oldu¤unu görememek anlam›na gelmektedir. Emperyalizm bu krizini yönetebilmek için baflvurdu¤u bu yöntemler ise komünistler aç›s›ndan y›llar önce bilinen ve iflaret edilen yöntemlerdir. Önderlerimiz Komünist Manifesto’da sermayenin bu bunal›m›n› nas›l aflt›¤›na dair soruya flöyle yan›t veriyorlard›: “Peki, burjuvazi bu bunal›mlar› nas›l atlat›yor? Bir yandan üretici güçlerin büyük bir k›sm›n› zorla yok ederek; öte yandan yeni

pazarlar ele geçirerek ve eskilerini de daha kapsaml› bir biçimde sömürerek. Yani, daha yayg›n ve daha y›k›c› bunal›mlar haz›rlayarak ve bunal›mlar› önleyen araçlar› azaltarak.” Ve yine benzer tespitleri Marks, ünlü eseri Kapital’de, “üretimin d›fla dönük alanlara do¤ru yay›lmas›” ulafl›m ve iletiflimdeki geliflmelerle birlikte “sermayenin d›fl pazarlar› ele geçirmesi” ifadelerini kullanarak, sanki bugüne dair göndermeler yapmaktad›r. Emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u bu durum, onun flu veya bu biçimde ama flaflmaz bir flekilde enternasyonal proletaryaya ve ezilen halklara dönük sald›r›s›n› beraberinde getirmektedir. Bu bir niyet sorunu de¤ildir. Emperyalist sermaye hareketinin do¤al bir sonucudur. Emperyalist sermaye kendini yeniden ve yeniden üretebilmek için d›fla do¤ru yay›lmak, yeni yeni pazarlar bulmak zorundad›r. Bu durum da onu sald›rgan yapmaktad›r. Örne¤in emperyalist kapitalizmin enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›na yönelik tam bir sald›r› arac› olan NATO’nun yeniden yap›land›r›lmas› sürecinde bu karfl›-devrimci askeri güç, “21. yüzy›l ayaklanmalar yüzy›l› olacak” tespitinden hareketle “savunma amaçl› önleyici vurufl/müdahale” kavram›yla yeniden yap›land›r›lm›flt›r. Bu ise önümüzdeki y›llarda emperyalist kapitalizmin kendi ç›karlar› aç›s›ndan tehlikeli gördü¤ü her geliflmeye, harekete ve devlete “savunma” ad› alt›n-

da müdahale etme yöneliminde oldu¤unu göstermektedir. Nitekim bu kavramdan hareketle emperyalist kapitalizm bir dizi ülkeye müdahale etmifl, NATO güçleri bu ülkelerde “bar›fl gücü” olarak konumland›r›lm›flt›r. Görülece¤i üzere emperyalist kapitalizmin önümüzdeki y›llara dair yönelimi son derece aç›kt›r. Bu yönelimini ise “21. yüzy›l ayaklanmalar yüzy›l› olacak” fleklinde aç›k aç›k dile getirmekten çekinmemektedir. Bu ifadeler ise beraberinde önümüzdeki y›llarda emperyalist kapitalizmin enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›na yönelik sald›rganl›¤›n›n, iflgal ve talan politikalar›n devam edece¤ini göstermektedir. Emperyalizmin bu yönelimi ise, komünistler aç›s›ndan bilinmeyen olgular ya da yeni tespit edilen geliflmeler de¤ildir. Baflkan Mao emperyalist sermayenin bu hareketini ve genel davran›fl›n› ‘sald›r›yenilgi-toparlanma-sald›r› ve yine yenilgi, yok olana dek’ olarak aç›klad›¤›nda tam da bugün bize, emperyalist sermayenin hareket tarz›n› ve yaflananlar› göstermektedir. Görülece¤i üzere komünistler daha bafl›ndan itibaren emperyalist sermayenin nas›l bir hareket tarz› içinde olabilece¤inin alt›n› çizmifllerdir. Tam da bu nedenle bugün yaflananlar› kapitalist ekonominin bu afl›r› üretim krizi ile aç›klamamak, ya da baflka “teori”lerle aç›klamaya kalk›flmak ve çözümü kesinlikle kapitalizm ile s›n›rlamak, devrimci olma özelli¤ini de kazanamamak/yitirmek anla-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

17


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

18 m›na gelecektir/gelmektedir. Emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u kriz ve bu krizi aflma yönlü kimi emperyalist ülkelerin att›klar› ad›mlar, beraberinde emperyalistler aras› çeliflkilerin keskinleflmesini ve emperyalistler aras› bir bloklaflma sürecini de beraberinde gelifltirmektedir. Yani, bugün pek çoklar›nca ifade edilen “tek kutuplu dünya” söylemi do¤ru ve yerinde bir belirleme de¤ildir. Bugün bafl›n› çeflitli emperyalist güçlerin çektikleri “çok kutuplu bir dünya” gerçe¤iyle karfl› karfl›yay›z. Emperyalistler aras› bu kutuplaflmay› flöyle tan›mlayabiliriz; Birinci saflaflma, bafl›n› ABD ve ‹ngiltere ortakl›¤›n›n çekti¤i, Japonya ve Kanada’n›n önemli müttefik olarak saf tuttu¤u emperyalist ortaklaflma; ‹kinci saflaflma, bafl›n› Almanya ve Fransa’n›n çekti¤i Bat› ve Orta Avrupal› AB Devletleri ve Üçüncü saflaflma, bafl›n› Rusya ve Çin’in çekti¤i “fiangay Befllisi-Alt›l›s›” etraf›nda örülmeye çal›fl›lan ittifakt›r. Ancak önemle ve dikkatle alt›n› çizmek gerekir ki bu saflaflma ve kutuplaflmalar emperyalist ç›karlara göre yer de¤ifltirme özelli¤ini kendi içinde bar›nd›rmaktad›r. Yani bugün bir safta olan emperyalist güç, yar›n karfl› safta olma dinami¤ini içinde bar›nd›rmaktad›r. ‹fade etti¤imiz bu saflaflman›n oda¤›nda emperyalist ç›kar ve hegemonya mücadelesi bulunmaktad›r. Ve bu durum da do¤al olarak bu emperyalist saflaflman›n hareket tarz›n› belirlemede belirleyici olmak-

tad›r. Bunun d›fl›ndaki birlikler ve ortaklaflmalar bu hegemonya mücadelesinin yörüngesinde ve bölgesel düzeyde gerçeklefltirilmektedir. Bugün yerkürede yaflanan, önderli¤ini ABD emperyalizminin çekti¤i, ‹ngiliz emperyalizminin de aktif bir biçimde destek sundu¤u, “koalisyon güçleri”nin sald›rganl›¤›n›n arka plan›nda, emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u durum belirleyici bir etken olarak öne ç›kmakla birlikte; ABD ve ‹ngiltere’nin bu sald›r› ve iflgal politikalar› süreçteki hegemonik üstünlü¤ünü devam ettirme amac›n› da içermektedir. Bu durum kaç›n›lmaz olarak, di¤er emperyalist birlikleri de kendi aralar›nda ittifaklar kurmaya ve daha h›zl› ad›mlar atmaya itmektedir. ABD ve ‹ngiltere’nin 11 Eylül 2001 sonras› sald›r› ve iflgal politikalar›n› daha ileri düzeyde, di¤er emperyalist güçlerle karfl› karfl›ya kalma pahas›na ve hatta bu güçlere de meydan okuyarak gelifltirmesinin arka plan›nda, dünya kamuoyunda s›kça ileriye sürüldü¤ü üzere, esas olarak enerji kaynaklar›n›n kontrol edilmesi sebebi yatmamakta-

d›r. Bu sebebi de etkili olarak içine alan biçimde esas belirleyici olan, emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u durum ve önümüzdeki y›llara iliflkin önlem alma çabas›d›r. Enerji kaynaklar›n›n kontrolünün ele geçirilmesi bu anlam›yla önemli bir etken olmakla birlikte, belirleyici olan emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u durum ve emperyalist güçler aras›ndaki çeliflkidir. Enerji kaynaklar›n›n kontrol edilmesi bu anlam›yla emperyalistler aras›ndaki mücadelede bir sonuçtur. Çarp›c› ve yerinde bir örnek olmas› aç›s›ndan, bugün emperyalist sermayenin önemli temsilcilerinden olan ABD emperyalizminin 11 Eylül sald›r›lar›ndan sonra giriflti¤i sald›r› ve iflgal politikas›n›n alt›nda yatan esas neden olarak, ekonomisinin resesyona (durgunluk) girme tehlikesinin bertaraf edilmesi gösterilebilir. ABD emperyalizminin, sermayenin içinde bulundu¤u krizi aflmak ve durgunluk tehlikesini bertaraf edebilmek için, 11 Eylül sald›r›lar›n› gerekçe göstererek “terörle mücadele”, “özgürlük”, “demokrasi götürmek” söylemi


ile yöneldi¤i ve önce Afganistan ard›ndan da Irak’› iflgal ederek yürüttü¤ü sald›rganl›k ve iflgal politikas›, ekonomisindeki büyüme h›z›n› % 3,5 art›rm›flt›r. Bu, sonuç itibar›yla olsa da çarp›c› bir veri sunmaktad›r. ABD emperyalizmi, hem içinde bulundu¤u ekonomik durum, hem de di¤er emperyalist güçlerle giriflti¤i hegemonya mücadelesi sonucunda, önümüzdeki süreçte de enternasyonal proletaryaya ve ezilen dünya halklar›na yönelik sald›rganl›¤›na devam edece¤inin iflaretlerini fazlas›yla vermektedir. Bu ise baflta ABD ve ‹ngiltere ekonomisinin içinde bulundu¤u durum olmak üzere, kapitalist-emperyalist sistemin; emperyalistler aras› hegemonya savafl›n›n zorunlu hale gelmifl politikas› olarak de¤erlendirilmelidir. ABD emperyalizminin d›fl politikas›na yön veren belgelerden biri olan ve dört y›ll›k haz›rlanan Savunma Gözden Geçirme Raporu’nda (QDR 2005) ifade edilenler bu yarg›m›z› güçlendirir niteliktedir. QDR–2005, ABD emperyalizminin 2001 sonras› gerçeklefltirdi¤i sald›rganl›¤›n (ki bu sald›rganl›kta QDR–2001 üzerinden gerçeklefltirilmiflti) teori ve prati¤i üzerinden yükselmektedir. Bu raporda ABD emperyalizmi daha önceden sald›rganl›¤›na gerekçe yapt›¤› “terörizme karfl› savafl’’, “önleyici vurufl’’, tüm co¤rafyalar›n ABD ordusuna aç›k olaca¤› varsay›m› gibi kavramlara, QDR-2005’te ek olarak kitle imha silahlar›, haydut

devletler, do¤al felaketler gibi kavramlar ön plana ç›kar›lmaktad›r. Raporda ayr›ca ABD emperyalizminin iki büyük savafl› ayn› anda sürdürebilme kapasitesiyle birlikte, birçok ülkede, çok say›da özel harekât sürdürebilmeyi, bunu gerçeklefltirirken de, kendi ülkesinde, do¤al nedenlerle, ya da terörist sald›r› sonucunda oluflmufl büyük bir felaketin sonuçlar›yla da bafl edebilecek bir kapasite oluflturma amaçlanmaktad›r. QDR-2005’te yer verilen, ABD’nin küresel çapta bir “Uzun Savafl’’ içinde oldu¤u belirlemesi bulunmaktad›r. “Uzun Savafl” kavram›n›n esas olarak enternasyonal proletaryaya ve ezilen dünya halklar›na, tali olarak da di¤er emperyalist güçlere yönelik bir kavram olarak kullan›ld›¤›n› rahatl›kla söyleyebiliriz. Kullan›lan bu ifade (ve kuflkusuz di¤er birçok ifadeyle birlikte) ABD emperyalizminin enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›na yönelik sald›rganl›¤›n›n tüm h›z›yla sürdürülece¤ine, öte yandan ise ABD emperyalizminin di¤er emperyalist güçlerle çeliflkisinin devam edece¤ine iflaret etmektedir. Bahsini etti¤imiz ve ABD emperyalizminin d›fl politikas›na yön veren raporda, ABD emperyalizminin Afganistan ve Irak iflgallerinde gerekçe olarak kulland›¤› ‘terörizme karfl›’’ kavram›n›n de¤ifltirildi¤ini görmekteyiz. Bu kez bu kavram›n yerine, çok daha “genifl” ve “özgürce” yorumlanacak baflka kavramlar kullan›lmaktad›r.

Bunlar ise; “terörü yöntem olarak seçmifl’’, “afl›r› uçlar’’ (extremists) kavramlar›d›r. Böylelikle ABD emperyalizmi emperyalist iflgal ve sald›r› politikas›n›n kapsam›n›, hem kendisine hem de müttefiklerine, dolay›s›yla Bat› merkezli, emperyalist kapitalist sisteme karfl› yönelik tüm tehditleri (yine raporda ifade edilen kelimelerle “teröristler küreselleflmeye karfl›d›r’’), kapsayacak bir biçimde geniflletmektedir. Raporda ifade edilen tüm kavramlar› bir arada düflündü¤ümüzde, ABD emperyalizminin önderli¤ini yapt›¤› emperyalist güçlerin önümüzdeki y›llarda, emperyalist iflgal ve sald›rganl›klar›n› sürdüreceklerini ifade edebiliriz. Üstelik bunun yan›nda daha da önemlisi, burjuva ideologlarca haz›rlanan bu raporda, yer verilen “afl›r› uçlar”, “terörü yöntem olarak seçme” gibi kavramlarla; emperyalist güçlerin önümüzdeki süreçte kendinden olmayan, kendine muhalif olan ve özellikle de kendi ideolojik yaklafl›m›n›n d›fl›nda olan ve silahl› mücadele yürüten her örgütlenmeye, gruba, siyasi partilere ve devletlere karfl› aç›k bir savafl yürüteceklerini ilan etmektedirler. Bunun anlam›, ad› geçen bu emperyalist güçlerin önümüzdeki süreçte bu kavramlar› ileri sürerek, baflta enternasyonal proletarya ve ezilen halklar›n iktidar talepli mücadeleleri olmak üzere, kendi hegemonik gücüne karfl› mücadele eden her gücün, her örgütlenmenin, her devletin sald›r› ve iflgal tehdidi alt›nda olmas›d›r.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

19


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

20 Burjuva ideologlarca emperyalist karargâhlarda haz›rlanan bu tezlerle, emperyalist kapitalist sistemin içinde bulundu¤u durumu aflma prati¤inin teorik altyap›s›n› oluflturmak hedeflenirken; öte yandan “terörizme karfl› savafl” gerekçe gösterilerek daha baflka kazan›mlar da elde edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bunlardan birincisi, emperyalist devletler “terörizmle” ve “terörle mücadele” ad› alt›nda kendi ülkelerinde enternasyonal proletarya ve halklara yönelik olarak, burjuva özgürlükleri k›s›tlay›c› yeni yasalar ç›kartmaktad›r. Burjuva demokrasisine rahmet okutacak bu yasalar ile emperyalist devletler; kendi ülkelerinde uygulad›klar› neo-liberal politikalar›n sonuçlar›n›n yaratt›¤› sosyal ve siyasal çeliflkilerin do¤al bir sonucu olarak, içteki s›n›f mücadelesinin keskinleflmesiyle birlikte yaflanacak geliflmeleri bast›rabilmek için daha flimdiden bu konuda yasal haz›rl›k yapmay› amaçlamaktad›r. Ve yine bu yasalarla bu ülkelerde bulunan enternasyonal proletarya ve halklar›n, emperyalistlerin bu iflgal ve sald›r› prati¤ine yö-

nelik gelifltirebilecekleri, “savafl karfl›t›” mücadelenin önü al›nmak istenmektedir. ‹kincisi ise, bu kavramlarla rakip emperyalist güçlerle giriflilen hegemonya mücadelesinde at›lan her ad›m›n, iflgal ve sald›r›n›n, “terörle mücadele” ad› alt›nda meflrulaflt›r›lmas›, enternasyonal proletaryan›n ve ezilen halklar›n bu sald›r› ve iflgal politikalar›na tepkilerini minimum düzeyde tutmak amaçlanmaktad›r. Üçüncü olarak ise; yar›sömürge ülkelerde ulusal ve sosyal kurtulufl mücadeleleri veren, bu nedenle emperyalizme yönelen ve özellikle de silahl› mücadele yürüten örgütlenmeleri ve partileri terörist olarak tan›mlayarak, bu mücadeleleri bast›rma ve engellemeyi amaçlamaktad›rlar. Dünyan›n çeflitli bölgelerinde sürdürülen iktidar talepli Halk Savafllar›n›n burjuva ideologlarca haz›rlanan “afl›r› uçlar” ve “terörü yöntem olarak seçmifl” biçimdeki kavramlarla mahkum edilmeye çal›fl›lmakta ve bu mücadelelere müdahale etmenin “hakl›” ve “meflru” gerekçesi böylelikle sa¤lanm›fl olmak-

tad›r. Dünya üzerinde bugün yaflanan geliflmeleri de¤erlendirdi¤imizde bu yarg›m›z›n önemi daha da artmaktad›r. Sosyalist maskeli bürokrat devletlerin yüzlerindeki maskeyi ç›kar›p atmalar›ndan sonra yaflanan yo¤un ideolojik sald›r›n›n ard›ndan, özellikle sosyalizmde yaflanan bu geriye dönüfllerin do¤ru ve bilimsel çözümlemesini yapan Marksist-Leninist-Maoist partilerin önderli¤inde baz› ülkelerde enternasyonal proletarya ve ezilen halklar›n mücadelesinin yükselmesi ve bununla birlikte emperyalist kapitalist sistemin uygulad›¤› politikalar sonucunda açl›k, yoksulluk, iflsizlik ve daha bir dizi sonucun daha da a¤›rlaflmas›, bu sonuçlara bir de emperyalist kapitalist sistemin gerçeklefltirdi¤i sald›r› ve iflgal politikalar›n›n eklenmesi, dünyay› giderek daha da yaflanmaz bir hale büründürmesi, enternasyonal proletaryan›n ve ezilen dünya halklar›n›n emperyalizme, kapitalist sisteme ve her türden gericili¤e karfl› tepkilerini, mücadelelerini artt›rd›. Bu durum bir yandan dünya halklar›n›n “küreselleflme karfl›t›” bir mücadele yükseltDünyan›n çeflitli bölgelerinde sürdürülen iktidar talepli Halk Savafllar›n›n burjuva ideologlarca haz›rlanan “afl›r› uçlar” ve “terörü yöntem olarak seçmifl” biçimdeki kavramlarla mahkum edilmeye çal›fl›lmakta.


mesini beraberinde getirirken, baz› ülkelerde MarksistLeninist-Maoist partilerin önderli¤inde ve baz› ülkelerde de, reformist, halkç› hareketlerin önderli¤inde yürütülen mücadelelerin geliflmesini beraberinde getirdi. Bu ise bugün dünya üzerinde devrimle karfl› devrim aras›nda k›yas›ya bir savafl yaflanmas› ve s›n›f mücadelesinin keskinleflmesi anlam›na gelmekteydi. Bu keskinleflme, kendisini özellikle emperyalizmin yar›-sömürgesi olan ülkelerde çok daha net olarak ortaya ç›kard›. Kapitalist emperyalist sistemin do¤as›nda var olan iç çeliflkiler ve eflitsiz geliflme yasas› gere¤i, emperyalist sisteme yönelik en etkili karfl› durufllar, bask› ve sömürü alt›nda tuttu¤u, iflgal etti¤i, yar›-sömürgelefltirdi¤i ülkelerde geliflmektedir. Bu ülkeler özellikle ikinci paylafl›m savafl›ndan sonra devrimin f›rt›na merkezleri olma özelli¤ine sahiptir. Bugün yerkürede Marksist-Leninist-Maoist partiler önderli¤inde sürdürülen Halk Savafllar›n›n giderek güçlenmesi ve var olan gerici iktidarlara alternatif yeni iktidarlara ad›m atmas›; Latin Amerika’n›n baz› ülkelerinde anti-emperyalist, sol hatta sosyalist söylemlerle sahte reformistlerin seçim zaferleri elde etmesi; kimi iflgal alt›ndaki baz› ülkelerde ise ulusal ve iflgal karfl›tl›¤› temelinde verilen silahl› mücadelelerin emperyalizme ve iflbirlikçilerine darbe vuran ve kay›p verdiren bir biçimde devam etmesi, s›n›f mücadelesinin tüm yak›c›l›¤›yla devam etti-

¤ini ve devrimin f›rt›na merkezlerinin sömürge yar›-sömürge ülkeler oldu¤unu bir kez daha ortaya koymaktad›r. Bu durum ise yukar›da de¤indi¤imiz emperyalizmin kavramsallaflt›rd›¤›, “terörü yöntem olarak seçmifl”, “afl›r› uçlar” vb. kavramlar›yla birlikte ele al›nd›¤›nda; enternasyonal proletaryan›n ve ezilen halklar›n emperyalizme ve her türden gericili¤e karfl› mücadelelerine karfl› emperyalist kapitalist sistemin bütün k›y›c›l›¤›yla ve vahfletiyle amans›z bir karfl›devrimci “uzun savafl” yürütmesini beraberinde getirmektedir. Emperyalist kapitalist sisteme önderlik etmeye çal›flan ABD emperyalizminin yürüttü¤ü bu “Uzun Savafl”la, katledilen, iflkence edilen, ambargo uygulanarak yoksullu¤a itilen ezilen halklar; emperyalist ç›karlar do¤rultusunda bu türden uygulamalara maruz b›rak›lmalar› karfl›l›¤›nda, kendi önderliklerini yaratarak yükselttikleri mücadele (özellikle silahl› mücadele) emperyalistler taraf›ndan “terör”, “afl›r› uçlar” olarak tan›mlanarak müdahale etme gerekçesi yap›lmaktad›r. Burada önemli bir vurgu yapmak da gerekmektedir. Bugün baflta ABD olmak üzere emperyalistler taraf›ndan kavramsallaflt›r›lan “terörle mücadele” söylemi ile hedef gösterdi¤i ve mücadele etti¤ini ileriye sürdü¤ü “‹slamc› teröristler” olgusu emperyalizmin müdahalelerini, iflgal ve sald›r› politikalar›n› gerçeklefltirmek için politik bir argüman olarak da kullan›lmaktad›r. Çünkü bizler bi-

liyoruz ki ‹slamiyet de di¤er dinler gibi emperyalistler aç›s›ndan ezilen dünya halklar›n› uyuflturmaya, kendi kontrolleri alt›nda tutmaya yarayan gerici bir felsefeye sahiptir. Emperyalizm ve onun ideolojisi, ‹slam gericili¤iyle ideolojik akrabal›k içindedir. Bugün emperyalizme karfl› oldu¤u ileri sürülen baz› ‹slami anlay›fl ve ak›mlar güdük bir anti-emperyalizm (esas olarak anti-Amerikanc›) durufl içerisindedir. ‹deolojik durufl itibariyle gerici olan ‹slamc› ak›mlar genifl kitleleri etkilemekle birlikte, tam da bu gerici durufllar› nedeniyle emperyalistler aç›s›ndan ciddi bir tehlike oluflturmamaktad›r. Bugün emperyalizmin “bafl düflman” ilan etti¤i, ‹slamc› köktendinciler emperyalizm ve her türden gericilik aç›s›ndan kolayl›kla maniple edilebilir durumdad›r. ‹slamc›lar›n geçmiflte özellikle komünist ve devrimci harekete yönelik emperyalizm taraf›ndan etkili biçimde kullan›ld›¤› iyi bilinmektedir. Emperyalizm aç›s›ndan iflgal ve sald›r› politikas›n›n “H›ristiyanl›k ve ‹slamiyet”, “dinler aras› savafl”, “medeniyetler aras› savafl” olarak adland›r›lmas› ve ‹slami örgütlenmelerin “terörist” olarak tan›mlanmas›, iflgal ve sald›r› politikalar›na gerekçe bulmas› olarak de¤erlendirilmelidir. ‹slamc› ak›mlar genifl kitleleri etkilemekle birlikte, sahip olduklar› gerici ideolojik dünya görüflü ve felsefeleri nedeniyle emperyalizm aç›s›ndan esas itibar›yla ve stratejik aç›dan ciddi bir tehlike de¤ildirler. Bu gerçeklikler, hiç kuflku-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

21


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

22 suz, kimi ‹slami hareketler önderli¤inde Irak, Filistin, Afganistan ve Lübnan’da emperyalist ve Siyonist iflgale karfl› halk›n yürüttü¤ü direnifl hareketlerinin özünü karartan ve bu direnifllerin desteklenmemesini gerektiren bir politikay› sonuçlamaz. ‹flte bu nedenle özellikle belirtmek gerekir ki; emperyalist sermayenin yerkürede uygulamaya koydu¤u neo-liberal politikalar ekonomik anlamda oldu¤u kadar sosyal anlamda da kitleleri gelecek güvencesinden yoksun duruma düflürmektedir. Milliyetçilik, kökten dincilik, ›rkç›l›k ve yabanc› düflmanl›¤› bu zeminde yükselmektedir. ‹flte emperyalistlerin ortaya att›¤› “terör tehlike”si bu zemine dayanmaktad›r ve hepsini bir araya getiren de bu zemindir. Bunun d›fl›nda dile getirilen di¤er noktalar (kimyasal ve nükleer silah tehlikeleri, kitle imha silahlar› vb.) emperyalistlerin kitleleri korkutma ve maniple etme arac› olarak kullan›lmaktad›r. Ve bu argümanlar yeri geldi¤inde (Afganistan ya da Irak’ta oldu¤u gibi) gerekli biçimlerde kullan›lmaktad›r. Bugün aç›s›ndan emperyalizmin sald›r› ve iflgal politikalar›na maruz kalan Afganistan ve Irak’ta ‹slamiyet’in etkili olmas›, emperyalizmin sald›r›s›n›n sadece ‹slam dinine mensup halklara yönelik oldu¤u anlam›na gelmemelidir. Emperyalist sald›rganl›¤›n hedefinde hangi dinden olursa olsun bir bütün olarak enternasyonal prole-

tarya ve ezilen dünya halklar› vard›r. ‹slamiyet’in ön plana ç›kar›lmas›, bugün aç›ndan emperyalist hegemonya mücadelesinin sürdü¤ü baz› bölgelerde ‹slam dininin etkisiyle alakal›d›r ve belirleyici de¤ildir. MLM’ler; dünya üzerinde var olan geliflmelerden hareketle, yerkürede üç ana çeliflkinin ön plana ç›kt›¤› görüflündedir. Bunlar; ezilen dünya halklar› ile emperyalizm ve tüm yerli iflbirlikçileri ara-

s›ndaki çeliflki, burjuvazi ile proletarya aras›ndaki çeliflki ve emperyalistlerin kendi aralar›ndaki çeliflki. (Bunlara ek olarak geçmifl süreçten ç›kard›¤›m›z derslerden hareketle, flu an belirleyici bir durumda olmayan ancak önümüzdeki süreçte ortaya ç›kmas› ihtimal dâhilinde olan sosyalist sistemle kapitalist sistem aras›ndaki çeliflkiyi ifade etmek gerekir. Bugün yerkürede sosyalist bir ülke yoktur. Ancak böyle bir ülkenin olmamas›, ya da sosya-

list sistem ile kapitalist sistem aras›ndaki bir çeliflkinin olmamas›, bizim böyle bir çeliflkinin ortaya ç›kaca¤›na dair bir ifadede bulunmam›z›n önünde bir engel de¤ildir.) Partimiz bu üç çeliflkinin içerisinde emperyalizmin varl›¤› ve somut yönelimi nedeniyle birinci çeliflkinin en önemli çeliflki; bafl çeliflki oldu¤u görüflündedir. Bilinece¤i üzere; proletarya ile burjuvazi aras›ndaki çeliflkinin çözümü sosyalist devrimle gerçekleflir. Emperyalistlerin kendi aralar›ndaki çeliflkinin çözümü ise onlar› dünyan›n yeniden paylafl›m› noktas›nda mücadeleye itmektedir. Bunun son dura¤› yeni bir emperyalist paylafl›m savafl›d›r. fiu an için emperyalistler aras› çeliflkiler keskinleflmekle birlikte emperyalist paylafl›m savafl›n›n gerçekleflmesi düzeyinde de¤ildir. Emperyalist güçler hegemonya mücadelelerini daha çok yar›-sömürge ülkeler üzerinden, bölgesel savafllarla yürütmektedirler. Bu durum ise emperyalizmle ve onlar›n yerli uflaklar›yla ezilen halklar aras›ndaki çeliflkiyi daha da keskinlefltirmektedir. Ya da tersinden bir ifadeyle ezilen dünya halklar› ile emperyalizm ve tüm yerli iflbirlikçileri aras›ndaki çeliflki bafl çeliflki olarak ortaya ç›kmakta, bu ise dünya üzerinde ulusal kurtulufl hareketlerin geliflmesine ve yeni demokratik devrimlere do¤ru giden bir süreci do¤urmaktad›r. Bu nedenle, emperyalistler aç›s›ndan esas tehlike, en-


ternasyonal proletarya ve ezilen halklar›n, Marksizm-Leninizm-Maoizm önderli¤inde yürütülen yeni demokratik devrim mücadeleleri ve iktidar talepli Halk Savafllar› olarak ortaya ç›kmaktad›r. Emperyalist kapitalizmin var olan yönelimi, yerküre üzerinde çeliflkileri artt›rmakta, s›n›f mücadelesini keskinlefltirmektedir. Emperyalist kapitalizmin uygulad›¤› ekonomik politikalar, iflgal ve savafl politikalar› beraberinde, yerkürede devrimci durumu, devrimin objektif flartlar›n› muazzam derecede art›rmaktad›r. Enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar› ile emperyalizm ve her türden yerli iflbirlikçi/uflak s›n›flar› aras›ndaki çeliflki belirleyicili¤ini günümüz koflullar›nda da sürdürmektedir. Emperyalist sermayenin uygulad›¤› neo-liberal politikalar ve yöneldi¤i iflgal ve sald›r› prati¤i, ezilen dünya halklar›n›n emperyalizm karfl›t› tavr›n›n geliflmesine yol açmaktad›r. Öncesinde, a¤›rl›kl› olarak kapitalist-emperyalist sistemin sonuçlar›na ve bu anlam›yla “küreselleflme”ye yönelen protesto hareketleri, günümüzde daha güçlü bir flekilde emperyalist politikalara yönelmektedir. “Küreselleflme” karfl›t› çeflitli eylemlerde emperyalizm vurgusunun artm›fl olmas›, “devrim” , “sosyalizm” ve “baflka bir dünya mümkün” sloganlar›n›n at›lmas› bunu göstermektedir. Emperyalizmin “küreselleflme” aldatmacas›n›n halklar üzerindeki etkisi yavafl yavafl k›r›lmaya bafllam›flt›r. Kapitalist-emperyalist

ülkelerdeki protesto eylemlilikleri ve bir dizi yar›-sömürge ülkede emperyalist politikalara karfl› geliflen halk hareketleri, dünya halklar›n›n emperyalizme bir bütün olarak karfl› durma yöneliminin somut ifadeleridir. Dünyan›n çeflitli ülkelerinde MLM partilerin emperyalizme ve yerli uflaklar›na karfl› gelifltirmifl olduklar› demokratik devrim mücadelesi bu süreçte enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar› üzerinde daha etkin bir rol oynamaktad›r/ oynayacakt›r. Dünya halklar› ile emperyalizm aras›ndaki çeliflkinin güçlü bir flekilde devrim lehine geliflmesini ifade eden MLM hareketler, yeni devrim hareketlerinin oluflmas›na ve güçlenmesine de katk› sunmaktad›r. Geliflmekte olan kendili¤inden hareketlerin MLM bir önderlikle birlefltirilmesi görevi, MLM partilerin önündeki en önemli görev olarak ortaya ç›kmaktad›r. Bu görevi baflar›yla gerçeklefltirebilmenin ön koflulu, MLM partilerin kendi ülke devrimlerini gelifltirmekten ve bununla birlikte, kendili¤inden hareketleri etkileyen reformist, revizyonist, troçkist ve anarflist ak›mlara karfl› uzlaflmaz mücadele yürütmekten geçmektedir.

Emperyalizmin Krizinin Yar›-sömürgelere ‹hrac› (Türkiye’de ve bölgede durum) Emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u kriz, ve bu krizi aflmak ad›na iflgal ve sald›r› da dahil olmak üzere

uygulanan neo-liberal politikalar hangi dinden ve hangi ulustan olursa olsun dünya halklar›n›n daha yo¤un sömürü, ya¤ma, sald›r› ve iflgal politikalar› ile karfl›laflmalar›na neden olmaktad›r. Tüm dünyada ve özellikle de yar›sömürge ülkelerde uygulanmakta olan emperyalist patentli neo-liberal politikalar, bu ülkelerdeki kaynaklar›n, emperyalist devletlere aktar›lmas›n› sa¤lamay› amaçlamaktad›r. Böylelikle yar›-sömürge ülkelerin daha da yoksullaflmas›, iflsizli¤in ve açl›¤›n artmas›, kalk›nma olanaklar›n›n ortadan kald›r›lmas›, yat›r›m imkanlar›n›n bütünüyle emperyalist güçlerin eline geçmesi sa¤lanmaktad›r. Bu ise “ulus devletlerin ortadan kalkt›¤›”, “dünyada s›n›rlar›n kalkt›¤›”, “dünyan›n küresel bir köye dönüfltü¤ü” vb. yo¤un ideolojik argümanlarla beslenen sald›r›larla beraber sürdürülmektedir. Bu yoksunlaflt›rma ve yoksullaflt›rma, emperyalist sermayenin içinde bulundu¤u ekonomik durgunlu¤un afl›lmas› ad› alt›nda var olan krizin yar›-sömürge ülkelere ihrac› politikas›n›n do¤al bir sonucudur. Emperyalizmin bu bunal›m›n› yar›-sömürge ülkelere aktarma ile çözebilme yönelimi içine girmesi ise beraberinde bu ülkelerde daha fazla y›k›m, daha fazla kölelefltirme ve daha fazla ba¤›ml›l›¤› getirdi. Bu politikalar yar›-sömürge ülkelerde emperyalist sermayenin neoliberal politikalar›n›n uygulanmas›n›n birer arac› olan IMF, Dünya Bankas›, Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumlar taraf›ndan yürütülmektedir.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

23


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

24 Yar›-sömürge ülkelerin ekonomisi, emperyalist sermayenin dayatt›¤› ve tüm “ulusal” pazar›n emperyalist sermayeye engelsizce aç›lmas›n› hedefleyen ekonomik yeniden yap›land›rmalarla birlikte ele al›narak, bu ülkeler mali aç›dan a¤›r bir borç yükü alt›na sokulmaktad›r. Böylelikle yar› sömürge ülkeler, emperyalist sermaye taraf›ndan daha fazla talan, sömürü ve ya¤maya u¤rat›lmakta ve adeta yeniden ve daha üst bir biçimde sömürgelefltirilmektedir. Bugün yar›-sömürge ülkelerde uygulanan ekonomik politikalar emperyalizmin bu afl›r› üretim krizinin etkilerini k›rmaya, krizin bu ülkelere ihrac›na ve bu sayede krizi toparlanma, ya da en az›ndan “idare edebilmeye” yönelik olarak ortaya at›lm›flt›. Ancak emperyalist sermayenin bu yönelime girmeden önce denedi¤i ilk yol farkl›yd›. Emperyalist sermayenin afl›r› üretim krizinin ilk y›llar›nda yani 1970’lerden itibaren yar›-sömürgelerde birikmifl sermaye, kapitalist ülkelere geri ça¤r›lm›flt›. Emperyalist sermayenin bu hareketi ise, yar›-sömürge ülkelerde, ekonomik bunal›mlar, k›r›lgan ve sürdürülemez ekonomiler yaratm›flt›. Bu durum bu ülkelerin proletaryas›na ve ezilen halklar›na a¤›r bir yoksullaflma, iflsizlik ve açl›k getirmiflti. Bu getiriye karfl› do¤al olarak geliflen kitle hareketlerini, emperyalistler ve onlar›n yar›-sömürge ülkelerdeki temsilcisi s›n›flar aç›k askeri faflist diktatörlüklere kadar varan önlemlerle “engellemeye” çal›flt›. Ancak bu “ön-

lemler” kitle hareketlerini vahfli bir terörle bast›rma görevini baflar›yla yerine getirirken, ekonomik çöküfl ve iflaslar› engelleyemedi. Emperyalist kapitalist ülkelerin birikmifl yo¤un sermayeyi kendi merkezlerine çekmeleri krize karfl› gösterilen ilk tepkiydi ve çözüm de¤ildi. Çünkü krizin nedeni afl›r› üretim ve birikmifl mali sermayeydi. Tekelci kapitalist devletlerin, birikmifl mali sermayeleri bulunduklar› merkezlere çekmeleri geçici bir çözüm gibi görünen ama özünde çözümsüzlü¤ü bar›nd›ran umutsuz bir giriflimdi.

ma yönelimine girdi. Daha önceden ifade etti¤imiz neoliberal politikalar›n yar›-sömürge ülkelerde uygulanmas› ve kapitalist merkezlerdeki birikmifl mali sermayenin buralara yöneltilmesi hedeflenerek var olan ekonomik durgunlu¤un afl›lmas› amaçland›. Ancak bu gerçeklefltirilmeden önce bu ülkelerde emperyalist sermayenin yeni yönelimine uygun altyap› oluflturulmaya çal›fl›ld›. Bundan amaçlanan, öz olarak emperyalist sermayenin önündeki bütün k›s›tlay›c› engellerin kald›r›larak, dizginsiz

Nitekim emperyalist sermayenin bu refleksinin çözüm olmad›¤› da k›sa sürede ortaya ç›kt›. Üretim krizinin bu önlemle çözülememesi, üstüne üstlük emperyalist sermayenin yeniden ve daha üst düzeyde gerçeklefltirilme ihtiyac› beraberinde, 20. yüzy›l›n son çeyre¤inde tam tersi bir yönelime girilmesini gerektirdi. Sermaye daha önceden komünist önderlerimizin de berrak bir flekilde ortaya koydu¤u gibi yeniden d›fla aç›la-

dolafl›m›n sa¤lanmas›yd›. Bu nedenle yar›-sömürge ülkelerde uygulamaya konulan bu ekonomik modele muhalefet edenler, ya da flu veya bu gerekçe ile direnenler, çeflitli yöntemlerle ve askeri darbelerle “ikna” edildiler. Böylelikle afl›r› üretim krizini aflmak ad› alt›nda bu ülkelere dayat›lan bu ekonomik model zorla, ekonomik y›k›m politikalar›yla kabul ettirildi. Ard›ndan da IMF, Dünya Bankas› gibi emperyalist sermayenin merkezi örgütleri


yönetiminde “neo-liberal” ekonomi politikalar› uygulanmaya baflland›. Yar›-sömürge ülke piyasalar›n›n, bu ekonomiye göre düzenlenmesi ve bu eksende “ithal ikameci” modelin yerine “ihracata dayal› geliflme” modeli piyasaya sürüldü. Bu ülkeler uygulanan bu yeni ekonomi politikalar›yla ciddi bir borç boyunduru¤u alt›na sokuldular. Emperyalist sermaye bu yönelimiyle, yine çözümsüzlük içinde çözüm aramaktayd›. Yar›-sömürge ülkelere dayat›lan bu ekonomik model, baz› ülkelerde ekonomik y›k›m ve beraberinde bu borçlar› ödeyememeyi; baz›lar›nda ise afl›r› bir yoksullaflmay›, sosyal ve siyasal çalkant›lar› beraberinde getirdi. Neo-liberal politikalar›n ülkemizdeki yans›mas› da benzer bir biçimde gerçekleflti. 1980 Askeri Faflist Cuntas› esas olarak emperyalist sermayenin bu amac›n›n gerçeklefltirilmesinin bir ürünüydü. Askeri darbeyle var olan halk muhalefeti a¤›r bir faflist terörle ezildi. Devletin yeniden yap›land›r›lmas›n›n ilk ad›mlar› olarak faflist bir anayasa kabul edildi. Bu süreçten sonra ekonomik alanda at›lan bütün ad›mlar ve devletin yeniden yap›land›r›lmas› emperyalist sermayenin bu yöneliminin gereklerini yerine getirmek üzere planland› ve hayata geçirildi. Türk hakim s›n›flar›, emperyalizmin bu yeni yönelimine uygun bir flekillenifl yaratabilmek için faflist orduyu ve militarist güçleri alabildi¤ine kulland›lar. Ülkemizde tam bir faflist terör uyguland›.

Halk kitleleri, devrimci ve komünist hareket uygulanan bu faflist terörle yenilgiye u¤rat›ld›. Bu yenilgi sonras›nda, Türk hakim s›n›flar› yeniden “demokrasiye” geçtiler, ancak askeri cuntan›n yazd›rd›¤› anayasa yürürlükte kald›. (Bugün üzerinden y›llar geçmesine ra¤men bu anayasan›n esasa iliflkin maddeleri de¤ifltirilmemifltir). Türk hakim s›n›flar›n›n parlamenter maskeli faflist bir diktatörlükten baflka bir anlam› olmayan “demokrasiye” geçmesiyle birlikte, seçimlerle ifl bafl›na getirilen bütün siyasal partiler emperyalist sermayenin bu yeni yöneliminin (di¤er ad›yla IMF ve Dünya Bankas› gibi kurulufllar arac›l›¤›yla uygulanan neo-liberal politikalar›n) baflar›yla uygulanmas›n›n birer memuru ifllevi gördüler. Bugün ülkemizde bu sürecin son aflamalar› gerçeklefltirilmektedir. Türk hakim s›n›flar›n›n emperyalizmin neo-liberal politikalar›n›n uygulanmas› için att›klar› ad›mlar, ülke içinde devrimci ve komünistler baflta olmak üzere her türlü muhalefete yönelik azg›n bir bast›rma ve ezme yönelimiyle eflgüdüm halinde sürdürülmektedir. Emperyalist neo-liberal politikalar›n uygulanmas›n›n güvencesi olan yasal düzenlemeler birer birer yasama organ› olarak adland›r›lan meclisten geçirilirken, ayn› tarihlerde devrimcilere ve komünistlere yönelik özellikle hapishanelerde sald›r› bafllat›l›yordu. Bir yandan halka karfl› neo-liberal politikalar›n öngördü¤ü sald›r›lar yasalaflt›r›l›rken öte

yandan ise hapishanelerde devrimciler ve komünistler katlediliyordu. Dönemin baflbakan› ise bu operasyonu; “hapishanelere hakim olmazsak, sokaklara hakim olamay›z” diye gerekçelendiriyordu. Bu sald›r›lar›n anlam› aç›kt›. Türk hakim s›n›flar›n›n emperyalist sermayenin ç›karlar› do¤rultusunda att›klar› ad›mlar, beraberinde ülke içinde iflçi s›n›f› ve ezilen halka yönelik a¤›r sonuçlar› içeren bir tablo ortaya ç›kar›yordu. Bu tablonun s›n›f mücadelesinin keskinleflmesini ve kitle hareketlerinin yükselmesini beraberinde getirece¤i aç›kt›. Nitekim tam da bu nedenle, Türk hakim s›n›flar› kitle hareketlerinin emperyalistlere ve kendilerine yönelmesini engellemek için en baflta, bu görevi yerine getirebilecek güçler olan devrimcilere ve komünistlere yöneldiler. Devrimci ve komünist tutsaklar hapishanelerde katledildi. Tutsaklar F tipi olarak adland›r›lan ve toplumdan tamamen tecrit etmeyi hedefleyen hapishanelere konuldu. Devrimci ve komünist tutsaklar katledildiler ve tecrit hapishanelerine konuldular ancak faflizm taraf›ndan teslim al›namad›lar. Bugün Türkiye hapishanelerinde tecrit ve tecrit terörüne karfl› mücadele, devrimci ve komünist tutsaklar taraf›ndan çeflitli biçimlerde sürdürülmektedir. Emperyalist sermayenin kendini yeniden üretebilmesi için di¤er yar›-sömürge ülkelere benzer biçimde at›lan bu ad›mlar, ülkemiz iflçi s›n›f› ve ezilen halk›na yönelik a¤›r

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

25


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

26

bir iflsizlik, yoksullaflma sosyal ve siyasal çalkant›lara yol açarken, di¤er yandan ise ülkemizin emperyalizmin sald›r› ve iflgal politikas›n›n yürütüldü¤ü bölge içinde olmas›, Türk hakim s›n›flar›n›n emperyalizmin daha yak›n ilgisine mahzar olmas›n› da beraberinde getirmektedir. Ülkemiz hakim s›n›flar› emperyalist kurulufllardan di¤er yar›-sömürge ülkelere nazaran daha fazla ilgi ve alaka görmektedirler. Ülkenin iç ve d›fl borçlar›, faflist devletin kuruluflundan bu yana en üst s›n›r›nda bulunmaktad›r. Buna ra¤men ülke topraklar›n›n, emperyalizmin iflgal ve sald›r› politikalar›na maruz kalan bölgede önemli bir stratejik konumda olmas›, TC devletinin emperyalist sermayenin kurumlar› olan IMF ve Dünya Bankas› vb. taraf›ndan kredilerle desteklenmesine yol açmakta, politik olarak da bölgede önemli bir rol oynamas› için çaba gösterilmektedir. Faflist TC devleti kuruluflundan itibaren emperyalizmin yar›-sömürgesi konumundad›r. Ülkemizde önceleri Alman emperyalizmi etkinken daha sonradan ‹ngiliz ve günümüzde de ABD em-

peryalizmi hakim güç konumundad›r. Faflist TC devleti bu konumuyla, emperyalizmin bölgedeki politikalar›n›n uygulay›c›s›, destekleyicisi bir politika izlemektedir. Ülke topraklar›n›n stratejik bir önem arz etmesi, ülkemizin Sovyetler Birli¤i’nde sosyalizmden geriye dönüfl yaflanmadan önceki zaman diliminde, Sovyetler Birli¤i’ne s›n›r olmas›, sosyalist kampa karfl› emperyalistler taraf›ndan konumland›r›lmas›n›, desteklenmesini ve her türlü karfl›-devrimci faaliyetin gerçeklefltirildi¤i bir ülke olarak ele al›nmas›n› beraberinde getirmifltir. Bu konumu nedeniyle Faflist TC’nin silahl› kuvvetleri NATO’ya al›nm›fl, emperyalist yard›mlarla ordu daha da güçlendirilmifl ve teçhiz edilmifltir. Bugün NATO içinde ABD’den sonra en fazla askere sahip Türkiye’dir ve nüfusuna oranla çok yüksek say›da askere sahiptir. Ve dünyada ülke nüfusuna oranla bu denli say›sal olarak kalabal›k bir orduya sahip ülke yok denebilir. Türkiye; Rusya, ABD, Çin ve Hindistan’dan sonra beflinci s›ray› almaktad›r. Sovyetler Birli¤i’nde ge-

riye dönüflün yaflanmas› ve ard›ndan geliflen emperyalizm ile sosyal emperyalizm aras›ndaki hegemonya mücadelesinde, Türk hakim s›n›flar› emperyalizm (ve özellikle de ABD emperyalizmi) taraf›ndan baflar›yla kullan›lm›fllard›r. O dönem yaflanan geliflmelerde Türk hakim s›n›flar› bölge aç›s›ndan sosyal emperyalizme karfl› emperyalizmin mücadelesinde “yeflil kuflak” olarak adland›r›lan konsept çerçevesinde ele al›nm›fl, ekonomik olarak neo-liberal politikalar›n uygulanmas›, politik olarak da “yeflil kuflak” projesinin gerçeklefltirilmesi için askeri bir darbeyle yeniden yap›land›r›lmas›n›n önü aç›lm›flt›r. Gelinen aflamada TC devleti uygulanan bu politikalar ve emperyalizmin yar›-sömürge ülkesi olmas› vesilesiyle bölgede özellikle ABD emperyalizminin iflgal ve sald›r› politikalar›n›n önemli bir uygulay›c›s› konumundad›r. Faflist TC devleti emperyalist politikalar do¤rultusunda, NATO üyeli¤i gerekçesiyle dünyan›n çeflitli bölgelerinde asker konumland›rmaktad›r. Ve yine Faflist TC devleti Ortado¤u bölgesinde ABD emperyalizminin politikalar›n›n önemli uygulay›c›lar›ndan olan ‹srail devleti ile s›k› bir iliflki içindedir. Her iki devlet bölge halklar›na yönelik ABD emperyalizminin politikalar›n›n uygulay›c›s› konumundad›rlar. Bu görevleri daha baflar›l› gerçeklefltirebilmek için ortak tatbikatlar yap›lmaktad›r. Bugün dünya üzerinde emperyalizmin sald›rganl›¤›n›n somut bir yans›mas› ola-


rak Ortado¤u’da gerçeklefltirilen emperyalist iflgal ve sald›r› politikas›na Türk hakim s›n›flar› tam destek vermektedir. Bu projede yer alacaklar›n›, desteklediklerini aç›klam›fllard›r. Büyük Ortado¤u Projesi olarak adland›r›lan projede Faflist TC devleti “›l›ml› ‹slam” kavram›yla “model ülke”, “örnek ülke” olarak gösterilmektedir. TC devleti ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin bafl›n› çekti¤i emperyalist güçlerin Irak’› iflgal etmesine tam destek vermifl, bunun için elinden gelen bütün çabay› harcam›flt›r. Bu do¤rultuda haz›rlanan “tezkere” ise özellikle oluflan iflgal ve savafl karfl›t› kitle hareketi karfl›s›nda ret edilmifltir. Tezkerenin ret edilmesi ve böylelikle Türk hakim s›n›flar›n›n Irak iflgalinde fiili olarak yer almalar›n›n engellenmesi “demokrasi”nin zaferi olarak ilan edilmifltir. Bunu ülkemizde baz› oportünist ve revizyonistlerin iddias›yla “demokrasi”nin zaferi olarak ilan etmek tam bir körlüktür. Olan fley baflta kitle hareketinin Türk hakim s›n›flar› üzerinde yaratt›¤› bask› ve emperyalist güçler aras›ndaki ç›kar çat›flmas›n›n (ABD, ‹ngiliz emperyalizmi ve AB emperyalizmi) Türk hakim s›n›flar›na yans›mas›d›r. Bu etkenler nedeniyle Türk hakim s›n›flar› ABD ve ‹ngiliz emperyalizmiyle Irak’›n iflgalinde “yasal” olarak (görünürde) yer almam›flt›r. Ancak buna ra¤men gerek ülke topraklar›nda bulunan emperyalist üsler ve gerekse de hava sahas› emperyalist koalisyon güçlerinin kullan›m›na aç›l-

m›flt›r. Bu anlam›yla Türk hakim s›n›flar› emperyalistlerin Irak iflgaline sözde fiili destek vermemifl (asker göndermemifl) buna ra¤men üsleri ve hava sahas›n› kulland›rarak, emperyalist güçlerin Irak’› bombalamas›, ikmal ve asker de¤iflimi yap›lmas› gibi imkanlar›n kullan›lmas›na aktif destek vermifltir. Bugün de Irak’›n emperyalist politikalar do¤rultusunda “yeniden yap›land›r›lmas›”nda Türk hakim s›n›flar› aktif bir çaba içerisindedirler. Ancak bu durum Türk hakim s›n›flar› aç›s›ndan “b›çak s›rt›” denilebilecek bir pozisyonda yürütülmektedir. Çünkü bölgede emperyalist politikalar do¤rultusunda flekillendirilen süreç beraberinde Türk hakim s›n›flar›n›n ilan etti¤i ancak emperyalistler karfl›s›nda hiçbir anlam› olmayan “k›rm›z› çizgilerin” iflas›na yol açmaktad›r. Türk hakim s›n›flar›n›n bir dönem “savafl gerekçesi” olarak ilan ettikleri, Irak Kürdistan’›nda bir Kürdistan devletinin oluflumunun yavafl yavafl ortaya ç›kmas›, beraberinde Türk hakim s›n›flar›n› kayg›ya ve telafla itmektedir. Çünkü böyle bir oluflum hem bölge ülkeleri aç›s›ndan (‹ran, Suriye) hem de TC aç›s›ndan y›llardan beridir Kürt ulusu üzerinde uygulad›klar› ulusal bask›y› etkileyecek ve bölgede yeni geliflmelere kap› aralayacak bir durumdur. Üstüne üstlük ülkemizde yürütülen ulusal eksenli gerilla mücadelesinin, önderli¤inin emperyalistler taraf›ndan yakalanarak, Türk hakim s›n›flar›na verilmesi ve yaflanan süreçle birlikte ulusal hareketin

ulusal reformist hatta girmesiyle belli oranda rahatlayan Türk hakim s›n›flar›, emperyalist politikalar do¤rultusunda da olsa kurulan bir Kürdistan devleti gerçe¤i karfl›s›nda bu rahatl›klar›n› çok uzun sürdürememifllerdir. Var olan bu geliflmeler ve emperyalist politikalar, bölge ülkelerini do¤rudan etkilemektedir. Türk hakim s›n›flar›, bir yandan TC s›n›rlar› içerisinde ezilen ba¤›ml› ulus olarak y›llardan beridir inkar etti¤i, asimilasyona tabi tuttu¤u Kürt varl›¤›n› anayasal düzeyde olmasa da kabul etmek zorunda kalm›flt›r. Bölgede yaflanan bu geliflmeler yeni ve daha üst çeliflkilerin ortaya ç›kmas›na yol açmaktad›r. Önümüzdeki süreçte Türk hakim s›n›flar›, baflta Ortado¤u ve Kafkaslar olmak üzere stratejik konumda olan bölgelerde, emperyalist politikalar›n çeflitli yöntemlerle (askeri, politik, ekonomik vb.) uygulanmas› için ellerinden gelen çabay› göstereceklerdir. Çünkü Türk hakim s›n›flar›n›n iktidarlar›n›n devam›, emperyalist sermayenin deste¤iyle sürdürülmektedir. Bu deste¤in varl›¤› Türk hakim s›n›flar› aç›s›ndan yaflamsal önemdedir. Bu nedenle emperyalizmin bölgedeki son yönelimine paralel, ‹ran ve Suriye gibi ülkelere yönelik politikalar›nda flu veya bu biçimde yer alacaklard›r. Bu yer alman›n biçimi ise o anki koflullara, ç›karlara göre belirlenecektir. Ülkemizin emperyalizmin yar› sömürgesi olmas› beraberinde emperyalistler ara-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

27


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

28 s›ndaki çeliflkilerde ve ittifaklarda da kullan›lmas›n› getirmektedir. Son y›llarda Faflist TC’nin Avrupa Birli¤i içinde yer alma çabas› bununla ilgilidir. Türk hakim s›n›flar› AB üyeli¤i için yo¤un bir çaba sarf etmektedir. ABD emperyalizmi ve onun yörüngesinde olan bir dizi AB ülkesi de bu üyeli¤i desteklemektedir. Bu deste¤in nedeni, faflist TC’nin ABD emperyalizmi için AB içinde bir Truva At› rolü oynamas› politikas›d›r. Bu gerçe¤in fark›nda olan AB emperyalizmi bir yandan Türk hakim s›n›flar›n› oyalarken öte yandan, Türk hakim s›n›flar›n›n iplerini tamamen ABD emperyalizminin eline vermemek için AB üyeli¤i için aday üyelik sürecini bafllatm›fllard›r. Bu sürecin nas›l bir sonla sonuçlanaca¤› flimdilik belirsizdir. AB emperyalistleri müzakere sürecinin ucunu “aç›k” b›rakm›fllard›r. Bunun anlam›, Türk hakim s›n›flar›n›n rolünün önümüzdeki süreçte özellikle Ortado¤u ve Kafkaslar bölgesi olmak üzere, emperyalist politikalar›n nas›l ve hangi biçim alaca¤›yla birebir ilgili olmas›d›r. Ancak bu belirsizli¤e ra¤men flu kesindir: TC devleti, emperyalist politikalar do¤rultusunda, ABD ve AB emperyalistleri aras›ndaki hegemonya mücadelesinde ve ittifak politikalar›nda bir uflak olarak kullan›lmaya devam edilecektir.

Halk Savafl› Meselesi Günümüz koflullar›nda, özellikle baz› ülkelerde Halk Savafl› yürüten partilerin,

emperyalizme ve onun yerli iflbirlikçi/uflaklar›na yönelik baflar›l› darbeler indirmesi enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›n› derinden etkilemektedir. Bu anlam›yla Komünist Partiler önderli¤inde sürdürülen Halk Savafllar›, enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›na, içine düflürüldükleri bu cehennem ortam›ndan kurtuluflun yolunu göstermesi aç›s›ndan güçlü bir umut olmaktad›r. Bu umut, sebepsiz ve yersiz de¤ildir. Çünkü halk savafllar›na önderlik eden

“Kapitalizm ve emperyalizm ça¤›nda, Komünist Partisi gibi devrimci bir partiye ihtiyaç vard›r. Böyle bir parti olmadan, halk›n düflman›n zulmünü yok etmesi mümkün de¤ildir.”

partilere, günümüz Marksizm’in en üst aflamas› olan Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi rehberlik etmektedir. Bu noktan›n alt› çizilmelidir. Günümüzde Halk Savafl› yürütmenin ya da yürütülen mücadelenin Halk Savafl› olarak adland›r›lmas›n›n tek yolu, o mücadeleye komünist partisinin önderlik etmesidir. Baflkan Mao bize: “Kapitalizm ve emperyalizm ça¤›nda, Komünist Partisi gibi devrimci bir partiye ihtiyaç vard›r. Böyle bir parti olma-

dan, halk›n düflman›n zulmünü yok etmesi mümkün de¤ildir” demektedir. Tarihsel geliflmeler ve yaflanan onlarca sosyal pratik, yar›m kalan ya da yenilgiye u¤rayan devrimler bize, emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda, emperyalizmi ve her türden gericili¤i alt etmenin tek yolunun komünist partileri önderli¤inde sürdürülen mücadeleden geçti¤ini göstermektedir. Komünist partilerin önderlik etmedi¤i bir mücadele (ne kadar baflar›l› olursa olsun) Halk Savafl› olarak adland›r›lamaz. Özellikle vurgulanmas› gereken fley, her silahl› mücadelenin Halk Savafl› olamayaca¤› ya da bu flekilde adland›r›lamayaca¤›d›r. Her Halk Savafl› ayn› zamanda devrimci silahl› mücadeledir de, ama her silahl› mücadele Halk Savafl› de¤ildir. Silahl› bir mücadelenin Halk Savafl› niteli¤ine bürünebilmesi için birçok unsuru birlikte içermesi gerekir. Çünkü MLM’ler Halk Savafl›n› basit bir askeri strateji olarak de¤erlendirmemektedir. Halk Savafl› stratejisi, sömürge, yar›-sömürge ve yar›-feodal ülkelerde proletaryan›n iktidar› almada uygulayaca¤› askeri savafl stratejisidir. Halk Savafl› stratejisi; Marks, Engels, Lenin ve Stalin yoldafl›n ortaya koyduklar› teori ve stratejinin, Mao taraf›ndan gelifltirilerek pratikte uygulanmas› ve proletaryan›n askeri çizgisinin netlefltirilmesidir. Baflkan Mao’nun Marksist-askeri çizgiye nitel katk›lar›ndan biri olan Halk Savafl›, sömürge,


yar›-sömürge ülkelerdeki bafl ve temel çeliflmeyi çözmenin temel yoludur. Bu anlam›yla Halk Savafl› teori ve stratejisi Mao’nun; Marksizm-Leninizm’e en önemli katk›lar›ndan bir tanesidir. Di¤er katk›lar›, bilinece¤i üzere, çeliflme yasas› (z›tlar›n birli¤i ve mücadelesi) ve devrimin proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sürdürülmesi (Proleter Kültür Devrimleri)’dir. Sömürge, yar›-sömürge ülkelerde, Halk Savafl›, Mao’nun gelifltirdi¤i strateji ve taktiklerle iktidar› ele geçirme, Yeni Demokratik Devrimi gerçeklefltirme, oradan da sosyalist devrime geçme; proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sosyalizmin kurulmas›n› gerçeklefltirme stratejisidir. Mao’nun ortaya koydu¤u ve sosyal pratikte test etti¤i Halk Savafl› stratejisi ve taktikleri sömürge, yar›-sömürge ve yar›-feodal ülkelerde devrimin hangi yolu izlemesi gerekti¤ine dair aç›l›mlar sunmakta ve bu anlam›yla enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›na devrimci savafl›n diyalektik materyalist uygulamas›n›n yolunu göstermektedir. Mao’nun Halk Savafl› ile gelifltirdi¤i strateji ve taktikler bugün de özellikle sömürge, yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde belirleyicili¤ini ve yaflamsall›¤›n› korumaktad›r. Bu nedenle Halk Savafl› “basitçe” bir kavram ya da slogan olarak ele al›namaz. Halk Savafl› stratejisi, sömürge, yar›-sömürge ve yar›-feodal ülkelerde, iflçi s›n›f›n›n iktidar› alabilmesi için stratejik bir öneme sahiptir. Bu nedenle Halk Savafl› basit bir

biçimde “Halk›n Savafl›” olarak anlafl›lmamal›, sömürge, yar›-sömürge ve yar›-feodal ülkelerde devrimin stratejisi oldu¤u, bu stratejinin de genel olarak üç aflamal› (stratejik savunma, stratejik denge, stratejik sald›r›) olarak geliflece¤i bilinmelidir. Halk Savafl› Stratejisinin kendi içerisinde bar›nd›rd›¤› bu üç aflama ise özetle flöyle ifade edilebilir: 1-) Stratejik Savunma: Karfl› devrimin güçlü, devrim güçlerinin ise güçsüz oldu¤u dönemdir. Bu dönemde, halk s›n›f ve tabakalar›n›n örgütlenmeleri sa¤lan›r. Halk Savafl›n›n bafllang›c›n› ifade eden gerilla savafl›n›n temel hedefi, karfl› devrimi ve onun güçlerini her bak›mdan y›pratmak ve devrimi güçlendirmektir. Bu nedenle gerilla mücadelesi k›rsal alanda, yerel ve merkezi otoriteye karfl› baflta toprak mücadelesi olmak üzere var olan sorunlara karfl› mücadeleye ba¤l› olarak geliflir. Bu aflamada flehirlerde kuvvet biriktirmek, karfl›-devrimi y›pratmak için taktik sald›r›larda bulunmak ve k›rlarda sürdürülen mücadeleyi desteklemek amaçlan›r. 2-) Stratejik Denge: Bu süreçte halk›n birleflik cephesinin kurulmas› aflamas›na gelinmifltir. Parti sa¤lamlaflm›fl, halk ordusu, düflman güçlerle cephe savafl› yapacak kadar güçlenip donanm›flt›r. Bu dönemde gerilla mücadelesi tali, düzenli ordu mücadelesi ise esast›r. Bu aflamada mücadele öz itibar›yla kurtar›lm›fl bölgelerin korunmas› ve di¤er bölgelerin düflmandan ar›nd›r›lmas›

mücadelesi olarak geliflir. 3-) Stratejik Sald›r›: Halk güçleri karfl›s›nda karfl›devrim güçleri savunmadad›r ve iktidar bu dönemde ülke çap›nda ele geçirilir. Genel olarak, k›rlardan flehirlere geliflen mücadele sanayi bölgelerine gelip dayanm›fl, hakim s›n›flar son mevzilerinde direnmektedir. Bu aflaman›n içinde, son direnifllerin de k›r›lmas› ile birlikte, devrim zaferle taçlan›r. MLM’ler, Halk Savafl› stratejisinin genel gelifliminin bu aflamalar› izleyece¤i düflüncesini tafl›rken, temel ilkelerini ise flöyle ortaya koymaktad›r: 1- Halk Savafl›, Komünist Parti önderli¤inde iflçi s›n›f›n›n savafl stratejisidir. Proletaryan›n Komünist Partisi arac›l›¤›yla önderli¤ini yads›yan silahl› savafl›m, Halk Savafl› de¤ildir. Halk Savafl› teorisi, proletaryan›n ideolojik, politik, örgütsel önderli¤ini temel koflul sayar. 2- Halk Savafl›, Komünist Parti önderli¤inde, iflçi-köylü temel ittifak›na dayal› olarak tüm halk kitlelerinin bafl›ndan sonuna kadar silahl› mücadele içerisinde örgütlenmesidir. 3- Halk Savafl›, zay›f bir gücün kendinden kat be kat güçlü bir güce karfl›, basitten karmafl›¤a yürüttü¤ü bir savaflt›r. Halk Savafl› teorisi devrimci mücadelenin ayn› zamanda birçok yenilgiden ve baflar›s›zl›ktan geçerek zafere ulafl›labilece¤i tezidir. 4- Halk Savafl›, flehirlerin k›rlardan kuflat›ld›¤›, k›z›l siyasi iktidarlar›n kuruldu¤u ve gelifltirildi¤i, iktidar›n parça parça infla edildi¤i uzun, çe-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

29


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

30

tin ve zor bir mücadeledir. fiehirlerin k›rlardan ad›m ad›m kuflat›lmas› askeri stratejisinde ise k›z›l siyasi iktidarlar›n kurulmas›n› zorunlu bir temel unsur sayar. K›z›l siyasi iktidarlar› yads›yan bir mant›k, en baflta, gelece¤in siyasal iktidar çekirdeklerini de yads›yor demektir. 5- Halk Savafl›, devrimin kitlelerin eseri olaca¤›n›n genel savafl teorisidir. Bu anlamda, Halk Savafl›nda kitleler ayn› anda de¤il, ad›m ad›m, ileri kesimlerin sürekli savafla çekilmesi, orta kesimlerin ileri kitleler haline getirilmesi ve geri kitlelerin tarafs›zlaflt›r›lmas› siyasetinin savafl içinde uygulanmas›d›r. Halk Savafl›nda, “halk›n silahl› kuvvetleri küçükten büyü¤e, zay›ftan kuvvetliye, düzensiz gerilla birliklerinden düzenli ordu birliklerine do¤ru, silahl› mücadele ile birlikte geliflecektir.” Halk Savafl› stratejisinde K›z›l Siyasi ‹ktidarlar (KS‹) kavram› önemli bir yer tutar. K›z›l Siyasi ‹ktidarlar Halk Savafl›n›n çeflitli dönemlerinde kurtar›lan bölgelerde kurulan halk iktidar›n›n nüvesi olan, bölgesel iktidarlard›r ve

devrimin ülke çap›nda zafere ulaflt›¤› döneme kadar varl›klar›n sürdürürler. Varl›klar› döneminde, bölgeyi savunma ve geniflletme mücadelesini esas al›rlar. Ayr›ca kurulduktan hemen sonra, bölgelerinde toprak sorununu çözer ve halk demokrasisinin ekonomisini infla ederler. KS‹, yaln›zca sömürge, yar›-sömürge ve yar›-feodal ülkelerde kurulabilirler. Çünkü yaln›zca bu ülkelerin iktisadi ve sosyal koflullar›, KS‹’nin varl›¤›na temel teflkil eden koflullar› bar›nd›rmaktad›r. Bu tür ülkelerde K›z›l Siyasi ‹ktidarlar›n kurulabilmeleri için ise; a) Komünist partisi, b) Halk ordusu, c) Beslenme için yeterli kaynaklar, d) Kitle temeli ve e) Askeri harekata elveriflli arazi flartlar›n›n bir arada olmas› gerekir. Bu flartlardan parti ve ordu örgütlenmeleri subjektif, di¤er üçü ise objektif flartlard›r. Yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde iktidar› ele alman›n yolu olan Yeni Demokratik Devrim; Halk Savafl› stratejisinin hayata geçirilmesi ile baflar›ya ulafl›r. Halk Savafl›

ülkemize benzer sosyal ve iktisadi koflullara sahip bütün ülkelerde, bu ekonomik ve sosyal koflullar›n do¤al sonucu olarak izlenmesi gereken bir stratejidir. Ülkemize benzer ekonomik ve sosyal koflullara sahip, emperyalizmin tahakkümü alt›nda olan ülkelerde, “toplu ayaklanma” olarak kavramlaflt›r›lan ancak bizce “büyük flehirlerde örgütlenmeyi esas almak” olarak isimlendirilmesi gereken devrim stratejisiyle devrim gerçeklefltirebilmek imkans›zd›r. Bu nedenle, bizim gibi ülkelerde devrim ile karfl›-devrim aras›ndaki güç iliflkisi, devrimin k›rlardan flehirlere do¤ru geliflmesini ve mücadelenin uzun süreli olmas›n› beraberinde getirmektedir. Bizim gibi iktisadi ve sosyal yap›ya sahip ülkelerde iktidar parça parça, K›z›l Siyasi ‹ktidarlar kurularak, uzun süreli bir devrimci mücadeleyle ele geçirilir. Kapitalist ülkelerin aksine, bizim gibi koflullara sahip ve emperyalizmin yar›-sömürgesi olan ülkelerde, devrime haz›rl›k dönemi ile devrim dönemi ayr› de¤il, tek bir sürece tekabül eder. Kapitalist ülkelerde devrime haz›rl›k döneminde, bar›flç›l mücadele esas oldu¤u halde, bizim gibi ülkelerde, silahl› mücadele esast›r. Yani bizim gibi koflullara sahip ülkelerde devrimci süreç bafl›ndan itibaren silahl› mücadele ile örülür. Kapitalist ülkelerde ise bu süreç önce bar›flç›l bir haz›rl›k daha sonrada ise silahl› bir mücadeleyi öngörür. Halk Savafl› evrensel bir teoridir. Ancak onun bu ev-


renselli¤i dünyan›n istinas›z bütün ülkelerinde uygulanabilir oldu¤u anlam›na gelmemektedir. Halk Savafl›n›n evrenselli¤i dünyan›n bütün sömürge, yar›-sömürge ve yar›feodal ülkelerinde uygulanabilir olmas›ndan gelir. Emperyalist ve kapitalist ülkelerde Halk Savafl› teorisinin uygulanabilirli¤ini iddia etmek, bu teorinin bafl›ndan itibaren silahl› mücadele içinde, k›rlardan flehirlere, iktidar›n k›z›l siyasi üsler kurularak parça parça al›nmas› anlay›fl›na ters bir yaklafl›md›r. Emperyalist kapitalist ülkelerde devrimci mücadele önce bar›flç›l bir haz›rl›k dönemi ve flehirlerde örgütlenmeyi zorunlu k›lar. Çünkü bu ülkelerde devrimin dayanaca¤› iflçi s›n›f› flehirlerde örgütlüdür ve karfl›-devrim ile devrim aras›ndaki güç dengesi devrimin lehinedir. Bu nedenle Halk Savafl› stratejisi, sömürge, yar›-sömürge ve yar›-feodal ülkelerde, her ülkenin kendi özgüllüklerinin de hesaba kat›lmas› gereken ve bu anlam›yla evrensel uygulanabilirli¤i olan bir stratejidir. Halk Savafl› teorisi, bu ba¤lamda bizim gibi yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde genel, temel ve vazgeçilemez stratejik öneme sahip bir teoridir. Yerkürede yaflanan devrim deneyimleri göstermifltir ki, yar›-sömürge, yar›feodal ülkelerde iktidar› ele geçirmenin yolu, Halk Savafl› teorisinin prati¤e baflar›l› bir biçimde hayata geçirilmesinden geçmektedir. Komünist partisinin önderli¤i, devrim ile karfl›-devrim aras›ndaki güç iliflkisi, karfl›-devrim zin-

cirinin en zay›f halkas›n›n k›rl›k bölgelerde olmas› ve devrim cephesinin köylük alanlarda daha güçlü ve elveriflli koflullara sahip bulunmas›, flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas› stratejisini prati¤e uygulamay› vazgeçilemez bir görev olarak önümüze koyar. ‹flte ülkemizdeki Proletarya Partisi tam da Halk Savafl›na yükledi¤i bu stratejik önemden dolay› kurulmufltur. Kuruluflunda, (di¤er önemli nedenler bir yana) revizyonizmle “Halk Savafl›’n›n yürütülüp yürütülmemesi” mücadelesi üzerine yaflanan tart›flmalar ve revizyonizmin “Halk Savafl› teorisini kufla çevirdi¤i” ve bu anlam›yla “Halk Savafl› yürütmek gibi bir kayg›ya sahip olmad›¤›” elefltirileri getirilerek kopufl yaflanm›fl ve ülkemiz topraklar›nda yar›m as›rl›k bir reformist, revizyonist hakimiyet parçalanarak Komünist Parti kurulmufltur. Ancak kuruluflundan k›sa bir süre sonra önderlik düzeyinde ald›¤› darbeler nedeniyle ilk örgütsel yenilgisini almas›, Halk Savafl›’n›n uygulanmas› yönünde att›¤› bu cüretli ad›m›n sekteye u¤ra-

mas›na yol açm›flt›r. Proletarya Partisi’nin bu yenilgisinin ard›ndan yaflad›¤› toparlanmaya ra¤men 1980 Askeri Faflist Cuntas›’yla birlikte ikinci yenilgisini almas›, beraberinde Halk Savafl›’n›n yükseltilememesini de getirmifltir. Ard›ndan geliflen kitle hareketleriyle birlikte yeniden toparlanmaya bafllayan komünist hareket, Halk Savafl›n›n ülkemiz topraklar›nda yürütülmesi noktas›nda ad›mlar atmaya ve bu do¤rultuda gerilla birlikleri oluflturmaya bafllam›fl, ancak emperyalizmin dünya üzerinde estirdi¤i ideolojik sald›rganl›¤›n Proletarya Partisini de etkilemesi nedeniyle kendi içerisinde yaflad›¤› sol ve sa¤ tasfiyecilik nedeniyle güç kaybetmifltir. Bunda ülkemizdeki komünist hareketin MarksizmLeninizm-Maoizm’i kavray›fl›n›n yetersizli¤i belirleyici olsa da, ülkemiz hakim s›n›flar›n komünist hareketin Maoizm silah›na ve Halk Savafl› stratejisine sahip olmas›n›n yaratt›¤› tehlikenin fark›ndal›¤›yla (Faflist TC devleti resmi belgelerinde Proletarya Partisi’nin kurulufluyla bir-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

31


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

32 likte savundu¤u görüflleri, “ihtilalci komünizmin Türkiye’ye uyarlanmas›” olarak tan›mlanmaktad›r. Bugün de faflist TSK iç e¤itim belgelerinde Proletarya Partisi kastedilerek “Halk Savafl› ile iktidar› ele geçirmek istemektedir. Bunlar ülke yönetiminin komünizm veya sosyalizm flekline dönüflmesini arzu eder” denilerek özel bir önem verilmektedir.) sald›r›lar›n› ve katliamlar›n› alabildi¤ine dizginlerinden bofland›rm›fl olmas› da etkendir. Ancak Halk Savafl›n› yükseltememesinde belirleyici olan, Proletarya Partisi’nin MarksizmLeninizm-Maoizm bilimini kavray›fl›ndaki yetersizli¤idir. Proletarya Partisi Halk Savafl›’n› sadece ülkemizin yar›-feodal sosyal ve ekonomik yap›ya sahip olmas›ndan kaynakl› de¤il, ayn› zamanda emperyalizmin yar›-sömürgesi olmas› nedeniyle de savunmaktad›r. Bizim gibi ülkelerde feodalizme ve emperyalizme karfl› yürütülen mücadele birbirlerine kopmaz ba¤larla ba¤l›d›r. Bir ülkede feodalizmin varl›k derecesi ya da köylülerin nüfusa oran›, Halk Savafl› stratejisinin savunulup savunulmamas›nda belirleyici de¤ildir. Bu durum (feodalizmin varl›¤›n›n oran›) Halk Savafl›yla gerçeklefltirilecek demokratik devrimin görevlerini azalt›r ya da ço¤alt›r. Ancak emperyalizmin varl›¤› ve özellikle yerli uflak s›n›flara verdi¤i destek nedeniyle hakim s›n›flar›n flehirlerdeki gücü, örgütlenmesi, olanaklar› k›sacas› devrim ile karfl›-devrim aras›ndaki güç dengesi

komünist partisini k›rl›k alanlarda örgütlenerek emperyalizme ve yerli uflaklar›na karfl› mücadeleye giriflmeye iter. Bu gerçe¤i Proletarya Partisi’nin kurucusu Kaypakkaya yoldafl flöyle ifade etmektedir: “Bizim gibi yar›feodal, yar›-sömürge ülkelerde devrimin k›rl›k bölgelerden flehirlere do¤ru geliflmesinin iki nedeni vard›r: Birincisi, demokratik devrimin özünün “toprak devrimi” olmas›, ikincisi de ülkemize hakim olan emperyalizmin ve onun uflakl›¤›n› yapan gericilerin (özellikle emperyalizmin) flehirleri ve ileri bölgeleri tamamen kontrolleri alt›na alm›fl olmalar›d›r. Emperyalizmin, yar›-sömürge olmam›z dolay›s›yla, ülkemiz üzerindeki boyunduru¤u da, devrimin geri k›rl›k alanlarda üsler kurarak oradan flehirlere do¤ru geliflmesini gerekli k›lmaktad›r (bizde demokratik devrim, milli devrimle ayr›lmaz bir flekilde birleflmektedir). Yar›-sömürge, yar›-feodal bir ülkede feodalizmin zay›fl›¤›, toprak devriminin görevlerini azalt›r veya s›n›rlar›n› daralt›r, o

kadar.” Ve yine Kaypakkaya yoldafl: “fiehirlerin k›rl›k bölgelerinden kuflat›lmas› stratejisi, sadece feodalizmin varl›¤›na ve köylülerin nüfusun ço¤unlu¤unu teflkil etmesine ba¤l› de¤ildir. Ayn› zamanda, emperyalizmin yar›-sömürgesi veya sömürgesi olmaya ba¤l›d›r. Emperyalizmin fiili iflgali alt›ndaki bir ülkede milli devrim (o ülkedeki köylü nüfusuna ve feodalizmin varl›¤›na ba¤l› olmaks›z›n), esas olarak k›rlardan flehirlere do¤ru geliflir. Çünkü iflgalci emperyalist kuvvetler, öncelikle ülkenin büyük flehirlerini, ana yollar›n›, ana haberleflme hatlar›n› vb... ele geçirir; fakat genifl k›rl›k alanlar› kontrol edemez. Yar›-sömürge ülkeler, emperyalizmin yar› iflgali alt›nda olan ülkelerdir. Bu gibi ülkelerde emperyalizm hakimiyetini, esas olarak, yerli gerici s›n›flar vas›tas›yla devam ettirmekle birlikte, kendisi de onlara üsleriyle, tesisleriyle, askerleriyle, filosuyla, silah yard›m›yla... çeflitli flekillerde destek oluyor. Bu nedenle yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde ‘flehirlerin k›rlardan


kuflat›lmas›’ stratejisi, sadece feodalizmin mevcudiyetinden ve köylülerin nüfusun ço¤unlu¤unu teflkil etmesinden de¤il, ayn› zamanda emperyalizmin yar› iflgalinden de ileri gelmektedir. Yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelere özgü olan fley, feodalizme karfl› özü toprak devrimi olan demokratik devrimle, emperyalizme karfl› milli devrimin birleflmifl olmas›d›r. Feodalizmin mevcudiyet derecesi ve köylülerin genel nüfusa oran› (ki bunlar birbirine ba¤l› fleylerdir), demokratik devrimin program›n› etkiler, ama ‘flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas›’ stratejisini de¤ifltirmez.” Proletarya Partisi, Halk Savafl› teorisinde emperyalizmin yar›-sömürge ülkelere yönelik uygulad›¤› ekonomik politikalar sonucunda yaflanan baz› de¤iflimler nedeniyle “flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas›” anlay›fl›n›n de¤ifltirilmesi gerekti¤i görüflüne

kat›lmamaktad›r. Emperyalizmin ulaflt›¤› “aflama” ve bunun yar›-sömürge ülkelerde yaratt›¤› de¤iflim nedeniyle Halk Savafl› teorisinde flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas› yaklafl›m›n›n yerine, flehirlerde örgütlenmeye öncelik vermeyi ya da hem flehirlerde hem de k›rsal alanlarda eflit derecede, ayn› oranda mücadeleyi örgütlemeyi do¤ru bulmamaktad›r. Emperyalist sermayenin ihtiyaçlar› do¤rultusunda tar›m›n y›k›ma u¤rat›lmas›, emperyalist merkezlerde üretilen tar›msal ürünlerin yar›sömürge ülkelere ihraç edilmesi amac›n› güden ürün kotalar›n›n konulmas› ve köylülü¤ün üretti¤ini pazara sunamamas›, sunsa bile karfl›l›¤›n› alamamas› vb. vb. nedeniyle k›rsal kesimde yaflanan a¤›r yoksullaflma ve feodalizmde yaflanan a¤›r ve sanc›l› çözülmenin sonuçlar› ve di¤er baz› koflullar (zorla göç ettirme, ambargo, k›rsal kesimde beyaz ordunun köy boflaltmas›, yayla yasaklar› vb.) ve bu geliflmelerle ba¤lant›l› olarak, emperyalist sermayenin yar›-sömürge ülkelerin büyük flehirlerinde yaratt›¤› sahte ifl olanaklar›n›n kitlelere umut vermesi (ülkemizde bu nedenle “‹stanbul’un tafl› topra¤› alt›n” diye bir halk deyimi kullan›l›r olmufltur) ki bu ifl olanaklar› tamamen emperyalist sermayenin ç›karlar› do¤rultusunda yarat›lmaktad›r. Yar›-sömürge ülkelerdeki kapitalist geliflmenin

emperyalizmin ihtiyaçlar›na ve sömürüsüne göre flekillenmesi, do¤all›¤›nda var olan ifl alanlar›n›n emperyalizmin ihtiyaçlar›na ve sömürüsüne göre gelifltirilmesini getirmektedir. Hakim s›n›flar, emperyalizmin ihtiyaçlar› ve ç›karlar› do¤rultusunda hareket ettikleri için yar›-sömürge ülkedeki ekonomik ilerleme, üretim araçlar›n›n geliflmesi ve bu anlam›yla ifl olanaklar›n›n yarat›lmas› esas olarak yerine getirilmemektedir. Hatta baz› istihdam alanlar› y›k›ma dahi u¤rat›l›r, emperyalizmin uzant›s› olan alanlar d›fl›nda baflka alanlarda istihdam yarat›lmaz. Bu nedenle ifl umudu esas olarak sahte bir yan›lsamadan ibaret kal›r. Ortaya ç›kan ifl olanaklar› ise daha çok hizmet sektörü, inflaat, geçici iflçilik, seyyar sat›c›l›k vb. ifllerdir. Bu ise var olan ifl talebine yan›t vermeyecek bir durum arz eder. Tam da bu yüzden yar›sömürge ülkelerde flehirlere do¤ru yaflanan göç nedeniyle genifl kitleler iflsizlikle bo¤uflmaktad›r. Yar›-sömürge ülkelerin büyük flehirlerinin kenarlar›nda, gecekondu mahallelerinde önemli bir nüfus birikmifltir. Yaflanan göçler sonucunda özellikle büyük flehirlerde yo¤un bir nüfusun birikmesiyle ‘flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas›’ stratejisinin gözden geçirilmesi ya da iktidar›n hem ‘k›rlardan flehirlere’ hem de “toplu ayaklanma” biçiminde birleflik bir mücadeleyle ele geçirilmesi anlay›fl› bu nedenle ileriye sürülmektedir. MLM’ler bu görüfllere karfl› ç›kmakta ve k›rlardan

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

33


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

34 flehirlere stratejisinin savunmas›n›n nedeninin sadece nüfusla aç›klamamaktad›r. Halk Savafl›n›n k›rlardan flehirlere gelifltirilece¤i yaklafl›m› tafl›mas›n›n bir nedeni de flehirlerde devrimle karfl›- devrim aras›ndaki kuvvet dengesidir. Ülkemizin emperyalist tahakküm alt›nda olmas›, beraberinde devrimle karfl›-devrim aras›ndaki kuvvet dengesinin büyük flehirlerde karfl›devrim lehinde olmas›n› getirir. Bu durum komünist partisinin k›rlardan flehirlere bir devrim stratejisini izlemesini zorunlu k›lar. Bu nedenle sadece feodalizmin a¤›r ve sanc›l› bir biçimde çözülmesi, emperyalist politikalar ve bununla orant›l› olarak flehirlerde nüfusun artmas›yla, flehirlerde “toplu ayaklanmac›” bir hatt›n savunulmamas› do¤ru de¤ildir. Proletarya Partisi’nin kurulufl y›llar›nda Kaypakkaya yoldafl taraf›ndan bu yaklafl›m flöyle ortaya konulmufltur: ‘fiehirlerin k›rlardan kuflat›lmas›’ stratejisini tayin eden fley, devrimle karfl›-devrim aras›ndaki kuvvet iliflkisinin köylerde, flehirlere nispetle, daha fazla devrimin lehine olmas›d›r. Karfl›-devrim zincirinin en zay›f halkas›n›n köylük bölgelerde olmas›d›r. Dolay›s›yla, devrim cephesinin köylük bölgelerde daha fazla güçlü olmas›d›r. Bir ülkenin feodal iliflkileri ba¤r›nda tafl›mas›, bu kuvvet iliflkisini flöyle etkiler: Feodalizmin mevcudiyeti, genel olarak köylü nüfusunun fazla olmas› ve bir bütün olarak köylü kitlesinin devrimci olmas› sonucunu do¤urur. Bu durum, köylük bölgelerdeki

kuvvet dengesini, devrimin (demokratik devrimin) lehine olarak etkiler. Ayr›ca feodalizmin varl›¤›, sanayinin ve dolay›s›yla iflçi s›n›f›n›n nispeten zay›f olmas›na yol açaca¤› için, flehirlerde kuvvet iliflkisini, devrimin aleyhine olarak etkiler. Bir ülkenin yar›-sömürge olmas› veya sömürge olmas› da, flehirlerdeki kuvvet iliflkisini devrimin aleyhine olarak etkiler. Bu iki flart, bir arada, k›rl›k bölgelerin esas mücadele alan› olmas›n›, ‘flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas›’ stratejisinin güdülmesini gerektirir. Feodalizmin giderek çözülmesi ve ona ba¤l› olarak köylü nüfusunun azalmas› halinde de, bu strateji geçerlili¤ini korur. Çünkü yar›-sömürgelik (veya sömürgelik) flartlar›, büyük flehirlerde kuvvet iliflkisini karfl›-devrimin lehine de¤ifltirmifltir.” Bugün gelinen aflamada bu teorilerin s›kl›kla ifade edilmesi, emperyalist sermayenin emrindeki iletiflim ve ulafl›m olanaklar›n›n geliflmesi, öte yandan emperyalizmin ve yerli uflak s›n›flar›n askeri kapasitelerinin artmas› vb.leriyle alakal›d›r. Ancak unutmamak gerekir ki yar› sömürge ülkelerde emperyalizm ve uflak s›n›flar›n›n teknik olarak bu üstünlüklerinin geliflimi sadece k›rlarla ilgili de¤ildir. Ayn› zamanda flehirlerde de bu geliflim söz konusudur. Tüm bu ifade etiklerimiz Halk Savafl› teorisinde flehirlerin öneminin göz ard› edilmesi gerekti¤i anlam›na gelmemektedir. Aksine Proletarya Partisi bugün flehirlerde yaflanan bu geliflmeler nede-

niyle bu alanlarda çal›flman›n öneminin artt›¤›na iflaret etmektedir. Gerçeklefltirdi¤i 7. Konferans›nda bu yaklafl›m›n› flu karar›yla formüle etmifltir: “Devrimimiz kendine has özgünlükler tafl›yacakt›r. Türkiye’de Halk Savafl›, gerilla savafl› önceki örneklerinin ayn›s› olmayacakt›r. Türkiye’nin kendine has özellikleri, bulundu¤u bölge itibariyle farkl›l›klar› vard›r. Devletin merkezi otoritesi, militarist geliflkinli¤i önemli seviyededir. Kitlelerin talepleri biçim olarak farkl›d›r. Köylülerin sosyal yaflamlar› de¤iflim göstermifltir. Meseleye salt toprak sorunu olarak bak›lamaz. Tar›ma dayanan çeliflkiler gücünü korumaktad›r. Savaflla birlikte de¤iflimler olmufltur. Bu de¤iflimlerin incelenmesi gerekir. Türkiye’de sanayi iç dinami¤iyle geliflmemifltir. Köylerinden göç edenlerin ezici ço¤unlu¤unun flehirlerde fabrika iflçisi olarak yaflamad›¤› biliniyor. Halk Savafl›n› reçetelere indirgeyemeyiz. Halk savafl›n›n uygulanmas›yla ortaya ç›kacak sonuçlar› yeniden de¤erlendirerek prati¤imize yön verecek somut taktikler belirleyerek ilerleriz. Gerilla savafl›n›n mevcut haliyle zorluklar tafl›d›¤› görülmektedir. fiehirlerde örgütlenmenin gereklili¤i artm›flt›r. Gerilla savafl›n›n güçlenmesi, gelifltirilmesi aç›s›ndan da bu gereklidir.” Bu yaklafl›mdan da anlafl›laca¤› gibi; Halk Savafl› teorisi genel ilkeleri içinde bar›nd›rmakla birlikte, her ülkenin kendi özgün flartlar›n›n da gözetilerek prati¤e uygulamas›n› zorunlu k›lmaktad›r.


35

Bu özgün flartlar, Halk savafl›n›n sömürge, yar›-sömürge ve yar›-feodal ülkelerde uygulanmas›n›n genel ilkeleri, (komünist parti önderli¤inin zorunlulu¤u, flehirlerin k›rlardan kuflat›lmas›, k›z›l siyasi üslerin kurulmas› vb.) de¤ifltirilmesini gerektirmez. Ancak her ülke devriminin birbirinin ayn› olamayaca¤›, kendine has özgünlükleri içinde bar›nd›raca¤› gerçe¤inden hareketle, Halk Savafl› stratejisinin bu özgünlüklerle birlikte ele al›nmas› gerekti¤i aç›kt›r. Nitekim Proletarya Partisi de Halk Savafl›n›n ilkelerini savunmakla birlikte, ülkemizin kendine has özgünlüklerinden hareketle Halk Savafl› stratejisinde özellikle flehirlere daha fazla önem verilmesini, ancak bu önemin Halk Savafl›n›n k›rlardan flehirlere do¤ru gelifltirilmesine tabi k›l›nmas› gerekti¤ini savunmaktad›r. Halk Savafl› stratejisinin sömürge, yar›-sömürge, yar›feodal ülkelerde uygulanmas› meselesinde; günümüzde Irak’ta yaflanan emperyalist iflgal ve bu iflgale karfl› gelifltirilen direnifl mutlaka de¤erlendirilmelidir. Irak’ta ger-

çekleflen direnifli bir Halk Savafl› olarak de¤erlendirmek elbette ki do¤ru de¤ildir. Çünkü bir silahl› mücadelenin Halk Savafl› olarak adland›r›lmas›n›n ön koflulu, ona komünist partisinin önderlik etmesidir. Irak’ta gerçeklefltirilen direniflte böyle bir durum söz konusu de¤ildir. Direnifl ulusal bir karakter tafl›maktad›r. Ancak burada önemle alt›n› çizmek gerekir ki; emperyalizmin fiili iflgali alt›nda olan bir ülkede sergilenen silahl› direnifl ve bu silahl› direniflin iflgalci kuvvetlere verdirdi¤i kay›plar, Halk Savafl› teorisinin bu türden durumlarda nas›l uygulanabilece¤i noktas›nda bize önemli veriler sunmaktad›r. Irak direnifli ve bunun özellikle flehirlerde gösterdi¤i gerilla vurufllar›, emperyalist iflgal kuvvetleri ve onlar›n yerli iflbirlikçisi s›n›flar›n askeri güçlerine önemli kay›plar verdirmektedir. Direniflin kendi içinde parçal› bir karakter tafl›mas› ve en önemlisi bu direnifle bir komünist partisinin önderlik etmemesi en büyük engeli oluflturmaktad›r. Öte yandan Irak’ta var olan parçal› ulusal ve mezhepsel durumun, dire-

nifli kendi içerisinde karmafl›klaflt›rd›¤›, zorlaflt›rd›¤› da göz ard› edilmemelidir. Irak Kürtlerinin emperyalistlerle iflbirli¤i içinde davranmas›, fiiilerin büyük bir bölümünün fiilen direniflte yer almamas› ve esas olarak eski devlet ayg›t›na hakim olan Sünni Araplar›n direniflte yer almalar›, beraberinde baz› sorunlar› getirmektedir. Irak’ta var olan bu parçal› durum bir yandan direniflin gücünün daha az olmas›na yol açarken di¤er yandan da emperyalist iflgal kuvvetlerine manevra yapabilme, provakatif sald›r›lara giriflebilme gibi olanaklar sunmaktad›r. Her koflulda bizler aç›s›ndan Irak direniflinde bugüne kadar yaflanan geliflmelerden hareketle ç›kartabilece¤imiz dersler bulunmaktad›r. Bu derslerin bafl›nda ise emperyalistlerin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, kitlelere dayanan ve direnen bir güç karfl›s›nda çaresiz kalabildiklerinin bir kez daha görülmesidir. Bu durum ise bizim aç›m›zdan Halk Savafl› teorisinde kitlelerin deste¤inin, kitle temelinin sa¤lanmas›n›n ne kadar da önemli oldu¤unu göstermektedir.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

Irak direnifli ve bunun özellikle flehirlerde gösterdi¤i gerilla vurufllar›, emperyalist iflgal kuvvetleri ve onlar›n yerli iflbirlikçisi s›n›flar›n askeri güçlerine önemli kay›plar verdirmektedir.


36

III. UZUN SÜREL‹ HALK SAVAfiI ‹Ç‹N ELVER‹fiL‹ DURUM

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

A. Ekonomik Durum

Filipinler Komünist Partisi’ne ba¤l› Yeni Halk Ordusu (YHO) kurulmas›ndan itibaren, uzun süreli bir Halk Savafl›’n›n sürdürülmesi için elveriflli nesnel koflullar varolmaya devam etti. Halktan genifl kitlelerinin u¤rad›¤› zulüm ve sömürü daha da dayan›lmaz hale geldi. Egemen sistemin sosyoekonomik ve politik krizi, Marcos döneminden Aquino’nunkine ve ondan Ramos’unkine derinleflti ve kötülefltirildi.

Sosyal ekonomi tar›msal, yar›-feodal ve sanayileflmemifl olarak kalmakta. Tar›m, büyük toprak sahibi hakimiyetindedir, genelde geri kalm›flt›r ve makinelefltirilmemifltir. Esas olarak geçim için ve ikincil olarak iç ve d›fl ticaret içindir. Ekonomi, temel metalleri, kimyasallar›, teçhizatlar› ve hassas aletleri üreten temel sanayi kollar›ndan yoksundur. Teçhizat, ham maddeler (özellikle yak›t) ve yar› mamul parçalar›n ithalat›na ba¤›ml› durumdad›r. Hizmet sektörü, ham-madde ihraç mallar› ve mamul ithal mallar›n›n de¤iflimi etraf›nda dönmektedir. Resmi nüfusbilimciler, Metro Manila’n›n, belli bafll› flehirlerin, eyalet baflkentlerinin ve kent merkezlerinin toplam nüfuslar›n› basitçe toplamak suretiyle suni bir biçimde % 40’a yükseltseler de, Filipinler’deki flehirleflme oran› hala % 25 ci-

var›ndad›r. Gerçekte, k›rsal yoksulluk ve geri kalm›fll›k koflullar› devasa Metro Manila kentine tafl›nm›fl; flehir nüfusunun yaklafl›k % 88’i, düzensiz ifllere ba¤›ml›d›r, gecekondularda veya kald›r›mlarda ve halka aç›k alanlarda evsiz olarak yaflamakta, ve flebeke suyundan ve herhangi bir kanalizasyon sisteminden yoksun b›rak›lmaktad›r. 1960’lar›n sonundan itibaren kara s›n›r›n›n tükenmesi, k›rsal bölgelerde dev bir emek fazlas› bir ordu ile k›rsal ve kentsel alanlarda düzensiz ifller için rekabet eden afl›r› say›da mevsimlik tar›m iflçisi yaratt›. Metro Manila’da düzensiz çal›flan iflçilerin önemli bir k›sm›, yak›n yörelerde mevsimlik tar›m iflçileri olarak ikinci bir ifl yapmaktad›r. Taflradaki “flehirsel” alanlarda oturanlar›n ezici ço¤unlu¤unu köylüler oluflturmaktad›r. 1970’den itibaren ço¤unlu¤u kad›n, alt› milyon Filipinlinin (özelikle Ortado¤u’daki inflaat patlamas›ndan sonra) veya nüfu-


sun yaklafl›k yüzde 10’unun (ana olarak denizafl›r› taahhüt ifllerinde çal›flan iflçiler olarak ve ikincil olarak profesyoneller olarak) devasa d›flgöçü ülke ekonomisinin onlar› istihdam etmedeki yetersizli¤inin sonucuydu. Tahmini Gayri Safi Milli Has›la (GSMH) bak›m›ndan Filipin ekonomisinin büyüklü¤ü bugünkü fiyatlarla 1.4 trilyon Peso veya 51 milyar Amerikan dolar› civar›ndad›r. Bu rakam› 68 milyonluk nüfusa bölerek 750 Amerikan dolar› kifli bafl›na gelire ulaflmak yan›lt›c› bir hesaplamad›r. Çünkü, GSMH’nin büyük k›sm› yabanc› tekellere ve nüfusun yüzde birinden daha az›n› oluflturan büyük kompradorlar ve toprak sahipleri yerel sömürücü s›n›f›na gitmektedir. GSMH’nin % 40’›ndan fazlas›, döviz içeren ifller ile aç›klanmaktad›r. Kentsel orta sosyal tabakaya gideni de GSMH’den ç›kart›rsak -birlikte nüfusun % 90’›n› oluflturan- iflçi s›n›f›na ve köylülere kalan yüzde dokuzdan daha fazlas›n› oluflturmayan k›s›m, dayan›lamaz yoksulluk, mahrumiyet ve sefaletle efl de¤erdir. Ba¤›ms›z tahminlere göre, yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflayanlar›n say›s› halk›n % 75’i ile 80’i aras›nda de¤iflmektedir. Yaklafl›k % 40-50, en gerekli g›da ihtiyaçlar›n› bile karfl›layamamakta. Filipinler, temel ürünlerin dünyadaki afl›r› üretimi yüzünden 1970’lerden itibaren fiyatlar› düflen tar›msal ve madeni ürünler ihracat›na ba¤›ml› hale gelmifltir. Kötüleflen ticaret hadleri, Filipinler gibi yeni sömürgelerin ihra-

cat gelirlerini sürekli düflürüyordu. Yeniden ihraç için düflük katma de¤erli mamuller (giysiler, yar› iletkenler, ayakkab›lar, oyuncaklar ve benzerleri) ya çok az net gelir getirmekte ya da hiç getirmemektedir. 1993 sonu itibariyle d›fl ticaret a盤› 6.1 milyar Amerikan dolar›yd›. Devam eden d›fl borçlanmaya ve denizafl›r› taahhüt ifllerinde çal›flan iflçilerden gelen artan dolar miktar›na ra¤men, ödemeler dengesi 92 milyon Amerikan dolar› aç›k verdi. A¤ustos 1993 itibariyle, Filipinler’in aç›klanan d›fl borcu, bir önceki aç›klanan seviyenin % 16.3 artmas›yla 34.4 milyar Amerikan dolar› olmufltur. Gerici hükümetin 1994 bütçesinin % 32.5’inin d›fl borç ödemesine harcanmas› planlanm›flt›r. Yüzde dokuzdan fazlas› ayr›ca askeri harcamalar için tahsis edilmifltir. Ulusal polis, baflkana ba¤l› istihbarat teflkilat›, çeflitli hükümet dairelerine ba¤l› istihbarat birimleri için harcamalar ve sivil hesaplar alt›nda kamufle edilmifl askeri türden di¤er harcamalar buna dahil de¤ildir. Oldu¤undan eksik gösterilmekte olan planlanan rakamlara göre, 1994 bütçesinin yüzde

41.69’u sadece d›fl borç ödemesi ve askeri harcamalar taraf›ndan yutulacak. Bunlar için yap›lan harcamalar gerçekte y›ll›k % 60’› aflmaktad›r. Gerici hükümetin aç›k vererek harcamas› artmaya devam etmektedir. Azalt›lan altyap› ve sosyal hizmetler harcamas› ve art›r›lan borç ödeme harcamas› ve askeri harcama ile nitelendirilmektedir. Daha zor elde edilir yabanc› kredi ve en yüksek önceli¤in borç ödenmesine verilmesi yönündeki IMF talimat› yüzünden, iç borçlanma azalmadan devam etmektedir ve 1993 y›l sonu itibariyle kamu borcu seviyesini 656 milyar Pesoya veya 24 milyar Amerikan dolar›na yükseltmifltir. ‹ç kamu borcunun y›l sonu seviyesi 1986’da 123 milyar Pesoydu. 1992’de, yani Aquino yönetiminin son y›l›nda 508 milyar Pesoya ulaflt›. Alt› y›ll›k Aquino yönetimi, bu bak›mdan, 20 y›ll›k Marcos yönetimini defalarca geçti. Ramos yönetimi iç kamu borcunu daha da h›zl› bir oranda yükseltiyor. Gerici hükümetin ekonomik politikas›n› kontrol ve dikte eden bafll›ca çok tarafl› kurulufllar, IMF, Dünya Ban-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

37


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

38 kas›, Asya Kalk›nma Bankas› ile GATT ve dünya ticaretine dair di¤er sözleflmelerdir. ABD tekelleri, Japon ve di¤er yabanc› tekeller Filipin halk›n›n ekonomik egemenli¤i ve ç›karlar›na karfl› rekabet etmekte ve birlikte dolap çevirmektedirler. Onlar, aç›klanan, do¤rudan yat›r›mlar kaynakl› kâr transferlerinden ziyade, ana olarak ticarette transfer fiyatland›rmas› sayesinde ve borç ödemesi sayesinde müthifl kârlar elde etmektedirler. En çok ABD ve Japon ulusötesi flirketlerinden olmak üzere, içeriye yat›r›m ak›fl›n›n y›ll›k seviyesi 300 milyon Amerikan dolar› civar›ndad›r. Bu yat›r›mlar, resmi “kalk›nma yard›m›” (RKY) ve ticari krediler ile birlikte sadece yabanc› mamül sat›fl› ile ham madde üretimini kolaylaflt›rmakta, belirli mamüllerin ifllenmesinin s›n›rlanmas›na yol açmakta ve endüstriyel geliflmeyi desteklememekte, aksine ona karfl› koymaktad›r. Çal›flabilecek durumdaki 28 milyon kiflinin % 50’sinden fazlas›n› kapsayan bir birikmifl iflsizlik mevcut. Fakat resmi istatistikler, iflsizlik oran›n› (Ekim 1993 itibariyle) sadece yüzde sekiz olarak göstermekte ve böylece onun, sanayileflmifl kapitalist ülkelerdekinin ço¤undan daha düflükmüfl gibi görünmesini sa¤lamakta. Ayn› istatistikler, bugünlerde, Metro Manila ve Merkezi Luzon’daki iflsizlik oranlar›n› s›ras›yla 16.4 ve 11.2 olarak aç›klad›. Ba¤›ms›z araflt›rmac›lar, resmi olarak aç›klanan iflsizlik oran›na ek olarak, eksik istihdam oran›n› yüzde 32.90 olarak tahmin etmekte-

dir. ‹stihdamla ilgili resmi istatistikler güvenilmezdir, çünkü onlar, ifl aramay› b›rakm›fl kiflileri hesaplaman›n d›fl›nda b›rakmakta ve düzenli bir ifli olmayanlar›n bir ço¤unu tamamen istihdam edilmifl gibi hesaplamaya dahil etmektedir. Filipinler’de iflsizlik, üretici mallar›n (özellikle teçhizat ve yak›t) ithali için gereken döviz k›tl›¤› ve bunun sonucunda sanayi ve tar›mda üretimin darbe almas› yüzünden son y›llarda ciddi bir flekilde yükseldi. Altyap›lar ve temel sosyal hizmetler de darbe ald›. ‹nsani ve do¤al kaynaklar›n yabanc› tekeller ve onlar›n büyük komprador acentelerince sömürülmesi yüzünden çevre katliam› her zamankinden daha fliddetli. Temel tüketim ve üretim mallar›n›n k›tl›¤›, eme¤iyle çal›flan kitleleri ve hatta kentsel orta sosyal tabakay› ma¤dur eden enflasyonist bir döngüye yol açt›. Fakat resmi istatistikler, temel mallar sepetinin içeri¤inin manipüle edilmesi yoluyla düflük tutulan bir hesaplamayla, sadece yüzde dokuzla yüzde on bir aras›nda de¤iflen bir enflasyon oran› göstermekte. Ama, tüketici fiyat endeksi ve pesonun de¤erinin düflmesi enflasyonist döngüyü göstermekte. Metro Manila’daki, iflçilerin sendikal› olmad›¤› yerlerde genelde uygulanmayan yasal günlük asgari ücret 118 Pesoda kalmakta. 1993’de, bu miktar›n de¤eri reel olarak 63.72 Peso’ya düfltü. Fakat alt› kiflilik bir ailenin günlük geçim maliyeti 243.5 Pesodur. Yönetim, sendikal hareketin protesto ey-

lemlerinin sonucu olarak, günlük asgari ücrette 25 Pesoluk de¤ersiz bir art›fl için söz vermeye mecbur b›rak›ld›. Fakat bu flimdiye kadar yasalaflmad›. ‹flsizlik, iflgücünün yaklafl›k % 15’ini veya 4 milyonunu kapsayan iflçiler aras›nda çok yayg›nd›r. Filipinler’deki iflverenler, ifl güvenli¤i ve sosyal güvenlik hakk› kazanm›fl sürekli iflçilerin say›s›n› azaltmaya dair olan kapitalistler aras›ndaki dünya trendini takip etmekte. Bunu, sürekli iflçileri iflten atarak ve tafleron iflçiler, sözleflmeli iflçiler, geçiçi iflçiler, part-time çal›flanlar, ö¤renenler ve ç›raklar gibi düzensiz iflçileri çeflitli koflullar alt›nda ifle alarak gerçeklefltirmekteler. Sürekli iflçilerin say›s›n› azaltmak, ücretleri düflürmek ve kârlar› maksimuma ç›karmak için kullan›lan araçlar, örgütlü eme¤i yok etmek için kullan›lan araçlarla ayn›d›r. Gerici yönetim, önceden oldu¤u gibi, sar› sendikalar› gerçek sendikalar› engellemek için kullanmaktad›r. En kötüsü, ordu, polis ve paramiliter güçler, gerçek sendikalar› y›ld›rmak, yok etmek için ve grevler ile örgütlü di¤er eylemleri fiziksel olarak da¤›tmak için kullan›lmakta. Nüfusun % 75’ini oluflturan köylü kitleleri, özellikle de yoksul ve orta halli köylüler, feodal ve yar› feodal koflullardan ciddi bir biçimde muzdarip olmakta. Köylülerin yüzde sekseni, bir baflka deyiflle tüm nüfusun yüzde altm›fl› iflledikleri topra¤›n sahibi de¤il. Ürettiklerinin ço¤u, seviyesi düflmeye devam eden geçimleri içindir ve üretim fazlas› ürünlerine, iç


Nüfusun % 75’ini oluflturan köylü kitleleri, özellikle de yoksul ve orta halli köylüler, feodal ve yar› feodal koflullardan ciddi bir biçimde muzdarip olmakta. Köylülerin yüzde sekseni, bir baflka deyiflle tüm nüfusun yüzde altm›fl› iflledikleri topra¤›n sahibi de¤il. ve d›fl emtia pazar›ndaki ticaret için büyük toprak sahipleri taraf›ndan el konulmaktad›r. 1969’dan itibaren, k›rsal alanlardaki emek fazlas› h›zl› bir flekilde artt› ve kara s›n›r›n›n tükenmesi ve endüstriyel geliflme eksikli¤i yüzünden s›n›rland›. Böylece, tar›m iflçilerinin, kentteki düzensiz iflçilerin ve denizafl›r› taahhüt ifllerinde çal›flan iflçilerin say›s›nda bir patlama meydana geldi. fiimdiki Ramos yönetimi, göstermelik sonuçlu toprak reformu için büyük sözler veren önceki yönetimlerle kesin bir karfl›tl›kla, mülklerinin sahipli¤inin devam› konusunda büyük toprak sahiplerine, ve ayn› biçimde, 75 y›l›k kira sözleflmeleri sayesinde topra¤› kullanma ve do¤al kaynaklar› sömürme imtiyaz› konusunda yabanc› ulusötesi flirketlere utanmazca garanti vermekte. K›rsal kesimde a¤›r basan sömürü çeflitleri yar›c›l›¤›n geleneksel biçimlerini, sabit kira sistemini, ucuz mevsimlik tar›m iflçilerinin tutulmas›n›, tefecili¤i ve büyük toprak sahipleri ile tüccar tefecilerin gelirin daha büyük bir k›sm›na el koymas› amac›yla ithal girdilerin (mekanik ve kimyasal) kullan›m›n› içermekte. Büyük toprak sahipleri ve tar›m kapitalistleri, emek fazlas› nedeniyle, makineleflmeyi ve biçerdöverlerin kullan›m›n› gerek-

li görmemekte. Köylü kitleleri, ekonomik sömürü d›fl›nda, gerilla cephelerine karfl› ve legal olarak oluflturulmufl olsalar bile köylü derneklerine karfl›, askeri harekatlar fleklinde gerçeklefltirilen en vahfli bask› biçimlerinden muzdarip olmakta. 1984’den günümüze, gerici silahl› kuvvetler, uzun zaman süreleri boyunca seçili hedef alanlar› nüfustan ar›nd›rmak ve harap etmek amac›yla buralara tam tümenler ve tugaylar (alaylar) yo¤unlaflt›rd›lar. Aquino zaman›ndan Ramos’a, Oplan Lambat Bitag (I, II, III) denilen ülke çap›nda stratejik bir dizi sald›r›, devrimci güçlere, köylü kitlelere ve etnik az›nl›klara sald›rmak amac›yla bafllat›ld›. Fakat bunlar›n hepsi, silahl› devrimci hareketi bast›rmakta baflar›s›z oldu. Köylü kitleleri, silahl› direniflin tükenmez deposu vazifesi görmekte. ABD-Markos yönetiminin Filipinler’i gelifltirdi¤ini kabul eden oportünistlerin Filipinler’in sanayileflmifl ve flehirleflmifl oldu¤u fleklindeki iddialar›n›n tersine, ABD-Ramos yönetimi Filipin toplumunun azgeliflmifl sanayileflmemifl niteli¤ini kabul etmekte ve sözde Orta Vadeli Kalk›nma Plan› (OVKP) sayesinde Filipinler’i, 2000 y›l›ndan önce yeni yeni sanayileflen bir ekonomiye dönüfltürme sözü vermekte. Bugün,

utanmadan karfl›-devrimci sa¤c›lara dönüflmüfl oportünistler, yönetimle baz› noktalarda birleflmeye çabalamak, Ramos’u oligarfli karfl›t› olarak selamlamak, “bar›fl” ve “ekonomik kalk›nma” hakk›ndaki propagandas› gibi, onun “güçlü bir devlet” için ça¤r›s›n› da onaylamak konusunda yaygara yapmakta. Onlar, devrimci silahl› mücadelenin tasfiyesini istemekte. OVKP, devrimci güçlerin ve halk›n fliddetli bir biçimde bast›r›lmas›na, emperyalist ve feodalizm yandafllar›n›n ç›karlar›n›n korunmas›na, yabanc› ulusötesi flirketler için ulus-karfl›t› yat›r›m teflviklerinin artt›r›lmas›na, ithalat›n serbestlefltirilmesine, vergi muafiyetlerine, s›n›rlanmam›fl kâr transferlerine, devlete ait flirketlerin özellefltirilmesine ve aç›klanan düflük ücretler politikas› ile sendikas›z ve grevsiz bölgeleri hayata geçirmek için iflçilerin haklar›n›n gasp edilmesine ek olarak, “müzakere edilmifl” teslimiyete de dayanmaktad›r. Plan, baflar›s›z olmaya mahkumdur. Filipinler için endüstriyel geliflme, toprak reformunu ve ulusal sanayileflmeyi hayata geçirmeye dair kararl›l›k olmadan kesinlikle imkans›zd›r. Halktan genifl kitleler, özellikle de iflçiler ve köylüler, artan bask›y› ve sömürüyü asla kabul edemez ve devrimci silahl› direniflin b›rak›lmas›na asla raz› olamaz. fiimdi, emperyalist ülkelerin kendileri bir afl›r› üretim krizi (hem endüstriyel hem tar›msal) ile bo¤ufluyorlar ve Filipinler’de herhangi bir tür

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

39


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

40 üretici yat›r›m› art›rmayacak politikalar› hayata geçiriyorlar. Uzun süredir devam eden ekonomik durgunlu¤un koflullar›, yayg›n iflsizlik ve hatta ekonomik kriz emperyalist ülkeleri vurdu. ‹leri teknoloji, sat›lmayan endüstriyel ve tar›msal mallar›n büyük stoklar›n›n oluflmas›na sebep oldu. Finans kapitalizmin kurumsal spekülasyon ve yeni sömürgeci çal›flmalar yoluyla suistimali s›n›rlar›na ulaflt›, çünkü etkin talep afl›r› kamu ve özel borçlar dünyas›nda darald› ve hem yeni sömürgelerde hem de sanayileflmifl kapitalist ülkelerde s›k› ekonomik politikalar› empoze etti. Kazanan tekelci flirketler, rakiplerini yok etmek için ve istihdamda her zamankinden daha yüksek teknoloji kullanmak e¤iliminde. Ayr› ayr› tekelci flirketler üretkenliklerini art›r›rken, toplamda ekonomilerin üretkenli¤i azald›. Artan iflsizlik, sosyal kesintiler ve bu yüzden düflük tüketim, sanayileflmifl kapitalist ülkelerde pazar›n ve kâr oranlar›n›n daha da küçülmesine yol açt› ve Çin’in ucuz mamuller üreten k›y› eyaletleri de dahil Do¤u Asya’n›n “ekonomik kaplanlar›”n› kötü yönde etkiliyor. Dünya kapitalizminin merkezleri Amerika Birleflik Devletleri, Japonya, Bat› Avrupa, dünyan›n yeniden paylafl›m› için rekabet ediyor, ulusal ve bölgesel konumlar›n› sa¤lamlaflt›r›yor, uzun zamand›r borçlar›n› geri ödeyemez hale gelmifl yeni sömürgelere do¤rudan ve dolayl› yat›r›m giriflini s›n›rl›yor. Kendi ulusal ekonomisiyle

temasta bölgesel bir pazar› garantiye almak için, Amerika Birleflik Devletleri, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaflmas›na (NAFTA) ön ayak oldu. Önümüzdeki y›llarda, bu, Do¤u Asya’ya verilen ucuz mamul siparifllerinin azalmas›na neden olacakt›r. Amerika Birleflik Devletleri, ucuz Meksika eme¤inden daha ucuz mamuller beklemektedir. Bu ba¤lamda, Japonya ve Asya “kaplanlar›” (Çin’in k›y› eyaletleri dahil) Filipinler’in sömürülmesini fliddetlendirme ve Japonya hakimiyetindeki ASYA Serbest Ticaret Anlaflmas› (AFTA) alt›nda, onun ekonomik kalk›nmas›n› önleme e¤iliminde olacaklar. Ayn› zamanda, Amerika Birleflik Devletleri, tüm Pasifik bölgesindeki ekonomik ve askeri üstünlü¤ünü Asya-Pasifik Ekonomik Toplulu¤u (APEC) vas›tas›yla korumakta kararl›. Gelecek y›llarda, Amerika Birleflik Devletleri ve Japonya aras›ndaki ticaret savafl›n›n, Filipinler’in endüstriyel gelifliminin daha da önlenmesi gibi bir etkisi olacak. Üretim fazlas› mamulleri, sadece iki ekonomik süper güç taraf›ndan de¤il, dört “ekonomik kaplan” ve Çin taraf›ndan da ülkeye y›¤›lacakt›r. Dünya kapitalist sisteminin krizi, Filipinler’deki yerel egemen sistemin sürekli kötüleflen krizi ile ayn› zamana rastlamakta.

B. Politik Durum Filipinler’deki gerici s›n›flar içindeki politik klikler aras›ndaki karfl›l›kl› uzlaflma için ekonomik temel her za-

mankinden daha dar ve küçülmeye devam etmektedir. Filipinler’deki herhangi bir egemen klik ve onun rakip klikleri aras›ndaki fliddetli çeliflkilerde ancak geçici durulmalar olabilir. Gericiler aras›ndaki anlaflmazl›klar, bütünüyle seçim rekabeti çerçevesine sokulamaz, fakat, egemen kli¤in otoriter güç kullanma giriflimiyle ve sömürücü s›n›flarla gerici silahl› güçlerin silahl› kliklere ayr›lmas›yla artarak ifade bulacakt›r. Egemen Ramos kli¤i bir bürokrat büyük kompradortoprak sahibi kli¤idir ve egemen Markos kli¤i kadar açgözlüdür. Onun göstermelik liderleri, d›fl kredilerle yap›lan ihaleler (özellikle enerji ve altyap›) üzerinde tekel oluflturuyor ve kamu iç borçlanmas›n› çok h›zl› artt›r›yor. Kendi h›rs›n›n ve egemen sistem içerisindeki rakiplerinin verdi¤i korkunun zoruyla, egemen Ramos kli¤i, rakip büyük kompradorlar›n pefline düflmek ve onlar› çökertmek suretiyle gücünü pekifltirmek ve sa¤lamlaflt›rmak için gereken tüm tedbirleri almakta. Sosyo-ekonomik kriz derinlefltikçe politik kriz de derinleflmekte. Ne zaman egemen klikle ezilen kitleler aras›nda heyecan verici bir çat›flma olsa, gericilerin rakip klikleri kendi politik kazan›mlar›n› elde etmeye çal›flacaklard›r. Gerici egemen klik de, gücünü, devletin zor ayg›tlar› ile korumaya ve art›rmaya çal›flacakt›r. ABD-Ramos kli¤i, devrimci kitle hareketi, yenilenmifl gücünü kapsaml› ve yo¤un gerilla savafl›m› yoluyla göstermeye muktedir olmadan önce bile,


yasaman›n kontrolü ve sözde anayasal reformlar yoluyla Markos-tarz› bir gücü ele geçirme giriflimi için durmadan haz›rlan›yorken, ayn› zamanda devrimci ve gerici muhalefetin ikisini de “bar›fl ve uzlaflma” ça¤r›s›yla uyutma manevras› yap›yordu. Legal demokratik kitle hareketinin, ABD-Ramos yönetiminin petrol vergisini yükseltme (daha yüksek fiyatlara ve daha yüksek elektrik ve tafl›ma fiyatlar›na yol açan) teflebbüsünün sonucunda patlak veren en son s›çramas›nda, özellikle bu y›l›n fiubat’›nda ülke çap›nda gerçekleflen kitle eylemlerinde, legal ilerici güçler, devrimci güçler ve genifl halk kitleleri aya¤a kalkt›. Ayr›ca, egemen kli¤in gerici rakipleri (Filipinler Silahl› Kuvvetlerindekiler de dahil), önceden iyi reklam› yap›lm›fl kendi saf›na geçirme sürecine ra¤men egemen kli¤e karfl› hareketlendiler. Yar›-sömürge ve yar›-feodal egemen sistemin parçalanma e¤ilimi, devrimci güçlerin uzun süreli Halk Savafl›’ndaki kararl›l›¤›ndan kaynakland›¤› gibi, gericilerin kendi aralar›ndaki iç çeliflkilerden de kaynaklanmaktad›r. “Sol” ve sa¤ oportünizm yüzünden meydana gelen a¤›r hata ve baflar›s›zl›klara ra¤men, silahl› devrimci hareketin flimdiki gücü, düzeltme hareketinin ve egemen sistemin kötüleflen krizinin sonucu olarak hala bafl edilmezdir ve artan h›zda büyüme için büyük bir potansiyele sahiptir. Devrimci güçler ve halk, egemen sistemin tümüyle temel ve ciddi

bir uyuflmazl›k içinde. Onlar, Filipinler’i gerçekten ba¤›ms›z, demokratik, adaletli, müreffeh ve huzurlu yapmak amac›yla flimdiki sosyal sistemin en sonunda yenisiyle de¤ifltirilmesi için gerekli olan gücü kullanmaktad›rlar ve onu gelifltirmeye ve biriktirmeye devam etmektedirler. 1987’den itibaren y›ldan y›la, Aquino yönetimi ve General Ramos, askeri bast›rma harekatlar›n› fliddetlendirdikçe, Aquino yönetimi sona ermeden önce, devrimci güçlere karfl› stratejik zafer kazanmakla övündüler. Halbuki, düflman, askeri hedeflerine ulaflmada, onu sade “stratejik kontrol”e indirdikten sonra bile fena halde baflar›s›z oldu. Devrimci güçler ülke çap›nda geliflmeye devam etmekte. Moro örgütlerinin silahl› karfl› koyuflunun giderek azalmas› ve Ramos karfl›t› askeri kliklerin darbe tehditlerinin geçici sükuneti, yönetimin, YHO gerilla cephelerine karfl› daha fazla asker konuflland›rmas›na izin verdi. Fakat, düflman kuvvetlerinin toplam büyüklü¤ü ve gücü tüm ülkeyi kapsamaya yetmemektedir. Bunun bafll›ca nedeni, düflman kuvvetlerinin, etkinli¤ini, yo¤unlaflma ve bölgenin uzat›lm›fl iflgali ilkesini uygulamak suretiyle azami seviyeye yükseltmeye çal›flmas›d›r. Asker say›s›n› daha da art›rmak, daha fazla para harcamak ve daha fazla vahflet, yönetimin kendi kendisinin yenilgisini haz›rlamas›d›r. Egemen sistemin politik ve mali s›n›rlar›, silahl› kuvvetler için

1969’dan itibaren harcanan ve oldu¤undan düflük gösterilen para miktar› tek bafl›na dikkate al›nsa bile görülebilir. Miktar en az 750 milyar Peso veya 25 milyar Amerikan dolar›d›r. Bu rakama, en az 15 milyar Amerikan dolar›na veya bu rakam›n yüzde 60’›na denk düflen ABD askeri yard›m› dahil de¤ildir. Amerika Birleflik Devletleri, askeri üsleri kald›r›lmas›na ra¤men, askeri üsleri kullanma hakk›n› korumakta ve gerici hükümete yapt›¤› askeri ve askeriye ile ilgili yard›m›n› devam ettirmekte. Fakat Amerika Birleflik Devletleri ve onun emperyalist müttefikleri, dünyan›n birçok çalkant›l› k›sm›na efli görülmemifl bir biçimde çekilmekte. Toptan savafl politikas› alt›ndaki fliddetli askeri sald›r›lar›n fliddetlendirilmesi, katliamlar, suikastlar, iflkence, yasad›fl› gözalt›, ya¤malama, kundakç›l›k, bombard›manlar, zorla kitlesel boflaltma ve halk›n geçim yollar›n›n yok

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

41


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

42 edilmesi ile sonuçland›. Bütün bunlar, halk› egemen sistemden uzaklaflt›rd› ve onlar› uzun süreli Halk Savafl›nda sebat etmeye ve onu yo¤unlaflt›rmaya sevk etti. Son 25 y›lda, on binlerce insan iflkenceden geçirildi ve öldürüldü, milyonlarca insan, düflman taraf›ndan evinden ve topra¤›ndan edildi. Hakl› devrimci davalar›n› sürdürerek, halk ve devrimci güçler kendilerini savundu ve YHO son 25 y›lda on binlerce düflman askerini yok eden taktik sald›r›lar bafllatt›. Yozlaflm›fl askeri subaylar kendi askerlerini kand›rmakta ve kendi ç›karlar› için suç içeren operasyonlar›yla meflgulken, gerici hükümet, kendi askerleri aras›ndan yaralananlara yeterli hastane ve rehabilitasyon imkanlar› sa¤lamakta oldu¤u gibi, öldürülenler için yeterli tazminat sa¤lamakta da baflar›s›z oldu. Teçhizat ve harekatlar için yap›lan askeri harcama yüksektir, fakat gerici silahl› kuvvetlerin subaylar›yla onlar›n alt›ndaki askerleri ve ulusal polis için resmi karfl›l›k düflüktür. Hatta paramiliter güçler için çok daha düflüktür. Bundan dolay›, düflman›n silahl› personeli genellikle yasad›fl› a¤aç kesme, soygun, fidye için adam kaç›rma, haraç alma, kumar ve fuhufl yataklar›n›n desteklenmesi veya korunmas› gibi suç içeren faaliyetlerde bulunmakta. En naml› suç örgütleri subaylar ve polis memurlar› taraf›ndan idare edilmekte. Ordu ve polis kurumu sadece politik gruplarda klikleflmemekte, suç örgütlerinde daha çok klikleflmekte.

Gerici silahl› güçler, asker say›s›, teçhizat ve e¤itim bak›m›ndan üstünlüklerine uygun bir flekilde, seçilmifl birkaç hedef bölgeye uzun zaman dönemleri için tümen ve tugaylar yo¤unlaflt›rmak suretiyle, güya bu bölgeleri “kontrol alt›na almak, temizlemek, sa¤lamlaflt›rmak ve gelifltirmek” amac›yla stratejik sald›r›ya giriflmekte. Stratejik kuflatmada, özel operasyon tak›mlar› (ÖOT) konuflland›r›ld› ve paramiliter güçler YHO karfl›t› suni veya zora dayal› bir “kitle taban›” yaratmak için örgütlemekte. Ard›ndan, stratejik kuflatmada, düflman, bölük ve taburlar› ara-ve-yok et veya düflman› temizleme harekatlar› yürütmek için kullanmakta. Uzun süreli istihbarat ve halk› yan›ltma taktikleri dahil, “h›zl› kara savafl›” stratejisi ve “kademeli daraltma” taktikleri dediklerini hayata geçirmek düflmana uygun gelmektedir. Düflman›n böyle sald›r› stratejisi ve taktikleri karfl›s›nda, k›z›l savaflç›lar›n ezici ço¤unlu¤unu birkaç büyük birlikte tümüyle yo¤unlaflt›rmak ve kitle taban›ndan vazgeçmek suretiyle stratejik savunmay› terk etmek yanl›flt›r. Kitle taban›n›n kaybedilmesi düflman›n ekme¤ine ya¤ sürmek, eninde sonunda inisiyatifi kaybetmek ve taktik sald›r›lara giriflmekte baflar›s›z olmak anlam›na gelir. “Sol” oportünistler, zaferi ivedilefltirme bahanesi alt›nda, pratikte düflmana hizmet ettiler. Bafl›ndan sonuna kadar, e¤er proleter devrimci kadrolar ve YHO savaflç›lar›, savunmaya dayal› bir stra-

teji ile karfl›l›k verirse ve geniflleyen ve derinleflen bir kitle taban›yla kapsaml› ve yo¤un bir gerilla savafl› çizgisi ekseninde taktik sald›r›lar bafllat›rsa, düflman kuvvetleri yenilir. Düflman›n baflar›s›zl›¤› esasen, emperyalistlerin ve yerel sömürücü s›n›flar›n ç›karlar› için savafl›yor olmas› ve kuvvetlerini hedef bir bölgeye yo¤unlaflt›rd›¤›nda baflka yerlerdeki alanlar› hediye etmesi yüzündendir. Gerilla güçleri, ancak, sürekli geniflleyen ve pekiflen bir kitle taban› koflullar›nda çal›fl›rlarsa, kendi istekleri konum de¤ifltirme, yay›lma ve yo¤unlaflma suretiyle inisiyatifi ele geçirebilir. YHO, halk›n aktif kat›l›m› ve deste¤i ile, taktik sald›r›larda bir düflman kuvvetini -sürpriz faktörünü kullanmak suretiyle - parça parça yok etmek için, düflman kuvveti YHO’dan stratejik düzeyde on kat daha güçlü olsa bile, ondan daha üstün bir gücü bir araya getirebilir. Devrimci deneyiminin 25 y›l›nda, YHO silahl› kuvvetini korudu ve art›rd›, çünkü proleter devrimci kadrolar ve K›z›l savaflç›lar, sürekli geniflleyen ve derinleflen bir kitle taban›yla kapsaml› ve yo¤un bir gerilla savafl›m›n› hayata geçirmek suretiyle uzun süreli Halk Savafl›n›n stratejik çizgisine ba¤l› kald›lar. Di¤er taraftan, “Sol” oportünistler, kitle çal›flmas› için kadrolar›n ve küçük birliklerin say›s›n› ciddi bir flekilde düflürdüler ve erken bir flekilde, tümüyle yo¤unlaflt›r›lm›fl bölükler ve iki tabur oluflturdular, deneyimli kadro ve savaflç›lar› silahl› kent partizan-


lar› olmalar› için kentsel alanlara gönderdiler ve böylece Halk Savafl›n›n daha da geliflmesini sabote ettiler. “Düzenli orduya geçifl” ve “stratejik karfl› sald›r›” çizgisinde ve isyanc›l›k ve askeri serüvencili¤i birlefltiren çizgide ›srar eden “Sol” oportünistler ile burjuva reformizmi ve parlamentarizmde ›srar eden, kendilerini yabanc› finansörlü bürolara ve ka¤›t üstündeki koalisyonlara hapseden Sa¤ oportünistlerin ikisi de Metro Manila ve di¤er kentsel alanlarda üslendiler ve Parti üyeleri ile kitle eylemcilerinin kentsel alanlardan k›rsal alanlara ak›fl›n› ciddi bir biçimde azaltt›lar. ‹ki tür oportünizm, 1980’ler boyunca, tam olarak ABD ve Filipin istihbarat örgütlerinin flehirlerdeki istihbarat ve izleme sistemlerini gelifltiriyor oldu¤u ve YHO’nun birikmifl silahl› kuvvetinin, en sorumlu Parti kadrolar›n›n do¤rudan ve yak›n liderli¤ine ihtiyac› oldu¤u ve Parti liderli¤i ile YHO komutas› için mümkün olan en iyi üssü sa¤lad›¤› bir zamanda, flehir-merkezlilik üzerine vurgu yapt›. Benimsenen çizgideki, oportünistler aras›nda, kanl› karalama ve sindirme kampanyas›, çetecilik ve yozlafl-

ma gibi önemli derecede suçla ilgili bozulmayla sonuçlanan ciddi hatalara ra¤men, proleter kadrolar ve YHO savaflç›lar› geri çekilmediler ve hakim oldular. Güncel düzeltme hareketini bafllatmak suretiyle oportünistleri bozguna u¤ratt›lar. Düzeltme hareketi, devrimci güçleri ideolojik, politik ve örgütsel olarak daha da kuvvetlendirmekte. O, YHO’nun devrimci bütünlü¤ünü, savaflma iste¤i ile kabiliyetlerini, kitle çal›flmas› yapma ve üretimle meflgul olma kararl›l›¤›n› artt›rd›. fiimdi ve önümüzdeki dönemde, YHO, düflman kuvvetlerine öldürücü darbeler indirebilir ve ayn› zamanda, hem k›rsal hem de kentsel alanlardan genifl halk kitlelerinin her zamankinden daha büyük militan deste¤ine sahip olabilir. Parti Merkez Komitesinin liderli¤ine müteakip, bölgesel ve daha alttaki Parti ve YHO organlar› ve örgütlenmeleri deneyimlerinin özetlerini haz›rlad›, olumlu ve olumsuz dersler ç›kard›, sapmalar ile hatalar› elefltirdi, bunlar› reddetti ve devrimci görevlerini aç›klad›. Yaln›zca birkaç iflah olmaz oportünist, düzeltme hareketine karfl› koydu ve karfl› devrimin utanmaz ajan-

lar› olmak için düflman›n taraf›na geçti. 17 bölgesel Parti örgütlenmesinin sadece üçünde ve sadece iki merkezi parti organ›nda, düzeltme hareketine karfl› koyan fanatik karfl›-devrimci kesimler vard›. Bu iflah olmaz oportünistler, devrimcilerce sert bir flekilde bozguna u¤rat›ld›lar ve kendi yanl›fl çizgileri taraf›ndan düflman taraf›na itildiler. Gerici devlet, devrimci harekete karfl›, zalim terörle birlefltirilmifl yan›ltmay› daima kulland›. Karfl› devrimci lider General Ramos, YHO ile 1969’dan beri savaflan biri olarak, onu cephede yaln›zca askeri araçlarla yok edemeyece¤ini bilmekte. Gerçekten de, Marcos ve Aquino yönetimleri alt›nda ve flimdi uygulanmakta olan genel savafl politikas›, basit bir biçimde, devrimci güçlere karfl› tamam›yla bir askeri savafl›m de¤ildir. O, psikolojik savafl›, kuflatma taktiklerinin bir biçimi olarak içermektedir. Bu yüzden, Ramos yönetimi, bar›fl ve uzlaflma yan›lsamalar›n› büyük çaba ile yaratmak için ve devrimci hareketi gözden düflürmek ve devrimci güçleri bölmek çabas›yla propaganda kampanyalar› bafllatt›. Bu bak›mdan, ABD hüküYHO, düflman kuvvetlerine öldürücü darbeler indirebilir ve ayn› zamanda, hem k›rsal hem de kentsel alanlardan genifl halk kitlelerinin her zamankinden daha büyük militan deste¤ine sahip olabilir.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

43


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

44 meti (özellikle, onun, Merkezi Haberalma Teflkilat›, Savunma ‹stihbarat› ve D›fliflleri Bakanl›¤› D›fl ‹stihbarat Dairesi gibi istihbarat kurulufllar›), Marcos’un bir baflka gericiyle de¤ifltirilmesine yol açmak, burjuva demokratik kurumlar› ve süreçleri yeniden canland›rmak, ve ayn› zamanda, devrimci hareketi sadece silahlar›n gücüyle (YHO ve devrimci güçlerin “politik altyap›s›na” karfl› askeri harekatlar) de¤il, “düflük-yo¤unluklu savafl” denilende propaganda ile de engellemek ve yok etmek için General Ramos’la 1985’den itibaren yo¤un bir biçimde iflbirli¤i yapmaktad›r. Psikolojik-savafl plan›, “bar›fl ve uzlaflma” söylentilerinin büyük çaba ile yarat›lmas›n›, kitlelerin kafas›n›n kar›flt›r›lmas› ve devrimci güçlere yabanc›laflt›r›lmas› giriflimini ve devrimci hareketi bölme girifliminde döneklerin üzerine titrenmesini içermektedir. Plan, 1986’dan bugüne, CIA ve DIA’n›n bilinen “akademik” analistlerinin ve artan say›da Filipinli, Amerikan ve di¤er yabanc› burjuva gazetecilerin; Filipin ve ABD istihbarat teflkilatlar›n›n kullan›m›ndaki Filipinli akademisyen ve gazetecilerin; ve baz› yabanc› finansör kurulufllar›n ve sözde sivil toplum kurulufllar›n›n kimi yabanc› ve yerli bürokratlar›n›n makalelerinde yans›t›ld›. Onlar›n ortak çizgileri, Filipinler’de “demokrasi”nin yeniden canland›r›lmas› ve “ekonomik reformlar”›n devrimci güçlere, teslim olmaktan ve parlamenter mücadeleyi seçmekten, aksi takdirde marjinallefl-

mekten baflka seçenek b›rakmad›¤›d›r. Ulusal Demokratik Cephe, adil ve devaml› bir bar›fl için Yeni Demokratik Devrim çizgisini do¤ru bir flekilde vurgulamak suretiyle, düflman›n halk›n kafas›n› kar›flt›rmas›n› ve devrimci güçleri “terörist” olarak gösterme çabalar›n› önledi. O, bu süreçte, kendilerini “üçüncü güç” olarak yanl›fl tan›tan ve devrimci güçleri düflmana teslim olmaya zorlayan veya ikna etmeye çabalayanlar gibi, sa¤ oportünistleri ve karfl› devrimci dönekleri de teflhir etti ve hüsrana u¤ratt›. Parti, hakl› devrimci dava hakk›nda flüphe uyand›rmak ve ona zarar vermek amac›yla yap›lan en sinsi giriflimleri bofla ç›kard›. Bu giriflimlere, bar›fl için sahte çok kesimli ittifaklar ve sözde, isyan için orta-vadeli plan dahildir. Emperyalizm ve gericilerin psikolojik-savafl ve istihbarat ajanlar›, kimi döneklerle ve bir dizi anti-komünist küçük-burjuva grupla, antikomünist, anti-Stalin çizgiyi, devrimci güçlere ve legal ilerici güçlere karfl› gelifltirmek, yeni anti-komünist oluflumlar› yaratmak ve örgütlemek için birlik oldular, ve ABD, egemen Ramos kli¤i ve dini Sa¤ kanatla ba¤lant›l› örgütlenmelerle birlik içinde mitingler düzenlediler. 26 Temmuz ve 30 Kas›m 1993 mitinglerinde, dönekler ve antikomünist küçük burjuva gruplar antikomünist ve antiStalin sloganlar›n› hayk›rd›lar. Döneklerce k›flk›rt›lan yeni anti-komünist gruplar, Suriang Sosyalista, Saniakas,

Siglaya, Kapatirang Anakpawis, Bukluran ng mga Manggagawa para sa Pagbabago, Filipinler Ulusal ‹flçi Konfederasyonu, ve Demokrating KMP gibi isimler tafl›maktad›r. Onlar, anti-komünist kampanyalar düzenleme ve gerici hükümetten ve yabanc› kurulufllardan mali kaynak elde etme hususlar›nda, Halk Demokrasi Hareketi, H›ristiyan “Sosyal-Demokratlar”, Filipin Alternatifleri için Forum ve benzeri gibi önceden varolan anti-komünist küçük burjuva gruplar ile komplo düzenlemekte yar›flmaktalar. Anti-komünist, anti-Stalin çizgi, ABD ve Filipin psikolojik-savafl fabrikas› ve istihbarat ajanlar›ndan, Gorbaçovculardan, Troçkistlerden, burjuva popülistlerden ve dini Sa¤ kanattan ortaya ç›kt›. Kentsel terörizm ve çetecili¤in suçlu pratikçileri gibi (Romulo Kintanar, Arturo Tabara, Filemon Lagman ve Antonio Cabardo gibi), Kampanyang Ahos’dan suç bak›m›ndan en fazla sorumlu olan iflah olmaz “sol” oportünistler de (Benjamin de Vera, Ricardo Reyes, Salvador Bas, Frank Gonzales, Nathan Quimpo gibi), anti-komünist ve anti-Stalin çizgiyi sürekli vurgulamakta ve kendilerini demokrasi savunucusu ve gerekli yöntem olarak yanl›fl bir flekilde tan›tmaktalar. Bu suçlulara karfl› yap›lan ithamlar aç›kland›. Adaletin yerine getirilmesi do¤rultusunda bir ad›m olarak, Kampanyang Ahos, kurbanlara, Partiye ve halka karfl› suçlu bir sald›r› olarak ilan edildi. Partinin disiplinle ilgili ihraç mekanizmas›,


Benjamin de Vera, Ricardo Reyes, Salvador Bas, Frank Gonzales ve Nathan Quimpo gibi vahfletin bafll›ca sorumlular›na karfl› iflletildi. Ayr›ca, bu kifliler suç bak›m›ndan sorumludur ve halk mahkemesindeki dava ve yarg›lamaya tabidir. Karfl›-devrimciler hala, revizyonist partileri ve revizyonistlerin hakim oldu¤u rejimleri komünist ve sosyalist olarak yanl›fl bir flekilde tan›tan ve bunlar›n da¤›lmas›ndan anti-emperyalist ve sosyalist davan›n olanaks›zl›¤› olarak memnuniyet duyan emperyalist ideolojik sald›r›

flüncesi’nin bir kez daha teyit edilmesi, devrimci bilinç ve devrimci güçlerin militanl›k seviyesini daha da yükseltti. Yerel egemen sistemin ve dünya kapitalist sisteminin derinleflen krizi, silahl› devrimci hareketi gerektirmekte ve onu desteklemektedir. Devrimci güçler, ulusal-demokratik devrimde zafere ulaflmak ve sosyalist devrim ve infla için zemin haz›rlamak amac›yla uzun süreli Halk Savafl›n› sürdürmeye flimdi daha yüksek bir güven duymakta. ‹ktidardaki revizyonist partilerin ve rejimlerin çökü-

üzerinde ilerlemeyi deniyorlar. Kötü amaçl› iftiralar›n›, büyük Stalin’e benzettikleri Partinin kurucu baflkan› ve Stalinist olarak tan›mlad›klar› Parti ile onun Merkez Komitesi üzerinde yo¤unlaflt›rmaktalar. Onlar, Parti ve onun liderli¤ini gözden düflürebilirlerse, tüm devrimci halk hareketini yok edebileceklerine inanmaktalar. Düzeltme hareketi, emperyalistlerin, gericilerin ve onlar›n küçük-burjuva maiyetlerinin ideolojik ve politik sald›r›s›n› etkili bir biçimde bofla ç›kard›. MarksizmLeninizm-Mao Zedung Dü-

flü, yoldafl Mao Zedung taraf›ndan öncülük edilen anti-revizyonist elefltirinin do¤rulanmas›na hizmet etti. Revizyonistlerin sosyalizme hemen hemen 40 y›ll›k kan›tlanm›fl ihaneti, sadece, hakiki devrimcileri emperyalizm, revizyonizm ve yeni sömürgecilikle her zamankinden daha kararl› olarak savaflmaya teflvik edebilir. Mao’nun, modern revizyonizmle mücadele etmek, kapitalizmin restorasyonunu önlemek ve sosyalizmi pekifltirmek için devrimi proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sürdürme teorisi ve bunun ilk prati¤i, proleter devrimci

kadrolara ve k›z›l savaflç›lara, hala sürdürülmekte olan uzun devrimci mücadelenin net bir görünümünü vermektedir. Düzeltme hareketi, devrimci güçlerin saflar›n› kapsaml› bir flekilde son derece kuvvetlendirdi. YHO’nun proleter devrimci özü her zamankinden daha güçlü. Legal ilerici güçlerinki de öyle. Kentsel legal demokratik kitle hareketi, 1 May›s 1993 ve 9 ile 25 fiubat 1994’de ABDRamos yönetimine ve onun anti-komünist küçük-burjuva ücretli adamlar›na karfl› gücünü gösterdi. Silahl› devrimci hareket, kitle taban›n› geniflletiyor, pekifltiriyor ve onu kapsaml› ve yo¤un bir gerilla savafl›m› için gelifltiriyor. Parti ve YHO, topyekün zaferi kazanmaya dair bir zaman çizelgesi ilan etmez. Di¤er yandan, onlar, egemen sistemi y›kmak için gerekli oldu¤u müddetçe uzun süreli Halk Savafl›’n› sürdürmeye ve toptan zafer için kapsaml› gereklilikleri yerine getirmeye kararl›lar.

IV. Yeni Halk Ordusu’nun devrimci görevleri YHO, Filipinler Komünist Partisi liderli¤i alt›nda, yerel egemen sistem ve dünya kapitalist sistemince sa¤lanan elveriflli nesnel koflullardan faydalanmal›d›r. Güncel düzeltme hareketi, sonuna kadar, baflar›yla tamamlanmal›d›r. O, 25 y›ll›k devrimci mücadele süresince birikmifl ideolojik, politik ve örgütsel gücü art›rmal› ve birikmifl ciddi sapmalar›n, hatalar›n ve eksikliklerin, özellik-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

45


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

46 le de ciddi zarara sebep olan ve devrimci güçlerin büyümesini azaltanlar›n, üstesinden gelmelidir. Düzeltme hareketi esasen, devrimci teori ve pratikteki bir e¤itim hareketidir. Proleter devrimci kadrolar, komutanlar ve k›z›l savaflç›lar, Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi’nin temel ilkelerini, yeni-demokratik devrimin genel çizgisini ve uzun süreli Halk Savafl›n›n stratejisini ve taktiklerini çal›flmal› ve uygulamal›d›r. Devrimci e¤itim, yüksek seviyede bir bilinçli disiplin, savaflma kararl›l›¤› ve halka hizmette devrimci ruhu gelifltirmek için gereklidir. Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’nun seçme yaz›lar›, YHO içerisinde yay›lmal›d›r. Mao’nun uzun süreli Halk Savafl› ve gerilla savafl›m› üzerine eserlerine odaklanmak yerindedir. Parti ve YHO’nun, devrimci harekete do¤ru ve baflar›l› bir flekilde yol göstermifl olan temel belgeleri çal›fl›lmal›d›r. Ayn› zamanda, güncel düzeltme belgeleri ve Parti Merkez Komitesi’nin özetleri üzerine odaklanmak yerindedir. Teorik ve politik e¤itim, halk›n somut koflullar›, gerçek devrimci çal›flma ve mücadele ile iliflkilendirildi¤i zaman kolaylaflt›r›l›r. Proleter devrimci kadrolar ve k›z›l komutanlar ile savaflç›lar, kendilerini, halka, özellikle de didinerek çal›flan iflçi ve köylü kitlelerine s›k› bir biçimde ba¤lamal›; kuvvetlerini ve çal›flmalar›n› dikkatle de¤erlendirmeli; elefltiri ve özelefltiriyi kullanmal›; ve savaflma ve di¤er görevlerini

militanca yerine getirmelidir. Parti üyelerinin YHO’da yüksek bir yo¤unlukta olmas›na dair mükemmel gelenek devam ettirilmelidir. Her mangada bir Parti grubu olmal›d›r. Parti temsilcili¤i, müfreze veya bölükte konumland›r›labilir. Okuryazar Parti üyeleri, k›z›l savaflç›lardan, okuma yazma bilmeyenlerin veya okuma yazmas› yetersiz olanlar›n okuryazarl›k seviyesini yükseltmelidir. Okuma yazmas› yetersiz olanlar›n yararlanmas› için basitlefltirilmifl e¤itim materyalleri ve yöntemleri kullan›lmal›d›r. Parti üyeleri, YHO’da, di¤er kitlesel örgütlenmelere göre daha yüksek bir oranda bulunabilir, çünkü k›z›l savaflç›lar, e¤itim ve çal›flmada sürekli bir aradalar ve en iyi ö¤renme süreci olan devrimci mücadelenin en yo¤un biçiminde yer almaktad›rlar. Çarp›flmalar›n s›k› s›k oldu¤u ve h›zland›r›lm›fl yeni savaflç› kazanma dönemleri boyunca bile, k›z›l savaflç›lar içerisindeki Parti üyelerinin oran› % 50’den fazla olabilir. Yeni bir YHO birli¤i oluflturuldu¤u zaman, önceden varolan bir birlikten gelen Parti üyeleri çekirdekte mevcut olmal›d›r. YHO, bir savafl örgütü olmas›na dair ay›rtedici niteli¤ine uygun olarak, savaflma kabiliyetini ve askeri teknik seviyesini artt›rmak amac›yla askeri e¤itimle meflgul olmal›d›r. Fakat bu askeri e¤itim daima politik e¤itime ba¤lanmal› ve ondan asla ayr›lmamal›d›r. Bundan dolay›, daima politik-askeri e¤itimi istemekteyiz. Strateji ile taktiklerden veya e¤itim ve tekni-

¤in gelifltirilmesinden yaln›zca askeri terimlerle sözetmek, Romulo Kintanar ve Arturo Tabara gibi döneklerin giriflti¤i gibi, burjuva militarizme, suçla ilgili çetecili¤e ve karfl›devrimci dönekli¤e giriflmektir. YHO, uzun süreli Halk Savafl›’n›n çizgisine kararl›l›kla ba¤l› kalmal›d›r. O, ne, “sol” oportünistlerin, erken düzenli orduya geçifl, flehirsel isyanc›l›k ve askeri serüvencilik, itinal› kitle çal›flmas› ve aflamal› geliflmeyi küçümseme yoluyla zafere kolay ve h›zl› bir yol hakk›ndaki s›kbo¤az etmeleri, ne de sa¤ oportünistlerin, rahat ve ac›s›z bir yol olarak parlamentarizm veya reformizm hakk›ndaki s›kbo¤az etmeleri taraf›ndan do¤ru yoldan asla sapt›r›lamamal›d›r. fiehirleri ele geçirmek için yeterli gücü toplayana kadar, flehirleri k›rsal bölgelerden kuflatmal›y›z. Uzunca bir süredir stratejik savunmaday›z, fakat halk›n kat›l›m› ve deste¤i temelinde taktik sald›r›lar bafllatmal›y›z. Devrimin ana gücü olan köylü kitlelerini etkilemeliyiz ve iflçi s›n›f› ve köylülük aras›ndaki temel ittifak›, Yeni Demokratik Devrim’in temeli olarak kuvvetlendirmeliyiz. Köylü dernekleri kurulmal› ve esas ve temel olarak yoksul köylüler ile tar›m iflçileri taraf›ndan meydana getirilmelidir. YHO K›z›l savaflç›lar›, esas olarak onlar›n saflar›ndan kazan›lmal›d›r. Sonuç olarak, orta halli köylülerin deste¤i kazan›labilir ve zengin köylüler tarafs›zlaflt›r›labilir. Ayr›ca, gerici s›n›flar aras›ndaki çeliflkilerden isti-


fade edilebilir. Sonuç, karfl›devrimci s›n›flar›n gücünün izolasyonu ve imhas› olmal›d›r. Bu anti-feodal çizgi, yeni-demokratik devrimin genel çizgisinin bafll›ca bileflenidir. Parti, devrimci iflçileri ve e¤itimli gençli¤i YHO’ya çekmeli ve onun saflar›nda örgütlemelidir. O, flehir esasl› legal demokratik kitle hareketini ve k›rsal bölge esasl› silahl› devrimci hareketi eflgüdümlendirmeli ve böylelikle, devrimci davan›n ilerletilmesinde, iki mücadele biçimini birbirini tamamlay›c› ve birbirine yard›m eder hale getiren bir konumda olmal›d›r. Reformizm ve flehirsel ayaklanmalar›n her ikisiyle de mücadele etmelidir, çünkü bunlar devrimin ray›ndan ç›kmas›na sebep olurlar. Bunlar, Parti kadrolar›n›n flehirlerden k›rsal bölgelere ak›fl›n› engelledi. fiehirsel isyanc›lar ve reformistler, yanl›fl bir biçimde, Partiyi, uzun süreli Halk Savafl›’n›n stratejik çizgisini izlemek suretiyle kentsel alanlardaki legal demokratik kitle hareketini ihmal etmekle suçlamaktad›r. 1960’lardan günümüze kadar legal demokratik kitle hareketinin geliflmesini sa¤layanlar›n proleter devrimciler oldu¤unu, reformistler ve isyanc›lar›n yaln›zca gerici güçlerin küçük kuyruklar› olduklar›n› ve yabanc› modellerinin ölü bir sonla tükendi¤ini bu flarlatanlara hat›rlatmam›za izin verin. Bu flarlatanlar›, özellikle de antikomünist ücretli adamlara, suçlu çetecilere ve Parti ile halka ait kaynaklar›n h›rs›zlar›na dönüflenleri, reddetme-

mize izin verin. Tamam›yla karfl› devrimcilere dönüflen “sol” ve sa¤ oportünistleri reddettikçe, stratejik savunma içerisinde taktik sald›r›lar›m›z› art›rmal› ve fliddetlendirmeliyiz. Özenli kitle çal›flmas› sayesinde sürekli geniflleyen ve derinleflen bir kitle taban›yla kapsaml› ve yo¤un bir gerilla savafl›m› yürütmeliyiz. Halk›n devrimci savafla genifl çapl› kat›l›m› ve deste¤i, YHO ile di¤er devrimci güçlerin do¤as›n› ve yönünü tayin etmelidir ve düflman›n mevcut askeri

fiehirleri ele geçirmek için yeterli gücü toplayana kadar, flehirleri k›rsal bölgelerden kuflatmal›y›z. Uzunca bir süredir stratejik savunmaday›z, fakat halk›n kat›l›m› ve deste¤i temelinde taktik sald›r›lar bafllatmal›y›z. üstünlü¤ü ile stratejik sald›r›s›n› bofla ç›karmal›d›r. YHO, halk›n militan kat›l›m› ve deste¤i ile, düflman› sa¤›r ve kör bir durumda tutmal› ve yaln›zca kazanabilece¤i çarp›flmalar› bafllatmal›d›r. O, düflman kuvvetlerini parça parça yok etmelidir. Düflman birliklerini imha etmek için zaman› ve yeri sürpriz bir biçimde belirlemelidir. O, düflman›n zay›f noktalar›n› bulmak ve onu hata yapmaya k›flk›rtmak suretiyle, düflman› imha etmek için taktik sald›r›lar düzenleyebilir.

Taktik düzeyde, YHO, yok edebilece¤i düflman birli¤ini pusuya düflürmek ve basmak için daha üstün bir gücü bir araya getirmelidir. Tüm ülkedeki, herhangi bir bölgedeki veya herhangi bir gerilla cephesindeki toplam kuvvetini tek bir nihai çarp›flmada asla riske sokmamal›d›r. YHO, düflman kuvvetinin iyi kök salm›fl oldu¤u durumda, düflünmeksizin aceleyle kuvvetli noktaya sald›rmaz, ancak düflman kuvvetinin kendisini bölmesini veya bir parças›n› d›flar›ya göndermesini bekler. Kendisinden daha üstün bir düflman kuvveti göründü¤ünde ve çat›flma ar›yorsa, YHO cephe çarp›flmas›n› seçmez, düflman›n havay› yumruklamas›na izin verir veya düflman tuza¤a düflene yada kendisini bölmek ve zay›f k›s›mlar›n› korumas›z b›rakmak zorunda b›rak›lana kadar onu daha da çeker. ‹lerlemekte olan düflman kuvvetine, ilerlemesini geciktirmek, engellemek veya ray›ndan ç›karmak amac›yla pusudan atefl etmek de olas›d›r. YHO, kendisinden daha üstün bir düflman kuvvetinden, daha zay›f bir düflman kuvvetine sald›rmak için kaç›nabilir. O, baflka bir yönden sald›rabilsin diye, düflman kuvvetini belirli bir yönde hareket etmesi için kand›rabilir veya e¤er belirli bir süre için takip eden bir baflka düflman kuvvetinin olmad›¤› kesinse, düflman› ayn› yönde peflpefle tuzaklara düflmesi için kand›rabilir. Gerilla taktiklerinde esneklik ancak kitle taban›n› geniflletme ve pekifltirme ilkesine ve prati¤ine s›k› bir ba¤l›l›k mevcutsa baflar›la-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

47


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

48 bilir. Böyle bir kitle taban› olmadan, durum tamamen askeri ve üstün düflman kuvveti için elveriflli olur. Düflman belirli bir hedef alana daima kuvvetler yo¤unlaflt›rabilir ve YHO’nun alana eriflimini uzun bir süre engelleyebilir. Fakat, düflman›n araziyi iflgal alt›nda tutmaya dair toplam kapasitesinin belirli s›n›rlar› var. O, herhangi bir parça araziyi ele geçirebilir, fakat baflka yerde çok daha genifl bir alan› b›rak›r. Hedef alan›n› bile, kendi birliklerini bölmeden iflgal alt›nda tutamaz. Bu, YHO gerilla birliklerinin böyle birliklere tek tek sald›rmas›na olanak tan›r. YHO, “düzenli orduya geçifl”, “stratejik karfl› sald›r›” çizgisi ve flehirsel isyanc›l›k ile askeri serüvencili¤i birlefltiren çizginin önceden sebep oldu¤u yanl›fl yan›lsamalar› tamamen ortadan kald›rmal›d›r. O, otomatik tüfekli tam zamanl› k›z›l savaflç›lar› do¤ru ve iyi dengelenmifl bir flekilde konuflland›rmal›d›r. Kuvvet yap›s›, YHO’nun mevcut gücüyle, güçler dengesiyle veya savafl›n mevcut geliflme seviyesiyle ve halk savafl›n›n kapsaml› gerekliliklerinin yerine getirilmesi ihtiyac› ile uyumlu olmal›d›r. A¤›rl›k merkezi (toplanma noktas› veya sald›r› kuvveti) bir bölgede bir bölük veya -bir gerilla cephesinde- bir müfreze veya bölük olabilir, fakat k›z›l savaflç›lar›n toplam say›s›n›n yüzde 30’undan fazlas›n› içermeli ve mutlak yo¤unlaflma gerektiren operasyonlarla meflgul de¤ilken kitle çal›flmas› yapabilsin diye nispi yo¤unlukta bulunmal›d›r. Nispi yo¤unluk, a¤›r-

l›k merkezi olarak hareket eden birli¤in kitle çal›flmas› için yar›çap›n›n, yay›lm›fl daha küçük birliklerinkinden daha küçük olmas› anlam›na gelmektedir. A¤›rl›k merkezi, sald›r› operasyonlar›nda, gücünü, uygun say›da, daha küçük ve daha yay›lm›fl birlikleri biraraya getirmek ve onlarla birleflmek suretiyle art›rabilir. Kitle taban›n› genifl bir ölçekte gelifltirmek amac›yla, daha küçük ve daha yay›lm›fl birliklere sahip olmak kesinlikle gereklidir. Bunlar, dikey kuvvetin üstünde yükselebilece¤i ve aflamalarla geliflebilece¤i yatay kuvvettir. Onlar, YHO manevras› için genifl bir alan yaratmal›d›r. Elveriflli koflullar alt›nda (düflman yo¤unlaflmas› yok iken), bir YHO mangas›n›n tüm bir belediyeyi veya onun eflde¤erini bir gerilla bölgesi olarak kapsamas› mümkündür. Böyle bir manga, kitle çal›flmas› yapmak için propaganda birliklerine bölünebilir. O, her mahalledeki Milis ve öz-savunma birlikleri taraf›ndan büyütülebilir. Silahl› flehir partizan ve öz-savunma birlikleri var olmal› ve legal demokratik kitle hareketine ve devrimci silahl› mücadeleye zarar vermeyecek bir derecede ve tarzda çal›flmal›d›r. Parti ve YHO, bunlar üzerinde tam bir komutaya ve kontrole sahip olmal›. Silahl› flehir partizanlar›n›n seçilmesi, flehirsel alanlardaki YHO’ya kat›lmak isteyenlerin k›rsal bölgelere gönderilmemesi için bahane olarak kullan›lmamal›d›r. Asl›nda, hiç kimse, k›rsal

bölgelerde YHO politik-askeri e¤itiminden geçmeden ve görev yapmadan silahl› flehir partizan› olamamal›d›r. Legal demokratik kitle hareketine zarar vermesinler diye, silahl› flehir partizan eylemleri, legal kitle eylemlerinin ne alternatifi olmal›, ne de onlara aç›kça ve do¤rudan ba¤lanmal›d›r. Silahl› flehir partizan birlikleri herhangi bir oportünist çizgiye hizmet etmeleri için yarat›lmamal›, kullan›lmamal›d›r ve Romula Kintanar, Arturo Tabara, Filemon Lagman ve Antonio Cabardo taraf›ndan sürdürülenler gibi suç çetelerine dönüflmelerine izin verilmemelidir. Kitle çal›flmas›na zemin oluflturmak için, yeterli sosyal araflt›rma daima yap›lmal›d›r. YHO’nun kitle çal›flmas›, halk› Yeni Demokratik Devrim çizgisi ekseninde harekete geçirmek, örgütlemek ve seferber etmek demektir. Propaganda ve ajitasyonu da içeren kitle e¤itimi, kitle örgütlemesine ve kampanyalar›na efllik etmelidir. Politik iktidar›n organlar› ile köylüler, iflçiler, gençlik, kad›nlar, kültürel eylemciler ve çocuklar için çeflitli türlerde kitle örgütleri oluflturulmal›d›r. Halk kendisini güçlendirsin ve kendisi için sosyal yararlar elde etsin diye, kitle kampanyalar›, özellikle de toprak reformu kampanyas›, hayata geçirilmelidir. Bu flartlar alt›nda, yerel Parti temsilcilikleri meydana getirilebilir. Kitle çal›flmas›ndaki baflar› temelinde, politik iktidar›n organlar›, atanm›fl mahalle örgütleme komiteleri aflamas›ndan seçilmifl mahalle devrimci komitesine ilerleyebilir.


‹kincisi, kitle örgütlerinin temsilcileri veya do¤rudan tüm halk taraf›ndan (flartlara ba¤l› olarak) seçilir, ona, halk›n e¤itimi, kitle örgütü, toprak reformu, üretim, maliye, sa¤l›k, savunma, hakem karar›yla çözüm ve kültürel ifller için çal›flan komitelerce yard›m edilir ve o, çeflitli türlerde kitle örgütleri taraf›ndan desteklenir. Devrimci silahl› mücadele, toprak reformu ve kitle taban› inflas› ile birlefltirilmeden baflar› kazanamaz. YHO stratejik savunma süresince hala gerilla savafl›m›nda bulunurken, toprak kiras›n›n düflürülmesi, tefecili¤in kald›r›lmas›, tar›mdaki ücretlerin ve tar›m ürünlerinin çiftlik kap›s›ndaki fiyatlar›n›n art›r›lmas› ve tar›mda üretim ile yan u¤rafllar›n geliflmesine yard›mc› olunmas›na dair asgari toprak reformu program›n› hayata geçirmek genel olarak ak›ll›cad›r. Kitle taban›n› infla etmek, politik iktidar›n organlar›n› infla etmek anlam›na gelmektedir. Politik iktidar›n organlar› ve kitle kampanyalar›n›n ifllevlerine aç›kl›k getirmek ve onlar› idare etmek Partinin sorumlulu¤udur. Ulusal Demokratik Cephe bu bak›m-

dan, en genifl çapl› deste¤i çekmekte ve yönetim ile kitle kampanyalar›n› daha etkili k›lmakta Parti’ye yard›mc› olabilir. Devrimci yasa ve adaletin uygulay›c›lar› olarak, milis ve öz-savunma birlikleri gibi YHO da, tüm bireylerin temel demokratik haklar›n› incelemeli ve medeni hukukun alan›ndaki davalar ile ceza davalar›ndaki uygun ifllevlerini yerine getirirken baflvuraca¤› do¤ru ilke ve yöntemleri bilmelidir. Halk mahkemesi, savafl mahkemesi (YHO personeline dair davada) veya hakem karar›yla çözüm komitesi (halk aras›ndaki küçük davalarda) davalarda karar verir. Ayn› zamanda, devrimci yasa ve adaletin uygulay›c›lar›, uygun otorite taraf›ndan, tutuklanmaya karfl› koyan ve halk savc›lar›n›n soruflturmas›na ve bir halk mahkemesi taraf›ndan yarg›lanmaya boyun e¤meyi reddeden silahl› ve tehlikeli suçlular olarak de¤erlendirilenlere karfl› bir savafl durumuna ek olarak, düflman birlikleri ve unsurlar›na karfl› bir savafl durumunu da neyin oluflturdu¤unu bilmelidir. Parti ve YHO, toprak reformunu hayata geçirmek,

üretimin geliflmesine yard›mc› olmak, toprak reformu, üretim ve di¤er kitle kampanyalar›ndan faydalanan insanlardan katk› toplamak, sömürücü s›n›flar›n zengin ve ayd›nlanm›fl k›s›mlar›na bir vergi politikas› uygulamak ve düflman›n silahlar›na ve di¤er kaynaklar›na el koymak yoluyla, her zamankinden daha çok kendi kendine yeterli olabilir ve devrimci çal›flmay› kuvvetlendirmek için daha fazla kayna¤› bir araya getirebilir. Vergi politikam›z, halka ve çevreye zararl› olmamalar›; kaynaklar› korumak veya yenilemek ve temiz ve sa¤l›kl› bir çevreyi muhafaza etmek için koruyucu ve yap›c› faaliyetlerin üstlenilmesi kofluluyla, belirli giriflimlerin çal›flmas›na ve büyümesine olanak tan›r. ‹yi formüle edilmifl ve iyi uygulanan bir vergi politikam›z olursa, Parti ve halk›n devrimci hükümeti ad›na toplanan vergi geliri herhangi bir yabanc› yard›m ak›fl›ndan çok daha büyük olur. 25 y›ll›k tarihimiz bunu kan›tlamaktad›r. Önceden umutlar›n› yabanc› askeri ve mali yard›ma ba¤layan iflah olmaz “Sol” oportünistler, kendilerinin ve baflkalar›n›n yönünü flafl›rtt›lar ve suçlu çetecilere dönüfltüler. Yabanc› finansör kurulufllara ba¤›ml› hale gelen iflah olmaz Sa¤ oportünistler, t›pk› uzun süreli Halk Savafl› çizgisine karfl› ç›kan ve Partinin Marksist-Leninist ve antirevizyonist çizgisinden sapmas›nda ›srar eden eski “Sol” oportünistler gibi, utanmaz karfl›-devrimcilere dönüfltüler. Parti ve YHO, karfl›-dev-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

49


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

50 rimci görüfller yaymakta olan ve FKP, YHO, UDC ve di¤er vatansever ve ilerici güçlere sald›ran gruplara mali destek sa¤lamakta olan yabanc› finansör kurulufllar ile di¤er yabanc› varl›klara karfl› ihtiyatl› olmal›d›r. Baz› Bat›l› finansör kurulufllar reformizme neden oldu, STÖ bürokratlar› yaratt›, baz› yetenekli eylemcileri flehirdeki bürolara yap›flmalar› için cesaretlendirdi ve proje alanlar›nda azar azar da¤›tma zihniyetini yayd›. Karfl› tedbirler fleçilmeli ve hayata geçirilmelidir. UDC Uluslararas› Bürosu taraf›ndan karakteri araflt›r›lmam›fl ve onaylanmam›fl yabanc›-finansörlü¤ündeki hiçbir örgüt ve personelin gerilla cephelerine ve yasaklayabilece¤imiz di¤er alanlara girmesi engellenmelidir. Karfl›-devrimci grup ve projeler d›flar›da b›rak›lmal›d›r. Parti ve YHO, yurtd›fl›ndan önemli askeri ve mali yard›m almaya dair baflka hayal bar›nd›rmamal›d›r. Bunu getirmek için önceden sarf edilen çabalar, Marksist-Leninist ve anti-revizyonist çizgiden sapmaya sebep olma

noktas›na kadar yön flafl›rt›c› oldu. Silahl› mücadelenin geliflmesi, silah ithalat›n› gerektirmez. Düflman her zaman, bizim en emin silah tedarikçimiz olmufltur. O, silahlar› emperyalistlerden al›r, biz onlar› taktik sald›r›lar›m›z› yürüttü¤ümüzde sonradan elde ederiz. Parti ve YHO, enternasyonalist görevini, kendi kendine yeterli olmak ve devrimci silahl› mücadele seviyesini daha da yükseltmeye muktedir olmak suretiyle, daha iyi yerine getirebilir. Onlar›n zaferleri dünya proleter devrimine somut katk›lard›r. Onlar›n örne¤i, dünya halklar›na devrimci mücadeleyi sürdürmeleri için ilham vermektedir. Onlar, kendi ülkelerinde daha büyük zaferler kazanmak sayesinde, dünya üzerindeki di¤er devrimci güçlerle iflbirli¤i yapmak için daha iyi bir konumdad›r. Bugün, Yeni Halk Ordusu, Marksist-Leninist partiler taraf›ndan idare edilen devrimci ordular aras›nda en fazla göze çarpanlardan bir tanesidir. Bu konuma, uzun süreli Halk Savafl›’ndaki proleter devrimci-

lerin, k›z›l komutanlar›n ve savaflç›lar›n kararl›l›¤› taraf›ndan yerlefltirilmifltir. ‹ki kutuplu dünyan›n sona ermesi ve uzat›lm›fl yeni sömürgecilik çal›flmalar› ve sosyalizme revizyonist ihanet yüzünden dünya proleter devriminin geçici stratejik yenilgisine müteakiben, proletarya ve dünya halklar› devrimci mücadelenin bir döneminden di¤erine geçerken, YHO, alev alev yanan silahl› devrim meflalesini yüksekte tafl›maktad›r. Parti, YHO’nun parlak sicili ve sayg›nl›¤›yla iftihar ederken, tüm proleter devrimci kadrolar, k›z›l komutanlar ve savaflç›lar ihtiyatl›, alçakgönüllü ve savaflmak için her zamankinden daha kararl› olmal›, çünkü emperyalizm ve gericili¤in güçleri onlar› yok etmeye pervas›zca kararl›lar. Sosyal kar›fl›kl›k, tüm dünyada -emperyalizmin anavatan›nda ve yeni sömürgelerdemevcut durumdad›r. Dünya, bir kez daha, önemli bir sosyal ayaklanman›n ve anti-emperyalist ve sosyalist hareketin t›rman›fl› arifesindedir. YHO, devrimci mücadelenin eski bir döneminden yeni ve daha çok çaba ve azim gerektiren bir dönemine s›nanarak gelmifl olman›n verdi¤i özel bir konumdad›r. Yaflas›n Yeni Halk Ordusu! Uzun süreli Halk Savafl›na azimle devam et! Yaflas›n Filipin Halklar›! Ulusal kurtulufl, demokrasi ve sosyalizm için savafl! Yaflas›n Filipinler Komünist Partisi! Bitti


51

Çin’de Emekçi S›n›flar›n Durumu

Girifl Robert Weil Red Cat, White Cat: China and the Contradictions of “Market Socialism” (Monthly Reöiew Press, 1996), isimli kitab›n ve Çin’deki ekonomik, politik ve çal›flma iliflkileri ve koflullar› konusundaki birçok makalenin yazar›. emek, sivil halklar, savafl, uluslararas› dayan›flma ve çevre hareketi alanlar›nda eski bir eylemci. ayn› zamanda sosyoloji ve ilgili alanlarda e¤itim vermekte oldu¤u California Üniversitesi kampüslerinde Ö¤retim Görevlileri ve Kütüphane Görevlileri Sendikas›’n›n önde gelen örgütleyicilerinden birisi. Raporun tam metninin 2006 yaz aylar›nda yay›nlanmas› planlanm›flt›r. http://www.oaklandinstitute.org adresinden ya da info@oaklandinstitute.org adresinde gönderilecek e-postalarla rapora ulafl›labilir.

Bu makale esas olarak Alex Day ve Çin’le ilgilenen baflka bir ö¤renciyle beraber, 2004 y›l› yaz aylar›nda iflçiler, köylüler, örgütçüler ve solcu eylemcilerle yap›lm›fl olan bir dizi toplant›ya dayand›r›lm›flt›r. Oakland Institute taraf›ndan özel bir rapor olarak yay›nlanan daha uzun bir makalenin de parças›d›r. Toplant›lar esas olarak Pekin kentinin içi ile çevresinde ve kuzeydo¤udaki Zhengzhou ve Henan’›n merkezi kenti Kaifeng’de düzenlenmifltir. Bu toplant›larda duydu¤umuz keskin konuflmalar, Mao Zedung’un ölümünü izleyen otuz y›l içinde, onun liderli¤i alt›nda yürütülen devrimci sosyalist politikalar›n da¤›t›lmas› ve emekçi s›n›flar› giderek artan güvencesiz bir konuma terk eden “kapitalist yola” dönülmesiyle birlikte ortaya ç›kan büyük dönüflümlerin yaratt›¤› etkilerle ilgiliydi. En eflitlikçi niteliklere sahip bir toplumda

h›zla büyüyen kutuplaflma, en tepedeki servetin afl›r›l›klar› ile, gündelik yaflam koflullar› git gide kötüleflen ve say›lar› gitgide ço¤alan en dipteki iflçi ve köylü kitleleri aras›nda cereyan ediyor. Bu durumun bir örne¤i olarak, Fortune 2006 küresel milyarderler listesi, Çin anakaras›ndan yedi ve Hong Kong’dan bir milyardere yer veriyor. Bu milyarderlerin servetleri Birleflik Devletler ve di¤er ülkelerdekilere k›yasla daha küçük servetler olmakla birlikte, bu milyarderler büyük bir h›zla palazlanan Çin kapitalizminin belirginleflmesini temsil ediyorlar. Büyük yolsuzluklar parti ve devlet yetkilileri ile iflletme yöneticileri ve yeni özel giriflimcileri, emekçi s›n›flar›n yar›m yüzy›l› aflk›n bir süredir görülmemifl ölçülerde sömürüldü¤ü bir süreç içinde palazlanan kapitalist s›n›f› zenginlefltiren bir ittifaklar a¤› içinde birlefltiriyor. Konufltu¤umuz iflçiler bir zamanlar ekonominin temel

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

ROBERT WEIL


52

in emekçi s›n›flar› yaflam koflullar›n›n bozulmas› ve sosyalist devrim s›ras›nda on y›llar boyunca mücadele ve fedakarl›klarla kazanm›fl olduklar› haklar›n ortadan kald›r›lmas› karfl›s›nda pasif kalmad›lar. S›n›f çat›flmas› ve toplumsal çalkant›lar on y›llard›r görülmemifl düzeylere t›rmand›.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

Ç

dire¤i olan devlete ait iflletmelerdeki eski ifllerinden, çal›flma birimlerinin birer parças› olan bar›nma, e¤itim, sa¤l›k bak›m›, emeklilik ayl›¤› ve benzeri tüm sosyal güvenlik iliflkilerinin gerçekten yok edilmesiyle birlikte ç›kart›lm›fl olan on milyonlarca iflçinin bir bölümünü oluflturuyor. Bu devlete ait iflletmeler, ister do¤rudan özel yat›r›mc›lara sat›lmak, isterse iflletmecilerle devlet ve parti yetkilileri taraf›ndan yar› yar›ya özellefltirilmek suretiyle kâr amaçl› flirketlere dönüfltürülürken, yolsuzluklar da yayg›nlafl›yor. Görüfltü¤ümüz köylüler k›rsal komünlerin zorla da¤›t›lmas›n›n ve her bir hanenin köy yönetimi ile iflleyece¤i toprak parças› üzerinden sözleflme yapt›¤› aile sorumlulu¤u sisteminin bafllat›lmas›n›n uzun vadeli etkileriyle bafla ç›kma mücadelesi veriyorlard›. Ülkenin küresel piyasalara f›rlat›l›p at›lmas›yla, topraklar›n yerel yöneticiler taraf›ndan köylülere yeterli tazminatlar sa¤lanmaks›z›n geliflimcilere sat›lmas›yla ve k›rsal alanlarda yaflanan yayg›n çevresel bozulmayla birlikte, bu politikalar, yüz milyonlarca insan› önceden yararland›klar› kolektif sosyal desteklerden yoksun k›larken, onlar› yaflamlar›n› kaza-

nabilmek üzere makul bir yol bulma mücadelesine mahkum ediyor. 100 milyondan fazla köylü inflaat, yeni ihracat yönelimli sanayiler ya da en temel haklar›n›n bile ço¤undan mahrum olduklar› en kirli ve en tehlikeli ifllerde çal›flma aray›fl› içinde kentlere yap›lan kitlesel göçün bir parças› haline geldi. Göçmenlerin ço¤unun yaflam koflullar›, kentsel cemaatlerde yar›-kal›c› biçimlerde yerlefliklik kazand›kça; yafll›l›k ve sa¤l›k sorunlar› t›rmand›kça giderek daha da kötülefliyor. Çin emekçi s›n›flar› yaflam koflullar›n›n bozulmas› ve sosyalist devrim s›ras›nda on y›llar boyunca mücadele ve fedakarl›klarla kazanm›fl olduklar› haklar›n ortadan kald›r›lmas› karfl›s›nda pasif kalmad›lar. S›n›f çat›flmas› ve toplumsal çalkant›lar on y›llard›r görülmemifl düzeylere t›rmand›. Çin’deki iflçiler, köylüler ve göçmenler bugün dünya çap›ndaki gösterilerin en büyüklerine, bazen on binlerce kiflinin kat›ld›¤› ve yetkililerle yaflanan fliddetli çat›flmalarla sonuçlanan gösterilere kat›l›yorlar. Kamu Güvenli¤i Bakan› bile “kitlesel olaylar›n ya da gösteri ve isyanlar›n” sadece on y›l önceki 10 bin say›s›n›n 2003’de 58 bine ve 2004’de 74 bine t›rmand›¤›n› kabul

eden veriler yay›nlad› (New York Times, 24 A¤ustos 2005). Artan sosyal istikrars›zl›k tehdidi, üst düzey parti ve devlet liderleri karfl›s›nda derinleflen bir meydan okumay› da temsil ediyor ve daha flimdiden daha da büyük çalkant›lar› tetikleme giriflimleri dahilinde baz› politika de¤iflikliklerine neden olmufl durumda. On y›llarca süren ekonomik büyüme içinde serpilen profesyonellerin ve iflletmecilerin sözüm ona yeni orta s›n›f› ve kolej mezunlar›n›n h›zla geniflleyen saflar› bile, katmanlaflmaya u¤ruyor. Mao yönetimi alt›nda okuldan mezun olana kadar tamamen paras›z olan e¤itimde giderek artan maliyetler, özellikle emekçi s›n›flar aç›s›ndan engelleyici bir hale geliyor. Yeni mezunlar ifl bulmakta gitgide zorlan›yorlar. Piyasa bas›nc›, durumu daha iyi olanlar› bile etkiliyor. Ekonomik geliflmenin sa¤lad›¤› kazan›mlar, özellikle de tüketim mallar› ile g›daya daha rahat eriflilmesi ve artan hareketlilikle ifl f›rsatlar›, hep geniflleyen s›n›f bölünmeleri ve yayg›nlaflan güvencesizlikle beraber, milyonlar aç›s›ndan etkisini yitiriyor. Sonuç olarak, Çin, keskinleflen bir s›n›f mücadelesi ve çözümlenmesi kolay olmayan bir politik belirsizlik dönemine giriyor. Emekçi s›n›flar›n önündeki yol çok zorlu olacak ve solun canlan›fl›, oldukça anlaml› olmakla birlikte, hala çok erken bir evresinde. Bu makale, bu karmafl›kl›klar› ve olas›l›klar› incelemektedir. Bireylerin ve örgütlenmelerin isimlerini, onlar› koruma


amac›yla genellikle hariçte b›rakt›m.

Çeliflki ve Birlik En az›ndan yüzeyde, kentli iflçilerin, göçmenlerin ve köylülerin ve hatta yeni orta s›n›f›n birçok üyesinin, giderek birbirine benzemeye bafllayan yaflam koflullar›, kapitalist piyasa reformlar› ve Çin’in küresel ekonomik güçlere aç›lmas›yla birlikte, onlar› sömürenlere karfl› genifl bir mücadele birli¤inin temelini sunacakm›fl gibi görünebilir. Fakat t›pk› Birleflik Devletler ve dünyan›n di¤er yerlerindeki benzer koflullar alt›nda da yafland›¤› gibi, emekçi s›n›flar›n birleflmesi teoride, pratikte gerçekleflti¤inden çok daha kolayl›kla ele al›nmaktad›r. Eski önyarg›lar, özellikle de birçok kentli Çinlinin köylülere karfl› oldukça düflük bir sayg› düzeyine sahip olmas›, k›rsal alanlardan kentlere do¤ru gerçekleflen kitlesel göçün yaratt›¤› yeni rekabet biçimleriyle ve her bir grubu di¤erine karfl› bölüp yönetmek üzere, deneme yan›lma yöntemleri kullanan iktidardakilerin manipülasyonlar›yla biraraya gelerek, iflleri daha da zorlaflt›rmaktad›r. Örnek olarak, Pekinli iflçilere, göçmenlerin kendi ifllerini ellerinden ald›klar›n› düflünüp düflünmedikleri soruldu¤unda, konufltu¤umuz eylemcilerden birisi flöyle yan›tlad›: “Evet, özellikle de iflten at›lanlar aras›nda, bu tür duygular yayg›n.” Birçoklar› göçmen nüfusa tepeden bak›yor. Büyük bir f›rt›nadan sonra yap›lan bir temizlik s›-

ras›nda, baz› kentli iflçiler flöyle hat›rlatt›lar: “Bu ifl göçmenlerin yapt›¤› türden bir ifl, evlerinde elleri hiç para görmez”. Bu imaj› pekifltirmek üzere, New York Times (3 Nisan 2006) fihangay çöplü¤ünde, içlerinden birisinin tek bir k›z›n›n 10 bin Yuan (1.250 Dolar) tutar›ndaki orta okul ücretini ve di¤er k›z›n›n da 1.000 Yuan (125 Dolar) tutar›ndaki ilkokul ücretini ödemek üzere çal›flan göçmen ka¤›t toplay›c›lar›yla ilgili bir rapor yay›nlad›. Fakat, duygular karfl›l›kl›. Göçmenler de, s›ra onlara geldi¤inde, benzer fleyler söylüyorlar, flöyle ki: “O, iflten at›lmay› hak eden bir iflçi.” Irk ve etnisitenin oldu¤u kadar göçmenlik statüsünün de iflin içine girdi¤i Birleflik Devletler’de son derece al›fl›lm›fl olan bir görüntü dahilinde, göçmenlerin, kendilerine yap›lan destek ödemeleri ile hak ettikleri di¤er haklardan yararlanmalar›na yard›mc› olmay› hedefleyen hükümet giriflimleri, baz› iflçiler taraf›ndan kay›rmac›l›k

Zhengzhou

olarak görülüyor. Medya bu bölünmelere oynuyor ve göçmenlerin “hiçbir fley” karfl›l›¤›nda çal›flmak istediklerini ve iflçilerin yerine geçmek için onlar›n iflten at›lmas› için çaba göstererek hoflnutsuzlu¤a neden olduklar›n› iddia ederken, bir yandan da kentli proletaryan›n yabanc›larla birlikte çal›flmak istedi¤ini söyleyerek, farkl› gruplar aras›ndaki düflmanca iliflkileri körüklüyor. Ancak bu türden manipülasyona esas yak›t›, kentsel ve k›rsal gelirler aras›nda, flimdi 3.3’e 1 olan ve “Birleflik Devletler’deki benzer ölçüleri aflarak dünyan›n en yüksek” oran› haline gelen, giderek büyüyen gelir uçurum sa¤l›yor. (New York Times, 12 Nisan 2006) Bu bölünmelerin ne kadar keskin oldu¤u 2001 y›l›nda büyük çat›flmalar›n yafland›¤› Zhengzhou Elektrikli ‹letim Ayg›t› Fabrikas›’nda çal›flan iflçilerin tecrübeleriyle birlikte aç›kl›k kazand›. ‹flletmenin sat›l›p parçaland›¤› bu bölgede, polis protestocular› gece

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

53


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

54 vakti tutuklad› ve makineleri h›rs›zlar gibi parçalayarak al›p götürdü. Yanlar›nda malzemeyi tafl›mak için günde 50 Yuan’a çal›flan köylüler de getirmifllerdi. Bu da uzun süreli bir mücadeleye neden oldu. Kent yönetimine karfl›, kirli ifllerini yapt›rmak üzere polisi kullanmalar›ndan do¤an tepkilerden kaç›nmak üzere köylüleri h›rs›z gibi kiralad›lar: onlar da kasklar giyip, iflçileri alt etmek için silah kulland›. Otuz kamyonla befl yüz köylü grev k›r›c›s› getirilmiflti ki, bu da, Zhengzhou’da olup bitenlerin bir örne¤idir. Eylemcilerden birisi fabrikadaki iflçilerin çan çalmas›yla birlikte “herkesin d›flar›ya ç›kt›¤›n›” ve 24 Temmuz 2001’de köylülerle dört saatlik bir çat›flman›n yafland›¤›n› söylüyor. Di¤er fabrikalardan ç›karak yard›ma gelen iflçilerin de katk›s›yla o gün, iflçiler galip gelmifl. Sekiz iflçinin tutuklan›p mülke

zarar vermekle itham edilmesine karfl›n, hukuksal yard›m da alm›fllar ve kapitalistler yine kaybetmifl. ‹flçilerden birisinin, reform öncesi dönemdeki haklar›na gönderme yaparak söyledi¤i üzere, “yasalar›m›z, Mao’nun yasalar›” uygulanm›fl; “öylesine çok insan vard› ki hükümet korktu.” Halk›n eyleminin boyutlar› yetkilileri duraksatm›fl, fakat iflçiler, kapitalistlerden gelen bas›nç alt›nda, bu sefer mahkemeleri de aflabilmek için kamu güvenlik polisi kullan›lmak suretiyle yeniden tutuklanm›fllar ve köylülerle on gün süren bir kavga yaflanm›fl. Bu flekilde, iflçileri fabrikadan ç›karmak için köylü zorbalar› kullanm›fllar ve her fleyi sat›p savarak 5.600 insan› iflten ç›kartm›fllar. Sonra iflçi konutlar› dâhil tüm binalar› y›km›fl ve araziyi buraya bir ma¤aza ve lüks evler infla eden özel bir geliflimciye vermifller. fiimdi herkes ifli ve evi olmad›¤› için mücadeleye devam etmeye çekiniyormufl. Polis bazen üniformalar›n› ç›kartarak ve kapitalist mülk sahiplerini, b›çak bile kullanarak koruyan çeteler gibi davranarak, iflçileri korkutmay› sürdürüyormufl. Bir çömlek tesisinde, çetelerden birisi, bir iflçi liderini öldüresiye dövmüfl, ama yetkililer buna göz yummufllar ve daha sonra yap›lan flikâyetleri de dikkate almam›fllar. Polis ve di¤er hükümet organlar›, bu biçimde, devlete ait ifllet-

melerde çal›flanlara do¤rudan do¤ruya sald›r›p onlar› bask›ya maruz b›rakmakla kalm›yor, ayn› zamanda emekçi s›n›flar›n çeflitli katmanlar›n› birbirlerine karfl› da k›flk›rt›yor. Bu tür deneyimler, birlik ihtiyac›na karfl›n, zaten varolmakta olan önyarg› ve bölünmelerin afl›lmas›n› son derece zorlaflt›r›yor. Elektrik cihazlar› flirketinden bir iflçi eylemcinin söyledi¤i gibi, “köylüler ve iflçiler tek bir aile olmal›lar; onlarla savaflmak durumunda kald›k, fakat birlikte çal›flmal›y›z.” Karfl›t taraflarda yer alanlar k›sa vadeli ç›karlar› u¤runa hareket ediyorlar. ‹flletmede, polis flefi bile yapt›klar›n› asl›nda hiç de yapmak istemedi¤ini, fakat bask› alt›nda oldu¤unu söyledi. ‹flçilerden birisi ona “t›pk› köpek gibi” demifl. fiöyle yan›tl›yor, “Evet, ama bugün ben seni ›s›rmazsam, onlar benim derimi yüzerler.” Devlete ait iflletmelerin özellefltirilmifl geliflim flirketleriyle yer de¤ifltirmesi, bölünmeleri katmerlendiriyor. Bölgede infla edilen yeni fabrikalar her ne olursa olsun, iflçileri çok düflük ücretlerle ve hiçbir bar›nma ya da yan ödeme sa¤lamaks›z›n k›rdan istihdam ediyorlar. Üstelik iflçilerden birisinin ortaya koydu¤u gibi, Birleflik Devletler’den farkl› olarak, Çin’deki devlete ait iflletmelerden at›lanlar, bu ifller için, ucuz olduklar› ve kolayl›kla kontrol edildikleri için köylülerin kullan›lmas› yüzünden, hizmet sektöründe bile ifl bulam›yorlar. Bu durumda, birlikte çal›flma arzusuna karfl›n, bu tür koflullar, emekçi s›n›flar›n çeflitli


katmanlar› aras›nda kaç›n›lmaz olarak düflmanl›klara neden oluyor. Bu türden bölünmelere ve çeliflkilere karfl›n, kentli iflçilerin genifl katmanlar› aras›nda daha yüksek bir birlik düzeyi yaratmaya ve kendileriyle, gerek tarlalar›nda kalm›fl, gerekse kentlere göç etmifl olan köylüler aras›nda daha yak›n ba¤lar infla etmeye yönelik çabalar yayg›nlafl›yor. Zhengzhou Ka¤›t, Tekstil ve Elektrikli ‹letim Ekipman Tesisleri’ndeki gösterilerle, bu kentte 1997 y›l›nda 13 bin taksi floförünün gerçeklefltirdi¤i grev, birçok iflletme ve sektörde bulunan on binlerce iflçi gibi, cemaat üyelerinin de, özellefltirmelere, ifl ya da ödenek kay›plar›na ya da yüksek vergilerle cezalara karfl› ç›kanlara destek verdi¤ini gösteriyor. Yine de, Çin genelinde daha yayg›n olan görüntü, tek tek fabrikalarda çal›flanlar›n iflverenleri ve onlarla ba¤lant›l› hükümet yetkilileriyle kendi bafllar›na karfl› karfl›ya gelmeleri biçiminde. Demiryolu raylar›na yatmak ve otoyollar› kesmek ya da bürolar› kuflatmak ve iflgal etmek ve di¤er hallerde kentin al›fl›k oldu¤u ticareti durdurmak gibi eylemleri kapsayabilen bu çat›flmalar, genellikle, durumdan etkilenmifl olan iflçilere bir defal›k küçük bir ödeme yap›lmas›yla sonuçlan›yor ki, bu da onlara hiçbir biçimde uzun vadeli destek sa¤lam›yor fakat acil taleplerinin bir parça yard›m karfl›l›¤›nda pasifize edilmesi için yeterli oluyor. Zhengzhou’daki farkl› iflletmelerde bulunan iflçiler, ço¤u örnekte

özellefltirme, iflsizlik ve hizmetlerle güvencelerin yitiminden oluflan toplam süreci durdurmakta yetersiz kalan bu göreceli olarak yal›t›lm›fl mücadele biçimini aflma girifliminin bir parças› olarak, birbirleriyle ba¤lar kurmaya bafll›yorlar. Devlete ait ço¤u iflletmenin, arkalar›nda 100 bin iflsiz b›rakarak kapand›¤› Kaifeng’de de iflçiler, baflar›l› olabilmek için daha fazla birlik ihtiyac›n›n mevcut oldu¤unu ifade ettiler. Daha yak›n zaman önce, ifllerini çoktan kaybetmifl olan birçoklar›yla hala istihdam edilmekte olan az say›daki iflçinin de aralar›nda bulundu¤u, farkl› tesislerden iflçiler biraraya gelmeye bafllayarak, her bir iflletmenin temsilcileriyle toplant›lar düzenlemeye ve her bir tesisin üyelerinin kat›ld›¤› ortak protestolar örgütlemeye koyulmufllar. Orada konufltu¤umuz eylemciler kentteki tüm fabrikalardan iflçilerin kat›l›m›yla o y›l›n daha geç bir tarihinde büyük bir gösteri yapmay› planl›yorlard›. Fakat bu tür birleflik eylemlerin gelece¤i belirsiz. Baz›lar›n›n “reformlar”la hükümeti daha fazla destekledi¤i, baz›lar›n›nsa sosyalist perspektife inand›¤› kent proletaryas› saflar›ndaki ekonomik, kuflaksal ve hatta siyasal bölünmeler varl›¤›n› koruyor. Ziyaret etti¤imiz bir iflçi s›n›f› mahallesinin tam ortas›ndaki bir Zhengzhou Park› bile, fiziksel olarak sa¤c› ve solcu, iflçi ve emekli gruplaflmalar› aras›nda bölünmüfl durumdayd›; sa¤c› gruplar, özellikle gündüz saatlerinde belirli alanlarda ha-

kim olurken, di¤erleri, özellikle geceleri baflka bölümlerde egemendiler. Oraya her gün rahatlamak üzere gelen birçoklar›yla konuflmak üzere k›sa bir mola verdi¤imizde tan›k oldu¤umuz gibi, tart›flmalar oldukça hararetlenebiliyor ve hatta, zaman zaman tehdit edici hale gelebiliyordu. ‹flçilerle köylüler aras›ndaki birli¤in gelece¤i aç›s›ndan da benzer bir durum var ki, göçmenler burada bir tür arac› rolü üstleniyorlar. Biraraya gelme arzusu var, fakat hem yaflam koflullar› hem de hükümetten gördükleri muamele biçimleri aras›ndaki farkl›l›klar bu tür yüksek birleflme düzeyleri aleyhine iflliyor. Reformlar alt›nda, servetin k›smi bir dirilifli de söz konusu. Hem kentlerde hem de k›rda konufltu¤umuz kifliler, bugün, Mao döneminin sosyalist evresindeki durumla keskin bir tezatl›k içinde baz› köylülerin gerçekten de kentli iflçilerden çok daha iyi durumda olduklar›n› belirttiler. Hala yoksul ve yaflam mücadelesi veriyor olabilir-

evlete ait ço¤u iflletmenin, arkalar›nda 100 bin iflsiz b›rakarak kapand›¤› Kaifeng’de de iflçiler, baflar›l› olabilmek için daha fazla birlik ihtiyac›n›n mevcut oldu¤unu ifade ettiler.

D

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

55


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

56 lerdi; en yoksullaflm›fl köylü aileler en kötü durumda olanlard›, fakat en az›ndan üzerinde biraz yiyecek yetifltirebilecekleri bir parça topra¤a sahiptiler. En yoksul göçmenler bile kentteki iflleri çok kötü gitti¤i zaman köye geri dönebilirlerdi. Ancak, vas›fs›z kentli iflçiler, özellikle de iflten at›lm›fl olanlar bak›m›ndan, gerçekten de kaybedecek hiçbir fley yoktu; bir kez daha, üretim araçlar›na olan tüm eriflimlerini yitirmifller ve bir tür d›fl destek olmaks›z›n gerçekten de açl›ktan ölmeye terk edilmifl olan klasik proleter durumuna indirgenmifllerdi. Hasta bir anne babalar› ya da hatta okul ücretlerinin ödenmesi gerekli olan bir çocuklar› bulundu¤unda, durumlar› oldukça umutsuz bir hal alabiliyordu. Sadece biraz daha vas›fl› olanlar ya da bir tür küçük ticarete bafllayabilenler topraklar› olan köylülerle bir ölçüde eflit koflullara sahip olabiliyorlard›. Sonuç olarak, bu iki s›n›f›n eylemlerinin birli¤ini sa¤lamak da zorlafl›yor. S›k s›k, protestolar ve gösteriler neredeyse ayn› anda hem kentlerde hem de bu kentlerin çevresindeki köylerde gerçeklefliyor. Orada oldu¤umuz k›sa süre içinde bile Zhengzhou ve Kaifeng’in içinde ve çevresinde bu tür paralel olaylara tan›k olduk. Bu ikinci kentte, köylüler ayn› gün, yol yap›m› yüzünden toprak konusunda kand›r›lm›fl olduklar› için, hükümet binalar›na zarar verdikleri ve otoyollar› kestikleri hemen yak›nlardaki bir ilçede protestolar ger-

çeklefltirirken; ya da iflçilerden birisinin söyledi¤i gibi ayaklan›p “kötü ifller” yaparken, tek bir fabrikadaki yirmi iflçi de tutuklanm›flt›. Ama bu gerçekten de efl zamanl› biçimde gerçekleflen olaylar aras›nda hiçbir ba¤lant› yoktu ve henüz hiçbir ortak iflçi ve köylü protestosu gerçekleflmemiflti. Üstelik, devletin bu iki s›n›f›n gösterileri karfl›s›ndaki tepki gösterme biçimlerinde bile farkl›l›klar var. Kentli iflçiler yerel yetkililer taraf›ndan özellikle güçlü bir bask›yla karfl› karfl›ya b›rak›l›yorlar, çünkü mücadeleleri kamuoyu aç›s›ndan daha görünür durumda, kentteki güç merkezlerini rahats›z ediyor ve reformlar›n, yani iflletmelerin özellefltirilmesi ve yeni kapitalist s›n›f›n oluflturulmas› sürecinin tam kalbine do¤rudan do¤ruya meydan okuyor. ‹flçilerden birisinin söyledi¤i gibi, kendisi ve onun gibiler son derece öfkeliler ve “biraraya gelip ‘isyan’ etmek zorundalar; ama Amerika’dakinden farkl› olarak bu durum hakk›nda tek bir fley bile söylememek durumunda kal›yorlar.” Yine de, “ölmekten korkmuyorlar, çünkü hiçbir fleyleri yok”; ve bu yüzden de mücadele etmeyi sürdürüyorlar. Büyük ölçekli iflçi eylemleri, bazen yerel zaferler elde ederek, fakat ço¤unlukla liderlerinin tutuklanmas› ve hapsedilmesiyle sona ererek, ülke çap›nda yayg›nlafl›yor. Tersine, en az›ndan ka¤›t üzerinde, k›rsal koflullar›n iyilefltirilmesi flimdi resmi hükümet politikas› halindeyken, köylü protestolar›n›n

bast›r›lmas› daha da zalimce olabiliyor, çünkü bunlar, eylemlerin kamuoyunun dikkatini çekecek ölçüde büyük olmamas› halinde, büyük ölçüde görünmez durumdaki eylemler; t›pk› 2005 Aral›k ay›nda, bir enerji tesisi için el konulan topraklar için verilen yetersiz tazminatlar› protesto ederken, Guangdong eyaletindeki Dongzhou’da öldürülen yirmi köylü örne¤inde oldu¤u gibi. Bu bölünmelere ve engellere karfl›n, kentlerdeki ve k›rdaki emekçi s›n›flar›n, köylüler giderek daha fazla öfkelenirken ve yaflam koflullar› kentli iflçilerin koflullar›yla daha fazla benzeflirken ve göçmenler yafllan›r ve giderek kötüleflen bir durumla karfl› karfl›ya kal›rken, yak›nda birbirleriyle ba¤lar kurman›n yollar›n› bulabilecekleri yönünde bir duygu da mevcut. Tüm emekçi s›n›flar›n örgütlenmesine yard›mc› olan eylemciler birleflme e¤ilimini güçlendirmeye çal›fl›yorlar, fakat bu, aralar›ndaki uçurumu kapatmaya henüz bafllam›fl olan, uzun ve zorlu bir süreç.

Solun Geri Dönüflü Bu türden yüksek birlik düzeyleri yakalanmas› ihtimali köylüler, göçmenler ve kentli emekçi s›n›flar aras›nda Çin’deki sosyalizm mücadelesinin derin tecrübelerine ve Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi’nin bilgisine sahip olanlar›n var olmas›yla birlikte pekifliyor. Bu tarihsel miras bugün Çin solunun geri dönüflü aç›s›ndan temel bir öneme sahip. Zhengzhou’daki eski bir K›-


z›l Muhaf›z’›n ortaya koydu¤u gibi, “iki çizgi mücadelesi” kavray›fl›, devrimin sosyalizmi ile bugünün kapitalizmi aras›ndaki aç›k seçik ayr›flt›rma, flimdi esas olarak ayd›nlardan de¤il, temelde emekçi s›n›flar›n kendi saflar›ndan kökleniyor. Bu kavray›fl özellikle, çürüme karfl›t› bir biçim al›yor; ancak bu, o da iflin bir parças› olmakla birlikte, sadece dar anlamda mali yolsuzluklara ve rüflvete karfl› ç›kmaktan ibaret de¤il, fakat devlet ve parti yetkilileri, iflletme yöneticileri ve giriflimciler ittifak›n›n, üretim araçlar›n› bütünüyle, yeni ortaya ç›kan kapitalistlerin özel mülkü haline dönüfltürmesini engellemeye ve iflçilerle köylüler taraf›ndan devrimci dönemde elde edilmifl olan sosyalist kazan›mlar› geri döndürmeye yönelik daha genifl bir giriflimin parças›. Devrimin teorisi, ruhu ve prati¤i, özellikle komünist hareketin 1920’ler kadar eski bir tarihe uzanan merkezleri olan Zhengzhou ve di¤er bölgelerdeki eylemciler taraf›ndan canl› tutuluyor. Bu kentte, 1971’de infla

edilmifl olan çifte pagoda benzeri bir kule, kentin ana kavfla¤›nda, 1923 y›l›nda bölgesel savafl a¤alar› taraf›ndan zalimce infla edilen Pekin-Hankou demiryolunda komünistlerin önderli¤i alt›nda yap›lan bir genel grevde öldürülen yüzden fazla iflçinin an›s›na bekçilik yap›yor. Mao döneminin miras› burada bugün de canl› tutuluyor ve çizgi mücadelesinin bafl›n› çeken iflçi bilinci düzeyi çok yüksek. Bu kentteki iflçilerle yapt›¤›m›z tart›flmalardan ç›kan daha çarp›c› olguysa, çal›flmaya al›flm›fl olduklar› fabrikalarda hissettikleri yetki duygusuydu. ‹flçi s›n›f›n›n devlete ait iflletmelerdeki sosyal mülkiyet ve kat›l›m haklar›n›n s›n›rlar› her ne olursa olsun, (ki bu haklar›n Deng’ci reform el koyufllar›na karfl› birer sigorta olarak yetersiz olduklar› kan›tland›) iflçilerin bu tesisleri güçlü bir biçimde ve bir tür temel anlamda “kendilerinin” gibi hissettiklerine dair hiçbir kuflku yok. Aralar›ndan birisinin aç›klad›¤› gibi, elektrikli iletim cihazlar› fabrikas›

“iflçilerin al›n teriyle infla edildi” ve onlar da fabrikan›n kapitalistler taraf›ndan sat›n al›n›p özellefltirilmesini istemiyorlar. Fabrika tüm ulusa aitti ve tüm iflçi s›n›f›n›n kolektif ekonomik birikiminin parças›yd›. Mao döneminde, iflçilerin fabrikalar üzerinde bir parça kontrolleri de vard›, “fikirlerini ileri sürüyorlard› ve sözleri de dinleniyordu”. Bu durum Kültür Devrimi s›ras›nda zirvesine ulaflt›. O zaman “önder onlard›, iflçi s›n›f› o dönemde kendisini temsil ediyordu”; ama flimdi kimse onlar› dinlemiyor ve hiçbir güçleri yok. Yeniden ve yeniden, bu iflçiler ömür boyu süren çal›flma üzerine bina edilen kolektif mülkiyetlerinin etkin biçimde çal›nmas›n›n ve önceden icra ettikleri tüm kat›l›m haklar›ndan yoksun k›l›nmalar›n›n sonucu olarak yitip giden yetki duygular›ndan söz ediyorlar. Bu kavray›fl› daha teorik bir ba¤lama yerlefltiren bir Zhengzhou iflçisi, mevcut “bürokratik sermaye” sisteminin ekonominin bir sorunu de¤il, siyasal bir sorun oldu¤unu söylüyor; ki bu tam da

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

57


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

58 Lenin’in Ne Yapmal› kitab›ndan f›rlay›p gelebilecek bir çözümleme. “Yüzeyde ekonomikmifl gibi görünüyor, ama asl›nda kapitalizmle sosyalizm aras›ndaki bir mücadele”, temelde siyasal bir sorun. Diyor ki Çin, “asla sosyalizmi yaflamam›fl olan Birleflik Devletler gibi de¤ildir. Yafll› iflçiler bu tarihsel ba¤lam› anl›yorlar. Ço¤u Mao dönemini ve Kültür Devrimi’ni yaflad›lar. Mao Zedung Düflüncesi’ni tecrübe ettiler ve onlar›n kufla¤› Çin’i yeniden ‘Mao’nun Yolu’na sokmak istiyor. Bu da sosyalist yolu korumaya yönelik uluslararas› mücadelenin bir parças›d›r.” Bu iflçi Çin iflçi s›n›f›n›n mücadelesinin ve yeniden sosyalizm yoluna geri dönülmesinin bu mücadele aç›s›ndan neden önemli oldu¤unun Bat›’da daha iyi anlafl›lm›fl olmas›n› isterdi. Bu uzun bir mücadele. Umuyor ki Çin’deki iflçiler, sonunda kazanacaklar› bu yola do¤ru yavafl yavafl hareket etsinler. Ama mevcut hareketin yak›n zamanda daha yüksek bir düzeye ulaflmamas› halinde, genç iflçilerin onu yaln›zca “daha iyi koflullar“ u¤runa verilen bir ekonomik mücadele olarak görecekleri konusunda da uyar›da bulunuyor. Bu da anti-sosyalist reform döneminin ve Deng Xiaoping’in söylemlerinin miras›; flöyle ki, “zenginleflmek muhteflemdir”. Bunlar genç iflçilerin kavray›fl›n› mahvediyor. “Ço¤u toplan›p böyle tart›flmalar yapmaktan bile korkuyorlar”; bu türden duyarl›l›klar›n yafll› iflçiler taraf›ndan birden çok kez ifade

edildi¤ini duyuyoruz. Hala sosyalizm mücadelesine sad›k kalanlar›n devrimin miras›n› canl› tutmak ve onu yeni kuflaklara devretmek üzere, sadece ekonomik ve politik biçimleri de¤il, kültürel biçimleri de kullanarak, bilinçlerini ve deneyimlerini aktarman›n baflka yollar›n› bulmufl olmalar›, k›smen bu nedenden kaynaklan›yor. Zhengzhou’daki bir iflçi s›n›f› semtinin tam ortas›nda ziyaret etti¤imiz bir park köflesinde, iflçiler ve aileleri her gece eski devrimci flark›lar› söylemek üzere biraraya geliyorlar. Bizim de orada bulundu¤umuz hafta içi akflamlarda, yafll› emeklilerden gençlere ve hatta genç çocuklara varana dek yüzden çok kifli, dinamik bir flefin yönetti¤i, bir grup müzisyenin efllik etti¤i çok coflkulu bir koroda yer al›yor. Hafta sonlar›nda, “daha da çok say›da kiflinin”, belki bin ya da daha fazlas›n›n kat›ld›¤› da söyleniyor. Bizi parka götüren iflçilerden birisinin de ortaya koydu¤u gibi, “Bu flark›lar›n politik anlam› Komünist Partisine; onun dönüflmüfl oldu¤u fleye karfl› muhalefetimizi göstermek ve Mao’yu onunla kap›flmak ve bilinç yükseltmek için kullanmakt›r.” Bu ayn› tarihsel ruh kentteki pratik mücadelelere de gölgesini düflürüyor. Ka¤›t fabrikas› grevi 2000 y›l›nda bafllad›¤›nda; ki bu grev hala bu bölgedeki özellefltirmelere karfl› direniflin “modeli” durumunda, bir eylemciye göre iflçiler, iflletme yöneticilerini d›flar› atarken, fabrikaya el koyarken, cihazlar›n ç›-

kart›lmas›n› engellerken ve iflçi denetimini kurumsallaflt›r›rken, “Kültür Devrimi” yöntemlerini kulland›lar. Birçok çalkant›n›n ard›ndan, tesisin baz› bölümleri hala iflçilerin ellerinde bulunuyor, fakat sadece piyasa ekonomisi içinde hayatta kalma mücadelesi vermekle kalm›yor, ayn› zamanda kendisini ekonomik bak›mdan y›kmaya yönelik resmi giriflimlerle de mücadele ediyor. Liderlerinin aç›klad›¤›na göre, hapse at›ld›ktan sonra, bu özgün mücadele biçimini benimsemifller, “çünkü Paris Komünü’nün ilkeleri sonsuza kadar yaflayacakt›r.” Benzer bir solcu tarihsel perspektif, sloganlar›ndan birisi “‹flçiler çal›flmak ve yaflamak istiyor” olan, ama ayn› zamanda “Sürekli olarak Mao Zedung Düflüncesi’ni takip et” yaz›l› bir pankart da asm›fl olan elektrik cihazlar› tesisi mücadelesinde de görülebiliyor. ‹flçiler taraf›ndan yürütülen di¤er eylemler daha da aç›kça politik biçimlere bürünebiliyor. Ka¤›t fabrikas›n›n ele geçirilmesiyle ayn› y›l, Mao’nun ölüm y›ldönümü etkinlikleri de bafllad›. 2001 y›l›nda bu biraraya gelifl, on binlerce iflçinin kat›l›m›yla gerçekleflti; etraflar› 10 bin polis taraf›ndan sar›lm›flt› ve büyük bir grevle çat›flma yafland›. Bugün, iflçilerin kentteki son Mao heykelinin bulundu¤u küçük alana, ne ölüm ne de do¤um tarihlerinde gitmesine izin veriliyor. Fakat yine de gidiyor ve polisle çat›fl›yorlar. 9 Eylül 2004’de, iflçi eylemci Zhang Zhengyao’nun, Komünist


Partisi ile hükümeti, emekçi s›n›flar›n ç›karlar›na ihanet etmekle ve yayg›n çürümeye kat›lmakla suçlayan bir bildiri da¤›tt›¤› yer de buras›. Bildirisi ayn› zamanda Çin’deki kapitalist restorasyonu k›n›yor ve Mao taraf›ndan benimsenen “sosyalist yola” dönüfl ça¤r›s›nda bulunuyordu. Hem o hem de bildirinin di¤er yazar›, Zhang Ruquan, polisin evlerini basmas›n›n ard›ndan tutukland›lar. Davalar› k›sa sürede, ülkenin her yerinden birçok solcunun, bu ikilinin 2004 Aral›k ay›nda yap›lan ve her birisinin üç y›l hapisle cezaland›r›lmas›yla sonuçlanan kapal› duruflmalar›n›, binan›n d›fl›nda protesto etmek üzere Zhengzhou’ya gelmesiyle birlikte, Çin’in cause célèbre’i [ünlü davas›; ç.n.] halini ald›. Bildirinin yaz›lmas›na ve bas›lmas›na yard›mc› olan ve kendileri de polis taraf›ndan taciz edilen Ge Liying ve Wang Zhanqing ile birlikte, bu eylemciler “Zhengzhou Dörtlüsü” olarak tan›nmaya bafllad›lar. Daha sonra Birleflik Devletler’de Baflkan Hu Jintao ile Baflbakan Wen Jiabao’ya gönderilmek üzere bafllat›lan ve sal›verilmelerini talep

eden bir dilekçe mektubu etkinli¤i, yaklafl›k olarak yar›s› Çin içinden at›lm›fl olan imzalarla birlikte, iki yüzden fazla imza toplad›. Bu, özellikle imzalayanlar aç›s›ndan yaratt›¤› potansiyel risk düflünüldü¤ünde, solcu iflçilere verilen görülmemifl bir destek gösterisiydi, Çinli ayd›nlarla eylemcileri uluslararas› destekçileriyle birlefltirdi. Hükümet mektuba do¤rudan yan›t vermemekle birlikte, Zhang Ruquan daha sonra, güya sa¤l›k nedenleriyle hapisten sal›verildi, ki baz› eylemciler bu durumun en az›ndan k›smen, dilekçenin yaratt›¤› bask›n›n ve davalar›yla ilgili külliyetli bilgi ve çözümlemelerin zaman zaman sol web sitelerine gönderilmesi gibi durumla ba¤lant›l› di¤er dayan›flma etkinliklerinin bir sonucu oldu¤una inan›yorlar. Zhengzhou Dörtlüsü Çin’deki iflçilerin kendilerine parti ve devlet taraf›ndan dayat›lan yeni koflullar› pasifçe kabul etmeyi reddetmelerini, solcu ideolojinin ve etkinliklerin iflçilerin saflar› aras›ndaki kal›c›l›¤›n› ve bu iflçilerin toplumdan ve hatta yurtd›fl›ndan elde etmekte olduklar› büyüyen deste¤i temsil

hengzhou Dörtlüsü’nün dilekçe mektubunun imzalanmas›nda bafl› çekenler, temelde, dilekçeyi yayg›n biçimde da¤›tmak için interneti kullanan genç solcularken, bu gençler en az›ndan bafllarda, kendilerinden daha yafll› ve önder durumunda olanlar›n geride duranlar›n› elefltiriyorlard›.

Z

ediyor. Fakat bu örnek ayn› zamanda Çin solunun yenilenen gücünü oldu¤u kadar bölünmelerini de a盤a ç›kard›. Zhengzhou Dörtlüsü’nün dilekçe mektubunun imzalanmas›nda bafl› çekenler, temelde, dilekçeyi yayg›n biçimde da¤›tmak için interneti kullanan genç solcularken, bu gençler en az›ndan bafllarda, kendilerinden daha yafll› ve önder durumunda olanlar›n geride duranlar›n› elefltiriyorlard›. Genç kuflak aç›s›ndan, sol bir kamusal durufl sergileyen iflçilerle dayan›flma göstermek, tam anlam›yla do¤ru bir çizginin benimsenmesi kayg›s›ndan daha bask›n. Eski solcular içinse, ideolojiye ve siyasete dair eski bölünmeler ve mücadeleler genellikle ortak eylem birli¤ini engelliyor. Onlar›n durumunda, flimdinin yeni koflullar›yla karfl› karfl›ya gelmek üzere tarihsel çeliflkileri bir kenara b›rakmak çok daha zor. Bu farkl› yaklafl›mlar Çinli solcular aras›nda bulunabilen üç temel gruplaflman›n yayg›n biçimde kabul edilen çözümlemesini de yans›t›yor: (1) Esas olarak partinin ve devletin saflar› aras›ndan ç›kan ve bafllang›çta birçok örnekte Deng Xiaoping reformlar›n›n en az›ndan baz› parçalar›n› destekledikten sonra, bu politikalar›n kapitalist tabiat›n›n giderek görünür hale gelmesiyle birlikte muhalefete yönelen “eski” sol; (2) Çin sosyalizminin Mao dönemindeki devrimci evresinin programlar›na yönelik desteklerini aynen sürdürmekte olan ve popüler temellerini esas olarak iflçiler ve köylüler aras›nda bulan

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

59


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

60 “Maocular”; ve (3) t›pk› Bat›’daki, özellikle de 1960’lardaki karfl›l›¤› gibi, temelde üniversitelerde ve yeni STK’larda odaklanm›fl olan genç kuflaktan oluflan, kalabal›k bir Marksist, ama ayn› zamanda genifl anlamda sosyolojik ve sosyal demokratik e¤ilimler yelpazesine aç›k olan, ço¤unlukla “eski” solun saflar›nda olanlardan çok Mao’nun izleyicileri ile birleflmeye istekli olan “yeni” sol. Bu üç grup aras›ndaki çizgiler, yine de, hiçbir anlamda ne kat› ne de karfl›l›kl› olarak d›fllay›c›. “Eski” solculara toplumun tümünde, hükümetin hem içinde hem de d›fl›nda rastlanabilirken, birçok “Maocu” ve hatta “yeni” solda yer alan baz›lar› da parti ve devlet içinde çal›fl›yor. Bat›daki benzer solcu kategorileriyle; özellikle de “yeni” solla çizilecek her türlü paralellik, buradaki mücadelenin tarihini yans›tan kendi özgün Çinli karakteristiklerine sahip olmalar› nedeniyle, abart›lmamal›. 2001 y›l›nda, üst düzey liderli¤in her yaz strateji planlar› yapmak için bir araya geldi¤i deniz kenar›ndaki bir kasaba olan Beidaihe’de, dört farkl› politik e¤ilim taraf›ndan, reformlar bafllat›ld›ktan sonra y›llarca hapis yatan ve hala da eylemcili¤i sürdüren, Zhengzhou’daki eski bir K›z›l Muhaf›z taraf›ndan örgütlenen son derece al›fl›lmad›k bir toplant› düzenlendi. Reform politikalar›n›n tümüne muhalefet edip etmeyecekleri hakk›nda bir fikir birli¤ine varamayacaklar› konusunda fikir birli¤ine var›rken, Deng Xiaoping’i bafllatt›¤› yeniden

kapitalizasyon derecesi bak›m›ndan elefltirmekte birlefltiler. Daha yak›nlarda ise, baz› etkili enstitü, üniversite ve organlardan gelen son derece yüksek bir kadro forumu, Pekin Üniversitesi baflkan›n›n oturum aç›l›fl konuflmas›yla birlikte, mevcut durumun Marksist bir çözümlemesini yapmak üzere biraraya geldi. Bu toplant›n›n sürekli bir biraraya gelifle dönüfltürülmesi umuluyordu. Bu toplant›n›n arka plan›nda bulunan eski parti üyesi, toplant›n›n en az›ndan baz› yüksek düzeyli destekler olmaks›z›n mümkün olamayaca¤›n› aç›klad›. Zhengzhou’da, solcular ve bugün Çin’de, ço¤unlukla Bat›’daki muadilerinden çok daha radikal olan kimseleri de kapsar biçimde kullan›lan bir terim olan “liberaller” taraf›ndan bafl› çekilen benzer bir forum, genifl bir fikir yelpazesinde bulunanlar› bir araya getirerek, geçen on y›l hakk›nda görüflmek üzere topland›. Ortak temelleri Çin toplumunun ve resmi politikalar›n›n sahip oldu¤u mevcut yönelimin sürdürülebilir olmad›¤› yönündeki güçlü duyarl›l›klar›yd›. Yani, sahip olduklar› farkl› arka planlara ve yaklafl›mlara karfl›n, partinin ve devlet organlar›n›n hem içinde hem de d›fl›nda, “eski”, “Maocu” ve “yeni” olmak üzere kabaca her üç sol kategoriye de giren birçoklar› mevcut ve sadece fikirleri de¤il, ayn› zamanda çeflitli forumlar› ve toplant›lar› da, birbirleriyle çak›fl›yor, birbirlerine nüfuz ediyor ve birbirlerini etkiliyor ve hatta kendi ideolojilerini

paylaflmayanlar› da içine çekiyor. Yeni STK’lar içinde, yoksullaflan k›rsal köylere okullar sunmak ve ana ak›m vak›flardan farkl› bir iflçiköylü yönetimli toplumu teflvik etmek gibi pratik konular üzerinde çal›flan, güçlü bir solcu temele sahip olanlar› da var. Solun bu geri dönüflü, emekçi s›n›flar aras›ndaki popüler mücadelenin, Çin’deki sosyal krize ve onun mevcut politikalarda radikal bir dönüflüm gerçeklefltirilmeksizin yaln›zca derinleflebilece¤i yönündeki tehdidine gönderme yapmaktan kaç›n›lmas›n› art›k imkans›zlaflt›rm›fl olan, gitgide artan baflar›s›n› yans›t›yor. Bugün ne kadar uzak görülürse görülsün, Mao döneminin devrimci sosyalizminin yenilenmesi ihtimalini yeniden canland›r›yor. Soldaki bu yeni aç›l›m›n çarp›c› bir örne¤i, Ekim 2004’de, “Mevcut Politik Manzara Hakk›ndaki Görüfl ve Fikirlerimiz” ismini tafl›yan ve “eski ÇKP üyeleri, kadrolar›, askeri personel ve ayd›nlar” grubu taraf›ndan kaleme al›narak, Hu Jintao’ya gönderilen bir mektuptur. Zhengzhou Dörtlüsü’nün bildirisinden daha sayg›l› bir tona sahip olmakla ve ekonomik kazan›mlar› aç›s›ndan “reformlara” belirli bir pozitif itibar tan›makla birlikte, o beyanat›n temalar›yla çok yak›ndan paralellik göstermekte ve düzeltici eylem ve “kapitalist yol”dan sosyalist yola dönüfl konusunda yapt›¤› ça¤r›larla birlikte, mevcut duruma yönelik elefltirisinde eflit biçimde militan bir nitelik tafl›maktad›r.


Bu iki belge aras›nda herhangi bir do¤rudan iliflki olup olmad›¤› aç›k de¤ildir. Fakat Çin’deki solcular Zhengzhou Dörtlüsü’nü desteklemek için imza toplamay› sürdürdüler ve “yeni” solun baz› bölümlerinin davalar›n› kucaklamakta gösterdi¤i arzu ve bu türden “Maocu” etkinliklerin savunulmas›, “eski” solculara da, Hu’ya gönderilen mektup örne¤inde oldu¤u gibi, uzun vadeli elefltirileri yeniden ifade etme yolunu açt›. Eski devrimci mücadelelerin kat›l›mc›lar›n›n partinin ve devletin mevcut politikalar›na böylesine aç›ktan a盤a karfl› gelmek konusunda gösterdikleri bu isteklilik, ortaya ç›kmakta olan yeni iklimin bir ölçüsü. 1999 kadar eski bir tarihte, eski solcularla yapt›¤›m›z tart›flmalar, kendilerini, hakim reform atmosferi karfl›s›nda hala ne kadar s›n›rland›r›lm›fl hissettiklerini a盤a ç›kart›yordu. fiimdi, aç›k ki, bu eski liderlerin ve benzer konumlardakilerin ço¤u, kendi görüfllerini daha aç›kça seslendirmek konusunda kendilerini daha “özgür” hissediyorlar. O halde, geçmiflin bugünü bilgilendirmekte olmas› ve solun

baz› kesimlerinin eylemlerinin di¤erleri üzerinde de etkide bulunmas› yaln›zca teoride de¤il pratikte de geçerli. Say›lar› az olan ama bazen büyük bir etkide bulunan s›n›rl› birkaç örnekte, Mao döneminin sosyalist örgütlenme biçimleri, piyasa ekonomisinin yeni koflullar›n› karfl›lamak üzere muhakkak ki de¤iflime u¤ram›fl bir biçimde olsa da, bugün de uygulanmaya devam ediyorlar. Yani flimdi bile k›rsal köylerin, toplamda birkaç bini bulan yüzde biri; ki rakamlar ölçümü kimin yapt›¤›na ve neyi ölçüt ald›klar›na ba¤l› olarak de¤ifliyor, komün döneminin kolektivizasyonunu asla tamamen terk etmemifl durumda. Deng reformlar›n› uygulam›fl olan birkaç› da, k›rsal ekonomi aç›s›ndan alternatifler sergileyen birer model haline gelerek, yeniden kolektiflefltirilmifl üretime geri dönmüfller. Sosyalist dönemin hedeflerini ve yöntemlerini koruman›n en etkili örne¤i, Zhengzhou’nun bir ya da birkaç saat uza¤›nda yer alan Henan Eyaleti’nde bulunan “Maocu” bir kent olan Nanjiecun (Güney Soka¤› Köyü), ki yeniden ko-

lektivizasyona 15-20 y›l önce bafllam›fl, temelde ücretsiz bar›nma, sa¤l›k bak›m› ve e¤itimle; hatta gençlerinin kolej masraflar›n› bile ödeyerek, tüm üyeleri için bir tür komün biçimi olarak ifllemeye devam ediyor. Sosyalist dönemin, yöneticilerine vas›fl› bir iflçinin ücretinden daha fazla ödemede bulunmamak biçimindeki eflitlikçi pratiklerini de devam ettiriyorlar. Aralar›nda Marks, Engels, Lenin ve Stalin’in de bulundu¤u di¤er devrimci liderlerle birlikte foto¤raflar› ve deyiflleri köyün her yerinde sergilenmekte olan Mao’nun politik hedeflerine olan sadakatini de sürdürüyorlar. Burada çok katl› bar›nma kompleksleri, her bir aile üyesine sa¤lanan ›fl›kl› ve havaland›r›lm›fl dairelerle birlikte, tertemiz caddeler, gezi yollar› ve bahçelerle çevrelenmifl durumda. Köy çekici bir okula ve bir çocuk bak›m merkezine de sahip. Bu türden bir yerleflim, kentli zenginlerin yeni siteleri hariç, Çin’de gerçekten de eflsiz bir yer durumunda ve duvarlar› ve kap›lar› d›fl›nda rastlanabilen tipik k›rsal çevreyle keskin biçimde çelifliyor. Ancak bu türden baflar›lara karfl›n, finansman› için yabanc› sermaye çektikçe ve çevre bölgelerden, onurlu ama kesinlikle daha az konforlu yatakhanelerde bar›nd›r›lan köylüleri; yeni kapitalist ekonomiyle tam olarak bütünleflmifl olan kendi “kent iflletmesinin” ana emek gücü olarak kulland›kça, Nanjiecun’daki pratiklerde de birçok çeliflki ortaya ç›k›yor. Köye yapt›¤›m›z ziyarette bi-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

61


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

62 ze efllik eden iki kiflinin de içinde oldu¤u Zhengzhou’daki eylemcilere göre, yak›n zaman önce, yeni ve al›fl›lm›fl olmayan üretim alanlar›na do¤ru afl›r› genifllemeye ba¤l› olarak, ciddi mali zorluklarla yüz yüze gelmifl. Ancak, bir kapitalizm denizi ile çevrelenmifl oldu¤u ve hayatta kalabilmek için piyasa ekonomisi içinde rekabet etmek zorunda kald›¤› bir durumda kaç›n›lmazlaflan bu türden s›n›rlamalara karfl›n, k›rsal Çin aç›s›ndan baflka bir yolun mümkün oldu¤una hala inanmakta olanlar için bir odak noktas› olarak hizmet ediyor. Bazen tüm ülkeden tam bir otobüs dolusu köylü ya da iflçiden oluflan delegasyonlar, köyün hem kolektivize üretimi hem de da¤›t›m› hayata geçirmeye nas›l devam etti¤ini incelemek üzere günü birlik ziyarete geliyorlar. Henan eyalet yetkililerinin deste¤ini ve dolay›s›yla korumas›n› da elde ediyorlar. Solcu eski parti üyelerinin Hu Jintao’ya gönderdikleri 2004 tarihli mektup, Nanjiecun’u, k›rsal alanlar›n bugün hala ihtiyac›n› duyduklar› bir model olarak iflaret ediyordu. Ama Mao ça¤›n›n miras›n›n çok etkili olmad›¤› yerde bile, bu ça¤›n deneyimleri ve kavramlar› bugünün koflullar›n›n sürekli olarak kendisiyle k›yasland›¤› ve çözümlendi¤i arka plan› oluflturuyorlar. 2004 yaz›nda görünür hale gelen büyük bir geliflme, aile sorumlulu¤u çiftliklerinin küresel piyasa karfl›s›nda yaflad›¤› yal›t›lma ve güvensizli¤i hafifletmeye yönelik bir çaba içinde, tar›msal kooperatifler

oluflturmay› amaçlayan yeni hareket oldu. Bu kooperatifler temelde, örne¤in kolektif gübre al›m› sayesinde ve ürünleri için yapt›klar› pazarl›klarda daha fazla güce sahip olmalar› yoluyla, piyasada bir parça ölçek ekonomisi elde etmeyi oldu¤u kadar, üyelerine mali destek ve güvenlik sunmay› da hedefliyordu. Bu türden çabalar, köylülü¤ün bir bütün olarak karfl› karfl›ya oldu¤u durumun tüm dar bo¤azlar›n› çözmeye bafllamam›fl olsalar bile, reform döneminin bireyci, ya batars›n ya ç›kars›n politikalar›ndan önemli bir farkl›laflma anlam›na geliyor. Bunlar komünlere bir geri dönüfl olmamakla ve en fazla bir tür yar› yeniden kolektivizasyonu temsil etmekle birlikte, yaln›zca devrimden önceki daha eski kooperatif hareketlerinin deneyimlerine yaslanmaya devam etmekle kalm›yor, ayn› zamanda, üyelerinin genellikle bilgi sahibi olduklar›, Mao döneminden al›nma kavramlara da yaslan›yorlar. Bu durumda, Jilin eyaletinin kuzey do¤usunda bulunan Siping yak›nlar›nda ziyaret etti¤imiz kooperatifin, k›r ve kent s›n›flar›yla ve onlar›n bugünkü durumlar›yla ilgili son derece ayr›nt›l› bir çözümleme sunan baflkan›, ya da ülkenin, sadece yerel aç›dan de¤il, dünyan›n geri kalan›yla iliflkisi aç›s›ndan da, uzun ve derinlikli bir tart›flmay› sosyalist bak›fl aç›s›ndan sunan genç üyesi gibi kiflilerle karfl›laflmak ola¤an d›fl› bir durum de¤il. Çinli emekçi s›n›flar demek ki kentli ayd›nlara gerçek çal›flma ve sömürü dünyas› hak-

k›nda ö¤retecek fleylere sahip olmakla kalm›yorlar, ayn› zamanda sosyalizmin pratikteki uygulamalar› hakk›nda da daha deneyimliler. Ve birçok örnekte Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düflüncesi’nin temellerini kavray›fllar›nda ve uygulamalar›nda, baz› genç, daha e¤itimli solculardan daha geliflkinler. Ayn› zamanda, toplumun h›zla kutuplaflmas› yeni orta s›n›f içinde yer alan birçoklar›n›, özgün mesleklerine ya da konumlar›na bakmaks›z›n, iflçilerin ve köylülerin karfl› karfl›ya kald›klar› koflullara daha yak›ndan benzeyen koflullar›n içine çekiyor, bu da onlar aras›ndaki birlik temelini güçlendiriyor ve solun yeniden dirilifli için kitlesel bir temelin yarat›lmas›na yard›mc› oluyor. Kapitalist sistem kendi alt›n› boflalt›yor ve h›zla daha genifl yabanc›laflm›fllar gruplar› yarat›yor. Bugün, eski, devlete ait iflletmelerdeki birçok Komünist Partisi kadrosu bile, bu iflletmelerin özel yat›r›mc›lara sat›lmas›na yard›mc› olmalar›n›n ard›ndan sonunda iflten at›lm›fl durumdalar. Yeni kapitalist sahipler taraf›ndan ifllerinde bar›nd›r›lmad›lar, ki bu durum da bir iflçi taraf›ndan “üzerinden geçti¤in köprüyü atefle vermek” olarak adland›r›lan bir koflul. Sonuç olarak, birçoklar› gibi flimdi iflsizler de “piyasalaflt›rma”n›n asl›nda ne anlama geldi¤ini daha iyi anl›yorlar; bu durum “bilinçlerini yükseltiyor.” Kendi yaflam koflullar›n›n de¤iflmesinden kaynaklanan bu türden yeni kavray›fllar oldukça yayg›n. Bafllang›çta


Deng’ci reformlar› desteklemifl olan kiflilerle; örne¤in Pekin’de konufltu¤umuz ilerici akademisyen gibi kiflilerle, flimdi Mao’ya geri dönüfl yapan ve hatta Kültür Devrimi’nin kendisini yeniden inceleyen kiflilerle ilgili birden fazla öykü duyduk. Baz› örneklerde, bu durum onlar›n “kitlelerden ö¤renmelerinin” do¤rudan bir sonucu. K›rsal bölgelerde rastlad›¤›m›z, etkili ama eskiden oldukça muhafazakar olan bir ö¤rencinin durumu da buydu, ki onun “dönüflü”, köylüleri ziyaret etti¤inde, asla Mao ile ilgili tek bir elefltiri cümlesi duymam›flken, Deng’le ilgili birçok elefltiri duymufl olmas›, bu durumun da onu, geçmifle yönelik kendi yaklafl›mlar›n› yeniden incelemeye zorlamas›n›n sonucuydu. Ama bu türden yeniden de¤erlendirmeler kiflisel deneylerden ibaret olmayan daha derin köklere sahip. Aralar›nda ayd›n seçkinlerin de oldu¤u birçoklar› için, reform ça¤›n›n bafl›ndan itibaren gövermifl olan ve piyasalaflt›rma ile özellefltirme için devlet ve parti propagandac›lar› taraf›ndan ileri sürülen özgün Çinli karakteristikler de tafl›yan rasyonellerden, esas olarak akademik çevrelerle STK çevrelerinde rastlanabilen Bat›l› liberal kavramlara dek uzanan çeflitli ideolojik e¤ilimlerin, Çin’de bugün olup bitmekte olan› aç›klamakta yetersiz oldu¤u kan›tlanm›fl durumda. Hem eski bir K›z›l Muhaf›z’›n hem de genç bir eylemci ayd›n›n ayr› ayr› konuflmalarda ileri sürdü¤ü üzere, “baflka her fleyi denedikten sonra”, bafllang›çta reform

politikalar›n› desteklemifl olan, ama flimdi neler olup bitti¤ini anlamaya bafllayanlar, “bugünle bafla ç›kabilmek üzere iki çizgi mücadelesine ve Kültür Devrimi’ne geri dönmek durumundalar”, çünkü di¤er yaklafl›mlar› denemifller ve bunlar hiçbir aç›klama sunmam›fl. Sadece birkaç y›l önce, Çin toplumunun karfl› karfl›ya kald›¤› sorunlar, özgün ve bu durumda hala göreceli olarak kolayl›kla; örne¤in bir “yolsuzluk karfl›t›” kampanya yoluyla “halledilebilir” gibi görünürken, bugün bunlar›n sistematik ve bölünemez olduklar›, daha köklü bir dönüflümü gerekli k›ld›klar›, kapitalizmin ve küresel piyasan›n yerine getirme yetene¤inde olmad›¤› ve devlet ile partinin, mevcut oluflumu itibar›yla çözümlemeyi baflarma yetene¤inde bulunmad›¤› sorunlar olduklar› konusunda giderek yükselen bir duyarl›l›k mevcut. Sonuç olarak, Mao’nun Kültür Devrimi s›ras›nda kapitalist yola karfl› ileri sürdü¤ü elefltiri bugün bir kez daha geçerli gibi görünüyor, çünkü ömrünün son y›llar›nda gelifltirdi¤i bu fikirler, mevcut sistemin giderek derinleflen çeliflkilerinin, ta köklerine kadar uzanan ve sadece pansuman yapmay› amaçlayan giriflimlerden daha derin çözümlere iflaret eden kapsaml› türden bir çözümlemesini sunmaya devam ediyor. Ayd›nlar aras›nda varolan birçok eski tabu bu durumda devrilmeye bafll›yor. Birçok akademik ve seçkin aras›nda bulunan di¤erleri aç›s›ndan da hala büyük

oranda ölümcül bir fley olarak kabul edilen Kültür Devrimi bile; ki bize söylendi¤ine göre bu devrime yönelik herhangi bir pozitif yaklafl›m›n ipucu tam bir yal›t›lm›fll›¤a ve mahvolmufl bir kariyere neden olabilir; bir kez daha bir tart›flma ve yeniden inceleme konusu haline geliyor. Bu durum özellikle kendi tarihsel araflt›rmalar›n› yapan, uzun zamand›r ihmal edilmifl olan malzemeyi kaz›p ç›kartan, o dönemde aktif olanlarla mülakatlar düzenleyen, bulgular›n› web’e gönderen ve bu dönemin olaylar›yla ilgili parti çizgisine baflka yollarla meydan okuyan genç solcular aras›nda özellikle geçerli. Solun bu canlanan dirilifli ve iflçi s›n›f› mücadelesiyle olan ba¤lar›n›n genifllemesi hakk›nda yüksek öneme sahip olan baflka iflaretler de var. 1999 y›l›nda, ço¤unlukla Çin’in MIT’si olarak gönderme yap›lan Pekin’deki Qinghua Üniversitesi’nde, yak›n zaman önce özellikle daha elit üniversitelerde ortaya ç›km›fl olan birkaç gruptan birisi olan küçük bir Marksist çal›flma grubunda yer alan ö¤rencileri ziyaret etmifltik. O zamanlar etkin olmak için, kampuslar›n›n d›fl›na ç›kman›n ve emekçi s›n›flarla, 1989 Tiananmen ö¤renci hareketinin bafllang›çta yapamad›¤› türden bir ba¤lant› kurman›n bir yolunu bulmalar› gerekti¤ini kendilerine hat›rlatm›flt›m. En az›ndan Pekin’deki baz› iflçilerin, daha sonra, bu mücadeleye kat›lm›fl; ve karfl›l›¤›nda da bu hareketi sona erdiren katliamc› fliddet ve bask›lardan

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

63


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

64 paylar›n› alm›fl olmalar›na karfl›n, ö¤rencilerle emekçi s›n›flar aras›ndaki uçurum köklü biçimde köprülenmemiflti. Örne¤in kuzeydo¤udaki Changchun da, ki burada ayn› hareketin daha küçük bir versiyonu yafland›, büyük First Auto tesisindeki iflçiler üniversitelerinin d›fl›na yürüyen ö¤rencilere kat›lmay› ret ettiler; bu da ö¤rencileri çok kat› bir bask› ile yüz yüze kalmaya terk eden ve onlar› emekçi s›n›flar karfl›s›ndaki yal›t›lm›fll›klar›n› yeniden de¤erlendirmeye yönelten ac› bir deneyimdi. Sonunda, Çin tarihinde çok s›k yafland›¤› gibi, Tiananmen’deki hareketi ezmek üzere çevre eyaletlerden getirilenler, büyük ölçüde köylü ordusu oldu; ki bu da Pekin yak›nlar›na yerlefltirilen birliklerin ö¤rencileri ezmeyi reddetmesi sonras›nda yafland›. O dönemin dersleri, flimdiki genç ö¤renci kuflak aras›nda kaybolmufl de¤il ve 2004 yaz› itibar›yla yaflanan de¤iflim daha dramatik olamazd›. Bugün, önemli say›daki eylemci ö¤renci üniversite kampuslar›n› emekçi s›n›flarla iliflki kurmak, onlar›n koflullar›n› incelemek, onlara yasal ve

maddi destek sunmak, fabrikalarda ve tarlalarda yaflanmakta olan fleylerle ilgili raporlar› okullar›na geri tafl›mak üzere terk ediyor. Kültür Devrimi’nden arta kalan ve hala Zhengzhou’da kilit bir eylemci olan birisi, ö¤renciiflçi iliflkilerinde ne kadar büyük bir de¤iflim yafland›¤›n› aç›klad›. 2000 kadar yak›n bir tarihten itibaren, ülkenin önde gelen yüksek ö¤renim kurumu olan Pekin Üniversitesi’ndeki Marksist çal›flma grubundan gelen ö¤renciler, bu kentteki fabrikalar› ziyaret etmeye bafllam›fllar. 2001’den bu yana, Qinghua Üniversitesi’nden gelen ö¤renci gruplar› her sene ziyarete bafllam›fl. 2004’de, seksen kadar ö¤renci yine bir baflka önemli Pekin kampusundan Zhengzhou’ya gelmifl. Ulusal yetkililer bu büyüyen iliflkiler konusunda korku duyuyor ve cesaretini k›rmaya çal›fl›yorlar. Kültür Devrimi’nde ülkeyi dolaflmak isteyen ö¤rencilere sunulan bedava tren seferleri ve di¤er teflviklerin tersine, hükümet ö¤renci delegasyonlar›na bilet satmay› bile reddederek ya da Zhengzhou’ya girme haklar›n› ellerinden alarak, bugün bu ak›fl›

durdurmaya çal›fl›yor, ama yine de geliyorlar. Fabrikalara gidiyor ve hatta bazen bu kentteki mücadelenin ilk evrelerinde, tesislerin kapanmas›n›n durdurulmas›na yard›mc› olmak üzere, buralarda yafl›yorlar. Bu hareket Zhnengzhou’da bafllad›ktan sonra, kuzey do¤uya ve ülkenin di¤er bölgelerine da yay›ld›. Ayn› zamanda ö¤rencilerin benzer etkinlikler yürütmek, malzeme tafl›mak, iliflkiler kurmak, yasal destek sunmak ve genellikle birçok köylü eylemcinin hissetti¤i yal›t›lm›fll›¤› k›rmak için köylere gitti¤i k›rsal alanlara da yay›ld›. Bugün Pekin Üniversitesi’nde ve daha birçok yüksek e¤itim kurumunda, ismine karfl›n ayn› zamanda birçok “k›z›” da bar›nd›ran, Köylülerin O¤ullar› isimli bir örgüt, özel olarak bu amaçla oluflturulmufl durumda. 1999 y›l›nda karfl›laflt›¤›m›z bir solcu eylemci, ki o zamanlar iflçi s›n›f›n›n koflullar›n› do¤rudan inceleme konusunda tamamen yaln›zd› ve baflkalar›n› da bunu yapmaya teflvik etmeye çal›fl›yordu, 2004 y›l›yla birlikte ö¤rencilerin art›k ciddi bir öz motivasyona sahip olduklar›n›, art›k kendisi gibi kiflilerin

in tarihinde çok s›k yafland›¤› gibi, Tiananmen’deki hareketi ezmek üzere çevre eyaletlerden getirilenler, büyük ölçüde köylü ordusu oldu

Ç


liderli¤ine ihtiyaç duymad›klar›n› anlatt›. fiimdi, inisiyatif alanlar onlard›. Bu hareket üniversite ö¤rencilerinin ana gövdesinin oluflumu ve koflullar› taraf›ndan hem güdüleniyor hem de kolaylaflt›r›l›yor. Kolej kay›tlar›n›n 1999’dan bu yana üç kat›na ç›kmas›yla birlikte, çok say›da ö¤renci iflçi s›n›f› üyesi ailelerinden buralara geliyor ve birçoklar› e¤itimlerini finanse etmekte ve mezuniyet sonras› ifl bulmakta giderek artan zorluklarla karfl›lafl›yor. Bu sonuç birçok üniversite ö¤rencisi ile iflçi ve köylüler aras›ndaki empati ve birlik temelini güçlendiriyor. Bugün Çin üniversiteleri Deng Xiaoping’in, Kültür Devrimi’ne bir tepki olarak, “k›z›l” olmak yerine “uzman” olmaya vurgu yapt›¤› ve daha d›fllay›c› girifl koflullar›na geri dönülmesini zorlad›¤› ilk reform y›llar›nda oldu¤undan daha kitlesel bir karakter tafl›yor ve ayr›cal›kl›lara daha az mahsus bir yer durumunda. Sonuç olarak, solcu ö¤renciler flimdi seçkin ayd›nlarla, fabrikalarda ve tarlalarda mücadele edenler; yani bugün daha yayg›n biçimde kendi akrabalar› ya da en az›ndan içinden geldikleri s›n›flar›n üyeleri olanlar aras›ndaki uçurumu köprülüyorlar. Baz› bak›mlardan, bu durumda, Çin’deki mevcut aflama, Lenin’in, Marksist ö¤rencileri iflçilerle iliflki kurmalar› için fabrika semtlerine yönlendirdi¤i Rus Devrimi’nin ilk günlerini and›r›yor. Elbette, flimdiki kritik fark, yaln›zca ö¤rencilerden birço¤unun iflçi ve köylü ailelerinden gel-

meleri de¤il, bu genç Çinli solcular›n, emekçi s›n›flarla yeni bir iliflkinin nas›l kurulaca¤› konusunda kafa yormalar›na karfl›n, üzerinde bir bina infla edilecek, Mao liderli¤indeki devrimci sosyalist deneyimin elli y›l›n› arkalar›nda bulmalar›. O dönemin kavramlar›, politikalar› ve iliflkileri bugünün son derece farkl› durumuna de¤ifltirilmeksizin uygulanamaz ve uygulanmamal› da. Fakat bunlar solun kapitalist reformlar ve küresel piyasalaflt›rman›n flimdiki evresi karfl›s›nda emekçi s›n›flar›n koflullar›yla yüz yüze gelirken yararlanabilece¤i genifl bir devrimci fikirler ve pratikler deposu olmaya devam ediyor. Solcu fikirler, yeni olmak bir yana, zaten çoktan iflçi ve köylüler aras›nda derinden gömülü durumda. Yine de, bu e¤ilimleri abartmak ciddi bir hata olur. Çin solu kabul edilebilir bir güç olarak hala küçük, marjinallefltirilmifl ve emekçi s›n›flar›n kendisi gibi birçok gruplaflmaya ve fraksiyona bölünmüfl durumda. Küresel çapta solcular›n durumunda oldu¤u gibi, bir zamanlar bildikleri dünyan›n çöküflü ile yüzleflmek zorunda kalm›fllar ve etraf›nda kendilerini örgütleyecekleri ve emekçi s›n›flar› harekete geçirebilecekleri tek bir birlefltirici kavramlar kümesi bile mevcut olmaks›z›n yeni ilerleme yollar› bulmaya çal›fl›yorlar. Bugün, Çin’de iflin bafl›n› çekenler, büyük ölçüde, zaman zaman muazzam mücadeleler yürüten iflçilerin ve köylülerin kendileri. Bunlar zaman za-

man saflar›ndaki solcularca yönlendiriliyor olsalar da, flimdiye dek solun bir bütün olarak daha genifl, örgütlü bir hareketine pek rastlanmad›. Aralar›nda liberal reformist ve sosyal demokratik kavramlar›n da bulundu¤u yeni rakip ideolojiler de solculara karfl› bir meydan okuma sunuyor. Birleflik Devletler’deki durumu tekrar eden bir geliflme seyri içinde, “s›n›f” terimi bile bugün daha az kullan›l›yor ve bunun yerine art›k piyasadaki “zay›f sosyal gruplar” terimi konuluyor, bu arada sömürü kavram›n›n kendisi de daha örtük bir hale geliyor. Bu e¤ilimler birçok kentli profesyonelin, siyasetleri ne olursa olsun yaflam tarzlar› taraf›ndan pekifltiriliyor. Aralar›nda kendilerine solcu diyenlerin de bulundu¤u baz› ayd›nlar, art›k kentlerde iyi para kazan›yorlar ve koflullar›, kendi deneyimleriyle k›yasland›¤›nda oldukça farkl› olan emekçi s›n›flarla herhangi bir pratik ba¤dan yal›t›lm›fl durumdalar. Kamusal konumlar kazanma ya da fikirlerini eyleme tercüme etmeye giriflenler aç›s›ndan, bu muhakkak sa¤ ya da sol üzerinde yo¤unlaflmakla birlikte, bast›rma eylemi yayg›n. Hükümetin harekete geçip geçmeyece¤i daha çok kiflinin kabul edilen çerçevenin d›fl›na ne ölçüde ç›kaca¤› ile ilgili bir sorun. Reformlar› destekleyen ve köylülerin ba¤›ms›z “yurttafllara” dönüflmeleri için toprak özellefltirmelerini destekleyen bir göçmen örgütçü bile Pekin’de “insan haklar›n›” teflvik etmeye yö-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

65


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

66 nelik bir toplant› düzenledi¤i için gözalt›na al›nabiliyor. Tek parti yönetimini sona erdirmeye yönelik aç›kça örgütlü herhangi bir giriflim kimsenin ihlal edemeyece¤i s›n›r çizgisini oluflturuyor ve kamusal etkinli¤in tüm alanlar›ndaki devlet egemenli¤inin alt›n› oyacak gibi görünen her fley, kendi özgün politik içeri¤inden ba¤›ms›z olarak, h›zla sorun yaratabilir. Ancak, sol, yetkililer taraf›ndan özel bir tehdit olarak görülüyor, çünkü onun h›zla geniflleyen iflçi s›n›f› mücadelesine daha örgütlü bir biçim kazand›rma potansiyeli var. Bu bak›mdan Çin ‹flçilerinin Websitesi’nin ve Tart›flma Listeleri’nin kapat›lmas› tipik bir durum. Bu, ayn› türden di¤er forumlardan farkl› olarak, “iflçilerin ve köylülerin bugünün Çin’inde sosyalizmi savunma mücadeleleri hakk›nda konuflmalar›na olanak sa¤layan ilk solcu yönetimli web sitesi”ydi. Bu sitede aralar›nda emekçi s›n›flar›n aralar›ndan gelenlerin de bulundu¤u ayd›nlar, “iflçilerle iflçiler hakk›nda yap›lan tart›flmalara kat›la”biliyorlard› (Stephen Philion, “An Interview with Yan Yuanzhang,” MRZine, http://mrzine.monthlyreview.org/philion130306.html). Bu ba¤lant› parti ve devlet liderleri aç›s›ndan özel bir tehlike oluflturuyor çünkü, Web sitesinin editoryal kolektifinin Pekin’deki bir üyesinin aç›klad›¤› gibi, “bu hükümet sosyalizmi infla etmiyor”. ‹flçilerin “Maocu dönemin Komünist Partisi ile bugü-

nün partisini ayr›flt›rd›klar›” temel de bu. Emekçi s›n›flar›n bak›fl aç›s›ndan, seslerinin kamusal alanda duyulmas› kritik bir önem tafl›yor. “Bu sosyalist bir demokrasinin arzu edece¤i türden bir fley, iflçiler için kapitalizmin sunamayaca¤› türden bir demokrasiye sahip olmak”. Ama web sitesi, bunun yerine, emekçi s›n›flar›n üyelerinin ödeyemeyecekleri kadar yüksek bir kay›t ücretinin dayat›lmas› yoluyla kapat›ld›.

‹flçiler ve köylüler, ayd›nlar›n genifl kesimleri ve yeni orta s›n›f›n da saflar›nda, hem ekonomik hem de politik sistemlerde daha fazla fleffafl›k ve kendilerini etkileyen kararlara daha fazla kat›l›m pay›na sahip olmak yönünde çok genifl bir talep var. ABD tarz› sand›ksal “demokrasi” hala yayg›n bir ça¤r› gücünden yoksun olmakla birlikte, birçok insan demokratik haklar konusunda oldukça aç›kça konufluyor. Bunlar›n baz›lar› için konuflma özgürlü¤ü temel hedef,

di¤erleri için muhalefet partileri. Birçok iflçi flimdi “tek parti sisteminin nas›l ifllemedi¤i” hakk›nda dahi konufluyor. Parti içinde bile, daha fazla aç›k tart›flma yollar› bulmak üzere forumlar gerçeklefliyor ve “sivil toplum” STK’lar›, kad›n haklar› ve çevre gibi genifl bir konular yelpazesi içinde serpiliyor. Demokrasi yanl›s› duygular yayg›n ve hükümet bunlar› sadece bast›rmakla yetinemeyece¤ini biliyor. Bunun yerine bu meydan okumay› tedrici de¤iflimi bafllatarak karfl›lamaya çal›fl›yor. Ama bu alandaki resmi reform siyasetleri; köy yönetimlerinin seçimi gibi siyasetler, yüzeysel bir demokratikleflmeye karfl›n, emekçi s›n›flar taraf›ndan genellikle alayc›l›kla karfl›lan›yor; çünkü bunlar genelde sadece tepeden yap›lan parti atamalar›n› meflrulaflt›rmak için kullan›l›yor. Burada, birçok baflka alanda da oldu¤u gibi, sosyalist dönemin hat›ralar› ve özellikle de iflçilerin ve köylülerin kendi fabrikalar›n›n ve tarlalar›n›n ve hatta Kültür Devrimi s›ras›nda üniversitelerinin ve yerel hükümetlerinin yönetimine kat›l›mlar›, hala bir ç›ta olarak hizmet ediyor ve bugün bu türden tüm haklar›n yok olmas›yla keskin bir tezat oluflturuyor. Bir iflçinin söyledi¤i gibi, “Demokratik reformlar flu ana kadar hükümet taraf›ndan uyguland›klar› biçimiyle, Mao devrimini tepe üstü çevirdi ve iflçilerin hayat›n› da alt üst etti; bunlar iflçi s›n›f›n›n bir tür geriletilmesi ve tabi k›l›nmas› yolu”.


Politik reformasyona yönelik kabul edilebilir bir yaklafl›m›n anahtar›, bu durumda, solcu iflçi ve köylü denetimi kavramlar›n›n flimdi küresel ilerici gündemin bir parças›n› oluflturan kat›l›mc› demokrasi ile bir kez daha bir araya getirilmesinin bir yolunu bulmak olacakt›r. Bu aray›fl çoktan bafllad›. Eski devrimciler taraf›ndan Hu Jintao’ya gönderilen 2004 tarihli mektupta, temel taleplerden birisi afla¤›dan kitle mücadelelerinin iktidar›n kötüye kullan›m›n› kontrol etmenin bir arac› olarak canland›r›lmas› ve emekçi s›n›flar›n kendilerine demokratik bir sistemin parças› olarak parti ve devlet iflleyifli içinde do¤rudan bir rol verilmesiydi. Birleflik bir hareket infla edilmesinin ve bu tür devrimci de¤iflimlerin gerçeklefltirilmesinin önündeki engeller, yine de, bugün di¤er yerlerde oldu¤u gibi Çin’de de devasa boyutlarda. Yafll› iflçiler ve köylüler, geçmiflten edindikleri mirasa karfl›n, sosyalizm u¤runa verilen mücadelenin yeni bir evresinin yak›nda yakalanamamas› halinde, devrimci dönemin haf›zas›n›n son bulmas›ndan ve genç kuflaktakilerin zenginleflme ve tüketim kültürüne kat›lma arzusundan baflka bir fleyin bilincinde olmay›p, baflka bir fleyin peflinde koflmayacaklar›ndan korkuyorlar. Bu durumda, köklü de¤iflim ihtiyac›yla karfl› karfl›ya kalmalar› halinde ve an›nda, her fleye ilk bafltan yeniden bafllamak durumunda kalacaklar. Fakat Çinliler bunun önceden mevcut olmas›n›n, ön-

ceden yap›lm›fl olmas›n›n avantaj›ndan yararlan›yorlar. Çin, öngörülebilir gelecekte hala yenilenmifl bir sosyalist devrime h›zla ilerleme olana¤›na sahip, ki bu da bir kez daha dünyay› sarsan bir geliflme olabilir. Bu, elbette, Çin’de yak›n gelecekte gerçekleflebilecek olan birçok olas› senaryodan sadece bir tanesi. S›n›f yap›s›n›n karmafl›kl›¤› ve kutuplaflmas› Çin toplumunu, genifl bir yelpazedeki sonuçlar potansiyeli ile birlikte, çeliflkili yönlere do¤ru çekifltiriyor. Bu da hem emekçi s›n›flar›n kendi yaflam koflullar›nda hem de partinin ve devletin yeni meydan okumalar karfl›s›ndaki yan›tlar›nda yak›n dönemde kaydedilen geliflmelerde belirginlik kazan›yor. En tepedeki iki yönetici, Hu Jintao ve Wen Jiabao, k›r›n daha fazla çalkant›ya girmesine engel olmaya yönelik bir giriflim içinde, oldukça dramatik etkileri olan k›rsal politikada bir dizi de¤ifliklikler bafllatt›lar. Bunlar köylüler üzerindeki tar›m vergilerinin ve birço¤u yasad›fl› olan ço¤u yerel ödemenin kald›r›lmas›n› içeriyor ki bunlar protestolar›n bafll›ca kaynaklar›yd›. K›rsal alanlarda, küçük kent ve köylerdeki fabrikalar› da içeren yat›r›mlar yap›lmas›, özellikle e¤itim ve sa¤l›¤a yat›r›m yap›lmas› ve çevresel onar›m› hedefleyen planlar da mevcut. Tar›msal mallar›n daha lehte fiyatland›r›lmas› ile birlikte, bu uyarlamalar birçok köylü ailesinin üzerindeki ekonomik bas›nc› önemli ölçüde hafifletti. Terimin anlam› hala aç›kl›k

kazanmam›fl olmakla ve sadece zaten bafllat›lm›fl olan k›rsal politikalara sol t›n›l› bir etiket sa¤lamay› amaçlayan bir giriflim olabilecek olmakla birlikte, Yeni Sosyalist Köyler’le ilgili resmi konuflmalar bile mevcut. Özellikle Çin yönetifliminin türe dair bir özelli¤i olan hiçbir fleyin yerel düzeyde uygulanmamas› ve köy topraklar›n›n birçok alanda hala denetim alt›na al›namayan ço¤unlukla çürümüfl yetkililerce, gelifltirme amac›yla dur durak bilmeden sat›lmas› veri al›nd›¤›nda, aç›klanm›fl olan reformlar içindeki reformlar›n derinli¤i hala belli de¤il. Ancak, belirli bir etki çoktan belirginlik kazand›. Üç ya da dört y›l önceki durumun çarp›c› bir tezad› olarak, göçmenlerin, k›smen buradaki koflullar›n iyileflmesinden yararlanmak amac›yla, k›smen k›y› fabrikalar›ndaki kat› sömürü karfl›s›nda giderek artan itiraz nedeniyle büyük say›lar halinde köylerine ya da en az›ndan, evlerine daha yak›n olan iç kentlere dönmeleriyle birlikte, k›y› bölgelerinin ihracat bölgeleri artan bir iflçi k›tl›¤› yafl›yor. Bu tersine göç, birçoklar› art›k eski tüfekler haline gelmifl olan ve gençlik y›llar›nda kendilerini ezip geçen koflullar› art›k daha fazla kabul etmeyecek olan göçmenlerin yükselen bilincinin, direniflinin ve öz örgütlenmesinin bir yans›mas›. Fabrikalar taraf›ndan tercih edilen ve en afl›r› sömürü koflullar›yla karfl› karfl›ya kalan genç göçmen iflçiler ve özellikle de yoksul köylü kad›nlar bile, k›tlaflmaya bafll›yor.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

67


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

68 Bu durum ihracat sanayilerini, yeterince büyük bir ifl gücünü sömürmeye devam etme çabas› içinde, ücretleri ve ödenekleri yükseltmeye zorlama konusunda olumlu bir etkide bulunurken, iflverenlerin de, fabrikalar›n› Vietnam, Hindistan ve Bangladefl gibi daha da düflük maliyetli ülkelere kayd›rarak, dibe do¤ru yar›fl› sürdürdüklerini gösteren iflaretler var. Çin’in giderek ba¤land›¤› küresel kapitalist piyasan›n do¤as› veri al›nd›¤›nda, at›lan her ad›m yeni bir çeliflkiye yol açt›¤› için, mevcut sistemi tersine çevirmenin basit bir çözümü yok. ‹ç pazar büyümekle birlikte, küresel rekabet gücündeki herhangi bir ciddi azalma ve bundan kaynaklanan bir ekonomik durgunluk; Çin liderlerinin uykular›n› kaç›ran bu büyük korku, sadece Hu ve Wen’in girifltikleri, “sosyal eflitlik” üzerindeki yeni vurgunun da içinde oldu¤u, politik revizyonlar› sürdürme yetene¤inin alt›n› boflaltmakla kalmayacak, ayn› zamanda kitlesel ölçekte bir düzensizli¤i de tetikleyecektir. Kapitalist piyasalaflman›n bu tür çeliflkileri çözme konusundaki yeteneksizli¤i sola yeni bir güç kazand›rmaya devam etmektedir. Bu yeni etkinin çarp›c› bir örne¤i 2006 Mart’›nda belirginlik kazanm›flt›r. On y›ld›r belki de ilk kez, Ulusal Halk Kongresi, Komünist Parti taraf›ndan yönetilen yasama organ›, birçoklar›n›n Çin’in h›zl› ekonomik geliflmeye uzun vadeli geçifliyle birlikte gömülmüfl oldu¤unu varsayd›klar› sosya-

lizm ve kapitalizm hakk›ndaki ideolojik tart›flmalarla tüketildi. Tart›flma, hükümeti oy çoklu¤uyla geçmesi beklenen mülkiyet haklar›n› koruyan bir yasa tasla¤›n› geri çekmeye zorlad› ve küçük ama etkili bir sosyalist e¤ilimli düflünürler ve politika dan›flmanlar› grubunun yeniden ortaya ç›kan etkisini a盤a ç›kard›. Bu eski kafal› solcu düflünürler, Çin’in büyüyen gelir uçurumunu ve artan sosyal rahats›zl›klar›n›, ülkenin özel servet ve pazarlar taraf›ndan sürüklenen ekonomik kalk›nma yönündeki

mes, 12 Mart 2006). Mülkiyet yasas› muhtemelen uzun vadede bir biçimde geçirilecek olsa da, “e¤itim ve sa¤l›k bak›m›nda piyasaya daha yayg›n bir rol verilmesi” önerileri ve hatta topra¤›n özellefltirilmesi yönündeki daha radikal ça¤r›lar en az›ndan flimdilik engellendi. Üst düzey liderlik bile yüzünü yüzeysel de bir kez daha; hükümetin ve Komünist Parti’nin kapitalist pratiklerine karfl›n, teorik temelini oluflturmay› sürdüren sosyalizm yönüne dönmek zorunda hissetti.

uzun vadeli aray›fl› olarak gördükleri durumla ilgili kuflkular yaratmak üzere kulland›lar... Bu sald›r›y› eski bir ça¤a geri dönülmesi olarak kavramay› baflaramayanlar zenginle yoksul aras›ndaki çarp›c› farkl›l›klar›n, yayg›n çürümenin, emek suistimallerinin ve toprak el koymalar›n›n Çin’in resmi ideolojisinin ne kadar uza¤›na düfltü¤ünü gösteren gündelik hat›rlatma notlar› sundu¤u bir ülkede sosyalist fikirlere yönelik sürekli ça¤r›lar› da küçümsüyorlar (New York Ti-

Mr. Hu 2002 y›l›nda iktidara gelmesinden bu yana ayn› zamanda Marksizm’i pohpohlayarak, Mao’yu överek ve ülkenin resmi ama ço¤unlukla ihmal edilen sosyalist ideolojisini flimdiki ça¤a uydurmak için araflt›rmalar bafllatarak solcu destekçilerini de oluflturmaya çal›flt›. (New York Times, 12 Mart 2006) Mao döneminin yöntemleri bile, art›k yayg›n biçimde derinden derine çürüdü¤ü kabul edilen partinin eriyen meflruiyetini yenileme çabas›


içinde canland›r›l›yor. Örgütsel kargafla ve bozulan bir kamusal imajla karfl› karfl›ya kalan dev bir flirket gibi, Çin Komünist Partisi de kendisini etkin, modern bir cihaz haline getirmeye çal›fl›yor. Ama bunu yapabilmek için, en eski politik araçlar›ndan birisini, gerekli çal›flma gruplar› ile tamamlanan Maocu tarzdaki ideolojik kampanyay› tercih etti. 14 aydan bu yana, partinin 70 milyon taban üyesine Mao ve Deng Xiaoping’in yaz›lar›n› okumalar›, parti tüzü¤ünü oluflturan 17 binden fazla kelimeyi m›r›ldanmalar› emredildi. Zorunlu toplant›lar kadrolar›n öz elefltiri yapmalar›n› ve di¤er herkesi elefltirmelerini de zorunlu k›lan oturumlar› içeriyor. (New York Times, 9 Mart 2006) Baz›lar› taraf›ndan bir reform giriflimi olarak ciddiye al›nan ve di¤erleri taraf›ndan oldukça alayc› biçimde karfl›lanan kampanya do¤rudan etkisinden çok, partinin, Mao’nun ona yapmas›n› söylemifl oldu¤u, “halka hizmet etme” rolünden oldukça, bafllang›çtaki devrimci hedeflerindense biraz daha az uzaklaflt›¤›n›n kabul edilmesi ba-

k›m›ndan önemli olabilir. Çok az kifli Hu ve Wen’in sosyalist devrimin canlan›fl›na ya da partinin ve devletin otuz y›ld›r ba¤l› olduklar› ve ekonomik güçlerin art›k s›k› s›k›ya ba¤land›¤› kapitalist yoldan radikal sapmalar gerçeklefltirilmesine liderlik etmelerini bekleyebilir. Ama sosyalist kavramlar›n resmen reklam›n›n yap›lmas› ve Mao’nun incelenmesi sadece, biriken krize gönderme yapmak üzere canlanmas› için sola daha fazla yer açabilir. Yak›n dönemde oluflan küresel forumlardan kopukluk ve yal›t›lm›fll›k yönündeki belirli bir e¤ilimi tersine çevirmekle, hükümetin bu tür ba¤lar› s›n›rlama giriflimlerine karfl›n, küresel iletiflim ve örgütlenmenin yeni ve h›zla yay›lan a¤lar› arac›l›¤›yla dünya çap›ndaki sol güçlerin mücadeleleriyle ilgili daha fazla bilgi edinilmesi ve yak›n ba¤lar kurulmas› da sa¤lanabilir. Emekçi s›n›flar›n bozulan yaflam koflullar› onlar› h›zla daha radikal ve militan bir yöne do¤ru sürüklemektedir. Sadece iflçiler ve köylüler aras›nda de¤il, birçok ayd›n ve en az›ndan daha

genifl yeni orta s›n›f›n baz› kesimleri aras›nda da, küresel kapitalizmin içinde bulunduklar› duruma hiçbir yan›t›n›n olmad›¤› ve Mao ile birlikte infla ettikleri devrimci sosyalizmin en az›ndan bugüne uzanan baflka bir yol sundu¤una dair derin ve büyüyen bir kavray›fl mevcuttur. Çin’deki iflçiler ve köylüler, fabrikalarda ve tarlalarda sadece yeni kapitalist sömürü biçimlerine karfl› direnmekle kalm›yorlar, mümkün oldu¤unu zaten bildikleri baflka bir dünyan›n hat›ralar›na da sahipler. Reformlar öncesindeki sosyalist ça¤ s›ras›ndaki yaflamlar›ndan dolay›, küresel kapitalizmin denetimsiz ya¤mas›na karfl› yaflayabilir alternatiflerin varoldu¤unun fark›ndalar. Bu mirasa karfl›n, geçmifle herhangi bir kaba saba geri dönüfl ne mümkün ne de arzu edilir durumdad›r. Çok fazla fley de¤iflti ve basitçe geriye sokulabilecek olandan çok fazla say›da cin flifleden ç›kt› gitti. Geçmiflin hatalar› ve baflar›s›zl›klar›, t›pk› baflar›lar› ve zaferleri gibi, yeniden incelenmek durumunda ve sosyalizmin, t›pk› baflka yerlerde oldu¤u gibi, Çin’deki ilk evresinin tafl›d›¤› s›n›rl›l›klar› alt etmenin yeni yollar› bulunmak zorunda. Fakat, Çinli emekçi s›n›flar, ileriye do¤ru hareket ettikçe, ayn› zamanda yeni bir sosyalist topluma do¤ru uzanan kendi yollar›n› bulmak için yeniden geriye do¤ru da bakabilirler ki, bu yeni yol kendi tarihsel ve flimdiki mücadelelerini bugünün küresel hareketleri ile birlefltiren ve bir kez daha devrimci bir dönüflümü yaratan bir yoldur.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

69


70

KÜLTÜR DEVR‹M‹N‹N YARATICISI VE HEDEF‹:

Ç‹N KOMÜN‹ST PART‹S‹

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

fianghay’daki 17 No’lu Fabrikan›n Parti Komitesi’yle Yap›lan Yuvarlak Masa Toplant›s›

Marksizm-Leninizm-Maoizm’i yükseltmek ve modern revizyonizme karfl› mücadeleyi yükseltmek için bafllat›lan uluslararas› kampanya çerçevesinde M. Antonietta Macciocchi’nin “Çin Deyince” adl› kitab›nda yer alan “Kültür Devrimi’nin yarat›c›s› ve hedefi: Çin Komünist Partisi” bafll›kl› bölümü yay›nl›yoruz.

Buras› fianghay’›n siyasi bak›mdan en önemli fabrikas›. Kültür Devrimi s›ras›nda, fianghay’da bir “asi iflçiler” grubu kuran ve iflçilerle devrimciler aras›ndaki ittifak› onaylayan ilk fabrika buras› olmufl. Partinin “düzeltilmesi” hareketini baflar›yla gerçeklefltiren ilk fabrika buras›. Fabrika komitesi 1968 May›s’›nda seçilmifl ve Çin’deki ilk fabrika komitelerinden biriymifl. Bu fabrikada çal›flan iflçilerden biri, Dokuzuncu Parti Kongresi’nde Merkez Komitesi’ne seçilmifl. Ad› Vang Hung-ven’mifl; otuz befl yafl›ndaym›fl ve fabrikan›n ilk Dazubao’sunun yazar›ym›fl. Bu fabrikay› gezmek için pek az kimseye izin veriliyor. Tart›flmaya kat›lanlar flunlard›: Parti komitesi-

nin yöneticisi ve devrimci komitenin temsilci yard›mc›s› Yu Tien-huan; Parti komitesinden Lu Yunken; devrimci komite üyesi Çen Tu-keng; bu fabrikada yeniden kurulan Komünist Gençlik Birli¤i’nin sekreteri bir genç k›z, Vang Ven-sin; fabrikan›n devrimci komitesinden Tu Tien-sin; flehirdeki ‹flçilerin Devrimci ‹syan Karargah›’yla ba¤lant›l› olan fianghay Asi ‹flçiler Tugay›’ndan Su Yu-çi. Hepsi de tart›flmaya kat›ld›. Çeflitli tart›flmac›lar›n konuflmalar›nda esas olarak ayn› görüfller savunuldu¤undan, her seferinde kimin konufltu¤unu belirtmeyece¤im. ‹lk önce, fabrika ve fabrikadaki Parti örgütü konusunda biraz bilgi verelim. Fabrikada iflçiler ve büro memurlar› da içinde olmak üzere sekiz bin kifli çal›fl›yor. Parti üyelerinin say›s› 1060. Kültür Devrimi s›ras›nda seksen yeni üye al›nm›fl. Daha önce 1.000 Parti üyesi varm›fl, o zamandan bu yana bunlar›n yüzde 20’si at›lm›fl ya da ge-


çici olarak uzaklaflt›r›lm›fl. Fabrikadaki yönetim bölümlerine uygun düflen otuz bir hücre varm›fl. Çeflitli hücreler aras›ndaki iliflkileri düzenlemek üzere her atölyede bir komite bulunuyormufl. Bunun hemen üstünde on üç üyeden oluflan bir k›s›m komitesi var; bu komitenin eskiden dokuz üyesi varm›fl. Yönetim komitesinin eski üyelerinden sadece bir tanesi yerinde. Ötekilerden baz›lar› baflka yerlerde çal›flmaya gitmifl, baz›lar› emekliye ayr›lm›fl, baz›lar› da tabandaki kurulufllarda militan olarak görev alm›fl. Yeni üyeler aras›nda genç siyasi kadrolar›n yan› s›ra k›demli Parti savaflç›lar› da bulunuyor. Yönetim komitesinin yeni üyeleri, Parti üyesi olmayan iflçilerle yap›lan aç›k tart›flmadan sonra seçilmifller. Yönetim komitesine seçilen iflçiler ilk kez iflçi olarak kal›yorlarm›fl; daha önceleri, iflçiler aras›ndan seçilen yönetim komitesi üyeleri her türlü üretim çal›flmas›n›n d›fl›nda tutuluyormufl. “Kültür Devrimi s›ras›nda Parti içindeki mücadele nas›l geliflti?” diye soruyoruz. “Partiyi sa¤lamlaflt›rmak ve güçlendirmek için giriflilmifl genifl bir harekettir Kültür Devrimi. Akflamdan sabaha tamamlanmas› düflünülemez. Emekçi y›¤›nlar, Mao’nun çizgisini izleyerek, yavafl yavafl isyan aflamas›na vard›lar. Engels, devrimin varolan en otoriter fley oldu¤unu söylemiflti. Gerçi fabrika yöneticilerinin art›k en küçük bir sayg›nl›¤› kalma-

m›flt›, ama onlar› mevkilerinden uzaklaflt›rmak için uzun ve zorlu bir mücadele vermek gerekti. ‹ktidar›n ele geçirilmesine 1966’da baflland›, ama bu iktidar felce u¤ram›fl olmas›na karfl›n 1967 Ocak ay›nda hala revizyonistlerin elindeydi. En sonunda Ocak Devrimi, iktidar› revizyonistlerden kopard› ald›. Bu yöneticiler yeniden kitlelerin aras›na gönderildi, elefltirildi ve zararl› etkileri tamamen bertaraf edildi. Biz devrimci komiteyi üçlü bileflim temelinde kurduk. Bu, fianghay’da iktidar›n ilk el de¤ifltirifliydi, iktidar›n baflkald›ran iflçi s›n›f› taraf›ndan üstlenilmesiydi.” “Bu mücadele hangi aflamalardan geçti, inisiyatif kimdeydi?” “Binden fazla karakterden oluflan ilk Dazubao’yu Lu Yu-ken’le ikimiz ast›k. Merkez Komitesinin 16 May›s 1966 tarihli genelgesinden sonra Parti komitesine karfl› ilk isyan eden biz olduk. Sonra 12 Haziran geldi; eski Parti komitesi revizyonist yolu tutmufl, kitleleri yanl›fl yola sevketmiflti. Bize yap›lan bask›lar›n kayna¤› olan ‘çal›flma ekibi’, eski Parti komitesine yard›m ediyordu; cezalar veriliyor, ‘kara liste-

ler’ haz›rlan›yordu vb. Fabrikada, kapitalist tahakküm döneminden kalma yüz tane disiplin maddesi hala yürürlükteydi. Ama bask› olan yerde, baflkald›rma da vard›r. ‹lk baflta sadece iki kifliydik, sonra otuz kifli olduk, daha sonra ise say›m›z yüzlere ulaflt›. 1966 Kas›m’›nda asi iflçilerin say›s› bini aflm›flt›. Ama bir tek fabrika yeterli de¤ildi. Önce öteki fabrikalarla, sonra bütün yöreyle ba¤ kurduk, en sonunda devrimci bir kitle örgütü kuracak say›ya erifltik ve ‹flçilerin Devrimci ‹syan Karargah›’n› kurduk. Devrimci k›v›lc›m, revizyonist kadrolar› yavafl yavafl çembere al›yordu. Tehlikeyi sezer sezmez, ilkin üretimi baltalamaya, sonra da iflçileri sat›n almaya çal›flt›lar; iflçilere ayakkab›, bisiklet, saat ve çeflitli tüketim maddeleri teklif ettiler. Ard›ndan ‘ekonomist’ çizgiyi benimsediler: ücretlerin art›r›lmas›, bireysel refah vaatleri. En sonunda hepten flafl›rd›lar; hem Parti komitesi, hem de sendikalar fianghay’daki revizyonist grubun önderlerinin talimatlar›na uyarak, iflçileri üretimi durdurmaya, fabrikaya gelen su kanallar›n› t›kamaya, ulafl›m› durdurmaya vb. ça¤›rd›lar.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

71


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

72 Birkaç gün her fley felce u¤rad›. Mücadele müthiflti, iflçi s›n›f›n› paramparça etti.” “Peki, ilk baflta sizin eyleminize karfl› ç›kan iflçiler, yoldafllar sonra sizinle nas›l yeniden birlefltiler?” “Bu da yavafl yavafl oldu. Her fleyden önce flunu kavraman›z gerekir: s›n›f mücadelesi proletarya diktatörlü¤ü alt›nda yeni özelliklere bürünür; Parti ve iflçi s›n›f› içindeki bölünme de bu gerçe¤e dayan›yordu. Baz›lar› bu gerçe¤i kavrad›. Baz›lar› sesini ç›karmadan kabul etti. Baz›lar› da, bile bile, proletarya diktatörlü¤ünün kurulmas›ndan sonra hesaba kat›lmas› gereken düflmanlar›n içerdekilerden çok d›flardakiler oldu¤u görüflünü savundular. Mao’nun çizgisinin do¤rulu¤una inanan Parti üyeleri, Partiyi sarmakta olan tehlikenin fark›nda de¤ildiler. Art›k Parti, devrimci bir Parti olmaktan ç›k›p bir üretim Partisi haline gelme tehlikesiyle karfl› karfl›yayd›. Bizler, devrimci bir Partinin, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrim yolunu izleyecek bir Partinin üyeleri oldu¤umuzu söyledik. Ama yoldafllar, yanl›fl yolu, yani Liu fiao-çi’nin yolunu seçtikleri konusunda ikna olmad›lar. Büyük bir k›sm› mütereddit, kuflkulu ve flafl›rm›fl durumdayd›.” “Parti birli¤ini bozmaktan korkmad›n›z m›?” “Hay›r. Mao, bize, Parti içinde anlaflmazl›ktan korkmamam›z› ö¤retir. Liu fiao-çi ise, tam tersine, ‘Parti içinde bar›fl’ ö¤ütleri veriyordu; elbette oportünizmden baflka bir fley de¤ildi bu. Mao, bu

‘iç bar›fl’ anlay›fl›na karfl› mücadeleyi çok önceleri bafllatm›flt›. ‘Liberalizmle Mücadele’ adl› yaz›s›nda liberalizmin on bir biçimini mahkum etmiflti. Bunlar›n aras›nda, bir kimsenin neyin yanl›fl oldu¤unu pekala bildi¤i halde mümkün oldu¤u kadar az fley söylemeye ve sadece suçlanmamaya bakmas› da bulunuyordu. Mao ayr›ca, hatalar›n›n fark›nda olup da bunlar› düzeltmek için hiçbir çaba göstermeyenler konusunda da uyar›da bulunmufltu. Bunlar, yozlaflma yolunu tutmufl dar kafal›lard›r; tuttuklar› yoldan vazgeçmezlerse, eninde sonunda devrimci olmaktan ç›kacaklard›r.” “Mücadele yaln›zca Parti içinde mi meydana geldi?” “Hay›r, iki çizgi aras›ndaki mücadeleden kaynaklanan Parti içindeki çeliflmeler ortaya konuldu ve do¤rudan do¤ruya kitlelerin somut mücadelesiyle birlefltirildi. Böylece, kitlelerin soyutlamalara de¤il, somut siyasi tecrübelere dayanarak karar vermeleri sa¤land›. Düzeltme hareketimiz tamamen aç›k bir biçimde yürütüldü ve harekete herkes kat›ld›. Baflkan Mao, her hücrenin bir düzeltme hareketi bafllatmas›n›, ama bu harekete sadece birkaç Parti üyesinin de¤il, kitlelerin de kat›lmas› gerekti¤ini söylemiflti. Kitleler toplant›lara kat›lmal› ve Parti üyesi olmayanlar bile fikirlerini belirtmelidirler. Böylelikle hareket halk›n gözü önünde bafllad› ve bütün o yoz unsurlar›n Partiden at›lmas›yla, yeni unsurlar›n al›nmas›yla ve Parti-

nin damarlar›nda taze kan›n dolaflmaya bafllamas›yla sonuçland›.” “Demokratik merkeziyetçilik anlay›fl›na ba¤l› bir Partide, yönetime karfl› bir isyan nas›l olabilir? ‹syan ile Parti disiplini birbiriyle çeliflmiyor mu?” “Hay›r. Partiye kay›ts›z flarts›z boyun e¤meyi, Parti önderlerine kölece itaati ve tart›flmas›z disiplini ö¤ütleyen Liu fiao-çi idi. Kitlelerin fikirlerine hiç kulak as›lm›yordu, yönetim bürokratlaflm›flt›. Mesela bizim fabrikada, Liu’nun kitlelerin elefltirisine u¤rayan ajanlar›ndan biri, yönetim taraf›ndan k›s›m flefli¤ine yükseltildi. Baflka bir revizyonist, akflam kurslar›n›n yöneticili¤ine atand›. Kitlelerin elefltirisinin en küçük bir yarar› olmad›. Bu yönetici ve dostlar› yukar›dan korunuyordu. Tam bürokratik bir uygulamad›r bu; kitleler dikkate al›nmaz, yöneticiler kitlelere karfl› birbirlerini desteklerler. Liu flöyle demiflti: ‘Kitleler geridir.’ Mao ise flöyle diyor: ‘Gerçek kahraman, kitlelerdir.’ Kitlelerin seferber edilmesi isteniyorsa, bürokratik anlay›fl de¤ifltirilmelidir. Acaba niçin bugün fianghay’da sabah›n sekizinde birkaç yere telefon edildi¤inde on binlerce insan birkaç saat içinde bir araya toplanabiliyor? Acaba niçin binlerce K›z›l Muhaf›z Pekin’e kofluyor? Bunu ne Liu gerçeklefltirebilmiflti, ne de Deng Siao-ping; hem de ‘çal›flma ekipleri’ sayesinde fabrikalar› ve ö¤rencileri denetimleri alt›nda tuttuklar› günlerde bile. Neden biliyor mu-


sunuz? Çünkü Parti içindeki bu körü körüne disiplin burjuva disiplinidir, köle disiplinidir ve ancak bürokratik ayg›ta ba¤l› olan çok az say›da insan üzerinde uygulanabilir. Bu türden bir disiplini zorla uygulamaya kalk›flanlar, bir iflaretle yüz binlerce insan› ortak düflmana karfl› savaflmak üzere harekete geçirebilen o aktif ve bilinçli itaati sa¤layamazlar. Ancak proletarya disiplini, bilinçli ve uyan›k bir disiplin sa¤layabilir bunu. Liu, ‘Partiye hizmet etmek’ten söz ederdi. Mao ise, ‘kitlelerden kitlelere’ diyor. Parti giderek yeni bir disiplin, bir proletarya disiplini kazand›.” “Peki, nas›l oldu bu yeni disiplin?” “‹syanla do¤du, revizyonizme ve hatalara karfl› baflkald›rma yetene¤iyle do¤du” “Disiplin isyanla nas›l do¤abilir?” “Bunu anlayamamakta hakl› olabilirsiniz. Daha iyi anlatmaya çal›flal›m. ‘Devrimci asiler’ baltalama hareketlerine kararl›l›kla karfl› koyarlarken, kitleler aras›nda da siyasi tart›flmalar bafllad›. Biz hem Mao taraf›ndan (bize, fianghay asilerini kutlayan bir mesaj göndermiflti), hem de Halk Kurtulufl Ordusu taraf›ndan destekleniyorduk. Asiler, baflkald›rman›n ne demek oldu¤unu kavramaya bafllam›fllard›. Partiye ba¤l›l›k, art›k bir inanç ve disiplin göstergesi olmaktan ç›km›flt›. Bir komünist niçin savafl›r? Do¤ru çizgi neydi, yanl›fl çizgi neydi? Kitle çizgisini uygulayan bir Partiye mi ihtiyaç vard›, yoksa bü-

rokratik bir Partiye mi? S›n›f bilincini yükselten bir Partiye mi, yoksa maddi refah› savunan bir Partiye mi? Mücadele, fabrika yönetiminin kendine neleri öne alaca¤› sorununda yo¤unlafl›yordu. Kitlelerin yönetimi mi, yoksa teknisyenlerin yönetimi mi? Kolektif yönetimi mi, yoksa uzmanlar›n yönetimi mi? Siyasete mi öncelik verilmelidir, yoksa ekonomiye mi? ‹flte bu sorularla bafllat›ld› isyan. Dazubao ortaya ç›kt› ve çok geçmeden emekçi y›¤›nlar›n düflüncelerini dile getirdikleri güçlü bir araç oldu. Parti felsefesi, bir mücadele felsefesidir. Art›k Parti sadece bir örgütlenme arac› de¤ildir, ayn› zamanda bir siyasi ve ideolojik mücadele arac› haline gelmifltir. E¤er sadece pamu¤umuzu, flalgamlar›m›z›, üretimi, talimatlar›n al›fl›lm›fl uygulan›fl›n› düflünecek olursak, Komünist Partisi ortadan kalkar, yoldafllar›m›z kaybolur gider. Daha önceleri yoldafllar›m›z flöyle diyorlard›: ‘Halk Ordusu gerekti¤inde düflmana sald›racak kadar güçlüdür. Bizim buradaki durumumuz iyidir. Görevimiz, üretimi art›rmakt›r. Anlay›fl›m›z, s›n›fsal bir anlay›flt›r. Mao’ya ba¤l›y›z. Daha ne olsun?’ “‹syan› reddeden bu dü-

flünceye somut bir örnek verebilir misiniz?” “Kültür Devriminin bafllang›c›nda birçok Parti üyesi yanl›fl yolu tutmufl bulunuyordu; ama daha da önemlisi, hatalar›n› göremiyorlard›. Mesela, çok küçük yafltan beri iflçilik yapan bir yoldafl, bir Parti üyesi vard›. Bu yoldafl dokuz yafl›ndan beri fabrikam›zda çal›fl›yordu, hayat› yoksulluk ve mahrumiyet içinde geçmiflti. Ama ‘devrimci asiler’in eylemini görünce kafas› kar›flt›. fiöyle dedi: “Yaflay›fl›m›z Mao’nun önderli¤inde her geçen gün düzeldi. Niçin asi olacakm›fl›z? Kime isyan edece¤iz? Sosyalizme mi? ‹flçi s›n›f›na m›? Nuh diyor peygamber demiyordu. Fabrikada onunla aram›zda sert siyasi tart›flmalar geçti. Asi iflçiler taraf›ndan elefltirildi, ama meseleyi bir türlü kavrayamad›. Mao’nun resmi alt›nda dikiliyor, parma¤›yla Mao’yu göstererek flöyle diyordu: ‘Mao’nun çizgisinden baflka bir çizgiyi izlemek mi? Ölürüm daha iyi. Baflkan Mao’yu bütün kalbimle savunmak istiyorum ben. Do¤rusu, Komünist Partisine karfl› isyan›n›z› anlayam›yorum.’ Daha sonra, düzeltme ve Partiyi sa¤lamlaflt›rma hareketleri s›ras›nda bu yoldafl

Parti içindeki bu körü körüne disiplin burjuva disiplinidir, köle disiplinidir ve ancak bürokratik ayg›ta ba¤l› olan çok az say›da insan üzerinde uygulanabilir. Bu türden bir disiplini zorla uygulamaya kalk›flanlar, bir iflaretle yüz binlerce insan› ortak düflmana karfl› savaflmak üzere harekete geçirebilen o aktif ve bilinçli itaati sa¤layamazlar.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

73


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

74 yap›lan tart›flmalardan nihayet, sadece s›n›f bilincinin yeterli olmad›¤›n›, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda ilerleyebilmesi için insan›n mutlaka mücadeleye kat›lmas› gerekti¤ini anlad›. Çünkü bunun tersi, gözleri olup da görmemek, kulaklar› olup da iflitmemek olacakt›. Parti üyeleri aras›nda bilinç düzeyi iflte böyle yükseltildi. Bencilli¤i, ekonomizmin ve bürokratizmin etkisini ortadan kald›rd›k. ‹nsan›n bir savaflç› olmas›n›n, hem kendi ülkesini, hem de dünya devrimini düflünmesi ise insan›n insan taraf›ndan sömürülmesine bütün dünyada son verilinceye kadar, tüm insanl›k kurtar›l›ncaya kadar savaflmas› demek oldu¤unu ö¤rendik.” “fiimdi fabrikadaki Parti kesiminde nas›l bir hava hakim?” “Daha önce, Parti, proletarya diktatörlü¤ünde s›n›f mücadelesini ve dünya devrimini gözard› etme tehlikesiyle yüz yüzeydi. Oysa bugün Partimiz, e¤rilen her kar›fl ipli¤in, dokunan her kar›fl kumafl›n dünya devrimine bir katk› oldu¤unu biliyor. Bir baflka örnek daha vereyim. On alt› y›ld›r bizim fabrikada çal›flan bir yoldafl vard›. Partiye girdi¤i halde, dünya devrimi umurunda bile de¤ildi. Birkaç çocu¤u vard›, ailesine son derece düflkündü, ama devrime kulak ast›¤› yoktu. Bugün art›k kendi dar ç›karlar›n› düflünmekten kurtulmufl, komünizme dört elle sar›lm›fl bulunuyor. Hem gençler, hem de pek genç olmayanlar Partiye girdiler. Baz›lar› fabrikan›n yönetim ko-

mitesinde çal›fl›yor. Oysa bundan önce, Liu’nun bürokratik yönetiminde böyle bir fley olanaks›zd›. ‹lerlemek isteyen ‘iyi komünist’, ‘iyi savaflç›’, kendinden bir üst kademedeki kifliye uzun y›llar mutlak bir sadakat göstermek zorundayd›.” “Ben gene demokratik merkeziyetçilik sorununa dönmek istiyorum. Bu ilkenin iflleyifli, öteki Komünist Partilerinde çetin sorunlar do¤ruyor. Birçok Partide bir Parti yöneticisine karfl› bir Dazubao yazan bir kimse at›lmay› göze alm›fl demektir.” “Demokratik merkeziyetçilik, Partimizin ana ilkesidir. Ama bu ilkenin, demokrasiyle merkeziyetçili¤in gerçek bir bileflimini yans›tmas› gerekir. Tek bir önderlik alt›nda özgürlük uygulanmal›d›r. Demokrasiye merkeziyetçilik yol göstermelidir; ama köklü bir demokrasi olmazsa, merkeziyetçilik de olmaz, yaln›zca bürokrasi olur. Kültür Devrimi gerçekten demokratik bir eylemdir; proletarya diktatörlü¤ü alt›nda yüz binlerce insan›n seferber edilmesidir. Demokrasi, bütün siyasi önderli¤in yok edilmesi mi demektir? Hay›r, tam tersine. Demokrasi, Baflkan Mao’nun önderli¤inin güçlendirilmesi demektir. Demokratik merkeziyetçilik yok edilmek flöyle dursun, sa¤lamlaflt›r›lm›flt›r. Nas›l m›? Dazubao’larla, genifl tart›flmalarla, kitlelerin kendi fikirlerini dile getirmeleriyle. Resmi yönetici örgütlerin fikirlerinden farkl› fikirler tafl›maya ve bunlar› aç›kça söy-

lemeye cesaret etmek gerekir. Düflünmeye ve yapmaya cesaret etmek gerekir. S›n›f mücadelesinde yeni bir silah olan Dazubao, merkeziyetçilik ile demokrasi aras›nda bir ba¤d›r. Yasalar›m›zda, demokratik merkeziyetçili¤i ‘özgürlük ve disiplin’ olarak tan›ml›yoruz. Gerek halka, gerekse Partiye güçlü bir demokrasi, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda bir proletarya demokrasisi sa¤layan, demokratik merkeziyetçiliktir. Bu, sadece Parti üyelerini de¤il, kitleleri de do¤rudan do¤ruya kapsayan bir demokrasidir; fikirlerini Dazubao’lar, tart›flmalar, elefltiriler ve öneriler arac›l›¤›yla dile getiren devrimci kitlelerin demokrasisidir. Merkeziyetçilik, Baflkan Mao’nun önderli¤indeki devrimci karargah taraf›ndan tahsil edilmektedir. Devrimci kitleler mücadelemize kat›l›yorlar. Devrimin ilerlemesini istiyorlar, revizyonizmin k›r›nt›s›n› bile istemiyorlar. Demokratik merkeziyetçilik ilkesi, aç›kça s›n›fsal bir nitelik tafl›maktad›r.” “Özellikle bafllang›çta, kurulu örgütlerin y›k›ld›¤› s›ralarda Partiyi hangi temel ilkeler üzerinde yeniden infla ettiniz?” “1967 y›l›nda büyük tart›flmalar düzenlendi. Yönetici çekirde¤i kimler oluflturmal›yd›? Baz›lar›, ilk baflkald›ran kendi örgütleri oldu¤una göre, yönetici çekirde¤in de kendileri olmas› gerekti¤ini ileri sürdüler. Baz›lar› da kendilerinin daha yetenekli ya da daha kalabal›k oldu¤unu söylediler. Oysa tecrübe-


lerimiz, Komünistlerin önderli¤i hiçbir zaman terk etmediklerini gösteremez hale gelen kitle örgütlerini de¤ifltirdiklerini göstermektedir. Ayn› flekilde, Mao önderlik görevini hiç aksatmam›flt›r. Liu fiao-çi’nin çizgisi ise proletarya devrimimize kar›fl›kl›k tohumlar› ekmeyi esas olarak baflarm›flt›r. Kültür Devrimi Komünist Partisi taraf›ndan yönetilmifl, ama Partinin kendisi de bundan büyük ölçüde etkilenmifltir. ‘Parti, yönetici çekirdektir,’ demiflti Mao. ‘Partinin iktidar›, iktidar›n çekirde¤idir; iktidar›n içindeki iktidard›r.’ Biz iflte bu çizgiyi izledik. Parti üyelerinin yenilenmesi ve bu konuda dikkate al›nan k›staslarla ilgili sorunuzu cevaplamak için flu sözleri aktarmak isterim: ‘Parti örgütü, proletaryan›n ileri unsurlar›ndan oluflmal›d›r; dinamik olmal›, proletaryaya ve devrimci kitlelere önderlik edebilmeli ve s›n›f düflmanlar›na karfl› savaflabilmelidir.’ Hatal› anlay›fllara karfl› savaflmak zorunda kald›k. Mesela, baz›lar› flöyle dediler: ‘‹syanda önemli bir rol oynad›k, art›k Partiye girebilmemiz gerekir’, baz›lar› da

flunu söylediler: ‘Devrimci komite yöneticisi olanlar Partiye girmelidir.’ Oysa bu tür anlay›fllar, Mao’nun Partinin bileflimi konusundaki düflüncesine ayk›r›d›r ve Partinin proletaryan›n öncüsü temel niteli¤ine ters düfler. Bu örgütü düzeltebilmek ve infla önemlidir. Bir baflka yanl›fl anlay›fl da flu: Komünist say›lmay› bir hak olarak görmek. Bu anlay›fl, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sürekli devrim düflüncesine tamamen ayk›r›d›r.” “Örgütlenme konusunda Parti ne gibi tedbirler ald›?” “Toplant›lar›n çok uzun ya da çok s›k olmamas›na dikkat ediyoruz. Ayr›nt›l› say›labilecek sorunlar bunalt›c› bir hale getirilmemeli. Dokuzuncu Kongre’de, Mao Zedung, kitleler aras›ndan Merkez Komitesine ilk kez seçilen yoldafllara, gerek kitlelerden, gerekse üretimden kopmamalar› ve bütün görevlerini yerine getirmeleri gerekti¤ini hat›rlatm›flt›. (Mao’nun Dokuzuncu Kongre’de yapt›¤› ‘esrarengiz konuflma’n›n sadece Bat›l›lar için esrarengiz oldu¤unu bir kere daha fark ettim.) Biz, toplant›lar›n

gere¤inden fazla yap›lmas›na ve yönetim mevkilerinin çoklu¤una karfl›y›z.” “fiu anda proletarya demokrasisi fabrikada nas›l iflliyor?” “Proletarya demokrasisini ön plana ç›karma mücadelesi devam ediyor. Merkeziyetçilik ile demokrasi aras›ndaki ba¤›n Partinin pratik faaliyeti içinde güçlendirilmesi gerekiyor. Baz›lar› flöyle diyorlar: ‘Proletarya demokrasisi bafl›bofl b›rak›l›rsa, düflünce farkl›l›klar› yüzünden birlik yolunun üzerine çok fazla engel dikilecektir.’ Bu, Liu fiaoçi’nin teorilerinden birine, ‘kitleler geridir’ teorisine bir geri dönüflten baflka bir fley de¤ildir: Çal›fl ve sesini ç›karma, çünkü biz bir tart›flmac›lar Partisi de¤iliz. Mao’nun dedi¤i gibi, ‘kitlelerden, kitlelerin elefltirisinden ve kitlelerin tart›flmalar›ndan korkanlar’ vard›r. Ama baflkalar›na söz hakk› tan›nmazsa, yanl›fl fikirler hiçbir zaman düzeltilemez. Öyleyse, merkeziyetçilik yoluyla birli¤e nas›l ulafl›labilir? Çünkü bu birlik olmazsa, gerçek devrimci birlik hiçbir zaman varolamaz. Demokratik merkeziyetçili¤in uygulan›p uygulanamamas›, iki çizgi aras›ndaki mücadelede her zaman temel sorun olmufltur.” “Demokratik merkeziyetçilik kitle çizgisine nas›l ba¤lan›yor?” “Kitlelerin fikirlerini merkezilefltirmek üzere, demokrasiyi mümkün oldu¤u kadar genifl bir temelde yaratarak.” “En can al›c› siyasi sorun nedir?”

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

75


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

76 “‹ki çizgi aras›ndaki mücadele konusunda sadece savaflç›lar›m›z›n de¤il, yöneticilerimizin ço¤unun de bilinçlerini yükseltmeleri gerekiyor. Mücadele henüz sona ermedi. Ülkemizde gelifligüzel bir biçimde nihai zaferin elde edildi¤inden söz etmek yanl›flt›r. Leninizm’e ters düflmekte ve gerçeklere zerre kadar uymamaktad›r. Mao’nun dedi¤i gibi, biz Çin’in proletarya devrimini sürdürebilmesi için gerçeklefltirmek zorunda oldu¤u kültür devrimlerinin ilkini yafl›yoruz henüz.” “Komünist Gençlik Birli¤i ne durumda?” “Bizim fabrikada, Komünist Gençlik Birli¤ini, herkesin kat›lmas› ve yard›m›yla sa¤lamlaflt›rma ilkesi temelinde kurduk. Kitlelerin Birlik üyeleriyle ilgili fikirlerini dile getirebilmelerini sa¤lamak üzere Parti komitesi Birlik d›fl›ndaki kitleleri seferber etti. Kültür Devrimi s›ras›nda kendilerini ispatlam›fl olan gençler Birli¤e al›nd›; Birli¤e s›zm›fl olan kötü unsurlar at›ld›. Birlik, Parti komitesinin önderli¤inde, sa¤lam s›n›f tav›rlar› ve dinamik devrimci inançlar›yla ötekilerden ayr›lan gençleri örgütün yönetimine getirdi. Gençlere ö¤retilmesi gereken temel konulardan biri de s›n›f mücadelesidir; 17 No’lu Fabrikadaki Birli¤in yol gösterici ilkesi budur.” “Parti, fabrika içindeki önderlik rolünü sa¤lamlaflt›rd›kça, devrimci komitenin rolünde ne gibi bir de¤ifliklik olacak?” “Parti siyasi önderli¤i

sa¤lar, devrimci komite ise yönetme görevini üstlenen örgüttür. Komitenin eylemleri Partinin siyasi rehberli¤i alt›nda yürütülür. ‹ktidar organ›n›n, yani devrimci komitenin rolü ileride hiçbir flekilde azalmayacakt›r; tam tersine, yeni anayasam›zda belirtildi¤i üzere güçlendirilecektir. Parti komitesi ile devrimci komite aras›nda, fabrikadaki pratik önderli¤i denetleyen bir irtibat grubu vard›r. ‹ki komite ayn› büroda çal›flmaktad›r. fiu s›ralar fabrikam›z -ve Çin’deki bütün iflçi, asker ve köylü örgütleri- yeni anayasay› görüflecek olan Milli Halk Kongresi’ne delege gönderme haz›rl›¤› içindedir.” Dört saatten fazla süren söyleflimiz sona erdi. Hava gerginli¤ini kaybetti. Bu önemli iflçi-önderler grubu bafllang›çta biraz kuflkulu görünüyordu. Bu gözlemimizi kendilerine söyledik ve tart›flma yavafl yavafl daha kendili¤inden bir niteli¤e büründü. Onlar› son derece aç›k sözlü bulduk. ‹lk baflta gösterdikleri so¤uklu¤a üzülen kocam, vedalafl›rken flöyle diyor: “Fabrikaya geldi¤imizde elimizi s›kmad›n›z. Umar›m, bir dahaki sefer bize bugünkü kadar ilginç fleyler anlatt›¤›n›zda elimizi s›kars›n›z.” S›k›nt›l› bir sessizlik. Hemen at›l›yorum: “Kocam›n söylediklerini düzeltmek isterim. Elimizi s›k›p s›kmaman›z bence o kadar önemli de¤il. Bütün dünyadaki Komünistler birbirlerini yumruklar›n› kald›rarak selamlarlar (yumru¤umu kald›r›yo-

rum), ben de sizi öyle selaml›yorum.” K›sa bir duygulanma an›. Yan›m›za geliyorlar, coflkuyla ellerimizi s›k›yorlar ve bizi fabrikan›n kap›s›na kadar geçiriyorlar.

Çin Komünist Partisi ‹çindeki “Aç›k” Mücadele Fabrikadaki söyleflimizde ortaya ç›kan birinci temel bilgilerden, Çin Komünist Partisi’ni tart›fl›rken yararlanaca¤›m. Gezimiz boyunca tekrar tekrar sorulan soru fluydu: “Partinin ifllevi nedir?” Çinliler bize her seferinde kesin bir dille (bazen de Bat›da duyulan kuflkular›n bir yans›mas›n› görmekten tedirgin), “Partinin önderlik ifllevini her zaman korudu¤unu” söylediler. Bu ifllev, ilk kademe örgütleri -hatta en üst kademelerdeki örgütler bile- ifllemez hale geldi¤inde yada kitle elefltirisi karfl›s›nda da¤›ld›¤›nda, tek tek militanlar taraf›ndan üstlenilmiflti. Çin Komünist Partisi içinde bafllat›lan mücadele halk›n önünde yürütülen aç›k ve hilesiz bir mücadeleydi. Son merci olarak baflvurulacak yarg›çlar›n, yani halk y›¤›nlar›n›n gözü önünde meydana geliyordu. ‹flte, Bat›l›lar›n, iyi önderlerin “tüysüzler” (K›z›l Muhaf›zlar), “asi sürüleri” ve “k›l›ks›z köylü çeteleri”nin elefltirileriyle karfl› karfl›ya b›rak›ld›klar›n› söylemelerine yol açan fley, mücadelenin bu al›fl›lmam›fl niteli¤idir. Gerçekte, Kültür Devrimi’ni, baflka bir deyiflle proletarya diktatörlü¤ü alt›ndaki


77

ilk devrimi yöneten, Komünist Partisiydi. Çinliler, Paris Komünü’nün iflçi s›n›f› için ilk iktidar tecrübesi oldu¤unu, bu ilk tecrübenin yenilgiyle sonuçland›¤›n›, ama Paris Komününden ç›kar›lan derslerin ölümsüz oldu¤unu söylüyorlar. Marks’›n flu sözlerini tekrarl›yorlar: “E¤er Komün yok edilirse, mücadele sadece ertelenmifl olur. Komünün ilkeleri ölümsüzdür ve yok edilemez.” Mao da flöyle diyor: “Ekim Devriminin top sesleri bize Marksizm-Leninizm’i getirdi. Kültür Devrimi, proletarya iktidar›n› sa¤lamlaflt›rmak üzere proletarya diktatörlü¤ü alt›nda gerçeklefltirilen bir devrimdir.” Lin Piao, Ekim Devrimi’nin ellinci y›ldönümü dolay›s›yla yapt›¤› konuflmada, Mao Zedung’un Marksizm’e yapt›¤› en özgün katk›n›n, proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devrim anlay›fl› oldu¤unu söylemiflti: Mao Zedung yoldafl, Marksizm’i, sadece siyasi iktidar›n proletarya taraf›ndan ele geçirilmesi konusunda zenginlefltirmekle kalmam›flt›r. Mao Zedung yoldafl ayn› zamanda zaman›m›z›n en önemli sorununun üstesinden gelmekle yeni bir tarihi dö-

nemi belirleyerek, Marksizm’in geliflmesine yarat›c› bir katk›da bulunmufltur. Bu sorun, proletarya diktatörlü¤ünü sa¤lamlaflt›rma ve kapitalizmin geri getirilmesi tehlikesine karfl› mücadele sorunudur.

fianghay: ‹lk Parti Karargah›na Yapt›¤›m›z Ziyaret ‹lk olarak fianghay’da gösteriflsiz, külrengi kagir bir evi ziyaret ediyoruz. Frans›z idaresi zaman›ndan kalma bir ev bu. Çin Komünist Partisi 1921’de, o s›ralar Çin’deki k›rk yedi komünistten on ikisi taraf›ndan bu evde kurulmufl, 108 No’lu Vang-Ze Soka¤›’na girifl serbest. D›flar›da, bizim gibi evi gezmek isteyen yo¤un bir kalabal›k var. Biz içeri girerken herkes alk›fl tutuyor, bizleri birer yoldafl gibi selaml›yorlar. Büyük bir coflku duyuyoruz. Küçük bir avludan geçiyor ve Partinin ilk kongresinin yap›ld›¤› odaya giriyoruz. Bir köy kilisesi odas›n› and›ran, küçük ve sade bir oda. Ortada yuvarlak bir masa duruyor, masan›n üzerine beyaz pamukludan bir masa örtüsü serilmifl. Bir çaydanl›k ve on iki çay barda¤› duruyor

masan›n üstünde. Masan›n çevresinde iki tahta tabure var. Her fley 1 Temmuz 1921’de nas›lsa öyle. Böyle söylüyor mihmandar›m›z. Eve bir Frans›z casusunun girdi¤i fark edilince toplant›ya birden ara verilmifl. Herkes ortadan kaybolmufl. En sonunda Partinin kurulufl kongresi fiaosing Gölü’nde yap›lan göstermelik bir sandal gezintisinde tamamlanm›fl. Yoldafl, bize, Çin Komünist Partisi’nin Birinci Kongresi’ne kat›lan on iki delegenin ad›n› veriyor(1) ve bunlardan beflinin devrimci mücadelelerde, birinin eceliyle öldü¤ünü, dördünün de devrime ihanet etti¤ini söylüyor. Küçük odan›n duvar›nda Mao’nun ünlü sözlerinden ikisi as›l›: “Tek bir k›v›lc›m bütün bir bozk›r› tutuflturabilir” ve “Çin’de Komünist Partisinin do¤uflu, 盤›r aç›c› bir olay oldu.” Mihmandar›m›z flöyle diyor: “Mao, Marksizm-Leninizm’i Çin devriminin prati¤iyle birlefltirdi.” Mao Zedung 1921’deki toplant›ya Hunan eyaletinden gelen bir delegeydi. 1918 Nisan’›nda Hunan eyaletinin Çangfla flehrinde devrimci kültür örgütü Singmin’i kurmufltu. Mao Zedung, daha

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

Mao da flöyle diyor: “Ekim Devriminin top sesleri bize MarksizmLeninizm’i getirdi. Kültür Devrimi, proletarya iktidar›n› sa¤lamlaflt›rmak üzere proletarya diktatörlü¤ü alt›nda gerçeklefltirilen bir devrimdir.”


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

78 bafl›ndan, Komünist Partisinin Marksizm-Leninizm’i yayma göreviyle s›n›rl› tutulmas›n›, Partinin legal yollardan çal›flmas›n›, genifl kitlelerin de¤il, sadece iflçi merkezlerinin örgütlendirilmesini savunan sa¤ oportünistlere karfl› mücadele etti. Bu e¤ilimi, Pekin Üniversitesi’nde ö¤renci olan Çan Kuo-tao ve Lin Jen-çing temsil ediyordu. Mao ayn› zamanda solun oportünist macerac›l›¤›na karfl› da mücadele etti. Nas›l bir Parti infla edilmeliydi? Mao, Marksizm-Leninizm’le silahlanm›fl bir Proletarya Partisinin infla edilmesi gerekti¤ini söylüyordu. Parti Tüzü¤ü’ne flu sözleri koydurdu: “Partinin görevi, Çin’de proletarya devrimini gerçeklefltirmek ve proletarya diktatörlü¤ünü kurmakt›r.” Mihmandar›m›z, Liu fiao-çi’nin Partiye Moskova’da ö¤renim görürken 1921 sonlar›nda kat›ld›¤›n› ve yazar Hu fiaomu’nun Çin Komünist Partisi’nin Otuz Y›l› adl› kitab›nda Partinin kurucusu olarak Çen Tu-siu’yu gösterdi¤ini, oysa Çen Tu-siu’nun Birinci Kongre’ye kat›lanlar taraf›ndan sekreter seçilmekle birlikte kongreye bizzat kat›lmad›¤›n› (ö¤retim üyeli¤i yapt›¤› Kanton’dan ayr›lmak istememiflti) ve genel sekreter seçilinceye kadar fianghay’a gitmedi¤ini belirtiyor. 1923 y›l›nda yap›lan Üçüncü Kongrede Çen Tu-siu, Çin Komünist Partisi’nin kuruluflunun “kendili¤inden” oldu¤unu ileri sürerek, yanl›fl bir tutumu gerçekmifl gibi gösterdi.(2) Mao Zedung 6 Ocak 1935’te Parti Baflkan› seçildi.

Lin Piao, Partinin gerçek kurucusunun Mao Zedung oldu¤unu söylemektedir. Çin Komünist Partisinin ellinci kurulufl y›ldönümü olan 1 Temmuz 1971’de Halk›n Gazetesi’nde yay›nlanan bir yaz›da (“Çin Komünist Partisinin Ellinci Kurulufl Y›ldönümünü Kutlayal›m”), Mao’nun 1935’teki zaferi, bir sahte Marksistten baflka bir fley olmayan Vang Ming’in “sol” oportünist çizgisine karfl› elde edilmifl bir zafer olarak tan›mlanmaktad›r. 1935 Oca¤›nda Uzun Yürüyüflte olan K›z›l Ordu Kveyçov’daki Zunyi flehrine vard›. Orada, Merkez Komitesi Siyasi Bürosunun toplant›s›, büyük tarihi önem tafl›yan Zunyi Toplant›s› yap›ld›. Bu toplant›, Partinin merkezi yönetim organ›nda Vang Ming’in “sol” oportünist çizgisinin egemenli¤ine son verdi. Baflkan Mao’nun bütün Parti içindeki önderli¤ini gerçeklefltirdi ve böylece Partinin çizgisini MarksizmLeninizm’in do¤ru yoluna soktu. Bu zafer, nice kanlar›n ak›t›lmas› pahas›na kazan›lm›fl bir zaferdi! Zunyi Toplant›s›, Partimizin çocukluk ça¤›ndan erginlik ça¤›na geçiflini belirledi. Zunyi Toplant›s›’ndan sonra, bütün dünyaya ün salm›fl olan 25 binlik Uzun Yürüyüfl, yüce önderimiz Baflkan Mao’nun önderli¤inde zaferle tamamland›. Uzun Yürüyüfl s›ras›nda K›z›l Ordu’nun Birinci Cephe Ordusu, kuzeye do¤ru ilerleyen Japonlara karfl› bir kuvvet haline getirildi ve Kuzey fiensi’ye do¤-

ru yürüyüfle geçti; Japon emperyalizminin sald›r›s› karfl›s›nda bütün ülke halk›n›n direnme azmini yükseltti. Bunun ard›ndan Partimiz, yeni bir Merkez Komitesi kurmay› ve K›z›l Orduyu bölmeyi amaçlayan Çan Kuo-tao’nun çizgisini yerle bir etti. 1936 Ekim’inde ‹kinci ve Dördüncü Cephe Ordular› Kuzey fiensi’ye vard›lar ve Birinci Cephe Ordusu ve Kuzey fiensi K›z›l Ordusu’yla muzaffer bir flekilde birlefltiler. K›z›l Ordunun 300 bin olan mevcudu o s›rada 30 binin de alt›na düflmüfltü. Gerçi Partimiz mevcudu bak›m›ndan geçici bir süre için zay›f düflmüfltü, ama Parti çizgisinin do¤rulu¤u sayesinde nitelik bak›m›ndan eskisine oranla çok daha güçlenmiflti. Uzun Yürüyüfl dönemi ve daha sonra Çin’in devrimci gelece¤i dönemi, Mao’yla ve do¤ru siyasi çizginin onay›yla do¤mufltu. Bu da, Lin Piao’nun yukar›daki sözlerini do¤rulamaktad›r. Lin Piao’nun Çin Komünist Partisi’ndeki siyasi olaylar› Üçüncü Kongrede özetleyifline bak›l›rsa, Partinin tarihi, Baflkan Mao’nun Marksist-Leninist çizgisiyle Parti içindeki sa¤ ve “sol” oportünist çizgisiyle karfl› karfl›ya geldi¤i mücadelenin tarihidir. Çin Komünist Partisi’nin tarihi üzerine ciltler yaz›ld› ve bunlar› yazanlar›n ço¤u Parti tarihinin izledi¤i aflamalar› ortaya koymaya çal›flt›lar. Bu kitapta, Çin Komünist Partisi’nin günümüzdeki tarihini anlatmakla yetinece¤iz. Tek bir temel sorun üzerinde yo¤unlaflmaya çal›fla-


ca¤›z: Partinin Kültür Devrimi’ndeki rolü ve Partiye yöneltilen devrimci elefltiri, Çin Komünist Partisi’nin yüzy›ll›k varl›¤›n›n geçmiflini ve bugününü derinli¤ine incelemeyi sa¤layacak bir siyasi anahtar arayanlara, Çin Komünist Partisi’nin ellinci kurulufl y›ldönümü dolay›s›yla Halk›n Gazetesi’nde yay›nlanan yaz›dan ald›¤›m›z flu ayd›nlat›c› sözleri sunmak isteriz: Çin Komünist Partisi’nin elli y›ll›k tarihi flunu ispatl›yor: Bir siyasi Partinin baflar›s› ya da baflar›s›zl›¤›, çizgisinin do¤ru olup olmamas›na ba¤l›d›r. Siyasi iktidar ele geçirilmifl olsa bile, yanl›fl bir çizgi onun kaybedilmesine yol açar. Do¤ru bir çizgi ise, siyasi iktidar› henüz elinde bulundurmayan bir Partinin onu ele geçirmesini sa¤lar. Ama hiç flüphe yok ki, do¤ru bir çizgi gökten zembille inmez; kendili¤inden ve bar›fl içinde ortaya ç›k›p geliflmez. Do¤ru çizgi yanl›fl çizgilerle karfl›t iliflkiler içinde bulunur ve yanl›fl çizgilere karfl› mücadele içinde geliflir. Ayr›ca, okuru, Çin Komünist Partisi’nin düzeltme ve sa¤lamlaflt›rma kampanyalar›n›, Stalinci ve Stalin sonras› Komünist Partisinin tecrübeleriyle k›yaslamas› gerekti¤i konusunda uyarmak isterim. Çin Komünist Partisi bu bak›mdan epeyce farkl›l›k göstermektedir. Farkl› bir devrimci önderlik, bir devrimci çekirdek modeli, daha do¤rusu kitlelerin ba¤r›nda kök salm›fl ve kendini kitlelerin yerine koymayan bir öncü modeli sunmaktad›r. Bunun

›fl›¤›nda, herkesçe bilinen Çin-Sovyet çat›flmas› daha kolay anlafl›labilir.

Kültür Devrimi’nde Komünist Partisi Ve Proletarya Demokrasisi Parti, Kültür Devrimi’nin hem yarat›c›s›d›r, hem de Kültür Devrimi taraf›ndan hedef al›nm›flt›r. “‹syan etmek hakl› bir fleydir,” diyor Mao Zedung, Marksist-Leninist Partilerin tarihinde bir Komünist Partisi önderi ilk kez böyle bir söz söylüyor. Bu ilk talimata-kapitalist yolu izleyen yöneticilere isyan edin-bir ikincisi eklendi; siyasi ve teorik derslerle dolu bir talimat bu: Parti yeni bir “derebeyleri” soyu haline getirilmemelidir. (7 May›s okullar›yla ilgili bölüme bak›n›z) Proletarya diktatörlü¤ü aflamas›nda gerçeklefltirilen Kültür Devrimi, bu yoldan do¤an ilk devrimdir. Kültür Devrimi, hem proletarya diktatörlü¤ünü güçlendirir, hem de devlet cihaz›n›n kat›ks›z bask› gücünü azalt›r ve proletaryan›n ideolojiye a¤›rl›¤›n› koymas›n› sa¤lar. Kültür Devrimi, Partiyle kitleler aras›ndaki ba¤lar› sa¤lamlaflt›rm›flt›r. Kitle çizgisinin zaferinin göstergesidir. Ve Kültür Devrimi döneminde, Çin halk y›¤›nlar› için genifl çapl› bir demokrasi bafllam›flt›r. Bunun sonucunda, bir sosyalist demokrasiden çok Çinlilerin deyimiyle bir “halk” demokrasisi do¤acakt›r. Mao Zedung flöyle diyor:

Proletarya ile burjuvazi aras›ndaki s›n›f mücadelesi, üretim araçlar›n›n sosyalist dönüflümünden sonra da, daha uzun bir süre devam edecektir; de¤iflik biçimlere bürünecek ve zaman zaman çok fliddetli bir mücadele halini alacakt›r. Bizim hareket noktam›z da bu olmal›d›r... Bir üretim tarz› varl›¤›n› sürdürdü¤ü sürece, üretim güçleri ile üretim iliflkileri aras›ndaki çeliflme ve bunlarla üstyap› aras›ndaki çat›flma varolmaya devam edecektir. Belli bir üretim tarz›nda, otoriteye ve köleli¤e, önderli¤e ve boyun e¤meye dayanan ve kapitalist üretim iliflkilerine yol açan iliflkilerin yeniden yarat›ld›¤›n› görürüz. E¤er “kitlelerden kitlelere” hareketi gözard› edilirse, zorbal›k ve keyfi yönetim Parti içinde yeniden ortaya ç›kar, Parti de tepeden inmeci, zorba, bürokratik ve ayr›cal›kl› bir Parti haline gelir, baflka bir deyiflle kitlelerden kopuk bir Parti olur ç›kar.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

79


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

80 Parti önderli¤i olmadan hiçbir devrimin baflar› kazanamayaca¤› ilkesini ilk ortaya koyan Mao’ydu. Dolay›s›yla, Partinin rolü konusunda bir belirsizlik yoktur. Ama Parti metafizik bir varl›k ya da de¤iflmez bir tarihi kategori de¤ildir. Tam tersine, tarihi yans›tmak zorundad›r. Mao Zedung’un dedi¤i gibi: “Parti içindeki fikir ayr›l›klar›, çeflitli fikirler aras›ndaki mücadele, toplumun kendi içinde varolan s›n›f çeliflmelerinin, eskiyle yeni aras›ndaki çeliflmelerin Parti içindeki bir yans›mas› olarak varl›¤›n› sürdürmektedir. Parti içindeki bu çeliflmeler ve çeliflmeleri çözmek için verilen ideolojik mücadeleler olmazsa, Partinin hayat› sona erer.” Mao, gerçeklefltirilmesi gereken iki tür birlikten söz ediyor: Birincisi, Parti içindeki birlik; ikincisi, halk içindeki birlik. Her ikisinin de ancak kitle çizgisi temelinde sa¤lanabilece¤ini söylüyor. “B›rak›n, insanlar fikirlerini söylesinler” diyor Mao. “Merak etmeyin, ne k›yamet kopar, ne de alafla¤› olursunuz. Ama e¤er insanlar›n fikirlerini söylemelerine izin vermezseniz, bir gün gelir alafla¤› olursunuz.” Ve flöyle sürdürüyor sözlerini: “Parti kadrolar›, fiih beyi gibi davranmamal›d›rlar. fiih beyi ejderhalar› çok severdi, ama bir ejderhayla karfl›laflt› m› korkudan ödü patlard›. Parti kadrolar› da y›llar y›l› sosyalizmden söz ettiler, flimdi sosyalizm gerçekleflti¤inde korkuya kap›l›yorlar.” Sosyalizmden kim korkmaktad›r? “Çin’in Kruflçev’i. O habire

kitle hareketlerinden söz ederdi, ama kitleler gerçekten harekete geçti¤inde ne yapaca¤›n› flafl›rd›, kitlelere karfl› duydu¤u nefreti a盤a vurdu ve onlara bir aylaklar güruhuymufllar gibi davrand›.” Mao Zedung’a göre, e¤er sadece yap›larla s›n›rl›ysa, iktidar›n ele geçirilmesi kesin bir baflar› olarak tan›mlanamaz. “E¤er hedef emekçi s›n›flar›n iktidar›n› ve hakimiyetini sa¤lamlaflt›rmaksa, iktidar› mutlaka ideolojik yoldan da ele geçirmek gerekir.” Bu son derece önemli siyasi at›l›m› gerçeklefltirmek için, önder rol kitlelerde olmal›d›r; Bat›daki genel kan›n›n tersine, bunun herhangi bir kendili¤indencilik biçimiyle hiçbir ilgisi yoktur. Lin Piao, devrimci kitle hareketinin do¤al olarak sapmac› oldu¤unu, çünkü kitleler aras›nda sa¤ ve sol sapmac› gruplar ortaya ç›kabilmekle birlikte, kitle hareketinin esas ak›m›n›n söz konusu toplumun geliflmesine her zaman uygun düfltü¤ünü ve her zaman do¤ru oldu¤unu söylüyor. Partinin “kendili¤indenci” hayalleri yok etmedeki rolü, sosyalist devrim süreci içinde yerine getirilen önderli¤in niteli¤ine ba¤l›d›r. Bu rol, da¤›n›k isyan hareketlerini çeliflmelerin üstesinden gelebilecek devrimci bir ak›ma dönüfltürmekte yatar. “Devrim, çeliflmelerin çözülmesidir,” diyor Çin Komünist Partisi. Proletarya, Parti arac›l›¤›yla hakim s›n›f haline gelir. Devrimci bir Partiyi, proletarya diktatörlü¤ü Partisini belirleyen özellik, Parti ile

kitleler aras›ndaki bu iç iliflkidir. Ve bir s›n›f olarak proletarya iflte bu iliflki içinde hakim s›n›f durumuna yükseltilir. Lenin’in deyifliyle: “Proletarya diktatörlü¤ü, proletaryan›n hakim s›n›f durumuna dönüfltürülmesinden baflka bir fley de¤ildir.” Bütün bir tarihi tecrübenin gösterdi¤i ve Kültür Devrimi’nin ispatlad›¤› gibi, Parti, proletarya diktatörlü¤ünde hakim unsurdur; proletarya diktatörlü¤ünün yönetici çekirde¤idir, öncüsüdür; ama ancak kitlelerle proletarya demokrasisi temelinde iliflki kurdu¤u ölçüde ve ancak proletarya demokrasisi art›k somut olarak uygulanmay› bekleyen kitle çizgisi taraf›ndan gelifltirildi¤i ölçüde. Partiyle kitlelerin iliflkisi konusundaki bu anlay›fl, Partinin temel Marksist-Leninist rolünü k›s›tlamak flöyle dursun, tam tersine Partinin siyasi ufkunu ve pratikleri uygulamas›n› geniflletir, Partiyi “proletaryadan gelecek taze kana” aç›k tutar, kendini üstün görme konusundaki her türlü duyguyu, “halk› e¤itme” konusundaki her türlü haddini bilmezli¤i bertaraf eder ve geniflletilmifl proletarya demokrasisi temelinde Partinin hakim rolünü sa¤lamlaflt›r›r. Liu fiao-çi’ye karfl› mücadeleye giriflilmesine yol açan etkenlerden biri de, onun yanl›fl Parti anlay›fl›yd›. Stalinci ve Stalin sonras› Parti anlay›fl›na oldukça benzeyen bir anlay›flt› bu. Gerek teoride, gerekse pratikte, Kültür Devriminin en can al›c› katk›s›, kitlelere baflvurma anlay›fl›d›r. Bu, akflamdan sabaha


ortaya ç›km›fl bir anlay›fl de¤il, Çin Devrimi’nin her aflamas›nda tam olarak özümlenmifl bir anlay›flt›r. Bir bütün olarak Çin Komünist Partisi’nin ve Mao Zedung Düflüncesi’nin belirleyici özelli¤i, Parti içinde kitlelere verilen rol ile Partinin kitlelere yol gösterici rolünün eflit olmas›d›r. Parti, tarihi boyunca, temel savafl alan› olmufl ve Mao’nun çizgisi bu konuda hiçbir zaman yalpalamam›flt›r: Parti, kitle çizgisi temelinde infla edilmelidir; Parti kendini hiçbir zaman, kendi çabalar›yla kurtulmalar› gereken kitlelerin yerine koymamal›d›r. Mao’nun Parti cephesinde verdi¤i mücadele asla yeni bafllam›fl bir fley olarak görülemez: asla bir “grubun” baflka bir “gruba” karfl› mücadele etti¤i esrarengiz bir “saray devrimi” olarak görülemez. Bu yorumun nedeni yaln›zca bilgisizlik de¤ildir. Bu yorum, Partiyi gökten inme bir hakikat, skolastik bir varl›k olarak gören “Thomist”(3) bak›fl aç›s›n›n bir yans›mas›d›r: Parti “dokunulmazd›r”, Parti her zaman hakl›d›r, Parti de¤iflmez ve bozulmaz bir varl›kt›r, Parti yan›lmaz ve hata yapmaz bir yönetici gruptur; Partiyi elefltirenler ise Partinin düflman›d›rlar. Bu türden bir Parti, “katk›s›z devrimci model”, baz› vazgeçilmez ya da “biyolojik” denilebilecek özelliklere sahiptir. Salt varl›¤›ndan ötürü, bilinen do¤al ifllevine uygun bir biçimde, objektif olarak gittikçe daha fazla devrim, gittikçe daha fazla sosyalizm üretir. Oysa Mao’ya göre, Parti tam tersi-

ne belli bir tarihi konum içinde hareket eden bir güçtür ve böyle oldu¤u için de, do¤ru devrimci çizgiyi ortaya ç›karmak üzere verilen mücadelenin meydana geldi¤i bir aland›r; kötüleflmesi ve gerilemesi mümkün olan, e¤er mücadele etmezse revizyonizm hastal›¤›na yakalanmas› mümkün olan canl› bir gövdedir ve her canl› gövde gibi oksijen almak ve karbondioksiti atmak zorundad›r. Mao’nun diyalektik dü-

Gerek teoride, gerekse pratikte, Kültür Devriminin en can al›c› katk›s›, kitlelere baflvurma anlay›fl›d›r. Bu, akflamdan sabaha ortaya ç›km›fl bir anlay›fl de¤il, Çin Devrimi’nin her aflamas›nda tam olarak özümlenmifl bir anlay›flt›r. flünceye yapt›¤› en büyük katk›lardan biri olan y›k›mkurma düflüncesinin (Parti içinde “bir ikiye bölünür”) niçin böylesine öfke uyand›rd›¤›n› anlamak do¤rusu çok güç. Bundan dolay› Mao’ya kafir, z›nd›k ve hizipçi diyenler oldu. Mao (gözümüzün bebe¤i gibi korumam›z gerekir dedi¤i) Partiyi y›kmaya kalk›flmakla suçland›. Oysa biz, düzeltme hareketinden eskisine oranla çok daha canl› ve çok daha güçlü ç›km›fl bir Parti gördük. Mao’nun Parti anlay›fl› zerre kadar

dogmac› de¤ildir; Ekim Devrimi’nden elli y›l sonra düflünülebilecek en Leninist Parti anlay›fl›d›r. San›r›m, Çinliler de dahil olmak üzere, Lenin’in zamans›z ölümüne yaz›klananlar böyle görüyorlard›r sorunu: “Ama Lenin 1924’te, bir dizi önemli soruna pratik çözüm getiremeden, çok erken öldü,” diyordu K›z›l Bayrak (say› 7. 1967). “Kitle çizgisi” kavram›, kasten buland›r›lm›flt›r. Gerçekte, Bettelheim’in Les Temps Modernes’de (Nisan 1971) aç›klad›¤› gibi, “kitle çizgisi” anlay›fl›, “Lenin’in ö¤retilerinin özünü çoktan unutmufl olan, onun birkaç yaz›s›ndan, özellikle de Partiyi kitlelerin yönetici olarak tan›mlayan yaz›lar›ndan önce pedagojik terimlerle, sonra da daha mutlak terimlerle dogmac› bir biçimde al›nt› yapan sahte bir Leninizm ve sosyal-demokrasi taraf›ndan gerek pratikte, gerekse teoride terkedilmifl bulunan... Marks’›n temel görüfllerinin bir geri dönüfltür.” Daha da afl›r› hatalardan baz›lar›n› gidermek ve Kültür Devriminin derinlerde yatan köklerini kavramak bak›m›ndan, Mao Zedung’un Parti içindeki düzeltme hareketi konusunda 1940’larda kaleme ald›¤› yaz›lar› tekrar tekrar okumakta yarar vard›r. Bu belgeleri iki dizide toplayabiliriz. Birinci diziye giren yaz›lar 1941-42 y›llar›nda Yenan’da kaleme al›nm›flt›r: “‹nceleme Tarz›m›z› Yeniden Düzeltelim” May›s 1941; “Partinin Çal›flma Tarz›n› Düzeltelim” fiubat 1942; “Basmakal›p Parti Yaz›lar›na

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

81


82 Karfl› Ç›kal›m” 8 fiubat 1942. Bu yaz›lar›nda Mao Zedung, Parti içindeki fikir ayr›l›klar›n›, sol ve sa¤ sapmalar›, Marksizm-Leninizm maskesi alt›nda ortaya ç›kan küçük burjuva ideolojisini ve çal›flma tarzlar›n›, subjektivist, sekter yada liberal e¤ilimleri, basmakal›p biçimleri ve yabanc› modellerin körü körüne uygulanmas›n› ele almaktad›r.

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

Parti ve Devrimci Dil “Basmakal›p Parti Yaz›lar›na Karfl› Ç›kal›m” adl› yaz›s›nda Mao Zedung, kendi benimsedi¤i dili aç›klamaktad›r. Küçük k›z›l kitapta ve Dazubao’larda kullan›lan dilin kökeni de burada yatmaktad›r: (Ülkemizde) yabanc› basmakal›p yaz›lar ve yabanc› dogma ortaya ç›kt›. Partimizdeki baz› kimseler, Marksizm’e ayk›r› hareket ederek, yabanc› basmakal›p yaz›y› ve yabanc› dogmay›... basmakal›p Parti yaz›s› noktas›na vard›rd›lar. ... Baz› yoldafllar›m›z, “pasakl› bir kad›n›n uzun ve kokmufl sarg›lar›”na çok benzeyen, uzun ve içi bofl makaleler yazmay› çok seviyorlar. Peki, neden böyle uzun ve içi bofl makaleler yaz›yorlar? Bunun tek bir aç›klamas› olabilir: Kitlelerin bu yaz›lar› okumas›n› istememektedirler... Basmakal›p Parti yaz›s›... Ölü dildir. ... Bugün propaganda çal›flmas›nda bulunan yoldafllar›m›z›n bir ço¤u hiçbir dil incelemesi yapmamaktad›r. Yapt›klar› propaganda son derece s›k›c›d›r... Niçin dili incelememiz ve... Dil üzerinde da-

ha fazla çaba harcamam›z gerekmektedir? Çünkü dili ustaca kullanmak kolay de¤ildir ve zorlu bir çabay› gerektirir. Birinci olarak, dili kitlelerden ö¤renelim. Halk›n söz da¤arc›¤› zengin, güçlü ve canl›d›r; gerçek hayat› yans›t›r. ... Dimitrov ne diyordu? fiöyle diyordu: “Kitlelere, kitabi kal›plar›n diliyle de¤il, her kelimesi ve her düflüncesi milyonlarca insan›n en derin duygu ve düflüncelerini yans›tan bir dille, kitlelerin davas› u¤runa savaflanlar›n diliyle hitap etmesini ö¤renmeliyiz.” Ayn› yaz›s›nda Mao, broflürlerden yararlan›lmas›n› övüyor, bunlar›n nas›l yaz›lmalar› gerekti¤ini, Rus iflçileri taraf›ndan nas›l yaz›ld›klar›n› ve onlar›n siyasi taleplerini nas›l dile getirdiklerini anlat›yordu. ‹flte, Mao’nun basmakal›p yaz›n›n karfl›t› olarak tan›mlad›¤› Dazubao’nun kendine dayanak ald›¤› düflünce de budur. Mao Zedung, gene ayn› yaz›da, 1894 y›l› sonlar›nda Lenin’in iflçi Babuflkin’le birlikte ilk ajitasyon broflürünü nas›l yazd›¤›n›, St. Petersburg’daki bir fabrikan›n iflçilerini nas›l greve ça¤›rd›¤›n› anlatmaktayd›. ‹kinci dizeye giren yaz›lar 1942 ile 1944 aras›nda kaleme al›nm›flt›r. Bu yaz›lar Siyasi Büro’da okunmufltur ve Parti tarihini ele almaktad›r. O s›ralar zorlu bir tart›flmaya yol açm›fllar ve bu tart›flma 1945’teki Yedingi Kongre ise efli görülmemifl bir birli¤e tan›k olmufltur. Mao Zedung’un daha 1943 y›l›nda, Kültür Devri-

mi’nin ana ilkelerinden birini, “kitlelerden kitlelere” ilkesini dile getirdi¤ini görüyoruz. “Önderlik Yöntemlerine ‹liflkin Baz› Meseleler” adl› yaz›da flu sat›rlar› okuyoruz: Partimizin bütün pratik çal›flmalar›nda do¤ru önderlik, “kitlelerden kitlelere” ilkesine uygun olmak zorundad›r. Bunun anlam› fludur: Kitlelerin fikirlerini (da¤›n›k ve sistemleflmemifl fikirleri) almak ve onlar› derli toplu hale getirmek (onlar› inceleyerek, derli toplu ve sistemli fikirler haline getirmek), ondan sonra yeniden kitlelere gitmek ve kitleler bunlar› kendi fikirleri olarak benimseyene, onlara s›k› s›k›ya sar›lana ve onlar› eyleme dönüfltürene kadar bu fikirleri yaymak, aç›klamak ve bu fikirlerin do¤rulu¤unu bizzat kitlelerin eylemi içinde s›namak. Sonra kitlelerin fikirlerini al›p bir defa daha derli toplu hale getirmek, yeniden uygulanmas›n› sa¤lamak. Ve böylece fikirlerin her defas›nda daha do¤ru, daha canl› ve daha zengin bir hale geldi¤i sonsuz bir helezon içinde bunu bir daha, bir daha tekrarlamak... Bugünkü düzeltme hareketinde bu kusurlar› düzeltmeliyiz. ‹nceleme tarz›nda... önderli¤i kitlelerle ve geneli özelle birlefltirme yöntemlerini kullanmay› ö¤renmeliyiz. Bu metinler Kültür Devrimi s›ras›nda Liu fiao-çi’ye yöneltilen devrimci elefltirinin temelini oluflturdu. Savafltan önce Mao, subjektivizme, dogmatizme, dar deneycili¤e, bireycili¤e ve hi-


zipçili¤e karfl› mücadelede etkili bir silah olarak kullan›lan, “Parti ‹çindeki Yanl›fl Fikirlerin Düzeltilmesi Üzerine” (1967’de yeniden yay›nland›) adl› yaz›y› kaleme ald›. Bu yaz›da Mao ayn› zamanda “kendilerine gere¤inden fazla önem veren, ama asl›nda cahil olan ayd›nlar›n kitabi anlay›fl›”n› da elefltiriyor ve “iflçilerin ve köylülerin ço¤u zaman ayd›nlardan daha bilgili oldu¤unu” söylüyordu. 1942 y›l›nda da, ayd›nlar konusunda tak›n›lmas› gereken tutumu ortaya koyuyordu: “Tek yol,” diye yaz›yordu, “onlar› pratik çal›flmaya yöneltmek, onlar› uygulay›c›lar haline getirmek ve teorik çal›flmayla u¤raflanlar› önemli pratik sorunlar› incelemeye giriflmeye ikna etmektir.”

Yanl›fl Parti Anlay›fl›na Karfl› Mücadele Alman sosyal-demokratlar›n›n (Kautski) teoriyi prati¤in, Partiyi de kitlelerin üstünde tuttuklar›n› biliyoruz. Stalincili¤in, Partiyi gerçe¤in yediemini ve bir mutlak iktidar deposu haline getirdi¤ini, bu mutlak iktidar› bask›c› bir cihaz arac›l›¤›yla uygulad›¤›n› ve kitlelerden gelen her

türlü inisiyatifi bast›rd›¤›n› biliyoruz. Çin’de Liu fiaoçi’ye yöneltilen bütün elefltiriler de iflte Parti konusundaki bu anlay›fl› hedef almaktad›r. Liu, bir s›n›f mücadelesi arac› olan Partiyi, bürokratlar›n kendi kendilerini ilerlettikleri bir okula, Cizvitlerinki kadar a¤›r bir ç›rakl›k döneminden sonra en yüksek devlet kademelerine yükseltmek için kullan›lan bir s›çrama tahtas›na dönüfltürmek istiyordu. Parti içinde hüküm süren bir anlay›fla, Liu fiao-çi’nin kiflili¤inde somutlaflan bir anlay›fla karfl› Mao uzun bir zamand›r mücadele etmektedir. Bugünkü sistem, do¤ru oldu¤u varsay›lan bir ideolojik iliflkiler sistemidir. Çin Komünist Partisi içinde bu iliflkiler 1940’larda, o s›rada Merkez Komitesi örgütlenme bölümünün yard›mc› yöneticisi olan An Çi-ven’in Moskova’ya yapt›¤› ziyaretten sonra kurulmufltur. An Çi-ven Moskova’ya patronu Liu fiao-çi taraf›ndan gönderilmiflti. Oradan mükemmel ve modern bir Parti örgütlenmesi sistemiyle döndü. Bu sistem, küçük bir kadro az›nl›¤› taraf›ndan yürürlü¤e konuldu. ‹ki bak›fl aç›s› aras›ndaki mücadele iflte

bu s›rada bafllad›. Birçoklar›, Partiye kitleleri gözetim ve denetim alt›na alma rolünü yükleyen bu sisteme karfl› ç›kt›lar ve onu boykot ettiler. Oysa Mao Zedung her zaman farkl› bir anlay›fltan yana oldu: Parti üyeleri kitlelerin denetimine ve elefltirisine aç›k tutulmal›d›r. Ama uzun bir süredir mücadele öyle bir flekilde yürütüldü ki, iki karfl›t çizgi aras›ndaki bir mücadelenin söz konusu oldu¤unu ancak birkaç kifli berrak bir flekilde kavrad›. ‹flte s›rf bu kitle elefltirisinin bu mücadelenin tamamen siyasi niteli¤ini a盤a ç›karmas› ve Liu fiao-çi’nin Parti ve dolay›s›yla da kitleler konusundaki anlay›fl›n› pratikte mahkum etmesi içindir ki, Mao Zedung Kültür Devrimi’nin en önemli dönemi olan 1966-67 y›llar›nda flu talimat› yay›nlad›: Liu fiaoçi’nin 1939’da yay›nlanm›fl olan Nas›l ‹yi Bir Komünist Olunur adl› kitab› -devrimci asiler bu kitab›n asl›nda Komünist S›fat›ndan Yararlanarak Nas›l Mevki Sahibi Olunur ad›n› tafl›mas› gerekti¤ini söylüyorlar- herkes taraf›ndan, ama olumlu bir tutumla ve siyasi mücadelenin temel sorunlar›na ba¤l› olarak elefltirilmelidir. Böylece, o günlerde kitap yeniden bas›ld› (kitap daha önce de de¤ifliklikler ve eklerle birkaç kere yeniden bas›lm›flt›) ve her Çinlinin okuyup elefltirebilmesi için sadece kitabevlerinde de¤il, sokaklarda da sat›ld›. Liu fiao-çi’nin teorik ilkelerinin elefltirilmesine bütün halk›n kat›lmas›n› sa¤layan bu son derece canl› ve

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

83


PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

84 dobra tutum ayn› zamanda ‹syan Tugay›’ndaki konuflmada da dile getirilmektedir. Gerçi Bat›l› gazeteciler (örne¤in, Africasia’dan Wilfred Burchett) Tugayda Rittenberg gibi afl›r› sol unsurlar›n bulundu¤unu ve bunlar›n 1968 y›l›nda at›ld›klar›n› yazm›fllard›, ama biz gene de tafl›d›¤› canl› nitelik ve Do¤u Rüzgar›’nda verilen resmi önemden ötürü bu konuflmadan al›nt› yap›yoruz. ‹syan Tugay›’nda yap›lan konuflmada, devrim yapmada nas›l uzman olunaca¤› sorunu ortaya konuldu. Liu fiao-çi’ye göre, genç bir devrimci olgun ve eksiksiz bir devrimci olabilmek için uzun bir terfiler ve yetiflme döneminden geçmek zorundad›r. Bu yolu izleyen herkes hem iyi bir ayl›k, hem de ayr›cal›k elde eder. Ama kim olurlarsa olsunlar üstlerine karfl› ba¤l›l›¤›n› göstermeli, onlara kay›ts›z flarts›z sad›k kalmal›d›r. Öteki Parti üyelerinin yada üstlerinin sayg›s›n› kazanmak ve do¤rudan yard›m›n› almak çabas›yla kendisi hiçbir zaman hiçbir talepte bulunmamal›d›r. Aç›kças› Liu fiao-çi flunu söylüyor: Kafan›z› çal›flt›r›n ve bana inan›n; kendi taleplerinizi getirmeye kalk›flmay›n, biz sizin için de düflünürüz; sadakatinizin mükafatland›r›lmas›n› sa¤lar›z... Yazar, kitab›nda, önderli¤in de yan›lg›ya düflebilece¤ini kabul etmiyor; elefltirilmesi ve düzeltilmesi gerekenler sadece kitleler ve s›radan Parti üyeleriymifl gibi bir izlenim yarat›l›yor. ‹flte Deng Siao-ping (Partinin eski sekreteri), s›rf

mevkileri u¤runa kendisine büyük bir sadakat gösterenleri böyle himaye etmiflti. Asiler, yönetici grubun izledi¤i çizgiyi incelemeyen bu körü körüne ve kay›ts›z flarts›z boyun e¤emeye baflkald›rd›lar. Devrimci hareketi Kruflçev revizyonizminin yoluna sokan›n, bu e¤ilim oldu¤unu ileri sürdüler. ... Körü körüne boyun e¤en bir kimseye Marksist denilemez. Kölelerin oldu¤u yerde, efendiler de vard›r. Parti üyeleri aras›nda körü körüne bir boyun e¤ifle rastlad›¤›n›z zaman bafl›n›z› biraz yukar›ya kald›r›n, bu körü körüne boyun e¤ifli uygulayan›n kim oldu¤unu, bu kölelerin efendisinin kim oldu¤unu hemen göreceksiniz. Liu fiao-çi’nin istedi¤i türden kadrolar›n, yani köle ile efendinin oynad›¤› roller her kademede birbirini tamamlamaktad›r. Parti hücresinin sekreteri bir üst kademedeki Parti sekreterine körü körüne itaat etmek zorundad›r; yukar› do¤ru bakt›¤›n›zda, sekreter bir köledir; ama afla¤›ya do¤ru, kitlelere do¤ru bakt›¤›n›zda, sekreter, kölelerinden körü körüne itaat bekleyen bir efendidir. Bu ister istemez böyle olmaktad›r. fiimdi bunu uluslararas› düzeyde, iflçi s›n›f› hareketle-

rinin geri kalan bölümüyle ilgili olarak ele alal›m. Bu tür disiplin (bir hata olsa bile, Parti sekreteri bir hata ifllese, bile, ço¤unluk yanl›fl bir karar alsa bile, boyun e¤meyi reddetme hakk›n yoktur), bütün kademelerde sa¤l›ks›z iliflkiler yaratm›flt›r. Sözgelimi, zorba kiflili¤i ve yoldafllara karfl› kabal›¤›yla tan›nan bir Komünist Partisi yöneticisi, Kruflçev taraf›ndan Moskova’ya ça¤r›lm›fl ve talimatlar- bir köle sahibinin talimatlar›- verilerek geri gönderilmifltir. Bu yönetici, efendisine karfl› gösterdi¤i körü körüne itaatin kendisine de gösterilmesini istemifltir. Bunlar burjuva disiplinin belirtileridir; burjuva sistemin gerektirdi¤i örgütlenme tipidir. Oysa gerekli olan, gerçekten proleter devrimci bir disiplinin kurulmas›d›r.

‹syan Etmek Hakl› Bir fieydir Partiyi isyana yöneltmek kolay olmam›flt›. Disiplin kurallar›n›n s›k› oldu¤u, kendi kendini disiplin alt›na alman›n ve kendi kendini flartland›rman›n iyiden iyiye gelifltirildi¤i ve Liu fiao-çi’ye yöneltilen elefltirinin ortaya koydu¤u gibi bask›n›n aman-

Körü körüne boyun e¤en bir kimseye Marksist denilemez. Kölelerin oldu¤u yerde, efendiler de vard›r. Parti üyeleri aras›nda körü körüne bir boyun e¤ifle rastlad›¤›n›z zaman bafl›n›z› biraz yukar›ya kald›r›n, bu körü körüne boyun e¤ifli uygulayan›n kim oldu¤unu, bu kölelerin efendisinin kim oldu¤unu hemen göreceksiniz.


s›z oldu¤u bir Partide, birçoklar› korkuyor ve tereddüt gösteriyordu. Yar›n ne olaca¤› belli mi? Bafl›ma ne gelece¤i bilinir mi? ‹fller niçin yürümesi gerekti¤i gibi yürümüyor, diye soruyorlard›. Mücadelede önemli olan, bilincin gelifltirilmesiydi. Liu fiao-çi’ye karfl› verilen mücadelede en üst kademelerde zafer kazanmak Mao’yu hiç ilgilendirmiyordu. E¤er hedefine vard›r›lmak isteniyorsa, bütün gerçek devrimler gibi bu devrim de kitleler taraf›ndan yürütülmeliydi: Mücadelenin ateflinde, müthifl bir patlay›fl içinde “iki s›n›f, iki yol, iki çizgi aras›nda” devrimci bir seçim; milyonlarca insan›n siyasetle u¤rafl›r hale getirilmesi. ‹nsan›n dünyaya ve kendine bak›fl›n› ve Parti anlay›fl›n› de¤ifltirmek, Çin’de proletarya diktatörlü¤ünü güçlendirmek için her alanda devrim yapmak ve üretimi art›rmak gerekir. Eski al›flkanl›klar de¤ifltirilmelidir: Boyun e¤me unutulmal›, boyun e¤meme ö¤renilmeli ve bürokratik merkeziyetçilik haline gelmifl olan demokratik merkeziyetçilik y›k›lmal›d›r; az›nl›¤›n hatal› bir çizgi izlemekte oldu¤u halde ço¤unlu¤a pasif bir biçimde boyun e¤mesine son verilmelidir. “Gerçekler az›nl›ktan yana oldu¤u halde ço¤unlu¤un iradesine boyun e¤mek mi? Asla olmaz!” 16 Haziran 1967 tarihli Halk›n Gazetesi’nde yay›nlanan “Kahrolsun Kölelik Ruhu; Proleter Devrimci Disipline S›k› S›k›ya Uyal›m” bafll›kl› makalede böyle deniyordu:

Hatal› oldu¤u zaman bile “ço¤unlu¤un” önünde gerçe¤i söylemekten vazgeçmek, ilkeleri reddetmek ve teslim olmak m›? Su kat›lmad›k oportünizmden baflka bir fley de¤ildir bu. Baflkan Mao flöyle diyor: “Tarih boyunca yeni ve do¤ru fleyler bafllang›çta ço¤u zaman halk›n ço¤unlu¤unca kabul edilmemifl, mücadele içinde dolambaçl› bir biçimde geliflmek zorunda kalm›flt›r.” Gerçek az›nl›ktan yana oldu¤unda, az›nl›k o gerçe¤e s›k› s›k›ya sar›lmal›, hiçbir sald›r›dan korkmamal› ve o gerçe¤in u¤runda kararl›l›kla mücadele etmelidir. Bunun en güzel örne¤i, yüce önderimiz Baflkan Mao’dur. Çen Tu-siu, Li Li-san, Vang Ming vb. gibi oportünistler ço¤unlu¤a dayanarak kendisine sald›rd›klar› zaman, Baflkan Mao sürekli olarak gerçe¤i savunmufl, ilkeli bir tutum tak›nmakta diretmifl ve onlara karfl› tavizsiz bir mücadele vermiflti. Öyle zaman olur ki, insan Partiyi savunmak için Partiye karfl› ç›kmak zorunda kal›r. Ama Partiden ayr›lmay› ve mücadeleyi terketmeyi öngören bütün çözümler, oportünistçe bir seçimden, küçük burjuva anarflizminin bir yans›mas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bütün hayat› boyunca sad›k bir Komünist olarak kalan Mao Zedung, belirleyici mücadelenin Parti içinde verilmesi gerekti¤ini ö¤retmifltir. Liu fiao-çi’nin dedi¤i gibi, yönetime karfl› ç›kan herkesin demokratik merkeziyetçili¤i baltalad›¤› söylenebilir mi? Hay›r, söylenemez. Çün-

kü demokratik merkeziyetçilik demokrasilerin en geniflidir. Demokrasi olmadan, do¤ru bir merkezileflme olamaz. Boyun e¤mek mi, yoksa tart›flmak m›? Bu konuda Mao Zedung, devrime ayk›r› olan talimatlar›n sorgusuz sualsiz kabul edilmemesi gerekti¤ini söylüyor; tam tersine, bunlara kararl›l›kla kafa tutulmal›d›r diyor. Burada, kafa tutma deyimi kullan›l›yor. Ama de¤iflmesi gereken fleyi reddederken, yeni olan fleye kucak açarken, devrime ters düflen fleylere kafa tutarken ve baflkald›r›rken, ayn› zamanda sa¤ ve “sol” sapmalara karfl› ç›kmak gerekir. Baz›s› hiçbir fleyi reddetmemeye çal›fl›r, baz›s› da her fleyi reddetmeye. Köleli¤i reddederken, anarflizme düflmemeliyiz. Kölelikle anarflizm çeliflmeli fleyler gibi görünürler, ama asl›nda ayn› fleylerdir; her ikisinden de kaç›nmak gerekir. Anarfli ve afl›r› solculuk, revizyonizmin iki ayr› yüzüdür. Liu fiao-çi iktidardayken, onun suç ortaklar› kölelik ö¤ütleri veriyorlard›; ama iktidar› kaybedince, anarfli yaymaya, ortal›¤› buland›rmaya ve proletarya diktatörlü¤üne karfl› ç›kmaya kalk›flt›lar. Öyleyse, Partiyi düzeltme hareketini sa¤ ve sol sapmalara karfl› nas›l yürütece¤iz? Halk›n önünde, diyor Mao. Kitlelerin kendi fikirlerini dile getirebilmeleri için Partinin kap›lar› aç›k tutulmal›; önderlik güçlendirilmeli, kadrolar›n kavray›fl düzeyi yükseltilmeli, kitlelerin deste¤i sa¤lanmal› ve sa¤ ve “sol” sapmalara karfl› ç›k›lmal›d›r. Demok-

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

85


86

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

ratik merkeziyetçili¤in proletarya demokrasisine dönüfltürülmesi uzun süreli bir çal›flmay› gerektirir; insan›n mücadele tecrübesine sahip bulunmas› ve milyonlarca Komünist aras›ndaki fikir ayr›l›klar›na, u¤ran›lan yenilgilere, kazan›lan zaferlere aflina olmas› gerekir; Çinlilerin dedi¤i gibi, Partiyi y›k›p yeniden infla etme görevidir bu, bir düzeltme ve sa¤lamlaflt›rma görevidir; kitlelerin tarihte görülmemifl çapta seferber edilmesidir. Dokuzuncu Kongre’de al›nan kararlar, tüzü¤ün beflinci maddesinde özlü bir biçimde yans›maktad›r. Burada, karfl› koyma hakk›n›n bir çeflit yasallaflt›r›lma-

s›na tan›k oluyoruz; bir Komünist Partisi tüzü¤ünde yeni bir fley bu: Parti üyeleri, bütün kademelerdeki örgütleri ve yönetici üyeleri elefltirme ve onlara öneride bulunma hakk›na sahiptir. E¤er bir Parti üyesi, farkl› görüfller savunuyorsa, kendi görüfllerini koruyabilir ve bulundu¤u kademedeki yönetimi atlayarak, Merkez Komitesi ve Merkez Komitesi Baflkan› da dahil olmak üzere daha üst kademelere do¤rudan do¤ruya rapor ve-

rebilir. Hem merkeziyetçili¤in, hem demokrasinin; hem disiplinin, hem özgürlü¤ün; hem irade birli¤inin, hem kiflisel inisiyatif ve canl›l›¤›n varoldu¤u bir siyasi ortam yarat›lmal›d›r.

Bir Ana Partiye Karfl›; Gerçek Bir Enternasyonalizmden Yana Uluslararas› hareket aç›s›ndan, Kültür Devrimi’nin ve Dokuzuncu Kongre’nin ba¤r›ndan do¤an bu Parti, bir Partinin say›ca büyüklük bahanesiyle baflka bir Partiye ba¤›ml› k›l›nmas› anlay›fl›na son verdi. Bir ülkenin baflka

bir ülkenin iç ifllerine her türlü haks›z müdahalesine son verdi. Lin Piao’nun raporunda(4), Çekoslavakya’ya yap›lan silahl› müdahale “meflum büyük devlet flovenizmi” olarak niteleniyordu. Gene bu Parti, herkes için geçerli olabilecek bir sosyalist “model” anlay›fl›na son verdi. Çinliler, sosyalist kamp içindeki iliflkileri uzun bir zamand›r egemenli¤i alt›nda tutan bir anlay›fl›, “rehber Parti” yada ana Parti- Lin Piao Sovyet Komünist Partisi için böyle di-

yor- düflüncesini reddettiler. “Kendi modelleri”ne, yani bizim Bat›da kulland›¤›m›z deyimle Çin efsanesine gelince, bu tür bir ideallefltirme ve idealizmi ilk reddeden gene Çinliler oldu. Mao Zedung, farkl› ülkelerin ve farkl› Partilerin yap›lar› aras›ndaki farkl›l›klar›n ve tarihi ve siyasi benzemezliklerin önemi üzerinde durmaktad›r. Parti konusundaki söyleflilerimiz s›ras›nda, öteki Komünist Partilerinin yönelttikleri suçlamalar aras›nda Çinlileri en çok öfkelendirenin flu oldu¤unu gördük: Çin bir çeflit “rehber devlet” olmay› istemektedir. Bize, bunun, kendi a¤›zlar›yla aç›klad›klar› tutuma- ana Parti yada rehber Parti anlay›fl›na son verilmesi- ve büyük küçük her ülkenin özerklik ve ba¤›ms›zl›k hakk›na sahip oldu¤u fleklindeki enternasyonalist görüfllerine ne kadar ters düfltü¤ünü anlatt›lar. Asl›nda, Mao’nun 20 May›s 1970 bildirisi, küçük ülkelerin rolü konusunda dünyadaki siyasi durumun basit bir de¤erlendirmesi olmaktan çok öte bir anlam tafl›maktad›r. Ülkeler için geçerli olan, raporunda, “Büyük küçük bütün ülkeler ve bütün Partiler aras›ndaki iliflkiler eflitlik ve birbirinin iç ifllerine kar›flmama ilkeleri temelinde infla edilmelidir,” demiflti. Çinliler elbette kendi tecrübelerinin bütün dünya proletaryas›n› ve gençli¤ini nas›l büyüledi¤inin fark›ndalar. Ne var ki, hem “alçakgönüllülük güçlü k›lar, kendini be¤enmifllik zay›f düflürür” sözüne inand›klar› için, hem de be-


nimsedikleri tarihi ve diyalektik yöntemden dolay›, kimsenin kendilerini kopya etmesini istemiyorlar. Gerçi Çin’in devrimci miras›n›n yararl› olabilecek her zerresini baflkalar›n›n hizmetine sunmaktan mutluluk duyuyorlar, ama insan onlarla birkaç hafta birlikte yaflad›ktan sonra, taklitten nefret ettiklerini anl›yor. Onlar›n biricik dile¤i, proletaryan›n sosyalizm yolunda ilerlemesi. Paris Komününün y›ldönümü dolay›s›yla 18 Mart 1971’de yay›nlanan baflyaz›s›nda, uluslararas› hareketin ve Partiler aras› iliflkilerin can damar› olan temel ilkeler yeniden dile getirilmektedir: Bir proletarya partisi, Marksizm-Leninizm’in temel ilkelerine uygun olarak, derinli¤ine araflt›rmalar yapabilmek ve toplumdaki s›n›f iliflkilerini inceleyebilmek için Marksist-Leninist tutum, bak›fl aç›s› ve yöntemi benimsemeli, mevcut flartlar›n, kendi ülkesinin tarihinin ve kendi ülkesindeki devrimin özelliklerinin somut tahlilini yapmal› ve devrimin teorik ve pratik sorunlar›n› ba¤›ms›z olarak çözmelidir. Uluslararas› tecrübelerden ders ç›-

karmak zorunludur, ama bu tecrübeler mekanik bir biçimde kopya edilmemelidir; bir proletarya partisi, kendi tecrübesini kendi ülkesinin gerçeklerinin ›fl›¤›nda yarat›c› bir biçimde gelifltirmelidir. Devrimi zafere ulaflt›rmas› ve dünya proletarya devrimi davas›na katk›da bulunmas› ancak böyle mümkün olabilir.

Yeni Anayasa Çin Komünist Partisinin Dokuzuncu Kongresi 1969 Nisan’›nda topland›. Kongrede, eski muhaf›zlar ve ordu delegelerinin yan›nda çok genç devrimciler de vard›. Siyasi Büro için yap›lan seçim ve Parti Tüzü¤üne yap›lan eklemeler, Mao Zedung ve Lin Piao’nun çizgisinin zaferini ortaya koydu. (5) Partinin yeniden inflas› art›k hemen hemen tamamlanm›fl bulunuyordu. Çin Komünist Partisinin devrimci komiteler temelindeki çekirde¤i, kapsaml› bir hücreler a¤› yaratm›flt›. Bugün art›k, düzenlenen mahalli kongrelerden sonra, yirmi dokuz eyaletten yirmi ikisinde ve üç özerk flehir olan Pekin, fianghay ve Tienzin’de Parti komiteleri yeniden kurulmufl bulunuyor.

Eyalet düzeni siyasi bürolar 1970 sonlar›nda olufltu. Bunlar flimdi hemen hemen bütün ülkeyi kaps›yorlar. Çeflitli hareketler ve kampanyalar devam ediyor ve hatta gelifliyor. (“Mao Zedung Düflüncesi”nin incelenmesi, “dört yetkinlefltirme ve befl yetkinlefltirme”nin incelenmesi, aktivistlerin kongresi, vb.). Bunlar, Çin’in Kültür Devrimi s›ras›ndaki siyasi hayat›n›n coflkunlu¤unu ve canl›l›¤›n› koruyor ve daha da gelifltiriyor. Milli Halk Kongresi, önümüzdeki birkaç ay içinde toplan›p yeni Anayasay› onaylayacak. Bu yeni Anayasada, proletarya devletinin kesinlikle Komünist Partisinin önderli¤i alt›nda bulundu¤u ilan ediliyor. Tüm siyasi felsefeye yol gösteren teorik ilkeler, Marksizm-Leninizm ve Mao Zedung Düflüncesi’nden meydana geliyor. Anayasa, yeni devletin Kültür Devrimi s›ras›nda ortaya ç›kan merkezi ve mahalli iktidar biçimlerini resmen tan›yor. Böylelikle, devrimci komiteler gibi yeni örgütleri onaylam›fl oluyor. Yurttafllara tan›nan haklar aras›nda, kiflilerin kendi fikirlerini serbestçe aç›klama, Dazubao yazma, kitlelere baflvurma, genifl çapta tart›flmalar düzenleme ve kendi görüflünü proletarya demokrasisi s›n›rlar› içinde tam olarak dile getirme haklar› da bulunuyor. Cu Enlay’›n Epoca’da (fiubat 1971) sözü edilen bir aç›klamas›ndan ö¤rendi¤imize göre, Anayasa ayn› zamanda grev yapma hakk›n› da güvence alt›na al›yor.(6)

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

87


88

PART‹ZAN 60/Kas›m-Aral›k 2006

D‹PNOTLAR (1) fianghay’da bana verilen listeyi afla¤›da sunuyorum. Ayraç içindeki notlar› ben ekledim. Hunan eyaletinden Mao Zedung. (Mao Zedung, Uzun Yürüyüfl s›ras›nda yap›lan Zunyi Konferans› zaman›nda, Ocak 1935’te Merkez Komitesi Baflkanl›¤›na seçildi) Vuhan’dan Tung Pi-vu. (fiimdi Çin Halk Cumhuriyeti devlet baflkan› yard›mc›s›) Hunan eyaletinden Ho fiuheng. (1934’te Guomindang taraf›ndan vuruldu.) Vuhan’dan Çan Tan-çin. (1943’te Sinkiang’da Mao’nun kardefllerinden bir tanesiyle birlikte Guomindang taraf›ndan idam edildi.) Çinan’dan Veng fiu-mey. Çinan’dan Teng En-min. (Guomindang’a karfl› iç savaflta öldürüldü.) fianghay’dan Li Han-çun. (1927 y›l›nda Guomindang taraf›ndan idam edildi.) Pekin’den Çan Kuo-tao. (1938’de Çin Komünist Partisinden ayr›larak Guomindang’a geçti; flimdi Hong Kong’da oturuyor.) Pekin’den Liu Jeng-çing. (“Sa¤ e¤ilimleri”nden dolay› 1937’de Çin Komünist Partisinden at›ld›.) Kanton’dan Çen Kung-po. (K›sa bir süre sonra yeniden Guomindang’a kat›ld›; 1944’te Japon yanl›-

s› Nanking hükümetinin baflkan› oldu; 1946’da Guomindang taraf›ndan vuruldu.) Kanton’dan Çu Fo-hay. (Japonlarla iflbirli¤i yapt›ktan sonra hapishanede öldü.) fianghay’dan Li Ta. (1923’ten 1949’a kadar Partiden ayr›ld›; Kültür Devrimi s›ras›nda Parti düflman› bir unsur olmakla suçland›; 1966’da öldü.) (2) Çen Tu-siu 1929 y›l›nda “sa¤ e¤ilimler”inden ötürü Çin Komünist Partisinden at›ld›. Daha sonra Troçkist bir grup kurdu. 1942’de öldü. (3) Thomizm: Thomas Aquinas ve yandafllar›n›n savundu¤u dogmac› felsefe. (ç.n.) (4) Cu En-lay’›n Çin Komünist Partisinin Onuncu Milli Kongresine 24 A¤ustos 1973’te sundu¤u raporda Dokuzuncu Kongre raporu tamamen onaylan›yor, ama bu raporun Lin Piao taraf›ndan sunulmufl olmas› konusunda flu aç›klama yap›l›yordu: “Hepimizin bildi¤i gibi, Dokuzuncu Kongreye sunulan siyasi rapor Baflkan Mao’nun rehberli¤inde haz›rlanm›flt›. Lin Piao ise kongreden önce Çen Po-ta’yla birlikte bir siyasi rapor tasla¤› haz›rlam›flt›. Bu ikisi, Dokuzuncu Kongreden sonraki bafll›ca görevin üretimin gelifltirilmesi oldu¤unu iddia ederek, devrimin proletarya diktatörlü¤ü alt›nda devam ettirilmesine karfl› ç›k›yorlard›... Gayet tabii, Lin Piao ve Çen Po-ta taraf›ndan haz›rlanan bu taslak, Merkez Komitesi

taraf›ndan reddedildi. Lin Piao, Baflkan Mao’nun rehberli¤inde haz›rlanan siyasi rapora aç›kça karfl› ç›kan Çen Po-ta’y› gizliden gizliye destekledi, ama çabalar› bofla ç›kar›ld›ktan sonra, Merkez Komitesinin siyasi çizgisini istemeye istemeye kabullendi ve Merkez Komitesinin siyasi raporunu kongreye okudu. (5) Mao Zedung, Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi baflkan› oldu. Lin Piao ise, baflkan yard›mc›l›¤›na seçildi. Siyasi Büro (Daimi Komitede Mao Zedung, Lin Piao, Çen Po-ta, Cu En-lay ve Kang fieng vard›) flu üyelerden olufluyordu: Mao Zedung, Lin Piao, Yen Çun, (Lin Piao’nun kar›s›), Yeh Çienying, Liu Po-çeng, Çiang Çing (Mao’nun kar›s›), Çu Teh, Su fiihyu, Çen Po-ta, Çien Si-lien, Li Siennien, Li Zo-peng, Vu Fa-sien, Çan Çun-çitao, Çiu Hui-zo, Cu En-lay, Yao Ven-yuan, Kang fieng, Huang Yung-fleng, Tung Pi-vu ve Sieh Fuçih. (6) Bize verilen bilgilere göre, eski Parti üyelerinin afla¤› yukar› yüzde 1 kadar› “›slah olunamaz” kabul edilmifl; Partiden kesinlikle at›lanlar›n (en a¤›r siyasi ceza) oran› yüzde 2 ile yüzde 5 aras›nda tahmin ediliyor. Çin Komünist Partisinin Kültür Devriminden önce 17,5 milyon üyesi varm›fl. Dokuzuncu Parti Kongresinden sonra da bu say›da büyük bir de¤ifliklik olmam›fl. Çünkü yeni üyeler (“halk›n bedeninden gelen taze kan”) al›nm›fl.


göremeyece¤im bir f›rt›na

Belki benim de

bir ata yadigar› vard›r

Belki gümüfl ifllemeli

bir gidiyor ceketinin alt›na

Baksana elin bir gelip

mutlaka bir fley var yurdum

Senin koynunda

Profile for Partizan Dergisi

Partizan Sayı 60  

Partizan Sayı 60  

Advertisement