__MAIN_TEXT__

Page 1

FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

Haziran-Temmuz 2003

Say›: 50

‹ki Ayl›k Siyasi Dergi

F‹YATI: 2.000.000 TL (KDV dahil)

ISSN: 1303-0078

Anti-emperyalizm, Sivil Toplumcu Anlay›fl ve Görevlerimiz

Sivil toplumcu anlay›fl; burjuvazinin s›n›f egemenli¤ine dokunmazken, proletaryay› karfl›t olmaktan ç›kar›p burjuvaziye peydahlamak istiyor.


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 531 48 53 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Kayhan Matbaa ISSN. 1303-0078 email: umutyayimcilik@superonline.com BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TEL: (0216) 306 16 02 Cep: 0 535 358 43 67 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK TEL: (0232) 441 93 09 Cep: 0 536 387 14 52 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 535 434 32 58 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: (0356) 276 37 20 Cep: 0 533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N TEL: (0324) 238 06 89 Cep: 0 533 768 36 98 Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35

PART‹ZAN’DAN Merhaba, Emperyalist sald›rganl›¤›n t›rmand›¤› günümüzde çeflitli çevrelerin kitlelerin bilincinde yaratmaya çal›flt›klar› “savafl bitti” manipülasyonuna karfl› anti-emperyalist çizgide ›srarla yürümek durumunday›z. ABD Irak’ta ak›tt›¤› kan henüz kurumam›flken hedef tahtas›na ‹ran’› koyarak sald›r› zeminini haz›rlamaya bafllam›flt›r. Emperyalizmin ve ülkemiz egemen s›n›flar›n›n baflta iflçi s›n›f› olmak üzere toplumun ezilen kesimlerine yönelik bafllatt›¤› kapsaml› sald›r›n›n t›rmand›r›ld›¤› bir dönemde Partizan’›n 50. say›s› ile beraberiz. Bir önceki say›m›zda üzerinde önemle durdu¤umuz emperyalist sald›rganl›¤› bu say›m›zda farkl› konu bafll›klar›yla ve çeflitli yönleriyle incelemeye devam ediyoruz. Antiemperyalist mücadelenin önemi ve günümüzde egemenler taraf›ndan devrim mücadelesine alternatif olarak gösterilen sivil toplum örgütlerinin ne anlama geldi¤i, neden böyle bir dönemde ön plana ç›kar›ld›¤› gibi sorulara yan›t vermeye çal›fl›rken; bunlara karfl› nas›l bir anlay›flla mücadele etmemiz gerekti¤i gibi sorulara “Anti-emperyalizm, sivil toplumcu anlay›fl ve görevlerimiz” bafll›kl› yaz›m›zda yan›t olmaya çal›flt›k. Yine özellikle Irak’a yönelik emperyalist sald›rganl›k döneminde anti-emperyalist mücadele hatt› yaratman›n önemini ve aciliyetini bir kez daha gördük. Bu anlamda d›fl›m›zdaki Komünist Partilerin bu konudaki deneyimleri de bizlere ›fl›k tutabilecek niteliktedir. Filipinler Komünist Partisi kurucusu Baflkan› J. M. Sison’un Filipinler’deki ulusal demokratik cephe ve uluslararas› anti-emperyalist cephe üzerine yaz›s›n›n dikkatle de¤erlendirilmesi önemlidir. “Eylem Birliklerinin Önemi” bafll›kl› yaz›m›zda da yine içinden geçmekte oldu¤umuz sürecin önemli sacayaklar›ndan biri olan devrimci eylem birlikleri üzerine Proletarya Partisi’nin anlay›fl› ortaya konularak sürece bu anlay›flla müdahale ve bu konuda üzerimize düflen görevlerimiz ifllenmektedir. Yine ülkemiz aç›s›ndan ciddiyetle üzerinde durulmas› gereken Ulusal Hareket ve bugünkü yönelimi üzerinde bir kez daha durularak bu konuda ki anlay›fl, politika ortaya konularak Ulusal Hareketin yönelimi incelenmektedir. Partizan’›n bundan sonraki say›lar›nda fiyat art›fl›na gittik, anlay›flla karfl›layaca¤›n›z› umuyoruz. Y›lg›nl›¤›n, kavga kaçk›nl›¤›n›n, tasfiyecili¤in ve her türlü gerici düflüncenin filizlendirilmeye çal›fl›ld›¤›, s›n›f mücadelesinin bu keskin sürecinde Tokat’da flehit düflen Emel K›l›ç ve Giresun’da flehit düflen Cem Karaca, Murat Ar›cak isimli halk savaflç›lar›n›n ça¤r›lar› ça¤r›m›zd›r diyerek bir dahaki say›m›zda buluflmak dile¤iyle. Dostlukla...

‹Ç‹NDEK‹LER Anti-emperyalizm, sivil toplumcu anlay›fl. . . . . . 2

Kürt ulusal sorunu PKK-KADEK . . . . . . . . 19 Eylem birliklerinin önemi . . . . . . . . . . . . . . 25 FKP’nin anti-emperyalist cephe. . . . . . . . . . 30 Siyasete ilgi üzerine . . . . . . . . . . . . . . . . . . .37


2

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

Anti-emperyalizm, sivil toplumcu anlay›fl ve görevlerimiz Sivil toplumculuk, toplumu üretim tarz›na ve ekonomik temele ba¤l› olarak ele almama üzerine kurulmufltur. Bununla s›n›fl› toplumu karakterize eden temel sosyal s›n›flar (burjuvazi ile proletarya) aras›ndaki uzlaflmaz çeliflkiyi burjuva egemenli¤inde “uzlaflt›rmak” ve iflçi s›n›f› önderli¤indeki toplumsal mücadeleyi sosyal tabakalar (ara güçler) arac›l›¤›yla hedefinden sapt›rmak istemektedir. Sivil toplumcu anlay›fl, iki temel ve ç›karlar› tamam›yla birbirine z›t olan s›n›ftan biri olan burjuvazinin s›n›f egemenli¤ine, diktatörlü¤üne asla dokunmazken, karfl›t› proletaryay› karfl›t olmaktan ç›kar›p burjuvaziye peydahlamak istiyor.

ANT‹-EMPERYAL‹ST MÜCADELEDEN NE ANLIYORUZ? Kapitalizm, bir dünya sistemidir. Emperyalizm ise ayr› bir toplum olmay›p, kapitalizmin en geliflmifl özgün bir aflamas›, mali sermayenin egemenli¤i, asalak-çürüyen ve en önemlisi de tekelci kapitalizm demektir. Bu k›sa belirlemeden de anlafl›laca¤› gibi, her gerçek ve tutarl› anti-emperyalist mücadelenin ayn› zamanda, genel anlamda ve özünde anti-kapitalist oldu¤u sonucu ç›kar. Bizim için, ülke baz›nda emperyalizme karfl› mücadele, yeni demokratik devrim mücadelemizin ayr›lmaz bir parças›n› ifade eder. Çünkü yar›-sömürge, yar›-feodal iktisadi-toplumsal yap›ya sahip ülkemizde asgari devrim program›m›z Yeni Demokratik Devrimdir. Bu devrim öncelikli olarak anti-feodal, anti-emperyalist çeliflmeleri çözmekle görevlidir. Bu görev, ülkemizdeki üç büyük düflman› yenmeyi, tasfiye etmeyi emrediyor. Bu görev, halk›m›z›n en büyük düflman› emperyalizmi ül-

keden kovmay› ve ülkemizdeki sosyal dayanaklar› olan büyük toprak a¤alar›n›n ve komprador burjuva s›n›flar›n›n egemenli¤ine son vermeyi emrediyor. ‹flte, bizim ülke baz›nda anti-emperyalist mücadelemizin genel stratejik çerçevesi budur. Bu stratejik çerçeveyi belirleyen temel olgular ise, toplumumuzun iktisadi-toplumsal geliflme düzeyi ile egemen s›n›f iliflkileridir. Emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda ileri kapitalist ülkeler ile, yar›-feodal yar›sömürge ülkelerdeki anti-emperyalist mücadelenin biçimleri ve somut hedefleri bir ve ayn› de¤ildir. Bunun nedeni kapitalizmin mutlak yasas›n›n bir sonucu olarak, ülkelerin farkl› ekonomik-toplumsal geliflme düzeyinde bulunmalar› ve bundan kaynakl› olarak ayr› devrim (sosyalist, yeni demokratik devrim) süreçlerini ve farkl› tarihsel koflullar› yafl›yor olmalar›d›r. ‹leri kapitalist ülkelerde anti-emperyalist mücadele direkt anti-kapitalist mahiyette olup, tekelci burjuvaziyi iktidardan


al-afla¤› edip sosyalist devrimi öngörürken; emperyalist tahakküm alt›nda ezilen ve geri b›rakt›r›lm›fl yar›-sömürge yar›-feodal ülkelerde ise, proletarya önderli¤inde emperyalizm ve onun o ülkedeki toplumsal dayanaklar› olan büyük toprak a¤alar› ve komprador burjuvazinin egemenli¤ine son veren yeni demokratik devrimi (anti-feodal, anti-emperyalist demokratik mahiyette) ön görmektedir. Tarihsel koflullar› farkl› olsa da, günümüz ça¤›nda her iki devrim süreci de dünya sosyalist (proleter) devriminin bileflenini ifade etmekte ve proletarya diktatörlü¤ünü kurmay› hedeflemektedir. Proletarya diktatörlü¤üne geçifl dolays›z ve ittifaklar› dar iken, ikincisinde geçifl dolayl› ve ittifaklar genifltir. Her ikisi de (geçifl süreci farkl› olsa da) burjuvazinin s›n›f egemenli¤ine son verip, proletaryan›n s›n›f egemenli¤ini kurmay› ve s›n›fs›z-sömürüsüz-devletsiz bir toplumu, komünizmi hedeflemektedir. ‹çinde bulundu¤umuz ça¤da gerçek manada anti-emperyalist mücadele veren ve bunda en tutarl› olan hareketler, iflçi s›n›f›n›n bilimi MLM rehberli¤inde s›n›fs›z-sömürüsüz-devletsiz bir toplum olan komünizmi amaç edinmifl, gerici s›n›flar›n (tekelci bur-

juvazi, komprador burjuvazi, büyük toprak a¤alar›…) siyasal iktidar›n› parçalayan, toplumu iktisadi olarak devrimci tarzda de¤ifltiren ve yerine Sosyalizmi ve Sosyalizm perspektifli Yeni Demokratik Devrimi hedefleyen komünist parti ve örgütlerdir. Yan›s›ra emperyalizme ve uflaklar›na karfl› sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesi veren küçükburjuva, ulusal güçler de anti-emperyalist devrimci güçlerdir. Ancak bunlar›n anti-emperyalistlikleri dar ve s›n›rl›d›r. Bu güçler emperyalist egemenli¤e ciddi darbeler vurabilir ve bu kapsamda önemli geliflme sa¤layabilirler. Hatta küçük-burjuva veya ulusal devrimci nitelikte devrim de yapabilirler. Fakat proleter (komünist) ideoloji ve nitelikten yoksun olduklar› için gerçeklefltirdikleri devrimi daha ileriye, burjuvazinin s›n›f egemenli¤ine son verecek düzeye tafl›yamazlar. Yaflanm›fl deneyimlerde görüldü¤ü gibi, bu hareketler ilerlemenin belirli bir aflamas›nda emperyalist-kapitalist sistem içerisinde kendilerine bir yer bulup entegre olurlar. Bu güçler devrimci niteliklerini koruduklar› müddetçe, anti-emperyalist devrimci mücadelede en yak›n müttefiklerimizdir. Emperyalizme, ifl-birlikçileri-

ne ve uflaklar›na karfl› sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesini devrimci tarzda yürütmeyen; ele ald›¤› tüm ekonomik-toplumsal sorunlar› s›n›f mücadelesi çerçevesinde ele al›p sorunun kayna¤›na (emperyalist-kapitalist sisteme) ve siyasal iktidara yönelmeyen ve esas dayan›flmas›n› bu nitelikteki mücadeleler ile yapmayan bir hareket, baflka ne tür yararl› faaliyetler yürütürse yürütsün antiemperyalist de¤ildir. Çünkü her çeflit sömürü ve zulmün, yoksulluk ve sefaletin, haks›zl›k ve adaletsizli¤in kayna¤› emperyalist-kapitalist sistemdir. Bu gerici sistemin sahipleri de emperyalist burjuvazi, onun iflbirlikçileri ve uflaklar›d›r. Dolay›s›yla bu gerici s›n›flar›n ekonomik-toplumsal-siyasal-ideolojikkültürel-askeri egemenli¤ine son vermeden, devletini parçalayarak yerine proletarya önderli¤inde sömürülen ve ezilenlerin diktatörlü¤ünü kurmadan ba¤›ms›zl›k ve özgürlük, gerçek manada bar›fl ve kardefllik mümkün de¤ildir. Günümüzde birçok yararl› faaliyet yürüterek, kendisini antiemperyalist demokratik nitelikte göstermeye çal›flan örgütler de var. Bunlara iliflkin ön-gördü¤ümüz anti-emperyalist demokratik olman›n ölçütü fludur; Gerici iktidarlar› y›kmay› hedefleyen sosyal ve ulusal kurtulufl hareketlerinin devrimci mücadelesini hakl› ve meflru görmeleri ve de desteklemeleri; yüzlerce ekonomik-toplumsal-siyasal… sorunlar›n emperyalist-kapitalist sistemden kaynakland›¤›n› kabul etmeleri; ve tüm bu sorunlar› demokratik zeminde ama s›n›f mücadelesini ilerletme perspektifiyle ele almalar›d›r. S‹V‹L TOPLUMCU ANLAYIfi VE BURJUVAZ‹ ‹Ç‹N ÖNEM‹; Genel perspektifimizi ortaya

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

3


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

4 koyduktan sonra, flimdi, özellikle son zamanlarda dünya çap›nda giderek güçlenen ve büyük yayg›nl›k kazanan savafl ve NATO karfl›t›, IMF-DB-DTÖ-Dünya Ekonomik Forumu karfl›t›, MAI-MIGA karfl›t›, G8-AB- APEC-NAFTA karfl›t›, bar›flç›l-çevreci-cinsiyetçi, sivil toplum örgütleri-hükümet d›fl› kurumlar, ATTAC-Sosyal Form vb. sivil toplumcu hareketlerin genel analizine, daha da önemlisi sivil toplumcu anlay›fl›n genel tahliline geçebiliriz. 1956’da SBKP’nin 20. kongresinden günümüze de¤in Sovyetler Birli¤i, Çin ve Arnavutluk’ta kapitalist restorasyonun inflas›, sosyalizmden geriye dönüfller sonras› modern revizyonist teorilerin dünya çap›nda etki kazanmas›yla birlikte, emperyalist-kapitalizmin yaflad›¤› derin ekonomik krizle emperyalist burjuvazinin emek cephesine yönelik her türden sald›r›lar› daha da pervas›zlaflt›. Modern-revizyonizmin deste¤iyle estirilen emperyalist neo-liberal ideolojik sald›r›lar aras›nda “iflçi s›n›f›n›n art›k tarihsel devrimci s›n›f rolünü yitirdi¤i”, “s›n›flar aras› mücadele yerine s›n›flar aras› uzlaflman›n geçti¤i”, “s›n›fs›z-sömürüsüz ve devletsiz komünist toplum için mücadelenin “geçerlili¤ini yetirdi¤i” bunun yerine kapitalist “neo-liberal ideolojinin tek alternatif oldu¤u”… yönünde yo¤un ideolojik sald›r›lar bafllat›ld›. Bu sald›r›lar h›z›ndan bir fley kaybetmeksizin bugün de devam ediyor. Kuflkusuz bu ideolojik sald›r›lar çok daha kapsaml›. Bizim burada belirttiklerimiz sadece aysbergin görünen küçücük bir kesiti. Bu yaz› ise bu kapsaml› ideolojik sald›r›lar›n çok dar ama önemli bir alan›na; NGO (hükümet d›fl› örgütler) veya ülkemizdeki ad›yla “Sivil Toplum Örgütleri”ne (STÖ) de¤inmekle yetinecek. Zi-

ra, son on y›llarda dünyada ve ülkemizde bu gibi örgütlerin isimlerini ve faaliyetlerini çokça duyar ve görür olduk. Her geçen gün genifl çevrelerin ilgi merkezi, çekim alan› haline geliyorlar. Bunun sihrini çözmek ve gerçekli¤ini gün ›fl›¤›na a盤a ç›karma göreviyle karfl› karfl›yay›z. Komünistler, en gerici kurumlarda bile faaliyet yürütme ve orada örgütlenme yaratmalar› gerekti¤inin bilincindedirler. Ayn› flekilde, gerici kurumlarda komünistlerin faaliyet yürütmesi o kurumlar›n gerici sistemin bir parças› ve aya¤› olmad›¤› anlam›na gelmez. ‹lk önce bu iki olguyu birbirinden ay›rt edelim. STÖ’lerin tümünü karfl› devrimin kurumlar› veya piyonlar› olarak de¤erlendirmiyoruz. ‹çlerinde ilericidemokratik nitelikte olup devrimci mücadeleye belli imkanlar sunan ve s›n›f mücadelesi perspektifinde demokrasi mücadelesine kat›lanlar vard›r. Bu farkl›l›¤› ve gerçekli¤i görmemek ancak siyasal bönlükle aç›klanabilir. Biz bu farkl›l›¤›n ve gerçekli¤in bilincindeyiz. Biz tüm STÖ’lere ayr›m yapmadan, toptanc› bir mant›kla yaklaflm›yoruz. Aksine her birini s›n›f mücadelesine yönelik yaklafl›m›yla, ekonomik-demokratiksosyal sorunlar› hangi anlay›flla ele ald›¤›yla, sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelelerine nas›l yaklaflt›klar› boyutuyla ele al›yoruz. Hatta komünist ve devrimcilerin bu kurumlar› s›n›f mücadelesini gelifltirme perspektifiyle ele almalar› ve ustaca de¤erlendirmeleri durumunda bunlar›n, genifl y›¤›nlar› sorunlar› etraf›nda örgütleyerek sisteme ve gerici s›n›flara karfl› etkin bir toplumsal muhalefetin örgütlenmesine belli katk›lar› sunabilece¤ini söylüyoruz. S›n›f perspektifiyle ele al›nd›¤›nda bu katk›lar, siyasal iktidar mücadelesine güçlü flekilde kanalize

edilebilir diyoruz. Dolay›s›yla komünistlerin bu gibi kurumlarda örgütlenmeleri gerekti¤ini belirtiyoruz. Biz hiçbir zaman en nitelikli STÖ veya en nitelikli demokratik bir kurum da olsa, ona s›n›f mücadelesine önderlik etme, siyasal iktidar mücadelesi yürütme gibi bir görev ve sorumluluk yüklemiyoruz. Böylesi bir anlay›fl siyasal iktidar mücadelesini, buna önderlik eden araçlar›n (siyasal partiler) görevlerini ve en önemlisi de Proletarya Partisi’nin öncülük ve önderlik misyonunu hiç kavramam›fl, bilmiyor demektir. fiimdilik, sadece her arac› s›n›f mücadelesi do¤rultusunda niteli¤ine, üstlendi¤i görev ve sorumluluklar›na uygun ele ald›¤›m›z› belirtmekle yetinelim. Bizim bu bölümde ele alaca¤›m›z olgu STÖ’lerin, sivil toplumculu¤un burjuvazi için ne gibi bir öneme sahip oldu¤u ve onun bu tür kurumlara yükledi¤i ideolojik-politik misyondur. Ele alaca¤›m›z yön burjuvazinin iflçi s›n›f›n›n toplumsal mücadelesini yolundan sapt›rmak, s›n›f dayan›flmas›n› ortadan kald›rmak ve devrimci mücadeleyi zay›flatmak için sivil toplumculu¤a yükledi¤i misyondur. Çünkü, en kestirmeden sivil toplumcu anlay›fl, s›n›f uzlaflmazl›¤› yerine s›n›f iflbirlikçi teori ve prati¤inin üretildi¤i laboratuar demektir. fiu bölümdeki ilgi alan›m›z bu gibi kurumlarda komünistlerin, devrimcilerin örgütlü olup olmamas› veya bu kurumlar›n devrim lehine yararl› ifller yap›p yapmamas›ndan çok, karfl›-devrimin s›n›f mücadelesi karfl›s›nda bu tür kurumlara yükledi¤i misyonun a盤a ç›kar›lmas›d›r. Bu nedenle konumuz tek tek STÖ’lere de¤inmekten çok, burjuvazinin bunlar üzerinden nereye varmak istedi¤ini a盤a ç›karmakt›r. Ve tabi ki yeri geldi¤inde, baz› “ünlü”


STÖ’lere de¤inmeden geçmeyece¤iz. Bu alanda komünistleri ve devrimcileri büyük tehlike ve tuzaklar bekliyor. Bu gibi hareketlerin gerçek yüzünü ve burjuvazinin bu gibi hareketlere yükledi¤i misyonu flimdiden deflifre edemez ve flu ana kadar bu eylemlere damgas›n› vuran niteli¤i a盤a ç›karamaz isek gelecekte ciddi sorunlar yaflayabiliriz. Zira çok sinsi ve bilinçlice estirilen ve daha da güçlendirilecek olan tasfiyeci, reformist dalgayla yüz yüzeyiz. Bir ülkede e¤er STÖ’ler güçlü ve etkili ise, istisnalar d›fl›nda orada komünist ve devrimci güçlerin zay›f, reformistlerin ise güçlü; siyasal iktidar› hedefleyen s›n›f mücadelesinin geri, sosyal meseleleri ele alan sivil toplumcu hareketin ise ileri oldu¤u anlafl›lmal›. ‹lk bak›flta bu belirme baz›lar›na yanl›fl veya gerçek d›fl› gelebilir. Fakat oradaki geliflmeler

yöntemlere baflvurur. Bu hesaplar›n birço¤unu da devrim saflar›nda bulunan ideolojik ajanlar›, “sivil toplumcu” anlay›fl ve MLM’yi revizyondan geçirmek isteyen “yenilikçi” dönekler üzerinden hayata geçirir. Önceden yaflanm›fl yüzlerce pratikten de görüldü¤ü gibi, burjuvazi, ilk önce gerçeklefltirece¤i sald›r›n›n ideolojik zeminini haz›rlar. Güçlü ve yayg›n bir ideolojik propagandayla sadece emekçi ve ezilen kitleler aras›nda de¤il, ayn› zamanda devrimci güçler aras›nda da ciddi kafa kar›fl›kl›¤› ve ideolojik tahribatlar yarat›r. Sivil toplumcu düflüncenin temeli fludur; sivil toplumculuk, toplumu üretim tarz›na ve ekonomik temele ba¤l› olarak ele almama üzerine kurulmufltur. Bununla s›n›fl› toplumu karakterize eden temel sosyal s›n›flar (burjuvazi ile proletarya) aras›ndaki uzlaflmaz çeliflkiyi burjuva egemenli¤inde

s›n›f mücadelesi perspektifiyle ele al›nd›¤›nda, bu genel belirlemenin do¤rulu¤u görülecektir. Tüm gerici s›n›flar, emperyalist burjuvazi sömürü ve zulüm üzerine kurulu egemenliklerini sürdürmek ve s›n›f düflmanlar›n› bölmek, da¤›tmak ve güçten düflürmek için olmad›k politika ve

“uzlaflt›rmak” ve iflçi s›n›f› önderli¤indeki toplumsal mücadeleyi sosyal tabakalar (ara güçler) arac›l›¤›yla hedefinden sapt›rmak istemektedir. Sivil toplumcu anlay›fl, iki temel ve ç›karlar› tamam›yla birbirine z›t olan s›n›ftan biri olan burjuvazinin s›n›f egemenli¤ine, dik-

tatörlü¤üne asla dokunmazken, karfl›t› proletaryay› karfl›t olmaktan ç›kar›p burjuvaziye peydahlamak istiyor. Bununla da burjuva sisteminin, emperyalist-kapitalist düzenin “alternatifsiz”li¤ini yaymak istiyor. “Orta-s›n›f” teorisi proletaryay› burjuvaziyle uzlaflt›rmaktan öte, esas olarak proletaryay› burjuva diktatörlü¤ü alt›nda esir tutmay› ve ücretli köleli¤i bir kadermifl gibi sürdürmeyi amaçl›yor. ‹flte tuza¤›n en büyü¤ü ve tehlikelisi buraya kurulmufltur. Özellikle komünist, devrimci hareketin yenilgi veya zay›flad›¤› dönemlerde ideolojik sald›r›lar›n tahribatlar› çok daha büyük olur. ‹flçi s›n›f›n›n tarihsel devrimci rolünde, devrim yapma iddias›n›n teori ve prati¤inde, sosyalizmekomünizme duyulan inanç ve ba¤l›l›kta, s›n›f mücadelesini devrimci tarzda sürdürme azmi ve cesaretinde, düzen d›fl› örgütlenme ve bu düzenin y›k›m›n› hedefleyen mücadelenin zorunlulu¤unda, devlet ve devrim meselesinde… ciddi sars›lmalar, savrulmalar yaflan›r. Sivil toplumcu siyaset böylesi durumlarda önemli görevler üstlenir. Peki nedir bu görevler? Yukar›daki amaca varmak ve kurdu¤u tuza¤› etkili k›lmak için ekonomik-toplumsal sorunlar› s›n›f perspektifinden sapt›rarak ele alma ve devleti y›kma meselesinden soyutlayarak, emekçi s›n›flar›n birli¤ini ve örgütlü gücünü parçalayarak, siyasal iktidar mücadelesini sosyal hareketlere dönüfltürerek, radikal devrimci mücadeleyi pasifize edip düzen içine çekerek, toplumsal mücadeleyi burjuvazinin kabul edebilece¤i s›n›rlara hapsetmektir. Post-modernist ve post-kapitalisttirler. S›n›flararas› uzlaflmaz çeliflkinin “çözüldü¤ünü”; art›k iflçi s›n›f› ve emekçilerin, ezilenlerin devrimci s›n›f savafl›mlar›n›n “bitti¤ini”, bunun yerine

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

5


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

6 atomlar›na kadar bölünmüfl toplumun sosyal mücadelesinin (ulusalc›, etnikçi, mezhepçi, sektörcü, çevreci, yerelci, cinsiyetçi, bar›flç›, … kimliklerin) daha bir önem kazand›¤›n› ileri sürmekteler. Bununla Komünist Manifesto’da, “fiimdiye kadarki bütün toplumlar›n tarihi, s›n›f savafl›mlar› tarihidir.” yönündeki nesnel, evrensel ve bilimsel ilkesinin tam karfl›s›nda yer al›rlar. MLM’nin s›n›f tahlilini bilimsel ve nesnel zemininden kopartarak ele almakta ve art›k bu koflullarda s›n›f temeline dayal› siyasetin nesnelli¤ini yitirdi¤i, yani s›n›fsal-ideolojik-politik kimlik yerine sosyal zemindeki tek tek kimliklerin ve de sorunlar›n kayna¤›na yönelmeyen burjuva-pasifist ekonomik-sosyal mücadelenin önem kazand›¤›n› savunmaktalar. Bu neo-liberalist “orta-s›n›f” ideologlar›, “üçüncü yol” ak›l hocalar› görüfllerini flu temele (çok genel olarak) oturtmaktalar. “Sivil toplum (üretim tarz›na ve ekonomik temele ba¤l› olmayan toplum (?!)) geniflledikçe devlet daralacak. Devlet daral›nca da sivil toplum geniflleyecek ve böylelikle demokrasi derinleflecek. S›n›flar ve uzlaflmaz çeliflkiler çözülmüfltür, dolay›s›yla s›n›fa dayal› dayan›flma art›k kalkmal›d›r. Toplum bireye kadar parçaland›¤›ndan herkes birey-merkezci eksende yafl›yor. O halde bireyler, çeflitli ilgi ve ç›kar alanlar›n› merkeze almal› ve bu toplumda etkili olmak için, kendi aralar›nda birey-merkezci dayan›flma göstererek bask› gruplar› oluflturmal›d›r. Partiler art›k belli sosyal s›n›flar›n temsilcisi olmaktan ç›kmal›, sa¤ ve sol politikalar› ay›ran çizgiler, ilkeler belirsiz hale gelmeli, tekleflmeli ve böylelikle toplumda (kapitalist, yar›-feodal) istikrar sa¤lanmal›d›r. Temsili de-

mokrasi art›k günümüz toplumuna uygun düflmüyor. Bunun yerine kat›l›mc› (birey-merkezci tepki gruplar›n›n kat›l›m›) demokrasiye geçilmelidir. Parti taraftarl›¤› yönündeki politika terk edilmelidir. Politika aktif yap›lmal›d›r ama a-politik ve ideolojik olmayan sivil toplumcu, ekonomist, pasifist, bar›flç›l, hümanist, cinsiyetçi, yerelci, birey-merkezci bir siyaset izlenmelidir. Merkezi yönetimle yak›n diyaloga girilmeli, yerel yönetimin karar mekanizmas›na etkide bulunulmal›d›r.” Bu proje emperyalist burjuvazinin neo-liberal ideoloji ve politikas›na hizmet etmektedir. Bu proje iflçi s›n›f› ve emekçileri s›n›fsal-ideolojik kimliklerinden boflaltma, s›n›f mücadelesinden

Sivil toplumcu anlay›fl gerici s›n›flar ve onlar›n s›n›f egemenli¤inin bask› arac› olan devleti için asla bir tehlike oluflturmaz. Aksine onlara ciddi oranda nefes ald›rmakta ve kitleler nezdinde teflhir olmufl yanlar› onarmas›na, iyilefltirmesine imkan vermektedir. sapt›rma, a-politiklefltirme ve kendilerini gerici s›n›flar› iktidardan al-afla¤› edecek güçlü bir araçtan, komünist partiden uzaklaflt›rmad›r. Bu proje sosyal-demokrasiyi, reformizmi, tasfiyecili¤i ve düzen-içili¤i meflrulaflt›rma ve gelifltirmedir. Bunlar sermayenin ç›karlar›n› güvenceye, eme¤in ç›karlar›n› ortadan kald›ran siyasal yaklafl›mlar

olmas›na ra¤men, burjuvazi, devrim saflar›ndaki ideolojik ajanlar› üzerinden sanki emek cephesinin s›n›fsal ç›karlar› korunuyormufl gibi ve sanki burjuvazinin s›n›f egemenli¤inin sadece bir biçimi olan demokrasinin, emekçilerin lehine burjuvazinin aleyhine geliflme sa¤l›yormufl gibi propaganda etmektedir. Sivil toplumcu anlay›fl gerici s›n›flar ve onlar›n s›n›f egemenli¤inin bask› arac› olan devleti için asla bir tehlike oluflturmaz. Aksine onlara ciddi oranda nefes ald›rmakta ve kitleler nezdinde teflhir olmufl yanlar› onarmas›na, iyilefltirmesine imkan vermektedir. Bunu ülkemizin gerici s›n›f sözcülerinden iki yazar ve gazetecinin görüfllerine bafl vurup örneklemek de mümkün. Birinci örnek; S.Kohen, 11 Kas›m ‘99 tarihli Milliyet köflesinde, NGO’lar (STÖ) konusunda devlete ak›l vererek, flunlar› söylüyor. “NGO’lar aras›nda Türkiye’nin belirli konulardaki politikalar›na karfl› ç›kanlar ve bu arada önyarg›l› olanlar (hatta aleyhte faaliyette bulunanlar) olabilir. Ama bu, Türkiye’nin genelde bu kurulufllara karfl› alerji duymas› için bir neden de¤ildir. …Son günlerde ‹stanbul’daki konferans s›ras›nda da görüldü ki, Türk ve yabanc› NGO’lar›n ço¤u, Türkiye’nin hayr›na faaliyette bulunan ve ciddiye al›nmas› gereken, sayg›n kurulufllard›r. (abç)” ‹kinci örnek; çok say›da Türkiyeli STÖ temsilcisi ad›na “demokratik toplumcu ça¤r›”y› kaleme alan A. Taner K›fllal›’d›r. K›fllal› bu ça¤r›da, faflist T.C devletinden umudu kesilen kitleleri yeniden devlete kazand›rmak için ç›rp›n›yor. Bunun için faflist devleti kurtarmak için STÖ’leri göreve ça¤›r›yor. O, devletin ideolojik-s›n›fsal özünü ve bask› arac› olma rolünü bilinçlice çarp›tarak,


flunlar› söylüyor. “Laik demokratik cumhuriyet tehdit alt›ndad›r.(abç) …bununla savaflmak durumunda olan devlet kurumlar›n›n ço¤u yozlaflm›flt›r. …siyasal partiler tabanlar›ndan ve dolay›s›yla toplumdan kopmufllard›r. …kitlelerde giderek yayg›nlaflan umutsuzlu¤un nedeni bu ç›kmazd›r. …Ortaya ç›kan bu olumsuz tablo içindeki en önemli umut ›fl›¤› ise devletten ve siyasal partilerden kesilen umutlar sonucu say›lar› h›zla ço¤alan “sivil toplum” örgüleridir. (abç) …devlet yans›zl›¤›n› yitirmifl, herkesin devleti olma özelli¤inden uzaklaflm›flt›r. …toplumu yeniden esenli¤e ç›karmak ve ülkeyi üçüncü bin y›la haz›rla-mak için devleti hastal›klar›ndan ar›nd›rmak gerekmektedir. …devlet ne kutsald›r ne de ideolojik bir ö¤edir. Sadece dengeli, sa¤l›kl›, huzurlu bir topluma ulaflmada etkili ve vazgeçilmeyecek bir araçt›r.” STÖ anlay›fl› ve projesi, s›n›fsal-ideolojik duruflu d›fltalayarak gerici s›n›flar›n icazetinde siyaset yapan, dünya kapitalist sistemin

ihtiyaç duydu¤u çeflitli toplumsal güçleri onun ad›na kazanan ve y›¤›nlar›n s›n›fsal tepkilerini s›n›f mücadelesi kulvar›ndan ç›kar›p sivil toplumculu¤un dipsiz kuyusunda bo¤durmak istiyor. Ki zaten toplumun ve iflçi s›n›f›n›n atomlar›na kadar bölündü¤ünü ileri sürmeleri, s›n›f temeline dayal› siyasetin de art›k geçerli olmad›¤› sonucuna götürmektedir. Bu ise kapitalizmin ve ücretli köleli¤in ilelebet hüküm sürmesini istemek demektir. Ve büyük usta Lenin yoldafl›n deyimiyle, bunlar; “…emperyalizmi reformist yoldan “yetkinlefltirmek” için, onun buyru¤una girerek ona uyum sa¤lamak için mücadele ediyor.” Bu proje kapitalizmin temellerine dokunmadan onu “yeniden yap›lan-d›rmak” ve burjuva devletinin s›n›fsal özünü genifl y›¤›nlardan gizleyerek y›pranan, teflhir olmufl yönleri onarma amac›nda. Burjuvazi bununla, sivil toplumcu argümanlar üzerinden siyaseti yeniden yap›land›rmak istiyor. Bununla baflta iflçi s›n›f› olmak üzere, kendi egemenli¤inde toplumsal s›n›flar› yeniden revizyon-

dan geçirmek istiyor. Çünkü sivil toplumculuk, en baflta toplumu gerici devlet ayg›t›yla bütünlefltirme ve tüm emekçi s›n›flar› ücretli kölelik temelinde uzlaflt›rma projesidir. Bundand›r ki, burjuva devletin temellerine ve üretim araçlar› üzerinde özel mülkiyet olgusuna asla dokunmaz. Aksine onu kutsamak için k›l›ktan k›l›¤a giriyor. Böylelikle sömürü ve zulüm üzerine kurulu emperyalist-kapitalist sistemi ve onun her halkas›ndaki gerici devleti y›kmay› hedefleyen s›n›f mücadelesinin gereksiz hale getirilmesi ve iflçi s›n›f›n›n devrimci rolünün siliklefltirilmesi amaçlanmaktad›r. Bu tam da neo-liberalizmin s›n›flar› “uzlaflt›rmak” için kulland›¤› “ortas›n›f” ideolojisi ve sosyal-demokrasinin solun önüne döfledi¤i “üçüncü yol” tuza¤›d›r. STÖ’lerin faaliyet alan› oldukça genifl ve renklidir. Fakat hiç birisinde s›n›f mücadelesi temelinde bütünlüklü bir yaklafl›m yoktur. Her sorunu, her alan› ve her konuyu sistemden, s›n›flardan, ideolojik-politik kimlikten, s›n›f mücadelesinden soyutlaya-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

7


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

8 rak ele al›r. Kad›n, çocuk, iflsizlik sorunu, çevre ve ekolojik sorunu, savafl ve bar›fl sorunu, ulusal-etnik-kültürel sorunu, sa¤l›k-e¤itim-hizmet-borç… her fleyi bütünden kopararak tek bafl›na, dünya kapitalist sisteminden, emperyalizmden, s›n›f-devlet-iktidar olgusundan kopar›r. Her çeflit haks›zl›¤›n, açl›k ve sefaletin, sömürü ve zulmün kayna¤›na; emperyalist-kapitalizme yönelen sosyal ve ulusal kurtulufl mücadeleleriyle aralar›na kal›n hatlar çeker. Ve hatta Brezilya Porto Alegre’de oldu¤u gibi, toplant›da burjuva-liberal ideologlara, gerici devlet temsilcilerine genifl yer verirlerken, sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesini radikal, silahl› devrimci tarzda yürüten hareketleri foruma bile almazlar. Eylemleri “sivil itaatsizlik” düzleminde yer alan kendili¤indencidir. Bu özellikleriyle, içinde bir tak›m anti-emperyalist güçler olsa da, günümüze kadarki bileflimine, siyasetine ve eylemine damgas›n› vuran yön kesinlikle anti-emperyalist de¤ildir. Gerici s›n›flar›n kabul ve tahammül edebilece¤i ölçüde muhalefet yürütürler. Karfl› karfl›ya kald›klar› ve ele ald›klar› sorunlar›n kayna¤›na, s›n›fsal kökenine inmezler. Aksine sonuçlar› üzerinde siyaset yaparlar. Onu da çözme tarz›nda de¤il, “iyilefltirme”, “onarma” ve “düzeltme” boyutuyla ele al›rlar. DSF VE STÖ’LER‹N F‹NANSMAN SORUNU; Özellikle son birkaç y›lda STÖ’lerin bir k›sm› “sosyal forum” ad›nda uluslararas› bir örgütlülü¤e gittiler. Dünya Sosyal Forumu (DSF) Ocak 2001’de Brezilya Porto Alegre’de, Avrupa Sosyal Forumu da (ASF) Mart 2002’de Belçika Brüksel’de kuruldu. Çok yak›n gelecekte s›ras›yla Asya, Latin ve kuzey Amerika, Afrika Sosyal Fo-

rumlar› kurulacakt›r. Sosyal Forum sadece k›ta veya bölgeler düzeyinde de¤il, ayn› flekilde tek tek ülkeler baz›nda da örgütlenmeyi hedefliyor. Örne¤in Türkiye’de “‹stanbul Sosyal Formu” kurma çal›flmalar› ve bunu ülke çap›na yayma görevleri devam ediyor. Bilindi¤i gibi DSF’yi oluflturanlar›n bafl›nda ATTAC (mali piyasalar›n ve kurumlar›n demokratik denetimi için uluslararas› hareket) geliyor. Bu örgüt 1998’de Fransa’da kuruldu. Özellikle Internet a¤lar› üzerinden iliflkilerini gelifltirerek k›sa sürede dünyaya yay›ld›. Neo-liberalizmin afl›r›l›klar›na karfl› daha “›l›ml›”, “hümanist” ve “denetlenebilen” kapitalizmi istiyor. ‹deologlar› daha çok Le Monde Diplomatique çevresinde kümelenmifltir. Frans›z devletiyle, de¤iflik tekeller ve fon kurumlar›yla yak›n diyalog içindedir. fiimdi, “Dünya Sosyal Forumu”nun 2. toplant›s›ndan sonra yay›nlad›¤› bildirgeden, ne için mücadele ettiklerini aç›klayan bölüme yer verece¤iz. Çünkü bu bildirge sivil toplumcu anlay›fl› ve genel taleplerini büyük oranda yans›t›r özelliktedir. “fiunlar için mücadele ediyoruz: Demokrasi: insanlar›n kendi hükümetlerinin kararlar›n›, özellikle de uluslararas› kurumlarla iliflkilerdeki kararlar›n› bilme ve elefltirme hakk› vard›r. Hükümetler nihai olarak kendi halklar›na karfl› hesap vermek durumundad›r. Dünya çap›nda seçime dayanan ve kat›l›mc› demokrasilerin kurulmas›n› desteklerken, devletlerin ve toplumlar›n demokratiklefltirilmesi ihtiyac›n› ve diktatörlüklere karfl› mücadeleleri vurguluyoruz. D›fl borç ve tazminatlar›n iptali. Spekülatif faaliyetlere karfl›: Tobin vergisi gibi özel vergilerin

koyulmas›n› ve vergi cennetlerinin ortadan kald›r›lmas›n› talep ediyoruz. Bilgi hakk›. Kad›n haklar›, fliddet, sömürü ve yoksulluktan kurtulufl. Savafl ve militarizme karfl›, yabanc› askeri üs ve müdahalelere karfl›, fliddetin sistematik olarak art›r›lmas›na karfl›; müzakerelere ve fliddet içermeyen çözüm yöntemlerine ayr›cal›k tan›yoruz. Bütün insanlar›n, sivil toplumdan ba¤›ms›z aktörlerin kat›ld›¤› uluslararas› uzlaflt›r›c› talep etme hakk›n› tan›yoruz. Gençlerin haklar›, paras›z e¤itim ve sosyal özerklik haklar›n› ve zorunlu askeri hizmetin kald›r›lmas›n›. Bütün halklar›n özellikle yerli halk/toplumlar›n kendi kaderini tayin etme hakk›.” U¤runa mücadele ettikleri yukar›daki amaçlardan ve istemlerden hangisi, emperyalist-kapitalist sistemi hedefliyor? Büyük ve gösteriflli propaganda ve eylemler yapan bu forum, on binlerin öfke ve tepkilerini nereye tafl›yor? S›n›f mücadelesini ilerletme yönünde ne yap›yor? Nas›l bir dünya, nas›l bir düzen istiyor? Yüz milyonlarca emekçi ve ezilenin karfl› karfl›ya kald›¤› sömürü ve zulmün, açl›k ve sefaletin kayna¤›n› nerede ar›yor? Bu sorular› sorarken hiçbir komünistin DSF’nin, s›n›f mücadelesine önderlik etme ve taleplerini de bu temelde belirtmesi gerekti¤i yönündeki uçuk bir düflünceye kap›lm›yor. Bunu aç›kça belirtelim. Sordu¤umuz fley fludur. Bahsi edilen yüzmilyonlarca insan›n sorunlar›n› (ekonomiksosyal-siyasal-demokratik-akademik-ekolojik-az›nl›k-kad›n-çocuk-borç-savafl-bar›fl…) hangi dünya bak›fl aç›s› çerçevesinde ele ald›klar›, çözümlerini hangi ekonomik-toplumsal sistemde arad›klar›, hangi temel sosyal s›-


DSF toplant›lar›n› organize etmek çok büyük bir finansman› gerektiriyor. Peki bu finansman nereden geliyor? Sömürü ve zulüm üzerine kurulu bu gerici sistemi y›kmay› de¤il de “onarmay›” ve “gelifltirmeyi” önüne görev koyan bu projeyi hangi gerici güç desteklemez ki! n›ftan ve düzenden yana olduklar› ve bu sorunlar› s›n›f mücadelesini ilerletme perspektifinde ele al›p almad›klar›d›r. Sordu¤umuz sorularda arad›¤›m›z düzey sadece budur. Yoksa, kimse onlara neden iktidar mücadelesi vermiyorlar, neden devrimci mücadele yürütmüyorlar… gibi sorular sormuyor ve cevaplar› da bu eksende beklemiyor. DSF veya genel anlamda Sosyal Forum, STÖ’lerin tipik ve bir üst örne¤i oldu¤undan, s›n›rl› da olsa bu örgüte ve baz› yaklafl›mlar›na de¤inmekte yarar var. DSF toplant›lar›n› flu ana kadar (üç kez) Brezilya’n›n Rio Grande do Sul eyaletinin (ülkenin güney-do¤usunda) baflkenti Porto Allegre’de yapt›. Toplant› yeri öylesine gelifli-güzel tespit edilmemifltir. Buras› sivil toplumcu anlay›fl›n en güçlü oldu¤u yerlerden biridir. Daha önceki sayfalarda “merkezi yönetimle yak›n diyaloga girilmeli, yerel yönetimin karar mekanizmas›na etkide bulunulmal›d›r.” anlay›fl›n›n yaflam buldu¤u ve “kat›l›mc› bütçe”nin oldu¤u yerdir Rio Grande do Sul eyaleti. Ve bu özelli¤iyle “küreselleflme karfl›t›” teorisyenlerin de laboratuar› özelli¤indedir. Nas›l m›? Bu eyalette Brezilya ‹flçi Partisi ikti-

darda iken, eyalet bütçesinin % 10’unun nas›l ve nerede kullan›laca¤›na dair karar› oylama yoluyla kitleler veriyor(du). Buna ra¤men kitlelerin % 10 kat›l›m yetkisi ço¤u zaman budand›, uygulanamad›. Eyalet yönetimi merkezi hükümetin, daha do¤rusu kompradorlar›n ve emperyalist babalar›n dedi¤ini yapmak zorundayd›. Çünkü ekonomik ve siyasal güç onlardayd›. Ve tabi ki onlar›n dedi¤i olacakt›. Fakat buna ra¤men bu proje, emekçileri iktidar perspektifli s›n›f mücadelesinden sapt›r›p, sorunlar›n çözümünü gerici düzen içerisinde aramaya yöneltme görevinde k›smi baflar› sa¤lamaya devam ediyor. S›n›f mücadelesinin iktidar hedefli siyasetinin karfl›s›nda diktirilen “yerelcilik”, “yerel yönetimcilik”, “belediyecilik”… gibi oluflumlar, sivil toplumcu anlay›fl›n bir baflka tuza¤›d›r. Bunlar, s›n›f mücadelesinin karfl›s›na konuldu¤u ve iktidar perspektifinden uzaklaflt›rd›¤› için tuzakt›r diyoruz. Yoksa, s›n›f mücadelesini ilerletme perspektifiyle ele al›nd›¤›nda bu kurumlar devrimci mücadelenin geliflimine katk›lar sunar. Bugün ülkemizde, bunu tuzak örne¤inde ele alan ve bunun önderli¤ini çekenlerin bafl›nda KADEK-DEHAP ve ÖDP geliyor. DSF toplant›lar›n› organize etmek çok büyük bir finansman› gerektiriyor. Peki bu finansman nereden geliyor? Sömürü ve zulüm üzerine kurulu bu gerici sistemi y›kmay› de¤il de “onarmay›” ve “gelifltirmeyi” önüne görev koyan bu projeyi hangi gerici güç desteklemez ki! Biz DSF’nin 2003’teki toplant›s›n›n finansman›n› sa¤layan çok say›da gerici güç içerisinde sadece ikisinin (ulusal ve uluslararas› düzeyde) ismini vermekle yetinece¤iz. Biri Brezilya devletine ait büyük pet-

rol flirketi PETROBRAS di¤eri, dünyan›n en büyük ikinci otomotiv tekeli FORD Vakf›. Birleflmifl Milletler, AB, emperyalist tekeller ve bunlar›n kurdu¤u vak›flar, istihbarat örgütleri, Dünya Bankas›, Uluslararas› Para Fonu, tek tek gerici devletler… sivil toplumcu anlay›fllar›n s›n›f mücadelesinin içini boflaltma ve devrimci mücadeleyi yolundan sapt›rmak için yayg›nlaflmas› ve güçlenmesi için ellerinden gelen her fleyi yap›yorlar. Örne¤in günümüzde ‹sviçre devleti, “gelifltirme amaçl›” verdi¤i d›fl yard›m›n % 30’unu, ABD ise en az % 40’›n› STÖ’ler üzerinden yap›yor. Dolay›s›yla STÖ’lerin büyük ço¤unlu¤unun finansman› üyelerinden de¤il, yukar›da s›ralad›¤›m›z emperyalist ve gerici kurulufllardan geliyor. Art›k bir y›lda STÖ’lere akan paran›n toplam› yüzmilyon dolarlarla de¤il, milyar dolarla ifade ediliyor. Bu pastadan en büyük pay› (y›lda 50 ila 500 milyon dolar) kapan STÖ’lerin bafl›nda World Vision, Foster Parent Plan, Misereor, Oxfam, Medecins Sans Frontiers, Care… geliyor. Birleflmifl Milletlerin dan›flman› statüsündeki STÖ’lerin say›s› ikibinbeflyüz’ü afl›yor. IMF, DB ve Dünya Ticaret Örgütü’ne taleplerini iletme tarz›nda dan›flmanl›k yapanlar›n say›s› ise gene yüzlercedir. Emperyalist kurumlarla iliflkide olan Uluslararas› STÖ’lerin say›s› 20 binin üzerinde. Ve bunlar›n da en az 500 bin ulusal/yerel STÖ’ler ile iliflkileri var. Neo-liberalizmin özellikle 1980’ler sonras› yo¤un ve pervas›zca sald›r›lar› sonucu iflçi s›n›f›, halklar ve ezilen uluslar büyük y›k›mlara maruz kald›. Ve hiç kuflku yoktur ki, bu y›k›mlar›n en büyü¤ünü de yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerin ezilen halklar› yaflad›. Sömürü, zulüm, yoksulluk,

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

9


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

10 açl›k ve sefalet neo-liberalizmin “serbest piyasa”, “K‹T’lerin tasfiyesi” ve “özellefltirme”… sald›r›lar›yla çok daha artt›. Buna paralel y›¤›nlar›n öfke ve tepkileri, düzen d›fl› aray›fllar› da artmaktayd›. Emperyalist burjuvazi bu y›k›m sonucu büyük bir sorunla, devrimci direnifl ve mücadeleyle karfl› karfl›ya kalaca¤›n› biliyordu. ‹flte emperyalist burjuvazi devrimci mücadelenin ivmesini düflürmek, örgütlü gücünü zay›flatmak ve toplumsal enerjiyi s›n›f mücadelesinden sapt›r›p kendi kanallar›na ak›tmak, yada kontrol ve denetim alt›nda tutmak için, sivil toplumcu anlay›fllar› daha güçlü flekilde örgütleyerek devreye soktu. Eskilerine ek olarak k›sa sürede toplumu atomlar›na kadar parçalayarak yeni faaliyetler, yeni alanlar, yeni sorunlar, yeni kimlikler keflfedip, projeler fleklinde STÖ’lerin önlerine koydular. Bununla hem iflçi s›n›f›n›n örgütlü gücünü parçalamakta hem de, kendilerini “alt-kimlik”lerle ifade edenler üzerinden yeni pazar-meta alanlar› yaratmaktad›r. Bir ülke veya bölgede devrimci mücadele mi gelifliyor? Di¤er oluflum ve örgütlenmelerin yan›nda, hemen “kültür ve e¤lence”, “sa¤l›k ve spor”, “sosyal hizmetler”, “din ve mezhep”… üzerine proje yapan, “gönüllü” hizmetler sunan çok say›da STÖ’ler devreye girer. Bunlar üzerinden devrimci mücadeleyi geriletmek ve kitleleri bu mücadeleden uzaklaflt›rmak için yeni u¤rafl ve ilgi alanlar› yarat›l›r. Bir ülkeye sald›r› m› düzenlenecek, iflgal mi edilecek yada darbe mi yap›lacak? Önceden “ekonomik gelifltirme ve alt-yap›”, “insan haklar› ve demokrasi”, “sa¤l›k ve sosyal hizmetler”, “e¤itim ve bilimsel araflt›rma”… üzerine faaliyetleri olan “fedakar” STÖ’ler devreye girer. En önemli ve zor görevi bunlar al›r. Baz› du-

rumlarda da “öncü grup” misyonunu üstlenirler. “Kutsal” göreve ça¤r›lan bu “gönüllü”, “fedakar” ve “kendi halince” olan STÖ’ler içerisinde kimler olmaz ki! ‹stihbarat görevlisi ve ajanlar m› dersin, yoksa ordu ve polis gücüyle çal›flanlar m›, ya da devletler ve tekeller ad›na özel araflt›rma yapanlar m› dersin… kim yok ki! Sadece Yugoslavya ve Afganistan iflgalleri ve bugün yaflanmakta olan Irak iflgali göz önüne al›n›rsa, bu tür örgütlenmelerin faaliyetlerini anlamakta zorluk çekmeyiz. Amaçlar› do¤rultusunda kamuoyu oluflturmak, dez-enformasyon yaratmak, manipülasyon yapmak m› gerekiyor, hiç sorun de¤il. Zira “iletiflim ça¤›”nda yafl›yoruz. STÖ’ler görünürde devletlerden ve özel sektör (tekeller)den ba¤›ms›z, kendi halince kitleler aras›nda özverili faaliyet yürüten, y›¤›nlar›n toplumsal enerjisini “profesyonelce” harekete geçirerek “yararl›” projeler üreten ve “iflbilir”, “zeki” menejerleri sayesinde de projeleri için yukar›dan veya d›flar›dan finanssal kaynak bulabilen “yarat›c›” örgütlerdir. Günümüzde öyle bir düzeye geldiler ki, binlerce projeye “imza” atmakta ve “ifl bilir” menejerleri sayesinde büyük neo-liberal ekonomik güçler ile, yerel serbest piyasa aras›nda “arac›l›k” yapan etkin kurumlar oldular. STÖ’lerin büyük ço¤unlu¤u hem neo-liberalizmin kitleler aras›ndaki destekçisi, hem de “antidevletçi” özelli¤iyle liberal ideolojinin IMF, DB ve tekellerin K‹T’lerin özellefltirilmesini, devletin küçültülmesi ve sermayeye özgürlük isteyen talepleriyle bütünleflerek, neo-liberalizmin y›¤›nlar aras›ndaki güçlü temeli haline geldiler. “Yararl›” yayg›n toplumsal projeleri (ekonomiksosyal-kültürel-sportif…tek tek kimlikler) sayesinde genifl kitlele-

ri cezbetmekte ve böylece y›¤›nlar›n toplumsal enerjisini s›n›f mücadelesinin kulvar›ndan ç›kar›p tek tek sosyal-ekonomik meselelere çevirmekteler. Bu yolla neo-liberal politikalar›n sald›r›s› ve sosyal-devletin tasfiyesi sonucunda büyük y›k›m yaflayan ve bunun bir sonucu olarak siyasallaflma potansiyeli tafl›yan iflçi s›n›f› ve emekçilerin siyasetten, siyasal iktidar mücadelesinden uzaklaflt›r›lmas› amaçlanmaktad›r. Bu yolla devrimci mücadeleye darbe vurulacak ve emperyalist-kapitalist sistem y›¤›nlar aras›nda, STÖ’ler üzerinden güçlü bir aya¤a kavuflmufl olacakt›r. DB VE STÖ’LER; “ORTA SINIF” VE “ÜÇÜNCÜ YOL” TEZLER‹; Örnek olmas› aç›s›ndan, Dünya Bankas›’n›n (DB) bu do¤rultudaki giriflimlerine k›sa bir göz atmakta fayda var. STÖ’lere iliflkin acaba DB’nin bir çal›flmas› var m›d›r? DB, emperyalist burjuva egemenli¤inin daha güçlü tesisi için ekonomik, toplumsal, insan haklar› ihlalleri, demokrasi, çevre, borç… vb önemli konularda faaliyet yürüten binlerce STÖ’ler ile yak›n iliflki içerisindedir. Bu iliflkileri kendi bünyesinde “diyalog” ve “dan›flma” birimleri ad› alt›nda oluflturdu¤u özel birimler arac›l›¤›yla yürütüyor. Biz bu yaz›m›zda sadece, bu özel birimlerden bir kaç›na de¤inmekle yetinece¤iz. STÖ’ler ile güçlü iliflkiler kuracak, onlar› “tehlike”, “karfl›t” olmaktan ç›kar›p “anlaflabilir”, “uzlaflabilir” bir noktaya getirmek ve DB’nin onlar›n karfl›s›nda de¤il yan›nda oldu¤unu göstermek için oluflturdu¤u “iflbirli¤i” birimi. Bu birimi aktif ve sonuç al›c› hale getirmek için de “DB’ STÖ’ler ile yak›n iflbirli¤inde” diye özel program örgütlemekte.


Bu program üzerinden sosyal tabanl› (kitleleri s›n›f mücadelesinden sapt›ran) projelere “sosyal fon” ad› alt›nda finansman sa¤l›yor. Ayr›ca kendi toplant›lar›na “yeni inisiyatif” ad› alt›nda STÖ’leri katarak, karfl›lar›nda de¤il yan›nda oldu¤unu göstermeye çal›fl›yor. DB’nin ayr›ca “ekonomik gelifltirme enstitüsü” diye bir birimi var. Bu enstitünün önemli görevlerinden biri STÖ temsilcilerine, yönetici ve menejerlerine özel e¤itim vermektir. Bu özel e¤itim programlar› üzerinden hem kendi (neo-liberal) ideoloji ve siyasetini STÖ’lere iyi flekilde kavratmakta, hem de bu yöneticiler üzerinden çok say›da STÖ’leri direkt yan›na çekme, karfl›t olmaktan ç›karma ve kontrol etme imkan›na kavuflmaktad›r. Örne¤in, bu programlar üzerinden Brüksel’deki “uluslar aras› açl›k ve yoksulluk konferans›”na sponsorluk yaparak, masraflar›n› karfl›layarak bin’in üzerinde STÖ, çeflitli bask› ve lobi gruplar›n› bir araya getirebilmifltir. Yaflanan açl›k ve yoksullu¤un bir numaral› yarat›c›lar›ndan biri olan DB, bu sorunu “yaflayanlarla” nas›l “giderilece¤ini” tart›fl›yor! DB’nin ayn› zamanda “küresel çevre imkanlar› konseyi” denilen bir birimi var. Bu konseyin önemli görevlerinden biri, çevre ve benzeri sorunlarla ilgilenen STÖ’lerle iliflkiye geçmek, onlarla “dostane” bir diyalog kurmakt›r. Ayn› flekilde Asya, Afrika, Latin ve Orta Amerika’da “diyalog politikalar›” ad› alt›nda STÖ’lere yönelik konferanslar örgütlüyor. Bu konferanslar ve finanssal yard›mlar sayesinde önceleri karfl›s›nda olan yüzlerce STÖ’yü yan›na çekebilmifl, karfl›t olmaktan ç›karabilmifltir. DB, STÖ’ler ile daha güçlü ve derin iliflkiler kurmak için, örne-

¤in OXFAM yöneticilerinden J. Clark’› “de¤iflim” program› arac›l›¤›yla kendine kiralam›fl ve bunu DB’de “STÖ fon penceresi” olarak kullanmaktad›r. STÖ’leri neo-liberalizmin bafl temsilcileri IMF ve DB, neden sevmesin, neden istemesin? DB ve IMF gibi kurumlar›n daha çok özel sektörün “ekonomik” cephesiyle ilgilendi¤ini, çok say›da STÖ’lerin ise a¤›rl›kl› olarak özel sektörün “sosyal” cephesiyle alakal› oldu¤unu söyledi¤imizde ciddi bir yanl›fla düflmüyoruz. Asl›nda kamu ve özel sektörün yan›nda STÖ’lerin üçüncü bir sektör oldu¤u olgusu, yan›lsamadan öte bir fley de¤ildir. O neo-liberalizmin, özel sektörün kitleler aras›ndaki temsilcisi durumundad›r. Sivil toplumcu anlay›fl ayn› zamanda ne burjuvazi ne proletarya; “orta s›n›f” diyor. Buraya kadar yazd›klar›m›z ve verdi¤imiz örnekler sivil toplumcu anlay›fl›n ne denli burjuvaziye, onun s›n›f egemenli¤ine ve gerici sistemine karfl› oldu¤unu fazlas›yla göstermifltir. Bu nedenle onun “burjuvaziye karfl›y›m” demesi, bilinçli bir yan›ltma ve hedef flafl›rtmadan baflka bir fley de¤ildir. “Orta-s›n›f” tezine sar›lmas›n›n esas nedeni de, iflçi s›n›f›n tarihsel devrimci rolünü “yitirmifl” oldu¤u yönündeki karfl›-devrimci teorinin kabul görmesi içindir. Bu tezin amac› iflçi s›n›f›n›n örgütlü gücünü zay›flatmak ve atomlar›na kadar s›n›fsal-ideolojik-politik olmayan kimliklerle birli¤ini parçalamakt›r. Burjuva ideologlar ancak “orta s›n›f” tezine dayanarak, burjuvazi ile proletaryay› “uzlaflt›rabilir”. Bunu da ancak toplumun ara tabakalar› üzerinde yaflama geçirebilirler. Yukar›daki aç›klamalar›m›zdan da görülece¤i gibi, gerici s›n›flar›n finansman sa¤lad›¤› yer, zaten toplumun ara tabakalar›d›r.

Peki kimdir bu ara tabakalar? Bu sosyal tabakalar toplumsal geliflmeye ba¤l› olarak belli farkl›l›klar gösterir. Fakat her halükarda toplumsal üretime damgas›n› vuran s›n›f veya s›n›flar de¤ildirler. Bunlar temel sosyal s›n›flara (burjuvazi-proletarya) yak›n iliflkide olup eklentileri durumundad›r. Ak›flkan ve de¤iflkendirler. Örne¤in küçük-burjuvazi, memurlar, ayd›nlar, teknisyenler, serbest meslek sahipleri, küçük iflletmeciler…birer sosyal katmand›r. “Orta s›n›f” tezi, hizmet sektörünün sanayi ve tar›m sektörüne k›yasla daha fazla say›da ifl-gücünü bar›nd›rmas› veya baflka bir söylemle emekçilerin en fazla bu sektörde çal›flmas› üzerinde infla ediliyor. Ki, zaten STÖ’lerin ezici ço¤unlu¤u, de¤iflik kimlik gruplar›, bask› gruplar›, lobiler… esas olarak ara-tabakalar, katmanlar üzerinden örgütlenmifltir. Dolay›s›yla en büyük finansman da buraya yap›l›yor. Buradan hareketle STÖ’ler, “orta-s›n›f”›n örgütlü gücü haline getirilerek, en baflta iflçi-s›n›f›n›n toplumsal üretimdeki rolü, tarihsel devrimci rolü en masumane söylemle zay›flat›lmak, siliklefltirilmek isteniyor. STÖ’ler ayn› zamanda yeni dönemin “üçüncü yolu”dur. Art›k s›n›f uzlaflmazl›¤› yerine s›n›f iflbirli¤i geçmiflti. Sosyalizm-komünizm ölmüfl, kapitalizm ise geliflebilirli¤ini ortaya koymufltu. S›n›fa (burjuvazi ve proletarya) dayal› ay›r›m ve bunun ideoloji ve siyaseti sonucunda toplumda büyük çeliflkiler ve sorunlar yaflanm›flt›. Art›k kapitalizm ile sosyalizm aras›nda mücadele sona ermifl, yerine demokrasi ile totaliter rejimler aras›ndaki mücadele geçmiflti. Sivil toplumcu siyaset ve oluflumlar demokrasiyi derinlefltirecek, özgürlü¤ü getirecekti. Birey ancak sivil toplum siyasetiyle politikada aktifleflecekti. Pi-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

11


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

12 yasa ve üretim ancak sivil toplumcu siyasetle canlanacakt›… Bu ideolojik manipülasyonlar ile, s›n›fl› toplumlarda egemen s›n›f diktatörlü¤ünün sadece bir biçimi olan demokrasi oyunuyla kapitalist sistem ve burjuva egemenli¤i kutsanmakta, emekçi y›¤›nlar›n önüne “demokrasinin demokratiklefltirilmesi” görevi konulmaya çal›fl›lmaktad›r. Böylelikle iflçinin patronla ve ezenin ezilen ile çeliflkisi yerine, demokrasi ile totaliter rejimler (serbest piyasaya sorun ç›karanlar) aras›ndaki çeliflki esas hale getirilmek isteniyor. Çeliflkiler s›n›fsal zeminin d›fl›na ç›kar›l›p teknik bir olgu haline getirilmekte, de¤iflik kimlikler aras› çeliflkiler (Kürt-Türk, AleviSuni, erkekçi-kad›nc›, laikçi-anti laikçi, flehirli-köylü, do¤ulu-bat›l›, Karsl›-Artvinli, çevreci-çevre karfl›t›, hayvan sever-hayvan karfl›t›, savaflç›-bar›flç›…) öne ç›kar›larak, sömürülen ve ezilen kitlelerin s›n›f mücadelesinden sapt›r›lmas› amaçlanmaktad›r. Böylece iflçinin patronla ve iflçinin patronun devletiyle olan iliflkisi üzerine sis perdesi çekilecek ve bununla s›n›f bilincinde ciddi k›r›lmalar›n yaflanmas›na ortam yarat›lacakt›r. Çünkü s›n›f bilinci denilen olgunun en önemli ö¤esi, iflçi s›n›f›n›n kendi toplumsal rolünün bilincinde olarak gerçek düflmanlar›n› tan›mas› ve ona karfl› iktidar hedefli s›n›f mücadelesi yürütmesidir. Sivil toplumcu anlay›fl›n ne oldu¤unu DSF’ye kat›lan baz› önde gelen kat›l›mc›lara bakarak da örneklemek mümkün. Örne¤in, Brezilya’n›n yeni baflkan› Lula, ilkin kendi ülkesindeki yoksullar›n “küreselleflme karfl›t›” Dünya Sosyal Forumuna, hemen bir gün sonras›nda emperyalist küreselleflmenin en varl›kl› paflalar› ise iflbirlikçilerinin yer ald›¤› ‹sviçre

Bizler her flart alt›nda her sorunu ve geliflmeyi s›n›f perspektifi do¤rultusunda, devrimci s›n›f mücadelemizi ilerletecek, emperyalistkapitalist dünya sistemini y›kacak ve onun ülkemizdeki halkas›n› parçalayacak strateji (halk savafl›) do¤rultusunda ele al›yoruz. Davos’taki Dünya Ekonomik Forumuna kat›lm›flt›r. Ayn› flekilde DSF’nin a¤›r ve “seçkin” toplar› aras›nda BM ve Dünya Bankas› temsilcileri, Fransa Sosyalist Partisi ve Brezilya ‹flçi Partisinin üst yetkilileri (liberaller), ATTAC yöneticileri ve çok say›da neo-liberalizmin paral› ideologlar› yer ald›. Yoksa Sosyal Forum ve benzeri oluflumlar, teflhir olmufl neoliberal ideolojinin sosyal-demokrasi arac›l›¤›yla makyajland›r›l›p y›¤›nlara yeniden pazarlanmas› ve emperyalizmin iflçi s›n›f› ve ezilen dünya halklar›n› yeniden teslim alma operasyonu olmas›n! Ve sak›n Dünya Sosyal Forumu, Dünya Ekonomik Forumun kitleler aras›ndaki uzant›s› olmas›n? YEN‹ DÖNEMDE GÖREVLER VE YAPMAMIZ GEREKENLER; Buraya kadar emperyalist burjuvazinin sald›r›lar›n›, sivil toplumcu anlay›fl üzerinden haz›rlad›¤› tuzaklar› ve karfl› karfl›ya oldu¤umuz tehlikeleri ele ald›k. Anti-emperyalist mücadeleden ne anlad›¤›m›z›, STÖ’lerin faaliyetlerini ve kitleleri s›n›f perspekti-

finden uzaklaflt›rma yönlü eylemlerini ortaya koymaya çal›flt›k. ‹deolojik-siyasal uyan›kl›¤›n önemine vurgular yapt›k. K›sacas›, karfl›-devrimin bu alandaki projelerini, amaç ve hedeflerini ve bu “köprü”ler üzerinden nereye varmak istedi¤ini yaz› süresinde deflifre etmeye çal›flt›k. fiimdi s›ra, s›n›f perspektifi do¤rultusunda bizlerin neler yapaca¤›d›r. STÖ’lere ve baz› demokratik-ilerici kurumlara yaklafl›m›m›z ne olacak ve anti-emperyalist demokratik mücadelede görevlerimiz nelerdir? Onbinlerin, yüzbinlerin reformist taleplerle de olsa, emperyalist sald›r›lara ve kurumlara karfl› öfkelerini sokaklara döktü¤ü bir durumda bizler ne yapaca¤›z? Bizler her flart alt›nda her sorunu ve geliflmeyi s›n›f perspektifi do¤rultusunda, devrimci s›n›f mücadelemizi ilerletecek, emperyalist-kapitalist dünya sistemini y›kacak ve onun ülkemizdeki halkas›n› parçalayacak strateji (halk savafl›) do¤rultusunda ele al›yoruz. Ki bu stratejik-ideolojik-s›n›fsal hatt› yaz› içerisinde burjuvazinin tuzak ve senaryolar›n› deflifre ederken göstermeye çal›flt›k. ‹lk önce her STÖ’nün, her Demokratik Kitle Örgütünün (DKÖ), her yöre ve köy derne¤inin, her sendikan›n, her mesleki örgütlenmenin otomatikman sivil toplumcu anlay›fl› savundu¤unu ve bu anlay›fl do¤rultusunda faaliyet yürüttü¤ünü düflünemeyiz, söyleyemeyiz. Çünkü sivil toplum örgütlerinin kapsam› çok genifl ve karmafl›kt›r. Örne¤in bir iflverenler örgütü, bir sendika, bir çevre ve yöre derne¤i, ‹HD, demokratik ve ilerici dernekler, vak›f ve camiler, Alevi dernekleri, futbol kulüpleri, gerici-faflist dernekler… bunlar›n tümü STÖ kapsam›na girer. Bu nedenle her bir kurumu somut olarak ele almal› ve yaklafl›m›m›z› da bu somutluk


üzerinden belirlemeliyiz. Her STÖ, eflittir sivil toplumcu anlay›fl demek de¤ildir. Ancak biz, sivil toplumcu anlay›fllara her flart alt›nda -savunusu kimler taraf›ndan yap›l›rsa yap›ls›n- kesinlikle karfl› ç›kar›z. Birçok STÖ karfl›-devrimin direkt uzant›s› durumunda olup, sivil toplumcu anlay›fl› bilinçli ve örgütlü flekilde savunmakta ve uygulamaktad›r. Bunlara aç›ktan karfl› ç›k›yoruz. Baz› STÖ’ler ise halk ve devrim saflar›nda olduklar› halde, gerici s›n›flar›n sivil toplumcu anlay›fl üzerinden neyi hedefledi¤ini yeterince kavrayamad›klar› için pratikte ciddi yanl›fllara (tek tek kimlikleri s›n›f mücadelesinin önüne ç›karma e¤ilimi) düflmekteler. Bunlara yönelik politikam›z yap›c› ve kazan›c› yaklaflmak, e¤itip dönüfltürmektir. Baz› Alevi ve yöre dernekleri… bu kapsama girmektedir. STÖ kapsam›ndaki kimi demokratik örgütlenmeler ise s›n›f mücadelesini ilerleten tarzda ekonomik-toplumsal sorunlar› ele almaktad›r. Zira biz bu kurumlar›n varl›¤›n› somut pratik ve yaklafl›mlar›ndan biliyoruz. Genifl y›¤›nlar› s›n›f perspektifi do¤rultusunda sorunlar› etraf›nda örgütleyen ve bu yolla siyasal iktidar mücadelesine katk›lar sunan bu tür demokratik kurumlar›, tek tek oluflumlar› destekler ve gelifltiririz. Emperyalist neo-liberal sald›r›lar toplumun genifl kesimlerini büyük yoksullu¤a ve sefalete itti. fiu an buna tepki boyutuyla da olsa hem emperyalist-kapitalist ülkelerde hem de, yar›-sömürge yar›-feodal ülkelerde büyük toplumsal protestolar, onbin, yüzbinlerin kat›ld›¤› eylemler oluyor. Bu eylemler daha çok emperyalist küreselleflme sald›r›lar›na ve bu sald›r›lar›n sonucunda ortaya ç›kan y›k›m ve sefalete tepki mahiyetinde

gelifliyor. Bugüne kadar eylemlere kat›lanlar›n ezici bölümü gerçek anlamda ne anti-emperyalist, ne de anti-kapitalisttir. Eylemlere damgas›n› vuran çizgi ise kendili¤indenci, burjuva-pasifist çizgidir. Komünist ve devrimci hareketin zay›f olmas› ve bu protestolara etkin flekilde kat›larak do¤ru siyasal önderlik edememesi nedeniyle, bugüne kadar genifl toplumsal kesimlerin kat›ld›¤› bu eylemlerden s›n›f mücadelesini ilerletme, devrimci mücadeleyi gelifltirme f›rsat›n› yeterince kullanamad›k. fiu ana kadarki eylemlere belli düzeyde damgas›n› vuran güçler daha çok Anarflistler ile Troçkistler oldu. Her ikisi de MLM’nin ve iflçi s›n›f›n›n düflman› olan ak›mlard›r. Anarflizm proletarya diktatörlü¤ü de dahil olmak üzere, her

Birçok STÖ karfl›-devrimin direkt uzant›s› durumunda olup, sivil toplumcu anlay›fl› bilinçli ve örgütlü flekilde savunmakta ve uygulamaktad›r. Bunlara aç›ktan karfl› ç›k›yoruz.. tür otoriteye karfl›d›r. Birey merkezlidir. Kitlelerin toplumsal kurtuluflunu ancak bireyin kurtulufluyla ele al›r. Tek ülkede sosyalizmin kurulabilece¤ine karfl›d›r. Proletaryan›n devrimdeki öncülü¤üne ve iflçi-köylü ittifak›n›n karfl›s›ndad›r. UKH ile iflçi s›n›f› hareketinin birli¤ini parçalayan “sol” görünümlü küçük-burjuva oportünisttir ama, Sovyet prati¤inde de görüldü¤ü gibi, özünde karfl›-devrimci bir ak›md›r. Evet, yüzbinlerin kat›ld›¤› bu eylemlerde at›lan sloganlar ve

hayk›r›lan taleplerin ezici bölümü reformisttir. Eylemlerin ço¤u kendili¤indencidir. Evet, flu ana kadar düzenlenen eylemliliklerin esas› sorunlar›n kayna¤›na yönelmiyor, emperyalist-kapitalist sistemi hedeflemiyor ve siyasal iktidar mücadelesini merkeze koymuyor. Evet, önderlik edenler komünist ve devrimciler de¤il, burjuva-pasifistler ile sivil toplumcu anlay›fllard›r. Peki bu manzara karfl›s›nda biz ne yapaca¤›z? Evlerimizde, derneklerimizde, küçük birimlerimizde oturup yüzbinlerin protestolar›n› seyrederek mi önderlik edece¤iz! Yoksa “nas›l olsa gidecekleri yeri biliyoruz” diyerek, devrimci lafazanl›k m› yapaca¤›z! Hay›r, biz bunlar›n hiçbirini yapmayaca¤›z, yapamay›z. MLM rehberli¤inde devrimci mücadeleyi gelifltiren, stratejimizi besleyen ve genifl y›¤›nlar›n ekonomik-sosyal-siyasal… sorunlar›n› ele alan anti-emperyalist demokratik mücadeleyi hem ülke hem de uluslararas› alanda gelifltirmek durumday›z. Ezilen halklar baflta olmak üzere, emperyalizmin dünya halklar›na pervas›zca sald›rmas› devrimci mayalanmay› art›racakt›r. Emperyalist burjuvazinin neoliberal sald›r›lar›, ekonomik krizler, özellefltirmeler, “11 Eylül” sonras› ABD sald›rganl›¤›, Afganistan ve Irak iflgali… tüm bunlar, genifl y›¤›nlar›n siyasallaflmas›na ve devrimci olmalar›na güçlü zeminler yarat›yor. Komünistler olarak y›¤›nlar›n toplumsal enerjisini, devrimci potansiyelini s›n›f mücadelesini ilerletecek ve gerici s›n›flar›n egemenli¤ini parçalayacak kanallara yönlendirme göreviyle karfl› karfl›yay›z. Bunu baflarmak için ilk önce y›¤›nlar›n sorunlar›na duyarl› ve ilgili olmak laz›m. Y›¤›nlar›n ekonomik-toplumsal sorunlar›na halk savafl›n› güçlendirecek tarz-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

13


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

14 da herkesten çok sahip ç›kmak ve onlar aras›nda büyük bir azimle devrimci çal›flma yürütmek, olmazsa olmaz görevimizdir. Oldu¤umuz her alanda en kitlesel flekilde düzenlenen eylemlerin merkezinde, kitlelerin önünde olmal›y›z. Y›¤›nlara, do¤ru ve ileri hedefler göstermeli, devrimci militanl›k, proleter bilinç tafl›mal›y›z. Bunu yapmayan biri, Lenin yoldafl›n söylemiyle; “Her türlü genel demokratik sorunlar›n gündeme getirilmesinde, öne ç›kar›lmas›nda ve çözülmesinde herkesten önde olma yükümlülü¤ünü pratikte unutan biri sosyal-demokrat de¤ildir.” Sivil toplumcu anlay›fllar› mahkum eden, emperyalist güdümlü STÖ’ler ile aras›na kal›n hatlar çeken; genifl y›¤›nlar›n çok yönlü sorun ve taleplerini gündemine alan, öfke ve tepkilerini s›n›f perspektifi do¤rultusunda örgütlemeyi hedefleyen ve anti-emperyalist demokratik çizgide azimle mücadelesini büyüten bir kurumun, Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi’nin (ILPS) varl›¤›, tüm anti-emperyalist demokratik güçler için ciddi bir imkand›r.

Anti-emperyalist mücadelede önemli bir yeri olaca¤›n› tahmin etti¤imiz ILPS, bir STÖ olsa da, bir DSF niteli¤inde de¤ildir. Gündemine ald›¤› sorunlar, en genifl toplumsal kesimlerin, halk›n sorunlar›d›r. Faaliyet alan› DSF’den daha genifl ve esas olarak niteli¤i DSF ile k›yaslanamayacak kadar farkl›d›r. Çünkü ILPS, her fleyden önce emperyalizme ve her türden gericili¤e karfl›d›r. Emperyalizme ve gerici güçlere karfl› verilen sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelelerini desteklemektedir. Zaten onu antiemperyalist demokratik bir kurum yapan ve di¤er binlerce STÖ’lerden ay›ran yön, bu özdür. Biz bu öze sahip ç›k›yor ve destekliyoruz. Dünyada ve ülkemizde baflta iflçi s›n›f› olmak üzere, tüm halklar›n yaflad›¤› sorunlara ILPS’nin sahip ç›kmas›n› ve dünya gericili¤i karfl›s›nda halk›n örgütlü antiemperyalist demokratik gücü olmas›n› diliyoruz. Emperyalizme ve gericili¤e karfl› olan tüm ilerici-demokratik-yurtsever güçleri ILPS çat›s› alt›nda örgütlenmeye, güçlerini birlefltirme-

ye ça¤›r›yoruz. ‹deolojik g›das›n› iflçi s›n›f›n›n bilimi Marksizm-LeninizmMaoizm’den alan tüm demokratik-ilerici kurumlar›n her alanda, y›¤›nlar›n ekonomik-demokratiktoplumsal-kültürel-akademik sorunlar›n› ILPS ve onun ülkeler düzeyindeki ulusal seksiyonlar› üzerinden ele almaya ça¤›r›yoruz. Zira ILPS, dünya halklar›n›n sorunlar›n› s›n›f perspektifi do¤rultusunda ele al›yor. Tüm demokratik-ilerici güçlerin bu alandaki birinci görevi, ILPS’yi her alanda özellikle sömürülen ve ezilen y›¤›nlar aras›nda, yoksul ve iflsizler aras›nda, kad›nlar ve gençler aras›nda, ayd›nlar ve ö¤renciler aras›nda, haks›zl›¤a ve eflitsizli¤e u¤ram›fl, hor görülmüfl, ma¤dur b›rak›lm›fl y›¤›nlar aras›nda güçlü örgütlülü¤e kavuflturmak, ajitasyon ve propagandas›n› genifl flekilde yapmak olmal›d›r. Böylesi nitelikte bir STÖ varken, emperyalist güdümlü sivil toplumcu STÖ’lere kan ve can tafl›nmamal›d›r. Tafl›mamam›z gerekir. Ancak bu, faaliyetlerin çak›flmas› durumunda (ILPS’nin),


15 kurtulufl mücadelelerinin terörizm olmad›¤›, ABD emperyalizminin bir numaral› terörist ve tüm ezilenlerin düflman› oldu¤u yönündeki kampanyalara haz›rlanmal›y›z. ‹kincisi, zaten birinci bafll›kta ele ald›¤›m›z sorunlar›n temelidir. Dünya emperyalist-kapitalist sisteminin derin bir kriz içinde olmas›d›r. Kâr oranlar›n›n düflmesi, üretimin durma noktas›na gelmesi ve spekülatif sermayenin duvara toslamas›d›r. Bu gerici savafl ve

midir? Neo-liberal ekonomik-toplumsal sald›r›lar daha da artacak ve bu, açl›k ve sefaletin, yoksulluk, iflaslar ve y›k›mlar›n daha da ço¤almas›na neden olacakt›r. IMF-DB-MAI’nin y›k›m ve imha plan ve projeleri sonucunda özellikle yar›-sömürge yar›-feodal ülkelerde yoksul ve orta köylülük büyük y›k›mlar yaflayacak, tar›m ve hayvanc›l›k büyük oranda imha edilecek, küçük ve orta düzeyli iflletmeler daha fazla iflas ede-

er ülkenin komünistleri, çeflitli ekonomik-toplumsalsiyasal sorunlar› ele alan bu eylemleri devrim stratejileri do¤rultusunda ele alacak ve esas mücadele biçimine kanalize etmeye özel çaba göstereceklerdir.

H

sald›rganl›¤›n, y›k›m ve soygunculu¤un nedenleri aras›nda büyük kârlar elde etmek, üretimi canland›rmak ve sermayenin ihraç edilece¤i yeni alanlar bulmak de¤il

cek, özellefltirme artacakt›r, iflsizlik 盤 gibi büyüyecek… Burada sadece bir kaç›n› sayd›¤›m›z bu genifl toplumsal sorunlar› ele alacak kampanyalara flimdiden ha-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

di¤er STÖ’ler ile birlikte olunmayaca¤› ve baz› kampanyalar›n ortak örgütlenmeyece¤i anlam›na da gelmemelidir. E¤er zaman ve koflullar var ise di¤er STÖ’lerin, örne¤in Sosyal Forumun aç›k toplant›lar›na, konferanslar›na kat›larak anti-emperyalist demokratik çizgiyle sivil toplumcu anlay›fllar› mahkum ederek, di¤er demokratik güçlerin siyasal uyan›kl›¤›n› art›rmaya çal›fl›lmal›d›r. Anti-emperyalist demokratik mücadelenin önemi hem ulusal hem de uluslararas› alanda daha da artacakt›r. Çünkü genifl y›¤›nlar›n bu sömürü ve zulüm düzenine karfl› isyan›, baflkald›r›s›, öfke ve tepkileri artacakt›r. fiimdiden bu toplumsal enerjiyi kucaklayacak, örgütleyecek ve daha ileri mevzilere tafl›yacak güçlü kampanyalar›n organize edilmesi için ittifaklar, siyasal taktikler, planlar üzerinde yo¤unlaflmal›y›z. Dünya çap›nda büyük protestolara yol açacak sorunlar›n baz›lar›n› iki genel bafll›k alt›nda toparlamak mümkün. Birincisi, özellikle “11 Eylül” sonras› ABD emperyalizminin önderli¤inde bafllat›lan “terörizmle mücadele” maskesiyle emperyalist sald›rganl›klar›n, bölgesel savafllar›n ve toplumsal muhalefet üzerinde estirilen yo¤un terörün, bask› ve zulmün daha da art›r›lmas›d›r. Burjuva demokrasisi anlam›nda ülkelerin ulusal egemenlik haklar›, uluslararas› yasalar, hukuk daha fazla çi¤nenecek, en temel insani haklar fütursuzca ayaklar alt›na al›nacakt›r. Emperyalizm ve uflaklar›n›n canili¤i daha genifl toplumsal kesimlerin öfke ve tepkisini alacak, farkl› çapta de¤iflik isyanlara, toplumsal baflkald›r›lara yol açacakt›r. Özellikle ABD emperyalizminin iflgal ve sald›rganl›¤›na karfl› genifl güçlerle somut ama çok yönlü “savafl karfl›t›” kampanyalar yürütmeye, sosyal ve ulusal


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

16 z›rl›kl› olmal›y›z. Tabi ki her ülkenin komünistleri, çeflitli ekonomik-toplumsalsiyasal sorunlar› ele alan bu eylemleri devrim stratejileri do¤rultusunda ele alacak ve esas mücadele biçimine kanalize etmeye özel çaba göstereceklerdir. Ülke somutunda Proletarya Partisi, bu geliflmeyi Yeni Demokratik Devrim mücadelesi ve halk savafl› stratejisi do¤rultusunda, onu destekleyen, besleyen, gelifltiren tarzda bilinçli ve planl› ele alacakt›r. Fakat bunu belirlemeci tarzda sadece “yaflas›n halk savafl›”, “yaflas›n yeni demokratik devrim” sloganlar›n› hayk›rarak ve bunlar› sürekli tekrarlayarak yapmayacakt›r. Proletarya Partisi stratejisini, ideoloji ve teorisini güncele uyarlayarak, sürece denk düflen politikalar üreterek ve bunu kitlelerin somut sorunlar›yla bütünlefltirip yarat›c› flekilde prati¤e uygulayarak baflar› sa¤layacakt›r. ‹flte ancak o zaman iflçi s›n›f›n›n bilimi Marksizm-Leninizm-Maoizm, yeni demokratik devrim, halk savafl›, kitleler aras›nda birer gerçek ve maddi güç haline gelebilir. Zaten Proletarya Partisi’nin Yedinci Oturumunda al›nan kararlar bize bunu emrediyor. Biz, “kitleler yürüyorsa biz de yürüyelim”, “kitlelerin att›¤› sloganlar›n bütününü biz de atal›m”… vb anlay›fllar› savunmuyoruz. Çünkü bunu savunmak demek, her fleyden önce kitle kuyrukçulu¤unu savunmak, partinin kitlelerin önünde de¤il arkas›nda gitmesini istemek, kitlelerin siyasal bilincini yükseltmeyi de¤il, aksine partinin bilinç seviyesini kitlelerin bilinç seviyesine indirmeyi istemek demektir. Bu kitle kuyrukçusu kendili¤indenci anlay›fllar, iflçi s›n›f›n›n komünist hareketine düflmand›r. Bu gibi anlay›fllar›n kesin olarak karfl›s›nday›z.

Burjuva-pasifist ve kendili¤indenci hareketin burjuvazi ve onun gerici düzeni için bir tehlike oluflturmad›¤› aksine, en az direnme çizgisinde yer almas› ve sadece bir tak›m ekonomik-demokratik haklar için mücadele etmesi, onun, burjuvazinin ideolojik-s›n›fsal egemenli¤ini daha da pekifltirdi¤ini bilmek durumday›z. Anti-emperyalist mücadelenin ne olup olmad›¤›n› önceki sayfalarda iflledik. ABD-‹ngiliz emperyalistlerinin Irak sald›rgan savafl›na, iflgaline karfl› tavr›m›z bilindi¤i için, bir kez daha de¤inme ihtiyac› görmüyoruz. Esas belirtece¤imiz olgu, genifl toplumsal kesimlerin bu sald›rganl›k karfl›s›ndaki duyarl›l›klar› ve politize olma durumlar›d›r. Biz, bu sorunu ve eylemleri ne kitle kuyrukçusu sa¤ liberal ve ne de kitleden kopuk sol-sekter bir yaklafl›mla ele alabiliriz. Stratejik genel hatt›m›z› dünyan›n, bölgenin ve ülkemizin somut konjonktürüne yarat›c› flekilde uygulamak durumday›z. Örne¤in Irak sorununda, bu flartlarda emperyalist güçler aras›nda ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerini özel olarak öne ç›karmak ve di¤erlerini unutmadan mücadeleyi bu iki emperyalist güce yöneltmek esast›r. Karfl›-devrimci s›n›f›n temsilcisi olsa da, bu mevcut flartlarda Saddam’› öne ç›karmak yanl›flt›r. fiu an Irak Kürdistan’›nda ezilen Kürt ulusunun siyasal temsilcileri olsalar da, iflgalci ABD-‹ngiliz güçleriyle iflbirli¤inde bulunan Kürt gruplar›n› desteklemek yanl›flt›r. Sald›r›ya maruz kalan ve sald›r›dan etkilenen bu denli toplumsal kesimler ve soruna duyarl› (farkl› nedenlerle de olsa) bu kadar genifl insanlar toplulu¤u varken, üstelik ola¤anüstü gibi bir süreçten geçerken ve de devrimci mücadelede ciddi s›çrama yaratma f›rsatlar› varken siyasetimiz, ola¤an koflullardaki gibi olamaz.

Bir siyaset üretirken bu de¤ifliklikleri kesin olarak dikkate almak, bu farkl›l›¤› gözönünde bulundurmak zorunday›z. Çünkü siyaset özgüldür. Aslolan da stratejiyi taktikle, geneli özgülle, önderli¤i kitlelerle bütünlefltirmektir. De¤ifliklikler konusunda Lenin, “… zafere daha emin ve sa¤lam biçimde ilerlememiz için tek bir fley eksik: bütün ülkelerde bütün komünistlerin, taktiklerinde son derece esnek olmalar› gerekti¤ini gayet berrak flekilde görmeleri. … pratikte diyalektikçi olmad›klar›n›, h›zl› biçim de¤iflikliklerini ve eski biçimlerin h›zla yeni içerikle dolmas›n› uygun biçimde de¤erlendirmeyi bilmeyerek… nesnel koflullar›n kaç›n›lmaz hale getirdi¤i ani de¤iflikli¤i görmekten korkmalar›…” Büyük usta Lenin yoldafl›n dedikleri bize çok uygun düflüyor. Ancak bize uygun olmayan bir yan var bu al›nt›da. O da, eksikliklerimizin bir de¤il, birden fazla olmas›d›r. Irak iflgali sorununda cepheyi genifl, hedefi dar tutmal›y›z. Bu eylemlerde sadece nihai amaçlar›m›z› ve yaln›zca bizlerin hayk›raca¤› “radikal” sloganlardan çok, genifl kesimlerin bu sorundaki tepkilerini örgütleyen ve onlar›n bilinç seviyesini bir ileri aflamaya tafl›may› hedefleyen sloganlara a¤›rl›k vermeliyiz. Bu konuda Lenin yoldafl, “… komünistlerin tüm görevi, icat edilmifl, çocukça “radikal” fliarlarla kendini geri kalm›fllardan tecrit etmek de¤il, onlar› inand›rmak, onlar aras›nda çal›flmakt›r.” diyor. Bu eylemlere sadece kendimizi ve devrimci güçleri de¤il, ayn› flekilde emperyalist iflgale karfl› ç›kan en genifl kesimleri katmaya büyük özen göstermeliyiz. Eylem birliklerini de sadece devrimci güçler aras›nda de¤il, aksine içinde devrimci güçlerin de oldu¤u


Burjuva-pasifist ve kendili¤indenci hareketin burjuvazi ve onun gerici düzeni için bir tehlike oluflturmad›¤› aksine, en az direnme çizgisinde yer almas› ve sadece bir tak›m ekonomik-demokratik haklar için mücadele etmesi, onun, burjuvazinin ideolojiks›n›fsal egemenli¤ini daha da pekifltirdi¤ini bilmek durumday›z. ama soruna duyarl› en genifl toplumsal kesimlerin yer ald›¤› birlikler, platformlar örgütlemeliyiz. Böylesi eylem birliklerini örgütlemeye mevcut kurumlar›m›z ve bugüne kadar kulland›¤›m›z isimler sürece ve bu sürecin somut takti¤ine yan›t m› vermiyor? Hemen yenilerini devreye sokal›m. Yeni alternatifler bulmaktan korkmayal›m. Çünkü tüm bunlar sürece yan›t olma hedefini tafl›yan taktiksel sorunlard›r. Taktiklerde al›flkanl›klara ve sürece yan›t olmayan belirlemelere yer yoktur. Gene Lenin yoldafl bu konuda; “…çok çeflitli adlar alt›nda legal bas›n organlar› ve legal örgütler kurulmal› ve gerekti¤inde bu adlar s›k s›k de¤ifltirilmelidir.” diyor. Aslolan genel hat ve stratejik hedeflerimizden flaflmadan kitlelerin içinde ama önünde yer alarak, fakat uza¤›na da düflmeden devrimci prati¤imizle kitlelere güven ve umut afl›layarak, sorunlar›n kayna¤›n› ve daha ileri hedefler göstererek b›kmadan usanmadan çal›flmakt›r.

Emperyalizme karfl› mücadeleyi, salt “nas›l olsa yeni demokratik devrimi gerçeklefltirdi¤imizde emperyalizmi de ülkeden kovaca¤›z, NATO’dan ç›kaca¤›z…” tarz›nda m› ele alaca¤›z? Bugünden kitlelerin emperyalizme ve onun belli kurumlar›na karfl› duydu¤u öfkeye, dile getirdikleri taleplere sahip ç›kmayacak m›y›z? Veya biz bu talepleri gündeme getirip kitlelerin sahip ç›kmas›n› istemeyecek miyiz? fiimdiden kitlelerin emperyalizme karfl› yurtseverlik duygular›n› devrimci bilinçle uyand›r›p, emperyalizme karfl› mücadelede harekete geçirmeyecek miyiz? Örne¤in ülkemizin NATO’dan ve gümrük birli¤inden ç›kmas›, ülkemizdeki ABD ve NATO üslerinin kapat›lmas›, ABD-‹srailTürkiye aras›ndaki stratejik anlaflman›n iptal edilmesi, ... vb reformlar› ifade eden taleplerde bulunmayacak m›y›z? Bu tür reform taleplerinde bulunmak s›n›f mücadelesinin, stratejik hatt›m›z›n, halk savafl› mücadelemizin karfl›s›nda m› yer al›yor? Hay›r, kesinlikle! Böyle düflünenler, devrim ve reform aras›ndaki diyalekti¤i zerrece kavramayanlar ve strateji ile takti¤i kar›flt›ranlard›r. Bunlar karayoluyla A¤r›’dan ‹stanbul’a do¤ru yola ç›kt›klar›nda yoldaki tabelalar›n, bafl›ndan itibaren sürekli ‹stanbul’u gösterdi¤ini zannederler. Ama öyle de¤il! E¤er bu yolda ‹stanbul strateji ise, bu stratejik amaç ve hedefe do¤ru yol al›rken birçok flehirleri, kasabalar› geçmek zorunday›z. Aslolan reformlar› bir reformist gibi de¤il, komünist gibi ele almakt›r. Devrimci mücadeleyi ilerletecek tarzda de¤erlendirmektir. Ve aslolan Lenin yoldafl›n söylemiyle; “…bunlar› sadece proletaryan›n devrimci s›n›f mücadelesinin yan ürünü olarak görmek” tir.

Bizim özel olarak dikkat gösterece¤imiz nokta buras›d›r. Veya, “nas›l olsa yeni demokratik devrimle ülkemizin emperyalizme olan ekonomik-siyasal ba¤›ml›l›¤›na son verip IMF, DB ve DTÖ’den ç›kaca¤›z ve önceden al›nan hiçbir borcu kabul etmeyece¤iz…” diyerek, “stand-by” ve “yap›sal uyum programlar›” sonucu büyük bir sefalet, yoksulluk ve y›k›m yaflayan, iflini kaybeden iflçi ve emekçilerin, topra¤›n› süremeyen gübreyi alamayan köylülerin, ald›¤› borçlar› ödeyemeyip iflas eden binlerce küçük iflletmecilerin… IMF ve DB’ye karfl› gelifltirdi¤i protestolara ve bu yönlü taleplerine sessiz mi kalaca¤›z? Biz bu emperyalist kurumlar ve sald›r›lar› nezdinde emperyalist-kapitalizmi ve gerici sistemini hedef tahtas›na oturtup, kitleleri bu eylemlilikler içine çekerek, e¤iterek halk savafl› stratejisi do¤rultusunda devrimci enerjilerini a盤a ç›kar›p örgütlemeyecek miyiz? Örne¤in, “stand-by” ve “yap›sal uyum programlar›”n›n kabul edilmemesi, borçlar›n iptal edilmesi, “IMF ve DB’ye hay›r” kampanyas›, özellefltirmenin ve esnek çal›flman›n durdurulmas›, serbest bölgelerin kapat›lmas›…

Aslolan genel hat ve stratejik hedeflerimizden flaflmadan kitlelerin içinde ama önünde yer alarak, fakat uza¤›na da düflmeden devrimci prati¤imizle kitlelere güven ve umut afl›layarak, sorunlar›n kayna¤›n› ve daha ileri hedefler göstererek b›kmadan usanmadan çal›flmakt›r.

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

17


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

18 vb. sorunlar› ele almayacak m›y›z? Evet bunlar›n hepsi reformcu taleplerdir, taktik sorunlard›r. Ama bunlar ayn› zamanda bir reformist gibi de¤il komünist gibi ele al›nd›¤›nda, devrimci mücadelemizi besleyen ve stratejimizi y›¤›nlar aras›nda ete-kemi¤e büründüren taleplerdir. Gene Lenin yoldafl›n deyimiyle; “Her fley, bu takti¤i, proleter s›n›f bilincinin, devrimci ruhun, savafl ve zafer yetene¤inin genel seviyesini düflürmek için de¤il, yükseltmek için kullanmay› bilmeye ba¤l›d›r.” ‹flçi s›n›f›n›n komünist hareketi, kitlelerin önünde olmas› gerekir derken uza¤›nda m› kalacak? Y›¤›nlar›n bugün yaflad›¤› sorunlara ve bu do¤rultuda dile getirdi¤i ekonomik-demokratik taleplere ilgisiz mi kalacak? Kitleler ile kendi aras›na, onlar›n sorunlar›yla kendi sorunlar› aras›na duvarlar m› örecek? Hep nihai amaç ve hedefleri mi gösterecek? Veya bu devrim katar›n›n istasyondan önce duraklar› yok mudur? Emperyalist-kapitalizmin çok yönlü sald›r›lar› sonucu yaflanan yabanc›laflma ve kimliksizlefltirme politikas›na bir tepki olarak ortaya ç›kan sorunlar ve bu sorunlar› gündeme alan örgütlenmeler üzerinde, devrimci mücadeleyi somut gelifltirecek tarzda nas›l ele alabiliriz kayg›s›yla kafa yormadan,“nas›l olsa sosyalist perspektifli yeni demokratik devrimimiz, sosyalizm, komünizm her çeflit yabanc›laflma ve kimliksizleflmeyi ortadan kald›racak, toplumla birlikte bireyler özgürleflecek, tüm sorunlar çözülecek” mi diyece¤iz? Bu sorunlar›n nedenlerinin emperyalist-kapitalist sistemde oldu¤u bilinciyle ama, tüm görevleri de nihai çözüme b›rakmadan iflçi s›n›f› perspektifi do¤rultusunda flimdiden somut olarak ele

al›p, siyasal iktidar mücadelesine kanalize etmeyecek miyiz? Emperyalist burjuvazinin her alanda yöneltti¤i (cinsiyetçi, metalaflt›r›c›, yabanc›laflt›r›c›, yoksullaflt›r›c›, parçalay›c›, ›rkç›,…) sald›r›lar sonucu giderek geniflleyen ve çeflitlilik kazanan ezilenler yelpazesine ulaflacak somut politikalar üretmeyecek miyiz? Somut politikalar üretmeden ve somut pratikler sergilemeden kestirmeden “her fley s›n›f mücadelesine tabidir”, “her fleyi devrim çözecektir” diyerek mi kitleleri kazanaca¤›z? Kapitalizmin insanlar› yabanc›laflt›r›c› ve kimliksizlefltirici sal-

flçi s›n›f›n›n komünist hareketi, kitlelerin önünde olmas› gerekir derken uza¤›nda m› kalacak? Y›¤›nlar›n bugün yaflad›¤› sorunlara ve bu do¤rultuda dile getirdi¤i ekonomikdemokratik taleplere ilgisiz mi kalacak? Kitleler ile kendi aras›na, onlar›n sorunlar›yla kendi sorunlar› aras›na duvarlar m› örecek? Hep nihai amaç ve hedefleri mi gösterecek? Veya bu devrim katar›n›n istasyondan önce duraklar› yok mudur?

d›r›lar› sonucu bireylerin, kendilerini ideolojik-politik kimliklerinin yan›s›ra, giderek de¤iflik kimliklerle de (cinsiyetçi, çevreci, ulusalc›, etnikçi, mezhepçi, yerelci…) ifade etme ihtiyac› ve psikolojilerini, daha do¤rusu emperyalist burjuvazinin sivil toplumcu anlay›fl do¤rultusunda kitleleri bu düzeye getirmesi karfl›s›nda biz-

ler, s›n›f perspektifi do¤rultusunda bir fleyler yapmayacak m›y›z? Örne¤in, ciddi düzeyde devrimci-ilerici potansiyeli tafl›yan Alevilere, bask› ve zulüm alt›nda tutulan ezilen Kürt ulusuna ve çok say›da az›nl›klara, sadece sömüren ve zulmeden de¤il ayn› zamanda “erkekçi” olan bu gerici düzenden fazlas›yla çeken kad›nlara, dünyan›n-do¤an›n tahribat›na karfl› duyarl› olanlara, kimliksizleflme ve yok olma kayg›s›yla giderek ço¤alan yerelleflmeye (yöre dernekleri)… ve burada s›ralamad›¤›m›z onlarca alana, sivil toplumculu¤un s›n›f mücadelesine tuzaklar kurdu¤u bu alanlara yönelik somut alternatif politikalar üretmeyecek miyiz? Tüm “alt-kimlikleri”, ideolojik-politik “üst-kimlik” alt›nda bir araya getirip örgütleyerek, devrimci enerjilerini s›n›f mücadelesine, devrimci iktidar mücadelesine bilinçli ve örgütlü flekilde kanalize etmeyecek miyiz? “e¤er mevcut hoflnutsuzlu¤un bütün belirtilerinden yararlanma, rüfleym halinde de olsa mevcut bütün protesto tohumlar›n› bir araya toplama ve iflleme görevimizin bilincinde olmazsak, ancak lafta “politikac›” ve “sosyal-demokrat” oluruz.” (Lenin) Proletarya Partisi Yedinci Oturumu kararlar› ›fl›¤›nda genel olarak s›n›f mücadelesine önderlik etme ve özel olarak da halk savafl›n› somut politikalarla ileri aflamalara s›çratma göreviyle karfl› karfl›yad›r. Tüm parti bir bütün olarak, önderli¤i ve en alt kademedeki militan›yla Marksizm-LeninizmMaoizm rehberli¤inde, halk savafl› stratejisinde belirledi¤i hedeflere yo¤unlaflmak ve gerçeklefltirmek için, komünist bilinç ve devrimci militan bir çal›flmayla genifl kitlelere seferber olmak ve onlarla birli¤ini pekifltirmek zorundad›r.


19

Ulusalc› temelde mücadele yürüten birçok Kürt ulusalc› örgüt, önceden de vard›, bir k›sm› hala var. Ama bunlar›n içinde bir ulusal hareket yaratan sadece PKK oldu. Kürt halk›n› ulusal bayra¤› alt›nda harekete geçirdi. Muazzam bir potansiyel oluflturdu. Ulusal zemin oldukça genifl bir potansiyel yaratsa da onu esas gelifltiren silahl› mücadele oldu. Silahl› mücadeleyi savunmayanlar bir geliflme kaydedemedi. Silahl› mücadeleyi savunup da onun gereklerini yerine getirme becerisi gösteremeyenler de di¤erleri gibi bir geliflme gösteremedi.

Proletarya Partisi’nin ulusal soruna iliflkin yaklafl›m› geçerlili¤ini koruyor ve soruna iliflkin ilkesel ve temel köfle tafllar›n›n gösterdi¤i eksenin do¤rulu¤u bugün daha iyi ortaya ç›km›flt›r ve bu ilerde daha iyi görülecektir. Bunu hala görmeyenlerin de ilerde bu hakk› teslim etmeleri kaç›n›lmaz olacakt›r. Ulusal sorun ulusal bask›dan kurtulma sorunudur. Ulusal bask›ya son verme, ulusal sorunu devrimci bir tarzda çözme, burjuvazi aç›s›ndan tarihe kar›flal› yüz y›l› afl›yor. Yani burjuvazinin ulusal sorunu çözme rolü o tarihten itibaren, yani emperyalizm sürecinden itibaren tarihe kar›flm›flt›r. Ve bu sorun proletaryan›n omuzlar›na yüklenmifltir. Ancak proletarya bu sorunu, devrimci ve tutarl› bir flekilde çözebilir. Bu süreç, ayn› zamanda ulusal kurtulufl mücadelelerinin yükselmesi ça¤›d›r da. Sömürge ve ezilen uluslar›n burjuva-küçük burjuvazisi ulusal kurtulufl mücadeleleri yürütmüfltür ancak hepsi sonuna kadar bunu tafl›yacak tutarl›l›¤a

sahip de¤ildir. S›n›f niteliklerinden dolay› ya kurtulufltan sonra emperyalizmin güdümüne girip yeni sömürgecili¤i benimseyerek baflka güçlerin ulusal bask›s› alt›na girmifllerdir, ya proletarya onlar› y›km›flt›r (1918-22 aras› Rusya’da oldu¤u gibi) yada ulusal mücadelelerin belli bir aflamas›nda ulusal devrimcilikten ulusal reformizme oturmufllard›r. Yani ulusal bask›y› kabullenip, onun bir parças› haline gelmifllerdir. Her halükarda ezilen uluslar›n burjuvazisi bu sorunu köklü bir flekilde çözemeyecektir. Sonuna kadar tutarl› bir çizgiye sahip de¤ildir. K›sacas› bu sorunu ancak proletarya çözebilir. Proletarya önderli¤indeki halk devrimiyle çözülebilir. Ulusalc› temelde mücadele yürüten birçok Kürt ulusalc› örgüt, önceden de vard›, bir k›sm› hala var. Ama bunlar›n içinde bir ulusal hareket yaratan sadece PKK oldu. Kürt halk›n› ulusal bayra¤› alt›nda harekete geçirdi. Muazzam bir potansiyel oluflturdu. Ulusal zemin oldukça genifl bir potansiyel yaratsa da onu esas gelifl-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

Kürt Ulusal Sorunu, PKK-KADEK ve Görevlerimiz


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

20 tiren silahl› mücadele oldu. Silahl› mücadeleyi savunmayanlar bir geliflme kaydedemedi. Silahl› mücadeleyi savunup da onun gereklerini yerine getirme becerisi gösteremeyenler de di¤erleri gibi bir geliflme gösteremedi. Çizgisinde tutarl›l›k ve ›srar›n hayati rol oynad›¤› ortada. Ama üzerinde hareket etti¤i zemin ulusal-burjuva ç›karlar oldu¤u için yolun flu yada bu aflamas›nda egemen sistemle uzlaflmas›, birliktelik sa¤lamas› kaç›n›lmazd›. PKK de bilindi¤i gibi bu noktaya geldi. Ulusal-devrimcilikten ulusal reformist hata oturdu. A. Öcalan’›n bilinen serüveniyle son noktay› da koydu. Dört y›ld›r bu aç›k, ilan ettikleri hat devam ediyor ve onlar aç›s›ndan geri dönülmez bir flekilde devam edecektir. Ulusal devrimci direnifli yükselten PKK, ulusal reformizmi egemen k›lmas›yla isim de de¤ifltirerek KADEK oldu. KADEK’ le ulusal reformist hatta devam ediyor. Biri ulusal devrimci çizginin ad›, di¤eri ulusal reformizmin ad›. PKK ve KADEK’in sürecine iliflkin genel görüfllerimiz bilindi¤i için burada girmeyece¤iz,

zaten konumuz da de¤il. PKK-KADEK bu hatt›yla neyi çözdü? Hiç bir fleyi! Kürt ulusal sorununu çözdü mü? Yani Türk ulusal bask›s›na son verip ulusal bask›dan kurtuldu mu? Hay›r! Ne de¤iflti? Hemen hemen ciddi anlamda hiçbir fley. Ulusal bask› ve ulusal sorunun çözümü, sorunun varl›¤›n› koruyor ve sorun var oldu¤u müddetçe de proletaryan›n bayra¤› alt›nda toplanmalar› becerisi gösterilmezse flu yada bu süreçte bu ulusal parti veya baflka bir ulusal örgütün önderli¤inde bir ulusal hareketin geliflmesi kaç›n›lmaz olacakt›r. Ayr›ca PKKKADEK’in bir daha hiçbir flekilde tekrar silahl› mücadele bafllatmayaca¤›n› düflünmemeliyiz, bugün bu k›sa vadeli gözükmeyebilir ama ilerde olabilir. Reformist ulusal hareketler silahl› mücadele yürütmez diye bir fley yoktur, tersine dünyan›n birçok yerinde yürütüyorlar. Bu sofrada yer ay›rma mücadelesidir. Uza¤a gitmeye gerek yok; Irak Kürt Ulusal Hareketi’nin tarihi ortada, defalarca anlaflm›fl, özerklik kazanm›fl, tekrar elinden al›nm›fl, tekrar mücadele yürütmüfltür. Bu hep böyle devam edegelmifltir….

fiimdi sorun, ulusal sorunu demokrasinin genel bir sorunu, demokratik sorunlardan biri olarak m› görece¤iz ve ele alaca¤›z yoksa di¤er bütün demokrasi ve devrim sorununu ulusal soruna m› ba¤l› k›laca¤›z? Proletaryan›n bayra¤› alt›nda m› toplanaca¤›z ve proletarya ve emekçi halk›n kurtuluflunun ilk ad›m› olan demokratik halk devrimine mi sar›laca¤›z, yoksa ulusal burjuvazi ve küçük burjuvazinin bayra¤› alt›nda, ulusal kurtulufl mücadelesine mi sar›laca¤›z? Ulusal mücadele ulusal burjuva ç›karlar›n mücadelesidir, kendi ulusal egemenli¤inin mücadelesidir ve bunu baflaramazsa ulusal burjuva ç›karlar›n› bir ölçüde güvene alma, sofrada yer ay›rma mücadelesidir; PKK de ulusalc› bir yap›yd›, ulusal ç›karlar› için mücadele etti. S›n›f niteli¤i gere¤i tutars›z ve uzlaflmac›l›¤› onu bu noktaya getirdi. Bugün bunu destekleyenleri de bir ölçüde görüyor. Proleter bilinç ve mücadelenin geliflmesini sapt›ran, köstekleyen bir hareketin ve durumun niteli¤i ve götürece¤i nokta bugün daha iyi ortaya ç›km›flt›r. Tasfiyecili¤in daha genifl Kürt kitleleri taraf›ndan görülecek duruma geldi¤i bir aflamada, ulusalc›l›k zemininin çürüklü¤ü, nereye götürece¤i ve di¤er demokratik sorunlar› gibi ulusal sorunun gerçek çözümünün proletaryan›n bayra¤› alt›nda demokratik halk devrimi yoluyla çözülece¤i, buna kilitlenilmesi gerekti¤i ve bu zeminde bofllu¤u doldurarak hareket etmenin önemi daha da artm›flt›r. Böyle bir aflamada, bu bayrak ve mücadele alt›nda toplanmay› m› savunaca¤›z, yoksa PKK malumun ilan› oldu, PKK’nin bofllu¤unu doldural›m m› diyece¤iz? Aç›kt›r ki bu üç paragraf-


21

ta da birinci fl›kta hareket etmeliyiz. PKK’nin bu noktaya gelmesi yani ulusal devrimcilikten ulusal reformist hata gelmesi proletaryan›n iktidar mücadelesinde bir müttefi¤ini kaybetmesi bak›m›ndan elbette kötüdür. Dün de bugün de ulusalc› zemin, baflta o ulusun proletaryas› ve emekçi kitlelerini milliyetçilik zehiriyle zehirleyip proletaryan›n ortak iktidar mücadelesinden uzaklaflt›rmas› bak›m›nda zararl›yd›, bir engeldi, ayn› zamanda gelecekte de zararl› olur. Ulusal zemin her zaman da öyle olacakt›r. Bu kötülü¤üne, olumsuzlu¤una ra¤men ulusal devrimci zemindeyken s›n›f düflmanlar›m›za karfl› mücadele yürütmesiyle proletaryan›n iktidar mücadelesinde dolayl› bir destek yarat›yordu. Teslimiyetleriyle birlikte bu destek yitirilmifltir. Bu bir kay›p. Ama bu durumun ulusal zeminin ç›kmazl›¤›n› gösterip, ulusalc›l›¤›n etkisi alt›ndaki kitleleri s›n›fsal mücadeleye kazanmak, proletarya hareketine çekmek için de bir avantaj oluflturdu¤u aç›kt›r. “Boflluk” bu yönlü doldurulmaktad›r. Bu belirtilmeden “PKK’nin bofllu¤unu doldurmak” tan bah-

setmek ulusalc› zeminde hareket edelim demek olur. En az›nda bunu ça¤r›flt›r›r. PKK neye hitap ediyordu? Ulusalc›l›¤a! Ne oldu, nereye gitti? Mevcut düzenle bütünleflmeye! Eski PKK’nin yani ulusal devrimci çizgi alan› bofl kald›. PKK’nin bofllu¤unu doldural›m denilirse onun terk etti¤i devrimci ulusalc›l›k k›l›c›n› biz kuflanal›m demek olur. Bugün devrimci saflarda kimse bunu aç›k savunmuyor. Ama belli ölçüde ulusalc›l›k sevdas› güdenler, besleyenler olabiliyor. Ulusalc› talep ve yönleri diri tutma, k›flk›rtma sevdas› gütme e¤ilimleri oluyor veya olabilir. Buna karfl› uyan›k olunmal›. Ayn› zamanda Proletarya Partisi’nin Kürt ulusal sorununa, Kürt ulusal hareketine, PKK’ye iliflkin görüfllerinin genel hatlar›yla do¤rulu¤unun daha iyi a盤a ç›kmas›n›n savunulmamas› veya bunun vurgulanmas›ndan utangaçça kaç›n›lmas› yaklafl›mlar›na da düflülmemelidir. O tür yaklafl›mlara karfl› da uyan›k olunmal›d›r. Sorun meselelere yaklafl›rken hangi s›n›f›n ç›karlar› ve bak›fl aç›s›yla bakt›¤›m›z/bakaca¤›m›zd›r. Her fleyde ve her me-

selede propaganda ve ajitasyonumuzu hangi s›n›f›n ç›karlar›na göre yapaca¤›z. Hangi s›n›f›n bilincini tafl›yaca¤›z ve tafl›yoruz. Proletarya ve emekçi y›¤›nlar›n kurtuluflu sorunlar›n› ve ç›karlar›n› m› ortaya koyaca¤›z? Sürekli onlar› güncel ve gündemlefltirece¤iz? Yoksa proletaryan›n d›fl›ndaki s›n›flar›n ç›karlar›n› ve taleplerini mi öne ç›kar›p, gündemlefltirip, g›d›klay›p canl› tutup onun üzerinde hareket ederek kitlelere gidece¤iz ve onlar› seferber edece¤iz? Bu, hangi s›n›f›n ç›karlar›na, hangi yola ve hangi e¤ilime ilgi duyuldu¤una ve temsil edildi¤ine ba¤l›d›r veya onu gösterir… Ulusal sorun, demokrasinin genel taleplerinden biri ise ve di¤er demokratik talepler (militarizmin yerine halk›n silahl› gücü, cumhuriyet, halk temsilcilerinin yönetimi, hapishaneler, yarg›, bürokrasi vb’nin halk taraf›ndan seçimi, fikir ve örgütleme özgürlü¤ünün kabulü) bu sistem içinde elde edilmesi zor veya imkans›zsa, flu yada bu temel demokratik talep nice bedeller sonucu kazan›lmas›yla tan›nsa bile kufla çevrilip ad› olup kendisi olmayan bir duruma dönüfltürülece¤ine ve onun da gü-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

PKK neye hitap ediyordu? Ulusalc›l›¤a! Ne oldu, nereye gitti? Mevcut düzenle bütünleflmeye! Eski PKK’nin yani ulusal devrimci çizgi alan› bofl kald›.


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

22 vencesi olmay›p yeniden elinden al›naca¤›na göre ve ulusal sorun gibi demokrasinin di¤er temel sorunlar›n›n çözülmesi, elde edilmesi ça¤›m›zda ancak s›n›fsal ve toplumsal devrimle elde edilece¤ine göre her vesileyle bunu oda¤a koyup, bunun bilincini ve bunun gerekleri olan sorunlar ve prati¤ini gerçeklefltirmeyi tafl›mal› ve yerine getirmeliyiz. Elbette bütün bu demokratik talepler genel olarak devrimle elde edilecek ve devrimle güvenceye al›nacak diye bugünde bu konularda propaganda, ajitasyon yap›lmaz, bunun mücadelesi verilmez, bunun bilinci tafl›nmaz demek de¤ildir veya öyle yorumlanamaz. Tersine kitleler demokrasi bilinciyle e¤itilmeden toplumsal devrim gerçeklefltirilemez. Demokratik taleplere ilgisizde kal›namaz, kal›nmam›flt›r da. Proletarya Partisi’nin hiçbir zaman öyle düflüncesi olmam›flt›r, olmaz ve olmamal›d›r da. Birçok fleyde oldu¤u gibi, bu konularda da yetersizlikleri olmufltur, vard›r, sürüyor da. Bunu aflmak zorundad›r. Ama hiç kimse di¤er görevlerinde oldu¤u gibi, bütün demokratik talep-

ler konusunda gerekli ve yeterli ölçüde mücadele yürütüldü, üzerine düflen yerine getirildi de Kürt ulusal sorununa, ulusun demokratik taleplerine ilgisiz kald› diyemez. Derse de gerçekçi olmaz. ‹leri ve demokratik talepler desteklenmifl, ileri ve demokratik olmayanlar savunulmam›flt›r. Ulusal bask›n›n teflhiri, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakk›n›n en do¤al demokratik haklar›ndan biri oldu¤unun ifllenmesi, az›nl›klar üzerindeki bask›, bütün halk›n ve ezilen ulus ve az›nl›klar›n demokratik hak ve örgütlülüklerinin tan›nmas›, e¤itim kurumlar›n›n demokratiklefltirilmesi, dinin devletten ayr›lmas›, di¤er temel demokratik talepler vb. ifllenmeden, kampanyalar fleklinde yürütülmeden, bunlar yap›lmadan kitleler demokrasi bilinciyle, devrim bilinciyle e¤itilmeden siyasal iktidar elde edilemez. Her somut koflulda ekonomik, demokratik ve siyasal taleplerden flu yada bu sorun ve yönü kitlelerin somut bir istemi ve eylemi haline gelebilir, getirilebilir. Bir kampanya fleklinde sürdürülebilir. Ama hiç bir zaman siyasal iktidar hedefi unutulmamal›,

onun önüne geçirilmemeli veya karart›lmas› pahas›na ele al›nmamal›. ‹ktidar mücadelesine hizmet, onu gelifltirip güçlendirecek araç olarak ele al›nmal›d›r. Hiçbir ekonomik, demokratik, siyasi talep siyasi iktidar mücadelesinin yerine konulamaz, ondan önemli ve üstün görülemez veya di¤er taleplerin oda¤›na konulamaz, di¤erlerinin yads›nmas› pahas›na ele al›namaz. Al›n›rsa devrimci de¤il, reformist olunur, siyasal, sosyal, toplumsal kurtulufl de¤il reformizm için veya bir tak›m reformlar için mücadele olur. Reformlar iktidar mücadelesinde yararlan›lan araç de¤il, amaç olur, onlar›n gölgesinde yatmak için olur. Hiç bir demokratik talebin, di¤er demokratik, siyasal taleplerden vazgeçilmesi, önemsizlefltirilmesi için kullan›lmas›na veya flu ya da bu temel demokratik talebin önemsiz veya unutturulmas› için kullan›lmas›na ve bu hesapla öne ç›kar›lmas›na izin verilmez ve göz yumulamaz. Buna bir biçimde efllik edilecek pozisyona düflülmez ve düflmemeye dikkat edilmelidir. Örne¤in, PKK-KADEK emperyalist ve Türk ulusal bask›s›na karfl› mücadeleden vazgeçip, tav›r almay›p, uluslar›n kendi kaderini tayin hakk›ndan vazgeçmesi bir yana, ça¤›m›zda, günümüzde bunu geçersiz görmesi, faflizmin y›k›lmas›n› savunmamas›, tersine onunla ‘bütünleflme’yi savunmas›, di¤er temel demokratik haklar›n da üstünden atlanarak, bütün bunlar›n inkar›, s›rt›n› dönmesi ve unutturmaya çal›flarak, biraz ana dil ve kültürel hak k›r›nt›lar›n› oda¤›na koymas›, bunu her fleyin üstünde görüp, her fleyi buna tabi k›lmas›n› hakl› ç›karan ve


desteklenebilecek hiçbir yönü yoktur. Proleter s›n›f örgütü ve mevcut iktidar› ele geçirme düflüncesini bafl›ndan beri savunmuyor olmas› ve ulusal devrimci çizgiyi de terk etmesi bir yana, bilinen noktaya gelip toplumun demokratiklefltirilmesini, halka demokrasi bilincinin tafl›nmas›n›, bu demokrasinin temel ölçütlerini aç›ktan reddetti¤i, kimini görmeyerek, budayarak, üstünden atlayarak, unutturmaya çal›flarak, her fleyi biraz dilkültürel hak k›r›nt›lar›na s›k›flt›r›p bunu üstün görerek, di¤erlerinden vazgeçme pahas›na oda¤›na koydu¤u bir aflamada, yaratt›¤› rüzgar›n havas›na kap›l›p ayn› türküye efllik ederek öne ç›karmak, onlar›n fliflirdi¤i yelkenlerin havas›yla yol al›nabilece¤ini vb. düflünmek hafifliktir. Nelerin nelere tabi k›l›naca¤›n›, esas ve temel olarak nelerin al›nmas› gerekti¤ini, iflçi ve emekçilerin dikkatini, çaba ve enerjisini nelere çekmek gerek-

te geçirilmesinden daha az etki yarataca¤›n› söyleyemez. Elbette Kürtlerin dil ve kültürleri üzerindeki bask›ya karfl› da teflhir yürütülmeli, ana dillerinde e¤itim ve kültürleri üzerindeki bask›lar›n kalkmas› için P/A konusuna a¤›rl›k verilmeli, bu yönlü tepkileri örgütlenmelidir. Ama ayn› zamanda az›nl›k milliyetler üzerindeki bask›ya karfl› da ayn› özgürlükleri, ekonomik ve demokratik mücadele, bask› ve zulmün di¤er tezahürleri, siyasal teflhir, sosyalizm bilincinin tafl›nmas› vb. öne ve öncelikli ele al›nmal›d›r. Bütün bunlar iktidar mücadelesinin geliflmesine, yükseltilmesine hizmet etmelidir. Demokratik halk devrimi ve sosyalizmi gerçeklefltirmeye hizmet etmelidir. Bunun unutulmas›, gölgede b›rak›lmas› reformist bir çizgi olur, reformlar için mücadeleyi oda¤›na koyma olur, flu yada bu demokratik hak k›r›nt›lar›n›n gölgesinde yatma için mücadele olur vb. Ulusalc›-

Devrimci bilinç tafl›d›¤›m›z, siyasal teflhirde en ufak f›rsat› kaç›rmadan zaman›nda yap›p harekete geçirdi¤imiz, iflçi s›n›f›, köylü ve di¤er emekçi halk›n siyasal, ekonomik, demokratik vb. somut taleplerine sahip ç›kt›¤›m›z, bunlar içinde örgütleyip mücadele içinde güven verdi¤imiz ölçüde kitleleri kazanabiliriz. Kitleler içinde köklü, kal›c›, sistemli, uzun vadeli bir faaliyet anlay›fl›, plan› ve ona uygun çabam›z olmazsa, bunu oturtma yerine kazand›¤›m›z her verimli insan› oradan alma-çekme anlay›fl›yla hareket edilirse kal›c› bir faaliyet oturtamay›z. Kitlelerden kopmufl oluruz. Örne¤in, bir fabrikada, sendikada, okulda, semtte, hizmet sektörü ve köyde vb. oldu¤umuz yerde bir faaliyet oturtamadan kazand›¤›m›z en iyi unsurlar› oradan kopar›p al›rsak, (üstelik verimli de¤il, verimsiz bir çal›flmaya çekilmesi de ayr› yönü) bunun yap›ld›¤› yerde çal›flma otur-

Mevcut örgütsel gücümüzün ve kitlemizin ezici bölümünü Kürtler oluflturmaktad›r. Bunlar üzerinden memleketlerinde faaliyet yaratmaya, mümkün olan baz›lar›n› oralara uygun pozisyonlarla yerlefltirmeye, en az›nda yay›nlar›n› ulaflt›r›p da¤›t›m›n› örgütlemekle ifle bafllamaya, örgütlü bir faaliyet oluflturmaya kafa yorulup somut ad›m atmaya çal›flmal›y›z. ti¤ini kavramamak olur. San›yoruz akl› bafl›nda hiçbir devrimci baflta Kürt halk›n›n toprak sorunu, iflsizlik, açl›k, yoksulluk, konut sorunu, köylerine dönüfl, ordu-polis devletin zulmü, ulusal bask›, KKTH, emperyalistlerin yeniden yap›lanma politikas›n›n ülkemizdeki y›k›m›n›n etkilerine, zamlara vb. karfl› kampanyalar›n P/A’n›n, örgütlenme ve eylemliklerin “biraz dil, biraz kültürel hak k›r›nt›lar› için hareke-

lar, di¤er reformistler, örgütsüz ayd›nlar, s›radan hak ve kimi politik yap›lar bunu görmeyebilir, bunun bilincinde hareket etmeyebilir ama s›n›f bilinçli proletarya partisi ve militanlar› bunlar›n bilincinde hareket etmelidir. Kürtleri kazanma onlara sürekli ve sistemli olarak bilinç tafl›maya, onlar› gösterdi¤i hedefler do¤rultusunda harekete geçirmeye ba¤l›d›r. Düflünce-pratik uyumu çabas›na ba¤l›d›r.

maz, ciddi bir faaliyet olmaz, kitleler içinde ve üzerinde bir etki olmaz, onlardan kopulur. Hele de sistemli bir P/A’la kitleler içinde çal›fl›lmazsa, sorunlar› ve siyasal hedefler için harekete geçirilme ile u¤rafl›lmazsa, konuflmalar›, tart›flmalar›, yaflam› bunlar› gelifltirme üzerine olmazsa, bunun yerini aylakça yaflam, aylaklar aras›nda bofl bo¤azl›k, gevezelik, dedikodu vb. ile zaman öldürmeyle geçerse kitlelerden zaten kopulmufl de-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

23


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

24 mektir. Devrim ve kitlelerin sorunlar›na yabanc›laflm›fl ve yozlafl›lm›fl demektir. ‹flçi s›n›f› ve di¤er emekçiler nankör de¤ildir. Onlara gidilirse, içinde çal›fl›l›rsa, emek verilirse, yan›nda olunursa, birlikte mücadele verilirse onlar güven duyar, destekler, birlikte hareket eder, peflinden gelir. Her türlü fedakarl›¤a katlan›r. Sen yüzünü göstermezsen, onlara gitmezsen, içinde çal›flmazsan, sorunlar›yla ilgilenmezsen onlar da bunu yapmayanlar›n yüzüne afl›k de¤ildir. Tan›maz, güvenmez, destek de vermez, peflinden de gitmez. Bu kadar aç›k. Türkiye Kürdistan› aç›s›nda n da b›rakal›m birçok ilin köylerinde ve köylerde ba¤ kurmak için çeflitli faaliyetlere girmeyi, il merkezlerinin yüzünü bile görmeyince nas›l faaliyet olsun, nas›l halk seni tan›s›n da desteklesin, nas›l güven verdin de onlar da sana güvensin. Elbette ki Hakkari, Van, Mufl, Siirt, Bitlis, Mardin vb. bölgelerde yerli olmayan insanlar›n faaliyet yürütmesi zor. Hem dil, kültür veya koflullar›n zorlu¤undan ve herkesin koflullar› kald›ramamas›ndan dolay› hem de memur vb. de¤ilse düflman taraf›ndan çok k›sa sürede ortaya ç›kar›l›p engellenece¤inden dolay›. Peki bizler gidemiyoruz da oral› olup da bat›, Ege, Çukurova vb. göç eden, mevsimlik iflçi olarak gelen, ö¤renci olarak gelen insanlar› örgütleyip, özel önem verip gerekli fleyleri sa¤lamaya yard›mc› olarak memleketlerinde faaliyet yürütmeye yönelik bir plan, program yap›yor ya da çaba harc›yor muyuz? Bu da yok. Bu yönlü çaba yoksa veya yürütmüyorsak bofl konufluyoruz demektir. Türkiye Kürdistan›’nda daha önce faaliyet yürüttü¤ümüz yer-

lerde bile ›srarl› olmayarak, terk ediyorsak yeniden faaliyet oluflturmuyorsak, çevremizdeki insanlar› deyim yerinde ise yüz üstü b›rak›yorsak Kürt kitlelerinin bize nas›l güveni olsun. Bir iki ay de¤il, bir iki y›l de¤il, çok uzun y›llar onlara gitmiyorsak, onlardan eski güveni, eskisi gibi deste¤i beklemek mümkün de¤ildir. Gerilememeleri mümkün de¤ildir. Yeniden bilinç, örgütlülük, güven vererek, mücadeleye destek ve kat›l›mlar›n› sa¤lamak çok kolay olmayacakt›r ve belli bir zaman alacakt›r. K›r›lan bilinç, güven ve umudu yeniden sa¤lamak kolay de¤ildir, zaman alacakt›r. Ama bu y›llar›n kayb›na ra¤men bugünden oralara yönelik somut ad›m at›lmadan oralarda geliflmemiz, baflta oralardaki Kürt kitlelerinden destek almam›z

gun pozisyonlarla yerlefltirmeye, en az›nda yay›nlar›n› ulaflt›r›p da¤›t›m›n› örgütlemekle ifle bafllamaya, örgütlü bir faaliyet oluflturmaya kafa yorulup somut ad›m atmaya çal›flmal›y›z. Bu yönlü somut çaba, görevlendirme, emek olmadan, ›srar ve yarat›c›l›k olmadan T. Kürdistan›’nda faaliyet ve gerilla savafl›na yönelik planlar hayal olur. Önümüzdeki bu süreçte faaliyetimizin az çok oldu¤u yerlerde ve T. Kürdistan›’nda ilk etapta geçmiflte faaliyet yürütülen yerlerde asgari bir örgütlülük oluflturulmadan, partinin örgütsel olarak toparlanmas› görevi yerine getirilmeden ciddi, istikrarl› bir geliflmenin sa¤lanmayaca¤›n›, gerillan›n da verimli olmayaca¤›n›, gerilla savafl›n›n da sürdürülemeyece¤ini veya gelifltirilemeyece¤ini gör-

mümkün olamaz. Bu yap›lmadan Türkiye Kürdistan›’nda geliflmemiz, aç›lmam›z vb. üzerine söylenen fleylerin de¤eri yoktur. Mevcut örgütsel gücümüzün ve kitlemizin ezici bölümünü Kürtler oluflturmaktad›r. Bunlar üzerinden memleketlerinde faaliyet yaratmaya, mümkün olan baz›lar›n› oralara uy-

mek durumunday›z. Proletarya Partisi’nin militanlar› olarak herkes bunun bilinciyle hareket etmelidir. Bu sürecin üstesinden mutlaka gelmeliyiz. Daha büyük enerji ve çaba göstermeliyiz, sa¤lam bas›p ileri s›çramay› baflarmazsak alt›nda kalaca¤›m›z aç›k. Tercih, iddia ve çaba derecesine ba¤l›d›r.


25

Eylem birli¤i yap›l›rken parti, örgüt ba¤›ms›zl›¤›n› unutmamak gerekir. Aç›k kimli¤imizle olsun yada herhangi bir ad alt›nda olsun, yap› olarak ba¤›ms›zl›¤›m›z› bir an olsun unutmamak durumunday›z. Ba¤›ms›z, ayr› ayr› düflüncelerin varl›¤›n›n kabul edilmedi¤i, bu hakk›n tan›nmad›¤› bir yerde eylem birli¤i olmaz, yap›lmaz. Bu, ayn› zamanda, ayr› bir yap› olarak ba¤›ms›zl›¤›n tan›nmay›p, kendini ifade etme hakk›ndan yoksun olarak eylem birli¤ine kat›lman›n veya baflka kesimlere kat›larak baflka bir ifade ile kuyru¤una tak›larak eylem birli¤inde bulunmas› gibi bir yaklafl›m›n›n olamayaca¤› ve kabul edilmeyece¤i demektir.

Eylem birliklerinin ne oldu¤unun ve buna iliflkin bak›fl›m›z›n uzun y›llard›r ifllenmemesi; yeni kuflaklar›n bu konuda e¤itilmemesi; faaliyetlerde, pratikte bunun gereklerine uygun hareket edilmemesi ve zaman zaman do¤ru düflüncelerimizin yanl›fl düflüncelerle bulan›klaflt›r›lmas›ndan dolay› ve yine gerek emperyalizmin dünya ölçüsünde y›k›m ve sald›r›lar›n› giderek daha da art›rmas›, buna karfl› giderek daha genifl toplumsal kesimlerin tepkisinin artmaya devam etmesi ve böylesi bir dönemde eylem birliklerinin tafl›d›¤› önemden dolay›, Proletarya Partisi Yedinci Oturumunda eylem birli¤i konusuna yaklafl›m üzerine yeniden durmufltur. Bu yaz›da da eylem birli¤i anlay›fl›m›z› ana hatlar›yla belirtece¤iz. Eylem birlikleri noktas›nda do¤ru yaklafl›mlar dönem dönem yay›nlar›m›zda da yay›nlanmas›na ra¤men süreklili¤ini sa¤layamayan, istikrarl› ve oturmufl faaliyetin sürdürülememesi ve korunamamas›yla

dönem dönem belli yanl›fl anlay›fllar ve kavray›fls›zl›klar›n yaflanmas› sonucu, eylem birli¤i anlay›fl›nda da hatalara ve kavray›fls›zl›klara düflülmüfltür. Bu noktalardan ve belli bir kavray›fls›zl›k ve farkl›l›klar yaflan›yor olmas›ndan dolay› konunun üzerinde yeniden durulup, eksiklerin de giderilmeye çal›fl›l›p konuya iliflkin do¤ru görüfllerin ortaya konulmas›na ihtiyaç vard›r. Her devrimin temel sorunu iktidar sorunudur. Dolay›s›yla asgari hedefi Demokratik Halk Devrimi ve iktidar› olan devrimimizin temel sorunu iktidar sorunudur. ‹ktidar sorununu çözmek, di¤er fleylerin yan› s›ra, dost ve düflman s›n›flar› do¤ru tahlil etmeye ba¤l›d›r. Düflman s›n›flar ve dost s›n›f ve tabakalar do¤ru tahlil/tespit edilmezse dolay›s›yla düflmana karfl› mücadelede dostlar kazan›l›p, onlarla birliktelik sa¤lanmazsa amaç ve hedeflere var›lamaz. Düflmanlara karfl› savafl›rken dostlar› kazanmak, onlarla birleflmek ve birlikte hareket

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmz 2003

Eylem Birliklerinin Önemi


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

26

etmek devrimin temel bir politikas›d›r. Bu politikay› kavramak baflar›ya, kavramamak ve buna uygun hareket etmemek baflar›s›zl›¤a götürür. Ayn› zamanda, düflmana karfl› mücadelede, her koflulda proletaryaya yedek kuvvetler bulma/yaratma Leninizm’in üç temel taktik ilkesinden biridir. Bunu kavramamak, buna uygun hareket etmemek Leninizm’den uzaklaflmakt›r. Leninizm’in temel taktik ilkelerini, en az›ndan bu taktik ilkesini kavramamakt›r veya reddetmektir. Birlik kavram› konusunda flu üç farkl› ilkesel konuyu bir birine kar›flt›rmamak gerekir: 1. Komünistlerin birli¤i 2. Eylem birli¤i 3. Halk›n birleflik cephesi Bunlar›n aras›ndaki fark› bilince ç›kararak bu farka her zaman özenle ve önemle dikkat etmek gerekir. Anlamlar›n›, nitel faklar›n›, misyonlar›n›, rollerini, amaçlar›n›, görevlerini bulan›klaflt›rmaya ve birbirine kar›flt›rmaya izin verilmemelidir. Bu konuda her zaman komünist uyan›kl›k korunmal› ve elden b›rak›lmamal›d›r. Eylem birli¤i, yukar›da belirtti¤imiz gibi, bir Komünist

Partisi’nin siyasi iktidar mücadelesinde, düflmana karfl› olan baflta devrimci, demokrat güçleri yan›na çekmek, etkilemek, bir biçimde birlikteli¤ini sa¤lamak amac›yla devrimin düflmanlar›na karfl› mücadele yürüten ve yürütmek isteyen, devrimden menfaati olan, bu devrimci s›n›f ve tabakalar›n meslek ve siyasi örgütleriyle, siyasal mücadelenin somut (siyasal, ekonomik, demokratik) talepleri üzerinde yapt›¤› eylem birlikteli¤idir. Bu ayn› zamanda Komünist Partisi’nin devrimci çevreleri etkileme, kazanma, bir biçimde politikalar›na, taktiklerine, tav›rlar›na bu devrimci çevreleri katma çabas›d›r. Eylem birli¤inin belli prensipleri vard›r. O koflullar olmadan eylem birli¤i oluflturmak zordur veya mümkün olmaz. Eylem birli¤inin yap›lmas› için genel olarak flu koflullar› göz önünde tutarak hareket etmeliyiz ve benimsemelerini sa¤lamal›y›z. 1. Eylem birli¤i yap›l›rken parti, örgüt ba¤›ms›zl›¤›n› unutmamak gerekir. Aç›k kimli¤imizle olsun yada herhangi bir ad alt›nda olsun, yap› olarak ba¤›ms›zl›¤›m›z› bir an olsun

unutmamak durumunday›z. Ba¤›ms›z, ayr› ayr› düflüncelerin varl›¤›n›n kabul edilmedi¤i, bu hakk›n tan›nmad›¤› bir yerde eylem birli¤i olmaz, yap›lmaz. Bu, ayn› zamanda, ayr› bir yap› olarak ba¤›ms›zl›¤›n tan›nmay›p, kendini ifade etme hakk›ndan yoksun olarak eylem birli¤ine kat›lman›n veya baflka kesimlere kat›larak baflka bir ifade ile kuyru¤una tak›larak eylem birli¤inde bulunmas› gibi bir yaklafl›m›n›n olamayaca¤› ve kabul edilmeyece¤i demektir. Bu aç›dan eylem birli¤i yapan güçlerin birbirini ba¤›ms›z devrimci örgütler ve demokratik kurumlar olarak tan›mas› gerekir. Bu olmazsa eylem birli¤i olmaz veya yap›lamaz. 2. Eylem birli¤i, bu birlik içinde bulunanlar›n kendi aralar›nda ortak yükümlülükleri, sorumluluklar› paylaflmas›n› gerektirir. Eylem birli¤i yapan ortaklar›n yap›lacak eyleme karfl› sorumluluk tafl›malar› gerekir. Eylem birli¤i, bir araya gelen kitle örgütleri veya politik ak›mlar aras›nda hak eflitli¤i koflullar›n› gerektirir. Tart›flmada, söz almada, yükümlülüklerde hak eflitli¤ini gerektirir. Demokratik bir flekilde belirlenmesi prensibiyle herkesin gücüne ve yapabileceklerine göre eylemdeki yeri ve yükümlülükleri saptan›r. Eylem birli¤indeki güçler birbirlerinin haklar›na sayg›l› olurken, üzerinde anlaflt›klar› eylemli¤e kilitlenirken, her fleyde salt eflitçi olunamayaca¤› ve öyle bir dayatman›n kabullenilmeyip, siyasal olarak mahkum edilece¤i aç›kt›r. 3. Eylem birli¤inin gerçeklefltirilmesi için halk saflar›ndaki siyasetler, kendi aralar›nda halk demokrasisini uygulamal›d›r. Eylemde birlik, propagan-


27 mal›d›r. Taraflar›n birbirlerine karfl› sayg›l› olmalar› da olmazsa olmaz bir önemdedir. Eylem birliklerinde ayr›ca al›nan kararlara sad›k kalma gibi, az›nl›¤›n ço¤unlu¤a (al›nan kararlar çerçevesinde) tabi olmas› ve ortak disipline göre hareket edilmesi gerekti¤i unutulmamal›d›r. Eylem birli¤i çal›flmas› eylem birli¤ini sabote edecek davran›fllara dönüfltürülemeyece¤i gibi birbirlerine karfl› bir üstünlük yar›fl› veya slogan yar›flt›rmaya vb. dönüfltürülmemelidir. P/A’da serbestlik, eylem birli¤i yapan örgütlerin teflhiri ve bunun arac› haline getirilmesi olarak anlafl›lmamal› ve bu amaçla kullan›lmamal›d›r. P/A’da serbestlik ilkesi, her türlü ajitasyon ve propaganda-

sa olsa eylem birli¤ini sabote etmek ç›kar. Yap›lan eylem birli¤i belli siyasetlerin s›n›rl› güçleriyle kalmamal›d›r, esas olarak en genifl kitleleri kucaklamaya yönelmelidir/hedeflemelidir. 4. Eylem birli¤inde halk demokrasisi iflletilmelidir. Bunun bir gere¤i olarak, siyasi hareketler aras›nda dostça elefltiri ve özelefltiri mekanizmas› iflletilmelidir. Halk saflar›ndaki siyasetler birbirlerine karfl› elefltiri-özelefltiride dürüstlü¤ü elden b›rakmamal›d›r. Her kurum halk›n ç›karlar›n› önde tutmal›d›r. Grupçu zihniyetle hareket edip bunu öne ç›karmalar› halinde proletarya ve emekçi halk›n ç›karlar›na zarar verecekleri ve dev-

Yap›lan eylem birli¤i belli siyasetlerin s›n›rl› güçleriyle kalmamal›d›r, esas olarak en genifl kitleleri kucaklamaya yönelmelidir/hedeflemelidir. içerir. Eylemde birlik, A/P’da serbestlik ilkesi; üzerinde anlafl›lan eylem program›na uygun hareket etmeyi gerektirir. Buna uygun hareket edilemezse, eylemin propagandas› yap›lmazsa eylem birli¤i baflar›l› olamaz ve eylem birli¤inden geriye bir fley kalmaz. Eylem birli¤i platformunun kararlar›na sad›k kal›nmal›, ortak bir yükümlülük alt›na girildi¤ini taraflar unutma-

n›n s›n›rs›z yap›lmas› anlam›na da gelmez. Bütün siyasi örgütler bu ilkenin kabulü temelinde hareket etmeli ve bu yöne a¤›rl›k vermelidir. “A/P yap›yorum” gerekçesiyle eylemin muhtevas›n› karartacak, sapt›racak tarzda davran›fl ve anlay›fllara karfl› olmal›d›rlar. Aç›kt›r ki, serbestlik ilkesinden herkesin pratikte her istedi¤ini yapmas› sonucu ç›kar›lmamal›d›r. Bu ç›kar›l›rsa oradan eylem birli¤i ç›kmaz, ol-

rimci siyasetler aras›ndaki iliflkileri zedeleyecekleri gibi eylem birli¤i hedefinden uzaklaflm›fl olurlar. 5. Eylem birli¤i sadece halk kapsam›na giren s›n›flar ve örgütleriyle ele alaca¤›m›z bir meseledir. Karfl› devrim cephesine dahil olanlarla eylem birli¤i yapmam›z söz konusu de¤ildir. Eylem birlikleri konusunda flu yanl›fl anlay›fllara düflmeme-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmz 2003

da ve ajitasyonda serbestlik (P/A’da serbestlik eylemde birlik) ilkesi kay›ts›z flarts›z kabul edilmeli. Bu ilke olmadan eylem birli¤i olmaz. Bu ilkenin iki yönü var. Eylem birli¤i platformuna sad›k kalma; bu platformda belirlenen mesajlar›n y›¤›nlara ulaflt›r›l›p onlara mal edilmesi, kitlelerin belirli hedefler için harekete geçirilmesi eylemin birlik yönünü oluflturur. Eylemde serbestlik yönü ise; çal›flmalarda yürütülecek A/P’da siyasetler aras›nda ideolojik mücadeleyi, her siyasetin kendi çizgisini/görüfllerini kitlelere götürmesini, kavratmaya çal›flmas›n›, elefltiri-özelefltiriyi, k›sacas› eylem öncesi ve sonras› yap›lacak bu tür faaliyetleri


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

28 ye de dikkat etmeliyiz: - Eylem birli¤inde “eylemde önderlik bizde olmal›d›r, önderlik bizde de¤ilse öyle bir eylem birli¤ine gitmeyiz” mant›¤›yla hareket edilmemelidir. Eylem birli¤ine bu mant›kla bakmak veya eylem birli¤ini böyle ele almak s›n›f mücadelesini, s›n›f mücadelesinin nas›l geliflti¤ini, eylem birli¤inin ne oldu¤unu ve ifllevini anlamamakt›r. Önderlik etmeye çal›flmak, önderli¤imiz alt›na almaya çal›flmak, bunu arzulamak farkl› bir fley, bunu ön koflul olarak aramak farkl› bir fleydir. Bu, do¤ru önderlik, süreç içinde güven verme, d›fl›ndakilerin güvenini sa¤lama ve bir güç olay›d›r... - Eylem birli¤ini sadece bir eylemle s›n›rl› ele almak, o eylem bittikten sonra sona erece¤ini, da¤›laca¤›n› düflünmek yanl›flt›r. Böyle olabilece¤i gibi daha uzun süre sürecek eylem birliklerinin olaca¤› da unutulmamal›d›r. - Eylem birlikleri yerel yap›laca¤› gibi, merkezi olarak da yap›labilir. Eylem birli¤i, dev-

rimci güçlerle üzerinde hemfikir olunan siyasal tav›r, tutum vb.’nin baflar›s› için eylemde güçlerini bir araya getirmektir. Dolay›s›yla eylem birli¤ini di¤er örgütlerle bir örgütlenmeye gitmek, birlikte bir örgüt gibi çal›flmak, birlikte bir örgüt gibi hareket etmek ve bölgesel veya merkezi olarak üstten afla¤›ya do¤ru örgütleri birlefltirmek veya tek parti, örgüt gibi birlikte çal›flmak gibi anlamamal› ve böyle ele almamal›y›z. Parti ve örgütlenmemizin nitelik ve ba¤›ms›zl›¤›n› siliklefltiren, farkl› düflünceyi temsil etti¤imizi ve illegalite kurallar›n› ihlal eden, örgüt ba¤›ms›zl›¤›n› eylem birli¤i ile kar›flt›ran veya eylem birli¤i yapt›¤› güçlerle aras›ndaki fark› siliklefltiren vb. gibi yaklafl›mlara da karfl› uyan›k olunmal›d›r. - Eylem birli¤ini s›n›fsal ittifaklarla birbirine kar›flt›rmamak gerekir. Eylem birli¤inde de eylem birli¤i yap›lan güçlerle bir ittifak yap›l›yor. Her eylem birli¤i ayn› zamanda bir ittifakt›r. Ama her ittifak bir eylem birli¤i

olarak ele al›namaz ve öyle görülemez. Devrimden menfaati olan güçlerle s›n›fsal ittifak daha genifltir, daha uzun vadelidir, stratejik bir sorundur. Eylem birli¤i ise taktiktir. Emperyalist sald›r›lar›n her yönden yo¤unlaflmas›, egemen s›n›flar ve faflist diktatörlü¤ün halka yönelik bask›lar›, kitlelerin y›k›m ve umutsuzlu¤unun artmas›, devrimci hareketin bu sald›r›lar ve sorunlar karfl›s›nda yetersiz kalmakla birlikte kendi içinde birlikler yakalamada/oluflturmada önemli eksikler tafl›mas›, özellikle bugün, eylem birli¤inin komünistlerin önündeki önemli görevlerden biri oldu¤unu göstermektedir. Özellikle Proletarya Partisi düflüncesi ile yak›n dostluk içinde olan, birlikte ifl yapmada önemli oranda güven veren, ortak politikalar oluflturmada süreci benzer tahlil eden devrimci güçlerle eylem birli¤i konusunda aç›k ve hatta teflvik edici olmal›y›z. Halk›n da bu yönlü ortakl›klara de¤er verdi¤inin/verece¤inin bilincinde davranarak em-


peryalizmin, yerli uflaklar›n›n her türlü katk›s›yla gerçeklefltirdi¤i sald›r›lara karfl› genifl bir hedef birli¤inin ve bu hedef birli¤ini içeren bir eylem birli¤i örgütlenmesinin halk deste¤ine aç›k olaca¤›n› bilmeliyiz. Politikalar örgütlemelerle, eylemlerle, birliklerle somutlafl›r. Belirlenen bir politikan›n uygulanmas›na ne kadar genifl bir kesimi kat›yorsak o oranda baflar›l› oluruz. Eylem birli¤inin, politikalar›n baflar›ya ulaflmas›nda en önemli taktik ilkelerden oldu¤unu bugün daha fazla önemsemeli ve öne ç›karmal›y›z. Devrimci parti ve örgütlerle yap›lacak eylem birliklerinde önderli¤in yönlendirici rol oynamas› önem tafl›maktad›r. Eylem birliklerinin merkezi düzeyde ele al›nmas›nda bizim de yetersiz kald›¤›m›z bilinmektedir. Bu, ülkemizdeki devrim mücadelesinde görevlerimizi yeterince yerine getiremedi¤imizin de bir göstergesidir. Yerel düzeyde eylem birlikleri, partilerin zay›f olmas›ndan ve özellikle de nitelikteki geriliklerden kaynakl› olarak art›k neredeyse mümkün olmamaktad›r. Genel olarak politik seviyenin gerili¤i ve önderlik edilmemesi esas etmendir, pasifli¤in ve edilgen ruh halinin yerleflmifl oldu¤unu da ayr›ca eklemeliyiz ve art›k ciddi derecede bunu aflmal›, buna uygun politikalar gelifltirmeye çal›flmal›y›z. Di¤er devrimci düflüncelerle do¤ru yönde yap›lacak eylem birliklerinin önemli kazan›mlar getirece¤i aç›kt›r. Elbette esas olan Proletarya Partisi’nin kendi çal›flmas›d›r, ancak bu oldu¤unda di¤er çal›flmalar mümkün olabilir ve devrim mücadelesi ileriye do¤ru geliflebilir. Fakat, bugün daha iyi kavramal›y›z ki eylem birli¤i gibi di¤er çal›flma-

lar›n kavranabilmesi durumunda kendi çal›flmalar›m›z›n geliflim olana¤› daha güçlenir. E¤er kendi çal›flmalar›m›zda bir gerilik varsa bunun di¤er faaliyetlerle iliflkisinin oldu¤unu da görmeliyiz. Böyle ele ald›¤›m›zda eylem birliklerindeki zaaflar›m›z›n esas olarak önderlik ve örgütsel çal›flmalardaki yetersizlik ve olumsuzluklar›n sonucu oldu¤u görülür.

Emperyalist sald›r›lar›n her yönden yo¤unlaflmas›, egemen s›n›flar ve faflist diktatörlü¤ün halka yönelik bask›lar›, kitlelerin y›k›m ve umutsuzlu¤unun artmas›, devrimci hareketin bu sald›r›lar ve sorunlar karfl›s›nda yetersiz kalmakla birlikte kendi içinde birlikler yakalamada/oluflturmada önemli eksikler tafl›mas›, özellikle bugün, eylem birli¤inin komünistlerin önündeki önemli görevlerden biri oldu¤unu göstermektedir. Proletarya Partisi bu eylem birli¤i anlay›fl› çerçevesinde hareket ederek somut geliflmelerde, merkezi eylem birliklerine gidebilece¤i ve belli bir süre sürecek merkezi eylem birliklerine gidebilece¤i gibi, bölgesel ve yerel eylem birliklerine de gidebilir ve gerekecektir. Ayn› zamanda esas olarak parti örgütleri kitle faaliyetlerinde, sadece

kendi güçleriyle de¤il, kazanabilece¤i, politikas›na dahil edebilece¤i en genifl kesimi yan›na çekme anlay›fl›yla hareket etmelidir. Bu hem politikas›n› en genifl kesimlere götürmedir, hem onlar› etkileme ve politikalar› eksenine çekmedir ve böylece somut olarak yeni dost ve müttefikler edinmedir, onlar›n deste¤ini görme döfleme tafllar›d›r, hem de daha genifl kitleleri düflmanla karfl› karfl›ya getirmedir, onlar› düflman›n dolays›z ve dolayl› etkisi alt›nda çekip düflmana karfl› mücadeleye çekmedir. Proletarya Partisi militanlar› olarak bu bilinçle hareket etmeliyiz. Eylem birlikleri ile ilgili genel yaklafl›m›n tüm örgüte kavrat›lmas› ve bu yönde pratik faaliyetin sürdürülmesini teflvik etmeliyiz. Eylem birliklerinde uyulmas› gereken kurallar hakk›nda tüm kitlemiz ayd›nlat›lmal›, e¤itilmeli ve örgütsel faaliyetlerimizde oturmufl bir yaklafl›m haline getirilmelidir. Devrim sadece öncü güçlerle, tek bafl›m›za yap›lmayacakt›r, o kitlelerle birlikte yap›lacakt›r. S›n›f düflmanlar› d›fl›nda en genifl kitleleri çekme sorunudur, onlar› bir biçimde çekme ve buna zorlama sorunudur. Önemli olan politika ve hareketini onlara göre ayarlama ve ba¤l› k›lma de¤il, onlar› çekmeye çal›flarak yoluna devam etmektir. Devlet taraf›ndan bask› ve haks›zl›klara u¤rayan bütün toplumsal kesimlere sahip ç›kmal›, emperyalizm ve onlar›n ufla¤› olan devletle çeliflkilerini ifllemeli, keskinlefltirmeli, tepki ve öfkelerini körüklemeliyiz. Dolayl›, dolays›z dost ve müttefikler edinmeli, örgütlemeli ve eksenimize çekmeliyiz. Bundan baflar› do¤ru politika ve çabam›za ba¤l› olacakt›r.

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmz 2003

29


30

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

Filipinler Komünist Partisi’nin anti-emperyalist cephe deneyimi Ulusal birleflik cephede oldu¤u gibi, uluslararas› birleflik cephe içinde de gizli tehlikeler ve bunlardan uzak durman›n yollar› vard›r. ‹lerici güçlere liderlik yapan komünistler flunu görmelidirler ki uluslararas› birleflik cephe ne “Sol” ne de sa¤ oportünist hatalar taraf›ndan yolundan ç›kar›lamaz, daralt›lamaz ve parçalanamaz. Sol güçler kendi fikirlerini hakim k›lmak için her zaman u¤raflmal›d›rlar ve bugün en kötü emperyalist olan ABD emperyalizmini tecrit ve yok etmek için sa¤ içindeki bölünmeden yararlanmal›d›rlar.

Prof. Jose Maria Sison FKP Kurucu Baflkan› ve Filipinler Ulusal Demokrat Cephe Bafl Politik Dan›flman› 4 May›s 03, Brüksel Komünist Semineri Sevgili yoldafllar, Bu Brüksel Komünist Semineri’ndeki tüm delegeleri en s›cak yoldafll›k ve devrimci dayan›flma duygular›mla selaml›yorum. Sizinle beraber olmam› engelleyen baz› koflullara ra¤men sizinle birlikte olma flans› veren Belçika ‹flçi Partisi’ne müteflekkirim. ABD’ye itaat eden Avrupa Birli¤i-Avrupa Komisyonu Filipinler Komünist Partisi (FKP) ve Yeni Halk Ordusu (YHO) ile birlikte beni “terörist” olarak listeye ald›. Bu ba¤lamda, Hollanda devleti, tan›nm›fl bir politik göçmen olarak gerekli olan beslenme, kira ve sa¤l›k hizmetleri için gerekli gelirleri de s›n›rlam›fl durumdad›r. Küçük kiflisel banka hesab›m donduruldu. Utrecht-Hollanda ve Brüksel-Belçika aras›ndaki k›sa mesafeyi geçmem yasakland›. ABD; FKH, YHO ve beni “terörist” olarak adland›rma ve

cezaland›r›c› tedbirler almada afl›r› bir cürete sahiptir. ABD, ulusal kurtulufl hareketlerine, ulusal ba¤›ms›zl›k iddias›ndaki devletlere “terörist” olarak sald›rmak; Afganistan ve Irak’a karfl› sald›rganl›k savafllar›n› bafllatmak ve anti emperyalist liderlere CIA taraf›ndan suikast yap›lmas› tehdidi için 11 Eylül sald›r›lar›n› kullanmaktad›r. ABD emperyalizmi tüm insanl›k tarihindeki 1 numaral› terörist güçtür. Say›s› milyarlarca olan halklar› emperyalist sömürünün fliddetiyle cezaland›rmaktad›r. Sald›rganl›k savafllar› yürüterek, nükleer ve di¤er yüksek teknolojili imha silahlar›n› kullanarak, kukla rejimlerinin aç›k terörlerini destekleyerek ve kitle k›y›mlar›n› k›flk›rtarak milyonlarca insan› öldürdü ve yaralad›. 1- FKP’N‹N ABD EMPERYAL‹ZM‹NE VE SAVAfiA BAKIfiI: Lenin’in söyledi¤i gibi kapitalizmin en yüksek aflamas› olarak emperyalizm Amerika ve Avrupa’da ve daha sonra Asya’da 1898-1914 döneminde


nitelik kazanm›flt›r. Lenin, modern emperyalizm veya tekelci kapitalizm ça¤›nda öncü olan ana tarihi dönüm noktalar›n›n ‹spanya-Amerikan Savafl› (1898), Anglo-Güney Afrika Savafl› (1899-1902), Rus-Japon Savafl› (1904-1905) ve 1900’de Avrupa’daki ekonomik kriz oldu¤unun alt›n› çizmifltir. 19. yüzy›l›n sonlar›na do¤ru tekelci kapitalist niteli¤ini kazanarak ABD, ekonomik sömürge bölgelerini büyültmeye itildi. Sömürgeleri, üretim fazlal›klar› için Pazar, sermaye fazlalar› için yat›r›m alan›, ucuz hammadde kayna¤› ve etki alanlar› olarak ele geçirdi. Emperyalist sömürü için sömürge elde etmekte geç kalan ABD eski sömürgeci güç ‹spanya’dan Porto Riko, Küba ve Fi-

lipinler gibi sömürgeleri kolayca gasp edebilece¤ini hesaplad›. Böylece, 1898’de ‹spanyaAmerika Savafl›n› bafllatt›. Küba’da kendi savafl gemisi Maine’yi yaklafl›k 300 denizcisini ve adam›n› öldürerek bat›rd› ve ‹spanya’ya savafl ilan etmek için bir bahane elde etmek için ‹spanya’y› suçlad›. Filipinler ise ABD emperyalizminin Pasifik Okyanusu’nu “Amerikan Gölü”ne çevirme planlar› için kilit nokta ve “Çin karpuzu”ndan bir parça elde etmek için sahneye konan bir üs olarak özel bir öneme sahiptir. Fakat Filipin halk› 1896’n›n daha bafllar›nda ‹spanya’ya karfl› ulusal ba¤›ms›zl›k devrimlerini bafllatm›flt›. Onlar›nki Asya’daki ilk burjuva demokratik devrimdi. Duvarlarla çevrili Manila d›fl›nda tüm Filipinler’in kurtar›lmas›n›

1898’de baflard›lar. ABD emperyalistleri ilk önce Filipin devrimci önderleriyle dostluk kurmaya çal›fl›r göründüler. Fakat k›sa zamanda, Filipin halk›n›n yeni sömürgeci patronu olma fleytani amaçlar›n› tamamen ortaya koydular. Filipinler’i 30 Aral›k 1898’deki Paris Anlaflmas›yla ‹spanya’dan 20 milyon dolara sat›n ald›ktan sonra ABD, 4 fiubat 1999’da Filipin halk›na karfl› topyekün bir sald›rganl›¤a giriflti. Sald›rganl›klar›n› hakl› ç›karmak için, sald›rganlar Filipinli devrimcilerin Manila’daki bütün beyaz yabanc›lar› katletmek için haz›rland›¤› ve “o kadar medeniyetsizler ki kendi kendilerini yönetmek için e¤itime ihtiyaçlar› oldu¤u” yalanlar›n› yayd›lar. Baflbakan McKinley, o kadar ileri gitti ki tanr›n›n

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

31


32

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

FKP, kendini önder güç olarak tan›tlamaktad›r. Yürüyüfl çizgisini aç›kça ortaya koymakta, amaçlar›n› gerçeklefltirmek için çal›flmaktad›r. Üzerinde anlafl›lan çizgi ve hedeflere uygun olarak, düflmana karfl› genifl kitleleri bir araya getirmek üzere di¤er güçlerle birleflmektedir. kendisini bir gece uyand›rd›¤›n› ve Filipin halk›n› H›ristiyanlaflt›rmas›n› ve onlara demokrasiyi ö¤retmesini emretti¤ini iddia etti. 1899’da Filipin-Amerika savafl›n›n bafllang›c›ndan 1913’deki sözde uzlaflt›rma mücadelesinin sonuna kadar, ABD sald›rganlar› en az 1.5 milyon Filipinliyi öldürdü. Fakat, kuflaktan kufla¤a ilk olarak, 19021941 aras›ndaki sömürge ve yar› feodal periyot ve daha sonra 1946’dan günümüze yar›-sömürge, yar›-feodal periyotta, günlük emperyalist fliddet içinde çok daha fazla kurban verilmifltir. Japon faflistleri ABD sömürgecilerini 1942’nin bafllar›nda Filipinler’den sürdüler. Ve ikinci Emperyalist Dünya Savafl› s›ras›nda Filipinler’i iflgal ettiler. Ve üç y›l boyunca komünistlerin ve sosyalistlerin birleflik partisi, Japon emperyalistlerine karfl› baflar›l› bir halk savafl› yürüten ve birçok eyalette halk hükümetleri kuran Japonya’ya

Karfl› Halk Ordusu’na liderlik etti. Fakat 1945’te ABD emperyalistleri Filipinler’in hemen hemen bütün eyaletlerini yeniden ele geçirmek için geldiler. ABD, 1946’da ülkeye sözde ba¤›ms›zl›k ihsan etti. Fakat bundan sonra ekonomik, politik, askeri ve kültürel hakimiyetini elinde tuttu ve bask› ve sömürüsünün ajanlar› olarak sömürücü büyük komprador ve toprak sahipleri s›n›flar›n› kulland›. Filipin yönetim sistemi yar› feodal ve yar› sömürge karakterde kald›. Buna karfl›l›k, Filipin halk› da ulusal demokratik bir devrim bafllatt›. 2- F‹L‹P‹NLER KOMÜN‹ST PART‹S‹’N‹N ANT‹-EMPERYAL‹ST CEPHE DENEY‹M‹: Tüm Filipinli komünistler ve di¤er Filipinli yurtseverler flu gerçe¤i kesinlikle bilmektedirler ki Filipinler’in vahfli iflgali ve sömürgelefltirilmesinden ABD emperyalizmi sorumludur; 1930’da kuruluflundan bu yana komünistlerin defalarca bast›r›lmas›, 2. Dünya Savafl›n›n ard›ndan ülkenin yeniden iflgali, 1950’lerin bafllar›nda halk›n silahl› devrimci hareketinin ezilmesi ve 1960’lar›n bafllar›nda anti komünist gericili¤in yo¤unlaflmas›. 26 Aral›k 1968’de yeniden kuruluflundan bu yana FKP, ABD emperyalizmine ve yerel sömürücü s›n›flara karfl› uzun süreli halk savafl› ile ulusal kurtulufl ve demokrasi için genel mücadele çizgisini azimle ve militanca yükseltti. 1968’de FKP, 1930’lardan beri ABD ve Japon emperyalizmine karfl› mücadele içinde çelikleflen ve Sovyetler Birli¤i, Çin, Kore, Vietnam, Küba vd. ülkelerdeki komünistler ve halk›n zaferlerin-

den esinlenmifl proleter devrimcileri saflar›na katt›. 1968’den beri FKP kadro ve üyeleri Markos’tan günümüze anti-faflist, anti-emperyalist, demokratik ve anti feodal mücadelelerin zengin deneyimiyle donanm›flt›r. Onlar, baflta Küba, Vietnam, Çin vb ülkeler olmak üzere 1960’lardan beri ülke d›fl›ndaki anti emperyalist mücadelelerden ö¤renmifller, onlar› örnek alm›fllar ve desteklemifllerdir. FKP, ABD’nin Filipinler’i kendi ekonomik, politik, askeri ve kültürel kontrolüne sokan tüm eflitsiz birliklere, anlaflmalara, politikalara, yasalara ve düzenlemelere karfl› kitle mücadelesinde Filipin halk›na liderlik etmifltir. FKP’nin kulland›¤› en etkili silahlar Yeni Halk Ordusu ve Filipinler Ulusal Demokratik Cephe’dir. FKP, uzun süreli halk savafl›yla gerici yönetici kukla sistemle savaflmak ve y›kmak için mücadele eden YHO’na liderlik etmektedir. Bu mücadele esas olarak iflçi-köylü ittifak› temelinde sürdürülmektedir. Halk Ordusu, tüm ülke çap›nda flehirlerde güç oluncaya kadar k›rsal kesimde savaflmakta ve güç biriktirmektedir. fiu anda kitle temelinin geliflimi ve derinleflmesi temelinde gerilla savafl›, fliddetli ve yayg›n bir biçim alm›flt›r. FKP, birleflik cepheyi tamamlayarak çeflitli ittifaklar gelifltirdi: tüm devrimci hareketin dayana¤› olan temel iflçi köylü ittifak›; emekçi kitleler ve flehir küçük burjuvazisinin ilerici ittifak›; ilerici güçler ve orta burjuvazinin yurtsever ittifak› ve ABD emperyalizminin en büyük ufla¤›, en gerici güç olan düflman›n gücünü tecrit etmek ve yenilgiye u¤ratmak için gericilerin baz› kesimleriyle karar-


s›z (kaypak) ve geçici ittifaklar. Tüm ittifak çeflitlerinde, iflçi s›n›f›n›n ileri müfrezesi olarak FKP, kendini önder güç olarak tan›tlamaktad›r. Yürüyüfl çizgisini aç›kça ortaya koymakta, amaçlar›n› gerçeklefltirmek için çal›flmaktad›r. Üzerinde anlafl›lan çizgi ve hedeflere uygun olarak, düflmana karfl› genifl kitleleri bir araya getirmek üzere di¤er güçlerle birleflmektedir. FKP ayn› zamanda, ittifak›n ç›karlar›na zarar veren “Sol” oportünist macerac›l›k veya düflman›n isteklerine bo-

Parti sosyalist bir perspektifle yeni demokratik devrimin çizgisini sebatla uygulamaktad›r. 2. Büyük Rektifikasyon (düzeltme) Hareketi sayesinde temel hatalar›n› (subjektivizm ve oportünizm) düzeltti. Sonuç olarak ideolojik, politik ve örgütsel olarak kendini sa¤lamlaflt›rd›.

yun e¤en sa¤ oportünist düflünce ve hareketlere karfl› da mücadele etmek için gerçeklere dayal› muhakeme yöntemini kullan›r. Birleflik cephenin politika ve taktiklerinin uygulanmas›nda esneklik olsa bile devrimi azimle ilerletmek için inisiyatif ve ba¤›ms›zl›¤›n› korur. FKP, mücadelenin ilkesel biçimi olan k›r temelli devrimci silahl› mücadele ile ba¤lant›l› olarak demokratik politik güç ve kitle örgütlerinin organlar›n› infla eder. Ayn› zamanda silahl›silahs›z, legal-illegal mücadelenin çeflitli flekillerini; kitle örgütlerinin (iflçiler, köylüler, kad›nlar, gençlik, ayd›nlar vb için) çeflitli flekillerini ve flehir ve k›rsal bölgelerde kitle hareketlerini koordine eder. FKP’nin 1968’de yeniden kuruluflundan bir süre sonra, ABD emperyalistleri ve Markos rejimi asker ve teçhizat› art›rmak için daha fazla kaynak serbest b›rakarak FKP ve yeniden dirilen devrimci hareketi yok edebilece¤ini hesaplad›lar. Nihayet, ABD-Markos rejimi savafl yasalar›n› deklare etti ve halk üzerinde 14 y›l boyunca faflist diktatörlük uygulad›. Fakat FKP ve devrimci kitle hareketi yok edilemedi. Onlar anti faflist, anti emperyalist ve anti feodal çizgide silahl› mücadelede sebat ederek sa¤laml›klar›n› gelifltirdiler. Sonunda FKP, Markos faflist diktatörlü¤ünün tecrit edilmesini ve yenilgiye u¤rat›lmas›n› sa¤lamak için genifl birleflik cephe politikas› ve taktiklerini uygulayarak baflar›s›n› kan›tlad›. FKP’ye Marksizm-Leninizm rehberlik etmektedir. Parti sosyalist bir perspektifle yeni demokratik devrimin çizgisini sebatla uygulamaktad›r. 2. Büyük Rektifikasyon

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

33


34

KP, emperyalizm ve kendi ülkelerindeki kukla gericilere karfl› dünya halklar›n›n sürdürdü¤ü devrimci savafllar› tan›r. Ve emperyalistler taraf›ndan sürdürülen tüm haks›z sald›r› savafllar›n› ve fliddet hareketlerinin karfl›s›ndad›r.

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

F

(düzeltme) Hareketi sayesinde temel hatalar›n› (subjektivizm ve oportünizm) düzeltti. Sonuç olarak ideolojik, politik ve örgütsel olarak kendini sa¤lamlaflt›rd›. Genifl birleflik cephe politika ve taktiklerini kullanarak FKP, 2001 y›l›nda kukla baflbakan Estrada’n›n devrilmesinde baflar›l› oldu ve son olarak halefi Arroyo’yu 2004 baflbakanl›k seçimlerinden çekildi¤ini aç›klamaya zorlad›. Bar›flç›l ve dev kitle hareketleriyle herhangi

bir gerici baflbakan veya yönetici klik tecrit edilebilir ve iktidardan uzaklaflt›r›labilir. Fakat silahl› devrim olmaks›z›n tüm rejimin devrilmesi mümkün de¤ildir. Bundan dolay› FKP, tüm ülke çap›nda flehirlerde politik iktidar› ele geçirmek için durum elveriflli hale gelinceye kadar silahl› devrimci hareketin k›rlardan flehirleri kuflatma ve silahl› güç biriktirmeyi öngören uzun süreli halk savafl›n›n stratejik çizgisini uygulamakta azmetmektedir. FKP ayn› zamanda, bir gerici yönetici kli¤i tecrit etmek, güçten düflürmek ve iktidardan uzaklaflt›rmak ve ard›ndan bir di¤erini ve tüm yönetim sistemini y›kabilecek hale gelinceye kadar devrimci hareketi güçlendirme fleklindeki birleflik cephe taktik ve politikalar›n› kullan›r. Dünya kapitalist sisteminin ve Filipinler yönetim sisteminin krizi fena halde kötüleflmektedir. ABD’nin dikte ettirdi¤i “Serbest Pazar” küreselleflme çizgisini izleyerek, post-Markos rejimler ülkenin yönetim sisteminin krizini birbiri arkas›ndan

do¤urdu. Bu kriz, dünya kapitalist sisteminin krizine ba¤l› ve ondan daha kötüdür. fiu anki Arroyo kukla rejimi ekonomik ve politik olarak öylesine çaresiz bir durumdad›r ki, ABD’nin Filipinler’de bir “ikinci cephe”de “terörizme” karfl› savafl bafllatma bahanesi alt›nda ülkeye askeri olarak müdahale etme iste¤ini kabul etmifltir. Bush rejimi e¤itim, sivil hareket vb. çeflitli kisveler alt›nda ülkeye daha fazla asker yerlefltirmek için Filipin ulusal birlik ve toprak bütünlü¤ünü çi¤neyerek Filipinler’de askeri üsler infla etmeye çal›flmaktad›r. Filipinler’deki silahl› devrim; devrimciler ve yerel gericiler aras›ndaki bir iç savafl karakterine sahiptir. Fakat ABD emperyalistleri, tüm sald›rganl›klar›n› yükselterek askeri müdahalelerini yo¤unlaflt›rmaktad›r. FKP, ABD emperyalizmine karfl› ulusal kurtulufl savafl›na liderlik etmeye haz›rlanmakta ve Filipin halk›n›n, ABD emperyalizmine kanl› hesaplar› için hak etti¤i cezay› vermeye ve kendi geleceklerini kurmaya yöneltmektedir.


3- EMPERYAL‹ZME VE SAVAfiA KARfiI GEN‹fi DAYANIfiMA ‹HT‹YACI: FKP, ABD emperyalizmi ve yerel gericili¤e karfl› ulusal kurtulufl ve demokrasi mücadelesine yo¤unlaflm›flt›r. Proleter enternasyonalizmi ve ayn› zamanda genifl anti emperyalist dayan›flma duygular› içinde, emperyalizme ve yerli gericili¤e karfl› dünya halklar›n›n verdi¤i benzer mücadeleleri tan›r ve destekler. FKP, emperyalizm ve kendi ülkelerindeki kukla gericilere karfl› dünya halklar›n›n sürdürdü¤ü devrimci savafllar› tan›r.

Ve emperyalistler taraf›ndan sürdürülen tüm haks›z sald›r› savafllar›n› ve fliddet hareketlerinin karfl›s›ndad›r. Emperyalist savafllar›; emperyalizme karfl› mücadele, savafl karfl›t› kitle hareketi ve mümkün olan her yerde devrimci savafllarla durdurma çizgisine tüm gücüyle ba¤l›d›r. Sald›rganl›k ABD emperyalizminin do¤as›nda vard›r. Hegemonyas›n› geniflletmek ve güçlendirmek için terörizmi kullan›r. Kitle imha silahlar›n›n en büyük üreticisi, stokçusu ve kullan›c›s›d›r. Amaçlar›n› gerçeklefltirmek için askeri müda-

hale ve sald›rganl›kta yo¤unlafl›r. Kukla rejimlerin aç›k terörünü tesis eder, destekler; halka ve devrimci güçlere sald›rmak için onlar› kullan›r. Tüm dünya kapitalist sisteminin içinde bulundu¤u afl›r› üretim krizi öylesine ölümcül bir hale gelmifltir ki, ABD bugüne kadar oldu¤undan çok daha zorba ve sald›rgan hale gelmifltir. Bu sebeple dünya halklar›n›n sömürüsünün fliddeti artmakta; savafl ya¤malar›ndaki aslan pay›n› büyülterek emperyalistler aras›ndaki çeliflkileri fliddetlendirmektedir. fiovenizm, ›rkç›l›k ve faflizm canavarlar› tüm emperyalist ülkelerde çirkin yüzünü göstermekte ve emperyalist güçlerin dünyan›n yeniden paylafl›m› mücadelesinde daha fliddetli çekiflmelere iflaret etmektedir. ABD emperyalizminin mevcut liderleri tekelci burjuvaziye daha fazla sermaye vererek ABD ve dünya kapitalist ekonomisini yeniden canland›raca¤›n› hesapl›yorlar. 11 Eylül sald›r›lar› üzerine histeriyi körükleyerek, savafl üretimini teflvik ederek, sald›rganl›k savafllar› yürüterek ve yeni ekonomik sömürgeler elde ederek özellikle petrol kaynaklar› ve yollar› üzerinde tek süper güç olma pozisyonu ve yüksek teknolojili silahlar›yla övünmektedir. Gerçekte hiper güç kibiri ABD emperyalizminin bafl›n› belaya sokmakta, afl›r› genifllemekte ve genifllemeye devam ettirmektedir. Sald›rgan hareketleri; ulusal kurtulufl hareketleri, halk›n devrimci hareketleri ve devletlerin ulusal ba¤›ms›zl›k iddialar›yla s›k›flt›r›lmakta ve sald›r›ya u¤ramaktad›r. 1968’de yeniden kuruluflundan beri FKP, ulusal ba¤›ms›zl›k iddias›ndaki ülkelere, ulusal

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

35


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

36 kurtulufl ve sosyal devrim için mücadele yürüten ulus ve halklara karfl› emperyalizmin sald›rganl›k savafllar›, askeri müdahale, korkutma savafllar›, nükleer flantaj, yabanc› askeri üslere ve ekonomik/askeri bloklara karfl› halk›n genifl kitlelerini birlefltirmek ve seferber etmek için Filipinler’deki çeflitli güçlerle iflbirli¤i yapmaktad›r. FKP flu gerçe¤in her zamankinden daha çok fark›ndad›r ki Filipinler bir tak›madad›r; üzerinde yaflayan halk ve devrimci güçler kendi güçlerine güvenmeli ve geliflmek için dalga dalga ilerlemelidir. FKP, flu andaki kapasitesi d›fl›nda kendini afl›r› gelifltirme konusunda dikkatlidir. Ayn› zamanda d›fl faktörlere ba¤›ml›l›ktan kaç›nma konusunda bilinçlidir. Ülke d›fl›ndan gelen deste¤i memnuniyetle karfl›lar ancak ona ba¤›ml› kalmaz. Ülke d›fl›ndaki devrimci güçleri destekler ve onlar› kendi güçlerine güvenmeleri konusunda uyar›r. Komünistler olarak FKP kadro ve üyeleri Filipin proletaryas› ve halk›n›n ulusal demokratik devrimi tamamlamas›n› ve sosyalist devrime gitmek için politik iktidar› ele geçirmesini ister. Bu sebeple genifl anti emperyalist hareketin geliflimine ve dünya proleter devrimine katk›da bulunmak ister. FKP yabanc› parti ve örgütlerle çeflitli biçimlerde iliflkilerde yo¤unlaflmaktad›r. Baz› iliflkiler aç›k olarak Marksist-Leninist ideolojik çerçeve içinde, di¤erleri ise genifl anti emperyalist dayan›flma çerçevesinde kurulmaktad›r. FKP, genifl anti emperyalist dayan›flma temelinde kitle formasyonlar›yla direkt yüz yüze iliflkileri gelifltirir. Emperyalizme ve savafla karfl›tl›k içinde FKP direkt olarak ya da FUDC vas›tas›yla ba-

z› yabanc› devletler ve devletleraras› kurumlarla iflbirli¤i iliflkilerini gelifltirir. Genifl anti-emperyalist dayan›flma infla etmek için dünyadaki mümkün tüm güçlerle karfl›l›kl› destek ve iflbirli¤ine fliddetle ihtiyaç vard›r. Bir numaral› emperyalist ve terörist güce karfl› koymak ve di¤er emperyalist güçlere karfl› da dikkatli olmak için uluslararas› birleflik bir cepheye ihtiyaç vard›r. Devrimci proletarya; komünist partileri, sendikalar ve sosyalizmi isteyen devletler vas›tas›yla bu tür bir uluslararas› birleflik bir cephede bir yolunu bulup kuflat›lmal› ve genifl kitle hareketinde gerçek rolünü oynamal›d›r. Ulusal birleflik cephede oldu¤u gibi, uluslararas› birleflik cephe içinde de gizli tehlikeler ve bunlardan uzak durman›n yollar› vard›r. ‹lerici güçlere liderlik yapan komünistler flunu görmelidirler ki uluslararas› birleflik cephe ne “Sol” ne de sa¤ oportünist hatalar taraf›ndan yolundan ç›kar›lamaz, daralt›lamaz ve parçalanamaz. Sol güçler kendi fikirlerini hakim k›lmak için her zaman u¤raflmal›d›rlar ve bugün en kötü emperyalist olan ABD emperyalizmini tecrit ve yok etmek için sa¤ içindeki bölünmeden yararlanmal›d›rlar. Emperyalizme ve savafla, özellikle de ABD’nin Irak’a yönelik sald›rganl›k savafl› ve sonucunda bu ülkenin iflgaline karfl› tüm dünyada kitle hareketlerinin geliflti¤ini görmek umut vericidir. Bu küresel kitle hareketi baflar›l› olmufltur. Komünist partileri bu hareketi desteklemifl ve bilinçli bir flekilde genifl birleflik cephe ve hareketin kitle karakterini birbirine kar›flt›rmaktan kaç›nm›flt›r. Böylece

politik güçlerin genifl saf› ve örgütlü ve kendili¤inden kitleler emperyalist savafla karfl› aya¤a kalkmak ve toplanmak için kolayl›kla bir araya geldiler. FKP’nin son kitle bildirisi, kitle hareketinin ABD emperyalizmini itibardan düflürüp, tecrit edip ve eninde sonunda yüksek teknolojili güçlü silahlar›na ra¤men ma¤lup etmek için yayg›nlaflarak ve gayretle geliflmeye devam edece¤ini umdu¤unu aç›klad›. Politik-ekonomik bir sistem olarak ABD emperyalizminin çürümüfllü¤ü aç›k bir hal alm›flt›r. ABD askeri gücünün tükenmesi sadece bir zaman meselesidir. Ki bunu sald›rgan hareketleri yaparak ve dünya halklar›n›n devrimci direniflini yükselterek kendisi “baflarm›flt›r.” FKP’nin kadro ve üyeleri, ABD emperyalizmine karfl› hiç durmadan ortak bir cephe ça¤r›s› yapmaktad›r. Onlar, Filipinler devrimini baflar›ya ulaflt›rmada ve tüm dünyadaki di¤er halklar›n devrimlerini manevi ve politik olarak deste¤i büyültmekte kararl›d›r. Onlar kendi ülkelerindeki devrimci hareketleriyle Filipinler devrimini destekleyen di¤er ülkelerin halklar›na müteflekkirdir. Onlar›n derslerinden ve nasihatlerinden ö¤renmektedir. Komünistler olarak, kendi formasyonlar›nda kendilerini Filipin devrimini ve ayn› zamanda dünya proleter devrimini gelifltirmeye adam›fllard›r. Onlar emperyalizmin bir gün yenilece¤ini, sosyalizmin tüm dünyada hakim hale gelece¤ini ve komünizmin mümkün hale gelece¤ini umuyorlar. Onlar emperyalizmin olmad›¤›, savafllar›n olmad›¤› ve bir s›n›f›n bir di¤erini sömürmedi¤i parlak bir gelecek için ileriye bak›yorlar.


37

Çal›flmalarda verimli, örgütlü, planl›, programl› ve bir hedefe yönelik olarak alabilir ve verimi art›rabiliriz. Siyasal konularda geriliklerimiz, yetmezliklerimizi ancak planl›, programl› ve k›sa-orta-uzun vadeli hedeflere yönelik bir flekilde tasarlay›p prati¤imize geçirerek aflabiliriz. Proletarya Partisi’nin ihtiyaçlar›n› da ayn› çal›flma tarz›yla giderebiliriz. Hangi ihtiyac› var Proletarya Partisi’nin? Hangi siyasal konulara yönelmemiz laz›m?

Siyaset sözcü¤ü sözlük anlam› itibar›yla “yurt ifllerini yürütmek için yöneticilerin tuttuklar› yol” veya “ç›kar sa¤lamak için baflkalar›na karfl› tutulan davran›fl tarz›” anlam›na gelir. Arapça kökenli bir sözcük olan siyaset, politika ile ayn› anlamda kullan›lmakta. Latince’den gelen “politika” sözcü¤ü poli (çok) ve thica (yalan) anlamlar›ndaki iki sözcü¤ün birleflmesiyle meydana gelmifltir. Yani, kelime anlam›, çok yaland›r. Tarihsel süreç içinde kullan›lagelen politika sözcü¤ü, bugün kullan›lan anlam›yla dile yerleflmifltir. Politikay› her s›n›f kendince yorumlar, kendi ç›karlar› gere¤i ona anlam yükler. Egemenler, politikay› yaln›zca kendilerinin yapabilece¤i bir u¤rafl olarak gördüler tarih boyunca. Egemene göre siyaset, halk› yönetme u¤rafl›d›r. -Tabi kendi s›n›f ç›karlar› gere¤inceBu anlay›flla halk› yönetecek, halk› siyasetten soyutlayacakt›r. Egemene göre; “halk cahildir, siyasetten anlamaz.” Ona göre siyaset; “ayr›cal›kl› zümrenin-s›n›f›n yapabilece¤i bir ifltir. Bald›r› ç›plaklar siyasetten anlamaz-

lar. Onlar›n yapaca¤› sadece kol gücünü çal›flt›rmakt›r, kafa gücünü de¤il. Onu da ancak efendiler isterlerse yapabileceklerdir. Halk›n, büyük adamlar›n yapt›¤›na ise akl› ermez!” Halk› koyun sürüsü olarak gören bu anlay›flta; “sürüyü yönetecek bir çobana ihtiyaç vard›r. Bafl olmazsa sürü nereye gidece¤ini bilemez.” Dolay›s›yla siyaseti yapacak olanlar onlara göre, halk sürüsünün bafl›d›r ve de bafl›n çanak yalay›c›s›d›r. Siyaseti ancak egemenler ve temsilcileri yapacakt›r. Yok, e¤er sürü itaat etmez de yoldan ç›karsa; “vay o sürünün haline, vaay!” Egemenler siyaseti yaln›z kendilerinin yapabilece¤i bir ifl olarak görürler ve bunu halk›n beynine yerlefltirirken halk kitleleri siyasetten uzak, siyasete yabanc›laflt›r›lm›fl olur. Fakat politika yaflam›n her yerindedir. Halk yaflam› boyunca gördü¤ü zulüm bask› eziyetle yaflam›ndan bezdirilirken, bu seçkin zümre s›n›f iktidarlar›nda ancak sahte vaatlerle, yalan, dolanla kand›r›lm›fl, bütün bu yalan dolanlar ve vaatler, kitlelere “politika” diye belletilmifltir. (Zaten kelime an-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

Siyasete ‹lgi Üzerine


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

38 lam› olan ‘çok yalan’la egemen siyaset ifade edilmektedir.) Bütün bu alavere-dalavere yalan-dolan hep halk›n eme¤inin daha fazla sömürülmesinde, halk›n eme¤inin hakk›n› almas›n›n engellenmesinde kullan›lm›flt›r. Bütün bu yalanlar, gerici iktidarlar›n sürdürülmesine hizmet etmifltir. Düflündü¤ümüzde, dün Osmanl› saray oyunlar›, saray entrikalar› ile iktidar› ele geçirme, elde tutma u¤rafl› verilirken, bugün de Dervifl’in iki partiyi birbirine düflürme ve bir üçüncü partiye geçme siyaseti bu Osmanl› oyunlar›n›n bir devam› niteli¤inde de¤il midir? Bugün halk için politika ne anlam ifade ediyor? Cevap: halk yaln›zca seçimden seçime politikayla ilgilenir. Egemenlerin siyasetten anlad›¤› budur. Halka dayatt›¤› siyaset anlay›fl› da budur. Farkl› zamanlarda/yerlerde farkl› biçimlerde tezahür etse de özünde halk›n siyaset yapmas› hükümetlere oy vermesi, onay vermesi ile s›n›rland›r›lm›flt›r. Proletarya Partisi’nin siyaset anlay›fl› elbette yukar›da sayd›klar›m›zdan farkl›d›r. Bizler siyaseti seçkin bir zümre veya s›n›f›n yapaca¤› bir ifl olarak görmeyiz kuflkusuz. Siyaset bizce; Proletarya Partisi önderli¤inde emekçi halk kitlelerinin kurtuluflu için ellerindeki silah›d›r. Burjuva-feodal her türden gericili¤e karfl› kitleleri ayd›nlatmada, onlara yol ve yöntem göstermede, örgütleyip savaflt›rmada bir silah olarak alg›lamal›y›z. Siyaset her fleyden önce iktidar hedefli amaç ve yönelimler, bunlar› gerçeklefltirmek için yürütülen faaliyetler, benimsenen yol ve yöntemlerdir. Bu do¤rultuda eylemimize içerik ve yön verendir diyebiliriz.

Egemenlerin politikalar› nas›l ki kendi ç›karlar› gere¤i belli programlar etraf›nda ifade buluyorsa, proletaryan›n politikas› da kendi ç›karlar› gere¤i oluflturdu¤u programlar etraf›nda ifade bulur. Nihai hedef olarak kendine üretim aletleri üzerindeki özel mülkiyete son vermeyi, s›n›flar› ortadan kald›rmay› koyar. Bunun gerçekleflmesi de say›s›z asgari program›n gerçekleflmesine ba¤l›d›r. Egemen s›n›flar bugün kendi programlar›n› oluflturmufllar, bu programlar ekseninde politikalar›n› hayata geçirme u¤rafl›ndalar. Nedir bu politikalar? Çevre politikas›, iç politika, d›fl politika, e¤itim-kültür-sanat-maliye vs. vs. politikalar› diye ifadelendirdiklerimizdir. Ve bunlar›n toplam› egemen politikalar›n› oluflturur. Buna karfl›l›k biz devrimci ve komünistler temsil etti¤imiz s›n›f›n ç›karlar› gere¤i, gelece¤e yönelik politikalar olufltururuz. Bunlar›n tümü, siyasal iktidar merkezlidir. Örne¤in devletin hapishaneler politikas›, devlet siyasetidir. Onun için yaflamsald›r. Buna karfl›n, bizlerin hapishaneler politikas› siyasal talepler etraf›nda oluflturulur. Veya yine 8 saatlik iflgünü talebi; iflçi s›n›f›n›n talebidir. Tek tek iflyerlerinde patronlar›n kabul etmesi, ekonomik bir kazan›mken, bunun yasal bir hak halini almas›, siyasal bir kazan›md›r. Örnekleri ço¤altabiliriz. Burada, flunun alt›n› çizmemizde fayda var. Egemen s›n›f›n bütün politikalar› “devlet” ayg›t› arac›l›¤›yla gerçeklefltirilirken, proletaryan›n hedefi siyasal iktidara yöneliktir. Proletaryan›n siyaseti bir hedefe yöneliktir. Ve bu hedefe ulaflabilmemiz -asgari hedef olarak nitelendirdi¤imiz gerici faflist iktidar› alt etmemiz- için do¤ru bir siyasete sahip olma-

m›z gereklidir. Burada kuflkusuz Marksist-Leninist-Maoist siyasetten bahsediyoruz. Proletaryan›n iktidar› ele geçirmesi Proletarya Partisi’nin Marksist-Leninist-Maoist politikalar› hayata geçirmesi ile gerçekleflecektir. Veya bir baflka deyiflle siyasal iktidar› ele geçirmesi için, Proletarya Partisi’nin kitlelere do¤ru önderlik edebilmesi gereklidir. Kitlelere nüfuz edebilmede, örgütleyip savaflt›rabilmede do¤ru politikalar› hayata geçirmesidir. Marksist-Leninist-Maoist siyaseti bilmek; Proletarya Partisi’nin ne için, kimler için savaflt›¤›n›, nas›l savaflmas› gerekti¤ini bilmektir. Bu Proletarya Partisi’nin düflünsel, siyasal, örgütsel, askeri konularda Marksist-Leninist-Maoist çizgisinin hakim k›l›nmas› ile gerçekleflir. Genelden özele, parçadan bütüne Partinin tamam› için bu geçerlidir. Proletarya Partisi’ni oluflturan bireylerin siyaset anlay›fl›kavray›fl›, siyasete ilgisi, siyasete verdi¤i önem, ayn› zamanda Proletarya Partisi’nin ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›na, eksikli¤inin giderilip gelifliminin sa¤lanmas›na verilen önemin göstergesidir. Çünkü bütün bunlar, ancak do¤ru bir siyasete sahipsek gerçekleflir. PROLETARYA PART‹S‹ NE ‹Ç‹N SAVAfiMAKTA Bu soruya k›saca “halk kitlelerinin ihtiyac›n› karfl›layabilmek amac›yla” yan›t›n› verebiliriz. Bu noktada halk kitlelerinin ihtiyac› “siyasal iktidar bilinci” noktas›nda odaklan›yor. Çünkü, bugün kitlelerin genel durumuna bakt›¤›m›zda, devrimci hareket ve özgülünde Proletarya Partisi’nin kitlelerle ba¤› oldukça zay›f durumda. Bunun nedenleri nelerdir? Devrimci hareketler örgüt-


lenmede, savafl ve taktiklerde hatal› çizgiye düflmüflse, bu politikalar sonucu kitlelerden uzaklaflma, kitlelerden kopup marjinalleflme olur. Yani, uzaklaflan kitleler de¤ildir. Kitlelere siyasal iktidar bilinci tafl›yacak, kitlelerden kitlelere siyasetini hayata geçirecek, halk›n bilincinde kök salacak politikalar›n yaflama geçirilememesi, elbette kitle çizgisinden uzaklaflmaya neden olur. Orada kitlelerden kopup marjinalleflme bafllar. Marjinalleflme olgusu, tek tarafl› olarak ortaya ç›kmaz, de¤erlendirilemez. Esas-tali yerinden yola ç›kt›¤›m›zda karfl›devrim elbette ki sald›racakt›r. Kitleleri etkilemeye çal›flacak, kitlelerden yal›tmaya çal›flacak, katliamlar yapacak –ki yap›yortasfiyecili¤in, reformizmin, düzen içi mücadelenin yollar›n› biraz daha açacak ve devrimci harekette ideolojik-siyasal k›r›lmalara yol açmak için elinden geleni yapacakt›r vb. vb. Bunda garipsenecek yan yok. Karfl› devrim elbette ki sald›racakt›r. Onlar›n “cennet vatanlar›n›” yok etmeye çal›fl›yoruz. Ama burada kitlelerden yal›t›lm›fll›¤›n ç›kmas›ndaki bafl etken bilhassa, siyasetlerin izlemifl oldu¤u politikalard›r. Dünyan›n hiçbir yerinde görülmemifltir ki, karfl› devrimin sald›r›s›yla devrimci hareketler çöksün, imha olsun, marjinalleflsin. Hareketler çöküyor, marjinallefliyor, ideolojik k›r›lmalar yafl›yorsa bu, her zaman partilerin izledi¤i politikalardan kaynaklan›r. Baflkan Gonzalo’nun dedi¤i gibi; “Halk Savafl›, üstün bir stratejidir. Bunun ispat› mevcuttur. Bunu böyle teyid eden askeri tehlikeler vard›r. Komünistler ilkelerini, savafl stratejilerini

uygulad›klar›nda hiçbir zaman savafl kaybetmemifllerdir. Üstün olan yani proletaryan›n savafl stratejisidir. Bu halk savafl›d›r. Dolay›s›yla proletaryan›n savafl stratejisinden daha üstün bir savafl stratejisi olmayacakt›r. Bafllang›ç noktam›z fludur; Her s›n›f›n kendi özgül savafl biçimi, dolay›s›yla kendi stratejisi vard›r. Proletarya da kendi savafl stratejisini halk savafl›n› yaratm›flt›r. Burjuvazi bundan üstün bir stratejiye hiçbir zaman sahip olamaz. Bundan da öte proletaryan›nkinden daha geliflmifl

Proletarya Partisi’ni oluflturan bireylerin siyaset anlay›fl›kavray›fl›, siyasete ilgisi, siyasete verdi¤i önem, ayn› zamanda Proletarya Partisi’nin ihtiyaçlar›n›n karfl›lanmas›na, eksikli¤inin giderilip gelifliminin sa¤lanmas›na verilen önemin göstergesidir. Çünkü bütün bunlar, ancak do¤ru bir siyasete sahipsek gerçekleflir. bir strateji hiçbir zaman varolmayacakt›r. Bu dünyada askeri süreçlerin incelenmesi meselesidir. Her s›n›f daima kendi savaflma biçimini ve kendi stratejisini yaratm›flt›r. Ve her zaman üstün olan strateji kendisinden geri olan› ma¤lup etmifltir. Ve yeni s›n›f her zaman üstün stratejiye sahiptir. Halk savafl› budur. Bunun ispat› mevcuttur.

Komünistler ilkelerini uygulad›klar›nda hiçbir zaman tek bir savafl kaybetmemifllerdir. Savafllar› sadece ilkeleri uygulamad›klar› zaman kaybetmifllerdir.” (Baflkan Gonzalo Konufluyor, sf. 36) Yani marjinalleflme sald›r›s› devletten gelir. Ama marjinalleflen çizgiyi yaratan esas olarak örgütlerin kendisi olur. Bunu aflacak olan da yine do¤ru politikalar etraf›nda hareket edecek olan devrimci hareket olacakt›r. Yani bunu gerçeklefltirecek olan yine bizler olaca¤›z. Kadrolar ve her düzeyde faaliyetçiler olacakt›r. Kitlelere siyasal bilinç vermesi gereken bizler, yani parti ve devrimin militanlar› asgari düzeyde siyasal seviyeye (ideolojik temelde) sahip de¤ilsek, proleter s›n›f bilincini kuflanamam›flsak, bu yönlü bir yönelime sahip de¤ilsek ne derece kitleleri kendi sorunlar›n›n çözümünün öznesi haline getirebiliriz ki? Bu u¤urda onlar› do¤ru hatta nas›l savaflt›rabiliriz ki? Bunlar› gerçeklefltirdi¤imiz oranda kitlelere önderlik edebiliriz ancak. Do¤ru bir siyasete sahipsek yapabiliriz. Bugün siyasallaflma daha bir önem arzediyor bizler aç›s›ndan. Fakat gel gelelim saflar›m›zda siyasal konulara ilgi çok s›n›rl›. Özellikle 12 Eylül’le birlikte toplumu kuflatan apolitizasyon sald›r›lar› bugün olanca fliddetiyle saflar›m›zda da etkisini göstermekte. 12 Eylül’le birlikte toplum üzerinde estirilen terörden en fazla nasibini alan devrimci hareketler olmufltu. Yüzlerce devrimci ve komünist zindanlarda tutsak edilirken, burada halk y›¤›nlar›na verilen gözda¤› ile devrimcilerle kitlelerin ba¤› kopar›lmak isteniyordu. Yüzlerce tutsak, katledilen devrimciler,

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

39


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

40 yarg›s›z infazlar, soruflturmalar… Bütün bunlar devrimci hareket içerisindeki militanlar baflta olmak üzere demokrat ilerici yurtsever tüm insanlardan ezilen yoksul halk kitlelerine, sokaktaki insana dek herkese verilen bir gözda¤› niteli¤indeydi. “Aya¤›n›z› denk al›n!” deniyordu. “Aya¤›n›z› denk al›n! Yoksa sizin de bafl›n›za ayn›s› gelir!” “ne zaman yanl›fl bir siyasal çizgi hakim olmuflsa yanl›fl bir örgütsel çizgi de ortaya ç›km›flt›r. Yanl›fl çizgi ne kadar uzun sürmüflse bunun örgütsel zararlar› da o kadar büyük olmufltur.” (ÇKP K›sa Tarihi, Partimizin Tarihindeki Baz› Meseleler Üzerindeki Karar, s. 58) 12 eylül cunta koflullar›nda y›¤›nlar üzerinde buldozer gibi geçerken buna karfl›l›k devrimci hareket, do¤ru politikalar› cunta dönemi ve öncesinde hayata geçirmede yetersiz kald›. Darbenin gelece¤i (Marafl katliam›, sonras›nda ilan edilen s›k›yönetim, s›k›yönetim uygulanan illerin say›s›n›n artmas›, cumhurbaflkanl›¤› seçimleri ve muht›ra gibi iflaretlerle) aç›k seçik belli olmuflken ve devrimci hareket aylar öncesinde darbenin gelece¤inin fark›na varm›flken, buna uygun bir politika hayata geçirememifltir. Devrimci Hareket saflar›nda apolitiklik, düflman› ele al›flta, kitleleri ele al›flta darl›k ve en önemlisi de siyasal iktidar bilincindeki yoksunluk veya siyasal iktidar bilincindeki ufuksuzluk bunun temelini oluflturuyordu. Bu noktada Proletarya Partisi’ni ele alacak olursak; darbenin gelece¤ini bir sene öncesinden görebilmifltir. Buna karfl› düflman sald›r›lar›na karfl› politikalar gelifltirmede, kitleleri yönlendirmede yetersiz kal›nmas›, örgütsel haz›rl›klar›n yeterince sa¤lanamamas› söz ko-

nusuydu. Bu dönemde s›kça söz edilen Halk Savafl› ve onun gerilla savafl› biçiminin pratikte yaflam bulmas›, o dönem gerçeklefltirilememiflti. Ancak, cuntay› takip eden y›llarda s›k›nt›l› da olsa ad›m ad›m mesafeler kaydedilecekti. Düflman sald›r›lar› ne kadar yo¤unlafl›rsa yo¤unlafls›n, e¤er buna uygun bir konumlan›fl gösterilseydi, kay›plar hiç kuflkusuz büyük olmaz ve bu dönemki düflman›n sald›r›lar›na karfl› sa¤lam haz›rl›klar yap›labilirdi. Bunun temelinde “siyasallaflmaya” verilen önemin yetersizli¤i yatmaktad›r. Bu dönem, devrimci hareketten kopmalar›n yo¤un olarak yafland›¤› bir dönemdi. Bir zamanlar›n kimi solcular›, burjuva bas›nda yol gösterip eski solcu (veya dönek) kategorisine dahil oluyor, burjuvazinin maafll› propagandac›l›¤›na soyunuyordu. Kimileri paray› bulup, mülk sahibi olup mücadele saflar›n› b›rak›rken, kimileri de pasaport bulup yurtd›fl›n› mesken eylemiflti. Büyük bir k›sm› kendi kabu¤una çekilip sessiz sedas›z ortadan kaybolurken, cunta sonras› legal reformist kanala kayarak parlamento koridorlar›na yelken açan EMEP-ÖDP de cabas›. Bütün bu olumsuzluklar, kitlelerde etkisini gösterdi. ‹nsanlar devrimcilikten-devrimcilerden uzaklaflmaktayken, saflardan kopan insanlarda günlük hayat›n girdab›na düflüfl, teslimiyet ve burjuvazinin kollar›na düflüfl bafl göstermiflken, yaln›z bu yönüyle devrimciler üzerinde cuntan›n etkisi olmad›. Gözda¤› verilen devrimcileri devrimcilikten, halk kitlesinin devlete karfl› isyana itebilecek siyasetten yal›t›lmas› gerekiyordu. ‹nsanlar› apolitiklefltirmeleri gerekiyordu. Neden? Çünkü;

emperyalist sermaye, yetmifllerin ortalar›ndan ve esas olarak 80’lere geçiflle birlikte dünyada serbest piyasa ekonomisini benimseyip hayata geçirme u¤rafl›n› veriyordu. Mali sermayenin muazzam büyümesi ile emperyalist-kapitalizmin içinde bulundu¤u krizi aflmada yaflama geçirece¤i politikan›n ad›: Neoliberalizm’di. ‹ngiltere’de Thatcher, Amerika’da Reagan’›n ifl bafl›na gelmesiyle birlikte uygulanan bu politikalar›n Türkiye’deki ad› 24 Ocak Kararlar› olmufltur. Özellefltirme, tafleronlaflt›rma ve sendikas›zlaflt›rma sald›r›lar› ile yaflam buluyordu. Bu sald›r›lar›n ekonomik planda ad› serbest piyasa ekonomisi iken, ideolojik planda küreselleflme, siyasal olarak Pax Americana ülküsü, kültürel planda post-modernizmdir. Bu politikalar, 12 Eylül’le birlikte yaflama geçirilmeye çal›fl›l›yordu. Ve 12 Eylül’ün önünde engel olarak görüp yönelece¤i ilk hedef devrimci hareket olmufltur. Bunun için faflist diktatörlü¤ün kullana geldi¤i iflkence-bask›-zor ayg›tlar› fazlas›yla mevcut. Fakat bunlar yeterli de¤ildi. Çünkü; “Derya dedi¤in uyur uyur uyan›r” (N. Hikmet, fieyh Bedreddin Destan›ndan) Faflist diktatörlü¤ün amac› da halk deryalar›n›n uyanmas›n› engelleyebilmekti. Bunun için de devrimcilerle ba¤›n› koparmak istiyordu. Bunu yapman›n yolu, insanlara kurtulufl yolunu gösterebilecek Marksist-Leninist-Maoist siyaset ve ideolojiden uzaklaflt›rmaktan geçiyordu. Bunun için de türlü yalandemagojilerle insanlar›n bilinçlerini buland›rmak istiyorlard›. ‘80 sonras› kolluk güçleriyle bask› ve terörün devam› sa¤lan›rken, ayn› zamanda müzi¤iyle, futboluyla, marka ba¤›ml›s›


Bu sahte cennetler “Amerikanvari yaflam tarz›”n›n kendisiydi. Televizyonlardaki, gazetelerdeki kaymak tabakas›ndaki ünlülerin yaflamlar›, yoz iliflkiler yuma¤› halka sunuluyor. Kolas›, hamburgeri, diskosu... ile 80 kufla¤› gençlik yoz kültürle flekillendiriliyor. gençli¤iyle Amerikanvari yaflam tarz›yla filmleri, Brezilya dizileriyle pembe hülyalara dald›r›l›yordu. Sahte cennetler yaflat›p insanlar›n kafalar›nda bu sahte cennetlere ulaflmalar› gerekti¤i yolunda insanlar aldat›l›yordu. Bu sahte cennetler “Amerikanvari yaflam tarz›”n›n kendisiydi. Televizyonlardaki, gazetelerdeki kaymak tabakas›ndaki ünlülerin yaflamlar›, yoz iliflkiler yuma¤› halka sunuluyor. Kolas›, hamburgeri, diskosu... ile 80 kufla¤› gençlik yoz

kültürle flekillendiriliyor. Arabesk-pop gençlik meydana getiriliyor. Gençli¤in beyni de gerici faflist e¤itimle y›kan›yordu. Burada gençli¤in durumuna bakmak gerekiyor. Çünkü kuflak kopmas›ndan bahsediyoruz. Ve bu da halk gençli¤i üzerinde fazlas› ile etkide bulunuyor. 80 kufla¤›n›n 70’li y›llardaki a¤abeylerinin çok daha fazla ilgilendi¤i politikadan uzaklaflt›r›lmas› laz›md›. Bunun için de en temelde ilkokuldan üniversiteye dek beyinlere Kemalist-faflist e¤itim enjekte ediliyor. Türk-‹slam sentezi politikalar›n›n devam› niteli¤indeki safsatalarla e¤itim flekillendiriliyordu. Burada AFC’nin yapmak istedi¤ine yine cuntan›n kendi ifadeleriyle de¤inecek olursak: “(...) Pragmatizm, pozitivizm dolay›s›yla çeflitli maddeci (materyalist) görüfllere dayanan e¤itim sonucu (...) köksüz, muâllakta y›k›c› ideolojilerin pençesine düflen gençler yetiflmifl ve onlar da eylemci ve anarflist olmufllard›r” (12 Eylül Cuntas›n›n “Türk ‹slam Sentezcili¤i, Türk‹slam Sentezi Kültür Raporu’ndan aktaran: Faik Bulut, Hasan Sabbah Gerçe¤i)

“(...) Milli ve dini bünyemize uymayan bilgiler, programdan ç›kar›lmal›d›r. (...) ‹lkokullar, aileden gelen milli ve dini de¤erleri bozmamal› onlar› takviye etmeli, gelifltirme gayesi tafl›mal›d›r(...)” (age) “Din e¤itimi, sadece Din ve Ahlak Kültürü dersleri içerisinde de¤il, di¤er derslere de yans›t›larak verilmeli. Din ilimleri ve Fen ilimlerinin mütaalalar› aras›nda çat›flma oldu¤u fleklindeki yanl›fl anlay›fla meydan verilmemelidir(...)” (age) Böylelikle din ve millet afyonu küçük yafltan bafllayarak beyinlere enjekte ediliyor ve ezberci e¤itimle bilinçlerdeki süreklili¤i sa¤lanmaya çal›fl›l›yordu. Bütün bunlarla politikan›n bilimle-sanatla-felsefeyle... ba¤lar› kopar›lmak isteniyordu. YÖK, bunun en somut ifadesidir. Bu flekilde beyinler y›kanmaya çal›fl›l›yor ve bu yöntemlerle egemenler istedikleri insan tiplerini yarat›yorlard›. Okumayan-araflt›rmayan-sorgulamayan-dünyadan habersiz-sokaktaki insan›na, kap› komflusuna hatta kendi ailesine ve hatta kendisine yabanc› insan tipleri...

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

41


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

42 Öyle ki, dünyan›n öbür ucundaki olaydan haberdar olan, ama kendisinden, kendi sorunlar›ndan haberdar olmayan bir kiflilik. Kendi kendine yabanc›, bencil, bireyci... insan prototipleri. Bir tüketim toplumu yarat›l›yor ve tüketici haline getiriliyor insanlar. Bütün bu hayat›n keflmekefli içerisinde kitleler, günü kurtarma çabas› içerisindeler. Kendi bafllar›n›n çaresine bakmak durumundalar. Bütün bunlar›n toplam› halk kitlelerinin günlük ekmek paras›n› ç›karma derdiyle bu çabaya odaklanmalar›n› beraberinde getiriyor. Sosyal, kültürel faaliyetler daha da s›n›rl› hale getiriliyor. Böylelikle genifl halk kitlelerinin kafas›, zararl› fikirlerden(!) uzak tutuluyor. Bütün bu sayd›klar›m›zda siyaset yok mudur? Burada kitlelerin apolitiklefltirilmesi (siyasetten uzaklaflt›r›lmas›) de bafll› bafl›na egemen siyasetin bir sonucuydu. 12 Eylül’le birlikte AFC’nin gelmesiyle emperyalistler de rahat bir nefes ald›lar. Böylelikle politikalar›n› daha rahat hayata geçirebilmenin zeminini oluflturdular. Bu politikalar da uflaklar› taraf›ndan hayata geçirildi. 90’l› y›llara girildi¤inde böyle bir tablo ç›k›yordu ortaya. 90’l› y›llar›n bafl›nda dünya RSE’nin çöküflüne sahne oldu. Bununla beraber burjuva ideologlar sahneye att›lar kendilerini. “Yaflas›n, sosyalizm öldü! Herkes sevinsin! Art›k hepimiz için tek ve en büyük tehlike ortadan kalkt›!” Ve ard›ndan burjuva ideologlar sahneyi doldurmaya devam ettiler. Yeni yüzler ve yeni replikleriyle oyunlar›n› sürdürüyorlard›. “Sosyalizm kaybetti(!)” “Kapitalizm nihai zaferini

kazand›(!)” “Art›k dünyada kapitalizm hakim ve bu böyle sürer de gider(!)” “S›n›flar da ortadan kalkt›(!)” “Zaten yaflanan bütün olumsuzluklar hep sosyalizm yüzündendi(!)” “Ne güzel, art›k herkes zenginleflebilecek, dünyada fakir kimse kalmaz art›k(!)” “Herkes diledi¤i yolu seçebilir, zenginleflebilmek için. Ne de olsa f›rsat eflitli¤i var(!)” “Art›k internet de var, s›n›rs›z özgürlük de(!) ‹steyen istedi¤i sörfü, chat’i yapar(!)” “Yoksa siz hala küreselleflmediniz mi(!)” Öyle ya, art›k “küreselleflme” vard›. Bütün s›n›rlar ortadan kalk›yor, dünyan›n öbür ucundaki adam, öteki ucundakiyle iletiflim kurabiliyordu. Küresel bir köydü art›k dünya(!) Dünyay› yeni duruma göre flekillendirirlerken, kurduklar› düzeni “Yeni Dünya Düzeni” olarak adland›r›yorlard›. “Sosyalizm öldü” deyip enternasyonalizm yerine “globalizm” ve YDD getiriliyordu. Yani bir bak›ma kendi zaferlerini ilan ediyorlard›. T›pk› bir spor müsabakas›nda bir taraf›n kendini hem oyuncu, hem hakem ilan etmesi gibi. Hakem son düdü¤ü çalm›fl ve maç bitmiflti onlara göre. Tüm bu ideolojik karmafla ortam›nda, Maoist partilerin RSE’nin ipli¤ini pazara ç›karmas› ve Marksist-Leninist-Maoist ideolojide ›srar›, RSE’nin çöküflüyle bafllayan ideolojik savrulma ve karmafla ortam›nda dirençle karfl› duruflunu sa¤lad›. Bu dönem dünyan›n dört bir yan›nda legalizm bata¤›na saplanan devrimci hareketler varken, yine dünyan›n dört bir yan›nda

Maoist partiler halklara böylesi günlerde umut olmufl, umudunu yenilemifltir. Dünya kocaman bir pazar... Bu pazara daha çok, daha h›zl› girmek, hedefleri buydu. Düzenin kendini yenileyebilmesi için gerekliydi. Düzenlerinin devam›, daha fazla sömürü ve zulümden geçiyordu. Böylelikle dünyan›n dört bir yan›na giren emperyalist-kapitalizm, RSE’nin boflaltt›¤› yerleri de h›zla dolduruyordu. Girmeye zorland›¤› yerlerde veya di¤er emperyalistlerden daha fazla pay kapmak amaçl› baflta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalistler bomba-füze vs.leriyle girmeye çal›flt›lar, çal›fl›yorlar. Baba Bush, RSE’nin çöküflüyle birlikte yeni düzenin(!) ad›n› koyuyordu. “Yeni Dünya Düzeni”. Dünya art›k yeni(!) bir döneme bafll›yordu. Art›k so¤uk savafltan, bar›fl dönemine girilmiflti(!) Dünyaya BARIfi, ADALET ve ÖZGÜRLÜK getirilebilirdi art›k(!) Ve bu söylemler eflli¤inde RSE’nin çöküflü flerefine RSE’nin çöküflünün bir iki sene sonras›nda “bar›fl naralar›yla” Irak’a sald›r› düzenlendi. T›pk› bugün o¤ul Bush’un yapt›¤› gibi: Terörizm ile savafl sözleri eflli¤inde bar›fl(!) için, insanlar›n mutlulu¤u(!) için Afganistan’a, Irak’a bombalar ya¤d›r›ld›. Yar›-sömürge, yar›-feodal ülkeler baflta olmak üzere dünya halklar›na her yönden sald›r›lar boyutlanarak sürüyor. Burjuvazi, girdi¤i her yere kendi kültürünü, siyasetini de tafl›r. Çünkü, pazar› ele geçirebilmesi, pazara girebilmesi böylelikle kolaylafl›r. Kitlelere nüfuz edebilmenin yolu, onlar› politikadan uzaklaflt›rabilmekten geçer. Bunu yapabilmek için de alçakça metodlara baflvur-


maktan geri durmazlar. Halk›n a¤z›na bir parmak bal çalarlarken, bununla yetinmeyenlere ise demir yumru¤u haz›r tutuyorlar. Fakat salt bunlar› yaparak yapmak istediklerini gerçeklefltiremezler. Naz›m’›n dedi¤i gibi: “Bir öyle flafl›las› dünya ki buras› Çocuklar süt bulam›yorlar ‹nsanlar› sözle besliyorlar Domuzlar› patatesle” (Naz›m Hikmet, “Benerci Kendini Niçin Öldürdü”, Taranta Babu’ya Yedinci Mektup, Adam Yay›nc›l›k, s. 204) Halklar›n bilinçlerini, ruhlar›n› teslim almalar› gerekiyor öncelikle. Hatta bu yapt›klar› fiziksel sald›r›dan daha etkilidir. Tüm sözler buna hizmet eder. Çünkü onlara laz›m olan, susan kölelerdir, konuflan de¤il. Konuflan köleler, kölelikten ç›kma yoluna girmifl; veya ç›kma yolunu ar›yor demektir. Ve böylelikle düzeni tehdit edenle de¤il sadece, düzene tehdit olabilecek herfleye karfl› topyekün bir sald›r› dalgas› artarak yükseldi. Haberleflme, kültür, sanat, sendika, hukuk, din, aile süreklili¤i sa¤land›. Bunlar›n her biri birer silah olarak kullan›l›yor. Devlet ideolojik ayg›tlar› (D‹A) kullanarak apolitiklefltirme sald›r›s›n› hayata geçirebilir. Nereye bakacak olursak olal›m D‹A hep karfl›m›zdad›r. Sa¤a bakacak olsak D‹A, sola baksak D‹A, geriye-öne ve hatta bizlerde de geçmiflin birikimi olarak ç›kar karfl›m›za D‹A. ‹lk olarak insan›n karfl›s›na fiziksel boyutuyla ç›kar: polisordu vb. Fakat bunun d›fl›nda üst yap› olarak kültür D‹A’s›, dini D‹A, aile D‹A’s›, hukuk, haberleflme, sendikal, siyasal, sanatsal vb.

olarak ç›kar. Devletin kendini yenileyebilmesi nas›l ki ideolojik ayg›tlar› yoluyla oluyorsa yine bunun kitleler üzerindeki etkisi sonucu apolitizasyondan bahsedebiliriz. Burada en bariz ortaya ç›kan “medya”d›r. Kitleleri etkilemenin en önemli araçlar›ndan biridir. Çünkü devlete yönelmifl her tehdit onun ba¤lafl›klar›na da yönelmifltir. Ve dolay›s›yla medya bugün en genifl anlam›yla bir dezenformasyon, misenformasyon ve manipülasyon arac› olarak karfl›m›za ç›kar. Dezenformasyon: Haberi yanl› vererek çarp›tma Misenformasyon: Haberi gizleme Manipülasyon: Yönlendirme Bugün iktidarlar›n› korumak isteyen egemen s›n›flar, medya araçlar›n› kitleleri etkilemede, yönlendirmede ola¤anüstü bir biçimde kullan›yorlar. TV’ler, gazeteler, radyolar, internet vb. araçlar ile milyonlarca insana bir anda seslenebilecek kapasitede geliflmifl bir teknolojiye sahipler ve bu araçlar› kullanmalar›, halk kitlelerinin beyinlerini uyuflturmada onlar› yönlendirmede büyük bir etkide buluyor. Fakat yine de halk›n muazzam yoksullu¤u, ac›lar›, yaflamda gördükleri devletin gerçek yüzünü tüm ç›plakl›¤›yla ortaya saç›yor. ‹flte egemenlerin de halktan gizlemek istedikleri flu; tüm zulümden kurtuluflun yolunun olabilece¤i, bunu gerçeklefltirebilecek olanlar›n halk savaflç›lar› oldu¤u gerçe¤ini gizlemek istiyorlar. Tüm bu ba¤lamlarla birlikte her türlü sosyal dürtüye savafl aç›l›rken, ayn› zamanda tüm yönleriyle toplumsal yaflam›, yard›mlaflma-kolektivizmi art›rabilecek her türlü teori ve pra-

ti¤e savafl aç›l›yor (aç›ktan veya aç›ktan olmayarak), kitlelere direkt veya baz› veriler arac›l›¤›yla birey kutsan›yor, bireyi öne ç›karmayan ne olursa olsun, “eski moda fleyler”, “dinozorluk” olarak adland›r›l›yor. Ve hatta bunlar, ça¤a ayak uyduramayan-gerici kategorisine sokuluyor. Eskiden “gerici” oldu¤u söylenen kapitalizmin baz› burjuva yazarlarca asl›nda gerici olmad›¤›; baz›lar›nca baz› kusurlar›n›n düzeltilebilece¤i; baz›lar›nca eskiden kurulan sosyalizm düfllerinin sadece bir düfl oldu¤u, bunun ötesine geçemeyece¤i; baz›lar›nca sosyalizmin insanl›¤a-topluma yaln›zca totaliter bask› ve mutsuzluk getirdi¤i/getirece¤i, belki merkeziyetçilikten ar›narak, birey daha ön plana ç›kar›larak (nas›l olacaksa) belki bir “sosyalizmin” gerçeklefltirilece¤i safsatalar› iddia ediliyordu. Elit kesimden, muhalif ayd›n›ndan, devrimci ve komünistlere, sokaktaki insana kadar de¤iflik dozajlarda veriliyordu. Kavramlar›n altlar› farkl› içerikle dolduruluyor. Veya yeniden tan›mlan›yor. Sevgi-özgürlük-aflk-yaflamtoplum-birey-gericilik-devletterörizm-sosyalizm-devrim...... Tüm bunlar gerici sistemin kendini yenileyebilmesine hizmet ediyorsa, ancak kabul edilebilirdi. E¤er aflk tüketiliyorsa, sevgi tüketiliyorsa, özgürlük, insan, toplum, birey, sosyalizm kavramlar› tüketime hizmet ediyorsa kabul edilebilir. Ya burjuvaziyle uyum içinde yaflanacak, ya da hiç yaflanmayacak. Tüm bu sunulanlara karfl› ç›kmak, her zamanki bast›rma yöntemleriyle karfl›l›k görür. Bask›-zor-fliddet... ‹flte böyle bir dünya... Özgürlük, uzak bir flehre çe-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

43


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

44 kip gidebilmekle, sevgi sevdi¤ine en de¤erli hediyeyi alabilmekle... ölçülüyordu. Bunlar› yapabilen bunlar› kazanabilirdi. ‹maj ve görüntünün el üstünde tutuldu¤u, düflünce ve yaflam›n de¤ersizlefltirilmeye çal›fl›ld›¤› bu dünyada de¤erler ilk hedef al›nanlard›r. “Aflk, masallardaki gibi de¤il(!)”, “T›ls›ml› aflk öyküleri hiç yaflanmayacak(!)”, “Masallardaki aflk mutsuz aflk.” Bunun yerine art›k, geçici, yafland›kça tüketilen, yafland›kça unutulan bir anlam tafl›yordu (art›k ad›na aflk denebilirse!) Ve bitince art›k yenisi laz›md›(!) Kifli burada kendini topluma ba¤layan ba¤lardan “güya” kurtar›l›yor. Oysa asl›nda “teklefltiriliyor”, “yaln›zlaflt›r›l›yor-yaln›zl›¤a itiliyor”, “hiçlefltiriliyor” ve güya kifli böylelikle özgürlefliyor(!) Özgürlük, aflk, sevgi... gibi kavramlar, kirli a¤›zlarda sak›z edilip çi¤nenirken, de¤eri-önemi unutturulmaya çal›fl›l›yor. T›pk› Che resimlerinin viskilerin, t-flörtlerinin insanlar›n›n gözlerinin içine sokulmas› gibi. Silah›ndan, ideallerinden yoksun bir Che nas›l Che olabilir ki. Paylafl›lmayan bir özgürlük, sevgi, aflk nas›l özgürlük, sevgi, aflk... olabilir ki?.. T›pk› Alparslan Türkefl gibi az›l› faflist dillerde Naz›m’›n dizelerinin okunmas› gündemde tutulurken, daha ›l›ml› görülen yüzlerce Naz›m’a ideolojik sald›r›lar yap›lmas› gibi. Veya Naz›m övülürken, Y›lmaz Güney çöpe at›ld›(!) Veya en çok yap›ld›¤› gibi; yap›tlar›ndan, kifliliklerinden soyutlanarak, salt görüntülerle tan›t›ld›. Veya Hitler-Stalin silahl› devrim -faflizm vb. Be¤enilmeyenler elinin tersiyle itilerek veya sosyalizm “be¤enilmeyen” yönlerinden ar›nd›r›l›p “light

sosyalizm”, devrim “light devrim” tan›m› ile yeniden tan›mlan›yordu. Be¤enilen yönler al›n›p, be¤enilmeyenler- kötü görüntüler at›l›yordu. Art›k toplam iki kategori var: “Be¤enilenler” ve “be¤enilmeyenler” “Yaflas›n imaj!”, “Yaflas›n görüntü!” ve toplumda tek geçer akçe: Yaln›z insan, kafas›na göre hareket eden insan. Mesela sanat... RSE’nin çöküp YDD’nin ilan›ndan sonra edebiyat-yaz›n dünyas›nda moda gerçeklikten kaç›fl. Bu ba¤lamda burjuva edebiyatç›lar, (mesela bu dönem ç›kan en bariz örnekler Orhan Pamuk ve Ahmet Altan) okuyucuya bafltan sona sürükleyen bir kurgu. Bir noktadan sonra de¤iflimin olmayaca¤› yarg›s›na var›l›yor. Bu noktada da maddi yaflam ve düflünüflten koparak okuyucuda güzel veya ac›kl› bir masal anlatmaktan öteye gitmeyen bir düfllem dünyas› yarat›yor. Roman kiflilikleri okura örnek gösteriliyor. Bu kiflilikler eninde sonunda kiflinin arzusu, istemi, aflk› ile... köfleye çekilmesi veya umutsuzlu¤u, mutsuzlu¤u, çaresizli¤i-y›lg›nl›¤a teslim oluflu, yaln›zlaflmas› çerçevesinde örülüyor. Bu tip yazarlar›n yap›tlar›n›n kilit meselesi bu. Ve bu kiflilerde hiçlik duygusu, hiçbir fley için candan fedakarl›¤›n, özverinin olmayaca¤›; olsa bile bunun yarars›z bofl bir ifl olaca¤› duygusu okurun düflünce-hayal dünyas›na yerlefltirilmeye çal›fl›l›yor. “O halde yaflam böyle sürmeye devam etsin” dedirtilmek isteniyor okura. YDD, “küreselleflme”, post-modernizm, ça¤a ayak uydurma adlar› alt›nda tüm bu yaln›zlaflt›rma, bireycilefltirme, bencillefltirme, umutsuzlaflt›rma, karamsarlaflt›rma... sald›r›lar› devam ediyor. Bilinçleri dumura u¤rat›lm›fl; dünyada

kendini yaln›z gören/hisseden; tüm dünyay› kendi karfl›s›nda gören insanlar yarat›lmak isteniyor. Yaflam›/bilinci parçalanm›fl halk kitleleri, üzerinde bir terör dalgas› estiriliyor. Bilinçleri dumura u¤rat›lm›fl, dünyada kendilerini yaln›z görenler yard›mlaflmaya inanmad›klar›ndan, herkesi kendine düflman gösterdiklerinden koflulsuz boyun e¤mek zorunda b›rak›l›yorlar. Düflman kim? Bilmiyorlar. Kendilerine zarar verenin kimler oldu¤unu görmüyorlar. Dahas› halk kitlelerinin gözünün içine sokulan öyle çok kötü surat var ki, halk bunlar aras›nda kötünün iyisini seçmek durumunda kal›yor. Ve tüm bu kötü suratlar›n arka plan›ndaki “koskocaman devlet” olgusu da böylelikle halk›n gözünden kaç›r›l›yor. Öyle çok yalan söylenmifl, öyle çok aldat›lm›fl ki insanlar tüm bunlarla; do¤ru olan› bilemez hale getiriliyor. Öyle çok yalan yanl›fl üfleniyor ki suratlara art›k do¤rular da halk›n bilincinde yanl›fllar aras›nda güme gidiyor. Mesela egemenlerin halk kitlelerine en aç›k biçimde sunduklar› yalan-demagoji, terörizm demagojisi. Bakt›¤›m›zda bugün her köfle bucakta bu terörizm laf›na rastl›yoruz. Terörizm nedir? Kimdir terörist? Günümüzde emperyalizmin kendi eliyle yaratt›¤›, sonras›nda da kendi elinde kalan canavar El-Kaide, Taleban örnekleri ortada. Taleban’›nki mi daha terörizm, yoksa Bush’unki mi? Laden mi daha terörist, yoksa Bush mu? Laden’in yarat›lmas› ve Afgan halk›n›n bafl›na getirilmesi hep ABD organizasyonuyla ya-


p›l›rken, ABD nas›l Laden’e sald›rarak dünyay› terörizmden kurtarabilir ki? ‹flte bir kavram›n nas›l mu¤laklaflt›r›ld›¤›: emperyalizme burjuvaziye karfl› olanlar, emperyalizmin ç›kar› d›fl›nda hareket eden her kimse: “O teröristtir! Yapt›¤› terörizmdir!” Bunu böylece kitlelerin bilincine pompal›yorlar. Saddam, Laden vb. örnekler, hep Amerika’n›n kontrolünde ve kendi yarat›m› iken kontrolden ç›kt›¤›ndan kaynakl› terörist olarak sunuluyor. fiimdiden ABD kendisine karfl›, ç›karlar›na karfl› duranlara yöneltmek üzere “yeni canavarlar” yaratmaya çal›fl›yor. Ve zaten en büyük terörist Amerika’n›n kendisidir. Dezenformasyon (tek yanl›yanl›fl bilgi) sald›r›lar›, kitlelerin bilincine yöneltiliyor. Ve bu sald›r›lardan en fazla nasibini alan da devrimci hareket olmufltur. Kitlelerin bilincinde terörist olarak devrimci ve komünistler gösterilmeye çal›fl›l›yor. Çünkü onlar›n “cennet vatanlar›n›” yok etmeye çal›fl›yoruz. Çünkü komünistler onlar›n çürümüfl düzenlerini mezara gömecekler. Marksizm-Leninizm-Maoizmin ›fl›¤› onlar› tehdit ediyor ve bu yüzden “bozuk çarklar›n› döndürebilmeleri için sald›rmak zorundalar. Psikolojik sald›r›lar yapmak zorundalar. Buna salt askeri araçlarla de¤il, -en baflta medya olmak üzere-ideolojik araçlar›n› kullanarak yapmaya çal›fl›yorlar. Çünkü bununla kitleleri nüfuz alt›na almak, devrimci ve komünistleri can damarlar› olan kitlelerden koparmak istiyorlar. “Beyinlerini y›k›yorlar”, “Irk, dil, din fark› gözeterek milleti bölmeye çal›fl›yorlar”, “eli kanl› terörist”, “piyon”, “örgüt yöneticileri rahat›na ba-

karken, onlar sürünüyor”. Devrimci ve komünistler için kulland›klar› yukar›daki sözler gibi onca söz söylendi, söyleniyor. Ülkemiz özgülünde böyle sözleri çok duyduk, egemen ve uflaklar› a¤z›ndan. Kendilerini nas›l da ifade ediyor oysa bu sözler. Fakat “çamur at izi kals›n”d›r amaçlar›. Yoksa bu gibi sözleri aynaya bak›p söylemeleri gerekir. Çünkü fazlas›yla hak ederler bu sözleri. Yalanyanl›fl bilgiden söz ediyoruz, yani dezenformasyon. DEZENFORMASYON NED‹R? IV. Kuvvet medya baflta olmak üzere enformasyondan, haber iletiflim bilgisinden genifl halk kitlelerine vermek istedikleri mesaj› veriyorlar. Devlet, IV. kuvvetle birlikte hareket ediyor. Çünkü, ç›karlar› bütünleflmifltir. Bu yüzden devlete yönelmifl olan herfley ba¤lafl›klar›na da yönelmifltir. Bu nedenle ilk olarak psikolojik savafl olgusu karfl›m›za ç›k›yor. Medyadan kültür-sanat-siyaset-ideoloji vb. daha birçok ayaklar›na kadar birçok arac› kullanarak kitleleri kendi tahakkümlerinde tutmaya çal›flmaya devam ediyorlar. Tabi farkl› yöntemler kullanarak. Bundan sonra da bunu yapmaya devam edecekler. Bütün bu yaflananlar karfl›s›nda çok iyi gören gözlere sahip olmayanlar, do¤al olarak tüm bu yaflad›klar›yla daha da fazla kendi dünyalar›na çekiliyorlar. Ve bütün bunlar yaflamlar›nda bir y›lg›nl›¤a, boflvermiflli¤e sebep oluyor. Geçmiflten günümüze hep söylenir; “‹ktidar› elinde tutman›n yolu insanlar›n gönlünü fethetmekten geçer.” Sonuçta biz devrimci ve komünistler bu fethi

gerçeklefltiremedi¤imiz takdirde halk kitleleri boflvermifllikle, kadercilikle, buna da flükürcülükle, allah beterinden saklas›nc›l›kla varolan gönülsüz kabullenmeyi yaflayacaklard›r. 12 Eylül sonras› yaflat›lan tabloyu yukar›da k›sa flekilde de olsa aç›klamaya çal›flt›k. Kitleler umutsuz günlük-gündelik yaflamlar›n›n içerisinde s›k›flt›r›lm›fl, yoz kültür bombard›man› alt›nda ve devrimciler kitlelerden marjinallefltirilmifl. Devrimcilerin (ve özgülünde Proletarya Partisi’nin) bu yarat›lan tabloda pay› yok muydu? Bu soruya verece¤imiz bir “evet” yan›t› sorunu kendi d›fl›m›zda görmenin, d›fl unsurlarda araman›n, kendimize yönelmemenin ifadesi olacakt›r. Sen kitlelere do¤ruyu gösteremezsen, kitlelerin kendi bildi¤ince davranaca¤›, kitlelerin yanl›fla gidece¤i, sürüklenece¤i aç›kt›r. “Biz ça¤›r›yoruz, kitleler örgütlenmiyorlar” demek neye yarar? Kitleler örgütlenmiyorlar demek kitle siyasetini kavrayamamak, bilince ç›karamamakt›r ayn› zamanda. Kitlelerin örgütlenmemesi diye birfley do¤ru de¤ildir. Do¤ru olan “biz kitleleri örgütlemesini bilmiyoruz” olmal›d›r. Toplumda yaflayan bireyler olarak, yaflad›¤›m›z toplumu, bu toplumu oluflturan dinamikleri tan›yamamak, toplum içindeki geriliklerin, yozluklar›n ne oldu¤unu bilememek veya bu do¤rultuda misyonunu kavrayamamak (yanl›fl-eksik kavramak) de¤ifltirici/dönüfltürücü gücü kendinde görememektir. Bugüne bakt›¤›m›zda mevcut tabloyu de¤ifltirmenin zorunlulu¤u tüm yak›c›l›¤›yla kendini hissettirmekte. Bunu gerçeklefltirecek olanlar, gerçeklefltirmesi gerekenler bizle-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

45


46

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

Yaflam›/bilinci parçalanm›fl halk kitleleri, üzerinde bir terör dalgas› estiriliyor. Bilinçleri dumura u¤rat›lm›fl, dünyada kendilerini yaln›z görenler yard›mlaflmaya inanmad›klar›ndan, herkesi kendine düflman gösterdiklerinden koflulsuz boyun e¤mek zorunda b›rak›l›yorlar. riz. Partinin-devrimin militanlar› olarak geçmiflten, hatalardan ne dersler ald›¤›m›z› düflünmeliyiz. Bugün yarat›lan tabloyu varolanla yetinmecilik, kitleleri tan›mada yetmezlik, dünyada, ülkedeki geliflmeleri-durumlar› de¤erlendirmek ve sonuçlar ç›karmada yetersizlik, siyasal öngörüsüzlük, oluflan duruma müdahalede yetmezlik gibi bafll›ca eksiklik ve hatalar›n sonucu olarak görmek laz›m. Bu da en temelde siyasallaflmaya verilen önemin yetersizli¤ini ortaya ç›kar›yor. Oluflan tablo da bunun do¤al sonucunu teflkil ediyor. Böylesi bir tabloda kitlelere bilinci tafl›yacak olan/tafl›mas› gerekenler bizleriz.. Bu durumda siyasal iktidar bilincinin ne oldu¤unu bilmeyen; neyin yap›lmas›, neyin yap›lmamas› gerekti¤ini bilmeyen bir devrimcinin devrime müdahalesi ne derece olur: Hiç kuflkusuz olsa bile çok yetersizdir. Çünkü siyaseti bilmemek, karanl›kta el yordam›yla yürümeye benzer. Siyaseti bilmemiz de böylesi durumda zorunluluk arzeder. Ö¤renebilmemiz için de siyasete ilgimizin olmas› gereklidir.

S‹YASETE ‹LG‹ Düflünelim; Dünyayla yeni tan›flm›fl bir bebek öncelikle dünyay› tan›ma u¤rafl›ndad›r. Gözlerini açar açmaz dünyay›, çevresini gözlemlemeye bafllar. Yürümeye bafllad›¤›nda da çevresini merak eder, gözlemler. Dünyaya, çevresine karfl› sürekli bir ilgisi vard›r. Gözlemler, merak eder, ilgi duyar. Eliyle dokunur atefle, haliyle eli yanar. Bir daha yaklaflmaz yan›na. De¤ilse dokunur, a¤z›na al›r, ac›ysa bir daha dokunmaz. Tatl›ysa onu ve benzerlerini a¤z›na al›r. Böylelikle çevresinden ö¤renir. ‹flte bizim de siyaseti ö¤renebilmemiz için siyasete ilgi duymam›z flartt›r. Siyasal konulara merak›m›z olmas› gerekir. Burada flu soru ortaya ç›k›yor. Bizler ilgimizi hangi konularda toplamaktay›z? Hangi konulara ilgi duymaktay›z? Kifli neye ilgi duyuyorsa ona yo¤unlafl›r. Düflünelim, futbol oynayan bir insan›n futbolla, kitap okuyan birinin kitap okumayla ilgili oldu¤unu rahatl›kla söyleyebiliriz. Bir parti militan› için de ayn› fleyi söyleyebiliriz. Bir parti militan›n›n siyasete ilgi duymas› demek bu siyasete uygun bir yaflam tarz›na sahip olmas› demektir. Bizim için siyasete ilgi s›n›f›n, partinin, devrimin sorunlar›na ilgidir. Biz bunlarla ne kadar ilgiliyiz. Düflünelim; Bir insan nas›l yafl›yorsa öyle düflünür diyoruz. “Yaflam›m›zda siyasete ilgimiz hangi boyutta” sorusuna yan›t›m›z ilk bak›flta flu olur. “Elbette ki siyasete ilgiliyiz; siyasete ilgisiz olsak bu saflarda

iflimiz ne?” Fakat bu yüzeysel, varolanla yetinmeci bir de¤erlendirme olur. Siyasete ilgimizin boyutunu göstermesi aç›s›ndan bir örnektir bu asl›nda. “Siyasete ilgiliyiz” demek; tek bafl›na yetersizdir. Siyasete olan ilgimizin düzeyi devrimden, devrimin sorunlar›ndan, araflt›rma-inceleme-sorgulama ve prati¤e geçirmeden ba¤›ms›z de¤ildir ve siyasete ilgimiz bunlarla ilgilidir. Düzenin yaratmak istedi¤i insan tipini düflünelim; düflünmeyen, araflt›rmayan, sorgulamayan, üretmeyen, ancak kendine sunuldu¤u kadar› ile ilgilenen, bu dar çerçeve içerisine s›k›flm›fl, d›fl›na ç›kamayan bir insan tipi. Bu insan sonuçta o dar dünyas›n›n içindekilerle ilgilenecek, bunlar› gözleyecek, sonuçta üretmeyen, tüketici, kendini yenilemeyen ve eskimifl al›flkanl›klar›n›n sürdürücüsü bir insan tiplemesi… Yaflad›¤›m›z toplumda yarat›lmak istenen budur. Bizler de yaflad›¤›m›z toplumdan kuflkusuz ba¤›ms›z de¤iliz. Yaflad›¤›m›z toplumun özelliklerini tafl›yarak s›n›f mücadelesine kat›lm›fl›z ve mücadeleye devam etmekteyiz. Bu toplumun gerici özellikleri az veya çok miktarda üzerimizde bulunmakta. Her ne kadar siyasete ilgiliyiz, proletaryan›n siyasetine ilgiliyiz desek de bu siyasete ilgiyi yaflam›m›zla bütünlefltirmemiflsek gerçek anlamda ilgilendi¤imizi söyleyebilir miyiz? Yaflam›m›z, siyasete duydu¤umuz ilginin en somut göstergesidir. ‹nsan hangi s›n›f›n siyasetine göre yafl›yorsa o s›n›f›n siyasetine ilgi duyuyor demektir. Burada flu ön plana ç›k›yor. Toplumu de¤ifltirmek, çevremi-


zi de¤ifltirmek. Bunun yolu, öncelikle kendimize yönelmemizden, kendi geri yanlar›m›za müdahaleden, kendimizi de¤ifltirip dönüfltürmeden geçiyor. Bunun için de yaflad›¤›m›z toplumun kendimizin geri yanlar›n› bilmemiz; bu geri yanlar› tafl›d›¤›m›z›n, yaflam›m›zda, düflünüfl tarz›m›zda geri yanlar›n bulundu¤unu, bu geri yanlar›n neler oldu¤unun fark›nda olmam›z gerekir. Yani neyin iyi, neyin kötü oldu¤unu bilmek. Bunun için de siyasallaflmam›z, siyasallaflmaya önem vermemiz gerekir. Çünkü siyasallaflma olaylara-olgulara derinlikli bakabilmeyi getirecektir. Siyasal çal›flma s›n›f mücadelesinin sorunlar›na vak›f olmak, onlar› çözmeye hizmet etmek için yöntemler gelifltirmeye yarayan, sorunlar›n çözümü do¤rultusundaki pratik ad›mlar› sa¤layan ve bunu hedefleyen çal›flmad›r. Biz yapt›¤›m›z çal›flmalarda önceli¤i hangi konulara veriyoruz? S›n›f mücadelesindeki sorunlar ve çözüm yollar›na m›, kendi özel isteklerimize mi; kendi keyfimize yönelik bireyci bir çal›flma m›? Yapt›¤›m›z çal›flmalar hangi ihtiyac›m›z› karfl›l›yor? Bizleri ne derece gelifltirmeye, ilerletmeye, s›n›f mücadelesinde yetkinlefltirmeye yar›yor? Yoksa “okumufl olmak için mi okuyoruz”, “yapm›fl bulunmak için mi?” ya da “zaman geçirebilmek (öldürebilmek) için mi?” “Vakit öldürmek için ayr›ca çaba harcamak, asl›nda budalal›kt›r; çünkü o kendini nas›lsa her zaman öldürür!” (bir özdeyifl) ‹flte asl›nda bizim için de s›rf vakit geçirmek, okumufl olmak için okumak vb. tarzdaki burjuva çal›flmalar asl›nda proleter yaflam/çal›flma tarz›n›n d›fl›nda-

d›r. Burjuva tarz› öne ç›kar›p proleter tarz› öldürmektir, kiflide. Bizler yapt›¤›m›z her iflte, düflünüfl ve pratikte esas/tali ayr›m›n› gözetmek zorunday›z. Bunu gözetmeden yap›lan bir çal›flma ne derece Proletarya Partisi’nin siyasetiyle ilgili, bu siyasete uygun bir çal›flma tarz› olabilir ki? S›n›f mücadelesinde siyaset ne yapt›¤›n›, ne yapmas› gerekti¤ini, nas›l yapaca¤›n›, ne zaman yapmas› gerekti¤ini bilmektir. Buna uygun pratik ad›mlar atmakt›r. Biz ne yapt›¤›m›z›, ne yapmam›z gerekti¤ini biliyor muyuz? Bu soruya yazaca¤›m›z yan›t, siyasallaflmaya, yönelmemiz gereken hedefe verece¤imiz yan›tt›r. Toplumdan getirdi¤imiz bir sürü gerilik bunlara karfl› ne yapt›k, ne yapmaktay›z, ne yapmal›y›z? Hedefimiz ne? Her fleyden önce somut olan eksikli¤imizi görmemiz gerekiyor. Geriliklerin neler oldu¤unu ortaya koymak yetmiyor, bilmek yetmiyor. Elbet yapmam›z gereken kavramak, üzerine gitmek, eskiyi atma, yeniyi kuflanma cüretini gösterebilmek. Bunu yapabilmek de siyasetle ilgili. Bir politik ak›m, onun militanlar› neye karfl› oldu¤unu tam olarak kavramaz ve ortaya koyamazlarsa sa¤l›kl› bir savafl›m veremezler. Parti militanlar› partinin ihtiyaçlar›ndan ba¤›ms›z bir tutum izliyorlarsa, orada parti d›fl› bir davran›fl vard›r. Bu da esas›nda partinin siyasal hatt›na yabanc›laflma demektir. Her birimizde ayr› bir çal›flma tarz›, düflünüfl tarz› olursa bir örgüt tarz› ortaya ç›kmaz. Bizlerin asgari düzeyde de olsa kolektif çal›flmalar› destekleyecek bireysel çal›flmalar

yapmam›z laz›md›r. Bireysel çal›flmalar kolektife hizmet etmeli, kolektife sunulmal›d›r. Kolektifin ihtiyaçlar›na yan›t olmayan çal›flma burjuva tarz›d›r, bireycidir. Çal›flmalarda verimli, örgütlü, planl›, programl› ve bir hedefe yönelik olarak alabilir ve verimi art›rabiliriz. Siyasal konularda geriliklerimiz, yetmezliklerimizi ancak planl›, programl› ve k›sa-ortauzun vadeli hedeflere yönelik bir flekilde tasarlay›p prati¤imize geçirerek aflabiliriz. Proletarya Partisi’nin ihtiyaçlar›n› da ayn› çal›flma tarz›yla giderebiliriz. Hangi ihtiyac› var Proletarya Partisi’nin? Hangi siyasal konulara yönelmemiz laz›m? Bunu belirleyip, belirleyece¤imiz hedeflerle (süreç dahilindeki) bu ihtiyaçlara yönelik çal›flma yapmam›z gerekiyor. Bunun için de önceli¤i ideolojik konulara yöneltmemiz gerekiyor. E¤er sa¤lam bir siyasallaflma istiyorsak, sa¤lam bir ideolojik çal›flma yapmam›z gerekiyor. Siyasal çal›flmalar›m›z ancak bu zemin üzerinden yükselecektir. “-Siyaset, yaflam›n tümü, sonsuz say›da halkadan oluflmufl bitimsiz bir zinciridir-” Lenin Burada siyaset yaflamla bütünlefltirilirken, kopmaz ba¤larla ba¤land›r›l›rken, bir zincirin halkalar›ndan oluflmaktad›r deniliyor. Üstelik, sonsuz say›da bu halkalar. Hiç kimse için bilginin s›n›r› yoktur. Bilgi çünkü sonsuzca uzar gider. Bilgiyi edindi¤in an bir de bakm›fls›nd›r önünde edinmen gereken dünya kadar bilgi vard›r-evren kadar bilgi vard›r ve bu bilgilerin gerisinde kalm›fls›nd›r. Kifli ne kadar ö¤renmifl olursa olsun mutlaka ö¤renebilece-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

47


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

48 ¤i/ö¤renmesi gerekenler olacakt›r. Parti içerisinde siyasete ilgisizlik; teorik anlamda yeterlilik/yetersizlik olarak görünse de esas›nda pratik-teoripratik denklemini kavrayamamak demektir. Bizlerin okudu¤umuz-inceledi¤imiz kitaplardan, anlat›mlardan edindi¤imiz bilgi; dolayl› bilgidir. Mao yoldafl; “insanlarda ö¤renme yaln›z maddi hayat arac›l›¤›yla de¤il kültürel ve siyasi hayat (her ikisi de maddi hayata s›ms›k› ba¤l›d›r) arac›l›¤›yla olur” diyor. Bizlerin dolayl› bilgisi kültürel, siyasi vb. konulardaki kitabi bilgisi bu tip bilgidir. Bu bilgi ço¤unlukla farkl› co¤rafyalarda (mekanlarda/farkl› zamanda) edinilmifl tecrübelerden meydana gelmifltir. Bu bilgi e¤er dolays›z tecrübelerden geçirilip s›nanmam›flsa do¤rulu¤una güvenilmez ve gerçek bilgi de¤ildir. “Gerçek bilgi, dolays›z tecrübelerden meydana gelir” diyor Mao yoldafl. Dolays›z tecrübeler, pratikten gelen tecrübelerdir, pratikten edinilmifllerdir. Bilgi; eylemin bafllang›c›, eylem; bilginin tamamlan›fl›d›r. Siyasal eylem-siyasal bilgisiyasal eylem Marksist-Leninist-Maoist yasas› ile biz siyasal bilginin nereden geldi¤ini aç›klar›z. Bilimsel bilgi s›n›f savafl›m›, bilimsel deney ve üretimden gelir. Yani pratik-teori-pratik’e denk düfler. Kavrama, ancak siyasal (teorik) bilgilerin dolays›z tecrübelerle yani yaflam prati¤iyle s›nanmas› ile gerçekleflir. Böylelikle daha üst düzeyde siyasal bilgiye ulaflabiliriz. Siyasallaflma; ne salt teorik çal›flmalar yapmak, ne de salt

eyleme yönelik çal›flma yapmakt›r. Siyaseti bir yana, eylem adaml›¤›n› bir yana koyan kifli, flu ya da bu oranda kitlelerle, partiyle karfl› karfl›ya gelecektir. Ve bu kifli, gerçek anlamda siyasallaflmay› kavrayamam›fl demektir, ayn› zamanda. Teoriden kopuk bir pratik, dar deneyci bir pratiktir. Pratikten kopuk bir teori, dogmatizmdir. Her ikisi de subjektivizmdir özünde. (Öznelciliktir) Siyasallaflmaya önem vermemek, teoriden veya pratikten kopuk bir çal›flma, partinin ihtiyaçlar›n›n d›fl›nda çal›flma tarzlar›d›r. Herhangi bir kitab› salt okumak, mesela; salt görünürdeki yan›n›, d›fl yüzeyini, d›fl iliflkilerini gözlemlemektir. Bu tarz bir çal›flma tarz›yla “alg›sal düzeyde bir çal›flma gerçeklefltirilecek ve böyle bir çal›flmayla kavrama gerçekleflmeyecektir. Siyasallaflmaya önem vermemek, temelde yetkin olmay› zannetmekle ilgilidir, varolanla yetinmeciliktir. Kitlelere bilinç tafl›yacak, onlara güç olduklar›n› kavratacak olan parti, kadro ve militanlar›n›n siyasal konulara ilgi duymamas›, var olanla yetinme, herhangi bir konuda veya konularda yetkin olmay› zannetmekle; s›n›f savafl›m›nda, kitleleri örgütlemede, siyasal-ideolojik konularda vs kendini yeterli görmeyle ilgilidir. Bu da; Mehmet Demirda¤ yoldafl›n bahsetti¤i iki tembellik çeflidinden besleniyor. Fiziksel tembellik ve beyinsel tembellik. Fiziksel tembellik de asl›nda kiflideki beyinsel tembelli¤in bir sonucudur. Yap›lmas› gereken bir ifli yapmamak, o iflin gereklili¤ini bilince ç›karmamak demektir. Yani, esasen fi-

ziksel tembellik de beyinsel tembellikten beslenir. Örnek verecek olursak; bir militan›n partinin verdi¤i bir görevi yapmamas›, mesela bildiri da¤›tmas› gerekiyorken da¤›tmamas› fiziksel tembellik olarak görünse de bilince ç›karmam›flt›r özünde. Neyi, ne için, nas›l yapaca¤›n› kavrayamam›flt›r. Sonuçta bu noktada harcamas› gereken düflünsel çabay› harcamam›flt›r. Yani beyinsel tembellik. Beyinsel tembellik, öz itibar›yla eskinin, çürümekte olan›n özelliklerinin kifliye bulaflmas›, bir yaflam tarz› halini almas›d›r. Amaçs›z, düflünmeyen, sorgulamayan bir insan tipi dedi¤imiz olgunun parti içinde daha ince boyutlar›yla ç›kan bir yans›mas›d›r. Burada, özünde her iki tembellik çeflidi de yaflamdan, burjuva yaflam tarz›ndan g›das›n› al›r. Beyinsel tembellik, kiflinin kendinde, düflünüfl-yaflam tarz›nda çeflitli boyutlar›yla ç›kar; kiflinin geri yanlar› -eksik- hatalar› gidermesi, yani yaflam›ndaki geri yanlar› atmas› noktas›ndaki beyinsel tembellik, dünyada-ülkemizde yaflanan geliflmelerdeki beyinsel tembellik, ideolojik, siyasi, kültürel, sosyalekonomik vs deki beyinsel tembellik. Harcad›¤› beyinsel çabay› yeterli gören, kendini ileri tafl›ma gibi, gelifltirme gibi bir kayg›y› yeteri düzeyde tafl›mayan anlay›fl, kendi içinde darlaflm›fl, geliflime kapal› kifliliklerin oluflmas› demektir. Beyinsel tembellik, fiziksel tembelli¤e yol açar. Bu konuda, fiziksel tembelli¤in bir türü; “benim alan›m de¤il, istemiyorum”, “benim iflim de¤il, yapm›yorum” diyen anlay›fllar›n bizdeki yans›malar›... Nedir bunlar?


Düflünelim; bir proleterin yapt›¤› ifli seçme flans› var m›? Ne kadar var? Cevap: Yoktur! Yapmazsa aç kalacakt›r. Sabah ifle, akflam eve... Böyle bir yaflam içerisinde çal›fl›r. Fakat, burjuva yapmak istemedi¤i ifl karfl›s›na ç›kt› m›, m›zm›zlan›r; isteksiz davran›r. ‹flte, yapt›¤›m›z ifllerde-çal›flmalarda hangi s›n›f›n çal›flma tarz›yla hareket ediyoruz sorusunun yan›t› burada verilir. Kendimizi yapt›¤›m›z ifllerde yeterli görüp siyasal konulara ilgi duymamak, kuru laf kalabal›¤› görmek; veya yapt›¤›m›z ifllerde seçmeci davranmak, kimi ifllerimize s›rf ilgi alanlar›m›zda olduklar›ndan kaynakl› daha fazla kafa yorup daha çok zaman ay›rabiliyorken, kimi ifllere ise gereken zaman› ay›rmamak, kafa yormamak; veya plans›z, programs›z, hedefsiz, esas-tali ay›r›m› yapmadan sürdürülen çal›flma tarz›; veya teoriyi herfleyin üstünde görüp, kitaplar içinde bo¤ulup, teoriyi yaflamla bütünlefltirememek, bilgilerin dogmalar olarak kalmas›. Veya salt eylem adam› olmak; veya araflt›rmadan, incelemeden “salt okumak-bakmak” derinlere inmemek, okunanlar›n görüntüde yüzeysel olarak kalmas› vs vs... Böyle bir çal›flma tarz›n›n beslendi¤i kaynak, her ne kadar kifli, parti içinde yer etmifl görünse de asl›nda burjuvazinin çal›flma yaflam tarz›d›r. Bizler, parti ifllerini, parti görevleri olarak alg›lay›p severek, bu bilinçle mi yap›yoruz? Yoksa zoraki mi? S›rf, yapmak için, bilinçsiz bir flekilde yapmak m›? Çal›flmalar›m›z›n gere¤ini ne derece kavrad›¤›m›z› gösterir, verece¤imiz yan›t. Siyaseti, siyasal konular› nas›l alg›lad›¤›m›z› gösterir. Çünkü; siyasete

ilgi, yaflam›n sonsuz ak›fl›na duydu¤umuz ilgidir. S‹YASETE ‹LG‹ NASIL SA⁄LANIR? “- (...) Eski ça¤lardan beri, yeni bir düflünce ak›m› yaratanlar, fazla bilgileri olmayan genç insanlard›r. Konfüçyüs, 23 yafl›nda ifle koyuldu; ‹sa’n›n bilgisi ne kadard›? Sokuyamuni 19 yafl›ndayken Budizmi yaratt›, bilgisi ancak zamanla geliflti. Sun-Yatsen gençli¤inde ne biliyordu? Sadece liseye gitmiflti. Marks da ilk defa diyalektik materyalizmi ortaya att›¤›nda çok gençti, o da bilgilerini zamanla gelifltirdi. Komünist Manifosto’yu yazd›¤›nda 30 yafllar›ndayd› ve o s›ralarda kurdu¤u düflünce okulu art›k yerleflmiflti. Kitap yazmaya bafllad›¤›nda ise 20 yafllar›ndayd›. Elefltirdi¤i insanlar›n hepsi de Ricardo, Adam Smith, Hegel gibi zaman›n çok bilgili burjuva bilginleriydi. Tarihte her zaman az okumufllar çok okumufllar› alafla¤› etmifltir. Çan Tay-yen’in (Cang Toy-Yen -Çang Ping-lin olarak da bilinir- 20. yüzy›l›n bafllar›nda siyasi konularda radikal ama kültürel ve edebi konularda tutucu olan etkili bir ayd›nd›) gençli¤inde yazd›klar› çok canl› ve demokratik devrim ruhuyla doluydu. Amac› Mançular› devirmekti. Kong Yu-vey de öyleydi. Liu-flih Pey’in (Liu fiihPey -1884-1919-1911’den önceki devrimci harekette aktif rol oynam›fl bir bilgindi. Ondan sonra tutucu olmufl ve geri dönüflü savunmufltu) ad› duyuldu¤unda sadece 20 yafl›ndayd›. Vang Pi (MS 226-249 gerçekten Lao Zu ve de¤iflmeler hakk›ndaki kitap üzerine yorumlar›n› yazd›ktan sonra, erken ölmüfltür), Lao Zu’yu yorumlad›¤›nda yirmisinde yoktu ve 30 yafl›na varmad›, zihin yorgunlu¤undan

öldü. ‹kinci dereceden bir bilgin olan Yen Yuan (Yen Siço, 17. yüzy›l›n bafl›nda mançular Çin’i istila ettikleri zaman onlara boyun e¤meyi reddetmifl olan Ming’e sad›k filozoflardan birisi. Mao’nun nesli ve özellikle Mao üzerinde büyük etki yapm›flt›r. Mao’nun 1917’de bas›lan ilk makalesinde Yen’den bahsedilmektedir. -Mao Zedung’un Siyasi Düflüncesi, sf. 24-155) henüz 32 yafl›ndayd›. Li fiih-min (597-649 Suy hanedan›n› devirmifl ve 618’de birinci Tang imparatoru olarak babas›n› tahta geçirmifltir. Gerçekte 629’da kendisi Tay-Zung hanedan› ad›yla imparator oldu¤u zaman Mao’nun belirtti¤inden biraz daha yafll›yd›) isyan edip baflkomutan oldu¤unda henüz yirmisinde yoktu. 24 yafl›ndayken imparatorluk taht›na ç›kt›. Ne fazla okumufllu¤u vard› ne de yafll›yd›. Mesele izledi¤i yönün do¤ru olup olmamas›d›r. Çin Su-poo da (Çin-Çing, Çinflu Pon ad›yla da bilinir. MS 6. ve 7. yy. gerek Suy ve gerekse Tang hanedan› s›ras›nda tan›nm›fl bir askeri komutand›) çok gençti. Gençler gerçe¤i bir kez kavrad›lar m› art›k yenilmez olurlar ve yafll›lar onlarla bafl edemez. Lo-Çeng ve Vong PuTeng (Son Suy Hanedan› s›ras›nda -7. yüzy›l bafllar›- çok genç yaflta etkinlik gösteren siyasi macerac›lard›) sadece 20 yafllar›ndayd›lar. Liang Çi-Ço da (Kang Yu-vey’in takipçisi, belki de 1898 reformcular› aras›nda en etkili polemikçiydi. Mao, onu yeni yetiflirken okumufltu) çok genç ve yenilmezdi. Böyleyken bizler profesörlerle karfl›laflt›¤›m›zda onlar›n bilgisi bizi mat edecek diye korkuyoruz, dizlerimiz titriyor. Gazetelerimiz yay›nland›¤›nda izledikleri yön do¤ru oldu¤u sürece çok yararl› olacak-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

49


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

50 lar. Ley Hoy-Zung MarksizmLeninizmi okumufltu. Fakat bizim kadar usta de¤ildi. Çünkü biz Marksizm-Leninizme inanmam›za karfl›n o okudukça sa¤a yöneliyordu. fiimdi gazete ç›karmak, burjuva ayd›nlar›na üstün gelmek istiyoruz. Bunun için de bir düzine kitap okumak yeter. Gazetelerimizi yay›nlamaya bafllay›nca klasikleri incelemek, sorunlar üzerine düflünmek ve yaz› yazmaya bafllamak zorunda kalaca¤›z. Bütün bunlar ideolojik düzeyimizi yükseltecek(...) (...) Eski ça¤lardan beri yeni düflünce okullar› yaflatanlar fazla bilgisi olmayan genç insanlard›. Onlar›n bir bak›flta yenilikleri fark etme yetenekleri vard› ve bir kere kavrad›lar m› eski kafal›lara hücuma geçiyorlard›. Bu okumufl eski kafal›lar her zaman onlara karfl› ç›kt›lar. Martin Luther, reformasyon hareketini bafllatt›¤›nda pek çok kifli bunlara karfl› ç›kt›. Uyku ilaçlar›n›n mucidi tan›nm›fl bir doktor olmak bir yana doktor bile de¤ildi. Sadece eczac›yd›. Önceleri Almanlar onu ciddiye almad›lar, fakat Frans›zlar ona kucaklar›n› açt›lar. Böyece uyku haplar› ortaya ç›km›fl oldu. Penisilin bir kuru temizleyicide

çamafl›rc›l›k yapan biri taraf›ndan icat edilmifl, elektri¤i bulan Amerikal› Franklin önceleri gazete sat›c›l›¤› yap›yordu. Daha sonra yazar-politikac›-bilim adam› oldu. Gorki sadece 2 y›l ilkokula gitti.(...) (...) Temel mesele, yönümüzün do¤ru olup olmamas› ve çal›flmalar›m›za dört elle sar›l›p sar›lmamakt›r. Ö¤renmeye s›k› s›k›ya sar›lmak gerekir.(...) (...) Tarih böyle de¤il midir? Bizler devrim yapmaya bafllad›¤›m›zda 20 yafllar›nda çocuklard›k. Oysa Yuan Sih Kay ve Tuan Çi-Çuy (Yuan Sih-Kay ZuSi’ye 1898 Reform Hareketini bast›rmas›nda yard›m etmifl yüksek bir görevli. 1912’de cumhuriyetin baflkan› olmak için imparator efendilerine ihanet etmifltir. 1916’da kendisinin imparator oldu¤u bir monarfliyi geri getirmek için giriflti¤i bofl bir çabadan sonra ölmüfltür. Tuan Çi Çuy onun sad›k adamlar›ndan biridir. Yuan’›n ölümüyle bafllayan “Savafl a¤alar› dönemi”nin ilk y›llar›nda önemli bir rol oynam›flt›r) gibi zaman›n yöneticileri yafll› ve tecrübeliydiler. Onlar›n bilgisi fazlayd›. Ama gelecek bizden yanayd›(...)” (Mao Zedung, Seçme Eserler VI, Kaynak Yay›nlar› s

80-81-82-83) Yukar›da görüldü¤ü gibi, eskiyi y›k›p yeniyi yaratma cüret ve azmini gösterenler, her daim prati¤in içinde flekillenmifllerdir. Burada genç yafllar›nda koskoca cüretli karfl› koyufllar göstermeleri sözkonusudur. Evet ilk ç›kt›klar›nda yola; yetersizdiler, tecrübesizdiler. Henüz bilgi seviyeleri o derece yüksek de¤ildi. Buna karfl›n ö¤renmeye olanca meraklar›, heyecanlar›, yarat›c›l›klar› ve azimleri vard›. E¤er bunlar olmasayd›, bunlar› gerçeklefltiremezlerdi. ‹çinde bulunduklar› koflullar›n zorlu¤u, teorik düzeylerinin düflüklü¤ü, tecrübesizlikleri, karfl›lar›na birer “da¤” gibi dikilen eski köhnemifl düflünüfl-yaflam tarz›na karfl› cesurca ad›mlar›n› atm›fllard›r. Ve hiç kuflkusuz ki daha genç yafllar›nda o ilk ad›mlar› atmam›fl, tecrübesiz olmalar›na karfl› pratik ad›m atma cüretini göstermemifl “hiçbir bilgim yok bu konularda” deyip do¤ruyu bulmaya çaba göstermemifl olsalard›; bu insanlar birer bilim adam›, politikac›, yazar vb. olamazlard›. Çünkü; “ileri do¤ru at›lan her ad›m, her gerçek ilerleme

Siyasallaflma; ne salt teorik çal›flmalar yapmak, ne de salt eyleme yönelik çal›flma yapmakt›r. Siyaseti bir yana, eylem adaml›¤›n› bir yana koyan kifli, flu ya da bu oranda kitlelerle, partiyle karfl› karfl›ya gelecektir


bir düzine programdan daha önemlidir” diyor Marks yoldafl. Yeninin y›k›c› etkisidir bu. Eski her daim yeni taraf›ndan y›k›l›r ve eskinin ba¤r›ndan yeni do¤ar. ‹flte 1971 ç›k›fl›... E¤er gencecik yafllar›nda ileriye at›lma cüretini gösterememe, eskiyi de¤ifltirme iste¤i-azmi-heyecan›-bilinci olmasayd›, 71 ç›k›fl› diye bir ç›k›fl olmazd›. 60’l› y›llar›n sonlar› 70’li y›llar›n bafllar›, kitle hareketlerinin yükselifle geçti¤i, kitlelerin devrimci siyasete ilgisinin yükseldi¤i dönem, dünya üzerinde siyasete artan ilgi; yeni yeni ç›kan MLM kaynaklar ve klasikler üzerinde araflt›rmalar, incelemeler... Dünyan›n dört bir yan›nda devrimlere ve devrimci hareketlili¤e genifl halk kitlelerinin ilgisinde art›fl... Dünyan›n dört bir yan›nda geliflen kitle hareketleri ve özellikle Rusya, Çin, BPKP, Vietnam, Küba, Arnavutluk devrimleri baflta yenili¤e aç›k, yeni olana ilgisi yüksek olan ö¤renci-ayd›n kesimler olmak üzere insanlar›n ilgisinin yo¤un oldu¤u gözleniyordu. Devrimci hareketin son 30 y›l›na yön veren Deniz-Mahir-‹bo gibi önderlerin ortaya ç›kt›¤› bu dönemde siyasete olan ilgi art›fl›nda MLM kaynak ve klasiklerin kütüphane saflar›nda yerini almaya bafllamas›, birço¤unun yeni yeni ç›kmas› söz konusu. O dönemin kitle hareketlerinin yükselmesi yo¤un pratik faaliyetler içerisinde piflme durumunda olan devrim önderlerinin teorik konularda k›s›tl› çal›flmalar› elimize kalmas›, MLM kaynak ve klasiklerin yeni yeni ortaya ç›kmas› söz konusu. Yine de ülkedeki sosyo-ekonomik konjonktüre iliflkin çal›flmalar ve genç

önderlerin ülke tahlili ile ilgili önemli eserler b›rakmas› takdire flayan. Genç yafllar›nda MLM ustalar› araflt›rmalar›ndaki etkenlerin bafl›nda dünyada devrim rüzgarlar›n›n esmesi geliyor. Küba, Arnavutluk, Çin, BPKD, Vietnam devrim olan ülkelerde devrimin nas›l yap›laca¤›na iliflkin oluflan farkl›l›klar; ayn› zamanda ilkesel ayr›m noktalar›n› teflkil etmektedir. Bunun ülke içindeki yans›mas› da “ülkenin sosyo-ekonomik yap›s›n›n tahlili”, ‘Türkiye’de devrimin yolu”, “ülke içindeki ve dünyadaki geliflmelere, somut durumlara bak›fl aç›s›ndaki farkl›l›klar ve ayr›flmalar fleklinde somutlanm›flt›r. ‹flte bu noktada 71 önderlerinin araflt›rmainceleme ve varolan› sorgulama ekseninde ö¤rendiklerini pratiklerine geçirmesini sorgulama söz konusudur. Kuflkusuz herbir önder, farkl› farkl› düflünce ve flekillenifle sahiptir. Herbirinin düflünceleri, pratikleri farkl› ideolojilere tekabül eder -ya proletarya ya burjuva- Böyle olmad›¤›n› söylemek de diyalektik materyalist ideolojik perspektifli yaklafl›m de¤ildir. Dolay›s›yla 71 önderlerinin araflt›rma-incelenmelerinde bütünlük sa¤lanmas› için bu k›stasa önem verilmeli, vrugu yap›lmalad›r. 71 önderlerinin yapt›klar›n› “ne için”, “nas›l”, “ne flekilde” yapt›klar› ba¤lam›nda inceleyebilmemiz için o dönemki konjonktüre, toplumsal koflullara, dinamiklere bakmam›z laz›m. 68 kufla¤› hareketlilikleri herfleyden önce BPKD, Sovyet, Çin baflta olmak üzere, Küba, Vietnam, Kore devrimlerinin etkisiyle oluflan hareketliliklerdi ve ç›k›fl› itibar›yla demokrat-ilerici özellikteydi. Ülkede dönemin konjonktürüne bakt›¤›m›zda 60 darbesi sonras› geçici olarak da olsa oluflan “demokrasi

k›r›n›t›lar›n›n” ortam›ndayd›. K›smi anlamda da olsa Köy Enstitülerinde yetiflen ilerici demokrat ayd›nlar›n etkisinden bahsedebiliriz. Bu durum özellikle her yeni geliflmeden yaflam› gere¤i ilk haberdar olan, ilk bilgilenen ve dolay›s›yla ilk etkilenen, ayr›ca toplum üzerinde etkisi oldukça yüksek etkide bulunabilen küçük burjuva ayd›nsanatç›-ö¤rencilerin bu dalgadan etkilenmemesi, esinlenmemesi mümkün de¤li. Özellikle 6. filo, haflhafl ekimi gibi meselelerde devletin politikalar›n› Amerikanc› eksende sürdürmesi ve bunun halk kitleleri nezdinde buldu¤u yank› da etken. 68 hareketlili¤inin do¤mas›n›n etkeni bunlard›. Fakat bu tepkiler legal-reformist taleplerle s›n›rland›r›l›p, kitle hareketleri pasifize edilmeye yöneliyordu. Tepkiler devlete yönelmiyor ve daha çok orduya hayranl›k, anayasaya hayranl›k besleniyordu. Fakat yine bu dönem emperyalizme, kimi kompradorlara ve büyük toprak a¤alar›na nefret söz konusu. BPKD Vietnam, Laos, Kamboçya, Filistin, Latin Amerika ve Afrika’da yükselen savafl›ma dikkat yönelmifl. Bu süreç giderek saflar›n netleflmesine ideolojik-politik-askeri ve örgütsel planda ayr›flmalara evrilmifl, yo¤un hesaplaflmalar, ideoloik tart›flmalar, legalizmin reformizmin vesayeti alt›ndaki sol hareketlerde ayr›lmalar-yanyana gelmeler-kopmalar meydana gelmifltir. Böylesi bir süreçte DenizMahir-‹bo flahs›nda cisimleflen 71 ç›k›fl› önemlidir. Önemlidir çünkü TDH için tarihsel bir ç›k›flt›. Önemlidir çünkü Deniz-Mahir-‹bo gibi önderlerini yaratt› ve bu önderler ezilen yoksul genifl halk y›¤›nlar›n›n gönüllerine birer kahraman olarak yerlefltiler; önem-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

51


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

52 lidir çünkü TC devletine zulmün egemenli¤ine büyük bir tarihsel karfl› ç›k›flt›; önemlidir çünkü o günlerden bugüne kal›c› miraslar-de¤erler-dersler var flu anda; önemlidir çünkü devrimin bir fliddet hareketi oldu¤unu, düzenin ancak zor yoluyla y›k›laca¤›n› bir kez daha ispatlad›; önemlidir çünkü hak araman›n yolunu ö¤retici olduyani genifl halk kitleleri haklar›n› kendi emekleriyle alacakt›, bunun için gerekirse bedel vereceklerdi. Kuflkusuz devrim k›sa süreli bir olgu de¤ildir, birden ortaya ç›kabilecek bir olgu de¤ildir. Devrimin birden ortaya ç›kabilece¤ini sanmak hayalcilikten öte birfley de¤ildir. Devrim, uzun süreli (-ki bu uzun süre ancak ve ancak do¤ru taktik ad›mlarla- iktidar perspektifiyle k›salt›labilir) nice çarp›flmalar, düflmana karfl› zaferler, ilerlemeler, ileri s›çramalar, geri dönüfller veya taktiksel gerileyifller sürecinden ibarettir. Bu ba¤lamda 71 önderleri devrim yolunda kilometre tafllar› oldular. Yine bu dönem devrimci yap›lardan kimi fokocu mant›kla kitlelerden, kitlelere bilinç tafl›yacak tarzdan uzak eylemlilikler tasar›s›nda olup kitleleri m›knat›s gibi çekece¤ini düflünüyorken, kimi de sa¤a yaslanarak “silah› gerekti¤inde, kullanma, gerekmedi¤inde kullanmama” bahanesiyle sa¤ bir hat izliyordu. Oysa her ikisi de özünde kitle perspektifinden yoksunluktur. Genifl ve azametli halk y›¤›nlar›na uzak durufllard›r. Kitlelere proleter bilinç tafl›mak de¤ildir bunun ad›. Olsa olsa kitlelere güvensizli¤in ad›d›r. Ve özünde kitlelere bilinç tafl›maktan çok kitlenin verece¤i tepkiye göre flekillenifl söz konusudur. ‹flte bu dönem esen rüzgar devrimci yap›lar›n

hemen hepsinin sa¤ veya “sola” yalpalamas›na sahne oldu. Azamatli ve genifl halk kitlelerine silah kullanmaktan çok “bak›n bu böyle kullan›l›r” denmifl ya da “siz silah kullanmay›n, beceremezsiniz” denmifltir. Bu da en temelde ideolojik perspektifle ilgilidir. Önderlerin aras›nda “kitlelerden kitlelere” perspektifiyle hareket edip “devrimin kitlelerin eseri olaca¤›”n› belirten MLM ilkelere göre hareket eden yaln›z ‹brahim Kaypakkaya yoldafl olmufltur. ‹bo’yu, Mahir’i, Deniz’i salt direniflçi yönleriyle almak, bu önderleri ayn›laflt›rmakt›r. Ayn›laflt›rmak diyalektik materyalizme ayk›r›d›r. Bu, gerçekliklerinden, ideolojik flekillenifllerinden koparmakt›r. Deniz’i idam sehpas›na, Mahir’i K›z›ldere’de

Eski her daim yeni taraf›ndan y›k›l›r ve eskinin ba¤r›ndan yeni do¤ar. ‹flte 1971 ç›k›fl›... E¤er gencecik yafllar›nda ileriye at›lma cüretini gösterememe, eskiyi de¤ifltirme iste¤i-azmiheyecan›-bilinci olmasayd›, 71 ç›k›fl› diye bir ç›k›fl olmazd›. çat›flmaya, ‹bo’yu iflkencehaneye götüren süreçlerin geliflimi incelemedik mi, önderlerimizi salt direniflçi yönleriyle ele alm›fl oluruz. Bu idealizmdir. Parçay› görüp bütünü görememektir. Söylediklerimiz, ne direnifllerini, önderlerin yüklendikleri misyonu küçültür, ne de

gerekti¤inden fazla büyütmüfl oluruz. varolan› kendi gerçekli¤i içerisinde incelemek gerekir. ‹flte bu noktada her ne kadar tecrübesizlik, yetersizlikler ve k›s›tl› imkanlar› söz konusu olsa da ‹bo’nun ç›k›fl› daha bir anlam kazan›yor. ‹bo’yu di¤er devrimci önderlerden ay›ran fark da budur; “‹bo bizzat kitle faaliyeti içinde kitlelere bilinç tafl›may› kitlelerden ö¤renerek gerçeklefltirmek istemifl ve bunun için bizzat kitle prati¤i içerisine girmifltir. Devrimci pratik içine kitleleri çekmek için bizzat kitleler içinde devrimci faaliyet göstermifltir.” “Komünistler yaln›zca savaflmazlar savafl›rken ayn› zamanda savaflt›r›rlar.” ‹bo’yu di¤er devrimci önderlerden ay›ran fark budur. ‹bo’yu salt tarihsel direniflçi yönüyle almak yan›lg›d›r. MLM düflünce ve prati¤ini içsellefltirmesi, yaflama geçirmesi, Türkiye Devriminin yolunu çizmesi bak›m›ndan ele almak, ‹bo’yu gerçek anlamda anlamakt›r. Onun geliflimi araflt›rmac› kiflili¤inin ürünüdür. Dünyadaki geliflmelere kay›ts›z kalmam›flt›r. Araflt›rd›¤› gibi derinlikli incelemelere girerek daha üst boyutta sorgulamalara giriflmifltir. Ve hepsinden önemlisi, tüm bu ö¤rendiklerini yaflam prati¤i içinde s›nam›flt›r. Araflt›rma-incelemeleri hep devrimci savafl›ma hizmet etmifltir. Bu en temelde ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n MLM ideolojik flekillenifliyle ilgilidir. Örnek önder kiflili¤i böyle oluflmufltur. Burjuvaziye yaflamda, düflüncede cepheden karfl› ç›k›fl› kopuflu; Yaflama kay›ts›z kalmay›fl›, yaflad›¤› topluma ve bu toplumu oluflturan dinamiklere kay›ts›z kalmay›fl›; Çal›flkan, dirençli, sab›rl› kiflili¤i ile s›n›f mücadelesinde


yerini al›fl› ve ›srar› ve bütün bunlara bilincini kat›k ederek s›n›f mücadelesinde büyümesi; Çok yönlü çal›flmalara giriflen, çeflitli alanlara yönelen kiflili¤i; Üniversitede devrimci gençlik faaliyeti içerisinde örgütlenmesi, piflmesi; T‹‹KP içerisine girmesi ve bu örgüt içerisinde ideolojik savafl›ma giriflerek, sonuçta T‹‹KP’den kopuflu; TKP/ML’nin kuruluflunda rol almas›; Türkiye devriminin yolunu çizmesi, bu yönlü çal›flmalar yapmas›; Toplumda varolan dinamikleri tahlili, sosyo-ekonomik yap› ile ilgili çal›flmalar yapmas› (Çorum ve Kürecik Bölge Raporlar›) Kemalist Faflist Diktatörlü¤e karfl› 50 y›ll›k suskunlu¤a son verip düzenle kökten kopuflu sa¤lamas›, ulusal sorun, devrimin yolu, Kemalizm gibi konularda egemen ideolojiden kökten kopuflu sa¤lamas›; Elinde k›rmalarla k›rlar› mesken eyleyen cüret ve cesareti ve bu eyleme yönelten k›rdan flehire Halk Savafl› mücadelesi ekseninde gerilla savafl›m›na giriflmek için Dersim’e ç›k›fl; Reformizm, revizyonizm, oportünizme karfl› açt›¤› ideolojik savafl›m› MLM ›fl›¤›nda sürdürmesi; Bizzat kitle faaliyeti s›ras›nda çeliklenifli, kitleleri savaflt›rmak, ellerine silah vermek niyetiyle mücadelesi, kitle politikas›n› faaliyetine uygulamas›; ... Bütün bunlar Kaypakkaya yoldafl›n genç yafl›nda araflt›rma yapan-inceleyen-sorgulayan çok yönlü komünist önder kiflili¤inin bir ürünüdür. ‹flte ‹bo genç yafl›nda “ser verip s›r vermeyen” direniflinin

Türkiye devrim tarihinde ilk timsali olmas›, bu flekillenifli devrim ve komünizm davas›na sonsuz güveninin bir sonucudur. Yani eskiyi y›kma cüretini kuflanm›flt›r genç yafl›nda. Bunlarla birlikte siyasete ilgi günümüzde çok düflük düzeyde, devrimci hareket kitlesellik-kitlelerle bütünleflme bak›m›ndan daralm›fl. Siyasete olan ilgisizlik devrim saflar›nda da yank›s›n› buluyor. Günümüzde elde yüzlerce binlerce kaynak olabilmesine ra¤men araflt›rma-inceleme yönünden gereken ilgi saflarda çok k›s›tl› oranda. Varolan duruma uygun siyaset üretebilme ve hayata geçirebilmede, günümüz dünya ülke konjonktürünün incelenmesinde, anti-MLM tüm ak›mlara karfl› ideolojik-siyasal mücadele yürütebilmede, kitlelere yönelik do¤ru politikalar üretebilmede varolan ilgi yetersiz kal›yor. Bununla ilgili nedenleri hakk›nda düflman›n sald›r›lar› ve kitlelerin ve saflar›m›zda örgütlü militanlar› durumlar›yla ilgili kimi noktalara de¤inmifltik. Bunun sebeplerinden biri de araflt›rma-inceleme’ye yanl›fl bak›fl aç›s›. Nas›l araflt›rmal›, nas›l ince-

lemeli? Siyasete ilgi nas›l sa¤lan›r sorusu yol ve yöntem sorunudur. Diyalektik materyalist yöntemin kendisidir. Diyalektik yöntem nedir? Nas›l yapmal›y›z? Marks-Engels-Lenin-StalinMao Devrimin önderlerine bakt›¤›m›zda flu kitaba bakt›m, falan kitaba bakt›m demezler. Hepsi bir bütün olarak “x kitab›n› araflt›rd›m”, “y kitab›n› inceledim” derler. Yani araflt›rmak-incelemek... Araflt›rma için veri toplama da diyebiliriz. Yaln›z bu veriler belli bir plan, sistem halinde toplanarak elde edilir. Böylece bir araflt›rma daha verimli hale getirilebilir. ‹nceleme ise, toplanan bu verilerden derinlikli bilgiler elde edinmedir. Araflt›rmak, incelemek bir konu hakk›nda detayl›-derinlikli bilgiye sahip olmakt›r. Yani bilmek de¤il; kavramak. Biz çal›flmalar›m›z› nas›l yapmaktay›z? “Her çiçekten bal misali” mi çal›fl›yoruz. Yani esas/tali ayr›m› gözetmeden, önümüze ne gelirse, keyfimiz nas›l isterse ona göre mi ifl yap›yoruz, kitap okuyoruz, yaz› ya-

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

53


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

54 z›yoruz? Böyle bir çal›flma nas›l bir çal›flmad›r? Neye hizmet eder? Bizler parça parça iktidar› almay›/iktidar› kurmay› hedeflemekteyiz. Bunu düflünmekteyiz. Peki bu, çal›flma tarz›ndan ba¤›ms›z m›? Çal›flmalar›m›z› parça-bütün iliflkisi içerisinde mi sürdürece¤iz? Yoksa her yöne kolumuzu uzatmaya m› çal›flaca¤›z? Savruk bir çal›flma içinde mi olaca¤›z? Hedefimiz ne? Okumak için mi okuyoruz? Okumufl olmak/yapm›fl bulunmak için okuyor/yap›yorsak böyle bir çal›flma neye yarar? Bu, bilinçle yap›lm›fl bir çal›flma de¤ildir. Bu da tam anlam›yla araflt›rma-inceleme, kavrama-yaflam prati¤ine geçirme sorunudur. Nas›l ki tafllar belli bir s›raya dizildi¤inde daha az yer kapl›yorsa, az yere daha çok

da karfl›m›za ç›kan her olguya araflt›rma-inceleme-sorgulama gözüyle bakabilmek. Partinin, devrimin gereksinimi olan insan tipi, böyle bir insan tipi. Ve ne için savaflt›¤›m›z, ne için siyasallaflmam›z gerekti¤ini sorgulayabilmemiz aç›s›ndan önemli. Burjuvazinin hedefledi¤i insan tipi siyasal düzeyi düflük insan tipi. Yaln›z halk kitlelerinin bilincinde de¤il; devirmci ve komünist saflarda gedikler açabilmesi için, devrimci ve komünistlerin siyasal düzeyini düflürmesi gerekiyor. Marjinallefltirme dezenformasyon, yabanc›laflt›rma, manipülasyon bunun ayaklar›n› teflkil ediyor. YDD, neo-liberalizm-post modernizm bunu gerçeklefltirmeye çal›flmalar›n›n günümüzdeki ad›d›r. Buna karfl›n bizlerin sahip olmas› gereken siyasal uyan›kl›kt›r. Burjuvazinin ne yapmak istedi¤ini gözlemek, hedeflerinin saptamak, buna uygun pra-

flam tarz›n› kolektife yayabilmemizle mümkün. Bu noktada; araflt›rma-incelememizi en temelde kolektife hizmet eder tarzda ele almak gerek. Bunu da partide kadro bilincini tafl›y›p gelifltirerek sa¤layabiliriz. Herhangi bir konuda araflt›rma incelemelerde bulunmak ayn› zamanda uzmanlaflma iflidir. Uzmanlaflma partinin ihtiyaçlar› do¤rultusunda derinlikli-detayl› araflt›rma incelemelere giriflerek elde edilebilir. Çal›flmalar, her türlü siyasal faaliyet bu do¤rultuda olmal›d›r. Günübirlik çal›flma tarz›na son verilip k›sa-orta-uzun vadeli hedefler etraf›nda planl›-programl› olarak disiplinle yo¤unlafl›lmal›d›r. Yap›lan çal›flma, okunan kitap, yaz›lar yaz›da derinlikli-detayl› bilgiye sahip olunmal›d›r. Bunun için de araflt›rma inceleme hedeflenmelidir. Çal›flmalarda bu k›stas al›narak derinleflmeye gidilmelidir. Kuru

Hepsinden önemlisi, tüm bu ö¤rendiklerini yaflam prati¤i içinde s›nam›flt›r. Araflt›rma-incelemeleri hep devrimci savafl›ma hizmet etmifltir. Bu en temelde ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n MLM ideolojik flekillenifliyle ilgilidir. Örnek önder kiflili¤i böyle oluflmufltur. tafl dizilebiliyorsa, düzenli bir çal›flmayla da daha çok ifl, daha az zamanda halledilebilir. Bizler, s›n›f mücadelesini gelifltirecek, s›n›f mücadelesine hizmet edecek her olayda-olguda yo¤unlaflmal›y›z. S›n›f savafl›m› bilim-kültür-sanat-tarih... fakat bunlar da abur cubur bilgi halinde de¤il, esas/tali ayr›m›n› gözetmeliyiz, ayn› zamanda. Okudu¤umuza, yazd›¤›m›za, yaflam›m›za... binbir gözle bakabilmek, söyleneni anlat›lan› elefltirel gözle incelemek, somut olan› nesnel olan› görebilmek, ona göre konumlanmak, hareket etmek, de¤iflmek dönüflmek/de¤ifltirmek/dönüfltürmek. Yaflam-

tik ad›mlar atmak, karfl› durufllar sergilemektir. Ancak bunu yapabildi¤imiz ölçüde, düflman›n isteklerinin karfl›s›na ç›km›fl, sald›r›lar›n› bofla ç›karm›fl, ilerlemeyi sa¤lam›fl, gerilemenin önüne geçmifl... olabiliriz. Bunun için her geliflmeyi takip etmek-edebilmek, dünyada ülkede geliflen bilim kültür felsefe...vb. birçok alanda yönelmemiz, mücadelede bu sayd›klar›m›z› birer silah haline getirebilmemiz laz›md›r. Bunun için de do¤ru MLM perspektif gerekiyor. Savafl› gelifltirebilmemiz, proleter devrimci yaflam tarz›n› içsellefltirebilmemizle ve bu ya-

bilgi y›¤›nt›s› de¤il, soyut bilgi de¤il, somutla bütünlefltirilebilen bilgi hedeflenmelidir. Kifli araflt›rma-incelemelerinde geliflimini sa¤lamlaflt›rmak için araflt›rma incelemelerinde da¤›n›kl›¤a yer vermemelidir. Araflt›rma incelemelerde plans›z programs›z hedefsiz bir çal›flman›n içi bofltur. Çaba vard›r, ama bu çaba hedefe yönelik de¤ildir, gelifligüzeldir. Bu yüzden de verimli bir çal›flma tarz› de¤ildir. Proleter yaflam tarz›yla (olmas› gerekenle), yaflam›m›z aras›nda fark varsa, orada o derece sorun vard›r. Bu da diyalektik materyalist yöntem d›fl›n-


dad›r. Bu kadro önderlik meselesinin d›fl›nda de¤ildir. E¤er önderlik, siyasal ve ideolojik alanda insanlar›n› e¤itemiyorsa bilhassa e¤itime ihtiyac› vard›r. Revizyonizme oportünizme reformizme karfl› mücadele; gündemdeki olaylara, dünyadaki ülkelerdeki geliflmelere bak›fl ve buna uygun müdahale tarz› gelifltirememe de ayn› flekilde. Bütün bunlar salt kadro önderlik meselesi olarak alg›lanmamal›, parti saflar›nda mücadele eden tüm militanlar›n sorunudur bunlar. Herhangi bir hataya eksikli¤e müdahaleyi, parti içinde partinin kadro önderlik ve militanlar› yapacakt›r. Bu müdahaleyi bizler yani partinin tüm militanlar› yapacakt›r. Yani d›flar›dan kurtar›c› beklemeyece¤iz, sorunlar› çözecek olanlar bizleriz. Sorunlar kendi sorunlar›m›zd›r, çözümü ellerimizdedir. MLM ideolojik yönlendiricilik, sorunlar›n çözümüne ›fl›k olacakt›r. Yeter ki çözebilme cüretine sahip olal›m. Bu sorunlar karfl›s›ndaki tavr›m›zla yani özne bilincimizle direkt ilgilidir. Özneleflme sürecini örgütten ba¤›ms›z düflünemeyiz. Proletarya Partisi’nde

bir militan›n özne anlay›fl›, kolektife, bireyin bulundu¤u mekanizmaya (örgüte) müdahalesi onu olumlu yönde ilerletmesi, de¤ifltirmesiyken; kolektifin de bireye iradi müdahalesi onu de¤ifltirip dönüfltürmesidir. De¤ifltirici-dönüfltürücü gücü kendinde bulmak, öncelikle kiflinin kendine iradi-etkili müdahalesiyle ilgilidir. Kendisi müdahaleye muhtaç biri baflkas›n› ne derece de¤ifltirip dönüfltürebilir. Yani kiflinin kendini de¤ifltirme çabas› onu ileriye tafl›yacak dinamiklerin göstergesidir. D›fltan yap›lan müdahale ise, ona yol ve yöntemleri sunar. Bizler yaflam›m›z›-çevremizi sorgulama-de¤ifltirme-dönüfltürme gücünü kendimizde bulabilmekle ifle bafllamal›y›z. “-Nerede oldu¤umuzu, niçin oldu¤umuzu, nas›l oldu¤umuzu sorgulamak, çevremize yenilikler ekleyebilmek, k›sacas› yarad›l›fl› sorgulamak ve ona katk›da bulunmak; Bunlar insanl›¤›n en asil ifltirakleri de¤il midir?” (S›r Arthur Conan Doyle) Bizler için bunun yolu, kendimizi sorgulama, yenileme; yani siyasal ve örgütsel olarak MLM ›fl›¤›nda; yetkinleflmifl,

uzmanlaflm›fl; proleter s›n›f bilincini kuflanabilmifl kadrolar olabilmekten geçer. Örgütsel yetkinlik; parti bilincini kuflanarak sorunlar› çözme gücünü, azmini kuflanmakla, pratik faaliyet içinde çelikleflmekle elde edilebilir. Bunu sa¤layabilmenin yolu; do¤ru bir siyasal perspektife sahip olabilmekten geçer. Siyasal yetkinlik ise; karfl›m›za ç›kan sorunlar› teorik yönden kavramak (-prati¤e geçirebilmek için-) demektir. Lenin yoldafl Rusya’da devrimin gelifliminin önünde engel olabilecek sorunlar› kendine sorun ederek çözme yoluna gitmiflti. Devrimin geliflimi önündeki sorunlar› kendi d›fl›m›zda görmemek, bunlar› kendimize sorun edebilmek, çözümün yar›s›d›r. Çözümlemek için ad›m atm›fl›zd›r. Karfl›m›za ç›kan sorunlar› siyasal-örgütsel-ideolojik konularda yetkinleflmifl kadrolarla çözümleyebiliriz. Partinin, devrimin böylesi kadrolara ihtiyac› vard›r. Öyleyse devrimin, partinin sorunlar›n› neden kendimize sorun etmeyelim?! Etmekten geri dural›m?!

PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

55


PART‹ZAN 50/ Haziran-Temmuz 2003

56

DÜZELTME 49. say›m›zdaki “Proletarya Partisinin 7. Konferans kararlar›n›n yol göstericili¤inde …” bafll›kl› yaz›m›zda baz› meselelerde eksik ve dolay›s›yla yanl›fl saptamalar bulunmaktad›r. Bunlar› düzeltmeyi okurlar›m›za karfl› sorumluluk kabul ediyoruz. Makalemizde geçen “Öncelikle; tekrar da olsa flunu belirtmeliyiz ki, dünyada egemen olan sistem emperyalizmdir. Dünya flu anda tek kutuplu bir mecrada duruyor. Emperyalist sistem her yönüyle dünyaya hükmediyor. …... Geri ve bilinçsiz kitlelerin bundan etkilenmedi¤ini söyleyemeyiz. Dünyadaki devrimci durumun geri olmas› kitlelerin bu gerici ideolojik propagandadan etkilenmelerini iyice h›zland›rd› …” Paragraf›n›n ilk k›sm›ndaki “dünya tek kutuplu mecrada duruyor” ifadesi bugüne kadar ki yaklafl›m›m›za ve anlay›fllar›m›za ayk›r›d›r. Dünyan›n tek kutuplu bir mecrada durdu¤u ifadesi emperyalizmin kaç›n›lmaz olarak hem kendi içinde ve hem de tüm dünya toplumunda yaratt›¤› çok kutupluluk gerçe¤ini yans›tmamaktad›r. Bu ifade yanl›flt›r. Al›nt›n›n devam›ndaki “dünyada devrimci durumun geri olmas›” ve yaz›n›n devam›ndaki “Türkiye’de devrimci durumun duraklama oldu¤u…” belirleme-

lerinde bulunulmufltur. Bu belirlemeler yanl›flt›r. Görüflümüzce ve uzun zamand›r, sürekli belirtti¤imiz gibi dünyada ve Türkiye’de devrimci durum geliflmektedir. Yine ayn› yaz›m›zda “… Körfez savafl› ve ard›ndan gelen bölgesel savafllar, Rusya’n›n kendisinden ayr›lan Çeçenistan gibi ülkelere sald›rmas› yeni dünya düzeninin paylafl›lmam›fl pazarlar›n›n paylafl›m›d›r…” cümlesindeki paylafl›lmam›fl pazarlar belirlemesi “emperyalizm ile birlikte paylafl›lmam›fl pazar kalmam›flt›r; bundan sonra sözkonusu olan paylafl›lm›fl pazarlar›n yeniden paylafl›m›d›r” fleklindeki do¤ru anlay›fl›yla çeliflmektedir. Cümledeki “paylafl›lmam›fl pazarlar” ifadesi “paylafl›lm›fl pazarlar›n yeniden paylafl›lmas›d›r” fleklinde okunmal›d›r. Bunlar›n d›fl›nda, “Proletarya Partisi bugün s›n›f mücadelesinin olmas› gereken yerinde de¤ilse, bunda 31 y›ll›k tarihinde hiziplerle bo¤uflmas›n›n önemli bir pay› vard›r” tespiti görüflümüzce yanl›flt›r. Çünkü, hiziplerle mücadele s›n›f mücadelesinin parti içindeki uç bir tezahürüdür ve Marksist-Leninist-Maoistler s›n›f mücadelesi içindeki görevlerini, s›n›f düflmanlar›na karfl› her yerde oldu¤u gibi parti içinde de yerine getirirler. Bu mücadele, s›n›f

mücadelesi içinde olunmas› gereken yere ulaflman›n bir parças› olarak ele al›n›r. Hiziplerle mücadele s›n›f mücadelesinin d›fl›nda, ona ayk›r› bir mücadele de¤il, aksine tamamen onun içinde olan bir mücadeledir. Proletarya Partisi, hiziplerle mücadeleyi geliflmenin, ilerlemenin bir parças› kabul eder ve esas olarak hiziplerin varl›k nedenini ortadan kald›rmak üzere çal›flma yürütür. Parti birli¤inin sa¤lanmas› ile baflar›lacak bu görev sadece TKP/ML’nin de¤il bütün komünist partilerinin önündeki bir görev olmufltur. Ayr›ca, hiziplerin mücadeleyi engellemede büyük paylar› iddias› anlams›zd›r. Nas›l ki, devletin Proletarya Partisi’nin mücadelesini engellemedeki pay›n› ifade etmek anlams›z ise bu hizipler için de geçerlidir. Hizipler parti içinde ortaya ç›kan s›n›f düflman› anlay›fllar›n ürünüdür ve Proletarya partilerinin “parti birli¤ini” oluflturma süreçlerinin amans›z düflmanlar›d›r. Yaz›daki konu ile ilgili k›s›m flu flekilde okunmal›d›r: “Proletarya Partisi’nin 31 y›ll›k tarihinin sonucunda, s›n›f mücadelesinde olmas› gereken yerde olmamas›, s›n›f mücadelesinin bütünündeki baflar›s›zl›¤›n hiziplerle mücadelesine de yans›m›fl olmas›n›n sonucudur.” Düzeltir okurlar›m›zdan özür dileriz.

PART‹ZAN


15-16 HAZ‹RAN D‹REN‹fi‹ YOLUMUZU AYDINLATIYOR

“15- 16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli, gerçek kahraman›n kitleler oldu¤unu bir kere daha gösterdi. Ve bir avuç seçkin ayd›n grubuna dayanarak devrim yapmay› hayal eden bireyci küçükburjuva ak›mlar›na a¤›r bir darbe indirdi.” ‹brahim Kaypakkaya

Profile for Partizan Dergisi

Partizan Sayı 50  

Partizan Sayı 50  

Advertisement