Issuu on Google+


v


Rüzgara Küsmüş Bir Çocuk Şeytan Uçurtmalarında Saklar Cinayet Haberlerini Farkında Olmadan. Sokağın ortasında rüzgar duasına çıkan bir kalabalığın elindeki oyuncak, güçlü bir esintiye dayanamamakta ısrarcı ve çatılardan yada tepelerden sürekli kural ihlali yayınlar, genelde uçuş eylemlerini, büyük bir hüsrana ve başarısızlığa dönüştürür.Bu sebepledir ki b planı olan uçurtmayı uçurtmanın öyküsü anlatılır.Bu da rüzgar yoksa kendi rüzgarımı yaratırım felsefesinin rüzgarı arkana alıp koşulmasıyla pratiğe dönmesinin hikayesi.Yokuş aşağı koşarken kafa arkada önüne her çeşit aracın çıkma riskine gebe,bir çocuğun tüm rekorları egale eden bir maratoncu kıvamında koşması ve ardından yuvarlanmasıyla bir kaç güne kadarda kabuklaşmaya yüz tutacak yaraların habercisi.Genelde siyah beyaz gazete kağıtları süsler gökyüzünü.Tercih edilirken malzemeden kaçılmış bu ürün son derece kısa ömürlü,kelebeklere özenmiş bir havada saatleri sayar. Üzerlerinde cinayet haberleri,büyük yangınlar, dönemin ideolojik,politik olayları saklambaç oynar gibi köşelere gizlenir.Anlamayan yüreklerin pek de umrunda değiller flaş flaş flaş haberler.Rüzgara küsmüş bir çocuk şeytan uçurtmalarında saklar cinayet haberlerini farkında olmadan. (Oyundan Arta Kalmış Alışkanlıklar) Cem Karacanın Raptiye Rap Rap Zaptiye Zap Zap Rep Rep şarkısının çıktığı yıllar ki, parçadaki şapka bilmecesi de çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane gibi bilmeceler arasında popüler olamamış bir türlü. Gümbürtüye giden haberler gibi.Parçanın klibi T.v.’lerde dönerken yıllar geçmiş, sonrada farkındalık duygusu hakim olmaya başladığında küçük bünyelere,değişen bir şey yok geçen zamana göre. Anlatılan en büyük efsane gazetelerin birinin verdiği “Şeytan Rıdvan”ın posterinden yapılmış olan şeytan uçurtma hiç kuşkusuz. O dönem yaşça büyük bir piçin ve Rıdvan’ı tanıyan birinin aklına geldiği kesinmiş diyorlardı. Kutu Kola Tenekesiyle Minyatür Çift Kale Top Toplama Oyunu Asfalt sahada çetin,zorlu bir maç çıkartılırken şöyle havadan bir röveşata vurmanın hayaliyle geçer teneffüs araları.Tabi bu içleri kemiren özlem kutunun fiziksel yapısı yüzünden hep suya düşer.Öncesinde tenekenin kapağına parmaklarıyla nişan alan ve sırayla fa solu vuruşlar yapan ,adının hiç bilmedikleri ve amacı tenekenin kapağını klas bir darbeyle havada saltolar attırmaya çalışan iki çocuğun satranç dikkatinde oynadığı bir oyun.Bir öncesinde tek kişinin yudumları arasına parası olmayan bir çocuğun bir fırt verir misin ricaları karışması fırından yeni çıkmış ekmek gibi leziz gelir o kola okul bahçesinde .İşte o meşhur oyun arkasında ,çılgınca maçı spiker edasıyla anlatan hergelelerin karıştığı bir curcuna yada maça dönüşüm tezahüratları.Ama bu demirimsi topun patlama,kesilme şantajları ve şikeleri gibi bir takıntısının olmaması uzun süreli adrenalin patlaması yaşanmamasına sebebiyet verir.Bu arada o kutuyu ezmek için babasının yeni aldığı ve bu yüzden fırça hatta dayak yiyeceğini bile bile ayakkabılarınla ezme işlemini yapmaya gönüllü olan bir fedai yetişir bir güzel.Zaten ilkokul öğrencilerin yeni ayakkabılara bir garezi oldukları kulaktan kulağa dolaşan söylentiler arasında. (tık.tık…)


Özellikle arkadaşlarının yeni alınan bayramlık havasında giydiği ayakkabıları ezmek gibi. Yapılan eşek şakasının mantıklı bir hareket olmadığı gün gibi ortadadır nihayetinde.Ve o ayakkabılar daha doğrusu altın kramponlardan hayırlara vesile olarak giyilmesi ilk dakikadan sansüre uğramış bulunur.Ayakkabı satan tüccarların çocuklarımı örgütlüyor diye komplo teorileri imdada yetişir. (Oyundan Arta Kalmış Alışkanlıklar) Kimi çocuklar bu kutuları top niyetine koştururken kimi çocuklarda top toplayan çocuk oyununa başlar bir çuval eşliğinde onları biriktiren kirli elleriyle. Aynı araçların arkasına takılan farklı amaçlar için savaşan iki emsal. Tahta sıralarda ilk önermeleri kurma girişimleri. Bir şeyleri ararken değişime tanık olan minik gözler, gün ve gün artan sefilliğe, yeni toplanmaya başlayan materyallere, (kağıtlara, çöpten çıkan eski eşyalara vs.) şapkadan ne çıkarsa ihtimaline. Zaten bu şapkayı oldum olası anlamayan bir nesil ağırladı bu güzelim bahçenin asfaltları. Çoğunun babaları severken bile çocukken de umursamadıkları.Hiç de bir bok çıktığını babaları da göremediler oysaki Tavşan çıkar çıkar diye kandırılan sırf bu yüzden o dönem David Copperfield diye birini bilmedikleri için Mandrake’yi örnek alan ve içinde hayali kahramanlar büyüten birileri.Tipik günümüzde Spider-man’e karşılık bizim Ayşe Teyzelerimizin kahraman olmaya çalışması gibi.

Fırfır Aşkı Bir Çikolatanın Tamamına Bedeldir. Bir oyun için atan yüreğin hedefini 12' den uçuracağı mavisi pembesiyle çikolatanın üzerinden çıkan fırıldak yani fırfır tabiri caizse .Bantla sarılmış kırmızı ambalajlı çikolatanın üzerinde sinek gibi eğrelti durma pozisyonu. Bu fırfır aşkı çikolatanın tamamına bedeldir. Öyle ki artık atılmasın da bir zahmet kusulmasın diye yenmişliği çikolatanın kaderi. Oyundan bıkmamış, pislikten geometrik şekillerin aktığı iki elin avuçlarında makus kaderiyle yüzleşen, en uzağa ben atarım iddialarına kulaklarını tıkayıp süzülen hediye. Avuçlardaki ateş ve yer yer soyulan deri, hiç hatırlanmak istenmeyen ergenliğin ilk dönemi mastürbasyon hikayeleri gibi. (Oyundan Arta Kalmış Alışkanlıklar) Boynunda çan, iri kıyım cüsseli bir rakip, bilmem nerenin dağından gelmiş bir ineğin başrolünü oynadığı reklamları pabucunu dama atma olasılığı, ürperen tüylerinde hayat bulur tüketilmişliğin ilanı ve afiyetle tercih edilmeye başlanan yeni arkadaş.Yalan olma serüvenleri anlatılan binbir gece masalları.Uyuyan güzel çocuklar.YERLİ MALI YURDUM MALI HAFTALARINA KOŞTURULAN COCA COLALARLA DAHA UYUMLU TATLAR ve daha niceleri Artık pek keyifli olmaz bu Tadelle’lerinin öyküleri.Çünkü fırfırları çoktan uçtu. Turambar


Tık tık…



palyaco fanzin 1