Page 1

www.pagder.org

Plastik Sanayicileri Derneği

PAGDER PLASTİK SANAYİCİLERİ DERNEĞİ DANIŞMA KURULU RAPORU 05.12.2015

1


www.pagder.org

REHA GÜR PAGDER (Plastik Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı

Kökleri yarım asır önceye ulaşan bir kültürün bugününü temsil edenleriz. Temel amacımız; devraldığımız bayrağı daha yükseklere taşıyabilmek ve geleneklerimizden gelen birikimi, geleceğe güvenle teslim edilecek bir sektörel altyapının oluşmasında kullanabilmek… Bunun için her açıdan çok kuvvetli bir tabana; bizleri her ortamda destekleyen ve yüreklendiren, her gerektiğinde fikirlerini hızlı ve kolayca alabildiğimiz, tecrübeli olduğu kadar da dinamik bir Danışma Kurulu’na sahibiz. Bundan faydalanmak, gelecek için yaşanmış tecrübelerin tortularını yolumuzu aydınlatacak meşalelere dönüştürmek, yaklaşımımızın temelini oluşturuyor. Yapmamız gereken, dünden kalan güzelliklerden bugün faydalanırken, yarınların vizyonuna dair harmanlamayı yapabilmek. Bunun için toplandık. Dünya yeni bir sıçramanın eşiğinde: “Dördüncü Sanayi Devrimi”nin başladığı genel kabul gördü. Bu konuda yapılan akademik çalışmaların ardından, iş dünyası ve siyasetçiler bu yeni döneme uyum için kurumsal hazırlıklara başladılar. 2016 Davos toplantısının ana temasının “Dördüncü Sanayi Devrimi” olması tesadüf değil. Bize düşen de sanayici olarak, konunun tam odağında olabilmek. Zira sanayiye, ekonomiye ve genel olarak siyasi kurumlara, bu yeni ortamın nasıl etki edeceği konusunda çok sayıda çalışma var. Bu konuyu vurgulamaktaki amacım ise; “Dördüncü Sanayi Devrimi”, kendine özgü kavramlardan; özellikle kapsayıcılık ve yaratıcılık üzerinde oluşuyor.

2


www.pagder.org

Yeni iş ve siyaset ortamı, her türlü yeniliği, yaratıcılığı teşvik ediyor ve ödüllendiriyor. Kapsayıcılık fonksiyonu ise, yenilik ve yaratıcılıkla ortaya çıkan her türlü konuda –ister sosyal, ister ekonomik isterse bir sanayi ürünü ya da bilgi olsun- vakit geçirmeden özgürlükçü bir yaklaşımla kurumsallaşmayı ve yayılmayı sağlıyor. Bu yeniliklerin sahiplerinin başta fikri hakları olmak üzere her türlü mülkiyet hakkının korunması, bu kişilerin yaratıcılığının teşvik edilmesi ve elbette faydasını görmesi -zenginleşmesi- için uygun ekonomik-siyasal kurumlar gerekiyor. Yeniliklerin daima özgür ve güvenli ortamlarda ortaya çıktığı konusunda görüş ayrılığı olmadığına inanıyorum. Özgür olmayan ortamlarda -bazı istisnalar görülse de- bunların uzun soluklu olmadığını gözlemliyoruz. Rönesans’tan bu yana bilimsel, siyasal ve ekonomik yeniliklerin, daima bireysel özgürlüklerin kısıtlanmadığı, bilakis bireysel hak ve hürriyetlerin giderek daha fazla korumaya alındığı ortama sahip ülkelerden çıkıyor olması da, bu görüşü desteklemektedir. Bildiğimiz bir başka unsur var ki; artık bilgi olağanüstü boyutlara geldi ve disiplinler arası çalışma olmadan; ortak aklı çalıştırmadan yenilikler, keşifler yapmak, icatlarda bulunmak mümkün değil. Ana bilim dallarında dahi Nobel ödüllerinin her yıl birkaç kişi tarafından paylaşılıyor olması da, tesadüf değil. Ortak akıl mutlaka çalışmak zorunda. Çözmek zorunda olduğumuz sorunlarımız büyük ve maalesef en önemlileri de yapısal nitelikte. Ortak akıl ve ortak emek harcamadan, fikir alışverişleri yapmadan sorunların içinden çıkmamız, çözüme yürümemiz mümkün değil. PAGDER olarak, ortak aklı, yaratıcılığı, disiplinler arası çalışmayı, iş dünyasının birikimlerini paylaşmasını çok önemsiyoruz. PAGDER Danışma Kurulu, bu anlayışın örnek kurumlarından biri. TÜYAP’da, 05 Aralık 2015 tarihinde düzenlediğimiz PAGDER Danışma Kurulu toplantısında çok değerli fikirler ortaya konuldu. Sektörümüzün önde gelen kişi ve kurumlarının deneyim paylaşımlarını; önemli fikir alışverişlerini, sorunlara çözüm önerilerini bu özel rapor ile sizlere sunuyoruz. Fikirden fiile geçiş elbette önemli. Zaman zaman hissettiğimiz, “Çok tartışıyor-konuşuyoruz ama uygulamaya geçemiyoruz; fikir çok ama fiil yok” düşüncesi pek de doğru değil. Yeni ekonomik ve sosyal ortam, değişen koşullar kesintisiz olarak yeni bilgiler doğuruyor ve bunlara bağlı yeni fikirler, durumlar ortaya çıkıyor. Her zaman, kesintisiz olarak yeni fikirler ortaya koymak, bunları hayata geçirmek için sıcak takipte olmak ve fikri fiiliyata dökmek için çok çalışmak gerekiyor. Deneyimle dinamizmi harmanlamanın öneminin farkındayız ve geleceğimiz olarak gördüğümüz gençlerimize çok güveniyoruz. Yeni fikirlerin yeşereceği, yaratıcılığı koruyan ve ödüllendiren özgür ortamları yaratmak gerektiği inancını taşıyoruz; ülkemizin de sektörümüzün de buna ihtiyacı var. Biliyoruz ki “Dördüncü Sanayi Devrimi” başladı ve bu süreci kavrayamayan kişiler de, işletmeler de oyun dışında kalacak. Oyunun merkezinde ve hatta başrolünde bir plastik sektörü için birlikte yapmamız gereken çok iş var.

3


www.pagder.org

ÖMER KARADENİZ PAGDER (Plastik Sanayicileri Derneği) Danışma Kurulu Başkanı

Eski adı Umum Plastik Sanayicileri Derneği olan PAGDER, 11 Haziran 2015 tarihinde yapılan Genel Kurulu ile yeni yönetimini belirlemiştir. Sayın Reha Gür başkanlığında dinamik bir yönetim kadrosu ile sektöre vermiş olduğu desteklerine devam etmektedir. Sektöre verilen her emeğin destekçisi olacağımızı da peşinen belirtmek isterim. Türk plastik sektörü Avrupa’nın ikinci, dünyanın yedinci büyük üreticisi durumundadır. Tüm STK ve yarı STK’lar dâhil olmak üzere, ahenk içerisinde çalışma yapılması, çok değerli sektör mensuplarımızın büyük dinamizmi ve devletimizin destekleri ile bu sıralamada çok daha iyi noktalara geleceğimize gönülden inanıyorum. Burada, binlerce yıl önce Oğuz Kaan tarafından halkına söylenen bir sözü hatırlatmak istiyorum. ‘Siz birbirinizden ayrılırsanız, hepinizi ok gibi birer birer parçalarlar. Oysa birlik olursanız hiç bir kuvvet sizi kıramaz.’

4


www.pagder.org

SALİH ESEN Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Başkanı

Plastik sektörü Türkiye’nin rekabetçi koşullara sahip olan sektörlerinin başında gelmektedir. Plastiğin gelişimi özellikle Türkiye’nin cari açığının oradan kalkmasına yönelik en büyük çözümlerden biridir. OSB’lerde plastik sektörünün yerleşimine açık yerlere ihtiyaç vardır. Sektörün ham madde tedarikinde büyük sorunlar yaşanmaktadır. PETKİM’in katkılarına karşın bu konuda dışa bağımlı hale gelmiş bulunmaktayız. Sektör dernekleri desteği sektörün sesinin gür çıkmasına olanak sağlayan en önemli oluşumlardan biridir.

5


www.pagder.org

ŞEKİB AVDAGİÇ İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı

Ülkemiz ekonomimiz açısından bugün özellikle yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunu gündeme getirmek istemekteyim. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz dönemde törpülenen yatırım isteğinin bu dönemde tekrar artırılması için yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekmektedir. Meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları hükümetten isteklerini farklı frekanslarda değil aynı şekilde istemesi çok önemlidir. Son dönemde Türkiye’de katma değer oluşturan, vergi veren ve istihdam oluşturan insanlar cezalandırıldı. Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği’nin (TAYSAD) İSO 500 verilerinden yararlanarak hazırladığı çalışmada sanayici yatırımının sadece yüzde 6’sından kazanç elde edebilmekte. Sonuç olarak sanayicinin daha fazla yatırım yapma isteğini sağlayacak ortamın oluşturulması gerekmektedir.

6


www.pagder.org

ERDAL BAHÇIVAN İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı

Böylesine kıymetli bir fikir ortamında sektörün tüm değerli temsilcileri ile birlikte, Türk Sanayi’nde ve Türkiye’nin en önemli sanayi sektörlerinden bir tanesine yönelik fikirlerin tartışılacağı bir ortamda bulunmaktan mutluluk duyduğumu belirtiyorum. Konuşmama, birkaç hafta öncesinde PAGDER’in yeni yönetim kurulunun İstanbul Sanayi Odası’na yaptığı ziyarette yansıttığı dinamizmden çok memnun kaldığımı belirterek başlamak istiyorum. Türk sanayisinde ikinci ve üçüncü neslin sanayi ve üretime bakışının isteksizken PAGDER yönetimindeki ışıltının sektör ve sanayi açısından beni umutlandırdığını belirtmek isterim. Hayatın her noktasında plastiği hissetmekteyiz. PAGDER 1950’lere dayanan geçmişi ile sektörel örgütlenme konusunda en eski örneklerin başında gelmektedir. Türk sanayisinin geçmişin tecrübesi ile gençliğin vizyonunu bağlayamamasını önemli bir eksikliktir. Bu toplantıda gençlerin ve tecrübelilerin bir arada olması bu konuda köprü olma konusunda atılan adımlar için sizleri tebrik ediyorum. İSO içinde plastik sektörünün Meclis ve Meslek Komiteleri üyeleri, Nahit Kemalbay ve Nurhan Kaya Yönetim Kurulu’nda, Ömer Karadeniz de Meclis’te sektörün sorunlarını gündeme taşıyor. Yönetim olarak bir ilke benimsedik: Sektör derneklerinin kendine has bilgi birikimleri ve tematik çalışmaları bizim için önemli bir veridir ve tüm sektör derneklerimizle bu konuda işbirliği

7


www.pagder.org

yapmaya gayret ediyoruz. İSO olarak sektör temsilcilerinin kendi konularına ve güncel değerlendirmelerine aynı boyutta sahip değiliz. Sektörün kendine ait olan günlük konuları bize yansıtıldıkça İSO şemsiyesi altında taşınması gereken fikirler açısından çok daha güçlü bir zemine sahip olacağız. Derneklerle olan diyaloglarımız çok önemli. PAGDER ile böyle bir ilişki içindeydik. Yeni yönetimde bu ilişkinin kalıcı zeminlerle yol alacağını düşünüyorum. Şu anda sanayi açısından önümüzde çok daha olumlu bir iklim mevcut. Son 1,5-2 yıldır siyaset ikliminin üretim ekonomisi gerçeklerinin önünde yer aldığını ancak bu dönemin geride kaldığını söyleyebilirim. Seçimler öncesinde Türkiye’nin yeniden üretim ekonomisine dönme ve bu konuda bir hikâye yazma konusunda mutabık kaldığını, hükümet programında İSO olarak dile getirdiğimiz tüm ana stratejik konuların açık şekilde yer aldığını belirtmek isterim. Bunu bir taahhüt olarak kabul ediyor ve Türkiye’nin yüksek teknoloji ve katma değer üreten, nicelikten ziyade nitelik üreten bir sanayiye dönüşümü için önemli bir işaret olarak görüyoruz. Teşhis konusunda Ankara ile hiçbir mutabakatsızlık yok, tedavi konusunda da mutabakat sağlandı. Süreklilik ve şeffaflık içinde bu sürecin takibi çok önemli. Sizden ricamız bizi doğru ve zamanında verilerle besleyin. Ortaya koyacağımız çalışma programı bir kerelik talep oluşturma değil sürekli kendini tazeleyen ve ana noktalarda buluşan bir çalışma prensibinde olacak. 2-3 ayda bir ilgili bakanlıklarla sanayinin ihtiyaçlarını aktarma noktasında bir çalışma içinde olacağız. Tüm sanayi olarak söylüyorum mütevazı değiliz: Türkiye sıçrama noktasına gelecekse bu ancak sanayi ile mümkün olabilir, bundan kimsenin şüphesi yok. Taleplerimizi her zamankinden güçlü ve ısrarlı söyleyeceğimiz bir döneme giriyoruz. Çok daha umutluyuz. Bir takım konjonktürel sorunlarımız var. Etrafımız ateş çemberi. Ancak yine de geleceğe umutla bakmamız gerekiyor. Dönemsel zorluklar doğru yönettiğimiz takdirde orta vadede fırsat haline gelecektir. Batı ile ilişkilerimizin pozitife dönmesi, AB ile yaşadığımız bahar havası ve batı tarafından tekrar stratejik ortak olarak görülüyor olmak bizim için kıymetli fırsatlar olacak. Güçlü bir ülke olmalıyız. Bunun altındaki faktör güçlü bir üretim ve sanayi ülkesi olmaktan geçiyor. Askeri ve siyasi olarak güçlü de olsanız ekonomik gücünüz yoksa bir yere kadar ilerleyebilirsiniz. Plastik gibi; eski, tecrübeli ve birikimli bir sektörün dünya çapında ses getirecek farklı bir hikâye yazması gerekir. Türkiye’nin kendi teknolojisini ve makine parkını yeterince kullanamaması Türk sanayisinin temel sorunudur. Çay kaşığı ile elde edilen kazancımıza karşılık kamyonlar dolusu kaynak batıya teknoloji için aktarılıyor. Kendi makinasını ve kendi teknolojisini üretmeyen hiçbir sektör küresel oyuncu olamaz. 18 Aralık’ta İSO-PAGDER işbirliğiyle makineciler ile plastik sektörünün oyuncularını bir araya getirerek fikir fırtınası gerçekleştireceğiz. Bu kadar güçlü ve köklü sanayinin hammadde sorununu çözerse çok daha güçlü hale geleceğine inanıyorum. Ankara’dan bu noktada teşvik isteyeceğiz ve bu konuda fazlasıyla kaprisli ve ısrarcı olacağız. Türkiye’nin gelecek vizyonunun altını doldurabilecek sanayi dışında hiçbir sektör yok. Bu inancımız olduğu sürece Türkiye’nin geleceğine yönelik taleplerimizi ısrarla sürdüreceğiz.

8


www.pagder.org

ALİ ÇAĞATAY Bloomberg HT Haber Müdürü

Bugün sizlerle dilimin döndüğünce ülkemiz ekonomisi ve kalkınması açısından yanlış gidenler, doğru gidenler, iyiye gidenler gibi başlıklar altında bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum. İki yıldır İstanbul Sanayi Odası Başkanlığı’nda, bataklıktan çıkış, gerçeklerle yüzleşme kongreleri yapılıyor. Bu kongrelere aralarında benimde bulunduğum 100 dolayında yazar-çizer, gazeteci, akademisyen, sanatçı katılıyor ve ben her yıl bunu bir doküman haline getiriyorum. Bu sene ortaya çıkan dokümana baktığımızda ne kadar çok eksiğimiz olduğunu göreceksiniz. Ayrıca Saadettin Korkut ile Bloomberg’de haftada bir Ambalaj Dünyası isminde bir program yapıyoruz. Bildiğiniz üzere Türkiye, bu sene 40 milyar doların üzerinde bir cari açıkla kapatacak. Biz sadece atıklarımızı toplasak 20 milyar dolar atık topluyoruz. Yani normalde 20 milyar doları çöpe atıyoruz, kazanamıyoruz, kullanamıyoruz ve bunun için bir bilinç oluşturmamız gerekiyor. Burada bulunan sektör temsilcilerini düşünürsek, şu anda karşımda 40 milyar dolarlık bir servet var ve dolayısıyla nasıl bir topluluğa konuşma yaptığımı biliyorum. Öncelikle bir perspektif çizeceğim ve sonra örnek bir hikâye anlatacağım. Dünyanın tarihine baktığımızda 14., 15. ve 16. yüzyılı Osmanlıların yüzyılı, 17. yüzyıl İspanyolların ve Portekizlilerin devri olarak isimlendirilebilir. İspanya, Portekiz, Amerika kıtasını ve Doğu’yu, Afrika’nın batısından başlayarak

9


www.pagder.org

Uzakdoğu’ya kadar önemli bir coğrafi alanı keşfediyor. Günün birinde İspanyol gemicilerle Portekizli gemiciler arasında savaş çıkıyor. Papa devreye giriyor. Aradaki çatışmayı kardeş kavgası olarak niteleyerek dünyanın batısını İspanyolların, doğusunu Portekizlilerin kontrol edebileceğini belirtiyor. Bu yüzden Brezilya hariç Latin Amerika Ülkelerinin hepsi İspanyolca konuşur ve İspanyol sömürgesidir. Batı Afrika, yani yukarıdan Mali, Moritanya, Fildişi Sahili, Gine Bissau, Mozambik, Angola ve hatta Macau’ya kadar, yani Uzakdoğu’ya kadar Portekiz sömürgesidir ve hala Portekizce konuşurlar. Bu bölüşümün birer istisnası bulunmaktadır, Batı’da Brezilya Portekizce konuşur, Doğu’da Filipinler İspanyolca konuşur. 18. yüzyıl Fransızların ve İtalyanların yüzyılıdır zira Rönesans çağı olup dünyanın her tarafına sanat ve teknolojiyle ihraç edilmeye başlanmıştır. 19. yüzyıl İngilizler ‘in yüzyılıdır. İngilizler bu dönemde parlamıştır. 20. yüzyıl tarihe Amerika’nın yüzyılı olarak geçmiştir. 21. yüzyılın ise şu an için sahibi yoktur. Bir de 14. yüzyıldan bugüne kadar dünyayı teknolojik yetkinlikler bazında ele aldığımızda, mesela 17. yüzyılda dünya tekstil üzerine kuruluydu. 18. yüzyıl demir-çelik, 19. yüzyıl makine, 20. yüzyıl elektronik, 21. yüzyıl bilişim ve genetik yüzyılı olarak nitelendirilebilir. Bilişim ve genetiği kimlerin kuracağını ya da kimlerin oluşturacağını, 21. yüzyıla kimin sahiplik edeceğiyle ilgili bir süreçten sonra ulaşacağız. Yani bu yüzyılın sahibinin kim olacağı, bilişim ve genetikte en büyük atılımları yapan ve bu alanda sosyal, siyasal anlamda en büyük atılımı yapan ülke hangisiyse o ülke olacak. Şimdi bizim yerimizi tayin edelim isterseniz. Yani Türkiye nerde duruyor? Şimdi dünya 3 kategori halinde bugün resmediliyor. Birinci kategori gelişmiş ülkeler; G-7 Amerika, Kanada, Japonya, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya şeklinde devam ediyor. İkinci kategoride; Meksika, Şili, Arjantin, Brezilya, Türkiye, Ukrayna, Rusya, Tayland, Kamboçya ve Vietnam’ın yanı sıra Afrika kıtasından da bir tek Fas aday olarak yer alıyor. Bu kategori gelişmekte olan ülkeler kategorisi olarak da adlandırılıyor. Bir de 3. kategori var ki; Angola, Mozambik, Uganda, Gana ve Togo gibi Sahra altı Afrika ülkeleri yer alıyor. Şimdi ben size 30 yıl sonra ne olacağını söylemek istiyorum. Bugün neyi tartışıyoruz, asgari ücret ne kadar olsun, 1.300 lira mı olsun, 1.000 lira mı olsun, işveren mi ödesin, işçi mi ödesin, devlet mi ödesin bir tartışma gidiyor. 30 sene sonra asgari ücret olmayacak. Niye olmayacak çünkü robot işçiler geliyor. Yakın bir zamanda bir seramik fabrikası gezdim. 40 bin metrekare kapalı alanı bulunuyor. 15 sene önce bu fabrikada, 3.500 kişi çalışıyorken bugün sadece 76 kişi çalışıyordu. Çünkü her şey robotik. Başka ne tartışıyoruz? Askerlik bedelli mi olsun, gönüllü mü olsun, kısa mı olsun, uzun mu olsun. 30 yıl sonra askerlik olmayacak, asker olmayacak, robot ordular söz konusu olacak. Generaller uzaktan tuşlarla insansız orduları yönetecek. Peki, başka ne olmayacak? Bankalarda gişe memurları, otoyollarda ödeme memurları, otoparklarda tahsilatçılar olmayacak. Dolayısıyla yeni bir insan tipi ortaya çıkacak. Bu konulara değinmemin sebebi, ülkemizin yersiz tartışmalarla zaman kaybediyor olduğunu düşünmemdir.

10


www.pagder.org

Bir örnek daha anlatmak istiyorum. Ortaöğretimde biliyorsunuz belirli bir müfredat var. Fizik, kimya, matematik, biyolojinin yanı sıra bir de seçmeli dersler var. Seçmeli dersler; girişimcilik, bilişim teknolojileri, peygamberin hayatı, Kuran-ı Kerim, hitabet sanatı, ileri kimya, ileri biyoloji, ikinci dil. Burada seçmeli dersleri zorunlu hale getirmeme yönünde bir irade olduğunu görüyoruz. Burada kim yetkili, Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu. Türkiye’de şu anda 176 tane üniversite var. Bu 176 üniversitenin aşağı yukarı yirmisinde bilişim teknolojileri bölümü var. Oradan öğretmen yetiştiriyorsunuz. Bu öğretmenler, okullarda öğrencilere bilişim teknolojisi dersi öğretecekler fakat ders seçmeli olduğu için o dersi yeterli sayıda öğrenci seçmiyor. Öğrenci bu konuda ebeveynlerine danışıyor ve arada şöyle bir diyalog geçiyor: Çocuk : “Hangi dersi seçmeliyim?” Baba : “Hangi dersler var?” Çocuk : “Girişimcilik, bilişim teknolojisi, ileri kimya, beden eğitimi, peygamberin hayatı.” Baba : “Girişimcilik, alım satım işlerini ileride yaparsın. Bilişim teknolojisi; Facebook, Twitter sakın onlara bulaşma. İleri kimya, sen önce normalini öğren. Dolayısıyla bunları boş ver. Bunlar dışında kalanlardan birini seç.” Çocuk bunlardan birini seçiyor. Sonuç olarak bilişim teknolojileri dersi tercih edilmediği için açılamıyor. Akabinde de bilişim teknolojileri öğretmeni yetiştiren üniversitelerden mezun olanlar açıkta kalıyor. Oysa Amerika’da Başkan geçen sene bir ilkokulun açılışına gitti ve aynen şunu söyledi ilkokullarda yazılım kodlama derslerinin zorunlu olması gerektiğini belirtti. Dolayısıyla bilişim teknolojisini okullarda zorunlu hale getirmezsek, sanayide bilişimin ne kadar önemli bir yer tuttuğunun farkına varamazsak, 30 yıl sonrasının projeksiyonlarını göremezsek, istediğiniz kadar çalışın, istediğiniz kadar didinin, bu masada tekrar otururuz, konuşuruz. Bu nedenle daha önce bahsettiğim üç kategori bağlamında bilişim teknolojilerini yazanlar, üretenler ve satanlar, kullananları yönetecekler. Dünya ikiye bölünecek, üçüncü bir kategori olmayacak. Gelişmekte olan, gelişme yolunda olan ülke kavramları ortadan kalkacak.

11


www.pagder.org

NURHAN KAYA KAUÇUK Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

Gerek kauçuk sektörü gerekse plastik sektörünün bütün platformlarda sorunları ortaktır. 64. hükümet sonrasında artık seçimlerin bittiği ve sanayi döneminin başka bir sürece dönüştüğü, özellikle sektör programıyla stratejisinin yeniden oluşturulması gerekmektedir. Bu doğrultuda sektörün en önemli sorunu, hammadde konusunun da gündeme getirilip takdir edilmesi gerekmektedir.

12


www.pagder.org

REŞİT RONABAR INTERPLAST Yönetim Kurulu Başkanı

Engelsiz bir yaşam mümkün değildir. Sektörün Sivil Toplum Kuruluşlarından firmalarına kadar, kim ne kadar çalışırsa çalışsın; hammadde, ithalat ve ihracat boyutunda engeller her zaman olacaktır. Bizlerin anlamadığı ve anladığı kadarıyla bundan sonra da devam edecektir. Burada sektörün başarılı olması gereken nokta, engelleri aşma sanatıdır. Bu engeller dernekler aracılığıyla ya da sanayicilerin münferiden aşabileceği engellerdir. Ancak firmaların bugün ayakta kalışlarının esas nedeni firma sahipleri ve firma yöneticileridir. Tabi ki sinerji olarak derneklerin; sanayicilerin şikayetlerini toplayarak, daha üst kademelere iletmeleri, kanal açmalarının yararı büyüktür ancak başarı, engelleri aşma sanatıdır. Bu da hep birlikte Sivil Toplum Kuruluşları kanalından yapılabilecektir.

13


www.pagder.org

RÜKNET YEŞİLYURT İTO Plastik ve Kauçuk Meslek Komitesi Başkanı

Türk plastik sektörünün en önemli sorunu hammaddede dışa bağımlı olmaktır. Bu nedenle bazı yasalar ve dolar kurunun sürekli değer kazanmasından dolayı, dolar ile ithal ettiğimiz hammaddeyi TL olarak iç piyasaya satma durumundayız. İç piyasanın çok ciddi hammadde ihtiyacı mevcut. Ve sanayiciler iç piyasada kur değişikliklerini maalesef alıcıya yansıtamıyor. Bu nedenle ciddi zararlar söz konusu olmakla beraber sanayicinin en büyük ikinci problemi de budur. Türkiye’de sektör maalesef dolar ekonomisine bağlıdır. Bu sebeple sanayici ürünü bir an önce satıp nakde çevirerek veya inşaat sektörüne yönelerek çözüm buluyor. Bunun yanı sıra sektörde haksız rekabet ve kayıt dışılık söz konusudur. Ek olarak enerji ile ilgili ciddi problemler mevcuttur. Enerji maliyetleri dünya standartlarına göre fazlasıyla yüksektir. Aynı zamanda kalitesi oldukça düşük ve elektrik kesintileri sebebiyle imalatta ciddi kayıplar yaşanmaktadır. Bu sebeple rekabet gücümüz oldukça düşük ve en gelişmemiş ülkelerle bile rekabet etmekte zorlanıyoruz. Çünkü daha önce belirttiğim tüm sebeplerden dolayı maliyetlerimiz fazlasıyla yüksek. İşçilik ücretleri, asgari ücret, asgari ücret üzerinden alınan vergi, stopaj vb. Bu kadar probleme ek olarak bir de hırsızlık olayları yaşanmaktadır. Yani sektör olarak fazlasıyla iptidai problemlerle başa çıkmak durumundayız. AR-GE, inovasyon bir yana bizler hali hazırdaki yerimizi korumaktan zorluk çekiyoruz. Bunlar yalnızca sorunlarımızın küçük bir kısmıdır.

14


www.pagder.org

SELAHATTİN ONATÇA ÇUKUROVAPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı

Birçok makineci ve imalatçının bir arada bulunduğu bu platformda daha önce de dile getirdiğimiz üzere makine ithalatına değinmek isterim. İmalatçı makinelerine neden Uzakdoğu’dan, Tayvan’dan ya da Çin’den alıyor? Çünkü yurtdışında makineler yüzde 50 ila yetmiş oranında daha ucuz. Bu problemin kaynağını araştırmak amacıyla içimizde bir komite kurmuş bulunuyoruz. Bu sene makine yatırımı yapan sanayicilerimizden aldıkları makinelerle ilgili bilgiler istedik. Bu bilgileri değerlendirip sonuçlarını bir sonraki platformda dile getireceğiz. Bir boru imalatçısı olarak, üretim hattı oluşturmak yeni bir yatırım yapmak istedik. Makine parçalarını tek tek almak istediğimizde yaptığımız araştırmaya göre bedel 75 bin Dolar iken makineyi tek parça halinde aldığımızdan bedel yüzde 50 oranında artmaktadır. Bir yanlışlık söz konusu düşüncesi oluşmakla beraber gerçek durum bundan ibarettir. Yani yerli makine üreticimiz kârını fazlasıyla arttırmak istiyor. Bu sebeple sektör olarak öncelikle kendimize bakmamız gerekiyor. Firmam bünyesinde kurmuş olduğumuz yeni tesisi göz önüne alırsak makinelerimizin yüzde 75’i ithaldir. Burada önemli bir hususun altını çizmek istedim. Aslında kazancımız yüksek ancak hammadde sorunumuz bizleri kısır bir döngüye sokuyor. Bu sebeple makine gibi en azından çözüm bulabileceğimiz bir noktaya değinmek istedim. Ben yaptığım araştırmaları ve bu doğrultuda edindiğim bilgileri aktarmakla görevliyim. Sizler ise tabi ki değerlendirmekle mükellefsiniz. Bilgi almak isteyen kişilere verileri aktarabilirim.

15


www.pagder.org

ADNAN DALGAKIRAN MAİB Yönetim Kurulu Başkanı

ABD Çalışma Bakanlığı’nın yayımladığı bir raporundan bahsederek başlayacağım. Raporda, bugün ABD’de doğan çocukların yüzde 65’inin yetişkinlik çağına girdikleri zaman bugün bilinmeyen meslekleri yapacağı yazmaktadır. Türkiye’nin yürüyeceği yol yetişmiş insan üzerine olmalıdır. Bizler hala asgari ücretleri tartışıyorsak o noktanın çok uzağındayız demektir. Türkiye’nin kültürel bir devrime ihtiyacı var. Makine sektörünü ele alırsak dünyada en büyük ticaret enerji, ardından makine sanayi geliyor. Çin, Kore ve Tayvan endüstriyel devrimlerini üretim araçlarını üretmek üzerine kurguladı. Bu ülkeler üretim araçlarını üretmeyi stratejik bir sektör olarak algılayıp kaynaklarının önemli kısmını buraya aktarıyor. Katılımcıların, makine sektörünün gelirleri çok yüksek tespitlerine katılmıyorum. Eğer sizlerin belirttiği şekilde olsaydı Türkiye’de diğer sektörlerde olduğu gibi makine sektörünün de ciddi bir etki alanı olurdu. Ancak sanayileşmeden çok inşaat yaparak nasıl kısa vadede para kazanırız şeklinde düşünceler mevcut. Başka bir noktaya değinmek istiyorum. Bugün Hindistan bir yılda sanayide çalışmak üzere yüz bin Makine Mühendisi yetiştirmeyi hedefliyor. Bizim üniversitelerimizin Makine Mühendisliği bölümlerinden mezun olan Mühendislerimizin yalnızca yüzde biri sanayinin içerisinde çalışmakta. Bu ülkemiz için gerçekten acı bir tablo. Makine sektörü insan kaynağıyla oluşmaktadır. Türkiye’de en gelişmiş kalifiye insan kaynağına ihtiyacı olan sektör makine sektörüdür.

16


www.pagder.org

Söz gelimi 15-65 yaş grubu arasında Almanya’da çalışan kişi sayısı oranı yüzde sekseni geçiyorken Türkiye’de bu değer yüzde elli birdir. Belirttiğimiz yüzde elli biri ise vasıfsız, kalifiye olmayan elemanlardır. Dünyada şu anda en önemli konulardan biri işbirliği gerçekleştirmektir. Tarafları doğru yerde konumlandırmak ve bir strateji oluşturmak önemli bir adımdır. Türkiye makine üretememektedir. Geçmiş dönemlerde eski makineler alınır, materyal ömürlerinin 2030 yıl kadar olduğu hesaplanır ve bu makine ile kazanç sağlanacağı düşünülürdü. Ancak günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi; bugün saatte bin adet üretim yaparken iki sene sonra saatte iki bin üretim yapmamızı gerektiriyor. Bu sebeple makine materyal ömrünün 50 yıl olması, teknolojik ömrünün de uzun olacağı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla biz işletmelerimizde, teknolojiyi dışardan alan ve satın aldığı teknolojiyle üretim yapan politikalar izlerken değişen teknoloji karşısında sürekli borçlanan bir yapı oluşturuyoruz. Teknoloji karşısında geri kalmış işletmeler kazanç elde edemiyor ve bu sebeple de rekabeti başka açılardan kurgulamaya başlıyoruz. Sonrasında da bozuk bir ekonomik düzen oluşuyor. PAGDER’in 18 Aralık’ta 2015 tarihinde gerçekleştireceği “Plastik ve Kauçuk İşleme Makinelerinin Gelecek Tasarımı için Stratejik Açılımlar” Çalıştayı önem arz ediyor. Hepimiz işbirliği yapmak için çok çaba sarf ediyoruz. Türkiye’de işletmeler büyüdükçe risk almamak adına dünyada marka olmuş işletmelerin yönlendirmesine göre ilerlemektedir. Ancak Kore, Çin, Tayvan gibi makine üretimi yapmayı başaran ülkelerin politikalarına bakarsak, devlet bu üretim araçlarını üretmeyi stratejik olarak algılayıp, kaynakların önemli bir kısmını buraya ayırmıştır. Türkiye’de ise tarıma altmış milyar lira destek verilirken sanayiye verilen destek yüz milyar lira bile değildir. Makine ve teknoloji üretimine verilen destek bu pay içinde oldukça azdır. Gerçekten çok büyük zorluklarla mücadele ederek ve hiçbir destek almadan teknoloji ve birikim oluşturmuş bir sektör var burada. Sorunlara başka açılardan ve birlikte yaklaşırsak ve birlikte değerlendirirsek ciddi mesafeler kat edebiliriz.

17


www.pagder.org

MUZAFFER TAMER PÜKAD Yönetim Kurulu Başkanı

Danışma Kurulu üyelerinin konuşmalarını başından beri dikkatle dinlemekteyim. Başlangıçta kimse eğitimden bahsetmedi ve bu sebeple kendime yine sanayicilerin eğitimi önemsemediğini söyledim. Ancak sonrasında eğitimden de bahsedilmeye başlandı. Ben de sizler gibi sanayiciydim ancak sorunların eğitimle aşılacağını düşündüğüm için eğitim ile uğraşmaya başladım. Ali Çağatay Bey çok güzel bir örnek verdi “ Eğer bizler bu eğitim sistemine ayak uyduramazsak, 30 sene sonra Türkiye kalmayacak” dedi. İşte benim de değinmek istediğim nokta bu otuz sene içerisinde neler yapmamız gerektiğidir. Şu anda 4+4+4 dediğimiz bir eğitim sistemimiz var. Bu sistemin manası nedir ve aramızda bunu söyleyecek kimse var mıdır? Olmadığını düşünüyorum. Bir sanayi asla ve asla eğitimsiz olmaz. Hele ki bundan 20-30 sene sonrası eğitimsiz bir şekilde asla düşünülemez. Bunu hocalarımızla beraber her platformda anlatıyoruz ancak aksiyon alınmıyor. Peki anlatmak istediğimiz sistem nedir diye sorarsanız anlatayım. Dünyada gelişmiş ülkelerin kullanmakta olduğu dolaylı sistem mevcut ve bu oldukça basit bir sistem. Bizim gibi insanları üniversiteye değil de ara eleman olarak yetiştirmeye başlıyor, sevk ediyor ve sevk ederken de iyi bir ara eleman olarak yetişirse üniversiteye ilgili bölümlere de gidebileceğini ifade ediyor. Bu ülkelerde on senelik zorunlu eğitimden sonra, okulda talebenin üniversiteye gidip gidemeyeceği belirleniyor. Okulun gidebilirsin dediği talebeler iki sene daha eğitim görüyor ve sınavsız, kuralsız bir şekilde niteliklerine göre istediği üniversiteye gidebiliyor. Asıl merak edilen nokta ise on yıl okumuş ve üniversiteye gitmeyen talebeler. Bu talebeler ara elaman olmak istediklerini dile getiriyorlar.

18


www.pagder.org

Okullar bu talebelerin hangi zanaat, sanat vb. alana uygun olduğunu belirliyor veya talebe kendisi hangi alanda yetenekli olduğunu dile getiriyor. Bu kişiler haftanın belirli günleri sanayide eğitim görüp ilgili bölümleri bitirdiklerinde sanayinin aranan elemanları haline geliyor. Siz plastik sanayicileri eğitimin bu şekilde olması için çaba sarf ediyorsunuz. Ancak genel anlamda Türkiye’nin sisteminin bu şekilde olması gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde uygulanan sistemi anlatmaya devam edersek mesleki eğitime yönlendirilen talebeler iki sene daha eğitim gördükten sonra ustalık imtihanlarından geçerek usta olabiliyorlar. Ancak Türkiye’de plastiğin ne olduğunu bile bilmeyen kişiler plastikçi olabiliyor. Bu sebeple de ülkemiz kazanç elde edemiyor ve gerilemeye devam ediyor. Malzemeyi bile tanımayan kimseler o malzemeden düzgün bir ürün imal edemiyor, doğru montaj yapamıyor. Ülkemiz bu sistem ile hedeflediği noktalara gelemez. Sonuç olarak eğitim sistemimizi değiştirerek ve buna kısa sürede adapte olarak hedeflediğimiz noktalara ulaşabiliriz.

19


www.pagder.org

SALİH ÖZBİDECİLER ÇAĞRI ENDÜSTRİ A. Ş.

Ben yüce yaratıcının insanlığa verdiği ilmi mevzu etmek isterim. İnsanlığımızın en büyük mertebesi ilimdir. Bize yaratıcımız bunu peygamberler vasıtasıyla izah etmiştir. Aynı şekilde Hünkâr Hacı Bektaşi Veli bu ilmi “İlimden gidilmeyen yolun çoğu karanlıktır” şeklinde ifade etmiştir. Müteakiben büyük kurtarıcımız Gazi Mareşal Mustafa Kemal Paşa da “En hakiki mürşit ilimdir” demiştir. Biri karanlıktır öbürü ilimdir. Dolayısıyla bizim en büyük tecrübemizin ilim olduğunu düşünüyor ifade ediyor, söylüyorum. Ötesi yaratılmış en mükemmel olan insanlığın omzunda, beyninde, aklındadır. Göz ola ki dağın arkasını gören, baş ola ki başa gelecekleri bilen. İlimle olursak refaha erişiriz. Hammadde sorunu da, makine sorunu da çözülür, insanlık huzura ulaşır. Anlayanlar için az laf çok iş.

20


www.pagder.org

MEHMET ALİ ASLAN ASLANLI GROUP Yönetim Kurulu Başkanı

Plastik sektörü gerçekten Türkiye’nin ihracat anlamında çok önemli rakamlarla, istihdamla yer alan bir sektörüdür. Fakat şimdiye kadar geçen konuşmalarda katılımcıların değinmediği bir nokta var. Gerçek anlamda yatırım ve işletme aşamasında devletten almamız gerekenlerin önemi vurgulanmadı. Sanayiciler bugün bıçak sırtında yürümektedir. Her gün farklı bir kargaşanın içinde sonraki gün ne olacağımızı kestiremeden çaba sarf ediyoruz. Şu anda önümüzde yakalanmış bir fırsat bulunmakta. Hükümet tek başına iktidardır. Bugün bu sektör çok ciddi şekilde bastırarak istediğini alabilecek güce sahiptir. Bu konu üzerine çalışmalar ve organizasyonlar yapılmalıdır. Biz PAGDER-ASLAN Plastikçiler İhtisas Özel Organize Sanayi Bölgesi’nin ASLAN tarafı olarak bu sektöre sanayileşmesi için geniş alanlar yaratmaya ve sektörün bu birleşiminde önemli kararlar alarak isteklerimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu birleşimden güç oluşturarak devletten istediklerimizi alabileceğimize yüzde yüz inanmaktayım.

21


www.pagder.org

KASIM KARATAŞ PAGDER Yönetim Kurulu Üyesi

Makine kullanıcıları; vida kovanı, şanzımanı, elektrik panosunu farklı yerlerden alıyor ve bir makine yaratacağını düşünüyor. Aynı parçaları Almanya’daki firmalar da kullanıyor. Türk firmalar makineleri yüzde elli daha ucuza satıyor ancak Türk kullanıcılar yurtdışından iki katı bedele makine almayı tercih ediyor. Sonrasında da makine üreticilerinin çok para kazandığını iddia ediyorlar. Ya da makinelerini Uzakdoğu’dan alıp bir süre sonra batıyor. Sonuç olarak yerli makine üreticisi öncelikle yerli makine kullanıcısı tarafından desteklenmelidir.

22


www.pagder.org

DURSUN CEMAL BAK POLİNET KİMYASAL Yönetim Kurulu Başkanı

Şimdiye kadar birçok konuşma yapıldı. Ben farklı bir noktaya değinmek isterim. Türk plastik sektörü yıllardır Türk hammadde üreticileri sebebiyle birçok problem yaşamaktadır. Hammadde üreticileri sanayicisine hizmet etmekle mükellefken devletin de desteğini alarak kullanıcıya zorluklar yaşatmaktadır. Örneğin, yerli hammadde üreticileri ithal edilen hammaddelerin çevresel ürünler olmadığını ve doğayı kirleteceğini iddia ederek gümrüklerden fazla vergi ile çekilmesine sebep olmaktadır. Şu ana kadar yerli hammadde üreticilerine açmış olduğum 185 davayı da kazanmış bulunuyorum. Bu davalar direk olarak hammadde üreticisine değil aynı zamanda gümrük idarelerine de açılan davalardır. Üretici ithalatta esas alınmak üzere fiyat bildirmemeli ve bu yasada yer almamalıdır. Bunu yapan üreticilerin cezalandırılması gerekmektedir. Ancak özelleştirilen bu tesisler limanları ve arazileriyle satın alınarak üretime devam etmektedir. Son derece geri teknolojiyle ve yüksek maliyetlerle yapılan bu üretim sebebiyle, yerli hammadde üreticisi ithalatta sınırlayıcı tedbirler alınmasını sağlamaya çalışmaktadır. Bu işletmelerin Ekonomi, Gümrük ve Ticaret, Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları ile iyi ilişkiler içinde olması ve ithalat rejimlerinde söz sahibi olması kabul edilemez bir gerçektir. Bir katılımcı konuşmalarında ilimden, bilimden, öğrenimden bahsetti. Son bir istatistiği de sizlere aktarmak isterim. Mark Zuckerberg Türk olsaydı, Türkiye’de olsaydı ve firmasını da Türkiye’de kursaydı şu anda hapiste olabilirdi.

23


www.pagder.org

ŞAKİR UÇAR UÇAR OYUNCAK Genel Müdürü

Bizler oyuncak sektörü olarak en fazla derdini dile getirmiş sektörlerden biriyiz. Dolayısıyla şu anda bakanlıklar sektörümüze yardımcı olmaya çalışıyor. Burada katılımcıların da dile getirdiği üzere birçok sorunumuz mevcut. Bakanlığın bizlere bir organize sanayi bölgesi tahsis etmesini beklemekteyiz. Sektör olarak bu adımlarda yer almak istiyoruz. Asıl probleme gelirsek, ülkemizde beyaz yakalılar yetiştirilmekte ancak üretim aşamasında görev alacak operatörler yetiştirilmemektedir. 12 senelik zorunlu eğitim olunca vatandaş liseden her hâlükârda mezun olmaktadır. Bu sebeple de sanayide çalışacak operatörleri yetiştiren meslek okulları zayıf kalmaktadır. Ülkemizdeki eğitim sistemi sebebiyle sanayinin geleceğini pek de iyi göremiyorum. Türkiye’de üretim ekonomisine değil de tüketim ekonomisine ağırlık verilmektedir. Buna bir örnek verecek olursak, bir kişinin üniversiteden mezun olup iş hayatına atılması yaklaşık 25 sene sürmektedir. Bu süre zarfında da eğitim masrafları devam etmektedir. 25 yaşında bu kişinin evlendiğini ve çocuk sahibi olduğunu varsayarsak kişi kendi çocuğunun eğitimi için de 25 sene harcama yapmaktadır. Yani bir kişi hayatının 50 senesinde eğitime bütün varlığını vermekte ve tükettiğinin de çoğunluğunu geri alamamaktadır. Sonuç olarak Türkiye bir tüketim toplumudur.

24


www.pagder.org

MUSTAFA KEMAL BORA BORA PLASTİK Yönetim Kurulu Başkanı

Önceki konuşmalarda değinilen yerli hammadde üreticileri ile ilgili başka bir hususa değinmek isterim. Ülkemizde hammadde üretimi zaten tüketimi karşılamazken bir de ürün çeşitliliği yok denecek kadar az düzeydedir. Firmaların çoğunun bu üreticilerle çalışma gibi bir şansı bu sebeple yoktur. Durum böyleyken dahi yüksek vergiler ödemek durumunda kalıyoruz. Değinmek istediğim diğer bir konu ise yine hammaddelerle ilgilidir ki özellikle gıda ile ticaret yapan firmalar sıkıntısını çekmektedir. İthal edilecek hammaddeler için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı nezdinde ayrı bir izin belgesi aranmaktadır. Ancak bu hammaddenin ihracatı sırasında zaten gıda ile kullanıma uygun olduğu belgelenmektedir. Bu önemli sorunlardan biridir. Son olarak asgari ücretteki artışlara değinirsek, bu değişimin işçi ve işvereni karşı karşıya getireceği düşüncesindeyim. Çünkü alt dilime yapılacak yüzde otuzluk zam üst dilimi epey etkileyecektir. Ek olarak genel giderleri de etkileyerek birçok iç huzursuzluğa sebep olacaktır. Bir örnek daha vermek isterim. Üretim Mühendisi olarak çalıştırdığınız bir kişinin maliyeti 9.888 lira iken eline Ekim ayı sonunda geçen maaş 5.075 liradır. Devletin öncelikle ilgilenmesi gereken konu vergi kesintileridir. Böylelikle çalışanların gelirleri artmış olacaktır.

25


www.pagder.org

MUZAFFER YILDIRIM YILDIRIM PLASTİK MAKİNE Yönetim Kurulu Başkanı

Sektörümüzün en önemli gider kalemi enerji, elektrik maliyetidir. Sanayimizde ister en yeni teknolojiyi kullanalım ister en eski teknolojiyi kullanalım elektrik kesintisi yaşandığında tüm üretim durmaktadır. Elektrik giderlerimiz zaten yüksek iken buna bir de kaçak kayıt bedeli olarak yüzde onluk bir maliyet eklenmiş durumdadır. Bununla ilgili bazı kararlar çıkmış bulunmakta ve bu ödentilerin iade edileceği söylenmektedir. Ancak iade söz konusu değildir. Plastik sektörü sanayinin en çok enerji tüketen sektörlerinden biridir. Yani önemli bir kullanıcı kitlesini oluşturmaktayız. Ancak bu durumla ilgili olarak birçoğumuz ferdi girişimlerde bulunmuyoruz. İhtiyatlı kişiler ise devamlı olarak yenilenebilir elektrik lisanları almakta. Umuyorum PAGDER’in önayak olduğu bir çalışma ile sanayinin en çok enerji tüketen sektörlerinden biri olarak ortak bir yatırımda bulunup kullandığımız elektriği ucuza mal edebiliriz.

26


www.pagder.org

PROF. DR. MEHMET EMİN YURCİ PAGDER Şeref Üyesi

Konuşmamda sektörün dışına çıkıp geneline bakarak tekrardan sektöre dönmek isterim. Ülkemizin genel sanayi politikasının tümünü gözden geçirmek gerekmektedir. Eğitim ve diğer dile getirilen sorunlar da bu politikanın içindedir. Ülkemizde sac imalatı da, boru imalatı da polimer imalatı da yapılmaktadır. Ancak entegreleşme süreci gibi bir takım karakteristikleri bulamamaktayız. Bildiğiniz üzere ülkemizde inşaat sektörü plastik sektöründen daha fazla desteklenmektedir. Bu da sanayicilerimizin olumsuz olarak etkilenmesine yol açmaktadır. İnşaat sektörünün desteklenmeden önce derhal düzenlenmesi gerekmektedir. Haksızlıklara ve spekülatif kazanca özellikle dikkat çekmek isterim. Sanayimizin gelişmesini istiyorsak öncelikle bu haksızlıkların önlenmesi gerekmektedir. Sanayimizin başka bir probleminden bahsetmek isterim. Türkiye’de yatırım faizlerine bakıldığında oranın %7,5 olduğunu görmekteyiz. Bu değer Almanya’da %0,05’tir. Bunun dışında Almanya ile kar oranlarımıza baktığımızda Türk plastik sanayicisi %6 civarında kar elde ediyorken Alman plastik sanayicisi %16 civarında kar elde etmektedir. Peki, kârın artmasının ne anlama gelmekte? Kârın artması; yeni yatırımlar, yeni fikirler, personelin tatmini gibi birçok önemli anlama gelmektedir. Plastiğin önemini vurgulamak adına bir örnek vermek istiyorum. Bir eğitim esnasında çıkan yangında 6 gencimiz yanarak öldü. Alev geciktiricilerin önemi bu noktada anlaşılıyor.

27


www.pagder.org

Bunlar dışında verebileceğim bazı olumlu örnekler de mevcut. Örneğin son yıllarda üretim değerlerimiz ton başına dolar olarak ifade ediliyor. Geri dönüşüme verilen önem gün geçtikçe artıyor. Sektörde PAGEV ve PAGDER gibi iki önemli sivil toplum kuruluşunun işbirliği içinde olması da ayrıca sanayimize değer katıyor. Öneri olarak, sanayimizin içine siyasetin girmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ben şimdiye kadar konuşan kişilere göre daha iyimserim. Her şeye yeniden başlayabilecek kadar deneyim sahibiyiz. Örneğin plastik işleme makinesi yapabiliyoruz ve Çin’de bu makineleri üretmeye ve rekabet etmeye devam edecek. Bu sebeple Çin’in rekabetten vazgeçmesini beklememeliyiz ve bu duruma bir çare bulmalıyız. Türkiye, Kore ile aynı anda otomobil ve televizyon üretimine başladı. Şu an hem Kore’nin hem de bizim geldiğimiz noktaya bakarsak durumun önemini kavrayabiliriz. Bugün otomobil üretmeye başladığımız ilk şehirde otomobillere bakarsak yerli otomobillerden çok ithal otomobiller olduğunu göreceğiz. Bu otomobilleri ihraç etmeden önce kendimiz almalıyız. Bu noktada ise genel sanayi politikasının olması gerektiğini görüyoruz. Türkiye’de AR-GE’ye yapılan yatırım 2014 TÜBİTAK raporuna göre %1,01. Dünya ortalaması ise %3 civarında. Bu noktada Avrupa ile büyük ortaklıklar düşünülebilir. Avrupa’da teknoloji var iken, Türkiye’de ise işgücü ve altyapı mevcut. Ancak korkumuz yerli malı ürünlerin hak ettiği değerlere satılamamasıdır.

28


www.pagder.org

TAMER GÜZELAYDIN TÜYAP Proje Grup Başkanı

Ben şu anda ziyarete açık olan PlastEurasia Fuarı’nın proje grup başkanıyım. Bu sene fuarımızın 25’nci yılını kutlamaktayız. Bu süre içinde sizler arasından fuara hem katılımcı olanlar hem de ziyaretçi olanlar vardır. 99 yılında fuar yalnızca 2 salonda gerçekleştiriliyordu. Ancak şimdi 120 bin metrekarelik kullanım alanı bulunan fuar alanı ve kongre merkezinin 100 bin metrekaresi kullanılıyor. Yani şu anda 100 bin metrekarelik bir alanı kullanan plastik sektöründen bahsediyoruz. Bu sebeple bu sektörün geleceğinin karanlık olma gibi bir şansı olduğunu düşünmüyorum. Diğer toplantı katılımcılarımızın aksine plastik sektörünün Avrupa ülkeleri ve Uzak Doğu ülkeleri ile mücadele edebileceğine inanıyorum. Teknolojik anlamda da Türkiye ileri seviyelere yavaş yavaş taşınacak.

29


www.pagder.org

TANSEL ATASAGUN Hayalgücü 360

Hayalgücü 360 iletişim ajansı, ajans başkanıyım. Yani sektör içinden değilim ancak PAGDER ve başka plastik firmaları ile de çalışıyorum. PAGDER’in reklam ajansı ve Yuvaya Dönüşen Plastikler Projesi sponsorlarındanız. Şimdi hedefimiz firma ve plastik sektörü olarak; yeni pazarlar elde etmek, rekabet etmek, satışlarımızı arttırmak, kar marjımızı artırmak ve inovasyondur. Bunlara ek olarak en önemli gelişim yolları kurumsallaşmak, iletişim ve eğitimdir. Bu iletişim hem kurumsal iletişim hem de pazarlama iletişimi olarak düşünülebilir. Başlıklarını ilettiğim konularda yatırım yapılması gerekmektedir. Sektörde bazı işletmelerin sektör dışından sayılmasının sebebi bahsettiğim başlıklarda yatırım yapılmaması, bu konulara önem verilmemesi ve profesyonel çalışma koşullarına sahip olunmaması olarak gösterilebilir. Merdiven altı olarak tabir ettiğimiz, daha pazarlama departmanları dahi olmayan firmalara tanık oldum. Bizler de merdiven altı kalmamak için kurumsallaşmaya önem göstermeliyiz. Kurumsallaşmaktan kastım çok büyük bütçelerle yapılacak işler değil, küçük bütçeler ile iletişimin doğru kullanılması ile yapılacak işlerdir. Ufak bütçeler kullanılarak doğru işler yapılması, sizleri diğer firmalar arasından sıyırarak pazarda kendinizi tanıtma imkânı sunacaktır.

30


www.pagder.org

ZÜLEYHA GÜVENER Mediaetik İletişim Ajansı Başkanı

Ben Mediaetik iletişim ajansı, ajans başkanıyım. Sizler kadar tecrübeli ve sektörün içinden bir insan değilim. Plastik sektöründe varlığım üç yıllık bir varlıktır. PAGDER’in iletişim ajanslığına ilk başladığım dönemlerde önceki dönem başkanı Hüseyin Semerci Bey bana “plastikle ilgili ne düşünüyorsun?” diye bir soru sordu ve ona önyargılı olduğumu söylemiştim. Ben 15 yıl gazetecilik yaptım ve şunu söyleyebilirim ki burada bahsettiğimiz hammaddede yurtdışına bağımlılık, enerji maliyetleri ve yerli üretime yeterli desteğin verilmemesi gibi problemler dışardan vatandaşların yalnızca okuyup geçtiği haberlerdir ve ben de böyle yapıyordum. Ancak üç yıldır hem PAGDER’in hem de PLASFED’in yapmış olduğu birçok çalışmaya dâhil oldum. Ön yargım yıkıldı ve algım değişti. Plastiğin kaçınılmaz bir ürün olduğunu ve gerekliliğinin anlatılması konusunda algı çalışmaları yapılması gerektiğine ikna oldum ve yaptığımız tüm çalışmalarda bunu yansıtıyorum. Sektörün sayılabilecek birçok sorunu var ancak en önemlisi teşviklerin yetersiz olması olarak gösterilebilir. PAGDER’in iletişim ajanslığını yapmaya başladığımdan beri talepkar ve ısrarlı olmanın, lobi faaliyetleri yapmanın birçok sorunun aşılmasını sağlayacağını gördüm ve ikna oldum. Sektörümüz, ülke ekonomisine ciddi katkıları bulunan bir sektör. AR-GE, ÜR-GE, inovasyon, katma değer oluşturma ve ürünlerde çeşitlilik sektörün rekabetini etkileyen unsurlar arasındadır. Bizler bilgi çağındayız ve açık inovasyonlu çok yüksek bütçelere gerek olmadığını bilmeliyiz. Araştırmalar yapılmaya devam ediyor ve laboratuvar ortamından çıkıp son ürüne dönüştürülebiliyor. Bu sektör çalışkan, güçlü ve disiplinli bir sektördür. Üreten bir ülkede yaşıyoruz ve bu ülkede çalışmaların yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ben PAGDER’in iletişimcisiyim ve PAGDER’in tek başına verdiği savaşa sektörün de her zaman destek olması gerektiğine inanıyorum. Maliyet, enerji, asgari ücretin yükselmesi gibi sektörün lobisel faaliyetinde yetersiz olduğunu, sektörün toplumu da yanına alarak birlik ve beraberlik içinde iletişimi ön planda tutarak ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum

31


www.pagder.org

İSMET TANIK İZ BASKI Yönetim Kurulu Başkanı

Sektörde 38 seneyi doldurmuş bulunmaktayım. Bizim en büyük sorunlarımızdan biri birbirimizi dinlemiyor olmamız. Bugün bu salonda da örneğini yaşadığımız gibi bizlere sıra gelene kadar dinlemiş olduğumuz kişiler bizleri dinlemeden gittiler. Eğer bu tutum devam ederse birbirimize konuşup durur ve bir yere varamayız. Sektörümüzün en büyük problemlerinden biri yapılacak yatırımlar için alınan banka kredilerinde devlet bankalarının faiz oranlarının çok yüksek olmasıdır. Yeni yatırımım için devlet bankaları yıllık %4,5 oranında faiz talep ederken özel bankalar %1,85 oranında faiz talep etmektedir. Sanayiciye kredileri devlet bankalarını veremeyeceği açık açık belirtiliyor. Yapılan seçimler sonrasında da devlet bankalarının müteahhitlerin emrine verilmesi yine sektörümüzün önemli problemlerinden biridir.

32


www.pagder.org

KENAN ŞİVİL MİM PLASTİK Yönetim Kurulu Başkanı

Sorunlar tüm danışma kurulu üyelerimiz tarafından ortaya atıldı. Tamamı hepimizin bildiği, yaşadığımız sorunlardır. Benim ekleyeceğim pek bir şey yok ancak ufkumuzu açan konuşmalarından dolayı üyelerimize teşekkür ediyorum.

33


www.pagder.org

OKTAY ATEŞCAN NÜVE PLASTİK Genel Müdürü

“Söyleyemem ben derdimi kimselere, âlem duymasın” diye başlamak istiyorum. Derdimiz çok, bir mutlu, bin ağıt. Hammadde sorunumuzdan başlarsak, nitelikli hammaddeyi üretmek ve nitelikli hammaddeyi ülkemize sokmamız gerekmektedir. Daha önceden %30 PVC pazarına vakıfken şu anda %7 civarlarına düşmüş bulunmaktadır. Bir PVC işleyicisi olarak nitelikli hammaddeyi mecburen ithal ediyorum. Hepimiz imalat yapıyoruz ve hepimizin ortak hedefi maliyetleri düşürmek. Bu sebeple hammaddemizi İran, Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkelerden alıyoruz. Tüm hammaddelerin işleme şekilleri, renkleri ve oranları farklılık gösteriyor. Bu yalnızca PVC için değil, polipropilen, polietilen ve diğerleri için de geçerlidir. İkinci olarak değinmek istediğim konu ise makine konusu. Biz bugünlerimize makine üreticileri ile beraber gelmiş bulunuyoruz. Geçmişte Türkiye’de vadesi geçmiş, kullanım dışı makinelere yüksek miktarda bedeller ödeyerek alıp kullanmak zorunda kalıyorduk. Şimdi ise makine üreticileri bizlere daha iyi kalitede hizmet sunmak için çalışmaktadır. Ancak dünyada teknoloji hızla ilerlemekte ve artık cep telefonlarından bile kumanda edilebilen makineler üretilmektedir. Bu teknolojiyi satın almak oldukça maliyetli ve bu sebeple makine üreticilerine iletmek istediğim bir husus mevcut. Sayın makine üreticilerimiz, makinelerin kalitesini arttırmanızı ve fiyatlarınızı da mümkün olduğunca düşürmenizi bekliyoruz.

34


www.pagder.org

Beni yakından tanıyan sektör mensupları bilirler. Firmamıza yeni bir makine alındığı zaman karşısına geçip bir fincan köpüklü orta kahvemi içerim. Çünkü oradan dökülen mal hem makinecilerimizin hem bizim alın terimizdir, aşktır, sevgidir, ekmeğimizdir. Bu sektörde nihayet 40’ncı yılıma gireceğim. Bizler sektör ile beraber büyüyüp gelişerek geldik ve bundan sonra daha iyi noktalara da geleceğiz. Devir teknoloji devri, herkesin cep telefonları var ve görüntülü konuşmalar yapılabiliyor. Bizler mekanik sistemden geldik ve makinenin düğmelerine dokunarak çalışırdık. Şimdi ise tüm sistemler otomatik ve ortam koşulları uygun değilse bile makine ikaz vererek koşulun düzeltilmesi gerektiğini belirtiyor. Tabi ki tüm bunların da bir bedeli var. Biz bu bedeli ödemeye şimdiye kadarki çalışmalarımızla istediğimiz vaziyette gelemedik. Gelemememizin sebebi ise olması gereken rekabet koşullarını oluşturamamış olmamızdır. Yani büyük pastaya baktığımız zaman bilinçsizce satarak bu günlere geldik. Devir artık bilinci çalışma devridir. Verdiğimiz örneklerde hep ülkelerin, firmaların birbirini desteklediğini söylüyoruz. Peki, bizler ne yapmaktayız sorusunu yanıtlamak gerekirse yalnızca birbirimizi yediğimizi söyleyebiliriz. Sonuç olarak, hepimiz doğru olanı elbette biliyoruz. Bu sebeple herkesin şapkasını kendi önüne koyması gerektiğine inanıyorum. Hepimiz büyük bir geminin içindeyiz ve hepimizin kaptan, miço ve makineci olarak bilgimiz var. Bizler birlik ve beraberlik içinde olursak gemimizi daha derin ve dalgalı yerlerde daha sağlıklı yürütebilir ve kuvvetlenebiliriz. Bu rekabet koşulları içinde bilinçli bir şekilde rekabet edersek ölen ölür kalan sağlar bizimdir diyebiliriz.

35


www.pagder.org

EMRE TAMER SEDEFED Genel Sekreteri

SEDEFED Başkanımız Sefa TARGIT adına SEDEFED Genel Sekreteri olarak kısa bir konuşma yapacağım. Burada yapılan konuşmalarda mutlaka hammadde konusuna, ara mamuller konusuna değinildi. Türkiye’de bütün sektörler iş değer zinciri içerisinde yer alıyor. Plastik sektörü de belirgin bir şekilde kimya ve makine sektörü ile birlikte anılıyor. Sektörün müşterileri arasında ise otomotiv, beyaz eşya, makine ve inşaat sektörleri mevcut yani endüstriyel ve sektörel tüketiciler genel anlamda sektörümüzün müşterileri olarak kabul ediliyor. Bu bilgiler ışığında düşünürsek makine sektörü bu değer zincirinin tam ortasında yer alan bir sektördür. Söz konusu hammadde tedariki olduğu zaman buna yönelik hükümetin destekleme politikaları, dış ticaret politikası savunma araçları veya korunma önlemleri söz konusu olduğunda net şekilde gördüğümüz bir nokta var. Türkiye’de değer zinciri çok geniş olduğu için hükümet bir korunma önlemi aldığında, sektörün bir bölümünü destekleyecek politikalar üretildiğinde, sektörün başka bir kısmına zarar verilebiliyor. Çünkü sektörler genel anlamda ithalata yönelik olarak bazı hammaddelere de, malzemelere de muhtaç durumdalar. Dolayısıyla üretilen politikaların dikkatle belirlenmesi, çok ciddi katılımla belirlenmesi gerekiyor. SEDEFED ve TÜRKONFED olarak 28 Ocak 2016 tarihinde bir Rekabet Kongresi gerçekleştireceğiz. Rekabet Kongresinde de bu konuyu tartışacağız. Yani korunma araçları, dış ticaret politikası savunma araçları oluşturulurken akıllı düzenlemeler (mind revolution) dediğimiz altyapı oluşturulur ve bu altyapıyla birlikte hiçbir sektöre, değer zincirindeki hiçbir noktaya zarar verilmeden, ülke içinde ticari açık azaltılır ve sektörler korunma altına alınır.

36


www.pagder.org

Diğer yandan reformlar anlamında güçlü bir 64. hükümet programı var karşımızda. Önümüzdeki dönemde uygulama ve reformlara bakmak gerekmekte. Bu anlamda tüm iş dünyasını temsil eden kuruluşların hükümete hem izleme anlamında hem uzmanlıklarını sunma anlamında destek vermeleri gerekiyor. Buna ek olarak verilebilecek diğer örnek ise sadece ne yapılması gerektiği konusu değil nasıl yapılması gerektiği konusu da olabilir. Diğer taraftan ise sektörel dernekler konusuna değinmek isterim. Sektörel derneklere baktığımız zaman kümülatif olarak düşünülürse Türkiye ekonomisini en çok temsil eden yapılar olduğunu görebiliriz. Çünkü sektörle ilgili herhangi bir sorun yaşandığında firmalar dernekler ile iletişime geçiyor. Ekonomi yönü güçlü olan bir gazetede veya direkt olarak ekonomiye yönelik basın kuruluşlarında her gün onlarda sektörel dernek haberine yer veriliyor. Hükümet politikaları, sanayi stratejisi ve kalkınma planlarında sektörel derneklerin görüşleri alınıyor. Bu anlamda bu kuruluşları bir araya getirecek federasyonların kurulması büyük önem taşıyor. PAGDER’in PLASFED, EVFED ve MAKFED ile sektörel dernekleri bir üst seviyeye taşıyan federasyonlaşma yaklaşımınızı görebiliyoruz. Batıdaki örgütlenme biçimi de aynı şekildedir. Hatta G20 ülkelerinde ülke ekonomisini temsil eden yapılar sektörel ve bölgesel derneklerin kurduğu federasyonların oluşturduğu konfederasyonlardır. Bu anlamda PAGDER’in federasyonlaşma yönündeki çabalarını takdir ve sevinç ile karşılıyoruz. Ulusal düzeyde sizlerle bir arada olma isteğimizi SEDEFED ve TÜRKONFED olarak belirtmek istiyorum.

37


www.pagder.org

CELAL ALTAN PAGDER Şeref Üyesi

Sizlere farklı bir açıdan yaklaşarak görüşlerimi bildirmek istiyorum. Sektörümüzün en önemli sorunu diyerek başlamak istemiyorum çünkü sektörümüzün tüm sorunları çok önemli. Ancak sorunlarımızdan gelişmiş insan kaynaklarının hedef olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bir firmanın devamlığının sağlanması, marka değeri oluşturma, inovasyon ve sürdürülebilirlik açışından insan kaynağının önemi büyüktür. Bir işletmenin geliştirilmesi, kapasitenin arttırılması, modernize edilmesi ve rekabetçi olabilmesi için alt yapının, üretim, araç ve gereçlerin daha kolay elde edilebilir olmasına rağmen profesyonel şekilde bunu yönetmek, üretmek, hizmet etmek için yine en önemli nokta nitelikli insan kaynaklarıdır. Ne kadar profesyonel olursak olalım insan kaynağına son derece ihtiyaç vardır. Sonuç olarak hızlı gelişen bir sektör olması dolayısıyla AR-GE, inovasyon konusunun ve nitelikli insan kaynaklarının önem taşıdığını vurgulamak istiyorum.

38


www.pagder.org

YUSUF ÖZKAN KAYPİDER Yönetim Kurulu Başkanı

Ben geldiğimde kar yağıyordu Kayseri’de. Erciyes’in soğuğu çetindir ama biz yüreğimizle size sıcaklığını, sıcak selamını getirdik. Sektörümüzün sorunlarını defaten farklı illerde ve farklı çalıştaylar, projelerde birçok defa ortaya koyduk. Sektörde öncelikle kendimize bakıp özeleştiride bulunmamız gerekiyor. Örneğin faizlerle ilgili problemlerimiz mevcut. Ancak düşünmemiz gerekir ki yetmişli seksenli yıllarda yıllık yüzde onluk faiz oranları bir yana dursun aylık yüzde onluk faiz oranları ile hammadde almak durumunda kalıyorduk. Yani günün bize getirdiği koşullara göre pozisyon almamız gerekiyor. Birçok problemimiz var ancak bizlere bir yol çizmek isterim. Sanayici olarak çözebileceğimiz ve çözemeyeceğimiz sorunlar mevcut. Örneğin hammadde de dışa bağımlı olmamız ve hammaddeyi yüksek bedeller ödeyerek temin etmemiz, enerji kullanım bedellerinin yüksek olması ve yaşanan siyasi problemler gibi. Diğer bir yandan yerel olarak çözebileceğimiz sorunlarımız var. Bu sorunları çözmek ve birlik beraberlik oluşturmak üzere de dernekler kurulur. Sorunlarımızı tabana yayıp yerel olarak çözmek isteriz. Ancak yerel olarak da çözülemeyecek ve ulusal alana çekilmesi gereken sorunlar için federasyonlar kurulur. Bizler artık sistemi, hükümeti ve devleti biliyoruz ve bir şeyleri eleştirmek noktasına getiriyoruz. Ancak somut çözümler elde etmek için somut adımlar atmamız gerekiyor. Eğer somut adımlar atmazsak bir kısır döngü halinde sorunlarımız devam eder ve çözüme ulaşamayız. Biz ilk adımda yerel olarak çözebileceklerimize birlik ve beraberlik içerisinde müdahale etmeliyiz.

39


www.pagder.org

HAYRULLAH YELKENCİ PAGDER Onursal Başkanı

Şimdiye kadar geçen konuşmalarda birçok sorundan bahsedildi ve birçok güncel konu tartışıldı. Ancak Türkiye’de plastik sektörünün geleceğine yatırım yapılması ile ilgili görüş belirtilmedi. Bildiğiniz üzere İstanbul’da büyük projeler gerçekleştiriliyor. Konut ağırlıklı bölgeler ve sanayiye ağırlık verilen bölgeler mevcut. Bizim sektörümüz %99 küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşuyor. Bu işletmeler büyüdükçe sanayi bölgelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Örneğin daha önce kurulan İkitelli Organize Sanayi Bölgesi şuanda işletmelerin ihtiyaçlarına cevap veremeyecek durumdadır. Ancak bu işletmelerin taşınabilecekleri bir alan da bulunmamaktadır. PAGDER’in Aslan şirketi ile ortaklaşa gerçekleştirdiği organize yerleşke altı yüz elli bin metrekaredir. Ancak sektörün dağınıklığı düşünülürse bu alanın yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bu sebeple alan konusunda çok ciddi bir çalışma yapılmalıdır. Diğer bir önemli konu ise eğitimdir. Nitelikli ara elemanlar başta olmak üzere üst düzeyde eğitim de düşünüldüğünde mezun olan kişilerin yalnızca %1’i sanayide çalışıyor. Şu anda içinde bulunduğumuz devirde yalnızca alaylı bir sistemle hedeflediğimiz noktalara ulaşmamız mümkün değil. Bu sebeple eğitime çok büyük önem verilmesi gerekiyor. Sektörümüzün gelişmesi için bir de makine sektörü büyük önem arz ediyor. Plast Avrasya Fuarı’na ilk başladığımız zamanlarda %80’lik bir çoğunluğu yerli makine üreticileri alırken şu anda birçoğunun yok olduğunu ve piyasada tutunamadığını görüyoruz. Bu sebeple makine sektörünün de gelişmesi için özel çaba göstermemiz gerekiyor. Gerekli önlemleri alamazsak makine sektörümüz kurtarılamayacak bir noktaya gelebilir. Makine sektörü stratejik bir sektördür ve gereken önem verilmelidir.

40


www.pagder.org

www.pagder.org

42

Danışma Kurulu Raporu  

PAGDER Plastik Sanayicileri Derneği Danışma Kurulu Raporu 05.12.2015

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you