Page 1


Özü Disiplinlerötesi Düşünce M. Pınar Mengüç, Özlem Bahadır Karaoğlu, Gökçe Ersel Ötkün, Dilek Saygı E-Posta : disiplinlerotesi@ozyegin.edu.tr Instagram : @özüdisiplinlerötesidüşünce

b.ağ Yayın Ekibi: Özlem Bahadır Karaoğlu, Gökçe Ersel Ötkün, Tuğba Gürsoy, Neslişah Doğan, Sena Özgürcan

Katkıda Bulunanlar: Aras Özer, Beril Özelci, Büşra Tanrıöver, Ecem Nur Yaman, Oğuzhan Aşık, Şaban Demir, Şevval Şen, Tuğba Çelikten

Teşekkür: Ali O. İlhan, Altuğ Başol, Ayşe Hazar Köksal, Çimen Günay Erkol, Ebru Tekin Bilbil, Emre Soyer, Erhan Öztop, Nil Kutlar, Özge Samancı, Özlem Altınkaya Genel, Özlem Özkal, Sevil Yazıcı, Simge Esin Orhun, Yasemin Somuncu, Zeynep Başaran

b.ağ, ÖzÜ Disiplinlerötesi Düşünce yayınıdır ve tüm hakları saklıdır.


Özü Disiplinlerötesi Düşünce


REKTÖRDEN Özyeğin Üniversitesi’nin 10. Kuruluş yılında hem Rektörlük himayesinde gerçekleşen hem de Üniversitemizin farklı akademik birimleri ve bölümlerinin planladığı çeşitli etkinliklerle sürdürdüğümüz kutlama programlarımıza, Güz 2018 döneminde ilkini gerçekleştirdiğimiz disiplinlerötesi çalışmalarla Bahar 2019 döneminde de devam edileceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Disiplinlerötesi çalışmaları üniversitemizde güçlendirme düşüncesini, 2018-2023 stratejik planımızın henüz ön çalışmalarını yaptığımız dönemde gündemimize almıştık. Amacımız, gerek çok disiplinli gerekse de disiplinlerarası çalışmalarımıza ilaveten günümüzün çözüm bekleyen sorunları için farklı uzmanlık alanlarını bir araya getiren ve birlikte düşünmeye imkan tanıyan bir platformu oluşturmaktı. Bu amaç doğrultusunda platformun fiziki mekanı olarak, bizleri fakülte binalarımızın dışına çıkaracak ve farklı bir ortamda ‘karşılaşma’ imkanı sağlayacak ÖzÜ-X binamızı inşa ettik. Geçen sene de dünyanın karşılaştığı sürdürülebilirlik problemleri üzerinde çalışmak, hem eğitim programlarımızı hem de araştırmalarımızı yenilikçi bir şekilde koordine edebilmek için Sürdürülebilirlik Platformu’nu kurduk. Bu oluşumun üçüncü ve hiç şüphesiz en önemli boyutu da ÖzÜ mensuplarının bir araya gelmesi, yeni fikirler ve uygulamalar için beyin fırtınası yapması ve bu karşılaşmaların disiplinlerötesi çalışmalarımızı güçlendirmesiydi. Prof. Dr. M. Pınar Mengüç hocamız ilk günden itibaren bu oluşumun üçüncü boyutunu bütünüyle sahiplenip, benim hayalime ve heyecanıma ortak oldu. Kendisine ve kurmuş olduğu Disiplinlerötesi Düşünce (DD) ekibine sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Hocamızın liderliğinde 17-18 Ekim 2018 tarihinde düzenlenen YAKLAŞ etkinliği ile üniversitemizin ilk disiplinlerötesi düşünce deneyimini oturumlar ve atölye çalışmaları ile gerçekleştirdik.


Elinizdeki bu yayının ilkinde, öğrencilerimizin disiplinlerötesi deneyimleri kendi anlatımlarıyla yer alıyor. İleriki sayılarda üniversitemizin çok disiplinli çalışmalarına katkı sağlayan herkes bu yayında yer alacak. Bu yayında yer alan ve alacak olan düşüncelerin üniversitemizin özgün ve transdisipliner bir eğitim kurumu olmasını sağlayacağına inancımız tam. Üniversitemizin 2018-2023 aksiyon planında da yer alan YAKLAŞ’la başlattığımız disiplinlerötesi düşünce paylaşımlarının, disiplin sınırlarının ötesine geçmemize imkan sağlayarak yerel ve evrensel sorunlara kalıcı, anlamlı bilimsel çözümler üretebilmesi dileklerimle. Prof. Dr. F. Esra Gençtürk, Ph.D. Rektör


ÖNSÖZ Özyeğin Üniversitesi bünyesinde bir süredir geliştirdiğimiz Disiplinlerötesi Düşünce kavramlarının sunulduğu ilk sayı bu. Bu kavramları b.ağ adını verdiğimiz bu yayın aracılığıyla anlatacağız bundan sonra. Bu ilk yazıyla da ben bu gelişmelerin neden tesadüf olmadığını, nasıl başladığını, oluşturulduğunu ve evrensel bir kurguya dönüştürülme çabalarının neler olduğunu özetlemeye çalışacağım. b.ağ, Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM) olarak yıllardır sürdürdüğümüz düşünme biçiminin üniversite içinde ve dışında uygulamaya geçirilmesi amacıyla ortaya koyduğumuz bir kavram. Özyeğin Üniversitesi, kuruluşundan bu yana geçen on yıl süre içinde bilgiyi topluma aktarma çabasını etkin bir şekilde yaptı ve yapmakta. 2009’da kurulan EÇEM’in çalışmaları da bu çabalara paralel olarak şekillendi bunca zamandır. Büyük, komplike ve karmaşık kavramlara odaklı bu çalışmalar, bizim insan’a ve toplum’a birleştirici olarak ulaşmamızın önemini gösterdi. Bunun devamında, fen bilimlerini, sosyal bilimleri, ve görsel sanatları beraber çalışan bir grup oluşturduk. Birbirinden beslenen, düşünceye düşünce ve etkinlik katan, sonra da komplike problemler için yeni stratejiler geliştirebilen bu grubun içinde araştırmacılar, mimarlar, mühendisler, öğrenciler ve girişimciler doğal olarak var. Çalışmalarımızda kaynakların korunması, enerjinin verimliliği, bütünsel mimarlık ve mühendisliğin gerekliliği, tarihin ve kültürün korunması ve bunlar için da katmanlı bilimsel düşüncelerin beraber oluşturulması amaçlarımızın mihenk taşları oldu. 2500 yıllık Efes’li Herakles felsefesini, 2000 yıllık Roma’lı Vitrivius öğretisini, 500 yıllık Mimar Sinan’ın öngörülerini, günümüzün sürdürülebilirlik kavramlarını bugünün İstanbul ve Türkiye gerçeklerine yansıtarak çalışmayı ilke edindik.


Tüm çalışmalarımız öncelikle temel-disiplin odaklı olmak zorundaydı. Bu çalışmaların her zaman çok disiplinli ve disiplinler-arası olarak geliştirilmesi de gerekmekteydi. Öte yandan, büyük problemlerin hiçbir zaman basit ve de çizgisel çözümlere açık olmadığının farkındaydık. Bu büyük problemlerin, bambaşka bir şekilde ve de disiplinlerötesi olarak çalışılmasını vurguladık. Disiplinin, aynı kişinin kendi görüşü gibi, çok sınırlı olduğunu vurgulayan Efes’li Herakles’dir. Her şeyin değişken olduğunu söylerken, hiçbir şeyi elimizdeki haliyle ölçemeyeceğimizi defalarca anlatmıştır, Heisenberg’den binlerce yıl önce! Onun öğretileri, büyük problemler için çözüm değil sürekli değişimi destekleyen strateji üretmek gerektiğini vurgular. Bizde bu amaçla her tür düşünceyi bir araya getireren ve disiplinlerötesi bir düşünce silsilesi yarataran bir kurgu kurmanın ne denli önemli olacağını vurgulamaya başladık bir zaman önce. Bu kavramlar sadece bizim yaptıklarımıza ait değil elbette. Öğrendiklerimizden başlayarak yıllardır biriktirdiklerimizi daha genel bir pratiğe dökmek zamanı gelmişti. Bu amaçla da 17-18 Ekim 2018 tarihlerinde Özyeğin Üniversitesi’nin ilk Disiplinlerötesi Düşünce etkinliğini gerçekleştirdik. YAKLAŞ ismini verdik bu etkinliğe, kalıcı olarak devam etmesini de umarak. Özellikle Üniversite’nin öğretim üyelerine açtığımız bu etkinliğe dışardan sadece Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Yılmaz Büyükerşen davet edildi. Türkiye’de transdisipliner düşünceyi özde en iyi uygulayan kişilerden biri olarak. Çalıştay’ın ilk gününde Yılmaz Bey ÖzÜ Rektörü Esra Gençtürk ile birlikte Etki oturumda konuştu. Gün boyunca Çerçeve Dışı, Performans ve Eylem oturumları da düzenlendi. Bize gün boyu katkıda bulunan katılan çok değerli ÖzÜ öğretim üyelerinin isimlerini bulabilirsiniz ilerki sayfalarda.


Bu etkinlikteki asıl amacımız tüm üniversite mensuplarının ve öğrencilerin birbirleriyle konuşarak güncel ya da evrensel problemlere Yaklaş’ımlarını disiplinlerötesi bazında sağlamaktı. Bu bağlamda ikinci gün 11 bağımsız atölye yaptık. Her bir atölyede değişik disiplinlerden lisans öğrencileri moderatörlerle birlikte karmaşık konular için strateji geliştirdiler. Karnıyarık’tan Mavi Minübüs’e kadar bir dizi kavramı disiplin sınırlarının ötesinde irdelediler. Düzenlenen bu atölyelerde konuşulanları da öğrencilerin ve katılımcı öğretim üyelerinin kalemlerinden aktarmaktayız bu sayıda. Elinizdeki bu ilk b.ağ sayısı, bu iki günlük odaklı disiplinlerötesi çabaların üniversite’de oluşturduğu coşkuyu yansıtmakta. Bu etkinliklerin devamı da geliyor, ve sizlere ortaya çıkan yeni düşünceleri iletiyor olacağız. En önemlisi, birlikte ve katmanlı düşünmeye devam edeceğiz. M. Pınar Mengüç ÖzÜ Dİsİplİnlerötesİ Düşünce

1-Bir araya getir

2-Bir bağlam kur

3-Yakınlaştır 4-Bağlantıları çoğalt

5-Ötesine geç

6-Uygula


YAKLAŞ Özyeğin Üniversitesi'nin 10. yılı kutlamaları kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilki olan "YAKLAŞ", 17-18 Ekim tarihlerinde gerçekleşti. ÖzÜ Disiplinlerötesi Düşünce ekibi tarafından kurgulanan etkinlikte, karmaşık konularda gelişme sağlanabilmesi için disiplinler bazında ayrışmış durumdaki bilgiyi yeniden bir araya getirmek, bütünleştirmek ve disiplinler ötesine geçmek için gerekli koşulların sağlanmasına yönelik stratejik çözüm yolları tartışıldı.


Özge Samancı

M. Pınar Mengüç, Moderatör

Deniz Sert

Ali Sipahi

Özlem Özkal

Tanju Erdem

Yılmaz Büyükerşen

Esra Gençtürk

M. Pınar Mengüç, Moderatör

Ümit Özlale

Özlem Yenerer Çakmut

İsmail Arı


Videolar için:

Alpay Er

Özlem Bahadır Karaoğlu, Moderatör

Gökçe Ersel, Moderatör

Selenga Gürmen

Alper Ünlü

Güray Erkol


11 karmaşık konu 11 atölye 21. yüzyılın en önemli becerisi, farklı uzmanlıklara ve becerilere sahip kişilerle işbirliği geliştirerek çalışabilmektir. Bu sebeple “YAKLAŞ” Disiplinlerötesi Düşünce Atölyeleri’nde farklı disiplinlerden oluşmuş ekipler, bir yürütücünün kolaylaştırıcılığıyla güncel temalar etrafında birlikte düşünmeyi ve kolektif bir düşünce geliştirmeyi deneyimledi.


akıllı Sevil Yazıcı / Kolaylaştırıcı / Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Neslişah Doğan / Makina Mühendisliği Zeki Kaan Soyer / Mimarlık Karahan Karakurt / Makina Mühendisliği Özlem Bahadır Karaoğlu / Mimar / EÇEM

karnıyarık Ebru Tekin Bilbil / Kolaylaştırıcı / Gastronomi ve Mutfak Sanatları Özge Samancı / Gastronomi ve Mutfak Sanatları Oğuzhan Aşık / Makina Mühendisliği Denizhan Yaralı / İletişim Tasarımı Gülru Tezer / Endüstri Mühendisliği

kanal İstanbul Özlem Altınkaya Genel / Kolaylaştırıcı / Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Yasemin Somuncu / Mimar / EÇEM Ceyda Nur Tahan / Mimarlık Aybüke Göler / Endüstri Ürünleri Tasarımı Furkan Öztopbaş / Mimarlık Büşra Tanrıöver / Hukuk Metehan Arıbaş / İnşaat Mühendisliği Beril Özelci / Mimarlık

pasaport Ayşe Hazar Köksal / Kolaylaştırıcı / Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Selim Kılıç / Elektrik-Elektronik Mühendisliği Abdullah Enes Çelik / Hukuk Ecem Yaman / Endüstri Mühendisliği Gamze Adıbelli / Endüstri Mühendisliği

hızlı & çok Erhan Öztop / Kolaylaştırıcı / Mühendislik Fakültesi Tuygun Oruç / Uluslararası İlişkiler Esra Fincan / Havacılık Yönetimi Ezgi Bulut / Uluslararası İşletme ve Ticaret Dilara Yurttaş / Mimarlık Yiğit Çuhacıbaşı / Mimarlık

maaş Emre Soyer / Kolaylaştırıcı / İşletme Fakültesi Tuğba Çelikten / Endüstri Ürünleri Tasarımı Furkan Cantürk / Endüstri Mühendisliği Gökçe Ersel Ötkün / Mimar / Tasarım, Toplum, Teknoloji

03 09 15 23 27 33


37 41 47 51 55

pet şİşe Zeynep Başaran Bundur / Kolaylaştırıcı / Mühendislik Fakültesi M. Pınar Mengüç / Mühendislik Fakültesi / EÇEM Şevval Şen / Hukuk Tansu Aksoy / Mimarlık Yağmur Erkişi / Endüstri Ürünleri Tasarımı Pejger Elçiçek / Mimarlık Yusuf Karlıdağ / Mimarlık

Mavİ MİNİBÜS Çimen Günay Erkol / Kolaylaştırıcı / Sosyal Bilimler Fakültesi Sena Özgürcan / Mimarlık Barış Çakmakçı / Mimarlık Ece Açıkbaş / Mimarlık Ege Poyraz / Mimarlık Züheyla Hocaoğlu / Endüstri Ürünleri Tasarımı Tansu Karagöz / Hukuk Berna Çetinkaya / Hukuk Cemre Çankaya / Ekonomi

IŞIK

Altuğ Başol / Kolaylaştırıcı / Mühendislik Fakültesi Nil Kutlar / Mimar / EÇEM Onur Erenler / Mimarlık Utkan Şahin / Endüstri Ürünleri Tasarımı Cahide Nur Yılmaz / Mimarlık Özgür Arslan / Havacılık Yönerimi

yenİ medya & sanat

Simge Esin Orhun / Kolaylaştırıcı / Tasarım Fakültesi Şaban Demirkol / Bilgisayar Mühendisliği Helin Özel / Elektrik-Elektronik Mühendisliği Güven Fidan / Makina Mühendisliği

sınır

Ali O. İlhan / Kolaylaştırıcı / Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Aras Özer / Psikoloji Serra Çelikel / Endüstri Ürünleri Tasarımı Cankut Kağıtçı / İşletme Bilgehan Arifoğlu / Hukuk Ayşe Alaybeyoğlu / Mimarlık


NEDEN b.ağ? Günümüzde artık hiçbir profesyonel, kaos kuramından, yapay zekadan, nöral ağlardan, küresel ısınmadan, etik bilimden, biyoçeşitlilikten, davranışsal iktisattan, bulanık mantıktan, yeni medyadan, yalnızlaşan toplum yapısından habersiz kalma lüksüne sahip değil. Bu konularla ilişkilendirilmeksizin geliştirilmiş bir düşünce, ihtiyacı karşılamıyor, karşılamayacak. Buna işaret etmek için çeşitli kavramlar geliştiriliyor: Dikey derinliği temsil eden I’lardan sonra T formlu profesyonel kavramı derin bilgi ve b.ağlantısal düşünme yetkinliğinin eşdeğer önemine dikkat çekiyor. Şimdilerde ortaya atılmış X ise non-stop inovasyon çağında T’lerin değerli olduğu ama artık onları yönlendirecek X’lerin devrinin başladığı argümanını ortaya atıyor. I, T ya da X; Hepsi aynı şeyi söylüyor, Dünya aynı dünya değil.


b.ağlantısal düşünce’nin deneyimlerle geliştirilmesi, zenginleştirilmesi bugün bir üniversiteden beklenenlerin başında geliyor. “b.ağ” bu çalışmaları aktarmak, geliştirmek, ivme kazandırmak için yayında. b.ağ'ın bu sayısını YAKLAŞ teması altında gerçekleşen, açık uçlu ve asimetrik deneyim gruplarının disiplin sınırlarının muğlaklaştığı yerde farklı anlamların belirebileceğinin altını çizdiği bir yazılı ortam olarak tanımlayabiliriz. Yayını hazırlarken farklı akslardan gelen bilginin çarpışması, buluşması, ayrışmasını takip etmek ilginç bir deneyim oldu bizler için. Karmaşık konulara alışagelmedik yollardan b.ağlanmaya devam edeceğiz. Özlem - Gökçe b.ağ yayın ekİbİ


N e ar

ka d

z?

I’yı

ILL

AK


3 / akıllı

MANDELBULB


4 / akıllı

Sİzİ bİlmeyİz ama Bİz bu atölyeyle hayatımızı sadece kolaylaştırmayaN, bİr de üzerİne güzelleştİren her şeye akıllı demeye karar verdİk.

uzman sistem / sistemsel davranış / düşünmek zorunda bırakmayan sistemler / akıllı poli�ka / biyoteknoloji / algoritma x doğal mekanizmalar / kavramın kullanım şekilleri ve kelime kullanımlarındaki kültürel etkiler / akıllı kavramının doğurduğu bir kavram olarak ‘akılsızlık’ / eği�m aldıkları disiplinlerde akıllı kavramının yeri / kendini onarabilen malzemeler / yaşayan malzemelerin akıllı sayılıp sayılamayacağı / ‘hata payını en aza indiren sistemler akıllı mıdır?’


5 / akıllı

DİSİPLİNLERİ BİRBİRİNE BAĞLAYAN BİR KAVRAM OLARAK AKILLI’YI, ÇEVRESİNDE OLANLARI ALGILAYIP BİR TEPKİ GÖSTEREBİLEN HER ŞEY OLARAK ÖZETLEYEBİLİRİZ.

Disiplinleri birbirine bağlayan bir kavram olarak akıllıyı, çevresinde olanları algılayıp bir tepki gösterebilen her şey diye özetleyebiliriz. Akıllı sistemler, hayatımızda yer edinmeye nesnelere interneti yüklediğimiz zaman başladı aslında. Çalışkan ve akıllı insandan mekanik ve akıllı teknolojik cihazlara geçişimizin pek sancılı olduğunu söyleyemeyiz sanırım. Çünkü akıllı binalar diye çıktığımız yolda şu an akıllı şehirlere doğru koşuyoruz. Akıllı olan her şeyin, her disipline eşit uzaklıkta olduğu aşikâr. Çünkü günümüzde bir mühendis kadar bir doktor da akıllı sistemleri kullanıyor ve bir öğretmen de en az bir mimar kadar bu sistemin içinde. Kısa vadede, bilgisayarları artık çantalarında değil vücudumuzda taşımamıza da ramak kaldı. Artık evlerimizdeki tuvaletlerin birer laboratuvara dönüşmesi şaşırtmıyor bizleri, bunu da yapsın, şunu da göstersin diye daha fazlasını ister durumdayız.


6 / akıllı

Daha uzun vadede ise akıllı şehir inşasına yenilenebilir enerji kaynaklarıyla başlayıp bunu ulaşıma, çevre kontrolüne, mobil hizmetlere ve kamu güvenliğine doğru taşıyoruz. Ve tüm bunları hem merkezi hem de dağıtık bir ağ ile kolayca birbirine bağlama yetkinliğine de sahibiz. Tüm bu gelişmelerin üzerine, sürdürülebilir bir yaşam için çalışan mimarlar, tasarımcılar ve bilim insanları şiddetlenen iklimsel değişime direnen yıkılmaması için tasarlanmış evlerle yardımımıza koşuyorlar. Sizi bilmeyiz ama biz bu atölyeyle, hayatımızı sadece kolaylaştırmayan bir de üzerine güzelleştiren her şeye akıllı demeye karar verdik. Akıllı sistemler, -okuduğunuz gibiçiçek olup öğretmenini bekleyen öğrenciler kadar uslu bir şekilde değil, yeri göğü inleten seslerle geliyor yamacımıza. Hem de ne gelme… Aşina olduğumuz tanımları değil değiştirmek, yıkıp darmaduman ediyor. Yıllar önce ütopik gelen her şeyi yaşamakla meşgulüz şimdilerde. Ah nenecim wish you were here. Neslİşah Doğan MakİNA Mühendİslİğİ Lİsans


AKILLI nalar

maki

K

IK R A Y I ARN

ilir b a yap

mi?


9 / karnıyarık

BEĞENDİN Mİ? GÜZEL OLMUŞ MU?

miktar / kalite / niko�n / alerji / ameliyat / tarif / emek / güven / süreklilik / lezzet / birlik / beraberlik / esnaf lokantası / tecrübe / el lezze� / kültürel aktarımın subjek�fliği / olguların yeniden inşası / empa�, kültürel mirasın devamlılığına yardım eder peki ama yaşamadığımız bir tecrübeye nasıl empa�yle yaklaşacağız?


kolaj: Tuğba Gürsoy

10 / karnıyarık


11 / karnıyarık

Karnıyarık sadece bir tariften ibaret değil. Sadece kendi karnını doyurmak için karnıyarık yapanını ben hiç görmedim. Yapanları düşününce aklıma ya esnaf lokantasında bir aşçı ya annem ya da teyzelerim geliyor. Aşçı maaşlı çalışan, para kazanmak için yapıyor. Peki, annem ya da teyzem ne için yapıyordu? Bunun arkasında çok güzel bir sebep var aslında. Karnıyarık için tarif ya da malzemeler çok önemlidir ama hepsinden önemlisi onu paylaşacağınız birisi. Çünkü yemekten sonra “nasıl olmuş?” ve “beğendin mi” diye sormak istersiniz ki onlar bunu zaten güzel yaptıklarını bilmelerine rağmen soruyorlar bu soruyu. Mutlu etmek arzusu hepimizi daha zor şeyleri başarmaya, sevdiklerimizi daha mutlu etmek için sınırlarımızı aşmaya itiyor hepimizi. Sadece tariften ibaret olsaydı lezzetli bir karnıyarığı makinalara yaptırabilirdik. Oğuzhan Aşık MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ LİSANS


İLGİLİSİNE, KARNIYARIK TARİFİ

12 / karnıyarık

‘Siz bana karnıyarık sordunuz neresinden başlasam bilemiyorum… Karnıyarık yapmak için gereken patlıcan, domates ve diğer tüm sebzelerin güzel olması için gereken toprak ve iklim şartlarından mı, yoksa o patlıcanın buraya gelebilmesi için aldığı yoldaki lojistik şartlarından mı… Patlıcanın yetişmesi için çiftçinin ihtiyacı olan ekonomik şartlar mı dersiniz, yoksa o çiftçinin kimya çalışmalarından mı bahsetmeli? Peki ya o sebzeler buraya geldikten sonra nasıl sunuma hazırlanıyor? Gastronomi ve kültür bunun neresinde? Karnıyarık’ın reklamı, iletişimi nasıl ve hangi sözlerle yapılır? Herkesin karnıyarık tasarımı aynı mıdır? Tüm bunların arkasında asıl, nedir bu Karnıyarık tarihçesi? Kimlerden günümüze nasıl gelmiştir?’ Özge samancı DoÇENT DR. gastronomİ ve mutfak sanatları


Ac a

ba

KAR

NIYA

RIK

m

ı il

ha

m

ve rm

işt

ir


n

k ra a ar ıy

in

nt e k

ı rn a k

L A N KA

m

a? ay


15 / kanal istanbul

nedir Kanal İstanbul?

KANAL İSTANBUL Marmara Denizi ile Karadeniz’i birleştirecek, İstanbul Boğazı’ndan 16 km daha uzun olan ve ona paralel yapay bir su kanalı. Süveyş Kanalı, Panama Kanalı gibi yapay su kanalları konuyla ilgili akla gelen ilk örneklerden. İlk olarak 2011 yılında gündeme gelen ve 45 kilometre uzunluğunda, 100 metre genişliğinde ve 25 metre derinliğinde planlanan kanal projesi, halen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinde. Küçükçekmece, Sazlıdere ve Durusu, kanalın geçeceği rota olarak belirlendi.

Marmara Denizi ve Karadeniz’in birbirinden farklı ekosistem olması bizi nereye ulaştırır? Projenin beklenen Marmara deprem sürecine etkisi ne olacak? Proje sonrası oluşacak yeni İstanbul’da Anadolu yakası ve Avrupa yakası neresi olacak? Bu soruları şimdilik bir kenara bırakıp konuya hukuk çerçevesinden bakacak olursak...


HUKUKİ AÇIDAN

16 / kanal istanbul

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin korunması gerekmektedir. Mühim olan sözleşmeye aykırılık teşkil etmeden bu kanalın denetiminin Türkiye’nin yetkisi altında olmasını sağlamaktır. Üstelik deniz ticaretini geliştirmek de hedeflenirken. Fakat bu noktada şöyle bir sorun doğmakta; Montrö Boğazlar Sözleşmesi uluslararası bir antlaşmadır ve sözleşmenin taraflarına boğazdan ücretsiz geçiş hakkı tanır, eğer ki Kanal İstanbul’un amaçlarından biri deniz ticaretini de geliştirmek ise ücretli geçiş olmasını beklemek de pek tabiidir. Antlaşma neticesinde Türkiye, Karadeniz’e geçecek gemileri boğazdan değil de kanaldan ücretli geçmeye zorlayamaz. Ayrıca sözleşmede olan savaş gemilerine dair düzenlemeler de bu çerçevede korunmalıdır. Dolayısıyla hem ticareti geliştirerek ekonomiye katkı sağlamak planlanırken hem de güçlü bir hukuki alt yapı da hazırlanmalıdır. Ayrıca değinmek gerekir ki Montrö Sözleşmesi’nin 18. maddesinde

düzenlenmiş olan tonaj sınırlamasının neticesinde tonajı yüksek bazı gemiler Karadeniz’de seyredememektedir fakat Kanal İstanbul yapıldıktan sonra bu gemiler için yeni düzenlemeler getirilecektir, sözleşmeye aykırılık teşkil etmemek bakımından bu durumda nasıl bir ekonomik yarar sağlanacağı kafalarda oluşan bir soru işaretidir. Kanaldan geçişte güvenliğin sağlanması hem Türkiye bakımından hem de Karadeniz’e kıyısı olan devletler bakımından Türkiye’nin sorumluluğundadır. Montrö Sözleşmesi’nde ‘Boğazlar’ deyimiyle kastedilen Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’dır. Kanal İstanbul ise yalnızca İstanbul Boğazı bakımından çeşitlilik sağlayacaktır, bu durumda sözleşme hükümleri ve Türkiye’nin ulusal yasaları ile geçişleri düzenleyeceği Kanal İstanbul geçişlerinde bir ayrıma düşülebilir. Bu nedenle yapılacak düzenlemeler sözleşmeye aykırılık teşkil etmemelidir. büşra tanrıöver hukuk lİSANS


görsel: BerİL ÖZELCİ

17 / kanal istanbul


18 / kanal istanbul


KANAL n h ang i

BUL’da

İSTAN

pa sa po rt ile ge çi yo r uz ?


21 / pasaport

Fransız yasalarına göre; ülkeye gİren, ölü ya da dİRİ herkes pasaporta sahİP olmalı.


22 / pasaport

Pasaport denince aklımıza ilk gelen şey yurt dışına çıkmak. Ama aynı zamanda yurdumuza geri dönmemizi de sağlayan bir belge pasaport. Vatandaşlık, millet, ulus, ülke kavramlarının oldukça karışık ve anlamlandıramadığım şekilde ilerlediği bugünlerde, karışık aklımı daha da fazla karıştıran bir soruyla karşıkarşıyaydık;

Pasaportumuz bİZİ Türk yapar mı?

aidiyet / bağlı olma / gelenekler / tarih / orta asya türkleri / müzeler / dil / yaşanmışlıklar / saygınlık / doğduğun yer mi? / doyduğun yer mi? / devlet / ırk / etnik köken / vatandaşa sahip çıkma / ekonomik güç / teknolojik güç / bilim / askeri üstünlük


23 / pasaport

DOĞDUĞUn YER Mİ? DOYDUĞUN YER Mİ? TÜRKİYe DOĞUMLU GUrBETÇİLER NEDEN TÜRKİYE’YE GERİ DÖNMÜYORLAR?

Daha ilk dakikalardan atölyenin amaçlarından biri olan “farklı çerçeveden bak, çerçeve dışına çık“ mottosuna uymak için bir adım atmıştık. Pasaport dışarıdan bakıldığında bizi o milliyete ait yapabilirdi. Ama önemli olan bizim ne hissettiğimizi, insanın AİDİYET duygusunu neyin oluşturduğuydu. Dil, ırk, gelenek akla gelen muhtemel terimler. Ve tüm bu terimler soruları da beraberinde getiriyor. Hadi gelin bu soruları beraber inceleyelim. Dil; Türkiye’de doğmuş, Türkçe konuşan Rumlar ve Ermeniler Türk mü olmuş oluyor? Irk; kendimize Türk dememizin nedeni Orta Asya’dan geldiğimize inanmamız peki Orta Asya’daki topluluğa kim, neden ve neye göre Türk demiştir? Gelenek; Türkiye’nin batısı ile doğusundaki gelenekler tamamen farklı. Gelenek birleştirici, ortak bir neden olabilir mi? Sorularıyla çürüyor tüm bu aidiyet oluşturduğunu düşündüğümüz AİT HİSSETMEK Mİ, kavramlar. Ama bir terim var ki o da aynı AİT OLMAYI zamanda tüm disiplinlerin ortak noktası olan İSTEMEK Mİ? ÇİFTE tarih. Tarih bizi birleştiren, aidiyet duygumuzu VATANDAŞ BİRİ pekiştiren bu topraklarda yaşadıklarımızın ve KENDİNE DAHA yaşayacaklarımızın göstergesi. FAZLA KATKISI OLAN ÜLKEYİ SEÇSE BU DURUM KİŞİNİN NEREYE AİT OLDUĞUNU GÖSTERİR?


KOLAJ: SENA ÖZGÜRCAN

24 / pasaport

Ortak yaşanmışlıklarımız. Evet biz bir ülke sınırının içinde yaşıyoruz. Eğitim almak, seyahat etmek için bu sınırların dışına çıksak da, oradaki yaşamlara özensek de, insanın geri döneceği bir ülkesinin olduğunu bilmesi güzel. Öyle ya da böyle, güzel veya çirkin... Ülkemiz var ve biz oraya aidiz. Temanız özelinde bugün neler oluyor, potanisyeller neler, engeller neler? Her ülkenin pasaportu eşit muamale görmüyor. Devletiniz dış dünyada ne kadar güçlüyse, ne kadar kabul görüyorsa (ekonomik, askeri, teknolojik) vatandaşı da aynı haklara sahip oluyor. Genel algının yıkılması gerektiğini düşünüyorum. O kadar önyargılıyız ki... Müslüman bir ülkenin vatandaşı ise terörist, Kolombiyalı ise uyuşturucu karteli vs. diyerek yaftayı yapıştırıyoruz. Ancak ülkenin içindeki herkes aynı olamaz ki... Sanırım olması gereken şey kişilere öncelikle İNSAN olarak bakabilmek. Türklüğümün ırkıma, dilime, pasaportumun göstergesine, geleneklerimize ait olmadığını fark ettim. Alışkanlıklarımız ve yaşanmışlıklar bizi o ülkeye ait yapıyor. Ecem NUR YAMAN MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ LİSANS


YeĹ&#x;il

t r o p a s a p

nd verse

eg

im eceÄ&#x; y e m ir

bu


eyin

her ş

e delic

HIZLI

ı aktığ

çok

lere.

e cı ülk n a b ya


27 / hızlı & çok

SANKİ BİR YARIŞTAYIZ VE BU DÜZENE UYMAZSAK ELENECEKMİŞİZ GİBİ.

kapitalist düzen / arz-talep ilişkisi / üre�m / tüke�m / toplum / hızlı ve yavaş / bilgi ar�şı / olanaklar / seçenekler / sosyal medya / ilişkiler / uygulamalar / alışkanlıklar / değişim / teknoloji / ile�şim / kolaylık / bombardıman / maraton / nitelik ve nicelik çelişkisi / hız ve kalitenin ters oran�lı ilişkisi / kültürel değerleri, özü kaybetmeden hızlı ve çok olana uyum sağlamak


28 / hızlı & çok


29 / hızlı & çok

GİRDABINDAN KURTULAMADIĞIM EN SEVGİLİ DÜŞMANIM NETFLIX İLE HER ŞEY daha da HIZLANDI.

fazlalık eksİltİr

21 yaşında ben bile eski zamanları özlüyorum demeye başladım bu sıralar. Her şey o kadar hızlı ve habersiz değişiyor ki bir Y kuşağı bireyi olarak bile değişime ayak uydurmakta zorlanıyorum. Bu hızlı gelişmenin hoşuma giden yanları da var elbet ama çoğunlukla “bu dönemin insanı değilmişim be” deyip kaçmak istiyorum basit, sakin ve yavaş zamanlara. Öyle bir çağda doğduk ki her şeyin bu kadar çok ve hızlı tüketilmesi normal bir hal almaya başladı. ‘Sıradaki’ mantığıyla tüketip duruyoruz. Sosyal medyanın ve teknolojinin her gün karşımızda yeni yeni uygulamalar, platformlar çıkarmasının katkısı da çok bu duruma. Şimdilerde girdabından kurtulamadığım en sevgili düşmanım Netflix ile her şey daha da hızlandı. Diziler bile artık tüm sezonunu toplu halde yüklemeye başladı. Intro’yu, creditleri bile görmeden geçebilmeye başladık bölümleri. Sistem otomatik olarak biten bir bölümden diğerine geçmeye başlayarak bu hıza teşvik etti bizi. Tabii biz de ne yaptık, çekimleri için 1 seneden fazla emek harcanan bir dizinin bir sezonunu oturup 1 günde tükettik. “Binge-watching” tabiri caizse. Netflix sağ olsun son kaldığım bölümden, beğenebileceğim önerilen dizilere kadar her şeyi önüme koyuyor. Şu anki derdim de bunca seçenek arasında hangisini seçsem? Teknoloji sosyal anlamda insan hayatını kolaylaştırdı; hızlı iletişim, hızlı tanışma gibi durumların hayatımıza kattığı birçok avantaj oldu ama bir o kadar da ilişkilerdeki derinliği azalttı. Şimdi hayat kolay, imkân çok ama mutlu muyuz gerçekten? Bu hızlı tüketim, tükettiğimiz şeylerden aldığımız mutluluğu da kısa sureli yaptı aslında. En kötüsü de öyle bir alıştık ki bu hızlı ve çok tüketmeye artık normal gelmeye başladı hepsi gözümüze. Sanki bir yarıştayız ve bu düzene uymazsak elenecekmişiz gibi.


yazı & KOLAJ: SENA ÖZGÜRCAN

30 / hızlı & çok


ÇOK

d ka u B

d

ve

I

L Z I H ar

bir

aya y ün


im t ke tü

e

i ng ha

MA

AŞ,

r te ye sıl na

?


33 / maaş

kiralık. su zaman. para. ay sonu. statü. zam. iş görüşmesi. kontrat. maddi. ekip. zincir. tasma. eşitsizlik. mecburiyet. sürekli. vergi. güven. birikim. kişisel gelişim. harcama. düzenli. kredi kartı. belirsizlik. ay başı. sınır. mobbing. CEO. aile. yol. yemek. SSK. patron.

.kılarik .arap .namaz .ütats .unos ya .isemşürög şi .maz .pike .iddam .tartnok yemek .kilzistişe .amsat .ricniz .igrev .ilkerüs .teyirubcem .mişileg lesişik .mikirib .nevüg .ıtrak iderk .ilnezüd .amacrah .gnibbom .rınıs .ışab ya .kilzisrileb .nortap .KSS .kemey .loy .elia .OEC

Ş a a m

maaş aslında EŞİTTİR= BEDENİN VE ZİHNİN KİRALANMASI KARŞILIĞINDA ALINAN PARA. Bedenİmİze ve zİhnİmİze karşılık olarak başka ne İstİyoruz?

+ özgürlük, güvenlİK

Hangisi daha çok mutlu eder insanı, kaç saat çalıştığını, nerede çalıştığını ve ne zaman ne kadar maaş alacağını bilmek mi, yoksa özgürce ama performans odaklı çalışmak mı?

+ AİDİYET

Aidiyet için değer verilmekten ve değerlerin uyumundan bahsetmek gerekiyor.

+ RİSK, KENDİNİ GERÇEKLEME, PRESTİJ, ANLAM

Burada tanınma, takdir, ödül sistemleri devreye giriyor. “Anlamlı bir şeyler için çalışmak istiyorum” cümlesini sıklıkla duyuyoruz bu günlerde.


34 / maaş

Atölye kapsamında katılımcılara hızlı 3 soru yönelttik. Mezun olduklarında kazanmayı bekledikleri maaş, hak ettiklerini düşündükleri maaş ve 40 yaşında ne kadar maaş almayı hedeflediklerini sorduk. Gençlerin ne istemeleri konusunda kararsız olduklarını gördük, ayrıca iyi bir maaş alma ya da gelir elde etme konusunda pek de iyimser değiller. Bu durumun olabilecek tek iyi tarafı şu ki, iskandinav ülkelerinde yaşayanlar gibi dertlerimiz olmayacak. İskandinav ülkelerinde intihar oranlarının yüksek olmasının sebebi insanların herşeyin mükemmel olmasına rağmen mutlu olamadıklarında suçu kendilerinde aramaları ve kendi kendilerine yaşamaya katlanamamalarıymış. O zaman, bize de layıkıyla karşılanmayan ihtiyaçlarımıza şükretmek düşüyor galiba. tuğba çelİkten endüstrİ ürünlerİ tasarımı


ir

B

n

sa in

la

’ıy AŞ MA


ç ka

ne ta

PE

İŞE

al

ili ab

r?


37 / pet şişe

Biri size pet şişe hakkındaki düşüncenizi sorsa ne dersiniz? Hafif, kullanışlı, ucuz, kolay ulaşılabilir... Dürüst olmak gerekirse atölyeden sonra bu kadar kapsamlı ilk defa düşünüyorum pet şişe üzerine. Düşündükçe soruyorum: pet şişe neden var? Olmasa ne olur? Ben neden kullanıyorum? Söylendiği kadar zararlı mı? Zararlıysa kime zararlı, beni ne kadar etkiler? Bu konuda ne yapabilirim? Sorular uzayıp gidiyor. Ekonomik ve kolay ulaşılabilir olduğu düşüncesiyle kullanımı her geçen gün artan pet şişe ve türevleri doğada çözünmeleri uzun sürdüğünden denizlere ve okyanuslara ulaşarak başka canlılara zarar veriyor. Hatta yediğimiz deniz ürünleri ile tabağımıza geri dönüyor. Bu konu üzerine düşünüp bu konuda çalışma yaparken ben bile hala (acil) ihtiyaç halinde pet şişe kullanıyorsam sorun kesinlikle düşünülenin üstünde. Pet şişenin kullanımına ilişkin farkındalık artırılmalı elbette ama aynı zamanda bu denli kolay erişim kesinlikle ortadan kaldırılmalı. Bu durumun başlangıç maliyeti yüksek olsa dahi doğaya verdiğimiz zarardan çok daha ucuz olacaktır. ŞEVVAL ŞEN HUKUK LİSANS


38 / pet şişe

BU KONUDA ÇALIŞMA YAPARKEN BEN BİLE PET ŞİŞE KULLANIYORSAM SORUN DÜŞÜNÜLENİN ÜSTÜNDE DEMEKTİR.


İBÜS N İ M İ V A M e PET ŞİŞE il

’e


z?

or muyu binebiliy


KOLAJ: SENA ÖZGÜRCAN

41 / mavi minibüs


42 / mavi minibüs

BELKİ BİR KAOS, BİR SIKIŞIKLIK. ARABA İÇİNDE BİR DİSKOVARİ ORTAM, HIZ VE TEHLİKE.

atlı araba / dolmuş / minibüs / ev / şoför / yolcu / yol / minibüs disco / minibüs edebiya� / minibüs yazıları / minibüs dekorasyonu / oryantalizm / doğudan gelen kültür / empa� / güvenlik / kadın / erkek / yeşilçam / kaos / hız / fren / 7/24 yaşan� / tesbih / çay / telefon / sigara / adetleşmiş hareketler / tehlike / kadercilik


43 / mavi minibüs

Mavi Minibüs deyince sizin aklınıza ilk ne geliyor? Belki bir kaos, bir sıkışıklık. Araba içinde diskovari ortam, arabesk müzik, hız ve tehlike. Haksız sayılmazsınız ama hiç bu mavi minibüsün beraberinde getirdiklerini, ilginç kültürünü anlamaya çalıştınız mı? Ya da mavi minibüslerin nasıl ortaya çıktığını ve başka ülkelerde böyle bir ulaşım yöntemine neden hiç rastlamadığımızı sorguladınız mı? Sonuçta Batı ülkelerinde dolmuş mantığına benzer ulaşım yöntemlerine pek rastlanılmıyor. Amerika’da bir dönem yaygınca kullanılan Jitney’ler dışında benzeri sistemlere rastlamak zor. Tabii onlar da bir dönem çok yaygınlaşmasına rağmen sonraları ortadan kalkmış. Düşününce İstanbul’un ulaşım sorununu karşılayan minibüsler herkesin görüp deneyimlemesi gereken ilginç bir araç.

- Evet, elden ele uzatalım beyler Bizim atölyede, 5 farklı bölümden kişi minibüs sorunlarını tartıştık kendimizce. Herkes farklı bir sorunu gördü aslında ve bunlara biraz olsun çözüm ararken her şeyi kötülemek yerine beraberinde getirdiği güzelliklerden de bahsetme fırsatı bulduk . Bu dayanışmaya dayalı kültürümüzü nasıl hâlâ minibüslerde de devam ettirdiğimizi, Yeşilçam’da bile minibüs şoförlerinin önemini, onları nasıl gördüğümüzü ve kendi minibüs deneyimlerimizi paylaştık. Bunun üzerine bir ekonomist nasıl en fazla parayı kazanmak için minibüslerin yarıştığını, bir endüstriyel tasarımcı fazla insan sığdırmak için nasıl bazı işlevsiz tasarımların ortaya çıktığını, bir mimar minibüsün içinde oluşan kendine has iç tasarımın yolcuları nasıl etkilediğini, bir edebiyatçı mavi minibüsün edebiyattaki yerini ve bir hukukçu minibüs şoförünün ve yolcunun haklarını anlatmaya başladı. Hep birlikte yolcu güvenliğini ve konforunu artırmaya yönelik olası çözümlerden bahsettik. Buna ek olarak minibüs kullanan şoförlere de sağlanması gereken hakları, uymaları gereken kuralları ve bunların denetimi ve uygulanabilirliğinin gerçekliğini tartıştık. SENA ÖZGÜRCAN MİMARLIK LİSANS


44 / mavi minibĂźs


MAVİ M

İNİBÜS

gün

içind

e ka

ç kır mızı


I Ş I K ’ ta

bekl

iyord

ur?


Fotoğraf: M. Pınar Mengüç

47 / ışık


48 / ışık

“Bir diğer öğrencinin fikri ise ışığı değiştirmek yerine asıl algımızı değiştirmemiz gerektiği ile . ydi. Bir öğrencinin gözlüklerle bunu ilgili ayarlayabiliriz derken; olayın artık göze yerleştirilebilir mikroçiplerde olduğunu hatırlattık. Yani gözümüzü değiştirecektik! Gözümüzü değiştirirsek ortamdaki modumuz değişebilir miydi? Mesela depresif bir insanın kanındaki seratonin miktarı, ÖZETLE gözünün mikroçiplerle değiştirdiği BU İŞE ışık hüzmesi sayesinde artabilir GİRECEKSEK miydi? Peki her zaman mutlu BİR PSİKOLOG olmak şart mıydı? Depresyon bİR insanlara bir şeyler öğrettiği için ENDOKRİNOLOG, aslında dönem dönem var olmalı BİR NANO mıydı? Bana göre insan her daim BİLİMCİYE VE mutlu olmalı; bu konu üzerine BİR OPTİK gittim. Seratoninin çok salgılanBİLİMCİYE masının zararını anlattı biri. Dolayısıyla seratonin miktarının İHTİYACIMIZ ayarını bir endokrinoloğun yapması VAR. gerektiğini düşündük. Özetle bu işe gireceksek; bir psikolog, bir endokrinolog, bir nano bilimciye ve bir optik bilimciye ihtiyacımız var. Bu kişileri biz tayin ettik. Bu beyin fırtınasını yapanlar bu mesleklere sahip olmadıklarına; ama bir soruya ulaştıklarına göre; onların bütün bu düzendeki yeri ne?” NİL KUTLAR Y. MİMAR


IŞIK

hızın

daki

bilgi

akışı

mı m

edya yı


A Y D E M YENİ

ı yapt

?


51 / yeni medya & sanat

Yeni Medya ve Sanat atölyesine katılmadan önce sanat ve medya arasında ilişki nasıl olabilir diye düşünüyordum. Benim için sanat; fikirleri, hayalleri somut veya soyut gerçekleştirme hareketidir. Medyanın parçası olduğumuz bu dönemde, sanat belirli bir düzene konulmaksızın, her dakika önümüze serilmekte. Günümüzde oynadığımız oyunlarda, filmlerde, sosyal medyada vb. sanat ve medyayı çok rahat görebilirsiniz. Atölyemizde verilen kağıt ve oyun hamurlarıyla, Pixel-Art tekniklerini kullanarak, yeni medya ve sanatı birleştirdik. Oyun hamurundan yapmış olduğumuz küpler ile bizi içine alan sosyal ağlar üzerinde yaptığımız çalışmada ellerimizin içindeki kalbimizi sıkarak sosyal ağlara olan bağımlılığımızı göstermek istedim. Sizce yapılan tüm grafikler, ekranınızı kaydırdığınızda gelen yeni tema sizce sanat değil de nedir? Fotoğraflarınızdaki pürüzlerinizi düzeltmeseydi sizce ne kadar kullanmaya devam edebilirdiniz? ŞABAN DEMİRKOL bİLGİSAYAR MÜHENDİSLİĞİ LİSANS


Ortaya çıkan bİr İletİşİm ve etkİleşİm vardı ve alışılagelİnenden farklıydı.

52 / yeni medya & sanat

İnteraktif sanat galerisi diye bir şey olduğunu duyduğumda zevkten dört köşe olduğumu hatırlıyorum. Aynı şekilde geçenlerde Netflix’te Black Mirror-Bandersnatch isimli bir interaktif film yayınlandığında da. Çünkü interaktivite neydi, interaktivite dışarıdan izlemek zorunda kalmamam, benim de katılım sağlamam, olan bitenin anda olması ve kalmasıydı. Özgündü. “Once in a life time experience” ları hep sevmişimdir. ‘İnteraktif’ kelimesinin içinde bulunduğu her olay anda kalır, tekrar birebir aynısını çok uğraşsak da yakalayamayız. İşte heyecanım burada başlıyor aslında. Her şey performans sanatının ortaya çıkışıyla başlamadı mı? 20. yüzyılın başlarında sanatın ne olduğu, sanatın sanat olduğuna kimin, nasıl karar verdiği tartışılmaya başlandıktan sonra domino taşı etkisiyle değişen “sanat” anlayışının bir etkisiydi performans sanatı. İzleyici katılımcıya dönüşünce, sanatı daha çok anlamlandırdı, kendini içinde buluverdi, işler değişti. Performans sanatı denince akla ilk gelen Marina Abramović ’in gerçekleştirdiği performansın sonucunda psikolojik ve sosyolojik çıkarımlar rahatlıkla yapıldı. Çünkü işin içinde tek sanatçı yoktu, katılımcılar da vardı, tabiri caizse sokaktan geçen insan da vardı, sanat gurusu da. Ortaya çıkan bir iletişim ve etkileşim vardı ve alışılagelinenden farklıydı. Sonra geldik 21. yüzyıla. Artık her gün üzerine eklenerek büyüyen yapay zeka teknolojisi haberlerine şaşıramaz olduk, bağışıklık kazandık. Bu etki iyi midir kötü müdür tartışılır fakat ‘etkileşim bağımlılığımız’ gitgide artıyor. Telefonumuz bizimle konuşsun, evimize “ışıkları kapat” dediğimizde kapatsın, arabamıza “şuraya git” dediğimizde gitsin istiyoruz, gitgide daha çok istiyoruz, daha fazlasını da isteyeceğiz. Ben de eve geldiğimde kedim montumu alsın, terliklerimi getirsin istiyorum tabii, ama bu tamamen ayrı bir konu. Tuğba Gürsoy Endüstrİ ÜRÜNLERİ TASARIMI LİSANS


ki

at n a s

ara

m

a ızd

ı lar ’ R SINI


il

ka

rab Äą d l

i?

ir m


55 / sınır

SINIR: (tdk) 1. (İsİm) İkİ komşu devletİn topraklarını bİrbİrİnden ayıran çİzgİ, hudut. 2. Komşu İl, İlçe, köy veya kİşİlerİn topraklarını bİrbİrİnden ayıran çİzgİ. 3. Bİr şeyİn yayılabİleceğİ veya genİşleyebİleceğİ son çİzgİ, uç. 4. Bİr şeyİn nİcelİk bakımından İnebİleceğİ veya çıkabİleceğİ en alt ve en üst yer. 5. (matematİk) Değİşken bİr büyüklüğün İstenİldİğİ kadar yaklaşabİldİğİ durağan büyüklük, lİmİt.


56 / sınır

“Çok geniş bir kavram.. Boundary dediğin zaman, Türkçe’de de tam karşılığı yok, border değil, o başka bir şey. Bu mesleki ve disipliner boundary’lerin hem gerçek hem de aslında o kadar gerçek olmadığı konusunda konuştuk. Mesela alkolizm, delilik ve suç meselesi çok tartışmaya açık bir konu. Şimdi ilk başta, orta çağda deliliğe farklı şekilde bakılıyor, sonra delilik suç mu değil mi diye psikiyatri, psikoloji ve hukuk arasında bir ara kesit oluşuyor. Mesela birisinin deli olduğu bir kanıtlanırsa psikiyatri tarafından, bu sefer kanun criminal alandan çıkıp, hastalık alanına giriyor. Bu işte tam bir boundary work!” ALİ O. İLHAN DR. ÖĞRETİM ÜYESİ ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI


MAVİ M

İNİBÜS

PET ŞİŞE

ile

aya y ün

d

ÇOK

bir I L IZ

rmız ı

ve

r

a ad k u

S’e Ü içiİnM B İ N İ d V e A M kaç kı

gün

H

B

Ac a

ba

KAR

NIYA

RIK

ı il

ha

m

AKILLI

ve rm

işt

nalar

maki

IK R A Y I KARN a t a n sa

ir

mi? ları

’ R I N SI

ilir b a yap i ak d ız m a r

IŞIK Yeşil

m

im bu ğ e c e ey hızın dakrisen girm e bilg i akı da v şı m ı me dyay ı

t r o p a s a p


pa

z?

BUL’da

bekl

rt

ile

çi

ur?

I’yı ILL AK

ng

N e

ha

ka d

e

ar

im

t ke

k ra a ar ıy

i

L A N KA

n AŞ,

elice

YE

A Y D E M Nİ

?

yin d er şe

ktığı a I HIZL

er et ıl y as

h

uz

?

m

MA

in

nt ke

yo r

a? ay

n

ı rn a k

ge

z?

KANAL tü

i?

m ilir

rab

ldı ka

po

iyord

İSTAN

I Ş I K ’ ta

sa

n

han gi

r muyu o iy il b e bin

ı yapt

?

.

yaba k o ç

re lkele ü ı c n


SONSÖZ “YAKLAŞ haftasının deneyimini nasıl ifade etsem diye düşünürken aklıma Nicholas Bourriaud’un kullandığı “interstice” kavramı geldi. Bourriaud, izleyici katılımını işe dahil eden güncel sanat örneklerine “relational aesthetics” diye bir isim veriyor. Bu paylaşım ortamlarının güncel hayatta bir “çatlak / aralık” (interstice) açtığını söylüyor. Bu çatlak, az çok genel sisteme uyum gösteren ama farklı üretim olasılıklarının var olduğunu hissettiren bir deneyim alanı. Yaklaş da işte böyle faydalı bir çatlak açtı çoğumuzun günlük pratiği içinde.” Özlem Özkal Dr. Öğretİm Üyesİ İletİşİm Tasarımı


REFERANSLAR s.6 görsel http://reneeew.tumblr.com/post/114492880040 s.17 görsel http://blog.hvidtfeldts.net/index.php/category/mandelbulb/ s.35 görsel http://arkeofili.com/1974-yilinda-adina-pasaport-cikartilan-firavun-ramses/ s.48 görsel http://www.mrmoneymustache.com/2016/06/08/happiness-is-the-only-logical-pursuit/ s.61 fotoğraf M. Pınar Mengüç s.73 görsel http://www.jirithyn.cz/


Özü Disiplinlerötesi Düşünce


Profile for ozu25

b.ag  

Özyeğin Üniversitesi Disiplinlerötesi Düşünce Yayını Sayı: 01

b.ag  

Özyeğin Üniversitesi Disiplinlerötesi Düşünce Yayını Sayı: 01

Profile for ozu25
Advertisement