Özgür Gelecek Yolunda İşçi-Köylü Sayı 19

Page 1

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2005-8

19

*Y›l:2 *8-21 Nisan 2005 *Fiyat›: 75 YKrfl ISSN:1303-9350

Devrimci 1 May›s için ileri! Ortado¤u’da direnen Irak halk›, ‹srail siyonizminin duvarlar›n› yumruklar›yla parçalayan Filistin halk› baflkald›rmay› ve direnmeyi ö¤retiyor. Ülkemizde özellefltirme sald›r›s›na direnen iflçiler ve s›n›f dostlar›; tar›m›n yok edilmesine direnen köylüler; her türden flovenist sald›r›ya ve yok say›lmaya karfl› direnen Kürt halk›; soruflturma terörüne ve geleceksizlik sald›r›s›na karfl› koyan halk gençli¤i; gerçek öncüsüyle buluflmayan, örgütlenmemifl öfkenin gelecekte hükmünün olmad›¤›n› bilmelidir. Bu bilinçle devrimci ve ilerici güçlerin iradesi ile kutlanacak olan 1 May›s için; en genifl kesime ulaflmak, onlar› saflar›m›za kazand›rmak için haz›rl›klar›m›z› h›zland›ral›m. 1971’lerden gelen 91 Harbiye direniflini yaratan iradenin coflkusuyla ve bilinciyle kufland›¤›m›z cüretle devrimci 1 May›s için ileri!

Emperyalistlerin ve yerli uflaklar›n›n ülkemiz ezilen s›n›flar›na yönelik bafllatt›¤› ve sürdürdü¤ü kapsaml› sald›r›lara karfl› s›n›f›n dayan›flma ve birlik ruhuyla 1 May›slara yürüyelim. Özellefltirme talan›na karfl› önce SEKA iflçilerinin direnifli ard›ndan TEKEL iflçilerinin aya¤a kalk›fl› bu y›lki 1 May›s’›n özünün ve içeri¤inin ne olmas› gerekti¤ini bize söylemektedir. Özellefltirmeye karfl› direnen iflçilerin sesini öncüsüyle buluflmas› gereken bir ça¤r› olarak kabul ediyor ve 1 May›s’a bu ça¤r›yla haz›rlan›yoruz. Sald›r›n›n artan boyutu ve kapsam›na paralel ezilenlerde biriken tepki ve öfkenin önümüzdeki aylar›n çetin mücadele günlerine yans›t›lmas› için 1 May›s’ta öncünün ça¤r›lar›n› hayk›ral›m.

Türkiye üsler ülkesi haline getiriliyor! Türkiye’de de ‹ncirlik baflta olmak üzere ‹zmir ve Diyarbak›r’da tart›fl›lan üslerin son dönem yo¤unluklu olarak gündeme girmesi ve tart›fl›lmas›n›n önemli bir yan›n› bu hedef oluflturuyor. ABD taraf›ndan önemi birçok kez vurgulanan ‹ncirlik, bilindi¤i gibi Ceyhan Liman›’na, tah›l ihracat›n›n ç›k›fl noktas› olan Mersin ve ‹skenderun Liman›’na yak›n. Bunun yan› s›ra Hazar, Basra, Süveyfl, Bo¤azlar, Ege gibi oldukça stratejik öneme sahip bölgeleri denetimi alt›na alma özelli¤i var. fiubat ay› bafllar›nda Ankara’y› ziyarete gelen ABD Savunma Bakanl›¤› Müsteflar› Dougles Feith üsler konusundaki gerekli ültimatomu vererek Türkiye’den ayr›ld›. Yay›nlanan haberlerin sat›r aralar›nda Feith’in Türkiye’ye; “K›br›s için bizden destek beklemeyin. Kerkük, Irakl›lar›n sorunu. ‹ncirlik’in yeni statüsünde ›srarl›y›z” gibi talimatlarda bulundu¤u belirtildi. Ard›ndan Condolezza Rice’in ziyareti ve ABD ile Türkiye iliflkilerinin önemi hat›rlat›larak, Türkiye kamuoyunda üzerinde durulan ABD karfl›tl›¤›n›n giderilmesi gerekti¤i gibi hassas konular›n üzerinde önemle duruldu. Sayfa 3 ’den öylü k i ç ‹fl B‹RLEfi‹K,

K‹TLESEL, DEVR‹MC‹ 1 MAYIS ‹Ç‹N ‹LER‹! Sayfa 30

Biz o bayra¤›, operasyonlarda katledilen insanlar›n baflucunda, iflkencehanelerde, yak›l›p y›k›lan her Kürt köyünün tepesinde, vurulan gerillalar›n cenazeleri bafl›nda poz verenlerin elinde görüyoruz. ‹flte bu yüzden biz “bu bayrak bizim bayra¤›m›z de¤ildir” diyoruz.

Milliyeti ne olursa olsun bilinçli Türkiye proletaryas›, burjuva milliyetçili¤inin bayra¤› alt›nda yer almayacakt›r! “Bilinçli proletaryan›n denenmifl olan kendi bayra¤› vard›r ve onun, burjuvazinin bayra¤› alt›nda safa girmesinin gere¤i olamaz.” Türk hakim s›n›flar›n›n her türden kli¤inde eflsiz ve ortak bir kimlik bunal›m› 85 y›ld›r için için kaynay›p duruyor. Kemalizm’in ideolojik çizgisinde “yüzünü Avrupa’ya dönmüfl” bir bat›l›l›k gömle¤i TC faflizmi üzerinde hep e¤reti, hep yap›fl›k durdu. “Ulusal egemenlik” ve “vatan-ezan-bayrak” edebiyat›yla

oluflturulan yapay Türk milliyetçili¤i ile “ça¤dafl medeniyetler seviyesi” nutku alt›nda ABD ve Avrupa Birli¤i emperyalist devletlerine teslim edilen ekonomik-siyasal ve askeri rota çelifltikçe, devletin kimlik bunal›m› da derinleflti. D›flar›ya karfl› yar›-sömürge olman›n uflakl›¤›, içerde milliyetçili¤in-flovenizmin aslan kükreyifliyle örtülmeye çal›fl›ld›ysa da, bu ikili yön Türk hakim s›n›flar›n›n temel karakter(sizli¤)i haline geldi. Sayfa 16-17


2

8-21 Nisan 2005

19

ACIMIZ DER‹N, ÖFKEM‹Z BÜYÜK! ‹fi KAZASI SONUCU KENAN HAR‹TE YOLDAfiIMIZI KAYBETT‹K! An›s›n› mücadelemizde yaflataca¤›z!..

GÜNEY BÖLGES‹ PART‹ZAN OKURLARI

05 Ocak 1962-31 Mart 2005

Kenan Yoldafl ölümsüzlü¤e u¤urland›! Hiçbir zorlu¤a bafle¤meyen yoldafl›m›z için 01 Nisan 2005 tarihinde bir anma düzenlendi. Anma saat 10:30’da planlanmas›na ra¤men, cenaze-

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Bir yoldafl›m›z› ac› bir ifl kazas› sonucu kaybettik. Almanya’n›n Ulm flehirinde yaflayan ve orada Tohum Kültür Merkezi’nin kurucu üyesi olan Kenan Harite yoldafl›, 31 Mart 2005 saat 03:00 sular›nda kaybettik.

ye el koyan savc›l›¤›n gecikmeli izin ç›kartmas›ndan kaynakl›, 12:15’te bafllad›. Kenan yoldafl›n tabutunun gelmesiyle orak-çekiçli bayraklarla sar›ld› ve sloganlarla anma salonuna getirildi. 600 kiflinin kat›ld›¤› bu anmada, ilk olarak Ulm Tohum Kültür Merkezi ad›na bir konuflma yap›ld›, ard›ndan AT‹K ad›na bir yoldafl›m›z konufltu. Konuflmas›nda dünyada her saniyede 8 çocu¤un açl›ktan öldü¤ünü hat›rlatan yoldafl, ailesinin metanetli olmas›n› söyledi ve kitlenin gözlerinde Kenan yoldafl› gördü¤ünü vurgularken, Kenan yoldafl›n emperyalizme karfl› mücadelesinin anlam›na da vurgu-

6 AYLIK: 10.200.000

lar yapt›. Daha sonra Partizan ad›na söz alan bir yoldafl›m›z, Kenan yoldafl›n mücadelesinin anlam›na de¤inirken, daha bir kaç ay önce Ulm’den Dersim da¤lar›na uzanan Cafer Kara yoldafl›m›z› kitlelere hat›rlatt›. Devrimci dayan›flman›n güzel bir örne¤ini sunan AG‹F, Ulm Devrimci Demokrasi okurlar›, Ulm Ekmek ve Adalet okurlar›, Birumut taraftarlar› ad›na gelen mesajlar, zaman darl›¤›ndan dolay› okunamad›. Bu konuflmalar›n ard›ndan insanlar tabutun önünden geçerek, Kenan yoldafl’la vedalaflt›lar. Daha sonra Partizanc› yoldafllar tabutun etraf›nda bir daire oluflturarak “Yoldafl seni anaca¤›z" marfl›n› söylediler. En son olarakta ailesine vedalaflmas› için zaman b›rak›ld›ktan sonra alk›fllarla Kenan yoldafl u¤urland› ve anma sona erdi. (Ulm)

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

19

8-21 Nisan 2005

Türkiye üsler ülkesi haline getiriliyor Geride b›rakt›¤›m›z zaman› dolduran bayrak gündemi tart›flmalar› aras›nda önemli geliflmeler yafland›. “Büyüyen ekonomimiz” bunun bir yan›n› olufltururken di¤er yan›n› ise efendisi ABD’ye hizmette kusur etmeyen uflak TC’nin yeni hamle ve ad›mlar›n› gördük. K›sa bir süre önce Proletarya Partisi taraf›ndan uyar› amaçl› eylem yap›lan ‹ncirlik Üssü koflulsuz bir flekilde ABD’nin hizmetine aç›l›yor. Kürt halk› ve emekçilere yönelik sald›r›larda en önde sallanan bayrak hassasiyetiyle yürüyen gündem de ba¤›ms›zl›k kavram›n›n bolca tart›fl›ld›¤› bugünlerde, bu geliflmelere gözlerini kapatanlar, kulaklar›n› t›kayanlar ba¤›ms›zl›¤› tart›flmaya ve halk›n ba¤›ms›zl›k duygular›n› flaha kald›rmaya devam ediyorlar. ABD elçilerinin yo¤un Türkiye ziyaretlerinin ard›ndan daha fazla gündeme giren ‹ncirlik Üssü ve Türkiye’de yeni “koflulsuz üslerin” aç›lmas› tart›flmalar› at›lan bu ad›mla yeni bir sürece girmifl durumda. ‹ncirlik konusunda al›nan talimatlara ve bu konuda TC yetkililerinin yapt›¤› aç›klamalara geçmeden önce kamuoyunda tart›fl›lan ABD’nin yeni savunma stratejisine de¤inmekte fayda var. Zira üsler konusundaki ›srar›n temeli belli boyutlar›yla bu stratejinin kendisinde anlam bulunmaktad›r. 18 Mart tarihinde Rumsfeld imzal› bir dokümanla aç›klanan bu yeni stratejinin özünü sald›rgan politikalar belirlemektedir. “Stratejik belirsizlik”, “sonu belirsiz savafl” gibi bir dizi tan›mlaman›n yer ald›¤› bu belge önümüzdeki dört y›l›n ABD aç›s›ndan hareket plan› olarak ortaya konulmufl durumda. Üzerinde durulan di¤er önemli konular›n aras›nda ABD’nin uluslararas› hareket kabiliyetini engellememek ve küresel düzeyde stratejik eriflim ve hareket özgürlü¤ünü korumak, ittifaklar› ve iflbirliklerini gelifltirmek geliyor. Bu vurgular›n içinde geçen eriflim özgürlü¤ü ABD aç›s›ndan özel bir önem tafl›yor. Bu konudaki olanaklar›n tümünün ABD’ye aç›lmas› ancak rakiplerine kapat›lmas› üzerinde özellikle duruluyor. Yeni olmayan imparatorluk tezlerinin somutland›¤› bu belgede yukar›da da vurgulad›¤›m›z gibi yeni sald›rgan politikalar›n belirlenmifl hatlar› bulunmaktad›r. Çerçevesi ve s›n›rlar› ABD taraf›ndan belirlenen bu imparatorluk sisteminin denetiminin ise silahland›r›lm›fl genifl bir ordu ve üslerle yap›lmas› hedefleniyor.

Irak’ta s›k›flan ABD’nin son dönem izleyece¤i politikan›n dünden daha fazla sald›rganl›k üzerine kurulu olaca¤› aç›kt›r. Üsler ve askeri anlamda yap›lan yat›r›mlar ve geniflleme hamleleri bunun sadece küçük bir kan›t›.

Türkiye’de de ‹ncirlik baflta olmak üzere ‹zmir ve Diyarbak›r’da tart›fl›lan üslerin son dönem yo¤unluklu olarak gündeme girmesi ve tart›fl›lmas›n›n önemli bir yan›n› bu hedef oluflturuyor. ABD taraf›ndan önemi birçok kez vurgulanan ‹ncirlik, bilindi¤i gibi Ceyhan Liman›’na, tah›l ihracat›n›n ç›k›fl noktas› olan Mersin ve ‹skenderun Liman›’na yak›n. Bunun yan› s›ra Hazar, Basra, Süveyfl, Bo¤azlar, Ege gibi oldukça stratejik öneme sahip bölgeleri denetimi alt›na alma özelli¤i var. fiubat ay› bafllar›nda Ankara’y› ziyarete gelen ABD Savunma Bakanl›¤› Müsteflar› Dougles Feith üsler konusundaki gerekli ültimatomu vererek Türkiye’den ayr›ld›. Yay›nlanan haberlerin sat›r aralar›nda Feith’in Türkiye’ye; “K›br›s için bizden destek beklemeyin. Kerkük, Irakl›lar›n sorunu. ‹ncirlik’in yeni statüsünde ›srarl›y›z” gibi talimatlarda bulundu¤u belirtildi. Ard›ndan Condolezza Rice’in ziyareti ve ABD ile Türkiye iliflkilerinin önemi hat›rlat›larak, Türkiye kamuoyunda üzerinde durulan ABD karfl›tl›¤›n›n giderilmesi gerekti¤i gibi hassas konular›n üzerinde önemle duruldu. Bu ziyaret trafi¤inin temel konular›ndan biri olan üsler konusundaki ABD’nin Türkiye üzerinde uygulad›¤› bas›nç nihayet sonland› ve Abdullah Gül ‹ncirlik’in ABD’ye koflulsuz aç›ld›¤›n› aç›klad›. Aç›klamadan k›sa bir süre önce Ameri-

ka’ya giden AKP Genel Baflkan Yard›mc›lar›ndan Murat Mercan, yapt›¤› aç›klamada bu konuda hükümet içindeki görüflmelerin k›sa zaman içinde sonuçlanaca¤›n› ve gerekli sonucun aç›klanaca¤›n› belirterek, meclisin bu sorunu halledece¤ini özellikle vurgulam›fl. Bu geliflmelerin ard›ndan yaflananlar ise hükümetin fazla gürültü ç›kar›lmas›na izin vermeden ABD’nin isteklerini karfl›lamak ve bozulan iliflkilerin ray›na girmesini sa¤lamak için gerekenlerin yap›lmas› biçiminde flekillendi. ABD ile ‹ncirlik konusunda yap›lan yeni anlaflman›n çerçevesini ifade etmek gerekirse; denetim ve kullan›m hakk›n›n ABD’ye ait oldu¤u bir biçim demek yanl›fl olmayacakt›r. ‹ncirlik’i lojistik merkez olarak kullanmak isteyen ABD, nakliye uçaklar›n›n uçuflu için “tek tek izin” almak yerine “blok izin” istedi¤ini ve bunun olumlu karfl›land›¤› belirtiliyor. Üssün görevi ise “acil durumlarda” müdahale için gerekli olan tüm silahlar›n konumland›r›lmas› olarak formüle edilmifl durumda. ‹ncirlik üzerine yürütülen pazarl›klar bayrak 盤›rtkanl›¤› gündemi alt›nda bitirilirken, ABD üssün incelenmesi ve gerekli haz›rl›klar›n bafllat›lmas› talimat›n› verdi bile. fiimdiden yap›lan düzenlemelerde 3 bin kiflilik ABD personelinin bar›nabilece¤i koflullar haz›rlanm›fl durumda. Tüm izin mekanizmas›n›n kald›r›ld›¤› ve yetkinin ABD’de topland›¤› Üssün kullan›m kapa-

sitesi de bu yeni duruma göre flekillendirilecek. ABD’nin istemleri sadece ‹ncirlik’le s›n›rla de¤il. Türkiye’yi deyim yerindeyse Üsler cennetine dönüfltürmek isteyen ABD hat›rlanaca¤› gibi NATO’nun hareket merkezi niteli¤inde bir üs, Karadeniz’de Samsun ve Trabzon’da ve Konya’da askeri tatbikatlar için bir merkezin kurulmas› planlar›n›n hayata geçirilmesi için ad›mlar›n h›zland›r›lmas› hedefi TC’nin önüne konulmufl durumda. Genelkurmay II. Baflkan› Orgeneral ‹lker Baflbu¤ gazetecilerin ‹ncirlik’in ABD taraf›ndan kullan›m› üzerine yöneltti¤i sorulara “Türkiye’de ne NATO Üssü, ne de Amerikan Üssü vard›r. Türkiye’deki bütün üsler Türkiye’ye ait ve Türkiye’nin hükümranl›¤›nda olan üslerdir” biçiminde yan›t veriyor. Üslerin Türkiye’de bulunmas› mant›¤›ndan hareketle verilen bu yan›t›n, Türkiye’nin özellikle ABD taraf›ndan kullan›lan bir üsler ülkesi olmas› pozisyonunu de¤ifltirmiyor. Bunlar›n yan›s›ra ABD ‹ncirlik’e yat›r›m konusunda önemli hamleler içinde. Haz›rlanan 2006 bütçesi içinde ABD’nin yat›r›m yap›lmas› gerekenler listesinin bafl›nda ‹ncirlik bulunuyor. 20 milyon dolarl›k yat›r›m yap›laca¤› belirtiliyor. Irak’ta s›k›flan ABD’nin son dönem izleyece¤i politikan›n dünden daha fazla sald›rganl›k üzerine kurulu olaca¤› aç›kt›r. Üsler ve askeri anlamda yap›lan yat›r›mlar ve geniflleme hamleleri bunun sadece küçük bir kan›t›. Ekonomisindeki engellenemez geriye dönüflü ve buna paralel dünya pazarlar›ndaki hakimiyetinin zay›flamas› ve buna karfl› rakiplerinin küçümsenmeyecek bir yol almas› bu sald›rganl›¤›n temel noktas›. Türkiye ile gerilen iliflkilerin düzeltilmesi anlam›nda ‹ncirlik üzerine yürütülen tart›flmalar ve efendisinin taleplerine karfl› ç›kamayan TC devleti, uflak misyonuna uygun hareket ediyor. Üssün aktif kullan›m›n›n Ortado¤u halklar› baflta olmak üzere dünya halklar›na yönelik ciddi sald›r› ve tehditlerin oluflmas› anlam›na geldi¤i aç›kt›r. Bu anlamda Proletarya Partisi taraf›ndan yap›lan uyar› eyleminin hakl›l›¤› ve meflrulu¤u ortadad›r. ABD’ye karfl› Ortado¤u halklar›n›n verdi¤i mücadele ve ülkemizde artan ABD karfl›tl›¤› örgütlenmesi ve büyütülmesi gereken temel dinamiklerdir. Bu dinamiklerin örgütlenmesi ve harekete geçirilmesi iradesi ise bizdedir…


4

8-21 Nisan 2005

S›n›fsal Bak›fl TAR‹H HÜKMÜNÜ Y‹NE PROLETARYA ÖNDERL‹⁄‹NDEK‹ DEVR‹MLERLE VERECEKT‹R! Yak›n zaman önce (özellikle 1990’lardan sonra) “devrimler tarihe kar›flt›”, “sosyalizm/komünizm bitti, iflas etti”, “s›n›f mücadelesi tarih oldu” ve daha bir dizi herkesçe bilinen deli saçmas› ile ideolojik bombard›mana giriflen emperyalist burjuvazi ve ona çok de¤iflik biçimlerde yedeklenen burjuvazinin bütün akrabalar›; bizatihi s›n›f mücadelesi karfl›s›nda bozguna u¤ray›nca, kimi konulardaki sald›r›lar›n› daha farkl› söylemlere kayd›rarak sürdürmeyi tercih etmeye bafllad›lar. Bunlar›n bafl›nda “devrimler” olgusu geliyor. Turuncu, portakal, kadife, gül, sedir derken son olarak bunlara limon, lale ad› alt›nda “express” diye nitelendirilen “devrimlerin” tamlamalar› eklendi. ‹lk örnek Yugoslavya’da yaflan›rken “devrim” sözcü¤ü pek kullan›lm›yordu. Dünyadaki geliflmeler “devrim” kavram›n›n içini boflaltmak için böyle bir manipülasyonu gerekli k›ld›¤› aflamada, yap›lan bu müdahaleler ayn› zamanda bu tan›m ile lanse edilmeye baflland›. Art›k “devrim”den anlafl›lmas› gerekenin de bu “tarz” oldu¤u propaganda edilmektedir. Üstelik bunun belli bir aflamadan sonra dan›fl›kl› olmad›¤›n› iddia etme durumunda olanlar›n, aksini ispat için ifllerinin çok zor oldu¤unu da belirtmek gerekiyor. Bunu, sadece ABD K›rg›zistan Büyükelçisi Stephen Young’›n Kas›m 2004’de sarf etti¤i, “E¤er K›rg›zistan’da iktidar bar›flç› yollarla el de¤ifltirirse, bu durum bütün komflu Orta Asya devletlerinin vatandafllar›n› umutland›racakt›r.” sözlerine bakarak söylemiyoruz. Bunu, yaln›zca son 17 ay içinde gerçekleflen üç “devrim”de birbirine yak›n güçlere sahip iki kesimin zaman zaman gö¤üs gö¤üse geldi¤i halde küçük çapta olaylar d›fl›nda büyük bir nezaketle yönetimi devretmelerinden kaynakl› da iddia etmiyoruz. Bunu, esas olarak eski ve yeni yönetimlerin farkl› emperyalist güçlerle olan iliflkilerindeki sürecin “devrim”lerden sonra esasta ciddi bir de¤iflim göstermemesinden dolay› belirtiyoruz. Nitekim, gerek Gürcistan, gerek Ukrayna’daki “bat› yanl›s›” olarak tan›mlanan “yeni” yönetimler (ki bunlar t›pk› flimdiki “yeni” K›rg›z yöneticileri gibi eski dönemin görevlileri, yöneticileri idi) eski yönetime göre farkl› kabul edilebilecek ad›mlar›, Rusya’n›n ç›karlar›na aç›ktan ayk›r›l›k oluflturabilecek biçimde atmamaktad›r. Yine bu “yeni” yönetimlerin Rusya taraf›ndan çok geçmeden sineye çekilmesi, meselenin hiç de büyütüldü¤ü gibi olmad›¤›n› göstermektedir. Bir baflka anlat›mla, bu ülkelerde yaflanan ekonomik ve sosyal sorunlardan hareketle, ABD emperyalizminin hem iflbirlikçileri hem de tafleronlar› (elçileri, vak›flar›, kurulufllar›) eliyle müdahalesi karfl›s›nda, eski varl›¤› zaten ço¤unda y›pranm›fl Rus emperyalizminin yetersiz ve kimi durumlarda çaresiz kalmas› söz konusudur. “Sivil itaatsizlik”le halk kitlelerine “devrim” yapt›rma olay› ilk kez Yugoslavya’da tezgahlanm›flt›. Belgrad’da George Soros’un finanse etti¤i “Otpor” isimli genç-

lik örgütünün önderli¤inde harekete geçen kitle hareketi “baflar›l›” olmufltu. Bunu, 2003’ün Kas›m’›nda yine Soros’un besledi¤i ö¤renci gençlik örgütü “Kmara”n›n eylemleriyle Tiflis’teki hareket izledi. Gürcistan’da Saakaflvili yönetimi ele geçirdi. Ukrayna’daki örgütün ad› ise “Pora” idi. Yönetime bu kez Yuflçenko getirildi. Ayn› senaryo de¤iflik dillerde filme çekiliyordu sanki. Seçimlerde hile ve yolsuzluk iddialar› ortaya at›lmakta, kitleler galeyana getirilerek büyük protesto gösterileri düzenlenmekte, kimi sokak çat›flmalar›, baz› örneklerde ya¤malama olaylar› yaflanmakta, yenilenen seçimleri kazanan muhalefet, yönetimi devralmaktayd›. Bu tarz da iflin içine kitlesel gösteriler girdi¤i için “devrim” olarak adland›r›lmaktayd›. K›rg›zistan’da ise “dü¤meye” benzer biçimde 27 fiubat ve 2 Mart tarihli iki turlu parlamento seçimlerinde yolsuzluk/usulsüzlük iddialar›yla bas›ld›. Orta Asya’daki BDT üyelerinin 6 milyonluk nüfusuyla en “çelimsiz” ülkesinde, ekonomik, sosyal ve siyasal zemin halk hareketi için oldukça elveriflli bir durum arz ediyordu. Kifli bafl›na gelir 1990’lardaki 3030 dolar seviyesinden 10 katl›k bir düflüflle 300 dolara gerilemifl, halk›n yüzde 65’i yoksulluk s›n›r›n›n alt›na düflmüfl, Akayev’in hanedanl›k tarz› yönetimi kitlelerin büyük nefretini kazanm›flt›. Daha fazla ayr›nt›ya girmeden sözü birinci a¤›zdan etkili ve de yetkili kifliye, ABD K›rg›zistan Büyükelçisi Young’a b›rakacak olursak; “iyi niyet elçisi”nin, 19 Mart tarihinde K›rg›zistan resmi internet sitesinde deflifre edilen gizli raporunda, aylar öncesinden ABD hükümetine özetle flunlar› bildirdi¤i a盤a ç›k›yordu: “Tacikistan, Kazakistan ve Özbekistan’da demokratikleflme sürecinin tetiklenmesi ve Rusya ile Çin’in bölgedeki gücünün s›n›rlanmas› aç›s›ndan K›rg›zistan kilit öneme sahiptir. Muhalefet partilerine mali deste¤in 30 milyon dolara ç›kar›lmas› gerekmektedir. Fonlar›m›zdan çeflitli sivil toplum kurufllar›na da kaynak aktar›lmal›d›r. Rusya hükümetinin etkisini asgariye indirmek için, onlar› K›rg›zistan’›n içifllerine kar›flmamalar› konusunda uyaran demeçler yay›nlanmal›d›r.” Sonuç itibar›yla, Rusya’n›n da üs bulundurdu¤u, fiangay ‹flbirli¤i Örgütü üyesi, Çin’in yumuflak karn› olarak nitelendirilen Sinkiang Bölgesi (Do¤u Türkistan/SincanUygur Özerk Bölgesi) ile komflu olan; uyuflturucu trafi¤inde önemli bir kavflak kabul edilen, Kazakistan ve Özbekistan’a komflu olmas› bak›m›ndan stratejik bir konumu bulunan, dahas› Orta Asya’daki “eski Sovyetik” rejimlerden birisi olmas› sebebiyle K›rg›zistan’da; inisiyatif elde etmek ABD emperyalizmi aç›s›ndan özellikle de bu süreçte çok kritik bir hamledir. Ayn› bölgeye Afganistan ve Nepal’in de komflu oldu¤u düflünülürse durum daha iyi de¤erlendirilebilecektir. Bu ülkede ABD’nin 11 Eylül’den sonra üs elde etmifl olmas› önemli bir kazan›md›. Ancak Akayev özellikle 2004’den sonra “denge”yi Rusya ve Çin le-

19 hine belirgin biçimde bozmaya bafllay›nca (büyük oranda etkileflimle ABD’nin kendisinden vazgeçme sürecine girdi¤ini görmesine paralel bu durum h›zland›) üs de ifllevsizleflti. Biz meselenin yaz›m›z›n bafl›nda dikkat çekti¤imiz yan›na dönmek istiyoruz. ‹ktidarlar›n el de¤ifltirme biçiminin zor yoluyla, devrimlerle olaca¤› tespiti, MLM ö¤retinin temel saptamalar›ndan birini oluflturmaktad›r. Bu konuda söze Lenin’in Marks’tan yapt›¤› bir al›nt›yla bafllamak gerekiyor : “12 Nisan 1871 günü, yani tam da Komün s›ras›nda Marks, Kugelmann’a flöyle yaz›yordu: ‘... Benim 18. Brumaire’in son bölümünde, e¤er yeniden okursan görece¤in gibi, Fransa’da gelecek devrim girifliminin, flimdiye dek oldu¤u gibi art›k bürokratik ve askeri makineyi baflka ellere geçirmeye de¤il, onu k›rmaya dayanmas› gerekece¤ini belirtiyorum (k›rmaya sözcü¤ünün alt› Marks taraf›ndan çizilmifltir; as›l metinde, sözcük zerbrechen’dir). Bu, k›ta üzerinde gerçekten halkç› bütün devrimlerin ilk kofluludur. Kahraman Parisli arkadafllar›m›z›n girifltikleri fley de, iflte bu.’ (Neue Zeit, XX, I, 1901-1902, s. 709). (Marks’tan Kugelmann’a Mektuplar’›n biri benim taraf›mdan düzenlenmifl ve önsöz yaz›lm›fl en az iki Rusça bask›s› vard›r). ‘Bürokratik ve askeri makineyi k›rmak’: Marksizmin, devrim s›ras›nda proletaryan›n devlet karfl›s›ndaki görevleri üzerine bafll›ca dersi bu birkaç sözcükte k›saca dile getirilmifl bulunuyor. Ve, Marksizmin Kautsky’ye borçlu bulundu¤umuz temel “yorumu” ile yaln›zca tamamen unutulmufl olmakla kalmayan, ama aç›kça bozulmufl da olan fley, iflte bu derstir!”(Lenin, Devlet ve ‹htilal, Bilim ve Sosyalizm Yay.,2.Bask›, sf.44) Mao’yu, Lenin’i kabul etmeyenlere Marks’› sunmak için bu yöntemi seçmiyoruz. Zira uza¤a gitmeye gerek yok, ülkemizdeki nice “dehalar” da “Marks’› aflma ermiflli¤ine” ulaflarak onun ö¤retilerini reddediyorlar. De¤il devlet, devrim; art›k s›n›f teorileri de “mahkum edilerek” “ça¤dafl yoruma” kavuflturulmufl bulunuyor. Biz konumuzla devam edecek olursak; Lenin yoldafl›n “devrim s›ras›nda proletaryan›n devlet karfl›s›ndaki görevleri üzerine bafll›ca ders” olarak niteledi¤i Marks’a ait saptamalar›n öncelikle alt›n›n çizilmesi gerekmektedir. Devrimlerin neden zora ihtiyaç duydu¤u, sermayenin nas›l bir egemenlik tesis etti¤i ve burjuva devlet mekanizmas›n›n neden k›r›lmas› ve parçalanmas› gerekti¤ini Lenin yoldafl flöyle aç›ml›yor: “Art›k siyasal mekanizman›n bu tür eksikliklerine ve kapitalizmin siyasal zarf›ndaki kusurlara ba¤›ml› olmad›¤› için, “zenginlik”in s›n›rs›z gücü demokratik cumhuriyette daha güvenliktedir. Demokratik cumhuriyet, kapitalizmin mümkün olan en iyi politik biçimidir; esasen sermaye, demokratik cumhuriyeti (Palçinski, Çernof, Çereteli ve kumpanyas› arac›l›¤›yla) ele geçirdikten sonra, iktidar›n› öyle sa¤lam, öyle güvenli bir biçimde kurar ki, burjuva demokratik cumhuriyetindeki hiçbir kifli, kurum ya da parti de¤iflikli¤i, onu sarsamaz. Ayr›ca, genel oy hakk›n›, burjuvazinin egemenlik aleti olarak nitelendirdi¤i zaman, Engels’in tamamen kesin ve aç›k oldu¤unu da belirtmek gerekir. Alman sosyal

demokrasisinin uzun deneyimini aç›kça hesaba katan Engels, ‘(G)enel oy hakk› … iflçi s›n›f›n›n olgunlu¤unu ölçmeyi sa¤layan bir göstergedir. Bugünkü devlet içinde bundan daha çok hiçbir fley olamaz ve olmayacakt›r.’ der. Bizim Devrimci-Sosyalistlerimizle Menfleviklerimiz gibi küçük-burjuva demokratlar›, t›pk› ikiz kardeflleri olan bat› Avrupa sosyal-floven ve oportünistlerinin tümü gibi, genel oy hakk›ndan aç›kça ve “daha çok” bir fley beklerler. Genel oy hakk›n›n, “bugünkü devlet içinde”, emekçiler ço¤unlu¤unun iradesini gerçekten ifadeye ve bu iradenin yerine getirilmesini sa¤lamaya yetenekli oldu¤u düflününü paylafl›r ve bu yanl›fl düflünü halka afl›larlar.” (Lenin, Devlet ve ‹htilal, Bilim ve Sosyalizm Yay., 2. Bask›, sf.19) Son 1.5 y›l içinde Gürcistan, Ukrayna ve K›rg›zistan’da yaflanan yönetim de¤ifliklikleri, di¤er bir çok ülkedeki (Türkiye’de oldu¤u gibi) “seçimler” yoluyla meydana gelen “de¤iflim”ler kadar “yenilik” tafl›maktad›r. Geliflmelerin ve yaflananlar›n yukar›da de¤indi¤imiz çok de¤iflik boyutlar› olmakla beraber, rejim/düzen/sistem de¤iflikli¤ine karfl›l›k gelen bir niteli¤i bulunmamaktad›r. Bu nedenle “devrim” diye adland›r›lmas›, aldatmacadan, bilinçli bir yan›ltmacadan ibarettir. Öyle ki, 1989’da sosyal-emperyalist blokta yaflanan çözülmelere paralel, Do¤u Avrupa’daki devletlerde birbiri ard›na meydana gelen yönetim de¤ifliklikleri de rejim/sistem/düzende alt üst olufl yaflanmas›na neden olan boyutlar tafl›m›yordu. Karfl›devrim bu ülkelerde çok daha önceleri gerçekleflmifl, kapitalist üretim iliflkileri gelifltirilmifl ve sistem modern revizyonistler eliyle dönüfltürülmüfltü. 1990’lara do¤ru olan bitenler ise, hakim s›n›f klikleri aras›ndaki kap›flmayd›. Nitekim, sonraki süreçte bu ülkeleri kimse “d›flar›dan” gelip yönetmemifltir. Bu manada, 1960, 1971 ve 1980’de Türkiye’de askeri faflist diktatörlük sürecine geçifller, karfl›-devrim veya baflka bir biçimde adland›r›lamaz. “Darbe” tan›mlamas› dahi esasen olay›n niteli¤ini tam ve do¤ru olarak yans›tmay›p yanl›fl anlay›fllar yayabilece¤inden tercih edilen bir ifade olmamal›d›r. Bu noktada, as›l ele al›nmas› ve tart›fl›lmas› gereken sorunlardan birisi ve belki de birincisi, emperyalistlerin neden “devrim” kavram›n› yok etmeyi baflaramay›nca içini boflaltmaya çal›flt›klar›d›r. “Bu onlar›n klasik yöntemidir, bir çok kavram buna örnek gösterilebilir” demek yeterli de¤ildir. Burada zamanlama kavram› dikkat çekicidir. Hiçbir mesele süreçten, koflullardan ba¤›ms›z tart›fl›lmamal›d›r. Bugün dünyada ve bu ülkeler özgülünde bölgedeki koflullar kitlelerin “devrime seferber olmas›” aç›s›ndan karfl›-devrimin gözünü korkutan bir boyut almaktad›r. Emperyalistler, gerek iflgallerde u¤rad›klar› baflar›s›zl›klara yol açan direnifllerin k›v›lc›m›; gerekse de dünya çap›ndaki iktisadi krizin kitleleri sürükledi¤i sefalet ve y›k›m flartlar› nedeniyle keskinleflen s›n›f çeliflkilerinin yaratt›¤› bunal›m ve öfkenin yarataca¤› patlamalar›n korkusuyla hareket etmektedirler. Bir yandan emperyalist emelleri do¤rultusunda sürekli hamle yapmakta, di¤er yandan da etraflar›n› saran yang›na karfl› tafl›ma suyla ifl görmeye çal›fl›yorlar. Bunun nafile bir çaba oldu¤unu bir kez daha anlad›klar›nda ifl iflten geçmifl olacakt›r!


5

19

8-21 Nisan 2005

Tuzla Organize Deri Sanayiyi s›cak günler bekliyor

T‹S (Toplu ‹fl Sözleflmesi) sürecinin bafllamas›yla birlikte Deri-‹fl Tuzla fiubesi ve deri iflçilerinin üzerinde patron ve jandarma bask›s› artmaya bafllad›. Tuzla Kaymakaml›¤› sendikan›n bas›n aç›klamas› yapmas›na bile tahammülsüzlü¤ünü yüzlerce jandarmay› sendika önüne y›¤arak gösteriyor. Deri patronlar›n›n emirleriyle sendika ve Organize Deri Sanayi Bölgesi abluka alt›na al›n›rken Deri-‹fl Tuzla fiube yöneticileri ile Genel Merkez yöneticileri kazan›lm›fl haklardan asla taviz vermeyeceklerini ve iflçilerle birlikte karar vererek T‹S sürecini geçireceklerini belirtiyorlar. Konuyla ilgili Deri-‹fl Genel Baflkan Yard›mc›s› Musa Servi ile röportaj yapt›k. “Onurlu bir flekilde T‹S’i bitirece¤iz” - Tuzla’daki T‹S süreci hangi aflamada, geliflmeler nelerdir? M. Servi: Bugün Türkiye’de yap›lan toplu sözleflmeler pek iyi durumda de¤il. Çünkü sendikalar›n içinde bulundu¤u durum iyi de¤il, örgütlenme konusunda gerilemeler var. Biz sendikalar›n tamamen teslimiyet bayra¤›n› çektikleri bir dönemde T‹S sürecine bafllad›k. Biz Tuzla’da grup sözleflmesine girmeden önce kamuya ba¤l› 380 bin iflçinin Ocak itibar›y-

la toplu sözleflme görüflmeleri bafllad›. Ama ne hikmetse flu ana kadar çeflitli ifl kollar› iflverene ça¤r› bile yapmam›flt›r. ‹flyerlerinde hala tespit yap›lmam›flt›r. Türk-‹fl bünyesinde 380 bin iflçinin ortak mücadelesini ileriye tafl›ma temelinde hiçbir çaba yok. Tam tersine, bekle gör politikas› var. Nas›l olsa kamu ad›na bir toplu sözleflme yap›lacak. Ben en sona gireyim mant›¤› hakim. Biz kamuda ifl yerlerimizin kapanmas›na ra¤men, Beykoz’daki 100 iflçi ad›na toplu sözleflme yapmak için ilk görüflmeyi yapan sendikalardan bir tanesiyiz. Toplu sözleflme görüflmelerine otururken bir bakt›k ki öbür kamuda çal›flan 380 bin kamu çal›flan› ad›na sendikalar iflverene bir ça¤r› bile yapmam›fl. Tuzla’daki ifl yerlerimizdeki komitelerimiz ve temsilcilerimizle toplu ifl sözleflmesine haz›rlan›rken ülkedeki ve içinde bulundu¤umuz durumu da tahlil ettik. Bir; kazanm›fl oldu¤umuz haklar›n korunmas›, iki; mutlaka toplu sözleflme ekonomik, demokratik anlamda da ekonomik anlamda biten toplu sözleflmelerin üzerinde bir toplu sözleflme imzalamam›z gerekti¤i talepleriyle yola ç›kt›k. Yeni maddelerimiz vard›. Ancak ilk etapta tekstil, metal ve di¤er ifl kollar›ndaki kazan›lm›fl haklar›n gasp›na yönelik bask›larla bizler de karfl› karfl›ya kald›k ve deri iflverenleri flunu dile getirdiler: Yeni ifle girenler için iki ikramiye olacak. Toplu mesai saatleri yüzde 135’ten yüzde 50 olacak dediler. Bizim bunlar üzerinde pazarl›k yapmam›z mümkün de¤il. Sendika olarak tekstil veya metal ifl kollar›nda yap›lan hak gasplar›n› kabul etmemiz, tart›flmam›z mümkün de¤il. Birinci toplant›da bunu söyledik. ‹kinci toplant›da da “kazan›lm›fl haklar›m›z üzerinde tart›flacaksan›z hiç tart›flmayal›m. Bundan kesinlikle taviz vermeyiz” dedik. Sonraki toplant›da da “tamam biz size yeni bir fley getirmeyelim siz de yeni madde getirmeyeceksiniz” dediler. Nitekim geçmiflteki kazan›lm›fl haklar› törpüleme amaçl› ç›kar›lan 4857 say›l›

Emekçinin Gündemi DEVR‹MC‹ 1 MAYIS ‹Ç‹N GÖREV BAfiINA! Emperyalist-kapitalistler içinde bulunduklar› ekonomik-siyasi krizin etkisiyle azg›n bir sald›rganl›k içerisindedir. ‹çerisinde bulunduklar› krizin yükünü d›flta dünya halklar›n›n s›rt›na ülkemizde de hak gasplar›yla biz iflçi ve emekçilerin s›rt›na y›kmaktad›rlar. “Nitekim emperyalistlerin zenginli¤in küreselleflmesi yalan›, gerçe¤in duvar›na çarparak parçalanm›fl, küreselleflenin zenginlik de¤il, yoksulluk oldu¤u her geçen gün daha fazla a盤a ç›km›flt›r.” Biz emekçilerin her geçen gün küçülen, eksilen lokmalar›, ifllerini kaybetme, sosyal haklar›n› yitirme korkular›na karfl›l›k küçük bir kesim zenginliklerine zenginlik katmaktad›r. Bu tablo yaln›z bizim gibi yar›-sömürge ülkelerinde de¤il, emperyalist merkezlerde de gittikçe belirginleflmektedir. Emperyalist efendilerinin politikalar›n› hayata geçirmek için canla baflla çal›flan ve hatta can›n› difline takan uflak TC’nin icazetli hükümeti AKP de ülke-

miz emekçi halk›na bu politikalar› dayatmakta, yapt›klar›yla da ülkemiz ve dünya halklar›n›n öfkesini kazanmaya, bunlar›n yan›na da emperyalist haydutlar›n gözüne girmeye çal›flmaktad›r. SEKA’n›n kapat›lmas›, SSK’n›n, Köy Hizmetlerinin tasfiye edilmesi TEKEL’in, TÜPRAfi’›n, PETK‹M’in... vs. özellefltirilmesi iflsizlik, sosyal haklar›n gasp› yabanc› kapitalistler için pazar alanlar›n›n geniflletilmesi demektir. ‹flçi ve emekçi halk›m›z›n daha fazla yoksullu¤a, açl›¤a, iflsizli¤e ve sefalete sürüklenmesi demektir. Amaç Emperyalist-kapitalist efendilerinin kârlar›na kâr katmakt›r. Sorun biz emekçilerin tüm bu yaflananlar karfl›s›nda ne yapaca¤›nda, nas›l bir tav›r tak›naca¤›nda gelip kilitlenmektedir. fiunu tüm DDSB faaliyetçileri olarak anlamak ve bilince ç›karmak zorunday›z. “Mücadele s›ras›nda bilinç en iyi biçimde geliflir. Çünkü o zor zaman da iflçiler ve emekçiler s›n›f düflmanlar›n›,

yasa, esnek üretim vs. hiçbir madde bizim toplu sözleflmemize girmedi. fiu anda idari maddelerle ilgili görüflme sonuçland›. Zab›tlar tutanak alt›na al›nd›. Anlaflamad›¤›m›z konu sosyal haklardaki art›fl ve ücret maddeleri, üyelerdeki art›fl olay›. Ülke koflullar›n› de¤erlendirdi¤imizde gerçekten makul bir toplu sözleflme teklifi sunduk. Ama iflverenler ise gerek sosyal haklara gerekse ekonomik haklara yüzde 5 gibi bir rakamla karfl›m›za geldiler. Ve sonuç olarak bir ayl›k sürdürülen süreç içerisinde uyuflmazl›k zapt› tuttuk. Somut olarak içinden geçti¤imiz süreci biliyoruz. Ama bu konuyla ilgili gerekli direnifli gösterece¤iz. “Kaymakaml›¤›n yapt›¤› yasaya uygun de¤il” - Geçmifl süreçlerdeki toplu sözleflme dönemlerinde iflveren sendikas›n›n size yaklafl›mlar› nas›ld›? fiimdi nas›l? - Geçmifl y›llarda da iflveren sendikas› hep böyleydi. Mücadelenin ivme kazand›¤› dönemlerde veya toplu sözleflme sürecinde iflçiler biraz daha duyarl› oluyor ve toplu sözleflme döneminde iflverenlerin imdad›na jandarma yetifliyor. 2003 y›l›nda da ayn› sald›r›yla karfl› karfl›ya kald›k. 2003 y›l›nda da uyuflmazl›k zapt› tuttu¤umuzda gene Tuzla Kaymakaml›¤› taraf›ndan bir genelge yay›nlanarak bas›n aç›klamalar›na kesinlikle müdahale edilece¤ini tebli¤ etmifllerdi. ‹lginçtir 2005’te yürüttü¤ümüz toplu sözleflmenin uyuflmazl›kla sonuçlanmas› sonucu tekrar ayn› senaryoyla karfl› karfl›yay›z. Yani tekrar Tuzla Kaymakaml›¤›, “Organize Deri sanayi özel mülkiyet s›n›rlar› içerisinde. Burada bas›n aç›klamas› yapamazs›n›z. Yapt›¤›n›z taktirde kesinlikle müdahale edece¤iz” deniyor. Bu ne yasaya uygun, ne demokrasiye uygun. Kesinlikle keyfi olarak yap›l›yor. - Son dönemlerde sendikan›z›n yöneticileri ve deri iflçileri üzerinde bask›lar artmaya bafllad›. Bunun nedenleri nelerdir?

uygulad›klar› tedbir ve yöntemleri tan›y›p, buna karfl› uygun olan etkili tedbir ve yöntemlere baflvururlar.” Emperyalistlerin tüm bu azg›n sald›r›lar›, uflak AKP hükümetinin emperyalist politikalar› hayata geçirmek için sald›r›lar›, iflçilerin örgütlülükleri olan sendikalar›n bu politikalar karfl›s›ndaki politikas›zl›¤› veya tavr› herkes taraf›ndan bilinmektedir. Sendikal bürokrasinin, tasfiyenin had safhaya ulaflt›¤›, iflçi ve emekçilerin menfaatlerinden çok ihanetin ön plana ç›kt›¤› bir dönemde s›n›f bilinçli iflçilerin sendikal birlik çat›m›z alt›nda örgütlenmesini sa¤lamak, hepimizin birincil derecede görevi olmal›d›r. En son yaflanan E¤itim-Sen Kongresi’nde DDSB emekçileriyle birlikte di¤er devrimci e¤itim emekçilerine de b›rakal›m yer vermeyi, neredeyse söz haklar›n› bile engellemeye çal›flan bir anlay›fl bizleri nereye kadar nas›l tafl›yacakt›r. Mevcut egemen sendikal anlay›fllar›n ve mevcut konfederasyonlar›n biz emekçilerin iradesini ve temsiliyetini yürütemeyece¤i tüm gerçekli¤iyle ortadad›r. ‹flte tam da burada proleter düflün ve yaflam tarz› ile burjuva düflün ve yaflam tarz› çat›flmaktad›r. Dolay›s›yla ancak do¤ru bir çal›flma tarz› ve Sendikal Birli¤imiz ilkeleri do¤rultusun-

- Her toplu sözleflme döneminde bu durum yaflan›yor. Sadece bu dönem de¤il. 2003 y›l›n›n May›s ay›na bak›n o dönemde uyuflmazl›k zapt› tutuldu¤unda da ayn› fleyleri yaflad›k. Bu y›l yine iflverenlerle yapt›¤›m›z toplu sözleflme görüflmelerinin uyuflmazl›kla sonuçlanmas›ndan sonra iflverenler böyle bask› yöntemlerini artt›rmaya çal›fl›yor. Geriye dönüp bakt›¤›m›zda da direnifllerin yo¤un oldu¤u dönem veya toplu sözleflmelerin t›kand›¤› dönemlerde jandarma bask›s› art›yor. Bu anlamda giriflimlerimiz var. Sonuç olarak Tuzla Kaymakaml›¤› ve baroyla da konufltuk. Buradaki tutumu ortadan kald›rmak için çaba harc›yoruz. “Teslimiyetçi anlay›fl› k›rmam›z gerekiyor” - Türk-‹fl’in uzlaflmac› tavr›na karfl› muhalif 17 flubenin tavr› ile ilgili geliflmeler nelerdir? Siz ne düflünüyorsunuz? -1 Mart’ta SEKA’da yap›lan Türk-‹fl Baflkanlar Kurulu toplant›s›na kat›ld›m ve orada flunu gördüm. Toplant›ya giren 30 sendika bulundu¤u durumdan rahats›z. fiimdi Türk-‹fl’in bünyesinde en çok örgütlü olan kesim kamu sektörü yani devlet sektöründe örgütlü olan sendikalar. Ama son süreçte özellefltirme ve iflyerlerinin kapanmas›yla birlikte ister istemez sonuç olarak iflyerlerini kaybetmekte, üyelerini kaybetmekte. Bu konuda tabandan da bir s›k›flt›rma var. Hatta 4 Mart’ta al›nan eylem kararlar› da bask› sonucu al›nd›. Geçmifl dönemlerde de flubeler çeflitli platformlar oluflturdu. En büyük sorun tabanla bütünleflip kendi genel merkezi ve Türk-‹fl’i zorlayamamakt›. Yani söylemden daha ileri eylem biçimine dönüflmesi gerekir. Elbette ki 17 flubenin tavr›n› olumlu olarak de¤erlendiriyoruz. Ama bunun tabanla bütünleflmesi gerekir. Bu konuda Türk-‹fl rahats›z. Genel merkez vas›tas›yla flubelerin sesini kesme çabas› içerisine girecek, buna haz›r olmak gerekir. Yani gelecek sald›r›ya karfl› gö¤üs germesi gerekir. (Kartal)

da tüm bu olgulara ve olaylara müdahale edebiliriz. Y›llardan beri süregelen ayn›eski kadro ve bileflenlerimizi yeni iflçi ve emekçilerle güçlendirmek, yeni yeni kadrolar yetifltirmek üzerinde yo¤unlaflmal›, önümüzdeki s›cak süreci karfl›laman›n haz›rl›klar›n› yapmal›y›z. Özellikle 1 May›s öncesi devrimci bir 1 May›s’› kutlamal›, bunun için de baflta flubelerimiz olmak üzere Genel Merkezlerimizi ve Konfederasyonlar›m›z› zorlamal›y›z. Geçen y›l yaflanan ayr›flmay› önlemek, Taksim meydan›n›n üzerindeki yasa¤›n kalkmas› için, Taksim’in tekrar 1 May›s alan› olmas› için ›srarc› olmal› fakat Taksim’e tak›l›p kalmadan 1 May›s’›n tüm devrimci demokrat güçlerle birlikte kutlanmas› için çaba sarfetmeliyiz. Tüm emekçilerin bizlerden beklentisi bu yöndedir. Bizler de bu misyona uygun bir tarzda çal›flman›n gereklili¤ini unutmadan tüm enerjimizi Devrimci bir 1 May›s yaratman›n, Devrimci Demokratik Sendikal Birli¤imizi yeniden ve yeni kadromilitanlarla örgütleme ve yeni kadrolar yaratmak için harcamal›y›z. -Yaflas›n 1 May›s! - Birlik Mücadele Zafer! 1-‹flçi hareketi içinde düflünce tarz› için mücadele-Stefan ENGEL


6

8-21 Nisan 2005

19

Tar›m topraklar›m›z› emperyalizmin kullan›m›na sunan yasa ç›kart›ld›! Geliflmifl ülkeler batakl›k göl ve deniz gibi tar›m yap›lamayan alanlar üzerinde çeflitli teknolojiler gelifltirerek, yeni tar›m alanlar› yaratmaya çal›fl›rken, TC devleti ç›kard›¤› yasalarla tar›m topraklar› üzerinde sanayi tesisi, askeri tesis, petrol istasyonlar› kurmaya izin veriyor. Tar›m topraklar›m›z›n amac› d›fl›nda askeri savunma tesislerine, organize sanayi bölgelerine, maden aramas›na, petrol istasyonlar›, hapishaneler vb. tesislerin kurulmas›na ve kullan›lmas›na olanak sa¤layan yönetmelik yürürlü¤e girdi. Tar›m Bakanl›¤›’n›n “Tar›m arazilerinin korunmas› ve kullan›lmas›na dair yönetmeli¤i” 16 Mart 2005 tarihinde itibaren geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yay›mlanarak uygulanmaya baflland›. Tar›m Bakanl›¤›’n›n “kamu yarar›” yönünde verece¤i kararla söz konusu olan tar›m arazisinin, yukar›da ad› geçen ve daha birçok tesisin kurulmas›na olanak sa¤layan yönetmelik, 1989 y›l›ndan bugüne uygulamada olan Tar›m Arazilerinin Amaç D›fl› Kullan›lmas›na Dair Yönetmeli¤in devam› niteli¤inde. 1989 y›l›ndan bugüne kadar emperyalist-kapitalist tekellerin ülkemizdeki faaliyetlerine devam etmesini sa¤layarak bu tekellerin fabrika ve tesislerini koruma alt›na alan yasal de¤iflikli¤e u¤rat›lan,

istisnalar› geniflletilen, hükümleri ç›kartan uflak hükümetler, ekilebilir tar›m arazilerini köylünün tar›msal üretiminde kullan›m› d›fl›na çekilerek buralar› emperyalist sermayeye ve kompradorlar›na peflkefl çekmifltir. Fabrikalar kurulmufl, termik-mobil santraller yap›lm›fl, alt›n madeni arayan flirketlere peflkefl çekilmifl, ABDNATO askeri tesisleri kurulmufl, tar›m arazileri-ovalara yap›lm›fl tesisler herkesçe bilinmektedir. Samsun’da Mobil Santrali, Bergama’da Eurogold (Normandy), Çukurova’da Amerika ‹ncirlik Askeri Tesisleri vb. ülkemizin birçok yerleflim ve tar›m alanlar›nda fabrika ve tesislerin kurulmas›na karfl›l›k, bunlara karfl› halk›m›z›n, köylümüzün örgütlü veya kendili¤inden vermifl oldu¤u mücadeleler, direnifl ve eylemleri s›kça haf›zam›zda yinelenmektedir. Bergama köylüsü, Malatya köylüsü, Samsun köylüsü vb. topraklar›nda, ürünlerin zarar görmesiyle, sa¤l›¤›n›n bozulmas›yla yaflad›¤› sorunlar›n nedeni-

Tar›m Ormanc›l›k ve Çevre Platformu Kurultay düzenledi Türkiye Tar›m Ormanc›l›k G›da ve Çevre Platformu 1. Ulusal Tar›m, Ormanc›l›k, G›da ve Çevre Kurultay›’n› düzenledi. Ça¤dafl Sanatlar Merkezi’nde gerçekleflen kurultayda bitkisel üretim, hayvanc›l›k, g›da ve ormanc›l›k konular›nda haz›rlanan taslak raporlar tart›flmaya sunuldu. Kurultayda aç›l›fl konuflmas›n› yapan ZMO Genel Baflkan› Gökhan Günayd›n, Türkiye siyasetinin temelinin borç ödemeye dayal› oldu¤unu, bunun d›fl›ndaki tüm harcamalar›n ya k›s›tland›¤› veya kald›r›ld›¤›n› belirtirken sosyal devleti tasfiye eden yasalar›n ç›kart›ld›¤›, do¤al kaynaklar›n, tar›m ve hayvanc›l›¤›n sermayeye peflkefl çekildi¤i yönünde aç›klamalarda bulundu. Tar›msal K‹T’lerin özellefltirme ad› alt›nda çokuluslu flirketlere sat›ld›¤›n› ifade eden Günayd›n, Türkiye Tar›m Orman G›da ve Çevre Platformu’nu bütün bunlara karfl› duruflunu ifade edebilmek için oluflturduklar›n› belirtti. Kurultay›n sunumunda haz›rlanan raporlar de¤erlendirilerek sonuç bildirgesi yay›mlanaca¤› bildirildi. (Ankara)

nin emperyalist-kapitalist sermayenin fabrikalar› oldu¤unu santrallerin yaratt›¤› sonuçlar› birebir yaflayarak görüyor. Köylümüzün tarlas›nda bahçesinde yetiflen ürünün zarar görmesine neden olan fabrikalar›n, tesislerin varl›¤›n› kurulu düzenini geniflletmesine olanak sa¤layan emperyalist sömürünün devam› için düzenlenen yasa, yeni düzenlemelerle kelime oyununa yer vermifltir. Ad› “Tar›m arazilerinin korunmas› ve kullan›lmas›” olan yönetmelik hükümlerinde orman say›lan yerler, zeytinlikler, uygulama alan› veya bölgesi d›fl›nda ilan edilen yerler d›fl›nda kalan alanlarda, köylerin planl› yerleflimleri için mevcut yerleflik alanlar›n çevresinde bulunan arazilerin içerisinde ve d›fl›nda kurulacak organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri, toplam kullan›m alan› 5 bin metrekareyi geçmemek flart›yla karayollar› güzergahlar›nda kurulacak oto yak›t sat›fl istasyon ve bu istasyon ile birlikte planlanacak tesisler, kat› at›k te-

sisleri ve ek tesisleri, ceza infaz kurumlar› ve tutukevleri yap› ve tesisleri için de tahsis edilemeyecek. Sulu tar›m arazileri tar›m d›fl› amaçl› kullan›mlara tahsis edilemeyecek ancak daha uygun alternatif alanlar tespit edilemedi¤i durumlarda karayollar›, demir yollar›, elektrik santralleri, su kuyusu, ait ek tesisler, santral yolu vb. tesisler kurulabilecek. Bu yasadan yararlanacak olan emperyalistkapitalist sistemin ülkemizdeki uflaklar› kompradorlar›d›r. Emperyalistlere gerekli olan hammadde ihtiyac›na tüm olanaklar› sa¤layan Türk hakim s›n›flar› ülkemiz halk›n›n, topraklar›n›n sömürülmesine olanak sunmaktad›r. Petrol için Irak’›, yeralt› zenginlikleri için Afganistan’› iflgal eden emperyalistler, ülkemizi de uflak Türk egemenler arac›l›¤›yla ba¤›ml› k›ld›klar› yetmezmifl gibi, geriye dönüflü mümkün olmayan tar›m alanlar›n› sanayiye açarak bu ba¤›ml›l›¤› daha da derinlefltirmek istemektedirler. (Samsun)

Tah›l tar›m›n›n befli¤i Mezopotamya tehlikede Irak yaln›z ABD’nin de¤il, uluslararas› tar›m flirketlerinin de iflgali alt›nda… GDO’ya Hay›r Platformu, Irak’›n iflgalinin ikinci y›ldönümü nedeniyle, Irak’taki ‘tar›m iflgali’ konusunda bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Irak’ta iflgal en ac›mas›z biçimiyle devam ederken kendini yaln›z sokaklarda de¤il, ayn› zamanda tarlalarda, tar›mda da göstermeye bafllad›. ABD hükümetinin de deste¤ini alan çokuluslu flirketlerin tüm dünyada sürdürdükleri planlar›n bir örne¤i de son olarak eski Geçici Hükümet Koalisyonu yöneticisi Paul Bremer’in Irak’a miras b›rakt›¤› ve ‘yeni bir hükümetin de¤ifltirdi¤i ana kadar’ yasa statüsünde kalacak olan tar›m yasas›yla yaflanmakta. Irak’taki yeni tohum ve g›da bitkisi yasas›, çiftçilerin tohum saklama, paylaflma ve yeniden kullanma geleneklerini küresel tar›mla de¤ifltirmeyi hedefliyor” diyen Platform, Irak’taki tar›m›n durumunu flu flekilde aktar›yor: “Savafl›n oldu¤u her yerde çiftçiler topraklar›ndan sürülüp bilim insanlar›

araflt›rmalar›n› terk etmeye zorlan›yorlar ve tohum bankalar› ya¤malan›yor. ABD’nin Irak’› iflgali de bu aç›dan bir farkl›l›k göstermiyor. Ebu Garib’deki Irak Tohum Bankas› 2003’te bombalanm›fl ve ya¤malanm›flt›. Öngörü sahibi bilim insanlar›n›n 1996’da Halep’e gönderdikleri tohumlardan oluflan Irak Tohum Koleksiyonu, 1000 kadar tohum çeflidini korumay› baflard›. Kaybolan sadece bugünün biyo-çeflitlili¤i de¤il, ayn› zamanda de¤iflen hava ve toprak flartlar›na dayan›kl›, gelecekte birçok toplumu açl›ktan kurtarabilecek özelliklere sahip tohumlar›n genetik özellikleri. Üstelik ‹srail’den Irak’a uzanan bu topraklar, arpa ve bu¤day›n genetik kalbi.” Platform bu düzenlenmenin, tah›l tar›m›n›n befli¤i olan Mezopotamya’n›n Irak’taki g›da ürün çeflitlili¤ini tehlikeye att›¤›na dikkat çekerken, yasaya göre Irak’taki tüm çiftçilerin tohum stoklar› ve kullan›mlar› yeni bir tan›mlamaya göre yürüyece¤ini de ifade etti. Platform ayn› zamanda “insani

yard›m ad› alt›nda -kimi zaman iyi niyetle- da¤›t›lan tonlarca tohumun, bu yasa yürürlü¤e kondu¤u için birkaç y›l içinde telif ücretli sat›fl uygulamas›na girece¤inden çiftçilere daha büyük masraflara sebep olaca¤›n›n alt›n› çizerek aç›klamalar›n› flu flekilde sonland›rd›: “Tohumunu kendi saklam›fl çiftçiler dahi, e¤er tan›ml› bir türle ortak özellik gösteriyorsa ektikleri babadan kalma tohumlar› yüzünden ceza alacak. Üstelik ba¤›fllanan tohumlar›n içinde genleri de¤ifltirilmifl tohumlar›n da olabilece¤i ve bunlar›n hiçbir iflaret tafl›mayaca¤› da aflikar. Irak’ta bütün bu bitki türlerinin ve g›da sektörünün flirketlefltirilme sürecini h›zland›racak ac› bir faktör de, Irak’›n 12 y›ld›r alt›nda kald›¤› dayatmalar yüzünden büyük ölçüde çökmüfl tar›m sektörü. Irak’›n y›pranm›fl altyap›s›, sermaye yoklu¤u, tar›m girdilerindeki k›tl›¤› ve iç pazar›n ‘g›da için petrol’ program›n›n getirdi¤i ithal g›da düzeni birleflince yerli tar›ma derin bir darbe vurmufl durumda.” (H. Merkezi)


7

19

8-21 Nisan 2005

Türkiye’nin tar›m politikas› emperyalizme ba¤›ml›

Türkiye tar›m politikas› emperyalistlerin taahhütleri esas al›narak yeniden düzenleniyor. Efendilerinin IMF, DB, DTÖ kurumlar›yla belirledi¤i “Tar›m Kanunu Tasar›s›”n› haz›rlayan AKP hükümeti, emperyalist flirketlerin önceliklerini koruyan serbest piyasa sistemini oluflturarak köylülü¤ü piyasa koflullar›nda tüketmeyi hedefliyor. Tar›m Kanunu Tasar›s›’n›n ana konusunu tar›msal desteklemelerin çerçevesinin yeniden belirlenmesi teflkil ediyor. Tar›m politikas›n›n araçlar›n› belirleyen dördüncü maddede iç ve d›fl taleplere uygun bir flekilde tar›m sektörü oluflmas›n›n tan›m› yap›l›yor. 5-6. maddelerinde de tar›m politikalar›n›n ilkelerinin önceliklerini uluslararas› taahhütler esas al›narak “AB’ye uyum sürecinde tar›m yasalar›n›n düzenlenmesi için gerekli çal›flmalar›n yap›lmas›” gerekli oldu¤u belirtilmifl. Emperyalist tekellerin taahhütlerine uyumu esas alan, üretim s›n›rlamalar›n›n meflrulaflt›r›ld›¤› kanunda, tar›msal desteklemelerin düzenlenmesi öncesinde kamusal alanda iken flimdi üretici ör-

gütlenmeleri (kooperatifler, birlikler vb) üzerinden yap›lmas› sa¤lan›yor. Desteklemelerin piyasa koflullar›na göre desteklenme çerçevesini oluflturan kurumsallaflmaya gidilmektedir. Bu da ülkemizde köylülü¤ün büyük ço¤unlu¤unun büyük iflletme sahipleri, toprak a¤as› ve zengin köylülü¤ün korunmas›n› ve emperyalist flirketlerin serbestli¤ini getirmektedir. Tar›m kanunu destekleme politikalar› belirlenirken yeni düzenlenecek destekleme biçimleri 8 bafll›k alt›nda toplanm›flt›r. Bunlar; Do¤rudan Gelir Deste¤i (DGD) %45 Fark ödeme (FÖ) %13 Telafi edici ödemeler %5 Hayvanc›l›k destekleri %12 Tar›m sigortas› ödemeleri %5 K›rsal kalk›nma deste¤i %10 Çevre amaçl› tar›m arazilerini koruma program› deste¤i %5 Di¤er destekleme ödemeleri %5 DGD daha önce DB kredileri do¤rultusunda IMF program›na göre 2005 y›l›na kadar 5 y›ll›¤›na uygulamaya konulan bir sistemdi. Bu sistem yeni kanu-

na göre sürekli hale getiriliyor. DGD ödemelerinin köylünün tar›msal üretimini teflvik etmedi¤i, verimlilik ve üretim art›fl›n›n önünde engel oldu¤u ve uygulamada olan 5 y›ll›k ödeme plan›ndan her y›l 2 taksitle bir sonraki y›la ödeme yap›ld›¤› için o y›l›n tar›m üretiminde hiçbir katk›s›n›n bulunmad›¤› köylümüz taraf›ndan da ifade edilmektedir. DGD ödeme sisteminde destekler, topra¤›n› iflleyen ya da ifllemeyen ay›r›m› yap›lmadan arazi kay›tlar› üzerinden arazi sahiplerine verilmekte. Bu da büyük arazi sahiplerinin toprak a¤alar›n›n cebini doldururken küçük iflletme sahibi köylüler ile hayvanc›l›k, ar›c›l›k vb. ile u¤raflan köylüler faydalanamamaktad›r. Tar›m kanunu tasar›s›nda devam edecek olan DGD % 45 oran›nda ödeme yap›laca¤› belirtilmifltir. Tar›m kanunu sözleflmeli üretimi getirmektedir. Sözleflmeli üretim tan›mlan›rken üreticinin sözleflmeyi bireysel olarak yapmas› öne ç›kar›lm›flt›r. Sözleflmede taraflardan biri olan üreticilerin sözleflmenin gereklerini yerine getirmemesi durumunda uygulanacak ceza belirtilmiflken, karfl› taraf aç›s›ndan sözleflmenin ihlalinde uygulanacak cezaya yer verilmemifltir. Sözleflmeli üretim yapmas› dayat›lan köylünün ç›karlar›n› savunacak herhangi bir örgütlenme, sendikalaflmadan bahsedilmemifltir. Tar›msal desteklemelerin nas›l ve ne oranda yap›laca¤› kanunla belirlenen ve görevleri yerine getirmek üzere “Tar›msal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu” oluflmakta. Kurul, Tar›m ve Köy ‹flleri Bakanl›¤› baflkanl›¤›nda Tar›m ve

Köy ‹flleri Bakanl›¤›, Maliye Bakanl›¤›, Sanayi ve Ticaret Bakanl›¤›, Çevre ve Orman Bakanl›¤›, Devlet Planlama Teflkilat› Müsteflarl›¤›, Hazine Müsteflarl›¤› ve D›fl Ticaret Müsteflarl›¤› ile bakan onay›yla belirlenecek bakanl›k genel müdüründen oluflmakta. Kurul kararlar› oy çoklu¤u ile al›nmakta; Tar›m Bakanl›¤›n› temsil eden iki kurul üyesinin bulunmas› al›nan kararlar›n tar›mla ilgisi olmayan kurum temsilcilerinin kararlar› ile belirlenece¤ini göstermekte. Oluflturulan kurulda üreticileri temsil eden herhangi bir örgütlülük temsilcisinin bulunmamas› dikkat çekicidir. Üretici ve yetifltiricilerin çeflitli kanunlara dayanarak kurduklar› tar›msal amaçl› kooperatif ve birliklerin faaliyetlerini tar›m politikalar› do¤rultusunda planlamas› ve yürütülmesinde ilgili bakanl›k ve kurulufllarla gerekli iflbirli¤ini öngören yeni düzenlemeler getiriliyor. Desteklemelerin kurulmufl olan ve kurulacak tar›msal kooperatifler ve birlikler arac›l›¤›yla üreticiye verilmesinin öngören kanunda köylü için olumlu yönün yan›nda süreç içerisinde olumsuz içeri¤i de bulunmaktad›r. Her ürün üzerinden örgütlenmeyi ön plana ç›karan, il ve ilçeler baz›nda köylünün üretici ve yetifltirici birlikleri kurmas›n› amaçlayan kanun, serbest piyasa koflullar›nda birlikler ve kooperatifler aras›nda rekabetin yarat›lmas› karfl›s›nda planlaman›n bulunmamas› olumsuz yönde geliflebilir. Bu durumun farkl› alanlarda tart›flma ortamlar›nda yer almas› örgütlülü¤ün üretici köylülerin menfaatine gelifltirilmesi için önemlidir. (Samsun)

Sinan köylüleri: Ağa zulmüne son!

Diyarbak›r’›n Bismil ilçesine ba¤l› Sinan köylüleri topraklar›n› zorla ellerinden alan a¤aya karfl› direniyorlar. 30 Mart Çarflamba günü Ankara’ya gelen köylüler Toros Sokak’ta topland›lar. Kad›n, erkek, genç, yafll› yaklafl›k 200 köylü en önde “Say›n Baflbakan›m›z; Modern Cumhuriyetinde Kölelik Devam Etsin mi?” yaz›l› pankart açt› ve “Vampir A¤a; can›m›z kald›, onu da m› alacaks›n?”, “Ölümüzden do¤rudan gelir deste¤i al›r m› a¤a?”

yaz›l› dövizleri tafl›d›. Eylemde “Yaflas›n Cumhuriyet, kahrolsun a¤al›k”, “Yaflas›n toprak mücadelemiz” sloganlar› at›ld›. Köylülerin oldukça öfkeli oldu¤u eylemde kad›nlar da tepkilerini dile getirdi. Toros Sokak’tan Abdi ‹pekçi Park›’na yürüyen kitle, sorunlar›n›n çözülmesini istedi. Parkta Sinan köylüleri ad›na konuflan Hasan Parça; “Biz a¤an›n, ekti¤i biçti¤i topraklar›n› elinden zorla ald›¤› ve göçe zorlad›¤› köylüleriz. Sinan Köyü’ne sonradan gelerek yerleflen Cengiz A¤a köydeki topraklar› sat›n alm›flt›r. Kendi topra¤›m›zda köle durumuna düfltük. Sorunlar›m›z›n çözümü için Diyarbak›r’da miting ve yürüyüfl düzenledik. Bölge

milletvekilleriyle görüfltük. Toprak talebimizi dile getirdikten sonra a¤an›n bask›s› daha da artt›” diyerek yaflad›klar›n› anlatt›. Yaklafl›k 180 ailenin ekip biçemedikleri için açl›kla karfl› karfl›ya oldu¤unu, köylülerin haberi bile olmadan topraklar›n tapular›n›n a¤aya verildi¤ini belirten Hasan Parça, tüm siyasi partileri, dernekleri, sendikalar› duyarl› olmaya ça¤›rd›. Tüm Köy-Sen Baflkan› fievki Konur ise yapt›¤› konuflmada benzer sorunlar›n pek çok yerde yafland›¤›n›, Van’da a¤a zulmünden kaçan 128 köylünün K›rklareli’nde Demirciköy’e s›¤›nd›klar›n› hat›rlatt›. Konur, konuflmas›n›n devam›nda köylülerin mücadelesine des-

tek verdiklerini ifade etti. Gazetemizde daha önce de yer verdi¤imiz Sinan köylüleri a¤an›n zulmüne karfl› direniyorlar. Son olarak Aral›k ay›n›n ikinci haftas›nda topra¤› iflgal eden köylülere jandarma sald›rm›fl, 300’e yak›n köylüyü gözalt›na alm›fl, bununla da yetinmeyen jandarma ertesi gün köyü basarak 29 kifliyi daha gözalt›na alm›fl, dördünü tutuklam›flt›. (Ankara)


8

8-21 Nisan 2005

19

Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu (AT‹K) 18. KONGRES‹’N‹ BAfiARI VE COfiKU ‹LE GERÇEKLEfiT‹RD‹!

21.Yüzy›lda Uluslararas› AntiEmperyalist Mücadelenin Perspektifleri Ve Görevlerimiz bafll›¤› alt›nda tart›flmalar›n yap›ld›¤› 18. AT‹K Kongresi; 25-26-27 Mart 2005 tarihinde Frankfurt’ta yaklafl›k 100 delege ve 200 misafirin kat›l›m› ile yap›ld›. 18. AT‹K Kongresi, önümüzdeki iki y›l için yönetici organ› AT‹K Genel Konseyini seçerek ve gelecek dönemin politik perspektifleri do¤rultusunda pratik yöneliminide belirleyerek, baflar›l› bir flekilde gerçeklefltirildi. Dünyan›n birçok yerinde gelifltirilen anti-emperyalist kitle/halk mücadelelerinin uluslararas› alanda birlefltirilmesi meselelerinin, Türkiyeli/T. Kürdistanl› göçmen emekçilerin sorunlar›na cevap olacak politikalar›n belirlenmesinin, göçmen demokratik kad›n hareketinin sorunlar›n›n tespit edilmesinin ve göçmen gençli¤in politik ve pratik meselelerine aç›l›mlar getirilmesinin öne ç›kt›¤› bir Kongre olan 18. Kongre, yeni bir soluklanma yaratm›fl devrimci demokratik kitle mücadelesi için bir okul olmufltur. Emperyalizmin, her türlü sald›r› metodlar›n› deneyerek topyekün bir tarzda ezilen dünya halklar›na azg›nca sald›rd›¤› bir süreçte; böylesine üretken ve mücadele azmi dolu bir kongre gerçeklefltirmek oldukça önemlidir. Türkiye’den davetli gelen konuflmac›lardan araflt›rmac›/yazar Temel Demirer ve Dr. fiebnem Korur Fincanc› kitleyi heyecanland›ran ve düflündüren, süreci sorgulatan konuflmalar› ile Kongre’ye renk katt›. Filipin, Nepal, ‹talya, Almanya’dan kat›lan delegasyonlar Kongrede militan/politik bir atmosfer oluflmas›nda etken oldular. Ayr›ca Kongremize kat›lamayan kurum ve kiflilerin gönderdi¤i yaz›l› dayan›flma mesajlar› kat›l›mc›lar›n mücadele azmini biledi ve devrimci dayan›flma anlam›nda güzel örnekler sundular. Kongremize Irak Yurtseverler Birli¤i, Migrante Europa, Migrante International, MLPD, ILPS sekreteryas›,

Maoist Komünist Parti-‹talya, ILPS Türkiye Seksiyonu, Partizan-Türkiye, B‹R-KAR Frankfurt Temsilcili¤i, Enternasyonal Nepal Dayan›flma Forumu, Dünya Halklar› Direnifl Hareketi Frankfurt Yerel Örgütü, S›n›f Yolu (Avusturya’l› iflçiler), Ö¤renci ve Ö¤retmenler Mücadele Hareketi, Savafl Karfl›t› ve Anti-Emperyalist Komiteler (Avrupa), Almanya Ermenileri Konseyi, Norveç anti-emperyalist Komite, YDG- Avrupa MYK, Militan Halk Hareketi Yunanistan, Ayr›ca, ILPS Baflkan› Prof. Jose Maria Sison, Haluk Gergerden meajlar gelmifltir. 18. AT‹K Kongresi aflag›da say›lan 12 noktada iki y›ll›k yönelimini belirlemifltir; 1. 18. AT‹K Kongresi; Filipinler’de halka ve iflçilere karfl› yap›lan katliamlar› protesto etmekte ve k›namaktad›r. Filipin halk› ile flimdiye kadar oldu¤u gibi bundan sonrada dayan›flacakt›r. 2. 18. AT‹K Kongresi; ortaça¤ art›¤› Nepal gerici rejiminin, demokratik devrim mücadelesine ve Nepal halk›na karfl› gelifltirdi¤i sald›r›lar›n› k›namakta ve Nepal halk›n›n kurtulufl mücadelesiyle dayan›flmas›n› yükseltece¤ini ilan etmektedir. 3. 18. AT‹K Kongresi; uluslararas› anti-emperyalist mücadelenin görevlerine daha fazla ba¤lanaca¤›n› ve kurumumuzun bu alandaki sorumluluklar›n› büyütece¤ini kararlaflt›rm›flt›r. 4. 18. AT‹K Kongresi; Kürt halk›na yönelik TC devletinin paranoyak-histerik bayrak flövenizmini k›nama/muhtemel provakasyonlara karfl› uyan›k olma ve Kürt halk› ile dayan›flma karar› alm›flt›r. Ayr›ca Kürt göçmenlerin Avrupa’da da anadilde e¤itim gibi demokratik haklar›n›n› savunma ve gelifltirme yönlü bir yönelim belirlenmesini kararlaflt›rm›flt›r. 5. 18. AT‹K Kongresi; Türkiyeli/T. Kürdistanl› göçmenlerin, göçmen kad›nlar›n, göçmen gençlerin ve özelliklede göçmen çocuklar›n özgül sorunlar› çerçevesinde, örgütlenmelerimizin uy-

gun politik aç›l›mlarla meselelere çözüm üretmeye çal›flmalar› elzem bir yönelim olarak belirlenmifltir. 6. 18. AT‹K Kongresi; Alevi göçmen kitlelerin inanç özgürlükleri mücadelesinin ve demokratik muhtevas›n›n desteklenmesi karar› al›nm›flt›r. 7. 18. AT‹K Kongresi; emperyalist sosyal y›k›m politikalar› ve uygulamalar›na karfl›, Avrupa’n›n bütün ezilen emekçileri ve halklar›yla enternasyonal dayan›flma temelinde birleflmeyi ve s›n›f kardefllerimizle güçlü kitlesel itirazlar› örgütlemeyi kararlaflt›rm›flt›r. 8. 18. AT‹K Kongresi; Avrupa’daki tekelci burjuvazi destekli iç faflistleflmeye yeniden dikkat çekmifl ve anti-faflist mücadelenin önemine vurgu yapm›flt›r. Faflizme, ›rkç›l›¤a ve göçmen düflmanl›¤›na karfl› mücadelenin ertelenemezli¤inin alt› bir kez daha çizilmifltir. Bütün faflist partilerin ve örgütlenmelerin yasaklanmas› talebi, yeniden teyit edilmifltir. 9. 18. AT‹K Kongresi; Avrupa devletlerinin anti-terör yasalar›n›n gerici ve faflizan ruhunu teflhir etme karar› alm›flt›r. Bu yasalar, tekelci emperyalizmin göstermelik iç ve d›fl güvenlik gerekçelerinden ba¤›ms›z olarak, giderek k›z›flan hegemonik ve emperyal talan politikalar›n›n bir örtüsüdür. AB egemenleri, gelecekte bu yasalar sayesinde, kendi halklar›n›n hak alma ve koruma mücadelesini de kanl› bir flekilde bast›racakt›r. AB anti-terör yasalar› derhal iptal edilmelidir. 10. 18. AT‹K Kongresi; göçmenlerin kültürel haklar› ve bu haklar›n elde

edilmesi/korunmas› ba¤lam›nda halklar aras›nda kardefllik temelinde bir iliflkiye dayanan kaynaflmadan yana oldu¤unu yeniden ifade etmifl ve burjuva asimilasyon ve tek yanl› entegrasyon politikalar›na karfl› oldu¤umuzu ilan etmifltir. 11. 18. AT‹K Kongresi; Ortado¤u, Kafkasya ve Orta-Asya halklar›n›na yönelik emperyalist sömürü, talan, iflgal ve savafl politikalar›n› ve projelerini teflhir etme ve bu projelerin gelecek aç›s›ndan içlerinde bar›nd›rd›klar› tehlike potansiyeline karfl› bölgenin ezilen haklar›n› her f›rsatta uyarma görevini üstlenmifltir. Tüm emperyalistler Ortado¤u, Kafkasya ve Orta Asya’dan elinizi çekin slogan›n› daha güçlü hayk›rma görevini yeniden üstlenmifltir. 12. 18. AT‹K Kongresi; ezilenlerinin dünya halklar›n›n uluslararas› mücadelelerinin birlefltirilmesi, politik-pratik yönelimlerle somutlaflt›r›lmas›, örgütlenmelerimizin uzmanlaflma, kitleselleflme ve hayat›n yal›n gerçekleri ile politikalar›m›z› buluflturulmas› anlam›nda önemli kazan›mlar elde etmifltir. Birkaç y›ld›r üzerine önemle durdu¤umuz, gerçekler üzerinden politika yapma yönelimi, art›k daha güçlü içselleflmifl ve Kongremiz taraf›ndan kabul görmüfltür. Her aktivistimiz bu yönelimi derinlefltirmek ve zenginlefltirmekle yükümlüdür. Yaflas›n Enternasyonal Dayan›flma! Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i! Birlik-Mücadele-Zafer! Yaflas›n AT‹K, YDG, Yeni Kad›n, ILPS!

‹nsan Haklar› ‹çin Filipinler Halk›yla Dayan›flma Bildirgesi ABD’nin Filipinleri teröre karfl› savafl’ta ikinci cephe olarak ilan etmesine, Filipinlerde, halk karfl›t› ve emperyalizm yanl›s› insan haklar› ihlalleri politikalara karfl› muhalefetin susturulmas› için Amerikan-Filipin uygulamalar› gümdemdeyken; AT‹K delegeleri olarak, Filipinlerde artan insan haklar› ihlallerini k›n›yoruz. Bayan Muna, Anakpawis and Gabriella gibi Filipinli ilerici kurumlara ve halk›n orgütlenmelerine ve insan haklar› örgütlerinin üyelerine ve liderlerine, köylülere, iflçilere, gençlere, kad›nlara, avukatlara karfl› giriflilen yarg›s›z infazlar›, suikast giriflimlerini gözalt›nda kaybetmeleri lanetliyoruz. (Ocak ay›ndan Mart’a kadar 33 kifli öldürüldü ve birço¤u yaraland›.) Bizler insan haklar› ihlallerine karfl› Filipin halk›yla dayan›flmam›-

z› ilan ediyoruz. Ölümlerin ve tacizlerin durdurulmas›n› talep ediyoruz. Bizler, bu uygulamalar›n ma¤durlari için adalet istiyoruz. ABD destekli Arroyo rejimi bu uygulamalar›n sorumlusu olup onlar›n adalet önüne ç›kar›lmalar›n› talep ediyoruz. Çözüm olarak bizler, Filipinler’de insan haklar› kampanyas›n› destekliyor ve bu kampanyada aktif flekilde yer alaca¤›z diyoruz. Ve bu bildirgeyi bir çözüm arac› olmas› için Filipinler baflkan› Gloria Macapagal-Arroya’ya, Filipin polis merkezine ve askeri kurumlara, bu uygulamalar›n ma¤durlar›na ve onlar›n ailelerine, insan haklar› örgütlerine gönderece¤iz. ‹nsanl›k onuru her türlü iflkenceyi ve bask›y› yenecektir! 18. AT‹K KONGRES‹ DELEGELER‹


9

19

8-21 Nisan 2005

“Kahrolsun faflizm yaflas›n halklar›n kardeflli¤i!” Elimize posta kanal› ile ulaflan bildiriyi haber de¤eri tafl›d›¤› için oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. “Son dönemlerde faflist TC devletinin yönlendirmesiyle bafllayan bir flovenist dalga geliflmektedir. Bu flovenist dalga özelde Kürt ulusunu sindirme ve asimile etme hedefi tafl›rken, genelde ise bütün halk›m›z› faflist iktidarlara daha fazla ba¤lamay› amaçlamaktad›r. Faflizmin çok

yönlü sald›r›lar›na karfl› çeflitli milliyetlerden ezilen, sömürülen, bask›lara u¤rayan ve hor görülen Türkiye halk›n›n kardefllik temelinde birleflerek hareket etmesi bugün her zamankinden daha fazla önem kazanmaktad›r. Bu anlay›flla hareket edilmesi egemen s›n›flar›n iktidar›n›n sonunu yak›nlaflt›racak ac›lar›m›z›n, yoksullu¤umuzun, hor görülmemizin ve bask›lara maruz kalmam›z›n önünü kapatacakt›r.

Faflist TC devletinin bu flovenist dalgay› yaymas›nda her dönem oldu¤u gibi bu dönemde de bafl›n› çekenlerden biri MHP ve onun güdümündeki Ülkü Ocaklar›d›r. Bu faflistler Kürt halk›na ve üniversitelerdeki devrimci demokrat ö¤rencilere yönelik azg›nca bir sald›r› furyas›n›n en aktif bilefleni durumundad›r. Biz TKP/ML militanlar› bu durumu göz önünde bulundurarak Ülkü Ocaklar›n›n bu faflist sald›r›lar›-

na karfl›l›k vermek amac›yla bir eylem gerçeklefltirdik. Cerrahpafla Ülkü Oca¤›’n› hedef alan ve imha amac› tafl›yan eylemimiz 24 Mart akflam saatlerinde gerçeklefltirilmifltir. Ancak bomba teknik bir nedenden kaynakl› patlamam›flt›r. Bu gerici, flovenist sald›rganl›¤a ve bu sald›rganl›¤›n odaklar›na karfl› bundan sonra da mücadelemizi sürdürece¤iz.” (H. Merkezi)

Sald›r› yasalar›n›n toplam›: Yeni TCK

1 Nisan’da yürürlü¤e girmesi beklenen ve pek çok kifli ve kurum taraf›ndan “bas›na pranga vurmak” olarak tan›mlanan yeni TCK’n›n yürürlü¤e girme tarihi belirlenen tarihe 1 gün kala ertelendi. Hükümet oldu¤undan bu yana hiç ara vermeden sald›r› yasalar›n› haz›rlayan ve yasalaflt›ran AKP, yasay› bir “devrim” gibi göstermeye çal›flsa da yasan›n özellikle bas›na getirdi¤i pranga oldu¤u gibi ortada. Ç›kar›lacak yasa tasar›lar›n› s›r gibi saklayan AKP hükümeti, bu yasan›n da bas›nla ilgili “sansür” niteli¤indeki maddelerini gizlemeyi denedi. Peki bu yasa neleri içeriyordu? Neden bu kadar tepki do¤urdu? Yeni TCK’da madde 237, 267, 285, 286 bas›n› ba¤layan ve maddelerin geniflli¤inden ötürü suçlanabilecek alan bak›m›ndan en genifl olan maddeler. 237. maddede denen k›saca ve aç›kça flu; “‹flçi ücretlerinin veya besin maddelerinin fiyatlar›n›n art›p eksilmesini sa¤layacak haber...” yay›nlayana ceza var. Yani bir gazete, köfle yazar› veya bir ayd›n baflka ülkedeki emekçilerin durumu ile bizim ülkemiz emekçisinin durumunu k›yaslay›p “bu ücret artmal›” derse veya bir sendikac› bas›n arac›l›yla “flu mal›n fiyat› olmas› gerekenden fazla veya eksik” derse hem bunu yay›nlayan gazeteye hem de aç›klamay› yapan kifli, kurum veya yazara ceza verilecek. 267. maddede birinci f›rkada mad-

denin içeri¤i çözülüyor; “Yetkili makama ihbar veya flikayette bulunarak ya da bas›n ve yay›n yoluyla, ifllemedi¤ini bildi¤i halde(!) hakk›nda soruflturma veya kovuflturma bafllat›lmas›n› yada idari bir yapt›r›m uygulanmas›n› sa¤lamak...” diye bafllayan madde yay›n yolu ile arac› olanlara ceza öngörüyor. Öncelikle tart›fl›lmas› gereken ise emperyalistlerin ve onlar›n uflaklar›n›n hizmetindeki burjuva medya m›, yoksa devrimci demokrat bas›n›n m› böyle “iftiralara” baflvuraca¤›d›r. Bunun cevab› ise bizce gayet aç›kt›r. Yasa sat›r aralar› ile birlikte okundu¤unda ve içinde yaflad›¤›m›z düzenin somut gerçekleri göz önünde tutuldu¤unda flu gerçektir ki böyle bir maddenin anlam› “Ben iktidar koltu¤unda otururken beni teflhir edersen veya benim ç›kar›m› zedeleyen bir suçumu a盤a ç›kar›rsan ve ben bunu inkar edebilirsem, sana da cefas›n› çektiririm” oluyor. Bugün pek çok soygunu, vurgunu ve yolsuzlu¤u kompradorlar›n aras›ndaki klik savafllar› sayesinde etkili olduklar› bas›nyay›n organlar›ndan ö¤renirken gelecek olan yasayla da bunun önceden önü kesilip gerekli görülen ültimatom veriliyor. Ve bu durumu yorumlayan avukatlar ekliyorlar; “Reddedilen veya ispatlanmam›fl herfley iddia say›l›r ve çok rahat iftira kapsam›na al›nabilir.” Bunlardan en gerici ve ba¤nazl›¤›

ortaya koyan maddeler ise 301, 304 ve 318 oluyor. 301. madde itibariyle “Türklü¤ü(!), Türkiye Cumhuriyetini, TBMM’yi, polisi afla¤›lamak” suç. Yürürlü¤e girerse flayet, bu yasa art›k halka iflkence yapan polis ve askerlerin bile lay›k olduklar› dilde ifllenmesini engelleyebilecek. Bir düflünün, geçti¤imiz Mart ay›nda 6 Mart mitingine sald›ran polis hakk›nda veya flu anda T. Kürdistan’›nda toplu mezarlar açm›fl olanlar hakk›nda sözde afla¤›lay›c› bir söz kullanmak suç. Ki Türkiye’de “faflist” demenin bile bir dönem yasak oldu¤u düflünüldü¤ünde “afla¤›lama” kavram›n›n alt›n›n nas›l doldurulaca¤› ayr› bir tart›flma konusu oluyor. Bu madde ise hemen ard›ndan gelen 304. ve 305. maddelerle niteli¤ini tamaml›yor. Bu maddelerde devleti veya devlete karfl› savafla sevkettirmek, milli ç›karlar›n -ki bu ç›karlar bir milletin veya halk›n olmad›¤› kesindir- zarar›na yay›n yapmak yasak. Art›k insanlar sokak ortas›nda iflkence görürken bunu yay›nlay›p kamuoyu oluflmas›na ve bu yüzden AB’den devletin “insan haklar› aza-

r› yemesine” sebep olmak, devletin orta¤› haline gelmifl bir patronun yolsuzluklar›n› ortaya ç›karmak suç. Yasan›n sonuna geldikçe insan› hem güldüren hem de düflündüren yanlar› art›yor. Yeni TCK yürürlü¤e girdi¤inde “Ermeni katliam›”ndan bahsetmek veya “K›br›s orada yaflayanlar›nd›r, Türkiye’nin kar›flmas› Türkiye egemen s›n›flar›n›n ç›karlar› içindir” demek “büyük” suç. Neden denecek olursa tüm bu say›lan “suçlara” 6 ay ile 4 y›l aras› hapis cezas› öngörülürken bu maddeyi ihlal etmek 3 ila 7 y›l hapis cezas› getiriyor. Yani yasa¤› haz›rlayanlar›n ve yasay› yürürlü¤e sokacaklar›n kafa yap›s›n›, ideolojisini net olarak ortaya koyuyor. Türkiye’deki pek çok hukuk otoritesinin “Türkiye’de bir ceza hukuku ç›karabilecek akademik koflullardaki geliflmifllik yok” dedi¤i bir zamanda bu kanunun nas›l haz›rland›¤› da fazlas›yla flaibeliyken bas›n ad›na ›srarla ve inatla denilecek tek bir söz kal›yor; “Her türlü bask›ya ve gericili¤e ra¤men özgür bas›n susmad› susmayacak!” (H. Merkezi)

DÜZELTME 24 Mart-7 Nisan tarihinde yay›nlanan 18. say›m›z›n 16. sayfas›nda yer alan yaz›lama haberinde içerik olarak eksik ve bölge olarak yanl›fl aktar›lma olmufltur. Olmas› gereken flekli afla¤›daki gibidir. Newroz isyand›r, isyan ateflidir. Zulmün oldu¤u; sömürünün, ezilenin oldu¤u; açl›¤›n, yoksullu¤un oldu¤u her yerde isyan atefli yanm›flt›r. S›n›flar›n varoldu¤u sürece de hep yanacakt›r. Demirci Kawa’dan fieyh Bedreddin’e, fieyh Sait’ten Seyit R›za’ya, Mustafa Suphi’den Deniz, Mahir, ‹brahimlere, ‹brahimlerden bugünlere yanan atefl hiç sönmemifl hep harlanm›flt›r. Reformizmin ve tasfiyecili¤in kol gezdi¤i böylesi bir süreçte Newroz’un bahar bayram› havas›na sokulma çabalar›na karfl›,

Newroz’un bir direnifl atefli, isyan atefli oldu¤u 20 Mart 2005’te Gaziosmanpafla 8 Evler Mahallesi ve Zübeyde Han›m Mahallesi gecekondu duvarlar›na “Biji Newroz”, “Newroz piroz be”, “Biji berxwedan”, “Kürt halk›na özgürlük halk savafl›yla gelecek” TKP/ML T‹KKO imzal› yaz›lamalar nakfledilmifltir. Ayr›ca Mart ay› içerisinde faflist Kemalist TC devletinin yapm›fl oldu¤u Gazi, Beyaz›t, K›z›ldere katliamlar›n›n hesab›n›n sorulaca¤›n› belirten sloganlar›n yan›s›ra “Yaflas›n Partimiz TKP/ML Halk Ordusu T‹KKO-TMLGB”, “K›z›l ordu T‹KKO katillerin peflinde”, “Marks Lenin Mao önderimiz ‹bo savafl›yor T‹KKO” ve birçok noktaya TKP/ML T‹KKO TMLGB yaz›lm›flt›r.


10

8-21 Nisan 2005

19

“Tutsaklar askerleri dövdü, bir asker yaral›!” Gün geçmiyor ki, F tipi hapishanelerden yeni sald›r› haberleri gelmesin. Ancak bu sald›r›lar bafll›kta okudu¤unuz gibi siyasi tutsaklar›n hapishane yetkililerine sald›rmas› fleklinde de¤il, hapishane yetkililerinin hak ihlalinde s›n›r tan›mamas› fleklinde oluyor. Tecritin baflka bir insan hakk› ihlaline gerek olmaks›z›n, tek bafl›na bir iflkence oldu¤u bugün sonuçlar›yla ortadad›r. Hapishane yetkilileri varolan tecriti daha da a¤›rlaflt›rmak için kendince “disiplin” cezalar› vermektedir. Siyasi tutsaklar haks›z uygulamalar› ve bask›lar› bazen aileler arac›l›¤›yla bazen mektuplar arac›l›¤›yla, kamuoyuna duyurmaya çal›fl›yor, mektup ve görüfl yasa¤›yla bu haklar› da ellerinden al›nmaya çal›fl›ld›¤›nda, tutsak ve hapishane yetkilileri aras›nda olanlar “s›r” olarak b›rak›lmaya çal›fl›l›yor. Son olarak Malatya E Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan TKP/ML dava tutsa¤› ‹smail Y›lmaz’a 45 gün mektup yasa¤› cezas› verilirken ayn› hapishanede tutuklu bulunan Fadime Özkan ve Gülmisal Baflar’›n ise devrimci bas›n› takip etmelerine izin verilmiyor. Düzenli olarak gönderilen yay›nlar›n bazen ‘gelmedi’ denilerek verilmedi¤ini belirten tutsaklar, savc›l›¤a suç duyurusunda bulunduklar›n› belirtiyorlar. Bafll›ktaki traji-komik vakan›n yafland›¤› yer ise Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi. Olay›n esas›nda geçti¤imiz aylarda duruflma için Befliktafl A¤›r Ceza Mahkemesi’ne götürülen siyasi tutsaklar›n gelifl ve gidifl esnas›nda askerlerin ve subay›n fiziki sald›r›s›na u¤-

ramas› bulunuyor. Bunu gazetelere ve ‹HD’ye duyuran tutsaklara karfl› hapishane yetkilileri ata¤a geçerek(!) askerler ve subay›n tutsaklar taraf›ndan sald›r›ya u¤rad›¤›n› belirtip, askerlerden birinin üç gün iflgöremez raporu ald›¤›n›, birinin ise a¤›r yaraland›¤›n› belirterek suç duyurusunda bulunuyorlar! Üstelik bunu raporlarla kan›tlad›klar›n› belirterek! Bunun üzerine ‹stanbul Cumhuriyet Savc›s› Kadir N. Yelkenci dava açarak görev bafl›ndaki memura fliddet ve tehdit kullanmaktan, mahkemeye giderken askerlere sald›r›p a¤›r yaralamaktan tutsaklar›n ayr› ayr› cezaland›r›lmas› istemiyle dava açm›flt›r. Askerler ve subay taraf›ndan fiziki sald›r›ya u¤rad›ktan sonra tutsaklar›n yapt›¤› suç duyurusuna bir cevap verilmemifltir. Sald›r› s›ras›ndaki darp izleri hapishane revirinde rapor edilmesine, tutsak ailelerinin suç duyurusunda bulunmalar›na ra¤men, savc› tutsaklar›n ifadelerini alarak takipsizlik karar› vermifltir. Sald›r› s›ras›ndaki darp izlerine “yüzeysel s›yr›k, kelepçe izi” denilerek yeterli delil oluflturmad›¤› belirtilmifltir. Sald›r›da yaralanan tutsak Hüseyin Uzunda¤, savc›ya kendilerinin askerlere sald›rmas›n›n mümkün olmad›¤›n›, ellerinin kelepçeli oldu¤unu, raporda belirtilen “kelepçe s›yr›¤›” denilen yaralanmalar›n sald›r› sonucu olufltu¤unu ayr›nt›l› olarak anlatt›¤›n› belirtmifltir. Tüm bunlara ra¤men tutsaklar›n suç duyurular›na red cevab› gelmesi, sald›r›ya u¤rayan kendileri de¤ilmifl gibi üstüne üstlük cezaland›r›lmak istenmeleri devletin tutsaklara nas›l bakt›¤›n›n ve

Tecrite ve Yeni Ceza Yasas›’na karfl› sesler dinmeyecek! 2 Nisan Cuma günü saat 11:45’te Taksim Mis Sokak’ta toplanan TUYAB’l›lar, Yeni TCK’y› protesto etti. “Tecrit yasalar› ve uygulamalar› bizi y›ld›ramaz” yaz›l› TUYAB imzal› pankart açan kitle buradan Galatasaray Lisesi önüne sessiz bir flekilde yürüdü ve burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. Yo¤un polis ablukas› eflli¤inde Galatasaray Lisesi önüne gelen kitle burada “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” sloganlar›n› att›. Burada kitle ad›na bas›n metnini okuyan ‹smail Karagöz TCK ve F tipi uygulamalar›yla bafllayan bu sald›r› dalgas›n›n tüm iflçi, emekçi ve di¤er halk kesimlerini etkileyecek bir sald›r› oldu¤unu anlatmaya çal›flt›k-

lar›n›n alt›n› çizerek karfl›-devrimci tüm bu yasalar›n ve uygulamalar›n birbirini tamamlayan bir bütün oldu¤unu belirtti. Israrla bu konu üzerine gideceklerini ve varolan duyars›zl›¤› k›racaklar›n› belirten Karagöz, “Sonuç olarak bizler; öncelikle devrimci, demokrat, politik kurum ve kiflileri politik davranmaya ve sorumluluklar›n› yerine getirmeye davet ediyoruz” dedi. Bas›n aç›klamas›n›n sonunda Belediye-‹fl 2 No’lu fiube, Tuzla Deri-‹fl Sendikas›, Halk Kültür Merkezleri, Halkevleri, SDP ve EHP’nin de destek verdi¤ini belirten Karagöz’ün konuflmas›n›n ard›ndan kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›yla eylemi bitirdi. (‹stanbul)

var olan adalet(sizli¤)in yans›mas›d›r. Tutsaklar, kelepçeli flekilde ring arac›nda kapasitesinden fazla kifliyle havas›z bir ortamda bekletildiklerini, tüm bunlar› görevli subaya söylemelerine ra¤men, nezaret bofl oldu¤u halde oraya götürülmediklerini, bunun sonucunda bir arkadafllar›n›n havas›zl›ktan bay›ld›¤›n› dile getiriyorlar. Tutsaklara “bizi müdahale etmek zorunda b›rakmay›n” fleklinde gözda¤› vermeye çal›flan subay›n bak›fl aç›s›yla karfl› dava açan savc›n›n bak›fl aç›s› ayn›d›r. Arkadafllar›n›n bay›lmas› sonucu nezarete al›nd›klar›n› belirten tutsaklar, nezaretin bofl oldu¤unu kendi gözleriyle gördüklerini vurguluyorlar. Elleri kelepçeli durumda, rahat hareket edemeyecek flekilde tutulan tutsaklar›n kendilerine sald›rd›¤›n› iddia eden hapishane yetkilileri, tutsaklarda gör-

mezlikten geldikleri yaralar›, kendi vücutlar›nda icat edip rapor bile alabiliyorlar! Bununla da kalmay›p bu sahtekarl›klara ilaveten tutsaklar›n cezaland›r›lmas›n› istiyorlar! Tüm bu uygulamalar TC devletinin tam da ait oldu¤u sisteme, faflizme yarafl›r uygulamalard›r. Onlar› bu ikiyüzlü uygulamalara iten korku, sonlar›n› kimin getirece¤ini bilmelerinden do¤an bir korkudur ve o korkuyu yaratanlar bundan önce oldu¤u gibi bundan sonra da ayn› inanç ve kararl›l›kla bask›lara gö¤üs gerecektir. D›flar›da devrimci, demokrat ve duyarl› olan insanlar›n çabalar› içerdekilerle birleflti¤inde, sistemin bekçileri tam da onlar› ele geçirdiklerini sand›klar› anda ellerinde olan›n “hiçbir fley” olmad›¤›n› görmenin çaresizli¤ini yaflayacaklard›r. (H. Merkezi)

“Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik bileflenleri 2 Nisan Cumartesi günü Kemeralt› giriflinde yapt›klar› eylemle bir kez daha “Ceza ‹nfaz Yasas› iptal edilsin” diye hayk›rd›lar. Tecrit Karfl›t› Birlik ad›na yap›lan aç›klamada “Yasadaki disiplin düzenlemeleri, mahpusun yaflam›n› cehenneme çevirecek biçimde düzenlenmifl, idareye çok genifl yetki ve takdir hakk› tan›m›flt›r. Trajikomik say›labilecek disiplin suçlar› düzenlenmifltir. Toplu olarak sessiz direniflte bulunmak, gereksiz yere marfl söylemek veya slogan atmak bunlar›n baz›lar›d›r. Anlafl›lan odur

ki, itaatten baflka her türlü direnifl disiplin suçu haline gelebilmektedir” denildi. Devamla “Bu nedenlerle tecritin a¤›r bir insanl›k suçu ve iflkence oldu¤u kabul edilerek bu yasan›n ertelenmesinin yanl›fltan dönme f›rsat› olarak de¤erlendirilip insan› temel alan bir yasa haz›rlanmas› için toplumsal taleplerin dikkate al›nmas› sa¤lanmal›d›r” denilerek eylem “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Devrimci irade teslim al›namaz” vb. sloganlarla alk›fllar eflli¤inde sona erdi. (‹zmir)

Newroz kutlayan tutsaklara görüfl yasa¤› Diyarbak›r E Tipi Hapishanesi’nde Newroz’u kutlamak için atefl yakarak halay çeken 6 kad›n tutsa¤a 1 ay süreyle görüfl yasa¤› verildi. Diyarbak›r E Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan ‹lknur Ökden, Güzel Becerikli, Sohbet Y›ld›z, Y›ld›z Dündar, Gülümser Yuca ve Güler Çelik 21 Mart günü hapishane müdürlü¤üne yaz›l› dilekçe ile baflvurarak Newroz’u kutlamak için kendilerine yakacak odun verilmesini istediler. Ancak hapishane müdürlü¤ü taraf›ndan talepleri reddedilen tutsaklar eski elbiselerini havaland›rma bahçesinde yakarak halay çektiler. Tutsaklar›n bu tavr› karfl›s›nda bir araya gelen Hapishane Müdürü Mu-

ammer Seyito¤lu baflkanl›¤›nda toplanan Hapishane Disiplin Kurulu “Atefl yakman›n cezaevi güvenli¤ini zaafa u¤rataca¤›ndan, bu talepleri nöbetçi müdür taraf›ndan uygun görülmedi¤i halde cezaevi idaresince daha önce kendilerine verilen yast›klar›n bir k›sm›ndan pamuk ç›kartarak eski giysileriyle birlikte yakt›klar›, bununla yetinmeyip uzunca bir süre slogan att›klar› tüm dosya kapsam›ndan anlafl›lm›flt›r” denilerek, kutlaman›n Ceza ve ‹nfaz Kurumlar› ile Tevkif evlerinin Yönetimi ve Cezalar›n ‹nfaz›na Dair Tüzük’e ayk›r› oldu¤unu belirterek kad›n tutsaklara 1 ayl›k görüfl yasa¤› verdi. (Mersin)


11

19

8-21 Nisan 2005

Dünya Doktorlar›ndan TUYAB’a destek 1980 y›l›nda kurulmufl olan Dünya Doktorlar› örgütü uluslararas› çapta faaliyet yürüten bir insan haklar› örgütü. Örgütün amac›n› dünyan›n farkl› yerlerinde ac› çeken halklara gerek fiziki gerekse psikolojik yard›m vermek olarak aç›klayan Dünya Doktorlar› aktivistleri 26 Mart tarihinde TUYAB’› ziyaret ettiler. Ziyaret esnas›nda TUYAB çal›flanlar›, tutuklu aileleri ve ÇHD’den avukat Ali Eflki haz›r bulunurken, tecritin ve F Tipi hapishanelerdeki tutsaklar›n durumu hakk›nda bilgilendirme yap›ld›. Avukat Eflki, gelen heyetten tecrit ile ilgili araflt›rma yapmalar›n› talep ederek, somut sonuçlar›n ortaya konulmas›yla, dünya çap›nda bu zulmün ortaya konulaca¤›n› belirtti. Bu konuda Avrupa ve Amerika’daki doktorlar›n tecritin ortaya ç›kard›¤› hastal›klar› tespit etti¤ini, bizde de böyle somut bir çal›flman›n olmas› durumunda, hukukçular›n da buna dayanarak somut bulgularla dava açabilece¤ini söyledi. Di¤er türlü “fiziki ve psikolojik rahats›zl›klar” deyiminin oldukça genel kald›¤›n› belirten Eflki, hapishanelerdeki sa¤l›k raporlar›na hiçbir flekilde ulaflamad›klar›n›, bunlar›n ne insan haklar› izleme kurullar›na ne de avukatlara gösterilmedi¤ini belirtti. TUYAB ad›na konuflan Sevim Kalman ise, hapishanelerde yap›lan muayenelerin pratisyen doktorlar taraf›ndan yap›ld›¤›n›, bunun için bile pekçok zorluk ç›kar›ld›¤›n› belirtti. Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde yaflam›n› yitiren Salih Sevi-

TUYAB; hapishaneler sorunu devam ediyor Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’n›n yürürlü¤e girmesinin ard›ndan devrimci tutsaklar›n üzerindeki bask›lar her geçen gün daha fazla art›yor. Disiplin cezalar› ad› alt›nda tutsaklara mektup, görüfl, kantin vb. yasaklar getirilirken mahkemelere gidifl-gelifllerde tutsaklar dayak yiyor, hasta tutsaklar›n tedavileri engelleniyor. TUYAB hapishaneler sorununu gündemde tutmak, devrimci tutsaklar›n yaflad›klar› sorunlar› kamuoyuna duyurmak ve insanlar› biraz daha duyarl› hale getirmek amaçl› çeflitli kurumlarda sinema gösterimi yapmaya bafllad›. Yap›lan sinema gösteriminin ilki 3 Nisan Pazar günü BEKSAV Sinema Atölyesi’nde gösterildi. Kitlenin azl›¤› dikkat çekerken TUYAB ad›na yap›lan konuflmada “Bizler hapishane sorununu gündemde tutmak, insanlar› biraz daha duyarl› hale getirmek amaçl› çeflitli kurumlarda sinema gösterimi yapaca¤›z. Bu gösterimlerin ilki BEKSAV’da yap›l›yor. Ama buraya kat›l›m oldukça düflük. Biz kendi çal›flmam›z› tekrar gözden geçirece¤iz. Daha fazla insan› etkinliklerimize nas›l katabiliriz onun üzerine yo¤unlaflmam›z gerekiyor” dendi. Ard›ndan F Tipi hapishaneleri anlatan Deney adl› film izlendi. (Kartal)

nel’in durumunun bunun yak›c› bir örne¤i oldu¤unu dile getiren Kalman, tutsaklar›n hastaneye gitmeyi baflarabildiklerinde içeride asker bulunduruldu¤unu, bunu protesto etmek için de tutsaklar›n muayeneyi kabul etmedi¤ini belirtti. Hapishanelerdeki hasta tutsaklar›n durumuna da de¤inilerek Mesut Deniz, Savafl Kör ve Erol Zavar’›n durumunun aciliyeti dile getirildi. Devlet taraf›ndan oluflturulan Adalat Bakanl›¤› ‹zleme Kurullar›’n›n asker, polis ve Cumhuriyet Savc›s›ndan olufltu¤u dolay›s›yla yapt›klar› incelemenin de tarafs›z olamayaca¤› belirtilerek, ba¤›ms›z bir kurul oluflturulmas›n›n zorunlulu¤u dile getirildi. F Tipi Hapishanelerde yap›lacak olan incelemelerin öncesinden idareye bildirildi¤i, dolay›s›yla normalde akmayan sular›n o gün akt›¤›, yanmayan kaloriferlerin yak›ld›¤› belirtilerek aldat›c› bir durum oluflturuldu¤u belirtildi. Ayr›ca gelen heyetlerin tutsaklara karfl› olan uygulamalardan daha çok, teknik detaylarla ilgilendikleri, dolay›s›yla kalorifer olmas›na ra¤men yanmamas› göz önüne al›nd›¤›nda bunun hiçbir anlam›n›n olmad›¤› vurguland›. ‹zmir’de oluflturulan Alternatif ‹zleme Kurulu’na Manisa Selendi Cezaevi’nden tahliye olan birisinin baflvurdu¤unu belirten Eflki, baflvuran kiflinin adli bir tutsak oldu¤unu ve hergün tecavüze u¤rad›klar›n› belirtti¤ini söyleyerek olay›n üstüne gidince kiflinin orta-

dan kayboldu¤unu ve daha sonra da intihar etti¤ini aç›klad›. Ayn› flekilde Buca Cezaevi’nden Bergama Hapishanesi’ne nakledilen 18 yafl›ndan küçük çocuklar›n kiminin hücrede, kiminin tecritte, kimininse yerin 9 metre alt›ndaki kuyu fleklinde yerlerde tutuldu¤unu belirten Eflki sadece bu iki uygulaman›n bile hapishanelerdeki vahfleti göz önüne sermek için yeterli oldu¤unu söyledi. TUYAB’l›lar›n ba¤›ms›z bir uluslararas› izleme kurulu oluflturulmas› istemine, kendilerinin de hapishanelere girmelerine izin verilmeyece¤ini belirterek karfl›l›k veren heyet yetkilileri ancak tecrit iflkencesini kendi bulunduklar› ülke olan Fransa’da ve di¤er ülkelerde duyurmak için ellerinden geleni yapacak-

lar›n› ve bunun için tan›kl›k edeceklerini belirttiler. Ancak bu flekilde bir kamuoyu oluflturarak devlet üzerinde bask› kurulabilece¤ini de belirten heyet, ayn› zamanda tutsak yak›nlar›na ve TUYAB aktivistlerine de destekte bulunmak istediklerini belirtti. D›flardan yarat›lan bu kamuoyunun ülke içindeki kurumlarca da desteklenerek içeride de bir duyarl›l›k oluflturulmas›yla devletin teflhir edilebilece¤i vurguland›. Yap›lan görüflme sonras›nda ülkelerin somut durumuna göre, farkl› eylem ve duyarl›l›k ça¤r›lar›n›n yap›lmas›na, sa¤l›k raporlar›, mektuplar ve aile görüflmeleri gibi tecritte tutulan tutsaklarla ilgili bilgi ve haber ak›fl›n›n sa¤lanmas›na karar verildi. (‹stanbul)

HÖC, ölüm orucu flehitlerini and› Haklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC), 2000-2005 tarihinde ölüm orucu eyleminde yaflam›n› yitirenler için anma töreni düzenledi. Gaziosmanpafla ‹lçesi’nde bulunan Cebeci Mezarl›¤›’nda toplanan HÖC’lüler, ölüm orucu eyleminde yaflam›n› yitirenler için anma töreni düzenledi. “30 Mart 17 Nisan’larla umudu büyütüyoruz” yaz›l› pankart açan grup, Mahir Çayan ve ölüm orucu eyleminde yaflam›n› yitirenlerin foto¤raf-

lar›n› tafl›d›. Sayg› duruflu ile bafllayan törende yap›lan aç›klamada, “F tiplerine, tecrit politikas›na karfl› süren ölüm orucu 5. y›l›nda. Teslim alma, direnifli k›rma politikalar›na karfl› 5 y›ll›k açl›k yürüyüflünde 118 can kendini feda etmifltir. Devrimciler 35 y›ld›r ba¤›ms›z, demokratik, sömürünün olmad›¤› bir ülke için mücadele ediyorlar. Bunun için ölüyorlar, bedeller ödüyorlar. Bu u¤urda flehit düflenleri anarken yine ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve sosyalizm di-

yor, bunun için mücadele etmeye, Mahirlerin yaratt›¤› ahlak›n, düflüncenin, devrimci yaflam›n temsilcisi olmaya devam ediyor, umudu büyütüyoruz” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan müzik ve fliir dinletisi ile devam eden tören, “Yaflas›n ölüm orucu direniflimiz”, “Umudu flehitlerimiz ile büyütüyoruz”, “Kahramanlar ölmez, halk yenilmez” sloganlar› ile son buldu. (‹stanbul)

Buca Hapishanesi’nin flehir d›fl›na tafl›nmas›na tepkiler bafllad›! ÇHD ‹zmir fiubesi, Buca Hapishanesi’nin flehre 75 km uzakl›ktaki bir alana tafl›nmas›n› protesto etti. ‹zmir Cumhuriyet Savc›s› Emin Özer’in Buca Kapal› Hapishanesi’nin 75 km uzakl›ktaki Alia¤a Yeni fiakran’a tafl›nmas›na iliflkin yapt›¤› aç›klama tepkiyle karfl›land›. ÇHD ‹zmir fiube Baflkan› Bahattin Özdemir yaz›-

l› bir aç›klama yaparak, “Cezaevlerinin flehir d›fl›na ç›kar›lmas›, cezaevlerinin iyilefltirmeye yönelik bir faaliyet de¤il, rant peflinde koflanlar›n çabas›d›r. Bu durum F tipleriyle bafllayan sürecin devam› olarak nitelendirilmelidir. ‹zmir özelinde çocuk tutukevinin ‹zmir Bergama’ya tafl›nmas›na iliflkin sorunlar devam ederken, Buca Ceza-

evi’nin flehirden 75 km uzakl›ktaki Alia¤a Yeni fiakran’a tafl›nmas› konusunda ‹zmir Baflsavc›s›’n›n yapt›¤› aç›klamay› hayretle karfl›l›yoruz” dedi. Özdemir, ÇHD olarak ‹zmir Cumhuriyet Baflsavc›s› Emin Özer’i cezaevinde yaflanan sorunlarla ilgilenmeye davet ettiklerini belirtti. (‹zmir)


12

8-21 Nisan 2005

19

ACIMIZ DER‹N, ÖFKEM‹Z BÜYÜK! B‹R ‹fi KAZASI SONUCU KENAN HAR‹TE YOLDAfiIMIZI KAYBETT‹K!

Emperyalist burjuvazinin ucuz ifl gücünü karfl›lamak için faflist TC’nin Almanya’ya gönderdi¤i milyonlarca emekçiden sadece birisi idi Kenan Harite. Egemen s›n›flar ve onlar›n uflaklar› sömürüye doymazlar. Onlar için insan, insan›n sa¤l›¤› ve yaflam› hiç önemli de¤ildir. Onlar için önemli olan; daha fazla sömürü, daha fazla kâr, kendi lüks yaflamlar›n› sürdürebilmek için daha fazla katliamd›r.

Türk hakim s›n›flar›n›n bizleri yurtd›fl›na ucuz ifl gücü olarak pazarlamaktan geri durmad›lar. Türkiye’de gördü¤ümüz bask›n›n, zulmün benzerlerini, modern bir flekliyle burada da yaflamaya devam ettik ve etmekteyiz. Hem de en i¤renç afla¤›lanma yöntemleriyle. Oysa hepimizin sorunu, derdi bir ve ortakt›r. Bir parça ekmekten, daha güzel bir yaflamdan, kendimize ve çocuklar›m›za iyi bir gelecek haz›rlamaktan baflka ne hayal etmifltik ki. Hiç bundan daha güzel bir fley olabilir mi? Elbette olamaz. Yaflamdan bunlar› isterken hayat bizlere; insanca yaflamay›, onurlu olmay›, bask›ya, sömürüye, zulme karfl› gelmeyi, örgütlenmeyi, kurtuluflun tek bafl›na mümkün olmad›¤›n›, iyi ve güzel bir gelece¤in ancak bu sömürücü asalaklar›n saltanatlar›na son vermekten geçti¤ini, iflte bunun için kurtuluflunda ortak oldu¤unu ö¤retti. Kenan yoldafl; 5 Ocak 1962’de Dersim’in Hozat’a ba¤l› Bargini (Karabak›r) köyünde, Kürt ulusuna

mensup yoksul bir emekçi çocu¤u olarak dünyaya geldi. O ilkokul, orta okul ve lise ö¤renimini Hozat’ta tamamlad›. Okulda ve derslerinde baflar›l› bir ö¤renciydi. Devrimci düflüncelerle ortaokul y›llar›nda tan›flt›. Bu y›llarda ö¤rencilerin akademik, demokratik haklar› için örgütlenmelerde bulunurken faflist sald›r›lara karfl›da amans›z mücadele yürüttü. Kenan yoldafl bu dönemde ‹brahim Kaypakkaya görüfllerini benimseyip, bunu pratik mücadelesine yans›t›r. Militan kiflili¤i, alçakgönüllü¤ü ile herkesin sevdi¤i, sayd›¤› bir yoldafl olur. O emekçi halk›m›z›n kurtuluflunun örgütlü mücadeleden ve bununda yolunun Demokratik Halk Devrimi ile olaca¤›na inanmaktayd›. Bu u¤urda faflist diktatörlü¤e karfl› mücadelesini en ufak ç›kar gözetmeden yürüttü. 1988 y›l›nda ekonomik koflullar›n› düzeltmek amaçl›, ailesine destek ç›kabilmek için yurtd›fl›na ç›kt›. Almanya’ya geldi¤i zaman Proletarya Partisi ile hemen iliflki kurdu ve örgütlü yaflam› bu alanda sürdürmeye devam etti. Kitlelerin eylemlerini her alanda aktif kat›ld›, hem destekledi, hem de örgütleyicisi oldu. Emperyalist tekelci burjuvazinin insanlar› kifliliksizlefltirmesine karfl› durdu.

Kenan yoldafl› 31 Mart 2005 tarihinde ac› bir ifl kazas› sonucu kaybettik. O onurluydu ve dürüstü. ‹flçilerin ve emekçilerin, devrimci-demokratlar›n sevilen say›lan Kenan’›yd› ve hep öyle kalacak. Kenan yoldafl›m›z›n katili, emperyalist Alman burjuvazisi ve faflist Türk devletidir. Çünkü, onu ili¤ine kadar sömüren, ama çal›flma ortam›n› daha fazla kâr u¤runa düzeltmeyen Alman emperyalizminin sistemidir. Onu gurbete zorlay›p çal›flt›rmak zorunda b›rakan faflist Türk devletinden hesab›n› mutlaka soraca¤›z. ‹flte bizim öfkemizi bileyen budur! Biz Partizan okurlar› olarak, Kenan yoldafl› mücadelemizde yaflataca¤›m›za söz verirken, ailesine, yoldafllar›na ve tüm dostlar›na baflsa¤l›¤› diliyoruz. KENAN YOLDAfi ÖLÜMSÜZDÜR! KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM VE ONLARIN YEM‹NL‹ UfiAKLARI! YAfiASIN DEMOKRAT‹K HALK DEVR‹M‹ MÜCADELEM‹Z! GÜNEY BÖLGES‹ PART‹ZAN OKURLARI 31 Mart 2005

DERNEK ÜYEM‹Z KENAN HAR‹TE’Y‹ B‹R ‹fi KAZASI SONUCU KAYBETT‹K! ‹fiÇ‹LER, EMEKÇ‹LER! Dernek üyemiz Kenan Harite’yi, ac› bir ifl kazas› sonucu kaybettik. Yaflam›n› idame edebilmek için yurtd›fl›na ç›kan ve Almanya’ya yerleflen Kenan yoldafl, 1988 y›l›ndan beri çeflitli ifl dallar›nda, en a¤›r koflullar alt›nda hepimiz gibi eme¤ini satarak geçinmeye çal›flan iflçi arkadafl›m›zd›. Devrimci mücadeleyle Türkiye’de tan›flan Harite, 12 Eylül Askeri Faflist Cuntas›’n›n bask› koflullar›ndan taviz vermemifltir ve mücadeleyi çeflitli biçimleriyle aktif olarak sürdürmüfltür. 1988’de yurtd›fl›na ç›kar ç›kmaz Ulm Halk Oca¤›’yla iliflkiye geçti. Almanya’da ekonomik-demokratik faaliyetlerinden geri durmad›. Halk Oca¤›’n›n devam› olan Tohum Kültür Merkezimizin kurucu

üyesidir ve çeflitli dönemlerde yönetici organlar›m›zda yer alm›flt›r. Kenan Harite, sevilen, say›lan ve herkes taraf›ndan sayg›yla karfl›lanan dürüst bir yoldafl›m›zd›. Kenan Harite, Almanya’da var olan ›rkç›l›¤a, faflizme ve her türden gericili¤e karfl› kitlemizi bilinçlendirmeyi ve ayd›nlatmay› kendisine rehber alm›flt›. Kenan Harite, Alman burjuvazisinin sald›r›lar› karfl›s›nda hiçbir zaman pes etmedi, tersi mücadelede daha da ›srarc› oldu. Kenan Harite, yaflam biçimiyle, sosyal iliflkilerine önem verip dostlar› taraf›ndan sevilendi. Kenan Harite, burjuva yoz kültürüne karfl› demokratik halk kültürünü gelecek nesile tafl›may› kendisine hedef alan ve örnek olan yoldafl›m›zd›. O’nun bizlere b›rakt›¤› mücadele

miras›n› örnek almaya devam edece¤iz ve ondan ö¤renece¤iz. Ondan ö¤renece¤imiz daha çok fleyler varken, aram›zdan 31 Mart 2005 tarihinde gece saat 03:00 s›ralar›nda ifl kazas› sonucu kaybettik. Baflta ailesinin, yoldafllar›m›z›n ve dostlar›m›z›n bafl› sa¤ olsun. KENAN YOLDAfi’I MÜCADELEM‹ZDE YAfiATACA⁄IZ! KENAN YOLDAfi ÖLÜMSÜZDÜR! KENAN YOLDAfi TOPRAKTA TOHUM, GELECEGE UMUT OLACAK! TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹ 31 Mart 2005


13

19

8-21 Nisan 2005

Türk, Kürt ulusu ve çeflitli milliyetlerden Türkiye halk›! Aç›klama: Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki bildiriyi haber de¤eri tafl›d›¤›ndan oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. Son günlerde bir kez daha, bu topraklarda yaflayan farkl› uluslardan halk›m›z birbirine karfl› k›flk›rt›lmakta; halk›n birli¤ine bir kez daha engel olunmaktad›r. Faflist güçler yine ›rkç›l›k politikas›yla, ezen ulus flovenizmiyle di¤er ulus ve az›nl›klardan halka sald›rmaktad›r; bu kez, hoyratça kulland›klar› Türk bayra¤›yla… Mersin’deki Newroz kutlamalar›nda, Kürt çocuklar›n›n Türk bayra¤›n› öfkeyle yerlere vurmas› faflist devletin tüm floven ve ›rkç› duygular›n› harekete geçirdi. Devletin en yetkili kurumlar› bu olay› k›nayan, lanetleyen, aç›klamalar yapt›lar. Bayra¤a gösterdikleri tepki nedeniyle çocuklardan “alçaklar”, “hainler”, “bedhahlar”, “zavall›lar” diye söz eden devlet yetkililerinin bu hezeyan› toplumun en gerici, en tutucu, en floven kesimlerinden destek buldu ve çeflitli illerde bayrakl› gösteriler bafllad›. Bu gösterilerde Kürt halk› ve Kürt hareketi bir kez daha faflist Türk milliyetçileri taraf›ndan afla¤›lanmakta, lanetlenmektedir. Bu faflist hareketin borazan› da kimli¤ine yak›fl›r bir flekilde yine burjuva medya oldu… Bu ›rkç› ve floven politika ile Kürtlere karfl› Türklerin “Türkçülük” temelinde birli¤i yarat›lmak isteniyor. Amaçlar› halk içinde derin yaralar açmak; Kürt halk›n›n birlik çabas›n› bozmakt›r. Aç›k ki, emperyalizmin sad›k ufla¤› bu devletin sorunu bayrak de¤ildir. O’nun sorunu Kürtlerin ulusal dayan›flmas›, birlikteli¤idir; bunu bozmak için Türkçülü¤ü kullanmaktad›rlar. Herkes bunun fark›nda olmal›d›r. Bayrak bunun için bir bahanedir. Ayn› bayra¤a, “Türk askeri” flahs›nda çuval geçirildi¤inde bu yetkililerin neler yapt›¤›n› daha dün görmedik mi? Türkiye’nin yoksul halk›, iflçiler, emekçiler! Son birkaç gündür, yo¤un bir flekilde devam eden bu propagandan›n nedeni görülmedikçe, iki Kürt çocu¤una yaflat›lan ulusal nefret ve intikam günlerini, onlar kadar di¤er tüm çocuklar da, toplum da yaflamak zorunda kalacakt›r. Biraz düflünelim ve soral›m: Son politikas›yla, milliyetçi hezeyanla, ›rkç›l›kla Türk devleti neyi, kimden koruman›n çabas›ndad›r? Bu devletin Genelkurmay Baflkan› iki çocu¤un Newroz kutlamalar› sonra-

s›nda Türk bayra¤›n› yerlere çalmas› üzerinden nas›l gövde gösterisi yapar, Meydan okur? Bunlar Türkiye’yi emperyalistlerden de¤il de halk›n çocuklar›ndan m› koruyacak? Halk›n çocuklar›na “hain” diyerek, çocuklara “bayra¤›m›z sahipsiz de¤ildir” diyebilme gafletinde bulunarak gazetelere, televizyonlara manflet olanlar ülkemizdeki emperyalist talana, soyguna, her türlü ulusal (her iki ulusun da) de¤erin ayaklar alt›na al›n›fl›na karfl› durma onurunu neden gösteremiyorlar? Emperyalistlerin sad›k bir kuklas› oldu¤unu her defas›nda kan›tlayan D›fliflleri Bakan›’n›n 12 ve 14 yafllar›ndaki bu çocuklara “zavall›lar” demesi, yetmiyormufl gibi “bedhah” (arabozucu, hain vb.) demesi hangi akl›n, hangi nefretin ürünü olabilir? Bunlar›n Türkiye halk›n›n temsilcileri olduklar›na, Türk, Kürt ve çeflitli milliyetlerden halk›m›z› temsil ettiklerine kim inanabilir? Kim bu aldatmayla iktidar›n› uzun bir zaman sürdürebilir? Neden bu tepki bu kadar aç›k ve net olarak “Türk askerinin” bafl›na çuvallar geçirildi¤inde ABD devletine, ordusuna gösterilemez de Kürt çocuklar›na gösterilir? Üstelik bu çok niflanl› paflalar ve ikiyüzlü, gerçek zavall› bakanlar aç›klamalar›nda bu çocuklardan bahsederken “sözde vatandafllar” tabirini kullanabilme ahmakl›¤›n› da gösterebiliyor! Anlafl›l›yor ki hedeflenen sadece bu iki Kürt çocu¤u de¤il, haklar›n› arayan, ulusal dayan›flma içinde bulunan, devrimci mücadele yürüten tüm Türkiyeli Kürtlerdir. Bu kez de Kürtlerin “vatandafll›¤›” sorgulan›yor; dün inkardan vazgeçtiklerini söyleyenler de bu ayn› faflistler de¤il miydi? Halk›m›z çok iyi bilmeli ve görmelidir ki, bu ve benzeri olaylar yaflanabilir ve yaflanacakt›r da. ‹ki Kürt çocu¤unun Türk bayra¤›na olan öfkesi hakk›nda söylenebilecek çok fley olabilir; ama bunlardan önce bu faflist devlet paflalar›n›n Kürt halk›na, Kürt çocuklar›na, Kürt hareketine karfl› gösterdi¤i bu tepki hakk›nda kafalar›m›z aç›k olmal›d›r. Gönüllü ABD askerli¤i yapmaktan hiçbir onursal kayg› duymayan, bafllar›na geçirilen çuvallar›n alt›nda söz dinlemeye devam eden bu asker bozuntular›n›n halka duyduklar› nefret hiç de flafl›rt›c› olmamal›d›r. Türk halk› flunun kesinlikle fark›nda olmal›d›r ki; korunan u¤runa can verilmifl, kan dökülmüfl bayrak de¤ildir; korunan a¤alar›n, patronla-

r›n, paflalar›n efendili¤idir. Onlar, çocuklar taraf›ndan efendiliklerine ç›kar›lan dile öfkeleniyorlar. ‹ki Kürt çocu¤u bu devletle bar›fl içinde olmad›¤›n› göstermifltir. Yapt›klar› Newroz kutlamas›n›n amac›na uygun de¤ildir; nihayetinde bu çocuklar provokasyona aç›k bir harekette bulundular. Provokasyon ortam› arayanlar da hemen sar›ld›lar bu harekete. Ancak flu da görülmelidir ki, bu çocuklar›n öfkesi, tepkisi yaflad›klar›ndan, gördüklerinden ayr› de¤erlendirilemez. Bu çocuklar mecburen ezberledikleri Türk ‹stiklal Marfl›n› bu bayra¤›n alt›nda zorla okumakta; ailelerinin yoksullu¤undan bu bayra¤›n koruyucular›n› sorumlu oldu¤unu bilmektedir. Bu çocuklar kollar›nda, ellerinde, keplerinde, askeri araçlar›nda, silahlar›nda bu bayrakla kendilerine bin bir ac› çektirmifl, annelerini, babalar›n›, dedelerini, ninelerini katletmifl, köylerinden göç ettirmifl “Türk askerinin” kendilerine yönelmifl nefretini yaflad›lar. Bu çocuklar insanca yaflama olana¤›ndan, kendi dillerini özgürce, her alanda kullanabilmekten mahrum yaflad›lar, yaflamaya devam ediyorlar. Büyük kentlere kaçarak, kaç›r›larak dilencilik, h›rs›zl›k, sokak çocuklu¤u yapan bu çocuklar de¤il mi? Bu çocuklardan nas›l olur da Türk bayra¤›na sayg› beklenebilir? Çocuklardan sayg› beklenece¤ine, sayg›y› hak edecek özgür bir yaflam›n, özgür bir gelece¤in, özgür bir e¤itimin bu çocuklara sunulmas› gerekmez mi? Devletin bu faflist efendileri ABD ordusu önünde nas›l e¤iliyorsa Kürt çocuklar›ndan da ayn› fleyi bekliyor. Her türden zulme ra¤men, “çuvala” ra¤men efendilerine boyun e¤enler, zulme u¤rayan, aç, yoksul yaflayan, dilenmek zorunda kalan, sokaklarda yaflamaya mahkum olan çocuklardan bu devlete alk›fl bekliyorlar; itaat bekliyorlar… Bugüne kadar hep efendilerin dedi¤i oldu; onlar›n belirledikleri yolda yüründü. Bu sefer buna izin vermeyelim. Çünkü bu yol, her seferinde halk›n birli¤ini bozdu, faflist zorbalar›n egemenli¤ini gelifltirdi. Türk bayra¤›n› her tarafa asarak sadece floven duygular› besleyecek olanlar yar›nlara sadece ulusal düflmanl›klar, nefretler b›rakm›fl olacakt›r. Ayn› yoksul yaflama mahkum olanlar, sömürülenler ›rkç›l›k nedeniyle, milliyetçilik nedeniyle birbirlerine düflmanl›k yapmaya devam edecektir. Çeflitli ulus ve milliyetlerden tüm Türkiye halk› ›rkç› ve floven

politikalar› ret etmelidir. Sahip ç›k›lmas› gereken ne Türk bayra¤›d›r ne de baflka uluslar›n bayraklar›d›r. Bütün bu bayraklar için can veren çok say›da iflçi, köylü, emekçi vard›r. Ama bugün dalgalanan hangi bayrak iflçi s›n›f› için, köylü için, emekçiler için dalgalanmaktad›r? Hiçbiri! Yoksullu¤un, açl›¤›n her yeri sard›¤›, bebek ölümlerinin sürekli artt›¤›, ülkelerin iflgal edildi¤i, küresel ›s›nman›n gelece¤i tehdit etti¤i, emperyalizme karfl› savaflanlar›n terörist ilan edildi¤i bir dünyada ›rkç›l›k ve flovenizmle sadece zorbalar›n iktidar› korunur; onlar›n gelece¤i kurtar›l›r… Irkç›l›¤›, milliyetçili¤i, flovenizmi protesto etmek; bayrak üzerinden çocuklara nefret kusanlara, 12 ve 14 yafllar›ndaki çocuklar hakk›nda arama emri ç›karanlara, onlar› gözalt›na alanlara, eminiz ki iflkence yapacaklara, Kürt halk›n›n mücadelesine sald›r›lanlara “halk›n birli¤i” anlay›fl›yla karfl› durmak tek do¤ru yoldur. Görevimiz de bunu yaratmakt›r; bunun için mücadele etmektir. Halk›m›z›n sahip ç›kmas› gereken ›rkç›l›¤a, flovenizme, milliyetçili¤e karfl› sadece ezilenlerin mücadelesi ve onun bayra¤›d›r. Tüm Türkiye Halk›na Ça¤r›m›zd›r: Son devlet kampanyas›yla sana yapt›r›lmak istenen milliyetçili¤i, ›rkç›l›¤›, flovenizmi alk›fllamand›r. Bu oyuna düflme… Eline tutuflturulmak istenen bayrakla ezilenlerin birli¤i engellenmek istenmektedir. Senin bayra¤›n di¤er tüm dünya iflçi s›n›f›n›n ve ezilen halklar›n bayra¤› ile ayn› olan bayrakt›r; bugünün efendilerinin dalgaland›rmaya çal›flt›¤› bayraklar milliyetçi dünyan›n eskimifl bayraklar›d›r. Bu eski bayraklarla ancak di¤er uluslara, milliyetlere düflmanl›k yap›labilir. Di¤er uluslardan iflçilere, emekçi halka düflmanl›k yapmayal›m; sadece kendi bayra¤›m›z için mücadele edelim… KAHROLSUN TÜM IRKÇI VE fiOVEN POL‹T‹KALAR! KAHROLSUN ABD UfiAKLARININ HALKA DÜfiMANLI⁄I! KAHROLSUN FAfi‹ST D‹KTATÖRLÜK! PROLETARYANIN KIZIL BAYRA⁄I ALTINDA B‹RLEfiEL‹M! YAfiASIN PART‹M‹Z TKP/ML VE ÖNDERL‹⁄‹NDEK‹ T‹KKO, TMLGB! 24 Mart 2005 TKP/ML MERKEZ KOM‹TES‹ S‹YAS‹ BÜRO


8-21 Nisan 2005

14

19

Büyük geri dönüfl ve Demokratik Cumhuriyet sorusu Aç›klama: Afla¤›da yay›nlad›¤›m›z NKP (Maoist)’in liderlerinden Baburam Bhattarai’ye ait makale 1 fiubat’ta Nepal’de Kral Gyanendra taraf›ndan gerçeklefltirilen darbenin ard›ndan ülkenin monarflik otokrasiye geri dönüflünün bilimsel tahlilini ortaya koyuyor. Makalede tarihin tekerle¤inin ileri gitmesi gerekirken nas›l geri döndürüldü¤ü sorusu ve bu süreç karfl›s›nda NKP (Maoist)’in tüm demokratik güçlere ça¤r›s›n› yapt›¤› demokratik cumhuriyet ve Anayasal Meclis asgari program›n›n içeri¤i incelenmektedir. BÜYÜK GER‹ DÖNÜfiÜN ÖZÜ “1 fiubat Kraliyet Bildirisi” de dahil, darbeden sonraki her kamuoyuna hitab›nda, Gyanendra mevcut hareketinin “terörizm” hayaletini (CPN (Maoist)’in önderlik etti¤i süregiden devrimci Halk Savafl›n›) ortadan kald›rarak ‘bar›fl›’ tesis etmek ve ‘çok partili demokrasiyi’ sa¤lamlaflt›rmak için dizayn edildi¤i ve bunun sadece önümüzdeki üç y›ll›k belirli bir zaman dilimi için oldu¤u teorisini satmak için yo¤un çaba sarf etmifltir. 24 fiubat’ta seçilmifl bir grup medya mensubuna konuflurken, kendisini “demokrasinin” gerçek Mesihi ve “terörizmin” ortadan kald›r›c›s› olarak yans›tmaya özel önem vermifl ve parlamentarist politik partilerden ve tüm uluslararas› topluluktan “terörizme” karfl› bu büyük tehlikeli iflte kendisiyle iflbirli¤i yapmalar›n› istemifltir. Yani, kendisini “terörizme” karfl› uluslararas› cihatta ABD Baflkan› W. Bush’un gerçek takipçisi olarak yans›tmaya çabalam›fl ve herkesten en az›ndan bu meselede otokratik askeri rejiminin meflrulu¤unu kabul etmesi için yalvarm›flt›r. Elbette, Gyanendra, Pakistan’›n General Müflerref’inden birkaç ders ö¤renmifl görünmektedir. Bununla birlikte babas›n›n ve erkek kardeflinin zaman›ndan bu yana saray içinde dahi sert bir otokrat olarak sahip oldu¤u kirlenmifl imaj ve özelde de gerçek bir kardefl ve hükümdar katili olarak 1 Haziran 2001 saray katliam›n›n suçlusu olarak halk içindeki nefretten dolay› bu tür politik aldatmacalar kitleler içinde çok fazla etkili olmamaktad›r. Özellikle Gyanendra’n›n politik ittifaklar› olarak Tulsi Giri ve Kirti Nidhi Bista gibi tan›nm›fl eski saray yardakç›lar›n› anti-demokratik bir aldatmacayla ifle bafllatmas›ndan ve ülke çap›nda s›k›yönetim ilan ederek halk›n tüm temel ve demokratik haklar›n› ortadan kald›rmas›ndan sonra despotik askeri yönetiminin gerçek do¤as›n›n gerçek yüzü aç›kça ortaya ç›km›flt›r. “Çok partili demokrasi” ve “anayasal monarfli” ile ilgili vaatlerin papa¤an gibi ard› arkas› kesilmeden tekrarlanmas›na karfl›n, kral›n gerçek pratikleri sadece politik partiler ve liderleri, özgür medya ve insan haklar› aktivistleri üzerinde s›k› tedbiri ve eski anayasan›n s›n›rl› demokratik koflullar›n›n aç›kça ayaklar alt›na al›nmas›n› içermektedir. Kuflkuya yer vermeksizin yerlere düflürülmüfl parlamenter demokratik

sistem öldürülmüfl ve ülkede otokratik monarfli restore edilmifltir. Buradan flu sorular ç›kmaktad›r: 1990’dan sonra tesis edilen s›n›rl› burjuva demokratik sistem nas›l ortadan kald›r›labildi ve otokratik monarfli bu kadar pürüzsüz bir flekilde nas›l restore edildi? Tarihin tekerle¤inin geriye de¤il ileriye do¤ru hareket etmesi gerekmez miydi? Bu sorulara do¤ru yan›tlar verebilmek için sosyal geliflmenin yasalar›n› bilimsel ve objektif bir flekilde kavramak ve 1990’dan sonraki kronik olarak zay›f parlamenter sistemin zay›f yanlar›n› ve s›n›rlamalar›n› do¤ru bir flekilde de¤erlendirmek gerekir. ‹lk olarak, sosyal s›n›flar aras›ndaki mücadelenin, sosyal geliflmenin temel itici güçlerini ortaya ç›kartt›¤›n›n do¤rulu¤u kabul edilmelidir. Bugünkü yar›-feodal, yar›-sömürge Nepal toplumu çok s›n›fl› bir toplumdur ve feodal, burjuva ve proleter s›n›flar aras›nda temel mücadele mevcuttur. Tüm bu çat›flan üç temel s›n›f›n ittifaklar› da vard›r. Geleneksel olarak hakim feodal s›n›f komprador ve bürokratik burjuvazi ile; küçük ve güçsüz burjuva s›n›f› k›rsal ve kentsel küçük burjuva s›n›f› ile proletarya büyük say›daki köylüler ve yar› proletarya ile birliktedir. Bu üç köfleli s›n›f mücadelesi 1996’dan bugüne proletarya önderli¤inde devrimci Halk Savafl›n›n bafllamas› ve geliflmesinin ard›ndan h›zla tek kutuplu mücadeleye dönmektedir. Baflka bir deyiflle s›n›f mücadelesinin ve sosyal geliflmenin yasalar›na uygun bir flekilde asalak gerici s›n›flar, aralar›ndaki en yetenekli ve en güçlü s›n›f›n önderli¤i alt›nda bir yanda kutuplafl›rken, di¤er yanda emekçi ve ilerici s›n›flar en geliflmifl s›n›f olan proletaryan›n önderli¤i alt›nda topland›lar. Feodal, komprador ve bürokratik burjuvaziyi temsil eden monarfli Nepal’de gerici s›n›flar›n tarihsel olarak en güçlü temsilcisidir, devrimci Halk Savafl›ndan en çok etkilenen asalak s›n›flar h›zla monarflinin önderli¤i alt›nda toplanmaktad›r. ‹flte bu, otokratik monarflinin sosyal s›n›f dönemindeki mevcut büyük geri dönüflü ya da restorasyonunun mant›¤› ve özüdür. Emekçi s›n›flar›n ileriye do¤ru yürüyüflünün aksine gerici s›n›flar›n geriye do¤ru yürüyüflü sosyal geliflmenin diyalektik yasas›yla mükemmel bir flekilde uyumludur.

‹kinci olarak, ileri bir politik aç›dan bakarsak, 1990 sonras› kurulan burjuva parlamenter demokrasinin tabiat›nda var olan kusur ve zay›fl›¤›n›; ayr›ca orta tabakan›n yetersizli¤inin feodal otokratik geri dönüfl için objektif zemini sa¤lad›¤›n› kabul etmek gerekir. Tarihsel olarak, temel parlamenter politik güçler, yani Nepal Kongresi ve daha sonra revizyonist UML, kendi ba¤›ms›z s›n›f temelini kullanma yetene¤ine sahip de¤ildir ve feodallerden, komprador ve bürokratik burjuvaziden küçük burjuvaziye kadar karmakar›fl›k birçok s›n›f güçlerini temsil etmekte ve sürekli olarak karars›z ve uzlaflmac› politik tav›rlar tak›nmaktad›r. Buna karfl›l›k, monarfli gücünü geleneksel olarak hakim feodal mülkiyetten ve kültürel iliflkilerden ve prensip olarak, Nepal Kraliyet Ordusu (NKO) üzerindeki tekelinden almaktad›r. Daha özelde, 1990’›n politik de¤iflimi ve Anayasas›, geleneksel olarak monarfli taraf›ndan üzerinde hak iddia edilen “devlet egemenli¤i” sorununu tam olarak çözmemifl ve NKO üzerindeki “devlet otoritesi” ve stratejik kontrolü monarflinin ellerine b›rakm›flt›r. Bu “tarihsel gaf” (Hindistan’dan Jyati Basu’nun ifadesi) monarflinin parlamentoyu ve Anayasay› parça parça yutmas›n› haz›rlam›fl ve mevcut büyük geri dönüflü tamamlam›flt›r. Dahas›, parlamenter güçler 12 y›ll›k uzun iktidar dönemlerinde toplumun geleneksel feodal ve büyüyen komprador ve bürokratik kapitalist sosyo-ekonomik ve kültürel zemininde ilerici bir dönüflüm ile ilgili hiçbir fley yapmam›fllard›r. Daha sonraki süreçte, özellikle devrimci Halk Savafl›n›n h›zl› geliflimi boyunca, s›n›fsal ve politik zeminleri daha da afl›nm›flt›r. Sonuç olarak, 1990’daki politik de¤iflimden sonra parlamenter güçler taraf›ndan arka ç›k›lan toplumun daha üst tabakalar› parça parça dönmüfller ve orta tabakalar do¤al olarak devrimci Halk Savafl› etraf›nda kutuplaflm›fllard›r. Reformist partilerin bu ikilemi Baflkan Yoldafl Prachanda’n›n Halk Savafl›n›n Y›ldönümündeki demecinde flöyle özetlenmifltir: “Nihayetinde, 1 fiubat sözde kraliyet bildirisi sadece Nepal politikas›ndaki reformizmin gündem d›fl›nda kald›¤›n› teflhir etmemifl, ayn› zamanda parlamenter politik güçlerin kolektif uyufluklu¤unu da paramparça etmifltir.” Üçüncü olarak, askeri bak›fl aç›s›yla, eski devlet otoritesinin toptan mutlak mo-

narflide merkezileflmesi hareketi, can çekiflen gerici s›n›flar›n ülkedeki en büyük deste¤e sahip s›n›f savafl›nda devrimci güçlerle son muharebeyi bafllatmak için bir hamlesidir. NKP(M)’n›n 9 y›ld›r liderlik etti¤i Halk Savafl›n›n son ve kesin stratejik sald›r› aflamas›na geçti¤ini ifade eden deklarasyonundaki bak›fl aç›s›na göre, bafllang›çtan beri NKO’nun bafl komutanl›¤› olarak kabul edilen monarflinin direkt önderli¤i alt›nda son ölüm-kal›m muharebesinin bafllat›lmas› hamlesi korkuya kap›lm›fl gerici s›n›flar için do¤al olmayan, hatta aptalca bir durum de¤ildir. Yeni Halk Ordusu (YHO) ile hemen hemen her gerçek savafl›nda NKO’nun son süreçteki dokunakl› flovu parlamenter güçlerin hakl› ve meflru politik liderli¤i ve NKO üzerinde monarflinin bilfiil liderli¤i aras›ndaki çeliflkiler üzerine baz› k›fllalar taraf›ndan k›nanm›flt›r. Tac› ele geçirmek için abisi Birendra’n›n tüm ailesini do¤rayan Gyanendra’n›n kendisini sallant›daki feodal komprador ve bürokratik burjuva s›n›f›n büyük kurtar›c›s› olarak yans›tmak için sahip oldu¤u büyük askeri h›rslar›n› anlamak zor de¤ildir. Yine de her s›radan askeri bilim ö¤rencisi bilmelidir ki, özel bir ordunun zaferi ya da yenilgisi eninde sonunda daha çok onun sosyal s›n›f temeline ba¤l›d›r ve bu anlamda gerici NKO’nun sonuçta ortadan kald›r›lmas› bitmifl bir sonuç olmal›d›r ve Gyanendra’n›n hayali sadece kabus olacakt›r. ULUSLARARASI GÜÇLER‹N ROLÜ Günümüzdeki emperyalist küreselleflme dünyas›nda tüm iç politik meseleler her fleyden önce uluslararas› sonuçlara sahiptir. Dolay›s›yla 1 fiubat büyük geri dönüflü dünya çap›nda etki yapm›flt›r ve BM, ABD, ‹ngiltere, AB, Hindistan, Çin ve di¤erlerini içeren tüm büyük dünya ve bölgesel güçler ve örgütler bu sorun üzerinde aç›klamalar yay›nlam›fllard›r.


19 fiafl›rt›c› bir flekilde, uluslararas› büyük oyuncular›n hiçbirisi Gyanendra’n›n geriye dönük ad›mlar›n› flimdiye kadar desteklememifltir. Geçmiflte Nepal’de gerici rejimlerin temel destekçileri olan ABD, ‹ngiltere, AB ve Hindistan gibi büyük güçler mevcut geliflmelere aç›kça karfl› ç›karken, Çin, Rusya, Pakistan, Bangladefl gibi di¤erleri olaylar› “Nepal’in iç iflleri olarak” yorumlam›fllard›r. En dikkat çekici uluslararas› geliflme Hindistan ve ‹ngiltere taraf›ndan yap›lan askeri yard›mlar›n (ABD de ayn› hatta yol izlemifltir) ve birçok AB ülkesi taraf›ndan “kalk›nma için yard›mlar›n” ask›ya al›nmas› olmufltur. Uluslararas› Af Örgütü ve ‹nsan Haklar› ‹zleme Örgütü gibi uluslararas› insan haklar› örgütleri kamuoyuna kraliyet rejiminin halk›n insani ve demokratik haklar›n› s›n›rs›zca ihlal etti¤ini aç›klam›flt›r yani otokratik kraliyet rejimi uluslararas› topluluktan flimdiye kadar tam olarak izole edilmifltir ki, bu durum demokratik hareket için iyi fleylerin habercisidir. Bununla birlikte despotik rejim uluslararas› deste¤i kazanmak için iki sorunu kullanmak için umutsuzca çabalamaktad›r. Bunlardan birincisi “anti-terörizm” ve ikincisi ise “jeo-politik” kartt›r. Daha çok 11 Eylül’den sonra türlü küçük diktatörler ve dünyan›n gerici rejimleri taraf›ndan kullan›lan “anti-terörizm” kart› zaten kendi orijinal enerjisinin ço¤unu kaybetmifl durumda. Bakal›m Gyanendra davas›nda nas›l iflleyecek? Fakat çirkin saray katliam›nda elleri kana bulanm›fl ve tüm politik temel haklar› ask›ya alarak halka karfl› askeri terör yürüten Gyanendra gibi birisinin “anti terörizm” iddialar› taraf›ndan dünya kamuoyunun gözünü boyaman›n kolay olmayaca¤› görülebilmektedir. Yine de s›n›flara bölünmüfl bir toplumda de¤erler ve normlar s›n›f ç›karlar›na göre belirlenir, dünya gericilerinin baz›lar› aç›k ya da kapal› bir flekilde gerici kraliyet rejimine sonuçda arka ç›karsa bu da flafl›rt›c› olmayacakt›r. ‹ki süper devletin -Çin ve Hindistanaras›ndaki ülkenin stratejik konumunu ifade eden “jeopolitik” kart, Gyanendra’n›n babas› Mahendra taraf›ndan geçti¤imiz yüzy›l›n özel so¤uk savafl koflullar›nda uygulanan bir komfluya karfl› di¤eriyle oynama fleklindeki ak›ll›ca diplomatik manevray› tekrarlama hamlesidir. Ancak bu manevran›n genelde uluslararas› güç dengesinin özelde Hindistan-Çin iliflkilerinin de¤iflti¤i koflullarda sonuç verece¤i beklenemez. Son süreçte ABD ve Hindistan yak›nlaflmas› ve kraliyetin geri ad›mlar›na karfl› ortak politikalar› Gyanendra’y› Çin kart›n› oynamaya itebilir. Gyanendra hükümetteki temel ittifaklar›ndan biri olarak Çin yanl›s› kimli¤i ile bilinen eski kralc› Kirti Nidhi Bista’y› atayarak bunun sinyallerini yeterince vermifltir. Ayn› flekilde geleneksel olarak Hindistan’la çeliflkileri olan Pakistan ve Bangladefl, kraliyet rejimi için biraz soluklanma bofllu¤unu sa¤layabilirler, nitekim Katmanduda’ki Pakistan büyük elçisinden bu yönde iflaretler gelmektedir. Bununla birlikte Gyanendra’n›n sallant›l› pozisyonundan ve belirsiz gelece¤inden kaynakl› herhangi bir komflunun kendisini önemli maddi yard›mlarla büyütmek için

15 diplomatik inceliklerin ötesine gidece¤ine inanmak zor. Ayn› flekilde proleter devrimler konusunda özellikle yak›n komflularla diplomatik iliflki sorunlar›nda stratejik metanet ve taktik esneklik gösterecek kadar sa¤ duyulu olmak zorundad›rlar. Son günlerde bir baflka dikkate de¤er faktör ise Nepal’deki devrimci güçlere karfl› büyük uluslararas› ve bölgesel güçlerin davran›fllar›ndaki baz› pozitif de¤iflimlerdir. Kendi biçimsiz ve s›n›fsal bak›fllar›na ve ç›karlar›na ba¤l› olarak, bu büyük güçler geçmiflte monarfli ve parlamenter güçleri “istikrar›n iki dayana¤›” olarak kabul ediyorlard› ve devrimci demokratik güçlere karfl› bu ikisi aras›nda büyük bir ittifak kurmak için çal›flt›klar› görülüyordu. fiimdi devrimci güçleri de içine alan “üç dayanak” teorisine h›zla dönüfl yapm›fl oluyorlar, ki bu tabi ki ileri bir ad›md›r. Fakat tarihsel zorunluluk ve ülkenin yeni objektif gerçekli¤i, parlamenterler ve devrimci güçlerin yeni “iki dayanak” olarak ellerini birlefltirmesi ve miad› dolmufl ve çürümüfl üçüncü “dayanak” olan yani monarfliyi köklerinden söküp atmakt›r. NKP (M) bu anlamda politik bir karar da vermifltir. Bu karar Yoldafl Prachanda taraf›ndan yay›nlanan y›ldönümü bildirisinde de ortaya konmufltur.

DEMOKRAT‹K CUMHUR‹YET SORUNU 1 fiubat’taki büyük geri dönüfl sonras› içteki politik durumda baz› önemli geliflmeler yaflanm›flt›r. Oysa daha önceki ulusal politikalar, monarfli, parlamenter demokrasi ve devrimci halk›n demokrasisinin üç ak›m›na bölünmüfltü, flimdi bu durum parça parça iki genifl ak›mda kutuplaflmaktad›r; monarfli ve demokrasi. Özelde, parlamenter demokrasinin lider, kadro ve taraftarlar› geçmiflteki monarflinin anti-demokratik uygulamalar›n› ve böl ve yönet politikalar›n› aç›kça görmektedir ve monarfliye karfl› kolektif öfkeleri hiç olmad›¤› kadar kesinleflmifltir. Her ne kadar günlük temelde otokratik monarfliyi destekleyen halk yürüyüflleri ve bildirileri olsa da, tan›nm›fl hiçbir politik parti ya da lider kral›n hareketini flimdiye kadar aç›ktan onaylamam›flt›r. Kraliyet rejimi sert otokratik önlemlerin “teröristleri” (Maoist devrimcileri) hedef ald›¤›n›n propagandas›n› yapmak için yo¤un çaba harcasa da halk h›zla bunlar›n tüm demokratik güçlere karfl› ol-

8-21 Nisan 2005

du¤unu anlamaktad›r. Ayn› flekilde, “sivil toplumun” medya çal›flanlar›n›n, insan haklar› örgütlerinin, mesleki örgütlerin vd. hemen hemen hepsi kraliyet darbesine aç›kça karfl› ç›kmaktad›r. Bu, ülkedeki demokrasinin gelece¤i için kesinlikle iyi bir iflarettir. Bununla birlikte, darbenin üzerinden bir aydan fazla zaman geçmiflken dahi demokratik güçlerin otokratik monarfliye karfl› direnifl için etkili ve koordineli plan, program ya da mekanizma ile ortaya ç›kmamalar› ciddi bir meseledir. NKP(M) üç günlük bir genel grev ve fiubat ay›nda 15 günlük yollar›n kapat›lmas› örgütleyerek direnifl hareketine bir bafllang›ç temposu sa¤lamak için giriflimde bulunmufltur ve gelecek aylarda daha kitlesel seferberlik ve askeri eylem programlar› planlamaktad›r. Parlamenter güçler ise Hindistan’da baz› propaganda faaliyetleri ve ülke içinde sembolik halk yürüyüflleri örgütlemifl ve gelecekte bar›flç›l kitle eylemi planlamaktad›r. Fakat ilk olarak parlamenter güçler aras›nda ve ikinci olarak parlamenter ve devrimci güçler aras›nda monarfliye karfl› istenen keskinlikte sald›r›lar flimdiye kadar somutlanmam›flt›r. Nepal Kongresi monarfliye karfl› daha sert karfl› ç›kmakla birlikte, sözde solcu UML, Kraliyet darbesine kar-

Kral Gyanendra fl› görece sessiz bir yan›t vermifltir. Bu kitleler aras›nda yeni bir “Rayamajhi” e¤iliminin (1960’larda monarfliye teslim olan NKP Genel Sekreteri Keshar Jang Rayamajhi) yak›nda oldu¤u endiflesini ortaya ç›kar›yor. Bununla birlikte, bu kadar kan banyosunun ard›ndan durum o zamandan beri çok de¤iflmifltir. Yani sol kamptan birkaç Rayamajhi, Nepal Kongresinden bir-

kaç Tulsi Giri ç›ksa dahi, politik partilerin liderlerinin ve kadrolar›n›n ezici ço¤unlu¤u ve halk kitleleri otokratik monarfliye karfl› sonuna kadar savaflmaya kararl›d›r. Dahas›, monarflist NKO’ya karfl› karfl› devrimci YHO’nun varl›¤› ve daha uygun uluslararas› durumla onu tamam›yla ortadan kald›rmak için birleflik sald›r› yapmak için politik güçler daha uygun bir zemine sahiptir. Bu ba¤lamda, parlamenter ve devrimci güçleri ve uluslararas› toplumu içeren tüm demokratik güçler için kabul edilebilir monarfli karfl›t› ortak asgari program ve slogan uygun hale gelmifltir. NKP(M)’nin görüflüne göre teslimiyetçi Anayasal Meclis ve demokratik cumhuriyetin kurumlaflt›r›lmas› amaç için en uygun olan›d›r. Parlamentonun restorasyonu 1990 Anayasas›n›n yeniden geçerli hale gelmesi ve düzeltilmesine dair parlamenter güçler ve uluslararas› toplulu¤un önerdi¤i eski slogan tamam›yla miad›n› doldurmufltur ve yeni duruma uygun de¤ildir. Ülkede 1950’den bu yana monarfli ve demokrasi aras›ndaki sürekli mücadelenin k›sa bir özeti feodal monarflinin antik ça¤dan kalma kurumunu ve onun kuklas› NKO’yu tamamen ortadan kald›rmaks›z›n Nepal’de demokrasinin hiçbir biçimi güven alt›na al›namaz ve kurulamaz. Baz› yüksek derecelerde geliflmifl kapitalist ülkelerde görülen “anayasal monarfli”nin yar›-sömürge ve yar› feodal bir toplumda var olamayaca¤› defalarca kez kan›tlanm›flt›r. Yani parlamenter partiler ve uluslararas› güçlerin flu ya da bu bahaneyle monarflinin çürümüfl ve itibardan düflmüfl kurumunun saklanmas›na yönelik herhangi bir hamlesi tarihsel zorunluluk ve ülkedeki güç dengesi gerçekli¤iyle uyumlu olamaz ve “demokratik cumhuriyet” gündemi Nepal politik yaflam›na girmifltir. Yeni bir demokratik cumhuriyet arac›l›¤›yla sosyalizm ve komünizme ulaflmay› arzu eden devrimci ve demokratik güçlerin samimi vaatlerine gelince, NKP(M) Nepal’in özel koflullar›nda demokratik cumhuriyetin alt aflamas›ndan geçmenin tarihsel zorunlulu¤una dair ilkesel tutumunu defalarca kez ortaya koymufltur. Özel olarak Nisan 2003’deki görüflmeler s›ras›nda sunulan “Görüflmeler için NKP (Maoist) taraf›ndan ileri sürülen amaçlar›n özeti”nde de Anayasal Meclis yoluyla demokratik cumhuriyet anlay›fl›n›n asgari muhtevas› ve süreci somut kavramlarla ifade edilmifltir. Demokratik cumhuriyetin özgürce seçilmifl Anayasal Meclis yoluyla kurumsallaflmas›n›n planlanmas› devrimci güçlerin demokratik ehliyeti hakk›ndaki tüm yan›lsamalar› kald›r›p çöpe atmal›d›r. Kraliyet mekanizmas› NKO’nun eritilmesinden sonra Yeni Ulusal Ordu’nun yarat›lmas› gibi daha somut sorunlar görüflmeler sürecinde tart›fl›labilir. An›n ihtiyac› ülkenin tüm demokratik güçlerinin demokratik cumhuriyet asgari ortak program›nda birleflmesidir. fiimdiye kadar eksik olan bir fley varsa o da gerçek demokratik bak›flt›r. Ayn› zamanda politik partilerin demokratik ehliyetlerinin do¤ru yans›t›lmas› ile halk kitlelerinin güvenini kazanman›n zaman›d›r. Ve bunun için parti içi demokrasinin do¤ru uygulan›fl› önemli bir unsur olacakt›r.


16

8-21 Nisan 2005

19

Milliyeti ne olursa olsun bilinçli Türkiye proletaryas›, burjuva milliyetçili¤inin bayra¤› alt›nda yer almayacakt›r!

5 yafl›ndaki çocuklar›n al›nlar›na bayrak resmi çizerek “tepkilerini böyle gösterdiler” diyen zihniyet bu çocuklara büyüdüklerinde yoksulluk, iflsizlik ve zulümden baflka ne verebilecektir.

TC devletinin ba¤›ms›z bir devlet olmad›¤›, tam anlam›yla emperyalizmin yar› sömürgesi oldu¤u, bugün baz› burjuva kalemler taraf›ndan da dile getiriliyorken; (en az›ndan emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n hangi boyutlarda oldu¤u ekonomik göstergelerle dile getirilmektedir) TC devletinin ba¤›ms›z bir devlet oldu¤u iddias› saçma bir iddiad›r. Ve yine ayn› devletin bayra¤›n›n ba¤›ms›zl›¤› simgeledi¤ini iddia etmekte saçmad›r. Hakim s›n›flar›n gözde deyimiyle, bu ba¤›ms›zl›k sözde bir ba¤›ms›zl›kt›r.

19 Mart’ta Çanakkale’de düzenlenen törende “çok duyguland›¤›n›” söyleyerektimsah gözyafl› döken Baflbakana soruyoruz: “Tarlas›nda üretemeyen köylü, flehirde iflsiz gezen milyonlar, doktor, okul yüzü görmeyenler, yarg›s›z infazlarda katledilenlerin sorumlusu siz de¤il misiniz?

Kürt Ulusal Hareketinin tüm s›cakl›¤›yla hissedildi¤i 1984-1993 y›llar› ayn› zamanda Türk milliyetçili¤inin toplumsal temelde bir tampon vazifesiyle en aktif flekilde harekete geçirildi¤i y›llard›r. Farkl› milliyetlerden tüm iflçi ve emekçileri, Kürt Ulusal Hareketinin karfl›s›nda Türk Bayra¤› ve vatan› savunmas› çizgisinde kümelendirme çabas›yd› bu. Aymazl›¤›n boyutu o dereceye vard›r›ld› ki; 1968 hareketiyle yükselen-yerleflen anti-emperyalist ortam da hesaba kat›larak Kürt ulusunun hakl› hareketinin ‹ngiliz mi, Amerikan emperyaliz-

fiovenizmin bilinç bulan›¤› suyunda bal›k avlama sevdas› sadece Kürt Ulusal Hareketi için de¤il ayn› zamanda emperyalizmin dayatmas› özellefltirmelerin, iflsizli¤in ve ekonomik yoksullaflman›n önüne de set olarak kullan›lmaya çal›fl›ld›. Tüm toplumsal tabakalar›n flovenizmin a¤›r uykusunda sessiz sedas›z kalmas› umut edildi. Kaderin cilvesine bak›n ki milliyetçili¤in, “vatanperverli¤in” kah resmi, kah kontra örgütü olarak kullan›lan MHP ve Ülkü Ocaklar›, emperyalist politikalar›n ülkeye uyarlanmas›nda, Uluslararas› TAHK‹M anlaflmalar›n›n yap›lmas›nda ve BERGAMA örne¤inde oldu¤u gibi “vatan topraklar›n›n” parça parça emperyalist tekellere sat›fl›nda öncülük eden kesimler oldu. En keskininden en liberaline kadar milliyetçilik kürküne sar›lan askerinden, milletvekiline kadar bütün kesimler bunca yoksullu¤un ve bask›n›n alt›nda neden bir sosyal patlama olmuyor flaflk›nl›¤›n›n cevab›n› yine “toplumumuzun gelenek ve göreneklerine ba¤l›l›¤› ve vatan-millet sevgisi”nde arad›lar.

“Bilinçli proletaryan›n denenmifl olan kendi bayra¤› vard›r ve onun, burjuvazinin bayra¤› alt›nda safa girmesinin gere¤i olamaz.” Türk hakim s›n›flar›n›n her türden kli¤inde eflsiz ve ortak bir kimlik bunal›m› 85 y›ld›r için için kaynay›p duruyor. Kemalizm’in ideolojik çizgisinde “yüzünü Avrupa’ya dönmüfl” bir bat›l›l›k gömle¤i TC faflizmi üzerinde hep e¤reti, hep yap›fl›k durdu. “Ulusal egemenlik” ve “vatan-ezanbayrak” edebiyat›yla oluflturulan yapay Türk milliyetçili¤i ile “ça¤dafl medeniyetler seviyesi” nutku alt›nda ABD ve Avrupa Birli¤i emperyalist devletlerine teslim edilen ekonomiksiyasal ve askeri rota çelifltikçe, devletin kimlik bunal›m› da derinleflti. D›flar›ya karfl› yar›-sömürge olman›n uflakl›¤›, içerde milliyetçili¤in-flovenizmin aslan kükreyifliyle örtülmeye çal›fl›ld›ysa da, bu ikili yön Türk hakim s›n›flar›n›n temel karakter(sizli¤)i haline geldi.

lar›na yedeklemeye çal›flt›lar.

minin mi bafl›m›za açt›¤› bir “bela” oldu¤u tart›flmas›na bilinçlice h›z verildi. Toplumun anti-emperyalist, anti-Amerikanc› duygular›n› kendi arka-

Vatan-milletperverlik gittikçe öfkelenen, yaflam› çekilmez hale getirilen tüm toplumsal kesimlerin içine hapsedildi¤i dipsiz bir teselli kuyusu oldu. Her can› s›k›lan, kendi aralar›nda küskünleflen askeri, polisi ve devletin bütün bürokratlar› hasm›n› An›tkabir’de flikayete koyuldu. 23 Nisanlar, 29 Ekimler, 19 May›slar 10 Kas›mlar peflis›ra flovenizmin kan tazeleme seanslar›na dönüfltü. Tank paletleri, asker rapraplar› alt›nda flehit edebiyat›yla teselli verildi halka. Tüm dünyada haks›zl›¤a

u¤ram›fl, kendini ispatlamaya yeminli ve devaml› ezbere tarihiyle avunan bir Türk olmamak vatana ihanet say›ld›. Türksek, bin dünyaya bedelsek gerisi tufan olmal›yd›. “fiahane” bir görsellik, “eflsiz” bir meydan okuyufla tan›k oldu kutlama meydanlar›. Ancak gözlerden ›rak tutulmamas› ve düflünülmesi istenen bir gerçeklik vard› ki; “vatan millet sevgisi” içten içe “devlet” sevgisine, “vatana-millete” ba¤l›l›k devlete ba¤l›l›¤a dönüfltürülüyordu asl›nda. Böylesine, devletin kutsan›fl›n›n baflka bir örne¤ini dünyan›n herhangi bir yerinde bulmak oldukça zordur. Devletçe verilen ezbere bir e¤itimle sürekli tarih bilincimizin köreltilmesi de vatan-flehit flartlanmas›yla devlete itaat yollar›n›n döflenmesindendir. fiovenizm; Türk hakim s›n›flar›n›n, Türkiye halk›na uygulad›¤› sömürü ve bask›n›n, haks›zl›k ve geleceksizli¤in ortas›nda devletine sürekli öfkelenen, küskünleflen, açl›k, yoksulluk ve iflsizlikle bo¤uflan ve yozluk çamuruna itilen halk kitlelerini bir arada tutman›n, yine devlet sevgisinde yekpare olunmas›n›n, “hepimiz ayn› gemideyiz, batarsak birlikte batar›z” yalan›n›n büyük bir maharetle uygulanmas›nda iyi bir toplanma salonu ifllevi gördü. EMPERYAL‹ZM ULUSAL DE⁄ERLERE DÜfiMANDIR Emperyalist ABD ve Avrupa Birli¤i ülkelerinin ekonomik, siyasal ve askeri sömürü ve bask›s›na karfl› ç›kan, bu gerçe¤i her f›rsatta dillendirip karfl› koyan komünist ve devrimci, demokrat kifli ve kurumlar vatan haini ilan edilip her f›rsatta yok edilmeye çal›fl›l›rken, devlet bürokrasisinin “flartlar bunu gerektiriyor, Türkiye’nin ç›kar›nad›r” yalan›yla emperyalist devletlere aç›ktan teslimiyeti


17

19 Türk milliyetçili¤inin de özünde ne oldu¤unu da gösteriyor. Açsan, aç›ktaysan, devletçe vergi yükünün-sömürünün bin çeflidine g›k›n› ç›karm›yorsan, demokratik hak ve özgürlüklere el uzatmadan suskun bir köle gibi boyun e¤meyi ö¤renmiflsen, devletin ne yaparsa yaps›n ne söylerse söylesin arkas›nda durmaya flartlanm›flsan tam bir Türk milliyetçisi olabilirsin. Oysa ulusal-milli de¤erlerin an›ld›¤› ilk yerde sömürü iliflkisine karfl› olunmas› gereklidir. Çünkü uluslar›n tarihi-kültürel tüm de¤erlerinin ya¤mas›na ilkin emperyalizm niyetlidir. O zaman topra¤›ndan kültürüne, zenginliklerinden ba¤›ms›zl›¤›na kadar tüm ulusal de¤erlerin emperyalizme pazarlamac›s› bir devlet ne kadar millidir? Ne kadar halk›nd›r? Ve bununla paralel bir biçimde bu devletin bayra¤› ne kadar halk›n bayra¤›d›r? Bu devlet ve bu devletin “simge”lerinden biri olan bayrak kimin bayra¤›? Bunlara verilecek do¤ru yan›tlar, bizleri bugün estirilen zehirli flovenizm rüzgar›ndan kurtarabilir. Aç›kt›r ki devleti bir s›n›f›n bask› arac› olarak de¤erlendirenler aç›s›ndan yan›t oldukça kolayd›r. TC devleti de bu bak›fl aç›s›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. (Yoksa siz onu “s›n›fs›z, imtiyazs›z, kaynaflm›fl bir zümre mi”(!) san›yorsunuz?) TC devleti Türk hakim s›n›flar›n›n, çeflitli milliyetlerden Türkiye iflçi s›n›f› ve emekçi halk› üzerindeki faflist diktatörlü¤üdür. Bu faflist diktatörlü¤ün tüm simgeleri gibi, bayra¤› da bizim yani, çeflitli milliyetlerden Türkiye iflçi s›n›f›n›n ve emekçi halk›n›n bayra¤› de¤ildir. Bu ayr›m› net koymak gerekir. Bu ayr›m konulmad›¤› müddetçe kendini “sol” olarak ifade eden anlay›fllardan en sa¤dakine kadar bütün anlay›fllar›n, “bayrak” karfl›s›ndaki “esas duruflu” berrakça çözümlenemez. Ortal›kta, sokakta bayrak nümayifli yapanlara bak›ld›¤›nda, “en vatansever”, “en anti-emperyalist” olanlar›n hararetle savundu¤u, yaz›l› ve görsel medyada s›kl›kla dillendirilen ve bayrak yakma olay›na tepki olarak ifade edilen bir di¤er noktada fludur: “AB ve ABD emperyalizmi, Türkiye’yi bölmek için, hem Türk ›rkç›l›¤›n› hem de Kürt ›rkç›l›¤›n› (moda deyimle etnik milliyetçilik) desteklemektedir, o yüzden ba¤›ms›zl›¤›m›z›n simgesi bayra¤›m›za sahip ç›kal›m!” (Sa¤ cenahtan dillendirilen: AB ve ABD’nin Ulusal Harekete destek verdi¤i, yine “sol” cenahtan dillendirilen: Bayrak yakman›n ABD ve ‹srail’in provokasyonu oldu¤u vb. vb. iddialar..) TC devletinin ba¤›ms›z bir devlet olmad›¤›, tam anlam›yla emperyalizmin yar› sömürgesi oldu¤u, bugün baz› burjuva kalemler taraf›ndan da dile

getiriliyorken; (en az›ndan emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n hangi boyutlarda oldu¤u ekonomik göstergelerle dile getirilmektedir) TC devletinin ba¤›ms›z bir devlet oldu¤u iddias› saçma bir iddiad›r. Ve yine ayn› devletin bayra¤›n›n ba¤›ms›zl›¤› simgeledi¤ini iddia etmekte saçmad›r. Hakim s›n›flar›n gözde deyimiyle, bu ba¤›ms›zl›k sözde bir ba¤›ms›zl›kt›r. IRKÇILIK POL‹T‹KALARI DO⁄RU ANLAfiILMALIDIR

8-21 Nisan 2005 mektedir. Türkiye’de bugün bayrak yakma bahanesi ile daha bir k›flk›rt›lan flovenizm; Türk hakim s›n›flar› olan Komprador Burjuvazi ve Büyük Toprak A¤alar›n›n s›n›flar›n geçmiflten beri izledikleri bir politikad›r; burjuvazinin siyasi bak›mdan en geri kesimlerinin ve feodalizmin politikas›d›r; feodal ve feodal-burjuva e¤ilimidir. Bu karakterinden dolay› flovenizm politikas›, tutarl› burjuva demokratizminin bile düflman›d›r. Türkiye’de bu ak›m›n en afl›r› temsilcisi, MHP’dir.

de, kendi ç›karlar›n› hayata geçirmek için milletlerin kendi kaderini tayin hakk›n› ya da ezilen milletin kurtulufl mücadelesini destekleme maskesi alt›nda, kendi denetiminde gerici bir Kürt milliyetçili¤ini desteklemeyece¤inin hiçbir garantisi yoktur. Emperyalizmin bizzat güttü¤ü ›rkç›l›k politikas› ise bambaflkad›r. Bugün ABD emperyalizminin dünya üzerinde “demokrasi”, “özgürlük” yalanlar›yla baflvurdu¤u iflgal ve sald›r›lar, yine “medeniyetler çat›flmas›”, “dinler çat›flmas›” vb. kavramlarla dünya halklar›na yönelik yürütülen sald›rganl›k vb. emperyalizmin ›rkç›l›k politikalar›na iyi birer örnektir. fiovenizm d›flardan sokulan bir fley de¤ildir, ama d›flardan desteklenebilir. fiovenizmin dayand›¤› sosyal s›n›flar ve zümreler vard›r. Emperyalizm, ifline geldi¤i zaman ve yerde bu s›n›flar›n flovenist politikalar›n› k›flk›rt›r ve destekler. Bu sebeptendir ki, ›rkç›l›¤a karfl› yürütülecek mücadele, her fleyden önce bu s›n›f ve zümrelere karfl› mücadeledir; proletarya hareketinin en önemli görevlerinden biri, bunlar› emekçi halka teflhir etmektir; bunun yan›nda ve buna ba¤l› olarak, emperyalizmin bizzat güttü¤ü ›rkç›l›k politikas›n› da teflhir etmektir; çeflitli uluslar›n aras›ndaki ›rkç›l›¤› nas›l ahlaks›zca k›flk›rtt›¤›n› ve destekledi¤ini de teflhir etmektir; emekçiler aras›nda “demokratizmin ve dünya iflçi hareketinin uluslararas› kültürünü” yaymakt›r. BAYRAK BAHANES‹YLE EST‹R‹LEN RÜZGAR

Baz›lar› ve özellikle de baz› Kürtler, “o bayrak bizim de bayra¤›m›z” diyorlar. Ancak biz o bayra¤›, operasyonlarda katledilen insanlar›n baflucunda, iflkencehanelerde ve en çok da Diyarbak›r zindanlar›nda uygulananlardan biliyoruz. Komünistler ve devrimciler buna yak›nen tan›kt›r. ‹flte bu tan›kl›k bize “bu bayrak bizim bayra¤›m›z de¤ildir” dedirtmektedir. Baz›lar›n›n haf›zalar› güçlü olmayabilir ama tarihin haf›zas› güçlüdür.

Öte yandan estirilen tüm bu flovenizm rüzgar›nda; iki farkl› fleyi, emperyalizmin ›rkç›l›k politikas›yla Türk hakim s›n›flar›n ›rkç›l›k politikas› birbirine kar›flt›r›lmamal›d›r. Emperyalizmin, “Türk ve Kürt halk›n› birbirine düflman etmek” istedi¤i, bunun için her f›rsattan, her imkandan yararlanmak istedi¤i do¤rudur. Ama bu emelleri için bizzat kendisinin ›rkç›l›k politikas› güttü¤ü saçmad›r. Bunu sadece böyle savunmak yerli hakim s›n›flar›n uygulad›¤› flovenist politikalar› gözden kaç›r›lmas›na hizmet etmektedir. Bu da en çok sokaklarda ba¤›ran ve bu politikalar›n uygulay›c›s› olan sol görünümlü ama faflist olduklar› bugün ayan beyan a盤a ç›kan ‹flçi Partisi’nden tutun da MHP’ye kadar uzanan genifl bir yelpazenin ifline gel-

Ancak AKP, CHP ve benzer partilerde de ›rkç›l›k politikas›, taraftarl›¤› ziyadesiyle vard›r. Irkç›l›k politikas› di¤er millet ve milliyetleri, feodal sopayla ezme, sindirme, yoketme politikas›d›r. Türkiye’de baflta Kürt ulusu olmak üzere di¤er az›nl›k milliyetlere karfl› ›rkç›l›k politikas› güdenler, iflte bu feodal ve feodal-burjuva s›n›flar ve onlar›n siyasi partileri, iktidarlar›d›r. Emperyalizm, menfaatlerine elverdi¤i yerde, bu s›n›flar›n ›rkç›l›k politikas›n› k›flk›rt›r ve destekler; menfaatlerine elvermedi¤i yerde bu politikan›n karfl›s›na ç›kabilir. Yani ABD ve AB emperyalistleri kendi ç›karlar› aç›s›ndan meseleye bakarlar ve konjonktüre göre Türk ›rkç›l›¤›n› körükler ve desteklerler. Yine bu emperyalist güçlerin birbirleriyle ç›kar çat›flmas› içerisin-

21 Mart Newroz kutlamalar› sonras› polisin sald›r›s›ndan kaçan iki çocu¤un Türk bayra¤›n› h›rpalamas› uzunca bir zamand›r milliyetçili¤in kazan›nda afl piflirenlerin önüne yeni olanaklar ç›kard›. Bayra¤›na sahip ç›kma yar›fl›n›n ötesinde milliyetçili¤in-›rkç›l›¤›n kanl› merasimine davet ediliyordu herkes. Beklenen bir f›rsat gibi flovenizmin ya¤ma alan›na dönüfltü Mersin’de yaflananlar. Newroz öncesinde yaflanan kimi olaylar Mersin’deki bayrak yakma gerekçe gösterilerek estirilen flovenizm rüzgar›n› anlamak için ipin ucunu gösteriyor asl›nda. Bunlardan ilki Ermeni Soyk›r›m› tart›flmalar›n›n üzerinden yükselen ortamd›. Avrupa Birli¤i koridorunda bekletilen Türkiye’nin bafl›na kak›lan ve sürekli izaha ve itirafa zorlanan bir husus Ermeni Soyk›r›m›. 1914 ve 1918 y›llar› aras›nda soyk›r›ma u¤ram›fl ve sürgün edilmifl Ermeniler tarihsel bir olgunun kabulünü istiyor, Türk devleti ise y›llard›r al›fl›ld›k bir tarzla hep inkarda ayak diriyordu.


18

8-21 Nisan 2005 Ermenilerin nüfuzunu temsil eden Yurtd›fl› Ermeni Lobileri ABD ve Avrupa Birli¤i ülkelerinde parça parça da olsa bu soyk›r›m› kabul ettirmeye ve bu yolla Avrupa Birli¤i koridorunda Türk devletini s›k›flt›rmaya bafllad›. Nihayet Baflbakan R.T. Erdo¤an ve CHP’deki diktatörlü¤ünü yeni tazelemifl genel baflkan Deniz Baykal apar topar bas›n aç›klamas› yaparak yine ayn› inkar tad›nda “bu ifli tarihçilere b›rakal›m” demek zorunda kald›. Ve R.T Erdo¤an’la birlikte yapt›klar› ortak aç›klamayla arflivlerinin aç›k oldu¤unu, bu temelde gerçekleri bütün dünyaya anlatacaklar›n› belirttiler. Ermeni soyk›r›m›na yönelik belgeleri kendi kirli tarihlerini temize ç›karma ad›na yok eden ya da gizli belgeler fleklinde saklayan bu uflaklar sürüsünün bu temelde, bu ç›k›fllar› elbette anlafl›l›r bir durumdur. ‹deolojik argümanlar› ise her zaman cepte tafl›d›klar› “Türkiye üstüne yeni oyunlar oynan›yordu” ve “ulusumuz bu noktada uyan›k olmal›yd›”. Zaten Irak’›n iflgal sürecine yeterince dahil olamaman›n haz›ms›zl›¤›n› tafl›yan, Irak topraklar›ndaki yeni flekillenmeye müdahale gücünden yoksun kalan ve bu yüzden s›k s›k ABD’ye sitem, Irak’l› Kürtlere tehdit gönderen Türk devleti milli bir hüsran yaflamaya bafllam›flt›. Yaflanan ikinci olay ABD d›flifllerinden ve ABD bas›n›ndan gelen yeni mesajlard›. Gelen mesajlara göre; halk›n ABD emperyalizmi karfl›tl›¤›ndan flikayette bulunuluyor ve AKP hükümetinin “ödevlerine iyi çal›flmad›¤›”, TSK ise bu soruna a¤›rl›¤›n› koymad›¤› için ikaz ediliyordu. ABD’ye göre onlar ne yaparsa yaps›n Türkiye’de yaflayan herkes onlar› sevsin, hofl duygular beslesindi. Geleneksel Türk milliyetçili¤i ile ABD karfl› karfl›ya konulmamal›yd›, ki öyle de de¤ildi zaten. Varsa bir küskünlük çözülmeli, “vatanseverlik”le ABD sevgisi kaynaflt›r›lmal›yd›. En az›ndan Türk milliyetçili¤inin ABD’ye yönelen k›sm› törpülenmeli, baflka kanallara ak›t›lmal›yd›. ABD’nin D›fl ‹flleri Temsilcileri fiubat ve Mart ay› içinde birkaç defa ve üst üste Genelkurmay Baflkanl›¤›’n› ziyaret edifliyle, kapal› görüflmeleri ve s›k s›k “aram›zda sorun yok” yönlü dostluk aç›klamalar›yla ABD’nin bu görevi kime verdi¤i de belli oluyordu: Kara Kuvvetleri Komutan› Org. Yaflar Büyükan›t önce AKP hükümetini, devleti K›br›s’ta ve Irak’ta yeterince savunamad›¤› yolunda aç›ktan elefltirirken, TC’nin tozlu arflivlerinde b›rak›lm›fl ve kutlanmas› y›llarca unutulmufl Mehmetçi¤in kahramanl›k günleri yeniden canland›r›l›yordu. Nihayet 18 Mart Çanakkale savafl› vesilesiyle “Türklük fluuru” zirveye ulafl›yordu.

Öte yandan sözde ba¤›ms›z TC faflizmi ile ABD emperyalizmi aras›ndaki iliflkinin bozuldu¤una dair kopart›lan yaygaralara ra¤men MGK Genel Sekreteri de flu aç›klamay› yap›yordu: “Özellikle belirtilmesi gerekli husus, Türk-Amerikan iliflkilerinin durumu hakk›nda söylenenlerin gerçekleri yans›tmad›¤›d›r. Bu iliflkiler bir günde kurulmad›¤› gibi bir günde de bozulmayacak kadar sa¤lamd›r. Türk-Amerikan iliflkilerinde kriz oldu¤u, iliflkilerimizin kötü bir aflamadan geçmekte bulundu¤u, hele hele iliflkilerin dibe vurdu¤u gibi söylemler temelsiz abartmalard›r” diyerek kopart›lan yaygaran›n ne kadar temelsiz oldu¤u ve estirilen bu Türklük rüzgar›n›n kof bir anti Amerikanc›l›k içerdi¤i ama tüm gözeneklerine kadar baflta Kürt halk› olmak üzere çeflitli milliyetlerden Türkiye halk› üzerinde azg›n bir flovenizm rüzgar› estirilmesini içerdi¤i iyiden iyiye a盤a ç›k›yordu. Vars›n sokaklarda bayrak sallayanlar anti

emperyalist sloganlar hayk›rs›n, nas›l olsa iliflkilerde bir sorun yoktu. Ama bununla birlikte bayrak meselesiyle Kürt halk›na yönelik düflmanl›k daha bir azg›nlaflt›r›l›yordu. Böylelikle Türk hakim s›n›flar› hem emperyalist efendilerine hem de Kürt ulusal hareketine mesaj veriliyordu... BAYRAKLA ONARILMAYA ÇALIfiILAN M‹LL‹ GURURUMUZ ‹flte, Mersin’de Newroz kutlamalar› sonras›nda yere düflürülen Türk bayra¤› böylesi bir “Türklük efsanesi”(!) ve “milli görevlerin” aflk›yla kucakland›. Yeniden tuhafiye milliyetçili¤i hortlat›ld›. Ne kadar büyük bayrak yaparsak o derece büyüklü¤ümüzü kan›tlama, milli gururumuzu onarma flans›n› yakalayacakt›k!.. Evlerin, dükkanlar›n ve her yerin Türk bayra¤›na kesilmesi için, milli tarih ezberimizdeki ›rkç› sloganlarla yollara dö-

külmemiz için Genel Kurmayl›k, Emniyet Genel Müdürlü¤ü, AKP, CHP, DYP, MHP ve Ülkü Ocaklar›, medyaflehit ve gazi dernekleri, HAK-‹fi, KAMU-SEN ve TÜRK-‹fi’in sendika a¤alar› ve Mehmetçik vak›flar› vs. el ele verdi. Yeri gelmiflken kendini az›l› milliyetçilik kulvar›nda var eden kurumlar bir yana iflçi s›n›f›n›n ve demokratik ve ekonomik mücadele örgütü olmas› gereken HAK-‹fi, KAMU-SEN ve TÜRK-‹fi’in sendika patronlar›n›n ve sözde demokrat CHP’nin tavr›na de¤inmekte fayda var. “Sosyal demokrat” CHP’nin ve sendika patronlar›n›n bu “milli” koalisyonda ayn› h›rç›nl›kla yer al›fllar› asl›nda “ayn›lar›n ayn› yerde toplanmas›n›n” tipik bir örne¤i say›lmal›d›r. Yine birkaç ay önce Mersin’de ayn› sokaklarda Ümit Gönültafl isminde bir genç polis kurflunuyla yere serilirken bu kurumlar aç›klamadan kaçan, gelecek sorulardan köfle bucak

saklanan bir haldeydi. SEKA direniflini kerhen savunur gibi gözükmelerine ra¤men ilk dikkat çektikleri ve en çok kayg›land›klar› husus “bu direniflin baz› odaklarca -devrimci, demokrat kurumlardan bahsediyor- farkl› bir yere çekilmesine dikkat edilmesi gerekti¤i” olmufltu. 6 Mart’ta Beyaz›t’taki 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü kutlamalar›nda polisin sald›r›s› “sosyal demokrat muhalefet” CHP’yi o kadar ilgilendirmedi. ‹fli çoktu, o gün Ermeni soyk›r›m› “iddialar›na” karfl› AKP ile elele devletini savunma davas› vard›. Son yaflanan olaylar bir kez daha gösterdi ki: demokrasi ad›na, halk›n ekonomik mücadelesi ad›na bu kurumlar›n halk›na verebilece¤i tek fley seyirlik “milli” bir komediden ötesi de¤ildir. Türk devletinin geleneksel millifloven bir gösteri olmas›n›n ötesinde Mersin’de yaflanan olaylar›n bu denli büyümesine ve olay›n geliflim seyrine bak›ld›¤›nda yukar›da belirtti¤imiz iki “milli vaka” damgas›n› vuruyor. Ge-

19 nelkurmay Sekreterli¤i her kurum ve kifliden önce Türk bayra¤›na “milli duyarl›l›k” gösteriyor, y›llard›r “milletin birli¤i ve bölünmez bütünlü¤ünü” dillerine pelesenk etmelerine ra¤men bu ülkenin “sözde vatandafl”lar›ndan bahsediyor, onlar› “alçakl›k, gaflet dalalet ve hatta h›yanet içinde olanlar” olarak bir kenara ay›r›yor ve aç›k hedef ilan ediyor; Baflbakan R.T. Erdo¤an da HADEP’i aç›ktan ikaz ederek sakl›da kalan bir fley b›rakm›yordu. Kürt ulusu ve Türkleflmemekte inat eden tüm ulusal az›nl›klar linç sehpas›na koyuluyordu. fiOVEN‹ZM RÜZGARI EST‹RENLER B‹NLERCE KÜRT’ÜN KAT‹LLER‹D‹R Asl›nda Kemalist diktatörlü¤ün bu politikalar› yeni de¤il. Bugünlerde, 30 bin vatandafl›n öldü¤ünden bahsedenler, çok da uzak olmayan bir tarih olan 1939’daki Dersim katliam›nda 60.000’in üzerindeki Kürt’ün katledilmesini, “milli davalar›” için seve seve gizliyorlar. Öyle ya onlar da “sözde vatandafl”t›! Hiç kuflkusuz ki Kemalist diktatörlük; ne kadar gizlenmeye çal›fl›l›rsa çal›fl›ls›n, az›nl›k milliyetlerin, özellikle Kürt milletinin bütün haklar›n› gaspetti. Onlar› zorla Türklefltirmeye giriflti. Bununla eflgüdümlü olarak, Türk flovenizmini körüklemeye giriflti. Tarihi yeni bafltan kaleme alarak, bütün milletlerin Türklerden türedi¤i fleklinde ›rkç› ve faflist teori ileriye sürüldü. Di¤er az›nl›k milliyetlerin tarihini, kitaplardan tamamen sildi. Bugün Anadolu denilen topraklarda, çok de¤il bir insan ömrü say›labilecek süre önce var olan Rumlar›n, Ermenilerin varl›¤›n›n esamesi okunmamaktad›r. Daha dün Kürtlerin Türklerin bir boyu oldu¤u ve isimlendirmelerinin kart-kurt’tan türedi¤ini savunan anl› flanl› “bilim adamlar›” ve omuzu kalabal›k generallerin varl›¤› ne çabuk unutuldu. Bütün dillerin Türkçe’den do¤du¤u fleklindeki Günefl Dil Teorisi safsatas› gibi beyhude çabalar›n varl›¤› gizlenebilir mi? “Bir Türk dünyaya bedeldir”, “Ne mutlu Türküm diyene” cinsinden flovenist sloganlar›n ülkenin her köflesinde, okullarda, devlet dairelerinde, her yerde olmas› rastlant› m›d›r sadece?. (Bugün bu bayrak flaklabanl›¤›nda at›lan sloganlar›n büyük ço¤unlu¤unun bu içerikte olmas› tesadüfi de¤il...) ‹flte, çeflitli milliyetlere mensup iflçiler ve emekçiler aras›na milli düflmanl›k ve kin tohumlar› böyle saç›ld›; iflçilerin ve emekçilerin birli¤i ve dayan›flmas› baltaland›. Türk hakim s›n›flar›; Türk iflçi ve emekçilerini, kendi flovenist politikas›na alet etmek istedi. ➫


19

19 vurulan her Kürt yada Türk gerilla cenazesi ya da Kürt köylüsünün kulaklar›n› kesen, gözlerini oyan, kad›nlara tecavüz eden k›sacas› ak›l almaz vahfletler uygulayan ve bunlar› yapt›ktan sonrada bir marifetmifl gibi Türk bayra¤›yla poz verenler kimin askerleridir? Hangi bayrak onlar›n elinde, “nereye dikilmek istiyorsan söyle seni oraya dikeyim” diyerek dalgalanmaktad›r.

Bafllar› öne e¤dirilmifl 12 ve 14 yafllar›ndaki iki çocu¤un arkas›nda “Bayrak Yakan Piçleri Kahredecek Türk Milleti” pankartl› az›l› ›rkç›lar›n durdu¤u resim devletin Türk milliyetçili¤inin-faflizminin gücü ve anlam›n› özetleyen bir tablo olarak tarihe geçti bile. Kemalist diktatörlü¤ün farkl› uluslar karfl›s›nda izledi¤i çizgi, tam anlam›yla Türk flovenizmidir. Ve bilindi¤i gibi, faflist diktatörlüklerin bir özelli¤i de, hakim ulus flovenizmini körüklemek, milli düflmanl›klar yaratarak ve k›flk›rtarak, emekçi halk kitlelerini bölmek, birbirine düflürmeyi amaçlamakt›r. FAfi‹ST DALGANIN BAfiINI GENELKURMAY ÇEK‹YOR Ve bugün bu politikalar›n en saf ve en hararetli uygulay›c›lar› olarak bafl›n› MHP, Ülkü Ocaklar›, BBP, ‹P ve ›rkç›l›¤›n-milliyetçili¤in bayraktarl›¤›na hevesli tüm kesimler bayra¤a yap›lan bu sald›r› karfl›s›nda bofl duramazd›. 21 Mart akflam›nda Kürt halk›na ait birçok ev ve iflyerleri talan edildi- ama nedense(!) devletten, bas›ndan kimsecikler duymad›, görmedi, bilmedi- Ertesi gün çevre il ve ilçelerden Mersin’e getirilen Türk bayrakl› kalabal›klar h›rslar›n› ilkin bir grup lise ö¤rencisinden almaya çal›flt› ancak demir korkuluklar engel oldu. Ancak kalabal›¤›n yak›n›ndan geçen uzun saçl› bir genç ve Kürt olmas›ndan dolay› bir simitçi ö¤renciler kadar flansl› de¤ildi. Linç seanslar› artt›kça azg›nlaflan güruh tekbir nidalar›yla akflama kadar o sald›r›dan di¤erine, o provokasyondan baflkas›na koflup durdu.

Öte yandan DEHAP’›n Üsküdar, Eskiflehir, Isparta ve Bursa bürolar› sald›r›ya u¤rad›. Yine ayn› gün Marmara Üniversitesi ö¤rencilerine 40-50 kiflilik ülkücü güruh demir sopa ve sat›rlarla güvenlik birimlerinin ve polisin gözetiminde sald›r›ya geçti. Nihayet cad› kazan›na at›lacak kurbanlar da bulundu sonunda: 12 ve 14 yafllar›nda iki Kürt çocuk... Bafllar› öne e¤dirilmifl 12 ve 14 yafllar›ndaki iki çocu¤un arkas›nda “Bayrak Yakan Piçleri Kahredecek Türk Milleti” pankartl› az›l› ›rkç›lar›n durdu¤u resim devletin Türk milliyetçili¤inin-faflizminin gücü ve anlam›n› özetleyen bir tablo olarak tarihe geçti bile. “Ya susturaca¤›z ya kan kusturaca¤›z” sloganlar›yla faflizmin-flovenleflmenin doru¤unda Türk olmayan herkesin ve baflta da Kürtlerin kan›na susayan bu gözü dönmüfllük Genelkurmay’›n aç›klamalar›ndan daha m› farkl›d›r? Aksine Genel Kurmayl›¤›n bafl›n› çekti¤i ›rkç› dalgalanman›n istenen hedefte ve h›zda gitti¤ini gösteriyor. Türk milliyetçili¤ini Kürt ve Ermeni uluslar›n›n kan› üzerinde rüfltünü ispata ça¤›ranlar›n, bu ülke insan›n açl›¤›n›n, iflsizli¤inin ve geleceksizli¤inin üstünü bir bayrakla örtmesi de mümkün gözükmüyor. Ancak televizyonlardaki yeni Coca-Cola reklam› belki de bize durumu yaratanlar›n, en az›ndan durumdan vazife ç›karanlar›n kimli¤ini de aç›k ediyor. Coca-Cola’n›n k›rm›z› beyaz›yla Türk devletinin bayra¤›ndaki k›rm›z›-beyaz›n› efllefltiriyor ve milliyetçili¤in ayn› t›n›s›nda Kürt düflmanl›¤› ABD sevdas›yla bulufluyor… Türk devleti ve emperyalizm yeniden kutsan›yor... Ancak unutulan bir fley var. O da “provokasyon” aç›klamalar›yla geçifltirilen bir gerçek! Faflizmin bayra¤›na yönelen o iki Kürt çocu¤una bunu yapt›ran kimdir? O Kürt çocuklar›n›n do¤duklar› topraktan zorla göç ettiren,

Baz›lar› ve özellikle de baz› Kürtler, “o bayrak bizim de bayra¤›m›z” diyorlar. Ancak biz o bayra¤›, operasyonlarda katledilen insanlar›n baflucunda, iflkencehanelerde ve en çok da Diyarbak›r zindanlar›nda uygulananlardan biliyoruz. Komünistler ve devrimciler buna yak›nen tan›kt›r. ‹flte bu tan›kl›k bize “bu bayrak bizim bayra¤›m›z de¤ildir” dedirtmektedir. Baz›lar›n›n haf›zalar› güçlü olmayabilir ama tarihin haf›zas› güçlüdür. Biz bu vesileyle yani bayrak yakma vesilesiyle kopart›lan flovenizm rüzgar›na karfl› yazd›klar›m›z› Kaypakkaya’n›n flu sözleriyle noktalayal›m: “Her fleyden önce flunu belirtelim ki, milliyeti ne olursa olsun bilinçli Türkiye proletaryas›, burjuva milliyetçili¤inin bayra¤› alt›nda yer almayacakt›r. Stalin yoldafl›n ifadesiyle: ‘Bilinçli proletaryan›n denenmifl olan kendi bayra¤› vard›r ve onun, burjuvazinin bayra¤› alt›nda safa girmesinin gere¤i olamaz.’ ‹kinci olarak, milliyeti ne olursa olsun, bilinçli Türkiye proletaryas›, iflçi ve köylü y›¤›nlar›n› kendi bayra¤› etraf›nda toplamaya çal›flacak, bütün emekçi s›n›flar›n s›n›f mücadelesine önderlik edecektir. Türkiye devletini kendine temel alarak, Türkiye içindeki bütün uluslardan iflçileri ve emekçileri ortak s›n›f örgütleri içinde birlefltirecektir. Üçüncü olarak, milliyeti ne olursa olsun, bilinçli Türkiye proletaryas›,

8-21 Nisan 2005 Kürt milli hareketinin Türk hakim s›n›flar›n›n zulmüne, zorbal›¤›na ve imtiyazlar›na yönelen, her türlü milli bask›n›n kalkmas›n› ve milletlerin eflitli¤ini hedef alan genel demokratik muhtevas›n› kesinlikle ve kay›ts›z flarts›z destekleyecektir. Di¤er ezilen milliyetlerin ayn› yöndeki hareketlerini kesinlikle ve kay›ts›z flarts›z destekleyecektir. Dördüncü olarak, milliyeti ne olursa olsun, bilinçli Türkiye proletaryas›, çeflitli milliyetlere mensup burjuvazi ve toprak a¤alar›n›n kendi üstünlükleri ve imtiyazlar› için yürüttükleri mücadelede tamamen tarafs›z kalacakt›r. Bilinçli Türkiye proletaryas›, Kürt milli hareketi içindeki Kürt milliyetçili¤ini güçlendirmeye yönelen e¤ilime asla destek olmayacakt›r; burjuva milliyetçili¤ine asla yard›m etmeyecektir; Kürt burjuvalar›n›n ve toprak a¤alar›n›n kendi üstünlükleri ve imtiyazlar› için girifltikleri mücadeleyi kesinlikle desteklemeyecektir; yani, Kürt milli hareketi içindeki genel demokratik muhtevay› desteklemekle yetinecek, onun ötesine geçmeyecektir.”

Baz›lar› ve özellikle de baz› Kürtler, “o bayrak bizim de bayra¤›m›z” diyorlar. Ancak biz o bayra¤›, operasyonlarda katledilen insanlar›n baflucunda, iflkencehanelerde ve en çok da Diyarbak›rzindanlar›nda uygulananlardan biliyoruz. Komünistler ve devrimciler buna yak›nen tan›kt›r. ‹flte bu tan›kl›k bize “bu bayrak bizim bayra¤›m›z de¤ildir” dedirtmektedir. Baz›lar›n›n haf›zalar› güçlü olmayabilir ama tarihin haf›zas› güçlüdür.


8-21 Nisan 2005

20

19

Dersim’de flehit düflen Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara yoldafllar›n an›s›na...

Coflkun ›rmaklar›n gür sesine...

Hava dondurucu so¤uktu. Epey zamand›r, mendil satmak için durmadan birinin pefline tak›lan k›z çocu¤unu izliyordu. Aya¤›nda naylon ayakkab›lar vard›, giysileri de çok inceydi. So¤uktan elleri, burnu ve yanaklar› k›pk›rm›z› olmufltu. Elleri çok üflüdü¤ü için mendillere hakim olam›yor, iki de bir yere düflürüyordu. Albenili, rengarenk elbiseleri içinde annelerinin güven veren ellerinden s›k›ca tutarak sa¤›ndan solundan geçen çocuklar› izlerken dal›yordu bazen. Ama bu durum fazla sürmüyor, uykudan uyan›rcas›na hayal dünyas›ndan s›yr›l›yor ve hemen sokaktan geçen birinin ard›ndan koflturuyordu. Hava çoktan kararm›flt›. Herkes bir an önce evine, güvenli s›cak bir yere ulaflmaya çal›fl›yordu. Deniz (Muharrem Yi¤itsoy) ilk otobüsü kaç›rm›flt›. ‹kincisini beklerken gözleri bu k›z çocu¤una tak›l›vermiflti. En fazla sekiz yafl›nda gösteriyordu. Bu saatte bu çocu¤un ne ifli vard› ki sokaklarda? Acaba annesi-babas› ya da bir evi var m›yd›? Yoksa birazdan kendisiyle “ayn› kaderi” paylaflan di¤er çocuklarla birlikte s›¤›nd›klar› bir köflede yere serilen kartonlardan oluflan yataklar›nda birbirine sokularak bir türlü bitmeyecek so¤uk ve uzun k›fl gecelerinde titreyerek sabah olmas›n› m› bekleyecekti? Düflüncelerinden s›yr›ld›¤›nda durakta kendisinden baflka kimse kalmam›flt›. Oldum olas› dayanamazd› böyle durumlara. Ne zaman boyac› bir çocuk, inflaatta çal›flan bir iflçi, lüks bir apartmanda temizlik yapan bir kad›n ya da yüklendi¤i yükün alt›nda beli bükülmüfl bir hamal görse hep böyle olurdu. Sorular pefl pefle üflüflüverirdi kafas›na. Neden al›n terlerini ak›tarak yaratt›klar› flu görkemli binalara bir daha giremez iflçiler? Neden zengin kad›nlar televizyon karfl›s›nda kahvelerini yudumlay›p keyif çatarken di¤erleri onlar›n pisli¤ini temizler. Neden baz› çocuklar alt›-yedi yafllar›nda sokaklarda çal›flmak zorunda kal›rken baz›lar› sonsuz olanaklara sahiptir? Daha onlarca soru s›ralanabilirdi.

Bu sorular›n cevab›n› biliyordu elbette. Zaten yerinde duramay›fl›n›n, k›p›r k›p›r oluflunun nedeni de bu de¤il miydi? Düzenin nas›l iflledi¤ini, çarklar›n nas›l döndü¤ünü, kimin de¤irmenine su, kiminkine kan tafl›d›¤›n› biliyordu. Yap›lan manüplasyonlarla aldat›lan, yaflad›klar›n›n kader oldu¤una, böyle gelmifl böyle gidece¤ine inand›r›lan ve hayat›n esas yarat›c›lar›, üreticileri olan kitlelere nas›l da her fleyin en güzeline lay›k olduklar›n› ve ürettikleri hayat›n da as›l sahipleri olduklar› gerçe¤ini anlatmas› gerekiyordu. Kavranan bu gerçeklik ve gerektirdikleri ise zorlu, fedakarl›k isteyen gerekti¤inde de bedel olarak can isteyen bir iflti. Bunu biliyordu, o kadar kolay olmayacakt›. Sonuçta “her fleyi kaybetmek de” vard›. Bazen ailesinin telkinleri geliyordu akl›na: “Aman o¤lum sa¤a sola bulaflmadan okulunu bitir. Hepimiz senden bunu bekliyoruz. Ac› düflürme yüre¤imize.” ‹stedi¤i en son fley ailesinin üzülmesiydi ama onlar hayata dar bir pencereden bak›yor ona da bu bak›fl aç›s›n› öneriyorlard›. Bunu yapamazd›. O halde onlar› de¤ifltirmek için de çaba sarf etmesi gerekiyordu. Önce flafl›racaklar, kabullenmeyecekler ama sonunda onun kararl›l›¤›n› görünce yapacak fazla bir fleyleri kalmayacakt›. En çok da bu sessiz, sakin insan›n nas›l olup da bu kadar de¤iflti¤ine anlam veremeyeceklerdi herhalde. *** Evet; sakin, a¤›r kanl›, acelesiz bir kiflili¤e sahipti. Fazla konuflkan de¤ildi genelde dinlemeyi tercih ediyordu. Ama iyi bildi¤i ya da emin oldu¤u konularda ise saatlerce konuflurdu. 94 y›l›nda Proletarya Partisi içten büyük bir darbe alm›flt›. Y›llarca can bedeli yarat›lan de¤erler tahribata u¤ram›fl, güvensizlik, hayal k›r›kl›klar› kaplam›flt› ortal›¤›. Böylesi süreçlerde yönünü bulabilmek, do¤ruya ulaflmak zordur. En az›ndan herkesin yapabilece¤i bir fley de¤ildir. Bu süreçleri atlatabilenlerse daha da güçlenerek ç›karlar. Deniz yoldafl bu süreçte yolunu en h›zl› bulan ve güçlenerek ç›kanlardan biriydi. Kulland›¤› bilimsel yöntem yönünü çabuk bulmas›n› sa¤lad›. Tavr›n› Proletarya Partisi’nden yana koyarken di¤er yandan da çevresindekilere yard›mc› olmaya çal›fl›yordu. ‹flte bu süreçte suskunlu¤u bir yana b›rakm›flt›. Bazen saatlerce konufluyor bu durumuna kendisi bile flafl›r›yordu. Ama do¤rular anlat›lmazsa yanl›fl›n hükmü k›r›lamazd›. 2002 k›fl›nda yap›lan bir çal›flmada gruplar›ndan birinin sorumlusuydu. Grup sorumlusu olarak raporu kendisi sunacakt›. Raporun haz›rlanmas› sürecinde canla baflla çal›flm›fl, sürekli birileriyle konuflup fikir alm›fl, okumufl-yazm›flt› Deniz. Hareketli olmak sadece çat›flma alanlar›nda yapt›¤› bir fley de¤ildi. Yaflam›n her alan›nda kofluyordu yetiflebilmek için, ama iflah›n› kesmeden. Mücadelede bir at›ml›k barut misali geçici de¤il, tüm yaflam›n› mücadeleye adayarak yapabilece¤inin en iyisini yaparak azami fayday› sa¤lamak istiyordu. Bunun için de h›zl› ve atak olmas› gere-

kiyordu. Çünkü biliyordu ki hayat h›zla ak›p giderken sen hep ayn› tempoda yürüyorsan objektif olarak yaflam›n gerisinde kalm›fls›n demektir. Bulundu¤u her alanda bu kurala uymaya çal›fl›yordu. Donanmaya, kendini yenilemeye, büyük önem veriyordu. Okuldayken bir yandan okuyup araflt›rarak di¤er yandan prati¤in içinde yer alarak devam ediyordu. Okulunu bitirdi¤inde ise bu alan üzerinden neler yap›labilece¤i örgütlülü¤e nas›l bir katk› sa¤layabilece¤ini hesapl›yordu. Mühendislik onun için bir amaç de¤il araçt› her zaman. Prati¤i bunun en güzel kan›t›d›r. Savaflç› bir partinin militanlar› da savaflç› olmak zorundad›r. Deniz yoldafl bu bilinçle hareket ediyordu. Bir devrim neferi, savaflç› bir militan her alanda ustalaflmak zorundad›r. Çünkü bu süreç yani devrim süreci tamamlanana kadar herkese çok yo¤un bazen de a¤›r görevler düflebilir. Nerede ihtiyaç varsa orada olabilmek önceden donanmak, haz›rlanmakla ilgilidir. Tüm devrimciler için geçerlidir bu kural. Devrimcili¤i yaflam›yla tam anlam›yla bütünlefltirmifl, yaflam biçimi haline getirmifl olanlar için bu pek zor de¤ildir. Çünkü yaflamlar›n›n her an›nda bunu yaflar hisseder, gerektirdiklerini yapmaktan zevk al›rlar. Devrim için donanmak, ö¤renmek bir keyiftir ayn› zamanda. Deniz yoldafl azmi, coflkusu, insanlara olan sevgisi, yapt›¤› ifle kendini, ruhunu katmas›yla bu durumun en güzel örneklerinden biriydi. De¤iflik alanlarda faaliyet yürüttü. Ö¤rencilik, mühendislik, gazetecilik ve son olarak da en çok istedi¤i gerilla alan›. Her alan de¤iflikli¤inde biraz daha geliflmifl, ilerlemifl oluyordu. Bu durum bulundu¤u zaman› ve mekan› en iyi flekilde de¤erlendirmeyi gerektirir. Ve bunu yapmak her zaman zordur. Günlük rutine kendini kapt›rma, küçük dünyalara hapsolma, yetinme, s›radanlaflma; sürekli akan bir suyun yata¤›n› afl›nd›rmas› gibi devrimci kiflilikleri afl›nd›rmak, zaafa u¤ratmak için sürekli hareket halindedir. ‹çinden geldi¤imiz toplum ise bunun do¤al zeminidir. Bu tuza¤a düflmemek sürekli bir çabay›, yenilenmeyi gerektirir. Yenilenme ise insana coflku ve yaratma iste¤i verir. Bu istek onu anlamak, ö¤renmek, yorumlamak ve eyleme geçmek için sürekli üretken k›l›yordu. Bir devrimcinin as›l ifli insanlarla u¤raflmakt›r. Bu nedenle insanlar› anlayabilmek için büyük u¤rafl veriyordu. Kitlelerin isteklerini, beklentilerini, bak›fl aç›lar›n›, özlemlerini ö¤renmeden devrimci mücadele yürütülemez. Her fley bunun üzerine infla edilir. Tüm faaliyet alanlar›nda bu gerçekli¤e uygun bir pratik faaliyet yürüttü. ‹nsanlarla sürekli birlikte oluyor, onlarla konufluyor, anlamaya çal›fl›yordu. Bir yerde insanlar›n sizi kabullenmesi ve sevmesi sizi kendilerinden biri gibi görmeleriyle mümkündür. Bunu baflaramad›¤›n›z sürece de asla size kendilerini açmazlar, yak›nl›k duymazlar; çekinirler, sayarlar ama sevmezler. Bir devrimcinin en temel özelli¤i insanlar› sevmektir. Zaten bu sevginizi gösterdi¤inizde karfl›l›ks›z kalmaz. Deniz yoldafl bu en temel özelli¤i en iyi fle-

kilde hayata geçiriyordu. Gitti¤i yerlere çabuk uyum sa¤l›yor oradan biriymifl izlenimi veriyordu. Gazetede çal›flt›¤› dönemde bir çok insan›n onu Malatyal› zannetmesi bu konuda önemli bir veridir. Gerillaya geldi¤inde de kitlelerle olan yak›n iliflkisi devam etti. Kitlelerle her buluflmam›zda susam›flças›na onlarla konufluyor; anlamaya, tan›maya çal›fl›yordu. Özellikle de yafll›larla konuflmaktan büyük keyif al›yordu. Yaflland›klar› için biraz hayat›n d›fl›na itilmifl bu insanlar ilgiye muhtaçt›lar ve bulduklar›nda ise çok mutlu oluyorlard›. Onlar› mutlu ettikçe kendisi de mutlu oluyordu. Kitlelerle iliflkilerine paralel yoldafllarla iliflkileri de ayn› biçimde s›cak ve içtendi. Tüm yoldafllar› taraf›ndan sevilen ve sayg› duyulan bir yoldaflt›. ‹nsanlar› k›rmamaya büyük önem veriyordu. Hele de yoldafllar›n› k›rmaktan çok çekiniyordu. Deniz yoldafl›n en belirgin özelli¤i Parti görevine yaklafl›m› ve görev bilinciydi. Kendisine verilen görevi en iyi flekilde yerine getirebilmek için gecesini gündüzüne kat›yor, günün her an›nda yapacaklar›n› düflünüyor, büyük bir ciddiyet ve sorumluluk bilinciyle, büyük küçük demeden tüm görevleri en iyi flekilde yapmaya çal›fl›yordu. Bu görev ister günlük pratik bir ifl olsun, isterse düflünsel çaba gerektiren bir ifl olsun hiç fark etmez. O tüm ciddiyet ve önemsemesiyle ruhunu katarak yapmaya çal›fl›yordu. Bu yan›yla tüm yoldafllar›n sayg›s›n› kazanm›flt›. Ayr›ca bir örgütün sa¤l›kl› iflleyebilmesi, geliflip güçlenmesi için tüm üyelerin verilen kararlar do¤rultusunda görevlerini gere¤ince yapmas› gerekir. Verilen karar do¤ru bulunmayabilir, elefltirilebilir ama karar ç›kt›ktan sonra onu en iyi flekilde yapmak demokratik merkeziyetçili¤in en temel gere¤idir. Aksi taktirde her kafadan bir ses ç›kar herkes kendince do¤ru gördü¤ü yöne çeker ve örgüt; örgüt olmaktan ç›kar. Do¤ru bulunmayan, onaylanmayan bir noktada görevi en iyi flekilde yapmak ise san›ld›¤› kadar kolay de¤ildir. Çünkü yapmakta oldu¤umuz fley do¤rulu¤una inanmad›¤›m›z ya da en az›ndan eksik oldu¤unu düflündü¤ümüz bir ifltir. ‹flte Deniz yoldafl elefltirse de, do¤ru bulmasa da verilen görevleri en iyi flekilde yerine getirebilmek için gerçekten büyük çaba harc›yordu. Örgütlü bireylerde olmazsa olmaz bir özelliktir bu. Gerilla yaflam› a¤›r ve zorludur. Sa¤lam bir kafa ve sa¤lam bir vücut gerektirir. Tabi ki aslolan kafad›r, bilinçtir. E¤er yeterli inanç ve bilinç yoksa en sa¤lam ve sa¤l›kl› vücut bile hiçbir ifle yaramaz. Çünkü devrim mücadelesi Rambolar üzerinden de¤il, milyonlarca “s›radan” insan›n inanç, istek ve çabalar› üzerinden yürür. As›l güç burada; bu inanç ve istekte yatar. Deniz yoldafl›n fiziksel rahats›zl›klar› da vard›. Gerilla alan›n› tüm bunlara ra¤men tercih etmiflti. Özellikle baz› rahats›zl›klar› onu çok fazla zorluyordu. Sürekli koflturmaca, a¤›r çal›flma koflullar›, tafl›nan a¤›r yükler ve özellikle de so¤uk hava herkesi zorlar ama rahats›z olanlar› daha da fazla etkiliyordu. Yaz-k›fl fark etmez so¤uk her zaman olumsuz bir etkendir.


21

19 Gerilla yüksekleri mesken tuttu¤u için so¤uktan her zaman etkilenir. Tüm bu zorlanmalara ra¤men herkesin iki kat› çaba sarf ediyor ve yak›nm›yordu. Yak›nmak; söylemekle de¤ifltirilemeyecek bir durumu sürekli hat›rlatarak sadece moral bozan olumsuz bir durumdur. Deniz yoldafl bu tür durumlarda flakalar yaparak ortam› canland›rmaya çal›fl›rd›. So¤uktan daha az etkilenmek için vücuduna, kafas›na sard›¤› flallar ço¤unlukla yoldafllar›n espri konusu olur: “‹htiyar yoldafl yetmediyse benim parkam› ve flal›m› da al” diye tak›l›rlard›. Devrimcileri di¤er insanlardan ay›ran en önemli yanlar›ndan biri zorluklara karfl› direnç ve girdikleri ortam› de¤ifltirme, dönüfltürme ve canland›rmalar›d›r. Yokluklar›nda aran›r ve özlenirler. Deniz yoldafl›n bu özelli¤i öne ç›kar, ortal›¤› canland›r›r, flenlendi-

rirdi. Az ama herkesi çok güldüren flakalar yapard›. Devrimci coflkusunu kaybetmez ve etraf›na da yans›t›rd›. Dersim’de faaliyet yürütmek tüm T‹KKO’cular gibi onun da hayaliydi. Bu hayali gerçekleflmiflti en sonunda. Ama z›tlar›n mücadelesi sürüyordu. Bir taraf için iyi olan, olumlu olan, hayalleri süsleyen di¤er taraf için kötü, olumsuz ve hayal y›k›c›d›r. Düflmanda da böyle bir etki yaratt› bizim Dersim hayalimizin gerçekleflmesi. Deniz yoldafl›n da içinde oldu¤u gerilla birli¤i büyük bir coflkuyla faaliyete bafllay›p kitlelere ulaflmaya, onlara yaflam›n gerçekli¤ini anlatmaya bafllam›flt›. Ama düflman da bofl durmuyor kendisi için olumsuz olan bu durumu bir an önce etkisizlefltirmek için elinden geleni yap›yordu. S›n›f mücadelesinin, gerilla savafl›n›n do¤al seyri içerisinde kazan›mlar, kay›plar,

PUSULA NETLEfiME VE BERRAKLAfiMA S›n›f savafl›m›nda hangi yolu seçmemiz gerekti¤i sorunu kadar önemli olan ikinci mesele tespit edilen stratejide ve belirlenen yönelimde hangi pratik ad›mlar›, kimlerle atmam›z gerekti¤i ve bu ad›mlar› nas›l ataca¤›m›z›n yöntemlerinin belirlenmesi meselesidir. Ancak s›n›f savafl›m›n›n her alanda örgütlenmesi için de MLM bak›fl aç›s›na ihtiyaç vard›r. MLM yöntem ve MLM tavra sahip olunmadan “hangi pratik ad›m nas›l at›lacakt›r?” sorusu çözüme kavuflmaz. Bu bilinç ancak o zaman gerçe¤e ve somuta dönüflür. Sadece evrensel de¤eri de¤il güncel somut de¤eri de olan prati¤in de¤ifltiricidönüfltürücü ve hükmedici rolünün önemini belirtirken, prati¤in örgütlenmesinin hangi örgütsel çal›flmayla, hangi kadro düzeyiyle, hangi çözüm yöntemiyle gerçeklefltirilece¤i de önemlidir. Sürecin gerçekli¤i ve özellikleri olarak ortaya ç›kan olaylar›-olgular› do¤ru ve bilimsel bir düflünüfl tarz›yla de¤erlendirirken, do¤ru ve bilimsel anlay›fllar›n kararl› bir flekilde ortaya konmas›, etkili ve güven verici bir prati¤in güçlü örgütlenmesiyle sürece ve geliflmelere müdahale edilir, tespit edilen hedeflere var›l›r. Her konuda araflt›rma ve inceleme yap›lmadan, genel, yüzeysel ve sürekli kendini tekrar eden söylemlerle ve al›fl›lagelmifl tekrarlanan benzer pratikle, gelifltirici olmayan dar, günü birlik anl›k düflüncelerin yön verdi¤i “müdahale” ile sürece müdahale edilemez, de¤ifltirici ve dönüfltürücü rol oynanamaz. Yeni yaflam örgütlenemez. S›n›f savafl›m›n›n düflünsel-pratik her alan›nda reformizm ile devrimcilik, do¤ru ile yanl›fl, sa¤ ile sol, sekter ile liberal, partili tarz ile partisizlik aras›nda ayr›flma ve netleflme sa¤lanmadan parti ve kitleler örgütlenemez. Devrimin temel konular›nda oldu¤u gibi s›n›f savafl›m›n›n güncel pratik sorunlar›n›n çözümünde ve uygulanmas›nda ayr›flma ve netleflme sa¤lanmal›d›r. Hiçbir teorik-pratik konu mu¤lak, belirsiz b›rak›lmamal›, sorunlar›n çözümü sürüncemede kalmamal›d›r. ‹fl yapanla sadece konuflup da ifl yapmayan, görünüflte-sözde içinde olanla, pratikte içinde olanlar, sözde devrimci-

partili olanla gerçekten devrimci-partili olanlar ayr›flt›r›l›p netlefltirilmelidir. Devrimcilikle tasfiyecilik, devrimcilikle tasfiyecili¤in mu¤laklaflt›r›c› ve net olmayan anlay›fllar› aras›nda kal›n bir ayr›fl›m çizgisi çekilmelidir. Bugün daha fazla seçici ayr›flt›r›c› ve dikkatli olunmak zorundad›r. Her konuda netlik, berrakl›k, aç›kl›k sa¤lanarak güncel dönemsel ve stratejik görevler, sorumluluklar yerine getirilir. Temel örgütsel ve yönetsel sorunlarda, karar almada, kararlar›n uygulamas›nda, uygulaman›n denetlenmesinde, uygulaman›n sonuçlar›n›n de¤erlendirilmesinde kadro ve militan anlay›fl›nda ve seçiminde, örgütsel çal›flma ve pratik sorunlarda k›saca tüm konularda bilinç ve kavray›fl aç›kl›¤›, netlik sa¤lanmal›d›r. Temel ve tayin edici konularda mu¤lak belirsiz hiçbir konu b›rak›lmamal›d›r. Bu bilincin geliflimi, her türden oportünist ve tasfiyeci burjuva anlay›fllara karfl› panzehir rolü oynar. Bugün, tasfiyecili¤in oportünizmin etkili olmaya çal›flt›¤› zemin, devrimci anlay›fl ve ilkelerin zay›flad›¤› yerdir. Parti -demokratik halk devrimi-devrimci savafl-demokratik merkeziyetçilik-elefltiri özelefltiri-haklar ve sorumluluklar -görev ve yetkiler vb. konularda “baz› genel do¤rular›” söyleyip esasa, öze iliflkin konularda yanl›fllar› savunmak oportünizmin ve tasfiyecili¤in düflünsel ve pratik durufluna özgü bir tutumdur. Oportünist ve tasfiyeciler temel konulara (parti-devrim-savafl) iliflkin alt sat›r bafll›kl› “baz› genel do¤rular›” vurgulayabilir. Ancak öze, esasa, gerçe¤in bütününe, prati¤e iliflkin, özellikle kendi durufllar›yla ilgili konulara, tav›r ve davran›fllara gelince “ama-lakin”le bafllayan, “koflullarla” devam eden, hata ve zaaflar› kendi d›fl›nda arayan, kaypak ikiyüzlü ve tutars›z bir tutum sergilerler. ‹kiyüzlü tutumlar› onlar› fena halde ele verir. Oportünizmin ve tasfiyecili¤in hiçbir kaçak limana s›¤›namayacaklar› kadar derin olan gerçekli¤i, teoriyle pratik, söylemle eylem aras›ndaki aç› farkl›l›¤›d›r. Bu gerçeklik tasfiyecili¤in ve oportünizmin ay›rt edici özelli¤idir. Bu görülmelidir. Bir devrimciyi, önderi ve partiyi ay›rt eden en önemli özellik, eylemler ve davran›fllard›r, tayin edici pra-

8-21 Nisan 2005

baflar›lar, baflar›s›zl›klar iç içedir. Her zaman baflar›, her zaman kazan›m eflyan›n tabiat›na ayk›r›d›r. Gerilla bu bilinçle hareket eder. Eski olan y›k›l›rken, giderken kolayca teslim olmaz, mücadele eder. Düzenin sahipleri, sahip olduklar› hiçbir fleyi mücadele etmeden b›rakmazlar. Ve bu sahip olunanlarsa çal›flanlar›n, üretenlerin ellerinden zorla gasp ettikleridir. Ama bu haks›zl›k do¤al olarak karfl› hareketi yaratt›. Bu karfl› hareketin bilimsel temellerini Marks ve Engels ortaya koydu. Marks ve Engels taraf›ndan yüz elli y›l önce yak›lan meflaleyle dünyan›n dört bir yan›nda yeni atefller tutuflturuldu. Mustafa Suphi ve yoldafllar› taraf›ndan Türkiye’ye tafl›nan bu atefl ‹brahim Kaypakkaya ve yoldafllar› taraf›ndan yeniden harland›r›ld› ve harlanmaya devam ediyor. Zafer yaklaflt›kça, kapana daha fazla k›s›ld›klar›n› an-

lad›kça egemenler daha da azg›nlafl›yor, bask›y› zulmü artt›r›yor. Böyle süreçlerde kay›plar, yenilgiler artar. Çünkü karanl›¤›n en koyu ama ayd›nl›¤›n da en yak›n oldu¤u and›r. Evet Deniz, Do¤an ve Kaz›m yoldafllar› yitirdik. Ama biz biliyoruz ki “mücadele edenler her zaman kazanamad›lar ama kazananlar hep mücadele edenler oldu”, olmaya devam edecek. Deniz, Do¤an ve Kaz›m yoldafllar kendilerinden önce düflen niceleri gibi bu bilinçle hareket ettiler, bu bilinçle omuzlad›lar kavgay› ve bu bilinçle düfltüler topra¤a. Ard›llar› olarak bize b›rakt›klar› miras› sahiplenmek bayra¤› daha da yükseklere ç›karmak ve onlara zaferi arma¤an etmek and›m›zd›r. Bu and› gerçeklefltirece¤iz. Çünkü “zaman› gelmifl bir düflüncenin gücüne hiçbir ordu karfl› koyamaz.”

tiktir. Oportünizm ve tasfiyecilik “Nerede durmak? Nas›l ve kimlerle yürümek?” gibi temel konularda mu¤lakl›¤› ve belirsizli¤i yaymaya çal›fl›rken, s›n›f bilinçli proleterler bak›fl aç›lar›n›, anlay›fllar›n› netlefltirerek, her türden gerici anlay›fllar› deflifre edip, a盤a ç›kartarak mahkum etmelidir. Örgütün anlay›fl ve çal›flmalar›n›n düzeltilmesi olmaks›z›n iflçi s›n›f› hareketi, devrimci savafl ilerleyemez. Kitlelerin, gerilla savafl›n›n ve Proletarya Partisi’nin örgütlenmesi ancak parti komitelerinin anlay›fl ve çal›flmalar›n›n düzeltmesiyle baflar›l›r. Komiteleflmede sa¤lamlaflma demek faaliyet alanlar›nda örgütleme ve çal›flma planlar›n›n ç›kar›lmas›, hedef ve amaçlar›n netleflmesi, bütün temel konularda anlay›fllar›n berraklaflmas› demektir. Ortaya ç›kan örgütsel-yönetsel sorunlar›n niteli¤ine uygun tarzda çözüm yönteminin güçlendirilmesidir. Sistemli bir mücadele yürütmek için parti komiteleri disiplin ve gizlilik kurallar›na en yüksek düzeyde uyarak komitelerini sa¤lamlaflt›r›r. Ve komite içinde örgütlü bulunan tek tek s›n›f bilinçli proleterler parti çal›flmas›n›n tek tek konular› üzerinde uzmanlaflmak zorundad›r. Bunun için daha fazla yo¤unlaflma ve daha fazla çal›flma ve daha fazla zaman ay›rmak gerekir. Kolektivizm, herkesin ayn› fleyi yapt›¤› çal›flma de¤ildir. Kolektivizm, farkl› çal›flmalar›n ayn› ortak amaç ve hedef için örgütlenmesi, koordine edilmesi ve yönlendirilmesi demektir. Komiteleflmede sa¤lamlaflma demek devrimci çal›flmalarda (propaganda ve ajitasyonda, miting ve yürüyüfl örgütlemede, gizli ve aç›k toplant› örgütlemede kadro e¤itim kamplar› örgütlemede, legal ve illegal gösteriler, silahl› ve silahs›z eylem, direnifl ve grevler örgütlemede, gizli bas›m ve yay›n da¤›t›m›n› örgütlemede) uzmanlaflma, faaliyetlerde profesyonelleflmedir. Kendi devrimci çal›flmalar›ndan ve baflkalar›n›n tecrübelerinden do¤ru dersler ç›karmak demektir. Devrim bilimi ve örgütleme bilimi hakk›nda, kitlelerin ve düflman›n durumu hakk›nda sürekli bilgilenmek ve bilgilerini gelifltirmek, derinlefltirmek k›saca kendisini s›n›f savafl›m›n›n ihtiyaçlar›na göre yeniden örgütlemektir. “‹fl bilir” örgüt haline gelmek, pratik çal›flmalarda yetkinleflmektir. Yönetmeyi ö¤renmek! Örgütlemeyi ö¤renmek! Ö¤renmeyi ö¤renmek yap›lmas› gereken bunlard›r. Düflünce ve çal›flma tarz›n›n ve al›fl-

kanl›klar›n, hareket tarz›n›n devrimcileflmesiyle nitelik yükselir. Örgüt ve kadro düzeyinin, mücadele ç›tas›n›n yükseltilmesiyle komiteler sa¤lamlafl›r. Komitede sa¤lamlaflmak, genifl ve büyük bir orkestray› yönetebilmektir. Tek ses tek ritmden kurtulmakt›r. “Çok farkl› sesi”, ayn› uyum ve ahenk içinde ritimli sese dönüfltürmektir. Kimin nerede ne çalaca¤› ve nas›l çalaca¤›n›n, kimin nerede nas›l yanl›fl yapt›¤›n›n, bu yanl›fl›n hangi do¤ru anlay›flla nas›l giderilece¤inin, kimin nereye nas›l aktar›lmas› gerekti¤inin bilinmesidir. Komite, temel konulardaki anlay›fllar›n› netlefltirerek, örgütsel iç birli¤ini sa¤lamlaflt›r›r. Komite, iç sorunlar›n›n çözümü için yöntemlerini gelifltirerek, bilinç düzeyini yükselterek, iç didiflme ve çekiflmelere son verebilir. Mevcut kolektif enerjisini ve zaman›n›n büyük bölümünü iç sorunlar›n çözümünden d›fl sorunlar›n çözümüne yöneltmeyi baflard›¤› oranda geliflim sa¤lar. Toplumsal-s›n›fsal, bölgesel, kültürel ve ulusal-etnik özelliklerin flekillendirdi¤i kiflilik özellikleri, duyarl›l›¤›n ve ilginin merkezine her zaman kiflileri koyar. Kiflilerle ilgili sorunlara daha fazla duyarl› ve ilgilidir. Bu durum ideolojik-politik gerili¤in özelli¤idir. Sürecin özelli¤i olarak ortaya ç›kan gerçeklik fludur; Komitelerdeki bilinç gerili¤i çok zaman, gündem tart›flmalar›nda teorik-ideolojik-politik sorunlar yerine, kiflilerle ilgili ve onlar›n yaratt›¤› sorunlar ya da prati¤in örgütlenmesinden kaynakl› sorunlar “tart›fl›l›r”. Çözümü daha fazla uzun zaman› alan bu durum, kolektif enerjinin bofla harcanmas›na yol açar. Politik bilinç düzeyi ve politik çal›flma düzeyi yükseldikçe sorunlar›n gündemi kiflilerden ve onlar›n yaratt›¤› sorunlardan, örgütsel ve pratik sorunlardan (daha az tart›fl›larak) teorik-ideolojik sorunlara do¤ru bir de¤iflim gösterir. Merkezi önderli¤in belirledi¤i politik kararlar ve yönelim do¤rultusunda komite çal›flmalar› örgütlenmelidir. Komitelerin önderlik kapasitesi artt›kça, çal›flmalar› düzeltildikçe Proletarya Partisi’nin çal›flmalar› h›z kazan›r. “Subjektivizmden, revizyonizmden ve dogmatizmden ar›nm›fl, kitlelerle kaynaflm›fl, teoriyle prati¤i birlefltiren, özelefltiri metodunu uygulayan çelik disiplinli bir komünist partisi” yarat›lmadan k›y›c›, feodal-burjuva faflist devlet parçalan›p, çeflitli milliyetlerden emekçi halk›n ba¤›ms›zl›k demokrasi ve sosyalizm istemleri gerçek haline gelemez.


8-21 Nisan 2005

22

19

Filipinler’de katliam ve kaç›rmalar kayg› verici boyutta Filipinler’de son aylarda birçok ilerici, devrimci, anti-emperyalist kifli silahl› sald›r›lar sonucu yaflam›n› yitirirken birçok kifli de kaç›r›ld›. Filipin askerleri taraf›ndan kaç›r›ld›¤› belirtilen bu kiflilerden haber al›namazken, Filipinler’deki durum insan haklar› savunucular› taraf›ndan endifle ile karfl›lan›yor. Çeflitli göçmen örgütleri de bir aç›klama yaparak A¤ustos ay›nda Filipinler’de bu katliamlara ve sald›r›lara karfl› oluflturulacak uluslararas› gerçekleri bulma komisyonuna kat›l›m için ça¤r› yapt›lar. Filipinler’deki duruma iliflkin Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i’nin uluslararas› kamuoyunu bilgilendirmek için yapt›¤› aç›klamada flunlara yer veriliyor: “Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i-UHAB (International Association of People’s Lawyers-IAPL) Filipinler’de muhalif parti ve halkç› örgütlerin lider ve üyelerine yönelik politik nedenlerle sald›r›lar›n ve planl› kaybetmelerin son süreçte fliddetlenmesinden derin endifle duymaktad›r. Kurbanlar aras›nda avukatlar, gazeteciler, kilise insanlar›, köylü liderleri ve iflçiler bulunmaktad›r. Bunlar›n ço¤unlu¤u Filipinler hükümetinin yeni vergiler getiren, çevreyi ve insan yaflam›n› tahrip eden yabanc› maden flirketlerinin çal›flmas›na izin veren Ulusal ID sistemi ve Anti-Terörizm

Irakl› direniflçilerden Ebu Garib’e sald›r› Irak’taki emperyalist iflgal ikinci y›l›n› da geride b›rak›rken, iflgale karfl› direnen Irakl›lar iflgalcilere ve onlar›n kuklalar›na rahat vermiyorlar. En son 2 Nisan günü Irak’›n baflkenti Ba¤dat yak›nlar›ndaki Ebu Garib Hapishanesi’ne gece geç saatlerde direniflçiler taraf›ndan sald›r› düzenlendi. 40 dakika süren sald›r›da en az 44 iflgalci ABD askeri ile 12 tutuklunun yaraland›¤› bildirildi. Irak ABD Gözalt› Operasyonlar› Sözcüsü Yarbay Guy Rudisill, “40 ila 60 direniflçi, ileri operasyon üssü Ebu Garib’e çok iyi koordine edilmifl bir sald›r› düzenledi” dedi. Rudisill, hapishanenin güneydo¤u köflesinde bomba yüklü bir otomobilin patlamas›yla çat›flman›n bafllad›¤›n› belirterek, sald›r›da RPG (omuzdan atefllenen roket), havan topu ve çeflitli hafif çapta silahlar›n kullan›ld›¤›n› kaydetti. Rudisill, “Yak›nlardaki binalardan da atefl aç›ld›” aç›klamas›nda bulundu. Direniflçiler sald›r›y› fliddetlendirirken, hapishanenin kuzey taraf›nda ikinci bir bomba yüklü otomobilin patlad›¤›n› ifade eden ABD’li askeri sözcü, sald›r›yla düfltü¤ü flaflk›nl›¤› “…bu gece neden bu çapta büyük bir sald›r› düzenlediler, gerçekten bilmiyorum” sözleriyle ifade etti. Ebu Garib gibi bir iflkence yuvas›n›n direniflçilerin hedefi olmas›n›n ve direniflin do¤all›¤›na karfl›l›k, iflgalin haks›zl›¤›n› görmek istemeyen emperyalizmin sözcülerinin bundan sonra da çokça flafl›raca¤› dünya halklar›n› flafl›rtmayan bir gerçek olarak orta yerde duruyor.

Yasas› vd. gibi yasalar› yürürlü¤e koyan politikalar›na muhalefet eden ilerici örgütlere ba¤l›yd›lar. Politik sald›r›lar›n hedefleri aras›nda insan haklar› avukatlar› da mevcuttur. Avukat Fedelito C. Dacut 14 Mart’ta öldürüldü. Kendisi Bayan Muna Partisinin Genel Kurul üyesiydi. Bir baflka avukat Charles Juloya 22 Mart’ta silahl› bir kiflinin sald›r›s›ndan sa¤ olarak kurtuldu. Karn›ndan ve bacaklar›ndan birçok kurflun yaras› ald›. Juloya, Bayan Muna Ilocos Bölge Koordinatörü ve radyo habercisi olan Romeo Sanchez için anma toplant›s›na giderken sald›r›ya u¤rad›. BM’de yarg›ç olan ve ayn› zamanda UHAB’›n kurucular›ndan Avukat Romeo T. Capulong da bu sald›r›lar›n hedefi olmufltur. Capulong sayg› de¤er bir insan haklar› avukat›d›r. Yaflam›na yönelik sald›r› -di¤erlerinin yan›nda- eski Baflkan Corazon Aquino ailesine ait Tarlac Eyaletindeki büyük bir fleker mülkü olan Luisata Çiftli¤indeki grevci iflçilere dan›flmanl›k rolüyle ba¤lant›l› olabilir. Filipin askeri ve polisi geçti¤imiz 16 Kas›m’da grev noktas›na sald›rarak 7 kifliyi öldürmüfl, birçok kifliyi de yaralam›flt›. Bu tarihten sonra, ölüm mangalar› belediye encümen üyesi Abelardo Ladera’n›n destekçilerini, bir rahip olan William Tadena’y› ve Kas›m katliam›n›n tan›klar›ndan bir köylü lideri olan

Marcelino Beltran’› öldürdüler. Yaln›zca Ocak’tan Mart’a kadar bu y›l, 34 kifli sald›r›ya u¤rarken Filipin askerleri taraf›ndan kaç›r›ld›¤›na inan›lan 6 kifli hala kay›pt›r. Bu cinayetler ve kaç›rmalar, Bayan Muna, Bayan, Anakpawis, Anak ng Bayan, Gabriela vd. gibi ilerici örgütlerin lider ve üyelerini ortadan kald›rmak için düzenlenen daha genifl bir kampanyan›n parças› olarak ortaya ç›kmaktad›r. Filipin Ulusal Güvenlik Dan›flman› Norberto Gonzales taraf›ndan “komünist cepheler” olarak fifllenen bu örgütler, Manila hükümetinin yoksullara karfl› ve yabanc› büyük flirketler yarar›na yönelik politikalar›na muhalefet edenlerin ön s›ralar›nda yer almaktad›rlar. ABD’nin bu yeni bask› dalgas›yla aktif bir flekilde iliflkisi mevcuttur. ABD Macapagal-Arroyo hükümetini desteklemektedir çünkü ABD’nin ülkedeki askeri üslerini geri alma plan›na karfl› tüm muhalefetin ortadan kald›r›lmas›n› istemektedir. Bu askeri üsler ülkedeki bu üslerin varl›¤›na karfl› Filipinler halk›ndan genifl bir muhalefet oluflmas› üzerine Filipin Senatosu anlaflmay› yenilememe karar› ald›¤› zaman

geri çekilmiflti. Fakat George W. Bush ve neocon’lar›n 21. yüzy›lda karfl› konulmaz bir Amerikan hakimiyeti için büyük dizayn› ile birlikte Filipinler, ABD gücünün Do¤u Asya ve ötesindeki planlar› için bir üs olarak bir kez daha önemli hale gelmifltir. Son olarak, Okinawa’daki ABD üslerinin Filipinler’e transfer edilmesi için görüflmeler sürmektedir. Bizler uluslararas› topluluklar›, BM temsilciliklerini, insan haklar› örgütlerini, avukat gruplar›n›, politik partileri, emek sendikalar›n› ve tüm bar›fl sever halk› bu politik cinayetleri k›namaya ve Macapagal-Arroyo hükümetinden suçlular› adalete teslim etmesini istemeye ça¤›r›yoruz” denilerek bitirilen aç›klama katliam ve kaç›rmalara karfl› uluslararas› kamuoyunu duyarl›l›¤a davet ediyor.

Andra Pradesh’te bask›lar art›yor Andra Pradesh eyaletinde halk hareketi üzerinde bask›lar›n artt›¤›n› gösteren iki geliflme yafland› geçti¤imiz haftalarda. Eyalet polisi taraf›ndan halk toplant›lar›n› yasaklama, rasgele tutuklamalar, iflkenceler, köylere bask›nlar ve taramalar hükümetle HKP (Maoist) ve HKP (M) Janashakti aras›ndaki görüflmelerin ilk raundundan sonra gündeme geldi. Ayn› flekilde “çat›flmalarda” öldürmeler de Ocak ay›nda bafllad› ve 90 günden az bir zaman içinde (6 Ocak’taki ilk “çat›flma” sonras›nda) eyalet polisi 50 faaliyetçiyi katletti. HKP (Maoist) hükümetle olan görüflmeler için devrimci flair Varavara Rao, devrimci flark›c› Gaddar ve Devrimci Yazarlar Birli¤i Baflkan› romanc› G Kalyona Rao’yu yetkili isimler olarak vermiflti. Bu isimler ateflkes anlaflmas›, ön görüflmeler ve 15-20 Ekim tarihlerinde yap›lan ilk görüflmelerde yer alm›fllard›. Hükümet de onlar›n dokunulmazl›klar›n› ve pozisyonlar›n› tan›m›flt›. Gerçekte Andra Pradesh hükümeti görüflmeler s›ras›nda dahi yetkililerin pozisyonlar›n› zay›flatmaya u¤raflacak kadar anti-demokratikti. Bu süreçte birçok halk toplant›s›na müdahale edildi ve “provokatif konuflmalar” yap›ld›¤› iddia edildi. Birinci görüflmeden sonra temsilcileri hedef almaya ve keyfi davalar açmaya bafllad›. Bu sald›r›lar›n bir parças› olarak temsilciler Mahaboabnagar ve Guntur bölgelerindeki sald›r›larda “cinayete istihbarat sa¤lamak” ile suçland›lar. Bu üç temsilcinin sald›r›larla ilgili yapt›klar› bir fley yoktu ve her iki olay› da HKP (Maoist) üstlenmiflti. Buna ra¤men görüflmeleri kesmek ve görüflmek isteyen tüm güçleri terörize etmek için temsilcilere yönelik sald›r›lar sürdü. Bir baflka sald›r› da fiehit Aileleri ve Dostlar› Komitesi’nin sekreteri Anjamma’n›n tutuklanmas› oldu. Anjamma’n›n efli Tüm

Hindistan Halklar› Direnifl Forumu’nun bölge lideriydi ve geçti¤imiz y›l sahte bir çat›flmada katledilmiflti. Eyalette 1969’dan bu yana çocuklar› yada eflleri sahte çat›flmalarda katledilen 4000’in üzerinde insan bulunmaktad›r ve Komite bu insanlar› harekete geçirmifltir. Bu faaliyetçileri katleden eyalet polisi yetkilileri ailelerin bir araya gelmesini istememektedir ve onlar›n üzerinde çok çeflitli bask›lar uygulamaktad›r. Bu nedenle Anjamma da yafll› annesi ve iki küçük çocu¤unun gözleri önünde evinden al›narak tutuklanm›fl-

t›r. Aradan günler geçmesine karfl›n ise ne serbest b›rak›lm›fl ne de mahkemeye ç›kar›lm›flt›r. Sonuç olarak tek sald›r› bu ikisi olmamakla birlikte, özellikle toplum içinde tan›nm›fl ve sayg› gören bu insanlara yönelik sald›r›lar bu boyuttayken di¤erlerinin ne durumda oldu¤u anlafl›labilmektedir. Bu sald›r›lar ayn› zamanda özellikle iki Maoist örgütün birleflmesiyle ortaya ç›kan gücün Hindistan egemenleri için ne derecede tehlike olarak görüldü¤ünü de göstermektedir.

HKP(M) gerillalar› karakol bast› ABD, refah ve zenginlikler ülkesi, dünyan›n en büyük gücü olarak sürekli parlat›l›rken gerçeklerin hiç de böyle olmad›¤›n› rakamlar gösteriyor. Bu rakamlara göre ABD, eflitsizli¤in en yo¤un oldu¤u 112 ülke içinde 71. s›rada. Çal›flanlar›n yar›s›n›n emeklilik flans› yok. Sa¤l›k hizmetlerinden hiç yararlanamayan 8 milyon çocuk var. 32 milyon yoksulun bulundu¤u ülkede s›n›flar aras›ndaki uçurum sürekli yükseliyor. Sosyal yard›mlar›n tasfiyesi sürerken, ücretler de¤iflmiyor. ABD Baflkan› W. George Bush döneminde, Amerika’n›n gelir düzeyi çizelgesinde “eflitsizli¤i en yo¤un” 112 ülke içinde 71. geldi¤i ve bu oran›n Türkmenistan’da da ayn› oldu¤u saptand›. 32 milyon Amerikal›n›n yoksul oldu¤u ülkede, 1959-1970 dönemlerinde h›zla düflen yoksul say›s›n›n, 2000’li y›llarla birlikte artt›¤› belirlendi. Çal›flanlar›n yar›s›n›n, hiçbir emeklilik plan› olmad›¤› Amerika’da, Califor-

nia’da yaflayanlar›n yar›s›n›n kiras›n› ödeyemedi¤i belirlendi. 1998 y›l›nda kamusal ve özel sa¤l›k harcamalar›n›n kifli bafl›na 4180 dolar olmas›na karfl›n, 40 milyon Amerikal› kendi cebinden sa¤l›k sigortas› poliçesi sat›n alamad›¤› için paral› hastanelerin ve doktorlar›n kap›s›ndan içeri giremiyor. 2000 y›l› say›mlar›na göre, 8.5 milyon yoksul çocu¤un doktor yüzü görmedi¤i Amerika’da, 2001 Ekimi’nde iflinden ç›kar›lan 725 bin Amerikal› iflçi, iflyerinin sa¤lad›¤› sa¤l›k sigortas›ndan da yoksun kald›. 2002 Mart ay›ndaki say›lar içinde, 1.36 milyon hastane çal›flan› -baz› doktorlar dahil- hiçbir sa¤l›k sigortas›na sahip olmadan görev yap›yordu. Amerika’da, kredi kart› borcunun 1.7 trilyon dolara ç›kt›¤› ve bu borcun her ay 90 milyar dolar yükseldi¤i belirtiliyor. Her bireye 6000 dolar kredi kart› borcunun düfltü¤ü ülke ile ilgili veriler ABD’deki ekonomik krizi de tüm çarp›c›l›¤›yla gözler önüne seriyor.


23

19

8-21 Nisan 2005

B‹NLERCE N‹ASLI YARDIM BEKL‹YOR

F‹L‹ST‹N’DE ‘TOPRAK GÜNÜ’ PROTESTOSU ‹srail’in 1976’da Filistin’e ait baz› topraklara el koymas› nedeniyle düzenlenen gösteriler s›ras›nda 7 kiflinin hayat›n› kaybetti¤i ve Filistin’de “Toprak günü” olarak an›lan olay, 29 y›l sonra yeniden protesto edildi. Ramallah baflta olmak

Güney-Asya Pasifik’te geçti¤imiz y›l›n son günlerinde yaflanan deprem ve tsunami felaketinin ard›ndan 8,7 büyüklü¤ündeki fliddetli sars›nt›n›n vurdu¤u Nias Adas›’nda, yard›mlar›n depremzedelere ulaflt›r›lmas›nda zorluklar yafland›¤› ö¤renildi. Arama kurtarma çal›flmalar›na büyük ölçüde son verilir-

ken, yard›mlar›n bölgeye ulaflt›r›lmas›nda zorluklar yaflan›yor. Sa¤anak ya¤›fl ve deprem sonucu meydana gelen heyelanlar, yard›mlar›n deprem bölgesine ulaflt›r›lmas›n› engelliyor. Binlerce depremzedenin, yiyecek ve temiz su bulmakta zorland›¤› bölgeden gelen haberler aras›nda ilk s›ray› oluflturuyor.

Göstericiler sadece 1976’daki olay› de¤il, ‹srail’in infla etti¤i sözde güvenlik duvar›n› da protesto ettiklerini dile getirdi. Filistinliler, söz konusu duvar›n da, asl›nda topraklar›n›n ellerinden al›nmas› anlam›na geldi¤ini söylediler.

AVUSTRALYA’DA GÖÇ YASASINA TEPK‹ Avustralya hükümetinin göç yasas›n› protesto eden yüzlerce kifli, yasa kapsam›na giren s›¤›nmac›lar›n tutuldu¤u gözalt› merkezi önünde eylem yapmak istedi. Protestocular, ellerinde

Evrensel Bak›fl EMPERYAL‹ST ORTAKLAR KIYASIYA KAPIfiMAK ZORUNDADIRLAR ABD,Rusya ve Çin aras›nda, arada yap›lan tüm görüflmelere, “iyi niyet” temennilerine karfl›n derinleflen çeliflki ve rekabet Orta Asya bölgesinde, sözde Ba¤›ms›z Devletler Toplulu¤u üyesi ülkeler aras›nda h›zla yay›l›yor. Gürcistan, Ukrayna derken K›rg›zistan’da da kendine uygun bir ismi henüz netlefltiremese de çeflitli çiçek ve meyve isimleriyle an›lan renkli darbeler zincirine bir halka daha eklenmifl oldu. Mesele emperyalistlerin kap›flmas› olunca ilk akla gelen enerji kaynaklar› vb. ülke zenginlikleridir. Oysa 5 milyon nüfuslu K›rg›zistan’›n satranç tahtas›ndaki yerini bu zenginlikler belirlemiyor. Zira ülke önemli do¤al kaynaklara sahip olmad›¤› gibi ülkeyi d›fl dünya ile ba¤layan etkin ulafl›m a¤› da mevcut de¤il. K›rg›zistan’›n tek “suçu” ise jeo-stratejik konumunun emperyalistlerin ilgisine haiz olmas›. Bu konum onu Çin, Rusya ve ABD emperyalizminin çekiflme noktalar›ndan biri yap›yor. Sözde Sovyetler Birli¤i’nin 80’lerin sonunda da¤›lmas›yla birlikte “ba¤›ms›zl›¤›n›” kazanarak kendilerini BDT olarak ifade eden ülkelerde Rusya’n›n etkisi, -geçmifl dönemdeki kadar olmasa da- sürmüfltür. Zaten bu ülkelerin yöneticileri renklerini de¤ifltirerek “yeni dünyaya” h›zl› bir “adaptasyon” sürecine girmifllerdi. Akayev de bu liderlerden biri olarak bir yandan Rusya ile iliflkisini devam ettirirken “stratejik denge kurma” çabas›yla Avrupa ve daha çok da ABD ile “aray› iyi tutmaya” gayret etmifltir. Belki de bu gayretlerinin en somut ifadesi 11 Eylül sald›r›lar› sonras› ABD’nin kurdu¤u ilk askeri üsse topraklar›n› açmak olmufltur. Yine 1992 y›l›ndan itibaren

üzere Bat› fieria’n›n çeflitli yerlerinde bir araya gelen binlerce Filistinli, ‹srail polisiyle çat›flt›. ‹srail polisi göstericilere göz yaflart›c› gazla müdahale ederken, Filistinli göstericiler ‹srail polisine att›¤› tafllarla cevap verdi.

kapitalist-emperyalist dünyaya entegrasyon amac›yla pazar ekonomisini ülkesinde yaflama geçirmeye çal›flm›flt›r. Bu noktada da en büyük “destekçileri” IMF, DB, AG‹T ve Soros Vakf› vb. olmufltur. Hepimizce tan›d›k olan bu gömlek K›rg›zistan’a da dar gelmifl ve yoksullu¤un % 65 oran›na f›rlamas›na, yüzlerce üretim tesisinin ve fabrikan›n üretiminin durmas›na, sanayide gerilemeye vb. bir dizi y›k›ma neden olmufltur. Bu politik uygulamalar›n onuncu y›l›nda ülke kifli bafl›na düflen yabanc› kredi konusunda BDT ülkeleri içinde rekoru “ele geçirmifltir.” Özellefltirmeler h›zla uygulan›rken, buradan gelen gelirlerin neredeyse tamam› emperyalistlerden al›nan borç ödemelerine ve Akayev’in kiflisel servetine gitmifltir. Bunun anlam› ise çok k›sa süre içinde kitlesel iflsizlik anlam›na geliyordu. Akayev’in politik iflas› ise asl›nda devrilmesinden çok önceki bir döneme denk gelmektedir. Sözde ba¤›ms›zl›¤›n›n 10. y›l›nda (2001) devletin tek iflleyen kurumu olan devlet baflkanl›¤›, sa¤lanan tüm yetkilere ra¤men sorunlarla bafl etmenin ötesinde aile servetinin zenginleflmesi çabas› içinde olmufltur. Gerçekte önüne konulan tüm reçeteleri eksiksiz uygulamas›na karfl› “kabak onun bafl›na patlat›lm›fl”, ülkeye finansal yard›m sa¤layan emperyalistler ve onun kurumlar› özel sektöre destek vermeyi tercih etmeye bafllam›fllard›. Akayev’in esas olarak koltu¤unu sarsan iki önemli mesele ise son dönemde yaflanm›flt›r. ‹lki fiubat ay› içinde ABD emperyalistlerinin ülkedeki askeri üslerine erken uyar› uçaklar› olan AWACS konuflland›rmak ve üssü bütün bölge için merkezi bir konum

uçurtmalar ve balonlarla daha merkezin kap›s›na gelmeden, polisin müdahalesiyle karfl›laflt›. Eylemciler, polisin müdahalesine, balonlar› havaya uçurarak yan›t verdi. Ancak, grup da¤›lmay›nca,

getirmek istemesiyle ortaya ç›kan krizdi. Bu talebi reddeden Akayev yönetimi resmi olarak da bu talebi reddetti¤ini kamuoyuna aç›klad›, üstelik ABD yönetimi resmi olarak böyle bir taleplerinin olmad›¤›n› iddia etmesine karfl›n. Bu da yetmezmifl gibi Akayev Rusya’y› ziyaret ederek, ABD’nin Genci askeri üssünün yak›nlar›nda bulunan Rus Kant üssüne daha fazla silah› nakletmesi konusunda anlaflma yapt› ve bu iliflkinin derinleflece¤i mesaj›n› aç›ktan verdi. ‹flte di¤er tüm nedenlerin yan›nda bu son iki mesele Akayev’in ABD aç›s›ndan sonunu haz›rlayan konular oldu. Üzerinde iyi çal›fl›lmam›fl bir tiyatro sahnesinde olanlar ekranlardan yans›rken, Gürcistan ve Ukrayna’daki “devrimlere” benzemeyen bir yön dikkatlerden kaçm›yor. Akayev yönetiminin devrilmesiyle halk kitleleri mevcut iktidar bofllu¤undan da yararlanarak dükkanlara ak›n ediyor, ne bulursa ya¤mal›yordu. Bu anlam›yla maksatl› olarak yönlendirilmifl bu hareketin arkas›nda halk›n yukar›da özetlemeye çal›flt›¤›m›z yoksullu¤u da ortaya seriliyordu. % 65’i bulan yoksulluk, % 55’i aflan iflsizlik oran›yla bir halk›n gerçekli¤i yans›yor asl›nda ekranlardan. Yani darbe zincirinin bu halkas›na “ekmek davas›” da bulafl›yor. “Sovyet döneminde ulafl›lan yeterli ölçüde yüksek yaflam düzeyine sahip” (Alimbek Biyalinow: Ekonomi bilimleri doktoru) halk›n yaklafl›k 20 y›ll›k öfkesi ve yoksullu¤u sokaklara taflm›flt›r bu “devrim” ile birlikte. Yaz›n›n en bafl›nda da belirtti¤imiz gibi K›rg›zistan’daki “devrim” için henüz bir isim üzerinde netleflilmifl de¤il. Bundaki en önemli neden de yönetim devrilmesine ra¤men güçlü ve birleflmifl bir muhalefetin olmay›fl›ndan kaynakl› yaflanan belirsizlik ve kargafla ortam›d›r. Zira Gürcistan ve Ukrayna örneklerinde daha örgütlü bir oyun sahneye konularak tafllar yerine oturtulmufltu. Ad› geçen ülkelerde de bu durum istikrar anlam›na gelmese de K›r-

polisin sonraki müdahalesi daha sert oldu. Gündüz yaflanan olaylar›n ard›ndan y›lmayan ve gece de oturma eylemi yapan eylemciler, bir ara polis barikat›n› da zorlad›.

g›zistan’da ise tam bir karmafla hakim durumda. Bu “devrim”de de oklar bize ABD emperyalizmini göstermektedir. Daha “isyanc› halk” baflkent Biflkek’e ulaflmadan önce Akayev, bu gerçe¤i ifade ediyor ve “ABD’de bu tür olaylar yaflansayd›, Amerikan yönetimi ne yapard›? Düflünmek dahi zor” diyordu. ABD’nin b›rakal›m kendi ülkesini, etkisi alt›ndaki bir ülkede dahi böyle bir durumun yaflanmas›na asla tahammül edemeyece¤i kesin. Bu “devrim”de ABD’nin parma¤›n› Akayev’in devrilmesinden sonra yönetime gelen muhalefet liderlerinden de görmek mümkün. Zira bu liderlerin geçti¤imiz y›l fiubat ve Mart aylar›nda nerede olduklar›na bakmak bu iliflkiyi görmek için yeterlidir. Bahsedilen tarihler aras›nda yeni baflbakan Kurmanbek Bakiyev ve yeni Bakanlar Kurulu üyesi Amangeldi Muraliyev ve bir dizi K›rg›z muhalefet Amerika’da “e¤itim” al›yorlard›. 2005 fiubat’ta yap›lan genel seçimler için ders veriliyordu kendilerine bizzat ABD yönetimi taraf›ndan. Derslerini iyi kavray›p kavramad›klar› ise bir y›l sonra pratikte s›nanm›fl oldu. Sonuç olarak K›rg›zistan’da belli bir “istikrar›n” hemen kurulup kurulamayaca¤› bir soru olarak kalmakla birlikte ABD’nin Orta Asya’y› da kar›flt›rarak uygulamaya çal›flt›¤› Ortado¤u modelinde bir ad›m daha att›¤› kesindir. Bu noktada Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan vd. bölge diktatörlükleri s›ralar›n›n kendilerine gelmesini endifleyle bekliyorlar. Bu endifleler öylesine derin bir durumda ki, Rusya’da muhalefet liderlerinden Jirinovski bu dalgan›n K›rg›zistan’›n ard›ndan Ermenistan ve Azerbaycan’a, daha sonra da kendilerine ulaflaca¤›ndan duydu¤u kayg›yla Putin’i uyarmaktad›r. Bu kayg›lar›n hakl› kayg›lar oldu¤u bir yana al›nacak önlemlerin bölge halklar› aç›s›ndan neler getirece¤i esas soru olacakt›r, zira emperyalistler aras›ndaki kap›flmalardan zararl› ç›kan her zaman onlar olmaktad›r.


24

8-21 Nisan 2005

Nergizlerle bahar gelecek...

Zaman kavga dolu, direnç dolu günlerle ak›p gidiyor. Yürekler bileniyor, bilinçler çeliklefliyor. Direnifllerin her an› tarihe silinmezcesine kaz›n›yor. Tarihimizi anlatmak an›lar›m›za nostaljik bir yolculuk de¤il bizim için, o günlerimizi yaratanlar› gelece¤e tafl›ma çabas›d›r. Aylardan Mart ve Mart Nisan’a gebe. Seni günefli zaptetmeye yolculad›¤›m›z 11 Nisan’a, 11 Nisan’da Nergizlerin yeniden do¤umuna gebe Mart. Tabiat anan›n uyan›fl› gibi yeni uyan›fllara gebe. O çok sevdi¤in Nisan ya¤murlar›na, ara s›ra p›r›l p›r›l açan Nisan günefline ve çok ender gördü¤ümüz, gördü¤ümüzde de onun rengine büründü¤ümüz ebemkufla¤›na gebe Mart. Kocaman bir havaland›rmada ya¤mur alt›nda ç›plak ayakla at›lan voltalara, voltalarda okunan ya¤mur fliirlerine gebe Mart. Tam 4 y›l oldu Nergiz, sen günefli zaptedeli ve her Mart geldi¤inde Nisan’›n habericisi olarak bunlar› ve daha nice fleyleri beraberinde getirerek her zamankinden daha yo¤un yaflat›yor bize. Bugünler yeni bir dünya yaratma u¤runa sürdürdü¤ümüz s›n›f mücadelesindeki hakl›l›¤›m›z›n ve meflrulu¤umuzun en çok somutlaflt›¤› günlerden biri oluyor. Bedel ödemeksizin bu savafl›m›n kazan›lamayaca¤›n› bir kez daha gösteriyor bize bugünler. Sen de bunu çok iyi biliyordun. Hiç sak›nmas›z, ç›kars›z, tüm benli¤inle dald›n s›n›f mücadelesinin engin denizine. Bu deniz tehlikelerle doluydu. Bu denizde savaflmak inanç, ba¤l›l›k ve güç istiyordu. Kimi savaflç›lar inanc›n› yitirip zorluklara gö¤üs geremeyip terkediyordu bu denizi. Durmaks›z›n bizi yok etmeye çal›flan ve kendini çok güçlü sanan deniz canavarlar›n›n tuzaklar›yla doluydu bu deniz. Oysa sen kaç kez difledifl bir kavgaya tutufltun bu canavarlarla. Onlar› kendi inlerinde en güçlü sand›klar› yerde yenerek her defas›nda muzaffer oldun. Çünkü sana yol gösteren güçlü ve sa¤lam bir k›lavuzun vard›. Ona inan›yor, güveniyordun. K›lavuzun önderli¤inde yürütülen mücadelemizin hakl›l›¤› ve meflrulu¤u konusunda en küçük bir soru iflareti yoktu kafanda. K›lavuzdan ald›¤›n güç de¤erlerimize olan ba¤l›l›¤›n ve tüm bunlardan beslenen komünist iradenle deniz canavarlar›na olan kinin tüm pratiklerine damgas›n› vurdu. Ne de güzel gülerdin sen Nergiz. fiu

anda gözlerinin içini par›ldatan kendine has gülüflün gözlerimin önünde, flen kahkahalar›n ç›nl›yor kulaklar›mda. O coflkulu hallerin geliyor akl›ma. Ve en iyi an›msad›¤›m onlardan biri; henüz birbirimizden kopar›l›p hücrelere konulmad›¤›m›z, yaflam›m›z›n her an›n› birlikte örgütledi¤imiz zindan günlerimizin son yaz›nday›z. Ve ilk kez düzenledi¤imiz festivaldeyiz. Gruplar oluflturulmufl, yar›flma dallar› belirlenmifl ve gruplar aras›nda tatl› bir rekabet var. Festivalde gruplar›n kendi üretimlerinden oluflan bir sergi aç›lacak. Herkes farkl› birfleyler üretme çabas›nda. Sen de de¤iflik bir fley bulmufltun. Yap›fl an›ndaki coflkunu, ›srar›n›; anlat›rkenki nefleni hat›rl›yorum. K›r›k cam parçalar›n› suluboyayla rengarenk boyam›fl, onlar› güneflte kurutmufl ve cam bir zemin üzerine de¤iflik biçimlerde yap›flt›rm›flt›n. Zaten el becerilerin çok iyiydi. En güzel ve en temiz kartlar› hep sen yapard›n. Eserin bitti¤inde sevinçle gelip göstermifltin. Bir de isim bulmufltun. Bizden tahmin etmemizi istemifltin. Ama hiçbirimiz bulamam›flt›k. Sonra bize “bulamazs›n›z tabi” dercesine ismini söylemifltin: “Yüz çiçek açs›n”d› ad›. Sizi anlatmak hep zor oluyor Nergiz. Tam anlatamama kayg›s› tafl›yoruz her defas›nda. Biz ölümsüzleflenlerimizi kahramanlaflt›rma ya da mükemmellefltirme anlay›fl›yla ele alm›yoruz. Bu en baflta onlara, sana, size haks›zl›k olur. Senin de eksikliklerin vard›. En belirgin özelli¤in inatç›l›¤›nd›. Bu seni tan›yan herkesin ilk söyledi¤i fleylerden biriydi. Günlük yaflam prati¤inde ortaya ç›kan eksikliklerin bir iki konuflmayla düzelmesini bekleyerek acelecili¤e düflüyordun. Yer yer mekanik yaklafl›mlar›n oluyordu. Bir fley yap›lmas› gerekiyorsa yap›lmal›, yap›lmamas› gerekiyorsa yap›lmamal›yd›. Evet öyleydi ama burjuva-feodal sistemin flekillendirdi¤i kiflilikler olarak o lekelerle geliyorduk saflara ve bunlar› de¤ifltirmek bir e¤itim, de¤iflim-dönüflüm süreci ifliydi. Seni iyi tan›mayanlara ya da seni tan›yanlara bu yanlar›ndan dolay› ilk anda sert biri izlenimi veriyordun. Oysa o görünürdeki kat›l›¤›n ard›nda sevgi dolu kocaman bir yürek vard›. Kimin neye ihtiyac› olursa ilk baflvurulanlardan biriydin. Çünkü herkes elinden geleni yapaca¤›n› bilirdi. Hastalara özel bir ilgi gösterirdin. Onlar›n ihtiyaçlar›na özel bir önem verirdin. Komünümüzde mide sorunu olan bir arkadafl vard›. Onun için sak›ncal› yemekler yap›lacaksa nöbetçileri mutlaka ayr› bir yemek yapmalar› konusunda bilgilendirirdin. Yapt›¤›n her iflte son derece titiz ve disiplinliydin. Büyük-küçük bütün iflleri bu bak›fl aç›s›yla ele al›rd›n. ‹nsan›n bir ifli yap›fl tarz›, yapt›¤› ifli ne kadar önemsedi¤inin göstergesiydi. Sen bütün bunlar› sorumluluk sahibi biri olarak yaflam›n do¤al bir parças› olarak görür öyle yapard›n. 19 Aral›k katliam›ndaki prati¤inde de bunlar›n hepsi vard›. “Arkadafllar sald›r› var” diyen sesinle uyanm›flt› tüm ko¤ufl. Birkaç dakika içinde herkes haz›rlan›p daha önce planland›¤› flekilde barikat kurma haz›rl›klar›na bafllam›flt› bile. Çat›-

lardan kurflun ya¤›yordu üzerimize. Sen ayakta kimi görsen “e¤il” diyordun. ‹lk kurflun ya¤muru dalgas› geçene kadar öylece bekledik. Sen bizim komutan›m›zdan Nergiz. Ve bir komutan nas›l olmal›ysa öyleydin. Haz›rl›klar›m›z› yapt›k bekliyoruz. Nöbetçiler d›fl›nda hepimiz birlikteyiz. Sana sorduk sald›r›y› nas›l anlad›¤›n› ve hepimiz pürdikkat dinlemeye bafllad›k. O gece nöbetçiydin. O s›ralar sald›r› bekledi¤imiz için bütün nöbetçiler tetikteydi. Her zamankinden daha yo¤un bir dikkat gözlem ve dinleme gerekiyordu. ‹dare bölümüne aç›lan kap›ya gitmiflsin kontrol amaçl›. Ve tam o esnada kap›y› açmakta olan askerlerle karfl›laflm›fls›n. Seni görmeleriyle atefl etmeleri bir olmufl. Biraz atak davran›p o küçük koridoru dönemeseydin sonucun ne olaca¤›n› hepimiz biliyorduk. So¤ukkanl› davranamasayd›n seni o gün sonsuzlu¤a u¤urlam›flt›k. Bunlar› bize anlat›rkenki halinde en belirgin olan fley düflmana olan kinindi. Kurflun ve bomba ya¤murlar› alt›nda geçen dört gün boyunca tüm prati¤ine damgas›n› vuran fley sorumluluk bilinciydi. Sorumlusu oldu¤un birimin komutanl›¤›n› en iyi biçimde yapt›n. Korudu¤unuz mevziyi terketme emri geldi¤inde senin için yap›lacaklar bitmemiflti daha. Yeni bir görev istedin hemen. Ama bu kez mevzilerde de¤ildin, yaral›larla ilgleniyordun. Duygusall›¤›n daha üst boyutta yafland›¤› böylesi durumlar daha zordur. Parçalanm›fl bir ele, kurflunla parçalanm›fl bir bafla bakmak, o yaralar› sarmak bütün bunlar› yaparken duygular› geri plana itip so¤ukkanl› olabilmek. Sen bunlar›n hepsini lay›k›yla yapt›n. Bunlar elbette bir üstünlük de¤il bizde olmas› gereken özellikler. Ama bunlar› kendinde tam anlam›yla oturtman›n, bu özellikleri kazanman›n kolay bir fley olmad›¤›n› sürekli bir iç hesaplaflma ve kendine yönelmeyle gerçekleflebilece¤ini hepimiz biliyoruz. Sen bu özelliklerinle bize örnek oldun ve çok fley katt›n. 19 Aral›k sonras› en öndeki bizimkilerden olmufltun. Bu hep istedi¤in bir fleydi. O ilk coflkunu birebir paylaflamam›flt›k. Çünkü ayr› ayr› hücrelerdeydik. Uzun u¤rafllar sonucu yan›n›za gelebilmifltim. Kavgan›n her alan›nda militan olan, komutan olan sen ölümüne ortaya konan direniflte de en önde yer alan buz k›ranlardan biri oldun. Böylesi bir eylemde ölüm, ölüm olmaktan ç›k›yor. Kazan›lacak zaferin bir arac› oluyor. Beden, beden olmaktan ç›k›yor. Eldeki en güçlü silah olur. Ve an› geldi¤inde o silah› patlatmakta bir an olsun tereddüt edilmez. Sen de bir an olsun tereddüt etmedin Nergiz. Kendini hiçbir fleyden sak›nmad›¤›n gibi ölümden de sak›nmad›n. Bir insan, bir yoldafl ne kadar sürede tan›n›r Nergiz. Bunun zaman›n›n olmad›¤›n› biz yaflayarak ö¤rendik. Her paylafl›mda, her üretimde yeni bir yan›m›z› keflfediyoruz. Her pratik o ana kadar bilmedi¤imiz baflka yönlerimizi ortaya ç›karabilir ve bize yan›lg›lar›m›z› gösterebilir. Tan›mak süreklilik arzeden bir süreç ve ancak yaflam birlikte üretildi¤i zaman bu süreklilik gerçekleflebilir ve ileriye tafl›nabilir.

19 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER... Ömer Naci Güven: Bahçelievler Lisesi’nin önde gelen devrimci demokrat ö¤rencilerindendi. Sivil faflistlerin devrimci gençlik içerisindeki boy hedeflerinden biri haline gelmiflti. 21 NiÖ. Naci Güven san 1977’de, okuldan ç›kan ö¤rencilerin üzerine atefl açan sivil faflistler taraf›ndan katledildi. Yahya Kara: 10 Nisan 1981’de, Almanya’da ifl kazas›nda yaflam›n› yitirdi. Metin Karatafl: 20 Nisan 1982’de, DerYahya Kara sim’de çat›flmada katledildi. Ali Mete, Fecire Y›ld›r›m, Müslüm Emre: 21 Nisan 1987’de, Dersim’de çat›flmada flehit düfltüler. Kemal fiahin: 11 Nisan 1988’de, Almanya’da hastal›k sonucu Metin Karatafl yaflam›n› yitirdi. Elif Külekçi: Seyit Külekçi’nin annesi olan Elif Külekçi 12 Nisan 1998’de, Marafl’ta hastal›k sonucu yaflam›n› yitirdi. ‹smail Hano¤lu: Tokat’l› olan ‹smail Hono¤lu, yoksul bir köylü çocu¤uydu. Ali Mete 1975’te Proletarya Partisi ile iliflki kurdu. Fabrika ve inflaatlarda iflçilik yapt›. ‹yi bir propagandist ve ajitatördü, ayn› zamanda iyi bir örgütçüydü. Her iliflkiye bir görev vererek onlar› örgütler, hem sorumluluk derecesini, ciddiyetini hem Müslüm Emre de geliflme yönünü ölçerdi. Parti’nin bir hain hakk›nda verdi¤i ölümle cezaland›rma karar›n› uygulad›ktan sonra ç›kan çat›flmada 20 Nisan 1978’de, ‹stanbul Gültepe’de sivil faflistler taraf›ndan katledildi.

Kemal fiahin

Elif Külekçi

‹smail Hano¤lu


25

19 Biliyorsun Nergiz kavga ay›rt edicidir, seçicidir ve hepimiz uzun soluklu kavgan›n en keskin zamanlar›nda, en zorlu dönemeçlerinde tam anlam›yla tan›n›r›z. Devrime olan inanç böylesi anlarda yan›lsamaya olanak b›rakmayacak ölçüde s›nan›r. Sen bu s›navlardan her zorlu pratikte baflar›yla geçmifltin. Ama bu en sonuncusunda tüm o baflar›lar›n toplam› vard›. 11 Nisan sabah› günefli zapteden direniflin, faflizme mi-

ras›n oluyor bir hayk›r›fl›, hayat› hiç bitmeyecekmifl gibi dolu dolu yaflayan, yüzü daima kavgaya dönük, asi, direngen bir komünist kad›n›n tarihin tekerle¤ini döndüren s›n›f mücadelesinin zincirine bir halka daha eklemesini anlat›r. 11 Nisan sabah› Kartal Devlet Hastanesi’nin yan›nda, demir parmakl›kl› pencereli, beyaz fayans döfleli izbe bir odada verdi¤in son nefesinden yükselen 盤l›¤›n iflçinin, emekçinin, tüm ezilen halkla-

8-21 Nisan 2005

r›n baflkald›r›s›d›r. Tecritteki tüm tutsaklar›n sesidir, da¤lardaki Partizan yüreklerin silah tarakkalar›d›r. Partizan öfkesine dönüflüp düflman›n beyninde patlayan bir bombad›r bu 盤l›k. “Yaflayarak ya da ölerek biz kazanaca¤›z” fliar›n›n somutlaflm›fl halidir bu 盤l›k. Ölüm denen fley do¤an›n diyalekti¤inin bir parças› sonuçta. Hepimiz bu do¤al seyri tamamlayaca¤›z bir gün. Ama flairin dedi¤i gibi “kimilerine göre kötüdür ölüm/kimilerine

göre ölümü güzellefltirir ölen” s›n›fs›z, sömürüsüz bir dünya u¤runa savaflanlar hep güzellefltirdiler insano¤lu taraf›ndan en korkulas› fley olarak görülen ölümü. Hepinizin yüzünde görevinizi baflar›yla yerine getirmenin mutlulu¤unun; duyulan güveni bofla ç›karmaman›n verdi¤i hakl› gururun ifadesi olan bir gülümseme vard› Nergiz ve gülümsemenizi yok edebilmeleri için yüzünüzü parçalamalar› gerekecekti. Bir yoldafl›

Kemah fiehitleri: 15 Nisan 1995 günü akflam saatlerinde Erzincan Kemah’a ba¤l› T›m›¤› (Ya¤ça) köyü civar›nda hareket halinde olan T‹KKO birli¤ine TC ordusunun termal kameral› silahlarla sald›r›s› sonucu Halil Çak›ro¤lu, Süheyla Da¤deviren ve Munzur Keskin isimli gerillalar flehit düfltü. Halil Çak›ro¤lu, 1968 Elbistan do¤umludur. Yoksul bir Kürt ailesinin çocu¤udur. TKP/ML KÖK üyeli¤i ve 1 No’lu Gerilla Bölgesi Yönetici Organ› Sereterli¤i görevlerini üstlenmifl önder bir kadroydu. 1990’da TKP/ML ‹stanbul ‹l Askeri Komitesi’nde yer ald›. Yaflad›¤› tutsakl›kdan sonra da mücadeledeki yerini vakit kaybetmeksizin ald›. Yaraland›¤› çat›flmada kendini tafl›yan yoldafllar›na “partiyi gelifltirin, güçlendirin. Size güveniyorum…” diyerek söyledi son sözlerini…

Süheyla Da¤deviren, 1965 Dersim Naz›miye do¤umludur. Ankara Hemflirelik Okulu’nu bitirdikten sonra çeflitli hastanelerde, hemflirelik yapt›. Gençlik örgütü TMLGB içerisinde faaliyet yürüttü. 1990’da T‹KKO saflar›nda gerilla olarak yer ald›. Birli¤in doktoru olarak befl y›l boyunca tüm yeteneklerini partisine, yoldafllar›na ve halk›na sundu. Çat›flmada yine yoldafllar›na yard›m etmeye çal›fl›rken flehit düfltü.

Munzur Keskin, 1969 Dersim Pertek do¤umludur. 1 No’lu Gerilla Bölgesi Komutanl›¤› Üyesiydi. H›zla yetkinleflen ve geliflen, alçakgönüllü, fedakar ve gözüpek bir komutand›. Atefl alt›ndaki yoldafllar›n› çat›flma alan›n›n d›fl›na ç›kart›p, tekrar geride kalan yoldafllar›n›n yan›na dönmeye çal›fl›rken flehit düfltü.

GÜN’DE DÜN.. 8 Nisan 1953. Kenya ba¤›ms›zl›k hareketinin önderi Jomo Kenyatta, Mau Mau ayaklanmas› gerekçe gösterilerek ‹ngiliz sömürge yönetimince tutukland›. 1968. Ortado¤u Teknik Üniversitesi’nde ö¤renciler rektörlük binas›n› iflgal etti. 1982. Dokuz y›l önce bugün Uluslararas› Atatürk Bar›fl Ödülü’nün Güney Afrikal› lider Nelson Mandela’ ya verilmesi kararlaflt›r›ld›. Mandela, Türk hükümetine yönelik insan haklar› ihlali suçlamalar› nedeniyle ödülü kabul etmedi. 10 Nisan 1919. Meksikal› devrimci köylü lideri Emiliano Zapata hükümet güçlerince tuza¤a düflürülerek öldürüldü. 13 Nisan 1975. 4 H›ristiyan Falanjiste karfl›l›k 27 Filistinlinin öldürülmesiyle Lübnan ‹ç Savafl› bafllad›. 14 Nisan 1987. Tek tip ö¤renci derne¤ini hedefleyen Ö¤renci Dernekleri tasar›s›n› protesto eylemleri yap›ld›. Ö¤renciler Ankara’ya do¤ru yürüyüfle geçtiler. ‹ki gün sonra Anavatan Partisi tasar›y› geri çekmek zorunda kald›. 16 Nisan 1917. Bolflevik lider Lenin sürgünde bulundu¤u ‹sviçre’den Rusya’ya döndü ve Sosyalist Devrim’in bafllat›lmas› ça¤r›s›nda bulundu. 1988. ‹srail komandolar› Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ) askeri komutan› Ebu Cihad’› Tunus’ta öldürdü. 19 Nisan 1966. 79 gündür devam eden Paflabahçe fiifle ve Cam Fabrikas› grevi “halk sa¤l›¤›n› tehlikeye düflürdü¤ü” gerekçesiyle bir ay ertelendi.

Arho¤ fiehitleri

Tokat Serkiz flehitleri

14 Nisan 1999’da Tokat Merkez’e ba¤l› Arho¤ (Yeflilalan) köyünde TC askerleriyle T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Seyit Külekçi ve Do¤an Altun flehit düfltü.

21 Nisan 1999’da Tokat Serkiz’de bir ihbarc› halk düflman›n›n verdi¤i bilgiler do¤rultusunda köy halk›na sezdirmeden, gizlice köyün belirlenmifl birkaç evine düflman›n yerleflmesiyle at›lan hücre pususu sonucu ç›kan çat›flmada T‹KKO gerillalar› Erol Özel ve Özgür Güler flehit düfltü.

Seyit Külekçi, 1961 Marafl Elbistan Gücük köyünde do¤du. Daha sonra ailesiyle birlikte Ümraniye 1 May›s Mahallesi’ne tafl›nd›. Çeflitli sektörlerde iflçilik yapt›. 1990 y›l›na kadar Proletarya Partisi’nin iflçi faaliyeti alan›nda yer ald›. Bu tarihten sonra kendisinin de ›srar›yla ihtiyaçlar do¤rultusunda flehir askeri örgütlenmesinde yer ald›. Ayn› y›l yap›lan operasyonda gözalt›na al›narak tutukland›. Zindan direnifllerinde en öndeydi. 1996 ÖO ve SAG direniflinde Ümraniye Hapishanesi’nde TKP/ML’nin temsilcisi olma onuruyla Ölüm Orucu direniflçisi oldu. 7 y›ll›k tutsakl›k sürecinin ard›ndan en

büyük arzusuna gerillaya kat›lma iste¤ine kavufltu. Takvim yapraklar› 14 Nisan’› gösterdi¤inde ç›kan çat›flmada ölümsüzleflti. Do¤an Altun, 1972 y›l›nda Erzincan Tercan’a ba¤l› K›z›lma¤ara köyünde Kürt Alevi kökenli bir ailede do¤du. TMLGB ile 1993 y›l›nda ‹stanbul’da iliflkiye geçti. ‹flçi-semt alan› içerisinde ailesiyle birlikte yaflad›¤› So¤anl› ve çevresinde faaliyet yürüttü. 1996’da Parti’nin ça¤r›s› üzerine da¤lardaki yerini ald›. Ese yurdunda düflman çemberinden ç›km›fl olmas›na ra¤men yoldafllar›n› kurtarmak için tereddüt etmeden düflman çemberine daland› O.

Erol Özer, Çorum Mecitözü Da¤saray köyünde alevi kökenli yoksul bir ailenin çocu¤u olarak dünyaya gelir. Çocuk yafllarda ailesi Gülsuyu’na göç eder. Örgütlü faaliyetine TMLGB bünyesinde 1989’da bafllar. Amasya’da okudu¤u dönemde ‹l Sorumlulu¤u görevini yürütür. ‹stanbul’da gözalt›na alnarak Bayrampafla Hapishanesi’nde 3 ay tutsak kal›r. 1991 May›s’›nda Karadeniz Bölgesi’ne ç›kart›lan ilk gerilla birliklerinde yer al›r. Bir süre yerel faaliyette görev ald›ktan sonra tutuklan›r. ‹dam cezas›yla yarg›lan›rken Nevflehir Zindan›’ndan 93 y›l›nda firar eder. Mart 93’ten flehit düfltü¤ü tarihe

kadar Karadeniz’de gerilla faaliyeti yürütür. Özgür Güler, 1975 y›l›nda Dersim Hozat’a ba¤l› Lolan köyünde do¤ar. Amasya’da okudu¤u dönemde Proletarya Partisi ile iliflkiye geçer. Amasya’daki faaliyetleri nedeniyle polisin hedeflerinden biri haline gelir, gözalt›nda tak›nd›¤› uzlaflmaz tavr›yla düflman› ç›lg›na çevirir. 1996’da Parti’nin ça¤r›s›yla gerilla içerisindeki yerini al›r. Dive Yaylas›’nda düflman pususuna hedef olan gerilla biriminin komutan›d›r. Yaralanmas›na ra¤men gerilla birimini pusu alan›ndan ç›karmaya çal›flm›flt›r.


8-21 Nisan 2005

26

19

Medyan›n gözüne sokulan yaflamlar GÖZDEN UZAKLAfiTIRILAN YAfiAMLAR... Terry Schiavo tam olarak yaflamsal fonksiyonlar›n› yerine getirememesine ra¤men “yaflat›lmak için” bu kadar çaba sarf ediliyorken ayn› çaban›n Felluce’deki, Ramallah’taki ya da Kabil’de yaflayanlara gösterilmemesinin sebebi nedir? AMER‹KA’DA YAfiAM, IRAK’TAK‹NDEN DAHA MI DE⁄ERL‹? Amerikan medyas›, halk› ve hükümeti hep birlikte yaklafl›k iki haftad›r 41 yafl›ndaki Teri Schiavo adl› bitkisel hayattaki kad›n›n yaflam destek tüplerinin çekilip çekilmemesini tart›fl›yordu, di¤er bir deyimle yaflam›na son verilip verilmemesini… 1991 y›l›ndan bu yana bitkisel hayatta bulunan Terri’nin efli Michael Schiavo ailesine karfl› verdi¤i mücadelede daha önce de iki kere yaflam destek tüplerini çektirmifl ancak tüpler mahkeme karar›yla tekrar geri tak›lm›flt›. Terri’nin öyküsünün bafllang›c› bugün özellikle emperyalist-kapitalist ülkelerde 盤 gibi büyüyen bir sorun olan yemek yeme bozuklu¤uyla bafll›yor. Amerikan medyas› bu durumu çok fazla gündeme getirmeyip tart›flmay› “yaflas›n m›, yaflamas›n m›?” diye alevlendirse de; bu hazin durumun ortaya ç›kmas›ndan medya kadar Amerikan hükümeti de sorumlu. Kozmetik devleri taraf›ndan sürekli körüklenen zay›fl›k fetiflizmi bugün bat›l› ülkelerde rejime bafllama yafl›n›n alt› yafl›na kadar düflmesine sebep olmufl durumda… Amerikan halk›n› bir yandan daha fazla tüketmeye ça¤›ran, fast-food denilen sa¤l›ks›z g›dalarla ortal›¤› döfleyen g›da tekelleri, di¤er yandan da obezlefltirdi¤i bu insanlar› zay›flatmak için bafll› bafl›na bir “zay›flama sanayi” yarat›yor. Medya arac›l›¤›yla sürekli pompalanan “ideal

vücut ölçüleri” pek çok kad›n›n üzerinde psikolojik bask› yaratarak “daha zay›f” olmak için her yolu denemeye dek götürüyor. Kuflkusuz bunlar Amerikan halk›n›n “tuzu kuru” kesimi. Bugün dünyadaki en fazla evsiz insan say›s›n›n ABD’de oldu¤u biliniyor, ya da milyonlarca kiflinin yoksulluk ve sefalet alt›nda yaflad›¤›. ‹flte bu bask›y› yaflay›p yemek yeme bozuklu¤u hastal›¤›na yakalanan Teri, vücudundaki potasyumun çok azalmas› nedeniyle bir gün kalp krizi geçirmifl ve ancak yaflam destek ünitesine ba¤l› olarak yaflam›n› devam ettirebilecek duruma gelmifltir. Buraya kadar ola¤anüstü çok bir durum yok asl›nda, dünyada zaman zaman ötenazi (kiflinin kendi iste¤iyle ölümü seçme) hakk›n›n tart›fl›lmas›na sebep olan bu tip vakalar görülüyordu. ‹ki y›l önce de baflta ‹ngiltere olmak üzere ço¤u ülke gündemini, Bayan B davas›n›n sonucu ve yaratt›¤› tart›flmalar meflgul etmiflti an›msarsan›z. Büyük Britanya Yüksek Mahkemesi hastal›¤› nedeniyle son bir y›ld›r solunum cihaz›na ba¤l› olarak yaflamak zorunda olan boyundan afla¤›s› felçli bir kad›n›n yapt›¤› baflvuruyu incelemifl ve iste¤i do¤rultusunda yaflam destek cihazlar›n›n kendi belirleyece¤i tarihte kapat›lmas›n› kabul etmiflti. Daha önce oldu¤u gibi tekrar mahkemeye baflvurarak yaflam destek ünitesinin kesilmesini isteyen Michael Schiavo, önceden yapt›klar› bir konuflmaya dayanarak Terri’nin böyle

bir konumda yaflamak istemedi¤ini söyledi¤ini savunuyor ve beslenme borusunun çekilmesi yönünde mahkemede mücadele veriyordu. Asl›nda her fley 13 gün önce yerel mahkemenin karar›yla Terri’nin beslenme borusu çekilince, ABD Federal Mahkemesi’nden Kongre’ye, hatta Baflkan George W. Bush’a kadar, devlet yetkililerinin olaya kar›flmas›yla gündeme oturdu. ABD Kongresi, emsali görülmemifl bir flekilde Terri’nin beslenme borusunun tak›lmas› için bir tasar› haz›rlam›fl ve Bush da, bu tasar›y› imzalayarak bir an önce yasalaflt›rmak için Teksas’taki hafta sonu tatilini keserek Washington’a dönmüfltü! Baflkan Bush, karar› y›ld›r›m h›z›yla imzalarken, “Böylesi karmafl›k bir konuda hayattan yana tav›r koymak gerekti¤ini” belirtmiflti. Tek kelimeyle ikiyüzlülü¤ün en büyük örne¤i olarak gösterilebilecek bu söz ve “yaflam› savunma” yalan›na inanmak için gözü kör, kula¤› sa¤›r olmak gerekir. Sormak gerekir Bush’a; Teri için yaflam hakk› bu kadar kutsalken, Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da ABD’nin ambargolar› ve bafllar›na ya¤an bombalar› yüzünden ölenlerin Teri’den ne eksi¤i vard›r? Yaflama hakk› birileri için kutsalken, di¤erleri için “gereksiz bir lütuf” ya da her an ellerinden al›nabilecek bir durum mudur? IRAKLILAR; KAÇINCI SINIF DÜNYA VATANDAfiI? Teri’nin hayat›n› böylesine önemseyen ABD’li muhafazakarlar ve Bush bunu dini bir içeri¤e de büründürüyor. Katolik olanlar›n, Müslüman olanlara göre daha fazla m› yaflama hakk› var? Amerikan vatandafl› olmayanlar›n örne¤in bir Filistinli ya da Irakl›n›n yaflam› Bush’un ‘özgürlük’ politikalar› nedeniyle çok rahat elinden al›nabilir mi? Hat›rlatmak gerekir Bush ve flahin-

lerine, Teri’nin yaflam› için gösterdikleri çaban›n yerine resimdeki ac› çeken bebe¤ine bakamayan Irakl› kad›na bakmalar›n›n gereklili¤ini… Oysa bu mümkün de¤ildir, gözünü daha fazla kâr h›rs› bürümüfl olan bu katillerin bu resimden bir fley almalar› mümkün de¤ildir… Hat›rlatmak gerekir Filistinli kad›nlar›n yaflad›klar›n›…Af Örgütü’nün raporunda “örnek olaylar”dan sadece birisini… 26 A¤ustos 2003’te do¤um için Nablus’taki hastaneye gitmek isteyen ancak barikattan geçmesine izin verilmeyen Rula Afltiya adl› bir kad›n›n öyküsü flöyle: Afltiya, “Tozun topra¤›n içinde uzanm›fl yat›yordum. Sürünerek barikat›n yak›nlar›ndaki bir duvar›n arkas›na gittim. Orada bir hayvan gibi do¤urdum. Bebe¤imi kuca¤›ma ald›m. Birkaç dakika sonra ölüverdi” diyor. Do¤duktan birkaç dakika sonra yaflam haklar› ellerinden al›nan Filistinli ve Irakl› bebekleri unutmamak gerekir bu sahte gösterileri izlerken… ABD’de “kürtaj›n” önüne geçmek için bu olay› kullanmaya çal›flan Bush’a hat›rlatmak gerekir, do¤mam›fl olanlar› savundu¤u gibi, do¤anlar›n elinden yaflamlar›n› almaya hakk› olmad›¤›n›… Bir al›nt›yla noktalayal›m, flöyle diyor Rajul Mahajan: “milletvekili Tom Delay, her kelimesine vurgu yaparak flunlar› söyledi: ‘e¤er harekete geçmezsek ölecek. fiimdi çaresiz de olsa yafl›yor. O bizden biri ve bu inkar edilemez.’… yaflam onlar›n anlam›ndan soyutlad›¤› fley de¤il. Demokrasi, ancak Amerikan hegemonyas› taraf›ndan yeni bir anlam kazand›r›ld›ktan sonra savunulmaya baflland›.” Bizden olmayanlara da, herkes için yaflam hakk›… Bunu dünya halklar› emperyalizme karfl› verdikleri mücadeleyle savunuyorlar…


19

27

8-21 Nisan 2005

Burjuvazinin tarihi çarp›tma arac› olarak sinema

Her s›n›f›n tarihe bir bak›fl aç›s› vard›r ve hiçbir s›n›f burjuvazi kadar tarihi çarp›tmam›flt›r. Burjuvazi geçmifli tahrif etmekle kalmaz, bunu varl›¤›n›n sonsuza kadar sürece¤ini ispatlamak için kullan›r. Burjuva tarihçiler, tarihin s›n›f savafl›m› tarihi oldu¤unu kabul etmez; tarihin ak›fl›n› esasta kiflilere ba¤l› k›lar. Kitlelerin dönüfltürücü gücünü bile kahramanlara, liderlere ba¤lar. Oysa gerçek bunun tersidir. Açl›¤›n, bask›n›n oldu¤u yerde kitleler isyan etmifltir ve kahramanlar bu kitlelerin içinden ç›km›flt›r. Örne¤in Aristo bugün yaflasayd› büyük filozof olmazd›; Spartaküs yaflad›¤› dönemden bin y›l önce yaflasayd› halk kahraman› olamazd›. Burjuvazinin bu yaklafl›m›n› bugün sinemada çarp›c› bir flekilde görmekteyiz. Hollywood Sinemas› da dünyadaki temsilcili¤i yürütmektedir. Hollywood’un tekellerle ba¤› y›llardan beri biliniyor. Kitleleri kendi ürünlerine yöneltmek isteyen tekeller, s›kça Hollywood’u kullanm›fllard›r. Bu genifl kitlelerce bilinen bir gerçektir. Fakat Hollywood’un CIA ve Pentagon ile olan ba¤› daha az bilinir. Her ikisi de kontrgerilla, karfl› ayaklanma konusunda uzman olan bu iki kurum önce kendi halklar›n› sonra da dünya halklar›n› uyutmak, manüple etmek ve kendi hegemonyalar›n›, kültürlerini yaymak için sinemadan özellikle Hollywood’dan çokça faydalanm›fllard›r. ABD, Amerikan vatandafll›¤› kavramlar›n› sinema sayesinde genifl kitlelere yaym›fl, kabullendirmifltir. Daha sonra hazin bir

yenilgi ald›¤› Vietnam ile ilgili yüzlerce film çektirmifltir. Ama bunlar›n % 99’u ABD’yi yücelten filmlerdir. ‹flin komik taraf› bu filmlerle büyüyen çocuklar›n ço¤unun bu savafl› ABD’nin kazand›¤›n› zannetmesidir. Bu savafl filmlerinde Amerikan askerlerinin “cesareti” gösterilirken, Vietnaml›lar özellikle cani göstermektedir. Bu filmlerden en ünlüsü ‘Rambo’dur. Bu film sayesinde Saygon Zindanlar› Vietnaml›larla özdefllefltirilerek hakl› bir savafl veren Vietnam halk› afla¤›lanmak istenmifltir. Bu konuda çevrilen en iyi film bile burjuva hümanizmini aflamamaktad›r. “Er Rayn’› Kurtarmak” buna bir örnektir. Bu film savafl›n tüm ac›mas›zl›¤›na karfl›n Amerikan askerlerinin “insani” yönünü anlatmaktad›r. Yine Somali iflgalini anlatan filmler de buna örnektir. Bu tür filmlerle birçok amaç güdülmüfltür. Yenilgiyle sonuçlanan savafl›n ac›s› hafifletilecek, savafl›n içeri¤i çarp›t›lacak, ABD’nin haks›z savafl verdi¤i gizlenecek ve böylece hegemonya savafl› için yeniden yol al›nacakt›. Tabi ki her iflten oldu¤u gibi kâr edilecekti. CIA ve Pentagon ne zaman dara düflse Hollywood “uzman çarp›t›c›lar”la devreye giriyordu. Baflar›s›z darbelerle gündeme gelen CIA, Hollywood’un filmleri ile flirin ve meflru bir davas› –dünyay› kötülerden kurtarmak gibiolan bir kurum gibi gösterildi. Bu tür filmlerin senaryolar›n›n ortak özelli¤i bu oldu. Kolluk güçlerinin gerçek yüzünün ortaya ç›kt›¤› durumlarda da

Hollywood devreye girer ve polisi “iyi” gösteren yüzlerce film çeker. “Yasalara uyun”, “kötü adamlarla, teröristlere birlikte mücadele edelim, ihbar edin” mesaj›n› da her filmde iletmeyi unutmaz. Bazen de polisleri flirin gösterme çabas›na girer. “Polis Akademisi” bu türün en ünlüsüdür. 90’lar›n sonlar›nda ülkemizde polis ne zaman kitle gösterilerinde cop kullansa hemen ertesi gün bu film tekrar izlettirilirdi. Hollywood, “sinema evrensel bir sanatt›r” slogan›yla hareket ederek ABD’nin “evrensel kültürü”nü yayar. Bu da yetmez, ABD’nin tahakküm çabalar›na da “evrensel bir flirinlik” maskesi takmay› ihmal etmez. Genelde komünizme özelde Sovyetler Birli¤i’ne en ön saflarda savaflm›flt›r Hollywood. “So¤uk savafl” dönemiyle ilgili yüzlerce film çekmifltir. Bunlar›n da % 99’u hem KGB elemanlar›n› hem de Sovyet yönetimini cani olarak gösterir. Son y›llarda ise revaçta olan filmler animasyon filmleri ile tarihi (uzak tarih) olan filmler. “Troya”, “Büyük ‹skender”, “Kral Arthur” en çok izlenen, gündeme gelen filmler. Üçünün de ortak özelli¤in tarihi burjuva anlay›fla göre çarp›tmas›d›r. Daha önce de çekilmifl benzeri filmler yeni teknolojiyle bir daha çekildi ve daha çok para kazand›rd›. Bu filmlerde bireyler savafllar›n kaderinde belirleyici olarak gösteriliyor. Tarihte halklar›n gerçek yaflant›s›na uymayan onlarca ayr›nt› da cabas›. Bu hakk› ancak dünyay› yönetti¤ini düflünen budalalar, kendisinde bulabilir. Bugünün güzellik anlay›fl›ndan güç anlay›fl›na kadar onlarca konuyu çarp›tm›fl, bugünle geçmifli bir tutmufltur. Geçmiflin birçok de¤er yarg›s›n› tahrif etmifltir. ‹yi ile kötüyü mutlak bir flekilde ayr›flt›r›p, film kahraman›n› mutlak “iyi”, düflman›n› mutlak “kötü” göstermifltir. Tarih çarp›tmaya en iyi örnek Troya’d›r. Troya’n›n esin kayna¤› olan ‹lyada destan› ile bir ba¤›n›n olmad›¤›n› filmi izleyenler görecektir. Hollywood flu an siyasal konjonktüre göre filmleri yavafl yavafl piyasaya sürüyor. Ancak süreç bitmeden ortak senaryo haz›rlayamad›¤›ndan henüz bir iki film ç›kt›. Irak’la ve Afganistan’la ilgili de birer film ç›kt›. Bunlar ilerde ABD’nin düfltü¤ü kötü pozisyonlara göre artacak ve biçimlenecektir. Bu tür filmlerin senaryosunun ortak özellikleri flimdiden yaz›labilir. Türkiye’de de bunun örnekleri yok de¤ildir. Baflrollerini Mehmet Ali Alabora’n›n oynad›¤› “Memoli” Türkiye’den bir örnektir. fiakac›, insanc›l, duygusal polisler o dönem bolca kullan›lm›flt›r. Mersin’de Newroz kutlamalar› s›ras›nda Türk bayra¤›n›n iki çocuk taraf›ndan al›nmas› üzerine estirilen Türkçülük rüzgar› ile birlikte aralar›nda Beyaz›t Öztürk ve Cem Y›lmaz gibi “ünlü”lerin bulundu¤u reklam filmlerinin çekilmesi özellikle sevilen yüzlerin kullan›larak polisin flirin gösterilmesinden baflka nedir? “‹deolojisi egemen olan›n kültürü de egemendir” der Marks. Devrim mücade-

lesi sadece siyasal iktidar› ele geçirme mücadelesi de¤ildir. Burjuvazi, tüketim kültürü ve bireycili¤in kutsanmas› iflini en etkili olarak sanatla yapmaktad›r. Bunun bir aya¤› da sinemad›r. Sineman›n az›msanmayacak bir etkisi vard›r. Televizyonun geneli ile birlikte ele al›nd›¤›nda burjuvazinin kültürel alandaki en etkili arac›d›r diyebiliriz. ‹letiflimin tüm dünyaya yayg›nlaflt›¤› günümüzde de kültürel ve sanatsal mücadele devrimci mücadeleye yüz y›l öncesine göre çok daha s›k› ba¤l›d›r. Bu fark görülmezse konunun önemi anlafl›lamaz. Bu gerçekli¤e göre bunun araçlar›n› yaratmal› ve geniflletmeliyiz. Bunu burjuvazinin bu alandaki teflhiriyle birlikte yürütmek zorunday›z.

Tohum Kültür Merkezi N‹SAN AYI ETK‹NL‹K PROGRAMI

24 Nisan 2005 Saat: 14:00 “Nisan Güneflinin Ifl›¤› Yolumuzu Ayd›nlat›yor ” -Aç›l›fl Konuflmas› -Tiyatro “Carrar Anan›n Silahlar›” -Sinevizyon Gösterisi “Nisan Güneflinin Ifl›¤›yla 1 May›s’a” -Müzik Dinletisi -Gulasor Halk Oyunlar› Ekibi ATÖLYE ÇALIfiMALARIMIZ Halk oyunlar›, ba¤lama, tiyatro, gitar çal›flmalar›m›z, yeni kay›tlarla devam etmektedir. TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹ So¤anl› Mah. Mimar Sinan Cad. No:62/5 Bahçelievler/‹STANBUL

TEL: 0212 643 22 33 e-mail: tohum@tohumkulturmerkezi.com www.tohumkulturmerkezi.com


28

8-21 Nisan 2005

19

K›sa Film Festivali öncesi TKM çal›flanlar›:

“Yaflam› olabildi¤ince özlü anlatabilme telafl›d›r k›sa film” 27-28-29 May›s tarihinde Tohum Kültür Merkezi’nde düzenlenecek K›sa Film Festivali öncesi, kültür merkezi çal›flanlar›yla festival ve k›sa film üzerine konufltuk... K›sa film çekenlerin zamana yetiflmek için duyduklar› tatl› telafl›n benzeri, festival öncesi çal›flanlar› da sarm›fl durumda...

TKM, sanat› nas›l ele al›yor? Nas›l bir bak›fl aç›s› hakim çal›flmalar›n›zda? “Sanat›n ç›k›fl noktas› yaflamd›r” der Brecht. “Bütün sanatlar, sanatlar›n en büyü¤ü olan yaflama sanat›na katk›da bulunurlar”. Böylece yaflam›n sordu¤u sorular karfl›s›nda sanat›n yans›z ve ilgisiz kalamayaca¤›n› da anlatm›fl olur bize. Sanat direnenlerin güç kayna¤› olur, çünkü sanat dünü ve bugünü gelece¤e tafl›ma yetisiyle, zaman›n ileriye do¤ru önü al›nmaz ak›fl›n› duyurand›r. “Sanat, düflmana karfl› savunucu ve sald›r›c› bir savafl arac›d›r.” Sanat ve sanatç›; yaflad›¤› toplumun, halk›n›n sorunlar›n›n bir tercihi olmak zorundad›r. Ve yaflama müdahale etmelidir. Ayn› zamanda amac›m›z, sanatç› yetifltirirken, tüm varl›¤›yla feodalizme, faflizme ve her türden gericili¤e karfl› mücadele edebilecek unsurlar› yetifltirmektir. Sanat mücadelenin bir parças›d›r, e¤er öyle yapmazsak kazanaca¤›m›z zaferler geçici olacakt›r. Sanat ve edebiyat hangi biçimde ortaya ç›karsa ç›ks›n son tahlilde politik bir etkiye sahiptir. Egemen düzeni savunur ya da ona karfl› ç›kar. TKM kuruldu¤u günden bu yana tiyatro, müzik, halk oyunlar› gibi alanlarda süren çal›flmalar›n›z var ama bu k›sa film festivali kurumunuz aç›s›ndan bir ilk. Peki, hangi ihtiyac›n ürünü olarak do¤du bu festival ve neden k›sa film? Tohum Kültür Merkezi’nin amaçlar›ndan biri de insanlar›m›z›n yarat›lar›n› yine insanlar›m›za sunmak. Hem yarat›m aflamas›nda amatör duygularla düfllerini, tepkilerini, itirazlar›n› birebir verebilecek, en çarp›c› haliyle anlatabilecek olmas›ndan, hem de de¤erlendirme aflamas›nda kolektif sonuçlar alman›n insanda (uzaklaflt›r›lmaya çal›fl›lan) birliktelik bilincini da-

ha da pekifltirece¤inden böyle bir festivale gereksinim duyduk. Denebilir ki neden film festivali de¤il de k›sa film festivali: Yukar›da özetledi¤imizden de anlafl›laca¤› üzere büyük prodüksiyonlu filmleri isteyen herkes çekemeyecektir. Zira sinema art›k büyük bir sektör halini alm›flt›r. Milyarlarca lira kayna¤›n olmas› gerekmektedir. Zaman ve figürasyon sorunlar›n› da dikkate al›rsak, halk›m›z›n bu sektörü hayal etmesi bile düflünülemez. Bir de anlat›lan onca soyut ve yaflam›n karikatürize edilmifl halinin halk›m›z›n yaflam›n› gerçekçi tarzda vermeyece¤ini düflündü¤ümüzde, k›sa film festivali girifliminin isabetli oldu¤u görülecektir. Ayr›ca flunu da belirtmek gerekir ki; di¤er birçok sanat dallar›n› tekellerine alan holdingler, geliflmekte olan k›sa filmleri de tekeline almak, insan›n özgürce düflünmesini, özgürce tasarlamas›n› ipotek alt›na alarak kendi dünya görüflünü yans›tacak k›sa filmler yapt›rmay› hesaplamaktad›r. Bir devrimci kültür merkezi olarak bize düflen görev, sanat›n her alan›nda oldu¤u gibi k›sa filmleri de holdinglerin tekeline b›rakmamakt›r. Zira yaflam› olabildi¤ince çarp›c›, olabildi¤ince düflündürücü ve olabildi¤ince özlü anlatabilme telafl›d›r k›sa film. Bu telafl› söndürmeye izin vermeyece¤imizin ilan›d›r bu festival. Biz festivale bafllamadan önce kendi içimizde flu sorulara yan›t arad›k. K›sa Film Festivalinden neyi amaçlamal›y›z? Konu s›n›rlamas› olsun mu? Daha da önemlisi k›sa filmler halk›n

gerçekliklerine de¤inebilirler mi? Veya kendisine dayat›lan yaflam› sorgulamaya katk›s› olur mu? Öyle ya TKM’nin halktan yana olmak gibi bir kayg›s› var, her sanat›n da bir s›n›fsal yan› var. Bu sorular ›fl›¤›nda bakt›¤›m›zda festival yapman›n yararl› olaca¤› sonucuna vard›k Bu K›sa Film Festivalinin di¤er k›sa film festivallerinden fark› ne olacakt›r. Son dönemde k›sa film festivallerinin say›s›nda da bir art›fl görüyoruz, siz farkl›l›¤›n›z› nas›l ortaya koyacaks›n›z? Festivale bafllamadan önce, ülkemizde ve dünyada k›sa film festivalinin içinde bulundu¤u durumu inceledik. Gördük ki, k›sa film festivalleri birkaç holdingin ve bankan›n tekelinde, yaln›zca kendilerinin reklam›n› yapma kayg›s›yla gerçeklefltiriliyor. K›sa filmler birer meta gibi de¤erlendiriliyor. En can al›c› konular bile magazine dönüfltürülebiliyor. Öyle ki Che Guavera’n›n yaflam öyküsü bile, burjuva holdinglerin reklamlar›na hiç s›k›lmadan feda edilebiliyor. Kayg›lar› reklam olunca, bütün de¤erler çarçur edilebilir anlay›fl›yla hareket ediyorlar. Örne¤in; o y›la damgas›n› vuran insani konular› ödül nesnesi yapabiliyorlar.

Direnifl, bar›fl, çevre gibi gündemler üzerinden festivaller düzenleyebiliyorlar. Bu köhnemifl ve her fleyi rant nesnesi gibi gören burjuva anlay›fllara halk›n de¤erlerini kurban etmemek için geliflen, de¤ifltiren, ileriyi temsil eden iflçi s›n›f›n›n sanat anlay›fl›n›n k›sa filmler ekseninde de aktar›labilece¤i inanc› bizi di¤er festivallerden ay›ran

ana ayraçt›r. Ayr›ca Holding festivallerinin sponsorlar›na bakt›¤›m›zda da as›l amaçlar›n› yakalamak mümkün olmaktad›r. Gençli¤in beynini uyuflturmak için f›ç›larla biralar› bilet alan herkese da¤›tarak ya da tüketim ç›lg›nl›¤›n› matah bir fleymifl gibi özendirmek için kredi kart› standlar› açarak halk› kendi sorunlar›ndan uzaklaflt›rmay› amaçlamaktad›rlar. Daha da önemlisi çeflitli ülkelerde yaflanan darbelerden birinci derecede sorumlu olan, Ortado¤u’yu kan ve vahflet deryas›na çeviren emperyalist iflgalin de sponsoru olan karanl›k Soros Vakf›’n›n ‹stanbul K›sa Film Festivali’ne perde arkas› sponsor olmas› amaçlar›n›n ne oldu¤unu ortaya ç›karmaktad›r. Burjuvazi güzel fleyleri önce görmezlikten gelir, halk›n ilgisinden uzak tutmaya çal›fl›r bunu baflaramay›nca onu gerçek amac›ndan sapt›rmak, içini boflaltmak ve kendi tekeli içerisinde hapsetmek için özel çaba harcar. Bunun en yak›n örne¤i; daha düne kadar onlarca k›sa filmi bulunan Ahmet Uluçay’› önce köylü diye küçümseyip ad›n› bile anmazlarken, bugün kendisinin ad›na özel k›sa film günleri düzenlemeleridir. Holdinglerin ve bankalar›n festival anlay›fl›n› özetlediniz. Sizin halk için, halkla birlikte üretme ve paylaflma kayg›n›z eme¤i de¤erlendirme aflamas›nda da farkl› bir özellik arz ediyor mu? Önemli bir ça¤r›m›z da fludur: Halk›m›z›n en iyisini en güzelini seçebilecek bilinçte oldu¤unu göstererek halk›m›z›n o flaflmaz terazisinden geçebilmektir marifet diyerek halka olan güvenimizden kuflku duymad›¤›m›z› bildirmek istiyoruz. Tarih bizi do¤rulayan pratiklerle doludur. Örne¤in halk›n sanatç›s› Y›lmaz Güney’den daha fazla ödüller alanlar›n “en büyük ödül halk›m›n beni sahiplenmesidir” diyen Y›lmaz Güney’le k›yaslanmas›nda görülecektir ki, özel jüriler eliyle bol bol ödül alanlar›n isimleri bile unutulmuflken, halk›m›z›n gönlünde Y›lmaz Güney’in yak›c› özlemi daha da büyümüfltür.


29

19

8-21 Nisan 2005

“Bu köhnemifl ve her fleyi rant nesnesi gibi gören burjuva anlay›fllara halk›n de¤erlerini kurban etmemek için geliflen, de¤ifltiren, ileriyi temsil eden iflçi s›n›f›n›n sanat anlay›fl›n›n k›sa filmler ekseninde de aktar›labilece¤i inanc› bizi di¤er festivallerden ay›ran ana ayraçt›r.”

Buradan gelmek istedi¤imiz nokta fludur: K›sa film jürisi; iflçisiyle, iflsiziyle, ev kad›n›yla gençli¤iyle halk›m›z olacakt›r. Yaflamlar›na de¤en, kendilerini bulduklar›, gerçeklikleriyle örtüflen filmleri, kendileri ad›na de¤erlendiren vekillerine (jüriye) havale etmek yerine, bizzat kendilerinin de¤erlendirmesine sunmak daha do¤rudur diyoruz. “Biz sizin ad›n›za de¤erlendiririz, siz yaln›zca seyredin” mant›¤›n› do¤ru bulmuyoruz. Halk›m›z ad›na halk›n de¤erleri olan emek, direnifl, kad›n mücadelesi, evrensel dayan›flma gibi temalar›n de¤erlendirilece¤ine ve bu belirtmeler üzerinden derecelendirilece¤ine göre, bu kavramlar›n gerçek savunucular›-

n›n de¤erlendirmesinden daha do¤ru ne olabilir ki? Kald› ki k›sa filmi bulunan birçok insan özel jüri yok diye, halk›n be¤enisini esas al›yoruz diye heyecan duymufl salt bu nedenle kat›lacaklar›n› iletmifllerdir. Nas›l bir çal›flma yürütüyorsunuz? ‹ki aflamal› bir çal›flma yürütüyoruz. Birincisi; 1 May›s’a kadar sürecek olan k›sa filmlerin kültür merkezimize ulaflmas›n› sa¤layacak çal›flma. Broflür, el ilan›, afifl ve gazetelerde yay›nlanan haberlerle filmleri toplamak. ‹kinci aflamada da yine benzer materyallerle halk›, izlemek ve de¤erlendirmek amac›yla festivale ça¤›rmak. Sendikalar›n, demokratik kitle örgüt-

lerinin ve halk›m›z›n kat›l›m›yla 2728-29 May›s’ta k›sa filmler de¤erlendirmeye sunulacakt›r. K›sa film festivalinde konu s›n›rlamas› yok diyorsunuz, bunu biraz açar m›s›n›z? Tohum Kültür Merkezi’nin sanata bak›fl› aç›kt›r; daraltmadan, estetik kayg›lar› da dikkate alarak, ama halk›n binlerce y›ll›k dam›tarak getirdi¤i de¤erleri toplumcu anlay›flla süzerek gelece¤in eflsiz güzellikteki yaflanas› ça¤lar›na arma¤an olarak b›rakabilece¤i bir kültür ve sanat armonisi yaratmakt›r ana amac›m›z. Yozlaflt›rmayan, y›lg›nl›¤›, inkar›, dönekli¤i, uyuflturucuyu ve halk›m›za ihaneti ö¤ütlemeyen tüm filmlere kap›m›z

aç›kt›r. Yukar›da saymay› unutmufl olabiliriz düflüncesiyle daha genel anlam›yla söyleyecek olursak; insana dair ne varsa, onu soysuzlaflt›rma u¤rafl› içinde olmamak kayd›yla söyleyecek sözü olan herkes ürünleriyle bu festivale kat›labilir. Sonras›n› da halk›m›z›n takdirine b›rak›yoruz. Peki, arkan›zda herhangi bir sponsor yok, tan›t›mlar›n›z› da kendiniz yap›yorsunuz, film festivallerinin bollaflt›¤› böylesi bir dönemde Festivale k›sa filmciler ne oranda ilgi gösteriyor? Festivale ilgi umdu¤umuzun da üstünde oldu. Daha bir çok yerlere duyuramad›¤›m›z halde yüze yak›n film gelmifl bulunmakta. Son baflvuru tarihi 1 May›s oldu¤u düflünüldü¤ünde ve gelen telefonlara bak›ld›¤›nda ilginin çok daha yüksek olaca¤›n› flimdiden söyleyebiliriz. Bu ilgi üzerine, biz de TKM dostlar›na flunu iletmek isteriz; ‘Tohum Kültür Merkezi K›sa Film Festivali’ önümüzdeki y›ldan itibaren geleneksel olarak düzenlenecektir. Buna cesaret etmemizin bir nedeni de ‹stanbul d›fl›ndaki birçok ilden de festivale ilgi olmas›, bundan da öte ‹ngiltere, Ortado¤u ve daha birçok ülkeden k›sa filmlerin gelmesidir. Teflekkür ediyor, çal›flmalar›n›zda baflar›lar diliyoruz. Biz teflekkür ediyoruz ve sizin arac›l›¤›n›zla halk›m›z› TKM’de k›sa filmlerle buluflmaya davet ediyoruz.

K›sa Film Festivali üzerine; 27-28-29 May›s 2005 tarihlerinde Tohum Kültür Merkezi olarak düzenleyece¤imiz K›sa Film Festivalimizin çal›flmalar› sürerken, festivalimize iliflkin bak›fl aç›m›z› k›saca sizlerle paylaflmak istiyoruz... Bir süredir duyurusunu yapt›¤›m›z K›sa Film Festivali için, K›sa Filmle ilgilenen dostlar›m›z›n film çal›flmalar›n› bekliyoruz. Sanat›n tüm dallar›nda oldu¤u gibi sinemada da; yaflam›n içinden süzülen, eme¤in, umudun, sevdan›n, dostlu¤un, ihanetin, ç›kar›n, ölümün, ayr›l›¤›n ve daha bir dizi insana ve insanl›¤a has olgunun film karelerine nakfledilmesidir. “Halkla buluflmayan ‘sanat’ sanat de¤ildir” anlay›fl› ile sineman›n da yaflam›n içinden ç›kt›¤› gibi yaflam›n özneleriyle buluflmas› gerekti¤ini düflünüyoruz. Bu buluflmadan kast›m›z; bugün insanlar›n içinde bulunduklar› maddi koflullar ve kültürel flekilleniflin sonucu olarak sanata yabanc›laflt›r›lmas› gerçekli¤ini k›rmakt›r. Uzun bir öykünün bafll›¤› ya da çarp›c› bir paragraf›d›r k›sa film. Anl›k karelerin y›ll›k etkileri vard›r. Bu etkiyi profesyonel bir ruhla halk›m›zla buluflturmak; sinemay› özelde de k›sa filmi, marjinallikten ç›karmak, yayg›nlaflt›r-

mak yeni yetenek ve ürünleri keflfetmek için sarf etti¤imiz emek ve özverinin karfl›l›k bulaca¤›n› umuyor ve inan›yoruz. “K›sa Filmler Tohum Kültür Merkezi’nde Halkla Bulufluyor” fliar›yla düzenledi¤imiz festivali az önce ifade etti¤imiz temelde holdinglerin, bankalar›n maddi kayg›larla tekellerine ald›klar› k›sa filmleri, var olan sömürü çark›n›, sanat›m›z› bir silah olarak kullan›p y›kacak ve halkla buluflturarak sanat›n halk için yap›lmas› gerekti¤ini bir kez daha kan›tlayaca¤›z. Festivalimizde bize ulaflan filmleri emekçilerin eme¤inin daha iyi anlafl›laca¤›, de¤erlendirece¤i inanc›yla genifl y›¤›nlara izletmeyi ve onlar›n de¤erlendirmesine tabi tutmay› anlay›fl olarak benimsiyoruz. Yani k›sa filmlerin jürisi iflçiler, iflsizler, ö¤renciler, ev kad›nlar› k›sacas› halk›m›z olacakt›r... K›sa Film Festivalimize kat›lmak isteyen dostlar›m›z›n filmlerini bekliyoruz. Son baflvuru tarihimiz 1 May›s 2005 olacakt›r. TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹ tohum@tohumkulturmerkezi.com


30

8-21 Nisan 2005

‹flçi-köylü’den B‹RLEfi‹K, K‹TLESEL VE DEVR‹MC‹ 1 MAYIS ‹Ç‹N ‹LER‹! Yaklaflan 1 May›s öncesi, içinden geçti¤imiz sürecin özgünlüklerini anlamak ve bu süreci do¤ru kavramak önemlidir. Emperyalizm, komprador burjuvazi ve toprak a¤alar› eli ile, ülkemize yönelik kapsaml› sald›r›s›n› gün be gün art›rarak sürdürmektedir. SSK yasas›ndaki de¤ifliklikler, Kamu Reformu Yasa Tasar›s›, sendika ve T‹S yasas›ndaki geliflmeler, Kamu Personel Yasas›, tar›m alanlar›n›n emperyalistlere peflkefl çekilmesi için haz›rlanan yasalar; ülkemizin komflu ülkeler için adeta bir askeri üs haline getirilmesi yönünde at›lan ad›mlar vb. bu büyük sald›r› dalgas›n›n önemli bir kesitini oluflturuyor. Ancak süreç elbetteki sadece sald›r›lar ile s›n›rl› de¤il. Bu sald›r›lar karfl›s›nda geliflen direniflleri de do¤ru tahlil etmek önemli. Özellikle son birkaç ay içinde yaflanan eylemler ve direnifller, tüm bu hareketliliklerin 1 May›s’› da etkiler nitelikte oldu¤unu ve 1 May›s’tan sonraki sürecin de oldukça hareketli geçece¤ini ortaya koymaktad›r. Ayd›n’da köylülerin, Malatya’da iflçi ve üreticilerin, Tokat’ta 20 bin kiflinin düzenledi¤i mitingler; ard›ndan SEKA direnifli ile ivmelenen TEKEL iflçilerinin eylemleri vb. 1 May›s öncesi yaflanan önemli geliflmelerdir. Henüz 2005 y›l›n›n bafl›nda yaflanan bu geliflmeler, bu y›l›n oldukça hareketli ve bir o kadar da çetin muharebelere tan›k olaca¤›n› göstermektedir. Tüm bu geliflmeler birlikte de¤erlendirildi¤inde 2005 y›l› 1 May›s çal›flmalar› için slogan›m›z “birleflik, kitlesel ve devrimci bir 1 May›s için ileri” olmal›d›r. Birleflik olmas›n›n anla-

m›, bundan k›sa süre öncesinde de örnekleri yaflanan devrimcilerin birlikte hareket etmelerinin önemine yap›lan bir vurgu olarak anlafl›lmal›d›r. 19 Aral›k, 30 Ocak, 6 Mart ve 19 Mart örneklerinin farkl› yönlerini ve eksiklerini bir kenara b›rakarak, sadece konumuzla ilgili bölümlerini ele al›rsak, bu eylemlerin devrimci birlikteli¤in önemli ad›mlar› oldu¤unun alt›n› çizmek gerekir. Bu anlamda geçen y›lki 1 May›s kutlamalar›nda devrimciler aç›s›ndan yaflanan parçal› durufltan ç›kar›lan dersler ›fl›¤›nda hareket etmek önemlidir. Bugün için ‹stanbul’da oluflturulan Devrimci 1 May›s Platformu da tart›flmalar› yer üzerinden de¤il içerik üzerinden ele alarak “birleflik, kitlesel ve devrimci 1 May›s” için çal›flmalar›n› yürütmelidir. Sorunu ya da tart›flmalar› tek bafl›na Taksim Meydan› üzerinden flekillendirmek, “Taksim’i kazanmak” ile s›n›rlamak, Taksim’i kazanmay› da “meydana ayak basmak” olarak alg›lamak, as›l hedeflerimizi mu¤laklaflt›ran, çal›flmalar›m›z› darlaflt›ran bir yönelim olur. Sorunumuz tek bafl›na Taksim’de 1 May›s kutlamak olmamal›d›r. Önemli olan eylemin içeri¤idir ve tart›flmalar› bu zeminde yürütmek gerekmektedir. Sorun sadece 2005 1 May›s’›n› Taksim’de yap›p, Taksim’i “kazanmak” de¤ildir. Kald› ki e¤er kazanmak, eylemi orada yapmak ile s›n›rl› ise, bunun önünde bir engel de yoktur. Keza tek tek devrimci gruplar›n ya da birkaç yap›n›n ortaklaflmas› durumunda Taksim’de 1 May›s yap›labilece¤ini söylemek abart› de¤ildir. Zaten bunun örnekleri

de yaflanmaktad›r. Örne¤in baz› çevreler her sene tart›flma süreçlerine dahi kat›lmadan 1 May›s’› Taksim’de kutlayacaklar›n› aç›klamaktad›r ve “kutlamaktad›r”. Bu anlamda “Taksim’e ç›kmak” yap›lamayacak bir fley de¤ildir. Ancak bugün bizler aç›s›ndan devrimci birlikteli¤i yakalamak önemlidir. Alanlar›, meydanlar› kitlelerle kazanmak önemlidir. Birleflik, kitlesel ve devrimci 1 May›s vurgusunun anlam› iflte tam da burada gizlidir. Taksim, iflçi s›n›f›n›n mücadele tarihinde önemli bir yere sahiptir. Ve temel taleplerimizden birisinin de bu aç›dan bak›ld›¤›nda “Taksim’de 1 May›s yasa¤›na son!” olmas› anlaml›d›r. Ancak flu da bir gerçek ki tart›flmalar henüz yeni bafllam›fl durumdad›r. Yaflanacak geliflmelere karfl› ani tav›rlar tak›nmak do¤ru oland›r. Bugünden yar›n yaflanabilecek geliflmeler için tav›r belirlemek subjektif bir yaklafl›m olaca¤› ve istemlerimizin alt›n› boflaltaca¤› için geliflmelere göre de¤erlendirmelerimizi güncellefltirmek görevi ile karfl› karfl›yay›z. Kald› ki 1 May›s kutlamalar›n›n ya da herhangi bir eylemin devrimci olmas›n›n k›stas› hangi alanda yap›lm›fl olmas› de¤ildir; içeri¤i, talepleri ve kazan›mlar›d›r, süreci ileri tafl›y›p tafl›mad›¤›d›r. Yine önemli bir di¤er nokta da reformist, revizyonist önderliklerin 1 May›s’›n özünü karartmas›na izin vermemek gerekti¤idir. Bu konudaki en iyi ve yak›n örnek 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’dür. 8 Mart’›n özünü karartmak isteyen egemenler, bu günü Dünya Kad›nlar Günü olarak adland›rarak s›n›fsal özünden uzak kutlamalarla tarihsel anlam›n› karartmaya çal›flmaktad›r. “Emekçi” kelimesinin kald›r›lmas› basit bir kelime eksikli¤i gibi görünse de bu durum burjuvazi için kabul edilemez olan›n yok say›lmas› yani 8 Mart’›n s›n›fsal yan›n›n karart›lmas› ile efl anlaml›d›r.

19 Ayn› oyun 1 May›s üzerinde de oynanmak istenmektedir. 1 May›s “Bahar Bayram›” olarak adland›r›lmakta, s›n›fsal özü çarp›t›lmak istenmektedir. Oysa 1 May›s bahar bayram› de¤il, iflçi s›n›f›n›n uluslar aras› birlik, mücadele ve dayan›flma günüdür. Bu anlam› savunmak, bu fliarlar› kitleler içinde hayk›rmak önemlidir. 8 Mart’ta birçok ilde “erkeklerin alanlara al›nmamas›” bahanesi ile devrimcilerin alanlardan d›fllanmas›na karfl› devrimcilerin ortak gelifltirdikleri tav›r ve bu do¤rultuda organize edilen eylemler önemlidir ve ileriye tafl›nmal›d›r. Bu birliktelikler ve eylemler ayn› zamanda söz konusu tarihsel günlerin içini boflaltmaya çal›flanlara verilen anlaml› cevaplar olarak alg›lanmal›d›r. Çal›flmalar›m›z› alan tart›flmalar›na bo¤madan; en genifl kitlelere bildirilerimiz, afifllerimiz, kufllamalar›m›z, kahve, ev toplant›lar›m›z, illegal, legal kitle gösterileri ve daha birçok araç ile ulaflmak ana hedefimiz olmal›d›r. Geçen y›l yaflad›¤›m›z en büyük s›k›nt› son günlere kadar yer sorununun tart›fl›lmas› ve bir netli¤in sa¤lanamamas›ndan kaynakl› çal›flmalar›n aksamas›d›r. ‹stanbul gibi di¤er illerde de devrimcilerin ortak birlikteli¤ini sa¤lamak, bu yönde en çok çaba harcayanlardan biri olmak, bu birlikteli¤i önemsemek ve oluflacak platformlarda üzerimize düfleni yerine getirmek önemlidir. Örne¤in miting yürüyüflleri için devrimci kurumlar olarak belli bir noktadan bafllamak, ortak pankartlar açmak, ortak sloganlara a¤›rl›k vermek yap›labileceklerden sadece bir kaç›d›r. Bu örnekleri ço¤altmak bize ba¤l›d›r. Yine 1 May›s öncesi ortak olarak yap›lacak aç›klamalar kitlelerin bu birliktelikleri önemsemesi ve geliflmelerden haberdar olmas›n› da beraberinde getirecektir. Birleflik, kitlesel ve devrimci bir 1 May›s için çal›flmalar›m›za h›z verelim!

Devrimci 1 May›s Platformu’ndan aç›klama 4 Nisan Pazartesi günü saat 12:00’de TMMOB Genel Merkezi’nde bir araya gelen Devrimci 1 May›s Platformu bileflenleri (Ba¤›ms›z Devrimci S›n›f Platformu, Demokratik Haklar Platformu, Devrimci Hareket, Devrimci Mücadele, Emekçi Hareket Partisi, Halk Kültür Merkezleri, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Kald›raç, Proleter Devrimci Durufl, Partizan) bir aç›klama yaparak 2005 1 May›s’› için amaç ve planlar›n› kamuoyuna deklare ettiler. Platformun Yürütmesinde bulunan Av. P›nar Akbina’n›n okudu¤u bas›n metninde özellefltirme sald›r›lar›n›n artt›¤›, ifl-

sizlik ve yoksullu¤un 盤 gibi büyüdü¤ü, emperyalist sald›rganl›¤›n dizginlerinden boflald›¤› bir dönemde birleflik, kitlesel, devrimci 1 May›s’›n vurgusu yap›ld›. 4857 say›l› kölelik yasas›, Kamu Reformu Yasa Tasar›s›, Sosyal Güvenlik Reformu gibi yasalarla sa¤l›k ve e¤itim baflta olmak üzere kamu hizmet alanlar›n›n sat›ld›¤›na, NATO’nun ülkemizi komflu ülkelere karfl› bir sald›r› üssü yapmaya çal›flt›¤›na, F tipi hapishanelerde uygulanan tecrit ve izolasyona karfl› 2005 1 May›s’›nda alanlarda olman›n önemine de¤inilen aç›klama bas›n›n sordu¤u sorularla son buldu. (‹stanbul)


19 Bafltaraf› Sayfa 32’de Bu durum ise devrimci hatta ilerleme kayg›s› güden ve devrimci eylem birlikteli¤ini isteyen her yap›lanma aç›s›ndan ciddi deformasyon anlam›na gelir ki, bu da objektif olarak soyutlanmas›n›/marjinalleflmesini beraberinde getirir. Özellikle MLM hatta ilerleyen bizler aç›s›ndan bunun yaflanmas›, kendi cephesini genifl tutma zorunlulu¤undan kaynaklanan politik yaklafl›m›ndan dolay› oldukça zor ve s›k›nt›l› bir mücadele hatt›n›n oluflmas› anlam›na gelir ki bu, izlememiz gereken çizgiden uzaklaflmak demektir. Son Dünya Emekçi Kad›nlar Günü vesilesiyle yap›lan 6 Mart eylemi baz› eksikliklerimizi berrak bir flekilde ortaya ç›karm›flt›r. Bu eylem bilindi¤i gibi yaklafl›k 15 siyasi anlay›fl›n ortaklaflt›¤› ve örgütledi¤i bir eylemdir. Yani ortak bir eylemdir. Bu durumun oluflmas› devrimci cephe aç›s›ndan umut vericidir. Bu olumlu durumun önümüzdeki sürece daha üst boyutta tafl›nmas› ise eylem birliklerinin sa¤l›kl› temelde yaflama geçmesi ve olumlu bir pratik hatla mümkündür. E¤er eylem birli¤inde bu yönlü eksiklikler oluflursa aç›kt›r ki güven sorununun bunca yafland›¤› koflullarda ifli biraz daha zora sokma anlam›na gelir. Bu eylemde ise bizim aç›m›zdan kabul edilmesi zor ve kesinlikle mahkum edilmesi gereken sorumsuzluklar yaflanm›flt›r. Eylem birli¤inde bizim için vaz geçilmez bir ilke olan eylemde birlik; ajitasyon ve propagandada serbestlik ilkesinin eylemde birlik yönü zay›flat›lm›flt›r. Özellikle at›lan sloganlarda oluflturulan anlay›fla ters davran›lm›flt›r. Elbette her siyasi yaklafl›m eylem birliklerinde kendini ifade edecek sloganlar›n› kullanmal›d›r. Ancak bunun her zaman ve her koflulda mutlaka yaflam bulmas› diye bir fley söz konusu de¤ildir. Bu temelde ortaklafl›ld›¤› noktada bunu ihlal etmemek, buna uygun bir pratik hat sergilemek önemlidir. Bu tafl›nan sorumlulu¤un bir gere¤i olarak görülmelidir. Peki bunun yaflanmas›n›n temelindeki ideolojik sorun nedir? Sorumluluk ve disiplin olgular›n›n önemini kavrayamamak olarak ifade edebiliriz bunu. Bir siyasi anlay›fl›n perspektifi do¤rultusunda hareket ediyorsak onun belirledi¤i inisiyatifi kabul etmek ve onun k›staslar›na uymak oldukça önemlidir. Bu örgütlü ya da örgütsüz, örgütlü düzeyi geri ya da ileri olan her birey için geçerli olan bir kurald›r. Bunu kabul etmemek aç›kt›r ki da¤›n›kl›¤›, düzensizli¤i ve disiplinsizli¤i do¤uran bir sonuca yol açar. Bu durum hele de genifl çapl› bir eylem birli¤inde yans›yorsa sorun daha da vahim hale gelir. Bu durumlar münferit olaylar olarak a盤a ç›kabilir ancak her birey bu yönlü

31 sorumluluklar›n› kavrad›¤› taktirde münferit olaylar›n yaflanmas› engellenir. Yine baz› özgün durumlarda inisiyatif tan›mayan bir birey olsa da o kitlenin ruh hali ve eylem an›ndaki psikolojisiyle düflünüldü¤ünde bütüne yay›lma tehlikesini do¤urur, bu durum ise eylemin içeri¤ini karartmaya, birli¤in ruhunu bozmaya ve disiplin sorununun yaflanmas›na kadar götürebilir. Bunun afl›lmas› ise eylemde yukar›dan afla¤› do¤ru oluflturulan inisiyatife güvenmek, onun hareket ve yönlendirme tarz›na tabi olmaktan geçer. Elbette inisiyatif eksikli¤i ya da bofllu¤u oluflabilir ya da geri düzeye denk düflecek yaklafl›mlar oluflabilir. Ancak inisiyatif bofllu¤unu gidermek ad›na, eylemin içeri¤ine ve biçimine müdahaleyi amaçlayan, kitleye yönelik yap›lacak müdahaleler do¤ru de¤ildir. ‹nisiyatifsizli¤i gidermek ad› alt›nda yap›lan müdahaleler yeni problemleri do¤urur. ‹nisiyatif noktas›nda eksik davran›ld›¤› düflünülüyor ya da görülüyorsa ortaya konulan anlay›fl temelinde müdahalelerde bulunulabilir. Bunun yol ve yöntemleri bellidir. Ancak kendi anlay›fl›m›za uygun düflmedi¤ini düflündü¤ümüz yönlendirmelere, do¤ruyu yapma ad›na müdahale etmek aç›kt›r ki kabul edilemezdir. Bu, sonras›n›n ideolojik mücadelesi olarak görülmelidir. Eylem an›nda yanl›fl bir yönlendirme oldu¤unu düflünsek dahi var olan yönelime uymak asloland›r. Di¤er türlü davranmak çok bafll›l›¤› ve uyum sorununu yaratacakt›r. Bu da aç›kt›r ki birlik olmay› zedeleyen ve y›pratan bir durum oluflturur. Bu temelde dikkat etmek, inisiyatifi k›rmamak, tam tersine inisiyatife ›srarla ve sonuna kadar uymak oldukça önemlidir. Bu temelde çeflitli sorunlar ortaya ç›kabilmektedir. Kimi zaman sloganlar›n kullan›fl›nda, kimi zaman kullan›lan pankartlarda, kimi zaman eylemin içeri¤inin pratik hatt›nda bunlar yaflanmaktad›r. ‹flin önemli bir k›sm›n› inisiyatifi tan›mak ve onun kurallar›na uymak fleklinde koymakla birlikte özellikle bu eksikli¤imize neden olan ideolojik ve politik eksikliklerimizi görmek de oldukça önemlidir. Durumu sadece inisiyatif tan›maya indirgedi¤imizde aç›kt›r ki mekanik bir alg›lay›fla neden olabilir. Özellikle slogan ve pankartlar›n seçiminde ve tercihinde yaflanan s›k›nt›lar›n afl›lmas› ve do¤ru bir anlay›flla ele al›nmas› önemlidir. Özellikle sloganlar›n at›lmas›nda “radikalizmin” ele al›n›fl›nda baz› yanl›fl ve sakat anlay›fllar oldu¤unu ve bu sakat anlay›fllar›n sorumsuzluk düzeyine vard›racak pratiklere girildi¤ini görmekteyiz. Bu noktada genç yoldafllar özellikle ön plana ç›kmaktad›r. Gençli¤in verdi¤i ruh hali ve coflkuyla hareket eden ve bunu ifade etme-

8-21 Nisan 2005 nin yolunu arayan bir yaklafl›m söz konusudur. Öncelikle sloganlar, tafl›nacak pankartlar ve bir bütün olarak kullan›lacak A/P malzemeleri eylemin içeri¤ine ve bileflimine, var olan kitlenin durumuna, koflullar›n uygunlu¤una göre belirlenmeli ve çeflitlenmelidir. Özellikle A/P’de çeflitlilik ve zenginlik do¤ru ve bilimsel bir flekilde ele al›nmal›d›r. Ne reformist ve ekonomist anlay›fllar›n ortaya koydu¤u perspektifle ve kitle kuyrukçulu¤uyla, sadece eylemin içeri¤ine yönelik bir ele al›flla olmal› ne de sadece eylemin nedeni olan toplumsal soruna indirgenmelidir. Ne de solcu ve sekter bir anlay›flla sadece kendi dar örgütsel sorunlar› ve örgütsel A/P’ye indirgenmelidir. Aç›kt›r ki bizim sorunumuz son süreçteki pratiklerin de gösterdi¤i gibi ikincisi olarak belirginleflmektedir. Yani gerçekleflen eylemin içeri¤ini kuvvetlendirmek ve çeflitli toplumsal sorunlar ve bunun çözüm yollar› noktas›nda bir zenginlikle ele almak yerine kendi ruhumuzu besleyecek içerikte ajitasyon ön plana ç›kabilmektedir. Elbette bu da gerekli ve zorunludur. Ancak do¤ru temelde ele al›nd›¤› zaman etki gücü olaca¤› da muhakkakt›r. Ve flu da unutulmamal›d›r en radikal slogan atan en devrimci anlam›na gelmemektedir. Bu dar örgütsel gücünü ajite etmenin ya da en sa¤l›ks›z flekilde ajite etmenin yolundan baflka bir anlam tafl›maz. Kitleyi bilinçlendirecek, kitlenin somut durumuna ve gerçekli¤ine uygun ajitasyon ve propaganda malzemesi yaratacak ve bu temelde bir muhalif hareket yaratacak prati¤e girmeden oluflan ajitasyon ayaklar› yere basmayan; aç›kt›r ki devrimci hatt› darlaflm›fl ve marjinalleflmifl bir içerikte olacakt›r. Bu da halk hareketi yaratmak isteyen, devrimci mücadeleyi kitlelerle birlikte baflaraca¤›n› düflünen yaklafl›ma tezatl›k oluflturur. Bu anlamda somut koflullar›n somut tahliline dayanarak her dönemin devrimci A/P malzemelerini yaratmak ve bunu öncü gücün gelenekselleflmifl sloganlar›yla özdefllefltirmek olmal›d›r. Her eylemin kendi içeri¤ini boflaltacak ve kitlede rahats›zl›k oluflturacak “radikalizme” ya da “devrimcili¤e” düflmemek gerekmektedir. Ancak burada ekonomist, reformist ve kitle kuyrukçulu¤una da düflmemek önemlidir. Bunlar aras›nda pratikte ortaya ç›kan usta ajitatör ve propagandist özelliklerini kazanmak, kitlenin oluflan devrimci ruhunu ve yaklafl›m›n› besleyecek flekilde ortaya koymak gerekmektedir. Yani var olan eylemi esas nedeni üzerinde ifllerken onu besleyecek politik teflhir ve A/P de yap›lmal›d›r. Bu ikisi aras›ndaki diyalektik ba¤› ustaca kurmal› ve dengeyi her iki yönde de sa¤lamal› ve ucunu kaç›rmamal›y›z.

Genel politik yönelime, özgün sorunlara kilitlenmifl kitleyi var olan durumdan ileri tafl›may› amaçlayan A/P yöntemi uygulanmaks›z›n, kitlelerin ruhunu ve dinamizmini yakalayamayaca¤›m›z görülmelidir. Ayn› flekilde eylem birliklerinde ajitasyon ve propagandada serbestlik ilkesi akl›m›za gelen ve sadece kendi geleneksel sloganlar›m›z› kullanaca¤›m›z anlam›na gelmemelidir. Yine burada özellikle son süreçte ön plana ç›kan bir yaklafl›ma da iflaret etmek gerekir. Bizlerin her eylemde illaki “illegal pankart açma” zorunlulu¤umuz yoktur. Yaklafl›m olarak bu tür bir anlay›fl› savunmasak bile, (yani eylemlerde aç›labilirli¤ini savunsak bile) öyle ele al›fllar olabilmektedir ki, sanki kat›l›nan bütün eylemlerde “illegal pankart açma zorunlulu¤u” gibi bir yaklafl›m içine girilmektedir. Ve bununla paralel bir biçimde kat›l›nan eylemlerde esas olarak illegal sloganlar öne ç›kar›lmakta, yap›lan eylemin içeri¤ine ve nedenine yönelik slogan ya at›lmamakta ya da çok az at›lmaktad›r. Eylem birliklerinin s›n›rlamalar› ve kurallar›na uygun bir serbestlikten bahsedilebilir. Ama bu serbestlik bile kendi içerisinde bir s›n›rl›l›k tafl›r. Bu s›n›rl›l›¤› da eylem esnas›ndaki eylem komitesi ya da inisiyatif belirler. Belirlenen bu s›n›rlara uyma zorunlulu¤unun mutlaka yaflama geçirilmesi gerekirken, A/P’deki serbestlik ilkesini sa¤l›kl› flekilde kullanmak ise sürece ve soruna yönelik bak›fl aç›m›z› en genifl materyallerle, genifl kesimlere tafl›mak ve onlara politik yönelimimizi anlatmakla olacakt›r. Do¤ru ve etkili olan kitleleri ayd›nlatacak ve bilinçlendirecek olan yöntem budur. Bu temelde somut koflullara uyan etkili materyaller yaratmak ise her militan›n geliflim seyrini ve sürece katk›s›n› artt›racakt›r. Enerjimizi ve eme¤imizi bütünlük, birlik ve disiplinli olmaya harcarken, somut koflullara uyarlanan etkin çal›flmalar› örmeye çal›flmak da gerçek devrimci kimli¤imizin oluflmas›n› h›zland›racakt›r. Önümüzdeki süreçte özellikle 1 May›s gibi önemli gündemler vard›r. Bu temelde özellikle oluflacak eylem birliklerine dikkat etmeliyiz. Ve sürecin etkili A/P malzemelerini yaratarak gündemlerimizi ve genel politik gündemleri kitlelere tafl›ma ve onlarda somut bir güce dönüfltürme çabas› içerisinde olmal›y›z. Bulundu¤umuz her alanda özellikle bütün devrimci anlay›fllarla bir araya gelerek, devrimci 1 May›s için çal›flmalar›m›za h›z vermeliyiz. Ve özellikle 2005 1 May›s’›n›n, 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar gününde Beyaz›t’ta gösterilen devrimci iradeden örnek al›narak bütün ülke çap›nda, çal›flma yürüttü¤ümüz bütün alanlarda örülmesinin gereklili¤ini görmek zorunday›z..


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Devrimci 1 May›s için prati¤imizden dersler ç›karal›m! Ajitasyon ve Propagandada sorumluluk ve disiplinin önemini kavrayal›m...

Devrim cephesinin güçlü olmas› karfl› devrimciler aç›s›ndan elbette s›k›nt›l› ve istemedikleri bir durumun oluflmas› anlam›na gelecektir. Hatta var olan gerçekli¤e indirgeyerek TC aç›s›ndan bakarsak; demokratik cephenin bile kuvvetli olmas› onun tahammül edemeyece¤i ve her dönem zay›flatmak için elinden geleni yapaca¤› bir durum olarak yorumlanabilir. Bu onun faflist yap›s›ndan ileri gelen bir durumdur. Gerçek demokrasi onun için düflman anlam›na gelmektedir. Bu düflman›n zay›f olmas› hatta mümkünse olmamas› için elinden gelen her türlü yöntemi uygular. Devrimciler özellikle de MLM’ler içinse demokrasi cephesinin ya da devrim cephesinin kuvvetli olmas› ve bunun gerekliliklerinin usta bir flekilde yaflam bulmas› ise ayn› flekilde can al›c› bir öneme sahiptir. Özellikle ülke devrimimizin demokratik devrim yolunu izlemesi zorunlulu¤u ve bu nedenle de ezilen s›n›flar›n demokratik halk devrimi temelinde örgütlenmesi gereklili¤i ise çeflitli renkten sömürü çark› içinde ezilen s›n›flar›n ve bu s›n›flar›n temsilcilerinin bir potada eritilmesini, enerji ve güçlerini karfl› devrim için harcamalar›n› sa¤lamak aç›s›ndan daha önemli k›lmaktad›r. Ancak s›n›fsal özellikler aç›s›ndan zengin bir çeflitlili¤in olmas› bu görevin daha zor ve karmafl›k olmas›n› sa¤lamaktad›r. Özellikle bugünün koflullar›nda ortakl›¤›n ve birlikte hareket etmenin en önemli arac› olan eylem birlikleri noktas›nda az›msanmayacak s›k›nt›-

lar olmaktad›r. Eylem birlikteliklerinde oluflan s›k›nt›lar ise devrimci-demokratik saflar›n zay›flamas›na, güven sorununun yaflanmas›na ve nihayetinde ortak sorunlar karfl›s›nda parçal› bir durumun oluflmas›na kadar gidebilmektedir. Bu durum geçmiflten bugüne tafl›nan önemli sorunlardan bir tanesidir. Bunun bir çok nedeni söz konusudur. Kimi dönem keskin ideolojik ayr›l›klar buna neden olabilirken kimi zaman politik yaklafl›mdaki farkl›l›klar neden olabilmektedir. Kimi dönem ise daha geri ve basit sorunlar bunda etkili bir faktör olarak belirginleflmektedir. Özellikle tarihsel olarak ayr›flmalar›n getirdi¤i husumete kadar götüren yaklafl›mlar buna neden olabilirken kimi dönem “öndercilik” hastal›¤›n›n yaratt›¤› ve ön plana ç›kman›n cazibesinin oluflturdu¤u yaklafl›mlar buna neden olabilmektedir. Ya da dönem dönem kullan›lacak sloganlarda ortakl›k yakalayamaman›n getirdi¤i biçimsel sorunlar ayr›l›k nedenleri olabilmektedir. Elbette eylem birlikteliklerinin yakalanmas›ndaki bu sorunlar ve nedenleri yan›nda olumlu olarak de¤erlendirilecek bir çok pratik de söz konusudur. Ancak geçti¤imiz flu dönem eylem birlikteliklerinin önemi ve gereklili¤ini daha çok hissettiren bir dönemdir. Bu gereklilik var olan toplumsal muhalefetin zay›f oluflu, devrimci hareketin genel bir gerili¤i göz önüne al›nd›¤›nda daha anlafl›l›r olacakt›r. Bu gereklili¤in belirledi¤i gö-

revlerin karfl›s›nda ise genel olarak ortaya koydu¤umuz sorunlar durmaktad›r. Bu yaz›da ise bu sorunlar›n genel olarak nedenlerine detayl› inmek ve genel anlamda bir anlay›fl koymak yerine özellikle bizim aç›m›zdan ç›kan eksikliklere yönelik bir yaklafl›m ortaya koymaya çal›flaca¤›z. Özellikle eylem birlikteliklerinin oluflturdu¤u sorumluluk bilincinin henüz tam anlam›yla kavranamad›¤› yaflanan pratiklerde kendini göstermifltir. Bunun ideolojik nedenleriyle birlikte ortaya koymaya çal›flarak önümüzdeki süreçte dikkat etmemiz gereken noktalara vurgu yapmaya çal›flaca¤›z. Öncelikle bir örgütlenme içerisinde en önemli nokta disiplin ve sorumluluktur. En esnek örgütlenmelerde dahi bu iki olgu vazgeçilmez bir flekilde yaflam buldurulur. Bunlar olmaks›z›n bir arada hareket etmenin zemini sa¤lanamaz. Bir güç, bir bütünlük için zorunlu olan bu ö¤elerin düzeyi ve seviyesi ise her yap›lanma aç›s›ndan belli farklar içerir. Ve birli¤i oluflturan unsurlar taraf›ndan ortak bir anlay›flla k›staslar belirlenir. E¤er bu k›staslar birey ya da herhangi bir örgüt için uygun de¤ilse zaten en baflta bu oluflum içinde yer al›nmaz. Ve tav›r net olarak belirginleflir. Ancak bir kez uygulanacak k›staslar›n alt›na imza at›ld›¤›nda ise mutlaka bunlarda sonuna kadar ›srarl› olmak ve riayet etmek önemlidir.

Özellikle devrimci ahlak ve de¤erler aç›s›ndan soruna bakt›¤›m›zda yani ifli s›n›fsal öze indirdi¤imizde bu daha büyük bir önem tafl›maktad›r. Devrimci mücadele yüzy›llar›n oluflturdu¤u

de¤erler bütünü içinde, kendi ahlaksal kurallar›n› ve de¤erler silsilesini yaratm›flt›r. Bunlar tarihsel olarak hakl›l›¤›ndan ald›¤› güçle, bugün ezilen toplumsal kesimler aç›s›ndan önemli ve oldukça do¤ru bir nitelik tafl›maktad›r. Bu hakl›l›k temelinde oluflan do¤ru de¤erleri tafl›mak, gelifltirmek ve bir bütün toplumsal de¤iflimin önemli ve vazgeçilmez parças› olarak görmek gerekmektedir. Bu bak›fl aç›s› devrimin sadece ekonomik bir de¤iflim ve dönüflüm olmad›¤› ayn› zamanda ahlaki, kültürel bir de¤iflim ve dönüflüm oldu¤unu kavramaktan geçmektedir. Ve aç›kt›r ki bugün aç›s›ndan devrimci hareketin kendine iktidar alanlar› yaratmas›, genifl halk kesimlerini harekete geçirmesi ayn› zamanda ahlaki ve kültürel de¤erleri bilimsel temelde yaflam buldurmas›yla da do¤rudan ilintilidir. Öncelikle de kendi yaflam›nda bu de¤erleri hayata geçirerek samimi ve güven veren bir portre çizmelidir. Devrimcilerin de öncelikle birbirlerine güvenmeleri oldukça önemlidir. Özellikle birlikte hareket etme zaruretinin kendini dayatt›¤› koflullarda güven vaz geçilemez bir ö¤e olmaktad›r. Bunun sars›ld›¤›/zedelendi¤i noktada ise ayr›l›klar kopufllar baflgöstermektedir. “Çuvald›z› kendimize i¤neyi baflkas›na bat›rma” anlay›fl› ile hareket etmemiz aç›kt›r ki öncelikli olarak kendimize olan sayg›m›zdan ileri gelmektedir. Bu anlay›fl bizim aç›m›zdan vazgeçilmezdir. Do¤ruyu bulmak yanl›fltan ar›nmak için bu gereklidir. Kendi hatalar› karfl›s›nda do¤ru ve bilimsel bir yaklafl›mla hareket etmeyen hiçbir yap›lanma baflkas›na karfl› etkin ideolojik ve politik mücadele Beyaz›t yürütemez. Yürütmeye çal›flsa da güven vermez, ciddiye al›nmaz. Do¤rular› dillendiren ama yaflam buldurmayan, do¤rular›n soyut savunucusu pozisyonda ele al›n›r. Devam› Sayfa 31’de