Özgür Gelecek Yolunda İşçi-Köylü Sayı 16

Page 1

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2005-5

16

*Y›l:2 *25 fiubat-10 Mart 2005 *Fiyat›: 75 YKrfl ISSN:1303-9350

Her yer direnifl!

Devletin her alandaki sald›r›lar›na karfl› iflçisiyle, köylüsüyle, Kürt halk›yla ülkenin her yan› direnifl atefli alt›ndayd› geçti¤imiz günlerde. SEKA iflçileri fabrikalar›ndan ç›kmayarak ve binlerce s›n›f kardeflinin ziyaretleriyle direnifl merkezlerinden birini olufltururken, TEKEL iflçileri de SEKA ile dayan›flmak ve TEKEL’in sat›fl›na karfl› ç›kmak için Malatya’da köylülerle birlikte yapt›klar› mitingde, Tokat’ta, Adana’da, ‹stanbul’da yapt›klar› yol kesme eylemleriyle, yürüyüfllerle direnifl ateflini Anadolu’nun her yan›na tafl›maya çal›fl›yor. Di¤er yandan 15 fiubat vesilesiyle sokaklara ak›n eden Kürt halk› "6 y›ld›r susuyoruz, yeter art›k" diyerek öfkesini polisle çat›flarak, karakol basarak ortaya koyuyor. K›sacas› ülkenin her yerinde direnifl, her yerinde öfke büyüyor.

‹ncirlik Üssü’ne yönelik uyar› eylemi üzerine 10. Jet ‹kmal Üs Komutanl›¤›, kamuoyunda bilinen ad›yla ‹ncirlik Üssü’ne yönelik uyar› eylemini, TKP/ML militanlar› yapt›klar› aç›klamayla üstlendiler. Elimize posta kanal›yla geçen “Parti ve Devrim fiehitlerini An›yoruz, Irak Halk›n›n Emperyalizme Karfl› Mücadelesini Destekliyoruz, ‹ran ve Suriye Halklar› Baflta Olmak Üzere, Ortado¤u Halklar›na Yönelik Yeni Katliam Giriflimlerinde ‹ncirlik Üssü’nü Kullanmak ‹steyen ABD Emperyalizmini ve Bu Katliamlara Ortak Olan/Olacak Olan, Emperyalizmin Ufla¤› TC Faflizmini Uyar›yoruz” bafll›kl› bildiride, militanlar amaçlar›n›n bir uyar› eylemi oldu¤unun alt›n› çizerek, eylemin çarp›t›lma çabas›n›n tamamen bilinçli bir plan›n ürünü oldu¤unu ifade etmektedirler.

Proletarya Partisi’nin böylesi bir dönemde ve yaflanan geliflmeler ›fl›¤›nda ‹ncirlik’i hedef alarak bir uyar›da bulunmas› yerinde bir yaklafl›m olmas›n›n yan›nda, hem Türkiye halk›n›n hem de Ortado¤u halklar›n›n istem ve arzular›na yan›t olmas› aç›s›ndan da anlaml›d›r. ‹flte bu önem dolay›s›yla Proletarya Partisi’nin ‹ncirlik Üssü’nü hedef alarak gerçeklefltirdi¤i uyar› eylemi daha bir anlaml›d›r. Uyar› eyleminin bir bütün olarak yap›lmamas›, yani fiili bir sald›r› aflamas›na geçmemesi, eylemin vermek istedi¤i mesaj› ve niteli¤ini gölgeleyemez. Yani Proletarya Partisi aç›s›ndan bafl›ndan itibaren esas olarak amaçlanan uyar› eyleminin vermek istedi¤i mesajd›r. Yani Partizan öfkesinin patlat›lmas› ya da patlat›lmamas› son tahlilde belirleyici de¤ildir. Esas olan, Proletarya Partisi’nin Partizan öfkesiyle verdi¤i mesajd›r. Bu mesaj Türkiye halk› kadar Ortado¤u halklar› ve TC faflizmi ile ABD emperyalizmine verilmifltir. Sayfa 16-17-18

Malatya’da iflçi ve köylüler birleflti 13 fiubat 2005 tarihinde Türkiye’nin birçok yerinden gelerek Malatya’da birleflen iflçi ve köylüler özellefltirme karfl›t› sloganlar› ile bu politikalar›n iflçiler kadar köylüleri de zora sokaca¤›n› belirttiler. “Tek kurtuluflumuz örgütlenmektir” diyen köylüler ve “köylüyü ölüme mahkum ediyorlar” diyen iflçilerin miting ve yaflad›klar› sorunlar hakk›ndaki görüfllerini ald›k. Sayfa 6

en ylü’d ö k i ‹flç

DÜNYA HALKLARI ABD’DEN NEFRET ETMEYE DEVAM EDECEK! Sayfa 30


2

25 Şubat-10 Mart 2005

16

Emek Platformu hükümeti sadece “uyard›” * Emek Platformu’nun ülke çap›nda ald›¤› eylem karar› do¤rultusunda emekçiler alanlara ç›kt›lar. ‹stanbul’da yaklafl›k 2500 kifli 16 fiubat 2005 günü Unkapan›’nda bulunan TEKEL Genel Müdürlü¤ü önünde toplanarak Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas›n›, SSK’lar›n özellefltirilmeye çal›fl›lmas›n› protesto ederek IMF ve DB’nin emekçi düflman› politikalar›n› hayata geçirme çal›flmalar›na son h›zla devam eden AKP hükümetini uyard›. Memur ve iflçi konfederasyonlar›na ba¤l› sendikalar›n kat›l›mlar›n›n son derece düflük oldu¤u eylemde en önde Emek Platformu’nun pankart› aç›ld›. Genel Müdürlük önünde polisle yaflanan k›sa tart›flmadan sonra Saraçhane Park›’na do¤ru yürünmeye baflland›. Aralar›nda Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi’nin de bulundu¤u sendikalar›n yan›s›ra siyasi partiler, dernekler ve s›n›f dostlar›n›n destek verdi¤i uyar› eyleminde “TEKEL’e uzanan eller k›r›ls›n”, “‹flçi memur elele genel greve”, “‹flçilerin katili patron-a¤a devleti”, “Birlik mücadele zafer”, “SEKA kapat›lamaz” vb. sloganlar›n at›lmas› da sönük geçen eylemin coflkusunu art›ramad›. Saraçhane Park›’nda TMMOB ‹l Koordinasyon Kurulu Temsilcisi Meftun Gürdallar’dan sonra konuflma yapan Hava‹fl Genel Baflkan› Atilay Ayçin art›k genel grev söyleminin pratikte de uygulanmas›n›n zaman›n›n geldi¤ini s›k s›k vurgularken, sendika konfederasyonlar›n› masalar›ndan kalkmamakla elefltirdi. Ayçin’den sonra konuflma yapan KESK Genel Sekreteri Mustafa Avc› “sermayenin sald›r›lar›na karfl› ortak mücadeleden baflka flans›m›z yok” derken, D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi’nin de benzer konuflmalar yaparak genel grev için sendika konfederasyonlar›n›n harekete geçmesi gerekti¤ini dillendirmesi ilginç görüntülere sahne oldu. Konuflmalar s›k s›k at›lan sloganlarla kesildi. Konuflmalar›n bitiminin ard›ndan halay çeken kitle sloganlarla

alandan ayr›ld›. * ‹zmir’de saat 15:30’da Platformun ça¤r›s›yla Basmane Meydan›’nda toplanan iflçi ve emekçiler burada bulunan AKP Konak ‹lçe Binas›’na siyah çelenk b›rakt›ktan sonra SSK Tepecik Hastanesi’ne yürüdü. Hastane kap›s›nda barikatla karfl›laflan emekçiler, polisle çat›flarak içeriye girdi. Basmane Meydan›’nda Platform ‹zmir bileflenleri ad›na konuflmay› Musa Çeçen yapt›. Konuflman›n ard›ndan kitle SSK Tepecik Hastanesi’nde ifl b›rakma eylemi yapan ve geceyi hastanede geçirme karar› alan sa¤l›k çal›flanlar›n› ziyaret etmek üzere yürüyüfle geçti. Yolun gidifl yönünü trafi¤e kapatan emekçiler hastane kap›s›nda sa¤l›k çal›flanlar› taraf›ndan alk›fllar ve sloganlarla karfl›land›. Kitlenin içeri girmesini engellemek isteyen çevik kuvvet barikat kurdu. “Polis d›flar› emekçiler içeri” sloganlar›yla barikata yüklenen iflçiler ve emekçilere polis sald›rd›. Barikat› yaran iflçiler sloganlarla içeri girdi. Sald›r› SSK Tepecik Hastanesi çal›flanlar› ile yap›lan eylemde de protesto edildi. Emek Platformu’nun eylemine sendikalar, DKÖ ve siyasi partiler de destek verirken Partizan okurlar› da çeflitli dövizler ile kat›ld›. * Ankara eylemine SSK’lar›n özellefltirilmesi, Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas›, kamu ve sosyal güvenlik reformu düzenlemeleri, SEKA vb. gündemler damgas›n› vurdu. Mithatpafla Köprüsü, Türk-‹fl Genel Merkezi önü vb. yerlerden yürüyüfle geçen emekçiler, Ziya Gökalp Caddesi’ne geldiler. Eyleme KESK, D‹SK ve Türk-‹fl’e ba¤l› sendikalar TMMOB, Partizan, ESP, Al›nteri, BDSP, ÖDP, Halkevleri, Kurtulufl, Kald›raç, HÖC ve birçok çevre kat›ld›. Ziya Gökalp Caddesi’nde yap›lan aç›klamada devletin sald›r›lar›na sessiz kal›nmayaca¤› vurguland›. Eylemin ard›ndan Partizan

ve ESP da¤›lmayarak hapishanelere iliflkin ortak bir eylem gerçeklefltirdiler. Kolej yönüne yürüyen ESP ve Partizan kitlesi Mithatpafla Caddesi’nde eylemlerini sonland›rd›. * Samsun Emek Platformu da Yaprak Tütün ‹flletme Müdürlü¤ü önünde 16 fiubat 2005 tarihinde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Tekel iflçilerinin, Gazi Belediyesi’nden ç›kart›lan iflçilerin, Liman iflçilerinin kat›l›m›n›n ço¤unlukta oldu¤u eylemde Türk-‹fl 6. Bölge Temsilcisi Adil Ayd›n’›n konuflmas› s›ras›nda iflçiler “Türk-‹fl uyuma emekçiye sahip ç›k” fleklinde slogan att›. Adil Ayd›n, iflçilerden gelen tepkilere “siz kendinize sahip ç›kt›ktan sonra biz de sahip ç›kar›z” dedi. Gazi Belediyesi’nden at›lan iflçiler de Belediye Baflkan› aleyhine sloganlar atarak tepkilerini dile getirdiler. Emek Platformu ad›na konuflmay› TMMOB Samsun ‹l Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat Akar yapt›. Bas›n aç›klamas› yaklafl›k yar›m saat sürdükten sonra iflçiler sloganlar ile da¤›ld›. * Sakarya’da da saat 16.30’da yürüyüflle bafllayan ve bas›n aç›klamas› ile son bulan bir eylem gerçeklefltirildi. Köy Hizmetleri ‹l Müdürlü¤ü binas› önünde toplan›p yürüyüfle geçen yaklafl›k 400 kifli, uzun bir kortej eflli¤inde bas›n aç›klamas›n›n yap›laca¤› Gar Meydan›’na do¤ru ilerlemeye bafllad›. “Sakarya Emek Platformu” yaz›l› ve Lastik-‹fl, Genel-‹fl, E¤itim-Sen, Türk-‹fl, SES, Hak-‹fl imzal› pankart›n arkas›nda yürüyen kitleyi polis çember içine ald›. Bafllang›çta yürüyüfle izin vermeyen polis, kitlenin kararl› tutumu karfl›s›nda geri ad›m att›. Eylemde bas›n metnini Lastik-‹fl Sakarya fiube Baflkan› ‹smail Öztürk okudu. Eylem bittikten sonra Genel-‹fl Sakarya fiube Baflkan› Yakup Öner ve Lastik-‹fl Sakarya fiube Baflkan› ‹smail Öztürk polis taraf›ndan yürüyüflün izinsiz oldu¤u gerekçesi ile gözalt›na al›nd›lar. (Sakarya ‹flçi-Köylü okurlar›)

Almanya bira iflçileri grevde Almanya’n›n Mannheim kentinde bulunan ve Baden Würtenberg Eyaletinin en büyük bira fabrikas› olan Eichbaum iflçileri düflük ücret ve Noel ücretlerine k›s›tlama getirilmesini protesto etmek için grevde. 2004 y›l›nda üretim hacmini iki kat›na yükselten ve yaklafl›k 1000 kiflinin çal›flt›¤› Eichbaum fabrikas› iflçilere yüzde 1.5 oran›nda zam yapaca¤›n› aç›klad›. Geçmifl y›llarda Noel ücretleri yüzde yüz ödenirken, yetkililerin 2005 y›l›nda yüzde 90, 2006 y›l›nda ise Noel ücretlerinde yüzde 80 yönünde kesinti yap›laca¤› yönündeki aç›klamalara iflçiler tepki gösterdi. Bu flekilde iflçilerin cebine eskisinden daha az para girece¤ini söyleyen G›da ‹fl Sendikas› (NNG) bunu kabul etmeyeceklerini belirterek, 27 Ocak’tan itibaren iflçilerle birlikte fabrika önünde grev yap›yorlar. NNG sendikas› yapt›¤› aç›klamada, fabrika yönetimi taraf›ndan grevde bulunan iflçilere köpeklerle birlikte sald›r›ld›¤› ve iflçilerin fabrika önündeki arabalar›n›n çekildi¤i belirterek, k›nad›. Fabrika yöneticilerinin bu tür uygulamalar›n› protesto etmek için iflçiler, 10 fiubat günü fabrikan›n önünden Mannheim DGB sendikas›na kadar bir yürüyüfl düzenlediler.

Duisburg-Essen Üniversitesinde, “Light kültür” fienli¤i lar› ile kurulan Demokratik Ö¤renciler Forumu bir etkinlik düzenledi. 28 Ocak günü akflam saat 19.00’da bir aç›l›fl konuflmas›yla bafllad› flenlik. Burada dünyada yaflanan son sürece ve emperyalizmin yat›r›mlar›na, baflta ABD’nin Irak iflgali ve planlanan Iran sald›r›lar›na de¤inildi. Bununla birlikte Almanya’n›n “sosyaldevlet” iflleyiflinin y›k›l›fl› ve bu politikan›n üniversitelerimizde nas›l hayat buldu¤una, bunun yeni harç yasalar›n›n oldu¤unu ve bu politikan›n hayata kal›n zengin ile fakir ayr›m çizgisi çizdi¤ini görülmesi gerekti¤i vurguland›. Konuflmada son olarak ortaya at›-

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Avrupa’da yaflanan ekonomik krizle birlikte egemenler (özellikle Hollanda, Almanya) taraf›ndan ortaya at›lan ›rkç›-flovenist anlay›fllar, son bir aflama olarak “Leitkultur” (Öncükültür) terimlerin tart›flt›r›lmas› ve savunulmas›yla hayat buldu. Savunulan bu anlay›fla göre “kendi” ülke topraklar›nda yaflayan çeflitli milliyetlerden insanlar›n ve bununla var olan degiflik kültürlerin egemenlerin dayat›ci “Leitkültür” (Öncükültür)’e endekslenmesi gerekti¤i ifade ediliyor. Baflta bu ›rkç›-flovenist anlay›fla karfl› Duisburg-Essen Üniversitesi’nde 2003 y›ll›nda YDG’nin çaba-

lan Leitkültür anlay›fl›n›n da, egemenlerin iktidar yat›r›mlar›n›n bir parças› oldu¤unu ve tüm politikalar›n birbirilerinden ba¤›ms›z de¤il, tam aksine bir yat›r›m furyas› oldu¤u anlat›ld›. Çözüm olarak örgütsel mücadelenin önemi üzerine duruldu . Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan Duisburg YDG Tiyatro Toplulu¤u sahne ald›. Grup sunmufl oldu¤u skeçlerle izleyicilerin büyük be¤enisini toplad›. Skeçlerden sonra sahnede Duisburg Üniversitesi’nden Selda vard›. Yirmi dakikal›l›k bir aradan sonra YDG mesaj›n›n okunufluyla devam edildi. Etkinlik için bir sine-

6 AYLIK: 10.200.000

vizyon gösterimi de haz›rlanm›flt› ve gösterimi yap›ld›. Programa Duisburg Üniversitesi’nden Gönül ve Düsseldorf Üniversitesi’nden Kadriye ile kurulan bir düetle devam edildi. ‹kisi de hayatlar›nda ilk defa sahne almalar›na ra¤men dinleyicilerin büyük be¤enisini toplad›. Son olarak Grup Hayk›r›fl sahnedeydi. Söylemifl olduklar› Türkçe, Kürtçe, Lazca parçalarla ve Laz halk oyunuyla var olan coflkular›n› ilk defa bu tür etkinliklere kat›lan ö¤rencilerle paylafl›yorlard›. Etkinli¤in kendisi yaklafl›k 100 kiflilik bir kat›l›mla ve baflar›yla son buldu. (Duisburg)

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

16

25 Şubat-10 Mart 2005

Irak seçimleri ve fiiiler Yap›lan seçimlerin sonuçlar› asl›nda ABD’nin ve Irak eski yönetiminin istedi¤i sonuçlar› vermemifltir. ABD ülkeyi her ne kadar iflgal alt›nda tutuyor olsa da ‹ran benzeri bir yönetimin iflgal koflullar›na ra¤men burada da oluflabilece¤i pani¤ini yaflamaktad›r. Çünkü bu durumdan en fazla faydalanacak ve ç›kar› olan neredeyse tek ülke, “fleytan üçgeninin” bafl›nda bulunan ‹ran’d›r. 30 Ocak günü Irak’ta iflgalin sürdü¤ü koflullarda “halk›n iradesini yans›tma” amac›yla yap›lan seçimlerin sonuçlar› aç›kland›. Seçim öncesi yürütülen tart›flmalardan ve iflgalin bafllad›¤› günden bugüne yaflanan tabloyu yans›tan seçimlerden fiiiler bekledikleri kadar olmasa da, istedikleri sonucu ald›lar denilebilir. Baflbakanl›k için çal›flmalara bafllayan fiiiler, bilindi¤i gibi seçimlere Birleflik Irak ‹ttifak› ile girdiler. ‹ttifak›n bir numaral› aday› Abdülaziz El Hekim’di. Seçim sonuçlar›n›n ard›ndan yap›lan aç›klamalarda, fiiiler aç›s›ndan kat›l›m›n beklediklerinin alt›nda oldu¤u özellikle vurgulanan nokta oldu. Kat›l›m›n yüzde 48 oran›nda oldu¤u aç›klan›rken, meclisin mutlak ço¤unlu¤u al›namazken, beklentiler yüzde 50’nin alt›nda kal›nmayaca¤› yönünde idi. Kürtler oluflturduklar› ittifakla seçime girerek ikinci olurken, Allavi’nin listesi ise üçüncü oldu. Irak’›n toplam nüfusunun yüzde 60’›n› oluflturan fiiiler’in seçimlerden elde ettikleri bu “kazan›m” Irak’›n gelece¤i aç›s›ndan da oldukça önemlidir. Seçim öncesi ABD taraf›ndan oluflturulan geçici iflbirlikçi hükümetin ard›ndan “halk›n iradesiyle” oluflturulan bu hükümetin iflbirlikçili¤i ve Irak halk› üzerinde nas›l bir yönetim anlay›fl›yla hareket edece¤i, bundan önceki pratiklerle bizzat sabittir. K›sacas› bu hükümetin de iflbirlikçi niteli¤inden kimse flüphe duymuyor. Beklenen oranda kat›l›m sa¤lanmasa da ve mecliste salt ço¤unluk olmasa da fiiiler bu seçimlerden beklentilerini bir anlamda karfl›lam›fl durumdalar. Irak nüfusunun ço¤unlu¤unu oluflturan fiiiler seçimlere giderken yönetimde söz sahibi olmak istediklerini aç›klad›lar ve seçim sonuçlar›na bakt›¤›m›zda bunu önemli ölçüde gerçeklefltirmifl durumdalar. Seçimlerden di¤er bir beklentileri ise, Kürtlere tan›nan imtiyazlara engel olunmas› idi. Ancak bu beklentinin gerçekleflmedi¤i ortada. Seçimlerden memnun ç›kan tek grup Kürtler oldu ve bu anlamda ABD deste¤iyle oluflan bu durum imtiyazlar›n engellenmesi bir yana, ç›karlar do¤rultusunda belli geliflmelere göz yumuldu¤u yönünde olmufltur. fiiilerin seçimlerden di¤er bir beklentisi de, iflgalin bitirilmesi yönlü bir “talepti”. Yüksek sesle ifade edilmeyen bu talep de seçim sonras› yap›lan aç›klamalarda da görüldü¤ü gibi yerine getirilmifl bir beklenti olmad›. Irak’ta Saddam yönetiminin iktidar› alt›nda ezilen fiiiler, Saddam iktidar›n›n ABD taraf›ndan devrilmesini önemli bir olanak olarak de¤erlendirdiler. Saddam diktatörünün egemenli¤inden kurtulan fiiiler, nüfusun ço¤unlu¤unu oluflturma durumunu gözönünde bulundurarak, ülke yönetiminde daha fazla yer alacaklar›na kendilerini önemli ölçüde inand›rd›lar. ‹flgalin bafllad›¤› 20 Mart 2003 tarihinden bugüne kadar ABD’ye karfl› kararl› ve sürekli bir karfl› durufl tavr›n› gelifltirmemelerinin nedeni de budur.

‹flgalde fiiilerin Tutumunun K›sa Bir Panoramas› Bilindi¤i gibi ABD’nin Irak’a sald›r›y› gerçeklefltirirken yapt›¤› planlardan biri de fiii ve Sünni halk› birbirine düflürmek ve etnik çat›flmalar› yayg›nlaflt›rmakt›. Ancak Necef direniflinde görüldü¤ü gibi bu planlar ilk elden tutmad›. Irak iflgalinde fiiilerin tutumuna iki “lider”, iki tutum olarak bakmak ve bu çerçevede de¤erlendirmek gerekir. Sistani ve Sadr bu kamplaflman›n iki ismi. ABD ordusunun Necef’e sald›r›s› ve ard›ndan yaflanan geliflmeler henüz unutulmad›. Üzerinde kefeniyle halk›na seslenen Sadr, halk›n›n kahraman› olma özelli¤ini kazand›. Necef direniflinde gösterdi¤i direnifl ve liderlik örne¤i ile Sadr kurdu¤u Mehdi Ordusu ile bu sald›r›y› püskürttü. Irak’ta yaflayan yoksul fiiiler’in deste¤ini kazanan Sadr, ABD aç›s›ndan Irak’ta ad› geçen teröristlerden biri oldu. K›sa zaman içinde yakalad›¤› bu deste¤i büyüten Sadr, fiiilerin iflgal karfl›s›ndaki tavr›n› gösteren taraflardan biri oldu. Saddam yönetimi alt›nda büyük bask›lar ve k›y›mlar yaflayan fiiilerin kendilerini kurtarmaya gelen iflgalcilere karfl› direniflinin tek nedeni, kendileri için kutsal olarak kabul edilen yerlere sald›r› düzenlenmesi de¤il. Basra, Necef, Nas›riye gibi yerlerde gösterilen direniflin di¤er bir nedeni de ABD’nin ‹ran konusunda yapt›¤› aç›klama ve sergiledi¤i tutumdur. 11 Eylül sald›r›lar›n›n hemen ard›ndan aç›klama yapan Bush bilindi¤i gibi aç›klad›¤› “fler ekseni” içine ‹ran’› da alm›fl ve almakla yetinmeyerek sald›raca¤› sinyallerini vermiflti. ‹ran, fiiiler aç›s›ndan kendilerinin siyasi olarak temsil edildi¤i tek ülke. Bu anlamda Irak’taki Arap fiiileri ile ‹ran fiiileri aras›nda yak›n iliflkiler bulunmaktad›r. fiiilerin ‹ran konusundaki bu hassas yaklafl›m› Irak’taki direniflin temel nedenlerinden biri olarak de¤erlendirilmelidir. Seçim sonuçlar›na bir de bu noktadan bakt›¤›m›zda, ABD’nin asl›nda ortaya ç›kan tablodan çok da memnun olmad›¤›n› ifade etmek gerekir. Çünkü bafl›ndan beri fiiilerin ‹ran’la olan iliflkileri ABD aç›s›ndan “sak›ncal› bir durum” olarak belirtilmifltir. Sadr’›n bu gerçeklerle birlikte iflgalci ABD’ye karfl› gösterdi¤i direnifl çizgisi iflgalcilere rahats›zl›k verici bir durumu ifade etti, etmeye de devam ediyor. Bu yüzden de Sadr, yap›lan seçimlerde d›flar›da b›rak›lan isimlerden biri oldu. Seçime ba¤›ms›z olarak kat›lan belli adaylar› aç›klayan Sadr’›n bu durumu kabul etmeyece¤i seçim sonras› tart›fl›lan konulardan biri. Sadr’›n Mehdi Ordusunu yeniden toparlayarak iflgale karfl› direnifle geçebilece¤i ihtimali üzerinde duran Amerikan bas›n›, bu durumda Irak’ta fiiiler aç›s›ndan yeni geliflmelerin yaflanabilece¤ini ifade etmektedir.

fiiilerin tavr›n› ifade eden di¤er bir isim de Sistani. ‹flgalin bafllad›¤› günden bugüne ABD ile karfl› karfl›ya gelmeyen Sistani, yap›lan seçimlerde de kurulacak hükümette sandalye elde etmifl durumda. ABD’nin bafl›ndan beridir iliflkisini kesmedi¤i ve seçimlerde belli yönleriyle (kontrol alt›nda tutulma özelli¤i tafl›d›¤› için) öne ç›kard›¤› ›l›ml› Sistani ile iliflkilerini iyi tutma hedefinde. “Çizgi d›fl›” olarak tan›mlanan Sadr’›n aksine, “bar›flç› yollar›n tükenmedi¤i” fetvas›n› okuyan Sistani’nin yoksul ve bask› alt›nda tutulan fiiiler taraf›ndan “iflgalcilerin ekme¤ine ya¤ sürmekle” suçland›¤› bilinen bir gerçek. Bugün itibariyle de bakt›¤›m›zda Sistani iflgal alt›ndaki topraklarda ve Amerikan süngüleri alt›nda olan ülkede fiii hakimiyeti gibi bir fikre saplan›p kalm›fl durumda. Bu durum ABD taraf›ndan kontrol alt›nda tutuldu¤u oranda ABD aç›s›ndan bir avantaj tafl›d›¤› düflünülse de, ‹ran’la iliflkilerinden kaynakl› potansiyel bir tehdit olma özelli¤ini de kendi içinde bar›nd›rmaktad›r. Seçimlerin bitiminden 10 gün sonra aç›klanan sonuçlar yap›lan pazarl›klar›n sonucunda ortaya ç›kan tablonun kendisidir. Yak›n tarihimizde ilk defa seçim sonuçlar›n›n aç›klanmas› 10 gün gibi bir zaman al›yor. Bu da “halk›n iradesini yans›tan” seçimlerin öz olarak neyi ifade etti¤ini ortaya koymaktad›r. Irak’taki fiiilerin temsiliyeti ve siyasal güç dengeleri içindeki konumlar›na bak›ld›¤›nda, asl›nda bu ikili karakterin ortaya ç›kmas›n›n do¤al oldu¤u da görülecektir. Ülke nüfusunun ço¤unlu¤unu oluflturmalar›na ra¤men, siyasi etkinlikleri bak›m›ndan oldukça zay›f olan fiiilerin tarihsel sürecine bakt›¤›m›zda benzer tablolar› görmek mümkündür. 1991 Körfez sald›r›s› sürecinde, bölgede bulunan fiiilerin bu sald›r› karfl›s›ndaki sessizlikleri hat›rlanacakt›r. Tabi bundan önce üzerinde durulmas› gereken nokta, o dönemlerden bugüne, ço¤unlukta olmalar›na ra¤men devletten özerklik veya federasyon gibi bir talepte bulunmamalar›d›r. ‘91 y›l›nda Kürtler bölgede ba¤›ms›zl›klar› için Irak devletine karfl› çeflitli talepler ve istemlerle mücadele yürütürken, fiiiler Irak devletine karfl› ç›kman›n ötesinde, devletin yönetim biçimine karfl› ç›km›fllard›r. Emperyalistler o dönemden bugüne fiiilerin ayaklanmas›n› di¤er milliyetler ya da etnik topluluklar›n ayaklanmas›ndan farkl› de¤erlendirmifl ve daha özenli bir incelemeye tabi tutmufltur. Çünkü bu geliflmelerin tümünde güdülen temel kayg› ‹ran’la olan iliflkiler ve bu iliflkilerin güçlenmesidir. Irak’ta fiiilerin mevcut durumlar›yla gerek emperyalistler aç›s›ndan gerekse de iflbirlikçi Irak yönetimi aç›s›ndan ülkeyi ‹ran benzeri bir yönetime çevirmek için aya¤a kalkabilecekleri tehdidi, her zaman için kendini koruyan bir gerçek olma niteli¤ine de sahip. ‹fl-

te bu anlam›yla yap›lan seçimlerin sonuçlar› asl›nda ABD’nin ve Irak eski yönetiminin istedi¤i sonuçlar› vermemifltir. ABD ülkeyi her ne kadar iflgal alt›nda tutuyor olsa da ‹ran benzeri bir yönetimin iflgal koflullar›na ra¤men burada da oluflabilece¤i pani¤ini yaflamaktad›r. Çünkü bu durumdan en fazla faydalanacak ve ç›kar› olan neredeyse tek ülke, “fleytan üçgeninin” bafl›nda bulunan ‹ran’d›r. Irak’ta fiiileri temsil eden di¤er siyasi gruplara da k›saca de¤inirsek; Sistani ve Sadr d›fl›nda bölgede bir güç olarak bilinen Irak ‹slam Devrimi Yüksek Konseyi. Yap›lan seçimlere de kat›lan bu grup istenilen baflar›y› sa¤layamam›flt›r. Seçimlerden önce ABD taraf›ndan oluflturulan geçici iflbirlikçi yönetim içinde de yer alan Konsey, iflgalin bafllad›¤› günden bugüne ABD ile aras›n› iyi tutmufl ve sorun ç›karmamaya çal›flm›flt›r. ‹flgalden kendi grubu ad›na fayda elde etmenin yolunu ve yöntemini as›l olarak böyle belirlemifl ve ülkede oluflan tablodan pay elde etme derdine düflmüfltür. 1982 y›l›nda kurulan bu örgütün yöneticileri ‹ran’da e¤itim görmüfl olmalar›na ve ‹ran’la s›k› iliflkiler içinde olmalar›na ra¤men, iflgal sürecinden bu yana gelifltirdikleri bu iflbirlikçi çizgiden kaynakl› ‹ran’la olan iliflkileri so¤umaya bafllam›flt›r. Irak’ta fiiiler aç›s›ndan hat›r› say›l›r durumda olan di¤er bir güç de Dava Grubu’dur. Seçim öncesi iflbirlikçi hükümette ‹brahim elCaferi taraf›ndan temsil edilen bu grup iflgale karfl› ç›kma temelinde bir politika izlememifl ve ABD ile iliflkilerini belli bir çerçevede tutma hedefiyle hareket etmifltir. Irak’taki mevcut tablonun içinde önemli bir gücü oluflturan fiiiler’in bu parçalanm›fll›¤› ve yönetimlerinin izledi¤i iflbirlikçi tutum direniflte kendilerini bir güç olarak hissettirmemeyi de beraberinde getirmektedir. Saddam rejimi döneminde bir çok k›y›ma maruz kalan fiiiler Sadr öncülü¤ünde biriken tepkilerini belli direnifllerde ortaya koymufl olmalar›na ra¤men bütünlüklü bir tav›r alamam›fllard›r. fiiiler aras›ndaki bu parçalanm›fll›¤› en somut ABD askerlerinin Hz. Ali türbesine yönelik sald›r›s›nda gördük. fiiiler aç›s›ndan kutsal olan bu mekana sald›r›, bölgede bulunan di¤er fiiileri aya¤a kald›rmay› ve Irak’ta fiiiler taraf›ndan yürütülen direnifle ciddi bir sahip ç›k›fl› sa¤layamam›flt›r. Irak’ta direnifl ve iflgal sarmal› devam edecek. ‹ran merkezli tart›flmalar›n gölgesinde kalsa dahi orada, o direnifl cehenneminde yaflananlar› duyuyor, görüyor ve biliyoruz. ‹flgalin 2. y›ldönümünün yaklaflt›¤› bu günlerde Irak’›n direnenleri ve direniflleriyle tarih yazanlar›, dünyan›n di¤er ezilenlerinin ve baflkald›ranlar›n› ne yapaca¤›n› bekliyor. Bu beklentiyi bofla ç›karmamak tarihsel görevimiz ise, dünya halklar› ile birlikte direnifl ateflinin içine do¤ru yürüyelim.


4

25 Şubat-10 Mart 2005

S›n›fsal Bak›fl SEKA ‹fiÇ‹LER‹ ARTIK BOfi KA⁄IT DE⁄‹L B‹LD‹R‹ ÜRET‹YOR! Direnç diyor ki kopar›n zincirleri Söz nas›l güç kazan›rsa eylemde Bilinçse bu, bilinçlerden ileri fiükran Kurdakul Son seçimlerde yüzde 80’i AKP’nin iktidara gelmesi için oy kullanan SEKA iflçileri, “Allah belan› versin Tayyip” sloganlar› eflli¤inde, direniflin 3. iflgalin 2. ay›na girmifl bulunuyorlar. Di¤er fliarlar›ndan öte, çok çeflitli bas›n organlar›nda yer alan tek tek iflçi röportajlar›, tepelerine çöreklenmifl sar› sendikac›lara ra¤men ayd›nlanman›n hangi boyuta ulaflt›¤›n› kan›tl›yor. Öyle ki direnifl, bafllar›ndaki sendikan›n (Selüloz-‹fl) “inisiyatifini” sürükleyerek bugüne kadar tafl›nm›fl durumdad›r. Ayn› sendikan›n SEKA’n›n di¤er flubelerinin sat›fl› konusunda hiçbir varl›k göstermeyifli, yine özellefltirme/kapatma sürecinin ad›m ad›m örülmesi boyunca, sessizli¤e gömülmesi “bilinçli” bir tutum olarak okunmal›d›r. Bu aflamada, sendika yetkilileri ve sözcülerinin, direniflçilerin ortas›ndan, “bedel ödeyece¤iz”, “ant içiyoruz”, “ölece¤iz”, “dar edece¤iz” gibi sözlerle ya¤›p gürlemeleri tamamen flovdan ibarettir. ‹fl daha akl› selim söyleflilere geldi¤inde, örne¤in Selüloz-‹fl’in Genel Sekreteri Ali Bahçeci Ça¤r› dergisinin fiubat-’05 tarihli 86.say›s›nda yay›nlanan röportaj›nda flunlar› söylüyor: “Sendikac›lar›n k›rmak, dökmek, y›kmak gibi bir anlay›fl› kalmam›flt›r. Hepsinin ayaklar› yere basm›flt›r art›k. Ben bunu tüm sendikalar ve iflçiler ad›na düflünüyorum.” Bu sözler vakti zaman›nda D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi taraf›ndan, “Art›k sendikac›l›k de¤iflti. Gerginlik dönemi geride kald›.” (32. Gün, 01.05.02) diye dile getirilmiflti. Ali Bahçeci’nin sendikal mücadeleden, s›n›f, devlet, özellefltirme, partiler, siyaset ve daha bir dolu kavramdan ne anlad›¤› ya da daha do¤rusu kendilerinin ve sendikalar›n›n hangi ifllevi gördü¤ü flu sözleriyle a盤a ç›k›yor: “SEKA’y› y›llardan beri bütün yetkililere, bütün siyasilere bilimsel raporlar sunarak anlatt›k. Hepsi de buralara kadar gelerek, ‘Bizi inand›rd›n›z. Bizim bu konuda tavr›m›z olacakt›r.’demelerine ra¤men kapatt›lar.” Dün oldu¤u gibi bugün de, birkaç istisna hariç, baflta konfederasyonlar olmak üzere sendika yönetimlerinin büyük ço¤unlu¤u; iflçi s›n›f› ve kamu emekçilerinin mücadelesini engelleme, frenleme veya bütün bunlar› baflaramad›¤› koflullarda geçici bir süre direnifle efllik etme prati¤i izlemektedirler. ‹flçi ve emekçilerin mücadelesi sonucu direnifl ocaklar›ndan ve alanlar›ndan do¤an, fakat bafl›ndan beri revizyonistlerin ve reformistlerin önderli¤inde düzene yedeklenen D‹SK, KESK gibi konfederasyonlar ile hakim s›n›flar›n gerici, faflist sendikac›lara kurdurdu¤u Türk-‹fl, Hak-‹fl gibi bütünüyle sistem taraf›ndan yönlendirilen örgütler, iflçi s›n›f›n›n mücadelesine nesnel olarak elbirli¤iyle ambargo koymaya çal›flmaktad›rlar. Bu ittifak son dönemde Emek Platformu (EP) ad› alt›nda devrededir. EP, tabandan gelen bask›yla mücadelenin ivmesinin yükseltilmesi ad›na oluflturulmufl, ama tam da bu noktada önderliklerinin do¤as› gere¤i aksi yönde ifllev görünce, k›sa sürede blok bir engel haline gelmifl-

tir. 16 fiubat’ta yaflanan “sefalet” tablosu, EP’nin nihai iflas belgesi olarak de¤erlendirilmelidir. Bilindi¤i gibi, SSK’lar› devrinin engellenmesine karfl› ifl iflten geçtikten sonra saptanan tarih olan yurt çap›ndaki “yasak savmac›” 16 fiubat etkinlikleri, “genel grev”in dillendirildi¤i eylem biçimiyle bafllay›p, ö¤le yeme¤i paydosunda bas›n aç›klamas› ve siyah çelenk b›rakma komedilerine kadar düflürülmüfltür. Bu yetmiyormufl gibi, ruhsuz ve cans›z bölge toplant›lar› ile, ça¤r›s›, kampanyas› düflük bir örgütlenme neticesinde, SEKA, TEKEL, SSK, E¤itim-Sen eylemlerinin yüksek motivasyon faktörlerine ra¤men, 16 fiubat “ölü” do¤urtulmufltur. Görüldü¤ü üzere bu konuda devletin hiçbir gayret göstermesi gerekmemektedir. Sorun “içerden” halledilmektedir. Kald› ki sendikal örgütlenme oran›n›n yüzde 8’leri ancak buldu¤u ülkemizde sendikal› iflçi say›s› 800 bin dolay›ndad›r. Bu toplam, 1970’lerin gerisindedir. 1980’e gelindi¤inde ise Türkiye’de 3 milyon sendikal› iflçi bulunuyordu. ‹flsiz say›s›n›n 10 milyonun çok üzerinde bulundu¤u ve giderek büyüdü¤ü hesaba kat›l›rsa, genel olarak örgütsüzlü¤ün ve var olan “örgütlülü¤ün” s›n›f mücadelesi aç›s›ndan durumu daha iyi anlafl›lmaktad›r. Bugün en önemli görevlerden biri, örgütlenmeler yaratmak kadar mevcut yap›lanmalara çöreklenmifl bu önderliklerin tasfiye edilip afl›lmas›d›r. “‹flçi s›n›f› kavram› eskidi.” (Salih K›l›ç, Türk-‹fl Baflkan›, Röportaj, Evrensel, 05.01.04) diye konuflmaktan çekinmeyen kiflilerle; 15-16 Haziran’lar›, Tarifl’leri bo¤maya çal›flan Kemal Türkler, Abdullah Bafltürk ve R›dvan Budak gibi iflbirlikçi önderlere rahmet okutan Süleyman Çelebi gibilerinin yönetti¤i konfederasyonlara ra¤men iflçi s›n›f› özellikle son bir y›lda yüzlerce direnifl ve eylem gerçeklefltirmifltir. SEKA direnifli ile birlikte son iki ayda bunlar›n bariz bir biçimde yo¤unlaflmas› söz konusudur. SEKA iflçilerinin direnifli, bu konuda durumu zorlanarak da olsa idare etmeye çal›flan bu sendika a¤alar› kumpas›na karfl› ciddi bir bela olmufltur. Selüloz-‹fl taraf›ndan kontrol alt›na al›narak bertaraf edilememifl, baflta TEKEL tütün iflçileri olmak üzere bütün s›n›fa “kötü örnek” teflkil etmesi engellenememifltir. Ancak, 16 fiubat k›s›rlaflt›r›lmak suretiyle hiç olmazsa daha çapl› bir eylemle büyümesine izin verilmeyerek önü flimdilik kesilmifl bulunmaktad›r. Direniflin s›çramamas› için Tek-G›da ‹fl bask› alt›nda tutulmaya çal›fl›lmaktad›r. SEKA’ya sald›r› olursa, 30 bin TEKEL iflçisinin kendisini fabrikaya kapatma karar›n› geri ald›rtmaya çal›flan devlet de¤il, Türk-‹fl yönetimidir. Oysa, SEKA’ya ak›n ak›n gelen onbinler, ülkenin dört bir taraf›nda direniflin coflkusunu kendi eylemiyle, mücadelesiyle bütünlefltirenler özellikle fabrika iflgaliyle beraber giderek artmaktad›r. Bunun zirvelerinden birisi 13 fiubat’ta Malatya’da yaflanm›fl, onbine varan iflçi ve köylü kitlesi, çevredeki 10’u aflk›n ilden bir araya gelmifltir. ‹flçiler ve tütün üreticisi köylülerin, TEKEL’in özellefltirilmesine karfl› düzenledi¤i mitinge, topraks›zl›k sorununa isyanlar›/eylemleriyle tan›nan, Marafl Pazarc›k’›n Narl›, Diyarbak›r Bismil’in Sinan köylüleri

16 de kat›lm›flt›r. En çok hayk›r›lan slogan›n, “SEKA k›v›lc›m, TEKEL atefltir” olmas›, anlaml›d›r. SEKA direniflinin ikinci önemli boyutu, hakim s›n›flar›n efendilerinin talimatlar› gere¤i h›z verdi¤i özellefltirme-kapatma-tasfiye furyas›ndaki ilk kritik engellerden birisinin geçilmesine engel ç›kar›yor olmas›d›r. Neden kritik oldu¤u sorusunun yan›t›, bu konudaki karar›n 1991’de al›nm›fl olmas›na karfl›n hala uygulanamamas›nda aranmal›d›r. Bunun nedeni, SEKA’n›n bulundu¤u bölge halk›yla çok uzun y›llara dayanan, kökleflmifl, bütünleflmifl iliflkisinde aranmal›d›r. Nitekim önceki y›llardaki giriflimler devlet aç›s›ndan hüsranla sonuçlanm›flt›r. Son kapsaml› sald›r› 1998’de gerçekleflmifl, 3.5 ayl›k direnifl iflçilerin kazan›m›yla sonuçlanm›flt›r. S›rada, TEKEL, TÜPRAfi, PETK‹M, TELEKOM, THY vard›r. Bunlar› henüz karar alt›na al›nmam›fl di¤erleri izleyecektir. Sermaye/mülkiyet iliflkisi aç›s›ndan özünde bir de¤iflim yaratmayan, yani esasen bir bak›ma hakim s›n›flar›n el de¤ifltirme operasyonu olan özellefltirme, di¤er yanlar›yla iflçi s›n›f›na ve halka yönelik çok yönlü sald›r›lar içermektedir. ‹flçi tensikat›ndan, örgütsüzlefltirmeye; sömürünün azg›nlaflt›r›lmas›ndan yoksullaflt›rman›n derinlefltirilmesine; ülke zenginliklerinin dizginsizce talan›ndan özellikle çal›flma yaflam›ndaki hak gasplar›n›n yo¤unlaflt›r›lmas›na kadar bir dizi olumsuz sonuçlar›yla çok a¤›r sald›r›lar› içeren emperyalizmin özellefltirme sald›r›lar›n›n gö¤üslenebilmesinde, SEKA direnifli önemli bir muharebe konumuna gelmifltir. Özellefltirmelerin, emperyalistlerin talimatlar› ile yap›ld›¤›; öncesinde flartlar›n nas›l olgunlaflt›r›ld›¤›, sonras›nda hangi k›y›mlar›n, peflkefllerin ve palazland›rmalar›n yafland›¤› ülkemizde neredeyse herkesin bildi¤i bir “s›r” haline gelmifltir. ‹zmit Büyükflehir Belediye Baflkan›’n›n direniflteki iflçilere “IMF istedi¤i için kapat›yoruz” demesi her türlü yorumun ötesindedir. Öyle ki, Özellefltirme Yüksek ‹daresi’nin 8 Kas›m 2004 tarihli “kapatma ve arazisini belediyeye tahsis” karar›n›n lafta/usulen gerekçesi dahi yoktur. Yani, resmi olarak hangi ekonomik ya da çevresel gerekçeye dayand›klar›n› bile uydurma yoluna gidememifllerdir. Bunu, hükümet sözcü ve yetkililerinin sa¤da solda, gelifli güzel, üstü kapal› ve de kaçamak bir biçimde ifade etmeleri iki yüzlüce, sahtekarca bir tutum olmas›n›n ötesinde bir büyük tezgaha/ oyuna iflaret etmektedir. SEKA örne¤inde, 1984’den itibaren “kapsama alan›na” al›nan kurum önce h›zla çökertilme sürecine sokulmufltur. 1936’da 10 bin tonluk kapasite ile üretime bafllayan, 1980’e de¤in her on y›lda 2.5 misli büyüyerek y›lda 617 bin ton kapasiteye ulaflan ‹zmit ‹flletmesinde 1970’de 7 bin 500 iflçi çal›flmaktayd›. Bu büyüme, di¤er illerde 9 ayr› fabrika aç›lmas›na yol açm›flt›. SEKA, 20 y›l boyunca hiçbir yat›r›m yap›lmamak suretiyle teknolojik olarak geri bir konuma itildi. Ana makineleri yenilenmedi, onar›lmad› ve birer birer elden ç›kar›ld›(10 ana makineden 6’s› özel sektöre sat›ld›). Nihayet üretim kapasitesi 2004’e gelindi¤inde 73 bin tona gerilemiflti. Buna paralel iflçileri de emekli edilerek, tensikata u¤rat›larak azalt›ld›. Son bir y›lda bile iflçi say›s› yüzde elli düflürüldü (fiu anda 734 iflçisi var). Ortaya, bütün özellefltirme masallar›nda oldu¤u gibi, “zarar eden, verimsiz, hantal, ekonomiye yük getiren” bir kurulufl ç›km›fl oldu. fiimdi filmin devam›nda, kapat›lma ve devir sonras› 600 bin dönümlük arazisinin Hyde Park komedisiyle parsellenmesinden baflka,

ka¤›t pazar pay›n›n, yerli ve özellikle (selüloz üretiminde d›fla ba¤›ml›l›k söz konusu olaca¤›ndan) yabanc› tekeller taraf›ndan ya¤malanmas› yaflanacak. Madalyonun di¤er yüzünde ise iflçi k›y›m›, ka¤›t zamm›n›n getirece¤i kitap, defter, gazete, dergi vb. ile karton zamm›n›n yol açaca¤› kutulama ambalaj vs. nedeniyle çok say›da ürüne gelecek zaml› fiyatlar vard›r. 1980’li y›llar›n ikinci yar›s›ndan itibaren Ç‹TOSAN, EBK (Et ve Bal›k Kurumu), SEK (Süt Endüstrisi Kurumu), Sümerbank gibi iflletmeler ayn› yöntem ve taktiklerle özellefltirildi ve kapat›ld› (Örne¤in EBK 33 bin 500 ton y›ll›k üretimden 1400 tona; SEK 63 bin ton y›ll›k üretimden 25 bin tona geriletilerek sat›fl öncesi “zarar eden” kurumlara dönüfltürüldü.) Ancak bu süreç planlanandan çok a¤›r iflledi. Hat›rlanaca¤› gibi, hakim s›n›f partileri birbirlerini bu hususta sürekli beceriksiz olmakla suçlad›klar› gibi, hükümetler de son yirmi y›l içinde IMF ve DB flefleri ile AB patronlar›ndan en çok azar› bu konuda iflittiler. Art›k, tahammülün kal›nmad›¤›, mutlaka seri ad›mlar›n at›lmas› gereken bir noktaya gelinmifl durumdad›r. Emperyalistler, AKP hükümetinden beklentilerini son raporlar›nda da aç›k biçimde ifade etmifl bulunuyorlar. AB süreciyle konunun s›k› ba¤lant› içinde olmas› da ayr›ca önem arz etmektedir. SEKA direnifli, hem ülkemizdeki emperyalist politikalar›n özellefltirme aya¤›n›n hayata geçirilmesinde, hem de iflçi s›n›f›n›n mücadelesi aç›s›ndan önümüzdeki sürecin gidiflat›n› tayinde dönüm noktas› haline gelmifltir. Hakim s›n›flar meselenin üzerinde hassasiyetle durmakta, çeflitli manevralara baflvurmaktad›r. Yarg› organlar›, her ne kadar ipli¤i iyice pazara ç›ksa da “ba¤›ms›z”, “tarafs›z” maskeleri ile “yürütmeyi durdurma” kararlar› verdirilerek tansiyon düflürme, oyalama taktikleri için devreye sokulmufltur. Eylemi k›rmak ve bölmek amac›yla; k›dem ve ihbar tazminatlar› bankalara yat›r›lm›fl, 199 iflçi geçici görevle Silifke Akdeniz iflletmesine gönderilmek istenmifltir. Bir yandan tehditler devam etmifl ve nihayetinde polis sald›r›s›na da yeltenilmifltir. Direniflin yükü, SEKA iflçilerinin s›rt›na b›rak›lamayacak kadar a¤›rd›r. Kald› ki, SEKA iflçileri örgütsüz ve önderliksiz bir konumdad›r. Bu süreç onlar› belirli oranda ayd›nlatm›fl olsa da, yeterli düzeyde bilinçlendiklerini söylemek son derece iyimser ve öznel bir yaklafl›m olacakt›r. Güç dengesi nihayetinde onlar› fabrikadan söküp atmaya rahatl›kla yetebilecektir. Sald›r›n›n geriletebilmesi için direniflin ülke çap›na yay›lmas›, deste¤in güçlü hale getirilebilmesi ve böylelikle SEKA iflçilerinin direnifl gücünün azami seviyeye ç›kar›lmas›n› sa¤lamak gerekir. Bunun iflaretlerini baflta TEKEL iflçileri olmak üzere ülkenin dört bir yan›ndaki iflçi, emekçi ve köylü kitleleri vermifl bulunmaktad›r. Sorun, sadece SEKA özelinde bir muharebenin kazan›l›p kazan›lmamas› de¤ildir. Sorun, sadece faflist diktatörlü¤ün sald›r›lar›n›n durdurulabilmesi ya da geciktirilebilmesi de de¤ildir. Sorun yine yaln›z bafl›na iflçi s›n›f› mücadelesinin önünde büyük engel oluflturan reformist ve gerici sendikal önderliklerin, anlay›fllar›n pratik içerisinde tasfiye edilmesi de de¤ildir. Bunlarla beraber öncelikli sorun, SEKA direnifli özelinde kitlelerin gücünün, dayan›flman›n, örgütlü mücadelenin gösterilmesi; özgüvenin sa¤lanmas›, bundan sonraki muharebeler için bu kazan›mlar›n yarat›labilmesi, mücadele gelene¤inin örülebilmesidir. Gazetemizde geçen hafta yer alan röportajlarda bir SEKA iflçisinin kastetti¤i “iflçi hareketinin bafllat›lmas›”, bu direnifllerden geçmektedir.


5

16

25 Şubat-10 Mart 2005

Malatya’da birleflen iflçi ve köylüler hayk›rd›; “Hakl›y›z kazanaca¤›z”

13 fiubat 2005 tarihinde Malatya’da bir araya gelen iflçi ve köylüler tek bir a¤›zdan hükümeti istifaya ça¤›rarak, sloganlar›n› hayk›rd›. TEKEL’e ba¤l› sigara fabrikalar›n›n Özellefltirme Yüksek Kurulu (ÖYK) taraf›ndan blok halde sat›fla ç›kar›lmas›n›n ard›ndan bafllat›lan tepki eylemlerini Malatya’da Tek G›da-‹fl Sendikas› ve Tüm-Köy Sen taraf›ndan ortak organize edilen “Tekel’e ve tütününe sahip ç›k” bölgesel mitingi izledi. 13 fiubat 2005 tarihinde yap›lan ve SEKA iflçilerinin de destek verdi¤i mitinge yaklafl›k 5 bin kifli kat›ld›. PART‹ZAN PANKARTINA POL‹S ENGEL‹ Saat 12:00’de Tekel Fabrikas› önünden Emeksiz Kavfla¤›’na do¤ru

yürüyüfle geçen kitle, sendikan›n “gerginlik yaratacak olaylara müsaade etmeyelim, kald›r›mdan yürüyelim” tavr› sonucu kald›r›mda s›k›flarak yürüdü. ‹flçinin ve köylünün tepkisinden ve öfkesinden rahats›z olan kolluk kuvvetleri yo¤un “güvenlik” önlemleri ald›. Yürüyüfl boyunca çeflitli döviz ve pankartlarla, att›klar› “Gün gelecek flalter inecek”, “Tütün gider Ad›yaman biter”, “‹flçi-köylü burada esnaf nerede” vb. sloganlarla ilerleyen kitle, yürüyüfl güzergah›nda bulunan AKP binas› önünde oturma eylemi yapt›. Kitle “AKP flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma”, “Oy verdik piflman›z” diyerek hükümeti istifaya ça¤›rd›. Alana girifl esnas›nda kitle yo¤un aramalardan geçirilirken “Tekel’in özelleflmesine, tar›m›n tasfiyesine hay›r!” yaz›l› Parti-

Emekçinin Gündemi SEKA ‹fiÇ‹S‹ SINIF KARDEfiLER‹YLE B‹RLEfiMEKS‹Z‹N BAfiARILI OLAMAZ! Emperyalist-kapitalist sistemin dünya emekçi halklar›na karfl› bafllatt›¤›, çok yönlü ve kapsaml› sald›r› dalgas› her geçen gün yeni bir flekle bürünerek devam etmektedir. Emperyalist efendilerinin bütün isteklerini emir kabul eden uflak AKP hükümeti, ülkemizin bütün yeralt› ve yerüstü kaynaklar›n› emperyalist haydutlara peflkefl çekmek için adeta h›zl› bir yar›fla giriflmifltir. IMF ve DTÖ’nün direktifleri do¤rultusunda çal›flma yaflam›m›za yönelik sald›r›lar› bafllatm›fl, tar›mdan sa¤l›¤a, kölelik yasalar›ndan norm kadro, kamu personel rejimi yasalar›na kadar, e¤itimden TEKEL’in sat›lmas›na, SEKA’n›n kapat›lmas›ndan PTT’nin kalan PT’sinin sat›lmas›na kadar bir dizi sald›r›lar› ardarda gerçeklefltirerek hayat›m›z› tam bir cehenneme çevirmifllerdir. Daha önce 27 Ocak’ta kapat›laca¤› aç›klanan ‹zmit SEKA Fabrikas› iflçileri kendilerini fabrikaya kapatm›fl, Ankara 9. ‹dare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma karar› vermesiyle, geçici bir mutluluk yaflanm›flt›r. 18 fiubat Cuma günü akflam saatlerinde fabrikaya kapanan SEKA iflçilerine ve ailelerine polis azg›nca sald›r-

m›fl, kad›nlar› ve çocuklar› cop ve kalkanlarla ezmifllerdir. Bu olay AB yolunda demokrasi yalanlar›yla halk›m›z› kand›ranlar›n da gerçek yüzünü ortaya sermifltir. Ayn› gün ö¤len saatlerinde de TEKEL’in sat›lmamas› için eylem yapan Adana’daki TEKEL iflçilerine de polis azg›nca sald›rm›fl, biber gaz› ve coplarla ne derece demokratikleflece¤imizin de mesajlar›n› vermifllerdir. Uzunca bir süreden beri fabrikalar›n›n kapat›lmamas› için mücadele eden SEKA iflçileri, kararl› tutumlar› ve direnifl ruhlar› ile, il d›fl›ndan emekçilerin ve devrimcilerin deste¤ini yanlar›nda bulmufl, iyi bir destek ve kamuoyu yarat›lm›flt›r. Fakat gözard› edilmemesi gereken olgulardan biri olarak direniflin tüm iflçiler taraf›ndan sürdürülmemesi-sahiplenilmemesi, sendikac›lar›n iflçilerle dayan›flma amac›yla gelen di¤er iflçi ve emekçilerin direnifli sahiplenmelerini engelleyecek tav›rlara girmeleri, içeri ile d›flar›y› birbirlerinden ay›rmalar› büyük bir handikapt›r. Polisin sald›r›s› s›ras›nda ve sonras›nda iflçilerle dayan›flma amac›yla orada bulunan emekçileri ve devrimcileri birbirinden yal›tmak

zan imzal› pankart alana sokulmad›. Bunun üzerine HÖC ve Partizan kitlesi oturma eylemi yaparak “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›n› att›. Tertip Komitesi’nin gelmesi üzerine yaflanan tart›flmalar›n ard›ndan pankart alana sokuldu. Tart›flma esnas›nda Tertip Komitesi’nin “Siz destek vermeye gelmiyorsunuz” söylemleri onlar›n yüzünün kime dönük oldu¤unun net göstergesi oldu. Alana girildi¤inde emek, bar›fl ve demokrasi mücadelesinde yaflam›n› yitirenlerin an›s›na yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan söz alan Tek G›da-‹fl Sendikas› Do¤u ve Güneydo¤u Bölgesi Baflkan› Mecit Amaç “Bu sald›r›larla Do¤u ve Güneydo¤u halk› bitirilerek göçe zorlan›yor. Ne IMF’ye ne ABD’ye ne de AKP’ye teslim olmayaca¤›z” derken Selüloz-‹fl Sendikas› Baflkan Yard›mc›s› Süleyman Cihan kendi deneyimlerini aktard› ve “140 bin tütün üreticisi topra¤a gömülmek isteniyor” dedi. Çeflitli sendika temsilcilerinin söz almas›n›n ard›ndan halaya duran kitle saat 15:30’da da¤›ld›. Eylemden sonra iflçilerin gelinen süreçle ilgili görüfllerini ald›k. “HEM KÖYLÜYÜ HEM ‹fiÇ‹Y‹ PER‹fiAN ED‹YORLAR” Fevzi Özcan: Befl y›ld›r Tekel iflçisiyim. Ad›yaman’dan geliyorum. Özellefltirmelerle yap›lmak istenen iflistemeleri kafalarda soru iflaretini de beraberinde getirmifltir. Özellefltirmelere, toplu iflten ç›kartmalara ve iflyeri kapatmalara karfl› yaln›z iflyeri olarak direnmek-karfl› koymak zor ve hatta neredeyse imkans›zd›r. Baflta Selüloz-‹fl Sendikas› olmak üzere, di¤er sendikalar ve konfederasyonlar SEKA iflçilerinin aileleri ile birlikte sürdürdü¤ü direnifli sahiplenmeli, fabrika s›n›rlar› içerisine hapsolunmas›n› engellemelidir. Direnifl fabrika s›n›rlar› içerisinde kald›¤› sürece yenilgi kaç›n›lmaz olacakt›r. Dünyada ve özelinde ülkemizde ideolojik anlamda netsizliklerin yafland›¤›, ezilenlerin hakl› ve meflru mücadelesine karfl› güvensizlikler beslendi¤i bir dönemde güvensizlikleri güvene dönüfltürmenin yolu, ideolojik netlikten ve bu netli¤e ›srarla sar›lmam›zdan geçmektedir. Kitlelerin sisteme duydu¤u hoflnutsuzlu¤a, do¤ru taktik politikalarla müdahale edip, dönemin kadrosu ve militanlar› olmal›y›z. Bu ertelenemez ve acil ihtiyaçt›r. SEKA iflçileriyle birlikte TEKEL iflçilerinin de direnifline sahip ç›kmal›, sahiplenmeli, bu iki direniflin baflar›ya uluflmas› için tüm gücümüzü ve enerjimizi zorlamal›, Sendikal Birli¤imizin politikalar›n› bulundu¤umuz her alanda baflta iflçi ve memurlar olmak üzere tüm emekçilere aktarmal›y›z. Egemen sar› sendikal anlay›fllar›n ve mevcut konfedarasyonlar›n biz emekçilerin sorunlar›n› çözemeyece¤ini ve hatta

çinin, köylünün ma¤dur edilmesidir. Bu kadar insan ne yapar? Bizim iflsiz kalmam›z çocuklar›m›z›n geleceksiz, oca¤›m›z›n afls›z kalmas› demektir. Ben buraya ailemle geldim. Gerekirse baflka yerlere de gideriz. Y›lmaz Ersöz: Diyarbak›r Tütün ‹flletme Fabrikas›’nda 8 y›ld›r iflçiyim. Ben bugün buraya Silvan, Batman, Bitlis ve birçok ilden iflçi-köylü kardefllerimle geldim. Hepimiz ayn› türküyü söylüyoruz; “Tekel’i satt›rmay›z”. Bu yap›lan Türkiye’de zaten yaflanan s›k›nt›lara s›k›nt› katmaktan baflka bir fley de¤ildir. Hem istihdam diyorlar, hem çal›flanlar› soka¤a at›yorlar. Di¤er yandan köylünün tütün ekimine kota koyuyorlar, bu ne yaman bir çeliflki. Davut Özhan: Batman Sigara Fabrikas›’nda 8 y›ld›r iflçiyim. Bugün Tekel iflçisi burada tek vücut “Özellefltirmeye hay›r” diyoruz. Çünkü biz biliyoruz, özellefltirme yeni iflsizler yaratacak. Bu ülkenin eti kemi¤i iflçi ve köylü ma¤dur edilmek isteniyor. Bir yandan iflsizlik diyorlar di¤er yandan 30 bin insan› soka¤a döküyorlar. Ben AKP’ye oy vermifl birisi olarak bugün hükümeti istifaya ça¤›r›yorum. Bu ülkede çal›flana de¤er verilmiyor, oysa al›nterini döken iflçi ve köylü de¤il midir? Tekel’in sat›lmas› gelece¤imizin elimizden al›nmas›d›r. Biz gelece¤imizi korumak için elimizden geleni yapar›z. (Malatya) sorun yaratacaklar›n› görmeli ve bilince ç›kartmal›y›z. Çal›flmalar›m›z› yürütürken, IMF reçetelerinin baflta iflçi ve memur tüm emekçiler cephesinde yaratt›¤› iflsizlik, örgütsüzlefltirme ve yoksullaflt›rma politikalar›n›, egemen sendikal anlay›fllar›n da durduklar› ve beslendikleri noktayla birlikte ele al›p teflhir etmeli, DDSB’yi örgütlemeli ve örgütlenmeliyiz. DDSB kadrolar›-militanlar› bulunduklar› her alan› kullanabilecek güce ve birikime sahip olabilecek bir çal›flman›n içerisine girmeli, s›n›f sendikac›l›¤› ilkeleri do¤rultusunda iflçi-memur tüm emekçileri örgütleme çabas›na ve u¤rafl›n› vermeliyiz. Yaflanan özellefltirme, fabrika iflyeri kapatmalar›na, yolsuzluk talan ve peflkefl çekmelerin karfl›s›nda ciddi bir durufl sergilemeli, yap›lan tüm eylemliklere kat›l›m sa¤lamal›, oluflacak-oluflturulacak birliklerin içerisinde yer almal› ve eylemlilikler örgütleyebilmeliyiz. Dönemin kadrosu ve militanlar› olmak bu noktalar› görmekten ve görevlerimize dört elle sar›lmaktan geçmektedir. Hepimiz tüm gücümüzü ve enerjimizi DDS Birli¤imizi daha güçlü k›lmak, yeni mevziler kazanmak ve yeni kadro ve militanlar yaratmak için kullanmal›y›z. Durman›n ihanet oldu¤unu unutmadan çal›flmal›, daha çok çal›flmal›y›z. Bunu yapacak güç ve kararl›l›k sahip oldu¤umuz ideolojimize inanc›m›zla ve ›srarla sar›lmam›zdan fazlas›yla mevcuttur.


6

25 Şubat-10 Mart 2005

16

“Köylü ekmezse, iflçi iflleyemez, memur geçinemez”

13 fiubat 2005 tarihinde Türkiye’nin birçok yerinden gelerek Malatya’da birleflen iflçi ve köylüler özellefltirme karfl›t› sloganlar› ile bu politikalar›n iflçiler kadar köylüleri de zora sokaca¤›n› belirttiler. “Tek kurtuluflumuz örgütlenmektir” diyen köylüler ve “köylüyü ölüme mahkum ediyorlar” diyen iflçilerin miting ve yaflad›klar› sorunlar hakk›ndaki görüfllerini ald›k. Hasan Koç: Ben Malatya Tekel Fabrikas›’nda çal›fl›yorum. Hiç pahas›na, rant için fabrikam›z› elden ç›kar›yorlar. Biz de ekonominin refaha ç›kmas›n› istiyoruz. Biz ald›¤›m›za karfl›l›k emek veriyoruz. Zaten Do¤u ve Güneydo¤u halk› ezilmifl, iflsizlik had safhaya ç›km›fl. Köylünün ekecek bir dönüm topra¤› var, ona da tütün ekiyor. Toprak k›raç

baflka birfley yetiflmez. Onu elinden alarak köylüyü ölüme mahkum ediyorlar. Zaten Kürdistan köylüsü topraks›z köylüdür. Köylüyü savunmas›z aç kurtlar›n önüne at›yorlar. Ramazan Can: Bugün burada bulunmam›z›n nedeni hükümetlerin ABD emriyle köylüye yapt›¤› bask›. TEKEL’i kapatmalar› ayn› zamanda tütünün ekimini engellemektir. Ben Do¤anflehir Savakl› köyündenim. Anamdan do¤dum do¤al› rençberim. Bizim köyümüz 500 hane ve tek geçim kayna¤›m›z çiftçilik. Onu da elimizden al›yorlar. Pancara kota koyuyorlar, tütüne kota koyuyorlar, verdikleri destekleri geri çekiyorlar. Bizi açl›¤a mahkum ediyorlar. “Bugün köylerde köylü yaflam›yor” diyorlar, hay›r efendim, onlar bize yaflam flans› vermiyorlar. Biz yaflamak

Trakya Bölge Tar›m Kurultay› yap›ld›

Tüm-Köy Sen’in 14 fiubat 2005 tarihinde Lüleburgaz Belediyesi Nikah Salonu’nda yapm›fl oldu¤u, “Türkiye Tar›m›n›n Dünü, Bugünü ve Yar›n›” bafll›kl› Trakya Bölge Tar›m Kurultay›’na 150 civar›nda üretici köylü kat›ld›. Kurultayda konuflmac› olarak Tüm-Köy-Sen Genel Baflkan› fievki Konur, fieker-‹fl Alpullu fiube ‹dari Sekreteri Hamit Aksüt, Gazeteci-yazar Tüm-KöySen E¤itim Sekreteri Bülent Falako¤lu, Dr. Ziraat Mühendisi Erol Özkan ve konuk konuflmac› olarak da Kaynarca Belde baflkan› Seyit Uçar kat›ld›. Yap›lan konuflmalarda DB, DTÖ, IMF, AB ve onlar›n ufla¤› AKP hükümetinin tar›m› ve hayvanc›l›¤› bitirme yönündeki uy-

gulamalar› dile getirildi. Kurultay sonunda Kurultay’a kat›lan üretici köylüler taraf›ndan Kurultay Bildirgesi oybirli¤iyle kabul edildi. Kurultay’›n sonuç bildirgesinde “Türkiye’nin ulusal bir tar›m politikas› yoktur. Uygulanan tar›m politikalar›, emperyalist ülkelerin IMF, AB, DTÖ üzerinden dayatt›¤› politikalard›r. AB sürecinde tar›m›n ekonomiye yük oldu¤u söylenmekte, yüzde 30 dolay›ndaki köylü oran›n›n yüzde 10’lar›n alt›na düflürülmesi gerekti¤i söylenmektedir. Ama Avrupa sanayi devrimini yaparak 200 y›lda bu seviyeye gelmifltir. AB’nin tar›mdaki yeniden yap›lanma projeleri büyük bir tahribat yaratacakt›r” ifade edilerek yarat›lmak istenen tablonun vahameti ortaya konulurken, “bunun alternatifi ulusal tar›m politikalar›, bilimsel çal›flma ve düzenlemelerdir. Tar›m sektörüne ciddi kaynak ayr›lmal›d›r” denildi. Bildirgede ayr›ca, Tüm-Köy Sen’in örgütlenmesinin yayg›nlaflt›r›lmas›, flube ve üye say›s›n›n art›r›lmas› ve di¤er emek ve demokrasi güçleriyle dayan›flma içinde olunmas› da acil ve ertelenemez bir görev olarak konuldu. (Lüleburgaz)

için ne gerekiyorsa yapmaya kararl›y›z. Mustafa Ç›nar: Hekimhan Besak köyündenim, 48 yafl›nday›m, do¤dum do¤al› köydeyim. Topra¤› hayvanla iflliyoruz. Topra¤›m›z k›raç ve susuz. Bu flekilde bizi doyuracak durumda de¤il. Devlet bizi halktan saym›yor, el uzatm›yor. Büyük tekellere çal›fl›yor. Bizi es geçiyor. Biz periflan durumday›z. Biz hakk›m›z› aramak için tepkimizi koymak için köyden buraya sabah›n beflinde kalkt›k geldik. Bizim tek kurtuluflumuz örgütlenmektir. Örgütsüz topluma herfley müstehakt›r. Kaya Ünsalar: Ben Hekimhanl›’y›m ayn› zamanda Veterinerlik yap›yorum. Malatya Tüm-Köy Sen kurucular›ndan›m. Hekimhan’da da örgütlenme çal›flmalar› yap›yoruz. Ülkemizde 12 Eylül faflizmi ile birlikte sendikalarda üreticiler aleyhinde iflleyen faflist yap› günümüzde de devam etmektedir. Biz bu mitinge gelmek için yola ç›kt›¤›m›zda demokrasi var dedikleri bir dönemde Yaz›han Komutanl›¤› taraf›ndan bask› alt›na al›nd›k, geciktirilmeye çal›fl›ld›k. Böyle olunca bir kez daha demokrasiden ne kadar uzak oldu¤umuzu gördük. Ancak flunu da söylemek istiyorum, biz halk›z. ‹flçisiyle köylüsüyle bir olup faflizmi mezara sokmay› da biliriz. Zulüm, zindan bizim korktu¤umuz fleyler de¤il. Geçen y›l köylünün 400 bine satt›¤› bu¤day› bu sene ofis de alm›yor. Bu¤day› elden ç›karmak için tefeci-tüccara 230 bine sat›yor köylü ürününü. Geçen y›l Debk gübresi 19

milyonken bu sene 29 milyon olmufltur. Halk›n satt›¤› ürün ucuzlu¤a girerken tam tersi sermayenin satt›¤› % 50’den fazla zam al›yor. Asl›nda yap›lmak istenen oldukça aç›k. AB’nin tar›m politikas› çerçevesinde ülkemiz k›rsal›nda yaflayan % 48 köylü oran› % 8’lere düflürülmek isteniyor. Bunu yaparken “köylü bitsin, nereye giderse, nas›l yaflarsa yaflas›n” diyorlar. Biz bunun karfl›s›nday›z. Çünkü flehirlere göç etmek zorunda kalan köylüyü hepimiz görüyoruz. Biz topra¤›m›zdan vazgeçmeyiz bunun için ne gerekirse yapar›z. Mehmet Y›lmaz: Ben Hekimhan’›n Sar›k›z köyündenim. Çiftçiyim ama devlet f›rsat vermedi¤i için bu iflle ilgilenmiyoruz. Biz kendi gücümüzle bu ifli flu anda yapamay›z. Hakk›m›z olan deste¤i istiyoruz. Ben 52 yafl›nday›m. Baflka bir iflten anlamam. Kay›s› üretiyorum. Geçen y›l zarar ettik. “Zarar›n›z karfl›lanacak” dediler. Kim karfl›layacak, devlet mi? Devlet yok ki. Bugün iflçi köylü el ele bu mitingi yapt›k ama bu zaten olmas› gereken. Çiftçi ekmez ise, iflçi neyi iflleyecek, memur nas›l geçinecek? Özellefltirmeye karfl›y›z biz. Demir Çelik’i özellefltirdiler, önceden 300 bine sat›lan inflaat demirinin kilosu flimdi 1 milyon, o da karaborsa bulam›yorsun. Bu yaln›z çal›flana m› zarar ettirdi? Hay›r. Ben de zarar ettim; esnaf da. Halimiz daha kötüye gitmesin diye biz birleflmek zorunday›z. Baflka flekilde bu sorunlar çözülmez. (Malatya)

Türkiye tar›m politikalar›n› “Tar›m Kanunu Tasar›s›”yla yeniden ele al›yor

Köylü düflman› AKP hükümeti “Tar›m Kanunu Tasar›s›” haz›rlad›. Tar›m Bakan› Sami Güçlü’nün bir toplant›yla, tüccarlar›n üyesi oldu¤u odalar ve derneklerin görüflüne açt›¤› yasa tasar›s›nda, köylünün yarar›na tek bir madde yok. Tasar›ya göre DGD ödemelerinin yüzde pay› düflürülerek mevcut yap›s› devam ettirilecek. Yine tar›msal kurumlar özellefltirilmeye devam edecek. 1980’li y›llardan itibaren tar›msal faaliyette köylüye tohum deste¤i veren, tar›msal ürünlerin kalitesini, standartlar›n› art›ran çal›flmalarda yer alan T‹GEM, TAGEM gibi kurumlar at›l duruma getirilmifltir. Bugün yeni düzenlemelerle tar›mla ilgisi olmayan özel sektörlere kiralanm›flt›r. Samsun’da T‹GEM’e ait Gelemen Üretme Çiftli¤i, Mobil Santral’in yap›lmas›n› sa¤layan AKSA fiirketine kiralanm›flt›r. Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nu

Meclis’ten parça parça ç›kartan AKP, Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas›yla kamuda köylüye hizmet götüren kurumlar› bir bir kapatmaya bafllayacakt›r. Kamu Yönetimi Kanunu’yla köylere ve halka götürülen hizmetler ‹l Özel ‹dareleri’yle yerellerde oluflturulan tafleron flirketlere devredilecektir. Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas›yla devam eden sald›r›lar, TÜGSAfi Gübre Fabrikalar›’n›n, TEKEL’in özellefltirilmesiyle devam edecektir. Tar›m Kanunu Tasar›s› da y›llard›r uygulanan y›k›m politikalar›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Tasar›ya göre “özel sektörün rolü artacak, kat›l›mc›l›k, yerelleflme bölgesel farkl›l›klar dikkate al›nacak” gibi yasal düzenlemeler dikkati çekiyor. “Desteklemelerin Amac› ve ‹lkeleri” bafll›kl› bölümde yer alan maddeye göre destekleme programlar›n›n ilke ve stratejileri olarak tar›m politikalar›-uluslararas› taahhütler-piyasa koflullar›-üreticiye ulaflma-sözleflmeli üretim-alt sektörlere dengeli da¤›l›m konular›na at›f yap›lmaktad›r. Yeni haz›rlanan Tar›m Yasas› Tasar›s›’nda ayr›ca IMF ve DB programlar›n›n devam edece¤i, Dünya Ticaret Örgütü’yle ba¤lant›lar›n kuvvetlendirilece¤i yeni düzenlemeler tekrar ediliyor. (Samsun)


7

16

25 Şubat-10 Mart 2005

Terme Bal Ürünleri Üreticileri Tar›msal Birli¤i Kuruldu Terme Bal Ürünleri Üreticileri Tar›msal Birli¤i’nin kurulmas› ile köylüler bu kurmufl olduklar› dernek ve birliklerde ürünlerini yetifltirirken; pazarlama ve maliyet sorunlar›n›n çözümünde ortaklaflacaklar. Köylüler art›k sömürülmek istemiyorlar, yetifltirdikleri, ürettikleri ürünleri tüccara maliyetinden düflük fiyata kapt›rmak istemiyorlar. Baz› rant çevrelerinin, emperyalizmin ve egemenlerin dayatt›¤› politikalarla tar›m›n yok edilmesine karfl›lar; AB’ye girmenin yollar›n› arayan ve ona uygun yasalar ç›kartan anlay›fllara ve uflak hükümetlere tepki duyuyorlar. Terme’de Terme Bal Ürünleri Üreticileri Tar›msal Birli¤i’ni kuran köylülerle söylefli yapt›k. -Kaç y›ld›r ar›c›l›k yap›yorsunuz, sorunlar›n›z nelerdir? - Osman Nuri Özmen (Terme Bal Ürünleri Üreticileri Tar›msal Birli¤i Baflkan Yard›mc›s›): Ben 20 y›ldan beri gezginci ar›c›l›k yap›yorum. Narenciye bal› için gitmedi¤imiz bölge hemen hemen yok gibi. Yani ç›kt›¤›m›z zaman hiç eve gelmeden geziyoruz. Baz›lar› tek mevsim baz›lar› y›l›n 12 ay› gezen arkadafllar›m›z var. Ar›c›l›¤›n en büyük s›k›nt›s› mal›n› pazarlama sorunu. -Gezginci yayla ar›c›l›¤› yapman›n ne gibi masraflar› var? -Öncelikle kovanlar›n hastal›kla mücadelesini yap›yoruz. Bak›m›n› yap›yoruz. Bir iflçi ar›n›n yaflam süresi bal dönemine girdi¤i zaman 45 gündür; o zaman ar›lar kovanda kendini yeniler. Kraliçe ar›lar› da y›lda bir veya iki y›lda bir de¤ifltiriyoruz. Bunlar›n hepsini kendimiz yapabiliyoruz.

Gezginci yayla ar›c›l›¤› yapt›¤›m›z için gitti¤imiz köyde yer kiral›yoruz, orada uzun süre kal›yoruz. Çerçevesi para, mumu para, beslemek için navlonlar› pahal›. Ar›c›lar flu anda kâr de¤il de ifli oldu¤u için, ekmek paras› oldu¤u için bu ifli yapmaya devam ediyor. -Birli¤i kurman›zdaki amaçlar›n›z nelerdir? -Terme’deki ar›c›lar gezginci yayla ar›c›l›¤› yap›yor. Bal, polen gibi ürünleri üretiyoruz. O nedenle biz Terme’de kendi birli¤imizi kural›m istedik. -Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Kaç y›ld›r ar›c›l›k yap›yorsunuz? Kurdu¤unuz Birlik ile ilgili görüflleriniz, beklentileriniz nelerdir? -Abdullah Çak›r (Yönetim Kurulu Üyesi): Yaklafl›k 20 y›ldan beri ar›c›l›k yap›yorum, Evci köyündenim. Gezginci ar›c›y›m. Bu birli¤i kurarken 5200 say›l› ya-

saya göre kurduk. Türkiye’de daha önce Ar› Yetifltiricileri Birli¤i vard›. Her ilde oldu¤u gibi Samsun’da da var. Bunlar›n ar›c›lar›n sorunlar›yla ilgilenmedi¤ini, bol bol laf üretti¤ini gördük. Bu yasa da ç›k›nca biz Termeli ar›c›lar olarak bir araya geldik. Ziraat Odas› Baflkan› Yetkin Karamollao¤lu’na geldik ve “böyle sorunlar›m›z var. Biz birlik kurmay› düflünüyoruz, bizim yan›m›zda var m›s›n›z” diye sorduk. Biz ilk aflamada Yetkin hocam›zla birlikte tüzü¤ümüzü ayarlad›k, araflt›rma yapt›k. -Mustafa Nuri Özmen (Kurucu üye): Organik bal üretimi yapma teflebbüsüne girifltik, 2 sene sertifika için çal›flt›k. Sertifikay› alamad›k. Sertifikay› alsayd›k ne olurdu? Normal bal üretimi yap›lan balla, tamamen do¤al, katk›s›z, masraf› yüksek organik bal›n fiyat› ayn› olacakt›. Normal katk›l› bal ile do¤al organik bal›n fiya-

Pamuk üreticisi destek bekliyor! Son y›llarda yüzde 70’inin GAP Bölgesi’nde yap›ld›¤› pamuk üretiminin devlet taraf›ndan yeterince desteklenmemesi nedeniyle köylüler zor durumda kald›. Konuyla ilgili olarak Diyarbak›r Ziraat Odas› taraf›ndan bir rapor haz›rland›. 2004 y›l›nda dünya pamuk fiyatlar›n›n düflük olmas› nedeniyle Türkiye’deki köylünün zor durumda kald›¤› belirtilen raporda, geliflmifl ülkelerde ihraç edilen pamuk fiyat›n›n en az yar›s› kadar köylüye destek verildi¤i, Türkiye’de ise bunun 85 bin lira kadar oldukça komik bir rakamda kald›¤› belirtildi. 2004 y›l›nda pamuk üretim maliyetinin 900 bin, sat›fl fiyat›n›n 600 bin lira oldu¤u belirtilen raporda “bu flekilde köylünün ayakta kalmas› oldukça zor. Türkiye’nin y›ll›k pamuk üretiminin 1.5 milyon ton ol-

du¤u halde köylünün bu durumda tutulmas› oldukça düflündürücüdür. Hükümet bir pamuk üretim ve de¤erlendirme stratejisi oluflturmak için harekete geçmelidir. Aksi taktirde pamukta tamamen d›fla ba¤›ml› hale gelece¤iz” denildi. Mardin Ziraat Odas› Baflkan› Mustafa Aken ise konuyla ilgili bir aç›klama yaparak “Pamuk fiyatlar› 1.200 bin liran›n üzerinde olmas› gerekirken 1. a¤›z pamu¤un fiyat› 600 bin liraya düfltü. Ayr›ca köylünün bir k›sm›

iflçilik paras› bulamad›¤› için ürününü toplayamad›. Kimisi geç kald›, ya¤mur yedi. Pamukta elyaf kaybedilince kalite düfler. ‹flte bütün bu nedenlerle büyük bir ma¤duriyet oldu” dedi. Aken ayr›ca Türkiye’ye d›flar›dan pamuk ithal edildi¤ine dikkat çekerek “ithal pamu¤un önemli bir bölümü Yunanistan’dan al›nmaktad›r. Teslim fiyat› 720 bin lirad›r. Fiyat›n bu kadar düflük olmas›n›n nedeni ise Yunanistan’›n kendi köylüsüne sundu¤u destektir. Yunanistan kendi köylüsüne kilo bafl›na 65 cent prim öderken, Türkiye ise 5 cent ödüyor. Biz bunun üzerine aya¤a kalkt›k. Durumu Meclis gündemine tafl›d›k. Hükümet bu giriflimler üzerine verdi¤i deste¤i 190 bin liraya ç›kard›. Ancak bu da durumu kurtarmamaktad›r. Verilen destek en az 450 bin lira olmal›d›r. Aksi taktirde GAP’taki tar›m ve üreticinin gelece¤i s›k›nt›ya girecektir” dedi. (Mersin)

t› sat›fl fark› yok. Bugün kurdu¤umuz birli¤in amaçlar›ndan biri de organik bal üretiminde sertifika sorununu çözmek ve üretimini yapmakt›r. Organik bal üretimi çok zor, ilaç kullanm›yorsun, mumunu kullan›rken hiçbir katk› maddesi katm›yorsun, her türlü üretimi katk›s›z oldu¤u için maliyeti yüksek, demin de bahsetti¤im gibi özel firmayla sertifika sorunu yafl›yorsun. Bu sorunlar› aflmak için de çal›flmalar›m›z olacak. -Yetkin Karamollao¤lu (Terme Ziraat Odas› Baflkan›): Ar›c›lar›n ne kadar ürün yetifltirecekleri, ne kadar ürün sa¤layacaklar› sorular›na yan›t arad›k. Biz burada soya, çeltik gibi birlik çal›flmalar› yaparken karfl›m›za ar›c›lar ç›kt›. Ar›c›lar dediler ki “Biz Samsun Ar›c›lar Birli¤i’ne üyeydik. Biz gezginci ar›c› oldu¤umuz için bize verilen belgelerin rant sa¤lamak için al›nd›¤›n› gördük, çünkü 600 milyon civar›nda bizden belge paras› isteniyor.” Düflündüm Terme’de bugün ar›c›l›k yapanlar›n potansiyeli çok yüksek. 5200 say›l› yasaya dayanarak üreticilerimizin gönüllülük içerisinde birlikte çal›flmalar›na katk›da bulunduk. Birli¤i kurmak için bakanl›kla temasa geçtik. Gönüllü olan arkadafllar›m›zla Ankara’ya gittik. Ankara’da bask› gördük, imzalamak istemediler. ‹lk olarak Türkiye’de Organik Tar›m› kurmufltuk. Bal Üreticileri Derne¤i’ni ikinci olarak kurduk. fiimdi de Çeltik Üreticileri Birli¤i’ni kuruyoruz. Neticede birli¤imizi kurduk çiftçilerimizin önünün aç›laca¤›na, gerçekten ar›c›l›kla ilgili çal›flmalar›n› rahat ve gönüllülük içeriside yapacaklar›na inan›yorum. (Samsun)

MERS‹NL‹ NARENC‹YE ÜRET‹C‹LER‹ ZORDA

Aral›k ay›nda yaflanan don olay›n›n ard›ndan Türkiye’de narenciyeye talep olmamas› Mersinli narenciye üreticilerini zora soktu. Ürünlerini istedikleri fiyat›n oldukça alt›nda bile elden ç›kartamayan üreticiler portakal›n kilosunu 2.5 Yeni Kurufl’a dahi zor satt›klar›n› belirtiyorlar. Kesim zaman› geçen portakallar donarak yere düfltükleri için ekonomik olarak da de¤er kaybediyor. Kesimlerin don nedeni ile zaman›nda yap›lamamas› ayn› zamanda gelecek y›llar aç›s›ndan da verimi azaltaca¤› için köylüleri etkiliyor. Çok say›da köylünün ürününün dal›nda kald›¤›n› ya da donarak yere düfltü¤ünü belirten Mersin Ziraat Odas› Baflkan› Salim Olgun “Mart ay›na kadar daldaki portakallar sat›lmazsa köylünün bir y›ll›k eme¤i bofla gidecek” dedi. (Mersin)


8

25 Şubat-10 Mart 2005

16

Albay Nam›k Dursun taraf›ndan tehdit edilen Av. Hüseyin Aygün:

“HEDEF ALINAN TUNCEL‹ HALKIDIR”

Tehdit edilen muhtarlar, göçe zorlanan köylüler, kurflunlanan insanlar, iflkence edilmifl gerilla cesetleri… Bunlar son süreçte Dersim’de s›kça karfl›laflt›¤›m›z olaylar. Dersim’de göreve bafllad›¤›ndan bu yana hakk›nda birçok flikayet dilekçesi verilen Tunceli ‹l Jandarma Alay Komutan› Albay Nam›k Dursun son olarak geçti¤imiz günlerde Tunceli eski Baro Baflkanlar›ndan Avukat Hüseyin Aygün’ü tehdit etti. Konuyla ilgili 14 fiubat 2005 tarihinde ‹HD Elaz›¤ fiubesi’nde bir bas›n aç›klamas› yapan Aygün; “Tunceli ‹l Jandarma Alay Komutan› K›demli Kurmay Albay Nam›k Dursun, geçti¤imiz hafta içerisinde mesle¤ime ve kiflili¤ime yönelik hakaret, tehdit ve flantaja varan bir tak›m hukuksuz giriflimlerde bulunmufltur. 3 fiubat 2005 günü bir yak›n›m›n çal›flt›¤› iflyerine giden Alay Komutan› benimle ilgili ‘vatan haini’, ‘devlet düflman›’, ‘her tafl›n alt›ndan o ç›k›yor’, ‘onu fiziken ortadan kald›rmayaca¤›z ama k›sa bir zamanda öyle bir itibars›zlaflt›raca¤›z ki göreceksiniz’ gibi a¤›r, haks›z ve mesnetsiz ifadeler kullanm›flt›r. Söz konusu olay üzerine konuflmak için makam›n› arayarak randevu talebinde bulundum. 7 fiubat

2005 günü saat 12:00’de makam›nda beni kabul ettiler. Alay Komutan› görüflmemizde özetle bana flunlar› söyledi: ‘Seni iyi tan›yoruz, her tafl›n alt›nda sen vars›n, bizim kurumumuz yönünden imaj›n çok olumsuz. Senin ailen çok iyi, ama sen niye böylesin, her olayda karfl›m›za ç›kma, tamam mesle¤ini yap›yorsun ama art›k yapma. Yeter b›rak baflkalar› yaps›n’. Bunun üzerine ben kendilerine; mesle¤imi en iyi flekilde yapt›¤›m›, mesle¤imi sorgulamaya hakk› olmad›¤›n›, yapt›¤›m her iflin yasal oldu¤unu, e¤er bir suç varsa yetkisini kullanmas› gerekti¤ini belirttim ve makam›ndan ayr›ld›m. Alay Komutan› 11 fiubat 2005 günü sabah Tunceli çarfl› merkezindeki avukatl›k yaz›haneme 3 sivil giyimli jandarma personelini göndererek ‘tekrar görüflmek istedi¤ini’ iletti. Ben sebebini sormak için kendisini telefonla arad›m, ama ulaflamad›m. Ö¤leden sonra saat 15:00 sular›nda makam›ndan beni arayan Alay Komutan› ‘senin hakk›nda sa¤lam delillere dayanan bir çal›flma elimizde bekliyor. Bu defa kurtulamazs›n, mesle¤ini kaybedeceksin, bu belgeleri Savc›l›¤a vermek konusunda tereddüt içerisindeyiz, e¤er bizi dinlersen seninle anlaflabiliriz’ di-

Gülsuyu’nda Dostluk ve Dayan›flma Gecesi 18 fiubat 2005 tarihinde Gülensu Mahallesi’nde bulunun Gülsuyu ve Gülensuyu Güzellefltirme Derne¤i “Dostluk ve Dayan›flma” bafll›¤›yla bir gece düzenledi. Aç›l›fl konuflmas›n› yapan Dernek Baflkan› Ali R›za Y›ld›z; “dünyada emperyalistlerin Irak, Afganistan iflgalleri ülkemizde ise sistemin emekçilere dayatm›fl oldu¤u özellefltirme politikalar› ile halklara yap›lan sald›r›lar, artarak devam etmektedir. Mahallemiz de bu sald›r›lardan nasibini alm›flt›r. Mahallemizde gündeme gelen y›k›mlar ile mahallemiz sermayeye peflkefl çekilmeye çal›fl›lmaktad›r. Bugün itibariyle herhangi bir sald›r› olmamas› bundan sonra da herhangi bir sald›r› olmayaca¤› anlam›n› tafl›mamaktad›r. Büyükflehir Belediyesi’ne açm›fl oldu¤umuz dava halen duruflma aflamas›ndad›r. Biz bu

iflin peflini kolay kolay b›rakmayaca¤›z. Bunun için bütün halk›m›z›n bizimle omuz omuza vermesini istiyoruz. Bizim bu derne¤i kurma amac›m›z Gülsuyu ve Gülensu halk›n› bir araya getirmek ve ortak sorunlar›m›za çözüm bulabilmektir. Biz fluna inan›yoruz örgütlü bir halk› hiçbir güç y›kamaz” dedi. Y›ld›z’›n konuflmas›ndan sonra geceyi selamlayan Partizan, ‹flçi-Köylü Gazetesi, YDG, Tohum Kültür Merkezi, Devrimci Demokrasi Gazetesi, DHP, HÖC, ESP, Gülsuyu ‹flçiköylü okurlar›, Çorum Mecitözü Yard›mlaflma ve Dayan›flma Derne¤i ve Emek Gençli¤i’nin mesajlar› okundu. Gecede; Erdal Erzincan, Hüseyin Baflaran, Özcan Türe, Hasan Karayol, Dursun Beydilli, Engin Ayd›n gibi sanatç›lar sahne ald›lar. (Kartal)

yerek aç›kça flantaj içeren sözler söylemifltir” dedi. Tunceli Barosu’nda iki dönem baflkanl›k yapt›¤›n›, insan haklar›, demokrasi ve özgürlükler konusundaki çal›flmalar›n›n kamuoyunun bilgisi dahilinde oldu¤unu hat›rlatan Aygün; “köylerinden sürülenlerin, haks›z gözalt›na al›nanlar›n, yarg›lananlar›n, ülkemiz için utanç verici bir DGM yarg›lamas›yla mahkum edilen ‘Nineler Çetesi’nin, y›llard›r kendilerinden bir türlü haber al›namayan ‘Mirig Kay›plar›’n›n avukat› oldum. Tunceli’de yaflanan haks›zl›klar›n ve hukuk d›fl› uygulamalar›n karfl›s›nda hukuk devletinden yana tav›r ald›m. Tunceli’deki insan haklar› ihlalleri konusunda yürüttü¤üm mesleki faaliyetler hukuka ayk›r› ve flantaja dayal› yol ve yöntemlerle engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Bu sald›r›lar›n as›l hedefi Tunceli halk›d›r…” diyerek tüm kamuoyunu Dersim’de yaflanan olaylara duyarl› olmaya ça¤›rd›.

TEPK‹LER BÜYÜYOR Av. Hüseyin Aygün’ün Nam›k Dursun taraf›ndan tehdit edilmesi üzerine 16 fiubat Sal› günü saat 12:00’de binin üzerinde kitlenin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Tunceli Barosu avukatlar›n›n cüppeleriyle kat›ld›¤› eylemde Ö¤retmenevi’nin önünden yürünerek Yeralt› Çarfl›s› üzerine gelindi. Eylemde halk›n öfkesi dikkat çekerken kitle Nam›k Dursun’un görevden al›nmas›n› ve hakk›nda dava aç›lmas› istemini dile getirdi. Aç›klamada Dersim’de yaflanan hak ihlallerinin her geçen gün boyutland›¤›na dikkat çekilirken Hüseyin Aygün’e yap›lan tehdit ve flantajlar üzerinden yap›lmak istenenin Dersim halk›n› duyars›zlaflt›rmak ve suskunluk içerisinde bo¤mak oldu¤u vurguland›. Aç›klama esnas›nda Dersim halk› imzal› “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” yaz›l› pankart aç›l›rken “Dersim onurdur, onuruna sahip ç›k” vb. sloganlar at›ld›. (Malatya)

Dersim’de yaflanan bask›lara son verilsin!

Tunceli Barosu eski baflkan› Hüseyin Aygün’ün Albay Nam›k Dursun taraf›ndan tehdit edilmesini protesto etmek için aralar›nda Kocaeli Tunceliler Derne¤i, Tunceliler Kültür ve Dayan›flma Derne¤i, Gebze Tunceliler Derne¤i, Munzur Çevre Derne¤i, Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Kad›köy fiubesi’nin de bulundu¤u dernekler taraf›ndan 19 fiubat 2005 tarihinde Kad›köy Atatürk Park›’nda bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. “Hüseyin Aygün yaln›z de¤ildir”

pankart› açan grup ad›na aç›klamay› okuyan Kocaeli Tuncelililer Derne¤i Baflkan› Ruhi Çelik, Albay Nam›k Dursun’un Dersim halk›na yönelik bask› ve tehditlerinin giderek artt›¤›na dikkat çektikten sonra; “Nam›k Dursun bu kez de Tunceli Barosu eski baflkan› Hüseyin Aygün’ü ölümle tehdit ederek Dersim halk›nda büyük öfke uyand›rm›flt›r. Dersimliler bu yöntemlere yabanc› de¤il ve buna boyun e¤meyecektir. Dursun’un icraatlar› devletin Dersim halk›na yaklafl›m›n›n somut ifadesidir. Devletin ve hükümetin bask›lardan vazgeçmesini ve Albay Nam›k Dursun’un a盤a al›narak yarg›lanmas›n› istiyoruz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan “Dersim direndi, direnecek”, “Hüseyin Aygün yaln›z de¤ildir” vb. sloganlar atan grup, alk›fllarla da¤›ld›. (Kartal)

Ö¤retmenin “Cinayet” gibi ölümü A‹HM yolunda! Burdur’un Alt›nyayla ilçesinde sözleflmeli olarak görev yapan ö¤retmen Sevim Bak›r, SSK’da 90 iflgününü doldurmad›¤› için çal›flt›¤› okuldan sevk ka¤›d› alamamas› üzerine a¤›rlaflarak hayat›n› kaybetti. E¤itim-Sen Burdur fiubesi, Sevim Bak›r’›n ihmal sonucu yaflam›n› yitirmesi olay›n› A‹HM’e tafl›yaca¤›n› dile getirdi. Burdur’un Alt›nyayla ilçesinde Alt›nyayla ‹lkö¤retim Okulu’nun Anaokul k›sm›nda usta e¤itimci kadrosunda sözleflmeli olarak görev yapan ö¤retmen Sevim Bak›r’›n ölümüne tepkiler her geçen gün art›yor. E¤itim-Sen Genel Baflkan› Ala-

addin Dinçer yapt›¤› aç›klamada 21. Yüzy›lda böylesi bir sa¤l›k skandal›n›n ancak “cinayet” olarak aç›klanabilece¤ini belirtirken, Sevim Bak›r gibi anlaflmal› olarak çal›flan binlerce ö¤retmenin oldu¤unu, daha önceleri ikaz etmelerine ra¤men Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n hiçbir önlem almad›¤›n› ve sonuçta cinayetleri aratmayacak bu tür olaylar›n yafland›¤›n› belirtti. Dinçer, Sevim Bak›r’›n ölümünü ilk olarak ailesinin yarg›ya tafl›mas›n› bekleyeceklerini, e¤er bir sonuç al›nmazsa, E¤itim-Sen olarak “cinayeti” kendileri dava konusu yapacaklar›n› dile getirdi. (‹zmir)


9

16

25 Şubat-10 Mart 2005

Gazi Mahallesi’nde çeteleflmeye karfl› örgütlü mücadeleye!

Gazi Mahallesi’nde uyuflturucu, fuhufl, çeteleflme ve yozlaflman›n yo¤un olarak yafland›¤› bir süreçte; devrimci ve demokrat çevreler bu soruna karfl› mücadele etmek için Gazi Halk Platformu oluflturdular. Yaklafl›k 1 ayd›r çal›flmalar›n› etkili bir flekilde sürdüren platform, son olarak bildiri ve afifl çal›flmalar›yla eylemler örgütlüyor. 19 fiubat 2005 tarihinde yap›lacak

olan yürüyüfl nedeniyle Platform’dan 5’er kiflilik gruplar oluflturuldu. Gazi Mahallesi’nde evlere, esnaflara ve halk›n yo¤un olarak bulundu¤u k›raathanelere giderek mahallenin sorunlar›n› anlatan gruplar bu sorunlara karfl› duyarl› olunmas› gerekti¤inin alt›n› çizerek, bildiri da¤›t›m› yapt›lar. Devrimci ve demokrat çevrelerin bir araya gelerek mahalle sorunlar›na karfl› ortak hareket etme karar› almas› üzerine yap›lan çal›flmalar halk›n olumlu tepkileriyle karfl›lan›rken, kimi zaman eylemlere alk›fllarla destek verildi. 19 fiubat 2005 tarihinde Gazi Cemevi önünde toplanan Al›nteri, Mücadele Birli¤i Platformu, DHP, ESP, DEHAP, TÖP

ve Partizan’›n oluflturdu¤u Gazi Halk Platformu, Gazi Mahallesi’nde sistemli bir biçimde yayg›nlaflt›r›lan uyuflturucu, fuhufl ve çeteleflmeyi protesto ederek mahalle halk›n› sistemin dayatm›fl oldu¤u bu yoz kültüre karfl› durmaya ça¤›rd›. Gazi Cemevi önünden “Uyuflturucuya, çeteleflmeye, fuhufla, yozlaflmaya ve yabanc›laflmaya karfl› mücadelede birleflelim” pankart›n› açarak yürüyüfle geçen yaklafl›k 250 kiflilik kitle yol boyunca “Polis çete iflbirli¤ine karfl› mücadeleye”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “SEKA iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Yaflas›n halklar›n örgütlü mücadelesi”, “Halk›m›z saflara hesap sormaya” vb. sloganlar›n› att›. ‹smetpafla Caddesi’nden bafllayarak Gazi Dörtyol’a do¤ru yürüyüfle geçen kitleye mahalle halk›n›n da yo¤un ilgi gösterdi¤i görüldü. Yap›lan aç›klamada 12 Mart 1995’te yaflanan Gazi Mahallesi katliam› sonras›nda artan çeteleflme, uyuflturucu, fuhufl ve yozlaflt›rma sald›r›-

lar›yla devrimcilerin örgütlenmesinin bitirilmeye çal›fl›ld›¤›na dikkat çekildi. Aç›klamay› yapan Bar›fl Gönül, son bir ay içerisinde mahallede yaflanan cinayet olaylar›n›n devlet eliyle çetelere yapt›r›ld›¤›n› belirterek halka “Sistemin yaratm›fl oldu¤u sorunlar› ne sistem ne de yasalar› çözer. Çünkü; sistem ve yasalar› ezilen emekçi halklar›n de¤il ezenlerin sistemi ve yasalar›d›r. Mahallemiz özgülünde de sistem taraf›ndan bilinçli ve örgütlü bir flekilde yayg›nlaflt›r›lan uyuflturucu, fuhufl, çete cinayetleri sorununun çözümü sistem ya da yasalar›nda de¤ildir” fleklinde seslenerek çözümün mahalle halk›n›n kendi ellerinde oldu¤unu ifade etti. Yine önceki gün platformun yapaca¤› eylemler için bildiri da¤›t›m› yaparken Mücadele Birli¤i okuru Mazlum Yürüklü adl› bir gencin iki sivil araç taraf›ndan ara sokaklarda s›k›flt›r›larak gözalt›na al›nmas›n› protesto eden kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan›n› att›. (‹stanbul)

Ankara’da devrim ve komünizm flehitleri coflkuyla an›ld› 13 fiubat 2005 tarihinde saat 14:00’te D‹SK Genel-‹fl Sendikas› Toplant› Salonu’nda bir araya gelen Partizan okurlar› yapt›klar› etkinlik ile devrim ve komünizm flehitlerini and›. Salona “Komünizm ve devrim flehitleri ölümsüzdür-Partizan” yaz›l› pankart, Partizan ve YDG flamalar›n›n yan›s›ra komünizm ve devrim flehitlerinin resimleri as›ld›. Etkinlik ölümsüzleflen devrimciler ve komünistler için yap›lan sayg› duruflu ile bafllat›ld›. Sayg› duruflunda “Vartinik” fliiri okundu ve “Kazan›lacaksa devrim” slogan› at›ld›. Etkinlik Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri’nin haz›rlad›¤› “Umudun Atefl Toplar›” adl› sinevizyonun gösterilmesiyle devam etti. Sinevizyon alk›fllar eflli¤inde izlenirken, günün anlam ve önemine de¤inen konuflmay› Partizan ad›na Erdinç Özbay yapt›. Özbay, emperyalist sald›rganl›¤a ve komprador patron-a¤alar›n

sald›r›lar›na de¤inerek flehitlerin kavgadaki önemine de¤indi. Kavga kaçk›nl›¤›n›n teorilefltirildi¤i flu günlerde Halk Savafl›n›n, s›n›f mücadelesinin önemine de vurgu yapan Özbay “yoldafllar›m›z›n akan her damla kan› devrimin daha yak›nlaflmas›ysa, o zaman omuz verelim Halk Savafl›’na ve daha s›k› sar›lal›m güne, yar›n› k›z›llaflt›ral›m” sözleriyle konuflmas›n› bitirdi. Özbay’›n konuflmas›n›n ard›ndan Ankara Devrim Tiyatrolar›’n›n haz›rlad›¤› tecrit ve ölüm oruçlar›n› konu alan oyun sergilendi. Tiyatro gösteriminin ard›ndan k›sa bir ara verilen etkinlik, Sultan Ana’n›n konuflmas›yla devam etti. Proletarya Partisi’nin flehitlerinden Özgür Kemal Karabulut’un annesi Sultan Ana “herkesi flehitlerin bayra¤›n› tafl›maya, duyarl› olmaya ça¤›r›yorum” dedi. Etkinlik YDG ve DHP’nin ortak haz›rlad›¤› müzik dinletisiyle sürerken, yine

‹zmir’de gecekondu y›k›mlar› bafll›yor! ‹zmir’de emekçi halk›n yo¤un yaflad›¤› semtlerin biri olan Limontepe’de y›k›mlar için ilk tebligatlar gecekondu sahiplerinin baz›lar›na gönderdi. Geçti¤imiz günlerde Konak Belediyesi Baflkan› Muzaffer Tunça¤’›n talimat›yla baflta Limontepe olmak üzere Gültepe, Gürçeflme ve Eski ‹zmir gibi emekçi halk›n yo¤un olarak yaflad›¤› semtlerdeki baz› gecekondu sahiplerine y›k›ma dair tebligat gönderildi. Sebep; iflçi ve emekçi halk›n yaflad›¤› ülkemizin di¤er illerindeki gecekondular gibi bu bölgeleri boflaltmak ve sözde yeflil alan yapmak. “Yol geçecek, sa¤-

l›ks›zd›r, biz daha iyisini yapaca¤›z, iflhan›, toplu konut” gibi aldatmacalarla y›k›lan yerlere yenileri eklenmek isteniyor. Limontepe Mahallesi’ne dayat›lan y›k›m sebepleri de farkl› de¤il. “Kent Yenileme Projesi” ad› alt›nda yap›lmak istenen gecekondular›n y›k›m›d›r. Genellikle T. Kürdistan›’ndan zorla göç ettirilmifl, köyleri yak›lm›fl ve devletin zoru ile gelen halk taraf›ndan derme çatma yap›lan evler flimdi devlet taraf›ndan y›k›lmak isteniyor. Mahalle halk›n›n endifleli bekleyifli sürüyor. Hepsinin a¤z›ndan ç›kan son söz ise “evlerimizi y›kt›rmayaca¤›z” oluyor. (‹zmir)

YDG’nin haz›rlad›¤› fliir dinletisi de ilgiyle izlendi. Son olarak sahneye gelen bir YDG’linin Emekçi’den söyledi¤i marfllarla etkinlik sona erdi. Etkinli¤e DHP, ESP, SGD, Al›nteri, Odak, Genç

Direniflçi, Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri, ‹stanbul, Ankara, ‹zmir YDG ve ‹zmir ‹flçi-köylü ve Partizan okurlar› da mesajlar›n› iletti. Coflkulu geçen etkinlik be¤eniyle izlendi. (Ankara)

YDG Tuzla’da panel yapt› Emperyalist sald›rganl›¤›n her geçen gün artt›¤›, bununla birlikte semtlerde yayg›nlaflan yozlaflma ve uyuflturucuyla birlikte halk gençli¤ini apolitiklefltirme politikalar›na karfl› 13 fiubat Pazar günü YDG Tuzla Deri-‹fl Sendikas›’nda “Uyuflturucu ve yozlaflmaya hay›r” konulu bir etkinlik düzenledi. ‹lk olarak aç›l›fl konuflmas›yla bafllayan etkinlikte; “emperyalistlerin azg›nca halklara sald›r›lar› sürmekte bununla birlikte uflaklar› da semtlerimizde,okullar›m›zda kendi elleriyle uyuflturucu maddelerini gençlerimize satarak gençli¤i yozlaflt›rarak, araflt›rmayan, sorgulamayan bir gençlik yaratmak amac›yla sald›rmaktad›r. Biz YDG olarak buna karfl› örgütlü gücümüzü kullanarak bunun önüne geçece¤iz” denildi. Ülkemiz ve dünya devrim flehitleri için 1 dakikal›k sayg›

duruflunda bulunan kitle taraf›ndan hep birlikte “Vartinik’te bir köm” fliiri okundu. Ard›ndan Koma Afat etkinli¤e Kürtçe müzikleriyle kat›larak desteklerini sundu. Koma Afat’›n ard›ndan söylefliye geçildi. Söylefliye kat›lan sa¤l›k emekçisi uyuflturucunun tan›m›n› ve etkilerini anlatt›ktan sonra 80 öncesi gençlik hareketlerini ve flu andaki gençlik hareketlerini anlatarak; “gençli¤in yozlaflmas›ndaki en büyük etken sistemin ta kendisidir” dedikten sonra sözü YDG’li panelist ald›. YDG’li panelist semtlerde geliflen yozlaflmay› ve buna karfl› YDG’nin yapmas› gerekenleri anlatt›ktan sonra; “çözüm örgütlü mücadele ederek sistemin oyunlar›n› bofla ç›karmaktad›r” dedi. Soru cevap fleklinde devam eden etkinli¤in son bölümünde Haflim Düzgün’ün söyledi¤i türkülerle etkinlik sona erdi. (Kartal)


10

25 Şubat-10 Mart 2005

16

“Tecrit kald›r›ls›n, hasta tutsaklar serbest b›rak›ls›n!”

Bir süre önce TUYAB taraf›ndan ‘Tecrit kald›r›ls›n, hasta tutsaklara özgürlük’ slogan›yla bafllat›lan çal›flma ile ilgili TUYAB çal›flanlar›ndan Semiha K›rkoç’tan görüfl ald›k. En küçük burjuva demokratik hak taleplerinin bile faflist yöntemlerle bast›r›lmaya çal›fl›ld›¤› yar›-feodal bir co¤rafyada yafl›yoruz. Öyle ki ülkemizde insan gibi yaflamak için sistemle yaflam›n hür aç›l›m›nda mücadele etmek gibi bir gerçeklik ile yüzyüzeyiz. Harçlar›n miktar› fazla diyen ö¤renciler, bal›k istifi yolculuk eden halk, kabaran faturalarla bo¤uflan aile büyükleri, asgari ücretle 12 saat çal›flan iflçiler bu gerçekli¤in belli bafll› görüntüleri. Bizler ise hapishanelerde y›llarca bu gerçekli¤in baflka bir boyutu ile yüzlefltik ve mücadele ettik. Devletin 19 Aral›k 2000 tarihinde gerçeklefltirdi¤i katliam ile devrimci tutsaklar› 1 ve 3 kiflilik hücrelere atarak birbirinden yal›tmalar› aralar›ndaki dayan›flma ve paylafl›m› engelleme çabalar› yani

tecrit esasta tüm duyarl›-muhalif insanlar›m›za dönük bir sald›r› idi. Söylemde bunu her duyarl› kesim kabul ederken pratikte tüm topluma dönük bu sald›r›y› baflta devrimci tutsaklar Ölüm Orucu direnifli ile biz aileler ise eylemin sahiplenicisi ve savunucu olarak karfl›lad›k ve tecrit sistemine geçifli engelledik. Devrimci tutsaklara dayat›lan teslimiyet ve Ölüm Orucu ile püskürtülen tecrit ise devletin istedi¤i biçimiyle uygulanamad›. Her engele ra¤men devrimci tutsaklar aras›ndaki dayan›flma, örgütlülük k›r›lamad›. Devlet bu çaresizli¤ini Yeni ‹nfaz Yasas› ile belgeledi. Yeni ‹nfaz Yasas› devletin aczinin belgesidir. Toplama kamplar›n›n anlay›fl›na denk düflen uygulamay› içeren yasa, tecritin derinlefltirilmesini ve teslimiyeti hedefleyen bir yasad›r. F tipi hapishanelerde henüz yürürlü¤e girmeden, iç yönetmelik kapsam›nda uygulanmaya bafllayan yasa gösteriyor ki, devrimci tutsaklar›n fizikle birlikte psikolojik imhas›n› getirmektedir: Tutsaklar›n önemli bir bölümü Ölüm Orucu direnifli sürecinde 399’uncu madde kapsam›nda di¤er bir k›sm› ise yeni TCK kapsam›nda tahliye edilmifltir. Devlet bu somut durumu hücrelerin aralar›na adli tutsaklar› yerlefltirerek veya 1-2 hücreyi bofl b›rakarak tutsaklar aras›ndaki örgütlülü¤ü, dayan›flmay› k›rman›n koflulu haline getirmifltir. Tecrit zaten bafll› bafl›na fiziki ve psikolojik imhay› hedefleyen iflkencedir, bu durum ise iflkencenin dozaj›n›n art›r›lmas› anlam›na gelmektedir. Fiziki imha ise, kendini daha çok hasta tutsaklar›n tedavilerinin engellenmesinde göstermektedir. Ölüm Orucu direnifli

F T‹P‹ ‹fiKENCE KANDIRA’DA DEVAM ED‹YOR! Ülkemiz hapishaneleri, sistemin kanayan yaras› olmaya devam ediyor. Sistem taraf›ndan devrimci, demokrat ve yurtseverleri teslim almaya ve onlar› “ehlilefltirme”, “topluma kazand›rma” ad› alt›nda dayat›lan bask› ve iflkence politikalar›na karfl› tutsaklar onurlar›n› korumak için düflüncelerinden taviz vermeden direnifllerini sürdürüyorlar. Egemen sistem tutsaklar› F tipi hapishanelerinde tutmas›na ra¤men, onlara yap›lan iflkencelerin derecesini art›rarak devam ettiriyor. Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde bulunan T‹KB dava tutsa¤› Nuri Akal›n, tutukland›¤› s›rada hayalar›n›n s›k›lmas›ndan dolay› idrar yollar›ndaki damarlarda daralma meydana gelmesinden dolay› tedavisi 7 y›l geciktirildikten sonra ailesine haber verilmeden yap›ld›. Ameliyat› yap›ld›ktan sonra ailesi Kocaeli Devlet Hastanesi’ne refakatçi olarak ça¤r›ld›. Refakatçi olarak hastaneye ça¤r›lan Akal›n ailesi çocuklar›yla sadece 15 dakika görüfltürülebildi. Aile hastanedeki bekleyifllerini devam ettiriyor. Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde olumsuzluklar bununla da s›n›rl› de¤il. Tutsak yak›nlar› hapishanedeki yak›nlar›yla yapm›fl olduklar› görüflmelerde, tutsaklar›n yaflam›fl olduklar› s›k›nt›lar› bize ilettiler. Ald›¤›m›z bilgilere göre, tutsaklar iki haftad›r sular›n›n akmad›¤›n› ve ko¤ufllar› la¤›m farelerinin bast›¤›n›, geceleri farelerin sald›r›lar›na u¤rama tedirginli¤inden kaynakl› uyuyamad›klar›n› dile getirmifller ve hapishane yönetiminin hiçbir tedbir almad›¤›n› ailelerine iletmifllerdir. (Kartal)

sonras› Adli T›p taraf›ndan pek çok direniflçiye W. Korsakoff tan›s› konmufl ancak t›p otoritelerince hastan›n ‘ömür boyu iyileflmesi mümkün de¤il’ dedikleri bu hastal›¤a Adli T›p doktorlar› 6 ay sonra sa¤lam raporu vererek intikamc› bir mant›kla tutsaklar›n tahliyesini engellemifltir. Öyle ki bir meslek örgütü olan TTB’nin W. Korsakoff hastas› hükümlüler hakk›nda çeliflkili raporlar düzenleyen Adli T›p Kurumu doktorlar› hakk›nda ‹TO taraf›ndan verilen 1’er ay meslekten al›koyma cezas›n› onamas› bu intikamc› mant›¤› sergileyen bir örnektir. Ayr›ca tecrit iflkencesi sonucunda oluflan ve hapisanede durumu kalmaya uygun olmayan onlarca tutsak hastal›klar› tespit edildi¤i halde sessiz bir katliam› yaflamaktad›rlar. Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde Salih Sevinel isimli tutsaktan sonra Sincan F Tipi Hapishanesi’nde Tahsin Korkmaz isimli adli bir tutsak mide kanamas› geçirdi¤i için revire kald›r›lm›fl, revirde bulunan pratisyen doktor taraf›ndan a¤r› kesici i¤ne yap›larak hücresine geri gönderilmifl ve ölüm sebebi kalp krizi olarak kay›tlara geçmifltir. Sistemin iç yüzünü en iyi gördü¤ümüz yerler olan hapisaneler gerçe¤ini y›llard›r yaflayan biz aileler, esasta tecritin kald›r›larak Yeni ‹nfaz Yasas›’n›n iptal edilmesinin dillendirilmesi ve bunun için mücadele edilmesi gerekse de hapishanelerde sessiz katliama ortak olmamak için, hasta tutsaklar›n tahliye edilmesini tüm duyarl› demokrat kamuoyunun sorunu olarak görüyor, bu toplumsal sorumlulu¤un yaln›z aileler boyutu ile sahiplenilmesinin afl›lmas› gerekti¤ini ifade ediyoruz.

TBMM ‹nsan Haklar›n› ‹zleme Komisyonu gibi devletin kurumlar› bizim muhatab›m›z olamaz. Buca, Ümraniye, Diyarbak›r, Ulucanlar ve 19 Aral›k katliamlar›n›n sorumlular›, Türkiye ve T. Kürdistan›’ndaki hak ihlallerini araflt›ran pozunda sahte demokrasicilik oyunu oynayanlard›r. E¤er hapishanelerle ilgili, toplu mezarlarla ilgili bir muhatap aran›yorsa ve bu konular araflt›r›lacaksa araflt›ran-hesap soranlar da bedel ödeyenler de olacakt›r. Bu nedenle bizler devletin kurumlar›n›n de¤il devrimci ve demokrat duyarl› kamuoyunun genelde tecrit özelde hasta tutsaklarla ilgili bafllatt›¤›m›z çal›flmaya güç vermesini istiyoruz. Çal›flman›n hedefi hasta tutsaklar›n hastal›klar›n›n ba¤›ms›z t›p otoritelerince tespit edilip serbest b›rak›lmalar›. fiimdiye kadar bu çal›flma kapsam›nda yapt›klar›m›z ise flunlar: - Kamuoyu oluflturmak amac›yla bas›n bürolar›na ziyaret, - TTB, SES gibi sa¤l›k kurumlar›na ziyaret, - ÇHD ile görüflülmesi, - Tüm di¤er tutuklu, hükümlü aile kurumlar›na çal›flmay› birlikte yürütmek üzere ça¤r› yap›lmas›. Önümüzdeki dönem yapacaklar›m›z ise: - ‹mza kampanyas› bafllatmak, - Ailelerle Adalet Bakanl›¤›’na gitmek, - Çal›flmaya adli tutsak yak›nlar›n› katmak, - Ayd›n-sanatç›, yazarlara duyarl›l›k ça¤r›s› yapmak ve bu çal›flmay› alabildi¤ine yayg›nlaflt›rmakt›r. (H. Merkezi)

HÖC’lülere polisten gaz bombal› sald›r›

“DHKP-C operasyonu” fleklinde kamuoyuna yans›t›lan komplo davas›n›n 2. duruflmas› 11 fiubat 2005 tarihinde yap›ld›. 23 tutuklu 17 tutuksuz san›¤›n haz›r bulundu¤u davaya Danimarka’dan ‹nsan Haklar› Heyeti de kat›ld›. Duruflmay› izlemek için gelen Avusturyal› Sandra Bakutuz ise havaalan›nda gözalt›na al›nd›ktan sonra tutuklanarak Gebze Hapishanesi’ne konuldu. 12. A¤›r Ceza Mahkemesi (Befliktafl Adliyesi)’nde görülen duruflmada yarg›lananlar›n avukatlar› davan›n hukuksuzlu¤unu ve sahte belgelere dayand›¤›n› belirte-

rek, hukuk kurallar›na göre de¤erlendirme yap›lmas›n› istediler. Avukat Bahri Bayram Belen 12 Kas›m 2004’te mahkemeye delil olarak sunulan disket ve malzemelerin hukuka ayk›r› bir flekilde toplan›p polis belgelerine dayand›r›ld›¤›n› belirtti. Mahkeme heyetince incelenen bu ‘delil’lerin numaraland›r›lmad›¤›n› ve mühürlenmedi¤ini belirtip, “Bu belgeler üzerinde her zaman de¤ifliklik yap›labilir” dedi. Avukat Taylan Tanay ise, 23 tutuklu san›¤›n hakk›ndaki delil durumunun 17 tutuksuz san›kla ayn› oldu¤unu belirtip tahliye edil-

meyen 23 san›¤›n tutuklulu¤unun anlams›zl›¤›n› ifade etti. Tanay “tutuklu san›klar›n di¤erleriyle delil durumlar› ayn›d›r. Ancak niye tahliye edilmediklerini anlam›fl de¤ilim” dedi. San›k avukat Behiç Aflç› da delil olarak sunulan disketlerin ortada olmad›¤›n› aç›klad›. Mahkeme heyeti eksikliklerin giderilmesi ve davan›n incelenmesi için duruflmay› 16 May›s 2005’e erteledi. Tutuklu san›klardan H›d›r Gül, Kenan Ustabafl›, Yeliz K›l›ç, Aygün Kumru ve Kemal Delen tahliye edildi. 1 Nisan komplosuyla tutuklananlar›n tahliye edilmesini isteyen HÖC’lüler duruflma devam ederken “Sahte belgelerle tutuklananlar serbest b›rak›ls›n” pankart› açarak adliye önünde eylem yapt›. Polis “Adalet istiyoruz” fleklinde slogan atan kitleye coplar ve gaz bombalar›yla sald›rd›. Eylemde çok say›da kifli çevik kuvvet polislerinin sald›r›s›yla yaraland›. Yaral›lar›n bir bölümü fiiflli Etfal Hastanesi’nde tedavi edildi. Ayn› gün tekrar Adliye önünde toplanan kitle sald›r›y› protesto etti. (‹stanbul)


11

16

25 Şubat-10 Mart 2005

“fiehitlerimizi savaflarak an›yoruz, anarak savafl›yoruz” Parti ve devrim flehitlerini anmak için 1 May›s Mahallesi’nde bomba süsü verilmifl pankart asan TKP/ML militanlar› yapt›klar› aç›klamada; “fiehitlerimiz devrimimizin mihenk tafllar›d›r. Onlar devrime uzanan k›z›l güzergahta pusulam›z, MLM bilimiyle yolumuzu ayd›nlatan birer fenerdir. Düflmanla hesaplaflman›n, bedel ödemenin, bedel ödetmenin en yal›n, en özlü ifadesidir onlar. fiehitlerimizden ö¤renmeye devam ediyoruz. fiehitlerimizin ö¤retileriyle ilkelerimiz üzerinde yeniden aya¤a kalkman›n cüreti kuflan›p kavgaya daha bir s›k› sar›lman›n heyecan›n› yafl›yoruz. Her türden tasfiyecili¤in, teslimiyetin moda oldu¤u günümüzde flehitlerimizi anmak daha da büyük bir önem arzetmektedir” denildi. Elimize posta kanal› ile ulaflan bildiri flöyle devam ediyor; “33. kavga y›l›m›zda teslimiyetin, tasfiyecili¤in, y›lg›nl›¤›n, umars›zl›¤›n ve her türden ihanetin ba¤r›na bir hançer gibi saplanman›n, kavgay› yükseltmenin onurunu ve coflkusunu yafl›yoruz. Bizler TKP/ML T‹KKO militanlar› olarak biliyoruz ki, flehitlerimizi anmak, onlar›n u¤runa canlar›n› tereddütsüzce verdikleri kavgalar›n› sahiplenmek, savafl› yükseltmektir. Bugün flehitlerimizi savaflarak an›-

yoruz, anarak savafl›yoruz. And olsun ki dökülen her damla kan›n hesab›n› soraca¤›z. And olsun ki hiçbir halk düflman› cezas›z kalmayacakt›r. Burada bir kez daha flehitlerimize sesleniyoruz; rahat uyuyun yoldafllar. Bizlere devretti¤iniz flanl› k›z›l bayra¤›m›z› daha da yükseklere çekmeye, savafl› daha da derinleflip yo¤unlaflarak yükseltmeye devam edece¤iz. Tasfiyecilerin, teslimiyetçilerin heveslerini kursaklar›nda b›rakaca¤›z. Sizler gibi savaflaca¤›z, s›ram›z geldi¤inde sizler gibi tereddütsüz ölmesini de bilece¤iz. Bizlere b›rakt›¤›n›z o eflsiz mirasa, Partimize lay›k olmaya çal›flaca¤›z.” Aç›klamada ayr›ca Ümraniye 1 May›s Mahallesi Sa¤l›k Oca¤› yan›ndaki bofl binan›n kepenklerine bomba süsü verilmifl “Devrim ve komünizm flehitleri yafl›yor, T‹KKO savafl›yor” yaz›l› TKP/ML T‹KKO imzal› pankart ast›klar›n› belirten militanlar, “Pankart alanda uzun süre kalm›flt›r. Daha sonra düflman uzaktan fünye ile patlatarak pankart› indirmifltir. Çeteleflmenin, uyuflturucu ve fuhufl gibi halklar› çürüten karfl›-devrimci faaliyetlerin giderek belirginleflti¤i, yine düflman›n geceli-gündüzlü “akrep” denilen araçlarla fütursuzca ma-

hallede dolaflmalar›… vb. bir süreçte gerçeklefltirdi¤imiz bu eylem, hem flehitlerimizi anma hem de dolayl› ve do¤rudan karfl›-devrimci faaliyetlere kat›lanlara bir uyar›d›r. Bu uyar›lardan yeterince ders ç›karmayanlar yar›n pankartlar›n yan›ndaki

“süslerin” yerine “sis”lere katlanmak zorunda kalacakt›r” dediler. Aç›klama “Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür!”, “Yaflas›n Marksizm-Leninizm-Maoizm!” sloganlar› ile son buldu. (H. Merkezi)

And olsun ki hesap soraca¤›z! Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki bildiriyi, haber de¤eri tafl›d›¤›ndan dolay› oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. Parti ve devrim flehitlerinin hesab›n› sorma bilinciyle hareket eden TKP/ML T‹KKO militanlar›ndan eylem. Ocak ay›nda gerek dünyada gerekse ülkemiz topraklar›nda devrim ve komünizm u¤runa onlarca komünist ve devrimci flehit düflmüfltür. Partimiz TKP/ML’nin de devrim ve komünizm flehitlerini, devrimci yaflam›n her kesitinde an›lmas› gerekti¤inin ve özelde de Ocak ay›n›n son haftas›n› anma haftas› olarak kabul etmesinden dolay› 8

fiubat 2005’de bir eylem daha gerçeklefltirmifltir. Sar›gazi merkezi Atatürk büstüne “Devrim ve komünizm flehitleri yafl›yor T‹KKO savafl›yor” TKP/ML T‹KKO imzal› bomba süsü verilmifl pankart sabah 05:00 s›ralar›nda as›lm›flt›r. Pankart saat 10:00 civar›nda düflman›n bomba imha uzmanlar› taraf›ndan fünyeyle patlat›lm›flt›r. Sar›gazi halk›n›n coflkuyla karfl›lad›¤› eylem dosta umut-düflmana korku olmufltur. Devrim flehitleri ölümsüzdür! And olsun ki hiçbir flehidimizin kan› yerde kalmayacak! Yaflas›n Partimiz TKP/ML Halk Ordusu T‹KKO Gençlik örgütümüz TMLGB!

ESP’lilerden tutsaklara özgürlük eylemleri TUTUKLU GAZETEC‹LER SERBEST BIRAKILSIN! 11 fiubat Cumartesi günü saat 13:00’te Kad›köy Postanesi önünde bir araya gelen At›l›m, Dayan›flma gazetesi çal›flanlar› ile ESP’liler 7 Aral›k’ta tutuklanan gazete çal›flanlar›n›n ve ESP’lilerin serbest b›rak›lmas› için bas›n aç›klamas› yapt›lar, tutuklulara kart gönderdiler. “Burcu Gümüfl’e özgürlük”, “Veli Gürgün’e özgürlük”, “Nuray Kesik’e özgürlük” vb. dövizlerin yan›nda At›l›m gazetelerini tafl›yan kitle ad›na bas›n metnini okuyan At›l›m gazetesi Yaz›iflleri Müdürü Özgür Tektafl “Bildi¤iniz gibi 7 Aral›k’ta Yeni Ceza ‹nfaz Yasas› Meclis’te görüflülürken Meclis’e yürüyerek bir aç›klama yapmak isteyen, aralar›nda tutuklu yak›nlar›n›n

da oldu¤u ESP’lilere polis sald›rm›fl ve sald›r› sonras›nda yer yer çat›flmalar yaflanm›flt›” dedi. Tektafl, konuflmas›n›n devam›nda “tutuklu gazeteciler flahs›nda yap›lan sald›r› halk›n haber alma ve haber yapma özgürlü¤ünedir. Onlar flahs›nda söz, eylem ve örgütlenme hakk›m›z yarg›lan›yor. Herkesi 11 Mart’ta Ankara 12. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruflmaya ça¤›r›yoruz” dedi. Tektafl’›n ard›ndan Dayan›flma gazetesi ad›na bir konuflma yapan Mustafa Aslan; Dayan›flma gazetesi sahibi ve sorumlu Yaz›iflleri Müdürü Ersin Sedefo¤lu’nun da aralar›nda bulundu¤u 46 tutuklunun serbest b›rak›lmas›n› istedi. Bas›n aç›klamas› s›ras›nda “At›l›m susmad›, susmayacak”, “Sosyalist bas›n susturulamaz” vb. sloganlar at›ld›. Kitlenin tutsaklara

“KURTULUfi YOK TEK BAfiINA YA HEP BERABER YA H‹ÇB‹R‹M‹Z” ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik 12 fiubat Cumartesi günü saat 13:00’de Kemeralt› Girifli’nde aylard›r yapt›¤› eylemlerine devam etti. “Tecrite son, tutsaklara özgürlük” pankart›n› açan Birlik bileflenleri “Tek tipe, tecrite hay›r”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›yla eylemlerine bafllad›. Tecrit Karfl›t› Birlik ad›na yap›lan aç›klamada “görüfllerin bir saate indirildi¤i, kitab›n üçle s›n›rland›¤›, mektuplar›n çeflitli gerekçelerle yok edildi¤i, her türlü sosyal-kültürel faaliyetin ‘tredmana’ tabi oldu¤u” söylendi. “Hücrelerden gelen intihar, hasta tutuklu haberleri iktidar›n kapsama alan› d›fl›ndad›r” denildi. Kitle “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar›yla eylemlerini sonland›rd›. (‹zmir)

kart göndermesinin ard›ndan aç›klama sona erdi. (Kartal) ESP’L‹LERE ÖZGÜRLÜK Tutuklanan 46 ESP’linin serbest b›rak›lmas› amac›yla çeflitli eylemler yap›l›yor. 19 fiubat 2005 tarihinde Yüksel Caddesi’nde toplanan ESP’liler tutuklanan arkadafllar›n›n serbest b›rak›lmas› amac›yla ‹nsan Haklar› An›t› etraf›nda mum yakt›lar. “Bize gücünüz yetmez”, “Söz, eylem, örgütlenme özgürlü¤ü” yaz›l› önlükler giyen ESP’liler saat 18:30’da “ESP meflrudur savunaca¤›z” sloganlar›n› atarak eylemlerine bafllad›lar. ESP’nin meflru oldu¤unu ve hiçbir bask›n›n mücadeleyi engelleyemeyece¤ini dile getiren ESP’liler bask›lar› protesto etti. fiair Mehmet Özer’in de fliirleriyle katk›

sundu¤u eyleme Partizan da destek verdi. Partizan ve ESP’nin birlikte att›¤› “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› ve çekilen halaylarla etkinlik sona erdi. (Ankara)

“Sahte raporcu” doktor ve ekibine ceza Edilen hipokrat yeminine ra¤men Ölüm Orucunda bulunmufl olan siyasi tutsaklara yapt›¤› muayenelerde “sa¤lam” raporu veren “doktorlar” Nur Birgen, Oktan Aktürk, Ömer Can Gökdo¤an, Erbil Gözük›rm›z› ve Esin Öztürk hakk›nda Türk Tabibler Birli¤i’nin verdi¤i meslekten men cezas› onayland›. Sicili kabar›k doktorlar Daha önce de iflkenceyi gizledi¤i için 6 ay meslekten men cezas› alan Nur Birgen ve arkadafllar›na verilen cezalara bir yenisi daha eklendi. Türk Tabibler Birli¤i bu kez de Asl›han Gençay ve Enver Yan›k hakk›nda gerçe¤e ayk›r› rapor düzenledikleri gerekçesiyle Nur Birgen’in de aralar›nda bulundu¤u 5 doktor hakk›nda verilen mes-

lekten men cezas›n› onaylad›. Yan›k ve Gençay’›n yak›nlar› ve avukatlar›, çeliflkili rapor haz›rlad›klar› için yapt›klar› suç duyurusuyla birlikte ‹stanbul Tabib Odas›’na (‹TO) flikayette bulunmufllard›. ‹TO yapt›¤› incelemeler sonunda Wernicke Korsakoff hastas› olan Gençay’a Adli T›p ‹htisas Kurulu taraf›ndan düzenlenen raporlar› incelemifl, Gençay’› belirli aral›klarla 4 defa muayene ederek rapor düzenlemiflti. ‹lk üç raporda ‹htisas Kurulu, Asl›han Gençay’›n açl›k grevi sonras›nda ileri derecede beslenme yetersizli¤ine ba¤l› olarak genel durum bozuklu¤u ve Wernicke Korsakoff sendromunun hapishane koflullar›nda hayati tehlike oluflturdu¤unu saptam›flt›. Ancak düzenlenen son raporda ilk 3 muayenede görülen bulgulara rastlanmad›¤› kurul taraf›n-

dan iddia edilmiflti. Ayn› flekilde Enver Yan›k’›n da ilk raporunda hapishane koflullar›nda yaflamas›n›n hayati tehlike oluflturdu¤u saptan›rken, ikinci raporda bu görüfl hiç yer almam›flt›. ‹TO bunun üzerine tekrar 1 ay meslekten men cezas› ve 300 milyon para cezas› vermiflti. Ancak “doktorlar” haklar›nda verilen karara itiraz etmifllerdi. TTB karar› onad› TTB Yüksek Onur Kurulu doktorlar hakk›nda verilen karar› hakl› bularak cezalar› onad›. Kararda, doktorlar›n önceki raporlar›yla çeliflkili olarak gerçe¤i yans›tmayan adli raporlar düzenlediklerinin fezleke ve dosyada yeralan belgelerle de sabit oldu¤una karar verildi. (H. Merkezi)


12

25 Şubat-10 Mart 2005

16

Emperyalistler Ortado¤u’dan ve Güney Asya’dan elinizi çekin! Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) Türkiye Seksiyonu 12 fiubat Cumartesi günü saat 15.00’te Kad›köy ‹skele Meydan›’nda yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda emperyalizmin sald›r›lar›n› protesto ederek, dünya halklar›n›n emperyalizme karfl› mücadelelerinin yan›nda oldu¤unu belirtti. “Emperyalistler Ortado¤u’dan, Güney Asya’dan elinizi çekin ILPS” pankart›n›n yan›nda “‹flgale de¤il direnifle destek ver”, “Emperyalizme karfl› zafer halklar›nd›r”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir” dövizlerini açan 50 kiflilik kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm okudu. Gülüm “Bugün dünya üzerinde halklar›n çekti¤i ne varsa bunun bafl sorumlusu emperyalistler ile onlar›n uflak ve iflbirlikçileridir. Bugünün dünyas›nda emperyalistlerin her biri ve emperyalist kapitalist sistemin bütünü dünya halklar›n›n düflman›d›r. ‹flte bu yüzden emperyalist sistemin kendisi y›k›lmadan, halklar›n bafl›nda kara bir bulut gibi çöken iflgaller, katliamlar, yoksulluklar, yokluklar, savafllar ortadan kalkmayacakt›r. Bugün bu gerçe¤i Irak, Filistin, Nepal, Kolombiya, Hindistan ve daha birçok ülkede süren halk mücadeleleri bizlere en kahramanca örneklerini vererek göstermektedirler. Irak’ta 31 Ocak günü iflgalin gölgesinde ve emperyalist iflgalcilerin güdümünde bir seçim komedisi gerçekleflmifltir. Ancak bu sözde seçimlerle

Irak’ta yönetime gelecek olan emperyalist kuklas› hiçbir hükümet Irak halk›n›n iradesini yans›tmayacakt›r. Irak halk›n›n gelece¤i yine kendilerinin direnifllerinde sakl›d›r” dedi. Gülüm konuflmas›n›n devam›nda “emperyalistlerin dünya halklar›na yönelik sald›rganl›klar›nda kulland›¤› en önemli araçlardan biridir denizafl›r› ülkelerde kurdu¤u üsler. Bugün Ortado¤u’ya yerleflmek için ABD emperyalizmi iflgal etti¤i Irak’ta 4 askeri üs kurmufltur. Dünya üzerinde bilinen 600’ü aflk›n ABD askeri üssü bulunmaktad›r. Bu üsler bulunduklar› ve kontrol ettikleri bölgelerde halklar›n bask› alt›nda tutulmas›n›n en önemli araçlar› ve geliflen halk hareketlerine karfl› sald›r› merkezleri olarak ifllev görmektedir. Halklar›n ac›lar›ndan siyaset üretmek, bu ac›lar›n üzerinden stratejiler gelifltirmek ve yine onlara karfl› sald›r› yöntemleri uygulamak konusunda da emperyalistlerin üzerine yoktur. ‹flte Güney Asya’da 2004’ün son günlerinde yaflanan ve 300 bine yak›n insan›n yaflam›n› yitirdi¤i yüzy›l›n felaketi denilen deprem ve tsunami felaketi üzerine önce dünya halklar›n nezrinde imaj›n› düzeltmek için yard›m flovuna bafllayan emperyalistler hemen ard›ndan bölgeye askeri y›¤›nak yaparak bu sözde yard›m flovlar›n›n alt›nda yatan gerçekleri göstermekte gecikmediler. Filipinler, Singapur ve Tayland’da zaten 100 bine yak›n askeri bulunan ABD emperyalizmi Avustral-

AKDEN‹Z ‹fiÇ‹LER‹N‹N EYLEMLER‹ DEVAM ED‹YOR Akdeniz Belediyesi temizlik ifllerinde çal›fl›rken iflten at›lan iflçiler 10 fiubat’ta Mersin ‹stasyon Kavfla¤›’nda oturma eylemi yapt›lar. Yaklafl›k 100 iflçinin kat›ld›¤› eyleme KESK’e ba¤l› sendika temsilcileri de destek verdi. Eylemde iflçiler ad›na bir konuflma yapan iflçi temsilcisi Hüseyin Saker “Belediye Baflkan› Kenan Yücesoy iflçi ç›karmalarla ilgim yok demifltir. Biz iflten ç›kar›lmam›zdan belediye baflkan›n› sorumlu tutuyoruz. ‹flçinin birli¤i, direnifli ve örgütlülü¤ü sermayeyi mutlaka yenecektir. Direniflimizin amac› sermayenin sokaklara döktürdü¤ü, zaten iflsiz say›s›n›n çok oldu¤u ülkemizde, yüzlerce ve binlerce iflsiz ordusunu yine sokaklara salma niyetini birlik ve dayan›flma içinde k›rmakt›r. Buradan bir kez daha sesleniyoruz. ‹flten at›lan iflçilerin can› çok yanmadan, evine ekmek götürmesi için iflini geri verin” dedi. “Tafleron iflçi olmayaca¤›z”, “‹flçiye uzanan eller k›r›ls›n” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde bir iflçi kendini eylem yerinde bulunan havuza att›. Eylem 5 dakikal›k oturma eyleminin ard›ndan son buldu. (Mersin)

ya’y› bölgesel jandarma olarak kullanarak 15 bin askerini bir çok askeri teçhizatla birlikte bölgeye konuflland›rarak tam bir iflgal gücü gibi bölgeye yerleflti” dedi. Gülüm sözlerini “bugün ABD emperyalizminin bölge halk›n›n karfl› karfl›ya bulundu¤u korkunç y›k›m› f›rsat bilerek Vietnam Savafl›ndan bu yana bölgedeki en büyük operasyonunu yapmas›na karfl› durmak ayn› zamanda gelecekte bizim de bafl›m›za gelebilecek felaketlere ve sonuçlar›na karfl› da durmak anlam›na geliyor. Bu yüzden Ortado¤u ve Güneydo¤u halklar›na destek verirken yar›n ayn› y›k›mlar› biz de yaflamayal›m diye kendimize yard›m etmifl oluyoruz gerçekte. Emperyalizme karfl› direnen halklar›n birlikteli¤inin ve dayan›flmas›n›n ifadesi olan Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) ola-

rak tüm emperyalistlerin Ortado¤u ve Güneydo¤u Asya’dan elini çekmesini ve askerleriyle, askeri üsleriyle, yoz kültürüyle defolmas›n› istiyoruz. Ve siz halk›m›z› dünya halklar›n›n ortak ve onurlu gelece¤i için birlikte hareket etmeye, emperyalizmi dünyadan silip at›ncaya kadar mücadeleye davet ediyoruz” sözleriyle bitirdi. Bas›n aç›klamas›na kat›lan kitle s›k s›k “Kahrolsun emperyalizm, yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “Güney Asya halklar› yaln›z de¤ildir”, “Yaflas›n Halklar›n Mücadele Ligi” vb. sloganlar›n› att›. Bas›n aç›klamas› nedeniyle sivil polislerin yo¤un y›¤›nak yapt›¤› gözlemlenirken, bas›n aç›klamas›n›n halk›n ilgisini çekti¤i, baz› insanlar›n durarak bas›n metnini dinledi¤i görüldü. (Kartal)

“Devlet soka¤a iniyor” yalan›n›n perde arkas› Son süreçte artan kapkaç olaylar›na ve sokak çocuklar›na iliflkin Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n talimat› ile 5 bakandan oluflan komite 5 aflamal› bir proje ile soka¤a inecek. Bu projeye göre, önce sokakta yaflayan çal›flan çocuklar için 24 saat hizmet verilecek merkezler aç›lacak, bu merkezlere getirilen çocuklar ikna edilmeye çal›fl›lacak. Genel tespitler yap›ld›ktan sonra t›bbi veya sosyal rehabilitasyon merkezlerine gönderilecekler. Trenlerdeki kapkaç› önlemek için ise gar binalar› ve istasyonlar› da güvenlik güçleri ile jandarma; trenlerde ise demiryollar› özel güvenlik ekipleri önlem alacak. Sokak çocuklar›n› toplayan ekipler, aileleri olanlar› ailelerine teslim edecek, çocu¤unu kabul etmeyen aile için ise tek yasal›k bir madde ile hakim veli r›zas› yerine geçecek olan karar› verecek. Her çocuk için bireysel izleme dosyas› oluflturulacak tedavisi tamamlanan çocuk t›bbi ve rehabilitasyon merkezleri ile düzenli takip yap›lacak. Sokak çocuklar›na yö-

nelik bir e¤itim ö¤retim sistemi kurulacak son olarak da Sokak Çocuklar› Koordinasyon Merkezi ad› alt›nda sokak afiflleri, bar›naklar, mobil ekipler vs. kurulacak ve çeflitli t›bbi rehabilitasyon merkezleri aç›lacak. Gelifltirilen proje asl›nda çözümsüzlü¤ün teminat›d›r. Bir toplumun manevi yaflam›, maddi yaflam›n›n yans›mas›d›r. Ülkemiz düzelmeyen yaflam koflullar› ile geri bir ülkedir. Hem ekonomik, hem de sosyal yaflam bak›m›ndan. Dünya genelinde madde ba¤›ml›l›¤› kapkaç vb. olaylar›n en s›k yafland›¤› ülkeler ekonomik olarak geri kalan ülkelerdir. Gelifltirilen projede bu yana dokunulmam›flt›r. ‹kinci olarak ba¤›ml›l›k yapan maddelerin ticari hacmine bakacak olsak ülkemiz az›msanmayacak derecede bir durumdad›r. Asya ile Avrupa’y› birbirine ba¤layan köprü olmas› da geçifllerin üssü haline gelmifltir. Projede bu yan›na dokunulmam›flt›r. Sayd›¤›m›z bu iki önemli konu, ekonomik gerilik ve uyuflturucu madde ticaretinin önünün al›nma-

mas›, sorunun özü burada yatmaktad›r. Ve bilinmektedir ki, özellikle devrimci potansiyelin yo¤un oldu¤u semt ve bölgelerde uyuflturucu, fuhufl devlet tekelinde yap›lmaktad›r. Bu semt ve bölgelerde çeteleflme yayg›nlaflt›r›lmaktad›r. Örneklemek gerekirse; Gazi Mahallesi’nde bilinçli olarak, içkili mekanlara izin verilmesi, uyuflturucu satanlar›n okul önlerinde kol gezmesi, çete cinayetlerinin son süreçlerde artmas› verilebilir. Projenin ve proje konusu olan sokak çocuklar› ve kapkaç sorunlar›n›n çözümünün özünü incelersek, birinci olarak; “devlet soka¤a iniyor, sokak çocuklar›na devlet flefkati” ad› alt›nda halka flirin gözükmek, göz boyamak istiyor. ‹kinci olarak devrimci düflünceleri teslim almak, düflünmeyen, sorgulamayan, hak istemeyen bir nesil yaratmak isteniyor, bu yüzden uyuflturucu ve fuhufl, devlet eksenli yayg›nlaflt›r›l›yor. ‹flte budur, projedeki çözümün çözümsüzlü¤ü. Gaziosmanpafla’dan ‹K okurlar›


13

16

25 Şubat-10 Mart 2005

“Bu dava tüm demokrasi güçlerinedir”

Samsun

21 fiubat’ta gerçekleflen kapatma davas›n›n duruflmas› için alanlara dökülen e¤itim emekçileri, 19 fiubat’ta Taksim Gezi Park’ta oturma eylemi yapt›lar. KESK Genel Baflkan› Sami Evren yapt›¤› konuflmada, her insan›n anadilinde e¤itim almaya hakk›n›n oldu¤unu ve bunun yok edilece¤ini sananlar›n yan›ld›klar›n› söyledi. 20 fiubat’ta da saat 18:00’de Tünel’den bafllayarak Galatasaray Postanesi önüne do¤ru yürüyen yaklafl›k 1500 e¤itim emekçisi meflaleler yakarak “Sermayeye karfl› genel grev genel direnifl”, “Direne direne kazanaca¤›z” vb. sloganlar ve alk›fllarla postane önüne gelerek aç›klama yapt›. E¤itim-Sen 5 No’lu fiube Baflkan› Dönem Sözcüsü Nizamettin Aktepe’nin yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda tüm demokratik ülkelerce kabul edilen evrensel bir du-

ruma tüzük maddesinde yer verdi¤i için sendikan›n kapat›lmak istenmesinin Türkiye için utanç verici olarak de¤erlendirildi¤ini belirtti. *19 fiubat Cumartesi saat 14:00’de Samsun’da Konak Sinemas› önünde toplanan yaklafl›k 200 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas› yap›ld›. E¤itim-Sen Samsun fiubesi Baflkan› Alpaslan Çepni burada e¤itim emekçilerinin SEKA’daki iflçilerin direnifline destek verdi¤ini, SEKA mücadelesiyle E¤itim-Sen mücadelesinin efl anlaml› oldu¤unun aç›klamas›n› yaparken “‹flçi memur elele genel greve”, “Direne direne kazanaca¤›z” vb. sloganlar at›ld›. E¤itim-Sen’in devam eden eylem program› ertesi gün akflam Saat 18:00’de meflaleli yürüyüflle sürdürüldü. E¤itim-Sen flube binas› önünde bafllayan meflaleler ve pankartla-

r›n tafl›nd›¤› eylem Çiftlik Caddesi sonundan tekrar karfl› fleride geçilerek sendika binas›na do¤ru sloganlar eflli¤inde devam etti. Yaklafl›k 250 kiflinin kat›ld›¤› ve yaklafl›k 40 dakikay› geçen yürüyüfl eyleminde trafi¤in yavafllamas›yla araçlar›yla korna çalanlar ve halk destek verdi. * E¤itim-Sen’in 21 fiubat’ta görülecek olan kapatma davas›n› protesto etmek için Tarsus E¤itim-Sen fiubesi 19 fiubat Cumartesi günü bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Bas›n aç›klamas›n› okuyan flube baflkan› Cuma Erçe, “Tüm demokrasi güçleri, özgürlük isteyen herkes bu davan›n takipçisi olmal›d›r” dedi. Eyleme Partizan okurlar›n›n yan›s›ra TKP ve DEHAP da destek verdi. * E¤itim-Sen Kocaeli fiubesi 19 fiubat Cumartesi günü Belediye ‹fl Han› önünde saat 17:00’de bir bas›n aç›klamas› yaparak “E¤itim-Sen’in kapat›lma davas›, bir demokrasi davas›d›r” dediler. Kocaeli Sendikalar Birli¤i, SEKA iflçilerinin eflleri ile çeflitli DKÖ’lerin de destek verdi¤i aç›klamaya yaklafl›k 400 kifli kat›ld›. * 19 fiubat günü saat 15:00’de Sakarya Atatürk Bulvar›’nda toplanan yaklafl›k 100 kiflilik bir kat›l›mla gerçekleflen bas›n aç›klamas›nda metni E¤itim-Sen Baflkan› Kaz›m Bibino¤lu okudu. Eyleme Genel-‹fl, Lastik-‹fl, SES, SDP ve çeflitli kitle örgütleri de destek verdi. Eylemde “E¤itim-Sen günefli sönmeyecek”, “E¤itim-Sen onurumuzdur kapat›lamaz”, “Yaflas›n demokrasi mücadelemiz” vb. yaz›l› dövizler tafl›nd›.

TEfiEKKÜR Bölgemizde yürüttü¤ümüz “Uyuflturucuya çeteleflmeye karfl› gelece¤ini sahiplen” adl› takvim çal›flmas›nda deste¤ini bizden esirgemeyen Umut Yay›mc›l›k’a sonsuz teflekkür ederiz. GOP ‹flçi-köylü okurlar›

S‹V‹L POL‹SLER TU⁄BA GÜMÜfi’Ü RAHAT BIRAKMIYOR Daha önce iki kez kaç›r›lan ESP’li Tu¤ba Gümüfl 16 fiubat 2005 tarihinde yine sivil polisler taraf›ndan evinin önünde tehdit edildi. 9 Haziran ve 10 Ekim 2004 tarihlerinde kaç›r›larak cinsel, psikolojik ve fiziksel iflkenceye maruz kalan Gümüfl, 21 fiubat 2005 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesinde ESP, EKB ve ‹HD temsilcileriyle birlikte bas›n aç›klamas› yapt›. Gümüfl, evinin önünde sivil bir arac›n kendisini ezmeye çal›flt›¤›n› bunu baflaramay›nca da araçtan inenlerin kendisine silah göstererek “kafana s›kar›z” tarz› tehditler savurduklar›n› anlatt›. Bu ve benzeri giriflimlerin kendisini ve ESP’yi y›ld›ramayaca¤›n› vurgulayan Gümüfl kamuoyunun sald›r›lara karfl› duyarl› olmas›n› istedi. ESP ad›na aç›klama yapan Çetin Poyraz “Üst üste gelen bu pervas›z sald›r›lar bu ülkede yaflanan kay›plar›, infazlar›, kay›plar› hat›rlatmaktad›r. Sustukça, sessiz kald›kça bilinmektedir ki geçmiflte yaflananlar›n bir benzerinin Tu¤ba’n›n bafl›na gelmesi de söz konusu olabilir” diyerek kamuoyunu bu tür sald›r›lara karfl› ortak hareket etmeye ça¤›rd›. (‹stanbul)

Seyyar sat›c›lar yine Eminönü’nde topland› 12 fiubat 2005 tarihinde Yeni Cami (Eminönü) arkas›nda toplanan seyyar sat›c›lar, tepkilerini dile getirmek için yanlar›nda getirdikleri ürünleri yakt›lar. Bas›n aç›klamas› sonras› Yeni Cami’ye do¤ru yürüyen seyyar sat›c›lar›n yolunu kesen polis karfl›s›nda oturma eylemiyle bunu protesto ettiler. Ters yöne yürüyen seyyar sat›c›lara sald›ran polis, 14 seyyar sat›c›y› döverek gözalt›na ald›. 19 fiubat 2005’te de ayn› taleplerle Yeni Cami arkas›nda toplanan seyyar sat›c›lar saat 12:00’de eyleme bafllad›. Alk›fllarla bafllayan eylemde ‹k-

bal Ifl›k’›n yapt›¤› konuflmayla beraber beraberlerinde getirdikleri elbise, ka¤›t gibi ürünleri yakan seyyar sat›c›lar, s›k s›k alk›fllarla ‹kbal Ifl›k’›n yapt›¤› konuflmay› desteklediler. Taleplerine karfl› sessiz kalan hükümeti uyaran seyyar sat›c›lar, sonuna kadar savaflacaklar›n› ilan ettiler. Bafll›ca iki taleplerini aç›klayan seyyar sat›c›lar; 1- Müsait alanlar yarat›ls›n ve vergili, iflgaliyeli, Ba¤-kur’lu çal›flma imkan› verilsin. 2-E¤er bu olmuyorsa devlet ya da belediye ma¤durlara ifl imkan› yarats›n, biz seyyar sat›c›l›k yapma merakl›s› de¤iliz, yeter ki ifl olsun,

biz hep uzlaflmadan yanay›z, yetkililere teklifimiz budur. Taleplerini dile getiren seyyar sat›c›lar bugüne kadar hiçbir örgütlülü¤ün 44 ardarda eylem yapamad›¤›n›, bunun seyyar sat›c›lara nasip oldu¤unu aç›klad›lar. 13 ayd›r süren bu eylemin önemini s›k s›k vurgulad›lar. Seyyar sat›c›lar, “Y›lg›nl›k yok, direnifl var” vb. sloganlarla bas›n aç›klamas›n› bitirip yürüyüfle geçtiler. Önlerine barikat kuran polis karfl›s›nda defalarca yön de¤ifltirerek yürüyen seyyar sat›c›lar oturma eylemi ard›ndan eyleme son verdiler. (‹stanbul)


25 Şubat-10 Mart 2005

14

16

Nepal k›rlar›nda Maoistlerin iktidar› “Politik gözlemcilerin ço¤unlu¤u Nepal’in 75 bölgesinden en az›ndan 45’inde Maoistlerin tam idareyi elinde bulundurdu¤u konusunda hemfikirler. Di¤er bölgelerde ise, Kraliyet hükümetinin kontrolü alt›ndaki bölge kasabalar›n d›fl›nda köyleri de Maoistler kontrol ediyor. Son günlerde bir gazete haberinde Nepal Kraliyet Ordusu baflkentte s›n›rl› bir deste¤i sahip olmalar›na ra¤men Katmandu’da dahi yaklafl›k 300 civar›nda silahl› Maoist’in oldu¤unu kabul etti.” NKP (M) önderli¤indeki Halk Savafl›n›n 10. y›l›nda Monarfliye karfl› sald›r›lar›n artt›¤› Nepal’de 1 fiubat günü Kral parlamentoyu feshederek tüm yetkileri elinde toplam›fl ve s›k›yönetim ilan etmiflti. fiubat ay›n›n 3. haftas›nda Nepal’in çeflitli bölgelerine giden Gazeteci Aniket Alam’›n izlenimlerini aktar›yoruz. Nepal’deki Maoist ayaklanma sadece 10 yafl›nda fakat bugün ülkenin her yerine yay›lm›fl durumda ve k›rsal bölgelerin ço¤unlu¤unu kontrolü alt›nda tutmaktad›r. “Maoistler 1991’deki ilk seçimlere muhalefet ettiler ve 205 sandalyenin 9’unu kazand›lar” diyor Nepal Komünist Partisi (UML)’nin* (Parlamentoda monarfli ile birlikte çal›flan sosyal demokrat bir parti) Daimi Encümen Üyesi Pradeep Nepal, fiubat ay›nda Katmandu’da kendisiyle yap›lan bir röportajda. O zamanlar Maoist parti olan Jan Morcha** baz› yerel yönetimler de kazand›. “Fakat Nepal Kongresi*** hükümeti ve devlet yetkilileri onlarla iflbirli¤i yapmad› ve seçim bölgeleri için kalk›nma fonlar›n› engelledi, ne okul, ne yol, ne de su çal›flmas› yap›lmad›.” Birçok Jan Morcha Parlamento Üyesi Nepal kültürünün ve dilinin egemen oldu¤u Newarlardan farkl› olarak farkl› dillerden ve etnik az›nl›klardand›. Parlamento Üyeleri kendi etnik giysilerini giyindi¤inde polis güçleri taraf›ndan Parlamentoya giriflte durduruluyor ve hatta d›flar› at›l›yordu.” Jan Morcha bir sonraki seçimleri boykot etti ve 1995’te Nepal Komünist Partisi (Maoist) yada NKP (M) taraf›ndan “halk savafl›” ilan edildi. Maoistler içinde her zaman silahl› mücadelenin devam›n› isteyen bir grup vard› ve bir polis karakoluna kaydedilen ilk sald›r›n›n tarihi 1986’d›r. 1995’te silahl› mücadelenin yeniden canlan›fl›ndan beri Maoist ordu büyük bir h›zla geliflti ve bugün 3 tümen, 9 tugay ve 29 tabura sahip. Tüm bu güç 29 bin askeri kapsamakta. Hükümet kaynaklar›

bu ordunun sadece 8 bin asker ve 20 bin güçlü militandan olufltu¤unu iddia ediyor. Hangi kavram kullan›l›rsa kullan›ls›n, Katmandu d›fl›nda Nepal’e yap›lan bir yolculuk Maoistlerin ülkenin ço¤unlu¤unda idareyi elinde tuttu¤unu teyit etmektedir. Nepalgunj, Hindistan s›n›r›ndan 4 kilometre uzakta bir kasaba. Buras› Nepal’in orta-bat› bölgesinin ve ayn› zamanda Banke bölgesinin karargahlar›n›n, pazar› bulunan ana kasabas› ve yönetim merkezi. Kasabada Nepal Kraliyet Ordusu (NKO), silahl› polis ve düzenli polise ait büyük bir garnizon bulunmaktad›r. Her sokak köflesinde ve yol kavfla¤›nda sürekli silahl› bir barikat ve a¤›r silahla donanm›fl yaya devriye polisi mevcut ve tüm bu güçler, askeri varl›¤› sürekli hat›rlat›yor. Geçti¤imiz y›l 26 Aral›k’ta NKP(M), Nepal Kraliyet hükümetinin tüm çal›flanlar›ndan çal›flmay› durdurmalar›n› ve halka “eski rejimi” “boykot” etmesini söyleyen bir bildiri yay›nlad›. Bundan sonra tek bir hükümet bürosu dahi çal›flm›yor. Bu muhabir fiubat’›n 3. haftas› kasabay› ö¤le vakti ziyaret etti¤inde Temyiz Mahkemesi üyeleri tamamen kaçm›flt›. Hakimlerin tümü oradayd› ancak tek bir baflvuru dahi yoktu. Ayn› flekilde Toprak Tahsil fiubesinin neredeyse tüm çal›flanlar› d›flar›da oturuyorlard› ve halktan tek bir kimse dahi yoktu. Bafl memur, tan›mad›k bir kiflinin gelmesiyle görünür bir flekilde ürkmüfltü ve konuflmay› reddetti. Bir baflka çal›flan “Maoistlerden ürküyoruz ve büroya gelmeyi b›rakt›k, zaten halk da art›k gelmiyordu. Fa-

kat Ordu mensuplar› evlerimize geldi ve bizleri ve ailelerimizi tehdit etti; çal›flt›¤›m›z› rapor etmezsek Maoist olarak tutuklanacakt›k.” Yani hükümet çal›flanlar› cambaz ipinde yürüyorlar. Ofislerine geliyorlar, imza at›yorlar fakat hemen binan›n d›fl›na ç›k›yorlar ve çimenlere yada yol kenarlar›na oturuyorlar. Sadece Ordu devriye birimleri teftifl için geldiklerinde içeri kaç›yorlar. Bu gerçekten de zor bir cambaz ipi. Hükümet çal›flanlar› zor bir durumdalar. Sürekli herhangi yasal gerekçe olmaks›z›n ordu taraf›ndan Maoist olmakla suçlanarak gözalt›na al›n›yor ya da tutuklan›yorlar. Silahl› polis karakolu sadece 100 metre uzakta olmas›na ra¤men Maoistler 15 fiubat günü saat 13:00’te Toprak Tahsil fiubesi’nin bir odas›n› bombalayarak hükümet çal›flanlar›n› talimatlara uymalar› konusunda uyard›lar. Maoistlerin ya da Nepal Kraliyet Ordusu’nun olsun halk›n yaflamlar›n› silahlar›n yönetti¤i görülüyorken, Maoistlerin sadece silahla baflar› kazand›klar›n› düflünmek yanl›fl olacakt›r. Nepalgunj’dan bir gazeteci “Nepalgunj kasabas›nda iki iktidar var: Kraliyet hükümeti ve Maoistler. K›rsal bölgelerde ise sadece bir tane hükümet var: Maoistlerinki” diyor. Politik gözlemcilerin ço¤unlu¤u Nepal’in 75 bölgesinden en az›ndan 45’inde Maoistlerin tam idareyi elinde bulundurdu¤u konusunda hemfikirler. Di¤er bölgelerde ise, Kraliyet hükümetinin kontrolü alt›ndaki bölge kasabalar›n›n d›fl›nda köyleri de Maoistler kontrol ediyor.


16 Son günlerde bir gazete haberinde Nepal Kraliyet Ordusu; baflkentte s›n›rl› bir deste¤i sahip olmalar›na ra¤men Katmandu’da dahi yaklafl›k 300 civar›nda silahl› Maoist’in oldu¤unu kabul etti. Nepalgunj’dan çat›flma gözlemcisi olarak çal›flan bir insan haklar› aktivisti; Banke bölgesinin ve komflu Bardiya bölgesinin k›rsal kesimlerinde Maoistlerin binlerce acre’lik (1 acre=0.44 dönüm) tar›msal araziyi kontrolleri alt›na ald›klar›n› ve topraks›zlara verdi¤ini söylüyor. Gazeteciler bu uygulamay› flöyle aç›kl›yorlar: “Maoistler topra¤a kim sahipse onun o kiflinin ailesi taraf›ndan sürülmek zorunda oldu¤unu aç›kça ortaya koydular. ‹flçi kiralanmas›na izin verilmiyor.” Yüzlerce bigha büyüklü¤ündeki topra¤a sahip olanlar›n topraklar›n› Maoistlerin mülkiyetine b›rakarak kendi köylerini terk edip görece daha güvenli olan Nepalgunj ve Katmandu gibi yerlere gittiklerini söylüyorlar. “Maoistler bugün Nepal’deki en büyük toprak a¤as› haline geldiler.” Daha önceden topra¤›n ço¤unlu¤u, esasen topra¤› süren Tharus ve Kamaiyas gibi daha alt kast topluluklar›yla geleneksel yüzde 50-50 ortakç›l›k alt›nda idi. Gazeteciler “Maoistler ‘jiski jot, uski pot’ (ürün onu as›l sürenlere aittir) slogan›yla bu sistemi pratik olarak ortadan kald›rd›lar” diyor. Maoistlerin Nepal’de tam bir alternatif hükümet yap›s› kurduklar› görülüyor. Kendilerine ait adalet sistemleri var ve 1.000 toprak a¤as›n›n, hükümet çal›flan›n›n, tüccar›n ve müteahhidin düzenlemelerini ihlal ettikleri için “tutukland›klar›” ve cezaland›r›ld›klar› ifade edildi. Maoistlerin cezaland›rma için en çok kulland›klar› biçim ise -insan haklar› aktivistlerinin söyledi¤ine göre- tutuklular› ifle mahkum etmek. Onlar›n deyimiyle shram kaidis (emek esiri). Maoistler ayn› zamanda s›radan halktan % 5, orman müteahhitleri ve büyük ifladamlar›ndan % 40 oran›nda vergi topluyor. Kendilerine ait bir radyo istasyonlar› var -Jana Ganatantrik FM Radyo- bu radyonun parçalar› sepetlerde tafl›n›yor ve da¤lar›n doruklar›nda kuruluyor. Maoistler flimdi “kalk›nma faaliyetleri” bafllatm›fl durumdalar. Rolpa bölgesinde (Nepal’in orta-bat›s›nda) 92 kilometre uzunlu¤unda bir da¤ anayolu infla ediyorlar, shram kaidis’ler de dahil her gün bu inflaatta 10 bin kifli çal›fl›yor. Bu yolun toplam 30 kilometrelik k›sm› sadece 3 ayl›k bir çal›flman›n ard›ndan flimdiden tamamlanm›fl durumda. Maoistler ayn› zamanda bir kooperatif bankas›, bir t›p koleji ve di¤er çal›flmalar› da bafllatt›lar. Rukum bölgesinde, Sinse Gölü üzerinde birkaç bin kiflilik çevre

15 köylere elektrik sa¤layan mini bir hidro-elektrik santrali infla ettiler. Dahas› Maoistler k›rsal bölgelerde kendileri için sosyal bir üs infla ederek usta stratejistler sa¤lamaktad›r. K›rsal nüfusun % 25’i çeflitli biçimlerde sosyal ayr›mc›l›ktan ac› çekiyorlar. Bunlardan baz›lar› “dokunulmazlar” olarak adland›r›l›rken di¤erleri de çeflitli derecelerde ayr›mc›l›¤a ve sosyal d›fllanmaya maruz kal›yorlar. Maoistler tüm bunlar› yasaklad›lar ve dokunulmazl›k prati¤ine ya da kast d›fllamas›na devam edenlerin fliddetle ve hatta ölümle cezaland›r›ld›klar› haberleri gelmekte. Bu rivayetler k›rsal kesimleri

tart›fl›yorlar. Maoistlerle savaflta öldürülen askerlerin ailelerinin ço¤unun Nepal Kraliyet hükümetinin ilan etti¤i tazminatlardan bir tek rupee dahi almad›¤› bir durumda, bu strateji sadece k›rsal bölgelerde Maoistlerin manevi etkisini güçlendirmekle kalm›yor, ayn› zamanda onlara sa¤lam bir yeni asker ak›fl›n› da sa¤l›yor. Gazeteciler “Ölen her NKO askerinin ailesi Maoist askerlerin potansiyel kayna¤›” diyor. Bunun gibi stratejiler Maoistleri Ne-

daha afla¤› kasta mensup nüfus içinde (özellikle 1991’de bir hükümet kurduktan sonra demokratik politik partiler köylerdeki sosyal bask› problemine hiç de¤inmedikleri için) daha büyük bir iyi niyet yaratmakta. Kesin baflar› kazand›klar› politik bir kavray›flla, Maoistler ayn› zamanda kendileriyle savaflta öldürülen Nepal Kraliyet Ordusu askerlerinin ve polislerin ailelerine toprak vermeye bafllad›. Kulland›klar› argüman; onlar›n ideolojik nedenlerle de¤il yaflamlar›n› sürdürmek için Kraliyet güçlerine kat›lan “yoksul köylü” olduklar›na dayan›yor. Bu nedenle, savaflta öldürülen kendi kadrolar›n›n ailelerine yapt›klar› gibi onlar›n ailelerine de bakman›n kendi görevleri oldu¤unu

pal’in k›rsal bölgelerinde hakim güç yapmakta ve göreceli küçük olan ordular›na daha büyük bir güç kazand›rmakta. Maoist ordunun etki alan› ve kabiliyeti Katmandu’yu kuflatt›klar›nda ve NKO üstün silahlar›na ve insan gücüne ra¤men kuflatmay› kald›rmak için hiçbir fley yapamad›¤›nda iki kat›na ç›kt›. Nepalli gözlemcilerin ço¤unlu¤u ister Maoistlere sempati duysun, ister elefltirsin- flu konuda hemfikirler: Geçen birkaç y›ldaki harikulade baflar›lar›na ra¤men Maoistler sadece silahla Katmandu’daki devlet gücünü ele geçirecek pozisyonda de¤iller. Nepal Anayasa Mahkemesinde bir avukat olan Gavinda Sharma Bandi “Jeopolitik durum öyle bir halde ki basit bir

25 Şubat-10 Mart 2005 iktidar› ele geçirme mümkün de¤il” diyor. Sadece Hindistan, ABD, ‹ngiltere ve Çin de¤il Maoistlere karfl› olan; ayn› flekilde UML ve Nepal Kongre Partisi gibi demokratik partilerin halk üzerindeki nüfuzunu da tam olarak k›rmay› baflarabilmifl de¤iller. Maoistlerin de s›n›rlar›n› bildikleri görülüyor. Kral Gyanendra’n›n yürütme yetkisini eline ald›ktan sonra yay›nlad›klar› son demeçte Prachanda “Parlamento partilerine” bu “kardefl katili, yalanc› krala” karfl› Maoistlerle bir birleflik cephe oluflturmak için ça¤r› yapt› ve bunun için “gerekli fedakarl›¤› ve esnekli¤i” göstereceklerine söz verdi. Maoistler monarfliye ve Nepal Kraliyet Ordusu’na karfl› demokratik partilerle bir birleflik cephenin “tarihsel bir gereklilik” oldu¤unu söylüyorlar. Bununla efl zamanl› olarak, silahl› mücadelenin 10. y›ldönümünde 13 fiubat’tan itibaren ülke çap›nda süresiz kuflatma ve yollar›n kapat›lmas› kararlar›n› duyurdular. Bugün Kral 1990 dönemi öncesi otokratik monarfliye dönmüfl görünürken Maoistlerin cumhuriyetçi hükümet isteklerinin ilerledi¤i görülüyor. * Nepal Komünist Partisi (Birleflik Marksist Leninist): 1990’lar›n bafl›nda, hepsi de parlamenter reformlar› onaylayan bir rotada olan de¤iflik “komünist” parti ve gruplar›n bir araya gelmesiyle kuruldu. UML, 1991’deki parlamento seçimlerinde 69 sandalye kazanarak Nepal Kongresi’nden sonra ikinci parti oldu. UML, 1999 seçimlerinde yine NK’dan sonra ikinci büyük parti oldu ve hükümetin ihtiyaç duydu¤u üçte iki ço¤unlu¤u oluflturdu. ** Burada bahsedilen parti, Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in o dönemdeki ad› olan Nepal Komünist Partisi (Merkezi Birlik) taraf›ndan çok partili seçime geçiflin ard›ndan kurulan ve seçimlerde 9 sandalye kazanan Birleflik Halk Cephesi’dir. *** Nepal Kongresi: 1949’da kurulan Nepal Kongresi Hint feodal büyük toprak sahipleri ve büyük kapitalistleri lehine hizmet etti. NK, 1991 seçimlerini kazand› ve 1994’e kadar iktidarda kald›. En son 1999’da yap›lan seçimlerde NK yine ço¤unlu¤u oluflturdu. NK hükümeti Kas›m 2001’de s›k›yönetim ilan etti ve kendi deyimiyle “halk savafl›n› alt etmek için” tüm anayasal haklar› kald›rd›. 2001 y›l›nda s›k›yönetimin uzat›lmas› yönünde parlamento ço¤unlu¤u oluflturamay›nca NK’n›n atad›¤› baflbakan Deuba parlamentoyu feshetti ve s›k›yönetimi kararnameyle uzatt›. Bu da NK içinde bir bölünmeye neden oldu. Deuba 2002 y›l›nda, flu an yine tüm iktidar› elinde bulunduran kral taraf›ndan azledildi.


25 Şubat-10 Mart 2005

16

16

‹ncirlik Üssü ve bu üsse yönelik gerçeklefltirilen uyar› eylemi üzerine gerçekler ve yalanlar

Özellikle Ortado¤u’daki katliamlar›nda emperyalistler için önemli olan ‹ncirlik Üssü, Proletarya Partisi’nin hedeflerindendi.

Tokat Valisi iken halka yönelik zulümleri ve gerilla mücadelesine sald›r›lar›yla halk içinde kötü bir üne sahipti Ayhan Çevik.

Emperyalizmin ekonomik simgesi haline gelen McDonalds, Proletarya Partisi’nin siyasi ve askeri hedeflerinden birisi olarak listede yer al›yordu.

ABD emperyalizminin önderli¤inde “koalisyon güçlerinin” Irak’› iflgal etmesi ve ard›ndan bölgede yaflananlar en genel anlam›yla emperyalizmin karakteristik özelliklerini, katliamc› ve sömürgeci yüzünü ve bu yanlar›n› gizlemek için baflvurdu¤u yalanlar›/dezenformasyon politikalar›n› bir kez daha bizlere oldukça ç›plak bir biçimde göstermektedir. ABD emperyalizminin sözcüsü Bush’un 2. kez baflkan seçilmesinin ard›ndan bu kez Irak’›n iflgal edilmesinden önce yaflananlar ve söylenenlere benzer bir biçimde ‹ran için de söylenmeye bafllad›. Emperyalizmin sözcüleri taraf›ndan “Geniflletilmifl Ortado¤u”, “demokrasi”, “bölgeye özgürlük getirmek”, “terörle mücadele etmek” vb. söylemlerle sürdürülen bu sald›rganl›k, hiç kuflkusuz ki emperyalizmin baflta da ABD emperyalizminin gerek bölge üzerinde ve gerekse de tüm dünya üzerinde giriflti¤i hegemonya mücadelesinden, emperyalist ç›kar ve emellerden ba¤›ms›z de¤ildir. Emperyalizmin bu yönelimi ve bu yönelimin önemli bir aya¤›n›n Türkiye topraklar›na oldukça yak›n olmas›, hatta iflgal edilen Irak gibi, tehdit edilen di¤er ülkelerin s›n›r komflusu olmas›, Türk hakim s›n›flar›n› bir yandan kayg›land›r›rken öte yandan, bu emperyalist iflgalden, ya¤ma ve talan politikas›ndan kendilerine bir pay düflece¤ini umuyorlar. Hat›rlan›rsa ABD önderli¤indeki emperyalistlerin Irak iflgalinden önce Türk hakim s›n›flar› ve onlar›n sözcüsü AKP hükümeti arac›l›¤›yla, 1 Mart tarihinde Irak’a asker göndermek için Meclis’ten yetki almak istemifller, medya deste¤iyle yo¤un bir kampanya yürütmüfller ancak esas olarak halk›n tepkisi ve gösterilen tepkiler üzerine haz›rlad›klar› tezkere ç›kart›lamam›flt›. Türk hakim s›n›flar›n›n çok istemelerine ra¤men Irak iflgalinde fiili olarak yer alamamalar›, onlar›n Irak iflgalinden, Irak halk›n›n katledilmesinden sorumlu olmad›klar› anlam›na gelmiyor elbette. Özellikle Irak iflgali bafllad›¤›nda Türkiye’nin hava sahas›n›n emperyalistlerin uçaklar›na aç›lmas›, ‹ngiltere’den kalkan bombard›man uçaklar›n›n Türk hava sahas›ndan geçerek Irak üzerine tonlarca bomba ya¤d›rmas› ve yine özellikle ‹ncirlik Üssü’nün bu bombard›manlarda kullan›lmas›, emperyalistlerin uçaklar›n›n bu üsten yak›t ve lojistik destek sa¤lamas› yine askerlerinin bu üs kullan›larak Irak’a aktar›lmas› vb. gibi etkenlerle Türk hakim s›n›flar› askeri göndererek Irak iflgalinde yer almasalar bile fiili olarak Irak halk›n›n katledilmesine destek vermifllerdir. Bu destekte en önemli faktör ise ‹ncirlik Üssü’dür. Bugünlerde ABD emperyalizminin

bölgede ataca¤› yeni ad›mlara ve giriflece¤i yeni katliamlara paralel olarak ‹ncirlik Üssü yeniden gündemde. ABD emperyalizmi bu üssü kendisi aç›s›ndan daha verimli kullanmak istiyor. Bu iste¤e paralel biçimde TC faflizmi de tam anlam›yla ba¤›ml› oldu¤u emperyalist efendisinden daha fazla k›r›nt› koparman›n hesab›n› yap›yor. Ve buna da “stratejik ortakl›k” diyorlar. Hiç kuflkusuz ki bunun ad› “stratejik uflakl›k”t›r. Ancak flu gerçe¤i de ifade etmeden geçmeyelim. Türk hakim s›n›flar›n›n sözcülerince s›kl›kla dile getirilen bu “stratejik ortakl›k” madem her fleyin üstünde, “stratejik ortaklar›” ABD emperyalistleri Ortado¤u halklar›n› katliamdan geçirirken kendilerinin bölgede bir “bar›fl elçisi” oldu¤u, komfludaki yang›nlara kay›ts›z kalamayacaklar›n› ifade etmeleri ne kadar gerçekçi? Hangisi do¤ru? Aç›kt›r ki, Türk hakim s›n›flar› ABD emperyalistlerinin “stratejik orta¤›” de¤il tam anlam›yla stratejik ufla¤›d›r. Bu uflakl›k gere¤ince bölgede ad›mlar atmaktad›r. Bu uflakl›k gere¤ince bölgede roller üstlenmektedir. Bunun sonucunda emperyalizmin gerçeklefltirdi¤i, hayata geçirdi¤i bütün politikalarda flu veya bu biçimde yer almaktad›r. Bu yer al›fl kimi zaman “insani görev”, kimi zaman “bar›fl gücü” vb. olarak adland›r›lsa da esas içeri¤i emperyalist politikalar›n hayata geçirilmesi ve bu amaçla Türk hakim s›n›flar›n›n tafleron olarak kullan›lmas›d›r. ‹flte bu nedenle Türk hakim s›n›flar›, emperyalistlerin politikalar›n› hayata geçirirken iç kamuoyunda oluflabilecek tepkileri engellemek için “stratejik ortakl›k” yalan›na baflvurmaktad›r. ‹NC‹RL‹K EMPERYAL‹STLER‹N NÜKLEER S‹LAH DEPOSU YAPILMAK ‹STEN‹YOR Türk hakim s›n›flar›n›n emperyalizm karfl›s›nda bu aciz duruflunda bugün aç›s›ndan ‹ncirlik Üssü yine ön plana ç›kmaktad›r. Bir yandan Ortado¤u’da bölge ülkelerini dolafl›p bar›fl nutuklar› atarak demokrasi dersi verenler, öte yandan emperyalistlerin bölge ülkelerine sald›r›lar›nda, halklar› katletmelerinde ellerinden gelen yard›m› yapmaktad›rlar. “Stratejik ortakl›k” çerçevesinde gerçeklefltirilen bu “yard›m”da ‹ncirlik üssü belirleyici önemdedir. Bilinece¤i üzere; ‹ncirlik Üssü ABD emperyalizmi taraf›ndan Afganistan ve Irak sald›r›s›nda yo¤un bir biçimde kullan›ld›. Irak’ta Irak halk›n› katleden ABD askerleri bu üssü bir rotasyon üssü olarak kulland›lar. Gelinen aflamada ise, ‹ncirlik Üssü’nün Suriye ve ‹ran’la birlikte Orta-


16 do¤u halklar›na yönelik sald›r›lar›nda kullanma iste¤i ülkemizi ziyaret eden ABD emperyalizminin yetkililerince dile getirildi. ABD emperyalizminin ‹ncirlik Üssü’ne dair talepleri 11 Ocak’ta Türkiye’yi ziyaret eden ABD Ortado¤u Merkezi Kuvvetler Komutan› Abizaid taraf›ndan hükümete iletildi. Abizaid ‹ncirlik’i bir “Lojistik Merkezi” olarak düflündüklerini aç›klad›. Ard›ndan, Pentagon’un üç numaral› ismi, ABD Savunma Bakanl›¤› Müsteflar› Douglas Feith Türkiye’de idi. Feith, ABD’nin taleplerini daha net ifade etti ve ‹ncirlik’i kullanmay› ve ‹ran’a karfl› Türkiye’yi yanlar›nda görmeyi istediklerini aç›klad›. Tüm bu “istekler” ve “talepler” bu üssün hem Afganistan hem de Irak halk›n›n katledilmesinde kullan›ld›¤› gerçe¤inin üzerini örtmeyece¤i gibi, ABD emperyalizminin bölgede tafleronu olan TC faflizminin bu katliamlardaki rolünü ve misyonunu karartmamaktad›r. Tüm bunlar yetmezmifl gibi bir de, bu üssün yeni yeni sald›r›lar için kullan›lma amac› ve bu amaç do¤rultusunda TC faflizminin efendisi ABD ile “pazarl›k” yapmas› ya da daha do¤ru bir deyimle, soyundu¤u tafleronluk görevinde üstlenece¤i rollerle kendisine hareket alan› sa¤lama, k›r›nt›lar elde etme çabas› düflünüldü¤ünde, TC faflizminin bölge halklar› aç›s›ndan oluflturdu¤u tehdit ve nas›l bir devlet oldu¤u gözler önüne serilmektedir. Türk hakim s›n›flar› bölge ülkeleri ve özellikle bölge halklar› aç›s›ndan, emperyalizmle girdikleri uflakl›k iliflkilerinde ciddi bir tehdit unsuru olarak var oldu¤unu, her f›rsatta göstermekten kaç›nm›yor. ABD emperyalistlerinin ‹ncirlik Üssü’nü Abizaid’in ifadesiyle “Lojistik Merkez” olarak düflündüklerini aç›klamas›, bu üssün Ortado¤u halklar› aç›s›ndan, Ortado¤u halklar›na yönelik gerçeklefltirilen/gerçeklefltirilecek olan iflgal ve sald›r›larda kullan›lan bir terör merkezi, emperyalist iflgal ve sald›r›lar›n lojistik merkezi olarak kullan›ld›¤›/kullan›laca¤› gerçe¤ini ortaya koyuyor. Öte yandan bu aç›klamalara ve taleplere Türk hakim s›n›flar›n›n yaklafl›m›, “stratejik ortakl›¤›n” artarak devam edece¤i olarak aç›klan›yor. Yani TC faflizmi emperyalizme özellikle de ABD emperyalizmiyle stratejik uflakl›¤a devam edece¤ini aç›kl›yor. Bu durum en genel anlam›yla TC faflizminin bölgede NATO kisvesi alt›nda uflakl›¤a devam edece¤ini, özel anlamda da ‹ncirlik Üssü’nün yeni katliamlarda, iflgal ve sald›r›larda kullan›laca¤›n›

17 gösteriyor. ‹ncirlik Üssü’nü hem Türkiye halk› hem de Ortado¤u halklar› aç›s›ndan tehlikeli k›lan bir yan da, bu üste ABD emperyalizmin nükleer silah bar›nd›rmas›d›r. The New York Times gazetesinde ç›kan bir habere göre ABD’nin Avrupa ülkelerinde “teröristlere ve asi ülkelere karfl› kullan›lmak üzere” 480 adet nükleer silah› bulunuyor, k›sa menzilli nükleer silahlar›n tamamen ABD’nin kontrolünde oldu¤u ve yap›lan gizli anlaflmalar çerçevesinde aralar›nda Türkiye de bulunan 8 üste depoland›¤› belirtiliyor. Türkiye’de oldu¤u ve ABD’nin kontrolünde oldu¤u aç›klanan bu nükleer silahlar›n bir k›sm›n›n ‹ncirlik’te oldu¤u aç›kt›r. Nitekim 7 fiubat’ta bas›na yans›yan küçük puntolu haberlere göre, Meclis’te ‹ncirlik Üssü’nde nükleer silahlar bulunup bulunmad›¤›na iliflkin verilen soru önergesini, TC faflizminin Savunma Bakan›’n›n bu konunun gizlili¤i nedeniyle aç›klama yap›lamayaca¤› gerekçesiyle yan›ts›z b›rakmas› bu kan›y› güçlendirmektedir. Özetle ‹ncirlik Üssü

san›ld›¤›ndan daha fazla bir biçimde Türkiye halk› ve Ortado¤u halklar› aç›s›ndan tehdit unsurudur. ‹NC‹RL‹K ÜSSÜ PROLETARYA PART‹S‹’N‹N HEDEF‹NDE Proletarya Partisi’nin böylesi bir dönemde ve yaflanan geliflmeler ›fl›¤›nda ‹ncirlik’i hedef alarak bir uyar›da bulunmas› yerinde bir yaklafl›m olmas›n›n yan›nda, hem Türkiye halk›n›n hem de Ortado¤u halklar›n›n istem ve arzular›na yan›t olmas› aç›s›ndan da anlaml›d›r. ‹flte bu önem dolay›s›yla Proletarya Partisi’nin ‹ncirlik Üssü’nü hedef alarak gerçeklefltirdi¤i uyar› eylemi daha bir anlaml›d›r. Uyar› eyleminin bir bütün olarak yap›lmamas›, yani fiili bir sald›r› aflamas›na geçmemesi, eylemin vermek istedi¤i mesaj› ve niteli¤ini gölgeleyemez. Yani Proletarya Partisi aç›s›ndan bafl›ndan itibaren esas olarak amaçlanan uyar› eyleminin vermek

25 Şubat-10 Mart 2005 istedi¤i mesajd›r. Yani Partizan öfkesinin patlat›lmas› ya da patlat›lmamas› son tahlilde belirleyici de¤ildir. Esas olan, Proletarya Partisi’nin Partizan öfkesiyle verdi¤i mesajd›r. Bu mesaj Türkiye halk› kadar Ortado¤u halklar› ve TC faflizmi ile ABD emperyalizmine verilmifltir. Ve denilmifltir ki; “Irak halk›n›n emperyalizme karfl› mücadelesini destekliyoruz, ABD emperyalizminin ‹ran ve Suriye halklar› baflta olmak üzere, Ortado¤u halklar›na yönelik katliam giriflimlerine karfl› ‹ncirlik Üssü’nün kullanmas› ve bu katliamlara ortak olan/olacak olan, emperyalizmin ufla¤› TC faflizmini uyar›yoruz.” Bu nedenle ‹ncirlik Üssü’ne yönelik eylemin baflta ABD emperyalizmi olmak üzere TC faflizmine çok net bir mesaj verdi¤i ve bu mesaj›n da alg›land›¤› ortadad›r. En az›ndan uyar› eyleminin fark edilmesinden sonra TC faflizminin gösterdi¤i refleks bunu göstermektedir. Bölgemiz aç›s›ndan yaflanan geliflmeler ve bu geliflmelere

paralel olarak Ortado¤u halklar› üzerinde bir katliam üssü olarak kullan›lan ‹ncirlik Üssü’nün hem Afgan ve Irak halk›n›n katledilmesinde kullan›lmas›, hem de ABD emperyalizmi baflta olmak üzere, emperyalistlerin bölgede giriflece¤i yeni katliamlar için bir üs olarak kullanma istek ve aç›klamalar› düflünüldü¤ünde oldukça isabetli ve net bir yönelimin sonucu olan bu uyar›n›n böylesi spekülatif aç›klamalarla çarp›t›lmak istenmesi anlafl›l›rd›r. Proletarya Partisi’nin ‹ncirlik Üssü’ne yönelik gerçeklefltirdi¤i uyar› amaçl› eyleminden sonra bölgede yaflananlar TC faflizminin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya sermektedir. Faflizm bilinçli bir çaban›n ürünü oldu¤u çok aç›k olan psikolojik manevralarla uyar›n›n üstünü örtmek ve oldukça net olarak verilen mesaj› çarp›tmak için elinden geleni yapt›. Bölgede estirilen ve burjuva feodal medya arac›l›¤›yla tüm ülkeye de yans›t›lan bu psikolojik sald›r›; esasen TC faflizminin emperyalizm

karfl›s›ndaki uflak pozisyonunu gizlemek, en iyi koruduklar›n› düflündükleri bir üssü bile korumaktan aciz olduklar›n› ve bu anlam›yla her f›rsatta ilan ettikleri “her fleye hakimiz”, “at›lan her ad›m› izliyoruz”, “güçlüyüz” söylemlerinin ne kadar kof ve gerçek d›fl› oldu¤unu bir kez daha göstermesi aç›s›ndan önem tafl›mas›ndan kaynakl›d›r. Bu nedenle faflizm, uyar› eyleminin üstünü örtmek ve dikkatleri baflka yöne çekmek için elinden geleni yapt›. HEDEF S‹V‹L HALK DE⁄‹L ABD GÜÇLER‹YD‹ Uyar› eyleminin Proletarya Partisi taraf›ndan, aç›klanan zamandan birkaç gün önce gerçeklefltirilmesine ra¤men, faflizmin belli bir süre geçtikten sonra aç›klama yapmas› dikkate de¤er bir durumdur. TC faflizminin bu yaklafl›m›n›n belli amaçlar› içinde bar›nd›rd›¤› söylenebilir. Proletarya Partisi’nin uyar› eyleminden hemen sonra bölgede yaflananlar bu konuda bize belli fikirler vermektedir. Aç›klaman›n hemen ard›ndan bölgede estirilen “bombal› çanta” terörü, halk üzerinde yarat›lmak istenen panik havas›, bilinçli ve planl› bir çaban›n ürünü olarak ortaya ç›kmaktad›r. Yaz›l› ve görsel medya arac›l›¤›yla tüm ülkeye de yans›t›lan bu psikolojik sald›r› sonucunda, bölge halk› terörize edilmek istenmifl, Proletarya Partisi militanlar›, “terörist birer cani” olarak gösterilerek, “ellerinde baflka çantalar›n oldu¤u” aç›klamalar›yla, bölge halk› üzerinde bir panik havas› yarat›lmak istenmifltir. Nitekim bu panik havas›n› güçlendirmek için de, Adana Spor-Mardin Spor futbol maç›na “bomba ihbar›” gerekçe gösterilerek ara verilmifl, yine Adana fiehirleraras› Otobüs Terminali de ayn› gerekçe gösterilerek aranm›flt›r. Tüm bu geliflmeler de göstermektedir ki faflizm Proletarya Partisi’nin ‹ncirlik Üssü’ne yönelik uyar› eyleminin amac›n› ve vermek istedi¤i mesaj› çarp›tmak için elinden geleni yapm›fl, bilinçli ve planl› bir çaba ile uyar›n›n üstü örtülerek dikkatler baflka yerlere çekilmek istenmifltir. Ve yine bu psikolojik sald›r›da kullan›lan en büyük argümanlardan birisi de sivil halka yönelik katliam giriflimi yap›laca¤› yalan›n sürekli bir biçimde tekrarlanarak, bölge halk› üzerinde yarat›lmak istenen panik havas›n›n tesis edilmesi amaçlanm›flt›r. Bu amaçla ‹ncirlik esnaf› televizyon kameralar›na konuflturularak, psikolojik sald›r›n›n bir arac› haline getirilmeye çal›fl›lm›flt›r.


25 Şubat-10 Mart 2005

18

Oysa ki Proletarya Partisi militan- talarla militanlar dolaflt›¤›”, “terör” lar›n›n aç›klamas› dikkate al›nd›¤›nda vb. gibi propagandalara giriflmek amaçlar›n›n bir uyar› oldu¤u, hedefle- aç›kt›r ki, faflizmin güçsüzlü¤ünün, rinde kesinlikle sivil halk olmad›¤› net çaresizli¤inin, zavall›l›¤›n›n yans›mabir flekilde ortaya ç›kmaktad›r. Kald› s› olarak her zamanki tavr› ve hiç kuflki Proletarya Partisi’nin bu tür eylem- kusuz ki bundan daha da önemlisi lerde mümkün oldu¤unca sivil halk›n baflka planlar›n›n ürünüdür. zarar görmesini engellemeye çal›flt›¤›, Her fleyden önce uyar› eyleminin eylemlerinde bu durumu özellikle gö- aç›klanmadan günler öncesinden yazetti¤i bilinen bir olgudur. ‹ncirlik Üs- p›ld›¤› eylemi gerçeklefltiren Proletarsü’ne yönelik gerçeklefltirilen ve patlat›ld›¤›nda sadece konuldu¤u yeri de¤il, bizzat üssün belli bir k›sm›n› da imha edecek kapasiteye sahip (ki bunu faflizmin temsilcileri de aç›klamalar›n›n sat›r aralar›nda ifade etmektedirler) bir Partizan öfkesinin, bilinçli bir flekilde sivil halk hedeflenerek konuldu¤u TC’nin mahkemelerinde, büyük bir yalan ve yalan oldu¤u Sivas katliam›n›n kadar bilinçli ve planl› bir çaba- sorumlular›na hesap n›n ürünüdür. Partizan öfkesi sormak mümkün de¤ildi. patlat›ld›¤›nda, özellikle üssün Bu hesab› Halk lojmanlar›n›n etkilenmesi ve Ordusu’nun Partizan bunun da do¤al olarak ABD as- öfkeleri sordu. kerlerine kay›p verdirmesi durumu ortadayken, kopart›lan “sivil halka yönelik sald›r›”, “terör eylemi” gibi yalanlarla; Proletarya Partisi’nin özellikle hedefledi¤inin ABD askerleri oldu¤u, uyar›n›n as›l hedefinde bu askeri güçler ve bizzat ‹ncirlik Üssü bulundu¤u gözlerden kaç›r›l- ya Partisi militanlar› taraf›ndan dile maktad›r. Proletarya Partisi’nin hede- getirilmektedir. Buna ra¤men uyar› finde hiçbir zaman sivil halk olma- eyleminin geç aç›klanmas›n›n çeflitli m›flt›r. Ve yapt›¤› eylemlerde sivil nedenleri olabilir. Bunlardan birincisi, halktan zarar görenler oldu¤unda ise, uyar›n›n geç fark edilmesidir ki bizce bu konuda gerekli aç›klamalar› yapa- çok mant›kl› de¤ildir; ikincisi ise TC rak, iflçi s›n›f› ve emekçi halka özelefl- faflizminin bilinçli ve planl› bir çal›fltiriri vermekten kaç›nmam›flt›r. mas›n›n sonucu olarak geç aç›klanmaÖrne¤in Çank›r› Valisi’ne yönelik s›d›r. Bu durum bizce daha mant›kl›yap›lan cezaland›rma eyleminde, Par- d›r. Çünkü hem yukar›da ifade etti¤itizan öfkelerinden tamamen tesadüf miz, faflizmin güçlülü¤ünün ve “her eseri zarar gören sivil halk için kamu- fleye hakimiz” yalanlar›n›n a盤a ç›koyuna yönelik bir özelefltiri verilmifl, mas› ve bunun sonucunda karfl› bir bu kayb›n Proletarya Partisi aç›s›ndan sald›r› gelifltirme ihtiyac› duymalar› tamamen istem d›fl› geliflti¤i ve tesa- ve bunun için de zamana ihtiyaç duydüf oldu¤u aç›klanm›flt›r. Kald› ki malar›, hem de birkaç gün sonra Proletarya Partisi’nin bu konudaki ABD’nin Savunma Bakan› Condolehassasiyetine gerek dost güçler ve ge- ezza Rice’›n TC faflizmini teftifl ve yerekse de TC faflizmi fazlas›yla tan›kt›r. ni görevler verme ziyaretinin gerçekÖrne¤in geçti¤imiz yaz Proletarya lefltirilecek olmas›, TC faflizminin Partisi taraf›ndan gerçeklefltirilen efendisine yaranmak ve efendisinden Kozyata¤›’ndaki McDonalds’›n Parti- almak istedi¤i k›r›nt›lar›n alt›n› dolzan öfkelerince imha edilmesi eyle- durmak için baflvurdu¤u “terör” deminde, restorant›n boflalt›lmas› isten- magojisini güçlendirmenin bir arac› mifl, düflman umursamaz ve üstünkörü olarak kullan›lmak istendi. Bu anlabir yaklafl›m sergileyince, bir kez daha m›yla Proletarya Partisi’nin hem ABD uyar› yap›lmak zorunda kal›nm›fl; res- emperyalizmine hem de TC faflizmine torant Proletarya Partisi militanlar›nca yönelik olarak ‹ncirlik Üssü hedef al›adeta “zorla” boflalt›lm›flt›r. Böylelik- narak yap›lan uyar›s› iyi de¤erlendirille eylem sivil halktan kimseye zarar meli ve hiçbir çarp›tmaya izin vermevermeden baflar›yla gerçeklefltirilmifl- yecek biçimde verilen mesaj net alg›tir. Proletarya Partisi’nin bu konudaki lanmal›d›r. hassasiyeti ortadayken, tüm bunlar› yok sayarak ve ard›ndan da baflta AdaUYARI EMPERYAL‹STLERE na olmak üzere Çukurova bölgesinde VE UfiAKLARINADIR “sivil halka yönelik yeni bir sald›r› TC faflizminin as›rl›k bir devlet geyap›laca¤›”, “ellerinde bombal› çan- lene¤i oldu¤u ve bu gelene¤ini çok iyi

kulland›¤› düflünüldü¤ünde yabana at›lmayacak bir de¤erlendirmedir bu. Hem emperyalizme hem de kendisine yönelik oldukça net olarak verilen bu mesaj›, TC faflizminin emperyalist efendilerine yönelik bir argüman olarak kullanmak istemesi anlafl›l›rd›r. Bu gerçeklik uyar›n›n içeri¤ini, hakl›l›¤›n› ve meflrulu¤unu karartmayaca¤› gibi, bir kez daha TC faflizminin nas›l bir devlet oldu¤unu, efendilerine yaranmak ve efendilerinden biraz fazla k›r›nt› koparabilmek için dahi, ayn› zamanda kendisine yönelik bir uyar› eylemi olsa da, bunu kullanabilece¤ini/kullanmaktan çekinmeyece¤ini göstermektedir. ABD Savunma Bakan›’n›n Ankara ziyaretinden önce Baflbakan Erdo¤an taraf›ndan ABD’ye Irak konusunda yöneltilen yar›m a¤›z elefltiriler; öte yandan Türkiye halk›nda hakl› ve meflru bir biçimde ABD emperyalizmine yönelik yüzde 82’lere varan bir boyuta ulaflan tepkisinin bilinçli bir biçimde kullan›lmas› gibi nedenler iyi tahlil edilmelidir. Öyle bir sürecin içinden geçiyoruz ki d›flar›dan bakan birisi hem AKP hükümetinin aç›klamalar› hem de ana muhalefet partisi CHP kurultay›nda Deniz Baykal’›n aç›klamalar› nedeniyle, TC faflizminin anti-emperyalist ve özellikle de anti-ABD’ci bir çizgiye kayd›¤› yan›lsamas›na kap›labilirler. Yeminli emperyalizm uflaklar›n›n a¤›zlar›ndan ç›kan bu ifadeler kuflkusuz ki TC faflizminin ba¤›ms›z bir ülke oldu¤u, anti-emperyalist bir ülke oldu¤u anlam›na gelmiyor elbette. Tam aksine TC faflizminin etkili ve yetkili a¤›zlar›ndan yap›lan bu yar›m a¤›z aç›klamalar, TC faflizminin emperyalizm karfl›s›nda düfltü¤ü çaresizli¤in ve ulaflt›¤› uflakl›k boyutunu göstermesi aç›s›ndan iyi bir örnek teflkil ediyor. Kuruluflundan itibaren emperyalizmin yar› sömürgesi olan TC faflizmi tarihinde neredeyse ilk kez bu kadar uflak ve zavall› bir pozisyonda bulunuyor. Bir yandan “k›rm›z› çizgiler” aç›klarken hemen arkas›ndan bu çizgilerden geri ad›m at›yor. Erdo¤an’›n ifadesiyle “gömlek de¤ifltirir gibi” kimlik de¤ifltiriyor. Gerçi bu durumda baflta ABD olmak üzere emperyalizmin bölgeye, TC faflizminin yan› bafl›na müdahale etmesi ve uygulad›¤› politikalar sonucunda TC faflizminin bölgede hareket olanaklar›n›n daralmas› önemli bir etkenken; Irak Kürdistan›’nda yeni bir Kürt devleti kurulmas› olas›l›¤›n›n ortaya ç›kmas› gibi etkenler Türk hakim s›n›flar›n›n uykular›n› kaç›r›yor. Emperyalizm ve baflta da ABD emperyalizmi Ortado-

16 ¤u’da iflgaller gerçeklefltirirken ve yeni yeni ad›mlar atarken; emperyalizmin bu politikalar› TC faflizmini ürkütüyor. Efendisinin att›¤› ad›mlardan rahats›z oluyor. Ve bu rahats›zl›¤›n› gidermek ve kendince emperyalistler karfl›s›nda ve özellikle ABD emperyalizmi karfl›s›nda manevra yapabilmek için, halkta oluflan anti-emperyalist tepkiyi, ABD’ye karfl› yar›m a¤›z dillendiriyor. Erdo¤an “bölgeye demokrasi getirmek iddias›yla uygulanan politikalar, halkta tepki oluflturuyor” mealinden sözlerle hem efendisini uyar›yor, hem de kendince bir mesaj veriyor. Erdo¤an Türkiye’de yükselen ABD karfl›tl›¤›na vurgu yaparak emperyalizme hizmetkarl›¤›n bedelinin kendileri aç›s›ndan a¤›r sonuçlar› olabilece¤ini emperyalistlere hat›rlat›yor. Belli ki tüccar Baflbakan “mal›n›” en iyi flekilde pazarlamak istiyor. Bu nedenle de efendilerine uflakl›k politikalar›n›n risklerini ifade ederek, Türk hakim s›n›flar›n›n alaca¤› k›r›nt›lar› art›rmay› hedefliyor. Evet, halkta anti-emperyalist bir tepki özellikle de ABD emperyalizmine yönelik bir tepki vard›r. Ancak Erdo¤an gibi uflak politikac›lar›n ve hiç kuflkusuz ki TC faflizminin zerre kadar bir anti-emperyalist duruflu yoktur. Tam aksine TC faflizmi emperyalizmin kap›kulu olarak bölgede varolmaktad›r. Türk hakim s›n›flar› emperyalizmin deste¤i olmazsa ayakta duramazlar. Emperyalizmin Türkiye topraklar› üzerindeki temsilcileri, Komprador Burjuvazi ve Büyük Toprak A¤alar› bu gerçe¤in fark›ndad›rlar ve bu nedenle efendilerine yönelik en ufak bir giriflimde bulunamazlar. Bu onlar›n do¤as›na terstir. Çünkü emperyalizmin ülkemizdeki dayanaklar› olan Türk hakim s›n›flar›, bu hizmetlerinin karfl›l›¤›n› fazlas›yla almaktad›rlar. Bu nedenle Türk hakim s›n›flar› gerçek anti-emperyalistlere olanca azg›nl›¤›yla sald›rmaktad›r. Bunu sadece gözalt›, tutuklama vb. sald›r›larla yapmamakta, ayn› zamanda psikolojik sald›r›larla da/dezenformasyon (yalan haber) politikalar›yla yapmaktad›r. Bu nedenle planlan›fl›, uygulan›fl› ve hedefiyle tamamen Proletarya Partisi’nin kontrolünde ve inisiyatifinde gerçeklefltirilen ‹ncirlik Üssü’ne yönelik net bir anti-emperyalist, antifaflist mesaj veren Proletarya Partisi’nin uyar› eylemini çarp›tabilmek için elinden geleni yapmaktad›r. Ancak hiçbir karalama, yalan ve çarp›tma haber, Türkiye iflçi s›n›f›n›n ve ezilen emekçi halk›n›n ve onun komünist öncüsü Proletarya Partisi’nin, iflçi s›n›f›n›n ve ezilen emekçi halk›n hakl›, meflru, do¤ru istem ve taleplerini yerine getirmesini engelleyemeyecektir. ‹ncirlik Üssü’ne yönelik uyar› da bu kapsamda de¤erlendirilmelidir.


16

19

25 Şubat-10 Mart 2005

TKP/ML, ABD emperyalizmi ve onun ufla¤› TC faflizmini uyard›! 10. Jet ‹kmal Üs Komutanl›¤›, kamuoyunda bilinen ad›yla ‹ncirlik Üssü’ne yönelik uyar› eylemini, TKP/ML militanlar› yapt›klar› aç›klamayla üstlendiler. Elimize posta kanal›yla geçen “Parti ve Devrim fiehitlerini An›yoruz, Irak Halk›n›n Emperyalizme Karfl› Mücadelesini Destekliyoruz, ‹ran ve Suriye Halklar› Baflta Olmak Üzere, Ortado¤u Halklar›na Yönelik Yeni Katliam Giriflimlerinde ‹ncirlik Üssü’nü Kullanmak ‹steyen ABD Emperyalizmini ve Bu Katliamlara Ortak Olan/Olacak Olan, Emperyalizmin Ufla¤› TC Faflizmini Uyar›yoruz” bafll›kl› bildiride, militanlar amaçlar›n›n bir uyar› eylemi oldu¤unun alt›n› çizerek, eylemin çarp›t›lma çabas›n›n tamamen bilinçli bir plan›n ürünü oldu¤unu ifade etmektedirler. Bildiriye göre; ‹ncirlik Üssü’ne yönelik uyar› amaçl› gerçeklefltirilen eylemi TKP/ML militanlar› üstlenirken; yarat›lmak istenilen “terör eylemi”, “sivil halka yönelik katliam yap›lacakt›” vb. burjuva feodal bas›nda yap›lan haberlerin gerçe¤i yans›tmad›¤›n›, emperyalizmin ufla¤› TC faflizmin kiral›k kalemflörlerinin, efendilerine yaranmak için, TKP/ML militanlar›nca bafl›ndan sonuna kadar kendi inisiyatifleri alt›nda gerçeklefltirilen uyar› amaçl› eylemi bilinçli bir flekilde çarp›tt›klar› ifade edilmektedir. Aç›klamada; “‹ncirlik Üssü’ne yönelik eylemimiz tamamen uyar› amaçl›d›r. Y›llard›r mücadele içerisinde, yüzlerce kez düflmanla muharebelere giren, düflmana yönelik sald›r›larda bulunan Partimiz militanlar›n›n hedefinde hiçbir zaman sivil halk olmam›flt›r. Partimiz bu tür eylemleri kesinlikle reddeder. Partimizin hedefleri aç›k ve nettir. Bu aç›kl›k ve netlik halk›m›z taraf›ndan da ‘T‹KKO’nun kurflunlar› adres sorar’ denilerek net ve berrak bir biçimde dile getirilmifltir. Çünkü halk›m›z bilmektedir ki, partimiz militanlar› hedeflerinde ve eylemlerinde seçicidir. Yapt›¤›m›z eylemler ve gerçeklefltirdi¤imiz sald›r›lar hiçbir spekülasyona izin vermeyecek kadar aç›kt›r. Partimizin hedefinde hiçbir zaman halk›m›z olmam›flt›r. Bu eylemimizde de bu durum gözetilmifl ve sivil halk›n zarar görmemesi için, baflta ABD emperyalizmi olmak üzere TC faflizmi uyar›lmakla yetinilmifltir. Buna ra¤men emperyalizmin ve faflizmin bu uyar› eylemimizi bilinçli bir flekilde çarp›tmalar› anlafl›l›rd›r. Çünkü as›l halka yönelik katliamlar› gerçeklefltirenler, emperyalizm ve onun ufla¤› TC faflizmi gibi güçlerdir” denilerek devamla “bu gerçe¤i görmek isteyenler, baflta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalistlerin Afgan ve Irak halklar›na yönelik halen sürdürdü¤ü katliamlara, uygulad›¤› teröre fazlas›yla vak›ft›lar. Hergün Irak’ta em-

peryalistlerin önderli¤inde ‘koalisyon güçlerince’ katliamlar gerçeklefltirilmektedir. ABD emperyalizmi, ‘terörle mücadele’ ad› alt›nda binlerce savunmas›z, masum Irakl›y›, kad›n çocuk demeden katletmektedir. ‘Hayalet Öfke’ ad› verilen bir operasyonla Felluce kentinin tümden ortadan kald›r›lmas›, uygulanan bu terörün çok ç›plak bir örne¤idir. Felluce, emperyalizminin bugüne kadar uygulad›¤› katliamlar›n ‘iyi bir örne¤i’ ama ne yaz›k ki son örne¤i olmayacakt›r. Daha düne kadar Irak halk›n›n üzerine tonlarca bomba ya¤d›ran ve yüzbinleri aflan rakamlarla ifade edilen ‘sivil halk›n’ katledildi¤i bir terör sergileyen emperyalizminin, ‘bar›fl’, ‘demokrasi’, ‘özgürlük’ söylemleri ad› alt›nda gerçeklefltirdi¤i katliamlar› ‘terörle mücadele’ ad› alt›nda hayata geçirme yalan› bugün dünya halklar› nezdinde bir kez daha a盤a ç›km›flt›r. Emperyalizm ‘ölümünü gören yaral› bir hayvan gibi’ dünya halklar›na sald›rmaktad›r ve tarihsel sonunu gördükçe daha da azg›nlaflmaktad›r. Dün Afganistan, bugün Irak ve yak›n gelecekte ifade edilen ‹ran ve Suriye’ye yönelik sald›r› aç›klamalar› bunun iflaretidir. Aç›kt›r ki baflta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalizmin Ortado¤u halklar›na yönelik giriflti¤i/giriflece¤i bu katliamlar, onun sömürgeci, vahfli ve terörist yüzünün aç›k bir göstergesidir.

TC faflizmi de bu konuda emperyalist efendilerinden geri kalmamaktad›r. TC faflizminin baflta Kürt halk› olmak üzere, Türkiye halk› üzerinde estirdi¤i terör, katliam ve vahflet ortadad›r. Daha dün on iki yafl›nda bir çocu¤u katledenler bugün depremden zarar gören Kürt halk›n›n protesto gösterisinin üzerine sald›rmakta ve insanlar› tutuklamaktad›r. Daha dün T. Kürdistan› ve Karadeniz olmak üzere, gerilla mücadelesi verilen bölgelerde insanlar› katleden, ambargo ve göçe zorlayan TC faflizmi, bugün de olanca azg›nl›¤›yla halk›m›za sald›rmaktad›r. ‹flçilere, ö¤rencilere, devrimci ve ilerici güçlere yönelik her türlü karfl› devrimci fliddeti uygulamakta, halk›m›z üzerinde terör estirmektedir. Üstelik bu terör bugün, AB üyeli¤i, demokrasi vb. palavralar›yla desteklenerek daha bir sinsi biçimde sürdürülmektedir. TC faflizmi bir yandan halk›m›z üzerinde terör estirirken öte yandan emperya-

lizmin bölge halklar›na yönelik sald›r›lar›nda kullan›lmaktad›r. Irak halk›n›n üzerine ya¤d›r›lan tonlarca bomban›n, ‹ncirlik Üssü’nden kalkan uçaklarla gerçeklefltirildi¤i ve yine ABD emperyalizminin bu üssü askerlerinin rotasyonu için kulland›¤› bilinmektedir. TC devletinin 1 Mart tezkeresini meclisinden geçirememesi ve Irak’›n iflgalinde fiili olarak yer almamas› kimseyi yan›ltmamal›d›r. Türk hakim s›n›flar›nca yo¤un ve ›srarl› bir biçimde desteklenen ve ç›kart›lmas› hedeflenen, 1 Mart tezkeresinin ç›kart›lamamas›, baflta ‘savafl karfl›t›’ gösteriler olmak üzere halk›m›z›n, hakim s›n›flar›n meclisinin üzerinde yaratt›¤› bask› ve bu bask›yla olan bir yol kazas›d›r. Bu nedenle TC faflizminin bafl›ndan itibaren Irak halk›n›n katledilmesinde rolü oldu¤u görülmelidir. Bu rolde 10. Jet ‹kmal Üs Komutanl›¤›, yani kamuoyunda bilinen ad›yla ‹ncirlik Üssü önemli bir rol oynamaktad›r” denilerek, yap›lan uyar›n›n iyi anlafl›lmas› gerekti¤i, amaçlanan›n fiili bir sald›r›dan çok uyar› eylemi ve esasen ‹ncirlik Üssü’nün yeni katliamlar için kullan›lma olas›l›¤›n›n önüne geçmek oldu¤u ifade edilmektedir. Bildiride; “son günlerde artan bir biçimde ‹ncirlik Üssü’nün ‹ran’a

yönelik sald›r›da da kullan›laca¤› ifade edilmektedir. Partimiz baflta ABD emperyalizmi olmak üzere, emperyalistlerin ve onun ufla¤› olan TC faflizminin Ortado¤u halklar›na yönelik tehditlerine kay›ts›z de¤ildir. 10. Jet ‹kmal Üs Komutanl›¤›’na yönelik uyar› eylemimizin daha üst boyutta gerçeklefltirilmemesi kimseyi yan›ltmamal›d›r. Partimiz, hem Irak halk›na yönelik katliamda kullan›lan hem de Ortado¤u halklar›na yönelik sald›rganl›kta kullan›laca¤› ifade edilerek, Ortado¤u halklar›n›n üzerinde adeta ‘psikolojik bir sald›r› arac› haline getirilen, terör yuvas› 10. Jet ‹kmal Üs Komutanl›¤›’na’ yönelik daha güçlü ve etkili sald›r›lar gerçeklefltirmeye muktedirdir. Çünkü Partimiz gücünü ona yön veren Marksizm-Leninizm-Maoizm ideolojisinden ve halktan almaktad›r” denilerek, uyar›lar›n›n devlet güçlerince çarp›t›lmak istendi¤i, bu nedenle yo¤un bir dezenformasyon politikas›na baflvurduklar› ifade edilmektedir. TKP/ML militanlar› bildirilerinde; “tüm bu gerçekli¤e ra¤men; faflizmin kol-

luk güçlerinin ve burjuva feodal medyan›n eylemimizi, sivil halka yönelik yar›m kalm›fl bir sald›r› giriflimi gibi göstererek, verilmek istenen mesaj› çarp›tma çabalar›, bilinçli bir karfl› devrimci propagandan›n ürünüdür. Tam da bu nedenle uyar› eylemimiz çok önce gerçeklefltirilmesine ra¤men, faflizmin kolluk güçlerince aç›klaman›n günler sonra yap›lmas› anlaml›d›r. Faflizm, uyar›m›z›n hakl›l›¤›na ve meflrulu¤una, halk›m›z›n iste¤ini yerine getirmemize tahammül edememektedir. Bu tahammülsüzlük nedeniyle bölgede halk üzerinde panik havas› estirmekte, halk›m›z›n korku ve kayg› duymas› için elinden geleni yapmaktad›r. Evet, birileri korkmakta ve kayg›lanmakta hakl›d›r. Partimizin, Partizan öfkelerinden baflta ABD emperyalistleri olmak üzere TC faflizmi ve onun uflaklar›, kolluk güçleri kurtulamayacakt›r. Bölgede estirilen ‘bombal› çanta’ terörü, faflizmin güçsüzlü¤ünün ve korkusunun eseridir. Halk›m›z› terörize ederek, kendi güçsüzlü¤ünü ve emperyalistlerin ufla¤› olma gerçe¤ini gizlemek isteyen TC faflizmi, ne kadar u¤rafl›rsa u¤rafls›n, proletaryan›n ve emekçi halk›m›z›n adaletinden, Partimizin ve onun ordusunun ‘Partizan öfkelerinden’ kurtulamayacakt›r. Partimiz istedi¤i anda ve istedi¤i yerde düflmana darbe vuracak teknik kapasite ve lojisti¤e sahiptir. Bu uyar›m›zda da görülece¤i üzere, emperyalistlerin ve onlar›n ufla¤› TC faflizminin gerek Türkiye halk› ve gerekse de Ortado¤u halklar›na yönelik sald›r›lar›nda kulland›¤› ve ‘çok iyi korunan’ ‹ncirlik Üssü’nün de Partimizin ve ordumuzun Partizan öfkelerinden kurtulamayaca¤› gösterilmifltir. ‹stenildi¤i taktirde devrimci ve komünist iradenin nelere kadir olabilece¤i hem dosta hem de düflmana bir kez daha gösterilmifltir. Tüm bunlara ra¤men emperyalizmin ufla¤› faflist TC devletinin kolluk güçlerinin uyar›m›z› çarp›tmalar› ve meseleyi ‘sivil halka yönelik yar›m kalm›fl bir terör eylemi’ olarak yans›tmalar›, onlar›n çaresizli¤inin ve güçsüzlü¤ünün bir iflaretidir. Partimizin bugüne kadar gerçeklefltirdi¤i bütün eylemlerde oldu¤u gibi, bundan sonrada gerçeklefltirece¤i eylemlerde amac›, hedefleri ve yönelimi aç›kt›r. Hiçbir demagoji, yalan ve çarp›tma bu gerçe¤i gizleyemez. 10. Jet ‹kmal Üs Komutanl›¤›’na yönelik gerçeklefltirdi¤imiz uyar› da bu çerçeve içinde ele al›nmal›d›r” denilerek, uyar›lar›n›n bu süre içinde gerçekleflmesinin bir nedeninin de, Ocak ay›n›n son haftas›n›n “Parti ve Devrim fiehitleri Anma Haftas›” olmas› vesilesiyle Parti ve Devrim flehitlerinin an›lmas›n›n amaçlanmas› olarak aç›klanmaktad›r. Elimize geçen bildiri; “Ortado¤u’nun sorunlar›, Ortado¤u halklar› taraf›ndan çözülecektir”, “Kahrolsun emperyalizm, faflizm ve her türden gericilik”, “Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Gerillalar ölmez, yaflas›n Halk Savafl›”, “Yaflas›n Demokratik Halk Devrimi”, “Yaflas›n Halk Savafl›”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML ve önderli¤indeki T‹KKO, TMLGB” sloganlar›yla son buluyor. (H. Merkezi)


20

25 Şubat-10 Mart 2005

16

S›n›f savafl›m› üretken ve yarat›c› kadrolar›n ürünüdür! Devrim yürüyüflünün h›zland›r›lmas› ya da ileri tafl›nmas› sorunu mücadelenin somut geliflmelerine yönelik belirlenen güncel politika ve taktiklerle ilintili bir durumdur. Do¤ru zamanda, do¤ru politikalar ve bu politikalar› hayata geçirecek örgütlenme biçimleri ile devrim yürüyüflünün seyrini belirlemek mümkündür. Dönem dönem ivmesi düflen ya da yükselen s›n›f mücadelesinin bu seyri, emperyalist-kapitalist sistemin sald›r›lar›n›n boyutunun yan›s›ra, devrime öncülük eden gücün durumuyla da direkt ilintilidir. S›n›f mücadelesinin seyrinin sürekli yükselen bir hat içinde olmas› –ki bu yenilgileri yads›mak anlam›na gelmemektedir- an›n ve dönemin ihtiyaçlar›na ve s›n›f mücadelesinin gündemlerine müdahale, kitlelerin nabz›n› elinde tutma vb. ile de do¤rudan ilintilidir. Birbirine ba¤l› ve birbirini tamamlayan bu ö¤elerden biri eksik kald›¤›nda, mücadelenin ak›fl›na hükmetme ve de¤ifltirme prati¤i eksik ve yetersiz kalacakt›r. Bu genel do¤rular ülkemiz için belirlenen devrimin genel hatt›n›n özelleflmesi ve somutluk kazanmas› için de önemlidir. Genel ve do¤ru olan siyasetin yaflam içinde hükmünün bulunmas› ve iradi bir güç durumuna gelmesinin ancak genel do¤rular›n somutla birlefltirilmesi ile olaca¤› bir gerçektir. Genel do¤rular› belirlemek ve ortaya koymak bu anlamda yetmemektedir. Sorun bu do¤rular›n milyonlar›n yaflam›nda anlam bulmas› ve onlar için bir çözüm gücü olmas›d›r. Yani kitlelerin içine nüfuz etmeyen bir do¤ru sadece genel bir do¤ru olman›n ötesinde bir anlam tafl›mayacakt›r/tafl›maz. Devrimin kitlelerin eseri olaca¤› gerçe¤ini do¤rulamak ancak onlar›n güçlerini a盤a ç›karmakla mümkündür. Devrimin baflar› sa¤lamas› ise ona öncülük eden gücün milyonlar taraf›ndan sahiplenilmesi ve ard›ndan yürümesi ile mümkün olacakt›r. Do¤rular›n yaflam bulmas› prati¤inde her bir parçan›n önemli bir rolü vard›r. Kendi pay›na düflen rolü lay›k›yla yerine getirmeyen her parça, çark›n bütünlüklü olarak dönmesinin önünde bir engel oluflturacak, difllilerden birinin olmamas› ya da eksik kalmas› anlam›na gelecektir. ‹flte bu önemli parçalardan biri de kadrolard›r. Yani yukar›da vurgulad›¤›m›z do¤rular›n ve politikalar›n milyonlar›n içine nüfuz ettirilmesinde kadrolar›n az›msanmayacak derecede önemli bir rolü vard›r. Bu rol ve ifllevin yerine getirilmesinde flu iki yönü gözden kaç›rmamak gerekir. Birincisi öncünün do¤ru bir kadro politikas›n›n olmas›, kadrolar›n›n yetenek ve birikimlerini a盤a ç›karmas›, onlardan en verimli flekilde faydalanmas›, denetlemesi vs. iken, ikinci önemli nokta da örgütlü her militan›n kendine bu misyonu biçmesi, bu yöndeki zaaflar›n› tespit ederek örgüte açmas› ve bu konuda cüretli ad›m-

Ç

al›flma yürüttü¤ümüz alan ya da bölgelerde acil müdahale edilmesi gereken gündem ya da geliflmeler yafland›¤›nda nas›l bir tav›r tak›n›lmas› gerekti¤ini önderlikten beklemek yerine, bir tav›r ve müdahale gelifltirmemiz gerekti¤i bilinci ile hareket etmek durumunday›z.

lar atmas›d›r. “Siyasi çizgi bir kere saptand› m›, kadrolar belirleyici bir etken haline gelir” aç›klamas›yla Stalin yoldafl sorunun can al›c› noktas›n› ortaya koyuyor. Merkezi önderlik taraf›ndan belirlenen politikan›n hayat bulmas›nda kadrolar belirleyici bir rol oynar. Belirlenen politikan›n kavrat›lmas› ve kavranmas› süreci ile birlikte ondan sonraki ad›m, politikan›n büyük bir canl›l›k ile yaflama geçirilmesi aflamas›d›r. Politikan›n yaflama geçirilmesinde tüm yarat›c›l›¤›n a盤a ç›kar›lmas›, alanlar›n özgünlü¤üne uygun olarak somut sloganlar›n belirlenmesi önemlidir. Bu, sürece iliflkin merkezi önderli¤in belirledi¤i genel fliar ya da slogan›n somutlanmas› anlam›na gelmektedir. Bu da kadrolar›n e¤itimi ve bilinç seviyesi ile ilintili bir durumdur. Belirlenen

politikay› ve genel politik hatt› kavram›fl kadrolar›n o politikay› yaflama geçirmesi de o kadar yetkin olacakt›r. “fiunu bir aksiyom olarak kabul etmek gerekir ki, devlet ve partinin hangi alan›nda olursa olsun çal›flan militanlar›n siyasal düzeyi ve Marksist-Leninist bilinci ne kadar yüksek olursa, çal›flman›n kendisi de o kadar yüksek ve verimli, sonuçlar› da o kadar elle tutulur olur; tersine, militanlar›n siyasal düzeyi ve Marksist-Leninist bilinci ne kadar düflük olursa, çal›flmada eksiklik ve baflar›s›zl›k olas›l›¤›, militanlar›n kavgac›-uygulay›c›lar durumuna düflmeleri olas›l›¤›, dipten doru¤a yozlaflmalar› olas›l›¤› da o kadar büyük olur.” (Stalin, Leninizmin Sorunlar›, sf. 722) Stalin yoldafl›n yapm›fl oldu¤u belirleme bu konunun anlafl›lmas› aç›s›ndan oldukça önemlidir. Yine Stalin yoldafltan devam edersek;

“Do¤ru politik çizgi verildikten sonra her fleyi bizzat politik çizginin kaderini de -uygulanmas›n› ya da baflar›s›zl›¤a u¤ramas›n› da- örgüt çal›flmas› belirler.” Sorunumuzun sadece belirlemekle bitmedi¤ini ve belirlemeyi uygulayacak kadrosal bir nitelik gerekti¤ini kavramak gerekmektedir. E¤er nitelikli kadrolara ve militanlara sahip olursak çal›flma tarz›ndaki eksiklerimizden ar›n›r, daha dinamik, daha yarat›c› ve de¤iflen koflullara daha çabuk uyum sa¤layan bir örgüte sahip oluruz. Herfleyi; tüm talimat ya da belirlemeleri önderlikten bekleyen, bu konuda kendi inisiyatif ve yetkisini kullanmayan, çal›flmalar›nda hantal ve tembel davranan kadrolar›n faaliyet alanlar›nda ilerlemelerinin zaman almas› durumu kaç›n›lmaz olarak yaflan›r. Kitlelerin örgütlenmesinde ve örgütlülüklerin kurulup, yayg›nlaflmas›nda kadrolar›n bu özelli¤i, önderli¤in bu konuda politika belirlemesi kadar önemlidir. Kald› ki flunu da unutmamak gerekir ki; böyle bir mant›k her fleyin önderlikten beklenmesi anlay›fl›n› da beraberinde getirmektedir. Çal›flma yürüttü¤ümüz alan ya da bölgelerde acil müdahale edilmesi gereken gündem ya da geliflmeler yafland›¤›nda nas›l bir tav›r tak›n›lmas› gerekti¤ini önderlikten beklemek yerine, bir tav›r ve müdahale gelifltirmemiz gerekti¤i bilinci ile hareket etmek durumunday›z. Di¤er bir önemli konu ise önderli¤in uygun ve do¤ru politikalarla yeni kadrolar› a盤a ç›karmas›, bunlar› faaliyet içinde denetlemesi, s›k› bir e¤itim ile ideolojik ve politik seviyelerini yükseltmesidir. Denetimsiz bir faaliyet ve denetimsiz b›rak›lan kadrolar›n faaliyetinin verimli olmayaca¤› yaflanan bir dizi örnek ve pratikle ortadad›r. Nas›l ki kadrolar›n her fleyi önderlikten beklemesi do¤ru de¤ilse, önderli¤in de ayn› biçimde bir beklenti içinde olmas› bir olumsuzluktur. Belirlenen politikan›n pratik içindeki kadrolara kavrat›lmas› önemli bir sorundur. Çünkü politikay› kavramayan bir önderli¤in bu politikay› di¤er militan veya aktivistlerine de kavratmas› mümkün olmayacakt›r. Bunun yan›s›ra belirlenen bir politikan›n ne oranda yaflama geçirildi¤i, nerelerde t›kand›¤› ve yetersiz kal›nd›¤›n› bilmek ve bu konuda da ön aç›c› olmak aç›s›ndan da denetim önemlidir. Bu konuda Mao yoldafl›n ortaya koydu¤u flu yaklafl›m oldukça önemlidir: “Kadrolara özen göstermesini bilmeliyiz. Bunun çeflitli yollar› vard›r. Birincisi, onlara yol gösterin. Bu, sorumluluk yüklenme cesaretini gösterebilmeleri için çal›flmalar›nda onlara serbestlik tan›mak ve ayn› zamanda, Partinin siyasi çizgisinin rehberli¤inde inisiyatiflerini tam olarak kullanabilmeleri için onlara yerinde ve zaman›nda talimatlar vermekle olur.


21

16 ‹kincisi, kadrolar›n düzeylerini yükseltin. Bu, teorik kavray›fllar›n› ve çal›flma yeteneklerini artt›rabilmeleri için onlara ö¤renme olana¤› sa¤layarak onlar› e¤itmek demektir. Üçüncüsü, çal›flmalar›n› denetleyin; tecrübelerini özetlemelerine, baflar›lar›n› ilerletmelerine ve hatalar›n› düzeltmelerine yard›mc› olun. Kadrolara özen göstermenin yolu, görev verip denetlememek ve ancak ciddi hatalar yapt›ktan sonra ilgilenmek de¤ildir. Dördüncüsü, hata yapan kadrolara karfl› genel olarak ikna yöntemini kullan›n ve hatalar›n› düzeltmeleri için onlara yard›mc› olun. Beflincisi, karfl›laflt›klar› güçlüklerde onlara yard›mc› olun.” (Mao, Cilt ll, sf. 211) Mao yoldafl›n yapm›fl oldu¤u bu belirleme genel anlamda kadrolara yaklafl›m sorununu ortaya koyarken, esas olarak yap›lmas› gereken bu bilinen yaklafl›m› uy-

gulamada ve hayata geçirmede yetersiz kal›nan noktalar›n a盤a ç›kar›lmas›d›r. Bu mant›¤›n sadece kadrolarla s›n›rl› tutulmayarak örgütlü militanlar›n tümüne uygulanmas›d›r. Di¤er bir ifadeyle kadro politikam›z› örgütlü militanlar›m›z için de uygulamak önemlidir. Bu, uygulama ve beklentiler anlam›nda kuflkusuz ayn› düzeyde olmayacakt›r. Ancak militanlar›m›z›n yeteneklerini a盤a ç›karmak ve inisiyatiflerini gelifltirecek mekanizmalar oluflturmak da kadrolar›m›z kadar önemle üzerinde durulmas› gereken bir noktad›r. Kuflkusuz en iyi e¤itimin pratik içinde oldu¤u do¤rudur. Gelece¤in kadrolar›n›n yetifltirilmesi ve a盤a ç›kar›lmas› da do¤ru bir politikan›n yön verdi¤i bir pratikle ancak mümkün olabilir. Bu görevlendirme çal›flmalar›m›zda belli eksiklikleri do¤urabilir. Ancak “ifl yapan hata da yapar, kötü olan hatalardan ders ç›karmamakt›r” sözünde oldu¤u gibi insanlar›

PUSULA EYLEMLERE VE DAVRANIfiLARA GÖRE SINAMA Bir partiyi, bir önderi ve devrimciyi tan›man›n en güvenilir yöntemi eylemlerine ve davran›fllar›na göre s›namad›r. Bu yöntem gerçek ve bilimseldir. Bu yöntemin d›fl›nda kullan›lacak yöntemler, felsefi olarak idealizme ve politik olarak burjuvaziye hizmete götürür. S›n›f savafl›m›n›n geliflimi ve de¤iflimi üzerinde sözün de¤il prati¤in etkisinin ve a¤›rl›¤›n›n oldu¤u bir gerçektir. S›n›f savafl›m›n›n geliflim yasalar› ve pratik deneyimi “eylemlere ve davran›fllara göre s›nama” belirlemesinin do¤rulu¤unu defalarca ispatlam›flt›r. Marksizm-Leninizm-Maoizm ile revizyonizm, devrim ile reformizm proletarya ile küçük burjuvazi aras›ndaki belirgin ve ay›rt edici özellik, eylemler ve davran›fl aras›ndaki farkl›l›kt›r. Farkl›l›¤› ortaya koyan özellik, yaflama hükmeden prati¤in dilidir. Bu güvenilir yöntem farkl› siyasal partiler aras› temel bir ayraç oldu¤u gibi, parti içinde proleterleflen kesimle küçük burjuva kesim aras›ndaki fark›n anlafl›lmas› aç›s›ndan da belirgin ve önemli bir ayraçt›r. Bu ayraç somut ve gerçektir. Gerçek ölçüt, pratiktir. ‹dealizmle materyalizmin, küçük burjuvaziyle proletaryan›n, do¤ru ile yanl›fl›n aras›ndaki fark›n netleflmesini a盤a ç›kartacak olan, vazgeçilmez ölçüttür pratik. Reformistler, prati¤in de¤ifltirici dönüfltürücü hükmüne inanmaz ve güvenmez, buna yeterince önem vermezken; devrimciler, prati¤in de¤ifltirici ve dönüfltürücü gücüne inan›r ve bunun örgütlenmesini temel kabul eder. Prati¤e yön veren devrimci teorinin önemini her f›rsatta vurgularken prati¤in esas olma gerçekli¤inden asla ödün vermez. “Pratik (teorik) bilgiden daha yüksektir, çünkü sadece evrensellik de¤erine de¤il dolays›z güncellik de¤erine de sahiptir.” Lenin ‹deolojik-politik-örgütsel alanda ilerleme ve geliflim sa¤laman›n, s›çrama yapman›n ateflleyicisidir, pratik. Alg›sal bilgiden akla uygun bilgiye s›çraman›n her

bir ad›m›nda kendini yenileyen prati¤in tekrar› görülür. ‹kinci Enternasyonal oportünistleri baflta olmak üzere s›n›f savafl›m› boyunca ortaya ç›kan (menflevikler-flafakç›lar) bütün oportünist anlay›fl ve hareketlerin belirgin farkl›l›¤› olarak karfl›m›za ç›kar, söz ve eylem aras›ndaki farkl›l›k. Bu farkl›l›k 2. Enternasyonal oportünistlerini çökertti¤i gibi bütün oportünist anlay›fllar›n burjuva yüzünü de ortaya koymufl ve onlar› çöküflten kurtaramam›flt›r. Teoriye, stratejiye ve yönelime uygun davranmamak baflta olmak üzere, devrimin yasalar›na, Proletarya Partisi’nin politik kararlar›na, devrimin yasa ve ilkelerine, örgütleme bilimine uygun hareket etmemek de oportünizmin bir özelli¤idir. Öze uygun davranmamak çöküfle ve yenilgiye götürür. S›n›f bilinçli proleterler ne zaman ki ilke ve kurallar›na uymam›flsa baflar›s›zl›¤a u¤ramaktan, yenilgiyi yaflamaktan kurtulamam›fllard›r. MLM teori, politik kararlar, örgütleme bilimine uygun tarzda prati¤e uygulanmadan, örgütlenmeden kendi bafl›na maddi bir örgütsel güce dönüflemez. Ayr›ca politik kararlar› prati¤e uygulamak için, yetenekli ve kararl› kadrolara, kararlar›n uygulan›p uygulanmad›¤›n›n denetlenmesini sa¤layacak olan örgütsel mekanizmaya ihtiyaç vard›r. Baflar›n›n büyütülmesini ve süreklileflmesini sa¤layacak, onu güvence alt›na alacak olan, devrimci prati¤in baflar›l› ve yetenekli bir flekilde örgütlenmesi ve denetlenmesidir. Bugün zay›f ve eksik olan, yetersiz kal›nan, baflar›lamayan budur. Bu gerçeklefltikçe kitleler, devrimci savafl ve Proletarya Partisi baflar›l› bir flekilde ustaca örgütlenir. ‹deolojik güç maddi örgütsel güce dönüflür. Devrimci teori, politik kararlar, grev ve direnifl çad›rlar›nda, eylem alanlar›nda, miting meydanlar›nda, sokaklarda, k›rlarda mücadele içinde s›nan›r. Kendili¤inden edilgen ve pasif flekilde örgütsüz duran,

25 Şubat-10 Mart 2005

tan›yabilece¤imiz tek yer prati¤in ta kendisidir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda yeni insanlara görev vermekten korkmamal›y›z. Yan›bafl›m›zda duran her militan›m›za bu gözle bakmak ve de¤erlendirmek örgütlenme çal›flmalar›m›z›n önünü açacak bir noktad›r. Yeteneklerine göre konumland›rarak daha fazla verimli olmalar›n› sa¤lamak, faaliyette geliflim sa¤lamam›za neden olacak konulardan biridir. S›k› bir denetim ve e¤itimle yeni kadrolar›n yetifltirilmesi ve a盤a ç›kar›lmas›n›n önünde hiçbir engel yoktur. Bu anlay›flla bakmad›¤›m›z ve bu süreci geç iflletti¤imiz sürece haleflerin yetifltirilmesi ve mücadeleye taze kanlar›n tafl›nmas› görevini de geciktirmifl ve engellemifl oldu¤umuzu bilmek durumunday›z. Yerine getirmedi¤imiz her bir görevin ayn› zamanda s›n›f mücadelesini geciktirmek anlam›na geldi¤i sorumlulu¤uyla hareket etmeliyiz. ‹nsanlar›n sunabilecekleri çok küçük

dahi olsa katk›y› sunma zeminini haz›rlamak ve bu tarzda bir yaklafl›m içinde olmak önemlidir. Partili duruflun gere¤idir bu. Kibirli ve küçümseyici yaklafl›mlar insanlar›n kendilerini sunmalar›n› engelleyici bir yaklafl›m tarz›d›r. ‹nsanlar›n fikirlerini ve düflünme yetilerini gelifltirmek, yaflanan sorunlar› bu yolla sahiplenmelerini sa¤lamak, onlar›n kendilerini daha fazla mücadeleye katmalar›n› sa¤layacakt›r. S›n›f savafl›m› mucizelerin ürünü de¤ildir. S›n›f savafl›m› üreten, yaratan, önlerine ç›kan her zorlu¤u s›n›f savafl›m›n do¤al bir sonucu oldu¤unu ve bunu çözmenin elinde oldu¤unu bilince ç›karan, müdahale eden, de¤ifltiren kadrolar›n ve militanlar›n ürünüdür. Böyle bir düflünüfl tarz›, böyle bir flekillenifl mucizeleri beklemez, mucizeler yarat›r. ‹flte bugün içinden geçti¤imiz bu süreçte mucizeler yaratacak kadro ve militanlar› yaratmak olmazsa olmazd›r.

burjuvazinin ve reformistlerin etkisi alt›nda kalan kitlelerin basitten karmafl›¤a do¤ru örgütlenmesiyle s›nan›r. Politik kararlar, harekete geçirilen, alanlara tafl›nan kitle gücüyle, örgütlenen parti komitelerin nitelik düzeyiyle, çözüm kapasitesiyle s›nan›r. Kitlelerin Proletarya Partisi etraf›nda örgütlenmesiyle s›nan›r. Parti komitelerin, s›n›f bilinçli proleterlerin s›nanmas›n›n mihenk tafl› pratiktir. S›n›f savafl›m›n› örgütlemeyen, kitleleri harekete geçiremeyen, onlar› proletaryan›n ideolojisi ve politikas›yla etkileyemeyen komiteler, “eylemlere ve davran›fllara” göre s›naman›n hükmünde yarg›lan›r. Kitlenin hangi kesimini ve ne kadar›n› parti etraf›nda örgütleyebiliyoruz? Ne kadar kitleye devrimin, Proletarya Partisi’nin propagandas› yap›l›yor? Yap›lan propaganda ve ajitasyonun içeri¤i nedir? Propaganda ve ajitasyon çal›flmas›nda kullan›lan araçlar›n niteli¤i nedir? Proletarya Partisi d›fl›nda örgütlenen eylemlere miting ve yürüyüfllere kat›l›m düzeyimiz, etkileme gücümüz nedir? Faaliyet alanlar›nda kaç komite kuruluyor? Komitelerin politik düzeyi ve niteli¤i nedir? Kadrolar aras› uyum ve ahenk var m›d›r? Ortaya ç›kan sorunlar› çözüm yöntemleri nedir? Devrimci çal›flmalar› örgütleme baflar› düzeyi nedir? Politik kararlar, yukar›da say›lan gerçeklik içinde s›nan›r. Bir partinin gücü esas olarak, savundu¤u ideolojik-politik görüfllerin do¤rulu¤unda aran›rken, ayn› zamanda bu ideolojik gücün s›nanmas›n› sa¤layacak, onu gelifltirip ilerletecek olan maddi örgütsel güce dönüfltürme sürecindeki çal›flman›n örgütlenme baflar›s›d›r. Temel sorunlarda hangi politik görüfllerin savunuldu¤u esas önem teflkil ederken, bu görüfllerin hangi politika ve araçlarla, hangi politik kadro düzeyi ile uyguland›¤› ve bunun sonucunda hangi kazan›mlar›n elde edildi¤i de ayr› bir önem arz etmektedir. ‹zlemek, gözlemlemek sadece belirlemekle, sürece iliflkin politik kararlar almakla s›n›rlanan “devrimci politika” yaflamda etki gücü bulmaz, s›n›f savafl›m›nda de¤ifltirici rol oynayamaz. Politik kararlar, kolektif tarzda örgütlenen, devrimci çal›flmayla, do¤ru insanlarla ve çal›flman›n do¤ru tarzda denetlenmesiyle etkili hale gelir.

“Politik bilinç seviyesini yükseltmek, düflünce söz ve hareket birli¤i yaratmak, sars›lmaz bir askeri disiplin sa¤lamak ve halk kitleleriyle s›k› s›k›ya kaynaflmak için politik e¤itimi yo¤unlaflt›r›r›z.” Yap›lmas› gereken bunlard›r. Partinin iç geliflimi her alanda do¤ru anlay›fllar›n oturtulmas›na, uygulanmas›na ve devrimci prati¤in denetlenmesine, ayn› zamanda oportünist anlay›fllara karfl› savafl›m ve bu anlay›fllar›n kesin olarak yenilgiye u¤rat›lmas›na ba¤l›d›r. Faaliyet alanlar›ndaki örgütlülü¤ümüz önümüzdeki süreçte “komiteleflerek örgütlülü¤ünü sa¤lamlaflt›rmas› ve gelifltirmesi yönelimi daha da güçlendirilecektir. Bu yönelimde eksikli¤i görülen ve pratikteki gerili¤e neden olan örgütsel tecrübesizlik ve yönetme bilincindeki zay›fl›k, komiteleflme çal›flmalar›nda merkeziyetçi yana a¤›rl›k verilerek giderilmeye çal›fl›lacakt›r. …. Alanda faaliyet yürüten komitelerin süreklili¤i için halefler yetifltirilmelidir… Partimizin görüfllerini, politikalar›n›, devrim anlay›fl›n› ve genel siyasi hatt›n› kitlelere tafl›mak üzere ajitasyon/propaganda araçlar›n›n yarat›lmas› ve gelifltirilmesi görevi yerine getirilmeye devam edilecektir. (3. Toplant› Kararlar›ndan) bir yönelim izleyecektir. Bu kararlara uygun olarak prati¤in do¤ru tarzda örgütlenmesine ihtiyaç vard›r. Politik kararlar›n prati¤e yarat›c› ve zengin tarzda uygulanmas›na do¤ru kadrolara ve prati¤in denetlenmesini sa¤layacak örgütsel yap›n›n ifllerlik kazanmas›na ihtiyaç vard›r. Politik kararlar› do¤ru kavrayacak, prati¤e yarat›c› tarzda uygulayacak kadrolar›n bilinç ve kavray›fl düzeyi yükseldikçe, örgütsel yap›n›n niteli¤i yükselir, ideoloji ve politik kararlar kitleleri örgütleyen maddi güce dönüflür. MLM bilimini, Proletarya Partisi’nin temel teorik görüfllerini, politik kararlar›n› en basit en kavrat›c› ve gerçekten ikna edici bir biçimde ortaya koyma ve prati¤e uygulama yöntemlerini gelifltirmeye ihtiyaç vard›r. Ortaya konan her baflar›l› devrimci çal›flma proletaryan›n devrimci ruhunu umudunu, inanc›n› ve hakl›l›¤›n› güçlendirir. S›n›f bilinçli proleterler, örgütleme bilimine uygun tarzda her alanda baflar›l› çal›flmay› örgütlemeyi ö¤renmelidir.


25 Şubat-10 Mart 2005

22

16

Tüm Nepal’de Maoist kuflatma

Nepal’de Nepal Komünist Partisi (Maoist) öncülü¤ünde 10 y›l›na giren Halk Savafl›, Stratejik Sald›r› aflamas›nda sürerken Nepal monarflisinin temsilcisi Kral Gyanendra 1 fiubat günü “Maoist isyan› bast›ramad›¤›” gerekçesiyle parlamentoyu feshederek tüm yetkileri elinde toplam›flt›. Bu geliflmenin ard›ndan 12 fiubat’tan itibaren NKP (M) ülke çap›nda süresiz olarak yollar›n kesilmesi ça¤r›s› yapt›. Bunun üzerine Nepal monarflisi anayollar› kontrol etmek için daha fazla askeri seferber ederken Maoistler ise tek kurflun s›kmadan trafi¤in tamam›n› kapatt›lar. Küçük gruplarla yollar› keserek geçmek isteyen araçlar› durduran gerillalar›n “seyahatin amac›n› ve nereye gittiklerini” ve “çevreden askeri hareketlilik olup olmad›¤›n›” sorduklar› haberleri geliyor. 11 fiubat’ta durdurulan kamyon floförlerinin anlat›mlar›na göre gerillalar›n mesaj› oldukça aç›k ve basit: “Yar›ndan itibaren seyahat etmeyin ve evinizde yeterli miktarda yiyecek depolay›n.” fioförler bu mesaj›n sözlerin d›fl›nda etraftaki k›z›l bayraklarla, yol boyunca a¤açlara as›lm›fl dövizlerle de verildi¤ini ifade ediyorlar. 12 fiubat’ta BBC Nepal’e bir demeç

veren Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in Baflkan› Prachanda topyekün bir sald›r› bafllatt›klar›n› ve monarfliyi ezip yok edeceklerini ifade etti. Yollar›n kapat›lmas›na karfl› Nepal Kraliyet Ordusu bir aç›klama yaparak kamyon floförlerine gerilla sald›r›lar› sonucu meydana gelebilecek zararlar›n karfl›lanaca¤›n› duyurmalar›na karfl›n floförlerin Maoistlerin düzenlemelerine uydu¤u haberleri geliyor. Kuflatmalar›n ilk gününden bir gün önce 1.659 arac›n girdi¤i baflkent Katmandu’da 12 fiubat günü ise sadece 137 arac›n girdi¤i bildirildi. 13 fiubat’ta ise Nepal’in bütün kentlerinde Maoistlerin ça¤r›s› yank› buluyor. Süresiz olarak ilan edilen bu ça¤r› özellikle s›n›r bölgelerinde etkili oluyor, otobüs terminalleri bombofl çölleri and›r›yor. Durumun Nepal monarflisi için daha kötü ol-

du¤u s›n›r bölgelerinde uzun kamyon, tanker ve otobüs kuyruklar› oluflmufl durumda. Kuzey Uttar Pradesh eyaletindeki Sonoli s›n›r›ndaki bir floför flunlar› söylüyor: “Burada kal›yoruz, 3-4 gündür buraday›z. Çünkü Nepal’e giden yollar kapal›.” Bir di¤eri ise “12 fiubat’tan beri buraday›z. Nepal’de ne oldu¤unu bilmiyoruz. Birçok problemle karfl› karfl›yay›z, yiyecek alacak param›z kalmad›. Ülkede grev yapan Maoistler e¤er içeri girersek sonuçlar›na katlanmam›z gerekece¤i konusunda uyard›lar” diyor. Nepal monarflisiyle “bar›fl görüflmelerinin” art›k söz konusu olmad›¤› NKP (M) taraf›ndan ifade edilirken ve ülkede durum bu flekildeyken, Nepal d›fl›nda Hindistan’da da yap›lan protesto eylemleriyle Kral Gyanendra s›k›yönetimi kald›rmas› konusunda uyar›ld›. Hindistan’›n baflkenti Yeni Delhi’de 500’den fazla Nepalli k›z›l bayraklarla yürüyüfl düzenleyerek “Kahrolsun Monarfli”, “Yaflas›n Cumhuriyet” sloganlar›n› hayk›rd›. Yürüyüflü organize edenlerden biri olan Laxman Pant “Kraliyetin s›k›yönetimini ve kral›n iktidara el koymas›n› protesto etmek için buraday›z” fleklinde aç›kl›yor yapt›klar› eylemi ve taleplerini flöyle s›ral›yor: “‹lk talebimiz medya üzerindeki sansürün kald›r›lmas›, temel haklar›n geri verilmesi ve ola¤anüstü halin kald›r›lmas›. Hindistan ve ABD monarfliyi güçlendirmek için Nepal’e yapt›¤› yard›mlar› durdurmal›d›r.” Yine Hindis-

tan’daki Nepalli politikac›lar bir araya gelerek Kral›n s›k›yönetimi kald›rmas› ve parlamentoyu yeniden açmas› için neler yapabileceklerini tart›flt›. Monarfli ile birlikte Halk Savafl›n›n ezilmesinde büyük “emek” harcayan Nepal Kongresi Partisi anayasal düzen için çal›flmalar›n› söylerken, Jan Morcha partisi de Maoistlerin taleplerinden birinin de bu oldu¤u dolay›s›yla NKP (M)’in Monarfliye karfl› birlikte mücadele etme ça¤r›s›n› de¤erlendirmek gerekti¤i yönünde görüfl bildirdi. ALMANYA’DA 1. YDG ÜLKE GENÇL‹K KURULTAYI 12 fiubat 2005 tarihinde, Frankfurt’ta düzenlenen Almanya Ülke Gençlik Komitesi Kurulufl Kurultay› 2 y›ldan bu yana kurulmak istenen Almanya Ülke Gençlik Komitesi’nin flekillendi¤i bir Kongre oldu. Bu yönlü ele al›narak organize edilen Kurultay, aç›l›fl ve sayg› duruflunun ard›ndan delege tespitiyle devam etti. 28 delegenin kat›l›m›yla bafllayan gündemin ana bafll›¤›n› oluflturan “Hartz IV ve Gençlik Üzerindeki Etkileri” konusu, kat›lan delegeler taraf›ndan tart›fl›ld›, genelde Avrupa ve özelde Almanya’da estirilen sosyal y›k›m furyas›nda gençli¤in yeri ön plana ç›kar›larak, bu hak gasplar›n›n gelecekteki hayati nas›l etkileyece¤i ve buna karfl› YDG olarak neler yap›labilece¤i üzerinde duruldu. Özellikle de son süreçte üniversite har(a)çlar›na karfl› geliflen ö¤renci hareketi içerisinde örgütlenmenin sürecin önde gelen ihtiyaçlar›ndan biri oldu¤u vurguland›. (Almanya)

Fransa Parlamentosu’nda yeni bir tart›flma: F‹LLON YASALARI

Fransa’da ö¤renci gençli¤e yönelik ciddi sald›r›lar›n yer ald›¤› yasalar›n Parlamentoda görüldü¤ü gün onbinlerce genç sokaklarda bu yasalara dur dedi. 5 fiubat 2005 tarihinde Fransa’da gerçeklefltirilen yürüyüflte polisler sendika olarak yer almalar›na karfl›n, 15 fiubat’ta FIDL (Liseli Ba¤›ms›z ve Demokratik Federasyonu), UNL (Liseli Ulusal Birlik) ve UNSA-Education (Otonom Sendikalar›n Ulusal Birli¤i-E¤itim) gibi ö¤renci ve ö¤retmen sendika ve derneklerinin ça¤r›s›yla soka¤a dökülen on binlerce insan›n karfl›s›nda haz›rl›kl› ve temkinli gelmifllerdi. Elbette ki haklara yönelik sald›r›lar›n fitillendi¤i günümüzde, “Fillon Yasalar›” ad› verilen yasalar›n parlamentoda tart›flmaya

aç›ld›¤› gün liselilerin sessiz kalaca¤› düflünülemezdi. Toplumun en dinamik kesimini oluflturan gençlerin gittikçe hükümete yönelen tepkileri karfl›s›nda, Devlet Milli E¤itim Bakan› François Fillon bir televizyon kanal›nda flu sözlerini vurgulamadan geçemedi: “Beni tedirgin eden ö¤retmenler de¤il, liseli ö¤rencilerdir”. Ve nihayetinde, yürüyüflün gerçekleflti¤i 15 fiubat 2005 günü, yürüyüfl güzergah›n›n arka sokaklar› özel e¤itilmifl polislerle dolu araçlarla doldurulmufltu. Oysa liselilerin istemi, e¤itimin metalaflt›r›l›p özellefltirilmesini içeren Fillon yasalar›n› geri çevirtmekti. Bu yasan›n geçmesi sonucunda liselileri bekleyen felaketi, UNL (Liseli Ulusal Birlik) sendikas› baflkan› flu sözler-

le vurgulamaktad›r: “Hükümet, kamu okulu alan›ndaki seçimini tarihsel gerilemeden yana yapm›flt›r!” Buna karfl› olarak esasta Fransa’n›n takviminde Zone C (C Alan›) denilen ve içinde Paris, Créteil, Versailles ve Bordeaux bölgelerini alan yerlerde yürüyüfller düzenlendi. Yine bunun yan›nda ‹le de la Réunion, Lyon ve birçok flehirde ö¤renciler soka¤a ç›kt›. Paris’te ise yürüyüfl saat 14:00 sular›nda République meydan›nda bafllad›. 60 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüflte ILPS ve AT‹K bayraklar› da dalgaland›. “E¤itim meta de¤ildir! Özellefltirmeye hay›r!- AT‹K-YDG”, “E¤itim hakk›m›zd›r, engellenemez! Özgür bir gelecek için emperyalizme karfl› birleflelim!-Yeni Demokratik Gençlik” ve “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i-ILPS” gibi dövizlerin tafl›nd›¤› yürüyüflte, gençlerin düzene karfl› kinleri gür sesle ve herkesin kat›l›m›yla at›lan sloganlarla ifade ediliyordu. Dönem dönem olan itiflmeler, gittikçe ço¤alan öfkeyle çat›flmaya dönüfltü. Böylece Fillon’un tedirginli¤i “meflru” bir an-

lam kazan›yordu. Çat›flma sonunda ertesi gün serbest b›rak›lan 25 genç gözalt›na al›n›rken, 58 özel e¤itimli polis yaraland›. Akflam üstü bafllayan olaylar sonucu, yürüyüflün baflland›¤› République Meydan›’ndan, sonland›¤› Bastilles Meydan›’na kadarki cadde boyu, bütün otobüs duraklar›n›n camlar› dökülürken, 117 araba kullan›lmaz hale getirildi. Devlet her gün biraz daha öfkeli geçen eylemler karfl›s›nda kabaran korkusunu, bu olay›n neredeyse medyada hiç yer almamas›yla göstermifltir. Fransa genelinde 80.000’e ulaflan kat›l›mla gerçekleflen yürüyüfllerde, bu defa iflçi sendikalar›n›n desteklerinin az olmas› gözlerden kaçmad›. Ço¤u iflçi çocuklar› olan liseliler, ne pahas›na olursa olsun eylemlerini sürdüreceklerini aç›klayarak, herkesi Sal› günleri parlamentonun önünde eylem yapmaya ça¤›rd›. Bunun yan›nda Fransa’da gerçeklefltirilecek bir sonraki büyük ö¤renci yürüyüflünün tarihi 8 Mart olarak belirlenirken, iflçi sendikalar›n›n da kat›laca¤› yürüyüfl tarihi ise 10 Mart olarak tespit edildi. (Fransa)


23

16

25 Şubat-10 Mart 2005

Brezilya’da köylü katliam› S›k s›k topraks›z köylülerin toprak iflgalleriyle gündeme gelen Brezilya’n›n Goiania kentinde polis, köylülere karfl› bir katliam sald›r›s› düzenledi. 16 fiubat sabah› 3 bine yak›n polis, Sonho Real’de köylülerin iflgal ettikleri topraklara girerek köylülere sald›rd› ve 2 köylüyü katletti. Sald›r›ya u¤rayan topraks›z köylüler May›s 2004’te y›llard›r kullan›lmayan bir tar›m arazisini iflgal etmifl ve buraya yerleflen 3 bin aile kolektif üretime bafllam›flt›. Brezilya Mahkemeleri Ocak 2005’te ailelerin bu topraklardan ç›kar›lmas› karar› geçti¤imiz hafta gerçekleflen vahfli sald›r›n›n da önünü açm›flt›. Ocak ay›ndan itibaren köylüler ölüm tehditleri RUSYA’DA ON B‹NLER ALANLARDA Rusya’da devletin sosyal haklar› k›s›tlamak amac›yla “sosyal reform” ad› alt›nda yaflama geçirmeye çal›flt›¤› sald›r›lara karfl› Rusya’da ayn› anda 70 kitlesel eylem yap›ld›. Yap›lan eylemlere on binlerce kiflinin kat›ld›¤› ö¤renildi. “Bu reformlar ya bir düflman yada aptal olan bir baflkan›n ifli olabilir” fleklinde dövizlerin okundu¤u ve k›z›l bayraklar›n dalgaland›¤› Mosko-

va’daki eyleme 5 bine yak›n insan kat›ld›. Komünistlerin ve 20 örgütün ça¤r› yapt›¤› toplu tafl›man›n ücretsiz olmas› ve milyonlarca emekli ve engellinin yararland›¤› ilaç yard›m› gibi Sovyet döneminden kalma sosyal haklar›n ortadan kald›r›lmas› protesto edildi. Bu eylemlerin karfl›s›nda Putin de hükümetin haz›rlad›¤› “sosyal reform” paketini savunmak için Moskova’da bir gösteri düzenletti. Hükümet ise “sos-

ve çeflitli sald›r›larla bask› alt›na al›n›p, topraklar› terk etmeleri sa¤lanmaya çal›fl›l›yordu. Bu yöntemlerle köylüleri y›ld›ramayan polis, 11 ve 15 fiubat tarihlerinde köylülerin yerleflim bölgesine bombal› ve silahl› sald›r› düzenleyerek çok say›da kiflinin yaralanmas›na neden olmufltu. Bu sald›r›n›n ard›ndan Eyalet Valisi bir aç›klama yaparak sorunun “fliddet kullan›lmadan çözülece¤i” sözü vermiflti. Ancak bir gün sonra gerçekleflen sald›r› Valinin sözlerinin kand›rmacadan ibaret oldu¤unu aç›kça gösterdi. Polisin silahlarla girdi¤i topraklarda 2 köylüyü katletmesi ve onlarca köylüyü yaralamas›n›n ard›ndan 800 kifli de gözalt›na al›nd›. yal reform” paketinde yumuflama yapmaya çal›flaca¤›n› ancak geri çekmeyece¤ini aç›klad›.

Evrensel Bak›fl HAR‹R‹ SU‹KASTI ‹LE ÇALKALANAN ORTADO⁄U SULARI YEN‹ FIRTINALARA GEBE!

Son haftalarda her daim çalkant›lar içinde olan Ortado¤u co¤rafyas›n›n önümüzdeki süreçte yeni f›rt›nalara tan›k olaca¤›n› gösteren geliflmeler yafland›. Bu geliflmelerden en çok ses getireni büyük ve komplike bir mekanizmayla patlayan bombalar sonucu Lübnan’›n eski Baflbakan›n›n ölümü idi hiç kuflkusuz. Refik Hariri suikast›n› izleyen günlerde herkes bunu kimin yapt›¤›n› konufltu. ABD ve yandafllar› derhal bu suikasttan Suriye’yi sorumlu tutarak (“Bu cinayet bize; Lübnan’›n Suriye iflgalinden azade bir biçimde özlemlerini gerçeklefltirmesi ve kendi siyasi gelece¤ine karar vermesi gerekti¤ine dair hat›rlatma oldu.” Scott MacCellan-Beyaz Saray sözcüsü) bu ülkedeki Büyükelçisini geri çekme talimat› verdi, hatta Büyükelçi ülkesine dönerken fiam hükümetine sert bir mesaj gönderdi. Lübnan sokaklar›n› dolduran halk›n gösterdi¤i hedef de, ‹srail’in ve Lübnan hükümetininki de ayn›yd›: Suriye. Son haftalarda Irak’tan sonra s›ra neresi tart›flmalar›nda ‹ran’dan sonra öne ç›kan ikinci ülke olan Suriye’nin gündemin birinci s›ras›na terfi etmesini sa¤layan bu suikast›n kahraman› Refik Hariri kimdir? LÜBNAN’IN SON 12 YILINA DAMGASINI VURAN ZENG‹N Forbes Dergisinin 2003’te “Dünyan›n En Zengin” 100 kiflisi aras›nda yer alan Hariri ilk kez 1992 y›l›nda Sünniler

için ayr›lm›fl baflbakanl›k makam›na oturmufl ve 1998’e kadar bu makamda kalm›flt›. 2000 y›l›ndaki seçimlerde yeniden ayn› makama gelen Hariri, Suriye yanl›s› Devlet Baflkan› Emil Lahud’un son olarak Suriye’nin istekleri do¤rultusunda göreve süresinin uzat›lmas› üzerine Ekim 2004’te istifa ederek muhalefete geçmiflti. Lübnan ‹ç Savafl› sonras› ülkenin yeniden kurulmas› sürecinde en zengin müteahhit olarak ifl yapan Hariri’nin 2005 May›s’›nda yap›lacak seçimlerde oluflturdu¤u ittifak›n baflar› flans› oldukça yüksek düzeydeydi. Zira bu ittifak içinde Hariri’nin kendisi (Sünni-Liberal), Suriye düflman› olan ve ‹ç Savafl sonras› Paris’te sürgünde yaflayan Michel Aoun (MaruniH›ristiyan), suikasttan sonra direkt Suriye’yi hedef aç›klamalar›yla dikkat çeken Velid Cunblot (Sol-Dürzi) yer al›yordu. Ve hiç de ilginç olmayan bir ayr›nt› olarak belirtelim ki bu ittifak Fransa ve ABD taraf›ndan da “yürekten” destekleniyordu. HAR‹R‹ SU‹KASTI K‹ME YARADI? Özellikle sürekli kaygan bir zemin üzerinde olan Ortado¤u’da suikast, sald›r› vb. meselelerde failin ortaya ç›kmas› ço¤u zaman mümkün olmaz. Bu nedenle “katil kim” oyunu sondan bafllanarak oynan›r ve do¤ru yada yanl›fl bir sonuca var›l›r. Bu oyunda ise kilit soru “cinayet kime yarad›”d›r. Hariri’nin öldürülmesinin

Filipinler’de tutsak yak›nlar›n›n protestosu Filipinler’de 14 fiubat St. Valetine gününde politik tutsaklar›n eflleri ve yak›nlar› Macapagal-Arroyo hükümetine “Valentinlerimizi geri getirin” diye seslendi. Birleflik ‹zleme Komitesi bürosunun önünde toplanan tutsak yak›nlar›, uluslararas› ‹nsan Haklar› Yasas›’na ve ‹nsan Haklar›na Sayg› Anlaflmas›’na ra¤men tutukluluk halleri devam eden efllerinin ve yak›nlar›n›n serbest b›rak›lmas› için dava açt›lar. Filipinler hapishanelerinde 236 politik tutsak bulunuyor. Ancak bunlar›n hepsi de adli suçlamalarla yarg›lan›yor ve kamplarda ve tutuklama merkezlerinde tutuluyor. 1989’da ABD’li bir askeri yetkiliyi öldürmekle suçlanan Donato Continente’nin efli Imelda Tendencia Continente “Ailelerimiz Valentine Gününü mutlu bir flekilde kutlayam›yor, çünkü efllerimiz uzun zamand›r hapishanelerde çürütülüyor. Onlar yasad›fl› tutuklamalar›n kurbanlar› olarak uyduruk mahkemelerde taciz ve iflkenceye maruz kalmakta. Bu haks›zl›¤a hakaret de eklemek için adli suçlu olarak gösteriliyorlar” dedi. 2004 y›l›nda Filipinler Ulusal Demokratik Cephe ve Hükümet aras›nda Oslo’da yap›lan görüflmelerde 32 politik tutsa¤›n serbest b›rak›lmas› konusunda anlafl›lm›fl ancak sadece 17’si serbest b›rak›lm›flt›.

kimin ifline yarad›¤›n› görmek için iki “san›k” üzerinde durmak yeterlidir: Suriye ve ABD (yada ‹srail). ‹lk olas›l›ktan bafllarsak Suriye ile Lübnan iliflkilerinin tarihine k›saca göz atmakla “ifle” bafllayabiliriz. Lübnan 1943 y›l›nda “ba¤›ms›z” bir devlet olarak Suriye’nin hemen bat› s›n›r›nda kuruldu¤unda fiam hükümeti bu devleti “s›n›rlar› cetvelle çizilmifl bir devlet olarak” hiçbir zaman benimsemedi. ‹ki ülke aras›ndaki s›n›r›n aç›k olmas›, ortak bir ekonomiye sahip olmalar› ve hatta “ihtiyaç has›l oldu¤unda bu ülkelerden birinin di¤erini d›flar›da temsil hakk›” oldu¤u bir iliflki yürümüfltür on y›llarca. Ard›ndan Suriye kendi içindeki sorunlardan kaynakl› 70’lere kadar Lübnan’dan uzaklaflsa da 1970’te Esad’›n iktidara gelmesi ve Lübnan’›n istikrars›zl›¤a do¤ru gitmesi iki ülke aras›ndaki iliflkiyi de flekillendirmifltir. Ve Suriye Lübnan’a ilk kez 1976 y›l›nda devam eden iç savafl›n durmas›na yard›mc› olmak amac›yla Arap Cayd›r›c› Gücü’nün bir parças› olarak girmifl ve 1989’da imzalanan Taif Anlaflmas› ile de askeri varl›¤› Lübnan’da legal bir zemine oturmufltur. ‹srail’in Lübnan’dan askerlerini çekme karar› almas›n›n ard›ndan (ki bu hiçbir zaman gerçekleflmemifltir) BM Güvenlik Konseyi Eylül 2004’te 1559 say›l› kararla Suriye’nin Lübnan’daki birliklerini çekmesini istemifltir. Suriye’nin özellikle Bekaa Vadisini kontrol ederek sald›r›ya aç›k bat› kanad›n› ‹srail’e karfl› korumak aç›s›ndan Lübnan’dan vazgeçmesi çok zor. Nüfusunun % 35’i Sünni, % 38’i H›ristiyan ve % 27’si fiii olan Lübnan’da bu dinsel farkl›l›klar temelinde kurulan dengede Devlet Baflkanl›¤› H›ristiyanlarda, Baflbakanl›k Sünnilerde ve Meclis Baflkanl›¤› ise fiiiler de bulunuyor. Suriye’nin

özellikle Sünni Lübnanl›lar üzerinde önemli bir etkisi varken Hariri’yi öldürmesi (kendisine muhalif olmas›na karfl›) çok mant›kl› görünmüyor. Ayr›ca ABD’nin kendi ad›n› son süreçte giderek artan bir ivmeyle dile getirmesi (“Suriye’nin büyük bir problem oldu¤u konusunda kuflku yok”, Condoleezza Rice) karfl›s›nda böyle bir davran›fla girmesi tüm kartlar›n› karfl› tarafa teslim etmesi anlam›na geliyor. Bunun yan›nda suikasttan ABD’nin elde ettiklerine k›saca bakarsak; Lübnan’daki mevcut yönetime ve Suriye’ye karfl› Lübnan halk› içinde önemli bir baflkald›r› yarat›lm›flt›r bu suikastla. 1983 y›l›nda Lübnan’› terk etmek zorunda kalan ABD için bu ülkeye daha fazla müdahale etmesinin de yolu aç›lm›flt›r. Bunun yan›nda farkl› bir yorum olarak Washington Yak›n Do¤u Politikalar› Enstitüsü Baflkan Yard›mc›s› Patrich Clawson da Hariri’nin Fransa Cumhurbaflkan› Chirac ile olan yak›n iliflkilerine dikkat çekerek suikast›n büyük olas›l›kla Washington’› de¤il Paris’i hedef ald›¤›n› ifade ediyor. (“Avrupa’dan Suriye’ye bir tepki gelirse ABD’nin konumu son derece güçlenir.”) Bu iddia Condoleezza Rice’›n “Uluslararas› toplum Suriye’ye karfl› birleflmeli. Suriye hem kendi topraklar›n› hem de güney Lübnan’› terörizmi desteklemek için kullan›yor” sözlerindeki amaca da uygun görünüyor. Sonuç olarak bu suikast› ne Suriye’nin yapmad›¤›n› ne de ABD’nin yapt›¤›n› kan›tlayan bir bulguya ulaflmak imkans›z. Ancak yukar›da görüldü¤ü gibi bu suikasttan en çok yararlanacak olan ABD olacakt›r. Ve sonuç olarak haydut devlet ABD, bu suikast› Ortado¤u politikalar›n› uygulamak için “en iyi flekilde” kullanacakt›r.


25 Şubat-10 Mart 2005

24

16 KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER...

Yaflad›¤›m›z gibi yan yana, omuz omuza mücadeleyle zafere! ‹lk olarak nas›l ortaya ç›kt›¤› konusunda farkl› görüfller olsa da, aç›k olan bir durum vard›r ki o da, bu günün emekçi kad›nlar›n mücadelesiyle kazan›ld›¤›d›r. Bu mücadelenin an›s›na, II. Enternasyonal’in 1910’daki Kongresi’nde Clara Zetkin’in önerisiyle, Uluslararas› Emekçi Kad›nlar Günü olarak ilan edildi¤idir.

Clara Zetkin Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nün ortaya ç›k›fl› hakk›nda üç ayr› görüfl bulunmaktad›r; Birinci görüfle göre, 1857’de New Yorklu dokuma iflçisi kad›nlar, düflük ücretleri, on iki saatlik ifl gününü ve artan ifl yükünü protesto etmek için bir gösteri yürüyüflü yaparlar. Polis sald›r›r ve zor kullanarak yürüyüflü da¤›t›r. ‹kinci görüfle göre, Amerikal› kad›nlar 8 saatlik iflgünü ve kad›nlar›n siyasal haklar› için mücadele ederken, fiubat 1908’de Manhattanl› iplik iflçisi kad›nlar›n grev yapmas› ve polisin sald›rarak grevi engellemesidir. Üçüncü görüfl, 1909’da New Yorklu dokuma iflçisi kad›nlar›n iflten ç›kar›lmalar› protesto etmek için fabrikay› iflgal etmeleri, polisin sald›rmas› ve ç›kan yang›nda 129 kad›n›n hayat›n› kaybetmesidir. ‹lk olarak nas›l ortaya ç›kt›¤› konusunda farkl› görüfller olsa da, aç›k olan bir durum vard›r ki o da, bu günün emekçi kad›nlar›n mücadelesiyle kazan›ld›¤›d›r. Bu mücadelenin an›s›na, II. Enternasyonal’in 1910’daki Kongresi’nde Clara Zetkin’in önerisiyle, Uluslararas› Emekçi Kad›nlar Günü olarak ilan edildi¤idir. 1910 y›l›ndan bafllayarak 8 Mart emekçi kad›nlar›n baflkald›r›s›n› simgeledi, birlikte bir güç olman›n, dayan›flman›n anlam›n› bugünlere tafl›d›. 1960’l› y›llara dek sosyalistlerin kutlad›¤› bir gün olan 8 Mart, Birleflmifl Milletler taraf›ndan da 1975’te “Dünya Kad›nlar Günü” olarak ilan edildi! Y›llardan beri kutlanan 8 Mart’›n “emekçi” vurgusu at›lm›fl oluyordu böylelikle. Hatta ilk ortaya ç›k›fl› bile BM taraf›ndan kutlanmaya bafllamas› olarak gösterilmeye çal›fl›l›yor. Lenin’in “haydutlar çetesi” dedi¤i bu kurum, burjuvazinin bütün kurumlar› gibi, kendi varl›¤›n›n devam› için, buldu¤u her fleyi kendine benzetmeye, içini boflaltmaya çal›fl›yor. Yok edemedi¤i tarihi bozmay› bir politika haline getiren burjuvazi, 8 Mart’› da bozmay› önüne hedef olarak koyuyor. Oysa 8 Mart, Clara Zetkin ve onu destekleyenlerin de çabas›yla, emekçi kad›nlar›n emekçi kad›nlara bir arma¤an›d›r. Marks ve Engels, bugün içinde gün-

celli¤ini koruyan eme¤in cinsiyete göre ayr›m›, proleter kad›n›n ezilmiflli¤i, yedek iflçi ordusu haline gelmeleri, ailenin, devlet ve özel mülkiyetle elefltirisi, ailenin s›n›fl› toplumda biçimlenifli ve ortadan kald›r›lmas› sorunlar›n› ele alarak, bugün de komünistlerin soruna yaklafl›m›nda temel ç›k›fl noktas›n› oluflturan temelleri ortaya koymufltu. Marks ve Engels kad›n›n çal›flmas›na de¤il, çal›flma koflullar›n›n de¤ifltirilmesine yönelinmesi gerekti¤ini söylüyorlard›. Frans›z Charles Faurier’in söyledi¤i ve Marks’›n da kulland›¤› flu sözler bunu gösteriyor: “Tarih hakk›nda bir fleyler bilen birisi, kad›n mayas› olmadan büyük toplumsal de¤iflikliklerin gerçekleflmesinin olanaks›z oldu¤unu bilir. Toplumsal ilerlemenin tam ölçüsünü veren, kad›n cinsinin toplumsal konumudur.” Marks ve Engels, kad›n sorununun aç›kl›¤a kavuflmas› için, 1. Enternasyonal’de “KADINLAR EVLER‹NE” diyen Proudhonculara karfl› yo¤un bir savafl›m vermifllerdi. Paris Komünü’ne kad›nlar›n aktif olarak kat›lmas›, 1. Enternasyonal’e de yans›yan egemen ideolojinin etkilerinin k›r›lmas›nda önemli bir etken oldu. Paris’in Savunulmas› ve Yaral›lara Yard›m ‹çin Kad›nlar Birli¤i Merkez Komitesi’nin, Paris’li kad›nlar›n “ne pahas›na olursa olsun bar›fl istedikleri” yalan›na karfl› haz›rlad›¤› 6 May›s tarihli bildirisi de, bunun nedenlerini aç›kça gösteriyor; “Hay›r, Paris’in emekçi kad›nlar› bar›fl de¤il, k›yas›ya bir savafl istemektedir! Bugün bir uzlaflma ihanettir!... Uzlaflmak, mutlak bir toplumsal reformu alk›fllayan, yücelten kad›n iflçilerin özlemlerini inkar etmek; halen varolan bütün toplumsal ve hukuki iliflkilerin y›k›lmas›n› istemek ve bütün ayr›cal›klar›n, bütün sömürmelerin, k›saca sermaye egemenli¤inin yerine geçmesini kabul etmek; bir tek kelimeyle, emekçinin kendi kendisini özgür k›lmas›n› reddetmek olur!...” Kad›nlar, bu dönemde yürüttükleri mücadeleler sayesinde hem iflçi hareketi, hem de komünistler aras›ndaki yerlerini almaya bafllad›lar. Kad›n sorunu mu, toplumsal bir sorun mu? “Kad›n hareketi”, kapitalizm için tipik bir çeliflkinin sonucuydu: kad›nlar›n üretim içinde büyüyen pay›, onlar›n toplum, evlilik ve devlet içinde süregiden ayr›ma tabi tutulmalar›na kesinlikle denk düflmüyordu. Özel olarak ba¤›ms›z bir “kad›n sorunu yoktur” der A. Kollontai. “Burjuva toplumda kad›n› bask› alt›nda tutan güç, sermaye ile emek aras›ndaki büyük toplumsal çeliflkinin bir parças›d›r. Bir yanda

Alexandra Kollantai kad›n›n üretime kat›lmas› ile di¤er yanda onun genel hak yoksunlu¤u aras›ndaki çeliflki, o zamana kadar hiç bilinmeyen bir görüngünün ortaya ç›kmas›na yol açt›: Bir kad›n hareketi ortaya ç›kt›. Fakat bu hareket, bafl›ndan itibaren taban tabana z›t iki ak›ma ayr›l›r: Fraksiyonlardan biri burjuva kad›n hareketinin bayra¤› alt›nda örgütlenirken, di¤eri ‹flçi hareketinin bir parças›d›r” diyerek devam ettirir sözlerini. Kad›n hareketi h›zla büyüdü ve 19. yüzy›lda bütün bat›l› ülkelerde ve Asya ülkelerinde güçlü bir kad›n örgütleri a¤› oluflturuldu. Onun bafl görevi, mevcut kapitalist toplum çerçevesinde bütün alanlarda kad›n›n ve erke¤in hak eflitli¤inin tan›nmas›yd›. Sosyalizme yabanc› kalan bu burjuva kad›n haklar› savunucular›n›n bir bölümünün 19. yüzy›l sonuna do¤ru sosyalistlerden al›nm›fl talepleri öne sürmesinin biricik nedeni, kendi politik önlemlerini büyütmek için, proleter kad›nlar›n deste¤ini güvence alt›na almak, onlar›n iflbirli¤ini sat›n almak istemeleriydi. Kendisini s›n›fsal olarak tarafs›z görmesi ve taleplerini ve eylemlerini tüm kad›nlar›n taleplerini ve eylemlerini temsil ediyor olarak görmesi de, burjuva kad›n hareketi aç›s›ndan tipik bir özellikti. Gerçek elbette farkl›yd›, burjuva kad›n haklar› savunucular›, burjuva kad›nlar›n taleplerini ve ç›karlar›n› savunmaktan baflka bir fley yapm›yorlard›; burada burjuva kad›n hareketinin en çeflitli katmanlardan olufltu¤unu kesinlikle d›fllamak istemiyoruz. “Feministler, safdilliklerinden, kad›n›n haklar› için mücadeleyi, s›n›f mücadelesinin sa¤lam temelinden cinsiyetler aras›nda mücadele düzeyine kayd›rmaya çal›flt›lar. Böylelikle, bir çarp›tma, bir karikatür ortaya ç›kt›. Feministlerde olmayan politik duyarl›l›k, onlar› ana mücadele çizgisinden uzaklaflt›rd›. Burjuva kad›n haklar› savunucular›, kad›n›n hiçbir alanda erkekten geri kalmad›¤›n› kan›tlamaya çok büyük çaba gösterdikleri için, kad›n›n toplum taraf›ndan özel bir dikkat gerektiren özgül biyolojik özelliklerini tümden yads›d›lar” derken Kollontai y›llar öncesinden daha bafllang›c›nda feminist kad›n hareketinin ç›kmazlar›n› ortaya koymufltur.

Kader Özgül K›l›ç: 1974 Dersim Hozat Türk Taner köyünde do¤du. 1993’te gerillaya kat›ld›. Dersim’in Y›ld›z’›, 1 Mart 1994’te Dersim Çemiflgezek’te TC güçleri ile girdi¤i çat›flmada ölümsüz- Kader Özgül K›l›ç leflti. Kenan Demir: 2 Mart 1970’de Erzincan’da do¤du. 1984 y›l›nda ailesiyle birlikte ‹sviçre’ye yerleflti. 1989 y›l›nda Proletarya Partisi ile iliflkiye geçti. Basel kentinde yerel faaliyet yürüttü. Kenan Demir 5 Mart 1998 günü, ‹sviçre’de görev için gitti¤i bir alanda karfl› devrimci-asalak bir çetenin silahl› sald›r›s› sonucu flehit düfltü. ‹sviçre’nin Özgür’ü, Basel’in Mehmet Ali’si alçakgönüllülü¤ü ile herkesin sevgisini kazanm›flt›. Feda eylemi flehitleri: F Tipi hapishanelere ve tecride karfl› sürdürülen Ölüm Orucu eylemi içerisindeyken kendini yakarak flehit düflenler; Orhan U¤ur, 27 fiubat 2003 (DHKP-C), Muharrem Karademir, 28 fiubat 2004 (DHKP-C), Günay Ö¤rener, 2 Mart 2004 (DHKPC) Ölüm Orucu fiehitleri: Do¤an Tokmak, 16 Mart 2002 (DHKP-C), Yeter Güzel, 10 Mart 2002 (TKP(ML)), Yusuf Kutlu, 8 Mart 2002 (DHKP-C). Orhan Keskin: DevrimciYol’un Diyarbak›r ‹l Komitesi içinde yeralan Orhan Keskin, 1980 May›s’›nda polisle girdi¤i silahl› çat›flmada yaral› olarak tutsak düflmüfltür. Diyarbak›r zindanlar›nda yap›lan iflkencenin ve yarat›lan direniflin öznesi olmufltur. 14 Ocak 1984’te bafllatt›¤› Ölüm Orucu’nun 48. gününde 3 Mart 1984’te bayra¤› geride kalanlara devretmifltir. Kartal Katliam›: ‹stanbul’un Kartal ilçesinde bir eve düzenlenen polis bask›n›nda aralar›nda DevSol’un kadrolar›ndan Bedri Ya¤an’›n da bulundu¤u 5 kifli katledildi. Bedri Ya¤an, Gülcan Özgür, Hemflireler Derne¤i ‹stanbul flubesinin eski baflkan› Menekfle Meral ve ev sahibi R›fat Kasap ile efli Asiye Fatma Kasap katledilirken, R›fat ve Asiye çiftinin çocuklar› 2,5 yafl›ndaki Özgür ile 6 ayl›k Sabahat katliamdan sa¤ olarak kurtuldular.


16 Kuflkusuz proleter kad›n hareketinin geliflmesi, s›n›f mücadelesinin geliflimiyle ilintilidir, tüm bunlar ve burjuva kad›n hareketinin geliflimi ve günümüzdeki seyri ayr› ve uzunca ele al›nacak onlarca makale ile anlat›labilir, burada sadece k›saca de¤inerek sorunlara bak›fltaki temel ayr›m noktalar›n› koyduk. Burada vurgulanmak istenen kapitalizmle birlikte kad›nlar›n üretim sürecine kat›lmalar›n›n, kimilerinin bilincinde kad›n›n “modern” toplumdaki yerinin art›k erkeklerle eflit hale geldi¤i gibi bir yanl›fla, yan›lsamaya yol açmas›d›r. Ancak durum s›n›fsal bir bak›flla ele al›nd›¤›nda, eflitlenen kad›n ve erkek de¤il, üretim araçlar› karfl›s›nda ayn› konumu paylaflan kad›n ve erkeklerin eme¤i oldu¤u görülür. Bu durumda bile, kad›n ve erkek iflgücü, tarihsel eflitsizli¤in prizmas›ndan geçerek belirlenmektedir. Kapitalizmle birlikte kad›nlar›n hapsolduklar› evden d›flar› ç›kt›klar› do¤rudur; ama d›flar›s›n›n ferah oldu¤u yalan, sokaklar›n ayd›nlat›lmas›yla daha da ferah olaca¤› ise bir aldatmacad›r. Bunun sonucu olarak kad›nlar›n ekonomik ba¤›ms›zl›k elde etmesinin kurtulufl oldu¤u da do¤ru de¤ildir, çal›flan kad›n “koca” egemenli¤inden k›smen ç›karak “patron” egemenli¤ine geçifl yapmaktad›r. Kald› ki, çal›flan kad›n çeflitli gerekçelerle sadece erkekler taraf›ndan de¤il, erkek egemen ideolojinin tutsa¤› hemcinsleri taraf›ndan da horlan›p denetlenmektedir.. Üstelik kad›nlar›n ifl hayat›na kat›lmalar›, evdeki cinsiyetçi iflbölümünün yükünden kurtulduklar› anlam›na da gelmiyor. Daha çok aile fertleri taraf›ndan ezilen kad›n, baba, koca, erkek çocuk taraf›ndan uygulanan bask›, toplumsal yaflam›n di¤er alanlar›nda da artarak sürüyor. Ço¤u zaman eflit ifle eflit ücret gibi bir durum olmaks›z›n erkeklerden daha düflük ücretlerle çal›flmak zorunda b›rak›l›yor. Feministler ve s›n›f mücadelesinin içerisinde yer alan kad›nlar›n “kad›n sorunu”nun çözümünde temel ayr›m noktalar›ndan biri; feministlerin sistem içi bir tak›m reformlarla kad›nlarla erkekler aras›nda eflitli¤in sa¤lanaca¤› gibi bir düflünceyi savunurken, proleter kad›nlar›n nihai kurtuluflu sistemin alafla¤› edilmesinde görmesidir.

25 Bu temel ayr›m pek çok politikada yans›r; feministler seçimlerde daha fazla kad›n aday olmas› ve bunlar›n seçilmesinin yararlar›n› vurgularken, proleter kad›nlar seçimlerin bir burjuva aldatmaca oldu¤unu sadece seçimlerin sömüren bir klik ile di¤er klikler aras›nda seçim yapmaya zorlad›¤›n›n propagandas›n› yaparlar. Bu çok genel ve özgün durumlar› içermese de ortaya ç›kan tablo genelde bu flekildedir. 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’nda da feministler “Kad›nlar da erkeklerle birlikte ifl istiyor!” slogan›n› ortaya atarken, proleter kad›nlar “Emperyalist savafla hay›r!” slogan›n› hayk›rm›flt›r. 8 Mart’ta Ayferleflmek…. Kapitalist ülkelerdeki kad›n›n ikincil konumu, ülkemiz gibi yar›-feodal, yar›-sömürge ülkelere do¤ru gelindi¤inde çok daha

çarp›c› ve çeliflkilerin yo¤unlaflt›¤›, eflitsizli¤ i n daha bir artt›¤› bir tabloyu karfl›m›za ç›karmaktad›r. Kapitalizmde kad›n›n elde etti¤i s›n›rl› haklar›n yerini, ülkemizde a¤›r bir feodal bask›, devlet bask›s› k›sacas› ulusal, cinsel ve s›n›fsal olarak a¤›r bir bask›ya b›rak›r. Buna ba¤l› olarak ülkemizdeki burjuva kad›n hareketi oldukça az say›da kad›n üzerinde etkilidir. Ülkemizde y›llardan beri

devrim mücadelesinin içerisinde yer alan kad›nlar, kad›nlara gerçek kurtuluflun yolunu göstermifltir. Ancak az önce sözünü etti¤imiz üç katl› bask› kufla¤› kad›nlar›n s›n›f mücadelesinde yer almas›n›n önünde büyük bir engeldir. Bu bask›lar› afl›p s›n›f mücadelesinin engin okyanusunda kulaç atan kad›nlar da, y›llar›n getirdi¤i ezilmifllik ve bask› sonucu daha yavafl ilerleyebilmekte, geliflimi oldukça zor ve sanc›l› olmaktad›r. Ancak tarih göstermifltir ki, de¤iflirken de¤ifltirmenin prati¤ine girenler, k›sa sürede bu edilgen kiflili¤i üzerinden atabilmekte, mücadele içerisinde ön saflarda yer alabilmektedir. Kuflkusuz bunu sa¤layacak olan, örgütlü yaflamd›r, kolektif iradedir. Ülkemizde s›n›f mücadelesi içinde topra¤a düflen pek çok devrimci kad›n›n bu anlamda arkadakilere b›rakt›¤› oldukça zengin bir miras vard›r. Proleter kad›nlar, Krupskaya’dan, Zetkin’den, Kollontai’den, Çiang Çing’den ö¤rendi¤i gibi; Sabahat Karatafl’tan, Ayçe ‹dil Erkmen’den, Hatice Yürekli’den, Sibel Sürücü’den, Lale Çolak’tan, Yeter Güzel’den ve ad›n› burada sayamayaca¤›m›z binlerce devrimci kad›n›n mücadele prati¤inden ö¤renmek zorundad›r. Proletarya Partisi’nin tarihine bakt›¤›m›zda ilk kad›n flehit Meral Yakar’dan, ilk kad›n Ölüm Orucu flehidi Nergiz Gülmez’e ve ilk flehit kad›n komutan Ayfer Celep’e kadar onlarca partili kad›n militan›n mücadeleyi her yerde ve her aflamada omuzlad›¤›n› görüyoruz. Ülkemiz gibi yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde kurtuluflun Halk Savafl›yla mümkün oldu¤unu bilen proleter kad›nlar, da¤larda yoldafllar›yla omuz omuza yer alm›fl ve bu onurlu mücadelede ölümü birlikte kucaklam›fllard›r. ‹flte 8 Mart 1999 tam da bunun en somut örne¤idir. Gerilla birli¤i böylesi bir günde, birli¤i, dayan›flmay› mücadele ruhunu, da¤lar›n doruklar›na tafl›m›flt›r. Komutan Ayfer’in öncülü¤ünde toplanm›flt› birlik. Kad›n›n kölelefltirilmesinin tarihini, özgürleflmenin yolunu anlat›yordu komutan Ayfer. Gerillalar, komutanlar›n› dinlerken “saflar›n kad›n› Ayfer gibi olmal›” diyordu. O gün akflam köye inildi. Birli¤in komutan› Ayfer Celep, köyde 8 Mart vesile-

Emekçi kad›nlar iflçi s›n›f›n›n gerçek ordusu olmal›d›r

5 Mart 1953’te aram›zdan ayr›lan Komünist Önder Josef Stalin’in an›s›na 1925 y›l›nda Dünya Emekçi kad›nlar günü nedeniyle yapt›¤› konuflmay› yay›nl›yoruz. ‹nsanl›k tarihinde, ezilenlerin hiçbir büyük hareketi, emekçi kad›nlar›n kat›l›m› olmadan yürümemifltir. Ezilenlerin aras›nda en ezilenler olan emekçi kad›nlar, özgürlük eyleminin büyük yolunun kenar›nda kalmad›lar ve kalamazlard›. Kölelerin kurtulufl hareketi,

bilindi¤i gibi, yüzlerce ve binlerce büyük kad›n flehit ve kahraman› yaratm›flt›r. Serflerin özgürlü¤ü için savaflanlar›n oluflturdu¤u s›ralarda, onbinlerce emekçi kad›n vard›. Ezilen kitlelerin kurtulufl hareketinin en güçlüsü olan, iflçi s›n›f›n›n devrimci hareketinin, bayra¤› alt›nda, milyonlarca emekçi kad›n› toplamas› flafl›lacak birfley de¤ildir. Uluslararas› Kad›nlar Günü, iflçi s›n›f›n›n kurtulufl hareketinin büyük gelece¤inin habercisi ve yenilmezli¤inin delilidir. Emekçi kad›nlar, iflçi ve köylü kad›nlar, iflçi s›n›f›n›n büyük yedek kuvvetlerini teflkil ederler. Bu önemli yedek kuvvet nüfusun yar›s›ndan ço¤unu oluflturur. Kad›n yedek kuvveti, iflçi s›n›f›n›n yan›nda m›, karfl›s›nda m› olacakt›r? Proleter hareketinin kaderi, proleter devriminin ve proleter iktidar›n›n zaferi ya da yenilgisi buna ba¤l›d›r. ‹flte bu yüzden proletaryan›n ve onun en ileri müfrezesi olan Komünist Partisi’nin görevi, kad›nlar›, iflçi ve

köylü kad›nlar›, burjuvazinin etkisinden kurtarmak ve bunlar› proletaryan›n bayra¤› alt›nda, politik olarak e¤itmek ve örgütlemek için kesin mücadele vermektir. Uluslararas› kad›nlar günü, emekçi kad›nlardan oluflan yedek gücü, proletaryan›n yan›na çekmek için bir yöntemdir. Fakat emekçi kad›nlar sadece bir yedek güç oluflturmazlar. Onlar, iflçi s›n›f›n›n do¤ru politikas› sonucu, iflçi s›n›f›n›n burjuvaziyle savaflacak olan gerçek bir ordusu olabilirler ve olacaklard›r. Emekçi kad›nlar›n bu yedek gücünü, proletaryan›n büyük ordusunun yan›nda çarp›flan bir iflçi ve köylü kad›nlar ordusu haline getirmek: iflte iflçi s›n›f›n›n kesin ikinci görevi. Uluslararas› kad›nlar günü, iflçi ve köylü kad›nlar›, iflçi s›n›f›n›n bir yede¤inden, proletaryan›n kurtulufl hareketinin aktif bir ordusuna dönüfltürmek için bir araç olmal›d›r. (Pravda, 8 Mart 1925, Eserler, Cilt 7, s.41/42)

25 Şubat-10 Mart 2005 siyle özellikle köylü kad›nlar›n›n sorunlar› üzerinde duracaklar›n› söyledi. Köylülerin yüre¤inde taht kuran komutan Ayfer ve yoldafllar› Münire Sa¤d›ç, Kemal Tutufl ile birlikte 8 Mart’ta gittikleri bu köyde düflman pususuna düflerek sonuna kadar çat›flt›lar. 8 Mart’› ölümleriyle daha da anlamland›ran Komutan Ayfer ve yoldafllar› yaflamlar›yla oldu¤u gibi ölümleriyle de gerçek kurtuluflun yolunu iflaret ediyorlard› giderken… Evet, önümüzde say›s›z örnek var ve biz Ayfer’in cesaretini, Münire’nin olgunlu¤unu, Nergiz’in sabr›n›, Özlem’in coflkusunu katarak kendimize yürüyoruz, yürüyor ve onlara lay›k olman›n, kad›nlar›n gerçek kurtuluflunu sa¤laman›n proletaryan›n bayra¤›n› daha da yükseklere tafl›makla olaca¤›n› biliyoruz… fian olsun 8 Mart’› yaratanlara ve yaflatanlara! GÜN’DE DÜN.. 27 fiubat 1975. Tüm Ö¤retmenler Birleflme ve Dayan›flma Derne¤i (Töb-Der) ve çeflitli devrimci kurulufllar taraf›ndan “Hayat Pahal›l›¤› ve Faflizmi Protesto” mitingleri düzenlendi. Malatya, Tokat, Kahramanmarafl, Erzincan ve Ad›yaman’daki mitingler sald›r›ya u¤rad›. 28 fiubat 1917. Rusya’da demokratik devrim baflar›ya ulaflt›. 1995. Sivas’ta ö¤rencilerin gitti¤i kafeteryay› tarikat üyesi 12 kifli bast›. “Oruç yiyorlar” diye sopa ve zincirlerle ö¤rencilere sald›rd›; 7 kifli yaraland›. 1996. Türkiye Büyük Millet Meclis’i Genel Kurulu’nda “ö¤renci harçlar›na hay›r” yaz›l› pankart açan 12 üniversite ö¤rencisi tutukland›. 1997. Milli Güvenlik Kurulu muht›ra verdi; Milli Güvenlik Kurulu’nun 1997’de yapt›¤› toplant›da “laik devlet ilkesine ayk›r› hareketlerin artt›¤›na” dikkat çekilerek Refahyol hükümetine bir dizi önlem önerildi. Bu toplant› MGK’n›n tarihinin en uzun toplant›s› oldu. 8.5 saat sürdü. 29 fiubat 1944. Endonezya Komünist Partisi’nin 5 lideri ölüm cezas›na çarpt›r›ld›. 2 Mart 1990. Y›ld›z Üniversitesi’nde ö¤renciler 3,5 saat iflgal eylemi yapt›, eylemden sonra 200 ö¤renci gözalt›na al›nd›. 4 Mart 1991. Mardin’in ‹dil ilçesinde yürüyüfl yapan kalabal›¤a atefl aç›lmas› sonucu 2 kifli öldü, 25 kifli yaraland›. 3 gün sonra ‹dil’deki olaylar› protesto etmek için Mardin’in Dargeçit ilçesinde yürüyüfl yapan gruba atefl aç›ld›; 1 kifli öldü, 7 kifli yaraland›. 7 Mart 1983. 18 y›l önce bugün Zonguldak Kandilli Armutçuk’taki maden oca¤›nda büyük bir grizu patlamas› oldu. Bu s›rada ocakta 406 iflçi bulunmaktayd›. Kazada102 iflçi öldü. Savc›l›kça oluflturulan bilirkifli heyeti, havaland›rma sisteminin ters kurulmufl oldu¤unu saptad› ve iflletmenin yüzde100 suçlu oldu¤u sonucuna vard›. Kaza ülkemiz madencilik tarihinin en büyük facias› olarak tarihe geçti. 10 Mart 1965. Zonguldak’ta 1500 maden iflçisi greve bafllad›.


25 Şubat-10 Mart 2005

26

16

Kad›n programlar›: Al birini vur ötekine!

Eskilerin s›kl›kla kulland›¤› “al birini, vur ötekine” deyimi iki olumsuz durumun aralar›nda bir fark olmad›¤›n› anlatmak için kullan›l›rd›, günümüzde de varl›¤›n› sürdüren bu deyim ekranlardaki kad›n programlar›n›n gerçekli¤ini oldukça güzel ifade ediyor. Bu programlar›n hangi sorunu ne kadar dile getirdi¤i ve ne ölçüde çözüme iflaret etti¤i konusunda pekçok soru iflaretleri olsa da, gündüz saatlerinde yay›nlanmalar› özellikle ev kad›nlar›n›n hedef kitle oldu¤unu ve bunda baflar›l› da olduklar›n› gösteriyor. Peki hangi ihtiyac› karfl›l›yor bu programlar ve seyircilere neyi göstermeye çal›fl›yor, hangi çözüm yöntemlerini öneriyorlar? fiuras› bir gerçek ki, son dönemde mantar gibi ekranlar› sarsalar da, televizyon tarihinde oldukça eski bir geçmifle sahip bu programlar. Ülkemizde televizyonun ilk yay›na bafllad›¤› y›l olan 1968 y›l›ndan itibaren televizyonlarda kad›n ve aile programlar› ad› alt›nda yap›lan programlar vard›. Radyoda kad›nlar için yap›lan ilk program ise daha eskiye gitmektedir. 1939 y›l›nda “Evin Saati” ad›yla yap›lan program, uzun y›llar devam etmifltir. 1984’te özel televizyonlar henüz ortada yokken, TRT1’de kad›nlar için “Han›mlar Sizin ‹çin” adl› bir program gösterilmeye bafllanm›flt›r. Bu programlarda ev dekorasyonu, yemek ve ev ifllerinin püf noktalar›, makyaj ve kozmetikle ilgili bilgiler kad›nlara sunuluyordu. Özel televizyonlar›n 1990’dan itibaren yay›n hayat›na kat›lmas› kad›na yönelik programlarda, de¤iflen farkl›l›laflan toplumsal koflullarla beraber farkl› bir bak›fl aç›s›n› da getirmifltir. Ancak bu bak›fl aç›s› kad›na hak etti¤i de¤eri vermekten çok çok uzakt›r, tam tersi sistemin tüm de¤erleri yozlaflt›rmaya bafllay›p bunlar›n yerine “para”y› koymas›yla, kad›n da art›k televizyonlar için reytingi yani rant› art›rabilmenin bir arac› durumuna indirgenmifltir. Dizilerden reklamlara, sunuculardan klip oyuncular›na kadar vurgulanan kad›n bedeni ve onun metalaflt›r›lmas› olmufltur. EKRANDAK‹ YAfiAM GERÇE⁄‹N DIfiINDA Bu noktada devlete ait olan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT), kad›na ve sorunlar›na bak›fl aç›s›nda da di¤er programlar›nda yapt›¤› gibi egemen ideolojinin istedi¤i görüfllerin yay›lmas›nda ve istenilen insan tipinin yetifltirilmesinde arac› rolünü oynam›flt›r. “Anadolu’dan Görünüm” ad› alt›nda M‹T’e program yapt›ran TRT, tabi ki kad›nla ilgili de devletin istedi¤i do¤rultuda program yapacakt›r. Bugün en ücra köylere dahi ulaflabilen televizyonun

yayg›nlaflmas›yla, bilginin paylafl›lmas› ve daha kolay ulafl›lmas›ndan söz etmek mümkün de¤ildir, varolan durum ancak yozlaflman›n ve de¤erlerden uzaklaflt›r›lman›n bir arac› olmufltur. Ülkemiz gibi yar›-feodal ülkelerde, kad›n›n onca ezilmiflli¤iyle televizyon programlar›ndan yans›yan görüntüler taban tabana z›tt›r. Dizilerde, televizyonda milyonlar›n karfl›s›na dört vakit ç›kart›lan bir avuç “meflhur” mankenin ya da artistin yaflant›s›yla, bu evlerde yaflayanlar›n uzaktan yak›ndan ilgisi yoktur. Bir dönem oldukça revaçta olan, halen yay›nlanan pembe dizilerde kad›nlar›n yaflad›klar›yla, ülkemizde üç yönlü cendereye sokulmufl kad›nlar›n yaflad›klar› aras›nda derin uçurumlar vard›r, bunu göremeyen bu ihtiflaml› ve lüks yaflant›lara özenen yoksul kad›nlar için yaflam tek kelimeyle eziyet halini alm›fl durumdad›r. Özel televizyonlar kad›nlarla ilgili yay›nlar›nda TRT’nin yay›n çizgisinden daha farkl› olarak, seviyeyi biraz daha alta düflürmekte, kad›n cinselli¤ini s›n›rs›z bir flekilde izleyiciye sunmakta adeta birbiri ile yar›fl etmektedir. Aralar›ndaki tek fark, TRT’nin devlet televizyonu olmaktan kaynakl› bu yollara daha az baflvurmak zorunda olmas›d›r. Nitekim son y›llarda, reytinginin düflmesine ba¤l› olarak TRT’de baz› “hamle”ler yapm›fl durumdad›r. ÖNCE GÜLDÜR SONRA A⁄LAT fiu anda televizyonlara bakt¤›m›zda Sabah Kufla¤› olarak an›lan programlarda, hemen her kanalda bir ünlünün sunuculu¤unu yapt›¤› “hep beraber e¤lenip kurtlar›n› dökme” türü programlar revaçtayken, ö¤leden sorunlar› “kad›n sorunlar›”n›n dile getirildi¤i “hep birlikte a¤lay›p dertleflme” türü programlar yayg›nd›r. Yani deyim yerindeyse televizyonlar›m›z eflli¤inde ev kad›nlar› sabah göbek atarken, ö¤leden sonra gözyafl› dökmektedir! Program ç›k›fllar›nda hangi

soruna çözüm bulunmufltur bilinmez ama mahallelerden yine organizatör kad›nlar taraf›ndan toplan›p stüdyolara getirilen kad›nlar servislerle evinin yolunu tutarken, “sosyal bir faaliyete” kat›lm›fl olmakta, evde bulafl›¤›n› b›rak›p seyre dalm›fl olanlar da ebedi istirahatlerine, ev ifllerine koyulmaktad›r. Görünen o ki, sorunlar dile getirilerek k›smi ve göreceli bir rahatlama yaflanmakta ancak bu iflten as›l kârl› ç›kan medya patronlar› olmaktad›r. Soruna daha da genifl bak›ld›¤›nda flöylesi bir tablo ortaya ç›kmaktad›r: Ülkemizdeki pekçok ezilen emekçi kad›n›n s›k›nt›s› ortakt›r, bunlar›n bafl›nda yoksulluk, geçim s›k›nt›s›, kocadan ve aileden gelen fliddet, kimli¤ini ortaya koyamama ve üç yönlü ezilme gelmektedir. Bu programlar› izleyen kad›nlar, konuk olan kad›nlar›n s›k›nt›lar›n› gördükçe “yaln›z olmad›¤›n›” görmekte ama bu durumdan ç›kard›¤› sonuç, “beterin beteri var” ya da “haline flükret” fleklinde bir sonuç olmaktad›r ki, bu durum hiç de tesadüfi de¤il tam tersi verilmek istenen bak›fl aç›s›yla bir uyumluluk arzetmektedir. Çünkü bu programlarda hiçbir zaman tabiri yerindeyse “suya sabuna dokunulmaz”, kar›s›n› döven erkekten ekranda hesap sorar bir pozisyon tak›n›lsa da program›n format› gere¤i- ayn› kad›n dayak yedi¤i için karakola gitti¤inde kendisine “biz aile meselelerine kar›flamay›z” deyip kendisini gerisin geri eve gönderen “güvenlik güçlerine” ve hiçbir sosyal hak vermeyen devlete tek kelime dahi edilmemektedir. Töre cinayetlerinde katledilen pek çok kad›n öncesinde, “güvenlik” güçlerine baflvurdu¤u halde, hiçbir fley yap›lmayarak bu suça ortak olunmam›fl m›d›r? Böylelikle fliddetin de, yoksullu¤un da sebebleri bireysellefltirilmekte ve suç “hay›rs›z koca”n›n üstüne kalmaktad›r. Burada yapmak istedi¤imiz erkekleri aklamak de¤il, bu program› haz›rlayanlar›n ve devletin ikiyüzlülü¤ünü ortaya sermektir. Ayn› flekilde efllerini döven erkeklere kükreyen bu programlar› sunan kad›n sunucular, bugüne kadar en meflru eylemlerde sadece hakk›n› arad›¤› için yerlerde sürüklenen, coplarla, biber gazlar›yla sald›r›lan kad›nlara uygulanan devlet fliddetinden tek kelime ile bahsetmemifltir.

Keza defalarca kez tecavüz ma¤durlar›n› ekranlara konuk eden yap›mc›lar, Türkiye Kürdistan›’nda korucular taraf›ndan tecavüze u¤rayan kad›nlardan bir tekini bile gündemine almam›flt›r. Kuflkusuz bu örnekler, ço¤alt›labilir. Bu durum bizler aç›s›ndan flafl›rt›c› da de¤ildir, ancak ipliklerinin pazara ç›kart›larak teflhirlerinin yap›lmas› da bir gerekliliktir. SUÇLU, AYA⁄A KALK! Son y›llarda bu tür programlar, ünlü sunuculara bir tür hayranl›k belirtme, hayranl›k arac› görme gibi bir iflleve bürünmüfltür. ‹flin esas› asl›nda programlar›n sponsorlar› taraf›ndan sa¤lanan hediyelerin elde edilmesidir. Seyirciler de yap›mc›lar da bunu bilmektedir, ortada oynanan tam bir dan›fl›kl› dövüfltür. Kad›n programlar›n›n “suçlular› deflifre etmesi”nin mant›¤›n›n yukar›da aç›klad›¤m›z gibi oldu¤unu Serap Ezgü ile Sizin Sesiniz program›n›n yap›mc› yard›mc›s› Arzu Çalt›l›’n›n ifadesinde kendini buluyor: “Bizler genelde kocas›ndan dayak yiyen kad›nlar›, babas› taraf›ndan fliddete maruz kalan çocuklar›, terk edilen kad›nlar› programa al›yoruz. Bir anlamda suçlular› deflifre ediyoruz. Polis bu sayede arad›¤› suçluya ulafl›yor” diyor! Olay›n faili ortada oldu¤una göre tabi ki polise de yakalamak düflüyor. Peki ya, bunlar› yaratanlar, esas suçlu onlar de¤il mi? Ayn› flekilde gündüz kufla¤›nda en çok izlenen “Yasemin Bozkurt’la Kad›n›n Sesi” program›n›n yap›mc›lar›na göre ise program›n reytingini polisler art›r›yor. Sebebini ise “suçlular› bulmak” olarak aç›kl›yorlar! (13 Ocak 2005 Zaman gazetesi) Oysa biz gerçek suçlular›n da suçu yaratanlar›n da kim oldu¤unu biliyoruz ve tam da bu yüzden Dünya Emekçi Kad›nlar Günü öncesinde tüm emekçi kad›nlara sesleniyoruz t›pk›, Fransa’da 1968’de mücadelenin en yüksek aflamalar›ndan biri yaflan›rken, kad›nlar bir çok özgürlük almaya bafllad›¤›nda ç›kan bir afiflte yazd›¤› gibi: “Güzellik sokaktad›r”. Alanlarda hep birlikte güzelleflmeye, özgürlü¤ün türküsünü hep birden hayk›rmaya!

Yaflas›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü Son y›llarda s›n›fsal özü ve tarihsel anlam›na uygun olmayan anlay›fllarla kutlanan 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nün emekçi kad›nlara ait oldu¤unun göz ard› edilerek salt kad›nlar günü olarak kutlanmaya çal›fl›lmas›na karfl› biraraya gelen Partizan, ÖMP, BDSP, HKM, Devrimci Hareket, Emekçi Kad›nlar, Kald›raç, AK-DER, DKH(G), DHP, ÇHD, PDD, Odak ve EHP’li Kad›nlar 6 Mart 2005 tarihinde devrimci bir 8 Mart için Beyaz›t Meydan›’nda olma ça¤r›s› yapt›. 18 fiubat 2005 tarihinde ad› geçen kurumlar›n Galatasaray Postanesi önünde bir araya gelerek yapt›klar› aç›klamada k›saca 8 Mart’›n Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ilan edilmesinin tarihi anlat›larak tav›r alma nedenleri aç›kland›. Aç›klamay› yapan Sevinç Tany›ld›z, “Bir

yandan IMF-DB eliyle di¤er yandan AB’ye uyum yasalar›yla sermaye s›n›f›n›n yürüttü¤ü sosyal y›k›m sald›r›lar›na ve bu y›k›mdan en çok etkilenen emekçi kad›nlar›n çifte sömürüsü ve ezilmiflli¤ine karfl›, toplumsal yaflam›n tüm alanlar›nda kad›na yönelik fliddet ve eflitsizli¤in karfl›s›nda durmak için, emperyalizmin sald›rgan politikalar› sonucu iflgal ve savafltan en fazla etkilenen Irak ve Filistinli kad›nlarla dayan›flmay› yükseltmek için, baflta emekçi kad›nlar olmak üzere tüm iflçi ve emekçileri, ilericileri, devrimcileri 6 Mart 2005 tarihinde Beyaz›t Meyda-

n›’nda gerçeklefltirece¤imiz mitinge kat›lmaya ça¤›r›yoruz” dedi. Bas›n aç›klamas› alk›fllarla sona ererken s›k s›k “Yaflas›n 8 Mart”, “Her gün 8 Mart her gün kavga”, “Cinsel, s›n›fsal, ulusal sömürüye son” sloganlar› at›ld›. (‹stanbul)


27

16

25 Şubat-10 Mart 2005

Tohum Kültür Merkezi’nin düzenledi¤i K›sa Film üzerine KISA F‹LM NED‹R? K›sa film, resmi bir konsept bulunmasa da gösterdi¤i baz› karakteristik özeliklerle birlikte flu flekilde tan›mlanabilir; k›sa süre içersinde sinema kurallar›na ve sanat›na sad›k kalarak, yönetmenin kendi tercih etti¤i bir yöntemle, anlafl›l›r eserler yaratmas›. K›sa film, potansiyelinde derin bir özgünlük ve s›n›rs›zl›k bar›nd›rmaktad›r. Belli kurallara ve sinema tekellerine ba¤l› olmad›¤› için birbirinden ba¤›ms›z ve efli olmayan birçok k›sa film bulunmaktad›r. K›sa filmde esas mant›k, k›sa zamanda en iyi eseri yaratmakt›r. Bu yönetmenin yarat›c›l›¤› ve yetene¤ine b›rak›ld›¤› için birçok k›sa filmde kendine has kurgu teknikleri, mant›k ifadeleri, hikaye anlat›mlar› bulunmaktad›r. ‹LK KISA F‹LM FEST‹VAL‹… Türkiye’de ilk k›sa film festivali Türk Sinematek Derne¤i (TSD) ve Robert Koleji Sinema Kulübü’nün öncülü¤ünde “Hisar K›sa Film Yar›flmas›” ad›yla 1967 y›l›nda ‹stanbul Hisar’da yap›lmaya baflland›. 1968 y›l›nda yap›lan 2. Hisar K›sa Film Festivali’nden 3 ay sonra yeni bir sinema dergisi yay›na giriyor. “Genç Sinema/Devrimci Sinema Dergisi”. Dergi, ilk say›s›nda yay›nlad›¤› bildiriyle yay›n ilkelerini kamuoyuna flöyle aç›kl›yor; “Genç Sinema/Devrimci Sinema dergisi, bir sanat dergisi de¤ildir, bu amaçla olmayacakt›r. Genç sinemac›lar›n seslerini duyurmalar›, yetiflmeleri ve birleflmeleri için bir ortamd›r sadece, örgütlenmeye do¤ru bir ad›md›r. Dergideki adlar›n hemen hiçbirinin amac› sinema yazar› olmak de¤il, do¤rudan do¤ruya film yapmak, sinema sanatç›s› olmakt›r. Genç Sinema/Devrimci Sinema dergisi; bütün öncü, özgür, devrimci ba¤›ms›z sinemalara aç›kt›r. Genç Sinema yeryüzündeki bütün Yeflilçamlara ve Hollywood’lara kesinlikle karfl›d›r. Genç Sinema varolan bu sinema düflüncesine karfl› ç›kar, onun içinde bulundu¤u toplumsal düzene karfl› ç›kt›¤› gibi. Çünkü her iki düzende insan› aç›klamaktan, insan› amaçlamaktan ›rak düflmüfltür. Halka hem maddi, hem de manevi yan›yla sömürmekten baflka bir amac› yoktur. Devrimcilerin sinemay› devrimci olabilmek için önce sinema alan›ndaki “Bar›fl içinde beraber yaflamaya” hay›r demeli, kendisi ile Hollywood’lara, Yeflilçam’lara savafl açmal›d›r. Yeni Sineman›n özü de, biçimi de bu savaflta sakl›d›r, bu savaflta geliflecektir!”

Genç Sinema’n›n amaç edindi¤i “Devrimci Yeni Sinema” bir yerden sonra ve kesin çizgilerle TSD’nin Yeni Sinema anlay›fl›ndan ayr›lmaya bafll›yor. Art›k Devrimci Genç Sinemac›lar kameralar›yla eyleme geçiyorlar. TSD’nin Yeni Sinema anlay›fl›yla Devrimci Genç Sinemac›lara karfl›t tart›flmalar› 25/29 Haziran 1969 tarihleri aras›nda yer alan 3. Hisar K›sa Film Festivali, Devrimci Genç Sinemac›lar›n sürekli bildirileri ve protesto gösterileri ile oldukça tart›flmal› bir flekilde son buluyor. Yar›flma süresince Devrimci Genç Sinemac›lar befl bildiri yay›nl›yorlar: Birinci Bildiri: Hisar K›sa Film Yar›flmas› daha bafllang›çta seçimini yapmam›fl, seyircisini belirleyememifl, giderek bugün bocalad›¤› ç›kmaza girmifltir. Bu yüzden Shell’e taviz vermifl (festivalin ana raporu) bu yüzden “Kuyu”* filmini örnek film olarak göstermifl, bu yüzden Yeflilçam’›n borusunu öttürür olmufltur. ‹kinci Bildiri: Jürinin ölçüsü biçim denemesi yapan, ayaklar› havada, anlatmak istedi¤ini arapsaç›na çeviren, gündelikten uzak, soyutu soyutlamaya çal›flan filmlerse; bu ölçünün, film çekmeye yeni bafllayanlarla Yeflilçam ve Emperyalist Sinemaya karfl› savaflan sinemac›lara yarar› olmaz. Üstelik Devrim Sinemas›n› baltalar ve devrime karfl› olanlar›n ekme¤ine ya¤ sürer. ‹flte bu durum sömürücülerin ve yerli iflbirlikçilerinin ifllerine yaramakta, onlara hizmet etmektedir. Üçüncü Bildiri: Ey jüri sinemac› olmad›¤›n› biliyoruz. Dünkü bildiride dürüstlükten ve sol duyudan bahsetmifltik. Hala istifa etmediniz mi? Ey Robert Koleji Sinema Kulübü Yöneticileri, meydan› terk etmenizi söylemifltik. Sizler direndikçe emperyalizm, Robert Kolej kolonisinde misyonerlik ve ajanl›k oyununu oynamaya devam ediyor demektir... Dördüncü Bildiri: Üç y›ld›r yap›lan Hisar Festivali art›k burada bitmifltir. E¤er

Grup Yorum 20. y›l›nda Grup Yorum üyeleri 10 fiubat 2005 tarihinde Makine Mühendisleri Odas› Toplant› Salonu’nda yapt›klar› bir etkinlikle ‹hsan Cibelik, Muharrem Cengiz ve Ali Arac›’n›n komplolarla tutuklan›p yarg›lanmas›n› protesto etti ve 20 y›ll›k bask›lara karfl› mücadele edeceklerini ifade ettiler. Aç›klamay› yapan Selma K›l “20 y›ld›r, baflkalar›n›n sadaka niyetine sundu¤u demokrasiyi de¤il, kendi ellerimizle büyüyen halk›n demokrasisini savun-

duk. Bugün cilal› paketlerle sunulan haklar egemenlerin ‘iyi niyetiyle’ yarat›lmam›flt›r. O haklarda, bu ülkenin ezilenlerinin, haklar›n› arayanlar›n, halk›n kan› vard›r. E¤er bir parça hak varsa onu da bizler kazand›k. Sadaka, ad› üzerinde bahfledilendir. Ezilenlerin demokrasisi bahfledilen de¤il, hak edilendir” dedi. Grup Yorum’un tutuklanan üç üyesinin özgürlü¤ünü isteyen grup üyeleri ‹hsan Cibelik’in Wernicke Korsakoff hastal›¤› olmas› nedeniyle hapishanede ka-

sürdürülmek istense bile kendi kolej ö¤rencilerinden baflka kat›lacak yar›flmac› bulamayacakt›r. Ve yine bir müddet sonra Devrimci Genç Sinemac›lar yeni bir bildiriyi TSD üyelerine da¤›t›yor, TSD’yi Amerikan Haberler Merkezi iflbirli¤i ile gerçeklefltirdi¤i “Amerikan Sinemas› Toplu Gösterisi” yüzünden elefltirerek; “Resmi Amerikan kültürü paralelindeki filmleri, geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerdeki Devrimci Sinema eylemini tan›mad›¤› herkesçe bilinen Genç Sinema ad› alt›nda dünyadaki ve bu arada Türkiye’de ki Devrimci Genç Sinemac›lar› da ad benzerli¤ine getirip verilebilece¤ini hesaplayan TSD’nin tezgahlad›¤› bu oyunu, kamuoyuna aç›klamay› ve bu gidifl sürdürüldü¤ü taktirde eylemimizin uyar›c› biçimler alaca¤›n› bildiririz.”!... Devrimci Genç Sinemac›lar Hareketini Hisar K›sa Film Festivali do¤urmufltur denilebilir. Genç Sinemac›lar Hisar Festivalini elefltirmifl, sponsorcu Shell flirketi oldu¤u için yar›flmay› protesto etmifl ve kat›lmama karar› alm›fllard›r. Hisar’a alternatif olacak bir etkinlik yapmak düflüncesiyle 1970 y›l›nda “Devrim Sinemas› Festivali” düzenlenmifllerdir. ‹stanbul’da iki salondan birden (Gümüflsuyu ‹TÜ ve Aksaray TÖS) k›sa film festivali düzenlemifllerdir. 22-25 May›s 1970’de dört gün sürmüfltür. Hemen ertesi gün festival Ankara’ya tafl›nm›fl, Ankara Birlik Tiyatrosu’nun Çankaya’daki salonunda 26-28 May›s’ta üç gün, üç gece olarak yap›lm›flt›r. 4 Haziran’da Antalya TÖS salonunda, daha sonra Adana ve Mersin’e götürülmüfltür. K›sa Filmler Devrim Sinema Festivali ad›yla festivalde seçkin jüri yoktur. ‹flçiler, emekçiler, iflsizler, ö¤renciler, izleyiciler anket yoluyla be¤endikleri k›sa filmleri seçiyorlard›. 1970 yaz›nda “1. Devrim Sinema Film Festivali” ça¤r› duyurusunda: ö¤renci örgütlerine, iflçi kurulufllar›na, derneklelamayaca¤› tespit edilip, tahliye edildi¤ini ve komployla raporun iptal edildi¤ini aç›klad›. 1 Nisan 2004’te yap›lan eflzamanl› operasyon ad› verilen komploda tutuklanan Ali Arac›’n›n özgürlü¤ü istenirken; “Muharrem Cengiz ise geçti¤imiz y›l 3 Mart’ta tan›k olarak kat›ld›¤› duruflman›n ard›ndan ayn› davan›n san›¤› haline getirilerek tutukland›. Arkadafl›m›z bugüne dek görülen üç duruflmas›ndan ikisine kat›lamam›flt›r. Komik denecek düzeyde aç›klamalarla arkadafl›m›z›n savunma hakk› gasp edilmektedir. Ayn› hücrede kald›¤› ve ayn› davadan yarg›lanan kifli, duruflmalara getirilirken Muharrem ile ilgili tebligat bir türlü ha-

Film festivali için gerekli bilgiler Filmlerin son teslim tarihi: 1 MART 2005 Ulafl›m adresi: TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹ So¤anl› Mh. Mimar Sinan Cad. 62/5 Bahçelievler/‹stanbul Tel/Fax: 0212 643 22 33 F‹LMLER‹N POSTA YOLU ‹LE ‹LET‹M‹, iadeli-tahhütlü, kargo ya da APS ile olmal›d›r. Filmler, VCD ve DVD format›nda gönderilmelidir. Festivalimiz ücretsiz olup, 2223-24 May›s 2005 tarihlerinde Kültür Merkezimizde yap›lacakt›r. Ayr›nt›l› bilgi için: www.tohumkulturmerkezi.com re, sol bas›na ve bütün devrimcilere ça¤r›m›zd›r... diye bafllayan festival büyük baflar›yla gerçeklefltirilmifltir. 1971 Askeri Darbesinden sonra festivalin ikincisi yap›lamad›... 1. Devrim Sinemas› K›sa Film Festivali’ne kat›lan K›sa Filmlerin tam listesi Belgesel Filmler: * Gerze Tütün Mitingi-16 mm * Kanl› Pazar-16 mm * Tuslog Olaylar›-16 mm * ‹stanbul Olaylar›-16 mm * 29 Nisan-16 mm * 10 Haziran-16 mm * Che Guevera-16 mm * Ankara’n›n Çöpleri-8 mm * Taylan Özgür’ün Cenaze Töreni-8 mm * Alt›nc› Filo-8 mm * Nall›han Orman Köylüleri-8 mm * Suyun Getirdikleri-8 mm ‹mgesel Filmler: * Bir Almanya ki... (Yakup Barokos)16 mm * Kentteki Yabanc› (Veysel Afayman)16 mm * Kördü¤üm (Muammer Özer)-16 mm * Say›m Günü Çak›r’› da Sayd›lar (Ahmet Soner)-16 mm (*): Kuyu Filmi Shell sponsorlu¤unda çekilen bir k›sa filmdir. pishaneye ulaflmamaktad›r. Muharrem’in duruflmas› 25 fiubat’ta yap›lacak. E¤er bu kez kat›labilirse kendisini savunacak” denildi. Y›ldönümlerinin flenlikli kutlanmaya al›fl›lm›fl günler oldu¤unu belirten grup üyeleri kurulufllar›n›n 20. y›l›n› arkadafllar›n›n hak ve özgürlüklerine adayarak onlar›n özgürlük mücadelesiyle yirminci y›l› kutlayacaklar›n› belirttiler. Grup üyeleri 11 ve 25 fiubat 2005 tarihlerinde yap›lacak olan duruflmalara dinleyicilerini, sanatç› dostlar›n›, hukuku savunanlar› ve bas›n› davet ederek Grup Yorum’un yaflad›¤› bask›lara duyarl› olma ça¤r›s› yapt›. (‹stanbul)


28

25 Şubat-10 Mart 2005

Cevizli TEKEL iflçileri

Tokat TEKEL iflçileri

16

Adana TEKEL iflçileriyle dayan›flma eylemi

Tekel, SEKA, Telekom, Köy Hizmetleri... Birbiri ard›na kapat›l›rken, geçti¤imiz hafta ülkenin her yan› iflçilerin eylemleriyle sars›ld›. ‹fline, onuruna ve gelece¤ine sahip ç›kan iflçilere ve emekçilere karfl› devletin tavr› ise tam bir faflizm klasi¤i oldu.

Ka¤›t iflçileri ka¤›ttan kaplanlara karfl› direniflte! aileler içeri al›nmak istenirken, buna baflta aileler karfl› ç›kt›. Aileler “ya arkadafllar›m›z ve dostlar›m›zla içeri al›rs›n›z ya da içeri girmeyiz” derken sahneye yine Selüloz-‹fl Sendikas› Kocaeli fiube Baflkan› Adnan Uyar ç›kt›. Uyar, ailelerin yan›na gelerek aileleri ikna edip içeri soktu. Bu arada bas›n da içeri al›nd›.

Ankara 9. ‹dare Mahkemesi, SEKA’n›n kapat›lmas›na iliflkin verdi¤i yürütmenin durdurulmas› karar›n› iptal etti. Tebligat Selüloz-‹fl Sendikas› Genel Merkezi’ne 15 fiubat 2005 tarihinde iletildi. Karar› alan Selüloz-‹fl Sendikas› Hukuk Müflaviri Murat Özveri, Ankara Bölge ‹dare Mahkemesi’ne itiraz ederek dosyalar› verdi. Özellefltirme ‹daresi ise ‹zmit SEKA’n›n kapat›lmas› karar›n› iflçilere tebli¤ ederek ç›k›fl ifllemlerini bafllatt›klar›n› aç›klad›. Aç›klamada, SEKA Genel Müdürlü¤ü taraf›ndan ‹zmit Fabrikas›’n›n art›k resmen kapat›ld›¤› bildirildi. ‹flçilerin k›dem tazminatlar› da bankaya yat›r›ld›. Polis fabrikay› ablukaya ald›, iflçiler mekanik atölyesini iflgal etti 14 Aral›k 2004 tarihinden itibaren direniflte olan SEKA iflçilerinin direnifli hala ilk günkü coflkuyla devam ederken, 18 fiubat Cuma günü polis fabrikay› ablukaya ald›. Saat 16:30 civarlar›nda polis, fabrikan›n dört bir yan›n› tutarak içeriye girerken polisin geldi¤ini k›sa süre önce ö¤renen iflçiler Mekanik Atölyesi’ne kapanarak buray› iflgal ettiler. Kap›lara kaynak yapt›lar. Polis panzer, ambulans eflli¤inde fabrika girifl kap›s›n› tutarak girifl-ç›k›fl› engelledi. ‹flçilerin eflleri ve ziyaretçiler polisin daha fazla içeri

girmemesi için direnifle geçmeye çal›fl›rken Selüloz-‹fl Kocaeli fiube Baflkan› Adnan Uyar aileleri kendi yan›na ça¤›rarak, polisle ziyaretçileri karfl› karfl›ya getirdi. Uyar, oradaki devrimcileri, demokratlar› polise hedef gösterirken burada bir arbede yafland›. Polis ziyaretçilerin ve ailelerin üzerine biber gaz› s›kt›. Sald›r›da biber gaz›yla birlikte cop kullan›rken baz› çocuklar ve kad›nlar›n k›sa süreli fenal›k geçirdikleri görüldü. Daha sonra aileler ile ziyaretçiler polis taraf›ndan zorla fabrika d›fl›na ç›kar›ld›lar. 500 kifli SEKA önüne akt› ‹flçilerin içeride ailelerin d›flar›da gergin bekleyifli sürerken sald›r›y› duyanlar fabrika önüne geldiler. Kocaeli Sendikalar Birli¤i bileflenleri, SES, Genel-‹fl ‹stanbul 3 No’lu Bölge ve 1 ve 2 No’lu fiube yöneticileri, HÖC, KESK Genel Baflkan› Sami Evren, CHP Kocaeli milletvekilleri ‹zzet Sefa Sirmen ile devrimci ve sosyalist bas›n okurlar› da destek için fabrika önündeydiler. Fabrika önündeki aileler ve kitle s›k s›k “Direne direne kazanaca¤›z”, “SEKA iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Bizim SEKA’dan ölümüz ç›kar” vb. sloganlarla beklemeye bafllad›lar. Fabrika önündeki kitleden yaln›zca

“Sizden Ricam, fiu Gruplar› Aran›za Almay›n” ‹flçilerin yak›nlar›, ziyaretçiler ve görevli iflçiler yemekhanede beklerken Selüloz-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Ergin Alflan Mekanik Atölyesi’ne giderek burada iflçilere bir konuflma yapt›. Alflan “bu akflam polis müdahalesi olmayacak. Ama yar›n ne olur bilemeyiz. Ailelerimiz de yemekhaneye al›n›yor. O nedenle bu akflam buraday›z. Sizden bir ricam var. Bu kavga bizim kavgam›z. fiu gruplar› aran›za almay›n. Bütün problemler buradan ç›k›yor. Ailelerimiz de yemekhaneye giremiyorsa bu nedenle giremiyor” dedi. Mekanik Atölyesi’nde iflçilerin birlik ve beraberli¤i ‹flçilerin kendilerini kapatt›klar› Mekanik Atölyesi’ne bas›n mensuplar›n›n girmesine izin verilince bütün bas›n atölyeye girdi. ‹çeri girdi¤imizde iflçilerin kendilerine ka¤›tlardan yatak yapt›klar›n› görüyoruz. Kimi yatm›fl, kimi direniflle ilgili sohbet ediyor. Hemen bir grubun yan›na giderek sohbet etmeye bafll›yoruz. Çetin B›çk›c› bafll›yor anlatmaya: “Bugün polisin müdahalesi oldu. Müdahale oldu¤u haberini al›nca 5 dakikada Mekanik Atölyesi’ne girdik. Kap›lar› kaynak yaparak kapatt›k. Sadece girifl kap›s› aç›k. Onun da kontrolü bizde. Bize tekrar müdahale edebilirler ancak biz kolay kolay pes etmeyece¤iz”. D›flar›dan gelen deste¤i sordu¤umuzda ise; “‹yi bir destek var. Sadece ‹zmit de¤il, Türkiye sahip ç›k›yor” diye yan›tl›yor. ☞

CEV‹ZL‹

TEKEL

‹fiÇ‹LER‹ EYLEMDE 8500 iflçi ve memuru bulunan Cevizli Tekel iflçileri 15 fiubat Sal› günü yapt›klar› eylemle TEKEL’in özellefltirilmesine izin vermeyeceklerini belirttiler. Saat 11:00’de üretimi durdurarak Cevizli TEKEL Fabrikas› önünde toplanan iflçiler “Sat›lan TEKEL de¤il, Türkiye’nin gelece¤idir-Tek G›da-‹fl Sendikas› Marmara ve Trakya Bölgesi”, “TEKEL üzerinde oynanan oyunlar› bozaca¤›z”, “Kan›m›zla ald›¤›m›z› parayla satt›rmay›z Tek G›da-‹fl Sendikas›” vb. pankartlar› açan, “TEKEL özellefltirilemez” önlükleri giyen iflçilere TEKEL Baflmüdürlü¤ü iflçileri, Türk‹fl Genel Merkez Yönetimi, D‹SK ve KESK’e ba¤l› baz› sendikalar da kat›larak destek verdi. Cevizli TEKEL fabrikas› önündeki minibüs yolundan Kartal’a do¤ru yürüyüfle geçen iflçiler “Birlik mücadele zafer”, “TEKEL vatand›r sat›lamaz”, “TEKEL’e uzanan eller k›r›ls›n” vb. sloganlar att›lar. Polisler ile sendikac›lar aras›nda yürüyüfl konusunda k›sa bir tart›flma yafland›. Yaflanan tart›flmalar sonucunda Kartal’a gelifl yolunun bir fleridi kapat›larak yürümeye devam edildi. Kartal Meydan›’na gelindi¤inde bas›na bir aç›klama yapan Tek G›da-‹fl Sendikas› Marmara ve Trakya Bölge Baflkan› Özcan Mete “‹flimizi elimizden al›p, fabrikalar›m›z› yabanc›lara sat›p da bizi dilenci yerine koymaya kimsenin hakk› yok. TEKEL’e sald›ran karfl›s›nda bizi bulacakt›r. Yerlisi yabanc›s› farketmez. Biz buraday›z, yüre¤iniz yetiyorsa gelin” dedi. Kartal Meydan›’nda da iflçiler s›k s›k “Her yer SEKA her yer direnifl”, “Amerika itleri satt›rmay›z K‹T’leri”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Tayyip alana Unak›tan bedava” vb. sloganlar› att›lar. Bas›n aç›klamas› saat 13:00’te sona erdi. (Kartal)


29

16 “Birlik olursak bizi buradan zor ç›kart›rlar” B›çk›c›’n›n yan›ndan ayr›l›p di¤er iflçilerin yan›na do¤ru hareketlenirken Sami Taflk›n kendisi bizi ça¤›rarak bafllat›yor sohbeti. 15 y›ll›k SEKA iflçisi Taflk›n. Buraya al›nteri ak›tt›¤›n›, eme¤ini satt›¤›n› söyleyerek bu fabrikay› kapatanlar›n hiç emek harcamadan al›nteri dökmeden fabrikay› alacaklar›n› belirtiyor. Ard›ndan “birlik olmam›z flart, birlik olursak bizi buradan zor ç›kart›rlar” fleklinde sözlerini noktal›yor. Naim Bayar ise “16 y›l›m› buraya verdim” diyerek bafll›yor söze. “Mahkeme sürecimiz devam ediyordu. Direniflimizi bu safhaya onlar getirdi. Daha önceden ne söylediysek flimdi onu yap›yoruz. Biz 700 kifli buraday›z. ‹lk günkü kararl›l›¤›m›zla direnifle devam ediyoruz” diye devam ediyor. Daha sonra Adnan Kara ile bafll›yoruz sohbete. Kara “18 yafl›mdan beri burada çal›fl›yorum. 15 y›ll›k iflçiyim” diyor. Polisin sald›r›s›yla ilgili düflüncelerini sordu¤umuzda ise “karfl›m›zdaki güç devletin gücü. Buna ne kadar dayanabiliriz bilmem. Ama sonuçta buraday›z. Biz kararl› duruflumuzu gösterdik. Bizi bölmek için bir çok yola baflvurdular. Silifke’ye göndermeye çal›flt›lar. Tazminats›z iflten at›lmam›z gündeme geldi. Burada 120 iflçiyi kadro b›rakmak istediler. Bütün bunlara ra¤men bölünmedik. Bundan sonrada her türlü sald›r›ya karfl› birlikte karfl› koyaca¤›z” diyor. Gece saat 01:30’a kadar iflçilerin yanlar›nda kal›p sohbete devam ediyoruz. O saatten sonra yemekhanenin önüne geldi¤imizde sazl› sözlü sohbete dal›yoruz ve ikinci güne böyle bafll›yoruz. Direnifle destek büyüyor, sendikac›lar›n keyfi tutumlar› devam ediyor 19 fiubat Cumartesi günü de ziyaretçiler yaln›z b›rakm›yor SEKA iflçilerini. Sald›r› oldu¤unda gelenlerin bir ço¤u yine fabrika önüne gelmeye bafll›yor. Bunun d›fl›nda ‹stanbul SEKA ‹flçileriyle Dayan›flma Platformu Giriflimi, Kocaeli Sendikalar Birli¤i, Deri-‹fl Tuzla fiubesi, Partizan, Ekmek ve Adalet, At›l›m, Al›nteri gazetesi okurlar›n›n da bulundu¤u birçok kesim destek ziyaretine geliyor. Ziyarete gelenler ö¤leden sonra direniflteki iflçilerin Mekanik Atölyesi’nden ç›kmas›yla birlikte fabrika kap›s› önünde karfl›land›lar. “Kurtu-

lufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Her yer SEKA her yer direnifl”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” vb. sloganlar› s›k s›k at›ld›. Bunun d›fl›nda birçok kifli de bu keyfi tutumdan nasibini ald›. Gazetemiz Kartal irtibat bürosu çal›flan› Talip Dönmez bir gün boyunca fabrikada kald›ktan sonra sivil polisler taraf›ndan keyfi bir flekilde d›flar› ç›kart›ld›. Dönmez muhabir kart›n› gösterse de polis keyfi tutumunu devam ettirerek yasal olarak hakk› olmad›¤› halde muhabirimizi d›flar› ç›kard›. Muhabirimizin d›fl›nda da birkaç kifli daha sivil polisler taraf›ndan d›flar› ç›kar›ld›. Sendikac›lar ise yap›lan bu keyfi tutumlara karfl› herhangi bir giriflimde bulunmad›lar. Sendikaya ra¤men direnifle devam! Özellefltirme ‹daresi yapt›¤› aç›klamada, SEKA Genel Müdürlü¤ü taraf›ndan ‹zmit Fabrikas›’n›n art›k resmen kapat›ld›¤› bildirildi. ‹flçiler buna ra¤men Selüloz-‹fl Sendikas› öncülü¤ünde direnifle devam edeceklerini belirtiyorlar. ‹flçilerin flu an yapt›klar› fabrika iflgalidir. Böylesi bir süreçte iflçilerin kararl› tutumlar› ve fabrika iflgali iflçi s›n›f› aç›s›ndan tarihi bir önemdedir. SEKA iflçilerinin direnifli Selüloz-‹fl’in uzlaflmac› sar› sendikal anlay›fl›na ra¤men tarihteki yerini alacakt›r. Hala her fley bitmifl de¤ildir. ‹flçiler hala fabrikadad›r. Selüloz-‹fl’in bundan sonra ne yapaca¤› da önemlidir. Asl›nda bundan önce yapt›klar› ve yukar›da de¤indi¤imiz sendikan›n tutumunu, uzlaflmac›l›¤›n› ortaya koymaktad›r. ‹flçilerin direnifli, s›n›f dostlar›n›n sürekli destek ziyaretlerinde bulunmas›, Selüloz-‹fl Sendika yöneticilerini rahats›z etmektedir. ‹flçilerle s›n›f öncülerinin yani devrimcilerin bütünleflmemesi için sendika yönetimi elinden geleni yapmaktad›r. Bazen devrimci gruplar› içeri almamakta, bazen devrimcileri polise teslim etmektedir. Direnifli desteklemeye gelenleri “baz› gruplar” diye nitelendirmekte, iflçilerin kafas›n› kar›flt›rarak devrimcilerden uzak durmalar›n› sa¤lamaktad›r. Sar› sendikal anlay›fl›n emekçilerin sorunlar›n› çözmekten uzak oldu¤u aflikard›r. Bu anlay›fllar iflçiler, emekçiler için hak al›c› eylemliliklerinden ziyade emekçilerin kabaran öfkelerini parça parça törpülemek amaçl›d›r. Selüloz-‹fl Sendika-

s›’n›n yapt›¤› tam da budur. SEKA iflçisinin kabaran öfkesini, kinini parça parça törpülemektedir. Varolan gerçeklikte örnek al›nabilecek en iyi durum; iflçilerin parça parça baflka kamu kurulufllar›na yerlefltirilmesi, emeklilikleri yaklaflanlar›n emekli edilmesi olacakt›r. Ki bu durumda da kendi düflüncelerine yak›n olanlar› seçeceklerdir. SEKA k›v›lc›m›n› atefle çevirelim! Aralar›nda ÇHD ‹stanbul fiubesi, Belediye-‹fl 2 No’lu fiube, DSB, DHP, HKM, Kald›raç, Partizan ve baz› kurumlar›n da içinde bulundu¤u SEKA ‹flçileriyle Dayan›flma Platformu bileflenleri ile Haber-Sen ‹stanbul 9 No’lu flube yöneticileri, ‹stanbul ‹SK‹ iflçileri, iflten at›lan Ego iflçileri 20 fiubat Pazar günü direniflte olan iflçileri ziyaret etti. Platform bileflenlerini Kocaeli SEKA ‹flçileriyle Dayan›flma Platformu ‹zmit Tren Gar’›nda karfl›lad›lar. Gar’›n ç›k›fl›nda önde “SEKA ‹flçileriyle Dayan›flma Platformu” imzal› 9 adet pankart aç›l›rken bu pankartlar›n arkas›nda kimi yap›lar pankartlar› ve dövizleriyle yerlerini ald›lar. Yaklafl›k 1500 kifliyi bulan kitle buradan “SEKA iflçisi yaln›z de¤ildir” slogan›yla SEKA fabrikas› önüne geldi. Kitle SEKA iflçileri taraf›ndan coflkuyla karfl›land›. Burada platform ad›na Zeki K›l›çaslan ile ‹stanbul Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm birer konuflma yapt›lar. K›l›çaslan “Bugün burada Türkiye’nin kalbi at›yor. SEKA ilk de¤il ama umar›z son olacak. SEKA iflçileri bunu bafllatt›, devam›n› birlikte getirmeliyiz. SEKA iflçisinin yakt›¤› atefl Anadolu’nun bir çok yerinde yanmaya bafllad›” dedi. K›l›çaslan’›n ard›ndan söz alan Hasan Gülüm ise “SEKA burada meflaleyi tutuflturdu. Bu meflalenin büyümesi, geliflmesi ve kazan›m elde edebilmesi için bu meflalenin etraf›nda toplanmam›z gerekiyor” dedi. Bir süre burada bekleyen platform bileflenleri tekrar kortejlerini oluflturarak “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Birlik, mücadele, zafer” vb. sloganlar›yla Kocaeli merkeze do¤ru yürüyüfle geçti. Kocaeli merkeze ILPS kitlesi “Her yer SEKA her yer direnifl”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganlar› ile girerken Belediye ‹fl Han› önünde platform ad›na bir konuflma yap›lmas›n›n ard›ndan kitle saat 16:00’da da¤›ld›. (Kartal)

25 Şubat-10 Mart 2005 ADANA’DA ‹fiÇ‹LERE SALDIRI * Adana’da 11 kurum taraf›ndan oluflturulan Adana Emperyalizm ve Hak Gasplar› Karfl›t› Platform ilk olarak, 10 fiubat Perflembe günü TEKEL Sigara Fabrikas› önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Partizan okurlar›n›n da flamalar›yla kat›ld›¤› eyleme, DHP, SDP, ESP, BDSP de destek verdi. Saat 16:30’da “TEKEL’e uzanan elleri k›raca¤›z”, “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek”, “Yaflas›n iflçilerin birli¤i” ve “Birlik-Mücadele-Zafer” sloganlar› at›larak bafllayan eylemde “Emperyalist iflgale ve TEKEL’in özellefltirilmesine hay›r-Emperyalizm ve Hak Gasplar› Karfl›t› Platform” imzal› pankart aç›ld›. Oldukça coflkulu geçen eylem alk›fllarla sona erdi. * 1. Adana Uluslararas› Ekonomik Forumu’na kat›lmak için Adana’da bulunan Erdo¤an’›n otobüsü TEKEL Fabrikas›’n›n önünden geçerken iflçilerden bir grup kendilerini otobüsün önüne att›. Polise karfl› direnen iflçileri fabrikan›n önüne kadar sürükleyen polis ayr›ca fabrika bahçesini de ablukaya ald›. ‹flçiler burada çeflitli sloganlar atarak sald›r›y› ve özellefltirmeyi protesto ettiler. Yaklafl›k 100 kiflinin yaraland›¤› eylemde 2 iflçiye beyin travmas› teflhisi konuldu. Eylemin ard›ndan aralar›nda sendikac›lar›n da bulundu¤u 8 kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlar›n serbest b›rak›lmas› için iflçiler o gece fabrikada sabahlad›. ‹fadelerinin al›nmas›n›n ard›ndan serbest b›rak›lanlar› iflçiler “‹flçiye uzanan eller k›r›ls›n” sloganlar› ile karfl›lad›. * Mersin’de Partizan okurlar› 16 fiubat Çarflamba günü yapt›klar› bir bas›n aç›klamas›yla özellefltirme sald›r›lar›n› protesto ettiler. Saat 14:00’de Ziraat Bankas› önünde toplanan Partizan okurlar› “Özellefltirmelere ve iflçi k›y›m›na son” yaz›l› pankart aç›p “Tekel’de, Seka’da direnifl kazanacak” slogan›n› atarak Tafl bina önüne kadar yürüdüler. Tafl bina önünde Partizan okurlar› ad›na bas›n metnini Ebru Özken okudu. “SSK’lar halk›nd›r sat›lamaz”, “Akdeniz iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Birlik mücadele zafer” vb. sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde “Özellefltirmelere ve iflçi k›y›m›na karfl› birlik mücadele zafer”, “Tekel’de, Seka’da direnifl kazanacak” dövizleri ve Partizan flamalar› tafl›nd›. (Mersin)

TOKAT’TA PROTESTO Tokat Tekel Sigara Fabrikas›’nda çal›flan yaklafl›k 500 iflçi vardiya ç›k›fl›nda fabrikalar›n›n özellefltirilmesini protesto ederek Tokat-Turhal Karayolunu 15 dakika trafi¤e kapatt›. Polisin yolu açma çabalar›na ra¤men iflçiler, eylemlerinde kararl› olduklar›n› belirterek özellefltirme karfl›t› sloganlar att›lar. Eylem s›ras›nda aç›klama yapan TekG›da ‹fl fiube Baflkan› Bahattin Öztafl ve Orta Karadeniz Bölge Baflkan› ‹smail Duran “Direne direne kazanaca¤›z. TEKEL, SEKA, Telekom, Köy Hizmetleri birbiri ard›na kapat›l›yor. Tokat’›n herfleyi olan Tokat Sigara Fabrikas›’na Tokatl› sahip ç›kmazsa yar›n Tokat’ta göç bafllayacak” dedi. (H. Merkezi) RUMEL‹ DER‹’DE D‹REN‹fi SÜRÜYOR “Zarar ediyorum” gerekçesiyle 1 fiubat 2005 tarihinde fabrikas›n› kapatan Rumeli Deri patronuna karfl› iflçiler Deri-‹fl Tuzla fiubesi öncülü¤ünde direnifle bafllam›fllard›. Gelinen aflamada sendika patronu mahkemeye vermifl durumda. Bir taraftan mahkemenin karar›n› bekleyen iflçiler di¤er yandan fabrikan›n önünde dönüflümlü olarak beklemeye devam ediyorlar. ‹flçiler ifle geri dönene kadar fabrika önünde bekleyeceklerini, fabrikaya mal sokup ç›kartmayacaklar›n› belirtiyorlar. Patron, iflçilerin paralar›n› eksik bir flekilde bankaya yat›r›rken sendika ve iflçiler ifle geri dönmek için direniflin bafllad›¤›n›, patronun as›l amac›n›n sendikas›z, sigortas›z iflçi çal›flt›rmak oldu¤unu söylüyorlar. (Kartal)


30

25 Şubat-10 Mart 2005

‹flçi-köylü’den DÜNYA HALKLARI ABD’DEN NEFRET ETMEYE DEVAM EDECEK! Gazetemizin bir önceki say›s›nda “Irak’ta kitle imha silahlar› var! Emperyalizme karfl› birer kitle imha silah› olal›m!” bafll›kl› bu köflemizde, son bir ay içerisinde Türkiye’yi ziyaret eden ABD’li yetkililere de¤inmifl ve özellikle ABD Savunma Bakan› Condoleezza Rice’nin Türkiye’de artan ABD karfl›tl›¤› konusunda Türk egemen s›n›flar›n› uyard›¤›n› belirterek, bunun üzerinde durulmas› gereken bir konu oldu¤unun vurgusunu yapm›flt›k. Bu ziyaretin ard›ndan ABD’de Washington’a yak›nl›¤› ile tan›nan Wall Street Journal gazetesinde yay›nlanan “Hasta Adam” bafll›kl› Robert L. Pollock imzal› makale ve ard›ndan da ABD Savunma Bakan› Yard›mc›s› Douglas Feith’in “bizim hükümet yetkililerimiz, Amerikan halk›nda ve ABD Kongresi’nde, ortaklar›m›z ve müttefiklerimizin ne kadar de¤erli oldu¤unu anlatmak için çok çal›fl›yor. Demokratik iliflkiden bahsetti¤iniz zaman, bu iliflkilerin takdir edilmesinin, hükümet yetkililerini aflarak genel anlamda kamuoyuna inmesi gerek. Aksi takdirde iliflki gerçekten sürdürülebilir olmaz” sözleri konunun daha çok tart›fl›lmas›n› sa¤lad›. Burjuva bas›n “iflgal karfl›tlar› yüzünden ABD Türkiye’yi gözden ç›kar›yor, yapt›¤›n›z› be¤endiniz mi?” fleklinde, rolüne uygun yorumlar yaparken baz› gazeteler de bu durumu “ABD’nin Erdo¤an ve AKP’yi gözden ç›karmas›” olarak de¤erlendirdi ve bu geliflmeyi Erkan Mumcu’nun istifas› ile birlefltirerek olaya farkl› bir boyuttan yaklaflt›. Rice’nin ziyareti s›ras›ndaki “Müttefik iliflkilerimiz ancak halk›m›z›n deste¤i ile ilerleyebilir. Bu konuda sizin liderli¤inize ve hükümetinize büyük rol düflüyor. Sizden bu yönde çaba

göstermenizi bekliyoruz” sözleri ile büyük benzerlik tafl›yan Feith’in ifadelerini, emperyalistlerin kendilerini hedef alan bu karfl›tl›ktan oldukça rahats›zl›k duyduklar› ve uflaklar›n›n da bu yönde kulaklar›n› çektikleri fleklinde yorumlamak bugün aç›s›ndan en somut ve do¤ru oland›r. Emperyalistlerin üstünü örtmeye bile gerek duymadan tehdit etti¤i Türk hakim s›n›flar›, hala “stratejik ortakl›k”tan bahsededursun ABD’li yetkililer Türkiye’nin bu durumu tersine çevirmedi¤i sürece çok rahat “ikinci küme ülke” pozisyonuna düflebilece¤inin alt›n› kal›n çizgilerle çiziyorlar. Pollock’un “ifllerin nas›l gidece¤i hiç belli olmaz. Bu duruma bir çeki düzen verilmez ise Türkiye marjinalleflmifl, d›fllanm›fl ve ABD ile iliflkileri bozulmufl bir pozisyonda olabilir” sözleri bu anlamda önemlidir. Özellikle yine geçti¤imiz hafta bas›na yans›yan “Pentagon’dan maafll› gazeteciler”in varl›¤›n› da göz önüne alarak de¤erlendirdi¤imizde bu yaz›n›n tek bafl›na “s›radan” bir gazetecinin yaz›s› olmaktan öte bir anlam tafl›d›¤›n› anlamak zor de¤il. Bu vurgudan da anlafl›labilece¤i gibi bütün uflaklar için olas› bir anlamda da kaç›n›lmaz olan son, Türkiye için de çok imkans›z de¤ildir: Yeterince kullan›ld›ktan sonra paçavra gibi bir kenara at›lmak! Türk hakim s›n›flar› her ne kadar kendileri ile ABD aras›ndaki iliflkiyi farkl› bir kefede göstermeye çal›flsa da bu iliflki tek kelime ile, bir efendi uflak iliflkisidir. Tüm bu yaflananlar›n gösterdi¤i en net gerçek emperyalistler aç›s›ndan “halk›n deste¤ini arkalar›na alma”n›n önemli oldu¤udur. Dünya ezilenlerinde kendilerine karfl› oluflan öfke emperyalistlerin uykular›n› kaç›rmaya yetmektedir. Onlar için halk› çeflitli yol ve yöntemlerle oyalamak, “arkalar›na

almak” ne kadar önemli ise, bizim için de egemenlerin korkular›n› gerçek k›lacak olan kitlelere, sistemi teflhir etmek o kadar önemli olmal›d›r. Önümüzdeki dönem yaklaflan tarihsel günlerle birlikte ele al›nd›¤›nda bu önemli bir gündem maddesidir. Çünkü emperyalist sald›rganl›k çap›n› geniflleterek devam etmektedir. Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda çeflitli araflt›rmalar sonucu Türkiye için yaklafl›k % 82 olarak belirlenen ABD karfl›tl›¤› oran›, bizler aç›s›ndan önemlidir. Yukar›da da de¤indi¤imiz gibi emperyalist sald›rganl›k h›z›ndan bir fley kaybetmifl de¤ildir. Öyleyse antiemperyalist gündemler ve önümüzdeki tarihsel günleri bu gündemler ile birlefltirme görevi her zamankinden daha acil bir yak›c›l›k ile önümüzde durmaktad›r. Yaklaflan önemli günlerden birisi de 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’dür. Çeflitli devrimci çevrelerin bir araya gelmesi ile organize edilen ve 6 Mart Pazar günü Beyaz›t’ta yap›lacak olan 8 Mart mitingi bu gündemleri hayk›raca¤›m›z, tüm dünyada emperyalizme karfl› savaflan kad›n ve erkeklere seslenece¤imiz önemli bir tarihtir. ABD’li yetkililerin Türkiye’ye yönelik ziyaretlerinin önemli gündem maddelerinden birinin de ‹ncirlik Üssü’nün daha aktif kullan›m› oldu¤unun alt›n› daha önceki yaz›lar›m›zda çizmifltik. Türkiye’ye yap›lan ziyaretlerin ard›ndan daha çok tart›fl›l›r bir duruma gelen ve ABD’nin nükleer silah deposu haline getirmek istedi¤i ‹ncirlik Üssü’ne yönelik Proletarya Partisi taraf›ndan yap›lan uyar› eyleminin anlam› böyle bir süreçte oldukça fazlad›r. Emperyalistlere ve uflaklar›na tehdit anlam›na gelen eylem, ayr›ca Türkiye topraklar›ndan Ortado¤u halklar›na gönderilen bir selam niteli¤i tafl›maktad›r. *** *** *** Önemli bir di¤er konu da Devlet ‹statistik Enstitüsü taraf›ndan yap›lan iki farkl› araflt›rman›n sonuçlar›d›r. Bas›na “halk aç ama mutlu” vb. bafll›klar ile yans›yan araflt›rman›n sonuçlar›na göre Türkiye’de 20 milyon yoksul var ama buna ra¤men halk›n % 58’i hayat›ndan memnun. Devlet ‹statistik Enstitüsü’ne (k›saca devlet diyelim)

E¤itim-Sen Erzincan fiubesi Kongresini yapt› Erzincan E¤itim-Sen fiubesi II. Ola¤an Kongresi’ni 12 fiubat günü ‹l Özel ‹daresi binas›nda yapt›. Seçim süreci öncesinde DSD’li emekçiler taraf›ndan tüm anlay›fl ve kendini sendikaya katabilecek bireylerle ortak liste oluflturularak yönetim oluflturulmas› önerisi getirildi. Bu öneri DDSB’li emekçiler taraf›ndan kabul edildi. Ancak 5 y›ld›r flube baflkanl›¤›n› yürüten yurtsever emekçiler kendilerinin belli bir güç oldu¤unu belirtti ve dönemsel öncelikleri bulundu¤unu bu nedenle baflkanl›k konusunda taviz veremeyeceklerini söyledi. Bunun üzerine kendileri ayr› bir liste, di¤er anlay›fl ve birey-

16

ler de ortak liste ile seçime girdiler. Seçim sonucunda ortak listenin adaylar›, yönetim, denetleme, disiplin ve genel merkez delegeliklerini ald›lar. Yönetim 3 DSD, 2 DDSB, 1 Ba¤›ms›z ve 1 Devrimci Memur Hareketi adaylar›ndan flekillendi. Görev da¤›l›m› ise flöyle; fiube Baflkan›: Ergün Y›lmaz, fiube Sekreteri: Ercan Sak, Mali Sekreter: Zeynep Bayram, Örgütlenme Sekreteri: Mahmut Yalç›n, Kad›n Sekreter: Meral Gülflen, E¤itim Sekreteri: ‹nan Tanr›verdi, Bas›n Yay›n Sekreteri: Erol Can. (Erzincan DDSB)

göre geçen y›llardaki “mutluluk oran›na” göre 2004 y›l›ndaki “mutluluk oran›” yüzde 1.2 artm›fl durumda. Bu araflt›rmalar›n güvenilirli¤i bir tart›flma konusu iken biz baflka araflt›rmalardan örnekler vererek yaz›m›za devam edelim; TEKS‹F Sendikas›’n›n yapt›¤› bir araflt›rmaya göre 2004’ün Eylül ay›ndan beri 2005 fiubat ay›na kadar sadece Bursa’da yaklafl›k 10 bin kifli iflsiz kalm›fl durumda. Yine baflka bir incelemenin sonuçlar›na göre ise; Ocak ay›nda çal›flan tek kifli için açl›k s›n›r› 657 YTL olurken; dört kiflilik bir ailenin yoksulluk s›n›r› ise 1768 YTL’dir. Yine ayn› araflt›rmaya göre kamu emekçilerinin % 37’si açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflamak zorunda b›rak›l›yor. Yukar›da da de¤indi¤imiz gibi D‹E’nin bu araflt›rmalar› yaparken “sokaktaki insana” ulaflma gibi bir derdi olmad›¤› aç›k. *** *** *** Yaflanan bir di¤er önemli geliflmede devletin Kürt halk› üzerinde estirdi¤i terörün son süreçte t›rman›fla geçmesidir. fi›rnak’ta 5 gencin katledilmesi, toplu mezarlar›n ortaya ç›kar›lmas›, yarg›s›z infazlar›n artmas› ve son olarak 15 fiubat protestolar›na polisin sald›rmas› ve Mersin’de 19 yafl›nda bir gencin katledilmesi bu t›rman›fl›n göstergesi. Ortaya ç›kan bu tablolar›n tümünde gözden kaç›r›lmayacak bir ayr›nt› var ki, o da Kürt halk›n›n biriken tepki ve öfkesidir. Bar›fl ça¤r›lar›na da duyars›z kalmayan halk, sistemin bu pervas›z sald›r›lar› karfl›s›nda tepkisini boflaltman›n yollar›n› da aramaktad›r. fi›rnak’ta infaz edilen gençlerin cenazesinde yaflananlar, Mersin 15 fiubat eylemleri ve halk›n ortaya koydu¤u tepki ve öfke bu patlaman›n en somut örne¤idir. Görülmesi ve üzerinde durulmas› gereken bu noktad›r. Kürt halk›na yönelik sald›r›lar›n tümünde halk›n tepkisini izlemek de¤il, bizzat bu tepkinin içinde yer almak ve en önemlisi de bu sald›r›lar karfl›s›nda tepkimizi ifade etmek belirleyici önemdedir. Patlat›lamayan birikmifl bir öfkenin zaman geçtikçe çürümeye yüz tutaca¤›n› unutmayal›m.

E¤itim-Sen Tarsus fiubesi 6. OLA⁄AN GENEL KURULU’NU YAPTI E¤itim-Sen Tarsus fiubesi 12 fiubat 2005 Cumartesi günü 75. Y›l Kültür Merkezi’nde 6. Ola¤an Genel Kurulu’nu yapt›. Seçimlerde mevcut yönetimde bulunan devrimci ve demokratlar›n listesine karfl›, yurtsever emekçilerin listesi yar›flt›. Genel Kurul’da 3 y›ll›k süre boyunca yap›lan eylem ve etkinliklerin dia gösterisi yap›ld›. Genel Kurul adaylar›n ve konuklar›n konuflmalar›yla devam etti. Genel Kurul’da ILPS ve DDSB’nin de aralar›nda bulun-

du¤u kifli ve kurumlar›n gönderdi¤i mesajlar okundu. Daha sonra oylamaya gidilen Genel Kurul’da büyük oy fark›yla devrimci ve demokratlar›n listesi kazand›. 260 delegeden 202’sinin oy kulland›¤› Genel Kurul’da Yönetim Kurulu Cuma Erçe, fiahin Yücel, Atilla Özkul, Ayhan Çolak, Macide Boymul, Hüseyin Pala ve Gökflen Kaya’dan olufltu. Genel Merkez delegeli¤ine ise Cuma Erçe, fiahin Yücel, Atilla Özkul seçildi. (Tarsus)


31

16 Bafltaraf› sayfa 32’de Mersin’de günler öncesinden bafllayan protesto eylemlerinde 300-400 kiflilik bir kitle Günefl Mahallesi’nde bulunan Cuma Pazar›’n›n sonunda atefl yak›p eylem yaparken polisin sald›r›s› sonucu ara sokaklara da¤›ld›. Kitle polise tafllarla karfl›l›k verdi. Bu arada Toroslar Beldesi’ne ba¤l› Kurdali Mahallesi’ne do¤ru çekilen 15-20 kiflilik bir grup, polis taraf›ndan bir soka¤a s›k›flt›r›ld›. Kitlenin üzerine rasgele atefl eden polisin, s›kt›¤› kurflun Siirt Pervari do¤umlu 19 yafl›ndaki Ümit Gönültafl’›n gö¤süne isabet etti. Ümit Gönültafl olay yerinde hayat›n› kaybederken çat›flmalar gece boyunca sürdü. Ümit Gönültafl’›n cenazesi ise Mersin Devlet Hastanesi’ne otopsi için götürüldü. Olay yerine jandarman›n da gelmesiyle mahalleyi abluka alt›na alan kolluk güçleri, mahallelere girifl ç›k›fllar› yasaklad›. Ayr›ca protestolara kat›ld›¤› iddia edilen 7 kifli tutuklanarak Mersin E Tipi Kapal› Hapishanesi’ne gönderildi.

di. Burada k›l›nan cenaze namaz›n›n ard›ndan mezarl›¤a kadar yürüyüfle geçen yaklafl›k 3000 kiflilik kitle s›k s›k “HPG Mersin’e misillemeye!” slogan›n› att›. Mezarl›¤a var›ld›¤›nda say›s› 5000’i bulan kitle içerisinde KONGRA-GEL bayraklar› aç›larak Ümit Gönültafl son yolculu¤una u¤urland›. Cenazenin defnedilmesi ard›ndan kitle Ümit’i katleden polislerin bulundu¤u Siteler Karakolu’na do¤ru yürüyüfle geçti. DEHAP yöneticilerinin “sakin olun, taflk›nl›k yapmay›n, bar›fl ortam›n› bozmay›n” ça¤r›lar›na “6 y›ld›r yeter sustu¤umuz, ne bar›fl›?” fleklinde tepki gösteren kitle tafllarla karakola sald›rd›. Karakoldaki polislere takviye gelen Çevik Kuvvet ekipleri ve jandarman›n müdahalesiyle çat›flma büyüdü. Bu arada semtte bulunan bir marketin sahibi olan sivil faflist de polislerle birlikte kitleye atefl etti. Sivil faflist market sahibinin açt›¤› atefl sonucu 2 kifli a¤›r yaralan›rken, bir kifli de polisin açt›¤› atefl sonucu yaraland›.

CENAZE SONRASI K‹TLE KARAKOL BASTI! 16 fiubat Çarflamba günü kalabal›k bir kitle taraf›ndan Devlet Hastanesi Morgu’ndan al›nan Gönültafl’›n cenazesi, Büyükflehir Belediye Mezarl›¤›’na defnedilmek üzere Günefl Mahallesi’nde bulunan Halil ‹brahim Camii’ne getiril-

‹NFAZ PROTESTO ED‹LD‹ 17 fiubat Perflembe günü Ümit Gönültafl’›n infaz›n› ve bask›lar› protesto etmek için DEHAP taraf›ndan düzenlenen bas›n aç›klamas›na da polis sald›rd›. Saat 12:30’da DEHAP il binas› önünde bir araya gelerek Tafl Bina önüne kadar yürüyen yaklafl›k 100 kiflilik kitle çeflitli dö-

25 Şubat-10 Mart 2005 vizler ile “fiehit Nam›r›n”, “Katil polis hesap verecek” fleklinde sloganlar att›. Partizan okurlar›n›n da “Heval Ümit Na M›r›n” yaz›l› pankart ile kat›ld›¤› eylemde bas›n metnini DEHAP ‹l Baflkan› Halis De¤er okudu. De¤er yapt›¤› aç›klamada “son birkaç ayd›r yaflanan geliflmeler bölgede 90’l› y›llar› an›msatan geliflmelerdir. Çat›flmada yaflam›n› yitirmifl gerilla cesetlerine dahi iflkence yap›lm›flt›r” dedi. Bu s›rada polis “terör örgütü propagandas› yap›l›yor” gerekçesi ile kitleye sald›rd›. Polisin sald›r›s› sonucu aralar›nda Partizan okurlar›n›n da bulundu¤u 14 kifli gözalt›na al›nd›. ÜM‹T GÖNÜLTAfi ÖLÜMSÜZDÜR * Ümit Gönültafl’›n öldürülmesini protesto etmek amac›yla Adana’da da bir eylem düzenlendi. 20 fiubat Pazar günü Adana ‹HD önünde toplanan kitle, “Ümit Gönültafl ölümsüzdür”, “Kürt ulusuna özgürlük Halk Savafl› ile gelecek”, “Faflizme karfl› omuz omuza” sloganlar›yla AKP il binas›n›n önüne yürüdü. Burada yap›lan aç›klamada Ümit Gönültafl’›n öldürülmesi, cenaze töreninde polisin açt›¤› ateflle iki kiflinin a¤›r yaralanmas› protesto edilerek, direnenlere, ezilenlere sokaklar›n yasaklanamayaca¤› vurguland›. Partizan, BDSP, ESP, EKB, ‹HD ve DHP’nin örgütledi¤i eylem al-

13 kurflun davas› ertelendi

Kamuoyunda “13 Kurflun” davas› olarak kabul edilen Ahmet Kaymaz ve U¤ur Kaymaz’›n katledilmesi ile ilgili dava 21 fiubat 2005 tarihinde Mardin A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kimlik tespitlerinin yap›lmas›n›n ard›ndan müflteki avukatlar›ndan Tahir Elçi söz ald›. Elçi, san›klar olmadan yarg›laman›n devam edemeyece¤ini, yarg›laman›n durdurulup, san›klar getirildikten sonra mahkemenin devam etmesini isteyerek, “san›klar gelmezse delillerin karart›lmas› söz konusu olacakt›r” dedi. Elçi’nin ard›ndan söz alan müflteki avukatlar›ndan Diyarbak›r Barosu Baflkan› Av. Sezgin Tanr›kulu, verilecek karar›n yarg›n›n ba¤›ms›z olup olmad›¤›n›n gösterilmesi aç›s›ndan önemli oldu¤unu vurgulayarak, “san›klar duruflma öncesi baflka yerlere tayin edilmifllerdir. Bu flekilde idare yarg›lamaya müdahale etmifltir. fiu anda duruflmaya ara verilip san›klar›n getirilmesini istiyoruz. Bu dava Türkiye kamuoyu aç›s›ndan çok önemlidir” diye konufltu. Daha sonra söz alan san›k avukat› Veysel Güler, U¤ur Kaymaz’›n 12 yafl›nda olmad›¤›-

n› öne sürerek, bunun bacak aras› ve koltuk altlar›ndaki k›llardan anlafl›ld›¤›n› savundu. Güler ayr›ca; “bir insan›n 12 yafl›nda olmamas› onun terörist olmad›¤›n› göstermez” diye konufltu. Ard›ndan Mahkeme Heyeti, tan›k Ahmet Tekin’in dinlenmesini istedi. Kaymazlar›n komflusu olan Tekin, flunlar› anlatt›: “Evimiz bitiflik, silah sesi duydum. Hafta sonu oldu¤u için dü¤ün sand›m. 2 uzun tarama diye an›ms›yorum. Kap›m›z o esnada çal›nd›. Silah sesleri geliyordu. Makbule gelmiflti. Tedirgin hali vard›. Cümle kuram›yordu. ‘Ahmet, o¤lum, silah, tanker’ sözlerini söylüyordu. Bu esnada silah sesleri bir daha geldi. Daha sonra polisler geldi, kap›m›z› çald›. Bize yan evi arayacaklar›n› ve 2 gözlemcinin laz›m oldu¤unu söylediler. Biri ben oldum, biri de Makbule oldu. Daha sonra eve gittik arama yapt›lar. Savc› eve geldi. Bana ‘senin ne iflin var burada’ dedi. Gözlemci oldu¤umu söyledim. Bunun üzerine d›flar›da 2 ceset oldu¤unu onlar› tan›y›p tan›mad›¤›m› sorarak, beni oraya götürdü. U¤ur’u gördü¤üm gibi tan›d›m, teflhis ettim. Ancak Ahmet’in yüzü kanlar içinde oldu¤undan, tutulan ›fl›ktan daha güçlü bir ›fl›k istedim.” Son olarak konuflan Elçi “‹ddianame kolluk kuvvetlerini koruyan bir anlay›flla haz›rlanm›flt›r. Maktüller planlanarak ve keyfi bir flekilde öldürülmüfltür. Biz tutuklanmalar›na karar verilmesini istiyoruz. Bu olay›n toplumda bir infial yaratt›¤›ndan flüphe yoktur. San›klar›n tutuklanmalar›n›n koflullar› vard›r. Dosyaya konulan deliller ve iddianameye geçenler inand›r›c› de¤ildir. Bu keyfi bir infazd›r. Yaflam hakk› pervas›zca sona erdirilmifltir” diye konufltu. Dava 16 May›s 2005 tarihine ertelendi. (H. Merkezi)

k›fllarla sona erdi. * Tarsus Partizan okurlar› 19 fiubat Cumartesi günü bir araya gelerek Abdullah Öcalan’›n yakaland›¤› tarihte Mersin’de yap›lan protesto gösterilerine sald›ran polisin tutumunu ve Ümit Gönültafl’›n katledilmesini protesto etti. Saat 12:00’de Postane önünde yap›lan eyleme, DEHAP da destek verdi. Partizan flamalar› ve “Ümit Gönültafl ölümsüzdür, hevale Ümit Na Mirin, Birlik Mücadele Zafer” dövizlerinin tafl›nd›¤› aç›klamada Partizan okurlar› ad›na bas›n metnini okuyan Nurettin Aytaç Özk›l›nç “Mersin’de Abdullah Öcalan’›n yakalanmas›n› protesto eden kitleye kolluk güçleri azg›nca sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda 19 yafl›ndaki Ümit Gönültafl gö¤süne isabet eden kurflunla katledildi. Yine Ümit Gönültafl’›n katledilmesini protesto etmek amac›yla Mersin Tafl Bina önünde bas›n aç›klamas› yapmak isteyen gruba azg›nca sald›ran polis aralar›nda Partizan okurlar›n›n da oldu¤u 14 kifliyi gözalt›na ald›. Sald›r›lar bununla s›n›rl› de¤ildir 17 fiubat Perflembe günü evinden ç›kan bir okurumuz kimli¤i belirlenemeyen iki sivil faflistin sald›r›s›na maruz kalarak dövülmüfl ve tehdit edilmifltir. Bizler tüm bu sald›r›lar› protesto ediyoruz” dedi. Eylem “Biji b›ratîya gelan, Ümit Gönültafl ölümsüzdür” sloganlar›n›n at›lmas›yla son buldu.

Yarg›s›z infazlara son! Katiller yarg›lans›n! 21 Kas›m 2005 tarihinde Mardin K›z›ltepe’de evinin önünde U¤ur Kaymaz ve babas› Ahmet Kaymaz’›n katledilmeleriyle ilgili aç›lan davan›n görülece¤i tarih olan 21 fiubat 2005’te Taksim Gezi Park’ta bir araya gelen DEHAP, EMEP, SDP, DHP, Devrimci Durufl, Bar›fl Analar›, EKB, SODAP, GÖÇDER, TUAD, E¤itim-Sen 2 No’lu fiube, BTS 1 No’lu fiube, E¤itim-Sen 4 No’lu fiube, 78’liler Derne¤i Giriflimi, ‹stanbul Tunceliler Derne¤i ve ÖDP Kaymazlar›n ve Mersin’de Ümit Gönültafl’›n katledilmesini protesto etmek için oturma eylemi yapt›. Saat 12:30’da bir araya gelen kurum temsilcileri ellerinde “Anadil hakk›m› istiyorum”, “Çocuklar a¤lamas›n”, “Analar›m›z gözyafl› dökmesin”, “Hepimiz birer U¤ur ve Ümit’iz”, “Dün U¤ur bugün Ümit yar›n s›ra kimde?”, “Çocuk katilleri yarg›lans›n” vb. dövizler tafl›yarak benzer katliamlar›n Kürt sorununu çözümsüzlü¤e itti¤ini dile getirdiler. Aç›klamay› yapan Kadir Ak›n “Daha dün 15 fiubat günü Mersin’de Ümit Gö-

nültafl ad›ndaki Kürt genci polisin açt›¤› ateflle yaflam›n› yitirdi. fi›rnak’ta öldürülen 5 gencin kanlar› kurumad› ve sorumlular› henüz bulunamad›” dedi. Ak›n, “Ama bunu tarihsel korkular› yüzünden yapamamaktad›rlar. Dolay›s›yla bugüne kadar sürdürülen red ve imha politikalar›n›n esiri olmakta ve siyasal, ekonomik ba¤›ml›l›¤›n getirdi¤i ABD’nin kulu kölesi olman›n yan›s›ra, oyunca¤› da olmaktad›rlar. Bizler baba o¤ul Kaymazlar›n katledilmelerinin takipçisi olaca¤›z” dedi. “Yarg›s›z infazlara son. Katiller yarg›lans›n” pankart›n›n aç›larak oturma eylemi yap›lan aç›klama “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katiller bulunsun hesap sorulsun”, “Biji b›ratîya gelan” sloganlar› da at›larak alk›fllarla sona erdi. (‹stanbul)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

15 fiubat eylemlerini savafl ça¤r›lar›na dönüfltürelim!

fievekê celad ji xewa xwe hiflyar bû Cellat uyand› uykusundan bir gece Got, Xwedawo ev çi mamik e Tanr›m dedi bu zor bilmece Çendî ez li wan didim, ew hîn zêde dibin Vurdukça ço¤al›yor adamlar Lê bi kufltina wan, ez diqedim pe re Ben tükenmekteyim öldürdükçe Son dönemlerde baflta T. Kürdistan› olmak üzere ülkenin birçok yerinde Kürt ulusuna yönelik sald›r›lar›n ivmesi artarak devam ediyor. U¤ur ve Ahmet Kaymaz’›n infaz edilmesiyle bafllayan süreç, çobanl›k yapan Fevzi

Can’›n ve fi›rnak’ta 5 gencin infaz edilmesiyle devam etti. “12 yafla 13 kurflun” dövizler tafl›narak yap›lan eylemlerin tümünde katillere lanet ya¤d›r›ld›. Ancak bu taleplerin hayk›r›ld›¤› eylemler önce Diyarbak›r’da a盤a ç›-

kan toplu mezar, ard›ndan Van’da itirafç› Abdül-kadir Aygan’›n ifadeleriyle bulunan toplu mezarlar›n a盤a ç›kmas› ile yan›t buldu. Ard›ndan 15 fiubat bir cehenneme dönüfltürüldü. Diyarbak›r, Mersin ve ‹stanbul baflta olmak üzere eylemlerin yap›ld›¤› tüm illerde polis eylemlere sald›rarak kitleyi da¤›tt›. Da¤›tmakla yetinmeyerek atefl açt› ve Mersin’de Ümit Gönültafl adl› 19 yafl›nda bir genci katletti. Gönültafl’›n cenazesinden sonra öfkesi dinmeyen kitle, katillerin çal›flt›¤› karakolu basarak hesap sormaya çal›flt›. Patlayan bu öfkeyi dindirmek ise yine HADEP yöneticilerine düfltü. “Evlatlar›n› yitirmifl bir halks›n›z siz. Sa¤duyulu yaklaflmal› ve atefle körükle gitmemelisiniz” aç›klamas›n› kitleye yapan DEHAP yöneticilerine yan›t yine halktan geldi: “6 y›ld›r susuyoruz. Ne bar›fl›?” sorusu biriken tepki ve öfkenin hangi noktada oldu¤unu da göstermektedir. Örgütlenmesi ve a盤a ç›kar›lmas› gereken bu öfke ve güç bir gerçek olarak önümüzde durmaktad›r. Kürt halk›na yönelik artan infaz ve bask›lar yap›lan tüm demagojik ça¤r›lar›n hiç bir anlam ifade etmedi¤ini göstermektedir. Bu süreci h›zland›racak ve bu iradeyi ortaya koyacak bizlersek flimdi bu iradeyi göstermenin tam zaman›d›r. 15 fiUBAT’IN YILDÖNÜMÜNDE BARIfi DE⁄‹L SAVAfi ÇA⁄RISI VARDI! Abdullah Öcalan’›n yakalanmas›n›n 6. y›ldönümünde birçok ilde eylemler yap›larak komplo protesto edildi. Her sene oldu¤u gibi bu y›lda yap›lan eylemlere azg›nca sald›ran faflizmin kolluk güçleri, onlarca kifliyi gözalt›na al›rken Mersin’de ise 19 yafl›ndaki Ümit Gönültafl isimli genci katletti. * Siirt’te bir hafta öncesinden eylemlere bafllayan kitlenin 15 fiubat’ta yapt›¤› eyleme polis sald›rd›. Siirt’in

birçok mahallesinde atefller yak›larak komployu protesto eden kitle, polisin müdahalesine molotof kokteyli ve tafllarla karfl›l›k verdi. Eylemler s›ras›nda çok say›da araç tahrip olurken 5 polis de yaraland›. Polis göstericileri da¤›tmak için havaya rasgele atefl açarken bir çok evin camlar›n› k›rd›. * Batman’›n Yavuz Selim, Petrol, Hilal Ba¤lar ve Yefliltepe mahallelerinde bir araya gelen gençler atefl yakarak Abdullah Öcalan posterleri açt›lar. Polise tafllarla sald›ran gençlere polis tazyikli su ve biber gaz›yla müdahale etti. * Van’da da Hac› Bekir ve Yünipik mahallelerinde yap›lan gösterilere sald›ran polis Abdi Aflkan adl› bir kifliyi silah dipçikleriyle döverek yaralad›. * Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde ise komployu protesto etmek için tüm esnaf kepenk kapatt›. Gün boyu soka¤a kimse ç›kmad›, akflam saatlerinde ise gençler meflaleli yürüyüfl düzenledi. * fi›rnak’ta yüzlerce genç geç saatlere kadar atefller yakarak gösteriler düzenledi. Nur Mahallesi’nde düzenlenen eyleme mahalle sakinleri de alk›fl ve z›lg›tlarla destek verdi. Eylem sonras› polis mahallede çok say›da eve bask›n yaparak onlarca kifliyi gözalt›na ald›. * Diyarbak›r’›n Da¤kap› Meydan›’nda toplanan yüzlerce kifli Kofluyolu Park›’na do¤ru yürümek istedi. PTT Diyarbak›r Müdürlü¤ü önünde kitlenin önünü kesen polis kitleye gaz bombas› ve coplarla sald›rd›. Sald›r› s›ras›nda yaralananlar olurken çok say›da kifli gözalt›na al›nd›. Yine Diyarbak›r’› Batman’a ba¤layan caddede eylemciler taraf›ndan trafi¤e kapat›ld›. * Mersin’de ise Kurdali, Günefl, fievket Sümer ve Yenipazar semtlerinde yap›lan gösterilere sald›ran kolluk güçleri; 1 kifliyi katlederken 3 kifliyi yaralad›, onlarca kifli ise gözalt›na ald›. Devam› sayfa 31’de