Özgür Gelecek Yolunda İşçi-Köylü Sayı 8

Page 1

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2004-8

8

*Y›l:2 *5-18 Kas›m 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

SSK’lar›n tasfiyesi, Tütün Yasas›, Gecekondu y›k›mlar›, dayat›lan kölelik ve esarete karfl› eme¤imizi ve ekme¤imizi savunal›m!

TALANIN YEN‹ HEDEF‹ SSK ✔ 1946 y›l›nda kurulan Sosyal Sigortalar Kurumu, bugün hükümet eliyle yabanc› sermayeye peflkefl çekilmeye çal›fl›l›yor. Varolan haliyle dahi emekçilerin ihtiyaçlar›na yan›t olmayan, önündeki uzun kuyruklarla insan› çileden ç›karan SSK’lar özelleflince iflçi ve emekçilerin gidecekleri, önünde uzun kuyruklar oluflturaca¤› yer de kalmayacak. Paran kadar oku, paran kadar tedavi ol, paran kadar yafla anlay›fl›yla “insanca flartlarda tedavi olma hakk›” da tamam›yla elimizden al›nacak. ‹flçilerin, emekçilerin al›nterinden kesilen paylarla ayakta duran SSK’lar, bugüne kadar hep devletin talan politikalar›yla yüzyüze kalm›flken, bugünse, emekçilere kapanan hastane kap›lar› “yerellefltirerek özellefltirme” sald›r›s›yla birlikte yabanc› sermayeye ard›na kadar aç›lacak. ✔ Ekonomide yalanc› baharlarla, yeni Türk liralar›yla halk›m›z› uyutmaya çal›flan AKP hükümeti, 2005 y›l› için haz›rlad›¤› bütçe ile gerçek yüzünü göstermekte. Ülkemizde yoksulluk riski s›n›r›nda bulunan ailelerin say›s› giderek artarken, iftar çad›rlar›nda boy gösterenlerin bizlere nas›l de¤er biçti¤i bu bütçe ile bir kez daha ortaya ç›kmaktad›r. Çünkü 2005 y›l› bütçesi de

hükümetin aksi söylemlerine ra¤men bir kez daha faiz, iflsizlik ve yoksullaflma bütçesidir. IMF’ye göre düzenlenmifl olan bütçede yine en büyük pay faiz ödemelerine gidecek, halk›n pay›na yine kocaman bir hiç düflecek. Ancak ifl vergi ödemeye gelince yükün en büyük pay› yoksullar›n s›rt›na binecek. ✔ Alibeyköy, Armutlu, Gülsuyu, Aydos... Tüm bu mahallelerin ortak özelli¤idir yoksulluk, iflsizlik, ezilmifllik. Bu mahallelerde yaflayan bizleriz, biz emekçiler. Ad›m›z “normal koflullar alt›nda” a¤›za al›nmaz, sorunlar›m›z bilinmez, gözden uza¤›zd›r. Ama ne zaman ki evlerimizi kurdu¤umuz araziler sermayenin dikkatine mazhar olur ve onlar›n sözcüsü hükümetler y›k›m canavarlar›yla üzerimize gelir, o zaman hat›rlan›r›z. Ama yine haketti¤imiz biçimde de¤il, sald›rganlar olarak, teröristler olarak an›l›r›z. Oysa bizim binbir emekle yapt›¤›m›z evlerimizi y›kanlar de¤il midir gerçek teröristler? Üstelik binlerce polisiyle, jandarmas›yla, panzerleri ve buldozerleriyle üzerimize gelenler, kimi koruyorlar, bize karfl›? ✔ Diyarbak›r’›n Bismil ilçesindeki köylüler “Sand›kta görüflürüz” diyorlar açt›klar› dövizlerde; Aydos’ta evle-

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

ri y›k›lan emekçiler “Sand›kta görüflürüz” diyor. Çünkü AKP hükümeti iflbafl›na gelmeden önce her f›rsatta “halkç›” oldu¤unu, halk›n ç›karlar›n› savunaca¤›n› tekrarl›yordu. Ama bugün onlar›n bu söylemlerle ne demek istedikleri her gün, bir bir ortaya ç›k›yor. Halka ait oldu¤u ne kadar tart›flmal› da olsa kamunun tüm varl›klar› özellefltirilerek yerli ve yabanc› sermayeye sunuluyor. Evlerimiz bafllar›m›za y›k›l›-

yor, iflten atmalar h›zla sürüyor. Elimizdeki ekmek hergün küçülüyor. Evet, sand›kta da görüflmek laz›m ama bir di¤erinin de AKP’den farkl› olmad›¤›n›/olmayaca¤›n› bilerek ve sand›klar› bafllar›na geçirerek görüflmeliyiz. Yine de herfleyden önce örgütlenerek, örgütlü gücümüzle sald›r›lara karfl› koyarak hesaplaflaca¤›z halk düflmanlar›yla. Bu güçle gelece¤imizi ellerimize alaca¤›z.

Sorun her yerde dillendirilir ama ÇÖZÜM KEND‹ ELLER‹M‹ZDED‹R! AB “demokrasisi”ne övgüler dizen Zana’n›n Avrupa Parlamentosu’nda konuflmas›n› “tarihi bir an” olarak de¤erlendirenler, Abdullah Öcalan’› TC’ye teslim edenlerin yine AB üyesi bu emperyalist ülkeler olduklar›n› ne çabuk unuttular; bu “tarihi an›” objektif olarak de¤erlendirmek için o an› da hat›rlamak gerekmez mi? Bizim haf›zam›z zay›f olabilir, ama tarihin haf›zas› güçlüdür. O her fleyi kaydediyor. Yeter ki do¤ru okuyabilme bak›fl aç›s›na sahip olal›m. ‹flte o tarihi tecrübelerden birkaç sat›r daha okuyal›m: Kürt co¤rafyas›n›n parçalanmas›nda, yan›bafl›m›zdaki Arap halk›n›n küçücük

devletler fleklinde bölünmesinde ve dünyan›n birçok bölgesinde ezilen halklar›n ac›lar çekmesine bu “demokrasi flampiyonu AB üyesi” kimi emperyalist ülkelerin imzas› vard›r. Haydutun, haydutlu¤unu koflullara göre uyarlamas›, onun özde de¤iflti¤i anlam›na gelmez. En az›ndan insanl›k tarihi böyle insafl› bir hayduta henüz tan›kl›k yapmad›. Ve ça¤›m›z›n en büyük haydutlar› da emperyalistlerdir. Dolay›s›yla alk›fllar, ödüller tufan›na kendimizi kapt›rmadan alk›fllar›n arkas›nda yatan nedenleri sorgulamal›y›z. Bu farkl› tutumlar›n neden ve niçinlerine bilimsel temelde yan›tlar aramal›y›z. Aksi taktirde “ya-

fla, kahrol, övgü ve k›nama” ikilemleri aras›nda gidip gelmekten kendimizi kurtaramay›z. Sayfa 16-17

n ü’de l y ö k ‹flçi-H alklar›n Öfkesi Mayalan›rken; DAHA CÜRETL‹ ADIMLARLA DAHA BÜYÜK YANGINLAR ÇIKARALIM! Sayfa 30


2

5-18 Kasım 2004

8

14. GENÇL‹K KÜLTÜR-SANAT FEST‹VAL‹NDEN ‹ZLEN‹MLER Her y›l geleneksel olarak düzenlenen kültür-sanat festivaline bir yenisi daha eklendi, 14.sünün düzenlendi¤i festival Avrupa’n›n birçok bölgesinden gelen genç yürekleri birlefltirdi. Avrupa’n›n her yerinden kat›lan genç yüreklerin emeklerini ve kültürlerini sergilemek için çok çaba harcad›klar›n› gördüm ve oldukça da umut vericiydiler, özellikle emperyalist-kapitalist sistemin sözde sanat ve kültürüne karfl› güçlü bir yumruk olmas› aç›s›ndan böylesi festivaller iyi bir cevapt›r. Do¤rusu izlemeye de¤er bir festivaldi, emperyalist-kapitalist sistem “sanat› ve kültürü kendi ç›karlar› için para kazanmak için yaparlar ve kendi medyalar›yla insanlar› sahte umutlara ba¤larlar, sermayelerine sermaye katarlar ve birçok insan›n onuruyla oynarlar, gerçekleri yans›tmazlar, onlar hep ayn›lar, renkleri de¤iflirmifl gibi olurlar ama asla özlerini de¤ifltirmezler. Onlar ezilenleri uyutmak için kendi medyalar›yla programlar düzenlerler, insanlar› kand›rmada ustad›rlar. Onlar›n sanat anlay›fl› insanl›¤›n onuruyla oynamakt›r onlar›n kültür anlay›fl› insanlar› uyutmakt›r.” ‹flte böylesi bir festival tüm bunlara karfl› güçlü bir karfl› koymayd› ve öyle de oldu. Ben de bir

izleyici olarak oradayd›m ve o güzellikleri yaflad›m bazen duyguland›m, bazen de hüznümle öfkem birbirine kar›flt›. ‹çimde var olan mücadeleci duygular›m›n daha da ço¤ald›¤›n› hissettim. ‹flte dedim, gençlik gelecekse, gelecek burda, içimizde filizleniyor umut verircesine. Do¤rusunu itiraf etmek gerekirse, bu ömrümde yaflad›¤›m en yo¤un duygulardan biriydi. Bu f›rsat› kaç›ranlar tarihlerinde bir eksiklik yaflam›fl oldular. Bizler de ‹sviçre’de haftalar öncesinden haz›rl›klar›m›za bafllam›flt›k, oldukça heyecanl›yd›k. Festivale gitmenin yan› s›ra bir de bizim folklor ekibimiz orada yar›flmaya kat›lacakt›. Festival gününden bir gün önce gelecek insanlar›m›z› belirledik ve ertesi gün sabah saat 5’te otobüsün kalkaca¤› yere yola ç›kt›k. Heyecan›m›z gittikçe art›yordu. Otobüsümüzün bulundu¤u yere ulaflmak için emperyalistlerin s›n›r›n› geçmek gerekiyordu. Hepimiz s›n›r› geçtik derken, üzücü bir haber bizlerin moralini bozdu: Folklor hocam›z bunlar›n s›n›r›na tak›ld› ve gelemedi, oldukça üzüldük. Bir genç arkadafl›m›z› bu grubun sorumlusu yapt›k. Hocadan gereken bilgiyi ald›ktan sonra otobüsümüz dolu bir flekilde yola ç›kt›. Uzun bir yolculuk süresince gençler duygu ve düflüncelerini ifade ettiler, olduk-

ça keyifli ve verimliydi. Folklor hocam›z›n gelemeyifli genç yüreklerin moralini bozmufltu, her ne kadar kendilerine güvenmelerini ve baflaracaklar›n› söylediysek de; bir burukluk vard›, do¤rusu bu burukluk bende de vard›. Çünkü hocam›z uzun y›llard›r emek ve çaba veriyordu. Tabi ki onun en do¤al hakk›d›r böylesi bir atmosferde bulunmak. Maalesef emperyalistlerin k›s›tlamalar› hocam›za engel oldu, umar›m böylesi durumlarda daha da dikkatli oluruz. Uzun bir yolculuktan sonra nihayet festivalin olaca¤› yere ulaflt›k, salonun giriflinde içeri girdi¤imde yüzlerce genç yüzleri gördüm, herkesin uykusuz ve yorgun oldu¤u belliydi, buna ra¤men büyük bir umutla koflturuyorlard›. Biz de yorgun ve uykusuzduk ama hiç de ald›rm›yorduk. “Gençlik gelecektir” sözü ne kadar da gerçekçi oldu festivalde. Orada bulunmak ve ordaki havay› solumak öylesine güzeldi ki, yazsam sayfalara s›¤maz. Bir kez daha gördüm ki emperyalistler rahat yüzü göremeyecek, bir kez daha anlad›m ki saltanatlar› sallant›dad›r. Evet, beyler korkun çünkü gençlik varoldu¤u sürece sizlere rahat yüzü yok! Bilesiniz genç yürekler sanat›yla kültürüyle sizlerin sahtekarl›klar›n›z› bofla ç›karacak ve öyle de oldu. Bizim sanat ve kültür

anlay›fl›m›z bu festivalde kendisini gösterdi. Kimileri türküleriyle savafllara karfl› ç›kt›, kimileri fliirleriyle ezilenlerin dili oldu, kimileri tiyatrolar›yla mesajlar verdi, kimileri folklorlar›m›zla sahneye ç›kt› ve hiçbir ç›kar gözetilmeden tamamen toplumun ç›karlar›n› hedefleyen bir festivaldi. Hele ki, bir de o minik yüreklerin sahnedeki söz ve müzikleri yok mu, iflte beni en çok duyguland›ran and› ve bir o kadar da kinlendim emperyalist sisteme karfl›. Çocuklar ölmesin, savafllar olmas›n diyen minik yürekler nas›l da tertemiz bir duygu ile ifade ediyorlard›! Ne bileceklerdi ki emperyalistler zenginliklerine zenginlik katmak için çocuklar› öldürüyorlar, ne bilecekler ki savafllar› kendi ç›karlar› u¤runa yap›yorlar. Belki flimdilik bilemezler peki yar›n? ‹flte festival böylesi bir güzellikle gerçekleflti orada toplumun dili kula¤› oldu gençlik ve bir de bu mutlulu¤umuza ayr› bir renk katan bizimkilerin birinci olmas› bir baflka mutluluktu. Esasen benim gönlümde hepsi de birinciydi. Çünkü orada bulunup emperyalist-kapitalist sistemin sözde sanat ve kültür anlay›fl›na cevap orda alternatif olmakt›r. Esas birincilik orada bulunmakt›r. ‹sviçre’den ‹flçi-Köylü okuru

Devrimci tutsaklar›n ça¤r›s›na yan›t ol! bi k›l›yor ve tutsaklar› mahpushane personelinin insaf›na (daha do¤rusu insafs›zl›¤›na) terkediyor. Zorla Çal›flt›rma ve Tek Tip Elbise, Zorunlu E¤itim uygulamalar› ile köle-tutsaklar yarat›lmak isteniyor. Bu halde, bahsi geçen muhtemel yasalar, tutsaklar için de¤il, devletin güvenlik reflekslerinin yeniden düzenlenmesi için yap›lan, potansiyel iflkenceyi kan›ksatan faflist bir ‘reformdur’. AB normlar›na uyma ad› alt›nda, Türk hakim s›n›flar› ve onlar›n ‘yeflil demokrasi’ havarisi AKP hükümetinin aldatmacadan ibaret olan makyajl› ‘iyilefltirme hamleleri’ çerçevesinde, ‘Türk Ceza Kanunu’ ve ‘Ceza ‹nfaz Yasas›’ gibi yeni faflist düzenlemeler yap›l›yor. Bu düzenlemelerdeki, en az 750 adet anti-demokratik düzenleme, flimdiden tespit edilerek elefltiriye maruz kalm›fl durumdad›r. 12 Eylül yasalar›n›n faflist ruhuna yaslanarak yap›lan ‘Kopenhag ilhaml›’ k›smi ‘yenilikler’ de zaten icra erkine dokunulmad›¤› için, göstermelik olarak hemen s›r›t›yor. Düflünce ve örgütlenme haklar›, yarg› erkine tan›nan elastiki kavraml› yasaklama yetkileri ve icra erkinin s›n›rs›z yetkileri sayesinde, asl›nda daha da törpüleniyor. Art›, geleneksel imha ve inkar politikalar›n›n sistem içindeki politik ve örgütsel-kurumsal gücünü de hesaba katarsak, bütün bu yan›lsamal› ‘düzelmelerin’ fliflirilmifl ve yak›nda mutlaka patlayacak bir balon oldu¤u görülecektir. Çünkü; Osmanl›’dan günümüze esas olan resmi politik mant›¤›n dayana¤›; inkar, inkar yine inkard›r. Bu durumda, Türkiye mi ‘demokratikle-

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Gelinen süreçte daha üst boyutta ç›kart›larak süre¤enleflen Türkiye zindanlar›ndaki bütün mahpuslar›n haklar›na yönelik sald›r›lar, vahim bir hal almaktad›r. fiimdiye kadar, keyfi genelgeler ve uygulamalar, her türlü insan hakk› ihlali, katliam operasyonlar› TC’nin bilinen sald›r› yöntemleri idi. En son sald›r› biçimi olan, yeni bir anayasal düzenleme fleklinde boyutlanan sald›r›yla, tutsaklara yönelik bask› ve tecrit derinleflmektedir. Avrupa patentli “Master Plan›” çerçevesinde F-tipi, F-2, D-Tipi... derken, flimdi de yeni hak gasplar› söz konusudur; yeni yasal düzenlemeler Tek Tip Elbise, Zorla Çal›flt›rma ve Zorunlu E¤itim gibi uygulamalar› öngörmektedir. Muhtemelen yasal prosedür halini ald›ktan sonra, Nisan 2005’te uygulamaya geçilecektir. Hapishaneler toplumun aynas›d›r. Bu aynada yans›yan güncel gerçekler, devrimci ve politik tutsaklar baflta olmak üzere, adli tutuklulara, kad›n ve çocuk tutsaklara yönelik fütursuz sald›r› furyas›n›n paket kaket devreye konmas›d›r. Aç›kt›r ki, öncekiler gibi AKP hükümeti de, bu yönelim ile tecrit ve kimliksizlefltirmeye dayal› geleneksel uygulamalar› sürdürmek istiyor. Bu sald›r›larla, ‘sindirilmifl bir hapishane gerçekli¤inden sindirilmifl bir toplum gerçekli¤ine’ ad›m ad›m ulaflmak hedefleniyor. ‘Ceza ve Tedbirin ‹nfaz› Hakk›ndaki Kanun Tasar›s›’ bu nedenle, flimdiye dek genelgelerle uygulanan yapt›r›m ve bask›c› politikalar›n, kanun hükmü halinde pekiflmesinden ibarettir. Tasarlanan bu kanun hükmü, mahpuslar› nefes bile ald›rmayacak bir uygulamaya ta-

fliyor’? yoksa bu yasalara verdi¤i onaylarla AB mi her geçen gün daha da gericilefliyor? diye sormak gerekiyor. Bu yasalar sayesinde devrimci-demokratik muhalefete yönelik bask› ve fliddet rejimi uygulamalar› farkl› k›l›flar alt›nda inceden inceye kan›ksat›l›yor. Günter Verheugen imzal› AB Komisyonu raporu, Türkiye’de ’’sistemli iflkence yok’’ dese de, gerçeklerin yok say›larak tersyüz edilemece¤i gün gibi aç›kt›r. Nas›l ki, Günefl balç›kla s›vanamazsa, iflkence gerçekleri ve düflünce özgürlü¤ünü zincirleyen engeller, birilerinin yok saymas›yla bir olgu olmaktan ç›kmazlar. Görmek istemeyenden daha kör, duymak istemeyenden daha sa¤›r olamaz. 19 Aral›k 2000’de ‘hayat söndürme operasyonu’ ile bafllayan ve TC devleti taraf›ndan yaflam hakk›na yap›lan sald›r›lar halen hayat söndürmeye devam ediyor. Ayyuka ç›kan, emperyalist barbarl›¤›n iflkence merkezleri Guantanamo, Ebu Garip mahpushaneleri görüntüleri asl›nda Türkiye zindanlar›nda ola¤an bir hal olarak sürekli yaflan›yor/du. Diyarbak›r, Eskiflehir, Buca, Ulucanlar, ve 19 Aral›k 2000 katliamlar› daha on y›l›n› doldurmad›lar bile..., belleklerimiz bunlar› unutmad› henüz. fiimdiye dek, onurlu bir yaflam u¤runa 117 Ölüm Oruçcusu tutsak yaflam›n› yitirdi ve yüzlercesi sakat b›rak›ld›. “Turizm Cenneti” Türkiye’de tutsaklar›n hala en temel insani haklar› yok say›l›yor, barbarl›k sistemi derinlefltirilmek isteniyor. Bu yüzden, tutsaklarla dayan›flmak ve onlar›n taleplerini dünya kamuoyuna tafl›-

6 AYLIK: 10.200.000

mak; elbette acil bir ihtiyaç olarak genel demokrasi mücadelesinin sorunu olarak kavranmal›d›r. Bu nedenledir ki, bu mesele demokrasi-ba¤›ms›zl›k-sosyal kurtulufl mücadelesi yürüten bütün hareketlerin, çözümü için mücadele gerektiren meselesi olarak varl›¤›n› sürdürmektedir. Ancak bütün demokratik kurumlar, bu meseleye kendi meseleleri olarak bakarlarsa sorunun çözümü kolaylaflacak politik tutsaklar›n hakl› mücadelesi geliflme gösterebilecektir. Biz AT‹K ve bize ba¤l› federasyonlar olarak meseleye bu aç›dan bakarak, tutsaklarla olan dayan›flmadan vazgeçmeyece¤imizi bütün dünya kamuoyuna duyuruyoruz. Bütün devrimci-demokratik kurumlar ve bireyler olarak, yeni sorunlar yaratacak bu gerici-faflist kanun tasar›s›n› reddetmek için duyarl› davranmal› ve eylemlerimizi ortaklaflt›rmal›y›z. Devrimci Tutsaklar bizden bunu beklemektedirler. Bu beklentiye cevap olmal›, tutsaklar›n özgürlük mücadelesi ile dayan›flamay› yayg›nlaflt›rmal›y›z. Türkiye zindanlar›nda ölümler durudurulmal›, tecrit kald›r›lmal› ve faflist nitelikli yeni kanun tasar›s› geri çekilmeli ve onaylanmamal›d›r. TECR‹T, TEK T‹P ELB‹SE VE ZORLA ÇALIfiTIRMA YASALARINA HAYIR! ‹fiKENCEYE, BASKIYA VE SOYGUNA HAYIR! YAfiASIN DEVR‹MC‹ TUTSAKLARIN ONURLU D‹REN‹fi‹! AT‹K

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

8

5-18 Kasım 2004

“Az›nl›klar Raporu” üzerine KOPAN FIRTINA VE GERÇEKLER

Prof. Dr. Bask›n Oran Baflbakanl›k ‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu’nun 6 Ekim’de yay›nlad›¤› “Az›nl›k Haklar›” raporu, ülke gündeminin tart›fl›lan temel gündemi haline geldi. fiovenizm histerisiyle aya¤a kalkanlar “ülkenin bölünmez bütünlü¤ünden” söz etmeye devam ederken, “ilerici” ve “ça¤dafl” olanlar raporda ortaya konulanlar›n Türkiye’nin uygulamas› gereken model oldu¤unu iddia ederek raporu savundular. AB ‹lerleme Raporu sürecinde yani çok k›sa bir zaman önce gündeme gelen “az›nl›klar tart›flmas›” yay›nlanan bu raporla birlikte ivme kazand›. Bu tart›flma TC’nin kuruluflunun 81. y›l› kutlamalar›na da damgas›n› vurdu. Yap›lan aç›klamalar›n oturdu¤u zemin “milli beraberlik”, “milli bütünlük” deyim yerindeyse klasikleflmifl aç›klamalar›n›n yan›nda kimlik sorunu gibi tart›flmalar› içerdi. Bir anlamda raporu hedef alan bu aç›klamalar sürecin anlafl›lmas› aç›s›ndan da önemli mesajlar içeriyor. A. Necdet Sezer 81. y›l kutlamalar›nda yapt›¤› aç›klamada; “Tekil devlette ülke, ulus ve egemenlik tektir. Bölünemez. Türkiye Cumhuriyeti’nin asli ö¤esi tektir ve Türk ulusudur....” Sezer bu hat›rlatmay› durup dururken yapm›yor. Aç›klanan raporun 3. maddesi; “Sonuçta, tek kültürlü ulus-devlet modelinin insan haklar›n› gözard› eden boyutu yerine, ‘Türkiyelilik’ üst kimli¤i alt›nda çok kültürlü yeni bir toplum modeli benimsenecektir” deniliyor. Bu madde kamuoyunda “Kürtleri bu devletin oluflumunda asli unsur olarak m› kabul edece¤iz” sorular› ile birlikte tart›fl›l›r duruma getirilince egemen s›n›flar›n günümüz temsilci-

leri de bu tart›flmalara kendi cephelerinden yan›t verdiler. Öyle ki Abdullah Gül durumu kurtarmak için komisyonun Baflbakanl›k’la bir ilgisinin olmad›¤› aç›klamas›n› yapt›. Ancak bu iddia tart›flmalar›n hiçbir yerinde gündeme al›nacak kadar de¤er görmedi. “Türkiyelilik üst kimli¤i” alt›na sokulan ve bu topraklarda bulunan Kürt ulusu ve çeflitli milliyetlerden halk›m›za tan›nacak haklar›n statüsü ve varl›klar›n›n kabulü, ifadeden de anlafl›laca¤› gibi herhangi bir de¤iflim göstermeksizin Türk olma flovenistli¤inin üzerine oturuyor. Raporun yay›nlanmas›n›n hemen ard›ndan yani Kürt sorunu tart›flmalar›n›n sürdü¤ü günlerde Erdo¤an’›n “Kürt sorunu yoktur diye düflünürseniz yok olur” gibi aç›klamas› bu meseleye dün oldu¤u gibi bugün de nas›l bak›ld›¤›n›n k›sa ama çarp›c› bir örne¤idir. AB efli¤indeki Türkiye’nin art›k resmi ideoloji ile yönetilemeyece¤i, çünkü bunun beklenenlere ve ihtiyaca cevap verme konusunda yetersiz kald›¤› tart›flmalar›n› ise flekillendiren raporun 2. maddesidir; “Kemalist devrimin yap›ld›¤› 1920 ve 1930’larda do¤al olan bu tutum, bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Muas›r medeniyet’ tezi icab› art›k geride kalm›flt›r. Art›k, vatandafll›k anlay›fl›n›n yeniden gözden geçirilerek, ça¤dafl Avrupa’daki çok kimlikli, çok kültürlü, demokratik, özgürlükçü ve ço¤ulcu bir toplumsal modelin al›nmas› gereklidir, hatta zorunludur.” Kemalizmin bir t›kanma süreci yaflad›¤› ve Türkiye’nin AB sürecini h›zland›rmas› ve uyum sa¤lamas› için bunun mevcut koflullara göre yenilenmesi gerekti¤i tart›flmalar›n› sürdürenler aç›s›ndan kuflkusuz gözden kaç›r›lan temel nokta devletin mevcut niteli¤i sorunudur. Ekonomik alt yap›n›n flekillendirdi¤i siyasi üst yap›n›n yani mevcut Türkiye ve sistem gerçe¤inin böylesi bir yenilenmeyi kald›r›p-kald›ramayaca¤› ya da böyle bir ad›m› atacak gücünün

gerçekten var olup olmad›¤› bak›lmas› gereken as›l noktad›r. Bir komediye dönüflen AB’ye üyelik sürecinde devletin bu “cüretkar” ad›mlar› at›p atamayaca¤› tart›flma ve de¤erlendirmesi ülkenin siyasi ve ekonomik durumunun nas›l de¤erlendirildi¤inden ba¤›ms›z yürütülmeyecek bir tart›flmad›r. Bugüne kadar hiçbir ülkeye uygulanmayan “yar› üyelik” statüsü asl›nda emperyalistler aç›s›ndan bu sürecin nas›l flekillendirildi¤inin bir özetidir. Türkiye’nin bu süreçteki e¤reti duruflunun giderilmesinin belli “reformlar›n” yap›lmas› ile olmayaca¤› bir gerçek. Kald› ki bu “reformlar” yine onun faflist niteli¤ini yans›t›r bir nitelikte olacakt›r. Soruna do¤ru bir zeminde bakmayanlar›n ve bu süreçten ciddi anlamda beklentileri olanlar›n flu sonuca ç›kmalar› ise flafl›rt›c› de¤ildir. “Türkiye’de bundan sonra geçmiflte oldu¤u gibi milliyetçi, faflizan bir iktidar›n olabilmesi çok mümkün de¤il. E¤er, Türkiye AB içinde kalacaksa, tabi.” (Etyen Mahcupyan 31 Ekim Birgün) “Kemalist diktatörlük, gerçekte askeri bir diktatörlüktür” temel tespitinden hareketle bu süreçte TSK’n›n alaca¤› tutumun Türkiye aç›s›ndan belirleyicili¤i yine üzerinden atlan›lmayacak bir durumdur. Yani bu süreçten beklentileri olanlar aç›s›ndan, sürece yön veren güçler aç›s›ndan unutulmamas› gereken bir güçtür. Rapor, bu tart›flmalarla birlikte devlet içindeki mevcut klik çat›flmalar›n› da AB süreci somutunda yans›tt›. Raporla birlikte yaflanan tart›flmalar› bu anlamda da yorumlamak ve anlamak gerekir. Önümüzdeki dönem tan›k olmaya devam edece¤imiz bu “çatlak seslere” devlet içindeki “hangi kesimler” sorusundan ba¤›ms›z olarak anlay›fl›m›z› ortaya koymak ve korumak durumunday›z. Devlet içinde bu kliklerin varl›¤› bir gerçek. Ve bu çat›flma güçler dengesine ba¤l› olarak kimi zaman rengini ve biçimini de¤ifltirebilmektedir. Komisyon Baflkan› Bask›n Oran’›n ifadesiyle raporun üzerine baz›lar›n›n bu kadar k›yamet koparmas›n›n nedeni olarak “...zeminin ayaklar›n›n alt›ndan kayd›¤›n› görü-

yorlar” aç›klamas› bu çat›flman›n kendisini ifade etmektedir. Ancak bu çat›flmalar›n kimi zaman yukar›da oldu¤u gibi ayyuka ç›kmas› flu gerçe¤i de¤ifltirmez- bu özellikle rapora alk›fl tutan belli demokratik çevreler aç›s›ndan- söz konusu olan halka ve ezilenlere sald›r› ve devletin bekas›n› korumak oldu¤unda birlefltikleridir. Sistemin varl›¤›na yönelik sürdürülen mücadeleler karfl›s›nda tak›n›lan tav›r bunun somut örne¤idir. Bu gerçe¤i görmeyenlerin raporu ayakta alk›fllamalar› yine flafl›rt›c› de¤ildir. ‹HD, KESK, DEHAP baflta olmak üzere birçok kesim raporu desteklediklerini aç›klad›lar. DEHAP Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Orhan Miro¤lu konuyla ilgili yapt›¤› aç›klamada mevcut k›r›nt›lara da raz› olduklar›n› flöyle aç›kl›yor; “Yani az›nl›k statüsüne, ‘Hay›r’ diyen Kürtlerin, bu statünün uluslararas› hukuk ba¤lam›nda sa¤lad›¤› haklar› reddeceklerini düflünmemek gerekir.” Aç›klamas›nda; “‹nkar› geride b›rakt›k, flimdi kabulün gerektirdi¤i ad›mlar›n at›lmas› gerekiyor. Devletin kurdu¤u bir kurulun haz›rlad›¤› rapor, gerçekçi. Say›n Kabo¤lu, say›n Bask›n Oran gibi de¤erli akademisyenlerin u¤rad›¤› haks›z sald›r›lar› k›n›yorum. Kimse onlardan daha yurtsever ve daha demokrat de¤ildir.” Komisyon baflkan› Bask›n Oran’›n demokratl›¤› ve yurtseverli¤inin tart›flt›r›lmad›¤› bu aç›klama, ayar›n› AB sürecine göre belirleyen Kürt hareketi aç›s›ndan beklenmedik bir durum de¤il. Sayg›yla alk›fl tutulan raporun haz›rlay›c›lar›n›n yar›n söz konusu olan›n devletin temellerinin sars›lmas› oldu¤unda ayn› tutumu gösterip, göstermeyecekleri gerçe¤i görülmedi¤inde bu tarz aç›klamalar›n yap›lmas› flafl›rt›c› de¤il. Tüm bu tart›flmalar›n d›fl›nda olan emekçiler aç›s›ndan ise süreç tüm a¤›rl›¤›yla iflliyor. ‹ftar çad›rlar›nda yoksul halkla verilen pozlar›n anlam›n›n ertesi gün gecekondu y›k›mlar›nda kendisini gösteriyor oluflu birbirinden ba¤›ms›z de¤il. Bu geliflmeleri Türkiye’de demokratik devrim ihtiyaç olup olmad›¤› zeminine çekerek tart›flanlar aç›s›ndan devletin bekas›n› koruma hedefi tafl›yan bu raporlarla sorunun çözülemeyece¤i ve devrimin gereklili¤i ve gerçekli¤i her zamankinden daha ciddi ve yak›c› kendini hissettiriyor ve gösteriyor.

Ajanlaflt›rma politikalar› art›k “resmi” devam ediyor! Ankara’da, AB efli¤inde demokratiklefliyoruz diye naralar atanlar ve AB emperyalistlerinin kirli yüzlerini kafalar›n› kuma sokarak saklamaya çal›flanlar yeni olmayan ancak sistemlefltirilmifl bir fleyle sars›ld›. Devletin 50’li y›llardan beri yapt›¤› “ajanlaflt›rma” politikas› art›k Asayifl Gönüllüleri Projesi ad› alt›nda resmilefltirilmifl halde. 12 Ekim günü Vatan, 18 Ekim Günü Sabah gazetelerinde ifllenen konunun içeri¤i ve konan araflt›rma ise bambaflka bir manzara. Ankara Emniyet Müdürlü¤ünce bafllat›lan uygulama k›sa bir anlat›mla flunu içeriyor: Projeye baflvuran bir kifliye projeye üye oldu¤una dair ad›n›n, soyad›n›n, nereye ba¤l› oldu¤unun, mesle¤inin ve kifliye özel bir kod numaras›n›n yaz›l› oldu¤u bir kimlik kart› veriliyor. Verilen kimlikle bar›nma, harcama...vs baz› haklar da tabi ki onlar›n oluyor! Kifli herhangi bir durumda birini flikayet etmek istedi¤inde 155 polis imdat veya 154 Alo Trafik numaras›n› arayarak kimli¤indeki kod numaras›n› okuyor ve ihbar›n› veriyor. “Ajan vatandafl›n” verdi¤i her ihbar hiçbir dayanak olmasa dahi do¤ru say›l›yor. Proje ilk aflamada telsizli ticari taksi floförleri, banka müdürleri, koruma memurlar›, okul müdürü ve ö¤retmenler, esnaf ve amatör telsizcilerden oluflan üç bin befl yüz kiflinin böyle bir

toplu sald›r›y› kabul etmesi ile uygulamaya kondu. “Asayifl Gönüllüsü” olmak isteyen vatandafllar, bölge karakollar›na bir foto¤raf ve nüfus cüzdan› ile baflvuruyor ve bir süre sonra tan›t›m kartlar›n› alarak göreve bafll›yor. “Asayifl Gönüllüsü” olmak için herhangi bir flart aranm›yor. Tüm bu çerçeveye bak›ld›¤›nda insan›n akl›na tek fley geliyor; Türkiye Kürdistan›’nda özellikle Tunceli, fi›rnak, Bitlis gibi mücadelenin geliflti¤i bölgelerde hortlat›lan ve çeflitli koruma garantileri verilen ihbarc›l›k, iflbirlikçilik yayg›nlaflt›r›l›yor. Tarihten hat›rlanaca¤› gibi bu çerçevede bafllat›lan bu hareket k›sa süre içinde koruculuk sistemine dönmüfltü. Kuflkusuz metropollerde evrilece¤i nokta bu olmayacakt›r. Ancak yayg›n bir iflbirlikçilik a¤› kurularak, bir yandan halk›n soysuzlaflt›r›lmas›, di¤er taraftan ihbarc›l›¤›n yayg›nlaflt›r›larak halk›n devrimcilere karfl› kullan›lmas› hedefleniyor. En can al›c› nokta ise kamu kurumlar›n›n özellefltirilmeye çal›fl›lmas› s›ras›nda, ki bunlar e¤itim ve sa¤l›k alanlar›d›r, bu projeye ö¤retmen, okul müdürü, güvenlik görevlisi gibi mesleklerden veya gün içinde en çok denk geldi¤imiz esnaf ve taksi floförlerinden insanlar›n al›nmas›d›r. Bir dönemki Özal’›n sözleri geliyor insan›n akl›na “Bu ülkede kontrgerilla yoktur, Özel

Hareket Dairesi vard›r.” J‹TEM’i ve anti-demokratik uygulamalar› kabul etmeyenlerin, AB demokrasisine inananlar›n, iflkencelere yok deyip sonradan kampanya oluflturanlar›n tavr› ne olacak bilinir/bilinmez ama insanl›k onurunun birilerinin zevkine göre davranan devletlerle bu kadar yak›n temasta oldu¤u bir noktadan nereye gidilece¤i aç›kt›r. Sabah gazetesindeki köfle yaz›s›nda flunlar söyleniyor “Herkesin izlendi¤i, herkesin potansiyel suçlu oldu¤u, herkesin ajanl›k ve muhbirlik yapt›¤› bir toplumun ruh sa¤l›¤›n› tahayyül edebiliyor musunuz?” Peki bu potansiyel suçlular kimdir? Meslek gruplar›na bak›l›rsa ve ajanl›¤›n en temel prensibi olan “düflman›n içinde olmak” kanunu göz önünde tutulursa “düflman” bu toplumdaki herkestir; okuldaki ö¤renci ve ö¤retmenler, taksi kullanan halk, bankaya giden emekçiler... vs. Ayn› yazar flunlar› söylüyor “Anayasan›n özel yaflam›n gizlilik kural›... Temel hak ve özgürlükler... Herkesin aksi ispat edilinceye kadar suçsuz say›ld›¤› temel hukuk ilkesi... K›sacas› tüm evrensel hukuk birikiminin ayaklar alt›na al›nd›¤›, herkesin elde telsiz ve telefon, kod numaralar›yla birbirini izledi¤i, as›ls›z ihbarlar ya¤d›rd›¤› patolojik bir ortam...” Peki flu soru ne olacak; “Y›llard›r devam eden yarg›s›z infazlar,

faili meçhuller, tek tük klik çat›flmalar›ndan dolay› ortaya ç›kan tele-kulaklar, iflkenceler, yabanc›laflma ve tek tiplefltirme politikalar› nereden ç›kt›?” Bu sorunun cevab›n› veren yaz›l› olan haklar›n nereye gitti¤ini de bilir. Tabi ki tüm durum bununla kalm›yor. Proje uygulanmaya çoktan bafllad›. ‹nternette projenin ilan› yap›l›rken ne ‹çiflleri ne Adalet Bakanl›¤›’ndan ne de Emniyet Müdürlü¤ü’nden net bir aç›klama gelmifl de¤il. Projeye flu anda 3500 kifli al›nd›. Baflvuranlar ve yak›nda kat›lacaklarla beraber bu say› 17 bini buluyor. ‹nsan›n akl›na ister istemez 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl› zaman› Hitler Almanya’s› geliyor. Polis vatandafl ad› alt›nda görevlendirilen ajanlar en meflru demokratik haklar›n› isteyen kiflileri ihbar ediyor ve bu insanlar ya Nazi karakollar›nda ya da Nazi toplama kamplar›na götürülerek iflkencelerle katlediliyordu. fiimdi Türkiye’nin Ankara ilinde 17 bin “ajan vatandafl” geziyor.


4

5-18 Kasım 2004

S›n›fsal Bak›fl ‘AZINLIKLAR’ RAPORU TARTIfiILIRKEN, ULUSAL SORUN ÜZER‹NE NOTLAR Hiç kimse, “Az›nl›klar Raporu” nedeniyle yürütülen tart›flmalar ve hatta kopar›lan “f›rt›nalar›n” girdab›na kendini kapt›rmamal›, yan›lsamaya düflmemelidir. Taraf gibi gözükenler aras›nda yürütülen tart›flma, meselenin özüne iliflkin de¤ildir. Bir dönem ortaya sürülen Boyner’in Yeni Demokrasi Hareketi gibi AB tandansl› bütün ak›mlar, oluflumlar ve çevreler (hatta kimi kez ABD kaynakl›) s›n›f mücadelesinin o sorun özgülünde tafl›d›¤› a¤›rl›k ve ilerleme karfl›s›nda çeflitli manevralarla harekete geçirilmektedir. Bu yönde ve bu sorun etraf›nda, burjuva-liberal “çözüm”ler çerçevesinde bireysel, kültürel haklar derekesinde bir tart›flma yürütmek yeni bir durum olmad›¤› gibi, asl›nda faflist devlet yap›lanmas›n›n temelleriyle çat›flan bir özellik de tafl›mamaktad›r. Aksine, böylesi düzenlemeler, savunucular›n›n da ileri sürdükleri gibi, “üniter” yap›y› daha uzun ömürlü k›lmak için zaman› gelmifl de gecikmifl bir “müdahale” özelli¤i tafl›maktad›r. Nitekim, efendilerinin bu ve benzeri bir dizi konuda faflist Türk devletinden talep ettikleri AB’ye uyum koflullar›n›n esprisi tam da bu nedenden ötürüdür. Eskiyen parçalar›n de¤ifltirilmesi, s›z›nt›lar› engellemek için patlak borular›n onar›lmas›, k›sacas› sistemin tahkim edilmesi fleklinde özetlenebilecek bu operasyon genel olarak bak›lacak olursa tam bir mutabakat ile yürütülmektedir. “Az›nl›klar Raporu” ile AKP’lilerin gündemlefltirdi¤i tart›flma, konuyu kendi taban›na ve di¤er gerici, floven kesimlere “yedirme” çabas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Buna geleneksel refleksleriyle C.Baflkan› (“Türkiye’deki az›nl›klar Lozan’da belirlenmifltir. Lozan de¤iflemez.” 29.10.04) ve G.Kurmay Baflkan›’n›n (“Türkiye’nin konumu farkl›, Türkiye’de Türk kimli¤i bir üst kimlik. Bunu tart›flmaya bafllad›¤›n›zda tart›flman›n nereye gidece¤i belli

olmaz.” 29.10.04) kat›lmas› hiçbir fleyi de¤ifltirmeyecektir. Sözü edilen rapor AB’nin görüflleri do¤rultusunda haz›rlanm›flt›r. AB’nin son “‹lerleme Raporu”nda bununla zaten paralel ifadeler bulunmaktad›r. Öteden beri de AB’nin konuya yaklafl›m›n›n bu yönde oldu¤u bilinmektedir. Kald› ki konuyla ilgili Türk devletinin imzalamaktan kaç›nd›¤› tam da bu kapsamda bir anlay›fla sahip “az›nl›k haklar›”yla ilgili uluslararas› “Çerçeve Sözleflme” mevcuttur ki, buna bütün AB devletleri taraft›r. Kendi kurdurdu¤u, ismini tafl›yan bir kurulun (B‹HDK) haz›rlad›¤› raporu, bu konuda aç›kça açmaza düflmeyi göze alarak kamuoyu önünde reddetme manevralar›na giriflen Baflbakanl›k/Hükümet; meselenin daha dikkat çekici bir biçimde kendi üzerinden ama sözde kendi imzas› olmadan tart›flmaya aç›lmas›n› sa¤lam›flt›r. Bunlar kontrol d›fl› geliflen olaylar de¤ildir. T›pk›, AB ile olan iliflkiler, haz›rlanan raporlar ve imzalanan ticari anlaflmalarda oldu¤u gibi. Yine DEP’lilerin AB ile iliflkilerin kritik bir döneminde tahliye edilmeleri, ç›kar ç›kmaz verdikleri demeçler, yurt d›fl›na yeflil pasaportla gidifllerine izin verilmesi, oradaki temaslar›, Avrupa Parlamentosu’nda yapt›klar› konuflman›n içeri¤i (15.10.04) ve nihayetinde “Az›nl›klar Raporu”nun Baflbakanl›¤a sunuldu¤u/kamuoyuna s›zd›r›ld›¤› gün Ankara’da düzenledikleri bas›n toplant›s› (22.10.04) ile “demokratik toplum hareketi”ni bafllatt›klar›n› ilan etmeleri (hareketin temel ilkeleri aras›nda “az›nl›klar raporu” ile örtüflen/paralel görüfllere yer vermeleri) zamanlama aç›s›ndan dikkate de¤er olarak kabul edilmelidir. DEP’lilerin bir paragrafta özetledi¤imiz icraatlar›, elbette ki Kürt Ulusal Hareketi’nin AB’nin 17 Aral›k Karar› öncesi pazarl›k hesaplar› için “ateflkesi kald›rma” hamlesi çerçevesinde okunmal›d›r. Nitekim A. Öcalan’›n 30 Ekim’de bas›na duyurulan aç›klamala-

Colin’s iflçilerinin dayan›flma etkinli¤i Türkiye’nin en büyük 250 flirketi aras›nda yer alan Ero¤lu fiirketler Grubu’na ba¤l› Colin’s-Loft fabrikas›nda çal›flan 1200’den fazla iflçi, 6 ay zamm›n›n yetersiz olmas› ve patronun Yeni ‹fl Yasas›’n›n yürürlü¤e girmesiyle tafleron uygulamas›na geçmesi, yeni ifl sözleflmesi imzalatmak istemesi vb. uygulamalar›na karfl› 11 A¤ustos 2003’te bafllatt›klar› fabrika önündeki fiili direnifllerini 25 A¤ustos 2003’e kadar devam ettirmifllerdi. Patronlar›na ve iflçi düflman› politikalar› yürür-

lü¤e koyan hükümete karfl› direnen Colin’s iflçileri 25 A¤ustos’tan sonra mücadelelerini hukuki yollarla sürdürmeye bafllad›lar. 9 ayd›r süren mahkemenin patron lehine sonuçlanmas› sonras›nda temyize giden iflçiler bu süreçte yaflad›klar› mali sorunlar› k›smen aflmak ve halen direniflte olan iflçilerin birli¤ini pekifltirmek amac›yla 24 Ekim 2004 tarihinde Zeytinburnu Yurdagül Dü¤ün Salonu’nda dayan›flma etkinli¤i düzenlediler. “Yaflas›n iflçilerin birli¤i ve mücade-

8 r›nda, bu tarih dönüm noktas› gösterilerek, “Hükümete ve Baflbakana Aç›k Mektup” yay›nlanm›flt›r. Öcalan, muhatapl›¤› belediye baflkanl›¤›na düflürdü¤ü ça¤r›da, gerillan›n s›n›r d›fl›na çekilmesi için ça¤r› yapmay› tek koflula, “devlete karfl› suçlarda af” getirilmesine indirgemektedir. Bu durumda da tasfiye operasyonu bafllatmay› planlamaktad›r. Öyle ki baflka taleplere iliflkin sözleri ancak flu merkezdedir: “Di¤er talepleri, ekonomik, demokratik talepleri bir takvime ba¤lam›yoruz. Ama gelecek arkadafllar›n, bir y›l, olmad› iki y›l, ama ondan sonra serbest çal›flma koflullar› olmal›. Böyle olursa inisiyatif alabilirim. O zaman hükümet ciddi derim.” Durumun her bak›mdan (iç ve d›fl koflullar) ciddi oldu¤u ve b›ça¤›n kemi¤e dayand›¤›, Öcalan’›n tutsakl›k koflullar›nda al›fl›k olmad›¤›m›z tarzda sarf etti¤i flu sözlerden anlafl›lmaktad›r: “Bu iki ay önemli. Savafl kap›da. Bu tehdit de¤il uyar›d›r. Ben sorumluluk al›yorum. Dürüstüm, netim, ama olmuyorsa ölece¤iz. Adam gibi. Kemal Pir’ler nas›l öldüyse biz de öyle ölece¤iz. Ne yapal›m ya bar›fl›n önü aç›l›r ya da flerefimizle ölürüz. Üçüncü yol yok.” Gelinen aflamada Kürt Ulusal Hareketi’nin bu düzeyde pazarl›k yapabilme gücü kalmam›flt›r. Gerileme ve kan kaybetme süreci içerisindedir. Her ne kadar mevcut bir tak›m “aç›l›mlar, geliflmeler ve hesaplar”, yürütülen silahl› mücadelenin eseri olarak bugün faflist diktatörlük taraf›ndan gündeme getirilmek zorunda kal›n›yorsa da, bunun ötesine tafl›r›labilmesi ve esasl›, kal›c› bir çözümün sa¤lanabilmesi “iktidar” sorununun giderilmesine ba¤l›d›r. Tam da bu noktada proletaryan›n temel tezlerini bütün yal›nl›¤›yla tekrar hat›rlatmak gerekiyor. ‹ki temel noktaya vurgu yapmakla yetinece¤iz. Birincisi, sorunun en can al›c› ilkesi ile ilgilidir. Uluslar›n Kendi Kaderini Tayin Hakk›, baflta emperyalistler olmak üzere çeflitli renklerden reformistler ve revizyonistler taraf›ndan “sak›ncal›” kavramlar›n bafl›na al›nm›flt›r. Bu ilkenin deforme edilmesi ya da tedavülden kald›r›lmas› esasen “ulusal sorun”un çözülmesi iflini büyük ölçüde halletmektedir. Konunun Marksist tahlilini Lenin yoldafl net bir biçimde flöyle yap›yordu: “Demek ki, e¤er biz, uluslar›n kendi kaderlerini tayin etmesi kavra-

m›n›n anlam›n›, hukuksal tan›mlamalarla cambazl›klar yaparak ya da soyut tan›mlamalar ‘icat ederek’ de¤il de, ulusal hareketlerin tarihsel ve iktisadi koflullar›n› inceleyerek ö¤renmek istiyorsak, varaca¤›m›z sonuç, kaç›n›lmaz olarak, uluslar›n kendi kaderlerini tayin etmesinin o uluslar›n yabanc› ulusal bütünlerden siyasal bak›mdan ayr›lma ve ba¤›ms›z bir ulusal devlet oluflturmalar› anlam›na geldi¤i sonucudur.” (Uluslar›n Kendi Kaderlerini Tayin Hakk›, Sol Yay. 7. Bask›, sf.58-59) ‹kinci kritik nokta, bu ilkeden sap›ld›ktan sonra kitlelerin “kültürel haklar” ile avutulmas›, uyutulmas› meselesinde dü¤ümlenmektedir. Yaz›m›z›n bafl›nda sözünü etti¤imiz “Az›nl›klar Raporu”, “AB ‹lerleme Raporu”nda sözü edilen, PKK’nin demokratik cumhuriyet program› ile transfer oldu¤u yeni rotas›n›n çerçevesini oluflturan bu zemin ile ilgili Lenin yoldafl›n de¤erlendirmesi flu merkezdedir: “Fakat sosyalistler genel demokratik taleplerle yetinmezler. Sosyalistler, burjuva milliyetçili¤inin tüm ve türlü biçimine karfl›, kaba ve ince tezahürlerine karfl› mücadele ederler. Bir ulusun proletaryas›yla burjuvazisinin birlefltiren ve çeflitli uluslar›n proleterlerini birbirinden ay›ran ‘ulusal kültürel özerklik” fliar› iflte tam da böyle bir tezahürdür. (…) Ulusal-kültürel özerklik fliar›, tek tek uluslar›n kültürel birli¤i hayaliyle iflçileri aldatmaktad›r, oysa gerçekte bugün her ulus içinde feodal, burjuva ya da küçük-burjuva ‘kültür’ a¤›r basmaktad›r.” (Ulusal ve Sömürgesel Ulusal Sorun Üzerine, ‹nter Yay. 1.Bask›, sf.101) Bu al›nt›larda ortaya konan bilimsel yaklafl›m, proletaryaya s›n›f mücadelesinde yön vermeye devam ediyor. Ulusal sorunun karakteristik özellikleri ve a¤›rl›¤› de¤iflmemifltir. Emperyalizm ve proleter devrimler ça¤› iflçi s›n›f› taraf›ndan sona erdirildikten sonrad›r ki konuya iliflkin baflka “çözüm” ve tart›flmalar içine girilebilecektir. Aksi durumda, ya emperyalistlerce tasarlanan bir plan›n gönüllü biçimde içinde yer almak ya da bilimsel sosyalizmin ustalar›n› afl›yorum ad›na keflfe ç›k›p kendini “evliyalar aleminde” bulmak söz konusu olabilmektedir.

lesi” ve “Bütün ülkelerin iflçileri birleflin” yaz›l› pankartlar asan iflçiler dü¤ün salonuna “Colin’s iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Özgürlük savaflan iflçilerle gelecek”, “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek” vb. dövizler ast›. Burhan Y›ld›r›m, Grup Ç›¤›r, Süleyman Süer, Grup Munzur, Koma Ronahi ve Grup May›s’›n sahne ald›¤› etkinlikte Colin’s iflçilerinin sözcüsü yapt›¤› konuflmada fabrikadan at›ld›klar› günden itibaren verdikleri mücadeleyi ve 11 A¤ustos’tan itibaren yaflad›klar› süreci anlatt›. Bir y›l› aflk›n bir zamand›r tüm zorluklara ra¤men mücadelelerini devam ettirmeye çal›flt›klar›n› dile getiren sözcü, mücade-

leye emek harcamak yerine faydac› yaklafl›mlar sergileyenleri, d›flar›dan ahkam kesen ve ak›l vermek isteyenleri ve hatta birliklerini bozmaya çal›flanlar› da gördüklerini vurgulad›. Etkinlik Partizan, Mücadele Birli¤i, Devrimci ‹flçi Komiteleri, Belediye ‹fl 2 No’lu fiube, Güney Kültür Merkezi, Marmara-Bo¤aziçi-‹stanbul Üniversitesi Ö¤rencileri vd’lerinin gönderdi¤i dayan›flma mesajlar›yla coflkulan›rken “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek”, “Özgürlük savaflan iflçilerle gelecek”, “Biz biz biz iflçinin köylünün yi¤it sesiyiz. Namluya sürülmüfl halk mermisiyiz” sloganlar› da at›ld›. (‹stanbul)


5

8

5-18 Kasım 2004

Tersanelerde iflçilere yönelik sald›r›lar devam ediyor

20 Ekim tarihinde Tuzla Tersaneleri’nde çal›flan iflçilere yönelik tafleron patronlar›n fliddet uygulama ve iflçileri kaç›rmaya yönelik sald›r›lar› olmufltu. Biz de fliddete ve kaç›r›lma eylemlerine maruz kalan tersane iflçisi Ça¤dafl Tan ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. -Bize genel olarak Tuzla Tersanelerinde yaflam›fl oldu¤unuz s›k›nt›lardan

ve en son olarak Tafleron patrondan kaynakl› yaflam›fl oldu¤unuz sorunlardan bahseder misiniz? -Biz afla¤› yukar› 1 ayd›r Acar Ltd. flirketine ba¤l› TORGEM Tersanesi’nde çal›fl›yoruz. Çal›flma koflullar› di¤er ifl kollar›na oranla zor, bu zorlu¤a iflçilerin örgütsüzlü¤ü de eklenince daha bir katmerlefliyor. Burada yemeklerimizi dizlerimizin üzerinde ve toz bulutunun içinde yemeye çal›fl›yoruz. Sigortas›z çal›flt›r›l›yoruz, herhangi bir iflçi, ifl kazas› geçirdi¤inde hastaneye bile götürülmüyor. Bu sorunlar yeterlidir herhalde... Biz ifle girerken patronla konuflmam›zda bize 15 günde bir ödeme yapaca¤›n› söylemiflti. Ama gelin görün ki 20 gün geçmesine ra¤men patron hiçbir ödemede bulunmad›. Bunun üzerine bizleri oyalamak için “flu tankeri bitirin paran›z› verece¤im” dedi oysa, söylemifl oldu¤u tanker bittikten sonra farkl› farkl› iflleri göstererek “bunlar› bitirdi¤inizde sizlere ödeme yapaca¤›m” diyerek bizleri oyalamaya çal›flt›. Patronlar›n bu kadar piflkin davranmalar›n›n sebebi çal›flan iflçilerin örgüt-

Emekçinin Gündemi T‹S SÜREC‹NDEN ÇIKARTILAN SONUÇLAR 1 Mart 2004 süreci hizmet iflkolu için T‹S dönemlerinin bafllama tarihiydi. Bu dönem ayn› zamanda yerel yönetimlerin belediye baflkanlar›n›n iflbafl›na geldi¤i bir süreçti. Belediyeleri yönetecek ve belediye çal›flanlar›n›n patronlar›n› belirleyecek bir dönemin bafllang›c›yd›. Tüm bunlar› hesaba katt›¤›m›zda bizler hizmet iflkolu olarak gelece¤e iliflkin bir politika belirlemek ve uygulamak durumundayd›k. Kimin belediyelerde patron olaca¤› belli olmad›¤› için biz devrimci demokrat iflçiler olarak T‹S müzakere sürecini yeni gelen belediye yönetimleriyle sürdürmeyi bir anlay›fla büründürdük. Tam da böyle davranarak sürece bafllad›k. Mevcut siyasi iktidar›n 2003 y›l›nda emekçiler aleyhine ç›karm›fl oldu¤u 4857 say›l› yasayla mevcut T‹S’lere esnek çal›flma koflullar›n› sokmaya çal›flacaklar› bir sürecin olaca¤›n› biliyorduk. Kölelik yasas› olan esnek çal›flma biçimini hiçbir flekilde kabul etmemeliydik. Bu süreci tam da bunun üzerine oturtursak iflçileri örgütleyebilir ve mevcut haklar› koruyabilirdik. T‹S sürecini bunun üzerine oturtup, avantajl› ç›kman›n yolunun kazan›lm›fl haklar›m›z›n korunmaktan geçti¤ini sürekli iflçilerle paylaflarak sürecin sald›r› boyutunu püskürtecek, iflin as›l sahibi olan iflçileri canl› tutmay› ve ayn› zamanda çal›flanlar›n ekonomik refah›n› yükseltmeyi amaçlad›k. T‹S süreçleri böyle bafllad›. Yaklafl›k befl ay boyunca esnek üretim toplu sözleflmelerde hüküm haline getirilmeye çal›fl›ld›. 4857 say›l› yasan›n iflçilere ve emek güçlerine dayat›ld›¤› ve di¤er ad› kölelik yasas› olan esnek üretime karfl› bir duruflla

T‹S görüflmelerini tart›flmak do¤ru oland›. Bu nedenle ç›k›lacak bir grevi de bunun üzerine oturttu¤umuzu gören patronlar, kölelik yasas›n›n maddelerini sözleflmelere koymaktan vazgeçtiler. Bunun karfl›l›¤›nda sözleflmenin ikinci bölümünde bulunan ücretin, IMF politikalar› d›fl›na ç›kmamas› yönünde dayatmalarda bulundular. Bunda k›smen baflar›l› oldular. Ancak 2004 toplu sözleflmelerinin böyle olmas›nda önemli birkaç neden etkili oldu. 1- ‹stanbul Büyükflehir ve ilçede T‹S’ler tek bir sendika taraf›ndan yürütülmüyordu, hatta sadece Büyükflehir’de bile ayn› sendikan›n dört flubesinin olmas› mevcut örgütlemeyi önemli oranda etkiliyor. Bu durum sorunlar›n tespitinde, bak›fl aç›lar›nda, çözüm önerilerinde temel farkl›l›klar olmas›ndan dolay› önemli oranda etkilidir. 2- Büyükflehir ve ilçelerde çal›flan iflçilerin ücretleri ve idari maddeleri ayn› olmamas›ndan kaynakl› patronlar›n merkezi sald›r›s› karfl›s›nda ortaklaflmada problem yaflan›yor. 3- Ayn› patron karfl›s›nda, ayn› sözleflme için birkaç sendikan›n olmas› (Tes-‹fl, Belediye-‹fl, Genel-‹fl, Hizmet-‹fl, Öz G›da-‹fl) egemenler aç›s›ndan önemli bir avantajd›r. Daha çok zay›f halkalardan yakalay›p sözleflmelerin bitirilmesi genel bak›fl aç›lar›d›r. Ayr›ca patronlar aç›s›ndan uzlaflmaz görünenler yerine yeni sendikalar örgütlenebiliyor. Bunlar iflkolumuzda çok s›kça yaflanan durumlard›r. 4- Yerel yönetim seçimlerinde hükümetle ayn› paralellikte belediye baflkanl›¤›n› da kazanmalar› çal›flanlar üzerinde bir k›r›lma noktas› yaratm›flt›. 5- Sözleflmenin bafllamas›ndan imza

süz olmas›d›r. Biz de iflçilerle biraraya gelip ortak sorunumuzu tart›flmaya bafllad›k. Bunun sonucunda kendi aram›zda patronla muhatap olacak bir temsilci arkadafl belirledik. Patronla görüflme talebinde bulunmam›za ra¤men patrondan olumsuz cevap ald›k. Bunun üzerine ifl elbiselerimizi giyip 2 günlük ifl b›rakma eylemi yapt›k. ‹fl b›rakma sonucunda patron bizimle görüflmek istedi¤ini söyledi. Görüflmek için patronun yan›na gitti¤imizde yap›lmas› gereken ifller oldu¤unu o iflleri bitirdi¤imizde bize ödeme yapabilece¤ini dile getirdi. Bunun üzerine temsilci arkadafl iflçilerin isteklerini s›ralad›. Bu istekler; Ücretlerin hemen ödenmesi, ifl b›rakma eyleminden kaynakl› çal›flma yap›lmayan 2 günün de paras›n›n ödenmesi, iflçilerin yemek yiyebilmesi için uygun bir mekan sa¤lanmas› idi. Sinirlenen patron “flimdiye kadar bana ne kazand›rd›n›z ki ben size para verece¤im” deyip iflçilere hakaret etmeye bafllad›. Bunun üzerine temsilci arkadafl da patrona vurmak zorunda kald›. Yaflanan arbedede mekan sahibi de patronun yan›nda yer alarak iflçilere sald›rd›. Sald›r›

tarihine kadar olan süreçte, daha çok 4857 say›l› yasan›n karfl›s›nda bir grev konuflulmas›ndan kaynakl›, patronlar›n bu sald›r›y› geri çekmelerinden dolay› sadece ücretle karfl› karfl›ya b›rak›lm›flt›r. 6- Önemli oranda özellefltirme olmas›ndan kaynakl› bugün belediyelerde normal çal›flan iflçiler olmas› ve örgütsüz olmalar› çal›flanlar› tehdit ediyor. Yukar›da sayd›¤›m›z nedenleri gözönünde bulundurarak sadece ücrete dayal› bir grevde baflar›l› olunmazd›. Dönem dönem az para al›rs›n›z ya da fazla para al›rs›n›z, bu tamamen örgütlülü¤ünüz ve mevcut koflullarla ilintilidir ama örgütlülü¤ümüzü zedeleyecek dayatmalar› kabul etti¤inizde bir daha b›rak›n paray›, çal›flacak ifl bulmakta zorlan›rs›n›z. Onun içindir ki örgütlülü¤ünüzü zedeleyecek kölelik yasas›na topyekün karfl› ç›kmak en do¤ru olan bir anlay›flt›. Bugüne kadar tüm verilen haklar› korumak anlay›fl› ile hareket edildi¤i için her gün mevcut haklardan biraz daha kaybediyoruz. Öyle ise biz hesab›m›z›, mevcutlar› korumak için bile kazanman›n üzerine yapmal›y›z. Bunun için ayn› zamanda örgütlülü¤e önem verip, örgütsüz yerleri örgütleyip örgütlü bir güce dönüfltürmeliyiz, bu süreci böyle güçlendirmeliyiz. Biz de bu süreçte böyle yapmay› kendimize esas ald›k. Sendikal› olmayan dört-befl yeri sendikal› yapmak do¤rultusunda örgütleyip sürece katk› sunduk. Ancak gelece¤i umutlu de¤erlendirmek için, bugünden baz› eksikliklerin tamamlanmas› gerekiyor. 1- Sendikas›z ve örgütsüz çal›flanlar›n örgütlenmesi hedeflenmelidir. Özellikle büyük flehirde ifltiraklerde çal›flanlar›n önemli k›sm› örgütsüzdür. 2006 y›l›nda büyük flehirde yetki problemi yaflanabilir ya da itirazla karfl›laflabiliriz. Öyle ki patronlar ifltiraklerde kapsam d›fl› ile bu örgütlülü¤ü bofla ç›karmak istiyorlar. Bizler k›sa vadede ifltirakleri çözüme kavuflturabiliriz.

sonucu 3-4 iflçi arkadafl yaraland›. Olay sonras›nda patron silahl› adamlar›n› göndererek temsilci arkadafl ile yan›ndaki bir di¤er arkadafl› kaç›rmak istedi. Arkadafllar›n diretmesi sonucunda patronun adamlar› geri çekilmek zorunda kald›lar. Ertesi gün biz tersane iflçileri olarak yap›lan sald›r›y› k›namak için saat 07:30’da TORGEM Tersanesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›k. Bas›n aç›klamam›zda hem sald›r›lar› hem de TORGEM Tersanesinde tafleron olarak faaliyet yürüten Hakan Gemi’de çal›flan ve ücretleri uzun süreden beridir ödenmeyen arkadafllar›n yaflad›¤› sorunlar› dile getirdik. Yapt›¤›m›z bas›n aç›klamam›z›n ard›ndan patron görüflmek istedi¤ini söyledi. Yap›lan görüflmede paralar›m›z›n yar›s›n› ald›k, geri kalan›n› ise 22 Ekim’de ödeyece¤ine dair söz verdi. Bizim mücadelemiz sonucunda kazançl› ç›kt›¤›m›z› gören Hakan Gemi’deki arkadafllar da ifl b›rakma eylemine gittiler. Biz bu prati¤imizden bir kez daha ö¤rendik ki iflçi s›n›f› üretimden gelen gücünü kulland›¤› oranda kazanamayaca¤› hiçbir hak yoktur. (Kartal)

2- Mevcut sendikal yap›lar ihtiyaçlara cevap vermiyor. Her iflyeri için iflyeri komiteleri yarat›p, 2006’daki T‹S’lerde daha iyi olabilmek için eksiklikleri tamamlayan afla¤›dan yukar›ya sendikal iflleyiflleri denetleyen bir örgütsel yap› oluflturmal›y›z. 3- Her iflyerinde tart›flma süreçlerine kat›lacak bu komitelerle hizmet iflkolunun tamam› hedeflenerek 2006’daki T‹S’lerde ortak hareketi sa¤lamal›y›z. 4- Buradaki aktivistlerle T‹S’ler d›fl›ndaki sorunlar içinde ortak hareket etme mekanizmalar› yarat›larak siyasallaflan ve süreklileflen bir yap› olmas›n› hedeflemeliyiz. 5- T‹S’lerde baflka bir problem ise masadaki müzakere heyetinin buna uygun hale getirilmesidir. Ne kadar örgütlü ve güçlü olursan›z olun e¤er iyi bir müzakere heyetiniz yoksa yine kazanamazs›n›z. Bu ifle uygun profesyonel kadrolar yetifltirmeliyiz. Sonuç olarak bu haz›rl›k ayn› zamanda yeniden yap›lanan hizmet iflkolunun örgütlenmesine katk› sunacakt›r. Bugün sendikal yap›lar mevcut sorunlar› çözecek bak›fl aç›lar›na sahip de¤iller. Daha çok mevcudu koruyan bir anlay›fl hakim durumda. Oysa bugün AKP hükümeti sendikal yap›lar›n nas›l olmas› gerekti¤ini ortaya koymufl durumda. Orman-‹fl’le bafllayan, Petrol-‹fl’le devam eden uzun süredir hizmet iflkolunda süren sendikal rekabet önümüzdeki dönemde özellikle yerel yönetimlerin AKP’li olmas›ndan kaynakl› bu alan üzerinde yo¤unlaflt›r›larak en büyük sendika Hak-‹fl anlay›fl›yla en küçük demokratik talepler iç çat›flmalara dönüfltürülerek bugün sessizce geçirdikleri önemli yasal düzenlemeleri yaflama geçirmifl olacaklar. Bunlara iliflkin karfl› koyufl ise oldukça etkisiz. Oysa sald›r› siyasal iktidar›n temsilcisi AKP merkezlidir. Karfl› koyaca¤›m›z yer ise siyasal iktidar›n temsilcisi olan AKP’dir. Tek tek belediye baflkan› ve benzerlerine karfl› al›nacak tutum sald›r›y› azaltmaz.


6

5-18 Kasım 2004

8

Kürecik köylüsü: “Yaylam›zdan vazgeçmeyiz”

Türkiye Kürdistan›’nda geliflen gerilla mücadelesinin önünü t›kamak isteyen faflist TC devleti halk ile gerillan›n ba¤lar›n› kesmek için birçok yönteme baflvurmufltur. Özellikle 94’lerde gelifltirdi¤i zorla göç ettirme, yayla yasaklar› vb. politikalarla bölge halk›n› oradan oraya savurmufl, yoksul olan köylünün daha da yoksullaflmas›na sebep olmufltur. Malatya, Kürecik bölgesi köylülerinin büyük bir ço¤unlu¤u da 94’ten sonra büyük flehirlere göç etmek zorunda kalanlardand›r. Yayla yasa¤› nedeniyle hayvanc›l›k yapamayan Kürecik köylüsü, 2001 y›l›ndan bu yana kendilerine yasaklanan Baflyurt yaylas› fiet m›nt›kas›nda izinsiz ve ruhsats›z olarak mermer ç›kar›lan emperyalist tekellere peflkefl çeken Alacakaya Mermer fiirketi’ni protesto etti. 25 Ekim 2004 tarihinde Baflyurt Yaylas›’nda saat 10:00’da toplanan 700 Kürecik köylüsü Akçada¤-Elbistan (AK-EL) Vakf›’n›n haz›rlam›fl oldu¤u mitingde buluflarak “Baflyurt’ta mermere hay›r” diyerek öfke ve tepkilerini dile getirdiler. Mitinge kat›lan Kürecik köylülerinin düflüncelerini aktar›yoruz. Hüseyin Hazar: (Kürecikliler Dayan›flma Derne¤i Baflkan›): Baflta göstermifl olduklar› duyarl›l›k-

tan kaynakl› Kürecik halk›na teflekkür ediyorum. Buradan mermer ç›kartma hesab› eskilere dayan›yor. Devlet bu oyunu bize 1994 y›l›nda yayla yasa¤› ad› alt›nda yapt›. Amaçlar› oray› rahat kullan›labilecek hale getirmekti. Biz Kürecik halk› bir tek kifli de kalsak bu eylemimizden asla vazgeçmeyece¤iz. Yasal tüm haklar›m›z› kullanaca¤›z. Gerekirse mahalle ve köy kooperatifleri kurarak davam›z› sonuna kadar sahiplenece¤iz. fiet m›nt›kas›ndan mermer ç›kart›lmak istendi¤i için yayla yasa¤› kondu. Bölge halk›n›n temel geçim kayna¤› olan hayvanc›l›k bitirildi. Bu nedenle Kürecik’in %50’si göç etti. Tabi böyle olunca bölgede dokumac›l›k da yok olma aflamas›na geldi. Ve bizler yaylam›zda ekolojik dengenin bozulmas›na karfl›y›z. Mermer ç›karma çal›flmalar› do¤ay› ve do¤al olarak sa¤l›¤›m›z› tahrip ediyor. Buna izin vermeyece¤iz. Hakl›y›z, kazanaca¤›z. Asef Eligül (KÜ-DER yöneticisi): Biz KÜ-DER olarak üç otobüs tutup 150 kifli ‹stanbul’dan Malatya Kürecik’e geldik. 3 y›ld›r bölgemizde mer-

✔Tar›msal üretimde destekleme düflüyor Türkiye Ziraat Odalar› Baflkan› fiemsi Bayraktar tar›mda desteklemelerin giderek düfltü¤ünü belirtti. 20 Ekim Çarflamba günü yap›lan aç›klamada; bütçeden tar›ma 3,5 katrilyon liran›n ayr›ld›¤›, bunun da yeterli olmad›¤› vurguland›. Yetkililerin tar›mda desteklenmeye ihtiyaç oldu¤unu söylerken buna uygun davranmad›klar›n›, bunun sonucu olarak son y›llarda tar›msal üretimde düflüflün oldu¤una dikkat çekildi. Bayraktar; Türkiye’de üretici bafl›na desteklerin bin 500 dolar oldu¤unu hat›rlatarak bu rakam›n ABD’de 19 bin,

Kore’de 23 bin, AB’de ise 16 bin dolar› buldu¤unu ifade etti. “2005 y›l› için önerilen 3,5 katrilyon lira, geçen y›l›n yüzde 13’ünün kesintiye u¤ramas› anlam›na gelmektedir. DGD için 2 katrilyon lira, primler için 1 katrilyon, girdi destekleri için 600 trilyon, k›rsal kalk›nma için 500 trilyon, sigorta primleri için 2.25 trilyon, kredi faiz deste¤i için 200 trilyon, çay için 30 trilyon ayr›lmas› gerekmektedir” fleklinde devam eden aç›klamada; tar›m sektörünün yoksulluk riskinin en fazla oldu¤u sektör oldu¤unun alt›n› çizildi. (Ankara)

mer iflletiyorlar. Tek iste¤imiz yaylam›z›n daha önceki halini almas›. Çünkü eskiden bölgede 20 bin küçük bafl, 2-3 bin büyük bafl hayvan vard›. fiimdi bu %10’a indirildi. Madem ki bölgede yayla yasa¤› var. Ben de soruyorum mermer, yayladaki fiet m›nt›kas›ndan ç›km›yor mu? Burada devletin ve onun Alacakaya gibi iflbirlikçilerinin amac› oldukça aç›k de¤il mi? Bizim davam›z Elaz›¤ Alacakaya Mermerin yaylam›zdan defolup gitmesidir. Gazeteniz ‹flçi-köylü’ye teflekkür ederim. Bundan sonra ‹stanbul’da düzenleyece¤imiz panel-gece vb. etkinliklerde de sizi yan›m›zda görmek isteriz. Hatice Karado¤an: Ben Kepez köyündenim. 60 yafl›nday›m, çocuklar›m iflsizlik nedeniyle ‹stanbul’a gitti. ‹nsanlar›m›z aç, çok cefa çekti. Halk›m›z ezi-

geçtiyse torunlar›m›z rahat etsin. 9 çocuk büyüttüm, hiçbirini okutamad›m. Bizim madenle iflimiz yok. Halk›m›z birlik olmazsa evimizi de y›karlar, yaylam›z› da al›rlar. Ama biz köyümüzden, yaylam›zdan vazgeçmeyece¤iz. Ali Akgül: Ben 48 yafl›nda inflaat iflçisiyim. K›fl›n çal›flmak için ‹stanbul’a gidiyorum. Yazlar› Kürecik’e dönüyorum. Buradan mermercilerin gitmesini istiyoruz. Tekrar hayvanc›l›k yapal›m, geri dönüfl olsun, eski hayat›m›za dönmek istiyoruz. Ben insanlar› son yirmi y›ld›r ilk defa böyle beraberlik içinde gördüm. Bu beni mutlu etti. Fakat eylemlerimizi ülke gündemine tafl›mam›z önemli. Bu konuda sosyalist bas›na güveniyoruz. Cemal Bali: Ben 30 yafl›nday›m. Kürecik bölgesi Ducula köyündenim. Kay›s› yetifltiriyorum. Di¤erlerine göre daha flansl›y›m. Çünkü memleketimdeyim. Buras› ezelden beri bize, Küreciklilere aittir. 3-5 çapulcuya peflkefl çek-

liyor. ‹stanbul bizim neyimize. Bir gecekondumuz var. Onu da y›karlar, bizim tekrar gelecek yerimiz buras›. Bizden

meyiz. Bundan sonra Kürecik’in 24 köyü beraber yürüyece¤iz ve kazanaca¤›z. (Malatya)

✔T‹GEM Gelemen Çiftli¤i kiraland› Samsun’da T‹GEM (Tar›m ‹flletmeleri Genel Mütürlü¤ü) Gelemen Üretme Çiftli¤i 1 trilyon 320 milyar TL y›ll›k kira bedeliyle 35 y›ll›¤›na Koni ‹nflaat fiirketi’ne kiraland›. Ülkemizde IMF ve DB’nin dayatt›¤› tar›mda y›k›m politikalar›yla özellefltirilmeyen tar›msal K‹T kalmad› gibi. Önce EBK, SEK, YEM SANAY‹ gibi fabrika ve kurulufllar ard›ndan köylünün gübre ihtiyac›n› karfl›layan TÜGSAfi ve flimdi de ard›ndan ülkemizde birçok ilde tar›ma destek üretimi yapan T‹GEM’e ba¤l› üretme çiftliklerinin sat›fl› ve kiralanmas› bafllat›ld›. Özellefltirilmesi di¤er kurumlara göre anayasal engellerden kaynakl› yap›lmas› zor olan T‹GEM çiftlikleri için yasa de¤ifliklikleri yap›lm›fl ve hükümetler “buralar› satam›yorsak kiralar›z” anlay›fl›yla hareket etmifltir. Samsun’daki T‹GEM Gelemen Çiftli¤i’nin kiralan-

mas› ihalesi de birkaç ay önce yap›lm›flt›. ‹haleye giren SAMS‹AD (Samsun ‹fl Adamlar› Derne¤i) aylard›r yerel bas›na verdi¤i aç›klamalarda buraya talip oldu¤unu dile getirmiflti. Aç›klanan ihale sonunda Gelemen Çiftli¤i 35 y›ll›¤›na 1.320 trilyona Koni ‹nflaat fiirketi’ne kiraland›. Koni ‹nflaat fiirketi’nin burada 35 y›l kirac› olarak yapaca¤› ifller 2000 bafl süt s›¤›rc›l›¤›, 5000 bafl et s›¤›rc›l›¤›, d›fl ve iç mekan süs bitkileri ve sebze tar›m›. Bunlar›n d›fl›nda tar›msal faaliyet yapmak isterse T‹GEM Genel Müdürlü¤ü’nden izin alarak yapabilecek. 35 y›l için arazisi kiralanan Gelemen Çiftli¤i bir inflaat flirketine yapaca¤›/yapt›raca¤› üretimle yöre köylüsünün yetifltirdi¤i ürünlerinin karfl›s›nda rekabet yaratarak ürünlerinin fiyatlar›n›n pazarlarda sat›fl›n› maliyetinin alt›nda yapmas›na neden olacakt›r. (Samsun)


7

8

5-18 Kasım 2004

Canavar Domates Samsun’da Burada özellikle dikkat çekilmesi gereken; ürün çeflitlili¤iyle oldukça zengin ülkemizde kimyasal ilaç ve hayvan genlerine kadar pek çok yabanc› madde bar›nd›ran GDO’nun yayg›n olarak kullan›l›p tüketilmesinin do¤ay› tahrip edece¤i gerçe¤idir. Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmal› (GDO) ürünlerin ülkemizde ticaretinin yayg›n olarak yap›lmas› üzerine köylü örgütleri, Ziraat Mühendisleri Odalar›, Tüketici Koruma Dernekleri, Çevre ve Ekoloji Dernek ve Kulüpleri’nin de aralar›nda bulundu¤u 90 sivil toplum kuruluflu biraraya gelerek GDO’ya Hay›r Platformu’nu kurmufllard›. Son y›llarda Arjantin ve ABD’den ithal edilen soya ve m›s›r›n GDO’lu ürünler oldu¤una dair ve bu ürünlerin insan sa¤l›¤› üzerindeki risklerini do¤rulayan bilimsel araflt›rmalara her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Bu riskler aras›nda, insanlarda antibiyotiklere karfl› dayan›kl›l›k oluflmas›, g›da olarak kullan›m›nda toksik ya da alerjik etki yapmas›, k›sa sürede insan bünyesinde anlafl›lmayan fakat uzun vadede toksik birikim ve alerjik etkilerle ölümlere yol açmas› say›labilir. GDO karfl›tlar›nca Frankefltayn G›da olarak nitelenen Kolera bakterisinin genini tafl›yan yonca, tavuk geni tafl›yan patates, akrep geni tafl›yan pamuk, bal›k genli domates vb. ürünlerin do¤adaki türlerinde genetik çeflitlili¤inin kayb›na, yabani türlerin do¤al yap›lar›nda sapmalara neden olan bu durum ayr›ca do¤an›n dengesini de altüst ediyor. Burada özellikle dikkat çekilmesi gereken; ürün çeflitlili¤iyle oldukça zengin ülkemizde kimyasal ilaç ve hayvan genlerine kadar pek çok yabanc› madde bar›nd›ran GDO’nun yayg›n olarak kullan›l›p tüketilmesinin do¤ay› tahrip edece¤i gerçe¤idir. Geneti¤i de¤ifltirilmifl bu ürünlerin Türkiye’de yayg›nlaflmas›na ve yasal hiçbir önlemin bulunmamas›na karfl› insanlar›n kullan›m›n› engellemesini ve bilgilenmesini

amaçlayan GDO’ya Hay›r Platformu paneller, bildiri ve broflür da¤›t›m› ve imza kampanyalar›n› ülke genelinde bafllatm›flt›r. Yaklafl›k bir aydan beri “Canavar Domates” olarak nitelendirdikleri dev balonla 16 il dolaflan platform içerisindeki sivil toplum üyeleri her ilde imza topluyorlar. 27 Ekim’de Samsun’a gelen dev

balon, flehrin merkezi yerlerine kuruldu. 19 May›s Üniversitesi Ekolojik Yaflam Kulübü’ne üye ö¤renciler de imza kampanyas›nda halk› bilinçlendirmek için broflür ve bildiri da¤›t›yorlar. GDO’ya Hay›r Platformu’nun devam et-

tirdi¤i imza kampanyas›yla ilgili 19 May›s Üniversitesi Ekolojik Yaflam Kulübü Baflkan› Esin Avc›’yla söylefli yaparak kampanyan›n Samsun’da devam eden süreciyle ilgili bilgi ald›k. GDO ÜRÜNLER‹N ÜLKEYE G‹R‹fi‹ SERBEST - Platformla ilgili bilgi verir misiniz? Burada yürüttü¤ünüz çal›flmalar nelerdir? Esin Avc›: Platform otobüsü 27 Ekim’de Samsun’a geldi. Bir gün boyunca akflam 17.00’ye kadar üniversitemizde imza toplad›k. Dev balon sahilde çad›rlar›n yan›na konuldu. Akflam da orada çok güzel bir ilgiyle karfl›land›k. GDO’lar hakk›nda bilgi verdik insanlara. Baya¤› ilgi toplad›k. Bugün (28 Ekim) Cumhuriyet Meydan›’na getirdik dev balonu. Yar›n da Bafra’ya gidece¤iz. - Kampanya ne kadar süre devam edecek? -Platform ‹stanbul’dan balonla birlikte gezmeye bafllad›. Samsun 16. flehir. Buradan Ankara’ya gidecek. Geneti¤i De¤ifltirilmifl Organizmalara Hay›r Platformu her gitti¤i yerde halk› bilinçlendirmek için bas›n aç›klamas› yap›yor, imza topluyor. Bu imzalar Aral›k bafl›nda Meclis’e gidecek. Biz bu yasa bofllu¤unu dolduracak konuyla ilgili yasan›n ç›kmas›n› istiyoruz. Bu tarz geneti¤i de¤ifltirilmifl ürünlerin denetiminin sa¤lanmas›n› istiyoruz. Geneti¤i de¤ifltirilmifl ürünler Türkiye’ye girerken Gümrük’te yaln›zca sat›c› firman›n söylediklerine güvenmek zorunda kal›yoruz. Bu flekilde hiç araflt›rmas› olmayan ürünlerin Türkiye’de

tüketiciye ulaflmas› serbest. Ne yaz›k ki bir laboratuar›m›z bugüne kadar yoktu. TÜB‹TAK taraf›ndan bir laboratuar kuruldu. Bir tane laboratuar›n Türkiye’de yeterli olaca¤›n› düflünmüyorum. Bu ürünlerin Türkiye’ye girifli ve dolafl›m› söz konusu; bu yüzden denetlemede bir laboratuar kurulmas› gerekti¤ini düflünüyorum. Yasa ç›kt›¤›nda biraz daha rahatlayaca¤›z. Çünkü girifller denetim alt›nda olacak, daha sa¤l›kl› olaca¤›z. - Samsun halk›n›n imza kampanyas›na ilgisi nas›l? Ekolojik Yaflam Kulübünün baflka etkinlikleri oldu mu? -Kulüp ad›na bu etkinli¤i 8-9 ay önce bafllatt›k. Uluslararas› G›da Fuar›’na kat›ld›k. ‹nsanlar o fuarda çok daha ilgisizdi. Bu konu onlara çok yabanc›yd›. Yapt›¤›m›z çal›flmalar› bas›n›n yard›m›yla duyurduk. fiimdi insanlar hiçbir fley sormadan gelip imza atabiliyorlar. G›da fuar›nda 1400 imza toplad›k. Kampanyan›n genifllemesi için panel düzenledik. Paneli üniversitede yapt›k. Ama ne yaz›k ki kampüs içerisinde s›n›rl› kal›yoruz. Halka duyurmakta zorluk yafl›yoruz. Mesela halka da bu tarz bir panel düzenlenebilir. ‹nsanlar›n ilgisi çekilebilir, bilgilendirme daha fazla olabilir diye düflünüyorum. ‹nsanlar ilgisiz de¤iller, yaln›zca bilgi eksiklikleri var ama bilgilendirildiklerinde gerçekten meraklar› art›yor. ‹nsanlara ilk GDO ürünleri anlatmaya bafllad›¤›m›zda, bak›yor geri çekiliyorlar. Çünkü bir korku olufluyor. Ama bunu biz engelleyece¤iz. Tabi ki sizin deste¤inizle. Bu yasan›n ç›kmas› için çal›fl›yoruz diyoruz. O zaman insanlar seve seve destek olmak için imza at›yorlar. (Samsun)

Tasfiye yasalar› parça parça ç›kart›l›yor Türkiye’nin 81 ilinde Köy Hizmetleri ‹l Müdürlükleri Bölge Müdürlükleri, Araflt›rma Enstitüleri ve Genel Müdürlükleri de dahil 50 bin çal›flan personeliyle köylere köy yolu yap›m›, bak›m onar›m›, karla mücadele hizmetleri, sulama, içme sular›, gölet yap›m›, iskan malzeme temini yap›yor. Köylere her türlü hizmeti götüren bu kurumun çal›flan personeliyle birlikte ‹l Özel ‹daresi’ne devredilmesinin yasalar›n› haz›rlayan AKP hükümetinin as›l olarak ne yapmaya çal›flt›¤›n› iyi görmek gerekti¤ini belirten KESK’e ba¤l› Yap› Yol-Sen Samsun fiubesi Baflkan› Adem Kocao¤lu “Kamu Yönetimi Temel Kanunu TBMM’den geçti, Cumhurbaflkan› taraf›ndan 22. Maddesi geri gönderildi. Ama Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas›, Cumhurbaflkan›’n›n flerh düfltü¤ü maddeler de¤il. Bunlar ne yap›yorlar, AKP hükümeti bu yasalar› toplumsal muhalefeti veya tüm kamu çal›flanlar›n› karfl›s›na almamak için parça parça ç›kar›yorlar. Bugün Köy Hizmetleri olacak, yar›n Karayollar› olacak, ertesi gün DS‹ olacak bu flekilde bir uygulamaya gidiyorlar. Bu süreç kamu çal›flanlar›n›n ifl güvencesinin elinden al›nmas›, kamu çal›flanlar›n›n iflten at›lmas› ile gelecek ve toplu sözleflmeler olmayacak, sendikal güvenceler olmayacak” dedi.

YASAYLA GÖÇLER YO⁄UNLAfiACAK Bu ülkenin %35-40’›n›n k›rsal alanda bulunuyor olmas› aç›s›ndan düflünüldü¤ünde Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas›n›n yol çal›flmas›, sulama, gölet, kar mücadelesi vb. her türlü hizmetin art›k götürülmeyece¤i anlam›na geldi¤ini aç›klayan A. Kocao¤lu “Köyler art›k yaflan›r halden ç›kar›lacak, insanlar› art›k orada tutacak bir cazibesi de olmayacak, büyük bir göç bafllayacak. K›rsalda kendi arazisini eken biçen, orda kendi geçimini sa¤layan insanlar flehre göç edecek. Köylüye götürülen hizmetler, kurum taraf›ndan verilen sulamayla ilgili teknik donan›m›, elektrik trafosu, makinas› verilmeycek. Aç›kças› bu sald›r› bütünlüklü bir sald›r›. Sadece kamu personeli boyutuyla de¤il. Ülke nüfusunun %35-40’› köylerde kal›rken, onun d›fl›nda da bugün flehirlerdeki insanlar da köylerle hala ba¤lant›lar› devam ediyor” fleklinde ifade eden Kocao¤lu flehirlerde yaflayan halk›n köyleriyle olan feodal ba¤lar›n›n devam etti¤i; toplumsal ve üretim iliflkileriyle köylere ba¤›ml› oldu¤u gerçe¤ini vurgulayarak “Bugün flehirlerdeki insanlar›n da köyle hala ba¤lant›lar› devam ediyor. Bu devam etti¤i için ne flehirlilik kavram› ne köylülük kavram› tam olarak ortaya ç›km›-

yor, insanlar köyden de besleniyor. Ankara’da, ‹stanbul’da çal›fl›yor büyük metropollerle, Samsun gibi illerde çal›fl›yor ama bir yandan da, köylerden k›fll›k yiyece¤ini de al›yor” dedi. Arazilerin ekilmemesi, biçilmemesi, köy tar›msal alanlar›n›n terkedilmesini getiriyor. Y›llarca Köy Hizmetleri olsun DS‹ olsun daha önceden milyarlarca dolara yap›lan birikimlerle sulama tesisleri, içme suyu, kanalizasyonlar, at›l duruma gelecek. Verilen hizmetler ç›kart›lan yasayla önce ‹l Özel ‹daresi’ne devredilecek; yerelleflmesi sa¤lanarak, özellefltirilmesi kolaylaflacakt›r. Bu alanlar›n uluslararas› sermaye ve piyasalara özellefltirmelerle aç›lacak olmas› IMF’nin uygulatt›¤› politikalardan ba¤›ms›z de¤ildir. Kocao¤lu sözlerine flöyle devam etti: “Asl›nda IMF’nin son süreçte Türkiye’deki bu tekrar› stand-by anlaflmalar›nda da var. Son 3 y›ll›k Türkiye’nin yat›r›m program›na bakt›¤›m›z zaman sürekli bir k›s›tlama olaca¤› görülüyor. Köy Hizmetleri’ne genel bütçeden ayr›lan %3’lük bir pay var. Bunun yaklafl›k yüzde 80’i köylerdeki hizmetlere gidiyor. Yar›n diyecekler köy hizmetlerine pay ay›rmay›n, siz IMF’ye, DB’ye borçlar›n›z› ödeyin. IMF, DB Türkiye’de bütçe ayarlan›rken bile müdahale ediyorlar. Bunlar› yapmayacaks›n,

borçlar›n› ödeyeceksin diyebilecek.” Köy Hizmetleri’nin milyarlarca dolar eden makina park›n›n bulundu¤unu, makinalar›n›n son y›llarda yenilendi¤ini, yeni makinalar›n geldi¤ini bunlar›n iflletmesinin ‹l Özel ‹daresi’ne devredilerek buradan özel sektöre de kiralanarak yerel hizmetlerde kendi siyasetlerine yak›n köylere yap›laca¤›n› ifade eden Kocao¤lu “Bizim çal›flt›¤›m›z karayollar›nda baz› yerlerde bafllad› bu uygulama. Karayollar›n›n dozeri, grayderi var, personel çal›flt›rmamak için asgari ücretten hizmet al›m› yaparak bu makinalar çal›flt›r›l›yor. Buna benzer uygulamalar daha da artacak. fiu anda flöyle bir olay var. ‘Köy Hizmetleri herhangi bir çal›flma yürütmüyor, mazot yok’ aç›klamas›nda bulunuldu. Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nun yasalar›n› Meclis’ten parça parça ç›kararak toplumsal muhalefeti susturmaya çal›flan AKP, kamusal alan› tek tek tasfiyeyi amaçl›yor. Köy Hizmetleri’nin yerel yönetimlere devredilmesi halka ve kamu emekçilerine çok fley kaybettirecektir. Sendikal haklar ortadan kald›r›larak toplu sözleflmeler yok say›lacak. Özellefltirmenin önünü açan yerellefltirme politikas›yla halk›n ald›¤› hizmetler paral› hale getirilecektir” dedi. (Samsun)


8

5-18 Kasım 2004

8

TMLGB militanlar› yapt›klar› eylemlerle 2. Kongreyi selamlad› Elimize posta kanal› ile ulaflan bir bildiriye göre TMLGB militanlar› yapt›klar› eylemler ile 2 Kongre’yi selamlad›lar. Aç›klamada “TMLGB, Partimiz TKP/ML’nin Halk Savafl›’n› gelifltirme ve yükseltme perspektifi do¤rultusunda ve dünyada geliflen ve bafl›n› MLM partilerin çekti¤i devrim ateflini yayma do¤rultusunda 2. Kongresi’ni gerçeklefltirmifltir. Partimiz 7. Konferans›’n›n ortaya koydu¤u politik yönelim do¤rultusunda ilerleyen TMLGB, halk gençli¤ini örgütlenmede ›srarl› oldu¤unu ve gençlik cephesinde halk savafl›n› gelifltirme cüretiyle kufland›¤›n› bir kez daha ilan etmifltir” denilerek flöyle devam edildi; “Parti önderli¤inin önümüze koydu¤u politik yönelim do¤rultusunda gerçeklefltirilen 2. Kongremiz s›n›f mücadelesinde mütevazi bir ad›m olarak kavranmal›d›r. Bu mütevazi ad›m›m›z s›n›f mücadelesinin gizlenmeye, devrime olan inançlar›n köreltilmeye çal›fl›ld›¤› bir dönemde olmas› aç›s›ndan bak›ld›¤›nda ise oldukça önemli ve cüretkard›r. Bizler Kongremizle Partimizin yol göstericili¤inde devrim mücadelesinde halk gençli¤ine önderlik edece¤imizi bir kez daha ilan ediyoruz. 2. Kongremizi gerçeklefltirmifl olman›n verdi¤i güçle halk gençli¤ine sesleniyoruz. Egemen s›n›flar›n yani patron-a¤a devletinin size iflsizlik, yoksulluk, açl›k, sefalet, zulüm ve sömürüden baflka verece¤i hiçbir fley yoktur. Çünkü onlar kendi ceplerini doldurmakla, emekçilerin evlerini y›kmakla, yolsuzlukla, emperyalistlere uflakl›kla meflguldürler. Bunlar› yapabilmek için de iflçinin, köylünün ve di¤er emekçilerin kanlar›n› emerler. Yapt›klar› haks›zl›klar›, sömürüyü ve zulmü

gizlemek için yalan, demagoji ve umut tacirli¤i yaparlar. Burada sayamad›¤›m›z onlarca alçakl›klar› vard›r. Onlar toplumu kirleten batakl›klard›r. ‹çinde bulunduklar› bu batakl›klar›n bizi zehirlemesine izin vermeyelim. Gelece¤imizi kendi ellerimize almak için isyan edelim.” Bildiri, yap›lan çeflitli eylemlerin haberi ile son buluyor. “Egemen s›n›flardan hesap sorma, 2. Kongremizi selamlama ve Partimiz ve onun gençlik örgü-

tünü halk›m›z›n bilincine yerlefltirme ve halk gençli¤ini mücadeleye ça¤›rma temelinde GB militanlar› Ekim ay› boyunca çeflitli eylemler gerçeklefltirmifltir” fleklinde devam eden bildiriye göre

TMLGB militanlar›n›n gerçeklefltirid¤i eylemler flunlard›r; *2. Kongrenin ajitasyon-propagandas›na emekçi semtlerde duvar yaz›lamalar›yla baflland›. Kartal Yakac›k; Gebze Mudurnutepe, Ulafltepe ve Osmangazi; Sar›gazi ve Ümraniye’nin 1 May›s Mahallesi’nde duvarlara “TKP/ML T‹KKO” ve “TKP/ML TMLGB” imzas› at›l›rken “fian olsun 2. Kongremize”, “Yaflas›n 2. Kongremiz”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML” vb. yaz›lamalar gerçeklefltirildi. *5 Ekim tarihinde sabah 07:30 civar›nda iki ayr› yere bomba süsü verilmifl pankart ve TMLGB flamas› as›ld›. fiiflli Vergi Dairesinin duvar›na ve Edirnekap›’da bir üst geçide “fian olsun 2. Kongremize TKP/ML-TMLGB” yazan pankartlar as›lm›flt›r. *Yine 5 Ekim tarihinde saat 22:00 sular›nda bu kez ‹stanbul Anadolu Yakas›nda iki ayr› yere pankart as›lm›flt›r. Kongreyi selamlayan sloganlar›n yer ald›¤› pankartlardan biri Pendik Güzelyal› E-5 üzerine as›l›rken di¤eri Ümraniye’deki TEM otoyolu kenar›ndaki tellere as›lm›flt›r. *15 Ekim tarihinde saat 20:00 civar›nda Okmeydan›’nda Sa¤l›k Oca¤›’n›n önündeki yolu üç tarafl› trafi¤e kapatarak bir illegal kitle gösterisi gerçeklefltirildi. “Yaflas›n Partimiz TKP/ML, Halk Ordusu T‹KKO, TMLGB”, “fian olsun 2. Kongremize”, “Savafl ö¤ren ilerle, gücümüz TMLGB”, “Marks, Lenin, Mao Önderimiz ‹bo savafl›yor T‹KKO” sloganlar› at›ld›. Eylem s›ras›nda Sa¤l›k Oca¤› önündeki tellere “fian olsun 2. Kongremize TKP/ML-TMLGB” pankart› ile

Gerillalar ölmez, yaflas›n Halk Savafl› 1 Kas›m 1999’da yoldafl› Bar›fl Aslan ile birlikte flehit düflen T‹KKO Savaflç›s› Cem Ergüldü ‹zmir’de mezar› bafl›nda Partizan okurlar› ve anmaya destek veren Al›nteri Gazetesi okurlar› taraf›ndan an›ld›. 31 Ekim 2004 günü saat 13:30’da Cem Ergüldü’nün mezar›na gelen Partizan okurlar› açt›klar› “Devrim fiehitleri Ölümsüzdür” pankart›yla mezarl›k giriflinden Cem Ergüldü’nün mezar›na do¤ru “Partizanlar Ölmez Yaflas›n Halk Savafl›”, “‹brahim’den Mehmet’e Selam olsun Partiye” sloganlar›n› atarak gitti. Mezar bafl›nda Kas›m ay› flehitleri nezdinde Cem Ergüldü’yü anmak için bir araya geldiklerini belirttikten sonra tüm Devrim ve Komünizm flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunda Vartinik’te Bir Köm fliiri okundu. Ard›ndan Partizan imzal› metinle tüm dünya ve ülkemizde devrim davas›nda silah elde topra¤a düflenler selamlan›p, Cem Ergüldü nezdinde Kas›m ay›nda topra¤a düflüp ölümsüzleflen Partizanlar anlat›ld›. Ayr›ca Kas›m ay›nda flehit düflen Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤’›n mücadelesinden bahsedilirken kavgada Cemler, Mehmetler, Bar›fllar, Emeller olman›n vurgusu yap›ld›.

Ayr›ca anma öncesinde ve anma esnas›nda yo¤un flekilde kolluk güçlerinin psikolojik bask›s›na maruz kalan kitle s›k s›k “Faflizme ‹syan halka Önder Partizan”, “Gerillalar ölmez yaflas›n Halk Savafl›” sloganlar›n› atarak kolluk güçlerinin tüm bask›lar›n›n bofla oldu¤unun vurgusunu tekrar ettiler. Ve gerek Partizan metninde gerekse Cem’in yaflam› anlat›l›rken düflman›n, sevdal› yüreklerimize olan korkusundan, flehitlerimizin k›z›l kanlar›yla yarat›lan tarihimizden korkular›na de¤inilirken ‘Bu süreçte ›srar›n, cüretin, kararl›l›¤›n daha ileriye tafl›nmas›, daha ileriye taçland›r›lmas› hepimizin önünde önemli bir görevdir. Bu yüzden s›n›f mücadelesi içinde kendimizi ifade ederek, flehitlerimize sahip ç›kabilir, onlar›n an›s›n› yaflatabiliriz. Bu gün kendisine devrimciyim diyen, kurtuluflu, devrimi savunan; ‹brahim Kaypakkaya’n›n 72 Nisan program›na ba¤l› kalan, bunlara inanan her yoldafl›n devrimcinin böyle hareket etmesi gerekmektedir, bu görevdir! Bu devrime ba¤l›l›kt›r’ denildi. Kitle okunan fliirlerin ve marfllar›n ard›ndan da¤›l›rken anmaya kat›lan YDG’liler “fian Olsun 2. Kongremize”, “Gençlik Yürüyor Komsomol büyüyor” sloganlar›n› atarak TMLGB Kongresini selamlad›lar. (‹zmir)

“TKP/ML T‹KKO” ve “TKP/MLTMLGB” yaz›l› flamalar as›ld›. Militanlar eylemi sonland›r›rken havaya atefl açt›lar. Ve kontrollü bir flekilde geri çekildiler. *Yine 15 Ekim tarihinde saat 21:30 civar›nda Sar›gazi Demokrasi Caddesi’nde bir illegal kitle gösterisi daha gerçeklefltirildi. Benzer sloganlar›n at›ld›¤› kitle gösterisinde “fian olsun 2. Kongremize TKP/ML-TMLGB” yaz›l› pankart as›ld›. GB militanlar› burada da havaya atefl ederek kontrollü bir flekilde çekildi. ‹ki eylemde de as›lan pankartlar uzun süre as›l› olarak kald›. *22 Ekim Cuma günü saat 22:30 sular›nda ayn› anda dört bankamatik TMLGB militanlar› taraf›ndan molotofland›. 1. Levent’teki HSBC, Bostanc› fienesenevler’deki Vak›fbank, Ümraniye Atakent’te Yap› Kredi ve Kozyata¤›’ndaki Oyak Bank ATM’leri molotoflan›rken OYAK Bank ATM’sinin yan›na “fian olsun 2. Kongremize TKP/ML-TMLGB” yazan bir pankart b›rak›ld›. *25 Ekim tarihinde Ümraniye 1 May›s Mahallesi’nde düzenlenen gösteride caddeyi molotoflarla trafi¤e kapatan militanlar Sa¤l›k Oca¤›’n›n önündeki tellere Kongreyi selamlayan ve TMLGB ambleminin oldu¤u bomba süsü verilmifl pankart ast›lar. Militanlar çeflitli sloganlar atarak kontrollü bir flekilde çekildiler. Bildiri “Yaflas›n 2. Kongremiz”, “Savafl ö¤ren ilerle gücümüz TMLGB”, “Dünya devrimleri için halk savafl›n› gelifltir”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML, Halk Ordusu T‹KKO, Komünist Gençlik Örgütü TMLGB” sloganlar› ile son buluyor. (H. Merkezi)

“Diskette ad›n ç›kt›” davas› bafllad› DHKP-C ile iliflkisi oldu¤u ileri sürülerek NATO Zirvesi öncesinde 4 ülkede efl zamanl› olarak düzenlenen operasyonda gözalt›na al›narak tutuklananlardan 16 kifli 25 Ekim’de ilk defa mahkemeye ç›kart›ld›lar. “Diskette ad›n ç›kt›” denilerek tutuklananlar, haklar›nda hiçbir delil olmamas›na ra¤men aylard›r hukuka ayk›r› bir flekilde hapishanede tutulduklar›n› belirttiler. 12. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görülen duruflmaya getirilen Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i üyesi fiadi Özpolat, Ekmek ve Adalet dergisi Genel Yay›n Yönetmeni Gülizar Kesici tutuklanmalar›na neden olacak tüm iddialar›n çeliflkili yönlerini ortaya ç›kararak düzenlenen operasyonun ve tutuklanmalar›n›n bir komplo sonucu oldu¤unu gözler önüne serdi. ‹fadelerini veren 16 kifli iddialar› kabul etmeyerek, hepsinin as›ls›z ve hiçbir dayana¤› olmad›¤›n› belirttiler. Mahkeme, karar duruflmas› 5 Kas›m tarihine ertelendi. Mahkeme önünde TAYAD, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, ‹stanbul Gençlik Derne¤i üyeleri ile devrimci-demokrat kurumlar “Adalet istiyoruz” pankart› açarak bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› yapan Fahrettin Keskin kendisine ilericiyim, demokrat›m diyen herkesi bu komployu bozmak için mücadeleye ça¤›rd›. Keskin bu davan›n müdahili olman›n en do¤al demokratik haklar›na sahip ç›karak, kamuoyuna karfl› sorumlulu¤unu yerine getirmek oldu¤unu dile getirerek “Bu komployu bozmak için tüm gücümüzle mücadele etmeye devam edece¤iz. Hiçbir bask›, sald›r› ve hukuksuzluk bu komploya ve tüm adaletsizliklere karfl› ç›kmam›z› engelleyemeyecek” dedi. Aç›klama “Komplolar› bofla ç›karaca¤›z”, “Adalet istiyoruz” sloganlar›yla sona erdi. (‹stanbul)


8

9

5-18 Kasım 2004

Tu¤ba Gümüfl kaç›r›ld›

20 Ekim 2004 tarihinde Alman gazetecilerle görüfltükten sonra Göztepe Kavfla¤›’nda kaç›r›lan Tu¤ba Gümüfl tacize u¤rad›. Gazetecilerle görüflmesinin ard›ndan ilk olarak Kad›köy’de kaç›r›lmak istenen Gümüfl, kendisinin tepkisi ve insanlar›n sahip ç›kmas› sonucu polislerin kaç›rma giriflimini bofla ç›kartt›. Buradan dolmufla binerek yoluna devam eden Gümüfl, Göztepe Kavfla¤›’nda bindi¤i minibüs durdurularak ayn› kifliler taraf›ndan kaç›r›ld›. 2 saat süresince yüzüne sprey s›k›lan, dayak at›lan, tehdit edilen Gümüfl cinsel tacize de maruz kald›.

Kaç›r›lma olay›n›n ertesinde, Avrupa Parlamentosu Yefliller/EFA Grubu Y›ll›k Kongresi’nin yap›ld›¤› Hilton Oteli giriflinde toplanan ESP, ‹HD, SDP’li kad›nlar Tu¤ba Gümüfl’ün 1 y›l içerisinde ikinci kez kaç›r›lmas›n› protesto etti. “Tu¤ba Gümüfl yaln›z de¤ildir”, “Tacize, tecavüze karfl› örgütlü direnifl”, “Tecavüzcü devlet hesap verecek”, “Türkiye’de sistematik iflkence devam ediyor” vb. dövizlerin yan› s›ra ‹ngilizce dövizler de tafl›nd›. Grup ad›na aç›klamay› yapan ESP sözcüsü Figen Yüksekda¤ “s›n›fsal, cinsel, ulusal kimli¤ini parçalamak amac›yla özellikle kad›n bedeni hedef olarak seçiliyor. Bu ilk de¤il, son da olmayacak. Bu iflkenceciler sistematik olarak korunuyor” söylemimizin hakl›l›¤› bir kez daha ortaya ç›k›yor” dedi. “Tu¤ba Gümüfl yaln›z de¤ildir”, “‹flkenceci devlet hesap verecek”, “‹nsanl›k

onuru iflkenceyi yenecek” vb. sloganlar›n at›ld›¤› eylemin sonras›nda otele giren grup, Avrupa Karma Parlamento Komisyonu Eflbaflkan› Joost Lagendijk ve AP Yefliller EFA Grubu Eflbaflkan› Monica Frosani ile görüfltü. * 23 Ekim 2004 tarihinde de Galatasaray Postanesi önünde toplanan ESP’liler Tu¤ba Gümüfl’ün kaç›r›lmas›na iliflkin ‹çiflleri Bakanl›¤›’na faks çekti. “Sistematik iflkence devam ediyor”, “Tu¤ba Gümüfl yaln›z de¤ildir”, “‹flkenceci devlet hesap verecek” vb. dövizlerin aç›ld›¤› eylemde aç›klama yapan Figen Yüksekda¤ iflkence sistematik de¤ildir diyenlerin iflkencecilere cesaret vermekten vazgeçmesini istedi. “Tu¤ba Gümüfl yaln›z de¤ildir”, “Gün gelecek, devran dönecek, iflkenceci devlet hesap verecek” vb. sloganlar›n at›ld›¤› eylemde çekim yapan polislere de tepki gösterildi. ILPS ve EHP’nin destek verdi¤i aç›klama Tu¤ba’n›n yaflad›klar›n› içeren metinlerin postanede ‹çiflleri Bakanl›¤›’na faks çekilmesiyle sona erdi. *ESP çal›flan› Tu¤ba Gümüfl’ün ‹stanbul’da polis taraf›ndan kaç›r›larak iflkence ve cinsel tacize u¤ramas› Bursa’da bas›n

6 Kas›m’da K›z›lay’day›z YÖK’E KARfiI ‹SYANDAYIZ! 30 Ekim günü saat 13.30’da Sar›gazi SHP binas›nda Yeni Demokrat Gençlik taraf›ndan bir etkinlik düzenlendi. Etkinli¤in amac›n›n anlat›ld›¤› k›sa bir aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan bir YDG okuru fliir okudu. Daha sonra sahneye tiyatro grubu ç›kt›. ‹flçilerin örgütlenmesine dair bölümler içeren tiyatroda fliirler de okunarak örgütlenme üzerine mesajlar verildi. Ö¤renci gençli¤in de sorunlar›na de¤inilen tiyatroda mücadele etmenin gereklili¤i ve birlikte hareket etmenin önemi üzerine duruldu. Tiyatrodan sonra ara verilen etkinli¤in ikinci bölümüne devrim ve komünizm flehitleri için bir dakikal›k sayg› duruflu ile devam edildi. Etkinli¤in esas yan›n› oluflturan panel bölümüne geçildi¤inde bu bölümde lise, üniversite ve iflçi gençlik ve semt alanlar›ndan üç panelist sunum yapt›lar. ‹lk olarak semt ve iflçi alan› hakk›nda sunum yapacak panelist söz ald›. Genel olarak özellefltirme sald›r›lar›na ve bu sald›r›lar›n alanda yans›malar›na de¤inen panelist bu sald›r›lar›n ancak s›n›f bilincini kuflanarak örgütlenmeyle püskürtülece¤ini söyledi. Ard›ndan sözü üniversite alan›ndan panelist ald›. Genel anlamda gençli¤in egemenler taraf›ndan sürekli hedefinde yer alan bir kesim oldu¤unu söyleyen panelist özelde üniversite gençli¤inin ise bu sald›r›lar karfl›s›nda daha fazla muhalefeti yükseltti¤ine de¤indi. Toplumsal muhalefetin artt›¤› dönemlerde üniversitelerdeki muhalefetin de buna paralel artt›¤›n›, YÖK’ün kurulmas›n›n da böylesi bir sürece tekabül etti¤ini belirtti. Son sözü alan panelist sald›r›lar›n merkezinde emperyalizmin oldu¤unu söyledi. Liseli gençli¤in bu sald›r›larla sistemin istedi¤i insan tipini yaratmak ve ehlilefltirmek anlam›nda her zaman hedefte oldu¤unu söyleyerek mücadelenin büyütülmesi gerekti¤ini vurgulad›. Panelist sald›r›lar›n püskürtülmesini örgütlenerek sa¤layabilece¤imize, Liseli Ö¤renci Birliklerinin öneminin bu anlamda öne ç›kt›¤›na ve 6 Ka-

s›m’da alanlarda olman›n gereklili¤ine dikkat çekti. Panel bölümünden sonra ç›kan müzik grubunun söyledi¤i marfl ve türkülere kat›l›mc›lar da efllik ettiler. Çekilen halaylarla artan coflku ile 6 Kas›m’da K›z›lay’da bu coflkunun tafl›naca¤›n›n mesaj› verilerek etkinlik bitirildi. (‹stanbul) ÇUKUROVA’DA YÖK’e VE TASARIYA KARfiI YDG EYLEMLER‹ Halen Meclis’te görüflülen YÖK Yasa Tasar›s›’n› protesto etmek ve 6 Kas›m K›z›lay eylemine ça¤r› amaçl› 30 Ekim’de Mersin, Tarsus ve Adana’da Yeni Demokrat Gençlik bas›n aç›klamas› yapt›. *30 Ekim Cumartesi günü saat 12:30’da Mersin Taflbina önünde toplanan YDG’liler “6 Kas›m’da Ankara’ya, YÖK’ten hesap sormayaYDG” imzal› pankart açarak bas›n aç›klamas› yapt›lar. Grup ad›na aç›klamay› okuyan Sinan Elitemiz, “12 Eylül 1980 darbesi, on y›llar›n mücadelesiyle kazan›lm›fl haklar›n bu darbeyle birlikte bir bütün olarak ortadan kald›r›lmas›n› hedeflemifltir. Ve buna uygun politikalar, örgütlenmeler yapm›flt›r. Bunlardan biri de YÖK’tür. Bugün de YÖK Yasa Tasar›s›’yla AKP hükümeti bu kuruma yeni bir çehre kazand›rmak istemektedir. Üniversitelerde birçok sorunun kayna¤› YÖK’tür. Bu kuruma karfl› koymak, tav›r belirlemek an›n en önemli görevidir. Dünü elimizden alan ve gelece¤imize göz diken YÖK’e karfl› Ankara’da gücümüzü birlefltirelim” dedi. Aç›klamada “Yaflas›n demokratik halk üniversiteleri”, “Ceza ‹nfaz Yasas›’na hay›r”, “Katil ABD, Ortado¤u’dan defol” dövizleri tafl›n›rken s›k s›k “YÖK kalkacak, polis gidecek üniversiteler bizimle özgürleflecek”, “YÖK’e hay›r” sloganlar› at›ld›. Eylemin ard›ndan YDG imzal› kufllamalar yap›ld›. (Mersin)

aç›klamas› yap›larak protesto edildi. 22 Ekim Cuma günü Ahmet Vefik Pafla önünde EKB, ESP taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›na DEHAP, SDP, Partizan kurum temsilcileri destek verdiler. Aç›klamay› EKB Bursa temsilcisi Beycan Taflk›ran yapt›. Taflk›ran, “bundan yaklafl›k 6 ay önce yine kaç›r›larak iflkence gören Tu¤ba Gümüfl adl› arkadafl›m›z iki gün önce sivil polislerce bir kez daha zorla bir arabaya bindirilerek gözleri ba¤lanm›fl ve götürüldü¤ü ›ss›z yerde yo¤un iflkence ile cinsel taciz sald›r›s›na maruz kalm›flt›r. Polislerce öldürülmekle tehdit edilen ve sürekli küfür ve hakaretlere maruz kalan Gümüfl bindirildi¤i arabada ve b›rak›ld›¤› yerde saatlerce psikolojik ve fiziksel iflkenceyle yüzyüze kalm›flt›r. AB safsatalar›na, sahte özgürlük vaatlerine, demokratikleflme palavralar›na karfl› gerçek özgürlük ve demokrasi için sosyalist, ilerici kad›nlar olarak mücadelemizi büyütece¤imizi vurguluyoruz” dedi. “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Tecavüzcü devlet halka hesap verecek”, “Tu¤ba Gümüfl yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› atarak eylem sona erdirildi.

BURSA BÜROMUZA BASKIN 22 Ekim günü ‹flçi-Köylü Bursa bürosu polis taraf›ndan bas›larak arama yap›ld›. Gerekçe olarak Yeni Demokrat Gençlik dergisinin özel say›s›, “YÖK ve Yeni YÖK Yasa Tasar›s›na Karfl› 6 Kas›m’da K›z›lay’da Cüreti Kuflan ‹syan› Her Tarafa Yay” afifli gösterildi. 12 Eylül askeri darbesinin “onuru” olan YÖK, halk gençli¤ine faflist uygulamalar› dayatmak için kurulmufltur. Bu faflist uygulamalara karfl› isyan etmekse her onurlu insan›n hakk›d›r. Ancak TC devleti onursuzlu¤u dayatmak için faflist bask›lar›n› devam ettirmektedir. TC mahkemeleri faflist sisteme muhalif olanlara öyle h›zl› çal›flmaktad›r ki ayn› gün içinde hem toplama karar› hem de arama karar›n› büromuz için ç›karm›flt›r. Büroda bulunan afifllere ve pullara el koyarak büro temsilcimizle birlikte emniyete götürmüfllerdir. Temsilcimizi emniyette iki saat tuttuktan sonra serbest b›rakm›fllard›r. Zalimlerin zulmüne karfl› isyan etmek meflru hakk›m›zd›r. Faflist bask›lara karfl› boyun e¤meyecek, hakl› davam›z›, mücadelemizi sonuna kadar sürdürece¤iz. (Bursa)

ILPS, 2. KONGRE’YE ÇAĞRI YAPTI 10-14 Kas›m tarihleri aras›nda Hollanda’da yap›lacak olan ILPS 2. Kongresi’nin Türkiye’deki haz›rl›klar›n› yapan ILPS Türkiye Seksiyonu 23 Ekim 2004 tarihinde Belediye-‹fl Sendikas›’nda düzenledi¤i toplant›yla 2. Kongrenin önemini anlatarak, kuruldu¤u 2001 y›l›nda itibaren bugüne kadar ILPS’nin uluslararas› çal›flmalar›n› aktard›, Türkiye’deki DKÖ’lere de kat›l›m ça¤r›s› yapt›. “Emperyalist ya¤ma ve savafla karfl› özgürlük ve demokrasi için halklar›n dayan›flmas›n› ve mücadelesini gelifltir” yaz›l› pankart›n as›ld›¤› toplant›da konuflmac›lardan Belediye ‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm ILPS’nin 40 ülkeden 200 DKÖ temsilcisinin kat›l›m›yla 2 y›ll›k bir çal›flma sonucu 2001 y›l›nda Hollanda’da emperyalizmin uluslararas› sald›r›lar›na karfl› gelifltirilen bir mücadele mevzisi olarak kuruldu¤unu belirtti. ILPS Türkiye Seksiyonu aktivisti Aliyah Elisabeth Brunner ise 2. Kongreye Türkiye’den de genifl bir kat›l›m sa¤lamak amac›yla hemen hemen tüm Demokratik Kitle Örgütlerine giderek bu kurumlara ILPS’nin amac›n› anlatt›klar›n› ve ald›klar› olumlu tepkileri aktard›. Brunner, önümüzdeki süreçte yap›lmas› planlanan çal›flmalardan bahsederek 2. Kongrede raporlar›n› sunacak olan çal›flma gruplar›n›n faaliyetlerine de k›saca de¤indi. Toplant› soru cevap bölümüyle sona erdi.


10

5-18 Kasım 2004

8

Tecrit ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik hangi ihtiyaçtan do¤du?

Devletin 12 Eylül’den bugüne kadar sisteme muhalif insanlara ve demokratik kurumlara karfl› yo¤unlaflt›rarak sürdürdü¤ü tecrit politikas›, her dönem de¤iflik biçimlerde devam ettirildi. ‹deolojik tecrit de diyebilece¤imiz bu politika, devrimcileri önce birbirlerinden, daha sonra halktan; halk› ise ilerici inanç ve de¤erlerinden soyutlama olarak yans›d›. Ki, amaç mevcut sisteme de¤erleriyle, inançlar›yla alternatif sunan muhalif insanlar›n biraraya gelip seslerini daha güçlü ve yapt›r›m gücü olacak flekilde duyurmalar›n›n önüne geçilmesiydi. Bu sald›r›n›n ilk hedefi de hapishaneler oldu. Tecrit ve izolasyon politikas› önce buralarda ad›m ad›m uygulamaya konuldu. En son 19 Aral›k Katliam› sonras› F Tipi sald›r›s›yla somutlanan bu politika dört y›ld›r da yo¤unlaflt›r›larak sürdürüldü/sürdürülüyor. Devrimci ve komünist tutsaklar, sald›r›ya bedenlerini barikat yaparak Ölüm Orucu direnifli ile cevap verdi. Bugüne kadar 117 flehit ve yüzlerce gazi verilerek F Tipi tecrit ve teslimiyete direniflle yan›t olan tutsaklar ve yak›nlar›-aileleri bu sald›r›y› önemli oranda gerilettiler. Bugün getirilmek istenen Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n içeri¤i dikkate al›n›rsa bu ya-

san›n, ayn› zamanda devrimci tutsaklar›n teslim al›namad›¤›n›n ve aralar›ndaki dayan›flmay›, örgütlülü¤ü inad›na daha da güçlendirerek tecriti parçalad›klar›n›n en bariz itiraf› oldu¤u görülür. Öyle ki onca sald›r›lar›na, onca tecriti a¤›rlaflt›rma çabalar›na ra¤men tutsaklar örgütlü bir flekilde direnifllerini sürdürdüler/sürdürüyorlar. ‹flte bu yüzden devlet yeni politika aray›fllar›na girdi. Devletin devrimci tutsaklar›n iradesi karfl›s›nda bir diz çökmesi olarak da görülebilecek Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n ayn› zamanda toplumsal olarak da ciddi bir sald›r›y› içermesi boyutuyla bu sald›r›ya karfl› çeflitli partilerden, demokratik kurumlardan yükselen sesleri ve hareketlilikleri birlefltirmek, F Tipi tecrit ve izolasyona karfl› güçlü karfl› koyufllar örgütleyebilmek amac›yla çeflitli giriflimler yap›ld›. Bu sald›r›ya karfl› güçlü bir Birlik oluflturmak önemli bir tav›r olacakt›. Bu nedenle TUYAB (Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i), öncelikle di¤er aile örgütlülüklerine (TUAD-TAYAD) Birlik’te hareket etmek için bir ça¤r› yapt›. Bunun yan›nda siyasi partilere, sendikalara ve çok say›da demokratik kitle örgütüne de ça¤r›larda bulundu. Bu çabalar sonucu

oluflturulan Tecrit ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik, ilk olarak Taksim Gezi Park’ta bir eylem düzenleyerek kuruluflunu ilan etti. Daha sonra birçok yerde eylem düzenleyerek Yeni ‹nfaz Yasas›’yla getirilmek istenen sald›r›lar hakk›nda kamuoyunu bilgilendirdi. Birlik içerisinde Ankara eylemine kadar yer alan TUAD, Birlik’ten çekilirken di¤er bir aile örgütlülü¤ü olan TAYAD, en bafl›ndan Birlik’te yer almayacaklar›n› belirtti. Tecrit ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik, devrimci tutsaklar›n içerdeki direniflini d›flar› aya¤› ile güçlendirmek, ayr›ca bu sorunun tek bafl›na tutsaklar›n ve tutsak yak›nlar›n›n sorunu olmad›¤›n› belirterek toplumun tüm duyarl› kesimlerine genifllemek perspektifiyle hareket ediyor. Ve flu anda 25 bileflenden olufluyor. Birli¤i oluflturan kurumlar flunlar; TUYAB, Partizan, Tohum Kültür Merkezi, YDG, ESP, SGD, DHP, ÖMP, Devrimci Hareket, ‹flçi Mücadelesi,

Halk Kültür Merkezleri, Proleter Devrimci Durufl, BDSP, ESM, SDP, EHP, ‹HD, ÇHD, 78’liler Vakf›, Köz, Enerji Yap› Yol-Sen, Tuzla Deri-‹fl, PSAKD Kad›köy fiubesi, PSAKD Esenler fiubesi, Tuncelililer Derne¤i Kad›köy fiubesi. Birlik, flu anda kamuoyunu yasa ile ilgili ayd›nlatmak ve hapishanelerde uygulanan tecriti protesto etmek amac›yla her Pazar günü Galatasaray Postanesi önünde saat 12:00’de periyodik eylemlerini sürdürüyor. Ayr›ca Birlik, 19 Aral›k katliam› protestosu ile ilgili bir miting gerçeklefltirmeyi hedeflediklerini de aç›klad›. Bunun yan›nda ‹stanbul’un merkezi yerlerinde standlar açarak imza toplamay› ve soruna karfl› duyarl›l›k yaratmay› amaçl›yor. Bu düzlemde Birlik, hareketlili¤ini sürdürüyor. Ve toplumun özünde ideolojik tecrite ve bunun bir parças› olan hapishanelerdeki tecrit ve izolasyona tav›r almak isteyen her kurumu, Birlik’e davet ediyor.

Her Pazar Galatasaray’da! 29 Ekim sebebi ile Türkiye’deki pek çok hapishanede yap›lan aç›k görüflün tutsaklara yap›lan bask›lar›n tutsaklarca kabul edilmeyip geri püskürtülmesi üzerine Kand›ra F Tipi Hapishanesi’nde yap›lmamas› üzerine biraraya gelen Tecrit ve Ceza ‹nfaz Yasas› Karfl›t› Birlik üyeleri 31 Ekim Pazar günü Taksim Galatasaray Lisesi önünde ellerinde “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur”, “Analar›n Öfkesi Katilleri Bo¤acak”, “Devrimci ‹rade Teslim Al›namaz” yaz›l› dövizlerle bas›n aç›klamas› yapt›. Kitle ad›na bas›n metnini okuyan sözcü “Mevcut tasar› yasalaflmadan bafllayan bu uygulamalar yasan›n yürürlü¤e girmesiyle daha da artarak devam edecektir.... Bu konuda herkesi bu tasar›ya karfl› ç›kmaya ve eylemlerimize destek vermeye ça¤›r›yoruz” dedi ve bundan sonra her Pazar her saatte tecriti ve yeni yasay› protesto için Galatasaray Lisesi önünde buluflma ça¤r›s› yapt›. Kitle daha sonra 5 dakikal›k sessiz oturma eylemine ça¤›r›ld›. Bu süre boyunca da susmayan kitle sloganlar›na devam etti. Oturma eylemini bitiren kitlede temsili olarak tek tip elbise giyenler “Tecrite Tek Tipe Hay›r” sloganlar› eflli¤inde üzerlerindeki tek tip elbiseleri parçalayarak att›lar. (‹stanbul)

Yeni Ceza İnfaz Yasası’na dur de! ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik Meclis’te görüflülmekte olan Ceza ‹nfaz Yasas›’n› protesto etmek için her Cumartesi yapt›¤› eylemlerine devam ediyor. Cumartesi eylemleri d›fl›nda 21 Ekim Perflembe günü Buca Hapishanesi önünde bir araya gelen ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik bileflenleri yap›lan aç›klamayla; Yeni ‹nfaz Yasas›’yla iflkencenin, kötü flartlar›n sadece siyasi mahkumlar› de¤il adli mahkumlar› da etkiledi¤ini belirterek Buca isyan›ndan sonra F tiplerine gönderilen adli mahkumlar›n maruz kald›¤› iflkenceden bahsetti. Ziyaret günü olmas› nedeniyle orada bulunan mahkumlar›n aileleri de eyleme destek verdi. 23 Ekim Cumartesi günü Kemeralt› Girifli’nde biraraya gelen Tecrit Karfl›t› Birlik ad›na yap›lan aç›klamada Buca’da yaflanan isyana, mahkumlar›n hakl› taleplerine de¤inilirken F tipi tecritinin 5 y›lda 117 cana, 600 sakat tutsa¤a mal oldu¤u ve son dönemlerde ise Sincan-Tekirda¤ ve

Kand›ra Hapishanelerinde yap›lan “gökyüzüne de tecrit” ad› verilen havaland›rma duvarlar›n›n yükseltilmesi ve üzerlerine tel örgü çekilmesinin sessiz ölümleri art›raca¤›n› belirtti. Eylem esnas›nda polisin eylemcileri kameraya çekmesine müdahale eden eylemcilerle polis aras›nda yaflanan tart›flmalar›n ard›ndan, çevre halk›na seslenilerek “demokratikleflen Türkiye’nin” kolluk güçlerinin ne kadar demokratikleflti¤inin görülmesi gerekti¤i anlat›ld›. Birlik 30 Ekim Cumartesi günü saat 18:00’de biraraya gelerek yapt›¤› aç›klamada da “12 Eylül’ün koyu karanl›k y›llar›n›n mahpushanelerde sembolü haline gelen tek tip elbise dayatmas› yeniden hayata geçirilmek istenmekte. Ancak biz ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik olarak; gerek Ceza ve Tedbirlerin ‹nfaz› Hakk›nda Kanun Tasar›s›na gerek de mahpushanelerde sürmekte olan insanl›k d›fl› uygulamalara sessiz kalmayaca¤›z” dedi.

Eylem sloganlarla son buldu. ‹zmir’de Ceza ‹nfaz Yasas›’na, Tecrite karfl› bir araya gelenlerin oluflturdu¤u ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi siyasi partileri (DEHAP, SDP, EMEP) çeflitli kitle örgütlerini, bas›n kurulufllar›n› ziyaret ederek kendisini tan›tt›, Ceza ‹nfaz Yasas› ve hapishanelerle ilgili bilgilerin bulundu¤u dosyalar› da¤›tt›.

Cezaevi ‹nisiyatifi ilk eylemini tasar›y› protesto etmek için Konak Postanesi önünde bir araya gelerek yapt›. Burada yap›lan aç›klaman›n ard›ndan ‹zmir Cezaevi ‹nisiyatifi (‹C‹) üyeleri tasar›n›n geri çekilmesi ve ça¤dafl bir infaz yasas› haz›rlanmas› taleplerini içeren bini aflk›n dilekçeyi hükümete gönderdiler. (‹zmir)


11

8

5-18 Kasım 2004

Tecrit karfl›t› sesler dinmeyecek! HÖC’den tabutlu eylem!

*26 Ekim Sal› günü Taksim Gezi Park’ta tecrite ve yeni ceza infaz yasas›na karfl› ‹HD ‹stanbul fiubesi bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›nda k›sa bir konuflma yapan Eren Keskin geçen günlerde AB sürecinden ötürü R. Tayyip Erdo¤an’›n sözlerine ithafen “Cezaevlerinin durumunu iyi görürken flimdi AB süreci diye sa¤l›ks›z koflullar›n zaten iflkenceden farks›z oldu¤unu kabul ediyorsunuz. Ancak düzeltme diye istenen fley yani tecrit ve a¤›r izolasyon koflullar›n›n zaten derinleflmifl bir iflkence oldu¤unu saklayamazs›n›z” dedi. Daha sonras›ndan bas›n metnini okuyan ‹HD Yönetim Kurulu Üyesi Huri Vayiç yeni yasan›n getirdi¤i tek tip elbise, zorunlu çal›flt›r›lman›n sak›ncalar›n› anlatt›. Kitle s›k s›k coflkulu sloganlar att›. Bas›n aç›klamas› temsili olarak tek tip elbise giymifl iki kiflinin üzerlerindeki elbiseyi “Biz bunu kabul etmeyece¤iz” diyerek y›rtmas›yla son buldu. (H. Merkezi) *30 Ekim 2004 tarihinde Kartal Tecrit Karfl›t› Birlik (Tuzla Deri-‹fl, Limter‹fl, E¤itim-Sen, Emekli-Sen, Partizan, DHP, EKB, ESP, BDSP, Kurtulufl) Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na karfl› bas›n aç›klamas› yapt›. Kartal Tren ‹stasyonu önünde toplanan grup açm›fl olduklar› Kartal Tecrit Karfl›t› Birlik pankart› ve sloganlar›yla Kartal Meydan›’na kadar yürüdü. Kartal Meydan›’nda Birlik ad›na bas›n aç›klamas›n› Tuzla Deri-‹fl fiube Baflkan› Hasan Sonkaya okudu. Sonkaya; “AKP hükümeti bir taraftan AB uyum yasalar›ndan, demokrasiden bahsederken di¤er taraftan yeni sald›r› paketleri haz›rl›yor. Hapishanelerdeki tutsaklara dönük tek tip elbise uygulamas› ve zorunlu çal›flmay› dayatanlar, iflçi ve emekçilere dönük 2821-2822 say›l› yasalar› ve 12 Eylül anayasas›ndaki sald›r›lar› tekrar gündeme getiriyor. Hastane ve okullar› özellefltirerek halk›n e¤itim ve sa¤l›k hakk›n› gasp ediyorlar. Bu sald›r›lar yaflam›m›z› içerde ve d›flar›da hücrelefltirmek içindir” dedi. (Kartal)

*Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’na karfl› Bursa’da 27 Ekim günü saat 13.30’da Ahmet Vefik Pafla tiyatrosu önünde bir araya gelen ‹HD, Partizan, ESP, DEHAP, SDP, EKB ve Devrimci Proleter Gençlik bu anti-demokratik yasa tasar›s›n›n geri çekilmesini istedi. Kurumlar “Tecrit ve Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’na hay›r” pankart›n› açt›lar ve “Tek Tip Elbiseye Hay›r” önlüklerini giyerek bu anti-demokratik yasa tasar›s›n› alk›fllarla protesto ettiler. Aç›klamay› kurumlar ad›na ESP temsilcisi Serpil Arslan okudu. Arslan: “fiu an Meclis Alt Komisyonu’nda bekleyen yeni sald›r› konseptinin oda¤›na devrimci direnifl iradesinin mutlak ortadan kald›r›lmas› koyulurken, direnifl biçimleri yasa ve yapt›r›mlarla tasfiye edilmek isteniyor” dedi. Kitle eyleme tecrit ve yasa karfl›t› sloganlar atarak destek verdi. (Bursa) *25 Ekim Pazartesi günü saat 13:00’de Yüksel Caddesi’nde bir araya gelen Partizan, Al›nteri, ESP, BDSP, Kald›raç, SDP, DHP kitlesi yasay› protesto etti. Aç›klamada konuyla ilgili bas›lan 5 bin bildirinin de oldu¤u belirtilerek; Tecrit ve izolasyonun zamana yay›lm›fl kans›z öldürme oldu¤u, hapishanelerin parmakl›kl› fabrikalara dönüfltürülece¤i vurguland›. Bunlara karfl› toplumun d›flardaki hücrelerini sarsmas› gerekti¤inin de belirtildi¤i aç›klaman›n ard›ndan kitle toplu flekilde Yüksel Caddesi’nde bildiri da¤›t›m› yapt›. (Ankara) *Mersin’de 27 Ekim Çarflamba günü Partizan ve ESP taraf›ndan yap›lan bir eylemle Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› protesto edildi. Saat 12:30’da Tek Tip Elbise giyen ve kafalar›na hücre maketleri takan 4 kifli bal›k pazar›ndan bafllayarak Tafl Bina önüne kadar ajitasyon ve teflhir konuflmalar› yapt›lar. Eylemin sonunda eylemciler maket hücreleri parçalayarak eylemi bitirdiler. (Mersin)

Ölüm Orucu’nun 5. y›l›nda Haklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC) taraf›ndan Dersim’de bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Saat 13:30’da bir araya gelen kitle polis taraf›ndan engellenmek istendi. Fakat kitlenin ›srar› üzerine Adliye Binas› önünde bas›n aç›klamas› okundu. Dersim Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i üyesi Ali Demir taraf›ndan okunan bas›n metni s›k s›k sloganlarla kesildi. Yaklafl›k 20 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan Adliye binas› önüne marfllar eflli¤inde tabutlar b›rak›ld›. Son olarak Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’nden 2 kiflinin savc›l›¤a suç duyurusunda bulunmas›yla eylem noktaland›. Dersim ‹flçi-Köylü Okurlar› HÖC’DEN BASIN AÇIKLAMASI Ölüm Orucu’nun 5. y›ldönümünde HÖC, Samsun Adliyesi önünde bas›n aç›klamas› yaparak 117 ölümün sorumlular› hakk›nda suç duyurusunda bulundu. 117 Ölüm Orucu flehidini temsilen omuzlar›nda tabutlar tafl›yan ve al›nlar›na k›z›l bantlar takan kitle “Yaflas›n Ölüm Orucu direniflimiz” vb. sloganlar atarak Adliye

önüne kadar yürüdü. Yap›lan aç›klamada Ölüm Orucu’nun 60. gününde “Hayata dönüfl operasyonu” ad› alt›nda 20 hapishaneye ayn› anda sald›rarak 28 tutsa¤›n katledildi¤i ve yüzlercesinin yaraland›¤›ndan bahsedilerek bu durumdaki tutsaklar›n ayn› günde henüz inflaat halindeki F tipi hücrelere tafl›nd›¤› hat›rlat›ld›. HÖC temsilcisi Günefl Erdemir “Bu büyük direnifl bugün 5. y›l›na giriyor, geride 117 ölüm, 500’den fazla sakat kald›. Bugün tam 4 y›l› geride b›rakt›. Biz bugün ölümlere dur demek ve bugüne kadar öldürülen 117 insan›n hesab›n› sormak için buraday›z” dedi. Yo¤un sivil polis ablukas›nda okunan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan suç duyurusunda bulunan 7 kifli savc›l›¤a dilekçelerini verdi. HÖC, 30 Ekim günü saat 13:00’de AKP Samsun Merkez ‹lçe binas› önünde devam eden Ölüm Oruçlar›n›n 5. y›l› nedeni ile bir eylem yapt›. AKP önünde okunan bas›n metninin ard›ndan 117 ölümü temsil eden tabutlarla birlikte binan›n önüne k›rm›z› boya döken HÖC’lüler ard›ndan eyleme son verdiler. (Samsun)

✔K›r›klar’da Tahliyeler Bafllad›

20 Ekim Çarflamba günü Buca K›r›klar F Tipi Hapishanesinde saat 21:00 s›ralar›nda bafllayan tahliye haberini alan aileler hapishane önünde z›lg›tlarla tutsaklar› karfl›lad›. ‹HD, TAYD-DER, DEHAP ve Göç-Der yöneticilerinin de içinde yer ald›¤› grupta karfl›lama an›nda duygusal anlar yafland›. Tahliyelerin ard›ndan Buca K›r›klar F Tipi Hapishanesi önünde bir aç›klama yapan TAYD-DER ‹zmir fiube Baflkan› Zeynel De¤irmenci “Bir dava u¤runa y›llard›r dört duvar aras›nda mücadeleyi omuzlar›nda tafl›yan bu arkadafllar›m›z bizim onurumuzdur” dedi. Tahliye edilenlerden 7 kifli askerlik sorunlar› oldu¤u gerekçesi ile Buca Jandarma Komutanl›¤›na götürüldü. Önümüzdeki günlerde 78 kifliden geriye kalanlar›n da tahliye edilece¤i ö¤renildi. (‹zmir)

✔Gazi Mahallesi’nde bildiri da¤›t›m›

Gazi Mahallesi Partizan okurlar› olarak devletin F tiplerindeki tecritini daha da a¤›rlaflt›ran Yeni ‹nfaz Ceza Yasa Tasar›s› ile ilgili Umut Yay›mc›l›k’›n ç›karm›fl oldu¤u Partizan imzal› 1000 kadar bildiriyi da¤›tt›k ve yaklafl›k 500 kadar pullamay› yapt›k. Pazarc›lar›n bildiriye ilgisi küçümsenmeyecek derecedeydi. Ayr›ca merkezi yerlerde de pullama yap›lm›flt›r. Yürüttü¤ümüz bildiri ve pullama faaliyeti ile Yeni ‹nfaz Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n hakl› ve meflru olmad›¤› mahalle özgülünde tekrar vurgulanm›flt›r. Gazi Mahallesi ‹flçi-köylü okurlar›

✔‹syan›n ard›ndan iflkence partisi!

15 Ekim’de Buca Kapal› Hapishanesi’nde adli mahkumlar taraf›ndan kötü koflullar›n düzeltilmesi talebiyle ç›kar›lan isyan›n sorumlusu olarak gösterilen Mahir Bulut adl› hükümlünün ailesi yapt›¤› aç›klamayla o¤ullar›n›n iflkenceye maruz kald›¤n› duyurdu. 22 Ekim Cuma günü ‹zmir ‹HD’de bir bas›n aç›klamas› yapan Mahir Bulut’un ailesi hapishanede ç›kan isyan›n ard›ndan o¤lunun K›r›klar F Tipi Hapishanesi’ne sevk edildi¤ini hat›rlatt›. O¤lunun isyan›n tetikçisi olarak lanse edildi¤ini oysa sadece insani taleplerini dile getirdi¤ini vurgulayarak onun K›r›klar’a götürülmeden bir gece önce iflkencecilerin söylemiyle “Veda Partisi” düzenlenerek iflkenceye maruz kald›¤›n› anlatt›. Aile mahkemeye baflvurduklar›n› ancak buradan bir sonuç ç›kmazsa A‹HM’e gideceklerini söyledi. (‹zmir)


5-18 Kasım 2004

12

8

“SSK’y›, Köy Hizmetleri’ni satt›rmayaca¤›z” istenmesinin, e¤itimin özellefltirilmeye çal›fl›lmas›n›n sosyal devleti tasfiye etmek oldu¤unu ve bunun zenginler yaflas›n fakir olan emekçiler çile çeksin demek oldu¤unu söyledi. Kitle “Kurtulufl Yok Tek Bafl›na Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Emekçiler Yürüyor Direnifl Büyüyor” sloganlar› eflli¤inde eylemlerini bitirdiler. (‹stanbul)

* Efendilerinin direktifleri do¤rultusunda özellefltirme çal›flmalar›na h›z veren AKP hükümeti TEKEL, TÜPRAfi, PETK‹M vb iflletmelerin d›fl›nda flimdi de gözünü SSK’lara dikti. Hükümet kamu kurum ve kurulufllar›na ait sa¤l›k birimlerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredilmesine dair kanun tasar› tasla¤›n› haz›rlad›. Bu tasla¤a göre bütün Bakanl›klar ile bunlara ba¤l›, ilgili veya iliflkili kurulufllar› ve TBMM, Cumhurbaflkanl›¤›, TSK, Üniversiteler ile mahalli idareler hariç olmak üzere bütün kamu kurum ve kurulufllar›n› kaps›yor. Bu taslak kanunlafl›rsa kamu kurum ve kurulufllar›na ait hastaneler, kurum tabiplikleri, sa¤l›k evleri, sa¤l›k ocaklar›, sa¤l›k merkezleri, dispanserler ile sa¤l›k hizmeti sunan bütün birimleri buralarda çal›flan personel, tafl›n›r ve tafl›nmaz mallar, araç, gereç, malzeme, demirbafl, tafl›tlar her türlü hak ve yükümlülükleri ve bütçe ödenekleriyle birlikte bedelsiz olarak Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredilecek. AKP Hükümeti’nin esas amac› SSK’n›n 148 hastanesi, 212 dispanseri, 202 sa¤l›k istasyonu, 3 a¤›z ve difl sa¤l›¤› merkezi, 6 dispanser/a¤›z ve difl sa¤l›¤› merkezi, 2 dispanser ve hemodiyaliz merkezine el koymakt›r. Öz olarak sa¤l›¤›n özellefltirilmesi yönünde at›lan bu ad›m, AB ilerleme raporunda da yer verildi¤i gibi bir an önce özellefltirmelerin yap›lmas›n› ön görmektedir. Bu yasaya karfl› D‹SK’e ba¤l› sendikalar çeflitli eylemler gerçeklefltirdiler. Bu eylemlerden biri 22 Ekim günü Göztepe SSK Hastanesi önünde yap›ld›. Saat 12:00’de “SSK halk›nd›r sat›lamaz” D‹SK imzal› pankart açarak Acil Servis önüne gelen D‹SK’lilere çok say›da hekim ve sa¤l›k çal›flan› da kat›ld›. Eyleme Halkevleri de destek verdi. “AKP halka zararl›d›r”, “‹flçi memur el ele genel greve”, “Paras›z e¤itim, paras›z sa¤l›k” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde bir konuflma yapan D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi; “SSK hastanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devriyle daha kaliteli hizmet getireceklerini söylüyorlar. Bu büyük bir yaland›r. Bu oyunu bozaca¤›z” dedi. Çelebi ayr›ca hükümeti uyararak “Bizim mal›m›z› devretmelerine asla izin vermeyece¤iz. Hü-

kümet elini hastanelerimizden çeksin, çekmezse biz çektirmesini biliriz” fleklinde konuflmas›n› sona erdirdi. SSK hastanelerinin önünde kurulan çad›rlar›n duyurusunun yap›lmas›ndan sonra bas›n aç›klamas› sona erdirildi. (Kartal) * 27 Ekim Çarflamba günü PERPA önünde toplanan, sendika konfederasyonlar›n›n oluflturdu¤u Emek Platformu, SSK’lar›n ve Köy Hizmetleri’nin tasfiyesine ve özellefltirilmek istenmesine karfl› yapt›¤› bas›n aç›klamas›n› adeta bir mitinge çevirdi. KESK ve Türk-‹fl’in örgütledi¤i aç›klamada Haber-‹fl, Birleflik Metal-‹fl, Belediye‹fl, Genel-‹fl, Yol-‹fl, Türk Metal Sendikas›, Teksif Sendikas› Bak›rköy fiubesi, Tek-G›da-‹fl, Tuzla Deri-‹fl, Tüm-Tis, SES, TMMOB, ‹stanbul Tabipler Odas›, Halkevleri, EMEP ve ESP’nin kat›l›m›yla kitle say›s› bini aflt›. Yürüyüfl boyunca s›k s›k “SSK halk›nd›r sat›lamaz”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›n› atan kitle PERPA’n›n önünden Okmeydan› SSK Hastanesi’nin önüne geldi. Burada toplanan kitle çeflitli sloganlarla hastane çevresindeki halk›n da dikkatini çekti. Türk-‹fl ad›na konuflma yapan E¤itim Sekreteri Mustafa Türker “Bu mücadele hastaneler bizim olana kadar devam edecek” derken ard›ndan söz alan KESK Genel E¤itim Sekreteri Güven Gerçek “AKP tüm emekçilere savafl açm›flt›r. Bu ülkede 70 milyon insan var diyorlar, evet var ve bunun % 95’ini emekçiler oluflturuyor. Ama onlar DTÖ ve IMF’nin programlar›n› bir bir uyguluyorlar. Birli¤imiz önemlidir, bu sald›r›y› püskürtecek güç birliktir” dedikten sonra herkesi 2 Kas›m’da SSK Göztepe Hastanesi’nin önünde yap›lacak bas›n aç›klamas›na ça¤›rd›. En son konuflma yapan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi SSK’lar›n ve Köy Hizmetleri’nin bu flekilde kapat›lmak

* SSK hastanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devri ile ilgili yasa tasla¤›na karfl› ç›kan D‹SK 21 Ekim 2004 tarihinde SSK Okmeydan› Hastanesi önünde toplanarak bir devrim tasla¤› gibi yans›t›lan yasa tasar›s›n› protesto etti. Yaklafl›k 1000 kifli “Sa¤l›k hakt›r sat›lamaz” yaz›l› pankart açarak “Vur vur inlesin Recep Tayyib dinlesin”, “Hükümet yasan› al bafl›na çal” vb. sloganlar att›. KESK, ‹TO ve Türk-‹fl’in kat›ld›¤› eyleme pek çok sendika ve meslek odalar› üyeleri destek verdi. D‹SK Baflkan› Süleyman Çelebi, Maliye ve Sa¤l›k Bakanlar›n›n SSK hastanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na ba¤lanmas› yönündeki aç›klamalar›n› k›nayarak baz› gazete ve televizyonlarda bunun bir devrim olarak nitelendirilmesini elefltirdi. Çelebi, “Bu sosyal devleti y›kmaya yönelik karfl› devrimdir. Yap›lmak istenen anayasada halk›n ç›karlar›n› koruyan maddeleri ortadan kald›rmakt›r. Devlet sosyal güvenlik için harcama yapmay› kara delik olarak görmek-

tedir. Bize hizmet verilmeyecekse bu vergileri niye ödüyoruz” dedi. Devletin SSK hastaneleri üzerinde hiçbir tasarruf hakk› olmad›¤›n› belirten Çelebi, SSK hastanelerinin iflçi ve patronlardan kesilen primlerle oluflturulan bir sosyal güvenlik kuruluflu oldu¤unu, SSK’larla ilgili bilgilendirmenin ancak Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› taraf›ndan yap›labilece¤ini vurgulad›. Cumhurbaflkan› taraf›ndan meclise iade edilen Kamu Yönetim Yasas›’nda sa¤l›kla ilgili yap›lan düzenlemelerin bakanlar› yalanlad›¤›n› söyleyerek “Bakan hizmetlerin daha kaliteli olaca¤›n› söylüyor. Herhalde kendi denetimindeki hastanelerden habersizdir. Ama bu uygulama da di¤erleri gibi yarg› duvar›ndan geri dönecektir” dedi. (H. Merkezi) * Samsun Emek Platformu bileflen-

lerinden KESK, Türk-‹fl’e ba¤l› sendikalar 27 Ekim günü saat 12:30’de SSK Samsun Bölge Hastanesi’nde eylem yapt›. Sendika üyeleriyle birlikte halk›n deste¤iyle yaklafl›k 400 kiflinin bulundu¤u genifl kat›l›ml› bas›n aç›klamas›nda “SSK bizimdir, bizim kalacak”, “SSK halk›nd›r, halk›n kalacak”, “Kahrolsun IMF, Ba¤›ms›z Türkiye” vb. sloganlar at›ld›. KESK Samsun fiubeler Platformu dönem sözcüsü Yusuf ‹nci, Türk-‹fl 6. Bölge temsilcisi Adil Ayd›n, Türk-‹fl Örgütlenme Sekreteri ve Genel Maden-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Çetin Altun burada birer konuflma yapt›. KESK Dönem Sözcüsü Yusuf ‹nci, 1980’lerde faizlerin % 116’larda gezerken SSK fonlar›n›n % 20’lerde çarçur edildi¤ini, bu dönemden devletin SSK’ya borcunun 20 milyar dolar ve iflverenlerin borcunun 5 katrilyon TL oldu¤unu aç›klamas›n› yaparak “AKP hükümeti çal›flanlara düflman politikalar üretmeye devam etmektedir. ‹ki y›ld›r SSK’ya tek bir çivi bile çakmayan, SSK kaynaklar›n› baflta kendi yandafl› islami sermaye olmak üzere özel sa¤l›k sektörüne aktaranlar, flimdi de bütün bu birikimlere el koymak ve SSK sa¤l›k kurumlar›n› parçalayarak insanlar›n sa¤l›k hakk›n› piyasaya teslim etmeye çal›flmaktad›r” dedi. Türk-‹fl 6. Bölge temsilcisi Adil Ayd›n konuflmas›nda yeni getirilmek istenen bu yaflam›n sa¤l›k tesislerinin yerel yönetimlere devredilerek özellefltirmesinin gündeme gelece¤inden bahsetti. Son olarak Türk-‹fl Genel Örgütlenme Sekreteri Çetin Altun konuflmas›nda, SSK hastanelerinin, IMF ve DB’n›n dayatt›¤› ekonomik ve siyasi politikalar sayesinde bu aflamaya geldi¤ine de¤inerek “y›llard›r bir çivi bile çak›lmam›fl, iyilefltirilmemifl olan bu kurumun s›k›nt›s› yönetimden, çal›flanlar›ndan de¤ildir. Bu kurumun s›k›nt›s› bu ülkeyi 1980 y›l›ndan beri hükümetlerin IMF zihniyetiyle uygulad›¤› politikalar›ndan kaynaklanmaktad›r. SSK’y› önce Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredecekler, ondan sonra özellefltirerek parça parça hale getireceklerdir” dedi. (Samsun) * 27 Ekim günü Emek Platformu bileflenleri taraf›ndan SSK Çekirge Bölge Hastanesi’nde SSK’l›lar›n devri ile ilgili eylem yapt›. Platform ad›na bas›n aç›klamas›n› Türk-‹fl 8. Bölge Temsilcisi Mehmet Kanca okudu. Kanca, “Kamuya ait ne kadar sosyal ve ekonomik politika arac› varsa hepsinin tasfiye edildi¤ini, yurttafl› müflteri olarak gören bu zihniyetin kamu hizmetini parçalayarak parasallaflt›rd›¤›n› ve ticarilefltirdi¤ini, SSK’n›n tümüyle piyasalaflt›r›l›p giderek gelir düzeyi yüksek olanlar›n yararlanabilece¤i bir yap›ya dönüfltürülmek istendi¤ini söyledi. Ayr›ca D‹SK Bölge Temsilcili¤i taraf›ndan SSK Çekirge Hastanesi bahçesinde “SSK halk›nd›r sat›lamaz” fliar› ile bir imza kampanyas› düzenledi. Kitle “SSK halk›nd›r sat›lamaz” sloganlar› ve alk›fllarla eyleme son verdi. (Bursa)


13

8

5-18 Kasım 2004

Meflrulu¤unu bilince ç›kart, yükselt sesini! Yay›nlar›m›z›n politikalar›m›z›n, süreçteki yönelimimizin kitlelere ulaflmas› aç›s›ndan önemi tart›fl›lmazd›r. Yay›n organlar›m›z›n örgütlenmede muazzam derecede rolü vard›r, öyle ki ulaflamad›¤›m›z, haberdar olamad›¤›m›z alanlarda dahi tek bir vücutmufl gibi ayn› anda ayn› perspektifle hareket etmemizde de önemli bir örgütleme arac›d›r ayn› zamanda. Bizler yay›nlar›m›z›n meflrulu¤unu herkese göstermek ve daha genifl kitlelere ulaflmas›n› sa¤lamak için yay›nlar›m›z› daha bir sahiplenmeliyiz. Burada üzerinde durulmas› gereken meflruluktur. Kendi siyasetine, düflüncelerine inananlar bunlar› kitleler içinde aç›k bir flekilde anlatmaktan çekinmemelidirler. Bizler de ‹brahim yoldafl›n bize b›rakt›¤› bu mirasla yola ç›karak meflru olan düflüncelerimizi yans›tan gazetemizin ve dergimizin da¤›t›m›na bu süreçte daha bir önem veriyoruz. Daha önce de yay›nlar›m›zda bu konuya iliflkin birçok yaz› ç›km›fl ve tart›fl›lm›flt›r. Sonuçta yay›nlar›m›z kitlelerin gü-

cüyle ayakta durmakta, ama onlara ulaflmaz ise hiçbir anlam tafl›mamaktad›r. Bu temelde Komsomolumuzun önüne koydu¤u “kitleselleflmede yo¤unlafl” perspektifiyle kitlelere gitmeliyiz. Bunun için de biz Anadolu Yakas› YDG okurlar› olarak gazetemizi ve YDG’mizi tan›tmak, propagandam›z› yapmak için bir araya gelerek herkesin sesimizi duyabilece¤i, orada oldu¤umuzu görece¤i bir flekilde yay›nlar›m›z› sesli bir flekilde sloganlar›m›zla da¤›tt›k. 9 Ekim günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir araya gelen YDG okurlar› olarak, kitlesel bir flekilde Yeni Demokrat Gençlik dergisi ve ‹flçi Köylü gazetesinin sesli ajitasyon ve propagandas›n› yaparak da¤›t›m›n› yapt›k. Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› ile ilgili YDG’nin ç›karm›fl oldu¤u bildirilerin de halka ulaflmas›n› sa¤lad›k. Bildiri da¤›tan arkadafllar polis taraf›ndan kitleden uzaklaflt›r›larak GBT (Genel Bilgi Toplama) kontrolü yap›ld›. Halk›n yo¤un ilgisinden kaynakl› polis yo¤un

Beyo¤lu Belediye iflçileri grevde

Genel-‹fl 3 Nolu fiube, ücretler konusunda tüm belediyelerin verdi¤i zamm› ›srarla vermemek için ayak direten Beyo¤lu Belediyesi’nde 26 Ekim Sal› günü sabah›ndan itibaren grev ilan etti. Yap›lan bas›n aç›klamas› s›ras›nda konuflan Genel-‹fl Örgütlenme Dairesi Baflkan› Erol Ekici burada iflçilere yap›lan›n yaln›z iflçilere de¤il Beyo¤lu’nda yaflayan halka yap›ld›¤›n› an›msatarak belediyenin göstermifl oldu¤u tavr› k›nad›klar›n› aç›klad›. Aç›klaman›n ard›ndan Beyo¤lu Belediye binas›na grev pankart› asan iflçiler oradan da Taksim’deki ek hizmet binas›na geçerek ek binaya da grev pankart› ast›. Beyo¤lu Belediyesi yazdan beri süren T‹S görüflmelerinde uzun bir dönem net bir fley söylememifl, sonradan Büyükflehir Belediyesi zam oran›n› aç›klay›nca daha düflük ücret alan iflçilerine bu oran› dayatm›fl, Genel-‹fl Sendikas› ise bu zamm›n sa¤layaca¤› ücretin geçinmeye bile zar zor yetece¤ini belirterek ‹stanbul’da flu ana kadar sözleflmenin yap›ld›¤› 10 ilçedeki zam oran›n›n ortalamas›n›n zam oran› olarak belirlenmesini istemiflti. (‹stanbul)

Sendikalı işçiler işten atıldı ‹zmir’in Kemalpafla ilçesinde bulunan Ahmet Yar So¤utma Sistemleri önünde bir araya gelen Birleflik Metal-‹fl Sendikas›’na üye iflçiler, sendikal› iflçilerin iflten at›lmas›n› protesto etti. 21 Ekim günü bir araya gelen Birleflik Metal-‹fl üyesi iflçiler ad›na aç›klama yapan fiube Baflkan› Ali Çetik, iflçilerin Anayasan›n ve yasalar›n kendilerine tan›d›¤› en temel hak olan sendikalaflmay› seçtiklerini belirterek sendikaya üye olan 48 iflçinin iflten at›ld›¤›n› söyledi ve patronlara seslenerek, “Suç iflliyorsunuz. Bu suç TC Anayasas›n›n ihlalidir. Ama biliniz ki iflçilerin en temel hakk› kazan›lana kadar bu mücadele devam edecektir” dedi. Birleflik Metal-‹fl Genel Baflkan› Adnan Serdaro¤lu ise “bu ülkede her zaman haks›z›n dedi¤i olmayacak, bir gün devran dönecek ve hakl›n›n dedi¤i olacak” dedi. Serdaro¤lu’nun konuflma yapt›¤› s›rada fabrikan›n sirenlerinin çal›flt›r›lmas›na öfkelenen iflçiler, sirenlere tafl att›. Tafl›n isabet ald›¤› bir siren ar›zaland›. (‹zmir)

“güvenlik” önlemi alarak psikolojik bask› uygulayarak da¤›t›m yapmam›z› engellemeye çal›flt›. Ama buna ra¤men daha bir gür 6 Kas›m’da YÖK’e karfl› K›z›lay Meydan›’na ça¤r› yapt›k. Da¤›t›m›m›z bitti¤inde alandan ayr›l›rken polis da¤›t›m yapan arkadafllar›m›z›n keyfi bir flekilde kimliklerini alarak Kad›köy Merkez Karakolu’na götürdü. Burada kimlik kontrolünden ve yay›nlar›m›z›n toplatmas› olup olmad›¤›na bakt›ktan sonra tutanak tutarak 2.5 saat sonra b›rak›ld›k. Yay›nlar›m›z› da alarak karakoldan ç›kt›ktan sonra 1 May›s Mahallesi’ne geçtik. Orada da esnaflar› gezerek bildirilerimizi ve yay›nlar›m›z› da¤›tt›k. Esnafla sohbet ettik ve olumlu tepkiler ald›k. Da¤›t›m süresi boyunca polis akrebi sürekli bizi izledi, da¤›t›m›m›z› engellemeye çal›flt›. Ama bizler meflrulu¤umuza inanarak da¤›t›m›m›z› sürdürdük. 10 Ekim günü ise bu sefer Kartal Meydan›’nda toplan›p sesli Ajitasyon/Propaganda ile gazete ve dergimizin

da¤›t›m›n› sa¤lad›k. Kartal Merkez’de bulunan esnaflara da gazetemizin tan›t›m›n› yap›p sat›fl›n› sa¤lad›k. Kartal’da yap›lan da¤›t›mda da polis taraf›ndan al›narak Kartal Polis Karakolu’na götürüldük. Hemen ard›ndan b›rak›larak da¤›t›m›m›za devam ettik. fiunu biz çok iyi biliyoruz ki düflman ne kadar bizim üzerimizde bask› oluflturursa olufltursun, biz daha fazla, y›lmadan mücadele etmeliyiz. Çünkü do¤ru olan B‹Z‹Z. 24 Ekim’de bu kez Gebze Meydan›’ndayd›k. Önceki da¤›t›mlar›m›zdan tecrübe ç›kartarak yay›nlar›m›z› daha bir gür sesli Ajitasyon/Propaganda yoluyla kitlelere ulaflt›rmaya çal›flt›k. Yeni Ceza ‹nfaz Yasas› ve 6 Kas›m YÖK ile ilgili YDG bildirilerini yo¤un bir flekilde da¤›tarak halkla sohbet ettik. Hep bir a¤›zdan emperyalizmin Irak iflgalini, 6 Kas›m ve YÖK’ün uygulamalar›n›, AB’yi anlatarak da¤›t›m›m›z› bitirdik. Anadolu Yakas› YDG Okurlar›

Tersanelerdeki eylem zaferle sonuçlandı Tuzla Tersaneler bölgesinde bulunan Hakan Gemi adl› tafleron firmada çal›flan iflçiler, ifl b›rakarak alacaklar›n›n ödenmesini sa¤lad›lar. Tor Gem’de tafleronluk yapan Hakan Gemi’de çal›flan 170 iflçinin ücretleri üç ayd›r verilmiyordu. Ücretlerini isteyen iflçilere ise “ifline gelen çal›fl›r gelmeyen gider” yan›t› veriliyordu. Bunun üzerine toplant›lar düzenleyip durum de¤erlendirmesi yapan iflçiler 20 Ekim Çarflamba günü ücretlerin ödenmemesi durumunda topluca ifl b›rakma karar› ald›lar. 21 Ekim günü iflyerine giden iflçiler,

Çi¤li Belediyesi’nde T‹S imzaland› Çi¤li Belediyesi ile Genel-‹fl Sendikas› ‹zmir 5 No’lu fiube, 33 iflçiyi kapsayan toplu ifl sözleflmesini imzalad›. Sözleflmeye göre en düflük ücret 1 milyar 250 milyon lira oldu. Çi¤li Belediyesi’nde gerçeklefltirilen imza töreninde konuflan Genel-‹fl 5 No’lu fiube Baflkan› Mehmet Ç›nar, belediyenin çal›flan sendikas›z 160 iflçinin sendikaya kay›t edilmesi yönünde kendilerine destek vermesini istedi. Konak Belediyesi ile Belediye-‹fl Sendikas› aras›nda 706 iflçiyi kapsayan toplu sözleflme görüflmelerinde de anlaflmaya var›ld›. Konuya iliflkin aç›klama yapan Belediye-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Nihat Yurdakul, toplu sözleflme görüflmelerinde imza aflamas›na gelindi¤ini söyledi. Konak Belediyesi’nde var›lan anlaflmayla birlikte ‹zmir’deki tüm ilçelerde toplu sözleflme görüflmelerinin sona erdi¤ini belirten Yurdakul, büyükflehirde de bayramdan sonra anlaflmaya varmay› umduklar›n› belirtti. (‹zmir)

ifl elbiselerini giyerek çal›flmama karar›n› uygulad›lar. Patronun direnifli bast›rmak için uygulad›¤› bask›lar sonuç vermemifl, iflçilerin kararl› direnifli karfl›s›nda patron 25 Ekim’de iflçi alacaklar›n› ödemek zorunda kalm›flt›r. 20 bin iflçinin çal›flt›¤› tahmin edilen Tuzla Tersanelerinde iflçiler her türlü güvenceden yoksun olarak kölece ve sefalet koflullar›nda çal›flt›r›lmaktad›r. Bu durum karfl›s›nda iflçiler koflullar›n›n düzeltilmesi için havzan›n özgül koflullar›na uygun örgütlenme aray›fl›na girdiler. Gaze-

temizi ziyaret ederek sorunlar›n› aktaran ve destek talebinde bulunan bir grup öncü iflçi, ifl kolunu temsil eden mevcut kurumlar›n olmas›na ra¤men ihtiyaca (çeflitli nedenlerle) cevap olamad›klar›n›, bu nedenle iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›n› esas alan ve küçük hesaplara dayanmayan birli¤e ihtiyaç oldu¤unu vurgulayarak ihtiyaca cevap olacak etkin ve kat›l›mc› bir örgütlenme modelinin yarat›lmas› için tart›flma açt›klar›n› ve toplant›larda bu örgütlenmenin biçimini ortak belirlemeyi hedeflediklerini belirttiler. (Kartal)

Sürgünler son bulsun KESK ‹stanbul fiubeler Platformu toplu görüflme sürecinde sendikalar›n önerilerini yok sayan AKP hükümetini ve son zamanlarda yo¤unlaflan a盤a alma ve sürgün uygulamalar›n› protesto etti. 21 Ekim 2004 tarihinde ‹stanbul Milli E¤itim Müdürlü¤ü önünde bir araya gelen KESK üyeleri ad›na aç›klama yapan E¤itim-Sen 5 No’lu fiube Baflkan› Necdet Uygun gizli sicil raporlar›n›n objektif ölçütlere dayanmadan idare tasarrufunda doldurulmas›na ra¤men, atama ve liyakata bu raporlar›n yans›mas›n›n kabul edilemez oldu¤unu belirtti. A盤a al›nmalar›n ve sürgünlerin rutinleflti¤ini ifade eden Uygun, bu uygulaman›n son örne¤ini E¤itim-Sen 8 No’lu fiube Yöneticisi G›yasettin Yi¤it’in gözalt›na al›nmas›n› gerekçe göstererek a盤a al›nmas›n›n oluflturdu¤unu söyledi. Aç›klamaya depreme dayan›ks›z oldu¤u gerekçesiyle boflalt›l›p ö¤rencilerinin evlerinden uzak okullara verilmesini protesto eden Beykoz 60. Y›l ‹lkö¤retim Okulu velileri de destek verdi. (H. Merkezi)

Mersin AKGÜBRE’de grev var Mersin’de kurulu bulanan Akdeniz Gübre Afi’de çal›flan 167 Petrol-‹fl üyesi 26 Ekim’de patronun kurals›z dayatma çal›flmas›, hak gasplar› ve talep edilen ücret art›fl›n›n reddedilmesi üzerine greve bafllad›. Fabrika önüne grev çad›r› kurup pankart açan iflçiler ad›na aç›klama yapan Petrol-‹fl fiube Baflkan› Adil Alaybeyo¤lu “fiu anda Akgübre’de çal›flan 167 üyemizle birlikte greve bafllad›k. Bizler y›llard›r iflçilerin haklar›n› savunduk ve savunmaya devam edece¤iz. Bugün de Akgübre’de çal›flan iflçilerin kazan›lm›fl haklar›na yönelik sald›r›lar var. Ayr›ca görüflmelerimizde talep etti¤imiz ücret art›fl› kabul edilmedi. Bu konuda iflverenden hala cevap bekliyoruz. Bu nedenle 25 Ekim tarihi itibariyle greve bafllam›fl bulunuyoruz” dedi. (Mersin)


5-18 Kasım 2004

14

8

Az›nl›k haklar›; sistemin devam› aç›s›ndan gerekli bir “uyumlulaflt›rma”d›r! -Bize kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Ad›m Fethiye Çetin. ‹stanbul Barosu ‹nsan Haklar› Merkezi Yürütme Kurul üyeli¤ini iki dönem yapt›m. Ayr›ca ‹stanbul Barosu’nda ‹nsan Haklar› Merkezi’ne ba¤l› olarak Az›nl›k Haklar› Çal›flma Grubu oluflturduk ve onun sözcülü¤ünü yürüttüm. Son dönemde ise çal›flm›yorum. ‹stanbul Barosu’nda mevcut yönetim aç›s›ndan az›nl›k haklar› biraz sak›ncal› görülüyor. ‹nsan haklar› ile özellikle az›nl›k haklar› ile ilgili çal›flmalar›m var. -Bugüne kadar tek dil, tek devlet, tek ulus anlay›fl› ile yönetilen bir ülkede böyle bir az›nl›k raporunun haz›rlanmas› neyin ürünüdür sizce? Baflbakanl›k ‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu’nun haz›rlad›¤› rapor özellikle az›nl›k ve kültürel haklar ile ilgili. Ekim ay›n›n ortalar›nda ilk olarak ortaya at›ld›. ‹lk duyuran da san›r›m Radikal gazetesiydi. ‹çeri¤i bile tam ö¤renilmeden k›rm›z› görmüfl bo¤a refleksi ile sald›rmaya bafllad›lar. Özellikle raporda baz› nüveler üzerine yo¤un bir sald›r› kampanyas› bafllat›ld›. Hatta küfür ve hakaret bile kullan›ld›. Ulus devletlerin bir ço¤unda oldu¤u gibi Türkiye de farkl›l›klara kapal›.. Sizin de belirtti¤iniz gibi tek dil, tek ülke, tek devlet, tek ulus… anlay›fl›nda oldu¤u gibi tekçi bir anlay›flla, her türlü farkl›l›klar› reddetme yoluna girerler. Türkiye de bir ulus-devlet olarak kurulmufl ve kuruluflunda özellikle son dönemlerde yaflanm›fl olaylar nedeniyle korkular›n egemen oldu¤u bir devlettir. Bu da sürekli bir “bölünme, parçalanma” korkusu olarak yans›maktad›r. Kendi d›fl›nda olan› yabanc› olarak görme, d›fllama hatta mümkün oldu¤unca yok etme anlay›fl›na dayanmaktad›r. O nedenle devletin en önemli k›rm›z› çizgilerinden biri budur. Bu noktada flu ana kadar örne¤in Lozan’› bile uygulamaktan kaç›nd› bu devlet. Oysa Lozan Antlaflmas› Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu antlaflmas› olarak baz› çevrelerce çok övünülen bir antlaflmad›r. Lozan’›n hükümleri ihlal edildi. Çünkü Lozan’da az›nl›klar›n haklar›n›n korunmas›na iliflkin hükümler de var. Devlet Lozan’› gündeme getiren az›nl›klara karfl› da hep flunu ileri sürdü; “Bizim ülkemizde sadece Rumlar, Ermeniler, gayri müslimler az›nl›kt›r. Bunlar›n d›fl›nda az›nl›k yoktur. Ben Lozan’la bunlar›n az›nl›k

Ekim ay›n›n ortalar›nda AB’ye uyum koflullar› çerçevesinde Baflbakanl›k’a ba¤l› ‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu’nun haz›rlad›¤› “Az›nl›k Raporu” ülke gündemine tart›flmalarla oturdu. Raporda geçen “dil”, “Türkiyelilik”, “ülke ve milletin bölünmez bütünlü¤ü” üzerine yap›lan tespitler tart›flmalar›n yo¤unlaflt›¤› esas konular oldu. Konu ile ilgili ‹stanbul Barosu’nda ‹nsan Haklar› Merkezi’ne ba¤l› olarak Az›nl›k Haklar› Çal›flma Grubu’nda çal›flmalar yürütmüfl olan Av. Fethiye Çetin’in görüfllerini ald›k. Söyleflide de geçti¤i gibi asl›nda az›nl›klarla ilgili yap›lan bu çal›flma Türkiye’de ilk kez yap›lm›yor. Daha önce de bu yönlü çal›flmalar olmas›na ra¤men, flu anda gündeme oturmas›n›n nedeni “Baflbakanl›k’a ba¤l› bir kurul taraf›ndan” bu çal›flman›n sunulmas›. Yani devletin kendi içinde bu tart›flmalar› yürütmesi. Devletin kendi kurdurdu¤u, ismini tafl›yan bir kurulun haz›rlad›¤› raporu, bu konuda açmaza düflerek kamuoyu önünde reddetme durumu tart›flmalarla devam ediyor. oldu¤unu tan›d›m, onlar›n d›fl›nda az›nl›k yoktur”. Bir kere Lozan’da az›nl›klar say›lmam›flt›r. Yani Rumlar, Ermeniler, Museviler diye. Az›nl›klar›n korunmas› bafll›¤› alt›nda gayri müslimlerden bahsedilmifltir. Yani müslüman olmayan topluluklardan. Ayr›ca baz› maddelerinde Türkiye’de farkl› diller konuflanlardan, Türkiye’de oturan herkesin haklar› oldu¤undan bahsedilmifl. Burada da Lozan öyle sadece üç toplulu¤u az›nl›k olarak gördü¤ü düflüncesinin yanl›fl oldu¤u sonucu ortaya ç›k›yor. Ve y›llard›r özellikle siyasi partilerin kapatma davalar›nda geçirilen süreç, örne¤in Kürtlerin varl›¤›n› bile inkar politikas›d›r. ‹nkar›n gerekçesi olarak da hep Lozan gösterilmifltir. Lo-

zan’da bahsedilenin d›fl›nda az›nl›k yoktur, “siz az›nl›k yarat›yorsunuz” diyerek yine ayr›ca az›nl›klar›n s›n›rl› say›da haklara sahip oldu¤u vurgulan›r. “Siz niye ço¤unlu¤un haklar›ndan yararlanm›yorsunuz da az›nl›¤›n haklar›ndan yararlan›yorsunuz” diyerek bunu da anlatmakla güçlük çektiklerini belirtiyorlar. 12 Eylül özellikle monolitik yap›n›n art›k en uç örneklerinin toplumsal yaflamda kurumlar›yla, kurallar›yla yerlefltirildi¤i bir yönetim oldu. Ve 12 Eylül anayasas› ve ona yönelik haz›rlanan tüm yasalar toplumda gerçekten yukar›dan belirlenen d›fl›nda farkl› bir sese asla tahammülün olmad›¤›n› gösteriyordu. Süreç tabi ki o yönde de¤il. O nedenle bu yasalar deli gömle¤i gibi

dar gelmeye bafllad›. -AB ‹lerleme Raporu’nun aç›klanmas›n›n ard›ndan Az›nl›k Raporu’nun gündeme gelmesinin anlam› nedir? Bu ülkede y›llard›r bir tak›m kimseler baz› fleylerin mücadelesini veriyor. AB sürecinde de verilen mücadelelerinin yan›nda bir fayda sa¤lad›, baz› noktalar›n tart›fl›lmas› aç›s›ndan. Bugün haz›rlanan Az›nl›k Raporu daha önce pek çok platformda, pek çok kitapta yer alan fleyler asl›nda. Yeni de¤il yani. Fakat ilk defa ad›n›n bafl›nda Baflbakanl›k bulunan bir kurul taraf›ndan haz›rlanan bir rapor olarak gündeme gelince devletin sözcüleri ve koruyucular› hep birlikte aya¤a kalkt›lar. Yani örne¤in 2001 y›l›nda ‹stanbul Barosu’nda az›nl›k haklar› ile ilgili bir sempozyum yapt›¤›m›zda pek çok benzer fley tart›fl›ld›. Baflka üniversitelerde ya da baflka toplant›larda konufluldu, tart›fl›ld›. Ancak hiçbirisinde böylesine bir linç çabas›nda olan bir sald›r›yla karfl›laflmad› bu görüfller. Çünkü korkulan fley fluydu. Devletin içinde bile bu konufluluyor. Yani bu nedenle tepki çok yo¤un oldu. Bu Dan›flma Kurulu’nun kuruluflu 2001 y›l›na rastl›yor. Baflbakanl›¤a ba¤l› böyle bir Dan›flma Kuruluflu (‹nsan Haklar› Dan›flma Kurulu) oluflturuluyor. Ve bu Kurula çeflitli devlet örgütlerinin, kurumlar›n›n temsilcileri, sivil toplum örgütleri temsilcileri ile konular›nda uzman say›lan akademisyenler davet edildi. Böyle bir Dan›flma Kurulu kuruldu. Fakat bu Dan›flma Kurulu’nun o dönemde toplant›lar›n› Baflbakan, Baflbakan Yard›mc›s› açt›. Böyle iyi bir kurumumuz var diye. Dosta düflmana gösterdiler. Biz ne kadar ilerledik insan haklar›nda diye. Ama Kuruldan böyle bir rapor ç›kt›¤›nda hükümet temsilcileri de sahip ç›kmad›. Hatta bizimle ilgisi yok bile demeye bafllad›lar. Çünkü devletin o çok korudu¤u en önemli k›rm›z› çizgiler bir biçimde sallanm›fl oldu. fiimdi burada korkulan fley -tabii e¤er bu tart›flmay› böyle sald›rarak, linç havas›nda sürdürürlerseTürkiye’de bir süre bunun üzerine tart›fl›lamayabilir. -Raporun içeri¤ine biraz de¤inebilir misiniz? Yap›lan yeni tespitler var m›? Yasada geçen eski tan›mlamalarla raporda geçen tespitleri karfl›laflt›rd›¤›m›zda ortaya ç›kan tabloda neler var?


8 Biz birfleyleri ele al›rken, de¤erlendirirken daha farkl› ele al›yoruz. Fikirlere fikirlerle karfl›l›k vermek yerine, küfürle sald›rarak yok yok etmeye çal›fl›yoruz. Öyle bir toplumuz iflte. Az›nl›k Raporuna karfl› yap›lan bu. Az›nl›k raporunun içeri¤ine bakt›¤›m›zda orada çal›flanlar Bask›n Oran ve di¤er kifliler flunu tespit etmifller: Türkiye’de böyle bir sorun var. Bu sorun nereden kaynaklan›yor, onu biraz irdelemifller. Cumhuriyet’e nas›l tafl›nd›¤›, Cumhuriyet’ten sonra nas›l yafland›¤› ve bugün bu sorunu çözmek için neler yapmal›y›z diyerek çeflitli önerilerde bulunmufllar. fiimdi bu önerilerden en dikkat çekenlerden birincisi dil meselesi, ikincisi Türkiyelilik meselesidir. Bu ikisi özellikle çok tepki çekti. Devletin dili Türkçe meselesinde Bask›n Hoca’n›n tespiti var, diyor ki: “Devletin dili olamaz, resmi dili olur” diye. Evet, öyledir. Bir sürü Avrupa ülkesinin anayasas›nda da bu böyledir. Çünkü resmi dil dendi¤inde baflka dillerin varl›¤› da kabul edilmifl olacakt›r. Bu yüzden bunu kabul etmek istemiyorlar. Baflka dilleri biz y›llarca yok sayd›k. Kürtçe diye bir dil yoktu mesela. ‹kincisi Türkiyelilik; bizde vatandafll›¤›n tan›m› Anayasa’da flöyle geçiyor: Türkiye’ye vatandafll›k ba¤› ile ba¤l› olan her vatandafl Türktür. fiimdi bu raporda ise diyor ki “Türk olmak etnik bir fleydir”. Bu nedenle kimlik olarak de¤il üst-kimlik olarak Türkiyelilik kavram›n› kullanal›m diyorlar. Türkiye vatandafl› dedi¤imizde çeflitli farkl›l›klar olabilir. Bu da asla kabul edilmiyor, deniliyor ki herkes Türk’tür. Bir de devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlü¤ü meselesi var. Ülkesi ile bölünmez bütünlü¤ü meselesi pek çok bat› ülkesinde, Avrupa’da kabul edilen bir standart. Hiçbir devlet bölünmesini istemiyor, toprak bütünlü¤ünü kolluyor. Fakat milleti ile bölünmez dendi¤inde millet içerisindeki farkl›-

15 l›klar yok say›l›yor. Burada da bir “tek”çi anlay›fl var. Yani bir anlamda bu rapor, akademik bir metin gibi tart›fl›lmas› gerekiyor. -Bu raporu ve ard›ndan kopan tart›flmalar› devlet içindeki “klik çat›flmas›” olarak de¤erlendirebilir miyiz? Bu kadar çok sald›r› olmas›n›n nedeni, y›llarca bu ülkede tekçi zihniyetin çat›rdamamak u¤runa asimilasyonist ve monolitik politikas›n›n korunmak istenmesi. Bundan kaynakl› sald›r›lar bu kadar yo¤un. Asl›nda uluslararas› insan haklar› hukukunda az›nl›k haklar›, ayr›lmaz bir parça olarak görülüyor. Hiçbir devletin iç iflleri gi-

fley olarak görülmüyor. -Az›nl›k haklar›n›n kabul edilmesi bir devlet aç›s›ndan ne anlam ifade etmektedir? Kimi çevreler bu raporun Kemalizme sald›rd›¤›n›, temellerini oynatt›¤›n› söylüyor ve rapora karfl› ç›k›yor. Sizce rapor Kemalist ideolojiyle çat›fl›yor mu? Diyelim ki Kemalizm çat›rdad›. O zaman ne olur? Az›nl›k haklar›n›n geliflimi (tarihsel bir süreç, geliflimi var ama) en çok 1989’lardan sonra oluyor. 1989’da özellikle Do¤u Blo-

kundaki ülkelerde sosyalist sistemin y›k›l›fl›yla etnik baz› çat›flmalar yaflan›yor. Bu etnik çat›flmalar ulus devletleri hep rahats›z eden fleyler zaten. O nedenle mümkün oldu¤unca bunu pasiflefltirecek hukuki normlar bütünü aran›yor. Etnik, dilsel, dinsel, ulusal farkl›l›klar “Az›nl›k haklar› kabul var. Bunlara baz› haklar edilmezse devletler az›nl›klar›n vermek laz›m ki biz bu ayr›l›k hakk›na gidece¤inden toprak bütünlü¤ünü sa¤korkuyorlar. Yani az›nl›klar›n layal›m diyorlar. Burakendisine siyasi bir statü belir- dan ç›k›yor yani. Bir anleme hakk›na gitmesinden lamda farkl›l›klar›n çat›flkorkarak kültürel haklar vererek mas›n› pasiflefltirmek, etaz›nl›klar›n toprak bütünlü¤ünü kisizlefltirmek için uluslararas› hukukta kabul edilkorumalar›n› istiyorlar. Yani mifl daha çok kültürel hakböylesi bir lard›r. Az›nl›k haklar› kauyumlulaflt›rma. Az›nl›k bul edilmezse devletler haklar›n› kabul etmekten az›nl›klar›n ayr›l›k hakk›na Türkiye’nin neden bu kadar gidece¤inden korkuyorlar.

bi görülmüyor. O nedenle bu bizim iç iflleyiflimiz, kimse bize kar›flamaz gibi savunmalar dinlenmiyor. Yani bunlar›n geçerlili¤i yok. Uluslararas› anlamda devletlerin taktirine ba¤l› bir-

korktu¤unu anlam›yorum.”

5-18 Kasım 2004 Yani az›nl›klar›n kendisine siyasi bir statü belirleme hakk›na gitmesinden korkarak kültürel haklar vererek az›nl›klar›n toprak bütünlü¤ünü korumalar›n›

istiyorlar. Yani böylesi bir uyumlulaflt›rma. Az›nl›k haklar›n› kabul etmekten Türkiye’nin neden bu kadar korktu¤unu anlam›yorum. Çünkü bir flekilde bu haklar düzen içerisinde kültürel haklar verilerek pasifize ediliyor ve uyumlulaflt›r›l›yor. Devletin devam› için az›nl›k haklar›n› hemen kabul etmesi gerekiyor. Peki, neden kabul etmiyor? Çünkü Türkiye, sistemini farkl› kurmufl. Sistem çat›rdayacak yani. Yasalar de¤iflecek, anlay›fl de¤iflecek, bir sürü fley de¤iflecek. Her halde bundan kaynakl› bu kadar karfl› ç›k›yor diye düflünüyorum. Baz› çevreler içinde çat›flmalar koruyor varl›¤›n›. O çat›flmalar olmal›. Bu çat›flmalar›n olmay›fl› sistemin varl›k nedeni ile ilgili. Ulus devlet monolitik yap› üzerine kurulu. Bütün farkl›l›klara kapal› bir sistem bu. Anayasas›ndan, kuruluflundan, yasalar›n uygulanmas›ndan, okullarda okutulan ders kitaplar›ndan, e¤itimden yani her fleyden buna göre kurgulanm›fl. Hepimiz ayn› s›ralardan geçtik. Hangimiz az›nl›klarla ilgili birfley okuduk. Daha do¤rusu okuduklar›m›z flöyleydi. Ermenilerin, Rumlar›n, Süryanilerin hep kötü, düflman, casus oldu¤u üzerine. Kürtlerle ilgili birfley bulamam›flt›m kitaplarda ama bir yerde buldum. Zararl› cemiyetler bafll›¤› alt›nda Kürt Teali Cemiyeti anlat›l›rken bahsedilmifl. K›sacas› tüm sistem buna göre kurulmufl. -Son olarak söylemek istedi¤iniz, vermek istedi¤iniz bir mesaj var m›? Yasalar de¤iflse de flu aralar biraz geç de¤ifliyor, beynimizin içindeki k›vr›mlara yerleflmifl önyarg›lar biraz zor de¤ifliyor. Süreci tart›flmalarla, bu tart›flmalar› derinlefltirerek geçirmek gerekir diye düflünüyorum.


5-18 Kasım 2004

16

8

Sorun her yerde dillendirilir ama

ÇÖZÜM KEND‹ ELLER‹M‹ZDED‹R!

Eski DEP milletvekillerinden Leyla Zana’n›n Avrupa Parlamentosu’nun 1995 y›l›nda kendisine verdi¤i Sakharov ödülünü almak için Avrupa Parlamentosu kürsüsünde yapt›¤› konuflmaya dair Kürt siyasi çevrelerinin yapt›klar› de¤erlendirme ve yorumlar aç›kland›ktan sonra birçok çevre bu konudaki görüfllerini dile getirdi. Bu konuflman›n ard›ndan Türkiye’ye gelen bu arada Leyla Zana ve arkadafllar›n›n oluflturmaya çal›flt›¤› yeni partinin kurulma gerekçesi ise mevcut anlay›fl›n bir yans›mas›d›r. Zana’n›n bu giriflimlerine iliflkin yapt›¤› aç›klamalarda üzerinde önemle durulan nokta “Türkiye topraklar›n›n bütünlü¤ü ve beraberli¤i içinde” ça¤dafl ve demokratik bir çözüm hedefi üzerinde duruldu. Zana için AB gibi bir “ça¤dafl” kap›n›n desteklenerek zorlanmas› bir kenarda dururken ba¤›ms›zl›k için silah s›kman›n “ça¤d›fl›l›¤›” ortada. Çünkü müca-

delenin bu haliyle son bulmas› gerekti¤i yine yap›lan aç›klamalar›n ana temas›. Konumuza dönersek biz hemen flunu belirtelim ki; gerçeklere ba¤l› kal›nd›kça ve ifade edildikçe, hakl› ve meflru bir davan›n, hakl›l›¤›n› uluslararas› platformlarda (bu burjuva bir platform da olabilir) dile getirmek, bu yönlü ortaya ç›kan f›rsatlar› de¤erlendirmek yanl›fl de¤il, do¤ru bir tutumdur. Bir davan›n hakl›l›¤›n› dünya kamuoyuna duyurmak, bu yönlü destek ça¤r›lar› istemek, yürütülen çok yönlü mücadelenin bir parças›d›r. As›l sorun ortaya ç›kan f›rsatlar›n hangi ideolojik-siyasal bir bak›fl aç›s›yla kullan›ld›¤› sorunudur. Unutmamak gerekir ki; bu ödülü Zana’ya verenler Kürt sorununun yarat›c›lar› ve Kürt halk›na karfl› suç iflleyen emperyalist-kapitalist merkezlerin parlamentodaki siyasal temsilcileridir. Yine unutulmamas› gereken di¤er bir nokta ise Leyla Zana’ya söz konusu

Avrupa Parlamentosu’nun kap›lar›n› açt›ran›n ve ödül almas›n› sa¤layan›n, Kürt topraklar›nda ulusal devrimci zeminde yürütülen mücadelenin yaratt›¤› güç oldu¤udur. Keza Leyla Zana’y› Türk Parlamentosu’na tafl›yan da o gücün ta kendisiydi. Peki bu arada de¤iflen ne oldu? Elbetteki çok fley de¤iflti. Her fleyden önce, ulusal devrimci hareket, ulusal reformist bir hatta kayd›. Ve en az Avrupa Parlamentosu’nda o ödülü verenler kadar “devrimci fliddeti” yads›maya bafllad›. Ve sorunun çözümü için baflta ABD olmak üzere; ödül sahibi hükümet sözcülerine durmadan ça¤r›da bulundular ve o ça¤r›lar hala devam ediyor. ‹stedikleri tek fley Kürt halk›n›n kültürel haklar›n›n elde edilmesi oldu. Ve bunu da ancak emperyalist-kapitalist sistem içinde; emperyalist tekel sözcülerinin sa¤layabilece¤i inanc›n›n sürekli tazelenmesi ile devam edip gidiyor. Tüm bu yaflananlardan ç›karmam›z gereken en önemli sonuç fludur ki; ulusal hareket, gerçekleri ifade etmeden, ulusal devrimci zeminden uzaklafl›yor. “Demokrasi” maskeli emperyalist merkezlerin istedi¤i de bu de¤il miydi? Yani devrimci olan, devrimci fliddeti içeren her türlü mücadelenin yads›nmas›. Bunu baflarmak için de, hareketi sistem içi çözümlere endekslemek, reformist çözümlere kilitlenmek için her türlü ikiyüzlü politikalara baflvurmad›lar m›? Bunu örnekleriyle birlikte yaz›n›n ak›fl› içinde irdelemeye devam edece¤iz. Bu durumda flu sorular› sormak herhalde kimseye haks›zl›k olmaz. Av-

rupa Parlamentosu’ndan yükselen o alk›fllar; geçekten Leyla Zana’n›n yürüttü¤ü hakl› ve meflru mücadeleye duyulan bir sayg›n›n ifadesi miydi; yoksa de¤iflen, gerçekleri ifade etmekten epeyce uzaklaflan emperyalist “çözüm”lerle buluflan prati¤e miydi? Bu ve benzeri birçok soruyu s›ralayabiliriz. Asl›nda bu sorular›n yan›t› belli yönleriyle Leyla Zana’n›n Parlamento’da yapt›¤› konuflma ve yine AB’nin Genifllemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’in Amed’de Kürt siyasi çevreleriyle yapt›¤› görüflmeler içinde mevcuttur. Sorunun daha iyi anlafl›lmas› için bu görüflmede yap›lan baz› saptamalar üzerinde duraca¤›z; “Görüfltü¤üm herkes Türkiye’nin önemli reformlar gerçeklefltirdi¤i konusunda hem fikir. Ancak reform süreci devam etmeli. Yasal düzenlemeler tamamlanmal› ve uygulamaya da geçilmeli.” Amed Belediye Baflkan› Osman Baydemir ve Leyla Zana da Verheugen ile birçok konuda hem fikir olduklar›n› ifade ediyorlar ve “TC’nin AB üyesi olmas›n› arzu ediyoruz” diyorlar. Yani, bir anlamda TC’nin AB üyesi olmas› için diplomasi yaparak devletin AB yolundaki hamlesini kolaylaflt›rmaya çal›fl›yorlar… Bu hem fikirlik Leyla Zana’n›n parlamento kürsüsünde yapt›¤› konuflmayla da devam etti. Zana Türkiye’de “iflkencenin art›k sistematik olmad›¤›n›” söyledi. Hat›rlanaca¤› gibi bunu Verheugen de söylemiflti. TC’nin parlamentodaki figüran sözcüleri ise; bu durumu “münferit olaylar” olarak ifade ediyorlar. Evet söylenenler bu; peki gerçekler nedir? Gerçekleri ö¤renmek için, ‹HD, T‹HV vb. insan haklar› kurumlar›n›n


8 yay›nlad›¤› raporlara bakmak yeterli. Gerçekleri ö¤renmek için; F Tipi Hapishanelerde süren tecride ve bu tecridin devrimci ve komünist tutsaklar üzerinde her dakika, her saniye yaratt›¤› fiziki ve psikolojik iflkenceye bakmak yeterli. Duruflmalara binbir türlü zorluklar içinde gelen ve yer yer fiziki sald›r›lara maruz kalan tutsaklar›n kamuoyuna dönük yapt›klar› aç›klamalara bakmak yeterli. Siirt’te YJA STAR gerillas› Fatma ‹yidem’in elleri ba¤lanarak panzerin arkas›nda sürüklenen cans›z bedenine; Tokat’ta flehit düflen DHKP-C gerillalar› ve yine Kürt illerinde flehit düflen baz› gerillalar›n cans›z bedenlerine karfl› yap›lan gayri insan› uygulamalara bakmak yeterli. ‹flte o zaman iflkence denilen insanl›k suçunun sistematik olup olmad›¤›n› görebiliriz. Ya da ESP aktivisti Burcu Gümüfl’ün ‹stanbul’un göbe¤inde kaç›r›larak polis arabas› içinde cinsel taciz ve çeflitli iflkencelere maruz kalmas›na bakmak yeterli. Bu durumda öyle san›yoruz ki flu saptamada bulunmak hiç kimseye haks›zl›k yapmak anlam›na gelmez; kendimize hangi misyonu yüklersek yükleyelim, gerçekleri ifade etti¤imiz müddetçe ezilen halklar›n, uluslar›n cellatlar›n›n h›flm›yla karfl› karfl›ya kal›r›z. Gerçekleri tersyüz etmeye, suland›rmaya bafllad›¤›m›z anda cellatlar›n kat›nda zaman zaman övgüler dinlenmesi gereken flahsiyetler söylemlerini duyar›z. Burada önemle görülmesi gereken de¤iflenin cellatlar de¤il, kurbanlar oldu¤u, baflkald›ranlar oldu¤u gerçe¤idir. Hiç kimse bu durumu taktik politikalarla ya da yumuflak geçifllerle ifade edemez. Kald› ki gerçekleri tersyüz eden, gücünü gerçeklerden almayan bir taktik politikan›n baflar› flans› da yoktur. AB “demokrasisi”ne övgüler dizen Zana’n›n Avrupa Parlamentosu’nda konuflmas›n› “tarihi bir an” olarak de¤erlendirenler, Abdullah Öcalan’› TC’ye teslim edenlerin yine AB üyesi bu emperyalist ülkeler olduklar›n› ne çabuk unuttular; bu “tarihi an›” objektif olarak de¤erlendirmek için o an› da hat›rlamak gerekmez mi? Bizim haf›zam›z zay›f olabilir, ama tarihin haf›zas› güçlüdür. O her fleyi kaydediyor. Yeter ki do¤ru okuyabilme bak›fl aç›s›na sahip olal›m. ‹flte o tarihi tecrübelerden birkaç sat›r daha okuyal›m: Kürt co¤rafyas›n›n parçalanmas›n-

17 da, yan›bafl›m›zdaki Arap halk›n›n küçücük devletler fleklinde bölünmesinde ve dünyan›n birçok bölgesinde ezilen halklar›n ac›lar çekmesine bu “demokrasi flampiyonu AB üyesi” kimi emperyalist ülkelerin imzas› vard›r. Haydutun, haydutlu¤unu koflullara göre uyarlamas›, onun özde de¤iflti¤i anlam›na gelmez. En az›ndan insanl›k tarihi böyle insafl› bir hayduta henüz tan›kl›k yapmad›. Ve ça¤›m›z›n en büyük haydutlar› da emperyalistlerdir. Dolay›s›yla alk›fllar, ödüller tufan›na kendimizi kapt›rmadan alk›fllar›n arkas›nda yatan nedenleri sorgulamal›y›z. Bu farkl› tutumlar›n neden ve niçinlerine bilimsel temelde

yan›tlar aramal›y›z. Aksi taktirde “yafla, kahrol, övgü ve k›nama” ikilemleri aras›nda gidip gelmekten kendimizi kurtaramay›z. Hiç flüphesiz koflullara uygun taktik politika ad›na, bütünsellikli ve bilimsel bak›fl aç›s›ndan uzak bu dar burjuva milliyetçi yaklafl›mlarla köklü, kal›c› baflar›lar elde etmek imkans›zd›r. Yine Avrupa cephesinde tam bu tart›flmalar yaflan›rken; Osman Öcalan da Hürriyet Gazetesi’nde flu aç›klamalarda bulunuyor: “ABD, Ortado¤u’daki ülkelerin Kürtlerin inkar›na dayal› politikalar›n› art›k kabul etmiyor. ABD Ortado¤u’daki diktatörlükleri de¤ifltiriyor. Bu çerçevede Kürt sorununun bir çözümüne yönelik ihtiyaç görüyor. Burada Kürtlere yer veriyorsa; biz bunu reddetmeyiz. Hiçbir Kürt ABD karfl›tl›¤› bir ahmakl›¤› yapamaz ve yapmamal› Partimizin kuruluflunu bu ay sonuna kadar tamamlayaca¤›z ve ABD ile iliflkiye geçece¤iz.” AB ile ABD emperyalistler aras›n-

daki çeliflkiler uluslararas› planda birçok sorunda kendini ortaya koyuyor. Bugüne kadar Kürt sorununa yaklafl›mda da bu iki emperyalist güç aras›nda temelden bir fark yoktu. Yani TC’nin inkar ve imha siyasetine yaklafl›mda dönem dönem farkl› sesler ç›km›fl olsa da, bu ciddi bir farkl›l›¤a tekabül etmedi etmiyor da. Nitekim hem ABD hem de Avrupal› Emperyalistler PKK ve ard›llar›n› “terörist” örgüt olarak tan›ml›yor. Ama flu da bir gerçek ki Irak Kürt co¤rafyas›nda denetimi ele geçiren ABD Kürt nüfusu üzerinde bir etki sa¤layabildi. “ABD’siz çözüm olmaz” ya da Osman Öcalan’›n söylemiyle “Hiçbir Kürt ABD karfl›tl›¤› bir ahmakl›¤› yapmaz” belirlemeleri de emperyalist çözüme kilitlenen bir anlay›fl›n ürünüdür. Ve anlay›fl bu olunca, tabi ki bölgede en etkili emperyalist gücün flakflakç›l›¤›n› da yapmak kaç›n›lmaz hale gelir. Bu durumda ABD emperyalizmine dair yap›lan övgüler de daha anlafl›l›r hale geliyor. AB’nin TC’yi ABD eksenli politikalardan ç›karmas› elbetteki düflünülemez. Ancak stratejik konumu gere¤i, bölgede yap›lan ekonomik yat›r›mlar›ndan dolay›, Avrupal› emperyalistler TC üzerinde nüfuslar›n› art›rma siyasetini her zaman izlerler. Ve bunun için “insan haklar›” vb. söylemlerini de en geri noktaya çekmekte asla tereddüt etmezler. Çünkü; emperyalistlerin demokrasisi tekellere endekslidir. Ve bunun böyle oldu¤u tarihi tecrübelerle ispatl›d›r. Ve bu gerçe¤in böyle oldu¤unu anlamak için, yak›n bölgemizdeki geliflmeleri, tarihi geliflmeleri irdelemek, do¤ru okumak yeterlidir. Sonuç olarak; Kürt ulusunun ulusal demokratik taleplerini her platformda dile getirip savunmak yanl›fl de¤il, do¤rudur. Esas yanl›fl bunun çözümünü emperyalist merkezlerden beklemektir. Bu beklentinin gerçekleflmesi için de; yumuflak-esnek taktik ad›na, demokrasi-özgürlük ve emek düflman› olan Türk hakim s›n›flar›na olmad›k payeler biçmeye kalkmakt›r. Ve bu yanl›fllar dizisi ço¤ald›kça, gerçeklerden ve do¤rulardan uzaklaflmak da o kadar kaç›n›lmaz hale gelir. Bu gerçekleri görmeliyiz ve de¤erlendirmelerimizi de bu gerçekler ›fl›¤›nda yapmal›y›z-yapmak zorunday›z.

5-18 Kasım 2004

Kürt co¤rafyas›n›n parçalanmas›nda, yan›bafl›m›zdaki Arap halk›n›n küçücük devletler fleklinde bölünmesinde ve dünyan›n birçok bölgesinde ezilen halklar›n ac›lar çekmesine bu “demokrasi flampiyonu AB üyesi” kimi emperyalist ülkelerin imzas› vard›r. Haydutun, haydutlu¤unu koflullara göre uyarlamas›, onun özde de¤iflti¤i anlam›na gelmez. En az›ndan insanl›k tarihi böyle insafl› bir hayduta henüz tan›kl›k yapmad›. Ve ça¤›m›z›n en büyük haydutlar› da emperyalistlerdir. Dolay›s›yla alk›fllar, ödüller tufan›na kendimizi kapt›rmadan alk›fllar›n arkas›nda yatan nedenleri sorgulamal›y›z. Bu farkl› tutumlar›n neden ve niçinlerine bilimsel temelde yan›tlar aramal›y›z. Aksi taktirde “yafla, kahrol, övgü ve k›nama” ikilemleri aras›nda gidip gelmekten kendimizi kurtaramay›z.


5-18 Kasım 2004

18

8

2005 y›l› bütçesi faiz, iflsizlik ve yoksullaflma bütçesidir 2005 bütçesi, yat›r›ms›zl›k ve iflsizlik bütçesidir, yoksullaflma bütçesidir. Çünkü bütçeden emekçilere ayr›lan pay enflasyon art›fl›n›n bile gerisindedir. 2005 bütçesi faiz ve borç ödemelerini garantiye alan emekçilere de¤il IMF’ye göre düzenlenmifl, emekçilere iflsizlik, açl›k, sefalet getirecek olan bir bütçedir. AKP hükümeti 2003 y›l› bafl›nda, asl›nda 2000 y›l›nda bafllayan ve 2002 y›l›nda yenilenerek süresi 2005 Ocak sonuna kadar uzat›lan stand-by anlaflmas›n› üç y›l daha uzatarak yine emperyalist efendilerinin sözünden ç›kmad›. Stand-by anlaflmas›n›n ilk olarak imzaland›¤› dönem itibar› ile bafllayan bir tak›m sald›r›lar›, emperyalistler ve uflaklar› aç›s›ndan uzun vadeli planlar›n›n sonuçlar›n› 2005 y›l› bütçesinde görmek mümkün. 2007 y›l›na kadar uzat›lan süre için hükümetin en gözde sloganlar› “afl›r› borçtan ç›k›fl” ve “istikrars›zl›¤a son.” Bu sloganlara ulaflmak için uygulanacak yöntem ise ayn›; “IMF programlar›n›n hiç sapmadan uygulanmas›”. Yeni para birimine geçiflin ard›ndan haz›rlanan ilk bütçe olma özelli¤ini de tafl›yan 2005 y›l› bütçesi uzun bir zamand›r hükümet taraf›ndan yürütülen “enflasyonu tek haneye indirdik”, “iflsizlik son y›llar›n en alt seviyesinde” vb. fliarlarla birlikte halk›n gözünü boyamak için kullan›l›yor. Ramazan ay›nda yoksul evlere giderek sadaka da¤›tan, sözde insanlar›n açl›¤›n›, ac›lar›n› paylaflan AKP hükümeti bütçe gelirleri, giderleri, hesaplamalar› incelenince kendini ele vermekte gecikmiyor. Örne¤in hükümet 2005 y›l› bütçe tasar›s› ile vergileri toplumun hangi kesimlerinden alaca¤›n›, hangilerinden almayaca¤›n› kesin çizgilerle ortaya koyuyor. K›saca söylemek gerekirse 2005 y›l› bütçesi için oluflturulan vergiler as›l olarak emekçilerden al›nacak, sermaye sahiplerinden al›nmaya-

cak. Verilerle gitmek gerekirse; toplam vergiler ortalama olarak yüzde 18.4 artarken; beyana ba¤l› gelir vergisi yüzde 2.4 oran›nda; irili ufakl› flirketlerin ödeyece¤i vergi de yüzde 4.8 oran›nda azalt›l›yor. Yani hükümet faizden kazananlar›n gelirlerine dokunmak bir yana bu kesime uygulanan vergi oranlar›n› hiç de küçümsenmeyecek oranda azalt›yor. Bunun yan›nda emekçilerin, çal›flanlar›n vergileri ise kendilerinin fikri al›nmadan, haberi dahi olmadan kayna¤›ndan yani kendi ellerine verilmeden kesiliyor. Bu yolla al›nan gelir vergisi yüzde 13 art›r›l›yor. Sermaye sahiplerinin kazanç ve ifllemlerinin üzerindeki vergileri iyice azaltan ve giderek daha da pervas›zlaflarak vergi d›fl› tutan hükümet KDV, ÖTV gibi mal ve hizmet al›mlar› üzerindeki vergileri 2005 y›l›nda art›r›yor. Bu flu demektir; 2005 y›l›nda da bütçenin esas gelirleri ekonomik gücü dar olan, emekçi insanlardan karfl›lanacak; vergi yükü yoksullar›n s›rt›na bir kez daha binecek. 2005 y›l› bütçesi incelendi¤inde görülecektir ki; bütçe gelirlerindeki yüzde 15, bütçe giderlerindeki yüzde 8 civar›ndaki art›fl, gösterilmeye çal›fl›ld›¤› gibi bütçe a盤›n›n küçülmesi, dolay›s›yla da hükümetin kamu yat›r›m ve harcamalar›na a¤›rl›k verece¤i anlam›na gelmemektedir. Aksine kamu borcu faiz ödemeleri d›fl›nda kalan bütçe a盤›n› daraltmak için yat›r›m ve harcamalar›n da daralaca¤›n› göstermektedir. Bu harcamalar da yukar›da bahsini etti¤imiz gibi emekçilerin sa¤-

l›k harcamalar›, e¤itim giderleri, ulafl›m giderleri vb. olacakt›r. Bütçede bu giderlerin k›s›lmas› bu ihtiyaçlar›n bitti¤i anlam›na gelmedi¤ine hatta e¤itim, sa¤l›k, ulafl›m, sosyal güvenlik ihtiyaçlar› artarak devam etti¤ine göre bu ifllemleri art›k kim yapacak sorusu karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bu sorunun cevab› sa¤l›k hizmetlerinin tek elde toplanmas› olarak gösterilmeye çal›fl›lan SSK’lar›n hükümete ve oradan da yabanc› flirketlere devrine verilecek yan›tla ayn›d›r. SSK YABANCI SERMAYEYE PEfiKEfi ÇEK‹L‹YOR 1946 y›l›nda kurulan Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), flimdilerde hükümet eli ile Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile birlikte bafllayan süreçle birlikte ele al›narak yabanc› sermayeye peflkefl çekilmeye çal›fl›l›yor. “Kamu Kurum ve Kurulufllar›na Ait Sa¤l›k Birimlerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na Devredilmesine Dair Kanun Tasar›s› Tasla¤›” kamu kurum ve kurulufllar›na ait hastaneler, kurum tabiplikleri, sa¤l›k evleri, sa¤l›k ocaklar›, sa¤l›k merkezleri, dispanserler ve sa¤l›k hizmeti veren tüm kurumlar burada çal›flan personel, araç, gereç, malzeme ile birlikte bedelsiz olarak Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredilecek. Tasar›ya gerekçe olarak hükümet, Anayasa’da da bulunan sa¤l›k hizmetlerinin tek elde toplanmas› gerekti¤ini göstererek böylece bu hizmetlerin daha sistemli olarak verilebilece¤ini gösteri-

yor. Ayr›ca böyle tek elde topland›¤›nda giderlerin daha verimli kullan›laca¤›n› da ekliyor. Ama hemen belirtmek gerekiyor ki bu gerekçeler hiçbir flekilde gerçe¤i yans›tmamaktad›r. Çünkü AKP hükümetinin Meclis’ten geçirdi¤i Kamu Yönetimi Temel Kanunu’na göre Sa¤l›k Bakanl›¤› zaten ifllevsiz hale getirilerek, sa¤l›k hizmeti sunmaktan men edilmektedir. KYTK yasalaflt›¤›nda Sa¤l›k Bakanl›¤›’na ba¤l› e¤itim hastaneleri d›fl›nda bütün sa¤l›k kurumlar› ‹l Özel ‹dareleri’ne devredilecektir. Tart›fl›lmaya baflland›¤› ilk dönemlerde de yerellefltirerek özellefltirme sald›r›s› olarak alt› çizilen KYTK ile birlikte bak›ld›¤›nda hükümetin SSK’lar›n devrinden neyi amaçlad›¤›n› görmek zor de¤ildir. Devletin as›l amac› sa¤l›k hizmetlerini tek elde toplayarak halka daha kolay sa¤l›k hizmeti vermek bir yana bu sektördeki her parçay› daha da küçük parçalara bölerek yabanc› sermayeye çeflitli ve yeni sömürü alanlar› açmakt›r. Bu tasar› ile amaçlanan SSK’n›n 148 hastanesi, 212 dispanseri, 202 sa¤l›k istasyonu, 3 a¤›z ve difl sa¤l›¤› merkezi, 6 dispanser/a¤›z ve difl sa¤l›¤› merkezi, 2 dispanser ve hemodiyaliz merkezine emperyalist efendilerinin ahtapot firmalar›n›n el koymas›n› sa¤lamakt›r. Bu ayn› zamanda bu kurumlarda çal›flan personelin de Sa¤l›k Bakanl›¤›’na oradan da ‹l Özel ‹dareleri’ne devredilmesini beraberinde getirecektir.


8

19

Halk›n bir kesiminin SSK’da yaflanan sorunlardan dolay› hofluna giden bu devir ifllemine baz› patron örgütleri bile isyan ediyor. AB’ye girme tart›flmalar›, sa¤l›kta ABD modeli vb. söylemlerle birlikte insanlar›n kafas› kar›flt›r›larak tüm hizmetlerin paral› hale getirilmesinin ad›mlar› h›zl› h›zl› at›l›yor. Halk›m›z “ABD modeli”ni duyunca dünyan›n bu en zengin ülkesinde sa¤l›k aç›s›ndan olumsuz bir tabloyu bafltan yok sayarak, ABD’de halk›n ço¤unlu¤unun paras›zl›ktan tedavi hakk›n› kullanamad›¤›n›, tüm sa¤l›k hizmetlerinin paras› olana hizmet verdi¤ini, ilaç tekellerinin hastalar› soydu¤unu da peflinen görmezden gelmifl oluyor. ABD’de Commonwealth Fonu’nun bir araflt›rmas›, ülkede saat ücreti 15 dolar›n alt›nda olan düflük ve orta ücretli iflçilerin sigorta kapsam›ndan neredeyse tümüyle mahrum oldu¤unu gösterdi. Söz konusu sigorta hastal›k izninden, ifl kazas› ve meslek hastal›¤› gibi durumlarda ücretsiz tedavi görmeye kadar en temel ihtiyaçlar› kaps›yor. Bu iflçiler çal›flamayacak kadar hasta olup ifle gidemediklerinde ücretleri de kesiliyor. Son derece düflük ücret ald›klar› için sa¤l›k hizmetlerine ulaflmakta zaten zorlanan iflçiler sosyal sigortadan da mahrum kal›yor. Fonun Baflkan› Karen Davis, “Biz genellikle yeterli sa¤l›k hizmeti

döne bir AB bir de ABD örne¤ini verdi¤i s›ralarda ABD’de iflçilerin yüzde 51’inin hastal›k dolay›s›yla ifle gidemediklerinde ücretlerinin kesildi¤i, yüzde 64’üne ise doktora gitmek için izin bile verilmedi¤i gerçe¤i oldukça çarp›c›d›r. EKONOM‹YE YEN‹ TÜRK L‹RASI MAKYAJI Bugünlerde sürekli üzerinde durulan konulardan biri de yine AB makyaj› ile süslenerek halka sunulan Yeni Türk Liras› konusu. Hiçbir Avrupa ülkesinde bizimki kadar bol s›f›rl› para birimi bulunmad›¤› reklam› ile birlikte fliflirilerek verilmek istenen mesaj asl›nda, para biriminin de¤iflmesi ile birlikte enflasyonda, iflsizlikte de bir düflüfl olaca¤› ve halk›n cebine giren paran›n da de¤iflece¤i. Oysa ekonominin özünün, iflsizlik miktarlar›n›n, açl›k s›n›r›nda yaflayan halk›n yaflam standartlar›nda bir de¤iflimin sadece paradan alt› s›f›r at›lmas›yla olmayaca¤› ortada. Adeta bir kampanya gibi dört bir yandan sözde uzmanlar›n da görüflleri al›narak, hatta yeni cüzdan ve pantolon üretimlerine baflland›¤› da belirtilerek yap›lmak istenen emekçileri bofl hayallerin ve olmayacak beklentilerin içine sokmakt›r. Paran›n gücünü üretim belirledi¤ine göre ka¤›t üzerindeki alt› ya da farkl› say›da s›f›r› atarak ekonominin de canlanaca¤›n› iddia etmek bofl

kapsam›n›n maliyeti konusuna yo¤unlafl›yoruz ama iflçilerin verimli çal›flamaz duruma gelmelerinin bize maliyetini göz ard› ediyoruz” diyerek emperyalistler ve uflaklar› için insan sa¤l›¤› gibi bir konunun bile verimlilik ve maliyet temelinde ele al›nd›¤›n› belirtiyor. Yine ayn› araflt›rmaya göre ABD’de düflük ücretli iflçilerin beflte ikisi ciddi sa¤l›k sorunlar› yafl›yor fakat bu iflçiler reçete yazd›rma, muayene olma, tedaviye ulaflma gibi en basit haklardan bile yoksunlar. AKP hükümetinin döne

bir safsatadan baflka bir fley de¤ildir. Sadece bu de¤ifliklik iflleminin bile ekonomiye faturas›n›n 2 katrilyonu bulaca¤›n› da göz önüne al›rsak ekonominin iyiye de¤il daha da kötüye gidece¤ini söylemek yanl›fl olmaz. Yeni Türk Liras› genifl ve yoksul halk kesimlerinin hayat›nda olumlu bir de¤iflim yaratmayacakt›r. Tersine özellikle yuvarlamalar dolay›s› ile daha fazla bir pahal›l›¤a yol açacakt›r. fiimdiden yafland›¤› iddia edilen bozuk para s›k›nt›s› yüzünden küsuratl› rakamlar›n sürekli yuka-

r›ya do¤ru yuvarland›¤›n› görüyoruz. Bu durum da dikkate al›nd›¤›nda Yeni Türk Liras› operasyonunun enflasyonu art›r›c› etki yapaca¤›n› söylemek yanl›fl olmaz. Eski paradan alt› s›f›r atman›n pratik olarak hizmetlerde bir yarar› olmas› kaç›n›lmazd›r. Ancak önemli olan bu ifllemlerde görevlilerin paray› ne kadar rahat sayd›klar› de¤il, ekonomik büyüme ile çal›flanlar›n durumunda meydana gelecek büyümedir. Emekçilerin, çal›flanlar›n gelirleri reel olarak artmad›ktan sonra eski TL ya da YTL olmas› neyi de¤ifltirir? EKONOM‹DE YALANCI BAHARDAN KARA KIfiA DO⁄RU Hükümet bir yandan devaml› olarak ekonomideki de¤iflimlerden daha do¤rusu düzelmelerden flaflal› sloganlarla bahsederken di¤er yandan ise yine devletin kendi bünyesinde bir kurum olan Yoksullukla Mücadele Komisyonu’nun haz›rlad›¤› raporlara göre ise Türkiye’de yoksulluk riski s›n›r›nda bulunan ailelerin say›s› giderek artm›fl ve sonuç olarak kontrol edilemeyecek bir düzeye gelmifltir. May›s 2004 tarihinde oluflturulan Komisyon’un raporlar›na göre yoksulluk s›n›r› her geçen biraz daha büyümektedir ve art›k devlet için bir risk haline gelmifl durumdad›r. Yine bunun gibi rakamlar vererek devam edersek; Devlet ‹statistik Enstitüsü’nün yapt›¤› araflt›rmalara göre yüzde 12.4 olarak aç›klanan iflsizlik oran› bu rakamdan çok daha yüksektir. Bu rakam gerçe¤in alt›nda bir rakamd›r. Çünkü bu rakam›n içinde art›k ifl bulmaktan umudunu kesip ifl aramaktan vazgeçenler, yeni yasalar gere¤ince iflten ç›kar›lmak durumunda olanlar, kriz döneminde ifle girip çal›flarak evlerine destek olan ancak sonra iflten ayr›lan kad›nlar vb. bulunmamaktad›r. Örne¤in ayn› ankete göre toplam 796 bin kad›n iflçi istihdamdan flu veya bu nedenle çekilmifl durumdad›r. Bu sorunlar› hal›n›n alt›na süpürerek gerçekleri çarp›tan ve ifline geldi¤i gibi aç›klamalar yapan hükümet yetkilileri hala ekonomideki büyümeden söz etmektedir. Oysa bir büyüme oldu¤u kabul edilse bile bunun ancak yalanc› bir büyüme oldu¤u vurgusunu yapmak gerekmektedir.

5-18 Kasım 2004 Türk-‹fl’in yapt›¤› aç›klamalara göre ise Ekim ay›nda, 4 kiflilik bir ailenin “açl›k s›n›r›” 490 milyon 166 bin liraya, “yoksulluk s›n›r›” ise 1 milyar 489 milyon 866 liraya yükseldi. Bu araflt›rmaya göre açl›k s›n›r›, son bir y›lda ortalama yüzde 10.7 oran›nda artm›fl görünüyor. Araflt›rmalarda baz al›nan dört kiflilik ailenin g›da harcamalar›n›n yan› s›ra kira, ulafl›m, yakacak, elektrik, su, haberleflme, giyim, e¤itim, sa¤l›k, iletiflim, kültür gibi temel ihtiyaçlar› için yapmas› gereken ve “yoksulluk s›n›r›” olarak da ifade edilen tutar ise 1 milyar 470 milyon 814 bin liradan 1 milyar 489 milyon 866 bin liraya ç›kt›. 2004’ün ilk on ay›nda g›da harcamas› tutar›ndaki art›fl yüzde 6.6 oldu. Ayr›ca haz›rl›klar› yap›lan 2005 bütçe rakamlar›na göre kamu emekçilerine verilecek maafl zamm› ancak yüzde 8 olarak görülmektedir. Bu y›l›n bafllang›ç ödene¤ine göre yüzde 8 oran›nda art›r›lan personel ödene¤i 30 milyar 844 milyon Yeni Türk Liras› olarak belirlenmifltir. Bu da kamu emekçilerinin maafllar›na 2005 y›l›nda en fazla yüzde 8 zam yap›laca¤›n›n habercisi durumundad›r. 2004 y›l›nda personel giderleri 28 milyar 559 milyon Yeni Türk Liras› olarak belirlenmiflti. Bu y›l emekçilerin maafllar›na yüzde 6 ilk alt› ayda, yüzde 6 da ikinci alt› ayda zam yap›lm›flt›. 2005’te de emekçilerin maafllar›n›n ilk alt› ay için yüzde 4 ve ikinci alt› ay için yüzde 4 oran›nda zamlanabilece¤i bütçeye bak›larak yap›lan tahminler aras›nda. 2005 y›l› bütçesinde de yine en büyük pay Hazine’ye ait; Hazine’nin 2005 y›l› ödene¤i 65.7 milyar Yeni Türk Liras›, Maliye Bakanl›¤› 13.7 milyar Yeni Türk Liras›, Milli E¤itim Bakanl›¤› 13.6 milyar Yine Türk Liras›, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤› 12.4 milyar Yeni Türk Liras›, Milli Savunma Bakanl›¤› 10.9 milyar Yeni Türk Liras›. 2005 y›l› bütçesinden Milli Savunma Bakanl›¤›’n›n pay› yüzde 7.8 iken Milli E¤itim yüzde 9.7, Tar›m ve Köy ‹flleri yüzde 3.2, Çal›flma ve Sosyal ve Güvenlik yüzde 8.8 pay alacak. Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda 2005 y›l› bütçesi; hükümetin aksi söylemlerine ra¤men bir kez daha faiz, iflsizlik ve yoksullaflma bütçesidir. 2005 bütçesi faiz bütçesidir. Çünkü bu bütçenin üçte biri faiz harcamalar›na gidecektir. 2005 bütçesi, yat›r›ms›zl›k ve iflsizlik bütçesidir, yoksullaflma bütçesidir. Çünkü bütçeden emekçilere ayr›lan pay enflasyon art›fl›n›n bile gerisindedir. 2005 bütçesi faiz ve borç ödemelerini garantiye alan emekçilere de¤il IMF’ye göre düzenlenmifl, emekçilere iflsizlik, açl›k, sefalet getirecek olan bir bütçedir.


5-18 Kasım 2004

20

8

Proletarya Partisi’nin flehit düflen 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤ ve Ese Yaylas› flehitleri ölümsüzdür! fiüphesiz ki Mehmet Demirda¤ yoldafl, Proletarya Partisi’nin, onun yaflad›¤› süreçteki engebeli yollar› katedifl sürecinde, izi silinemeyecek ad›mlar›n önderli¤ini yapt›. Bugün; onun katk›lar›n› irdelemeden, incelemeden, uygulamadan, sadece lafz›n› yapmak; bize b›rakt›¤› miras› “yaflasayd›” anti-bilimsel sitemine tak›l› b›rakmaktan baflka bir katk› sa¤layamayacakt›r. Emperyalist-kapitalist ülkelerden, yar›sömürge ülkelere dek, tüm dünyada; emperyalist sistemin açt›¤›-derinlefltirdi¤i yaralar› berrak bir flekilde görebildi¤imiz bir süreçten geçiyoruz. Yan›s›ra; tüm bu sald›r›lara karfl›n, s›n›f mücadelelerinin k›zg›nlaflt›¤› ülkelerde, bu mücadelelere Komünist Partilerin nas›l önderlik etti¤ini-edebildi¤ini berrak bir flekilde görebildi¤imiz bir süreçten geçmekteyiz. Burjuvazinin; “devrim-sosyalizm-komünizm” kavramlar›n›n içini boflaltma harekat›n›, Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini tarihin döküntüleri alt›nda kamufle etme harekat›n›, zengin yöntemlerle-usta manevralarla azg›nca sürdürdü¤ü bir süreçten geçmekteyiz. Ve bugün; gerçekte çok berrak olan bu tablo karfl›s›nda, gerçeklere hangi pencereden bakt›¤›m›z›, gerçekleri hangi ideolojiyle donanarak yorumlad›¤›m›z› irdelemek, bu berrak tablonun avantajlar›n› de¤erlendirmek zorunda oldu¤umuz, lehimize bir süreçten geçti¤imizi görmek durumunday›z. K›sacas›, azg›nca sald›r›lar›n gerçekleflti¤i bir süreçte, umudumuzu büyütecek bayraklar›n dalgaland›¤› dünya gerçekli¤i içinde, gözlerimizin; Umutsuzlu¤un-karamsarl›¤›n-inançs›zl›¤›n perdesiyle mi, umudu yeflerten ad›mlar›n coflkusuyla m› doldu¤unu ciddi bir sorgulay›fla yat›rmak zorunday›z. Ese Yaylas› flehitlerinin; Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤, Ümit Ça¤layan San, Ümit Dinler, Dilek Konuk ve Duran Salman’›n flehit düflüflünün 7. y›l›nday›z. Ve “‹brahim flehit düflmeseydi, Mehmet flehit düflmeseydi...” gibi anti-bilimsel sitemlere tak›lmay›p, yüklendi¤imiz misyonu lay›k›nca oynaman›n, bu misyonun gereklerine göre flekillenmenin yürüyüflündeyiz. Bu yürüyüflü gerçeklefltirirken; sadece flehitlerimizin yaflamlar›ndan-mücadelelerinden ö¤renmenin ötesinde, onlar›n yaflad›¤› tarihsel süreçlerin bütünlüklü bir tahlilini yapmak, onlar› yas tutarak-a¤›tlarla anarak de¤il, yürüdükleri yolda coflkuyla-umutla-›srarla-kararl›l›kla yürümek durumunday›z. fiüphesiz ki Mehmet Demirda¤ yoldafl, Proletarya Partisi’nin, onun yaflad›¤› süreçteki engebeli yollar› katedifl sürecinde, izi silinemeyecek ad›mlar›n önderli¤ini yapt›. Bugün; onun katk›lar›n› irdelemeden, incelemeden, uygulamadan, sadece lafz›n› yapmak; bize b›rakt›¤› miras› “yaflasayd›” anti-bilimsel sitemine tak›l› b›rakmaktan baflka bir “katk›” sa¤layamayacakt›r. Mehmet Demirda¤ yoldafl, gerek Parti tarihini, gerek Parti’nin içinden geçti¤i bunal›m›, gerek Parti tasfiyecili¤ine soyunanlar›, gerek Parti kaçk›nlar›n›, gerek Parti’nin ilerlemesi gereken güzergah›, gerekse bunlar›n yol-yöntemlerini irdelerken; -Kendini ve kiflileri Proletarya Partisi’nin teori ve stratejisinin, Parti iradesinin üzerinde tutmam›flt›r. Her düflünceyi, her davran›fl› bu zeminden kopmadan, aksine bu zeminin sa¤lam miras›n›n ›fl›¤›yla de¤erlendirmeyi ilke edinmifltir. -Nerede-neden-nas›l varoldu¤umuzu, hedeflerimizi; at›lan her ad›mda unutmadan-

unutturmaman›n mücadelesini vererek, ilerlemifl-ilerletmifltir. -Kiflileri ve Partinin içinden geçti¤i süreci de¤erlendirirken; bu geliflmeleri dünyadaki-ülkemizdeki ve Proletarya Partisi’ndeki de¤iflimleri birbiriyle ba¤› içerisinde ele alm›flt›r. -Eksiklikleri-zaaflar›-yanl›fllar›-suçlar› de¤erlendirirken; bunlar›n hepsini ideolojikpolitik-örgütsel kökenleriyle birlikte, nedensonuç iliflkisi içerisinde çözümlemifltir. Nihayetinde; sadece bilen-yapan bir kifli olarak kendini de¤il, Parti’nin de¤erlerini öne ç›karm›fl, Partiyle bütünleflen bir de¤er haline gelmifltir. Proletarya Partisi’nin darbelendi¤i, nedenler ve sonuçlar›n kiflilere ba¤lanma e¤iliminin güçlü oldu¤u bir dönemde, Parti’ye katk›lar›n-Partili olman›n k›stas›n›; “....s›n›flar varoldu¤u müddetçe bunlar›n ürünü çat›flmalar, çeliflmeler varolacakt›r. Bu çeliflmeler kendisini KP içerisinde de çeflitli biçimlerde gösterecektir. Önemli olan bu çeliflkileri çözebilmek için komitelerimizin/organlar›m›z›n kolektif bir çal›flma tarz›yla harekete geçirilebilmesi ve çözülen her çeliflkinin yerini yeni çeliflkiler alaca¤›ndan bunlar›n da çözülebilmesi için bu kolektif çal›flman›n süreklili¤inin sa¤lanabilmesi, yani kurumsallafl›lmas›d›r. Bu olmay›nca ne olacakt›r? Bugün hemen hemen her iflimizde oldu¤u gibi ifller kifliler üzerinden çözülmeye çal›fl›lacakt›r. ‹flin alt›ndan kalkamayanlar ya ifle yaramaz diye nitelendirilecektir ya da iflin alt›nda kal›p mücadeleyi kendileri b›rakacaklard›r. O anl›k iflin alt›ndan kalkanlar ise (o anl›k diyoruz, çünkü her ifl kiflilerce çözülebilse örgüte gerek olmazd›) kahramanlaflt›r›l›p, tap›lacak kifliler haline getirilecektir” biçiminde çözümlemifltir. Ard›ndan da; bizi bu gerçekli¤i sürükleyen sebepleri-engelleri, gerek içimizdeki çalkant›lar›, gerekse burjuvazinin sald›r›lar›n›, bu sald›r›lardan etkilenme düzeyimizi, bunlar› aflma yönelimimizi belgelemifltir. Burjuvazinin sald›r›lar›n› ve içimizde “Parti kadrosu” etiketiyle geçinenleri; kiflisel bir sald›r›ya girmeden, kiflileri hedef almadan, ideolojik-politik-örgütsel duruflumuzun geçmiflten-bugüne izledi¤i rotay› çözümleyerek; “Bu Parti düflman› ak›mlar›n içinde, en flekilsizi ve bu özelli¤iyle y›¤›nlar›n devrimci bilincini duru tutma çabas›nda Parti’yi en çok çaba harcamak zorunlulu¤uyla karfl› karfl›ya b›rakt›ran biçimi TASF‹YEC‹L‹K’tir. Tasfiyecilik olgusu, ço¤u kiflinin anla¤›nda

flekillenmifl olan›n aksine, sadece Parti’yi aç›kça inkar ve/veya onu yer üstüne-legalize etme, çekme ça¤r›lar› biçiminde gelmez... Öylesine ki örne¤in, eskiden aç›kça Parti’yi reddetmek flöyle dursun aksine daha yüksek sesle Parti flablonu alt›nda Parti biziz deyip, Parti’yi iç sorunlarla u¤raflt›rmak, Parti’yi Parti yapan ilke ve kurallar› kiflilerin anlay›fllar›na göre de¤iflebilir görme ve Parti’yi s›n›f mücadelesinin görevlerini yüklenmekten al›koymay› sa¤layan taktiklerle gerçekleflen tasfiyecilik aras›nda, gördü¤ü ifllev bak›m›ndan en küçük bir fark yoktur. Parti’yi reddetmeksizin-teoride, sözde Parti’nin tarihsel, sosyal ve siyasal sorumluluklar›n› icra ediflini engellemek!” tan›mlamas›n› yapm›flt›r. Ancak bu tan›mlamay› da, s›n›f mücadelesinin dünyadaki-ülkemizdeki seyrinden, burjuvazinin bu seyre paralel Parti içi mücadeleyi evirmek istedi¤i yönden, tasfiyecili¤in gelinen süreçte takt›¤› maskeden ba¤›ms›z ele almam›flt›r. Nihayetinde 6. Oturum sonras›; Proletarya Partisi karmaflalar-zorluklar-imkans›zl›klar-kay›plar içerisinde, dosta umut-düflmana korku salan küçümsenmeyecek bir yönelimin ad›mlar›n› atm›flt›r. Mehmet Demirda¤ yoldafl bu ad›mlar› irdelerken; at›lan ad›mlar› “ben”de somutlamam›fl, “ben”lerin geçici oldu¤unu, as›l olan›n “biz”lerin nas›l-hangi zeminde ilerleyece¤imiz oldu¤u gerçekli¤ini derinlefltirmifltir. At›lan-at›lacak olan ad›mlar›n kayna¤›n›; “Durum iyidir. Durum iyidir, çünkü; gerçekler devrimcidir, bizim için kötü olan gerçekler de¤il, gerçekleri keflfedememektir. Durum iyidir, çünkü; hayallerle de¤il, gerçeklerle u¤rafl›yoruz, k›s›r çekiflmelerde de¤il, gerçek sorunlar›m›zda yo¤unlafl›yoruz. Durum iyidir, çünkü; bize ›fl›k tutan teorimiz ve stratejimizden güç alarak tüm bu yetmezliklerimizi aflaca¤›m›z› biliyoruz. Durum iyidir, çünkü; ne kadar sorunlu ve yetersiz olursa olsun, üzerinde yükselece¤imiz geliflime aç›k ve hiç de küçümsenmeyecek bir örgütsel güç mevcuttur. Durum iyidir, çünkü; yaflad›¤›m›z topraklardaki s›n›f mücadelesinin geliflimi teori ve stratejimizin ›fl›¤›nda ataca¤›m›z her ad›ma, yapaca¤›m›z her müdahaleye karfl›l›¤›n› kat kat verecek bir yöndedir. Durum iyidir, çünkü; çözümsüzlü¤ün de¤il çözümün, da¤›lman›n de¤il birleflmenin, karamsarl›¤›n de¤il umudun yolunday›z” biçiminde bir zeminde tan›mlam›flt›r. Hareketlili¤in, coflkunun hakim oldu¤u

dönemlerde; herkes, bir flekilde bu hareketlili¤in k›v›lc›m›yla yürür. Ancak, köklü ad›mlar yeterince yeflertilememiflse, bu k›v›lc›m yanar ve söner. Zorlu süreçlerde ise, ad›m atmak, istikrarl› yürümek, umuda sar›lmak-umudu yaratmak için; gerçekten de, incelemek-araflt›rmak-çözümlemek bu do¤rultuda pratikler gerçeklefltirmek zorunludur. Zorlu süreçlerde; kuru ajitasyonlar-söylemler bofltur. Öyle sald›r›larla donat›l›nm›flt›r ki; bu sald›r›lar›n etkisinden ar›nmak, bu sald›r›lar› püskürtmek için, daha bilimsel, daha sorgulay›c›, daha sa¤lam bir flekilde düflünmek-ad›m atmak zorunludur. Mehmet Demirda¤ yoldafl; Proletarya Partisi’ne, zorlu süreçlerin kökenlerini, bu süreçlerin hangi yol-yöntemlerle afl›lmak zorunda oldu¤unu, bu zorunlulu¤un bilincine ulaflmam›z›n olmazsa olmaz›m›z oldu¤unu, kapsaml› araflt›rma-incelemelerle, bunlardan süzülenlerin prati¤iyle katk› olarak kaz›m›flt›r. ‹çinden geçti¤imiz zorlu süreçte; Proletarya Partisi’nin nice flehidinin de¤erlerini, birikimlerini, parti ve devrim tarihinden silinemeyecek katk›lar›n›, ajitatif söylemlerle pazarlamak isteyenler ç›kacakt›r. Bu pazarlamalar›n›; parti ve devrim kayg›s› gütmeden yapt›klar› için, sapk›n anlay›fllarla ortal›¤› buland›rma çabalar› kaç›n›lmaz olacakt›r. Önderlerimizin düflüncelerini; “ben” kayg›s› güderek, kendilerinde somutlayarak pazarlamaya çal›flt›klar› için, alt› biraz kurcaland›¤›nda, Proletarya Partisi’nin teori ve stratejisinden ne kadar koptuklar› görülecektir. Bu anlay›fllar›n su tafl›d›¤› de¤irmen, kaç›n›lmaz olarak tasfiyecilik de¤irmeni olacakt›r. fiehitlerimizin, ‹brahim’den Mehmet’e tüm önderlerimizin parti tarihine katt›klar› de¤erleri sahiplenmenin tek yolu; t›pk› onlar gibi Proletarya Partisi’ne kenetlenerek, onlardan ö¤renerek ilerlemeye devam etmekle mümkündür. Bunun d›fl›nda olan; her renkten-her tondan hayk›r›fllar, Parti d›fl›l›¤› ö¤ütleyen, tasfiyeci prati¤i yayg›nlaflt›rmaya çal›flan, Parti ve devrim kayg›s› yerine, s›n›f mücadelesinden kaçman›n k›l›f›n› gerekçelendirmeye çal›flan pratikler olacakt›r. Parti tarihimizde, bunlar›n niceleri görülmüfltür. Hepsinin ak›beti de; Parti d›fl›l›k, düzen içilik olmufltur. Aksi mümkün de¤ildir. Kazanansa; Partiyi sürekli ayaklar› üzerine dikme gerçekli¤i olmufltur. “Ya k›z›l kan›m›z topra¤a akacak, ya k›z›l bayra¤›m›z doruklarda dalgalanacak” slogan›yla flehit düflen 4. Genel Sekreterimiz Mehmet Demirda¤, Ümit Ça¤layan San, Ümit Dinler, Dilek Konuk ve Duran Salman’› bir kez daha anarken; Andolsun ki; sizlerin att›¤› ad›mlar› geriye sayd›rmadan, ö¤rettiklerinizi bir an dahi unutmadan, savsaklamadan, tuttu¤umuzu kopararak, azimle, kararl›l›kla yürüyece¤iz. Ve savafl içerisinde, bedel ödemekten kaç›nmadan, kan›n›z›n son damlas›na kadar korudu¤unuz Parti de¤erlerinin, sahiplenicisi-büyütücüsü olaca¤›z. UZUN YÜRÜYÜfi SÜRÜYOR, ANDOLSUN K‹ YORULMAYACA⁄IZ!


21

8

PUSULA AÇLIK VE CEHALET‹N GÜCÜNÜ YENECEK OLAN PART‹N‹N, DEVR‹M‹ ÖRGÜTLEME GÜCÜDÜR Açl›¤›n ola¤anüstü boyutlara vard›¤›n› aç›klayan Birleflmifl Milletler Beslenme Hakk› Raportörü araflt›rmac› yazar Prof. Dr Jean Ziegler “Piyasa açl›k sorununu çözemez, her saniye bir insan beslenme yetersizli¤inden ölüyor” aç›klamas›n›n yan›nda sözlerine her gün 100 bin kiflinin açl›ktan öldü¤ünün saptand›¤›n› belirterek devam etti. Dünyada 842 milyon insan›n kronik açl›k s›n›r›n›n alt›nda beslendi¤ini aç›klayan Ziegler açl›k sonucu ölümün, tüm savafllardan, AIDS ve veremden daha fazla kurban ald›¤›n› da öne süren bir aç›klamada bulundu. Açl›k, günümüz dünyas›nda beslenme ve sa¤l›k uzmanlar›n›n çözece¤i bir sorun olmaktan ç›km›fl, politik bir sorun haline gelmifltir. Çünkü açl›¤a kaynakl›k eden maddi nedenler, dengesiz ve düzensiz, kötü beslenme koflullar›n› yaratan, eme¤in köleli¤ine dayal› sömürü ve zulüm sistemidir. Açl›k t›pk› iflsizlik, demokrasi ve devrim sorunu gibi bir politik sorundur. Günümüz dünyas›nda açl›k, yerini toklu¤a mücadelesiz b›rakmaz. Toplumun di¤er temel sorunlar› gibi bu sorunu da ancak devrim ve onun örgütlü gücü çözebilir. Baflka hiçbir güç, bu sorunu insanl›¤›n “sorunlar” sayfas›ndan silip atamaz. Eme¤in köleli¤i üzerine kurulu düzenlerde egemenler ve onlar›n sözcüleri, açl›¤›n ve yoksullu¤un ortadan nas›l kald›r›lmas› sorunu d›fl›nda her fleyi tart›flmakta, k›sa ve uzun vadeli “çözüm” önerileri sunmaktad›r. En çok tart›fl›lan, konuflulan konular›n bafl›nda insan haklar› gelmektedir. Oysa bilinir ki en temel hak, yaflam hakk›d›r. ‹nsanlar yaflamak için çal›flmaya ihtiyaç duyar. Çal›flma hakk›n›n iflsizlikle gasp edildi¤i sömürü sistemlerinde insan haklar›ndan bahsetmek aldat-

maca ve manipülasyondan baflka bir fley de¤ildir. Halklar›n iflsizlikle kölelefltirilip, terbiye edilmeye çal›fl›larak, sefalete mahkum edildi¤i bir dünyada insanlara ve insanl›¤a iliflkin söylenen her söz bofl ve anlams›zd›r. Dünya halklar›n› ölümle tehdit eden, her gün artarak büyüyen açl›k, etki ve korkutucu boyuta varan gücünü nereden almaktad›r? Açl›¤› besleyen büyüten, bir canavar gibi öldürten güce dönüfltüren, toplumsal zemin nedir? Onun artarak büyümesine kaynakl›k eden nedir? Bu sorulara do¤ru yan›t verilmedikçe ve bu yan›ta kaynakl›k eden olgunun ortadan kald›r›lmas› için mücadele örgütlenmedikçe, açl›k, yoksullar› tehdit eden unsur olmaktan kurtar›lamaz. Açl›¤a kaynakl›k eden ne nüfus art›fl› ne do¤an›n s›n›rl› gücü ne de do¤a üstü güçlerdir, açl›¤a neden olan kapitalist-emperyalist sistemin afl›r› kâr h›rs›d›r. Emperyalist-kapitalist sistem afl›r› üretim sonucu süre¤en bir bunal›m› yaflamakta, bir yandan sermayesini büyütürken di¤er yandan iflsizli¤i ve yoksullu¤u ço¤altmaktad›r. Sermayenin ve sefaletin büyümesini önleyemeyen emperyalist-kapitalist sistem süre¤en bir bunal›mla iç içe yaflamaktad›r. Onun do¤as› gere¤i bunal›mla iç içe yaflama gerçekli¤i, dünya nüfusunun ezici ço¤unlu¤unu da bunal›ma ve açl›¤a mahkum etmektedir. Kapitalizm ve kitlelerin yoksullaflmas› birbirinden kopuk yal›t›lm›fl fleyler de¤ildir, biri birlerini gerektiren fleylerdir. Bugün insanl›¤›n büyük ço¤unlu¤u ac› çekiyor, insanl›¤› çekti¤i ac›lardan, ne beslenme ve sa¤l›k uzmanlar›n›n kurtulufl reçeteleri ne de gen teknolojisinin geliflimi kurtarabilir. Onu kurtaracak olan Ekim ve Çin devriminin yol göstericili¤inde gerçekleflecek olan sosyal devrimlerdir. Açl›¤› ve se-

‹STANBUL, ANKARA VE ‹ZM‹R BAROSU GENEL KURULLARI YAPILDI ‹zmir Barosu 3346, Ankara Barosu 2500 avukat›n kat›l›m›yla Genel Kurullar›n› 17-18 Ekim 2004 tarihlerinde yapt›. Ankara’da seçimleri Demokratik Sol Grubu, ‹zmir’de de Cumhuriyetçiler Grubu kazand›. ‹stanbul Barosu Genel Kurulu 12400 avukat›n kat›l›m›yla 23-24 Ekim 2004 tarihlerinde yap›ld›. Seçimlere kat›lan 5 gruptan en çok oyu 4972 ile Önce ‹lke Grubu elde etti. Ça¤dafl Avukatlar Grubu 3852, Ça¤r› Grubu 2391, Baroda Birlik Grubu 263, Hukuk Grubu 869 oy ald›. ‹stanbul Barosu seçimlerinde en çok tart›fl›lan konu baroda politika ya-

p›l›p yap›lmamas›yd›. Gruplar seçim propagandas›n› buna göre yapmaktayd›lar. Ça¤dafl Avukatlar d›fl›ndaki gruplar baroda politika yap›lmamas›n› savundular. ÇAG politikan›n hukuktan ba¤›ms›z olamayaca¤›n› ve barolar›n devletten ba¤›ms›z olmas› gerekti¤ini savundu. Di¤er gruplar ise daha çok avukatlar›n mesleki sorunlar› üzerinde yo¤unlaflt›. Seçimleri yeniden kazanan mevcut yönetim baroyu devletle bar›flt›rd›¤›n›n propagandas›n› yürütmekteydi. Seçim sonuçlar›nda dikkati çeken bir di¤er husus da islamc› çevrelerin oluflturdu¤u Ça¤r› Grubunun oylar›n› ciddi biçimde art›rmas›yd›. (‹stanbul)

5-18 Kasım 2004 faleti ebedi olarak ortadan kald›rmak yoksullara varl›k içinde bir yaflam garantilemek görevi s›n›f bilinçli proleterlerin omuzundad›r. Devrim bilimi, çözüm arayan do¤a ve toplumun yaflamsal temel sorunlar›na da yan›t olacakt›r. Devrim bilimi, di¤er tüm bilim dallar›n›n çözüm anahtar›d›r. Bugün dünya halklar› yaln›zca açl›k ve yoksullukla tehdit edilmemektedir. Yoksulluk kadar cehalet ve bunun kaynakl›k etti¤i y›k›m ve yaflatt›¤› toplumsal dramlar da büyük bir tehdit unsurudur. Çal›flma hakk›n›n sömürüsüz bir flekilde sa¤lanmas› garanti ve güvence alt›na al›nmadan, toplumsal yap›da eme¤in özgürleflmesi sa¤lanmadan uyuflturucu-kad›n ve çocuk bedeninin bir meta olarak al›n›p sat›lmas›, kiralanmas› ve afla¤›lanmas› tehditleri de yok olup ortadan kald›r›lamaz. Her türlü bedensel, zihinsel ve moral fliddetine dayal› unsurlar›n geliflim ve beslenme zemini eme¤in köleleflmesine dayal› sistemdir. Sermaye egemenli¤ini var etmek, devam ettirmek için yönetmeye çal›flt›¤› kitleleri tüketim ideolojisi ile aptallaflt›rmaya, duyars›zlaflt›r›p, bencil ve bireyci sürüler haline getirmeye ihtiyaç duyar. Sermayenin egemen oldu¤u toplumlarda insan eme¤i, kiflili¤i, bilimi de dahil her fley al›n›p sat›lan bir meta olarak görülür. Emperyalist-kapitalist sistemde her fley eme¤in köleli¤i üzerine infla edilir. Eme¤in köleli¤i, zihinsel düflünsel ve moral köleli¤ini de yarat›r. ‹nsanl›¤a ait ne varsa tutsak al›n›p, kölelefltirilmeye çal›fl›l›r. Bu her geçen gün daha fazla dayan›lmaz, çekilmez ve kabul edilemez boyutta devam eder. De¤iflim ve dönüflüm ihtiyac› kendisini yak›c› flekilde ortaya koyar. Bu ihtiyaç devrimdir. Toplumsal yap›n›n de¤iflim ve dönüflüm ihtiyac›na ancak devrimler yan›t olabilir. De¤iflim ve dönüflüm ihtiyac›na yan›t olacak güç, örgüttür. O de¤ifltiren dönüfltüren, müdahale edip yönlendiren, birlefltirip örgütleyendir, sorunlara çözüm arayan ve buland›r. Kitleleri iktidar perspektifiyle harekete geçiren onlar› tek bir merkez alt›nda örgütlemeye, bilinçlendirmeye ve savaflt›rmaya yöneltendir. Açl›k ve sefalet gibi büyük bir güç, ancak kendisinden daha etkili ve örgütlü bir güçle yok edilebilir. Bu da devrim gücüdür. Bu ihtiyac›n örgütlenip ve harekete geçirilip, de¤ifltirici rol oynayabilmesi için merkezi bir yönetsel önderlik mekanizmas›na ihtiyaç var. Bu ihtiyac›n en güçlü ve bilinçli yan›t› partidir. S›n›flara bölünmüfl, açl›k ve cehalete mahkum edilmifl bir toplumda toplumsal sorunlar›n temelinde politik nedenler yatar. Birbirine taban tabana z›t düflman s›n›flar aras›ndaki mücadele politik bir savaflla yürütülür. Politik s›n›f mücadelesinin en kesin ve en belirleyici ifadesi partiler mücadelesidir. Partisizlik düflüncesine sahip ol-

mak politik partiler mücadelesine ilgisiz kalmakt›r. Çünkü s›n›flara bölünmüfl toplumda ve bunun üzerinde yükselen mücadelede kimse tarafs›z ve nötr olamaz, ilgisiz ve tarafs›z kalamaz. ‹lgisiz ve tarafs›z kalmak egemenlere, onlar›n yarat›p neden oldu¤u toplumsal sonuçlara, açl›k ve sefalete destek olmakt›r. Eme¤in gasp› ve köleli¤i üzerinde kurulu düzende çekimser, ilgisiz ve duyars›z kalan herkes açl›¤›n ve sefaletin dolays›z savunucusu konumuna düfler. Örgütlenmek bir ihtiyaç ise bu ihtiyac›n bilinçli ifadesi örgüt ise bunun gücü kitlelerin yaflamsal sorunlar›n› çözme iddias›ndaki gücünde yatar. Parti, ayn› zamanda proletaryan›n s›n›f ve moral birli¤inin en yüksek biçimidir. Parti, kitlelerin açl›k, iflsizlik ve sosyal y›k›ma gösterdi¤i tepkisine kulak vererek örgütlenmeye çal›fl›r. Parti kitlelerin sadece sesini de¤il onlar›n devrimci iç güdüsünü de özenle hesaba katar. Onlar›n mücadele prati¤ini inceler ve böylece politikas›n›n do¤ru olup olmad›¤›n› s›nar. Parti sadece kitlelere ö¤retmekle yetinmeyip, kendisi de kitlelerden ö¤renmeyi bilmek zorundad›r. Kitlelerin somut sorunlar› etraf›nda onlar› örgütleme mücadelesine giriflmeyen gerçek anlamda s›n›f bilinciyle donanamaz. Mücadelenin her geri kalmas›, umutsuzlu¤u ve anarflizmi yarat›r. Parti, bugün baflta en ileri, devrime en yak›n, en fazla ac› ve yoksulluk çeken kesimlerin somut talepleri u¤runa mücadeleyi örgütlemeye bafllayarak onlar›n güvenini kazanmaya çal›fl›r. Politikas›yla, sorunlara çözüm önerileriyle ve çal›flmas›yla, sayg›nl›¤›yla kitlelerin deste¤ini sa¤lar. Politik sayg›nl›k do¤ru ve isabetli kararla, öngörüyle elde edilir. Manevi sayg›nl›k ise çal›flkanl›k, fedakarl›k, dürüstlükle elde edilir. Her fleyden önce parti, politikas›n›n do¤rulu¤unu kendi öz deneyimleriyle anlamalar› için kitlelere yard›m ederek onlar› ikna etmeye çal›fl›r. Parti, iflçi s›n›f›na ve ezilenlere yol gösteren, onlar› e¤iten mütevazi bir ö¤retmen olmay› baflarmal›d›r. Açl›k ve sefalet, iflsizlik ve zulüm gibi politik sorunlar›n çözümü ve örgütsel-yönetsel sorunlar›n çözümü için kafa yorup, çal›flmal›d›r. Parti örgüt çal›flmas›n›, politik yöneliminin gerçekleflmesine uygun hale getirmelidir. S›n›f bilinçli proleterler, politik yönelime uygun ad›mlar› güçlendirmek ve bu ad›mlar› gelifltirmek için örgütsel çal›flmaya önem vermelidir. Devrimi ve partiyi örgütleme mücadelesinde her bir gecikme günde yüz bin yoksulun açl›ktan ölmesine seyirci kalmak anlam›na gelir. S›n›f bilinçli proleterlerin görevi; halk›n bilinç ve duygu dünyas›na ulaflarak orada örgüt gücü yaratmak için halk içinde okyanusta bir damla su olmaya çal›flmakt›r.


22

5-18 Kasım 2004

8

Avrupa bir kez daha grev ve yürüyüfllerle sars›l›yor

Türkiyeli emekçilere Avrupa bir cennet olarak sunulur ve halk›m›z tüm dertlerinden Avrupa Birli¤i’ne girerek kurtulaca¤› hayaliyle uyutulmaya çal›fl›l›rken, Avrupal› iflçiler ise iflleri ve ekmekleri için grevlerle emperyalist tekelleri uyar›yor, geleceklerine sahip ç›kma mücadelesi veriyor. GENERAL MOTORS ‹fiÇ‹LER‹ SOKAKLARDA Almanya, ‹spanya, Portekiz, Po-

lonya, ‹ngiltere, Avusturya, Belçika ve ‹sveç’teki General Motors’a ba¤l› Opel firmas›n›n fabrikalar›ndan 12 bin iflçiyi atma plan›n› 19 Ekim’de on binlerce iflçi greve ç›karak protesto etti. Toplam 40 bin iflçinin çal›flt›¤› iflletmelerdeki grevlere halkta destekte bulundu. Grevin en etkili ve kitlesel oldu¤u yerse Almanya’n›n Bochum kentindeki Opel fabrikas› oldu. Bochum’da 4 bin iflçinin iflten at›laca¤› aç›klamas›n›n yap›ld›¤› 14 Ekim tarihinden beri grev ya-

Gazze sald›r›s›n›n bilançosu ç›k›yor Siyonist ‹srail devletinin 26 Eylül’de Gazze fieridinde bafllatt›¤› “Bedel Operasyonu” ad›yla bafllatt›¤› ve 17 gün süren sald›r› ve katliamda 100’ün üzerinde Filistinlinin katledildi¤i aç›kland›. Birleflmifl Milletler Filistinli Mültecilere Yard›m Kurumu (UNRWA)’nun yay›nlad›¤› rapora göre Gazze’de ‹srail ordusu 200 tank, buldozer, Apaçi helikopterleri ve 2000 askerle giriflti¤i, 2000 ‹ntifadas›ndan bu yana en kanl› ve en genifl kapsaml› sald›r›da 107 Filistinli katledildi, 431 kifli de yaraland›. UNRWA, say›lar›n, ancak teyit edilenleri içerdi¤ini belirterek, ölü say›s›n›n artabilece¤i endiflesini de dile getirdi. Ölenlerin üçte birinin 18 yafl ve alt›ndaki Filistinliler oldu¤u belirtildi. Ölenler aras›nda 9 URWRA okulu ö¤rencisiyle 2 ö¤retmenin de yer ald›¤› belirtildi. Rapora göre, operasyon süresince içinde 675 kiflinin bar›nd›¤›, 143 aileye

ait 91 ev tümüyle y›k›ld›, 833 kiflinin yaflad›¤› 101 ev de “ancak ayakta kalabilecek” biçimde harap edildi. Raporda, bu evlerin yeniden inflas›n›n 2,5 milyon dolarl›k bir maliyet gerektirdi¤i de vurguland›. ‹srail ordusunun 17 gün boyunca tüm bölgeyi kontrol alt›nda tutuldu¤u belirtilen raporda, Filistinli hedeflere havadan ve karadan atefl açt›¤›, Filistinlilerin komflu yerleflimlere gitmesini sa¤layacak yollar› kapad›¤›n›, sivil, insani ve acil yard›m örgütü görevlilerinin bölgeye girifllerini s›n›rlad›¤› belirtiliyor ve sald›r› süresince 36 bin Filistinlinin kuflatma alt›nda tutuldu¤una dikkat çekiliyor. Ayr›ca, ‹srail Ordusu’nun tüm bölgede ev y›kma oran›n›n “alarm” düzeyine yükseldi¤i belirten raporda, ayda 1360 Gazzeli’nin, bir baflka deyiflle günde 45 kiflinin evsiz kald›¤›na belirtildi.

pan iflçilere kentteki esnaf ve halk da günlerdir yiyecek, içecek, ihtiyaç yard›m› yap›yor. Avrupa çap›nda en fazla otomobil üreten iflletme olan Bochum Opel’de süren grevin bugüne kadar yap›lan en uzun direnifl oldu¤u belirtiliyor. ‹flçiler, General Motors’un y›¤›nsal iflten ç›karma plan› uygulamaya konulursa, bu y›l›n bafl›nda yürürlü¤e girecek olan Hartz IV yasas› gere¤ine 1 y›l süreli iflsizlik paras›ndan sonra alacaklar› komik iflsizlik yard›m›yla yaflayamayacaklar›n› ifade ederek “Kaybedecek bir fleyimiz yok” diyor. 19 Ekim günü fabrikada 9 bin 600 iflçi ve çevredeki halkla beraber say›s› 13 bini aflan kitle tüm engellemelere ra¤men flehir merkezine yürüyerek dev bir miting yapt›. Ruhr bölgesinde çeflitli otomobil fabrikalar›nda çal›flan iflçiler Opel fabrikas› önünden flehir merkezine kadar yürüdü. Yürüyüfl s›ras›nda “Opel bizimdir kapat›lamaz”, “Gelece¤imizin karart›lmas›na izin vermeyece¤iz” yaz›l› pankartlar aç›l›rken baflta Porsche, Ford ve Mercedes olmak üzere Almanya’daki tüm otomobil iflçileri sendikalar›ndan da kitlesel flekilde gelen delegasyonlar “Onlar piyasada rekabet ediyor biz mücadelede birlikteyiz” yaz›l› pankart açt›. Yürüyüfle bölgedeki maden çal›flanlar›, kimya endüstrisi çal›flanlar›, emekliler, iflsizler ve ö¤rencilerde kendi pankart ve bayraklar›yla kat›ld›. Bochum’daki yürüyüfl s›ras›nda Almanya’n›n Russelsheim, Kaiserlauter ve Eisenach kentlerindeki Opel fabrikalar›nda da çal›flmalar durdu, iflçiler grev ilan etti. Russelsheim kentindeki fabrikada iflçiler “Grev ‹stiyoruz”, “Opel’de Karstadt Modeli Kabul Etmiyoruz” yaz›l› pankartlarla 20 bin say›s›n› bularak ve çevredeki esnaf ve halk›n da deste¤ini alarak flehir merkezine yürüdü. Di¤er ülkelerde de General Motors iflçileri kitlesel eylemler yaparak tasarruf plan› ad› alt›nda iflçilerin iflten at›l-

mas›n› protesto etti. Avrupa’da yap›lan gösterilere paralel olarak Brezilya’daki Opel iflletmelerinde çal›flanlar da dayan›flma ad›na bir günlük grev yapt›. Önceden 12 bin iflçiyi iflten ataca¤›n› ve bunlar›n 10 bininin Russelsheim ve Bochum’daki fabrikalardan olaca¤›n› aç›klayan General Motors patronlar› greve ç›kanlar› iflten atmakla tehdit ederken, öncesinden iflçilere destek vermeyerek sessiz kalan IG Metall Sendikas› ise bu aç›klamaya ç›k›flarak bunun tansiyonu yükseltece¤ini ve di¤er sendikalar›n genel grev aç›klama ihtimallerini güçlendirdi¤ini aç›klad›. Ayr›ca Opel fabrikalar›nda 800 dolay›nda Türkiyeli iflçinin bulundu¤u belirtiliyor. BELÇ‹KA’DA GREVLER YAfiAMI FELÇ ETT‹ Brüksel Toplu Tafl›ma Kurumu’nda (STIB) yaflanan genel grev ve DHL çal›flanlar›n›n yapt›¤› protesto gösterisi Baflkent Brüksel’i felç etti. Yaklafl›k 3 bin DHL çal›flan›n›n kentin merkezinde yapt›¤› eylem trafi¤i durdurdu. DHL’nin önceki hafta 2007’de, 1700 iflçinin iflten at›laca¤›n› aç›klamas› üzerine çok say›da DHL çal›flan› protesto gösterisi yapt› ve polisle çat›flt›. Brüksel’de ulafl›m iflçileri de yeni floför al›nmas› ve çal›flma flartlar›n›n iyilefltirilmesi için grev yapt›. YUNAN‹STAN’DA GENEL GREV Yunanistan’da kamu emekçileri bir günlük genel grev yapt›. Kamu Çal›flanlar› Sendikalar› Konfederasyonu 2005 y›l› için öngörülen %3 oran›ndaki maafl zamm›n›n art›r›lmas›, sa¤l›k ve aile yard›mlar›n›n art›r›lmas› talepleriyle grev ça¤r›s› yaparken, bu ça¤r›ya ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu da destek verdi. Greve kat›l›m›n yüksek oldu¤u ifade edilirken, Olympic ve Aegean hava yollar›n›n baz› uçufllar› iptal edildi, hava kontrolörleri de 4 saatlik ifl durdurarak greve destek verdi.


23

8

5-18 Kasım 2004

Peru devriminin liderine yeniden yarg›lama

Peru Halk Savafl›n›n en geliflkin oldu¤u dönemde 12 Eylül 1992 tarihinde Peru Komünist Partisi lideri Abimael Guzman (Baflkan Gonzalo) yakalanm›fl, en son halk kitlelerine umut veren ve savafl› sürdürmelerini istedi¤i 17 Eylül’deki tarihi konuflmas›n›n ard›ndan Peru faflist yönetimi taraf›ndan yer alt› zindan›na konulmufltu. Sömürücü egemen s›n›flar›n, önderleri nezdinde devrimlere nas›l sald›rd›¤›n›n en somut örne¤i olmufltur Gonzalo yoldafl›n tutuklanmas› ve bugüne kadarki süreci. Önce bir kafesin içinde teflhir ederek Peru halk›n›n önderini küçük düflürmeye çal›fl-

t›lar. Ancak Gonzalo yoldafl buradan tüm dünya bas›n›n›n önünde yapt›¤› konuflmayla b›rak›n küçük düflmeyi halk savafl›n›n gelifltirilmesi ça¤r›s› yaparak Marksizm Leninizm Maoizm propagandas›n› yapt› ve onlar› teflhir etti. Böylece bir kez daha ezilen halk kitlelerinin umudu ve gururu olmay› baflard›. Gonzalo’nun yan›nda Elena ‹parraguirre (Yoldafl Miriam), 1999’da Peru devletinin eline geçen MK üyesi Oscar Ramirez Durand (Yoldafl Feliciano) gibi önderlerin durufllar› da ayn› çizgideki ›srar› gösteriyordu. Ancak burjuva-feodal Peru devletinin sald›r›lar› bununla da bitmedi. Gonzalo’nun yakalanmas›ndan sonraki yenilgisini bertaraf etmek için kimseyle görüflmesine izin verilmeyen Gonzalo ve Miriam yoldafllar›n sözde imzalar›n›n bulundu¤u bar›fl mektuplar›n› ortaya att›lar. Bu mektuplara karfl› PKP MK, bunun kirli bir oyun oldu¤unun aç›klamas›na karfl›n sa¤ oportünist çizgi savafl›n terk edilmesini, k›rsal kesimin birçok yerinde köylülerin politik iktidar› elinde bulundurdu¤u Halk Komitelerinin da¤›t›lmas›n› ve yasal bir politik parti haline gelinmesini tart›flmaya bafllad›lar. Buna karfl› Parti MK’s› bu çizgiyi teflhir etti ve bu mektuplar›n bir hile oldu¤unu aç›klad›. Gonzalo’nun yakalanmas› ve

sözde bar›fl mektuplar› kuflkusuz Peru devrimi yolunda bir büküntü oluflturdu ancak PKP Halk Savafl›nda ›srar›n› bugün de sürdürmektedir. Bu süreç içinde en önemli geliflmelerden biri de, 2003 Ocak’ta Peru Anayasa Mahkemesinin binlerce insan›n mahkum edildi¤i “terörizm” yasas›n› anayasaya ayk›r› ilan etmesiydi. Peru diktatörü Fujimori bu süreçte ülkeden kaçarak Japonya’ya s›¤›nm›flt›. Bu yasan›n iptal edilmesi ile birlikte gerçekte, Gonzalo ve di¤er PKP liderlerinin tutuklu kalmas› için yasal dayanak ortadan kalkm›fl oluyordu. Ancak bugüne kadar birçok yeniden yarg›lanma için mahkeme tarihi aç›klansa da, hukuk sistemi içindeki ve daha çok da yönetici s›n›flar›n kendi içindeki çeliflkilerden kaynakl› mahkemeler sürekli ertelendi. Son olarak Gonzalo ve 17 yoldafl›n›n mahkeme tarihi 5 Kas›m olarak belirlendi. Bu dava Haziran 1992’de gizli polisin sald›r› düzenledi¤i Lima’daki Cesar Vallejo Akademisine ba¤lanmak isteniyor. Bu Akademi PKP’ye “asker toplama yeri”, “merkezi önderli¤e direkt ba¤l› finans ve lojistik destek sa¤layan bir kurum” olarak suçlan›yordu. Ve burada ifllendi¤i ileri sürülen suçlar için Gonzalo ve yoldafllar› yarg›lanmak isteniyor.

Evrensel Bak›fl AVRUPA SOSYAL FORUMU’NUN ARDINDAN Bu y›l Avrupa Sosyal Forumu’nun üçüncüsü Londra’da 14-17 Ekim tarihleri aras›nda gerçeklefltirildi. Her renkten sivil toplum örgütünün kat›ld›¤› bu toplant› üzerine çokça söylenecek sözümüz var pek tabi ki. Ancak bir olguyu tüm yönleriyle de¤erlendirme gereklili¤inden öte zorunlulu¤u karfl›s›nda çok daha fazla bilgiye ihtiyac›m›z da oldu¤unu gözard› etmeden bunu yapmak bugün için oldukça önemli. ‹lk olarak emperyalistlerin gerçeklefltirdi¤i Dünya Ekonomik Forumu’na ezilenlerin tepkisinin ifadesi ve alternatif olarak örgütlenen Dünya Sosyal Forumu, daha sonra Avrupa, Asya vb. Sosyal Forumlar›yla kendini var etti. DSF ile ilgili düflüncelerimizi birçok kez dile getirdik, bunun içinde yer alan gerçek anti-emperyalistlerin do¤ru bir çizgide do¤ru hedefe yönlendirilmesi gerekti¤inin alt›n› defalarca çizdik. Bugün bunu ASF aç›s›ndan bir kez daha örnekleriyle ifade etmek önemli. Öncelikle bir noktaya dikkat çekmek önemli. Neden önemli oldu¤unu ise yaz›n›n içinde görece¤iz. Londra’daki ASF’nin sponsorlar›ndan biri Londra’n›n “solcu” belediye baflkan› ‹ngiltere’de hükümette bulunan ‹flçi Partisi içinde “muha-

lif” bir kifli olarak tan›nan Ken Livingstone idi. Livingstone her ne kadar muhalif olarak tan›nsa da hükümetteki ‹flçi Partisi’nin ülkedeki emekçilere yönelik uygulamalar›n› bir kenara b›rakal›m, en somut haliyle Irak’taki iflgalin ortaklar›ndan ‹ngiliz emperyalizminin sözcülü¤ünü yapt›¤›n› nas›l unutabiliriz. Böylesi bir parti içinde “muhalif” olmak dahi önemli bedelleri gerektirmektedir. Bu bedel ise her fley bir yana insanl›k onurundan gitmektedir. Nihayetinde ASF’nin örgütleyicileri de Livingstone’u konuflmac› olarak Foruma davet ederek minnet borçlar›n› ödemifllerdir. Livingstone finanse etti¤i, sponsorlu¤unu yapt›¤› bir forumda konuflmak istemeyecekti de ne yapacakt›. Yani “konuflana de¤il, konuflturana bak” hesab›n› bir yana koymak gerekir. Foruma konuflmac› olarak davet edilen yaln›zca o de¤ildi, iflgali savunan ve bizzat uygulayan bir partinin belediye baflkan› olarak. Bir di¤er konuflmac› da Irak’taki iflgal yönetiminin tek tan›d›¤› sendika olan Irak Sendikalar Federasyonu Genel Sekreteri Suphi Al Mashadani idi. Mashadani, Irak’ta iflgale karfl› geliflen direnifli terörist ilan eden (ki aksi durumda zaten kukla hükümet taraf›ndan tan›nmas› imkans›zd›) bir “sendikac›”

NEPAL’DE ATEfiKESE KARfiI OPERASYONLAR SÜRÜYOR 20 Ekim tarihinde Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in Baflkan› Prachanda geleneksel Dasian Festivali s›ras›nda askeri sald›r›lar›n ask›ya al›nd›¤›n› aç›klam›flt›. Ancak gerici Nepal devleti, Hindistan ve ABD’nin yan›nda yer almay› sürdürerek k›rsal kesimde sald›r›lar gerçeklefltirdi. Kraliyet ordusu sald›r›lar›na Ropla bölgesinin do¤u kesiminden bafllatt›. Rejim bir yandan “bar›fl görüflmelerini” dilinden düflürmezken di¤er yandan da bu gizli operasyonlar›n› sürdürüyor. Kraliyet ordusu Maoist, yeni devrimci halk hükümetinin üyeleri, destekçileri ya da silahs›z halk olsun köylerdeki evlerde kimi bulursa katletti ve çat›flmada “ölü ele geçirildiklerini” aç›klad›. Örne¤i do¤u bölgesinde yoksul s›radan köylüler öldürülürken Salyan bölgesinde de bir köylü çift ve genç k›zlar› yataklar›nda katledildi. Ard›ndan da katliamlar›n› hakl› ç›karmak için evde bomba ve teçhizat bulundu¤unu iddia etti. YUNAN‹STAN’DA TUTSAKLARIN TALEPLER‹ KABUL ED‹LD‹ Yunanistan’›n Pire kentindeki Koridalos Hapishanesinde yatan 17 Kas›m örgütü üyelerinin 6’s›, hapishane koflullar›n›n düzeltilmesi talebiyle bafllatt›klar› açl›k grevine son verdi. Yunanistan Adalet Bakan› Anastasias Papaligoras, tutuklular›n havaland›rmaya ç›kt›klar› avlunun üzerindeki tel örgünün kald›r›lmas›n›n kabul edildi¤ini aç›klad›ktan sonra 6 tutsak, açl›k grevine son verdi. Ancak hükümet, tutuklular›n tek kiflilik hücrelerden al›nmas›na dair talebini kabul etmedi. Açl›k grevine kat›lan Dimitrios Kufodinas isimli tutsak, sa¤l›k durumu bozulunca hastaneye kald›r›lm›flt›. Adalet Bakan›’n›n aç›klamas›n›n ard›ndan Kufodinas da açl›k grevine son verdi. Doktorlar 31 gündür açl›k grevi yapan Kufodinas’›n beyin hücrelerinde sorun tespit ettiklerini aç›klam›flt›. Savc›l›k hayati tehlike geçirdi¤i için doktorlar›n Kufodinas’a müdahale etmesini istemifl ancak doktorlar hastan›n onay› olmad›¤› için müdahaleyi reddetmiflti.

kimli¤iyle oldukça çarp›c› bir kimli¤e sahip. Binlerce delegenin ve konuflmac›n›n kat›ld›¤› bir forumda iki kiflinin sözünü etmek abes gelebilir. Ancak bir yandan Irak’taki iflgali “k›nayacaks›n”, “Filistin ‹ntifadas›n› ve Irak direniflini” “tart›flacaks›n”, di¤er yanda böylesi kiflilikleri konuflmac› olarak ödüllendireceksin. Tüm ezilenleri mücadeleye ça¤›rd›¤›n bir yerde biraz daha tutarl›l›k beklemek, samimiyet istemek çok mu fazla gelir? Burada baflta Türkiyeli devrimci örgütler olmak üzere samimi güçlerin bu konuflmac›lar› protesto etmesini ve kat›ld›klar› seminerlerin iptal edilmesinde önemli bir rol oynamas›n› olumluluk olarak de¤erlendirmeden geçmek, görmezden gelmek de imkans›z. Bu sayede yaln›zca konuflmalar engellenmekle kalmam›fl önemli bir tepkinin oluflmas›na da katk›da bulunulmufltur. Gerçeklefltirilen herhangi bir konferans, kongre, toplant› vb. ad›na her ne dersek diyelim, bir organizasyonun sonucunda tüm tart›flmalar›, seminerleri, atölye çal›flmalar›n› bir sonuca ulaflt›racak, ortak bir netice olarak önündeki süreci belirleyecek ve ayn› zamanda organizasyonun niteli¤ini de ortaya koyacak bir sonuç bildirisi, metni vb. ortaya ç›kar›l›r. ASF’de bunun nas›l gerçeklefltirildi¤ine bir bakal›m: “Bu Sosyal Forum’da bir sonuç bildirgesi yay›nlanmad›¤› koflullarda ASF’nin gelece¤inin tehlikeye düflece¤i ve hatta da¤›laca¤› tehdidinde bulunan bu kesimler (reformist ve pasifist güçler –bn), tart›flmalarda divanda yer alarak söz hakk›n› politik ba-

k›mdan kendileri için tehlike yaratmayacak kesimlere vererek anti-faflist, anti-emperyalist, devrimci ve komünist kesimlerin tart›flmalara kat›lmalar›n› engellediler.” (At›l›m gazetesi Say› 25) Gerekçe ise tan›d›k bir biçimde “zaman darl›¤›” idi. Ve sonuçta ne oldu: “Irakl›lar savafl›n ve terörün tutsa¤›d›r” cümlesi bildirgeye yerlefltirildi. Bu küçücük cümle ASF önderli¤inin duruflunu net olarak ortaya koymaktad›r. ‹flgal sözcü¤ü geçmeyen bu cümlede aç›kça (evet aç›kça) iflgale karfl› direnifl de terör olarak yaftalanmakta. Yukar›da bahsi geçen iflgal yanl›s› “sendikac›”n›n ça¤r›lmas›n›n s›radan bir olgu olmad›¤›, bu cümlede kendini aç›kça ortaya koymakta. ASF’nin liderleri bu flekilde gelece¤e de yönleri ile ilgili bir not düflmüfl olmakta. Zaman darl›¤› vb. gerekçeler de, sosyal forumlar›n genel söylemleri olarak kal›plaflmakta. Bu söylem ilk kez ASF’nin üçüncü toplant›s›nda sarf edilmedi, bundan önceki sosyal forumlarda da devrimcilerin gerçek anti-emperyalist hatta yürüyenlerin sözleri engellendi, konuflma hakk› tan›nmad›. Tüm bu gerçeklere karfl›n Sosyal Forumlar bir gerçeklik ve binlerce kiflinin, yüzlerce örgütün yer ald›¤› ve önemsedi¤i bir platform olarak varl›¤›n› sürdürüyor. S›kça sözü edilen “bir baflka dünyan›n” tüm belirsizli¤ine karfl›n kitleler do¤ru çizgideki bir örgütlenmeye gitmedikçe, onlara bu yol gösterilmedi¤i müddetçe de bu devam edecektir. Ancak sosyal forumlara kat›lanlar›n daha fazla fley bekledi¤i de ASF sonunda ilk kez bu kadar fazla eylem karar›n›n al›nmas›ndan görülmelidir.


5-18 Kasım 2004

24

8

“DERSİM’DE HER MEŞENİN ALTINDA BİR SEYİT RIZA VAR” “Ubeydullah nehri derler ad›ma ac›l›d›r birinci yan›m ikinci yan›m cinayet üçüncü yan›m zindand›r, iflkencedir dördüncü yan›m ak›l s›r ermez göz görür dil söylemez beflinci yan›m bebe¤imin kaderi alt›nc› yan›m bir cehennemdir umuttur sevdad›r yedinci yan›m sekizinci yan›m bilinmez dokuzuncu yan›m kölelikten onuncu yan›m ihanettedir…” Orhan Katan “Cumhuriyet hükümeti, bu sizi flefkat ve merhamet kuca¤›na almak, sizi mesut etmek istiyor. ‹çinizde, bunu anlamayanlar çoktur ki, ona hürmetsizlik ediyor, veyahut içinizde baz›lar› flahsi menfaatleri için sizi kurban vermek istiyor. Cumhuriyet hükümeti, bu gerçe¤i bildi¤i içindir ki, sizlere son ihtar›n› yap›yor. Onun size son flartlar› fludur: sizi ayakland›rmaya çal›flan zavall›lar› Cumhuriyet hükümetine teslim ediniz. Veya onlar kendileri teslim olmal›d›r. Bu takdirde cümleniz masum kalacaks›n›z. Teslim edilenler veya kendili¤inden teslim olanlar Cumhuriyetin adil muamelesinden baflka birfley görmeyeceklerdir. Bu suretle siz k›ymetli vatandafllar›m›zdan hiçbirinin burnu kanamayacakt›r. Aksi taktirde, yani dediklerimizi yapmazsan›z, her taraf›n›z› sarm›fl bulunuyoruz. Cumhuriyetin kahredici ordular› taraf›ndan kahredileceksiniz. Cumhuriyet hükümetinin bu son flefkat merhametini bildiren bu bildirisini 24 saat çoluk ve çocu¤unuzla beraber okuyun. Düflünün ve çabuk karar verin. Yoksa hiç istemedi¤imiz halde, sizi mahvedecek olan kuvvetler harekete geçeceklerdir. Devlete itaat gerekir.” (Türkiye Cumhuriyeti’nde ayaklanmalar, 1924-1938 isimli resmi ve askeri yay›n, s.390-391) Dersim isyan› s›ras›nda 4 May›s 1937’de yukar›daki bildiri Türkçe, Osmanl›ca ve “mahalli lisana” (?) –Kürtçe dememek devletin temel politikas› gere¤i farz say›lm›fl olsa gerek!- göre ço¤alt›larak uçaklarla Dersim’in dört bir yan›na saç›lm›flt›r. Bildiri dikkatli okundu¤unda “flefkat ve merhamet” ile “tehdit”lerin içiçe geçti¤i rahatl›kla görülür. Ayn› tarihli Bakanlar Kurulu’nun “gayet gizli” karar›nda direniflte olan köylerin yak›l›p y›k›lmas› ve direnenlerin Bat›’ya sürgün edilmesinden temel bir politika olarak sözedilirken, devlet burada “flefkatli elleri”ni vatandafllar›na uzatarak, tarihi boyunca sergiledi¤i ikiyüzlülüklerden birini daha arz-› endam etmifltir. Bugünden bakarak geçmifli de¤erlendirdi¤imizde çok aç›k olarak görürüz ki sistemin politikalar›nda o günden bugüne de¤iflen çok fazla fley yoktur. O gün Dersim’e uçaklarla bildiri atan devlet, bugün de k›rsalda gerillalara ayn›s›n› yapmaktad›r; geliflen teknolojiyi daha fazla kullanmaktad›r, sadece karfl› propaganda için. TV, gazeteler, internet bunlar›n hepsi sistemin politikalar›n› kitlelere empoze etmek için har›l har›l çal›flmaktad›r. O gün

“sizi ayakland›rmak isteyenleri hükümete teslim edin” diyen devlet, bugün T. Kürdistan› ve Karadeniz’de koruculuk a¤›n› oluflturmufltur. O gün “sizi flahsi menfaatleri için kurban etmek isteyenler var” diyerek provokasyon yapmaya çal›flan devlet, bugün siyanüre karfl› direnen Bergama köylülerine de, gecekondu y›k›m›na karfl› ç›kan Aydos halk›na da, soka¤a ç›k›p hayk›ran gençli¤e de, direnifle geçen iflçiye de ayn› söylemle karfl›l›k vermektedir. Çünkü sözün özü bildirinin son cümlesidir: “Devlete itaat gerekir!”. ‹taat etmeyen, hakk›n› arayan, zulme karfl› koyan “hürmetsizler”, “nankörler”, “eflk›yalar” veya bugünkü kullan›m›yla “teröristler”dir. Tokat Almus’ta köylülere “Teröristler gitsin buralardan, biz de sizi rahat b›rakal›m” diyen özel timciler, yoksullu¤u, bask›y›, sömürüyü kimlerin yaratt›¤›n› pekala iyi bilmektedir; ancak “itaat edin, kaderinize raz› gelin” demek istemektedirler sözün alt›nda. Böylelikle devleti “u¤raflt›racak” kimse kalmayacak ve “huzur” sa¤lanm›fl olacakt›r! ‹flte tarihi boyunca sistemi en fazla “u¤raflt›ranlardan” biri olmufltur Dersim halk›. Bask›c› merkezi otoriteye karfl› pek çok irili ufakl› isyan olmufltur Dersim topraklar›nda. Bu durum hem özelde Dersim, hem de genelde T. Kürdistan› için geçerlidir. ‹syanlara karfl› yürütülen mücadele a¤a ve afliretlere karfl› gibi gösterilmeye çal›fl›lm›flt›r sistem taraf›ndan. Kürtleri “›slah edilmesi”, “medenilefltirilmesi” gereken bir kitle olarak gösteren anlay›fla karfl› Kürtler 1930’da Xoybun örgütünün önderlik etti¤i A¤r› isyan› ve 1937’de Seyit R›za’n›n önderlik etti¤i Dersim isyan›yla direnç gösterdiler. A¤r› ve Dersim isyanlar› fieyh Sait isyan›ndan farkl› olarak, gerek askeri aç›dan daha disipline olmufl olmalar› ve gerekse konumlanma alanlar›n›n görece uygun olmas› nedeniyle devleti daha uzun süreli çat›flmalara zorlam›fllard›r. Dersim isyan› sonras›n›n devletin temel politikas› olan zorunlu göçlerin, sürgünlerin bundan önce de defalarca uyguland›¤›n› görece¤iz tarihe bakt›¤›m›zda. Örne¤in, 1785’te Cihan Bey aflireti, Malatya yöresinde uzun süren bir baflkald›r›ya bafllar, çözümsüz kalan Osmanl› devleti anlaflma önerir. Yap›lan anlaflman›n ard›ndan afliret reisi komployla tutuklan›r ve afliretiyle birlikte sürgün edilip ‹ç Anadolu’da Haymana’ya yerlefltirilir. Yine 1794’te Amed (Diyarbak›r)’in kuzeyindeki iki afliretin ayaklanmas› sonucu ‹ç Anadolu’ya yerlefltirildikleri biliniyor. 1900’lü y›llarda Celali aflireti, ayaklanmas›n›n ard›ndan katledilerek ‹ran’›n de¤iflik bölgelerine da¤›t›ld›. T. Kürdistan› ve ülkenin farkl› yerlerinde ç›kan ayaklanmalara karfl› ilk olarak 1925 y›l› bafllar›nda ilk Genel Müfettifllik

kuruldu. Buna göre temel amaç sorunlar› birbirine benzeyen vilayetlerde fikir, düflünce, idare ve iflbirli¤ini tesis etmekti. As›l nedense tamamen siyasidir. Geliflen ayaklanmalara karfl› giriflilecek ideolojik, politik ve askeri eylemleri koordine etmek için oluflturulmufltur. Öte yandan bakanla-

r›n sahip olduklar› yetkilerin gerekli alanlar› Genel Müfettifl’e (Genel Vali) verilebilecektir. Bu da özellikle T. Kürdistan›’n›n kanunlardan ziyade kararnamelerle yönetilece¤ini göstermektedir. Tunceli Kanunu 25 Aral›k 1935’te kabul edilmifltir. 2884 Say›l› Tunceli’nin idaresi hakk›ndaki kanun ise 11 y›l› aflk›n bir zaman uygulanm›flt›r. Bütün bu uzatmalar›n gerekçesi “özlenen huzur ve emniyetin sa¤lanamamas›” olarak belirtilmifltir. Nuri Dersimi an›lar›nda Elaz›¤ Valisi Deli Fahri ile flöyle bir an›s›n› aktarmaktad›r: “1931 ilkbahar› sonlar›na do¤ru birgün jandarmalar beni ikametgah›mdan al›p do¤rudan Fahri’nin huzuruna götürdüler… Sa¤ elini bafl›na çekerek bana göstermifl ve ayn› vahfli eda ile ‘Bu nedir?’ demifltir. ‘Beyefendi, bu bafl›n›z›n bir k›l›d›r’ dedi¤imde, ‘Bilemedin, bilemedin’ diyerek odan›n içerisinde bir tur yapt›ktan sonra, korkunç bir tav›r ve vahfli bir eda ile yine önüme dikilip bafl›ndan bir tek k›l çekerek: ‘Bu nedir?’ demifltir”. Kendisinin ayn› cevab› vermesi üzerine tekrar tekrar saç›ndan bir k›l kopar›p kendisine sordu¤unu, sonunda bilmedi¤ini söyledi¤inde: “yap›lan bütün melanet ve fesatlar› biliyorsun da, bunu neden bilmiyorsun” dedi¤ini ve yine saç›ndan bir k›l çekerek kendisine gösterdi¤ini: “‹flte bu Dersim’dir, Dersim… fiu gözlerinle gördü¤ün bafl›m da, Türkiye Cumhuriyeti’dir… Bu k›l› bafl›mdan çekip att›¤›mda bile¤im bir kuvvet sarf etti mi? k›l›n bafl›mdan ç›kma-

s›yla bafl›m›n vaziyetine bir zarar geldi mi?” dedi¤ini aktarmaktad›r. 1937 bahar›nda Dersim’e sald›r› bafllar. Nuri Dersimi Kürdistan tarihinde Dersim isimli kitab›nda katliamlar› bütün aç›kl›¤›yla foto¤raflar› ile vermektedir. Kad›nlar›n, geç k›zlar›n, çocuklar›n ve ihtiyarlar›n ma¤aralara doldurularak yak›lmalar›, ma¤aralara bo¤ucu zehirli gaz s›k›lmas›, gazlardan bunalarak d›flar› ç›kanlar›n kurflunlanmas›, gebe kad›nlar›n kar›nlar›na k›l›ç sokulmas›, çocuklar›n bafllar›n›n tafllara çarp›larak öldürülmesi s›k s›k rastlanan, temel bir politika olarak yürütülen olaylardand›r. Köylerin, ormanlar›n yak›lmas›, evlerin yak›lmas›, hayvanlar›n öldürülmeleri veya gasp edilip orduya mal edilmeleri, sulara zehir dökülmesi ayn› temel politikan›n baflka görüntüleridir. Bu olanlar esnas›nda daha insani bir politika uygulamak isteyenlere bile tahammül edilmemifl, görevlerinden al›narak haklar›nda soruflturma aç›lm›flt›r. Tüm bu uygulamalara karfl›l›k Mustafa Kemal, dünya kamuoyuna kendini ezilen, sald›r›ya u¤rayan, haks›zl›klara u¤rayan yoksul halklar›n dostu olarak göstermeyi hiç ihmal etmemifltir. Örne¤in, ‹talya’n›n Habeflistan’a sald›rmas›n›, Mussolini’nin Habeflistan halk›na “yabanlar” demesini “fliddetle elefltirmektedir”. Mussolini’yi “asker çizmesi giymifl s›rtlan” diye nitelemektedir, oysa Dersim’de kan gövdeyi götürmektedir, bunu dile getirmesi de mümkün de¤ildir pek tabi ki. Gizli belgelerde “paraya ac›maks›z›n, içlerinden çok adam kazan›p kullanmaya çal›flmak laz›md›r” denilerek “böl-yönet” politikas› önerilmekte ve uygulanmaktad›r. “BÖL-YÖNET” POL‹T‹KASI VE ‹HANET Tarihi boyunca afliretleri birbirine k›flk›rtarak, mezhepsel farkl›l›klar› kullanarak, farkl› milliyetleri birbirine düflürerek yoksul halk›n biraraya gelmesini ve karfl› gelmesini engellemeye çal›flan sistem bunu Dersim isyan›nda da uygulam›flt›r. Reyber, Seyit R›za’n›n erkek kardeflinin o¤ludur, yani ye¤enidir. Amcas› Seyit R›za ile aile içi bir sürtüflmesi vard›r, bu yüzden onun isyanc› fikirlerine karfl› ç›kmaktad›r. Devlet bu durumu kullan›r ve k›sa süre sonra onu ajanlar› haline getirir. Seyit R›za durumun fark›ndad›r, fakat devlet de Reyber’in isyanc›larla iflbirli¤i yapt›¤› laf›n› yaymaktad›r. Böylece Reyber’in Seyit R›za ve Alifler’e yaklaflmas›n› sa¤lamaya çal›flmaktad›r. Dersim isyan›n›n önderli¤i Seyit R›za’dayd›, askeri planlar›n› ise Alifler düzenliyordu. Bu yüzden General Alpdo¤an’›n öncelikli hedefi Alifler’i yok etmekti. Seyit R›za’n›n karargah merkezi Halvari Vank, Alifler’in ise A¤dat idi. Reyber silahl› sekiz adam›yla Alifler’in bulundu¤u ma¤araya giderek alçakça Alifler’i ve efli Zarife’yi katletmifltir.


25

8 Ancak Reyber’in sonu da di¤er ajanlar gibi kullan›l›p ifli bittikten sonra imha edilmek olmufltur. Türk Devleti, çok fley bildi¤i için o¤lu ile birlikte kendisini Teflkek mevkiinde kurfluna dizdirmifltir. Dersim isyan›n›n önderi Seyit R›za, Sey Hesenan afliretinin yukar› Abbasan kolundand›r. Dersim’in Lirtik Köyü’nde do¤ar. 1937’de idam edildi¤inde 75’ten küçük olmad›¤› söylenir. ‹lerlemifl yafl›, yasalara göre idam›na engeldir. Yafl› küçültülür ve öyle idam edilir. Ne ilginç tesadüftür ki, 1980’de yafl› küçük olan Erdal Eren’i büyülterek idam eden devlet, 1937’de de tam tersini yaparak gene ayn› fleyi yapm›flt›r. Seyit R›za’n›n yafl›n›n sahtekarl›kla küçültülmesi davas›nda flöyle dedi¤i aktar›l›r: “Tan›k, benim o¤lumdan iki y›l küçüktür. O¤lumdan küçük biri yaflam› belirler ve yasa da bunu kabul ediyorsa benim itiraz›m olmaz.” Yumuflak tavr›, bilge sözleri, olaylar› so¤ukkanl›l›kla halledifli onu “Reyber” (yol gösteren) ve “Bava” (hikmet sahibi) rolünü getirecektir. Halk aras›nda R›za Reyber veya Lace Bavi gibi isimlerle an›lmaktad›r. Koçgiri isyan›n›n iki lideri Alifler ve N. Dersimi’yi sonuna dek korur ve onlar› teslim etmez. Türk hükümetinin çarp›flmalar›n fliddetli bir yerinde Seyit R›za’dan ateflkes ve görüflme talep etmesi üzerine, Seyit R›za bunu kabul etmifl ve görüflme yeri olan Erzincan Hükümet Kona¤›’na yan›na hiç kimseyi almadan gitmifltir. Fakat tutuklan›p zindana at›lm›flt›r. Bu durumla ilgili “hükümete be fleref ü zeruker” (yalanc› ve flerefsiz hükümet) dedi¤i belirtilmektedir. Bu tuzak 5 Eylül 1937’de gerçeklefltirilmiflti. Tuzak bas›nda “eflk›yalar›n, haydutlar›n lideri yakaland›” denilerek verilmiflti. Elaz›¤’da toplanan alt›bin kifli Atatürk’ten Seyit R›za’n›n b›rak›lmas›n› isteyecektir. Pazartesi günü insanlar geldi¤inde “olan oldu” diyebilmek için, Seyit R›za tatil günü usulsüz bir flekilde yarg›lan›r ve idam edilir. Karar›n aç›kland›¤› mahkemede 7 kifli ölüm cezas›na çarpt›r›l›r, ancak san›klar Türkçe bilmemektedir. ‹hsan Sabri Ça¤layangil an›lar›n› anlat›rken Seyit R›za’n›n sehpalar› görünce durumu anlad›¤›n›, kendisine “asacaks›n›z” dedi¤ini, bana dönüp: Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin?” diye sordu¤unu ve güldü¤ünü anlat›r. Seyit R›za ortal›kta kimseler olmayan meydana bakar ve bofllu¤a hitap eder: “Evlad› Kerbelay›h, bi hatay›h. Ay›pt›r, zulümdür, cinayettir” der. Cellad›n› iter, ipi boynuna geçirir ve sandalyeye aya¤› ile tekme vurur. Dersim deyince Seyit R›za, Seyit R›za denilince Dersim’in akla gelmesi bundand›r. Seyit R›za Dersim’le bütünleflmifltir. O Dersim’in bir türküsüdür. ‹nsanlar ölür, öldürülür. Onlardan türküler türer. Onlar›n sesi kesilir, türkülerin sesi kesilmez. Dersim isyan›nda yükselen ses direniflin sesidir, bizden de sonrakilere kalacak olan direnifl türküleri olmak zorundad›r… Bizim da¤lar›m›z yalç›n Yaylalar›m›z yüce Kayalar›m›z sarp Uludur meflelerimiz Nar yürekli yi¤itlerle Doludur köflelerimiz Bre pafla, konuflma bofla Çok iyi biliriz ölmesini biz…

GÜN’DE DÜN.. 5 Kas›m 1964. Türkiye-Sovyetler Birli¤i Kültür Antlaflmas› imzaland›. 1966. Üniversiteye giremeyen 300 ö¤renci ‹stanbul Üniversitesi rektörlü¤ünü iflgal etti. 6 Kas›m 1981. Yüksekö¤retim Kurulu (YÖK) kuruldu. 1992. Kuzey Irak’taki PKK kamplar›na düzenlenen askeri harekât›n maliyetinin 2 trilyon lira oldu¤u aç›kland›. 7 Kas›m 1917. Ekim Devrimi; Bolflevikler öncülü¤ünde ayaklanan iflçi, köylü ve askerler Rusya’da iktidar› ele geçirdiler. O tarihte Rusya’da geçerli olan Gregoryen takvimiyle 26 Ekim’de gerçekleflti¤i için Ekim Devrimi olarak bilinen ayaklanma iflçi ve asker Sovyetlerine (Meclis) dayand›¤› için Sovyet Devrimi olarak da adland›r›l›yor. 1963. ‹lk yasal grev Bursa’da bafllad›. Bursa Belediyesi Otobüs ‹flletmesi’nde çal›flan 222 iflçi greve ç›kt›. ‹flçiler Motorlu Tafl›t ‹flçileri Sendikas› üyesiydiler. 1980. Toplu suçlarda gözalt› süresi 30

5-18 Kasım 2004

Kitapların ardından gülümseyen yüz: İLHAN ERDOST…

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER

‹lhan Erdost, Tokat Artova’l›d›r. Yaflam› boyunca tutkuyla sevdi¤i kitaplar, yaflam›n›n sonlanmas›nda etkili olmufltur. Nas›l m›? 1958’de abisi Muzaffer Erdost’la birlikte Aç›k Oturum Yay›nlar›’n› açarak kitaplar›n dünyas›na dalarlar, bu yay›nevi 1960’a kadar sürer. Onun ad›n›n daha sonralar›nda hep beraber an›laca¤› Sol Yay›nlar›n› Kas›m 1965’te kurarlar. O dönemin koflullar› flimdikinden oldukça farkl›d›r. Marksizmle ilgili teorik kitaplar› edinmek oldukça zordur, çünkü piyasada yoktur. Zaten çevrilip basanlara da devlet hem a¤›r para cezalar› vermekte, hem de yay›nc›lara hapis yolu gözükmektedir. Bugün elimizin alt›nda bulunan pek çok kitap hakk›nda o dönemde dava aç›lm›flt›r. ‹flte böylesi bir dönemde Marksist teori kitaplar›n› basm›flt›r Erdost kardefller. ‘68 kufla¤›n›n dünyay› saran etkisi ve 70’lerde de ülkemizde yükselen devrimci dalga Marksist teori kitaplar›na olan ilgiyi art›rm›flt›r. Ancak sistem Sol Yay›nlar›ndan rahats›z olmaktad›r ve bu kitaplar›n kitleyle buluflmas›n› istemez. Bunun için uygun ortam 12 Eylül 1980’le birlikte sa¤lan›r. Ülkenin üstüne koyu bir karanl›k olarak çöken bu dönemde binlerce kifli tutuklan›r, binlerce kifli iflkence görür, büyük ço¤unluk sürgünün koynunda bulur kendini. Darbeciler tonlarca kitab› toplay›p yasaklayarak tasarruf olmas› için bunlar› SEKA’ya teslim ederler! Y›llarca en gizli yerlerde saklan›r kitaplar, elden ele dolaflmaktan lime lime olmufl olsa bile. 7 Kas›m 1980 günü a¤abeyiyle birlikte gözalt›na al›n›r ‹lhan Erdost, Mamak Cezaevine götürülürken ring arac›nda a¤›r bir flekilde dövülür, sürekli kafas›na vurulur, yok edilmek istenen düflünceleri oldu¤u için belki de… Kardefli ‹lhan’›n dövülerek katledilifline tan›kl›k eden Muzaffer Erdost, “‹lhan’›n öldürülmesini 1917 Ekim Devrimi’nin y›ldönümüne denk getirdiler. Al›nmas› gereken en önemli mesajlardan birisi budur. Sol Yay›nlar›’n› ö¤renci evlerinden, derneklerden, sendikalardan tek tek toplatmak yerine ‘kayna¤›n› kurutmak’ onlar için daha önemliydi. Bir kitapç›da arama yapan görevli bir subay›n söyledi¤i gibi, ‘Sol Yay›nlar›’n›n Zafer Çarfl›s›’nda sat›lmas›n›n tümden önüne geçmek için kayna¤›n› kurutmak’ ‹lhan’› Mamak’ta döve döve öldürmelerinin as›l nedeni buydu” diyordu. Bu sözlerdeki isabeti ve ‹lhan Erdost’un katledilmesinin sonuçlar›n› 12 Mart sonras›nda (bütün 70’li y›llar boyunca) tezgahlar›n› dolduran Sol Yay›nlar› kitaplar›n›n ve benzerlerinin 12 Eylül sonras›nda hemen hemen bütünüyle ortadan çekilmifl olmas› gösteriyor. ‹lhan Erdost’un k›z› Türküler, babas›n›n en son giderken öptü¤ünde oluflan s›cakl›¤› hat›rl›yor belki, Muzaffer Erdost kardeflinin ölümünden sonra onun ismini de kendi ismine alarak yaflat›yor ve ‹lhan Erdost katledilen binlerce insan gibi çoktan elindeki terazisi k›r›lm›fl adalet simgesine inat gülümseyerek bak›yor kitaplar›n ard›ndan…

Veli KARASU: 1962 Dersim do¤umludur. 1976’ da Ankara’ya a¤abeyinin yan›na yerleflir. Adana’da ö¤renciyken Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle tan›fl›r. 8 Kas›m 1979’da Eflref fiahlar ile birlikte sosyal faflistlerin ortaklafla kurduklar› bir tuzakla katledilir. Sosyal faflistlerin elebafl› daha sonra TKP/ML Adana Parti örgütü taraf›ndan cezaland›r›lm›flt›r. Eflref fiAHLAR: 1962 do¤umludur, Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle ö¤rencilik y›llar›nda tan›flm›flt›r. 8 Kas›m 1979’da sosyal faflistlerin sald›r›s›yla katledilmifltir. Nubar YALIMYAN: Ermeni milliyetine mensuptur.1957 Mardin Silopi do¤umludur. Ailesinin ‹stanbul’a tafl›nmas›yla birlikte Surpraç Ermeni Lisesi’ne yaz›l›r. Daha sonra Dericiyan Lisesi’nde ö¤renim hayat›na devam eder. 1976 y›l›nda TKP/ML’nin düflünceleriyle tan›fl›r ve savunmaya bafllar. Hollanda’da aktif faaliyetine devam eden Yal›myan, 5 Kas›m 1982’de Utrecht kentinde M‹T taraf›ndan katledilir. Ali Haydar ASLAN: 1957 Dersim Mazgirt Sindam köyü do¤umludur. 8 Kas›m 1983’te Nazimiye merkezine bombal› pankart asmak isterken, bomban›n elinde patlamas›yla flehit düfltü. H›d›r UTAN: 1956 Dersim Ovac›k Çakperi do¤umludur. ‹stanbul’da faaliyet yürüttü. 1977’de tutukland›, ç›kt›ktan sonra da faaliyetine devam etti. 1978’de Almanya’ya gitmek zorunda kald›. Bremen’de 18 Kas›m 1983’de geçirdi¤i trafik kazas›nda yaflam›n› yitirdi. Fethiye BATMAZ: 1976 Dersim Ovac›k Ada köyü do¤umludur. 7 Kas›m 1993’te Dersim Hozat’ta ç›kan bir çat›flmada flehit düfltü. ÖLÜM ORUCU fiEH‹TLER‹: Serdar KARABULUT 8 Kas›m 2002 (DHKP-C) Protesto için kendini yakarak flehit düflenler: Eyüp SAMUR, Nail ÇAVUfi 7 Kas›m 2001 (DHKP-C) Direniflevine yap›lan sald›r›da flehit düflenler: Arzu GÜLER, Sultan YILDIZ, Bülent DURGAÇ, Bar›fl KAfi 5 Kas›m 2001 (DHKP-C) Erdal BALCI: MLKP-K’n›n kuruluflunu duyuran bir pankart› asarken Maltepe Esenyol’daki üst geçitte kolluk kuvvetlerinin açt›¤› atefl sonucu 4 Kas›m 1994’te MLKP’nin ilk flehidi olarak tarihteki yerini ald›.

günden 90 güne ç›kar›ld›. 1982. 1981 Anayasas› için halk oylamas› yap›ld›. Anayasa, yüzde 91,3 “evet” oyuyla kabul edildi. 1988. Hapishanelerde bin kiflinin bir süredir açl›k grevi yapt›klar› aç›kland›. Grev tek tip elbise ve sevk zinciri tak›lmas› uygulamalar›na karfl› yap›l›yor. 8 Kas›m 1941. Arnavutluk Komünist Partisi kuruldu. 9 Kas›m 1938. Berlin’de 7 bin Yahudi dükkan› ya¤maland›, yüzlerce sinagog atefle verildi, çok say›da Yahudi öldürüldü. 10 Kas›m 1961. Sovyetler Birli¤i’nde Stalingrad’›n ismi Volgograd olarak de¤ifltirildi. 1965. Çin’de Kültür Devrimi bafllad›. 11 Kas›m 1942. Varl›k Vergisi yasas› kabul edildi. 1975. Angola Halk Cumhuriyeti kuruldu. Angola, Portekiz sömürgesiydi. 1996. Anavatan Partisi, Genel Baflkan› Mesut Y›lmaz, “Devlet, emniyet içinde Milli ‹stihbarat Teflkilat›’na, M‹T’e alternatif bir

örgüt yaratt›. Bugünden sonra, devlet can güvenli¤imizi sa¤lar diye güvenmeyin” dedi. 12 Kas›m 1926. ‹ngiltere’de hükümet madencilerle anlaflt›; 6 ayd›r süren grevi maden grevi sona erdi. 1945. Yugoslavya’da genel seçimleri Mareflal Josip Broz Tito’nun önderli¤indeki Ulusal Cephe kazand›. 1992. Halk›n Emek Partisi’nden (HEP)18 milletvekili seçim bölgelerinde can güvenli¤i kalmad›¤›n› protesto etmek için süresiz açl›k grevine bafllad›lar. 13 Kas›m 1990. Metal iflkolunda örgütlü 50 bin iflçi Madeni Eflya Sanayicileri Sendikas› MESS’i protesto için iflyerlerinde yürüyüfl yapt›. 14 Kas›m 1969. Muammer Kaddafi Libya’daki bütün yabanc› bankalar› kamulaflt›rd›. 15 Kas›m 1889. Brezilya Cumhuriyeti ilan edildi. 1938. ‹spanya ‹ç Savafl›’nda dayan›flma amac›yla Cumhuriyetçiler saf›nda çarp›flan,

bütün ülkelerden gelen gönüllülerin oluflturdu¤u Uluslararas› Tugaylar ‹spanya’y› terk etmeye bafllad›. 1990. ‹stanbul Metafl fabrikas›nda çal›flan 950 iflçi üretimi durdurdu. ‹flçiler efl ve çocuklar›yla birlikte açl›k grevine bafllad›lar. 16 Kas›m 1975. Eylül depreminde evsiz kalan Liceliler resmi daireleri iflgal etti. 1979. Tüm Ö¤retmenler Birleflme ve Dayan›flma Derne¤i, TÖB-DER ‹stanbul flubesi eski baflkan› Talip Öztürk öldürüldü. 17 Kas›m 1970. Faflistler ‹stanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi’ni bast›. ‹stanbul Üniversitesi süresiz kapat›ld›. 1990. Genel Maden-‹fl Sendikas› üyesi 48 bin maden iflçisi grev karar› ald›. 18 Kas›m 1945. Bulgaristan’da seçimleri Komünist Partisi öncülü¤ündeki Yurtsever Cephe kazand›. 1976. Zonguldak maden iflçileri direnifle geçtiler. 1986. 12 Eylül sonras› en büyük grev NETAfi’da bafllad›. 2650 iflçi grevde.


26

5-18 Kasım 2004 DÜNYA KADINLARI VE S‹YASET Dünya s›n›fl› toplumlar tarihinde, kad›na bak›fl aç›s› ülkeler özelinde de birbirinden ba¤›ms›z ve farkl› de¤ildir. Kad›nlar›n en insani talepleri dünyan›n her yerinde ayn› bak›fl aç›s›yla karfl›lanm›fl, buna ra¤men kad›nlar mücadele noktas›nda ortak hareket edememifllerdir. En yaflamsal hak aray›fl›nda çok yönlü fliddete maruz b›rak›lan kad›nlar›n, politika ve siyasete kat›l›mlar› zaman zaman hayatlar›na mal olmufltur. Dünya tarihinde politika ve siyaseti yaflamlar›nda etkin k›lan, yaflam üzerinde de¤ifltirici ve dönüfltürücü roller oynayan tarihe mal olmufl militan kad›nlar›m›z›n say›lar› az de¤ildir. Onlardan baz›lar›n›n hayatlar›ndan kesitler sunarak ö¤renmek yararl› olacakt›r. NADEZHDA KRUPSKAYA: (18691939) Krupskaya 30 y›l boyunca Bolflevik Komünist Partinin önderli¤indeydi. 1939’da ölünceye kadar sosyalizm davas› için durmaks›z›n çal›flt›. Bir ömür boyu Rusya’da büyük bir siyaset kad›n› olarak mücadele etti ve Rus sosyalist devlet sisteminde etkin rol oynad›. Hayat› sürgünlerle, ülkesinden uzaklarda tecritte geçti, ama y›lmad› ölünceye kadar inand›¤› siyaset yolunda mücadele etti. ROSA LUXEMBURG: (1870-1919) Rosa’n›n yaflam› enternasyonal bir karaktere sahipti. Polonya Sosyal Demokrat Komünist Partiyi kurmufltu. Alman Sosyalist Partiye kat›ld›. 1905 Devrimi s›ras›nda Rusya’dayd›. Rosa birçok kez tutukland›, y›llar›n› Almanya’da hapishanede geçirdi. 1918 y›l›n›n ço¤u ve ölümünün önceki y›llar› k›s›tl› insanlarla yaz›flmas›na izin verildi¤i izolasyon hücresinde geçti. ALEXANDRA KOLLONTAI: (18721952) Kad›nlar Rusya’daki Ekim sosyalist devrimine yaln›zca kat›lmakla kalmad›lar, önder roller de oynad›lar. Bunlar›n en tan›nm›fl› Kollonta› idi. Daha çok cinsiyet eflitli¤ini gelifltirme çal›flmalar› bilinse de o ayn› zamanda 1923’de dünyan›n ilk kad›n büyük elçisi olma payesine de sahipti. Kad›n sorununu da iflleyen birçok broflür yazd›. Yaflam› sürgünler ve hapishane, tecrit odalar›yla geçti. Ancak aktif siyasi kimli¤inden ödün vermedi. 1945’ten sonra SSCB D›fliflleri Bakanl›¤› dan›flmal›¤› yapt›. CLARA ZETK‹N: (1857-1933) Uluslararas› iflçi s›n›f›n›n önemli liderlerinden biri olan Clara, sosyalist kad›n hareketinin kurucusu ve teorisyeni olarak uluslararas› kad›n hare-

karfl›ya b›rak›larak yaflam güvencesi tehdit edilmektedir. Ülkemizde yak›n zamanda yaflanan bir olay çarp›c› olmas› aç›s›ndan örnek teflkil etmektedir. Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an Brüksel dönüflü aya¤›n›n “demokrasi” tozuyla TCK’y› (zina maddesini) protesto etmek için meclise yürüyen kad›nlara “bu yapt›klar› Türk kad›n›n›n ahlak›na yak›flm›yor, ben bunlar›n yapt›klar›n› Türk kad›nlar›na yak›flt›rm›yorum, bu marjinal kad›nlar Türk kad›n›n› temsil etmiyor” söylemlerinde bulunmufltur. Bu ›rkç›l›k ve kal›ba dökülmüfl klasik hakim s›n›f konuflmas› da gösteriyor ki bizi yöneten s›n›flar ve AB “demokrasisi” kad›n sorununu çözmekten uzakt›r. Kendi demokrasi dinamikleri ifllemeyen toplumlar›n baflka toplumlardan ithal ettikleri demokrasi ile demokratik sistem gelifltirmeleri tarih gerçekli¤ine ayk›r›d›r. O halde bu her türlü ezilmiflli¤i çok yönüyle yaflamakta olan kad›nlar›n örgütlü mücadele hayat›nda ortaklaflmalar›, s›n›f perspektifiyle mücadele yürütmeleri niteliksel çözümler getirecektir. Aksi durumda daha uzun y›llar kad›n sorunu çok küçük de¤iflimlerle varl›¤›n› devam ettirecektir. Demokrasi ithal eden bir bak›fl aç›s›na sahip bizim ve bizimki gibi (yar›-sömürge, yar›-feodal) ülkelerin ihraç etti¤i demokrasi sistemlerinde yaflayan kad›nlar›n da çok yönlü sömürü ve fliddete maruz kald›¤›n› görmelidirler. O halde gören ve do¤ru alg›layan bilinçlerimiz bizi do¤ru ve s›n›f bilinçli ortak örgütlenmelerde nitelikli mücadelelerde buluflturmal›, lokal hak beklentileri yads›nmamakla birlikte; nihai kurtulufl için mücadele, hayat›n her alan›nda örülmelidir. Çünkü önemi yads›nmayan bir tak›m reform niteli¤i tafl›yan, kad›n haklar›ndaki ilerlemeler kad›n sorununu çözmekten ziyade zamana yaymaktad›r. Kad›n, birey kimli¤ini, cins kimli¤ini ve s›n›f bilincini mücadelesinin amac›na koyarak, yaflam› boyunca hayat›na müdahil olabilme flans› için siyaset alan›nda aktif rol almal›, kendi iradesiyle varolabilme mücadelesine giriflmeli, bunun için s›n›f bilinçli yoldafllar›yla alanlarda, ifl hayat›nda, aile hayat›nda mücadele etmelidir. Unutulmamal›d›r ki erkekleri kad›n mücadelesinin d›fl›nda tutarak ya da kad›n

mücadelesini s›n›f bilincinden soyutlayarak kendimize olan çok yönlü sömürü ve sald›r›y›a karfl› kendi cephemizde mücadeleyi bölerek desteklemifl oluruz. Karfl›m›za ald›¤›m›z, kad›n sorununun kayna¤› sayd›¤›m›z efllerimiz, erkek çocuklar›m›z, babalar›m›z, erkek arkadafllar›m›z yaflam›m›z›n her alan›nda ortak mekan paylaflt›klar›m›z, temel itibariyle kad›nlar›m›z›n yetifltirme tarz›yla hayata dahil edilmekte. O halde sorunun kayna¤›nda kad›n›n yetifltirme tarz›n›n az da olsa etkisi bulunmaktad›r. Kad›n sorununun nihai çözümü için, her türlü eflitlik savunusuyla siyaset alan› da dahil bütün alanlarda ortak kad›n hareketleriyle mücadeleyi gelifltirmek ve s›n›f bilinciyle yüklenmek yaflamsal bir görevdir. Kad›nlar bilinçli olarak ve ihtiyaçtan do¤an, mücadeleci bir perspektifle siyasete, politikaya kat›lmadan toplumun demokratik ve eflit geliflimi önünde duran kad›n sorunu muhtelif yönleriyle sürüp gidecektir. Peki kad›n sorununun salt kad›n›n iradi olarak siyasete kat›l›m› ile çözüme ulaflmas› olas› m›? Elbetteki olas› de¤il. Temelinde s›n›f çeliflkisi bulunan di¤er bütün sorunlar gibi, kad›n sorununun da s›n›f sorunu, dolay›s›yla sistem sorunu oldu¤u bilinçten ç›kar›lmamal›d›r. Ancak örgütlü bir s›n›f mücadelesi içindeki kad›n mücadelesiyle kad›n sorunu çözüme ulaflabilir. ÖNER‹LER: 1: KESK, birlefltirici ve öncü rolü üstlenerek, politik ve ideolojik farkl›l›klar arz etmeyen bütün kad›n hareketlerini bir platformda toplamal› ve sürece müdahale edebilen bir kad›n hareketi politikas› hedeflemelidir. 2: KESK, iflkollar› ayr›m› gütmeden ve çal›flmayan kad›nlar› da kapsayan, demokrasi ve hak arama mücadelesi ihtiyac› hisseden kad›nlar› ve kad›n hareketlerini, süreç politikalar›na denk düflecek flekilde, s›n›f perspektifli e¤itim çal›flmalar›yla ileriye tafl›mal›d›r. Cinsel, s›n›fsal, ulusal sömürüye son! Kad›n›n gelece¤i s›n›f bilinçli kad›nlar›m›z›n ellerindedir! Siyasete ilgisizli¤e son! Yaflas›n kad›nlar›n örgütlü mücadelesi! Kad›n erkek elele demokratik mücadeleye! Yaflama müdahale siyasete kat›l›mla mümkündür! Bitti Mersin’den KESK üyesi bir ‹K okuru

kat çektiler. Kad›n üzerindeki fliddetin erkeklerden kaynaklad›¤›n› savunan sunumda buna karfl› kad›n eksenli bir mücadele yürütülmesini talep etti. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nde Tunceli’de yak›lan ormanlarla ilgili eylem yap›lmas›, kad›nlara krefl, çocuk yuvas› kurulmas›, do¤um paras›n›n ödenmesi ile ilgili giriflimler, öneriler eylem ve etkinlikler aras›ndayd›.

3 gün süren Kurultay’da kad›nlar›n yaflad›¤› sorunlar›n kayna¤› erkekler olarak gösterilirken, feminist ideoloji savunuldu. Kamu emekçilerinin karfl› karfl›ya bulundu¤u, Kamu Yönetimi Kanunu, Personel Rejimi gibi sald›r›lar›n tart›fl›lmad›¤› Kurultay’da ileriye dönük pratik çözümler üzerinde de yo¤unlafl›lmad›. (Ankara)

Kad›n ve Siyaset-2

keti içinde öne ç›km›flt›r. 1878’de Alman Sosyal Demokrat Partisiyle yak›n iliflkiye geçti; oysa kad›nlar›n 1908’e kadar Almanya’da politik örgütlere kat›l›m› yasal olarak engellenmiflti, oy kullanma haklar› reddedilmiflti ve yasal olarak evleninceye kadar babas›n›n vasili¤ine tabiiydiler. Bütün bu yasa ve normlara karfl› mücadele eden Clara sürgüne gönderildi. Clara sadece kapitalizmin y›k›lmas› ve sosyalizmin zaferiyle kad›n cinsinin tam olarak özgürlü¤üne kavuflmas›n›n mümkün olaca¤›n› savundu. Nazilerin iktidara geldi¤i dönemde 1933’de öldü. ELEANOR MARX: (1855-1898) Eleanor’un radikal politik yaflam için do¤du¤u söylenebilir. Daha 15 yafl›nda ezilen ulus davas› üzerinde bilincini gelifltirmiflti. 1871’de Paris Komünü için destek örgütlenmesine yard›mc› oldu. Eleanor ve Aveling 1884’te Sosyalist Ligi kurdular. Eleanor kad›n sorunu da dahil birçok konuda makaleler yazd›. 8 saatlik ifl günü için mücadele yürüttü. 1 May›s’›n uluslararas› iflçi bayram› olmas›na arac› oldu ve ‹ngiltere’de 300 bin iflçinin kat›ld›¤› ilk 1 May›s’›n örgütlenmesinde önemli rol oynad›. 31 Mart 1898’de yaflam›na son verdi. Bizim ülkemizde politik olmayan kad›n örgütlerinin en demokratik talepli mücadeleleri dahi fliddetle karfl›lanmakta, kad›nlar›m›z tecavüze u¤ramakta, muhtelif sald›r›larla karfl›

8

KESK’li kad›nlar; Yaflam› de¤ifltiriyoruz! KESK taraf›ndan bu y›l ikincisi düzenlenen II. Kad›n Kurultay› Baflkent Ö¤retmenevi’nde gerçeklefltirildi. Türkiye’nin birçok ilinden KESK’li kad›nlar›n kat›ld›¤› “Sözümüzü örgütlüyor, hayat› de¤ifltiriyoruz” bafll›kl› 3 gün süren Kurultay’da; kad›nlara yönelik fliddet, ifl yaflam›, Türkiye’de sendikal hareket vb. konularda tart›flmalar yürütüldü, öneriler sunuldu. Kurultay’›n ilk gününde aç›l›fla kat›lan KESK Genel Baflkan› Sami Evren; kad›nlar›n sendika yönetimlerinde daha fazla yer almas› gerekti¤ini, eflitsizlik üreten sisteme karfl› beraber mücadele vermesinin zorunlu oldu¤unu belirtti. KESK Kad›n Sekreteri Sevgi Gökçe de sendikal mücadelede kad›nlar›n daha aktif olmas›n›, kad›nlar›n “Çark›n difllilerine tak›lan çak›l tafl›” olmas› gerekti¤ini ifade etti. ETUC ad›na söz alan Fat›n› Sanou; Avrupa sendikal hareketi içinde kad›nlar›n durumunun iyi olmad›¤›n› aç›klad›. ‹sveç ‹flçi Sendikalar› Konfederasyonu ad›na konuflan Jenny Lindlend; 2 milyona yak›n sendikal› iflçi

bulundu¤unu, kad›nlar›n da sendikalarda etkin bir konumda yer ald›¤›n› ifade etti. Kurultay’›n ikinci gününde, küreselleflmenin kad›n eme¤i üzerindeki etkileri, sendikal örgütlenme konular› tart›fl›ld›. Diyarbak›r Ba¤lar Belediyesi Baflkan› Yurdusev Özsökmenler’in bir sunum yapt›¤› Kurultay’da küreselleflmenin kad›nlara daha fazla yoksulluk getirdi¤i belirtildi. Kurultay’›n üçüncü gününde; Kad›n ve fiiddet, Kad›n ve Kültür, Kad›n ve Siyaset konular›nda yürütülen atölye çal›flmalar›n›n sunumlar› yap›ld›. Özellikle “Kad›n ve fiiddet” konulu sunumda tart›flmalar yafland›. Sunumun haz›rlanmas›nda yer alan ESM, SES, E¤itim-Sen, BTS, Tüm BelSen, Yap› Yol-Sen üyeleri aras›nda sunumun 23. maddesi üzerinde uzun tart›flmalar yap›ld›. T. Kürdistan›’nda yaflayan kad›nlara yönelik bask›, taciz, tecavüze dikkat çeken ve KESK’i sorumlulu¤a ça¤›ran maddeye tepkiler yükseldi. Türkiye Kürdistan›’ndan gelen kad›nlar yaflad›klar›n› anlat›rken, devletin uygulad›¤› katliamlara da dik-


27

8

5-18 Kasım 2004

‹stanbul’da kitap rüzgar› TÜYAP Tüm Fuarc›l›k Afi. ile Türkiye Yay›nc›lar Birli¤i’nin ortaklafla düzenledi¤i 23. ‹stanbul Kitap Fuar› 23 Ekim-31 Ekim tarihleri aras›nda Beylikdüzü’nde aç›ld›. Fuar›n bu y›lki ana temas› “Kültür, Sanat ve Edebiyatta Komfluluk” idi. Yaklafl›k 350 yay›nevinin kat›ld›¤› fuarda genifl bir konu yelpazesi içinde konferans, söylefli, aç›k oturum gibi 199 kültür, sanat, hak ihlalleri, edebiyat vs. etkinliklerde 750 yazar, sanatç›, bilim adam›, gazeteci ve politikac› yer ald›. Sergi salonunda Türkiye’de sivil toplum, insan haklar› ve örgütlerinin öyküsünün anlat›ld›¤› “Önce ‹nsan” belgeseli ve onurlu yaflama hakk›, kad›n haklar›, çocuk haklar›, çok kimliklilik ile çevre ve kültürel miras konular›n› iflleyen 5’er dakikal›k k›sa metrajl› filmler fuar› ziyarete gelenlere sunuldu. Yay›nevleri 4. ve 5. salonda yer ald›lar. Fuar› onbinlerce insan ziyaret etti. ‹nsanlar›n genel olarak kitaplara ilgisi iyiydi. Baz› insanlar›n ellerinde listeyle yay›nevlerine gelerek kitaplar› istemesi, bizleri de sevindiriyordu. Genel olarak kitaplara ilgi iyiyken özelde bize yani

Umut Yay›mc›l›k’a da ilgi iyiydi. ‹nsanlar›n bize gelerek “sizi burada görmek çok güzel, daha önceki fuarlara neden kat›lm›yordunuz” demeleri, sitem etmeleri bir yandan böylesi organizasyonlara kat›lmay›fl›m›z›n/kat›lamay›fl›m›z›n eksikli¤ini gösterirken di¤er yandan halk›n bizi sahipleniflini, bizi arad›klar›n› gösteriyordu. Stand›m›z› 5 ustan›n resimlerinin yan›s›ra ‹brahim Kaypakkaya ve kitaplar›m›z›n kapak resimleriyle süsledik. Stand›m›zda en çok ilgi gören kitaplar her zaman oldu¤u gibi bu sefer de ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili kitaplard›. Bunun yan›nda teorik kitaplar›m›za da ilgi oldukça iyiydi. Fuar’›n Beylikdüzü’nde yap›lmas› ilk baflta olumsuzluk gibi görünse de yap›lan iyi organizasyonla bu giderilmiflti. 23. ‹stanbul Kitap Fuar› ve 14. ART-‹ST 2004 Sanat Fuar›’nda düzenlenen ödül töreninde, baflta Kitap Fuar› Onur Yazar› flair Gülten Ak›n olmak üzere, elefltirmen Semra Germaner ve ressam Fethi Kayaalp’e Onur Ödülü verildi. Törende konuflan TÜYAP A.fi.

Genel Koordinatörü Deniz Kavukçuo¤lu, her iki fuarda da, her y›l belli kiflilere ödül vermek üzere öneri götürdüklerini ve önerinin kabul edilmesiyle onur ödüllerini verdiklerini belirtti. Kavukçuo¤lu, “Bu klasik bir ödül de¤il. Onlar bizim önerimizi kabul ederek bizi ve fuarlar›m›z› onurland›r›yorlar” dedi. Fuarlar›n, uluslararas› hâle dönüflmesi özlemlerini uzun süredir dile getirdiklerini belirten Kavukçuo¤lu, bu y›l bu hedeflerine k›smen ulaflabildiklerini anlatt›.

Hapishane ve Kad›n Fuar esnas›nda çeflitli yay›nevleri taraf›ndan etkinlikler de düzenlendi. Ceylan Yay›nlar›’n›n düzenlemifl oldu¤u “Hapishane ve Kad›n” konulu panel 31 Ekim 2004 tarihinde TÜYAP Kitap Fuar› Marmara Toplant› Salonu’nda Seza Mis Horuz, Leyla K›yafet, Meltem Kuruhan, Mukaddes Çelik, Esmehan Ekinci ve Hatice Akdo¤an’›n konuya iliflkin anlat›m ve aç›klamalar›yla gerçekleflti. Ceylan Yay›nlar›’n›n haz›rlad›¤› bir kitap çal›flmas›n›n ürünü olan panelde ilk olarak Leyla K›yafet söz alarak hapishane kap›s›nda kad›n olman›n zorluklar›n› anlatt›. Sunumu Mukaddes Çelik’in yapt›¤› panelde Seza Mis Horuz, 80’in hemen ertesinde gözalt›na al›nd›¤›nda iflkencecilerin kendisine “bir kad›n olarak nas›l direnebilirsin karfl›m›zda” gibi söylemlerle hem fiziksel hem de psikolojik iflkencenin yap›ld›¤›n› anlatt›. Horuz, ayr›ca içerdeki tutsaklar›n d›flar›daki ailelerin direnifllerinin sürdü¤ünü ve toplumun di¤er kesimleriyle birlikte harekete geçildi¤inde rüzga-

r›n bizden yana esmesinin mümkün oldu¤unun alt›n› çizdi. Horuz son olarak “30 y›ld›r susturamad›lar. Sonuçta hakl› oldu¤umuza inan›yorum. Vahfletin, zulmün bu kadar ayyuka ç›kt›¤› bir ortamda bizim hakl›l›¤›m›z› anlatmak daha kolay olabilir” dedi. Sözü alan Esmehan Ekinci, 12 y›l hapishanede kald›¤›n› ve sadece içerisinin de¤il d›flar›s›n›n da cezaevi oldu¤unu vurgulad›. Meltem Kuruhan da özel mülkiyetin ortaya ç›kmas›yla kad›nlar›n tutsak edilmeye baflland›¤›n› söyledi. Sistemin kad›n›n sosyal bask›lara karfl› direnmesini istemedi¤ini, kad›n›n bir ç›k›fl arad›¤›n› ancak bu ç›k›fl›n bireysel tepkilerle s›n›rl› kald›¤›n›n alt›n› çizen Kuruhan, buna karfl› hem kad›nlar›n hem de erkeklerin özel bir mücadele vermesinin gereklili¤ini vurgulad›. Kad›n›n erkek taraf›ndan, devlet taraf›ndan, kimlik aç›s›ndan ezildi¤ini ve

150 y›ld›r bu kuflat›lm›fll›¤› yaflad›¤›n› dile getirdi. Sosyal ve siyasal tutsakl›¤›n y›k›lmas› için tüm insanlar›n buna karfl› mücadele etmesinin gereklili¤ini dile getirdi. Panelistlerden Hatice Akdo¤an ise, 12 Eylül’ün bir milat oldu¤unu hapishaneler aç›s›ndan da 19 Aral›k’›n önemli bir milat oldu¤unu belirtti. 12 Eylül’de kad›nlar›n da iflkence ve zulümden nasibini ald›¤›n› vurgulayan Akdo¤an “Hapishanede bebe¤ini düflüren pek çok kad›n var. Yine bebe¤iyle tutuklanan kad›nlar vard›. Hapishane olgusu d›flardaki kad›nlar aç›s›ndan daha çarp›c› yaflanm›flt›r” diyerek yaflanm›fl olaylarla örneklendirdi. Panel hapishaneye girmifl olan kad›nlar›n yaflad›klar›n› aktarmalar›yla devam ederken Meltem Kuruhan tan›¤› oldu¤u 95 Buca Katliam›nda yaflananlar› anlatmas›yla sona erdi. (‹stanbul)

Y›lmaz Güney ADANA’DA ANILDI! Adana’da 24 Ekim Pazar günü Güney Dergisi taraf›ndan organize edilen bir etkinlikle Y›lmaz Güney an›ld›. Saat 15:00’te fiirin Müzikhol’de yap›lan anma etkinli¤i sayg› durufluyla bafllad›. Sayg› duruflunun ard›ndan ‹nce Memed Kitabevi’nin ve Partizan okurlar›n›n etkinli¤e gönderdi¤i mesaj okundu. Daha sonra s›rayla Güney Kültür Merkezi Halk Oyunlar› Ekibi, Grup Özgürlük Korosu ve flair Levent Uzun sahne ald›. Levent Uzun’un “Naz›m Hikmet vatan hainli¤ine devam ediyor hala” fliirinin ard›ndan kitle hep bir a¤›zdan “Kahrolsun ABD emperyalizmi” slogan›n› att›. Uzun’un ard›ndan Y›lmaz Güney ile ilgili olarak Tuncer Kurtiz ile yap›lan röportaj sinevizyondan gösterildi. Sinevizyon gösterisinden sonra Y›lmaz Güney’in kardefli söz alarak “Bizler Y›lmaz Güney’i yaflatma ad›na yap›lan bu tür etkinliklerde sizleri de aram›zda görmekten son derece mutluyuz. fiu an duygusall›ktan kaynakl› konuflam›yorum. Hepinize bir kez daha burada oldu¤unuz için teflekkür ediyorum” dedi. Konuflman›n ard›ndan etkinli¤e yar›m saat ara verildi. Verilen arada “Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na” karfl› Partizan imzal› bildirilerin yan›s›ra YDG bildirileri de da¤›t›ld›. Ayr›ca “6 Kas›m’da K›z›lay’da Cüreti Kuflan, ‹syan› Yay”, “Ceza ‹nfaz Yasas›na Hay›r” vb. kufllamalar da yap›ld›. Aran›n ard›ndan Grup Salt›k ve Mo¤ollar sahneye ç›karak söyledi¤i parçalarla kitleyi coflturdu. Son olarak Grup Vardiya “Devrimci sanatç› Y›lmaz Güney’in memleketinde böyle bir etkinli¤e kat›lmaktan onur duyuyoruz” diyerek söyledi¤i parçalar›n ard›ndan anma sona erdi. Grup Vardiya sahnedeyken “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Birlik Mücadele Zafer” sloganlar› at›ld›. Yaklafl›k 450 kiflinin kat›ld›¤› etkinlikte K›z›l Bayrak, ESP, Devrimci Demokrasi, ‹nce Memed Kitabevi ve Partizan stand açt›. (Mersin)


28

5-18 Kasım 2004

8

Y›k›ma direnen Aydos halk›; Üzgünüz ama öfkeliyiz, yoksuluz ama kararl›y›z! Yaklafl›k befl saat süren direniflin sonunda polis panzerlerin korumas›nda mahalleyi terk etmek zorunda kald›. Dört kifli gözalt›na al›n›rken 30’un üzerinde polis ve mahalle halk›ndan bir ço¤u yaraland›. Polisin mahalleden çekilmesinin üzerine, halk karfl›lar›nda duran villalara sald›rd›. Bütün villalar›n camlar› ve kap›lar› k›r›l›rken üç tanesi atefle verildi fakat bofl olduklar› için yanmad›lar. Bu arada bir belediye otobüsünün de camlar› k›r›ld›. Haftalard›r bu sayfalar›m›zdan yoksul emekçi gecekondu evlerindeki yaflam› ve sistemin buralar üzerindeki planlar›n›, oynamak istedi¤i oyunlar› belli hatlar›yla veriyoruz. Nedir bu oyunlar? Neden bugün bu kadar yak›c› hale gelmifl bir durumda? AKP hükümeti ifl bafl›na gelmeden önce “halkç›” bir politika izleyece¤ini, halk›n yan›nda olaca¤›n›, menfaatlerini savunaca¤›n› hemen her gün tekrarl›yordu. Bunun yan›nda arkas›na s›¤›nd›klar›, halk›n duygular›na hitap eden din olgusunu da sonuna kadar kulland›lar. Bu oyunlarla halk›n oylar›n› alarak tek bafl›na hükümeti kurdular. Yerellerde birçok belediyeyi de kazand›lar. Yüzlerine takt›klar› bu halkç› maske çok k›sa sürede düfltü. “Halk›n partisi” bir anda halk düflman› kesildi. Sald›r›lar en koyu flekline büründü. Her dönem emekçilere, muhaliflere karfl› sald›r›lar vard›, ama bu dönem hükümetin ald›¤› kararlar do¤rultusunda daha sistemli, pervas›z bir sald›r› dalgas›yla karfl› karfl›ya bulunuyoruz. Bunlara birkaç örnek verecek olursak; birincisi neredeyse tüm Türkiye genelinde seyyar sat›c›lara karfl› bafllat›lan sald›r› dalgas›d›r. Özellikle Eminönü’nde haftalarca süren sald›r›lar sonucunda, buradaki seyyar sat›c›lar defalarca dövülmüfl, gözalt›na al›narak iflkenceye ma-

ruz b›rak›lm›fllad›r. ‹kincisi; hemen her dönem gündeme gelen ama hiçbir zaman bu kadar pervas›z üzerine gidilmeyen gecekondu y›k›mlar›d›r. Alibeyköy, Armutlu, Aydos ‹stanbul’da y›k›mlar›n yap›ld›¤› yerlerken; Bursa’da, Ankara’da da y›k›m çal›flmalar› tüm h›z›yla devam ediyor. Bugün “AB’ye girece¤iz”, “demokratikleflece¤iz” yalanlar›n›n her gün burjuva bas›n›n, gazetelerin birinci sayfalar›ndan düflmedi¤i bir dönemde madalyonun öteki yüzüne bakarak AKP hükümeti ve egemenlerin nas›l bir demokrasiden bahsettiklerini görmek mümkündür. Esasta emperyalist efendilerinin direktiflerini kusursuz bir flekilde yerine getirmeye çal›flan AKP hükümeti bunda baflar›l› olmak için çok kararl› görünmektedir. ‹flte kurtuluflun anahtar› olarak gösterilen AB’nin emekçi halk›m›za daha flimdiden getirdi¤i “yenilikler” ortada. Bu pratikler bile AB’nin emekçi halk›m›z›n s›rt›na yeni yükler yükleyece¤inin, sald›r›lar›n daha da boyutlanarak sürece¤inin somut göstergeleridir. Burada önemle üzerinde durulmas› gereken en önemli nokta da; sald›r›lar artt›kça buna karfl› geliflen tepkilerin de artt›¤›d›r. Hemen her sald›r›ya karfl› direnilmekte, eldeki tüm imkanlarla (tafl, sopa, molotof) karfl› konulmaktad›r. Bu duruma son

Yıkımlara karşı halk evini ve emeğini sahipleniyor! ‹stanbul’un Sar›yer ilçesine ba¤l› Armutlu, Fatih Sultan Mehmet ve Refikpafla mahallelerinde oturan 5 bin kifli 27 Eylül Çarflamba günü Saraçhane’de bulunan ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi binas›n›n önünde ‹stanbul Teknik Üniversitesi’ne tekno kent yap›lmas› için y›k›lmak istenen 6 bin konutun y›k›m karar›n› protesto etti. 2002 y›l›nda ‹TÜ’ye tekno kent yap›m› için Bakanlar Kurulu’nca verilen arazide geçmifl y›llardan beri yerleflimin yan›nda yetersiz de olsa sosyal kurumlar (sa¤l›k oca¤›, okul...vs.) kurulmufl ancak halk›n kararl› direniflleriyle bugüne kadar hiçbir belediye bu y›k›ma cesaret edememiflti. Saraçhane’de sabah saatlerinden itibaren beklemeye bafllayan halk s›k s›k “Armutlu bizimdir bizim kalacak” fleklinde sloganlar att›. Say›s› binleri aflan kitle karfl›s›nda polis devasa bir y›¤›nak yaparak kitleyi sürekli kontrol alt›na almaya çal›flt›. Polisin kitleyi Saraçhane park›na götürme istemi ve tüm ›srar›na ra¤men kitle kararl› oldu¤unu

ve bir cevap gelene kadar hiçbir yere gitmeyeceklerini söylerken içeriye halk›n oluflturdu¤u heyetin kabul edilmesi üzerine kitle Saraçhane park›na çekildi. 3 saat sonra içerden ç›kan heyet Büyükflehir Belediye Baflkan› Kadir Topbafl’›n görüflme talebini reddetti¤ini ancak her aileden al›nan toplam 4500 civar›ndaki itiraz ve protesto dilekçesinin kabul edildi¤ini söyledi. Heyetten olan Fatih Sultan Mehmet Mahallesi muhtar› Nurettin Coflkun durumu “100 bin kiflinin temsilcisi olarak gelenleri kaile almamak” olarak tan›mlad›. Dilekçelerden sonra yap›lan bas›n aç›klamas›nda kitle ad›na halktan biri ç›k›p konufltu ve flöyle dedi “Bizleri 100 bin kifliyi ma¤dur edecek olan ‹TÜ Ar› Tekno Kent Projesi bir sürgün politikas›d›r, baflka bir fley de¤il. Sanmas›nlar ki boyun e¤ece¤iz. Hakk›m›z› biliyoruz ve alaca¤›z.” Aç›klaman›n ard›ndan kitlenin ellerinden toplanan 4500 civar›ndaki dilekçeler belediyeye verildi ve kitle “Daha bitmedi” diyerek ayr›ld›. (‹stanbul)

yaflanan y›k›mlar ve karfl› durufl pratikleri güzel örneklerdir. Bundan birkaç ay önce Aydos Mahallesi’ne geldiler y›k›m ekipleri ve koruyucular›-kolluk kuvvetleri. Bu geliflleri mahalle halk› taraf›ndan barikatlar kurularak, tafllarla, sopalarla geri püskürtüldü. Sonra Alibeyköy Mahallesi’ne girdiler. Burada olmas› gereken tepkiyi karfl›lar›nda göremeyince rahat bir flekilde yerle bir ettiler emekçilerin evini. Nispeten daha ilerici, demokrat kesimin oturdu¤u Alibeyköy’de de y›k›ma karfl› bir direnifl beklendi ama mahalle halk›n›n y›k›mlara karfl› öncesinden haz›rlanmamalar›, örgütsüz olufllar›, düflman›n haz›rl›kl› ve kalabal›k gelmesi mahalle halk›na gözda¤› vermifl, olmas› gereken tepkinin önüne geçmifltir. Buradan elde ettikleri “baflar›”yla yeniden Aydos’a geri döndüler ve burada 13 evi y›kt›lar. O kadar kolay olmad› ama bunu yapmalar›. AL‹BEYKÖY’DEN AYDOS’A YIKIM Aydos di¤er ad›yla Ertu¤rul Gazi Mahallesi, Pendik ilçesinin küçük flirin bir mahallesi. Üst taraf›nda düz bir flerit gibi uzanan ormanl›k alan ve alt taraf›nda Pendik’e 15 dakikal›k bir mesafe. Manzaras› güzel, havas› temiz, merkeze çok yak›n; bunun yan›nda flehrin yorucu gürültüsünden, kirinden, tozundan, egzoz duman›ndan uzak bir yer. Bütün bu özellikleri rahat›na düflkün burjuvalar›m›z›n ifltah›n› kabart›yor. Bundand›r ki, gecekondu mahallesinin hemen yan›bafl›nda, orada yaflanan yoksullu¤a, açl›¤a; evlerinin yap›s›na, durumuna tezat duran lüks villalar. Kimin yok ki, baflbakan›ndan, belediye baflkanlar›na, sanatç›lar›na, milletvekillerine kadar hemen bütün kan emicilerin birer villas› bulunuyor. Villalara niçin de¤indik? Görüfltü¤ümüz mahalle halk›n›n söyledi¤ine göre, bu villalar›n sahipleri, “Gecekondular midemizi buland›r›yor, onlar› oradan kald›r›n” demifller, bunun üzerine de y›k›mlara bafllanm›fl. Bu y›k›mlarda büyük pay› oldu¤una inan›yor mahalle halk›.

Alibeyköy’den sonra yeniden Aydos’a geldiler dedik. Bu kez daha haz›rl›kl›, daha sinsi gelmifllerdi. Bir amcan›n dedi¤i gibi “kurt puslu havay› sever, bu alçaklar da puslu havada bize sald›rd›lar.” Puslu bir havay› ve sabah›n çok erken saatlerini seçmifllerdi. Bütün mahalleyi sokak sokak tutarak abluka alt›na alm›fllard›. Panzerleri, akrep denilen z›rhl› araçlar› ve ifl makineleriyle savafla gider gibi mahallenin üzerine çöreklenmifllerdi. Biz bu manzaray› daha öncesinden defalarca yaflam›flt›k. Buca’da, Burdur’da, Ulucanlar’da

ve 19 Aral›k 2000’de 22 hapishanede ayn› anda. Oralarda katledilmifltik, yak›lm›flt›k, iflkencelere maruz kalm›flt›k. Burada halk›m›z›n evlerini bafllar›na y›kacaklar, kendilerine karfl› koyacaklar›n› bildikleri için böyle gecenin belirsiz bir saatinde, insanlar uykudayken “gafil” avlamay› düflünüyorlard›. Öyle de yapt›lar zaten, 27 Ekim günü saat sabah 7:30’da y›k›ma bafllad›lar. Y›k›m›n yap›laca¤› bölgeye yo¤un bir flekilde sis bombalar› atm›fllard›. Bununla yapacaklar› iflin d›flar›dan görünmesini istemiyorlard›. Ama Aydos halk› daha önceki pratiklerinden ç›kard›¤› derslerle nas›l karfl› koyacaklar›n› biliyorlard›. Y›k›mlara karfl› örgütlenmifllerdi, halk komitesi kurmufl, yap›lan toplant›larla y›k›m›n gerçek amac› ve nas›l karfl› konaca¤› halka kavrat›lm›flt›. Tabi bütün bunlar›n yap›lmas›nda devrimcilerin rolünü unutmamak gerekiyor. Bu bölgedeki sab›rl› çal›flmalar sonucu halk›n kendi sorunu etraf›nda örgütlenmesini sa¤layan devrimcilerdir. O kadar aceleleri vard› ki, evleri y›k›lacaklara eflyalar›n› boflaltmalar› için bile zaman b›rakmad›lar. 13 evi büyük bir ifltahla çabucak y›kt›lar.


29

8 Evi y›k›lan Salih amcadan dinliyoruz gerisini: “Sabah 7:30’da geldiklerinde her taraf polisler taraf›ndan çevrilmiflti. Yo¤un sis vard› ne oldu¤unu anlamadan, hiçbir uyar› yap›lmadan afla¤›dan evleri y›kmaya bafllad›lar. Birkaç parça eflyam›z› komflular›n yard›m›yla zar zor d›flar› att›k. Y›k›p gittiler.” Bir baflka y›k›m ma¤duru al›yor sözü; “Bu metazori bir uygulamad›r. 30-40 y›ll›k birikimlerimizi bir anda yok ettiler. Hiçbir ilke bunu kabul etmez, hiçbir yerde böyle bir mant›k var olamaz da zaten.” Buray› neden y›kmak istediklerini soruyoruz insanlara, cevaplar a¤›z birli¤i yap›lm›flças›na hemen hemen ayn›; herkes y›k›mlar›n alt›nda yatan gerçe¤i biliyor. “Buray› okul yeri diye y›k›yorlar ama bunlar›n hepsi bahane. Buraya girmeye bafllay›nca hepsini y›kacaklar, zenginlere peflkefl çekecekler. Karfl›m›za villalar› yapt›lar buraya da yapacaklar, zenginlere verecekler, olan bizim gibi fakirlere oluyor” diyerek y›k›m›n amac›n› anlat›yor mahallenin yafll›lar›ndan bir amca. Sonra ekliyor; “Tek tek olmuyor, bugün bana yar›n sana gelecekler, birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Bu hükümet ‹srail ramazanda Filistin’i vurunca onlar› suçluyordu ama kendi halk›na sald›rmaktan geri durmuyor.” AYDOS F‹L‹ST‹N’E DÖNDÜ ZAL‹MLER DE AYNI Y›k›mlar› duyan çoluk-çocuk, yafll›genç, kad›n-erkek bütün halk topland› y›k›m ekiplerinin bafl›na. fiahintepe’den, Sülüntepe’den, Aydos’tan herkes ellerindeki tafllarla, sopalarla tepkilerini dile getirdiler, y›k›mlar› engellemeye çal›flt›lar. Bütün sokaklar› tutan kolluk kuvvetleri insanlar›n üzerine gaz bombalar› atarak, tazyikli su s›karak, panzerleri üzerine sürerek geri püskürtmeye çal›flt›. O kadar çok gaz s›km›fllard› ki, neredeyse göz gözü görmüyordu. Ama at›lan her gaz bombas›, direnen halk taraf›ndan, 10-12 yafl›ndaki çocuklar taraf›ndan, elleri yanmas›na, gözleri yaflarmas›na ra¤men yerlerden al›narak polislere geri at›l›yordu. “Aydos bizimdir bizim kalacak”, slogan›n› atarak mahallelerini, evlerini sonuna kadar koruyacaklar›n›n, hiçbir gücün onlar›n bu direniflini bast›ramayaca¤›n›n mesaj›n› veriyorlard›.

“Buras› Aydos, Filistin de¤il” slogan›yla orada yaflanan sald›r›y› ve direniflin boyutunu anlat›yorlard›. ‹srail Siyonizm’ine karfl› direnen Filistinli küçük generalleri an›msatan görüntüleriyle Aydos’un 10-12 yafl›ndaki çocuklar› gazlara, panzerlere meydan okuyorlard›. 65’in üzerindeki Bektafl amca o gün yaflananlar› flöyle anlat›yor; “O kadar çok gaz att›lar ki, göz gözü görmüyordu. Nefes bile alamad›k, bo¤ulaca¤›m›z› sand›k, gözlerimizi açamad›k ama direndik ve onlar› buradan geri gönderdik.” Ve kad›nlar. Y›llarca ezilmifl, ikinci s›n›f görülmüfl, “bir ifle yaramazs›n›z” denilerek

horlanm›fl, dayak yemifl kad›nlar, bu direniflte o ezilmiflliklerine, horlanmalar›na isyan eder gibi öfkelerini polise sald›rarak gösteriyorlard›. Daha yafll›lar› ise toplad›klar› tafllar› gençlere yetifltirmek için koflturuyorlard›. “Evlerimizi y›kanlar›n ellerini k›raca¤›z” sloganlar›yla üzerlerine sürülen panzerlere karfl› koydular. Yaklafl›k befl saat süren direniflin sonunda polis, panzerlerin korumas›nda mahalleyi terk etmek zorunda kald›. Dört kifli gözalt›na al›n›rken 30’un üzerinde polis ve mahalle halk›ndan bir ço¤u yaraland›. Polisin mahalleden çekilmesinin üzerine, halk karfl›lar›nda duran villalara sald›rd›. Bütün villalar›n camlar› ve kap›lar› k›r›l›rken üç tanesi atefle verildi fakat bofl olduklar› için yanmad›lar. Bu arada bir belediye otobüsünün de camlar› k›r›ld›. Daha önce y›k›ma geldiklerinde direnen halk› “Hainler”, “teröristler” olarak veren burjuva bas›na halk›n büyük tepkisi vard›. Çat›flmalar s›ras›nda çekim yapan televizyonculara ve gazetecilere sald›ran halk birkaç›n›n filmlerine el koyarken Evrensel ga-

“Y›k›mlara karfl› öfkemizi örgütlü hale getirmeliyiz” 24 Ekim 2004 tarihinde Gülensu’da bulunan Çorumlular Derne¤i’nde Gülsuyu, Gülensuyu da içine alan mahallelerde uygulamaya konulmas› düflünülen ve birçok evin y›k›lmas›na neden olacak olan Naz›m ‹mar Plan›’na karfl› genifl halk toplant›s› yap›ld›. Yap›lan konuflmalarda söz alan ‹nflaat Mühendisi Hasan Sert; “insanlar› yerlerinden yurtlar›nda göç ettireceksin, ondan sonra bu insanlar gelip büyük flehirlere yerleflmeye çal›flacaklar, binbir güçlükle kendilerine bafllar›n› sokacaklar› bir-iki göz ev yapacaklar, ondan sonra sen kalk›p geleceksin; ‘yok senin evin yeflil alanda, ticaret, kütüphane, hastane, ca-

mi arazisinin üzerine kurulmufl’ deyip y›kmaya çal›flacaks›n. Bu plan de¤il taland›r” dedi. Sert’in ard›ndan söz alan Avukat U¤ur Uruflak ise; Hukuksal anlamda mücadele edilmesi gerekti¤ine vurgu yaparak “ama hukuksal anlamda mücadeleyi esas haline getirirsek kaybederiz. Çünkü flimdiye kadar hiçbir yerde hukuksal anlamda mücadele edip kazanç sa¤lamak mümkün olmad›. Bunun için bizim mahallemizde her zaman birlik ve beraberli¤i sa¤layacak yönde örgütleme çal›flmas› yapmal› ve y›k›m olan mahallelere destek vermeliyiz. Tepkimizi örgütlü bir flekilde dile getirmeliyiz” dedi.

zetesi muhabiri tartaklanarak foto¤raf makinesi k›r›ld›. Daha sonra halkla yapt›¤›m›z sohbette özellikle Star gazetesine öfkeli olduklar›n›, yalan haber yap›lmas›n› istemediklerini aç›klad›lar. Polisin çekilmesinden sonra mahalleye Gülsuyu’ndan gelen muhtarlar, Güzellefltirme Derne¤i yöneticileri, Çorumlular Derne¤i Baflkan› mahalle halk›n› ziyaret ederek desteklerini sundular. HALK VE DEVR‹MC‹LER EVLER‹ YEN‹DEN YAPTILAR Bunun yan›nda biraraya gelen devrimciler ve mahalle halk›, y›k›lan evlerin yeniden yap›lmas› için harekete geçtiler. ‹mece usulü kolektif bir çal›flmayla en az›ndan evleri y›k›lanlar›n gece kalabilecekleri birer yer yap›lmaya baflland›. Biz de evlerini yeniden yapmaya çal›flan insanlarla sohbet ettik. Üzgün ama öfkeli, yoksul ama kararl› bir görüntü çizen mahalle halk› bundan sonra da mücadelelerinin sürece¤ini söylüyorlar. Gece kalmak için derme çatma bir yer yapmaya çal›flan bir ailenin yan›na yaklafl›yoruz. “Geçmifl olsun” der demez bafll›yorlar yaflad›klar›n› anlatmaya: “‹nsanlara evlerinde esir gibi davrand›lar. fiu anda burada Amerika takti¤i uygulan›yor. Bugün Irak’ta yaflananlar burada da yaflanm›flt›r. Benim eflim ve çocuklar›m korkular›ndan bay›lm›fllar hastaneye kald›r›lm›fllar, flu saate kadar daha göremedim. Ben iflteydim duyar duymaz hemen geldim. Eflyalar›m›z›n ne oldu¤unu bilmiyorum. D›flar›da birkaç parça var ama gerisi yok enkaz›n alt›nda kalm›fllar. Gece 3’te, 5’te kap›ya polis dikmek nedir. Hangi ülkede yafl›yorsun. Buras› Filistin mi, ‹srail mi?” Yaflananlar› anlatt›ktan sonra y›k›mlar›n amac›n› anlat›yorlar. Pendik Belediye Baflkan› AKP’li Erol Kaya’ya büyük tepkileri var. Evlerini bafllar›na y›kan Erol Kaya’n›n yapt›¤› villan›n kaçak oldu¤unu öne süren halk; “Kendisi karfl›m›za villa yapt›, gelsin oray› da y›ks›n o zaman biz ç›kar›z evlerimizden ama oray› y›kamaz.” Evlerini yeniden yapanlara “y›kmak için tekrar gelecekler ne yapacaks›n›z” diye sordu¤umuzda; “benim 5 çocu¤um var ve asgari ücretle çal›fl›yorum, bir yere gidecek halim yok. Yine gelirlerse ya onlar gider ya biz. Cana can alaca¤›z, baflka çaresi yok. Sonuna kadar mücadelemizi sürdürece¤iz” diyerek kararl›l›klar›n› göstermekteler. HALK TOPLANTI YAPARAK NE YAPACA⁄INA KARAR VERD‹ Ayn› günün akflam› saat 20:00’de okulun bahçesinde biraraya gelen yaklafl›k 1000 kifli, sorunlar›n› tart›flarak ertesi gün ne yapacaklar›na karar verdiler. Toplant›ya Gülsuyu Halk Komitesi ad›na kat›lan bir kifli yaflanan sorunun kendilerinin de sorunu oldu¤unu, bunun için kendilerinin sonuna kadar Aydos halk›n›n yan›nda olacaklar›n› söyledi. “Bugün Aydos’un bafl›na gelenler yar›n Gülsuyu’nun, Armutlu’nun bafl›na gelecek. Bu-

5-18 Kasım 2004 nun için dayan›flma içinde hareket edelim. fiu anda burada bir örgütsüzlük var, önce bir araya gelerek bir birlik oluflturun, yap›lacak eylemleri beraber oturup kararlaflt›ral›m, gerekirse Büyükflehir Belediyesi’ne, Pendik Belediyesi’ne yürüyebiliriz” dedi. Evi y›k›lan bir ma¤dur yapt›¤› konuflmas›nda baflbakan Tayyip Erdo¤an ve hükümete karfl› öfkesini dile getirdi. Konuflmas›nda “kimse AKP’nin yalanlar›na inanmas›n. Emniyet Müdürü de, Kaymakam da, Belediye Baflkan› da suç ifllemifllerdir. Burada bir katliam yapt›lar, illaki katliam demek ölmek de¤ildir, evimizi y›kmalar› da bir katliamd›r. Bugün benim evimi y›kt›lar, yar›n sizinkini y›kacaklar. Ben bugün gittim 4 saat çat›flt›m. Yar›n da sizler için çat›flaca¤›m. Milleti kand›r›p iftar yeme¤i veriyorlar. Kan olur bu kan, benim vergimle çad›r kurup zenginlere iftar yeme¤i veriyorlar. Bizler gururumuzla yaflad›k” dedi. Daha sonra yap›lan konuflmalarda da yap›lmas› gerekenler konuflulduktan sonra ertesi gün Pendik Belediyesi’ne yürüme karar› al›narak toplant› bitirildi. Tuzla Deri-‹fl ve Limter-‹fl de toplant›ya kat›larak desteklerini sundular. Toplant› “AKP elini evlerimizden çek”, “Direne direne kazanaca¤›z” sloganlar›yla sona erdi. Halk›n büyük ço¤unlu¤unun evlerine çekilmesinden sonra, gecenin ilerleyen saatlerinde polis panzerleri yeniden mahalleye girmeye çal›flt›. 7-8 panzerin gövde gösterisi yapmas› üzerine nöbet tutan mahalle gençleri ve devrimcilerin bir k›sm› sokaklara barikatlar kurarak panzerleri tafllamaya bafllad›lar. Molotof kokteyliyle yollar› kesen halk›n üzerine panzer süren polis, kararl› durufl karfl›s›nda geri ad›m atarak çekilmek zorunda kald›. HALK PEND‹K BELED‹YES‹’NE YÜRÜMEK ‹STED‹ 28 Ekim günü Ertu¤rul Gazi Mahallesi’nde saat 8:00’de biraraya gelen 700’e yak›n mahalleli, “Aydos’u Y›kt›rmayaca¤›z, Aydos Halk›” imzal› bir pankart açarak Pendik Belediyesi’ne do¤ru yürüyüfle geçti. “Aydos bizimdir bizim kalacak”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “fiaron Erol”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Buras› Aydos Filistin de¤il” sloganlar›yla yolun iki taraf›n› kapatarak Pendik Köprüsü’ne yak›n bir yere Üçevler mevkiine kadar yürüdü. Saat 10:30’da binlerce polis, 15’e yak›n panzer ve bir o kadar akreple yolu keserek yürüyüfle izin vermedi. Yap›lan görüflme sonras›nda 20 kiflilik bir heyet belediye baflkan›yla görüflmek üzere Pendik’e gönderildi. Uzunca bir süre burada sloganlar ve halaylarla heyet beklendi. Daha sonra dönen heyet bir aç›klama yapt›. Yap›lan aç›klamada baflka y›k›mlar›n olmayaca¤›n›, gösterilen yerlerde devletin imkanlar›yla ev yapma sözü verildi. Bu iflleri takip etmek için mahalle halk›ndan ve belediye çal›flanlar›ndan oluflan bir komisyon oluflturuldu¤u, bunu Belediye Baflkan›’n›n bas›na aç›klama yaparak teyit etti¤i söylendi. Ard›ndan Aydos halk› ad›na okunan bas›n aç›klamas›nda iki gün boyunca yaflananlar anlat›ld›ktan sonra; “burada tüm ‹stanbul iflçi-emekçi mahallelerine ‘kardefl mahalleler’ ça¤r›s›n› yineliyoruz. Alibeyköylüsü, Armutlulusu, Gülsuyulusu Aydoslunun sorununa ortak. Bu sald›r›ya birlikte cevap verilebilir” denildi. Aç›klaman›n ard›ndan kitle geldi¤i yoldan toplu bir flekilde mahalleye geri döndü. (Kartal)


30

5-18 Kasım 2004

‹flçi-köylü’den Halklar›n Öfkesi Mayalan›rken; DAHA CÜRETL‹ ADIMLARLA, DAHA BÜYÜK YANGINLAR ÇIKARALIM! ‹flçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar›n h›z kazand›¤› günümüzde, dünya ezilenlerinin kaderi de çok farkl› de¤il. IMF direktifiyle iflçi ve köylülere yönelik ç›kar›lan yasalar önümüzdeki y›llarda ülke panoramas›n›n daha fazla açl›k ve yoksullukla çizilece¤inin göstergesi. Bu gerçekli¤i gölgelemek için hakim s›n›flar›n kitleleri meflgul ettikleri konu ise AB süreci. Ç›kar›lan paket sald›r›lar›n tümünü AB süreci, az›nl›klar raporu vb. ile gölgelenmeye çal›fl›lsa da ülkenin birçok yerinde halk maruz kald›¤› sald›r›lar karfl›s›nda sesini yükseltmektedir. Ülkemizde bunlar yaflan›rken Irak’ta iflgal ve direnifl tüm gerçe¤iyle devam ediyor. 18 ayl›k iflgal cehenneminde yap›lan araflt›rmalara göre 100 bin Irakl› hayat›n› kaybetmifl durumda. Filistin’de her gün katledilenlerin son durumu henüz istatistiklere konu edilmifl durumda de¤il. fiimdi Felluce’deki kad›nlar, çocuklar ülkedeki iflgalci güçlere sesleniyor; daha ne kadar öldüreceksiniz. ABD askerleri yeni bir sald›r› için Irak’ta haz›rl›k içinde. ‹ngiltere Irak’taki yüzlerce askerini Basra’daki üslerinden Ba¤dat’a do¤ru yola ç›karm›fl durumda. Amaç burada bulunan ABD askerlerinin Felluce’ye do¤ru ilerleyebilmelerini sa¤lamak. Son bir kaç ayl›k zaman diliminde yap›lan sald›r›larla enkaz y›¤›n›na dönüfltürülen kentte 800 sivil halk katledildi. ‹ngiliz birliklerini Ba¤dat’ta konumland›rmaya ça¤›ran ABD, buran›n güvenli¤ini ‹ngilizlere b›rakarak tüm gücünü Felluce s›n›r›nda biriktirecek ve ard›ndan kent bir cehennem yerine dönüfltürülecek. Yapaca¤› büyük k›y›m›n duyurusunu yapan ABD, bu sald›r› için iflgalin bafl›ndan beri kulland›¤› yalanlardan birini ortaya sürmüfl durumda. Sald›r›n›n amac› Ebu Musab el Zerkavi’yi ele geçirmek. Felluce halk› ise iflgalcilere ça¤r› yaparak böyle birisinin flehirlerinde olmad›klar›n› aç›kl›yorlar. Bu ça¤r› ve söylemin bir etkisinin olmayaca¤› kesin. ABD her fleye ra¤men direniflin merkezi Felluce’yi enkaz y›¤›n›na çevirmeye, sivil halk› katletmeye -hem de rakamsal sonucu hiçbir de¤er tafl›maks›z›n- haz›r durumda. Halk flimdi BM’ye ça¤r› yaparak bir çözüm bulmaya çal›fl›yor. Aylard›r Irak halk›na yaflat›lan vahfletin seyircilerinden BM, iflgalin bu aflamas›nda nas›l bir tav›r sergileyece¤ini aylard›r göstermifl durumda. Bu bizler aç›s›ndan bir gerçek iken Irak halk› için cehennem ortam›nda bir umut tafl›mas› do¤al. Ancak halk da yaflamlar› dahil birçok flekilde ödedikleri

bedel ile bu emperyalist kurulufllar›n niteli¤ini anlayacakt›r. 2 Kas›m günü ABD’de yap›lacak seçimlerin öncesinde Irak’ta yo¤unlaflan bu sald›r›lar, seçim sonuçlar› aç›s›ndan tart›fl›lan Bush mu, Kerry mi kazan›r tart›flmalar›ndan ba¤›ms›z olarak, niteliklerinin ayn› oluflundan kaynakl› bu sald›r›lar›n sürece¤i gerçe¤idir. Vitrindeki mide buland›ran imaj›n farkl›l›¤› yaflananlar›n ve yaflanacak olanlar›n gerçekli¤ini de¤ifltirmeyecek bir yüzeyselli¤e sahiptir. ABD’deki genç nüfusun Bush karfl›tl›¤›n›n yan›nda yap›lan anket çal›flmalar›nda yafll›lar›n “birbirlerinden farklar› yok” yan›t› gerçe¤in üstüne parmak basmak aç›s›ndan oldukça çarp›c›. Irak’taki geliflmelerin Türkiye’ye yans›mas› ise 27 Ekim tarihinde yap›lan MGK toplant›s›n›n gündeminde görüldü. Irak’a s›n›r ötesi bir operasyonun düzenlenebilece¤i, toplant› sonras› yap›lan aç›klamalarda dikkat çeken nokta oldu. Bir süre önce Barzani’nin Ankara ziyaretinin ard›ndan gündeme gelen Kerkük sorunu Türkiye’nin “büyük bir hassasiyetle” üzerinde durdu¤u ve geliflmeleri takip etti¤i TSK taraf›ndan aç›kland›. Operasyon tart›flmalar›n›n yürütüldü¤ü bugünlerde meseledeki hakl›l›¤›n kan›tlanma çal›flmalar›n›n yan› s›ra Türk hakim s›n›flar› aç›s›ndan ç›kmaz olan Kerkük’deki geliflmelerin ABD’den ba¤›ms›z olmad›¤› gerçe¤idir. Yani böyle bir askeri harekat›n ABD’nin bölge için uygulamaya çal›flt›¤› politikalar›n› nas›l etkileyece¤ini hesaba katmak durumunda. Bu durumu devletin strateji uzmanlar›ndan fiükrü Elekda¤ Türkiye’nin bir operasyon plan›n›n olmas›n›n do¤al ve olmas› gereken oldu¤unu aç›klad›ktan sonra; “Bunun için kuvvetlerini haz›r tutmas› normal. Böyle bir plan›n varl›¤› tart›flma götürmez. Ancak, ABD bölgede iflgal kuvveti oldu¤u için Türkiye böyle bir hareketi, ancak ABD’nin onay› ile yapabilir.” Yap›lan aç›klamada Türkiye’nin böyle bir plan› uygularken ABD’den ba¤›ms›z hareket edemeyece¤i vurgulan›rken, Kerkük hassas noktas› üzerinde de bir hat›rlatma yap›l›yor. Bu geliflmelere karfl› Barzani ilk günkü aç›klamalar›na devam ederek, “Kerkük Kürdistan’›n baflkentidir” aç›klamas›n› yineledi ve “gerekirse savafl›r›z” hat›rlatmas›n› bir kez daha yapt›. ‹pler her iki taraf aç›s›ndan da ABD’nin elinde. Geliflmelerin ise ABD’nin bölgedeki ç›karlar›na ba¤l› olarak seyir izleyece¤i kesin. Ancak flu anki tabloda, yani ABD’nin bölgede yaflad›¤› ç›kmaz ve s›k›fl›kl›k ve “Kürt kart›n›” devreye

koymaya çal›flt›¤› böyle bir aflamada operasyona çok s›cak bakmayacakt›r. Bu geliflmeler flu anda AB sürecinin gölgesinde tart›fl›lan konular. Ülke gündemini bir süredir meflgul eden Az›nl›klar Raporu tart›flmalar›n›n yan›s›ra R. Tayip Erdo¤an’›n AB ülkelerine yapt›¤› ç›karma önemle takip ediliyor. Rapor üzerine kopar›lan k›yamet ise “sistemin temellerine oynayan bir rapor ve bu rapora karfl› sistemi koruyanlar aras›ndaki münakafla” biçiminde lanse edilse de sorunun devlet içindeki klikler çat›flmas›n›n bir yans›mas› oldu¤u aç›kt›r. ‹nkar›n süregeldi¤i egemen ideolojinin bundan sonra da sürece¤i ve bu raporla ne Kürt ulusuna ne de az›nl›k milliyetlere hiçbir hakk›n tan›nmayaca¤› ve bu temel sorunlar›n yaflanmaya devam edece¤i bir gerçek. AB süreci aç›s›ndan yaflanan geliflmelerde ise 26 Ekim’de Almanya’n›n baflkenti Berlin’de Schröder-ChiracErdo¤an üçlü görüflmesinin sonuçlar› Türkiye’nin AB sürecinin foto¤raf›n› yans›t›r nitelikte. Zirve’de iletilen mesaj Türkiye’nin müzakere tarihi almas›n›n Fransa’ya ba¤l› oldu¤u yönünde oldu. Yani her iki lider topu Fransa’ya atarak “Fransa’y› ikna etmeniz gerekir” uyar›s›nda bulundular. Ald›¤› mesajla hareket eden Erdo¤an, Fransa’y› ikna için 2.2 Euro karfl›l›¤›nda Türk Hava Yollar› için 36 Airbus uça¤› sat›n ald›. Hatta Erdo¤an daha da ileri giderek deyim yerindeyse yalvar›rcas›na ‹ngiliz The Guardian gazetesine süreçle ilgili yapt›¤› aç›klamada; “Fransa’n›n Türkiye’de 5.5 milyar dolarl›k yat›r›m› var. Mimarimizde bile Fransa’n›n etkisini görebilirsiniz. Ayn› flekilde lügat›m›z, Frans›zca kökenli sözcüklerle dolu. Ben Avrupa’da ç›kan ön yarg›lar› Türkiye’nin yeterince anlafl›lmamas›na ba¤l›yorum.” (27 Ekim Zaman) diyor. Yani bu kadar ortak nokta varken üyeli¤e niye sorun ç›kar›yorsunuz diyor. Bu yalvar›fl k›sa zamanda Fransa’n›n yumuflamas›na neden oldu¤u yorumlar›n› beraberinde getirdi. “Müzakereler seneye bafllar. Polemi¤e gerek yoktur. Türkiye’nin üyeli¤i bar›fl getirir” aç›klamas›n› yapan Chirac net bir fley ifade etmekten özellikle kaç›narak ucu aç›k bir söylemle son noktay› koydu. Ancak her fleye ra¤men kuyru¤unu -tüm yalvar›fllara ra¤men- dik tutmaya çal›flan Türk hakim s›n›flar› aç›s›ndan durum gittikçe bir komedi halini almaya bafllad›. Almanya’ya gitmeden önce Erdo¤an yapt›¤› aç›klamalardan birinde Ankara’ya “ipe un sermeyin” mesaj› veriyor. Tam üyelikten baflka hiçbir seçene¤in kabul edilmeyece¤ini söyleyen Erdo¤an, umdu¤unu bulamayarak geri döndü. Yani zaten unlu olan ip biraz daha unland›. De¤iflim için üç y›l gibi bir zaman isteyen Erdo¤an “ne olursa olsun de¤iflece¤iz” sözünü verse de, ipin unlanmas›n› engelleyemedi. Her ne pahas›na olursa olsun yaflanacak bu de¤iflimin ac› faturas› halk›n s›rt›nda daha da a¤›r yüklerin birikme-

8 sini beraberinde getirecek. SSK’lar›n tasfiyesi bu de¤iflimin bir parças›. Köylülü¤e yönelik IMF direktifleri ile uygulanan sald›r›lar yine bu de¤iflimin bir parças›. Örne¤in son olarak ç›kar›lan Tütün Yasas›, tütün üreticilerinin y›k›m›n› beraberinde getiriyor. Destekleme al›mlar›n›n kald›r›lmas›n› getiren yasa, ülke tar›m›na büyük darbenin vurulmas›n› da beraberinde getiriyor. Karadeniz ve Ege bölgelerinde yo¤un olarak yap›lan tütün üretimi ayn› zamanda oldukça genifl bir kesimin de geçim kayna¤›. Devlet Planlama Teflkilat›’n›n konuya iliflkin haz›rlad›¤› raporda tütün üreticilerinin bu yasayla birlikte önemli oranda azalaca¤› vurgulan›rken buna ba¤l› olarak da köylerden kente göçün artaca¤› ve bunun da y›llard›r kentlerde yaflanan sorunlar›n artmas›n› beraberinde getirece¤i üzerinde duruluyor. Mevcut koflullarda bulunan açlar ve yoksullar ordusunun artmas› anlam›na gelen bu her ne pahas›na olursa olsun yaflanacak de¤iflimin halkta yaratt›¤› tepki ve öfkeyi ise gecekondu y›k›mlar›nda halk›n gösterdi¤i tepkide ve öfkede görmek mümkün. Pendik Aydos’ta halk›n devletin kolluk güçlerine karfl› gösterdi¤i direnifl gazete sayfalar›nda “Buras› Filistin de¤il Aydos” manfletiyle buldu. Gaz bombalar› ve panzerlerle sald›ran polise direnen halk, y›k›lan evlerini yeniden yapmaya koyuldu. Ayn› biçimde Antakya’n›n Saraykent mahallesindeki y›k›mda da halk sokaklara kurduklar› barikatla y›k›m karar›na direndiler. Alibeyköy, Aydos ve daha bir dizi yerde yap›lan bu y›k›mlara karfl› ifade edilen tepkilerin tümünde aç›klanan ortak nokta “Seçimlerde oy için geldiklerinde ev verece¤iz dediler. fiimdi evlerimizi bafl›m›za y›k›yorlar. Bir dahaki seçimlerde görüflece¤iz” oluyor. Sistemin yüzünü yaflad›klar› ve ödedikleri bu bedelle anlayan yoksul halk, patlamak üzere tepki ve öfkesini mayal›yor. Her ne pahas›na olursa olsun yaflanacak geliflmelerden biri de iflkence ve hak ihlalleri konusunda olacakt›r kuflkusuz. “‹flkenceye s›f›r tolerans” aç›klamalar›n›n yap›ld›¤› günlerde Burcu Gümüfl kaç›r›larak cinsel tacize ve iflkenceye maruz kald›. F tipi hapishaneler için uygulanacak tek tip elbise, zorla çal›flt›rma ve daha bir dizi yapt›r›m ve bunun a¤›r sonuçlar› ne pahas›na olursa olacak yaflanacak geliflmeler aras›nda. Kitle örgütlerinin ve ailelerin soruna duyarl›l›k yaratmak aç›s›ndan yapt›klar› eylemler kamuoyu yaratma noktas›nda bugün yeterli görülmese de sald›r›n›n bire bir yaflanaca¤› dönemlerde tepkinin ortaya konulmas› anlam›nda önemlidir. Tüm bu geliflmelere karfl› ortaya konulacak irade çaba oldukça önemlidir. Çünkü; “yaflad›¤›m›z topraklardaki s›n›f mücadelesinin geliflimi teori ve stratejimizin ›fl›¤›nda ataca¤›m›z her ad›ma, yapaca¤›m›z her müdahaleye karfl›l›¤›n› kat kat verecek bir yöndedir.”


31

8 GÖÇ TEHD‹TLER‹ Devletin “köylere dönüfl serbesttir, geri dönmenizin önünde hiçbir engel yoktur” vb. söylemlerle kamuoyuna flirin görünmeye çal›flt›¤› flu süreçte, tersi pratikler dikkat çekici. Köyleri boflaltarak bölgeyi insans›zlaflt›rmak isteyen faflist TC, ayn› zamanda gerilla ile halk aras›nda güven sorunu yaratmak istiyor. Bu nedenledir ki gerilla k›l›¤›na giren Özel Harekat Timleri halka tehditler savurarak gerillay› karalamaya çal›fl›yor. Bunun son örne¤i geçti¤imiz günlerde Tozkoparan köyünde yafland›. Tursun O¤uz ve ailesine bir grup silahl› adam u¤rad› ve bir ka¤›t parças›na “HEPEGE”

yaz›p “ya göç edeceksin ya da bize 6000 Euro para vereceksin” dedi. Evden uzaklaflan gruptan biri “paran›n yan›nda kefenini de getir” diye ekledi. Bu olaydan sonra Savc›l›k’a baflvuran aile, evlerinin köyden uzak olmas› ve can güvenliklerinin bulunmamas› nedeniyle Elaz›¤’a göç etti. BÖLGEDE KORUCULAR VE DÜZENLED‹KLER‹ M‹T‹NGLER T. Kürdistan›’nda yaflayan halk›n en büyük sorunlar›ndan birisi koruculuk. Resmi olarak yasalarla kuruluflu 1984’lere dayanan koruculu¤un oluflturulma amac›; “böl, parçala, yönet” politikas›n›n hayata geçirilmesi. Ayn›

5-18 Kasım 2004

ulustan olan, devletin her türlü zulmüne eflit oranda maruz kalan halk› birbirine düflman ederek, parçalay›p k›rd›rtmak böylece daha rahat yönetmek. Koruculu¤un 1984’lerde yasalarla resmilefltirilmesi elbette tesadüf de¤ildir. Ulusal hareketin bu dönemde bafllatt›¤› gerilla ç›k›fl›n›n, Kürt kitlesini etkilemesi ve yayg›n bir sempati toplamas›, devletin koruculu¤u resmilefltirmesinde önemli bir etkendir. Dersim halk› da koruculardan pay›na düfleni alm›flt›r. Köylünün evini y›kmakla, yakmakla, mal›na mülküne el koymakla “ün kazanan”, kad›nlara tecavüz ederek halk üzerinde terör estiren korucular efendilerinin emriyle

“teröre lanet mitingi” düzenlediler. Mitinglerin Çemiflgezek ve Pertek ilçelerinde düzenlenmesi halk›n tepkisini toplad›. Bu iki ilçede y›llard›r alevi ve sünnilerin içiçe yaflamas› f›rsat bilinerek burada da gerginlik yarat›lmak istendi¤i oldukça aç›k… Sonuç olarak Dersim’de yaflanan tüm bu olaylar bir kez daha gösteriyor ki; Bölgede ne demokratik bir ortam ne de bar›fl var. Ancak Türkiye Kürdistan›’n› yakmakla ulusal ve s›n›fsal mücadeleyi bo¤acaklar›n› umanlar, Dersim’i aleve tutuflturmakla gerillay› halk deste¤inden mahrum b›rakacaklar›n› sananlar beyhude bir ç›rp›n›fl içindedirler. (Malat-

Üç HKO gerillas› Mazgirt K›z›lc›k’ta flehit düfltü zitli Belediye Mezarl›¤›’nda bulunan 96 Ölüm Orucu flehidi Aygün U¤ur’un mezar›n›n yak›n›na defnedildi. 28 Ekim’de Dersim’den ailesi taraf›ndan al›nan Orhan Gül’ün cenazesi 29 Ekim günü otobüsle saat 05:30’da Mersin Otogar›’na getirildi. Buradan araçlarla al›nan cenaze Mersin Cemevi’ne götürüldü. Burada y›kanan Orhan Gül’ün cenazesi orakçekiçli bayra¤a sar›larak katafalta kondu. Cenaze bafl›nda konuflma ya-

26 Ekim 2004 tarihinde Dersim’in Mazgirt ilçesine ba¤l› K›z›lc›k Köyü’nde saat 19:30 s›ralar›nda faflist TC’nin kolluk güçlerinin att›¤› pusu sonucu MKP-HKO gerillalar› Orhan Gül, Hasret Kaan Aslan ve Elif Arslan flehit düfltü. 29 Ekim akflam› Elaz›¤ Devlet Hastanesi’nden al›nan Hasret Kaan Aslan’›n cenazesi Dersim Merkez’de bulunan Cemevi’ne Elif Arslan’›n cenazesi ise Mazgirt’in K›z›lc›k Köyü’ne götürüldü. 28 Ekim günü ö¤len saat 13:30’da Hasret Kaan Aslan Dersim Merkez’de bulunan Siyeng Mezarl›¤›’nda topra¤a verilirken Elif Arslan köy mezarl›¤›nda defnedildi. Cenazelere halk yo¤un olarak kat›l›rken, Devrimci Demokrasi, HÖC ve Partizan okurlar› da kat›ld›. Elif Arslan’›n cenazesi köy mezarl›¤›na “Halk savaflç›lar› ölümsüzdür” pankart› arkas›nda k›z›lbayraklar ve dövizler eflli¤inde “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” vb. sloganlar at›larak tafl›nd›. Mezar bafl›nda orak çekiçli bayrak aç›larak yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan Elif Arslan topra¤a verildi. Orhan Gül’ün ailesi de Dersim’de yap›lan cenaze törenle-

rinin ard›ndan 28 Ekim akflam› Elaz›¤ Devlet Hastanesi’nden cenazeyi ald›. Orhan Gül dostlar› ve yoldafllar› taraf›ndan saat 8:30’da topra¤a verilece¤i Mersin’e u¤urland›.

Orhan Gül Mersin’de topra¤a verildi 26 Ekim Sal› günü Dersim’in Mazgirt ilçesi K›z›lc›k köyünde iki yoldafl›yla birlikte flehit düflen Orhan Gül vasiyeti üzerine Mersin’in Me-

pan yüzü maskeli üç militan fliir okuyarak “Seni yok ettiklerini sananlar unutmas›nlar ki Alt›nça¤ mücadelesinde savafl›n› sürdürece¤iz, hesab›n› soraca¤›z” dedikten sonra salonda

bulunan kitle “Devrim flehitleri ölümsüzdür” slogan›n› att›. Saat 13:00’de Cemevi’nden orak-çekiçli bayra¤a sar›l› tabutu alan kitle, otobüslerle Mezitli Mezarl›¤›’na gitti. Mezarl›k giriflinde otobüslerden inen kitle “Halk savaflç›lar› ölümsüzdür” yaz›l› pankart açarak “Orhan’›n katili patron-a¤a devleti”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya”, “Gerillalar ölmez yaflas›n halk savafl›” sloganlar›n› atarak yürüyüfle geçti. Mezar bafl›nda devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan yap›lan konuflmada; flehit düflen halk savaflç›lar› ve Orhan Gül’ün Demokratik Halk Devrimi mücadelesinde yaflat›laca¤› belirtildi. “‹bo Haydar Zülfikar namludad›r iktidar”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla bitirilen törenin ard›ndan kitle sloganlarla ayn› mezarl›kta bulunan Aygün U¤ur’un mezar›n› ziyaret ederek otobüslerle cenaze evine döndüler. (Mersin)

Dersim halkı yalnız değildir Dersim’de son bir ay içerisinde devletin kolluk güçleri taraf›ndan ç›kar›lan orman yang›nlar› ve Munzur suyu üzerinde yap›lmas› planlanan barajlar 28 Ekim günü YDG, Erzincan Gençlik Derne¤i, DGH ve DEHAP Gençli¤i taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›yla protesto edildi. Eyleme KESK ve Kristal-‹fl de destek verdi. Bas›n aç›klamas›nda Dersim’de süren

operasyonlar›n sonucu olarak bölgede orman yang›nlar›n›n ç›kar›ld›¤› ve 200 hektar ormanl›k alan›n yok oldu¤u, devletin ise b›rak›n yang›nlara müdahale etmeyi, müdahale etmek isteyen yöre halk›n› da engelledi¤i, yine Munzur suyu üzerinde yap›lmak istenen barajlar›n do¤al güzellikleri bozaca¤›, Dersim’i yaflanmaz bir hale getirece¤i, Dersim Merkez ile Ovac›k

aras›nda ulafl›m›n zorlaflaca¤› ve tüm bunlar›n sonucu olarak yeni göçlerin yaflanaca¤› dile getirildi. Aç›klamada “Munzur onurdur onuruna sahip ç›k”, “Ata Holding Dersim’den defol”, “Dersim faflizme mezar olacak”, “Dersim halk› yaln›z de¤ildir” sloganlar› at›ld›. Yaklafl›k 100 kiflinin kat›ld›¤› aç›klama alk›fllarla sona erdi. (Erzincan)


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Dersim’de devlet terörü devam ediyor Silahl› mücadelenin Türkiye topraklar›nda tohumlar›n›n at›ld›¤› ilk günden beri gerillaya kucak açan Dersim ve Dersim halk› dost ile düflman›n› iyi tan›m›flt›r. Köyünden zorla göç ettirilen, tutuklanan, yarg›s›z infazlara maruz kalan Dersim halk› üzerinde bugün de bask› ve zulüm devam etmektedir.

Egemen s›n›flar geliflen s›n›f mücadelesinin önünü t›kamak için her alanda bask› biçimlerini art›r›yor. Özellikle Karadeniz ve Türkiye Kürdistan›’nda gerilla mücadelesi verilmesinden kaynakl› faflist TC devleti 90’larda gelifltirdi¤i politikalarla halk ile gerilla aras›ndaki ba¤lar› zay›flatmak, gerillay› insans›z ve desteksiz b›rakmak istemifltir/istemektedir. Bu bask›lar›n yafland›¤› illerinden biri de Dersim’dir. Tarihi boyunca egemenli¤i alt›na girdi¤i her devletle “sorun” yaflam›fl olan Dersim halk› birçok direniflin alt›na imzas›n› atm›flt›r. Bu nedenledir ki Selçuklulardan, Osmanl›ya bugün ise faflist TC devletinin hedefi haline gelen ç›ban olarak görülmüfltür. Silahl› mücadelenin Türkiye topraklar›nda tohumlar›n›n at›ld›¤› ilk günden beri gerillaya kucak açan Dersim ve Dersim halk› dost ile düflman›n› iyi tan›m›flt›r. Köyünden zorla göç ettirilen, tutuklanan, yarg›s›z infazlara maruz kalan Dersim halk› üzerinde bugün de bask› ve zulüm devam etmektedir. Bugünlerde bir taraftan ormanlar yanarken, muhtarlar kaç›r›lmakta, dövülmekte, halk göçe zorlanmaktad›r. Di¤er taraftan devlet güdümünde korucular “teröre hay›r mitingi” düzenlemektedir… Bölgede gerilla faaliyetinin hareketlenmesi nedeniyle egemen s›n›f ve kolluk güçleri silahl› mücadelenin geliflmesini engellemek için var güçleriyle sald›rmalar›na ra¤men önüne geçemeyince, acz içinde kalm›fl ve gerilla mücadelesine do¤al bir destek olan ormanlara sald›rmaya bafllam›flt›r. Son olarak geçti¤imiz hafta Çemiflgezek k›rsal›nda bafllat›lan operasyonlarla beraber Çemiflgezek ve Hozat aras›ndaki ormanl›k alan bir kez daha atefle

verilmifltir. Son iki ay içerisinde bölgede yanan ormanl›k alan 200 hektar› aflm›flt›r. Yang›nlar› söndürmek için hiçbir flekilde müdahale etmeyen devlet güçleri, söndürmek için giriflimde bulunan Dersim halk›na da engel olmufltur. Orman yang›nlar›n›n nedeni ise resmi belgelere “6’s› meçhul, 1’i sigara” olarak geçmifltir. Oysa yang›nlar›n nas›l ç›kar›ld›¤› herkes taraf›ndan bilinen bir gerçektir. 94’te ayn› manzaray› yaflayan da/yaflatan da gördü bu ormanlar›n ne yang›nlarla, ne t›rt›llarla ne de kimyasal gazlarla yok edilemedi¤ini. Dersim’in onurlu insanlar› gibi yok edilmeye inat daha gür, daha yeflil filiz vermeye bafllad›¤›n› da¤lar›m›z›n. TERÖR EST‹RENLER K‹M?.. Bölgeye yeni atanan eski Tokat Jandarma Alay Komutan› Nam›k Dursun flimdilerde Dersim’de ayn› görevle halka eziyet etmeye devam ediyor. Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre Mazgirt’e ba¤l› K›z›lc›k Köyü Muhtar› Zülfü Arslan’›n anlat›mlar› bunu aç›kça sergiliyor. “Alay Komutan› Nam›k Dursun köye gelerek, bana/bize a¤za al›nmayacak küfürler savurdu. ‘Sen kamu görevi yapamazs›n teröristlere yatakl›k yap›yorsun. K›z› terörist olan birisi kamu görevi yapamaz’ diyerek mühürlerimi elimden ald›. Bana zorla istifa dilekçesi

imzalatmak istedi, kabul etmedim” diyen Zülfü Arslan ‹HD’ye baflvurdu¤unu belirtti. Bölgede yaflayan di¤er muhtarlar da benzer durumlarla karfl›laflm›fl. Kimi kaç›r›larak dövülmüfl, iflbirli¤ine zorlanm›fl; kimi düzmece ifadeler sonucu tutuklanm›flt›r. Yine Dersim Merkez’de DKÖ temsilcileri, siyasi parti baflkanlar› as›ls›z gerekçelerle gözalt›na al›narak hedef gösterilmektedir. Zülfü Arslan’›n olay akflam› yaflad›klar›n› aktar›yoruz; “Ben pusunun at›ld›¤› akflam köyde de¤ildim. Geldi¤imde de bir grup si-

vil geliyor köye, arabalar›n› saklad›ktan sonra köy içinde bofl olan Sa¤l›k Oca¤›’na gizleniyor. Saat 19:30 s›ralar›nda da 20, 30 el atefl sesi duyuluyor. Aradan 5 dakika geçtikten onra 4, 5 el daha atefl aç›l›yor. Gece geç saatlerde gelip beni evden ald›lar. Jandarma Alay Komutan› Nam›k Dursun’un yan›na götürdüler. Beni görür görmez küfür etmeye bafllad›. ‘Demek bizi ‹HD’ye flikayet edersin ha sen de teröristsin, senin de hakk›n kurflunla gebermek’ dedi. Bir buçuk saat boyunca hakaret ve tehditler devam etti. Sonras›nda ‘al›n buradan, götürüp gebertin’ dedi yan›ndakilere. Daha sonra bana seslenerek ‘neyse flimdi git sabah gel sana bir sürprizim var’ dedi. Sabah gitti¤imde k›z›m›n öldü¤ünü Elaz›¤ Devlet Hastanesi’ne otopsi için götürüldü¤ünü söyledi. Son bir ayd›r köye sivil Özel Harekat Timleri sürekli geliyordu. Geceleri gizlenip bekliyorlard›. En sonunda emellerine kavufltular. Gerillan›n karfl›l›k verme flans› bile olmam›fl, komflular›n anlat›m›na göre…” Devam› sayfa 31’de