Özgür Gelecek Yolunda İşçi-Köylü Sayı 2

Page 1

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

Say›: 2004-2

2

*Y›l:2 *13-26 A¤ustos 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

Devletin vahfli sald›r›lar› karfl›s›nda tek ç›kar yol;

Direnmek ve tepkimizi soka¤a dökmektir!

Son günlerde Irak’ta yaflanan rehine krizi ile birlikte Türkiyeli floförlerin rehin al›nmas› ve birisinin öldürülmesi üzerine yap›lan tart›flmalar oldukça gündemde. Irak’ta yaflad›¤› krizi aflmak için çeflitli yollar deneyen ancak direniflçilerin ve Irak halk›n›n hakl›l›¤› karfl›s›nda baflka ç›kar yolu kalmayan ABD emperyalizmi flimdi NATO toplant›s›ndan ç›kan kararlar gere¤i Irak’a NATO güçlerini “Irak askerlerini e¤itmek” amac›yla gönderiyor. *** NATO görevlilerinin Irak ordusuna verece¤i e¤itimi daha önceki aylarda ABD’li askerlerin Irakl› esirlere yapt›¤› iflkencelerde gördük hepimiz. Irakl› esirlere çocuk, yafll› demeden ak›l almaz

iflkenceler yapan ABD askerleri, NATO flemsiyesi ile yeni iflkence metodlar›n› Irakl›lar üzerinde deneyerek direnifli bitirmenin yeni yollar›n› ar›yorlar. *** Burjuva bas›n her ne kadar “terör” kelimesini kullanarak bu olay› direniflçilerin lehine çevirme ça¤r›s› yapsa da öldürülen floför Murat Yüce’nin “Amerika burada çoluk çocuk demeden sivil insanlar› bombal›yor. Irak’ta çal›flarak para kazanmaya gelen her Türk vatandafl›na tavsiyem iflgalci Amerika’ya yard›m için silah tutman›z gerekmez. Burada onun varl›¤›n› onaylayan her hareket ve hizmet Irak halk›na ihanettir” sözleri yaflananlar› özetlemektedir.

*** Efendisinin sad›k ufla¤› olan Türkiye de bu iflkence metodlar›ndan baz›lar›n› kullanmaktan geri durmuyor. Geçti¤imiz günlerde bas›na yans›yan Irakl› esirlerin bafl›na çuval geçirilerek yap›lan iflkencelerin benzereleri Türkiye’de de yaflan›yor. Bunun bir örne¤i Amasya’da askerli¤ini yapan bir kiflinin kafas›na yast›k k›l›f› geçirilerek iflkence görmesidir. Irak’ta Ebu Garib Hapishanesi’nde yaflanan iflkencelerden daha afla¤› kalmayan vahflet yöntemleri T. Kürdistan›’nda uygulan›yor. *** 26 Haziran tarihinde Meas Reflit Reflo adl› HPG gerillas›n›n katledil-

Yeni bir 15 A¤ustos’ta; “Yürekli olmal›y›z, de¤erlere ba¤l› olmal›y›z” Son günlerde yaflanan geliflmelere bak›p da “demokratikleflme”den bahsetmek mümkün de¤ildir. ‹lk olarak devlet taraf›ndan “huzur” ya da “teröre hay›r” sloganlar› ile örgütlenen mitinglerle bafllayan süreç ard›ndan da görenleri dehflete düflüren iflkence foto¤raflar›... “Teröre” karfl› yap›lan ve bizzat asker, polis ya da korucular taraf›ndan örgütlenen mitinglere kat›l›m›n düflük düzeyde kalmas› bir yandan devleti gülünç duruma düflürürken bir yandan da halk›n

bu uygulamalara verdi¤i yan›t anlam›nda önemlidir. Bu mitinglerde yaflanan hayal k›r›kl›¤›n›n ard›ndan ilk olarak 26 Haziran’da HPG gerillas› Meas Reflit Reflo’nun kulaklar›n›n kesildi¤inin bas›na yans›mas› ile birlikte bafllayan sald›r›lar, geçti¤imiz hafta Tunceli’de katledilen gerillalardan birinin kafas›n›n ve bir kolunun kopart›lmas›, di¤erlerinde ise iflkence izlerinin bulunmas› ile ayyuka ç›kt›. Bas›nda “Ebu Garib de¤il Türkiye” manfletleri ile verilen sald›r›lar devle-

tin Kürt halk›na yönelik tahammülsüzlü¤ünün de bir göstergesi oldu. Sayfa 18-19

mesi ve iflkenceye maruz kalmas›n›n ard›ndan geliflen devletin organize etti¤i “terör” mitingleri, yeni sald›r›lar, Diyarbak›r Hevsel Bahçeleri’nde yaflanan çat›flma ve iki gerillan›n katledilmesi devletin att›¤› sözde “demokrasi” ad›mlar› ile sarhofla dönenleri bir anda flaflk›na çevirdi. Eski DEP milletvekillerinin “bar›fl” ortam›n› yayg›nlaflt›rmak için yapt›¤› ziyaretler bir ifle yaramam›fl olacak ki(!) devlet sald›r›lar›n› vahfli boyutlara tafl›yarak büyütüyor. Tüm bunlar karfl›s›nda ezilenlere tek ç›kar yol kalmaktad›r. O da direnmek ve tepkimizi sokakta örgütlemektir. Yürekli olmak ve de¤erlerimize sahip ç›kmakt›r.

’den ü l y -kö ‹flçi

NECEF’TEN D‹YARBAKIR’A, TUNCEL‹’YE ‹fiKENCELER‹N SORUMLUSU EMPERYAL‹ZMD‹R!

Sayfa 30


13-26 Ağustos 2004

2

3

Sarıyer ve Eminönü Belediyesi’ne grev kararı asıldı

Genel-‹fl Sendikas›’n›n Sar›yer Belediyesi ile yapt›¤› toplu sözleflme görüflmelerinden bir sonuç ç›kmamas› üzerine sendika üyesi iflçiler ald›klar› grev karar›n›, Sar›yer Belediye Baflkanl›¤›na asmak için 5 A¤ustos 2004 tarihinde belediyenin Fen ‹flleri Müdürlü¤ü önünde bir araya geldiler. “Sözleflme hakk›m›z söke söke al›r›z”, “Yönetim flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma” vb sloganlar atan iflçiler ad›na konuflan Genel-‹fl Sendikas› Örgütlenme Daire Baflkan› Erol Ekici, iflçiler olarak üzerlerine düflen görevi yerine getirmelerine karfl›n her dönemde farkl› yaklafl›mlarla karfl›laflt›klar›n› dile getirdi. Getirilmek istenen esnek çal›flma

ile iflçilerin kaderinin patronun iki duda¤› aras›nda olaca¤›na dikkat çeken Ekici “‹ktidar kurall› yaflam› kurals›zlaflt›ran yasalar› IMF’nin istekleri do¤rultusunda yaflama geçirmeye çal›fl›yor. Görüflmelerin sonuçsuz kald›¤› 6 belediyede 23 A¤ustos’tan itibaren toplu greve gidilecektir” dedi. Ekici’den sözü alan Genel-‹fl Sendikas› ‹stanbul 4 No’lu fiube Baflkan› Veysel Y›lmaz ise sendikan›n Mahalli ‹dareler ve Kamu ‹flverenleri Sendikas› (M‹KSEN) ile yapt›¤› görüflmelerde herhangi bir mutabakata varamad›¤›n›, 7 Temmuz 2004’ten itibaren görüflmelerin t›kand›¤›n› dile getirdi. M‹KSEN’in iflçilerin büyük bedeller ödeyerek kazand›¤› haklar› ortadan kald›rmaya çal›flt›¤›n› belirten Y›lmaz, tüm belediye baflkanlar›n›n iflçilerin ayaklar›n› ba¤lamaya çal›flt›klar›n› ifade ederek “M‹KSEN yönetiminin kat› tutumu, zorunlu olarak bizi grev aflamas›na getirmifltir” dedi. ‹flçiler aç›klaman›n ard›ndan grev karar›n› bina girifline ast›lar. (H. Merkezi)

Eminönü Belediye’sinde çal›flan 237 iflçi, patronlar›n sendikas› olan M‹KSEN’le (Mahalli ‹dareler ve Kamu ‹flverenleri Sendikas›) hafta tatili, hasar ve zararlar›n karfl›lanmas›, günlük çal›flma düzenleri ve gözetim alt›na al›nma haline iliflkin hükümlerde anlaflmaya var›lamamas› sonucu 29 Temmuz günü Eminönü Belediyesi’ne grev karar› ast›. Genel-‹fl Sendikas›, M‹KSEN ile 80 maddeden oluflan T‹S tasla¤›nda yer alan 39 maddesinden dolay› uyuflmazl›¤a gitti. 29 Temmuz Perflembe günü saat 12:00’de Eminönü Belediyesi’ne yak›n bir parkta toplanan Eminönü Belediye iflçileri “Sözleflme hakk›m›z söke söke al›r›z”, “‹flçiyiz hakl›y›z kazanaca¤›z”, “Esnek çal›flmaya hay›r” vb. sloganlarla Belediye’ye yürüdü. Belediye önünde bir aç›klama yapan Genel-‹fl 7 No’lu fiube Baflkan› ‹smail Yurtseven M‹SKEN ile idari maddeler konusunda anlaflmazl›¤a düfltüklerini söyleyerek, kazan›lm›fl haklardan vazgeçmeyeceklerini belirtti. Genel-‹fl Örgütlenme Daire Baflkan› Erol Ekici ise çal›flanlar olarak halk›n ma¤dur edilmemesini ve insanca bir yaflam istediklerini belirterek AKP’li belediye yönetimine dayatma yapmamas› ça¤r›s›nda

BAfiSA⁄LI⁄I Yurtd›fl›ndan Türkiye’ye gelen okurlar›m›z›n içinde bulundu¤u araba Manisa Salihli’de trafik kazas› yapm›flt›r. Kazada okurlar›m›z Ali ve Fethiye Harite’nin k›zlar› Kinem ve ye¤enleri Helin yaflamlar›n› yitirmifltir. Okurlar›m›za baflsa¤l›¤› diliyor, ac›lar›n› paylafl›yoruz. Paris’ten ‹flçi-Köylü okurlar› ✔ ‹brahim Kaypakkaya Seçme Yaz›lar; Devrimin karakteri, yolu, hedefleri ve sorunlar›na net bir flekilde aç›kl›k getiren; Kürt sorununu o ana dek kimsenin ulaflamad›¤› bir uzak görüfllülükle çözümleyen Kaypakkaya’n›n görüflleridir. Söz konusu kitap bu görüfllerin birinci elden ifadesidir. ✔ Dünyan›n Çat›s›ndaki K›z›l Bayrak; NKP(M)’nin yürüttü¤ü Halk Savafl›’n›n canl› tan›kl›¤›na dayanan bir çal›flman›n ürünü olan bu kitap, Nepal’de yürütülen Halk Savafl›’n›n Türkiye kamuoyuna duyurulmas› aç›s›ndan yararl› olacakt›r. ✔ Marks’tan Mao’ya Gerilla Savafl›; Genel Marksist bilgileri içeren bu çal›flma içinden geçti¤imiz bu süreçte büyük önem tafl›maktad›r. ✔ Ç›ban; Toplumsal belle¤imizin yenilenmesi için gerekli oldu¤unu düflündü¤ümüz ve yaflanan trajedinin canl› tan›klar›n›n anlat›mlar›yla Dersim katliam›n›n öykü fleklinde anlat›ld›¤› bu kitab›m›z›n ve di¤erlerinin ideolojik ve politik birikimimize katk›da bulunaca¤›n› umuyoruz. işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

bulundu. Daha sonra iflçiler ad›na bas›n aç›klamas›ndaki metni okuyan Genel-‹fl 2 No’lu Bölge Baflkan› Mehmet Karagöz “M‹KSEN’in uzlaflmaz tav›rlar› nedeniyle görüflmeler uyuflmazl›kla sonuçland›. fiu ana kadar imzalanan T‹S idari maddeleri de¤ifltirilmek isteniyor. T‹S’i masa bafl›nda çözmek istiyoruz fakat, Genel‹fl’in olmazsa olmazlar› olan hafta tatili, zararlar›n ödenme flekli, gözetim alt›na al›nma hükümleri gibi idari maddelerden taviz vermeyece¤iz” dedi. (‹stanbul)

BANKA HESAP NUMARALARI Emriye Demirk›r Ziraat Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiubesi Euro Hesab›: 0751 0067 5731 0000 009 TL Hesab›: 0751 0067 5743 0000 009 ‹fl Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiub. Euro Hesab›: 1002 1130549-TL Hesab›: 1002 1180043 Vak›fbank Valide Sultan fiubesi Euro Hesab›: 00158 048 000 213746

Umut Yay›mc›l›k’tan dört yeni kitap

Umut Yay›mc›l›k bürolar›nda ve kitapç›larda ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

2

13-26 Ağustos 2004

“‹flgalci Amerika’ya yard›m için silah tutman›z gerekmez”

“Buradaki ABD üssünde, üssün kurulmas›ndan, temizlik ifllerine, her türlü ifli Ürdün firmas› yap›yor. Tepe flirketler grubu, Deutsche flirketi ve Bilintur gibi Türk flirketleri de bu Ürdün flirketinin tafleronlu¤unu yap›yor. Bu Ürdün firmas› ve Türk firmalar›n›n tamam›, ABD üssünde kal›yor. Biz de El-Mansur’daki üste ikamet ediyorduk. Ben Amerika’n›n Irak’taki zulmünü gözlerimle gördüm. Fakat biraz para biriktirmek amac›yla burada kald›m. Amerika burada çoluk çocuk demeden sivil insanlar› bombal›yor. Irak’ta çal›flarak para kazanmak için gelen her Türk vatandafl›na tavsiyem, iflgalci Amerika’ya yard›m için silah tutman›z gerekmez. Burada onun varl›¤›n› onaylayan her hareket ve hizmet, baflta insanl›¤a, sonra ‹slam’a ve Irak halk›na ihanettir. Son olarak söyleyece¤im flu, birçok ülke flirketlerini Irak’tan çekti, Türk flirketleri de Irak’tan çekilsin.” Yukar›da yer verdi¤imiz bu aç›klama geçti¤imiz hafta Irak’ta direniflçiler taraf›ndan kaç›r›lan ve öldürülen Tepe ‹nflaat’a ba¤l› Bilintur firmas›nda çal›flan Murat Yüce’nin kamuoyuna yönelik yapt›¤› son aç›klamad›r. Murat Yüce’nin öldürülmesinin ard›ndan ABD askerlerine prefabrik yap› malzemesi tafl›yan Atahan flirketine ba¤l› olarak çal›flan Tahsin Top isimli floför de kaç›r›ld›. Selahattin Duran isimli floförden de bir süredir haber al›namad›¤› aç›klamas› yap›ld›. Yine bu geliflmelere paralel yaflanan geçti¤imiz haftalarda yine ABD askerlerine akar-

yak›t tafl›yan konvoya direniflçiler taraf›ndan yap›lan sald›r› eyleminde yaralanan Birdal Sancar isimli floför tedavi gördü¤ü hastanede yaflam›n› yitirdi. Burjuva medyan›n günlerdir manfletini dolduran bu geliflmeler, aylard›r emperyalist güçlerin Irak’ta sivil halka yönelik sald›r›lar› ve bu flirketlerin insan yaflam›n› hiçe sayarak kâr h›rs› ve bizzat oradaki iflgalden yararlanarak emperyalistlere yard›m etmelerini gölgede b›rakarak ya da hiç hat›rlamayarak “millet olarak” floförleri kaç›ranlar› “terörist” ilan ederek lanetlemeye davet etti. Ancak medyan›n tüm bu 盤›rtkanl›¤›na ra¤men öldürülen Murat Yüce’nin aç›klamalar›nda oldu¤u gibi gerçe¤in gizlenmesi ya da örtbas edilmesi mümkün ve olanakl› de¤ildir. Bu, kullan›lan tüm güçlü araç ve silahlara ra¤men böyledir. Bu geliflmelerin ard›ndan nakliye pazar›n› elinde bulunduran önemli flirketlerden biri olan Uluslararas› Nakliyeciler Derne¤i (UND) Irak’taki Amerikan askerlerinin ihtiyaçlar›n› gidermek için tafl›mac›l›k yapmayacaklar›n› aç›klad›lar. Yine Murat Yüce’nin çal›flt›¤› Tepe Grubu’na ait Bilintur flirketi de tüm personelini Irak’tan çekme karar› ald›¤›n› aç›klad›. Ancak bu aç›klamalar›n yan›s›ra RO-RO gemileri sahipleri birli¤i RODER Baflkan› Saffet Ulusoy yapt›¤› aç›klamada “Irak 3-4 milyar dolarl›k bir pazar. Bir- iki kötü hadise olabilir. Ölen ölmüfltür, yeri nur olsun. Irak’la ticaret vazgeçilmezdir” demifltir. Kamuoyuna oldukça s›n›rl› düzeyde yans›yan bu aç›kla-

man›n tepki toplayaca¤› bilindi¤i için gazeteler sat›r aralar›nda yer verdi. ‹flgalle birlikte aç›lan bu alan›n yaratt›¤› kâr ve gelirin bu flirketler aç›s›ndan vazgeçilmezli¤i, insan yaflam›n›n ya da oraya gönderilen ve büyük bir ço¤unun yoksulluktan çal›flmak zorunda olan insanlar›n yaflamlar›n›n korunmas›, güvenlik alt›na al›nmas› ticaretin vazgeçilmezli¤inin yan›nda bahis konusu olmayacak kadar önemsiz ve basit. Türkiyeli floförlerin öldürülmesi ve baz› nakliye flirketlerinin art›k çal›flmayaca¤›n› belirtmesinin ard›ndan aç›klama yapan ABD D›fliflleri Bakanl›¤› sözcüsü Richard Boucher Irak’tan çekilme karar›n›n do¤ru olmad›¤›n› ve bunun “teröristlere” güç verdi¤ini, insanlar›n bölgede kalmalar› için teflvik edilmeleri gerekti¤ini ifade ediyor. Direniflçilerin yapt›klar› eylemlerin sonucunda ABD’ye destek veren bu tarz giriflimlerin flu an için tam anlam›yla engellenmese de deste¤in azalt›lmas› sonucunun al›nmas› Irak’ta devam eden direnifl aç›s›ndan bir kazan›md›r. Ölen floförlerin durumu ise Irak’ta süren iflgalin ve direniflin bir sonucu olarak geliflmekte ve flekillenmekte. 28 Haziran’da yap›lan yetki devrinin ard›ndan kesintiye u¤ramadan devam eden direnifl, iflbirlikçi hükümeti hedef alarak devam ediyor. Özellikle son günlerde fiii direniflçilerin Irak’›n belli bölgelerinde büyüttükleri ve buralarda hakimiyetin sa¤lanmas› ile ABD ve yandafllar› Irak’ta daha da zorlanmakta. ‹flgalin ortaklar›ndan alt› ülkenin askerlerini çekme karar› yaflanan ç›kmaz›n derinleflmesi boyutuyla önemli geliflmelerdir. Direniflin sembolü Felluce’nin s›n›rlar›na dahi yaklaflamayan ABD askerleri kad›n, erkek, yafll›, genç ve çocuk demeden katliamlar›na devam ediyor. Yap›lan bombard›manlar sonucu artan ölülerin say›s› halktaki kini ve öfkeyi biraz daha büyütmekten ve halk›n direniflçilere kat›lmas›n› sa¤lamaktan baflka bir sonuç do¤urmuyor. ‹stanbul’da NATO Zirvesi’nde karar alt›na al›nan Irak ordusunun e¤itimi için NATO’ya ba¤l› bir grubun Irak’a gönderilmesi karar›na iliflkin at›lan ad›mlar, bir grup ABD askerinin gitmesinin ötesinde bir ad›ma geçemedi. Direniflçilerin yapt›klar› sald›r›lar ABD’nin iflbirlikçi hükümetten umdu¤unu

almas› boyutuyla da bofl ç›kt›. Irak’ta yönetimin iflbirlikçiler üzerinden sa¤lanaca¤› umudu bir anlamda fiyaskoyla sonuçland›. Irak’ta direniflin a¤›r gölgesi devam ederken ABD Ebu Garib Hapishanesi’nde yapt›¤› iflkencelerle meflhur Lyndy England’› “yarg›lad›.” ‹flkence foto¤raflar›n›n ilk yay›nland›¤› zamanlarda yapt›¤› “bunlar› biraz e¤lenmek için yapt›m” aç›klamas›n› tekrar ederken, avukatlar› onun bir emir kulu oldu¤unu aç›klad›lar. “Yarg›laman›n” kamuoyunda tart›fl›ld›¤› günlerde Ebu Garib’te çocuklara da iflkence yap›ld›¤› aç›kland›. Özellikle ABD’nin yürüttü¤ü bu savafl yasalar›n› her yerde görmek mümkün ki, bunlar› ilk defa görüp yaflamad›k. Afganistan’dan ülkemize ve dünyan›n di¤er bölgelerindeki ezilen emekçilerine nas›l foto¤raflar yaflat›l›yor, yaflan›yor. “Konvoya efllik eden bir Afgan askeri, Amerikan komutan›n, içerdekilerin baz›lar›n›n mutlaka vurulaca¤›n› bilmesine ra¤men kendisine, mahpuslara hava sa¤lamak için konteynerlere atefl açmas›n› buyurdu¤unu söyledi. Bir Afgan taksi floförü, konteynerlerin baz›lar›n›n taban›ndan kan s›zd›¤›n› gördü¤ünü bildirecekti. fioförlerden birinin anlat›m›na göre bu eziyetli tafl›ma iflleminde sa¤ kalanlar Mezar-› fierif yak›n›nda çölün ortas›na indirildiler. Hala sa¤ olan bu mahpuslar, 30 ila 40 Amerikan askerinin gözetimi alt›nda kurfluna dizildiler ve cesetleri köpeklerin yemesi için çöle b›rak›ld›.” ‹zlenmek zorunda b›rak›lan bu vahfletin tablosuna Irak’ta büyüyen ve ezilenlere umut olan direniflle ve yenilgisi kesin olan emperyalizmin çaresizli¤i ile dünya halklar› bak›yor. Filistin’de bitmeyen direnifl nedeniyle ‹srail askerleri içinde psikolojik travma olaylar›n›n artt›¤›, gazetelerin küçük köfle haberleri aras›nda veriliyor. ‹srail ordusunun ak›l sa¤l›¤› ile ilgili birimi askerlerin tedavisinde esrar kullanmaya karar vermifl. Tüm askeri birli¤ini esrar ba¤›ml›s› yapt›ktan sonra san›r›z tedavi tamamlanacak ve bu askerlerin ak›betleri konusunda fikir yürütmek zor olmayacak. Halklar›n hakl› ve onurlu direnifli onlar›n yenilmeyece¤inin ve teslim al›nmayaca¤›n›n garantisi. Emperyalistler ve uflaklar› ise dünden daha çaresiz ve ç›kmazdad›r.

IMF’nin yeni gözdesi: İşçi maaşları 3 A¤ustos tarihinde periyodik incelemeleri için Türkiye’ye gelen IMF heyeti 7 A¤ustos günü incelemelerini bitirerek ülkeden ayr›ld›. Devlet bakan› Ali Babacan’›n her aç›klamas›nda hayali tarihler vererek o tarihten sonra IMF ile olan iliflkilere son verilece¤i yönlü aç›klamalar›na ra¤men IMF heyetlerinin Türkiye ziyaretleri ve yeni dayatmalar› sürüyor ve de ne pahas›na olursa olsun hükümet taraf›ndan uygulan›yor. Gerek IMF ile nikah tazeleyen hükümetin son aç›klamalar› gerek daha önceki deneyimlerimiz bize haz›rlanan bu program›n da bundan öncekiler gibi emekçilerin s›rt›na daha büyük bir kambur oluflturaca¤›n› göstermektedir. Hat›rlanacak olursa Türkiye’yi iki defa krize götüren ekonomik programlar›n hepsi direkt IMF emirleri do¤rultusunda haz›rlanm›fl ekonomi paketleri idi. Devletin son günlerde büyük bir h›zla Meclis’ten geçirerek yasallaflt›rd›¤› paketlere bakt›¤›m›zda da

yaflanacak y›k›m›n boyutlar›n› görüyoruz. Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile özellefltirmede flimdiye kadar girilmedik en temel hizmetlere de ulaflarak “yerellefltirerek özellefltirmeyi” hedefleyen AKP hükümeti hapishanelerden kamusal alana; e¤itimden iflçi maafllar›na, emeklilik yafl›na kadar bir dizi yeni yasa ya da yeni düzenlemelerin alt›na imza at›yor. Son olarak 8. gözden geçirme ile ilgili IMF’den gelen dayatmalara akaryak›t zamm› ile yan›t veren AKP hükümeti bir yandan da yukar›da belirtti¤imiz sald›r›lar›na hiç ara vermeyerek devam ediyor. Dünya Bankas› (DB)’n›n son dayatmalar› aras›nda iflçi ücretlerinin düflürülmesi de yer al›yor. Sosyal güvenlik sisteminde köklü de¤iflikliklerin alt›na imza atarak yoksul halk›m›z› zaten zar zor iflleyen bu olanaktan da yoksun b›rakmak isteyen egemenler alacaklar› 800 milyon dolarl›k kredinin derdine düflmüfl durumda. Hükümet ile IMF’nin son masaya oturufl-

lar›nda ele ald›klar› konular›n bafl›nda özellikle iflçi maafllar›n›n azalt›lmas› ve yeni hak gasplar› geliyor. DB’n›n dayatmalar›n›n bafl›nda da özellikle özel sektörde çal›flan ve ücretleri düflük olan emekçilerin maafllar›n›n azalt›lmas› var. ‹flsizli¤in nedenini iflçi ücretlerinin yüksek olmas›na ba¤layan DB, ayr›ca özel sektördeki istihdam›n fazla oldu¤una ve bunun da ifl sa¤l›¤›, ifl güvenli¤i vb. noktalarda patronlar› s›k›nt›ya soktu¤unun alt›n› çizerek iflten atmalar› da önermifl bulunuyor. 28 Mart seçimlerinin ard›ndan geçen süre içinde yaflanan geliflmelere bakt›¤›m›zda da AKP hükümetinin iflçi düflmanl›¤›n› görmek mümkün. Seçimlerin ard›ndan AKP’li Büyükflehir, il ve ilçe belediyelerinde 596 iflçinin sözleflmesi ask›ya al›n›rken, 1970 iflçi de iflten at›ld›. En fazla iflçi k›y›m› ise ‹stanbul’da yafland›. Tespit edilen sorunlar ve “çözüm”lerine birlikte


2

4

14-26 Ağustos 2004

S›n›fsal Bak›fl D‹RENME SAVAfiININ ATEfi‹N‹ KÖRÜKLEYEL‹M! FAfi‹ZM YEN‹DEN SU SIKMAYA HAZIRLANIYOR, BENZ‹N DÖKEL‹M! F tipi temerküz kamplar›n›n gündemleflti¤i süreçte, tecrit/izolasyon iflkencesi üzerine yorum yapan uzman hekimler ve ilgili bilim insanlar›, Türkiye’deki tutsaklar üzerindeki tesirlerinin toplumsal koflullardaki farkl›l›klardan kaynakl› olarak Avrupa’ya (örne¤in RAF ve IRA’l› tutsaklar) göre daha erken ortaya ç›kaca¤›n› söylemekteydiler. Yan›lmad›klar› çok geçmeden görülmeye bafllad› ve nihayet ilgili kurulufllar›n ortak saptamalar› günümüzdeki tabloyu aç›k bir biçimde gözler önüne serdi: “F tipi cezaevlerindeki tecrit koflullar› nedeniyle fizyolojik ve psikolojik hastal›klar›n dört kat artt›¤› belirtildi…. Cezaevlerinde insanlar kanserden ölüyor, ölümcül hastal›klara yakalanan tutuklu ve hükümlüler serbest b›rak›lmay›p hücre ve revirlerde tutuluyor. Kendilerine bakmakta zorlanan felçliler ve Korsakoff hastalar›ysa cezaevlerinde insanl›k dram›n›n yaflanmas›na yol aç›yor.” “Tecrit ve izolasyonun, psikolojik rahats›zl›klar› da beraberinde getirdi¤i ifade ediliyor. Güvensizlik, afl›r› flüphecilik, paranoya, flizofreni, halüsünasyon ve intihar e¤ilimi vakalar›nda art›fl oldu¤u vurgulan›yor.” “Tutuklu ve hükümlülerin bir ço¤unda gözlerde bozukluk, dengeyi sa¤layamama, saç-deri dökülmeleri, a¤›z ve vücutta yaralar, ödem, kireçlenme gibi fiziksel rahats›zl›klar ortaya ç›k›yor. fieker hastal›¤›, hydrosefali, hepatit B, kemik erimesi, sara (epilepsi), vertigo (bafl dönmesi), damar t›kan›kl›klar›, bel ve boyun f›t›¤›, akci¤er yetersizli¤i gibi bir çok hastal›kla bo¤uflan tutuklu ve hükümlülerin tedavi sürecinde de olumsuzluklar yaflan›yor.” (Alper Turgut’un haberi, Cumhuriyet, 08.06.04) 19 Aral›k katliam› ve ölüm orucu direniflinin flehitleri ve gazilerinden ibaret olmayan F tipleri “bilançosu”nun böylelikle tamamland›¤›n› sananlarla, bu iflkence-imha operasyonunun en naml› uzmanlar›ndan ve kurucu-uygulay›c›lar›ndan Ali Suat Ertosun ayn› fikirde de¤ildir: “Ülkemizde son y›llarda terörün azalmas›nda, F tipi cezaevlerinin büyük etkisi olmufl(tur)… Yapt›¤›m›z ifllerin büyüklü¤ü zaman içinde daha iyi anlafl›lacakt›r.” (Tekzip, Perihan Ma¤den, Radikal, 03.08.04) Faaliyetteki F tiplerinin say›s› 10’a ulaflm›fl, Diyarbak›r’da D tipi devreye sokulmufl,

bakt›¤›m›zda as›l niyeti daha rahat görmek mümkün. Örne¤in yukar›da da bahsini etti¤imiz gibi DB’nin tespit etti¤i sorun iflsizlik; sebebi ise istihdam›n ve maafllar›n yüksek olmas›. “Çözüm” ise iflten atmalar ve maafllar›n azalt›lmas›. Yap›lan araflt›rmalara göre iflsizlik oran› zaten 10.9’dan 12.9’a ç›km›fl durumda. Devam edersek; DB’nin tespit etti¤i baflka bir sorun Türkiye’de 20 milyon kiflinin sa¤l›k sigortas›ndan

73 adet E, M ve H tipi hapishanenin de hücre tipi düzenleme alt›na al›nmas› ile ülke çap›ndaki altyap› kapasitesi bugün için büyük ölçüde tamamlanm›fl bulunmaktad›r. Gelecek için daha büyük alanlar›n saptanmas›, ihalelerin gerçeklefltirilmesi, projelerin düzenlenmesi (kampüsler) söz konusudur. Bütün bu haz›rl›klar›n bitirilmesinin ard›ndan s›ra, “yasal” zemini ve sistemati¤i zay›f, tutars›z, köhne olan “ceza infaz sistemini” mevcut uygulamaya uygun hale getirmek ve yeni sald›r› dalgalar› için “meflruiyet” yaratma çal›flmalar›n› tamamlamaya geldi. Bu konuda, TCK tasar›s›na “hak kullan›m›n› ve beslenmeyi engelleme suçu” (madde 301) eklenerek, esasen her türlü bahaneyle ve her vesileyle “direniflçi tutsaklara destek verme suçu” icat edildiyse de; kapsaml› ve esasl› sald›r›, “Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›” ile yap›ld›. Önümüzdeki aylarda meclis gündemine getirilerek yasalaflt›r›lacak bu tasar›, esasen “yeni” say›labilecek hiçbir özellik tafl›mamakta, sadece mevcut uygulamay› ka¤›da dökmekte ve yeni sald›r›lar›n “müjdesini” kesinlefltirmektedir. Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’nda “hedef kitle”nin devrimci tutsaklar oldu¤u gizlenmemekte, hapishanelerdeki sistemin ruhunu ve temelini bundan böyle tecrit/izolasyon felsefesinin oluflturaca¤› her vesileyle vurgulanmaktad›r. Sihirli/anahtar sözcük “tretman” (iyilefltirme) bütün uygulamalar›n ana gerekçesi olarak kullan›lmakta; adam edilip yola getirilmesi, tedavi edilmesi, zorla çal›flt›r›l›p topluma kazand›r›lmas› gereken tutsaklar, genifl yetkiler ile donat›lan (disiplin cezalar›, yapt›r›mlar›, md. 35-50) hapishane idaresinin eline birer köle statüsünde (“cezan›n yerine getirilmesine katlanma yükümlülü¤ü” md. 24) teslim edilmektedirler. 12 Eylül askeri faflist diktatörlü¤ü koflullar›ndaki gibi “güvenlik ve iyilefltirme programlar›na tam bir uyum” (md. 24) istenmektedir. Otoriteye koflulsuz itaat askeri hapishanelerde görevli rütbesiz erlere paralel gardiyanlar kademesinde bafllamakta, idare mutlak muktedir rolüyle “modern imha”y› yönetmektedir. ‹radesi yok say›lan, bedeni üzerindeki tasarruf hakk› hapishane idaresine b›rak›lan tutsaklar›n, zorla çal›flt›rma cenderesine sokularak ayr›ca bir de bu flekilde sömürülmesi planlanm›fl ve buna karfl› ç›kmak çok ciddi disiplin yapt›r›mlar›na ba¤lanm›flt›r. Di¤er

bütün F tipi uygulamalar›n›n yasallaflt›r›lmas›n›n (iletiflimin s›n›rland›r›lmas›, kitap yay›n s›n›r›, savunma hakk›n›n gasp› vd.) ötesinde “tek tip elbise” yapt›r›m› da nihayet yasal formuna kavuflturulmaktad›r. Madde 64’de “hükümlünün bu giysiyi giymesi zorunludur” denmekte, madde 119’da ise “Tutuklular, idarenin aksini zorunlu görmemesi halinde kiflisel giysilerini giymekte devam ederler” fleklinde bir ifade bulunmaktad›r. Bu durum, konunun sadece hükümlülerle s›n›rl› olmad›¤›n›, statü bak›m›ndan bütün tutsaklar› kapsad›¤›n› göstermektedir. Hiç kuflkusuz, zamanlama, merkezi otorite taraf›ndan tayin edilecek, t›pk› 19 Aral›k’ta oldu¤u gibi iflin içine faflizmin bütün güçleri dahil olacaklard›r. Ne F tiplerinin devreye sokuluflu ve bu anlamda 19 Aral›k katliam›; ne bugün F tipi hapishanelerin say›s›n›n 11’e ç›kar›lmas› (D tipi ile beraber) ve di¤erlerinin hücre tipine çevrilme iflinin h›zla tamamlanmas› ve nihayet ne de ‹nfaz Yasas› haz›rl›klar›n›n tamamlanmas›, gibi geliflmeler/ad›mlar ülkemizde ve hatta bölgemizde geliflen s›n›f mücadelesinden ba¤›ms›z olgular de¤ildir. Zamanlamalar›, bütünüyle halk demokrasisi, ba¤›ms›zl›k ve sosyalizm mücadelemiz ile paralellik arz etmektedir. Hapishaneler, egemenlerin iktidar tesisinde öncelikli alanlar olma özelli¤ini hep koruyagelmifllerdir. En yal›n ifadesiyle, elinde bulundurdu¤una gücünü kabul ettiremeyen, boyun e¤diremeyenin aç›k alanda esamesinin okunamayaca¤› gerçe¤i bu konuda k›flk›rt›c› bir rol oynamaktad›r. Ama daha önemlisi; s›n›f mücadelesinin zorunlu dura¤›/ikinci adresi hapishaneler militan için bu tezgahtan geçme aflamas›nda bir okul mu, ö¤ütme ifllevi mi görecektir sorusu çerçevesinde bu alan bir irade savafl›na dönüflmektedir. Öyle ki, s›n›f mücadelesi en ç›plak biçimiyle hapishanelerde sürmekte ve kimlikleri silinmek, teslim al›nmak istenen komünistler ve devrimcilerin çok çeflitli eylem biçimleriyle yürüttü¤ü direnme savafl›, devrim mücadelesinin en dinamik/ateflleyici unsurlar›ndan biri olmaktad›r. “D›flar›da”ki mücadele ateflinin içinden birer kor olarak sökülüp al›nan devrimci tutsaklar›n, “içeride” so¤utulup, söndürülmesini tarihinin en büyük operasyonunun birinci dalgas› ile baflaramayan faflist Türk devleti; ikinci büyük hamle için haz›rl›klar›n› tamamlam›fl durumdad›r. Buna her zaman oldu¤u gibi ilk yan›t komünist ve devrimci tutsaklar›n ortak aç›klamalar› ile verildi. Bu konuda kamuoyuna yap›lan son duyuru Haziran 2004 tarihli idi: “Guantanamo, Ebu Garip görüntüleri nas›l ki Afganistan ve Irak’taki emperyalist

yararlanamamas›. “Çözüm”, hastanelerin özellefltirilmesi. Yani sa¤l›k sigortas›ndan yararlanamayan 20 milyon kiflinin yan›na kalanlar›n da yerlefltirilmesi. Yaflanan tren “kaza”s›n›n toz duman› aras›nda bir yandan “kaza”n›n gerçek sorumlular›n› gözlerden gizlemeye ve olay› ört bas etmeye çal›flan devlet di¤er yandan da sald›r›lar›na devam edi-

iflgalin çarp›c› ifadesi ise; F tiplerinde yaflananlar da, iflbirlikçi-uflak Türk egemenlerinin ve ‘demokratik hukuk devleti’nin gerçek yüzüdür. Hepsi meflru direnme hakk›n› zorla bast›rma çabas›n›n ürünüdür.” “Hem bugünün tecrit düzenine, hem gelmekte olan ‘Tek Tip Elbise” ve ‘Zorla Çal›flt›rma’ sald›r›lar›na karfl› direnme kararl›l›¤›m›z› bir kez daha ilan ediyoruz.” Sonu belli olan bir sürecin bafl›nday›z. Devrimci tutsaklara tek tip elbiseyi giydiremiyecekleri, zorla çal›flt›rma sistemine dahil edemeyecekleri kesindir. Buna hem geçmiflte bizzat ayn› konuda (Tek Tip Elbise) yaflanan Türkiye hapishane pratikleri tan›k oldu¤u gibi bugün F tiplerinde bafl›ndan itibaren tavizsiz bir biçimde süren direnifl (Tecrit ve Yapt›r›mlara Boyun E¤meme Direnifli) kan›tt›r. Buna ra¤men yüklenecekler, ne kadar zarar verirsek/kopar›rsak kârd›r hesab›n› güdecekler, son derece azimli ve kararl› bir görüntü vermekten çekinmeyeceklerdir. Hatta içlerinde kazanacaklar›na inanc› olan kimi ahmaklar bile olabilecektir. Bunlar dünya ve ülkemiz deneylerinden bildi¤imiz gerçeklerdir. Tutsak yoldafllar›m›z görevlerini biliyorlar, sorumluluklar›n›n bilincindeler. Di¤er devrimci tutsaklar da y›llar›n deneyimi içinde yüzlerce flehidin ve gazinin devretti¤i bayra¤› tafl›yorlar. Esas mesele, direnifli tutsaklar›n sorunu olarak alg›layan flimdilik “d›flar›daki” güçlerde. D›flar›daki güçlerin aktivitelerinin bu direnme savafl›n›n kazan›lmas›nda ne kadar önemli bir rol oynad›¤›n›n bilincine var›lmamas›nda. Nas›l olsa devrimci tutsaklar teslim al›namaz gibi bir mant›k güdülmesi halinde oynanacak seyirci rolünün gladyatör dövüflü izleyen Roma imparatorundan farks›z oldu¤unu bilmek gerekiyor. F tipi iflkencehanelerdeki tecrit/izolasyon, emperyalizmin komünistlere ve devrimcilere yönelik imha (fiziki-psikolojik) politikas›n› faflist diktatörlük eliyle uygulamas›n›n ülkemiz özelinde tipik bir örne¤i olarak yaflanmaktad›r. Bu politikan›n öneminin, kritikli¤inin, ciddi bir çat›flma ve direnifl noktas› oluflturdu¤unun sadece düflman/devlet ile direnen komünistler ve devrimciler fark›ndad›r. Bunun bilincinde ve ay›rd›nda olmamakta “direnen” her türden reformist, revizyonist güçler ve çevreler, gösterdikleri “tarafs›z” tutum ve oynad›klar› seyirci rolü ile önümüzdeki süreçte gelinecek dönemeçlerde bunun bedelini ödemekten kurtulamayacaklard›r. Zira, faflizm genellikle, yaranmac›lar› da, kendisine diz çökenleri de, teslimiyet içinde yalvaranlar› da affetmemifltir. Kald› ki onlar›n elinden kurtulanlar ise halk›n elinden kurtulamam›fllard›r.

yor. IMF’nin yular›n› boynundan ç›karmayan AKP hükümeti halk›n da yeni sald›r›lara boyun e¤mesi, “buna da flükür” demesi için elinden geleni yap›yor. Tren “kaza”s›n›n ard›ndan televizyon ekranlar›ndan kendisinin ve Ulaflt›rma Bakan›’n›n telefonunu vererek “bu konu ile ilgili beni isteyen herkes arayabilir” mesaj›n› veren halk düflmanl›¤› tescilli Erdo¤an’›n bu yalan› sürekli kapal› olan telefonu ile ve kazan›n ard›ndan “eflim öldü, hesab›n› verin” diyen vatandafla yaklafl›m› (yaklaflmamas›) ile ayan beyan ortaya ç›km›flt›r.


5

2

13-26 Ağustos 2004

Çorum’daki kiremit fabrikalar›nda grev devam ediyor

Çorum Toprak Sanayi’nde Kiremit Fabrikalar›nda çal›flan iflçilerin ço¤u sezonluk çal›flt›r›l›yor. Genelde Nisan ay›nda bafllayan 6 ayl›k çal›flma sezonunun sonunda patronlar bir araya gelerek iflçilere verecekleri ücreti belirliyorlar. Günlük çal›flt›¤› ücreti bilmeden, hergün 8 saati aflan a¤›r çal›flma koflullar›nda, sigortas› tam ödenmeden hafta sonu tatili de dahil çal›flmaya devam eden iflçilerin ço¤unlu¤u sendikal haklara sahip de¤il. Çorum Toprak Sanayi iflçilerinin sendikal haklar›, sigortalar›n›n tam yat›r›lmas› 7,5 saatlik ifl günü ve hafta sonu çal›flmalar›nda çift yevmiye talepleriyle Temmuz ay›n›n 20’sinden itibaren bafllatt›klar› grevleri devam ediyor. Bu konu ile ilgili iflçilerle söylefli yapt›k. -Kiremit Fabrikas›’nda çal›flma koflullar›n›zdan bahseder misiniz? Greve gitme karar›n›z›n nedenleri nelerdir? -Erdal Y›ld›r›m: Saraço¤lu Fabrikas›’nda çal›fl›yorum. Her gün 8 saat boyunca hiç durmadan çal›fl›yoruz. Sabah ifle bafllad›¤›m›z saatten itibaren, ö¤len yeme¤i de dahil çal›fl›yo-

ruz. Dinlenmeye fazla zaman verilmiyor, çay iznimiz yok, arkadafllar›m›zla da konuflam›yoruz. Hemen bizi uyar›yorlar, “konuflmay›n, çal›flma saatlerinde konuflmak yasak” diye. Pazar günlerinde, bayramlarda da çal›fl›yoruz. Tatil zamanlar›nda çift yevmiye vermiyorlar. ‹fle bafllad›¤›m›zdan itibaren ne yevmiye alaca¤›m›z› bilmeden çal›fl›yoruz. Hafta sonu çal›flmam›za ra¤men sigorta eksik gösteriliyor. Tam sigortam›z olmad›¤›ndan, kendimiz ve çoluk çocu¤umuz sigortadan yararlan›p doktora gidemiyoruz. 15 günde bir yevmiye al›yoruz. Bunun haricinde içerden avans çekti¤imiz için sezon sonunda ald›¤›m›z 200 milyonu bile bulmuyor. Hatta borçlu bile ç›kanlar var. Bir sonraki sezon tekrar ayn› yerde çal›flmaya mecbur kal›yoruz bu nedenle. Greve gidiflimizin en büyük nedeni art›k eme¤imizin karfl›l›¤›n› istememiz. Sendikal› olmak, eme¤imizin karfl›l›¤›n› almak bizim hakk›m›z. Biz hepimiz sadece eme¤imizin karfl›l›¤›n› istiyoruz. -Yüksel Kiremit’ten bir iflçi: Bütün fabri-

Emekçinin Gündemi F‹‹L‹ VE MEfiRU MÜCADELEDE D‹RENMEK Ülke ve dünya gündemlerinin yo¤un ve karmafl›k oldu¤u bir süreçten geçiyoruz. 28-29 Haziran’da ‹stanbul’da yap›lan NATO Zirvesi ile emperyalist ve kapitalistler ezilen halklara ve uluslara karfl› sald›rganl›kta yeni planlar›n› aç›klad›lar. Gerek egemen s›n›flar, gerekse iflçiler ve emekçiler aylar öncesinden bu Zirve’nin haz›rl›klar›na bafllam›fllard›. NATO karfl›t› oluflturulan çeflitli birlikteliklerin propaganda ve ajitasyon çal›flmalar›, bölge toplant›lar›, bas›n aç›klamalar› fleklinde eksiklikleriyle birlikte sürdürüldü. Bu çal›flmalar›n ilk pratik sonucu 27 Haziran’da ‹stanbul’da NATO’ya Bush’a karfl› “Büyük ‹stanbul Buluflmas›” onbinlerin kat›l›m› ile gerçekleflti. Bir araya gelen onbinlerce insan “NATO’ya hay›r” dedi. Bu mitinge Kürt siyasal yap›lar›n›n sembolik düzeyde kat›ld›¤› gözlerden kaçmad›. Bu belirlemeyi yapt›ktan sonra as›l yap›lmas› gerekenlerin yap›l(a)mad›¤›n› da tart›flmak gerekiyor. 27 Haziran’da yap›lan mitingden sonra, sendikalar›n, DKÖ ve partilerin alanlara niçin güçlü ve birlikte ç›kamad›klar›n›n özelefltirisi bugüne kadar üzerinde çok durulan bir konu olmad›. NATO ve

Bush karfl›t› sokak eylemlerinde 1 May›s’larda verilen sözler ne yaz›k ki çabuk unutuldu. Yap›lan bas›n aç›klamalar› ile durumu kurtarmaya çal›flt›lar. KESK ve D‹SK’in içindeki devrimci demokrat kadrolar bu tutumu sendikal organlar›nda tart›flmal›, hata ve eksiklikleri mutlaka ortaya koyabilmelidirler. NATO Zirvesi’ne bir gün kala savafl hali uygulanan ‹stanbul’da yaflam›n felç edilmesine ra¤men, devrimci ve demokrat yap› ve çevrelerin bir araya gelerek Okmeydan›’nda ortaya koydu¤u yürekli tav›r s›n›f mücadelesinde izlenecek yolu göstermesi aç›s›ndan ö¤retici bir pratiktir. Yarg›tay “Düflüncenin çoklu¤u çeflitlili¤i, bir ülkenin zenginli¤i ve ilerlemesinin itici gücüdür” diyor, di¤er taraftan MGK talimatlar›yla, mücadelesi ve savundu¤u ilkeleri ile yüzbinlerce e¤itim ve bilim emekçisinin umudu haline gelen E¤itim-Sen’i susturmak istiyorlar. AB girifl masallar›yla kitlelerin manipüle edildi¤i, farkl› dil ve lehçelerde TRT’de göstermelik yay›nlar›n yap›ld›¤› bir dönemde “ana dilde ö¤renimi” savundu¤u için E¤itim-Sen kapat›lmak, susturulmak is-

kalar›n grevi ayn› anda bafllad›. Hepimiz eme¤imizle çal›fl›yoruz ve hakk›m›z olan paray› istiyoruz. Benim içerden alaca¤›m› vermiyorlar. Burada ezilen biziz. Sezon sonuna kadar hiçbir iflçi ne alaca¤›n› bilmeden çal›fl›yor. Biz burada grevde oldu¤umuz için bekliyoruz. Patronlar taleplerimizi kabul etsinler biz de ifle bafllayal›m. Hepimiz ekme¤imizin derdindeyiz. Kaybeden iflçi, ezilen de iflçi. Patron devlete yevmiyeyi 28 milyon gösteriyor. 12-13 milyon veriyor bize. -Erdal Y›ld›r›m: Köleli¤i d›flarda aramaya gerek yok. Bu fabrikalarda sezon sonuna kadar ne alaca¤›n› bilmeden, a¤›r koflullarda, birbirimizle konuflmam›za dahi izin verilmeden çal›flt›r›l›yoruz. 6 ay boyunca 70-80 milyon avans alarak çal›fl›yoruz. 10. ay›n 15’inden sonra ald›klar›m›z düflülerek geri kalan veriliyor. O da yetmiyor. Bu kölelik de¤il de nedir? -Geçiminiz nas›l burada, ailenizden bahseder misiniz? -‹smail Biçer: 2 çocu¤um, bir annem ve han›m 5 kifliyiz. fiu an ma¤dur durumday›z, bekliyoruz. Ailemizin, konu komflunun bize yard›mc› olmas› laz›m. Odun kömür alacak durumumuz yok. Yiyece¤imizi, peyniri, zeytini falan Kayseri’den gelen sat›c›lardan borca al›yoruz. -Burada çal›flan iflçiler Çorum’da m› oturuyor? -‹. Biçer: Burada çal›flanlar›n afla¤› yukar› % 50’si köyde oturuyor. K›rsalda oturdu¤u için yiyece¤ini içece¤ini uzun vadeli al›yorlar. Kayserililer peyniri, ya¤›n›, zeytinini getiriyor, sat›yor. Bir sene sonra paras›n› almaya geliyor. Genelde 9. ayda paras›n› al›yor. Ben Çorum’un Merkez köyünde oturuyorum. Yetifltirdi¤imiz ürün yetmedi¤i için buradakilerin birço¤u bu fabrikalarda çal›fl›yor. K›rsaldakilerin birço¤u bu flekilde. -Tahsin Güler: Laçin Karasungur köyün-

de oturuyorum. Ailem çiftçilikle u¤rafl›yor. Arpa bu¤day yetifltiriyoruz. Yeterli olsa burada çal›flmaya gelmeyiz. -Y›ld›z Kiremit Fabrikas›’ndan Ömer Gülbeyaz: Sigortam›z yok, param›z› alam›yoruz. Yevmiyemizi 15 günde bir al›yoruz. Yevmiyemizin kaça geldi¤ini bilmeden ifle bafll›yoruz. Onu da 15 günden 15 güne avans al›yoruz. Ne zaman k›fl gelirse, o zaman patron hesab› görüyor. Patron de¤erini ne görürse onlar›n hesab›na göre al›yoruz.

teniyor. Ankara 2. ‹fl Mahkemesi’nde aç›lan davan›n duruflma günü 13 Temmuz olarak belirlenmiflti. E¤itim emekçilerinin büyük bir bölümünün tatilde oldu¤u bir döneme getirilmesi tesadüfi bir olgu de¤ildi. Egemen s›n›flar bütün sald›r› planlar›n› iflçi ve emekçilerin dikkatlerinin da¤›n›k oldu¤u en zay›f anlar›na denk getirerek geri ad›m att›rabileceklerini düflünürler. Bu durumu bofla ç›karmak da iflçi ve emekçi örgütlerinin, örgütlü gücü ile ilgilidir. Bu dava ile yap›lmak istenenleri flu flekilde de¤erlendirebiliriz. Genelde kamu emekçileri özelde e¤itim emekçilerinin sendikal mücadelesi “fiili ve meflru mücadele” temelinde yürüdü. Bask›, katliam, faili meçhul(!) cinayetlerin sürdü¤ü demokratik hak ve özgürlüklerin sald›r›lara u¤rad›¤› 90-2000’li y›llar› aras›nda kamu emekçilerinin fiili mücadelesi egemen sistemi rahats›z etti. Bu gücün zay›flat›lmas› ve sistem içine çekilmesi düflünülüyordu. 4688 say›l› yasa ile mücadele, düzen s›n›rlar› içine hapsedilmek istendi. Sendika yönetimlerindeki reformcu çevrelerin çabalar› ile de birleflince sendikal hareket önemli oranda niteliksel güç kayb›na u¤rad›. Böylece sisteme entegre olma süreci bafllam›fl oldu. Bilindi¤i üzere E¤itim-Sen tüzü¤ünün 2. Maddesi’nde Ankara Valili¤i’nin uyar›s› üzerine bir de¤ifliklik yap›lm›flt›. “Anadilde e¤itim hakk›”, “Ana dilde ö¤retim hakk›”na dönüflmüfltü. Sistemin ›rkç› asimilasyoncu

yüzü bir kez de bu dava ile ortaya ç›km›flt›r. Henüz muhalif olma kimli¤ini tümüyle yitirmemifl E¤itim-Sen’i parçalamak ve lokal bir düzeye çekmek istemektedir. Bütün bu sald›r›lara f›rsat verilmeden, E¤itim-Sen taban›nda bulunan devrimci demokratik güçler, fiili ve meflru mücadele çizgisini esas alarak egemen sisteme ve sendikal bürokrasiye karfl› mücadele bayra¤›n› yükseltmek zorundad›rlar. Önümüzdeki süreç ayn› zamanda kongreler sürecidir. Bu süreci iyi de¤erlendirerek E¤itim-Sen’in gelene¤ine ve gelece¤ine sahip ç›kma mücadelesi ›srarl›ca sürdürülmelidir. Dünya Bankas›, DTÖ, IMF ile sürdürülen iliflkilerle AKP hükümeti iflçi ve emekçilere hayat› zindan etmenin bütün koflullar›n› meclisten ç›kard›¤› yasalarla kan›tlam›fl durumda. Kamu Reformu Yasas›, Devlet Personel Rejimi ve benzeri yasalarla ifl güvencesini ortadan kald›ran, esnek (kurals›z) çal›flmay› dayatan, özellefltirme sald›r›lar›na h›z veren, akl› ve bilimi reddedip insan yaflam›n› hiçe sayan (tren kazas›), emekçilerden vergi alma hesaplar› yapan bir sald›r› dalgas› ile karfl›-karfl›yay›z. Bütün bu sald›r›lara cevap vermenin yolu örgütlü mücadeleden geçer. Kendi öz örgütlülüklerimizi sahiplenmeli, eksikleri tahkim etmeliyiz. Biz DDSB’li emekçiler olarak bulundu¤umuz alanlarda b›kmadan usanmadan örgütlü mücadelenin bütün olanaklar›n› de¤erlendirmek zorunday›z. Kazanman›n yolu hayata müdahale etmekten geçer.

Üç fabrikada direnifl bitti Çorum’un köylerinden gelerek sezonluk çal›flan iflçiler Kiremit Fabrikalar›n›n sahiplerinin belirledi¤i miktara mecbur b›rak›larak, sigortalar› ödenmeden a¤›r çal›flma koflullar›nda b›rak›lm›fllar bugüne kadar. Sendika, sigorta, 7,5 saatlik ifl günü talepleriyle yola ç›karak greve giden Kiremit Fabrikas› iflçilerine Türk‹fl’e ba¤l› sendikalar maddi destek ve yiyecek yard›m›nda bulunmufllar ve destek vermifller. Kiremit fabrikalar›nda çal›flan iflçilerin Çimse‹fl Sendikas› Çorum Temsilcili¤i sendikal› olmalar› için örgütlenme çal›flmalar› yap›yor. Grev süresince anlaflma yoluna giden fabrika sahipleri de olmufl. ‹flçilerin taleplerini kabul eden Ergin, Hamo¤lu, F›rat Kiremit Fabrikalar› patronlar›n›n anlaflmaya varmas›yla iflçiler çal›flmaya bafllam›fllar. Bununla ilgili Ergin Kiremit Fabrikas›’ndan bir iflçinin görüfllerini ald›k. Ergin Fabrikas›’ndan iflçi: Patron taleplerimizi yerine getirece¤inin sözünü verdi. Biz de bir haftad›r çal›flmaya bafllad›k. Hafta sonu çal›flmalar›m›zda çift yevmiye verilecek, ald›¤›m›z ücret flu an için belli, patron bizlerle görüfltü. Taleplerimize, sendikaya raz› oldu. Biz hepimiz 115 kifliyiz, sigortam›z yap›lacak, sendikal› olaca¤›z. 10 A¤ustos Sal› günü fabrikaya noter gelecek, flartlar› noter huzurunda görüflece¤iz. (Samsun)


13-26 Ağustos 2004

2

6

“Köylüler örgütlenmek istiyor”-1 Ülkemizde üretici köylülerin sorunlar›na her gün bir yenisi eklenip, köylünün s›rt›ndaki kambur her gün biraz daha büyürken; bu sorunlara karfl› köylüleri örgütlemek için yola ç›kan Tüm Köy-Sen’in Genel Baflkan› fievki Konur ile büromuzu ziyareti s›ras›nda bir röportaj yapt›k. - Türkiye Üretici Köylü Sendikas› hangi ihtiyaçtan do¤du ve nas›l kuruldu? fievki Konur: Tür Köy-Sen’in kurulmas› bir eksikli¤in hissedilmesinden kaynakland›. Bu eksiklik 35 milyon üretici köylünün, yani üreten insanlar›n örgütlü olmamas› idi. Bu ihtiyaç belirlendi¤inde üretici köylü sendikas›n›n kurulmas› düflüncesiyle ç›kt›k yola. Köylülere s›k›nt›lar›n› sorduk, muhtarlar› toplad›k. Herkes s›k›nt›lar›n› dile getirdi. “S›k›nt›lar›n nedeni ne?” diye sordu¤umuzda da herkes “örgütsüz oldu¤umuzdan kaynakl›” cevab›n› verdi. Bu çal›flmalar sonucunda 1 y›l içinde Trakya’da köylülerin isimlerini, soy isimlerini, telefonlar›n› ald›k ve böylece çal›flmalara bafllad›k. Dedik ki üretici köylü sendikas›n› kuraca¤›z. Ça¤r› yapt›k ve kurultay haz›rl›klar›na bafllad›k. 2001 y›l›n›n fiubat ay›n›n 15’inde üretici köylü sendikas› için baflvuruyu yapt›k. Baflvuruyu yapt›ktan 2-3 gün sonra ayn› hafta içerisinde Valilik dava açt›, yasalarda “köylüler sendika kurar” diye bir ibare olmad›¤› için. Baflka bir gerekçe olarak da sendikan›n Türkiye’deki 35 milyon köylüyü devlete karfl› ayakland›rmay› hedefledi¤ini iddia ettiler. Mahkeme üç sene devam etti. Bu arada çal›flmalar›m›z› sürdürdük. Trakya’da 4 tane miting yapt›k. Bunun d›fl›nda Yozgat’ta, Mudanya’da, Tokat’ta, Çorum’da ve çeflitli illerde mitingler yapt›k, köylü kurultaylar› yapt›k. 80’in üzerinde flubeye ulaflt›k

Türkiye’de. Sonuç olarak sendikan›n karfl›laflt›¤› sorunlar karfl›s›nda çareyi Tüm KöySen’i kurmakta bulduk. fiimdi Tüm Köy-Sen olarak 5 y›ld›r ald›¤›m›z tecrübelerle daha canl›, daha örgütlü bir mücadele yürütece¤imize inan›yoruz. Sendika olarak sonuna kadar, hakk›m›z› alana kadar direnece¤iz. Çünkü ya yok olaca¤›z ya da örgütlenip yola devam edece¤iz. - Tüm Köy-Sen’in 35 milyon köylü içerisinde örgütlülük oran› nedir? - Sendikay› do¤uran il K›rklareli, Çeflme köyü. Bizim 10 bine yak›n üyemiz sadece K›rklareli’de var. Türkiye genelinde ise ortalama olarak 100 bini geçen bir üye say›m›z›n olmas› gerekiyor. - Tar›m sektörü üzerindeki en büyük sorun nedir sizce? - Birçok sorun var tabi. Bunlardan biri de uluslararas› tekellerin bask›s›n›n giderek derinleflmesidir. Geliflmemifl ve az geliflmifl ülkelerde uluslararas› tekellerin büyük bask›lar› söz konusu. Tar›m› yok etme, o ülkenin topraklar›n› ele geçirme gibi talepleri var. Çünkü bizden önce Latin Amerika ülkelerinde uyguland› bunlar. Bizi bekleyen tehlikeleri bugünden görmek gerekiyor. Tehlikeler çok, ama en önemlisi uluslararas› tekellerin topraklar›m›z› ele geçirmek istemesi. Topraklar›n yan›nda akarsular›, madenlerini, sa¤l›k kurumlar›n›, e¤itimi hepsini ele geçirmek istiyorlar. Bir ülkenin insanlar› teknolojiden

S‹YANÜR EL DE⁄‹fiT‹RD‹ Y›llard›r Bergama Ovac›k’ta siyanürle alt›n ç›kar›lan madenlerin 7 A¤ustos tarihinden itibaren uygulamada hiçbir de¤ifliklik yap›lmaks›z›n el de¤ifltirece¤i aç›kland›.. Daha önceden gizli Bakanlar Kurulu karar›yla çal›flmas›na olanak sa¤lanan madenin yasall›¤› Dan›fltay karar›yla bozulmufl, “hukuk d›fl›” say›lm›flt›. 6 A¤ustos günü verilen kararla madenin yeni sahiplerinin kanuni olarak önceki sahipleriyle ayn› yükümlülükleri tafl›y›p tafl›mayaca¤›n› soran Bergama halk› ve avukatlar› madenin faaliyete bafllamadan önce çevresinin eskiden oldu¤u gibi do¤aya uyumlu hale getirilmesi ve böyle devam etmesi için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanl›¤›’na baflvuruda bulundu. Bugüne kadar üçüncü kez el de¤ifltiren flirketi daha önceden Eurogold firmas› iflletmeye aç›p çevredeki muhalefetle u¤raflamay›nca

Geliflmemifl ve az geliflmifl ülkelerde uluslararas› tekelerin büyük bask›lar› söz konusu. Tar›m› yok etme, o ülkenin topraklar›n› ele geçirme gibi talepleri var. Çünkü bizden önce Latin Amerika ülkelerinde uyguland› bunlar. Bizi bekleyen tehlikeleri bugünden görmek gerekiyor. geri kalabilirler, e¤itimden de geri kalabilirler. Ama topraklar› varoldu¤u sürece, yaflama imkanlar› oldu¤undan dolay› esareti kabul etmezler. Ama topraklar ele geçirilirse o zaman kendilerini besleyecek imkanlar› da ellerinden al›nm›fl, yaflama güdüleri tehlikeye düflmüfl bir ulus yarat›rs›n. Biraz önce vurgulad›¤›m ülkelerden birini örnek vereyim. Latin Amerika ülkelerinde bir k›tada hiçbir köylünün bir dönüm tarlas› yok. Türkiye’den bir örnek olarak GAP verilebilir. Bu projedeki topraklar›n birço¤u ‹ngilizler ve ‹srailliler taraf›ndan tapular›yla sat›n al›nd›. Ceylanp›nar devlet üretme çiftli¤inin 350 bin dönüm topra-

Normandy Madencilik’e devretmiflti. Eurogold zaman›nda sürekli gösterilerle protesto edilen Bergama madeni Normandy Madencilik’teyken de ayn› hükümlerle iflletilmifl geçen bu süre zarf›nda Bergama’da siyanürün oluflturdu¤u kirlilik çevrenin bozulmas›na ve pek çok kiflinin yavafl yavafl zehirlenmesine sebep oldu. Normandy Madencilik Genel Müdürü Sabri Karahan bas›na yapt›¤› aç›klamada madenden 3 y›ll›k süre içinde 13 bin 700 kilo alt›n ve 14 bin 400 kilo gümüfl ç›kard›klar›n›, buna ba¤l› olarak flirket hisselerinin tamam›n›n yaklafl›k 45 milyon dolar fiyat›n› buldu¤unu ve bu fiyata sat›laca¤›n› söyledi ve Dan›fltay karar›yla siyanür liçi (çözücülü¤ü) yöntemiyle alt›n ç›karman›n yasakland›¤›n› belirten söylemleri yalanlad›. Konuyla ilgilenen avukatlar ve Bergama halk› madenin böyle iflletilmesine olanak veren Bakanlar Kurulu karar›na karfl›n derhal Dan›fltay’›n verdi¤i “yürütmeyi durdurma” karar›n›n uygulanmas› için baflta Baflbakanl›k olmak üzere ‹zmir ve Bergama’daki tüm mercilere baflvuruda bulundu. (H.Merkezi)

¤› var. Yap›lan sözleflmelerle yüzbinlerce dönüm bakir topra¤› sat›n al›yorlar, Japonlar da var aralar›nda. Akarsular› sat›yorlar. Manavgat nehrini sat›yorlar. Böyle söylemlerle devlet üretme çiftliklerini bile sat›l›yor. Sarm›sakl› Devlet Üretme Çiftli¤i’ni sat›yorlar, fleker fabrikalar›, hastaneler sat›l›yor. E¤itimi özellefltiriyorlar. K›sacas› tüm bunlar karfl›s›nda bize örgütlenmek kal›yor. Çünkü flimdi savunacak birfleylerimiz var daha, ama biraz daha geç kal›rsak örgütlensek de bir faydas› olmayacak, savunaca¤›m›z bir fley kalmayacak. (‹stanbul) Devam edecek

BU⁄DAYDA ZARARINA SATIfi Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i Yönetim Kurulu Üyesi (TZOB) Mustafa Hepokur TMO’nun dengeleyici müdahalede bulunmad›¤›n›, oluflan fiyatlar›n aç›klanan fiyatlar›n çok alt›nda oldu¤unu aç›klad›. Konya ovas›nda hasat›n Temmuz bafl›nda bafllad›¤›n› ancak piyasa fiyatlar›n›n köylüyü memnun etmedi¤ini belirten Hepokur “TMO piyasan›n durumuna göre dengeleyici müdahalede bulunmad›¤› için bugün fiyatlar aç›klanan taban fiyatlar›n›n çok alt›nda, tarladan kald›rd›¤› ürünü hemen sat›p borcunu ödemek isteyen köylü, ürününü maliyetinin alt›nda satmak zorunda kald›¤› için zarar ediyor” dedi. TMO’nun ekmeklik bu¤day fiyat›n› 370 bin 500 lira olarak aç›klamas›na karfl›n oldukça dalgal› olan piyasan›n fiyatlar› çok afla¤›lara çekti¤ini belirten Hepokur, hububat piyasas›nda düzenin sa¤lanabilmesi için TMO’nun hububat al›m fiyatlar›n› gerekti¤inde kiloda 50 bin liraya kadar art›rmas› gerekti¤ini söyledi. (Samsun)


7

2

13-26 Ağustos 2004

IMF politikalar› ile tar›m bitirilmek isteniyor Uzun y›llard›r tar›mda uygulanan politikalar ülkemizde yaflanan göçün en önemli nedenlerinden biridir. Yaflam koflullar› her geçen gün daha da kötüleflen yoksul köylü kitlelerinin önemli oranda göçü tercih eder hale gelmesi bilinçli bir tercihin, sosyo-ekonomik bir geliflimin sonucu de¤il, aksine bir zorunluluktan kaynaklanmaktad›r. Göçü koflullayan ekonomik etmenlerden biri olan tar›mdaki politikalar›n ard›ndaki yar›-sömürgecilik iliflkilerini, ülke tar›m›ndaki belirleyici kimi ürünlerin mevcut genel durumuna bakarak rahatl›kla görebiliriz. F›nd›k; IMF politikalar› do¤rultusunda uygulanan kotalar, düflük taban fiyatlar›, bununla birlikte geçmifl y›llarda üretilen ürünlerin aflatoksinli olmas›ndan kaynakl› “f›nd›¤›n art›k para etmedi¤i” yaygaras› ve yerine alternatif olarak kivi, çilek, hurma gibi ürünlerin üretiminin dayat›lmas› f›nd›k üreticisini çaresizli¤e sürüklemektedir. “Önerilen” alternatif ürünlerin üretilmesiyle ilgili köylü zaten yeterli bir bilgiye sahip de¤il. “Nas›l yetifltirilir, yetifltirilmesinde neler kullan›l›r, sulamas› nas›l olur?” vs. konular hakk›nda köylülerin bir bilgisi yok. Sonuçta f›nd›k, art›k nerede ise üretilemez aflamaya gelmifltir. fieker pancar›na kota konulmas›, avanslar›n›n geç ödenmesi ya da ertelenmesi, fleker fabrikalar›n›n kapat›lmas›, baz›lar›n›n özellefltirilmesi vb. bu ürüne vurulan/vurulmakta olan darbelerdir. Tütün; bu ürüne “üretim fazlal›¤›”

nedeniyle kota konulmas› ve TEKEL’in de özellefltirilmesiyle üretimi tasfiye sürecine girmifltir. Ülkede tütün üretimiyle yaflam›n› sürdüren köylüler, art›k ekonomik zorluklarla karfl› karfl›ya kalm›fl ve yaflamsal ihtiyaçlar›n› bile karfl›layamaz duruma gelmifllerdir. Buna benzer sözleri yetkili a¤›zlardan da duymaktay›z. CHP Samsun Milletvekili Prof. Dr. Haluk Koç “Tütün üretimine getirilen kotalar sonucu üreticiler en temel ihtiyaçlar›n› karfl›layamaz duruma düflürülmüfltür” diye aç›klamalar yapm›flt›r. Çay ve çay üreticileri için de ayn› nitelikteki ve ayn› amaçl› politikalar gündemdedir. Sübvansiyonlar›n kald›r›lmas›, destekleme fiyatlar›n›n kald›r›lmas›, taban fiyatlar›n›n düflürülmesi gibi politikalarla tar›m ülkesi olan ülkemiz f›nd›k, fleker pancar›, tütün ve tah›l ürünlerini ithal edecek duruma getirilmifltir. Emperyalizm bizimki gibi ülkelerde tar›m› kendi ç›karlar› do¤rultusunda kullanarak, kendi tar›m ürünlerinin pazara yerleflmesini sa¤lamakta ve böylece ülke tar›m› yeniden kontrol alt›na al›n›p ba¤›ml›l›k iliflkisi süreklilefltirilmektedir. Son y›llarda IMF politikalar›na uygun olarak “mazot yard›m›”, “Do¤rudan Gelir Deste¤i” gibi uygulamalar köylüler için sus pay›d›r. Samsun’un Bafra ilçesinde tütün yetifltiren bir köylünün deyimi ile devlet bay›lan köylüleri ay›ltmak için DGD, mazot deste¤i vb. ile yüzlerine bir avuç su

atmaktad›r. Ancak yine köylümüzün deyimi ile bu üreticiyi sadece ay›ltmakta, susuzlu¤unu gidermemektedir. Zaten bunlar bile yoksul köylü kitlelerinin geçimini sa¤lamaya yetmiyor. Bununla ilgili Konya fieker Fabrikas›’n›n haber bülteni Topra¤›n Tad›’nda yer alan bir araflt›rmadan yola ç›karak yap›lan flu aç›klama gerçekleri çok çarp›c› bir biçimde ortaya seriyor. “Devlet çiftçiyi desteklemek için verdi¤i DGD’ni çiftçilerin ekime devam etmesini sa¤layarak, DGD’nin 3 kat›n› bulan vergi fleklinde geri al›yor.” “200 dekar arazi üzerinde yap›lan araflt›rmalar baz al›nd›¤›nda, ilginç sonuçlar ortaya ç›k›yor. 200 dekar bir alanda ekim yapan çiftçiler, devletten 2 milyar 700 milyon lira arazi bedeli, 720 milyon lira da mazot deste¤i toplam 3 milyar 420 milyon lira yard›m paras› al›yor. Oysa ayn› çiftçi tohum, sulama, çapa, ilaçlama, ekim, söküm, nakliye masraf› olarak toplam 13 milyar 480 milyon lira harcama gerçeklefltiriyor. Bu harcaman›n % 67’sini yani 9 milyar 31 milyon 600 bin liras›n› ise devlete vergi olarak ödüyor.” Araflt›rmadaki rakamlardan da anlafl›ld›¤› gibi, köylünün üretti¤i ürün maliyetini ve geçimini sa¤layacak kadar gelir getir-

miyor ve onu gün be gün yoksullu¤a, sefalete sürüklüyor. Köylüler bu rakamlardan duyduklar› rahats›zl›klar›, tepkileri flöyle dile getirmifller; “Rakamlar kimin kimi destekledi¤ini aç›kça ortaya koyuyor. Devlet bir veriyorsa, 3 al›yor. Yani devlet kaz gelen yerden tavu¤u esirgemiyor.” Ayr›ca Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i (TZOB) Genel Baflkan› fiemsi Bayraktar’›n bir aç›klamas›nda “98’de bir ine¤e verilen deste¤in Türkiye’de çiftçiye verilen destekten daha fazla” oldu¤unu dile getirmesi da dikkate de¤erdir. Tüm bunlar göstermektedir ki devlet bilinçli bir flekilde tar›m› bitirmeye çal›flmaktad›r. Mazot deste¤i, DGD, alternatif ürün vb. uygulamalar birer aldatmacadan ibarettir. Ancak köylüler yaflad›klar› deneyimlerden ç›kard›klar› sonuçlardan hareketle bu aldatmacalara kanmayacakt›r. (H. Merkezi)

Hayvanc›l›kta üretim az, tacir çok... Hayvanc›l›kta da tar›mda oldu¤u gibi tasfiye yaflan›yor. IMF, DB politikalar› ve emperyalistlerin ç›karlar› do¤rultusunda yap›lan tasfiye sonucu ma¤dur olan köylülü¤ün durumu her geçen gün daha da kötülefliyor. Tüm bunlar› köylülerin kendi a¤›zlar›ndan dinlemek için Elaz›¤ Harput’tan Veysel K›l›nç adl› besici ile yapt›¤›m›z röportaj› aktar›yor›z. -Hayvanc›l›k yaparken ne tür s›k›nt›larla karfl›lafl›yorsunuz? Bunlar›n çözümü için neler yap›yorsunuz? -Karfl›lafl›lan en büyük sorun pazarlama, ikincisi pazarlamadan gelen paran›n yeterli olmamas›yla birlikte gecikmesi, bu süre zarf›nda da yem ve kaba yemin (saman) de¤erinin 2 kat›na yükselmesi. ‹htiyac› karfl›lamak için ya kredi veya sat›p harcamamak gibi hayvan say›s›n›n azalt›lmas›… -IMF, DB politikalar›yla tar›m sektöründe yaflanan tasfiyeler köylüyü nas›l etkiliyor? -IMF ve DB politikalar›yla üretim, tabiki tar›m sektörünün sonunu haz›rl›yor. Elaz›¤’da ‘70’li ve 80’li y›llarda hayvan pazar›nda hayvan çoklu¤undan pazara girmekte zorlan›rd›n. Ama flimdi pazarda hayvan say›s›n›n 2 kat› tacirler var. Üretim yok. Tar›m üretimindeki fiyat art›fl›, yem sektörünün denetimsiz üretim yapmas› da kaliteyi düflürdü.

1992’de hayvanc›l›¤a bafllad›¤›mda 9 kg. yo¤urt sat›p 1 torba kaliteli yem al›yordum. Bugün yo¤urdun kilosunu 700 binden sat›yorum, bir torba yem 23 milyon ve de yemler kalitesiz. Çünkü devlet fabrikalar› özellefltirildi. Saman-kaba yemin 2002’nin sonbahar›nda kilogram› 65 bindi. 2003’ün sonbahar›nda 105 bin. 2003 k›fl› ve 2004 bahar aras› 330 bine ç›kt› ama ortalama rakamlar. Kepek 1 torba geçen yaz 5 milyon. K›fl›n 11 milyon oldu. Yem geçen sonbahar 14 milyon, k›fl›n 23 milyon oldu. Ama et kesim devaml› düflüflte ve üç dört y›ld›r devam ediyor. Devletin kaçak etle ve canl› hayvanla mücadelesi yoktur. S›n›rlar›m›zdan sürülerce kaçak hayvan›n girmesi düflündürücüdür. 2 y›ld›r mecliste konuflulan kaçak hayvanla mücadele lafta kalm›flt›r. -Hayvan salg›n hastal›klar›n›n, mesela “deli dana”n›n hayvanc›l›k sektöründe ne tür olumsuz etkileri oluyor? Devletin bu konuda hizmeti nelerdir? Ayr›ca hayvan sa¤l›¤›n› koruma ve kontrol imkanlar› mevcut mu? -Hayvan salg›n hastal›klar›; deli dana, flap gibi hastal›klar›n yan›s›ra ölü do¤um veya düflük gibi vakalar hayvanc›l›Tarih 2003 yaz› 2003-2004 K›fl›

1 torba kepek 5.000.000 lira 11.000.000 lira

¤›n cazibesini kaybettiren fleylerdir. Özellikle son 5 y›l içerisinde ölü do¤um ve düflük art›fl›, kalitesiz ve bozuk yem ürünlerinin kullan›lmas›, piyasada 2003-2004 k›fl›nda televizyonlarda gösterilen sahte ilaçlar›n denetimsiz sat›fl› vb. bizi etkiliyor. Devletin bölgemizde hayvan sa¤l›¤› konusunda afl›lama, tohumlama ve F›rat Üniversitesi Hayvan Hastanesi’nde ameliyat dahil tedavi hizmetleri mevcuttur ve ameliyatlar cüzi paralarla yap›l›yor. Ama ilaçlar, köylünün, üreticinin ekonomik flartlar›n› afl›yor. -Bu bölgede yaflanan köy yakma, boflaltma gibi uygulamalar hayvanc›l›¤› nas›l etkiledi? -Bölgemizde yaflanan köy yakma, boflaltma vb. bölge halk›n›n haliyle üreticilikten tüketiciye dönüflmesine neden oldu. Hayvanc›l›k, tar›m, ziraat, ar›c›l›k Tarih 2002 Sonbahar 2003 Sonbahar 2003-2004 K›fl›

Saman 65.000 lira 105.000 lira 330.000 lira

durdu. Göçen ailelerin hayvanlar› tabiki ölü pahas›na elden ç›kar›ld›. 1-2-3 y›l vadeli elden ç›kar›ld›. Hayvan kesime haz›r de¤ildi. Ürünü tarlada kald›, yak›ld›, meyveler a¤açta kald›, kovanlar tahrip edildi. Bu ailelerin tüm ekonomik gelir elde etme yollar› kesildi. -Sizce tar›mda, özellikle hayvanc›l›kta tekrar canlanma yaflanmas› için neler yap›labilir? Tar›msal üretim ve hayvanc›l›k noktas›nda alternatif önerileriniz var m›? -Tar›mda özellikle hayvanc›l›kta yeniden canlanma için tar›m ve hayvansal ürünler (et ve süt) gibi fiyatlar›n›n dengelenmesi gerekiyor. (H. Merkezi) Tarih 2003 Sonbahar 2003-2004

1 torba yem 14.000.000 lira 23.000.000 lira


13-26 Ağustos 2004

2

8

Devletten göstermelik zarar karşılama hamlesi

Türkiye, Kat›l›m Ortakl›¤› Belgesi (KOB) çerçevesinde haz›rlad›¤› “Ulusal Program”da uzun vadeli öncelikler içerisinde “Terörle Mücadeleden Do¤an Zararlar›n Karfl›lanmas›”na iliflkin düzenleme yapaca¤›n› taahhüt etmiflti. “Avrupa Birli¤i Müktesebat›n›n Üstlenilmesine ‹liflkin Türkiye Ulusal Program›n›n Uygulanmas›, Koordinasyonu ve ‹zlenmesine Dair Karar”da bu yasan›n 2004 y›l›nda yürürlü¤e girmesi ön görülmekteydi. Nitekim bu çerçevede 5233 say›l› “Terörle Mücadeleden Do¤an Zararlar›n Karfl›lanmas› Hakk›ndaki Kanun” 17 Temmuz 2004 tarihinde kabul edilerek yürürlü¤e girdi. Türkiye bu yasay› haz›rlarken özellikle Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi taraf›ndan 2002 y›l› Mart ay›nda yay›nlanan “Türkiye’de Yerinden Edilen Kürt Nüfusunun ‹nsani Koflullar›” bafll›kl› raporu dikkate almak zorunda kalm›flt›r. Bu raporda; Türkiye’deki OHAL’in kald›r›lmas›, geriye dönüfllere izin verilmesi, köy koruculu¤unun la¤vedilmesi, uluslararas› insani kurulufllar›n bölgeye girifline izin verilmesi, geri dönmek isteyenlere “köyümüzü PKK bask›s›yla terkettik” fleklinde dilekçeler imzalatmaktan vazgeçilmesi ve yerinden edilenlerin maddi zararlar›n›n karfl›lanmas› yer almaktad›r. Öncelikle belirtilmesi gereken husus, yasan›n kapsad›¤› dönemin ve alan›n oldukça dar tutuldu¤udur. Yasadaki ifadelerde, “Bu kanunun amac›, 19.7.1987-30.11.2002 tarihleri aras›nda OHAL ilan edilen illerde meydana gelen terör eylemleriyle veya terörle mücadele kapsam›nda yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara u¤rayan kiflilerin, bu zararlar›n›n karfl›lanmas›na iliflkin esas ve usulleri belirlemektedir.” denmektedir. Sadece OHAL ilan edilen illerde ve OHAL ilan edilen sürelerdeki zararlar›n karfl›lanmas› yasayla öngörülen hedefi gerçeklefltirmekten uzakt›r. Devlet vatandafllar›n›n u¤rad›¤› zararlar› kendi kusuru olsa da olmasa da “kusursuz sorumluluk ilkesi” gere¤i karfl›lamak zorundad›r. Yasan›n 4. maddesinde “Zarar Tespit Komisyonu bir baflkan ve alt› üyeden oluflur. Valinin görevlendirece¤i

vali yard›mc›s› komisyonun baflkan›; maliye, bay›nd›rl›k ve iskan, tar›m ve köy iflleri, sa¤l›k, sanayi ve ticaret konular›nda uzman ve o ilde görev yapan kamu görevlilerinden vali taraf›ndan belirlenecek birer kifli ile baro yönetim kurulunca baroya kay›tl› olanlar aras›ndan görevlendirilecek bir avukat komisyonun üyesidir” denmektedir. Zarar tespit komisyonunun üyelerine bak›ld›¤›nda hepsinin merkezden yönetim esas›na göre oluflturuldu¤u görülmektedir. Valinin vesayeti alt›ndaki bu kurulun tarafs›z ve objektif bir flekilde karar vermesi mümkün de¤ildir. Tasar› halindeyken gelen yo¤un elefltiriler üzerine bir hukukçunun komisyonda yer almas› usulen ve göstermelik olarak kanuna dahil edilmifltir. Bu komisyonlarda demokratik kitle örgütlerinin, meslek kurulufllar›n›n, halktan temsilcilerin yer almamas› bilinçli olarak tezgahlanm›flt›r. Ayr›ca yasan›n 7. maddesinde karfl›lanacak zararlar flu flekilde say›lm›flt›r. a- Hayvanlara, a¤açlara, ürünlere ve di¤er tafl›n›r ve tafl›nmaz mallara verilen her türlü zarar, b- Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde u¤ran›lan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c- Terörle mücadele kapsam›nda yürütülen faaliyetler nedeniyle kiflilerin mal varl›klar›na ulaflamamalar›ndan kaynaklanan maddi zararlar. Bu zararlara ek olarak göç nedeniyle memuriyetten istifa edenlerin özlük haklar›n›n ödenece¤i de eklenmeliydi. 8. maddede bu zararlar›n tespitinde adli, idari ve askeri mercilerdeki bilgi ve belgelerin göz önünde tutulaca¤› belirtilmifltir. Oysa olay›n özelli¤ine göre; demokratik kitle örgütleri de olayla ilgili raporlar haz›rlamaktayd›. Meslek kurulufllar›n›n ve demokratik kitle örgütlerinin haz›rlad›¤› raporlar da zarar tespiti yap›l›rken dikkate al›nmal›yd›. Ayr›ca zarar görenin ald›¤› tedbirler ibaresi ile devlet kendi sorumluluk alan›n› daraltmaya çal›flmaktad›r. Bu ibare sosyal risk ilkesi ile de çeliflmektedir. Yani kifli tedbir alsa da almasa da bu zarar gerçekleflecek idiyse ve ortada bir zarar varsa devlet bunu karfl›lamak zorundad›r. Yasa, giriflte de belirtti¤imiz gibi AB’ye uyum çerçevesinde bir “ev ödevi”, bir “ay›p örtme” faaliyetidir. A‹HM’in yüzbinlerce Euro tutan tazminatlar›ndan kurtulma operasyonudur. Bu amaçla harekete geçilmifl, en ucuz maliyetle bu iflin nas›l kotar›labilece¤i düflünülmüfl ve ona göre düzenleme yap›lm›flt›r. Dolay›s›yla, baflvuracaklar/yararlanacaklar listesi mümkün mertebe darlaflt›r›lm›flt›r. Özellikle tarih ve alan konusunda getirilen s›n›rlama, “devletin sorumlulu¤u”nu tarif anlay›fl›yla pekifltirilmifl ve 2. madde bünyesinde s›ralanan husus-

lar çerçevesinde kapsama alan› iyice darlaflt›r›lm›flt›r. Nihayetinde, zarar tespit komisyonunun oluflumu ve çal›flma usulü ile de “karar” mekanizmas› garanti alt›na al›narak yasa “mükemmel” biçimde tekemmül ettirilmifltir. ZORLA GÖÇ ETT‹R‹LENLER HAKLARINI ARIYOR Devletin gerilla mücadelesini bofla ç›karmak için kulland›¤› yöntemlerden biri de köy boflaltmalard›r. Halk› zorla göç ettirmenin yan›s›ra her türlü mal›na da zarar vermektedir. - Bize kendinizi tan›t›r m›s›n›z? Ad›m H›d›r Sulak. 1934 do¤umluyum. Ovac›k A¤açp›nar köyündenim. - Dersim’den kaç y›l›nda ve neden göçtünüz? 14 y›l oldu. Evimizi yakt›lar göçtük. Bir fleyimiz kalmad›. Bir yatak kald›. Asker operasyona gelirdi, sorard› “gençler ‘teröristler’ geliyor mu?” diye. Askerlere diyorduk “sen gel burada dur, e¤er sen ekmek vermezsen biz de vermeyiz”. Onun için köyleri yakt›lar, d›flar›da kald›k biz de göçtük. Ovac›k’›n çevresinde Balköy var baflka köy kalmad›. - Bu yap›lanlardan kaynakl› ne gibi zararlar›n›z oldu? Zarar çok. Biz küçüklü¤ümüzden beri orada çal›fl›yorduk, hayat›m›z orada geçti. Babam›z dedemiz orada ölmüfl. Vatan ne demek vatan. Köyleri yakm›fl kimse kalmam›fl, hepsi de göç etti, tarlas›na, mal›na bakamad›, hiçbir fleyine bakamad›, can kurtulsun yeter. Devlet “bunlar ma¤dur olmufl ya bir ev kiras› verek ya bir yard›m edek” demedi, tövbeler olsun hiçbir yard›mda bulunmad›. Halk›n yüzde doksan› ac› çekti. Ben o kadar çekmedim. S›k›nt› çektim, açl›k çektim, fakirlik çektim, her bir fleyi yaflad›m ama onlar kadar ac› çekmedim. - O günden beri köyüne hiç gittin mi? Üç sefer gittim, askeriye b›rakmad›. Dediler ki operasyon var. Dördüncü sefer gittim ki kavaklar, a¤açlar hepsi kurumufl, çürümüfl, hiçbir tane kalmam›fl. Evlerimize art›k bomba m› ilaç m› ne atm›flsa büyük kayalar vard›, hepsi toprak gibi olmufltu. Köye giremedi¤im zaman da beni “operasyon var giremezsin, teröristler var. Seni de yanl›fll›kla terörist diye vururuz” diye tehdit ediyorlard›. - Geriye dönmeyi düflünüyor musunuz? Can atar›m ama para olsun yeter ki. Para olsa burada bal yemem, gider orada ot toplar yerim. Ana babam›z sülalemiz hepsi oradad›r. Vatan›m›zd›r oras›. - Geri dönebilmek için herhangi bir baflvuruda bulundunuz mu? Yok bulunmad›m, flimdi yeni baflvuruyoruz.

- Geri dönebilmek için, “köyümü devlet yakmad›, PKK yakt›” yaz›l› ka¤›tlar imzalat›lmaya çal›fl›l›yor. Siz ne düflünüyorsunuz? Öyle olursa köye de gitmem, burada ölürüm. Gene o yalan› söylemem. - Köyünüze geri dönebilmek için mahkemeye baflvurdunuz. Mahkeme size “ben senin zarar›n› karfl›lam›yorum” derse o zaman ne yapmay› düflünüyorsunuz? O zaman elimden gelirse Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne baflvururum. fiimdiye kadar tan›d›¤›m yoktu. Yol yolak bilmezdim, flimdi ö¤rendim. Gücüm yetti¤ince bütün yollar› deneyece¤im.

Demiryollar›n›n %97,2’si standart d›fl›d›r Geçti¤imiz günlerde Sakarya’n›n Pamukova ilçesinde meydana gelen “H›zl› Tren” facias›n›n ard›ndan resmi verilere göre 39 kifli hayat›n› kaybetmifl ve bunun yan›nda onlarca insan›n halen hastanelerde tedavisi devam etmektedir. Tren kazas› yafland›¤› s›rada orada olan ancak TCDD Genel Müdürlü¤ü’nden gelen karar do¤rultusunda ad›n› vermek istemeyen bir demiryolu personelinin karar ile ilgili görüfllerini ald›k. Demiryol iflçisi; “Biz h›zl› tren projesine demiryollar›n›n bu projeye uygun olmamas›ndan kaynakl› karfl› ç›kt›k. Bunu da TCDD Genel Müdürlü¤ü’ne göndermifl oldu¤umuz dilekçelerde belirtik. Bunun üzerine Ulaflt›rma Bakanl›¤› flöyle bir reklam filmi yapt›rd›; 3 tane inek h›zl› tren ç›kt›ktan sonra trenleri art›k rahat izleyemediklerinden kaynakl› mahkemeye baflvuruyorlar. Savc› ise ‘say›n hakim bunlar art›k trenleri rahat izleyemediklerinden kaynakl› flikayetçiler’ deniliyor reklam filminde. K›sacas› h›zl› trene karfl› ç›kanlar inek yerine konmufl oldu. Ama fazla de¤il 45 gün sonra kimin inek oldu¤u ortaya ç›kt›. Yol onar›m ekiplerinin standartlara göre 24 kifli olmas› gerekirken flimdilerde 4 kifli ile yol onar›m› yap›l›yor. Ben halen flunu anlam›fl de¤ilim. Makinistler kazadan sorumlu tutulabilir ama bilet kontrolünden sorumlu flef nas›l tutuklan›r? As›l yarg›lanmas› gerekenler çok az bir maliyetle bütün uyar›lara ra¤men h›zl› treni faaliyete sokmak isteyen h›z düflkünlerinde. Ben h›zl› tren olay›n› tarlada h›z arabas› sürmeye benzetiyorum” dedi. (‹stanbul)


2

9

13-26 Ağustos 2004

Diyarbakır’da çatışma ve yargısız infaz 28 Temmuz Çarflamba günü gece saatlerinde Diyarbak›r Mardinkap›’da bulunan bir polis noktas›na HPG taraf›ndan bombal› sald›r› düzenlendi. Yap›lan sald›r›da Abbas Yoldafl isimli bekçi öldü. Sald›r›n›n oldu¤u s›ralarda olay yerinden geçen Sur Belediye Baflkan Vekili Ali R›za Çiçekli de yaraland›. HPG taraf›ndan yap›lan sald›r› sonras› militanlar›n karanl›ktan yararlanarak bölgede bulunan Hevsel bahçelerine kaçt›¤› belirtildi. Sald›r›n›n ard›ndan operasyon bafllatan polis bölgede terör estirdi. Hevsel hahçelerinde oturan bölge halk› evlerine hapsedildi. Tarlalar›ndan ürünlerini almaya bile polis eflli¤inde gidebildiler. Diyarbak›r Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan yürütülen ve Ön Gözlü Köprü ile Dicle Üniversitesi Kampüsü’ne giden Deri Köprü aras›ndaki bölgeyi kapsayan operasyonlarda iki militan infaz edildi. Hevsel bahçelerine kaçan militanlarla polis aras›nda ç›kan çat›flmada 29 Temmuz günü iki militan katledildi. Yine ç›kan çat›flmada Özel Harekat Polisi Sacettin ‹yi iki aya¤›ndan yaraland›. Operasyon s›ras›nda Mehmet K›z›l adl› HPG’li ile birlikte infaz edilen Mardin’in Ömerli ilçesi nüfusuna kay›tl› Mehmet Sait Özgün’ün ailesine yönelik gözalt› operasyonu bafllat›ld›. Mardinkap› semtinde bir eve düzenlenen

Diyarbak›r Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan yürütülen ve Ön Gözlü Köprü ile Dicle Üniversitesi Kampüsü’ne giden Deri Köprü aras›ndaki bölgeyi kapsayan operasyonlarda iki militan infaz edildi. Hevsel bahçelerine kaçan militanlarla polis aras›nda ç›kan çat›flmada 29 Temmuz günü iki militan katledildi. Hevsel operasyonunda katledilen M. Sait Özgün’ün cenazesi

bask›nda Özgün’ün amcas›n›n o¤lu M. Murat Özgün ile Ömer Çak›r gözalt›na al›nd›. Ayn› saatlerde Gaziler semtinde bir eve düzenlenen bask›nda kardefli Servet Özgün ile amcas›n›n k›z› Keziban Sevinç ve Emin Sevinç gözalt›na al›nd›. Mehmet

A¤r›’da korucu katliam› A¤r›’n›n Diyadin ilçesinde Mustafa Gündo¤du ve Ahmet Gündo¤du ad›ndaki korucular yayla basarak Sar›han ailesinden 6 kifliyi öldürdüler. Diyadin’e ba¤l› Kankalesi (Hakla Kalesi) yaylas›n› saat 11:00 sular›nda basan korucular daha önce aralar›nda kan davas› olan Sar›han ailesinin çad›r›na geldi. Bu arada kendilerine çay ikram eden fiamil Sar›han’›n o¤lu Erdo¤an Sar›han’dan ailenin di¤er fertlerini de ça¤›rmas›n› istediler. Di¤er aile fertlerinin de gelmesiyle çad›rda bulunan 8 kifli üzerine otomatik silahlarla kurflun ya¤d›ran korucular fiemsettin (54), fiamil (50), Mustafa (44), Ali (30) ve Remzi Sar›han’› (27) öldürdüler. Olaydan yaral› olarak kurtulan Kemal Sar›han ise A¤r› Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›. Olayda 1 o¤lunu, 1 ye¤enini ve 3 kardeflini kaybeden Kamil Sar›han flunlar› anlatt›. “Yaklafl›k 15 y›l önce aram›zda bir kan davas› vard›. Ama biz bar›flm›flt›k. Olay›n bu mevzu yüzünden oldu¤unu sanm›yorum. Jandarma bize 4 kifliyi gözalt›na ald›¤›n› söyledi. Bunun peflini b›rakmayaca¤›m. Bunun hesab›n› kim verecek? Devlet bunlara silah veriyor. Bunlar da masum insanlar› katlediyor. Bu devletin ay›b›d›r. Bize de korucu olmam›z› söylediler. Ama biz kabul etmedik” dedi. Sald›r›da ölen fiamil Sar›han’›n o¤lu Erdo¤an Sar›han ise “sabah saat 11:00’de koruculardan ikisi çad›rlar›m›za geldi. Babam› ça¤›rd›lar. Babam çay ikram etti. Bana amcalar›n› da ça¤›r dediler. Ben de gittim ça¤›rd›m. Geldi¤imde aralar›nda bir tart›flma vard›. O s›rada ellerinde olan silahlarla bizi tarad›lar” dedi. ‹lçede bulunanlar ise jandarman›n olaydan haberdar olmas›na ra¤men 6 saat sonra geldi¤ini söylediler. (Mersin)

Sait Özgün’ün 5 A¤ustos’ta öldü¤ünün aç›klanmas›na ra¤men 1 A¤ustos’ta ailesinin evine yap›lan bask›nlarda Özgün’ün o günlerde yaflad›¤› ancak sonradan infaz edildi¤i iddialar› güçlendi. Bu arada uzun süren operasyonlar çer-

çevesinde uygulanan ambargo nedeniyle bölgeye herhangi bir yard›m ulaflt›r›lmad›. Devletin bu tutumuna çeflitli kifli ve kurumlardan tepki geldi. 32 kurumun bir araya gelerek oluflturdu¤u Demokrasi Platformu olay› k›nad› ve ayr›ca çat›flman›n ve bölgede uygulanan ambargonun son bulmas›n› istedi. Bu arada olay yerine giderek inceleme yapmak isteyen Diyarbak›r Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir ile Diyarbak›r Barosu Baflkan› Sezgin Tanr›kulu polis engeline tak›ld›. Bahçelere girmek isteyen Baydemir ve Tanr›kulu’na Emniyet Müdürü Orhan Okur’dan sert yan›t geldi. Baydemir ve Tanr›kulu’nun “bölge halk› üzerinde bir bask› olufltu¤unu ve temel hak ve özgürlüklerin engellendi¤ini” belirtmesi üzerine Okur “Biz burada terörle mücadele veriyoruz. Bölgede flu anda güvenlik bölgesi oluflmufltur. Girifl yasakt›r” dedi. Bu arada Hevsel bahçelerinde yaflanan yarg›s›z infaz ile bölge halk› üzerindeki bask›lar› k›namak için bas›n aç›klamas› yapmak isteyen Diyarbak›r Gençlik Platformu üyesi yaklafl›k 500 kifliye polis sald›rd›. 6 A¤ustos’ta yap›lmak istenen aç›klamaya polis azg›nca sald›rarak 16 kifliyi gözalt›na ald›. Yap›lan sald›r› s›ras›nda polisin kitleyi kameraya çekmesi üzerine kitle polise tafllarla karfl›l›k verdi. (Mersin)

fiiyar Perinçek davas› sürüyor Adana’da 28 May›s’ta sokak ortas›nda fiiyar Perinçek’i kurflunlayarak öldürdükleri iddia edilen Adana Emniyet Müdürlü¤ü’ne ba¤l› polisler hakk›nda Adana Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› taraf›ndan dava aç›ld›. Perinçek’in avukat› ‹HD Genel Baflkan Yard›mc›s› Reyhan Yalç›nda¤ taraf›ndan yap›lan suç duyurusu üzerine soruflturma bafllatan Adana Cumhuriyet Savc›s› Tevfik Lo¤o¤lu, soruflturman›n tamamlanmas›n›n ard›ndan Adana Emniyet Müdürlü¤ü’nde görevli Emniyet Amiri Davut Özatefl hakk›nda “kast›n afl›lmas› süretiyle adam öldürme”, Baflkomiser Mesut Gürkan ile Komiser Erhan Çilo¤lu hakk›nda da Perinçek ile birlikte olan ve daha sonra gözalt›na al›nan M. Nuretin Baflç›’ya “gözalt›nda kötü muamelede bulunduklar›” suçlamas›yla Adana A¤›r Ceza Mahkemesi’nde dava açt›. 16 Temmuz tarihli dava iddianamesinde, Perinçek ile Baflç›’n›n “PKK/KONGRA-GEL mensubu olduklar›” iddia edilerek, iki kiflinin Adana’ya silahl› eylem yapmak üzere geldiklerinin ihbar edilmesiyle Adana Emniyet Müdürlü¤ü’nde görevli amir ve komiserler taraf›ndan takip edildikleri belirtildi. Perinçek ve Baflç›’n›n

polisleri fark etmesi üzerine motosikletin arkas›nda oturan Perinçek’in polislere silah çekti¤i, yan taraftan takip eden bir baflka polis ekip arac›n›n çarpmas›yla motosikletin devrilmesi sonucu Perinçek ile Baflç›’n›n yere düfltü¤ünün kaydedildi¤i iddianamede, ekip arac›ndan inen polis amiri Davut Özatefl’in “dur, polis, teslim ol” uyar›s›na ra¤men Perinçek’in yerden kalkarken 2 el atefl etti¤i iddia edildi. Davaya iliflkin D‹HA’ya bilgi veren ‹HD Genel Baflkan Yard›mc›s› ve müdafi Avukat Reyhan Yalç›nda¤, olay› gün ortas›nda insanlara gözda¤› vermek üzere gerçekleflmifl bir cinayet ve yarg›s›z infaz olarak de¤erlendirdi. ‹ddianameyi haz›rlayan savc›n›n haz›rlad›klar› raporu gözard› etti¤ini belirten Yalç›nda¤, iddianamenin yetersiz oldu¤una dikkat çekti. ‹ddianamenin san›klar›n beraatleri için tasavvur edildi¤i izlenimi verdi¤ini belirten Yalç›nda¤, flunlar› söyledi: “‹ddianamede, bir mukavemetin oldu¤u, mukavemetten sonra sözümona polisin atefl etti¤i fleklinde bir düzenleme var. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Halihaz›rda güvenlik gerekçesiyle is-

mini vermek istemeyen tan›klar›m›z var. Olay›n olufl biçimi aç›k ortada. Biz bir bütün olarak mukavemet olmaks›z›n gerçekleflmifl, adam öldürmek maksatl› yarg›s›z infaz oldu¤una inan›yoruz. Oysa iddianameyi inceledi¤imiz zaman tersi fleklinde bir düzenleme var. Benzer örneklerde kast›n afl›lmas›yla adam öldürmek ve iflkence dosyalar›nda bir flekilde delil yetersizli¤inden veya mukavemet gerekçe gösterilerek san›klar beraat etmifltir.” Sevk maddelerine göre san›klar›n tutuklanmas› gerekti¤i ancak kolluk görevlisi olduklar›ndan dolay› bunun geçerli olmad›¤›n› dile getiren Yalç›nda¤, bunun yasal olmad›¤›n› belirtti. San›klar›n derhal tutuklanmalar› ve a盤a al›nmalar› gerekti¤ini vurgulayan Yalç›nda¤, dava aç›lmas›na ra¤men polislerin ifadelerinin hala al›nmad›¤›na dikkat çekti. Yalç›nda¤, duruflmaya kat›lmalar› için ilgili bütün ulusal ve uluslararas› insan haklar› kurulufllar›na ça¤r›da bulunmak için haz›rl›klar›n›n oldu¤unu da kaydetti. fiiyar Perinçek’in babas› ‹HD Do¤u ve Güneydo¤u Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek ise, davan›n aç›lm›fl olmas›n›n bir hukuki gereklilik oldu¤unu kaydetti. Ortada bir yaflam›n sonlanmas› olay› oldu¤u için her koflulda bir dava aç›lmas›n›n hukuki zorunluluk oldu¤unu dile getiren Perinçek, temennisinin adil bir yarg›lanman›n yap›l›p san›klara hak ettikleri cezan›n verilmesi oldu¤unu söyledi. (H. Merkezi)


13-26 Ağustos 2004

2

10

Devrimci ve komünist tutsaklardan kamuoyuna aç›klama fiu ana kadarki sald›r› biçimlerinin direniflimiz karfl›s›nda etkisizleflti¤ini-hatta direniflimizdeki kararl›l›¤›n zaman zaman demokrasi güçlerine esin kayna¤› oldu¤unugören iktidar, onlarca y›l önce suratlar›nda parçalad›¤›m›z Tek Tip Elbise, Zorla Çal›flt›rma, her türlü do¤al faaliyetimizi ve meflru direnmeyi suç sayan “disiplin” uygulamas›n› dayatma yolunda. Hasta arkadafllar›m›za; jandarma, sa¤l›k personeli ve Adalet Bakanl›¤› ifl birli¤i ile iflkence yap›l›yor. Revire, hastaneye gecikmeli götürdükleri gibi yolda jandarma tacizi ve sald›r›s› ile y›ld›rmaya çal›fl›yorlar. Hastaneye yat›r›lanlar hapishane hücrelerinden daha kat› tecrite maruz kal›p, daha beter fiziki koflullarda tutuluyor. Ve jandarma sald›r›s› günü birlik hale geliyor. Hapishanelerde sald›rganl›¤›n aç›k biçimleri d›fl›nda kallefl ve sinsi fiziki imha yöntemleri hüküm sürüyor, hasta arkadafllar›m›z katlediliyor. 20 Temmuz 2004’te Ali fiahin’in ayn› yöntemle katledilmesinin üzerinden k›sa bir süre geçmiflken tecrit hücrelerinde bir arkadafl›m›z› daha ölümsüzlü¤e u¤urlad›k. Salih Sevinel’in sabah saatlerinde yo¤un a¤r›lar yaflamas› üzerine yan›nda kalan arkadafllar›m›z görevli personele durumu iletip, acilen revire götürülmesini istemifltir. Belirtiler kalp krizine uydu¤u halde önemine uygun davran›lmam›fl, “idareye soral›m” gibi bahaneler ile sa¤l›kç› müdahalesi geciktirilmifltir. Gecikme üzerine yeniden kap› ziline bas›ld›¤›nda fiflinin çekilmifl oldu¤u fark edilmifl, ancak kap›ya vurarak gardiyanlar›n gelmesi sa¤lanabilmifltir. Revirin -mesleki yeterlili¤i, toplu yaflam yerlerinde görev yapmaya uygunlu¤u tart›fl›l›r- tek doktoru birkaç dakikal›k zaman içerisinde a¤r› kesici i¤ne yapm›fl, birkaç a¤r› kesici ilaç verip bir de kas gevfletici reçetesi yazarak “muayene”yi bitir-

mifltir. Arkadafl›m›z hücreye getirildikten sonra tekrar rahats›zlanm›fl, ›srara ra¤men o halde saatlerce bekletildikten sonra bayg›n bir flekilde revire tekrar götürülmüfltür. Revire götürme s›ras›nda durumu hiçe say›larak sedyeye konulmam›fl, kollar›ndan ve bacaklar›ndan çekifltirilerek karga tulumba tafl›nm›flt›r. K›sa süre sonra da flehit oldu¤u haberi gelmifltir. Ölüm sebebi kalp krizi olarak aç›klansa da, gerçek, arkadafl›m›z›n tecrit uygulay›c›lar› taraf›ndan katledildi¤idir. Salih Sevinel’in ölümünün sorumlusu ilgili tüm kurumlar› ile devlettir. Gardiyanlara kap› zilinin fiflini çekme keyfili¤ini veren, yaflamsal durumlarda “idareye soral›m” dedirten, dilekçe istemek gibi dayatmalar› getiren; revir doktoruna -muayene için hastaya elini dahi dokunmam›flken- rastgele i¤ne yapmak, ilaç vermek, gözetim alt›nda hastaneye gitmesi gereken hastay› hücreye geri yollamak hakk› tan›yan, hastay› bay›lana kadar hücrede tutup sonra da karga tulumba revire götürülmesine f›rsat veren idari birimler ve iflleyifl arkadafl›m›z›n katledilmesinde birinci dereceden sorumludur. ‹lgili meslek örgütlerini ve demokratik kurumlar› hastalar›n bulundu¤umuz koflullardaki seyrini, yayg›nl›¤›n›, teflhis ve tedavi imkanlar›n›, görev yapan sa¤l›k personelinin mesleki yeterliliklerini, kifli say›s›na göre revirin teknik donan›m›n› araflt›rmaya; sorumlular›n teflhiri ve cezaland›r›lmas› için çaba göstermeye; hapishanelerdeki sorumlulara karfl› duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden Siyasi Tutsaklar Ad›na: Bayram Kama, Ömer Kaya, Murat Karayel, Hasan Polat, Hasan Rüzgar,

Faflist sistem ve onun gözetimindeki hükümet partisi AKP, kitlelerin gözlerini boyamak için seçim süreçlerinde tüm burjuva partilerinin yapt›¤› gibi balon vaatlerini s›ralam›fl ve ad› geçen vaatlerini göstermelik olarak hayata geçirmifltir. Ancak Erdo¤an’›n sözleri ile “ben tüccar kafas› ile politika yapar›m” anlay›fl›n›n bir uzant›s› olarak kamu hizmeti olarak ifade edilen vaatler bir manipülasyon olman›n ötesine geçememekle kalm›yor, katliamlara/cinayetlere dönüflüyor. 23 Temmuz 2004 tarihinde ‹stanbulAnkara seferi s›ras›nda Sakarya-Pamukova’da raydan ç›kan ve 37 insan›n ölümüne ve 81 insan›n yaralanmas›na neden olan “h›zl› tren”de AKP ve onun güdümlü medyas›n›n kaza dedi¤i aç›k seçik bir katliamd›r. Faflist sistemin ve iflbirlikçi AKP’nin uluslararas› sermaye ile iliflkisinden kaynakl› toplu tafl›maya yönelik refleks tepkisinin bir yans›mas› olarak halk›n yarar›na ve ihtiyaçlar›na göre konumlanmas›, bu ihtiyaçlara çözüm üretmesi olanaks›zd›r. Faflist devlet ve onun mevcut hükümeti bilim düflman›d›r. Bilim adamlar›n›n, TMMOB’nin, BTS’nin tüm uyar›lar›na kulaklar›n› t›kayan, “ben yapt›m oldu” anlay›fl› ile göz göre göre katliama davet ç›karan, katliam› ha-

z›rlayan ve birincil sorumlusu olan R. T. Erdo¤an ve flürekas› katliam sonras› elefltiriler karfl›s›nda sald›rganlaflt›. Sorumlular›n istifa edip etmeyece¤ini soran gazetecilerin “haddini bildirdi¤i” cevapta “birileri buna ideolojik yaklafl›m gösteriyor. Sizler de ideolojik yaklafl›yorsunuz, ideolojik yaklaflmay›n” uyar›s› ile aba alt›ndan sopa gösteriyor. Katliam ört bas edilmeye çal›fl›l›yor!... Yaflanan h›zland›r›lm›fl tren katliam›nda da gerçekler örtbas edilmeye çal›fl›l›yor. Önce katliam alan› alelacele “tren yolunun trafi¤e aç›lmas› gerekçesi” ile temizlendi ve soruflturma için somut deliller ortadan kald›r›ld›. Daha sonra “insan hatas›” gibi bir aç›klama ile katliam›n sorumlulu¤u trenin makinistine ve bir flefine yüklendi. Nihayetinde ad› geçen kurbanlar tutukland›. Unutmayaca¤›z! Unutturmayaca¤›z! Biz devrimci ve komünist tutsaklar olarak halk›m›za yönelik tüm katliamlarda oldu¤u gibi yaflanan “h›zl› tren” katliam›nda da müdahiliz. Faflist devlet ve hükümet partisi AKP, katliam›n birinci dereceden sorumlular›d›rlar ve halk›m›za hesap vereceklerdir. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden Siyasi Tutsaklar Ad›na: Bayram Kama, Murat Karayel, Hasan Polat, Hasan Rüzgar, ‹mam Akmut, Resul Kocatürk

Tutuklu Bile Bile Ölüme Terk Ediliyor

A‹HM Adli T›p’› tarafl› buldu

Sincan F Tipi’nde ‹ntihar Giriflimi

Mücadele Birli¤i’nden bas›n aç›klamas›

Akci¤er kanseri teflhisi konulan tutuklu fiemsettin Kurt’un efli fiemsihan Kurt, 6 A¤ustos Cuma günü saat 12.00’de ‹HD ‹stanbul fiube’sinde bir bas›n aç›klamas› yaparak akci¤er kanseri olan eflinin bir an evvel tahliye edilmesini istedi. Bas›n aç›klamas›nda ilk sözü alan ‹HD Cezaevleri Komisyonu üyesi Ümit Efe “CMUK 399 maddesi hükümlüye uygulan›rken, tutukluya uygulanm›yor. Kurt’un bir an evvel tahliye edilmesi gerekmektedir” dedi. fiemsihan Kurt ise kocas›n›n 6 Kas›m 2003 tarihinde KONGRA-GEL’e üye oldu¤u gerekçesiyle tutuklanarak Bayrampafla Hapishanesi’ne konuldu¤unu belirterek, “eflimin her taraf› flifliyor. Ziyarete gitti¤imde tan›yam›yorum. Eflim ölecekse de yan›m›zda ölsün” dedi. Ard›ndan söz alan Ramazan Kurt da “doktorlar taraf›ndan verilen raporlar hastane taraf›ndan geri al›n›yor. fiemsettin bile bile ölüme terk ediliyor” dedi. (‹stanbul)

Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi (A‹HM), Adli T›p Kurumu’nun önce ‘‹yileflemez’ ard›ndan da ‘‹yileflti’ raporu vererek tutuklanmalar›n›n yolunu açt›¤› Wernicke-Korsakoff hastalar›n›n ba¤›ms›z heyet taraf›ndan muayene edilmesine karar verdi. ‹ki Frans›z ve bir Türk hekimden oluflan heyet, hapse geri dönen Korsakoff hastalar›n› muayene edecek. Adli T›p Kurumu 3. ‹htisas Kurulu önce ‘‹yileflemez’ raporu düzenledi¤i hastalar hakk›nda daha sonra ‘‹yileflti’ raporlar› vererek, hapishane koflullar›nda yaflayabileceklerini belirtmiflti. Bu raporlar üzerine 50’den fazla korsakoff hastas› yeniden hapishanelere döndü. 30 tutsa¤›n hapishane tehlikesine karfl› ‘tedbir’ baflvurusunda bulundu¤u A‹HM 3. Dairesi, iki hafta önce Adli T›p’›n ‘‹yileflti’ raporu verdi¤i mahkûmlar›n ba¤›ms›z uzman bir heyet taraf›ndan muayene edilmesine karar verdi.

Her hücre girifl ç›k›fl›nda ayakkab› aramas› dayat›lan tutsaklar sloganlarla tepkilerini dile getiriyorlar. Adli tutsaklar›n birbirleri ile kurduklar› iliflki sonras› gece yar›s› tekli hücrelere bask›n düzenleyen idare bu olaylar sonras› bask›lar›n› daha da art›rd›. Yaklafl›k bir hafta kadar önce adli bir hükümlünün intihar girifliminde bulunmas› F tiplerinde süren tecrit uygulamas›n›n sonuçlar›ndan sadece biri. Devletin sürekli olarak acil durumlarda tutsaklar›n kullanmas› için konulan butonlar› reklam etmesi burada bir ifle yaramad›. Çünkü adli hükümlünün intihar etti¤ini düflünen arkadafllar› yaklafl›k 30 defa butona bas›p gardiyanlar› ça¤›rmas›na ra¤men ciddiye al›nmad›. ‹ntihar olay› ancak kahvalt› da¤›t›l›rken hükümlünün kahvalt›s›n›n almamas› üzerine a盤a ç›kt›. Hükümlü halen hastanede yo¤un bak›mda tutuluyor. (H. Merkezi)

‹stanbul’da Mücadele Birli¤i Platformu’nun eylemine polisin sald›rmas›n› protesto eden ‹zmir Mücadele Birli¤i Platformu 5 A¤ustos günü Konak-Sümerbank önünde saat 12:00’de bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Remzi Ayd›n yaln›z de¤ildir”, “Zindanlar y›k›ls›n, tutsaklara özgürlük” vb. sloganlar›n›n at›ld›¤› eylem alk›fllarla bitirildi. Ayr›ca Mücadele Birli¤i okurlar› ‹zmir-Çi¤li’de Remzi Ayd›n’la ilgili afifl yaparken polis terörüyle karfl›laflt›lar. Afifl yapan dört Mücadele Birli¤i okurlar›ndan biri polisler taraf›ndan yakalan›p bafl›na silah dayand›. Fiziki ve psikolojik iflkenceye maruz kalan Mücadele Birli¤i okuru daha sonra serbest b›rak›ld›. Yaflanan bu sald›r›y› k›nayan Mücadele Birli¤i okurlar› ‹HD ‹zmir fiubesi’nde bas›n aç›klamas› yapt›. (‹zmir)


11

2

13-26 Ağustos 2004

“Demokratikleflen” Türkiye’den Görüntüler... Tekirda¤: TAYAD’l›lara Sald›r› 20 Temmuz günü Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde tecrit koflullar›ndan dolay› kalp krizi geçirerek flehit düflen Salih Sevinel için bas›n aç›klamas› yapan 40 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. 28 Temmuz 2004 tarihinde Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi önünde toplanarak “Tecrit öldürüyor. Salih Sevinel 116. ölüm” TAYAD’l› Aileler imzal› pankart› açan aileler “Sonuna sonsuza sonuncumuza kadar direnece¤iz”, “Kahramanlar ölmez halk yenilmez”, “Salih Sevinel ölümsüzdür”, “Yaflas›n ÖO direniflimiz” ve “Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun” sloganlar›n› at›p Sevinel’in resimlerini tafl›d›. Aç›klamay› yapan Salih Sevinel’in o¤lu Metin Sevinel babas›n›n tecrit koflullar›ndan kaynakl› öldü¤ünü belirterek, kalp krizi geçirdi¤i halde müdahalede bulunmayan, a¤r› kesici i¤ne yap›p, kas gevfletici kremler vererek hücresine geri gönderen hapishane idaresinin Sevinel’in ölümüne göz yumdu¤unu belirtti. 38 yafl›nda üç çocuk babas› olan Salih Sevinel’in kas›tl› olarak tedavisinin yap›lmad›¤›n›, dört y›ld›r gittikleri her yerde “tecrit öldürüyor” diye hayk›rd›klar›n› belirten Sevinel, tecrite karfl› ç›kman›n insanl›k görevi oldu¤unu dile getirerek herkesi birlik olmaya ça¤›rd›. Bas›n aç›klamas› bittikten sonra hapishaneden robocop

Kand›ra: F Tipi ‹flkence Daha çok hak ihlalleri ve mahkeme ve hastanelere gidifl gelifllerde tutsaklara yap›lan iflkencelerle gündeme gelen Kand›ra 1 No’lu F Tipinde yeni bir iflkence olay› yafland›. Yüksel Yi¤itdo¤an, Ulafl ‹dil, Kaz›m Gedik, S›rr› Usta ve Özgür Bayka adl› tutsaklar, ring arabas›nda ayakta resmi duruflta durmalar› söylendikten sonra araçtan indirilerek elleri ve ayaklar› zincirli oldu¤u halde coplarla ve küfürlerle askerler taraf›ndan dövüldüler. Konuyla ilgili 5 A¤ustos 2004 tarihinde bas›n aç›klamas› yapan ‹HD Cezaevi Komisyonu Üyesi Ümit Efe, TUYAB üyesi ‹smail Karagöz ve Özgür Bayka’n›n kardefli Hakan Bayka ve annesi Hamiyet Bayka yaflananlar›n çocuklar›n› ziyarete gittiklerinde a盤a ç›kt›¤›n› belirttiler. Tuzla Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyurusunda bulunan Hakan Bayka “Adli t›ptan a¤abeyimin ve di¤er tutuklular›n raporlar› var. Onlar da içeriden suç duyurusunda bulunmufllar. Zaten gözle görülür

giyimli askerler ç›karak arabalar›na binmek isteyen ailelere izin vermedi. “Buras› askeriyeye ait bölge, burada eylem ve çekim yapamazs›n›z” denilerek herhangi bir uyar›da bulunulmadan ailelere sald›rarak 40 TAYAD’l›y› gözalt›na ald›. Joplarla sald›rd›klar› aileleri yaralamaktan çekinmeyen asker ve jandarma gözalt›na ald›¤› aileleri bir süre Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde beklettikten sonra Tekirda¤ ‹l Jandarma Komutanl›¤›na götürdü. ‹hlas Haber Ajans› muhabirleri, Ekmek ve Adalet Dergisi Muhabiri Ceyhun Bay, gazetemiz muhabiri Bahar Gök de gözalt›na al›narak geçici bir süre foto¤raf makinelerine el konuldu. Gözalt›na al›nanlar›n bir k›sm› akflam geç saatlerde b›rak›l›rken muhabirimizin de aralar›nda bulundu¤u grup ise ertesi gün ö¤len saatlerinde serbest b›rak›ld›. (‹stanbul)

‹stanbul: DETAK’l›lara Sald›r› Ölüm Orucu eyleminin 400. gününde olan TKEP/Leninist davas›ndan hükümlü Remzi Ayd›n için DETAK taraf›ndan 29 Temmuz 2004 tarihinde saat 20.30’da Taksim’de meflaleli yürüyüfl yap›ld›. Galatasaray Lisesi önünde “Remzi Ayd›n Ölüm Orucu’nun 400. gününde” pankart›n› açan DETAK’l›lar meflalelerle “Yaflas›n Ölüm Orucu eylemimiz”, “Zindanlar y›k›ls›n tutsaklara özgürlük” vb. slogan›yla yürüyüfle bafllad›lar. DETAK’l›lar›n yolu Büyükparmakkap› Soka¤› önünde polisler taraf›ndan kesildi. DETAK’l›lar Taksim Meydan›’na kadar yürüyerek bas›n aç›klamas› yap›p da¤›lacaklar›n› belirtmelerine ra¤men polis, DETAK’l›lara azg›nca sald›rd›. Polisin bu azg›nca sald›r›s›nda birçok kifli

Hak arama talepleri coplarla bast›r›ld›!

morluklar ve çürükler vücutlar›n›n her yerinde var. Yarg›n›n sonuçlanmas›n› bekliyoruz. Bir daha hiçbir tutuklu yak›n›n›n böyle bir olay nedeniyle üzülmesini istemiyoruz” dedi. ‹HD Cezaevi Komisyonu Üyesi Ümit Efe de hapishanelerde y›llardan beri süregelen sorunlar› çözmek ad›na aç›lan F tipleriyle sorunlar›n daha da artt›¤›na dikkat çekti. Efe Türkiye’de hapishanelerde iflkencelerin bir an önce sona ermesi, sorunlar›n çözümü için ilk önce tecritin ortadan kald›r›lmas› ve insan haklar›na uygun uygulamalara geçilmesi gerekti¤ini belirtti. (H.Merkezi)

“Hapishanelerde 107 insan öldü duydunuz mu?” kampanyas› s›ras›nda TAYAD önünden kaç›r›larak DHKP-C üyesi oldu¤u iddias›yla tutuklanan TAYAD eski baflkan› Tekin Tangün’ün duruflmas› 30 Temmuz günü ‹stanbul 14. A¤›r Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Saat 10:30’da Tangün’e destek vermek için toplanan TAYAD’l› aileler ve DKÖ temsilcileri bir bas›n aç›klamas› yaparak tutuklananlar›n serbest b›rak›lmas›n› istediler. Mahkemeye ara verildikten sonra saat 13:00 s›ralar›nda yap›lan bas›n aç›klamas›na davay› izlemek için gelen ‹talya,

yaralan›rken 3 kifli a¤›r yaral› olarak gözalt›na al›nd›. Mücadele Birli¤i polisin DETAK’l›lara yapt›¤› sald›r›y› k›namak ve Remzi Ayd›n’›n durumu ile ilgili kamuoyuna bilgilendirmek amac›yla 2 A¤ustos Pazartesi günü ‹HD ‹stanbul fiubesinde saat 12.00’de bir bas›n aç›klamas› düzenlediler. Bas›n aç›klamas›nda metni Serkan Y›lmaz okudu. Y›lmaz “Vefa Serdar’›n nefes almad›¤›n› farkeden polisler Serdar’› hastaneye kald›rm›fllard›r. Serdar’›n sa¤ akci¤er zar›n›n y›rt›ld›¤›, akci¤erdeki havan›n boflald›¤› belirlendi. Durumun ciddiyetini gören polis Serdar’› savc›l›¤a ç›karmadan serbest b›rakm›flt›r. Serdar hala hastanede Cerrahi bölümünde yatmaktad›r. Ali Ekber Seven’in kolunda ve kaburgalar›nda k›r›klar var. Kafas›na dikifl at›ld›. Burnu çatlad›. Kenan Al›c›’n›n diflleri k›r›ld›. Seven onbefl günlük, Al›c› yedi günlük ifl göremez raporu ald›lar” dedi. Y›lmaz konuflmas›n›n devam›nda “Her türlü sald›r›ya, iflkenceye ve bask›lara ra¤men devrimci tutsaklar› sahiplenmeye, onlar›n sokaktaki sesi olmaya devam edece¤iz. Bask›lar bizi y›ld›ramaz” dedi. (‹stanbul)

Tekin Tangün davas›nda sonuç ç›kmad› ‹ngiltere, Almanya ve Avusturya’dan bir heyet kat›ld›. Aç›klamada “Adalet istiyoruz. TAYAD baflkan› serbest b›rak›ls›n” pankart› aç›larak “Komplolar› bofla ç›karaca¤›z”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Tecrite hay›r”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” vb dövizler tafl›nd›. Aydan Bilgili’nin yapt›¤› aç›klamada Tangün’ün tutuklanmas›n›n tek nedeninin bu kampanyan›n çal›flmalar›n›n olmad›¤›n›, as›l hedefin TAYAD’ › ve TAYAD gibi yasal dernekleri “yasad›fl›”, Tekin Tangün gibi demokrasi mücadelesinde öne ç›km›fl insanlar› “illegal” ilan etmek oldu¤u kaydedildi. Aç›klamaya TUYAB da destek verirken yurtd›fl›ndan gelen heyetin çevirmenli¤ini yapan Baflak Yanarda¤ gözalt›na al›nd›. Mahkeme ise delillerin toplanmas› için ertelendi. (‹stanbul)


13-26 Ağustos 2004

2

12

ILPS’den Castleblair iflçilerine destek “Birlik mücadele zafer”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar›yla bir araya gelen direniflteki iflçiler ve ILPS bileflenleri, yaflanan süreç üzerine konuflarak karfl›l›kl› bilgilendirme yapt›lar. 8 A¤ustos Pazar günü ILPS Türkiye Seksiyonu Temmuz ay›ndan bu yana iflten ç›kar›ld›¤› için fabrika önünde direniflte olan Castleblair iflçilerine destek vermek için Castleblair fabrikas› önünde iflçileri ziyaret ederek bas›n aç›klamas› yapt›. “Birlik mücadele zafer”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar›yla bir araya gelen direniflteki iflçiler ve ILPS bileflenleri, yaflanan süreç üzerine konuflarak karfl›l›kl› bilgilendirme yapt›lar. Castleblair iflçileri ad›na konuflan P›nar Korku geçti¤imiz y›l Temmuz ay›nda bafllayan ve bugün fabrika önündeki direniflleriyle süren süreçleri hakk›nda bilgi verdi. Yapt›¤› konuflmada sendikalaflmadan önceki direnifllerinden bahseden Korku, sendikal örgütlenmenin gerçekleflmesinin ard›ndan önce 2 ayl›k çal›flanlar›n iflten at›ld›klar›n›, sendikan›n ilgisiz tavr› üzerine, patronun daha eski iflçilerle iflten atmalar› devam ettirdi¤ini söyledi. Bu süreç boyunca D‹SK’e ba¤l› Tekstil Sendikas›’ndan Muharrem K›l›ç’la muhatap olan iflçiler, sendikan›n ilgisiz tavr› üzerine ifl yavafllatma eylemi yapt›klar›n› ancak bu eylemi de k›ran›n yine sendikan›n kendisi oldu¤unu ifade ettiler. Korku bu durumu “K›r›lan yaln›zca eylemimiz de¤ildi, iflçilerin sendikaya olan güveni de k›r›lm›flt›” sözleriyle ifade etti. Mart

ay›nda bafllayan toplu sözleflme taslak sürecinde de sendikan›n tavr›n›n iflçiden yana olmad›¤›n› ifade eden direniflçi iflçiler, kendi isteklerinin yer almad›¤›, özellikle performansa dayal› çal›flmaya karfl› olduklar› halde, bu maddelerin de taslakta yer almas›n›n iflçilerin tepkisine yol açt›¤›n› söylediler. Sendikan›n bu tasla¤› iflçilerin iradesi d›fl›nda haz›rlayarak sadece “haberiniz olsun” ba¤lam›nda iflçilere aç›klanmas› ise iflçiler aç›s›ndan son damla niteli¤i tafl›yor. Zira iflçiler tek tek söz alarak sendikaya olan tepkilerini dile getirdikten sonra, özellikle de söz alan iflçilerin ertesi gün ifllerine son veriliyor. ‹flte hem patrona ve hem de sendikal ihanete karfl› mücadele eden Castleblair iflçileri süreçlerini bu flekilde özetliyorlar. ILPS ad›na konuflan Belediye-‹fl 2 Nolu fiube Baflkan› Hasan Gülüm bu durumlara yabanc› olmad›klar›n›, 4857 say›l› ‹fl Yasas›n› kabul edenlerin de gene bu sendika yönetimleri oldu¤unu, kendisinin de sendika yönetiminde oldu¤undan buradaki durumu çok iyi görebildi¤ini belirterek “Ancak en iyi iflveren sendikac›lard›r. Onlar nas›l tasfiye edip nas›l satacaklar›n› çok iyi bilirler ve görüyoruz ki çok iyi uygularlar. ‹hanetleri a¤›rd›r. Bu kadar da¤›-

Bolu belediye

n›k ve örgütsüzsek bu suçun büyü¤ü onlardad›r. Fabrikadaki iflçiler bu durumu anlamazlarsa yar›n ya sendikas›zlaflt›r›lacak ya iflten at›lacak ya da patron güdümündeki sendikalar onlara yön verecektir. Yani sizin bafl›n›za gelen onlar›nda bafl›na gelecektir” dedi. Hasan Gülüm’ün ard›ndan söz alan bir DDSB’li emekçi de “Bu direnifliniz kazan›mla sonuçlanmayabilir ancak kazanmak içinse direnmek flartt›r. Bizler çeflitli ifl kollar›nda çal›flan devrimci demokrat emekçiler olarak sendikalar›m›za, içinde yer ald›¤›m›z ‹stanbul Sendikalar Birli¤i gibi platformlara sesinizi tafl›yaca¤›z. Bugün oldu¤u gibi bundan sonra da yan›n›zda olaca¤›z” dedi. Bu konuflman›n ard›ndan Tohum Kültür Merkezi’nin haz›rlad›¤› k›sa bir

NATO protestolar›nda sald›r›ya u¤rayanlar yarg›lan›yor

iflçisi direniyor AKP’li Bolu Belediyesi’nden iflten at›lan 117 iflçinin aileleri ile birlikte belediye önünde bafllatt›klar› oturma eylemi devam ediyor. Bolu Belediyesi’nde geçen dönemlerde vizesiz çal›flt›klar› gerekçesiyle iflten at›lan iflçiler ve yak›nlar› Bolu Belediye Baflkan› Alaaddin Y›lmaz’la görüflmek istemifller ancak bu istekleri reddedilmiflti. 28 Temmuz’da baflkan›n makam odas› önünde oturma eylemi bafllatan iflçiler, geceyi belediye binas› önünde geçirmifl ve sabahtan itibaren de aileleri destek vermeye bafllam›flt›. 40 derece s›cakta bekleyen iflçi yak›nlar› önce belediye binas›na al›nmad›lar ancak daha sonra içeri girmeyi baflard›lar. Terörle Mücadele ve Çevik Kuvvet ekiplerinin y›¤›nak yapt›¤› belediyede belediye baflkan› yoktu. ‹flçi aileleri AKP’nin seçim döneminde alt›n da¤›tarak oy istedi¤ini an›msatarak “Alt›nla iflbafl›na geldiler. fiimdi polis nezaretinde iflten ç›kar›yorlar” dediler. Türk-‹fl Böl-

ge Temsilcisi Erdo¤an Kefeli de “Belediye bizimdir, emekçinindir. Buradan hiçbir yere gitmeyece¤iz ve sonuna kadar direnece¤iz. Evde ekme¤i paylaflt›¤›m›z eflimizle, çocu¤umuzla art›k mücadeleyi de paylaflaca¤›z” dedi. At›lan iflçiler aras›nda Bolu Belediyesi Halk Otobüsleri (ESOT) floförleri de bulunuyordu. Belediye Meclisi’nin yap›lan toplant›s›n›n ilk maddesinin ESOT’un özellefltirilmesi olmas›, iflçilerin neden iflten at›ld›¤›n› bir kez daha gözler önüne serdi: özellefltirme, talan, sermayenin kâr etmesi iflçinin ise iflsizli¤e mahkum edilmesi. Bolu Patates Fabrikas› (Bol-Pat) iflçileri de gece ifl ç›k›fl›nda gelerek iflçilerle birlikte sabahlad›. Bol-Pat iflçileri, “Onlar bizden desteklerini esirgemediler, flimdi s›ra bizde. BolPat kazand›ysa belediye iflçileri de kazanacak, önemli olan iflçilerin dayan›flmas›” dediler. Emek ve Demokrasi Platformu da iflçileri ziyaret ederek destek verdi.

dinletiyle iflçiler ve ziyaretçiler omuz omuza halaya durdu. S›k s›k “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Birlik Mücadele Zafer”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar›n›n at›ld›¤› destek ziyareti Deri-‹fl Tuzla fiubesi Baflkan› Hasan Sonkaya’n›n “Bu direnifl, içerdeki iflçi arkadafllar›n da gerçekleri kavrayarak ve üretimi yavafllat›p gerekirse durdurarak mücadeleye kat›lmas›yla zafere ulafl›r. Bu zaman zarf›nda elbet patron güdümünde pek çok sald›r› olacakt›r ve belki sivil faflist sald›r›lar olacakt›r. Burada direniflte olan tüm arkadafllara deste¤imizi sundu¤umuzu belirtmek ve arkalar›nda oldu¤umuzu söylemek istiyorum. Hepsine bu onurlu direnifllerinde baflar›lar dilerim” sözlerinden sonra sloganlarla bitti.

Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu 28-29 Haziran tarihlerinde ‹stanbul’da yap›lan NATO Zirvesi’ni protesto edenlerin yarg›lanmas›n› protesto etmek amac›yla 7 A¤ustos Cumartesi günü saat 13:00’te Galatasaray Lisesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. “Üsler kapat›ls›n, iflgale hay›rIrak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu” pankart› açan kitle 28-29 Haziran’da Okmeydan›’nda, Mecidiyeköy’de ve Taksim’de Zirve’yi protesto eden göstericilere polisin azg›nca sald›rd›¤› resimleri de döviz olarak aç-

t›lar. Bas›n aç›klamas›ndaki metni koordinasyon ad›na Fadik Bilgetekin okudu. Bilgetekin “emperyalistlerin daha fazla kâr ve hammadde elde etmek için önce Afganistan ard›ndan Irak ile bafllayan iflgallerine ve bundan sonra hangi ülkeyi nas›l sömüreceklerine karar verdikleri NATO Zirvesi’ne karfl› alanlara ç›kan bizler iki gün boyunca devletin fliddetine maruz kald›k. Arkadafllar›m›zdan onlarcas› yaraland› ve gözalt›na al›nd›. Emperyalist sömürüyü ve iflgali durdurmak için mücadele eden arkadafllar›m›z bugün yarg›lan›yorlar. ‹nsanl›k onuru ile alanlara ç›kanlar de¤il, halklar›n mahkemesinde emperyalistler ve iflbirlikçileri yarg›lanacakt›r” dedi. Bilgetekin konuflmas›n›n devam›nda “11 A¤ustos Çarflamba günü saat 10:00’da Beyo¤lu Adliyesi’nde arkadafllar›m›z yarg›lanacak. Tüm insanl›¤› orada olmaya ça¤›r›yoruz. Korku ve sessizlik insanl›¤›n düflman›d›r” dedi. Bas›n aç›klamas›nda kitle s›k s›k “Katiller halka hesap verecek”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “‹flgale de¤il, direnifle destek” vb. sloganlar›n› att›lar. (‹stanbul)


13

2

13-26 Ağustos 2004

Çeteler d›flarda ö¤renciler hapiste 17-23 May›s 2004 tarihleri aras›nda Trakya Üniversitesi’nde bahar flenlikleri düzenlendi¤inde rektörlük taraf›ndan flenli¤e kat›lan ö¤rencilerin isimleri tek tek Edirne Emniyet Müdürlü¤ü’ne (olaylar esnas›nda ve halen görevde olan emniyet müdürü U¤ur Gür daha önce de Bolu’da emniyet müdürlü¤ü yapm›flt›. Bolu’da görev yapt›¤› süreçte de yine bir üniversite ö¤rencisi olan Kenan Mak adl› yurtsever bir ö¤renci faflistler taraf›ndan b›çaklanarak öldürülmüfl ve cinayetin üstü bizzat kendisi taraf›ndan örtülmeye çal›fl›lm›flt›) verilerek, polis ve jandarmaya, hedef gösterdiler. Ö¤renciler 20 May›s’ta yap›lan sald›r›yla gözalt›na al›nm›flt›. Sald›r› s›ras›nda birçok ö¤renci yaralanarak hastaneye kald›r›l›rken baz› ö¤renciler ise ülkücü faflist gruplar›n sat›rl› sopal› sald›r›lar›na maruz kalm›flt›. 4 gün gözalt›nda kalan ö¤renciler sözlü ve fiziksel iflkencelere maruz kal›rken aralar›ndan 20’si tutuklanarak Edirne E Tipi Kapal› Hapishanesi’ne konulmufl, geri kalanlar ise tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›lm›fllard›. Olaylar›n hemen ertesinde ise polis, bomba imha ekipleriyle 13 ö¤rencinin evlerine bask›n dü-

zenleyerek, ö¤rencilerin bafllar›na silah dayay›p döverek tehdit etmiflti. 2-5 ve 9 Temmuz’da görülen mahkemelerinde ise tutuklanan ö¤rencilerin suçlu olduklar›n› ispatlayan herhangi bir delil bulunmamas›na ra¤men 14’ünün tutukluluk hallerinin devam etmesine yönelik karar ç›km›flt›. Tutuklanan ö¤rencilerin 5 A¤ustos’ta yap›lacak olan duruflmas›n› kamuoyuna duyurmak ve mahkemeye kat›l›m sa¤lamak için 4 A¤ustos 2004 tarihinde tutuklu aileleri, DKÖ’ler ve arkadafllar› “Çeteler d›flar›da, ö¤renciler içeride” yaz›l› pankart açarak ‹stiklal Caddesi’nden Galatasaray Lisesi önüne geldiler. “Evlad›ma dokunma”, “Tutuklu ö¤renciler onurumuzdur”, “Çetelere k›yak ö¤rencilere dayak” vb. sloganlar atarak maketten yapt›klar› hücrenin içerisine tutuklu ö¤rencileri temsilen bir ö¤renci yerlefltirerek daha sonra maketi parçalad›lar. “Rektör-polis iflbirli¤ine son”, “Edirne emniyet müdürü istifa”, “Arkadafl›ma dokunma”, “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleflecek”, “Ö¤renciler hapiste, rektör nerede” vb. döviz tafl›yan aileler ve ö¤renciler

ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan Trakya Üniversitesi T›p Fakültesi ö¤rencisi Fatma Demirbafl, “Bizler biliyoruz ki, paras›z demokratik üniversite mücadelesini veren ö¤renciler üzerindeki bu tür bask›lar ve sald›r›lar ilk defa olmuyor. Ancak bizler tüm bu bask› ve sald›-

Gerilla cesetlerine iflkence sürüyor Son günlerde TC güçleriyle HPG gerillalar› aras›nda yo¤unlaflan çat›flmalardan sonra flehit düflen HPG gerillalar›n›n cesetlerine iflkence yap›l›yor. Kulaklar›, dudaklar›, parmaklar› kesilen gerillalar morga dahi konulmuyorlar. Geçti¤imiz günlerde HPG gerillalar›ndan Mufl’ta flehit düflenlere uygulanan vahfletin ard›ndan 1 A¤ustos’ta Dersim’in Pülümür ilçesi Zel yaylas›nda flehit düflen gerillalara da ayn› vahflet uyguland›. Gerillalar›n kollar›, kafalar›, parmaklar› kesilirken Türkiye Kürdistan›’nda ad› kald›r›lan OHAL’in sürdü¤ü gözler önüne serildi. Bu sald›r›y› k›nayan ‹HD ‹zmir fiubesi 7 A¤ustos 2004 tarihinde bir bas›n aç›klamas› yapt›. fiube binas› önünde saat 13:00’te yap›lan aç›klamay› ‹HD ‹zmir fiubesi Baflkan› Av. Mustafa Rollas okudu. Rollas yapt›¤› aç›klamada “bu tür iflkenceleri ve vahfleti k›n›yoruz” dedi. Eylem alk›fllarla bitirildi. (‹zmir)

Çerkezköy iflçileri haklar›n› almada kararl› Çerkezköy Belediyesi’nden iflten atmalar› protesto etmek isterken gözalt›na al›nan D‹SK/Genel-‹fl’e ba¤l› Çerkezköy belediyesi iflçileri, AKP’li Belediye Baflkan› Ali Ertem’in sendikas›zlaflmay› dayatt›¤›n› söyledi. Genel-‹fl Çerkezköy fiube Baflkan› Arif Kuday “AKP’li Belediye Baflkan› bize verdi¤i 420 milyonu çok bulurken, kendi maafl›n› 4.5 milyara ç›kard›. Belediye hakk›nda dava açaca¤›z” dedi. Çerkezköy Belediye Baflkan› Ali Ertem taraf›ndan temizlik ifllerini özellefltirme kapsam›nda 25 belediye iflçisinin iflten at›lmas›na tepki gösterdikleri için yaka paça gözalt›na al›nan 20 iflçi, Çerkezköy Savc›l›¤› taraf›ndan ifadeleri al›nd›ktan sonra serbest b›rak›ld›. Serbest kalan iflçiler yar›m kalan bas›n aç›klamas›n› Çerkezköy belediye binas› önünde yapt›. Genel-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Mehmet Karagöz D‹SK avukatlar›ndan Mustafa Üçdere, ve Genel-‹fl’e ba¤l› yöneticiler kat›ld›. “‹flçiyiz hakl›y›z kazanaca¤›z” pankart› açan iflçiler, “‹flsizlik yoksulluktur” yaz›l› önlükler giydiler. Grup ad›na aç›klama yapan Genel-‹fl Çerkezköy fiube Baflkan› Arif Kuday, D‹SK’in huzursuzluk yaratmak gibi bir niyeti olmad›¤›n› vurgulayarak, amaçlar›n›n at›lan iflçilerin geri al›nmas› oldu¤unu söyledi. Kuday, devamla özellefltirme ve tafleronlaflmaya karfl› olduklar›n› buna karfl› mücadeleyi yarg›ya da tafl›yacaklar›n› bildirdi. Konuflmalar s›ras›nda s›k s›k “At›lan iflçiler geri al›ns›n”, “Yaflas›n ifl ekmek özgürlük” sloganlar› atan grup, daha sonra sessizce da¤›ld›. (Kartal)

r›lara karfl› direnmeye ve demokratik taleplerimizi hayk›rmaya devam edece¤iz” dedi. 5 A¤ustos’ta yap›lan mahkemede tutuklu olan 14 ö¤renci tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›. (‹stanbul)

Seyyar sat›c›lar üzerindeki bask›lar artarak devam ediyor Eminönü’nde tezgah açmalar›na izin verilmemesini, çeflitli eylemlerle protesto ettikleri için zab›ta ve polis taraf›ndan sürekli tehdit edildiklerini söyleyen Eminönü seyyar sat›c›lar› 7 A¤ustos Cumartesi günü yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla kendilerine yap›lan keyfi bask›lara son verilmesini istediler. Eminönü Yeni Cami önünde biraraya gelen yaklafl›k 100 seyyar sat›c› ad›na bas›n aç›klamas› yapan ‹kbal Ifl›k “4 ayda 22 eylem yapt›k. Sorunlar›m›za çözüm üretilmedi¤i takdirde eylemlerimiz devam edecek. Bize yönelik bask›lar artt›. Eminönü polis teflkilat› içerisinde Hasan diye birinin de oldu¤u bir grup bana karfl› silah çektiler, her türlü bask›y› uygulad›lar ve beni gözalt›na ald›lar” dedi. Ifl›k konuflmas›n›n devam›nda, “benim ve arkadafllar›m›n can güvenli¤i yok. Bizler vergili ve iflgaliye paras›n› ödeyece¤imiz bir yer istiyoruz. Kimseye düflmanl›¤›m›z yok. Biz bar›flç›l bir çözüm istiyoruz. Bak›n burada 100’ün üzerinde sivil polis var. Buradaki seyyarlar sadece do¤ulu olduklar› için yok edilmek isteniyorsa bunu aç›kça söylesinler. Desinler ki, ‘siz kimli¤inizden dolay› ve o bölgede Kürt oldu¤unuz için yok edilmek isteniyorsunuz’. fiunu anlas›nlar halk yok edilemez. Bizler yer istiyoruz. Bu son bar›flç›l ça¤r›m›zd›r. Bu ülke bizimdir. Bu ülke batt›¤›nda hepimiz bataca¤›z” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” slogan› eflli¤inde 5 dakikal›k oturma eylemi yapan grup Kapal› Çarfl› çevresinde yürüyüfl yapt›ktan sonra da¤›ld›. (‹stanbul)


13-26 Ağustos 2004

14

2

1918’de Yunanistan Komünist Partisi’nin kurulufluyla bafllayan Yunanistan Komünist Hareketi tarihi, önemli deneyimlerle doludur. YKP/ML’nin A¤ustos 2004 tarihli afla¤›daki yaz›s›, bu tarihteki önemli dönüm noktalar›ndan hareketle bu uzun sürece ›fl›k tutuyor. Özellikle Komünist Hareketin kendi içindeki zaaflar› ve pratik hatalar› ve buna ra¤men MarksistLeninistlerin direnifl ve savafl› her seferinde sürdürerek yeniden aya¤a do¤ruluflunu görmek aç›s›ndan önemli bir deneyimdir.

Yunanistan Komünist Hareketi’nin tarihi 1987

20’li ve 30’lu y›llar komünist hareket aç›s›ndan kritik y›llard›, çünkü yönelim sorunlar› hakim hale gelmiflti. Nikos Zacharidis -3. Enternasyonal’in devreye girmesiyle- YKP’nin genel sekreteri oldu. Kendisinin illegal mücadele konusunda büyük bir deneyimi vard› ve ayn› zamanda MarksizmLeninizm konusunda genifl bir birikime sahipti. YKP birkaç y›l içinde ve birçok hararetli ideolojik tart›flmalardan sonra, harekete enternasyonal yönelim temelinde, somut bir yön verdi. Böylelikle Yunanistan halk› yaklaflmakta olan 2. Dünya Savafl›na haz›rland›.

1998

Yunanistan komünist hareketinin tarihi 1918’de, Yunanistan Komünist Partisi’nin (KKE) kurulmas›yla bafll›yor. Ayn› y›l tüm Yunanistan’da birçok yürüyüfl ve etkinlik örgütleniyor. Hiç flüphesiz bundan önceki y›llarda da, sosyalist gruplar, dernekler ve ittifaklar oluflturulmas› için çaba sarf edildi ve baz› zorluklara ve takibatlara ra¤men, grevler ve bas›n aç›klamalar› örgütlendi; hem de çok baflar›l› bir biçimde. YKP’nin (KKE) kurulmas›yla birlikte iflçi s›n›f›n›n tek tek ve da¤›n›k olan parçalar›, sosyalizm için genel mücadele hedefine do¤ru kararl› bir ad›m atma yönünde birleflti. ‹lk dönemlerdeki komünistler say›s›z zorluklarla karfl› karfl›ya kald›lar. ‹lk etapta, emperyalizmin ‘yeni do¤mufl’ olan Sovyetler Birli¤i’ne yönelik sald›r›s›na karfl› tav›r almak zorundayd›lar. Yunan burjuvazisi emperyalist efendilerine (Fransa ve ‹ngiltere) sad›k kalarak, Ukrayna’ya birlikler gönderdi. Bu ayn› zamanda Yunan egemen

s›n›f›n›n, iflçi s›n›f›na ve onun sosyalist dönüflüm mücadelesine verdi¤i bir yan›tt›. Ancak Yunanistan komünistleri pes etmediler. Birliklerin geri çekilmesini talep ederek, ilk sosyalist devletle dayan›flma içinde olduklar›n› ilan ettiler. Komünist hareketi tüm takibatlara, gözalt›lara, vahfli teröre ve demokratlar›n ve YKP üyelerinin katledilmesine ra¤men, geliflme sa¤lad›. Yunan burjuvazisi hemen 1. Dünya Savafl› sonras› (yani 1919) ‹ngiliz ve Frans›z emperyalistlerin ç›karlar›na hizmet etmek için, onlar›n da¤›tmak istedi¤i Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na karfl› oportünistçe bir savafl bafllatt›. Bu savafl 3 y›l sürdü ve bunun sonucu sadece 1922’deki Yunanistan yenilgisi de¤il (küçük Asya’n›n baflar›s›zl›¤›), ayn› zamanda da Yunan halk›n›n küçük Asya’dan zorla göç ettirilmesiydi. Bunun sonucu olarak yaklafl›k 1.5 milyon mülteci Yunanistan’a geldi ve y›llarca yoksulluk ve sefalet içinde yaflad›. Komünist hareket bu nüfusun önemli bir bölümünü etkilemeyi baflard› ve bunlar›n ço¤u YKP’ye kat›ld›. 3. Enternasyonal’e kat›l›m devrimci-komünist hareket aç›s›ndan büyük bir önem tafl›yordu ve önemli bir s›çrama (at›l›m) getirdi. Komünistler, mücadelelerinin devam› aç›s›ndan yararl› olacak, önemli uluslararas› iliflkiler kazand›lar. Yunanistan Komünist Partisi, 1. ve 2. Dünya Savafllar› aras›ndaki y›llarda iflçi s›n›f›yla ve köylülerle yak›nlaflmaya çal›flt›. Bu çok kolay olmad›, çünkü o dönemde birçok cunta gerçekleflti ve komünistler birçok tehlikeye maruz kald›lar. Komünist Parti’nin yönelim ve önderlik sorunu h›zl› bir flekilde önem arz etmeye bafllad›. 20’li ve 30’lu y›llar komünist hareket aç›s›ndan kritik y›llard›, çünkü yönelim sorunlar› hakim hale gelmiflti. Nikos Zacharidis -3. Enternasyonal’in devreye girmesiyle- YKP’nin genel sekreteri oldu. Kendisinin illegal mücadele konusunda büyük bir deneyimi vard› ve ayn› zamanda Marksizm-Leninizm konusunda genifl bir birikime sahipti. YKP birkaç y›l içinde ve birçok hararetli ideolojik tart›flmalardan sonra, harekete enternasyonal yönelim temelinde, somut bir yön verdi. Böylelikle Yunanistan halk› yaklaflmakta olan 2. Dünya Savafl›na haz›rland›. Yunanistan komünistleri, enternasyonalin çok yönlü deste¤i ve çeflitli ül-

kelerin komünistlerinin dayan›flmas› sayesinde, ülkemiz iflçi ve halk hareketinin geliflmesine katk› sundu. Kitlesel ve dinamik gösteriler, ço¤u kez göstericiler ile polis ve ordu aras›nda ç›kan çat›flmalarla sonuçlan›yordu. Selanik’te, May›s 1936’da gerçekleflen büyük miting buna bir örnek olarak verilebilir. Tütün iflçileri halkla birlikte günlerce mücadele etti. Hatta isyan› bast›rmak için Selanik’e gönderilen bir ordu birli¤i halkla birleflti. fiehir iki gün boyunca halk›n kontrolü alt›ndayd›. Burjuvazi, ‹ngiltere’nin deste¤iyle, 1936’da bir baflka, ancak daha vahfli bir diktatörlük kurdu. Metaxsas iktidara geliyor, birçok komünist tutuklan›yor, iflkenceden geçiriliyor ve sürgün adalar›na gönderiliyordu. 2. Dünya Savafl›’n›n bafllamas› ve ‹talya’n›n Yunanistan’a yönelik sald›r›s›yla birlikte, o dönem hapishanede bulunan Zacharidis bir mektup yazd› ve tüm komünistleri ve halk› düflmana karfl› silahlanmaya ça¤›rd›. Ülkenin askeri ve siyasi önderli¤i sald›r›dan k›sa bir süre sonra teslim olmaya haz›rlan›yordu. Ancak halk savaflt› ve sald›r›y› baflar›yla geri püskürttü. Buna ra¤men Nazi ordusu 1941’de ülkeyi iflgal etti. Burjuvazi -hiç istisnas›z- halk› teslim olmaya ve Nazilerle iflbirli¤i yapmaya ça¤›rd›. Komünistlerin buna yan›t› hemen birkaç ay içinde geldi. YKP, di¤er demokratik örgüt ve partilerle birlikte, yurtsever bir örgüt olan ve asli özünü Yunanistan Komünist Partisi’nin oluflturdu¤u ve halk kesimin ço¤unlu¤unu içine alan Ulusal Kurtulufl Cephesi’ni (EAM) kurdu. Ayn› zamanda h›zl› bir flekilde Ulusal Halk Kurtulufl Ordusu (ELAS) da kuruluyordu. Aris Velouchiatis partizanlar›n ve onlar›n ordusunun önderiydi. Kendisi bir YKP kadrosuydu. Üstün yeteneklere sahipti ve bu yeteneklerini k›sa zamanda kan›tlam›flt›. Velouchiatis ülkemizin da¤lar›n›n efsanesi oldu. K›sa sürede askeri yeteneklerini ispatlad› ve ELAS onun önderli¤i alt›nda büyük baflar›lar elde etti. Eylemler art›k ola¤an hale gelmiflti. Üretim mücadelesi de insanlar›n yaflamlar›n› sürdürmeleri aç›s›ndan çok önemliydi. Köylüler arazilerinde koruma alt›na al›nd›lar. Böylelikle k›rsaldaki ve flehirlerdeki halk açl›ktan kurtar›lm›flt›. Üç y›ldan k›sa bir süre içinde ülkenin büyük bir bölümü kurtar›ld› ve da¤larda ilk sosyalist yönelimli halk iktidar› kuruldu.


2 Komünist halk hareketi destan› Britanya emperyalistlerinin Aral›k 1944’teki istilas›yla kesintiye u¤rad›. Atina bombaland› ve Yunan halk› bir aydan fazla bir süre ‹ngiltere ve onlar›n uflaklar›na karfl› mücadele etti. Amerikan emperyalistleri en sonunda üstün geldiler. Ve bunun ise iki nedeni vard›: bir yanda YKP kadrolar›n›n üst üste yapt›¤› hatalar, di¤er tarafta ise emperyalistlerin Yunanistan üzerindeki kontrolü b›rakmama yönündeki ›srar›. ELAS askeri yenilgi almamas›na ra¤men (Atina d›fl›nda bulunan tüm gruplar hiç zarar görmedi), Varkisi Anlaflmas›’n› imzalad› ve böylece silah b›rakt›. Sonuçlar› k›sa sürede herkesçe kavranan bu durum, YKP önderli¤inin en ciddi hatalardan biriydi. Zorbal›k ve terörizm h›zl› bir flekilde tüm ülkeye yay›ld›. Eski Nazi iflbirlikçileri Yunan ordusunun ve polisinin bafl›na geçtiler. Bununla birlikte halka karfl› vahflet ve terörün hakim oldu¤u bir süreç bafllad›. Sonraki y›llarda binlerce komünist takibata u¤rad›, ülkeden sürüldü, tutukland›, iflkence gördü, idam edildi ya da katledildi. YKP yasad›fl› ilan edildi. Komünistler 1946’da burjuva ordusuna karfl› aç›kça savaflmak zorunda kald›lar. Yunanistan Demokratik Ordusu’nu (DSE) kurdular ve dört y›l süren yeni bir gerilla savafl› bafllatt›lar. Partizanlar tüm zorluklara ve donan›m eksikli¤ine ra¤men hiçbir zaman teslim olmay› düflünmediler. Ayn› dönemde en güçlü emperyalist olan ABD, faflist ordunun silahlanmas›n› üstleniyordu. Bu süreçte Napalm bombalar›n›n ilk kez Yunan komünistlerine karfl› kullan›ld›¤›ndan söz edilmektedir. 1949’da komünistlerin (hem kendi hatalar›ndan ve hem de Tito’nun hain tutumundan kaynakl›) geri çekilmekten baflka çaresi kalmam›flt›. Bir ço¤u (yaklafl›k 45.000) s›n›r› geçti ve sosyalist ülkelere s›¤›nd› (Arnavutluk, Bulgaristan, Macaristan, Sovyetler Birli¤i vb.) Askeri yenilgiyi vahflet ve terör dalgas› izledi. Ülkelerinin özgürlü¤ü için faflizme ve emperyalizme karfl› savaflan yurtseverleri, tutuklamalar›n, sürgünlerin (Ege adalar›na) yan› s›ra, idamlar bekliyordu. Bunun bir askeri yenilgi oldu¤unun alt›n› çizmek gerekiyor, çünkü Parti siyasi ve örgütsel olarak hala çok güçlüydü ve illegal faaliyetler (illegal hücreler arac›l›¤›yla) ve legal faaliyetler (dernekler arac›l›¤›yla) h›zl› bir flekilde yeniden örgütlenmiflti. Komünistler teröre karfl› mücadelelerini kahramanca sürdürüyorlard›. 1952’de Nikos Belogiannis, YKP’nin karizmatik kadrosu (Picasso’nun ünlü tablosundaki karanfilli adam) iki duruflman›n ard›ndan ve ABD emperyalizminin ›srar›yla idam edildi. Parti temsilcisi Gregoris Lambrakis paramiliter lümpenler taraf›ndan 1963’te Selanik’te katledildi. YKP buna ra¤men güçlü kald› ve askeri yenilgisinden iki y›l sonra sol bir ittifak oluflturuldu. Parlamento seçimlerinde (1958) parlamentonun

15 ikinci büyük kat›l›mc›s›yd›. SBKP’nin 20. Kongresi öncesinde de olmak üzere, revizyonizme karfl› tav›r koyan ilk parti YKP oldu. Revizyonist üyeler, Sovyet polisinin de yard›m›yla, ço¤unlu¤u partiden atmaya çal›flt›lar. Tart›flmalar, kavgalar ve dayak atmalar oldu (benzer fleyler baflka ülkelerde de yafland›, ama bu kadar fliddetli de¤ildi). Do¤u Avrupa partilerinden oluflan bir komite ve YKP’nin MK az›nl›¤›, 1955’de, komitenin ço¤unlu¤unun Parti’den at›ld›¤›, genel sekreter Zacharidis’in görevden al›nd›¤› ve 1973’de öldü¤ü s›rada bulundu¤u Sibirya’ya (küçük bir kent olan Sorgut’a) sürgün edildi¤i, sözde 6. toplant›y› örgütlediler. Ayn› zamanda Yunanistan’daki komünistlerin ço¤unlu¤u Kruflçevci SBKP’nin bu müdahalesini kabullenmediler. Hapishanelerdeki ve sürgün adalar›ndaki komünistler hem 6. toplant›y› ve onun kararlar›n› ve hem de ayn› zamanda da kadrolar›n düflürülmesine karfl› ç›kt›lar. Örne¤in, Agios Estratios adas›nda sürgünde bulunan 1000 komünistin ço¤unlu¤u, reformist dönüflümü ve parti-darbesini a¤›r elefltirdiler. Agios Estratios’deki direnifller uzun süre devam etti. Yunanistan’daki ve Do¤u Avrupa ülkelerindeki komünistler, devlet terörüne ve reformize karfl› mücadelelerini sürdürdüler ve Marksist Leninist teoriyi desteklediler. 60’l› y›llar›n bafllar›nda Marksist Leninistler, Do¤u Avrupa ülkelerinde (Bulgaristan, Romanya, Polonya, Macaristan ve Çekoslovakya’da) ama ayn› zamanda da Rusya’da illegal gruplar (hücreler) oluflturdular ve dergi ve gazeteler etraf›nda birlefltiler ve ÇKP ile yak›n bir iliflkilere girdiler. Birçok kez yarg›land›lar, mahkum oldular, sürgün edildiler ve hatta s›n›r d›fl› edildiler. Bu zor koflullar alt›nda, 1964’te Yunanistan Marksist-Leninistleri örgütü kuruldu (OMLE) ve “Anagennisi” (Yeniden Do¤ufl) dergisi yay›nland›. K›sa zamanda Yunanistan’›n revizyonizme karfl› sesi oldu. OMLE çok çabuk geniflledi

ve birçok cephe hareketi, gençlik ve iflçi örgütleri oluflturdu. Bunun yan›s›ra, Mao’nun birçok eserini yay›nlayarak, ideolojik ayd›nlanma için çaba sarf etti. 1967 y›l›nda, ABD emperyalizminin destekledi¤i askeri cunta gerçekleflti. Halk ve komünistler aç›s›ndan daha fazla bask› anlam›na geliyordu bu. OMLE’nin birçok üye ve kadrosu tutukland›. Ancak birço¤u Bat› Avrupa’ya kaçt›. Özellikle de genç insanlar ve ö¤renciler Yunanistan’da ve yurt d›fl›nda birlefltiler ve anti-faflist ve anti- emperyalist mücadelelerini sürdürdüler. 1969’da OMLE’nin bütün önderli¤i tutukland›. Her ne kadar a¤›r bir darbe al›nm›flsa da, illegal hücreler ayakta kald› ve OMLE 70’li y›llar›n bafl›nda iflçi hareketi içinde yayg›nlaflt›. Ayn› dönemde Bat› Avrupa’da da Marksist Leninist hareket güçlendi ve “Anti-faflist Cephe” (AMEE) kuruldu ve üyeleri Do¤u Avrupa ülkelerindeki Marksist Leninist siyasi mültecilerle temasa geçti. Askeri cunta, Atina’daki Politeknik üniversite katliam›n›n birinci y›l› bile dolmadan, 1974’e kadar sürdü. Bütün bu 7 y›l boyunca halk kahramanca bir direnifl gösterdi ve ayn› zamanda halka yak›n olan Marksist- Leninistler de bu direnifle büyük bir katk› sundu. Parlamenter ‘demokratikleflmenin’ sonraki y›llar›nda da ülke ba¤›ml› olmay› sürdürdü; Marksist-Leninistler kendi güçlerini yeniden örgütlediler ve kitle hareketi içindeki faaliyetlerini yayg›nlaflt›rd›lar. Tüm Marksist Leninist örgütler 1974 y›l›nda birlefltiler ve 1976 y›l›nda, net bir anti-revizyonist ve antiemperyalist çizgide olan Yunanistan Komünist Partisi (Marksist- Leninist)’i -KKE (M-L) kurdular. Polidoros Danilidis YKP/ML’nin genel sekreteri oldu. Kendisi ELAS’›n siyasi önderiydi ve YKP’nin illegal mekanizmas›n›n, 1930-45 y›llar› aras›ndaki önemli bir kadrosuydu. 1976’ya kadar Romanya’da siyasi mülteci olarak yaflam›flt›. YKP/ML çok aktif ve militand› ve ö¤renciler ve iflçiler aras›nda birçok

13-26 Ağustos 2004 cephe hareketi kurdu. Parti 70’li y›llarda iki siyasi kriz yaflad›. Bunlardan ilki 1976’da, hemen kuruluflundan sonra, üye ve kadrolardan oluflan bir grubun ayr›lmas›yla yaflanand›. Onlar Deng Xiao-Ping’i ve Üç Dünya Teorisi’ni savunuyorlard›. ‹kincisi ise, 1980-81 y›llar aras›nda, Agnostist ve oportünist üyelere karfl› yaflanand›r. Bu ciddi krizin sonucu olarak, 1982’de parti üyelerinin ço¤unlu¤u 1. Konferansta, Marksist Leninist devrimci çizgiyi savunarak ve emperyalizme ve yerli gericili¤e karfl› mücadeleyi sürdürme arzusunu aç›klayarak, partinin yeniden inflas›na karar verdi. YKP/ML, 15 günlük bir gazete (Proletarya Bayra¤›) ç›kart›yor ve yüksek okullarda ve üniversitelerde, sendikalarda, köylerde ve flehir bölgelerinde birçok cephe ve bunun yan›s›ra savafla ve emperyalizme karfl› birçok ittifak oluflturdu. YKP/ML k›sa bir süre önce yeniden inflan›n 20. y›ldönümünü kutlad› ve kendisini bugün gelecek aç›s›ndan daha güçlü ve iyimser hissediyor. Yunanistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist)-A¤ustos 2004

1952’de Nikos Belogiannis, YKP’nin karizmatik kadrosu (Picasso’nun ünlü tablosundaki karanfilli adam) iki duruflman›n ard›ndan ve ABD emperyalizminin ›srar›yla idam edildi. Parti temsilcisi Gregoris Lambrakis para militar lümpenler taraf›ndan 1963’te Selanik’te katledildi. YKP buna ra¤men güçlü kald› ve askeri yenilgisinden iki y›l sonra sol bir ittifak oluflturuldu. Parlamento seçimlerinde (1958) parlamentonun ikinci büyük kat›l›mc›s›yd›.


13-26 Ağustos 2004

16

2

Emperyalist ülkelerde bunal›m giderek derinlefliyor

Geliflmifl ülkelerde art›k teknoloji gelifltikçe çeliflkileri de gelifliyor. Sorunlara müdahale edemiyor. Edemedi¤i gibi girdi¤i bunal›m sürecini daha derinlefltiriyor. Mevcut sorunlar› s›n›f karakteri gere¤i kendi ç›karlar› do¤rultusunda çözmek istiyor.

Emperyalist sistemin içinde bulundu¤u afl›r› üretim süreci, bilindi¤i gibi iflsizli¤i ve yoksullaflmay› daha da art›rarak geliflmektedir. Teknolojinin geliflmesi ve iflgücünün daha tecrübeli ve üretken oluflu, günümüz koflullar›nda, üretimin gerici mülkiyet biçimleriyle olan çeliflkiyi daha da keskinlefltirmifltir. Emperyalizme ba¤›ml› pazarlarda süresiz varolan kriz emperyalist ülkelerde de giderek geliflmifltir. Dolay›s›yla art›k bu ülkelerde de iflsizli¤in geliflmesi h›zla artmakta ve üretimdeki proleterlerin ve tüm emekçilerin ücretleri de düflmekte ve kazan›lan sosyal haklar da gasp edilmektedir. K›sacas› dünya çap›nda proletarya ve tüm emekçiler h›zla yoksullaflt›¤›ndan, üretilen ürün kitlesinin üretildi¤i oranda tüketilememesi ve gerici sistemin ba¤r›nda t›kan›p kalmas› yaflanan kriz sürecini ve s›n›f çeliflkilerini iyice gelifltirmifltir. En geliflmifl emperyalist ülkelerde de iflsizlik h›zla artmaktad›r. Son dö-

nemlerde tüketime dönük sektörlerde kapanan birçok iflyerleri ba¤›ml› ülkelerde aç›lmaktad›r. Ancak tüm bu giriflimler sistemin içine girdi¤i bunal›m› ve çeliflkileri yok etmedi¤i gibi daha da derinlefltirmektedir. Burjuvazi bu gerçekli¤i ›srarla gizleyerek ve çarp›tarak kamufle etmek istese de, sosyal yaflam bu gerçekli¤i ›srarla hissettirmekte ve dayatmaktad›r. Hem de egemen s›n›flar› daha da ürküterek… Eksik olan emekçi s›n›flar›n örgütlenmesini daha da zorunlu k›larak… Ancak buna ra¤men özellikle son süreçte bu ülkelerde yap›lan grevler, eylemler bu t›kan›kl›¤›n emekçilerde yaratt›¤› tepki anlam›nda önemlidir. ÜRET‹MDEN KOPAN SERMAYEN‹N AfiIRI B‹R‹K‹M‹ Uluslararas› alanda mali sermayenin girdi¤i tarihsel süreçlerle vard›¤› aflama en üst düzeye ulaflm›flt›r. Onu var eden temel karakteristik özelliklerini korumufltur. Hatta tarihsel geliflme karfl›s›nda daha tutucu ve daha sald›rgan bir rotaya da girmifltir. Dünya çap›nda üretici güçlerin geliflmesi çeliflkileri hem daha derinlefltirmifl, hem de ekonomik bak›mdan daha da uluslararas›laflmas›na hizmet etmifltir. Üst düzeyde vard›¤› aflama emperyalist rekabeti ortadan kald›rmam›fl, yeni rotalara sokarak sermayenin merkezileflmesine ve yo¤unlaflmas›na sürekli zemin yaratm›flt›r. Merkezileflme ve rekabet devaml› iç içe geliflmifltir. Bir taraftan rekabet ve çat›flma daha güçlü tekellerin nispeten daha zay›f rakiplerini y›k›ma u¤ratmalar›n› gündeme getirirken, di¤er taraftan da daha az say›daki tekellerin rekabetten üstünlükle ayr›lmalar› ve pazarlara egemen olmalar› merkezileflmeyi de beraberinde getirmifltir. Rekabet ve merkezileflme iç içedir. Ve bu iflleyifl salt tekellerle s›n›rl› de¤ildir, ayn› zamanda emperyalist devletler aras›ndaki iliflkilerin de kaç›n›lmaz sonucudur. Nitekim ABD ve di¤er emperyalist devletler aras›ndaki rekabet ve çeliflkiler giderek geliflmektedir. Ama emperyalist devletler aras›ndaki bu çeliflkiler tekellerin rekabeti ve zay›f tekellerin mülksüzleflmeleri ile güçlü tekellerin

merkezileflmeleri iç içe gitmektedir. Emperyalist devletler aras›ndaki saflaflmada çeflitli emperyalistlere ba¤l› tekellerin rekabetinin ve saflaflmas›n›n da önemli rolü vard›r. Özellikle ABD aç›s›ndan ve genel anlamda di¤er emperyalist ülkeler aç›s›ndan dünyan›n yeralt› zenginliklerine sahip bölgelerine yap›lan müdahale, buralarda bulunan kendi tekellerinin egemenli¤inin devam›n›n sa¤lanmas› gibi bir yan da tafl›maktad›r. Emperyalist ülkelerin bugünkü mevcut durumu varolan çeliflkilerin iyice derinleflti¤ini göstermektedir. En geliflmifl kapitalist ülkelerde sermayenin birikimi art›k krize neden olmaktad›r. Sermayenin h›zl› geliflimi ve s›çramalar› ile oluflan sermayenin birikim hacmi en üst boyutlara ulaflm›flt›r. Öyle ki sermayenin önemli bir bölümü üretimin d›fl›ndad›r. Tefeci piyasalarda hareket etmektedir. Sermayenin vard›¤› afl›r› birikim onu giderek artan oranda üretimden koparmakta ve tefeci piyasalara yöneltmektedir. Geliflmifl kapitalist ülkelerde emek üretkenli¤inin ve üretim araçlar›n›n geliflmesi üretimi daha toplumsallaflt›rm›fl, ama, üretim araçlar›n›n mülkiyet biçimi ile olan çeliflkiyi de o oranda keskinlefltirmifltir. Üretilen ürünlerin giderek pazarlarda tüketilememe durumunu beraberinde getiren kapitalizmin temel çeliflkisi derinleflen afl›r› üretimle derin krize girmifltir. Meta de¤ifliminin aksamas›n› da beraberinde getiren afl›r› üretim sermayeyi giderek üretimden koparm›fl ve bugünkü mevcutta iyice borsa ve para piyasalar›na yöneltmifltir. Üretimden kopan sermaye giderek borsa ve para piyasalar›na kaym›flt›r. Uluslararas› alanda giderek tefecileflen sermaye üretken niteli¤ini yitirerek asalak ve rantiye bir nitelik alm›flt›r. Borsa ve para piyasalar›nda üretimden kopuk, rantiye karakter tafl›yan sermayenin bu niteli¤i mevcut aflamada daha kemikleflmifltir. Tefeci piyasalarda afl›r› fliflkinlik ve spekülalatif ifllemler giderek öne ç›km›flt›r. Emperyalist devletlerin yar›sömürgelerle olan iliflkileri giderek daha derinleflmesine, sömürü oran› artmas›na karfl›n krizin geliflimi ve serma-


2 yenin tefeci niteli¤inin geliflimi engellenememifltir. Öyle ki emperyalist ülkelerde varolan ve giderek artan iflsizlik oran› daha da artarak devam etmektedir. ‹flas eden ve kapanan firmalar d›fl›nda, birçok firman›n kâr oran›n› yükseltmek amac›yla emperyalist ülkelerdeki flubelerini kapat›p, iflgücünün ucuz oldu¤u geri ülkelerde flubeler açmas› da iflsizli¤i art›ran bir baflka nedendir. Ayr›ca artan iflsizlik ve sosyal haklar›n gasp›yla giderek fakirleflen emekçiler üretilen ürünleri istikrarl› dönemdeki gibi tüketemiyorlar. Ama di¤er taraftan da s›n›f çeliflkileri giderek keskinleflmektedir. MEVCUT KR‹Z SINIF ÇEL‹fiK‹LER‹N‹ DER‹NLEfiT‹R‹YOR Geliflmifl ülkelerde art›k teknoloji gelifltikçe çeliflkileri de gelifliyor. Sorunlara müdahale edemiyor. Edemedi¤i gibi girdi¤i bunal›m sürecini daha derinlefltiriyor. Mevcut sorunlar› s›n›f karakteri gere¤i kendi ç›karlar› do¤rultusunda çözmek istiyor. Ama yeniden istikrarl› bir rotaya girebilmesi için krizin önkoflulunu oluflturan afl›r› üretimi istikrarl› üretim sürecine dönüfltürmesi gerekiyor. Ancak kendisi için karakteristik olan bu özelli¤ini de¤ifltirmesinin inkans›zl›¤›n›n tefeci piyasalarda yo¤unlaflm›fl olan sermayenin bu piyasalardaki birikimini engelleyemiyor. Kriz giderek daha da derinlefliyor. Üretimdeki ifllevini yitirmifl özelli¤iyle tefecileflen ve üretken niteli¤ini kaybeden sermayenin afl›r› birikimi, emperyalist sistemin yap›s›nda tahribatlar yarat›yor. En önemli sorunlar›ndan biri iflsizliktir. Proleterlerin iflsizli¤i artt›kça, kazan›lan haklar›n›n gasp›yla daha fazla sömürülmekte ve daha yoksullaflmaktad›r. Di¤er taraftan iflsizlik artt›kça orta ve uzun vadede kapitalizmin kâr›n› da olumsuz etkilemektedir. Tüm bu geliflmeler kapitalist sistemin iflleyiflinin ürünüdür. Bir baflka deyiflle emperyalist aflamadaki bugünkü kapitalizmin iktisadi yap›s›n›n iç iflleyiflinin sonucudur. ‹flgücü ve üretim araçlar›n›n teknolojik geliflimi üretimi daha toplumsallaflt›rm›fl, ama üretim araçlar›n›n mülkiyet biçimi ve üretilen ürünün bölüflüm ve da¤›l›m› ile çeliflki daha derinleflmifltir. Sermayenin bugünkü tarihsel evrimi çeliflkileri keskinlefltirmekte ve iflsizli¤i daha art›rmaktad›r. Üretim araçlar› merkezilefltikçe ve iflgücü üretimde toplumsallaflt›kça giderek gericileflen eski üretim iliflkileri ile olan çeliflki de gittikçe keskin boyutlar almaktad›r. Sadece sömürünün artmas› ile de¤il, artan iflsizlik ile de derinleflen çeliflkilerin düzen s›n›rlar› içerisinde çözümü mümkün olmad›¤› gibi, s›n›f uzlaflmazl›¤›n› daha da ar-

17 t›rmaktad›r. Süreklileflen krizin dünya ezilenleri üzerinde yaratt›¤› etkinin anlafl›lmas› aç›s›ndan a盤a ç›kan flu tablo oldukça çarp›c›d›r. ✔ABD’de her y›l bin kifli vuruluyor, günde 80’den fazla insan silahl› olaylarda yaflam›n› kaybediyor. Ülkedeki kay›tl› silah sat›c›lar›n›n say›s› 100 bini buldu. ✔ 6 milyon 300 bin kifli yani nüfusun yüzde 3’ü hapiste veya gözetim alt›nda. Hapisteki insanlar›n say›s› geçen y›l bir önceki y›la oranla yüzde 2.7, 1990 y›l›na oranla yüzde 44.6 artt›. ✔ ‹dam cezas›, halen 38 eyalette uygulan›yor. Bir ço¤unda 16 yafl›nda çocuklar ve ak›l hastalar› da idam ediliyor. ✔ Amerikan nüfusunun yüzde birini oluflturan en zenginler, ülke servetinin yüzde 40’›na sahip. Nüfusun

yecek bulam›yor. ✔ ‹dam edilen toplam 18 bin kiflinin sadece 38’i beyaz. ✔ Afrika kökenli Amerikal›lar aras›ndaki iflsizlik oran›, beyazlar›n iki kat›. ✔ ABD’nin askeri harcamalar› dünyada ilk s›rada. Dünyan›n efendili¤ine soyunan ABD aç›s›ndan çizilen bu tablo dünya ezilenlerinin içinde bulundu¤u tabloyu anlamak aç›s›ndan oldukça çarp›c›. Dünyada keskinleflen çeliflkilerin ç›plak tablosu anlam›na gelen bu geliflmeler ayn› zamanda emperyalizmin y›k›lmazl›¤› 盤›rtkanl›¤›n› yapanlara karfl› içinde bulundu¤u çatlak zemini de ifade etmektedir. Emperyalizme ba¤›ml› ülkelerde iyice keskinleflen çeliflkiler, emperyalist ülkelerde de geliflmifltir. Öyle ki, birçok iflyeri kapanmakta ve geri kal-

yüzde 12.7’si olan 32 milyon kifli ise yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yafl›yor. 46 milyon Amerikal›n›n hiçbir sosyal güvenli¤i yok. ✔ Kad›nlar ayn› iflte erkeklerden yüzde 26 daha az para al›yor. Kad›nlar fuhufla veya hizmetçili¤e yönlendiriliyor. Fuhufl ve insan ticareti uyuflturucu ve silah kaçakç›l›¤›ndan sonra ABD’deki en büyük üçüncü yasad›fl› sektör. Bu ülkede insan kaçakç›l›¤›n›n y›ll›k cirosu 7 milyar. Her y›l 50 bin çocuk ve kad›n ABD’ye kaç›r›l›yor. Kaç›r›lan bu insanlar öncelikli olarak fuhufl sektöründe çal›flt›r›l›yor. ✔ Ölümlerin yüzde 40’› ifl kazalar›ndan veya çal›flma koflullar›n›n neden oldu¤u hastal›klardan kaynaklan›yor. ✔ 2 milyon kifli sokaklarda yafl›yor. Bunlar›n yüzde 40’› yeterli yi-

m›fl ülkelerde iflyerleri aç›lmakta, ama, iflsiz say›s›n›n giderek artmas› ve yoksullu¤un giderek geliflmesi al›m gücünü giderek zay›flatmaktad›r. Geliflmifl emperyalist ülkelerdeki artan iflsizlik ve yoksullu¤un geliflmesi krizin ana nedeni olan afl›r› üretimi daha da gelifltirmektedir. Burjuvazinin tüm çabas›na karfl›n iflçi s›n›f› ile olan çeliflki giderek geliflmektedir. Tekelci burjuvazi, sürece kendi ç›karlar› do¤rultusunda müdahale etmek istiyor. Bu do¤rultuda giderek kat›lafl›yor ve emekçi s›n›flara yönelik daha da sald›rganlafl›yor. Sürece s›n›f karakterleri do¤rultusunda müdahale etmeleri emperyalizmin çürümesini de engelleyemiyor. Tüm çabalar›na karfl›n burjuvazi her fleye yine de kadir olam›yor. Bu ülkelerdeki çeliflkilerin giderek keskinleflmesi proletaryay› daha radikal mevzilerde örgütlenmeye zorunlu k›lacakt›r. S›n›-

13-26 Ağustos 2004 f›n en büyük dezavantaj› bugünkü aflamada örgütsüz olufludur. Ama sömürünün ve bask›n›n giderek artmas› proletaryay› s›n›f karakterine denk düflen örgütlenmeler do¤rultusunda hareket etmeye zorunlu k›lacakt›r. Elbette ki ba¤›ml› ülkelerdeki s›n›f çeliflkileri de giderek derinleflmektedir. Bu ülkelerde sürekli olan devrimci durum daha da geliflmektedir. Emperyalist burjuvazi çeliflkilerin derinleflmesiyle sömürü ve ya¤ma üzerine kurulu yap›s›yla dünyan›n mazlum halklar›n› daha yoksullaflt›rm›fl, varolan çeliflkileri daha uç boyutlara yans›tm›flt›r. Tüm bunlar önümüzdeki süreçte ezen ve ezilen s›n›flar aras›ndaki mücadelenin daha keskin boyutlarda yürütülece¤inin bugünden sezilen göstergeleridir.

Emperyalist ülkelerin bugünkü mevcut durumu varolan çeliflkilerin iyice derinleflti¤ini göstermektedir. En geliflmifl kapitalist ülkelerde sermayenin birikimi art›k krize neden olmaktad›r. Sermayenin h›zl› geliflimi ve s›çramalar› ile oluflan sermayenin birikim hacmi en üst boyutlara ulaflm›flt›r.


13-26 Ağustos 2004

18

2

Yeni bir 15 A¤ustos’ta;

“Yürekli olmal›y›z, de¤erlere ba¤l› olmal›y›z” HPG gerillas› M. Reflit Reflo’nun katledilmesini protesto eylemi

Geçti¤imiz aylarda önce eski DEP milletvekillerinin serbest b›rak›lmas›, ard›ndan Kürtçe yay›n vb. uygulamalarla birlikte kimsenin a¤z›ndan düflmeyen “bar›fl” ortam›n›n büyüsü yerini son günlerde yaflanan iflkence olaylar› ile birlikte daha karamsar bir havaya terketti. Diyarbak›r, Mardin ve Tunceli’de yaflanan çat›flmalar›n ard›ndan gerilla cesetlerine iflkence yap›lmas›, ailelerinin ve bölgenin abluka alt›na al›nmas› bir yandan TC’nin “bar›fl ve demokrasi ad›mlar› atma” anlay›fl›n› ortaya koyarken di¤er yandan da yukar›da bahsetti¤imiz ad›mlarla büyük hayallere kap›lan kimilerini hayal k›r›kl›¤›na u¤ratt›. Yaflanan geliflmelerin ard›ndan “art›k bar›fl ortam›n› korumak gerekiyor”, “bir daha ayn› çat›flmal› ortama dönmeyelim” diyen, hatta onca y›ll›k onurlu mücadeleyi bir “travma”ya benzeterek “bu travman›n yaralar› henüz sar›lmam›flken flimdi ayn› günlere dönmek, fliddeti yaflamak hiç istedi¤imiz bir fley de¤il” fleklinde konuflanlar›n faflist TC’nin “bar›fl”, “dostluk”, “demokrasi” ortam›ndan neyi kastetti¤ini anlay›p anlamad›klar› bir kenara; katledilen gerillalar›n aileleri, yak›nlar› ya da bundan önce ayn› katliamlara tan›k olan Kürt halk›n›n sorular›n› nas›l yan›tlayacaklar› ortada duran bir soru.

mesinin ard›ndan daha net olarak kendini gösteren tasfiyecilik sürecinin onaylanmas› ve ‹mral› çizgisine ba¤l›l›¤›n simgesi olan 2. Kongre kararlar› hat›rlanacak olursa; Kongre kararlar›ndan biri de bir süredir devam eden tek tarafl› ateflkesin kald›r›lmas› ve savunma temelinde sald›r›lar›n bafllat›lmas› idi. D›flardan bak›ld›¤›nda ilk anda ateflkesin atefle dönüflmesi olarak alg›lanan bu geliflme özünde bir politika de¤iflikli¤i ya da tekrar silahlara sar›lma de¤ildir. Sadece Kürt kitlesine moral, motivasyon sa¤lamay› ve devleti silahlar› kullanarak tehdit

HAKLAR ANCAK D‹RENEREK VE SAVAfiARAK ELDE ED‹L‹R Bu süreci de¤erlendirmek için KONGRA-GEL’in 2. Genel Kurulu ile birlikte ald›¤› kararlara da bakmak gerekmektedir. Abdullah Öcalan’›n yakalanarak ‹mral› Adas›’na getiril-

etme ve böylece k›r›nt›lar elde etmenin bir yöntemi idi. Bunu Murat Karay›lan’›n Genel Kurul sonras› yapt›¤› aç›klamalarda da aç›kça görmek mümkün. Karay›lan; “Bu koflullarda demokratik eylemler her fleyden önemlidir. Diplomatik çal›flmalara ve serh›ldanlara her zamankinden

Eski DEP milletvekillerinin T‹SK ziyareti

Hevsel operasyonunda katledilen M. Sait Özgün’ün cenazesi

Direnifl bask›lar› da beraberinde getirmifl ancak tüm haklar ancak böyle elde edilebilmifltir. Bu anlamda bak›ld›¤›nda 2. Kongre’den ç›kan tek sonucun ‹mral› çizgisine daha bir ba¤lanmak oldu¤unu söylemek yanl›fl de¤ildir. Tek tarafl› ateflkesin kald›r›lmas›n›n ise zaten bir anlam› yoktur. Çünkü devletin sald›r›lar› karfl›s›nda ister istemez bir karfl› koyuflun, direniflin olmas› kaç›n›lmazd›r. Bu aç›lardan bakarak devletin yapt›¤› göstermelik de¤ifliklikleri “demokratikleflme” ad›mlar› olarak saymak fazla hayalci bir tutumdur. Bu geliflmelerin yan›s›ra Recep Tayyip Erdo¤an’›n Ortado¤u ülkelerine yapt›¤› ziyarette masaya koydu¤u Kürt sorunu tart›flmalar› da önemlidir. ABD ile yürütülen pazarl›klarda da ana konular aras›nda yer alan bu sorun kendini özellikle “PKK’ye karfl› ortak mücadele” formülasyonunda bulmaktad›r. Türk hakim s›n›flar›n›n rahats›zl›k duydu¤u ve sürekli dillendirdi¤i “bu konuda somut ad›mlar at›lmal›d›r” mesaj› her f›rsatta gündeme getirilmektedir. ABD aç›s›ndan belli noktalarda elinde bulundurdu¤u Gerillalara yap›lan iflkenceyi Kürt kart›n› yeri ve zaman› gelk›nayan eyleme polisin sald›r›s› di¤inde kullanma plan› öteden beri bilinen bir gerçektir. Bugün aç›s›ndan özellikle s›k›fld›r. Ancak devletin yap›lan irili ufakl› man›n ve buna ba¤l› olarak da yaflaeylemler ya da “silahlar tekrar pat- nan gerilemenin oldu¤u koflullarda bu lar” tehditleri ile Kürt halk› üzerinde- kart› kaybetmeyi tercih etmeyece¤i de ki bask›lar› hafifletmeyece¤i aç›kt›r. bir gerçektir. Özellikle Ortado¤u’ya Bask›lar›n yok olmas› hiçbir dönem yönelik önümüzdeki dönem hedefleverilen tavizlerin ayyuka ç›kmas›, di¤i politikalar›n yaflama geçirilmetaviz üstüne taviz verilmesi ile de¤il sinde ABD bu kart› mutlaka oynamak direnifl ve savafl ile kazan›lm›flt›r. isteyecektir. daha çok ihtiyac›m›z var. Bunun yan›nda meflru savunmam›z devam edecektir. Siyasal çözümü esas al›yoruz. Stratejimizde bir de¤ifliklik yoktur” sözleri ile ‹mral› çizgisine ba¤l›l›¤›n› göstermekte ve Kürt halk›n› da bu yanl›fla ortak etmeye çal›flmaktad›r. Karay›lan’›n deyimi ile stratejide bir de¤ifliklik yoktur. Öyleyse tekrar silahlara sar›lmak daha do¤rusu misilleme ve meflru savunma eylemlerine giriflmek sadece ve sadece Kürt kitlesinde moral-motivasyon yaratmay›, varolan güvensizli¤i dizginlemeyi ve devleti tehdit etmeyi amaçlamakta-


2 TC’N‹N DEMOKRAS‹ ANLAYIfiININ RESM‹, GER‹LLARA YAPILAN ‹fiKENCED‹R Son günlerde yaflanan geliflmelere bak›p da “demokratikleflme”den bahsetmek mümkün de¤ildir. ‹lk olarak devlet taraf›ndan organize edilen “huzur” ya da “teröre hay›r” sloganlar› ile örgütlenen mitinglerle bafllayan süreç ard›ndan da görenleri dehflete düflüren iflkence foto¤raflar›... “Teröre” karfl› yap›lan ve bizzat asker, polis ya da korucular taraf›ndan örgütlenen mitinglere kat›l›m›n düflük düzeyde kalmas› bir yandan devleti gülünç duruma düflürürken bir yandan da halk›n bu uygulamalara verdi¤i yan›t anlam›nda önemlidir. Devletin düfltü¤ü gülünç duruma bir örnek olmas› aç›s›ndan Batman’da 9 Temmuz’da yap›lan miting verilebilir. Bu miting Kozluk ilçesinde bizzat Emniyet Amirli¤i taraf›ndan örgütlenmifl ve bütün ilçeyi gezen polis, camlara bayrak asmalar› için esnaf› zorlam›flt›r. Köylerden otobüslerle getirilen korucular d›fl›nda kimsenin ra¤bet etmedi¤i mitingde slogan atan ise sadece iki kiflidir. “Vatan Bölünmez” dövizlerini korucular›n eline tutuflturarak ve mitinge gelenlere bedava meyve suyu sözü vererek katliamlar›n› unutturmaya çal›flan devlet bu uygulamalar› ile kendini bile avutamaz bir durumdad›r. Bu mitinglerde yaflanan hayal k›r›kl›¤›n›n ard›ndan ilk olarak 26 Haziran’da HPG gerillas› Meas Reflit Reflo’nun kulaklar›n›n kesildi¤inin bas›na yans›mas› ile birlikte bafllayan sald›r›lar, geçti¤imiz hafta Tunceli’de katledilen gerillalardan birinin kafas›n›n ve bir kolunun kopart›lmas›, di¤erlerinde ise iflkence izlerinin bulunmas› ile ayyuka ç›kt›. Bas›nda “Ebu Garib de¤il Türkiye” manfletleri ile verilen sald›r›lar devletin Kürt halk›na yönelik tahammülsüzlü¤ünün de bir göstergesi oldu. Faflist TC’nin efendisinden ö¤rendiklerini uygulamadaki ustal›¤›n›n bir kez daha kendini gösterdi¤i bu olaylar›n bir benzeri de Amasya’da yafland›. Bafllar›na çuval geçirilerek iflkence yap›lan Irakl›lara benzer bir flekilde Amasya’da askerli¤ini yapan S. komutanlar› taraf›ndan “PKK sempatizan›” olmakla suçlanarak kafas›na yast›k k›l›f› geçirilerek iflkence gördü. Sald›r›lar bu kadarla da s›n›rl› de¤il. Mufl Merkez’e ba¤l› K›z›la¤aç Beldesi’nde ç›kan çat›fl-

19 mada flehit düflen HPG gerillalar›n›n da kulaklar›n›n ve dudaklar›n›n kesildi¤i, yüzlerinin parçaland›¤› yap›lan otopsilerin ard›ndan bas›na yans›d›. Diyarbak›r’da ise HPG gerillalar› ile yaflanan çat›flman›n ard›ndan Hevsel Bahçeleri’ni abluka alt›na alan polis yaral› olarak kurtulan gerillay› arama bahanesi ile halka OHAL koflullar›n› dayatt›. Adeta ev hapsine mahkum edilen bölge halk› hastalar›n› bile zorla hastaneye götürebildi. Bu arada TC’nin “demokrasi” yolunda att›¤› ad›mlar›n en önemlilerinden biri olarak serbest kalan eski DEP milletvekilleri de “dostluk” ortam›n› korumak için diplomatik ataklar›n› devam ettirdi. Sendikalar, partiler ve çeflitli demokratik kurumlar›n ard›ndan son olarak T‹SK’i (Türkiye ‹flveren Sendikalar› Konfederasyonu) ziyaret eden DEP’liler T‹SK Baflkan› Refik Baydur’un “Geçmiflteki hatalar›n› yenilememeleri, dini ve etnik kökeni siyasete alet etmemeleri, PKK ve onu takip eden örgütlere karfl› olmalar›, Türk bayra¤›na, Türkiye Cumhuriyet’ine, Atatürk ilkelerine sad›k olmalar›n›, bölücülü¤e karfl› olmalar›n›, demokrasiye, yurt, millet ve insan sevgisi ile yaklaflmalar›n› bir dost olarak öneriyorum” fleklinde özetlenebilecek önerilerini ald›lar. Ayn› dakikalarda yaflanan operasyonlar› protesto için sokaklarda olan yüzlerce insan ise polis coplar› alt›nda katledilen gerillar›n hesab›n› sormaya çal›fl›yordu. Tunceli’de yaflanan çat›flman›n ard›ndan katledilen gerillalardan biri olan Serdar Morsümbül’ün babas›n›n o¤lunun cenazesinde sarfetti¤i “Hepimizin bafl› sa¤olsun. Yürekli olmal›y›z, de¤erlere ba¤l› olmal›y›z” sözleri yaflananlar karfl›s›nda yap›lmas› gerekeni ortaya koymaya yeterlidir. Yaklaflan 15 A¤ustos tarihi Kürtler için o¤lu flehit düflen baban›n “yürekli olmal›y›z, de¤erlere ba¤l› kalmal›y›z” sözleriyle birlikte anlaml› hale gelmektedir. 15 A¤ustos Kürt halk› aç›s›ndan bir at›l›md›r. Dinmek bilmeyen bir isyan›n to-

humlar›n›n at›ld›¤› önemli bir tarihtir. 15 A¤ustos direnifl, baflkald›r›, silahlara sar›lma, bedel ödeme ve bedel ödetme günüdür. Ve bu silahlanma karfl›s›nda faflist TC’nin sars›l›fl›n›n resmidir. 15 A¤ustos her y›ldönümünde bu sözlerle birlikte an›lmas› gereken bir ç›k›fl olarak kavranmal›d›r. Bugün de 15 A¤ustos’un anlam› Kürt halk› aç›s›ndan kendilerine dayat›lmaya çal›fl›lan tasfiyecili¤e, inkara karfl› 1984’te oldu¤u gibi bir ç›k›fl olarak alg›lanmal›d›r. fiu bir gerçek ki bugün ulusal hareketin sahip oldu¤u ve korumaya çal›flt›¤› tasfiyeci süreç Kürt halk›n›n 15 A¤ustos’u bir isyan günü olarak alg›lamas›ndan ç›kar›p “demokrasi”, “bar›fl” naralar›n›n at›ld›¤› bir gün haline dönüfltürme çabas› içindedir. Tahliye olan eski DEP milletvekillerinin T‹SK Baflkan› Refik Baydur’un yan›nda dünya kamuoyuna verdi¤i mesaj çarp›c› ve önemlidir. “PKK terör örgütüdür” aç›klamas›n› yapan Baydur’un yan›nda omuz omuza verilen poz, çocuklar›n› tan›nmaz halde alan gerilla analar›na yap›lan bir hakaret de¤ilse nedir? Bu anlamda kendi görev ve sorumluluklar›m›z› bilince ç›kartmak ve kavramak daha fazla önem kazanmaktad›r. Kürt halk›n›n bask›ya maruz kald›¤› noktada tepki göstermek ve tav›r koymak önemlidir. Sorunun çözümü anlam›nda genel do¤rular›m›z› söylemenin ötesinde pratik ve somut geliflmelere müdahale etmek belirleyici önemdedir. HPG gerillalar›na yap›lan iflkence ve vahflet bu topraklarda gerilla mücadelesi yürüten devrimci ve komünistlere yönelik bir sald›r›d›r. Bu anlamda birilerinin “bar›fl”, “demokrasi” 盤›rtkanl›¤›na tak›l›p kalmadan bugün halk›n yüzyüze kald›¤› sald›r› ve vahflete karfl› ç›kmal›, tepkimizi sokakta örgütlemeliyiz.

13-26 Ağustos 2004

Yaklaflan 15 A¤ustos tarihi Kürtler için o¤lu flehit düflen baban›n “yürekli olmal›y›z, de¤erlere ba¤l› kalmal›y›z” sözleriyle birlikte anlaml› hale gelmektedir. 15 A¤ustos Kürt halk› aç›s›ndan bir at›l›md›r. Dinmek bilmeyen bir isyan›n tohumlar›n›n at›ld›¤› önemli bir tarihtir. 15 A¤ustos direnifl, baflkald›r›, silahlara sar›lma, bedel ödeme ve bedel ödetme günüdür. Ve bu silahlanma karfl›s›nda faflist TC’nin sars›l›fl›n›n resmidir. 15 A¤ustos her y›ldönümünde bu sözlerle birlikte an›lmas› gereken bir ç›k›fl olarak kavranmal›d›r. Bugün de 15 A¤ustos’un anlam› Kürt halk› aç›s›ndan kendilerine dayat›lmaya çal›fl›lan tasfiyecili¤e, inkara karfl› 1984’te oldu¤u gibi bir ç›k›fl olarak alg›lanmal›d›r.


20

13-26 Ağustos 2004

2

Sürece muhalif de¤il, alternatif olma bilinciyle müdahale edelim! At›l›m ve sald›r› ruhu zay›flam›fl, nereye ne zaman sald›raca¤› planlar›n› yapmaktan ziyade kendini düflman›n sald›r›lar›ndan nas›l koruyaca¤› ruh hali; kazanma perspektifinden uzaklaflan ve savunma hastal›¤›na yakalanan bir ruh halidir. NATO toplant›s› karfl›t› mücadele sürecinde izledi¤imiz prati¤i çok yönlü ve kapsaml› olarak ele al›p irdeleme görevimizi eksiksiz olarak yerine getirmeliyiz. Baflar›s›zl›klar›m›za yol açan nedenlerin ideolojik, siyasal ve örgütsel kökenlerini a盤a ç›karmal›y›z. Yapt›klar›m›zdan çok yapamad›klar›m›z üzerinde durmal›y›z. Kendi cephemizde bu sorgulamay› yaparken, ayn› zamanda bu süreci genel olarak devrimci militanl›k, devrimci dayan›flma, reformist durufl ile devrimci durufl aras›ndaki ayr›mlar boyutuyla da ele al›p de¤erlendirmeliyiz. NATO karfl›t› süreç sars›lan anti-emperyalist mücadele bilincinin yeniden ivme kazanmas›, emperyalistlerin savafl örgütü olan NATO’ya karfl› ezilen halklar›n öfkesinin eyleme dönüfltürülmesi için devrimci ve komünistlere somut bir f›rsat sundu. Elbette ki bu somut durumun, bu f›rsat›n istenilen düzeyde de¤erlendirilip de¤erlendirilmemesi tamamen süreci kavramayla ilgili bir sorundur. Tabii ki burada güç faktörünü göz ard› etmemeliyiz. Ama flu da bir gerçek ki, burada esas sorun sürece uygun taktik politikan›n belirlenmesi ve bu politikay› uygulayacak önderli¤in dirayetinde dü¤ümleniyordu. Do¤ru politika ve bu politikay› uygulayacak dirayetli bir önderli¤in böylesi

süreçlerde küçük kuvvetlerle de daha büyük baflar›lar elde edece¤i aç›kt›r. Bu bir. ‹kincisi, böylesi süreçler devrimci militanl›¤›n s›nand›¤› ve yeni devrimci militanlar›n a盤a ç›kar›ld›¤› dönemlerdir. Yine militan› militan yapan teorik söylemleri pratikle bütünlefltiren, prati¤in heyecan ve coflkusunu yüre¤inde hisseden, dost ve düflman kavram›n›n ne anlam ifade etti¤ini somut olarak yaflayan pratik duruflun kazand›rd›¤› tecrübe ve flekillenifltir. Bu demektir ki, bu süreçte ortaya konulan pratik duruflun s›n›rlar›n› Bush ya da NATO gibi savafl örgütlerini protesto etmekle s›n›rlamak, sorunu tek tarafl› ve dar kapsamda ele almakt›r. Olmas› gereken bu protestonun süreçle olan ba¤lant›s›n›, protesto sürecinde ortaya konulan devrimci ve komünist iradenin baflta devrimciler ve ileri güçler olmak üzere genifl kitleler üzerinde yaratt›¤› etki düzeyi, örgütlenme ve yeniden toparlanma sürecine sundu¤u katk›lar› ile birlikte de¤erlendirip ortaya somut devrimci sonuçlar ç›karmakt›r. Unutmamak gerekir ki; s›radan bir yaklafl›m, s›radan ve kendili¤indenci bir duruflu ve sonucu kaç›n›lmaz hale getirir. Oysa böylesi somut süreçler, s›radan bir haz›rl›¤›, yasal s›n›rlarla belirlenmifl bir prati¤i de¤il, karfl› devrimci otoriteyi ve sistemin her türlü kurumunu hedefleyen, hakl› ve meflru oldu¤u bilincinden hareketle en üst düzeyde bir sald›r› ruhuyla hareket

edilmesi olmas› gereken en do¤ru devrimci tutumdur. Yine yap›lacak pratik eylemlerin niteli¤i, sürece dahil edilecek -harekete geçirilecek kitlenin gücü ve önemi göz ard› edilmeden, mevcut dinamik güçleri bir plan dahilinde basitten karmafl›¤a do¤ru pratik eylemler serisine uygun olarak örgütleyip harekete geçirmek baflar›n›n ilk ad›m›d›r. ‹kinci ad›m ise bu güçlere yön veren taktik önderli¤in süreci do¤ru okumas› ve zaman›nda yap›lmas› gereken de¤ifliklikleri yapmas›nda dü¤ümleniyor. Yani düflman taraf›ndan gelifltirilen yeni hamleler veya bu muharebe sürecinde ortaya ç›kan yeni geliflmeler hiç hesaba kat›lmadan bildi¤ini okumaya devam etmek ortaya baflar›y› de¤il, baflar›s›zl›¤› ç›kar›r. Ama her halükarda geliflmeleri do¤ru ve h›zl› okumak, muhalif de¤il alternatif, savunmac› de¤il, sald›r› bilinci ve sorumlulu¤uyla sürece müdahale etmek bir zorunluluktur ve olumsuzluklar› tersine çevirecek, baflar›n›n zeminini haz›rlayacak olan da bu pratik duruflun kendisi olacakt›r. S›n›f mücadelesinde egemen s›n›flar›n en temel stratejilerinden biri, devrimcileri ve komünistleri sürekli savunma pozisyonunda tutmakt›r. Özellikle genifl y›¤›nlar› hedefleyen aç›k alan faaliyetinin yaratt›¤› meflru zemin de yürütülecek mücadele s›n›rlar›n› daraltmak egemenlerin en büyük hedeflerinden biridir. Burada meflrulu¤u legalizm, düflman›n izin verdi¤i s›n›rlar çerçevesinde politika yapmak olarak alg›lamamak gerekir. Meflruluk gerçeklerin ifade edilmesidir. Bu gerçekleri dövüflerek ifade etme ve bu u¤urda gelebilecek her türlü sald›r›y› yürütülen kavgan›n bir bedeli olarak alg›lamak, hakl›l›kta kuflkuya, u¤ran›lan zulümde y›lg›nl›¤a kap›lmamak bir devrimci militan›n sahip olmas› gereken en önemli niteliklerden biridir. Dolay›s›yla sokaklarda ajitasyon propaganda faaliyetlerine yönelmek, siyasal geliflmelere uygun olarak pratik tutum gelifltirmek, yani yasak denilen yerde hakl›l›¤›m›zdan ald›¤›m›z güçle kendimizi meflru olarak ifade etmek alternatif olmam›z›n da bir gere¤idir.

Bu bilinçle hareket edilmedi¤i taktirde, sürekli savunma pozisyonunda kalmak ya da çizilen s›n›rlar çerçevesinde hareket etmek objektif olarak kaç›n›lmaz hale gelir. Ki bu da sald›r› de¤il savunma ruhunun geliflmesi zeminini yarat›r. Askeri aç›dan en iyi savunma sald›r›d›r- formülasyonunun özünü do¤ru okumak gerekir. Yani, sald›r› halinde olmak düflman› savunmaya zorlar, her yerde her an bir sald›r›, bir hareket bekleyen düflman›n psikolojisi bozulur. Kendisine olan güveni sars›l›r. Bu da onu kendini korumaya ve her yönüyle savunmaya zorlar. Düflman› bu duruma getirecek olan her an her yerde eylem beklentisidir. Devrimci inisiyatifle gelifltirilecek kitle gösterileri beklentisidir. Tüm bu beklentiler düflman üzerinde bas›nç yarat›r. Bu bas›nc›n yarat›lmas› hiç flüphesiz düflmanda savunma, devrimci ve komünist güçlerde ise sald›r› ruhunu gelifltirir. Tersi durumda, yani at›l›m ve sald›r› ruhu zay›flam›fl, nereye ne zaman sald›raca¤› planlar›n› yapmaktan ziyade kendini düflman›n sald›r›lar›ndan nas›l koruyaca¤› ruh hali; kazanma perspektifinden uzaklaflan ve savunma hastal›¤›na yakalanan bir ruh halidir. Bu ruh haliyle kitle çal›flmas›nda, illegal örgüt yarat›lmas›nda baflar› elde etmek zordur. Her fleyden önce burada kazanma cesareti ve cüreti yok olmufltur. fiu aç›k ki devrimci hamleler yapma, yeralt› örgütünü yaratma, kitleleri örgütleyip aktif mücadeleye seferber etme perspektifinden kopan bir “korunma” mant›¤› tam da düflman›n istedi¤i bir fleydir. Çünkü böylesi bir “korunma” devrimci bir heyecan, devrimci bir at›l›m›n yarat›lmas›na vesile olmaz. Peki neye vesile olur? Tabi ki yozlaflmaya-çürümeye ve sonuçta da¤›l›p yok olmaya vesile olur. Bu tarz bir çürüme, devrimci saflarda ve ileri kitleler içinde daha büyük güvensizliklere ve y›k›ma neden olur. Çünkü; bu ideolojik yozlaflman›n yaratt›¤› y›k›m, düflman›n yürüttü¤ü çok yönlü ve kapsaml› sald›r›larla bütünleflince ortaya daha büyük y›k›mlar›n ve ideolojik inançs›zl›klar›n ç›kmas›n›n zemini güçlenir.


21

2 O halde kitle çal›flmas›ndan kopuk bir korunma olmaz. Tam aksine en iyi korunma kitlelerle güçlü ba¤lar kurmak ve kurulan bu ba¤lar üzerinden yer alt› örgütünü yaratmakla olur. Kitlelerden kopuk, dar ve deflifre iliflkiler a¤›na mahkum olmufl bir örgüt kendini koruyamaz. Yapaca¤› en küçük hamleler dahi düflman›n sald›r›s›na maruz kal›r. Planlanan süreç kesintiye u¤rar. Bu demektir ki; bu durumun tersine çevrilmesi kitle çal›flmas›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. Somut sorunlar üzerinde soka¤a dönük at›lacak cesaretli ad›mlardan ba¤›ms›z de¤ildir. Yine bu ad›mlar at›lmazsa, yayg›n bir kitle faaliyeti ve bu faaliyet içinde illegal bir örgütün yarat›lmas› da zorlafl›r. Ki bu örgütte, asgari düzeyde yarat›lmam›flsa al›nacak en güzel kararlar›n pratik yaflamda pek bir hükmü olmayaca¤› aç›kt›r. K›sacas›; tüm planlar›m›z stratejik hedefimize uygun olarak savunma de¤il, sald›r› hedefine göre flekillenmelidir. Burada sözünü etti¤imiz sald›r›, hakl›l›k ve meflruluktan al›nan güçle, devrim düflmanlar›na karfl› yürütülen ideolojik-askeri vb. çok yönlü ve kapsaml› sald›r›d›r. Bu sald›r›lar›n farkl› süreçlerde farkl› biçimlere ve farkl› mücadele yöntemlerine

bürünmesi koflullarla, güç ve olanaklarla ilgili bir durumdur. Nerede, nas›l hamle yapaca¤›m›z› düflman de¤il, biz belirlemeliyiz. Küçük kuvvetlerle yap›lacak cüretli ç›k›fllar›n-sald›r›lar›n büyük sald›r›lar›n zeminini yarataca¤› gerçe¤ini asla gözard› etmemeliyiz. “Önce büyüyelim, sonra yürüyelim” mant›¤›, sakat ve idealist bir mant›kt›r. Büyüme, yürümeyle birlikte olur. Yürümeye, harekete s›rt›n› dönen bir anlay›fl ancak büyümenin hayalini kurar. Ve süreç ilerledikçe kurulan bu hayalle birlikte yok olup gitmekten kendini kurtaramaz. Pratik hamlelerimiz nesnel zemin üzerinde yükselmelidir Ataca¤›m›z her pratik ad›m›n nesnel zemini olmal›d›r. Gücünü nesnel zeminden almayan her karar, her taktik yönelim baflar›s›zl›klarla yüz yüze gelmekten kendini kurtaramaz. Bugün somut olarak devrim cephesinde yaflanan da¤›n›kl›k, kitlesel anlamda var olan daralma, ideolojik planda var olan k›r›lmalar hesaba kat›lmadan, kitlenin sisteme karfl› önemli oranda duydu¤u güvensizlikten hareketle durmadan sald›r› ça¤r›s› yapmak uyumadan rüya görmeye benzer. Kuflkusuz kitlelerin sisteme karfl› önemli oranda bir

PUSULA B‹LG‹ VE TECRÜBELER‹M‹Z‹N IfiI⁄INDA DAHA CÜRETKAR ADIMLAR ATALIM! Gazetemizin gerek bu köflesinde gerekse de belli sayfalar›nda kitle çal›flmas›nda izlememiz gereken yol ve yöntem, bu konudaki do¤ru yaklafl›m›n yaflama geçirilmesinin hayati öneminden söz etmifl, üzerinde durmufltuk. Ancak yak›n bir dönem önce geçirdi¤imiz ve sadece bizler aç›s›ndan de¤il genel anlamda devrimciler aç›s›ndan oldukça önemli olan NATO süreci bu konudaki faaliyet ve çal›flmalar›m›z aç›s›ndan da dersler ve sonuçlar ç›kar›lmas› gereken yanlar tafl›maktad›r. Anti-emperyalist mücadelenin yürütülmesi ve bu bilincin kitlelere tafl›nmas›nda önemli bir koflul ve olanak sa¤layan NATO ‹stanbul Zirvesi’ne karfl› koyuflun örgütlenmesi ve bir s›çraman›n yarat›lmas› anlam›nda önemliydi. Emperyalizmin özellikle de ABD emperyalizminin kitleler nezdinde Irak müdahalesi ile birlikte toplad›¤› tepki bilinen bir gerçek. Bundan da önemlisi genifl emekçi kesimler emperyalizmin ve ülkemiz hakim s›n›flar›n›n uygulad›¤› politikalardan dolay› derin bir yoksulluk çekiyor. Son dönem ülkenin birçok yerinde halk›n kendili¤inden patlayan öfke ve tepkisi bu boyutuyla önemlidir. Halk›n b›ça¤›n kendisine dokundu¤u ucuyla karfl› koyuflu ve tepkisini sindirerek de¤il, sokakta ifade edifli biriken tepkinin patlamas› boyutuyla irdelenmeli ve kitleler taraf›ndan verilen mesaj› bu boyutuyla almak ve alg›lamak önemli. Gaziosmanpafla Sultançiftli¤i’ndeki kad›nlar›n maden oca¤›na karfl› sokaktaki tepkisi, Viranfle-

hir’de köylülerin elektrik kesintisine karfl› koymufl olduklar› tepkiler son süreçte oldukça önemli. Bu tepki ve öfke hiç kuflku yok ki do¤ru önderli¤iyle bütünleflmedi¤i sürece anl›k olmaya ve sönüp gitmeye mahkumdur. ABD’nin Irak’ta uygulad›¤› politikan›n bilançosu ve bunun karfl›s›nda direniflin kitleler üzerinde yaratt›¤› sempati bilinen bir gerçek. Ancak sorun bu zemini sa¤l›kl› biçimde ifllemek ve kitleleri örgütlemenin, harekete geçirmenin bir arac› olarak kullanma. Kitlelerin somut olarak yaflad›¤› sorunlar› esas alarak anti-emperyalist bilinci bu sorunlardan yola ç›karak afl›lamak ve örmek, yürümemiz gereken pratik hat olmak durumunda. Emperyalizmin silahl› sald›r› gücü NATO’yu dar zemin ve teflhirle ele almak ya da ifllemek kitlelerin bilincini de¤ifltirme ve etkilemenin yarat›lmas› boyutuyla s›n›rl› ve yüzeysel kalacakt›r. Bu anlamda yukar›da bahsini etti¤imiz kitlelerin somut yaflad›¤› sald›r› ve sorunlarla birleflmifl bir emperyalizm teflhiri olmas› gerekendir. Kitle faaliyeti ve çal›flmas› ve bu konudaki anlay›fl›m›z konusunda genel bilgi ve tecrübelere sahip olsak da flu bir gerçek ki yaflad›¤›m›z yeni deney ve tecrübeler ›fl›¤›nda yeni birikimler ve bu anlamda bilinci a盤a ç›kar›yoruz. Yani bir anlamda örgütlü bireyler ve militanlar olarak içinde yer ald›¤›m›z her pratik sürecin sonunda do¤rular› kavrama ve yerli yerine oturtmay› baflar›yoruz. Bu konuda geçmifl deney ve tecrübelerin ›fl›¤› hiç kuflkusuz

güvensizlik duyduklar› do¤rudur. Bu anlam›yla da ezilenlerin savafl›m› için uygun bir f›rsat da yarat›yor. Ama unutulmamas› gereken di¤er bir do¤ruysa, fliddet hareketi olan devrim, kendili¤indenci de¤il, MLM ideolojisinin yön verdi¤i örgütlü bir gücün ürünüdür. Bu örgüt yarat›lmad›kça kitleler bu örgütün bayra¤› alt›nda siyasal iktidar mücadelesi için çetin bir muharebeye yöneltilmedikçe devrimcilerin ve komünistlerin iktidar istemi, samimi bir istem olmaktan öteye gidemez. Elbetteki tüm bu olumsuz koflullara ra¤men s›n›f savafl›m›nda, devrim ve sosyalizm mücadelesindeki ›srar›m›z› sürdürmeliyiz. Bu devrimci militan olman›n bir gere¤idir. Fakat ›srarl› olmam›z kitlenin mevcut durumunu, devrimci kadro ve militan tipindeki ideolojik zaaflar›, bu zaaflar›n düflmana sald›rmada yol açt›¤› edilgenli¤i, köreltti¤i yarat›c›l›¤› görmemizin önünde engel de¤ildir. Tam aksine bu gerçekleri do¤ru okumal›y›z, ama asla onaylamamal›y›z. Temel hedefimiz bu tabloyu de¤ifltirmek olmal›d›r. Bu tabloyu de¤ifltirmek, gücünü nesnel zeminden alan basitten karmafl›¤a do¤ru yol alacak pratik hamleki önemli, ancak yaflanan prati¤in ö¤reticili¤i ve en önemlisi de bilinçte yaratt›¤› etkiyi küçümsememek ve bir kenara b›rakmamak gerekir. Böylesi önemli ve tarihsel süreçleri kitlelerin gündemine sokmak ise kitlelerin gündemine, yak›n zamandaki taleplerine hakim olmak ve bilmekle ilintili bir durum. Örne¤in yaflad›¤›m›z semtte ya da mahallede halk›n taleplerini bilmek ve bu talepleri mahalle halk›yla birlikte sokakta hayk›rmak iliflkinin kurulmas› anlam›nda önemlidir. Bunu, ço¤u zaman geri buldu¤umuz su sorunundan tutal›m, çevre kirlili¤ine ve daha bir dizi soruna kadar kendi sorun ve taleplerimiz olarak görmek ve en önemlisi de bunlar›n tümünün kitlelerle kurulacak iliflkide önemli bir araç olarak kavramak gerekir. Bunlar› sahiplenmedi¤imiz ve onlarla birlikte yürümedi¤imiz koflulda NATO gibi özgün bir süreci kitlelerin gündemine sokmak ve örgütlenme arac› haline getirmek de o kadar zor olacakt›r. Üstelik ülkemiz aç›s›ndan bunun zemini fazlas›yla varken. Emekçi halk›n talepleri ve sorunlar› anlam›nda sadece onlar›n karfl› ç›kt›klar› noktada de¤il bizim de bu sorunlar›n müdahalecisi ve sahiplenicisi olmak durumunday›z. Bu hem iliflki hem de belli bir güvenin sa¤lanmas› anlam›nda önemlidir. Genifl teflhir çal›flmas› ve propaganda araçlar›n›n kullan›lmas› konusunda da yeterli prati¤i sergilemedi¤imiz bir gerçek. Örne¤in belli emekçi semtlerde sesli bildiri, gazete da¤›t›m› yapmak ve bu pratikleri sürecin özgün sloganlar›yla birlefltirerek yapmak bizler aç›s›ndan bir olumluluktu. Ancak bunu gücümüzün oldu¤u bölge ve semtlerde en genifl biçimiyle yapma irade ve çabas› bu süreç aç›s›ndan önemli bir noktayd›. Materyallerimizin daha etkin ve çarp›c› kullan›m› noktas›nda, bu materyalleri daha aktiflefltirmemiz

13-26 Ağustos 2004 lerle ancak mümkün olabilir. Burada önemle görülmesi gereken, bugünkü sürecin dünya çap›nda ezilenler cephesinde al›nan bir yenilginin, co¤rafyam›zdaki yans›mas› oldu¤u gerçe¤idir. Bu sürecin ideolojik, siyasal ve örgütsel boyutlar› vard›r. Bu sürecin yukarda ifade etti¤imiz boyutlar›yla ezilenler cephesinde yaratt›¤› tahribat›n çap› hafife al›nacak bir boyutta de¤ildir. Dolay›s›yla süreç c›l›z hamlelerle, günü birlik politikalarla afl›lamaz. Süreç ideolojik netlikle, hakl› ve meflru olmaya duyulan inançla, bu inanc›n yol gösterdi¤i kararl› ve ›srarl› mücadeleyle afl›l›r. Bu kararl›l›¤›m›z ve ›srar›m›z, her somut sorunda, somut politikalar›n yön verdi¤i kararl› ad›mlarda kendini bulmal›d›r. Önümüze ç›kan veya kafalar›m›zda oluflan engelleri de ancak böylesi kararl› bir yürüyüflle ad›m ad›m aflabiliriz. Aflt›¤›m›z her engel, yeni engelleri aflmam›z içinde bir moral ve motivasyon rolü görür. Bu moral, bu kazanma bilinci, mevcut olumsuzluklar› tersine çevirme, olmazlar› olur k›lman›n panzehiridir. Dolay›s›yla her militan›m›z pratik görevlerine bu sorumluluk bilinciyle yaklaflmak zorundad›r. gerekti¤i noktas›nda bir deneyim ve tecrübe sa¤lad›k. Amac›m›z genel do¤rular›m›z› bir kez daha tekrar etmek de¤il. Ancak geçirdi¤imiz her kritik dönemden gerekli sonuçlar›n ve tecrübelerin ç›kar›lmas› önemlidir. Bu do¤ru sonuçlar› ç›karmad›¤›m›z sürece bir sonraki prati¤imizde benzer eksik ve yetersizliklere düflmek kaç›n›lmaz olacakt›r. Ancak flu da bir gerçek ki gerekli sonuçlar› ç›karmam›za ra¤men benzer hatalara düflmenin zemini tümüyle ortadan kalkm›flt›r gibi bir düflünceye kap›lmak da do¤ru de¤ildir. Çünkü tarihimiz bu konuda bir dizi prati¤in de aynas›d›r. Ancak bu hatalara tekrar tekrar düflmemek için tecrübelerimizi bilinçlere kaz›mak önemli. Böylesi önemli süreçleri bütünlüklü kavramak ve sürece bafl›ndan itibaren müdahaleci ve yönlendirici misyon ve gücü kendimize yükleyerek yürümek önemlidir. Bu misyonumuzu kavray›p bilince ç›karamad›¤›m›z sürece gündemlerin arkas›ndan koflan pozisyona düflmemiz kaç›n›lmaz olacakt›r. Açl›k ve yoksullu¤un bas›nc› alt›ndaki milyonlar›n beklentisi dünden daha fazla. Bunu yine NATO sürecinde Okmeydan›’nda gördük ve yaflad›k. Bu anlamda umut dün oldu¤undan daha fazla olmak durumunda. Davada inanç ve irade tüm bu kritik süreçlerin kendisinde a盤a ç›kacaksa bu iradeyi sonuna kadar zorlamak ve a盤a ç›karmak durumunday›z. Böylesi önemli dönemeçler dava karfl›s›ndaki duruflumuzun da bir sinyali ve kendimizi dava karfl›s›nda nas›l konumland›rd›¤›m›z›n da kan›t›d›r. Bu anlamda hata ve yetersizliklerimizi daha fazla sorgulamak ve somut sonuçlar ç›karmak dün oldu¤undan daha önemli. Bu bilinçle örgütlülü¤e sar›lmak ve ba¤lar› daha fazla kuvvetlendirmek durumunday›z. ‹çinde bulundu¤umuz koflullar bize bunu emrediyor, ezilenler bizden bunu istiyor.


13-26 Ağustos 2004

22

2

Almanya’dan Anadolu Federasyonu’na bask›lar ABD emperyalizmi ve onun uflaklar› Irak’taki iflgali devam ettirirken, ayn› zamanda dünyan›n baflka bölgelerinde de insan haklar› ihlalleri ve emperyalist sald›r›lar yaflanmaktad›r. Bunun d›fl›nda son zamanlarda gündemde bulunan bir fley daha var ki, bu da egemen s›n›flar›n ilerici hareketlere yönelik politikas›d›r; özellikle de ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerini savunan veya yürüten örgütlere yönelik... Emperyalistlerin bu yönlü politikalar›n› örneklemek gerekirse; Nepal halk›n›n meflru ve hakl› mücadelesini bo¤mak için geçen y›l Chandra Prakash Gajurel’in tutuklanmas›, ya da Kolombiya’daki insan haklar› savunucular›na yönelik yap›lan yarg›s›z infazlar veya

Brezilya’daki köylü liderlerin katledilmesi en çarp›c› örneklerdir. Türkiye’ye bakt›¤›m›zda ise, emperyalistlerin ezilen dünya halklar›na dönük bu sald›rganl›k politikalar›n›n ülkemizde de olanca h›z›yla uygulanmakta oldu¤unu görmekteyiz. fiimdi ise öyle görünüyor ki, benzer operasyonlar “terörizme karfl› mücadele” ad› alt›nda, dünyan›n birçok ülkesinde devam ettirilmektedir. 5 A¤ustos tarihinde erken saatlerde, Anadolu Federasyonu’nun Almanya’daki tatil kamp›n›n bas›ld›¤› bir operasyon gerçekleflti. Kampta operasyon gerçeklefltirilirken, eflgüdümlü olarak da Federasyonun Genel Merkez Bürosu bas›ld› ve kap›ya flöyle bir not b›rak›ld›:

“Yeni anahtar›n›z› polis merkezinden alabilirsiniz.” Kamptaki herkes aramadan geçirildi ve içlerinde 13 yafl›n alt›nda çocuklar›n da bulundu¤u, yaklafl›k 50 kifli göz alt›na al›nd›. Bütün materyallere el konuldu. Alman hükümeti ise operasyona iliflkin henüz bir gerekçe aç›klamad›. Ayr›ca Federasyonun baflkan› Nurhan Erdem’in evi de bas›ld›. Alman devleti bu kamp›n DHKP/C’nin e¤itim kamp› oldu¤unu iddia etmektedir. Fakat bu yalandan baflka bir fley de¤ildir, çünkü kampta iddia edilen örgütle ba¤lant›l› hiçbir fley bulunmam›flt›r. Buradaki as›l amaç, hakl› ve meflru bir mücadeleyi engellemektir. Konuyla ilgili yaz›l› bir bas›n aç›klamas› yapan Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi Türkiye Seksiyonu bu bas-

KOLOMB‹YA’DA SEND‹KACI C‹NAYET‹ Kolombiya’da sendikal harekete karfl› terör dalgas› durmuyor. Kolombiya, Bucaramanga’da Klinik ve Hastane ‹flçileri Sendikas› yetkililerinden Carmen Eliza Nova Hernandez adl› hemflire sokak ortas›nda katledildi. Provenza bölgesinde bir caddede motosikletli iki kifli taraf›ndan atefl aç›larak Carmen Eliza’y› öldüren sald›rganlar kaçt›lar. Kolombiya’da bu ve benzeri sald›rganl›klara karfl› CUT Sendikas› taraf›ndan 15-18 Eylül tarihleri aras›nda Bogota’da “Kolombiya Sendikac›l›¤›n›n Yokedilmesine Karfl› Dünya Sendikalar›na S.O.S” ad›yla yap›lacak toplant›ya ça¤r› yap›ld›.

Peru’da Çocuklar›n “KARA KIfiI” K›fl aylar›n›n yafland›¤› Peru’da so¤uk hava koflullar› 60’tan fazla çocu¤un ölümüne neden oldu. Ço¤unlukla yoksul köylülerin yaflad›¤› da¤l›k bölgelere yard›m ulaflt›rmakta güçlük çekilirken, 80 binden fazla ailenin so¤uktan etkilendi¤i belirtildi. So¤uk hava dalgas›n›n neden oldu¤u kay›plar›n boyutu henüz belirlenememifl olsa da Çocuklara Yard›m Fonu (UNICEF) ve Dünya Yiyecek Program› (WFP) yetkilileri 80 binden fazla ailenin etkilenmifl oldu¤unu tahmin ediyor. UNICEF’e göre, 60’tan fazla çocuk solunum yollar› enfeksiyonlar› yüzünden yaflam›n› yitirirken, arazi koflullar› ve yükseklik nedeniyle bölgeye yard›m ulaflt›rmakta güçlük çekiliyor. Perulu yetkililer, bölgede yaflayanlar›n ana besin kayna¤›n› oluflturan 75 binden fazla lama, koyun ve ine¤in de telef oldu¤unu söyledi. So¤uk hava dalgas›n›n 300 bin hektar ekili alan› da tahrip etti¤i bildirildi. Sa¤l›k yetkilileri, eksi 22 dereceye düflen hava s›cakl›¤›n›n, özellikle yafll›lar›n ve çocuklar›n bronflit ve zatürreeye yakalanmas›na sebep oldu¤unu; 400 binden fazla vakan›n rapor edildi¤ini belirtti. Bölgede, k›fl›n en so¤uk aylar› A¤ustos ve Eylül’de yafland›¤›ndan durumun daha da kötüleflmesinden korkuluyor. (Bianet)

k›nlar› k›nayarak; “Bu geliflme bir yandan bizlerin bugüne kadar AB gerçekli¤ine iliflkin koydu¤u tavr›n do¤rulunu kan›tlarken, di¤er taraftan, özellikle de AB’den demokrasi bekleyenlere, AB’nin demokratik bir sistemin temsilcisi olmad›¤›n› göstermifltir. Bizler ILPS Türkiye Seksiyonu olarak Anadolu Federasyonuna yönelik yap›lan bu sald›r›y› protesto ediyor ve gözalt›na al›nanlar›n derhal serbest b›rak›lmas›n› istiyoruz! Buradan bir kez daha Anadolu Federasyonu ile dayan›flmam›z› gösteriyor ve yaln›z olmad›klar›n› bilmelerini istiyoruz. Egemen s›n›flar flunu bilmeliler ki, bu tür sald›r›lar emperyalizme karfl› mücadeleyi ve ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerini durduramayacakt›r!” dedi.

Guantanamo için iflkence raporu ABD emperyalizminin 11 Eylül sonras› Afganistan operasyonu ve iflgali s›ras›nda esir ald›¤› insanlar› tuttu¤u Guantanamo kamp›nda yap›lan iflkenceler bir kez daha gündeme geldi. Kampta iki y›l tutulduktan sonra hiçbir suçlama yöneltilmeden serbest b›rak›lan As›f ‹kbal, Ruhal Ahmed ve fiefik Resul adl› 3 ‹ngiliz vatandafl›, avukatlar› arac›l›¤›yla yaflad›klar› iflkenceyi anlatan 155 sayfal›k bir rapor yay›nlad›. ‘AKREPLERLE DOLU KAFESLER VAR’ Anayasal Haklar Merkezi adl› insan haklar› örgütünün baflkan› ve sözkonusu 3 ‹ngiliz’in avukat› Michael Ratner, düzenledi¤i bas›n toplant›s›yla raporun ayr›nt›lar›n› anlatt›. Rapora göre afl›r› s›caklarda üstü aç›k kafeslere kapat›lan esirler, bu kafeslerde ak-

rep ve y›lanlarla baflbafla b›rak›l›yor. Esirlere ait Kur’anlar tuvaletlere at›l›yor ve esirler sakallar›n› kesmeye zorlan›yor. Sorgucular da bask› ve afla¤›lama yöntemleriyle, esirlerin ifllemedikleri suçlar› itiraf etmesine neden oluyor. ASILSIZ ‹DD‹A YÜZÜNDEN ‹K‹ YIL Raporu haz›rlatan 3 ‹ngiliz vatandafl›, Kas›m 2001’de Afganistan’daki bir savafl a¤as› taraf›ndan yakalan›p ABD özel kuvvetlerine teslim edilmiflti. As›f ‹kbal yo¤un bask› alt›nda El Kaide lideri Usame Bin Ladin’le bir video kasette birlikte göründü¤ünü itiraf etmifl. Ancak daha sonra bu kayd›n yap›ld›¤› tarihte ‹kbal’in ‹ngiltere’de oldu¤u anlafl›lm›flt›. Üç tutsak, gördükleri muamele konusunda ‹ngiliz yetkililere flikayette bulunduklar›n› ancak bu konuda bir fley yap›lmad›¤›n› söylüyorlar.


23

2

13-26 Ağustos 2004

Atina’da Olimpiyat Oyunlar› Halka Zulüm ‹stanbul’da NATO Zirvesine yönelik devletin haz›rl›klar›n›n ve hak ihlallerinin bir benzeri Olimpiyat Oyunlar› nedeniyle Atina’da da yaflan›yor. Oyunlar›n “güvenli¤i” için 70 bin asker, polis ve di¤er “güvenlik” güçleri seferber edildi. Olimpiyat süresince bir zeplin ve 10 helikopter sürekli Atina üzerinde dolaflacak. Donanman›n büyük bölümü Ege, Akdeniz ve Atina yak›nlar›nda devriye gezecek. Savafl uçaklar› filolar› haz›r bekletilecek. Atina’da flehrin birçok ana caddesinde bir flerit, sporcular› tafl›yacak otobüslere ve gazetecilerin araçlar›na ayr›ld›. Bu yola giren Atinal›lar› büyük para cezalar› bekliyor. Yaklafl›k 12 bin kiflinin kalaca¤› büyük turistik yolcu gemilerinin demirleyece¤i Pire Liman›n›n bir bölümüne de girifl yasakland›. “OL‹MP‹YAT OYUNLARININ GERÇEK YÜZÜ” Olimpiyat Oyunlar› sürecinde yaflanan/yaflanacak olan hak ihlallerine karfl› ILPS Yunanistan, ILPS Türkiye ve AT‹K ortak bir aç›klama yaparak Olimpiyat terörünü k›nad›lar. Yap›lan aç›klamada flu görüfllere yer verildi: “...Atina 2004 Olimpiyat Oyunlar›n›n A¤ustos vitrininin ard›nda çok çirkin bir gerçeklik gizlenmektedir. Olimpiyat Oyunlar› büyük oranda Devlet bütçesinden karfl›lanan çok pahal› bir flovdur. Olimpiyat sonunda bu borcu, emekçiler ödeyecek. Yeni Karamanlis Hükümeti flimdiden ücretlerin k›s›tlanmas›, iflten ç›karmalar, özellefltirmeler ve yeni zamlar içeren yeni kat› bir ekonomik paket haz›rlamaktad›r.

Oyunu kazananlar yine çok uluslu flirketler, Uluslararas› Olimpiyat Komitesi, Amerika ve ‹srail Güvenlik fiirketleri ve egemen s›n›f kesimleri olacakt›r. Tek bafl›na güvenlik bütçesi 1 milyar Euro’nun üzerindedir ve bunun en büyük bölümü yabanc› bat›l› flirketler taraf›ndan cebe indirilmektedir. Bunun yan›nda ve güvenlik bahanesiyle görülmemifl düzeyde polisiye önlemler, demokratik haklar›n k›s›tlanmas›, vatandafllar›n gözlem alt›nda tutulmas› ve ülkenin iç ifllerine NATO ve Amerikan Konsoloslu¤unun müdahalesi söz konusudur. Bu, gerçek eski Olimpiyat ruhuyla hiçbir ortak yan› olmayan kampanyaya karfl› Yunan iflçi ve gençlerinin genifl bir kesimi birçok yöntemle direnifl gösterdiler. Son aylarda ülkenin hemen hemen her yerinde protesto gösterileri ve yürüyüfller gerçeklefltirilmifl; buralarda eylem ve di-

Evrensel Bak›fl E=mc2 SERÜVEN‹N‹N ‹LK DURA⁄I H‹ROfi‹MA’YDI Bilimin büyük zaferinin ve emperyalistler taraf›ndan kullan›larak katledilenlerin 59. y›ldönümü an›s›na... Maddenin içinde yatan gücü “E=mc2” ile formüle eden Einstein’d›. 1905’te bu formülasyonu aç›klad›¤› makalesi bilim çevrelerinde bir yank› uyand›rmasa, deprem yaratmasa da (Zira Einstein bu formüle ulafl›rken tek bir deney yapmam›flt›) Einstein buluflunun ne derece önemli oldu¤unu biliyordu. Bu yüzden araflt›rmalar›n› kesintiye u¤ratmad›, ancak bu formüldeki Enerji’yi (E) a盤a ç›karma gururu, Nazi Almanya’s›n›n iflgali alt›ndaki topraklarda, Yahudi kökenli oldu¤u için bizzat laboratuar çal›flmalar›na kat›lmam›fl olsa da, uzaktan deneyleri kumanda eden ve elde edilen sonucun E=mc2 formülünün yaflama geçmesi oldu¤unu “keflfeden” bilim kad›n› Lise Meitner’e aitti. Bu “korkunç” bir bulufltu, zira bu formülü uygulayarak atom çekirdeklerinin parçalanmas› ve müthifl enerji patlamalar›na yol açmas›n›n yolu ortaya ç›kar›lm›flt›. Bu, 1600’lerde ›fl›k h›z›n›n (c) ölçülebilirli¤inin, 1700’lerde “kütle”nin (m) ve 1800’lerde Enerjinin (E) keflfiyle bafllayan E=mc2 serüveninde önemli bir eflikti. Formülü önceleyen kefliflerin yap›lmas› ve kabul görmesi uzun zamanlara yay›lm›fl süreçleri gerektirmiflti. Örne¤in ›fl›¤›n

h›z›n› ilk ölçmeyi deneyen Galileo idi. Ancak bu iflin baflar›lmas› ve kabul ettirilmesi on y›llar (Galileo’nun ölümünden 34 y›l) sonra gerçekleflmiflti. Oysa Meitner’in deney sonuçlar›ndan ortaya ç›kan Enerji’yi 1939 Noelinde hesaplamas›ndan sadece 7,5 y›l sonra Hiroflima’ya ilk atom bombas› at›l›yordu. Bu da bize politik geliflmelerin, toplumsal konjonktürün bilim üzerindeki etkisinin ne derece büyük oldu¤unu gösteriyor. Çünkü art›k 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl› ile birlikte yar›fl da bafllam›flt›: Denklemdeki gücü önce hangi ülke a盤a ç›karacakt›? Bu yar›fl›n Almanya’da süren etab›nda çal›flmalar›n bafl›nda Himmler’in “Einstein gibi bir Yahudi’nin görecelik kuram›n› ve E=mc2 formülünü kullanabilece¤i ancak kuram sahibi flah›slar› onaylamamas›” uyar›s›yla ifle bafllayan Heisenberg vard›. Almanya’daki Yahudi karfl›t› sald›r›lar›n artmas› üzerine Amerika’ya yerleflen Einstein’in 1939’da Baflkan Roosevelt’e Almanya’daki konuyla ilgili geliflmelerden bahsetti¤i mektubundaki “Yak›n zamanda yap›lm›fl ve el yazmas› halinde elime geçen bir çal›flmaya dayanarak, uranyum elementinin çok k›sa bir süre içinde yeni ve önemli bir enerji kayna¤›na dönü-

renifl komiteleri ve inisiyatifleri oluflturulmufltur. Özellikle karfl› ç›k›lan fleyler Olimpiyat projesinde çal›flt›r›lan Yunan ve yabanc› iflçilerin koflullar›, büyük sömürü ve bask› ve yaflanan birçok talihsiz kaza (asl›nda cinayet) olmufltur. Ayn› zamanda spor sahalar›n›n ve oyun tesislerinin infla edilmesinde çok miktarlarda kullan›lan kireç ve çimentonun Atina’ya verdi¤i büyük çevresel zarar da k›nanm›flt›r.”

‹SRA‹LL‹ ARAPLARDAN GÖSTER‹ ‹slam dininin en kutsal üçüncü mekan› Haremüflflerif’te toplanan ‹srailli Araplar, burada bulunan El Aksa Cami’nin tehlikede oldu¤unu savunan bir gösteri düzenledi. “El Aksa tehlikede” slogan›yla ‹slami Hareket Örgütü taraf›ndan düzenlenen gösteriye 12 bin kifli kat›ld›. “Can›m›z Kan›m›z Senindir El Aksa” sloganlar›n›n at›ld›¤› gösteri, ‹srail iç güvenlik bakan›n›n afl›r› sa¤c› Yahudilerin sald›r› düzenleyebilece¤i uyar›s›na karfl›n gerçeklefltirildi. Haremüflflerif bu bölgeye “tap›nak tepesi” ad›n› veren Yahudiler taraf›ndan da kutsal kabul ediliyor.

OL‹MP‹YAT OTELLER‹ GREVDE Bu arada Atina’daki otel çal›flanlar› greve gitti. Otel ‹flçileri Sendikas› Baflkan› Christos Katsotis, bir aç›klama yaparak, iflçilerin ücretlerinin iki kat›na ç›kar›lmas› gerekti¤ini söyledi. Gazeteciler, yetkililer ve izleyiciler Olimpiyat Oyunlar› için Atina’ya ulafl›rken sendika lideri, iflçilerin istekleri yerine getirilmezse grev süresini uzatacaklar›n› bildirdi.

flece¤ine inan›yorum. Hükümet bu geliflmeleri yak›ndan takip etmeli ve gerekirse hemen harekete geçmelidir...” uyar›lar›na karfl›n ABD bu yar›fla ancak 1941’de bafllam›flt›. Ancak önemli bir avantaj› vard›; Amerika topraklar› savafltan uzakt› ve Almanya’n›n araflt›rmalar›nda kulland›¤› maddeleri üreten fabrikalar direniflçiler taraf›ndan sald›r› alt›ndayd›. ABD’nin 1941’de Manhattan Projesi ad›n› verdi¤i, bafl›nda Oppenheimer’in bulundu¤u; maddenin içinde bulunan bu büyük gücü a盤a ç›karma ve kullanma çal›flmas› ise böyle bir avantajla baflar›ya ulafl›yordu. Bu, bilimin (yukar›da da bahsetti¤imiz siyasal konjonktürün katalizörlü¤ündeki) zaferiydi. Ancak bu h›zland›r›c›, bu buluflun, içine girip on binlerce insan›n yaflam›na mal olan bomban›n patlamas›nda da belirleyici oland›. Japonya’y› “teslim olmaya” zorlamak amac›yla bu sald›r›n›n gerçeklefltirildi¤i iddialar›n›n as›ls›zl›¤› onlarca kez kan›tland›. Hiroflima’ya atom bombas› at›lmas›ndan (6 A¤ustos 1945) neredeyse bir ay önce (18 Temmuz) Japon hükümdar›, Roosevelt’in yerine geçen Baflkan Truman’a bir kez daha bar›fl ça¤r›s›nda bulunmak üzere telgraf çekmiflti. Ancak karar verilmiflti ve “çatlak” seslere karfl›n, Baflkanl›k “Vekalet Komitesi”nin karar›: “Bay Byrnes, bomban›n Japonya’ya karfl› olabildi¤ince çabuk kullan›lmas›n›, iflçi evleriyle çevrili bir savafl fabrikas›na, uyar› yap›lmadan at›lmas›n› tavsiye etmifl ve Komite kendisine kat›lm›flt›r” oluyordu. Ve 59 y›l önce, 1945 6 A¤ustosunda

B-29 uça¤›ndan b›rak›lan bomban›n ›sl›k çala çala, döne döne düflmesi 43 saniye sürdü. Yaln›zca 3 metre boyunda ve 75 santim enindeydi. Hiroflima’ya 580 metre kala patlad›. Daha yüksekte patlarsa ›s›n›n (E) ço¤unun havada da¤›laca¤›, daha altta patlarsa büyük bir krater açaca¤› hesaplanm›flt› çünkü. fiehir merkezindeki hastanenin üstünde patlayan (her nedense ad›na “ufakl›k” denen) tek bir bomba (içinde ise her birinde iki kat› patlaman›n olufltu¤u seksen “kuflak” bölünme meydana gelmiflti) % 95’i sivil olan 100 bin kiflinin bir ç›rp›da ölümüne yol açt›. Ayr›ca 100 bin kifli de yay›lan radyasyonun etkisiyle yaflam›n› yitirdi. Bomban›n planlanmas› ve üretimden sorumlu General Groves’a bak›l›rsa “büyük ac›lar oluflturacak bir etki”si yoktu ve “söylenenlerin aksine ‘çok hofl’ bir ölüm flekli”ydi. 3 gün sonra 9 A¤ustos’ta bu kez “fliflko” lakapl› ikinci atom bombas› at›l›yordu Nagazaki’nin üzerine. Yine on binlerce insan›n yaflam›n› alarak. Bugün bilim ve teknoloji hala h›zl› bir flekilde ilerliyor. Yeni yeni silahlar, bombalar halklara ölüm kusuyor. Belki de en aymazcas› yaflan›yor: kitle imha silahlar›, yeni silahlar›n halklar üzerinde denenmesinin gerekçesi yap›larak kitlesel k›y›m gerçeklefltiriliyor. Ancak hiçbiri orak ve çekiç tutan bile¤i bükemiyor: Necef’te, Felluce’de, Gazze’de, Peru’da, Nepal’de... oldu¤u gibi. Ve halklar Hiroflima’y›, Nagazaki’yi unutmad›¤› gibi 1917’deki Sovyetler’i, 1949’daki Çin’i, Vietnam’› da unutmuyor.


13-26 Ağustos 2004

24

2

ÖLÜMÜMÜZ; S‹Z‹N ADALETS‹ZL‹⁄‹N‹Z‹N KANITI, B‹Z‹MSE ZAFER‹M‹Z‹N! Birinci Emperyalist Paylafl›m Savafl›’n›n sona ermesi ve onu izleyen kriz dönemi, Amerikan toplumunu ikiye ay›ran, dünya kamuoyunu aya¤a kald›ran ve sembol haline gelen Sacco ve Vanzetti davas›n›n arka plan›n› oluflturur. Olay, bafllang›çta, fliddetin ve soygunlar›n yoksullar için neredeyse meflrulaflt›¤› bu yeniden uyum sa¤lama dönemi için oldukça s›radand›r. South Braintree soygununun kurbanlar›, bu ayakkab› firmas›n›n muhasebecisi ve onun “korumas›”d›r. Sabah›n erken saatleridir, iki sald›rgan› birkaç tan›k görür. Bundan sonra, davan›n seyrini esas olarak tan›klar›n ifadeleri, karar de¤ifltirmeleri, tutars›zl›klar› belirler. Teflhis edilen üç kifliyi elinden kaç›ran komiser, Bridgewater’dan gelen bir arabadaki iki adam› tutuklar. ‹kisi de yabanc›d›r. ‹kisi de silahl›d›r. Üstlerinde anarflist bir bildirinin müsveddeleri bulunur. Adlar› Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti’dir. Vanzetti daha önceden mahkum olmufltur. Noel’deki Bridgewater soygununun san›¤› olarak tan›klar onu resmen teflhis etmifltir. Do¤ru dürüst bir savunma yapma imkan› olamayan Vanzetti yarg›c›n karar› okumas›yla mahkum olur: “Mahkeme, san›k Bartolomeo Vanzetti’yi 12 y›ldan az 15 y›ldan fazla olmamak üzere hapis cezas›na çarpt›rm›flt›r...” Bu birinci dava yüzünden Vanzetti di¤er mahkemeyi tutuklulara ayr›lan “kafes”ten izler. 1921 A¤ustos’unda ayn› yarg›ç, Dedham’daki mahkemede bu sefer Sacco ve Vanzetti’nin idama mahkum edildi¤i karar›n› okur. O andan itibaren iki tutuklu için uzun ve ac›l› bekleyifl bafllar. Mahkeme uzad›kça uzar. Hatta o s›rada baflka bir cinayetten hapiste yatmakta olan Celestino Madeiras, soygunu ve cinayetleri Joe Morelli çetesiyle birlikte iflledi¤ini itiraf eder. Ama... T›pk› sonralar› Rosenberglerin davas›nda olaca¤› gibi karar mahkeme bafllamadan belirlenmifltir... Kendilerine Ra¤men ‹ki Kahraman Kahramanlar: ‹ki ‹talyan, göçmen ve anarflist. Kendilerini mahkum eden ilk karar aç›kland›¤›nda Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti kimdi? Yedi y›l sonra ölüm karar› infaz edildi¤inde kim olmufllard›? Nicola Sacco hapishaneyi ölümden daha korkunç bulur. Ateflli bir militand›r, eylemsizlik ona ac› verir. Vanzetti gibi, o da Amerika’ya 1908’de gelmifltir. Amerikan hayat tarz›na ayak uydurmakta zorluk çeker. Neredeyse sadece ‹talyanlarla görüflür. Arkadafllar›n›n ço¤u gibi bir anarflist çevreye girer. Elinden geldi¤i kadar para biriktirmeye çal›fl›r. Annesinin ölüm haberi geldi¤inde ülkesine dönmeye karar verir. Tutukland›¤› günün sabah›nda kar›s›n›n valizleri haz›rlamas›na yard›m etmifltir. Ama yine de arkadafllar›yla birlikte bir anarflist mitingin haz›rl›¤›na kat›lmaktan kendini alamaz. Miting bir matbaada çal›-

flan bir ‹talyan gencin karanl›k “intihar›” üzerine düzenlenecektir. Okumaya, kendini e¤itmeye çal›fl›r. Adil bir flekilde yarg›lanmad›¤›n› düflünür sürekli. Yoksullara ve ‹talyanlara karfl› kör bir nefretin kurban› oldu¤una inan›r. Daha yafll› ve bekar olan Vanzetti’nin mizac› da tutkular› da çok farkl›d›r. Hapishane onu çok de¤ifltirir, kendini iyi hisseder. Hayat›n›n sonunda “bir toprak kurdunun ya da bir tavu¤unki gibi olmayan” ölümünü selamlar. Nefleli ve arkadafl canl›s› bir insand›r. ‹talyanlar›n kald›¤› bir binada bir odada kal›r. Bofl vakitlerinde hep okur; Dante ve Renan, Hugo ve Tolstoy, Marx ve Proudhon okur. Bir yandan da militan bir eylemlilik içine girer. Kropotkin’e ve Malatesta’ya hayrand›r. Bridgewater soygunundan mahkum oldu¤unda bofl zamanlar›nda okumaya devam eder; felsefeye ve aritmeti¤e merak sarar. Proudhon’u tercüme eder. “Bir proleterin hayat hikayesi” ad›n› verdi¤i çocukluk an›lar›n› kaleme al›r. Mahkemeyi büyük bir dikkatle izler. Siyasi “dostlar”›n›n kendisine pek yard›mc› olmad›¤›n› ve ABD’deki iflçilerin kitlesel deste¤ini arkas›na alamad›¤›n› düflünür. En aktif destekçilerinin “entelektüeller, orta s›n›f ve baz› ünlü flahsiyetler” oldu¤unun fark›na var›r, idam›ndan k›sa bir süre önce bu konudaki k›rg›n üzüntüsünü dile getirir: “baflka ülkelerde yap›lanlar›n yar›s› burada yap›lsayd›, biz flu anda özgür olurduk.” Vanzetti’nin Sacco’nun O¤lu Dante’ye Mektubu Hiç akl›ndan ç›karma Dante, bunlar› hep hat›rla; biz suçlu de¤iliz, bizi bir y›¤›n uydurma ve yalanla mahkum ettiler; yeniden yarg›lanmam›za karfl› ç›kt›lar ve e¤er yedi y›l, dört ay, onbir gün süren tarifsiz ac›lardan sonra bizi idam ediyorlarsa, bunun sebebi sana demin söylediklerimdir, çünkü biz yoksullardan yanayd›k, insanlar›n insanlar taraf›ndan ezilmesine ve sömürülmesine karfl›yd›k. 21 A¤ustos 1927 Son... ‹lk olarak idam edilen Sacco, infaz odas›na emin ad›mlarla girdi ve gardiya-

n›n bir iflareti üzerine kir verebilir. elektrikli sandalyeye otur“...Biz insanlar› kitaplarla, yaz›larla du. Ayn› anda, ‹talyanca birbirlerine kardefl ediyoruz. Siz insanba¤›rd›: “Yaflas›n Anarfli!” lar› kovuflturuyor, onlara bask› yap›yor Birkaç dakika sonra Van- onlar› öldürüyorsunuz. Biz her zaman zetti getirildi. Sakin ve insanlar› e¤itmeye çal›fl›yoruz. Siz, bizdikkatliydi. Elektrikli san- lerle bir baflka ulus aras›na bir nefret dalyeye oturdu ve ba¤lan- uçurumu açmaya çal›fl›yorsunuz. ‹flte madan önce, alçak sesle bugün ben bu nedenle, ezilen s›n›ftan oloradakilere konuflmaya du¤um için burada bulunuyorum. Siz bafllad›. “Size masum ol- ezen s›n›ftans›n›z.” du¤umu söylemek istiyo(Sacco’ nun Savunmas›’ndan) rum” dedi a¤›r a¤›r... Tam yedi y›l ak›l YARGIÇLARA SON SÖZÜM almaz bir hukuk rezaleti olarak süren ve Bunlar gelmese bafl›ma,/siz iki suçsuz insan›n, ç›kmasayd›n›z karfl›ma/ona buna dert “iflinin ehli bir kunanlataca¤›m diye köflebafllar›nda hardurac›yla, bir iflporcar giderdim ömürümü,/silik, belirsiz, tac› parças›n›n”, elektrikli sandalyede yenilmifl titretir giderdim kuyru¤u. Ama katledilmesiyle soflimdi öyle mi ya!/Bizim baflar›m›z bu nuçlanan olay ABD ölüm, bizim zaferimiz bu./Dünyada tarihinin say›s›z yüzakl›m›za gelmezdi böyle yararl› karalar›ndan birini oluflturur. olaca¤›m›z,/insanl›k için, /adalet için 1920’de ABD’de doru¤a t›rmand›r›hürlük için es kaza gördü¤ümüz bu lan komünist karfl›t› histeriortam› içinde adam öldürme suçuyla tutukhizmeti/bir kere de¤il, on kere yaflasak land›lar. Dünya savafl›n›n bitmesiyyapamazd›k. Dediklerimiz, hayat›m›z, le ortaya ç›kan iflsizlik, ücretlerin çektiklerimiz/ hiç kal›r bunun yan›nda korkunç düflüklü¤ü, büyük sermahiç kal›r yan›nda idam›m›z/-bir kunyenin gittikçe büyümesine karfl›l›k durac›yla bir iflportac› parças›n›n orta katmanlar›n h›zla yoksullaflmas› ülkede huzursuzlu¤un büyük idam›/ Yaflayaca¤›m›z o son an› elimizölçüde yayg›nlaflmas›na yol açm›fl, den alamazs›n›z ya!/O bizim iflte, o 1918’de 1 milyon olan grevci iflçi bizim zaferimiz! say›s› 1919’da 4 milyona yüksel(Vanzetti’nin ölmeden önce yazd›¤› miflti. ‹flçiler grevlerde ekonomik bir fliir) haklar yan›nda demokratik haklar da talep etmeye, kimi endüstri kollar›n›n millilefltirilmesini istemeye bafllad›lar. Geliflen radikal hareKAVGADA ketlerin geriletilmesi için yo¤un bir basÖLÜMSÜZLEfiENLER k› ortam› yarat›ld›. 2 Ocak 1920’de 70 Katip Saltan: Almanya’da iflçi kentte ayn› anda gerçeklefltirilen “basolarak çal›fl›rken TKP/ML’nin yurtd›fl› k›n”larda 6000’i aflk›n ilerici tutuklanfaaliyetine kat›l›r. 19 A¤ustos 1980’de d›. Solcu partilerin bütün binalar› bas›lfaflistler taraf›ndan b›çaklanarak katled›, yöneticileri içeri at›ld›. Tutuklanandilir. Cenazesi Acshen kentinde yap›lar kentlerin büyük caddelerinden kelan görkemli bir yürüyüflle memleketilepçeli olarak toplu halde geçirildiler. ne u¤urlan›r. ‹flkenceler ayyuka ç›kt›. Bas›n›n da yarHüseyin Do¤an: 1944 y›l›nda d›m›yla tüm ülke bir korku ve dehflet ortaDersim’in Pülümür ilçesinde do¤du, m›na sokuldu (ilginçtir, benzer olaylar 1972’de iflçi olarak Almanya’ya gitti. ‹kinci Dünya Savafl›’n›n ertesinde de yaAT‹F saflar›nda mücadele yürüttü, fland›). Yo¤un bask›ya u¤rayan gruplardan Ulm’de Halk Oca¤›’n›n kuruculu¤unu biri de göçmen iflçilerdi. Göçmen iflçiler yapt›.16 A¤ustos 1982’de flehitler keren a¤›r ifllerde en düflük ücretlerle çal›flvan›na kat›lm›flt›r. t›r›l›yorlard›. En son ifle al›n›p en önce iflHüseyin K›l›¤: 1964’de Derten at›lanlar da -siyahlarla birlikte- onlarsim’in Za¤ge köyünde dünyaya geldi. d›. 1920’de madenlerde çal›flanlar›n TC’ye askerlik yapmay› reddederek yüzde 44’ünü, demir-çelik endüstrisinT‹KKO saflar›na kat›ld›. 20 A¤ustos de çal›flanlar›n yüzde 33’ünü göçmen ifl1983 gecesi Pülümür’ün Sampafla Kaçiler oluflturuyordu. raderbent köyüne gittiklerinde kazayla Bu yarg›laman›n -ve sonraki geliflmeyaralan›r. Pülümür sa¤l›k oca¤›na gölerin- tüyler ürpertici ayr›nt›lar›na burada türülür. 21 A¤ustos 1983’de olay›n ihyer vermeye olanak yok. Yarg›c›n jüriye bar edilmesi üzerine yakalanarak ifldönüp “Karar›n›z› verirken Fransa’da sakenceyle katledilir. vafl alanlar›nda ölen yi¤it askerlerimizi düHasan Ataç:1960 Dersim do¤umflünün. Ayn› vatanseverlik duygusuyla kaludur. Çok genç yaflta tan›flt› devrimci rar›n›z› verin” demesi, tüm jüri üyelerinin düflüncelerle ve ard›ndan gelen iflkenvarl›kl› Norfolklulardan oluflmas›, tan›kcelerle. Öncüllerinin yapt›¤› gibi ser l›klar› karara temel olan iki tan›ktan biriverip s›r vermedi.13 A¤ustos 1985’te nin hapishane kaça¤› oldu¤unun ve mah‹stanbul’da çat›flmada katledildi. kemede sahte adla tan›kl›k yapt›¤›n›n ortaya ç›kmas›, davan›n gidifli hakk›nda bir fi-


2

25

ONLARI ANMAK GÖREVLER‹M‹ZE SARILMAKTAN GEÇER 3 A¤ustos 2001 y›l›nda ÖO’da flehit düflen Muharrem Horoz yoldafllar› ve ailesi taraf›ndan 3 A¤ustos 2004 tarihinde mezar› bafl›nda an›ld›. O’nu tan›yan yoldafllar› Horoz’un devrimci kiflili¤i ve yaflam›n› anlat›rken ilk esareti (3 A¤ustos 1999) olmas›na karfl›n bafle¤mezli¤i ve kararl›l›¤› karfl›s›nda düflman›n bozguna u¤rad›¤› ve Karadeniz bölgesinde, GB içerisinde yürüttü¤ü faaliyetlerinden dolay› halen mücadele eden yoldafllar› ve faaliyet yürüttü¤ü bölgelerdeki insanlar›n kendisini örnek ald›¤› hat›rlat›larak, Muharrem yoldafl flehit düfltükten sonra TKP/ML dava tutsaklar›n›n Muharrem Horoz için yay›nlad›¤› bildiri okundu.

Horoz’la ÖO günlerini paylaflan yine bir ÖO gazisi yoldafl› da bugün Muharrem Horoz ve O’nun gibi önder kadrolar›n, yaratmay› hedefledikleri dünya u¤runa flehit düflenler olarak sadece kahramanl›klar›yla de¤il, bilincimizde, kaçk›nl›¤a, teslimiyetçili¤e, tasfiyecili¤e karfl› durufllar›yla da

96 fiehitleri coflkuyla an›ld› 1996 y›l›ndaki Ölüm Orucu eyleminde ölümsüzleflen 12 karanfilden Tahsin Y›lmaz ve Müjdat Yanat ‹zmir’de mezarlar› bafl›nda yap›lan anmayla an›ld›lar. Y›lmaz ve Yanat’›n mezarlar›nda yap›lan anmalarla 82, 84, 96, 2000 ÖO ve SAG flehitlerini anan Partizan, ÖMP, DHP, Odak, SDP, HÖC ve ESP 1 A¤ustos 2004 tarihinde DEHAP il binas› önünde bir araya geldi. Saat 10:30’da toplanmaya bafllayan yaklafl›k 80 kifli otobüslerle önce Bornova Mezarl›¤›’nda bulunan Tahsin Y›lmaz’›n mezar›na gitti. Önde Y›lmaz için haz›rlanan ÖMP imzal› pankart aç›ld›. Arkada ise ortak pankart aç›ld›. Mezarl›¤a gelen kitle devrim flehitleri için yapt›¤› sayg› durufluyla etkinli¤e bafllad›. Sayg› duruflunun ard›ndan ortak metin okundu. Metinde direniflin zaferle sonuçland›¤›na de¤inilirken, Tahsin Y›lmaz’›n yaflam› ve mücadelesi de anlat›ld›. Ard›ndan Tahsin Y›lmaz’›n yoldafllar›na yazd›¤› son mektubu okundu. Mektuptan sonra sloganlarla anma bitirildi. Buradan Buca Yeni Mezarl›¤a do¤ru

yola ç›k›ld›. Mezarl›k giriflinde bir kez daha kortej oluflturulup sloganlarla Müjdat Yanat’›n mezar›na yüründü. Yanat’›n mezar›nda yap›lan sayg› durufluyla anma etkinli¤i bafllad›. Ard›ndan Yanat’›n hayat› ve mücadelesi yoldafllar› taraf›ndan okundu. Ard›ndan Müjdat Yanat’›n bant takma törenindeki konuflmas› ve annesine yazd›¤› mektup okundu. Marfllar›n ard›ndan Hatice Yürekli, Gökhan Özocak, Gürsel Akmaz ve Ümit Do¤an Gönül’ün mezarlar› ziyaret edildi. Yürekli’nin mezar›nda eyleme destek veren BDSP’li temsilciye söz verildi. Anma etkinli¤i sloganlarla bitirildi. Buca Yeni Mezarl›k’ta ayr›ca 1999 y›l›nda TC güçleriyle, Halk Ordusu gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düflen Cem Ergüldü’nün de mezar› bulunuyor. Etkinli¤in ard›ndan Partizan okurlar› Ergüldü’nün mezar›nda da bir anma yapt›. Di¤er kat›l›mc›lar›n da destek verdi¤i anmada Ergüldü flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitlerinin an›s›na sayg› duruflu yap›ld›. Ve bir kez daha hayk›r›ld›; “Vartinik’te bir köm” fliiri. Ard›ndan

Kepir çatışması

23 A¤ustos 1992 günü on kiflilik bir T‹KKO birli¤i Ovac›k’›n Kepir Yaylas› Mevkiinde bir ihbar sonucu pusuya düflürülür. Çat›flma 12 saat sürer. Y›ld›z Ayr›ç, ‹mam Cem ‹flitmez, Ak›n Uzun ve komutan Dursun Erkul ilk çat›flma s›ras›nda flehit düfler. Meral Gezer ise yaral› ele geçirilerek iflkencede katledilir. Dursun Erkul, 1957 Dersim do¤umludur. ‹lk gençlik y›llar›nda Ankara’da Keçiören’in Kuflca¤›z mahallesinde ne kadar sevildiyse, Artvin fiavflat’da da o kadar sevdirmifltir kendini gerilla iken. Y›ld›z Ayr›ç, 1968 Dersim Merkez Çerme Köyü do¤umludur. Cenazesi Dersim’in Birma Köyü’nde topra¤a verildi.

O gün Dersim, Mazgirt, Hozat ve köylerinde bir günlük kepenk ve kontakt kapatma eylemleri gerçeklefltirilerek sahiplenildi. Ak›n Uzun, 1965 Rize do¤umludur. TC’nin ordusunda k›sa bir süre kald›ktan sonra firar etmifl, gerillaya kat›lm›flt›r. ‹mam Cem ‹flitmez, 1973 Elaz›¤ do¤umludur. Aslen Dersim Ovac›kl›yd›. Konfeksiyon iflçisiyken gerillaya kat›lm›flt›. Görkemli bir cenaze töreniyle yoldafl› Meral Gezer ile birlikte Ovac›k halk›n›n coflkulu kat›l›m›yla topra¤a verildi. Meral Gezer, 1971 Dersim Ovac›k Burnak Köyü do¤umludur. Çat›flmada yaral› ele geçmesine ra¤men, düflman taraf›ndan iflkence ile katledilmifltir.

yer almas› gerekti¤ini ifade etti. O’nlar› anman›n bugün görevlerimize daha s›k› sar›lmaktan geçti¤ini ve bizlere miras b›rakt›klar› de¤erleri daha da ileriye tafl›yarak güzel yar›nlar›n yarat›labilece¤ini dile getirdi. Çiçeklerle ve k›z›l karanfillerle donat›lan mezar›n bafl›nda Horoz için yaz›lm›fl bir türkü seslendirilirken ayn› zamanda devrimci marfllar da söylendi. “Muharrem yoldafl ölümsüzdür”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya”, “Yaflas›n partimiz TKP/ML halk ordusu T‹KKOTMLGB” sloganlar› at›larak anma sona erdirildi. (‹stanbul) “Cem Ergüldü ölümsüzdür” slogan› hayk›r›ld›. Cem’in mezar› bafl›ndaki anma etkinli¤i jandarman›n otobüslere ceza kesme giriflimi yüzünden erken bitirilirken kitle sloganlarla anma etkinli¤ini sona erdirdi. (‹zmir) Buca Hapishanesi önünde anma 1996 ÖO ve SAG flehitleri için ‹HD ‹zmir fiubesi Buca Hapishanesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›. 28 Temmuz 2004 tarihinde saat 12:30’da hapishane önünde toplanan yaklafl›k 80 kifli alk›fllarla eyleme bafllad›. Eylemde bas›n metnini ‹HD ‹zmir fiubesi Sekreteri Mihriban Karakaya okudu. Karakaya “yaflamsal ve bedensel bütünlü¤ü yok eden tecrit politikas›na ve yeni süreçte gündeme gelecek ça¤d›fl›bask›c› infaz yasa tasar›s›na karfl› kamuoyunu duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz” dedi. Eyleme Partizan, ÖMP, ESP, BDSP, DHP, TAHY-DER, ÇHD ve SDP destek verirken s›k s›k “Faflizme karfl› omuz omuza”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” vb. sloganlar hayk›r›ld›. (‹zmir)

Ordu Mesudiye şehitleri 16 A¤ustos 1993’te Ordu’nun Mesudiye ilçesi Topçam nahiyesinde Ortaalan Köyü mezras›nda konaklayan T‹KKO birli¤inin, ihbar sonucu TC güçleriyle girdi¤i çat›flmada Nurgül Bölükbafl ve Muzaffer Kahraman flehit düfltü. Nurgül Bölükbafl, 15 Ekim 1970 Ordu Fatsa do¤umludur. Gerici ve zengin say›labilecek bir aileye mensuptu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hemflirelik Yüksek Okulu mezunuydu. Sivas Devlet Hastanesinde çal›flt›. Sivas Tüm Sa¤l›k-Sen üyesiydi. Düzenin tüm olanaklar›n› red ederek T‹KKO saflar›na kat›lm›flt›. Muzaffer Kahraman, 1973 Ordu Gürgentepe do¤umludur. Kitle ile ba¤lar› oldukça güçlü olan sevilen bir kiflilikti. Daha önce düflman taraf›ndan iki kez kuflat›lm›fl olmas›na ra¤men uyan›kl›¤› sayesinde her iki kuflatmadan da ç›kmay› baflarm›flt›. 16 A¤ustos’da ç›kan çat›flmada ise yoldafl› Nurgül Bölükbafl ile birlikte flehit düfltü.

13-26 Ağustos 2004 GÜN’DE DÜN... 13 A¤ustos 1917. ‹spanya’da genel grev. 1961. Hafta sonu gece yar›s› Berlin Duvar› yükselmeye bafllad›. Berlin’in Sovyet iflgal bölgesi olan do¤usu, “So¤uk Savafl”›n simgesi olan duvarla Amerikan iflgal bölgesi bat› Berlin’den fiziksel olarak da ayr›ld›. 1966. Mao Zedung Çin’de Kültür Devrimi’ni ilan etti. 1992. Polisin yarg›s›z infaz›yla 5 Devrimci- Sol militan› öldürüldü. 1993. Polis, ‹stanbul Perpa Ticaret Merkezinde Devrimci-Sol örgütü üyesi olduklar› öne sürülen 1’i kad›n 5 devrimciyi katletti. 14 A¤ustos 1945. Japonya’n›n müttefiklere kay›ts›z flarts›z teslim olmas›yla 2. Dünya Savafl› sona erdi. 1949. Yunanistan’da General Markos yönetimindeki komünist ayaklanma Vitsi Da¤›’nda yenilgiye u¤rat›ld›. 15 A¤ustos 1984. PKK, Hakkari’ye ba¤l› Eruh ve fiemdinli ilçelerinde jandarma karakollar› ve resmi dairelere atefl açarak ilk silahl› eylemi bafllatt›. 1991. fiifle-Cam’›n Paflabahçe fabrikalar›nda iflten ç›kar›lan iflçilerin 333’ü yeniden ifle al›nd›. 16 A¤ustos 1908. Ankara-Ba¤dat demiryolu iflçileri greve ç›kt›. 17 A¤ustos 1939. Parisli iflçiler grevde. 1999. Marmara Bölgesi’nde sabaha karfl› 03.02’de deprem oldu. Richter ölçe¤ine göre 7.4 fliddetindeki deprem 45 saniye sürdü. Merkez üssü Gölcük olan depremde Bay›nd›rl›k ve ‹skan Bakanl›¤›’n›n verilerine göre 18 bin 373 kifli öldü, 48 bin 901 kifli yaraland›, yüz binlerce kifli evsiz kald›. 18 A¤ustos 1944. Fransa genel grev. 19 A¤ustos 1936. Faflistler ‹spanyol flair Federico Garcia Lorca’y› ‹spanya ‹ç savafl› s›ras›nda kurfluna dizdi. 1946. Çin’de iç savafl bafllad›. 1975. Hilton ve Berec’te direnifl bitti. Garanti Bankas›’n›n 41 flubesinde grev bafllad›. 1989. Hapishanelerde 29 May›s 1989’da bafllayan açl›k grevleri sona erdi. 20 A¤ustos 1981. Sol görüfllü Mustafa Özenç idam edildi. 21 A¤ustos 1982. Filistin Kurtulufl Örgütü (FKÖ) Beyrut’u boflaltmaya bafllad›. FKÖ merkezini Lübnan’dan Tunus’a tafl›d›. 1983. Sürgünden dönen Filipinler muhalefet lideri Benigno Aquino havaalan›nda uçaktan inerken öldürüldü. 22 A¤ustos 1876. Feshane iflçileri greve gitti. 1970. Yap› ‹flçileri Sendikas› Genel Baflkan› Necmettin Giritlio¤lu öldürüldü. Necmettin Giritlio¤lu Alia¤a Rafinerisi’ndeki grevi yönetiyordu. 23 A¤ustos 1305. “Cesur Yürek” filmine konu olan ‹skoç yurtsever Sir William Wallace Londra’da iflkenceyle öldürüldü. 1969. Pir Sultan oyununun Dersim’de yasaklanmas› üzerine olaylar ç›kt›; 1 kifli öldü. 24 A¤ustos 1572. Catherine de Medici ve Katolik Frans›z Mahkemesi emriyle binlerce Protestan Paris’te katledildi. K›y›m tarihe St. Bartholomew katliam› olarak geçti. 1975. ‹stanbul Alibeyköy’deki Sungurlar Fabrikas›’nda iflçiler 6 A¤ustos 1975’de direnifle geçmifllerdi. Jandarma direnen 400 iflçiye sald›rd› ve fabrikadan ç›kard›. 25 A¤ustos 1970. 18 fleker fabrikas›nda 21 bin iflçi grevde.


13-26 Ağustos 2004

26

TOHAV 2003 Y›l› ‹flkence Raporu: “‹flkence gören kad›n say›s›nda art›fl var” aflvuran iflkence ma¤durlar›n›n en yafll›s›n›n 80, en gencinin de 11 yafl›nda oldu¤u dikkat çekilen raporda baflvuran kad›n ma¤durlar›n oran› ise artarak % 74’e ulaflm›fl durumda. Yafl ortalamas› 34.1 olarak belirlenen kad›n iflkence ma¤durlar›n›n % 63.9’unun bekar, % 34.5’inin evli ve % 1.5’inin dul oldu¤u görülüyor.

B

oplum ve Hukuk Araflt›rmalar› Vakf› (TOHAV), “resmi görevliler taraf›ndan uygulanan fliddet”e maruz kalanlar üzerinde yapt›klar› araflt›rman›n 2003 y›l› raporunu kamuoyuna sundu. 2003 y›l›ndaki yeni baflvurular dikkate al›narak haz›rlanan raporda ayr›ca TOHAV iflkence Rehabilitasyon Merkezi’nde (‹RM) 1 y›l içerisinde 197 baflvurunun yap›ld›¤› ve daha önceki y›llarda baflvuranlarla birlikte toplam 314 iflkence ma¤durunun tedavi gördü¤ü vurgulan›yor. Baflvuran iflkence ma¤durlar›n›n en yafll›s›n›n 80, en gencinin de 11 yafl›n-

T

da oldu¤una dikkat çekilen raporda baflvuran kad›n ma¤durlar›n oran› ise artarak % 74’e ulaflm›fl durumda. Yafl ortalamas› 34.1 olarak belirlenen kad›n iflkence ma¤durlar›n›n % 63.9’unun bekar, % 34.5’inin evli ve % 1.5’inin dul oldu¤u görülüyor. Gözalt›ndan sonra 1 hafta içerisinde TOHAV’a baflvuran ve raporda akut olarak belirtilen baflvurucular›n hücrede d›fl uyaranlardan soyutlama, temel gereksinimlerden yoksun b›rakma, afla¤›lama, hakaret, cinsel taciz, uyutmama, yalanc› infaz, ileri iflkence tehdidi gibi iflkence yöntemleri ile karfl›laflt›k-

lar› belirtiliyor. Buna göre iflkence yöntemlerinden kaba dayak % 97.4, elektrik verme % 44.1, saçlardan çekme, sürükleme, kald›rma % 43.6, el ve ayak bileklerinden asma % 36.9, tecavüz tehdidi % 20.8, tecrit etme % 47.2, aç b›rakma % 49.2, tazyikli so¤uk su % 40.6, daha ileri iflkence yapma tehdidi % 50.2, küfür-hakaret-alay % 87.3, iple ba¤lama % 3, el ve ayak t›rnaklar›na i¤ne sokma % 4, zorla difl çekme % 3, yiyece¤e d›flk› katma % 1 oran›nda uyguland›¤› tespit edilmifltir. Ayr›ca bu iflkencelerin yap›ld›¤› yer olarak emniyet müdürlükleri % 84.2 ile ilk s›rada yer al›yor. ‹flkence ma¤durlar›n›n psikolojik ve fiziksel durumlar›na da de¤inilen raporda ma¤durlar›n % 93.4’ünde kas-iskelet sistemi, % 65.4’ünde sindirim sistemi, % 51.7’sinin sinir sistemi ile ilgili flikayetleri oldu¤u, % 57.3’ünde de psikolojik rahats›zl›klar›n görüldü¤ü belirtiliyor. Psikolojik rahats›zl›klardan ençok karfl›lafl›lanlar ise bafl a¤r›s›, depresyon ve Wernicke Korsakoff sendromlar›.

2 Türkiye’de kad›nlar›n E⁄‹T‹M SORUNU Hacettepe Nüfus Etütleri Ensititüsü'nce, "nüfus yap›s›, yafl, sa¤l›k hizmetlerinin kullan›m›, kad›n ve çocuk sa¤l›¤› düzeyi, bebek ölümlülü¤ü gibi sa¤l›k göstergelerine" iliflkin 5 y›lda bir haz›rlanan "Türkiye Nüfus ve Sa¤l›k Araflt›rmas›"n›n 2003 y›l› ön raporuna göre, Türkiye'de kad›nlar›n e¤itimsizli¤i sorun olmaya devam ediyor. "Türkiye Nüfus ve Sa¤l›k Araflt›rmas›"na göre, kad›nlar›n az›msanmayacak bir bölümü olan yüzde 21.8'i hiç okula gitmemifl veya ilkokul e¤itimini tamamlayamam›fl. Kad›nlar›n ço¤unlu¤unu oluflturan yüzde 53.7'si de 5 y›ll›k ilkokul e¤itim al›rken, yüzde 7.4'ü ortaokulu bitirememifl ve sadece yüzde 17'si lise ile üniversiteyi bitirmifl.

Her y›l yüzbinin üzerinde kad›n do¤umdan kaynakl› ölüyor Uluslararas› alanda nüfus planlamas› üzerine çal›flma yürüten Alman Dünya Nüfus Vakf› DSW, her y›l 100 binin üzerinde kad›n›n do¤umdan kaynakl› nedenlerle öldü¤ünü aç›klad›. Dünyada dakikada bir kad›n›n öldü¤üne dikkat çeken DSW en fazla ölümün ise Asya ve Afrika k›tas›nda gerçekleflti¤ini bildirdi. 14 milyon çocu¤un sakat dünyaya geldi¤ini belirten yetkililer, 15-24 yafl aras›nda baflta A‹DS olmak üzere, do¤um öncesi ve sonras›nda kad›nlar›n büyük risk alt›nda oldu¤unu vurgulad›. Son 5 y›lda yaklafl›k 733 bin kad›n›n hamilelik s›ras›nda ya da do¤um esnas›nda yaflam›n› yitirdi¤ine dikkat çeken yetkililer, bu say›n›n özellikle Afrika ve Asya k›talar›nda çok daha yüksek bir seviyede oldu¤unu belirtti. Bu ölümlerin önüne geçilmesi için ise kamuoyunda duyarl›l›¤›n artt›r›lmas› ve bilgilendirilmesini önemine dikkat çeken yetkililer, dünya çap›nda 200 milyondan fazla kad›n›n bilgilendirmeden mahrum kald›¤›n› vurgulad›. fiimdiye kadar bu alanda yap›lan çal›flmalar›n yetersiz oldu¤unun alt›n› çizen DSW, kad›n ve çocuklar›n bulundu¤u koflullar› görmezlikten gelen çevreleri de k›nad›. (MHA)

IOM: Türkiye fuhuflun merkez üssü halinde Uluslararas› Göç Örgütü (International Organization for Migration-IOM), Türkiye'nin kad›n ticareti ve fuhuflta merkez üs haline geldi¤ini bildirdi. Göçmenlerin "turist" görüntüsü ile Türkiye’ye geldi¤ini ortaya koyan araflt›rma, 1995 y›l›ndan bu yana 400 bin göçmenin s›n›r d›fl› edildi¤ini, bunun yüzde 95’inin de fuhufl kaynakl› oldu¤unu ortaya koydu. Göç Örgütü’nün yapt›¤› araflt›rmada, Do¤u Avrupa ülkelerinden her y›l 3 ila 4 bin kad›n›n fuhufl nedeniyle s›n›rd›fl› edildi¤i, bunlar aras›nda Moldova, Gürcistan ve Ukraynal› kad›nlar›n bafl› çekti¤i kaydedildi. “Küreselleflme” ile birlikte dünyadaki düzensiz

göç hareketlerinin artt›¤›na vurgu yapan araflt›rma raporunda, bunun da baflta fuhufl amaçl› kad›n ticareti olmak üzere insan ticareti için uygun bir ortam yaratt›¤› kaydedildi. Araflt›rmada, 1980’li y›llar›n sonunda fliddetli ekonomik krize, yüksek enflasyona ve kitlesel iflsizli¤e u¤rayan Do¤u Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye yönelik göç hareketlerinin artt›¤›, bunlar aras›nda yüksek e¤itimli olmas›na karfl›n iflsizlik yaflayan kad›nlar›n üst s›rada yer ald›¤› vurguland›. Araflt›rmada, 1960’tan bu yana döviz rezervlerini art›rmak için turizmi gelifltirmeye a¤›rl›k veren ve liberal s›n›r politikas› izleyen Türkiye’nin, göç ak›mlar› için ca-

zip bir nokta haline geldi¤i kaydedilen araflt›rmada, “Türkiye’ye farkl› niteliklerde ve artan say›da göçmen, turist ad› alt›nda girifl yapmaktad›r” denildi. Araflt›rmada, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova, Romanya, Rusya ve Ukrayna’dan her y›l 1.5 milyon civar›nda insan›n Türkiye’ye geldi¤i belirlendi. Bu ülkelerin göçmenlerinin s›n›r d›fl› edilmelerinde en s›k görülen nedenin ise fuhufl, cinsel yolla bulaflan hastal›klar ve vize süresinin ihlali oldu¤u ifade edildi. Araflt›rmaya göre, seks endüstrisine en çok kar›flan göçmenler, Moldoval›lar, Do¤u Avrupa’dan gelen 3-4 bin ka-

d›n, fuhufl nedeniyle her y›l s›n›r d›fl› ediliyor. Son 6 y›lda her y›l yaklafl›k 1000 kad›n›n cinsel yolla bulaflan hastal›klar nedeniyle s›n›r d›fl› edildi¤i vurgulanan araflt›rmada, cinsel hastal›klar› nedeniyle s›n›r d›fl› edilenler içinde en yüksek dilimi Gürcüler ve Romanyal›lar oluflturuyor. Cinsel yolla bulaflan hastal›k tafl›yanlardan s›n›r d›fl› edilenler içinde en düflük oran ise Rus kad›nlar. Uluslararas› Göç Örgütü, Türkiye’de fuhufla zorlanan yabanc› kad›nlar›n olumsuz aile koflullar›na, köy ya da k›rsal kasaba geçmifline sahip boflanm›fl ya da bekar kad›nlardan olufltu¤u belirtildi.


27

2 F‹L‹ST‹N HALKININ ACI DRAMI STANDLARLA GÖZ ÖNÜNE SER‹L‹YOR Almanya'n›n Köln kentindeki Dom Kilisesi önünde aç›lan standla Filistin katliam› sözlü ve görsel olarak anlat›l›yor. Haz›rlanan bir panoya ise herkes kendi anadiliyle tepkilerini yaz›yor. Almanca, ‹ngilizce, Frans›zca, Kürtçe, Türkçe bütün diller katliam karfl›tl›¤›nda bulufluyor. Köln'deki Dom Kilisesi'nin önünde neredeyse her gün bir eylem ya da bir protesto gösterisi gerçeklefliyor. Filistin halk›n›n ac›lar›n› dile getiren bir grup, kurdu¤u standlarla halk› bilgilendiriyor. Stand›n önünde, Bush ve fiaron hükümetini protesto eden ve Filistin halk›n›n savafltan dolay› çekti¤i ac›lar› görmezlikten gelenlerin k›nand›¤› pankartlar as›l›. Savafl›n yaratt›¤› ac›lar›n tafl›nd›¤› foto¤raflar›n da gösterildi¤i standda, çocuklar›n gözlerinde korku, büyüklerin ise öfke var. Filistin halk›n›n savafl ortam›ndan ç›kmas›n› sa¤lamak, fiaron hükümetini protesto etmek için standda flimdiye kadar binlerce imza toplanm›fl. Eylül ay›n›n bafl›na kadar Dom Kilisesi'nin önünde ziyaretçilere ve turistlere bilgi verecek olan stand çal›flanlar› ayn› zamanda ziyaretçilerin görüfllerini de yaz›l› olarak al›yor. Baflta Almanca, ‹ngilizce, Türkçe, Kürtçe olmak üzere yaklafl›k en az 10 de¤iflik dilden Filistin halk›n›n içinde bulundu¤u duruma dikkat çekmek ve insanlar›n duygular›n› kaleme dökmek için bir pano haz›rlanm›fl. ‹steyen kifliler, istedikleri dil ile bofl kartonlara duygular›n› yaz›p, panoya as›yorlar.

Federico Garcia Lorca 1898 y›l›nda, ‹spanya'n›n Granada bölgesindeki Fuente Vaqueros kentinde do¤an ‹s panyol flair Lorca, yüzy›l›n›n en büyük iki ‹spanyol flairinden biri olarak kabul edilir. 20. Yüzy›l›n yetifltirdi¤i en büyük flairlerden biri olan Lorca, içinde yetiflti¤i toplumu, ça¤›n›n›n duyarl›l›¤›n› en usta biçimde eserlerine yans›tan bir flairdi. Ayn› zamanda oyunlar› en çok sahnelenen dram yazar›yd›. ‹spanya ‹ç Savafl›’na kadar Madrid’de tiyatro, fliir ve müzik çal›flmalar›n› yürüten Lorca savafl›n bafllamas›yla birlikte Madrid’den ayr›larak Grenada’ya döndü. Yap›tlar›nda yer alan fliddet ve ölüm temas› bu tarihten bafllayarak günlük yaflam›n›n vazgeçilmez ayr›nt›s›na dönüfltü. Franco'cular› masumiyeti katletmekle suçlayan Lorca, 19 A¤ustos 1936'da do¤du¤u yörede Franco'nun adamlar› taraf›ndan öldürüldü. Üç y›l süren ‹spanya iç savafl› s›ras›nda yaln›zca Lorca de¤il elbette binlerce cumhuriyetçi

ve boyun e¤meyen direnen halk da Franco faflizmi taraf›ndan katledildi. fiilili ozan Pablo Neruda; Lorca’n›n katledilmesinin hemen ard›ndan Paris’te yapt›¤› konuflmada flunlar› söylüyordu: “Evet, iyi seçim yapt›lar, onu vururlarken insan soyunun yüre¤ini hedeflemifllerdi. Onu, ‹spanya’ya boyun e¤dirmek ve flehit etmek için seçtiler, onu en derin solu¤unu t›kamak için seçtiler, onu özünü kurutmak için seçtiler, en solmaz kahkakas›n› susturmak için seçtiler. Bu ölümün yarg›lanmas›nda birbiriyle uzlaflt›r›lamaz iki ‹spanya vard›; korkunç, melun, çatal t›rnakl› yeralt› ‹spanya’s›, lanetli ‹spanya; büyük hanedan›n ve kiliseye ait cinayetlerin çarm›ha gerilesi, zehirli ‹spanya’s›; ve karfl›s›ndaki ‹spanya, yaflama onuruya ve ruhuyla gülen, sezginin, gelene¤in ve keflfin par›lt›l› ‹spanya’s›, Federico Garcia Lorca’n›n ‹spanya’s›!; ama fliiri gibi akarken dimdik ve flark›lar söyleyerek insano¤lunun an›s›nda sonsuzlu¤a dek yaflamak için.....”

HOfiÇAKALIN Ölürsem aç›k b›rak›n balkonu. Çocuk portakal yer. (Balkonumdan görürüm onu.) Orakç› ekin biçer. (Balkonumdan duyar›m onu.) Ölürsem aç›k b›rak›n balkonu! GARC‹A LORCA

ANTAKYA’DA ÇOCUKLARA YÖNEL‹K SOKAK T‹YATROSU ‹LG‹ GÖRDÜ Antakya Amatör Tiyatrocular Derne¤i giriflimiyle Hatay'da ilk defa sokak tiyatrosu gerçeklefltirildi. Yafllar› 3 ile 7 yafl aras› de¤iflen çocuklara yönelik olan oyunda ormanlar›n yararlar› ifllenerek çocuklara a¤aç ve orman sevgisi anlat›l›yor. Hatay'da ilk defa sokakta gerçeklefltirilen tiyatro gösterimi çocuklardan büyük ilgi gördü. Baflkanl›¤›n› Vejdi Koçak'›n yapt›¤› Antakya Belediyesi bünyesindeki Amatör Tiyatrocular Derne¤i giriflimiyle Belediye Park› Nikah Salonu önündeki bofllukta çocuklara yönelik oyun sahnelendi. 2 gün süreyle büyük ilgi gören "Minik Avc›" oyununda Ali Gezgin ile Emrah Öztürk adl› oyuncular rol ald›.

Bertolt Brecht

GELEN SAVAfi Bu gelen savafl ilk de¤il. Çok savafl oldu bundan önce. Bitti¤i gün en son savafl bir yanda yenilenler vard› gene, bir yanda yenenler vard›. Yenilenlerin yan›nda k›r›l›yordu halk açl›ktan. Yenenlerin yan›nda halk açl›ktan k›r›l›yordu. Bertolt Brecht

13-26 Ağustos 2004

Epik tiyatronun kurucusu, oyun yazar›, yönetmen ve flair olan Brecht, 1898 y›l›nda Almanya'n›n taflra kentlerinden Augsburg'ta do¤ar. Orta ö¤renimini Almanya'n›n savafla haz›rland›¤› y›llarda geçirir. ‹lk edebi giriflimi lisede Alman milliyetçili¤ini küçük düflüren bir denemesidir ve karfl›l›¤› bir k›nama cezas›d›r. Lise y›llar›nda yazd›¤› fliirler kentin radikal dergilerinde yay›nlan›r. 1930'larda faflizan e¤ilimlerin güçlendi¤i, insanlar›n hayat›na do¤rudan etkide bulundu¤u bir dönemde sanatsal olma kayg›s›ndan çok politik olma kayg›s›n›n savunulmas› gerektigini söyleyen Brecht; liselerde, fabrikalarda, sendikalarda insanlar›n oynay›p sergileyebilecekleri didaktik oyunlar yazar. Bir devrimci annesinin s›n›f bilinci kazanmas›n› konu edinen oyunun gösterimi Nazilerin iktidara gelmesiyle yasaklan›r. Nazi ‹ktidar› ile birlikte Brecht'in oyunlar›n› sahneleme imkan› ortadan kalkar ve ilk sürgün y›llar› da bafllar. Amerika'ya gidene kadar iki

önemli deneme daha bulunur. Birincisi; anti-faflist oyunlar, ikincisi; Aristotelian bir oyun: Carrar Anan›n Tüfekleri (1937). Ancak 1936'da Danimarka'da sahnelenebilen Yuvarlak Kafalar, Sivri Kafalar Brecht'in ilk antifaflist oyunudur. Oyun, Shakespeare'in K›sasa K›sas oyunundan uyarlanma, faflizmin uygulamalar›n›n hicvedildi¤i bir güldürüdür. Hitler benzeri ›rkç› bir dük, insanlar› yuvarlak ve sivri kafalar olarak ikiye ay›r›r. Bu oyun ile birlikte, popüler bir anlat›m tekni¤i olarak mizaha baflvurulmas› tekrar gündeme gelir. 1938'de yaz›lan 3. Re›ch’in Korku ve Sefaleti ise propagandist bir yön içerir; mizah›n yerini politik sald›r› al›r. 1941'de tamamlayaca¤›, ama faflizm karfl›t› oyunlar› aras›nda de¤erlendirilebilecek olan Arturo U›’nin Engellenebilir Yükselifli ise bu oyunlar›n en niteliklisidir. Dramatik bir kurgu oluflturulur ve faflizan e¤ilimin yükselifli kaç›n›lmaz bir durum olarak de¤il, tarihsel olarak engellenebilir bir geliflim olarak gösterilir. 1935 y›l›nda Nazi yönetimince Alman vatandafll›¤›ndan ç›kar›lan Brecht 1956'da kalp yetmezli¤inden yaflam›n› yitirdi.


13-26 Ağustos 2004

28

2

Toz alt›nda yaflamaya mahkum edilmifl insanlar seslerini yükseltiyor: Buras› Gaziosmanpafla Belediyesi’ne ba¤l› Sultan Çiftli¤i mahallesi. Mahalleye girer girmez önce yo¤un bir toz bulutu karfl›l›yor sizi, yola devam etti¤inizde ise giderek artan bir gürültü ve kap›s› bacas› s›ms›k› kapal› evler ç›k›yor karfl›n›za. Toz yüzünden insanlar ya d›flar›ya ç›kmay› tercih etmiyor, ya da istese de ç›kam›yor. Mahalle halk› y›llard›r çoluk-çocuk, gençyafll› demeden ortak sorunlar› olan tafl ocaklar› ve flantiyeleri kapatt›rmaya çal›fl›yor. Ancak çald›klar› her kap› yüzlerine kapanm›fl ya da tafl ocaklar›n›n sahiplerinin yan›nda yer alm›fl. K›rsal bölgelerden gelmifl insanlar›n a¤›rl›kl› olarak yaflad›¤› mahalle halk›n›n ço¤unlu¤unu Kürtler ve Lazlar oluflturuyor. Mahallede pek çok insan kirlilik yüzünden solunum yollar› rahats›zl›klar› yafl›yor. Ast›m olanlar mahalleden tafl›nm›fllar. Tozlar hemen yak›nda bulunan Alibeyköy baraj›na da ulafl›yor, barajda temizlik çal›flmalar› dahi durdurulmufl. Ocaklarda kullan›lan dinamitler yüzünden geceleri rahat uyuyamayan halk› flehir d›fl›ndan getirilen floförler de rahats›z ediyor. Çocuklar›n›n kamyonlar›n alt›nda ezilmemesini, okullar›nda temiz bir flekilde e¤itim görmesini isteyen mahalle halk›, bu u¤urda defalarca eylem yap›p yol kapatm›fl, imza toplay›p hemen hemen tüm bakanl›klara göndermifl; ancak hiçbir yard›m eli uzat›lmam›fl. Bunlara ra¤men y›lmayan Sultan Çiftli¤i halk› ne olursa olsun yaflamlar›n› tehdit eden koflullar› ortadan kald›rmaya kararl›.

“Tafl ocaklar› kapat›ls›n” - Bize mahalledeki sorunlardan, s›k›nt›lar›n›zdan bahseder misiniz? Ali Kemal Aksu: Mesela biz evde otururken flantiyede dinamit patlay›nca ev sars›l›yor. Çoluk çocuk varken, özellikle yatan çocuklar rahats›z oluyor. Kendi balkonunda oturup rahat rahat çay içemezsin burada. Daha bu sabah kahvalt› yaparken, oradan gelen tozlar yüzünden rahats›z olduk. Zaten evde duram›yorsun. Herkes flikayetçi tozdan topraktan. Bir de sars›nt›dan, oradan gelen dinamit sesinden. Bir gün ev bafl›m›za y›k›lacak diye korkuyoruz. Selami Güneri: Sultançiftli¤i’nde tam da tafl ocaklar›n›n dibinde oturuyorum. Acayip flekilde dinamit patlat›yorlar ve sanki gökten tafl ya¤›yor. Gece hiçbir yere ç›kam›yoruz. Bir de bu tafl ocaklar›nda çal›flan kamyon floförleri var, buradaki sokaklardan t›ka basa dolu olmalar›na ra¤men son gaz geçiyorlar. Çolu¤umuzu çocu¤umuzu soka¤a b›rakam›yoruz. Ezilenler var, flikayetçi oluyorlar. Durmadan burada eylem yap›yoruz ama hiç kimse, Türkiye bizi duymuyor. Burada çocuklar›m›z eziliyor, floförler kaba saba insanlar. Burada efllerimize, dostlar›m›za, k›zlar›m›za hep laf at›yorlar, olaylar ç›k›yor ama hiç kimse görmüyor. Hiçbir flekilde balkona falan ç›kam›yoruz, toz duman. Asl›nda çok güzel bir yer Sultançiftli¤i ama bu tafl ocaklar› yüzünden yaflanacak bir yer olmaktan ç›kt›. Zülfiye Ünal: Toz yüzünden cam› çerçeveyi hiçbir zaman açam›yoruz. Eflim ci¤er hastas›. O yüzden burada yaflayam›yor. Ayr› yerde kal›yor. Burada hasta olanlar çok oldu. Birçok insanda solunum rahats›zl›klar› var. - Bu sorunu çözmek için herhangi bir girifliminiz oldu mu? Selami Güneri: Gazi Osman Pafla’ya kadar gittiler. Bir ara buradan Ceviz Köyü’ne kadar indiler, imza toplad›lar, pek bir fley de¤iflmedi. “Kapat›lacak birkaç seneye kadar”

diyorlar ama kaç senedir buraday›m, senelerdir kapat›lmad›. - Buradaki sorun sadece tafl ocaklar›, flantiyeler kapat›larak m› giderilebilir, çözmek için baflka alternatifler var m›, varsa neden denenmiyor? Ali Kemal Aksu: Bir kere tafl ocaklar›nda patlamalar oluyor. Patlama oldu¤u zaman zaten evler sallan›yor, buralar kapat›lmadan bu sorun giderilmez birincisi bu. ‹kincisi arka yoldan da gidiyor kamyonlar ama ne kadar giderse gitsin o toz yine bize geliyor, kamyonlar›n yol de¤ifltirmesi fazla bir fley fark etmiyor. Direkt tafl ocaklar›ndan geliyor zaten toz. Bu tozu yaratan kamyonlar de¤il yani, esas sorun tafl ocaklar›. Her taraf› delik deflik ettiler burada. Selami Güneri: Geçici çözümler var tabi. Günübirlik suluyorlar, eylem yap›ld›ktan sonra ilk on gün suluyorlar ondan sonra sulama diye bir fley yok. ‹nan›r m›s›n›z yerde bir kar›fl toz var. Ve oras› ifllek bir cadde. Kamyonlar›n çal›flt›¤› o arka taraf. Komple o tozlar buradaki tüm binalara geliyor. Yani ne elbise asabiliyorlar ne de baflka bir fley yapabiliyorlar. Tafl ocaklar›n›n kapat›lmas›ndan baflka bir çözüm yok. Nahide fianl›: Zaman›nda muhtarla belediyenin iliflkisi varm›fl. fiimdi muhtar da de¤iflti ama yine çözmüyorlar. Anlaflma yap›yorlarm›fl. O anlaflma bitecek öyle kalkacakm›fl. 5 y›l önce “iki sene sonra kalkacak” demifllerdi. O iki y›l hiç bitmedi. Burada yaflayan bir insan tozla do¤ar tozla ölür. ‹smini vermek istemeyen bir mahalle sakini: Siz bir de afla¤› taraflara inseniz, gerçi sizleri sokmazlar oralara ama oradaki a¤açlar› görseniz, balkonlar› görseniz oralar tam bir felaket, çünkü tozdan görünmüyor. Çevre felaketi. Gündüz buraya bir deprem cihaz› koysalar ya. Bize misafir gelen insanlar sars›nt›lardan kor-

kup gidiyorlar. Biz her gün 3-4 fliddetinde deprem yafl›yoruz. Tüm evler çatlak. Olas› bir depremde buras› yerle bir olur. Buralar felaket anlayaca¤›n›z. Her gün yeni yeni ocaklar aç›l›yor. fiuraya üç dakika uzakl›kta bir flantiye var, ruhsat›n›n olmad›¤› söyleniyor. Defalarca kaymakaml›¤a, ‹stanbul Valili¤i’ne gittik. Ankara’ya dilekçeler gönderdik. Halen daha hiçbir ilerleme yok. Bilmiyorum sonumuz ne olacak, insanlar hep hasta, nefes alam›yor. Hastanelerden ç›kam›yor. Cebeci taraflar›na indi¤inizde oralar›n daha berbat oldu¤unu göreceksiniz. Bir de okul var burada. Tam kamyonlar›n geçti¤i caddenin kenar›nda okul var. Havadan toz ya¤›yor, çocuklar o tozlar›n alt›nda ders görüyorlar. ‹smini vermeyen mahalle sakini: Muhtar›m›z ilgilenmiyor ki. Geçen burada eylem vard›, eylem dedi¤im de vatandafl flikayetlerini dile getiriyor ama muhtar›m›z orada yok. Belediye baflkan›m›z var kendisi doktor. Baflkan olmadan önce söz vermiflti bunlarla ilgilenece¤ine. En az›ndan sulama sistemine geçipte bu tozdan vatandafl› kurtaracakt›. Mesela bu dinamitlerin gelifligüzel patlamamas› için, kirlili¤i kald›rmak için bir fleyler yapacakt› ama hiçbir fley yapmad›. Geçen biz 5 bin kifli gittik ama 5 kifli gelip ilgilenmedi. Halk tepkisini gösteriyor ama maalesef bir duyarl› insan ya ‹stanbul’un bir köflesinde bir fleyler var da “bu insanlar kendi zevkinden mi ç›k›yor, yoksa hakkaten bir olay var m›?” diye gelmiyor. Bir sa¤l›k görevlisi bir sa¤l›k bakanl›¤›. Onlara da defalarca dilekçe gönderdik. Bakmay›n böyle rahat konufltu¤umuza asl›nda rahat konuflam›yoruz biz. Burada arkadafllar›m›z› tehdit de etmifller. Özellikle böyle flu andaki gibi bilgi verenleri tehdit etmifller. “Fazla burnunuzu sokuyorsunuz, bu iflin içine fazla kar›fl›yorsunuz” diye.


2 - Eylemleriniz hangi tarzda oluyor? Selami Güneri: Normalde biz yollar› kapat›p yola oturuyoruz 2-3 saat. Maksat ifllerini engellemek. Burada oturan vatandafl›n, halk›n yapt›¤› budur. ‹smini vermeyen mahalle sakini: Zaten burada bilinçli insan yok. Bilinçli insan olsa bu toz topra¤› kesinlikle çekmez. Önce insan sa¤l›¤›. ‹nsan sa¤l›¤› varken hiçbir zaman senin paran pulun ilgilendirmez. Önce bana sa¤l›¤›m gerekli. Benim sa¤l›¤›m yoksa para pul gerekmez zaten. 43 bin seçmeni var buran›n, hep bu duman›n alt›nda. Bu muhtarl›¤a ba¤l›. Genelde dar gelirli insanlar, Anadolu’nun k›rsal bölgelerinden gelmifl, sessiz-sakin, bilinçsiz insanlar. - Bu sorun ne zamandan beri yaflan›yor? Ali Kemal Aksu: Ben çocuklu¤umdan beri buraday›m. Afla¤› yukar› 20-22 senedir var. Selami Güneri: 12-13 seneden beri buraday›m ben. Buran›n çiftlik oldu¤u dönemlerden beri buraday›m. Bu tafl ocaklar›n›n kapat›lmas› için çok u¤rafl›ld›. Eylemler yap›ld›, imzalar topland›. Art›k ne bileyim para m› yedirildi bir türlü buralar kapat›lmad›. - Peki gerekçe olarak ne söylendi? Selami Güneri: fiantiye sahipleriyle anlaflmalar› varm›fl, bu anlaflma senelerdir bir türlü bitmedi. ‹ki senelik anlaflmam›z vard› yürüyüfle geçti¤imiz zaman. “Anlaflma bitti¤i zaman kapataca¤›z”. Ama anlaflmalar

29

14-26 Ağustos 2004

2 bini aflk›n Erganili çimento fabrikas›na yürüdü

Ergani Çimento Fabrikas›’n›n filtresiz bacalar›ndan ç›kan tozlar›n, çevreyi ve insan sa¤l›¤›n› ciddi biçimde tehdit etti¤ini belirten 2 bini aflk›n Erganili 25 y›ld›r çözülmeyen sorunun çözümü için fabrikaya yürüdü. Erganililer sorun çözülene kadar yasal olarak her türlü eylemliliklerde bulunacaklar›n› belirtti. E¤itim-Sen, Tüm-Bel-Sen, SES,

bitmiyor, durmadan tazeliyorlar. Bir flekilde para veriliyor, bir fleyler oluyor, normalde bu bir de¤il iki de¤il üç de¤il biz senelerdir eylem yap›yoruz. Kimse dinlemiyor tabii. Burada yine bizim çocuklar›m›z eziliyor. Fatma Ulutafl: “Buras› kalkamaz, bunu kald›ramay›z, bunu çekmek zorundas›n›z, böyle devam etmek zorunda” gibi cevaplar ald›k. - “‹nsan sa¤l›¤›n› tehdit etmeden baz› önlemler alarak bunu yapamaz m›s›n›z?” diye sordu¤unuzda

DEHAP, Ergani Tarih ve Kültür Derne¤i, Esnaf ve Sanatkarlar Odas›, mahalle muhtarlar›n›n organize etti¤i fabrikan›n çevreyi kirletmesine “dur deme” yürüyüflüne 2 bini aflk›n kifli kat›ld›. Ergani Otobüs Terminali önünde bir araya gelen ve kad›n ve çocuklar›n da aralar›nda bulundu¤u yaklafl›k 2 bin kifli “‹mdat nefes alam›yoruz”, “Ölüm kusan baca kapat›ls›n”, “A¤açlar›m›z dile gelse kaçacak yer arard›n›z”, “Ergani’mizi kirletmeyin” dövizlerini tafl›d›. “Kanser olmak istemiyoruz” fleklinde slogan atan kitle, Diyarbak›rElaz›¤ ana yolundan fabrikaya do¤ru yürüyüfle geçti. Kitle, polislerin abluka alt›na ald›¤› fabrikan›n önüne kadar yürüyüflünü sürdürdü. Fabrika önünde k›sa bir konuflma yapan Ergani Belediye Baflkan› Nadir Bingöl, Ergani halk›n›n 25 y›l›

herhangi bir önlem al›nd› m›? Fatma Ulutafl: Al›nd›. Mesela sulama yap›ld›, kamyon geçiflleri azalt›ld›. Bu gibi önlemler al›nd› ama sonra eski haline geri döndü. Kal›c› bir çözüm yarat›labilmesi için tafl ocaklar›n›n kalkmas› laz›m. - Bu 22 sene içinde çözüm için daha somut ad›mlar at›lmad› m›? Ali Kemal Aksu: Ne kadar eylem yap›ld›, ne kadar imza topland›. Yapamad›lar bir fley halen daha devam ediyor eylemler, imza toplamalar. - Sizce nas›l çözülebilir bu sorun? Hanife Ulutafl: ‹nsanlar›n birlik olmas› laz›m. - Burada tafl ocaklar› ve flantiyelerden kaynakl› kirlilik ve sa¤l›k sorunlar› var, baflka bir semtte okul yok, yol olmad›¤› için ulafl›m sa¤lanam›yor. Bu semtler ise iflçi-emekçilerin oldu¤u semtler oluyor, bunun

Biz bu taflocaklar›n›n kald›r›lmas›n› istiyoruz. Kald›r›lam›yorsa da mahalle halk›n›n baflka bir yere aktar›lmas›n› istiyoruz. Bu yak›nda Alibeyköy baraj› var. Bütün buradaki kirlilik oraya da ulafl›yor. Musluklar›m›zdan çamurlu su ak›yor. Zaten temizlik çal›flmalar› da yap›lm›yor, uzun süre önce durduruldu. Biz tafl ocaklar›n› kapatana kadar eylem yapaca¤›z, bakanl›klara falan dilekçe göndermeye devam edece¤iz çünkü burada biz yafl›yoruz.

aflk›n bir süredir fabrikan›n zehiriyle yaflad›¤›n› hat›rlatt›. Çevre Bakanl›¤›’ndan soruna bir an evvel müdahale etmesinin isteyen Bingöl flöyle devam etti: “Fabrika tozu bölgemizde sebze ve meyvecili¤in düflman› haline gelmifltir. Fabrikan›n ölüm kusan bacalar›na hay›r diyece¤iz. Bu güne kadar yapt›¤›m›z araflt›rmalarda çiftçilerimizin maddi ve manevi yönden epeyce zarara u¤rad›klar›n› tespit ettik. Fabrikaya yak›n bulunan mahallerde oturanlar›n bebeklerinin yüzde 10 civar›nda sakat do¤mas›na sebep oluyor. Yafll› insanlar›m›zda görülen karaci¤er hastal›¤›, nefes darl›¤› ve buna benzer sayamad›¤›m›z bin bir hastal›¤a rastlanm›flt›r. Buradan yetkililere sesleniyorum. 25 y›l› aflk›nd›r bu halk, çimento fabrikas›n›n zehiriyle yafl›yor. Bu olay›n takipçisi olaca¤›z.”

sebebini neye ba¤l›yorsunuz? ‹smini vermeyen mahalle sakini: Evet gariban tak›m›. Öyle insanlar var burada, sesini de ç›karam›yor. Selami Güneri: Paran›n olmas› laz›m. Bizde para olmad›¤› için böyle oluyor. Bizde para olmad›¤› için sa¤l›m›zla oynan›yor. Vatandafl böyle kendi kendine konufltu¤u zaman, yerine ulaflmad›¤› zaman öyle yerinde kal›yor, ileriye gitmiyor. Halk ayda iki sefer eylem yap›yor daha ne yaps›n? Bizim yapabilece¤imiz bu. Bizde para yok ki sa¤a sola para verelim de buralar› kapatal›m. - Çeflitli direnifllerin yafland›¤› mahalleler var. Mesela Gazi Mahallesi, Okmeydan› gibi... Buralar› örnek al›yor musunuz? ‹smini vermek istemeyen mahalle sakini: Gazi mahallesi var ya. Buras› Gazi mahallesi gibi olsa bak bakal›m bunlar burada durabiliyor mu? ‹nsan iflin özüne varacak ki ifli çözsün. Adam hakl› davas›n› savunuyor orada. Gazi bu flekilde onlar›n hakk›ndan geldi. Gazinin halk› gerekeni yapt›, tepkilerini gösterdi. - Son olarak söylemek, eklemek istedi¤iniz bir fley var m›? Toplu cevap: Biz bu taflocaklar›n›n kald›r›lmas›n› istiyoruz. Kald›r›lam›yorsa da mahalle halk›n›n baflka bir yere aktar›lmas›n› istiyoruz. Bu yak›nda Alibeyköy baraj› var. Bütün buradaki kirlilik oraya da ulafl›yor. Musluklar›m›zdan çamurlu su ak›yor. Zaten temizlik çal›flmalar› da yap›lm›yor, uzun süre önce durduruldu. Biz tafl ocaklar›n› kapatana kadar eylem yapaca¤›z, bakanl›klara falan dilekçe göndermeye devam edece¤iz, çünkü burada biz yafl›yoruz.


13-26 Ağustos 2004

30

‹flçi-köylü’den NECEF’TEN D‹YARBAKIR’A, TUNCEL‹’YE ‹fiKENCELER‹N SORUMLUSU EMPERYAL‹ZMD‹R! Geçti¤imiz hafta Irak’ta kaç›r›lan Türkiyeli fioför Murat Yüce’nin öldürülmesi gündemdeki en önemli konulardan biri oldu. Murat Yüce’nin Irak’a ekmek paras›n› kazanmak için gitti¤i vb. argümanlar› kullanan burjuva bas›n, infaz›n ard›ndan ABD’nin katliamlar›n› ört bas etmek, hatta ABD’yi direniflçiler karfl›s›nda daha “insanc›l”, daha “demokratik” göstermek için kollar› s›vad›. “ABD bile bu kadar›n› yapmam›flt›” yorumlar›na neden olan haberler boy boy “gazete” sayfalar›nda yer ald›. Oysa Murat Yüce’nin ekmek paras› için Irak’a gitti¤i gerçe¤i ile birlikte de¤erlendirilmesi gereken di¤er önemli nokta, onun ölümünden k›sa bir süre önce sarfetti¤i sözlerdir. Burada bir cümle ile de olsa belirtilmesi gereken bir di¤er nokta da burjuva bas›n›n kulland›¤› “ekmek paras›” için Irak’a giden insanlar›n varl›¤›, Türkiye’de yaflanan sefaletin insanlar› nelere mecbur b›rakt›¤› noktas›d›r. Bu durum Irak’ta direniflçilerin hakl›l›¤›n› karartmak için de¤il Türkiye’de sistemin halk› ne kadar s›k›flt›rd›¤›n›n bir göstergesi olarak kullan›labilir ancak. Bu noktada Irak’›n Musul kenti yak›nlar›nda kaç›r›lan ve daha sonra serbest b›rak›lan Türkiyeli T›r floförü Selahattin Turan’›n söyledikleri bunu kan›tlar niteliktedir. Turan; “elimde avucumda ne varsa bu arac›ma yat›rm›flt›m. Ortak alm›flt›m. Çocuklar›ma ekmek getirmek için gerekirse tekrar Irak’a giderim. Çünkü, iflsizim ve ailemi geçindirmekle yü-

kümlüyüm. 5 çocu¤uma bakmak zorunday›m” sözleri AKP’nin “ekonomi düzeliyor”, “enflasyon canavar›n› yendik” sözlerinin de birer yalandan ibaret oldu¤unu gözler önüne seriyor. Yüce “ben Amerika’n›n Irak’taki zulmünü gözlerimle gördüm. Fakat biraz para biriktirebilmek için burada kald›m. Amerika burada çoluk çocuk demeden sivil insanlar› bombal›yor” sözleri ile burjuva bas›n›n karartmaya çal›flt›¤› kritik noktay› gözler önüne sermektedir. Bu gerçek sadece Yüce’nin sözlerinde sakl› de¤ildir. Bunun d›fl›nda da örnekler vermek gerekirse Irakl› bir örgütün iflgalin bafllad›¤› zamandan bu yana katledilen Irakl›lar›n say›s› ile ilgili yapt›¤› araflt›rmaya bakmak yeterlidir. Bu araflt›rman›n sonuçlar›na göre ABD iflgalinin bafllad›¤› Mart 2003 ile Ekim 2003 tarihleri aras›nda Irak’ta 37 binden fazla insan ABD ordusu taraf›ndan katledilmifl. ‹flte ABD’nin “Irak’a özgürlük götürmek” için bafllatt›¤› iflgalin sonuçlar›. ABD demokrasisinin gerçek örneklerini aramak isteyenler için oldukça çarp›c› araflt›rma ve rakamlar. Baflka örnekler için Guantanamo Toplama Kamp›’nda iki y›l geçiren üç ‹ngiliz vatandafl›n›n anlat›mlar›na kulak verelim. Kampta üç y›l tutulduktan sonra hiçbir aç›klama yap›lmadan serbest b›rak›lan üç ‹ngiliz 155 sayfal›k bir rapor haz›rlayarak kamuoyuna “ABD demokrasisi”nin örneklerini aç›klad›. Rapora göre kampta yap›lan iflkence yöntemleri ara-

Samsun Gübre Fabrikası’ndaki işçinin durumu

hiçbir eylem yap›lmad› ve yap›lam›yor. Sendika baflkan› Necdet Kan’›n “Biz tar›m kredi kooperatiflerinin fabrikay› sat›n almas›n› istedik, onlar korkmas›n diye eylem yapmad›k” fleklindeki konuflmalar› iflçilerin sendika yönetimine tepkisinin artmas›na neden olmufl ve art›k iflçinin sendikaya güveni kalmam›fl. Sendika yönetimi fabrikaya ihaleyi alan Erkan ‹nflaat’›n temsilcilerini getirerek toplant› düzenlemifl ve sendika baflkan› iflçilere, yeni patronu övmüfl ve iyi niyetli oldu¤unu ve üretime devam edece¤ini ifade etmifl. ‹tiraz eden ve sorular soran iflçiler, sendikac›lar›n yan›nda genel müdür taraf›ndan azarlanm›flt›. Petrol-‹fl yönetiminin özellefltirmeler sürecinde yerinde yapaca¤› çal›flmalar› Avrupa’ya seyahatlerde gerçeklefltiriyor olmas›, süreklilik arz eden yurtd›fl› gezileriyle sendikan›n olanaklar›yla a¤al›¤›n› sürdürmesi, tabandaki iflçilerin güvenini yitirmesine, tepkilerinin artmas›na sebep oluyor. ‹flçilerin fabrikada tepkisini, tavr›n› bölmek için zorunlu y›ll›k izne ç›kart›lmalar›, fabrika içerisindeki muhalif sesin örgütlenmesine izin vermemeyi amaçlamaktad›r. ‹flçiler köylerinde, evlerinde oturarak y›ll›k izinlerinin bitmesini bekliyorlar. (Samsun)

TÜGSAfi Samsun Gübre Fabrikas›’n›n özellefltirme ihalesinin yap›ld›¤› Ocak ay›ndan bugüne kadar üretim durduruldu¤u için fabrikadaki zarar 10 trilyonun üzerine ç›kt›. Gübre Fabrikas› özellefltirilmeden önce çal›flan iflçi say›s› 423 kifliydi. 2004 Ocak ay›n›n ilk günlerinden itibaren 160 müteahhit iflçisine özellefltirme nedeniyle ç›k›fl yap›ld›. Bu iflçiler sendikal› idi ve flu an mahkemeleri sürüyor. Fabrikada tesislerden amonyak depolama ve muhafaza tesisi oda depolar› dolu oldu¤u için çal›fl›yor. Di¤er tesislerin üretimi durdurulmufltu. Üretim yap›lmad›¤› için May›s, Haziran aylar›ndan itibaren 350 iflçi zorunlu y›ll›k izinde ve flu an yaklafl›k 70 iflçi çal›fl›yor. Fabrika iflçilerinin müteahhit iflçileri de dahil hepsi sendikal›. Özellefltirme süreci ve üretimin durdurulmas›ndan bugüne kadar Petrol-‹fl Sendikas› Samsun fiubesi hiçbir haz›rl›k yapmad›¤› ve eylem program› örgütleyemedi¤i için iflçiler sendikaya karfl› tepkililer. Özellefltirme öncesi ve sürecinde

2

s›nda afl›r› s›cakta üstü aç›k kafeslere kapat›lmak, askerlerin bu kafeslere akrep ya da y›lan b›rakmas›, sakallar›n›n zorla kesilmesi, ç›plak foto¤raflar›n›n çekilmesi, zorla porno film izlettirilmesi, köpeklerle esirlerin korkutulmas› vb. bulunuyor. Ebu Garib Hapishanesi’nde yap›lan iflkencelerin bas›na yans›mas›n›n ard›ndan iyice teflhir olan ABD özellikle Necef’te son günlerde imza att›¤› katliamlar ile dünya halklar›n›n nefretini kazan›yor. Bu nefreti küllendirmek için arada yap›lan sözde yarg›lama ad›mlar› (iflkenceci asker Lyndy England’›n güya yarg›lanmas› örne¤inde oldu¤u gibi) ya da öldürülen çocuklar›n ailelerine ödenen tazminatlar ise ABD’yi düfltü¤ü kötürüm durumdan do¤rultmak yerine daha da komik durumlara düflürüyor. Son haftalarda özellikle Necef’te yo¤unlaflan çat›flmalar›n ard›ndan Kofi Annan’›n sözcüsü Fred Eckhard’›n, Annan’›n, çat›flmalarda ölenlerin say›s›ndan dolay› “çok endifleli” oldu¤unu, böyle bir durumda gücün “en son çare olarak kullan›lmas› gerekti¤ini” belirtmesinin ard›ndan “Necef’te herkesin elinden gelen çabay› göstermesini ve geç kal›nsa bile bar›flç›l bir çözüm bulunarak ateflkes yap›lmas›n›” istedi¤inin alt›n› çizmesi ABD’nin Irak’ta yaflad›¤› çaresizli¤in de bir itiraf›d›r. Murat Yüce’nin öldürülmesinin ard›ndan Uluslararas› Nakliyeciler Derne¤i’nin yan›nda Yüce’nin çal›flt›¤› Bilintur flirketi de tüm çal›flanlar›n› Irak’tan çekme karar› ald›. Bu karar elbette ki ABD’nin hofluna giden bir karar olmad›. Irak’ta ABD ile birlikte hareket edenlere özellikle de AKP hükümetine “hükümetlerden insanlar› Irak’ta kalmaya teflvik etmelerini, teröre taviz vermemelerini istiyoruz” diyerek üstü örtülü olarak görev biçen ABD aç›s›ndan bu geri çekilmeler, Irak’ta direnifl karfl›s›nda kaybetmenin di¤er bir göstergesi olarak da okunabilir.

Bunun yan›nda Türk egemen s›n›flar› da efendilerinden ö¤rendikleri yöntemler ile sald›r›lar›na h›z vererek devam ediyor. Son olarak Diyarbak›r ve Tunceli’de yap›lan operasyonlar s›ras›nda katledilen ve cesetlerine iflkence yap›lan HPG gerillalar› ile ilgili haberler ABD emperyalizminin iflgalin bafllad›¤› günden bugüne Irak’ta yapt›¤› iflkenceleri aratmayacak kadar vahflet içeriyor. Kollar› ve kafas› kesilen, kimyasal silahlarla katledilen gerilla görüntüleri özellikle Türkiye’de “bar›fl ve demokrasi” ortam›n›n güçlendi¤ine inanan kesimleri flok etti. Efendisi Irak’ta Irakl› esirlere kafalar›na çuval geçirerek, hücre demirlerine ba¤layarak, ç›r›lç›plak soyarak iflkence yapan TC’nin kendisi de kimyasal silah kullanarak, gerillalara iflkence ederek katlediyor. T. Kürdistan›’nda yo¤unlaflan bu sald›r›lara karfl› tepkimizi ortaya koymak, sokaklarda bu sald›r›lar›n teflhirini yapmak bizler aç›s›ndan oldukça önemlidir. HPG gerillalar›na yap›lan bu sald›r›lar ayn› zamanda bu topraklarda gerilla savafl› yürüten tüm devrimci ve komünistlere yap›lan bir sald›r›d›r. Ve di¤er bir önemli nokta bundan sonra da bu sald›r›lar›n devam edece¤i gerçe¤idir. Türkiye, ABD aç›s›ndan özellikle de Irak’ta bu kadar s›k›flm›fl iken oldukça önemli bir ülkedir. Kafkaslar, Ortado¤u, Balkanlar dairesinin yani ateflten bir çemberin ortas›nda bulunan Türkiye ABD’nin ç›karlar› gere¤i en ufak bir muhalefete sald›rmay› görev olarak önüne koymufltur. Bir yandan ç›kart›lan yeni yasalar (Kamu Yönetimi Yasas› vb.) bir yandan da hiçbir yasa tan›mayan sald›r›lar önümüzdeki süreçte artaca¤a benziyor. K›sacas› bu çemberin içinde Irak ve Filistin halk›n›n direniflçi ruhu ile donanarak tüm iflkencelerin katliamlar›n sorumlusunun emperyalizm oldu¤u gerçe¤ini daha gür hayk›rmak gerekmektedir.

Arsan Grevi Sona Erdi Arsan Tekstil grevi, patronun isteklerinin kabul edilmesiyle sona erdi. 1 A¤ustos’ta sonuçtan memnun olmayan iflçiler ifle buruk bafllad›. BJK Yönetim Kurulu eski baflkan› Serdar Bilgili’nin de ortak oldu¤u Arsan fiirketler grubu’ na ba¤l› Arsan Tekstil’de sözleflme görüflmelerinin t›kanmas› üzerine, 28 May›s’ta grev bafllam›flt›. ‹kramiye ve zam talepleriyle grev, iki ay sonra, 27 Temmuz Sal› günü Çal›flma Bakan›, Arsan patronu ve Öz ‹plik-‹fl Sendikas› aras›nda Ankara’ da yap›lan görüflmeyle sona erdi. Öz ‹plik‹fl Kahramanmarafl fiube Baflkan› fiaban Turgut, grevin genel merkez düzeyinde yap›lan görüflmeler sonunda sa¤lanan anlaflma üzerine sona erdi¤ini belirtti. ‹ki ayd›r direnen iflçilerin art›k gücü kalmad›¤›n›, bu nedenle, “kendilerinin de memnun olmad›klar› bir sözleflmeye imza atmak zorunda kald›klar›n›” söyleyen Turgut, “patron zarar ediyorum diyor, ama ben onun zarar etti¤ine inanm›yorum” ifadesini kulland›. Arsan iflçileri de “bofluna m› u¤raflt›k, iki ayd›r elimize tek kurufl para geçmedi. Bizimde çocuklar›m›z var; evimizin kiras›, elektrik, su, banka borçlar›... Madem iki ikramiyeye anlaflacakt›k neden greve ç›kt›k. Greve ç›kmadan önce de patron bunu zaten verecekti”

dediler. (Kahramanmarafl-Kartal) Tez-Koop-‹fl Sendikas› 4 No’lu fiube 5. Ola¤an Genel Kurulu’nu yapt› Genel Kurul’da delegeler “ihanet belgesi” olarak niteledikleri Migros sözleflmesinin hesab›n› sordu. Geçen y›l imzalanan sözleflmeyle ilgili tart›flmalar›n damgas›n› vurdu¤u Genel Kurul’da Osman Gürsu ve Murat Biçer baflkanl›¤›nda iki liste yar›flt›. Holiday Otel’de 1 A¤ustos Pazar günü yap›lan genel kurul, geçen y›l imzalanan sözleflmeye yönelik tepkilerin dinmedi¤ini gösterdi. Divan baflkanl›¤›na önerilen sendika genel baflkan› Sad›k Özben’in oylamas›na 1. turda 112 delegeden hiç biri kat›lmad›. 2. oylamada ise 10 kifli onaylad›. Sat›fl iddialar›na yan›t vermek için kürsüye ça¤r›lan Sad›k Özben iflçilerin yo¤un tepkisi ile karfl›laflt›. “Baflkan istifa” “Sat›lm›fl baflkan” sloganlar› ve kendisine fliflelerin at›ld›¤› s›rada konuflmas›n› güçlükle sürdürdü. Sözleflmeyi 14 flube baflkan›n›n verdi¤i yetkiye dayanarak imzalad›¤›n› aç›klad›; bunun üzerine söz alan Esat Çal›flkan “biz imzalamad›k, Genel Merkez imzalad›” dedi. Tart›flmalar devam etmesine ra¤men kötü sözleflmeyi kimler ba¤lad› tart›flmas› mu¤lak kald›. Yap›lan seçim sonuçlar› Osman Gürsu’nun listesi 64 oy al›rken, Murat Biçer’in listesi 35 oyda kald›. 10 dele-


31

2

13-26 Ağustos 2004

Hozat’ta köye dönüfllerle ilgili panel

Festival’in 2. Günü Hozat’ta yap›lacak etkinliklerin izlenmesi için flehir merkezinden saat 07:30’dan itibaren araçlar hareket etmeye bafllad›. Hozat’a giderken yolda jandarma taraf›ndan kurulan arama noktas›nda minibüs ve otobüsler durdurularak herkesin tek tek kimlik kontrolleri yap›ld›. Bu arada Mersin’den Festivale kat›lmak için otobüsle gelenler Hozat arama noktas›nda jandarmalar taraf›ndan durduruldu ve kimlik kontrolleri yap›ld›. Kontrol s›ras›nda gazetemiz Mersin büro temsilcisi Selçuk Birginal çantas›nda Partizan flamalar› oldu¤u gerekçesiyle gözalt›na al›nmak istendi. Otobüste bulunanlar›n karfl› ç›kmas› üzerine araçta bulunanlar da karakola götürüldü. Yaklafl›k üç saat karakol önünde

bekletilen kitle ve çal›flan›m›z buradan Savc›l›k’a götürüldü. Çal›flan›m›z daha sonra Savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›ld›. Hozat ilçe meydan›nda bulunan Park’ta festival program› çerçevesinde ilk olarak “Köye Dönüfl ve Uygulamalar›” konulu bir söylefli yap›ld›. Söylefliye Tunceli Baro Baflkan› Av. Hüseyin Aygün kat›ld›. Aygün ayr›ca ç›kart›lan köye dönüfl yasas›n›n yetersiz olmas›na karfl›n Dersim halk›n›n bu yasadan yararlanmas› gerekti¤ini savunarak “halk›m›z bu yasadan yararlanmal›d›r. Yap›lan müracaatlar Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’nin de önünü açacakt›r. TC devletinin bugüne kadar yapt›¤› yak›p y›kmalar›, göç ettirmeleri ç›kart›lan

Pertek’te festival coflkusu

Festivali’in Tunceli ilçelerinde yap›lacak ilk etkinlik program› festivalin birinci günü yani 29 Temmuz’da Pertek’te bafllad›. Pertek’teki programa kat›l›m için saat 12:00’de haz›rl›klar yap›larak Tunceli Belediyesi’nin önünden araçlarla hareket edildi. ‹lçeye gelindi¤inde yap›lacak konserin haz›rl›klar› devam ederken Partizan kitlesi de stand›n› açmak için haz›rl›klar yapt›. Festivalin yap›laca¤› park›n önünde stand›n› açan Partizan çal›flanlar›na ilk engel devletin kolluk güçleri tara-

f›ndan ç›kart›ld›. Polisin bask›s› sonucu belediye çal›flanlar› stand› izinsiz oldu¤u gerekçesiyle engellemeye çal›flt›. Tart›flma sonucu stand›n saat 15:00’e kadar aç›k kalmas›na karar verildi. ‹lçe halk›ndan da tan›k olduklar› bu tart›flma ve engellemelere karfl› tepkisini gösterenler oldu. Burada gazetemizin sesli da¤›t›m› yap›ld›. Festival etkinli¤i kapsam›nda ilk olarak Pertek Belediye Baflkan› Kenan Çetin konuflarak festivalin ilçelerde yap›l›yor olmas›n›n önemine de¤indi ve Per-

bu yasayla tamir etmesi objektif olmasa da kendi yapt›klar›n› kabul etmesi anlam›n› tafl›yor. Bu nedenle hakl›l›¤›m›z›n önünün aç›lmas› için bu yasadan mutlaka yararlan›lmal›d›r” dedi. Dinleyicilerin sordu¤u sorular›n ard›ndan söylefli sona erdi. Bunun yan›nda Tunceli Merkez’de yap›lan panele ise Haluk Gerger, Suat Parlar, Hüsnü Öndül ve ‹hsan Çaralan kat›ld›. “BOP, Demokrasi ve Kürt Sorunu” bafll›¤›n› tafl›yan panel ilgiyle izlendi. Festivalde ayr›ca “Munzur Vadisi ve Barajlar Sorunu” ve “Türkiye’de Gazetecilik Anlay›fl› ve Gazetecilik” bafll›kl› paneller de yap›ld›. Hozat’ta yap›lan söyleflinin ard›ndan festival etkinli¤i Grup Vardiya, Tolga Sa¤, Erdal Erzincan, Abidin Yeter, Yeninur Ada, Ayd›n Öztürk, Ali Asker konseriyle sona erdi. ‹lçe meydan›nda Partizan kitlesinin açt›¤› standa ise devletin bask›s›n›n yan›nda halk›m›z›n ilgisi de yo¤undu. ‹lçe merkezi ve konser alan›nda gazete da¤›t›m› yapan kitleyi sivil polisler engellemeye çal›flt›. ‹lçe Tertip Komitesi polisin bask›s› sonucu stand›m›z›n önünde bulunan Partizan flamalar›n›n kapat›lmas›n› istedi. “Partizan flamas› kapat›lmad›¤› takdirde jandarma müdahale edecek” tarz›nda Tertip Komitesi taraf›ndan yap›lan uyar›lar sürekli devam etti. Ancak tüm müdahalelere ra¤men gazete ve kitaplar›m›za Hozat’ta ilgi oldukça yo¤undu. tek Köprüsü’nün yap›lmas› için aç›lan imza kampanyas›na destek olunmas›n› istedi. Konser program› saat 16:00’da ilk olarak Grup Vardiya’n›n türküleri ve marfllar› ile bafllad›. Grup Vardiya sahnedeyken Pertekli gençler köprü istemlerini Kürtçe sloganlarla dile getirdiler. Devam›nda Emre Salt›k, Arzu, Ayd›n Öztürk, Abidin Biter, Yeninur Ada, Diyap Kafltafl, Murat Çelik’in sahne almas›yla konser devam etti. Konser sonunda Grup Vardiya’n›n elemanlar›ndan biri yapt›¤› konuflma nedeni ile gözalt›nda al›nd›. Festivalin 1. günü Dersim Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, Demokratik Halklar Platformu ve ‹flçi Köylü okurlar› taraf›ndan, F tiplerine, Munzur’da barajlara karfl› ve köye geri dönüfllerle ilgili bas›n aç›klamas› yap›ld›. Standlar önünde toplanan grup açm›fl oldu¤u “F tiplerinde ölümlere, Munzur’da Barajlara, Emperyalist ‹flgale Dur Demek ‹çin Birleflelim Örgütlenelim Direnelim” pankart› ile “Munzur onurdur onuruna sahip ç›k”, “Topra¤›na geri dön, gelece¤ine sahip ç›k” sloganlar› eflli¤inde Yer Alt› Çarfl›s› üzerinde bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan standlar›n bulundu¤u alana kadar sloganlar ve ›sl›klar halinde gelen grup alk›fllarla da¤›ld›.

PÜLÜMÜR HALKI BAZ ‹STASYONUNA KARfiI 28 Temmuz tarihinde Tunceli’nin Pülümür ilçesinde baz istasyonlar›na karfl› bir eylem yap›ld›. Yaklafl›k 1000 kiflinin kat›ld›¤› eylem, halk›n Merkez Caddesi’nde yürüyüflüyle bafllad›. Pülümür halk› s›k s›k “Munzur’da baraj, Pülümür’de baz istasyonu istemiyoruz”, “Dersim onurdur onuruna sahip ç›k” sloganlar›n› hep bir a¤›zdan hayk›rd›. Pülümür merkezde toplan›ld›ktan sonra bas›n aç›klamas› yap›ld›. Bas›n aç›klamas›n› Pülümür halk› ad›na Yaflar Sar›p›nar yapt›. Sar›p›nar konuflmas›nda “Dersim’e gönül veren bütün insanlar›n, bu hakl› mücadelemizde bizlerin yan›nda olmalar›n› istiyoruz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan, Sa¤l›k Bakanl›¤›’na gönderilmek üzere yaz›lm›fl dilekçeler imzalanmak üzere halka da¤›t›ld›. Dilekçeler toplan›ld›ktan sonra eylem sona erdi. GÖZELERDE BARAJ KARfiITI EYLEM Ovac›k’ta Munzur festivalinin program› çerçevesinde “Munzur vadisi ve barajlar sorunu” panelinin ard›ndan gözelere hareket edildi. Gözelerde Partizan, Tunceli Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ve Devrimci Demokrasi okurlar›n›n birlikte organize etti¤i eylem yap›ld›. “Munzur için el ele, katliam› seyretme”, “Munzur özgür akacak” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylemde halka barajlar›n gerçek amac› anlat›ld›. Gözelerde Partizan stand›n›n önünde Grup fiiar bir müzik dinletisi verdi. Müzik dinletisine ve standtaki kitaplara halk taraf›ndan ilginin yo¤un oldu¤u gözlendi.


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹

BÜROLAR

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah.

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

‹mam Murat Sok. No:14/1

➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72

Aksaray-Fatih/‹STANBUL.

➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19

Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER

➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98

Bask›: Gün Matbaac›l›k

➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

5. Munzur Do¤a ve Kültür Festivali sona erdi Bu y›l beflincisi düzenlenen Munzur Do¤a ve Kültür Festivali 29 Temmuz-1 A¤ustos tarihleri aras›nda gerçeklefltirildi. Gelenekselleflen Festival’i Belediye ve Tunceli Dernekleri Federasyonu ortak organize etti ve bu bileflenin durumu do¤al olarak festivalin içeri¤ine de yans›d›. Öyle ki Dersim’de yaflanan onca soruna ve son süreçte azg›nlaflan faflizmin sald›r›lar›na ra¤men festivalin fliar› “Munzur barajlara de¤il, bar›fla akacak” fleklinde belirlendi. Festival öncesi bafllayan haz›rl›k çal›flmalar› iki ayl›k bir sürece yay›l›rken program ancak festivalden birkaç gün önce netleflti. ‹lk toplant›larda ilke olarak dayat›lan “geçmifl y›llarda ç›kan grup ve sanatç›lar stadyum etkinliklerinde yer almayacak” ibaresinin hemen ard›ndan “Grup Munzur, Grup Yorum vs. gruplar yeterince ç›kt›lar, onlar›n yan›na farkl› sanatç›lar ç›kar›lmal›. Sezen Aksu, K›raç, Zuhal Olcay vs. ç›kar›lmal› ve iki kültür burada harmanlanmal›” sözleri ile yap›lmak istenen ortaya kondu. Y›llarca devletin uygulad›¤› Düflük Yo¤unluklu Savafl Stratejisi ile kültürüne, diline yabanc›laflt›r›lmaya çal›fl›lan halka festivalde de ayn› fleylerin dayat›lmas›, bu politikalar› uygulayanlar›n ekme¤ine ya¤ sürmektedir. Dersim halk›, kendi kültürünü temsil eden halk›n sanatç›lar›ndan baflkas›n› kendi festivallerinde görmek istemiyordu. Bunun en somut örne¤i ise festivalin son günü stadyum etkinliklerinde sahne alan Grup fiiar ve Grup Munzur’a halk›n deste¤i ve ilgisiydi. Oynanmak istenen oyuna yine en net cevab› veren Dersim halk›n›n kendisi oldu. Geçmifl y›llarda festivalden günlerce önce dolan Dersim, ay›n 29’una kadar bombofltu; kat›l›m bu y›l geçen y›llara oranla oldukça düflüktü. Organizenin sorunlu oldu¤u, programda da kendini göstedi. Festival program›na bak›ld›¤›nda birçok yerde panellerin oldu¤unu

ve kendi alanlar›nda uzman panelistlerin kat›l›mc› oldu¤u görülürken birincisi; panellerin yap›laca¤› saatlerde ya ilçelerde ya da merkezde baflka etkinlikler olmas› panellere kat›l›m› düflürürken, ikincisi; de panellerde ad› geçen birçok panelistin panellere kat›lmamas› etkili oldu. Bunlara ra¤men paneller izleyicilerin sorular› ile canl› geçti. Bu y›l 5.si düzenlenmesine ra¤men festival, Tertip Komitesi’nin yetersizli¤i ve acemili¤ine sahne oldu. Bu olumsuzluklar›na ra¤men Dersim halk› yarat›lmak istenen onca provokasyona karfl›n bir kez daha birlik ve dayan›flman›n güzel örneklerini dosta ve düflmana gösterdi. Yine tüm yaln›zlaflt›rma ve tecrit etme çabalar›na karfl›n devrimciler birlikte hareket ederek Dersim halk›n›n gerçek sorunlar›na karfl› halk› da yanlar›na alarak tepkilerini dile getirdiler. Sonuç olarak Dersim halk› kimin yan›nda yer alaca¤›n› prati¤inde somut olarak yan›tlad›. TAYAD’l› ailelere sald›r› 1 A¤ustos tarihinde Dersim meydan›nda toplanan TAYAD’l› aileler ile birlikte çeflitli devrimci çevrelerin destekledi¤i bir eylem gerçeklefltirildi. Dersim meydan›nda toplanan grup “F tiplerinde 116 insan öldü, duydunuz mu?” pankart›n› aç›p tafl›m›fl ol-

duklar› tabut ile birlikte yürüyüfle geçtiler. Tabutu AKP Tunceli il binas› önüne b›rakan grup, s›k s›k “Öldüren meclis istemiyoruz”, “Tecrit ölümdür, ölümleri durdurun” vb. sloganlar› hayk›rd›. Munzur suyu üzerinde bulunan Demir Köprü üzerinden hapishanelerde yaflam›n› yitiren 116 insan için suya karanfil b›rak›lmas› ve bas›n aç›klamas› yap›lmas›n› amaçlayan kitleye polis köprü üzerinde gaz bombalar› ile sald›rd›. Müdahale s›ras›nda kimi insanlar Munzur suyuna at›l›rken kimi insanlar gazdan fena-

lafl›p bayg›nl›k geçirdiler. Bunun üzerine eylemciler ile polis aras›nda çat›flmalar bafllad›. Çat›flmalar›n bafllad›¤› s›rada Yer Alt› Çarfl›s› üzerinde Tohum Kültür Merkezi bünyesine çal›flmalar›n› sürdüren Barbara Halk Sahnesi “S›n›r” adl› oyununu sergiliyordu. Oyunun bafllamas›n›n üzerinden 15 dakika geçtikten sonra Barbara Halk Sahnesi oyuncular› yap›lan eyleme destek vermek için seyircilere aç›klama yapt›ktan sonra sahneyi terk etti. Saat 18:30’da bafllayan çat›flmalar 21:30’a kadar Dersim’in çeflitli yerlerinde devam etti. Olaylar s›ras›nda 2 eylemcinin kolu k›r›l›rken 25 kifli göz alt›na al›nd›. Olaylar›n ard›ndan Partizan, DHP, ESP, HÖC, K›z›l Bayrak taraf›ndan oluflturlan Eylem Komitesi’nin organize etti¤i bir oturma eylemi gerçeklefltirildi. Festival tertip komitesinin gözalt›lar›n serbest b›rak›laca¤› haberi üzerine eylem sona erdi. Ard›ndan Stadyum’da sahne alan Grup fiiar; Dersim’de yap›lmas› planlanan barajlara karfl› ç›k›lmas› gerekti¤ine de¤inen bir konuflma yapt›. fiiar’›n söylemifl oldu¤u türkü ve marfllar kitleyi coflturdu. Grup fiiar sahnedeyken “‹bo, Haydar Zülfikar Namludad›r ‹ktidar” , “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya” sloganlar› at›ld›. Grup fiiar’›n ard›ndan sahne alan Grup Munzur dinlenildikten sonra, Y›ld›z Tilbe, eylem komitesinin karar› üzerine protesto edilerek, yuhalanarak stadyum terk edildi.

Dersim barajlarla yok edilemez! Konaktepe 1 ve Konaktepe 2 barajlar›n›n yap›m›na karfl› ç›kan Dersim halk› da Festival öncesinde eylem yapt›. 27 Temmuz’da Munzur Vadisi Do¤al Yaflam› Koruma Derne¤i ve Munzur’un Delileri oluflumunun örgütledi¤i eyleme devrimci demokrat çevreler de destek verdi. Eylem akflam saat 18:00’de Munzur suyunu besleyen kaynaklardan biri olan Anafatma Ziyaret Yeri de denilen bölgeye gidilerek yap›ld›. Anafatma Ziyaret Yeri’ne gelindi¤inde Dersim halk›n›n inançlar›na göre dilekler tutularak, dileklerin gerçekleflmesi için mumlar yak›ld›. Semah ekibinin gösterisinin ard›ndan Dersim halk›n›n y›llard›r yak›ndan tan›d›¤› Süleyman Do¤an Zazaca türküler söyledi. Barajlar›n yap›lmas›na karfl› ç›kan, Ovac›k’›n Sin ve K›z›lviran köylerinde siyanürle alt›n arama ruhsat› alan AMDL fiirketine karfl› Dersim halk›n›n karfl› koyuflunu anlatan sloganlar Munzur Vadisi’nde yank›land›. Bas›n metninin okunmas› s›ras›nda “Ata Holding Nolot Siyero To”, “fiirketler Dersim’den defolun” vb. sloganlar at›ld›. Ard›ndan Zeynel Kahraman derlemelerini ba¤lamas› eflli¤inde söyledi. Eylemin sona ermesinin ard›ndan Munzur suyuna paralel Ovac›k yolundan Anafatma ziyaretinden Tunceli merkezine kadar eyleme kat›lan devrimci ve demokrat kitle sloganlar ve marfllarla yaklafl›k 3 saat süren yolu yürüdü. Tunceli merkezine gelindi¤inde standlar›n bulundu¤u alanda slogan at›larak halaylar›n çekilmesiyle eylem sona erdi.