Demokratik Halk İktidarı İçin İşçi-Köylü Sayı 30

Page 1

‹nifle geçen kriz mi, Türkiye mi? Türkiye’nin sosyo-ekonomik gerçekleri, egemenler aras› iliflkilerde de kendini aç›kça gösteriyor. Egemenler aras›nda artan rekabet ve çat›flma, siyasi alanda daha net görülürken ekonomi alan›nda ise flantaj ve pazarl›klarla sürüyor. Hükümet ve kimi parti-

ler özgülünde parlamenter bürokrasi ile askeri bürokrasi madalyonun bir yüzünü olufltururken, finans ticaret ve sanayi sermayesine hakim de¤iflik odaklar di¤er yüzünü oluflturuyor. Ne var ki söz konusu karfl›tl›klar, zorunlu bir birlikteli¤i de koflulluyor.

Ülke sermayesine hakim çevreler yabanc› sermayeyle iliflkilerinde genel olarak bürokratik güçlere ihtiyaç duyarken, hükümet ve tüm bürokrasi de siyasi-ekonomik varl›¤›n› bu iliflki içerisinde üstlendi¤i rolle sa¤l›yor. Ancak ortada emperyalist sömürüye ya-

Ekonomik krizin siyasi alandaki etkileri halk›n her alandaki mücadelesinde kendini gösterecektir. ‹flten ç›karmalar, ücret düflüflleri, tar›mda y›k›m, göç, iflsizlik, kad›nlara yönelik bask›lar ve kuflkusuz ki Kürt ulusal sorunu krizle birlikte yeni boyutlar kazanarak tekrar tekrar gündeme gelecektir. ❐Sayfa 8

p›lan arac›l›ktan kalan paylar var ve bunun paylafl›m› türlü tart›flma, flantaj ve pazarl›klar› da beraberinde getiriyor. Egemenler aras›ndaki bu mücadele komprador, bürokrat ve büyük toprak sahibi s›n›flar aras›ndaki bir mücadeleye de tekabül ediyor.

I ÇIKT

‹flçi-köylü

umutyayimcilik@ttmail.com

Say›: 30

*12-25 Aral›k 2008 *Fiyat›: 1 YTL *ISSN: 1307-878X

.

Hani te¤et geçecekti? Birileri bizi kand›rmaya çal›fl›yor. Baflta krizin “bizi te¤et geçece¤ini”, sonra “inifle geçti¤ini” söyleyenler Türk-‹fl’in yapt›rd›¤› araflt›rmaya bir göz atmal›. Yandaki rakamlar demogojik yalanlar de¤il. Ajitasyon malzemesi hiç de¤il. Bunlar iflçi, emekçi, ezilen halk›m›z›n günlük yaflam›na dair rakamlar ve üzerine zam üstüne zam ya¤an temel tüketim maddelerini de koydu¤umuzda, üstelik krizin 2009 y›l›nda daha da yak›c› olarak hissedilece¤i öngörüleri eklendi¤inde “Hani te¤et geçecekti?” diye sormak en do¤al hakk›m›z de¤il mi? Tabi ki bu soru yeterli de¤il, iflten ç›kartmalar yasaklans›n, zamlar geri al›ns›n taleplerini de yüksek sesle hayk›rmak zorunday›z. Egemenlerin krizin faturas›n› üzerimize y›kmas›na izin vermeyelim!

Bu kiri ancak halk›n örgütlü gücü temizler Egemen s›n›flar›n hegemonya dalafl›n›n bir parças› olarak gündeme gelen “Ergenekon davas›”, ilk günlerde kopart›lan gürültü kadar olmasa da, ülke gündemini meflgul etmeyi sürdürüyor. Davada en “çarp›c›”, ancak bizce hiç de sürpriz olmayan geliflme ise, “fluna de¤mifl buna de¤memifl” denilerek gerçeklefltirilen tahliyelerle yaflan›yor. TSK’n›n, “içi daha fazla elvermeyerek” gerçeklefltirdi¤i üst düzey ziyaretlerin ard›ndan, tutuklu askerlerle bafllayan tahliyeler, “kaç›n›lmaz” olarak, di¤er Ergenekon tutuklular›n› da kapsam›fl bulunuyor. Hemen her duruflmada tahliyelerin gündeme gelmesi de art›k “Ergenekon davas›” duruflmalar›n›n “olmazsa olmaz›” say›l›yor. Tahliye edilenler, bir yandan kameralar karfl›s›na geçerek, “adalete olan inanç ve flükran” duygular›n› sunuyor, di¤er yandan ise etraflar›n› saranlar›n aras›nda adeta birer “halk kahraman›” edas›na bürünmeyi ihmal etmiyorlar. ❐Sayfa 3

✔ Türk-‹fl’in yapt›¤› araflt›rmaya göre 4 kiflilik bir ailenin açl›k s›n›r›: 738.00 YTL ✔ Türk-‹fl’in yapt›¤› araflt›rmaya göre 4 kiflilik bir ailenin yoksulluk s›n›r›: 2.404.00 YTL ✔ Türk-‹fl’in yapt›¤› araflt›rmaya göre mutfak enflasyonu y›ll›k art›fl oran› % 12.63. ✔ ‹stanbul, Denizli, Antep, Kayser ve Konya gibi flehirlerde krizin etkisiyle bugüne kadar 100 bin kifli iflten ç›kart›ld›. ✔ Sadece Bursa’da Kas›m ay›nda bir gün içinde ortalama 309 kifli, toplam 38 bin kifli iflten ç›kart›ld›. 11 ayda ise 47.303 kifli iflini kaybetti.

Mumbai sald›r›lar›n›n beraberinde getirdi¤i sorular... fiu s›ralar yeni kabinesini haz›rlamakla meflgul olan Obama, seçmenlerini bir hayli “hayal k›r›kl›¤›na” u¤ratt›”! Bu “hayal k›r›kl›¤›n›n” bafll›ca nedenini, netleflen kabine üyelerinin niteli¤i oluflturuyor. Tercih edilen isimler ya iflgal sa-

kadarki iflgal politikalar›nda aktif rol alm›fl kiflilerden olufluyor. Ve böylece “Obama rüyas›” tahminlerden de

‹flçilere flafak operasyonu Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü yemekhanesinde çal›flan iflçiler ve onlarla dayan›flma gösteren ö¤rencilerin yapt›klar› yemekhane iflgali, 5 Aral›k sabaha karfl› polisin filmleri aratmayan bask›n›yla sona erdi. ‹flçiler ve ö¤renciler gözalt›na al›nd›. ❐Sayfa 5

Polise kimlik sorun!!!

önce bitiyor ve rüya kabusa dönüflüyor. ABD’nin askeri sald›rganl›k politikas›n› ara vermeden belki de daha da yo¤unlaflt›rarak sürdürece¤inin önemli iflaretleri olan, kabine seçimine iliflkin bu geliflmelerin yafland›¤› s›rada gerçekleflen Mumbai sald›r›lar›, birçok soruyu da beraberinde getirdi. ❐Sayfa 10

9 Kas›m Alevi mitingi ve geliflmeler Alevi Bektafli Federasyonu öncülü¤ünde, birçok Alevi örgütünün Ankara’da düzenledi¤i 9 Kas›m mitingi, gerçekten önemli bir aflama oldu. 2 Temmuz anmas›n›n Sivas’ta 50 bin kifli ile yap›lmas›ndan sonra, A‹HM ve Dan›fltay kararlar›n›n al›nmas›na sebep mücadelelerden bafllayarak Alevilerin demokratik haklar için mücadelesi geliflimi sürdürdü. Hem son dönem ülkemizin canlanmaya bafllayan kitle mücadelelerine eklenen güçlü bir halka olmas› aç›s›ndan, hem de Alevilerin daha çok var olma çabas› boyutunda seyreden mücadelelerini hak alma boyutuna tafl›mas› aç›s›ndan ay›rt edici bir yere oturmufltur. ❐Sayfa 9

S›n›fsal Yaklafl›m

Emekçinin gündemi

Mevcut süreci devrim lehine

“Mustafa” 85 y›ld›r vizyonda, Bu sinemalarda... (2)

“Krize karfl› rahat olun” diyenler, uzun süre rahat edemeyecekler!

❐Sayfa 3

Metal iflkolunda çal›flan iflçiler, Kartal ve Dudullu’da Cuma eylemlerini aral›ks›z sürdürüyorlar. ABB fabrikas›n›n, Kartal ve Dudullu’da bulunan iflyerlerinde çal›flan iflçiler taraf›ndan gerçeklefltirilen eylemlerin 7.’si de yine yüksek kat›l›mla gerçeklefltirildi. ❐Sayfa 4

vafllar›n› sürdürmeden yana olan ya da (ço¤unlu¤u) bugüne

‹flçi-köylü’den

kullanal›m! ❐Sayfa 2

Metal iflçilerinin eylemleri sürüyor

❐Sayfa 4

Pusula Kitle hareketleri zaferin iflaretlerini içerir ❐Sayfa 11

‹stanbul Emniyet Müdürü Cerrah, polis yele¤i giyenlere kimlik sorulmas›n› isteyerek kendince bir demokrasi dersi veriyor. Oysa restoranda bulunanlar›n sald›rganlara kimlik sormaya neden cesaret edemedi¤ini Cerrah, herkesten iyi biliyor. ❐Sayfa 7

Yeni Demokrat Gençlik

3. Konferans› Yeni Demokrat Gençlik, 3. Konferans›n› 6-7 Aral›k tarihinde “Devrimci Gençlik Hareketi için bir ad›m ileri” fliar› ile ‹stanbul’da gerçeklefltirdi. Konferansta esas olarak geçmifl süreç de¤erlendirmesi ve deneyimleriyle birlikte önümüzdeki sürece dair politik yönelimler belirlendi. ❐Sayfa 15

Evrensel Bak›fl Kriz, tarihi bir dönüm noktas› olabilir ❐Sayfa 13


‹flçi-köylü 2

Kampanya

12-25 Aral›k 2008

Bask›lar sürüyor, kampanya büyüyor! ‹flçi-köylü’den

De¤erli canlar merhaba

Okurlar›m›zla

Hepinize sevgi ve selamlar›m›z› gönderiyoruz… Üst üste verilen kapatma kararlar›n›n, içinden geçti¤imiz kriz ve egemenlerin baflta Kürtler ol-

buluflmaya devam ediyoruz

panya sürecinde, yani daha ileriye sa¤lam ve güçlü ad›mlar atman›n yo¤unlu¤unu engellemeye dö-

Gazetemizin kampanyas› do¤rultusunda 29 Kas›m günü ‹stanbul-K›raç’ta okurlar›m›zla bir toplant› gerçeklefltirdik. Genelini iflçilerin oluflturdu¤u okurlar›m›zla gazetemizi tart›flt›k. Edebiyat ve ajitasyon a¤›rl›kl› yaz›lara a¤›rl›k verilmesini isteyen okurlar›m›z yaz›lar›n az veya çok olmas›n› de¤il anlafl›l›r olmas›n›n önemine de¤indiler. Gazete da¤›t›mlar›ndan edindikleri deneyimleri aktaran okurlar›m›z, fabrika önlerinde gazete ve bildiri da¤›t›m›na önem verilmesi gerekti¤ini söylediler. Gazetenin okunarak kitlelere da¤›t›lmas› gerekti¤ini belirten okurlar›m›z kitlelerin sesi olabilmek için onlar›n sesinin gazetemize tafl›nmas› gerekti¤ini belirttiler. Gazetemizin örgütlenme faaliyetinin bir arac› olu¤unu ve bunu arac›n do¤ru kullan›lmas› gerekti¤ini yani gazetenin elefltirel gözle incelenerek okunmas›, kitlelerle tart›fl›lmas›, kitlenin somut sorunlar›n›n gazetemize aktar›lmas› ve bu flekilde örgütlenilmesi gerekti¤ine de¤indiler. Ayr›ca okurlar›m›z gazetemizde sanat üzerine veya herhangi bir sanat dal›n› ve bu sanat dal›nda tan›nm›fl sanatç›lar›n hayat›n› anlatan yaz›lar›n olmas› gerekti¤ini ve bu flekilde gazetemizin kültür sanat sayfas›n›n gelifltirilmesi gerekti¤ine de¤indiler. Biz de gazetemizin okurlar›m›z taraf›ndan elefltirilip beslenmesinin daha nitelikli bir gazete için olmazsa olmazlar›m›zdan biri oldu¤una de¤indik. ‹flçinin köylünün ve tüm emekçilerin sesi olan gazetemizin okunup tart›fl›lmas›, okur toplant›lar›m›z›n devaml›l›¤› elefltirilerin gazetemize tafl›nmas› ve kitlelerin sesi olan gazetemizin ver türlü maddi manevi gücünü kitlelerden almas› gerekti¤ini konufltuk. (‹stanbul)

hakl›lar… Sizlere, onlar›n korkular›n› büyütmek için baflar›lar diliyoruz… Silav û rez (Ankara

nük oldu¤u çok aç›k. Ve tüm bunlar›n gösterdi¤i bir fley var ki; Korkuyorlar! Ve bunda da oldukça

Okur toplant›s›ndan notlar... Gazetemizin kampanya süreciyle ilgili bizler de Nevflehir ‹K okurlar› olarak okurlar›m›zla bir toplant› düzenledik. Gazetemizin daha nitelikli, okur a¤› geliflmifl bir seviyeye tafl›nmas› için okurlar›m›z›n elefltiri ve önerilerinin de¤erinin bilincinde olarak gerçeklefltirdi¤imiz okur toplant›s›n›n verimli geçti¤ini söyleyebiliriz. Yap›lan elefltiri-öneri ve saptanan olumlu noktalar bu fikrimizi pekifltiriyor. Gazetemizi okumaya yeni bafllayan bir arkadafl›m›z›n yaz›, bafll›k ve foto¤raflarda fazlas›yla militarist ç›k›fllar›n oldu¤una dair elefltirisiyle bafllayan toplant›m›zda okurlar›m›z›n özellikle üstünde durdu¤u noktalar; yaz›lar›n uzunlu¤unun okuyucuda kopukluk yaratt›¤›, bunun afl›lmas› noktas›nda ise uzun yaz›lar›n bölümlendirilerek bir sonraki say›da verilebilece¤i, yaz›larda fazlas›yla tekrara düflüldü¤ü, kitap tan›t›mlar› yap›l›rken Umut Yay›mc›l›k’tan ç›kan kitaplar›n ayr›nt›l› tan›t›mlar›n›n yap›lmad›¤›d›r. Gazetemizin kad›n sayfas›nda bölümler halinde ç›kan yaz›lar›n oldukça verimli oldu¤u, yine gazetemizin dilinin sade ve anlafl›l›r oldu¤u, zengin bir içeri¤e sahip oldu¤u yönündeki fikirler okurlar›m›z›n gazetemizde vurgulamak istedikleri olumlu noktalard›r. Ayr›ca gazetemizin geçen y›l oldu¤u gibi bu y›l da kendini kitlelere açarak, tart›flarak niteli¤ini art›rma ve kitle ba¤lar›n› gelifltirme yolunda bafllatt›¤› kampanya süreci samimi ve devrimci bas›nda efline az rastlan›r bir tutum olarak de¤erlendirilmifltir. Sonuç olarak ortaklaflt›¤›m›z nokta ise; gazetemizin niteli¤ini artt›rmak ve kitlelere ulaflmas›nda ve s›k› ba¤lar kurabilmesinde koflullar›m›z özgünlü¤ünde emek verece¤imizdir. (Nevflehir YDG)

Kad›n Kapal› Hapishanesi’nden Tutsak Partizanlar)

azetemize ve okurlar›na yönelik bask› ve sald›r›lar›n bizleri y›ld›ramayaca¤›n› her f›rsatta hayk›rarak yürütülen kampanya faaliyetleri iki ay›n› geride b›rakt›. Sistemin, kendini küresel çapta hissettiren mali/siyasal krizinin, ülkemizde de olanca “a¤›rl›¤›” ile görülmeye baflland›¤› günlerde gerçeklefltirilen kampanya faaliyetleri, ayn› zamanda krizin fatura edilmeye çal›fl›ld›¤› iflçi-emekçi y›¤›nlar›n karfl› karfl›ya kald›klar›, iflsizlik, yoksulluk ve çok yönlü sosyal y›k›m sald›r›lar›na karfl› ortak bir karfl› koyuflu örgütleme çabalar›yla da iç içe geçmifl gibi görünüyor. Çünkü kampanya sürecinde gidilen kitlelerle konuflulan bafll›ca konulardan birini de art›k, kriz ve krize karfl› nas›l bir çözüm üretilmesi gerekti¤i oluflturuyor. Bafll›ca hedefi, daha nitelikli bir yay›n ç›karma ve bu çerçevede de, genifl kitlelere ulaflma olan kampanya çerçevesinde gerçeklefltirilen faaliyetlerin bafl›nda, bugüne kadar gazetemizin son süreçteki hemen tüm say›lar›na da yans›tmaya çal›flt›¤›m›z gibi, A/P eflli¤inde yayg›n da¤›t›m gelmekte. Faaliyet yürütülen semtlerde, ev ev dolafl›larak yap›lan çok say›da yayg›n gazete da¤›t›m› gerçeklefltirildi ve bu faaliyetleri gerçeklefltiren faaliyetçiler çal›flmalar›n› yaz›l› hale getirerek, okurlar›m›za sundu. Bunun yan› s›ra gazetemizin merkezi yerlerde da¤›t›m›n› yapma karar›m›z› Kartal Meydan›’da uygulad›k. Kartal genel olarak iflçi-emekçilerin yo¤un olarak yaflad›¤› ve oldukça duyarl› bir kitlenin de yaflad›¤› bir bölge. Daha önce yapt›¤›m›z bu tür merkezi da¤›t›mlarda gazetemize gösterilen ilgi de bunun kan›t›yd›. Ö¤leden sonra üç buçuk civar›nda kampanya çerçevesinde yapt›rd›¤›m›z ‹flçi-köylü flapkalar›n› takarak, elimizde gazetelerimiz ve de kampanya özgülünde ç›kard›¤›m›z bildirilerimizle Kartal Meydan›’na indik. Faaliyetçilerimizden birinin, bildiriden bölümler okuyarak bafllatt›¤› A/P eflli¤inde gazetemizin tan›t›m›n› yaparak, da¤›t›ma bafllad›k. Ancak o gün dikkatimizi çeken önemli bir nokta, bayrama iki gün kalmas› nedeniyle Kartal’›n kitle profilinde yaflanan de¤ifliklik oldu. Bayram al›flverifli için gelen ve telafl içinde sa¤a sola koflturan, insanlar vard› yo¤un olarak. Kartal’›n “meflhur” çay bahçeleri de bu de¤ifliklikten nasibini alm›flt›. K›fla girilmifl olmas› nedeniyle zaten daha az say›da insan›n bulundu¤u çay bahçelerinde de, o gün havan›n aç›k olmas› nedeniyle, yine al›flverifl için gelen aileler vard›. Bunun içindir ki, hemen her ad›m bafl›nda rastlad›¤›m›z ve de ço¤unlu¤u gazetemizi tan›yan ve ilgi gösteren tan›d›k yüzlerin çok az›n› görebildik. Ancak bizi “yaln›z b›rakmayan” ve her zamanki gibi, oldukça “ilgi” gösteren birileri yine oradayd›! Bunlar tahmin edilece¤i üzere sivil-resmi polislerdi! Faaliyetimizi, hemen yan› bafl›m›zda, an an telefonla amirlerine ileten bir sivil polis, telefon konuflmas›nda da aç›kça belirtti¤i gibi, ›srarla “bir fleyler bulmaya” çal›fl›yor,

G

ancak “difle dokunur” bir fley bulamaman›n üzüntüsüyle “bildirilere de gazetelere de bakt›m amirim, bir fley bulamad›m” diyordu. Resmi polislerin de “olay yerine” gelmesiyle, gazete da¤›t›m› s›ras›nda geride kalan genç arkadafllardan birinin yan›na yaklaflarak, soru sormaya çal›fl›yorlar. Genç arkadafl›m›z›n etraf›n› sard›klar›n› görünce, geri dönüp, yanlar›na gidiyoruz. “Bir fley mi vard›?” diye sorunca, soru sormay› kesip, geri çekiliyorlar. Oradan ayr›ld›¤›m›z s›rada, resmi polislerin arkam›zdan gelen bir da¤›t›mc›m›zdan “biz de okumak istiyoruz, bize de verin” diyerek gazete ve bildiri ald›klar›n› görüyoruz. Böylece, yukar›da da belirtti¤imiz gibi, o günkü da¤›t›m faaliyetimize en yo¤un ilgiyi, faaliyetin bafl›ndan sonuna kadar, polisler gösteriyor! Meydanda bafllatt›¤›m›z da¤›t›m faaliyetimizi, çay bahçelerinde, oradan da Bankalar Caddesi’nde sürdürüyoruz. Tüm faaliyet boyunca hiç eksik olmayan A/P eflli¤inde, birçok insanla gazetemiz üzerine sohbet edip, bildiri da¤›t›m› da gerçeklefltirerek, gazetelerimizi genifl bir biçimde da¤›t›p, faaliyetimizi noktal›yoruz. Da¤›t›m faaliyetinin ard›ndan büroya giderek, hem o günkü faaliyeti hem de kampanya sürecinde bölgede yap›lan faaliyetleri k›saca de¤erlendiriyoruz. Yak›n semtlerden da¤›t›mc›lar›n da kat›ld›¤› de¤erlendirmede yap›lan ortak de¤erlendirme öncelikle, kampanyan›n bugüne kadar hayata geçirilebilen k›sm›n›n, hem gazetemiz hem de genel kitle faaliyeti aç›s›ndan, oldukça yararl› oldu¤u yönündeydi. Da¤›t›m faaliyetine ve de bir bütün olarak kampanya çal›flmalar›na kat›lanlar, yapt›¤›m›z de¤erlendirme s›ras›nda yapt›klar› çal›flmalar› özetle flöyle de¤erlendiriyorlar: “Yap›lan çal›flmalar zaten kampanyan›n bafllamas›ndan bu yana hemen her say›da okurlarla paylafl›lmaya çal›fl›ld›. Ev ev dolaflt›k, neredeyse çalmad›k kap› b›rakmad›k. Ayr›ca kampanya çerçevesinde, gazetenin belli say›lar›n› duvar afifli haline getirerek, mahallenin merkezi yerlerine ast›k. Tüm bu çal›flmalar flu an gazete say›s›nda art›fl olarak kendini göstermeye devam ediyor. Hemen her say› kap› kap› dolaflmay› sürdürüyoruz. Bu s›rada çok say›da yeni insanla tan›flt›k. Gazetemizin ad›n› hiç duymayan insanlara gittik ve bunlar›n ço¤u flu an devaml› olarak gazetemizi al›yorlar” diyorlar. Ancak yapamad›klar›, eksik kalan birçok nokta oldu¤unu belirtiyorlar “Bunlar›n bafl›nda ise genifl bir halk toplant›s› yapamamak geliyor” diye konufluyorlar. Bölgelerine özgü baz› çal›flmalara yo¤unlaflman›n kampanya faaliyetinde bu tür belli eksiklikleri ortaya ç›kard›¤›n› vurguluyor ve önümüzdeki süreçte gazete çal›flmas›na tekrar a¤›rl›k vereceklerinin alt›n› çiziyorlar. Kampanyan›n finaline iliflkin düflüncelerini ise, e¤er daha önceden planland›¤› gibi, önümüzdeki süreçte kampanyan›n finalini de içeren bir gece yap›lacaksa, bu geceden en fazla bir hafta önce, merkezi bir yerde, geceye de ça¤r› niteli¤i tafl›yan, kitlesel bir bas›n aç›klamas› yap›lmas› önerisiyle dile getiriyorlar. (Kartal)

“Toplumsal ayd›nlanmada muhalif bas›n›n rolü tart›fl›ld› ‹zmir’de gazetemizin kampanyas› çerçevesinde 30 Kas›m 2008 Pazar günü saat 12.00’de Mezopotamya Kültür Merkezi’nde bir panel yap›ld›. “Toplumsal ayd›nlanmada muhalif bas›n›n rolü” konulu panele D‹HA(Dicle Haber Ajans›), Al›nteri gazetesi, At›l›m gazetesi ve gazetemiz ‹flçi-Köylü çal›flan› konuflmac› olarak kat›ld›. Son dönemde devrimci-sosyalist bas›na yönelik artan sald›r›lar› ve muhalif bas›n›n bu sald›r›lara neden maruz kald›¤›n› konu alan bir aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan ilk sözü D‹HA ve Özgür Halk dergisi çal›flan› ald›. Konuflmac› yurtsever bas›na yönelik sald›r›lardan gazete ve dergilerine dönük kapatma kararlar›n›n yay›nlar›n›n matbaaya dahi ulaflmadan verildi¤inden, çal›flanlar›n›n,

Mevcut süreci devrim lehine kullanal›m!

mak üzere tüm halka sald›r›lar›n›n artt›¤› bu süreçte verilmesi oldukça anlaml›d›r! Hele de bir kam-

sürekli olarak gözalt› ve tutuklamalarla karfl›laflt›klar›ndan söz etti. Ve son y›llarda tutuklanan devrimci-yurtsever gazetecilerin isimlerini okudu. Ard›ndan söz alan At›l›m gazetesi çal›flan› Görgü Demirpençe ise medya ve sermaye aras› iliflkiye de¤indi. Uluslararas› tekellerin medya ile kurdu¤u iliflkiyi anlatan Demirpençe, medyan›n sermayenin ç›karlar› do¤rultusunda kullan›ld›¤›n›, Türkiye’de de durumun bundan farkl› olmad›¤›n›, sahibinin sesi olarak sadece sermayenin ç›karlar›n› gözetti¤ini söyleyerek, Türkiye’de medya sektörünün tekeli Ayd›n Do¤an’› örnek göstererek, bilgi verdi. Al›nteri gazetesi çal›flan› Filiz Gülkokuer ise devrimci-sosyalist bas›n›n

haber yapma konusunda objektif oldu¤u ancak bununla beraber yorumda devrimci oldu¤undan, devrimci bas›n›n ezilen-sömürülen iflçi ve emekçilerden yana taraf oldu¤undan bahsetti. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda burjuva medyan›n da bir taraf oldu¤unu söyleyen Gülkokuer, devrimci bas›n ve burjuva medya aras›ndaki farka de¤indi. Son olarak ‹flçi-Köylü gazetesi ad›na söz alan To¤ay Okay toplumsal ayd›nlanmada bas›n›n nas›l bir rol oynad›¤›na de¤inerek konuflmas›na bafllad›. Uluslararas› sermayenin medya ile kurdu¤u iliflkiyi örneklerle aktaran Okay, medya tekellerinin Irak iflgalini destekledi¤ini dile getirerek medyan›n sermayenin ç›karlar›n› korudu¤unu dile getirdi. Türkiye’de

medya sektörünün geliflimi üzerinden çeflitli medya kurulufllar› hakk›nda bilgi vererek, ülkemizde sahibinin sesi medyan›n aksine muhalif bas›n›n durufluna dikkat çekti. Sosyalist bas›n›n ülkemizdeki tarihini anlatarak sözlerine devam etti. Özellikle 2004 y›l›ndan sonra TCK ve TMY’de yap›lan de¤iflikler sonras›nda Bas›n Yasas›nda gerçeklefltirilen düzenlemeler ile bas›n üzerindeki bask›lar›n artt›r›ld›¤›n› vurgulad›. ‹flçi-Köylü gazetesinin kampanya çal›flmalar›ndan söz eden Okay, çeflitli illerde gerçeklefltirilen okur toplant›lar›ndan somut önekler verdi. Son sunumun ard›ndan soru cevap bölümüne geçildi. Dinleyicilerin söz alarak düflüncelerini ifade etti¤i bu bölümü müzik dinletisi izledi. Oldukça ilgi gören dinletinin ard›ndan etkinlik sona erdi. (‹zmir)

‹çinde geçti¤imiz sürecin en dikkat çekici özelliklerinden biri, egemen s›n›f klikleri aras›nda süren iç iktidar çat›flmas›ndan dolay›, sistemin ve dönem sözcülerinin a盤a ç›kan kirli yüzleri ve icraatlar›d›r. Yani, h›rs›zl›klar›d›r, yolsuzluklar›d›r, “Türk’ün, Türk’ten baflka dostu yoktur” ›rkç›-floven kimlikleridir. Bunun en somut örne¤i, son dönemde baz› AKP milletvekillerinin gündemi iflgal eden aç›klamalar›d›r. Bu aç›klamalar yaln›z bu zatlar›n de¤il, özünde temsil ettikleri s›n›flar›n düflünceleridir. Kimi burjuva parti sözcülerinin, bu aç›klamalar› flaflk›nl›kla karfl›lad›klar› temelindeki söylemleri ise samimiyetten uzak ikiyüzlü söylemlerdir. Son dönemde Hrant Dink’in katledilmesiyle ilgili bas›nda ç›kan haberlere bak›n, karfl›n›zda sistemin her kurumundaki katillerini ve suç ortaklar›n› göreceksiniz. Ve tüm bu katiller korunuyor, korunmaya da devam ediliyor. fiu aç›k ki, ifllenen bu cinayetlerin bir k›sm›n›n belli yönleriyle a盤a ç›kmas› egemen s›n›f klikleri aras›nda süren iç kap›flmalar veya deflifre olmufl, sistem içinde yük haline gelmifl baz› katillerden kurtulman›n bir sonucudur. AKP hükümetinin bu olaylar karfl›s›ndaki tutumu da tam bir ikiyüzlülük örne¤idir. Öyle ki, devrimci ayd›nlara, halka karfl› yürütülen bu karfl›-devrimci sald›r›lar› dahi kendi “iktidar›n›” pekifltirmenin bir arac› haline getirmeye çal›flmaktad›r. Her f›rsatta ma¤dur edebiyat› yaparak, kitleleri aldatma çabas›n› sürdürmektedir. Ama görünen o ki, AKP için de art›k yavafl yavafl gerçe¤in saati çalmaya bafll›yor. Ama bu, AKP gerçe¤inin bugün bütün yönleriyle a盤a ç›kt›¤› anlam›na gelmiyor. Ayn› durum kriz gündemi için de geçerlidir. Krizin yarat›c›s› olan emperyalist-kapitalist sistemin önde gelen temsilcileri ve kimi uflaklar›n devlet ve hükümet baflkanlar› Amerika’da biraraya geldiler. Fakat krize “çözüm” amaçl› toplanan bu haydutlar, yeni toplant›lar›n düzenlenmesi d›fl›nda ortaya somut bir sonuç ç›karamad›lar. Bu da borsalardaki düflüflleri, ekonomik alandaki daralmalar› daha da olumsuz yönde etkiledi. Mevcut veriler bu gerçe¤i bütün ç›plakl›¤›yla ortaya koyuyor. Nitekim, bu toplant›ya kat›lan Tayyip de “kriz bizi te¤et geçer” yalan›n› yutmufl durumdad›r. Tüm bunlara karfl› bizim öncellikle, krizin ana nedeninin kapitalizmin iç çeliflkilerinden kaynakland›¤› gerçekli¤ini do¤ru kavran›lmam›z gerekmektedir. Di¤er bir söylemle, kriz kapitalizmin mayas›nda vard›r. Bu bir. ‹kincisi: her kriz kapitalizmin çöküflünü beraberinde getirmez. Kapitalizmin çöküflü veya y›k›l›fl› proleter önderlikli bir devrim sorunudur. Mücadelesiz, devrimsiz bir “kapitalizm çöküflü” hayalini yayanlar, özünde kapitalizme hizmet ediyorlar. Genifl y›¤›nlar›, kapitalizmi y›kacak silahtan, toplumsal baflkald›r›dan yoksun b›rak›yorlar. O halde, kriz ile birlikte yaflanan fley, s›n›f mücadelesi aç›s›ndan nesnel koflullar›n daha da olgunlaflmas› gerçe¤idir. Bugün yaflanmakta olan kriz de benzer tarzda koflullar›n olgunlaflmas› sürecine hizmet ediyor. TC Baflbakan› “kriz bizi etkilemez” derken de herhalde kast etmeye çal›flt›¤› kendisi ve temsil etti¤i s›n›flard›r. Ama görünen o ki, G-20’ler toplant›s› yalanc› pehlivan›n mumunu söndürmüfl. Gerçek uflak kimli¤iyle yüzleflince, Ankara’da büründü¤ü aslan postundan ç›k›p, yeniden tavflan hüviyetine bürünmüfl. Ankara’da ne diyordu Tayyip: “Esnek olurlarsa anlaflmaya eyvallah, ancak, kriz ortam›nda f›rsat bulduk ümü¤ünü s›kal›m denirse, kusura bakmay›n olmaz.” Ama IMF Baflkan› ve di¤er yetkililerle görüflünce, “IMF ile çözüme en yak›n noktaday›z” temelinde aç›klama yapmaya bafllad›. fiimdi bu ufla¤a sormak laz›m, “sen IMF’ye hangi talebini kabul ettirdin?” Taleplerini ve yap›lan anlaflman›n sonuçlar›n› kamuoyuna aç›kla da, o dilinde düflürmedi¤in “tek millet” gerçe¤i görsün. Egemen s›n›f sözcülerinin bunu yapmayacaklar›n› biliyoruz. Bildi¤imiz di¤er gerçekler ise; IMF’den yeniden kredi dilendi¤i ve bunun için büyük efendisinden yard›m istedi¤idir. Görüflme sonras› kendine gelen ve “2009’un ilk alt› ay›nda belli s›k›nt›lar yaflar›z” diyen Tayyip, hem tehlikenin düzeyini daha iyi kavram›fl, hem de bu dönem için istenilen düzeyde kredi alamad›¤›n› göstermifltir. Bu demektir ki, d›flar›dan beklenen krediler gelmeyince, içerideki s›k›nt›lar daha da artacakt›r. Bu da daha çok zam, daha çok iflsizlik ve yoksulluk demektir. Tüm bu veriler bize, krizin yarat›c›lar›n›n krizi çözemeyece¤i gerçe¤ini gösteriyor. Geçici çözümler, ayn› zamanda yeni büyük krizlerin haz›rlanma sürecinin iflaretleri gibidir. Büyük kriz ve y›k›mlarda kurtulman›n yolu; bu kriz ve y›k›mlar› yaratan emperyalist-kapitalist sistemin yok edilmesiyle mümkündür. Dolay›s›yla, en do¤ru en devrimci tutum; böylesi süreçleri s›n›f mücadelesi lehine en iyi flekilde de¤erlendirmek için gerçekleri kitlelere tafl›mada daha çok ›srarl› olmakt›r. Bunun en önemli araçlar›ndan biri de yay›nlar›m›zd›r. Elbette ki, bu ›srarl› çabalar›m›z karfl›s›nda egemenler de bofl durmayacakt›r. T›pk› bugün oldu¤u gibi, pefl pefle gazeteler kapat›lacak, okurlar›m›z tutuklanacakt›r. Bu sald›r›lar, bu çabalar›m›z› asla durdurmamal›d›r. Bilakis, daha atak daha militanca çal›flmam›za vesile olmal›d›r. Yay›nlar›m›z› daha çok sahiplenmeli, yeni okurlarla tan›flt›rma, yaz›nsal ve maddi anlamda katk›da bulunmak için daha özverili davranmal›y›z. Gerçekleri kitlelere tafl›d›¤› için engellenen her okurumuzun emeklerini sahiplenme, yürüttü¤ü çal›flmalar›n aksamamas› için her türlü fedakarl›¤› ortaya koymal›y›z. Bu bilinçle, bu tarihsel sorumlulukla hareket etti¤imiz oranda tüm sald›r›lar› bofla ç›kar›r›z.


‹flçi-köylü 3

Politika-yorum

12-25 Aral›k 2008

Bu kiri ancak halk›n örgütlü gücü temizler! Ergenekon “ham hayaller” yaratt›!

Ortaya saç›lmaya devam eden bilgi ve bulgular, operasyonlar›n bafl›ndan beri oldu¤u gibi, sadece teflhir olmufl, gözden ç›kar›lm›fl kesimleri/kiflileri kapsamaya devam ediyor. Suni olarak ortaya at›ld›¤› kesin olan “bir numara kim?” tart›flmalar›nda gündeme getirilen isimlerin, sadece hedef flafl›rtmacadan ibaret oldu¤u da biliniyor.

gemen s›n›flar›n hegemonya dalafl›n›n bir parças› olarak gündeme gelen “Ergenekon davas›”, ilk günlerde kopart›lan gürültü kadar olmasa da, ülke gündemini meflgul etmeyi sürdürüyor. Davada en “çarp›c›”, ancak bizce hiç de sürpriz olmayan geliflme ise, “fluna de¤mifl buna de¤memifl” denilerek gerçeklefltirilen tahliyelerle yaflan›yor. TSK’n›n, “içi daha fazla elvermeyerek” gerçeklefltirdi¤i üst düzey ziyaretlerin ard›ndan, tutuklu askerlerle bafllayan tahliyeler, “kaç›n›lmaz” olarak, di¤er Ergenekon tutuklular›n› da kapsam›fl bulunuyor. Hemen her duruflmada tahliyelerin gündeme gelmesi de art›k “Ergenekon davas›” duruflmalar›n›n “olmazsa olmaz›” say›l›yor. Tahliye edilenler, bir yandan kameralar karfl›s›na geçerek, “adalete olan inanç ve flükran” duygular›n› sunuyor, di¤er yandan ise etraflar›n› saranlar›n aras›nda adeta birer “halk kahraman›” edas›na bürünmeyi ihmal etmiyorlar.

E

S›n›fsal Yaklafl›m “MUSTAFA” 85 YILDIR V‹ZYONDA, BU S‹NEMALARDA... (2) Kemalizm/Atatürkçülük konusundaki temel yan›lg›ya, ulusal kurtuluflçuluk, baflka bir deyiflle anti-emperyalizm olgusuna aç›kl›k getirerek bafllamak gerekecektir. “Kurtulufl Savafl›”, esasta 1. Emperyalist paylafl›m savafl› neticesinde galip devletlerden ‹ngilizler ad›na iflgalci konumda Anadolu’da bulunan Yunan kuvvetlerine karfl› yürütülen bir savafl özelli¤i tafl›yordu. Öyle ki Yunanl›larla çarp›fl›l›rken ‹ngiliz ve Frans›zlarla çok yönlü iliflkiler devam etmekteydi. Savafla “anti-emperyalist”, “yedi düvele karfl›” elbisesi giydirilmesi olup bittikten çok sonraki dönemlere rastlar... Nitekim, Osmanl› döneminde önce ‹ngiliz sonra Alman devleti ile geliflen emperyalizme ba¤›ml›l›k süreci hiç kesintiye u¤rat›lmadan devam ettirildi: “(...) Üretici güçleri emperyalist ülkelerin ç›karlar› do¤rultusunda s›n›rl› ve tek yönlü olarak gelifltiren yabanc› sermaye iflletmeleri, ba¤›ms›z ve politik geliflmeyi önlediler. Elde ettikleri say›s›z ayr›cal›klar ve uzant›lar› olduklar› tekellerin büyük ekonomik ve teknik gücü sayesinde milli burjuvazinin geliflmesini kösteklediler. Serbest rekabetçi kapitalizm döneminde gelifltirdikleri ve köklefltirdikleri ekonominin tek yönlü geliflme süreci, emperyalizm aflama-

s›nda sermaye ihrac› ile daha belirginleflti. (...) Bu tarihsel temeller üzerine kurulan Türkiye’nin emperyalist ülkelere ba¤›ml›l›¤›, öz olarak bugüne dek de¤iflmedi. Biçim olarak ise ekonomik, politik ve ideolojik alanlarda ‹ngiltere ve Almanya’n›n yerini ABD ald›.” (Orhan Kurmufl, Emperyalizmin Türkiye’ye Girifli, Yordam Yay, sf. 272273) Mustafa Kemal’i aklamak ad›na emperyalizmin Türkiye’ye giriflini büyük bir aymazl›k ve cehalet örne¤i sergileyerek 1946’da ABD ile bafllatanlar, büyük bir aldatmacaya ortak olmakta ›srar ediyor, ortada bulunan tonlarca belgeye ve tarihi gerçekliklere karfl›n gülünç bir konumda kalmakta devam ediyorlar. Böylelikle Kemalizm’e de emperyalizm döneminde çeyrek yüzy›la yak›n bir dönem “milli kapitalizm” (ya da baflka bir fley?) uygulama gücü ve becerisi atfetmifl oluyorlar... Konuyla ilgili ikinci büyük yan›lsama, “devrim/ink›lap/ayd›nlanma” hususlar›na iliflkindir. Laiklik, kad›n haklar›, latin harfleri, modernite gibi konu bafll›klar› çerçevesinde, gerek üst yap› kurumlar›na gerekse de toplumsal alana müdahalede “devrim” olarak sunulan ad›mlarla, Kemalizm’e giydirilmek iste-

Sahi Ergenekon hangi sürecin ürünü olarak gündeme gelmiflti? Bafl döndürücü bir h›zla de¤iflen, daha do¤rusu gündem sapt›rmak için bilinçli olarak de¤ifltirilen gündemler aras›nda unutulmufl olabilir diye, hemen hat›rlatal›m. Egemen s›n›flar aras›ndaki “it dalafl›”n›n Ergenekon aya¤›, ilk olarak AKP’ye dönük kapatma davas›n›n h›z kazand›¤› günlerde gündeme gelmifl, tam gündemde geri plana itilmeye bafllad›¤›n› düflündü¤ümüz s›ralarda ortaya at›lan Deniz Feneri davas›yla birlikte yeniden ata¤a geçilmiflti. “Tencere dibin kara seninki benden kara” tarz› tart›flmalar eflli¤inde süren Ergenekon operasyonlar› ve operasyonlara iliflkin tart›flmalar, toplumda istenen, daha do¤rusu hedeflenen kafa kar›fl›kl›¤›n› yaratmada hayli yol ald› ayn› günlerde. Davaya iliflkin taraflaflt›rma amaçl› bu giriflimlerde, Ergenekon operasyonlar›n›n “darbecilere karfl›” yap›ld›¤› sav› ise, ilerici-hatta devrimci olma iddias›n› sürdüren kesimlerin bile, Ergenekon’a adeta “müdahil” olmas›n› getirmifl, ciddi ciddi bu operasyonun darbecileri a盤a ç›karaca¤›, yarg›layaca¤› vb. “ham hayaller” ortaya ç›km›fl, sistemin kirlerinin dökülece¤i düflünülerek, kimi kesimlerce bu yönlü kampanyalar bile gündeme gelmiflti. Davan›n dosyalar› bir bir aç›kland›¤›nda, operasyonun “darbecilere karfl› yap›ld›¤›” yaygaras›n›n gerçe¤i yans›tmad›¤› somut olarak görüldü ve Ergenekon noktas›nda saflar nispeten “yerli yerine” oturur hale geldi. Egemen s›n›flar›n, gerek Kürt Ulusal Haraketi’ni gerekse devrimci yap›lar› Ergenekon’la ba¤lant› içine sokma çabalar› da, yine ayn› süreçte bilinçli olarak kamuoyunun gündemine getirildi. Ancak bir yandan emekçi halk› karfl› karfl›ya getirmeye, yarat›lmak istenen Kürt-Türk çat›flmas›nda sisteme yedeklemeye, di¤er yandan ise devrimcileri halktan koparmaya dönük at›lan bu ad›mlar pek tutmad› denilebilir. Çünkü esas ba¤lant›lar›n kimlerle

nen “devrimci”, “ilerici” gömle¤in sahteli¤i üzerinde durmak gerekecektir. Modernite/ça¤dafllaflma ve ayd›nlanma denilen olgular›n demokratikleflmeden ba¤›ms›z olamayaca¤› aç›kt›r. Bunun için feodalizme üretim iliflkilerinden bafllayarak yönelmenin gerekti¤i de tart›flma gerektirmeyecek bir noktada durmaktad›r. “Laiklik”, bu operasyonun bir parças› olarak kabul görmektedir... TC’nin kuruluflundan itibaren gerçeklefltirilen anl› flanl› “devrim ve reformlar”, burjuva ayd›nlanmas› ve modernite esprisine uygun bir içerikte gerçekleflmemifl, eski rejimin restorasyonu üzerinden yol almakla, palazlanmakta olan komprador burjuvaziye flekil veren gösteriler ve “makyaj” faaliyetiyle s›n›rl› kalm›flt›r. Büyük toprak a¤alar›n›n iktidara ortak oldu¤u rejimde laikli¤in burjuva manada dahi kurumsallaflmas› gibi bir sorun yoktur. Kad›nlar›n 85 y›ll›k TC rejimi alt›nda, bugün bile 130 ülkelik istatistikte temel hak ve özgürlükler bak›m›ndan sondan 7. konumda bulunmas› (“Laik” kisvesi bulunmayan Arap devletlerinin tümünün gerisinde), “kavuflturulduklar›” haklar›n realite ve güvence de¤erini anlatmaktad›r. Sünni ‹slam devlette merkezi güç olarak kalm›fl ve birlefltirici bir kimlik olarak tan›mlanm›flt›r. Laiklik anlay›fl› budur. Dini devletten ay›rmam›fl, bünyesine ve kontrolüne alm›flt›r. Kemalizm, otoritenin bölünmez birli¤ine inan›r. “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü¤ü” ilkesi bunun ürünüdür. Bu faflist yap›lanmada, halk devletin mülkü olarak

oldu¤u ve “Ergenekon” denilen sözde örgütlenmenin kimleri kapsad›¤› mevcut dalaflta ortaya saç›ld›kça, görüldü ki, bu kiri kimseler temizleyemez. Temizlese temizlese, halk›n örgütlü gücü temizler!

“Bir Numara” faflist devlettir! Ortaya saç›lmaya devam eden bilgi ve bulgular, operasyonlar›n bafl›ndan beri oldu¤u gibi, sadece teflhir olmufl, gözden ç›kar›lm›fl kesimleri/kiflileri kapsamaya devam ediyor. Suni olarak ortaya at›ld›¤› kesin olan “bir numara kim?” tart›flmalar›nda gündeme getirilen isimlerin, sadece hedef flafl›rtmacadan ibaret oldu¤u da biliniyor. En az›ndan bizler biliyoruz ki, “bir numara” faflist devletin kendisidir. Onun tüm kurum ve kurulufllar› ve de buralarda devleti temsil edenlerdir. Ama öncelikle de ba¤l› olduklar›, baflta ABD olmak üzere, emperyalist güçlerdir. “Bir numara” tart›flmalar›na noktay› koymak, geçti¤imiz günlerde ortaya at›lan, M‹T ile “ne idü¤ü belirsiz” kiflilik Tuncay Güney aras›ndaki ba¤lant› iddias›yla birlikte h›z verilen kafa kar›fl›kl›¤› yaratma çabalar›n› bofla ç›karmak için, bunu hemen baflta koymak gerekmektedir. Ortaya at›lan, Tuncay Güney-M‹T iliflkisine k›saca de¤inerek geçecek olursak; dincisinden, laik olan›na mafyas›ndan, ülkücüsüne, ama özellikle de Kemalistine kadar, oldukça genifl yelpazede bir “bilefleni” oldu¤u iddia edilen “Ergenekon örgütlenmesi”nin “kilit ismi” olarak an›lan Tuncay Güney, belli ki kontrgerilla faaliyetlerin bir parças›. Böylece, ayn› zamanda kontrgerillay› konjonktürel ihtiyaca göre yeniden yap›land›rmaya dönük bir giriflim olan “Ergenekon operasyonlar›” devletin, tüm olmasa da, çok say›da kirli ifllerini de “istem d›fl›” olarak a盤a ç›karma ifllevi görüyor. Ergenekon davas›nda gündeme gelen tahliye vb. geliflmelerle yap›lmaya çal›fl›lan fley de asl›nda, pisliklerin daha fazla ortal›¤a saç›lmas›n› engellemek.

tan›mlanmaktad›r. “Adalet mülkün temelidir” örne¤inde görüldü¤ü üzere, mülk sözcü¤ünün “devlet” anlam›n› tafl›mas› içeri¤i bu yönüyle doldurmaktad›r. Benzeri dikta rejimleri gibi kurucu ve kurtar›c› kimli¤iyle Ordu faktörünün rolü ve önemi, Kemalizm’in do¤ufluyla beraber TSK’n›n fonksiyonu (müdahalede daimi ifllevsellik) bak›m›ndan ifllenmifl ve özel bir önem atfedilmifltir: “Ordumuz, Türk birli¤inin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverli¤inin çelikleflmifl bir ifadesidir. Ordumuz Türk topraklar›n›n ve Türk idealini tahakkuk ettirmek için sarf etmekte oldu¤umuz sistemli çal›flmalar›n yenilmesi imkans›z teminat›d›r.” (M. Kemal, 1937) Kemalizm, yukar›dan afla¤›ya faflizmin inflas›nda, kadrolar›n› toplum mühendisli¤i kampanyas›na sevk etti. Hedef, devlete “s›n›fs›z, kaynaflm›fl bir toplum yaratmak” olarak belirlenmiflti. Korporatizmle buluflan bu projeyi hayata geçirmek, faflist diktatörlük alt›nda hiç de zor olmasa gerekti. Din, s›n›f ve etnik farkl›l›klar›n bir potada eritilmesi, üniter devlet, üniter toplum, üniter kimlik; tek devlet, tek lider, tek bayrak. Resmi ideolojinin omurgas› böylelikle olufluyordu... Sonraki y›llarda her fley yerli yerine oturunca M. Kemal bizzat kaleme ald›¤› “Vatandafl ‹çin Medeni Bilgiler Kitab›”nda flöyle yazacakt›: “Türk ulusunun özellikleri; ortak bir siyasal varl›k, ortak bir dil, ortak bir vatan, ortak bir ›rk ve köken, tarihsel ve ahlaki akrabal›k ba¤lar›.” Resmi ideolojiyi besleyen Türk Tarih Tezi, Türkleri medeniyetin öncüsü; Günefl-Dil Teorisi ise

Ama bo¤azlar›na kadar batt›klar› için, bunda hayli “zorland›klar›” gözleniyor. Güney’in “Kontr Terör Merkezi”nde görevli bir M‹T eleman› oldu¤u bilgileri ve beraberinde J‹TEM ba¤lant›s›n›n gündeme gelmesi, baflta Susurluk olmak üzere, çok say›da kontr faaliyette ortaya ç›kan M‹T-J‹TEM-Emniyet-Mafya iliflkisinin üzerini örtülemez hale getiriyor. Güney’in M‹T ve J‹TEM iliflkileri döneminde de “güvenilmez” bulundu¤u da, yine M‹T ba¤lant›s› iddialar› özgülünde gündeme getiriliyor. Bu “güvenilmezlik” mi yoksa bugünkü misyonunu oynamas› için midir bilinmez, Güney 2001 y›l›nda, dönemin M‹T müsteflar› fiensal Atasagun taraf›ndan yurtd›fl›na gönderiliyor. Ancak Güney’in Ergenekon davas›n› bir anlamda gündeme getiren kifli oldu¤una, arkas›ndaki “güce” duydu¤u “güvenle”

¤ini rahatl›kla söyleyebiliriz. Neresinden tutsalar ellerinde kalan Ergenekon davas›nda gösterilen gayretlerden birini de, ortaya ç›kan onca somut bulgu ve bilgiye ra¤men, TSK ve M‹T’in, “Ergenekon” la iliflkileri olmad›¤›n› kan›tlama gayretleri oluflturuyor. Bu gayret ayn› zamanda faflist devletin belkemi¤ini oluflturan bu kurumlar›n, kontr-gerilla faaliyetlerinin merkezinde olmalar›n›n üstünü örtme çabas›n› da içinde bar›nd›r›yor. Faflist devletin, yine bu iki faflist ayg›t›n›n, gerek büyük bölümü T. Kürdistan’›nda gerçeklefltirilen “bin operasyon”la, gerek boflalt›lan-yak›lan-y›k›lan köylerle, gerek say›lar› binleri bulan faili meçhullerle, gerekse de devrimci-yurtsever hareketin yüzlerce militan›na dönük yarg›s›z infazlarla ve daha çok say›da kontr-faaliyetle iliflkilerinin üzeri örtülmeye çal›fl›l›yor.

Sistemin kirini temizleyecek yegane güç biziz!

Egemen s›n›flar, kendi pisliklerinin oluflturdu¤u kiri nas›l temizleneceklerinin hesab›n› yaparken, iflçiemekçi y›¤›nlar da bofl durmamakta, her geçen gün artan eylem ve direnifllerde “Sistemin tüm kirini temizleyecek yegane güç biziz. Bizim örgütlü gücümüzdür” anlam›na gelen fliarlar›n› hayk›rmaktad›r! medyaya yapt›¤› “cesur” aç›klamalara bakarak söyleyecek olursak, Güney’in bugün oynad›¤› “misyonun” kendisine bölgesel projeleri hayata geçirme gayretinde olan güçler taraf›ndan verildi-

Türkçenin bütün dillerin anas› oldu¤unu iflliyordu. Nihayet Türk kan›ndaki yüceli¤e çekilen dikkatle beraber, M. Kemal’den bafllayarak ›rkç›l›k ve flovenizmin alabildi¤ine körüklenmesini getirdi. Böyle bir rejim hiç kuflkusuz, varl›¤›n› “kurucu”, “kurtar›c›”, “insanüstü” vas›flar›yla liderine borçluydu. Dolay›s›yla, t›pk› di¤er örneklerde oldu¤u gibi onun üzerinden ilerlemek zorundayd›... Führer (Hitler), Duçe (Mussolini), Caudillo (Franco), gibi M. Kemal’e de “flef” denmesi diziye uygun düflüyordu. Ancak ilham kaynaklar› aç›s›ndan tarihi s›ray› flafl›rmamak gerekecekti: “Hitler benim de bulundu¤um bir Türk heyetinin önünde kendisinin ve Mussolini’nin, Mustafa Kemal’in ö¤rencileri oldu¤unu söyledi.” (Falih R›fk› Atay, 1984, 319) Celal Bayar’›n “Atatürk, seni sevmek milli ibadettir” sözü, heykellerini kendi elleriyle 1925’ten itibaren diktirmeye bafllayan M. Kemal patentli dikta rejimini özetlemeye yetip de artmaktad›r. 1923-1938 aras›nda neler oldu? sorusunun yan›t›n› burada vermeye çal›flman›n abesli¤i ortadad›r. T›pk› 1938’den günümüze neler oldu¤una dair söylenecekleri s›ralaman›n yersizli¤i gibi. Ama bu dönemlerin aras›nda kopukluk ve anlay›fl farkl›l›¤› oldu¤unu düflünenler varsa, iflte onlara gerçekten ac›mak gerekecektir. Tarihsel belgeler, düne göre daha fazla ortaya ç›kmakta, gerçekler eskiye oranla daha çok ayd›nl›¤a kavuflmaktad›r. Soyk›r›m ve katliamlar›n bütün ç›plakl›¤›yla deflifre edildi¤i günümüzde, Kemalizm’le hesaplaflmamak bilinçli tercih so-

Egemenler aras›ndaki hegemonya çat›flmas›n› da içinde bar›nd›ran bu esasta kontrgerillay› yeniden yap›land›rma operasyonlar›, “istemeden” baz› iliflkileri deflifre etmektedir. fiimdi egemen s›n›flar›, bu iliflkilerin üzerini kapama telafl› alm›flt›r. Ergenekon davas›n›n bir biçimde gündemde tutulmaya çal›fl›lmas›n›n ard›nda yatan nedenlerden birini de hala, halk›n gündemini sapt›rma oluflturmaktad›r. Böylece halk›n karfl› karfl›ya oldu¤u, krizle birlikte iyice derinleflen yoksullaflman›n, sefaletin, açl›¤in iflsizli¤in ve daha bir dizi hak gasp›n›n üzeri de örtülmek istenmektedir. Di¤er yandan ise, “istem d›fl›” olarak, sistemin pislikleri bir bir ortaya saç›lmaktad›r. Egemen s›n›flar, kendi pisliklerinin oluflturdu¤u kiri nas›l temizleneceklerinin hesab›n› yaparken, iflçi-emekçi y›¤›nlar da bofl durmamakta, her geçen gün artan eylem ve direnifllerde “Sistemin tüm kirini temizleyecek yegane güç biziz. Bizim örgütlü gücümüzdür” anlam›na gelen fliarlar›n› hayk›rmaktad›r!

rununa dönüflmüfltür. Egemen s›n›flar Kemalist ideolojinin halk kitlelerine nüfuz etmesi için yürüttükleri çal›flmalarda küçümsenmeyecek oranda mesafe alm›fllard›r. Bunda kendilerine gönüllü destek sunan küçük burjuvazinin rolü üzerinde özellikle durmak gerekecektir. Güçlüden yana geleneksel konumlan›fl, TC tarihi boyunca esas olarak devam etmifl, bu durumun “sosyalizm” söylemli bütün hareketleri kapsam›na alacak kadar derinlere indi¤i görülmüfltür. ‹brahim yoldafl›n çizdi¤i hatta, Kemalizm meselesine ilk kez do¤ru/bilimsel bir çözümleme ile yaklafl›lm›fl olmas›, ideolojik mücadele alan›nda aç›lan ilk cepheyi oluflturmaktad›r. Ne var ki bu cephenin tahkimat› ad›na komünistlerin u¤rafl ve çabalar› bak›m›ndan dahi yeterli düzeyde faaliyet örgütlenememifltir. Oysa egemen s›n›flar, Kemalist ideolojiyi sürekli yeni kal›plara dökerek “yeniden üretim” gayreti içerisindedir. Bu üretim sürecinde de küçük burjuvazi kadim dostu olarak sahne almaktad›r. Di¤er yandan, Kemalizm meselesine “genifl y›¤›nlar üzerindeki etkisi” gerekçesiyle, taktik gere¤i “liberal” yaklafl›m göstermek ve kerhen uzlaflmac› bir tutum sergilemek gerekti¤ini savunan ve/veya pratikte bunu uygulayanlar, as›l niyetlerini/çizgilerini gizleme derdindedir. Sorunun “Kemalizm”den öte, bir bütün olarak sistem/rejim ve devrim sorunu oldu¤u, bu nedenle Kemalizm de¤erlendirmesiyle bunlar›n birbirinden ba¤›ms›z ele al›namayaca¤› aç›kt›r.


‹flçi-köylü 4

‹flçi/köylü

12-25 Aral›k 2008

E¤itim bilimine dönük sald›r›lar art›yor Halk›n yaflamsal ihtiyaçlar› olan, sa¤l›k ve sosyal güvenlik gibi konularda gerçeklefltirilen sald›r›lar›n kapsam› giderek genifllerken, e¤itim alan› da çok yönlü sald›r›lardan nasibini fazlas›yla al›yor. E¤itime dönük sald›r›lar›n bafl›nda ise e¤itim biliminin ters yüz edilmesi geliyor. Egemen s›n›f ideolojisinin en etkin olarak kullan›ld›¤› alanlar›n bafl›nda gelen e¤itim alan›ndaki sald›r›lar›n boyutu, rehberlik konusunu da kapsayarak büyüyor. Rehberlikle ilgili sorunlar, ilk ve ortaö¤retimdeki tüm okullarda, ö¤renci say›s›na göre bulundurulmas› gereken rehber ö¤retmenlerin, ihtiyaç duyulan say›da atama yap›lmamas›yla bafll›yor. Ancak rehber ö¤retmenlerin sorunlar› sadece bununla s›n›rl› de¤il. Pendik Rehberlik ve Araflt›rma Merkezi’nde ve civar okullarda görev yapan rehber ö¤retmenler, son dönemde daha da artan sorunlar›na iliflkin, 28 Kas›m Cuma günü saat 15.30’da, Pendik Milli E¤itim binas›

önünde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Çok say›da rehber ö¤retmenin kat›ld›¤› aç›klama E¤itim-Sen 5 No’lu fiube taraf›ndan örgütlendi. fiube Baflkan› Fevzullah Coflkun taraf›ndan yap›lan aç›klamada öncelikle görevlendirme sorunu üzerinde duruldu ve bu görevlendirmelerin, mevzuata uygun olmamas› nedeniyle, tek bafl›na bir hukuksuzluk içerdi¤i belirtildi. Ayr›ca “görevlendirme” ad› alt›nda, haftan›n belli günlerinde, birkaç okulda birden görev yapmaya zorlanmas›n›n, rehber ö¤retmenlerin görevlerini gerektirdi¤i gibi, yani bilimsel temelde yapamamalar›n› getirdi¤inin, ö¤rencilere de bir fayda sa¤lamad›¤›n›n alt› çizildi. Bu durumun flu s›ralar, Pendik ‹lçesinde bafllat›lan “fiiddeti Önleme ve Azaltma Eylem Plan›” ad› alt›ndaki projenin hayata geçirilme çabalar› s›ras›nda daha da ciddi boyutlara ulaflt›¤›, çünkü bu plan›n sa¤l›kl› ve bilimsel olarak hayata geçirilmesinin

Sa¤l›k emekçileri Ankara’ya yürüdü

koflullar›n›n bulunmad›¤› belirtildi. Rehberlik hizmetlerine iliflkin bir di¤er sorun ise, rehber ö¤retmenlerin hizmet üretmek zorunda bulunduklar› Rehberlik ve Araflt›rma M e r k e z i (RAM) binalar›na iliflkin. Aç›klamada bu sorun da ele al›narak, RAM binalar›n›n fiziksel koflullar›n›n, bulunmas› gereken koflullar› bar›nd›rmad›¤› belirtilerek, örne¤in Pendik RAM’›n bulundu¤u binan›n ›s›nma sorununun bile iki y›l› geçkin süredir çözülmedi¤i vurguland›. Aç›klama, alk›fllar aras›nda sona erdikten sonra, bir heyet ilçe Milli E¤itim Müdürü ile görüflmeye gitti. Ancak ö¤retmenlerin sorunlar›-

Prymian iflçileri fabrikay› terk etmeme eylemi yapt› Birleflik Metal-‹fl Sendikas›, aylard›r süren T‹S görüflmelerinden bir sonuç al›namamas› ve bu süreçte patronlar›n krizi bahane ederek ücretsiz izin ve iflten ç›kartma kararlar› almas›na karfl› Bursa’da örgütlü oldu¤u iflyerlerinde eylem ve etkinliklerine devam ediyor. 25 Kas›m günü Mudanya’da kurulu bulunan Prysmian Kablo ve Sistemleri Afi’de 08.00-0.9.00 vardiyas›nda çal›flan iflçiler, fabrika kap›s›nda bekleyen 16.00-24.00 vardiyas› iflçileri ile bulufltu. ‹flçiler MESS’in T‹S görüflmelerindeki tavr›n› protesto etmek için iflyerini terk etmeme eylemi yapt›.

SES, Türk Tabipleri Birli¤i (TTB) ve Dev Sa¤l›k-‹fl’in “Hastanelerin özellefltirilmesine ve iflten ç›karmalara karfl› ifl güvencesi, örgütlenme ve paras›z sa¤l›k hakk›” için 26 Kas›m’da ‹stanbul’dan bafllatt›¤› yürüyüfl 28 Kas›m’da Ankara’da Sa¤l›k Bakanl›¤› önünde sona erdi. Ankara’da Kolej Kavfla¤›’nda biraraya gelen SES üyeleri, Sa¤l›k Bakanl›¤›’na yürümek istedi. SES üyeleriyle güzergâh› belirlemek için tart›flan polis, k›sa süreli gerginli¤e neden oldu. Gerginli¤in ard›ndan polis barikat›n›n kald›r›lmas›yla SES üyeleri Sa¤l›k Bakanl›¤›’na do¤ru yürüyüfle geçti. K›z›lay Genel Merkezi önüne varan SES üyeleri ad›na Dev-Sa¤l›k ‹fl Genel Baflkan› Arzu Çerkezo¤lu bir konuflma yapt›. Çerkezo¤lu, yard›m kuruluflu olarak herkese yard›ma koflan K›z›lay’›n ayn› iyi niyeti kendi çal›flanlar›na göstermedi¤ini belirterek, “Sendika üyesi olduklar› için çal›flanlar›n› iflten ç›kard›. Bunun d›fl›nda sürgün tehditleri ve di¤er bask›lar devam ediyor. Buradan yönetime sesleniyoruz.

Oturdu¤unuz koltuklar geçici. Kal›c› olan emek ve al›nteridir” diye konufltu. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi de, iflten ç›kar›lan iflçilerin baflar›l› oldu¤unu söyleyerek, “Y›llarca K›z›lay’a hizmet etmifller. Bütün diyalog yollar›n› arad›k ama K›z›lay yönetimi ortada yok. Yönetimden kimseye ulaflamad›k. Bu yüzden bütün uluslararas› platformlara bu süreci tafl›yaca¤›z” dedi. Konuflmalar›n ard›ndan SES üyeleri, Sa¤l›k Bakanl›¤› önüne kadar yürüyüflünü sürdürdü. Bakanl›k önünde konuflma yapan SES Genel Baflkan› Bedriye Yorgun, gazetelerin her gün tutuklanan, sorgulanan hastane müdürleri, baflhekim haberleriyle dolu oldu¤unu belirterek “Sa¤l›k alan›ndaki rant kapma yar›fl› midemizi buland›r›yor. Primler, katk› paylar›, sosyal güvenlik kurumlar›n›n birikimleri yolsuzlu¤a, t›p tüccarlar›na, tafleron firmalara gidiyor. Biz sa¤l›kç›lara ise güvencesiz çal›flma, sefalet ücreti, sus yoksa kovulursun bask›lar› dayat›l›yor” dedi. (H. Merkezi)

Emekçinin gündemi

“Krize karfl› rahat olun” diyenler, uzun süre rahat edemeyecekler! Egemenler cephesi, küresel çapta yaflanan ekonomik krizin yaratt›¤› ve yarataca¤› etkiyi gizleme çabas›yla ç›rp›nmaya devam ededursun gitgide yoksullaflan ve sahip oldu¤u haklara sald›r›lar›n her geçen gün artt›¤› iflçiler ve emekçiler, zaten ekonomik krizin bizzat göbe¤inde yaflamaktad›r. Deutsche Bank, Türkiye’nin 90 milyar dolara ihtiyac›n›n olabilece¤ini hesaplarken, Frans›z Le Monde gazetesinde ise “Türkiye, felakete do¤ru

kofluyor” yorumlar› yap›l›rken Unak›tan; “Herkes rahat olsun…” aç›klamas›n› yap›yor ve ekliyor; “Tedbirini almayan› da ben mi kurtaraca¤›m!” Bizler bu tedbirleri zaten çok yak›ndan tan›yoruz. Emperyalizmin neo-liberal politikalar›n›n miad›n› doldurdu¤unun tart›fl›ld›¤› flu süreçte, aç›kt›r ki sermaye sahiplerinin iflçi ve emekçilere yönelik sald›r›lar›n›n kat be kat artaca¤›, iflten ç›karmalar›n ve iflyeri kapatmalar›n daha genifl düzey-

na kulaklar›n› ve gözlerini kapamay› sürdüren Milli E¤itim Müdürü yerinde bulunamad›. Aç›klaman›n ard›ndan görüfltü¤ümüz rehber ö¤retmenler, Pendik merkezine görece daha yak›n bir yerde bulunan RAM binas›n›n, Pendik’in hayli d›fl›ndaki Güzelyal› semtine tafl›naca¤›n›, ancak buradaki binan›n koflullar›n›n flu an bulunduklar› yerden daha kötü oldu¤unu söylediler. (Kartal)

Eylemde fiube Baflkan› Ayhan Ekinci bir aç›klama yaparak 20082010 grup toplu sözleflmelerinde MESS’in tavr›n›n iflçilerin tepkisini çekti¤ini söyledi. Ekinci, “Bu dönem sözleflme görüflmeleri kriz tart›flmalar›n›n bas›nc› alt›nda geçiyor. Sermaye krizi bahane ederek, grup sözleflmeleri kapsam›ndaki iflyerlerinde ciddi bir sald›r›ya geçti. ‹flten ç›kartmalar, ücretsiz izin uygulamalar› sürüyor. Amaç metal iflçilerini sindirmek ve T‹S’i en düflük maliyetle bitirmektir” dedi. MESS’in birinci 6 ay için yüzde 4.15’lik bir zam ve esnek çal›flma önerdi¤ini söyleyen Ekinci, “esnek

Metal iflçilerinin eylemleri sürüyor Metal iflçilerinin her Cuma gerçeklefltirdi¤i eylemlerden biri de, BEKAERT, Standart Depo, Cem Tencere ve Tezcan Galvaniz’de gerçekleflti. Eylemde, MESS sürecinde bafllayan yürüyüfllerini, grup toplu ifl sözleflmesinin iflçilerin lehine sonuçlan›ncaya kadar devam ettireceklerini vurgulayan iflçiler, MESS’in iflçilerin taleplerini yerine getirmesini istediler. Krizin faturas›n›n iflçilere ç›kart›lmas›na izin vermeyeceklerini de belirten iflçiler, iflten ç›kar›lan iflçilerin geri al›nmas›n› talep ettiler. Sabah ifle bafllama saatinde yap›lan yürüyüfl, Tezcan Galvaniz önünde noktaland›. Direniflteki Tezcan Galvaniz iflçileri, ifl bafl› yapmak için gelen arkadafllar›n› alk›fl ve sloganlarla içeri gönderdi. Direniflteki iflçiler, kendilerine

destek vermeyen memurlar› ise, onlara s›rtlar›n› dönerek, alk›fl ve sloganlarla protesto ettiler. Metal iflkolunda çal›flan iflçiler, Kartal ve Dudullu’da da Cuma eylemlerini aral›ks›z sürdürüyorlar. ABB fabrikas›n›n, Kartal ve Dudullu’da bulunan iflyerlerinde çal›flan iflçiler taraf›ndan gerçeklefltirilen eylemlerin 7.’si de yine yüksek kat›l›mla gerçeklefltirildi. Sabah saat 07.30’da, fabrikaya yak›n bir yerde servislerinden inen iflçiler, her hafta oldu¤u gibi, kortejler oluflturarak yürüyüfle geçtiler. Sloganlarla iflyerlerine do¤ru yürüyen iflçilere, yoldan geçen araçlar da korna çalarak destek verirken, baz› iflyerlerinde çal›flan iflçiler de camlara ç›karak, eylem yapan metal iflçilerini alk›fllad›lar. (Kartal)

li olaca¤›, kazan›lm›fl haklara sald›r›lar›n daha boyutlu yaflanaca¤› tedbirlerden bahsediyorlar! “…Kriz nedeniyle T. Metal + Dok Gemi-‹fl + Petrol-‹fl sendikalar›m›za üye, toplam 5817 iflçi iflten ç›kar›lm›flt›r. Teksif ve Çimse-‹fl sendikalar›m›z›n örgütlü oldu¤u iflyerlerinde ise, üst üste yap›lan do¤algaz ve elektrik zamlar›n›n da etkisiyle son bir y›lda 18.281 iflçi iflten ç›kar›lm›flt›r. ‹flten ç›kar›lan toplam sendikal› iflçi say›s› bugün itibariyle 24.098 kifli…” Türk‹fl taraf›ndan yap›lan bu aç›klamada yaflananlar›n alt›n› çizmek aç›s›ndan önemlidir. Bizler biliyoruz ki tüm ekonomi kriz süreçleri, sermaye ile iflçiler aras› çeliflkinin daha da derinleflti¤i ve karfl›l›kl› ciddi hamleler yapma imkan› sundu¤u süreçlerdir. Sermaye aç›s›ndan yukar›da da k›saca bahsetmeye

Üretim, Bekaert’te de duruyor flçilerin sald›r›lara karfl› eylemleri sürerken, üretime ara veren iflyerlerine her gün yenileri ekleniyor. Son dönemde üretime ara verdi¤ini aç›klayan iflyerlerinden biri de, Bekaert ‹zmit Çelik Kord Sanayi ve Ticaret A.fi. Üretimi durdurma en çok da T‹S kapsam›ndaki iflyerlerinde gündeme gelirken, 29 Kas›m-17 Aral›k tarihleri aras›nda üretime ara verece¤ini aç›klayan, metal ifl kolundaki Bekaert de T‹S kapsam›ndaki iflyerlerinden bi-

Çankaya Belediyesi iflçileri eylemlerine devam ediyor on bir y›ld›r maafllar›n› düzenli olarak alamayan Çankaya Belediyesi iflçileri, Muzaffer Ery›lmaz’› Belediye Baflkanl›¤› önünde yapt›klar› bir eylemle protesto ettiler. D‹SK’e ba¤l› Genel-‹fl Sendikas› üyesi 500 iflçi 3 Aral›k Çarflamba günü Çankaya Belediyesi’ne yürüyerek ödenmeyen maafllar›n›n ve ikramiyelerinin en k›sa zamanda ödenmesini istediler. Ziya Gökalp Caddesi üzerinden yürüyüfle geçen iflçiler “Çankaya belediyesi iflçileri krize, yoksullu¤a, zamlara, tafleronlaflt›rmalara, zaman›nda ödenmeyen maafl ve

S

üretimde iflçiler 11 saatlik çal›fl›p, fazla mesai ücretlerini alamayacaklar›n› çok iyi biliyorlar. Bu teklifler metal iflçilerinin yaflam ve çal›flma koflullar›n› geriye götürmek demektir. Hiçbir flekilde kabul edilemez” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan 16.00-24.00 vardiyas› iflçileri içeri girerken sabah vardiyas› iflçileri slogan ve alk›fllarla fabrika bahçesinde oturma eylemi yapt›. Eylem saat 20.00’ye kadar devam etti. Eyleme Birleflik Metal-‹fl Sendikas›’n›n örgütlü oldu¤u Asil Çelik ve Grammer iflçileri de destek verdi. (Bursa)

“Maliye Bakan› elini cebimizden çek!” Kamu emekçilerinin ö¤len yemeklerine ücret ödemesine iliflkin Maliye Bakanl›¤›’n›n yapt›¤› düzenlemeler sonucunda emekçilerden ö¤le yeme¤i için en az 240 bin lira, ayl›k brüt sözleflme ücretleri en yüksek düzeyde olanlardan ise 945 bin lira yemek bedeli kesilecek. Ö¤le yeme¤i servisinden faydalanacak olan di¤er memurlar ise ek göstergeleri ve brüt sözleflme ücretleri oran›nda yemek bedeli ödeyecekler. 15 Ocak 2009 tarihi itibariyle yürürlü¤e girecek olan bu karar›n Maliye Bakanl›¤› taraf›ndan kamu hastanelerinde bugünden uygulamaya konulmas› sa¤l›k emekçilerinin protestosuyla karfl›laflt›. 3 Aral›k 2008 tarihinde fiiflli Etfal Hastanesi bahçesinde biraraya gelen SES üyesi sa¤l›k emekçileri ad›na fiiflli Etfal Hastanesi ‹flyeri Temsilcisi Berna fiahin aç›klama yapt›. Maliye Bakanl›¤› taraf›ndan 11 Mart’ta ç›kan kararla tüm kamu kurumlar› çal›flanlar›ndan yemek ücreti istendi¤ini hat›rlatarak, Sa¤l›k Bakanl›¤›’na ba¤l› baz› hastanelerde ücret alma uygulamas›na baflland›¤›n› ve gittikçe yayg›nlaflt›¤›n› belirtti. Kamu hastanelerinde Mart ay›ndan önce yemek katk› paylar›n›n personele ödenmesi gereken döner sermaye katk› pay›ndan kesilerek al›nd›¤›na dikkat çeken fiahin, “2008 Mart ay›ndan sonra en az yüzde 50 yemek katk› pay› personelden al›nmaya bafllanm›flt›r. Üstelik bu kesintiler personele yemek yiyip yemeyece¤i sorulmadan ve kendi iste¤i olmadan yap›lm›flt›r” dedi. (H. Merkezi)

çal›flt›¤›m›z sald›r› hamlelerini daha azg›nca yapmak zorunda b›rakt›¤› gerçe¤inin yan›nda, iflçi ve emekçilerin örgütlenmesi ve yönlendirilmesi için s›n›f örgütlerine her zamankinden daha fazla f›rsat sundu¤u ve sürece daha fazla yüklenilmesi gereklili¤ini unutmamak gerekir. Öyle ki içinden geçti¤imiz sürecin ciddi boyutta s›n›f örgütleri aç›s›ndan birçok eksiklik ve yetmezlikler bar›nd›rmas›n›n umutsuzluk ve karamsarl›k yaratmas›na izin verilmemelidir. Elbette ki, yaflanan sald›r›lara karfl› birleflik ve örgütlü bir güç inflas› sürecin en acil ihtiyac›d›r. Bunu yaratabilmenin koflulu her zamankinden daha fazlad›r. Fakat örgütlü bir flekilde müdahale edilmesi gereken bu süreçte, örgütlülü¤ü oluflturan bireylerin durufllar› toplam› en nihayetinde örgütün yapabilecekleri, yapmas› gerekenler

ri. Bekaert iflçilerinin, yedi günü senelik izinden, kalan› patrondan olmak üzere 18 gün ücretli izne ç›kar›laca¤› aç›klan›yor. ‹flçilere dayat›lan bu zorunlu iznin, Kurban Bayram›’n› da kapsayaca¤›, üretime ara vermenin 17 Aral›k’ta son bulaca¤› belirtiliyor. ‹flçiler ise üretimi durdurman›n alt›ndaki gerçek nedenin, T‹S’de yaflanan t›kanma ve bu t›kan›kl›k karfl›s›nda geliflen iflçi eylemlerini k›rma oldu¤unu söylüyorlar. (Kartal)

için veriler sunar, dahas› niteli¤ini de tayin eder. Örgütlülü¤ün kurumsallaflmas› için içinden geçti¤imiz süreci bütünlüklü ve do¤ru okunmas› ile at›lacak ad›mlar ve pratik süreçler hem örgütlülü¤ü geniflletecek hem de hak etti¤i yere daha da yak›nlaflt›racakt›r. Yaflanan ekonomik krizin esas›nda siyasal krizi de tetikleyece¤i ve egemenler için çok da “rahat olmayacak” gibi görünen önümüzdeki sürece müdahil olmak için pratik sürece daha bütünlüklü girmek gerekmektedir. Bunun sorumlulu¤u tüm DDSB’lilerin omuzlar›ndad›r. Kurultay sürecine kadar belirlenen hedeflere do¤ru ad›mlar kuflkusuz bizi gelifltirecek ve güçlendirecektir. Onun için asgari düzeyde birliktelik sa¤lanm›fl eylem ve etkinliklere örgütün olabildi¤ince genifl olarak dahil olmas›, hatta örgütlemesi gerekmektedir.

ikramiyelere karfl› savafl›yor” pankart›n› tafl›d›lar. ‹flçiler, Belediye önüne geldi¤inde taleplerini bir kez daha Muzaffer Ery›lmaz’a iletmek üzere bir heyet gönderdiler. ‹flçiler ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan sendika iflyeri temsilcisi Çetin Çal›flkan, belediyeye gelen vergilerin iflçilere maafl olarak dönmedi¤ini aksine tafleronlara peflkefl çekildi¤ini söyledi. Belediye Baflkanl›¤›’na bayram öncesi iflçilere maafllar›n›n ödenmesi iste¤inin bildirilip, baflkanl›ktan söz alan iflçiler eylemi bitirdiler. (Ankara)

Direnifl ve zafer Yörsan’da çal›flan 384 iflçinin Türk-‹fl’e ba¤l› Tek-G›da ‹fl Sendikas›’na üye olduklar› gerekçesiyle patron taraf›ndan topluca iflten ç›kar›lmas› üzerine iflçiler greve gitmifllerdi. Grev boyunca her türlü sald›r›ya gö¤üs geren iflçilerin örgütlü mücadelesinin gücü ile grev zaferle sonuçland›. ‹fle iade karar› ile mahkemeyi kazanan iflçiler olurken, ç›rak ve tafleron olarak çal›flanlar›n resmi çal›flanlarla ayn› maafl› almas› gerekti¤i tespiti do¤rultusunda patron davay› kaybetti. fiimdi iflçiler ifle geri al›narak 4 ayl›k maafllar› ödenecek, ifle geri al›nmad›klar› takdirde ise 14 ila 20 ayl›k maafl oran›nda iflçilerin her birine tazminat ödenecek. (H. Merkezi)

fioförlerin direnifli sürüyor ‹flleri, afllar› ve çocuklar›n›n gelece¤i için 6 ay› aflk›n bir süredir direnen sar› otobüs floförleri taleplerinde ›srarl›. Her Pazartesi Orhangazi Park›’nda yapt›klar› eylemlerine 1 Aral›k günü Kristal‹fl Sendikas› Bursa fiubesi üyeleri de “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar›yla destek verdi. Eylemde bir konuflma yapan TÜMT‹S fiube Baflkan› Ahmet Güllü, “Devleti ve Bursa Belediye Baflkan› Hikmet fiahin’i k›nayarak, 184 günden bu yana ifle dönüfl mücadelesi veriyoruz. Bunlar›n yanl›fl uygulamalar›ndan vazgeçilene kadar da mücadeleye devam edece¤iz” dedi. (Bursa)

Asil Çelik’te grev karar› Türkiye’nin 101. en büyük sanayi flirketi olan Asil Çelik’te toplu sözleflme görüflmeleri uyuflmazl›kla sonuçlan›nca Birleflik Metal-‹fl, Bursa’daki fabrikaya grev ilan› as›ld›¤›n› aç›klad›. Sendika, patronun kriz bahanesiyle iflten ç›karma ve ücretsiz izin tehdidinde bulundu¤unu belirtiyor. Yaklafl›k 40 y›ld›r Birleflik Metal-‹fl’te örgütlü olan iflçilerin talebi “ailelerinin geçimini sa¤layacak bir ücret ve ifl güvencesi”. Sendikan›n Bursa fiube Baflkan› Ayhan Ekinci, Asil Çelik’in önceki y›la göre büyüyerek Türkiye’nin en büyük sanayi firmalar› s›ralamas›nda 133.’lükten 101.’li¤e yükseldi¤ini söyledi. Asil Çelik iflçileri 4 y›l önce de uyuflmazl›k nedeniyle 15 gün greve gitmiflti. (H. Merkezi)


‹flçi/köylü 5

12-25 Aral›k 2008

Bergama’da çevrecilere sald›r› Bergama’da bafllat›lan siyanürlü alt›n arama çal›flmalar›na karfl› ‹zmir, Kaz Da¤lar› ve Kozak Yaylas›’ndan kat›lan çevreciler Bergama Ovac›k Dü¤ün Salonu’nda ÇED toplant›s› düzenlediler. Toplant› s›ras›nda Koza Alt›n Madeni Halkla ‹liflkiler Müdürü Hayri Ö¤üt’ün; “Bunlar yüzünden iflsiz kalacaks›n›z” tarz›nda konuflarak madende çal›flan iflçileri çevrecilere karfl› k›flk›rtmas› sonucu iflçiler toplant›ya müdahale etti. Toplant›da söz alan bir çevrecinin konuflmas› çal›flanlar taraf›ndan ›sl›k ve küfürlerle engellendi. Toplant›da konuflma yapan EGEÇEP Yönetim Kurulu Üyesi Arif Ali Cang› bu toplant›da maden flirketinin propagandas›n›n yap›lmaya çal›fl›ld›¤›n›, halk›n kat›l›m›yla yap›lan baflka bir toplant›n›n daha amac›na ulaflmad›¤›n›, daha önce maden sahas› önünde araçlar›n› tafllay›p ve kendilerine sald›rd›klar›n› flimdi de ayn› sahneyi yaratmak istediklerini belirtti. Toplant›da konuflan Kimya Mühendisleri Odas› ‹zmir fiube Baflkan› Ertu¤rul Barka toplant›n›n ekseninden sapt›¤›n› söyleyerek, “biz toplant›y› terk ediyoruz” dedi. Toplant›dan sonra çevrecilere sald›ran Kozak çal›flanlar› birçok çevreciyi yaralad›lar. (H. Merkezi)

Sar› sendikal önderlik Dostel’de iflbafl›nda Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde (GOSB) faaliyet gösteren fabrikalardan kitlesel iflten ç›karmalar sürerken, iflten ç›kar›lan iflçiemekçiler, krizin omuzlar›na y›k›lmaya çal›fl›larak, iflsizli¤e-yoksullu¤a mahkum edilmeyi kabul etmeyeceklerini gerçeklefltirdikleri bir dizi eylemle hayk›rmay› sürdürüyorlar. Özellikle de örgütlü iflçilere dönük sald›r›lar›n had safhaya ç›kt›¤› bu süreçte, GOSB’de faaliyet sürdüren Dostel Makine’de de, 20 sendika üyesinin ifline son verildi. Bir süre önce ücretsiz izin uygulamas›n›n devreye sokuldu¤u Dostel Makine iflçileri ise, hem ücretsiz izne hem de arkadafllar›n›n iflten ç›kar›lmas›na tepki göstererek, eylem yapt›lar. Hak gasplar›na tepki gösteren iflçiler, 08.00-16.00 vardiyas›n›n ard›ndan fabrikay› terk etmediler. ‹flçilerin bu eylemi üzerine, 16.0024.00 vardiyas›nda çal›flan iflçilerin üretim yapmad›¤›n› bahane eden patron, fabrikaya noter ça¤›rd›. Ancak iflçiler eylemlerine ara vermeyerek, sloganlar eflli¤inde eylemi sürdürerek, fabrika önünde beklemeye devam ettiler. ‹flçilerin eylemini patron de¤il, “devreye giren” Birleflik Metal-‹fl Sendikas› (BM‹S) Gebze fiube Baflkan› Erdo¤an Özer’in fabrikaya gelmesi bitirdi! Fabrika önüne gelen Özer’in, eylemin sona erdi¤ini söyleyerek, bir anlamda eylem k›r›c›l›¤› yapmas›, eylem yapan iflçilerin tepkileriyle karfl›land›. ‹flçilerin tepkisi üzerine “Bilmedi¤iniz fleyler var. Bunu burada tart›flmak do¤ru de¤il, eylem sona ermifltir” diyen Özer, eylemin devam etmesine izin vermedi. Bu geliflme üzerine iflçiler eylem yerinden ayr›ld›. Böylece sar›-bürokrat sendikal önderlik bir kez daha “misyonunu” yerine getirerek, iflçinin de¤il, patronun saflar›nda yer ald›¤›n› göstermifl oldu. (Kartal)

Deri-‹fl: ‹flçi k›y›m›na son! 27 Kas›m Perflembe günü, Türk-‹fl ‹stanbul 1. Bölge Temsilcili¤i bir bas›n toplant›s› düzenleyerek, iflten ç›karmalar› protesto etti ve iflçilerin yan›nda olduklar›n› belirttiler. Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Musa Servi, DESA, Menderes Tekstil ve BJ Tekstil’de çal›flan çok say›da iflçinin iflten ç›kar›lmas›na tepki göstererek, iflçilerin mücadelesini sahiplendiklerini ifade etti. Bas›n toplant›s›na birçok sendika temsilcisi ve iflçi kat›ld›. Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Musa Servi, DESA iflçilerinin sendikalaflma mücadelesine bafllad›klar›nda uluslararas› konfederasyonlarla (ITLWF, CCC) irtibata geçtiklerini belirtti. ‹flçilerin mücadelesinin devam edece¤ini belirtti. Di¤er yandan Desa direnifline destek ziyaretleri coflkusunda bir fley yitirmeden devam ediyor. Son geliflmeleri almak üzere ziyaret etti¤imiz Arslan ise, Desa patronunun kamuoyunda kendisini aklama çabalar›n›n devam etti¤ini belirtiyor. 24 Aral›k tarihinde görülecek olan Emine Arslan’›n davas› da, çeflitli sendika ve demokratik kitle örgütlerinin deste¤iyle daha bir umut verici ilerliyor. (‹stanbul)

iflçi/köylü

Sa¤l›kta yeni ölüm yasalar› kap›da AKP hükümeti, “sa¤l›kta reform” ad› alt›nda gerçeklefltirdi¤i sa¤l›kta y›k›m program›nda yeni vurufllara haz›rlan›yor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nun 439. s›ras›nda bulunan “kamu hastaneleri birlikleri pilot uygulamas› hakk›nda kanun tasar›s›”n› apar topar ilk s›raya alarak bütçe ile birlikte görüflmeye al›nm›flt›r. SSGSS yasas›yla sosyal güvenlik ve sa¤l›k hakk›nda ciddi tahribat yaratan uygulamalar, görüflülmekte olan bu yasayla birlikte halk›n elinde kalan son haklar›n› da al›p hastaneleri tamamen özellefltirmeyi amaçlamaktad›r. Hükümetler ile sermaye çevreleri aras›nda ortaklaflt›r›lan ve “sa¤l›kta reform” fleklinde ifade edilen proje, y›llar önce TÜS‹AD yay›n organ› “GÖRÜfi” dergisinde flöyle ifade edilmiflti. “Türkiye’deki sa¤l›k sektörü reform çal›flmalar› incelendi¤inde kamu hastane sektörüne desantralizasyon reformlar›n›n iki aflamada ele al›nd›¤› söylenebilir. Öncelikle kamu hastanelerinin devlet bütçesi ünitesi olmaktan ç›kar›larak birer sa¤l›k iflletmesine dönüfltürülmesi, daha sonraki aflamada ise hastanelerin mülkiyeti ile birlikte özel sektöre b›rak›lmas› yani özellefltirilmesi amaçlanmaktad›r.” (GörüflEkim 2004, Mehmet Top/Ömer Gider)

Hastane kap›lar›nda ölümler artacak Baflbakan’›n, acil hastalar›n art›k hastane kap›lar›nda beklemek zorunda kalmayaca¤›n› söylemesinin ard›ndan çok geçmeden görüflülen yeni yasa tasar›s› onun söyledi¤inin aksine hastane kap›lar›nda bekletme ve ölümlerin artaca¤›na iflaret etmektedir. Hastanelerin planland›¤› flekliyle özellefltirilmesi durumunda acil kap›lar›nda bekle-

tilen, kabul edilmeyen, baflka yerlere sevk edilen, ölen yine yoksul, paras›z ve kimsesiz insanlar olacakt›r. “Reform”, “dönüflüm” fleklinde çekici sözcüklerle parlat›lan tasar›yla hedeflenen fleyin ne oldu¤u aç›kça ortadad›r; öncelikle kamu hastanelerini mali aç›dan özerklefltirmek, kendi kendilerini idame ettirebilen iflletmelere dönüfltürmek, sonras›nda ise mülk olarak kiflilere ya da tekellere devretmek suretiyle özellefltirmek.

Yasan›n ana hatlar›n› flöyle özetleyebiliriz; 1- Bir il veya birkaç ildeki hastaneler birlefltirilerek oluflturulacak birlikler, il genel meclisi, vali, bakanl›k, il ticaret-sanayi odas›n›n belirleyece¤i hukukçu, muhasebesi, t›p mezunu iflletmeciden oluflacak yedi kiflilik yönetim kurulu taraf›ndan yönetilecek, iflletilecek. 2- Birlik yönetim kurullar›; t›bbi uzmanl›k hizmeti sat›n al›nmas›, personel planlamas› yap›lmas›, birlik bünyesindeki personel hareketlerinin sa¤lanmas›, birli¤in her türlü araç, gereç, malzeme, tafl›n›r ve tafl›nmazlar› ile birlikte sat›lmas›, kiralanmas›, iflletilmesi, ifllettirilmesi konular›nda yetki sahibi olacak. 3- Çal›flanlar›n her türlü ödemeleri iflletme bütçesinden karfl›lanacak ve sözleflmeli çal›flt›rma esas al›nacak. 4- Birlik giderleri; personele yap›lacak her türlü ödeme, t›bbi uzmanl›k hizmetleri ile avukatl›k hizmeti sat›n al›nmas›, t›bbi, cerrahi alet, malzeme, cihaz sat›n al›nmas›, laboratuar-görüntüleme hizmeti sat›n al›nmas›, birlik bürokratlar›na verilecek maafl, taflerona verilecek ücret olacak.

Hat›rlanaca¤› üzere medyada sermaye ve patron örgütleri, devlet hastanelerinin yeterli sa¤l›k hizmeti veremedi¤i, teknoloji ve insan kayna¤› aç›s›ndan geri kald›klar›, sa¤l›kta derhal reforma gidilmesi gerekti¤i üzerine “öneri”lerde bulunup durmufllard›. Kamu ve devlet hastanelerine yapt›¤› mali yard›m› sürekli azaltan devlet, hastanelerin alt›ndan kalkamayacaklar› borçlanmalara, sa¤l›k ve teknik aç›dan geri kalmalar›na bu durumu aflamayan pek çok hastanenin de kapanmas›na neden olmufltu. Bütün bunlara çözüm olarak hastanelerin sanayi iflletmeleriyle birleflmesi ya da tamamen özel sektöre devredilmesi sunulmufl, buna örnek olarak “pilot hastane” uygulamas›na gidilmifltir.

Sa¤l›kta özellefltirmeler; daha fazla y›k›m, daha fazla ölüm Kamu kurumlar›nda, yerel yönetimlerde, e¤itimde, sa¤l›kta karfl›m›za ç›kan “reform” ve “yeniden yap›land›rmalar” al›flt›ra al›flt›ra özellefltirme projesinin ideolojik reklam-propagandas›n› oluflturmaktad›r. E¤itimde oldu¤u gibi özel okullar ya da sanayi-ö¤renim kurumu iflbirli¤i fleklinde geliflen “pilot okul” uygulama-

s› sa¤l›kta da “pilot hastane” olarak ortaya ç›kmaktad›r. Türkiye’nin de imzac›s› oldu¤u uluslararas› sermayenin anayasas› olan MAI ve çokuluslu ticaret sözleflmesi olan GATS gibi oluflumlar, emperyalist sermayenin gitti¤i her yerde hiçbir engelle karfl›laflmadan yat›r›m yapabilmesini, yerel hükümetlerin, yurt içine giren sermayeye yeni yat›r›m alanlar› açabilmesini, sermayeye güvence vermesini, yerel sorunlardan kaynakl› zararlar›n›n hükümet taraf›ndan karfl›lanmas›n› sa¤lamaya dönüktür. Sermaye için e¤itim ve sa¤l›k, milyonlarca “müflterisiyle” en çekici yat›r›m alan› olma özelli¤ini her zaman korumufltur. Hastanelerin sermayeye devri sonuç olarak özellefltirilmesi ile “paras› olana sa¤l›k” anlay›fl› kesin bir biçimde yerleflecek, vergi ve GSS pirimi ödemek zorunda b›rak›lan halk buna ra¤men paras› olmad›¤› için sa¤l›k hizmetinden yararlanamayacak, hastanelerin A, B, C, D fleklinde s›n›fland›r›lmas› ciddi bir kar›fl›kl›¤a neden olacak, vatandafl hangi k›stasa göre hangi hastaneye gitmesi gerekti¤ini bilemeyecektir. Tafleronlaflt›rma ve sözleflmeli çal›flt›rma sa¤l›k emekçisinin ücretlerini daha da düflürecektir. (Ankara)

Yemekhane iflçilerine flafak operasyonu

Ankara Üniversitesi yemekhanesinde çal›flan iflçilerin iflten at›lmalar›, maafllar›n› alamamalar› ve u¤rad›klar› çeflitli haks›zl›klar nedeniyle bafllatt›klar› direnifl süreci ta-

fleron flirketin de¤iflmesi ve yeni flirketin bu iflçilerle çal›flmak istememesi üzerine diyalog yollar›n›n kapanmas› ve son olarak da yemekhane iflgaline kadar gelmiflti.

‹flten ç›kar›ld›klar› 26 May›s 2008’den bu yana direniflte olan Unilever iflçileri, ›srar ve kararl›l›klar›n›n karfl›l›¤›n›, direniflin zaferle sonuçlanmas›yla ald›lar. Unilever direniflinin bu iflçi s›n›f› mücadelesi ad›na sevindirici sonucunu, 5 Aral›k günü yanlar›na gitti¤imiz, yaklafl›k iki yüz gündür direniflte olan iflçilerden ald›k. Direnifl yerine gitti¤imizde ilk göze çarpan fley, alt› ay› geçkin süredir, ya¤mur-çamur demeden kurulu olan direnifl çad›r›n›n yerinde olmad›¤›yd›. Ancak gide-gele tan›d›k olan iflçiler büyük k›sm› çad›r›n kurulu oldu¤u yerde toplanm›fl, sohbet ediyorlard›. Yanlar›na yaklaflt›¤›m›zda ilk sorumuz “hay›rd›r, bugün çad›r yok mu?” oldu. Cevaplar›, “direnifl bitti, ayr›nt›lar›n› temsilcimiz aktar›r” oldu. Hepsinin keyifli halinden, direniflin kazan›mla sonuçland›¤›n› ç›karmak daha bafltan mümkündü. Gerçekten de, temsilcinin direniflin sonucuna iliflkin aktard›klar›, ciddi bir kazan›m›n varl›¤›na iflaret ediyordu. Özellikle de krizi bahane eden patronlar›n, birbiri ard›na kitlesel iflten atmalar› gündeme getirdi¤i, fabrikalar›n üretime ara verdi¤i, ücretsiz zorunlu izinlerin gündeme geldi¤i böylesi bir süreçte, bu direniflin sonucunda yap›lan anlaflman›n ciddi bir kazan›m oldu¤unu vurgulamak gerekiyor. Unilever iflçilerinin direniflinin uluslararas› kamuoyunda yer bulmas›n›n, elde edilen sonuçta oldukça büyük etkisi olmufl. Bir süre önce direnifl yerine gelen uluslararas› üç sendika, yurtd›fl›nda bir kampanya yürüterek, Unilever’in Avrupa’daki ortaklar›n›, duruma müdahale etme noktas›na getirmifller. Görüflmeye oturuldu¤unda, patron ilk etap-

19 Kas›m tarihinden itibaren gerek iflçilerin gerekse ö¤rencilerin kararl› bir durufl sergileyerek devam ettirdikleri iflgal 5 Aral›k sabah› TC’nin kolluk güçlerinin müdahalesi ile sona erdi. “Kamu mal›na zarar vermek” gerekçesi ile yap›lan bask›na “fiafak Operasyonu” ad›n› veren kolluk güçleri sabah›n erken saatlerinde yemekhaneye girerek iflçi ve ö¤rencileri gözalt›na ald›. Daha sonras›nda ö¤renci av›na ç›kan polis, üniversite önünden ve sokaktan birçok ö¤renciyi gözalt›na ald›, yüzlerce ö¤renciye okul önünde kimlik kontrolü ve GBT taramas› yapt›. Olay› protesto etmek amac›yla iflçiler ve ö¤rencilerden oluflan Ankara Üniversitesi Meclisi Yüksel

ta, ifle geri almadan de¤il, iflçilerin tazminatlar›n› vermekten yana bir tav›r koymufl. Bunu kabul etmeyen iflçiler ve temsilcileri, ikinci bir toplan-

Caddesi’nde bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Aç›klamay› yemekhane iflçilerinden Gökcan Öztürk okudu. ‹flgalin öncesinde yaflanan süreci k›saca anlatan Öztürk “son olarak iflgalin 15. gününde iflçiler ve ö¤renciler, kendi olanaklar›m›zla yemek üreterek yemekhane hizmetinin taflerona mahkûm olmad›¤›n› gösterdik. Eylemlili¤imizin polis zoruyla bast›r›lmas›ndan Ankara Üniversitesi Rektörlü¤ü sorumludur. Bu zorbal›k, flirketin ç›karlar› do¤rultusunda hareket eden AÜ Rektörlü¤ü’nün hakk›n› arayan örgütlü iflçileri çal›flt›rmak istemedi¤ini göstermektedir” dedi. Yemekhaneden 40, okul önünden 15 ve DTCF’den de 14, yani toplamda 70 kiflinin gözalt›na al›nd›¤›n› belirten Öztürk “gözalt›na al›-

yunca oldukça büyük bir ekonomik s›k›nt›ya düfltükleri için, toplu paraya duyduklar› ihtiyaçtan dolay›, tazminatlar›n› alarak, iflten ayr›lmay›

Unilever’de son sözü direnenler söyledi

t› alm›fllar. Bu toplant›da, en fazla 12 iflçinin geri al›naca¤› söylenmifl. Bunlar içinde patronu “rahats›z” edecek isimlerin bulunmamas› da flart koflulmufl. Ancak böyle bir anlaflma iflçiler cephesinden kabul edilebilir olmad›¤›ndan, üçüncü bir toplant› gündeme gelmifl. Ve bu toplant›da, iflçilerin talepleri kabul edilmifl. Kabul edilen taleplerin bafl›nda, 15 iflçinin, çal›flmad›klar› sürenin de ödenerek, ifle geri al›nmas› geliyor. Geri kalan iflçiler, direnifl bo-

tercih etmifller. ‹çerdeki sendikal› iflçilerin iflten ç›kar›lmamas›, tüm tazminatlar›n bir hafta içinde ödenmesi gibi flartlar› içeren anlaflman›n ilk aya¤›, bayram öncesi tüm iflçilerin hesab›na belli miktar paran›n yat›r›lmas› olmufl. Direniflin sonucuna iliflkin ald›¤›m›z bu bilgilerin ard›ndan, oldukça keyifli olan ve o gün oraya arkadafllar› ile bayramlaflmak için geldiklerini söyleyen iflçileri kutlayarak, son sözü direnenlerin söyledi¤inin bir kez daha kan›t-

nan iflçilerin ve ö¤rencilerin derhal serbest b›rak›lmas›n› ve iflçilerin tekrar ifle al›nmas›n› talep ediyoruz” dedi. Bu eylemin ard›ndan saat 14.30’da E¤itim-Sen’in Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü önünde E¤itim-Sen Genel Baflkan› Zübeyde K›l›ç’›n konuflmas›ndan sonra kampüs içindeki yemekhane önünde yar›m saatlik oturma eylemi yapmak isteyen yaklafl›k 70 kiflilik kitle polis barikat›yla durduruldu. Burada bir süre devam eden pazarl›ktan sonra sadece üniversitenin ö¤retim üyeleri, ö¤renciler ve sendika yöneticileri okula girdiler. Adliye önüne geçen kitle gözalt›na al›nan arkadafllar›n› sloganlar ve alk›fllarla karfl›lad›. Saat 17.15’e kadar Savc›l›k’ta ifadeleri al›nan yemekhane iflçileri ve ö¤renciler serbest b›rak›ld›lar. (Ankara)

lanmas›n›n verdi¤i mutlulukla, yanlar›ndan ayr›l›yoruz.

E-Kart direniflinde sona do¤ru mu? Unilever iflçilerini ziyaret ettikten sonraki dura¤›m›z, Gebze Organize Sanayi Bölgesi içinde bulunan E-Kart fabrikas›n›n, aylard›r grevde olan iflçilerinin yan› oluyor. Grevin 173. gününde ziyaret teti¤imiz E-Kart iflçileri, grevi bafl›ndan beri oldu¤u gibi, hala dönüflümlü olarak sürdürüyorlar. O gün nöbette olan Serhat Karatafl ve Murat Tuduk’a, önce Unilever direniflinin kazan›mla sonuçland›¤› haberini veriyoruz. Bu haber aylard›r grevde olan iflçilere umut oluyor ve onlar› oldukça sevindiriyor. E-Kart grevinde de son günlerde baz› önemli geliflmeler yaflanm›fl. Kendilerine gelen bilgilere göre, firman›n grevden rahats›z olan Alman orta¤› “bu ifli bitirin” demifl. Patronun birkaç gün önce sendikadan görüflme talep etmesini de buna ba¤l›yorlar. Görüflme için 6 kiflilik bir komite oluflturmufllar. Komitede yer alan iflçilerin üçü grevdeki iflçiler, di¤er üçü ise, içerde çal›flan sendikal› iflçilermifl. Ancak iflçiler “E-Kart grevinde acaba sona m› yaklafl›l›yor” diye düflündüren bu geliflme karfl›s›nda, yine de tedbirli olduklar›n› söylüyorlar. Patronun bask›lardan kaynakl› “biz görüfltük” demek için, göstermelik bir görüflme yapabilece¤ini, yani samimi davranmayabilece¤ini gözönünde bulundurduklar›n› vurguluyorlar ve sözlerini flöyle noktal›yorlar: “Bakal›m görece¤iz, görüflmeden ne ç›kacak?” (Kartal)


Denge Azadi

‹flçi-köylü 6

12-25 Aral›k 2008

Tecrit bir devlet politikas›d›r ‹mral› Hapishanesi’nin iki aç›dan incelemek mümkündür. Birincisi, ‹mral› Türkiye hapishanelerindeki tecrit uygulamas›n›n bir parças›d›r. ‹kincisi, Abdullah Öcalan’›n ‹mral› Hapishanesi’nde tek bafl›na tutulmas›, faflizmin hapishane rejimine uygun olmakla beraber, ona karfl› yap›lan her hak ihlali, her dayatma, her iflkence Kürt halk›n› y›ld›rmaya, bilincini buland›rmaya yöneliktir.

Tecritin bir parças› olarak “Ceza hukukunda, ceza uygulamas› iki amaca yöneliktir: Birincisi ve tali olan bireysel önlemedir. Suç iflleyen kiflinin, bir daha suç ifllemesinin önlenmesi sa¤lanarak, topluma yeniden kazand›r›lmas› hedeflenir. ‹kincisi ve esas olan genel önlemedir. Topluma, suçlar›n cezaland›r›laca¤›n› göstererek, suç ifllenmesini önlemektir.” ‹flte bu tez, küçük farkl›l›klar›na ra¤men, egemen hukuk ideolojisinin ceza hukukundaki bafll›ca tezidir. Bugün Türkiye hapishanelerinde

Kutlamalara sald›r› 27 Kas›m 1978’de kurulan Partiya Karkerén Kürdistan’›n (PKK) kurulufl y›ldönümünü kapsayan hafta boyunca bölgede birçok ilinde kutlama eylemleri gerçeklefltirildi. Yap›lan eylemlere tahammülsüzlü¤ünü bir kez daha gösteren devlet birçok yerde gaz bombalar› ve panzerlerle eylem yapan kitleye sald›rd›. Tafl ve molotoflarla direnen kitleyle polisler aras›nda yaflanan çat›flmalardan sonra yap›lan ev bask›nlar›nda ço¤unlu¤u çocuk olmak üzere onlarca kifli gözalt›na al›nd›. Polisin s›n›rs›z ev ve iflyeri arama izni ald›¤› Diyarbak›r’da günlerce, özellikle akflam saatlerinde araçlar durdurularak kimlik kontrolleri yap›ld›, özel harekât timleri ve sivil polisler ise kentin en ifllek caddelerindeki kafe ve k›raathanelerde kimlik kontrolünde bulundu. Savc›l›k karar› ile s›n›rs›z ev ve iflyeri arama yetkisi alan polis, akflam saatleri ile birlikte Diyarbak›r’›n birçok bölgesinde ola¤anüstü güvenlik önlemleri ald›. Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde ise yaflanan olaylar s›ras›nda iki kifli yaraland›. Asker ve polisin ortak müdahale etti¤i olaylarda bir kifli kurflunla di¤eri at›lan gaz bombas› parças›n›n isabet etmesi sonucunda yaraland›. Mardin’in Derik ilçesinde de bir kutlama gerçeklefltirildi. Kutlamada k›sa bir konuflma yapan DTP Derik ‹lçe Baflkan› Orhan Özel, özgürlük mücadelesinde binlerce kiflinin can verdi¤ini söyleyerek, “Kürt özgürlük mücadelesine binlerce flehit verdik. Kimileri canlar›n› atefle verirken, kimileri çat›flmalarda yaflamlar›n› yitirdi. Ama bu mücadele her zaman daha da alevlenerek devam etmifltir. Say›n Öcalan’› yakalay›p bir adada hapsettikleri zaman Kürtleri bitireceklerini zanneden hükümet bunda da yan›lm›flt›r” dedi. (H. Merkezi)

uygulanan tecrit, tali-esas ayr›m› yap›lmadan uygulan›rken, fazlas›yla bu tezi karfl›lamaktad›r. Faflizm, esas-tali ayr›m› yapm›yor dedik. Çünkü bir devrimci tutsa¤› dahi sindirebilmeyi, zafer addeden bir ideolojidir söz konusu olan. Topluma yeniden kazand›rma bahsine girmenin ise pek bir gere¤i yoktur. Bundan anlafl›lacak tek fley, sindirilmifl, siliklefltirilmifl bireyler yaratmakt›r. Egemenlerin hapishane rejimindeki bireysel önlemeyi baflka türlü okumak mümkün de¤ildir. Genel önleme ise, sindirilmiflli¤in iyiden iyiye toplumun geneline aksettirilmesidir. ‹mral› Hapishanesi de, Abdullah Öcalan’a özel bir statü söz konusu olsa da, faflizmin infaz rejimine uygun bir örnek teflkil eder. Bu itibarla, ‹mral›’ya ve ‹mral› dayatmalar›na karfl› her mücadele, tecrite karfl› mücadelenin bir parças› olarak ele al›nmal›d›r. Elde edilecek her kazan›m›n tecrite karfl› bir kazan›ma dönüfltürülmesi önemlidir.

Tecrite karfl› mücadelede, ‹mral› gerçe¤ine vurgu yapmak, mücadelenin esasen birleflik yürütülmesinin bir gere¤idir.

Kürt halk›n› aldatmak aç›s›ndan Geçti¤imiz günlerde, Adalet Bakanl›¤›’ndan yap›lan bir aç›klamayla, ‹mral› Hapishanesi’ne birkaç tutsa¤›n sevk edilece¤i bildirildi. Oysa daha geçti¤imiz ay, Abdullah Öcalan’a fiziki fliddet uygulamaktan geri kal›nmam›flt›. Bu fiziki fliddetin ne anlama geldi¤i tart›flmaya mahal b›rakmayacak kadar aç›kt›. Bugün hapishanelerde uygulanan tecrit s›k› bir izlemenin d›fl›nda, tutsaklarda yaratmaya çal›flt›¤› sürek izleniyor olma hissiyle bir otokontrolü a盤a ç›kar›yor. ‹mral› özgülünde, izleme günün her saati ve her noktadan yap›ld›¤›na göre, Öcalan’›n hücresinin aranmas›n›n bir gerekçesi olamaz. Hiçbir gerekçe, fiziki fliddete gerekçe oluflturamaz. O halde, he-

deflenen umut k›rmaya, güç gösterisinde bulunarak korku yaratmaya yönelikti. Ayn› zamanda bu sald›r› bir çaresizli¤in d›flavurumuydu ve gereken cevab›n verilmesi gecikmemifltir. Öyleyse ‹mral›’ya farkl› hapishanelerden birkaç tutsa¤›n daha konulmas›n› Kürt sorunu noktas›nda at›lan ileri bir ad›m olarak de¤erlendirebilir miyiz? Engin Çeber’in iflkence sonucu öldürülmesi sonras›nda Adalet Bakan›’n›n özür dilemesi ile ‹mral›’ya yeni tutsaklar›n sevk edilecek olmas› aras›nda, halk› aldatmak bak›m›ndan, aç›k bir benzerlik söz konusudur. Öcalan’›n durumu, Kürt Ulusal Hareketi’nin merkezi gündemleri aras›nda bafll›ca yerini ald›kça, devletin meseleye yaklafl›m› da belli bir farkl›l›k tafl›yacakt›r. U¤runa milyonlarca insan›n sokaklara döküldü¤ü apaç›k bir gerçektir. Ancak yeni sevkler, ‹mral›’da uygulanmaya konulacak küçük “iyilefltirmeler” tecrit gerçekli¤ini de¤ifltirmeyecektir. Keza bugün F Tipi

Hapishanelerde yaflanan durum ortadad›r. Tutsaklar›n iletiflim, görüfl vb. tüm haklar› keyfi gerekçelerle ellerinden al›nmakta, sald›r› ve hakarete maruz kalmaktad›rlar. Yap›lacak yeni sevklere iliflkin aç›klama yapan Öcalan’›n avukatlar›ndan Ebru Günay, ‹mral› statüsünü tek bafl›na Türkiye’nin belirleyemeyece¤ini ifade ederek, bu yeni sevklerin CPT’nin Türkiye aleyhine raporlar› ve A‹HM’de karar aflamas›na gelmifl Öcalan davas›yla da iliflkisi oldu¤unu belirtti. Bunlar› meselenin hukuksal tezahürü olarak okumak

Bafl›büyük halk› mücadeleden vazgeçmiyor “Kentsel Dönüflüm Projesi” kapsam›nda evleri y›k›lmaya çal›fl›lan Bafl›büyük halk›, aylar süren direnifllerine ra¤men mahallede inflaat›na bafllanan TOK‹ evlerinin yap›m›n› engellemek için, hukuksal mücadelelerini sürdürüyor. Bu hukuk mücadelesi kapsam›nda yürütmeyi durdurma karar› ç›kmas›na karfl›n, Maltepe Belediyesi, Bafl›büyük halk›n› y›ld›rmaya ve mücadeleden vazgeçirmeye dönük giriflimlerine yenilerini ekliyor. Mahkemenin verdi¤i yürütmeyi durdurma karar›n› hayata geçirmemek ise, Maltepe Belediyesi’nin bu yönlü giriflimlerinden birini oluflturuyor. Ancak Bafl›büyük halk› mücadeleden vazgeçmeyece¤ini, bir kez daha ortaya koydu ve Belediye’nin bu tutumuna karfl› eylem ger-

çeklefltirdi. Mahalle halk› 28 Kas›m 2007 Cuma günü Maltepe Belediye Baflkanl›¤› önünde bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. Sabah saat 10.00 civar›nda Maltepe Belediyesi önünde toplanan mahalleli, burada, yürütmeyi durdurma karar›n› uygulamayan yöneticiler hakk›nda suç duyurusunda bulunmaya giden mahallelinin avukat› ve mahalle derne¤i temsilcilerini bekledi. Mahalle halk›, temsilcilerin gelmesinin ard›ndan, saat 11.00’de bir bas›n aç›klamas› yapt›. Mahalle halk› ad›na aç›klamay› yapan, Bafl›büyük Mahallesi Çevreyi Düzenleme ve Güzellefltirme ve Tabiat› Koruma Derne¤i Baflkan› Adem Kaya, yürütmeyi durdurma davas›n› açan mahalleli Osman Köse’ye Maltepe

Belediyesi taraf›ndan bask› uyguland›¤›n› belirtti. Konuflmas›n›n sonlar›na do¤ru, “Karfl›n›zda sadece Osman Köse yok, Bafl›büyük Halk› var” diyen Kaya’n›n ard›ndan mahalle halk› hep bir a¤›zdan “Biz var›z” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan Belediye önünden Maltepe Camii’ne kadar bir yürüyüfl gerçeklefltiren Bafl›büyük halk›, Belediye önünde ve yürüyüfl boyunca “AKP flafl›rma, sabr›m›z› tafl›rma”, “H›rs›z Baflkan istifa”, “AKP istifa” gibi sloganlar att›. Di¤er yandan aç›klamadan bir gün önce, 27 Kas›m gecesi, bir gün sonra yap›lacak olan aç›klamaya davul-zurnal› ça¤r› yapan üç kifli gözalt›na al›nm›flt›. Gözalt›na al›nanlar 28 Kas›m günü akflam saatlerinde serbest b›rak›ld›lar. (Kartal)

U¤ur Mumcu halk›: “Art›k ölmek istemiyoruz!”

Okul yolu üzerindeki trafik önlemlerinin yetersiz olmas› nedeniyle s›k s›k trafik kazalar› yaflanan U¤ur Mumcu Mahallesi’nde, geçti¤imiz günlerde bir ö¤rencinin minibüsün alt›nda kalarak can vermesi, mahalle halk›n› isyan ettirdi. 27 Kas›m günü bir aç›klama yapan mahalle halk›, sorumlular›n yarg›lanmas›n› talep etti. Saat 15.00 civar›nda mahallede bulunan Özgül Market önünde toplanan mahalle hal-

k›, ö¤rencilerle birlikte yolu trafi¤e kapatarak, Yunus Emre Caddesi üzerinde sloganlarla yürüyüfle geçti. Eylem bölgesine y›¤›nak yapan polisin engellemeye çal›flt›¤› yürüyüfl boyunca “Art›k ölmek istemiyoruz” slogan›n› hayk›ran mahalle halk›, polisin tüm engelleme çabalar›na ra¤men yürüyüflten vazgeçmedi. Yürüyüfl, iki gün önce sürat yapan minibüsün çarpmas› sonucu yaflam›n› yitiren ilkokul ö¤rencisi Tayfun’un can verdi¤i yere kadar sürdü. Aç›klamay› mahalle halk› ad›na Selime Yo¤ungan yapt›. Yo¤ungan, 25 Kas›m’da h›z yapan bir minibüsün alt›nda kalan Tayfun’u anmak ve gerekli trafik önlemlerinin al›nmas› için belediyeye görev ça¤r›s› yapmak ve sorumlular›n cezaland›r›lmas›n› istediklerini belirtti. Aç›klamada ayr›ca, Belediye’nin ihmali

sonucu, Eylül ay›nda Rabia Çevik isimli lise ö¤rencisinin aç›k kalan kablolar nedeniyle feci flekilde can verdi¤i de hat›rlat›ld›. Ayn› dönemde bir baflka ö¤rencinin de yine minibüs alt›nda kald›¤› vurguland›. Okul yolu üzerinde araçlar›n h›z›n› kesebilecek herhangi bir önlem olmad›¤›n› belirten Yo¤ungan, yolun çocuklar için tehlikeli oldu¤unu söyledi. Minibüslere yönelik denetimsizlik ve belediyenin gerekli önlemleri almamas› nedeniyle, ço¤u ölümcül olan kazalar›n yafland›¤›n›n alt›n› çizdi ve bu duruma art›k seyirci kalmayacaklar›n› dile getirdi. Soruna iliflkin muhtarla da görüfltüklerini belirten Yo¤ungan, buralarda ›fl›kland›rma yap›lmayaca¤› cevab›n› ald›klar›n› söyledi. Aç›klamada belediyeden gerekli önlemlerin al›nmas› ve araçlar›n h›z›n› kesebilecek kasisler yap›lmas› talebi dile getirildi ve yetkililer göreve ça¤r›ld›. Mahalle halk› eylem boyunca s›k s›k “Art›k ölmek istemiyoruz”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek”, “‹nsanca yaflamak istiyoruz” sloganlar›n› hayk›rd›. (Kartal)

Özgür Ülke gazetesinin bombalanmas› protesto edildi Özgür Ülke gazetesinin 4 Aral›k 1994 gecesi, Kad›rga’da bulunan merkez binas› ve Ankara bürolar›n›n bombalanmas›, bombalanan bina önünde toplanan onlarca kiflinin öfkeli sloganlar›yla protesto edildi. 4 Aral›k 2008 tarihinde gerçekleflen protestoya, Alternatif ve At›l›m gazetesi, D‹HA çal›flanlar›, DTP, EHP ve SDP yöneticileri, Uluslararas› PEN ve Yay›nc›lar Birli¤i üyeleri de destek verdi. Aç›klama s›ras›nda “Özgür Bas›n susturulamaz” pankart› aç›ld›. Bom-

balaman›n ertesi günü ç›kan “Bu atefl sizi de yakar” manfletli Özgür Ülke gazetesi ve bombalamada hayat›n› kaybeden Ersin Y›ld›z’›n foto¤raflar› da tafl›nd›. “Özgür bas›n flehitleri” için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan Alternatif Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni Rag›p Zarakolu yapt›¤› konuflmada, 4 Aral›k 1945’te Tan gazetesine gerçekleflen bask›n›n ard›ndan 4 Aral›k 1994’te Özgür Ülke gazetesinin bombaland›¤›n› hat›rlatt›. Günümüzde de halen özgür ve muhalif

bas›n üzerindeki bask›lar›n devam etti¤ini anlatan Zarakolu, bombalanma gecesine dair flunlar› söyledi: “Karl› bir günde Özgür Ülke’nin binalar› bombalan›r. Gazete merkez binas› havaya uçar. Çal›flanlar güç bela bir an önce kendilerini balkondan atar. ‹tfaiye gelmez. Komflular Sivas’ta oldu¤u gibi yang›n› kay›ts›z izler. Kimi pijamal› yal›n ayakl› gazete çal›flanlar› gözalt›na al›n›r. Ersin Y›ld›z’› hastaneler kabul etmez. Bir hastane kabul etti¤inde ise kan kayb›ndan hayat›n› kaybetmifltir. Gazete ertesi gün

‘Bu atefl sizi de yakar’ manfletiyle okurlar›na ulaflm›flt›r.” Gazetenin bombalanmas›n›n ard›ndan dönemin Baflbakan’› Tansu Çiller’in “bertaraf edin” yaz›l› gizli ibaresine de vurgu yapan Zarakolu, devletin y›llar sonra A‹HM taraf›ndan suçlu bulundu¤unu söyledi. Halen tek parti rejiminin yasakç› zihniyetinin devam etti¤ini ifade eden Zarakolu “Özgür Bas›n gelene¤i y›llard›r bayrak yar›fl› gibi bayra¤› devrederek ayakta kalmay› baflard›” dedi. Bombalaman›n ard›ndan ayd›nlar›n gazeteye sahip

ç›kt›¤›n› hat›rlatan Zarakolu, flimdilerde kapatma cezalar› say›s›n›n yüzleri buldu¤unu ifade ederek, bas›n kurulufllar›na seslendi: “Ey bas›n kurulufllar› neredesiniz, bir gün sizinde s›ran›z gelecek” diye konufltu. Aç›klama, patlaman›n oldu¤u yere karanfiller b›rak›lmas› ile son buldu. Aç›klaman›n ard›ndan bombalama sonucunda hayat›n› kaybeden Ersin Y›ld›z’›n Alibeyköy Mezarl›¤›’nda bulunan mezar› ziyaret edilerek, mezar›na karanfiller b›rak›ld›. (H. Merkezi)

mümkündür. Siyasi aç›dan ise bu uygulama, bir flirin gözükme çabas›na denk düflüyor. Öcalan’a yönelik fiziki fliddetten sonra aya¤a kalkan Kürt halk›n› aldatmaya dönük basit bir manevra. Bir çeflit hukuksuzlu¤u ört-bas etme çabas›. Tecrit bir devlet politikas› olmakla, baflta devrimci tutsaklar olmak üzere tüm tutsaklara uygulanmaktad›r. Bu haliyle, yeni sevkler Öcalan’a uygulanan tecriti hafifletmekten bile bir hayli uzakt›r. Hatta, sevk edilecek tutsaklar aç›s›ndan bak›l›rsa, tecritin dozu artm›fl olacakt›r.

Susmad›k, susmayaca¤›z! Devrimci, yurtsever ve sosyalist bas›n yay›n organlar›n›n neredeyse her say›s›na dava aç›lmas›, toplat›lmas›, matbaalar›n tehdit edilmesi, da¤›t›mlar›n engellenmesine kadar varan sald›r›lar egemenlerin demokrasi anlay›fl›n› ortaya koyuyor. Gündem, ‹flçi-köylü, Yürüyüfl, At›l›m gazeteleri son süreçte kapat›ld› ve birçok defa toplatma sald›r›lar› ile kitlelere ulaflmas›na engel olunmaya çal›fl›ld›. Devrimci ve sosyalist bas›ndan korktuklar›n›n bir gösterisi olarak geliflen kapatma ve toplatma kararlar› elbette bizleri susturmad›, susturamayacakt›r. Muhalif bas›na yönelik sald›r›lar›n sonuncusu K›z›l Bayrak ve Ayr›nt› gazetesinin kapat›lmas› oldu. K›z›l Bayrak gazetesi ‹stanbul 13. A¤›r Ceza Mahkemesi’nce TK‹P propagandas› yapt›¤› gerekçesi ile bir ay süre ile kapat›ld›. 29 Kas›m’da yay›na bafllayan Ayr›nt› gazetesi ise ‹stanbul Cumhuriyet Baflsavc›l›¤› taraf›ndan “PKK’nin aç›klamalar›na yer verdi¤i” gerekçesiyle bir ay süreyle kapat›ld›. ‹lk say›s›nda kapat›lan Ayr›nt› gazetesi ile birlikte Gündem gelene¤inden gelen yay›nlar toplam 46 kez kapat›ld›. 7 Ekim 2008 tarihinde 1 ay süre ile kapat›lan ve Türkiye’de ilk günlük Kürtçe yay›n yapan gazete Azadiya Welat, 27 Kas›m’da cezas›n›n bitmesi ile yay›n hayat›na yeniden bafllad› ve bafllamas› ile birlikte faflist sald›r›larla karfl› karfl›ya kald›. Gazete ‹stanbul Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’n›n talebi do¤rultusunda ‹stanbul 9. A¤›r Ceza Mahkemesi’nce “PKK propagandas›” yapt›¤› gerekçesi ile kapat›ld›. fiu bir gerçek ki, muhalif bas›na yönelik sald›r›lar, bu sistem varoldu¤u sürece devam edecektir, ancak bizler de kitlelerin sesi olmaya devam edece¤iz. (‹stanbul)

Tunceli’de operasyon ve eylem Türkiye Kürdistan›’n›n birçok bölgesinde operasyonlar devam ederken Tunceli’nin k›rsal kesimlerine de Skorsky helikopterlerle Jandarma Özel Harekât Timleri indirildi¤i ö¤renildi. Operasyonda flu ana kadar herhangi bir çat›flman›n yaflanmad›¤› belirtilirken, Ahpanos Vadisi’nin baz› bölgelerinin de helikopterler taraf›ndan bombaland›¤› bildirildi. Ayr›ca edindi¤imiz bilgilere göre Tunceli merkez Esentepe Mahallesi’nde ‹l Emniyet Müdürlü¤ü Özel Harekat fiubesi Müdürlü¤ü polislerinin bulundu¤u kontrol noktas›na taciz atefli aç›ld›. Sald›r›n›n ard›ndan bölgede operasyon bafllat›ld›¤› ö¤renilirken, kentin girifl ve ç›k›fl noktalar›nda ise kontrollerin art›r›ld›¤› bildirildi. (H. Merkezi)


Gündemin bafl s›ralar›n› iflgal etmekten rahats›z olmayan polis, her gün yeni icraatlarla formundan bir fley kaybetmedi¤ini gösteriyor. Uzun bir süredir cinayetlerinin ve hak ihlallerinin ivmesini art›ran polis, sokaklarda dehflet saç›yor. Öyle ki, polis fliddeti ile evinize giderken, iflyerinizde, sokakta yürürken karfl›laflabilir ve her an hayata veda edebilirsiniz. Sordu¤unuz bir soru veya önünden geçti¤iniz bir karakol kurflunlanman›z için yeterli bir nedendir polis için. T›pk› Zonguldak’ta yaflanan olayda oldu¤u gibi. Zonguldak’ta psikolojik rahats›zl›¤› olan Erdal Kelo¤lu, karakolun önünde ba¤›rd›¤›n› iddia eden polislerin sald›r›s›na u¤rad›. 10 polis taraf›ndan kardeflinin gözü önünde bay›l›ncaya kadar dövüldü. Zonguldak Devlet Hastanesi’ne kald›r›lan Kelo¤lu burada yaflam›n› yitirdi.

Cerrah’tan yeni bir inci… ‹stanbul Avc›lar’da polis üniformas› giyen 5 kiflinin bir kad›n› kaç›rarak tecavüz etmesi olay›n›n gündeme gelmesi ile polis fliddeti bir kez daha gündemin ilk s›ras›na oturdu. Avc›lar’da 3 ay önce yaflanan olayda, üzerinde polis yele¤i bulunan 5 kifli restoranta girerek burada çal›flan bir kad›n› saçlar›ndan sürükleyerek d›flar› ç›kard›. Kad›n› döverek kaç›ran sald›rganlar onu bir binaya götürerek 5 saat boyunca tecavüz etti. Ard›ndan serbest b›rakt›. fiiddete ve tecavüze maruz kalan kad›n›n flikâyeti üzerine sald›rganlar yakalan-

Halk›n gündemi

‹flçi-köylü 7

12-25 Aral›k 2008

Polise kimlik sorun!!! Krizle birlikte kitlelerin soka¤a ç›kmas›na karfl› bir barikat olarak örülen polis fliddeti, kötü niyetli birkaç polisin yapt›klar›n›n ötesinde bir anlam tafl›yor. Toplumsal kaynaflman›n artmas›ndan endifle duyan egemenler, kitleleri korkutarak kafalar›nda birer karakol yaratmak istiyor. Polis fliddetinin bu kadar gündeme gelmesine ra¤men kan›ksat›lmaya çal›fl›lmas› da bu anlama geliyor. d›. Kad›n› kaç›rarak tecavüz eden sald›rganlar›n polis üniformas› ile restoranta girmifl olmas› beraberinde yeni bir tart›flma bafllatt›. Kad›n›n ba¤›rmas›na ve yard›m istemesine ra¤men orada bulunan insanlar›n olaya seyirci kalmas› toplumdaki polis korkusuna bir kez daha dikkatleri çekti. Faillerin yakalanmas›n›n ard›ndan ‹stanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, “Her yelekliyi, her mavi ›fl›kl›y› polis sanmay›n. Kimlik sorun” aç›klamas›nda bulundu. Polisin halka, emekçilere yönelik her türlü fliddetine kol kanat gererek sahip ç›kan Cerrah, flimdi yine polisini aklamaya çal›fl›yor. Cerrah, polis yele¤i giyenlere kimlik sorulmas›n› isteyerek kendince bir demokrasi dersi veriyor. Oysa restoranda bulunanlar›n sald›rganlara kimlik sormaya neden cesaret edemedi¤ini Cerrah, herkesten iyi biliyor. Polis Vazife Ve Salahiyetleri Ka-

nunu ile birlikte hemen herkesi düflman menziline alan polisin cinayetleri ve hak ihlalleri toplumda ciddi bir korku yaratm›fl durumda. Toplumun terörize edilmesini ve korkutulmas›n›, soka¤a ç›kmas›n›n engellenmesini hedefleyen bu uygulamalar ile polis birer korku sembolü haline geldi. Cerrah’›n “kimlik sorun” aç›klamalar›n›n aksine kimlik soranlar fliddete ve iflkenceye maruz kal›yor.

Sen misin kimlik soran? Bodrum Denizciler Kahvesi’nde 4 Kas›m 2008 tarihinde arkadafl›yla birlikte oturan M.Ö adl› kifliye kimlik soran polis “ Siz kimsiniz? Siz de bize kimlik gösterin. Biz de sizin kimli¤inizi görmek istiyoruz” cevab› ile karfl›lafl›nca çileden ç›kt›. Sokak ortas›nda M.Ö’yü feci flekilde döven polis, iflkenceye karakolda da devam etti. ‹stanbul K⤛thane’de personel tafl›mac›l›¤› yapan Hakan Y›lmaz (34)

Valiye de bu rakamlar yak›fl›r ‹HD Adana fiubesi 2008 y›l› boyunca

ra¤men polisler “bulunamad›”. Avukat hakk›nda da polise mukavemetten dava aç›ld›. 4 Aral›k Perflembe günü gazetemiz ‹flçi-köylü’nün Aksaray’da bulan merkez bürosuna gelmek üzere Metro’dan inen okurumuz Deniz Gülünay’a sivil giyimli iki kifli taraf›ndan kimlik soruldu. Gülünay, polis oldu¤unu söyleyen kiflilerden kimlik göstermelerini istedi. Buna sinirlenen polisler Gülünay’› gözalt›na alt›. Yol boyunca sözle taciz edilen Gülünay, fiehremini Polis Karakolu’na götürüldü. Bir süre burada tutulan Gülünay ard›ndan serbest b›rak›ld›. Örnekler de gösteriyor ki, polisten iflkence gören, tehdit ve darp edilen insanlar›n kimlik sormas›n› beklemek onlarla dalga etmekten baflka bir anlam tafl›m›yor. Krizle birlikte kitlelerin soka¤a ç›kmas›na karfl› bir barikat olarak örülen polis fliddeti, kötü niyetli birkaç polisin yapt›klar›n›n ötesinde bir

anlam tafl›yor. Toplumsal kaynaflman›n artmas›ndan endifle duyan egemenler, kitleleri korkutarak kafalar›nda birer karakol yaratmak istiyor. Polis fliddetinin bu kadar gündeme gelmesine ra¤men kan›ksat›lmaya çal›fl›lmas› da bu anlama geliyor. Krizle birlikte iflten at›lmaya ve sefalete ra¤men kurulan korku flatolar› halk›n öfkesini dizginlemeyi amaçl›yor. Psikolojik savafl›n bir yöntemi olarak devreye sokulan bu yöntemle hiçbir ayr›m gözetilmeden tüm halk kapsama al›n›yor. Devrimci ve demokrat kesimlere yönelik sokak ortas›nda ve karakollarda yaflana polis fliddeti giderek tüm topluma yay›l›yor. Böylece polis fliddeti sadece devrimcilerin gündemi olmaktan da ç›k›yor. Dolay›s›yla tüm toplumu bu konuda bilinçlendirmenin ve harekete geçirmenin de önü aç›lm›fl durumdad›r. Kitlelere art›k evlerinde de “suya sabuna dokunmadan” rahat yaflaman›n mümkün olmad›¤›n› anlatmal›y›z.

Tecrite karfl› tepkiler artmal›

Filistin’le dayan›flmaya polis barikat› 29 Kas›m akflam› Filistin Halk›yla Dayan›flma Derne¤i ve Mazlum-Der taraf›ndan Filistin Halk›yla Dayan›flma Günü olmas› nedeniyle bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Galatasaray Meydan›’ndan Taksim’e yürümek isteyen FHDD, MazlumDer ve eyleme destek veren ESP üyeleri polis barikat›yla karfl›laflt›. Polisin tavr› protesto ile karfl›lan›rken, bas›n aç›klamas› FHDD Baflkan› Füsun Band›r taraf›ndan Lise önünde okundu. ‹srail’in Filistin halk›n› topraklar›ndan zorla ç›kartarak, on binlercesini katlederek, milyonlarcas›n› da sürgün ederek kuruldu¤unu, Filistin direniflinin, Siyonist ‹srail’in iflgaline son verene kadar devem edece¤ini belirten Band›r, “Bizler de bu direniflin destekçisi olaca¤›z. Filistin halk›n› yaln›z b›rakmayaca¤›m›z›, elimizi ve sesimizi birlefltirece¤imizi bir kez daha hayk›r›yoruz” dedi. Eylemde “Diren Filistin seninleyiz”, “Emperyalizm yenilecek, direnen halklar kazanacak” sloganlar› at›ld›. (‹stanbul)

kendisine kimlik soran sivil giyimli, flapkal› ve sakall› kiflilere “Siz kimsiniz? Kimli¤inizi gösterin, ben de kimli¤imi ç›kartay›m” dedi¤i için 3 polis taraf›ndan dövüldü. Olaydan sonra polisin aç›klamas› “Kimli¤ini sordu¤umuzda bize küfür etti” fleklinde oldu. Avukat Muammer Öz, 29 Temmuz Pazar günü ailesi ile Kad›köy Moda sahilinde bir çay bahçesinde otururken iki polisin “Seni birine benzettim, ç›kar kimli¤ini” sözlerine “ben avukat›m, bak›n kimli¤ime, böyle kimlik sorma olmaz. Biz ailece burada oturuyoruz” fleklinde yan›t verdi¤i için sokak ortas›nda iflkence gördü. ‹flkence karakolda da devam etti. Adli T›p Kurumu’ndan rapor alan Öz’ün burnunda k›r›k, sa¤ ve sol omzunda, boynunda ve sa¤ ve sol gözalt›nda ve karn›nda morluklar tespit edildi. Muammer Öz’ün Fatih Cumhuriyet Savc›l›¤›’na yapt›¤› suç duyurusuna

9 Aral›k 2007 tarihinde kat›ld›¤› bir protesto eyleminde gözalt›na al›n›p tutuklanan, önce Bayrampafla H Tipi Hapishanesi’ne götürülen, 2 ay sonra da Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi’ne nakledilen ve k›sa bir süre önce tahliye olan Nihat Günefl’le tecrit ve hapishanelerde tutsaklar üzerindeki bask›lara dair k›sa bir röportaj yapt›k. Günefl’in anlat›mlar›... Engin Çeber’in katledilmesinin bir istisna olmad›¤›na dair önemli kan›tlard›r. - Bayrampafla’da adli ve siyasi tutsaklara yap›lan uygulamalardan bahseder misiniz? - Giriflte ince arama dedikleri ç›r›lç›plak arama ve kaba dayak, palaskayla dövme, Abdullah Öcalan ve DTP milletvekillerine küfür et-

tirmeye çal›flt›lar bize. 1 gece karantinaya al›p, ›fl›k yakmad›lar. Tümörü olan Aziz Erdönmez adl› bir arkadafl›m›z› palaska ve coplarla dövdüler. 2 hafta yataktan ç›kamad›. Erol Balc› adl› bir arkadafl›n kulak zar›n› patlatt›lar bu dayaklar esnas›nda. Bir arkadafl›m›z da yedi¤i dayaklardan yürüyemiyordu ve revir talebine “doktor yok” cevaplar› veriliyordu. Adlileri ise askeri s›raya sokuyorlard›. - Tekirda¤’da da ayn› uygulamalarla m› karfl›laflt›n›z? - Ç›r›lç›plak soyma, dayak ve küfürler, “terörist” hakaretleriyle karfl›land›k burada da. Gardiyanlar sürekli dövüyorlard›, provokatif davran›yorlard›. Sohbet hakk›n› kendi keyiflerine göre düzenliyorlar. Gazeteler hiç verilmiyordu. Kürtçe yasak oldu¤u için gazetemizi okuyam›yorduk mesela. Tercüman paras›n› karfl›lamam›z› istiyorlard›. Tutsaklar aras›ndaki iç postay› neden göstermeden yasakl›yorlard›. Yasaklama olmasa da sürekli “kayboluyordu” zaten. Revire ç›k›yoruz, doktor ilgilenmiyor. “Neyin var?” diye sorarken ayn› anda reçeteyi yaz›yordu. Hastaneye 3 ay son-

ra sevk ediyorlar, doktorun odas›na giren askerler tedaviyi engellemeye çal›fl›yor sevklerde. Bunun gibi bir sürü sald›r› ayn› anda karfl›n›za ç›kabiliyor F Tiplerinde. - Bu sald›r›lara karfl› ne gibi tutumlar ald›n›z, karfl›l›¤› ne oldu? - Baflbakan, Cumhurbaflkan›, Adalet Bakanl›¤›, ‹HD, T‹HV, Avrupa Parlamentosu, Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu’na dilekçeler yazd›k. Dilekçeleri toplu verdi¤imiz için disiplin cezas› ald›k. Su kesme cezas› verdiler. Kürtçe konuflam›yorsam telefon hakk›n› kullanmayaca¤›m diyen 100’e yak›n arkadafla disiplin cezas› verdiler. Bunlara karfl› açl›k grevine giriyorduk s›k s›k. 15 günü de bulabiliyordu açl›k grevleri. Slogan att›¤› için H. Aydo¤du’nun a¤z›na sünger t›k›p 2 saat boyunca dövdüler. Sonra arkadafl›m›z hakk›nda disiplin soruflturmas› bafllatt›lar. Aramalarda bütün hücreleri darmada¤›n ediyorlar. Bize asker gibi emir vermeye çal›fl›yorlar. Aya¤a kalk dediklerinde kalkmay›nca sald›r›yorlar. Osman K›lavuz, Orhan ‹nce, Do¤ufl Kotay sevk esnas›nda elleri arkadan zincirle ba¤land›. As-

Bu uygulamalar› protesto etmek amac›yla 25 Kas›m 2008 ta-

aç›klamay› okuyan Dilflad ‹nce “Gördük ki; F tipi tecrit hücrelerinin ne insani, ne hukuki, ne de toplumsal bir meflruiyeti yoktur” dedi. “Tecrit hücrelerinde sevk sürgünlerine son” yaz›l› pankart›n aç›ld›¤› aç›klamada “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” ve “Zorla sevkler durdurulsun” sloganlar› at›ld›. 28 Kas›m tarihinde ise ‹HD Ankara fiube Adalet Bakanl›¤› önünde konuyla ilgili bir bas›n aç›klamas› gerçeklefltirdi. (Ankara)

çeflitli eylemlere kat›ld›klar› için Adana’da 264 çocu¤un gözalt›na al›nd›¤›n›; 69’unun

kerler sald›r› s›ras›nda arkadafllar›m›z›n ayaklar›n› da ba¤lamak için izin istiyorlar ama komutanlar› izni vermedi. Do¤ufl Kotay’› götürdükleri Metris Hapishanesi’nde saçlar›n› kestiler. Yedekteki elbiselerinin ço¤unu at›p paras›n› kaybettiler. Yine ‹ran hapishanelerinde Kürtlere yönelik uygulamalara tepki gösterdi¤imiz için de soruflturma bafllat›ld›. Baro’dan avukat istiyoruz istedik, savunma yapabilmek için, ancak böylesi bir yard›m yapmad›-

lar. Kimseyi göremiyorsun zaten. D›flar›da ve içerde geliflen eylemliliklerden dolay› tutsaklar üzerindeki bask›lar da art›yor. Temsilcilerimiz gardiyanlar taraf›ndan hedef gösteriliyordu. Demokratik tepkilerin artmas› laz›m. Herkesin duyarl› olmas› laz›m. Düflüncelerimizi teslim almaya çal›fl›yorlar zaten. Bask›lar›n ve iflkencelerin artmas›n›n bafll›ca nedeni budur. (‹stanbul)

Tutsaklara mektup yerine bofl zarf dirne F Tipi Hapishanesi’nde tutsaklara gönderilen mektuplar›n ç›kart›larak sadece zarflar›n›n verildi¤i ö¤renildi. Edirne F Tipi Hapishanesi’nde kalan TKP/ML tutsaklar› Zeynel Firik ve Erol Engin yaz›l› bir aç›klama yaparak, tecritten kaynaklanan uygulamalar ve hak ihlallerinin sürdü¤ünü belirtti. Aramalar›n iflkenceye dönüfltü¤ü ifade edilen aç›klamada, “Avukat, aile ve telefon görüflmeleri ile hastaneye gidifllerde ayakkab›lar›m›z› hücrede b›rakarak ‘arama yapt›rmam›fl’ muamelesi görmekten kurtuluyoruz. Ancak hapishane idaresi bunu yeterli görmüyor. fiimdi de çorapl› ayakkab›lar›m›z› detektörle arama uygula-

E

mas›n› dayat›yor. Böyle giderse hücre d›fl›na yal›nayak ç›kaca¤›z” denildi. ‹darenin keyfi tutum sergiledi¤i kaydedilen aç›klamada, Haziran ay›ndan bu yana ‹flçi-köylü ve Yeni Demokrat Gençlik yay›nlar›n›n verilmedi¤i de aktar›ld›. Mektuplara da el konuldu¤u belirtilen aç›klamada, flunlara yer verildi. “En son Semiha Köz isimli arkadafl›m›z›n 20 Kas›m’da Erol Engin’e yollad›¤› iadeli taahhütlü mektubuna idare 27 Kas›m’da ‘el koyarak’ sadece bofl mektup zarf›n› verdiler. Bu konuda bas›n ve kamuoyunu duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz.” (H. Merkezi)

tutukland›¤›n› aç›klad›. Üstelik bu rakamlara adli nedenlerle gözalt›na al›nan çocuklar dâhil de¤il. ‹HD Adana fiube Baflkan› Ethem Aç›kal›n’›n yapt›¤› aç›klamaya göre Ocak-Kas›m aylar› aras›nda “105 çocuk savc›l›ktan,

Sincan Hapishanesi’nde 2007 y›l›nda bafllayan sevkler, Ekim ay›nda Ali Gülmez ve iki PKK’li tutsa¤›n, sonras›nda ise 24 Kas›m 2008 tarihinde Hakk› Alp-

95 çocuk ise gözalt› biriminden serbest b›rak›ld›. fiu anda Pozant› ve Karatafl Hapishanesi’nde 14 çocuk hala tutuklu.” Yan›s›ra, gözalt›na al›nan çocuklardan 40’› gözalt›na al›nma esnas›nda ve polis otosunda dayak at›ld›¤›n› ifade ederlerken, 20 çocuk ise Adliye’ye getirilirken kollar›na kelepçe vuruldu¤unu söylemifller. Eylemlere kat›lan

Sürgün sevklere son!

çocuklar›n ailelerine yap›lan sosyal yard›mlar›n ve Yeflil Kart’la verilen sa¤l›k hizmetinin kesilmesi önerisi getiren, ailelerin tutuklanmas› gerekti¤ini söyleyen ‹lhan At›fl gibi bir valisi olan bir flehir için çok da say›lmaz bu rakamlar! (H. Merkezi)

han, Zeynel Karabulut ve Mesut Çeki’nin zorla K›r›kkale Hapishanesi’ne sevk edilmesi ile devam etti.

rihinde Yüksel Caddesi’nde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Partizan, DHD ve ESP taraf›ndan yap›lan

Gebze Hapishanesi’nden sürgün-sevk kim ay›nda hapishanedeki adli erkek tutuklular›n sald›r›s›na u¤rayan Gebze Hapishanesi’ndeki PKK’li kad›n tutsaklardan 6’s›, 8 Kas›m’da istekleri d›fl›nda Burdur ve Sincan Hapishanelerine sevk edildiler. Tutsaklar›n avukatlar›ndan Mehmet Erbil, “istekleri d›fl›nda sevk edilmelerinin tutuklular›n can güvenli¤inin olmad›¤›n› gösterdi¤ini” söyledi. Hat›rlanaca¤› gibi faflist adli tutuklular›n tutsaklara sald›r›s›n›n ard›ndan Hapishane yönetimi “can güvenli¤i sorunu olmad›¤›n›” söylemiflti.

E

Burdur M Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen üç kad›n tutsa¤›n ring arac›nda ve götürüldükleri hapishanede gardiyanlar taraf›ndan sald›r›ya u¤rad›klar›n› söyleyen aileler ‹HD ‹zmir fiubesi’ne baflvurdular. Sevk s›ras›nda ringde askerlerin hakaret ve iflkencesine maruz kalan ve hapishane giriflinde ise görevliler taraf›ndan darp edilen tutsaklara destek vermek için slogan atan di¤er PKK’li kad›n tutuklu ve hükümlülerin de hapishane görevlileri taraf›ndan darp edildi¤i ifade edildi. (H. Merkezi)


Halk›n gündemi Kapitalist ekonomik kriz tüm dünyay› etkileyedursun. Tayyip Erdo¤an krize meydan okuyan aç›klamalar›na devam ediyor. Daha önce krizin Türkiye’yi te¤et geçece¤ini söyleyen Erdo¤an, geliflmeler karfl›s›nda krizden “etkilenilece¤ini” itiraf etmek zorunda kalm›flt›. Erdo¤an’›n söylemleri aras›ndaki tutars›zl›k tart›fl›l›rken yeni bir aç›klaman›n daha gündeme gelmesi gecikmedi. Bu sefer söyledikleri daha iddial›yd›. Erdo¤an’a göre kriz tepe noktas›na ulaflm›fl ve inifle geçmiflti. fiu an enkaz tespit çal›flmalar› yap›l›yordu ve art›k karamsarl›¤a kap›lmadan hedeflerimizi kovalayacakt›k(!) Baflbakan’›n “ben söyledim oldu” aymazl›¤› bilinmiyor de¤il. Yine emperyalist merkezlerde ve birçok ülkede krizin deprem etkileri sürerken hiçbir aç›klaman›n kal›c› ve güvenilir olamayaca¤› biliniyor. Süreç takip edilirken as›l ilgi ekonomideki geliflmelere gösterilse de devletin siyasi mekanizmalar›ndaki aç›klamalar da üzerinde durulmay› hak ediyor. Kapitalizmin kriz dönemleri hem genel olarak emperyalist-kapitalist sistemin hem de ülkeler baz›nda ekonomik yap›larl›n karakteristik çeliflkilerini ortaya koyarlar. Bu yan›yla Türkiye’nin emperyalistlere ekonomik ba¤›ml›l›¤›, sorunun temelini de gösterir. Hükümet cephesinde yap›lan aç›klamalar, ne iktisat teorilerine ne de Türkiye’ni gerçeklerine uyuyor. Fakat Baflbakan’›n ›srarl› aç›klamalar›n›n hedefinde geri bilinçli genifl bir kitle bulunuyor. Halk› bir süreli¤ine de olsa oyalaman›n sa¤layaca¤› olanaklar, tutars›z ve dayanaks›z bir konuma düflmeyi fazlas›yla telafi ediyor. Di¤er yandan TÜS‹AD’›n ve kimi sermaye çevrelerin Erdo¤an’›n aç›klamalar›yla fazlas›yla ilgili oldu¤u görülüyor. Öyleyse ilk olarak halka ve dolayl› olarak da sermaye sahiplerine dönük aç›klamalarla karfl› karfl›ya oldu¤umuz aç›kt›r. Dünyadaki ve ülkedeki ekonomik geliflmelere göre T. Erdo¤an’›n aç›klamalar› da farkl›l›k tafl›yor. Yaflanan krizi “kabullenme”, “flükür etme” ya da “oldubitti”ye getirme gibi yaklafl›mlar›n tutars›zl›¤› aç›k olsa da bugün bunun pek de önemsendi¤i söylenemez. Keza er ya da geç as›l kriz

12-25 Aral›k 2008

‹flçi-köylü 8 kendisini gösterecek, hükümet ve Baflbakan dahil devletin siyasi mekanizmas›n› önemli oranda afl›nd›racakt›r. Bu nedenle hükümet için flu an önemli olan, krizin ertelenmesi ve mümkünse zamana yay›larak geçirilmesidir. Bu noktada 2009 bahar›ndaki yerel seçimlere göre hesaplar›n yap›ld›¤› söylenebilir. Ancak söz konusu krizi bu kadar basit bir denkleme dayand›rmak hata olur. Ekonomiye as›l kaç›n›lmaz darbe gerçekleflene kadar küçük ve orta üreticilerin oyalanmas›, ekonomik yaflam›n “normal” seyrinde devam etmesi, krizin yönetilmesi bak›m›ndan büyük önem tafl›yor. Hükümet nezdinde siyasi istikrar›n korunmas› ve yine bununla ba¤lant›l› olarak yabanc› sermayenin “ürkütülmemesi” de belirleyici bir önemde. Bunun di¤er bir ad› da yabanc› sermayeye teminat sa¤layabilmek için hükümetin halk› artan oranlarda sömürebilme yetene¤idir.

sinde ›srar ediyordu. Cem Boyner gibi kimi sermaye temsilcileri de acil bir önlem paketinden söz ederken hepsinin odakland›¤› bir noktay› IMF ile yap›lacak anlaflma oluflturuyordu. Sermaye çevreleri hem hükümetin haz›rlad›¤› paketi bütünüyle bilmek hem de IMF ile yap›lan anlaflmay› ç›karlar› temelinde de¤erlendirmek istiyorlar. Çünkü ancak bu saye-

r›lmal›yd›. Krizin gelecekteki etkilerini çok iyi gören TÜS‹AD’›n krizi ertelemeye ve kâr›n› devam ettirmeye dönük yaklafl›mlar› böyleydi. IMF ile yap›lacak anlaflman›n niteli¤i ve süresi tart›fl›l›rken Devlet Bakan› Mehmet fiimflek, afla¤› yukar› anlaflman›n sa¤land›¤›n› belirtiyordu. Bu arada da Baflbakan, TÜS‹AD gibi sermaye çevrelerine “ç›k›flmaya” devam

‹nifle geçen Kriz mi, Türkiye mi?

Egemenler ayn› gemide Baflbakan Erdo¤an, baflta TÜS‹AD olmak üzere sermaye çevrelerinin “önlem” taleplerine ilk önce ayak diremiflti. TÜS‹AD’›n kendi kârlar›n› garantiye almaya çal›flt›¤› aç›kt›. Hükümet ise elindeki yasama ve yürütme gücünü kullan›rken temsil etti¤i sermaye gruplar›yla ortak ç›karlar›n› gözetiyordu. Ancak krizin sars›nt›lar› kendini hissettirdikçe ülke egemenleri ayn› gemide yolculuk ettiklerini keflfetmeye bafllad›lar. Erdo¤an yeni bir tedbir paketinden söz ederken paketin her kesime ve özellikle reel sektöre önemli destekler sa¤layaca¤›n› da müjdeliyordu(!) Bununla da yetinmeyip yabanc› yat›r›mlar›n ülkeye çekilerek krizin nas›l f›rsata çevrilece¤ini anlat›yordu. Erdo¤an pembe tablolar çizerken hükümet üyesi kimi bakanlar da dahil birçok kifli ve çevre farkl› aç›klamalarda bulunuyordu. Devlet Bakan› Kürflad Tüzmen Kas›m ay›nda ihracat›n yüzde 20, ithalat›n ise yüzde 30 geriledi¤in belirtirken 2009’un da gerilemelerle ve zorlu bir flekilde geçece¤ini belirtiyordu. TÜS‹AD Baflkan› A. Yalç›nda¤ tedbirleri gecikmifl bulurken önlem paketinin parça parça de¤il bütün olarak yürürlü¤e geçme-

“yolunu bulan” hükümetin ç›karlar› da do¤al olarak IMF’yle ortakt›. Krizin büyüklü¤ü, ileride baz› sermayedarlar›n gerilemesini veya iflas›n› getirebilirdi. Kimler palazlanacak ya da kimler feda edilecek veya “fedakarl›kta” bulunacak?.. TÜS‹AD’la hükümet baflta olmak üzere, egemenler cephesinde tüm ekonomik ve siyasi güç odaklar›n›n bugünkü tart›flmalar›n›n ana bafll›¤›n› bu oluflturuyor. Bütün egemenler yabanc› sermayeyi memnun etmekte ve krizin faturas›n› halka y›kmakta hemfikir durumundalar. Fakat bu da yetmeyebilir. Türkiye’nin sosyo-ekonomik gerçekleri, egemenler aras› iliflkilerde de kendini aç›kça gösteriyor. Egemenler aras›nda artan rekabet ve çat›flma, siyasi alanda daha net görülürken ekonomi alan›nda ise flantaj ve pazarl›klarla sürüyor. Hükümet ve kimi partiler özgülünde parlamenter bürokrasi ile askeri bürokrasi madalyonun bir yüzünü olufltururken, finans ticaret ve sanayi sermayesine hakim de¤iflik odaklar di¤er yüzünü oluflturuyor. Ne var ki söz konusu karfl›tl›klar, zorunlu bir birlikteli¤i de koflulluyor. Ülke sermayesine hakim çevreler yabanc› sermayeyle iliflkilerinde genel olarak bürokratik güçlere ihtiyaç duyarken, hü-

Türkiye’nin sosyo-ekonomik gerçekleri, egemenler aras› iliflkilerde de kendini aç›kça gösteriyor. Egemenler aras›nda artan rekabet ve çat›flma, siyasi alanda daha net görülürken ekonomi alan›nda ise flantaj ve pazarl›klarla sürüyor. de kendi ekonomi politikalar›n› “emin adamlarla” hayata geçirebilecekler. TÜS‹AD Baflkan› Yalç›nda¤’›n IMF ile anlaflman›n büyük faydalar›ndan söz etmesi bofluna de¤ildi. Sa¤lanacak borç/kredi devlet bütçesinden yani halk›n s›rt›ndan karfl›lanacakt› ve risk kendilerinden at›lm›fl olacakt›. Yalç›nda¤, üretici, tüketici, finans kesimi ve ekonomi yönetiminin ayn› gemide oldu¤unu söylese de ayn› gemide olduklar› “çok büyük fikir ayr›l›klar›m›z yok” dedi¤i hükümet ve ekonomi çevrelerinden baflkas› de¤ildi. fiimdilik iç tüketimin canl› tutulmas› gerekiyordu ve indirimlerle de olsa mümkün oldu¤unca meta elden ç›ka-

ediyordu. Baflbakan’a göre bir yandan IMF ile anlaflma di¤er yandan KDV indirimi istiyorlard›. Bu büyük bir tezatt›. Çünkü IMF KDV’nin art›r›lmas›n› istiyordu. Sonuç olarak KDV indirimi söz konusu de¤ildi. Erdo¤an’›n bu aç›klamas›n›n ard› s›ra, anlaflma netleflmeden IMF’nin KDV oranlar›n›n yüzde 8’den yüzde 18’e yükseltilmesini istedi¤i gündeme geldi.

Kim kazanacak, kim kaybedecek? IMF’nin taleplerinin, hizmetinde oldu¤u emperyalist sermayenin kâr›n› garantiye almaya yönelik oldu¤u tart›flmas›zd›. Buna arac›l›k ederken

kümet ve tüm bürokrasi de siyasiekonomik varl›¤›n› bu iliflki içerisinde üstlendi¤i rolle sa¤l›yor. Ancak ortada emperyalist sömürüye yap›lan arac›l›ktan kalan paylar var ve bunun paylafl›m› türlü tart›flma, flantaj ve pazarl›klar› da beraberinde getiriyor. Egemenler aras›ndaki bu mücadele komprador, bürokrat ve büyük toprak sahibi s›n›flar aras›ndaki bir mücadeleye de tekabül ediyor. Türkiye gibi ekonomisi yabanc› sermayeye özellikle de s›cak para ak›fl›na ba¤l› bir ülkenin kaderini belirleyecek olan›n emperyalistler oldu¤u aç›kt›r. Emperyalist merkezlerde ciddi sars›nt›lar ve dev flirket iflaslar›

gerçekleflirken Baflbakan’›n iddial› aç›klamalar›n›n temelsiz oldu¤u bellidir. Ancak böyle de olsa gelecekte yaflanacaklar› do¤rudan kestirmek mümkün de¤ildir. fiu an net olan, krizin er ya da geç TC’yi de tarihinin en büyük ekonomik sars›nt›lar›ndan birine sokaca¤›d›r. Bu, tüm ülkeler için benzer görülse de emperyalist ekonomiye entegre olmufl ve onun içinde önemli bir ifllev kazanm›fl ülkeler için daha da geçerlidir. Türkiye de böyle bir ülkedir. Fakat meselenin bir de siyasi yan› vard›r. Bu krizin daha da k›z›flt›rd›¤› hammadde ve pazar kavgas›nda Türkiye’ye olan ihtiyaç önemli orandad›r. Enerji kaynaklar› ve hatlar› üzerindeki konumu nedeniyle ABD ve AB’nin Türkiye’ye biçti¤i roller bilinmiyor de¤il. TC’nin bölgesel çapta öne ç›kar›lmas› ve son BM-Güvenlik Konseyi Geçici Üyeli¤i de bu çerçevede belirtilebilir. Bu yönüyle ekonomik krizin ve sonraki geliflmeler karfl›s›nda Türkiye’nin görevi de olsa korunmas› ve kollanmas› büyük önem tafl›yor. Bu nas›l olacak ya da olabilecek mi geliflmeler gösterecek. Ekonomik krizin etkileri, TC’ye hükmeden devletler özgülünde dahi belirsizken TC’nin gelece¤inin garantide olmas› düflünülemez. Di¤er yandan farkl› emperyalist gruplar›n ekonomik ve siyasi müdahalesi de birçok plan› bofla ç›karabilecek ya da TC’yi ortada b›rakabilecektir. Bütün bu olas› durumlar› flimdiden öngörmek mümkün de¤il ancak her olas›l›kta halk›n ödeyece¤i bedel ve bunun s›n›f mücadelesine etkileri az çok bellidir. As›l yo¤unlafl›lacak ve haz›rlan›lacak olan da budur. Ekonomik krizin siyasi alandaki etkileri halk›n her alandaki mücadelesinde kendini gösterecektir. ‹flten ç›karmalar, ücret düflüflleri, tar›mda y›k›m, göç, iflsizlik, kad›nlara yönelik bask›lar ve kuflkusuz ki Kürt ulusal sorunu krizle birlikte yeni boyutlar kazanarak tekrar tekrar gündeme gelecektir. Sürecin kitlelere kaybettirece¤i fleyler yan›nda mücadele bilinci ve örgütlenme alan›nda say›s›z kazan›m› olacakt›r. Bu ayn› süreç kitlelerin ç›karlar›yla bütünleflebilen komünist ve devrimci güçler için de kazan›mlar› getirecektir.

Halk, krizini seçmek için gün say›yor

“Biz krizden hiç ç›kmad›k ki!” Krizle ilgili görüfl almak için önce Küçükçekmece’ye gidiyoruz. ‹lk olarak befl aydan fazla bir süredir, sendikal haklar› için direnen Desa Deri iflçisi Emine Arslan’› ziyaret ediyoruz. 24 Kas›m’da görülen davadan bu yana bir geliflme yok Sefaköy’de. Arslan’a, Tekirda¤ 1 Nolu F Tipi Hapishanesi’nden Tutsak Partizanlardan gelen dayan›flma kart›n› ve gazetemizin ikinci kez kapat›lmas›n›n ard›ndan ç›kard›¤›m›z Yeni Demokrasi Gazetesi’ni veriyoruz. Kriz ve seçimler üzerine k›sa bir sohbet gerçeklefltiriyoruz kendisiyle. Emine Arslan yaflanan krize iliflkin, (arkas›ndaki Desa Fabrikas›n› göstererek) “zenginlere bir fley olmaz, onlar y›¤›naklar›n› önceden yapt›lar zaten” diyor. Yaklaflan ve “referandum” havas›ndaki restleflmelerle, keskin bir süreç olarak geçece¤i öngörülen seçimlere iliflkin ise, “kömürden baflka, AKP üyelerine giderek yüz lira para ve kumanya veriyorlarm›fl” fleklinde anlat›yor ve çevresindeki AKP yanl›lar›n›n da tepkili olduklar›n› ifade ederek; “Bize bir kereli¤ine para vereceklerine, ifl versinler de çal›flal›m, sürekli kazanc›m›z olsun” fleklinde flikâyet ettiklerini

anlat›yor insanlar›n. Buradan ayr›ld›ktan sonraki dura¤›m›z ayn› bölgede yer alan, “pasif” direniflin oldu¤u sanayi bölgeleri. Ekonomik krizden ilk ve en çok etkilenen sektörlerden birisi olan otomotiv sektöründe, oto tamircileriyle görüflüyoruz. Etrafta, içinde dükkân sahiplerinin dahi olmad›¤› bir sürü bofl iflyeri var. Kendi tabirleriyle “sinek avl›yorlar”. Osman Minas isimli oto tamir ustas› ile görüflüyoruz. Minas dertli olmaktan çok öfkeli bir havada bafll›yor konuflmaya. “Otuz senelik esnaf›m ben, böyle bir kriz görmedim” diyor. ‹fllerinin durma noktas›na geldi¤ini anlatt›¤› sohbetimizin ard›ndan Minas, “hepsinin Allah belas›n› versin” diyerek seçimlere dair görüfllerini ifade etmeye bafll›yor. “Kimin paras›yla kömür, erzak da¤›t›yorlar acaba? Kendi maafl›n› da¤›ts›n da görelim. Gelsin kendisi asgari ücretle geçinsin bakal›m baflbakan” fleklinde konufluyor. Minas’›n 2 çocuk babas› ye¤eni de kriz ma¤durlar›ndan. “Ben karton mukavva ifli yap›yorum ve iki ayd›r iflsizim. Halkal›’da çal›flt›¤›m fabrikadan kriz nedeniyle ç›kar›ld›m. fiimdi çocuklar›ma kim bakacak devlet mi?” diye soruyor. ‹fl-

sizlik maafl› için baflvurdu¤u fiirinevler’e, her gün 12 bin kiflinin baflvurdu¤unu ö¤rendi¤ini ifade ediyor Minas’›n ye¤eni. Osman Minas ve ye¤eni krizden ç›kmak için yapabilecekleri bir fleyin olmad›¤›n›, devletin de bir önlem almad›¤›n› düflündükleri anlat›yorlar. “fiimdi biz aç kal›nca h›rs›zl›k m› yapal›m? Adam m› öldürelim?” diyorlar. Direnen emekçilere karfl› devletin tutumunun çok sert ve yanl›fl oldu¤unu söylüyorlar: “Bir fley yap›nca terörist oluyoruz. As›l terörist kendileri, devletin kendisi terörist olmufl insanlara sald›r›yor” fleklinde tepkilerini dile getiriyorlar.

“Kemer s›kmaktan belimiz kum saatine döndü” Site içindeki gezintimize devam ediyoruz. Bu kez, kriz sürecinde 4 ifl yerinden 3’ünü kapatan son ifl yerinde de 17 kifliyi iflten ç›karan resmi oto egzoz muayenesi yapan bir iflyerine giriyoruz. ‹fl yeri sahibi Tayfun G›c›r, uzun y›llardan beri bu ifli yapt›¤›n›, krizden sonra, “insanlarda huzur kalmad›¤›n›” anlat›yor ve ekliyor; “Bizler kendimizi bildik bileli kemer s›k›yoruz. Kemer s›kmaktan belimiz kum saatine döndü.” Krizin çözümü için ise, “dünyada bu emperyalist güçler oldu¤u sürece kriz devam edecektir. Bunlar ne zaman ortadan kalkarsa, o zaman krizler de son bulur” fleklinde çözüm yolunu ifade ediyor.

“Sözün bitti¤i yerdeyiz” Ard›ndan Mecidiyeköy civar›na gidiyoruz. Otobüs dura¤›nda evine gitmek için bekleyen, bir belediye iflçisiyle görüflüyoruz. Tafleron firmada çal›flt›¤›n› ö¤reniyoruz, 32 yafl›ndaki Ali Taflç›’n›n. ‹flten ç›kar›lma korkusu

içinde bekledi¤ini, çal›flt›¤› yerdeki iflçilerin iflten ç›kar›lma korkusuyla “patron yalakas›” olduklar›n› anlat›yor. Herkes gibi o da krizin emekçi halk› vurdu¤unu ifade ediyor. “Sözün bitti¤i yerdeyiz, daha ne diyelim biz bunlara” diyor. Seçimlerde çözüm yolunu üretmifl Taflç›, “ne kimseye oy verece¤im ne de kimsenin verdi¤i bir kömür, para ya da baflka bir fleyini kabul edece¤im” diyor.

“Krizi geçifltiremezsiniz” Son sohbetimizi tekstil iflçisi, 32 yafl›ndaki Do¤an Bektafll› ile yap›yoruz. Bektafll›, on y›ld›r bu sektörde çal›flt›¤›n›, tekstil iflçilerinin krizi en çok hisseden kesimlerden oldu¤unu anlat›yor. “Tekstil iflçileri zaten kay›t d›fl› çal›flt›klar› için, krizin etkilerini daha fazla hissediyorlar” diyor. Krizin iflçilerin s›rt›na y›k›laca¤›n›, zaten var olan iflsizli¤in kriz sürecinde daha çok artt›¤›n› belirtiyor. Krizin ertelenmeye çal›fl›lmas›n›n, seçimlerle do¤rudan ilgili oldu¤unu belirterek, “önümüzdeki bir y›l içinde çok daha fazla ifl yeri kapat›lacak ve büyük flirketler palazlanacak. En zararl› ç›kacak olanlar da yine biz emekçiler olaca¤›z” diyor. (‹stanbul)

"Mücadele etmek gerekiyor" Krizden en çok etkilenen kesimlerden biri de küçük esnaf. Bu etkilenmenin boyutunu flöyle aktar›yor bakkal çal›flt›ran bir esnaf olan Baki: "Kriz bizi daha bir y›l önce vurmaya bafllad›. Öyle k›sa sürede geçecek gibi de görünmüyor. Son bir y›ld›r veresiye iyice artt›, ancak geri ödeme olmuyor. Böylece mal alamaz hale geldik. Bu durum özellikle de son aylardaki iflten ç›karmalar-

la birlikte daha üst boyuta s›çrad›. Dükkân›n gelirinde en az % 50 oran›nda bir azalma yafland›. Ancak bizi vuran bu kriz, birilerinin ifline yar›yor." Baki ile dükkân›nda sohbet ederken, içeri bir müflteri giriyor. Sohbete o da dahil oluyor. Kendisi tekstilci ve ad› Erol. Erol, on-on befl kiflinin çal›flt›¤›, fason ifl yapan küçük bir atölyesi oldu¤unu, burada aile bireyleriyle birlikte çal›flt›klar›n› söylüyor. Kendi sektörlerinde krizin iki y›l önce bafllad›¤›n› belirtiyor. Çok say›da tekstil atölyesinin iflçi say›s›n› son iki y›lda yar›dan fazla düflürdü¤ünü söylüyor ve bu krizin sadece iflçi-emekçileri ve de küçük ifl sahiplerini vurdu¤unu vurguluyor. Al›m gücü düflen insanlar›n, topra¤›n› ekmek, hayvanc›l›k yapmak gibi, k›rsal alana özgü bir çal›flmay› önüne koyarak, çareyi memleketlerine gitmekte buldu¤u tespitin yap›yor her ikisi de. "Peki, çözümü nedir?" diye sordu¤umuzda ikisi de gülerek "art›k 24 saat çal›flaca¤›z, baflka çare yok" diyorlar. Tabii ki flaka olarak söylenen bu sözlerin ard›ndan, durumu kabullenmenin do¤ru olmad›¤›n›, durumu tersine çevirmek için mücadelenin flart oldu¤unu söylüyorlar. Ayn› günlerde ziyaret etti¤imiz ve kriz üzerine sohbet etti¤imiz direniflteki Unilever ve E-Kart iflçileri de, krizin iflçi-emekçileri vurdu¤u noktas›nda hemfikirler. Unilever iflçilerinden Murat, al›m gücü düflen, nakit para bulamayan insanlar›n kredi kart›na baflvurduklar›n›, bunun da insanlar› daha da büyük ve ödeyemeyecekleri borçlara soktu¤unu söylüyor. Direniflçi iflçiler krizin büyük tekeller aç›s›ndan büyük bir f›rsat yaratt›¤›n› söylüyorlar. Krize iliflkin görüfl almay›, pazarc› Kemal, makine mühendisi Ali Kenan ve

de tesisatç› Bektafl ile sürdürüyoruz. Kemal, sebze-meyve halinde fiyatlar›n neredeyse bedava denecek derecede düfltü¤ünü, ancak mal alsalar bile, insanlar›n al›m gücü düfltü¤ü için pazarda satamad›klar›n›, ellerinde kald›¤› için büyük zarar ettiklerini söylüyor. Ama en çok da üreticinin etkilendi¤ini vurgulamadan da geçmiyor. ‹nflaat sektöründe serbest çal›flan Makine Mühendisi Ali Kenan ise, krediye dayal› inflaat sektörünün bitme noktas›na geldi¤ini, bunun ise inflaat›n yan sektörlerini de oldukça büyük ölçüde etkiledi¤ini söylüyor. Tesisat ifli yapanlar›n veya çimento, demir gibi inflaat malzemesi satanlar›n krizle birlikte iflas noktas›na geldi¤ini, inflaatlar›n "ince ifllerini" yapan kendilerinin de, uzunca zamand›r ifl alamad›klar›n› söylüyor. Çok say›da küçük ifl sahibinin bundan böyle de batmaya devam edece¤i, tefecilerin eline düflece¤i tespitinde bulunuyor ve sözlerini "bundan ç›k›fl›n tek yolu, halk›n öz gücüne güvenmesi ve mücadele etmesi. Bu da yine örgütsüz olmaz" diyerek sürdürüyor. Tesisatç› Bektafl da, krizden do¤rudan etkilenenlerden. fiu an iflsiz. "‹nflaat sektöründe ifller durunca ben de k›sa bir süre önce ‘iflsizler ordusuna’ kat›ld›m" diyor ve "bu krizin egemenlerin büyük sermaye gruplar›n›n krizi oldu¤u kesin" diyerek devam ediyor. Krize karfl› ne yap›labilir sorusunu ise flu sözlerle cevapl›yor: "Marks’›n dedi¤i gibi, ‘‹flçi s›n›f› ya devrimcidir, ya da hiçbir fleydir’. Yani, sistemle uzlaflmadan, dayat›lmaya çal›fl›lan yoksullu¤u, iflsizli¤i kabul etmeden, direnifli örgütleyip, büyütmek gerekiyor. Çünkü baflka seçene¤imiz ve kaybedecek bir fleyimiz yoktur. Kaybedecek fleyleri olanlar düflünsün. Bunlar da egemen s›n›flard›r!" (Kartal)


Halk›n gündemi

‹flçi-köylü 9

12-25 Aral›k 2008

9 Kas›m Alevi mitingi ve geliflmeler

Alevi Bektafli Federasyonu öncülü¤ünde, birçok Alevi örgütünün Ankara’da düzenledi¤i 9 Kas›m mitingi, gerçekten önemli bir aflama oldu. 2 Temmuz anmas›n›n Sivas’ta 50 bin kifli ile yap›lmas›ndan sonra, A‹HM ve Dan›fltay kararlar›n›n al›nmas›na sebep mücadelelerden bafllayarak Alevilerin demokratik haklar için mücadelesi geliflimi sürdürdü. Hem son dönem ülkemizin canlanmaya bafllayan kitle mücadelelerine eklenen güçlü bir halka olmas› aç›s›ndan, hem de Alevilerin daha çok var olma çabas› boyutunda seyreden mücadelelerini hak alma boyutuna tafl›mas› aç›s›ndan ay›rt edici bir yere oturmufltur. Öncesindeki çal›flmalar›, üç günlük yürüyüflleri, 100 bin kiflilik kitleselli¤iyle, talep ve sloganlar›n›n ilericidemokratik niteli¤iyle, Alevileri, sorunlar›n›, taleplerini, ülke gerçekli¤ini gündeme oturtmay›, görülmesini ve tart›flmas›n› sa¤lam›flt›r. Mitingde Alevilerin talepleri: Ayr›mc›l›¤a karfl› eflit yurttafll›¤›n sa¤lanmas›, zorunlu din derslerinin kald›r›lmas›, Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n la¤vedilmesi, Cemevlerinin yasal statüye kavuflturulmas›, Alevi toplumunun örgütlerinin muhatap kabul edilmesi, dergâh yönetimlerinin Alevi örgütlerine b›rak›lmas›, Sivas Mad›mak Oteli’nin müze yap›lmas› olarak s›ralanm›flt›r. Bunlar genel içeri¤ine bakt›¤›m›zda demokratik, ilerici taleplerdir. Ülkemizdeki faflizm düflünüldü¤ünde, en s›radan ya da en basit olan›n›n bile anlam› önemli derecededir. Örne¤in TC’nin faflist karakteri ve yap›s›ndan kaynakl›, Diyanet ‹flleri Baflkanl›¤›’n›n la¤vedilmesi talebi oldukça ilerici bir talep olarak TC taraf›ndan karfl›lanmas› beklenmeyecek bir taleptir. Taleplerin ilerici-demokratik içeri¤i yan›nda, not edilebilecek reform beklentili olufllar›n› düflündü¤ümüzde, bu noktan›n üzerinde durulmas› ve ›srarc› olunmas› halinde Alevilerin sistemle kopuflmas›n› ivmelendirici bir konu olaca¤›n› söyleyebiliriz. Miting, Alevilerin çok parçal› yap›s›ndan, de¤iflik demokratik ve siyasal hareketlerin içerisinde yer al›yor olufllar›ndan, sendikalardan, CHP’sine kadar birçok örgütün de kat›l›m göstermesinden “çok renkli”, “çok sesli” olmufltur. Alt›oklu CHP flamalar›, Türk bayraklar› tafl›nm›fl, Alevilerin kadim korkusu “fleriat”, sloganlar›n flekillenmesinde yine etkisini göstermifltir. Mitinge dair not edilmesi gereken bir di¤er nokta ise, burjuva medyan›n da alt›n› çizerek verdi¤i, onlar› oldukça memnun etti¤ine hiç flüphemiz olmayan DTP milletvekillerine yönelik sergilendi¤i söylenen, kürsüden indirme prati¤idir. Göründü¤ü kadar›yla yer darl›¤› gibi bahanelerle Kürt milletvekillerine yönelik bir mesafe koyma tavr› söz konusudur. Bu da miting aç›s›ndan yaz›n›n devam›nda ortaya koyaca¤›m›z zaaflar›n boyutunu gösteren, olumsuz bir nokta olarak yerini alm›flt›r. Alevilerin bu büyük eylemi, öncesi ve sonras›nda çeflitli tepkiler ortaya ç›karm›flt›r. Aleviler gibi önemli bir toplumsal dinami¤in hareketlenmesine, farkl› s›n›f ve kesimlerin ilgisiz kalmas› zaten beklenemezdi. Toplumlar›n diyalekti¤i hükmünü gösterecek, farkl› s›n›f ve kesimler hareketi kendi ç›karlar› do¤rultusunda yönlendirmeyi isteyecek, bunun için de de¤iflik çabalar içerisine gireceklerdi, bu kaç›n›lmazd›. Burada önemli olan kimin, hangi ç›kar ve amaçlarla meseleye nas›l bir ilgi gösterdi¤i ve bunun Alevi halk›m›z›n yarar›na olup olmad›¤›, onun mücadelesini ne yönde etkileyece¤idir. Zaman, Vakit, Yeni fiafak gibi egemen ‹slamc› güçlerin ve AKP hükümetine yak›n ya da taban› çevrelerin,

“Sivas’› yaratanlar yeni provokasyonlar peflindeler” gibi yüzsüzlük, alçakl›k örne¤i sald›r›lar›n›n üzerinde durmaya çok gerek yok. Çünkü bu zaten yeterince teflhir olmufl ve yan›t› verilmifl, bu nedenle de zaten sonras›nda devam› getirilememifl bir sald›r›d›r. Ancak hiç flüphe yok ki Alevilere bak›flta bu çevreler yaln›z de¤ildir. Cemevlerini “cümbüfl evi” diye tan›mlayan, Sivas katliam›n›n san›¤›n› belediye gibi resmi bir kuruluflta istihdam etmekten çekinmeyen AKP hükümeti de ayn› zihniyette olanlar›n bafl›nda gelmektedir. Nitekim Alevilerin büyük mitingini, Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakan› Sait Yaz›c›o¤lu a¤z›ndan “Bu tip uç fikirlere biz itibar etmiyoruz” diyerek karfl›lam›fl, Alevilerin taleplerini “marjinal kesimlerin talepleri” olarak göstermeye çal›flm›flt›r. Çünkü onlar›n kendi Alevileri ve muhatap almay› kabul edebilecekleri kesimler vard›r. Alevilere iliflkin politikalar›n› onlar üzerinden yürüterek, ifl görmeye çal›flmaktad›rlar. Politikalar›n iki temel hedefi vard›r. Birincisi; bütün Alevileri kendi Alevilerine benzetmek ve giderek asimile etmek, ‹slam anlay›fllar› içinde bo¤makt›r. ‹kincisi ise, bunu yaparken Aleviler yarar›na “aç›l›m” yap›yormufl pozlar›na Alevileri inand›rarak, onlar›n gücünü kendisine yedeklemek. “Hükümetin Alevi Aç›l›m›” propagandalar›n›n ve Çamuro¤lu’nun, ilkinin fiyaskosu daha unutulmad›¤› halde, yeniden devreye sokulmas›n›n bu iki temel hedefe yönelik oldu¤u rahatl›kla görülebilmektedir. “Aç›l›m”›n ad› var, kendisi yoktur asl›nda. En son K›z›lcahamam toplant›s›nda bunun yap›laca¤› söylenmifl, ama oradan da bir fley ç›kmam›flt›r. Laf›n› ettikleri “cemevlerinin yasal statüye kavuflturulmas›”, “Alevi dedelerine maafl ba¤lanmas›” ve bir de “siyasi partilerden bu ad›mlar için destek almak” projeleri vard›r. Sonuncusu konusunda bir s›k›nt› yaflamayacaklar›, faflist MHP’nin Bahçeli’sinin aç›klamalar› ile görülmüfltür. Eli devrimciler, Kürtler kadar Alevi kan›na batm›fl bu parti de benzer hedeflerle, Alevileri sahiplenir ve “aç›l›ma” destek verir görünmek için birçok çevreyi flafl›rtan bir h›z sergilemifltir. Yerel seçimlerin yaklafl›yor olmas›n›n hu h›zda flüphesiz ki pay› vard›r ama daha büyük plandaki Alevilerin asimilasyonu ve devlete yedeklenmelerinin, özellikle Kürt Ulusal Hareketi’nin kendilerini yeniden zorlamaya bafllad›¤› flu süreçte “yaratt›¤› heyecan” çok daha temel oland›r. “Proje” içindeki, dedelere “maafl ba¤lanmas›” ve bununla birlikte “Diyanette olmasa bile bir bakanl›k bünyesinde Alevilerin temsilinin sa¤lanmas›”, devletin Aleviler içerisindeki eli olma misyonunu yürüten iflbirlikçi Alevi örgütlerinin “arzular›na” denk düflmektedir. Alevilerin mitingine ve bu mitingi düzenleyen demokratikilerici kurumlara “Alevilerin tümünü temsil etmiyorlar”, “ateistlerle Alevileri baflka mecralara çekmek isteyenler” fleklinde, bazen biraz çekinceli, bazen

daha cesaretlice sald›ran Cem Vakf›, Ehl-i Beyt Vakf› gibi iflbirlikçi kesimler, devlette yer kapmak ve nemalanmak imkan› verdi¤inden ve de kendi pozisyonlar›n› da sa¤lamlaflt›raca¤›ndan bu “aç›l›mlar›” destekleyeceklerini ortaya koydular. “Neyse ki” bütün Aleviler onlar gibi de¤il ve devletin, egemen s›n›f ve çevrelerin bahsini ettikleri bu “aç›l›m›n” niteli¤imi, neyi amaçlad›¤›n› büyük kitleleri ile büyük oranda görebiliyorlar. Yüzy›llard›r zulüm görenlerin, kand›r›lm›fllar›n hayat tecrübesi ile yaklafl›yorlar. Kitle örgütlerinin daha çok siyasal bilince sahip olufllar›yla “aç›l›m” denen oyuna karfl› do¤ru bir tutum göstermeleri beklenen bir tutumdu. “Hükümeti samimi bulmuyoruz” aç›klamalar› da gecikmedi. Bir de bunun üstüne Alevi dedelerinin yapt›klar› toplant›yla, maafl ba¤lama türünden giriflimlere “devletten maafl alan dede olmaz” tavr› koymalar› Alevilerin kolay lokma olmayaca¤›n› ortaya koymas› aç›s›ndan umut verici bir geliflme olmufltur. Asl›nda Alevilerin siyasal bilinç

alan›nda faydalanabilecekleri zengin kaynaklara sahip ülkemiz. En baflta Kürtlerin ve ulusal hareketlerin tarihi, Alevi halk›m›z için çok ö¤reticidir. Karfl›laflt›klar› zulüm ve politikalar›n, yaflad›klar› zaaflar›n, sergiledikleri hatal› yaklafl›mlar›n benzerli¤i ve benzer olma ihtimali düflünüldü¤ünde Kürtlerden ö¤renmelerinin, siyasal bilinçlerini yükseltmelerinin önemi daha iyi anlafl›lacakt›r. Aç›kt›r ki güçlü bir siyasal bilinç hak mücadelelerinin olumlu, baflar›l› sonuçlar vermesi için olmazsa olmazd›r. Kendi durumunu, yaflad›¤› ülkenin gerçekli¤ini, nelerle karfl›lafl›labilece¤ini, nas›l bir yoldan yürünmesi gerekti¤ini, do¤ru bir flekilde kavrayan siyasal bilincin yoklu¤unda, sadece mücadeleleri baflar›s›zl›¤a u¤ramakla kalmayacak, kurtlar sofras›nda varl›klar› da ciddi anlamda tehlikeye girecektir. Asimile ve sistemin gücü haline getirme politikalar›, daha ciddi tehlikeler haline gelecektir.

Alevilerin durumu ve zaaflar› Konunun geldi¤i noktada, mitingin ve yaflanan geliflmelerin ortaya ç›kard›klar›na, bir de Alevilerin durumu ve zaaflar› aç›s›ndan bakmak gerekiyor. Çünkü sadece hareket görülür de zay›f yanlar›, çeliflkileri, sorunlar› görülmezse bu halk›m›z için iyi olmaz. Bugün mitingin kitleselli¤inin gücüyle Alevi halk›m›z›n kendine güven kazanmas›, coflkulanmas› normal, bir yan›yla da olmas› laz›m gelendir. Ancak bilinçleri, gözleri kör etmenin, sorunlar›n ve durumun objektif flekilde tespitini engelleyecek tutumlar›n bir yarar›n›n olmayaca¤› aç›kt›r. Ülkemizde, özellikle son 40 y›ll›k dönem içerisinde meydana gelen iktisadi ve siyasi geliflmeler, Aleviler aç›s›ndan da önemli de¤iflimlere yol açm›flt›r. Gerek ekonomik gerekse Kürt ulusal mücadelesine karfl› uygulanan faflist bask›lar ve köy boflaltmalarla, yine bu sürecin atmosferinde iyice çekilmez hale gelen geleneksel bask›lar›n-d›fllanmalar›n

etkisiyle k›rdan göçün yo¤unluklu yafland›¤› toplumsal kesimler aras›nda, Kürtlerle birlikte Aleviler de özgün a¤›rl›¤a sahip bir kesim olmufltur. Bu göçün ‹stanbul, Ankara gibi büyük kentler yan›nda, Avrupa ülkelerine do¤ru olan ak›fl› da söz konusu olmufltur. Alevi kitlelerin yoksulluk ve bask›lardan kaynakl› bu göçü, onlar›n kentlere y›¤›lmas›n› getirmifl ama yoksulluk ve bask›ya u¤ramalar› gerçekli¤inde önemli bir de¤ifliklik olmam›flt›r. Göçün ilk döneminde, yükselen devrimci hareketin varl›¤› koflullar›nda, Aleviler de kendilerini bu devrimci hareketin varl›¤› koflullar›nda, bireysel temelde ama kitlesel kat›l›mlarla ifade etmifltir. Bu ilk dönem ezilen bir kesim, önemli bir güç olarak fark edilseler bile faflist devletin devrimci hareketin geliflimini engellemek için uygulad›¤› katliamlardan, provokasyonlardan paylar›na düfleni alsalar da, ayr› ve ba¤›ms›z bir rolleri olmam›fl, devrimci hareket de bu perspektifle yaklaflacak kavray›fl› göstermemifltir. Bu dönemin ard›ndan gelen ’80 AFC sürecinde a¤›r bask›lardan yine en çok etkilenenler aras›nda yer alm›fl, devrimci hareketin yenilgisinin de yaratt›¤› toplumsal hareketsizlik koflullar›nda, y›¤›nsal birikimleri artmaya devam etmifl ama buna karfl›n varl›k gösterememifllerdir. Ancak bu mutlak hareketsizlik gibi de olmam›flt›r. Çünkü y›¤›lma ve bask›lar›n artmas›n›, önce Kürt Ulusal Hareketi’nin ç›k›fl›, ard›ndan s›n›f ve kitle hareketlerinde k›p›rdanmalarla devrimci hareketin de bunlara paralel toparlanan çabalar› izlemifltir. Bunlar› takiben de Alevilerin kendilerini koruma, var olma eksenli çabalar› gündeme gelmeye bafllam›flt›r. Yaklafl›k olarak ’90’lar›n bafl›na denk gelen bu süreçte, çok az say›da, öteden beri varl›klar›n› sürdüren, dini örgütlenmeler olan say›l› dergahlar d›fl›nda, çeflitli adlarla birçok dernekleflme, vak›f, enstitüleflme geliflmifltir. Bir anlamda bu, demokratik Alevi hareketinin do¤ufluna iflaret eden bir süreçtir. Di¤er toplumsal hareketlerin gölgesinde kalan bu do¤ufl, Aleviler aç›s›ndan oldukça önemlidir. Aleviler, ilk kez çok az say›da kalm›fl olan ve dar dini örgütlerini çok aflan biçimde, ba¤›ms›z ve kitle örgütlerini yaratm›flt›r. Çocuklar›na okulda, sokakta Alevi olduklar›n› söylememelerinin tembihlendi¤i, Alevi kimli¤inin hemen her yerde saklanmaya çal›fl›ld›¤› bir dönemin ard›ndan hiç flüphesiz bu bask›lar›n yaratt›¤› tepkilerle birlikte gündeme gelen bu geliflme büyük ölçüde kendili¤inden, a¤›r ve çekinceli seyir izlemifltir. Avrupa’daki Alevi örgütlenmelerinin, ’93 Sivas katliam›, ’95 Gazi provokasyonu ve direnifli, bu ilk k›p›rdanmalar›n di¤er toplumsal mücadelelerin yaratt›¤› ortamda güçlenmesine yol açm›fl, bundan sonra Alevilerin dernek, vak›f, cemevleri gibi kendisi de bu kentleflmenin ürünü olan kurumsallaflmalar› artm›flt›r. Süreç ayr›ca, zaten hiçbir zaman homojen olmayan Alevilerin s›n›fsal ve siyasal farkl›laflmalar›n› gelifltirmifltir. 40 y›l›n önemli bir geliflmesi olarak, Alevilerin büyük kitleleri itibariyle ezilen s›n›flar içerisinde kalsalar da komprador-bürokrat bir kesimi de ortaya ç›km›flt›r. Alevi hareketi aç›s›ndan önemle kaydedilmesi gereken bu geliflme Ali Haydar Veziro¤lu, ‹zzettin Do¤an, Fermani Altun gibilerini yaratm›fl, palazland›rm›fl, güçlen-

Demokratik bir Alevi hareketi 9 Kas›m mitingi ile kendini iyice belli etmifltir, bu hareketin görülmesi kadar sorunlar›n›n ve zaaflar›n›n görülmesi de önemlidir ve bunlar›n afl›lmas› Alevilerin gelece¤i aç›s›ndan önemli oldu¤u kadar, ülke devrimi için mücadele eden tüm güçler için de son derece önemlidir.

dirmifltir. S›n›fsal farkl›laflma sadece böyle öne ç›kan bireyleri yaratmam›fl, bununla birlikte kaç›n›lmaz olarak onlar›n da sürece kendi s›n›fsal ç›karlar›na paralel dahil olmalar›n› getirmifltir. Birçok ilerici Alevi kurum yan›nda Cem Vakf›, Ehl-i Beyt Vakf› gibi devlet iflbirlikçisi örgütlerin arkas›nda böyle bir gerçeklik vard›r. Bunlar devletin asimilasyon ve provokasyonlarla kendine yedekleme için yapt›klar›n›, Alevilerin içinden, kurumsal olarak yapmay› misyon edinmifllerdir. Ne de olsa ‹zzettin Do¤an’›n dedi¤i gibi “devlet onlar›n devleti”dir. Bu noktada flunu söylemek gerekmektedir; Alevilerin ideolojik ve siyasal sorunlar›, zaaflar›n›n boyutu iflbirlikçi örgütlerin gücünü, s›n›rlar›n› çok aflan bir gerçekli¤e sahiptir. Bu örgütlerin ortaya ç›k›fllar›ndan ba¤›ms›z, köklü ve güçlü sorunlar› vard›r Alevilerin. Öncelikle, miting vesilesiyle bir kez daha atefllenen Alevili¤in ne oldu¤u konusundaki tart›flmalar, Alevilerin ve hareketlerinin gelece¤i aç›s›ndan önemli bir noktad›r. Alevili¤i “‹slam’›n özü, gerçek Müslümanl›k” olarak tan›mlayanlar›n (ki Alevi halk›m›z›n önemli bir k›sm› böyle düflünüyor) yaklafl›m›, onu ‹slam’›n içinde, Sünni veya Caferi mezheplerinden birinde eritmeyi isteyenlerin “‹slam’›n tasavvuf hareketi” tan›mlamalar›na aç›k bir zemin sunuyor. Alevilik, egemen ‹slam’›n çerçevesi içerisine al›n›rsa bu önemli bir k›r›lma olacakt›r. ‹deolojik diyebilece¤imiz “Alevili¤in ne oldu¤u” sorunu yan›nda, bugün için bundan daha etkili olan bir siyasal, Kemalizm’e yaklafl›m sorunlar› vard›r. Ali Balk›z “Cumhuriyet Alevileri bask› alt›na almam›flt›r. Alevilerin Cumhuriyetin ilk y›llar›nda Alevili¤i yaflamalar› engellenmedi. Devletle ilgili sorunlar› yoktu. Askere gittikçe devletle temas kuruluyordu. Devletin politikas› Alevileri kucakl›yordu. Mustafa Kemal’in arzusu bizi kucaklamakt›” diyor. Bu yaklafl›m sadece Ali Balk›z’a ait bir yaklafl›m de¤ildir. Baz›lar› daha Cumhuriyetin ilk y›llar›nda, tekke ve dergahlar›n kapat›l›p olmayacak zulümlerle karfl›laflt›klar›n› ifade etseler de “safl›kla” “Mustafa Kemal’in bundan haberi yoktur” diyerek Kemalizm konusunda ayn› yaklafl›m› göstermektedirler. Kemalizm’in pragmatik yap›s›n› anlayamamakta, Cumhuriyet-laiklik gibi gerçekte hiç de düflündükleri gibi olmam›fl, olmayan de¤iflikliklerin nedenleri-niteli¤i konusunda do¤ru kavray›fla ulaflamamaktad›rlar. Mustafa Kemal’e laiklik-Cumhuriyet üzerinden beslenen sevgi-sempati, kendilerine onca zulüm etmifl TC devleti ile iliflkilerini sakatlamaktad›r. Cumhuriyet-laiklik, Mustafa Kemal üzerinden devletin etki alan›nda kalmakta, ondan kopamamas›n›n d›fl›nda, TC içi klik mücadelelerinde egemen bürokratik kli¤in yede¤ine düflebilmektedir. Bu ayn› zamanda di¤er planlarla birlikte düflünüldü¤ünde varl›klar› için de ciddi bir tehdittir. Çünkü kopamad›klar› Kemalizm’in güncel plan›, egemen ‹slam anlay›fl› ve mezheplerinin içerisine çekmeye çal›flarak ya asimile etmek ya da kendi Alevili¤ini yaratmak istemektedir. Bu noktada Alevilerin “Cumhuriyet miting-

lerine” kat›l›mlar›, her f›rsatta “fleriatç›l›¤a” karfl› sokaklara dökülmeye haz›r ruh halleri akla getirilebilir. Türban konusunda oldu¤u gibi, bir yanda “asl›nda kimsenin k›l›k k›yafetine kar›fl›lmamal›” derken, bir yandan da “ama üniversitede türban olmaz, kamusal alanda türbana karfl›y›z” gibi klasik egemen söylemi, çeliflkili bir flekilde dillendirmeleri de var tabi. Kemalizm, laiklik meselelerine bak›fllar›ndaki sorunlar özgürlükçü-eflitlikçi tutumlar›yla çeliflkiye düflmelerine yol açmakta, bask›c›-dayatmac› politikalara destek verebilmektedirler. “Aleviler laiklikten, demokrasiden, cumhuriyetten yanad›rlar” söylemi, yine Kemalizm etkisinin bir ifadesidir ve Kürt ulusal mücadelesine, Kürtlere mesafeli yaklafl›m›n›n önemli nedenlerindendir. Mezhep farkl›l›¤› olarak ifade edilen çeliflkilerden dolay› Alevilerin (tabi ki Kürt Alevilerini kastediyoruz özellikle) Ulusal Hareket’e uzunca bir süredir uzak durmaya çal›flt›klar› bilinen olgudur. Ve halen de Alevilerin genifl kitleleri için demokratik haklar mücadelesinde bu en önemli yol arkadafllar›na karfl› s›cak bir tutum sergilemedikleri söylenebilir. Dostunu, düflman›n› iyi tan›mlayamamak, dostundan uzaklaflmay›, dost diye düflmana yak›nlaflmay› getirmektedir. Aleviler ülkemiz devriminin önemli bir gücü olabilme potansiyelini, Kemalizm’e karfl› yaklafl›mlar›ndan kaynakl› sakatlamaktad›rlar.

Aleviler ve devrimcilerin yaklafl›m› Devrimimizden bahsetmiflken, devrimcilerin Alevilerden çok fley ald›¤› ama hiçbir fley vermedi¤i yönlü elefltirilerle, devrimcilerle Alevilerin aras›n› açma giriflimleri kimi zaman çak›flabilmektedir. Devrimcilerin, bu arada tabi ki komünist devrimcilerin de Alevilerin potansiyelini yeterince görmedikleri, onlar›n ba¤›ms›z, özgün hareketini yaratma noktas›nda oynayabilecekleri önder rolü oynamad›klar› elefltirisi büyük ölçüde do¤rudur ama buradan Alevilere hiçbir katk›lar›n›n olmad›¤› sonucunu ç›kartmak son derece yanl›flt›r. Dolayl›, dolays›z bugünkü Alevi hareketinin gelifliminde devrimcilerin de katk›s› vard›r. En basitinden birçok devrimci Alevi kurumlar›n›n kurulmas›nda, yönetimlerinde görev alm›flt›r. Almaya da devam etmektedirler. fiunu söyleyerek yaz›m›za son vermek yerinde olacakt›r; demokratik bir Alevi hareketi 9 Kas›m mitingi ile kendini iyice belli etmifltir, bu hareketin görülmesi kadar sorunlar›n›n ve zaaflar›n›n görülmesi de önemlidir ve bunlar›n afl›lmas› Alevilerin gelece¤i aç›s›ndan önemli oldu¤u kadar, ülke devrimi için mücadele eden tüm güçler için de son derece önemlidir. Alevilerin taleplerinin mevcut sistem içerisinde karfl›lanmas› mümkün de¤ildir, yani Alevilerin kendi bafllar›na bunu görüp, do¤ru bir hat tutturmalar›n›n da imkan› yoktur. Ülkemizin bütün nehirlerinin devrime akmas›n› sa¤lamaya, bunun onlar için özgürlük ve eflitlik denizine ulaflmak demek oldu¤unu kavratmaya ihtiyaç vard›r.


Enternasyonal

12-25 Aral›k 2008

‹flçi-köylü 10

Mumbai sald›r›lar›n›n beraberinde getirdi¤i sorular... Sald›r›lar öncesinde zaten, emperyalist güdümlü politikalar›n sonucunda ortaya ç›kan, ekonomik krizden ve ülkedeki (emperyalist k›flk›rtmalardan do¤an) fliddetli çat›flmalardan dolay› barut f›ç›s›na dönüflen Pakistan’›n, 61 y›ll›k tarihindeki en zorlu dönemden geçti¤i kesin. Kesin olan bir di¤er fley ise, ABD emperyalizminin bölgeye dönük “terörle mücadele” konseptinin en s›k› müttefiki olan Pakistan’› gözden ç›kard›¤› ve Pakistan’›n yerine Hindistan’la müttefikli¤i pekifltirmeyi tercih eden bir pratik sergilemeye bafllad›¤›d›r.

26 Kas›m günü Hindistan’›n finans baflkenti olarak de¤erlendirilen Mumbai kenti çok fliddetli bir sald›r› ile karfl› karfl›ya kald›. Bu sald›r›da onlarca sald›rgan botlarla geldi¤i kentteki içinde oteller, hastaneler, restoranlar, tren istasyonlar›n›n da bulundu¤u birçok yere sald›rd› ve yüzlerce insan› rehin ald›. 60 saat süren operasyonlar neticesinde geride yaklafl›k iki yüz ölü ve binalardan kalan y›k›nt›lar oldu. Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in yay›n organ› Red Star’›n 19. say›s›nda Hindistan’›n Mumbai kentinde yaflanan bu sald›r›lar› de¤erlendirildi. Yap›lan de¤erlendirmede sald›rganlar›n koordineli ve planl› bir davran›fl içinde bulundu¤una dikkat çekilirken, ayr›ca Hindistan güvenlik dairesinin nas›l ciddi bir ihmal ve yetersizlik içinde oldu¤unu da gösterdi¤i söylendi. Yaz›da, sald›r›lar›n faili ile ilgili yap›lan tart›flma hakk›nda flunlar söyleniyor: “Sald›r› Hindistan’›n güvenlik imaj›na ciddi bir flekilde zarar verdi. Her ne kadar sald›r›n›n, afl›r› sa¤c› Hindu gruplarla ba¤lant›l› olarak gerçeklefltirildi¤ine inananlar varsa da, Hindistan hükümeti ola¤an flüpheli Pakistan’› suçluyor. Mumbai’de yang›nlar hükmünü sürdürürken ve fliddetli çat›flmalar sona erdi¤inde, Hindistanl› politik çevrelerin HindistanPakistan diplomatik iliflkilerini gerginlefltiren sesleri duyulabiliyordu. ‹çiflleri Bakan›, ulusal güvenlik dan›flman› ve Maharashtra baflkan› birli¤i mevcut görevlerinden istifa ettiler. Hindistan sald›r› için Pakistan’› suçlamakta. Hindistan Pakistan Bafl diplomat›n› ça¤›rd›

fiu s›ralar yeni kabinesini haz›rlamakla meflgul olan Obama, seçmenlerini bir hayli “hayal k›r›kl›¤›na” u¤ratt›”! Bu “hayal k›r›kl›¤›n›n” bafll›ca nedenini, netleflen kabine üyelerinin niteli¤i oluflturuyor. Tercih edilen isimler ya iflgal savafllar›n› sürdürmeden yana olan ya da (ço¤unlu¤u) bugüne kadarki iflgal politikalar›nda aktif rol alm›fl kiflilerden olufluyor. Ve böylece “Obama rüyas›” tahminlerden de önce bitiyor ve rüya kabusa dönüflüyor. ABD’nin askeri sald›rganl›k politikas›n› ara vermeden belki de daha da yo¤unlaflt›rarak sürdürece¤inin önemli iflaretleri olan, kabine seçimine iliflkin bu geliflmelerin yafland›¤› s›rada gerçekleflen Mumbai sald›r›lar›, birçok soruyu da beraberinde getirdi. ABD’nin yeni baflkan› Obama daha seçimlerden aylar öncesinde, A¤ustos ay›nda yapt›¤› bir konuflmada; “E¤er belli kiflilere dönük ciddi kan›tlar elimize geçer de, Müflerref bunlara dönük bir yapt›r›m uygulamazsa, bunu biz yapar›z…. ABD için tehdit oluflturan teröristleri yok etmek için gerekirse askeri güç kullanmaktan çekinmem” sözlerini sarfetmiflti. Mumbai sald›r›lar›n›n zamanlamas›na bak›ld›¤›nda, zamanlaman›n 11 Eylül’le bir hayli benzerlik tafl›d›¤› da göze çarp›yor. ‹lk benzerlik, sald›r›lar›n t›pk› 11 Eylül sald›r›lar› gibi, ABD’de yeni bir baflkan›n seçilmesinin sonras›na denk gelmesinde ortaya ç›k›yor. Bush’un 2000 seçimlerinde baflkan olmas›ndan 10 ay sonraya denk gelen 11 Eylül sald›r›lar›, ABD’nin iflgal politikalar›na h›z vermesinin ve daha da önemlisi bu iflgalleri meflrulaflt›rmas›n›n önünü açm›flt› Bunun içindir ki, “Mumbai sald›r›lar›, acaba Pakistan’a dönük daha kapsaml› askeri sald›r›lar›n, di¤er bir deyimle de, bir iflgalin alt yap›s›n› oluflturmaya m› hizmet ediyor?” sorusu geliyor ak›llara. Çünkü sald›r›lar›n, gerçeklefltirilme biçimi, zamanlamas›, sald›rganlar›n özellikleri vb. ayr›nt›lardan yans›yanlar, kafalarda hayli soru iflaretleri b›rak›yor.

“Deccan Mücahitleri”nin üstlendi¤i sald›r›larda yakalanan Pakistan uyruklu sald›rgan›n, sorguda, “Leflkeri Tayyibe” grubu taraf›ndan e¤itildiklerini söyledi¤i iddia ediliyor. Bu grubun ise 1989 y›l›nda Pakistan gizli servisi ISI taraf›ndan kuruldu¤u biliniyor. ISI’n›n ABD Ordusu taraf›ndan, özellikle de “kontrgerilla” faaliyetleri eksenli e¤itildi¤i de, yine bilinen baflka bir ayr›nt›. Sald›rganlar›n tümünün birbirine yak›n yafllarda, çok genç insanlardan

ald›klar›n› söylüyorlar…. Gelen haberlere bak›l›rsa, sald›r›larda El-Kaide taraf›ndan gerçeklefltirilen veya koordine edilen ‹slami motifler göze çarp›yor” sözleriyle veriyor. Oysa El-Kaide’yi ve eylem tarz›n› iyi bilenler, “medyadaki iddialara karfl›n, tüm olgular sald›r›lar›n El-Kaide tarz› olmad›¤›n› gösteriyor” dedikten sonra flu sorular› soruyorlar: “El-Kaide ne zamandan beri yakalanaca¤›n› bile bile o kadar uzun süre eylem

oluflmas›, provokatör ajanlar taraf›ndan e¤itilmifl olan, deneyimsiz bir birli¤in söz konusu olabilece¤i yorumlar›na yol aç›yor. Bu yorumlarda, “e¤er sald›r›lar Pakistan’›n resmi güçleri taraf›ndan organize edilmifl olsa, o zaman Pakistan niçin, Pakistan kimli¤ini üzerinde tafl›yanlar› eyleme dahil ederek, kendini ihbar etsin?” diye soruluyor. Sald›r›lardan hemen sonra yap›lan haberlerde, bunun bir El-Kaide eylemine benzedi¤i belirtiliyor ve El-Kaide an›nda sald›r›lar›n sorumlusu ilan ediliyor. BBC, bu yaklafl›m› pekifltirerek, haberlerini “görgü tan›klar›, sald›rganlar›n ‹ngiliz ve Amerikan pasaportlular› hedef

yerinde kal›yor? Ya da El-Kaide ne zamandan beri patlay›c› veya intihar eylemi yerine el bombas› kullan›yor? E¤er sald›rganlar ‹ngiliz ve Amerikan vatandafllar›n› hedef seçmiflse, peki o zaman iki yüze yak›n ölünün aras›nda, neden sadece birkaç tane ‹ngiliz ve Amerikan vatandafl› bulunuyor? Sald›r›lar›n hedefinde sadece ‹ngiliz ve Amerikal›lar vard›ysa, o zaman sald›rganlar neden, içlerinde çok say›da Hintlinin bulundu¤u insan topluluklar›na rastgele atefl ediyorlard›?” K›sacas›, sald›r›lar›n ard›ndan ortaya ç›kan bu veriler incelendi¤inde, flöyle bir sonuçla karfl›lafl›l›yor: Sald›r›lar ‹ngiliz ve Amerikan vatandafllar›n› hedefle-

mekten ziyade, ‹ngiltere ve ABD taraf›ndan gerçeklefltirilmesi düflünülen bir askeri sald›r›n›n (iflgalin) önünü açmaya ve Pakistan’da, Afganistan’dan daha güçlü bir varl›k oluflturmaya dönük çabalar aç›s›ndan oldukça iyi bir “gerekçe” sunuyor! Sözün özü, Mumbai’deki sald›r›lar her kim veya kimler taraf›ndan yap›lm›fl olursa olsun, emperyalist savafl ve iflgal politikalar›na ve de bunlar› k›flk›rtan güçlerin ifline yaram›flt›r. Sald›r›lar, son dönemde yak›nlaflma çabas› içinde olan Hindistan ile Pakistan’›n aras›n› açm›flt›r ve bu durum bile bu yak›nlaflmadan “rahats›z” olan emperyalistleri ziyadesiyle “memnun” etmifltir. Bunun içindir ki, sald›r›lar›n ard›ndan, baflta ABD’nin hali haz›rdaki “savafl bakan›” Rice olmak üzere, bölgeye bir dizi ziyaretler gerçeklefltirilmifl, Pakistan’a güçlü bir askeri müdahale yap›lma ihtimalinin giderek yükseldi¤ine iflaret eden, tehditvari aç›klamalar gündeme gelmifltir ve gelmeye devam etmektedir. Sald›r›lar öncesinde zaten, emperyalist güdümlü politikalar›n sonucunda ortaya ç›kan, ekonomik krizden ve ülkedeki (emperyalist k›flk›rtmalardan do¤an) fliddetli çat›flmalardan dolay› barut f›ç›s›na dönüflen Pakistan’›n, 61 y›ll›k tarihindeki en zorlu dönemden geçti¤i kesin. Kesin olan bir di¤er fley ise, ABD emperyalizminin bölgeye dönük “terörle mücadele” konseptinin en s›k› müttefiki olan Pakistan’› gözden ç›kard›¤› ve Pakistan’›n yerine Hindistan’la müttefikli¤i pekifltirmeyi tercih eden bir pratik sergilemeye bafllad›¤›d›r. Ancak flu kesin ki, emperyalistlerin, bir yandan Irak ve Afganistan’da düflülen iflgal bata¤›ndan ç›kma hamlelerinin di¤er yandan ise genifl halk y›¤›nlar›n›n dikkatini, küresel mali-siyasal krizden baflka yerlere çekme çabalar›n›n ürünü olarak gündeme getirdikleri bu giriflim de yine direnifl duvar›na çarparak, parçalanacakt›r!

üzerine yo¤unlaflaca¤›n› söylüyordu. Obama ayn› zamanda ABD’nin, Pakistan hükümetinin izni olmaks›z›n Pakistan’da gizlenen “El Kaide ve Taliban”a sald›rabilece¤ini aç›kça söylemiflti. ABD bombard›man uçaklar› son birkaç ayd›r Pakistan topraklar›n› bombalamaktayd›. Birkaç ay önce ABD ve Hindistan bir nükleer antlaflma imzalad›lar. Obama bürosuna girer girmez, ABD, Çin’in büyümesini kontrol alt›na alma plan›n›n bir par-

ças› olarak Güney Asya’ya yo¤unlaflacakt›r. Çin, iki rakaml› büyümesiyle süper ekonomik güç olarak geliflmekte. Ayn› zamanda ABD ise 1930’lardan bu yana en fliddetli ekonomik krizini yafl›yor. Çin’in Pakistan ile iyi iliflkileri var ve birçok aç›dan Pakistan’a yard›mc› oluyor. ABD-Hindistan ve Çin-Pakistan ittifak› yavafl yavafl daha aç›k hale geliyor. Ayr›ca ABD ve Rusya aras›ndaki tansiyon da yükseliyor. ABD, Do¤u Avrupa’da füze kalkan› savunma sistemini konuflland›rm›flt›. Keza Rusya da Karayip’te Venezüella ile birlikte ortak deniz tatbikat› gerçeklefltirdi. ABD’nin Afganistan ve Pakistan’a yo¤unlaflmas› Rusya’n›n bölgeye olan ilgisini getirecek. ABD’nin Güney Asya’daki varl›¤› Hindistan-Pakistan iliflkilerinin daha da kötüleflmesi anlam›na geliyor. ABD kendi ç›karlar› için birini di¤erine karfl› oynuyor, t›pk› geçmiflte Britanya’n›n yapt›¤› gibi. ABD varl›¤› ayn› zamanda uzun vadede Çin’i kuflatma plan›d›r. ABD, uzun vadeli planlar›n› hesaba katarak birkaç y›ld›r Nepal’de önemli bir varl›k yarat›yor. ABD’li analistler dahi Çin’in 2020’de ABD’yi yakalayaca¤›n› öngörüyor. Çin ve Rusya ABD’nin Güney Asya’daki varl›¤›n› aç›k bir güvenlik tehdidi olarak alg›layacakt›r. Rice’›n Hindistan’a acil ziyareti ABD’nin Mumbai sald›r›s›n›n ard›ndan “bulan›k suda bal›k avlamak” istedi¤ini gösteriyor. Güney Asya yak›n gelecekte süper güçlerin oyun sahas› olacak m›? Güney Asya liderleri Bat›l› güçlerin iyi uflaklar› gibi hareket etmekten baflka bir fley yapabilirler mi? Bu sorular gittikçe yükseliyor.”

Mumbai sald›r›s› müdahalenin iflaretini veriyor Mumbai’de yang›nlar hükmünü sürdürürken ve fliddetli çal›flmalar sona erdi¤inde, Hindistan politik çevrelerin Hindistan-Pakistan diplomatik iliflkilerini gerginlefltiren sesleri duyulabiliyordu. ‹çiflleri Bakan›, ulusal güvenlik dan›flman› ve Maharashtra baflkan› birli¤i mevcut görevlerinden istifa ettiler. Hindistan sald›r› için Pakistan’› suçlamakta. ve teröristleri desteklemeyi b›rakmad›klar› için onlar› elefltirdi. Hindistan sald›rganlar›n Karaçi’den botla geldiklerine inan›yor. Pakistan, sald›r› ile herhangi bir ba¤lant›y› reddetti ve olay› soruflturmak üzere Hindistan’a her tür yard›m› yapmaya haz›r oldu¤unu söyledi. Mumbai sald›r›s›ndan ve Hindistan ile Pakistan aras›ndaki tansiyon t›rmand›ktan sonra Güney Asya bölgesi yeniden dünya

politikalar›nda ilgi oda¤› olmaya bafllad›. Hindistan yöneticilerinin Pakistan ile tüm diplomatik iliflkileri kesip kesmeme yönünde yo¤un bir tart›flma yapt›klar› söyleniyor. ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice Hindistan’a geldi ve Hindistan ve Pakistan aras›ndaki muhtemel ayr›l›¤› derinlefltirdi. Kas›m’›n ilk haftas›nda, Demokrat Parti aday› Barack Obama baflkanl›k seçimlerini kazanm›flt›. Obama Irak’tan çok Afganistan


Kavga okulu

‹flçi-köylü 11

12-25 Aral›k 2008

Güzel günler görece¤iz çocuklar...

nlar, çocuklar›n eylemlerde öldürülmelerine, sokak ortas›nda kurflunlanmalar›na de¤il polise tafl atmas›na üzülüyor, hay›flan›yor. Küçücük çocuklar, koca devlete nas›l baflkald›r›r diye kara kara düflünüyor, herkesten istedikleri gibi çocuklar›n da itaat etmesini istiyorlar.

O

Erdo¤an’›n Diyarbak›r, Hakkâri ve Van ziyareti s›ras›nda yaflanan eylemlerin ard›ndan “polise tafl atan” çocuklar daha yo¤un bir flekilde tart›fl›lmaya baflland›. Kürt halk›n›n düzene olan tepkisini ortaya koydu¤u bu eylemlerde, çocuklar kitlenin hat›r› say›l›r bir bölümünü oluflturuyordu. Çocuklar›n çat›flmalarda yer almas› ve çocuk yafllar›na ra¤men ortaya koyduklar› politik tutum “yeni” bir tart›flma yaratt›. Çocuklar›n eylemlerde, çat›flmalarda yer almas› çeflitli kesimler taraf›ndan farkl› flekillerde yorumland›. Herkes durdu¤u zemin üzerinden çocuklar› “anlamaya” çal›flt›.

Çocuklar› çok seviyorlarm›fl.. ‹ddiaya göre çocuklar eylemlere ailelerinin “sorumsuzlu¤u” yüzünden gidiyordu ve bunun önüne geçilmeliydi!. Bu ifli kendine vazife edinen Adana Valisi ‹hsan At›fl, suçluyu bulmufltu! “Çocuklara, polise-jandarmaya tafl att›r›l›yor, bir fleyin provas› yapt›r›lmaya çal›fl›l›yor. Anneleri, babalar›, nineleri, dedeleri sevmiyorsa, ben seviyorum, devlet seviyor. Bu çocuklar› baflkalar›na yedirtmeyece¤iz. Çocuklar›na sahip ç›kmayanlar›n ç›kmas›n› da sa¤layaca¤›z.

‘Çocuklar›n›za sahip ç›kmazsan›z mahkemeye veririz’ deyince ‘insan haklar›na ayk›r›d›r’ deniyor. Hayret, çocuklar›n oraya sürülmesi ayk›r› de¤il, sahip ç›kmak isteyince ayk›r›. Bu durumda en çok can› yanan analar olacakt›r. Analar›m›z›n can› yanmas›n.” Vali At›fl’›n eylemlerin ard›ndan yapt›¤› bu aç›klamalar devletin olaya “el koyaca¤›” mesaj› da veriyordu. Ailelerin, çocuklar›na “gereken özeni” göstermedi¤ine kanaat getiren Vali, kendinden menkul olmayan yeni tedbirler haz›rlad›. Eylemlere kat›lan çocuklar› tespit ettiren Vali, 325 çocu¤un ailesi hakk›nda yasal ifllem bafllat›ld›¤›n› aç›klad›. “Biz sizi anne baban›zdan çok seviyoruz” demeçleri veren Vali, “çocuklar› korumak ve aileleri çocuklar› korumaya sevk etmek” iddias› ile çocuklar› eylemlere kat›lan ailelerini yeflil kartlar›n› iptal etmek ile tehdit etti. Valiye göre, devletin imkanlar›n› kullanarak tedavi olan, yine devletin verdi¤i kömürle ›s›nanlar›n çocuklar›na sahip ç›kmas› gerekiyordu! Bunun yapmayanlar sonuçlar›na katlanmak zorundayd›! Devletinin valisi, yan›na medya ordusunu da alarak çocuklara karfl› hissetti¤i duygular›n› paylaflt› bizimle. Vali, devletin çocuklar› çok sevdi¤i yalan›n› ve onlar› gerekirse ailelerine karfl› da koruyaca¤›n› avaz› ç›kt›¤› kadar ba¤›rd›. Devlet, vatandafl›n› ve çocu¤unu herkesten fazla seviyormufl. Vali’nin ve devlet erkan›n›n tüm aç›klamalar›na ra¤men tarihin yapraklar›n› çevirdi¤imizde tablonun hiç de öyle olmad›¤› anlafl›l›yor oysa...

“Kad›n da olsa, çocuk da olsa gereken yap›lacakt›r!” 2006 y›l›nda Mufl’ta 14 HPG gerillas›n›n flehit düflmesinin ard›ndan 7 gerilla cenazesinin Diyarbak›r’a gelmesi ile flehir adeta savafl alan›na döndü.

Pusula Kitle hareketleri zaferin iflaretlerini içerir Devrimde kitlelerin rolü ve genel olarak kitle çal›flmas›na dair, yay›nlar›m›zda s›kça vurgular yap›yoruz. fiuras› aç›k ki, e¤er siyasal iktidar mücadelesinde temel sorun, s›n›f bilinçli proletarya öncülü¤ünde genifl y›¤›nlar› harekete geçirip savaflt›rmaksa, o zaman kitlelerin kazan›lmas› bir zorunluluktur. Çünkü, kitlelerden kopuk bir iktidar yürüyüflü tamamlanamaz. Evet, siyasal iktidar mücadelesinde örgüt ve örgütlülük flartt›r. Öncüsüz mücadele yenilmeye ve sonuçta sisteme yedeklenmeye mahkumdur. Ama bu do¤ru, baflka bir do¤runun olmas›n› da zorunlu k›l›yor. O da kitleleri hedeflemeyen, kitleleri bilinçlendirmeyi, ayd›nlatmay› içermeyen her örgütlenme arac›n›n yetersiz olaca¤›d›r. Yeterli ve yetersiz araçlar aras›n-

daki temel fark; yetersiz bir örgütlenme arac›, kitlelerin somut sorunlar› üzerinde pratik bir çal›flmaya yönelmede zaafl›d›r. Kitleler ne düflünüyor? Verili durumdaki istemleri nedir? vb. sorunlarda kitlelerin e¤ilimini ö¤renmek ve onlar›n inisiyatifini a盤a ç›karmak için çaba sarf etmek yerine, genel soyut bilgilerle kitlelere dönük yaz›nsal ajitatif ça¤r›larda bulunulur. Bu ça¤r›lar›n ne düzeyde kitlelere ulaflt›¤› da tart›flmal›d›r. Oysa yeterli bir araç, öncelikle kitlelerin somut sorunlar›n› hedefler. Çözümü onlar›n d›fl›nda de¤il, onlarla birlikte arar. Örne¤in; yoksulluk, iflsizlik sorunu yaln›z ilerici veya örgütlü güçlerin sorunu mudur? Tabii ki hay›r! Bu, genifl y›¤›nlar›n sorunudur. Aradaki tek fark; ilerici ve örgütlü güçlerin bu sorunlar

Cenazeleri sahiplenen halk, sel olup sokaklara döküldü. Kitlesel törenlerle çocuklar›n› sonsuzlu¤a u¤urlayan Amed halk›, devlete olan kinini bir kez daha gösterdi. Polisin sald›r›lar› ile yaflanan çat›flmalar Amed’in her soka¤›nda 3 gün boyunca sürdü. Devlet; Jandarmas›, Özel Timi, polisi, panzeri ile halk›n üzerinde adeta terör estirdi. Ancak tüm bunlara ra¤men ayaklanan Amed halk›n› dize getiremedi. Çat›flmalar devam ederken yüre¤inin çocuk sevgisi ile dolup taflt›¤›na bizi ikna etmeye çal›flan devletin gerçek duygular› bir kez daha a盤a ç›kt›. Baflbakan, çat›flmalar›n yafland›¤› s›rada “Güvenlik güçlerimiz kad›n da olsa çocuk da olsa gerekeni yapacakt›r” sözleri ile katliama davetiye ç›kard›. Yaflanan çat›flmalar s›ras›nda, polisin yak›n mesafeden açt›¤› atefl sonucunda yafllar› 8 ile11 aras›nda de¤iflen on bir çocuk sokak ortas›nda katledildi. Devlet, çocuklar› öylesine seviyordu ki onlar› kimseye yar etmedi. Ve sokak ortas›nda vahflice katledildi küçücük bedenler. Yaflananlar, bugün sahte gözyafl› dökenlerin hiç de çocuk sevgisi tafl›mad›klar›n› anlamak için yeterince kan›t sunuyor. Mardin K›z›ltepe’de babas› ile birlikte bedenleri kurflunlarla delik deflik edilen U¤ur Kaymaz da t›pk› Amed’de öldürülen çocuklar gibi devletin çocuklara bak›fl›n› tüm gerçekli¤i ile yans›t›yordu. Bugün ailelere “çocuklar›n›za sahip ç›k›n” ça¤r›s› yaparak timsah gözyafl› dökenler, U¤ur Kaymaz’› kurflunlayan Özel Harekât’ç›y› terfi ettirerek, bir y›ll›k ikramiye verdi. Böylesine bir katliam› görmezden gelenler flimdi, çocuklara sahip ç›kmaktan söz ediyor. Aileleri cezaland›r›yor. Onlar, çocuklar›n eylemlerde öldürülmelerine, sokak ortas›nda kurflunlanmalar›na de¤il polise tafl atmas›na üzülüyor, hay›flan›yor. Küçücük çocuklar, koca devlete nas›l baflkald›r›r diye kara kara düflünüyor, herkesten istedikleri gibi çocuklar›n da itaat etmesini istiyorlar. “Kudretinden sual olunmayanlar” küçük generallerin isyan görüntülerini hazmedemiyor. Çocuklara sözde sahip ç›karken bile halka düflmanl›klar›n› gizlemiyorlar. Ailelere duyarl›l›k emri verirken, onlar› cezaland›rmay› ihmal etmiyorlar. Yoksullukla bo¤uflan ailelerin haklar› olan ve yard›m ad› alt›nda verilen kömür kesiliyor, yeflil kartlar› iptal ediliyor. Kürt halk› açl›kla terbiye edilmeye çal›fl›l›yor. Binlerce köyü yakarak, milyonlarca insan› göçe zorlayanlar, Ayazma’da oldu¤u gibi k›fl ortas›nda aileleri d›flar› atanlar, çocuklara sahip ç›kamaz.

karfl›s›ndaki tutumlar›n›n daha net olmas›d›r. Kitlelere bu konularda gerçekleri tafl›malar›d›r. ‹flte tüm bu görevlerin, ad›na lay›k bir tarzda yerine getirilmesinin yolu da kitlelerin bu sürece dahil edilmesiyle mümkün olabilir. Bunun pratik anlam› fludur: Yoksullu¤u, iflsizli¤i ve çözüm yollar›n› kitlelerle birlikte tart›flmal›y›z. Çözümü onlarla birlikte arayacak araçlar yaratmal›y›z. Varolan genifl kitle örgütleri içine girmeliyiz. Kitleden, kitle çal›flmas›ndan soyutlanm›fl, üretimsiz, ifllevsiz, kendini tekrarlayan dar pratiklerden uzak durmal›y›z. Baz› özgün örgütlenmeler, bu genel bak›fl aç›s›n› sakatlamamal›d›r. Bizler her koflulda kitlelerin sesine kulak vermeliyiz. Tüm çal›flmalar›m›zda onlar›n nefesini ensemizde hissetmeliyiz. “Ö¤retmen olmadan, ö¤renci olmak”, somut projeler için objektif durumu kavramak, kitlelere ra¤men de¤il, kitlelerle birlikte, onlar› kucaklayan örgüt araçlar› yaratmak ancak bu bak›fl aç›s›yla sa¤lanabilir. Bu demektir ki; s›kça kitle çal›flmas›na vurgu yapmak yerine; hangi bak›fl aç›s›yla, hangi örgütlenme araçlar›y-

Çocu¤un kurdu¤u düfltür kavgam›z… Gelecek güzel günler için yola düflenlere kurflun s›kanlar, çocuklar›n dostu olamaz. Çocuklar kral›n ç›plak oldu¤unu herkesten iyi biliyor. Anneleri ve babalar› iflten at›lan, kardeflleri paras›z, bilimsel e¤itim istedi¤i için tutuklanan çocuklar kimin hakl› oldu¤unu çok iyi biliyor. Devrimcileri öldürmekten zevk alanlar tüm çocuklara, insanlara düflman. 22 Ekim 1993’te Diyarbak›r Lice’de binlerce evi bombalayan, kocaman bir ilçeyi yerle bir eden, çoluk çocuk demeden 300 insan› katledenler de¤il çocuklar›, yaflama ve gelece¤e ait hiçbir fleyi sevemezler. Umudu s›rtlay›p günefle ç›kanlara ölüm kusmalar› bundand›r. En iyi, çocuklar bilir bunu. May›nlarda, top mermileri alt›nda can veren çocuklar… 13 Aral›k 1993’te Dersim’in Ovac›k ilçesi Pozveng köyünde 12 yafl›ndaki Nuray Laço ve 11 yafl›ndaki Halil Laço da devletin flefkatinin say›s›z kurbanlar›ndand›. Ayaz›n insana nefes ald›rmad›¤› bir günde evlerine s›¤›nan umut yolcular› ile ayn› kaderi paylaflt›lar. Gerillaya aman vermeyen kar ve boran onlar› Laço’lara sürüklemiflti. Küçük kardefller ateflin bafl›nda oturmufl ›s›nmaya çal›flan gerillaya merakl› gözlerle bakarken kimbilir hangi düflleri kuruyordu. Yerinde olmak istedikleri insanlar yine karfl›lar›ndayd›. Gerilla, yedi bafll› devlere, canavarlara karfl› savaflan, hiçbir fleyden korkmayan, bir yumrukla da¤lar› devirendi masal kahramanlar› gibi. Umut yüklü yüreklere dair tertemiz düfller kuran, çocuklar›n aksine düflman, kana susam›fl ölüm, köyün etraf›nda kol geziyordu. Kuflatmay› fark eden gerilla, evden h›zl›ca ç›karak çat›fla çat›fla mevziye girdi. Bu çat›flma s›ras›nda topra¤a düfltü dört asi kardelen. Çocuk haklar›n›n “y›lmaz savunucusu” kesilen zorbalar yine çocuklar›n kan›na girdi. Köyün üzerine bomba ya¤d›ran zebaniler bu s›rada gözlerinde gelece¤in umudunu tafl›yan Nuray ve Halil’i katletti. Çocuklar›n cans›z bedeni ile toprak, tan›¤› oldu¤u yeni bir ac› ile bir daha sars›ld›. Bu ne ilk ne de sondu. Düflleri ve tertemiz yürekleri gibi, yazg›lar› da ayn› oldu kahramanlar›yla. Toprak tüm yalanlara ra¤men hala unutmad› bu co¤rafyada yaflananlar›. Ve çocuklar›n yar›nlar› için kavgay› omuzlayanlar, onlara verdikleri sözü er geç tutacak.

la kitle çal›flmas› sorular›na do¤ru yan›tlar aramak öncelikli görevlerimiz aras›nda olmal›d›r. Örne¤in; peflpefle gelen zamlar›n geri al›nmas› için dar örgütlü güçlerle bir bas›n aç›klamas› yapmak bir yöntemdir. Ama örgütlü güçlerle yoksul semtlerde, bu temelde bir çal›flma yürütmek emekçileri de sürece katacak bir protesto hareketi örgütlemek, nispeten daha genifl kesimlerle de bu sorunun nedenleri ve çözüm yöntemleri üzerinde bir tart›flma yapmak da baflka bir yöntemdir. Peki bizim önceli¤imiz hangi yöntem olmal›d›r? Tabii ki ikinci yöntem. Sözgelimi; kitleler bugün baflta bar›nma, beslenme sorunu olmak üzere bir dizi ekonomik hak ve özgürlükler sorunuyla karfl› karfl›yad›r. Bu sorunlar› gözard› eden hangi kitle çal›flmas›ndan söz edebiliriz. Bilakis, kitle çal›flmas› için kitlelerle ba¤ kurup gelifltirmek, bu somut sorunlar üzerinde bir çal›flma yürütmek ve daha da önemlisi; kitleleri bu kavgan›n birer öznesi haline getirmek, bu faaliyetin asli görevi olmak zorundad›r. Hangi cepheden bakarsak bakal›m, bizim tüm çal›flmala-

Kavgada ölümsüzleflenler Mustafa fiiflman; Aslen Sivasl› olan Mustafa fiiflman “MHP ÜGD kapat›ls›n, M‹T Kont-gerilla da¤›t›ls›n” ad›yla yürütülen kampanyan›n afifllerini ast›¤› s›rada Topkap› Mitthatpafla’da fabrika bekçisi bir gericinin açt›¤› atefl sonucu flehit düfltü. Ali Kepez; Elbistan do¤umlu olan Ali Kepez mücadele ile ‹stanbul’da tan›flt›. Ümraniye’de gecekondu yap›m›nda çal›flt›. ‹stanbul’da muhasebecilik yap›yordu. Daha sonra yurtd›fl›na ç›kt›. 23 Aral›k 1979’da kald›¤› evde ç›kan yang›nda yaralanan Kepez kald›r›ld›¤› hastanede yaflam›n› yitirdi. Pozveng flehitleri; 13 Aral›k 1993’te Ovac›k’›n Pozveng köyünde meydana gelen çat›flmada Fevzi Koç, Hac› Mustafa Aslan, Deniz Som, Bekir Kürflat Önay topra¤a düfltüler. Bekir Kürflat Önay; 1969 Gaziantep do¤umlu, çal›flkanl›¤› ve devrime olan inanc› ile örnek olan Bekir Kürflat Önay (‹smail-Tetikçi) gençlik faaliyeti yürütürken gerillaya kat›ld›. 2 y›l boyunca da¤larda umudun ad› oldu. Fevzi Koç; Dersim’in Hozat ilçesine ba¤l› Z›mek köyünde do¤du. Gerillaya kat›lmadan önce milis faaliyeti yürüttü. Hac› Mustafa Aslan; Sivas do¤umlu olan Mustafa Aslan (Mehmet Ali) Dersim da¤lar›nda kavga tohumlar›n› ekerek topra¤a düfltü. Deniz Som; Dersim’in Ovac›k ilçesine ba¤l› Gözeler köyünde dünyaya geldi. Ali Y›lmaz; 1956 y›l›nda Bingöl’ün Ki¤› ilçesi Okçiyan köyünde dünyaya gelen Ali Y›lmaz, k›sa süre çal›flkanl›¤› ve at›lganl›¤› ile öne ç›kt›. Yoksulluk içinde büyüyen Y›lmaz mücadele ile tan›flt›¤› andan itibaren yaflam›n› halk›n mutlulu¤una adad›. Anadolu yakas›nda fabrikalarda iflçiler içinde faaliyet yürüttü. Hozat’ta Devrimci Kültür Derne¤i baflkanl›¤›, ‹stanbul’da gerilla komutan› olarak görev yapt›. 30 Kas›m 1978’de faaliyet yürüttü¤ü semtlerden biri olan Maltepe Gülsuyu’nda bir kaza sonucu yaralanarak düflman›n eline geçti. Gözalt›nda halka ve devrime olan inanc› ile düflmana kök söktürdü. Sedat Özkarada¤; 27 Aral›k 1980 günü tutsaklar, yine günlük yaflam›n ak›fl› içinde havaland›rmaya ç›km›fllard› Adana Zindan›’nda. Yap›lan bir ça¤r›yla tutsaklar normal arama yap›laca¤› düflüncesiyle ko¤ufllar›na girdiler. Partizan tutsaklar›n›n kald›¤› ikinci ko¤ufltan yükselen kavga ve direnifl hayk›r›fllar› sessizli¤i bozdu. “Arkadafllar Sedat’› yaralad›lar, Sedat ölüyor” seslerini duyan di¤er devrimci tutsaklar hep bir a¤›zdan “Kahrolsun faflist cunta”, “Sedat’lar ölmez” sloganlar›yla direnifle ortak oldular. Sedat Özkarada¤, 27 Aral›k 1980’de iflkencede katledildi. Adana Kiremithane’deki Eski Hapishane’de merdivenlerin her iki taraf›nda dizilmifl askerlerin dipçik darbeleri alt›nda kararl›l›¤›n› devrime olan inanc›n› asla yitirmedi. Karada¤, Urfa Siverek do¤umluydu. Ailesi yoksullu¤un ve a¤a bask›s›n›n zulmü alt›nda daha fazla ezilmemek ve çocuklar›na daha iyi bir gelecek haz›rlayabilmek için Mersin’e göç etmiflti. Sedat çok genç olmas›na ra¤men sosyal gerçekli¤i kavrayarak s›n›f mücadelesine at›larak mücadele ederken tutsak düflmüfltü.

r›m›z örgütsüz ve sessiz y›¤›nlar› hedeflemelidir. Geri örgütlülükleri ileriye tafl›mak, sessiz y›¤›nlara hareketlilik kazand›rarak, proletaryan›n ça¤r›lar› etraf›nda toplamak için böyle bir pratik yönelim içine girmek zorunday›z. Çal›flt›¤› ifl yerinde sendikal çal›flmadan uzak duran, bulundu¤u semtte var olan kitle örgütlerine u¤ramayan, zay›f da olsa kendili¤inden geliflen hareketlere seyirci kalan, genifl y›¤›nlar› ilgilendiren sorunlar üzerinde emekçilerle tart›flma ve onlarla birlikte prati¤e yönelme konusunda zaafl› durufl sergileyen bir devrimci olabilir mi? Veya böyle bir devrimcinin, kitlelerin devrimdeki rolüne dair sergiledi¤i ajitatif söylemler ne kadar ikna edici ve inand›r›c› olur? Tüm bu sorulara objektif yan›t aramal›y›z. Bu sorulara objektif yan›t aramak, öncelikli sorunun ileri militanlar›-devrimcileri de¤il, genifl y›¤›nlar› ikna etmek oldu¤u gerçe¤ini kavramakla bafllar. O halde ikna olanlar, ikna olmayanlar› sürece ne kadar katarlarsa o kadar devrimci görevlerini yerine getirmifl olurlar. Bu demektir ki; devrimci militanlar›n, militan kal-

may› baflarmas›, günlük devrimci görevlerini yerine getirmesi, bir anlamda bu çal›flmada elde edecekleri baflar› düzeyine ba¤l›d›r. Kendi “gerçeklerini” hep kendine anlatan, biri iki etmeyen bir devrimciyi nas›l bir gelecek bekledi¤ini anlamak için derin bir incelemeye gerek yoktur. Bu sonuçlarla yüzleflmeme ya da bu sonuçlar› asgari düzeye indirmek için kendini tekrarlayan dar pratiklere de¤il, y›¤›nlar›, somut sorunlar üzerinde ikna edip harekete geçiren zor pratiklere yönelmek ana çal›flmam›z olmal›d›r. Bu, elbette ki zor bir çal›flmad›r. ‹kna etme eylemi sab›r ister, kapasite ve ›srar ister. Dolay›s›yla de¤ifltirmek için öncelikle bizim oldukça de¤iflmemiz ve bir nitelik yakalamam›z gerekir. Ve bunu da baflarmak zorunday›z. Çünkü; baflka bir yol yoktur. Zafere olan inanc›n pekiflmesi için kendili¤inden geliflen ya da iradi çabalarla a盤a ç›kar›lan bir kitle hareketinin yarat›lmas› gerekir. Bu kitle hareketinin tafl›d›¤› devrimci öz, örgütlülük düzeyi, proleter çizgiyi izleme ve bu u¤urda mücadele etme seviyesi gelece¤i belirlemede etkili ve tayin edici olacakt›r.


Gö¤ün yar›s›

‹flçi-köylü 12

12-25 Aral›k 2008

Yorumsuz

Kad›na yönelik fliddet her gün, mücadele sadece 25 Kas›m’da m›? ➦ ➦ ➦ 2008 y›l›n›n ilk 10 ay›nda 24’ü hapishaneden, 28’i siyasi toplam 36 kad›n gözalt›nda taciz ve cinsel taciz iddias›yla “Gözalt›nda Cinsel Taciz ve Tecavüze Karfl› Hukuki Yard›m Bürosu”na baflvurdu. Bu iddialarla 33 dava aç›ld›, 5’i ma¤durlar lehine sonuçland›. Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü akademisyenlerinin Türk E¤itim-Sen ile birlikte 15 ilde ilkö¤retim 7. ve 8. s›n›fta okuyan 1136 ö¤renci ile gerçeklefltirdi¤i anket, çocuklar aras›ndaki tacizinde artm›fl oldu¤unu ortaya ç›kard›. Kat›lanlar›n yüzde 50.3’ünü k›z, yüzde 49.7’sini de erkek ö¤rencilerin oluflturdu¤u anketten ç›kan sonuçlara göre cinsel tacize u¤rayanlar›n oran› yüzde 27. K›z ö¤rencilerin yüzde 53’ü erkek ö¤rencilerin kendilerine yönelik cinsel içerikli davran›fllar›ndan rahats›z. K›zlar›n yüzde 50’si erkek ö¤rencilerin sark›nt›l›¤›ndan rahats›z. Baflbakanl›k Kad›n›n Statüsü Genel

Müdürlü¤ü’nün (KSGM) “Türkiye’de Kad›n›n Durumu” adl› raporunda da ortaya çarp›c› detaylar ç›kt›. Raporda, erkeklerin uygulad›¤› fliddet flöyle de¤erlendirildi: Erkek, fliddet eylemleri içinde dayak ve tecavüzü kiflisellefltirmekte, kad›na nedensiz dayak atmay› hakk› olarak görmekte ve tecavüz etmeyi erkeklik kimli¤inin bir uzant›s› olarak kabul etmektedir. fiiddet olaylar›n›n ço¤unlukla geceleri gerçekleflti¤i belirtilen raporda, kad›nlar›n fliddeti en çok evliliklerinin ilk günlerinde yaflad›¤› dile getirildi. Buna göre, kad›nlar›n yüzde 57.7’si evlili¤in ilk günlerinde dayak yiyor. Dünyada kad›n›n fliddete u¤rama oran› yüzde 17-75 aras›nda de¤ifliyor, geçti¤imiz y›l yap›lan araflt›rmaya göre ise Türkiye’de her üç kad›ndan biri fiziksel fliddet görüyor. Aile içi fliddete maruz kalan kad›nlarda ölüm oran› yüzde 65’i geçiyor. “Hayat› boyunca eflinden en az bir kez fiziksel fliddet görmüfl

“Belki de bize en yak›n fley ölüm; fakat bu beni korkutmuyor, hakl› olan her fley için savaflmaya devam edece¤iz.” (Maria Teresa Mirabel) “Bunca ac›yla dolu ülkemiz için yap›lacak her fleyi yapmak bir mutluluk kayna¤›; kollar›n› kavuflturup oturmak ise çok üzücü.” (Minerva Argentina Mirabel) “Çocuklar›m›z›n, bu yoz ve zalim sistemde yetiflmesine izin vermeyece¤iz. Bu sisteme karfl› savaflmak zorunday›z. Ben kendi ad›ma her fleyimi vermeye haz›r›m; gerekirse hayat›m› da.” (Patria Mercedes Mirabel)

kad›nlar›n oran› Türkiye genelinde yüzde 35, Do¤u genelinde ise yüzde 40 bulunmufltur. Bu araflt›rmada ortaya ç›kan di¤er bir çarp›c› sonuç, en az bir kez fiziksel fliddete maruz kald›¤›n› söyleyenlerin Türkiye genelinde yüzde 49’unun, Do¤u genelinde ise yüzde 63’ünün bu durumdan daha önce hiç kimseye söz etmemifl olmalar›d›r. E¤itim düzeyi artt›kça fiziksel fliddet gördü¤ünü söyleyen kad›nlar›n oran› azalmaktad›r.” Bu ve benzeri verileri uzatmak ve daha çarp›c› onlarcas›n› eklemek ne yaz›k ki çok mümkün. Orman kanunlar›n›n en önemli ilkesi “güçsüz” olan›n ezilmesi, büyük bal›¤›n küçük bal›¤› yemesidir. Bu durum, yaflamak için öldürmenin temel oldu¤u vahfli hayvanlar âlemi için do¤alken, ayn› kanunun ad› ister monarfli olsun, isterse cumhuriyet, ezen-ezilen, sömüren-sömürülen iliflkilerinin temel iliflki biçimi oldu¤u tüm toplumlarda kad›na yönelik davran›fl biçiminde yaflama geçmesi “insan›n insanlaflma süreci aç›s›ndan” hayli ilginçtir ve incelenmeye de¤erdir. Dominikli Mirabel Kardefllerin 25

Kas›m 1960 y›l›nda devlet taraf›ndan katledilmesinin ard›ndan uzun y›llarca verilen mücadeleler sonucunda Birleflmifl Milletler 1999 y›l›nda 25 Kas›m’› “Kad›na Yönelik fiiddetin Ortadan Kald›r›lmas› ‹çin Uluslararas› Mücadele Günü” olarak ilan eder. Ne ironidir ki, BM, Dominik’i Mirabel Kardefller gibi binlerce insan› katleden Trujillo diktatörlü¤ü iktidardayken üyeli¤e kabul etmiflti. Ama nihayetinde uluslararas› kad›n hareketinin mücadelesi sonucunda böyle bir karar› almak durumunda kalm›flt›r. Emperyalist kurumlar›n ikiyüzlülüklerini görmek için tarih sayfalar›na gitmeye gerek yok asl›nda. Bugün de savafllar›n yafland›¤› onlarca ülkede ilk ve en fazla olarak kad›nlar zarar görmekteyken, BM’yi tart›flmak ne kadar anlaml›d›r? Bu konuda ikinci bir mesele de fliddetin tan›m›nda yaflanmaktad›r. fiiddeti birçok insan a¤›r dayak, öldürme ya da tam tecavüz olarak (özel olarak düflünmese de) alg›lamakta. Oysa özellikle korunmas›z ve güvencesiz kesimler için her fleyi fliddet tan›m›na koymak gere-

Em jin in ne namusa tu kesîne! 25 Kas›m Uluslararas› Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Mücadele Günü’nde birçok alanda bas›n aç›klamalar›yla, sergiler ve seminerlerle kad›na yönelik fliddet görünür k›l›nmaya çal›fl›ld›. ‹stanbul’da fliddeti protesto etmek için yürümek isteyen kad›nlar›n önüne yine polisler ç›kt›. Taksim Tramvay Dura¤›’ndan Galatasaray Lisesi’ne yürümek isteyen kad›n örgütleri polis taraf›ndan engellendi, kitle bu yasaklamay› sloganlarla protesto etti. Bir gün önce de yine ‹stanbul’da 25 Kas›m Kad›n Platformu’nun, Galatasaray Lisesi önünde kurdu¤u sergi polis taraf›ndan tekmelenerek da¤›t›lm›flt›. Mersin Kad›n Platformu, 25 Kas›m günü ö¤le saatlerinde

Fatih Altayl›’ya protesto Fatih Altayl›’n›n kat›ld›¤› televizyon program›nda orduyu elefltiren Gazeteci Gülay Göktürk’ü kast ederek “Han›mefendi belki fark›ndas›n›z, belki de¤ilsiniz ama ordu sizin bacak aran›z› da koruyor” yönündeki cinsiyetçi sald›r›s›na yönelik tepkiler sürüyor. Adana’da biraraya gelen çeflitli kurum temsilcisi kad›nlar Altayl›’n›n kad›nlara yönelik bas›n yoluyla yapt›¤› cinsel tacizlerle suç iflledi¤ini dile getirdiler. Aç›klamada konuflan Derya Çiçek, kad›nlar›n y›llard›r Fatih Altayl›’n›n fliddetine maruz kald›¤›n› belirterek, daha önce de Eren Keskin’e yönelik taciz içerikli konuflmalar yapt›¤›na dikkat çektiler. Çiçek, “Buradan bu ve benzer yaz›lar yoluyla yapt›¤› cinsel tacizlerden dolay› Fatih Altayl›’y› ve bu tür ifadeleri yay›nlayan söz konusu suçlara ortak olan herkesi k›n›yoruz” dedi. (H. Merkezi)

Tafl Bina önünde bas›n aç›klamas› yaparak kad›na yönelik fliddeti içeren resim sergisi açmak istedi. Fakat polisin sert tutumundan kaynakl› sergiye izin verilmedi. Akflam saat 17.00’de ‹HD önünde meflaleli eylem yap›lmak istendi. Fakat polis barikat kurarak yürüyüflü de engelledi. Kad›n Platformu temsilcileri yürüyüfllerinin meflru oldu¤unu belirterek bu durumu protesto etmek için ‹HD önünde oturma eylemi yapt›. Polisin barikat engeli tart›flmalar sonras›nda da kald›r›lmad›. Ve eylem ‹HD önünde gerçekleflti. TMMOB ‹zmir ‹l Koordinasyon Kurulu Kad›n Üyeleri Çal›flma Grubu bir bas›n toplant›s› düzenledi. Toplant›da konuflan Selda

Ünver, “Ülkemizde her gün bir kad›n töre ve namus cinayetine kurban gidiyor ya da intihar etmek zorunda b›rak›l›yor” dedi. Amed Kent Kad›n Meclisi fiemse Allak Kad›n Park›’nda bas›n aç›klamas› yapt›. “Em jin in ne namusa tu kesîne, namusa me azadiya me ye” pankart›n›n aç›ld›¤› aç›klamada, konuflan Semra Özbey, 25 Kas›m’da bile kad›nlar›n fliddet gördü¤ünü söyleyerek, “Yaln›zca topraklar de¤il kad›n bedenleri de iflgal ediliyor” dedi. Malatya’da aralar›nda Partizan, DHF, EKD ve ‹HD’nin bulundu¤u kurumlar yapt›klar› panel ve bas›n aç›klamas›yla kad›nlar› örgütlü mücadeleye ça¤›rd›. 22 Kas›m günü Malatya E¤itim-Sen’de

yap›lan panelde kad›na yönelik fliddetin kaynaklar› ve hukuki anlamda kad›n haklar› üzerine tart›fl›ld›. 25 Kas›m günü ise Malatya Postanesi önünde toplanan kitle burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bursa Kad›n Platformu, akflam saatlerinde K›z›lay Binas› önünde toplanarak buradan bofl tencereleri, tavalar› çalarak slogan ve alk›fllarla Orhangazi Park›’na kadar bir yürüyüfl gerçeklefltirdi. Eylemde “Kad›na yönelik fliddete hay›r” yaz›l› pankart aç›l›rken, okunan bas›n aç›klamas›nda kad›na yönelik fliddetin evde, fabrikada, tarlada, gözalt›nda, sokakta ve hapishanelerde sürdü¤üne dikkat çekildi. (H. Merkezi)

kir. Bu e¤itimde f›rsat eflitsizli¤inden, sözlü tacize kadar böyledir. Bunu düflününce hangi kad›n fliddete maruz kalmad›¤›n› söyleyebilir ki?

Mirabel Kardefller

“Biz niye tacize u¤ram›yoruz? Difli kuyruk sallamazsa erkek dolanmaz, kesin siz de bir fley yapm›fls›n›zd›r” diyerek gerçek “suçluyu” an›nda tespit etti. Tacize u¤rayan kad›nlar bu yan›tla uslanmam›fl olacak ki, kad›n polis isteyince meselenin kad›nerkek meselesi olmad›¤›n› anlad›lar, zira kad›n

* ‹zmir’de 12 ve 13 yafl›ndaki k›zlar›n› çaya ça¤›rmalar› için dedelerine gönderen anne, çocuklar gecikince flüphelendi. Eve girince çocuklar›na cinsel tacizde bulundu¤unu gördü¤ü babas›n› polise flikayet etti. H.K.’n›n torunlar›n›, para ve fleker verip kand›rarak cinsel tacizde bulundu¤u, küçük k›zlar› anne ve babas›na bir fley söylememeleri için de korkuttu¤u ileri sürüldü. * Zonguldak’›n Ere¤li ilçesinde, aile içi kavgalardan kaynakl› evden kaçt›ktan sonra tecavüze u¤rayan ilkö¤retim okulu ö¤rencisi, utanc› nedeniyle okulu b›rakt›.

Onlar üç kelebekti. Onlara bu ad› kim vermiflti bilinmez ama kozadan kurtuluflu ve narinli¤i temsil etmifltir hep ak›llarda. Ayn› zamanda da özgürlü¤ü, çünkü kimse kelebekler kadar özgür de¤ildir. ‹flte bu ismin lay›k görüldü¤ü üç yi¤it kad›n da kurtulufl için yüreklerini koymufl ve özgürdüler. Minerva (34), Maria Teresa (25) ve Patria (36). 1930-1961 y›llar› aras›nda Trujillo diktatörlü¤ü taraf›ndan yönetilen Dominik Cumhuriyeti’nde milyonlarca insan›n katledilmesinin direkt sorumlusu olan diktatörlü¤ün y›k›lmas› için mücadele veren bir örgütün etkin isimlerinden olan bu üç k›zkardefl, birçok defa gözalt›na al›nm›fl, hapsedilmifllerdi. Ama özgürlük tutkusu öyle kolay kaybedilecek bir duygu de¤ildi. Ve onlar da hiçbir zaman bu tutkular›ndan taviz vermediler. Halk›n direnifli sonucu iyiden iyiye zay›flayan diktatörlük, yaral› bir hayvan gibi daha da sald›rganlaflm›flt›r. Ve y›k›lmas›ndan tam bir y›l önce 25 Kas›m 1960 gecesi hapishane ziyaretinden dönerken Patria, Minerva ve Maria Teresa’n›n bir cip taraf›ndan yollar› kesilir. ‹flkenceler ve tecavüzler sonucu bu üç devrimci kad›n katledilir. Ailelerine trafik kazas›nda öldükleri söylenir ama her zaman bilinir ki, devlet yalan söylemektedir.1981 y›l›nda Kolombiya’da toplanan Latin Amerika Kad›n Kurultay›’nda bu tarih, onlar›n an›s›na “Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Uluslararas› Mücadele Günü” ilan edildi.

Sahi, onlar niye tacize u¤ram›yor? Taciz ve tecavüz iflkencesinin bafl uygulay›c›lar›ndan olan polislerin kad›na yönelik bu sald›r›lara nas›l bakt›klar›na dair aç›klay›c› bir olay yafland› Ayd›n’da… Sokak ortas›nda sözlü tacize maruz kalan 4 kad›n, flikâyetçi olmak için polis karakoluna gidince yapt›klar› “hatay›” polislerin yan›t›yla anlad›lar. Erkek polisler, flikayete gelen kad›nlara

* Malatya’n›n Do¤anflehir ilçesindeki bir ilkö¤retim okulunda vekil ö¤retmen olarak çal›flan 26 yafl›ndaki ‹.B., 14 yafl›ndaki k›z ö¤rencisine tecavüz etti¤i suçlamas›yla tutukland›. 7 ay önce meydana gelen olay, küçük k›z›n intihar girifliminde bulunmas›yla ortaya ç›kt›.

polisler de erkek meslektafllar›ndan farkl› bir tav›r göstermediler. Kad›n polislerin de tacize u¤rayan kad›nlara ak›l vererek “aman can›m ne var bunda, bunlar do¤al fleyler, bana da laf at›yorlar, büyütmeye ne gerek var?” dediler. Peki ama tacizi meflru görenler, neden sokakta bu kadar rahat dolafl›yorlar?

* Diyarbak›r’da 17 yafl›nda görücü usulüyle evlenen ve yaflama veda ettirildi¤i 35 yafl›na kadar 7 çocuk sahibi olan Fatma Babatl›, sürekli fliddet gördü¤ü eflinden ayr›larak s›¤›nd›¤› babas›n›n evinden efli taraf›ndan kand›r›larak d›flar› ç›kart›ld› ve öldürüldü. * Batman’›n Sason ilçesinde oturan Suna Soysal (36) korucu olan eflinin silah› ile intihar etti. Hastaneye kald›r›lan ancak yap›lan tüm müdahalelere kurtar›lamayan Soysal 3 çocuk annesiydi. * Aksaray’da aileleri taraf›ndan küçük yaflta nikahs›z olarak evlendirilen iki k›zdan biri 14, di¤eri 15 yafl›nda anne oldu. Kucaklar›nda tuttuklar› oyuncak bez bebek de¤il, art›k tüm sorumlulu¤uyla ona ait olan evlatlar›yd›. Türkiye’de 12-14 yafl aras› evli k›z çocuklar›n say›s› 10 bin 484, 1519 yafl aras›nda 463 bin 481. Dünyadaysa, her y›l 15-19 yafllar›ndaki15 milyondan fazla k›z çocu¤u do¤um yap›yor.

Kad›na yönelik fliddet foto¤raflarda

E¤itim-Sen Diyarbak›r fiubesi Kad›n Komisyonu, 25 Kas›m nedeniyle 1 Aral›k günü foto¤raf sergisi açt›. Sanat Soka¤›’nda aç›lan foto¤raf sergisinin ard›ndan, kad›na yönelik fliddeti anlatan slayt gösterildi. Sergide, aç›lan deftere kad›na yönelik fliddete iliflkin düflünceler anlat›ld›. (H. Merkezi)

Kimsenin namusu de¤iliz! Avc›lar Emel K›z Ö¤renci Yurdu’nda boynundaki k›zar›kl›k gerekçe gösterilerek bir ö¤renciye yurt yönetimi taraf›ndan zorla bekâret kontrolü yapt›r›ld›. Yurt yönetimi ö¤rencinin ailesini arayarak çocuklar›n›n hastaneye muayene için gönderildi¤ini aktar›rken çocuklar›na “sahip ç›kmalar›” konusunda uyarmay› da ihmal etmedi. Zorla bekâret kontrolüne tepki gösteren kad›nlar, çeflitli eylemler gerçeklefltirdi. Yeni Demokrat Gençlik de yapt›¤› bas›n aç›klamas› ile kad›na yönelik bu tür

uygulamalar› protesto etti. 30 Kas›m Pazar günü saat 13.00’de Galatasaray Lisesi önünde biraraya gelen YDG’li kad›nlar, “Cinsel, ulusal, s›n›fsal sömürüye son” yaz›l› pankart açt›. YDG ad›na yap›lan aç›klamada, K›z Ö¤renci Yurdu’nda gerçekleflen olayla birlikte kad›na yönelik, tecavüz, cinsel taciz, istismar ve kad›n sömürüsünün bir kez daha gözler önüne serildi¤i belirtildi. Bar›nma sorunu yaflayan binlerce ö¤renciden flansl› olanlar›n, yurtlarda kalabildi¤i, bu yurtlarda kalan k›z ö¤rencilerin ise daha erken girifl saatlerinin olmas› ve son

olarak görülen bekâret testi gibi gerici uygulamalara varan sald›r›lara maruz kald›klar› belirtildi. Aç›klamada, son dönemlerde yaflanan ve gazetelerin üçüncü sayfalar›n› dolduran tecavüz, cinsel istismar vb. haberlerin salt “ahlak bozuklu¤u” olarak de¤erlendirilemeyece¤i de vurguland›. Aç›klamada son olarak, “Bizler YDG’liler olarak, lisede ve üniversitede kad›n olman›n bu tip bask›larla yüzyüze olmak anlam›na geldi¤ini ve bu sald›r›lar›nda sistemin kad›na yönelik bak›fl aç›s›ndan biliyoruz” denildi. (‹stanbul)

orla bekâret kontrolüne tepki gösteren kad›nlar, çeflitli eylemler gerçeklefltirdi.

Z


Dünyadan

‹flçi-köylü 13

12-25 Aral›k 2008

P er u

‹ran’da bask›lara karfl› uluslararas› dayan›flma Geçti¤imiz Temmuz ay›nda tutuklanan ‹ranl› iflçi önderi Afflin Sahms, yarg›land›¤› mahkeme taraf›ndan, 1 Kas›m’da bir y›ll›k hapis cezas›na çarpt›r›ld›. Sahms, iflçi hareketinin çeflitli örgütlenmelerinin ve kitle örgütlerinin aktivistlerini biraraya getirerek, güçlü bir iflçi emekçi hareketi oluflturmaya çabal›yordu. Sahms’›n tutuklanarak, bir y›l hapis cezas›na çarpt›r›lmas›, ‹slami rejiminin, son y›llarda yükselifle geçen iflçi grev ve eylemlerini engellemeye çal›flmas› ve iflçilerin örgütlenmelerini terörize ederek bast›rmak istemesi olarak yorumlan›yor. ‹ran iflçi s›n›f› hareketinin son y›llardaki bu yükselifli, yo¤un uluslararas› destek almaya devam ediyor. ‹sveç, Kanada ve daha çok say›da ülkede, ‹ranl› iflçi ve emekçilerin grev ve eylemleriyle dayan›flma amac›yla 29 Kas›m’da eylemler gerçeklefltirilirken, eylemleri organize eden ‹ran Komünist Partisi ayr›ca politik tutsaklar›n serbest b›rak›lmas›n› da talep ediyor. Almanya’da faaliyet gösteren çeflitli dayan›flma komiteleri de bir aç›klama yaparak, uluslara-

ras› deste¤in büyütülmesi ça¤r›s› yapt›. Aç›klamada özetle flöyle denildi: “‹ranl› iflçiler flu s›ralar çok dramatik koflullarda bulunmaktalar. Resmi rakamlara göre, ücretli çal›flanlar›n % 80’den fazlas› sözleflmeli olarak çal›flmaktalar. Sadece son alt› ay içinde 250 binden fazla iflçi iflini kaybetti. Ücretli çal›flanlar›n yaflam koflullar›n› do¤rudan etkileyen enflasyon oran› % 28’dir. Kapitalizmin dünya ölçe¤indeki krizi ise bu durumu daha da zorlaflt›rmaktad›r. ‘‹slam Cenneti’, ücretliler aç›s›ndan cehennemden baflka bir fley de¤ildir. Hakim kapitalistler ve onlar›n uzant›lar›, kârlar›n› art›rmak için ‹ranl› halk y›¤›nlar›n›n cesetlerine basmaktan çekinmemekteler. Güvenlik güçlerinin vahfli sald›r›lar›na karfl›n, geçen y›l 2 binden fazla iflçi eyleminde de görüldü¤ü gibi, protesto eylemleri giderek daha güçlü hale gelmektedir. ‹slami rejim iflçi s›n›f›n›n en temel haklar›n› bile ayaklar alt›na ald›¤› için, hükümetten ba¤›ms›z iflçi örgütlenmeleri iflçi s›n›f›n›n en acil talebi haline gelmifltir. Bu talebi otonom ve

Gericilerin iktidar savafl›! d Taylan

Tayland’da 6 ay önce yap›lan seçimlerde yolsuzluk yap›ld›¤› iddias›yla ortaya ç›kan ve de hükümet karfl›tlar›n›n ülkenin iki büyük havaalan›n› iflgal etmesiyle devam eden protesto eylemleri, mahkemenin iktidardaki koalisyon partileri Halk Gücü Partisi’ni, Chart Tha Partisi’ni ve Matchima Partisi’ni seçimlerde yolsuzluk yapt›klar› gerekçesiyle kapatmas›yla sona erdi. Mahkeme ayr›ca söz konusu partilerin liderlerine befl y›l siyaset yasa¤› getirdi. Baflbakan Somchai, mahkemenin partisini kapatma ve kendi-

sine siyaset yasa¤› getirme karar›n› kabul etti¤ini aç›klarken, yasaklanmayan di¤er parti üyelerinin yeni parti kurmas› bekleniyor. Tayland siyasetinde ordunun önemli bir rolü bulunuyor. Ordu birçok ba¤›ml› ülkede oldu¤u gibi, burada da egemenler aras›ndaki iktidar mücadelesinin önemli bir taraf›n› oluflturuyor. Ordu daha önceleri de defalarca oldu¤u gibi, protestolar›n yafland›¤› bu süreçte de darbe tehdidinde bulunmay› ihmal etmedi. Darbe ça¤r›s› ise, kraliyet yanl›s› gerici muhalefetten geldi. Aylard›r süren protestolar›n da bafl›n› çeken, hükümet binalar›n› ve havaalanlar›n› iflgal eden kraliyet yanl›lar›, seçimleri reddediyor ve ülkeyi yönetecek olanlar›n, seçimle de¤il, mesleki ve sosyal temsille belirlenmesini talep ediyor. Kraliyet yanl›s› güçler 2006 y›l›nda da dönemin baflbakan› Thaksin’e yönelik protesto eylemleri gerçeklefltirmifl, Thaksin ayn› günlerde bir darbeyle görevden düflürülmüfltü. Tayland’daki bu çat›flmalar›n özünü ise, iki gerici gücün iktidar mücadelesi oluflturuyor.

Evrensel Bak›fl Kriz, tarihi bir dönüm noktas› olabilir Egemen s›n›flar, mevcut krizin beraberinde getirdi¤i tehlikeleri ve boyutunu gizlemekte art›k iyice zorlan›yorlar. Milyarlarca dolarl›k “kurtarma paketleri”nin, piyasalar› “canland›rma” giriflimlerinin beyhude çabalar oldu¤u aç›kça gözleniyor. Kriz art›k reel ekonomiyi de iyiden iyiye vurmufl bulunuyor. Krizin yans›malar› en çok da otomotiv sektöründe görülmeye devam ediyor. Dünya çap›nda binlerce otomotiv iflçisi ya iflten at›l›yor ya da iflten at›lma s›ras›n› bekliyor… Büyük tekeller birbiri ard›na üretime ara vererek iflçilerini ücretsiz izne yolluyor, emekçilerin ücretleri afla¤› çekiliyor. Küresel krizde bugüne kadar yaflanan çöküfller ve dünya ölçe¤indeki

bankalar›n “kurtar›lmas›”, dünya borsalar›nda yaflanan “kara cumalar” gibi geliflmeler, asl›nda dünya mali krizinin sadece bafllang›c›n› oluflturuyor. Emperyalizmin krizini derinlefltiren geliflme, Rus Sosyal Emperyalizmi’nin çöküflüyle birlikte yafland›. Bafl›n› ABD emperyalizminin çekti¤i Bat› emperyalizminin, “so¤uk savafl”tan “zaferle” ç›kt›¤› iddia edilen süreçle birlikte hayata geçirilmeye çal›fl›lan “Yeni Dünya Düzeni” veya “küreselleflme” politikalar›, kapitalist sermayenin dünya pazar›na yay›lmas›, geri dönmeyen krediler ve spekülasyonlar ve de özellikle Çin’deki restorasyon, emperyalist-kapitalist sistemin kendi içindeki çeliflkileri giderek keskinlefltirdi.

hükümetten ba¤›ms›z olarak hayata geçirmeye çal›flmak ise, çok say›da aktivistin tutuklanmas›, k›rbaçlanmas› ve iflkence görmesi anlam›na gelmektedir. Alt› ayd›r tutuklu bulunan Afflin Shams, 2 y›ldan fazla süredir hapiste bulunan sendikac› Mansur Osanlu, hükümetten ba¤›ms›z iflçi örgütlenmesi oluflturma komitesi üyesi Muhammed Cerrahi bunlardan baz›lar›d›r. Çok say›da kad›n haklar› savunucusu ve birçok ö¤renci de yine uzunca zamand›r ayn› nedenlerle hapiste bulunmaktad›r. ‹ran’›n en tan›nm›fl iflçi eylemcisi ve bir y›ll›k hapisten sonra serbest b›rak›lan Mahmut Salehi Uluslararas› Nakliyat Federasyonu’na (ITF) gönderdi¤i teflekkür mesaj›nda flöyle diyor; “‹flçi s›n›f›n›n deste¤inin ve dayan›flmas›n›n, hedeflerimize ulaflmam›zda büyük yard›m› olacakt›r…” Tüm iflçi örgütlenmelerini, partileri ve ilerici insanlar›, ‹ran’daki protesto hareketini yaln›z b›rakmamaya ve politik tutsaklar›n serbest b›rak›lmas› için harekete geçmeye ça¤›r›yoruz.”

‹zlanda

Halk karakol bast›

Küresel krizle birlikte büyük bir mali çöküfl yaflanan ‹zlanda’da halk soka¤a dökülerek, krizle bafl etmede baflar›s›z olan hükümetin istifa etmesini talep etti. Ülkenin birçok yerinde aral›ks›z olarak süren eylemler s›ras›nda, çok say›da kiflinin gözalt›na al›nmas› halk›n öfkesini iyice büyüttü. Binlerce kifli hükümetin istifas›n› talep etmek için parlamento binas› önünde eylem yaparken, kalabal›k bir kitle de flehrin polis merkezi önünde toplanarak, gözalt›na al›nanlar›n serbest b›rak›lmas›n› istedi. Kitle polis binas›n› basarken, polis de biber gaz› kulland›. Ç›kan çat›flmalarda çok say›da kifli yaraland›. ‹zlanda hükümeti krizi aflmak için halktan 2010 y›l›na kadar süre istiyor. Üç ay önce ülkenin en büyük üç ‹ranl› ‹flçilerle dayan›flma KomitesiHamburg ‹ran’daki ‹flçi hareketiyle Dayan›flma Derne¤i- Hannover

‹flten atmalara karfl› protesto Çin’deki Kaida Toy Corp oyuncak fabrikas›, 8 bin iflçiden 596’s›n›n ifline son vermek isteyince, iflçilerin protestosuyla karfl›laflt›. ‹flten ç›kar›lmak istenen iflçiler fabrikada on y›llar›n› doldurmak üzere olan ve de on y›l›n sonunda kadrolu olma hakk› kazanacak olan iflçiler.

Sendikac› katledildi, silahl› direnifl ça¤r›s›

‹flçilerin protesto gösterileri yapmas› ve bu gösteriler s›ras›nda polisle fliddetli çat›flmalar›n yaflanmas›, patrona geri ad›m att›rd›. Fabrika yönetimi uzun y›llard›r fabrikada çal›flan iflçilerin ifl akitlerini uzatma karar› ald›. Çin’in güneyinde bulunan Guan-

Chavez’in, k›sa bir süre önce gerçeklefltirilen yerel seçimlerin hemen ard›ndan, kendisine ömür boyu baflkanl›k hakk› tan›yacak içerikte bir anayasa de¤iflikli¤ini gündemlefltirdi¤i günlerde, Venezüela’da üç sendikac› katledildi. Sendikac›lar›n katledilmesiyle birlikte ülkedeki siyasal ortam iyice gerilirken, iflçiler silahl› direnifl ça¤r›s› yapt›.

Lima’da yap›lan APEC (Asya Pasifik Ekonomi Formu) Zirvesi ve zirveye kat›lan Bush ve Peru Baflkan› Garcia, ö¤renciler ve iflçi-emekçiler taraf›ndan protesto edildi. Protesto gösterilerine kat›larak sokaklara dökülen binlerce kifli, eylemler s›ras›nda “APEC uluslararas› tekellerin ç›karlar›na hizmet ediyor ve sadece yoksulluk ve iflsizlik getiriyor” diye hayk›rd›.

G ü n ey K or e

bankas› iflas etmifl ve devlet kontrolüne al›nm›flt›. Ülkede çok say›da iflyerinin batmas›yla birlikte % 4’ün üzerine ç›kan iflsizlik oran›n›n daha da artarak, % 10’lara varmas› bekleniyor.

‹ranl› iflçilerle Dayan›flma Derne¤i- Köln ‹flçi Dayan›flma Meclisi- Frankfurt Dayan›flma adresi: komitehamburg@yahoo.de

dang flehrinde faaliyet sürdüren bir oyuncak fabrikas›n›n 2 bin iflçisi ise, fabrikan›n kapat›lmas› üzerine, fabrika önünde biraraya gelerek, daha yüksek tazminat talep ettiler. 500 kadar iflçi daha sonra fabrikay› bast›. Fabrikan›n iflçiler taraf›ndan bas›lmas›yla birlikte olay yerinde bulunan polis ile iflçiler aras›nda çat›flmalar yafland›. Çin’in Boom eyaletinde faaliyet gösteren ihraç mal› üreten fabrikalardan yaklafl›k % 50’si geçti¤imiz haftalarda kapat›ld›.

Sendikac›lara dönük katliam, çal›flt›klar› fabrikadan ücretlerini alamayan 400 iflçinin direnifle geçmesi ve bu direnifle polisin sald›rmas› sonucu gerçekleflti. Katledilen sendikac›lar›n ba¤l› bulunduklar› sendikalar, olay›n ard›ndan biraraya gelerek, iflçilerin de talebiyle, iflçilerden oluflan silahl› öz-savunma birlikleri oluflturulmas›n› önerdiler.

Hükümetin sözleflmeli çal›flanlar›n çal›flma koflullar›n› daha da zorlaflt›rmaya dönük planlar› binlerce iflçi taraf›ndan protesto edildi. 2006 y›l›nda al›nan bir kararla, sözleflmeli iflçilerin çal›flma sürelerinin en fazla iki y›l olabilece¤i belirtilmifl, iki y›l›n sonunda kadrolu yap›lmalar› veya iflten ç›kar›lmalar› öngörülmüfltü. Hükümet ise flimdi bu iki y›ll›k süreyi dört y›la ç›karmaya çal›fl›yor.

‹n gi lt er e ‹ngiliz Liman› Dover’de çal›flan 300 liman iflçisi, liman›n özellefltirilmesine dönük planlar› protesto etmek için greve gitti. Grevlerini, ba¤l› bulunduklar› Unite sendikas›n›n öncülü¤ünde gerçeklefltiren liman iflçileri, Kas›m ay›n›n son haftas›nda gerçeklefltirdikleri 48 saatlik grevle sonuç elde edemeyince, 27 Kas›m’dan itibaren üç günlük bir grev daha gerçeklefltirdiler. Liman iflçileri hükümet özellefltirme plan›n› geri çekinceye kadar eylemlerine devam edeceklerini aç›kl›yorlar.

J ap on y a Japonya’n›n baflkenti Tokyo’da biraraya gelen binlerce kifli, “Yoksullu¤a hay›r” fliar›yla kitlesel bir eylem gerçeklefltirdi. Japonya’da bu y›l içinde yoksullaflma karfl›t› k›rktan fazla eylem gerçeklefltirildi. Ülkedeki çal›flanlar›n yar›dan fazlas› tafleron firmalarda, ya k›sa süreli anlaflmalarla ya da yar›m zamanl› çal›flarak yaflam›n› idame ettirmeye çal›fl›yor. Çok say›da insan ailelerini geçindirebilmek için ikinci bir ifl yapmak zorunda kal›yor.

F ra n sa

‹ç çat›flmalarda yüzlerce ölü

liyor. Bir cami görevlisi, camiye 367

27 Kas›m’da yerel seçimlerin yap›ld›¤› Nijerya’da, seçimlerin hemen ertesinde ç›kan iç çat›flmalarda yaklafl›k 400 kifli yaflam›n› yitirdi. H›ristiyanlarla Müslümanlar aras›nda gibi görünen çat›flmalar›n ard›nda ise yine emperyalistlerin böl-

gedeki yeralt› zenginliklerini ele geçirme h›rs› ve bu h›rs›n yaratt›¤› k›flk›rtmalar yat›yor. Çat›flmalar›n en yo¤un yafland›¤› yer ise, Jos-Plateau eyaletinin baflkenti Jos. Burada evlerin, kiliselerin ve de camilerin atefle verildi¤i bildiri-

belirtiliyor. Kentte 24 saat süreyle

Gelinen noktada, krizin art›k bir gerçeklik oldu¤u, giderek derinleflti¤i ve bu durumun daha uzunca süre devam edece¤i hemen hemen tüm ülkelerin egemen s›n›flar› taraf›ndan kabul görmeye bafllam›fl bulunuyor. Krizle yat›p kalkmaya bafllayan tüm ülke rejimleri, sistemin çöküflünü engellemek ve buna ba¤l› olarak da, özellikle dünya ekonomisinin önde gelen mali sermaye kurulufllar›n› kurtarmak için, devlet yard›mlar›n›, kamulaflt›rmalar›, kurtarma paketlerini devreye sokuyor. Krizle birlikte yeni bir “dünya mali sistemi” oluflturma ça¤r›lar› da giderek daha yüksek sesle dillendirilir oldu. Kriz her fleyden önce de ABD’nin öncü emperyalist güç pozisyonunu tart›fl›l›r hale getirdi. ABD’nin dünyan›n hakim (emperyalist) güç olma iddias›, 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan bu yana hiç bu kadar derinden sars›lmad›. Baflka bir dünya gücünün öyle k›sa vadede, ABD emperyalizminin hegemonik gücünün yerini alamayaca¤›na ise kuflku yoktur. ABD emperyalizmi bundan

böyle de gerek askeri gerekse diplomatik yollarla öncü güç pozisyonunu korumaya çal›flacakt›r. Neo-liberal politikalar›n, baflar›s›zl›k üzerinden sorgulanmas›n› da beraberinde getiren bu süreç, ayn› zamanda egemen s›n›flar›n militarist politikalara daha da a¤›rl›k vermesine yol açmakta. Bunun yan›s›ra, emperyalist blokta yeni bir kamplaflma yaratmakta. Ulusalc›, floven ve ›rkç› ideolojiler temelindeki politikalar ise, her kriz döneminde oldu¤u gibi, bu kriz sürecinde de hakim s›n›flar›n s›k› s›k›ya sar›ld›¤› ve yo¤un bir biçimde prati¤e uygulamaya çal›flt›¤› politikalar olarak karfl›m›za ç›kmakta. Ancak, 1929’da iyice belirginleflen “büyük buhran”dan sonraki en büyük kriz olarak adland›r›lan bu kriz, tarihi bir dönüm noktas› olabilir. Marks’›n Komünist Manifesto’da yapt›¤› tespite uygun olarak, kapitalizmin krizinde olmas› gereken her fley fazlas›yla mevcut- çok fazla say›da ifl gücü, afl›r› üretim, afl›r› sermaye. Ekonomiyi, sömürü düzeni dahilinde tekrar yoluna koyabilmek için-

cesedin getirildi¤ini aktar›yor. ‹ki gün boyunca süren çat›flmalar nedeniyle en az 7 bin kiflinin evini terk etti¤i soka¤a ç›kma yasa¤› ilan edildi¤i ve bölgeye takviye kuvvetlerin gönderildi¤i de bölgeden gelen haberler aras›nda. Ayn› bölgede 2001 y›l›nda da benzer çat›flmalar yaflanm›fl ve yine yüzlerce kifli yaflam›n› yitirmiflti.

se tek bir çözüm bulunmakta: yeterince kâr pay› getirmeyen sermayenin yok edilmesi! Bunun bir di¤er anlam›, milyonlarca iflçinin, köylünün vd. emekçi kesimlerin, bir anlamda “imhas›”! Emperyalizm bilindi¤i üzere, büyük güçlerin ve de onlar›n sermaye gruplar›n›n (holdingler, tekeller) hakim oldu¤u bir dünya düzenidir. Dünya bunlar aras›nda paylafl›lm›flt›r. Her derin kriz sadece sermayenin ve sömürülenlerin varl›k koflullar›n› ortadan kald›rmay› gerektirmiyor. Kriz ayn› zamanda dünyan›n, büyük güçleri ile büyük güç olmaya çal›flanlar aras›nda yeniden paylafl›lmas›na dönük, giderek keskinleflen bir çat›flmay› da beraberinde getiriyor. Ancak bu sürecin beraberinde getirdi¤i bir fley daha var. Bu da s›n›f mücadelesinin giderek keskinleflmesi. Emperyalist burjuvazi, krizin faturas›n› yar› sömürge ülkelere, ama özellikle de iflçi s›n›f›na yüklemek istiyor. Bu y›l›n bafl›nda gerçekleflen açl›k isyanlar› bugünkü krizin ve de s›n›fmücadelesinin karakterinin haberci-

Fransa’n›n Midi bölgesindeki bin süt üreticisi köylü, ürettikleri sütleri göndermeme grevi bafllatt›lar. Eylemin Fransa’n›n kuzey kesimine de yay›lmas› bekleniyor. Greve kat›lan köylülerin say›s›, grevin bafllamas›ndan sonra 10 bini geçti. Köylüler süt fabrikalar›n› kuflat›yor, süper marketler önünde eylem yap›yor ve ihtiyac› olanlara da ücretsiz süt da¤›t›yorlar. Frans›z köylüleri daha yüksek üretim ücreti talep ediyorlar.

siydi. Ekim ay›nda Yunanistan’da gerçeklefltirilen genel grev, ‹talya’da üniversitelerde ve okullarda gerçeklefltirilen çok say›da grev ise, s›n›f mücadelesinin sadece yar›-sömürge ülkelerde de¤il, emperyalist merkezlerde de ata¤a geçti¤inin göstergesidir. Sistemin, neredeyse temelinden sars›lmaya bafllad›¤› ve sermaye s›n›f›n›n hakim ideolojilerinin sorgulanmaya baflland›¤› böylesi bir süreç, krizin kimin ç›karlar› do¤rultusunda çözülece¤i gibi objektif bir soruyu da ortaya ç›karmaktad›r. Ve önümüzde sadece iki seçenek bulunmaktad›r: Ya hakim emperyalist burjuvazinin -yani daha fazla sömürü, katliam ve savaflya da iflçi s›n›f›n›n ç›karlar› do¤rultusunda. ‹kincisinin hayata geçirilebilmesi ise ancak mevcut direniflleri ve hareketlenmeleri radikallefltirmekten, politiklefltirmeden ve de uluslararas› bir iflleve büründürmekten geçmektedir. ‹flte o zaman kriz tarihi bir dönüm noktas› olabilir. Tabii ki iflçi-emekçi y›¤›nlar›n ve de ezilen sömürülen halklar›n lehine bir dönüm noktas›!


Tarihten sayfalar Duygular›m›z... H›zla savrulup geçen bulutlar› Umursamadan Ölümsüzün ma¤aras› yan› bafl›nda Gururla dikilir iri k›y›m bir çam a¤ac›, Çöken alaca karanl›¤›n ortas›nda. Do¤an›n bu el de¤memifl ihtiflam›yla Ürperen insan Kendini alamaz flu sözleri söylemekten. “Ancak uçurumun a¤z›nda mevcuttur böylesi muhteflem bir manzara.” (Mao Zedung) Sald›r› bafllad›¤›nda koridorda nöbet tutan arkadafllar›m›z vard›. Belli gruplardan arkadafllar nöbet tutuyordu. Silah sesleriyle birlikte sald›r› bafllad›. Saat 05.00 civar›yd›. Sald›r› idare girifl koridorunun oradan bafllad›. Yo¤un bir flekilde otomatik silahlarla tar›yorlard›. Ko¤uflta nöbet tutan arkadafllarla üst kattayd›k. Zaten say›m›z fazla kalabal›k de¤ildi. 48 kiflilik ko¤uflta 13-14 kifliydik herhalde. Silah sesleriyle afla¤›ya do¤ru indik. Hemen barikat malzemeleri ile barikat kurduk. Sald›r› yap›laca¤›n› bekliyorduk. Çünkü üç bakan (Adalet, ‹çiflleri ve Sa¤l›k Bakanl›¤›) görüfltükten sonra operasyon havas› oluflmufltu. Devrimci tutsaklar olarak haz›rl›klar›m›z› yapm›flt›k. Bir yandan çat›lar› delip gaz bombalar› at›yorlar, di¤er yandan da sürekli pencerelere do¤ru atefl ediyorlar, havaland›rmaya gaz bombalar› at›yorlard›. Ko¤ufl içinde yo¤un bir gaz bombard›man›na tutulduk. Zor nefes alabiliyoruz. Sonra pencereleri k›rd›k. Bir süre sonra da gaz bombalar›na al›flt›k. Ve “Kahrolsun faflizm. Yaflas›n mücadelemiz”, “Devrimci tutsaklar teslim al›namaz” diye slogan atmaya bafllad›k. Daha sonra ko¤uflun üst kat›n› yakmaya bafllad›lar. Söndürme çabam›z yetmeyince alt kata çekilmeye karar verdik. Üst kat barikat›n› söktük. B blok diye tabir etti¤imiz

12-25 Aral›k 2008

‹flçi-köylü 14

baflka bir blok vard›. Onun maltas›ndan bizim havaland›rmalara bakan demirli pencereler vard›. Orada duvarlar› y›karak MG-3 diye tabir edilen otomatik silahlar› kurmufllard›. Ayn› zamanda çat›larda da katliamc› robocop k›l›kl› timler vard›. Her yere birden sald›rm›yorlard›. Ama bofl da b›rakm›yorlard›. Sürekli olarak gaz bombas› ya da ses bombas› at›yorlard› havaland›rmaya. Havaland›rmay› yo¤un bir gaz bulutu kaplam›flt›. Karfl›m›zdaki ko¤ufllarda yoldafllar›m›z, dostlar›m›z vard›. Onlara da yöne-

kadafllar›n ko¤ufluydu. Buralarda direnifl kapsaml› oldu. Malta diye tabir etti¤imiz yerde çat›flmalar de-

a 19 Aral›k’t ›m? d a fl a y r e l ne liyorlard›.ì Üst kat›m›z iyice yan›yordu. ‹tfaiye söndürmeye çal›fl›yordu. Daha sonra yoldafllardan ö¤rendi¤imiz kadar›yla ko¤uflun pencere demirleri erimifl. Zaman geçiyor, her ko¤ufla belli aral›klarla sald›r›lar devam ediyordu. Art›k ko¤uflta kalmam›z›n koflulu kalmad›. Ya havaland›rmaya ç›kacakt›k ya da d›flar›. Çünkü art›k nefes alacak durumumuz kalmam›flt›. Gaz bombas›n›n duman› ko¤uflun içini iyice doldurmaya bafllam›flt›. Arkadafllarla konuflup havaland›rmaya ç›kmaya karar verdik. 19.00 civar› kap›ya do¤ru yürüdük. Arkadafllarla kararlaflt›rd›¤›m›z Enternasyonal Marfl›n› söyleyecektik. ‹lk birkaç sat›r› söyledik. Ama gaz a¤z›m›za dolunca nefes alamad›k. Öksürükten kurtulan devam ediyor. Hem öksürüyor hem de devam ediyoruz. Esas olarak düflman›n yönelimine hedef olan yer ÖO savaflç›lar›n›n kald›¤› ko¤ufllard›. Biri kad›n arkadafllar›n ko¤uflu, biri de erkek ar-

vam etti. Faflizm silahla atefl ediyor, bizimkiler ise bedenleriyle direniyor ve düflman ilerleyemiyor. Öyle bizim kald›¤›m›z ko¤ufllar› bofl b›rakma durumu olmuyor. Hatta otomatik silahlarla ara s›ra atefl bile aç›yorlard›. Pencere hizas›na do¤ru. Yani kafam›z› dahi kald›ramayacak duruma getirip, sindirmeye çal›fl›yorlard›. Yolda ve koridorda silah dipçikleri, coplar, demirler, tekmeler, yumruklar yiyerek ilerliyoruz. ‹ki fley akl›mdayd› o dayaklar› yerken. Birincisi yere düflmeyece¤im, ikinci de slogan ataca¤›m. Tereddütlü de¤ildik. Ölümü karfl›lamaya haz›rd›k. Devrimci tutsaklar olarak her yerde ayn› kararl›l›¤› ve dirayeti gösterdik. Yani fazladan bir fley yapmad›k. Devrimci olmam›z›n getirdi¤i görevlerimizi, sorumlulu¤umuzu icra ettik, hepsi bu. Daha sonra di¤er arkadafllar›n bulundu¤u yere geldik. Orada ö¤rendik flehitlerimizin bir k›sm›n› ve

yaral›lar›m›z›. Sonras› sevk, F tipleri… Faflist diktatörlük 19 Aral›k’ta büyük kapsaml› bir katliama haz›rlanm›flt›. Öyle bir an gelir ki, o çat›flmada otomatik silahlarla atefl aç›ld›¤›, bombalar›n at›ld›¤›, ko¤uflun yak›ld›¤› bir ortamda belki de burada ölece¤iz deriz. Bu umutsuzluk, karamsarl›k anlam›nda anlafl›lmas›n. Muhtemeldir ki katledebilirlerdi bizi. Bizi katledebilirler ama, asla teslim alamazlar. Ölüm orada, 19 Aral›k Kahramanl›k Günü’nde bir kez daha yenilmiflti biz devrimci ve komünist tutsaklara. Devrimci tutsaklar ve tutsak Partizanlar olarak flunun bilincindeydik: “Hapishaneler savafl›n par›ldayan siperleridir.” 19 Aral›k Kahramanl›k Günü’nde bu tarihi söz bir kez daha teyit edilmifltir. 19 Aral›k katliam›n› Bayrampafla Hapishanesi’nde karfl›layan eski bir tutsak

Marafl Aral›k 1978’de ülkemiz kanl› bir sahneye daha tan›k oluyordu. Bu sefer vahfletin sahnelendi¤i adres Marafl’t›. Sokaklar katledilen insan cesetleri ile doluyordu. Genç-yafll› kad›nçocuk demeden insanlar öldürülüyor, yüzlercesi iflkenceden geçiriliyordu. 19 Aral›k 1978’de komünizmi, devrimcileri karalayan “Günefl ne zaman do¤acak?” isimli filmin gösterimi s›ras›nda patlat›lan bir ses bombas› ile katliam›n start› verilmifl oldu. Provoke olmak üzere e¤itilmifl faflist güruh önceden tezgahland›¤›ndan flüphe olmayan vahfleti sahnelemeye bafllad›. MHP milletvekili Ökkefl Kenger’in Alevilerin, devrimci ve demokratlar›n yaflad›¤› bölgeleri hedef göstermesi ile adres de belli olmufltu çoktan. Bomban›n patlat›lmas› ile arad›klar› bahaneyi de bulmufl olan faflistler Özel Harekât Dairesi’nin laboratuarlar›nda özenle haz›rlanm›fl yol haritas›n› uygulamaya girifltiler. Önce Ak›n K›raathanesi bombaland›, ard›ndan 21 Aral›k’ta TÖB-DER üyesi iki devrimci-demokrat ö¤retmen katledildi. Bu da yeterli de¤ildi! Devlet Marafl’› kana bo¤maya kararl›yd›. Cenazeye kat›lan binlerce insan›n üzerine atefl aç›ld›. 33 kifli öldürüldü. 300’den fazla insan yaraland›. Soka¤a ç›kma ya-

19

“Bir k›y›m örne¤i...” sa¤› ilan edildi. Bu yasak faflistler için geçerli de¤ildi elbette. Evleri basan faflistler 100’den fazla insan› katletti. Bu s›rada polis ise tutuklama furyas› bafllatm›flt›. Bofl sokaklarda faflistler “Yaflas›n Müslüman Türkiye “ slogan› ile kudurmuflças›na sa¤a-sola sald›r›yordu. Tüm bunlar yaflan›rken “Kardefl kavgas›n› k›flk›rtanlar var” aç›klamalar› eksik olmuyordu. Devlet sivil faflistleri eliyle devrimci, demokratik muhalefeti yok ederken “tarafs›z” numaras› yapmay› da ihmal etmiyordu. Toplumsal hareketlili¤in geliflmesi ile kitlesel katliamlara bafllayan egemenler Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta neler yapabileceklerini bir kez daha gösteriyordu. T›pk› Dersim’de, A¤r›’da, Lice’de, Botan’da, Gazi Mahallesi’nde, fiemdinli’de yapt›¤› gibi. Faflistler, Kürt halk›na sald›r›rken “hassas vatandafl tepkisi” yorumu yapanlar deneyimliydi, çünkü bunu daha önce defalarca yapm›fllard›. Katliamlar›, linçleri organize edenler tüm bunlar yaflan›rken bir kenara çekilip bugün de tarafs›zl›k masallar› anlat›yor. DTP binalar› polisin gözü önünde kundaklan›rken, Kürt olduklar› için insanlar linç edilirken devlet herkese “so¤ukkanl›” olma ça¤r›s› yap›yor. Marafl katliam› s›ras›nda Vali Vekili olan Abdulkadir Aksu bugün ‹çiflleri Bakan›. Devlet kendisine hizmette, halka düflmanl›kta kusur ifllemeyenleri ödüllendiriyor. Ad› birçok katliama, infaza kar›flan Abdulkadir Aksu, devletin kadrolular›ndan. Hrant Dink’in öldürüldü¤ü dönemde görevinin bafl›nda olan Abdulkadir Aksu ifade vermeye bile gitmeyenlerden. Marafl katliam› hâkim s›n›flar›n toplumsal muhalefete bak›fl›n› da yans›t›yor. Düzen, hiçbir muhalif düflünceye, farkl› sese tahammül edemiyor. Onu yok etmek için zaman kolluyor. Ancak buna ra¤men ezilen emekçi milyonlar›n, düzene olan öfkesi yok edilemiyor. Açl›k s›n›r› alt›nda yaflayan, gelece¤e dair hiçbir umudu olmayan emekçilerin isyan› bitmiyor. Katliamlara, k›r›mlara ra¤men halk ac›lar›ndan yeniden do¤uyor.

Kültür-Sanat DÜfiLER‹M ZENC‹

Kitap

Kürtlerin tarihine iliflkin canl› bir anlat›m: gövdesini de araflt›rmalara, aktar›mlara ve tan›kl›klara dayal›, bu isyanlar›n anlat›m› oluflturuyor. Sonuçta “29. ‹syan” denilen PKK hareketine iliflkin k›sa bir tarih aktar›m›yla kitap sonlan›yor. Ancak bu sonlan›fl ayn› zamanda bir bafllang›ç niteli¤inde. Tarihin bugünü ayd›nlatmadaki rolünün fark›nda olarak ama gelece¤e yönelik soru iflaretleriyle Kürtlerin ac›l› tarihine bir ad›m at›yoruz. Kitapta birçok konuya tan›kl›k etmek mümkün. Yüz binlerce Kürt’ün kan›yla edinilmifl tarihi dersler de denebilir bunlara. TC kurulurken, yani 20. yüzy›l›n bafllar›nda Ermenilere, Rumlara uygulanan katliam ve sürgünlerin daha sonra Kürtlere -en sonda da Dersimli Kürtlere- uygulan›fl›n› ac› bir hay›flanmayla okuyoruz. Birbiri ard›na bu büyük k›y›mlar gerçekleflirken sessiz kalan, ayn›s›n›n kendi bafl›na gelece¤ine inanmak istemeyen ve en kötüsü birçok kere Osmanl› ve TC’ye destek olan Kürtler, en sonunda ayn› ak›bete u¤ramaktan kurtulamayacaklard›r. Kürt toplumunun tarihten bugüne uzanan afliretçi yap›s›, birlik olamamalar›nda ve egemen devletler taraf›ndan (baflka devletlere ya da birbirlerine karfl›) kullan›lmalar›nda önemli bir yere sahiptir. Buna bir de din ve mezhep farkl›l›klar› eklenmifltir ki parçalanm›fll›k her yerde birinci sorun olarak karfl›m›zda durur. ‹flte bu kitapta bir kez daha, Kürtlerin ulusal birliklerinin olmay›fl›n›n yaflatt›¤› yenilgi ve ac›lar› görüyoruz. Ya da denebilir ki, “geç kalm›fl” bir toplumun kanl›, uzun ve sanc›l› uluslaflma sürecine tan›k oluyoruz. Kitap, Kürtlerin “kardefl kavgalar›na” iliflkin tarihsel anlat›mlar›yla da bu kapsam-

da dersler içeriyor. Afliretçi ve mezhepçi yap›y›, egemen devletlerin yönlendirmesiyle Kürtlerin kendi içlerinde oluflan önyarg›lar›, sadece Ermenilere karfl› de¤il birbirlerine karfl› da Hamidiye Alayla-

” I R A L N A Y S ‹ T R Ü K “

[Kitap: Kürt ‹syanlar›, Yazar: Ahmet Kahraman: Yay›nevi: Evrensel Bas›m Yay›n, 424 sf.] Kürtlerin tarihi bitmek bilmeyen bir savafllar tarihidir. Kendi varl›¤›n› yaflatabilmek amac›yla veya dar afliret ç›karlar› için ama ço¤unlukla da egemen devletlerin askeri olarak yüzy›llard›r savafllarla iç içedir Kürdistan co¤rafyas›. Bu yüzden de savafl›n rengini tafl›yan her fleyi, en çok da kahramanl›¤› ve ihaneti bar›nd›r›r gözeneklerinde. Tarihinden beri savaflç› bir toplumun uluslaflma sürecine, neredeyse her an›na damgas›n› vuran isyan ve katliamlara daha yak›ndan bak›yoruz. Ahmet Kahraman’›n Kürt ‹syanlar› kitab›, Kürt tarihinden etkileyici ve ö¤retici bir anlat›m sunuyor bize. Yazar ilk önce TC’nin resmi tarihinden, Kürtlerin daha eski tarihinden bugüne ve tabi Osmanl›’dan bafllayarak süregelen onlarca Kürt isyan›ndan k›sa bir kesit sunuyor okura. Kurulufl aflamas›ndaki TC’nin Kürtlere yaklafl›m›na, verilen sözlere, yalan, hile ve aldatmalara tan›k oluyoruz burada. Daha sonra fieyh Said, Koçgiri, A¤r› (Zilan) ve Dersim isyanlar›na dair çok yönlü bir bilgilenme sürecinin içine giriyoruz. Kitab›n as›l

r›’n›n yaratt›¤› güvensizli¤i, Dersim afliretlerinin Koçgiri ve fieyh Said ‹syan›’ndaki olumsuz rolünü, Ermenilere karfl› Seyit R›za önderli¤inde Dersimlilerin kullan›l›fl›n›… K›sacas› s›ra kendilerine gelene kadar Kürt afliretlerinin Osmanl› ve TC ile münasebetleri, aldatmalar, sonu k›y›mla biten büyük hatalar kitap boyunca canl› ve ö¤retici bir tan›kl›kla bizlere sunuluyor. 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl› sonucunda Kürtlerin pay›na farkl› devletlere ba¤l› olarak dört ayr› parçaya ayr›lmak düflmüfltü. Resmi tarih Kürt isyanlar›ndaki emperyalist oyunlardan bahsededursun, baflta ‹ngiliz ve Frans›zlar olmak üzere emperyalistler, gerçekleflen ilhaklar›n arka plan›ndaki planlay›c›s› ve destekçisiydiler. Hem uluslararas› güçler hem de bölgesel güçler bak›m›ndan, Kürtlerin söz konusu ulusal ayaklanmalarda neredeyse hiçbir destek göremedi¤ini belirtmek gerek. Biraz da bunun etkisiyle ço¤u flanl› kalk›flmalara dönüflen isyanlar tutunam›yor, zaman içinde TC’nin hile ve katliamlar›yla bast›r›l›yordu. ‹çteki parçalanm›fll›k d›fltaki kuflat›lm›fll›kla tamamlan›yordu. Kitap boyunca ayr›nt›lar›n› ö¤rendi¤imiz bir nokta da hem içte hem de d›flta, TC’nin “Kürt Ulusal Sorununu” gizlemek ve çarp›tmak için gerçeklefltirdi¤i entrikalar ve türlü çabalar. Uygulanan sansürü, yalana dayal› tarih yaz›m›n›, ulusal isyanlar›n nas›l

“gericilik-fleriat” gibi adland›rmalarla yaftaland›¤›n›, ‹stiklal Mahkemeleri’nin ifllevlerini ve daha birçok ayr›nt›y› olufl süreçleriyle birlikte ö¤renmek mümkün. Birçok yerde yaflanan›n bir isyan m› oldu¤unu, yoksa yap›lan katliamlara k›l›f bulmak için mi “isyan” türetildi¤ini anlamak zor. Resmi tarih yaz›m› en çok da bu konularda tahrifata baflvuruyor ve köy yakmalara, toplu k›y›mlar›, tecavüzlere ve sürgünlere dayal› devlet siyasetini gizlemeye çal›fl›yor. 80 sonras› Türkiye Kürdistan›’nda yaflananlar, devletin geçmiflte ve bugün Kürtlere yaklafl›m›n›n aynas› niteli¤indedir. Bu, de¤iflmeyen bir imha, inkâr ve asimilasyon siyasetidir. Kürtlerin tarihi buna karfl› bitmek bilmeyen bir ayaklanma ve savafllar tarihidir. Kürt sorununda ciddi bir t›kanman›n kendini dayatt›¤› günümüzde ayn› hatalar› tekrarlamamak için tarihe bakmak yerinde olacakt›r. Tarih bilinci olmayan hareketlerin baflar›s›zl›klarla karfl›laflmas› kaç›n›lmazd›r. Kürt tarihi sadece Kürtlerin ya da Kürt ulusalc›lar›n›n ö¤renece¤i bir tarih de¤ildir. En baflta komünistler olmak üzere bu ülkede Kürt ulusal sorunu ve devrim mücadelesi ad›na yola ç›kan, bu konuda söyleyecek bir sözü olan her devrimci, Kürt tarihini araflt›rmak, ö¤renmek zorundad›r. Ancak bu yap›ld›¤›ndad›r ki Kürt sorununda do¤ru bir politik hat oluflturulabilir ve Kürtlerin tarihe geçen baflar›s›z isyanlar› devrim mücadelesinde baflar›ya ulaflt›r›labilir. “Kürt ‹syanlar›” bu amaçla Kürt tarihini ö¤renmede bir ilk kitap niteli¤inde ve okunmay› fazlas›yla hak ediyor. Yazar›n ayr›nt›l› bilgiye dayal› ancak öykü tad› veren duygulu anlat›m› ise ayr›ca övgüye de¤er. (Sincan 1 Nolu F tipinden bir ‹K okuru)

Düfllerim zenci benim sönmedi Missisipi yan›yor hala hala köleyim Afrika’dan kaç›r›ld›¤›m gün kadar sahip oldu¤um tek fley tenimin rengi ve zenginlerin merhameti yok her fley köleli¤imi hat›rlat›yor bana Amerikan rüyam hiç olmad› özgürlükten baflka rüyam yok. Düfllerim zenci benim sular›n alt›nda öldü binlerce zenci sular›n üstünde yüzüyor binlerce ülkesiz kol geziyor ya¤ma, açl›k, tecavüz yaflamak için ceset yemeye zorlanan Washington’un “vur” emrinin ucundaki yine biziz. Ama biz de¤iliz helikopterlerle otobüslerle kurtar›lan onlar hep beyaz sonra “sonra” da biz hiç yokuz. Biliniyordu f›rt›nan›n gelece¤i yine de tanr›ya havale ettiler kaderimizi ölenler günahkar say›lacakt› kalanlarsa hay›rl› köle ve yine tanr› yoksullara k›zd› ölenlerden tek fark› yaflayanlar›n tenlerinin rengiydi ve paralar›yd› düfllerim zenci benim Afrika’mdan kopar›ld›¤›mdan bu yana özgürlü¤üm hiç olmad› ad›na ‘özgürlük’ dedikleri o heykelleri görmedi Missisipi’dekileri çünkü onun rengi hep beyazd› benim düfllerim bu yüzden zenci... (09.09.05)


Okur/gençlik

‹flçi-köylü 15

12-25 Aral›k 2008

Devrimci Gençlik Hareketi için bir ad›m ileri Yeni Demokrat Gençlik, 3. Konferans›n› 6-7 Aral›k tarihinde “Devrimci Gençlik Hareketi için bir ad›m ileri” fliar› ile ‹stanbul’da gerçeklefltirdi. Konferansta esas olarak geçmifl süreç de¤erlendirmesi ve deneyimleriyle birlikte önümüzdeki sürece dair politik yönelimler belirlendi.

1. Gün Aç›l›fl konuflmas›nda halk gençli¤inin yaflad›¤› sorunlardan bahsedilerek gençlik hareketinin bu sorunlar›n çözümünde henüz olmas› gereken yerde durmad›¤› anlat›ld›. Emperyalist sald›r›lar›n yo¤unlaflt›¤› bir dönemde devrimci gençlik hareketinin geliflmesine olan ihtiyaca vurgu yap›larak, YDG’nin bu süreçteki misyonuna dikkat çekildi. Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflu yap›ld› ve YDG’nin geçmifl süreci anlat›larak 2. Konferanstan bugüne yürütülen faaliyetlerin de¤erlendirilmesi yap›ld›. Örgütsel durum de¤erlendirmesi içerisinde politik nitelik sorunu alt bafll›¤› alt›nda teorik eserlerin düzenli ve prati¤e hizmet edecek flekilde okunmamas›, güncel geliflmelerin takip edilmemesi ve güncele müdahalenin zay›fl›¤›, politik alg›lar› ve düflünce sistemati¤ini gelifltirecek tart›flmalar›n, forumlar›n yeterince yap›lmamas› ve bu konulara ilgisizlikten bahsedildi. Ayr›ca örgütsel konular›n politik konulardan daha fazla tart›fl›lmas›, geliflmelerin birbiriyle ilgisini kuramama, parçaya odaklanma gibi konularda yafla-

nan s›k›nt›lara dikkat çekildi. Yemek aras›ndan sonra Ankara, Mersin, Amed, ‹zmir, ‹stanbul, Van, Adana, Malatya, Çanakkale, Sivas, Erzincan ve Nevflehir’den kat›lan delegeler alan raporlar›n› sundular. ‹zmir’in okudu¤u alan raporu genel olarak tüm delegeler taraf›ndan be¤enilen ve örnek al›nmas› gereken bir çal›flma olarak ifade edilirken, Amed ve Van’dan kat›lan delegelerin alanlar›na dair yapt›klar› aç›klamalar bölge gerçekli¤i ve alan çal›flmas›na dair önemli deneyimler sundu. Serbest kürsü bölümünde konuflma yapan Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm s›n›f mücadelesinin yaflad›¤› en önemli sorunun örgütlenme oldu¤unu belirtti. ‹flçi s›n›f›n›n örgütlenmesi önünde temel engellerden biri olarak ortak mücadele hatt›n›n örülememesi oldu¤una dikkat çeken Gülüm ekonomik ve siyasal kriz ortam›nda s›n›f›n devrimcilere olan ihtiyac›n›n giderek daha acil bir hale geldi¤inin tüm kesimler taraf›ndan görüldü¤ünden bahsetti. Kas›m ay› içerisinde Sincan 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nden tahliye edilen Kenan Özyürek ise yapt›¤› konuflmada tecrit sald›r›s›n›n boyutlar›n› anlat›rken Bursa Tunceliler Derne¤i ad›na kürsüye ç›kan temsilci de YDG’nin 3. Konferans›’n› selamlad›. Serbest kürsüde söz alan YDG’liler Bologna Süreci’nin öneminden bahsederek emperyalizmin e¤itime dönük kapsaml› ve pek çok ülkede farkl› adlar alt›nda yap›lan sald›r›s›n› Türkiye devrimci gençlik hareketi içerisinde yal-

n›zca YDG’nin yak›ndan takip etti¤ine dikkat çektiler.

2. Gün ‹lk gün yo¤un ve verimli geçen tart›flmalar nedeniyle ikinci güne sarkan “ekonomik kriz” gündemi, ilk sunum olarak yap›ld›. Kriz gündemli sunumda, krizin oluflum süreci, neden ve etkileriyle birlikte, önümüzdeki sürece dair YDG’nin izlemesi gereken politikalara, özel olarak vurgu yap›ld›. Ard›ndan gerçekleflen “önümüzdeki süreç üzerine genel yönelim” konulu sunumda ise, YDG’nin örgütlenmede kullanaca¤› araç ve yöntemlere de¤inildi. Ö¤len aras› verilmesinden sonra devam eden önerge sunumlar›, niteliklerinin yan› s›ra, biçimleriyle de tart›flma konusu oldular. ‹lk iki konferanstan farkl› olarak, 3. Konferans›nda YDG, “önerge sunma” yöntemi ile yönelimlerini yeni bir biçim izleyerek flekillendirdi. Sunulan önergeler üzerinde yap›lan tart›flmalar sonucunda, oylama yöntemi ile önergelere ekleme ve ç›karmalar yap›ld›. Bu tart›flmalardan öne ç›kanlar›, Genç Kad›n ve Liseli Gençlik yo¤un tart›flmalar›n yaflanmas›na neden oldu. Genç kad›n tart›flmalar›, kad›n sorunundaki eksikliklerin ve yap›lmas› gereklerin vurguland›¤› bir eksende seyretti. Ard›ndan kurulan kad›n komisyonunun, 2009 y›l› içerisinde 2. bir genç kad›n buluflmas› örgütlenmesi için perspektif konuldu. Liseli gençlik tart›flmalar›, taktiksel olarak yürütülen, “ö¤renci gençlik için-

Üniversitelerde faflist sald›r›lar Sistemin devrimci, demokrat ve yurtsever insanlara karfl› uygulad›¤› sald›r› politikas› her geçen gün artarak devam ediyor. Bu sald›r›lar kendisini bazen Kürt ulusunun en hakl› taleplerini dile getirdikleri eylemlerde, bazen krize ve yoksullu¤a karfl› örgütlenen mitinglerde, bazen de okullarda gösteriyor. Geçti¤imiz günlerde ‹TÜ’de meydana gelen ve biri a¤›r olmak üzere 4 ö¤rencinin yaralanmas›yla sonuçlanan faflist sald›r› 3 Aral›k tarihinde DTCF’de ve Pamukkale Üniversitesi’nde de yafland›. Ankara Üniversite-

si Dil Tarih Co¤rafya Fakültesi’nde ülkücü faflistlerin devrimci bir ö¤renciye b›çakla sald›r›p, “seni öldürece¤iz” tehdidinde bulunmas›n›n ard›ndan faflist güruh ile ö¤renciler aras›nda tafll›, sopal› çat›flma yafland›. Okula giren faflist TC güçleri ise her zamanki gibi ülkücüleri arkas›na alarak devrimci, demokrat ve yurtsever ö¤rencilere sald›rarak fakülte içindeki ö¤rencilere çok say›da gaz bombas› att›. Sonras›nda ise ülkücü faflistleri “güvenli” bir flekilde okuldan ç›kard›. Fakülte kolluk güçleri taraf›ndan yo¤un bir abluka alt›na al›n›rken, fa-

külte d›fl›nda bekleyen devrimci demokrat ve yurtsever ö¤rencilerle içerdeki ö¤rencilerle buluflarak toplu ç›k›fl yapt›. Fakülteden, Yüksel Caddesi’ne kadar sloganlarla yürüyen ö¤renciler burada bir aç›klama yaparak polisin att›¤› gaz bombas› kovanlar›n› gösterdiler. Bunun bir sa¤-sol çat›flmas› olmad›¤›n›, faflist bir sald›r› oldu¤u vurgusunu yaparak aç›klamaya son verdiler. Ayn› gün Pamukkale üniversitesinde yaflanan olayda ise Pamukkale Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okuyan Kürt bir ö¤renci,

Portakal a¤ac›nda oturan kad›n Yazar: Gioconda Belli Yay›nevi: Papirus Kad›n sorununa iliflkin bir süredir gazetemizde yay›mlanan yaz›lar›n açt›¤› tart›flmaya katk› sunmak amac›yla bir kitap tan›t›m› yapmak istiyorum. Toplumun de¤iflim ve dönüflümüne önderlik eden/edecek olan devrimcilerin kad›n sorununa bak›fl›n›n yerli yerine oturmas›n›n ve bu sorunun saflar›m›za nas›l yans›d›¤›n› tart›flman›n önemli oldu¤una inan›yorum. Faaliyetçilerimizin önemli bir bölümünün erkek yoldafllardan olufltu¤u ve birçok yerde kad›nlarla iletiflim sorununun yafland›¤› dikkate al›nd›¤›nda, bu konunun önemi daha iyi anlafl›lacakt›r. Kad›n sorunu, kuflkusuz toplumda oldu¤u haliyle yaflanm›yor saflar›m›zda. Devrimciler aras›nda bu sorun biraz daha inceltilmifl ve daha ideolojik boyutlarda yaflan›yor. Ço¤u zaman d›flar›dan bak›ld›¤›nda, irdelenmedi¤inde görülemiyor. ‹flte tam da bu noktada “Portakal A¤ac›nda Oturan Kad›n” isimli roman faaliyet yürüten, her an ölümle burun buruna olan devrimciler aras›nda kad›n sorununun nas›l yafland›¤›na dikkatleri çekiyor. Dünyan›n en kanl› diktatörlerinden birinin iktidarda oldu¤u bir ülkede Nikaragua’day›z. Somaza ailesi ülkenin tek hâkimi olarak korkunç bir yoksullu¤un üzerinden iktidar› elinde tutuyor. Ülkeyi avuçlar›n›n içine alan Somaza, halka kan kusturuyor. Sadece genifl emekçilere de¤il burjuvaziye de sald›ran Somaza’ya karfl› muhalefet de genifl kesimleri içine alarak büyüyor. Roman kahraman›m›z Lavinia, Somaza’n›n diktatörlü¤ünden önemli darbeler alm›fl aristokrat

bir burjuva ailesinin çocu¤u olarak yetifliyor. Somaza diktatörlü¤üne karfl› Nikaragua halk› kendi kahramanlar›n› yaratmakta gecikmiyor ve 1963 y›l›nda FSLN (Sandinist Ulusal Kurtulufl Cephesi) kuruluyor. Ve 1979’da Somaza Sandinist devrimle devriliyor. Roman esas olarak FSLN’nin mücadelesi ile Lavia’n›n devrimcilerle tan›flmas› ekseninde gelifliyor. ‹yi bir e¤itim alm›fl, yetenekli ve baflar›l› bir mimar olan Lavinia, Felipe ile tan›fl›yor. Böylece Lavinia’n›n hayat›n› de¤ifltiren olaylar dizisinde ilk dönemeç al›nm›fl oluyor. Roman›n ana geliflimi Lavinia ile Felipe aras›ndaki iliflkiye ve bu iliflki özgülünde devrimci saflarda kad›n-erken iliflkisine odaklan›yor. Felipe profesyonel bir devrimci olarak birçok tehlikeye katlan›r ve zorlukla bo¤uflurken, Lavinia’y› sürecin d›fl›nda tutmaya çal›fl›yor. Ancak Lavinia’n›n pes etmeye niyeti yoktur. Lavinia’ya devrimci düflüncelerden söz etmeyen, onu örgütlemeye çal›flmayan Felipe, onu faaliyetin d›fl›nda bir dinlenme k›y›s› olarak görüyor. Lavinia’y› s›¤›nabilece¤i, s›k›nt›lar›ndan kurtulabilece¤i bir liman olarak alg›l›yor. Ancak ifller hiç de istedi¤i gibi yürümüyor. Roman›n ak›fl› boyunca erkek egemen anlay›fl›n devrimci saflarda büründü¤ü biçimlerle sürekli bir savafl›m veren Lavinia bunda baflar›l› da oluyor. Olay kurgusu, çarp›c› etkileyici birçok geliflmeyi içine al›yor. Roman boyunca merak duygusu hiç azalm›yor. Daha fazlas›n› ö¤renmek isteyenler mutlaka kitab› okumal›. Roman›n yazar› Gioconda Belli’nin Somaza’ya karfl› Sandinistlere kat›ld›¤›n› uzun süre devrimci faaliyet yürüttü¤ünü eklemek gerekiyor. Bir solukta okunabilecek, ak›c›, ilgi çekici romanda Latin Amerika’n›n isyanc› ruhunu simgeleyen ‹tza’n›n bilgeli¤i yol boyunca bize efllik ediyor. Nikaragua devriminin deneyimlerinden ö¤renmek ve kad›nlar›n mücadele içinde nas›l geliflebilece¤ini, erkek egemen anlay›fllara karfl› savafl›mda neler baflarabileceklerini ö¤renmek isteyenlere… (‹stanbul’dan bir ‹K okuru)

deki örgütlenmede” eksik kal›nd›¤› çerçevesinde gerçekleflti. Liseli gençli¤in örgütlenmesine yönelik ileriki süreç politikalar›na ise, ÖSS ve e¤itimin ticarileflmesi perspektifi ön plana al›narak devam edilmesi karar› al›nd›. Kürt sorununda yaflanan tart›flmalarda özellikle, Kürt ulusunun eylemliklerinin destekleyicisi de¤il örgütlenici olunmas› konusunda tart›flmalar yürütülerek, bu yönde somut ad›m at›lmas› konusunda kararlar al›nd›. Yeni bir gündem maddesi olarak, YDG Uluslararas› Komisyonu kurularak, halklar›n kardeflli¤i ve mücadelenin evrenselli¤i ön plana al›narak çal›flma yürütülmesi gerekti¤i belirtildi. Ayr›ca hapishaneler konusunda daha çok bilgilendirmeye ve tutsaklarla somut paylafl›mlara yönelik bir çal›flma yap›lmas› üzerine görevlendirme yap›ld›. ‹kinci gün yaflanan di¤er bir önemli geliflme de, Çukurova YDG’den Faruk Zengin isimli bir gencin çöp dökmek için d›flar›ya ç›kt›¤› s›rada, “aranmas› oldu¤u” gerekçesiyle polisler taraf›ndan gözalt›na al›nmas› oldu. Coflkulu geçen tart›flmalar›n ard›ndan, serbest kürsü düzenlendi. Burada, DTP ve Munzur Çevre Derne¤i temsilcileri birer konuflma yaparak konferans› selamlad›klar›n› belirttiler. Konferans, verilen dinletilerin eflli¤inde, çekilen halaylar, at›lan sloganlar ve söylenen marfllar ile son buldu. Konferansa iliflkin, genel bir de¤erlendirme yapmak üzere çeflitli illerden YDG’lilerin görüfllerini ald›k.

okuldan eve döndü¤ü s›rada yolunu kesen bir grup ülkücü taraf›ndan b›çakland›. 17 yerinden b›çaklanarak yaralanan ö¤rencinin durumu ciddiyetini koruyor. (Ankara)

Amed YDG: YDG’nin 3. Konferans›n› baflar›l› bir flekilde örgütledi¤imiz kanaatindeyim. Genel anlam›yla, yaflanan eksikliklerle birlikte devrimci hareketin tasfiye süreci içinde oldu¤u bir dönemde, yüzünü kütlelere çeviren, halk gençli¤ini örgütleme perspektifi ile hareket eden YDG’nin merkezi olarak yapt›¤› bu konferans halk gençli¤i aç›s›ndan önemli bir yerde durmakta. Biz de T. Kürdistan›’ndan kat›ld›¤›m›z bu Konferansa Amed’de yürüttü¤ümüz çal›flmalar›, yaflad›¤›m›z s›k›nt›lar› ve özelde Amed halk›n›n, genelde Kürt halk›n›n faflizme karfl› vermifl oldu¤u mücadeleyi aktard›k. TC’ye karfl› verilen bu mücadeleye daha aktif kat›lmak gerekti¤i, s›n›fsal ve ulusal sorunlar› harmanlayarak, politika üretilmesi ve örgütlenmeye gidilmesi vurgular› üzerinde durduk. Amed’den kad›n bir YDG’li: Benim, bir YDG’li olarak kat›ld›¤›m ilk konferanst›. Elefltirilerim, önergeler-

de neden-sonuç iliflkileri yok yoktu. Bunda sürenin k›s›tl› olmas›n›n da etkisi var. Bir de genel olarak bir panel havas›nda geçmesi s›k›c› bir durum oluflturdu. Önergelerde tekrarlar›n olmas› da ayr›ca bir eksiklikti bence. Geçen konferanslar›n, arkadafllar›n anlat›mlar›ndan yola ç›karak daha geri bir yerde oldu¤unu gözlemledim. Kad›n Komisyonu ve Uluslararas› ‹liflkiler Komisyonu kurulmas› oldukça olumluydu. Tüm bunlar›n yan›nda oldukça samimi bir ortamda geçen konferans› s›cak ve iyi buldum. ‹zmir’den bir YDG’li Bir YDG’li olarak kat›ld›¤›m ilk konferans bu. Geçmifl y›llara göre, okudu¤um ve duydu¤um kadar›yla daha iyi bir yerdeyiz ve iyi bir yere do¤ru gidiyoruz. Önergelerde yaflanan sorun gibi sorunlar›nda, konferanslardaki tecrübesizli¤imizden kaynakland›¤›n› düflünüyorum. Bence konferans, eksikliklerine ra¤men oldukça olumlu bir yerde duruyor.

E¤itim-Sen sald›r›y› k›nad› E¤itim-Sen 3 No’lu fiube, ‹TÜ Maçka Kampüsü’nde faflistler taraf›ndan devrimci ö¤rencilere yönelik gerçeklefltirilen sald›r›ya iliflkin 4 Aral›k 2008 tarihinde flube binas›nda bas›n toplant›s› düzenledi. fiube Baflkan› ile temsilcilerin kat›ld›¤› toplant›da baflkan Nebat Bukrek, b›çakl› sat›rl› sald›r› sonucunda 1’i a¤›r olmak üzere 4 ö¤rencinin yaraland›¤›n› hat›rlatarak, “Bu sald›r› rastlant› de¤ildir. AKP hükümetinin her türden demokratik hak ve özgürlüklere yönelik bask›c› ve sald›rgan hükümet etme tarz› ülkücüleri de faflist sald›r›lar konusunda ce-

saretlendirmektedir” dedi. Faflistler taraf›ndan benzer sald›r›lar›n Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde ve geçti¤imiz 1 May›s’ta demokratik tepkilerini göstermek isteyenlere yap›ld›¤›n› vurgulayan Bukrek, AKP’nin emriyle polisin gaz ve coplarla sald›r›y› gerçeklefltirdi¤ini ifade etti. Bukrek ayr›ca, paras›z, demokratik, bilimsel e¤itim ve özerk üniversite mücadelesini ö¤rencilerle ortaklaflt›rarak sürdüreceklerini belirtti ve ‹TÜ’de yaflanan sald›r›y› nefretle k›nad›klar›n› söyledi. (H. Merkezi)

Zedelenen annelik ve kad›n olmak Her asker cenazesinde televizyonlar›m›z›n ekranlar›nda gördü¤ümüz, kimi zaman ayn› tekdüzelikle art›k tepkisiz seyretti¤imiz, kimi zaman da insana “bu kadar da olmaz!” dedirten, istenildi¤i zaman a¤›tlar›, feryatlar› ile istenildi¤i zaman meydan okumalar› ile karfl›m›za ç›kart›lan “flehit anneleri”… “Vatan›na kasteden düflmana karfl› cesurca savaflarak can vermifl Türk askerinin ard›nda b›rakt›¤›” bazen gözü yafll›, bazen de a¤lay›p da “teröristleri sevindirmeyen” analar, efller… Bunlar, y›llard›r her asker cenazesinde gördü¤ümüz, her f›rsatta seyrettirilme amac› belli görüntüler ve madalyonun, toplumun büyük k›sm› taraf›ndan görülen, görülmesi istenen sadece bir yüzü… Egemenlerin, flovenizm zehrini halk›m›za ak›tmaya çal›fl›rken kulland›¤› en iyi araçlardan biri gazeteler, dergiler, televizyon kanallar›, onlar›n en iyi kulland›klar› malzemelerden biri ise özellikle son dönemde, en baflta bahsetti¤imiz gibi gerilla eylemlerinden sonraki asker cenazeleri olmufltur. Bu cenazelerde en çok gösterilenler asker anneleri ve kimi zaman da eflleridir. Duyduklar›m›z “vatan sa¤ olsun, bir silah da bana verin” türünde cümleler, gördü¤ümüz ise genelde gerçekten insan›n içini ac›tan bir “anne” ac›s›d›r. Medyan›n önemli bir güç ve iktidar arac› oldu¤u ve kitleleri etkilemede az›msanmayacak bir baflar›ya sahip oldu¤u gerçe¤iyle duruma bakarsak topluma bu kanalla enjekte edilmeye çal›fl›lan›n yine sistemin faflist ideolojisi oldu¤unu rahatl›kla söyleyebiliriz. Egemenler, kendi i¤renç ç›karlar› için yaflam›m›zdaki en büyük de¤erleri kullanmaktan hiçbir zaman geri durmam›fllard›r.

Bu yüzdendir ki her insan için büyük bir de¤er olan “annelik duygusu”nu ideolojik bir araç olarak kullanmakta, sevgi, paylafl›m, fedakarl›k, hoflgörü gibi duygular›n ba¤r›nda yatt›¤› ve kelime anlam›yla kullanmayacak olursak “kutsal” olan bu duyguyu da ç›karlar›na hizmet eder hale getirmektedir. Yaflad›¤›m›z toplumun en büyük hassasiyetlerinden birisi “cennetin ayaklar›n›n alt›nda oldu¤u” annelerdir. Bu annelerin bir de “flehitlik o¤luna nasip oldu¤u için” en çok elleri öpülesi anneler haline getirildiklerini eklersek bu kad›nlar›n en samimi duygular›n›n, toplumu gittikçe yay›lan floven dalgayla sürüklemek ve halk› saflaflt›rmak isteyenler taraf›ndan nas›l kullan›ld›¤›n› görebiliriz. Cenazelerinde günlerce yaflad›klar› ac›ya tan›kl›k etti¤imiz bu annelerin ve ailelerinin yaflad›klar› farkl› s›k›nt› ve ac›lara ayn› kanal ile tan›kl›k edemememiz ya da çocu¤u “flehit” olmayan mesela iflsiz olan bir annenin yaflad›klar›ndan, duygular›ndan haberdar edilmememiz de bir tesadüf de¤ildir. Biliyoruz ki hiçbir annenin çocu¤u için hissettikleri çok farkl› duygular olamaz ve bu pencereden bakarsak yaflad›klar› bahsetti¤imiz madalyonun di¤er yüzünde kalan ve asker cenazeleri örne¤inde oldu¤u gibi insanlar›n gözüne sokulas›, adlar›, renkleri, yaflad›klar› farkl› ancak çocuklar› için hissettikleri ayn› olan, seyretti¤imiz kanallarda, okudu¤umuz günlük gazetelerde ender rastlad›¤›m›z ya da rastlayamad›¤›m›z, haberlerini manfletlerden okuyamad›¤›m›z binlerce “ac›l› anne” vard›r. Kürtlü¤ü, kültürü, dili kabul görmedi¤i, inkâr edildi¤i için mücadele yolunu seçmifl ve flehit düflmüfl evlatlar›n analar› vard›r mesela. O¤ullar› asker iken ölen olunca yakt›¤› Kürtçe a¤›t ile sürmanflet haber

olan ancak dili yasak olan analar vard›r. Karakol bask›nlar›nda gerillan›n att›¤› kurflunlar ellerine tutuflturularak boy boy poz verdirilen ancak, TC ordusunun att›¤› kurflunlar› toplay›p teneke niyetine kiloyla satarak para kazanmaya çal›fl›rken ayn› kameralara hiç denk gelmeyen çocuklar›n anneleri. Madalyon sakl› tutulan yüzü ile gördü¤ümüz gibi niyet “ac›l› bir annenin yürekleri ac›tan durumu”nu göstermek de¤il, bir annenin en içten duygular›n›; yeryüzünün birçok yerinde en “kutsal” duygu say›lan annelik duygusunu i¤renç bir biçimde sömürmektir. A¤›tlar aras›nda “vatan sa¤ olsun” nidalar›na kurban edilen anne, art›k sistemin yans›mal› bir portresidir. Kad›n› kimli¤iyle, bedeniyle, toplumdaki yeriyle akla gelecek yüzlerce biçimde pazarlayan faflizm, kad›nlar›n en büyülü duygusunu da ideolojik bir pazar arac› haline getirmifltir. fiehit düflen bir gerillan›n annesi ya da ölen bir askerin annesi olmak… Veya ölen askerin arkas›nda efl olmak… Bir tarafta faflizmi körüklemek için duygular› pazarlanan olmak, bir di¤er tarafta reklam panolar›nda, afifllerde, tele-vole kültürü içersinde bedeni pazarlanan olmak… Ve tüm bunlar›n içersinde kad›n olmak… Bu kirlilik kad›nlar›n yürek 盤l›klar›n›n birleflmesiyle y›rt›labilir ancak. Kad›nlar özgürleflmeye do¤ru att›klar› her ad›mda bu karanl›k sis perdesini her gün daha güçlü bir biçimde zorlayacak ve kimliklerinin, bedenlerinin, duygular›n›n kirli ellerin yat›r›m arac› haline gelmedi¤i bir dünyaya emin ad›mlarla ilerleyecektir. Özgürleflmek kad›n örgütlenmesinde sakl›d›r… (‹zmir’den bir ‹K okuru)


‹flçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

Umut Yay›mc›l›k ve Bas›m Sn. Ltd. fiti. Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:8/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL Tel: (0212) 521 34 30 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Çilem ÖNSEL Bask›: Gün Matbaac›l›k Beflyol Mah. Telsizler Mevkii Akasya Sk. No:23/A K.Çekmece/‹stanbul Tel: 0212 426 63 30-580 63 80

BÜROLAR KARTAL: ‹stasyon Cd. Dörtler Ap. No: 4/2 Tel: (0216) 306 16 02 Cep: 0 537 270 75 60 ANKARA: S›hh›ye Mh. Süleyman S›rr› Sk. Yunt Ap. No: 19/7 Çankaya Tel: (0312) 430 67 65 Cep: 0 543 453 89 84 ‹ZM‹R: 856 Sokak, No: 48/203 Kemeralt› Konak, Tel: (0232) 446 78 07 Cep: 0 555 561 04 03 MALATYA: Dabakhane Mh. Turgut Temelli Cd. Bar›fl ‹flhan› Kat: 3 No: 94 ERZ‹NCAN: Ordu Cd. CAD. Ordu ‹flhan› Kat: 3 Tel: (0446) 223 67 18 Cep: 0 536 697 94 19 BURSA: Selçuk Hatun Mh. Ünlü Cd. Sönmez ‹flsaray› Kat: 2 NO: 185 Heykel, Tel: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 MERS‹N: Silifke Cd. Çavdaro¤lu ‹flhan› Kat: 3 No: 118 Cep: 0545 685 25 27 AVRUPA MERKEZ BÜRO: Weselen Str 93 47169 As-Druck Duisburg-Almanya TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Korkular›n› büyütmenin zaman›d›r!

Kriz, dünyan›n birçok co¤rafyas›n› sar›p sarmalarken, Türk egemen s›n›f lar›n›n sözcüleri “kriz bizi te¤et geçer”, “uzmanlar krizin hafiflemeye bafllad›¤›n› söylüyor”, “kriz tepe noktas›ndan inifle geçti” vb. aç›klamalarla adeta kitlelerle alay etmifllerdi oysa fena halde yan›ld›lar. Emperyalist efendileri krizle bo¤uflurken, krizin Türkiye’ye u¤ramamas› düflünülebilir miydi? Tabii ki hay›r! Bu efendi uflak iliflkisiyle de ba¤daflmaz. Dilenmek için IMF memurlar› karfl›s›nda el pençe duranlar›n, birkaç milyar dolar fazla yard›m almak için Bush’tan, “sad›k uflakt›r” tan›t›m kart›n› almaya çal›flanlar›n krize dair tüm aç›klamalar› ancak ikiyüzlülüklerinin bir kan›t› olabilir. Nitekim de öyle oldu. Art›k 2009 y›l›n›n ilk alt› ay›n›n zorlu geçece¤ini kabullenmifl durumdalar. Krize karfl› önlemler üzerinde tart›flmalar yürütüyorlar. Onlar tart›fladursun, emekçi y›¤›nlar sürekli zam haberleri duyuyor ve ifllerini kaybetme korkusu yafl›yor. Dolay›s›yla egemenlerin ekonomiye dair ortaya koydu¤u rakamlar, ald›klar›n› iddia ettikleri tedbirler yaflam›n gerçekleri karfl›s›nda bir bir hiçlefliyor. Bu anlam›yla Ankara’da D‹SK ve

‹STANBUL 27 Kas›m 2008 tarihinde Okmeydan› Örnektepe Mahalle Muhtarl›¤› önünde toplanan mahalle halk›, yo¤un polis y›¤›na¤›na karfl›n yapt›klar› yürüyüflle, krizin faturas›n› ödemeyeceklerini söylediler. Mimar Sinan Caddesi’nden “Halk›m›z saflara hesap sormaya”, “AKP elini cebimizden çek”, “‹flsiz çok, yoksul çok, bu düzende ifl yok”, “Tencereyle tavayla halk›m›z soka¤a” vb. sloganlarla Etibank Caddesi’ne yürüyen kitle, Gamze Dura¤› önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Zamlara Karfl› Eylem Birli¤i ad›na yap›lan aç›klamada, yoksul mahallelerde halk›n flimdiden kendine özgü çözümler aramaya bafllad›¤› ve krizin faturas›n› ödemeyece¤i söylendi. Aç›klaman›n devam›nda “Okmeydan›’nda, Örnektepe’de kald›r›lan sobalar flimdi yeniden kuruluyor. Daha ucuza ›s›nman›n, daha az elektrik harcaman›n yollar› aran›yor. Ancak biliyoruz ki, bunlar›n hiçbiri çare de¤il. Tasarruf yaparak bir hayat geçirilemez. Bu zamlarla yaflanmaz. Bu defa gözümüzü boyayamayacaklar, bu defa oca¤›m›z› söndüremeyecekler” denildi. KARTAL 30 Kas›m Pazar günü Gebze’de, D‹SK, KESK, Hak-‹fl Gebze flubeleri,

KESK’in öncülü¤ünde gerçeklefltirilen son miting on binlerce emekçinin “Bedel ödemek de¤il, ödetmek” fliar›yla alanlarda, zamlara, yoksullu¤a karfl› hayk›rmalar› pratik tutum aç›s›ndan önemlidir. Çünkü, egemen s›n›f sözcüleri krizin faturas›n› emekçilere yüklemekte kararl›lar. Öyle ki batmakta olan bankalar›, flirketleri kurtarmak için ‹flsizlik Sigortas› Fonu’ndaki emekçilerin birikimini efendilerine aktaracak kadar gözleri kararm›flt›r. IMF memurlar›n›n direktiflerine uygun olarak Tayyip ve flürekas› K›z›lcahamam’da krizin faturas›n› emekçilere yükleme planlar› yaparken, on binlerce emekçi “flimdi susmak de¤il, hayk›rman›n zaman›d›r” diyorlard›. Bu da gösteriyor ki, uflaklar›n ifli pek de kolay olmayacakt›r.

Evet, flimdi susmak, teslim olmak de¤il, aksine direnmenin zaman›d›r. “Krizin bedelini ödemeyece¤iz, ödetece¤iz” fliar›n›n anlam› da budur. E¤er genifl emekçi y›¤›nlar, bu kapsaml› sald›r›lar ve yoksullaflt›rma plan› karfl›s›nda ifl yerlerinde, üretimden gelen güçlerini kullan›r; emekçi semtlerde zamlara, iflten ç›karmalara karfl› genifl kat›l›ml›, sistemli ve planl› eylemler gelifltirirse, AKP ve efendilerinin pervas›zca sald›r›lar› belli oranda geriletilebilir. Ama flu da bir gerçek ki; tüm bu pratik tutumlar›n gelifltirilmesi, bedel ödemeyi göze alabilecek bir iradenin varl›¤›n› flart koflar. Oysa mevcut sendikalar›n niteli¤i, devrimci güçlerin iflçi s›n›f›yla ve di¤er emekçilerle olan iliflki düzeyi, böyle bir iradenin ortaya ç›kart›lmas›n› zorlaflt›r›yor. Ama her halükarda devrimcilerin, bu sald›r›lara karfl› genifl emekçi kitlelerini kapsayacak pratik eylemlilikler üzerinde daha çok yo¤unlaflmalar› gerekir.

AKP, sistemin görünen yüzüdür Emekçilere, ezilen ulus ve milliyetlere karfl› yürütülen bu kapsaml› sald›r›lar›, AKP ile s›n›rl› tutmak, hesap sorma iflini sand›¤a havale etmek devrimcilerin de¤il reformistlerin ifli olabilir. Bu sald›r›lar›n merkezinde emperyalizm ve iflbirlik-

Türk-‹fl fiubeler Platformu ile aralar›nda Tunceliler Kültür ve Dayan›flma Derne¤i’nin de bulundu¤u çok say›da demokratik kurumun oluflturdu¤u Gebze Sendikalar Birli¤i (GSB) taraf›ndan bir miting örgütlendi. Cumhuriyet Meydan›’nda gerçeklefltirilen mitinge, birli¤in içinde yer alan sendika ve kurumlar›n yan›s›ra, çok say›da kurum ve bölge halk› da kat›larak destek verdiler. “Krizin bedelini ödemeyece¤iz” fliar›n›n öne ç›kt›¤› mitingde, taleplerini dile getiren emekçiler, iflçi k›y›m›na ve zamlara sessiz kalmayacaklar›n› ifade etti. Ekonomik krizin faturas›na karfl› Trafo Meydan›’nda toplanmaya bafllayan 5 bini aflk›n iflçi ve emekçi, kortejler oluflturarak, açt›klar› pankart ve dövizleriyle Cumhuriyet Meydan›’na yürüdü. Mitingde, GSB ad›na Çelik-‹fl fiube Baflkan› fierafettin Koç bir aç›klama

yapt›. Koç yapt›¤› aç›klamada, dünyay› saran ekonomik kriz için önlem al›nmas› gerekti¤ini belirtti ve faturan›n iflçilerin s›rt›na y›k›lmamas› gerekti¤ini vurgulad›. Mitinge kat›lan sendikalar, partiler ve demokratik kitle örgütleri, kendilerine özgü sloganlar atarak ve de kendi döviz-pankartlar›n› açarak ifade ettiler. Tunceliler Kültür ve Dayan›flma Derne¤i, “Emperyalist ya¤mac› savafla hay›r” yaz›l› pankartla kat›l›rken, kortejin en önünde, “Krizin bedelini ödemeyece¤iz” yaz›l›, Gebze Sendikalar Birli¤i imzal› pankart yer ald›. ANKARA 29 Kas›m Cumartesi günü KESK ve D‹SK taraf›ndan “Krize, iflsizli¤e, yoksullu¤a ve zamlara karfl› emek, bar›fl ve demokrasi” bafll›¤› ile bir miting gerçeklefltirildi. Çeflitli illerden sabah erken saatlerde Ankara’da buluflan emekçiler halaylarla, att›klar› sloganlarla yoksullu¤a, krize teslim olmayacaklar›n› hayk›rd›. Hipodrom’dan kortejlerin oluflturulmas› ile S›hhiye Meydan›’na akan kitle oldukça coflkuluydu. Aylard›r direniflte olan Birleflik Metal-‹fl Sendikas›’n›n D‹SK pankart›n›n arkas›ndan yürüdü¤ü mi-

çi-uflaklar›n›n sistemi vard›r. Dolay›s›yla mücadelenin hedefinde de bunlar olmak zorundad›r. Bu do¤ru bak›fl aç›s›n› zay›flatan her türlü yanl›fl anlay›fllara karfl› mücadele etme görevini asla elden b›rakmamak gerekir. Yani, AKP sistemin görünürdeki yüzüdür. Ama sistemin kendisi de¤ildir. AKP, sistemle, emperyalizmle birlikte teflhir edilince bir anlam kazan›r.

Devrimciyi devrimci yapan pratik eylemidir Emperyalist-kapitalist sistemin krizi bir kez daha, sosyalizme karfl› kapitalizmin zafer kazand›¤›n› ilan edenlerin surat›na tokat gibi indi. Ama ne burjuvazi ve kalemflörleri ne de onlar›n ideolojik çöplü¤ünde beslenen her renkte “sol” maskeli güçlerin bu tokatla da gerçeklere hürmet edeceklerini düflünmüyoruz. Tam aksine yeni hilelerle, y›¤›nlar›n sosyalizme yönelmesini engellemek için durmadan çal›flacaklard›r. “Kapitalizmin ve sosyalizmin iyi taraflar›n› birlefltirerek yeni bir sistem yaratmak gerekir” tezi bu plan›n bir parças›d›r. Veya sisteme daha yak›n olan baz› kesimlerin “bu kriz kapita-

lizmin de¤il, soyguncu kapitalizmin sonudur” safsatalar› da bu bak›fl aç›s›n›n daha ileri düzeyde bir savunusudur. Böylece, bunlar›n sayesinde ezilen y›¤›nlar soyguncu olmayan kapitalizm ve emperyalizmin varl›¤›ndan da haberdar olmufl oldular.(!) Bu aldat›c› sahte söylemleri bofla ç›karman›n yolu, emperyalist-kapitalist sistemin gerçekli¤ini daha anlafl›l›r bir dille ortaya koymaktan geçiyor. Yani, burjuva-feodal egemenlik sisteminde, sömürenler ile sömürülenlerin varl›¤›n›n tarihsel bir olgu oldu¤u veya ezenler ile ezilenlerin ç›karlar›n›n ortaklaflt›¤› bir sistemin mümkün olmad›¤›n› somut verilerle ortaya koymal›y›z. Çünkü, kapitalizmin en yüksek aflamas› olan emperyalizm, ayn› zamanda can çekiflen kapitalizmdir. Can çekiflen kapitalizm ile tarihin gelece¤ine yön verecek, sömürü ve zulmü ortadan kald›racak olan proletaryan›n hiçbir ortak ç›kar› olamaz. Proletaryan›n tek ç›kar›; krizlerin, haks›z savafllar›n yarat›c›s› olan emperyalist-kapitalist sistemi yok etmektir. Her kim ki, krizlerin yaratm›fl oldu¤u yoksulluk-iflsizlik cehenneminden kurtulmak istiyorsa, anti-emperyalist

mücadelede yerini almak zorundad›r. Bizler güçlü bir zemin üzerinde yürümede kararl› olursak, böylesi kriz süreçlerinde genifl y›¤›nlarla buluflmam›z mümkün olur. fiu aç›k ki; proletaryan›n öncülü¤ünde, ezilen halklar›n, uluslar›n örgütlü savafl›m› yarat›lmad›¤› müddetçe, hiçbir kriz egemenlerin yok olup gitmesini sa¤lamaz. Evet, krizler egemenlerin yok olmas› için güçlü zeminler haz›rlar. Di¤er bir ifadeyle; kapitalizmi, kendisi için haz›rlad›¤› bu mezara gömmek için proletaryan›n bu süreçte en iyi flekilde yararlanmas› gerekir. Yani, mezar›n haz›r olmas› yetmez. Emperyalist-kapitalist mevtay› gömmek için de bir güç, bir eylem gerekir. fiüphesiz ki, o eylem proletaryan›n tarihsel eylemidir. Soruna bu temelde yaklaflmal›y›z. Tüm pratik görevlerimizi bu bak›fl aç›s›yla ele almal›y›z. Ve sürecin özgünlü¤ünden dolay› daha atak bir devrimci faaliyete yönelmeliyiz. fiunu unutmamal›y›z ki; devrimci faaliyet yoksa devrimci eylem yoksa sarf edilen devrimci söylemlerin de bir de¤eri yoktur. Devrimciyi, devrimci yapan pratik eylemleridir.

Krizin faturas›n› ödemeyece¤iz Aral›k 2008 tarihinde do¤algaz metreküp fiyat›n›n 1.8 YKR artt›r›lmas›na tepki gösteren KESK Ankara fiubeler Platformu Büyükflehir Belediye Baflkanl›¤› önünde protesto eylemi gerçeklefltirdi. 4 Aral›k Perflembe günü saat 12.30’da Milli Müdafaa Caddesi üzerinde bulunan Ankara Büyükflehir Belediyesi önünde toplanan emekçiler “Krizin faturas›n› emekçiler ödemeyecek” pankart› ve “Do¤al kaz olmayaca¤›z”, “Gökçek elini cebimizden çek”, “Do¤algaz zamm› geri al›ns›n” dövizlerini açt›. Platform ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan E¤itim-Sen 2 No’lu fiube Sekreteri Olgun Ero¤lu hükümetin çeflitli bas›n yay›n organlar› arac›l›¤›yla “do¤algazda indirim olaca¤›” beklentisi yaratt›¤› bir sürede halk ile dalga geçercesine bir anda do¤algaza tekrar zam yap›ld›¤›n› söyleyerek BOTAfi’›n da Aral›k ay›nda do¤algaza zam yap›lmayaca¤›n› aç›klamas›n›n ard›ndan 24 saat geçmeden zam yap›ld›¤›n› hat›rlatt›. “Krizin faturas› patronlara”, “‹nsanca bir ya-

1

tingde, KESK içinde E¤itim-Sen kitleselli¤i ile dikkat çekti. Mitinge iflten at›lan Tezcan Galvaniz iflçileri, Philips, Asil Çelik ve TEGA iflçileri, Ankara Üniversitesi yemekhane iflçileri, Çapa Kan Merkezi iflçileri ve DESA deri iflçileri de kat›ld›. Antalya’da polis kurflunu ile öldürülen Ça¤dafl Gemik’in ailesi de pankart açarak polislerin yarg›lanmas› istedi. Ankara’da zab›ta terörü ile sürekli karfl› karfl›ya kalan at›k ka¤›t iflçileri de pankartlar› ile alandaki yerlerini ald›. Mitinge devrimci kurumlar da kitlesel bir flekilde kat›ld›. Devrimci Demokratik Sendikal Birlik “Sermaye için kurtarma paketleri; emekçiler için iflsizlik açl›k, sefalet kapitalist krizin yükünü tafl›mayaca¤›z. Korkular›n› büyütelim” yaz›l› pankart açt›. “Birlik mücadele zafer” önlükleri giyen DDSB kit-

flam istiyoruz” sloganlar›n›n at›ld›¤› eylem Ero¤lu’nun; “Halk› yoksullaflt›ran AKP hükümetinin zam zulüm politikalar›, mutlaka halk›m›z taraf›ndan mahkum edilecektir, halk›n ekonomik sald›r›lara karfl› sabr› gün geçtikçe tükenmektedir” fleklindeki aç›klamas›yla bitirildi.

lesi sloganlar› ile emekçilere mücadele ça¤r›s› yapt›. Partizan kitlesi de “‹flsizlik yoksulluk, zam zam üstüne, isyan et bu düzene “ yaz›l› pankart› ile mitinge kat›ld›. “Susma hayk›r, yoksullu¤a hay›r” sloganlar› yürüyüfl boyunca hayk›r›ld›. Eyleme gençli¤in yo¤un bir kat›l›m› vard›. Genç-Sen, ODTÜ ö¤rencileri ve SBF ö¤rencileri mitinge kat›l›m gösterdi. Alanda yerini alan Yeni Demokrat Gençlik ise “Yaflas›n özerk demokratik ana dilde e¤itim mücadelemiz” pankart› açt›. Mitinge on binlerce insan kat›l›rken, polis ortam› gererek kitleye sald›rd›. Bir pankart› bahane eden polis, kitleye gaz bombas› att›. Kitlenin karfl›l›k vermesi ile polis geri çekilmek zorunda kald›. Son dönemlerde yaflanan polis cinayetleri ile kitlenin polise olan öfkesi yüksekti.

Mitingde konuflan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi Baflbakan’›n “kriz bizi te¤et geçecek” sözüne at›fta bulundu. KESK Genel Baflkan› Sami Evren de on binlerce emekçinin mücadele kararl›l›¤› gösterdi¤ini söyledi. Miting kriz ve zamlarla ilgili ilk kitlesel eylem olmas› yönüyle anlaml› bir ç›k›fl oldu. Yürüyüfl kortejinde geleneksel olarak polisin provokasyonlar›na karfl›l›k sendika ve odalardan sonra yürüyen devrimci kurumlar bu mitingde reformist partilerin arkas›nda yürümek zorunda b›rak›l›rken, devrimci kurumlar miting bitmek üzere iken alana girebildi. Miting Tertip Komitesi uzun süre aç›k olmas›na ra¤men yolun iki fleridini kullanmad›. Kitlenin büyük ço¤unlu¤u alana girdikten sonra di¤er fleridi kulland›. Bunun sonucunda devrimci kurumlar alandaki yerini alamadan miting sona ermifl oldu.